{"id":1814,"date":"2010-11-18T21:44:55","date_gmt":"2010-11-18T21:44:55","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1814"},"modified":"2010-11-18T21:44:55","modified_gmt":"2010-11-18T21:44:55","slug":"68-kalem-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/68-kalem-tefsiri\/","title":{"rendered":"68-KALEM SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>68-KALEM:<\/p>\n<p>N\u00fbn vak\u0131f halinde sakin okunur. \u00dczerinde durulmay\u0131p ge\u00e7ilmesi halinde, k\u0131r\u00e2etlerin \u00e7o\u011funda izhar ile, baz\u0131s\u0131nda da gunneli veya gunnesiz id\u011fam ile okunur. Ta ilk de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, bizim i\u00e7in l\u00fcgat y\u00f6n\u00fcyle olmasa bile m\u00e2n\u00e2 itibariyle m\u00fcte\u015fabih \u00e2yetlerdendir. Bunun g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc gibi hec\u00e2 harflerinden bildi\u011fimiz &#8220;nun&#8221; harfi olmas\u0131d\u0131r ki Rahman, Kur&#8217;\u00e2n isimlerinin sonunda oldu\u011fu gibi gunneli bir sestir. Bir nokta ile bir hokka ve \u00e7anak gibi daireyi and\u0131r\u0131r bir \u015fekilde yaz\u0131l\u0131r. \u0130smi de, ba\u015f\u0131 ve sonu bir olan lafz\u0131d\u0131r. Harf denilen sesler i\u00e7inde en titre\u015fimli ses olmas\u0131 ve yarat\u0131l\u0131\u015f kitab\u0131n\u0131n d\u00fczeninde derece derece tek ve basit \u015feylerden bile\u015fimler dizilerek ba\u015ftan sona hakk\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren \u00e2yetler sat\u0131ra konmu\u015f oldu\u011fu gibi, fikir ve konu\u015fmada ve kalemle yaz\u0131da da c\u00fcmlelerin kelimelerden, kelimelerin harflerden dizilmesi nedeniyle ya \u00f6zel olarak bir \u015feyi zikredip hepsini kasdetme t\u00fcr\u00fcnden b\u00fct\u00fcn hec\u00e2 harflerine i\u015faret olarak veya be\u015fer iniltisini ve yarat\u0131l\u0131\u015f t\u0131nlamas\u0131n\u0131 en fazla temsil eden bir ses yahut bize g\u00f6re bir merkeze bakan yar\u0131m k\u00fcre \u015feklinde g\u00f6r\u00fcnen \u00e2lemin yer ve g\u00f6\u011f\u00fc ile suret ve m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 veya kalemle yaz\u0131 yaz\u0131lan bir hokka ile m\u00fcrekkebini and\u0131r\u0131r bir \u015fekilde yaz\u0131lan harfinin \u00f6zellikle kendisini g\u00f6stererek f\u0131tratta s\u00f6z ve yaz\u0131n\u0131n kaynak ve gayesine bir i\u015faret ve bunlara yemin ile dilin ve yaz\u0131n\u0131n ve yaz\u0131 yazanlar\u0131n k\u0131ymetine dikkat \u00e7ekerek meydan okuma ve \u00e7a\u011fr\u0131 ifade eder bir harftir. Ki zihinleri bir noktada derinlere g\u00f6t\u00fcrerek indirilmi\u015f kitaptan yarat\u0131l\u0131\u015f kitab\u0131na ve varl\u0131\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131na kadar b\u00fct\u00fcn harfleri d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrebilir. B\u00f6yle olmas\u0131 ayn\u0131 zamanda s\u00fbrenin ismi olmas\u0131na da engel de\u011fildir. &#8220;N\u00fbn&#8221; diye okunurken ismi de\u011fil de m\u00fcsemm\u00e2s\u0131n\u0131n kastedildi\u011fine dikkat \u00e7ekmek i\u00e7in yaz\u0131lm\u0131\u015f ve sonuna hareke verilmeyip durularak okunmu\u015ftur. Harfin \u00fczerinde bu \u015fekilde durmakla \u00f6nceki s\u00fbrenin sonundaki i kaybetmi\u015f olanlar\u0131n inlemeleri ancak bir akarsu gibi hayat mayas\u0131 olmak \u00fczere Rahman taraf\u0131ndan inen Kur&#8217;\u00e2n ile dinlendirilebilece\u011fine ve kalemlerin onun i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 gerekti\u011fine de insana zevk veren bir i\u015faret vard\u0131r. K\u0131sacas\u0131 burada as\u0131l kastedilen m\u00e2n\u00e2 ne olursa olsun, her \u015feyden \u00f6nce bunun, bildi\u011fimiz &#8220;n\u00fbn&#8221; harfi oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bir\u00e7ok tefsircinin tercih etti\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f de budur. Bu itibarla bu kelimenin lafz\u0131nda bulunan m\u00fcte\u015fabihlik bir dereceye kadar giderilmi\u015f demek ise de, kelimenin m\u00e2n\u00e2s\u0131nda bulunan m\u00fcte\u015fabihlik devam etmektedir. Bununla beraber Arap\u00e7a&#8217;da &#8220;n\u00fbn&#8221; isminin, bu harften ba\u015fka olarak Hz. Yunus&#8217;a &#8220;Z\u00fcnn\u00fbn&#8221; denilmesinde oldu\u011fu gibi h\u00fbt, yani &#8220;bal\u0131k&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na; kez\u00e2 yaz\u0131 hokkas\u0131 &#8220;divit&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na ve daha baz\u0131 m\u00e2n\u00e2lara geldi\u011fi de s\u00f6ylenir. Bu m\u00fcnasebetle burada \u015fu riv\u00e2yetler de nakledilir:<\/p>\n<p>1. Baz\u0131lar\u0131 demi\u015ftir ki: b\u00fcy\u00fck bal\u0131kt\u0131r ki yerler onun \u00fczerindedir ve buna Yehmut denilir. \u0130bn\u00fc Cerir, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan bu hususta \u015funlar\u0131 rivayet eder:<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n ilk yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015fey kalemdir. O yarat\u0131l\u0131nca b\u00fct\u00fcn olacaklar oldu. Sonra buhar y\u00fckseltildi, ondan g\u00f6kler yarat\u0131ld\u0131. Sonra yarat\u0131ld\u0131. Yer o N\u00fbn&#8217;un s\u0131rt\u0131na d\u00f6\u015fendi, sonra arz hareket etti, derken iyice \u00e7alkand\u0131, onun \u00fczerine da\u011flarla sabitle\u015ftirildi. Onun i\u00e7in da\u011flar yere kar\u015f\u0131 b\u00f6b\u00fcrlenirler. \u0130bn\u00fc Abbas b\u00f6yle dedi ve \u00e2yetlerini okudu.<\/p>\n<p>Di\u011fer bir rivayet de \u015f\u00f6yledir: Rabbimin ilk yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015fey kalemdir. Ona &#8220;yaz&#8221; dedi o da k\u0131yamete kadar olacaklar\u0131 yazd\u0131. Sonra su \u00fczerinde N\u00fbn&#8217;u yaratt\u0131. Sonra onun \u00fczerine yer kabu\u011funu \u00f6rtt\u00fc. Al\u00fbs\u00ee, bunu Ziya&#8217;n\u0131n el-Muht\u00e2re&#8217;de ve H\u00e2kim&#8217;in sahih diye ve daha baz\u0131lar\u0131n\u0131n \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet eyledikleri bir hadis olmak \u00fczere \u015f\u00f6yle nakletmi\u015ftir: &#8220;Y\u00fcce Allah Nun&#8217;u yaratt\u0131. Sonra onun \u00fczerine arz yay\u0131l\u0131p d\u00f6\u015fendi. Bu nedenle N\u00fbn deprendi. Bu sebeple arz meyledip k\u0131m\u0131ldad\u0131. Bu suretle da\u011flar oturtulup yer onlarla sabitle\u015ftirildi. \u0130bn\u00fc Abbas daha sonra \u00e2yetlerini okudu&#8221;.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu rivayetlerde hep N\u00fbn ismi kullan\u0131lm\u0131\u015f, H\u00fbt denilmemi\u015ftir. Fakat M\u00fccahid&#8217;den gelen bir rivayette buna &#8220;arz\u0131n veya arzlar\u0131n \u00fczerinde bulundu\u011fu hut denilmi\u015f oldu\u011fundan &#8220;bal\u0131k&#8221; diye yay\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun bizim bildi\u011fimiz bal\u0131k olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k oldu\u011fu halde bundan bir\u00e7ok yanl\u0131\u015f m\u00e2n\u00e2lar \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat dikkatle okununca bunlar bize \u015funu anlatm\u0131\u015f oluyor: Ba\u015flang\u0131\u00e7ta &#8220;Kalem-i a&#8217;l\u00e2 (y\u00fcce kalem) denilen ve ezeli takdirde k\u0131yamete kadar olacak \u015feylerin bir projesini yazan ruh\u00e2n\u00ee bir ilk unsur, bir kuvvet yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki buna bir\u00e7oklar\u0131 akl-\u0131 evvel (ilk ak\u0131l) veya Muhammed\u00ee n\u00fbr demi\u015flerdir. Sonra madde yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Buna cevher dahi denilmi\u015ftir. Sonra bir su buhar\u0131 gibi gaz halindeki maddeden g\u00f6k cisimleri yarat\u0131lm\u0131\u015f, sonra bunlardan s\u0131v\u0131 halinde arz\u0131n maddesi ayr\u0131lm\u0131\u015f ki fez\u00e2 dedi\u011fimiz uzay okyanusunda y\u00fczen bu maddeye, k\u00fcreye benzer \u015fekilde oldu\u011fu anlat\u0131lmak \u00fczere N\u00fbn veya H\u00fbt ismi verilmi\u015ftir. Yer k\u00fcresinin b\u00f6yle ba\u015flang\u0131\u00e7ta g\u00f6k maddesinden ayr\u0131lacak yarat\u0131lm\u0131\u015f olup buharlarla ku\u015fat\u0131lan s\u0131v\u0131 halindeki havada y\u00fczmekte olan yuvarlak maddesi \u00fczerinde sonra yer kabu\u011fu dedi\u011fimiz toprak ve ta\u015f gibi cans\u0131z varl\u0131klar tabakas\u0131 yarat\u0131lmaya ba\u015flam\u0131\u015f ve bu taraftan o N\u00fbn maddesinin \u00fczerine bir kabuk halinde yay\u0131l\u0131p d\u00f6\u015fenmi\u015f ve bu suretle arz meydana gelmi\u015ftir. Fakat her taraftan b\u00f6yle sar\u0131lm\u0131\u015f olan o N\u00fbn evvelkisi gibi nefes alam\u0131yarak nefesi t\u0131kanm\u0131\u015f bir bal\u0131k gibi hareket edip deprenmeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131ndan, bu sebeple yerin hareketi yani depremler meydana gelme\u011fe ve bundan da yery\u00fcz\u00fc \u00e7alkalan\u0131p yar\u0131larak volkanlar \u00e7\u0131kmaya ba\u015flam\u0131\u015f, bu sebeple de etraf\u0131na sa\u00e7\u0131lan yer dalgalar\u0131 da bast\u0131r\u0131la bast\u0131r\u0131la da\u011flar yarat\u0131lm\u0131\u015f ve surette da\u011flar oturduk\u00e7a arz zamanla yo\u011funluk ve sa\u011flaml\u0131k kazanarak sabitle\u015fip \u00fczerinde durulabilecek bir hale gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da da\u011flara &#8220;evt\u00e2d&#8221;, yani &#8220;Arz&#8217;\u0131n \u00e7ivileri&#8221; denilmesi de bu m\u00e2n\u00e2 ile a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Da\u011flar\u0131n olu\u015fumunun bu suretle yer \u00fczerinde hayat i\u00e7in b\u00fcy\u00fck yararlar\u0131 olmu\u015ftur. Bu sebeple da\u011flar\u0131n yere kar\u015f\u0131 b\u00f6b\u00fcrlenerek yukardan bakmaya haklar\u0131 vard\u0131r. Bununla beraber bundan sonra yerin hareketi ve &#8220;hast&#8221; denilen volkan olaylar\u0131 hi\u00e7 olmuyor de\u011fil zaman zaman nice yer sars\u0131nt\u0131lar\u0131 olmakta ve nice sivrilen da\u011flar y\u0131k\u0131l\u0131p yerin alt\u0131ndan yeni da\u011flar, tepeler yarat\u0131lmaktad\u0131r. Fakat bunlar aras\u0131ra ve ilk \u00e7a\u011flara oranla pek az derecede oldu\u011fundan, genel g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc ile arz\u0131n, \u00fczerinde oturulabilir hale gelmi\u015f olmas\u0131na bir engel te\u015fkil etmemektedir. Bir g\u00fcn olup da, H\u00e2kka s\u00fbresi&#8217;nde gelece\u011fi gibi, yer alt\u0131ndan b\u00fcy\u00fck bir f\u0131\u015fk\u0131rma ile yerin ve da\u011flar\u0131n bir anda un gibi da\u011f\u0131l\u0131p sa\u00e7\u0131lm\u0131\u015f bir toz haline getirilivermesi de her g\u00fcn olmas\u0131 beklenen bir olayd\u0131r. \u015eimdiki halde meydana gelmekte olan yer sars\u0131nt\u0131lar\u0131, yer \u00e7\u00f6kmeleri, volkanlar dahi demek ki hep yerin alt\u0131ndaki o Nun&#8217;un Allah&#8217;\u0131n emrine uyarak deprenmesiyle meydana gelmektedir. Yar\u0131lan yerler, f\u0131\u015fk\u0131ran volkanlar, yeniden meydana gelen \u00e7ukurlar, tepeler, ovalar hep o y\u00fcce Kalem&#8217;in \u00e7izdi\u011fi \u00e7izgiler, yazd\u0131\u011f\u0131 yaz\u0131lard\u0131r. \u015eimdi \u015funu itiraf etmek gerekir ki, zaman\u0131m\u0131zda yerin \u015fekillenmesi ve da\u011flar\u0131n olu\u015fumu ve yer sars\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131n meydana gelmesi hakk\u0131nda fen ad\u0131na arz\u0131n tabakalar\u0131 ile ilgili bilgilerden edinilebilen kanaatlerin \u00f6z\u00fc de, bu rivayetlerin ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2lardan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. B\u00f6yle iken bir\u00e7oklar\u0131, &#8220;arz\u0131n alt\u0131nda bal\u0131k m\u0131 olurmu\u015f&#8221; diye g\u00fcler; bir\u00e7oklar\u0131 da, &#8220;arz\u0131n alt\u0131ndaki gazlar\u0131n s\u0131k\u0131\u015fmas\u0131ndan, hareketinden, yerin \u00fczerinde zelzele mi olurmu\u015f&#8221; diye g\u00fcler. \u0130ki taraf da birbirinin dedi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp anlam\u0131yarak kar\u015f\u0131s\u0131ndakine cahil veya k\u00e2fir demeye kadar i\u015fi g\u00f6t\u00fcr\u00fcr. Halbuki iki taraf da bunun Allah&#8217;\u0131n emriyle oldu\u011funu unutup cahillik etmektedir. \u0130\u015fte arz\u0131n i\u00e7indeki as\u0131l k\u00fcreyi, merkezi olu\u015fturan o N\u00fbn&#8217;a baz\u0131 tefsirler &#8220;H\u00fbt-i A&#8217;zam&#8221; yani &#8220;B\u00fcy\u00fck H\u00fbt&#8221; ve &#8220;Yehmut&#8221; demi\u015flerdir. Bunu &#8220;b\u00e2&#8221; harfi ile, &#8220;m\u00fcbhem&#8221; k\u00f6k\u00fcnden okuyanlar olmu\u015f ise de &#8220;K\u00e2d\u0131 h\u00e2\u015filer&#8221;inde iki noktal\u0131 &#8220;y\u00e2&#8221;n\u0131n \u00fcst\u00fcn\u00fc ve &#8220;h\u00e2&#8221;n\u0131n s\u00fck\u00fbnu ile &#8220;yehm\u00fbt&#8221; \u015feklinde okunaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilmi\u015ftir. Bununla beraber &#8220;h\u00e2&#8221;n\u0131n \u00fcst\u00fcn\u00fcyle &#8220;melek\u00fbt&#8221; ve &#8220;ceber\u00fbt&#8221; kal\u0131plar\u0131nda bir m\u00fcb\u00e2la\u011fa kipi olmas\u0131 da a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcnmektedir.<\/p>\n<p>YEHEM, delilik; EYHEMAN, &#8220;iki sald\u0131r\u0131c\u0131&#8221; demektir. Bedeviler, sel ile adama sald\u0131ran k\u0131zg\u0131n esirik deveye; \u015fehirliler de, sel ile yang\u0131na &#8220;ey heman&#8221; derler.<\/p>\n<p>YEHMA, &#8220;Sahr\u00e2 &#8221; kal\u0131b\u0131nda, ucu buca\u011f\u0131 bulunmayan \u00e7\u00f6le, bir de asla bollu\u011fu ve rahatl\u0131\u011f\u0131 bulunmayan \u015fiddetli k\u0131tl\u0131k senesine denir. Bundan t\u00fcretilen m\u00fcb\u00e2la\u011fa kipiyle &#8220;yehem\u00fbt&#8221;; bir m\u00e2n\u00e2 ile volkana, bir m\u00e2n\u00e2 ile uzaya denilebilece\u011fi gibi son m\u00e2n\u00e2 ile de yerin, ba\u015flang\u0131\u00e7ta a\u00e7\u0131k iken sonra kabu\u011funun yarat\u0131lmas\u0131yle alt\u0131nda merkezine kadar hapis kal\u0131p s\u0131k\u0131\u015fm\u0131\u015f ve bir delik bulduk\u00e7a f\u0131\u015fk\u0131rmaya haz\u0131r olmak \u00fczere deprenmesini saklamakta bulunmu\u015f olan i\u00e7 k\u0131sm\u0131na; \u015fiddet ve deh\u015feti g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurularak &#8220;yehem\u00fbt&#8221; \u0131zt\u0131rab\u0131 ve \u00e7alkant\u0131s\u0131 itibariyle &#8220;H\u00fbt&#8221;, iniltisi veya merkezi etraf\u0131nda d\u00f6nmesine bak\u0131larak da &#8220;N\u00fbn&#8221; denilmi\u015f demek olur. \u0130\u015fte baz\u0131 tefsirciler bu anlat\u0131lan rivayetlere dayanarak buradaki &#8220;n\u00fbn&#8221;un, h\u00fbt yani bal\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak, burada anlatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z &#8220;yehemut&#8221;a yemin oldu\u011fu kanaatine varm\u0131\u015flard\u0131r. Bir k\u0131s\u0131m tefsirciler de, s\u00fbrede &#8220;Sen Rabb&#8217;inin h\u00fckm\u00fcne sabret, bal\u0131k sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o k\u0131zg\u0131n bir halde Rabb&#8217;ine nid\u00e2 etmi\u015fti.&#8221; buyrulmu\u015f olmas\u0131 ve bu \u00e2yetteki tan maksad\u0131n, Enbiya s\u00fbresinde ge\u00e7en &#8220;Z\u00fcnn\u00fbn olan Yunus&#8217;u da hat\u0131rla, O, bir zaman k\u0131zarak kavmini b\u0131rak\u0131p gitmi\u015fti. Bizim kendisine g\u00fc\u00e7 yetiremeyece\u011fimizi sanm\u0131\u015ft\u0131 da karanl\u0131klar i\u00e7inde niyaz etmi\u015fti.&#8221; (Enbiy\u00e2, 21\/87) \u00e2yeti gere\u011fi Z\u00fc&#8217;n-N\u00fbn (yani N\u00fbn&#8217;un sahibi) olan Hz. Yunus oldu\u011funa ve Saff\u00e2t suresinde &#8220;K\u0131nanm\u0131\u015f bir halde iken bal\u0131k onu yutmu\u015ftu.&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/142) buyrulmas\u0131na dayanarak, bu ipu\u00e7lar\u0131 sayesinde, &#8220;burada N\u00fbn, karanl\u0131klar\u0131 i\u00e7inde Hz. Yunus&#8217;un hapsedildi\u011fi b\u00e2l\u0131kt\u0131r.&#8221; g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne varm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>2. Yine \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet edilen ve Dahhak, Hasen ve Katade&#8217;nin tercihi olan g\u00f6r\u00fc\u015fe dayanarak, baz\u0131lar\u0131 da, &#8220;burada n\u00fbn, devat yani yaz\u0131 hokkas\u0131 demek olan divittir&#8221; demi\u015flerdir. N\u00fbn&#8217;un bu m\u00e2n\u00e2ya geldi\u011fine \u0130bn\u00fc Atiyye ve R\u00e2zi, bir \u015fairin \u015fu beytini \u015fahit getirmi\u015flerdir:<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re, hokka ile kaleme yemin edilmi\u015f demek olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc yaz\u0131 bunlarla yaz\u0131l\u0131r. Konu\u015fma gibi, kitap ve yaz\u0131n\u0131n da \u00f6nem ve faydas\u0131 pek b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Bununla birlikte bu m\u00e2n\u00e2 yaln\u0131z Kalem&#8217;e yeminden de anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>3. N\u00fbr&#8217;dan bir levhad\u0131r denilmi\u015ftir ve Muaviye b. Kurre&#8217;nin, bunu bir merfu hadis olarak nakletti\u011fi s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bu m\u00e2n\u00e2; ufukta g\u00f6\u011f\u00fcn \u00e7izdi\u011fi yay i\u00e7inde bir nokta gibi bulunan g\u00fcne\u015fin veya yerin bir \u015fekli \u00e7izmesinden al\u0131nm\u0131\u015f olabilir.<\/p>\n<p>4. Yine \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet edildi\u011fine g\u00f6re, n\u00fbn, kelimesini olu\u015fturan harflerin sonuncusudur.<\/p>\n<p>5. Cafer-i Sad\u0131k Hazretlerinden: Cennet nehirlerinden bir nehirdir. Bunlardan ba\u015fka Kamus&#8217;ta anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi n\u00fbn, hokka ve bal\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi gibi, &#8220;\u015eefret\u00fc&#8217;s-Seyf&#8221;, yani k\u0131l\u0131c\u0131n a\u011fz\u0131na da denir ve Araplar\u0131n bal\u0131k \u015feklinde bulunan bir k\u0131l\u0131\u00e7lar\u0131n\u0131n da ad\u0131d\u0131r. Do\u011fru s\u00f6ze, keza k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocu\u011fun \u00e7enesindeki \u00e7ukura &#8220;n\u00fbne&#8221; denir. Bu &#8220;n\u00fbne&#8221; kelimesinin sonundaki &#8220;t\u00e2&#8221; teklik i\u00e7in oldu\u011fundan, cins kastedildi\u011finde &#8220;n\u00fbn&#8221; denilmesi gerekir. \u015eu halde n\u00fbn, cins isim olarak &#8216;in, k\u0131l\u0131\u00e7 ve kaleme yemin olmas\u0131 ihtimali de vard\u0131r. Fakat burada bununla ilgili bir rivayet gelmemi\u015ftir. Ke\u015f\u015f\u00e2f yazar\u0131 \u015f\u00f6yle der: &#8220;Maksat, noktal\u0131 harflerden olan bu harfidir. Divit demelerine gelince, kelimenin bu m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131lmas\u0131 lugat bak\u0131m\u0131ndan m\u0131, yoksa \u015fer&#8217;\u00ee bak\u0131mdan m\u0131, bilemem. Burada divitin ismi oldu\u011fu takdirde ya cins isim, ya \u00f6zel isim olur. E\u011fer cins isim ise, i&#8217;rab ve tenvin nerede? E\u011fer \u00f6zel isim ise, yine i&#8217;rab nerede? Hangisi olsa, s\u00f6z s\u00f6ylenirken bir yeri olmas\u0131 gerekir. E\u011fer &#8220;burada n\u00fbn, \u00fczerine yemin edilen \u015feydir&#8221; dersek, cins isim oldu\u011fu takdirde, yeminden dolay\u0131 sonunun cer ve tenvinle okunmas\u0131 gerekir. O zaman yemin, bilinmeyen ve tan\u0131nmayan bir divite yap\u0131lm\u0131\u015f ve sanki denilmi\u015f olur. \u00d6zel isim oldu\u011fu takdirde de, bunu, yerine g\u00f6re her t\u00fcrl\u00fc harekeyi alabilen bir kelime yaparak mecrur okumak veya \u00f6zel isimlik ve di\u015filikten dolay\u0131 gayr-\u0131 munsarif yaparak sonunu \u00fcst\u00fcn okumak gerekirdi. Ayn\u0131 \u015fekilde bunu &#8220;h\u00fbt&#8221; ile tefsir etmek de b\u00f6yledir. O zaman ya bal\u0131klardan herhangi bir bal\u0131k kastedilmi\u015f olacak, yahut da, iddia ve zannettikleri &#8220;Yehm\u00fbt&#8221;e \u00f6zel isim olacak. N\u00fbrdan veya alt\u0131ndan bir levha, yahut &#8220;cennette bir nehir&#8221; diye tefsir de b\u00f6yledir. K\u0131sacas\u0131, bu kelimenin \u00e7e\u015fitli durumlara g\u00f6re sonu de\u011fi\u015fik \u015fekillerde okunamad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, bundan maksad\u0131n isim de\u011fil, harfin kendisi oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>Ebu Hayy\u00e2n da \u015f\u00f6yle der: hece harflerinden ve gibi bir harftir. Sonunun harekesini etkileyen bir etken olmadan di\u011ferleri ile beraber gelen baz\u0131 harfler gibi, sonunun harekesi de\u011fi\u015fmeyen bir kelimedir. Sonunun de\u011fil de c\u00fcmle i\u00e7inde bulundu\u011fu yerin irab ald\u0131\u011f\u0131na h\u00fckmedilir. Bunun, &#8220;B\u00fcy\u00fck H\u00fbt&#8221; un ismi oldu\u011funa dari \u0130bn\u00fc Abbas ve M\u00fccahid&#8217;den; divit ismi oldu\u011funa dair yine \u0130bn\u00fc Abbas, Hasen, Kat\u00e2de ve Dahh\u00e2k&#8217;ten; n\u00fbrdan bir levha oldu\u011funa dair merfu olarak Muaviye b. Kurre&#8217;den, er-Rahman kelimesinin son harfi oldu\u011funa dair yine \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan ve cennet nehirlerinden bir nehir oldu\u011funa dair Cafer-i Sad\u0131k&#8217;tan yap\u0131lan rivayetlerden hi\u00e7biri sahih olmasa gerektir. Ebu Nasr Abdurrahim Ku\u015feyri de tefsirinde: hece harflerinden bir harftir. Tam bir kelime olsayd\u0131, Kalem gibi, sonundaki hareke, duruma g\u00f6re de\u011fi\u015firdi. Demek ki, di\u011fer s\u00fbrelerin ba\u015f\u0131ndakiler gibi bir hec\u00e2 harfidir&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bizim b\u00fct\u00fcn bunlardan vard\u0131\u011f\u0131m\u0131z sonu\u00e7 \u015fudur: Evet, yaz\u0131l\u0131\u015f \u015feklini ve l\u00e2fz\u0131n\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurur ve bu noktadan hareket edersek, burada sade bir hec\u00e2 harfidir. diye ismiyle okunu\u015fu da &#8220;elif,&#8221; &#8220;be&#8221; gibi sayma tarz\u0131nda oldu\u011fu \u015f\u00fcphesiz. Bunun as\u0131l h\u00fckm\u00fc de meydan okuma ile ilimde derinle\u015fenleri imtihand\u0131r. Lakin b\u00f6yle olmas\u0131 s\u00fbrenin ismi olmas\u0131na engel olmayaca\u011f\u0131 gibi akl\u0131n yol g\u00f6stermesiyle bir\u00e7ok anlamlara gelebilecek m\u00fcte\u015fabih bir simge olmas\u0131na da engel de\u011fil; aksine bunu gerektiricidir. Bundan dolay\u0131 &#8220;n\u00fbn&#8221; lafz\u0131n\u0131n zihinleri s\u00fcr\u00fckleyebilece\u011fi olas\u0131 m\u00e2n\u00e2lardan birini &#8220;maksat budur&#8221; diyerek, yaln\u0131z o anlama geldi\u011fini s\u00f6ylemeye kalk\u0131\u015fmak do\u011fru olmaz. Bununla beraber dilde az \u00e7ok bilinen m\u00e2n\u00e2lardan baz\u0131lar\u0131 hakk\u0131nda gelen ve rivayet\u00e7e pek zay\u0131f olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, ak\u0131l a\u00e7\u0131s\u0131ndan da anlayabilenler i\u00e7in mant\u0131ks\u0131z de\u011fil, aksine yararl\u0131 n\u00fcktelere i\u015faret eden rivayetleri, do\u011fru m\u00e2n\u00e2lar ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 halde yalanlamaya kalk\u0131\u015fmak do\u011frulu\u011fa uygun d\u00fc\u015fmez. Zira \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan gelen rivayetlerin birka\u00e7 tane olmas\u0131 g\u00f6steriyor ki, \u0130bn\u00fc Abbas bunlar\u0131 ayr\u0131 birer izah tarz\u0131 olmak \u00fczere s\u00f6ylemi\u015f ve her birinde bir fayda a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Hem Kalem&#8217;le ilgili &#8220;Allah&#8217;\u0131n ilk yaratt\u0131\u011f\u0131 kalemdir.&#8221; f\u0131kras\u0131 ve \u015fu durumda &#8220;n\u00fbn&#8221; sesinden hat\u0131ra gelebilen ve \u00f6zel \u00f6nemi bulunan her anlam burada zihinden ge\u00e7irilmek ve fakat Allah&#8217;\u0131n maksad\u0131 bunlardan birisi mi, yoksa daha ba\u015fka bir \u015fey mi oldu\u011fu belirlenmeyerek bunun, insan o\u011flunun g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc tan\u0131tmak \u00fczere anlam bak\u0131m\u0131ndan, m\u00fcte\u015fabih \u00e2yetlerden oldu\u011funa karar verip &#8220;Onun tevilini ancak Allah bilir.&#8221; demek en uygun hareket olur. Ger\u00e7i l\u00e2fz\u0131n g\u00f6sterdi\u011fi m\u00e2n\u00e2 noktas\u0131ndan hareketle, ilk evvel yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi hec\u00e2 harflerinden olan harfini anlamak, anlat\u0131lan okunu\u015fa g\u00f6re, kesin demektir. Fakat burada bu kadar\u0131 m\u00fcte\u015fabihli\u011fi gidermek i\u00e7in yeterli de\u011fildir. &#8220;Bu vav, yemin i\u00e7indir&#8221;, demeye benzemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu durumda da kel\u00e2m\u0131n meydana getirilmesi i\u00e7in harfiyle kalemin ve yaz\u0131n\u0131n ilgisini takdir edebilmek \u00fczere akla ve zevke hitap eden birtak\u0131m ilgilerin d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekir. \u0130\u015fte o zaman bu harfin yaln\u0131z bir simge olmak \u00fczere s\u00f6ylenmi\u015f bulundu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar. Bundan ise yine simge tarz\u0131nda m\u00fcmk\u00fcn olabilen di\u011fer ihtimalleri d\u00fc\u015f\u00fcnmeye dalmak zorunlu olur. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, bu kelimenin m\u00fcte\u015fabih oldu\u011fu ger\u00e7e\u011fi ortaya \u00e7\u0131kar. Biz de bunun i\u00e7in di\u011fer s\u00fbre ba\u015flar\u0131nda bulunan bu t\u00fcr harflerde oldu\u011fu gibi, bunun da m\u00fcte\u015fabih \u00e2yetlerden oldu\u011funu a\u00e7\u0131klayarak s\u00f6ze ba\u015flad\u0131k ki, bu hem selefin takip etti\u011fi yola uygun, hem de &#8220;hec\u00e2 harflerinden bir harftir&#8221; diye kestirip atanlar\u0131n g\u00f6zettikleri meydan okuma maksad\u0131na uygundur. \u015eu halde bir yemin m\u00e2n\u00e2s\u0131 i\u00e7eriyor mu, i\u00e7ermiyor mu, kestirilemez. Yemin takdir edilirse deki v\u00e2v, daki gibi atf (ba\u011fla\u00e7) de\u011filse yemin i\u00e7in olur. Bu Kalem nedir? Tefsirciler burada iki izah tarz\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir. Birisi &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131n s\u00f6z\u00fc ge\u00e7en, bilinen bir \u015feyi ifade etmesi; birisi de cins i\u00e7in olmas\u0131na g\u00f6redir. \u0130bn\u00fc Cerir der ki: &#8220;Kalem, bilinen kalemdir. \u015eu kadar ki, Rabbimizin kalemler i\u00e7inde yemin etti\u011fi kalem, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 ve kendisine emir verdi\u011fi kalemdir. O kalem de bu emir \u00fczerine, k\u0131yamete kadar olacak \u015feyleri yazm\u0131\u015ft\u0131r. Bana Muhammed b. Salih Enmati, ona Abbad b. Avv\u00e2m, ona da Abdulvahid b. Selim rivayet etmi\u015ftir. Abdulvahid dedi ki: Ata&#8217;y\u0131 dinledim, \u015f\u00f6yle diyordu: Ub\u00e2de b. Samit&#8217;in o\u011flu Velid&#8217;e, &#8220;Baban vefat ederken ne vasiyet etti?&#8221; diye sordum. \u015e\u00f6yle cevap verdi: Babam beni \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131, ey o\u011fulcu\u011fum! dedi. Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 takva sahibi olarak korun. Haberin olsun ki sen, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine; iyi ve k\u00f6t\u00fc kadere iman etmedik\u00e7e Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 takval\u0131 olamaz ve ilme eremezsin. Ben, Allah Resul\u00fc (s.a.v)&#8217;n\u00fc dinledim \u015f\u00f6yle diyordu: &#8220;Haberiniz olsun ki, Allah ilk yaratt\u0131\u011f\u0131nda kalemi yaratt\u0131 da, ona &#8220;yaz&#8221; dedi. Kalem: &#8220;Ey rabbim! Ne yazay\u0131m ki? dedi. Allah: &#8220;Kaderi yaz&#8221; dedi. Hz. Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: \u0130\u015fte o anda kalem olmu\u015f ve sonsuza kadar olacak \u015feyleri yazd\u0131.&#8221; M\u00fccahid&#8217;den gelen bir rivayet de \u015f\u00f6yledir: &#8220;kendisiyle zikir yaz\u0131land\u0131r&#8221;. Demek ki, \u00fczerine yemin edilen kalem, \u015fer&#8217;an bilinen kalemdir ki, o da Levh-i Mahfuz&#8217;u yazan kalem, yahut Kur&#8217;\u00e2n yaz\u0131lan kalemdir. Bununla beraber bunu, de oldu\u011fu gibi kalem cinsine yorumlayanlar da vard\u0131r. Zemah\u015feri \u015f\u00f6yle der: Y\u00fcce Allah, kalemin \u015fan\u0131n\u0131n y\u00fcceli\u011fini g\u00f6stermek i\u00e7in kaleme yemin etti. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun yarat\u0131l\u0131p d\u00fczlenmesinde b\u00fcy\u00fck bir hikmete i\u015faret vard\u0131r. Ve \u00e7\u00fcnk\u00fc onda anlat\u0131lamayacak kadar \u00e7ok fayda ve yararlar vard\u0131r. \u0130bn\u00fc Atiyye de \u015f\u00f6yle der: Nun&#8217;a &#8220;Behm\u00fbt&#8221; diyenler, kalemi, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131p olmu\u015f olacak her \u015feyi yazmas\u0131n\u0131 emretti\u011fi kaleme yorumlad\u0131lar. deki zamirin de, meleklerin yerini tuttu\u011funu s\u00f6ylediler. Ona &#8220;isimdir&#8221; diyenler de, onu, &#8220;insanlar\u0131n ellerinde kullan\u0131lan ve bilinen kalem&#8221; \u015feklinde yorumlad\u0131lar. \u0130bn\u00fc Abbas bunu rivayet etmi\u015f ve deki zamiri de, &#8220;insanlar&#8221;a g\u00f6ndermi\u015ftir. Bu durumda yemin, bunlar\u0131n hepsine yani yaz\u0131 i\u015fine yap\u0131lm\u0131\u015f olur ki &#8220;bu yaz\u0131 i\u015fi b\u00fct\u00fcn ilimlerin ve d\u00fcnya ve ahiret i\u015flerinin dire\u011fidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kalem, dilin karde\u015fi ve Allah taraf\u0131ndan verilen genel bir nimettir.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130mam R\u00e2zi de \u015f\u00f6yle der: &#8220;Vel-Kalem&#8221; hakk\u0131nda iki g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r. Birisi budur ki, yemin edilen kalem, gerek g\u00f6kte bulunan\u0131n, gerek yerde bulunan\u0131n yazd\u0131\u011f\u0131 kalemin hepsini i\u00e7ine alan cins ismidir. Y\u00fcce Allah mant\u0131\u011f\u0131 ihsan etmekle &#8220;\u0130nsan\u0131 yaratt\u0131, ona beyan\u0131 \u00f6\u011fretti.&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/3-4) diye minnet buyurdu\u011fu gibi &#8220;Rabb&#8217;in en b\u00fcy\u00fck kerem sahibidir. O, insana kalemle \u00f6\u011fretti. \u0130nsana bilmedi\u011fini \u00f6\u011fretti&#8221; (Al\u00e2k, 96\/3-5) diye kalem ile yazmay\u0131 ihsan etmesiyle de minnet buyurmu\u015ftur. Bununla faydalanman\u0131n izah ve yorumu \u015fudur : Kalem \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fahs\u0131 ikinci \u015fah\u0131s yerine koyar. Bu sebeple insan dil ile yak\u0131n\u0131na anlatabildi\u011fi istek ve maksad\u0131n\u0131 kalem ile uza\u011fa da anlatabilir. \u0130kincisi, \u00fczerine yemin edilen kalem &#8220;Allah&#8217;\u0131n ilk yaratt\u0131\u011f\u0131 kalemdir.&#8221; diye hadiste bildirilen daha evvel s\u00f6z\u00fc edilen kalemdir. Y\u00fcce Allah bunu evvela yaratm\u0131\u015f, sonra da onu k\u0131yamete kadar olacaklar\u0131 yazd\u0131rm\u0131\u015f, saat gelene kadar olaca\u011f\u0131, b\u00fct\u00fcn ecelleri, amelleri yazar, bu kalem, uzunlu\u011fu g\u00f6k ile yer aras\u0131 kadar n\u00fbrdan bir kalemdir. K\u00e2di, (herhalde bu, K\u00e2d\u0131 Ebu Bekr B\u00e2k\u0131ll\u00e2n\u00ee olmal\u0131) demi\u015ftir ki: Bu haberi mecazi m\u00e2n\u00e2da almak gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yaz\u0131 i\u00e7in \u00f6zel bir alet olan kalem, kendisine emir verilecek veya yasak konulacak canl\u0131 ve ak\u0131ll\u0131 bir varl\u0131k de\u011fildir. Onun y\u00fck\u00fcml\u00fc bir canl\u0131 olmas\u0131yla, bir yaz\u0131 \u00e2leti olmas\u0131, birlikte d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilecek bir \u015fey de\u011fildir. Belki maksat &#8220;ona b\u00fct\u00fcn olacaklar\u0131 yazd\u0131rd\u0131&#8221; demektir. Bu t\u0131pk\u0131 &#8220;Bir \u015feyi yaratmak istedi mi, ona sadece &#8220;ol&#8221; der, o da hemen oluverir&#8221; (Bakara, 2\/117) s\u00f6z\u00fc gibidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunda ne bir emir, ne de bir y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck yoktur. Belki takdir edilende, itiraz etmeden ve kar\u015f\u0131 koymadan sadece kudretin yerine getirilmesi vard\u0131r. Yine R\u00e2zi der ki: \u0130nsanlardan baz\u0131lar\u0131 da \u015fu zan ve iddiada bulunmu\u015ftur: &#8220;Burada ad\u0131 ge\u00e7en kalem, ak\u0131ld\u0131r. Ve o, b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lanlar\u0131n asl\u0131 gibi bir \u015feydir.&#8221; Ve buna \u015funu delil g\u00f6stermi\u015flerdir. Zira haberlerde rivayet edilmi\u015ftir ki &#8220;Allah&#8217;\u0131n ilk yaratt\u0131\u011f\u0131 kalem&#8221; dir. Di\u011fer bir haberde de &#8220;Allah&#8217;\u0131n ilk yaratt\u0131\u011f\u0131 ak\u0131l&#8221; d\u0131r. Di\u011fer bir haberde ise, &#8220;Allah&#8217;\u0131n ilk yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015fey, bir cevherdir ki y\u00fcce Allah ona heybetle bakt\u0131, o eridi ve s\u0131cakl\u0131k yayd\u0131. Ondan bir duman ve k\u00f6p\u00fck \u00e7\u0131kt\u0131. Dumandan g\u00f6kler, k\u00f6p\u00fckten yer yarat\u0131ld\u0131&#8221; buyrulmu\u015ftur. Bu haberlerin hepsi birden g\u00f6steriyor ki, kalem, ak\u0131l ve yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n asl\u0131 olan o cevher hepsi ayn\u0131 \u015feydir. Yoksa haberler aras\u0131nda z\u0131tl\u0131k olurdu.&#8221;<\/p>\n<p>K\u00e2d\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee de bunlar\u0131 \u015f\u00f6yle \u00f6zetler: &#8220;Vel-Kalem&#8221;, Levh&#8217;i yazan veya kendisiyle yaz\u0131land\u0131r. Ona yemin edildi. \u00c7\u00fcnk\u00fc faydalar\u0131 \u00e7oktur.&#8221;<\/p>\n<p>Cel\u00e2leyn Tefsiri&#8217;nde de \u015f\u00f6yle denir: &#8220;Kalem, b\u00fct\u00fcn olanlar\u0131n Levh-i Mahfuz&#8217;da yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015feydir.&#8221; Bunu, kalem cinsinin tan\u0131t\u0131m\u0131 olarak anlamak m\u00fcmk\u00fcn ise de, S\u00fcyuti&#8217;nin maksad\u0131, bunun daha \u00f6nce s\u00f6z\u00fc edilen, bilinen kalem olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 g\u00f6zden ge\u00e7irdikten sonra biz de bu kan\u00e2ate geliyoruz: Bilindi\u011fi gibi, daha \u00f6nce kendisinden s\u00f6z edildi\u011fi i\u00e7in, sonradan ba\u015f\u0131na belirlilik tak\u0131s\u0131 olan in getirildi\u011fi isimler de, cins isim c\u00fcmlesindendir. &#8220;Kalemle \u00f6\u011fretti&#8221; kriterine g\u00f6re, kendisiyle insana ilim \u00f6\u011fretilen kalem cinsinin bildi\u011fimiz ve insanlar\u0131n kulland\u0131\u011f\u0131 kalem oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u0130nsan kalemi de Allah&#8217;\u0131n yaratmas\u0131yla olmu\u015ftur. Bu da ilk yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan beri olmu\u015f ve olacak ve hatta sonsuza kadar olacaklar\u0131 ve s\u00f6yleneni ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcleni m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar yazmaktad\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki, gerek hakikat gerek mecaz, her ne m\u00e2n\u00e2 ile olursa olsun, kaleme yemin edilince, bundan bir tek bilinen kalem dahi kastedilse, yine kalem cinsinin ve dolay\u0131s\u0131yle insan kaleminin de bir \u015feref ve de\u011feri anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olur. E\u011fer bu yeminin cevab\u0131nda, kendisine hitap edilen ki\u015fi \u00f6zellikle Hz. Peygamber&#8217;in kendisi olmasayd\u0131 da hitap genel olsayd\u0131, burada &#8220;O, kalemi \u00f6\u011fretti. \u0130nsana bilmedi\u011fini \u00f6\u011fretti.&#8221; (Alak,96\/4-5) gibi, insan kaleminin kastedildi\u011fi a\u00e7\u0131k olurdu. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011f\u0131n bizzat kullanmak suretiyle bilebildi\u011fi kalem o olurdu. Daha \u00f6nce s\u00f6z\u00fc ge\u00e7en kalem olmas\u0131 kastedildi\u011fi takdirde de bunlardan biri veya bir k\u0131sm\u0131 olurdu. Bununla beraber bundan mecaz olarak, insan kaleminin bereket kayna\u011f\u0131 olan yarat\u0131l\u0131\u015f kaleminin kastedilmi\u015f olmas\u0131 ihtimali de bulunurdu. Fakat burada hitap \u00f6zellikle il\u00e2h\u00ee nimete kavu\u015fturularak hakk\u0131nda, &#8220;Muhakkak ki sen b\u00fcy\u00fck bir ahl\u00e2k \u00fczeresin.&#8221; buyrulan Hz. Muhammed (s.a.v.)&#8217;in zat\u0131na ait olmas\u0131 ve bu y\u00fcce ahl\u00e2k kavram\u0131n\u0131n i\u00e7ine &#8220;Sen Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan \u00f6nce ne bir kitap okuyor, ne de elinle yaz\u0131yordun.&#8221; (Ankebut, 29\/48) ve ayr\u0131ca &#8220;Sen \u00f6nceleri, kitap nedir, iman nedir, bilmezdin.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/52) \u00e2yetlerinin ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2lar da dahil olmakla, nimetin ve Hz. Peygamber&#8217;in sahip oldu\u011fu ahl\u00e2k\u0131n y\u00fcceli\u011fi insan kaleminden de\u011fil, do\u011frudan do\u011fruya &#8220;yarat\u0131l\u0131\u015f kalemi&#8221;nden meydana gelmi\u015f, bundan \u00f6nce de il\u00e2h\u00ee m\u00fclk\u00fcn b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve olu\u015fundan s\u00f6z edilmi\u015f bulunmas\u0131 sebebiyle burada Peygambere yemin olunan kalemden maksat, ona bildirilmi\u015f ve \u00f6nceden bilinmi\u015f olan &#8220;yarat\u0131l\u0131\u015f kalemi&#8221; veya &#8220;ilk kalem&#8221; veya &#8220;y\u00fcce kalem&#8221; denilen il\u00e2h\u00ee kalem olmas\u0131 gerekir. Bundan dolay\u0131 biz bu hususta en g\u00fczel a\u00e7\u0131klama bi\u00e7imini \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in rivayeti ile Cel\u00e2leyn&#8217;in \u00f6zetlenmesinde buluyoruz. Bunu us\u00fbl ilmi diliyle ifade edecek olursak \u015f\u00f6yle dememiz gerekir: Bu de kalem, metnin ibaresiyle &#8220;il\u00e2h\u00ee kalem&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na; i\u015faret yoluyla da &#8220;insan kalemi&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmektedir. Buna cins isim diyenlerin maksad\u0131 da R\u00e2z\u00ee&#8217;nin uyar\u0131s\u0131na g\u00f6re, gerek hakikat gerek mecaz &#8220;Kendisine kalem denilen \u015fey&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na bu ikisinden daha geneldir. Yaln\u0131z, metnin ibaresi veya i\u015fareti ile g\u00f6sterdi\u011fi m\u00e2n\u00e2 ile zahir\u00ee yani g\u00f6r\u00fcnen m\u00e2n\u00e2n\u0131n aras\u0131n\u0131 ay\u0131rmam\u0131\u015flard\u0131r. Sonra \u015funu da unutmamak gerekir ki, bu deki elif-l\u00e2m&#8217;\u0131n, cinsin b\u00fct\u00fcn fertlerini kapsamay\u0131 sa\u011flamak i\u00e7in s\u00f6ylenmi\u015f oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde olan yoktur. Yani kalem cinsinin her ferdine de yemin edilmi\u015f de\u011fildir. Dolay\u0131s\u0131yle kaleme yemin edilmekle kalem cinsi, cins olarak y\u00fcceltilmi\u015f olmakla beraber, her bir kalem ayr\u0131 ayr\u0131 y\u00fcceltilmi\u015f de\u011fildir. Zira hakk\u0131 ge\u00e7ersiz k\u0131lma veya Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na zarar verme yolunda \u015feytanl\u0131k ve ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k veya beyinsizlikle fitne ve bozgunculuk vadilerinde yaz\u0131 yazan yalanc\u0131 ve delice kalemler y\u00fcceltilmeye lay\u0131k de\u011fildir. Onlar da birer kalem olmalar\u0131 nedeniyle \u00f6nemli iseler de, hak ve hay\u0131r y\u00f6n\u00fcyle de\u011fil, k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve zarar y\u00f6n\u00fcyledir. Bundan dolay\u0131 burada bu yeminin arkas\u0131ndan Hz. Peygamber&#8217;de delilik ve fitnenin bulunmad\u0131\u011f\u0131, il\u00e2h\u00ee nimetin, anlay\u0131\u015f ve ahl\u00e2k\u0131n, ecrin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc a\u00e7\u0131klanarak ve ahl\u00e2ks\u0131z ve yalanc\u0131lar yerilerek o y\u00f6ne de dikkat \u00e7ekilecektir. Bu da g\u00f6sterir ki, kalemden maksat, il\u00e2h\u00ee kalem, hak kalemdir. O halde anlam \u015fu olur: &#8220;N\u00fbn&#8221; denilen ba\u015flang\u0131\u00e7 \u00fczerinde bir an dur, dinle. Yemin ederim ona ve o bildi\u011fin hak kaleme, ve yazanlar\u0131n sat\u0131ra dizip yazd\u0131klar\u0131na ve yazacaklar\u0131na ki ey Muhammed! Burada da dikkat edilecek \u00f6nemli bir n\u00fckte vard\u0131r. Erkek ki\u015filer i\u00e7in kullan\u0131lan d\u00fczenli bir \u00e7o\u011ful kelimedir. Bu \u00e7o\u011ful, ak\u0131l sahibi olanlara \u00f6zg\u00fc bir \u00e7o\u011fuldur. Kalem tekil olarak s\u00f6ylendi\u011fi halde, yaz\u0131\u015f ve yaz\u0131lanlar ona nisbet edilmeyip, daha \u00f6nce hi\u00e7 an\u0131lmam\u0131\u015f ak\u0131l sahibi \u00e7o\u011ful ki\u015filere nisbet edilmi\u015ftir. Bu ise \u015funu anlatm\u0131\u015f olur: Yaz\u0131 yazan as\u0131l kalem de\u011fil, onun arkas\u0131nda g\u00f6ze g\u00f6r\u00fcnmeyen bir ak\u0131l ve anlay\u0131\u015f sahibidir. Onun i\u00e7in g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz kalemler, yaz\u0131lar\u0131 oran\u0131nda daima arkalar\u0131nda gizli olup da onlar\u0131 i\u015fleten bir ak\u0131l \u00e2lemindeki anlay\u0131\u015fl\u0131 sahiplerini yani kendilerini tutanlar\u0131 g\u00f6sterirler ki, ger\u00e7ekte o kalemle o yaz\u0131lar\u0131 sat\u0131ra dizip yazan onlard\u0131r. Kalemden maksat da kendisi de\u011fil, o yazd\u0131klar\u0131d\u0131r. , deki at\u0131f (ba\u011fla\u00e7) g\u00f6revini yapan vav gibi bir alettir. Bu suretle burada v\u00e2v, daha \u00f6nce ge\u00e7en kalemi daha sonra gelen kelimeye ba\u011flayarak, yemin, kalem ve kalemin yaz\u0131lar\u0131 ile onun sahibi olan ak\u0131l sahibi ki\u015fileri g\u00f6stermek \u00fczere, hepsine birden yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O halde kalem ve yaz\u0131lardan ak\u0131l ve m\u00e2n\u00e2 \u00e2lemini, bunlardan da onlar\u0131 insan akl\u0131na yazan ilk kalemi, ondan da bu ilk kalemin sahibi, \u00e2lemlerin rabb\u0131 olan y\u00fcce Allah&#8217;\u0131 anlamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Kalem&#8217;e &#8220;insan kalemi&#8221; anlam\u0131 verilmesi halinde, kalem tutan yaz\u0131c\u0131lar, ak\u0131l ve idrak sahibi insanlar, hem de g\u00f6ze g\u00f6r\u00fcnen bedenler de\u011fil, insanl\u0131k ger\u00e7e\u011fine \u015fekil veren \u015fuurlar, zek\u00e2lar oldu\u011fu gibi; &#8220;y\u00fcce kalem&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 verilmesi halinde de, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte e\u015fyan\u0131n \u015fekillerini ve zihinlerde de m\u00e2n\u00e2lar\u0131n \u015fekillerini yazan melekler, onlar\u0131 yazan da y\u00fcce Allah&#8217;t\u0131r. Bunun i\u00e7in burada &#8216;un faili (\u00f6znesi) olan zamir, kalemin insan kalemi olmas\u0131na g\u00f6re, ak\u0131l sahibi insanlara i\u015faret oldu\u011fu gibi &#8220;y\u00fcce kalem&#8221; olmas\u0131na g\u00f6re de melekler olmak \u00fczere yorumlanm\u0131\u015ft\u0131r. Baz\u0131 tefsirlerde insanlar, baz\u0131lar\u0131nda da melekler denilmesi bundan dolay\u0131d\u0131r. Dilimiz de b\u00f6yle ak\u0131l sahibi erkekleri ifade etmek i\u00e7in kullan\u0131lan \u00e7o\u011ful \u015fekli bulunmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in bu n\u00fckte ifade edilemez. &#8220;Kalem ve yazd\u0131klar\u0131na&#8221; dedi\u011fimizde, bundan yaz\u0131c\u0131lara ge\u00e7i\u015f, a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilmemi\u015f olur. Bir de muzari kipidir. Bir \u015feyin devaml\u0131 yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131, \u015fu anda yap\u0131lmakta oldu\u011funu ve gelecekte yap\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Biz ise \u015fimdiki h\u00e2l sigas\u0131ndan zaman kipinden s\u00ee\u011fa-i s\u0131la (ba\u011f-fiil) kullanmad\u0131\u011f\u0131m\u0131zdan bunu bir kelime ile ifade edemeyiz. &#8220;Yazd\u0131klar\u0131na ve yazacaklar\u0131na&#8221; dedi\u011fimiz zaman da &#8220;yaz\u0131yor idiklerine&#8221; dememi\u015f oluruz. Bu bize \u015funu da anlatm\u0131\u015f oluyor ki, bu \u00e2yetler inerken y\u00fcce kalem yazmaya devam ediyordu ve daha edecektir. O halde, &#8220;Kalem, olan ile kurumu\u015ftur.&#8221; hadisi \u015ferifi, &#8220;kalemin yazmas\u0131 tamamen durmu\u015ftur&#8221; demek de\u011fil, &#8220;olanlar yaz\u0131lm\u0131\u015f bitmi\u015ftir, fakat olacaklarla kalem kurumu\u015f de\u011fil, onlar\u0131 yazmaya devam etmektedir&#8221; demek olur. Kaderde her \u015feyin yaz\u0131l\u0131p bitmesi, Kitab&#8217;\u0131n anas\u0131 olan Allah&#8217;\u0131n ilmine g\u00f6redir. Yoksa Levh-i mahfuz&#8217;a ve yarat\u0131l\u0131\u015f sahas\u0131na g\u00f6re &#8220;Allah diledi\u011fini mahveder, diledi\u011fini b\u0131rak\u0131r.&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/39)<\/p>\n<p>2. K\u0131sacas\u0131 onlara yemin olsun ki, ey Muhammed! Sen Rabbinin nimeti sayesinde (veya onun nimeti hakk\u0131 i\u00e7in) deli de\u011filsin. Bu ve buna ba\u011fl\u0131 olarak anlat\u0131lanlar yeminin cevab\u0131d\u0131r. de bulunan s\u0131la (ula\u00e7) veya yemin i\u00e7in olabilir. Ebu Hayy\u00e2n, &#8220;Olumsuzlukta daha fazla vurgu ifade etmek \u00fczere bunun, bir ara c\u00fcmlesi halinde yemin i\u00e7in olmas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r.&#8221; demi\u015ftir. \u0130bn\u00fc At\u0131yye de: &#8220;Sen, Allah&#8217;a hamdolsun, fazilet sahibisin.&#8221; c\u00fcmlesindeki &#8220;Allah&#8217;a hamdolsun.&#8221; s\u00f6z\u00fc gibi, ara c\u00fcmlesi oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. zemah\u015feri ise, olumsuz olan haberler ilgisinden dolay\u0131, &#8220;sen Rabbinin nimetiyle ak\u0131ll\u0131s\u0131n.&#8221; demek t\u00fcr\u00fcnden, deli olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemenin ak\u0131ll\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylemeye e\u015fit olmak \u00fczere il\u00e2h\u00ee nimetin ilgisini ifade etti\u011fini veya zarf-\u0131 m\u00fcstekar olarak zamirinden h\u00e2l oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Nimetten maksat da, peygamberlik ve onun gere\u011fi olan ak\u0131l, ak\u0131lla beraber olan cesaret, g\u00fczel ahl\u00e2k, erdem, d\u00fcnya ve ahirette mutluluk sebebi olan il\u00e2h\u00ee l\u00fctuf ve ba\u011f\u0131\u015flard\u0131r. K\u0131sacas\u0131 m\u00e2n\u00e2: Hz. Peygamber&#8217;e ilk vahyin gelmesi ile peygmaberli\u011fin ba\u015flamas\u0131 \u00fczerine Mekke k\u00e2firlerinin haset, d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131kla yak\u0131\u015ft\u0131rmaya kalk\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 delilik ve sap\u0131kl\u0131k kusurlar\u0131n\u0131n kendisinden uzak; aksine onun ak\u0131l, cesaret, do\u011fruluk ve erdemle se\u00e7kin bir kimse oldu\u011funu ve b\u00fct\u00fcn bunlar, onu terbiye edip yeti\u015ftirerek nebilik ve resull\u00fck l\u00fctfeden y\u00fcce Rabbinin nimetleri c\u00fcmlesinden olup, bu y\u00fczden g\u00f6rece\u011fi eziyetlere ve \u00e7ekece\u011fi s\u0131k\u0131nt\u0131lara kar\u015f\u0131l\u0131k ilerde ba\u015fa kak\u0131lmayan ve t\u00fckenmeyen m\u00fckafat ve nimetlere kavu\u015fmak \u00fczere bulundu\u011funu a\u00e7\u0131klay\u0131p s\u00f6z vererek Hz. Muhammed&#8217;in (s.a.v) \u015ferefli nefsini aklamak ve temize \u00e7\u0131karmakla kuvvetlendirmek ve bu \u015fekilde onu il\u00e2h\u00ee bildirileri b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlere ula\u015ft\u0131rmaya sevketmektir.<\/p>\n<p>3. Kesilmez, t\u00fckenmez, devaml\u0131 hi\u00e7 kesilmeyen bir nimet, yahut hi\u00e7 kimsenin minnetini \u00e7ekmeden s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfu ve yard\u0131m\u0131 olan bir m\u00fckafat<\/p>\n<p>4. ve her halde sen ku\u015fkusuz pek b\u00fcy\u00fck bir ahl\u00e2k \u00fczerindesin yani gayret edip \u00e7al\u0131\u015fmakla en y\u00fcksek hay\u0131r gayesine ula\u015ft\u0131racak pek b\u00fcy\u00fck huylar, ger\u00e7ekten sayg\u0131ya de\u011fer karakter, meleke (yeti) ve maneviyat \u00fczere yarat\u0131lm\u0131\u015f bulunuyorsun. Onunla y\u00fcr\u00fcyecek o gayeye ereceksin. \u0130\u015fte o ahl\u00e2k, do\u011fru yolu, hak din olan \u0130sl\u00e2m dinini te\u015fkil eden Kur&#8217;\u00e2n edebi ve il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2kt\u0131r ki, onu y\u00fcce Allah l\u00fctfetmi\u015f ve &#8220;Andolsun, Resulullah&#8217;ta sizin i\u00e7in g\u00fczel bir \u00f6rnek vard\u0131r.&#8221; (Ahzab s\u00fbresi, 33\/21) buyurmu\u015ftur. Onun b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc insanlar anlayamaz da sab\u0131r ve tahamm\u00fcl edilmesi gereken deliliklerde bulunurlar. Ra\u011f\u0131b&#8217;\u0131n &#8220;M\u00fcfred\u00e2t&#8221;\u0131nda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re &#8220;halk&#8221; ve &#8220;hulk&#8221; asl\u0131nda birdir. \u015eerb ve \u015f\u00fbrb (i\u00e7mek), sarm ve surm (kesmek) gibidir. Fakat halk, g\u00f6zleri g\u00f6r\u00fclebilen s\u00fbret, \u015fekil ve durumlara; hulk ise, g\u00f6n\u00fclle anla\u015f\u0131labilen kuvvetlere ait olmu\u015ftur. \u00c7o\u011fulu &#8220;huluk&#8221; ve &#8220;ahl\u00e2k&#8221; gelir. Fakat dilimizde ahl\u00e2k kelimesinin de &#8220;evlad&#8221; kelimesi gibi tekil anlamda kullan\u0131lmas\u0131 yayg\u0131n hale gelmi\u015ftir. Ahl\u00e2k, asl\u0131nda g\u00fczel olan huylard\u0131r. \u00c7irkin huylulara ahl\u00e2ks\u0131z denir. Bununla beraber yatk\u0131nl\u0131k ve maharet esas oldu\u011fundan iyilik veya k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirmi\u015f olmas\u0131na g\u00f6re iyi ahl\u00e2k ve k\u00f6t\u00fc ahl\u00e2k, g\u00fczel ahl\u00e2kl\u0131 ve \u00e7irkin ahl\u00e2kl\u0131 diye bir ay\u0131r\u0131m yap\u0131l\u0131r. &#8216;in tefsiri ile ilgili olarak gelen rivayetler: \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan: 1) B\u00fcy\u00fck bir din, 2) b\u00fcy\u00fck bir din ki, o \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r. M\u00fccahid&#8217;den: Din, \u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;den: Kur&#8217;\u00e2n edebi. \u0130mam Ahmed, D\u00e2rimi, \u0130bn\u00fc M\u00e2ce, Nes\u00e2\u00ee \u0130bn\u00fc Cerir ve daha di\u011ferlerinin Said b. Hi\u015fam&#8217;dan yapt\u0131klar\u0131 nakil \u015f\u00f6yledir: Said der ki: Allah Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn ahl\u00e2k\u0131n\u0131 Hz. Ai\u015fe&#8217;ye sordum. &#8220;Kur&#8217;\u00e2n okumuyor musun?&#8221; dedi. &#8220;Okuyorum&#8221; dedim. &#8220;\u0130\u015fte, dedi. Hz. Peygamber&#8217;in ahl\u00e2k\u0131 Kur&#8217;\u00e2n idi&#8221;. Bunda iki m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r: Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da anlat\u0131lan b\u00fct\u00fcn ahl\u00e2k\u00ee de\u011ferlerin hepsi onda vard\u0131. O, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n sak\u0131nd\u0131rd\u0131\u011f\u0131 eksikliklerin hepsinden korunurdu. &#8220;Emrolundu\u011fun \u015fekilde dosdo\u011fru hareket et.&#8221; (Hud Suresi, 11\/112) emrinin tamamiyle do\u011fruluk \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fc idi. Onu anlamak, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 tamamen anlamaya ba\u011fl\u0131d\u0131r, demek olur. Birisi de, onun ahl\u00e2k\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da buyruldu\u011fu \u00fczere \u00f6yle b\u00fcy\u00fck bir ahl\u00e2k idi ki, onu ba\u015fka bir tarif ile anlatmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir, demek olur. Dahh\u00e2k&#8217;tan \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: &#8221; yani o, Allah&#8217;\u0131n kendisine emretti\u011fi ve ona vekalet verdi\u011fi dini ve emri \u00fczerinedir.&#8221; Burada kelimesinin sonundaki tenvin y\u00fcceltme ifade eder. Ba\u015fkalar\u0131n\u0131n tam anlam\u0131yle anlayamayacaklar\u0131 g\u00fczelliklerle se\u00e7kin k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f bir ahl\u00e2k demektir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, \u00f6nce ger\u00e7eklik ve vurgu i\u00e7in olan , ikinci olarak vurgu ifade eden ba\u015flang\u0131\u00e7 &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131 ile, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, y\u00fcceltme ifade eden tenvin, d\u00f6nd\u00fcnc\u00fc olarak da &#8220;b\u00fcy\u00fck&#8221; s\u0131fat\u0131 ile Hz. Muhammed&#8217;in sahip oldu\u011fu ahl\u00e2k\u0131n ululuk ve y\u00fcceli\u011fi kat kat g\u00fcvence i\u00e7inde a\u00e7\u0131klan\u0131p duyurulmu\u015f ve bu c\u00fcmlede, yukardaki yeminin cevab\u0131na ba\u011flamak suretiyle desteklenip vurgulanarak bu apa\u00e7\u0131k Kitap&#8217;ta &#8220;y\u00fcce kalem&#8221;in yazd\u0131\u011f\u0131 sat\u0131rlar\u0131n, b\u00fcy\u00fck ve se\u00e7kin bir \u00e2yeti olmak \u00fczere konulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>5. &#8220;Sen g\u00f6receksin, onlar da g\u00f6recekler.&#8221; Ahl\u00e2k kavram\u0131nda pratik olarak bir gayeye y\u00fcr\u00fcmek, istenen ve beklenen bir \u015fey oldu\u011fu i\u00e7in bu \u00e2yet de, onun ilerde niyet ve fikirden i\u015f sahas\u0131na \u00e7\u0131karak deney sahas\u0131ndaki belirtileriyle d\u00fc\u015fmanlar taraf\u0131ndan da g\u00f6r\u00fclebilece\u011fine dair bir s\u00f6z verme ve bu suretle Peygamber&#8217;e ve m\u00fcminlere bir kat daha destek olma ve Peygamber&#8217;e deli ve \u00e7\u0131ld\u0131rm\u0131\u015f diyen kafirlere bir uyar\u0131 ve korkutmad\u0131r.<\/p>\n<p>6. &#8220;O fitne hanginizde imi\u015f?&#8221; Meft\u00fbn, ism-i mef&#8217;ul olarak, &#8220;fitne ve bel\u00e2ya tutulmu\u015f deli&#8221; demek oldu\u011fu gibi, mastar olarak &#8220;fitne ve delilik&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Burada &#8220;hanginiz&#8221; denilmeyip ile &#8220;hanginizde&#8221; denilmi\u015f olmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan tefsirciler ikinci m\u00e2n\u00e2y\u0131 daha uygun g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir. \u00d6ncekine g\u00f6re m\u00e2n\u00e2; &#8220;i\u00e7inizde iki taraftan hanginizde imi\u015f veya hanginizle imi\u015f o fitneye tutulmu\u015f deli? Sen mi, yoksa sana o k\u00e2firler i\u00e7inden mecnun, deli diyen mi?&#8221; demek olur. \u0130kinciye g\u00f6re de m\u00e2n\u00e2: &#8220;\u0130ki taraftan hanginizde imi\u015f o fitne ve delilik? Sende mi, onlarda m\u0131?&#8221; demek olur ki iki m\u00e2n\u00e2 da do\u011frudur. Ancak \u00f6ncekinde &#8220;meft\u00fbn&#8221; l\u00e2fz\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcne bakarak a\u00e7\u0131k olmakla beraber, anlam itibar\u0131yla herkesin kavrayamayaca\u011f\u0131 ince bir dola\u015f\u0131m vard\u0131r. \u0130kincisinde ise &#8220;meft\u00fbn&#8221; l\u00e2fz\u0131n\u0131n d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn aksine olmakla birlikte m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>7. &#8220;\u015e\u00fcphesiz Rabb&#8217;in daha iyi bilendir.&#8221; Bu a\u00e7\u0131klama da Peygamber&#8217;e yukarki hitab\u0131 yapan ve g\u00fcvenceyi veren y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n ortaktan uzak olan kendi il\u00e2hl\u0131k \u015fan\u0131n\u0131; s\u0131fatlar\u0131n\u0131n, ilim ve g\u00fcc\u00fcn\u00fcn y\u00fcksekli\u011fini ve dolay\u0131s\u0131yle ona inan\u0131l\u0131p g\u00fcvenilerek itaat edilmesi ve aksine hareket etmekten sak\u0131n\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fini anlatmak suretiyle, bir taraftan yap\u0131lacak bildiri ve duyurular\u0131 ba\u015f\u0131ndan ve sonundan vesikaland\u0131rarak ve \u00f6zellikle kendisine y\u00f6nelterek verilecek duyurulara bir haz\u0131rlamad\u0131r. Yani sana o ihsan\u0131 yapan, o garanti ve g\u00fcvenceyi veren ve \u00f6n\u00fcn\u00fc sonunu g\u00f6r\u00fcp g\u00f6zetecek ve e\u011friye do\u011fruya hak etti\u011fini verecek olan ancak Rabb\u0131nd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc odur ancak seni yeti\u015ftiren, herkesten de senden de daha iyi bilen yolundan sapan\u0131. Akl\u0131 varken d\u00fcnya ve ahirette mutlulu\u011fa g\u00f6t\u00fcrecek hak yolundan sapm\u0131\u015f, \u00e7\u0131\u011f\u0131r\u0131ndan \u00e7\u0131km\u0131\u015f, sonsuz mutsuzlu\u011fa g\u00f6t\u00fcrecek yanl\u0131\u015f yolda kendini kaybetmi\u015f olanlar\u0131 ki ger\u00e7ekte deliler, sap\u0131klar onlard\u0131r. Yine odur ancak en iyi bilen e\u011frilikten sak\u0131n\u0131p do\u011fru yolu tutmu\u015f, neticede arzulad\u0131klar\u0131na kavu\u015facak olanlar\u0131, ki ger\u00e7ekte akl\u0131 olanlar da i\u015fte onlard\u0131r.<\/p>\n<p>8. O halde ancak Rabbine itaat et, Rabbinin g\u00f6sterdi\u011fi yolda git de art\u0131k itaat etme o yalanlay\u0131c\u0131lara. Bu ger\u00e7ekleri yalanlayan, yalan \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015farak yalanc\u0131l\u0131k eden ve sonunda kendi kendilerini yalanlayacak olan ink\u00e2rc\u0131lar\u0131 dinleme, tan\u0131ma, s\u00f6zlerini tutma, seni sokmak istedikleri yanl\u0131\u015f yola gitme, haks\u0131zl\u0131klar\u0131na, isyanlar\u0131na ra\u011fmen g\u00f6revine, o y\u00fcce ahl\u00e2k\u0131n uygulanmas\u0131na devam et. &#8220;F\u00e2-i cez\u00e2iyye&#8221; nin i\u015faretiyle yukar\u0131ki g\u00fcvencenin ilk neticesi olan bu yasaklama, Allah yolunda yap\u0131lacak g\u00f6revin ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayan bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr. \u00d6ncelikle ve \u00f6zel olarak Peygambere hitap olmakla birlikte, s\u00fbrenin sonundan anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 gibi, dolayl\u0131 olarak, ak\u0131l ta\u015f\u0131yan herkese bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr. Yani, hakyolunda ilk i\u015fin bu olsun. Hakk&#8217;\u0131 tan\u0131mayan, cezas\u0131na inanmayan ink\u00e2rc\u0131lar\u0131 tan\u0131ma, s\u00f6zlerini tutma, yalanlar\u0131na aldanmaktan, d\u00fc\u015fecekleri k\u00f6t\u00fc sonuca d\u00fc\u015fmekten sak\u0131n, her \u015feyden \u00f6nce uyan\u0131k ve samimi ol. Temizlik, d\u00fcr\u00fcstl\u00fck her olgunlu\u011fun ba\u015f\u0131d\u0131r. Ger\u00e7i ahl\u00e2k\u0131n b\u00fcy\u00fcklerinden birisi de ho\u015f g\u00f6r\u00fcl\u00fc olmak, ba\u011f\u0131\u015flamakt\u0131r. Fakat ba\u011f\u0131\u015f, ho\u015fg\u00f6r\u00fcl\u00fc ve yumu\u015fak huylu olmak, haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131 te\u015fvikte, ciddiyetsizlikte ve ya\u011fc\u0131l\u0131kta de\u011fil; temiz, samimi ve cesur olmakta ve bunlar\u0131n neticelerine sab\u0131r ve tahamm\u00fcl ile ilim, irfan ve terbiye yaymaktad\u0131r. \u015eunu da bil ki, sana deli diyen, aldanm\u0131\u015f diyen, sap\u0131k diyen, \u00f6yle yalanlar yayan o yalanc\u0131lar onu samimiyetle de\u011fil, d\u00fc\u015fmanl\u0131k g\u00fcderek s\u00f6ylediler.<\/p>\n<p>9. Zira arzu ettiler ki sen ya\u011fc\u0131l\u0131k yapsan. Onlar\u0131 ya\u011flasan, tapt\u0131klar\u0131na, al\u00e7ak maksatlar\u0131na, haks\u0131zl\u0131klar\u0131na ili\u015fmesen, olur desen, yalanlar\u0131na ya\u011f s\u00fcrsen diye istediler de onun i\u00e7in yalanlamaya kalk\u0131\u015ft\u0131lar. Yoksa sen ya\u011fc\u0131l\u0131k edecek, maksatlar\u0131n\u0131 yerine getirme arzular\u0131n\u0131 devam ettirecek olsayd\u0131n, b\u00f6ylece sen de onlar\u0131n sap\u0131kl\u0131klar\u0131na kat\u0131lm\u0131\u015f bulunsayd\u0131n o vakit yaltaklanacaklard\u0131. Onlar da sana ya\u011f \u00e7ekecek, yalan\u0131 do\u011frulayacak, ne b\u00fcy\u00fck, ne ak\u0131ll\u0131 adam diyeceklerdi. Fakat sen onlara ya\u011fc\u0131l\u0131k yapmay\u0131p do\u011fruyu s\u00f6yledi\u011fin, Allah&#8217;\u0131n emrini, peygamberli\u011fini bildirdi\u011fin i\u00e7in \u00f6yle iftiraya kalk\u0131\u015ft\u0131lar, bile bile yalan s\u00f6ylediler. Onun i\u00e7in sen onlara itaat etme, arzular\u0131na ya\u011f s\u00fcrme. \u0130\u015fte y\u00fcce ahl\u00e2k\u0131n ilk prensibi budur. Demek ki dil, kalem kendilerine yemin edilmeye lay\u0131k varl\u0131klar olmakla beraber do\u011fruyu s\u00f6ylemek i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmayan ya\u011fc\u0131 diller, ya\u011fc\u0131 kalemler ve onlar\u0131 dinleyenler b\u00fcy\u00fckl\u00fckten, y\u00fcce ahl\u00e2ktan, ak\u0131ldan uzak ve itaat edilmeye lay\u0131k olmayan zavall\u0131lard\u0131r.<\/p>\n<p>10. \u015eunlar\u0131n hi\u00e7birine ve genel kurullar\u0131na itaat etme. \u00c7ok yemin edici \u00e7ok yemin etmeye al\u0131\u015fm\u0131\u015f, e\u011friye do\u011fruya yemin eder durur. Yemin bir zorunluluk ve kesin bir gereklilik halinde hakk\u0131 vurgulamak ve ortaya \u00e7\u0131karmak i\u00e7in yap\u0131l\u0131r, pek b\u00fcy\u00fck bir vurgu g\u00fcc\u00fcd\u00fcr. \u00c7ok \u00e7ok yemin edip durmak ise, onu hafife almak, kendi kendinin delilini \u00e7\u00fcr\u00fctmektir. Ger\u00e7i Allah&#8217;\u0131n ismini sayg\u0131 ile \u00e7ok zikretmek \u00e7ok sevapt\u0131r. En b\u00fcy\u00fck ibadettir. Fakat onu her \u015feyde bir destekleme arac\u0131 olarak kullanmak, s\u0131k s\u0131k \u015fahit olarak \u00e7a\u011f\u0131r\u0131p durmak ise Allah&#8217;\u0131 anmak ve ona sayg\u0131 g\u00f6stermek de\u011fil, onun ululuk ve kutsall\u0131\u011f\u0131na sald\u0131rmakt\u0131r. Onun i\u00e7in yemin eden kimse son bir zorunluluk halinde, onun \u015fahitlik ve kefilli\u011fine ba\u015f vururken b\u00fct\u00fcn hakk\u0131ndan emin olacak \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcne d\u00fc\u015f\u00fcne titriye titriye ba\u015fvurmal\u0131d\u0131r. Yoksa o yemin o kimsenin sayg\u0131s\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n ululu\u011funu tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131n\u0131, yeminin son derece kutsal tutulmas\u0131 gereken ve hakk\u0131n ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131, g\u00fcvenli\u011fin yerle\u015ftirilip sabitle\u015ftirilmesi i\u00e7in her yolun kesildi\u011fi en son noktada ba\u015f vurulacak en son ve biricik destekleyici g\u00fc\u00e7 oldu\u011funu ve onu hafife alan\u0131n b\u00fct\u00fcn yasal g\u00fcvenli\u011fi \u00e7i\u011fnemi\u015f ve dolay\u0131s\u0131yle kendi vicdan\u0131nda kendine dahi hayat hakk\u0131 b\u0131rakmam\u0131\u015f olaca\u011f\u0131n\u0131 duymad\u0131\u011f\u0131n\u0131, d\u00fc\u015f\u00fcnmedi\u011fini g\u00f6sterir. Bu ise yeminin h\u00fckm\u00fcn\u00fc tan\u0131mamak demek olan yeminsizlikten &#8220;Onlar\u0131n yeminleri yoktur.&#8221; (Tevbe s\u00fbresi, 9\/12) kriteri ile ifade edilen m\u00e2n\u00e2dan daha baya\u011f\u0131 bir \u00e7eli\u015fkidir. Destek almak i\u00e7in ba\u015fvurdu\u011fu en b\u00fcy\u00fck g\u00fcc\u00fcn zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ilan ederek kendini y\u0131kmakt\u0131r. Onun i\u00e7in bu, gerek inan\u00e7, gerekse amel bak\u0131m\u0131ndan her k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn kayna\u011f\u0131d\u0131r. Bunu anlamak i\u00e7in burada her fenal\u0131\u011f\u0131n ba\u015f\u0131nda say\u0131lmas\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek yeter. Bundan dolay\u0131 insan kesin olarak bildi\u011fi hakta dahi \u00e7ok \u00e7ok yemin etmekten sak\u0131nmal\u0131d\u0131r. Zira d\u00fc\u015f\u00fcncesizce yemin eden, yalan yere yemin etmeye de al\u0131\u015f\u0131r. Do\u011fruya e\u011friye yemin etmeye al\u0131\u015fm\u0131\u015f olanlarda ise \u015fu niteliklerin hepsi bulunabilir. al\u00e7ak, g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc ve d\u00fc\u015f\u00fcncesi \u00f6nemsiz, baya\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, kendi kendini k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr, yalanc\u0131, de\u011fersiz, her kal\u0131ba d\u00f6k\u00fcl\u00fcr, her fenal\u0131\u011fa s\u00fcr\u00fcklenir.<\/p>\n<p>11. Ko\u011fucu: \u015eunu bunu ay\u0131plar, yerer, arkas\u0131ndan \u00e7eki\u015ftirir, k\u00f6t\u00fcleyip ay\u0131playarak bizler, i\u011fneler, d\u00fcrt\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcr, bizleyici, mahmuzlay\u0131c\u0131. Ko\u011fuculukla gezer, hafiyelik, bo\u015fbo\u011fazl\u0131kla ya\u015far.<\/p>\n<p>12. Hay\u0131r engeli, hi\u00e7 hayra yaramaz. Son derece cimri oldu\u011fu gibi ba\u015fkalar\u0131n\u0131n yapaca\u011f\u0131 hayra da engel olur. Hay\u0131r d\u00fc\u015fman\u0131. S\u0131n\u0131r tan\u0131maz, haddini a\u015fk\u0131n, hakk\u0131na raz\u0131 olmaz, hak yiyen, G\u00fcnahtan vebalden \u00e7ekinmez, g\u00fcnah y\u00fckl\u00fc,<\/p>\n<p>13. Zobu kaba, sayg\u0131s\u0131z, zorba, obur, buldu\u011funu \u00e7arpar yer, \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcz ve yak\u0131\u015f\u0131ks\u0131z s\u00f6zler s\u00f6yler, ac\u0131mas\u0131z, despot. Ondan sonra da yani b\u00fct\u00fcn bu fena huylar\u0131n arkas\u0131ndan da, onlarla beraber bir delme takma, soyu takma, uydurma, yahut fenal\u0131kla tan\u0131nan, edepsiz damgal\u0131, yahut dalkavuk.<\/p>\n<p>ZEN\u00ceM, &#8220;zeneme&#8221; den t\u00fcretilmi\u015ftir. Zeneme, ke\u00e7inin, koyunun boynunda, kula\u011f\u0131 dibinde derisinden k\u00fcpeye benzer yumrucuklara yahut kula\u011f\u0131 delinip de ucundan as\u0131l\u0131 b\u0131rak\u0131lan sark\u0131nt\u0131ya denir ki, her tarafa sallan\u0131r durur. Dilimizde o koyun veya ke\u00e7iye k\u00fcpeli denildi\u011fi gibi Arap\u00e7a&#8217;da da zenim denilir. Burada bundan isti\u00e2re edilmi\u015ftir ki, bu T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de en \u00e7ok dalkavuk veya kula\u011f\u0131 yirik yahut kula\u011f\u0131 kesik yahut kula\u011f\u0131 k\u00fcpeli s\u00f6zlerindeki mecaz m\u00e2n\u00e2y\u0131 and\u0131r\u0131r. \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in tefsirinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 gibi tefsirciler \u0130bn\u00fc Abbas ve di\u011ferlerinden bu kelimenin tan\u0131t\u0131m\u0131 hususunda \u015funlar\u0131 nakletmi\u015flerdir: &#8220;Nesebi \u015f\u00fcpheli, nesebi ba\u015fkas\u0131n\u0131n nesebine kat\u0131lm\u0131\u015f, pi\u00e7, k\u00f6t\u00fcl\u00fckle tan\u0131nm\u0131\u015f, k\u00f6t\u00fc damgal\u0131, damgal\u0131 k\u00e2fir, \u00e7ok zalim, a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k, fena huylu&#8230;.&#8221;<\/p>\n<p>Buhar\u00ee&#8217;de bu s\u00fbrenin tefsirinde M\u00fccahid ve \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: &#8220;Zenim, Kurey\u015f&#8217;ten kula\u011f\u0131nda, baz\u0131 koyunlar\u0131n kula\u011f\u0131ndaki k\u00fcpeyi and\u0131r\u0131r sark\u0131nt\u0131 gibi sark\u0131nt\u0131 bulunan bir adamd\u0131r.&#8221; \u0130bn\u00fc Cerir ve \u0130bn\u00fc Merduye de bu m\u00e2n\u00e2da rivayet etmi\u015flerdir. Fakat &#8220;bunun \u00e7al\u0131\u015farak elde edilen bir \u015fey olmay\u0131p yarat\u0131l\u0131\u015ftan var olan bir \u015fey oldu\u011funa g\u00f6re yerilen huylar aras\u0131nda say\u0131lmamas\u0131 gerekti\u011fi halde, nas\u0131l olur da huylar\u0131n en yerileni, en a\u015fa\u011f\u0131s\u0131 say\u0131l\u0131r?&#8221; diye bir soru soruldu\u011funda bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131nda bir m\u00fc\u015fkillik bulundu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ve \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcnde duraksam\u0131\u015ft\u0131r. Fakat yine \u00c2l\u00fbsi&#8217;nin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re, bu \u00f6zellik s\u00f6yledi\u011fimiz gibi hem do\u011fal hem sonradan kazan\u0131lm\u0131\u015f olabilece\u011fi i\u00e7in, bunu sonradan elde edilmi\u015f bir \u00f6zellik olarak anlamak veya mecaz\u00ee m\u00e2n\u00e2ya almak daha uygun olur. Onun i\u00e7in di\u011fer m\u00e2n\u00e2larla izah edilmi\u015ftir. Sonra ayn\u0131 soru, ki\u015finin kendi yapmas\u0131 olmadan ona kat\u0131lan ve ondan ayr\u0131lmayan di\u011fer \u00f6zellikler hakk\u0131nda da sorulabilir. O halde gerek \u00e2yeti ve gerek rivayeti bu \u00f6zelli\u011fin sonradan kazan\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 noktas\u0131ndan ele alarak anlamak gerekir. Bundan dolay\u0131 in dalkavuk yahut k\u00fcpeli al\u00e7ak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olmas\u0131 uygun d\u00fc\u015fer. Bunlar herhalde bir n yani kaba, sayg\u0131s\u0131z, ac\u0131mas\u0131z\u0131n arkas\u0131ndad\u0131r. Yahut ut\u00fcll, kendisi de \u00f6yledir demek olur.<\/p>\n<p>Konu fena huylardan, al\u00e7akl\u0131klardan sak\u0131nmak ve onlar\u0131n sembol\u00fc olup da o yola sevkedebilecek olanlar\u0131n ard\u0131na d\u00fc\u015fmemekle ilgili ahl\u00e2k\u00ee ve sosyal bir konu olunca, tefsirciler gayet renkli ve zengin olan bu Kur&#8217;\u00e2n kelimelerini anlay\u0131p anlatarak ir\u015fada \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flard\u0131r. Zira Kur&#8217;\u00e2n o fenal\u0131k sembollerine itaat etmemeyi emrederken, Kur&#8217;\u00e2n tertibinin g\u00fczellik ve inceli\u011fine bir leke kondurmamak \u00fczere onlar\u0131 her birinin s\u0131ras\u0131yle \u00e7ok be\u011fenip tak\u0131nd\u0131\u011f\u0131 \u015fatafatl\u0131 bir tav\u0131r ve ed\u00e2 i\u00e7inde deste deste mimliyerek s\u00fczge\u00e7ten ge\u00e7irmi\u015f ve bunlara uyanlar\u0131n, hepsinden a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k oldu\u011funu g\u00f6stermek \u00fczere de &#8220;soysuz&#8221;u hepsinin sonuna takarak, hepsini bir k\u00fcll halinde f\u0131rlat\u0131p at\u0131vermi\u015ftir.<\/p>\n<p>Tefsirciler bunlarla belirli bir \u015fah\u0131s kastedilip edilmedi\u011fini ara\u015ft\u0131rmakla u\u011fra\u015fm\u0131\u015flar ise de do\u011frusu Ebu Hayy\u00e2n&#8217;\u0131n dedi\u011fi gibi \u00e2yette a\u00e7\u0131k olan budur ki: Bu nitelikler belirli bir \u015fah\u0131s i\u00e7in de\u011fildir. Ba\u015fta &#8220;her \u00e7ok yemin edici&#8221; buyrulmas\u0131ndan da a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi belli ve \u00f6zel bir \u015fah\u0131s kastedilmeyerek hem her birinden hem de bu t\u00fcr insanlar\u0131n hepsinden birden sak\u0131nd\u0131r\u0131lmaktad\u0131r. Ge\u00e7mi\u015fi oldu\u011fu gibi gelece\u011fi de kapsar. Burada &#8220;itaat etme&#8221; yasa\u011f\u0131 tekil olarak \u00f6ncelikle fertlere y\u00f6neltilmi\u015f olmakla beraber, uyulmamas\u0131 istenilen bu niteliklerin b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bireye ait olmas\u0131 \u015fart de\u011fil, bireylerden meydana gelen b\u00fct\u00fcn\u00fc, o \u00f6zellikte bulunan herhangi bir toplumu kapsayacak \u015fekilde ifade edilmi\u015ftir. Ancak toplum vicdan\u0131 kendini bireylerde g\u00f6sterece\u011fi ve birey olmadan toplum m\u00e2n\u00e2s\u0131 m\u00fccerred (soyut) bir fikirden ibaret kalaca\u011f\u0131 i\u00e7in, fikir ve d\u00fc\u015f\u00fcnceler bireylerden ba\u015flayarak y\u00fcr\u00fct\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p>14. \u015eimdi, &#8220;b\u00f6yle bir ferde veya topluma, ak\u0131ll\u0131 bir kimsenin itaat etmesi nas\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir?&#8221; denilecek olursa, b\u00f6yle denilmesine sebep olan gerek\u00e7e \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klan\u0131yor: Mal sahibi olmu\u015f ve o\u011fullar\u0131 var diye yani servet kazanm\u0131\u015f ve kuvveti var, belki bir faydas\u0131 dokunur veya k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnden sak\u0131n\u0131l\u0131r diye itaat etme, ba\u015fka bir sebeple itaat edilmeyece\u011fi \u00f6ncelikle bellidir. Akl\u0131 olan ve onlar\u0131n ahl\u00e2k\u0131nda bulunmayan bir kimsenin onlara ba\u015fka bir nedenle itaat etmesine ve bir \u00e7\u0131kar elde etme gayesiyle do\u011fruyu b\u0131rak\u0131p onlar seviyesine inmesine ihtimal yoktur. \u015eu kadar var ki onun servetinden veya g\u00fcc\u00fcnden ki\u015fisel olan veya olmayan bir fayda veya zarar\u0131ndan korunmak maksad\u0131yle ya\u011fc\u0131l\u0131k yapmay\u0131 uygun g\u00f6renler bulunabilir. Fakat ki\u015fisel istifade maksad\u0131 g\u00fcdenler, onlar da bu &#8220;al\u00e7ak&#8221; ve &#8220;soysuz&#8221; kavramlar\u0131n\u0131n ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2 kapsam\u0131na girmi\u015f olacaklar\u0131ndan burada bu ihtimal de ortadan kalkmaktad\u0131r. Olsa olsa bir hayra yaramak ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinden korunmak \u00fcmidi kal\u0131r. Oysa bunlar hay\u0131r sahibi de\u011fil, hay\u0131r engelidirler. Kendi \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131 g\u00f6zetmeden, istedikleri gibi s\u00fcr\u00fcklemeyi kurmadan bir lokma vermezler. K\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinden korunmak i\u00e7in \u00f6ylelerine ya\u011fc\u0131l\u0131k edenler kendilerini daha b\u00fcy\u00fck bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn kuca\u011f\u0131na atm\u0131\u015f olurlar. B\u00fcy\u00fck ahl\u00e2k sahibi ise bir\u00e7ok eziyete, s\u0131k\u0131nt\u0131ya ve yoksullu\u011fa katlan\u0131r, sab\u0131r ve tahamm\u00fcl eder de onlara itaat ve ya\u011fc\u0131l\u0131k edecek kadar k\u00fc\u00e7\u00fclmez. Hak yolunda hay\u0131r kap\u0131lar\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131labilmesi i\u00e7in \u00f6ncelikle o engellere g\u00f6\u011f\u00fcs germeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. &#8220;Her kim bir zengine s\u0131rf mal\u0131ndan dolay\u0131 sayg\u0131 g\u00f6sterirse, dininin \u00fc\u00e7te ikisi gider.&#8221; anlam\u0131ndaki bir hadis-i \u015ferif de, bu \u00e2yetin ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2 kapsam\u0131na girer. , demektir. Bunun, kendinden \u00f6nceki veya sonraki c\u00fcmlelere ba\u011flanmas\u0131 hususunda birka\u00e7 izah \u015fekli vard\u0131r. Birisi \u00f6nceki k\u0131sma ba\u011fl\u0131 olup a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi yukar\u0131daki &#8220;itaat etme&#8221; emri ile ilgilidir. Birisi de &#8220;zenim&#8221;e veya &#8220;hall\u00e2f&#8221;tan &#8220;zenim&#8221;e kadar birbirine biti\u015fik olarak hepsiyle ilgili olmak \u00fczere illet-i gaiyelerini de g\u00f6stermi\u015f olmas\u0131d\u0131r ki, onlar neticede mal ve o\u011ful sahibi olmak i\u00e7in bu k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri i\u015flerler demek olur. Birisi de kendinden sonraki k\u0131sma ait olmak \u00fczere takdir edilen &#8220;kibirlendi&#8221; fiiliyle veya gelecek olan (dedi) fiiliyle ilgi olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>15. Bu durumda m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur: Onlardan birisi mal ve o\u011ful sahibi oldu\u011fu i\u00e7in gururland\u0131, burnunu \u015fi\u015firdi de \u00e2yetlerimiz, kar\u015f\u0131s\u0131nda okundu\u011fu zaman &#8220;evvelkilerin mitolojisidir dedi. (En&#8217;am, 6\/25. \u00e2yetin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>16. Yak\u0131nda biz onu, o hortumun \u00fczerinde damgalayaca\u011f\u0131z. Burada &#8220;burun&#8221; yerine &#8220;hortum&#8221; denilmesi, yukarda takdir edilmi\u015f oldu\u011funu s\u00f6yledi\u011fimiz kibir ve gurur fiiline i\u015farettir. &#8220;Burnu b\u00fcy\u00fcmek,&#8221; &#8220;burun \u015fi\u015firmek&#8221; gibi kibir ve gururdan kinayedir. Sonra hortum fil ve domuz burunlar\u0131nda kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve y\u00fcze, burna damga ve da\u011f en \u00e7irkin \u015feyler oldu\u011fu i\u00e7in, bu s\u00f6zde onu b\u00fcy\u00fck bir \u015fekilde a\u015fa\u011f\u0131lama m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Onun i\u00e7in Hz. Peygamber hayvanlar\u0131n bile y\u00fczlerinden damgalanmas\u0131n\u0131 yasaklam\u0131\u015f ve bunu yapana l\u00e2net etmi\u015ftir. Y\u00fczde burun ise en \u00f6nde oldu\u011fu i\u00e7in en g\u00f6ze batan, ilk sak\u0131n\u0131lmas\u0131 gereken ve \u015feref ve onur i\u015fareti say\u0131lan ve ondan dolay\u0131 en muhterem secde yeri olan bir uzuvdur. Hatta baz\u0131lar\u0131, &#8220;y\u00fcz g\u00fczelli\u011fi burundad\u0131r&#8221; demi\u015ferdir ki \u015fairin \u015fu beyti bundand\u0131r:<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131 hortumunu da\u011flamak, damgalamak; bizim kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131z &#8220;burnunu k\u0131rmak&#8221; deyiminde oldu\u011fu gibi son derece a\u015fa\u011f\u0131lamaktan kinayedir ki nas\u0131l olursa olsun, gerek madd\u00ee olsun, gerek manev\u00ee; gerek d\u00fcnya ile ilgili olsun, gerek ahiretle ilgili olsun.<\/p>\n<p>17. Bununla beraber burada i\u015fin \u00f6nce d\u00fcnya ile ilgili y\u00f6n\u00fc anlat\u0131lmak \u00fczere buyruluyor ki: Ku\u015fkusuz biz onlara bir bela verdik. Yani mal ve o\u011fullar\u0131na g\u00fcvenip de \u00f6yle diyenleri, o yalanlay\u0131c\u0131lar\u0131 belaya d\u00fc\u015f\u00fcrm\u00fc\u015f, bir s\u0131nava sokmu\u015fuzdur. O mal ve \u00e7ocuklar onlara bir fitne, bir felaket kesilir. Nitekim peygamberli\u011fin ilk y\u0131llar\u0131nda Mekkeliler \u00f6yle ahl\u00e2ks\u0131zlar\u0131n s\u00f6zlerine uyarak Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini yalanlad\u0131klar\u0131 ve peygambere eziyet ve s\u0131k\u0131nt\u0131 vermede \u0131srar ettikleri i\u00e7in Allah Resul\u00fc: &#8220;Allah&#8217;\u0131m, Mudar&#8217;a verece\u011fin belay\u0131 \u015fiddetlendir. Onlara Yusuf&#8217;un seneleri gibi k\u0131tl\u0131k ver.&#8221; diye dua etmi\u015f; Allah da onlar\u0131 yedi sene k\u0131tl\u0131k kurakl\u0131k i\u00e7inde ezmi\u015f, bel\u00e2lar\u0131n\u0131 vermi\u015fti. O mal ve \u00e7ocuklar\u0131n yarat\u0131lmas\u0131ndaki hikmeti bilmeyen ve onu hayr\u0131 i\u00e7in sarfederek \u015f\u00fckredecek yerde hayra engel olmak ve hakka kar\u015f\u0131 burun \u015fi\u015firmek i\u00e7in toplayanlara onlar\u0131n bir iyilik ve l\u00fctuf de\u011fil, birer bela olduklar\u0131n\u0131 tan\u0131tm\u0131\u015ft\u0131 ki, burada o haber verilerek bir uyar\u0131da bulunulmaktad\u0131r. Ve bunun, sade onlara ait bir tesad\u00fcften ibaret olmay\u0131p \u00f6nce ve sonra uygulanmas\u0131 gereken bir kanun oldu\u011funu misal ve hikmeti ile son derece sade ve fakat pek derin m\u00e2n\u00e2lara de\u011finerek a\u00e7\u0131klamak \u00fczere \u015f\u00f6yle buyruluyor: Nas\u0131l ki o cennet sahiplerini bir bela ile s\u0131nam\u0131\u015ft\u0131k. Burada cennetten maksat, d\u00fcnya cenneti, g\u00fczel ba\u011f ve bostan demektir. Daha derin bak\u0131\u015fla da vatan demektir. Elif-l\u00e2m ile yaln\u0131z burada b\u00f6yle d\u00fcnya cenneti m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Zira verilen misalin g\u00f6sterdi\u011fi gibi bu hik\u00e2ye Araplar taraf\u0131ndan bilinirmi\u015f. &#8220;Cennet sahipleri&#8221;nden maksat, o ba\u011f\u0131 kullanma hakk\u0131 ve yetkisi bulunanlar, ellerinde tutup idare edenlerdir. Bunun Kehf S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Ve ba\u011f\u0131na girdi.&#8221; (Kehf, 18\/35) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi bir tek ki\u015fi misali ile getirilmeyip &#8220;ba\u011f sahipleri&#8221; diye \u00e7o\u011ful kipiyle ortak bir m\u00fclk misali olarak getirilmesi, bireysel m\u00fclk\u00fcn idaresinden ziyade toplum ve vatan kavramlar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan yap\u0131lm\u0131\u015f bir temsil oldu\u011funu g\u00f6sterir. Hik\u00e2yenin, en me\u015fhur rivayetlerde \u00f6zeti \u015f\u00f6yledir: Yemen&#8217;de San&#8217;a&#8217;ya yak\u0131n Savran denilen yerde dinin emirlerine uygun hareket eden bir adam\u0131n g\u00fczel bir ba\u011f\u0131 vard\u0131. Ona iyi bakar, ondan Allah hakk\u0131n\u0131 yerine getirirdi. Derken vefat etti, ba\u011f \u00e7ocuklar\u0131na kald\u0131. Onlar ise insanlar\u0131 onun hayr\u0131ndan istifade ettirmediler ve Allah hakk\u0131n\u0131 k\u0131skan\u0131p cimrilik yapt\u0131lar. Sonu\u00e7 y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n anlatt\u0131\u011f\u0131 gibi oldu: O zaman bela vermi\u015ftik ki yemin etmi\u015flerdi. Hik\u00e2yeye bu \u015fekilde \u00f6nce yeminlerinden ba\u015flanmas\u0131nda \u00f6nemli n\u00fckteler vard\u0131r. Birincisi her sosyal bir i\u015fin bir akit ve s\u00f6zle\u015fme ile ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bundan dolay\u0131 neticede k\u00e2r ve zarar\u0131n da ona ba\u011fl\u0131 bulundu\u011funu anlat\u0131r. \u0130kincisi, yukar\u0131da &#8220;her \u00e7ok yemin edici&#8221; s\u00f6z\u00fc en ba\u015fta s\u00f6ylenmi\u015f oldu\u011fu gibi burada da ondan ba\u015flanm\u0131\u015f ve etti\u011fi yeminin ne demek oldu\u011funu ve giri\u015fti\u011fi s\u00f6zle\u015fmenin ne dereceye kadar kendi ilmi ve g\u00fcc\u00fc kapsam\u0131na girdi\u011fini iyi d\u00fc\u015f\u00fcnmeden kesin yemin ile bir i\u015fi \u00fcst\u00fcne almaya kalk\u0131\u015fanlar\u0131n yalan yere yemin etmi\u015f ve ondan dolay\u0131 ba\u015flar\u0131n\u0131 nas\u0131l belaya sokmu\u015f olduklar\u0131 g\u00f6sterilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar \u015funa yemin etmi\u015flerdi: Her ne olursa olsun, kesinlikle sabahleyin o cenneti kesecekler.<\/p>\n<p>SARM, ba\u011f kesmek, \u00fcz\u00fcm ve meyve dev\u015firmek anlam\u0131na geldi\u011fi gibi, bir \u015feyi k\u00f6k\u00fcnden kesip tamamen ay\u0131rmak anlam\u0131na da gelir. Bunlar g\u00f6n\u00fcllerince ba\u011f\u0131n kendisini de\u011fil, meyvesini dev\u015firmeyi kastetmi\u015f olsalar da yeminlerinde \u015f\u00f6yle demi\u015flerdir: &#8220;Vallahi o ba\u011f\u0131 sabahleyin mutlaka ve kesinlikle kesece\u011fiz&#8221;. Oysa bu tamamen kendi ellerinde de\u011fildi. Gerek o ba\u011f\u0131n gerek kendilerinin sabaha \u00e7\u0131k\u0131p \u00e7\u0131kmayacaklar\u0131n\u0131 \u00f6yle kesin bir \u015fekilde bilemezlerdi.<\/p>\n<p>18. Bir istisna da yapm\u0131yorlard\u0131. &#8220;\u0130n\u015faallah&#8221;, &#8220;Allah izin verirse&#8221; yahut &#8220;sa\u011f salim sabaha \u00e7\u0131karsak&#8221;, &#8220;bir kaza ve belaya u\u011framazsak&#8221; gibi bir \u015fart, ilerisi i\u00e7in hesaba kat\u0131lan bir kay\u0131t koymuyorlard\u0131. \u00c7ok kuvvetli ve kararl\u0131 olmak i\u00e7in yeminlerini yerine getirememek ve bu y\u00fczden felakete u\u011framak ihtimallerini d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorlar, bir d\u00f6n\u00fcm noktas\u0131 bulunmas\u0131n\u0131 istemiyorlard\u0131. Yahut kendilerinden ba\u015fka kimseye bir \u015fey vermek istemiyorlar, onu kendilerinden ba\u015fka birisinin kesebilece\u011fini hesaba katm\u0131yorlard\u0131. \u00d6yle kesin bir \u015fekilde konu\u015fup karar vererek uykuya yatm\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>19 Fakat onlar uykuda iken Rabbin taraf\u0131ndan bir dola\u015f\u0131c\u0131, dola\u015fan il\u00e2h\u00ee bir emir, bir \u00e2fet o ba\u011f\u0131n \u00fczerinden her taraf\u0131n\u0131 dola\u015f\u0131verdi. Bir rivayete g\u00f6re ba\u011f\u0131n bulundu\u011fu vadiden bir ate\u015f \u00e7\u0131k\u0131p o ba\u011f\u0131 k\u00f6k\u00fcnden yakarak kavurup bitirivermi\u015fti.<\/p>\n<p>20. Derhal o cennet gibi ba\u011f, sabaha kadar s\u0131r\u0131ma d\u00f6n\u00fcvermi\u015fti.<\/p>\n<p>SAR\u00ceM, tamamen kesilmi\u015f veya kesik demektir. Meyvesi kesilmi\u015f ba\u011fa, \u00fcr\u00fcn\u00fc bi\u00e7ilmi\u015f tarlaya, gecenin bir par\u00e7as\u0131na, hi\u00e7bir \u015fey bitirmeyen kumluk bir yere de denilir. Burada birinci m\u00e2n\u00e2da olabilirse de sonraki m\u00e2n\u00e2lardan biriyle o ba\u011f\u0131n meyvesinin de\u011fil, kendisinin k\u00f6k\u00fcnden kesilip yanm\u0131\u015f, k\u00fcl gibi karara, kalm\u0131\u015f oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir. Demek ki yemin ettikleri i\u015f olmu\u015ftu, fakat g\u00f6n\u00fcllerindeki gibi ve kendileri taraf\u0131ndan, lehlerine de\u011fil; hat\u0131rlar\u0131na getirmedikleri bir \u015fekilde aleyhlerine olmu\u015ftu, hen\u00fcz haberleri yoktu.<\/p>\n<p>21. Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler.<\/p>\n<p>22. Haydin, kesecekseniz \u00fcr\u00fcn\u00fcn\u00fcz \u00fczerine erkence ko\u015fun, dediler. Bunda iki hata ediyorlard\u0131. Birisi o ba\u011f\u0131 yaln\u0131z kendileri yeti\u015ftirmi\u015f, sade onlar\u0131n ekimi, k\u00fclt\u00fcr\u00fc imi\u015f gibi, &#8220;\u00fcr\u00fcn\u00fcn\u00fcz&#8221; diyorlar, sonra da &#8220;\u00fcr\u00fcn\u00fcn\u00fcze&#8221; demiyorlar da &#8220;\u00fcr\u00fcn\u00fcn\u00fcz \u00fczerine&#8221; diyorlar. Onu ekin bi\u00e7er gibi kesip bitirmek niyetiyle, d\u00fc\u015fman\u0131n \u00fczerine sald\u0131r\u0131r gibi k\u0131ymak kesin karar\u0131yla aleyhine y\u00fcr\u00fcyorlar, \u00e7\u00fcnk\u00fc ondan kimseye bir \u015fey b\u0131rakmak istemiyorlar, son derece h\u0131rsl\u0131 hareket ediyorlar.<\/p>\n<p>23. Onun i\u00e7in hemen f\u0131rlad\u0131lar. Giderken gizlli gizli birbirilerine m\u0131z\u0131lda\u015f\u0131yorlard\u0131.<\/p>\n<p>24. Sak\u0131n, bug\u00fcn \u00fczerinize bir yoksul sokulmas\u0131n diyorlard\u0131. Hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorlard\u0131 ki d\u00fcn birbirleriyle s\u00f6zle\u015firken birbirlerinin g\u00f6n\u00fcllerini ancak yemin ederek rahatlatabiliyorlar, biricik g\u00fcvenceyi onda buluyorlar, ondan kuvvet al\u0131yorlar, ortakl\u0131k ve toplumlar\u0131n\u0131 onunla kurabiliyorlard\u0131. O ba\u011f ve ekine ve onun \u00fcr\u00fcnlerini toplamaya nail olabilirlerse yine bu sayede nail olabileceklerdi. D\u00fc\u015f\u00fcnmeleri gerekirdi ki o ba\u011f ve \u00fcr\u00fcn, kendilerinden \u00f6nce onu onlara veren ve onlar uyurken onu g\u00f6zetecek olan Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Onda bir Allah hakk\u0131, Allah&#8217;\u0131n yoksul kullar\u0131n\u0131n nice haklar\u0131 vard\u0131r. O yoksullar\u0131 g\u00f6zetmek, bu iyili\u011fi bilme al\u00e2meti olmak \u00fczere Allah i\u00e7in onlara efendilik etmek, hem o ba\u011f\u0131 bozmaya giderlerken \u00f6yle despot\u00e7a hareket etmeyip m\u00fcmk\u00fcn olabildi\u011fi kadar onlardan bir k\u0131sm\u0131na da yararlanma imkan\u0131 vermek, h\u0131rs ve zorbal\u0131kla ba\u011flar\u0131na d\u00fc\u015fman \u00e7o\u011faltacaklar\u0131na ona g\u00f6zleri tak\u0131labilecek olan fakirleri, babalar\u0131 zaman\u0131nda oldu\u011fu gibi az \u00e7ok g\u00f6zeterek hay\u0131rlar\u0131n\u0131 isteyen duac\u0131lar, bek\u00e7iler yeti\u015ftirmek ve bunun kendileri i\u00e7in bir g\u00f6rev oldu\u011funu unutmamak gerekirdi. Oysa onlar uykuda iken ba\u011f\u0131n ne oldu\u011funu, ne duruma geldi\u011fini hi\u00e7 hesaba katm\u0131yarak f\u0131rlam\u0131\u015flar, &#8220;Sak\u0131n yan\u0131n\u0131za bir fakir sokulmas\u0131n.&#8221; diyerek, bunu da kimse i\u015fitmesin diye seslerini dahi k\u0131skan\u0131r bir \u015fekilde f\u0131s\u0131l f\u0131s\u0131l, m\u0131z\u0131l m\u0131z\u0131l birbirlerine uyar\u0131da bulunarak h\u0131zla gidiyorlard\u0131.<\/p>\n<p>25. Ve sade bir engellemeye g\u00fc\u00e7leri yeterek, yani h\u0131zl\u0131 bir engelleme ve zorbal\u0131\u011fa, s\u0131rf bir h\u0131rs ve \u00f6fkeye g\u00fc\u00e7leri yeterek erkenden gittiler. Demek ki toplulu\u011fun h\u0131z\u0131 ve despotlu\u011fu bireyden daha kuvvetli ve daha deh\u015fet vericidir. Evet \u00f6yle gittiler, varacaklar\u0131 yere vard\u0131lar ama sonu ne oldu?<\/p>\n<p>26-27. \u0130\u015fte \u015fu \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k, \u015fu yoksunluk, \u015fu pi\u015fmanl\u0131k oldu: &#8220;Fakat bah\u00e7eyi g\u00f6rd\u00fcklerinde, biz her halde yanl\u0131\u015f gelmi\u015fiz, yok, biz mahrum edilmi\u015fiz dediler&#8221;.<\/p>\n<p>B\u00f6yle \u015fa\u015f\u0131rd\u0131lar \u00f6nce yaln\u0131z yollar\u0131n\u0131 \u015fa\u015f\u0131rd\u0131klar\u0131na h\u00fckmettiler, sonra da cezaya u\u011frad\u0131klar\u0131na, engel olmak istedikleri yoksullardan ziyade yoksun b\u0131rak\u0131ld\u0131klar\u0131na h\u00fckmettiler. Hayal k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ile o andan ve gelecekten b\u00fct\u00fcn \u00fcmidi kesip \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015ft\u00fcler. E\u011fer i\u00e7lerinde akl\u0131 erer \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc davranan bir ki\u015fi bulunmasa idi o \u00fcmitsizlik i\u00e7inde kalacaklar, o yoksunlukla inleyip gideceklerdi. Lakin i\u00e7lerinde, \u00f6nceden g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131klamas\u0131 istenmemi\u015f bir ortancalar\u0131, yani aralar\u0131nda akl\u0131 erer, hakk\u0131 bilir, zorbal\u0131\u011f\u0131 sevmez, bela kar\u015f\u0131s\u0131nda \u015fa\u015f\u0131r\u0131vermez, \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc davranan birisi vard\u0131.<\/p>\n<p>28. O vakit o evsatlar\u0131 dedi. Burada evsat &#8220;ortanca&#8221; demek de\u011fildir. \u00dc\u00e7 veya be\u015f ki\u015fiden ibaret imi\u015fler de bir en ortancalar\u0131 varm\u0131\u015f \u015feklinde anlamamal\u0131d\u0131r. \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in \u0130bn\u00fc Abbas, M\u00fccahid, Katade ve Dahhak&#8217;ten rivayet ederek a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtti\u011fi \u015fekilde Bakara Suresi&#8217;nde &#8220;B\u00f6ylece sizi vasat bir \u00fcmmet k\u0131ld\u0131k.&#8221; (Bakara, 2\/143) \u00e2yetinde vasat, adaletli m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu gibi burada da onun \u00fcst\u00fcnl\u00fck ismi olarak en do\u011fru, en haktan\u0131r, en hay\u0131rl\u0131, ba\u015fka bir tabirle &#8220;en \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc&#8221; davranan demektir. Bundan dolay\u0131 bir toplum i\u00e7inde ba\u015ftan k\u0131ymeti bilinmemi\u015f, s\u00f6yledi\u011fi dinlenmemi\u015f bir \u015fahs\u0131n k\u0131ymetini g\u00f6sterir. Demek ki mesele, toplumu yok sayan a\u015f\u0131r\u0131 bireycilerin, zorbalar\u0131n, bencillerin zannetti\u011fi gibi ne sadece yaln\u0131z kalmada; ne de bireye hi\u00e7 de\u011fer vermek istemeyen a\u015f\u0131r\u0131 toplumcular\u0131n zannettikleri gibi yaln\u0131z toplumdad\u0131r. \u0130kisi aras\u0131 bir \u0131l\u0131ml\u0131l\u0131k noktas\u0131ndad\u0131r. Ruh ile beden gibi bireyin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 toplumda, toplumun ayakta durmas\u0131 bireyde, ba\u015fta ve sonda ikisinin en uygun durumu, k\u0131vam\u0131 haktad\u0131r. Onun i\u00e7in bireyler hakk\u0131n birli\u011fine dayanarak bir s\u00f6zle\u015fme yapmadan toplum meydana getiremediler, ayn\u0131 zamanda s\u00f6zle\u015fme ve hareketlerinde do\u011fruluk ve adaletin hakk\u0131n\u0131 g\u00f6zetmedikleri i\u00e7in de ba\u015far\u0131l\u0131 olamad\u0131lar. \u0130\u015fte i\u00e7lerinde bunu bilen bir fert dedi ki: Demedim mi size? Tesbih etseydiniz ya! Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n kusursuzlu\u011funu tan\u0131san\u0131z, onun eksiklikten uzak bir Allah oldu\u011funu egemenli\u011fini kimseye vermeyece\u011fini; al\u00e7akl\u0131\u011f\u0131, haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131, zorbal\u0131\u011f\u0131 sevmedi\u011fini bilseniz, hakk\u0131 g\u00f6zetseniz, istisna yapsan\u0131z da zorbal\u0131\u011fa sapmasan\u0131z. Bu, &#8220;vaktiyle beni niye dinlemediniz?&#8221; diye benlik sevdas\u0131yla yap\u0131lan sadece bir sitem de\u011fil, bu kez d\u00fc\u015ft\u00fckleri \u00fcmitsizlikten kurtarmak ve \u00fcmitsizlikle Allah&#8217;a zul\u00fcm yak\u0131\u015ft\u0131rmak gibi, ona kar\u015f\u0131 daha b\u00fcy\u00fck bir k\u00fcf\u00fcr ve g\u00fcnaha d\u00fc\u015fmekten sak\u0131nd\u0131rmak i\u00e7in sitem tarz\u0131nda, edilen hatay\u0131 hat\u0131rlatarak tevbe etmeye ve uyanmaya bir \u00e7a\u011fr\u0131d\u0131r. Bu sebeple uyand\u0131lar.<\/p>\n<p>29. \u00d6nce dinlemedikleri \u00f6\u011f\u00fcd\u00fc bu kez g\u00f6rd\u00fckleri felaket i\u00e7inde dinlediler de, ey Rabb\u0131m\u0131z! Seni noksan s\u0131fatlardan uzak tutar\u0131z. Bizler do\u011frusu zalimlermi\u015fiz dediler. B\u00f6yle Allah&#8217;\u0131n noksanl\u0131klardan uzak oldu\u011funu s\u00f6ylediler ve kendi zalimliklerini, d\u00fc\u015f\u00fcncesiz yeminleriyle, yemin ederken istisna etmemek ve fakirlere bakmamaya kesin karar vermekle kendilerine yaz\u0131k etmi\u015f olduklar\u0131n\u0131 itiraf ettiler.<\/p>\n<p>30. Bununla da kalmad\u0131lar, da\u011f\u0131l\u0131p gidivermediler. Daha \u00e7ok tevbe edip pi\u015fmanl\u0131k duyarak salih ki\u015fi olmaya y\u00fcz tuttular ve bir k\u0131sm\u0131 bir k\u0131sm\u0131na d\u00f6n\u00fcp birbirlerini k\u0131nad\u0131lar. G\u00f6sterdikleri a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k ve ihmalden dolay\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fme ve m\u00fczakereler yaparak her biri teker teker &#8220;ben \u015fu kusuru ettim&#8221;, &#8220;sen \u015f\u00f6yle yapt\u0131n&#8221; diye kendi kendilerini k\u0131nay\u0131p pi\u015fmanl\u0131klar\u0131n\u0131 anlatt\u0131lar. Zemah\u015feri \u015f\u00f6yle der: &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc kimi ettikleri zulm\u00fc g\u00fczel g\u00f6stermi\u015f ve ona te\u015fvik etmi\u015f, kimi onu kabul etmi\u015f, kimi sak\u0131n\u0131lmas\u0131n\u0131 emretmi\u015f, ay\u0131plam\u0131\u015f, kimisi bunu emredene kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131km\u0131\u015f, kimisi raz\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 halde susmu\u015f.&#8221;<\/p>\n<p>31. Nihayet \u015f\u00f6yle karar verdiler de dediler yaz\u0131klar olsun bizlere, bizler ger\u00e7ekten azg\u0131nlarm\u0131\u015f\u0131z, cezay\u0131 hak etmi\u015fiz, b\u00fct\u00fcn kusur bizim, Rabbimiz her y\u00f6nden noksan s\u0131fatlardan uzak, o halde \u00f6yle bir Rabbin kulu olan bizler niye \u00fcmidimizi keselim, ni\u00e7in tevbe ile ona y\u00fcz tutmayal\u0131m, onu, o gelip ge\u00e7ici cenneti kusurumuzdan dolay\u0131 ald\u0131 ise biz samimiyetle ona y\u00fcz tuttu\u011fumuz takdirde o bize onun yerine daha iyisini veremez mi?<\/p>\n<p>32. Ola ki Rabb&#8217;imiz bize onun yerine ondan daha iyisini vere ki o as\u0131l ahiret m\u00fck\u00e2fat\u0131, \u00f6yle gam keder ve beladan uzak olan Naim cennetidir. D\u00fcnyada hayra yarayarak ona vesile olacak olan da onun ba\u015flang\u0131c\u0131 demektir. Bununla beraber onlar bu iste\u011fi bile samimiyetlerini g\u00f6stermek i\u00e7in yeterli bulmad\u0131lar da en sonunda \u015f\u00f6yle dediler: Her halde biz ancak Rabbimizi arzulay\u0131c\u0131y\u0131z, b\u00fct\u00fcn istek ve arzumuzu sadece ona \u00e7evirdik . Ona, onun r\u0131zas\u0131na ermek, bundan b\u00f6yle hep onun i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmak isteriz. Verir, vermez; ona kar\u0131\u015fmay\u0131z. O art\u0131k onun bilece\u011fi bir \u015feydir.<\/p>\n<p>33. \u0130\u015fte b\u00f6yledir azab. Bilenleri, bilmeye ve anlamaya yatk\u0131n olanlar\u0131 b\u00f6yle d\u00fcnyada uyand\u0131r\u0131r, yola getirir, hakka teslim ettirir, daha b\u00fcy\u00fck tehlikeden korunmas\u0131na ve daha b\u00fcy\u00fck hayra ermesine vesile olur. Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n bela vermesinin ac\u0131 azap ile cezaland\u0131rmas\u0131n\u0131n hikmeti de budur. Ve elbette ahiret azab\u0131 daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Mala de\u011fil, canad\u0131r. Ge\u00e7ici de\u011fil, sonsuzdur. O bir kez ba\u015fa geldikten sonra uyanman\u0131n faydas\u0131 olmaz. Onun fark\u0131na var\u0131ld\u0131k\u00e7a \u015fiddeti artar. O, o kadar b\u00fcy\u00fck ve \u015fiddetlidir ki i\u00e7ine d\u00fc\u015fen kurtulmaz. Onun insan\u0131 uyand\u0131rmas\u0131n\u0131n faydas\u0131 d\u00fcnya azab\u0131 gibi bizzat i\u00e7ine d\u00fc\u015f\u00fclmesinde de\u011fil, i\u00e7ine d\u00fc\u015f\u00fclmezden \u00f6nce bilinmesinde, uzaktan bilinip d\u00fcnyada iken korunulmas\u0131ndad\u0131r. Evet ikisi de kesin bir uyan\u0131\u015f faydas\u0131 ta\u015f\u0131makta, meydana gelmeden \u00f6nce ilim ve iman ile \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ilerek korunabilmek hususunda ortakt\u0131r. D\u00fcnya azab\u0131 da fiilen meydana geldikten sonra olmas\u0131n olmaz. Bundan da korunmak ancak \u00f6nceden bilinip m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar \u00e7aresine bak\u0131larak sak\u0131n\u0131lmakla olur. Bununla beraber bu her nas\u0131l olursa olsun ge\u00e7er. Bu \u015fekilde ilerisi i\u00e7in deneye dayanan bir ilim ile uyan\u0131k olma faydas\u0131 b\u0131rak\u0131r. Fakat ahiret azab\u0131 sondur. O, deneye gelmez. Art\u0131k b\u00fct\u00fcn deneyler onda t\u00fckenmi\u015f neticesini vermi\u015f bulunur. Bundan korunmak, meydana geldikten sonra deneme ile de\u011fil, M\u00fclk S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi gibi i\u015fitme ve ak\u0131l ile haber verene iman ve i\u015fitilen, g\u00f6r\u00fclen d\u00fcnya azaplar\u0131n\u0131n ac\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan, kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rma yapmak suretiyle par\u00e7adan b\u00fct\u00fcne giden bir temsil ile bilinir. Onun i\u00e7in hem haber verilmi\u015f, hem misal verilerek temsil yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat bilselerdi. Bunlara &#8220;eskilerin masallar\u0131&#8221; diyen ve kendilerine mal ve \u00e7ocuklar\u0131 ile bela verilmi\u015f olan o yalanlay\u0131c\u0131lar o d\u00fcnya azab\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fckten sonra olsun bunu bilselerdi, o cennet sahiplerinin cennetlerinden mahrum olduktan sonra en hay\u0131rl\u0131lar\u0131n\u0131n kadrini bildikleri, uyar\u0131s\u0131n\u0131 dinledikleri gibi bunlar da Peygamberin duyurdu\u011fu \u00e2yetleri dinlerler, o k\u00f6t\u00fc huylardan vazge\u00e7erler, imana gelir, b\u00fct\u00fcn istek ve arzular\u0131n\u0131 Allah&#8217;a \u00e7evirerek o b\u00fcy\u00fck ahiret azab\u0131ndan korunmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlard\u0131.<\/p>\n<p>Bu cennet sahiplerinin daha sonlar\u0131n\u0131n ne oldu\u011funa gelince, bu Katade&#8217;ye soruldu\u011funda, sorana, &#8220;bana zor bir g\u00f6rev y\u00fckledin, demi\u015f, yani &#8220;\u0130\u015fin bu yan\u0131 \u00e2yette a\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131k belirtilmemi\u015f, gaybla ilgilidir, bilmiyorum.&#8221; demek istemi\u015ftir. M\u00fccahid&#8217;in ise, &#8220;Tevbe ettiler, Allah da kendilerine daha hay\u0131rl\u0131s\u0131n\u0131 verdi.&#8221; dedi\u011fi nakledilmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud (r.a)&#8217;dan da \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: &#8220;Bana \u00f6yle ula\u015ft\u0131 ki onlar \u00e7ok ihlasl\u0131 davrand\u0131lar. Y\u00fcce Allah da olar\u0131n bu do\u011frulu\u011funa m\u00fckafat buyurdu da onun yerine \u00f6yle bir cennet verdi ki, ona &#8220;el-Hayev\u00e2n&#8221; denilir. Onda \u00f6yle bir \u00fcz\u00fcm olur ki, bir salk\u0131m\u0131n\u0131 bir kat\u0131r g\u00f6t\u00fcr\u00fcr.&#8221; &#8220;\u00c2hiret yurdu ise, i\u015fte ger\u00e7ek hayat odur.&#8221; (Ankebut Suresi, 29\/64) \u00e2yeti d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse hayat\u0131n kendisi demek olan &#8220;el-Hayev\u00e2n&#8221;\u0131n ahiret yurdunun ismi oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. \u015eu halde \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;dan gelen bu rivayetin m\u00e2n\u00e2s\u0131, onlara sonraki samimiyetlerine kar\u015f\u0131l\u0131k Allah sonsuz hayat olan Ahiret cennetini verdi, demek olur. Bunlar &#8220;cennet&#8221; kelimesinin ba\u015f\u0131na belirlilik tak\u0131s\u0131 olan getirilmek suretiyle &#8220;O cennetin sahipleri&#8221; denilmesinin sebebi de onlar\u0131n bu g\u00fczel ak\u0131betlerinin olmas\u0131 gerektir.<\/p>\n<p>De\u011fil mi ki onlar\u0131n sonu ancak Allah&#8217;a d\u00f6nmek ve onu arzulamakla neticelendirilmi\u015ftir. O halde \u015fu gelen \u00e2yet, onlar\u0131n da ak\u0131betlerine i\u015fareti kapsar:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>34- Ku\u015fkusuz korunanlar i\u00e7in de, Rableri kat\u0131nda nimetleri bol bah\u00e7eler vard\u0131r.<\/p>\n<p>35- \u00d6yle ya, teslimiyet g\u00f6sterenleri su\u00e7lular gibi tutar m\u0131y\u0131z hi\u00e7?<\/p>\n<p>36- Neyiniz var, nas\u0131l h\u00fck\u00fcm veriyorsunuz?<\/p>\n<p>37- Yoksa size ait bir kitap var da onda m\u0131 okuyorsunuz?<\/p>\n<p>38- O kitapta, &#8220;be\u011fendi\u011finiz her \u015fey sizindir&#8221; diye mi yaz\u0131l\u0131?<\/p>\n<p>39- Yoksa, &#8220;ne h\u00fckmederseniz mutlaka sizindir&#8221; diye sizin lehinize olarak taraf\u0131m\u0131zdan verilmi\u015f, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne kadar ge\u00e7erli kesin s\u00f6zler mi var?<\/p>\n<p>40- Sor bakal\u0131m onlara, i\u00e7lerinden ona kefil hangisi?<\/p>\n<p>41- Yoksa ortaklar\u0131 m\u0131 var onlar\u0131n? Do\u011fru iseler ortaklar\u0131n\u0131 getirsinler.<\/p>\n<p>42- O g\u00fcn i\u015fler zorla\u015f\u0131r ve secdeye davet edilirler. Fakat g\u00fc\u00e7 yetiremezler.<\/p>\n<p>43- G\u00f6zleri d\u00fc\u015f\u00fck bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasa\u011flam iken de secdeye davet ediliyorlard\u0131.<\/p>\n<p>44- Bu s\u00f6z\u00fc yalanlayan\u0131 bana b\u0131rak. Onlar\u0131 bilmedikleri y\u00f6nden derece derece azaba yakla\u015ft\u0131raca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>45- Onlara m\u00fchlet veriyorum. Do\u011frusu benim tuza\u011f\u0131m sa\u011flamd\u0131r.<\/p>\n<p>46- Yoksa onlardan bir \u00fccret istiyorsun da bu y\u00fczden onlar a\u011f\u0131r bir bor\u00e7 alt\u0131nda m\u0131 kal\u0131yorlar?<\/p>\n<p>47- Yoksa gayb onlar\u0131n yanlar\u0131nda da onlar m\u0131 yaz\u0131yorlar?<\/p>\n<p>48- Rabbinin h\u00fckm\u00fcne sabret, bal\u0131k sahibi gibi olma. Hani o \u00f6fkeye bo\u011fulmu\u015f da nida etmi\u015fti.<\/p>\n<p>49- Rabbinden bir nimet yeti\u015fmi\u015f olmasayd\u0131, elbette k\u0131nanacak bir halde \u0131ss\u0131z bir diyara at\u0131lacakt\u0131.<\/p>\n<p>50- Fakat Rabbi onu se\u00e7ti de iyilerden k\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>51- O kafirler Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 i\u015fittikleri zaman neredeyse seni g\u00f6zleri ile devireceklerdi. Bir de durmu\u015flar &#8220;o bir deli&#8221; diyorlar.<\/p>\n<p>52- Halbuki o \u00e2lemler i\u00e7in bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr.<\/p>\n<p>34. &#8220;\u015e\u00fcphesiz takva sahipleri i\u00e7in&#8221; Ahiret azab\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne kar\u015f\u0131l\u0131k sevap ve m\u00fckafat\u0131n\u0131n da b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131klayan bu \u00e2yet, yukar\u0131daki &#8220;onlara bela verdik&#8221; \u00e2yetine kar\u015f\u0131l\u0131k olarak daha yukardaki &#8220;itaat etme&#8221; yasa\u011f\u0131n\u0131n illeti yerine ge\u00e7en il\u00e2h\u00ee bir vaaddir. Yani o yalanlayan ink\u00e2rc\u0131lara, o k\u00f6t\u00fc ahl\u00e2klar\u0131n sembol\u00fc olan bireylere, toplumlara uymada Allah&#8217;tan kortun. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir taraftan biz onlara d\u00fcnyada bela vermi\u015fizdir, o mallar\u0131, o\u011fullar\u0131, o cennet gibi yurtlar onlara kalmayacakt\u0131r. Uyan\u0131k olmad\u0131klar\u0131 takdirde ahiret azab\u0131 daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Di\u011fer taraftan da, takva sahiplerine, yani ink\u00e2rdan, g\u00fcnahtan ve k\u00f6t\u00fc ahl\u00e2klardan ve bu gibilere uymaktan sak\u0131n\u0131p Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan korunan takval\u0131 kimselere \u00f6zeldir. Rablerinin kat\u0131nda, O&#8217;nun birlik huzurunda Naim cennetleri gam ve kederden, bela ve s\u0131k\u0131nt\u0131dan uzak kat\u0131ks\u0131z nimet ve mutluluk ba\u011flar\u0131, bostanlar\u0131 ki, o takva sahibi ki\u015filer d\u00fcnyada ona iman ederek ve vicdan rahatl\u0131\u011f\u0131n\u0131n zevkini tadarak ve o gayeye ermek i\u00e7in vazife \u015fevki, temizlik ne\u015fesi, ibadet huzuru ve hakikat a\u015fk\u0131yle; ahirette ise y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n cemalini, ona kavu\u015fman\u0131n safas\u0131n\u0131 ve onun raz\u0131 oldu\u011funu g\u00f6rmenin lezzetini hakka&#8217;l-yakin tadarak sonsuz nimetler i\u00e7inde mutlu olurlar.<\/p>\n<p>35. Ya biz art\u0131k m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 y\u00fczlerini ancak Allah&#8217;a tutmu\u015f, esenli\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, su\u00e7 i\u015flemekten korunur, g\u00fczellikle \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, temiz kalpli m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 hi\u00e7 su\u00e7 i\u015fleyenler gibi k\u0131lar m\u0131y\u0131z? Ger\u00e7ekte ikisinin ak\u0131betlerini e\u015fit yapar m\u0131y\u0131z? Elbette su\u00e7 i\u015fleyen ak\u0131betini azap, m\u00fcsl\u00fcman\u0131n ak\u0131betini Naim yapaca\u011f\u0131z. Burada m\u00fcsl\u00fcman m\u00fccrimin yani su\u00e7 i\u015fleyenin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak zikredilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>M\u00dcCR\u0130M, su\u00e7 i\u015fleyen demektir. Bunun ba\u015f\u0131 da, su\u00e7 i\u015flemeyi vicdanen helal ve m\u00fcbah saymakt\u0131r ki k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. B\u00f6yleleri su\u00e7 i\u015flemekten ancak fiil\u00ee bir engel kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00e7ekinirler.<\/p>\n<p>M\u00dcSL\u0130M, bunun tam anlam\u0131yla z\u0131dd\u0131d\u0131r. Bunun iman\u0131 vard\u0131r. Su\u00e7 i\u015flemeyi vicdan\u0131nda \u00e7irkin bilir, cezas\u0131na inan\u0131r; i\u015flerse insanl\u0131k icab\u0131 bir hata ile veya zorunlu bir sebeple i\u015fler. Do\u011frusu inanmayanlar da su\u00e7 i\u015flemenin \u00e7irkin oldu\u011funu bilir. Onun i\u00e7in kendisine kar\u015f\u0131 i\u015flenen bir su\u00e7a \u00f6fke p\u00fcsk\u00fcr\u00fcr fakat kendi yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 su\u00e7 saymaz, ho\u015f g\u00f6r\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc su\u00e7u hak g\u00f6z\u00fcyle de\u011fil, kendi keyfine g\u00f6re \u00f6l\u00e7er, kendi \u00fcst\u00fcnde bir hak tan\u0131maz. Asl\u0131nda o su\u00e7un \u00e7irkinli\u011fi kendisine sonsuza kadar bir ceza olaca\u011f\u0131n\u0131 hesap etmez. \u00c2hirete inanmaz. Bunun b\u00fct\u00fcn nedeni de verdi\u011fi h\u00fck\u00fcmde yan\u0131lmas\u0131, her hak ve yetkiyi kendisinde g\u00f6rmesidir. Tefsirlerin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re, Mekke&#8217;de k\u00e2firler \u015f\u00f6yle demi\u015flerdi: &#8220;\u00d6ld\u00fckten sonra her \u015fey biter. M\u00fcsl\u00fcman ile su\u00e7lu e\u015fit olur. Biz d\u00fcnyada f\u0131rsat\u0131 ka\u00e7\u0131rmay\u0131z, can\u0131m\u0131z\u0131n istedi\u011fini yapar, diledi\u011fimiz gibi h\u00fck\u00fcm verir, zevkimize bakar\u0131z. Bu nedenle \u00f6ld\u00fckten sonra m\u00fcsl\u00fcmanlardan daha iyi \u00f6lm\u00fc\u015f oluruz. \u015eayet Muhammed&#8217;in dedi\u011fi o \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme varsa, biz zevkimizi pe\u015fin alm\u0131\u015f oluruz&#8221;.<\/p>\n<p>36. \u0130\u015fte burada y\u00fcce Allah bunlar\u0131 \u015fiddetle reddetmek ve k\u0131namak i\u00e7in buyuruyor ki: Neniz var? Yani akl\u0131n\u0131za ve fikrinize ne oldu? Yahut neyinize, hangi delilinize, kuvvetinize g\u00fcveniyorsunuz? Nas\u0131l h\u00fckmediyorsunuz?. Su\u00e7lular\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlardan daha iyi veya ikisini e\u015fit nas\u0131l tutuyorsunuz? Cezay\u0131 ink\u00e2r eden, iyili\u011fi ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc bir sayan, su\u00e7luyu m\u00fcsl\u00fcmandan ay\u0131ramayan veya daha iyi tutan nas\u0131l hakim olur?<\/p>\n<p>37. Yoksa size ait bir kitap, sade sizin i\u00e7in indirilmi\u015f il\u00e2h\u00ee bir kitap var da, onda \u015fu dersi mi okuyorsunuz?<\/p>\n<p>38. Siz bu \u00e2lemde neyi be\u011fenirseniz kesinlikle o sizindir diye, yahut her neyi se\u00e7erseniz kesinlikle lehinizedir diye, yahut her neyi hay\u0131r sayarsan\u0131z hakk\u0131n\u0131zd\u0131r diye yani sizin \u00fcst\u00fcn\u00fczde h\u00fckmedici bir hak, kendinizi uydurmaya mecbur olaca\u011f\u0131n\u0131z bir hakikat kanunu yok; &#8220;k\u00fcn&#8221; yani &#8220;ol&#8221; emri sizin elinizdedir, her istedi\u011finizi yarat\u0131r, her yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z yan\u0131n\u0131za k\u00e2r kal\u0131r, hay\u0131r ve \u015fer sadece sizin irade ve iste\u011finize g\u00f6re olur diye yaln\u0131z size ait bir d\u00fcstur mu var? \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u00fcce Allah kendine \u00f6zel olan bu hakk\u0131 kimseye vermemi\u015f, indirdi\u011fi kitaplarda, hatta ne rivayet edilen hadis ve haberlerde, ne ak\u0131lda tutunabilecek b\u00f6yle bir delil, bir kural, bir ilim indirmemi\u015ftir. \u0130ndirse idi, o sevda ile ge\u00e7en, bu \u00e2lemi kimseye vermek istemeyen, bir an bile ba\u015flar\u0131n\u0131n a\u011fr\u0131mas\u0131n\u0131 arzu etmeyen nice zorbalar, nice devletler, nice milletler, nice bireyler, nice &#8220;bana g\u00f6reci&#8221;ler, nice uzun emel ve arzular pe\u015finde ko\u015fanlar inleye inleye buray\u0131 b\u0131rak\u0131p gitmemi\u015f, arkalar\u0131ndan k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri ile an\u0131lmam\u0131\u015f bulunurlard\u0131. Hem herkes de sizin gibi ayn\u0131 d\u00fcsturla m\u00fccadele eder, yine sizin dedi\u011finiz olmazd\u0131. Yoksa ba\u015fkalar\u0131na bir kitap verilmemi\u015f oldu\u011fu halde, size ait olmak \u00fczere \u00f6yle bir ders veren bir kitap m\u0131 var? Var da ondaki nakle dayanarak m\u0131 b\u00f6yle h\u00fckmediyorsunuz? Yoksa sadece size \u00f6zel olarak \u00fczerimizde k\u0131yamete kadar s\u00fcrecek bir\u00e7ok yeminler, verilmi\u015f s\u00f6zler mi var?<\/p>\n<p>39. Siz bu \u00e2lemde neyi be\u011fenirseniz kesinlikle o sizindir diye, yahut her neyi se\u00e7erseniz kesinlikle lehinizedir diye, yahut her neyi hay\u0131r sayarsan\u0131z hakk\u0131n\u0131zd\u0131r diye yani sizin \u00fcst\u00fcn\u00fczde h\u00fckmedici bir hak, kendinizi uydurmaya mecbur olaca\u011f\u0131n\u0131z bir hakikat kanunu yok; &#8220;k\u00fcn&#8221; yani &#8220;ol&#8221; emri sizin elinizdedir, her istedi\u011finizi yarat\u0131r, her yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z yan\u0131n\u0131za k\u00e2r kal\u0131r, hay\u0131r ve \u015fer sadece sizin irade ve iste\u011finize g\u00f6re olur diye yaln\u0131z size ait bir d\u00fcstur mu var? \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u00fcce Allah kendine \u00f6zel olan bu hakk\u0131 kimseye vermemi\u015f, indirdi\u011fi kitaplarda, hatta ne rivayet edilen hadis ve haberlerde, ne ak\u0131lda tutunabilecek b\u00f6yle bir delil, bir kural, bir ilim indirmemi\u015ftir. \u0130ndirse idi, o sevda ile ge\u00e7en, bu \u00e2lemi kimseye vermek istemeyen, bir an bile ba\u015flar\u0131n\u0131n a\u011fr\u0131mas\u0131n\u0131 arzu etmeyen nice zorbalar, nice devletler, nice milletler, nice bireyler, nice &#8220;bana g\u00f6reci&#8221;ler, nice uzun emel ve arzular pe\u015finde ko\u015fanlar inleye inleye buray\u0131 b\u0131rak\u0131p gitmemi\u015f, arkalar\u0131ndan k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri ile an\u0131lmam\u0131\u015f bulunurlard\u0131. Hem herkes de sizin gibi ayn\u0131 d\u00fcsturla m\u00fccadele eder, yine sizin dedi\u011finiz olmazd\u0131. Yoksa ba\u015fkalar\u0131na bir kitap verilmemi\u015f oldu\u011fu halde, size ait olmak \u00fczere \u00f6yle bir ders veren bir kitap m\u0131 var? Var da ondaki nakle dayanarak m\u0131 b\u00f6yle h\u00fckmediyorsunuz? Yoksa sadece size \u00f6zel olarak \u00fczerimizde k\u0131yamete kadar s\u00fcrecek bir\u00e7ok yeminler, verilmi\u015f s\u00f6zler mi var?<\/p>\n<p>40. Ey Muhammed! Sor bakal\u0131m onlara, i\u00e7lerinden hangisi imi\u015f ona kefil. Ne akla ne nakle dayanan hi\u00e7bir delilin, hi\u00e7bir ak\u0131l ve d\u00fc\u015f\u00fcncenin kabul edemiyece\u011fi \u00f6yle bir h\u00fckm\u00fcn do\u011frulu\u011funa i\u00e7lerinden kefil olacak kimmi\u015f? Yahut Allah&#8217;tan \u00f6yle bir s\u00f6z alan ve bunu yapmay\u0131 \u00fczerine alanlar kimmi\u015f?<\/p>\n<p>41. Yoksa kendilerinin bir\u00e7ok ortaklar\u0131 m\u0131 var? Onlara o h\u00fck\u00fcmde kat\u0131lan, g\u00f6n\u00fcllerinin iste\u011fine taklit yoluyla uyan bir\u00e7ok ortaklar\u0131 veya kendilerinin uyduklar\u0131 ilahlar\u0131 var da onlardan ald\u0131klar\u0131 kuvvet ile hak ve hakikati de\u011fi\u015ftirebileceklerini ve istedikleri gibi m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 su\u00e7lulara benzetmeye Allah&#8217;\u0131 mecbur tutacaklar\u0131n\u0131 m\u0131 iddia ediyorlar? \u00d6yle ise ortaklar\u0131 ile gelsinler. E\u011fer iddialar\u0131nda do\u011fru iseler! \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fcnya bir tarafa gelse Allah&#8217;\u0131n bir h\u00fckm\u00fcn\u00fc bozamaz, bir ge\u00e7re\u011fi de\u011fi\u015ftiremez, hepsi hakk\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda a\u015fa\u011f\u0131lanmaya ve kahrolmaya mahk\u00fbmdur.<\/p>\n<p>42. O g\u00fcn hakk\u0131n emri \u015fiddetlenip i\u015f b\u00fcy\u00fcmeye ba\u015flar. \u00c2yette ge\u00e7en &#8220;s\u00e2k&#8221; kelimesi, l\u00fcgatte, topuktan bald\u0131ra do\u011fru baca\u011f\u0131n incik yerine denir. Bundan a\u011fac\u0131n g\u00f6vdesi gibi herhangi bir \u015feyin asl\u0131na da denir. Burada &#8220;S\u00e2k&#8221; mutlak olarak zikredilmi\u015f olup herhangi bir \u015feye nisbet edilmemi\u015ftir. Fakat Buh\u00e2r\u00ee, M\u00fcslim, Nesa\u00ee, \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir ve \u0130bn\u00fc Merduye, Ebu Sa\u00eed (r.a)&#8217;den \u015f\u00f6yle bir hadis rivayet etmi\u015flerdir: Peygamber (s.a.v) Hazretleri&#8217;ni dinledim, \u015f\u00f6yle diyordu: &#8220;Rabbimiz s\u00e2k&#8217;\u0131n\u0131 a\u00e7ar, derhal ona her m\u00fcmin erkek ve kad\u0131n secde eder. D\u00fcnyada g\u00f6rs\u00fcnler ve duysunlar diye secde eden kal\u0131r. O da secde etmeye gider, fakat beli tutulur kal\u0131r&#8221;. Bu hadiste ise S\u00e2k kelimesi, &#8220;onun s\u00e2k\u0131&#8221; \u015feklinde zamirle bir tamamlama halinde zikredilmi\u015ftir. Bundan ba\u015fka \u0130shak b. Raheveyh Sened&#8217;inde, Taber\u00e2ni, Darkutni Kitabu&#8217;r-r\u00fc&#8217;yet&#8217;inde ve Hakim sahih diye ve \u0130bn\u00fc Merduye ve di\u011ferleri de \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;dan Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in \u015f\u00f6yle buyurdu\u011funu rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;Allah k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc insanlar\u0131 toplar ve buluttan g\u00f6lgeler i\u00e7erisinde iner de bir seslenici \u015f\u00f6yle seslenir: &#8220;Ey insanlar! Sizi yaratan, size \u015fekil veren, sizi r\u0131z\u0131kland\u0131ran Rabbiniz, sizlerden herbir insana d\u00fcnyada tapt\u0131\u011f\u0131, kendine veli tan\u0131d\u0131\u011f\u0131na gitsin.&#8221; der. Ve d\u00fcnyada il\u00e2h tan\u0131d\u0131klar\u0131 \u015feyler onlara g\u00f6r\u00fcn\u00fcr, \u015fekilleriyle kar\u015f\u0131lar\u0131na dikilirler. Hz. \u0130sa&#8217;ya tapanlara \u0130sa (a.s.)&#8217;\u0131n \u015eeytan\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Uzeyr&#8217;e tapanlara da keza, hatta a\u011fa\u00e7, odun ve ta\u015fa var\u0131ncaya kadar herbirinin tapt\u0131\u011f\u0131 kendilerine g\u00f6sterilir. M\u00fcsl\u00fcmanlar da diz \u00e7\u00f6km\u00fc\u015f, g\u00f6\u011fs\u00fcne do\u011fru yaslanm\u0131\u015f bir durumda kal\u0131r. Onlara da y\u00fcce Allah g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ve kendilerine: &#8220;Siz niye herkesin gitti\u011fi gibi gitmiyorsunuz? denilir. Onlar, &#8220;Bizim, derler, bir Rabbimiz vard\u0131r ki hen\u00fcz g\u00f6rmedik&#8221;. O vakit buyurur ki: &#8220;Siz Rabbinizi g\u00f6rseniz ne ile tan\u0131rs\u0131n\u0131z?&#8221; &#8220;Onunla bizim aram\u0131zda bir al\u00e2met vard\u0131r, g\u00f6rsek onu tan\u0131r\u0131z.&#8221; derler. &#8220;O nedir?&#8221; buyurur. Derler ki: &#8220;Sak&#8217;tan a\u00e7ar&#8221;. O vakit Rahman, S\u00e2k&#8217;\u0131n\u0131 a\u00e7ar, m\u00fcminler hemen secdeye kapan\u0131rlar. M\u00fcnaf\u0131klar ise s\u0131rtlar\u0131 tabak tabak i\u00e7lerine \u015fi\u015fler saplanm\u0131\u015f gibi olur. Bu gibi hadislerde nas\u0131l oldu\u011fu kavranam\u0131yacak m\u00fcte\u015fabih bir anlam vard\u0131r ki y\u00fcce Allah onu zaman\u0131 gelince fiilen bildirecektir. Bizim anlayaca\u011f\u0131m\u0131z: &#8220;S\u00e2k&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131lmas\u0131&#8221; ger\u00e7e\u011fin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131, insanlardan dalg\u0131nl\u0131k perdelerini s\u0131y\u0131rarak bir \u015fiddet ve deh\u015fetle, hakk\u0131n verece\u011fi h\u00fckm\u00fcn do\u011fru yolda olanlara rahmet ve b\u00e2t\u0131l yolda olanlara \u00f6fke sa\u00e7arak g\u00f6r\u00fcnmeyen \u00e2lemden g\u00f6r\u00fcnen \u00e2leme \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 ifade eden il\u00e2h\u00ee bir i\u015farettir ki nas\u0131l olaca\u011f\u0131n\u0131 \u015fimdi anlatma imkan\u0131m\u0131z yoktur. Bu bak\u0131mdan burada da gibi bir simge vard\u0131r. Fakat m\u00fcte\u015fabih \u00e2yetlere m\u00e2n\u00e2 verme sevdas\u0131na d\u00fc\u015fen birtak\u0131m kimseler bunlardan Allah&#8217;\u0131 cisim \u015feklinde g\u00f6sterme ve onu ba\u015fka bir varl\u0131\u011fa benzetme, yani &#8220;Hi\u00e7bir \u015fey ona benzemez.&#8221; (\u015eura, 42\/11) \u00e2yetinin z\u0131dd\u0131na olarak Allah&#8217;\u0131 cisimlere benzetme sevdas\u0131na kap\u0131lm\u0131\u015flar, gizemci sofilerden birtak\u0131mlar\u0131 da, bunun tam aksine bu \u00e2yeti d\u0131\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlayarak hakiki olmayan bir g\u00f6r\u00fcnme an\u0131nda aynen \u00f6yle olaca\u011f\u0131na inanm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Zemah\u015feri der ki: &#8220;S\u00e2k&#8217;\u0131 a\u00e7mak, bald\u0131r\u0131 a\u00e7mak tabirleri, durumun \u015fiddeti ve bel\u00e2n\u0131n \u00e7etinli\u011fini anlatmak i\u00e7in misal olarak verilen s\u00f6zlerdir. Bunun asl\u0131 korku, deh\u015fet ve hezimet an\u0131nda ve \u00f6rt\u00fcl\u00fc kad\u0131nlar\u0131n ka\u00e7arken pa\u00e7alar\u0131n\u0131 s\u0131vamalar\u0131 ve o s\u0131rada bald\u0131rlar\u0131n\u0131 a\u00e7malar\u0131 meselesindendir.&#8221;<\/p>\n<p>Fahreddin er-R\u00e2zi de \u015f\u00f6yle der: S\u00e2k&#8217;\u0131n tefsirinde d\u00f6rt ayr\u0131 izah \u015fekli vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: \u015eiddettir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;a bu \u00e2yetin tefsiri soruldu\u011funda \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Size Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan bir \u015fey gizli geldi\u011fi zaman onu \u015fiirde ara\u015ft\u0131r\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fiir Arab&#8217;\u0131n Divan&#8217;\u0131d\u0131r. \u015eairin \u015fu s\u00f6z\u00fcn\u00fc i\u015fitmediniz mi?<\/p>\n<p>&#8220;Senin kavminin boyunlar\u0131 vurmay\u0131 bize gelenek haline getirdi. Sava\u015f, bize, birden bire alevlendi&#8221;.<\/p>\n<p>O gam, keder ve s\u0131k\u0131nt\u0131 g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. M\u00fccahid de ibn Abbas&#8217;tan bu g\u00fcn\u00fcn, k\u0131yametin en \u015fiddetli \u00e2n\u0131 oldu\u011funu rivayet etmi\u015ftir. Dilciler bu anlamda bir\u00e7ok beyit rivayet etmi\u015flerdir. Bunlar dilcilerin, &#8220;s\u00e2k&#8221; kelimesinin \u015fiddet m\u00e2n\u00e2s\u0131nda mecaz olarak kullan\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu itiraf etmeleri demektir. Y\u00fcce Allah&#8217;a hakiki m\u00e2n\u00e2da &#8220;s\u00e2k&#8221; yani bacak isnat etmenin kesin delillerle imkans\u0131z oldu\u011fu bilindi\u011finden bunun mecaz oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>\u0130kinci g\u00f6r\u00fc\u015f: Bu, Ebu Saidi Dariri&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Bir \u015feyin s\u00e2k&#8217;\u0131 demek, onu ayakta tutan asl\u0131 demektir. Yani &#8220;durum asl\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131, a\u00e7\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn&#8221; demektir. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc her \u015feyin hakikatleri ve as\u0131llar\u0131 ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00f6r\u00fc\u015f: Cehennem&#8217;in s\u00e2k\u0131 veya Ar\u015f&#8217;\u0131n s\u00e2k\u0131 veya korkun\u00e7 bir mele\u011fin s\u00e2k\u0131 demektir. Fakat \u00e2yet sadece bir s\u00e2k&#8217;a i\u015faret ediyor. Bunun hangi \u015feyin s\u00e2k\u0131 oldu\u011funa l\u00e2f\u0131zda bir i\u015faret yoktur.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc: M\u00fc\u015febbihe&#8217;nin yani Allah&#8217;\u0131 cisme benzetenlerin tercih etti\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr ki, bunlar, &#8220;bu \u00e2yetten maksat Allah&#8217;\u0131n s\u00e2k\u0131d\u0131r&#8221; demi\u015flerdir. Oysa y\u00fcce Allah cisme benzemekten y\u00fccedir. \u0130bn\u00fc Mesud hadisi gibi gelen baz\u0131 rivayetleri bir cismin bald\u0131r\u0131 \u015feklinde anlamak bat\u0131ld\u0131r ve \u00e2yette &#8220;s\u00e2k&#8221; kelimesi belirli de\u011fil, belirsizdir.<\/p>\n<p>H\u00e2tim demi\u015ftir ki:<\/p>\n<p>&#8220;Harbin karde\u015fi harbe al\u0131\u015f\u0131p onunla tan\u0131\u015fm\u0131\u015f. Sava\u015f\u00e7\u0131 yi\u011fit ki\u015fi, e\u011fer harp onu \u0131s\u0131r\u0131rsa o da harbi \u0131s\u0131r\u0131r ve e\u011fer harp pa\u00e7alar\u0131n\u0131 s\u0131varsa o da s\u0131var.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Rukayyat da \u015f\u00f6yle demi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;O deh\u015fet, ihtiyara o\u011fullar\u0131n\u0131 unutturur ve g\u00f6zden sak\u0131n\u0131lan namuslu han\u0131m k\u0131zlar\u0131n bald\u0131rlar\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131r\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>\u015eu halde \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;hakk\u0131n emri \u015fiddetlenip i\u015f b\u00fcy\u00fcmeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn&#8221; demektir. Yoksa ne bald\u0131r vard\u0131r, ne de a\u00e7ma. Nitekim, kollar\u0131 kesik fakat ayn\u0131 zamanda cimri olan adam hakk\u0131nda &#8220;eli ba\u011fl\u0131&#8221; denilir. Oysa ortada ne el vard\u0131r, ne de ba\u011f. Bu ancak cimrilik i\u00e7in s\u00f6ylenmi\u015f bir meseledir. Burada Allah&#8217;\u0131n insan gibi bald\u0131r\u0131 oldu\u011fu zann\u0131na kap\u0131lana gelince, bu onun kavrama yetisinin darl\u0131\u011f\u0131ndan ve beyan ilmini iyi bilmedi\u011findendir. Onun aldand\u0131\u011f\u0131 \u015fey \u0130bn\u00fc Mesud hadisindeki, &#8220;Rahman, s\u00e2k&#8217;\u0131n\u0131 a\u00e7ar.&#8221; k\u0131sm\u0131d\u0131r. Oysa bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;Rahman\u0131n emri \u015fiddetlenip i\u015f b\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc zaman&#8221; demektir ki o da k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc &#8220;en b\u00fcy\u00fck feryat&#8221; t\u0131r.<\/p>\n<p>Bug\u00fcn hakk\u0131nda da iki g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: \u00c7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc. Bug\u00fcn k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Ebu M\u00fcslim&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr ki bug\u00fcn k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc de\u011fil, d\u00fcnyadad\u0131r. Ebu M\u00fcslim \u015f\u00f6yle der: Bunun k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne yorumlanmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Zira bug\u00fcn\u00fcn \u00f6zellikleri anlat\u0131l\u0131rken &#8220;secdeye \u00e7a\u011fr\u0131l\u0131rlar&#8221; buyurulmu\u015ftur. Oysa k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc ne tap\u0131nma, ne y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck vard\u0131r. Bundan maksat, ya ki\u015finin d\u00fcnyadaki son g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. &#8220;Melekleri g\u00f6recekleri g\u00fcn, o g\u00fcn m\u00fcjde yoktur.&#8221; (Furkan, 25\/22) buyruldu\u011fu \u00fczere melekleri m\u00fcjdesiz olarak g\u00f6r\u00fcrler. Sonra insanlar\u0131 g\u00f6r\u00fcr, vakti gelince namaza \u00e7a\u011f\u0131r\u0131rlar kendisi namaza g\u00fc\u00e7 yetiremez. \u00c7\u00fcnk\u00fc o vakit &#8220;Daha \u00f6nce iman etmemi\u015f kimseye o g\u00fcn iman\u0131 fayda vermez.&#8221;(En&#8217;\u00e2m, 6\/158) buyuruldu\u011fu \u00fczere daha \u00f6nceden \u00eemana gelmemi\u015f bir nefsin o anda \u00eeman etmesi fayda sa\u011flamaz. Yahut da hastal\u0131k, kocal\u0131k ve acizlik halidir. Oysa &#8220;Sa\u011f salim ki\u015filer olduklar\u0131 halde secdeye \u00e7a\u011fr\u0131l\u0131yorlard\u0131&#8221;. O zaman bug\u00fcn ba\u015flar\u0131nda bulunan dertleri yoktu. \u0130\u015fte ya \u00f6l\u00fcm s\u0131ras\u0131nda ba\u015flar\u0131na inip g\u00f6zleriyle g\u00f6rd\u00fckleri o korkun\u00e7 olay\u0131n \u015fiddetinden veya acizlik ve ihtiyarl\u0131ktand\u0131r. \u015eu bilinmelidir ki \u00e2yetin lafz\u0131n\u0131, Ebu M\u00fcslim&#8217;in dedi\u011fi gibi yorumlamak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Fakat onun, &#8220;K\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne yorumlanmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir.&#8221; demesi do\u011fru de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu secdeye \u00e7a\u011f\u0131rma y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck yoluyla de\u011fil, ba\u015fa vurmak ve utand\u0131rmak i\u00e7indir .Ve secdeye ca\u011fr\u0131ld\u0131klar\u0131nda ellerinden g\u00fc\u00e7leri al\u0131nacak ve g\u00fc\u00e7leri ile kendilerinin aras\u0131na bir set \u00e7ekilmi\u015f bulunacakt\u0131r ki, vaktiyle sa\u011f ve esenlikte iken yapt\u0131klar\u0131 a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k ve kusurdan dolay\u0131 kederleri ve pi\u015fmanl\u0131klar\u0131 arts\u0131n.<\/p>\n<p>Ebu Hayyan da der ki: S\u00e2k&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131lmas\u0131, olay\u0131n \u015fiddetinden ve gittik\u00e7e b\u00fcy\u00fcmesinden kinayedir. M\u00fccahid \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Bu \u015fiddet, k\u0131yametin ilk saati olup en k\u00f6t\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Hadiste gelen &#8220;O g\u00fcn bald\u0131r onlara a\u00e7\u0131l\u0131r.&#8221; ifadesi de yine o g\u00fcnk\u00fc \u015fiddete yorumlan\u0131r. Bu Arap dilinde yayg\u0131n bir mecazd\u0131r. H\u00e2tim&#8217;in az \u00f6nce ge\u00e7en beytinden ba\u015fka, bir di\u011fer \u015fair \u015f\u00f6yle der:<\/p>\n<p>&#8220;Bald\u0131r\u0131n\u0131 a\u00e7an, k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131, etleri ta dibinden yontan bir senede nefsime, nefsimin korkusuna ve atlar\u0131n yiyeceklerine sald\u0131rmalar\u0131na \u015fa\u015ft\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>Di\u011fer bir \u015fair de \u015f\u00f6yle der:<\/p>\n<p>&#8220;Pa\u00e7as\u0131n\u0131 s\u0131vad\u0131, sald\u0131r\u0131n. Harp size ciddile\u015fti, siz de ciddile\u015fin.&#8221;<\/p>\n<p>Bir ba\u015fka \u015fair ise \u015f\u00f6yle der:<\/p>\n<p>&#8220;Devaml\u0131 bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn k\u0131z\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 ve harbin bizimle bir ayak \u00fczerine dikildi\u011fi zaman\u0131n \u00f6n\u00fcnde sabredin, dayan\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>Bir \u015fair de demi\u015ftir ki:<\/p>\n<p>&#8220;Sava\u015f onlara pa\u00e7as\u0131n\u0131 s\u0131vad\u0131 ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckten b\u00e2rihler ortaya \u00e7\u0131kt\u0131.&#8221; B\u00e2rih, avc\u0131n\u0131n sa\u011f\u0131nda g\u00f6r\u00fcn\u00fcp de soluna do\u011fru ge\u00e7en ava denir ki Arap bunu u\u011fursuzluk sayard\u0131. Burada &#8220;bev\u00e2rih&#8221; yerine rivayeti de vard\u0131r ki, &#8220;a\u00e7\u0131k&#8221; demektir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Abbas demi\u015ftir ki demek, demektir. Ebu \u00dcbeyde de demi\u015ftir ki: Bu kelime, \u015fiddet m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmede kullan\u0131l\u0131r. &#8220;\u00c7emrendi&#8221; yani kol, etek ve pa\u00e7as\u0131n\u0131 s\u0131vad\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na denir. Bundan dolay\u0131 Arap k\u0131tl\u0131k senesine &#8220;bu sene pa\u00e7alar\u0131n\u0131 s\u0131vad\u0131&#8221; der. &#8220;S\u00e2k&#8221; kelimesinin belirsiz olarak getirilmesi de Zemah\u015fer\u00ee&#8217;nin dedi\u011fi gibi, al\u0131\u015f\u0131l\u0131p bilinen bir \u015fiddetin d\u0131\u015f\u0131nda, bilinmeyen bir durumu g\u00f6stermek i\u00e7indir. &#8220;O \u00e7a\u011f\u0131r\u0131c\u0131n\u0131n, g\u00f6r\u00fclmemi\u015f deh\u015fetli bir \u015feye \u00e7a\u011f\u0131raca\u011f\u0131 g\u00fcn&#8221;(Kamer, 54\/6) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi, &#8220;pek \u015fiddetli korkun\u00e7 bir durumun olaca\u011f\u0131 g\u00fcn&#8221; denilmi\u015f gibidir.<\/p>\n<p>Bunlardan sonra biz de \u015funu kaydedelim ki:<\/p>\n<p>Birincisi, herhangi bir isim tamlamas\u0131n\u0131n as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131, bir \u015feyin di\u011fer bir \u015feye ait oldu\u011funu g\u00f6stermektir. Burada tamlanan ile tamlayan aras\u0131nda, bir b\u00fct\u00fcn ile onun bir par\u00e7as\u0131 aras\u0131ndaki bir oran\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 gerekmez. Bu oran\u0131n \u00f6zelli\u011fi, tamlanan ile tamlayan\u0131n durumuna g\u00f6re ortaya \u00e7\u0131kar. Onun i\u00e7in &#8220;Hi\u00e7bir \u015fey onun benzeri olamaz.&#8221;(\u015eura, 42\/11) vasf\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yan y\u00fcce Allah&#8217;a nisbet edilen herhangi bir \u015feyde el, ayak, bald\u0131r, ev, ruh gibi bir benzetmeyi and\u0131rs\u0131n veya and\u0131rmas\u0131n, bunlar\u0131n hi\u00e7birinde tamlayan\u0131n tamlanan\u0131n par\u00e7as\u0131 oldu\u011fu anlam\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015fmak do\u011fru olmaz. Mesela &#8220;Allah&#8217;\u0131n eli&#8221; tamlamas\u0131nda, el&#8217;in Allah&#8217;\u0131n bir par\u00e7as\u0131 oldu\u011fu anlam\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karmak do\u011fru olmaz. Zira y\u00fcce Allah c\u00fczlere ve par\u00e7alara ayr\u0131lmaktan uzak bir tek varl\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak, \u00e2yetin a\u00e7\u0131klanmas\u0131na delil olarak getirilen \u015fiirlerde ge\u00e7en &#8220;te\u015fmir-i s\u00e2k&#8221; ile &#8220;ke\u015ff-i s\u00e2k&#8221; a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f olduklar\u0131 gibi hakikat ve mecaz da ayn\u0131 kaynaktan ve ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da olmakla birlikte, biz bunlar\u0131n aralar\u0131nda, kullan\u0131l\u0131\u015f \u015fekillerine g\u00f6re biraz bir fark da hissediyoruz. Te\u015fmir-i s\u00e2k, pa\u00e7ay\u0131 s\u0131vamak veya \u00e7emremek, yerine g\u00f6re toplanmak, haz\u0131rlanmak, sak\u0131ncal\u0131 bir \u015feyden korunarak ciddiyet ve \u00f6zenle i\u015fe s\u0131vanmak, \u015fiddet g\u00f6stermek anlamlar\u0131n\u0131 ifade etti\u011fi gibi, &#8220;ke\u015ff-i s\u00e2k, veya &#8220;ke\u015ff an s\u00e2k&#8221; \u00f6rt\u00fcl\u00fc bir hakikatin i\u00e7erden d\u0131\u015far\u0131ya, a\u015fa\u011f\u0131dan yukar\u0131ya do\u011fru bir u\u00e7tan kendini a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde g\u00f6ze veya kalp g\u00f6z\u00fcne g\u00f6stermesi, kendini tan\u0131tmas\u0131 anlam\u0131n\u0131 ifade eder. Ku\u015fkusuz bu, idrakin a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131nda bir \u015fiddet ve heyecan\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissettirir. Fakat bu \u015fiddetin bir korku veya arzu, bir g\u00fc\u00e7 veya zay\u0131fl\u0131k, bir elem veya lezzet ifade etmesi, ortaya \u00e7\u0131kan bu hakikatin \u00f6zelli\u011fi ile onu idrak edenlerin ona olan ilgilerine ba\u011fl\u0131d\u0131r. &#8220;Harp bald\u0131r\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131&#8221; ve &#8220;falan kahraman bald\u0131r\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131verdi&#8221; denilmekle &#8220;zafer bald\u0131r\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131&#8221;, &#8220;murat bir u\u00e7tan kendini g\u00f6sterdi&#8221;, &#8220;can\u00e2n bald\u0131r\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131verdi&#8221; denilmesi aras\u0131nda a\u00e7\u0131kl\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir fark olmaz ise de, ifade ettikleri etki ve heyecan a\u00e7\u0131s\u0131ndan fark vard\u0131r. Onun i\u00e7in Neml s\u00fbresinde &#8220;Belk\u0131s bald\u0131r\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131&#8221;(Neml, 27\/44) buyruldu\u011fu \u015fekilde Belk\u0131s&#8217;\u0131n bald\u0131r\u0131n\u0131 a\u00e7mas\u0131 onun g\u00fcc\u00fcn\u00fc de\u011fil, zay\u0131fl\u0131k ve kusurunu anlatm\u0131\u015ft\u0131. Ke\u015f\u015faf&#8217;\u0131n k\u0131saca yap\u0131lan a\u00e7\u0131klamas\u0131nda bu iki y\u00f6ne de i\u015faret vard\u0131r. Bir de Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin nakletti\u011fi \u00fczere Abd b. Humeyd&#8217;in rivayet etti\u011fine g\u00f6re Rebi b. Enes demi\u015ftir ki: O g\u00fcn \u00f6rt\u00fcn\u00fcn kald\u0131r\u0131laca\u011f\u0131, perdenin a\u00e7\u0131laca\u011f\u0131 g\u00fcnd\u00fcr. Beyhak\u00ee de \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan, &#8220;Durumun anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131, amellerin ortaya \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131 g\u00fcnd\u00fcr.&#8221; diye rivayet etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Said b. C\u00fcbeyr bu \u00e2yette &#8220;s\u00e2k&#8221; kelimesinin y\u00fcce Allah&#8217;a nisbet edilmesini kabul etmemi\u015f ve bu \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 soruldu\u011funda \u015fiddetle \u00f6fkelenip \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Birtak\u0131m ki\u015filer, y\u00fcce Alah kendi bald\u0131r\u0131n\u0131 a\u00e7ar zannediyorlar. Oysa y\u00fcce Allah \u015fiddetli durumu a\u00e7\u0131p ortaya \u00e7\u0131kar\u0131r.&#8221; O halde hadisi de bu \u015fekilde anlamak gerekir. \u0130\u015fte bu sundu\u011fumuz sebeplerden dolay\u0131 biz burada, \u00e2yet-i kerimesinde &#8220;ke\u015ff-i s\u00e2k&#8221; tabirinden, m\u00fcsl\u00fcman\u0131n iman\u0131yla bekledi\u011fi ve su\u00e7lunun ka\u00e7\u0131nd\u0131\u011f\u0131 hakk\u0131n veya hak h\u00fckm\u00fcn g\u00f6r\u00fcnmeyen \u00e2lemden g\u00f6r\u00fcnen \u00e2leme kendini bir u\u00e7tan g\u00f6stermeye ba\u015flamas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi, bunun ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 \u015fiddet ve deh\u015fet i\u00e7inde de su\u00e7lulara s\u0131rf elem olan korkun\u00e7 bir kahrolu\u015f ve ezilme, m\u00fcsl\u00fcmanlara da ayn\u0131 korkun\u00e7 olay i\u00e7inde murat kap\u0131s\u0131n\u0131 a\u00e7an albenili bir heves ve y\u00fccelik heyecan\u0131 seziyoruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc su\u00e7lular\u0131n b\u00fct\u00fcn ortaklar\u0131yla beraber topuna \u015fiddetli bir tehdit ve uyar\u0131 olan bu \u00e2yet, m\u00fcsl\u00fcmanlara bir vaad ve m\u00fcjde olmak \u00fczere Peygamber&#8217;e hitap edilirken s\u00f6ylenmi\u015ftir. &#8220;gelsinler&#8221; emri, (g\u00fcn) s\u00f6z\u00fcyle ilgilidir. Yani &#8220;o g\u00fcn gelsinler&#8221; demektir. &#8220;hat\u0131rla&#8221; gibi, metinde s\u00f6ylenmemi\u015f olan bir fiille veya daha sonra gelecek olan &#8220;onlar\u0131 saracak&#8221; fiili ile al\u00e2kal\u0131 da olabilir. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2y\u0131 \u015f\u00f6yle \u00f6zetleyebiliriz: Gelsinler, yahut haber ver ki gelecekler, o k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc ki \u015fimdi bak\u0131\u015flardan gizli olan hakk\u0131n h\u00fckm\u00fc g\u00f6r\u00fcnmeye, hakikat perdesi a\u015fa\u011f\u0131dan yukar\u0131ya a\u00e7\u0131lmaya, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n arzu etti\u011fi, su\u00e7lulara ise d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fck ve felaket olan gaye bir u\u00e7tan kendini g\u00f6stermeye ba\u015flayacak. Ve secdeye \u00e7a\u011fr\u0131lacaklar. Hakka boyun e\u011fmek istemeyen, istedikleri gibi h\u00fck\u00fcm verip fenal\u0131ktan korunmayan, istedikleri gibi ya\u015famay\u0131 arzu eden o su\u00e7lular, ink\u00e2rc\u0131lar, ortaklar\u0131yla beraber birer birer veya alay alay, &#8220;Kalk\u0131n bakal\u0131m vaktiyle tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131n\u0131z hakk\u0131n emrine boyun e\u011fin, teslim olun, tam bir h\u00fcrmet ve sayg\u0131yla secdeye kapan\u0131n, y\u00fczlerinizi yere koyun, haddinizi anlay\u0131n.&#8221; diye zelil etmek ve k\u0131namak i\u00e7in \u00e7a\u011fr\u0131lacaklar. O zaman secdeye kapanmak i\u00e7in can atacaklar fakat g\u00fc\u00e7leri yetmeyecek.<\/p>\n<p>43. Ne ba\u015flar\u0131n\u0131 kald\u0131rabilecekler, ne bellerini e\u011febilecekler; belleri kaz\u0131k kesilmi\u015f, g\u00f6zleri korku ve sayg\u0131yla dolu, i\u015farete bile g\u00fc\u00e7leri yetmiyecek \u015fekilde d\u00fc\u015fk\u00fcn kendilerini bir zelillik saracak da saracak. Oysa vaktiyle d\u00fcnyada ba\u015flar\u0131 esenlikte iken o secdeye \u00e7a\u011fr\u0131l\u0131yorlard\u0131. \u0130steyerek secde etmeleri ve boyun e\u011fmeleri kendilerine teklif olunuyordu da onu kabul etmiyorlard\u0131, o esenli\u011fin k\u0131ymetini bilmiyorlar, g\u00f6n\u00fcl ho\u015flu\u011fu ve istekleriyle secdeye yana\u015fm\u0131yorlar, Allah&#8217;a boyun e\u011fmenin m\u00fck\u00e2fat\u0131na, neticede bunun tad\u0131na inanm\u0131yorlar, su\u00e7lular\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlardan ak\u0131ll\u0131 say\u0131yorlard\u0131. \u0130\u015fte o vakit ba\u015flar\u0131nda bu dert yok iken g\u00f6n\u00fcl ho\u015flu\u011fu ile yapmad\u0131klar\u0131 o secdeye bug\u00fcn ister istemez can atacaklar ama, k\u0131m\u0131ldanmaya g\u00fc\u00e7leri kalm\u0131yacak, gittik\u00e7e b\u00fcy\u00fcyen bir d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fck de hi\u00e7bir \u015fey elde edememi\u015f, kahrolmu\u015f olacaklar.<\/p>\n<p>44. O halde bana b\u0131rak bu s\u00f6z\u00fc yalanlayan\u0131, bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a inanmayan, eskilerin masallar\u0131 diyen, secde etmenin ve Allah&#8217;a ibadetin gerekli oldu\u011funa inanmayan, ahiret azab\u0131n\u0131 ink\u00e2r eden, su\u00e7lular cezaland\u0131r\u0131lmaz, takva sahiplerine m\u00fck\u00e2fat verilmez sanan, o b\u00fcy\u00fck ahl\u00e2k\u0131n k\u0131ymetini bilmek istemeyen, hakk\u0131n kendini g\u00f6sterece\u011fi bir g\u00fcn gelmez zannedip de nas\u0131l isterse \u00f6yle h\u00fck\u00fcm veren kimselerin herbirini bana b\u0131rak. Yani sen onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131ndan etkilenme, \u00e7ekinme, dediklerine ald\u0131rma da g\u00f6revini yapmaya bak ey Muhammed! Biz onlara bilemeyecekleri bir y\u00f6nden neticede k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerine sebep olan bir y\u00fckselme veririz, haklar\u0131nda iyi zannettikleri aldat\u0131c\u0131 baz\u0131 servetler, kuvvetler, zevkler vererek ve onlar\u0131 gittik\u00e7e art\u0131r\u0131p h\u0131zland\u0131rarak hi\u00e7 hissettirmeden derece derece azap u\u00e7urumuna, \u00e7eker, bilemeyecekleri bir y\u00f6nden yuvarlar\u0131z.<\/p>\n<p>45. Ve ben onlar\u0131n iplerini uzat\u0131r\u0131m, istediklerine b\u0131rak\u0131vermi\u015fim gibi m\u00fchlet veririm, onu kendilerince iyi bir i\u015f, bir k\u00e2r zannederler, zevklerine g\u00f6re g\u00fcnahlara dalar, sevinir oynarlar. Art\u0131k kurtulduk, \u00f6yle gidece\u011fiz zann\u0131na kap\u0131l\u0131rlar, belki ipi kopar\u0131rlar da ka\u00e7arlar diye korkmam. \u00c7\u00fcnk\u00fc tuza\u011f\u0131m sa\u011flamd\u0131r, ilmim her \u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r, ald\u0131\u011f\u0131m \u00f6nlem sa\u011flamd\u0131r. Her an her durumlar\u0131n\u0131 bilir, tam s\u0131ras\u0131 gelince iplerini \u00e7ekiverir, kendilerine verdi\u011fim h\u0131zla onlar\u0131 bir anda yuvarlayaca\u011f\u0131m yere yuvarlar\u0131m.<\/p>\n<p>46. Yoksa onlardan bir kar\u015f\u0131l\u0131k m\u0131 istiyorsun da, onlar ceremeden, a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r bor\u00e7lardan ezilmi\u015fler? Yani onlar yok yere ceza \u00e7ekmekten a\u011f\u0131r bor\u00e7lar alt\u0131nda ezilmekte bulunuyorlarsa sen onlara Allah&#8217;\u0131n emirlerini ileterek yapt\u0131\u011f\u0131n \u00f6\u011f\u00fct ve yol g\u00f6stermeden dolay\u0131 bir \u00fccret istiyorsun da onun i\u00e7in mi ezilmi\u015fler? Onun i\u00e7in mi sana kin besliyorlar? Hay\u0131r senin m\u00fck\u00e2fat\u0131n Allah&#8217;a aittir. Onlar\u0131n bor\u00e7lanmalar\u0131 ve \u00e7ektikleri ceza ve bela, kendi ak\u0131ls\u0131zl\u0131klar\u0131, ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131klar\u0131, beyinsizce davran\u0131\u015flar\u0131 sebebiyle ve uyduklar\u0131 ortaklara aldanmalar\u0131 y\u00fcz\u00fcndendir. O halde kendi sap\u0131kl\u0131klar\u0131n\u0131, kendi zararlar\u0131n\u0131 bu \u015fekilde olsun takdir edip imana gelmeleri gerekirken, sana kin besleyip d\u00fc\u015fmanl\u0131k etmeleri s\u0131rf kendi d\u00fc\u015f\u00fcncesizliklerindendir.<\/p>\n<p>47. Yoksa gayb (yani gizli olan, bilinmeyen \u015feyler) onlar\u0131n yan\u0131nda da, art\u0131k onlar m\u0131 yaz\u0131yorlar. Yani Allah&#8217;a ait olan gayb ilmi onlar\u0131n yan\u0131nda, Levh-i Mahfuz&#8217;u yazan y\u00fcce kalem onlar\u0131n elinde de art\u0131k her \u015feyin kaderini, olup olacak olaylar\u0131 onlar m\u0131 yaz\u0131yor, i\u015fledikleri su\u00e7lar\u0131n, Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2r etmenin ve ona ortak ko\u015fman\u0131n g\u00fcnah olmay\u0131p sevap ve do\u011fru oldu\u011funu deftere onlar m\u0131 yaz\u0131yorlar ki bu \u015fekilde akla ve kitaba uymaz h\u00fck\u00fcmler veriyor, zul\u00fcmler ediyor, hen\u00fcz gayb aleminde olan ilahi h\u00fckm\u00fcn, tepelerine inece\u011fi g\u00fcnden \u00e7ekinmiyorlar.<\/p>\n<p>Bu iki ayet yukarda ge\u00e7en ve \u00e2yetlerine benzer olmakla beraber m\u00e2n\u00e2y\u0131 toplay\u0131p, ta s\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndaki \u00e2yetine kadar g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015f ve bu suretle &#8220;kalem&#8221;den maksad\u0131n da gayb ilminden olmu\u015f olacak her \u015feyin kaderini yazan il\u00e2h\u00ee kalem oldu\u011funu anlatm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>48. O halde Rabbinin h\u00fckm\u00fcne sabret. Onlar\u0131 hemen yok edivermeyip m\u00fchlet vermesine ve seni t\u00fckenmez m\u00fck\u00e2fata kavu\u015fturmak i\u00e7in o b\u00fcy\u00fck ahl\u00e2k ile b\u00fcy\u00fck dayan\u0131kl\u0131l\u0131k ve katlanma gerektiren nebilik ve resull\u00fck g\u00f6revini yerine getirmek i\u00e7in s\u0131k\u0131nt\u0131lara sokmas\u0131na sabret ki, bunlar onun h\u00fckm\u00fc, o kalemin yaz\u0131s\u0131d\u0131r. Sab\u0131r et de, ilerde verece\u011fi yapma ve y\u00fcr\u00fctme h\u00fckm\u00fcn\u00fc bekle. \u00c7\u00fcnk\u00fc o hakikat\u0131n\u0131 g\u00f6sterecek, il\u00e2h\u00ee h\u00fckm\u00fc ortaya \u00e7\u0131karacakt\u0131r. Bal\u0131k sahibi gibi olma. Bal\u0131k sahibi, Saff\u00e2t s\u00fbresinde &#8220;Nefsini k\u0131nam\u0131\u015f bir haldeyken bal\u0131k onu yuttu.&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/142) buyruldu\u011fu \u00fczere Yunus (a.s)&#8217;dur.<\/p>\n<p>el-H\u00dbT, karn\u0131nda Yunus (a.s)&#8217;un hapsoldu\u011fu me\u015fhur olan bal\u0131kt\u0131r ki, ona &#8220;en-N\u00fbn&#8221; da denilir. Nitekim Enbiya s\u00fbresi &#8220;Z\u00fc&#8217;n-N\u00fbn&#8217;u da hat\u0131rla. Hani o \u00f6fkelenerek gitmi\u015fti de, kendisini hi\u00e7bir zaman s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmayaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131 sanm\u0131\u015ft\u0131. Derken karanl\u0131klar i\u00e7inde: &#8220;Senden ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur, seni b\u00fct\u00fcn noksanl\u0131klardan uzak tutar\u0131m. Ger\u00e7ekten ben haks\u0131zl\u0131k edenlerden oldum&#8221; diye dua etmi\u015fti.&#8221;(Enbiya, 21\/87) \u00e2yetinde Yunus (a.s)&#8217;a Zu&#8217;n-N\u00fbn denilmi\u015fti.<\/p>\n<p>&#8220;Z\u00db&#8221; da bilindi\u011fi gibi S\u00c2H\u0130B m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 &#8220;Z\u00fb&#8221; nun &#8220;S\u00e2hib&#8221;ten daha beli\u011f ve fasih oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Z\u00fc&#8217;n-nun denildi\u011fi zaman, Yunus (a.s)&#8217;\u0131n ona mahkum kalmay\u0131p onun s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131ndan kurtulu\u015fu; &#8220;S\u00e2hib&#8221; denildi\u011fi zaman da o bal\u0131\u011f\u0131n i\u00e7inde bulunmas\u0131 durumlar\u0131na i\u015faret edilmi\u015f oluyor. Onun i\u00e7in Enbiya s\u00fbresinde \u00f6v\u00fcl\u00fcrken &#8220;Z\u00fc&#8217;n-nun&#8221;, bu s\u00fbrede ise ona benzemekten nehyedilirken &#8220;S\u00e2hib-i h\u00fbt&#8221; diye isimlendirilmi\u015ftir. Burada &#8220;h\u00fbt&#8221; ve &#8220;N\u00fbn&#8221; kelimelerinin ikisinin de bal\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmesi itibariyle, bu \u00e2yet ile s\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;N\u00fbn&#8221;a dolayl\u0131 yoldan bir i\u015faret yap\u0131lm\u0131\u015f demektir. Bundan baz\u0131lar\u0131 dan maksad\u0131n bu &#8220;h\u00fbt&#8221; oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne varm\u0131\u015flard\u0131r. Fakat \u00f6yle olsayd\u0131 burada &#8220;Sahibu&#8217;n-n\u00fbn&#8221; denilmek uygun d\u00fc\u015ferdi. Demek ki maksat o olmamakla beraber dolayl\u0131 yoldan ona bir i\u015faret de vard\u0131r. (Yunus k\u0131ssas\u0131 hakk\u0131nda Ve&#8217;s-Saff\u00e2t s\u00fbresi 139-148 \u00e2yetlere bkz.)<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n ilk kalem ile yazd\u0131\u011f\u0131 kadere sabret, o eziyetlere dayan da yar\u0131n i\u00e7in verece\u011fi h\u00fckm\u00fc g\u00f6zet, sab\u0131rs\u0131zl\u0131kla kavmine k\u0131z\u0131p \u00f6fke ile karanl\u0131klarda hapse d\u00fc\u015fen Yunus gibi olma. Hi\u00e7bir \u015fekilde onun gibi olma de\u011fil, ancak \u015fu durum ve vakitteki Yunus gibi olma. Hani bir zaman o, mekzum, \u00f6fke ile nefesi t\u0131kanm\u0131\u015f bir halde seslenmi\u015fti.. diye inlemi\u015fti. Bununla beraber burada maksat kime ve nas\u0131l seslendi\u011fini anlatmak de\u011fil, yaln\u0131z \u00f6fke ile bo\u011fulacak bir halde seslenmi\u015f oldu\u011funu anlatmakt\u0131r.<\/p>\n<p>49. E\u011fer Rabb&#8217;inin nimeti ona yeti\u015fmi\u015f olmasa idi tevbe etmeyi ve pi\u015fman olarak Allah&#8217;\u0131 tesbih etmeyi i\u00e7ine do\u011furup du\u00e2s\u0131n\u0131 kabul etmek suretiyle yard\u0131m etmeseydi herhalde o bo\u015flu\u011fa, \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa, alana fena bir halde at\u0131lacakt\u0131. Ger\u00e7i sonsuza kadar bal\u0131\u011f\u0131n karn\u0131nda kalmayacak, her nas\u0131lsa at\u0131lacakt\u0131, lakin iyi, \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015f bir \u015fey olarak de\u011fil; yerilmi\u015f olarak, fena bir halde at\u0131lacakt\u0131. Demek ki onun oraya d\u00fc\u015fmesi ve d\u00fc\u015fmesine sebep olan \u00f6fkesi ve sab\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131 do\u011fal olarak iyi bir \u015fey de\u011fildi.<\/p>\n<p>50. Fakat Rabbi onu se\u00e7ti. O huyda b\u0131rakmad\u0131, ar\u0131tt\u0131, yard\u0131m\u0131yla derleyip toplad\u0131, s\u00fczd\u00fc, yerilmi\u015f olmaktan korudu, \u00f6fkeden, tasadan kurtar\u0131p yeni ba\u015ftan vahyine nail eyledi. Onu salih (yani iyi) kullar\u0131ndan k\u0131ld\u0131, y\u00fczbinlere Peygamber olarak ve \u015fefaat i\u00e7in g\u00f6nderdi, onlar\u0131 bu sebeple azaptan kurtar\u0131p faydaland\u0131rd\u0131 da kendisini salih kul olmada olgunlu\u011fa ermi\u015f peygamberlerden k\u0131ld\u0131. Demek ki her \u015fey gayb\u0131 bilen Rabbinin yaz\u0131s\u0131 ve h\u00fckm\u00fc ile meydana gelir ve o bir \u015fey takdir ederken as\u0131l irade onun olmakla beraber, gelece\u011fi \u015fu i\u00e7inde bulundu\u011fumuz \u00e2na, i\u00e7inde bulundu\u011fumuz \u00e2n\u0131 ge\u00e7mi\u015fe ba\u011flayan ve her ya\u015fanmakta olan \u00e2n\u0131 gelecekte bir sonuca do\u011fru g\u00f6t\u00fcren ve ayn\u0131 zamanda insanlara da takdirine g\u00f6re bir yetki veren ve bu \u015fekilde her konuya kendi \u00f6zelli\u011fine g\u00f6re iyi veya k\u00f6t\u00fc neticeleri gerekli k\u0131lan, bunun da her \u00e2n\u0131 yine onun h\u00fckm\u00fcne ba\u011fl\u0131 olan bir d\u00fczen vard\u0131r. K\u00e2inat bu \u015fekilde hakk\u0131n kaleminin yazd\u0131\u011f\u0131 ve yazaca\u011f\u0131 sat\u0131rlardan ortaya \u00e7\u0131kan bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Onun i\u00e7in Peygamber olma nimetine kavu\u015fmu\u015f Yunus&#8217;un bir \u00f6fkesi kendisini bal\u0131\u011f\u0131n karn\u0131nda hapse d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc. O \u00f6fke ile kalsayd\u0131 az daha istenmeyen k\u00f6t\u00fc bir ak\u0131bete d\u00fc\u015fecekti. Fakat Rabb&#8217;\u0131 ona o \u00f6fkeye kar\u015f\u0131 bir de nimet vermi\u015fti. O nimetin hayr\u0131n\u0131, \u00f6fkesinin k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcne galip getirerek Rabb&#8217;\u0131 onu kurtard\u0131 ve bu suretle o \u00f6fke huyundan s\u00fcz\u00fcp nimetiyle esenli\u011fe \u00e7\u0131kararak tam anlam\u0131yle onu salih bir kul yapt\u0131. \u00d6fke veya sab\u0131r gibi hallerin bir ucu y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n takdirinde olup bir ucu da insan\u0131n iradesine ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. O halde o b\u00fcy\u00fck ahl\u00e2k\u0131n sahibi ve daha b\u00fcy\u00fck nimete kavu\u015fmu\u015f biri olarak s\u00fcz\u00fclm\u00fc\u015f ve ar\u0131nm\u0131\u015f olan sen ey Muhammed Mustafa! (s.a.v) Yunus gibi sab\u0131rs\u0131zl\u0131k etme de Rabbinin bug\u00fcnk\u00fc h\u00fckm\u00fcne sabret. G\u00f6revine tam bir dayan\u0131kl\u0131l\u0131kla devam edip yar\u0131nki h\u00fckm\u00fcn\u00fc g\u00f6zet, g\u00f6r ki o y\u00fcce kalem gaybda neler yazm\u0131\u015f, hak ve ger\u00e7ek nas\u0131l ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r.<\/p>\n<p>51. Ger\u00e7ekte o ink\u00e2rc\u0131lar, Allah&#8217;\u0131n nimetlerine nank\u00f6rl\u00fck ederek \u00e2yetlerine yalan deyip seni yalanc\u0131 \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015fan ve durumlar\u0131 ve huylar\u0131 anlat\u0131lan Mekke k\u00e2firleri, o zikri, Allah taraf\u0131ndan \u00f6\u011f\u00fct olarak okudu\u011fun Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 i\u015fittikleri vakit, az daha seni g\u00f6zleri ile kayd\u0131racaklard\u0131. Onun y\u00fcksekli\u011fini \u00f6yle hissetmi\u015flerdi ki k\u0131skan\u00e7l\u0131klar\u0131ndan az daha nazar de\u011fdirecekler, a\u00e7 ve kem g\u00f6zlerinin k\u00f6t\u00fcl\u00fckleriyle ellerinden gelse seni yok edeceklerdi. Demek ki \u00f6fkenin bedende bir h\u00fckm\u00fc ve tesiri oldu\u011fu gibi, g\u00f6zlerin de kar\u015f\u0131lar\u0131ndakine bak\u0131\u015flar\u0131na g\u00f6re, iyi veya k\u00f6t\u00fc bir h\u00fckm\u00fc vard\u0131r. Kimi elektrik gibi dokunur, \u00e7arpar, m\u0131knat\u0131slar, manyatize eder; kimi tutkun olur, kimi de ald\u0131\u011f\u0131 etkiyle k\u0131skan\u00e7l\u0131\u011f\u0131ndan bir \u00f6fkeye d\u00fc\u015fer, t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc suikastlara, tuzaklara kalk\u0131\u015f\u0131r ki madd\u00ee veya manev\u00ee bunun hangisi olursa olsun hedefine ula\u015ft\u0131\u011f\u0131nda g\u00f6z isabet etmesi, g\u00f6z de\u011fmesi veya nazar denilen \u015fey olur. Bunun hakk\u0131nda uzun uzad\u0131ya s\u00f6zler s\u00f6ylenmi\u015f, ink\u00e2r edenler ve b\u00f6yle bir \u015feyin oldu\u011funu kabul edenler olmu\u015f ise de biz detay\u0131na gerek duymayarak bu kadarla yetiniyoruz. Nas\u0131ll\u0131\u011f\u0131 ne \u015fekilde olursa olsun g\u00f6zde\u011fmesi vard\u0131r. Allah korusun, g\u00f6ze batmak tehlikeli bir \u015feydir. Allah koruyaca\u011f\u0131 kullar\u0131 i\u00e7in g\u00f6zde\u011fmesine kar\u015f\u0131 bir siper yapar. \u0130nanm\u0131yanlar bu s\u00fbre ile veya bundan evvel Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 ilk i\u015fittikleri zaman onun nazm\u0131 ve m\u00e2n\u00e2s\u0131yle edeb\u00ee g\u00fczelli\u011finin y\u00fcksekli\u011fini ve peygamberin ona n\u00e2il olmas\u0131n\u0131 son derece k\u0131skanm\u0131\u015f ve hemen hemen yiyecek gibi b\u00fct\u00fcn bak\u0131\u015flar\u0131n\u0131 ona dikmi\u015f, onu kayd\u0131rmak istemi\u015fler, bu onlar\u0131n o derece dikkat nazarlar\u0131n\u0131 \u00e7ekmi\u015fti. \u00d6yle iken bir de durmu\u015flar, o herhalde bir deli diyorlar, \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131ndan kendi kendileriyle \u00e7eli\u015fkiye d\u00fc\u015f\u00fcyorlar. B\u00f6ylece g\u00f6zlerinin zehirini kendilerine d\u00f6k\u00fcyorlar.<\/p>\n<p>52. Oysa o Kur&#8217;\u00e2n sade onlara ait de\u011fil, bir zikir, bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr b\u00fct\u00fcn \u00e2lemler i\u00e7in, bilin\u00e7 ve alg\u0131s\u0131 olan b\u00fct\u00fcn ak\u0131ll\u0131lar \u00e2lemleri i\u00e7in. Yaln\u0131z temiz ak\u0131ll\u0131 olmayanlard\u0131r ki ondan yararlanacak yerde aleyhinde bulunarak kendilerine zarar vermi\u015f olurlar. Nihayet bir inilti i\u00e7inde inler inler giderler.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ile ba\u015flayan Kalem s\u00fbresi, &#8216;in sonunda yine bir &#8220;n\u00fbn&#8221; ile sona ermi\u015f bulunuyor. \u00c2lemlerin Rabbi olan y\u00fcce Allah yazan, okuyan ve dinleyenleri zikretmeye ve d\u00fc\u015f\u00fcnmeye muvaffak k\u0131ls\u0131n.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>68-KALEM: N\u00fbn vak\u0131f halinde sakin okunur. \u00dczerinde durulmay\u0131p ge\u00e7ilmesi halinde, k\u0131r\u00e2etlerin \u00e7o\u011funda izhar ile, baz\u0131s\u0131nda da gunneli veya gunnesiz id\u011fam ile okunur. Ta ilk de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, bizim i\u00e7in l\u00fcgat y\u00f6n\u00fcyle olmasa bile m\u00e2n\u00e2 itibariyle m\u00fcte\u015fabih \u00e2yetlerdendir. Bunun g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc gibi hec\u00e2 harflerinden bildi\u011fimiz &#8220;nun&#8221; harfi olmas\u0131d\u0131r ki Rahman, Kur&#8217;\u00e2n isimlerinin sonunda oldu\u011fu gibi gunneli bir &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12141,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1096,1095,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1814","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-68-kalem","tag-68-kalem-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1814","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1814"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1814\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12141"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1814"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1814"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1814"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}