{"id":1816,"date":"2010-11-18T21:46:57","date_gmt":"2010-11-18T21:46:57","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1816"},"modified":"2010-11-18T21:46:57","modified_gmt":"2010-11-18T21:46:57","slug":"67-mulk-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/67-mulk-tefsiri\/","title":{"rendered":"67-M\u00dcLK SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>67-M\u00dcLK:<\/p>\n<p>&#8220;Ne y\u00fccedir O ki&#8230;&#8221; (Bu konuda bilgi i\u00e7in Furkan S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f taraf\u0131na (25\/1) bkz.) Yani ezel\u00ee kemal s\u0131fat\u0131, sonsuz hay\u0131r ve bereketleriyle evvel ve \u00e2hir, \u00e2\u015fik\u00e2re ve gizlide her \u015feyden \u00fcst\u00fcn olarak daim ve b\u00e2ki olan, y\u00fcceli\u011fi \u00f6teden beri beyan edilegelen delil ve eserlerinin, l\u00fctuf ve nimetlerinin, fiil ve tasarruflar\u0131n\u0131n ak\u0131llara s\u0131\u011fmaz g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleriyle apa\u00e7\u0131k bulunan ne y\u00fcce feyy\u00e2z (bereket ve bolluk veren)d\u0131r, O Hak Te\u00e2l\u00e2. M\u00fclk O&#8217;nun elindedir. Yerde ve g\u00f6kte, b\u00fct\u00fcn k\u00e2inatta, d\u00fcnya ve ahiret tasarruf ve saltanat\u0131, yaratma ve yok etmesi, ele ge\u00e7irme ve y\u00f6netmesi, emrini yerine getirtme ve h\u00fckm\u00fcn\u00fc icra etmesi, iyi davranmas\u0131 ve zorlamas\u0131, cezaland\u0131rmas\u0131 ve ikram\u0131, ihsanda bulunmas\u0131 ve nimet vermesi hep O&#8217;nun kudret elindedir. Hepsi emir ve iradesi, h\u00fck\u00fcm ve kudretiyle cereyan eder. Diledi\u011fini m\u00fclk\u00fcnde kullanan yahut kuvvet verip m\u00fclke kavu\u015fturan ve kavu\u015fturacak olan da ancak O&#8217;dur. Verdiklerine de tamamen vermedi\u011fi gibi, kendi ad\u0131na hareket etme sel\u00e2hiyetini de ebed\u00ee olarak vermez. M\u00fclk\u00fcn\u00fc kendi elinden \u00e7\u0131karmaz. Kendine ortak k\u0131lmaz, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u015firkten ber\u00ee ve y\u00fccedir. Yaln\u0131z kendi h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda emredilmi\u015f olmak \u00fczere vekaleten ve ge\u00e7ici olarak verir, diledi\u011fi zaman da al\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fclk hakk\u0131, bizzat kendisinin ve m\u00fclk\u00fcn hakikat\u0131 do\u011frudan do\u011fruya O&#8217;nun kudret elindedir. Ve O, her \u015feye k\u00e2dirdir. M\u00fclk elinde oldu\u011fu gibi, her diledi\u011fini diledi\u011fi \u015fekilde eksiksizce yapmaya tam bir kudretle g\u00fc\u00e7 yetirmektedir. Hi\u00e7bir yard\u0131mc\u0131ya, vezire, vekile ve vas\u0131taya ihtiyac\u0131 yoktur. Her ne isterse kendi kudretiyle yapar. Hi\u00e7bir iradesi hikmetsiz de\u011fildir, ol deyince oluverir. Dilerse zorla yapt\u0131r\u0131r; dilerse h\u00fcrriyet verir. Dilerse k\u00fc\u00e7\u00fclt\u00fcr, dilerse b\u00fcy\u00fclt\u00fcr. Dilerse s\u0131kar; dilerse a\u00e7ar; dilerse y\u0131kar, dilerse yapar; dilerse daha ba\u015fka \u00e2lemler yarat\u0131r ve onlarda da diledi\u011fi gibi tasarrufta bulunur. Ancak O&#8217;nun orta\u011f\u0131 olmaz. O, \u00f6yle y\u00fcksek, \u00f6yle y\u00fcce, \u00f6yle fen\u00e2dan ve acizlikten ber\u00eedir. (Bu konuyla ilgili olarak &#8220;De ki: M\u00fclk\u00fcn ger\u00e7ek sahibi olan Allah&#8217;\u0131m! Sen m\u00fclk\u00fc diledi\u011fine verirsin ve m\u00fclk\u00fc diledi\u011finden geri al\u0131rs\u0131n. Diledi\u011fini y\u00fcceltir, diledi\u011fini de al\u00e7alt\u0131rs\u0131n. Her t\u00fcrl\u00fc iyilik senin elindedir. Ger\u00e7ekten sen her \u015feye k\u00e2dirsin.&#8221; (Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/26), &#8220;Geceyi g\u00fcnd\u00fcze sokars\u0131n, g\u00fcnd\u00fcz\u00fc geceye sokars\u0131n; \u00f6l\u00fcden diri \u00e7\u0131kar\u0131rs\u0131n; diriden \u00f6l\u00fc \u00e7\u0131kar\u0131rs\u0131n, diledi\u011fini hesaps\u0131z r\u0131z\u0131kland\u0131r\u0131rs\u0131n.&#8221; (Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/27); &#8220;Din g\u00fcn\u00fcn\u00fcn sahibidir.&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/3) ve &#8220;Allah kendisinden ba\u015fka tanr\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131na \u015fahitlik yapt\u0131&#8230;&#8221; (Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/18) \u00e2yetlerinin tefsirlerine bkz.)<\/p>\n<p>2. &#8220;O sizi denemek i\u00e7in \u00f6l\u00fcm\u00fc ve hayat\u0131 yaratt\u0131.&#8221; Birinci \u00e2yette ge\u00e7en den bedel olup m\u00fclk\u00fcn baz\u0131 h\u00fck\u00fcmleriyle kudretin baz\u0131 izlerini a\u00e7\u0131klamak ve bunlar\u0131n hikmet ve maslahat (keyfiyet) kanunlar\u0131 \u00fczerinde cereyan\u0131yla b\u00fcy\u00fck ve \u00f6nemli gayelere ve neticelere y\u00f6nelik bulundu\u011funu izaha ba\u015flamak anlam\u0131ndad\u0131r. Demek ki bir hayat\u0131n arkas\u0131ndan \u00f6l\u00fcm\u00fcn ve onun arkas\u0131ndan di\u011fer bir hayat\u0131n kar\u015f\u0131t olarak yarat\u0131lmas\u0131, insanlar\u0131n bu ikisi aras\u0131nda iyi bir \u00e7al\u0131\u015fma gayretiyle Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcnde g\u00fczel bir i\u015f\u00e7i, y\u00fcksek bir g\u00f6revli olmak \u00fczere yar\u0131\u015f i\u00e7in bir imtihan meydan\u0131na \u00e7\u0131kar\u0131lmalar\u0131 hikmetine, bu da hayattan hayata, g\u00fczellikten g\u00fczelli\u011fe bir y\u00fckseli\u015f nizam\u0131 ve en g\u00fczel amellere daha g\u00fczeliyle m\u00fckafat vererek ileride bamba\u015fka bir hayata ula\u015ft\u0131r\u0131lmalar\u0131 gayesine y\u00f6neliktir.<\/p>\n<p>Bir taraftan \u00f6l\u00fcm, bir taraftan da hayat olmasa, birbirine z\u0131t ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak takip eden bu iki s\u0131fat birlikte yarat\u0131lm\u0131\u015f olmay\u0131p da hayat\u0131 \u00f6l\u00fcm, \u00f6l\u00fcm\u00fc de di\u011fer bir hayat kar\u015f\u0131lam\u0131\u015f olmasayd\u0131, yahut Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcnde mertebeden mertebeye y\u00fckselebilecek g\u00fczel bir i\u015f\u00e7i olabilmek \u00fczere Allah&#8217;\u0131n murad\u0131 olan g\u00fczel hayat i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fma gayretiyle yar\u0131\u015fma kanunu konulmam\u0131\u015f ve b\u00f6ylece de insanlar \u00f6l\u00fcm ve hayat aras\u0131nda imtihana \u00e7ekilmemi\u015f olsalard\u0131, s\u0131k\u0131nt\u0131lara katlanarak iyi \u00e7al\u0131\u015f\u0131p Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n r\u0131zas\u0131na uygun g\u00fczel amellerde bulunarak m\u00fcsabakay\u0131 kazananlara s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 unutturacak g\u00fczellikler, g\u00fczel mertebeler, mutluluklarla sevab ve m\u00fckafatlar; iyi \u00e7al\u0131\u015fmayan yahut hi\u00e7 \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131p bo\u015f kalmak isteyen veya mes\u00e2isini Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 hilaf\u0131na bo\u015f ve faydas\u0131z \u015feylere yahut da b\u00fct\u00fcn hayat\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerine, k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fc\u011fe, h\u0131yanet ve isyana, yok etme ve krize sarf edenlere de k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerine g\u00f6re Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcnde r\u00fctbesini al\u00e7altma, s\u00fcreli veya s\u00fcresiz kovma ya da yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015flere g\u00f6re mahrumiyetler, horluklar ve ac\u0131larla cezaland\u0131rma s\u00f6zkonusu olmasayd\u0131, m\u00fclkde g\u00fczellikten g\u00fczelli\u011fe y\u00fckselme d\u00fczeni bulunmam\u0131\u015f, yahut meleklerden ba\u015fka memur kullan\u0131lmayarak insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 i\u00e7in bu nizamda hi\u00e7bir selahiyyet verilmemi\u015f olsayd\u0131; insanlar, ya hi\u00e7bir hayat izi yahut hayat \u00fcmidi kalmayacak \u015fekilde hep \u00f6l\u00fcml\u00fc olur, hepsi s\u00f6ner veya hayat ad\u0131na ak\u0131l ve zek\u00e2dan, \u00e7al\u0131\u015fma ve iradeden, i\u015f de\u011ferinden, h\u00fcrriyetten mahrum \u00f6l\u00fcmden ve kabir azab\u0131ndan daha beter olarak &#8220;Ne \u00f6lecek, ne de ya\u015fayacak.&#8221; (A&#8217;l\u00e2, 87\/13) \u00e2yeti gere\u011fince ne \u00f6l\u00fcm, ne de bir kurtulu\u015f \u00fcmidi olmayan, her taraftan \u00e7aresizlikle ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f, b\u0131kt\u0131r\u0131c\u0131 zelil bir \u0131zd\u0131rab, \u00fcz\u00fcnt\u00fc verici bir sefalet h\u00fck\u00fcm s\u00fcrer giderdi. Bu da, &#8220;M\u00fclk elinde ve O, her \u015feye k\u00e2dirdir.&#8221; (M\u00fclk, 67\/1) olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na bah\u015fetmek istedi\u011fi bol ihsan ve kudret g\u00fczelli\u011fine uygun olmazd\u0131.<\/p>\n<p>Yukar\u0131larda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere yaratma fiili, takdir ve icad etmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Takdir, ilm\u00ee y\u00f6nden bir s\u0131n\u0131rlama demek oldu\u011fundan hem varl\u0131\u011f\u0131n \u00f6ncesi ve sonras\u0131yla hem de yokluk ve varl\u0131kla ilgilidir. \u0130cad ise, fiilen yo\u011fu var etmek, yok olan\u0131 varl\u0131\u011fa ge\u00e7irmek demek oldu\u011fundan, hem varl\u0131\u011f\u0131n \u00f6ncesi ve sonras\u0131yla hem de yokluk ve varl\u0131kla ilgilidir. \u0130cad ise, fiilen yo\u011fu var etmek, yok olan\u0131 varl\u0131\u011fa ge\u00e7irmek demek oldu\u011fundan, varl\u0131\u011f\u0131 takdir edilen yok olan bir \u015feyin varl\u0131k halini ifade eder. &#8220;\u00d6l\u00fcm\u00fc ve hayat\u0131 yaratt\u0131.&#8221; \u00e2yetinde \u00f6l\u00fcm\u00fcn de hayat\u0131n da birlikte yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131n anlat\u0131lmas\u0131ndan dolay\u0131 Ehl-i S\u00fcnnet \u00e2limlerinin \u00e7o\u011fu, \u00f6l\u00fcm\u00fcn s\u0131rf yokluktan ibaret, yoklu\u011fa ait bir i\u015f olmay\u0131p, hayat gibi bir varl\u0131\u011fa sahip, varl\u0131\u011fa ait bir i\u015f, varl\u0131\u011f\u0131 bulunan bir hadise oldu\u011funu kabul etmi\u015flerdir. Yani \u00f6l\u00fcm ile hayat\u0131n kar\u015f\u0131t\u0131 cans\u0131zl\u0131kla canl\u0131l\u0131k veya yoklukla varl\u0131k, yarat\u0131lmakla yarat\u0131lmamak gibi bir yokluk ve meleke yahut m\u00fcsbet ve menfi kar\u015f\u0131la\u015fmas\u0131ndan ibaret olmay\u0131p hareket ve s\u00fckun, toplanma ve ayr\u0131lmak, kalkmakla yatmak, a\u00e7\u0131kl\u0131kla gizlilik, geli\u015fle gidi\u015f, ac\u0131 ile tatl\u0131 gibi bir tezad kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmas\u0131 kabilinden olmas\u0131 laz\u0131m gelece\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir ki bunun ruh veya maddenin bek\u00e2s\u0131 teorileriyle de bir alakas\u0131 vard\u0131r. \u00d6len, hayattan, varl\u0131ktan b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ilgisi kesilerek yok olup gitmiyor. \u00d6mr\u00fc boyunca yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015flere g\u00f6re iyi veya k\u00f6t\u00fc yahut kar\u0131\u015f\u0131k bir \u015fey halinde ba\u015fka bir duruma sevkedilerek, ac\u0131 yahut tatl\u0131 di\u011fer bir hayatta, y\u00fcksek veya al\u00e7ak bir mevki almak \u00fczere ilk yaratan varl\u0131\u011fa do\u011fru ba\u015fka bir \u00e2leme geri d\u00f6n\u00fcyor. Yine Ehl-i S\u00fcnnet \u00e2limlerinden bir k\u0131sm\u0131 ile Mu&#8217;tezile mensuplar\u0131 demi\u015flerdir ki: &#8220;\u00d6l\u00fcm bir varl\u0131k i\u015fi de\u011fil, bir yokluk i\u015fidir. Canl\u0131l\u0131k ta\u015f\u0131yan bir \u015feyde \u00f6l\u00fcm, hayat\u0131n yoklu\u011fudur. \u00d6l\u00fcm ile hayat aras\u0131nda yoklu\u011fun ve ruhun kar\u015f\u0131la\u015fmas\u0131 s\u00f6zkonusudur.&#8221; Bu g\u00f6r\u00fc\u015f, basit ve felsef\u00ee anlay\u0131\u015fa yak\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Buna g\u00f6re \u00f6l\u00fcm\u00fcn yarat\u0131lmas\u0131, takdir demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc takdir, varl\u0131\u011fa ait hususlarla alakal\u0131 oldu\u011fu gibi yoklu\u011fa ait hususlarla da alakal\u0131d\u0131r. Yahut mutlak veya asl\u0131 yokluk de\u011fil, husus\u00ee bir \u015feyin yoklu\u011fu m\u00e2n\u00e2s\u0131na adem-i iz\u00e2f\u00ee yahut da adem-i hadistir. Bu gibi yoklukla ilgili hususlar\u0131n da kendilerine de\u011fil, ba\u015fka bir \u015feye varl\u0131k vermek m\u00e2n\u00e2s\u0131na yaratmakla ilgileri vard\u0131r. \u00d6zellikle sonradan meydana gelen yokluk da, yine sonradan ortaya \u00e7\u0131kan varl\u0131k gibi illete muhta\u00e7 oldu\u011fundan onda, \u00eec\u00e2d (yaratmak) m\u00e2n\u00e2s\u0131na de\u011filse de ihd\u00e2s (ortaya \u00e7\u0131karmak) m\u00e2n\u00e2s\u0131na m\u00fcsbet bir yaratma ve tesir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Yoklu\u011fa varl\u0131k vermek bir tesir oldu\u011fu gibi, varl\u0131\u011f\u0131 yok etmek de ayn\u0131 \u015fekilde bir te&#8217;sir oldu\u011fundan &#8220;yaratmak&#8221; kelimesinin b\u00f6yle ihd\u00e2s ve in\u015f\u00e2 (meydana getirmek) m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131lmas\u0131 da s\u00f6zkonusudur. Mamafih g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bunda da \u00f6l\u00fcm mutlak bir yokluk gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f de\u011fildir. O halde \u00f6l\u00fcm\u00fcn yarat\u0131lmas\u0131, yaln\u0131z bir takdirden ibaret olmad\u0131\u011f\u0131 gibi mutlak surette bir yokluk demek de de\u011fildir. Nihayet hayat\u0131n bir hususiyetini yok etmekle di\u011fer bir \u015feye varl\u0131k vermek m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan uzak kalamaz. Buna ruhun bekas\u0131 veya maddenin bek\u00e2s\u0131 denilmesi m\u00fcnaka\u015fa edilse bile illetin bek\u00e2s\u0131, yani illetlinin varl\u0131k illetine d\u00f6nmesi, yahut d\u00f6nd\u00fcr\u00fclmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131yla illetin bekas\u0131 prensibini zarureten tasdik demek oldu\u011funda \u015f\u00fcphe edilemez. Bu konuda iki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc birle\u015ftiren en do\u011fru g\u00f6r\u00fc\u015f budur. Nitekim Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bu nokta hep d\u00f6nmek ve d\u00f6nd\u00fcrmek ile ifade edilmi\u015f, yeniden dirili\u015f demek olan ahiret hayat\u0131 hakk\u0131nda da iade, yeniden yaratma ve in\u015f\u00e2 tabiri kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar ise hep birer varl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade ederler. Bu suretle Ehl-i S\u00fcnnet&#8217;in \u00f6nceki anlay\u0131\u015f\u0131 hem delillerin zahir\u00ee anlam\u0131na, hem de illetin bek\u00e2s\u0131 kanununa daha uygundur. Binaenaleyh \u00f6l\u00fcm\u00fc s\u0131rf bir yokluk i\u015fi olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmeyip kimi i\u00e7in, hayat\u0131n b\u00fct\u00fcn lezzetlerini y\u0131k\u0131p ate\u015fe g\u00f6t\u00fcren bir \u0131zd\u0131rab, bir Hak darbesi; kimi i\u00e7in de b\u00fct\u00fcn ac\u0131 ve me\u015fakkatlerden kurtar\u0131p Allah&#8217;a g\u00f6t\u00fcren bir l\u00fctuf ve lezzet gibi varl\u0131\u011fa ait bir m\u00e2n\u00e2 ile telakki etmelidir. Bu \u00e2yette \u00f6l\u00fcm\u00fcn hayattan \u00f6nce zikredilmesi hususuna dikkat etmek gerekir. Beyd\u00e2v\u00ee bunu iki \u015fekilde izah eder: Birisi, &#8220;Siz \u00f6l\u00fcler idiniz. O sizi diriltti. Yine \u00f6ld\u00fcrecek, yine diriltecek&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/28) \u00e2yetindeki m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret olmas\u0131, di\u011feri de \u00f6l\u00fcm\u00fcn yararl\u0131 i\u015fler yapmaya daha fazla g\u00f6t\u00fcrmesi n\u00fckteleridir. Birincisi, yok iken verilen hayat nimetine \u015f\u00fck\u00fcr a\u00e7\u0131s\u0131ndan, ikincisi de onu zorla alacak olan \u00f6l\u00fcm\u00fc unutmayarak hayata zarar veren k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden sak\u0131nma itibariyle g\u00fczel amele \u00e7a\u011f\u0131r\u0131r. Ancak &#8220;siz \u00f6l\u00fcler idiniz&#8221; s\u00f6z\u00fcyle ifade edilen \u00f6l\u00fcm, sonradan meydana gelen \u015feyin tabiat\u0131ndaki yoklu\u011fun varl\u0131\u011fa \u00f6nceli\u011fi hasebiyle, diriltmeden evvelki as\u0131l yokluk olan \u00f6ld\u00fcrmesiz hi\u00e7li\u011fe i\u015farettir. As\u0131l yokluk ise, esasen f\u00e2ilin fiiline dayal\u0131 olmay\u0131p yaratmadan \u00f6nce oldu\u011fu cihetle, \u00e2yetteki nin meful\u00fc olarak g\u00f6sterilen \u00f6l\u00fcm\u00fcn o \u00f6l\u00fcm olmay\u0131p, hayata \u00e2r\u0131z olan \u00f6l\u00fcm oldu\u011funu unutmamak gerekir. Onun i\u00e7in \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud gibi bir\u00e7oklar\u0131 ikinci \u015fekli daha uygun g\u00f6rm\u00fc\u015fler ve &#8220;Lezzetleri t\u00e2rm\u00e2r eden \u00f6l\u00fcm\u00fc \u00e7ok\u00e7a an\u0131n.&#8221; hadisine mutab\u0131k oldu\u011fundan dolay\u0131 da onu desteklemi\u015flerdir. O hayattan \u00f6nce \u00f6l\u00fcm\u00fc nazar-\u0131 itib\u00e2re alarak onunla sonu\u00e7lanacak olan hayat\u0131n k\u0131ymetini ona g\u00f6re \u00f6l\u00e7menin en g\u00fczel ve en ak\u0131ll\u0131ca bir hareket olmas\u0131 sebebiyle bu, g\u00fczel bir n\u00fcktedir. Ancak yeterli de\u011fildir. Zira \u00f6l\u00fcmden \u00f6tesini d\u00fc\u015f\u00fcnmeyenler i\u00e7in bu hareket tarz\u0131, g\u00fczel amelden ziyade \u00fcmitsizlikle k\u00f6t\u00fc i\u015flere de sebeb olabilir. \u00d6l\u00fcm korkusuyla elden ayaktan kesilerek rahat d\u00f6\u015fe\u011fine yatmakta acele etmek isteyenler bulundu\u011fu gibi, adam sen de d\u00fcnyaya bir daha gelecek de\u011filim ya, \u015fu \u00f6l\u00fcml\u00fc d\u00fcnyada m\u00fcmk\u00fcn olan her t\u00fcrl\u00fc keyf ve zevki bir an \u00f6nce yapay\u0131m diyerek her t\u00fcrl\u00fc fenal\u0131klar\u0131 g\u00f6z\u00fcne kestirenler de \u00e7oktur. \u015eu halde as\u0131l yararl\u0131 i\u015fler yapmaya sevkeden sebep, yaln\u0131z \u00f6l\u00fcm d\u00fc\u015f\u00fcncesi de\u011fil, \u00f6l\u00fcmden sonraki hayata inanarak ya\u015fanan hayattan o suretle istifadeyi d\u00fc\u015f\u00fcnmektir. \u0130\u015fte &#8220;\u00f6l\u00fcm\u00fc ve hayat\u0131 yaratt\u0131&#8221; \u00e2yetinde \u00f6l\u00fcm ve hayattan maksat, cins olma itibariyle \u00f6l\u00fcm\u00fcn \u00f6nce zikredilmesi &#8220;siz \u00f6l\u00fcler idiniz O, sizi diriltti&#8221; \u00e2yeti noktas\u0131ndan \u015f\u00fck\u00fcr ile yararl\u0131 i\u015flere sevketme n\u00fcktesini ifade edebilirse de, as\u0131l n\u00fckte, &#8220;yaratt\u0131&#8221; karinesiyle &#8220;sizi \u00f6ld\u00fcrecek, sonra yine diriltecek&#8221; \u00e2yetinde \u00f6ld\u00fcrme ve diriltme ile ifade edilen &#8220;\u00f6l\u00fcm ve hayata&#8221; i\u015faret olup, burada \u00f6l\u00fcmden maksad\u0131n yaratmak ve \u00f6ld\u00fcrmekle ilgili olan d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n ar\u0131z\u00ee \u00f6l\u00fcm\u00fc, hayattan maksad\u0131n da o \u00f6l\u00fcmden sonra ebed\u00ee olarak ger\u00e7ekle\u015fecek olan ahiret hayat\u0131 oldu\u011funu anlatmakt\u0131r. Bu suretle \u00f6nce \u00f6l\u00fcm\u00fc g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde bulundurmakla beraber as\u0131l neticenin \u00f6l\u00fcm de\u011fil, hayat oldu\u011funu, fakat Hadid S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;Bilin ki d\u00fcnya hayat\u0131 ancak bir oyun, e\u011flence, bir s\u00fcs, aran\u0131zda bir \u00f6v\u00fcnme ve daha \u00e7ok mal ve evlat sahibi olma iste\u011finden ibarettir. T\u0131pk\u0131 ya\u011fmurun bitirdi\u011fi ve ziraat\u00e7\u0131lar\u0131n da ho\u015funa giden bir bitki gibi \u00f6nce ye\u015ferir sonra kurur da sen onun sapsar\u0131 oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn; sonra da \u00e7er\u00e7\u00f6p olur. Ahirette ise \u00e7etin bir azab vard\u0131r. Yine orada Allah&#8217;\u0131n ma\u011ffireti ve r\u0131zas\u0131 vard\u0131r. D\u00fcnya hayat\u0131 aldat\u0131c\u0131 bir ge\u00e7imden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.&#8221; (Hadid, 57\/20) \u00e2yetiyle tasvir edilen bir gurur sermayesi, bir aldat\u0131\u015f zevkinden ibaret olan d\u00fcnya hayat\u0131 de\u011fil, sonunda ya \u015fiddetli bir azab veya ma\u011ffiret ve ho\u015fnutluk ger\u00e7ekle\u015fecek olan &#8220;Bu d\u00fcnya hayat\u0131 sadece bir oyun ve e\u011flenceden ibarettir. Ahiret yurduna gelince i\u015fte as\u0131l hayat odur&#8230;&#8221; (Ankebut, 29\/64) \u00e2yetiyle de beyan edildi\u011fi \u00fczere, bilenler i\u00e7in hakikatte s\u0131rf hayattan ibaret olan ahiret hayat\u0131n\u0131n ba\u011f\u0131\u015f ve ho\u015fnutlu\u011fu ve Allah&#8217;\u0131n \u015fiddetli azab\u0131ndan sak\u0131narak ma\u011ffiret ve r\u0131zas\u0131na ermek gayesi ve bu vechile Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcnde insanlardan istenen ne \u00f6l\u00fcm ne de onunla sonu\u00e7lanacak olan f\u00e2ni hayatta kalmak de\u011fil, hayattan hayata ge\u00e7i\u015fle ilerideki daha \u00fcst\u00fcn hayata y\u00fckselmek i\u00e7in yararl\u0131 i\u015fler yapmada m\u00fcsabakaya gayret vazifesi bulundu\u011funu bildirmektir. F\u00e2ni hayat\u0131n oyuncak olan b\u00fct\u00fcn lezzetlerini t\u00e2rm\u00e2r eden, sevgili e\u015fleri birbirinden ay\u0131r\u0131p ocaklar s\u00f6nd\u00fcren, cemiyetleri da\u011f\u0131t\u0131p kuvvetleri y\u0131karak evlatlar\u0131 yetim b\u0131rakan, servetleri yerle bir eden, ayn\u0131 zamanda Allah i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f ve \u0131zd\u0131rab \u00e7ekmi\u015flerin, iman ile dolu mutmain nefislerinin elem ve ac\u0131lar\u0131na son vererek kendilerini &#8220;Se\u00e7kin kullar\u0131m aras\u0131na kar\u0131\u015f ve cennetime gir.&#8221; (Fecr, 90\/ 29,30) hitab\u0131yla ebediyyen Hakk&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na kavu\u015fturmak i\u00e7in a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f yegane saadet kap\u0131s\u0131 bulunan \u00f6l\u00fcm ile, onu takip edecek ileriki hayat\u0131 &#8220;m\u00fclk elinde bulunan&#8221; Allah Te\u00e2l\u00e2 \u015fu hikmet i\u00e7in yaratm\u0131\u015ft\u0131r: Sizleri sorumlu k\u0131larak imtihan meydan\u0131na \u00e7\u0131kar\u0131p \u015funu bildirmek i\u00e7in ki hanginiz amel bak\u0131m\u0131ndan daha g\u00fczeldir. Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcnde yap\u0131lmaya, O&#8217;nun yan\u0131nda g\u00fczel g\u00f6r\u00fcn\u00fcp r\u0131zas\u0131na kavu\u015fmaya daha lay\u0131k, hayatta bulunan veya gelecek olan kavimlerin hayattan hakiki m\u00e2n\u00e2da istifade etmelerine daha elveri\u015fli, a\u00e7\u0131k ve gizlide daha do\u011fru, daha h\u00e2lis i\u015f g\u00f6renin kim oldu\u011fu ger\u00e7e\u011fi, hakk\u0131yla ortaya \u00e7\u0131ks\u0131n. Burada amelin, iman, ilim, niyyet ve ihl\u00e2s gibi kalbe ait gizli amellerle dil ve di\u011fer uzuvlardan ortaya \u00e7\u0131kan g\u00fczel i\u015flerin hepsini kapsad\u0131\u011f\u0131, merfu olarak rivayet edilen \u015fu hadisle anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Peygamber bu \u00e2yetin tefsiriyle ilgili buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Yani hanginiz hak ve sevab\u0131 anlamak, iyiyi k\u00f6t\u00fcy\u00fc se\u00e7mek ve gere\u011fini yapmak cihetiyle ak\u0131l ve anlay\u0131\u015f\u00e7a daha g\u00fczel, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n yasaklad\u0131\u011f\u0131 haramlardan, nehiylerden, g\u00fcnahlardan, fenal\u0131klardan ve zararl\u0131 \u015feylerden sak\u0131n\u0131p korunma hususunda daha takva sahibi ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n itaat\u0131nda daha \u00e7abuksunuz.&#8221; \u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131n ilminde belli olan bu hakikat, tecr\u00fcbe ve imtihan sahas\u0131nda sizin i\u00e7in meydana \u00e7\u0131ks\u0131n. \u00c7\u0131k\u0131p da ne olacak? denilecek olursa, \u015fu da bilinmelidir ki hem O, \u00f6yle Aziz, \u00f6yle Gafur&#8217;dur ki bundan sonra da a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 \u00fczere, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 inad edip kullar\u0131n\u0131 aldatmaya, fitne ve fesad ile halk\u0131 yoldan \u00e7\u0131kar\u0131p cehenneme s\u00fcr\u00fcklemeye u\u011fra\u015fan \u015feytanlar\u0131 ve onlara aldan\u0131p k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fckle ink\u00e2r ve isyan yollar\u0131na sapan k\u00e2firleri ve haks\u0131zlar\u0131 sonu\u00e7ta zelil edip izzetiyle kahreder. Zikredildi\u011fi gibi O, en yararl\u0131 i\u015fler yapanlar\u0131 aziz k\u0131lan, iman etmekle beraber be\u015fer olarak kusur edip en g\u00fczel surette \u00e7al\u0131\u015fmam\u0131\u015f olanlar\u0131 tevbe etmeleri halinde veya diledi\u011fi \u015fekilde afv ve ma\u011ffiret eden gaf\u00fbrdur. \u0130\u015fte \u00f6l\u00fcm ve hayat\u0131n yarat\u0131lmas\u0131n\u0131n, en yararl\u0131 i\u015flerle m\u00fcsabaka imtihan\u0131n\u0131n as\u0131l hikmet ve gayesi, O Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bu s\u0131fatlarla vas\u0131flanm\u0131\u015f, her \u015feyden \u00fcst\u00fcn m\u00fclk sahibi oldu\u011funun fiilen g\u00f6r\u00fcnmesiyle bilinip tan\u0131nmas\u0131d\u0131r ki &#8220;Ben cinleri ve insanlar\u0131, ancak bana kulluk etsinler diye yaratt\u0131m.&#8221; (Z\u00e2riy\u00e2t, 51\/56) \u00e2yetinin ifade etti\u011fi bilme ve kulluk etmenin m\u00e2n\u00e2s\u0131 da budur. Onu, &#8220;tan\u0131s\u0131nlar&#8221; diye tefsir edenlerin maksatlar\u0131 bu oldu\u011fu gibi, hadis olarak rivayeti sabit olmamakla beraber tasavvuf kitablar\u0131nda &#8220;Ben gizli bir hazine idim tan\u0131nmak istedim ve tan\u0131nmak i\u00e7in de mahl\u00fbkat\u0131 yaratt\u0131m.&#8221; diye nakledilen ve kuts\u00ee hadis olarak bilinen s\u00f6z\u00fcn anlam\u0131yla da kasdedilen budur.<\/p>\n<p>3. \u015eimdi de O&#8217;nun, be\u015fer hayat\u0131 ile ilgili tecelli etti\u011fi m\u00fclk\u00fcnden, kudret, izzet ve ma\u011ffiret izlerinden bir b\u00f6l\u00fcm izah edilmek ve anlat\u0131lmak \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>&#8220;O ki yedi g\u00f6k yaratt\u0131.&#8221; Bu &#8216;de ba\u015ftaki &#8216;den bedel, yahut &#8216;dan s\u0131fatt\u0131r. (Yedi g\u00f6k hakk\u0131nda bilgi i\u00e7in Tal\u00e2k, 65\/12) \u00e2yetine bak\u0131n\u0131z.) Bu \u00e2yette de &#8220;seb&#8217;a semav\u00e2t&#8221; &#8220;yedi g\u00f6k&#8221; ifadesi, nekre (belirsiz) olarak zikredilmi\u015ftir ki, herhangi bir &#8220;yedi g\u00f6k&#8221; demek gibidir. Bu nekrelikde iki husus d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Birisi, &#8220;O, g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/117) anlam\u0131 \u00fczere g\u00f6klerin e\u015fsizli\u011fine i\u015faret olarak y\u00fcceltme anlam\u0131 ifade etmesidir. Di\u011feri de, yedi rakam\u0131yla bilinen yedi say\u0131s\u0131 kasdedilmeyip, \u00e7okluk ve yayg\u0131nl\u0131k anlam\u0131na gelmesidir. Bu takdirde yedi g\u00f6k Tal\u00e2k S\u00fbresi&#8217;nde de s\u00f6yledi\u011fimiz gibi, bir\u00e7ok g\u00f6k i\u00e7inde her biri bir \u00e2lem olmakla beraber, birbirine daha husus\u00ee bir \u00e2henk ile uygun olarak g\u00fcne\u015f etraf\u0131ndaki bir manzume halinde yarat\u0131lm\u0131\u015f olup bizim de i\u00e7inde bulundu\u011fumuz \u00f6zel bir toplulu\u011fu hususi bir \u015fekilde olu\u015fturulan g\u00fcne\u015f etraf\u0131ndaki gezegenlerin y\u00f6r\u00fcngeleriyle \u00e7ekme ve itme hududunda y\u00fczerek devretmekte bulunduklar\u0131 felekleri ve \u00fczerlerinde beliren g\u00f6k k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131n arz\u0131m\u0131z bak\u0131m\u0131ndan yedisini g\u00f6stermi\u015f olur ki, \u00e2lemler i\u00e7inde bizim hayat\u0131m\u0131zla en fazla ilgili olmas\u0131 itibar\u0131yla nazar-\u0131 dikkatimizi \u00e7ekmeye en lay\u0131k olan k\u0131s\u0131m olu\u015fu, \u00f6zel bir sebep olabilir.<\/p>\n<p>Lakin baz\u0131 \u00e2yetlerde bu kadarla yetinmek caiz olsa bile burada s\u00f6zgeliminin ku\u015fatmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczerinde cereyan etmesinden dolay\u0131 delalet etti\u011fi \u015feyde kesinlik ifade eden husus\u00ee bir laf\u0131z olan yedi say\u0131s\u0131n\u0131n tahsisi, muteber olarak \u00fczerimizdeki g\u00f6k denilen y\u00fcksek \u00e2lemlerin hepsini kapsamay\u0131 gerektirdi\u011fi cihetle, bu kadarla yetinmek pek zor olaca\u011f\u0131 i\u00e7in herhalde \u00f6nceki \u015feklin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>O halde yedi g\u00f6k s\u0131n\u0131fland\u0131rmas\u0131n\u0131 nas\u0131l anlamal\u0131? Bir kere bunun, \u00fczerinde bulundu\u011fumuz arz bak\u0131m\u0131ndan bize mal\u00fbm olan \u00e2lemin g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcn\u00fcn bir ifadesi oldu\u011fu konusunda bu \u00e2yetin &#8220;g\u00f6rebiliyor musun?&#8221; &#8220;g\u00f6remezsin&#8221; hitaplar\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131k oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir. Bu bak\u0131mdan da iki d\u00fc\u015f\u00fcnce m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Birincisi: umum i\u00e7in en a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc \u015fekliyle kendimizde cisim tasavvurunu edindikten sonra, ruh ve idrakin k\u0131ymetini takdir etmek \u00fczere bedenle ilgili hususlar a\u00e7\u0131s\u0131ndan ufuklarda y\u00fcr\u00fcmektedir. Bu sebeble yedi g\u00f6\u011f\u00fcn alt\u0131s\u0131 ayla beraber arz\u0131m\u0131zdan Nept\u00fcn gezegeninin uza\u011f\u0131na kadar g\u00fcne\u015f sistemi i\u00e7erisinde, yedincisi de g\u00fcne\u015f sisteminin s\u0131n\u0131rlar\u0131ndan g\u00f6z\u00fcm\u00fcze ula\u015fabilen samanyolu \u00f6tesine kadar olan aland\u0131r ki, d\u00fcnyam\u0131z\u0131n bo\u015flu\u011fundan itibaren bunlar\u0131n hepsine birden de g\u00f6k denilir. G\u00fcne\u015f&#8217;in merkezi ve rasat (g\u00f6zlem) noktas\u0131 d\u00fcnyam\u0131z olmak \u00fczere, bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman birinci g\u00f6k, d\u00fcnyan\u0131n g\u00f6\u011f\u00fcd\u00fcr ki yer yuvarla\u011f\u0131n\u0131n atmosfer ve ayla beraber g\u00fcne\u015f etraf\u0131ndaki devriyle \u00e7izdi\u011fi y\u00f6r\u00fcnge alan\u0131d\u0131r. \u00dcst alan\u0131, d\u0131\u015fardan Merih&#8217;in \u00e7ekim s\u0131n\u0131r\u0131na kadar olan k\u0131sm\u0131, i\u00e7i de merkezde g\u00fcne\u015f etraf\u0131nda Utarid ve Z\u00fchre sahalar\u0131n\u0131 kapsar. Bunlar d\u00fcnyam\u0131zda ve onun ay gibi uydusu durumunda de\u011filseler de d\u00fcnyan\u0131n birinci g\u00f6\u011f\u00fc d\u0131\u015f\u0131nda olmay\u0131p, onun i\u00e7inde ve d\u00fcnyan\u0131n alt\u0131nda birer d\u00fcnya gibidirler. G\u00f6zlem noktas\u0131 d\u00fcnya olmay\u0131p da g\u00fcne\u015f olsayd\u0131, yani biz, g\u00fcne\u015fin g\u00f6vdesi i\u00e7inde bulunsayd\u0131k, d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fcn\u00fcn d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc g\u00f6k say\u0131lmas\u0131 gerekecekti. D\u00fcnya&#8217;y\u0131 sabit merkez ve g\u00fcne\u015fi gezegen kabul eden astronomi bilginleri, ay\u0131 birinci, Z\u00fchreyi ikinci, Utarid&#8217;i \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc, g\u00fcne\u015fi d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc g\u00f6kte sayarlar ve yedinci g\u00f6\u011f\u00fc Zuhal&#8217;le sona erdirirlerdi. Lakin biz, g\u00fcne\u015fi merkez say\u0131p gezegenlerden biri olan d\u00fcnyam\u0131zdan g\u00f6zlem yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda bunun, en yak\u0131n uydusu olan ay\u0131 bile i\u00e7ine alm\u0131\u015f bulunan d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fcn\u00fc birinci g\u00f6k saymak laz\u0131m geldi\u011fini ve Z\u00fchre ile Utarid&#8217;in birer y\u00f6r\u00fcngede y\u00fczmekle beraber merkez olan g\u00fcne\u015f taraf\u0131nda bulunarak yer y\u00f6r\u00fcngesinin i\u00e7inde ve yerin alt\u0131nda kald\u0131klar\u0131n\u0131 hesaba katt\u0131\u011f\u0131m\u0131zdan bunlar\u0131 birinci g\u00f6\u011f\u00fcn \u00fcst\u00fcnde de\u011fil, i\u00e7inde saymak mecburiyetinde bulundu\u011fumuzu anlam\u0131\u015f oluyoruz. \u015eu halde d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fc, yer y\u00f6r\u00fcnge alan\u0131 demek olan birinci g\u00f6k ile tefsir edilebilir. \u0130kinci g\u00f6\u011fe gelince: Bu da, eski astronomi bilginlerinin be\u015finci g\u00f6k sayd\u0131klar\u0131 merih y\u00f6r\u00fcnge sahas\u0131d\u0131r ki bu, daha geni\u015ftir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00f6k daha geni\u015f olan M\u00fc\u015fteri y\u00f6r\u00fcnge sahas\u0131, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc g\u00f6k onun \u00fcst\u00fcndeki Zuhal y\u00f6r\u00fcnge alan\u0131d\u0131r ki, eski Batlamyus astronomi bilginleri bunu yedinci g\u00f6k saym\u0131\u015flar ve her gezegeni y\u00f6r\u00fcngesiyle hareket ediyor zannettiklerinden dolay\u0131 gezegenlerin hareketlerini bunlara ba\u011flayarak yedi g\u00f6\u011f\u00fcn yedisini de hareketli kabul etmi\u015flerdi. Buna g\u00f6re onlar, Enbiy\u00e2 ve Y\u00e2sin s\u00fbrelerinde ge\u00e7en &#8220;Her biri bir y\u00f6r\u00fcngede y\u00fczmektedirler.&#8221; (Enbiya, 21\/33; Y\u00e2sin, 36\/40) \u00e2yetinin ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2dan g\u00e2fil bulunuyorlard\u0131. O cisimlerin y\u00f6r\u00fcngeleriyle direkli de\u011fil, her biri direksiz olarak denge kanunu dairesinde kendi y\u00f6r\u00fcngelerinde y\u00fczd\u00fcklerini hesaba katm\u0131yorlard\u0131. Biz, o y\u00f6r\u00fcngeleri birer hareket yolu de\u011fil, birer s\u0131n\u0131r \u00e7izici olarak m\u00fctalaa etti\u011fimiz gibi, denge kanunuyla d\u00fcnyam\u0131z\u0131n da bir gezegen oldu\u011funu anlayarak, d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fcn\u00fc biraz daha geni\u015f g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fczden dolay\u0131, onlar\u0131n yedi gezegeninden \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fc g\u00f6kleriyle beraber d\u00fcnyam\u0131z\u0131n birinci g\u00f6\u011f\u00fc i\u00e7ine al\u0131p onlar\u0131n yedi g\u00f6\u011f\u00fcnden bu suretle \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fc atm\u0131\u015f buna kar\u015f\u0131l\u0131k daha y\u00fcksekte bulunan Uran\u00fcs ve Nept\u00fcn ad\u0131nda iki gezegeni daha g\u00f6zlemi\u015f bulundu\u011fumuzdan, onlara g\u00f6re yedinci g\u00f6kte bulunan Zuhal bizce, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc g\u00f6\u011f\u00fcn kap\u0131s\u0131 olmaktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc her gezegen \u00e7ekme ve itmesiyle kendi g\u00f6\u011f\u00fcn\u00fcn bir kap\u0131s\u0131 durumunda demektir. O halde ondan \u00f6tedeki be\u015finci g\u00f6k, son olarak bildi\u011fimiz Uran\u00fcs gezegeni sahas\u0131, alt\u0131nc\u0131 g\u00f6k de Nept\u00fcn gezegeni alan\u0131d\u0131r. Bize g\u00f6re bu sahan\u0131n sonu, g\u00fcne\u015f sisteminin de sonudur. Bundan \u00f6tede \u0131\u015f\u0131klar\u0131n\u0131 az \u00e7ok g\u00f6rebilmekle beraber gezegenler gibi hareketlerini g\u00f6remedi\u011fimizden dolay\u0131 &#8220;sev\u00e2bit&#8221; ad\u0131 verilen bir\u00e7ok y\u0131ld\u0131zlar \u00e2lemi bulunuyor ki, bunlar\u0131n aralar\u0131ndaki mesafelerle beraber tamam\u0131n\u0131n i\u015fgal etmi\u015f bulunduklar\u0131 saha da bizim yedinci g\u00f6\u011f\u00fcm\u00fcz\u00fc te\u015fki etmektedir. Burada g\u00fcne\u015f sisteminin tek bir y\u0131ld\u0131z gibi kalaca\u011f\u0131 nice binlerce \u00e2lem bulundu\u011fu anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r ki, saman yollar\u0131 gibi g\u00f6zlerimize \u00e7arp\u0131p durmakla beraber biz onlar\u0131n \u00f6zelliklerini ve hareketlerini gezegenler \u00e2lemi gibi ne se\u00e7ebiliyoruz ne de onlar\u0131n daha ilerisine ge\u00e7ebiliyoruz. B\u00fct\u00fcn bak\u0131\u015flar\u0131m\u0131z hepsinin \u00fczerine dayan\u0131p kal\u0131yor. \u0130\u015fte cisim olmalar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan yedi sema hakk\u0131nda anlayabildi\u011fimiz budur. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, pek eskiden beri me\u015fhur olan ve bilinen yedi gezegen \u00e2leminde uydu kabilinden olan k\u00fc\u00e7\u00fck gezegenlerden ba\u015fka Uran\u00fcs ve Nept\u00fcn denilen iki b\u00fcy\u00fck gezegen daha ke\u015ffedilmi\u015f olmakla, baz\u0131lar\u0131n\u0131n zannetti\u011fi gibi d\u00fcnyan\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda olan gezegenlerin say\u0131s\u0131 dokuza \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f olmay\u0131p, g\u00fcne\u015f merkez, ay da d\u00fcnyan\u0131n uydusu olarak bu say\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda tutuldu\u011fu zaman Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n yedi g\u00f6k hakk\u0131ndaki \u00e2yetlerine kar\u015f\u0131 da fen ve tecr\u00fcbe \u00e2leminde tezat te\u015fkil edecek bir \u015fey ispat edilmemi\u015f, aksine Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n beyanlar\u0131n\u0131 daha iyi bir izahla anlamaya yard\u0131m edecek hakikatler ke\u015ffedilmi\u015f ve edilecektir. Bundan \u015fu sonu\u00e7lar \u00e7\u0131kar: Y\u00fckseklik ve al\u00e7akl\u0131k iz\u00e2fi oldu\u011fu gibi d\u00fcnyam\u0131zdaki g\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fc ve g\u00f6rme \u015fartlar\u0131m\u0131z\u0131 de\u011fi\u015ftirmeyerek g\u00f6zetleme noktas\u0131 hangi madde farzedilirse g\u00f6k say\u0131s\u0131 ve konumu da onunla uygun olur. Merkeze do\u011fru a\u015fa\u011f\u0131 inildik\u00e7e g\u00f6kler \u00e7o\u011fal\u0131r, g\u00f6\u011fe do\u011fru y\u00fckseklere \u00e7\u0131k\u0131ld\u0131k\u00e7a g\u00f6kler azal\u0131r. Hepsinde yer say\u0131s\u0131, g\u00f6k say\u0131s\u0131 ile uyum i\u00e7inde bulunur, b\u00f6ylece &#8220;(Yedi kat g\u00f6\u011f\u00fc) ve yerden bir o kadar\u0131n\u0131 yaratt\u0131&#8230;&#8221; (Tal\u00e2k, 65\/12) \u0130l\u00e2h\u00ee prensibi \u015fa\u015fmaz olur. G\u00f6zetleme noktam\u0131z Z\u00fchre olsayd\u0131 da yine g\u00f6rd\u00fcklerimizi g\u00f6rebilseydik, o durumda sekiz g\u00f6k sekiz yer hes\u00e2p etmi\u015f olacakt\u0131k. Bu suretle Utarid&#8217;den baksayd\u0131k bu say\u0131, dokuz olacakt\u0131. G\u00fcne\u015ften bakm\u0131\u015f olsayd\u0131k tam ona ula\u015facakt\u0131. Fakat onlardan bakarak bunlar\u0131 g\u00f6rebilmek i\u00e7in g\u00f6zlerimizin daha fazla incelikleri se\u00e7ebilecek derecede kuvvetli olmas\u0131 gerekecekti, yoksa yine d\u00fcnyam\u0131zdaki tarzda yedi ile kalacakt\u0131k. O halde hakikaten onlarda bulunarak kendimizin ve g\u00f6r\u00fc\u015f \u015fartlar\u0131m\u0131z\u0131n ne olaca\u011f\u0131n\u0131 kestiremezsek de, yerde bulundu\u011fumuz halde g\u00f6rd\u00fcklerimizi esas alarak d\u00fc\u015f\u00fcncemizi y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz surette d\u00fcnyam\u0131zdan itibaren yedi sayabildi\u011fimiz g\u00f6kleri, g\u00fcne\u015ften itibaren sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131zda on say\u0131s\u0131na \u00e7\u0131kar\u0131r\u0131z. Bu suretle onuncu g\u00f6kte b\u00fct\u00fcn g\u00fcne\u015f sisteminin birle\u015fmi\u015f oldu\u011funu m\u00fctalaa ederek g\u00fcne\u015fi bir merkez, d\u00fcnyadan alt\u0131nc\u0131 olan, onuncu g\u00f6\u011f\u00fc bir ku\u015fat\u0131c\u0131 alan olarak d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fczde biri g\u00fcne\u015f sistemi di\u011feri de &#8220;sev\u00e2bit&#8221;e ait olmak \u00fczere iki yer ve iki g\u00f6k saymam\u0131z gerekece\u011fi gibi arz\u0131m\u0131z\u0131 bir nokta ve b\u00fct\u00fcn cisim \u00e2lemlerini bir ku\u015fat\u0131c\u0131 alan yahut b\u00fct\u00fcn madde ve cisim \u00e2lemlerini bir nokta ve zihnimizden b\u00fct\u00fcn fezay\u0131 bir ku\u015fat\u0131c\u0131 alan olarak d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz surette de ancak bir yer ile bir g\u00f6k hesab etmi\u015f oluruz ki, mutlak anlamda yer ve g\u00f6k denildi\u011fi zaman bir alt ve \u00fcst kar\u015f\u0131t\u0131ndan ibaret olan bir ikilik ifade edilir. Sonra daha ilerisine ge\u00e7emedi\u011fimiz bu merkezle ku\u015fat\u0131c\u0131 alan aras\u0131nda bir \u015f\u00e2kul (d\u00fc\u015fey) konumunda bulundu\u011fumuzdan dolay\u0131 ku\u015fat\u0131c\u0131 alan da alt\u0131 y\u00f6n\u00fc tayin eden alt\u0131 nokta olup bunlardan yedincisi olan merkez noktas\u0131nda dikey kesi\u015ferek ge\u00e7en \u00fc\u00e7 d\u00fczlemin \u00e7arp\u0131m\u0131 olmak \u00fczere uzunluk, geni\u015flik ve derinlik dedi\u011fimiz \u00fc\u00e7 boyutu i\u00e7eren bir kemmiyet (nicelik) ve miktar m\u00e2n\u00e2s\u0131yla cismiyyet mahiyetinde birle\u015ftirdi\u011fimiz zaman da, yer ve g\u00f6\u011f\u00fc b\u00fct\u00fcn g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcyle cism\u00e2ni bir \u00e2lem olarak d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f olur ve b\u00f6yle en son ku\u015fat\u0131c\u0131 alanda alt \u00fcst ba\u011flant\u0131lar\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015fm\u0131\u015f alt\u0131 noktan\u0131n yedinci bir merkez noktas\u0131nda bir sosyal nizam\u0131 ve yine yedi say\u0131s\u0131n\u0131n hususi bir tasnifi olmak \u00fczere meydana gelmi\u015f tek bir cisim suretiyle kendimize d\u00f6neriz ki, bu da bir merkez halinde bir noktadan ibaret bulunan nefsimizle etraf\u0131m\u0131z\u0131 ku\u015fatm\u0131\u015f bulunan bir ufuk muhitinin, yani &#8220;ben&#8221; ile &#8220;ben de\u011filim&#8221; s\u00f6zlerinin kar\u015f\u0131la\u015fmas\u0131 ve ba\u011flanmas\u0131 halinde g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Demek ki bir cisim d\u00fc\u015f\u00fcncesi i\u00e7in yedi say\u0131s\u0131yla birle\u015ftirme kanunun, bizim i\u00e7in ihmali m\u00fcmk\u00fcn olmayan pek b\u00fcy\u00fck bir h\u00fck\u00fcm ve \u00f6nemi vard\u0131r. B\u00fct\u00fcn \u00e2lem i\u00e7inde kendimi bir noktadan ibaret olarak buldu\u011fum ben, bana kar\u015f\u0131l\u0131k etraf\u0131mda yer alm\u0131\u015f alt\u0131 noktay\u0131 biraraya getirme ve birle\u015ftirme nizam\u0131yla kendimde birle\u015ftirmeden en az yedi say\u0131s\u0131n\u0131 s\u0131n\u0131fland\u0131rmakla yine kendimde bir birlik bulmadan ne en k\u00fc\u00e7\u00fck, ne de en b\u00fcy\u00fck bir cisim tasavvur edemem. Bu sebeble \u00e2lemi yaln\u0131z madd\u00ee y\u00f6n\u00fcyle tamamen cisim halinde bir d\u00fc\u015f\u00fcnceyle kavramaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m s\u0131rada ister istemez kendimde bu yedi noktan\u0131n uygunlu\u011funu duymak mecburiyetinde bulunurum. Bunu duydu\u011fum anda da, benimle ben olmayan muhitim aras\u0131nda kar\u015f\u0131t bir birlik nizam\u0131 i\u00e7inde bir noktadan ibaret kald\u0131\u011f\u0131n\u0131 duydu\u011fum zaman kendime g\u00f6z\u00fcm a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f, fakat daha ileri gitmekten bitkin ve g\u00fc\u00e7s\u00fcz kalm\u0131\u015f bir halde d\u00f6nerim. Zira &#8220;G\u00f6z\u00fcn\u00fc \u00e7evir bir bak bir bozukluk g\u00f6rebiliyor musun?&#8221; (M\u00fclk, 67\/3) buyurulmaktad\u0131r. Lakin g\u00f6z\u00fcm a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f ve daha ilerisine gidemedi\u011fim muhitimin suretini (\u015feklini veya resmini) yakalay\u0131p getirmi\u015f olan ruh ve \u015fuurumun k\u0131ymetini tan\u0131m\u0131\u015f oldu\u011fum cihetle ben kendimde, o cisme ait muhite mahk\u00fbm ve onda hapis kalmak istemeyerek d\u00fcnyan\u0131n \u00fczerine \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131m gibi onun da \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kmak i\u00e7in yine \u00e7abalar\u0131m. Bu defa da d\u00f6ner, s\u0131rf \u015fuur delaletiyle ve ruh\u00e2n\u00ee yoldan giderek bir g\u00f6zlem ve s\u0131n\u0131fland\u0131rma yapmak i\u00e7in harekete ge\u00e7erim. Yine kendimden ba\u015flayarak \u015fuurumda bana kar\u015f\u0131 yer alm\u0131\u015f bulunan \u00e2lemlere do\u011fru bir daha bak\u0131\u015f\u0131m\u0131 \u00e7eviririm. Ruh\u00e2n\u00ee nazarla olan bu ikinci d\u00fc\u015f\u00fcnce ile alakal\u0131 \u015funlar s\u00f6ylenebilir: Bu itibarla kendimize bak\u0131nca \u015fuur \u00e2lemimizin bir semas\u0131 demek olan g\u00f6nl\u00fcm\u00fczde, ruhumuzda bir yer gibi (ben) vicdan\u0131n\u0131n merkezi bulunan kalbimizde iman ve irade \u015fuuru uyand\u0131rmak \u00fczere muh\u00eet ile ilgili yedi pencere buluruz ki, bize bunlardan devaml\u0131 surette ruh yay\u0131l\u0131r. Be\u015f tanesi yaln\u0131z cisimlerle alakal\u0131 \u00e7evrede meydana gelen hadiselere bakan be\u015f duyu, alt\u0131nc\u0131s\u0131 onlar\u0131n elde ettikleri bilgilerle daha ileriye bakan ak\u0131l ve mant\u0131k, yedincisi her insanda a\u00e7\u0131k ve kuvvetli olmamakla beraber hepsinden geni\u015f olan ilham ve vahiy kuvvetleridir. \u0130\u015fte biz &#8220;duyular&#8221; denilen bu yedi pencereden kalbimize inip \u00e7\u0131kan ruh ve basiret nurunun kuvvet ve zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re hakikatlerden haberdar olur, ona g\u00f6re iman ve irade gayretiyle \u00e2k\u0131betimiz olan gayeye do\u011fru y\u00fcr\u00fcr\u00fcz. Nefes al\u0131rken ci\u011ferlerimize, yeteneklerine g\u00f6re hava girip \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 gibi his ve idrak etmede de duyular\u0131m\u0131za ruh inip \u00e7\u0131karken, o cereyanlar\u0131 yerli yerine hakk\u0131yla ula\u015ft\u0131rma ve da\u011f\u0131tmaya hizmet eden ve melek denilen bir\u00e7ok gizli, hay\u0131rl\u0131, madd\u00ee ve manev\u00ee kuvvetler bulundu\u011fu ve engelleri bertaraf ederek idrakimizi, iman ve irademizi takviye i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 gibi, bilakis o ruh cereyanlar\u0131n\u0131n bize ini\u015fi s\u0131ras\u0131nda yol kesen e\u015fkiya gibi pusu kuran, elde ettiklerimizi soymaya, hi\u00e7 olmazsa zan ve hayal atmakla s\u0131k\u0131nt\u0131 verip bizi aldatarak -Allah korusun- idrak, iman ve irademizi gizliden gizliye sap\u0131tma ve bozmaya \u00e7al\u0131\u015fan madd\u00ee ve manev\u00ee birtak\u0131m \u015fer ve al\u00e7ak kuvvetler de vard\u0131r ki, bunlara da cin ve \u015feytan denilir. Dostu d\u00fc\u015fman veya d\u00fc\u015fman\u0131 dost zannettiren bir vehim, biri iki, e\u011friyi do\u011fru veya aksini g\u00f6steren bir hayal, iyiyi k\u00f6t\u00fc, k\u00f6t\u00fcy\u00fc iyi yerine koyan bir fikir, bo\u015f yere g\u00f6nl\u00fcm\u00fcz\u00fc imrendiren veya buland\u0131ran bir r\u00fcya yahut s\u00f6z intiba\u0131 veren hep gizli veya a\u00e7\u0131k bir \u015feytan parma\u011f\u0131d\u0131r ki, bunlar bizimle g\u00f6k aras\u0131nda bedbahtl\u0131k, al\u00e7akl\u0131k yaparlar. Bunlar olmasayd\u0131 biz hi\u00e7bir his ve irademizde hata etmez, her hususta hakka uyard\u0131k. Bizim bunlardan korunabilmemiz i\u00e7in de birincisi, nefsimizin tabii bir kabiliyeti, ikincisi inmekte bulunan ruh cereyan\u0131n\u0131n tam ve kabiliyetimizle uygun olarak \u015fiddet ve kuvveti \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de iradenin s\u0131n\u0131r\u0131nda, bu ula\u015f\u0131lanlar\u0131n ta kayna\u011f\u0131 olan vahye kadar bir di\u011ferine uygunluklar\u0131n\u0131n derecesini g\u00f6zetmek gerekir. \u0130\u015fte bize b\u00f6yle bir merkez noktas\u0131 gibi g\u00f6r\u00fcnerek &#8220;ben&#8221; dedirten nefsimizle \u00e7evremizin tabaka tabaka uyumunu ifade etmek suretiyle bizi hakikatten haberdar edip duran ruh cereyan\u0131na giri\u015f ve \u00e7\u0131k\u0131\u015f halinde a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f bulunan yedi \u015fuur noktas\u0131na i\u00e7inden ve d\u0131\u015f\u0131ndan gelebilen yedi \u00e7e\u015fit hadise ve idrak \u00e2lemleri de, benlik zeminimizi sarm\u0131\u015f bulunan yedi semad\u0131r. Yani dokunma, tadma, koklama, i\u015fitme, g\u00f6rme, ak\u0131l ve mant\u0131k, ilham ve vahiy muhiti demek olan bu yedi \u00e2lem aras\u0131nda tabaka tabaka \u00e7e\u015fitli ve ayn\u0131 zamanda uygun birer g\u00f6r\u00fcn\u00fcm tarz\u0131yla vicdan\u0131m\u0131za uygunluklar\u0131 nisbetinde bizim hem ufuklar\u0131m\u0131zla hem de kendimizle intibak\u0131m\u0131z\u0131 sa\u011flayan bir birlik nizam\u0131 arz ederler ki his ve g\u00f6z\u00fcm\u00fczden kaybolan ger\u00e7ek varl\u0131k da b\u00f6yle b\u00fct\u00fcn g\u00f6r\u00fcnenle g\u00f6r\u00fcnmeyenin uyumu noktas\u0131nda do\u011fan iman ve irfan nuruyla sezilir, tan\u0131n\u0131r ve g\u00f6nl\u00fcm\u00fczde o \u00f6l\u00e7\u00fcde meydana gelen sevgi heyecan\u0131yla samimi kalbimizden irade ruhu co\u015farak rahmet deryas\u0131nda ma\u011ffiret ve ho\u015fnutlu\u011fa y\u00fckselmek \u00fczere vazife ve i\u015f yapma bilincimizi faaliyete ge\u00e7irir. K\u0131sacas\u0131 g\u00fcne\u015fi merkez alarak, d\u00fcnyam\u0131zdan madd\u00ee bir bak\u0131\u015fla ufuklara bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda bak\u0131\u015f\u0131m\u0131z g\u00f6zlemden g\u00f6zleme aydan yukar\u0131 gezegenlerin y\u00f6r\u00fcngelerini d\u00fc\u015f\u00fcne d\u00fc\u015f\u00fcne birer muhitte y\u00fckselerek, g\u00fcne\u015f sistemi s\u0131n\u0131r\u0131 sonunda alt\u0131nc\u0131 g\u00f6kte nisb\u00ee bir son nokta bularak, \u00f6zel g\u00f6zlem ve hesaplar\u0131m\u0131z\u0131n fazla etki edemedi\u011fi say\u0131s\u0131z ve sabit y\u0131ld\u0131zlar \u00e2lemine dayan\u0131r. Onu da k\u0131sa bir bak\u0131\u015fla kavrayarak ve hepsini &#8220;Kendine has yollara sahip g\u00f6\u011fe andolsun.&#8221; (Z\u00e2riyat, 51\/7) \u00e2yetinde ifade edilen yedinci g\u00f6kte d\u00fc\u015f\u00fcnerek, orada da cismiyet anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131 kaplayan ve \u00f6tesini etkileme imk\u00e2n\u0131 olmayan son bir noktaya dayan\u0131r. Bu suretle yedi g\u00f6kte, birisi arz\u0131m\u0131zdan itibaren alt\u0131nc\u0131 semada sistemimize son veren nisb\u00ee (g\u00f6receli) bir son a\u011fa\u00e7 (sidre-i m\u00fcnteh\u00e2), birisi de yedinci g\u00f6kte madde \u00e2lemine son veren genel bir sidre-i m\u00fcnteha (son a\u011fa\u00e7) bulundu\u011fu gibi, oradan madde \u00f6tesine \u00e7\u0131kabilmek i\u00e7in tekrar kendimize d\u00f6n\u00fcp ruh\u00e2n\u00ee a\u00e7\u0131dan bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman da birisi yine alt\u0131nc\u0131 g\u00f6k olan ak\u0131lla bilinebilecek \u015feylerin bulundu\u011fu alan\u0131n sonu, di\u011feri de daha geni\u015f olan yedinci g\u00f6kteki ilham ve vahiy alan\u0131n\u0131n sonu olmak \u00fczere iki sidre-i m\u00fcnteh\u00e2 (son a\u011fa\u00e7) var demektir. M\u00fcslim&#8217;in &#8220;Sahih&#8221;inde rivayet edildi\u011fi gibi Mir\u00e2c hadislerinin birinde sidre-i m\u00fcnteh\u00e2, alt\u0131nc\u0131 g\u00f6kte, di\u011ferlerinde de yedinci g\u00f6kte g\u00f6sterilmi\u015f bulunmas\u0131na nazaran sahih olan bu iki hadisden yedi g\u00f6kte iki sidre-i m\u00fcnteh\u00e2 bulundu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n mirac\u0131, hem beden\u00ee hem ruh\u00e2n\u00ee oldu\u011fu i\u00e7in yedi g\u00f6k hakk\u0131nda bu iki hususu cem eden bir g\u00f6r\u00fc\u015f takip etmek gerekir. S\u0131rf madd\u00ee a\u00e7\u0131dan g\u00f6rebildi\u011fimiz yedi g\u00f6k ile ruh\u00e2n\u00ee a\u00e7\u0131dan d\u00fc\u015f\u00fcnebildi\u011fimiz yedi g\u00f6\u011f\u00fc mukayese etti\u011fimiz surette ise ikincisinin birinciden daha geni\u015f olarak cisim \u00f6tesinde ilham ve vahiy s\u0131n\u0131r\u0131na kadar vard\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul etmek laz\u0131m gelir. \u00c7\u00fcnk\u00fc cisim semalar\u0131n\u0131n en geni\u015f hududu nihayet be\u015f duyumuzun en geni\u015fi bulunan g\u00f6rme hissinin ula\u015fm\u0131\u015f bulundu\u011fu s\u0131n\u0131rdan, ak\u0131lla idrak edilebilen alana dayanmakta oldu\u011fu i\u00e7in his y\u00f6n\u00fcyle ilerisine ge\u00e7emeyip \u00f6tesini kapal\u0131 buldu\u011fumuz ve ancak bu sahadaki duyumlar\u0131m\u0131z\u0131n sentez ve uyumundan ak\u0131l ve mant\u0131k idrakleriyle d\u00fc\u015f\u00fcnebildi\u011fimiz ve hepsine g\u00f6k ismini verdi\u011fimiz muhitten ibaret oldu\u011fu gibi gerek bu sahadaki g\u00f6zlem ve tecr\u00fcbelerimizden fikir ve mukayese yoluyla ge\u00e7ti\u011fimiz ak\u0131lla idrak edilebilen \u015feylerin bulundu\u011fu muhiti ve gerek vahiy kayna\u011f\u0131ndan ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z iman ve irfan nurlar\u0131yla daha geni\u015f olarak d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz mutlak ruh muhitini, madd\u00ee semalar\u0131 ge\u00e7ip &#8220;O&#8217;nun k\u00fcrs\u00fcs\u00fc g\u00f6kleri ve yeri i\u00e7ine al\u0131r&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/255) \u00e2yetince arz\u0131yla beraber onlar\u0131 i\u00e7inden ve d\u0131\u015f\u0131ndan ku\u015fatm\u0131\u015f bulunan K\u00fcrs\u00ee ve Ar\u015f muhitine kadar y\u00fckselen bir sidre-i m\u00fcnteh\u00e2y\u0131 ifade etmektedir. \u015eu halde &#8220;G\u00f6z\u00fcn\u00fc \u00e7evir bir bak, bir bozukluk g\u00f6rebiliyor musun?&#8221; (M\u00fclk, 67\/3) emri g\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fcn g\u00f6rme hissine dayan\u0131p d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc ve g\u00f6zlerimize aksedebilen madd\u00ee \u0131\u015f\u0131klar\u0131n yerini akl\u0131m\u0131za terkederek karanl\u0131\u011fa dald\u0131\u011f\u0131 madd\u00ee \u00e2leme ait bak\u0131\u015f s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 sonra &#8220;\u0130ki defa g\u00f6z\u00fcn\u00fc \u00e7evirip bak; g\u00f6z (arad\u0131\u011f\u0131 bozuklu\u011fu bulmaktan) \u00e2ciz ve bitkin halde sana d\u00f6necektir.&#8221; (M\u00fclk, 67\/4) emri de duyumlar\u0131m\u0131z\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda ak\u0131l ve sezgimizin dahi tecr\u00fcbe, tasavvur ve d\u00fc\u015f\u00fcnce ile anlayamayarak dayan\u0131p kald\u0131\u011f\u0131, daha ileriye gidemeyerek acz i\u00e7inde tekrar kendimize d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc ruh\u00e2n\u00ee \u00e2leme ait bak\u0131\u015f s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 g\u00f6ze ve sezgiye tan\u0131tmaktad\u0131r. Bu iki y\u00f6nle her iki \u00e2lemde de kendimizden ve arz\u0131m\u0131zdan y\u00fcr\u00fcyen bak\u0131\u015flar\u0131m\u0131z yedi g\u00f6\u011f\u00fcn muhitleri i\u00e7inde ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f olarak nisbiyet (g\u00f6recelik)ten mutlak\u0131yete do\u011fru birer sona dayan\u0131r kal\u0131r. Biz bunlar\u0131n her birinde \u00e7e\u015fitli varl\u0131k mertebelerinin derece derece bir di\u011ferine uygunluklar\u0131 nizam\u0131 i\u00e7inde bizimle intibaklar\u0131 noktas\u0131nda bulunarak kendimizle ufuklar\u0131m\u0131z aras\u0131nda duydu\u011fumuz birlik \u015fuurundan, Hakk&#8217;\u0131n birli\u011fini ve m\u00fclk\u00fcn\u00fcn geni\u015flik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve bunun i\u00e7inde de kendi haddimizi ve hareket hedefimizi, sezer, tan\u0131r\u0131z. Yaln\u0131z madd\u00ee a\u00e7\u0131dan bakanlar her \u015feyi ku\u015fatan Hakk&#8217;\u0131n birli\u011findeki y\u00fccelik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ile &#8220;Rahm\u00e2n Ar\u015f&#8217;a istiv\u00e2 etmi\u015ftir.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/5) tecellisini yaln\u0131z madd\u00ee bir k\u0131yasla d\u00fc\u015f\u00fcnerek benzetmeden kurtulamay\u0131p cisimlendirme vadisinde saplan\u0131p kal\u0131rlar. Ve Allah&#8217;\u0131n Ar\u015f \u00fczerinde istivas\u0131n\u0131, b\u00fcy\u00fck bir cisim halinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen yarat\u0131klar \u00e2lemi \u00fczerinde, hi\u00e7bir cisme benzemez di\u011fer bir cisim gibi farzederler. Bununla beraber her \u015feyi a\u00e7\u0131k ve gizlilik y\u00f6n\u00fcnden ilmiyle ku\u015fatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 da tasdik ederler. Bu ise, ilmin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 itiraf etmekle beraber Allah&#8217;\u0131n ilminin, zat\u0131ndan daha geni\u015f ve daha b\u00fcy\u00fck oldu\u011funu farzetmek demektir. Halbuki b\u00fct\u00fcn kem\u00e2l s\u0131fatlar\u0131n\u0131 toplayan Hakk&#8217;\u0131n z\u00e2t\u0131, elbette s\u0131fatlar\u0131n\u0131n her birinden daha y\u00fccedir. Ve bu y\u00fccelik mek\u00e2n ve cisim y\u00f6n\u00fcnden de\u011fil, zat ve hakikak y\u00f6n\u00fcndendir. \u0130lmin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 sezip de yaln\u0131z ruh\u00e2n\u00ee a\u00e7\u0131dan bakanlar da her \u015feyi ku\u015fat\u0131c\u0131 olan Allah&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131, b\u00fct\u00fcn ruh\u00e2niy\u00e2t\u0131n (ruhla ilgili hususlar\u0131n) \u00fcst\u00fcnde k\u00fcll\u00ee bir ruh gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece de kendilerini ku\u015fatan madd\u00ee \u00e2lem ile ruh\u00e2n\u00ee \u00e2lemin toplam\u0131n\u0131n dahi uyumuna kefil, h\u00e2kim, her \u015feyi ku\u015fat\u0131c\u0131 ve &#8220;Dereceleri y\u00fckselten, Ar\u015f&#8217;\u0131n sahibi Allah, (kavu\u015fma g\u00fcn\u00fcyle korkutmak i\u00e7in) kullar\u0131ndan diledi\u011fine vahyi indirir.&#8221; (M\u00fcmin, 40\/15) buyuran Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131n\u0131n her ikisinden daha y\u00fcce ve daha b\u00fcy\u00fck &#8220;O, y\u00fccedir, b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.&#8221; (Sebe, 34\/23) olmas\u0131n\u0131n gerekece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmezler. S\u0131rf bir seyr (y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f) ile Allah&#8217;a ula\u015ft\u0131klar\u0131n\u0131 zannederler. Hatta kendilerini Allah&#8217;da yok ederek y\u00fcce bir birli\u011fe y\u00fckselecek yerde, Hakk&#8217;\u0131 kendilerinde yok etmek suretiyle al\u00e7ak bir birli\u011fe d\u00fc\u015ferler. Halbuki zihin ile v\u00e2ki olan ruhlarla cisimler yani ruh\u00e2n\u00ee \u00e2lem ile cism\u00e2n\u00ee \u00e2lem bir noktada uyu\u015fmay\u0131nca Allah sezilmez. Ruh ve cisim Allah&#8217;\u0131n ayn\u0131s\u0131 de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcnde O&#8217;nun varl\u0131\u011f\u0131na delalet eden birer delildirler. M\u00fclk elinde olan Allah&#8217;\u0131n zat\u0131 ise, her \u015feye k\u00e2dir, her \u015feye \u015f\u00e2hiddir. &#8220;Her i\u015f O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcr&#8230;&#8221; (H\u00fbd, 11\/123) \u00e2yeti de bu anlamdad\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131n\u0131n mertebesinde, birlik makam\u0131nda y\u00fccelik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bir an tan\u0131yabilmek i\u00e7in madd\u00ee ve ruh\u00e2n\u00ee \u00e2lemin birbirine uygun olarak Allah&#8217;\u0131n birli\u011finde yok olduklar\u0131 bir sidrei m\u00fcnteh\u00e2 (son a\u011fa\u00e7)da kendinden ge\u00e7mek gerekmektedir. Ruh ve cisim \u00e2lemleri bizim varl\u0131\u011f\u0131m\u0131za nazaran Allah&#8217;\u0131n yak\u0131n\u0131na u\u00e7mak i\u00e7in a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f iki kanat gibidirler ki Rahm\u00e2n bu iki kanad\u0131n yumuldu\u011fu sidre-i m\u00fcnteh\u00e2n\u0131n \u00fcst\u00fcnde g\u00f6r\u00fcnerek b\u00fct\u00fcn varl\u0131k Ar\u015f&#8217;\u0131n\u0131 ku\u015fat\u0131r ve istila eder. Nitekim (M\u00fclk, 67\/1) \u00e2yetinin Hz. Muhammed&#8217;in kalbine indi\u011fi bu son sidreyi bildirmek i\u00e7in, yedi g\u00f6\u011f\u00fcn yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ve onlar\u0131n uygunluk nizam\u0131n\u0131 hat\u0131rlatma neticesinde madd\u00ee \u00e2lemlerin sonuna dikkat \u00e7ekmekle (M\u00fclk, 67\/3) buyurulduktan sonra ruh\u00e2n\u00ee y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015fle d\u00fc\u015f\u00fcnmeye meydan vermek \u00fczere gecikme m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade eden ile (M\u00fclk, 67\/4) \u00e2yetiyle yeniden bakma emredilmi\u015f ve bunda iki noktan\u0131n birarada bulundu\u011funa i\u015faret edilerek de \u00f6zellikle lafz\u0131 zikredilmi\u015ftir. Ancak ondan sonra emrin cevab\u0131 olmak \u00fczere m\u00fcnteh\u00e2da il\u00e2h\u00ee tecellinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc kar\u015f\u0131s\u0131nda kendinden ge\u00e7ip Allah&#8217;da yok olmakla isti\u011frak (a\u015fk ile kendinden ge\u00e7me) halinde bitkin olarak uyand\u0131ktan sonra neticede Allah&#8217;da b\u00e2ki kalma \u015fuuru ile tam kulluk i\u00e7in nazar\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olan nefse d\u00f6n\u00fclece\u011fi anlat\u0131larak &#8220;G\u00f6z aciz ve bitkin halde sana d\u00f6necektir.&#8221; (M\u00fclk, 67\/4) buyurulmu\u015ftur. &#8220;Andolsun ki biz (d\u00fcnyaya) en yak\u0131n olan g\u00f6\u011f\u00fc kandillerle donatt\u0131k&#8230;&#8221; (M\u00fclk, 67\/5); &#8220;Yery\u00fcz\u00fcn\u00fc size boyun e\u011fdiren O&#8217;dur. \u015eu halde yerin s\u0131rtlar\u0131nda dola\u015f\u0131n ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zk\u0131ndan yiyin. D\u00f6n\u00fc\u015f ancak O&#8217;nad\u0131r.&#8221; (M\u00fclk, 67\/15);<\/p>\n<p>&#8220;\u00dcstlerinde kanatlar\u0131n\u0131 a\u00e7a-kapata u\u00e7an ku\u015flar\u0131 (hi\u00e7) g\u00f6rmediler mi? onlar\u0131 Rahm\u00e2n olan Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 tutmuyor. \u015e\u00fcphesiz O her \u015feyi g\u00f6rmektedir.&#8221; (M\u00fclk, 67\/19); &#8220;\u015eimdi (d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn bakal\u0131m), kapanarak y\u00fcr\u00fcyen mi var\u0131lacak yere daha iyi eri\u015fir, yoksa do\u011fru yolda d\u00fczg\u00fcn y\u00fcr\u00fcyen mi?&#8221; (M\u00fclk, 67\/22); &#8220;De ki: Sizi \u00e7o\u011falt\u0131p yayan O&#8217;dur&#8230;&#8221; (M\u00fclk, 67\/24); &#8220;De ki: O Allah, \u00e7ok esirgeyicidir; biz O&#8217;na iman etmi\u015f ve s\u0131rf O&#8217;na g\u00fcvenip dayanm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r&#8230;&#8221; (M\u00fclk, 67\/29) &#8220;De ki: S\u00f6yleyin bakal\u0131m&#8230;&#8221; (M\u00fclk, 67\/30) beyanlar\u0131 da Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcnde mertebeden mertebeye hep \u00f6yle iki kanat sahibi olarak \u00f6l\u00fcmden hayata, tembellikten \u00e7al\u0131\u015fmaya, azabdan rahmete, sefaletten mutlulu\u011fa, yokluktan ebedili\u011fe, dirilmek i\u00e7in Allah&#8217;da sonsuzlu\u011fa ermekle Rahm\u00e2n&#8217;a kavu\u015fma ve dayanma gayesine ula\u015fmak \u00fczere seyr \u00fc s\u00fcl\u00fbk (tarikatte takibedilen us\u00fbl)de yaln\u0131z nazariyat (ilmi g\u00f6r\u00fc\u015fler) ile yetinmeyip hakik\u00ee olarak u\u00e7mak i\u00e7in en a\u00e7\u0131k fark\u0131 g\u00f6stermek ve b\u00fct\u00fcn delillerine basiret sahiplerini ir\u015fad etmek, \u015feytan ve k\u00e2firleri ate\u015fli mermilerle sefalet ve h\u00fcsran vadisine kovma ve uzakla\u015ft\u0131rma yolunda hakikat\u0131 a\u00e7\u0131klamakt\u0131r. Kalem S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz senin i\u00e7in bitip t\u00fckenmeyen bir m\u00fckafat vard\u0131r. Ve sen elbette y\u00fcce bir ahl\u00e2ka sahipsin.&#8221; (Kalem, 68\/3,4) vasf\u0131yla ahl\u00e2k\u0131n\u0131n y\u00fcceli\u011fi ve m\u00fckafat\u0131n\u0131n s\u00fcreklili\u011fi beyan edilen Hz. Muhammed&#8217;in isr\u00e2s\u0131 (geceleyin y\u00fcr\u00fct\u00fclmesi) ve Necm S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Hemen kendi asl\u00ee suretine girip do\u011fruldu. \u0130\u015fte o zaman, kendisi en y\u00fcce bir ufukta idi. Sonra ona yakla\u015ft\u0131 ve sarkt\u0131. \u0130ki yay kadar yahut daha yak\u0131n oldu. Allah, vahyetti\u011fi \u015feyi bunun \u00fczerine vahyetti&#8230;&#8221; (Necm, 53\/6,10); &#8220;Andolsun onu, Sidret\u00fc&#8217;l-M\u00fcnteh\u00e2&#8217;n\u0131n yan\u0131nda \u00f6nceden bir defa daha g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fc. Cennet\u00fc&#8217;l-Me&#8217;va&#8217;da onun yan\u0131ndad\u0131r. Sidreyi kaplayan kaplam\u0131\u015ft\u0131. Muhammed&#8217;in g\u00f6z\u00fc kaymad\u0131 ve kama\u015fmad\u0131. Andolsun o, Rabbinin en b\u00fcy\u00fck \u00e2yetlerinden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc.&#8221; (Necm, 53\/13,18) \u00e2yetleriyle beyan edilen mir\u00e2c\u0131 da beden\u00ee ve ruh\u00e2n\u00ee iki \u015ferefin toplam mertebelerinde cereyan etmi\u015f ve Me\u00e2ric S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Y\u00fckselme derecelerinin sahibi Allah&#8217;tand\u0131r. Melekler ve ruh, miktar\u0131 elli bin y\u0131l s\u00fcren bir g\u00fcn i\u00e7inde O&#8217;na y\u00fckselir. \u015eimdi sen g\u00fczelce sabret.&#8221; (Me\u00e2ric, 70\/3,5). Ul\u00fbhiyyet makam\u0131na y\u00fckselmek i\u00e7in yaln\u0131z cisimler \u00e2lemi \u015f\u00f6yle dursun onu bir anda kat eden melekler ve ruhun bile manev\u00ee bir y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015fle elli bin senelik bir zamana muhta\u00e7 olacak \u015fekilde a\u015fa\u011f\u0131 bir mertebede bulunduklar\u0131 haber verilmi\u015ftir. Binaenaleyh o sidre-i m\u00fcnteh\u00e2da, biraz sabretmenin gere\u011fi de emredilerek mek\u00e2n ve zamandan m\u00fcnezzeh (ber\u00ee) olan Allah&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn madd\u00ee ve ruh\u00e2n\u00ee \u00e2lemlerin toplam mertebelerinden de \u00e7ok y\u00fcksek ve \u00fcst\u00fcn oldu\u011funa ve biraz sab\u0131rla Hz. Muhammed&#8217;in o kutsala ula\u015ft\u0131\u011f\u0131na da i\u015faret edilmi\u015ftir. Mir\u00e2c hadislerinde de yedi g\u00f6k hem cism\u00e2n\u00ee hem ruh\u00e2n\u00ee \u015fereflerle ifade edilerek Cebrail ile beraber yedinci g\u00f6\u011f\u00fcn sonunda Cennet\u00fc&#8217;l-Me&#8217;v\u00e2&#8217;n\u0131n bulundu\u011fu Sidre-i M\u00fcnteh\u00e2ya ve oradan yaln\u0131z olarak Allah&#8217;\u0131n ar\u015f\u0131na var\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu hadislerde, \u00fczerinde yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131z yery\u00fcz\u00fc semas\u0131n\u0131n birinci sema oldu\u011funa i\u015faret olarak birinci g\u00f6k \u00c2dem&#8217;in, ikinci g\u00f6k Yahya&#8217;n\u0131n, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00f6k Yusuf&#8217;un, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc g\u00f6k \u0130sa&#8217;n\u0131n, be\u015finci g\u00f6k Harun&#8217;un, alt\u0131nc\u0131 g\u00f6k Musa&#8217;n\u0131n, yedinci g\u00f6k \u0130brahim&#8217;in makam\u0131d\u0131r, denilmi\u015ftir. Ayr\u0131ca buraya kadar y\u00fckseli\u015f Cebrail ile ger\u00e7ekle\u015ftirilip sonra da daha ileri ge\u00e7ildi\u011fi haber verilerek her iki \u015ferefe i\u015faret edilmekle beraber \u0130sr\u00e2&#8217;ya \u00f6nce cism\u00e2ni \u00e2lemden ba\u015fland\u0131\u011f\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O halde ruh\u00e2n\u00ee y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f cism\u00e2n\u00ee y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015ften geni\u015f ve vahiy makam\u0131 ile ak\u0131llar \u00e2lemini de kapsayarak K\u00fcrs\u00ee ve Ar\u015f&#8217;la son bulmak hasebiyle biz de yedi g\u00f6\u011f\u00fc ilk bak\u0131\u015fta cism\u00e2ni \u00e2leme, ikinci bak\u0131\u015fta ruh\u00e2n\u00ee \u00e2leme, sonra onlar\u0131n uyum nizam\u0131 ile b\u00fct\u00fcn mertebelerinden Allah&#8217;\u0131n Ar\u015f&#8217;\u0131na y\u00fckselme ve orada yok olma ve ebedi kalma zevkini tadarak mensup oldu\u011fumuz Allah m\u00fclk\u00fcnde hayat\u0131m\u0131z\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7 ve sonuyla had ve gayemizi tan\u0131tan bir uyan\u0131kl\u0131k, bir iman ve vazife \u015fuuruyla yine mertebe mertebe kendimize d\u00f6nerek fiilen ve hakikaten o gayeye y\u00fcr\u00fcmek i\u00e7in idraki gerekli olan varl\u0131\u011f\u0131n makam ve menzillerinin his, ak\u0131l ve iman nokta-i nazarlar\u0131na g\u00f6re umum\u00ee durumdan k\u0131sa bir \u00f6zet olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek \u00fczere, \u00f6ncelikle g\u00f6rme hissiyle g\u00f6zlem bak\u0131m\u0131ndan, cism\u00e2ni haysiyetle m\u00fctalaadan ba\u015flayan bir hareket takip etmeyi uygun buluyoruz ki burada, yedi g\u00f6\u011f\u00fcn \u00f6tesi K\u00fcrs\u00ee ve Ar\u015f olmak \u00fczere duyumlar \u00f6tesi olan ak\u0131l ve vahiy muhitine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f ve bu suretle ruh\u00e2n\u00ee ve hakiki g\u00f6klerin g\u00f6r\u00fc\u015f dairemizi s\u0131n\u0131rland\u0131ran yedi g\u00f6kten daha \u00e7ok ve daha y\u00fcksek oldu\u011fu da anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f bulunmaktad\u0131r. \u00d6yle ki bu yedi g\u00f6\u011f\u00fcn hepsine yaln\u0131z d\u00fcnya semas\u0131 demek caiz olur.<\/p>\n<p>Bizim bu cism\u00e2n\u00ee d\u00fc\u015f\u00fcncede bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131m\u0131z\u0131n, \u00fc\u00e7 boyutlu cisim oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftik. Zaman\u0131m\u0131zda baz\u0131 ki\u015filer ondan ileride d\u00f6rt be\u015f, belki daha fazla boyutlu, yani uzunluk, geni\u015flik ve derinlik dedi\u011fimiz \u00fc\u00e7 boyuttan, fazla olan boyutlar\u0131n dikey olarak kesi\u015fece\u011fi cisim \u00e2lemlerinin tasavvur edilebilece\u011fini ve yedi g\u00f6\u011f\u00fc o a\u00e7\u0131dan cism\u00e2ni olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmenin m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu da bir varsay\u0131m halinde s\u00f6yl\u00fcyorlar. Biz duyular\u0131m\u0131zla elde etti\u011fimiz tecr\u00fcbe sayesinde zihin yoluyla noktadan \u00e7izgiye, \u00e7izgiden y\u00fczeye ve d\u00fczeyden cisim tasavvuruna ge\u00e7iyoruz.<\/p>\n<p>Tecr\u00fcbelerimize bakarak bir cisimde daha \u00f6nce de arz etti\u011fimiz gibi dikey olarak kesi\u015fmi\u015f \u00fc\u00e7 boyuttan fazlas\u0131n\u0131 ger\u00e7ekte bulam\u0131yoruz. Bulamamak esasen bulunmamay\u0131 gerektirmeyece\u011fi, yani adem-i vicdandan adem-i v\u00fcc\u00fbd laz\u0131m gelmeyece\u011fi gibi bir noktada \u00fc\u00e7ten fazla boyutun dikey olarak kesi\u015febilece\u011fini farzetmekte de zahiren bir tenakuz g\u00f6r\u00fcnmez. Cisim \u00fc\u00e7 boyutludur demek, z\u00e2t\u0131na ait bir gereklilikle aklen zarur\u00ee bir mesele de\u011fil, ancak ger\u00e7e\u011fi ifade eden genel bir mutlak gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Fakat bu teorem terk\u00eeb\u00ee (birka\u00e7 \u015feyden meydana getirilmi\u015f) bir teorem olmay\u0131p, bir \u015fey \u00fczerine kurulmu\u015f \u00fc\u00e7 boyut mefhumunu, konu alan cisim m\u00e2n\u00e2s\u0131na dahil bir tahlili (analiz edilen) teorem olma haysiyetiyle, mutlak cisim d\u00fc\u015f\u00fcncesinden zorunlu olarak \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f isbat\u0131 gerekmeyen zarur\u00ee bir teoremdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc cisim diyebilmemiz i\u00e7in daha \u00f6nce \u00fc\u00e7 boyutun kesi\u015fmesini bir ba\u015flang\u0131\u00e7 olarak alm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. Bunu al\u0131rken \u00fc\u00e7 boyuttan her birini d\u00fc\u015f\u00fcnmeyi ba\u015flang\u0131\u00e7 olarak kabul etti\u011fimiz d\u00fczlemlerin ve onlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmede ilk unsur kabul etti\u011fimiz d\u00fcz \u00e7izgilerin sonsuz uzat\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 farz ederek onlar\u0131, uzatan sonsuz muhite g\u00f6t\u00fcrerek d\u00fc\u015f\u00fcnmeye de al\u0131\u015fm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. Bundan dolay\u0131 mutlak bir cisim tasavvur etti\u011fimiz zaman onda \u00fc\u00e7 boyut tasavvurunu sonsuzda bile zarur\u00ee esas olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcz. Ve \u00fc\u00e7 boyuttan fazlas\u0131n\u0131 tasavvur ederken sonsuza kadar konuldu\u011funu farzetti\u011fimiz bir prensiple ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda \u00fcst\u00fc kapal\u0131 bir tenakuz g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. O halde ona sade cisim de\u011fil, cisimden fazla bir \u015fey nazar\u0131yla bakmaya mecbur oluruz. Bu itibarla \u00fc\u00e7 boyutludan fazla bir cisim d\u00fc\u015f\u00fcncesi bize mant\u0131ks\u0131z gibi gelir. Bununla beraber \u015funlar\u0131 da bilmek gerekir. Bir cisim tasavvurunda \u00fc\u00e7 boyutun zarur\u00ee esas say\u0131lmas\u0131, daha fazlas\u0131n\u0131n olmamas\u0131n\u0131 gerekli k\u0131lmaz, imk\u00e2n\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rmaz. Bizim his ve tecr\u00fcbe sahas\u0131nda b\u00fct\u00fcn alg\u0131lar\u0131m\u0131z g\u00f6reli ve onlardan al\u0131nan cisim tasavvurumuz dahi iz\u00e2f\u00ee ve sonludur. Her iz\u00e2fet, mutlak bir muhit dahilinde bir sonla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Biz sonsuz bir muhit ile s\u0131n\u0131rlanm\u0131\u015f bir cisim tasavvur edebiliriz. L\u00e2kin muhitsiz olarak sonsuz bir cisim tasavvuru tenakuz olur. Kendimize kar\u015f\u0131 hi\u00e7bir nokta alamad\u0131\u011f\u0131m\u0131z bo\u015f bir feza, bize bir cismiyet de\u011fil, hi\u00e7bir \u015fey ifade etmez. \u0130\u015fte bizim his ve tecr\u00fcbeden elde edilen b\u00fct\u00fcn ilimlerimiz en sonunda mutlak bir muhit dahilinde bir nisbet \u015fuuruyla o muhite bir iz\u00e2fetten ibaret bulundu\u011funu ve o muhite var\u0131l\u0131nca bu oranlar\u0131n t\u00fckenece\u011fi, hakiki ilmin ve varl\u0131\u011f\u0131n her \u015feyi ku\u015fatan Allah&#8217;\u0131n z\u00e2t\u0131na ait oldu\u011funu, \u015fu halde gerek cisim tasavvuruna ve gerek Hakk&#8217;\u0131 ku\u015fatmaktan ber\u00ee olan di\u011fer idraklerimize o hakikatte, mutlak bir idrak k\u0131ymeti atfetmeye hakk\u0131m\u0131z olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 izah etmek isteyenler, \u00fc\u00e7 boyutlu cisim tasavvurunun da esasen g\u00f6reli ve sonlu olarak al\u0131nmas\u0131 l\u00fczumunu ve eski matematik\u00e7ilerin ve kel\u00e2mc\u0131lar\u0131n &#8220;b\u00fcrhan-\u0131 t\u00fcrs\u00ee&#8221; ve &#8220;b\u00fcrh\u00e2n-\u0131 s\u00fcllemi&#8221; ad\u0131n\u0131 verdikleri delillerle ispat ettikleri gibi bizim cisim dedi\u011fimiz \u015feyin sonsuz olmay\u0131p sonlu bulundu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmek \u00fczere ondan \u00f6tede d\u00f6rt, be\u015f ve daha fazla boyutlu \u00e2lemlerin caiz ve m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu tasvir etmek i\u00e7in \u015f\u00f6yle bir k\u0131yas y\u00fcr\u00fctm\u00fc\u015flerdir. Nokta \u00e7izginin, \u00e7izgi y\u00fczeyin, y\u00fczey cismin bir s\u0131n\u0131r\u0131 olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi bizim bulundu\u011fumuz \u00fc\u00e7 boyutlu cisim \u00e2leminin de, d\u00f6rt, be\u015f veya daha fazla birer cisim \u00e2lemlerinin y\u00fczeyi, \u00e7izgisi yahut noktas\u0131 durumunda bir s\u0131n\u0131r\u0131 gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Buna bakarak g\u00f6k tasavvurunda mek\u00e2nsal boyut m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan ayr\u0131lmamak \u00fczere yedi g\u00f6k hakk\u0131nda cisimler \u00e2lemini, bizim \u00e2lemimizin s\u0131f\u0131ra inece\u011fi yedi boyutlu bir \u00e2lem mertebesine kadar \u00e7\u0131kmak \u00fczere \u015f\u00f6yle bir fikir y\u00fcr\u00fct\u00fclebilir: \u00dc\u00e7\u00fc bizim bildi\u011fimiz \u00fc\u00e7 boyut \u00e2lemi, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc bu \u00e2lemin bir y\u00fczey mesabesinde kalaca\u011f\u0131 d\u00f6rt boyutlu \u00e2lem, be\u015fincisi bu d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc \u00e2lemin bir y\u00fczey, bizim \u00e2lemimizin de bir \u00e7izgi durumunda kalaca\u011f\u0131 be\u015f boyutlu \u00e2lem, alt\u0131nc\u0131s\u0131 bu be\u015finci \u00e2lemin bir y\u00fczey ve d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcn\u00fcn bir \u00e7izgi ve bizim \u00e2lemimizin bir nokta mesabesinde kalaca\u011f\u0131 alt\u0131 boyutlu \u00e2lem, yedincisi de bu alt\u0131nc\u0131 \u00e2lemin bir y\u00fczey, be\u015fincinin bir \u00e7izgi, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcn\u00fcn bir nokta, bizim \u00e2lemimizin de s\u0131f\u0131r, yani hi\u00e7 mesabesinde kalaca\u011f\u0131 yedi boyutlu bir \u00e2lem diye d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz. Ve art\u0131k kendimizin s\u0131f\u0131ra indi\u011fimizi duydu\u011fumuz anda, daha fazla tezata d\u00fc\u015fmemek i\u00e7in bu \u00e7o\u011falan k\u0131yas\u0131 daha ileri g\u00f6t\u00fcrmeye yetkimizin olmayaca\u011f\u0131n\u0131 anlayarak kendimize d\u00f6n\u00fcp di\u011fer bir \u00e2leme ge\u00e7i\u015fle y\u00fckselebilece\u011fimiz zamana kadar hayat vazifemizi yerine getirebilmek \u00fczere nisb\u00ee (g\u00f6reli) ve iz\u00e2fi \u00e2lemimizin tahlil ve terkibi i\u00e7inde \u00e7al\u0131\u015fmam\u0131z\u0131n gerekli oldu\u011funu kavram\u0131\u015f oluruz. B\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnce de bu \u00e2yetin anlam\u0131na muhalif d\u00fc\u015fmez, aksine uygun olur. Ancak burada \u00fczerinde durulmas\u0131 gereken birka\u00e7 nokta vard\u0131r.<\/p>\n<p>Birincisi: Cisim tasavvurunu \u00fc\u00e7 boyuttan ilerisine g\u00f6t\u00fcr\u00fcrken ilk ad\u0131mda kendimizden ve ilk unsurumuzdan \u00e7\u0131km\u0131\u015f bulundu\u011fumuzun fark\u0131na varmayarak artan bir cereyana kap\u0131ld\u0131ktan sonra sonsuzda da bir daha kendimize d\u00f6nmemek tehlikesi.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Duyum ve tecr\u00fcbemiz dahiline girebilen ilgi noktalar\u0131m\u0131zdan, onu s\u0131n\u0131rland\u0131ran mutlak muhite do\u011frudan do\u011fruya ge\u00e7iverecek yerde, mesafeyi uzatmak i\u00e7in dolamba\u00e7lara sapm\u0131\u015f olmak.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: \u0130lgi dairemizin muhiti i\u00e7indeki boyut ve uzay m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131, o muhitin \u00f6tesine kadar g\u00f6t\u00fcrmeye hakk\u0131m\u0131z\u0131n olmamas\u0131 gerekirken onu yava\u015f yava\u015f art\u0131rarak uzatma selahiyyetini nereden ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmemek.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc: D\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz takdirde ise b\u00f6yle artan bir k\u0131yas ve d\u00fc\u015f\u00fcncede bilgimiz olan \u00fc\u00e7 boyutlu cisim muhitinden d\u0131\u015far\u0131ya, s\u0131rf zihinsel bir hareketle atlay\u0131\u015f ve bu suretle etraf\u0131m\u0131z\u0131 ku\u015fatan cism\u00e2n\u00ee muhitten \u00e7\u0131k\u0131p yaln\u0131z ak\u0131l ve g\u00f6n\u00fcl muhitinde ruh \u00e2lemine dalm\u0131\u015f bulundu\u011fumuzu ve \u015fu halde enine boyuna ilave etmi\u015f oldu\u011fumuz boyutlar ger\u00e7ekte cism\u00e2ni ve mek\u00e2n\u00ee boyutlar ve fezalar de\u011fil, s\u0131rf zihnimizin manev\u00ee uzay\u0131 nisbetinde ba\u015flang\u0131c\u0131m\u0131za uygun olmayarak ilgimizden fazla bir surette varsay\u0131mlarla uzatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z manev\u00ee boyutlardan ibaret oldu\u011funu, b\u00f6yle olunca da Hakk&#8217;a ula\u015fmak i\u00e7in cisim tasavvurunu s\u0131n\u0131rlamak ve art\u0131rmakla u\u011fra\u015fmaktan ise, o tasavvuru yaparken ruh \u00e2leminde y\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz\u00fc bilerek her iki \u00e2lemin muhitine do\u011fru y\u00fckselmenin en sa\u011flam bir hareket olaca\u011f\u0131n\u0131 kabul etmek gerekir. Bunu iyi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz takdirde de alaca\u011f\u0131m\u0131z sonu\u00e7 \u015fu olur: \u00dc\u00e7 boyutlu cisim \u00e2lemimizin muhitinde di\u011fer cism\u00e2n\u00ee bir boyut ya vard\u0131r ya yoktur. Evvela yok dememiz gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o muhit, bize g\u00f6re fezalar\u0131m\u0131z\u0131n sonu olmak \u00fczere al\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011fundan tersini farzetmek bir tezat olur. Faraza belki vard\u0131r dersek o boyut, yine ger\u00e7ekte bizim bildi\u011fimiz \u00fc\u00e7 boyutun farzedilen bir fezas\u0131ndan ibaret olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi laz\u0131m gelir. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u0131yas\u0131m\u0131z\u0131n ilki, ondan ibarettir. Tecr\u00fcbe ile ula\u015fmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z bir sahada yapaca\u011f\u0131m\u0131z tahmin\u00ee bir kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmada neticeyi, mukaddimelerimizin kapsam\u0131 sahas\u0131ndan ileri g\u00f6t\u00fcrmeye asla hakk\u0131m\u0131z yoktur. \u0130ki kere iki be\u015f eder diyemeyiz. \u00d6yle bir \u015fey farzetti\u011fimiz takdirde de onu s\u0131rf g\u00f6n\u00fcl \u00e2lemimizde yapar ve vicdan\u0131m\u0131za uymad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilerek s\u0131rf kuruntulu bir \u015fekilde bir farz olarak yapar\u0131z. O halde d\u00f6rt boyutlu cisim \u00e2lemi olan bir g\u00f6k d\u00fc\u015f\u00fcncesine ge\u00e7ti\u011fimiz andan itibaren cisimler \u00e2leminden \u00e7\u0131km\u0131\u015f, manev\u00ee bir sahada hem de ruh ve \u015fuurumuza uygun olan sad\u0131k bir ruh\u00e2niyyet \u00e2lemi de\u011fil, farzedilen bir hayal \u00e2leminde dola\u015fm\u0131\u015f bulunuruz. Binaenaleyh d\u00f6rt veya daha ziyade boyutlu bir cismin m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu farz ve hayal etsek bile, farzetti\u011fimizin d\u0131\u015f\u0131nda meydana geldi\u011fine h\u00fckmedemeyiz. Bu sebeplerle biz bu varsay\u0131m\u0131 bir \u015fiir gibi yaz\u0131p ge\u00e7mek isteriz. Ancak tecr\u00fcb\u00ee (deneysel) idrakimizin ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bildi\u011fimiz cisim tasavvurumuzun sonucunu s\u0131f\u0131ra indirecek dereceye kadar d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrebilmesi ve yaln\u0131z cisim y\u00f6n\u00fcnden d\u00fc\u015f\u00fcnmeye al\u0131\u015fm\u0131\u015f bulunanlara zihin ve ruh\u00e2niyet \u00e2leminin geni\u015fli\u011fini bile cisimlendirerek, hepsini ku\u015fatan Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcn\u00fcn b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve geni\u015fli\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmeye sevketmek gibi bir faydas\u0131n\u0131n olmas\u0131 sebebiyle de, kaydetmekten kendimizi alamay\u0131z.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bu yollarda y\u00fcr\u00fcmek i\u00e7in de ilk \u015fart\u0131n hayat ve \u015fuur oldu\u011funu ve b\u00fct\u00fcn \u015fuurlar\u0131m\u0131z\u0131n mutlak bir muhite dayanan bir ba\u011fl\u0131l\u0131k nizam\u0131 ve kadrosu i\u00e7inde vakit ilerledik\u00e7e arda arda yarat\u0131lmakta bulundu\u011funu unutmamak gerekir. \u00d6yle olunca da \u015fuurun yarat\u0131c\u0131s\u0131na teslimiyetini arzetmesi i\u00e7in kendini ve kendinin gitgide varl\u0131\u011fa ge\u00e7ip yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 duyabilmesi yeterlidir. \u015euurunun bilincinde olarak kendisini tan\u0131yanlar uza\u011fa gitmeden her \u015fuur m\u00e2n\u00e2s\u0131nda yarat\u0131c\u0131n\u0131n bir delilini g\u00f6r\u00fcrler ve O&#8217;nun yan\u0131nda, \u00f6n\u00fcnde ve sonunda &#8220;Nerede olsan\u0131z O sizinle beraberdir.&#8221; (Hadid, 57\/4) \u00e2yetinin s\u0131rr\u0131na ererler. Bu suretle hareket ve bak\u0131\u015flar\u0131nda Allah&#8217;\u0131 aramak i\u00e7in de\u011fil, &#8220;Rabbim benim ilmimi artt\u0131r.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/114) \u00e2yetince m\u00fclk\u00fcndeki nimet ve l\u00fctuflar\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fcm tarz\u0131n\u0131 daha ziyade tan\u0131yarak bilgisini art\u0131rmak ve vazifelerini daha g\u00fczel yaparak ilim ve amel y\u00f6n\u00fcnden O&#8217;nun r\u0131zas\u0131na yakla\u015fmak i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Elbette \u015fuurumuzun kavrad\u0131\u011f\u0131 her zerre ve her cisim hak bir delildir. O&#8217;nu ve O&#8217;nun varl\u0131k tarz\u0131n\u0131 kavrayan \u015fuur ise, daha b\u00fcy\u00fck bir Allah vergisidir. Ufuklar ve nefislerden ilim ve amel kanatlar\u0131yla Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcnde u\u00e7mak ise en b\u00fcy\u00fck devlettir. Fakat bedenimizle i\u00e7inden \u00e7\u0131kamad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u00e2lemleri \u015fuurumuzla kavray\u0131p da Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n yan\u0131na ruhen bilgi ve iman ile u\u00e7abilmek i\u00e7in cisim tasavvuru i\u00e7inde ku\u015fat\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u00fc\u00e7 boyuttan daha fazlas\u0131n\u0131 aramakla me\u015fgul olaca\u011f\u0131m\u0131za, b\u00fct\u00fcn cisimler \u00e2lemini yery\u00fcz\u00fc ile g\u00f6k aras\u0131nda kavrad\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi \u00fc\u00e7 boyut mahiyetiyle kavramakla yetinip, ondan \u00e7\u0131k\u0131nca s\u0131rf ruh\u00e2niyet \u00e2lemine girmi\u015f oldu\u011fumuzu tasdik etmek ve buradan ruh\u00e2ni ve cism\u00e2n\u00ee iki bak\u0131\u015f\u0131n \u015fuurumuzdaki uyumundan kendimize d\u00f6nerek hak fikrine nefsi teslim etmek daha pratik bir yoldur. \u015eu halde yedi g\u00f6\u011f\u00fc, ya evvelki ya ikinci m\u00e2n\u00e2 ile d\u00fc\u015f\u00fcnmek, genellikle kendimize daha kuvvetli bir uyum sa\u011flayabilir. Mamafih yedi g\u00f6\u011f\u00fc bilebildi\u011fimize g\u00f6re, gerek g\u00f6klerden yedisini kapsayan bir manzume (sistem) \u00e2lemi ve gerek yedi idrak \u00e2lemi; gerekse tasavvur edebildi\u011fimiz \u00fc\u00e7 boyutlu cisimler \u00e2leminin \u00fcst\u00fcnde olmak \u00fczere hakikatini kavrayamad\u0131\u011f\u0131m\u0131z yedi boyutlu \u00e2lem diye d\u00fc\u015f\u00fcnelim, \u015fu muhakkakt\u0131r ki Allah Te\u00e2l\u00e2, hakikatlerinin tafsil\u00e2t\u0131n\u0131 kendi bildi\u011fi yedi g\u00f6k yaratm\u0131\u015ft\u0131r ki bunlar, hep birbirine uygun, yahut tabaka tabaka(d\u0131r). T\u0131bak kelimesi ya mastar, yahut \u00e7o\u011fuldur. M\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011funun tercih etti\u011fi mastar olmas\u0131 durumuna g\u00f6re bu kelime, &#8220;muf\u00e2ale&#8221; bab\u0131ndan &#8220;vif\u00e2k&#8221; ve &#8220;muvafak\u00e2t&#8221; gibi &#8220;mutabakat&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na mastar olup s\u00fcl\u00e2sisi (\u00fc\u00e7 harflisi) &#8220;t\u0131&#8221;n\u0131n esresiyle &#8220;t\u0131bk&#8221;d\u0131r. Burada kelimesinden hal oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;z\u00e2te t\u0131b\u00e2k\u0131n&#8221; &#8220;tabakal\u0131&#8221; veya &#8220;mutabakaten&#8221; yerindedir. Bir di\u011feri ile ahenkli, hep birbirine uygun demek olup birden fazla olmalar\u0131yla beraber aralar\u0131ndaki s\u0131k\u0131 irtibat d\u00fczenini ifade eder. Bu m\u00e2n\u00e2 gezegenlerin her birindeki \u00f6zellikle beraber bir \u00e7ekim etraf\u0131ndaki ahenklerine uygun oldu\u011fu gibi bir \u0131\u015f\u0131kla bir s\u0131cakl\u0131k ve bir ses gibi ayr\u0131 ayr\u0131 hislerle idrak edilen hadiselerin gerek ufuklarda ve gerek nefislerde birbirine uyum g\u00f6sterip kayna\u015farak beraberce bir hakikat\u0131 haber vermeleri haline de uygundur. Bu uyum olmasayd\u0131, biz tecr\u00fcbe sahas\u0131nda muhtelif \u00f6zelliklerimizin duyumlar\u0131n\u0131 ortak bir his ile al\u0131p da husus\u00ee bir suretle haf\u0131zam\u0131za koyamaz, \u00fczerinde akl\u0131m\u0131z\u0131 i\u015fletemez, hari\u00e7de yerlerini tayin edemez ve bir hak fikrine ula\u015famazd\u0131k. Tam anlam\u0131yla \u015firk ve peri\u015fanl\u0131k i\u00e7inde kal\u0131r, ruhumuzun birli\u011fini bile bulamazd\u0131k. \u0130kincisi: &#8220;Tabak,&#8221; yahut &#8220;tabaka&#8221;n\u0131n \u00e7o\u011fulu olmas\u0131d\u0131r ki, &#8220;K\u00e2mus&#8221; sahibinin &#8220;Bes\u00e2ir&#8221;de anlatt\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re tabak veya tabaka, bir \u015feyin uygun olan kapa\u011f\u0131 ve \u00f6rt\u00fcs\u00fcn\u00fc ifade edip, ona benzetme yoluyla alt kata uygun gelen \u00fcst kata, y\u00fcksek r\u00fctbeye ve dereceye denilir. Ve \u00e7o\u011fulunda &#8220;etbak&#8221; ve &#8220;t\u0131b\u00e2k&#8221; kullan\u0131l\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2da &#8220;tabaka tabaka&#8221; demektir. M\u00fcfessirlerin baz\u0131lar\u0131 da bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmi\u015flerdir. Bu da her \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2ya uygundur. \u00c7\u00fcnk\u00fc gezegenlerden her biri merkez etraf\u0131nda birbiri \u00fcst\u00fcne b\u00f6yle tabaka tabaka birer g\u00f6k sahas\u0131 olu\u015fturduklar\u0131 gibi, idrakler (alg\u0131lar) \u00e2lemimizde en a\u015fa\u011f\u0131da tatma, onun \u00fcst\u00fcnde dokunma, onun \u00fcst\u00fcnde koklama, onun \u00fcst\u00fcnde i\u015fitme, onun \u00fcst\u00fcnde g\u00f6rme, onun \u00fcst\u00fcnde ak\u0131l, onun \u00fcst\u00fcnde vahiy hadiseleri ve ilgili hususlar\u0131 olmak \u00fczere tabaka tabaka birer geni\u015flik sahas\u0131 arzederler. \u00dc\u00e7 boyutlu g\u00f6k, d\u00f6rt boyutlu g\u00f6k vb. diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebildi\u011fi surette ise her iki m\u00e2n\u00e2da da t\u0131bak anlam\u0131 daha do\u011frudur. \u00c2yette &#8220;etbakan&#8221; veya &#8220;mutabi-katin&#8221; denilmeyip de buyurulmas\u0131, her iki anlam\u0131n da do\u011fru oldu\u011funu g\u00f6sterir. Bununla beraber bu \u015fekilde izah edilmesi, as\u0131l kasdedilen tabakalardan uyum ve ahengi anlatmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Tefsircilerin \u00e7o\u011funun bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc tercih etmeleri de, s\u00f6zgeliminden dolay\u0131 olmal\u0131d\u0131r. zira uyumu ifade etmek i\u00e7in uygunsuzluk ortadan kald\u0131r\u0131larak buyuruluyor ki Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n yaratmas\u0131nda hi\u00e7bir uygunsuzluk g\u00f6remezsin.<\/p>\n<p>Tef\u00e2v\u00fct, asl\u0131nda tenakuz ve teh\u00e2l\u00fcf (birbirine z\u0131t olma) gibi iki \u015feyden birinin di\u011ferini elden \u00e7\u0131kar\u0131r \u015fekilde uygunsuzlu\u011fu, peri\u015fanl\u0131\u011f\u0131 ve ba\u015fkal\u0131\u011f\u0131 demektir ki, m\u00fcnasebetsizlik ve nizams\u0131zl\u0131k diye tefsir edilir. Yani b\u00fct\u00fcn bu g\u00f6kleri Allah Te\u00e2l\u00e2 rahmet ve ihsan\u0131n\u0131n eseri olarak hepsinin \u00fcst\u00fcnde kendisinin birli\u011fini, kudret ve izzetinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ile merhametini tan\u0131tmak \u00fczere yaratm\u0131\u015f ve o hikmet ile onlar\u0131 tabaka tabaka \u00e7e\u015fitli boyut ve geni\u015flikte halketmekle beraber hepsini hem bir di\u011ferine uygun, hem size uygun bir nizam, bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm ve de\u011fi\u015fmez bir uyum ve ahenk i\u00e7inde yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Ondan dolay\u0131 ey muhatap! Yery\u00fcz\u00fcnde sen onlar\u0131 o ahenk ve nizamla ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f bir birlik i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcr ve onlardan Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n rahmetini sezerek ona ula\u015fmak i\u00e7in ayk\u0131r\u0131 gitmeyip, birlik d\u00fczeni ile hareket etmenin gerekli oldu\u011funu anlayabilirsin. Bak, o Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131nda bir nizams\u0131zl\u0131k, bir m\u00fcnasebetsizlik g\u00f6remezsin, haydi o Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n sende yaratm\u0131\u015f oldu\u011fu g\u00f6z\u00fc d\u00f6nd\u00fcr de bak, hi\u00e7bir f\u00fct\u00fbr, yani birlik d\u00fczenini bozan veya seni onlar\u0131n \u00f6tesine ge\u00e7iren bir \u00e7atlak, bir kusur, bir delik, bir bozukluk g\u00f6rebilir misin? O halde sen g\u00f6z\u00fcn\u00fc a\u00e7acak, o rahmet nizam\u0131ndan istifade ile en yararl\u0131 i\u015fe ko\u015facak, y\u00fckselecek yerde, ona g\u00f6zlerini yumup k\u00fcf\u00fcr ve isyan ile o nizam\u0131 kald\u0131rmaya ve m\u00fclk\u00fcn d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131karabilirmi\u015fsin gibi kafa tutmaya nas\u0131l cesaret edebilirsin?<\/p>\n<p>F\u00fctur, \u015fak, yani yar\u0131k ve \u00e7atlak demek olan &#8220;Fatr&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. Burada ilk bak\u0131\u015fta eski filozoflar\u0131n ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6\u011f\u00fcn y\u0131rt\u0131lma ve kapanmas\u0131n\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 hakk\u0131ndaki iddialar\u0131na bir delil zannedilebilir. Fakat yar\u0131k bulunmamas\u0131 ba\u015fka, esasen b\u00f6yle bir \u015feyin m\u00fcmk\u00fcn olmamas\u0131 ba\u015fkad\u0131r. Enbiy\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;\u0130nk\u00e2r edenler, g\u00f6klerle yer biti\u015fik bir halde iken bizim, onlar\u0131 birbirinden ay\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 g\u00f6r\u00fcp d\u00fc\u015f\u00fcnmediler mi?&#8221; (Enbiy\u00e2, 21\/30) \u00e2yetinde yerin ilk anda g\u00f6kle biti\u015fik halde iken sonradan ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 beyan edildi\u011fi gibi, ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 &#8220;G\u00f6ky\u00fcz\u00fc yar\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman&#8221; (\u0130nfit\u00e2r, 82\/1), &#8220;G\u00f6k yar\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman&#8221; (\u0130n\u015fik\u00e2k, 84\/1) gibi \u00e2yetlerle k\u0131yamette g\u00f6\u011f\u00fcn \u00e7atlay\u0131p yar\u0131laca\u011f\u0131 haber verilmi\u015f ve yarat\u0131lm\u0131\u015f olduklar\u0131 a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olmakla yar\u0131lman\u0131n ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131ndan, gerek g\u00f6ky\u00fcz\u00fc i\u00e7indeki cisim ve y\u0131ld\u0131zlar\u0131n ve gerek g\u00f6\u011f\u00fcn kendisinin yery\u00fcz\u00fcnde oldu\u011fu gibi esasen yar\u0131lmalar\u0131n\u0131n m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu hususunu ortadan kald\u0131rmay\u0131 gerektirmez. Yapan, elbette y\u0131kmaya k\u00e2dirdir. Maksad, Allah&#8217;\u0131n kudretine nazaran yar\u0131lmalar\u0131, bozulmalar\u0131 ve yap\u0131lmalar\u0131 ihtimalini imk\u00e2ns\u0131z k\u0131lmak de\u011fil, varl\u0131ktaki birlik ve ba\u011fl\u0131l\u0131k manzaras\u0131n\u0131 g\u00f6stererek, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n m\u00fclk\u00fcn\u00fcn geni\u015flik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131ndaki d\u00fczen ve intizam\u0131n ak\u0131llar\u0131 hayrette b\u0131rakan m\u00fckemmeliyetini, kusursuzlu\u011funu, tabakalar\u0131n, \u00e7e\u015fitlili\u011fin ve par\u00e7alar\u0131n\u0131n \u00e7oklu\u011fuyla beraber g\u00f6r\u00fcn\u00fcm ve sisteminin kavranmaz ve \u00f6tesine ge\u00e7ilmez \u0130l\u00e2h\u00ee kudret \u00e7emberi i\u00e7indeki birli\u011fini ve o muhit alt\u0131nda yarat\u0131lm\u0131\u015f bak\u0131\u015flar\u0131n s\u0131n\u0131r ve nisbili\u011fini (g\u00f6receli\u011fini) ve onun i\u00e7inde ne kadar y\u00fckselirlerse y\u00fckselsinler \u00fcst\u00fcne ve d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kmak i\u00e7in bir s\u0131n\u0131r, bir delik bulunmas\u0131na kullar taraf\u0131ndan imk\u00e2n ve ihtimal olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatmak oldu\u011fu \u00e2\u015fik\u00e2rd\u0131r. \u015eu halde demek ki, esasen yar\u0131lma, y\u0131rt\u0131lma ve kapanmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan \u015fey, g\u00f6k cisimleri veya g\u00f6ky\u00fcz\u00fcn\u00fcn bizzat kendisi de\u011fil, onlar\u0131 i\u00e7inden ve d\u0131\u015f\u0131ndan ku\u015fatan ve hepsinin \u00fcst\u00fcnde bulunan il\u00e2h\u00ee, kudrettir. Bir il\u00e2hi rahmet olan o bak\u0131\u015flardan s\u00e2bit olacak olan da budur. &#8220;Mutlak h\u00fck\u00fcmranl\u0131k elinde olan Allah, y\u00fcceler y\u00fccesidir&#8221; (M\u00fclk, 67\/1), &#8220;O Rahm\u00e2n, Ar\u015f&#8217;\u0131 h\u00fckm\u00fc alt\u0131na alm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/5) \u00e2yetleri de Allah&#8217;\u0131n y\u00fcce kudretine i\u015faret etmektedirler. \u0130\u015fte O, \u00f6yle aziz, \u00f6yle g\u00e2furdur. Bu, y\u00f6n ve mek\u00e2n kasd\u0131yla de\u011fil, cisim, ruh, mek\u00e2n, zaman, madde ve m\u00e2n\u00e2 y\u00f6n\u00fcyle ula\u015f\u0131labilecek her y\u00fcksekli\u011fin \u00fcst\u00fcnde hepsini ku\u015fatan demek olan bir m\u00e2n\u00e2 iledir ki Allah, i\u00e7in &#8220;fevka&#8217;s-sema&#8221; &#8220;Seman\u0131n \u00fcst\u00fcndedir&#8221; ve &#8220;fevka&#8217;l-Ar\u015f&#8221; &#8220;Ar\u015f&#8217;\u0131n \u00fczerindedir&#8221; denilir. &#8220;Allah her \u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/126), &#8220;Allah her \u015feyi ilmiyle ku\u015fatt\u0131.&#8221; (Tal\u00e2k, 65\/12)<\/p>\n<p>Buraya kadar \u00e2yette yer alan &#8220;g\u00f6rm\u00fcyor musun?&#8221; &#8220;g\u00f6remezsin&#8221; ifadeleri iki bak\u0131\u015f\u0131 g\u00f6stermi\u015f oldu\u011fu gibi, &#8220;bak\u0131\u015f\u0131 d\u00f6nd\u00fcrmek&#8221; tabiri de tekrar etme m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmektedir.<\/p>\n<p>4. Bilindi\u011fi gibi g\u00f6z iki, idrak birdir. Bunda, bir taraftan nisbet (oran) ve izafetin (ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n) s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 olu\u015fturan noktalar\u0131n elastikiyeti ile bak\u0131\u015f mertebelerinin geni\u015fli\u011fine, bundan dolay\u0131 tecr\u00fcbe sahas\u0131nda hakikati ara\u015ft\u0131rmak i\u00e7in, bak\u0131\u015flar\u0131n dikkatle tekrar etmesinin gere\u011fini hat\u0131rlatmak, di\u011fer taraftan da Allah&#8217;\u0131 tan\u0131maya do\u011fru y\u00fckselmek i\u00e7in bak\u0131\u015f\u0131n subjektif ve objektif y\u00f6nlerini dahi d\u00fc\u015f\u00fcnerek hareket etmenin l\u00fczumuna bir i\u015faret vard\u0131r. Nitekim bunu daha a\u00e7\u0131k olarak anlatmak \u00fczere burada iki g\u00f6z\u00fc birle\u015ftiren g\u00f6rme duyumunun dayan\u0131p kald\u0131\u011f\u0131 cism\u00e2ni madde bir an durup d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckten sonra sezgiyle daha fazla derinle\u015ftirmek ve tetkik etmek i\u00e7in bak\u0131\u015flar\u0131n tekrar\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilerek gecikmeye konu olan ile buyuruluyor ki: Sonra yine tekrar tekrar bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 \u00e7evir o \u00e7ift g\u00f6z\u00fcn birli\u011finden \u00e7\u0131kan bak\u0131\u015f ve g\u00f6r\u00fc\u015f kuvvetlerini d\u00f6nd\u00fcr\u00fcp d\u00f6nd\u00fcr\u00fcp tekrar tekrar bak. Esasen nin tesniyesi oldu\u011fundan &#8220;\u0130ki kere&#8221; demektir. Bununla beraber &#8220;lebbeyk&#8221; &#8220;emir sizindir efendim&#8221; ve &#8220;sa&#8217;deyk&#8221; &#8220;ba\u015f \u00fcst\u00fcne&#8221; gibi bazen matematikte oldu\u011fu gibi \u015fekilde tekrar ile \u00e7oklu\u011fu, tekid ve takviye etmek i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r ki bizim tekrar tekrar tabirimiz de b\u00f6yledir. Bu y\u00f6n\u00fcyle ifadenin, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131m\u0131za ve bizimle ufuklar\u0131m\u0131z aras\u0131ndaki nizam ve irtibatla \u00f6yle g\u00fczel bir uyumu vard\u0131r ki, anlat\u0131lmas\u0131na be\u015ferin g\u00fcc\u00fc yetmez. Bu \u00e2yette hem ba\u015f g\u00f6zlerinin \u00e7ifteli\u011fine, hem onunla beraber ikisini bir idrakte birle\u015ftiren sezgiye, sonra bu idraki s\u0131n\u0131rlayan \u00e2f\u00e2k ve enf\u00fcs d\u0131\u015f ve i\u00e7 ikili\u011fine ve daha sonra o ikinin aralar\u0131ndaki birlik nizam\u0131yla, birli\u011fi noktas\u0131ndan ardarda ya\u011f\u0131p duran \u015fuur ve idrak nurlar\u0131n\u0131n \u00e7oklu\u011funa ve bundan o \u00e7oklu\u011fu ku\u015fatan Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n birlik ve y\u00fcceli\u011fine ve O&#8217;nun b\u00fcy\u00fck ku\u015fatmas\u0131 i\u00e7inde hi\u00e7e inen ve ancak O&#8217;na ba\u011fl\u0131l\u0131k rahmetiyle ya\u015fayabilen benli\u011fimizin acz ve zilletine gayet a\u00e7\u0131k ve mertebeden mertebeye katmerli ve tekidli bir beyan vard\u0131r. &#8220;G\u00f6zler O&#8217;na eri\u015femez, halbuki O, g\u00f6zleri g\u00f6r\u00fcr.&#8221; &#8220;Size Rabbiniz taraf\u0131ndan kalp g\u00f6zleri verilmi\u015ftir. Art\u0131k kim hakk\u0131 g\u00f6r\u00fcrse faydas\u0131 kendisine, kim de (ger\u00e7e\u011fin kar\u015f\u0131s\u0131nda) k\u00f6r olursa zarar\u0131 kendinedir&#8230;&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/103,104) \u00e2yetlerinde de bu m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. Onun i\u00e7in bak\u0131\u015flar ne kadar geni\u015fletilirse geni\u015fletilsin var\u0131lacak sonu\u00e7 budur. Bak\u0131\u015flar\u0131 \u00e7evirdik\u00e7e g\u00f6z sana geri d\u00f6ner. Yani g\u00f6klerde ge\u00e7ecek bir yar\u0131k veya ka\u00e7acak bir delik arayan o \u00e7ifteli g\u00f6z ne kadar \u00e7abalasa bu m\u00fclkten \u00e7\u0131kacak ba\u015fka bir saltanata ge\u00e7ecek bir \u00e7atlak, bir kusur bulamaz, \u00e7aresiz geri \u00e7evrilir, sana d\u00f6ner, \u00f6yle ki arad\u0131\u011f\u0131 ka\u00e7ama\u011f\u0131 bulmaktan mahrum hakir, s\u00fcrg\u00fcn ve d\u00fc\u015fk\u00fcn, yahut nihayetine ula\u015f\u0131lmaz o geni\u015flik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fck muhitinden f\u0131\u015fk\u0131ran rahmet nurlar\u0131, kudret izleri ve heybetin ku\u015fat\u0131c\u0131 \u015fa\u015faas\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda hayret ve deh\u015fetle bulan\u0131p, kama\u015fm\u0131\u015f ve hayretler i\u00e7ine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, bayg\u0131n bir halde. H\u00e2sien, &#8216;dan ism-i f\u00e2ildir ve basardan hald\u0131r. iki m\u00e2n\u00e2ya gelir. Birisi, k\u00f6pe\u011fi azarlay\u0131p, hakaret ederek kovmak, s\u00fcrmek ve uzakla\u015ft\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na ge\u00e7i\u015fli (m\u00fcteaddi) veya \u00f6yle kovma gibi hakaretle def olup gitmek anlam\u0131nda ge\u00e7i\u015fsiz (laz\u0131m) olur ki, &#8220;Buyurur ki: Al\u00e7ald\u0131k\u00e7a al\u00e7al\u0131n orada! Bana konu\u015fmay\u0131n art\u0131k!&#8221; (M\u00fcmin\u00fbn, 23\/108) \u00e2yetinde de bu anlamdad\u0131r. Bu \u00e2yette de, isti\u00e2re yoluyla ekseriya bu m\u00e2n\u00e2da tefsir edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi de g\u00f6z\u00fcn dumanlan\u0131p kama\u015fmas\u0131, uyu\u015fup g\u00fcc\u00fcn\u00fcn kaybolmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na laz\u0131m fiil olur ki, baz\u0131lar\u0131 da burada bu anlam\u0131 daha tercihe \u015fayan g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir. Mamafih bu m\u00e2n\u00e2 \u015fu kelimede de vard\u0131r. Ve \u00f6yleki o g\u00f6z yorgun ve bitkindir. Yahut b\u00fct\u00fcn \u00e7abalamas\u0131na ra\u011fmen bir \u00e7atlak bulamay\u0131p g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc sanat inceli\u011fi, \u00e7arp\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kudret izleri ve kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131 b\u00fcy\u00fckl\u00fck kar\u015f\u0131s\u0131nda hayret ve deh\u015fete d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, acizli\u011fini anlam\u0131\u015f, onlar\u0131 delip daha ileri gidemeyece\u011fini farkederek haddini bilmi\u015f olarak sana d\u00f6ner. O muhit i\u00e7inde b\u00fct\u00fcn o duygular, o bak\u0131\u015flara akseden nurlar ve izler sana d\u00f6ner, sende bir vicdan olur. Sen onlar\u0131n i\u00e7inde iken bu defa onlar senin i\u00e7inde bir \u015fuur olarak bulunur. Bu kere de bir cisim ve ruh a\u00e7\u0131k ve gizli bir ba\u011fl\u0131l\u0131k ve kar\u015f\u0131la\u015fma i\u00e7inde, her taraftan ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f bir uyum noktas\u0131nda, hem kendini, hem muhitini sezen o birlik merkezinde Hakk&#8217;\u0131n birli\u011fine, ilim ve kudretinin kapsam\u0131na iman ve irfan penceresi olan bir kalp bulursun. O vakit, o a\u015f\u0131lmaz y\u00fcksek muhit, o deliksiz geni\u015f m\u00fclk i\u00e7inde o manzaran\u0131n \u00e7izildi\u011fi nefsinde buldu\u011fun kalp penceresinden ald\u0131\u011f\u0131n iman ve irfan nuruyla bu m\u00fclk\u00fcn sahibine kar\u015f\u0131 kendinde olan acizlik ve zilleti ve ayn\u0131 zamanda ona ba\u011fl\u0131l\u0131kla ula\u015fm\u0131\u015f bulundu\u011fun yarat\u0131l\u0131\u015f feyzi ve rahmet eserini vicdan\u0131nda idrak edip kendini ve kendi haddini ve durumunu, d\u00fcnya ve ahiret ile gayeni tan\u0131r ve bak\u0131\u015fla erdi\u011fin o gayeye, amelle ula\u015fmak i\u00e7in takip edilmesi gereken vazifeni ara\u015ft\u0131rmaya koyulursun. E\u011fer g\u00f6z\u00fcn, sezgin ve sa\u011flam vicdan\u0131n var da hayattan nasip almak istersen, O Aziz ve Gaf\u00fbr&#8217;un izzetinden korkar, ma\u011ffiret ve rahmetine s\u0131\u011f\u0131n\u0131r, o b\u00fcy\u00fck m\u00fclkte O&#8217;nun emir ve d\u00fczeni dairesinde en g\u00fczel amellerle r\u0131zas\u0131na ermeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rs\u0131n.<\/p>\n<p>Hasir, hasr veya hus\u00fbr, yahut hasretten h\u00e2sir veya mahs\u00fbr m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;feil&#8221; viznindedir. Hasr, esasen kapal\u0131 ve \u00f6rt\u00fcl\u00fc bir \u015feyi a\u00e7mak, s\u0131y\u0131rmak, ke\u015fif ile ortaya \u00e7\u0131karmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Mesela &#8220;Kad\u0131n, y\u00fcz\u00fcnden \u00f6rt\u00fcy\u00fc s\u0131y\u0131rd\u0131, a\u00e7t\u0131.&#8221; demektir. Bu m\u00e2n\u00e2dan al\u0131narak hayvan\u0131 kuvvetli durumdan \u00e7\u0131kar\u0131p g\u00fc\u00e7s\u00fcz hale getirecek derecede s\u00fcr\u00fcp yormaya da hasr denilir. M\u00fcteaddi (ge\u00e7i\u015fli) olan bu m\u00e2n\u00e2lardan &#8220;has\u00eer&#8221;, mahs\u00fbr yani a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f yahut s\u00fcr\u00fcl\u00fcp yorulmu\u015f, bitkin b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f demektir. &#8220;H\u00e2sir&#8221; de b\u00f6yle \u00e7ok yorup mecalsiz b\u0131rakan m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Zuh\u00fbr vezninde &#8220;hus\u00fbr&#8221; da laz\u0131m (ge\u00e7i\u015fsiz) olarak \u00f6rt\u00fcl\u00fc bir \u015feyin a\u00e7\u0131l\u0131p ke\u015ffedilmi\u015f olmas\u0131 ve g\u00f6z\u00fcn uzun uzad\u0131ya ve bir d\u00fcz\u00fcye bakmas\u0131 sebebiyle yorulup kuvvetten kesilerek donuk hale gelmesi anlam\u0131ndad\u0131r. Bundan da hasir, has\u00eer, yani a\u00e7\u0131k veya b\u00fct\u00fcn zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131 meydana \u00e7\u0131km\u0131\u015f, yorgun ve bitkin demektir. Bu kelimede, bizim &#8220;Tokat\u0131 yeyince g\u00f6z\u00fc a\u00e7\u0131ld\u0131.&#8221; t\u00e2birimizde oldu\u011fu gibi, g\u00f6z\u00fc a\u00e7\u0131lmak ayr\u0131ca haddini bilmek ve etraf\u0131n\u0131 anlamak m\u00e2n\u00e2lar\u0131 bulunabilece\u011fi gibi uzakla\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 da vard\u0131r. Has\u00eer, bir de hasretten m\u00fctehassir &#8220;\u00f6zlem \u00e7eken&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Hasret de, elden \u00e7\u0131kan bir \u015feye \u00fcz\u00fclmektir. Ra\u011f\u0131b&#8217;\u0131n &#8220;M\u00fcfred\u00e2t&#8221;da, kamus sahibinin &#8220;Bes\u00e2ir&#8221;de anlatt\u0131klar\u0131na g\u00f6re &#8220;Hasr&#8221; maddesi esas itibar\u0131yla ke\u015ffetmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131l\u0131p di\u011fer m\u00e2n\u00e2lar birer m\u00fcnasebetle ondan \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. S\u00fcpr\u00fcnt\u00fcy\u00fc gideren s\u00fcp\u00fcrgeye, f\u0131r\u00e7aya (mahsire) denilir, \u00e7\u00fcnk\u00fc s\u00fcp\u00fcrge, s\u00fcp\u00fcr\u00fclen yeri a\u00e7maktad\u0131r. Yorulup dermans\u0131z kalmaya da hus\u00fbr denilir, \u00e7\u00fcnk\u00fc kuvvet ve g\u00fc\u00e7 ondan al\u0131nm\u0131\u015f bulunmaktad\u0131r. Elden ka\u00e7\u0131r\u0131lan \u015feye \u00fcz\u00fclmeye de hasret denilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun de\u011ferini bilmeye m\u00e2ni olan cehalet perdesi a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f, a\u015f\u0131r\u0131 kederden kuvveti gidip yorgun d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, yahut elden ka\u00e7an \u015feyi ted\u00e2rik etmekteki acizli\u011fi ve elemi ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f bulunmaktad\u0131r.&#8221; K\u0131sacas\u0131, has\u00eer, a\u00e7\u0131k, yorgun ve \u00fcz\u00fcnt\u00fcl\u00fc m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 ifade edebilirse de, bilhassa g\u00f6z i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman yorgun ve bitkin demek oldu\u011fundan m\u00fcfessirler burada h\u00e2sir zelil, has\u00eeri ise kel\u00eel (g\u00f6zleri iyi g\u00f6rmeyen) diye tefsir etmi\u015flerdir. Mamafih b\u00f6yle olmas\u0131, di\u011fer m\u00e2n\u00e2lara i\u015faret etmekten uzak de\u011fildir. A\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 muhite, hasreti nefse ait olarak d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz. \u015eunu da ifade edelim ki, (M\u00fclk, 67\/4) \u00e2yetinde tasavvuf\u00e7ular taraf\u0131ndan s\u00f6ylenegelen &#8220;Kendini tan\u0131yan Allah&#8217;\u0131n\u0131 da tan\u0131r.&#8221; vecizesi i\u00e7in bir kaynak ve do\u011frulu\u011funu ispat eden bir anlam\u0131n bulundu\u011fu da gizli de\u011fildir. Ufuklarda dola\u015fan bak\u0131\u015f\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f nizam\u0131nda bir, \u00e7atlak bir ge\u00e7it bulmaktan \u00fcz\u00fcnt\u00fcl\u00fc ve bitkin, zelil ve k\u00f6rle\u015fmi\u015f olarak nefse d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcnde, bilgi s\u0131rr\u0131n\u0131n nefiste tecelli edece\u011fine, kulluk acizli\u011fi ile rabl\u0131k kudretinin ke\u015ffedilmesi noktas\u0131 olan vicdan ile varl\u0131\u011f\u0131n &#8220;ben&#8221; ile &#8220;sen&#8221;in birbirine ba\u011fland\u0131\u011f\u0131 bir ba\u011fl\u0131l\u0131k d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc demek olan kalbde bulunabilece\u011fine bir tenbih vard\u0131r. Bu suretle Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015f nizam\u0131n\u0131n, i\u00e7inden \u00e7\u0131k\u0131lmaz geni\u015fli\u011fi ile beraber en derin bak\u0131\u015flarla bile onun birli\u011fini bozacak bir ay\u0131p ve kusur bulmak ihtimali olmad\u0131\u011f\u0131, k\u00fcf\u00fcr ve \u015firk ile onun galibiyet sahas\u0131ndan \u00e7\u0131kmak isteyenlerin \u00e7abalamalar\u0131na ra\u011fmen ondan kurtulabilecek veya a\u015f\u0131labilecek en c\u00fcz&#8217;i bir yar\u0131k, bir delik bulabilmelerine imk\u00e2n bulunmad\u0131\u011f\u0131 ve bu hakikati, g\u00f6z ve sezgi g\u00fcc\u00fc olanlar\u0131n yine Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n rahmet eseri olarak subjektif ve objektif bir birlik nizam\u0131nda birle\u015ftiren bilgi \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131yla k\u00e2inattan kendilerine ge\u00e7erek kalplerinde bulabileceklerini, nazar\u00ee olarak tan\u0131tt\u0131ktan ve g\u00f6\u011f\u00fc yere indirdikten sonra bu defa da yerden g\u00f6\u011fe, nefisten Allah&#8217;a, yokluktan ebedili\u011fe, al\u00e7akl\u0131ktan y\u00fcceli\u011fe amel\u00ee olarak y\u00fckseltmek i\u00e7in madd\u00ee, manev\u00ee, nur ve n\u00e2r, m\u00fcjde ve korkutma \u015fim\u015fekleriyle en yak\u0131n\u0131m\u0131zdan bak\u0131\u015flar\u0131m\u0131z\u0131 ku\u015fat\u0131p duran d\u00fcnya semas\u0131n\u0131n s\u00fcsl\u00fc \u00e7ekimi ve g\u00fc\u00e7l\u00fc itmesiyle donat\u0131lm\u0131\u015f g\u00fczel manzaras\u0131na idare ve inzibat tarz\u0131na dikkatimizi \u00e7eken, g\u00fczellikle \u00e7irkinli\u011fin, iman ile k\u00fcfr\u00fcn, do\u011frulukla \u015feytanl\u0131\u011f\u0131n sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 mukayese ile ferd\u00ee ve ictima\u00ee hayatta m\u00fcjde ve tehdid ile vazife hissini heyecanland\u0131rmak ve g\u00fczel bir intizamla \u00e7al\u0131\u015fma ve i\u015f yapmaya te\u015fvik i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>5. Andolsun biz o d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fc(n\u00fc) nice nice kandillerle donat\u0131p s\u00fcsledik. Sema-i d\u00fcnya terkibini, &#8220;d\u00fcnyan\u0131n g\u00f6\u011f\u00fc&#8221; \u015feklinde iz\u00e2fet terkibi zannederek yanl\u0131\u015f anlamaya al\u0131\u015fm\u0131\u015f olanlar, bizim &#8220;d\u00fcnya sema&#8221; dememizi tuhaf bulurlarsa da do\u011frusunun, d\u00fcnya s\u0131fat, sema mevsuf olarak bir s\u0131fat terkibi oldu\u011funu anlatmak i\u00e7in yukar\u0131dan beri &#8220;d\u00fcnya sema&#8221; demeyi tercih ettik ki, hayat-\u0131 d\u00fcnyaya &#8220;d\u00fcnya hayat&#8221; dememiz de b\u00f6yledir. Ger\u00e7i d\u00fcnya lafz\u0131, lisan\u0131m\u0131zda oldu\u011fu gibi &#8220;galib s\u0131fat&#8221; kabilinden isim olarak kullan\u0131l\u0131rsa da, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da hep s\u0131fat olarak zikredilmi\u015f oldu\u011fundan o m\u00e2n\u00e2y\u0131 korumak gereklidir.<\/p>\n<p>D\u00fcnya, &#8220;edn\u00e2&#8221; m\u00fcennesinin ism-i tafdili olup &#8220;den\u00e2et&#8221; yahut &#8220;d\u00fcn\u00fcvv&#8221;den t\u00fcremi\u015f olmas\u0131na bakarak en a\u015fa\u011f\u0131 veya en yak\u0131n g\u00f6k demek oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir. Fakat bu d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fcnde maksad\u0131n hangisi oldu\u011fu konusuna gelince, burada iki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131ndan s\u00f6z etmek durumunday\u0131z. Birisi, zikredilen yedi g\u00f6kten biri olup, bize do\u011fru a\u015fa\u011f\u0131da bulunan ve en yak\u0131n olan birinci g\u00f6k olmas\u0131d\u0131r ki, arz\u0131m\u0131z\u0131n bo\u015flu\u011fundan ve hatta sath\u0131ndan itibaren ay\u0131n, y\u00f6r\u00fcngesinin \u00fcst s\u0131n\u0131r\u0131na kadar bir senede d\u00f6n\u00fcp dola\u015ft\u0131\u011f\u0131 dairenin i\u00e7 ve d\u0131\u015f hudududur. Buna eski astronomi bilginleri ay y\u00f6r\u00fcngesi demi\u015flerdir. Ancak g\u00f6r\u00fcnen y\u0131ld\u0131zlar\u0131n burada yer almamas\u0131ndan dolay\u0131 m\u00fcfessirler bu konuda ihtil\u00e2fa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler \u00e7oklar\u0131, kandillerle s\u00fcsl\u00fc olan d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fcn\u00fcn ay\u0131n y\u00f6r\u00fcngesinden \u00e7ok daha geni\u015f olmas\u0131n\u0131n gerekece\u011fini s\u00f6ylemi\u015fler, baz\u0131lar\u0131 da, y\u0131ld\u0131zlarla s\u00fcsl\u00fc olmas\u0131 i\u00e7in g\u00f6r\u00fcnen y\u0131ld\u0131zlar\u0131n hepsinin o y\u00f6r\u00fcngenin i\u00e7erisinde bulundu\u011funu ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. Bah\u00e2\u00fc&#8217;d-din \u00c2m\u00fbl\u00ee bu konuyla ilgili olarak &#8220;Ke\u015fk\u00fcl&#8221;\u00fcnde \u015f\u00f6yle bir yorumu zikretmi\u015ftir: &#8220;Andolsun ki biz d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fcn\u00fc s\u00fcsledik.&#8221; S\u00f6z\u00fc, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n ay\u0131n y\u00f6r\u00fcngesinde topland\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermez, belki s\u00f6zkonusu y\u00f6r\u00fcngenin onlarla s\u00fcslendi\u011fine delalet eder. Ger\u00e7ekte feleklerin (g\u00f6klerin) \u015feffafl\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 o da \u00f6yledir. Ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;Bunlar\u0131 \u015feytanlara at\u0131\u015f taneleri yapt\u0131k.&#8221; (M\u00fclk, 67\/5) s\u00f6z\u00fc de y\u0131ld\u0131z\u0131n kendisinin d\u00fc\u015fmesini gerektirmez ve bundan g\u00fcnlerin ge\u00e7mesiyle y\u0131ld\u0131zlar\u0131n noksanla\u015fmas\u0131 laz\u0131m gelmez. Nihayet gerekli olsa bile belki \u015eih\u00e2b denilen ate\u015flerin y\u0131ld\u0131zlardan kopmas\u0131 gerekir. Bununla beraber y\u0131ld\u0131zlar\u0131n hepsinin sekizinci semada toplanm\u0131\u015f oldu\u011fu ve ay y\u00f6r\u00fcngesinde aydan ba\u015fka y\u0131ld\u0131z olmad\u0131\u011f\u0131 konusunda delil getirilmi\u015f de de\u011fildir. \u0130htimal ki g\u00f6zlenmemi\u015f y\u0131ld\u0131zlar\u0131n bir\u00e7o\u011fu onda toplanm\u0131\u015ft\u0131r da, \u015eih\u00e2blar (ate\u015f par\u00e7alar\u0131) da onlardan d\u00fc\u015fmektedir.&#8221; \u0130\u015fte ay\u0131n y\u00f6r\u00fcngesi, d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fc olmak \u00fczere, bu \u00e2yete tatbik edilmek istenen eski astronomi bilginlerinin g\u00f6r\u00fc\u015fleri \u00f6zet olarak bundan ibarettir. Bu fikrin son k\u0131sm\u0131 olduk\u00e7a dikkat \u00e7ekicidir ve Saff\u00e2t S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi gibi zaman\u0131m\u0131zdaki y\u0131ld\u0131z kaymalar\u0131 hakk\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015flere hayli yak\u0131n olmas\u0131 sebebiyle burada zikrediyoruz. \u015eih\u00e2b ve r\u00fcc\u00fbm meselesine girmeden \u00f6nce \u015funu ifade edelim ki, sadece ay y\u00f6r\u00fcngesi de\u011fil, o da dahil olmak \u00fczere yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn birinci g\u00f6\u011f\u00fc i\u00e7inde aydan ba\u015fka kandil yok de\u011fildir. Zira yukar\u0131da belirtti\u011fimiz gibi G\u00fcne\u015f, Utarid, Z\u00fchre ve Ay d\u00f6rd\u00fc de bu g\u00f6\u011f\u00fcn dahilindedir. Yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn bu g\u00f6\u011f\u00fc i\u00e7erden bunlarla, daha yukar\u0131dan da g\u00f6\u011f\u00fcn \u015feffafl\u0131\u011f\u0131 sebebiyle \u0131\u015f\u0131klar\u0131 bize gelebilen b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlarla s\u00fcslenmi\u015ftir. Lakin \u015funu da itiraf etmek gerekir ki bu suretle g\u00f6r\u00fcnen s\u00fcs, yaln\u0131z birinci g\u00f6\u011fe mahsus de\u011fil, ilk m\u00fclahazada sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z yedi g\u00f6\u011f\u00fcn hepsinde de g\u00f6r\u00fcnmektedir. O halde &#8220;Muhakkak ki biz g\u00f6\u011f\u00fc kandillerle s\u00fcsledik.&#8221; denilmeyip de d\u00fcnya vasf\u0131yla kay\u0131tlanmas\u0131n\u0131n faydas\u0131 nedir? Bu sorunun cevab\u0131 \u015fu iki hususun d\u0131\u015f\u0131nda de\u011fildir. Ya \u00e2yette ge\u00e7en &#8220;mes\u00e2bih&#8221; (kandiller)den maksat, genellikle g\u00f6r\u00fclen y\u0131ld\u0131zlar de\u011fil, arz bo\u015flu\u011funda fi\u015fek gibi parlayan ve kay\u0131p d\u00fc\u015fen ate\u015f par\u00e7alar\u0131d\u0131r. Yahut da d\u00fcnya semas\u0131ndan murad, uzun uzad\u0131ya anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, birinci g\u00f6kten daha geni\u015f g\u00f6r\u00fcnen y\u0131ld\u0131zlar alan\u0131n\u0131n hepsini kapsamak \u00fczere, sema hududuna kadar olan aland\u0131r. Evvelki ihtimal m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc S\u00e2ff\u00e2t S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Biz, yak\u0131n g\u00f6\u011f\u00fc, bir s\u00fcsle, y\u0131ld\u0131zlarla s\u00fcsledik.&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/6) \u00e2yetine g\u00f6re zinetin, y\u0131ld\u0131zlar oldu\u011fu ifade edilmi\u015ftir. Sonra da &#8220;Ancak (meleklerin konu\u015fmalar\u0131ndan) bir s\u00f6z kapan olursa, onu da delen ve yakan bir alev takip eder.&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/10) \u00e2yetinde de \u015fih\u00e2b-\u0131 sak\u0131b\u0131n (delici alevin) ayr\u0131ca zikredilmesinden dolay\u0131 burada s\u00fcsleme a\u00e7\u0131s\u0131ndan kandilleri (mes\u00e2bihi) \u015fih\u00e2blara (alevlere) hasretmek do\u011fru olmaz. B\u00fct\u00fcn bunlardan \u00e7\u0131kan sonuca g\u00f6re en do\u011frusu, ikinci g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr ki muhakkik \u00e2limler de bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc tercih etmi\u015flerdir. Yani d\u00fcnya semas\u0131, yedi olarak say\u0131lan g\u00f6klerin bize do\u011fru alt tabakas\u0131 olan birinci g\u00f6k demek de\u011fil, yerin kar\u015f\u0131t\u0131 olarak \u00fcst\u00fcnde bak\u0131\u015flar\u0131m\u0131z\u0131 s\u0131n\u0131rlayan y\u00fcksek tavan halindeki mutlak g\u00f6k muhitinin yery\u00fcz\u00fcne kadar g\u00f6r\u00fc\u015f saham\u0131z\u0131 te\u015fkil eden i\u00e7 y\u00fcz\u00fc, bize bakan alt cephesi, yery\u00fcz\u00fc bo\u015flu\u011fundan itibaren \u00fczerinde g\u00f6r\u00fclen ve g\u00f6r\u00fclebilecek olan manzaralar\u0131n\u0131 ku\u015fat\u0131c\u0131 olarak s\u00fcsl\u00fc kubbe \u015feklinde bak\u0131\u015f\u0131m\u0131za resmedilen muhitin i\u00e7idir ki, ilk cism\u00e2n\u00ee d\u00fc\u015f\u00fcncelerdeki yedi g\u00f6\u011f\u00fcn i\u00e7ini, ikinci d\u00fc\u015f\u00fcncedeki yedi g\u00f6\u011f\u00fcn hususi olabilen k\u0131sm\u0131n\u0131 kapsar. Buradaki d\u00fcnya lafz\u0131, yaln\u0131z yerin semas\u0131na nazaran yukar\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131t\u0131 de\u011fil, yery\u00fcz\u00fcne nazaran yukar\u0131 demek olan g\u00f6k cinsinin \u00fcst\u00fc m\u00e2n\u00e2s\u0131na yukar\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131t\u0131 veya \u00f6tesi m\u00e2n\u00e2s\u0131na di\u011ferinin kar\u015f\u0131t\u0131d\u0131r. T\u0131pk\u0131 d\u00fcnya yurdu, ahiret yurdu ve d\u00fcnya hayat\u0131, \u00e2hiret hayat\u0131 tabirlerindeki m\u00e2n\u00e2 gibidir.<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131, bizim g\u00f6k dedi\u011fimiz, muhitin d\u0131\u015f\u0131 de\u011fil, i\u00e7i; \u00fcst\u00fc de\u011fil, alt\u0131 demektir. Biz her ne g\u00f6rsek bunun i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. B\u00fct\u00fcn g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz y\u0131ld\u0131zlar, gezegenler, yerinde durur gibi g\u00f6r\u00fcnen y\u0131ld\u0131zlar (s\u00e2biteler), sistemler, bur\u00e7lar, tabakalar ve te\u015fekk\u00fcller bunun i\u00e7indedir. Bunun \u00fcst\u00fc, d\u0131\u015f y\u00fcz\u00fc, daha ilerisi, ancak Allah taraf\u0131ndan bilinebilir. Oras\u0131 K\u00fcrs\u00ee ve Ar\u015f cephesidir. Sidre-i m\u00fcnteh\u00e2 ve bize gizli kalan Cennet\u00fc&#8217;l-Me&#8217;v\u00e2 da, Ar\u015f&#8217;\u0131n alt\u0131nda ve d\u00fcnya semas\u0131n\u0131n son s\u0131n\u0131r\u0131 olan yedinci g\u00f6\u011f\u00fcn d\u0131\u015f y\u00fcz\u00fcndedir. Hadislerden anla\u015f\u0131lan da budur. Allah dostlar\u0131, hakka oradan yakla\u015f\u0131rlar. B\u00fct\u00fcn o kandiller bizi oraya ula\u015ft\u0131rmak i\u00e7in lambalar, fenerlerdir. Biz o s\u0131n\u0131r\u0131, o noktay\u0131 sezmedik\u00e7e, d\u00fcnya semas\u0131 hakk\u0131nda ihtil\u00e2flardan kurtulamay\u0131z.<\/p>\n<p>\u00c2l\u00fbs\u00ee der ki: &#8220;Mes\u00e2bih, sir\u00e2c yani kandil demek olan m\u0131sb\u00e2h\u0131n \u00e7o\u011fuludur. Kandiller, y\u0131ld\u0131zlardan mecaz yap\u0131l\u0131p, sonra \u00e7o\u011ful k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f, yahutta ilk \u00f6nce y\u0131ld\u0131zlardan mecaz yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; Lugat \u00e2limlerinin bir k\u0131sm\u0131 misb\u00e2h\u0131, kandilin durdu\u011fu yer olarak tefsir etmi\u015flerdir. Bu da, mecaz\u0131n mecaz\u0131 demektir ki, buna ihtiya\u00e7 da yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, kandilin kendisine dahi misb\u00e2h denildi\u011fini a\u00e7\u0131klay\u0131p durmaktad\u0131rlar. &#8220;Mes\u00e2bih&#8221; kelimesinin nekre olarak getirilmesi de ta&#8217;zim i\u00e7indir ki bu, sizin bildi\u011finiz kandiller gibi de\u011fil, b\u00fcy\u00fck kandiller demektir. \u00c7e\u015fit \u00e7e\u015fit kandiller m\u00e2n\u00e2s\u0131na nevi ifade etti\u011fi s\u00f6ylenmi\u015fse de, \u00f6nceki daha uygundur. esasen kastedilen de, geceleyin kandilin \u0131\u015f\u0131k vermesi gibi etrafa \u0131\u015f\u0131k veren gezegen ve s\u00e2bit olarak g\u00f6r\u00fcnen y\u0131ld\u0131zlar gibi b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlard\u0131r. \u015euna dayal\u0131 olarak ki; b\u00fct\u00fcn bunlar yak\u0131nl\u0131k ve uzakl\u0131k itibariyle birbirinden farkl\u0131 semalar ve mecralar olduklar\u0131 halde, d\u00fcnya semas\u0131n\u0131n bo\u015flu\u011fu i\u00e7indedirler. G\u00f6\u011f\u00fcn felekten ib\u00e2ret olmas\u0131 ise selefin anlay\u0131\u015f\u0131na ters d\u00fc\u015fmektedir. O, ancak ilk felsefecilerin s\u00f6zleriyle, \u015feriat\u0131 cem etmek isteyenlerin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f, zamanla m\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda yay\u0131lmaya ba\u015flam\u0131\u015f ve ona inananlar da olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>At\u00e2&#8217;dan nakledilen \u015f\u00f6yle bir haber vard\u0131r: &#8220;Y\u0131ld\u0131zlar, yer ile g\u00f6k aras\u0131nda, meleklerin ellerinde nurdan silsilelerle as\u0131l\u0131 kandillerdedir.&#8221; Buna bakarak g\u00f6\u011f\u00fcn kandillerle s\u00fcslenmesi, &#8220;tavan kandillerle s\u00fcslendi&#8221; denilmesi gibidir. -Yani s\u00fcsleme g\u00f6\u011f\u00fcn i\u00e7inde demektir.- O haber, pek sahih olmasa da anla\u015f\u0131lan m\u00e2n\u00e2 budur. D\u00fcnya semas\u0131n\u0131n ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 b\u00e2ki, alt\u0131s\u0131n\u0131n da me\u015fhur tertib \u00fczere di\u011fer gezegenlerin semalar\u0131 oldu\u011funa ve s\u00e2biteler i\u00e7in \u015eeriat dilinde K\u00fcrs\u00ee t\u00e2bir edilen hususi bir yar\u0131k bulundu\u011funa inananlar, yahut d\u00fcnya semas\u0131n\u0131n yedinci g\u00f6k say\u0131lan Zuhal semas\u0131nda olmas\u0131n\u0131 veya baz\u0131s\u0131n\u0131n bir semada di\u011fer baz\u0131lar\u0131n\u0131n da daha \u00fcstte ba\u015fka bir semada olmas\u0131n\u0131 veya hepsinin bir felekte ve yediden ba\u015fka bir semada bulunmas\u0131n\u0131 ve az say\u0131ya ba\u011flaman\u0131n, \u00e7o\u011fu ortadan kald\u0131rmayaca\u011f\u0131n\u0131 caiz g\u00f6renler de \u015f\u00f6yle demi\u015flerdir: &#8220;Kandillerle s\u00fcslemenin bu g\u00f6\u011fe tahsis edilmesi, \u015funun i\u00e7indir: Zira onlar, ancak g\u00f6\u011f\u00fcn \u00fczerinde g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ve onun \u00fcst\u00fcnde ba\u015fka bir cisim g\u00f6r\u00fcnmez. Yahut umuma anlatmak gere\u011fine riayet etmek i\u00e7indir. \u00c7\u00fcnk\u00fc semadan, semay\u0131 se\u00e7mek, herkes i\u00e7in m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar y\u0131ld\u0131zlar\u0131, en yak\u0131n g\u00f6\u011f\u00fcn bir sergisi \u00fczerinde parlayan de\u011ferli ta\u015flar gibi g\u00f6r\u00fcrler. Bug\u00fcnk\u00fc astronomi bilginlerinin dediklerine itibar edenlere gelince onlar\u0131n da bu konudaki g\u00f6r\u00fc\u015fleri \u015f\u00f6yle \u00f6zetlenebilir: Y\u0131ld\u0131zlar, feza denizinin bo\u015flu\u011funda hikmetin gerektirdi\u011fi hususi \u015fekil \u00fczere y\u00fczen acaib kudretli gemiler ve onlar\u0131n fezadaki y\u00f6r\u00fcngeleri de, onlar\u0131n semalar\u0131d\u0131r. Her biri hareket ederken bo\u015flukta veya ona benzer yerde birbirlerine \u00e7ekim kuvvetleriyle ba\u011fl\u0131 ve irtibatl\u0131 olarak hareket ederler. Hem kendi eksenleri \u00fczerinde hem de bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda hareketleri vard\u0131r. Me\u015fhur oldu\u011fu \u015fekilde y\u0131ld\u0131zlar, y\u00f6r\u00fcngeler veya g\u00f6k ad\u0131na ne hafif ne de a\u011f\u0131r olmayan \u015feffaf ve kat\u0131 cisimlerde g\u00f6m\u00fcl\u00fc de\u011fillerdir. \u015eimdiye kadar bilinemeyen gizli bir sebepten dolay\u0131 hepsi yak\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fcrlerse de, yak\u0131nl\u0131k ve uzakl\u0131klar\u0131nda b\u00fcy\u00fck fark vard\u0131r. O derece ki g\u00fcne\u015fin \u0131\u015f\u0131klar\u0131, aram\u0131zdaki otuz d\u00f6rt milyon fersah (ki y\u00fcz elli k\u00fcsur milyon kilometre) mesafeden bize sekiz dakika on \u00fc\u00e7 saniyede ula\u015f\u0131rken, o y\u0131ld\u0131zlardan baz\u0131lar\u0131n\u0131n \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 bize birka\u00e7 senede ancak ula\u015f\u0131r vb.. Bunlar\u0131 nazar-\u0131 itibara alanlar da demi\u015flerdir ki: &#8220;D\u00fcnya semas\u0131 ile bu fezadaki hususi bir tabakan\u0131n, mes\u00e2bih ile de y\u0131ld\u0131zlar\u0131n kendilerinin kasdedilmi\u015f olmas\u0131 caizdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar, bir saray\u0131n bo\u015flu\u011fu i\u00e7inde u\u00e7an ve alay alay dola\u015fan ku\u015flar\u0131n s\u00fcslemesi gibi, o tabakay\u0131 g\u00fczelle\u015ftirmektedirler. Yahut onun \u00fcst\u00fcnde bile olsa g\u00f6r\u00fclebilen y\u0131ld\u0131zlar\u0131n hepsidir. Tezyini de, zikredildi\u011fi gibi semada g\u00f6sterilmi\u015f olmalar\u0131 itibariyledir.&#8221; \u00c2l\u00fbs\u00ee, bunlar\u0131 kaydettikten sonra da \u015fu yorumu nakletmi\u015ftir: &#8220;Bilirsin ki, felsefecilerin delil ve haberlerinin ifade ettikleri anlam\u0131 tatbik etmeye \u00e7al\u0131\u015fanlar, pek de tamam olmayacak bir i\u015fe ba\u015flam\u0131\u015f olurlar. Allah ve Resul\u00fc ise uyulmaya daha lay\u0131kt\u0131r.&#8221; Evet nakl\u00ee tevil (yorum), ancak onun m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n hilaf\u0131na akli delil ileri s\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman gerektir. Felsefecilerin delillerinin \u00e7o\u011fu ise, \u015feriat \u00e2limlerinin delillerine ayk\u0131r\u0131 olan\u0131 do\u011fru \u015fekilde ispattan acizdir. B\u00f6yle olmas\u0131 da, onun kandilleriyle ayd\u0131nlanm\u0131\u015f olanlara gizli de\u011fildir.<\/p>\n<p>Eski astronomi \u00e2limlerinin m\u00fcsbet hesap d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kan y\u00f6r\u00fcngeleri ve g\u00f6\u011f\u00fc g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi \u015feffaf bir ho\u015f cisim, bir k\u00f6r dalga halinden \u00e7\u0131kar\u0131p ne hafif ne de a\u011f\u0131r olmamakla beraber \u015feffaf ve y\u0131ld\u0131zlar\u0131n \u00e7ak\u0131l\u0131 olarak konulmu\u015f oldu\u011fu birer kat\u0131 cisim halinde d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcren felsef\u00ee nazariye ve konular\u0131n\u0131n hepsinin me\u015fhur oldu\u011funu farzederek \u00e2yet ve haberleri ona g\u00f6re te&#8217;vil edenlerin hen\u00fcz sabit olmayan varsay\u0131mlar\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda din\u00ee ve kitab\u00ee birer inan\u00e7 gibi haber yaymaya sebep olmu\u015f ve bu vesile ile Kur&#8217;\u00e2n ve hadislerin gereksiz yere zahir\u00ee m\u00e2n\u00e2lar\u0131 hilaf\u0131na gidilmi\u015f bulundu\u011funu bir\u00e7ok m\u00fcfessir gibi farketmi\u015f olan \u00c2l\u00fbs\u00ee, yeni astronomi bilginlerinin anlay\u0131\u015flar\u0131ndan bahsederken, ayn\u0131 hataya d\u00fc\u015fmemek i\u00e7in tedbiri elden b\u0131rakmayarak, g\u00fcn\u00fcn birinde de\u011fi\u015fme ihtimali bulunan ve hen\u00fcz ilim ve fennin kesin s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7ine girmi\u015f olmayan felsef\u00ee teori ve varsay\u0131mlar alan\u0131nda, ak\u0131l ve naklin d\u0131\u015f anlam\u0131n\u0131n aksine g\u00f6r\u00fcnen durumlarda tevil yoluna sapmay\u0131p, akl\u0131m\u0131z\u0131n hakk\u0131yla kavrayamad\u0131\u011f\u0131 mutlak hakikat s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131, Allah ve Resul\u00fcn\u00fcn verdi\u011fi haberleri, kendi g\u00f6reli fikrimiz i\u00e7inde \u00e7\u00f6z\u00fcmleyivermek sevdas\u0131na d\u00fc\u015fmemeyi ve hissedileni hissedilen, ak\u0131lla bilineni ak\u0131lla bilinen ve do\u011fru haberle nakledileni nakledilen yerinde, her birinin hak ve k\u0131ymetlerine g\u00f6re uygunluk noktalar\u0131n\u0131 z\u00e2yi etmeyerek anlamaya \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131 ve ihtil\u00e2fl\u0131 noktalar\u0131, tersi k\u00fcf\u00fcr ve sap\u0131kl\u0131k olan dini bir inan\u00e7 haline getirmemeyi tavsiye etmi\u015f demektir ki ne taassub, ne de \u015feytanl\u0131k ve \u015farlatanl\u0131k havalar\u0131na kap\u0131lmamak i\u00e7in Ehl-i S\u00fcnnet \u00e2limlerinin tutmu\u015f olduklar\u0131 hak ve marifet yolu da budur. Biz de bu fikir ve inan\u00e7day\u0131z. Bu esas \u00e7er\u00e7evesinde \u015funu s\u00f6ylemek isteriz.<\/p>\n<p>Gerek eski ve gerek yeni astronomi bilginleri taraf\u0131ndan ileri s\u00fcr\u00fclen fikirlerin hepsi, s\u0131rf bir felsef\u00ee fikirden ibaret olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, hepsi kesinlikle ispat ve tecr\u00fcbe edilmi\u015f ve edilebilecek matematik, mekanik, felsefe, kimya, mant\u0131k ve fen bilimleri kabilinden de de\u011fildir. Hatta bu fenlerin prensiplerinde bile herkes taraf\u0131ndan bilinir hale gelmemi\u015f nice m\u00fcnaka\u015falar, konular, varsay\u0131mlar ve a\u00e7\u0131k olmayan tasavvurlar bulundu\u011fu gibi, neticelerinde ve ortaya koyduklar\u0131nda da, zaruri olmayan \u015fiir halinde d\u00fc\u015f\u00fcnceler vard\u0131r. Eski astronomi \u00e2limlerinde de kesin hesap sahas\u0131na girmi\u015f matematik ve fenne dair malumat yok de\u011fildir. \u0130ki bin seneden fazla bir zamandan beri gezegenlerin yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131, birle\u015fme ve kar\u015f\u0131la\u015fmalar\u0131, ay ve g\u00fcne\u015f tutulmalar\u0131 hesap ediliyordu. Fakat harekat\u0131n sebeplerine ait akl\u00ee muhakemelerinde, herkes taraf\u0131ndan bilinen ve ispata ihtiyac\u0131 olmayan fikirlerinde, yery\u00fcz\u00fcn\u00fc genel merkez ve semalar\u0131 kat\u0131 cisim saymak gibi varsay\u0131mlar\u0131nda ve onlar\u0131n \u00fcr\u00fcnlerinde felsefi idiler. Fen ve felsefenin s\u0131n\u0131r\u0131 birbirinden iyice ayr\u0131lm\u0131\u015f de\u011fildi. Bug\u00fcnk\u00fc astronomi bilginlerinin de o kabilden s\u0131rf felsefi konular\u0131, varsay\u0131mlar\u0131 ve hen\u00fcz fen s\u0131n\u0131r\u0131na girmeyen birtak\u0131m d\u00fc\u015f\u00fcnceleri vard\u0131. Bununla beraber \u015funu da itiraf etmek gerekir ki, bug\u00fcn fen ve felsefe, deney ve teknik i\u015fler sahas\u0131ndaki bilgiler ile s\u0131rf fikir alan\u0131nda dola\u015fan bilgiler ve tenkid s\u0131n\u0131rlar\u0131 daha iyi ayr\u0131lm\u0131\u015f, her fennin husus\u00ee alan\u0131nda pratik de\u011fere sahip g\u00f6r\u00fc\u015fler daha iyi bir birlikle kuvvetlenmi\u015f, \u00f6zel bilgiler, alet ve vas\u0131talar \u00e7o\u011falm\u0131\u015f, buna mukabil de b\u00fct\u00fcn bu fenlerin bilgilerini d\u00fczenleyecek olan felsefe ve iman sahalar\u0131nda mezhebler ve hareket tarzlar\u0131 artarak um\u00fbmi fikirlerde \u00e7e\u015fitlilik ve peri\u015fanl\u0131k fazlala\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Yine itiraf etmek gerekir ki fenlerin tecr\u00fcbe sahas\u0131nda ke\u015fif ve tatbikatlar\u0131 ilerledik\u00e7e bunlar, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n m\u00e2n\u00e2lar\u0131na ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fmemi\u015f, aksine bir\u00e7ok \u00e2yetin daha iyi anla\u015f\u0131lmas\u0131na yard\u0131mc\u0131 olmu\u015ftur. Eski astronomi bilginleriyle yenilerin teorileri Kur&#8217;\u00e2n bak\u0131m\u0131ndan mukayese edildi\u011finde, eskilere g\u00f6re te&#8217;vile gidilmesi gerekli gibi g\u00f6r\u00fcnen nice \u00e2yetleri, yenilere g\u00f6re tevile gidilmeksizin zahiri m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla anlamak daha fazla kolayla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Mesela, &#8220;Bunlardan her biri belli bir y\u00f6r\u00fcngede y\u00fczmeye devam ederler&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/40), &#8220;G\u00f6\u011f\u00fc Allah y\u00fckseltti ve mizan\u0131 koydu.&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/7), &#8220;G\u00f6kleri direksiz olarak y\u00fckseltti&#8230;&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/2) gibi \u00e2yetleri eski astronomlar bir tevil kap\u0131s\u0131 aramadan anlayamad\u0131klar\u0131 halde, yeni astronomi bilginleri aynen kendi kanunlar\u0131 gibi anlamakta hi\u00e7 zorluk \u00e7ekmezler. Ayn\u0131 \u015fekilde eskiler Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcn\u00fc daha dar bir zihniyetle d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckleri halde yenileri, onun geni\u015fli\u011fini kavramaktan aciz olduklar\u0131n\u0131 iftihar ile dile getirmekten geri durmazlar. \u015e\u00fcphe yok ki tecr\u00fcbenin artmas\u0131, fikirlerin geli\u015fmesi ve bunun neticesi olarak bilgi s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131n geni\u015flemesiyle beraber hi\u00e7bir fen \u00e2limi, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n b\u00fct\u00fcn hudud ve s\u0131rlar\u0131n\u0131 kavrama iddias\u0131nda bulunmad\u0131\u011f\u0131 gibi, hi\u00e7 kimse de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n i\u015faret etti\u011fi Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bilgi ve s\u0131rlar\u0131yla ilgili hususlar\u0131 anlad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcremez. B\u00fct\u00fcn madde ve cisimler \u00e2leminin s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 do\u011frudan do\u011fruya hususi bir \u015fekilde olmay\u0131p, s\u0131rf akl\u0131n kabul etti\u011fi genel bir \u00e7ekim kanununun birli\u011fi ile d\u00fc\u015f\u00fcnen, bununla beraber yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n b\u00fct\u00fcn s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 her y\u00f6n\u00fcyle kavrad\u0131\u011f\u0131 iddias\u0131nda bulunmayan yeni astronomi bilgilerinin g\u00f6r\u00fc\u015flere sunabildi\u011fi geni\u015flik sahas\u0131, hem mutlak ak\u0131l alan\u0131ndan, hem de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n telkin etti\u011fi daha y\u00fcksek sahadan \u00e7ok geridir. Bu itibarla Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n tefsirini herhangi bir zaman\u0131n fen veya felsefesi s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7ine \u00e7ekerek fikir ve vicdanlar\u0131 daraltmaya \u00e7al\u0131\u015fmak do\u011fru olmaz. Hissedileni hissedilen, ak\u0131lla bilineni ak\u0131lla bilinen yerinde anlamak laz\u0131m geldi\u011fi gibi, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 da his, ak\u0131l ve nakil a\u00e7\u0131s\u0131ndan kendi nazm\u0131n\u0131n (s\u00f6zlerinin) ifade ve delaletini takip ederek kavray\u0131p, iman sahas\u0131na ermek gerekir. Fakat bunu yaparken de \u00e2leme kar\u015f\u0131 g\u00f6zleri yummay\u0131p gerek eski ve gerek yeni fikir ve bilgilerin haddini tecav\u00fcz etmemek \u00fczere hizmetinden, analiz ve sentezinden istifade ederek y\u00fcr\u00fcmenin de, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n &#8220;G\u00f6z\u00fcn\u00fc tekrar tekrar \u00e7evirip bak, g\u00f6z sana d\u00f6necektir&#8230;&#8221; (M\u00fclk, 67\/4) emri gibi i\u015faret ve ir\u015fadlar\u0131 c\u00fcmlesinden oldu\u011funu unutmamak laz\u0131md\u0131r. Bizim elde etti\u011fimiz bilgilerin kayna\u011f\u0131, be\u015f duyu, ak\u0131l ve tecr\u00fcbe, bir de do\u011fru haber gibi \u00fc\u00e7 unsur olarak \u00f6zetlenebilir. Bizim \u015fimdiye kadar yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z b\u00fct\u00fcn ke\u015fifler, bu kaynaklar\u0131n birli\u011fini sa\u011flayan Hakk&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na ait \u015fuur i\u00e7inde bulundu\u011fu i\u00e7in, hislerimizin \u00f6tesini ak\u0131l, akl\u0131m\u0131z\u0131n \u00f6tesini do\u011fru haber ile \u015fuurumuza yakla\u015ft\u0131rarak Hakk&#8217;a imana y\u00fckselebilirsek de, ilk \u00f6nce hissimizi ilerisinden kavramay\u0131p da kendi \u00e2leminde iptal ile ba\u015flayacak bir akla kaynak bulamad\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi, his ve akl\u0131m\u0131z\u0131 ayd\u0131nlatacak ve kapasite y\u00f6n\u00fcnden geni\u015fletecek yerde onlar\u0131 k\u00f6k\u00fcnden iptal eden bir tenakuz ile ba\u015flayan haberin do\u011frulu\u011funa da bir kaynak bulamay\u0131z. O zaman ak\u0131llar\u0131m\u0131z\u0131 daha y\u00fcksek bir nur sahas\u0131na \u00e7\u0131karmay\u0131p da hududu dahilinde oldu\u011fu halde tenakuz ile bo\u011fup b\u0131rakan bir haberi anlayabilmek i\u00e7in te&#8217;vil mecburiyetinde bulunaca\u011f\u0131m\u0131z gibi, hissimizi kendi sahas\u0131nda bo\u011facak olan ak\u0131llar\u0131 da birer \u015feytan gibi telakki ederek ya daha sa\u011flam bir ak\u0131l ile reddeder yahut da te&#8217;vil etme zorunda kal\u0131r\u0131z. Yanl\u0131\u015f anla\u015f\u0131lmas\u0131n biz bununla, hissimizin her hakikate k\u00e2fi oldu\u011funu s\u00f6ylemek istemiyoruz. Ancak ger\u00e7ek g\u00f6klerin bize en yak\u0131n ucunun hissimiz oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyoruz.<\/p>\n<p>Kendinden \u00fcst\u00fcn olan ve b\u00fct\u00fcn hisleri birle\u015ftirici akl\u0131 duymayan veya duymak istemeyen his, his olamayaca\u011f\u0131 gibi, birbirine ba\u011flayaca\u011f\u0131 hisleri ku\u015fat\u0131p da kendisinden daha y\u00fcksek olan hakikate iman duygusunu duyuracak yerde, kendinin ne \u00fcst\u00fcnde ne de alt\u0131nda bir hakikat g\u00f6rmek istemeyen ak\u0131ll\u0131lar\u0131n da, akl\u0131n\u0131n olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatmak istiyoruz. Hi\u00e7bir his, bizi kendi sahas\u0131nda aldatmaz. B\u00fct\u00fcn hatalar o hissi, \u00f6tesindeki sebebe ba\u011flamak i\u00e7in vas\u0131ta olan akl\u0131n muhakemelerinde yani fikir sahalar\u0131nda meydana gelir. Ben, bir hayal ve bir varsay\u0131m kurdu\u011fum zaman onun zihnimde bir varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 duyar\u0131m. Bu duygum kendi alan\u0131nda hatas\u0131z olarak do\u011frudur ve hakikaten o hayal veya faraziye bende vard\u0131r. Fakat bu hissimin haddini a\u015f\u0131p da o hayal veya varsay\u0131m\u0131n benim b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131mda yahut d\u0131\u015f\u0131mda mevcut oldu\u011funu da iddiaya kalk\u0131\u015f\u0131rsam, i\u015fte o vakit hissimin s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 a\u015fm\u0131\u015f, akl\u0131mda hata etmi\u015f olurum. Bindi\u011fim bir gemi sahilden harekete ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 zaman sahile bakt\u0131\u011f\u0131mda ben bir de\u011fi\u015fiklik bir hareket hissederim ve bu hissim beni aldatmaz, ortada ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2da bir hareket vard\u0131r. Fakat ben bunu akl\u0131mla mahalline ba\u011flamak i\u00e7in bir fikre giri\u015fti\u011fim zaman, as\u0131l unsurlar\u0131 iyi d\u00fc\u015f\u00fcnmeyerek acele ile sahilin hareket etti\u011fine h\u00fck\u00fcm verirsem hissimde de\u011fil, fakat akli muhakemem olan fikrimde hata etmi\u015f olurum. \u0130\u015fte yer ile g\u00f6k aras\u0131nda hissetti\u011fimiz hareketlerin yerlerini tayin etmede ortaya \u00e7\u0131kan hatalar\u0131m\u0131z\u0131n kayna\u011f\u0131 da hissimiz de\u011fil, fikrimizdir. Eski astronomi bilginleri ile yenileri aras\u0131ndaki fark da bu sebeptendir. Bunlar\u0131 arzetmekteki maksad\u0131m\u0131z \u015fudur. B\u00fct\u00fcn cisimleri \u00e7ekim kanunu alt\u0131nda birle\u015ftirerek d\u00fc\u015f\u00fcnen yeni g\u00f6kbilimcilerin g\u00f6klerin kat\u0131 cisimleri kar\u015f\u0131lamalar\u0131n\u0131 reddederek fezaya daha geni\u015fce bakmalar\u0131ndan dolay\u0131 g\u00f6\u011f\u00fc ink\u00e2r etmi\u015f olduklar\u0131na dair bir iddia vard\u0131r. Halbuki bu isnad do\u011fru de\u011fildir. Heyet\u00e7i demek g\u00f6kbilimci demektir. G\u00f6\u011f\u00fc daha geni\u015f olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek ba\u015fka, ink\u00e2r etmek ba\u015fkad\u0131r. Kar\u015f\u0131m\u0131zda bak\u0131\u015flar\u0131m\u0131z\u0131 s\u0131n\u0131rlayan veya uzatan ve idrakine g\u00fcc\u00fcm\u00fcz yetmeyen cisimlerin durumlar\u0131n\u0131 \u00e2deten m\u00fcmk\u00fcn olabildi\u011fi kadar hiss\u00ee anlamda g\u00f6zlem ve m\u00fc\u015fahede ile g\u00f6k ve \u00e2lem hakk\u0131nda akl\u00ee bir fikir edinmeye \u00e7al\u0131\u015fan fen, hisle bilinenden ak\u0131lla bilinene ge\u00e7erken temel olan hissedileni ink\u00e2r ile i\u015fe giri\u015fecek olursa, ilk \u00f6nce kendi temelini veya iskelesini y\u0131km\u0131\u015f olur. \u0130skeleden iskeleye y\u00fckseldik\u00e7e etraf\u0131 daha geni\u015f g\u00f6rmek ba\u015fka, kendine d\u00f6nmek i\u00e7in iskelesini y\u0131km\u0131\u015f veya g\u00f6z\u00fcn\u00fc k\u00f6r etmi\u015f olmak ba\u015fkad\u0131r. Biz yery\u00fcz\u00fcnden etraf\u0131m\u0131za bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman her \u015feyden \u00f6nce bak\u0131\u015f\u0131m\u0131z\u0131 kaplayan hissedilir bir g\u00f6k i\u00e7inde bulundu\u011fumuzu g\u00f6r\u00fcr, sonra da bunu kendimize ba\u011flayarak hakk\u0131 bulmak i\u00e7in ak\u0131lla idrak edilebilen bir g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131kmak isteriz. \u00c7\u0131karken ba\u015f\u0131m\u0131z\u0131n d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc noktadan kendimize gelmek istedi\u011fimiz s\u0131rada b\u00fct\u00fcn hisle bildiklerimizi kaybederek bay\u0131lm\u0131\u015f bulunursak, ya hi\u00e7 kendimize gelemeyecek \u015fekilde d\u00fc\u015fer helak oluruz ya da d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz yerde yine o hissedilenler i\u00e7inde r\u00fcyadan uyan\u0131r gibi uyan\u0131r, nakillerimizi hissedilenler \u00e2leminde ifade etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r\u0131z. \u015eeytanlar\u0131n b\u00fct\u00fcn i\u015fleri de bizi, ya hissedilenlerden ak\u0131lla idrak edilenlere \u00e7\u0131karmamak ya da \u00e7\u0131kabildi\u011fimiz noktadan d\u00fc\u015f\u00fcrerek helakimize \u00e7al\u0131\u015fmakt\u0131r. Biz, sonunda bir noktaya olsun dayanmayan s\u0131rf bir bo\u015fluktan hi\u00e7bir his edinemeyiz. O, bizim i\u00e7in hi\u00e7bir \u015fey ifade etmeyen sonsuz bir yokluktan ibaret kal\u0131r. ayn\u0131 \u015fekilde her g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz \u015feyi bir \u0131\u015f\u0131kla m\u00fc\u015fahede etti\u011fimiz halde herhangi bir y\u00fczey, bir nokta \u00fczerine aksetmeyen bir \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 da asla g\u00f6remeyiz. Halbuki a\u00e7\u0131k bir havada yukar\u0131 do\u011fru bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman g\u00f6z\u00fcm\u00fcz bir y\u0131ld\u0131za, bir buluta ili\u015fmese bile, en y\u00fcksekte, bak\u0131\u015f\u0131m\u0131z\u0131n dayand\u0131\u011f\u0131 d\u00fczg\u00fcn bir yuvarlak alan hissediyor ve onunla aram\u0131zda bir hava, bir bo\u015fluk boyutu tan\u0131yoruz. Ve sonra herhangi bir y\u0131ld\u0131z veya \u0131\u015f\u0131k yahut bulut g\u00f6rsek hepsini o sahan\u0131n alt\u0131nda ve o bo\u015flu\u011fun i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcyoruz. Bak\u0131\u015flar\u0131m\u0131z\u0131 y\u0131ld\u0131zdan y\u0131ld\u0131za, tabakadan tabakaya ne kadar uzatsak yine de hissimiz o alan\u0131n \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kamaz, hep a\u015fa\u011f\u0131s\u0131nda kal\u0131r ve sonu\u00e7ta kendimize d\u00f6ner. \u0130\u015fte bizim hissimizi kaplayarak bak\u0131\u015f\u0131m\u0131za resm edilen g\u00f6k dedi\u011fimiz o hissedilen alan\u0131n bizden tarafa olan b\u00fct\u00fcn cephesi, d\u00fcnya semas\u0131d\u0131r. Duydu\u011fumuz b\u00fct\u00fcn hareketler, onun i\u00e7inde cereyan eder, ilerisine ge\u00e7ilmez. Yasak bir dalga demek olan &#8220;mevc-i mekf\u00fbf&#8221; da odur. Fikrimizde onun daha \u00fcst\u00fc, g\u00f6\u011f\u00fcn g\u00f6\u011f\u00fc, y\u00fcksek g\u00f6k yahut di\u011fer g\u00f6k diye ne kadar k\u0131yas y\u00fcr\u00fctsek de, ba\u015fkaca bir g\u00f6z, bir ke\u015fif veya haber almadan b\u00fct\u00fcn akli idraklerimiz, o hissedilen alan dahilindeki ilmimizden bir ad\u0131m ileri gitmi\u015f olmaz. Onun i\u00e7indir ki bizim, kendimize d\u00f6nerek kalbden Hakk&#8217;a ba\u011flanmam\u0131z, b\u00f6yle binlerce perde arkas\u0131ndan bir gayb \u00e2leminde meydana gelir ki, ona ancak iman yeti\u015fir. \u015eimdi bizim do\u011frudan do\u011fruya bir \u0131\u015f\u0131k yay\u0131lmas\u0131 ve tesiriyle hissetmekte bulundu\u011fumuz bu g\u00f6k ve i\u00e7indeki cisimler ve feza, gerek kendi yerlerinde ve gerek yaln\u0131z bizim g\u00f6z\u00fcm\u00fczdeki tesirleriyle dima\u011f\u0131m\u0131zda ve gerekse bizden \u00f6te ve mevkilerinden beri hissedilir bir s\u0131n\u0131rda resmedilmi\u015f bulunsun, herhalde b\u00fct\u00fcn m\u00fcdafaalar\u0131m\u0131za ra\u011fmen \u015fuurumuzda varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissettirmi\u015f oldu\u011funda \u015f\u00fcphe edemeyece\u011fimiz bir \u015feydir. Ve b\u00fct\u00fcn ak\u0131l ve fikrimiz bu hissin i\u00e7inde y\u00fcr\u00fcr. Biz b\u00fct\u00fcn y\u00fckseklik hissini ve mutlak g\u00fczellik zevkini ancak bunun i\u00e7inde hisseti\u011fimiz s\u00fcs ve g\u00fczelli\u011fin tedrici \u015fekilde mukayesesinden duyabiliriz. Bunu baya\u011f\u0131 bir histir diye ink\u00e2ra kalk\u0131\u015facak olan herhangi ak\u0131l ve fen ondan \u00f6nce kendi kendini y\u0131km\u0131\u015f olur. Bu, bir kat\u0131 cisim de\u011fildir, denilebilir, bilmem diyebiliriz. Bu, bir genel \u00e7ekim kanununun \u00f6zetidir, denilebilir, buna da bilmem diyebiliriz. Bu, bir nevi ince hareketten ibaret olan \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n hareket ve yay\u0131lmas\u0131yla g\u00f6z\u00fcm\u00fcze temas etti\u011fi andan itibaren \u00f6n\u00fcm\u00fczde parlat\u0131larak resmedilmi\u015f Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 bir \u015feydir denilebilir, fakat ne g\u00fczel sanat, ne g\u00fczel yap\u0131mc\u0131 diye hayretle takdir edebiliriz. Ancak, hissetti\u011fimiz o alan, o g\u00f6k yoktur, hi\u00e7bir \u015fey de\u011fildir denilecek olursa, art\u0131k onu g\u00f6rmeyen neyi g\u00f6rebilir ki diye b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131m\u0131zla onun duygusuzlu\u011funa veya insafs\u0131zl\u0131\u011f\u0131na yahut inad\u0131na h\u00fckmetmekte ve elimize ge\u00e7en parlak hakikatleri ba\u015f\u0131na ya\u011fd\u0131rmakta teredd\u00fcd etmeyiz. Nur onda, nar onda, \u015fim\u015fekler onda, y\u0131ld\u0131zlar onda, G\u00fcne\u015f onda, Ay onda, hil\u00e2l onda, bedir onda, Z\u00fchre onda, M\u00fc\u015fteri onda, gezegenler onda, sabit y\u0131ld\u0131zlar onda, Ayyuk (Daima Samanyolunun sa\u011f taraf\u0131nda olan y\u0131ld\u0131z) onda, \u015ei&#8217;r\u00e2 onda, S\u00fcreyy\u00e2 onda, Cevz\u00e2 onda, S\u00fcnb\u00fcle onda, Mizan onda, s\u0131ral\u0131 y\u0131ld\u0131zlar onda, da\u011f\u0131n\u0131k y\u0131ld\u0131zlar onda, \u00e7ekme kuvvetlerinin kayna\u015ft\u0131\u011f\u0131 ve itme kuvvetlerinin \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 felekler, Hakk&#8217;\u0131n emriyle nurlar\u0131 oynatan, hararetleri kaynatan, karanl\u0131klar\u0131 da\u011f\u0131tan, bulutlar\u0131 s\u00fcren, g\u00fcr\u00fclt\u00fcleri \u00e7\u0131karan, \u015fim\u015fekleri patlatan, ya\u011fmurlar\u0131 arz\u0131m\u0131za, tad\u0131n\u0131 a\u011fz\u0131m\u0131za, r\u00fczgar\u0131 ci\u011ferlerimize, kokuyu burunlar\u0131m\u0131za, sesi kulaklar\u0131m\u0131za, nuru g\u00f6zlerimize, \u015fuuru g\u00f6n\u00fcllerimize indiren melekler, has\u0131l\u0131 g\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fc g\u00f6nl\u00fcm\u00fcz\u00fc a\u00e7an, yolumuzu g\u00f6steren kandiller ondad\u0131r. Ak\u0131l ve fikrimizi \u00e7elen \u015feytanlar da onun alt kat\u0131nda, yani ba\u015f\u0131m\u0131zda pusular i\u00e7indedir. Sema, y\u00fcksek demek oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;sana \u00fcst\u00fcn olan her \u015fey semad\u0131r.&#8221; anlam\u0131 itibariyle bizim \u00fcst\u00fcm\u00fcze gelen havaya, ay\u0131n y\u00f6r\u00fcngesine daha yukar\u0131 do\u011fru cisimlere, feleklerine ve bunlar\u0131n aras\u0131ndaki hislerle bilinen mesafelere, madd\u00ee ve manev\u00ee b\u00fct\u00fcn y\u00fcksekliklere g\u00f6k ve g\u00f6kler denilmesinin do\u011fru olmas\u0131nda ve mesela, &#8220;(Allah) g\u00f6kleri direksiz olarak y\u00fckseltti&#8230;&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/2) \u00e2yetinde de sem\u00e2vattan murad\u0131n, y\u00fcksekteki as\u0131l\u0131 cisimler oldu\u011funda \u015f\u00fcpheye mahal yok ise de, bunlar\u0131 \u00fcst\u00fcnden ku\u015fatarak bak\u0131\u015flar\u0131m\u0131zda belirleyen o genel saha, bize sema anlam\u0131na as\u0131l \u00f6l\u00e7\u00fc olan s\u0131n\u0131r\u0131n esas\u0131d\u0131r. G\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fcn \u00f6n\u00fcnde b\u00f6yle bir g\u00f6k yuvarla\u011f\u0131 \u00e7izmeden ne bir astronomi dersi, ne bir g\u00f6k haritas\u0131 m\u00fctalaa edemeyiz. Bunun i\u00e7inde bir\u00e7ok tabaka d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz. O y\u00fczden g\u00f6r\u00fclmek \u00fczere bak\u0131\u015flar\u0131m\u0131za arz edilen yedi g\u00f6\u011f\u00fc de bu dairede m\u00fctalaa edebilece\u011fimiz anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu suretle d\u00fcnya semas\u0131, Bakara S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;O, yerde ne varsa hepsini sizin i\u00e7in yaratt\u0131. Sonra kendine has bir \u015fekilde g\u00f6\u011fe d\u00f6n\u00fcp do\u011fruldu ve onu yedi kat olarak sa\u011flamca tesviye ve tanzim etti&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/29) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi yere mutlak olarak tek\u00e2b\u00fcl eden (kar\u015f\u0131 bulunan) ve yedi g\u00f6k olarak tanzim edildi\u011fi beyan edilen seman\u0131n bize bakan i\u00e7 cephesi oldu\u011fu \u015feklindeki m\u00e2n\u00e2, en do\u011fru m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 da, g\u00f6rme duyumuz alan\u0131 ve g\u00f6rebildi\u011fimiz zinet sahas\u0131 olmas\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in selef \u00e2limleri feleklerin sema oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerse de, d\u00fcnya semas\u0131n\u0131n ay\u0131n y\u00f6r\u00fcngesi oldu\u011funu kabul etmemi\u015fler, b\u00f6ylece \u00c2l\u00fbs\u00ee&#8217;nin de dedi\u011fi gibi bu, eski astronomi bilginlerinin g\u00f6r\u00fc\u015flerine itibar edenlerin bir fikri olmu\u015ftur. Bu konuda At\u00e2&#8217;dan rivayet edilen haberin s\u0131hhati tesbit edilemese bile, gerek \u00e2yetin d\u0131\u015f anlam\u0131n\u0131 ve gerek yeni astoronomicilerin esas kanunlar\u0131n\u0131 herkese en g\u00fczel \u015fekilde anlatabilecek veciz (\u00f6z) bir ifade oldu\u011funu itiraf etmek gerekir. Evet bak\u0131p duruyoruz ki, y\u0131ld\u0131zlar yery\u00fcz\u00fc ile g\u00f6k aras\u0131nda fezada as\u0131l\u0131 kandillerdir. Bunlar, direk hizmetini g\u00f6recek kat\u0131 cisimlerde dikili olmay\u0131p, sadece kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak bir di\u011ferine gelen \u0131\u015f\u0131k huzmeleri, nur silsileleriyle muallakda birbirine denk ve g\u00f6ze g\u00f6r\u00fcnmez fakat iziyle tan\u0131nan gizli kuvvetlerle korunmu\u015f olarak (Y\u00e2sin, 36\/40) h\u00fckm\u00fcnce y\u00fczmektedirler. \u015e\u00fcphesiz bu g\u00f6ky\u00fcz\u00fcn\u00fcn bir de bizden tarafa olmayan bir d\u0131\u015f y\u00fcz\u00fc vard\u0131r. Daha \u00f6nce de hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi yedi g\u00f6\u011f\u00fcn alt\u0131s\u0131n\u0131 oraya ait olmak \u00fczere d\u00fc\u015f\u00fcnmek de caizdir. L\u00e2kin bu s\u00fcrede hitab\u0131n\u0131n genel bir hitab olmas\u0131na bakarak g\u00f6rme alan\u0131nda g\u00f6sterilmi\u015f olmalar\u0131 hasebiyle bu alt\u0131 g\u00f6\u011f\u00fc d\u00fcnya semas\u0131nda saymak, his ve idrakimizin yeti\u015femedi\u011fi \u00f6tesini, di\u011fer bir deyi\u015fle g\u00f6\u011f\u00fcn g\u00f6\u011f\u00fcn\u00fc, ba\u015fka semay\u0131 K\u00fcrs\u00ee ve Ar\u015f diye d\u00fc\u015f\u00fcnmenin uygun oldu\u011fu fikrindeyiz. Nihayet \u015funu da s\u00f6yleyelim ki, biz d\u00fcnya semas\u0131 tefsirinde hem rivayet hem de dir\u00e2yet y\u00f6n\u00fcyle uygun g\u00f6rerek i\u015ftirak etti\u011fimiz \u00c2l\u00fbs\u00ee&#8217;nin, yaln\u0131z y\u0131ld\u0131zlara kandil denilmesinin mecaz oldu\u011fu hakk\u0131ndaki fikrine kat\u0131lmayaca\u011f\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc misb\u00e2h, sir\u00e2c, lamba ve kandil gerek \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n kendisi ve gerek fener gibi \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n yeri olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcls\u00fcn bu m\u00e2n\u00e2lar, y\u0131ld\u0131zlarda tam anlam\u0131yla mevcuttur.<\/p>\n<p>B\u00fcy\u00fck veya k\u00fc\u00e7\u00fck olmas\u0131 buna engel de\u011fildir. Bu m\u00e2n\u00e2da g\u00fcne\u015fin b\u00fcy\u00fck bir l\u00fcks lambas\u0131ndan fark\u0131 yoktur. Ancak hissi \u0131\u015f\u0131klar\u0131n de\u011fil, &#8220;Ashab\u0131m y\u0131ld\u0131zlar gibidirler, hangisine uyarsan\u0131z do\u011fru yolu bulursunuz.&#8221; hadisinde oldu\u011fu gibi manev\u00ee ilim ve iman nurlar\u0131n\u0131n bile kapsamlar\u0131n\u0131n kasdedilmi\u015f olmalar\u0131 itibar\u0131yla genel mecaz tarz\u0131nda anla\u015f\u0131lmalar\u0131 gerekir ki, gerek madd\u00ee ve gerek manev\u00ee nurlar, gerek hakiki ve gerek mecazi olarak kandil denilebilen \u0131\u015f\u0131klar demektir. As\u0131l maksad\u0131n da, bunlar\u0131n seman\u0131n \u00fczerinde olan il\u00e2h\u00ee kudrete ve en m\u00fckemmel g\u00fczelli\u011fe delalet ederek kalblerde iman ve hidayet \u015fuuru uyand\u0131rmalar\u0131 sebebiyle manev\u00ee k\u0131ymetlerine i\u015faret etmek oldu\u011fu s\u00f6z geliminden anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Kasem (yemin) l\u00e2m\u0131 ile &#8220;Andolsun ki biz s\u00fcsledik.&#8221; buyurulmas\u0131, \u00f6zellikle bu manev\u00ee i\u015fareti hat\u0131rlatmak demek oldu\u011fu gibi, \u015feytanlara at\u0131\u015f hususunu anlamakta da bunun \u00f6nemi vard\u0131r. Binaenaleyh \u00e2yetin me\u00e2li \u015f\u00f6yle olur: Cel\u00e2lim \u015fan\u0131na, ul\u00fbhiyyetim ad\u0131na yemin ederim ki biz, o f\u00fctursuz (sa\u011flam) g\u00f6r\u00fcp durdu\u011funuz d\u00fcnya semas\u0131n\u0131, g\u00f6z ve g\u00f6n\u00fcllerinizi a\u00e7acak maddi manev\u00ee \u00f6neme sahip her t\u00fcrl\u00fc kandillerle s\u00fcsledik. Ve onlar\u0131, yani o kandilleri \u015feytanlar i\u00e7in r\u00fcc\u00fbm, at\u0131\u015flar yapt\u0131k.<\/p>\n<p>Burada birka\u00e7 m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi \u015feytanlara atmak, onlar\u0131 yerin s\u0131n\u0131rlar\u0131ndan yukar\u0131 \u00e7\u0131karmamak, g\u00f6\u011f\u00fc \u015ferlerinden korumak i\u00e7in mermiler demektir ki, en me\u015fhur m\u00e2n\u00e2 da budur. H\u0131cr S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;Andolsun, biz g\u00f6kte birtak\u0131m bur\u00e7lar yaratt\u0131k ve bak\u0131p tem\u00e2\u015fa edenler i\u00e7in onu s\u00fcsledik. Onlar\u0131, ta\u015flanm\u0131\u015f (kovulmu\u015f) her \u015feytandan koruduk. Ancak kulak h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131 eden m\u00fcstesna. Onun da pe\u015fine a\u00e7\u0131k bir ate\u015f alevi d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr.&#8221; (Hicr, 15\/16-18) \u00e2yetiyle, Saff\u00e2t S\u00fbresi&#8217;nde yer alan &#8220;Biz, yak\u0131n g\u00f6\u011f\u00fc, bir s\u00fcsle, y\u0131ld\u0131zlarla s\u00fcsledik. Ve itaat d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kan her \u015feytandan g\u00f6ky\u00fcz\u00fcn\u00fc koruduk. onlar, art\u0131k Mele-i a&#8217;l\u00e2&#8217;da olup bitenleri dinleyemezler. Dinlemeye kalk\u0131\u015fanlar da her taraftan ta\u015flan\u0131rlar. Kovulup at\u0131l\u0131rlar. Ve onlar i\u00e7in s\u00fcrekli bir azab vard\u0131r. Ancak (meleklerin konu\u015fmalar\u0131ndan) bir s\u00f6z kapan olursa, onu da delen ve yakan bir alev takip eder.&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/6-10) \u00e2yetlerinde oldu\u011fu gibi Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 inat eden ve O&#8217;nun taraf\u0131ndan indirilen Rabban\u00ee i\u015fleri, emir ve \u00e2yetleri anlayarak hak yoluna girmek isteyen insanlar\u0131 gizliden gizliye t\u00fcrl\u00fc engeller, kuruntular, hayaller, hile ve desiselerle aldatarak ak\u0131llar\u0131n\u0131 ve g\u00f6n\u00fcllerini \u00e7elip arkalar\u0131nda s\u00fcr\u00fcklemek \u00fczere dola\u015fan bu suretle insanlara kar\u015f\u0131 i\u015fleri g\u00fc\u00e7leri \u015feytanl\u0131k yapmaktan ibaret olan ve bundan dolay\u0131 kendilerine \u015feytan denilen madd\u00ee, manev\u00ee birtak\u0131m al\u00e7ak kuvvetler, k\u00f6t\u00fc ruhlar vard\u0131r ki bunlar, g\u00f6kten kovulmu\u015f ve g\u00f6k de onlardan korunmu\u015ftur. Bu \u015feytanlar, Mele-i a&#8217;l\u00e2&#8217;y\u0131 ve vahyi getiren mele\u011fi dinleyemez, oraya yeti\u015femezler. Ancak d\u00fcnya semas\u0131ndan inerken kulak h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131 tarz\u0131nda \u00e7al\u0131p kapmaca bir \u015fey yapmak isterler. Fakat arkalar\u0131ndan bir ate\u015f alevi, a\u00e7\u0131k bir k\u0131v\u0131lc\u0131m ve delici bir ate\u015fle ta\u015flanarak kovulurlar. Binaenaleyh o \u015feytanlar yery\u00fcz\u00fcnde birtak\u0131m kimseleri, Allah taraf\u0131ndan g\u00f6nderilmi\u015f bir medyum, bir ilham vas\u0131tas\u0131 imi\u015f gibi m\u0131knat\u0131slayarak ispirtizm, manyetizm, sumnambolizm, psi\u015fizm ve metapsi\u015fizm gibi biri do\u011fru \u00e7\u0131karsa \u00e7o\u011fu yalan olan k\u00e2hinlik ve cincilik kabilinden acaib baz\u0131 ruhi hadise ve hayallerle aldat\u0131p meleklere, peygamberlere rekabet etmek isterlerse de, Allah onlar\u0131 o y\u00fcksekli\u011fe yakla\u015ft\u0131rmaz, istediklerinde muvaffak etmez, yalanlar\u0131n\u0131, yalanc\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 y\u00fczlerine vurarak ate\u015f alevleriye def eder.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte burada &#8220;\u015eey\u00e2tin&#8221;, Hicr ve Saff\u00e2t s\u00fbrelerinde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;kulak h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131 yapan&#8221; \u015feytanlar, &#8220;r\u00fcc\u00fbm&#8221; da, \u015fih\u00e2b (ate\u015f alevi) olarak tefsir edilmi\u015ftir. Fakat burada iki m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. Birisi, \u015fih\u00e2bdan maksat, madd\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131yla hakikaten hava bo\u015flu\u011funda ara s\u0131ra g\u00f6r\u00fclen ve y\u0131ld\u0131z kaymas\u0131 diye ifade edilen fi\u015fek par\u0131lt\u0131s\u0131 gibi alevdir. K\u0131sacas\u0131, ruhi hadiselerin feza ve g\u00f6\u011fe dair hadiselerle madd\u00ee bak\u0131mdan bir ilgisi vard\u0131r demek olur ki hakikatini Allah bilir. Bir \u015fih\u00e2b\u0131n d\u00fc\u015f\u00fc\u015f\u00fc, g\u00f6zlerde bir tesir b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 gibi d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc yerde atmosfer i\u00e7inde y\u00fckselmi\u015f bulunan baz\u0131 pis gazlar\u0131n yak\u0131lmas\u0131yla tasfiyesi veya zehirlemesi gibi baz\u0131 sonu\u00e7lar\u0131 meydana getirebilmek yahut \u015fuur alt\u0131nda baz\u0131 sars\u0131nt\u0131lar ve cereyanlar ortaya \u00e7\u0131karmakla uykuda ya da uyan\u0131kken veya baz\u0131 \u015fartlar alt\u0131nda tesad\u00fcf etti\u011fimiz ferdlerin hususi kabiliyetlerine g\u00f6re r\u00fcya yahut ilhama benzer baz\u0131 intibalar nakletmek gibi ihtimallerle ilgili olabilir. L\u00e2kin bu \u00e2yetteki &#8220;r\u00fcc\u00fbm&#8221;u b\u00f6yle madd\u00ee m\u00e2n\u00e2 ile \u015fih\u00e2blara hamletmek \u00e2yetin d\u0131\u015f anlam\u0131na pek uygun g\u00f6r\u00fcnmez. Zira daki zamir, &#8220;mes\u00e2bih&#8221;e aittir. Mes\u00e2bih (kandiller) ise, yukar\u0131da beyan etti\u011fimiz \u015fekilde \u015fih\u00e2blara tahsis edilmi\u015f de\u011fil, b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlar\u0131 kapsamaktad\u0131r. Halbuki y\u0131ld\u0131zlar\u0131n hepsi birer \u015fule (par\u0131lt\u0131) say\u0131lsalar bile \u015fih\u00e2blar gibi kayma halinde g\u00f6r\u00fcnmezler. \u00c2yet ise, hepsinin y\u0131ld\u0131z kaymas\u0131 oldu\u011funu ifade etmektedir. E\u011fer b\u00f6yle olmasayd\u0131 o zaman &#8220;Onlardan baz\u0131lar\u0131n\u0131, \u015feytanlar i\u00e7in ta\u015flamalar yapt\u0131k.&#8221; demek gerekirdi. Nitekim bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 verenler de b\u00f6yle bir te&#8217;vil yapmak istemi\u015flerdir. Buna kar\u015f\u0131 da \u015fih\u00e2blar\u0131n y\u0131ld\u0131zlar kabilinden olup olmad\u0131klar\u0131 m\u00fcnaka\u015falar\u0131 yap\u0131lm\u0131\u015f ve daha \u00f6nce Bah\u00e2\u00fc&#8217;d-din \u00c2m\u00fbli&#8217;den nakletti\u011fimiz zinet ve \u015fih\u00e2bla ilgili konuda oldu\u011fu gibi \u015fih\u00e2blar\u0131n y\u0131ld\u0131zlardan kopmu\u015f olmalar\u0131 veya g\u00f6zlenmeyen y\u0131ld\u0131zlar c\u00fcmlesinden bulunduklar\u0131 tarz\u0131nda cevaplar verilmi\u015f ise de hi\u00e7biri \u00e2yetin zahiri anlam\u0131na uymaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fih\u00e2blar, eski fizik\u00e7ilerin fikri gibi sadece havada yukar\u0131 \u00e7\u0131kan gazlar\u0131n alevlerinden ibaret olmay\u0131p, daha yukar\u0131da s\u00fcr\u00fc halinde dola\u015fan g\u00f6r\u00fcnmez birtak\u0131m k\u00fc\u00e7\u00fck y\u0131ld\u0131zlar\u0131n yerin \u00e7ekim g\u00fcc\u00fcne kap\u0131larak atmosfer i\u00e7ine bir mermi gibi giren ve girmesiyle s\u00fcrt\u00fcnme ve temastan dolay\u0131 alevlenerek meydana gelen \u015feyler oldu\u011fu hakk\u0131nda yeni d\u00fc\u015f\u00fcnceler mevcuttur. (Saff\u00e2t S\u00fbresi&#8217;ne bkz.) Ve bunlar\u0131n par\u00e7alanm\u0131\u015f y\u0131ld\u0131zlar enkaz\u0131 oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmekle beraber yerine hazf ve \u00ees\u00e2l ile denilmi\u015f olmas\u0131 ve Saff\u00e2t S\u00fbresi&#8217;nde oldu\u011fu gibi y\u0131ld\u0131zlarla \u015fih\u00e2b\u0131n ay\u0131rd edilmemi\u015f olmas\u0131, z\u00e2hiri m\u00e2n\u00e2ya ters d\u00fc\u015fmesi demektir. Buna kar\u015f\u0131 en uygun cevap da olsa olsa y\u0131ld\u0131zlar\u0131n hepsinin veya bir \u00e7o\u011funun d\u00fc\u015f\u00fc\u015f kanunlar\u0131na t\u00e2bi olarak \u015fih\u00e2blar gibi oldu\u011fu ileri s\u00fcr\u00fclebilir ve bunlar\u0131n hissedilemeyen bir cereyan \u00fczere bulunduklar\u0131na ve bu cereyanlar\u0131nda itme g\u00fc\u00e7leriyle ayn\u0131 hizmeti g\u00f6rd\u00fcklerine i\u015faret oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir. Ancak burada belirtti\u011fimiz gibi mes\u00e2bih (kandiller) kelimesinin mecazen madd\u00ee ve manev\u00ee olmaktan daha genel bir m\u00e2n\u00e2ya sevkederek bu ta\u015flamay\u0131 maddi olmaktan ziyade manevi olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek kanatimizce \u00e2yetin d\u0131\u015f anlam\u0131na daha uygun olur ki bu da, s\u00f6yledi\u011fimiz iki anlam\u0131n ikincisidir. Yani d\u00fcnya semas\u0131n\u0131 s\u00fcsleyen b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlar ve \u015fih\u00e2blar g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde birer \u0131\u015f\u0131k olarak \u00e7ekici g\u00fczellikleri, ferd\u00ee ve sosyal de\u011fer ve \u00fcst\u00fcnl\u00fckleri, g\u00f6zleri g\u00f6n\u00fclleri a\u00e7an bilgi zevkleri ve birlik \u00e2henkleriyle Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n yarat\u0131c\u0131 kudretine, rahmetinin geni\u015fli\u011fine, b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve galibiyetine delalet edecek ve imana sevkedecek manev\u00ee birer kandil olduklar\u0131 gibi, ayn\u0131 zamanda \u015feytanlara kar\u015f\u0131 f\u0131rlat\u0131larak onlar\u0131n azd\u0131rma ve sapt\u0131rmalar\u0131n\u0131, \u015fer ve zararlar\u0131n\u0131 def etmeye sebeb olacak manev\u00ee mermilerdir ki, i\u015fte peygamber ve onlar\u0131n v\u00e2risleri olan sahabiler ve \u00e2limler de b\u00f6yledir. Onun i\u00e7in Cin S\u00fbresi&#8217;nde gelece\u011fi \u015fekilde Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in g\u00f6nderilmesinden sonra cinler, \u015feytanlar semaya yana\u015famaz olmu\u015flard\u0131. \u0130\u015fte \u00e2yetteki birinci m\u00e2n\u00e2 b\u00f6yle iki \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Bu iki m\u00e2n\u00e2da da ta\u015flama \u015feytanlarad\u0131r. \u015eeytanlar, r\u00fcc\u00fbmun f\u00e2ili de\u011fil, hedefleridir. \u0130kinci m\u00e2n\u00e2ya gelince &#8220;r\u00fcc\u00fbm&#8221;, &#8220;recmen bi&#8217;l\u011fayb&#8221;da oldu\u011fu gibi gayb ta\u015flamak birtak\u0131m zan ve evhamla gaybdan haber vermeye kalk\u0131\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak \u015feytanlar\u0131n atmalar\u0131, gayb ta\u015flamalar\u0131, bilgi taslayarak halk\u0131 aldatmalar\u0131 ve Allah&#8217;a isnad ve havale edilmesi gereken h\u00fck\u00fcmleri, y\u0131ld\u0131zlara, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n \u00f6zelliklerine kuvvet ve tabiatlar\u0131na isnad ederek bilimsel sel\u00e2hiyeti k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131p \u015firk ve k\u00fcfre sevketmeleri i\u00e7in birer bahaneleri demek olur ki, bu durumda \u015feytanlardan murad, saadet ve bedbahtl\u0131k, kaza ve kader gibi gayb h\u00fck\u00fcmlerinde y\u0131ld\u0131zlar\u0131n tesirlerini kabul ederek ve y\u0131ld\u0131zlara dair bilgilerin s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 a\u015farak y\u0131ld\u0131zlarla ilgili birtak\u0131m takdirler yapmak ve h\u00fck\u00fcmler \u00e7\u0131karmak suretiyle gayb ve gelecekten haber vermeye kalk\u0131\u015fan m\u00fcneccimler ve k\u00e2hinler gibi halk\u0131 yan\u0131ltmaya u\u011fra\u015fan insan \u015feytanlar\u0131 demektir. \u00c2yetinin ifadesi, birbirini gerekli k\u0131lan bu iki anlam\u0131 da kapsamaktad\u0131r ve her ikisi de do\u011frudur. Birincisinde cin \u015feytanlar\u0131n\u0131n ikincisinde de ins \u015feytanlar\u0131n\u0131n durumlar\u0131 beyan edilmi\u015f demektir. \u0130bn\u00fc Sin\u00e2 &#8220;\u015eif\u00e2&#8221;da Felsefe-i Ul\u00e2n\u0131n &#8220;mebde \u00fc me\u00e2d&#8221; (d\u00fcnya ve ahiret) b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn sonunda der ki: &#8220;B\u00fct\u00fcn i\u015fleri tahlil etti\u011finde birtak\u0131m esaslara dayan\u0131rs\u0131n ki onlar\u0131n gere\u011fi, Allah&#8217;\u0131n kat\u0131ndan indirilmi\u015ftir. Kaza, Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu ilk basit h\u00fck\u00fcmd\u00fcr. Takdir, kaz\u00e2n\u0131n yava\u015f yava\u015f y\u00f6neldi\u011fi \u015feydir ki kaz\u00e2n\u0131n basit olas\u0131 ilk il\u00e2hi emre nisbet edilen basit i\u015flerin hepsinin gere\u011fi olmas\u0131ndand\u0131r.&gt; E\u011fer insanlardan biri i\u00e7in b\u00fct\u00fcn yer ve g\u00f6kteki hadiselerin hepsinin ve onlarla ilgi olanlar\u0131 tan\u0131mak m\u00fcmk\u00fcn olsayd\u0131, gelecekte meydana geleceklerin hepsini, keyfiyetini de anlayabilirdi. H\u00fckm\u00fc s\u00f6yleyen \u015fu m\u00fcneccim ise onun ba\u015flang\u0131c\u0131 konusunda herhangi bir delile dayanmaz, belki o konuda tecr\u00fcbe ve vahiy iddias\u0131na yakla\u015f\u0131r ve \u00e7ok defa o mukaddimelerin ispat\u0131nda \u015fiir veya s\u00f6zdeki mukayese tertibine kalk\u0131\u015fmakla beraber k\u00e2inat\u0131n sebeplerinden yaln\u0131zca bir cins delile dayan\u0131r ki o da g\u00f6kte bulunur. Bununla beraber g\u00f6kte olan durumlar\u0131n hepsini kavrad\u0131\u011f\u0131na kendisi de kefil olamaz. Faraza buna kefil olsa ve s\u00f6z\u00fcn\u00fc yerine getirse de bizi ve kendisini her zaman hepsinin v\u00fccuduna vak\u0131f olaca\u011f\u0131m\u0131z bir durumda tutmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmaz. Hepsinin fiil ve tabiat\u0131 kendisi taraf\u0131ndan bilinse bile onun bulundu\u011funu veya bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmesi yetmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc ate\u015f s\u0131cakt\u0131r ve s\u0131cakl\u0131k vericidir, \u015funu ve \u015funu yapar diyebilmek, s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131n meydana geldi\u011fini bilmeden ate\u015fin \u0131s\u0131 verdi\u011fini bilmekle olmaz. Hangi hesap yolu vard\u0131r ki bize felekte meydana gelen yeni bir olay ve bid&#8217;at konusunda bilgi verebilsin. Faraza bizi ve kendisini her zaman onun hepsinin varl\u0131\u011f\u0131na vak\u0131f olaca\u011f\u0131m\u0131z bir durumda tutmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olsa bile, bizim i\u00e7in onunla gaybe intik\u00e2l tamam olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc varl\u0131k \u00e2lemine \u00e7\u0131k\u0131\u015f s\u00fcrecinde gayb i\u015flerinin tamam olmas\u0131, ancak kem\u00e2l say\u0131s\u0131n\u0131n elde edilmesiyle bizce yeterli olmakla beraber m\u00fcsamaha edilen sem\u00e2vi i\u015flerle, arzda cereyan eden \u00f6nceki ve \u015fu andaki i\u015flerin f\u00e2ili (etkileyen) ve m\u00fcnfeili (etkileneni)nin, tabi\u00ee olanla ihtiy\u00e2r\u00ee olan\u0131n kar\u0131\u015fmas\u0131yla olur. Yoksa yaln\u0131z g\u00f6\u011fe ait olanlarla tamam olmaz. O halde iki emrin b\u00fct\u00fcn mevcutlar\u0131n\u0131 ve her birinin gere\u011fini \u00f6zellikle gaybla ilgili olanlar\u0131n\u0131 kavramad\u0131k\u00e7a gayba intikal m\u00fcmk\u00fcn olmaz. \u015eu halde m\u00fcneccimlerin itibari olan \u00f6n bilgilerinden bize verdiklerinin hepsinin do\u011fru oldu\u011funu cabadan kabul etsek bile yine de s\u00f6zlerine itimad edemeyiz.&#8221; Sabiiler gibi y\u0131ld\u0131zlar\u0131n tesirlerini bilerek ondan h\u00fck\u00fcm \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015fman\u0131n k\u00fcf\u00fcr ve \u015firk oldu\u011funda \u00e2limler ittifak etmi\u015flerdir. Ancak onlar\u0131 tesir edici olarak de\u011fil de, kandil olarak ifade edildi\u011fi \u00fczere il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmlerin cerayan\u0131na delil ve i\u015faret olmak \u00fczere di\u011fer ilim ve fenlerde oldu\u011fu gibi hakikat\u0131 ara\u015ft\u0131rma fikriyle netice ve h\u00fck\u00fcm \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015fmak da, \u015fer&#8217;an yasak de\u011fil, mendub, belki de yerine g\u00f6re namaz vakitlerinde oldu\u011fu gibi vacib bir vazife olaca\u011f\u0131nda ihtilaf s\u00f6z konusu de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ilim, ilim olmas\u0131 itibariyle &#8220;Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/9) \u00e2yetiyle \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ve ilimde kesinlik istenilmekle beraber zanla bilinen mesele ve h\u00fck\u00fcmleri i\u00e7ermesi de, m\u00fcmk\u00fcn olabildi\u011fi kadar me\u015fru ve be\u011fenilmi\u015f olmas\u0131na engel olmaz. Ayr\u0131ca \u015funu da belirtmek gerekir ki delil ve i\u015faretlerden hareketle elde edilen h\u00fck\u00fcmler, zay\u0131f da olsa gayb i\u00e7in h\u00fck\u00fcm say\u0131lmaz, emaresinin delili say\u0131l\u0131r. Delillerinin kuvvet ve zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131na, fiiliyyat sahas\u0131ndaki tatbikatlar\u0131 ve kullan\u0131\u015f tarzlar\u0131 ile gayelerinin hay\u0131r ve \u015fer olu\u015funa g\u00f6re h\u00fck\u00fcmleri ve durumlar\u0131 farkeder.<\/p>\n<p>Fakat y\u0131ld\u0131zlar ve feleklerin vaziyyet ve \u015fekilleriyle, hal ve hareketlerinden bahseden astronomi ilmi yahut g\u00f6k bilimi denilen ve &#8220;Ayr\u0131ca y\u0131llar\u0131n say\u0131 ve hesab\u0131n\u0131 bilmeniz i\u00e7in&#8230;&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/12), &#8220;G\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn birbiri ard\u0131nca gelip gidi\u015finde a\u00e7\u0131k ibretler vard\u0131r..&#8221; (Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/190) gibi \u00e2yetlerle tahsiline te\u015fvik edilen &#8220;y\u0131ld\u0131zlar ilmi&#8221; de\u011fil de onu bahane ederek y\u0131ld\u0131zlar\u0131n vaziyyetinden ileride olacak hadiselere, gayba ve \u015funun bunun \u015fans ve talihine dair h\u00fck\u00fcm \u00e7\u0131karmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;tencim&#8221; yahut &#8220;ahkam-\u0131 n\u00fccum&#8221; (y\u0131ld\u0131zlarla ilgili bilgiler) diye ifade edilen m\u00fcneccimlik i\u015fi, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n tesirine inanmak suretiyle olmasa bile, esas\u0131nda ilim denecek bir \u015fey olmay\u0131p gayb ta\u015flamaktan ve bazen tesad\u00fcf etse bile esas itibariyle &#8220;Her m\u00fcneccim yalanc\u0131d\u0131r.&#8221; buyuruldu\u011fu \u00fczere yalan s\u00f6ylemekten ibaret kalarak bu \u00e2yetteki \u015feytanl\u0131k k\u0131sm\u0131na dahil olaca\u011f\u0131ndan, \u0130bn\u00fc Sina bile ona itimad edilmemesi gerekti\u011fini selahiyyetle beyan etmi\u015ftir. Y\u0131ld\u0131zlara \u015fiddetli bir sevgiyle ba\u011fl\u0131 olan Sabi\u00eeler, \u0130dris (a.s)&#8217;in mucizesi olarak gaybdan haber verdi\u011fini iddia ettikleri y\u0131ld\u0131zlarla ilgili bilgilere \u00f6nem vererek, g\u00f6\u011f\u00fc on iki burca taksim etmi\u015fler, feleklerden yaln\u0131z \u015fiddetli sevgi besleyip heykellerini diktikleri g\u00f6zlemlenen yedi gezegen feleklerini dikkate alarak, yedi gezegenin feleklere ait vaziyetlerine g\u00f6re yerde meydana gelecek hadiseleri bildirece\u011fi zann\u0131yla y\u0131ld\u0131zlarla ilgili baz\u0131 kitaplar kaleme alm\u0131\u015flard\u0131r. Bunun, astronomi ilmi a\u00e7\u0131s\u0131ndan feleklerle ilgili hesaplara ve matematik biliminin geli\u015fmesine faydas\u0131 dokunmu\u015f olmakla beraber, di\u011fer taraftan bir \u00e7ok insan\u0131 aldat\u0131p sapt\u0131ran bir \u015feytanl\u0131k vesilesi olarak kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan ve bu suretle insanlar\u0131 \u015firk ve k\u00fcf\u00fcr yollar\u0131na sevketti\u011fi i\u00e7in daha \u00e7ok, zararl\u0131 olmu\u015ftur. Maalesef m\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda da \u00e7okca zarar\u0131 g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f, buna haram diyen din \u00e2limi ve fakihlerin s\u00f6zlerini dinlemeyenler h\u00fcsrana u\u011fram\u0131\u015flard\u0131r. \u00c7ekim kanunuyla ilgili olan yer y\u00fcz\u00fc, b\u00fct\u00fcn g\u00f6kler ve \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 ula\u015fan y\u0131ld\u0131zlar ve aralar\u0131ndaki tart\u0131s\u0131z, elastiki, ak\u0131c\u0131, hafif, gizli ve a\u00e7\u0131k \u00e2lemlerle alakas\u0131 bulunmas\u0131 sebebiyle &#8220;Onlar y\u0131ld\u0131zlarla da yollar\u0131n\u0131 do\u011frulturlar.&#8221; (Nahl, 16\/16) \u00e2yeti h\u00fckm\u00fcnce y\u0131ld\u0131zlardan hesapla elde edilen baz\u0131 delil ve tecr\u00fcbelerle ilgili bilgiler ve kaptanlar\u0131n denizde yol tayini gibi ilm\u00ee bir \u00e7ok fayda sa\u011flanabilirse de, Levh-i Mahfuz&#8217;u okuyormu\u015f gibi gayb ve istikbale hakim olacak tarzda falc\u0131l\u0131\u011fa ve netice \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015f\u0131lmas\u0131 birka\u00e7 gezegen i\u015fi de\u011fil, en az\u0131ndan yer ve g\u00f6kte cereyan eden b\u00fct\u00fcn hadiselerin tabii ve ihtiyari, etki ve tepki a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00fct\u00fcn \u015fartlar\u0131n\u0131 tayin etme\u011fe dayal\u0131 oldu\u011fundan bunun insan i\u00e7in m\u00fcmk\u00fcn olan fenne dair bir ilim olmayaca\u011f\u0131nda \u0130sl\u00e2m dini \u00e2limleriyle beraber \u0130bn\u00fc Sina, Far\u00e2b\u00ee gibi filozoflar ve eski, yeni astronomi bilginleri de s\u00f6zbirli\u011fi etmi\u015flerdir. Yeni astronomicilerin geni\u015f bilgi iddias\u0131nda olmad\u0131klar\u0131 bilinmektedir. &#8220;\u015eifa&#8221; ha\u015fiyelerinde belirtildi\u011fi \u00fczere eski astronomi \u00e2limleri de demi\u015flerdir ki: &#8220;Ashab-\u0131 ahkam (kahinler) on iki burcu ve yedi gezegenin y\u00f6r\u00fcngelerindeki durumlar\u0131n\u0131, bir araya toplanma ve kar\u015f\u0131lamalar\u0131n\u0131, bir bur\u00e7ta birle\u015fme ve kar\u015f\u0131la\u015fmalar\u0131n\u0131, ay ve g\u00fcne\u015f tutulmalar\u0131n\u0131, hayallerinin verdi\u011fi renklere bakarak itibar edilen mutluluk ve u\u011fursuzluk tabiatlar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmekle bu ilmi elde edebileceklerini iddia ediyorlar. Halbuki g\u00f6zlem ve k\u0131yas ile astronomi bilginleri taraf\u0131ndan bulunmu\u015f olan felekler, yedi de\u011fil, altm\u0131\u015fa yak\u0131nd\u0131r. Bunlar\u0131n baz\u0131lar\u0131 yeri ku\u015fat\u0131c\u0131 baz\u0131lar\u0131 de\u011fildir. Bunlara &#8220;eflak-i tedavir&#8221; (dola\u015fan felekler) denir. Ve daha g\u00f6zlemle idrak edilemeyen di\u011fer felekler bulmak da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bundan ba\u015fka sabit y\u0131ld\u0131zlardan her birinin de, gezegenler gibi birer y\u00f6r\u00fcngelerinin bulunmas\u0131n\u0131 da caiz g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir. Ashab-\u0131 ahkam\u0131n (kahinlerin) ise bunlar\u0131 nazar-\u0131 itibare almak \u015f\u00f6yle dursun haberleri bile yoktur.<\/p>\n<p>Bir h\u00fck\u00fcm verdikleri zaman b\u00fct\u00fcn bunlardan gafil olarak yaln\u0131z yedi gezegenle h\u00fck\u00fcm veregelmi\u015flerdir. \u0130\u015f bu kadar da de\u011fildir. Yine eski astronomi bilginlerine g\u00f6re g\u00f6kte &#8220;kevakib-i sehabiyye&#8221; (bulut y\u0131ld\u0131zlar\u0131) denilen bir tak\u0131m y\u0131ld\u0131zlar vard\u0131r ki samanyolu, kehke\u015fan dedi\u011fimiz mecerre ve saire gibi g\u00f6r\u00fclen beyazl\u0131klar\u0131n uzakl\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 g\u00f6zlerimizle se\u00e7ilemeyecek derecede k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00f6r\u00fcnen y\u0131ld\u0131z s\u00fcr\u00fclerinden olu\u015fmu\u015f sistemler oldu\u011funa dair kanaatler vard\u0131r. Bunlar\u0131 yeni astronomi bilginleri de te&#8217;yid etmektedirler. Bunlar ve bunlar\u0131n y\u00f6r\u00fcngeleri de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce, feleklerin konumlar\u0131n\u0131 belirlemenin ne kadar be\u015ferin g\u00fcc\u00fc d\u0131\u015f\u0131nda oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Daha ilerisine gitmeyelim, \u015fu dairede d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen ve yere az \u00e7ok \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 yeti\u015febilen y\u0131ld\u0131zlar\u0131n hususi halleriyle yerin ve arz bo\u015flu\u011funun ve bunlardaki c\u00fcziyyat ve hususiyyetlerin, cismani ve ruh\u00e2n\u00ee m\u00fcnasebetlerini be\u015fer ilmiyle tayin etmek ihtimali nas\u0131l bulunabilir? Mesela k\u00fc\u00e7\u00fck bir S\u00fcha y\u0131ld\u0131z\u0131n\u0131n di\u011fer \u00f6zelliklerini bir kenara b\u0131rakarak, yaln\u0131z yery\u00fcz\u00fcne gelebilen \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n ve yerin \u00fczerinde ondan meydana gelen tesirlerin, faraza Zeyd&#8217;in kaderi \u00fczerinde ne gibi bir tesir g\u00f6sterdi\u011fini hesaba katmadan, sadece on iki burc i\u00e7inde yedi gezegenin y\u00f6r\u00fcngelerinin konumlar\u0131 \u00fczerinde Zeyd&#8217;in y\u0131ld\u0131z\u0131na bakarak, yar\u0131nki halinin ne olaca\u011f\u0131na dair bir h\u00fck\u00fcm verme\u011fe kalk\u0131\u015fman\u0131n nas\u0131l bir sa\u00e7ma, nas\u0131l bir aldatma ve aldanmadan ibaret oldu\u011funu ve bunlar\u0131n fayda yerine ne b\u00fcy\u00fck zararlara sebep olaca\u011f\u0131n\u0131 anlamayanlar, n\u00fccum (y\u0131ld\u0131zlar) ile r\u00fccumu (ta\u015flamay\u0131) ay\u0131rdedemeyen bedbahtlar veya ay\u0131rdetmek istemeyen \u015feytanlar demek de\u011fil midir? Evet d\u00fcn bilmedi\u011fimiz bir \u00e7ok \u015feyi yar\u0131n \u00f6\u011frenebiliriz. Bug\u00fcn imkans\u0131z gibi \u00e7ok uzak g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz bir tak\u0131m ger\u00e7ekleri k\u00fc\u00e7\u00fck bir hadiseden bir kanun ke\u015ffiyle yar\u0131n s\u0131radan i\u015fler olarak kabul edebiliriz.<\/p>\n<p>Lakin ilmin, m\u00fcmk\u00fcn olan \u00e2lemin ve yarat\u0131l\u0131\u015f semas\u0131n\u0131n bize bakan s\u0131n\u0131r\u0131 ile Allah&#8217;a ait olan hakikatinde b\u00fcy\u00fck fark vard\u0131r. Gayb ve \u015fehadeti bilen ancak Allah&#8217;t\u0131r. Gayb\u0131 ancak O bilir &#8220;Gayb\u0131 Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7 kimse bilemez.&#8221; O bildirmeyince Peygamber de gayb\u0131 bilemez &#8220;S\u0131rlar\u0131na kimseyi muttali k\u0131lmaz. Ancak diledi\u011fi Peygamber bunun d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, bunun \u00f6n\u00fcnden ve ard\u0131ndan g\u00f6zc\u00fcler salar.&#8221; (Cin, 72\/26,27) buyuruldu\u011fu \u00fczere Allah&#8217;\u0131n bildirdi\u011fi kadar bilir. Onun i\u00e7in &#8220;Bilgi ancak Allah kat\u0131ndad\u0131r.&#8221; (Ahk\u00e2f, 46\/23) denilmi\u015ftir. Ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;Size ancak az bir bilgi verilmi\u015ftir.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/85) \u00e2yeti bizim ilmimizin azl\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatt\u0131\u011f\u0131 gibi &#8220;K\u00e2inatta mevcut olan her\u015feyin hazineleri bizim yan\u0131m\u0131zdad\u0131r. Biz onu, belli bir miktar ile indirirz.&#8221; (Hicr, 15\/21) \u00e2yeti ile il\u00e2h\u00ee indirmenin bilinen bir miktar oldu\u011fu da anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 insanlara bah\u015fetti\u011fi kabiliyyetlerin durumuna g\u00f6re nefislere ve k\u00e2inata koydu\u011fu madd\u00ee ve manev\u00ee, akl\u00ee ve nakl\u00ee mucize ve delillerle nazar, istidl\u00e2l (delillerle sonu\u00e7 \u00e7\u0131karma), tecr\u00fcbe ve amel sahas\u0131nda bizi dereceden dereceye rahmetine y\u00fckseltecek, nice nice geli\u015fmelere erdirecek ilim yollar\u0131 ve d\u00fcnya semas\u0131n\u0131 hidayet kandilleriyle s\u00fcslemi\u015f olmakla beraber, sonsuzu idrak ederek gayb \u00e2lemini hakimiyetine alacak ve bu surette kendisine \u015firk ko\u015fmaya kalk\u0131\u015facak bir yetkiye de sahip k\u0131lm\u0131\u015f olmay\u0131p, &#8220;Gayb\u0131n anahtarlar\u0131, Allah&#8217;\u0131n yan\u0131ndad\u0131r. Onun i\u00e7in gayb\u0131 ancak O bilir..&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/59) buyuruldu\u011fu \u00fczere gayb hazinelerini tamamen kendi yan\u0131nda tutmu\u015f, Levh-i Mahfuz&#8217;a da diledi\u011fini diledi\u011fi kadar muttali k\u0131lm\u0131\u015f ve o gayb ilmini se\u00e7kin kullar\u0131ndan pek az\u0131na tatt\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. G\u00f6\u011f\u00fcn\u00fc \u015feytanlardan korumu\u015f, \u015feytanl\u0131k ilmi i\u00e7in kullanan ve kulak h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131 ile gayb ta\u015flamaya, kehanet veya keramet satmaya ve b\u00f6ylelikle Peygambberler ve velilere hatta Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya meydan okuyarak halk\u0131 sapt\u0131rmaya kalk\u0131\u015fan ins ve cin \u015feytanlar\u0131n\u0131 ta\u015flamak i\u00e7in parlak kandiller, ate\u015fli ve k\u0131v\u0131lc\u0131ml\u0131 manialar yaratm\u0131\u015f, kullar\u0131n\u0131 o kandillerden faydaland\u0131rmak ve o \u015feytanlardan, \u015feytan atmalar\u0131ndan sak\u0131nd\u0131rmak i\u00e7in y\u0131ld\u0131zlar\u0131n kandil olma haysiyyetiyle r\u00fccum olma haysiyetlerini ay\u0131rdettirmek \u00fczere kendi ad\u0131na yeminle &#8220;Andolsun ki biz en yak\u0131n olan g\u00f6\u011f\u00fc kandillerle donatt\u0131k. Bunlar\u0131 \u015feytanlara at\u0131\u015f taneleri yapt\u0131k&#8230;&#8221; (M\u00fclk, 67\/5) buyurmu\u015ftur. Sonra da o \u015feytanlar\u0131n ve onlara uyan k\u00e2firlerin hal ve ak\u0131betlerini anlatmak i\u00e7in buyuruyor ki ve onlar i\u00e7in ate\u015f azab\u0131n\u0131 haz\u0131rlad\u0131k. O \u015feytanlar d\u00fcnyada ta\u015flanmalar\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda \u015feytanl\u0131klar\u0131n\u0131n veya att\u0131klar\u0131 yalanlarla alevlendirmek istedikleri fitne ve fesad\u0131n cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekecekler, ahirette o ate\u015f azab\u0131n\u0131 tadacaklard\u0131r. Yukar\u0131larda da ifade edildi\u011fi \u015fekilde \u00e7\u0131lg\u0131n alevli ate\u015f demek olan sa&#8217;ir, cehennemin isimlerindendir.<\/p>\n<p>6. Sadece o \u015feytanlar de\u011fil kendilerini yaratan, ya\u015fatan \u00e2lemlerin Rabbine k\u00fcfreden, nank\u00f6rl\u00fck edip sayg\u0131s\u0131zl\u0131k yapan k\u00e2firlerin hepsine de cehennem azab\u0131 vard\u0131r ki o ne fena d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr. Ne k\u00f6t\u00fc ahiret, ne \u00e7irkin bir de\u011fi\u015fme yeri, ne ac\u0131 ak\u0131bettir. Bunun k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc, o cehennem azab\u0131n\u0131n \u015fiddet ve deh\u015feti, ona at\u0131lanlar\u0131n \u00e7oklu\u011fu, k\u00fcf\u00fcrlerinin sebep ve mahiyeti, azab\u0131 g\u00f6r\u00fcnce kendilerine gelmeleri, cinayet ve kazand\u0131klar\u0131 haklar\u0131 itiraflar\u0131 \u015fu \u015fekilde beyan ve tasvir edilmektedir.<\/p>\n<p>7. Evvela, k\u00e2firler o cehenneme at\u0131ld\u0131klar\u0131, o \u00e7\u0131lg\u0131n ate\u015fin i\u00e7ine odun gibi f\u0131rlat\u0131ld\u0131klar\u0131 vakit onun bir u\u011fultusunu, bir h\u0131\u00e7k\u0131r\u0131\u015f\u0131n\u0131 i\u015fitirler ki bu, yalay\u0131p yutma h\u0131rs\u0131n\u0131 ifade eden korkun\u00e7 h\u0131\u015flay\u0131\u015f ve g\u00fcrleyi\u015fi, yahut &#8220;Orada onlar\u0131n (\u00e7ok feci) nefes al\u0131p vermeleri vard\u0131r.&#8221; (H\u00fbd, 11\/106) \u00e2yetine g\u00f6re i\u00e7indekilerin ac\u0131 matem sesleridir.<\/p>\n<p>8. \u0130kincisi, o, o halde kayn\u0131yordur.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, gay\u0131zdan; \u00f6fkesinin \u015fiddetinden, h\u0131\u015fm\u0131ndan hemen hemen patlayacak hale gelir. \u00d6yle \u00e7\u0131lg\u0131n, \u00f6yle \u015fiddetlidir.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc, ona her alay at\u0131ld\u0131k\u00e7a, yani ona at\u0131lanlar grup grup, topluluk topluluk at\u0131l\u0131r. Her bir grup at\u0131ld\u0131k\u00e7a her defas\u0131nda onlara, onun muhaf\u0131zlar\u0131, yukardaki s\u00fbrede de &#8220;Onun ba\u015f\u0131nda iri g\u00f6vdeli, sert tabiatl\u0131, Allah&#8217;\u0131n kendilerine buyurdu\u011funa kar\u015f\u0131 gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vard\u0131r.&#8221; (Tahrim, 66\/6) \u00e2yetinde de tavsif edildi\u011fi gibi gardiyanlar\u0131, zeb\u00e2ni melekler sert sert azarlarlar ve hakaret ederek sorarlar. Size bir uyar\u0131c\u0131 gelmedi mi? Bu deh\u015feti haber verip gocunduracak bir peygamber, korkutucu bir el\u00e7i, bir delil gelmedi mi ki siz buraya geldiniz? &#8220;Biz bir peygamber g\u00f6ndermedik\u00e7e kimseye azab edecek de\u011filiz.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/15) \u00e2yetinde ifade edildi\u011fi gibi Allah Te\u00e2l\u00e2 bir Resul g\u00f6ndermedik\u00e7e azab etmez. Azab\u0131 gerektiren her \u015feyden \u00f6nce nakl\u00ee ve akl\u00ee bir delil, bir uyarma s\u00f6zkonusudur. Bu da g\u00f6steriyor ki Rabbi ink\u00e2r, O&#8217;nun z\u00e2t\u0131n\u0131 ink\u00e2rdan ibaret de\u011fil, Rab olarak tecelli etmesini, herhangi bir peygamberini, indirmi\u015f oldu\u011fu \u00e2yet ve delillerini ve onlar vas\u0131tas\u0131yla tebli\u011f etti\u011fi haber ve uyar\u0131lar\u0131n\u0131 yalanlamak ve ink\u00e2r ile nank\u00f6rl\u00fck de k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc Peygamber ink\u00e2r etmenin kayna\u011f\u0131, &#8220;Allah hi\u00e7bir \u015fey indirmedi.&#8221; diye mutlak bir yalanc\u0131l\u0131ktan ibaret olan bir ink\u00e2ra ba\u011fl\u0131d\u0131r ki bu da, do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 bir ink\u00e2r demektir. K\u00e2fir, Peygamber&#8217;i yalanlarken b\u00fct\u00fcn olumsuzluklar\u0131 kalbinden ge\u00e7irerek \u015f\u00f6yle bir k\u0131yas y\u00fcr\u00fct\u00fcr. &#8220;Sen, &#8220;Allah bana bir \u015fey bir haber indirdi.&#8221; diyorsun, halbuki Allah hi\u00e7bir \u015fey indirmemi\u015ftir. Binaenaleyh, indirdi diyen yalan s\u00f6ylemi\u015f olur. Demek ki siz, b\u00fcy\u00fck bir dalalet i\u00e7indesiniz.&#8221; der ve haber verilen azab\u0131 g\u00f6rmedik\u00e7e uyar\u0131lara inanmaz.<\/p>\n<p>9. Bu suale cevap olarak k\u00e2firler, o zaman hakk\u0131 gizleyemeyerek evet derler, Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve adaletini tasdik edip kendi kabahatlerini \u015f\u00f6yle dile getirirler: Do\u011frusu bize bir uyar\u0131c\u0131 geldi, parlak kandiller, ate\u015fli \u015fih\u00e2blar ve \u015fim\u015fekler gibi nur ve n\u00e2r i\u00e7inde g\u00f6kten yere yollar a\u00e7arak, uyar\u0131lar sa\u00e7arak, \u00e7arpt\u0131\u011f\u0131n\u0131 yakarak inen \u00e2yetlerle bizi hem ayd\u0131nlatan hem de korkutan bir haberci geldi. Fakat biz onu yalanlad\u0131k ve \u015f\u00f6yle dedik &#8220;Allah hi\u00e7bir \u015fey indirmedi.&#8221; Peygamberli\u011fin, kitab\u0131n, vahiy ve mucizelerin; onlara inan\u0131p do\u011fru yolda gidenlere, g\u00fczel ya\u015fayanlara sevap, inanmay\u0131p \u015feytanl\u0131k ve k\u00fcfre sapanlara sonunda azab edilece\u011fine dair m\u00fcjde ve tehditlerin asl\u0131 yoktur. O ate\u015f alevleri, o parlak at\u0131\u015flar madd\u00ee ve manev\u00ee y\u00f6nden bizleri korkutacak hi\u00e7bir \u00f6zelli\u011fe sahip de\u011fildir.&#8221; dedik. \u00d6yle peygamberlik iddia edenlere ve onlara inananlara Siz ancak b\u00fcy\u00fck bir dal\u00e2let i\u00e7indesiniz. Kendinizi kaybetmi\u015f, gidecek yoldan pek uza\u011fa sapm\u0131\u015f ve b\u00fcy\u00fck bir yanl\u0131\u015fl\u0131k ve aldan\u0131\u015f i\u00e7inde \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015fs\u0131n\u0131z ki, b\u00f6ylece hem kendiniz aldan\u0131yorsunuz, hem de ba\u015fkalar\u0131n\u0131 aldatmak istiyorsunuz.&#8221; dedik. \u0130\u015fte o k\u00e2firler, o zaman b\u00f6yle k\u00fcf\u00fcrlerini, nank\u00f6rl\u00fcklerini ve uyduklar\u0131 \u015feytanlarla kendilerinin s\u0131fat\u0131 olan o b\u00fcy\u00fck sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 peygamberlere isnad etmekte aldanm\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131 ve as\u0131l b\u00fcy\u00fck sap\u0131kl\u0131k ve azg\u0131nl\u0131\u011fa kendilerinin d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f bulundu\u011funu itiraf ederler ki, bu \u00e2yette de, onlar\u0131n k\u00fcf\u00fcrlerinin sebep ve mahiyeti s\u00f6z konusudur. Demek ki (M\u00fclk, 67\/6) \u00e2yetinde k\u00e2firleri cehennem azab\u0131na m\u00fcstahak k\u0131lan k\u00fcf\u00fcr, Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ink\u00e2ra kadar gitmek de\u011fil, O&#8217;nun kudretini, kullar\u0131na indirdi\u011fi l\u00fctuf ve nimetini, g\u00f6nderdi\u011fi peygamberleri, indirdi\u011fi kitaplar\u0131, mucizeleri, verdi\u011fi haberleri ink\u00e2r ederek nank\u00f6rl\u00fckte bulunmak dahi Allah&#8217;a k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. B\u00f6yle k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fckte bulunanlar, onlardan istifade etmekten kendilerini mahrum etmi\u015f olduklar\u0131 i\u00e7in sonu\u00e7ta onlara vaad edilen nimet ve rahmetten ebediyyen mahrum olacaklar\u0131 gibi yap\u0131lan uyar\u0131lara ve haber verilen tehlikelere ald\u0131rmay\u0131p sayg\u0131s\u0131zl\u0131kla \u00fczerine y\u00fcr\u00fcd\u00fckleri ve eldeki kurtulu\u015f f\u0131rsatlar\u0131n\u0131 ka\u00e7\u0131rm\u0131\u015f olduklar\u0131 i\u00e7in ebed\u00ee azab i\u00e7ine at\u0131l\u0131p gidecekler ve o vakit bu s\u00f6zleri s\u00f6yleyeceklerdir. Felsef\u00ee anlamda bu husus \u015f\u00f6yle \u00f6zetlenebilir: Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2r, yaln\u0131z &#8220;Atheisme&#8221; yani &#8220;ta&#8217;til&#8221; denilen Allah&#8217;a k\u00fcf\u00fcrden ibaret de\u011fil, bir olan Allah&#8217;a inan\u0131r\u0131z fakat peygamberli\u011fe ve peygamberlere inanmay\u0131z diye peygamberli\u011fi ink\u00e2r etmekle beraber Allah&#8217;\u0131 birleme mezhebi demek olan &#8220;Deisme&#8221;de de Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2r vard\u0131r. Nitekim &#8220;Allah vard\u0131r ve birdir amma bize falan nimeti veren O de\u011fildir. Veya O bizim i\u015fimize m\u00fcdahale etmez.&#8221; demenin \u015firk ve ink\u00e2rdan fark\u0131 olmayan bir tenakuz oldu\u011fu da apa\u00e7\u0131k ortadad\u0131r. Burada, (M\u00fclk, 67\/9) diyen k\u00e2firlerin ateist olmay\u0131p n\u00fcb\u00fcvveti ink\u00e2r eden deist olduklar\u0131 bellidir. Bunlar\u0131n ink\u00e2rlar\u0131nda temel prensipleri &#8220;Allah bir \u015fey indirmemi\u015ftir.&#8221; diye Allah&#8217;\u0131n her \u015feyde g\u00f6r\u00fcnen kudret ve yard\u0131m\u0131na kar\u015f\u0131 kafalar\u0131nda kurduklar\u0131 olumsuz bir taassuptan ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve aksini g\u00f6sterenleri b\u00fcy\u00fck bir sap\u0131kl\u0131kla aldanm\u0131\u015f farzettiklerini itiraf etmi\u015f bulunuyorlar. \u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn inen kitaplardan daha y\u00fcce ve as\u0131rlardan beri d\u00fcnyan\u0131n her taraf\u0131nda ayn\u0131 birlik ve g\u00fcvenilirli\u011fi ile korunmu\u015f, bozulma ve de\u011fi\u015fiklikten uzak, en temiz, en do\u011fru bir kitab oldu\u011funu g\u00f6rm\u00fc\u015f bulunduklar\u0131 halde, onun Allah taraf\u0131ndan indirilmi\u015f &#8220;(O), \u00c2lemlerin Rabbi taraf\u0131ndan indirilmi\u015ftir.&#8221; (H\u00e2kka, 69\/43) \u00e2yetinin de ifade etti\u011fi gibi, Allah&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fc oldu\u011funa ve Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finin ger\u00e7ekli\u011fine inanmak istemeyen o zamanki k\u00e2fir ve m\u00fc\u015friklerin dedikleri \u015fekilde Muhammed (s.a.v.)&#8217;in bir \u015fair ve m\u00fcellif gibi kendi s\u00f6yledi\u011fi veya yazd\u0131rd\u0131\u011f\u0131 kendi s\u00f6z\u00fc ve kitab\u0131 olarak g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015fan &#8220;Yoksa, &#8220;Onu uydurdu&#8221; mu? derler. De ki: &#8216;E\u011fer ben onu uydurmu\u015fsam, Allah&#8217;tan bana gelecek cezay\u0131 savmaya sizin g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yetmez?&#8221; (Ahk\u00e2f, 46\/8) ve &#8220;De ki: E\u011fer sizler do\u011fru iseniz Allah&#8217;tan ba\u015fka (\u00e7a\u011f\u0131rmaya) g\u00fcc\u00fcn\u00fcz\u00fcn yettiklerini \u00e7a\u011f\u0131r\u0131n da onun benzeri bir s\u00fbre getirin.&#8221; (Yunus, 10\/38) demesine ald\u0131rmay\u0131p bu kuvvetli beyanatta Hz. Peygamber&#8217;in kasden veya hataen aldanm\u0131\u015f oldu\u011funu kabul ederek acaba \u00e7ok ak\u0131ll\u0131 ve emin olan Muhammed buna ve bu suretle peygamber oldu\u011funa hakikaten inanm\u0131\u015f ve aldanm\u0131\u015f m\u0131yd\u0131? Yoksa kendisi inanmad\u0131\u011f\u0131 halde \u00f6yle s\u00f6ylemekte bir fayda g\u00f6rerek aldat\u0131yor muydu? diye s\u00f6z s\u00f6yleyen, yaz\u0131lar yazan ve nihayet Corci Zeyd\u00e2n&#8217;\u0131n &#8220;Medeniyyet-i \u0130sl\u00e2miyye Tarihi&#8221;nde \u00f6zetledi\u011fi \u015fekilde: Kasden aldatm\u0131\u015f de\u011fil, kendisi cidden ve b\u00fct\u00fcn samimiyeti ile inanm\u0131\u015f, ancak bu inanc\u0131nda aldanm\u0131\u015ft\u0131r. Yoksa yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilen bir yalanc\u0131 \u00f6yle ahl\u00e2k ve davran\u0131\u015flar\u0131nda temiz bir hayat ve do\u011fru bir yol takip edemez, \u00f6yle s\u00fcrekli bir eser ve \u015fimdiye kadar iki y\u00fczden fazla devlet yeti\u015ftirmi\u015f, cihanda b\u00fcy\u00fck b\u00fcy\u00fck uyanmalar, ink\u0131l\u00e2blar meydana getirmi\u015f bir din kuramazd\u0131, demekten de kendilerini alamam\u0131\u015f bulunan bat\u0131 filozoflar\u0131 veya yazarlar\u0131 dahi m\u00fcsbet ilimlerde, fenlerde d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckleri gibi d\u00fc\u015f\u00fcnmeyip yine kendilerinin be\u011fenmedi\u011fi menfi yoldan giderek nefislerinde &#8220;Allah bir \u015fey indirmemi\u015ftir ve indirmez, ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnen hata eder.&#8221; diye sapland\u0131klar\u0131 ve dogmatik dedikleri delilsiz bir yokluk dogmas\u0131ndan y\u00fcr\u00fcmek isteyen deistler, yahut ateistlerdir ki, vakti gelince onlar da (M\u00fclk, 67\/9) diye itiraf edeceklerdir. R\u00e2z\u00ee tefsirinde der ki: &#8220;Bu \u00e2yetin sonunda yer alan &#8220;Siz ancak b\u00fcy\u00fck bir dal\u00e2let i\u00e7indesiniz.&#8221; hitab\u0131nda iki vecih vard\u0131r. Birincisi, bu s\u00f6z\u00fcn k\u00e2firlerin, peygamberlere kar\u015f\u0131 s\u00f6yledikleri s\u00f6zler c\u00fcmlesinden olmas\u0131d\u0131r ki do\u011fru olan budur. \u0130kincisi de cehennem muhaf\u0131zlar\u0131n\u0131n k\u00e2firlere kar\u015f\u0131 s\u00f6yledikleri s\u00f6zlerden olmas\u0131d\u0131r ki, k\u00e2firler \u00f6yle s\u00f6yleyince zebaniler &#8220;Siz ancak b\u00fcy\u00fck bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7indesiniz.&#8221; diyeceklerdir. Buradaki &#8220;dal\u00e2l&#8221;, &#8220;sap\u0131kl\u0131k&#8221;tan murat, d\u00fcnyadaki sap\u0131kl\u0131klar\u0131, yahut onun neticesi olan hel\u00e2klar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>10. Bunlara kar\u015f\u0131 soru soran ve cevab\u0131n\u0131 alan melekler taraf\u0131ndan &#8220;Sizin s\u00f6z dinleyecek kula\u011f\u0131n\u0131z veya d\u00fc\u015f\u00fcnecek akl\u0131n\u0131z yok muydu ki, Allah&#8217;\u0131n indirdiklerini g\u00f6r\u00fcp dururken Allah bir \u015fey indirmedi.&#8221; diyerek \u00f6yle bir yalanlamaya ve sap\u0131kl\u0131\u011fa dald\u0131n\u0131z?&#8221; denilmesine veya denilmesi ihtimaline kar\u015f\u0131 o k\u00e2firler onun da sebebini anlatarak hem derler ki e\u011fer bizler s\u00f6z dinler ve akl\u0131 g\u00fczel kullanan kimseler olsayd\u0131k, yani Allah bize kulak ve ak\u0131l vermemi\u015f ve onlarla iyi dinleyip tutuldu\u011fu veya hakk\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcp amel edildi\u011fi takdirde hidayete erdirecek haberler, hikmetler, nasihatler, deliller indirmemi\u015f de\u011fildi, fakat biz onlara kulak vermedik, masal dedik kulaklar\u0131m\u0131z\u0131 sa\u011f\u0131r ettik, akl\u0131 olanlara yak\u0131\u015facak \u015fekilde iyi d\u00fc\u015f\u00fcnmedik, kendi zevkimizi ve arzular\u0131m\u0131z\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fck.<\/p>\n<p>\u00c7\u0131lg\u0131nl\u0131kla fitnelere kap\u0131ld\u0131k, k\u00f6t\u00fcler i\u00e7inde k\u00f6t\u00fcl\u00fcklere d\u00fc\u015ft\u00fck. E\u011fer bizler iyi dinleyen yahut iyi d\u00fc\u015f\u00fcnen kimseler olsayd\u0131k akl\u0131n yeti\u015femedi\u011fi hususlarda naklin yolu olan kulaktan olmasa da akl\u0131n kendisinden hakk\u0131yla istifade etseydik, yahut hidayet kandilleri olan Hak dostlar\u0131, \u00e2limler ve m\u00fcctehid imamlar gibi ak\u0131l ile nakli, rivayet ile dirayeti birle\u015ftiren bahtiyarlardan olmasak bile, hi\u00e7 olmazsa rivayet ve dirayetten birine olsun sahip bulunsayd\u0131k k\u00fcfre sapmaz o ate\u015f ashab\u0131 \u015feytanlar i\u00e7inde bulunmazd\u0131k, onlara kat\u0131l\u0131p bu \u00e7\u0131lg\u0131n ate\u015fe at\u0131lmazd\u0131k. Zamanla i\u00e7lerinden \u00e7\u0131kar, hidayet yolunu tutard\u0131k. L\u00e2kin onlar\u0131n i\u00e7inde bulunduk ve bu ate\u015fe at\u0131ld\u0131k. Demek ki, bizler ne dinleyen ne de d\u00fc\u015f\u00fcnen kimseler de\u011filmi\u015fiz. &#8220;Yaz\u0131klar olsun bize!&#8221; derler. Ukalal\u0131k iddias\u0131nda bulunan o nank\u00f6rler nihayet felaket kar\u015f\u0131s\u0131nda b\u00f6yle bir azab\u0131 hak ettiklerini itiraf ederler ve b\u00fct\u00fcn vicdan mesuliyeti ile yanarlar. Bu beyan ile de \u015fu noktalar tahlil edilmi\u015f olmaktad\u0131r. &#8220;Allah bir \u015fey indirmedi.&#8221; deyip durman\u0131n \u00fc\u00e7 sebebi vard\u0131r. Birincisi, kulaktan istifade etmemek, ikincisi ak\u0131ldan faydalanmamak, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de k\u00f6t\u00fc bir \u00e7evrede bulunmakt\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc bir taraftan ba\u015flang\u0131\u00e7 bir taraftan da netice demektir. Kulak ve ak\u0131l insana d\u00fcnya ve ahireti, ge\u00e7mi\u015f ve gelecek zaman\u0131 tan\u0131tt\u0131racak en faydal\u0131 iki rehberdir. Di\u011fer duyular da yaln\u0131z \u015fimdiki zaman\u0131 tan\u0131t\u0131rlar. Lisan ve ak\u0131l ise her ilme bakmaktad\u0131r. Bu y\u00fczden kulak ak\u0131ldan \u00f6nce gerektir. Kula\u011f\u0131 ve akl\u0131 olanlar anlay\u0131p dinleyerek k\u00f6t\u00fc bir \u00e7evreden \u00e7\u0131kar gider, iyilere kat\u0131labilirler. \u0130man ve hidayet i\u00e7in bunlar\u0131n birisi bile duruma g\u00f6re yeterli olabilir. \u015eu halde k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcn sebebi, kulak ve akla gerekti\u011fi \u015fekilde \u00f6nem vermemekte toplan\u0131r. Bu ise, hayvanl\u0131ktan daha \u00f6te bir al\u00e7akl\u0131kt\u0131r. Nitekim Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da da bu anlamda bir \u00e2yet vard\u0131r &#8220;\u0130\u015fte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da sap\u0131kt\u0131rlar.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/179) Halbuki ne akl\u00ee ne de nakl\u00ee delili idrak etme kabiliyeti bulunmayanlara esasen sorumluluk ve uyar\u0131 yoktur. Onlar o a\u015fa\u011f\u0131l\u0131klar\u0131n sonu\u00e7lar\u0131na katlan\u0131rken, sonunda b\u00f6yle ebedi vicdan sorumlulu\u011fuyla cehennem ate\u015finde yanmazlar.<br \/>\nK\u00e2firler ise yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131ndan dolay\u0131 insan\u0131n tarifine dahil ve sorumludurlar. Kulaklar\u0131 da, ak\u0131llar\u0131 da vard\u0131r. Sonunda cehennemin h\u0131\u00e7k\u0131r\u0131\u015f\u0131n\u0131, azab meleklerinin ince ince suallerini duyar, anlarlar. \u00d6nceden uyar\u0131y\u0131 duymak ve d\u00fc\u015f\u00fcnmek istemezlerse de darbe fiili kar\u015f\u0131s\u0131nda hepsini duyarlar. Onun i\u00e7in k\u00fcf\u00fcrlerini itiraf ederlerken &#8220;kulaklar\u0131m\u0131z ve akl\u0131m\u0131z olsayd\u0131&#8221; demiyorlar, dinleyip d\u00fc\u015f\u00fcnseydik diye, kulak ve ak\u0131l nimetlerine kar\u015f\u0131 nank\u00f6rl\u00fck etmi\u015f olduklar\u0131na yan\u0131yorlar.<\/p>\n<p>11. Demek ki g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 itiraf ettiler; demek ki Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfunda, Rabl\u0131\u011f\u0131nda, adaletinde hi\u00e7bir eksiklik yoktur. O, her \u015feyi indirmi\u015f, g\u00f6z, kulak ve ak\u0131l vermi\u015f, haberci g\u00f6ndermi\u015f ve haberlerini de duyurmu\u015ftur. D\u00fcnya semas\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcnen, i\u015fitilen, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen ve ak\u0131llar\u0131 hayrette b\u0131rakan t\u00fcrl\u00fc kandillerle hem s\u00fcslemi\u015f hem y\u0131ld\u0131zlar hem de ta\u015flamalar halinde rehberler, muhkem ve m\u00fcte\u015fabih \u00e2yetler, mucizeler, m\u00fcjdeler, uyar\u0131lar indirerek \u00f6l\u00fcm ve hayatta tasarruf eden kudret ve izzetini, Rab olarak h\u00fck\u00fcmlerini anlatan, g\u00fczel amellerle ileride y\u00fcce hayata y\u00fckseltecek iman nurlar\u0131 sa\u00e7an, ona kar\u015f\u0131 k\u00fcf\u00fcr ve \u015feytanl\u0131kla halk\u0131 aldat\u0131p o g\u00fczel g\u00f6k alt\u0131nda kendileriyle beraber yang\u0131nlara s\u00fcr\u00fcklemek isteyenlere haz\u0131rlanm\u0131\u015f, s\u00fcrt\u00fc\u015fme sonucu bir k\u0131v\u0131lc\u0131mla tutu\u015fup k\u00f6p\u00fcrme durumunda bulunan cehennem azab\u0131n\u0131n deh\u015fetini anlatarak fitne ve fesattan sak\u0131nd\u0131rmak i\u00e7in \u00f6l\u00fcm al\u00e2meti y\u0131ld\u0131r\u0131mlar atan hitaplarla kulak ve akla tebli\u011fde bulunmu\u015f, su\u00e7 ve g\u00fcnah ancak onlar\u0131 duymayan veya d\u00fc\u015f\u00fcnmek istemeyerek ink\u00e2r edip, yalanlay\u0131p o nuru s\u00f6nd\u00fcrmeye o \u00e7\u0131lg\u0131n ate\u015fi k\u00f6r\u00fcklemeye \u00e7al\u0131\u015fan haddini bilmez nank\u00f6rlerin kendilerinde oldu\u011fu yine kendilerince anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O halde uzakla\u015ft\u0131r\u0131ls\u0131n, b\u00fct\u00fcn o cehennem ashab\u0131, b\u00fct\u00fcn o \u015feytanlar ve onlara uyan k\u00e2firler. Onlar\u0131n kazan\u00e7lar\u0131 ve son haklar\u0131 ancak budur. Allah&#8217;\u0131n izzetine kar\u015f\u0131 gelerek il\u00e2hi m\u00fclk\u00fcn adalet nizam\u0131n\u0131 bozmaya, fani ve al\u00e7ak hayatta kalmak zann\u0131yla hak ve halk\u0131 kendileri yarat\u0131yormu\u015f, m\u00fclk \u00e2lemi kendilerininmi\u015f gibi fitne ve fesad ile ihtil\u00e2l ate\u015flerini k\u00f6r\u00fckleyip ileri hayat\u0131 zul\u00fcm ve karanl\u0131klarla bo\u011fmaya u\u011fra\u015fan o g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n, sonunda rahmet ve ma\u011ffiretten nasibi yoktur. Allah&#8217;\u0131n izzetine yak\u0131\u015fan da budur. Allah \u00f6yle \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. &#8220;Sin&#8221;in \u00f6tresiyle &#8220;suhk&#8221; uzakla\u015fmak ve \u0131rak olmak, yahut helak olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na bu&#8217;d gibi mastar olup &#8220;(Biliniz ki) Sem\u00fbd kavmi (Allah&#8217;\u0131n rahmetinden) uzak oldu\u011fu gibi Medyen kavmi de uzak oldu.&#8221; (H\u00fbd, 11\/95) \u00e2yetinde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere takdir edilen fiilin mef\u00fbl-i mutlak\u0131 olarak yerine gelen bir dua c\u00fcmlesi halinde ve &#8220;kahrolsun&#8221; tarz\u0131nda \u015fiddetli bir zorlama m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade eder. deki &#8220;l\u00e2m&#8221; gibi fiilin, f\u00e2ilini veya mef&#8217;\u00fbl\u00fcn\u00fc beyan i\u00e7indir. Bu c\u00fcmleye bir fiil takdir edilmesinde &#8220;Allah sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmi\u015ftir.&#8221; (Nuh, 71\/17) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi iki y\u00f6n vard\u0131r. Birisi, takdirinde olarak &#8220;Allah onlar\u0131 rahmetinden uzakla\u015ft\u0131rs\u0131n da uzakla\u015ft\u0131rs\u0131n.&#8221; demektir ki bu durumda &#8220;suhkan&#8221; m\u00fcteaddi olan &#8220;ish\u00e2k&#8221; ve &#8220;ib&#8217;\u00e2d&#8221; (uzakla\u015ft\u0131rmak) m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Di\u011feri de, takdirinde olup m\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;Allah onlar\u0131 rahmetinden uzakla\u015ft\u0131rs\u0131n da, onlar da uzakla\u015ft\u0131k\u00e7a uzakla\u015fs\u0131n, kahrolsun.&#8221; demektir.<\/p>\n<p>12. Haberiniz olsun ki herhalde Rablerini g\u00f6rmeden sayg\u0131 besleyenler, yani azab\u0131 gelip \u00e7atmadan, fiilen m\u00fc\u015fahede alan\u0131na \u00e7\u0131kmadan \u00f6nce hen\u00fcz kendilerinden g\u00e2ib iken, yahut el i\u00e7inde iki y\u00fczl\u00fcl\u00fckle de\u011fil de \u00e2lemin g\u00f6zlerinden uzak olan kalblerinden samimi \u015fekilde korkup sak\u0131narak Rabl\u0131k \u015fan\u0131yla emirlerine, uyar\u0131lar\u0131na h\u00fcrmet ve sayg\u0131 hissi besleyenler bir ma\u011ffiret ve b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat onlar i\u00e7indir. Azab\u0131 g\u00f6r\u00fcnceye kadar korkmayanlara yahut kalblerinde sayg\u0131 olmay\u0131p da a\u00e7\u0131ktan iki y\u00fczl\u00fcl\u00fck edenler i\u00e7in de\u011fildir. \u0130\u015fte sizleri, ileri hayat i\u00e7in hanginiz daha g\u00fczel i\u015f yapacak diye sorumluluk ve imtihan d\u00fcnyas\u0131nda yava\u015f yava\u015f m\u00fcsabaka meydan\u0131na \u00e7\u0131karmak i\u00e7in \u00f6l\u00fcm ve hayat\u0131 yaratm\u0131\u015f ve herhangi bir bozukluk olmaks\u0131z\u0131n bir di\u011ferine uygun ve muntazam yedi g\u00f6k ile her taraf\u0131n\u0131zdan ku\u015fat\u0131p kendinizi tan\u0131tm\u0131\u015f ve d\u00fcnya semas\u0131n\u0131 kandiller ve akan y\u0131ld\u0131zlarla donat\u0131p o nur ve n\u00e2r nizam\u0131 i\u00e7inde sizi ayd\u0131nlatmak ve sak\u0131nd\u0131rmak \u00fczere bu m\u00fcjde ve uyar\u0131 \u00e2yetlerini dinleyip anlayarak tatbik etmeniz i\u00e7in peygamberine ve o vas\u0131ta ile sizlerin kulaklar\u0131n\u0131za ve akl\u0131n\u0131za kadar indirmi\u015f olan o Rahm\u00e2n b\u00f6yle Aziz, b\u00f6yle Gaf\u00fbr&#8217;dur.<\/p>\n<p>13. Ve kavlinizi yani iyi veya k\u00f6t\u00fc s\u00f6yledi\u011finiz s\u00f6z\u00fc, yahut inan\u00e7 ve g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcz\u00fc ister s\u0131r olarak tutun, gizleyin ister onu a\u00e7\u0131\u011fa vurun, hayk\u0131r\u0131n, O&#8217;nun yan\u0131nda ayn\u0131d\u0131r. Hepsini bilir, ona g\u00f6re hesab\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr. Binaenaleyh O&#8217;na gizlide ve a\u00e7\u0131kta tam sayg\u0131 beslemek gerektir. Ey sorumlular! Ey o \u00f6l\u00fcm ve hayat aras\u0131nda imtihan meydan\u0131na at\u0131lm\u0131\u015f sayg\u0131l\u0131 veya sayg\u0131s\u0131z, dinleyen veya dinlemeyen, d\u00fc\u015f\u00fcnen veya d\u00fc\u015f\u00fcnmeyen b\u00fct\u00fcn m\u00fcbtelalar! \u00c7\u00fcnk\u00fc O Rabbiniz b\u00fct\u00fcn g\u00f6\u011f\u00fcslerin k\u00fcnh\u00fcn\u00fc bilir; nefislerin, kalblerin i\u00e7iyle, d\u0131\u015f\u0131yla b\u00fct\u00fcn hakikatini, kendi hakikatlerinde kendilerinin bile vak\u0131f olamad\u0131klar\u0131 gizliliklerin hepsini b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle bilir.<\/p>\n<p>14. Hepsini O yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Bilmez mi yaratan yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131? Bir duygu duyan, bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnen, bir niyet eden, bir s\u00f6z s\u00f6yleyen, kas\u0131tl\u0131 olarak bir i\u015f yapan, onu yaparken ne kadar gizlemek istese kendinden gizleyemez, vicdan\u0131nda onu o anda duyabilir. O halde onu ve b\u00fct\u00fcn g\u00f6\u011f\u00fcslerin hakikatini, b\u00fct\u00fcn mahlukat\u0131 yaratan yarat\u0131c\u0131 daha \u00f6nce ve daha m\u00fckemmel \u015fekilde bilir. O g\u00f6\u011f\u00fcsler, o nefisler, o d\u00fc\u015f\u00fcnceler, o kuvvetler, o fiiller ve o duygular bilgiyle, hep Allah&#8217;\u0131n yaratmas\u0131ylad\u0131r. O yaratmay\u0131nca kimsenin ne eli oynar ne dili, ne hissi y\u00fcr\u00fcr ne fikri, ne vicdan\u0131 kal\u0131r ne kendisi. Bakars\u0131n bir an i\u00e7inde el \u00e7olak olmu\u015f, dil tutulmu\u015ftur. Fikir durmu\u015f, ak\u0131l bo\u011fulmu\u015ftur. G\u00f6n\u00fcl kendinden ge\u00e7mi\u015f, ben b\u00f6yle yapar\u0131m diyen nefis yerle bir olmu\u015ftur. Yarat\u0131c\u0131n\u0131n yeni bir yaratma ile imdad\u0131 yeti\u015fmezse hi\u00e7bir yarat\u0131k onu kendine getiremez ve o yaratmay\u0131 i\u015fletemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir zerre, bir \u015fuur, bir \u015fey yaratman\u0131n dayand\u0131\u011f\u0131 teferruat\u0131 bilemez. O, b\u00fct\u00fcn sebepler silsilesini ku\u015fatan olgun bir ilim ve kudretin eseridir. Yarat\u0131klar\u0131n, yarat\u0131c\u0131dan bir \u015fey gizlemesine imk\u00e2n yoktur. Bir yarat\u0131k kendinde sonradan meydana gelen bilgiyi ve onun m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ondan \u00f6nce onu ve onda o bilgiyi b\u00fct\u00fcn hakikatiyle yaratan yarat\u0131c\u0131n\u0131n ilmine bor\u00e7ludur. Mahl\u00fbkta herhangi bir hadise meydana gelir de onu, yaratan Allah bilmez olur mu? O, latif ve habirdir..<\/p>\n<p>Latif, &#8220;L\u00fctuf&#8221;tan m\u00fcbala\u011fal\u0131 ism-i f\u00e2il, yahut &#8220;let\u00e2fet&#8221;ten s\u0131fat-\u0131 m\u00fc\u015febbehe olabilir. Birincisine g\u00f6re kelimenin anlam\u0131, &#8220;son derece l\u00fctufk\u00e2r&#8221; demektir. L\u00fctuf, gayet incelik, ho\u015fluk ve uygunlukla gayeye ula\u015ft\u0131rmak ve murad\u0131n\u0131 vermek m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Let\u00e2fet de kes\u00e2fet (kabal\u0131k, kal\u0131nl\u0131k)in kar\u015f\u0131t\u0131 olarak incelik, ho\u015fluk, naziklik demektir ki z\u0131dd\u0131, bir anlam ifade eden kes\u00e2fetin derecesine g\u00f6re nisbi olarak \u00e7e\u015fitli mertebelerde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr.Latif bir hava dedi\u011fimiz gibi baz\u0131 cisimlerin de latif ve ruh sahibi olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek bu anlamda nisbi (g\u00f6reli) bir g\u00fczellik itibariyledir. I\u015f\u0131\u011fa, nura ve esire (k\u00e2inat\u0131 dolduran elastiki ve ak\u0131c\u0131 hafif bir cisme) latif denilmesi, daha ince bir d\u00fc\u015f\u00fcncedir. Halbuki bunlarda az \u00e7ok madd\u00ee veya cismani bir \u00e7e\u015fit kes\u00e2fet m\u00e2n\u00e2s\u0131 da vard\u0131r. Hi\u00e7 kes\u00e2fet m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmadan d\u00fc\u015f\u00fcnebilece\u011fimiz bir let\u00e2feti ancak ilim mahiyetinde bulabiliriz ki, b\u00f6yle yaln\u0131z ilmi i\u015faretle hissedilebilen letaife &#8220;M\u00fccerred\u00e2t&#8221; ismi verilir. Mutlak varl\u0131k, m\u00fccerred\u00e2t\u0131n en y\u00fckse\u011fi, v\u00e2cib\u00fc&#8217;l-V\u00fcc\u00fbd (varl\u0131\u011f\u0131 gerekli) olan Allah&#8217;\u0131n zat\u0131 ise hepsinden \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. Birisi, &#8220;en ince en gizli i\u015fleri b\u00fct\u00fcn inceli\u011fiyle kolay kolay bilen: demektir ki bu m\u00e2n\u00e2, ilim s\u0131fat\u0131n\u0131n g\u00fczelli\u011fine aittir. Di\u011feri de nas\u0131l yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gizli olan, en g\u00fczel \u015feyleri yapan ve yarat\u0131klar\u0131n muhta\u00e7 olduklar\u0131 faydal\u0131 \u015feyleri l\u00fctuf ve yard\u0131m\u0131yla ihsan eden ve ula\u015ft\u0131ran l\u00fctufk\u00e2r demektir. Bu m\u00e2n\u00e2 da tekv\u00een s\u0131fat\u0131na aittir. Raz\u00ee&#8217;nin de dedi\u011fi gibi burada &#8220;hab\u00eer&#8221; s\u0131fat\u0131 ayr\u0131ca zikredildi\u011finden dolay\u0131 bu m\u00e2n\u00e2 daha uygundur. O yarat\u0131c\u0131, ancak b\u00f6yle bir \u015feyden haberdar olan latif ve m\u00fckemmel bir zatt\u0131r. Haberdar olmayan kuvvetler, tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla latif olmayaca\u011f\u0131 gibi, her \u015feyi bilmeyen latifler, ruhlar ve melekler de yarat\u0131c\u0131n\u0131n kendisi de\u011fil, i\u015fleridir. Nitekim &#8220;De ki: Ruh, Rabbimin i\u015flerindendir&#8230;&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/85) buyurulmu\u015ftur. deki l\u00e2m-\u0131 tarif (belirtme harfi) m\u00fckemmelli\u011fe i\u015faret etmektedir. M\u00fckemmel latif, m\u00fckemmel bilgili demektir. M\u00fcsnedin (haberin) ma&#8217;rife (belirli) olmas\u0131 da yegane m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade etti\u011finden dolay\u0131, bu iki m\u00fckemmel s\u0131fat\u0131n tamamen yarat\u0131c\u0131ya ait oldu\u011funu g\u00f6sterir. Dolay\u0131s\u0131yla bundan \u015fu m\u00e2n\u00e2lar\u0131 anlayabiliriz: Birincisi, yaratma fiili, yo\u011funluk ve durgunlu\u011fun i\u015fareti olan maddenin \u015fan\u0131 de\u011fil, l\u00e2tif olan kuvvetin i\u015fidir. \u0130<\/p>\n<p>\u0130kincisi, ilimsiz k\u00f6r bir kuvvetin \u00f6zelli\u011fi de\u011fil, tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla l\u00e2tif ve \u00e2lim bir kudretin \u00f6zelli\u011fidir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, ilminde bir eksiklik bulunan kudretin de de\u011fil, her \u015feyi tam hakk\u0131yla bilen, haberdar olan O y\u00fcce kudret ve kuvvetin \u015fan\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte yarat\u0131c\u0131 O&#8217;dur. O yaratan, yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131, yarataca\u011f\u0131n\u0131 ve her \u015feyi bilir. O halde b\u00fct\u00fcn g\u00f6\u011f\u00fcslerin hakikatini de bilir. M\u00fckelleflerden \u00e7\u0131kan gizli a\u00e7\u0131k, iyi ve k\u00f6t\u00fc her s\u00f6z ve fiil, iman ve k\u00fcf\u00fcr, her hal ve durum, her niyet ve maksat O&#8217;na malumdur. L\u00fctfunu da cezas\u0131n\u0131 da ona g\u00f6re verir. Onun i\u00e7in insan olan, \u00f6l\u00fcm ve hayat aras\u0131na, imtihan meydan\u0131na d\u00f6k\u00fclm\u00fc\u015f bulunan b\u00fct\u00fcn sorumlular, O&#8217;na gizli ve a\u00e7\u0131kta o nisbette korku ve sevgiyle, sayg\u0131 ve h\u00fcrmet demek olan ha\u015fyet hissiyle dolu olarak yararl\u0131 i\u015fler ko\u015fup o ate\u015f azab\u0131ndan korunmal\u0131, Allah&#8217;\u0131n m\u00fcjdeledi\u011fi o b\u00fcy\u00fck m\u00fckafat ve ba\u011f\u0131\u015fa ermelidirler.<\/p>\n<p>\u015eimdi bunu daha pratik bir \u015fekilde a\u00e7\u0131klamak ve bu \u00e2lemde insan i\u00e7in yery\u00fcz\u00fcnden g\u00f6\u011fe, maddeden m\u00e2n\u00e2ya, al\u00e7akl\u0131ktan y\u00fcksekli\u011fe terakki \u015fekilleriyle gerileme ve helak tehlikeleri aras\u0131nda do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;\u0131n rahmetine g\u00f6t\u00fcrecek bir do\u011fru yola, ahiret hayat\u0131 ve dirilme gayesine y\u00f6nlendirmek i\u00e7in hem te\u015fvik hem de uyar\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nda buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>15- O size yeri boyun e\u011fer k\u0131ld\u0131. Haydi onun omuzlar\u0131nda (da\u011flar\u0131nda, tepelerinde) y\u00fcr\u00fcy\u00fcn ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zk\u0131ndan yeyin. D\u00f6n\u00fc\u015f ancak O&#8217;nad\u0131r.<\/p>\n<p>16- G\u00f6kte olan\u0131n, sizi yere bat\u0131r\u0131vermeyece\u011finden emin misiniz? O zaman yer sars\u0131ld\u0131k\u00e7a sars\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>17- Yoksa siz, g\u00f6kte olan\u0131n \u00fczerinize ta\u015f ya\u011fd\u0131ran bir kas\u0131rga g\u00f6ndermeyece\u011finden emin misiniz? Tehdidim nas\u0131lm\u0131\u015f bileceksiniz.<\/p>\n<p>18- Andolsun, onlardan \u00f6ncekiler de yalanlad\u0131lar. Ama beni ink\u00e2r nas\u0131l oldu?<\/p>\n<p>19- \u00dcstlerinde kanatlar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131p yumarak u\u00e7an ku\u015flar\u0131 g\u00f6rm\u00fcyorlar m\u0131? Onlar\u0131 Rahm\u00e2n&#8217;dan ba\u015fkas\u0131 tutmuyor. Do\u011frusu O, her \u015feyi g\u00f6rmektedir.<\/p>\n<p>20- Rahm\u00e2n olan Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 \u015fu size yard\u0131m edecek askerleriniz hani kimlerdir? \u0130nk\u00e2rc\u0131lar, ancak derin bir gaflet i\u00e7inde bulunmaktad\u0131rlar.<\/p>\n<p>21- Allah size verdi\u011fi r\u0131zk\u0131 kesiverse, size r\u0131z\u0131k verecek olabilen kimdir? Hay\u0131r, onlar azg\u0131nl\u0131k ve nefrette direnip durmaktad\u0131rlar.<\/p>\n<p>22- \u015eimdi y\u00fcz \u00fcst\u00fc kapanarak y\u00fcr\u00fcyen mi do\u011fru gider, yoksa dosdo\u011fru yolda y\u00fcr\u00fcyen mi?<\/p>\n<p>23- De ki: &#8220;Sizi yaratan, size kulaklar g\u00f6zler ve g\u00f6n\u00fcller veren O&#8217;dur. Ne kadar az \u015f\u00fckrediyorsunuz!&#8221;<\/p>\n<p>24- De ki: &#8220;Sizi yerden \u00fcreten O&#8217;dur ve O&#8217;na toplan\u0131p g\u00f6t\u00fcr\u00fcleceksiniz.&#8221;<\/p>\n<p>25- (Onlar): &#8220;Do\u011fru iseniz bu tehdit ne zaman olacak?&#8221; diyorlar<\/p>\n<p>26- De ki: &#8220;(O&#8217;na ait) bilgi, Allah&#8217;\u0131n yan\u0131ndad\u0131r. Ben ancak apa\u00e7\u0131k bir uyar\u0131c\u0131y\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>27- Onu yak\u0131n g\u00f6r\u00fcnce ink\u00e2r edenlerin y\u00fczleri k\u00f6t\u00fcle\u015fti. Ve: &#8220;\u0130\u015fte \u00e7a\u011f\u0131r\u0131p durdu\u011funuz \u015fey budur!&#8221; dendi.<\/p>\n<p>28- De ki: &#8220;Baksan\u0131za, e\u011fer Allah beni ve benimle beraber olanlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrse, yahut bize merhamet etse, k\u00e2firleri ac\u0131 bir azabdan kim kurtarabilir?<\/p>\n<p>29- De ki: &#8220;O \u00e7ok merhametlidir. O&#8217;na inanm\u0131\u015f, O&#8217;na dayanm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. Yak\u0131nda kimin apa\u00e7\u0131k bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde oldu\u011funu bileceksiniz.&#8221;<\/p>\n<p>30- De ki: &#8220;Baksan\u0131za, e\u011fer suyunuz \u00e7ekilse, size kim bir akarsu getirebilir?&#8221;<\/p>\n<p>15-16. &#8220;O k\u0131ld\u0131&#8221; Bu c\u00fcmle, l\u00fctuf sahibi ve her \u015feyden haberdar olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n insanlara olan l\u00fctuflar\u0131ndan birini hat\u0131rlatmakta ve O&#8217;na ait vazife ve gayeleri g\u00f6stermektedir. Sizin i\u00e7in. Bunun \u00f6nce zikredilmesi ihtisas ifade eder. Yani her \u015fey ve her yarat\u0131k i\u00e7in de\u011fil, ancak siz insanlar ve \u00f6zellikle bu s\u00f6ze muhatab olan kulak ve ak\u0131l sahibi kimseler i\u00e7in k\u0131ld\u0131. Yery\u00fcz\u00fcn\u00fc bir zel\u00fbl. Zel\u00fbl, boyun e\u011fmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen, esre ile &#8220;zill&#8221; mastar\u0131ndan m\u00fcbala\u011fa s\u0131fat\u0131d\u0131r. Herhangi bir \u015feyden sana boyun e\u011fen, yani istedi\u011fin gibi kolayl\u0131kla \u00e7ekip g\u00f6t\u00fcrecek \u015fekilde kullanmaya m\u00fcsait bulunan uysal \u015feye zel\u00fbl denir. Bunda as\u0131l olan hakaret ve horluk m\u00e2n\u00e2s\u0131 de\u011fil, kolayl\u0131k, yumu\u015fakl\u0131k, uygunluk yani uysall\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. Bir \u015fey zel\u00fbl olmakla beraber \u015ferefli olabilir. Nitekim tevazu, yani m\u00fctevazi davranma bir \u015fereftir.<\/p>\n<p>H\u00e2k ol ki Hud\u00e2 mertebeni eyleye \u00e2li.<br \/>\nT\u00e2c-\u0131 ser-i \u00e2lemdir o kim h\u00e2k-i kademdir.<br \/>\n&#8220;Toprak ol ki Allah dereceni y\u00fcceltsin<br \/>\nKim aya\u011f\u0131n tozu olursa o \u00e2lemin ba\u015f tac\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Yani zel\u00fbl olmak, zelil olmay\u0131 gerektirmez. Hor ve hakir demek olan zelil, &#8220;z\u00e2l&#8221;\u0131n \u00f6tresiyle &#8220;z\u00fcll&#8221; mastar\u0131ndan gelir. Boyun e\u011fmek ve uysall\u0131k, haric\u00ee bir sebep ve tesirle meydana gelmekle beraber, esas itibariyle istekle yap\u0131lan bir fiil oldu\u011fundan zel\u00fbl vasf\u0131, hayvanlar i\u00e7in hakikat anlam\u0131 ifade eder. En&#8217;\u00e2m denilen yumu\u015fak ba\u015fl\u0131 hayvanlar, zel\u00fbldur. &#8220;Bu hayvanlar\u0131 onlar\u0131n emrine \u00e2m\u00e2de k\u0131ld\u0131k. Onlar\u0131n baz\u0131s\u0131n\u0131 binek olarak kullan\u0131rlar, baz\u0131s\u0131n\u0131 besin olarak yerler.&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/72) \u00e2yeti de bu anlamdad\u0131r. Lisan\u0131m\u0131zda bunun en yayg\u0131n \u00f6rne\u011fi koyundur. &#8220;Koyun gibi&#8221; deriz, koyun zel\u00fbldur, zelil denilmez. E\u015fek zel\u00fbl olmakla beraber zelillikte de bir \u00f6rnektir. Deve zel\u00fbldur, ama zelil de\u011fildir.<\/p>\n<p>At sahibine kar\u015f\u0131 itaatk\u00e2rd\u0131r. Ufak bir i\u015faretten anlar, zelil de\u011fildir. Kullanmas\u0131n\u0131 bilmeyeni dinlemez, silker ge\u00e7iverir. Beygir de hem uysal hem de a\u015fa\u011f\u0131lanan bir hayvand\u0131r. Kat\u0131r ise genellikle hor g\u00f6r\u00fcl\u00fcr pek uysal de\u011fildir. Ta\u015f gibi zorlukla kullan\u0131lan \u015feylere zel\u00fbl denilmez, denilirse mecaz olur. \u015eu halde yery\u00fcz\u00fcne &#8220;zel\u00fbl&#8221; denilmesi bir benzetmedir. &#8220;Zel\u00fbl hayvan gibi&#8221; anlam\u0131ndad\u0131r. Omuzlar\u0131nda y\u00fcr\u00fcme emri karinesiyle bunun sade bir koyun gibi eti yenen, s\u00fct\u00fc sa\u011f\u0131lan, y\u00fcn\u00fc k\u0131rp\u0131lan bir hayvan olmay\u0131p, at veya deve gibi daha ziyade, binilen en m\u00fchim bir hayvana benzetilmi\u015f oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor ki bu konuda, ilk akla gelen de Arab at\u0131 veya hecin denilen iki h\u00f6rg\u00fc\u00e7l\u00fc ve \u00e7ok h\u0131zl\u0131 ko\u015fan bir cins devedir. Yer, bu suretle her t\u00fcrl\u00fc istifadeye m\u00fcsait olarak binilen ve incitmeden y\u00fcr\u00fcyen uysal bir binit halinde tasvir edilmi\u015ftir ki, bunda onun hissedilmeyecek kadar istekli ve seri bir hareketle sarsmaks\u0131z\u0131n y\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcne de bir i\u015faret vard\u0131r. Demek ki Allah Te\u00e2l\u00e2 bize yerin hareketini ger\u00e7ekte oldu\u011fu gibi hissedilmeyecek bir halde bildirmi\u015ftir. Bilindi\u011fi gibi bu nevi te\u015fbih ve istiareleri kuvvetlendirmek i\u00e7in g\u00f6sterilen delillere &#8220;ter\u015fih&#8221; denilir. Burada da maksad\u0131n \u00f6yle bir benzer binit oldu\u011fu \u015fu \u015fekilde ter\u015fih edilerek buyuruluyor ki: &#8220;Haydi onun omuzlar\u0131nda y\u00fcr\u00fcy\u00fcn.&#8221; Bu emirden iki y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f anla\u015f\u0131l\u0131r. Birisi, onun \u00fczerinde, omuzlar\u0131nda y\u00fcr\u00fcmektir ki bu, bildi\u011fimiz \u015fekilde yer \u00fczerinde bizzat yapm\u0131\u015f oldu\u011fumuz y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu c\u00fcmlede emir fiiline ba\u011flanarak &#8220;mef&#8217;ul-i fih&#8221; olur. Buna g\u00f6re biz yaln\u0131z yerin s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f oluruz. Di\u011feri de bir at veya gemi \u00fczerinde fakat yerin s\u0131rt\u0131nda ve onun y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fc ile y\u00fcr\u00fcmemizdir ki, bu durumda zarf-\u0131 m\u00fcstakarr olarak &#8220;me\u015fy&#8221;in f\u00e2ili olan muhatablardan haldir. Bunda Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n emriyle ilk defa bizatihi y\u00fcr\u00fcyen yery\u00fcz\u00fc, ikincisi de, onun \u00fczerinde vas\u0131ta ile y\u00fcr\u00fcyen biz olmu\u015f oluruz. Bu suretle y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcz yerin bir s\u0131n\u0131r\u0131na do\u011fru de\u011fil, g\u00f6\u011fe do\u011frudur. Arkadan gelen \u00e2yette de g\u00f6kten bahsedilmesi, buna a\u00e7\u0131k bir delildir. Bu \u00e2yette \u00fczerinde durulmas\u0131 gereken birka\u00e7 nokta daha vard\u0131r.<\/p>\n<p>1- Yerin men\u00e2kibi nedir? Bilindi\u011fi gibi menkib, omuz demektir. Ancak g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi \u00e2yette &#8220;iki omuzunda&#8221; ifadesi kullan\u0131lmayarak &#8220;menakib&#8221; \u015feklinde \u00e7o\u011ful s\u0131\u011fas\u0131yla zikredilmi\u015ftir. Demek ki yerin omuzlar\u0131, bildi\u011fimiz binit hayvanlar\u0131nda oldu\u011fu gibi iki omuzdan ibaret de\u011fil, \u00e7oktur. O halde bu omuzlar nedir? R\u00e2zi&#8217;nin beyan\u0131na g\u00f6re m\u00fcfessirlerin bu konuda \u00fc\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc vard\u0131r. Birisi, &#8220;Kat\u00e2de, Dahh\u00e2k ve \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr ki, buna g\u00f6re yerin omuzlar\u0131ndan maksat, da\u011flar ve tepelerdir.&#8221; \u0130nsan\u0131n omuzlar\u0131 y\u00fcksek oldu\u011fu gibi da\u011flar da y\u00fcksek oldu\u011fundan &#8220;men\u00e2kib&#8221; denilmi\u015fir. Bu anlay\u0131\u015f\u0131n neticesinde \u015f\u00f6yle bir m\u00e2n\u00e2 ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f olur: Ben size onun omuzlar\u0131nda (da\u011f ve tepelerinde) bile y\u00fcr\u00fcmeyi kolayla\u015ft\u0131rd\u0131m. Halbuki omuzlar yerin, zelil k\u0131l\u0131nmaktan en uzak olan c\u00fczleridir. O halde di\u011fer c\u00fczlerindeki kolayl\u0131k daha fazla olmaz m\u0131?<\/p>\n<p>\u0130kincisi, yerin omuzlar\u0131ndan kas\u0131t, yollar\u0131, a\u00e7\u0131kl\u0131klar\u0131 ve yan taraflar\u0131d\u0131r. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f de, Hasen, M\u00fcc\u00e2hid, Kelbi ve Muk\u00e2til&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc ve At\u00e2&#8217;n\u0131n \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan yapt\u0131\u011f\u0131 bir nakildir. Ferr\u00e2 ve \u0130bn\u00fc Kuteybe de bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc tercih etmi\u015flerdir. Buna g\u00f6re de men\u00e2kib, yan taraflar demektir. Adam\u0131n iki omuzu da iki yan\u0131d\u0131r. Ve bu, &#8220;Allah, size yeri bir sergi yapt\u0131 ki onda (a\u00e7\u0131lan) geni\u015f geni\u015f yollarda gidesiniz.&#8221; (Nuh, 71\/19,20) \u00e2yeti gibidir. Bu iki g\u00f6r\u00fc\u015fte de men\u00e2kib, mecazi anlamda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, Zemah\u015feri demi\u015ftir ki: &#8220;Omuzlarda y\u00fcr\u00fcmek ifadesi, a\u015f\u0131r\u0131 zelil k\u0131l\u0131nman\u0131n bir misalidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc iki omuz ve onlar\u0131n birle\u015fme yeri olan ense k\u00f6k\u00fc, devenin en ince ve y\u00fcr\u00fcyenin aya\u011f\u0131yla bas\u0131p ta itimad edebilece\u011fi en zay\u0131f noktas\u0131d\u0131r. Deve omuzunda y\u00fcr\u00fcnebilecek bir duruma geldi\u011fi zaman boyun e\u011fme ve itaat etme konusunda son dereceye gelmi\u015f demektir.&#8221; Bu surette &#8220;yerin omuzlar\u0131nda y\u00fcr\u00fcy\u00fcn&#8221; emri, yerin boyun e\u011fmede nih\u00e2i derecede olmas\u0131ndan kinaye olarak deveye te\u015fbihi ifade etmektedir. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re \u00e2yet, &#8220;onda istedi\u011finiz gibi tasarruf edin&#8221; demektir. G\u00fczel olmakla beraber burada &#8220;men\u00e2kib&#8221;in ayr\u0131ca bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeyerek &#8220;me\u015fy&#8221; (y\u00fcr\u00fcmek) fiili ile beraber kinaye veya isti\u00e2re-i temsiliyye yap\u0131lm\u0131\u015f olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bununla yetinmek ise, yerin omuzlar\u0131 denilen \u015feyleri ara\u015ft\u0131rmaya l\u00fczum g\u00f6stermemi\u015f olaca\u011f\u0131ndan, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn etraf\u0131n\u0131 ke\u015ffe \u00e7al\u0131\u015fmak gibi gayretleri tahrik etmeye elveri\u015fli olmad\u0131\u011f\u0131 zannedilebilir. Halbuki bu emir, yer \u00fczerinde yay\u0131lma duygusu telkin ederek m\u00fcsl\u00fcmanlara az bir zaman i\u00e7inde \u00e2leme da\u011f\u0131lma yollar\u0131n\u0131 a\u00e7m\u0131\u015f olan il\u00e2hi ir\u015fadlardand\u0131r. \u015eu halde men\u00e2kib tabiri i\u00e7in de ayr\u0131ca bir m\u00e2n\u00e2 d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerektir ki o da, bu \u00fc\u00e7 izah\u0131n h\u00fclasas\u0131 olmak \u00fczere ortaya \u00e7\u0131kan m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Buna g\u00f6re yerin omuzlar\u0131ndan maksat, yerin en y\u00fcksek, en uzak, y\u00fcr\u00fcmek i\u00e7in en zor ve nazik yerlerine kadar uzanan s\u0131rt\u0131 demektir ki bu da, da\u011flar\u0131, tepeleri, ovalar\u0131 ve dereleriyle b\u00fct\u00fcn do\u011fu-bat\u0131 taraflar\u0131na, kuzey ve g\u00fcney kutuplar\u0131na var\u0131ncaya kadar etraf\u0131n\u0131 ku\u015fatan alan\u0131n hepsini kapsar. Bu itibarla &#8220;yerin omuzlar\u0131ndan maksat, yerin etraf\u0131d\u0131r&#8221; \u015feklinde yap\u0131lan tefsir, en kapsaml\u0131 bir tefsirdir. Ancak Zemah\u015feri&#8217;nin dedi\u011fi gibi, &#8220;me\u015fiy&#8221; (y\u00fcr\u00fcmek) fiiline &#8220;m\u00fcmk\u00fcn olan her t\u00fcrl\u00fc tasarrufda bulunma&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 verildi\u011finde bundan yaln\u0131z yerin sath\u0131nda kal\u0131nmay\u0131p hafriyat veya ba\u015fka yollarla yerin derinliklerinde ara\u015ft\u0131rma yapmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 da anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>2- Bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, yerin omuzlar\u0131nda y\u00fcr\u00fcmek i\u00e7in \u00f6nce onu ke\u015ffedip bilmeye de ihtiya\u00e7 vard\u0131r. Bu ise, yerin sath\u0131na dair halleri bildiren ve ad\u0131na co\u011frafya denilen bilgilerle olur. \u015eu halde burada co\u011frafya bilgisini tahsil etmeye ve yava\u015f yava\u015f ke\u015fifleri ileri g\u00f6t\u00fcrerek ara\u015ft\u0131rma yapmaya da bir te\u015fvik vard\u0131r. Ayr\u0131ca bundan yerle ilgili ara\u015ft\u0131rmalarda bulunmak gibi pratik ilimlerin hepsine y\u00f6nlendirme m\u00e2n\u00e2s\u0131 da anla\u015f\u0131labilir.<\/p>\n<p>3- &#8220;Y\u00fcr\u00fcy\u00fcn&#8221; ve &#8220;yiyin&#8221; emirlerine m\u00fcfessirler m\u00fcbahl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131 vermi\u015flerdir. Bu, umumi a\u00e7\u0131dan do\u011fru olmakla beraber biraz izaha ihtiya\u00e7 g\u00f6steren bir konudur. S\u00f6z\u00fcn gelimi, bu emirlerin s\u0131rf m\u00fcbahl\u0131k i\u00e7in de\u011fil, l\u00fctuf ve uyarma aras\u0131nda bir ir\u015fad i\u00e7in oldu\u011funu da g\u00f6stermektedir. L\u00fctuf, as\u0131l fiillere kar\u015f\u0131 ihtiyatl\u0131 k\u0131lma ve g\u00fc\u00e7lendirerek te\u015fvik etme a\u00e7\u0131s\u0131ndand\u0131r. Bu y\u00f6nden \u00e2yette ibah\u00e2 (m\u00fcbahl\u0131k)dan \u00f6te bir nedb (yap\u0131lmas\u0131n\u0131 uygun g\u00f6rme) ve l\u00fczumuna g\u00f6re v\u00fccub m\u00e2n\u00e2s\u0131 da vard\u0131r. Nafakas\u0131n\u0131 temin etmek ve \u00f6lmeyecek derecede yemek vacib oldu\u011fu i\u00e7in bu gibi durumlarda s\u00f6zkonusu emirler m\u00fcbah olarak kalamaz. Uyarma hususuna gelince o da, &#8220;D\u00f6n\u00fc\u015f O&#8217;nad\u0131r.&#8221; (M\u00fclk, 67\/15) \u00e2yetinden de anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere bu fiillere yol a\u00e7an gaye ve niyetlere g\u00f6redir. Yani y\u00fcr\u00fcy\u00fcn, \u00e7al\u0131\u015f\u0131n, yeyin ama bu kuvvetleri ve sel\u00e2hiyetleri size veren Allah&#8217;\u0131 ve \u00f6l\u00fcm\u00fc unutmayarak ve ona hesap verece\u011finizi d\u00fc\u015f\u00fcnerek hareket edin. Haks\u0131zl\u0131k, tecav\u00fcz, israf, zevk ve e\u011flenceye dalmak gibi k\u00f6t\u00fc gayeler i\u00e7in de\u011fil, Allah i\u00e7in ve Allah&#8217;a gidece\u011finizi hesap ederek, k\u0131sacas\u0131 Allah&#8217;tan korkarak y\u00fcr\u00fcy\u00fcn ve yeyin demektir. Bu iki husus d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce umumi sonu\u00e7 m\u00fcbahl\u0131k mahiyetinde kalsa da, bunlar\u0131n gerek ferd, gerek cemiyet a\u00e7\u0131s\u0131ndan m\u00fchim bir uyar\u0131 oldu\u011funu unutmamak ve durumun gerektirdi\u011fine g\u00f6re v\u00fcc\u00fbb, nedb, ibaha h\u00fck\u00fcmlerini ictihad yaparak ay\u0131rmak icab eder.<\/p>\n<p>4- &#8220;Onlar\u0131n omuzlar\u0131nda y\u00fcr\u00fcy\u00fcn ve O&#8217;nun r\u0131zk\u0131ndan yiyin. D\u00f6n\u00fc\u015f, yaln\u0131z O&#8217;nad\u0131r.&#8221; \u00e2yetindeki &#8220;y\u00fcr\u00fcy\u00fcn&#8221; ve &#8220;yeyin&#8221; emirleri, y\u00fcr\u00fcmenin r\u0131z\u0131k i\u015fi yani hayat m\u00fccadelesinde yararl\u0131 i\u015flerle \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazanma meselesiyle ilgili bir i\u015f oldu\u011funu ifade eder. Ayr\u0131ca bu s\u00fbreyi okuman\u0131n r\u0131zk\u0131n geni\u015flemesiyle alakal\u0131 bulundu\u011funa dair daha \u00f6nce ge\u00e7en haberlerin kayna\u011f\u0131n\u0131n da bu \u00e2yet oldu\u011funu ortaya koyar. Ve b\u00f6ylece de &#8220;Hanginizin daha yararl\u0131 i\u015f(ler) yapaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 denemek i\u00e7in&#8230;&#8221; (M\u00fclk, 67\/2) \u00e2yetinde beyan edildi\u011fi gibi \u00f6l\u00fcm ve hayat aras\u0131nda en g\u00fczel i\u015fler yapmak i\u00e7in imtihan meydan\u0131na \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n pratik bir manzaras\u0131n\u0131 anlatm\u0131\u015f olur. \u015eu halde bu y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f, gerek cihad, gerek ticaret, gerek ziraat ve gerek sanayi gibi herhangi bir \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n kazan\u00e7 sebeplerini ve maksatlar\u0131n\u0131 i\u00e7ine almaktad\u0131r. Bununla beraber &#8220;De ki: &#8220;Yery\u00fcz\u00fcnde dola\u015f\u0131n ve bak\u0131n&#8230;&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/11; Nahl, 16\/36; Neml, 27\/69; Ankebut, 29\/20; Rum, 30\/42) emirleri do\u011frultusunda yery\u00fcz\u00fcn\u00fc m\u00fc\u015fahede edip ara\u015ft\u0131rarak ibret ve bilgi elde etmek, din ve faziletin yay\u0131lmas\u0131 konusunda gayret g\u00f6stererek m\u00fckafat kazanmak gibi manev\u00ee r\u0131z\u0131klarla faydalanma maksatlar\u0131n\u0131 dahi kapsamaktad\u0131r. \u015eu halde bu emirler aynen fertlere de hitab etmekle beraber daha ziyade cemiyete y\u00f6neliktir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu suretledir ki, m\u00fcsl\u00fcmanlar, &#8220;hay\u0131r i\u015flerine ko\u015fun&#8221; (Bakara, 2\/148; M\u00e2ide, 5\/48) \u00e2yeti \u00fczere imtihan meydan\u0131na sevkedilmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Ve r\u0131zk\u0131ndan yeyin, yani &#8220;O yarat\u0131c\u0131n\u0131n r\u0131zk\u0131ndan yeyin.&#8221; emrinde yer alan &#8220;ekl&#8221; yaln\u0131z yiyece\u011fe mahsus olmay\u0131p &#8220;zikr-i h\u00e2s, irade-i \u00e2mm&#8221; (hususi m\u00e2n\u00e2da zikredilip, umumun kasdedilmesi) kabilinden olarak i\u00e7mek ve giyinmek gibi hususlar\u0131 da i\u00e7ine almak \u00fczere mutlak faydalanma m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi gibi Bakara S\u00fbresi&#8217;nde yer alan &#8220;Kendilerine verdi\u011fimiz r\u0131z\u0131klardan infak ederler.&#8221; (Bakara, 2\/3) \u00e2yetinde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere t\u0131pk\u0131 ilimde oldu\u011fu gibi maddiyattan ba\u015fka maneviyat\u0131 da kapsamaktad\u0131r. Nitekim r\u0131zk hakk\u0131nda yap\u0131lan &#8220;Allah&#8217;\u0131n hayvanlara g\u00f6nderdi\u011fi ve onlar\u0131n yedikleri \u015feylerdir.&#8221; \u015feklindeki me\u015fhur tarifde ge\u00e7en &#8220;ekl&#8221; (yemek) de &#8220;intif\u00e2&#8221; (yararlanma) diye tefsir edilmi\u015ftir. Bu, akaid ilminin \u00fczerinde durdu\u011fu bir husustur. Sonra bu r\u0131z\u0131k yaln\u0131z yery\u00fcz\u00fcnde bulunan r\u0131z\u0131ktan ibaret de\u011fildir. &#8220;R\u0131zk\u0131n\u0131z da &#8230; semadad\u0131r.&#8221; (Z\u00e2riyat, 51\/22) \u00e2yetinde ifade edildi\u011fi \u00fczere r\u0131zk\u0131m\u0131z\u0131n en m\u00fchim esas\u0131n\u0131n g\u00f6kte olmas\u0131na &#8220;O yerde ne varsa hepsini sizin i\u00e7in yaratt\u0131. Sonra kendine has bir \u015fekilde g\u00f6\u011fe d\u00f6n\u00fcp do\u011fruldu&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/29) \u00e2yetinde i\u015faret edildi\u011fi gibi biz yerin omuzlar\u0131nda y\u00fcr\u00fcrken yaln\u0131z yerde de\u011fil, onunla beraber g\u00f6\u011fe do\u011fru da y\u00fcr\u00fcmeye ve bu suretle semadan havam\u0131z\u0131 ve \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 ve di\u011fer madd\u00ee ve manev\u00ee ihtiya\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131 bildi\u011fimiz ve bilmedi\u011fimiz yollardan almaktay\u0131z. Binaenaleyh bu y\u00fcr\u00fcme ve yemenin gaflet ve al\u00e7akl\u0131kla de\u011fil, b\u00fcy\u00fck bir uyan\u0131kl\u0131k ve y\u00fcksek bir hayat gayesiyle olmas\u0131 laz\u0131m gelir ki, o da, Allah i\u00e7in iyi niyet ta\u015f\u0131yarak ahirete y\u00f6nelik maksatlar\u0131 g\u00f6zetmek ve Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcnde o suretle mertebeye ula\u015fmakt\u0131r. Onun i\u00e7in bu emirlerin sebebi olmak \u00fczere buyuruluyor ki bununla beraber d\u00f6n\u00fc\u015f ancak O&#8217;nad\u0131r. Furkan ve di\u011fer s\u00fbrelerde de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;n\u00fc\u015f\u00fbr&#8221; yay\u0131lmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelmekle beraber daha ziyade hayat, \u00f6zellikle \u00f6l\u00fcmden sonraki hayat, ba\u015fka bir ifade ile \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmek demektir. Yani giderken sonunuzun yine o ba\u015flang\u0131ca d\u00f6nmek oldu\u011funu unutmay\u0131n. Gidip gidip nihayet O&#8217;na varacaks\u0131n\u0131z. O&#8217;nun i\u00e7in dirileceksiniz. Evvel O oldu\u011fu gibi \u00c2hir de O&#8217;dur. B\u00fct\u00fcn y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015fler b\u00f6yle iki ucu birle\u015fen bir daire \u00fczerinde meydana gelen bir d\u00f6nme hareketi demektir. \u015eu halde b\u00fct\u00fcn o hareket esnas\u0131nda da yular tamamen O&#8217;nun elindedir. As\u0131l hayat ve hayat\u0131n gayesi sizin i\u00e7in de\u011fil O&#8217;nundur. M\u00fclk O&#8217;nun elindedir. B\u00f6yle d\u00fcnya ve ahiretin birli\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmeyenler, peri\u015fan olur. En y\u00fcksek idealin O&#8217;nun r\u0131zas\u0131 olmas\u0131 laz\u0131m gelir. Sizin dedi\u011finiz ve kuruntunuz olacak de\u011fil, O&#8217;nun dedi\u011fi olacakt\u0131r. O&#8217;nun r\u0131zas\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda hangi maksada ula\u015fmak i\u00e7in y\u00fcr\u00fcseniz nihayet O&#8217;nun birlik huzuruna, o niyet ve maksad\u0131n sorumlulu\u011funu ta\u015f\u0131yarak varacaks\u0131n\u0131z. Fani maksatlar s\u00f6necek, o m\u00fclk\u00fcn nizam\u0131na uygun olmayan fikirler, hareketler ortadan kalkacak, bakiye ait olanlar kalacakt\u0131r. K\u00f6t\u00fc amellerde ate\u015fi k\u00f6r\u00fckleyenler ate\u015fe, g\u00fczel amellerle cenneti s\u00fcslemeye \u00e7al\u0131\u015fanlar ba\u011f\u0131\u015f ve cennete ula\u015facakt\u0131r. Evet, yerin omuzlar\u0131nda y\u00fcr\u00fcy\u00fcn, ama \u015funu iyi bilerek y\u00fcr\u00fcy\u00fcn ki b\u00fct\u00fcn o y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015flerin, o yeyi\u015flerin gayesi O&#8217;nunla nihayete eren bir d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr. O d\u00f6n\u00fc\u015f de, nihayet bir y\u00fckle o yarat\u0131c\u0131ya d\u00f6n\u00fcp O&#8217;na arz edilmektir. Yeri size itaatk\u00e2r k\u0131lan ve onun \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcme selahiyet ve kuvvetini veren O oldu\u011fu gibi, onda y\u00fcr\u00fctecek ve maksada erdirecek ve sonunda kendine var\u0131lacak olan da O&#8217;dur. O halde daima O&#8217;nun l\u00fctfu sayesinde y\u00fcr\u00fcy\u00fcn\u00fcz ve sonunda O&#8217;nun huzuruna var\u0131p hesap verece\u011finizi d\u00fc\u015f\u00fcnerek O&#8217;nun nizam ve h\u00fck\u00fcmlerinin d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kmaya \u00e7al\u0131\u015fmaks\u0131z\u0131n, k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fck, zul\u00fcm ve isyan, k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve \u015feytanl\u0131k yollar\u0131na sapmaks\u0131z\u0131n nimetlerinin kadrini bilip her birini yerinde sarfetmek i\u00e7in en g\u00fczel \u015fekilde hareket ederek, k\u0131sacas\u0131 ba\u015fta ve sonda O&#8217;na iman edip ve korkusuyla dolup, azab\u0131ndan korunarak ve nimetlerine \u015f\u00fckrederek O&#8217;nun yan\u0131nda vaad edilen en y\u00fcksek hayata ermek i\u00e7in y\u00fcr\u00fcy\u00fcn, yoksa o yeri size am\u00e2de k\u0131lan ve size onun omuzlar\u0131nda y\u00fcr\u00fcme sel\u00e2hiyeti veren yarat\u0131c\u0131, diledi\u011fi zaman sizden o sel\u00e2hiyeti al\u0131p size yeri itaats\u0131z hale getirerek, alt\u0131n\u0131zda \u00e7alkalay\u0131vermeye veya size, sizden daha kuvvetlisini musallat etmeye de k\u00e2dirdir. \u0130\u015fte bu uyar\u0131 y\u00f6n\u00fc \u015fu \u00e2yetlerle a\u00e7\u0131klan\u0131yor.<\/p>\n<p>17. &#8220;G\u00f6kte olandan emin mi oldunuz?&#8221; &#8220;Semadaki zat (g\u00f6kte olan)&#8221; demektir. Bu \u00fcnvan bizden \u00fcst\u00fcn olarak g\u00f6kte bulunan ak\u0131l sahibi varl\u0131klar\u0131n hepsini i\u00e7ine almaktad\u0131r. Onun i\u00e7in baz\u0131 m\u00fcfessirler &#8220;g\u00f6ktekiler&#8221;den maksad\u0131n melekler oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. L\u00e2kin s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi, bunun melekler de\u011fil de, Allah Te\u00e2l\u00e2 oldu\u011funu g\u00f6stermektedir ki selef \u00e2limlerinden nakledilen g\u00f6r\u00fc\u015f de \u00e7o\u011funlukla budur. Ancak &#8220;O&#8217;nun k\u00fcrs\u00fcs\u00fc (taht\u0131) g\u00f6kleri ve yeri i\u00e7ine al\u0131r&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/255) \u00e2yetinde ifade edildi\u011fi gibi Ar\u015f&#8217;tan da \u00fcst\u00fcn olan ve &#8220;O&#8217;nun benzeri hi\u00e7bir \u015fey yoktur.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/11) \u00e2yetine g\u00f6re de benzeri bulunmayan Allah Te\u00e2l\u00e2 g\u00f6ktedir demek nas\u0131l olur? zarfiyyet m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi ve zarf, mazr\u00fbfundan (zarflanandan) b\u00fcy\u00fck oldu\u011fu cihetle g\u00f6\u011f\u00fcn Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan daha b\u00fcy\u00fck olmas\u0131, yahut O&#8217;nun da yaratt\u0131\u011f\u0131 cisimler gibi mekana muhta\u00e7 olmas\u0131 ve mekan\u0131n O&#8217;na ihtiya\u00e7 duymamas\u0131 laz\u0131m gelmez mi? Ve o halde O, her \u015feyi ku\u015fat\u0131c\u0131 olur mu? diye bir\u00e7ok soru sorulabilir. Zaten bu y\u00fczdendir ki s\u00f6zkonusu \u00e2yetle ilgili olduk\u00e7a fazla m\u00fcnaka\u015fa yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu konuda m\u00e2n\u00e2s\u0131 en muhkem (a\u00e7\u0131k ve kesin) olan \u00e2yetini, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n mekandan ve cihetten ber\u00ee oldu\u011funa dair zikredilen nakl\u00ee ve akl\u00ee delilleri iyi kavrayamam\u0131\u015f olan M\u00fc\u015febbihe Mezhebi taraftarlar\u0131, bir\u00e7ok m\u00e2n\u00e2ya ihtimali olmas\u0131 itibariyle az \u00e7ok m\u00fcte\u015fabih olan &#8220;g\u00f6kte olan&#8221; dan maksad\u0131n Allah Te\u00e2la oldu\u011funda ve bundan dolay\u0131 da &#8220;Allah g\u00f6ktedir.&#8221; demekte \u0131srar etmi\u015fler ve g\u00f6kten de cism\u00e2n\u00ee m\u00e2n\u00e2 anlamak istemi\u015flerdir. Baz\u0131lar\u0131 da &#8220;Rahm\u00e2n Ar\u015f&#8217;a istiv\u00e2 etti.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/5) \u00e2yeti ile uyumlu hale getirmek i\u00e7in buradaki y\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na alarak g\u00f6\u011f\u00fcn \u00fczerinde, yani fevk\u0131nda Ar\u015f \u00fczerinde demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Ancak bundan kimisi sabit kalmak, kimisi de cihet (y\u00f6n) m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karm\u0131\u015flard\u0131r. Bunlar ise, muhkem olan \u00e2yetine ve daha ba\u015fka \u00e2yet ve delillere de ters d\u00fc\u015fmektedir.<\/p>\n<p>Ebu M\u00fcslim el-\u0130sfah\u00e2ni gibi baz\u0131lar\u0131 da bunun, &#8220;Allah g\u00f6ktedir.&#8221; diye zanneden m\u00fc\u015friklerin zanlar\u0131na g\u00f6re bir hitab oldu\u011funu benimsemi\u015flerse de, burada da hitab\u0131n \u00f6nceki \u00e2yette oldu\u011fu gibi umumi bir anlam ta\u015f\u0131mas\u0131n\u0131n s\u00f6zgelimine daha uygun olmas\u0131ndan dolay\u0131 bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn de makbul oldu\u011funu ileri s\u00fcrmek olduk\u00e7a zordur. Bir k\u0131s\u0131m \u00e2limler de bunun, &#8220;G\u00f6kteki il\u00e2h da, yerdeki il\u00e2h da O&#8217;dur.&#8221; (Zuhruf, 43\/84), &#8220;Ve her g\u00f6\u011fe g\u00f6revini vahyetti.&#8221; (Fussilet, 41\/12) \u00e2yetleri do\u011frultusunda yani &#8220;H\u00fckm\u00fc, emri g\u00f6kte cereyan etmektedir.&#8221; demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Selef \u00e2limleri ise bunu da \u00e2yeti gibi m\u00fcte\u015fabih kabul ederek &#8220;M\u00fcte\u015fabihin te&#8217;vilini Allah&#8217;tan ba\u015fka kimse bilmez&#8230;&#8221; (Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/7) deyip te&#8217;vile giri\u015fmemi\u015fler, yani bundan \u015fu kasdedilmektedir, diye m\u00e2n\u00e2y\u0131 tayin etmeye kalk\u0131\u015fmam\u0131\u015flar; mahiyetini Allah&#8217;a havale ederek bir cariye hadisinde oldu\u011fu gibi &#8220;g\u00f6kte&#8221; demekle yetinmeyi daha ihtiyatl\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015fler ve &#8220;O&#8217;nun benzeri hi\u00e7bir \u015fey yoktur.&#8221; demekten de geri durmam\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n y\u00fcce zat\u0131na ters d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc aklen ve naklen bilinen cisimlendirmek, benzetmek ve hul\u00fbl (bir cisme girme) fikirleri gibi bat\u0131l inan\u00e7lara d\u00fc\u015f\u00fclmemesi i\u00e7in bizim ula\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z kanaat \u015fudur: Buradaki sema, g\u00f6k dedi\u011fimiz cism\u00e2n\u00ee semadan ibaret de\u011fil, mutlak y\u00fckseklik ve \u00fcst\u00fcnl\u00fck i\u015faretidir. Madd\u00ee, manev\u00ee, cism\u00e2n\u00ee ve ruhani b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar\u0131n, mekan\u0131n ve zaman\u0131n \u00fcst\u00fc demek olan mutlak y\u00fckseklik m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. \u0130\u015fte bu anlama g\u00f6re ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Zira her \u015feyin \u00fczerinde, her \u015feyden \u00fcst\u00fcn olan ancak O&#8217;dur. Ar\u015f\u0131n \u00fczerinde demenin m\u00e2n\u00e2s\u0131 da budur. Bunlar, gerek &#8220;Rahm\u00e2n Ar\u015f&#8217;a istiv\u00e2 etti.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/5) gerek &#8220;semada olan&#8221; (M\u00fclk, 67\/16) vas\u0131flar\u0131, t\u0131pk\u0131 &#8220;y\u00fcce ve y\u00fcksek olmak&#8221; &#8220;O, y\u00fccedir, b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.&#8221; (Bakara, 2\/255), &#8220;O, her \u015feye g\u00fcc\u00fc yetendir.&#8221; (Hadid, 57\/2), &#8220;O, her \u015feyi ku\u015fat\u0131c\u0131d\u0131r.&#8221; (Fussilet, 41\/54), &#8220;O&#8217;nun benzeri hi\u00e7bir \u015fey yoktur.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/11) \u00e2yetlerinde oldu\u011fu gibi mutlak tenzih ifade eden vas\u0131flard\u0131r. Ve bu m\u00e2n\u00e2 ile y\u00fccelik O&#8217;nun gerek yery\u00fcz\u00fcnde ve gerek semada e\u015fyadan hi\u00e7bir \u015feye kar\u015f\u0131 nisbetinde bir fark ifade etmez. O, &#8220;Hem g\u00f6kte hem de yerde il\u00e2ht\u0131r.&#8221; (Zuhruf, 43\/84) \u00e2yetinin de g\u00f6sterdi\u011fi gibi yerin ve g\u00f6\u011f\u00fcn yarat\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. Ayr\u0131ca O, &#8220;Nerede bulunursan\u0131z Allah sizinle beraberdir.&#8221; (Hadid, 57\/4) \u00e2yetine g\u00f6re de, nerede olursak olal\u0131m bizimle beraberdir. Ancak O, her \u015feyden \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. Bizim nazar\u0131m\u0131zda y\u00fcceli\u011fin en y\u00fcksek \u00f6rne\u011fi g\u00f6k oldu\u011fu i\u00e7in Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n mutlak y\u00fcceli\u011fi de onunla ifade edilmi\u015ftir. Yaln\u0131zca yarat\u0131c\u0131 ve yarat\u0131klar\u0131n isimlerini mukayese etmekle bile bu m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olur. Allah g\u00f6ktedir. G\u00f6\u011f\u00fcn \u00fczerindedir. Ar\u015f&#8217;\u0131n \u00fcst\u00fcndedir demekte \u0131srar edenlerin as\u0131l maksatlar\u0131 da, Allah&#8217;\u0131 cisimlendirmekten ber\u00ee k\u0131lmakla bu mutlak y\u00fcceli\u011fi ispat etmektir. Fakat bunu takdir edemeyenler te\u015fbihe sapm\u0131\u015flard\u0131r. Biz g\u00f6k kelimesinden de y\u00fckseklik m\u00e2n\u00e2s\u0131 anlarsak da, bu kelimenin k\u00f6k\u00fc renk m\u00e2n\u00e2s\u0131na olan &#8220;g\u00f6k&#8221;le ilgilidir ve sema ise mutlak y\u00fckseklik m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eden &#8220;s\u00fcm\u00fcv&#8221;den t\u00fcremi\u015ftir. Bu y\u00fczdendir ki g\u00f6k tabirinde tecsim (cisimlendirme), sema tabirinde de y\u00fckseklik m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. G\u00f6k demek her zaman sema demenin yerini tutmaz. Onun i\u00e7in &#8220;Allah semadad\u0131r.&#8221; demek, Allah \u015fu cisimlendirilen g\u00f6ktedir anlam\u0131nda de\u011fildir. Sonra \u015funu da belirtmek gerekir ki harfinin ifade etti\u011fi zarfiyyet ister hakiki olsun, ister mecazi olsun &#8220;kapsamak&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 gerektirmez. Mesela, &#8220;Sema ba\u015f\u0131m\u0131zdad\u0131r.&#8221; &#8220;Yer aya\u011f\u0131m\u0131z\u0131n alt\u0131ndad\u0131r.&#8221; dedi\u011fimiz zaman bu c\u00fcmlelerden &#8220;Ku\u015f havadad\u0131r.&#8221; c\u00fcmlesinde oldu\u011fu gibi zarfiyyet m\u00e2n\u00e2s\u0131 anlamay\u0131z. Ne ba\u015f\u0131m\u0131z\u0131n semay\u0131, ne de aya\u011f\u0131m\u0131z\u0131n alt\u0131n\u0131n yeri ku\u015fatm\u0131\u015f oldu\u011fu iddias\u0131nda bulunmay\u0131z. \u0130\u015fte bu gibi yerlerde gibi di\u011fer bir harf m\u00e2n\u00e2s\u0131yla da tefsir edilebilir. Bu y\u00fczdendir ki s\u00f6z\u00fcndeki zarfiyyet ile &#8220;y\u0131ld\u0131z semadad\u0131r&#8221; c\u00fcmlesindeki zarfiyyet ayn\u0131 anlamda de\u011fildir. Bunun gibi Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n semada olmas\u0131n\u0131, G\u00fcne\u015f&#8217;in semada olmas\u0131 arz\u0131nda de\u011fil, hisse g\u00f6re ilmin, cahile g\u00f6re \u00e2limin, yarat\u0131klara g\u00f6re yarat\u0131c\u0131n\u0131n, mahk\u00fbma g\u00f6re h\u00e2kimin ve memura g\u00f6re \u00e2mirin \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc tarz\u0131nda anlamak gerekmektedir. \u00c2yette buyurulmay\u0131p olarak zikredilmesi ise, O&#8217;nun y\u00fcceli\u011finin g\u00f6r\u00fcnen ve g\u00f6r\u00fcnmeyen her \u015feyi d\u0131\u015fardan ve i\u00e7erden ku\u015fatm\u0131\u015f oldu\u011funu, seman\u0131n yaln\u0131z \u00fcst\u00fcnde de\u011fil, i\u00e7inde de h\u00fckm\u00fcn\u00fc, ul\u00fbhiyyet ve yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade etmek gibi bir n\u00fckteyi de kapsad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Bu ise tamamen &#8220;O, g\u00f6klerde ve yerde tek Allah&#8217;t\u0131r. Sizin gizlinizi, a\u00e7\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131, (hay\u0131r ve \u015ferden) ne kazanaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 bilir.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/3) \u00e2yeti gibidir. &#8220;Allah&#8217;\u0131n emri semadad\u0131r,&#8221; \u015feklinde tefsir edenler de bu anlam\u0131 kasdetmi\u015flerdir. Demek ki, &#8220;Allah, yerde de\u011fil, g\u00f6ktedir.&#8221; tezini savunanlar, O&#8217;nun mek\u00e2ndan m\u00fcnezzeh (ber\u00ee) olarak her yerde haz\u0131r ve n\u00e2z\u0131r oldu\u011funu ink\u00e2r edip \u00e2yetinin a\u00e7\u0131k anlam\u0131na kar\u015f\u0131 gelmi\u015flerdir. Evet, sadece &#8220;Allah yerdedir.&#8221; demenin de caiz olmayaca\u011f\u0131nda ittifak vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bununla mekan anlam\u0131 kasdedilmese bile, al\u00e7akl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi kolayca anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Halbuki sadece &#8220;Allah semadad\u0131r.&#8221; demek ise, cisim, mek\u00e2n ve cihet kasdedilmeyerek, mutlak y\u00fccelik ve y\u00fckseklik m\u00e2n\u00e2s\u0131yla caizdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sema, yeri de ku\u015fatmaktad\u0131r. Fakat &#8220;Allah yerde de\u011fildir.&#8221; s\u00f6z\u00fc O&#8217;nun yerde Allahl\u0131k ve tap\u0131n\u0131lma vasf\u0131n\u0131, ilim ve kudretinin n\u00fcfuzunu ink\u00e2r, yahut yeri O&#8217;nun ku\u015fatmas\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda tutmak kasd\u0131yla s\u00f6ylenirse caiz olmaz, k\u00fcf\u00fcr olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;O, g\u00f6klerde ve yerde tek Allah&#8217;t\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/3) ve &#8220;Muhakkak O, her \u015feyi ku\u015fat\u0131c\u0131d\u0131r.&#8221; (Fussilet, 41\/54) Ancak mek\u00e2n, al\u00e7akl\u0131k ve cisimlendirmeyi ortadan kald\u0131rma m\u00e2n\u00e2s\u0131 kasdedilirse, noksan s\u0131fatlardan ber\u00ee k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olaca\u011f\u0131 i\u00e7in do\u011frudur. Yer, bize g\u00f6re bile itaatk\u00e2rd\u0131r. L\u00e2kin bu m\u00e2n\u00e2da &#8220;Allah, semada de\u011fildir, yani semada sabit de\u011fildir.&#8221; demek de do\u011frudur ve \u00f6yle itikad edilmelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, seman\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. &#8220;O&#8217;nun k\u00fcrs\u00fcs\u00fc semavat ve arz\u0131 ku\u015fatm\u0131\u015f.&#8221; (Bakara, 2\/255)d\u0131r. &#8220;O y\u00fccedir, b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.&#8221; (Bakara, 2\/255), &#8220;O&#8217;nun benzeri hi\u00e7bir \u015fey yoktur.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/11) &#8220;Allah sameddir, O, do\u011furmam\u0131\u015f ve do\u011furulmam\u0131\u015ft\u0131r. Hi\u00e7bir \u015fey O&#8217;na e\u015f ya da denk de\u011fildir.&#8221; (\u0130hlas, 112\/2-4) Bunun i\u00e7in \u00e2yetinden de &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131, g\u00f6kler ve yerin i\u00e7inde sabittir.&#8221; tarz\u0131nda bir m\u00e2n\u00e2 \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015fmak do\u011fru de\u011fildir. O&#8217;nu, g\u00f6klerde ve yerde tap\u0131n\u0131lan Allah, diye anlamak gerekir. &#8220;Sizin gizlinizi de a\u00e7\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 da bilir.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/3) \u00e2yeti de bunu beyan etmektedir. Allah b\u00fct\u00fcn g\u00f6klerden ve yerden, Ar\u015f ve K\u00fcrsi&#8217;den ve her \u015feyden b\u00fcy\u00fck, l\u00fctufk\u00e2r ve haberdard\u0131r. Her \u015feyden mutlak bir \u00fcst\u00fcnl\u00fckle \u00fcst\u00fcn olan y\u00fcce Rab&#8217;d\u0131r. \u0130\u015fte bu m\u00e2n\u00e2 ile &#8216;dan &#8220;Allah&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 anlamak do\u011fru olur. Yaratan O, yeri itaatk\u00e2r k\u0131lan O, d\u00f6n\u00fc\u015f kendisine olan, d\u00fcnya ve ahiret kendisinde birle\u015fen m\u00fclk\u00fcn sahibi, \u00fcst\u00fcn ve y\u00fcce olan ancak O&#8217;dur. &#8220;\u015eu halde yerin omuzlar\u0131nda dola\u015f\u0131n ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zk\u0131ndan yeyin. D\u00f6n\u00fc\u015f ancak O&#8217;nad\u0131r.&#8221; (M\u00fclk, 67\/15) emriyle bizim yery\u00fcz\u00fcnde y\u00fcr\u00fcmemizin ve d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcz\u00fcn kendisinden geldi\u011fi gibi yine kendisinde son buldu\u011funu bildirerek bizi, yaln\u0131z yerdeki r\u0131z\u0131k ve hayat ile b\u0131rakmay\u0131p &#8220;R\u0131zk\u0131n\u0131z semadad\u0131r.&#8221; (Zariyat, 51\/22) \u00e2yetinin ifade etti\u011fi gibi g\u00f6kte r\u0131z\u0131kland\u0131rmak \u00fczere kendisine davet buyurmakta oldu\u011funu ve \u015fu halde bizim yerin omuzlar\u0131nda y\u00fcr\u00fcrken yer ile beraber ona do\u011fru gidiyor oldu\u011fumuzu, bu gidi\u015fin ise kolay olmay\u0131p ilerlemesi ne kadar y\u00fcksek ise, al\u00e7alma ve ini\u015f tehlikesinin de o nisbette b\u00fcy\u00fck bulundu\u011funu beyan ederek uyar\u0131 makam\u0131nda siz l\u00fctfu ve kudreti alt\u0131nda bulundu\u011funuz &#8220;O semadakinden emin misiniz?&#8221; diye buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Yani O&#8217;nun sizi ve yeri hep bulundu\u011funuz halde tutup duraca\u011f\u0131ndan ve gidi\u015finizde sizi hi\u00e7 helak etmeyece\u011finden emin oldunuz, g\u00fcven kazand\u0131n\u0131z da hi\u00e7 korkunuz kalmad\u0131 m\u0131? O yer \u00fczerindeki hareketlerinizde nas\u0131l k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fc\u011fe, \u015feytanl\u0131k ve isyana sapar da korkmazs\u0131n\u0131z O \u00fcst\u00fcn\u00fczdekinden? Sizi yere ge\u00e7irivermesinden, yahut yer ile beraber bat\u0131r\u0131vermesinden ki o vakit bir de bakars\u0131n\u0131z ki o alt\u0131n\u0131zdaki itaatk\u00e2r olan yer \u0131zd\u0131rapla \u00e7alkalan\u0131yordur. O \u0131zd\u0131raplarla bir volkan ate\u015finde kaynar gidersiniz, o cehennemi boylars\u0131n\u0131z. O halde Allah&#8217;tan korkun da o yerin \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcrken k\u00fcf\u00fcr ve \u015feytanl\u0131kla onu bozmaktan, Allah&#8217;\u0131n emirleri hilaf\u0131na haks\u0131z ve \u00e7irkin hareketlerden sak\u0131n\u0131n. Bu uyar\u0131, yerin itaatk\u00e2rl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rmakla dahilinden uyar\u0131d\u0131r. \u00e2yeti de, yerin itaatk\u00e2rl\u0131\u011f\u0131 ve uysall\u0131\u011f\u0131 durdu\u011fu halde haricinden uyar\u0131d\u0131r. Yani yoksa emin misiniz o semadakinden, korkmaz m\u0131s\u0131n\u0131z? \u015eeytanlara at\u0131\u015f taneleriyle sald\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi \u00fczerinize semadan bir h\u00e2s\u0131b, ta\u015flar, mermiler ya\u011fd\u0131rma\u011fa memur bir el\u00e7i, bir melek, bir r\u00fczgar g\u00f6nderivermesinden. Art\u0131k ileride nezirimin nas\u0131l oldu\u011funu bileceksiniz. G\u00f6nderdi\u011fim peygamberin yahut onunla haber verdi\u011fim uyar\u0131 ve tehdidimin ne oldu\u011funu, yani \u015fimdi iman etmezseniz ileride fiilen bilme\u011fe mecbur olacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>18. Ey o d\u00f6n\u00fc\u015fe bu tehdit ve uyar\u0131ya inanmayanlar! G\u00f6kten ta\u015f m\u0131 ya\u011farm\u0131\u015f? Tabii afetlerin bizimle ilgisi neymi\u015f? Peygambere inan\u0131l\u0131r m\u0131ym\u0131\u015f? diyenler! &#8220;Onlardan \u00f6ncekiler de yalanlam\u0131\u015flard\u0131.&#8221; Misal vermek i\u00e7in burada muhatabdan gaibe ge\u00e7ilmi\u015ftir. Yani andolsun ki inanmayan ink\u00e2rc\u0131lardan \u00f6nceki kavimler, Nuh, Ad, Sem\u00fbd, Firavun, L\u00fbt ve di\u011fer kavimler gibi ard\u0131 arkas\u0131 kesilenler, hep g\u00f6nderilen uyar\u0131c\u0131lar\u0131 yalanlam\u0131\u015flard\u0131 da fakat nas\u0131l olmu\u015ftu intikam\u0131m, yalanlamalar\u0131na kar\u015f\u0131 azab\u0131m? Her birini g\u00f6r\u00fclmedik bir \u015fekilde k\u00f6klerinden helak eden azab\u0131m ne korkun\u00e7 olmu\u015ftu? Yukar\u0131larda haber verildi\u011fi \u00fczere bilinen nezir, asl\u0131nda neziri (uyar\u0131m) nekir de nekiri (intikam\u0131m) demektir. Ra&#8217;n\u0131n kesresiyle m\u00fctekellim ya&#8217;s\u0131ndan vazge\u00e7ilmi\u015ftir. Bunlar mastar da, s\u0131fat da olabilirler. Nekir, ink\u00e2ra kar\u015f\u0131 g\u00f6r\u00fclmedik bir \u015fekilde o ceza ile ink\u00e2r veya o cezaya memur olan kuvvettir.<\/p>\n<p>19-20. O davet ve bu uyar\u0131 ile beraber bir uyanma ve y\u00fckselme delilini g\u00f6stermek i\u00e7in de buyuruluyor ki: Ya \u00fcstlerinde u\u00e7an ku\u015flara da m\u0131 bakmad\u0131lar? Bir d\u00fczeyde s\u0131ra olu\u015fturur gibi devaml\u0131 surette kanat a\u00e7\u0131p s\u00fczerlerken ve yumarlarken ki onlar semada da kah s\u00fcz\u00fclerek, kah yumularak nas\u0131l y\u00fckselip nas\u0131l iniyor? \u0130rili ufakl\u0131 o u\u00e7anlar, o kartallar, o kara ku\u015flar, o leylekler ve di\u011fer ku\u015flar, havadan a\u011f\u0131r olan o a\u011f\u0131rl\u0131klar\u0131yla bulutlar gibi y\u00fcksekte nas\u0131l duruyor? Nas\u0131l gidiyor, nas\u0131l yol al\u0131yor da yerde ve g\u00f6kte yarat\u0131c\u0131n\u0131n r\u0131zk\u0131ndan nas\u0131l nasibini al\u0131yor. Musallat olduklar\u0131na nas\u0131l musallat oluyorlar, sava\u015flar etraf\u0131nda nas\u0131l dola\u015f\u0131yor, nas\u0131l canlar al\u0131yorlar? Sonra da nas\u0131l \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131yor? Nas\u0131l ve neden d\u00fc\u015f\u00fcyorlar? Yerin omuzlar\u0131nda y\u00fcr\u00fcyen ve \u00f6zellikle muharebe meydanlar\u0131nda veya k\u00fcf\u00fcr vadilerinde dola\u015fan kimselerin bunlar\u0131 g\u00f6r\u00fcp ibret almalar\u0131 laz\u0131m gelmez mi? Onlar b\u00fct\u00fcn bu fiilerinde, hareket ve s\u00fckunlar\u0131nda kendi i\u00e7lerinden gelen bir arzu, bir irade ile fail olmakla beraber her iki halde de onlar\u0131 ancak Rahm\u00e2n tutuyor. G\u00f6kde o tutuyor, yahut u\u00e7u\u015flar\u0131na o son veriyor. Ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n rahmetinin eseri olan bir nizam\u0131, bir iradesi ile o y\u00fckseklerde u\u00e7abiliyorlar. O&#8217;nun emir ve m\u00fcsadesiyle s\u0131ras\u0131 geldik\u00e7e tepelerinizden inip sava\u015f meydanlar\u0131nda sizlere sald\u0131r\u0131yorlar.<br \/>\nO nizama muhalefet ettikleri veya bir gaflet g\u00f6sterdikleri yahut i\u00e7lerinden gelen arzu kesiliverdi\u011fi zaman da derhal tutulup yuvarlan\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcyor, helak oluyorlar. Demek ki O Rahm\u00e2n her halde her\u015feyi g\u00f6r\u00fcc\u00fcd\u00fcr. Muhakkak her\u015feyi tamamiyle g\u00f6r\u00fcyor ve g\u00f6zetip duruyor. B\u00fct\u00fcn hayat ve d\u00f6n\u00fc\u015f hep O&#8217;nunla nihayete eriyor. \u0130\u015fte sizin yer y\u00fcz\u00fcnde y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcz ve yerin semaya do\u011fru konumu da fezada, bo\u015flukta u\u00e7an ku\u015flar gibidir. Sizi de tutan ve tutacak olan ancak o Rahm\u00e2n&#8217;d\u0131r. Siz de O&#8217;nun, o ku\u015flar\u0131 u\u00e7uran nizam\u0131 ve tutmas\u0131 ile y\u00fckseklere u\u00e7abilirsiniz. Onlardan ibret al\u0131n u\u00e7un, fakat ne kadar u\u00e7san\u0131z, yine \u00f6yle \u00fczerinizde dola\u015fan ve haddini a\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131z halde Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n emir ve tutmas\u0131yla g\u00f6kten inerek sizi avlayacak, binaenaleyh size kar\u015f\u0131 bir taraftan kandil bir taraftan da at\u0131\u015f taneleri olacak olan nice ku\u015flar, u\u00e7aklar ve melekler vard\u0131r ki hepsi o Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n kudret elinde askerleridirler. O halde sizler de O Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n irade ve kudretine dayanarak O&#8217;nun emir ve nizam\u0131n\u0131 takip ederek yerin omuzlar\u0131 \u00fcst\u00fcnde u\u00e7aklar yap\u0131n ve imtihan meydan\u0131nda yar\u0131\u015f\u0131n. Fakat b\u00fct\u00fcn hedefiniz ve gidi\u015finiz O Rahm\u00e2n&#8217;a kar\u015f\u0131 gelmek de\u011fil, O&#8217;na sayg\u0131 ve kulluk ile kat\u0131na d\u00f6nmek, ba\u011f\u0131\u015f ve m\u00fckafat\u0131na ula\u015fmak olsun. \u00c7\u00fcnk\u00fc ne kadar u\u00e7san\u0131z, O&#8217;nun askerlerinden kurtulamaz, m\u00fclk\u00fcnden d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kamaz, hi\u00e7bir yar\u0131k bulamaz, nihayet &#8220;G\u00f6z aciz ve bitkin halde sana d\u00f6necektir.&#8221; (M\u00fclk, 67\/4) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlay\u0131p kendinize, kendi \u00e7al\u0131\u015fman\u0131za ge\u00e7erek ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131z olan yarat\u0131c\u0131ya d\u00f6nmek mecburiyetinde kal\u0131rs\u0131n\u0131z ve hi\u00e7bir zaman O&#8217;nun kudretinin elinden yakan\u0131z\u0131 kurtaramazs\u0131n\u0131z. O hepsini g\u00f6r\u00fcr, g\u00f6zetir durur. Sizlere verdi\u011fi kulak ve ak\u0131l da, onlar\u0131 anlay\u0131p dinleyerek iman etmeniz ve ona g\u00f6re \u00e7al\u0131\u015fman\u0131z i\u00e7indir.<\/p>\n<p>O sizin askerleriniz ordunuz, kuvvet almak istedi\u011finiz vas\u0131talar\u0131n\u0131z kimdir? Putlar\u0131n\u0131zdan, \u015feytanlar\u0131n\u0131zdan tutun da yard\u0131m bekledi\u011finiz silahlar\u0131n\u0131z, aletleriniz ve b\u00fct\u00fcn yard\u0131mc\u0131lar\u0131n\u0131z ki sizleri kurtaracak Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n \u00f6n\u00fcnden? O&#8217;nun azab\u0131ndan, yahut O Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131z, g\u00fcvendi\u011finiz \u015feyler&#8230; Demek ki O korumay\u0131nca, O&#8217;nun rahmeti ula\u015fmay\u0131nca ne yapsan\u0131z, ne kadar \u00e7abalasan\u0131z kendinizi koruyamazs\u0131n\u0131z. O&#8217;nun emirlerine uymay\u0131nca, O&#8217;na dayanmay\u0131nca, O&#8217;nun l\u00fctuf ve ma\u011ffiretine kavu\u015fmay\u0131nca her \u015feyde zarardas\u0131n\u0131z. O sizin kulak ve akl\u0131n\u0131z\u0131 al\u0131verse her\u015feyiniz duruverir. O&#8217;nun koydu\u011fu hayat nizam\u0131 kar\u0131\u015f\u0131verince her \u015fey yok oluverir. Binaenaleyh O&#8217;nun d\u0131\u015f\u0131nda g\u00fcvendi\u011finiz \u015feyler, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z ameller s\u00f6n\u00fcverir, s\u00f6n\u00fcverir de\u011fil, sizleri ebediyyen yakan bir cehennem, bir azab kesiliverir. K\u00e2firler ancak bir gurur i\u00e7indedirler. O Rahm\u00e2n&#8217;\u0131 ve O&#8217;nun emirlerini, uyar\u0131lar\u0131n\u0131 tan\u0131may\u0131p da yaln\u0131z hayatta kalmak i\u00e7in bo\u011fu\u015fan ve \u00f6ld\u00fckten sonraki hayat\u0131 inkar edenler aldanmaktan ba\u015fka bir \u015fey yapm\u0131\u015f olmazlar. U\u00e7salar da ku\u015f de\u011fildirler.<\/p>\n<p>21. Size r\u0131z\u0131k verecek olan kimdir? Kimdir o madd\u00ee ve manev\u00ee, cisman\u00ee veya ruhan\u00ee hayat\u0131n\u0131z\u0131n dayana\u011f\u0131 olan g\u0131day\u0131, nasibi size verecek? \u015eayet O r\u0131zk\u0131n\u0131 keserse, gerek nefsin d\u0131\u015f\u0131ndan gerekse nefisten, verdi\u011fi r\u0131z\u0131klar\u0131 kesiverirse, mesela su ve havan\u0131z\u0131 yahut \u0131\u015f\u0131k ve idrakinizi al\u0131verse bir damla suyu, bir soluk havay\u0131 size kim sunabilir? Bir lokma ekme\u011fi nerde g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz? Haydi diyelim ki bunlar\u0131 size sunmu\u015f olsalar, a\u011fz\u0131n\u0131za soksalar veya siz onlar\u0131 biriktirmi\u015f bulunsan\u0131z, o size haz\u0131m kuvveti vermez yahut kalbinizi, cereyan\u0131n\u0131z\u0131 durduruverirse bir yudum i\u00e7ebilir ya da bir lokma yiyebilir misiniz? Veya ordular\u0131 besleyebilir misiniz? O halde r\u0131zk\u0131n\u0131z\u0131n r\u0131z\u0131k vericisiz olmayaca\u011f\u0131n\u0131 bilir ve hep yemeyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrs\u00fcn\u00fcz de ni\u00e7in o r\u0131zk\u0131 ba\u015fkas\u0131ndan bekler, Rahman&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcnde do\u011fru d\u00fcr\u00fcst iman ile \u00e7al\u0131\u015fmazs\u0131n\u0131z; ba\u015fkas\u0131ndan umar, tembellik yapar veya zulmeder, kendinizin ve kullar\u0131n zarar\u0131na ko\u015fars\u0131n\u0131z? Hay\u0131r ne kadar do\u011fru yola \u00e7a\u011f\u0131r\u0131lsalar ve uyar\u0131lsalar Allah&#8217;\u0131n kendilerini iman ve irfan ile r\u0131z\u0131kland\u0131rmad\u0131\u011f\u0131 o k\u00e2firler, isyan ve dikba\u015fl\u0131l\u0131kla vah\u015fet ve firarda, haktan ka\u00e7\u0131nmada inad etmektedirler, yan yan gider bir t\u00fcrl\u00fc do\u011fru yola gelmezler.<\/p>\n<p>22-23. O halde y\u00fcz \u00fcst\u00fc kapanarak y\u00fcr\u00fcyen mi hak gayesine daha iyi erer, murad\u0131na ula\u015f\u0131r? \u0130\u015fte \u015feytanl\u0131kta, bat\u0131l fikir ve inan\u00e7ta giden k\u00e2firler, nank\u00f6rler b\u00f6yle yer y\u00fcz\u00fcnde g\u00f6zlerini yaln\u0131z al\u00e7akl\u0131\u011fa, a\u015fa\u011f\u0131l\u0131\u011fa dikerek ve kendilerinden ba\u015fkas\u0131n\u0131 g\u00f6rmeyerek y\u00fcz \u00fcst\u00fc s\u00fcr\u00fcne, s\u00fcr\u00fcne giderler. Cehennemde de b\u00f6yle s\u00fcr\u00fcneceklerdir. Art\u0131k onlar m\u0131 daha iyi yoksa iman ve irfan ile do\u011fru bir cadde \u00fczerinde e\u011filmeden, d\u00fcmd\u00fcz hakka giden, Allah&#8217;\u0131 birleyen dosdo\u011fru m\u00fcminler mi daha iyi, daha hidayet \u00fczere olur? Hangi taraftan olmal\u0131? Hangisinin ard\u0131ndan gitmeli? \u0130nsan olan bir d\u00fc\u015f\u00fcnmelidir. \u015e\u00fcphesiz insanl\u0131k hayvanlar gibi yerde s\u00fcr\u00fcnmekte, r\u0131zk\u0131 sadece yerde aramakta de\u011fil, do\u011fru bir yol ve istikametle Hakk&#8217;a do\u011fru d\u00fcpe d\u00fcz gitmektedir. O halde insan olanlar yerin omuzlar\u0131nda y\u00fcr\u00fcmek ve yarat\u0131c\u0131n\u0131n r\u0131zk\u0131ndan yemek ve O&#8217;nun kat\u0131na ula\u015fmak i\u00e7in ilk \u00f6nce yarat\u0131c\u0131n\u0131n birli\u011fine ve koydu\u011fu h\u00fck\u00fcmlerine iman ederek ve O&#8217;nun g\u00f6sterdi\u011fi delilleri takip ederek maddeten ve manen do\u011fru ve geni\u015f yollar a\u00e7mal\u0131 ve hakk\u0131n semtine dosdo\u011fru y\u00fcr\u00fcmelidir. \u0130\u015fte bu, dosdo\u011fru yol ve hak din olan tevhid (birlik) yoludur. O yolda d\u00fcz gitmek de, dosdo\u011fru bir \u015fekilde ahl\u00e2k ve \u015feriat dairesinde y\u00fcr\u00fcmektir. \u015eu halde bunun gereklerinden ilki, &#8220;Yoldan eza verecek, engelleri, pislikleri kald\u0131rarak&#8221; yerin her taraf\u0131na geni\u015f ve temiz yollar yapmak ve oralarda \u00f6teye beriye sark\u0131nt\u0131l\u0131k etmeksizin dosdo\u011fru olarak edeb ve adaletle y\u00fcr\u00fcmektir. Bunun i\u00e7in Allah Te\u00e2l\u00e2 Nuh S\u00fbresi&#8217;nde gelece\u011fi \u00fczere &#8220;Allah, geni\u015f yollar edinip dola\u015fabilesiniz diye, yery\u00fcz\u00fcn\u00fc sizin i\u00e7in bir sergi yapm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (Nuh, 71\/19,20) buyurmaktad\u0131r. \u015eimdi de bu dosdo\u011fru y\u00fcr\u00fcmenin esas\u0131; bu emirlerin bu uyar\u0131lar\u0131n \u00f6zeti olmak \u00fczere Peygamber&#8217;e hitaben buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>De ki: Ey bu s\u00f6ze muhatab olan insanlar! Sizi yaratan, yani sizi bu v\u00fccutta ilk dirilten ancak o m\u00fclk\u00fcn sahibi, o \u00f6l\u00fcm ve hayat\u0131 ve bu \u00e2lemin nizam\u0131n\u0131 yaratan o l\u00fctufk\u00e2r ve her\u015feyden haberdar olan yarat\u0131c\u0131, O y\u00fcce Rahm\u00e2n&#8217;d\u0131r. O&#8217;nun d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7bir \u015fey de\u011fil, ne \u015fu ne bu, ne babalar analar, ne \u015fu devlet bu devlet, ne yer ne g\u00f6k hi\u00e7biri de\u011fil, ancak hepinizi yaratan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Di\u011fer s\u00fbrelerde gelece\u011fi \u00fczere tav\u0131rdan tav\u0131ra o sizi yaratt\u0131 ve size i\u015fitecek kulak, g\u00f6recek g\u00f6zler ve idrak edecek kalbler, g\u00f6n\u00fcller verdi ki siz \u00f6nce o kulakla i\u015fitilmesi gereken sesleri ve ilmin ba\u015f\u0131 olan Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerini, elem ve kederlere yahut haber ve uyar\u0131lara delalet eden sesleri, iniltileri, figanlar\u0131, g\u00fcr\u00fclt\u00fc ve \u00e7\u0131\u011f\u0131rt\u0131lar\u0131 hep birlik kula\u011f\u0131 ile dinleyesiniz ve g\u00f6r\u00fclmesi gereken, t\u00fcrl\u00fc renk ve manzaralar\u0131 kapsayan, g\u00f6r\u00fc\u015f, ak\u0131l ve tecr\u00fcbe ile nice ilimlerin ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131na yol a\u00e7acak olan tekvin\u00ee \u00e2yetleri (delilleri) g\u00f6resiniz ve hepsini g\u00f6nl\u00fcn\u00fczde duyup idrak edesiniz de ona g\u00f6re gere\u011fince iman ve do\u011frulukla vazifenizi yaparak onlar\u0131n \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc yerine getiresiniz sizler pek az \u015f\u00fckrediyorsunuz, o nimetlerin k\u0131ymetini takdir etmiyor, onlar\u0131 veren Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 ta&#8217;zim ve ibadet vazifelerinizi yapm\u0131yor, yapsan\u0131z da pek az yap\u0131yorsunuz, yahut pek az\u0131n\u0131z yap\u0131yor. Bir \u00e7oklar\u0131n\u0131z o nimetlerin ve yarat\u0131c\u0131n\u0131n k\u0131ymetini bilmiyor, yanl\u0131\u015f yollarda ve yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131n\u0131n aksine olarak onlar\u0131 bo\u015f gayelerde kullanarak israf ediyorsunuz. Gerek yukar\u0131daki \u00e2yetlerden, gerek &#8220;\u015eayet kulak vermi\u015f veya akl\u0131m\u0131z\u0131 kullanm\u0131\u015f olsayd\u0131k&#8221; (M\u00fclk, 67\/10) \u00e2yetinden ve gerekse bu \u00e2yetten anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, kulak ve g\u00f6zler, ak\u0131l ve vicdan, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n insanlara uzaktan ac\u0131 veya tatl\u0131 haberler vermek i\u00e7in g\u00f6nderdi\u011fi koruyucu el\u00e7ilerin en yak\u0131nlar\u0131d\u0131r. Kitaplar\u0131n tebligat\u0131, melek ve peygamberlerin haber ve uyar\u0131lar\u0131 herkese hep bunlar vas\u0131tas\u0131yla ula\u015ft\u0131r\u0131l\u0131rlar. Ger\u00e7i dokunma, tatma ve koklama duyular\u0131 da Allah&#8217;\u0131n birer habercisidir. Fakat bunlar, uzak tehlikeleri duyurmaz, en yak\u0131ndan haber verirler, o vakit ise korunmaya imkan kalmaz. Tehlike veya netice gelmi\u015f \u00e7atm\u0131\u015f bulunur. Kulak ve g\u00f6zler, ak\u0131l ve kalb ise en uzaktan haber vererek gelecek i\u00e7in uygun bir tarzda uyar\u0131da bulunurlar. Bunlardan g\u00fczel \u015fekilde istifade etmek istemeyen ve yaln\u0131z dokunma, tatma ve koklama duyular\u0131 alan\u0131ndaki al\u0131\u015fkanl\u0131klara d\u00fc\u015fk\u00fcn olanlar &#8220;Allah bir \u015fey indirmedi.&#8221; diye ne peygamber, ne kitap ne uyar\u0131 dinlemez, \u015feytanlar\u0131n arkas\u0131na d\u00fc\u015ferek sonunda &#8220;\u015eayet kulak vermi\u015f veya akl\u0131m\u0131z\u0131 kullanm\u0131\u015f olsayd\u0131k (\u015fimdi) bu alevli cehennemin mahkumlar\u0131 aras\u0131nda olmazd\u0131k!&#8221; (M\u00fclk, 67\/10) derler ve yanarlar.<\/p>\n<p>24. De ki: Sizi zerre zerre yarat\u0131p, yerde yayan, \u00e7o\u011faltarak her hangi bir sebeple \u015furaya buraya, \u015fu dereye, \u015fu tepeye, \u015fu \u00fclkeye, \u015fu noktaya, \u015fu cemiyete bu cemiyete da\u011f\u0131tan da ancak, O sizi yaratan Allah&#8217;t\u0131r. Yoksa ne geli\u015fir, ne \u00e7o\u011fal\u0131r, ne b\u00fcy\u00fcr, ne da\u011f\u0131l\u0131r ne de her biriniz bir yerde bir mevki i\u015fgal edebilirdiniz. Sonunda da hepiniz O&#8217;nun huzurunda toplanacaks\u0131n\u0131z; her nerede olursan\u0131z olunuz, her hangi bir noktada, bir devlet ve toplulukta bulunursan\u0131z bulununuz, nihayet O&#8217;na sevkedilip O&#8217;nun kat\u0131nda toplanacaks\u0131n\u0131z. B\u00f6yle olmayan hi\u00e7 bir ferd, hi\u00e7bir cemiyyet yoktur. O halde ni\u00e7in \u00f6nce sizi ba\u015fkas\u0131 yaratm\u0131\u015f, ba\u015fkas\u0131 b\u00fcy\u00fctm\u00fc\u015f sonra da \u00f6lmeyecek, bulundu\u011funuz d\u00fcnyada kalacak, yahut ba\u015fkas\u0131na gidecekmi\u015fsiniz gibi davran\u0131yor, ba\u015fkalar\u0131na kulluk ediyor, ba\u015fkalar\u0131ndan korkuyor, nank\u00f6rl\u00fckle bu baya\u011f\u0131l\u0131kta kalmak istiyorsunuz da, O&#8217;na gidece\u011finize iman ederek her hareketinizde O&#8217;nun r\u0131zas\u0131n\u0131 g\u00f6zetip \u015f\u00fckrederek O&#8217;na gitmek istemiyorsunuz? Demek ki siz her nerede olursan\u0131z olunuz O&#8217;ndan kula\u011f\u0131n\u0131za, g\u00f6zlerinize, g\u00f6n\u00fcllerinize eri\u015ftirilen haberleri g\u00fczelce, samimiyyetle dinleyip onlara h\u0131yanet etmeden hareket edecek olsan\u0131z hi\u00e7bir yerde \u00f6l\u00fcmden kurtulamayaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 ve her nerede bulunursan\u0131z yarat\u0131c\u0131n\u0131n yard\u0131m\u0131yla ya\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 ve sonunda O&#8217;na gidece\u011finizi bilir anlars\u0131n\u0131z. Ve bu anlay\u0131\u015fla y\u00fcz\u00fcn\u00fcz\u00fc O&#8217;na, O&#8217;nun k\u0131blesine \u00e7evirip ancak O&#8217;ndan korkarak ve O&#8217;na \u015f\u00fckrederek hareket edecek olsan\u0131z, &#8220;Nerede olursan\u0131z olun sonunda Allah sizi bir araya getirir..&#8221; (Bakara, 2\/148) \u00e2yetine g\u00f6re hepiniz bir cemiyyet olarak O&#8217;nun huzuruna ak y\u00fczle girmi\u015f ve ba\u015fka korkular\u0131n hepsini atm\u0131\u015f bulunursunuz. O sizi her \u015feyden kurtar\u0131r ve her murada erdirir. O&#8217;ndan ba\u015fka sayd\u0131klar\u0131n\u0131z ve korktuklar\u0131n\u0131z ise O&#8217;nun elinden sizi kurtaramaz. Olsa olsa bir ka\u00e7 g\u00fcnl\u00fck ge\u00e7ici bir zevk veya kedere sebebiyyet verebilir, o da Allah&#8217;\u0131n izin ve iradesi olursa yapabilir. Ve nihayet hepiniz ferd ferd veya cemiyyet cemiyyet veya b\u00fct\u00fcn yer ve g\u00f6kle birlikte O&#8217;na sevkedilir, O&#8217;nun huzurunda yeni bir dirili\u015f, ebedi ceza ve m\u00fckafat i\u00e7in toplan\u0131rs\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>25. Hakikat b\u00f6yle iken kulaklar, g\u00f6zler ve kalblerin k\u0131ymetini bilmeyen k\u00e2firler diyorlar ki: Ne zaman bu vaad? &#8220;O&#8217;nun huzurunda toplanacaks\u0131n\u0131z&#8221; (M\u00fclk, 67\/24) diye yap\u0131lan bu toplanma vaadi e\u011fer do\u011fru iseniz. Ey Peygamber! Ve ey o s\u00f6z\u00fc bize getiren kula\u011f\u0131m\u0131z ve duyan vicdanlar\u0131m\u0131z! E\u011fer biliyor, do\u011fru s\u00f6yl\u00fcyorsan\u0131z onun ne zaman olaca\u011f\u0131n\u0131 da s\u00f6yleseniz ya!<\/p>\n<p>26-27. De ki: O ilim ancak Allah&#8217;\u0131n yan\u0131ndad\u0131r. Yani bir\u015feyin mutlak olarak meydana gelmesini bilmek ba\u015fka, ne zaman meydana gelece\u011fini bilmek ba\u015fkad\u0131r. Her \u015feyin meydana geli\u015f zaman\u0131n\u0131 bildi\u011fi gibi, her birinizin veya hepinizin ne zaman \u00f6l\u00fcp, ne zaman dirilip toplanaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131n tafsilat\u0131n\u0131 da ancak Allah bilir. Ben ise ancak a\u00e7\u0131k bir uyar\u0131c\u0131y\u0131m, sadece onun olaca\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a haber vererek sak\u0131nd\u0131r\u0131c\u0131 bir haberciyim. Yoksa yapacak olan ben de\u011filim. Mutlaka vuku bulaca\u011f\u0131n\u0131 biliyorsam da ne zaman meydana gelece\u011fini bilmem. Onu haber vermek, sak\u0131nd\u0131rma haberi de\u011fil bir icra tebli\u011finden ibarettir.<\/p>\n<p>28. De ki: g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz ya s\u00f6yleyin bakal\u0131m e\u011fer Allah beni ve benimle beraber olan m\u00fcminleri helak etse, Mekke m\u00fc\u015frikleri, uyar\u0131lar\u0131n Allah Te\u00e2l\u00e2 taraf\u0131ndan oldu\u011funa inanmay\u0131p da, Peygamber&#8217;in d\u00fcnyadaki hayat\u0131na mahsus oldu\u011funu zannettikleri i\u00e7in &#8220;\u015fu helak oluverse de kurtulsak&#8221; derlerdi. Fakat bu uyar\u0131n\u0131n \u00f6yle zannettikleri gibi Peygamber&#8217;in vefat\u0131yla kesilivermeyece\u011fini anlatmak \u00fczere b\u00f6yle buyuruluyor: E\u011fer Allah beni ve b\u00fct\u00fcn beraberimdeki m\u00fcminleri sizin arzu etti\u011finiz gibi vefat ettirip ahirete g\u00f6nderse yahut da bizi esirgese de size kar\u015f\u0131 yard\u0131m edip arzunuza ra\u011fmen ya\u015fatsa, her iki takdirde de k\u00e2firleri can yak\u0131c\u0131 bir azabdan kurtaracak kimmi\u015f? Demek ki, Allah&#8217;tan ba\u015fka yokmu\u015f, demek ki Allah&#8217;a imandan ba\u015fka kurtulu\u015f \u00e7aresi s\u00f6z konusu de\u011filmi\u015f, siz iman etmedik\u00e7e ne Peygamber&#8217;in vefat\u0131ndan size bir fayda ne de onun ba\u015far\u0131s\u0131ndan size bir zarar gelecek de\u011filmi\u015f. B\u00fct\u00fcn o azab, bu d\u00fcnyada kalmak sevdas\u0131yla Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfuna, nimetine kar\u015f\u0131 olan k\u00fcfr\u00fcn\u00fczden ve nank\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fczden dolay\u0131 geliyormu\u015f. \u0130\u015fte sizin hakk\u0131n\u0131z \u00f6yle yak\u0131c\u0131 bir azabt\u0131r. Ya\u015famas\u0131n\u0131 da \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc de Allah&#8217;tan bilen ve yaln\u0131z O&#8217;na kulluk eden bizlerin ise, sonucu \u00f6l\u00fcm olan ge\u00e7ici bir hayattan daha g\u00fczel ve s\u0131rf rahmet olan ebedi bir hayata g\u00fcle g\u00fcle gitmekten ba\u015fka bir gayesi yoktur.<\/p>\n<p>29. De ki: \u0130\u015fte size o azab\u0131, bize bu rahmeti veren Rahm\u00e2n&#8217;d\u0131r ki, bizler O&#8217;na iman ettik ve ancak O&#8217;na g\u00fcvenip dayand\u0131k, kendimizi O&#8217;na verdik, O&#8217;na tevekk\u00fcl ettik. Biz sizi \u00e7oklukla veya di\u011fer bir vas\u0131ta ile de\u011fil, ancak O Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131yla yendik ve yenece\u011fiz. Ey geri kalan k\u00e2firler! Siz de ileride bileceksiniz ki a\u00e7\u0131k bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde bulunan kimmi\u015f? O Rahm\u00e2n&#8217;a iman edip, O&#8217;na g\u00fcvenen ve O&#8217;nun yoluna giden bizler mi? Yoksa ge\u00e7ici d\u00fcnyaya aldan\u0131p da O&#8217;nun uyar\u0131 ve rahmetine k\u00fcfreden sizler mi? D\u00fcnyada hangisi yanl\u0131\u015f gidiyormu\u015f? Sonunda hangisi kaybedecekmi\u015f anlayacaks\u0131n\u0131z. Bu hitab, h\u00fclasan\u0131n neticesinden sonra ortaya konan bir tehdiddir. Bununla beraber insafl\u0131 bir \u015fekilde tebli\u011f edilmi\u015ftir. Hangisinin yan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlamak i\u00e7in \u015funu d\u00fc\u015f\u00fcnmek yeter:<\/p>\n<p>30. De ki: G\u00f6rd\u00fcn\u00fcz ya! Kendinizi ve g\u00f6sterilen yolu bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn, s\u00f6yleyin bakal\u0131m e\u011fer suyunuz \u00e7ekiliverse; hayat\u0131n\u0131z\u0131n en \u00f6nemli ve genel mayas\u0131 olan su yery\u00fcz\u00fcnden hepten \u00e7ekiliverir de Allah rahmetini tamamen kesiverir, kaynaklar\u0131n\u0131z kurursa, yahut beden veya cemiyyetinizin suyu \u00e7ekiliverir de o g\u00fcvendi\u011finiz d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131z kuruyuverirse size kim bir akarsu, bir menba, bir kaynak suyu getirebilir? Hangi ferd, hangi devlet, hangi fen ve sanat sahibi yery\u00fcz\u00fcnde veya bedeninizde o hayat mayas\u0131n\u0131, as\u0131l maddesini yaratabilir? O Rahm\u00e2n&#8217;dan ba\u015fka hi\u00e7 kimse getiremez. Bu art\u0131k en belirgin bir ger\u00e7ek de\u011fil mi? Zira, suyun ne oldu\u011funu anlayanlar ve &#8220;Biz onu hidrojen ve oksijenden elde ederiz.&#8221; diyecek olanlar da bilirler ki, o gazlar, o buharlar, o havalar, o as\u0131llar, onlar\u0131 tan\u0131tan idrakler ve ortaya \u00e7\u0131karacak melekler de, Allah&#8217;tand\u0131r. Hep O Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n bu \u00e2lemde m\u00fcmine ve k\u00e2fire esirgemedi\u011fi rahmetindendir. Demek ki O Rahm\u00e2n&#8217;dan ba\u015fka hayat verecek ve tevekk\u00fcl edilecek hi\u00e7bir varl\u0131k yoktur. Hakikatte \u00f6ld\u00fcrecek ve \u00f6l\u00fcleri diriltebilecek O&#8217;ndan ba\u015fka kimse yoktur. Demek ki O&#8217;ndan, O&#8217;nun rahmetinden ba\u015fkas\u0131na dayananlar ve O&#8217;na gitmek istemeyenler D\u00fcnya ve ahirette a\u00e7\u0131k bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7indedirler. Ve \u00f6yle olduklar\u0131n\u0131, O&#8217;nun bir rahmeti olan o hayat suyu kesiliverdi\u011fi zaman anlayacaklard\u0131r. Biz i\u015fte O Rahm\u00e2n&#8217;a iman ettik ve O&#8217;nun emrine hi\u00e7 kar\u015f\u0131 gelmemek \u00fczere kendimizi hayatta ve \u00f6l\u00fcmde O&#8217;na teslim edip, O&#8217;na tevekk\u00fcl ettik ve nihayet O&#8217;na, O&#8217;nun ma\u011ffiret ve rahmetine gidece\u011fiz. B\u00f6yle inand\u0131k ve b\u00f6yle karar verdik. Dileriz ki &#8220;Mutlak h\u00fck\u00fcmranl\u0131k elinde&#8221; (M\u00fclk, 67\/1) olan O K\u00e2dir, O Aziz ve Gaf\u00fbr, O l\u00fctufk\u00e2r ve her\u015feyden haberdar olan, O her\u015feyi g\u00f6ren yegane yarat\u0131c\u0131, yegane Rahm\u00e2n olan Rabb\u0131m\u0131z Te\u00e2l\u00e2 bizi bu yoldan \u015fa\u015f\u0131rtmas\u0131n, \u015feytanlara uydurmas\u0131n, iman\u0131m\u0131z\u0131 muhafaza buyursun da iyi huylar, yararl\u0131 i\u015flerle g\u00fczel sona nail eylesin, ba\u011f\u0131\u015f ve rahmetine ula\u015ft\u0131rs\u0131n . Hamd \u00e2lemlerin Rabb\u0131 Allah&#8217;ad\u0131r.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>67-M\u00dcLK: &#8220;Ne y\u00fccedir O ki&#8230;&#8221; (Bu konuda bilgi i\u00e7in Furkan S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f taraf\u0131na (25\/1) bkz.) Yani ezel\u00ee kemal s\u0131fat\u0131, sonsuz hay\u0131r ve bereketleriyle evvel ve \u00e2hir, \u00e2\u015fik\u00e2re ve gizlide her \u015feyden \u00fcst\u00fcn olarak daim ve b\u00e2ki olan, y\u00fcceli\u011fi \u00f6teden beri beyan edilegelen delil ve eserlerinin, l\u00fctuf ve nimetlerinin, fiil ve tasarruflar\u0131n\u0131n ak\u0131llara s\u0131\u011fmaz g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleriyle apa\u00e7\u0131k &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12140,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1098,1097],"class_list":["post-1816","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-67-mulk","tag-67-mulk-tefsiri"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1816","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1816"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1816\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12140"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1816"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1816"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1816"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}