{"id":1818,"date":"2010-11-18T21:47:43","date_gmt":"2010-11-18T21:47:43","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1818"},"modified":"2010-11-18T21:47:43","modified_gmt":"2010-11-18T21:47:43","slug":"66-tahrim-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/66-tahrim-tefsiri\/","title":{"rendered":"66-TAHR\u0130M SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>66-TAHR\u0130M:<\/p>\n<p>Ey Peygamber! Bu nid\u00e2 her \u015feyden evvel bir ta&#8217;zim hitab\u0131d\u0131r. Sonra da yap\u0131lacak ihtardan as\u0131l maksad\u0131n kendi \u015fahs\u0131 itibar\u0131yle de\u011fil, n\u00fcb\u00fcvvet vasf\u0131 itibariyle \u00fcmmete tebli\u011fi istenen h\u00fck\u00fcm oldu\u011funa i\u015farettir.<\/p>\n<p>Ni\u00e7in haram ediyorsun? Muz\u00e2ri s\u00eegas\u0131 hal m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade etmekle beraber, istikb\u00e2le de ihtimali vard\u0131r, binaenaleyh bu s\u00f6z\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;ni\u00e7in haram k\u0131l\u0131yorsun?&#8221; demek olabilece\u011fi gibi, &#8220;ni\u00e7in haram k\u0131lacaks\u0131n?&#8221; \u015feklinde de olabilir. C\u00fcmlede yer alan soru edat\u0131 da ink\u00e2r anlam\u0131ndad\u0131r. Bundan dolay\u0131 nehiy ifade etmektedir. Yani &#8220;\u0130yi de\u011fildir, b\u00f6yle yapma!&#8221; demektir. Yukar\u0131da da i\u015faret etti\u011fimiz gibi tahrim, itik\u00e2d\u00ee, s\u00f6zl\u00fc veya fiil\u00ee olabilecek nitelikte in\u015f\u00e2\u00ee (dilek kipiyle yap\u0131lan) bir haraml\u0131kt\u0131r. Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131, kimsenin hel\u00e2l k\u0131lma selahiyyeti olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, hel\u00e2l k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 da haram etmesi s\u00f6zkonusu de\u011fildi. Zira &#8220;Allah ve Resul\u00fcn\u00fcn haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 haram saymazlar ve hak dini din edinmezler.&#8221; (Tevbe, 9\/29); &#8220;Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131 \u00e7i\u011fnemek ve onun haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 hel\u00e2l k\u0131lmak i\u00e7in..&#8221; (Tevbe, 9\/37) \u00e2yetlerinde de ge\u00e7ti\u011fi gibi Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne kar\u015f\u0131 haram\u0131 hel\u00e2l veya hel\u00e2l\u0131 haram itikad edecek yahut ettirecek \u015fekilde bir haraml\u0131k meydana getirme\u011fe kalk\u0131\u015fmak, k\u00fcf\u00fcr veya s\u0131n\u0131rl\u0131 olarak nehyedilmi\u015f oldu\u011fundan bu husus, Peygamber \u015f\u00f6yle dursun, m\u00fcminler hakk\u0131nda bile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Binaenaleyh burada tahrimden maksat, esas itibariyle fiil\u00ee, yahut terkedilmesi hel\u00e2l olan s\u00f6zl\u00fc veya fiil\u00ee bir tahrimdir. S\u00f6zl\u00fc tahrim, ya &#8220;\u015fu haramd\u0131r&#8221; gibi ihb\u00e2r sigas\u0131yla, veya &#8220;bana haram olsun&#8221; gibi in\u015f\u00e2 \u015feklinde bir s\u00f6zle olur. S\u0131rf ihbar kasd\u0131yla s\u00f6ylendi\u011fi zaman &#8220;Hel\u00e2l olan \u015fu \u015fey bana haramd\u0131r.&#8221; demek bir yalan olur, tahrim olmaz. Fakat ald\u0131m, satt\u0131m, bo\u015fad\u0131m ve haram ettim gibi ihb\u00e2rlardan in\u015f\u00e2 kasdedilebildi\u011fi takdirde, yahut &#8220;haram olsun&#8221; gibi in\u015f\u00e2 sigas\u0131yla s\u00f6ylendi\u011finde, bu bir yemin olur. Zemah\u015fer\u00ee, tefsirinde s\u00f6zl\u00fc olarak haram k\u0131lma hakk\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015fleri \u00f6zetleyerek der ki: &#8220;Helal\u0131 haram k\u0131lman\u0131n h\u00fckm\u00fc, Ebu Han\u00eefe&#8217;ye g\u00f6re, her \u015feyde yemin demektir. Bir kimsenin haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015feyde maksada itibar edilir. \u015eayet bir yeme\u011fe tahrim etmi\u015fse, onu yememeye; cariyesini kendisine haram k\u0131lm\u0131\u015fsa cim\u00e2 etmemeye, kar\u0131s\u0131n\u0131 haram k\u0131lm\u0131\u015fsa belli bir niyyeti olmad\u0131\u011f\u0131 takdirde onun hakk\u0131nda &#8220;\u00eel\u00e2&#8221;ya yemin say\u0131l\u0131r. Z\u0131h\u00e2ra niyyet ederse z\u0131h\u00e2r, talaka niyet ederse b\u00e2yin bir talak vuku bulur. \u0130kiye veya \u00fc\u00e7e niyet ederse, ayn\u0131 \u015fekilde niyeti tahakkuk eder. Yalan s\u00f6yledim derse o Allah ile kendisi aras\u0131ndad\u0131r, yahut niyetine b\u0131rak\u0131l\u0131r. Fakat kazaya gelince \u00eel\u00e2n\u0131n iptaline gidilmemesi dinin gere\u011fi olur. &#8220;Her hel\u00e2l bana haramd\u0131r.&#8221; derse, bir niyeti olmad\u0131\u011f\u0131 takdirde yiyecek ve i\u00e7ecek i\u00e7in, niyeti varsa niyetine g\u00f6re yemin olur.&#8221; \u015e\u00e2fi\u00ee, tahrimi yemin saymam\u0131\u015f, l\u00e2kin yaln\u0131z kad\u0131nlar hakk\u0131nda keff\u00e2rete sebeb saym\u0131\u015ft\u0131r. Ona g\u00f6re bo\u015famaya niyet ederse ric&#8217;\u00ee talak meydana gelir. Ebu Bekr, \u00d6mer, \u0130bn\u00fc Abb\u00e2s ve \u0130bn\u00fc Mes&#8217;\u00fbd (r.a)&#8217;dan nakledildi\u011fine g\u00f6re &#8220;Haram k\u0131lmak, yemin demektir.&#8221; \u00d6mer&#8217;den: Bo\u015famaya niyet ederse ric&#8217;idir, Ali&#8217;den: \u00dc\u00e7 talak vuku bulur, Zeyd&#8217;den: b\u00e2yin bir talakt\u0131r, Osman&#8217;dan: Z\u0131h\u00e2r meydana gelir \u015feklinde rivayetler vard\u0131r. Ayr\u0131ca Mesr\u00fbk ve \u015ea&#8217;b\u00ee de b\u00f6yle bir durumda herhangi bir \u015feyin vuku bulmayaca\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndedirler.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc onlar &#8220;Allah&#8217;\u0131n size hel\u00e2l k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 iyi ve temiz \u015feyleri haram k\u0131lmay\u0131n&#8230;&#8221; (M\u00e2ide, 5\/87) ve &#8220;Dillerinizin yalan olarak vasfetti\u011fi \u015feyler hakk\u0131nda &#8220;Bu hel\u00e2ldir, bu da haramd\u0131r.&#8221; demeyin&#8230;&#8221; (Nahl, 16\/116) \u00e2yetlerini delil getirerek Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131lmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kimse haram k\u0131lamaz, k\u0131larsa onun haram etmesiyle haram olmaz demi\u015fler ve Resulullah&#8217;\u0131n tahriminin yeminle ger\u00e7ekle\u015fti\u011fini ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir.&#8221; Ancak burada \u015funu s\u00f6ylemek laz\u0131m ki &#8220;Allah, kas\u0131ts\u0131z olarak a\u011fz\u0131n\u0131zdan \u00e7\u0131k\u0131veren yeminlerinizden dolay\u0131 sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z yeminlerinizden dolay\u0131 sizi sorumlu tutar&#8230;&#8221; (M\u00e2ide, 5\/89) ve &#8220;Allah sizi, yeminlerinizdeki kas\u0131ts\u0131z yan\u0131lmadan dolay\u0131 sorumlu tutmaz. L\u00e2kin kalplerinizin kazand\u0131\u011f\u0131 \u015feyler ile sorumlu tutar&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/225) \u00e2yetleri gere\u011fince yemin ile haram k\u0131lmak da, Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131lmas\u0131 c\u00fcmlesindendir. Yeminler de \u00f6rfe dayal\u0131d\u0131r. \u0130htil\u00e2f\u0131n da kayna\u011f\u0131 budur. Fiil\u00ee tahrime gelince \u015f\u00f6yle tarif edilebilir: Hi\u00e7bir \u015fey s\u00f6ylemeksizin bir hel\u00e2lden kendisini veya ba\u015fkas\u0131n\u0131 menetmeye denir. Mesela, gerekti\u011finde kendi hel\u00e2l mal\u0131n\u0131 yemekten \u00e7ekinmek veya birisini su i\u00e7mekten zorla menetmek, fiil\u00ee bir tahrimdir. Nitekim &#8220;Biz daha \u00f6nce onun s\u00fct analar\u0131n\u0131n s\u00fct\u00fcn\u00fc kabul\u00fcne m\u00fcsaade etmedik&#8230;&#8221; (Kasas, 27\/12) \u00e2yetindeki tahrim de b\u00f6yle menetmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. \u0130\u015fte Peygamber&#8217;in s\u00f6z konusu edilen tahrimi, sadece fiil\u00ee bir tahrimden ibaret miydi? Yoksa s\u00f6zl\u00fc bir tahrim de var m\u0131yd\u0131? Bu surette de yemin miydi de\u011fil miydi? ihtil\u00e2f edilen mesele budur. \u0130kinci \u00e2yette (Nahl, 16\/116) yeminin zikredilmi\u015f olmas\u0131 karinesiyle (al\u00e2metiyle) tahrim olay\u0131nda bir yeminin dahi bulundu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Rivayetler de bunu g\u00f6steriyor. Fakat bu yemin yaln\u0131zca &#8220;haram olsun&#8221; demekten ve bununla \u00eel\u00e2ya niyet etmekten ibaret miydi? \u0130mam-\u0131 A&#8217;z\u00e2m gibi bir\u00e7oklar\u0131 birinciyi, baz\u0131lar\u0131 da ikinciyi kabul etmi\u015flerdir. Yukar\u0131da zikredilen rivayetlerden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re Resulullah (s.a.v), s\u00f6zle yapt\u0131\u011f\u0131 tahrim veya yeminin \u00f6tesinde fiilen de kendisini birtak\u0131m \u015feylerden menetmi\u015ftir. Mesela, p\u00f6stekiyi bile sermeyip de bir has\u0131r \u00fcst\u00fcnde oturmas\u0131 ve bir iz\u00e2rdan ba\u015fka bir \u015fey \u00f6rt\u00fcnmemesi fiilen bunu kendisi i\u00e7in gerekli g\u00f6rmesinden ibaret demektir. Yemin ise, kad\u0131nlar ve nihayet bir de balla ilgili bulunmaktad\u0131r. &#8220;Allah&#8217;\u0131n hel\u00e2l k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015feyler.&#8221; Soru edat\u0131ndan istifade edilen nehiy m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re bu c\u00fcmle, genel bir m\u00e2n\u00e2 ifade eder. Binaenaleyh, nik\u00e2h, tal\u00e2k, yeme i\u00e7me ve di\u011fer hel\u00e2l ve m\u00fcbah olan fiilleri ve bu fiillerle ilgili olanlar\u0131n her birini kapsamaktad\u0131r. Yaln\u0131z Peygamber&#8217;in, n\u00fczul sebebi olan tahrimine g\u00f6re bunlar s\u0131n\u0131rl\u0131 ve belli \u015feylerdir. Hem &#8220;h\u0131llin&#8221; kayd\u0131d\u0131r hem de tahrimin ba\u011fland\u0131\u011f\u0131 (yeri) g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>Yani &#8220;Allah&#8217;\u0131n senin i\u00e7in hel\u00e2l k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131, kendi \u00fczerine ni\u00e7in haram ediyorsun?&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Hel\u00e2l olan bir \u015feyin i\u015flenmesi vacip olmay\u0131p, v\u00fccub veya nedbin taalluk etmedi\u011fi hususlarda yap\u0131lmas\u0131 da terkedilmesi de caiz ve m\u00fcbah demek oldu\u011fundan, yerine getirilmesi bir vazife de\u011fil, bir hak te\u015fkil eder. Bir kimsenin kendi hakk\u0131ndan fedak\u00e2rl\u0131k ederek nefsini kendi hel\u00e2l\u0131ndan s\u00f6z veya fiil olarak mahrum etmesinde ise esas itibar\u0131yla bir yasakl\u0131k yoktur, iki y\u00f6n\u00fc de hel\u00e2ld\u0131r. Hatta, &#8220;Yakub&#8217;un kendisine haram k\u0131ld\u0131klar\u0131 d\u0131\u015f\u0131ndayiyece\u011fin her t\u00fcrl\u00fcs\u00fc \u0130sr\u00e2ilo\u011fullar\u0131&#8217;na hel\u00e2l idi&#8230;&#8221; (Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/93) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi terkedilmesi bazen mendub da olabilir. Ancak ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131na veya Allah&#8217;\u0131n haklar\u0131ndan birinin yerine getirilmesine m\u00e2ni olacak \u015fekilde nefsine zararl\u0131 oldu\u011fu durumda s\u00f6zl\u00fc olarak veya fiilen mahrumiyeti gerektirerek hel\u00e2l\u0131 haram gibi tutmak da caiz de\u011fildir. Bu gibi hususlarda yemin dahi edilmi\u015f olsa keff\u00e2ret verip o yemini \u00e7\u00f6zmek caiz olur. Peygamber&#8217;in kendi kendine bir bask\u0131s\u0131 demek olan s\u00f6zkonusu tahrimin, mutlak olmay\u0131p bir durumla kay\u0131tl\u0131 bulundu\u011funa i\u015faret etmek ve sebebinin Allah&#8217;\u0131n emri olmay\u0131p kad\u0131nlar\u0131n\u0131n ho\u015fnutluklar\u0131n\u0131 g\u00f6zetmekle ilgili oldu\u011funa tenbih etmek i\u00e7in de buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>&#8220;E\u015flerinin ho\u015fnutlu\u011funu arars\u0131n.&#8221; Raz\u00ee ve Ebu Hayy\u00e2n bu c\u00fcmlenin n\u00fcn f\u00e2ilinden hal olmas\u0131nda \u0131srar etmi\u015flerdir. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2, e\u015flerinin r\u0131zalar\u0131n\u0131 arayarak, ho\u015fnutluklar\u0131n\u0131 g\u00f6zeterek veya g\u00f6zetirken&#8221; demektir. Ancak, Zemah\u015fer\u00ee, K\u00e2d\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee ve Ebu&#8217;s-Suud gibi baz\u0131 m\u00fcfessirler de bunun y\u00fc tefsir eden yahut da sebeplerini a\u00e7\u0131klayan ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesi olmas\u0131n\u0131 uygun g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir ki, bu durumda da m\u00e2n\u00e2, &#8220;ni\u00e7in e\u015flerinin r\u0131zas\u0131n\u0131 arars\u0131n da kendini s\u0131kars\u0131n, yahut sen yaln\u0131zca e\u015flerinin ho\u015fnutluklar\u0131n\u0131 ar\u0131yorsun, o sebeple kendini s\u0131k\u0131yor, mahrumiyete katlan\u0131yorsun da Allah&#8217;\u0131n seni serbest b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 haklar\u0131ndan vazge\u00e7iyorsun, halbuki Allah buna raz\u0131 de\u011fildir.&#8221; demektir. Buna g\u00f6re \u00fczerinde vak\u0131f yapmak caizdir. Onun i\u00e7indir ki sec\u00e2vendi konularak bu c\u00fcmlenin istin\u00e2f (ba\u015flang\u0131\u00e7) c\u00fcmlesi oldu\u011fu hususu tercih edilmi\u015ftir. Tahrimi bilhassa M\u00e2riye veya bal yemini olay\u0131na g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp de \u00eel\u00e2y\u0131, Peygamber&#8217;in e\u015flerinin hepsiyle ilgili g\u00f6stermeyen m\u00fcfessirler bu hususu, &#8220;E\u015flerinin ho\u015fnutlu\u011funu arars\u0131n.&#8221; kayd\u0131na ters gibi g\u00f6rm\u00fc\u015fe benziyorlar. \u0130lk bak\u0131\u015fta e\u015flerinin hepsini kendisine haram k\u0131lmas\u0131, onlar\u0131n r\u0131za ve ho\u015fnutluklar\u0131n\u0131 aramak maksad\u0131na z\u0131t gibi g\u00f6r\u00fcnebilir. Lakin \u015ferbet yemini, hepsinin de\u011fil, olsa olsa yaln\u0131z baz\u0131s\u0131n\u0131n ho\u015fnutlu\u011funu g\u00f6zetmekten ibaret olaca\u011f\u0131 gibi, M\u00e2riye yemini hepsini memnun edebilecek olsa da bunu rivayet edenler onun, yaln\u0131z bir e\u015fi ho\u015fnut etmek ve di\u011ferlerine duyurmamak \u00fczere yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, dolay\u0131s\u0131yla bunda da, hepsinin r\u0131zas\u0131 g\u00f6zetilmemi\u015f demektir. Ger\u00e7i lafz\u0131, cins i\u00e7in kullan\u0131larak bir veya ikisine de ihtimali olabilirse de do\u011fru olan, e\u015flerin hepsini ifade etmesidir. Bu kay\u0131tta ise, tahrimle, e\u015flerin ho\u015fnut edildikleri s\u00f6ylenmemi\u015f, onlar\u0131n hepsinin r\u0131za ve ho\u015fnutluklar\u0131n\u0131 arama sebep ve maksad\u0131yla yap\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu beyan edilmi\u015ftir. Yukar\u0131da da izah etti\u011fimiz gibi \u00eel\u00e2dan maksat da bu oldu\u011fu i\u00e7in, bunu M\u00e2riye veya bal \u015ferbeti hadisesine tahsis etmek, genel bir anlam ifade eden \u00e7o\u011fulunun d\u0131\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na ters d\u00fc\u015fmektedir. Onun i\u00e7in bunu, M\u00e2riye ve \u015ferbet olay\u0131n\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131rmadan \u00eel\u00e2 meselesini anlatan Hz. \u00d6mer&#8217;in yukar\u0131da nakletti\u011fimiz a\u00e7\u0131klamas\u0131 dairesinde anlamak gerekir ki o da, Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in, e\u015flerinin hepsinden uzlet ederek onlar\u0131n ho\u015fnutluklar\u0131n\u0131 g\u00f6zetmek maksad\u0131yla bir ay ayr\u0131l\u0131k ve me\u015fakkati se\u00e7mi\u015f olmas\u0131d\u0131r. Ke\u015f\u015f\u00e2f h\u00e2\u015fiyesinde Ahmet b. M\u00fcnir der ki: &#8220;Hz. Peygamber&#8217;e &#8220;Allah&#8217;\u0131n hel\u00e2l k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ni\u00e7in kendine haram ediyorsun?&#8221; buyurulmas\u0131, hem tatl\u0131l\u0131k ve \u015fefkat i\u00e7in, hem de, r\u00fctbe ve makam\u0131n\u0131n, han\u0131mlar\u0131n\u0131 ho\u015fnut etmek maksad\u0131yla me\u015fakkat yolunu se\u00e7mesinden y\u00fcce oldu\u011funa tenbih i\u00e7indir.&#8221; R\u00e2z\u00ee de bunun, azarlamak i\u00e7in de\u011fil, uyar\u0131 i\u00e7in oldu\u011funu s\u00f6yler. \u015eu halde Hz. \u00d6mer&#8217;in a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131n sonundaki it\u00e2b (k\u0131nama) tabirinin ifade etti\u011fi serzeni\u015f (ba\u015fa kakma) ve azarlama esas itibariyle Peygamber&#8217;in kendisine de\u011fil, ona kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kan e\u015flerine y\u00f6neliktir ki bu da \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u00e2yette anlat\u0131lacakt\u0131r. &#8220;Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir.&#8221; V\u00e2v, itir\u00e2ziyye veya istin\u00e2fiyye olup bu c\u00fcmle, Peygamber&#8217;in \u00fcz\u00fcnt\u00fcs\u00fcn\u00fc giderme anlam\u0131n\u0131 ifade etmektedir.<\/p>\n<p>2. &#8220;Allah size farz k\u0131ld\u0131.&#8221; Buradaki farz kelimesi, Raz\u00ee tefsirinde &#8220;S\u00e2hibu&#8217;n-Nazm&#8221;dan nakledildi\u011fi gibi bazen &#8220;Farz k\u0131lmak&#8221; bazen de Nur S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131ndaki gibi beyan m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Ancak &#8220;Biz m\u00fcminlere neyi farz k\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 bildirdik&#8230;&#8221; (Ahz\u00e2b, 33\/50) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi &#8220;farz&#8221; kelimesi &#8220;al\u00e2&#8221; ile kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman \u015f\u00fcphesiz &#8220;farz k\u0131lmak &#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan ba\u015fka bir anlama ihtimali yoktur. Lakin buradaki gibi &#8220;l\u00e2m&#8221; ile getirildi\u011finde yukar\u0131da zikredilen iki m\u00e2n\u00e2ya da ihtimali vard\u0131r. Onun i\u00e7in Muk\u00e2til bu \u00e2yeti, &#8220;Allah a\u00e7\u0131klad\u0131&#8221;, di\u011ferleri de &#8220;farz k\u0131ld\u0131&#8221; diye de tefsir etmi\u015flerse de, her iki m\u00e2n\u00e2 da do\u011frudur.<\/p>\n<p>Tehille, asl\u0131 tecribe tekmile ve tekrime kelimeleri gibi tahlile \u015feklinde &#8220;tef&#8217;il&#8221; b\u00e2b\u0131nda kaide d\u0131\u015f\u0131 bir mastar olup k\u00e2ideye uygun olan &#8220;tahl\u00eel&#8221; veya &#8220;m\u00e2bihi&#8217;t-tahl\u00eel&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na isim olarak kullan\u0131l\u0131r ki hel\u00e2l etmek, \u00e7\u00f6zmek, \u00e7\u00f6z\u00fclmek, \u00e7\u00f6z\u00fcml\u00fck ve hel\u00e2ll\u0131k demektir. Yeminin hel\u00e2ll\u0131\u011f\u0131, \u00e7\u00f6z\u00fcml\u00fc\u011f\u00fc de; birincisi, yapt\u0131\u011f\u0131 yemini do\u011fru bir \u015fekilde yerine getirmek; ikincisi, in\u015fallah kayd\u0131yla istisna etmek, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de \u0131srar\u0131nda bir g\u00fcnah bulundu\u011fu takdirde bozup keff\u00e2ret vermektir. Yeminin keff\u00e2reti de &#8220;Allah, kas\u0131ts\u0131z olarak a\u011fz\u0131n\u0131zdan \u00e7\u0131k\u0131veren yeminlerinizden dolay\u0131 sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z yeminlerden dolay\u0131 sizi sorumlu tutar. Bunun da keff\u00e2reti&#8230;&#8221; (M\u00e2ide, 5\/89) \u00e2yetinin tefsirinde a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bak\u0131labilir.)<\/p>\n<p>Burada Peygamber&#8217;e ait olan &#8220;sana&#8221; hitab\u0131ndan onunla beraber b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlerle ilgili &#8220;size&#8221; hitab\u0131na ge\u00e7ilmi\u015ftir. Bu \u00e2yette Peygamber&#8217;in yapt\u0131\u011f\u0131 tahrimin yeminle al\u00e2kal\u0131 oldu\u011funa dair bir i\u015faret varsa da, yemini bozdu\u011funu g\u00f6steren bir delil mevcut de\u011fildir. Ancak &#8220;Yeminlerinizi koruyun.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/89) emri gere\u011fince yeminleri muhafaza etmek gerekmekle beraber, &#8220;\u00eel\u00e2&#8221; ve &#8220;tahrim&#8221; gibi zararl\u0131 ve sak\u0131ncal\u0131 yeminlerde \u0131srar etmenin iyi olmay\u0131p, onu \u00e7\u00f6zerek farz olan keff\u00e2reti vermenin daha iyi olaca\u011f\u0131na da i\u015faret s\u00f6zkonusudur. Nitekim bu hadiste de &#8220;Her kim yemin eder de, sonra ondan hay\u0131rl\u0131s\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrse, yemininden dolay\u0131 keff\u00e2ret versin, sonra o hayr\u0131 yaps\u0131n.&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Ve Allah sizin mevl\u00e2n\u0131z, yani sahibiniz, m\u00e2likiniz ve \u00e2mirinizdir. Onun i\u00e7in kendi arzular\u0131n\u0131za g\u00f6re de\u011fil, O&#8217;nun emirlerine g\u00f6re hareket ediniz. &#8220;O, her \u015feyi bilen, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.&#8221; Binaenaleyh size verdi\u011fi emirleri ve h\u00fck\u00fcmleri de sizin ihtiya\u00e7 ve menfaatlar\u0131n\u0131z\u0131 bilerek ilim ve hikmetiyle vermi\u015ftir. Tahrimin as\u0131l sebebini hat\u0131rlatmakla kad\u0131nlar\u0131n her hususta ho\u015fnutluklar\u0131n\u0131 araman\u0131n neden dolay\u0131 iyi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak ve kar\u0131 koca aras\u0131ndaki s\u0131rlar\u0131n korunmas\u0131n\u0131n gere\u011fine i\u015faret etmek, ayr\u0131ca kad\u0131nlar\u0131n kocalar\u0131na kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmalar\u0131n\u0131n bo\u015famaya sebebiyet verebilecek ve neticede ate\u015fe s\u00fcr\u00fckleyebilecek sak\u0131ncalardan oldu\u011funu anlatmak ve \u00f6yle bir durumda tevbe etmeyip \u0131srar edecek olanlar\u0131 tehdid etmek suretiyle Hz. Peygamber&#8217;in e\u015flerine gereken vas\u0131flar\u0131 ve ahl\u00e2k\u0131 izah konusunda buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>3. &#8220;Hani peygamber e\u015flerinin baz\u0131s\u0131na s\u0131r olarak bir s\u00f6z s\u00f6ylemi\u015fti.&#8221; V\u00e2v ibtid\u00e2iyyedir. &#8220;\u0130z&#8221; edat\u0131 da hazfedilen fiiline ba\u011fl\u0131 olarak ge\u00e7mi\u015f zaman\u0131 hat\u0131rlatmak i\u00e7indir. Nedensellik m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ifade edebilir. Hitap um\u00fbmad\u0131r. Yani aile hususunun \u00f6nemini, tahrim ve bo\u015famaya sebebiyet verebilecek halleri anlamak i\u00e7in daima o vakti hat\u0131rda tutmal\u0131 ki Peygamber e\u015flerinden birine s\u0131r olarak bir s\u00f6z s\u00f6ylemi\u015f ve bu s\u00f6z\u00fc kimseye s\u00f6yleme demi\u015fti; bu s\u0131r ne idi? Evvela buyurulmakla bunun bir fiil olmay\u0131p kar\u0131 ile koca aras\u0131nda kalmas\u0131 gereken sade bir s\u00f6zden ibaret oldu\u011fu anlat\u0131l\u0131yor. Fakat ne o han\u0131m\u0131n isminin a\u00e7\u0131klanmas\u0131na, ne de bu s\u00f6z\u00fcn neden ibaret oldu\u011funun beyan edilmesine bir sebep olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in Allah Te\u00e2l\u00e2, \u00e2yette ne onun ismini ne de bu s\u00f6z\u00fcn ne oldu\u011funu bildirmeyerek aile aras\u0131ndaki bu nevi s\u0131rlar\u0131 bilenlerin de, onlar\u0131 yaymalar\u0131n\u0131n caiz olmayaca\u011f\u0131n\u0131 hat\u0131rlatm\u0131\u015ft\u0131r. O halde en do\u011frusu bunlar\u0131n kim ve ne oldu\u011funu Allah bilir deyip tecess\u00fcse (i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc ara\u015ft\u0131rmaya) kalk\u0131\u015fmamakt\u0131r. Ancak tefsir ve hadis kitaplar\u0131 bunu s\u00fckut ile ge\u00e7i\u015ftirmemi\u015flerdir. Bunlar, s\u00f6zkonusu han\u0131m\u0131n Hz. Hafsa oldu\u011funda ittifak halindedirler. S\u0131r olan s\u00f6ze gelince, bu konuda da \u00fc\u00e7 s\u00f6zden bahsedilmektedir. Birisi ve en sahih olarak rivayet edileni, bal \u015ferbeti yeminidir. \u0130kincisi esasen rivayeti zay\u0131f olmakla beraber daha \u00e7ok yayg\u0131n olan M\u00e2riye yeminidir. Fakat bunlar\u0131n ikisinin de di\u011fer e\u015flerden gizlenmesi gereken b\u00fcy\u00fck bir s\u0131r olaca\u011f\u0131n\u0131, bundan dolay\u0131 iki kad\u0131na kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131p Peygamber&#8217;in n\u00e2il oldu\u011fu b\u00fct\u00fcn kudret ve kuvvetin beyan\u0131yla &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki onun dostu ve yard\u0131mc\u0131s\u0131 Allah, Cebrail ve m\u00fcminlerin iyileridir. Bunlar\u0131n ard\u0131ndan melekler de ona yard\u0131mc\u0131d\u0131r.&#8221; (Tahrim, 66\/4) diye gayet deh\u015fetli bir ihtar ve tehdidin reva g\u00f6r\u00fclece\u011fini, ak\u0131l pek de kabul edebilecek gibi g\u00f6r\u00fcnmez. Ger\u00e7i as\u0131l mesele s\u00f6ylenen s\u0131rr\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcnde de\u011fil, zat\u0131nda k\u00fc\u00e7\u00fck de olsa, s\u0131r olmas\u0131 itibariyledir. \u00d6nemsiz gibi g\u00f6r\u00fcnen birtak\u0131m \u015feyler vard\u0131rki, s\u0131ras\u0131 gelince pek b\u00fcy\u00fck bir \u00f6neme sahip olabilirler. K\u00fc\u00e7\u00fck bir s\u0131rr\u0131 saklayamayan\u0131n b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc hi\u00e7 saklayamayaca\u011f\u0131 cihetle kendisine verilen bir emaneti muhafaza edemeyece\u011finden dolay\u0131 emniyet ve g\u00fcveni zayi etmi\u015f, bir t\u00f6hmet ve h\u0131yanet konumuna d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olur. Bununla beraber ona yap\u0131lacak k\u0131nama ve azarlaman\u0131n da, s\u0131rr\u0131n mahiyetiyle uygunluk arzedece\u011fi, &#8220;Bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn cezas\u0131, ona denk bir k\u00f6t\u00fcl\u00fckt\u00fcr. Kim ba\u011f\u0131\u015flar ve bar\u0131\u015f\u0131 sa\u011flarsa, onun m\u00fckafat\u0131 Allah&#8217;a aittir.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 43\/40) h\u00fckm\u00fcyle bilinmektedir. Bu y\u00fczden kanaatimizce burada s\u00f6ylenen s\u0131rr\u0131n ba\u015fka bir s\u00f6z olmas\u0131 gerekir. \u015e\u00f6yle ki: \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc; Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in kendisinden sonra devlet ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n Ebu Bekr&#8217;e ve \u00d6mer&#8217;e ge\u00e7ece\u011fini Hafsa&#8217;ya bir m\u00fcjde olarak haber vermi\u015f ve gizlenmesini emretmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. Tefsirlerin bir\u00e7o\u011funda zikredilmi\u015f olan bu haber, ger\u00e7i K\u00fct\u00fcb-i Sitte&#8217;de (alt\u0131 kitapta) nakledilmemi\u015ftir. Ancak M\u00e2riye olay\u0131n\u0131 rivayet edenler i\u00e7inde bu haberi de rivayet edenler oldu\u011fu gibi ba\u015fka g\u00fcvenilir zatlar da nakletmi\u015flerdir. &#8220;el-Bahru&#8217;l-Muh\u00eet&#8221;de Ebu Hayyan \u015f\u00f6yle diyor: &#8220;Hadis, M\u00e2riye sebebiyledir; bir de bal i\u00e7tim denilmi\u015ftir. Meym\u00fbn b. Mihr\u00e2n dedi ki: &#8220;Hadis, Peygamber&#8217;in Hafsa&#8217;ya s\u0131r olarak s\u00f6yledi\u011fi \u015fu hadistir: &#8220;Ebu Bekr ve \u00d6mer benden sonra hilafet yoluyla benim emrime sahip olacaklard\u0131r&#8221;. Al\u00fbs\u00ee de bu rivayetleri daha derli toplu naklederek demi\u015ftir ki: &#8220;\u0130bn\u00fc Merd\u00fbye \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan ve \u0130bn\u00fc Eb\u00ee H\u00e2tim M\u00fccahid&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;Peygamber (s.a.v.) Hafsa&#8217;ya M\u00e2riye tahrimini ve kendisinden sonra muhakkak Ebu Bekr ve \u00d6mer&#8217;in insanlara em\u00eer olacaklar\u0131n\u0131 gizlice s\u00f6ylemi\u015fti. Hafsa da gizlice Ai\u015fe&#8217;ye s\u00f6yledi. Hakikaten bu i\u015fin gizlice s\u00f6ylendi\u011fi hakk\u0131nda daha ba\u015fka haberler de vard\u0131r.&#8221; \u0130bn\u00fc Eb\u00ee Ad\u00ee ve Ebu Nuaym Hz. Ebu Bekr&#8217;in faziletleri hakk\u0131nda ve \u0130bn\u00fc Merd\u00fbye birka\u00e7 yolla Hz. Ali ve \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir. Her ikisi de dedi ki: &#8220;Ebu Bekr ve \u00d6mer&#8217;in emirlikleri Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda vard\u0131r. &#8220;Peygamber, e\u015flerinden birine gizlice bir s\u00f6z s\u00f6ylemi\u015fti&#8230;&#8221; (Tahrim, 66\/3) Peygamber Hafsa&#8217;ya demi\u015fti ki: &#8220;Baban ve Ai\u015fe&#8217;nin babas\u0131 benden sonra insanlar\u0131n v\u00e2lisidirler. Sak\u0131n kimseye s\u00f6yleme.&#8221; Ebu Nuaym bir de sahabilerin faziletleriyle ilgili Dahh\u00e2k&#8217;tan \u015f\u00f6yle bir rivayet nakletmi\u015f ve demi\u015ftir ki: &#8220;Peygamber (s.a.v.) Hafsa&#8217;ya \u015funu gizlice s\u00f6ylemi\u015ftir. Kendisinden sonra halife, Ebu Bekr ondan sonra da \u00d6mer olacakt\u0131r.&#8221; \u0130bn\u00fc Eb\u00ee H\u00e2tim bir de Meym\u00fbn b. Mihran&#8217;dan b\u00f6yle bir rivayet nakletmi\u015ftir. Al\u00fbs\u00ee bunlar\u0131 zikrettikten sonra \u015f\u00f6yle der: &#8220;\u015eia&#8217;n\u0131n ileri gelenlerinden Tabressi, &#8220;Mecmau&#8217;l-Bey\u00e2n&#8221;da Zecc\u00e2c&#8217;dan naklen demi\u015ftir ki: &#8220;Resulullah (s.a.v.) M\u00e2riye&#8217;yi tahrim etti\u011fi vakit, kendisinden sonra Ebu Bekr ve \u00d6mer&#8217;in m\u00fclke sahib olacaklar\u0131n\u0131 haber vermi\u015fti. \u0130y\u00e2\u015f\u00ee&#8217;nin senediyle Abdullah b. At\u00e2\u00ee&#8217;nin, Mekk\u00ee&#8217;den ve Ebu Cafer Muhammed Bak\u0131r (r.a.)&#8217;dan rivayet etti\u011fi de buna yak\u0131nd\u0131r. \u00c2yetin bu haberlere g\u00f6re tefsiri, \u015f\u00fcphesiz bal hadisine g\u00f6re yap\u0131lan tefsirinden daha do\u011frudur. Ancak bal hadisi daha sahihtir. B\u00fct\u00fcn haberleri bir araya cemetmek de m\u00fcmk\u00fcn gibi g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyor. Nihayet \u00f6zet olarak \u015funlar s\u00f6ylenebilir: Anlat\u0131lan bu olaylar\u0131n \u00fc\u00e7\u00fc de (M\u00e2riye ve \u015ferbet olay\u0131 ile Ebu Bekr ve \u00d6mer&#8217;in hilafetiyle ilgili hadise) vuku bulmu\u015f, ravilerin baz\u0131s\u0131 bir k\u0131sm\u0131n\u0131, baz\u0131s\u0131 da bir k\u0131sm\u0131n\u0131 rivayet ederek &#8220;Ey peygamber! Ni\u00e7in haram ediyorsun?&#8221; \u00e2yeti nazil oldu.&#8221; demi\u015ftir. Bunlardan hi\u00e7 birisi de yaln\u0131z kendi rivayetlerinin sahihli\u011fini iddia etmemi\u015f olduklar\u0131ndan, burada s\u00f6ylenen de do\u011frudur. Bu do\u011fru olursa, ihtilaf\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fc de kolayla\u015fm\u0131\u015f olur. De\u011filse ba\u015fka \u00e7\u00f6z\u00fcm yolu ara. En iyisini Allah bilir.&#8221;<\/p>\n<p>Bu muhakeme hayli g\u00fczel olmakla beraber biz buna \u015funu da ilave etmek istiyoruz. Yukar\u0131da a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015fekilde s\u00fbrenin as\u0131l n\u00fczul sebebi, ne yaln\u0131z M\u00e2riye, ne de bal \u015ferbeti yeminidir. Do\u011frusu o, e\u015flerin hepsi i\u00e7in yap\u0131lan \u00eel\u00e2 yeminidir. Di\u011ferlerini, nihayet onun sebeb ve mukaddimelerinden saymak laz\u0131m gelir. Nitekim Hz. Zeyneb&#8217;in hediyeyi reddi, Hz. Ai\u015fe&#8217;nin &#8220;seni horlam\u0131\u015f&#8221; demesi, ve nafaka istekleriyle birbirlerine arka \u00e7\u0131kmalar\u0131, \u00eel\u00e2n\u0131n sebeb ve mukaddimelerindendir. Bu itibarla rivayetleri bir araya toplama ihtimali belki daha fazla m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ancak M\u00e2riye tahriminin sebebi hakk\u0131nda s\u00f6ylenen rivayetlerin baz\u0131s\u0131 mant\u0131ks\u0131z baz\u0131s\u0131 da akla ters d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc gibi, \u015ferbet rivayetinin de Zeyneb ile mi yoksa Hafsa ile mi ilgili oldu\u011fu hususunda ihtilaf vard\u0131r. Halbuki imamet haberi hakk\u0131ndaki rivayetlerde bir tenakuz s\u00f6z konusu de\u011fildir. Bu haberin K\u00fct\u00fcb-i Sitte&#8217;de yer almamas\u0131 da sahih olmamas\u0131n\u0131 gerektirmez. \u00d6zellikle Meym\u00fbn b. Mihr\u00e2n&#8217;dan gelen rivayet onun g\u00fcvenilirli\u011fini kuvvetlendirmektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Meym\u00fbn b. Mihr\u00e2n, &#8220;Tehzib&#8221; ve di\u011fer biyografik eserlerde anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re Hasan el-Basr\u00ee ayar\u0131nda bir zat olup t\u00e2bi\u00eenin b\u00fcy\u00fcklerindendir. Hz. \u00d6mer&#8217;den, Z\u00fcbeyr ve di\u011fer bir\u00e7ok sahabeden hadis rivayet etmi\u015ftir. Kendisinden de pek \u00e7ok \u00e2lim feyz alm\u0131\u015f ve \u00d6mer b. Abdulaziz&#8217;in son derece g\u00fcvenine lay\u0131k olarak k\u00e2tibli\u011fini ve kad\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 yapm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn\u00fc Mihr\u00e2n y\u00fcz on yedi senesinde y\u00fcz ya\u015f\u0131nda oldu\u011fu halde, on yedi g\u00fcnde on yedi bin rekat namaz k\u0131l\u0131p on sekizinci g\u00fcn vefat etmi\u015f b\u00fcy\u00fck velilerden biridir. \u00d6mer b. Abd\u00fclaziz bu zat\u0131 \u00f6verken \u015f\u00f6yle dermi\u015f: &#8220;Bu ve bunun gibi birka\u00e7 ki\u015fi kald\u0131, vefat ederlerse d\u00fcnya muzdarib olur.&#8221; E\u011fer s\u0131r hadisi hakk\u0131nda Ebu Bekr ve \u00d6mer&#8217;in hilafeti rivayetleri \u00f6yle g\u00fcvenilir bir yolla ve Hz. Ali&#8217;den dahi \u00e7e\u015fitli kanallarla nakledilmi\u015f olmasayd\u0131, \u015eia&#8217;n\u0131n ileri gelen \u00e2limleri bunu dikkate bile almazlard\u0131. Bir de bu s\u00fbreyi, M\u00fclk S\u00fbresi&#8217;nin takip etmesi ve ba\u015f taraf\u0131nda \u00f6l\u00fcm ve hayat\u0131n zikredilmesi bize buradaki s\u0131rr\u0131n, Hz. Peygamber&#8217;in vefat\u0131ndan sonraki m\u00fclk ve imamet meselesiyle ilgili oldu\u011funu im\u00e2 etmektedir. K\u0131sacas\u0131 bu a\u00e7\u0131klamalardan \u00e7\u0131kan netice \u015fudur. Gerek M\u00e2riye&#8217;nin tahrimi olay\u0131 ve gerek \u015ferbet yemini rivayetlerindeki izahlar, k\u0131smen birbirine z\u0131t ve muzdaribtir. Bununla beraber bir bal \u015ferbeti i\u00e7ilmi\u015f ve M\u00e2riye hakk\u0131nda dahi bir tahrim yap\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu da tafsilata bak\u0131lmaks\u0131z\u0131n rivayetlerin genelinden mutlak surette anla\u015f\u0131lmaz de\u011fildir. Fakat imamet hadisinin rivayetlerinde bir tenakuz bulunmad\u0131\u011f\u0131 gibi b\u00fcy\u00fck bir s\u0131r olmaya yak\u0131\u015fan ve s\u0131r oldu\u011fu i\u00e7in fitneden korunarak di\u011ferleri kadar yay\u0131lmam\u0131\u015f olan da budur. &#8220;Peygamber bir k\u0131sm\u0131n\u0131 bildirmi\u015f, bir k\u0131sm\u0131ndan da vazge\u00e7mi\u015fti&#8230;&#8221; (Tahrim, 66\/3) \u00e2yetinden de anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere burada bahsedilen s\u0131rr\u0131n birka\u00e7 \u00e7e\u015fidinden de s\u00f6z edilmi\u015f olmas\u0131ndan bunu, yaln\u0131z M\u00e2riye veya sahih olan &#8220;Bal \u015ferbeti i\u00e7tim.&#8221; rivayetlerinden birine hasretmenin do\u011fru olmay\u0131p imamet haberleriyle beraber \u00fc\u00e7 rivayetin birle\u015ftirilmesiyle meydana gelecek \u00f6z \u00fczerinde m\u00fctalaa etmek ve as\u0131l n\u00fczul sebebinin Hz. \u00d6mer&#8217;in beyan etti\u011fi \u015fekilde bu nevi birtak\u0131m sebeblerden do\u011fmu\u015f bulunan \u00eel\u00e2 tahrimi ile Peygamber&#8217;in bir m\u00fcddet inzivaya \u00e7ekilmeyi gerekli g\u00f6rm\u00fc\u015f olmas\u0131 hakikatine varmakt\u0131r. Bu \u00e2yetten anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re hadisenin ba\u015flang\u0131c\u0131, Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in e\u015flerinden birine kar\u015f\u0131 bir fiil yapm\u0131\u015f olmas\u0131 de\u011fil, s\u0131r olarak m\u00fchim bir s\u00f6z s\u00f6ylemi\u015f olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Vakta ki o han\u0131m bu s\u0131r s\u00f6z\u00fc haber verdi, rivayetlere g\u00f6re Hafsa gizlemeyip arkada\u015f\u0131 Ai\u015fe&#8217;ye gizlice duyurmu\u015ftu Allah da Peygamberine onu a\u00e7t\u0131. Demek ki Hz. Ai\u015fe s\u00f6ylememi\u015fti, l\u00e2kin Allah Te\u00e2l\u00e2, vahy ile anlatm\u0131\u015f, Cibril de haber vermi\u015fti. O vakit Peygamber, haberi duyuran e\u015fine baz\u0131s\u0131n\u0131 bildirdi baz\u0131s\u0131ndan da vazge\u00e7ti. O e\u015finin s\u00f6ylemi\u015f oldu\u011fu s\u00f6z\u00fcn bir k\u0131sm\u0131n\u0131 anlatt\u0131 ise de bir k\u0131sm\u0131n\u0131 y\u00fcz\u00fcne vurmad\u0131. Tolerans g\u00f6sterdi de tamam\u0131 kadar utand\u0131rmak istemedi. Ebu&#8217;s-Suud&#8217;un da zikretti\u011fi gibi bunun, Resulullah&#8217;\u0131n imamet (devlet ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131) ile ilgili s\u00f6z\u00fc oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015f ve \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: Resulullah: &#8220;Ben sana bunu gizle dememi\u015f miydim?&#8221; buyurmu\u015f, o da: &#8220;Seni hak ile g\u00f6nderen o y\u00fcce z\u00e2ta yemin ederim ki, arkada\u015f\u0131m\u0131n babas\u0131na Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bah\u015fetmi\u015f oldu\u011fu ikrama sevincimden dolay\u0131 kendimi zaptedemedim.&#8221; demi\u015ftir. Baz\u0131lar\u0131 da burada ge\u00e7en &#8220;bildirdi&#8221;den maksad\u0131n, &#8220;biraz azarlad\u0131, k\u0131nad\u0131&#8221; anlam\u0131na geldi\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir. Nitekim bu m\u00e2n\u00e2, &#8220;ben onu sana bildiririm veya tan\u0131t\u0131r\u0131m&#8221; \u015feklinde dilimizde de vard\u0131r. Kur&#8217;an&#8217;\u0131n bir\u00e7ok yerinde ge\u00e7en \u00e2yeti de bu anlamdad\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki s\u00f6yledi\u011finin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 y\u00fcz\u00fcne vurmak da bir k\u0131nama ve ba\u015fa kakmad\u0131r. Bununla beraber bir rivayete g\u00f6re Hz. Peygamber Hafsa&#8217;y\u0131 ric&#8217;i bir talakla bo\u015fam\u0131\u015f, bu y\u00fczden Hz. \u00d6mer de k\u0131z\u0131na, &#8220;Hattab ailesinde bir hay\u0131r olsayd\u0131 Peygamber seni bo\u015famazd\u0131.&#8221; demi\u015f, sonra da Hz. Peygamber&#8217;e Cebrail gelip, &#8220;Ona d\u00f6n, \u00e7\u00fcnk\u00fc o \u00e7ok oru\u00e7 tutan ve \u00e7ok namaz k\u0131land\u0131r ve herhalde senin cennetteki kad\u0131nlar\u0131ndand\u0131r.&#8221; diye tebli\u011f etmi\u015ftir. Ancak \u015funu hemen belirtelim ki bu rivayet desteklenmemi\u015f ve yukar\u0131da zikredilen Hz. \u00d6mer hadisinde de bo\u015faman\u0131n meydana gelmedi\u011fi sabit olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Ona bunu b\u00f6yle anlat\u0131verince o han\u0131m s\u00f6yledi\u011fi s\u0131rr\u0131n duyulmu\u015f olmas\u0131ndan \u00fcz\u00fclm\u00fc\u015f olarak ve ink\u00e2ra da kalk\u0131\u015fmayarak birdenbire heyecanla &#8220;Bunu sana kim haber verdi?&#8221; dedi, Ai\u015fe&#8217;nin haber verip vermedi\u011fini \u00f6\u011frenmek istedi. Buna kar\u015f\u0131 Hz. Peygamber de &#8220;Bana o bilen ve haberdar olan Allah haber verdi.&#8221; dedi. \u0130\u015fte kendine verilen bir s\u0131rr\u0131 saklamay\u0131p da ne kadar gizli bir \u015fekilde ve yak\u0131n\u0131na s\u00f6ylemi\u015f olsa bile, Allah Te\u00e2l\u00e2 onu b\u00f6yle utand\u0131r\u0131r ve hele aile aras\u0131nda \u00f6zellikle kar\u0131 koca ile ilgili bir s\u0131rr\u0131 s\u00f6ylemek b\u00fcy\u00fck pi\u015fmanl\u0131klara sebebiyyet verebilir. \u0130\u015fte &#8220;Sizin hay\u0131rl\u0131n\u0131z, kad\u0131nlar\u0131na kar\u015f\u0131 hay\u0131rl\u0131 olan\u0131n\u0131zd\u0131r.&#8221; buyurmu\u015f olan Peygamber bu kadar s\u00f6ylemekle yetindi ve yine onlar\u0131n ho\u015fnutluklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Sonra bu y\u00fczden onlarda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc baz\u0131 dilekleri ve birbirlerine arka \u00e7\u0131kmalar\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda da ba\u015fka bir \u015fey yapmay\u0131p s\u0131rf bir ibret dersi olmak \u00fczere, bir ay m\u00fcddetle onlar\u0131 kendi hallerine b\u0131rakarak bir yeminle yak\u0131n al\u00e2kadan mahrum etti. \u00d6yle b\u00fcy\u00fck irf\u00e2n (bilgi, anlay\u0131\u015f, k\u00fclt\u00fcr) sahibi olan kad\u0131nlar\u0131n daha fazla \u0131slah olmalar\u0131 i\u00e7in de b\u00f6yle ac\u0131 bir dersin olmas\u0131 gerekirdi.<\/p>\n<p>4. Onun i\u00e7in bu \u0130l\u00e2h\u00ee beyandan sonra Allah taraf\u0131ndan Hz. Peygamber&#8217;in e\u015flerine hitaben buyuruluyor ki e\u011fer her ikiniz Allah&#8217;a tevbe ederseniz ki Hz. \u00d6mer hadisinde bu iki han\u0131m\u0131n Ai\u015fe ve Hafsa oldu\u011fu zikredilmi\u015fti. \u00c7\u00fcnk\u00fc kalpleriniz kaym\u0131\u015ft\u0131r. Yani kalplerinizde tevbeyi gerektiren bir kusur bir kayma oldu. Size bir s\u0131r s\u00f6ylenmekle g\u00f6nl\u00fcn\u00fczde o tarafa meyledip birbirinize uyarak Resulullah&#8217;a kar\u015f\u0131 ihl\u00e2s vazifesinde kusur ettiniz. Binaenaleyh tevbe ederseniz kalpleriniz yap\u0131lan nasihat\u0131 dinlemi\u015f ve hizaya gelmi\u015f olur.<\/p>\n<p>Sagat kelimesinin asl\u0131 (sagavet) olup, bir tarafa meyletmek demek olan mastar\u0131ndan fiil-i m\u00e2zi m\u00fcfred m\u00fcennestir. M\u00fcz\u00e2risi gelir. (En&#8217;am, 6\/113) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi s\u00f6z dinlemek veya dikkat edip kulak vermek anlam\u0131n\u0131 ifade eden &#8220;is\u011fa&#8221; da bu k\u00f6kten t\u00fcremi\u015ftir. Buhari&#8217;de &#8220;sa\u011fv&#8221; ve &#8220;is\u011fa&#8221;ya, &#8220;meyletmek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 verildi\u011fi gibi M\u00fcslim&#8217;de de nakledilen m\u00e2n\u00e2, &#8220;ikinizin kalbi meyletti&#8221; \u015feklindedir.<\/p>\n<p>M\u00fcfessirler deki edat\u0131ndan dolay\u0131 bu c\u00fcmleyi do\u011frudan do\u011fruya \u015fart\u0131n\u0131n cezas\u0131 yapmay\u0131p, f\u00e2-i ta&#8217;liliyye (sebep f\u00e2&#8217;s\u0131) olarak cezan\u0131n yerine ge\u00e7en illet oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bilinmektedir ki meyil denilince ilk akla gelen haktan meyildir. Bu ise tevbeyi gerektirir. Haks\u0131zl\u0131ktan hakka meyil de tevbenin gere\u011fi ve nasihate kulak vermek demektir. Bu sebeple iki hususa da i\u015faret edilmesi i\u00e7in denilmeyip \u015feklinde ifade edilerek illet (sebep), ceza makam\u0131na konulmu\u015ftur. \u00dczerinde durulmas\u0131 gereken bir nokta da &#8220;kalpleriniz&#8221; iz\u00e2fetidir. Zira kalp kelimesi \u015feklinde tesniye olarak getirilmeyip, \u00e7o\u011fulu olan &#8220;kul\u00fbb&#8221;, tesniyeye muzaf k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Halbuki iki ki\u015finin ikiden fazla kalbi olmaz. M\u00fcfessirler maksad\u0131n anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 yerde iki tesniyenin bir yere getirilmemesi n\u00fcktesiyle bu \u015fekilde ya \u00e7o\u011ful ya da tekil sigas\u0131yla kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemektedirler.<\/p>\n<p>Ancak biz bunun d\u0131\u015f\u0131nda ba\u015fka bir n\u00fckte de anlamak istiyoruz. Maksad, yaln\u0131z \u015fahsen iki han\u0131m\u0131n de\u011fil, Peygamber&#8217;in e\u015flerinin iki grup halinde topland\u0131klar\u0131na i\u015faretle, iki grubun hepsinin de kalplerine tenbihde bulunmakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Peygamber&#8217;in e\u015flerinin b\u00f6yle iki grup halinde birbirine arka \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131; Ai\u015fe ile Hafsa&#8217;n\u0131n bir taraf, Zeyneb&#8217;le di\u011ferlerinin de bir taraf oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir. Ve ihtimal ki, hep birlikte arz ettikleri dileklerinde Ai\u015fe ile Hafsa&#8217;n\u0131n \u00f6nde bulunmas\u0131ndan dolay\u0131, di\u011ferlerinin o ikisinin etraf\u0131nda topland\u0131klar\u0131na ve Peygamber&#8217;in hepsini kendisine haram k\u0131lmas\u0131n\u0131n sebebinin bu oldu\u011funa i\u015faret edilmi\u015ftir. Bundan sonra gelen \u00e2yette hitab\u0131n &#8220;e\u011fer sizleri bo\u015farsa&#8221; diye hepsine y\u00f6neltilmi\u015f olmas\u0131 da, bize bu fikri telkin etmektedir. \u015eu halde Hz. \u00d6mer&#8217;in de Ai\u015fe ve Hafsa demi\u015f olmas\u0131, bunlar\u0131n \u00f6nde bulunmu\u015f olmalar\u0131ndan dolay\u0131 olsa gerektir.<\/p>\n<p>Ve e\u011fer Peygamber&#8217;e kar\u015f\u0131 ikiniz veya her iki taraf birbirinize arka verecek olursan\u0131z fiilinin asl\u0131, &#8216;d\u0131r. B\u00f6yle &#8220;t\u00e2&#8221;n\u0131n tekrar etti\u011fi s\u00eegalarda m\u00fcz\u00e2r\u00ee fiilinin &#8220;t\u00e2&#8221;s\u0131 k\u00e2ide ile hazfedilir. Tezah\u00fcr, birbirine arka verip yard\u0131mla\u015fmakt\u0131r. ile kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman da bir di\u011ferine kar\u015f\u0131 dayan\u0131\u015fmaya girerek ve yard\u0131mla\u015farak \u00fcst\u00fcn olmaya \u00e7al\u0131\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Burada yard\u0131mla\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tefsir edilmi\u015f olmakla beraber ile getirilmesi Peygamber&#8217;e kar\u015f\u0131 birbiriyle yard\u0131mla\u015fma ve dayan\u0131\u015fma i\u00e7ine girdiklerini g\u00f6stermektedir &#8220;Her ikisi de birbirine arka verecek olursa.&#8221; denilmekle, bu dayan\u0131\u015fman\u0131n fiilen yap\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu ifade edilmi\u015f olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc farz etmek, ger\u00e7ekle\u015fmesini gerektirmez. Ancak y\u00fcz y\u00fcze gelme karinesi (delili) tevbeyi gerektiren meylin b\u00f6yle bir dayan\u0131\u015fmay\u0131 and\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bu sebeple b\u00fcy\u00fck bir tehdide m\u00fcstahak olduklar\u0131n\u0131 i\u015faret eder. Onun i\u00e7in Peygamber&#8217;e kar\u015f\u0131 \u00f6yle birbirlerine arka \u00e7\u0131kacak olanlar\u0131n kendilerini b\u00fcy\u00fck bir tehlikeye atm\u0131\u015f olacaklar\u0131ndan dolay\u0131, bundan sak\u0131nmalar\u0131n\u0131n gere\u011fi anlat\u0131lmak \u00fczere yine cezan\u0131n illeti, ceza makam\u0131na konarak Peygamber&#8217;in hak ve selahiyyeti, madd\u00ee ve manev\u00ee her kuvvete sahip olan y\u00fcce \u015fan\u0131 ve maddiyattan ziy\u00e2de maneviyat\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc \u015f\u00f6yle izah edilmektedir. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz haberiniz olsun ki: Allah O Allah O Peygamber&#8217;in mevl\u00e2s\u0131, yard\u0131mc\u0131s\u0131d\u0131r. Yani hak onundur ve her \u015feyden \u00f6nce onun sahibi ve yard\u0131mc\u0131s\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Hem de Cibr\u00eel -Ruhu&#8217;l-Emin (g\u00fcvenilir ruh) olan ve Peygamber&#8217;e vahiy getiren o manev\u00ee ve r\u00fbh\u00e2n\u00ee kuvvet- de onun yard\u0131mc\u0131s\u0131d\u0131r. Ve m\u00fcminlerin salihi. O iki han\u0131m\u0131n babalar\u0131 Ebu Bekr ve \u00d6mer&#8217;den her biri ve genelde m\u00fcminlerin iyi olan her ferdi onun yard\u0131mc\u0131s\u0131d\u0131r. Burada salih lafz\u0131, b\u00fct\u00fcn salihler cinsini g\u00f6stermekle beraber tekil getirilmi\u015f, iki kad\u0131n\u0131n dayan\u0131\u015fmas\u0131na kar\u015f\u0131 veya diye kuvveti \u00e7o\u011faltmakla topluluk halinde kar\u015f\u0131la\u015fma reva g\u00f6r\u00fclmemi\u015f, iki han\u0131mdan her birine g\u00f6re izafette (isim tamlamas\u0131nda) ahd ile en g\u00fcvenebilecekleri babalar\u0131na, yani Ai\u015fe&#8217;ye g\u00f6re Ebu Bekr&#8217;e, Hafsa&#8217;ya g\u00f6re \u00d6mer&#8217;e i\u015faret olmak \u00fczere &#8220;m\u00fcminlerin salihi&#8221; buyurulmu\u015ftu. Yukar\u0131da M\u00fcslim&#8217;in rivayet etti\u011fi \u0130krime hadisinde ge\u00e7ti\u011fi gibi Hz. \u00d6mer&#8217;in &#8220;ben ve Ebu Bekr&#8221; demi\u015f olmas\u0131 ve bu ikisinin Hz. Peygamber&#8217;in veziri durumunda bulunmalar\u0131 cihetiyle m\u00fcminlerin salihleri aras\u0131ndaki ferd\u00ee \u00fcst\u00fcnl\u00fcklerine ve Peygamber&#8217;e sevgi ve hizmet hususunda g\u00f6sterdikleri samimiyet ve sadakatlerine i\u015faret i\u00e7in Cibril&#8217;in pe\u015finden denildi\u011fini, m\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011fu beyan etmi\u015flerdir. Bundan ba\u015fka &#8220;salih&#8221; kelimesinin tekil olarak zikredilmesinde iki n\u00fckte daha vard\u0131r. Birisi, m\u00fcminlerden vecibelerini yerine getiren her ferdin, Peygamber&#8217;e yard\u0131m etme hususunda toplu halde bulunup bulunmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6zetilmeksizin Cebrail gibi tek ba\u015f\u0131na ko\u015faca\u011f\u0131n\u0131 ifade eder. Nitekim sahabiler gerek tek ve gerek toplu olarak Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in emir ve hizmetine tam bir sadakatle ko\u015farlard\u0131. \u0130kincisi, terkibinin yaz\u0131da olmasa da s\u00f6yleyi\u015fte &#8220;M\u00fcminlerin salihleri&#8221;\u015feklindeki \u00e7o\u011fulundan fark\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan okuma esnas\u0131nda hem ferd hem cemaat m\u00e2n\u00e2s\u0131 ihtimal \u00fczere anla\u015f\u0131l\u0131r. Bu da, gerekeni hakk\u0131yla yapan ferdlerin bir cemaat mesabesinde oldu\u011funa ve di\u011fer m\u00fcminlerin tek olarak de\u011filse de topluluk halinde onlar\u0131n arkas\u0131ndan gideceklerine delalet eder. Onun i\u00e7indir ki bunu, al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f olsun olmas\u0131n genel anlamda salih ferdler cinsi diye anlamak do\u011frudur. Bu kadar da de\u011fil, onun arkas\u0131ndan yani Allah&#8217;\u0131n, Cebrail&#8217;in ve salih m\u00fcminlerin sevgi ile yard\u0131mlar\u0131ndan sonra b\u00fct\u00fcn melekler de yard\u0131mc\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Peygamber b\u00f6yle b\u00fct\u00fcn manev\u00ee ve madd\u00ee kuvvetlerin sevgi ve yard\u0131m\u0131na kavu\u015fmu\u015ftur. O halde ona kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kman\u0131n nas\u0131l bir felakete yol a\u00e7aca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeli de bundan b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlerin erkek ve kad\u0131nlar\u0131 korunup sak\u0131nmal\u0131d\u0131rlar. B\u00f6yle bir kudret kar\u015f\u0131s\u0131nda birka\u00e7 kad\u0131n\u0131n birbirlerine arka \u00e7\u0131kmalar\u0131n\u0131n ne h\u00fckm\u00fc olabilir?<\/p>\n<p>5. &#8220;E\u011fer sizi bo\u015farsa belki de Rabbi.&#8221; G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki burada hitap, tesniye de\u011fil, cem&#8217;i m\u00fcennes zamiriyle han\u0131mlar\u0131n hepsini kapsamaktad\u0131r. Ve Hz. Peygamber onlar\u0131 bo\u015famam\u0131\u015ft\u0131r. Onlar\u0131n ho\u015fnutluklar\u0131n\u0131 g\u00f6zetti\u011fi i\u00e7in kendini, Allah&#8217;\u0131n hel\u00e2l k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bo\u015fama hakk\u0131ndan da menetmi\u015ftir. B\u00f6yle yapmas\u0131 da, onlar\u0131 bo\u015farsa hay\u0131rl\u0131 kad\u0131nlar bulamayaca\u011f\u0131 gibi bir d\u00fc\u015f\u00fcnceden, \u00f6t\u00fcr\u00fc de\u011fildir. Gerektir ki onun Rabbi, \u015fayet onlar\u0131 bo\u015farsa sizin yerinize ona sizlerden daha hay\u0131rl\u0131 e\u015fler verir. Tefsirler burada \u015f\u00f6yle bir sorunun akla gelebilece\u011fini s\u00f6ylerler: Peygamber&#8217;in e\u015fleri, \u00fcmmeh\u00e2tu&#8217;l-m\u00fcmin\u00een &#8220;m\u00fcminlerin anneleri&#8221; \u00fcnvan\u0131na sahiptirler. Yery\u00fcz\u00fcnde onlar\u0131n dengi olabilecek onlardan, daha hay\u0131rl\u0131 kad\u0131nlar nas\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir? Bu soruya \u015f\u00f6yle cevap verirler: Onlar\u0131n ayr\u0131cal\u0131klar\u0131, Peygamber&#8217;in sevgili ve itaatl\u0131 e\u015fleri olmalar\u0131 sebebiyledir. E\u011fer eziyet ve isyan ederler de Peygamber onlar\u0131 bo\u015fayacak olursa, o vakit bu \u00f6zellikleri kalmaz ve onlar\u0131n yerine gelecek ve Peygamber&#8217;e her hususta itaat ederek, onun r\u0131za ve sevgisini elde edecek olan kad\u0131nlar, onlardan hay\u0131rl\u0131 olmu\u015f olurlar. Nitekim bu s\u0131fatlara i\u015faret i\u00e7in buyuruluyor ki Kendini Allah&#8217;a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oru\u00e7 tutan, dul ve bakireler. Bu vas\u0131flar, nin s\u0131fat\u0131 olup e\u015flerde bulunmas\u0131 istenen ahl\u00e2k ve davran\u0131\u015flar\u0131 g\u00f6sterirler. den hal olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde de do\u011frudan do\u011fruya Peygamber&#8217;in e\u015flerinin durumlar\u0131n\u0131 ifade ederler. Bu n\u00fckteden dolay\u0131d\u0131r ki s\u00f6konusu s\u0131fatlar, den sonra getirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130lk vasf\u0131 \u0130sl\u00e2m, \u015firkten ve \u015firk ahl\u00e2k\u0131ndan ber\u00ee olarak Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini ve Resulullah&#8217;\u0131n hakikatini kabul edip, Allah&#8217;\u0131n emrine ve Peygamber&#8217;in s\u00f6z\u00fcne boyun e\u011fmek ve teslim olmak. \u0130kincisi iman, diliyle s\u00f6yledi\u011fi gibi kalbiyle de tasdik ederek i\u00e7i d\u0131\u015f\u0131 m\u00fcsl\u00fcman olmak. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, kanit\u00e2t: Kunut, can ve g\u00f6n\u00fclden itaate devam etmek. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc, t\u00e2ib\u00e2t, tevbe etmek, en k\u00fc\u00e7\u00fck bile olsa kusur ve g\u00fcnahtan daima tevbe edip sak\u0131nmak. Be\u015fincisi \u00e2bid\u00e2t, gerek farz ve gerek nafile ibadetlere devam etmek. Alt\u0131nc\u0131s\u0131 s\u00e2ih\u00e2t, d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131 bir yolculuk bilip ge\u00e7im konusunda bir yolcu gibi oldu\u011funa kanaat ederek oru\u00e7 ve perhizi ahl\u00e2k edinip daima ilerisini, akibetini, Allah&#8217;\u0131n m\u00fckafat ve cezas\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek. Seyahattan t\u00fcreyen bu kelime hakk\u0131nda \u00fc\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r. Baz\u0131lar\u0131, &#8220;seyahat hicret etmek demektir&#8221; s\u00f6z\u00fcnden hareketle &#8220;muh\u00e2cir\u00e2t&#8221; &#8220;hicret eden kad\u0131nlar&#8221; anlam\u0131na geldi\u011fini s\u00f6ylemi\u015fler, bir k\u0131sm\u0131 da itaatla ilgili her i\u015fe ko\u015far, Peygamber&#8217;in git dedi\u011fi yere gider, hacca, cihada, sefere gidelim dese de hemen gidenler m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 vermi\u015flerdir. M\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011fu da, Resulullah&#8217;dan yap\u0131lan rivayetlerde de g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi bu \u00e7e\u015fit yerlerde seyahat\u0131n &#8220;oru\u00e7tan kinaye&#8221; oldu\u011funu ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. Onlara g\u00f6re oru\u00e7lunun durumu, az\u0131\u011f\u0131 yan\u0131nda olmayan ve buldu\u011fu yerde yemek yiyebilen yolcunun haline benzemektedir. Bizim izah etti\u011fimiz m\u00e2n\u00e2 da b\u00f6yledir. (Konuyla ilgili olarak (Tevbe, 9\/112) \u00e2yetine bkz.) Yedincisi, seyyib\u00e2t ve ebk\u00e2r, bu iki vas\u0131f di\u011ferleri gibi olmay\u0131p birbirlerinin kar\u015f\u0131t\u0131 bulundu\u011fundan \u00f6ncekiler at\u0131fs\u0131z (ba\u011flant\u0131s\u0131z) getirilmi\u015f oldu\u011fu halde bu ikisi bir &#8220;v\u00e2v&#8221; ile ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Baz\u0131 \u00e2limler de bu v\u00e2v&#8217;a v\u00e2v-\u0131 sem\u00e2niyye demi\u015flerdir ki, yedi ile sekiz aras\u0131na gelir. Resulullah&#8217;\u0131n, e\u015fleri aras\u0131nda da bekar olarak ald\u0131\u011f\u0131 yaln\u0131z Hz. Ai\u015fe olup di\u011ferleriyle dul olduklar\u0131 halde evlendi\u011fi de bilinmektedir.<\/p>\n<p>Peygamber (s.a.v)&#8217;in e\u015flerine bu \u015fekilde nasihat edildikten sonra b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlere hitaben buyuruluyorki:<\/p>\n<p>6. Ey iman edenler! Kendinizi ve ehlinizi ate\u015ften koruyun, cehennem ate\u015fine s\u00fcr\u00fcklenmelerine sebep olacak fitne ve isyandan koruyarak Allah&#8217;\u0131n emirlerine, itaate g\u00f6t\u00fcr\u00fcn. \u00c7\u00fcnk\u00fc aile sahibi kendinden sorumlu oldu\u011fu gibi ailesinden de sorumludur. Zira konuyla ilgili &#8220;Hepiniz \u00e7obans\u0131n\u0131z ve hepiniz teb&#8217;an\u0131zdan sorumlusunuz.&#8221; ve &#8220;Sizin hay\u0131rl\u0131 olan\u0131n\u0131z, ehline kar\u015f\u0131 hay\u0131rl\u0131 olan\u0131n\u0131zd\u0131r.&#8221; hadisleri bilinmektedir. Ebu Hayyan&#8217;\u0131n kaydetti\u011fine g\u00f6re, &#8220;Hz. \u00d6mer, &#8220;Ya Resulallah! Nefislerimizi koruruz, fakat ehlimizi nas\u0131l koruyabiliriz?&#8221; demi\u015fti. Bunun \u00fczerine Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc de \u015f\u00f6yle buyurdu: &#8220;Allah&#8217;\u0131n sizi nehyetti\u011fi \u015feylerden onlar\u0131 nehyedersiniz ve Allah&#8217;\u0131n size emretti\u011fi \u015feyleri onlara emredersiniz. \u0130\u015fte bu, onlar\u0131 korumak demektir.&#8221; Zemah\u015feri de \u015fu hadisleri nakletmi\u015ftir: &#8220;Allah o kimseye rahmet etsin ki, &#8220;Ey ehlim, ailem! Namaz\u0131n\u0131za, orucunuza, zek\u00e2t\u0131n\u0131za, miskinlerinize, yetim ve kom\u015fular\u0131n\u0131za dikkat edin.&#8221; der. Ola ki Allah Te\u00e2l\u00e2 onlar\u0131 onunla beraber cennette toplar.&#8221; \u00c7ocuklar da ehle dahildir. Baz\u0131lar\u0131 enf\u00fcse (nefislere) dahil oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlara g\u00f6re \u00e7ocuklar, babadan bir par\u00e7a say\u0131l\u0131rlar.<\/p>\n<p>O cehennem ate\u015fi \u00f6yle bir ate\u015ftir ki yak\u0131t\u0131, o insanlar ve o ta\u015flard\u0131r. (Bilgi i\u00e7in &#8220;Bunu yapamazsan\u0131z ki, elbette yapamayacaks\u0131n\u0131z, yak\u0131t\u0131 insan ve ta\u015f olan ate\u015ften sak\u0131n\u0131n&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/24) \u00e2yetinin tefsirine bkz.) O ate\u015fin \u00fczerinde g\u00f6revli galiz (kaba), \u00e7etin (sert tabiatl\u0131) melekler vard\u0131r ki bunlara zeb\u00e2ni denilir. Bunlar\u0131n kabal\u0131k ve sertlikleri cehennem ehline kar\u015f\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah onlara \u00f6yle emretmi\u015ftir. B\u00fct\u00fcn meleklerin vasf\u0131 da \u015f\u00f6yledir. Onlar, Allah&#8217;\u0131n kendilerine buyurdu\u011funa kar\u015f\u0131 gelmez ve emredildikleri \u015feyleri yaparlar. Bu uyar\u0131dan sonra k\u00e2firlere hitaben de \u015f\u00f6yle buyuruluyor:<\/p>\n<p>7. Ey k\u00e2firler! Bug\u00fcn \u00f6z\u00fcr dilemeye kalk\u0131\u015fmay\u0131n, yani ahirette cehennem ate\u015fine at\u0131lacaklar\u0131 g\u00fcn k\u00e2firlere b\u00f6yle s\u00f6ylenecektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o g\u00fcn \u00f6z\u00fcr beyan etmenin hi\u00e7bir faydas\u0131 yoktur. Onun i\u00e7in d\u00fcnyada iken k\u00fcf\u00fcrden ve \u00f6z\u00fcr dileme mecburiyetinde kal\u0131nacak k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden sak\u0131nmak gerekir. O g\u00fcn ancak d\u00fcnyada yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekeceksiniz. Bu \u00e2yet, tahrim olay\u0131 hakk\u0131nda k\u00e2firler taraf\u0131ndan her zaman oldu\u011fu gibi Peygamber&#8217;i ve m\u00fcminleri incitecek baz\u0131 lak\u0131rd\u0131lar edildi\u011fine veya baz\u0131 hareketlerde bulunuldu\u011funa i\u015faret etmektedir.<\/p>\n<p>Herkes yapt\u0131\u011f\u0131 \u015feylere g\u00f6re kar\u015f\u0131l\u0131k g\u00f6rece\u011fi i\u00e7in bundan sonra da m\u00fcminleri samimi bir tevbe ile temizlemek, olgunlu\u011fa te\u015fvik etmek ve Peygamber&#8217;i k\u00e2firlere ve m\u00fcnaf\u0131klara kar\u015f\u0131 y\u00f6nlendirmek konusunda buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>8- Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah&#8217;a d\u00f6n\u00fcn. Umulur ki Rabbiniz sizin k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinizi \u00f6rter, Peygamber&#8217;i ve onunla birlikte iman edenleri utand\u0131rmayaca\u011f\u0131 g\u00fcnde Allah sizi, i\u00e7lerinden \u0131rmaklar akan cennetlere sokar. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n nurlar\u0131, \u00f6nlerinde ve yanlar\u0131nda ko\u015far da, &#8220;Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi ba\u011f\u0131\u015fla, \u00e7\u00fcnk\u00fc sen her \u015feye k\u00e2dirsin.&#8221; derler.<\/p>\n<p>9- Ey Peygamber! K\u00e2firler ve m\u00fcnaf\u0131klarla sava\u015f, onlara kar\u015f\u0131 sert davran. Onlar\u0131n varaca\u011f\u0131 yer cehennemdir. O gidilecek yer, ne de k\u00f6t\u00fcd\u00fcr!<\/p>\n<p>10- Allah, ink\u00e2r edenlere, Nuh&#8217;un kar\u0131s\u0131 ile Lut&#8217;un kar\u0131s\u0131n\u0131 misal verdi. Bu ikisi, kullar\u0131m\u0131zdan iki salih kulun (nikah\u0131) alt\u0131nda idiler, onlara h\u0131yanet ettiler. (Kocalar\u0131,) Allah&#8217;tan hi\u00e7bir \u015feyi onlardan savamad\u0131. (Onlara): &#8220;Haydi girenlerle birlikte siz de ate\u015fe girin!&#8221; denildi.<\/p>\n<p>11- Allah, inananlara da Firavun&#8217;un kar\u0131s\u0131n\u0131 \u00f6rnek g\u00f6sterdi. O \u015f\u00f6yle demi\u015fti: &#8220;Rabbim! Bana yan\u0131nda cennetin i\u00e7inde bir ev yap, beni Firavun&#8217;dan ve onun (k\u00f6t\u00fc) i\u015finden kurtar. Ve beni \u015fu zalim toplumdan kurtar!&#8221;<\/p>\n<p>12- Irz\u0131n\u0131 korumu\u015f olan, \u0130mr\u00e2n k\u0131z\u0131 Meryem&#8217;i de Allah \u00f6rnek g\u00f6sterdi. Biz, ona ruhumuzdan \u00fcfledik ve Rabbinin s\u00f6zlerini ve kitaplar\u0131n\u0131 tasdik etti. O, g\u00f6n\u00fclden itaat edenlerdendi.<\/p>\n<p>8. Tevbe-i nas\u00fbh: Nas\u00fbh bir tevbe. Tevbe, imana dair makamlar\u0131n ilki, hak yolculu\u011funun ba\u015flang\u0131c\u0131, (sevgiliye) ula\u015fma kap\u0131s\u0131n\u0131n anahtar\u0131d\u0131r. Yukar\u0131larda ge\u00e7ti\u011fi gibi lugatte d\u00f6nmek demek olan tevbe, \u0131st\u0131lahta ise kabahatten, kabahat oldu\u011fu i\u00e7in pi\u015fmanl\u0131k duyarak vazge\u00e7mektir. Vicdan\u0131nda meydana gelen \u00e7irkinli\u011finden dolay\u0131 de\u011fil de bedenine, mal\u0131na veya \u015ferefine zarar verme gibi herhangi bir korku yahut \u00fcmit sebebiyle vazge\u00e7mek, tevbe de\u011fildir. As\u0131l tevbe, yapt\u0131\u011f\u0131 kabahatin bir menfaatini g\u00f6rse de esasen onun \u00e7irkinli\u011fini duyup tiksinerek vazge\u00e7mektir. Burada tevbenin s\u0131fat\u0131 olan &#8220;nas\u00fbh&#8221; ise, &#8220;gaf\u00fbr&#8221; vezninde m\u00fcbala\u011fa s\u0131gas\u0131 olup nush, nasahat ve nas\u00eehat maddesindendir. Bu madde, kamus sahibinin de &#8220;Bes\u00e2ir&#8221;de beyan etti\u011fi \u015fekilde esasen iki anlama gelir. Birisi h\u00e2lislik ve safl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Nitekim mumu al\u0131nm\u0131\u015f h\u00e2lis bala denir. Bu m\u00e2n\u00e2da nas\u00fbh \u00e7ok h\u00e2lis ve temiz demektir. Di\u011feri de s\u00f6k\u00fc\u011f\u00fc dikmek, y\u0131rt\u0131\u011f\u0131 yamamak suretiyle onar\u0131p d\u00fczeltmek anlam\u0131ndad\u0131r. Nitekim elbisenin diki\u015fine &#8220;nesahat\u00fc&#8217;s-sevb&#8221; denilir. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re de nas\u00fbh, \u00e7ok \u0131slah edici, hi\u00e7bir gedik b\u0131rakmayacak \u015fekilde eksiklikleri d\u00fczeltip iyi onar\u0131c\u0131 demektir. Her iki m\u00e2n\u00e2 da dikkate al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zamanda nush, iyi niyet ve temiz kalb ile herkesin iyili\u011fini isteyerek eksiklikleri d\u00fczeltip \u0131slah etmek, \u00f6\u011f\u00fct vermek, vaaz ve nasihat etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir ki nasihat, o verilen \u00f6\u011f\u00fcd\u00fcn ismidir. Bu anlamda nas\u00fbh, \u00e7ok iyi nasihat edici demektir. \u00d6nceki iki anlamda nas\u00fbh, tevbenin do\u011frudan do\u011fruya s\u0131fat\u0131 olarak h\u00e2lis, ciddi, temiz bir tevbe veya insan\u0131n dinini ve ahl\u00e2k\u0131n\u0131 \u00e7ok iyi \u0131slah edecek te&#8217;sirli bir tevbe anlam\u0131ndad\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc m\u00e2n\u00e2da ise nas\u00fbh, hakikatte tevbe eden kimsenin vasf\u0131 olup tevbeye akl\u00ee mecaz suretiyle isnad edilmi\u015f olur. Yani bir tevbe ki, onunla tevbe eden kimse \u00f6nce kendi nefsine, sonra da di\u011ferlerine \u00e7ok iyi nasihat edip d\u00fczeltmi\u015f olaca\u011f\u0131ndan nefsin hakk\u0131yla d\u00fczelmesine sebeb olan o tevbesine, isim tamlamas\u0131 olarak &#8220;\u00e7ok iyi nasihat\u00e7\u0131n\u0131n tevbesi&#8221; anlam\u0131nda nas\u00fbh tevbesi demek do\u011fru olur. Bununla beraber s\u0131fat tamlamas\u0131 olarak &#8220;\u00e7ok iyi nasihat edici tevbe&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na nas\u00fbh tevbe demek daha do\u011frudur. B\u00f6yle bir tevbe nas\u0131l olur? Kabahatlerden ba\u015fka bir sebeple de\u011fil, s\u0131rf \u00e7irkinlikleri yani Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na ters d\u00fc\u015fen bir kabahat olduklar\u0131 i\u00e7in vicdan\u0131nda pi\u015fmanl\u0131k duyarak ve i\u015flemekten dolay\u0131 \u015fiddetli \u00fcz\u00fcnt\u00fc hissederek ve bir daha \u00e7irkinlik yapmamaya azmedip vazge\u00e7mek, nefsini buna al\u0131\u015ft\u0131r\u0131p hi\u00e7bir sebep ve engel kar\u015f\u0131s\u0131nda d\u00f6nmemeye karar vermekle olur. \u0130bn\u00fc Merd\u00fbye&#8217;nin rivayet etti\u011fi bir hadisde \u015f\u00f6yle denilmi\u015ftir: &#8220;Mu&#8217;\u00e2z b. Cebel (r.a) Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e, &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! Nas\u00fbh tevbe nedir?&#8221; Diye sordu. Hz. Peygamber de buyurdu ki: &#8220;Kulun yapm\u0131\u015f oldu\u011fu g\u00fcnaha pi\u015fmanl\u0131k duyup ve Allah&#8217;a \u00f6zr\u00fcn\u00fc arzedip sonra da s\u00fct\u00fcn memeye geri d\u00f6nmedi\u011fi gibi o (g\u00fcnaha) d\u00f6nmemesidir.&#8221; Hz. Ali (r.a)&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: &#8220;O, bir \u00e7\u00f6l arab\u0131n\u0131n &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131m senden beni ba\u011f\u0131\u015flaman\u0131 diliyor ve sana (g\u00fcnahlar\u0131mdan dolay\u0131) tevbe ediyorum.&#8221; dedi\u011fini i\u015fitmi\u015fti de ona, &#8220;Ey adam! Tevbede dil \u00e7abuklu\u011fu yalanc\u0131lar\u0131n tevbesidir.&#8221; demi\u015fti. Adam, &#8220;O halde tevbe nedir?&#8221; deyince de, Hz. Ali (r.a) ona \u015f\u00f6yle cevap vermi\u015fti: &#8220;O tevbenin alt\u0131 \u00f6zelli\u011fi vard\u0131r. Ge\u00e7mi\u015f g\u00fcnahlara pi\u015fmanl\u0131k duymak, farzlar\u0131 iade etmek, mazlumun hakk\u0131n\u0131 vermek, d\u00fc\u015fmanlarla hel\u00e2lla\u015fmak, bir daha ona d\u00f6nmemeye azmetmek ve nefsi g\u00fcnah i\u00e7erisinde b\u00fcy\u00fctt\u00fc\u011f\u00fcn gibi Allah&#8217;a itaatte eritmek ve ona g\u00fcnahlar\u0131n tad\u0131n\u0131 tatt\u0131rd\u0131\u011f\u0131n gibi, itaat\u0131n da ac\u0131s\u0131n\u0131 tatt\u0131rmakt\u0131r.&#8221; (Tevbenin kabul edilmesi konusunda Nis\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;Allah&#8217;\u0131n kabul edece\u011fi tevbe, ancak bilmeden k\u00f6t\u00fcl\u00fck edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir&#8230;&#8221; (Nis\u00e2, 4\/17) ve &#8220;Yoksa k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri yap\u0131p yap\u0131p da i\u00e7lerinden birine \u00f6l\u00fcm gelip \u00e7at\u0131nca &#8216;Ben \u015fimdi tevbe ettim&#8217; diyen ve k\u00e2fir olarak \u00f6lenler i\u00e7in tevbe yoktur.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/18) \u00e2yetlerine bak\u0131n\u0131z.) Gere\u011fi gibi yap\u0131lan tevbenin kabul edilece\u011finin vaad edilmi\u015f oldu\u011funa dair bir hayli \u00e2yet ve hadis vard\u0131r ki, \u015fu \u00e2yet de bu c\u00fcmledendir. Umulur ki Rabbiniz sizden kabahatlerinizi \u00f6rter. Zira Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da tehdit ve tamaa d\u00fc\u015f\u00fcrmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Mamafih burada dikkat edilecek birka\u00e7 nokta vard\u0131r.<\/p>\n<p>Birincisi, bunun esas\u0131nda Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00fczerine aklen vacib olmay\u0131p \u0130l\u00e2h\u00ee bir vaadin gere\u011fi olmas\u0131d\u0131r. Tevbe-i nas\u00fbh hakk\u0131nda b\u00f6yle olunca, onun d\u0131\u015f\u0131nda olan tevbeler hakk\u0131nda da bundan daha ileri bir vaadin olmayaca\u011f\u0131 da a\u015fik\u00e2rd\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu halde &#8216;daki dan anla\u015f\u0131lacak olan v\u00fccubun da nihayet d\u00fc\u015f\u00fcnmeden yap\u0131lan tevbe-i nas\u00fbh m\u00e2n\u00e2s\u0131nda bir tehdit ve taahh\u00fcd\u00fcn gere\u011finden ba\u015fka bir v\u00fccub ifade etmemesidir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, ba\u011f\u0131\u015f ve sevab ile g\u00fczel bir \u015fekilde kabul edilme \u00fcmidini besleyerek tevbe etmek, tevbenin h\u00e2lis ve nas\u00fbh olmas\u0131na m\u00e2ni de\u011fil bilakis \u015fiddetli bir arzu ve istek verir. Kabahati ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri k\u00f6t\u00fc ve \u00e7irkin olduklar\u0131 i\u00e7in pi\u015fmanl\u0131k duyup terketmek, yaln\u0131z kendi nazar\u0131nda de\u011fil, esasen Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kat\u0131nda \u00e7irkin oldu\u011fu i\u00e7in vazge\u00e7mek, O&#8217;nun r\u0131zas\u0131na uygun hareketle, ge\u00e7mi\u015fte olan k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin yap\u0131lmam\u0131\u015f gibi \u00f6rt\u00fclmelerini ve tam bir g\u00fcnahs\u0131z gibi r\u0131zaya ermesini istemekten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, az \u00e7ok ihtimal m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade etmekten de uzak olmayan ayr\u0131ca burada \u015fu anlama da gelmektedir. Tevbe ile g\u00fcnah\u0131n \u00f6rt\u00fclmesi, hi\u00e7 i\u015flenmemi\u015f gibi Allah&#8217;\u0131n ilminden silinmesi demek de\u011fildir. Onun i\u00e7indir ki tevbeden, her hususta tam bir masuma e\u015fit olmas\u0131 laz\u0131m gelecek derecede \u00f6rt\u00fclmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131na, genel bir tehdit ve taahh\u00fcd anla\u015f\u0131lmas\u0131n. Kabahat madem ki yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, o halde yaz\u0131l\u0131 kalmal\u0131d\u0131r. Allah&#8217;\u0131n ilminden silinmesine imk\u00e2n ve ihtimal yoktur. Ancak nas\u00fbh bir tevbe iyilikler ve keff\u00e2retle \u00f6rt\u00fcl\u00fcr, ba\u011f\u0131\u015flan\u0131r ve cezas\u0131 affolunur. Ge\u00e7mi\u015fi hesab defterinden silinir, hatta ondan sonra h\u00e2le g\u00f6re tam bir g\u00fcnahs\u0131z gibi muamele edilir. Fakat esasen masum olmad\u0131\u011f\u0131ndan o dereceye y\u00fckseltilmesi hususunda teminat verilmez. Bununla beraber \u00fcmid de kestirilmez, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah her \u015feye k\u00e2dirdir. &#8220;Onlar\u0131n nuru \u00f6nlerinde ve sa\u011flar\u0131nda ko\u015far.&#8221; (Hadid S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;M\u00fcmin erkeklerle m\u00fcmin kad\u0131nlar\u0131, \u00f6nlerinden ve sa\u011flar\u0131ndan nurlar\u0131 ko\u015farken g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn g\u00fcnde&#8230;&#8221; (Hadid, 57\/12 \u00e2yetine bkz.) &#8220;Onlar: Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi ba\u011f\u0131\u015fla, derler.&#8221; Bu \u00e2yetle m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n halinden sak\u0131nmakla imanda devam ve ilerleme istenmektedir. Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re bu s\u00f6z\u00fc, m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n nuru s\u00f6n\u00fcverdi\u011fi zaman m\u00fcminler, sak\u0131narak s\u00f6yleyeceklerdir.<\/p>\n<p>9. &#8220;Ey peygamber! K\u00e2firlerle ve m\u00fcnaf\u0131klarla sava\u015f ve onlara sert davran.&#8221; Bu \u00e2yette, daha \u00f6nce beyan edildi\u011fi \u00fczere tahrim olay\u0131 esnas\u0131nda Peygamber han\u0131mlar\u0131n\u0131 bo\u015fam\u0131\u015f, Gass\u00e2niler Medine&#8217;ye h\u00fcc\u00fbm i\u00e7in haz\u0131rlan\u0131yorlarm\u0131\u015f gibi \u015fayialar \u00e7\u0131kararak ve yalan s\u00f6zler yayarak zihinleri t\u0131rmalay\u0131p fesat \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015fan k\u00e2firlerin ve m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n halleri anlat\u0131lmaktad\u0131r. Bu \u00e2yet, m\u00e2n\u00e2 itibar\u0131yla &#8220;Andolsun ki, iki y\u00fczl\u00fcler, kalblerinde hastal\u0131k bulunanlar, \u015fehirde k\u00f6t\u00fc haber yayanlar, (bu hallerinden) vazge\u00e7mezlerse seni onlara musallat ederiz&#8230;&#8221; (Ahz\u00e2b, 33\/60) \u00e2yetinin benzeridir. Bu \u00e2yetin bir benzeri de Tevbe S\u00fbresi&#8217;nde (9\/73) ge\u00e7mi\u015ftir. K\u00e2firlere kar\u015f\u0131 cihad ve sertlik, &#8220;Onlara kar\u015f\u0131 g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yetti\u011fi kadar kuvvet ve cihad i\u00e7in ba\u011flan\u0131p beslenen atlar haz\u0131rlay\u0131n&#8230;&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/60) \u00e2yetine g\u00f6re haz\u0131rl\u0131kla m\u00fcnaf\u0131klara kar\u015f\u0131 cihad\u0131 hat\u0131rlatmak, delil getirmek suretiyle tebli\u011fde bulunmak, cezalar koymak, yerine g\u00f6re s\u0131rlar\u0131n\u0131 if\u015fa etmek ve her ikisinde de teyakkuz durumunda olmak sezgi ve dayan\u0131kl\u0131l\u0131kla olur.<\/p>\n<p>10. &#8220;Allah, ink\u00e2r edenlere misal verdi.&#8221; Bu gibi yerlerde zikredilen atas\u00f6zleri, garip bir durumu misal olarak g\u00f6stermek suretiyle gariplikte ona benzeyen di\u011fer halleri tan\u0131tmaktad\u0131r. Yani Allah, O&#8217;na k\u00fcfredenlerin durumlar\u0131na dikkate de\u011fer acayip ve garip bir misal olarak \u015funlar\u0131n hal ve durumlar\u0131n\u0131 \u00f6rnek g\u00f6sterdi. Ki Nuh&#8217;un kar\u0131s\u0131 ve Lut&#8217;un kar\u0131s\u0131, birinin ad\u0131n\u0131n V\u00e2ile, di\u011ferininkinin V\u00e2hile veya V\u00e2lihe oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bunlar ne oldu bilir misiniz? Kullar\u0131m\u0131zdan iki salih ki\u015finin nikah\u0131nda idiler. Her biri Allah&#8217;\u0131n h\u00e2lis kullar\u0131 aras\u0131ndan se\u00e7ilmi\u015f birer \u015fanl\u0131 Peygamber&#8217;in, biri Nuh (a.s)&#8217;un biri de Lut (a.s)&#8217;un nikahl\u0131 han\u0131mlar\u0131 idiler, bu sayede d\u00fcnya ve ahiret hay\u0131r ve mutlulu\u011funu kazanabilecek bir mevkide bulunuyorlard\u0131. \u00d6yle iken onlara h\u0131yanet ettiler. Nank\u00f6rl\u00fckle k\u00fcfredip onlara inanmad\u0131lar. Nuh&#8217;un kar\u0131s\u0131 ona deli demi\u015f, ara bozuculuk yapm\u0131\u015f ve Nuh&#8217;un s\u0131r olarak telakki etti\u011fi vahiy haberlerini m\u00fc\u015friklere duyurmu\u015ftu. Lut&#8217;un kar\u0131s\u0131 da m\u00fcnaf\u0131kl\u0131k ediyor, evinde duydu\u011funu kavmine ula\u015ft\u0131r\u0131yordu. Lut&#8217;un gizli gelen misafirlerini de haber vermi\u015fti. Bu konudaki rivayetlerin \u00f6zeti budur. Said b. C\u00fcbeyr, &#8220;Nuh&#8217;un kar\u0131s\u0131n\u0131n ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmiyorum, fakat Lut&#8217;un kar\u0131s\u0131 misafirlerini haber veriyordu.&#8221; demi\u015ftir. Ra\u011f\u0131b der ki: &#8220;H\u0131yanet ile nifak birdir. Ancak h\u0131yanet, s\u00f6z ve emanet itibar\u0131yla, nifak da din itibar\u0131yla s\u00f6ylenir. Sonra da bunlar birbirinin yerine kullan\u0131l\u0131rlar. \u015eu halde h\u0131yanet gizlice ahdi bozarak hakka muhalefet etmektir ki, bunun tersi emanettir.&#8221; Bu \u00e2yetteki h\u0131yanet de bu anlamdad\u0131r. Her h\u0131yaneti yapt\u0131lar demek de\u011fil, m\u00fcnaf\u0131kl\u0131k ederek bir emanete h\u0131yanet ettiler demektir. Buradaki h\u0131yanetten maksad\u0131n, d\u00f6\u015feklerine h\u0131yanet, yani ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k ve zina olmayaca\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn tefsirlerde beyan edilmi\u015ftir. Zira &#8220;Hi\u00e7bir peygamberin kar\u0131s\u0131 zina etmemi\u015ftir.&#8221; hadisi de buna i\u015faret etmektedir. &#8220;Zina eden kad\u0131nla da ancak zina eden veya m\u00fc\u015frik olan erkek evlenebilir&#8230;&#8221; (Nur, 24\/3) \u00e2yetinde de ilk akla gelen m\u00e2n\u00e2 budur. Hem zina, yaln\u0131z iyiler nazar\u0131nda de\u011fil, b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n nazar\u0131nda leke ve tabii olarak nefret edilen bir fiildir. Peygamberler ise, nefret edilen hallerden uzakt\u0131rlar. Fakat bir peygambere kar\u015f\u0131 en k\u00fc\u00e7\u00fck bir h\u0131yanet bile k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr, hakk\u0131 ink\u00e2rd\u0131r. Velev bir s\u00f6z olsun, emanete h\u0131yanetin her t\u00fcrl\u00fcs\u00fc de h\u0131yanettir. Gerek Nuh (a.s) ve gerek Lut (a.s)&#8217;un nik\u00e2h\u0131 alt\u0131ndaki e\u015fleri de iffetsizlik etmi\u015f de\u011fil, ancak e\u015f olma \u015ferefinin gerektirdi\u011fi iman ve itaate, iyilik ve do\u011frulu\u011fa sahip olamam\u0131\u015f, elde ettikleri nimetin k\u0131ymetini takdir etmeyerek k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fc\u011fe meyletmi\u015f, hayra ve iyili\u011fe \u00e7al\u0131\u015fan e\u015flerinin ba\u015far\u0131lar\u0131n\u0131 kolayla\u015ft\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015facak yerde onlara eziyette bulunmu\u015flard\u0131r. Bununla da yetinmeyerek Allah d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n fesadlar\u0131na yard\u0131m edecek gizli haberler vererek fitneyi tahrik etmek suretiyle emanete h\u0131yanet etmi\u015fler ve b\u00f6ylece Allah&#8217;\u0131n gadab\u0131na u\u011fram\u0131\u015flard\u0131r. Onun i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n salih kulu olan o iki peygamber onlar\u0131, o han\u0131mlar\u0131n\u0131 Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan kurtaramad\u0131lar. O kad\u0131nlara, kocalar\u0131n\u0131n iyi kimseler olmas\u0131, peygamberli\u011fi ve kurtarmak i\u00e7in g\u00f6sterdikleri gayretler zerre kadar fayda vermedi. Nuh han\u0131m\u0131n\u0131 gemisine alamad\u0131 da &#8220;Aleyhinde s\u00f6z ge\u00e7mi\u015f olanlar d\u0131\u015f\u0131nda aileni ve iman edenleri gemiye y\u00fckle&#8230;&#8221; (H\u00fbd, 11\/40) buyuruldu, Lut (a.s) da kendi \u015fehrinden d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131karamad\u0131, bu y\u00fczden de &#8220;Kar\u0131ndan ba\u015fka sizden hi\u00e7biri geri kalmas\u0131n&#8230;&#8221; (H\u00fbd, 11\/81) denildi. Ve o iki kad\u0131na \u015f\u00f6yle seslenildi: &#8220;Girin ate\u015fe girenlerle beraber!&#8221; \u0130kisi de helak olan k\u00e2firlerle beraber cehenneme gittiler. Demek ki yaln\u0131z kocalar\u0131n\u0131n iyili\u011fi, Allah kat\u0131ndaki b\u00fcy\u00fck derecesi ve peygamberli\u011fi bile, ink\u00e2r eden han\u0131mlar\u0131n\u0131 Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan, o \u015fiddetli meleklerin vazifeli olduklar\u0131 cehennem ate\u015finden kurtaramaz. \u0130\u015fte bu, b\u00fct\u00fcn k\u00e2firler i\u00e7in darb-\u0131 mesel olmu\u015f bir n\u00fcm\u00fbnedir. Peygamberler her ne kadar k\u00fcfredenleri \u0131slah etmek, kurtarmak isteseler de imana gelmeyen, k\u00fcf\u00fcr ve h\u0131yanete tevbe etmeyenleri e\u015fleri bile olsa Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan kurtaramazlar. Herkes kendi ameline g\u00f6re kar\u015f\u0131l\u0131k g\u00f6r\u00fcr. Onun i\u00e7in peygamberlerin ve gerek di\u011fer iyi insanlar\u0131n e\u015fleri, b\u00fct\u00fcn kad\u0131nlar, kocalar\u0131n\u0131n ve yak\u0131nlar\u0131n\u0131n derecelerine, Allah kat\u0131ndaki makamlar\u0131na aldanmay\u0131p Allah&#8217;tan korkmal\u0131 ve kendileri iyili\u011fe \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>11. Allah iman edenler i\u00e7in de \u015fu iki kad\u0131n\u0131 misal g\u00f6sterdi. Birisi Firavun&#8217;un kar\u0131s\u0131, ki o, M\u00fcz\u00e2him&#8217;in k\u0131z\u0131 \u00c2siye&#8217;dir. Baz\u0131lar\u0131 da bu han\u0131m\u0131n, Hz. Musa&#8217;n\u0131n halas\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Hz. Musa Firavun&#8217;a kar\u015f\u0131 \u00e2sas\u0131n\u0131 sal\u0131verdi\u011fi zaman iman etmi\u015f, Firavun da iman etmesinden dolay\u0131 ona \u015fiddetle azab etmi\u015fti. Ebu Hureyre&#8217;den nakledildi\u011fine g\u00f6re g\u00fcne\u015fe kar\u015f\u0131 d\u00f6rt \u00e7ivi ile \u00e7iviletip \u00fczerine kocaman bir kaya koydurtmu\u015ftu. O vakit o hatun demi\u015fti ki Ya Rab! Benim i\u00e7in kat\u0131nda, cennette bir ev yap! Ruhunun, Allah yolunda iman ile \u015fehid olarak al\u0131n\u0131p, bu sebeple Allah&#8217;\u0131n yan\u0131nda rahmete eri\u015fmesini ve Ar\u015f&#8217;a en yak\u0131n olan Sidre-i M\u00fcnteh\u00e2&#8217;n\u0131n yan\u0131nda, Cennet\u00fc&#8217;l-Me&#8217;v\u00e2&#8217;da kendisine ebedi bir dinlenme yeri in\u015f\u00e2 edilmesini istemi\u015f. demi\u015fti ki: Bu suretle beni hem Firavun&#8217;dan ve onun i\u015finden koru. Hem onun pis nefsinden ve hem k\u00f6t\u00fc i\u015finden; \u015firk ve zul\u00fcmle icra etti\u011fi h\u00fck\u00fcm ve sata\u015fmas\u0131ndan kurtar. Hem de beni o zalimler kavminden koru; zul\u00fcmde Firavun&#8217;a uyup Firavun ailesi \u00fcnvan\u0131n\u0131 alm\u0131\u015f olan K\u0131pt\u00eeler&#8217;den kurtar\u0131p ebedi olarak kurtulu\u015fa \u00e7\u0131kar! B\u00f6yle s\u00f6yleyince rivayet edildi\u011fine g\u00f6re ona derhal cennetteki makam\u0131 ke\u015ff yoluyla g\u00f6sterilmi\u015f ve hi\u00e7bir azab duymaks\u0131z\u0131n ruhu al\u0131nm\u0131\u015f, \u00fcst\u00fcne konulan kaya ruhsuz kalan cesedinin \u00fcst\u00fcne d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu da, sahib (Hab\u00eeb b. Musa en-Necc\u00e2r) gibi do\u011frudan do\u011fruya cennetlik olarak Allah&#8217;\u0131n rahmetine ve r\u0131zas\u0131na kavu\u015fmu\u015ftur. Evet \u00f6b\u00fcrleri de d\u00fcnyadan gitmi\u015f, bu da gitmi\u015ftir. Fakat arada ne b\u00fcy\u00fck fark vard\u0131r! Onlar, kavimlerini cennete g\u00f6t\u00fcrmek isteyen iki peygamberin elinde, hay\u0131r ve iyilik i\u00e7inde cennete g\u00f6t\u00fcr\u00fclecek halde iken, k\u00fcf\u00fcrleri y\u00fcz\u00fcnden cehenneme, ate\u015fe gittiler. Bu han\u0131m ise, kavimlerini ate\u015fe s\u00fcr\u00fckleyenlerin ba\u015f\u0131, \u015firk ve zulm\u00fcn en b\u00fcy\u00fck timsali olan Firavun&#8217;un elinde ate\u015fe s\u00fcr\u00fcklenmek istenirken iman\u0131 ve ihlas\u0131 sebebiyle cennetin en y\u00fcksek makam\u0131na, Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n yan\u0131na u\u00e7mu\u015ftur. Herkes kendi yapt\u0131\u011f\u0131ndan sorumlu oldu\u011fu i\u00e7in k\u00f6t\u00fc kocalar\u0131n eline d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f saliha (iyi) kad\u0131nlar her tehlikeye ra\u011fmen fenal\u0131ktan sak\u0131narak Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 iman ve samimiyetlerini koruduklar\u0131 m\u00fcddet\u00e7e kocalar\u0131n\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinden sorumlu olmazlar. Allah, onlar\u0131 sonunda kurtar\u0131r. Hem yaln\u0131z evli olanlar de\u011fil<\/p>\n<p>12. bir de \u0130mr\u00e2n&#8217;\u0131n k\u0131z\u0131 Meryem&#8217;i dahi Allah iman edenler i\u00e7in bir \u00f6rnek vermi\u015ftir. O k\u0131z ki, \u0131rz\u0131n\u0131 sa\u011flam korumu\u015ftu, iffetini iyi muhafaza etmi\u015f, yakas\u0131n\u0131 ve ete\u011fini kale gibi sa\u011flam tutup kimseye a\u00e7mam\u0131\u015ft\u0131. Hatta Meryem S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi gibi Cebrail kendisine g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc vakit bile &#8220;Senden, \u00e7ok esirgeyen Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m&#8230;&#8221; (Meryem, 19\/18) diye korunmu\u015ftu. &#8220;Ey Meryem! Hakikaten sen \u00e7ok garip bir i\u015f yapm\u0131\u015fs\u0131n.&#8221; &#8220;Ey Harun&#8217;un k\u0131zkarde\u015fi! Senin baban k\u00f6t\u00fc bir adam de\u011fildi; annen de iffetsiz de\u011fildi.&#8221; (Meryem, 19\/ 27,28) diye iftira etmek isteyenlerin zannettikleri gibi t\u00f6hmetli de\u011fil, ete\u011fi sa\u011flam, temiz bir k\u0131zd\u0131. Fakat biz ona ruhumuzdan \u00fcf\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fck. Bir cesedden de\u011fil, do\u011frudan do\u011fruya ruhtan, yani &#8220;k\u00fcn&#8221; emriyle yarat\u0131lm\u0131\u015f y\u00fcksek ve temiz bir hayat ba\u015flang\u0131c\u0131 ve kuvvet olmas\u0131 hasebiyle Allah&#8217;a isnad\u0131ndan dolay\u0131 \u015fereflendirilen ve il\u00e2h\u00ee bir emir olan mukaddes ruhtan, Cibril&#8217;den bir kelime \u00fcf\u00fcr\u00fcl\u00fcr gibi ona \u0130sa (a.s), Allah taraf\u0131ndan \u00fcf\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc. Bu \u00e2yetin muhtevas\u0131 bize \u015fu fikri vermektedir. Demek ki bir erke\u011fin sulb\u00fcnde (belinde) meni h\u00fccresi, bir kad\u0131n\u0131n rahminde yumurtal\u0131k h\u00fccresi nas\u0131l yarat\u0131l\u0131yorsa, bakire Meryem&#8217;in rahminde ikisi de \u00f6yle bir Rabb\u00e2ni emirle yarat\u0131l\u0131vermi\u015fti. Buna g\u00f6re Meryem o \u00fcf\u00fcr\u00fclme an\u0131nda hem di\u015fi hem erkek \u00f6zelli\u011fini toplayan fevkalade bir se\u00e7imle, &#8220;Seni tertemiz yaratt\u0131 ve seni b\u00fct\u00fcn d\u00fcnya kad\u0131nlar\u0131na tercih etti.&#8221; (Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/42) buyuruldu\u011fu gibi \u00e2lemin kad\u0131nlar\u0131nda g\u00f6r\u00fclmemi\u015f bir \u00fcst\u00fcnl\u00fckle se\u00e7ilerek, d\u0131\u015ftan bir a\u015f\u0131lamaya muhta\u00e7 olmaks\u0131z\u0131n kendine g\u00f6r\u00fcnen ruhun (Cebrail&#8217;in) \u00fcf\u00fcrmesinden gebe kalm\u0131\u015ft\u0131. Bu \u00e2yette Meryem&#8217;in hem kad\u0131n hem erkek vasf\u0131yla tasvir edilmesi bize bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlatan bir delil gibi g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu \u00e2yetin Enbiya S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en benzeri &#8220;Irz\u0131n\u0131 iffetle korumu\u015f olan\u0131 an! Biz, ona ruhumuzdan \u00fcfledik; onu ve o\u011flunu, b\u00fct\u00fcn \u00e2lem i\u00e7in bir ibret k\u0131ld\u0131k.&#8221; (Enbiya, 21\/91) buyurulmu\u015ftu. Oradaki zamirlerin hepsi m\u00fcennes oldu\u011fundan zamirinin de sem\u00e2\u00ee (i\u015fitmeye ba\u011fl\u0131) m\u00fcennes olan &#8220;ferc&#8221; kelimesine g\u00f6nderilme ihtimali olmakla beraber di\u011fer zamirlerden ayr\u0131lmamas\u0131 i\u00e7in Meryem&#8217;in kendisine g\u00f6nderilmi\u015fti. Halbuki burada m\u00fczekker zamiriyle buyurulmu\u015f ve bu suretle di\u011fer zamirlerden ayr\u0131lm\u0131\u015f olmakla, d\u00f6n\u00fc\u015f yeri itibar\u0131yla elbette dikkati \u00e7ekmektedir. Do\u011frusu, s\u00f6zkonusu z\u00e2mirin ferce g\u00f6nderilerek Enbiya S\u00fbresi, 21\/91. \u00e2yette bulunan &#8216;y\u0131 tefsir etmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. Daha \u00f6nce de s\u00f6z\u00fc edildi\u011fi gibi maddesi, esasen lugatte a\u00e7mak ve ay\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na konulmu\u015f olmakla (ferc) kelimesi mastar oldu\u011fu zaman gam ve kederi a\u00e7mak m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi gibi isim oldu\u011fu zaman da \u015fakk ve f\u00fcrce gibi iki \u015fey aras\u0131ndaki a\u00e7\u0131kl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak herhangi bir yar\u0131\u011fa, y\u0131rt\u0131\u011fa, \u00e7atla\u011fa ve aral\u0131\u011fa denilir. Ve a\u00e7\u0131kl\u0131k anlam\u0131yla bilhassa insan\u0131n bacaklar\u0131 aras\u0131 demek olan ap\u0131\u015f aras\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nda hakikatt\u0131r. Sonra bununla gerek erkek ve gerek di\u015finin avret mahalli olan uzvundan kinaye yap\u0131l\u0131r. Ve bu kinaye di\u015fininkinde as\u0131l anlam\u0131yla beraber bulundu\u011fundan dolay\u0131 daha fazla yayg\u0131n olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130nsan\u0131n \u00e7ift olan organlar\u0131n\u0131n isimleri Arap\u00e7a&#8217;da sema\u00ee m\u00fcennes oldu\u011fundan bu kelimenin de uzuv m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmesi durumunda g\u00f6z, kulak, el ve ayak gibi m\u00fcennes olmas\u0131 gerekip di\u015fi zamiri g\u00f6nderilir. Di\u011ferlerinde ise, iki \u015fey aras\u0131ndaki a\u00e7\u0131kl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle m\u00fcennesli\u011fi de m\u00fczekkerli\u011fi de caizdir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n edeb\u00ee \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc bu bilgi laf\u0131zlar\u0131n\u0131 hep kinaye olarak zikreder. \u0130\u015fte Enbiy\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nin 91. \u00e2yetinde burada eklinde bir m\u00fcennes bir de m\u00fczekker olarak ifade edilmesi, her iki zamirin merciinin ferc oldu\u011funu g\u00f6sterdi\u011fi gibi bundan maksad\u0131n bilinen uzuv de\u011fil, kinaye veya ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2n\u0131n oldu\u011fu da anlat\u0131lm\u0131\u015f demektir. Onun i\u00e7in bu hususta \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan nakledilen tefsirde, &#8220;Cebrail g\u00f6mle\u011fin yakas\u0131 i\u00e7ine \u00fcfledi.&#8221; denilmekle bu \u00fcf\u00fcrmenin a\u015fa\u011f\u0131dan de\u011fil, yukar\u0131dan oldu\u011fu ifade edilmi\u015ftir. \u00dcf\u00fcrme tabir edilmesi de ruhun yay\u0131lmas\u0131yla gebeli\u011fin kabarmas\u0131ndan kinayedir. K\u0131sacas\u0131 hem Rabbinin kelimelerini ve kitaplar\u0131n\u0131 tasdik etti. Kitaplar, peygamberlere indirilmi\u015f b\u00fct\u00fcn kitaplard\u0131r. Kelimeler de, onlarda ifade edilen ve Allah&#8217;\u0131n her \u015feye kadir oldu\u011funu &#8220;O&#8217;nun i\u015fi bir \u015fey yaratmak istedi\u011fi vakit, sadece &#8220;ol&#8221; demektir ve o \u015fey derhal oluverir.&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/82) \u00e2yetinde de belirtildi\u011fi gibi, diledi\u011fini yarat\u0131c\u0131 oldu\u011funu anlatan ola\u011fan\u00fcst\u00fc olaylar ve mucizelerle ilgili vahiy haberleridir ki, Meryem onlara inanm\u0131\u015f oldu\u011fu gibi bu \u015fekilde \u0130sa&#8217;ya gebe kalarak kendisi de onlardan bir k\u0131sm\u0131na fiilen muhatab olup o haberleri do\u011fru \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131. Ve k\u00e2nitinden, yani itaate, namaz ve ibadete devam eden itaatk\u00e2rlardand\u0131. &#8220;K\u00e2nitin&#8221; cem&#8217;i m\u00fczekker s\u00eegas\u0131 olmakla, Meryem &#8220;k\u00e2net&#8221;in alt\u0131nda &#8220;hiye&#8221; z\u00e2miri ile m\u00fcennes (di\u015fi) olarak ifade edilirken, erkek olan &#8220;k\u00e2nit&#8221;lerden say\u0131larak, ayn\u0131 zamanda hem di\u015fi hem erkek vasf\u0131n\u0131 biraraya toplay\u0131c\u0131 bir halde g\u00f6sterilmi\u015ftir. Nitekim Al-i \u0130mr\u00e2n&#8217;da &#8220;Rabbine ibadet et: Secdeye kapan, e\u011filenlerle beraber sen de e\u011fil.&#8221; (Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/43) \u00e2yetinde de bu m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. M\u00fcfessirler bunu iki \u015fekilde yorumlam\u0131\u015flard\u0131r. Birisi, mescidde namaz ve itaat hizmetine devam eden erkekler aras\u0131nda ve o gruptan say\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r. Di\u011feri de \u00f6yle kendilerini ibadete verenler s\u00fcl\u00e2lesinden gelmi\u015f bulunmas\u0131d\u0131r. Mamafih her iki yorum da kendisinde iki \u015ferefin toplanmas\u0131n\u0131 ifadeden uzak olmad\u0131\u011f\u0131 cihetle biz, burada arzetti\u011fimiz m\u00e2n\u00e2ya bir i\u015faret bulundu\u011funu da g\u00f6r\u00fcyoruz. En iyisini Allah bilir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2 iki \u015fanl\u0131 Peygamber olan Nuh ile Lut (a.s)&#8217;un han\u0131mlar\u0131n\u0131 k\u00fcf\u00fcrle h\u0131yanetlerinden dolay\u0131 adlar\u0131n\u0131 k\u00f6t\u00fcye \u00e7\u0131kar\u0131p, cehenneme at\u0131lmaya mahkum olan en fena kimselerle beraber o k\u00f6t\u00fc akibete u\u011fratarak k\u00e2firlere, k\u00fcfr\u00fcn korkun\u00e7 bir sonuca g\u00f6t\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6stermek i\u00e7in birer n\u00fcmune yapm\u0131\u015f oldu\u011fu gibi, kaderinde Firavun&#8217;un eline d\u00fc\u015f\u00fcp onun hatunu olmas\u0131 takdir edilen M\u00fcz\u00e2him k\u0131z\u0131 \u00c2siye&#8217;yi iman ve \u015fehadetle Allah&#8217;a yakla\u015fma yolundaki o g\u00fczel dileklerine ula\u015ft\u0131rmak s\u00fbretiyle Firavun&#8217;un ve adamlar\u0131n\u0131n \u015ferrinden ebediyyen kurtulu\u015fa \u00e7\u0131kar\u0131p, y\u00fckselterek ayn\u0131 \u015fekilde \u0130mr\u00e2n&#8217;\u0131n k\u0131z\u0131 Meryem&#8217;i de \u00f6yle ak\u0131llar\u0131 hayran b\u0131rakacak temiz ve r\u00fbh\u00e2n\u00ee bir \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011fe erdirerek, ikisini de iman edenlere, iman\u0131n g\u00fczel ak\u0131betini anlatmak i\u00e7in birer darb-\u0131 mesel yapm\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7i bunlar Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ak\u0131l \u00fcst\u00fc, garip, harikul\u00e2de keramet ve mucizeler kabilinden takdir ve ihsan etti\u011fi g\u00f6r\u00fcnt\u00fclerden iseler de, k\u00fcf\u00fcr ve h\u0131y\u00e2net, iman ve ihl\u00e2s ile ciddi dilek, ihsan ve iffet, tasdik ve ibadet gibi insanlar\u0131n ihtiyar\u00ee fiilleri ile de al\u00e2kas\u0131 g\u00f6sterilmi\u015f iman konular\u0131ndan olduklar\u0131 cihetle, tasdik edilmesi ve uyulmas\u0131 ak\u0131l ve \u015fuur, kalp ve vicdan sahibi her insan i\u00e7in ibret dersi olacak il\u00e2h\u00ee kelimeler oldu\u011fu da anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Muhakkak ki Peygamber&#8217;in ailesi; m\u00fcminlerin anneleri olan e\u015fleri ve k\u0131zlar\u0131 ile ehl-i beyti, Ahz\u00e2b S\u00fbresi&#8217;nin (33\/33) \u00e2yetinde &#8220;Allah sizden, sadece \u015fek ve \u015f\u00fcpheyi gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.&#8221; buyuruldu\u011fu \u00fczere en g\u00fczel \u00f6rnek ve ibret alanlar\u0131n \u00f6n\u00fcndedirler. Hz. Hatice, Hz. Ai\u015fe ve di\u011fer Peygamber e\u015fleriyle Hz. Fat\u0131ma&#8217;n\u0131n fazilet ve menk\u0131beleri hakk\u0131nda hadis ve tefsir kitaplar\u0131nda nice s\u00f6zler zikredilmi\u015f ve nice m\u00fcstakil eserler yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Binaenaleyh, b\u00fct\u00fcn m\u00fcminler ve aileleri bunlar\u0131 hi\u00e7bir zaman dikkat nazarlar\u0131ndan uzak tutmayarak kendilerini ve ailelerini o deh\u015fetli ate\u015ften koruyup Allah&#8217;\u0131n nurundan tam istifade etmek i\u00e7in gayret sarfetmelidirler. Bu suretle Tahrim S\u00fbresi&#8217;nde aile hukuku ve terbiyesi konusunda, Tal\u00e2k S\u00fbresi&#8217;nin bir tamamlay\u0131c\u0131s\u0131 olarak Te\u011f\u00e2bun S\u00fbresi&#8217;nin sonundaki &#8220;Ey iman edenler! E\u015flerinizden ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131zdan size d\u00fc\u015fman olanlar da vard\u0131r. Onlardan sak\u0131n\u0131n. Ama affeder, kusurlar\u0131n\u0131 ba\u015flar\u0131na kakmaz, ho\u015f g\u00f6r\u00fcr ve ba\u011f\u0131\u015flarsan\u0131z, bilin ki, Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayan, \u00e7ok esirgeyendir.&#8221; &#8220;Do\u011frusu mallar\u0131n\u0131z ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131z sizin i\u00e7in bir imtihand\u0131r. B\u00fcy\u00fck m\u00fckafat ise Allah&#8217;\u0131n yan\u0131ndad\u0131r.&#8221; \u00e2yetlerini a\u00e7\u0131klayarak s\u00f6zkonusu s\u00fbrenin tamamlay\u0131c\u0131s\u0131 olarak son bulmu\u015f oldu\u011fundan \u015fimdi burada Te\u011f\u00e2bun S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;G\u00f6klerde ve yerde ne varsa hepsi Allah&#8217;\u0131 tesbih eder. M\u00fclk O&#8217;nundur, hamd O&#8217;nad\u0131r. Her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeten O&#8217;dur.&#8221; (64\/1) \u00e2yetine ve orada t\u00e2 Had\u00eed S\u00fbresi&#8217;nin evveliyle V\u00e2k\u0131a S\u00fbresi&#8217;nin sonundaki &#8220;\u00d6yleyse Rabbini o b\u00fcy\u00fck ad\u0131yla tesbih et..&#8221; (56\/96) emrine kadar b\u00fct\u00fcn bu beyanat\u0131n asl\u0131na uygun ve \u00fcr\u00fcn\u00fcn\u00fcn elde edilmesiyle ilgili bir safhaya ge\u00e7i\u015f hususunda M\u00fclk S\u00fbresi ba\u015flayacakt\u0131r.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>66-TAHR\u0130M: Ey Peygamber! Bu nid\u00e2 her \u015feyden evvel bir ta&#8217;zim hitab\u0131d\u0131r. Sonra da yap\u0131lacak ihtardan as\u0131l maksad\u0131n kendi \u015fahs\u0131 itibar\u0131yle de\u011fil, n\u00fcb\u00fcvvet vasf\u0131 itibariyle \u00fcmmete tebli\u011fi istenen h\u00fck\u00fcm oldu\u011funa i\u015farettir. Ni\u00e7in haram ediyorsun? Muz\u00e2ri s\u00eegas\u0131 hal m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade etmekle beraber, istikb\u00e2le de ihtimali vard\u0131r, binaenaleyh bu s\u00f6z\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;ni\u00e7in haram k\u0131l\u0131yorsun?&#8221; demek olabilece\u011fi gibi, &#8220;ni\u00e7in &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12139,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1100,1099,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1818","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-66-tahrim","tag-66-tahrim-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1818","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1818"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1818\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12139"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1818"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1818"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1818"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}