{"id":1820,"date":"2010-11-18T21:48:50","date_gmt":"2010-11-18T21:48:50","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1820"},"modified":"2010-11-18T21:48:50","modified_gmt":"2010-11-18T21:48:50","slug":"65-talak-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/65-talak-tefsiri\/","title":{"rendered":"65-TALAK SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>65-TALAK:<\/p>\n<p>Ey Peygamber! \u00fcnvan\u0131yla an\u0131lan ve ta&#8217;zim edilen Peygamberlerin sonuncusu! Burada \u00f6nce Peygamber&#8217;e nida ile ba\u015flanmas\u0131 onun, \u00fcmmetin tebli\u011fcisi ve \u00f6nderi oldu\u011funu g\u00f6stermesi yan\u0131nda, beyan edilecek bo\u015fama tarz\u0131n\u0131n onun \u015feriat\u0131na ait Allah taraf\u0131ndan g\u00f6nderilen yeni bir h\u00fck\u00fcm olmas\u0131 hasebiyle, duyurma ve tebli\u011fine itina g\u00f6sterilmesi hususunda bir tenbih ifade etmektedir. Yoksa a\u00e7\u0131klanacak h\u00fck\u00fcm, Peygamber&#8217;in kendisine mahsus olmay\u0131p umumidir. Onun i\u00e7in hitab genelle\u015ftirilerek buyuruluyor ki kad\u0131nlar\u0131 bo\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z vakit yani bo\u015famak istedi\u011finiz takdirde onlar\u0131n iddetlerini g\u00f6zeterek bo\u015fay\u0131n, yani \u00e2detleri olan say\u0131l\u0131 hay\u0131z g\u00fcnlerini hesab ederek ondan \u00f6nce temiz zaman\u0131nda bir talak ile bo\u015fay\u0131n. \u0130\u015fte talak verilecek olunca onun en g\u00fczel ve s\u00fcnnet olan \u015fekli, kad\u0131n\u0131 \u00e2detinden \u00f6nce temiz bulundu\u011fu esnada cinsel ili\u015fkide bulunmaks\u0131z\u0131n bir talak ile bo\u015famakt\u0131r. Binaenaleyh &#8220;Sana \u00e2det g\u00f6rmekden soruyorlar. Deki: &#8220;O eziyettir.&#8221; \u00c2det halinde kad\u0131nlardan \u00e7ekilin, temizleninceye kadar onlara yakla\u015fmay\u0131n..&#8221; (Bakara, 2\/222) emri gere\u011fince hem tabii olarak hem de \u015feriate g\u00f6re uzakla\u015fma zaman\u0131 olup beklemek gerekece\u011finden hay\u0131z g\u00fcnlerinde veya cinsel ili\u015fki meydana gelmi\u015f temizlik zaman\u0131 i\u00e7inde bo\u015fay\u0131p sal\u0131vermek, bu emre ters d\u00fc\u015fece\u011fi i\u00e7in haramd\u0131r, bid&#8217;att\u0131r, \u00e7irkindir ve g\u00fcnaht\u0131r. \u00dc\u00e7 talak birden bo\u015famak ise daha \u00e7irkin ve daha g\u00fcnaht\u0131r. Bu bo\u015fama \u015feklinde esas itibariyle talak vuku buldu\u011fu gibi yap\u0131lan fiil de g\u00fcnah say\u0131lmaktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc as\u0131l bo\u015fama, erkeklerin iradesine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu i\u00e7in onu ger\u00e7ekle\u015ftirmekle meydana gelir, bat\u0131l olmaz ise de \u00e7irkin surette veya l\u00fczumundan fazla, hem emre hem hikmet ve maslahata ters d\u00fc\u015fen bir zarar, bir nank\u00f6rl\u00fck ve bir ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Bunun hikmeti: &#8220;O&#8217;nun \u00e2yetlerinden biri de, kendileriyle kayna\u015fman\u0131z i\u00e7in size kendi nefislerinizden e\u015fler yaratmas\u0131 ve aran\u0131za sevgi ve merhamet koymas\u0131d\u0131r.&#8221; (R\u00fbm, 30\/21) buyuruldu\u011fu \u00fczere evlilikten maksat, kar\u0131 ve koca aras\u0131nda Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n yaratm\u0131\u015f oldu\u011fu arzunun tatmini ile sevgi ve merhamet \u00fczerine bir aile kurmak, onun hukuk ve vazifelerini y\u00fcklenerek &#8220;iffetli ya\u015famak , zina etmemek&#8230;&#8221; (Nis\u00e2, 4\/24) \u00e2yeti gere\u011fince iffet ve iyilikle temiz bir cinsel ili\u015fki ve \u00fcreme gayesine hizmet oldu\u011fu cihetle, kar\u0131 koca aras\u0131nda insanl\u0131k hali ufak tefek dedikodu ve az \u00e7ok k\u0131rg\u0131nl\u0131k yahut \u00f6nemsiz meseleler dolay\u0131s\u0131yla s\u0131k\u0131nt\u0131 veya ferahl\u0131k gerektiren ge\u00e7ici haller eksik olmasa bile, tabii arzu ve s\u00fckun kesilmedik\u00e7e aile binas\u0131n\u0131n y\u0131k\u0131lmamas\u0131 laz\u0131m gelir. Fakat o istek ve s\u00fckun kesilecek olursa o vakit temel \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f ve kar\u0131 koca aras\u0131nda bir nevi tabii bir bo\u015fama vuku bulmu\u015f olaca\u011f\u0131ndan, \u015fer&#8217;i bo\u015fama da m\u00fcmk\u00fcn olabilir. B\u00f6yle bir halde devam etmek ba\u015flang\u0131\u00e7tan daha kolay oldu\u011fu cihetle kad\u0131n\u0131n kusur ve kabahati olmad\u0131k\u00e7a tabii arzunun kaybolmas\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k, dini, ahl\u00e2k\u0131 ve edebi ile takva hissi ve vefa \u015fuuru, \u00f6nceki haklar\u0131n ihl\u00e2l edilmesine ve aile binas\u0131n\u0131n y\u0131k\u0131lmas\u0131na raz\u0131 oluvermez. Lakin i\u015f yaln\u0131z arzunun kesilmesinden ibaret olmay\u0131p bir de kad\u0131n\u0131n kocas\u0131na kar\u015f\u0131 kibir ve ge\u00e7imsizli\u011fi, yahut d\u00fc\u015fmanl\u0131k kasd\u0131 y\u00fcz g\u00f6stermeye ve istenilen dostluk ve ho\u015fg\u00f6r\u00fc yerine, b\u00f6ylece kin ve nefret girmeye ba\u015flarsa, i\u015fte o zaman erke\u011fin &#8220;onlardan sak\u0131n\u0131n&#8221; emri gere\u011fince korunmakla emrolundu\u011fu d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve ge\u00e7imsizlik mahzurunun tabii \u015fekillerinden birisi olan bo\u015fama, \u015fer&#8217;i bir ihtiya\u00e7 halini al\u0131r. Yoksa k\u0131zg\u0131nl\u0131k veya \u015fehvet d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc neticesi meydana gelen bo\u015fama, bir evin y\u0131k\u0131m\u0131 ve nikah nimeti i\u00e7in nank\u00f6rl\u00fck olur. Bir \u00e7ok durumda da \u00f6nceden ihtiya\u00e7 oldu\u011fu zannedilir de sonradan pi\u015fman olunur. O y\u00fczden talak verilece\u011fi zaman iyi ve \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fcnmeli, b\u00fct\u00fcn ruh halleri, din ve ahl\u00e2k esaslar\u0131 hesaba kat\u0131lmal\u0131d\u0131r. \u0130cab etti\u011fi zaman telafi edilebilmesi i\u00e7in \u015feriat\u0131n bah\u015fetti\u011fi f\u0131rsatlar elden ka\u00e7\u0131r\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Zira ruhda gizli kalan arzular, kapal\u0131 i\u015flerden oldu\u011fu i\u00e7in hiddet ve nefret zaman\u0131nda hissedilemez de sonradan deprenir, zararlara, g\u00fcnahlara s\u00fcr\u00fckler ve Allah&#8217;\u0131n neler yarataca\u011f\u0131 bilinmez. Onun i\u00e7in ihtiya\u00e7 an\u0131nda me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f bulunan talak\u0131n verilmesinde mekruh ve g\u00fczel olan \u00e7e\u015fitleri vard\u0131r. Evvela kad\u0131na yakla\u015fman\u0131n mekruh oldu\u011fu \u00e2det g\u00fcnlerinde bo\u015famak haramd\u0131r. Bo\u015fama vuku bulursa da bo\u015fayan burada emredilen \u015feklin tersine hareket etmi\u015f olmas\u0131ndan dolay\u0131 g\u00fcnaha girmi\u015f olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc yakla\u015fman\u0131n caiz olmad\u0131\u011f\u0131 ve tabii arzuya z\u0131t olan o eziyetli halde kad\u0131ndaki isteksizli\u011fin ge\u00e7ici olma ihtimaline binaen kat&#8217;i ve daimi oldu\u011funa h\u00fckmedilemez. Muhtemeldir ki, onu bo\u015fayan on g\u00fcn sonra g\u00f6nl\u00fcnde heyecan duyacak ve yapt\u0131\u011f\u0131na pi\u015fman olacakt\u0131r. Hem bir g\u00fcn bile olsa beraber ya\u015fam\u0131\u015f oldu\u011fu kar\u0131s\u0131n\u0131 \u00f6yle bir durumda bo\u015fay\u0131p b\u0131rak\u0131vermek, ayn\u0131 zamanda al\u00e7akl\u0131ktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Ayn\u0131 \u015fekilde temiz halde iken cinsi m\u00fcnasebette bulunduktan sonra bo\u015famak da mekruhtur. \u00c7\u00fcnk\u00fc cinsi m\u00fcnasebet arzunun varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Ondan sonra duyulan isteksizlik de ge\u00e7ici bir gev\u015femeden ibaret olabilece\u011fi cihetle, tabii arzunun silinmi\u015f oldu\u011funa h\u00fckmetmek do\u011fru olmaz. Herhangi bir durumda \u00fc\u00e7 talak\u0131 birden vermek ise, b\u00fcsb\u00fct\u00fcn hiddete kap\u0131larak ve her ihtiyat\u0131 elden b\u0131rakarak bu \u00e7irkinlikleri bir defada \u00fc\u00e7 kere tekrar etmek, \u015feriat\u0131n emrine kat kat muhalefet edip ailenin menfaat\u0131 i\u00e7in \u015fer&#8217;in bah\u015fetmi\u015f oldu\u011fu her f\u0131rsat\u0131 elden ka\u00e7\u0131rmak olaca\u011f\u0131ndan dolay\u0131 kat kat \u00e7irkin ve g\u00fcnaht\u0131r. Bunun bu kadar \u00e7irkin ve g\u00fcnah olmas\u0131 da, nikah\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcrmek demek olan bo\u015faman\u0131n meydana gelmesi sebebiyledir. Yoksa la\u011fvedilir, \u00e7irkin ve g\u00fcnah olmas\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 kalmazd\u0131. \u0130\u015fte bo\u015faman\u0131n me\u015fru olmas\u0131 zarar ve fesad i\u00e7in de\u011fil, aile i\u00e7erisinde ortaya \u00e7\u0131kan sevgisizlik ve ge\u00e7imsizlik sak\u0131ncalar\u0131n\u0131 defetmek i\u00e7in m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar bir \u0131slah tecr\u00fcbesi yap\u0131lmak suretiyle iki taraf\u0131n ruh hallerinin birbirinden ayr\u0131lmaya ne derece m\u00fcsaid olabilece\u011fini g\u00f6stermek hikmetiyle ilgili oldu\u011fundan bo\u015fama ihtiyac\u0131n\u0131 duyan kimsenin bunu en g\u00fczel \u015fekilde kullanmas\u0131 emredilerek buyurulmu\u015ftur ki, &#8220;o kad\u0131nlar\u0131 bo\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z, yani bo\u015famak istedi\u011finiz takdirde.&#8221; Bu \u015fart \u00f6nce, bo\u015faman\u0131n yaln\u0131z erkeklere ait ve onlar\u0131n iradelerinde bulunan bir i\u015f oldu\u011funu g\u00f6sterir. Koca kar\u0131s\u0131n\u0131 bo\u015fay\u0131nca bo\u015fama, \u015fer&#8217;i bir hak olarak sabit olur. Aksi halde olmaz. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki bir hadiste &#8220;Bo\u015fama, o hakk\u0131 alan kimseye aittir.&#8221; buyurulmu\u015ftur. O halde kad\u0131n\u0131n bunda do\u011frudan do\u011fruya bir tercih hakk\u0131 yoktur. Me\u011fer ki diledi\u011fi zaman kad\u0131na kendisini bo\u015famakta serbest oldu\u011funa dair, nikah zaman\u0131nda veya sonra erkek taraf\u0131ndan bir hak tan\u0131nm\u0131\u015f olsun. Bu olmad\u0131\u011f\u0131 takdirde kad\u0131n ancak hul ile (fidye vermek suretiyle) kendisini kurtarmak i\u00e7in m\u00fcracaat edebilir. Nitekim bu husus, &#8220;O zaman kad\u0131n\u0131n (ayr\u0131lmak i\u00e7in) verdi\u011fi fidyede ikisine de bir g\u00fcnah yoktur..&#8221; (Bakara, 2\/ 229) \u00e2yetinde de a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilmi\u015ftir. Bu durumda hakim, Hanefilere g\u00f6re ya iki taraftan da hakem tayin ederek, ya da do\u011frudan sulh giri\u015fiminde bulunarak koca taraf\u0131na fidye verme teklifini yapar. Kocan\u0131n veya vekilinin teklifi kabul etmesi de bir t\u00fcr bo\u015fama say\u0131l\u0131r. \u015e\u00e2fi\u00eelere g\u00f6re ise fesholur. Baz\u0131 \u00e2limler, &#8220;E\u011fer aralalar\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131lmas\u0131ndan endi\u015fe duyarsan\u0131z, erke\u011fin ailesinden bir hakem ve kad\u0131n\u0131n ailesinden bir hakem g\u00f6nderin&#8230;&#8221; (Nisa, 4\/35) emrine nazaran hakimin fesh ve ayr\u0131lma hakk\u0131n\u0131 da kabul etmi\u015flerdir. Hanefiler bunun, inninlik (cimadan acizlik) veya c\u00fczzam gibi habis bir hastal\u0131k halinde kabul edilebilece\u011fini ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. \u0130kincisi, &#8220;Bo\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman.&#8221; \u015fart\u0131, bo\u015faman\u0131n din\u00ee y\u00f6nden Allah Te\u00e2l\u00e2 kat\u0131nda istenilen ve \u00f6v\u00fclen bir \u015fey olmay\u0131p, &#8220;\u0130ki \u015ferden en hafifi tercih edilir.&#8221; h\u00fckm\u00fcnce nihayet bir izinden ibaret oldu\u011funa da i\u015faret eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc kay\u0131ts\u0131z ve \u015farts\u0131z bo\u015famay\u0131 te\u015fvik m\u00e2n\u00e2s\u0131 i\u00e7eren hi\u00e7bir delil yoktur. Bilakis m\u00fcbah olmakla beraber bu\u011fzedilen bir \u015fey oldu\u011fu ifade edilmi\u015ftir. Bu konuda Ebu Davud ve \u0130bn\u00fc M\u00e2ce&#8217;nin rivayet ettikleri bir hadisde &#8220;Allah (c.c)&#8217;\u0131n yan\u0131nda m\u00fcbahlar\u0131n en nefret edileni bo\u015famad\u0131r.&#8221; denilmi\u015f, di\u011fer birinde de &#8220;Allah kat\u0131nda en sevimsiz helal bo\u015famad\u0131r.&#8221; \u015feklinde zikredilmi\u015ftir. Bu hadislerde m\u00fcbah ve helal tabirlerinin bulunmas\u0131ndan dolay\u0131 bir tak\u0131mlar\u0131, bo\u015faman\u0131n esasen m\u00fcbah oldu\u011funu ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerse de \u0130bn\u00fc H\u00fcmam&#8217;\u0131n tahkikine g\u00f6re en do\u011frusu \u015fudur: &#8220;Bo\u015fama asl\u0131nda nikah nimetine nank\u00f6rl\u00fck oldu\u011fundan dolay\u0131 sak\u0131ncal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Resulullah (s.a.v) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;\u00c7ok bo\u015fayana ve a\u015f\u0131r\u0131 derecede zevkine d\u00fc\u015fk\u00fcn olandan her birine Allah lanet etmi\u015ftir.&#8221; Onun i\u00e7in ihtiya\u00e7 olmay\u0131nca talak, mekruh olur. Bundan dolay\u0131 bu\u011fzedilmi\u015f oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. M\u00fcbah tabir edilmesi, ancak ihtiya\u00e7 zamanlar\u0131nda m\u00fcbah olmas\u0131 hasebiyledir. Beyhak\u00ee de nefretin, s\u00fcnnete ri\u00e2yet edilmeyerek bo\u015faman\u0131n ger\u00e7ekle\u015ftirilmesi durumunda s\u00f6z konusu oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. \u015e\u00e2fi\u00eelerden \u0130bn\u00fc Hacer&#8217;in beyan\u0131na g\u00f6re; &#8220;Bo\u015fama bazen vacib, bazen mendub, bazen de haram veya mekruh olur. Vacib olan; \u00eel\u00e2 yemini yap\u0131p da yakla\u015fma arzusu bulunmayan kimsenin kar\u0131s\u0131n\u0131 d\u00f6rt ay bekletmemek i\u00e7in yapt\u0131\u011f\u0131 bo\u015fama ve iki hakemin bo\u015fama g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde bulunmamalar\u0131 halindeki talak gibi. Mendub olan talak: Kad\u0131n\u0131n haklar\u0131n\u0131 yerine getirmekten kocan\u0131n, gerekse kay\u0131ts\u0131zl\u0131ktan dolay\u0131 olsun aciz olmas\u0131 veya kad\u0131n\u0131n \u00e2det y\u00f6n\u00fcyle kendisiyle ge\u00e7inmeye zorlanamayacak derecede huysuz olmas\u0131, yahut kad\u0131n\u0131n ahl\u00e2ka ayk\u0131r\u0131 durumlar\u0131 korkulacak derecede olmamakla beraber pek iffetli olmamas\u0131 halindeki bo\u015fama gibi. Ancak bu son durumda bo\u015fama vuku bulunca kad\u0131n\u0131n ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fece\u011finden korkulur veya ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na dayanamayarak erke\u011fin onunla ahl\u00e2ks\u0131z yollara sapmas\u0131, yahut zorluk \u00e7ekmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr, halbuki bo\u015fama olmad\u0131\u011f\u0131 takdirde bu korkular ortaya \u00e7\u0131kmayacak olursa o vakit talak mendub de\u011fil, harama yol a\u00e7aca\u011f\u0131 cihetle mekruh, belki de haram olur. Nitekim bid&#8217;i talak, yani bu \u00e2yette emredilenin tersine, kad\u0131n\u0131n \u00e2det g\u00f6rmesi esnas\u0131nda vuku bulan veya \u00fc\u00e7 talak birden verilmek suretiyle ger\u00e7ekle\u015ftirilen talak, haramd\u0131r. B\u00fct\u00fcn bu hallerin d\u0131\u015f\u0131nda meydana gelen bo\u015famalar da mekruhtur. \u00c7\u00fcnk\u00fc nakledildi\u011fi gibi sahih hadiste &#8220;Helaller i\u00e7inde Allah&#8217;a en sevimsiz olan\u0131 talakt\u0131r.&#8221; buyurulmas\u0131 kerahetini ifade eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc kerahetin helal ile bir arada bulunabilmesi itibariyle, helal ile bu\u011fzun birle\u015fmesinden ilk akla gelen kerahet olur. O halde helal y\u00f6n\u00fcn\u00fc kuvvetlendiren sebepler bir araya geldik\u00e7e kuvvetlerinin derecesine g\u00f6re kademe kademe m\u00fcbah, mendub ve vacib mertebelerine do\u011fru \u00e7\u0131kar. Kerahet taraf\u0131n\u0131 kuvvetlendiren sebepler topland\u0131k\u00e7a da bu\u011fz (nefret), haram mertebesine var\u0131r. Buna g\u00f6re helal veya m\u00fcbah tabiri bo\u015faman\u0131n vuku bulmas\u0131na i\u015faret olup, haram olan talak\u0131n dahi verilmesiyle bo\u015faman\u0131n meydana gelece\u011fini g\u00f6sterir. Nitekim bid&#8217;i talak\u0131n bile vuku bulaca\u011f\u0131 hakk\u0131nda fakihler, icma bulundu\u011funu belirtmektedirler. Buna kar\u015f\u0131 \u0130bn\u00fc Teymiyye ve \u0130bn\u00fc Kayyim el-Cevziyye bid&#8217;i talaktan say\u0131lan \u00fc\u00e7 talak birden verip bo\u015faman\u0131n haram olmas\u0131 sebebiyle, b\u00f6yle bir bo\u015famada birden fazla talak\u0131n vuku bulmamas\u0131 cihetini ictihad edilmesi gereken bir mesele gibi g\u00f6stererek g\u00fcndeme getirmek ve b\u00f6ylece pek \u00f6nemli bir noktaya parmak basmak istemi\u015flerse de, b\u00fct\u00fcn mezheblerin ittifakla s\u00f6z birli\u011fi etti\u011fi bir meselede, usulen ictihad\u0131n caiz olamayaca\u011f\u0131 ileri s\u00fcr\u00fclerek iltifat edilmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Fakihler bo\u015famay\u0131 h\u00fckm\u00fc y\u00f6n\u00fcnden ric&#8217;i ve bayin diye iki k\u0131sma, bayini de hafif ve galiz diye iki \u00e7e\u015fide ay\u0131rm\u0131\u015flard\u0131r. Bo\u015fama \u015fekli y\u00f6n\u00fcyle de, mesnun ve bid&#8217;i olmak \u00fczere iki nev&#8217;e, mesnunu ahsen ve hasen, bid&#8217;iyi de ehaff ve e\u015fedd diye yine iki k\u0131sma ay\u0131rm\u0131\u015flard\u0131r. Mesnun: Bo\u015fayacak kimselere \u015fer&#8217;an emir ve tavsiye edilip bo\u015famada takip edilmesi gereken \u015fekildir. Bu \u015feklin en g\u00fczeli de, s\u00f6z konusu \u00e2yette emredildi\u011fi gibi temiz an\u0131nda bir ric&#8217;i talakla bo\u015famakt\u0131r. Talaklardan her birini kad\u0131n\u0131n temiz zamanlar\u0131nda vermek \u00fczere ayr\u0131 ayr\u0131 \u00fc\u00e7 talaka kadar varmak pek g\u00fczel olmamakla beraber hasen say\u0131l\u0131r. Bid&#8217;\u00ee talak ise, bunlar\u0131n tersine hay\u0131z halinde veya cins\u00ee m\u00fcnasebetin vuku buldu\u011fu temiz zaman\u0131nda bo\u015famak, yahut her ne vakit olursa olsun \u00fc\u00e7 talak birden bo\u015fama \u015feklidir ki bu hepsinden daha \u015fiddetlidir. Bu s\u00fbrenin ini\u015fine kadar bo\u015fama \u015fekillerinin g\u00fczeline ve \u00e7irkinine bak\u0131lm\u0131yordu. Ancak s\u00fbrede bunlar\u0131n ay\u0131rd edilmelerinin esaslar\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. As\u0131l talak, ne men ne de tavsiye edilmemekle beraber, verilmek istenildi\u011fi takdirde emredilen en g\u00fczel \u015feklin \u015fu oldu\u011fu ifade edilmi\u015ftir: O kad\u0131nlar\u0131, yani kendileriyle cins\u00ee m\u00fcnasebette bulunup da bo\u015famak ihtiyac\u0131n\u0131 duydu\u011funuz kad\u0131nlar\u0131, bo\u015famak istedi\u011finiz takdirde &#8220;bundan b\u00f6yle onlar\u0131 iddetlerini g\u00f6zeterek bo\u015fay\u0131n.&#8221; Bunun, &#8220;Say\u0131l\u0131 hay\u0131z g\u00fcnlerinin \u00f6n\u00fcnde yakla\u015fma imkan\u0131 olup da yakla\u015f\u0131lmam\u0131\u015f olan temizlik halinde temiz olarak bo\u015fay\u0131n\u0131z.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funda ittifak vard\u0131r. Ancak bu \u00e2yeti baz\u0131lar\u0131, hay\u0131zlar\u0131 \u00f6n\u00fcnde, baz\u0131lar\u0131 da temizlik halinde yakla\u015fmayarak \u015feklinde tefsir etmi\u015flerdir. Bu iki m\u00e2n\u00e2 da birbirine yak\u0131nd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc hayz\u0131n \u00f6n\u00fc, gelece\u011fi ve gayesi temizliktir. Abdullah b. Mes&#8217;ud (r.a)&#8217;dan &#8220;Yakla\u015fmadan temiz olarak,&#8221; \u0130bn\u00fc Abbas (r.a)&#8217;dan &#8220;\u0130ddetlerinin \u00f6n\u00fcnde&#8221; diye nakledilmi\u015ftir. M\u00fccahid demi\u015ftir ki: &#8220;\u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n yan\u0131ndayd\u0131m, bir adam geldi, kar\u0131s\u0131n\u0131 \u00fc\u00e7 talakla bo\u015fam\u0131\u015f oldu\u011funu s\u00f6yledi. O s\u00fckut etti, hatta biz zannettik ki kar\u0131s\u0131n\u0131 ona geri verecektir. Sonra dedi ki: &#8220;Biriniz gider ahmak\u00e7a i\u015f yapar, sonrada gelir ey \u0130bn\u00fc Abbas der. Halbuki Allah Te\u00e2l\u00e2, &#8220;Kim Allah&#8217;tan korkarsa, Allah ona bir \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu ihsan eder.&#8221; (Tal\u00e2k, 65\/2) buyurmu\u015ftur. Sen ise Allah&#8217;tan korkmam\u0131\u015fs\u0131n. \u015eimdi ise ben sana \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu bulamam, Rabbine isyan etmi\u015fsin, kar\u0131n senden b\u00e2yin talakla bo\u015f olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2, &#8220;Ey peygamber! Kad\u0131nlar\u0131 bo\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman onlar\u0131 iddetleri i\u00e7inde bo\u015fay\u0131n.&#8221; buyurmu\u015ftur.&#8221; Dahhak&#8217;tan : &#8220;\u0130ddet kar&#8217;; kar&#8217; hay\u0131zd\u0131r. Temiz, cima etmeden temiz oland\u0131r, sonra da \u00fc\u00e7 hay\u0131z beklemektir. Katade&#8217;den &#8220;onlar\u0131 iddetleri i\u00e7inde bo\u015fay\u0131n.&#8221; \u00e2yeti, hay\u0131zdan temizlendi\u011finde &#8220;yakla\u015fmaks\u0131z\u0131n&#8221; keyfiyeti de, temiz oldu\u011fu vakit dokunmadan bir talak verir, bir talak daha bo\u015famak icabederse, di\u011fer bir hay\u0131z g\u00f6r\u00fcnceye kadar b\u0131rak\u0131r, temizlendi\u011fi zaman ikinci talak\u0131 verir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcn\u00fc de vermek isterse, bir hay\u0131z g\u00f6r\u00fcnceye kadar m\u00fchlet verir, temizlenince \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc talak\u0131 da verir. Sonra kad\u0131n bir hay\u0131z daha iddet bekler, ondan sonra isterse ba\u015fka kocaya gider.&#8221; \u0130bn\u00fc Sirin&#8217;den: &#8220;Kad\u0131n\u0131, temiz haldeyken cima etmeyerek ve hamile olmad\u0131\u011f\u0131 belirlenmi\u015f durumda bo\u015far.&#8221; Hasan ve \u0130bn\u00fc Sirin&#8217;den: &#8220;Allah&#8217;\u0131n emretti\u011fi gibi iddetinin \u00f6n\u00fcnde&#8221; bo\u015far. Allah&#8217;\u0131n zikretti\u011fi iddetin d\u0131\u015f\u0131nda gerek bir, gerek iki, gerek \u00fc\u00e7 talakla bo\u015famak mekruh olur.&#8221; G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, b\u00fct\u00fcn bu rivayetler, hayz\u0131n ge\u00e7mesi g\u00f6zetilerek ondan sonra &#8220;Cima etmeden temiz olarak&#8221; bo\u015famak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda birle\u015fmi\u015f bulunuyorlar. Bununla beraber M\u00e2liki ve \u015e\u00e2fi\u00ee bunlardan, iddet m\u00fcddetinin temizlik oldu\u011fu sonucunu \u00e7\u0131karm\u0131\u015flar, Hanefi imamlar\u0131 ise onun hayz oldu\u011funu beyan etmi\u015flerdir. Bundan dolay\u0131 iddet, temizliktir diyenler sebebiyle &#8220;temizlik vaktinde&#8221; demeyi daha do\u011fru bularak bu anlam\u0131 tercih etmi\u015flerdir. \u0130lk bak\u0131\u015fta bu ifade uygun gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de bundan &#8220;ciman\u0131n olmamas\u0131&#8221; kayd\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karmak m\u00fc\u015fkildir. Bu anlam, &#8220;De ki: O, bir ezad\u0131r. Ay halinde olan kad\u0131nlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yakla\u015fmay\u0131n..&#8221; (Bakara, 2\/222) emri gere\u011fince temizli\u011fe girinceye kadar hayz\u0131n h\u00fckm\u00fcd\u00fcr. Temizli\u011fe kadar say\u0131p beklemek temizli\u011fin de\u011fil, tabii olarak ve \u015feriate g\u00f6re hayz\u0131n gere\u011fidir. O halde iddetin temizlik de\u011fil, hay\u0131z olmas\u0131 laz\u0131m gelir. Temizlik iddetin esas\u0131 de\u011fil, gayesidir. de ittifakla kasdedilen temizlik, iddetin kendisi de\u011fil, \u00f6n\u00fcnde gayesi olmas\u0131 itibar\u0131ylad\u0131r. ile beraber tamam\u0131ndan Laz\u0131mi m\u00e2n\u00e2 olarak sabittir. Hay\u0131z m\u00fcddetinin ba\u015fl\u0131ca iki unsuru vard\u0131r. Birisi cimada bulunmamak, di\u011feri de \u00f6n\u00fcnde temizli\u011fe kavu\u015fmakt\u0131r. \u0130\u015fte kasdedilen m\u00e2n\u00e2 da kad\u0131n\u0131, bekleme m\u00fcddeti olan hayz\u0131 bitirip, temizlik vaktine girmi\u015fken, cimada bulunulmad\u0131\u011f\u0131 takdirde bo\u015famak oldu\u011fundan &#8220;cima etmeden temiz olarak&#8221; denilmekle bu iki unsurun ikisinin de kasdedilmi\u015f oldu\u011funa tenbih edildi\u011fi gibi &#8220;iddetlerinin \u00f6n\u00fcnde&#8221; ifadesiyle de bu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n anla\u015f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131n m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndaki ihtimallere de dikkat etmek gerekmektedir. Bu l\u00e2m, ta&#8217;lil, akibet, tevk\u0131t yahut da s\u0131la i\u00e7in olabilir. Ta&#8217;lil i\u00e7in olursa, beklediklerinden dolay\u0131 yani say\u0131l\u0131 hay\u0131z g\u00fcnlerini bitirip temizlenmi\u015fken zevciyyet muamelesinin istenilmemesinden dolay\u0131 bo\u015fay\u0131n\u0131z demek olur. Ak\u0131bet m\u00e2n\u00e2s\u0131na al\u0131n\u0131rsa, hay\u0131zlar\u0131n\u0131n sonunda bo\u015fay\u0131n\u0131z anlam\u0131na gelir. &#8220;Ge\u00e7en on (g\u00fcn) i\u00e7inde&#8221; gibi vakitle ilgili olursa temizlik vaktinde demek do\u011fru g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de, hay\u0131z vaktinde demek do\u011fru de\u011fildir. Esasen &#8220;Hay\u0131zlar\u0131 bitti\u011fi zaman&#8221; demek gerekmektedir. \u0130ddet lafz\u0131, hay\u0131z m\u00fcddetinin tamam\u0131n\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. \u0130hs\u00e2 (saymak) emrinde de buna i\u015faret vard\u0131r. Bunun i\u00e7in m\u00fcfessirlerin bir k\u0131sm\u0131, &#8220;\u0130ddetlerinin beklemek&#8221; diye bir muzaf takdirini g\u00f6stermi\u015flerdir. de b\u00f6yle demektir. Burada zikredilen &#8220;kub\u00fcl&#8221; ve &#8220;istikb\u00e2l&#8221;in hay\u0131zdan \u00f6nce de sonra da olmas\u0131 do\u011frudur. Zemah\u015fer\u00ee gibi baz\u0131lar\u0131 da m\u00fcteallak takdiriyle hal yapm\u0131\u015flard\u0131r ki bu durumda &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131n tevkit veya s\u0131la m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelme ihtim\u00e2li vard\u0131r. Buna g\u00f6re iddetlerini veya iddet vakitlerini kar\u015f\u0131larlarken m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade edip, bekleyecekleri hay\u0131zdan \u00f6nceki temizlikleri halinde verilen talak\u0131n da s\u00fcnnete uygun oldu\u011funu ve iddetin hay\u0131z ile ba\u015flayaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Cima etmemek kayd\u0131n\u0131n gerekli oldu\u011fu bilhassa hadisle beyan buyurulmu\u015ftur. Buhar\u00ee ve di\u011ferleri \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir. &#8220;\u0130bn\u00fc \u00d6mer (r.a) kar\u0131s\u0131n\u0131 hay\u0131zl\u0131 iken bo\u015fam\u0131\u015ft\u0131. Hz. \u00d6mer bunu Resulullah&#8217;a s\u00f6yledi, Resulullah da ona k\u0131zd\u0131, sonra da dedi ki: &#8220;O kad\u0131na d\u00f6ns\u00fcn, sonra onu temizlenip pe\u015finden bir hay\u0131z daha g\u00f6r\u00fcp temizlenene kadar tutsun. O zaman yine bo\u015famas\u0131 gerekirse, onu, temiz oldu\u011fu halde dokunmadan \u00f6nce (\u0130bn\u00fc M\u00e2ce&#8217;nin rivayetinde &#8220;cima&#8217;da bulunmadan \u00f6nce&#8221; bo\u015fas\u0131n. \u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131n emretti\u011fi iddet budur.&#8221; \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;in bu bo\u015famas\u0131n\u0131 Talak S\u00fbresi&#8217;nin ini\u015fine sebeb olarak g\u00f6sterenler olmu\u015fsa da rivayetin tarz\u0131ndan da anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re bu hadise, s\u00fbrenin ini\u015finden sonra meydana gelmi\u015f g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcnden do\u011frusu, s\u00fbrenin ini\u015f sebebi de\u011fil, belki bu hadis ile tefsirine sebeb olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte kad\u0131nlar\u0131 bo\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman b\u00f6yle iddetlerini g\u00f6zeterek temiz olduklar\u0131nda dokunmaks\u0131z\u0131n bo\u015fay\u0131n ve iddeti say\u0131n yani yaz\u0131p eksiksiz olarak tamamiyle say\u0131n. Bakara S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;Bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlar, bizzat kendileri \u00fc\u00e7 ayba\u015f\u0131 hali veya \u00fc\u00e7 temizlik m\u00fcddeti beklerler&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/228) \u00e2yeti gere\u011fince bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlar\u0131n iddet m\u00fcddeti tam \u00fc\u00e7 yani \u00fc\u00e7 \u00e2det beklemeleridir. Bu iddeti saymada geriye d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn m\u00fcmk\u00fcn olmas\u0131na, nafaka ve ik\u00e2met esnas\u0131nda talak\u0131, temiz zamanlara da\u011f\u0131tmaya ri\u00e2yet gibi bir tak\u0131m faydalar\u0131 vard\u0131r. Ve Rabbiniz Allah&#8217;tan korkun yani sizi erkek, onlar\u0131 kad\u0131n yaratm\u0131\u015f ve sizleri yeti\u015ftirip nikah nimetine ve bo\u015fama selahiyyetine nail etmi\u015f olan Rabbinizin azab\u0131ndan korkun da emirlerine dikkat edin, iddeti ne eksik say\u0131n ne de uzat\u0131n. Gerek bo\u015famada gerekse iddette kad\u0131nlar\u0131 zarara sokmaya kalk\u0131\u015fmay\u0131n. Onlar\u0131 evlerinden \u00e7\u0131karmay\u0131n. O bo\u015fay\u0131p da iddet bekletmekte oldu\u011funuz kad\u0131nlar\u0131 evlerinden hi\u00e7bir sebeple \u00e7\u0131karmay\u0131n. Bu evler, bo\u015fan\u0131ncaya kadar onlar\u0131n kocalar\u0131yla ik\u00e2met ettikleri meskenleridir. \u00c7\u0131karman\u0131n nehyedilmesinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi evlerin, erkeklere ait olmakla beraber &#8220;o kad\u0131nlar\u0131n evleri&#8221; \u015feklinde kad\u0131nlara muzaf k\u0131l\u0131nmas\u0131, iddetleri sona erinceye kadar bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlar\u0131n da kendi m\u00fclkleri gibi onlarda oturma haklar\u0131n\u0131n bulundu\u011funu beyan ederek \u00e7\u0131karma yasa\u011f\u0131n\u0131 tekid etmektedir. \u015eu halde evin \u00f6d\u00fcn\u00e7 veya kiral\u0131k olup da as\u0131l sahibine teslimi gerekiyorsa bu durumda da kocalar\u0131n onlara kiralama veya sat\u0131n alma yahut da ba\u015fka bir yolla mesken tedarik etmeleri laz\u0131md\u0131r. \u00c2yette yer alan &#8220;Onlar\u0131 \u00e7\u0131karmay\u0131n.&#8221; nehyinin ba\u011flant\u0131s\u0131z olarak bir taraftan Allah&#8217;tan korkmay\u0131 beyan etmesi, bir taraftan da ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesi halinde getirilmesi, bunun m\u00fcstakil olarak istenilmi\u015f oldu\u011funu yeniden hissettirmek suretiyle \u00f6nemini g\u00f6stermektedir. Burada iddetten as\u0131l maksad\u0131n nesebin ve kad\u0131nlar\u0131n korunmas\u0131 hususlar\u0131na diyaneten oldu\u011fu gibi hukuken ve kazaen dahi itina g\u00f6sterme hikmeti vard\u0131r. \u00c7\u0131karmay\u0131n demek, gadab, nefret veya darl\u0131\u011fa binaen mesken ihtiyac\u0131 yahut s\u0131rf d\u00fc\u015f\u00fcncesizlik gibi bir sebeble \u00e7\u0131kar\u0131vermekten mant\u0131k y\u00f6n\u00fcyle nehyedildi\u011fi gibi kendiliklerinden \u00e7\u0131k\u0131p gitmelerine izin vermeyin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da i\u00e7ine almaktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n, izin verilse bile \u00e7\u0131k\u0131p gitmelerinin caiz olmad\u0131\u011f\u0131 \u015fu hususla anlat\u0131lmaktad\u0131r. Onlar da \u00e7\u0131kmas\u0131nlar, yahut \u00e7\u0131kmazlar. Bu s\u0131ga, hem nehy-i gaib m\u00fcennes, \u00e7o\u011ful, hem de fiil-i muzari nefy-i istikbal m\u00fcennes \u00e7o\u011ful olabilece\u011finden nehye de, nefye de ihtimali vard\u0131r. B\u00f6yle nefiy (olumsuzluk) \u015fekliyle yap\u0131lan nehiyin, a\u00e7\u0131k nehiyden daha fasih oldu\u011fu da bilinmektedir. Yani kocalar\u0131 izin verse bile bir zaruret olmad\u0131k\u00e7a \u00e7\u0131kmalar\u0131, haramd\u0131r. \u00c7\u0131kmamal\u0131d\u0131rlar ve \u00e7\u0131kmazlar. Apa\u00e7\u0131k bir edebsizlik yapmalar\u0131 hali bir yana, ge\u00e7imsizlik ve dikba\u015fl\u0131l\u0131k yap\u0131p da ihtiya\u00e7lar\u0131 yok iken \u00e7\u0131k\u0131p gitmeleridir ki bu durumda ba\u015fka bir kabahat yapmam\u0131\u015f olsalar bile kendiliklerinden \u00e7\u0131kmakla fahi\u015f bir terbiyesizlik yapm\u0131\u015f olurlar. Bu istisnan\u0131n &#8220;\u00e7\u0131kmas\u0131nlar&#8221; ifadesine ba\u011flanmas\u0131 daha do\u011frudur. Ancak yukar\u0131s\u0131na veya her ikisine ba\u011flanma ihtimali de vard\u0131r. \u00c7\u0131kmaya ba\u011fland\u0131\u011f\u0131 takdirde dikba\u015fl\u0131l\u0131kla \u00e7\u0131kman\u0131n sanki a\u00e7\u0131k bir fuhu\u015f gibi a\u015f\u0131r\u0131 bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck olaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermekle yasaklamada m\u00fcbala\u011fa ifade eder ki \u0130bn\u00fc \u00d6mer. S\u00fcddi, \u0130bn\u00fc S\u00e2ib ve Neha\u00ee&#8217;den rivayet edilen de budur. Ebu Hanife de bu g\u00f6r\u00fc\u015ftedir. \u00c7\u0131k\u0131p giderlerse iddet hakk\u0131ndan kurtulmu\u015f olmazlarsa da, ev ve nafaka haklar\u0131 d\u00fc\u015fer. \u00c7\u0131karmaya ba\u011fland\u0131\u011f\u0131 takdirde ise, a\u00e7\u0131k fahi\u015felik, zina, h\u0131rs\u0131zl\u0131k su-i kast gibi bariz bir h\u0131yanet, bir isyan ve hatta a\u011f\u0131r s\u00f6v\u00fcp soyma gibi fahi\u015f eziyyetlerin olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. B\u00f6yle a\u00e7\u0131k bir fenal\u0131\u011fa giri\u015ftikleri g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc vakit, \u00e7\u0131kar\u0131lmalar\u0131, ihrac nehyinden istisna edilmi\u015f olur. Bu takdirde fahi\u015fe tabirinde ilk akla gelen m\u00e2n\u00e2, zinad\u0131r. Katade, Hasen, \u015ea&#8217;bi, Zeyd b. Eslem, Dahh\u00e2k, \u0130krime, Hammad ve Leys&#8217;ten rivayet edilen ve \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud ile \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc oldu\u011fu ileri s\u00fcr\u00fclen de budur. Ebu Yusuf da bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc tercih etmi\u015ftir. Denilmi\u015ftir ki: bu takdirde haddin (cezan\u0131n) yerine getirilmesi i\u00e7in \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131rlar. Baz\u0131lar\u0131 da bunun, gerek koca ve gerek akrabas\u0131na kar\u015f\u0131 fahi\u015f s\u00f6zlerle a\u011fz\u0131n\u0131 bozmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fini \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet etmi\u015flerdi. Said b. M\u00fcseyyeb&#8217;ten nakledildi\u011fine g\u00f6re fahi\u015fe, her g\u00fcnaha denilmektedir. Bundan dolay\u0131 baz\u0131lar\u0131, bunun cezay\u0131 gerektiren zina, h\u0131rs\u0131zl\u0131k ve bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda her g\u00fcnah\u0131 kapsayarak istisnan\u0131n tamam\u0131na ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu kabul etmi\u015flerdir. Taberi de bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc benimseyerek demi\u015ftir ki: &#8220;Bence do\u011fru olan, burada fahi\u015fenin g\u00fcnah oldu\u011funu ileri s\u00fcrenlerin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc fahi\u015fe, haddini a\u015fm\u0131\u015f olan her \u00e7irkin i\u015f demektir. Binaenaleyh zina, h\u0131rs\u0131zl\u0131k, aile fertlerine eziyet ve iddet beklemesi gereken evden \u00e7\u0131k\u0131p gitmek gibi i\u015flerden her hangi birisini kad\u0131n iddet i\u00e7inde yaparsa, bu durumda kocas\u0131 onu evden \u00e7\u0131karabilir.&#8221; Bu istisnan\u0131n, yukar\u0131daki &#8220;Onlar\u0131 bo\u015fay\u0131n.&#8221; emrine ba\u011flanma ihtimali de yok de\u011fildir. &#8220;Onlar\u0131 \u00e7\u0131karmay\u0131n.&#8221; C\u00fcmlesinin yukar\u0131da ge\u00e7en Allah&#8217;tan korkma h\u00fckm\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131klamas\u0131 itibariyle herhangi bir yere ba\u011flanmamas\u0131ndan dolay\u0131 buna engel de olmaz. Bu durumda m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yle olur: Bu emirleri ve nehiyleri g\u00f6zeterek bo\u015fay\u0131n, ancak bo\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z takdirde o kad\u0131nlar a\u00e7\u0131k bir fuh\u015f ve ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fecek olurlarsa ba\u015fka. O takdirde iddetlerini g\u00f6zeterek dahi bo\u015famak istemeyin. M\u00fcfessirler, \u00e2yetteki istisnan\u0131n bu \u015fekilde bir ba\u011flanma ihtimali oldu\u011funu s\u00f6ylememi\u015flerse de, yukar\u0131da \u0130bn\u00fc Hacer&#8217;den nakledildi\u011fi \u00fczere bo\u015fand\u0131\u011f\u0131 takdirde ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k korkusu ortaya \u00e7\u0131kan ve bo\u015fanmad\u0131\u011f\u0131 takdirde mazbut kalacak olan kad\u0131n\u0131 bo\u015famamak tavsiye edilmi\u015f ve bu bir hadisle de delillendirilmi\u015ftir. Ebu Davud ve Nesai&#8217;nin \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan yapt\u0131klar\u0131 rivayete g\u00f6re: &#8220;Bir adam Resulullah&#8217;a gelmi\u015f, &#8220;Benim bir kar\u0131m var &#8220;El uzatan\u0131n elini geri \u00e7evirmez.&#8221; demi\u015f. Resulullah da, &#8220;Onu bo\u015fa!&#8221; buyurmu\u015f, adam da &#8220;Korkar\u0131m g\u00f6nl\u00fcm ard\u0131nda kal\u0131r, sabredemem.&#8221; diye kar\u015f\u0131l\u0131k vermi\u015f. Bunun \u00fczerine Resulullah &#8220;\u00d6yle ise onu s\u0131k\u0131 tut.&#8221; buyurmu\u015f.&#8221; Nes\u00e2i bu hadisin merfu olmay\u0131p m\u00fcrsel oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Yani \u0130bn\u00fc Abbas bunu Resulullah&#8217;tan bizzat dinlememi\u015f, vas\u0131ta ile i\u015fitmi\u015ftir. Ancak, kendi i\u015fitmi\u015f kadar kuvvetli oldu\u011funa itimad\u0131ndan dolay\u0131 vas\u0131tay\u0131 a\u00e7\u0131klamay\u0131p, merfu gibi nakletmi\u015ftir. B\u00f6yle sahabe m\u00fcrselleriyle merfu hadis gibi amel etmek ittifakla caiz oldu\u011fundan buradan \u015fu h\u00fck\u00fcmler \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r: Birincisi, iffetli olmayan bir kad\u0131n\u0131 bo\u015fama emri. \u0130kincisi, zahiri duruma nazaran bo\u015fand\u0131\u011f\u0131 takdirde ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k korkusu bulunup, ancak bo\u015fanmad\u0131\u011f\u0131 zaman b\u00f6yle bir korkudan uzak tutma imkan\u0131 olursa bo\u015famay\u0131p s\u0131k\u0131 tutma emridir. Bu iki hususdan delalet yoluyla bir h\u00fck\u00fcm daha anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olur ki o da \u015fudur: \u0130ffetli olan bir kad\u0131n\u0131n, bo\u015fand\u0131\u011f\u0131 takdirde ihtiya\u00e7 sebebiyle ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fece\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131rsa, onu bo\u015famak g\u00fcnaht\u0131r. \u0130\u015fte bu istisnan\u0131n yukar\u0131ya da ba\u011flanmas\u0131 ihtimalinde \u00e2yet, o hadisten \u00e7\u0131kar\u0131lan h\u00fck\u00fcmleri de ifade etmi\u015f olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Ve i\u015fte bunlar, talak hakk\u0131ndaki bu emirler ve bu nehiylerle me\u015fru k\u0131l\u0131nan ve \u00f6\u011fretilen h\u00fck\u00fcmler Allah&#8217;\u0131n hududlar\u0131d\u0131r. Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 i\u00e7in koydu\u011fu s\u0131n\u0131rlard\u0131r ve her kim Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu s\u0131n\u0131rlara tecav\u00fcz ederse yani bu h\u00fck\u00fcmlerden bir \u015fey ihlal ederse muhakkak nefsine zulmetmi\u015f olur, kendisine d\u00fcnyev\u00ee, uhrev\u00ee zarar vermi\u015f olur bilmezsin belki Allah ondan sonra bir emir ihdas eder, o haddi a\u015fman\u0131n arkas\u0131ndan bir hadise, bir i\u015f \u00e7\u0131kar\u0131r, kalbini \u00e7evirir, bir tak\u0131m me\u015fakkatler, \u0131zd\u0131raplar verir, yapt\u0131\u011f\u0131n zulme, haddini a\u015farak verdi\u011fin talaka pi\u015fman olursun, d\u00f6nmek istersin, i\u015f i\u015ften ge\u00e7mi\u015f bulundu\u011fu i\u00e7in geri d\u00f6nemez, tel\u00e2fi edemezsin, peri\u015fan olur, zarar\u0131n\u0131 ve vebalini kendin \u00e7ekersin. Nitekim &#8220;Kimse yar\u0131n ne kazanaca\u011f\u0131n\u0131 bilemez.&#8221; (Lokman, 31\/34) \u00e2yetinde de bu durum a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilmektedir. Onun i\u00e7in her hangi bir sebeble e\u015fini bo\u015fayacak olan kimse \u00f6fkeyle her \u015feyi kesip at\u0131vermemeli, ilerisini hesaba katmal\u0131 da Allah&#8217;\u0131n bu emir ve nehiylerle tayin etti\u011fi s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 a\u015fmamal\u0131, \u00f6nce iddetini g\u00f6zeterek temiz bir halde talak vermeli ve iddeti saymal\u0131d\u0131r. \u015eayet ayr\u0131lmak gerekirse bununla hem maksad has\u0131l olur, hem de bir tecr\u00fcbeye imkan b\u0131rak\u0131larak ruhi g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleri seyretmeye, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp uyanmaya ve pi\u015fmanl\u0131k duyulursa geri d\u00f6nmeye f\u0131rsat tan\u0131nm\u0131\u015f olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00fc\u00e7e ula\u015fmad\u0131k\u00e7a \u00f6yle a\u00e7\u0131k bir bo\u015fama ric&#8217;i olaca\u011f\u0131ndan h\u00fckm\u00fc ilerde gelece\u011fi gibi iddetin sonun kadar se\u00e7meli olup istenildi\u011finde geri d\u00f6nebilmek, olmazsa ayr\u0131lmakt\u0131r. Bu hikmetlerden dolay\u0131 haddi a\u015fmaks\u0131z\u0131n iddetlerine kar\u015f\u0131 b\u00f6yle bir talakla bo\u015fay\u0131n, iddeti zabtedip say\u0131n ve Allah&#8217;tan korkup takva ile hareket edin. Onlar\u0131 evlerinden \u00e7\u0131karmay\u0131n, onlar da \u00e7\u0131kmas\u0131nlar.<\/p>\n<p>2. Neticesine gelince: \u015eu \u015fart ile ya tutmak ya da sal\u0131vermek aras\u0131nda tercih s\u00f6z konusudur. Sonra ecellerine yettiklerinde, yani iddetlerinin sonuna geldiklerinde. Bu \u015fart, geri d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn nihayeti, ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olan vakti g\u00f6stermek i\u00e7indir. Binaenaleyh iddet m\u00fcddeti i\u00e7erisinde her zaman d\u00f6nme hakk\u0131 sabittir. Lakin iddet bitince tercih hakk\u0131 ortadan kalkar, ayr\u0131l\u0131k gerekir. Kad\u0131n\u0131n izniyle nikah tazelenmedik\u00e7e birle\u015fme m\u00fcmk\u00fcn olmaz. Hen\u00fcz iddet \u00e7\u0131kmadan sona erdi\u011fi zaman ise, durum kendisini g\u00f6sterece\u011finden o vakit ya iyilikle onlar\u0131 tutun, b\u0131rakmay\u0131p g\u00fczel ve me\u015fru \u015fekilde ge\u00e7inmek, iki taraf\u0131n haline m\u00fcnasip harcamalarda bulunarak ve iskan\u0131 temin ederek nikahlar\u0131n\u0131zda tutun. &#8220;tutun&#8221; Buyurulmas\u0131ndan anla\u015f\u0131lan, d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn s\u00f6zl\u00fc olmas\u0131n\u0131n \u015fart olmay\u0131p, fiilen de olabilece\u011fidir. \u0130mam-\u0131 Azam&#8217;\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc budur. Yahut iyilikle onlardan ayr\u0131l\u0131n, buradaki tahyir (istedi\u011fini se\u00e7meyi teklif etmek) i\u00e7indir. Yani tutmakla sal\u0131vermek aras\u0131nda muhayyersiniz. Ancak tutmay\u0131, ya da sal\u0131vermeyi tercih etseniz de bunlar\u0131 iyilikle yapmakla sorumlusunuz. Ayr\u0131lacaksan\u0131z o zaman g\u00fczellikle ayr\u0131l\u0131n, tatl\u0131 dille hakk\u0131n\u0131 vererek ve zarara sokmaktan sak\u0131narak, mesela ge\u00e7inme niyeti olmad\u0131\u011f\u0131 halde iddetini uzatmak i\u00e7in m\u00fcracaat edip de, sonra yine bo\u015famak gibi zarar verici hilelere sapmayarak g\u00fczelce \u00e7\u0131kar\u0131p g\u00f6nderin, yani &#8220;Ve onlar\u0131 g\u00fczel \u015fekilde serbest b\u0131rak\u0131n.&#8221; (Ahzab, 33\/49) \u00e2yetine ri\u00e2yet edin hem i\u00e7inizden adalet sahibi iki erke\u011fi \u015fahit getirin; geriye d\u00f6n\u00fcp tutmay\u0131 tercih etti\u011finiz takdirde d\u00f6n\u00fc\u015fe, ayr\u0131lmay\u0131 tercih etti\u011finiz takdirde de ayr\u0131l\u0131\u011fa \u015fehadet etmek \u00fczere m\u00fcsl\u00fcmanlardan adalet sahibi, do\u011fruyu s\u00f6yleyen ve do\u011fru yol \u00fczerinde bulunan en az iki erke\u011fi haz\u0131r bulundurup \u015fahid k\u0131l\u0131n ki, t\u00f6hmete veya \u00e7eki\u015fmeye f\u0131rsat kalmas\u0131n, gerekti\u011fi zaman \u015fahidlik yaps\u0131nlar. Buradaki &#8220;\u015fahit getirin&#8221; emri &#8220;Onlar\u0131 tutun veya onlardan ayr\u0131l\u0131n.&#8221; emirlerine ba\u011flanm\u0131\u015f olup &#8220;Al\u0131\u015f veri\u015f yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman \u015fahid tutun..&#8221; (Bakara, 2\/282) \u00e2yeti gibi nedb (yap\u0131lmas\u0131n\u0131 uygun g\u00f6rmek) i\u00e7indir. Genellikle \u00e2limlerin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc budur. \u015eafi\u00ee, eski g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde &#8220;\u015fahid bulundurman\u0131n d\u00f6n\u00fc\u015fte vacib&#8221; oldu\u011funu savunmu\u015f ise de, yeni g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde o da, mendub oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Al\u00fbs\u00ee bu konuda zay\u0131f buldu\u011fu \u015f\u00f6yle bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc nakletmi\u015f ve demi\u015ftir ki : &#8220;Tabersi,&#8221; a\u00e7\u0131k\u00e7a bunun bo\u015fama esnas\u0131nda \u015fahid getirmekle emredilmesini, bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn ehl-i beyt imamlar\u0131ndan rivayet edildi\u011fini ve v\u00fccub ifade edip bo\u015faman\u0131n sahih olmas\u0131nda \u015fart oldu\u011funu&#8221; zannetmi\u015ftir.&#8221; Ben bu meseleyi uzun zamandan beri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, s\u00f6z konusu \u00e2yette buna bir ihtimal olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve g\u00fcvenilir m\u00fcctehidlerden bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc benimseyenin bulunup bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131r\u0131rd\u0131m. Adl\u0131 tefsirin m\u00fcellifi ve bir \u015eia \u00e2limi olan bu Tabersi&#8217;nin, rivayet ve dirayetteki selahiyetinin neden ibaret oldu\u011funu ve ehl-i beytin imamlar\u0131yla kimleri kasdetti\u011fini gere\u011fi gibi \u00f6\u011frenemedim. Ancak a\u00e7\u0131k dedi\u011fi husus a\u00e7\u0131k de\u011fildir. Zira &#8220;\u015fahid getirin&#8221; emrinin talaka ait olmas\u0131 i\u00e7in, yukar\u0131da ge\u00e7en &#8220;Onlar\u0131 bo\u015fay\u0131n.&#8221; emrine ba\u011flanmas\u0131 gerekir. Bu ise, kolayca anla\u015f\u0131l\u0131r olmay\u0131p, pek uzak bir durumdur. Zahir (anla\u015f\u0131l\u0131r) olan, yak\u0131n\u0131ndaki &#8220;tutun&#8221; veya &#8220;ayr\u0131l\u0131n&#8221; emirlerine ba\u011flanm\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r \u015eayet bu, talak\u0131n s\u0131hhatinin \u015fart\u0131 olacak derecede v\u00fccub ifade etseydi, &#8220;say\u0131n&#8221; emrinden \u00f6nce zikredilmesi gerekir ve bu \u00e2yete tehir edilmesinin bir hikmeti olmazd\u0131. Hem yak\u0131n\u0131na, hem uza\u011f\u0131na ba\u011flanma ihtimalinin caiz oldu\u011funu g\u00f6stermek i\u00e7in tehir edildi\u011fi s\u00f6ylenecek olursa denilebilir ki, bu bir ihtimal olabilirse, de buna anla\u015f\u0131l\u0131r demek do\u011fru olmayaca\u011f\u0131 gibi, bu durumda hem bo\u015fama, hem tutma hem de ayr\u0131lma konusunda ayn\u0131 mahiyette olmas\u0131 gerekirdi. Halbuki emrin herbirine g\u00f6re v\u00fccub ifade etmesi ve bu v\u00fccubun, talak\u0131n s\u0131hhatinin \u015fart\u0131 olacak derecede farz durumda bulunmas\u0131, tutma veya ayr\u0131lmada muhayyerlik emrine ters d\u00fc\u015fece\u011fi gibi \u00f6teden beri izah edilegelen s\u00fcnnet \u015fekli \u00fczere bo\u015faman\u0131n cereyan tarz\u0131na ve ric&#8217;i talak\u0131n sa\u011flayaca\u011f\u0131 faydaya da ters d\u00fc\u015fmektedir. Ayr\u0131ca bo\u015fama esnas\u0131nda \u015fahid tutulmay\u0131p da iddetten sonra imsak veya m\u00fcfarakat i\u00e7in \u015fahid getirildi\u011fi takdirde sahih farzedilen talak\u0131n h\u00fck\u00fcms\u00fcz kalmas\u0131 gibi bir tenakuza yol a\u00e7aca\u011f\u0131 da ortadad\u0131r. Ger\u00e7i aksine delil bulunmad\u0131k\u00e7a emirde as\u0131l olan v\u00fccub ifade etmesidir. Ancak ihtimali i\u00e7inde olan v\u00fccub bo\u015faman\u0131n s\u0131hhatinin \u015fart\u0131 olacak derecede kesin farz m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade edemeyece\u011fi gibi, her vacib de, z\u0131dd\u0131n\u0131n h\u00fck\u00fcms\u00fczl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc gerektirmez. Bununla beraber iddetin sonuna kadar d\u00f6n\u00fclmeyince ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesi y\u00f6n\u00fcnden \u015fahid getirmenin vacib oldu\u011funu s\u00f6ylemenin de m\u00e2n\u00e2s\u0131z olaca\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle b\u00fct\u00fcn m\u00fcctehidler, ayr\u0131l\u0131kta \u015fahid getirme emrinin (Bakara, 2\/282) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi nedb ifade etti\u011fi hususunda ittifak halindedirler. \u015eu halde en yak\u0131n ve en a\u00e7\u0131k olan ihtimalde emir nedb i\u00e7in olduk\u00e7a, en uzak olan ihtimalde v\u00fccub i\u00e7in olmas\u0131n\u0131n, hem de bu v\u00fccubun farziyyet derecesinde s\u0131hhatinin \u015fart\u0131 say\u0131lmas\u0131n\u0131n do\u011fru olamayaca\u011f\u0131 basit bir d\u00fc\u015f\u00fcnce ile anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olur. Ancak denilebilir ki imsak veya m\u00fcfarakatta \u015fahid getirmek mendub olunca bo\u015famada niye olmas\u0131n? Evet bunun da mendup oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Zira bu &#8220;\u015fahid getirin&#8221; emrinin yukar\u0131ya ba\u011flanma ihtimali, uzak olmakla beraber bunun, delalet y\u00f6n\u00fcyle ve \u00f6ncelikle sabit olaca\u011f\u0131nda da \u015f\u00fcphe etmemek gerekir. \u015eu emrin v\u00fccub i\u00e7in oldu\u011funda ihtilaf yoktur. &#8220;\u015eehadeti de Allah i\u00e7in do\u011fru yap\u0131n!&#8221; Yukar\u0131daki emirlerin hepsi bo\u015fayanlara ait oldu\u011fu gibi bu emir de \u015fahidleredir. \u015eu hitab da, hepsi i\u00e7indir. Size s\u00f6ylenen bu i\u015fittikleriniz, gerek talak verecek olanlara ve gerek \u015fahitlik edenlere hitab edilen bu emirlerle yap\u0131lan tebli\u011f; yani iddet bekleyerek bo\u015famak, iddeti saymak, Allah&#8217;tan korkup g\u00fcnahtan sak\u0131nmak evden \u00e7\u0131karmamak, \u00e7\u0131kmamak, s\u0131n\u0131rlar\u0131 a\u015fmay\u0131p sonunu hesaba katmak ve sonra iddet m\u00fcddeti bitince, ya hakk\u0131yla, g\u00fczelce tutmak ya da daha fazla bekletmeyip hakk\u0131n\u0131 vererek g\u00fczellikle ayr\u0131lmak, bunlara \u015fahid tutmak ve \u015fehadeti de zaman\u0131nda dosdo\u011fru yapmak, i\u015fte bunlar\u0131n hepsi ve her biri \u00f6yle bir derstir ki bununla sizlerden, Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman eden kimselere vaaz ediliyor, \u00f6\u011f\u00fct veriliyor \u00e7\u00fcnk\u00fc bunlara riayet edip korunarak faydalanacak olanlar, Allah&#8217;a ve ahirete iman\u0131 olan veya iman kabiliyeti silinmemi\u015f bulunan kimselerdir. \u0130man yetene\u011fi kalmam\u0131\u015f, kalbleri kararm\u0131\u015f ve m\u00fch\u00fcrlenmi\u015f olanlar ne Allah&#8217;tan korkar, ne ahireti sayar, ne de nasihat dinlerler, onlar kendi nefislerinin havas\u0131na giderler. Her kim de Allah&#8217;a ittika ederse Allah&#8217;\u0131n gadab\u0131ndan korkar, isyandan sak\u0131n\u0131r ve \u00f6\u011f\u00fctlerini tutarsa, Allah onun i\u00e7in bir \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu yarat\u0131r.<\/p>\n<p>3. onu d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc darl\u0131ktan ve aile y\u00fcz\u00fcnden \u00e7ekmekte bulundu\u011fu s\u0131k\u0131nt\u0131lardan kurtulup \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131 bir yol, bir \u00e7are g\u00f6sterir ve onu hat\u0131r\u0131na gelmeyen y\u00f6nden r\u0131z\u0131kland\u0131r\u0131r. Onun i\u00e7in bo\u015fayan da bo\u015fanan da, ayr\u0131lan da ayr\u0131lmayan da, Allah&#8217;tan korktu\u011fu takdirde gam yemesin, Allah ona da bir \u00e7are yarat\u0131r ve ummad\u0131\u011f\u0131 yerden nasibini verir.<\/p>\n<p>Rivayet edilmi\u015ftir ki: &#8220;Resulullah (s.a.v) \u00e2yetini okumu\u015f ve demi\u015ftir ki: &#8220;(Allah) hem d\u00fcnya \u015f\u00fcphelerinden, hem \u00f6l\u00fcm\u00fcn s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131ndan hem de k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fcn \u015fiddetinden bir \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu (yarat\u0131r.)&#8221; Bir de Ebu Zerr&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: &#8220;Resulullah \u00e2yetini okuyordu, tekrar tekrar okumaya ba\u015flad\u0131, hatta beni uyku bast\u0131 da buyurdu ki: &#8220;Ey Ebu Zerr, insanlar\u0131n hepsi bunu tutsayd\u0131, kendilerine yeterdi.&#8221; Ve her kim Allah&#8217;a tevekk\u00fcl ederse ba\u015f\u0131na gelen herhangi bir \u015feye kar\u015f\u0131 O&#8217;nun kudretine itimad edip, yapaca\u011f\u0131 i\u015fte kendini O&#8217;nun emrine teslim ederek h\u00fckm\u00fcnce giderse O, ona yeter. Allah onun i\u015flerinin hakk\u0131ndan gelir. Hesab\u0131na k\u00e2fidir. &#8220;Yani elde etti\u011fi \u015feyler konusunda Allah&#8217;a g\u00fcvenirse kendisinin \u00f6nem verdi\u011fi \u015feylerde de Allah ona k\u00e2fidir.&#8221; Raz\u00ee tefsirinde zikredildi\u011fi \u00fczere onun i\u00e7in Resulullah (s.a.v) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;\u0130nsanlar\u0131n en kuvvetlisi olmay\u0131 arzu eden, Allah&#8217;a dayans\u0131n.&#8221; Her halde Allah emrini yerine getirir. Murad\u0131n\u0131 muhakkak yapar, hi\u00e7 bir i\u015finden geri kalmaz, hepsinin hakk\u0131ndan gelir. H\u00fckm\u00fcn\u00fc istedi\u011fi gibi y\u00fcr\u00fct\u00fcr. Kendisine tevekk\u00fcl edilse de, edilmese de y\u00fcr\u00fct\u00fcr. Nihayet her \u015feyin sonu gelir. D\u00fcnyada ac\u0131 da ge\u00e7er, tatl\u0131 da ge\u00e7er, s\u0131k\u0131nt\u0131 da ge\u00e7er, refah da ge\u00e7er. Ecel gelince takdir edilen \u00f6l\u00fcm, dakika ge\u00e7irmeksizin pen\u00e7esini takar, akibet gelir \u00e7atar. \u0130yiler iyili\u011fi ile, k\u00f6t\u00fcler k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ile kal\u0131r. Herkes ameliyle toplan\u0131r. Ancak Allah&#8217;a tevekk\u00fcl de, O&#8217;nun emridir. Tevekk\u00fcl edenin murad\u0131 da, Allah&#8217;\u0131n irade ve r\u0131zas\u0131na teslim olmaktan ibaret olursa, Allah da onun m\u00fckafat\u0131n\u0131 b\u00fcy\u00fct\u00fcr. Hakikat, Allah her \u015fey i\u00e7in bir \u00f6l\u00e7\u00fc takdir etmi\u015ftir, bir s\u0131n\u0131r ve miktar tahsis etmi\u015ftir ki o \u015feyi ona g\u00f6re y\u00fcr\u00fct\u00fcr. O s\u0131n\u0131r ve miktardan ileri ge\u00e7irmez. Bu h\u00fck\u00fcm \u00f6yle bir kanundur ki her \u015fey hakk\u0131nda ge\u00e7erlidir. Ve her \u015feyin h\u00fckm\u00fc, k\u0131ymeti Allah&#8217;\u0131n ona tahsis etti\u011fi \u00f6l\u00e7\u00fc ile uygunluk arzetmektedir. Ger\u00e7ekte bir \u015feyi bilmek de onu, o \u00f6l\u00e7\u00fc ve s\u0131n\u0131r\u0131yla se\u00e7mek demektir. Bu cihetle sebeplerin bir dereceye kadar k\u0131ymet ve itibar\u0131 yok de\u011filse de, bunlar, zat\u00ee (asl\u00ee) de\u011fil, de\u011fi\u015fken ve s\u0131n\u0131rl\u0131d\u0131r. Tesir ve h\u00fck\u00fcm onun de\u011fil, Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. As\u0131l ilim ve kudretine itimad edilecek; i\u015fler, h\u00fck\u00fcm ve iradesine havale edilecek hakim, sebepler de\u011fil, sebepleri yaratan Allah&#8217;t\u0131r. Her \u015fey ge\u00e7er, leh ve aleyhte olan her sebep t\u00fckenir, takdir edilen kaderi biter, ba\u015f\u0131nda ve sonunda b\u00fct\u00fcn kudretiyle Allah kal\u0131r. Hem Allah takdir buyurmam\u0131\u015fsa hi\u00e7bir \u015fey di\u011ferinde tesirini g\u00f6steremez. Takdir buyurmu\u015f ise, Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015fey de onun \u00f6n\u00fcne ge\u00e7emez. Ate\u015f, Allah&#8217;\u0131n yak dedi\u011fini kendi miktar\u0131nca dedi\u011fi kadar yakabilir. R\u0131z\u0131k da Allah&#8217;\u0131n doyur dedi\u011fini kendi miktar\u0131nca dedi\u011fi kadar doyurabilir. Demek ki sebeplere itimad sonlu, Allah&#8217;a itimad sonsuzdur. O halde kuvvet ve kesin bilgi, sebeplere g\u00fcvenmekte de\u011fil, Allah&#8217;a dayanmaktad\u0131r. Tevekk\u00fcl de gururla kendini say\u0131p koyuvermek de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n g\u00f6sterdi\u011fi yolda g\u00fcc\u00fc yetti\u011fi kadar vazifesine \u00f6nem vermek, takva sahibi olmak, kusurunu itiraf ile beraber, Allah&#8217;\u0131n kudretine itimad edip netice hakk\u0131nda tela\u015fa d\u00fc\u015fmeksizin, O&#8217;nun iradesine teslim olmakt\u0131r. \u00d6nce &#8220;Kim Allah&#8217;tan korkarsa&#8221; sonra da &#8220;Kim Allah&#8217;a dayan\u0131rsa.&#8221; buyurulmas\u0131nda buna bir i\u015faret vard\u0131r. Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in hadisinde &#8220;Deveyi ba\u011fla da tevekk\u00fcl et.&#8221; buyurulmas\u0131 da bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 hat\u0131rlatmaktad\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 her \u015feye bir \u00f6l\u00e7\u00fc takdir etti\u011fi i\u00e7in her \u015fey gibi insana da gerek cinsine, gerek nevine, gerek toplumuna gerek ferdine, gerek r\u0131z\u0131klar\u0131na gerek fiillerine, gerek s\u00f6zlerine gerek hallerine hep birer miktar takdir buyurmu\u015f ve birer s\u0131n\u0131r koymu\u015ftur ki, Allah&#8217;tan korkma ve O&#8217;na tevekk\u00fcl bile o \u00f6l\u00e7\u00fc ve de\u011fer dairesinde cereyan eder. Binaenaleyh, erke\u011fin de di\u015finin de birer miktar\u0131 ve her birinin fiil ve hallerinde birer s\u0131n\u0131r\u0131 vard\u0131r. O s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fmaya kalk\u0131\u015fan kendine zulmetmi\u015f olur. Bu suretle Allah Te\u00e2l\u00e2, iddete, \u00e7\u0131karmaya, \u00e7\u0131kmaya, kavu\u015fmaya, ayr\u0131l\u0131\u011fa, kederlere, sevin\u00e7lere, nasip ve r\u0131z\u0131klara hep birer miktar ve s\u0131n\u0131r takdir buyurmu\u015ftur. Bundan dolay\u0131 bo\u015fanan kad\u0131nlar\u0131n iddetlerini de hay\u0131zl\u0131, hay\u0131zs\u0131z ve hamile olup olmamalar\u0131na g\u00f6re ayr\u0131 ayr\u0131 birer miktar ile takdir etmi\u015f, nafaka ve oturacaklar\u0131 evleri ona uygun olarak emretmi\u015ftir. Bu sebeple &#8220;Hakikat, Allah her \u015fey i\u00e7in bir \u00f6l\u00e7\u00fc takdir etmi\u015ftir.&#8221; h\u00fckm\u00fc, hem kendinden \u00f6ncesini h\u00fclasa ve takviye etmektedir, hem de kendinden sonrakine bir mukaddime ve tenbihtir. Allah&#8217;\u0131n takdiri b\u00f6yle her \u015feyi \u00f6n\u00fcnden, arkas\u0131ndan ve hat\u0131ra gelmeyen y\u00f6nlerden ba\u011flar.<\/p>\n<p>4. \u015eimdi bo\u015fanan kad\u0131nlar\u0131n iddetleri, \u00e2detleri yani hay\u0131zlar\u0131 hesab\u0131yla Bakara S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u015fekilde \u00fc\u00e7 \u00e2det say\u0131lacak olursa, hay\u0131zdan kesilmi\u015f olan yahut hay\u0131z g\u00f6rmeyen veya gebe bulunan kad\u0131nlar\u0131n iddeti nas\u0131l say\u0131labilecek denirse onlar\u0131n iddetlerinin de miktar\u0131n\u0131 beyan i\u00e7in buyuruluyor ki hay\u0131zdan kesilmi\u015f, ya\u015f\u0131 ilerlemi\u015f olup da art\u0131k hay\u0131z g\u00f6rmekten \u00fcmidini kesmi\u015f, &#8220;iyas&#8221; haline gelmi\u015f kad\u0131nlar\u0131n\u0131zdan bo\u015fanm\u0131\u015f olanlar, \u00e7o\u011fu defa \u00f6rfe g\u00f6re hay\u0131zdan kesilme ya\u015f\u0131 elli be\u015f ve altm\u0131\u015f olarak takdir edilmi\u015ftir. (Bakara S\u00fbresi&#8217;nde bulunan (2\/228) \u00e2yetinin tefsirine bkz.) E\u011fer \u015f\u00fcphe ediyorsan\u0131z, buradaki &#8220;E\u011fer \u015f\u00fcphe ediyorsan\u0131z&#8221; kayd\u0131, ihtirazi (ilerisi i\u00e7in hesaba kat\u0131lan bir kay\u0131t) de\u011fil, bu meseleyi soranlar\u0131n veya soracak olanlar\u0131n meydana gelen veya gelecek olan sorular\u0131na g\u00f6re vukuu (bir hadisenin cereyan tarz\u0131)dur. Bu bir itiraz c\u00fcmlesi demektir. Yoksa hay\u0131zdan kesilip kesilmediklerinde \u015f\u00fcphe ediyorsan\u0131z demek de\u011fildir. Zira s\u0131\u011fas\u0131yla hay\u0131zdan kesilmenin bilindi\u011fi s\u00f6ylendikten sonra, &#8220;hay\u0131zdan kesilmede \u015f\u00fcphe ediyorsan\u0131z&#8221; demek olmayaca\u011f\u0131 bellidir. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yledir: Bunlar\u0131n iddetlerinin nas\u0131l olaca\u011f\u0131n\u0131 kestiremeyip de m\u00fc\u015fkil g\u00f6r\u00fcyor, teredd\u00fcd ediyor ve soruyorsan\u0131z biliniz ki onlar\u0131n iddetleri \u00fc\u00e7 ayd\u0131r. \u00dc\u00e7 ay beklerler, bu m\u00fcddet zarf\u0131nda hamile olduklar\u0131 ortaya \u00e7\u0131kmazsa sonunda di\u011fer hususlarda oldu\u011fu gibi &#8220;Ya iyilikte tutun, ya da iyilikle ayr\u0131l\u0131n.&#8221; (Talak, 65\/2) \u00e2yetine g\u00f6re hareket edilir. Hay\u0131z \u00e2deti g\u00f6rmeyenler de \u00f6yle \u00fc\u00e7 ay beklerler. Bu yukar\u0131da ge\u00e7en m\u00fcbtedas\u0131na m\u00fcfredin atf\u0131 suretiyle ba\u011flan\u0131p haberi de &#8220;Onlar\u0131n iddeti \u00fc\u00e7 ayd\u0131r.&#8221; c\u00fcmlesinin olmas\u0131 caiz ise de, buna o karine ile ba\u015fka bir haber takdir edilerek &#8220;\u00c2det g\u00f6rmeyenlerin iddeti de ayn\u0131 \u015fekilde \u00fc\u00e7 ayd\u0131r.&#8221; \u015feklinde c\u00fcmleyi c\u00fcmleye ba\u011flamak da caizdir. Miktarda i\u015ftirak itibariyle \u00f6nceki, h\u00fck\u00fcmde m\u00fcstakil olma itibariyle de ikincisi daha uygundur. Bunlar gerek on yedi ya\u015f\u0131ndan k\u00fc\u00e7\u00fck olup hen\u00fcz b\u00fclu\u011fa ermemi\u015f olduklar\u0131ndan dolay\u0131 hay\u0131z g\u00f6rmemi\u015f olanlar\u0131 ve gerek b\u00fclu\u011f ya\u015f\u0131n\u0131n en \u00fcst s\u0131n\u0131r\u0131 olan on yedi ya\u015f\u0131n\u0131 ge\u00e7mi\u015f, binaenaleyh ya\u015f itibariyle b\u00fclu\u011fa ermi\u015f olduklar\u0131 halde \u00e2det g\u00f6rmeyenleri kapsamaktad\u0131r. Bir veya iki kere hay\u0131z g\u00f6r\u00fcp de sonra g\u00f6rmeyenlerde de sahih olan budur. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2det d\u00fczg\u00fcn oldu\u011funda muteber olur ki bunun da en az\u0131 \u00fc\u00e7t\u00fcr. O halde \u00fc\u00e7 defa hay\u0131z g\u00f6r\u00fcp de sonra s\u00fcrekli olarak hay\u0131zdan kesilmi\u015f olanlara hay\u0131z \u00e2deti g\u00f6rmemi\u015f denemeyece\u011finden &#8220;temizlik s\u00fcresi uzam\u0131\u015f&#8221; denilir ki b\u00f6ylelerinin iddeti m\u00fc\u015fkildir. Hanefiler bunun, hay\u0131z iddetine tabi olarak hay\u0131zdan kesilme ya\u015f\u0131na kadar beklemesinin gerekli oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndedirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc buna hay\u0131z \u00e2deti g\u00f6rmemi\u015f denemeyece\u011fi gibi hay\u0131zdan kesilme haline geldi\u011fi de s\u00f6ylenemez. Ancak iddetten as\u0131l kasdedilen, gebelik \u015f\u00fcphesini kesin olarak ortadan kald\u0131rmak oldu\u011funa g\u00f6re, bunu gebelik m\u00fcddetinin en fazlas\u0131ndan daha ziyade bekletmek, h\u00fck\u00fcm koyucunun hikmetine uygun olmasa gerektir. Acizane kanaatim bu gibi durumlarda hamilelik \u015f\u00fcphesini dikkate alarak, hamilelik m\u00fcddetinin en \u00fcst s\u0131n\u0131r\u0131na kadar bekletmektir. Haml sahibeleri, hamli bulunan, y\u00fckl\u00fc, gebe kad\u0131nlara gelince, gerek s\u00f6z konusu edilen bo\u015fama ve gerek kocalar\u0131n\u0131n vefat\u0131 halinde olsun mutlak surette bunlar\u0131n ecelleri yani iddetlerinin sonu y\u00fcklerini b\u0131rakmalar\u0131d\u0131r. Mud\u011fa (embriyonun geli\u015ferek organlar\u0131n belirme\u011fe ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 safha) veya alaka (embriyonun rahim cidar\u0131na as\u0131lma safhas\u0131) halinde bir d\u00fc\u015f\u00fck bile olsa y\u00fck\u00fc b\u0131rakma i\u015fi bitince o dakikada iddette bitmi\u015f olur. \u0130kiz de ise, itibar sonrakinedir. Bakara S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;Sizden \u00f6lenlerin, geride b\u0131rakt\u0131klar\u0131 e\u015fleri, kendilerinden d\u00f6rt ay on g\u00fcn bekler..&#8221; (Bakara, 2\/234) \u00e2yetinde kocalar\u0131 vefat eden kad\u0131nlar\u0131n iddet m\u00fcddetinin d\u00f6rt ay on g\u00fcn oldu\u011fu ge\u00e7mi\u015fti. Burada ise mutlak olarak gebe olanlar\u0131n iddet m\u00fcddetlerinin, y\u00fcklerini b\u0131rakmalar\u0131na kadar oldu\u011fu beyan edilmi\u015ftir. Denildi\u011fine g\u00f6re Hz. Ali ve \u0130bn\u00fc Abbas (r.a) bu \u00e2yetin bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlar hakk\u0131nda oldu\u011funu kabul etmi\u015fler, bununla beraber &#8220;kocalar\u0131 vefat edip de gebe kalan kad\u0131nlar\u0131n iddetinin, &#8220;eb&#8217;ad-\u0131 eceleyn&#8221; &#8220;iki s\u00fcreden en uzunu&#8221; yani d\u00f6rt ay on g\u00fcn ile y\u00fck\u00fc b\u0131rakmaktan hangisi daha uzun ise, onunla olaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir. \u015eia&#8217;dan olan imamiyye de bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc benimsemi\u015ftir. Halbuki Hz. Ali ve \u0130bn\u00fc Abbas bu \u00e2yetin yaln\u0131z bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlar hakk\u0131nda oldu\u011funu ileri s\u00fcrselerdi &#8220;eb&#8217;ad-i eceleyn&#8221; &#8220;iki s\u00fcrenin en uzunu&#8221; yahut &#8220;ahir-i eceleyn&#8221; &#8220;iki s\u00fcrenin sonuncusu&#8221; diye iki iddetin en uzun s\u00fcrelerini kabul etmezlerdi. Bundan ba\u015fka Buhar\u00ee ve di\u011fer kaynaklarda \u015f\u00f6yle nakledilmi\u015ftir: &#8220;Ebu Seleme b. Abdurrahman haber verip dedi ki: &#8220;\u0130bn\u00fc Abbas&#8217;a bir adam geldi. Ebu Hureyre de yan\u0131nda oturuyordu. O adam &#8220;Kocas\u0131ndan k\u0131rk g\u00fcn sonra do\u011furan bir kad\u0131n hakk\u0131nda bana bir fetva ver.&#8221; dedi. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217; &#8220;iki s\u00fcrenin en uzun olan\u0131 kadar beklemesi gerekir.&#8221; diye cevap verdi. Ben de &#8220;Gebe olanlar\u0131n bekleme s\u00fcresi, y\u00fcklerini b\u0131rakmalar\u0131na kadard\u0131r.&#8221; dedim. Ebu Hureyre de &#8220;Ben karde\u015fim o\u011flu yani Ebu Seleme ile ayn\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fteyim.&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine \u0130bn\u00fc Abbas, Gulam el-Kureyb&#8217;i \u00dcmm\u00fc Seleme hazretlerine g\u00f6nderip ona sordurdu. \u00dcmm\u00fc Seleme de dedi ki: &#8220;S\u00fcbeyat\u00fc&#8217;l-eslemiyye gebe iken kocas\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc. Sonra S\u00fcbey&#8217;a do\u011furdu. Nikah\u0131na talib olanlar olunca da Resulullah (s.a.v) onu nikah ettirdi. Ebu&#8217;s-Senabil de talibler aras\u0131nda idi.&#8221; Nesa\u00ee&#8217;nin rivayetlerinden biri de \u015f\u00f6yledir: Ebu Seleme b. Abdirrahman, \u0130bn\u00fc Abbas ve Ebu H\u00fcreyre (r.anh\u00fcm) kocas\u0131n\u0131n vefat\u0131 esnas\u0131nda y\u00fck\u00fcn\u00fc b\u0131rakan bir kad\u0131n\u0131n (S\u00fcbey&#8217;atu&#8217;l-eslemiyye&#8217;nin) iddeti hakk\u0131nda fikir al\u0131\u015fveri\u015finde bulunuyorlard\u0131. \u0130bn\u00fc Abbas, &#8220;\u0130ki s\u00fcrenin sonuncusunu bekler.&#8221; dedi. Ebu Seleme ise, &#8220;Hay\u0131r! Y\u00fck\u00fcn\u00fc b\u0131rak\u0131nca helal olur.&#8221; dedi. Ebu Hureyre de ben karde\u015fim o\u011flu ile ayn\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fteyim.&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine durumu Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in han\u0131m\u0131 \u00dcmm\u00fc Seleme Hazretlerine ilettiler. \u00dcmm\u00fc Seleme dedi ki: &#8220;S\u00fcbey&#8217;atu&#8217;l-Eslemiye kocas\u0131n\u0131n vefat\u0131ndan biraz sonra do\u011furdu ve Resulullah (s.a.v)&#8217;dan fetva istedi. Resulullah da ona evlenmesini emretti.&#8221; Bu S\u00fcbey&#8217;atu&#8217;l-eslemiyye hadisini muhaddisler \u00e7e\u015fitli yollardan rivayet etmi\u015flerdir. Yine Nesa\u00ee bu hadisi, S\u00fcbey&#8217;a&#8217;n\u0131n kendisinden hususi bir senedle rivayet etmi\u015ftir: &#8220;Abbullah b. Utbe, Amr b. Abdillah b. Erkam ez-Z\u00fchri&#8217;ye mektub yazd\u0131 ve &#8220;S\u00fcbey&#8217;a Binti&#8217;l-Harisi&#8217;l-Eslemiye&#8217;ye git, Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n ona gebeli\u011fi hakk\u0131ndaki fetvas\u0131ndan sor!&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine Amr b. Abdillah S\u00fcbey&#8217;a&#8217;n\u0131n yan\u0131na vard\u0131 ve ona Abdullah&#8217;\u0131n istedi\u011fi fetvay\u0131 sordu. S\u00fcbey&#8217;a da Resulullah&#8217;\u0131n Bedir&#8217;de haz\u0131r bulunmu\u015f ashab\u0131ndan Sa&#8217;d b. Havle&#8217;nin nikah\u0131 alt\u0131nda olup, onun Veda Hacc\u0131&#8217;nda vefat etti\u011fini, kocas\u0131n\u0131n vefat\u0131ndan d\u00f6rt ay on g\u00fcn ge\u00e7meden \u00f6nce do\u011furdu\u011funu ve lohusal\u0131k halinden kalkt\u0131\u011f\u0131nda Abdu&#8217;d-dar o\u011fullar\u0131ndan bir zat olan Ebu&#8217;s-senabil&#8217;in yan\u0131na gelip kendisini s\u00fcslenmi\u015f g\u00f6rerek, &#8220;Zannederim d\u00f6rt ay on g\u00fcn ge\u00e7meden nikah arzu ediyorsun.&#8221; dedi\u011fini haber verdikten sonra dedi ki: &#8220;Ben Ebu Senabil&#8217;den bunu i\u015fitince Resulullah&#8217;a gittim durumumu anlatt\u0131m.&#8221; Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;Do\u011furdu\u011fun zaman helal oldun.&#8221;<\/p>\n<p>Bundan ba\u015fka \u0130mam Malik, \u015eafi\u00ee, Abdurrezzak, \u0130bn\u00fc Ebi \u015eeybe ve \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir rivayet etmi\u015flerdir ki: &#8220;Gebe iken kocas\u0131 vefat etmi\u015f olan kad\u0131n hakk\u0131nda soruldu. \u0130bn\u00fc \u00d6mer dedi ki: &#8220;O kad\u0131n y\u00fck\u00fcn\u00fc b\u0131rak\u0131nca helal olur.&#8221; Bunun \u00fczerine Ensar&#8217;dan bir zat da ona \u00d6mer \u0130bni&#8217;l-Hattab&#8217;\u0131n \u015f\u00f6yle s\u00f6yledi\u011fini haber verdi: &#8220;Kad\u0131n, kocas\u0131 defnedilmeden tabutunda iken bile do\u011fursa helal olur.&#8221; yani iddeti biter nikah\u0131 helal olur.<\/p>\n<p>Buhar\u00ee, Ebu Davud, Nesa\u00ee ve \u0130bn\u00fc M\u00e2ce, \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud (r.a)&#8217;dan rivayet etmi\u015flerdir ki: &#8220;Suret\u00fc&#8217;n-Nisai&#8217;l-Kusra &#8220;K\u0131sa Nis\u00e2 S\u00fbresi&#8221; (yani Talak S\u00fbresi) Bakara S\u00fbresi&#8217;nden sonra nazil oldu.&#8221; Buh\u00e2r\u00ee&#8217;nin lafz\u0131nda ona ruhsat yapm\u0131yorlar da ta\u011fliz mi yap\u0131yorlar? (Yani ona izin vermiyorlar da hakk\u0131nda kaba s\u00f6z m\u00fc s\u00f6yl\u00fcyorlar?) Yemin ederim ki, K\u0131sa Nis\u00e2 S\u00fbresi tuladan (yani en uzun s\u00fbre olan Bakara S\u00fbresi&#8217;nden) sonra nazil oldu. &#8220;Hamile olanlar\u0131n iddet s\u00fcreleri, kar\u0131nlar\u0131ndakini do\u011furuncaya kadard\u0131r.&#8221; Nesa\u00ee&#8217;nin di\u011fer bir lafz\u0131nda \u015f\u00f6yle denilmi\u015ftir: &#8220;Her kim dilerse yard\u0131m ederim. \u00e2yeti, ba\u015fka de\u011fil, kocas\u0131 vefat edenler \u00e2yetinden sonra nazil oldu.&#8221; Bir lafz\u0131nda da \u015fu c\u00fcmle yer almaktad\u0131r, &#8220;K\u0131sa Nis\u00e2 S\u00fbresi, Bakara S\u00fbresi&#8217;nden sonra indirildi.&#8221; \u0130bn\u00fc M\u00e2ce&#8217;nin lafz\u0131nda da \u015f\u00f6yle zikredilmi\u015ftir: &#8220;Vallahi dileyene yard\u0131m ederiz. K\u0131sa Nis\u00e2 S\u00fbresi ba\u015fka de\u011fil (Bakara, 2\/234) \u00e2yetinden sonra nazil oldu.&#8221; \u0130\u015fte meselenin anahtar\u0131, bu sahih rivayetlerle sabit olan ini\u015f tarihi ile Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n Veda Hacc\u0131 senesindeki fetvas\u0131ndad\u0131r. Demek oluyor ki K\u0131sa Nis\u00e2 S\u00fbresi ismi de verilen s\u00f6z konusu Talak S\u00fbresi, \u00f6zellikle bu \u00e2yet, Bakara S\u00fbresi&#8217;nden sonra indirilmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in o s\u00fbrede bulunan, kocas\u0131 vefat eden kad\u0131nlar\u0131n iddet m\u00fcddeti hakk\u0131ndaki &#8220;d\u00f6rt ay on g\u00fcn&#8221; \u00e2yetinin umumundan gebelere ait olan k\u0131sm\u0131n\u0131 bu \u00e2yetin genel m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a beyan etmektedir ki b\u00f6yle daha sonraki bir tarihle yap\u0131lan beyan, Usul ilminde tebdil (de\u011fi\u015ftirme) beyan\u0131 denilen nesih k\u0131sm\u0131na dahil oldu\u011fu i\u00e7in, gebeli\u011fi konu edinen \u00e2yetin umumu, vefat \u00e2yetinin umumundan bir noktay\u0131 de\u011fi\u015ftirmek suretiyle neshetmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Abbas ba\u015fta iki rivayet aras\u0131nda teredd\u00fct etti\u011finden ihtiyatl\u0131 davranarak &#8220;\u00e2hiru&#8217;l-eceleyn&#8221; &#8220;iki s\u00fcrenin sonuncusu&#8221; demi\u015f isede Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in han\u0131mlar\u0131ndan olan \u00dcmm\u00fc Seleme (r.a)&#8217;den sorulmas\u0131 \u00fczerine, Resulullah&#8217;\u0131n fetvas\u0131 anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Buna g\u00f6re gebe kad\u0131nlar\u0131n bo\u015fanmada da, kocalar\u0131n\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fc halinde de iddet m\u00fcddetleri, y\u00fcklerini b\u0131rakmalar\u0131 ile tamam olur.<\/p>\n<p>Her kim Allah&#8217;tan korkar, emirlerini tutar, haklar\u0131na sayg\u0131 g\u00f6stererek korumas\u0131na s\u0131\u011f\u0131n\u0131rsa Allah ona i\u015finde bir kolayl\u0131k verir. \u0130\u015fini kolayla\u015ft\u0131r\u0131p yararl\u0131 i\u015fler yapmada ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131larak d\u00fcnya ve ahiret kolayl\u0131\u011f\u0131 sa\u011flar.<\/p>\n<p>5. Bu zikredilen h\u00fck\u00fcmler Allah&#8217;\u0131n emridir onu size indirdi, di\u011fer \u00fcmmetlerde yoktu. Hz. Muhammed ile onun \u00fcmmetine indirdi ve her kim Allah&#8217;tan korkar emir ve h\u00fck\u00fcmlerini korursa Allah onun kabahatlerini taraf\u0131ndan keff\u00e2retleyip \u00f6rter. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;iyilikler k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri giderir..&#8221; (Hud, 11\/114) buyurulmu\u015ftur ve onun m\u00fckafat\u0131n\u0131 b\u00fcy\u00fct\u00fcr, katlar. Bu s\u00fbrede b\u00f6yle takva tavsiyelerinin her birinde dikkat \u00e7eken husus, m\u00fcjde ve tehditler beraberce zikredildi\u011finde birka\u00e7 defa tekrar ve teyide (kuvvetlendirmeye), aile hukukunun, kad\u0131n ve bo\u015fama i\u015flerinin hususi \u00f6nemine ve bu konudaki dikkatsizli\u011fin, &#8220;Allah&#8217;\u0131n yan\u0131nda en sevimsiz helal, bo\u015famad\u0131r.&#8221; hadisiyle de anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi birtak\u0131m adi bahanelerle talak salahiyyetinin k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131lmas\u0131ndaki mahzurlar\u0131n ve bu y\u00fczden u\u011fran\u0131lacak m\u00fc\u015fkillere g\u00f6\u011f\u00fcs gerilmesindeki m\u00fckafat\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne ve onun i\u00e7in gerek a\u015fk ve muhabbet, gerek kin ve nefret sebebiyle Allah korkusu, vazife hisleri unutuluvermeyip her hususta Allah&#8217;\u0131n emirlerine itina g\u00f6sterilerek, takva yolunun tutulmas\u0131 ve korunma \u00e7arelerininin aranmas\u0131 gere\u011fine s\u0131k\u0131 s\u0131k\u0131ya i\u015faret etmesidir. B\u00f6ylece gerekti\u011finde bo\u015fama ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi takdirde \u00f6nce (Talak, 65\/1) \u00e2yetinde buyuruldu\u011fu gibi burada da yine korunma yollar\u0131ndan olmak \u00fczere buyuruluyor ki<\/p>\n<p>6. onlar\u0131: yani bo\u015fan\u0131p da iddet i\u00e7inde bulunan kad\u0131nlar\u0131, bo\u015famadan \u00f6nce oldu\u011fu gibi g\u00fcc\u00fcn\u00fcz\u00fcn yetti\u011finden, kendi oturdu\u011funuz yerin bir k\u0131sm\u0131nda oturtun.<\/p>\n<p>V\u00fccd, insan\u0131n g\u00fcc\u00fc, g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetebildi\u011fi varl\u0131\u011f\u0131 demektir. Buna g\u00f6re kad\u0131n\u0131n kocas\u0131na g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetemeyece\u011fi bir ev teklif etme\u011fe de hakk\u0131 yoktur. Sonra belli ki bu emirler, sa\u011f kalanlarad\u0131r. Binaenaleyh kocas\u0131 vefat eden kad\u0131n\u0131n iddetinde ikamet yeri ve nafaka talebinde bulunmaya hakk\u0131 yoktur. O varisler aras\u0131nda bulundu\u011fu i\u00e7in tereke (\u00f6len kimsenin b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 \u015fey)den hissesi ne ise onu al\u0131r. Bu konuda bilgi i\u00e7in &#8220;\u0130\u00e7inizden \u00f6l\u00fcp geriye e\u015fler b\u0131rakanlar e\u015flerinin, (evlerinden) \u00e7\u0131kar\u0131lmaks\u0131z\u0131n bir y\u0131la kadar ge\u00e7imlerinin sa\u011flanmas\u0131n\u0131 vasiyyet etsinler&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/240) \u00e2yetinin tefsirine bkz.) Bununla beraber \u00fczerlerinde tazyik yapmak, bezdirmek i\u00e7in onlara zarar vermeye kalk\u0131\u015fmay\u0131n ve e\u011fer o iddet bekleyen bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlar gebe iseler ki o gebelik gerek bo\u015fama esnas\u0131nda veya daha \u00f6nce bilinmi\u015f olsun ve gerek iddet i\u00e7inde anla\u015f\u0131ls\u0131n, kad\u0131n\u0131n bunu gizlemeyip haber vermesi gerekmektedir.<\/p>\n<p>Zira &#8220;E\u011fer Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inan\u0131yorlarsa, Allah&#8217;\u0131n kendi rahimlerinde yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 gizlemeleri kendilerine helal olmaz&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/228) \u00e2yeti de bunu ifade etmektedir. \u0130\u015fte b\u00f6yle hayz\u0131n kesilmesi ve gebelik gibi kendine ait hususlarda kad\u0131n\u0131n s\u00f6z\u00fc tasdik edilmelidir. O halde onlar ta y\u00fcklerini b\u0131rak\u0131ncaya kadar kendilerine, infak ediniz nafakalar\u0131n\u0131 veriniz. \u0130ddetin as\u0131l gayesi, gebe olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya \u00e7\u0131karacak bir zaman bekletmek oldu\u011fu i\u00e7in, gebe oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131nca art\u0131k onu \u00fc\u00e7 hay\u0131z bekletmeye gerek kalmayaca\u011f\u0131 gibi, \u00fc\u00e7 ay ile de yetinilmeyip az veya \u00e7ok miktarda, ta y\u00fck\u00fcn\u00fc b\u0131rak\u0131ncaya kadar infak etmek gerekir. Bo\u015fama tarihinden itibaren gebelik m\u00fcddetinin en az\u0131 alt\u0131 ay, en \u00e7o\u011fu ise Hanefilere g\u00f6re iki sene, \u015e\u00e2fi\u00eelere g\u00f6re d\u00f6rt senedir. Buradaki &#8220;e\u011fer onlar galebe iseler&#8221; \u015fart\u0131, mutlak harcama emrinin sebebi de\u011fil, &#8220;y\u00fcklerini b\u0131rak\u0131ncaya kadar&#8221; gayesiyle \u015fartl\u0131 infak\u0131n sebebidir. Onun i\u00e7in bu \u015fart\u0131n z\u0131t m\u00e2n\u00e2s\u0131, gebe olmayan bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlara iddetlerinde, ikamet i\u00e7in ev laz\u0131m ise de nafaka gerekmezmi\u015f gibi bir anlam ifade etmez. Bilakis uzun olabilecek iddetin sonuna kadar infak emrinin ibare (metin par\u00e7as\u0131) ile m\u00fcdafaas\u0131, iddetleri daha k\u0131sa olan kad\u0131nlara bekleme sebebindeki i\u015ftirakten dolay\u0131, infak\u0131n vacib oldu\u011funu delalet yoluyla anlat\u0131r. &#8220;Onlar\u0131 \u00e7\u0131karmay\u0131n, oturtun&#8221; buyurulmas\u0131 da, bu hususun yine i\u015faret yoluyla al\u00e2metidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc evden \u00e7\u0131karmay\u0131 yasaklamak, oturtman\u0131n gereklerinden birinin de infak oldu\u011funu kolayca anlatmaktad\u0131r. B\u00f6yle iken burada gebelik \u015fart\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131, \u015fu n\u00fckteleri ifade eder.<\/p>\n<p>Birincisi, iddet bekletip infak etmekten as\u0131l maksad\u0131n, gebelik oldu\u011funu g\u00f6stermektir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, Uzama ihtimali bulunan gebeler hakk\u0131nda \u015f\u00fcpheyi ortadan kald\u0131rmakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, bo\u015fama olmasa bile gebe olanlara \u00f6zel bir itina ile bak\u0131lmas\u0131na i\u015faret etmektedir.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc, de \u015fu meseleyi ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla anlatmak i\u00e7indir: Do\u011furduktan sonra \u00e7ocu\u011fu \u015fayet sizin i\u00e7in yani siz babalar\u0131n hesab\u0131na emzirirlerse o vakit onlara emzirme \u00fccretlerini verin. Buna g\u00f6re \u00e7ocuk d\u00fcnyaya gelince ona bakt\u0131rmak, infak etmek vazifesi esas itibariyle babalara aittir. Murd\u0131ay\u0131, yani emzirecek s\u00fct anay\u0131 baba tutacak, masraf\u0131n\u0131 baba verecektir. Anan\u0131n da h\u0131dane, yani \u00e7ocu\u011fu kendi kuca\u011f\u0131nda bulundurup ona fiilen bakma hakk\u0131 vard\u0131r. \u00c7ocu\u011fun hakk\u0131 da evvela ana s\u00fct\u00fcn\u00fc emmektir. Onun i\u00e7in bo\u015fanm\u0131\u015f olan ana, \u00e7ocu\u011fa bakma hakk\u0131n\u0131 kullan\u0131p da baban\u0131n hesab\u0131na olarak \u00fccretle o \u00e7ocu\u011fu emzirecek olursa, baban\u0131n o \u00e7ocu\u011fu ondan almay\u0131p s\u00fct emzirme ve bak\u0131m \u00fccretini vermesi gerekir. Yok e\u011fer babas\u0131 hesab\u0131na de\u011fil de ana kendi hesab\u0131na emzirecek olursa o zaman baban\u0131n \u00e7ocu\u011fun anas\u0131na \u00fccret vermesi gerekmez. Yaln\u0131z baba, emzirme \u00fccretinin d\u0131\u015f\u0131nda giyim ve di\u011fer masraflar\u0131n\u0131 verir ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n aralar\u0131nda kararla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 laz\u0131m gelir. Onun i\u00e7in buyuruluyor ki Ve iyilikle, yani iki taraf\u0131n durumuna uygun ve \u00e7ocu\u011fun menfaat\u0131n\u0131 g\u00f6zeterek g\u00fczel bir \u015fekilde, ne baba taraf\u0131ndan cimrilik, ne ana taraf\u0131ndan zorluk g\u00f6sterilmeksizin, aran\u0131zda m\u00fc\u015favere edin, gereken \u00fccreti ve \u00e7ocu\u011fun nafakas\u0131n\u0131 kararla\u015ft\u0131r\u0131n, bo\u015fan\u0131p ayr\u0131ld\u0131k diye k\u00fcs\u00fcp birbirinize zorluk \u00e7\u0131karmay\u0131n ve e\u011fer birbirinize zorluk \u00e7\u0131karacak olursan\u0131z baba cimrilik edip gerekeni vermez veya ana fazlas\u0131n\u0131 ister, emzirmeye nazlan\u0131r veya emzirmek istemezse o zaman onu baban\u0131n hesab\u0131na di\u011fer bir emzik\u00e7i kad\u0131n emzirecektir. Emzikli bir kad\u0131n tutulacakt\u0131r. Baba di\u011fer bir s\u00fct anas\u0131 bulup emzirtecek ve ona gereken \u00fccreti vermeye mecbur olacakt\u0131r. Bu takdirde ise ana \u00e7ocu\u011funa anal\u0131k etmemi\u015f, \u015fefkat duygusu beslememi\u015f, Allah&#8217;\u0131n kendisine vermi\u015f oldu\u011fu s\u00fct\u00fc yavrusundan esirgeyip fazla para ile satmak al\u00e7akl\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olaca\u011f\u0131 gibi, \u00e7ocu\u011funu anas\u0131ndan esirgeyen ve g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetebilece\u011fi \u00fccreti vermeyip zorluk \u00e7\u0131karm\u0131\u015f olan baba da, evlad\u0131n\u0131 hem yabanc\u0131 ellere d\u00fc\u015f\u00fcrmeye sebebiyyet vermi\u015f hem de yine \u00fccret ve nafaka vermeye, belki anas\u0131na vermek istemedi\u011finden fazla vermeye mahkum olacakt\u0131r. Ancak \u00e7ocuk anas\u0131ndan ba\u015fka kad\u0131n\u0131n memesini almad\u0131\u011f\u0131 takdirde onu emzirecek di\u011fer bir kad\u0131n bulunanam\u0131\u015f demek olaca\u011f\u0131ndan, bu durumda \u00e7ocu\u011fun \u00f6l\u00fcm\u00fcne meydan vermemek i\u00e7in ana takdir edilecek bir \u00fccrette emzirmeye hakim taraf\u0131ndan zorlan\u0131r.<\/p>\n<p>7-11. Geni\u015fli\u011fi bulunan kimse geni\u015fli\u011finden infak etsin, bu \u00e2yet b\u00fct\u00fcn nafaka meselelerinde uygulanabilir bir h\u00fck\u00fcmd\u00fcr. Yani emredilen infaklardan hangisi olursa olsun infak ile sorumlu bulunan kimsenin, hali vakti m\u00fcsait olup da malca geni\u015fli\u011fi varsa geni\u015fli\u011fine g\u00f6re nafaka versin. B\u00fct\u00fcn geni\u015fli\u011fini versin de\u011fil, geni\u015fli\u011finden yani &#8220;Ve onlar ki, harcad\u0131klar\u0131nda ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi aras\u0131nda orta bir yol tutarlar.&#8221; (Furkan, 25\/67) \u00e2yetini unutmay\u0131p ne israf ederek ne de k\u0131sarak de\u011fil, orta bir yol tutarak uygun olan\u0131 versin r\u0131zk\u0131 k\u0131s\u0131lm\u0131\u015f olan kimseler de Allah&#8217;\u0131n ona verdi\u011finden infak etsin; orta halli olan orta halli, az olan da az versin. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah kimseye verdiklerinin d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015fey teklif etmez; her hususta b\u00f6yle oldu\u011fu gibi infak teklifleri de b\u00f6yledir. Zengin zenginli\u011fine g\u00f6re, fakir de fakirli\u011fine g\u00f6re sorumlu olur. Bor\u00e7 bulabilirse sonradan vermek \u00fczere iyi niyetle bor\u00e7 eder. Bu da bir bak\u0131ma Allah&#8217;\u0131n ihsan\u0131 say\u0131l\u0131r Allah bir g\u00fc\u00e7l\u00fckten sonra bir kolayl\u0131k yaratacakt\u0131r. Binaenaleyh fakirler ve fakir aileleri de bulabildiklerine kanaat ederek ve sabrederek ilerisi i\u00e7in Allah&#8217;tan \u00fcmidi kesmemeli, zenginler de b\u00f6ylelerini ihmal etmemeli, zekat, sadaka ve yard\u0131mlar\u0131yla g\u00f6zetmeli, zengin ve fakir hepsi Allah&#8217;tan korkarak \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>Kad\u0131n, aile ve infak i\u015flerinde bozukluk, ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k, idaresizlik, Allah&#8217;\u0131n emirlerine isyan ile haks\u0131zl\u0131k ve azg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n; bir toplumun, bir medeniyetin bir memleketin yok edilmesine yol a\u00e7an sebeplerden oldu\u011fu anlat\u0131lmak suretiyle bu s\u00fbrede yer verilen h\u00fck\u00fcmlerin bir taraftan \u00f6nceki Te\u011f\u00e2bun S\u00fbresi&#8217;ne bir taraftan de gelecek olan Tahrim S\u00fbresi&#8217;ne ba\u011flanmak \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>8- Nice kent var ki Rablerinin ve O&#8217;nun el\u00e7ilerinin emrine ba\u015fkald\u0131rd\u0131, biz de onlar\u0131 \u00e7etin bir hesaba \u00e7ektik ve onlara g\u00f6r\u00fclmemi\u015f \u015fekilde azab ettik.<\/p>\n<p>9- \u0130\u015flerinin vebalini tatt\u0131lar. \u0130\u015flerinin sonucu tam bir h\u00fcsran olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>10- Allah onlara \u015fiddetli bir azap haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131r. O halde ey inanan akl-\u0131 selim sahipleri! Allah&#8217;tan korkun, Allah size bir uyar\u0131c\u0131 g\u00f6nderdi.<\/p>\n<p>11- Size Allah&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131k \u00e2yetlerini okuyan bir el\u00e7i (g\u00f6nderdi) ki inan\u0131p faydal\u0131 i\u015fler yapanlar\u0131, karanl\u0131klardan ayd\u0131nl\u0131\u011fa \u00e7\u0131kars\u0131n. Kim Allah&#8217;a inan\u0131r ve yararl\u0131 i\u015f yaparsa (Allah) onu, altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan, i\u00e7inde ebedi kalacaklar\u0131 cennetlere sokar. Allah ona ger\u00e7ekten ne g\u00fczel r\u0131z\u0131k vermi\u015ftir.<\/p>\n<p>12- Allah O&#8217;dur ki yedi g\u00f6\u011f\u00fc ve yerden de onlar kadar\u0131n\u0131 yaratt\u0131. Emir bunlar aras\u0131nda iner ki Allah&#8217;\u0131n her \u015feye k\u00e2dir oldu\u011funu ve Allah&#8217;\u0131n bilgisinin, her \u015feyi ku\u015fatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilesiniz.<\/p>\n<p>8. Yukar\u0131larda da ge\u00e7ti\u011fi gibi karye, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da k\u00f6y, \u015fehir, ve memleket gibi cemiyyet ve medeniyyet mahalli olan yerlere ve halk\u0131na denir. Bu kelime esasen toplanmak m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Ra\u011f\u0131b der ki: &#8220;Karye, insanlar\u0131n topland\u0131klar\u0131 yerin ve insanlar\u0131n tamam\u0131n\u0131n ismidir ve bu m\u00e2n\u00e2lardan her biri i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r.&#8221; &#8220;\u015eehre sor..&#8221; (Yusuf, 12\/82) \u00e2yetindeki &#8220;karye&#8221; kelimesini m\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011fu, \u015fehir halk\u0131 diye tefsir etmi\u015flerdir. Baz\u0131lar\u0131 da demi\u015ftir ki: &#8220;Hay\u0131r burada karye, kavmin kendisidir.&#8221; &#8220;Allah \u00f6yle bir kenti misal olarak anlatt\u0131: G\u00fcven i\u00e7inde, huzur i\u00e7inde idi; her yerden r\u0131zk\u0131 bol bol kendisine geliyordu..&#8221; (Nahl, 16\/112), &#8220;Nice \u015fehirler var ki&#8230; &#8221; (Muhammed, 47\/13) \u00e2yetleri bu minval \u00fczeredir.<\/p>\n<p>&#8220;O kuray\u0131 helak edecek de\u011fildi.&#8221; (H\u00fbd, 11\/117) s\u00f6z\u00fcnde ki kura da o, medeniyyet yeri olan \u015fehrin, memleketin ismidir. &#8220;O kura halk\u0131&#8230;&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/96); &#8220;\u015eu, halk\u0131 zalim olan karyeden..&#8221; (Nis\u00e2, 4\/75) \u00e2yetleri de b\u00f6yledir. Kad\u0131lardan biri Ali b. H\u00fcseyn (r.a)&#8217;in yan\u0131na gelip Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n &#8220;Onlarla, i\u00e7inde bereketler yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131z memleketler aras\u0131nda, g\u00f6r\u00fcnen \u015fehirler var ettik&#8230;&#8221; (Sebe&#8217;, 34\/18) \u00e2yetinden haber ver, bunun hakk\u0131nda \u00e2limlerimiz yani ehl-i beyt \u00e2limleri ne diyorlar? diye sormu\u015f. Onun da cevaben Mekke dedi\u011finin hikayesi \u015f\u00f6yle nakledilmi\u015ftir: &#8220;Sonra g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc? dedi. &#8220;Neyi&#8221; dedim. &#8220;Ancak adamlar\u0131 kasdetti.&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine ben &#8220;O Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda nerede?&#8221; diye sordum. Cevaben dedi ki: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n &#8220;Nice kentler, Rablerinin ve O&#8217;nun el\u00e7ilerinin emrine ba\u015fkald\u0131rd\u0131&#8230;&#8221; kavlini i\u015fitmedin mi?&#8221; K\u0131sacas\u0131 burada karye, bir medeniyet merkezi olan \u015fehir, hatta \u015fehirlerin olu\u015fturdu\u011fu memleket halk\u0131, kavim veya h\u00fck\u00fcmdarlar m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;\u015fehir halk\u0131&#8221; demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n ve peygamberlerinin emirlerine kar\u015f\u0131 gelerek isyan etmek, mekan\u0131n de\u011fil, o mekanda bulunanlar\u0131n i\u015fidir. Azab\u0131 tadan onlard\u0131r. Onlar\u0131n y\u00fcz\u00fcnden memleketlerinin de harap oldu\u011funa i\u015faret i\u00e7in karye denilmi\u015ftir. Azg\u0131nl\u0131k, dikba\u015fl\u0131l\u0131k demek olan ut\u00fcvv&#8217;den bir zikir, hi\u00e7 unutulmay\u0131p gere\u011fince amel edilmesi laz\u0131m gelen bir \u00f6\u011f\u00fct, Kur&#8217;\u00e2n, yahut bir m\u00fczekkir; \u00f6\u011f\u00fct verici, ihtar ve nasihat edicidir. Bu surette yukar\u0131daki zikri beyan etmektedir, evvelki surette ise, &#8220;Bir peygamber g\u00f6nderdi.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla inzalden bedeldir. Resulden murad, Resul-i Ekrem Muhammed Mustafa (s.a.v)&#8217;d\u0131r. &#8220;Resul&#8221; kelimesindeki tenvin, y\u00fccelik ifade etmektedir. Peygambere nazaran Resul de, Cibril&#8217;dir.<\/p>\n<p>12. &#8220;Allah O&#8217;dur ki, yedi g\u00f6k yaratt\u0131.&#8221; Sema, esasen y\u00fcksek demek olup yer \u00fczerinde duran kimselerin ba\u015f taraf\u0131n\u0131 ku\u015fatan y\u00fcksek \u00e2lemlerin ismidir ki T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de buna g\u00f6k denilmektedir. &#8220;Seb&#8217;a semavat&#8221; &#8220;yedi g\u00f6k&#8221; tabiri, yedi g\u00f6\u011f\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade etmekte kesin olmakla beraber, daha \u00f6tesinin yoklu\u011funu g\u00f6stermez. Yani fazlal\u0131\u011f\u0131 ortadan kald\u0131rmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fcfessirlerden \u00e7o\u011funun zikretti\u011fi ve Usul ilminde de beyan edildi\u011fi \u00fczere say\u0131lar\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131, karine (al\u00e2met) bulunmad\u0131k\u00e7a, muteber olmayan mefhum-\u0131 muhalif (z\u0131t m\u00e2n\u00e2) c\u00fcmlesinden say\u0131lmaktad\u0131r. Kitap ve s\u00fcnnette de yedi g\u00f6\u011f\u00fcn daha \u00f6tesinin bulundu\u011funa i\u015faret eden deliller vard\u0131r. Ayet\u00fc&#8217;l-K\u00fcrs\u00ee, K\u00fcrs\u00ee&#8217;nin g\u00f6klerden ve yerden daha geni\u015f oldu\u011funu g\u00f6sterdi\u011fi gibi, K\u00fcrs\u00ee&#8217;nin de Ar\u015f&#8217;\u0131n i\u00e7inde, sahradaki bir halka gibi oldu\u011funu ifade eden hadisi de bilinmektedir. G\u00f6kler o kadar geni\u015ftir ki, &#8220;Seb&#8217;a semavat&#8221; tabiriyle hepsinin genel g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc kasdedildi\u011fi surette yere \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 yeti\u015febilen b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlar\u0131n sahas\u0131, d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fc denilen en a\u015fa\u011f\u0131s\u0131ndan ibaret kal\u0131r. Nitekim &#8220;Biz yak\u0131n g\u00f6\u011f\u00fc bir zinetle y\u0131ld\u0131zlarla s\u00fcsledik.&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/6) \u00e2yetinin tefsirinde bu hususa i\u015faret edilmi\u015fti. Fakat say\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131 hesaba al\u0131nmayarak &#8220;seb&#8217;a semavat&#8221; denildi\u011fi zaman da ilk akla gelen m\u00e2n\u00e2 umumiyetle, bilinen yedi gezegenin y\u00f6r\u00fcngeleriyle ay\u0131rdedilen b\u00f6lgelerdir. G\u00fcne\u015f iki husustan dolay\u0131 bunlar\u0131n ortas\u0131nda m\u00fctalaa edilir. Gerek yer ve gerek g\u00fcne\u015f bak\u0131m\u0131ndan \u00fc\u00e7\u00fc yak\u0131n, \u00fc\u00e7\u00fc de uzakt\u0131r. En uzakta bulunan Zuhal m\u0131nt\u0131kas\u0131 ve daha \u00f6tesi, yedinci demektir. Bunlar\u0131n b\u00f6yle yedi say\u0131s\u0131 ile ifade edilmesinde hem umumiyetle bilinenleri g\u00f6stermek, hem de \u00f6tede bulunan g\u00fcne\u015fin merkeziyetine bir i\u015faret vard\u0131r. \u015eu halde Zuhal&#8217;in \u00f6tesinde Uranus ve Neptun gibi daha ba\u015fka gezegenler bulunmas\u0131, yedi g\u00f6\u011f\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 bozmayaca\u011f\u0131 gibi &#8220;yedi g\u00f6k&#8221; \u00e2yeti de de gerek mefhum-i muhalifin (z\u0131t m\u00e2n\u00e2n\u0131n) muteber olmamas\u0131 ve gerek onlar\u0131n da zikredilen n\u00fcktelere dayanan yedinci g\u00f6k s\u0131n\u0131r\u0131nda itibar edilebilmesi haysiyyetleriyle daha ba\u015fka gezegenlerin bulunabilmesine engel olmaz. Evet iman edip yararl\u0131 i\u015fler yapan m\u00fcminleri alt\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetlere ebedi olarak koyacak, kendilerine g\u00fczel g\u00fczel r\u0131z\u0131klar ihsan edecek olan Allah, O Allah&#8217;t\u0131r ki, yedi g\u00f6\u011f\u00fc yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Yerden de onlar kadar\u0131n\u0131 yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Buradaki in hem beyaniyye hem de ibtidaiyye olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Misliyyette de say\u0131da, yani yedilikte bir benzemenin oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de &#8220;\u0130\u015f bunlar aras\u0131nda iner..&#8221; (Talak, 65\/12) beyan\u0131ndan anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re vas\u0131fta da bir benzeme ihtimali s\u00f6z konusudur. M\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011funlu\u011fu, in beyaniye, benzemenin say\u0131da ve baz\u0131 vas\u0131flarda oldu\u011funu kabul ederek ve baz\u0131 hadislerden de delil getirerek demi\u015flerdir ki: &#8220;Yedi g\u00f6k oldu\u011fu gibi yedi de yer vard\u0131r. Her birinin aras\u0131nda yer ve g\u00f6k aras\u0131 kadar bir mesafe ve her arzda Allah&#8217;\u0131n mahlukat\u0131ndan yarat\u0131klar vard\u0131r. Bizim anlayaca\u011f\u0131m\u0131za g\u00f6re esasen gezegenlerden her biri kendi g\u00f6\u011f\u00fc dahilinde bir arz gibidir ve onlarda da Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 canl\u0131lar vard\u0131r. Ancak buralarda insan\u0131n olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 Allah bilir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan gelen bir rivayette &#8220;Yedi arz denizlerle ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ve hepsini g\u00f6k kaplar.&#8221; denilmi\u015f olmas\u0131 da bu anlamda olmal\u0131d\u0131r. Denizlerle kasdedilen de, hava ve buhar gibi &#8220;k\u00f6r dalgalar&#8221; da denilen hava denizlerinin olmas\u0131 gerektir ki, \u0130bn\u00fc Abbas da bu g\u00f6k denizlerinden s\u00f6z etmi\u015ftir. Ancak bu ifadenin Asya, Afrika, Avustralya, Kuzey Amerika, G\u00fcney Amerika, Kuzey kutbu ve G\u00fcney kutbu k\u0131talar\u0131 gibi yerin az \u00e7ok denizle ayr\u0131lm\u0131\u015f olan k\u0131talar\u0131na i\u015faret etme ihtimali de vard\u0131r. Dahhak gibi di\u011fer baz\u0131 m\u00fcfessirler de yedi arz tabakas\u0131 aras\u0131nda a\u00e7\u0131lma olmaks\u0131z\u0131n, tabaka tabaka birbirlerine benzer olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6yleyerek &#8220;Yerden de onlar kadar\u0131n\u0131&#8230;&#8221; \u00e2yetinde de bu \u015fekilde arz\u0131n tabakalar\u0131na i\u015faret edildi\u011fini ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. Baz\u0131lar\u0131 da &#8220;akalim-i seb&#8217;a&#8221; &#8220;Yedi b\u00f6lge&#8221; diye tabir ettikleri eski b\u00f6lge taksimat\u0131na ihtimal vermek istemi\u015flerdir. Ebu&#8217;s-Suud&#8217;un nakletti\u011fine g\u00f6re Kurtubi demi\u015ftir ki: &#8220;\u00d6nceki, yani her arz aras\u0131n\u0131n, yer ve g\u00f6k aras\u0131 kadar bir mesafe ile a\u00e7\u0131k olmas\u0131 en do\u011fru bir g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc Buhar\u00ee ve di\u011fer kaynaklarda rivayet edilen haberler bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn do\u011frulu\u011funu g\u00f6stermektedir ki \u015fu haber de bu c\u00fcmledendir.&#8221; &#8220;Hz. Peygamber (s.a.v) girmek istedi\u011fi herhangi bir yerle\u015fim birimini g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc anda hemen \u015f\u00f6yle derdi: &#8220;Ey O yedi g\u00f6\u011f\u00fcn ve onlar\u0131n kaplad\u0131\u011f\u0131 \u015feylerin Rabbi, hem yedi arz\u0131n ve onlar\u0131n ta\u015f\u0131d\u0131klar\u0131 \u015feylerin Rabbi, hem \u015feytanlar\u0131n ve onlar\u0131n aldatt\u0131klar\u0131 \u015feylerin Rabbi hem r\u00fczgarlar\u0131n ve savurduklar\u0131 \u015feylerin Rabbi olan Allah&#8217;\u0131m! Senden bu \u015fehrin (k\u00f6y veya kasaban\u0131n) hayr\u0131n\u0131 ve halk\u0131n\u0131n hayr\u0131n\u0131 ve onun i\u00e7inde bulunan kimselerin hayr\u0131n\u0131 dileriz. Ve onun \u015ferrinden ve halk\u0131n\u0131n \u015ferrinden ve onun i\u00e7indekilerin \u015ferrinden sana s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bu \u00e2yetin d\u0131\u015f\u0131nda arz\u0131n yedi tabaka olmas\u0131na i\u015faret eden ba\u015fka bir \u00e2yet g\u00f6r\u00fclm\u00fcyor. Yer ve g\u00f6\u011f\u00fc konu edinen \u00e2yetlerde bazen diye ikisi de m\u00fcfred olarak zikredilmi\u015f olmakla beraber \u00e7o\u011fu zaman \u015feklinde g\u00f6kler \u00e7o\u011ful, arz ise hep tekil olarak getirilmi\u015ftir. &#8220;Yedi arz&#8221; ifadesine ise ancak hadis ve haberlerde rastlanmaktad\u0131r. Bu arada delil getirmeye uygun olmayacak derecede gayr-i sahih (sahih olmayan), garib, zay\u0131f, mevzu (uydurma) ve bazen de temsili bir tak\u0131m haberler de yok de\u011filse de, Kurtubi&#8217;nin dedi\u011fi gibi muhaddislerin sahih kabul edip rivayet ettikleri hadisler de mevcuttur. Bu sahih haberler s\u00f6z konusu \u00e2yetin i\u015faretiyle birle\u015fince, arz\u0131n birden fazla oldu\u011funu kabul etmek do\u011fru olur. B\u00f6yle iken Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n di\u011fer \u00e2yetlerinde &#8220;g\u00f6kler ve yer&#8221; denildi\u011fi gibi bu \u00e2yette de &#8220;yerden&#8221; diye arz m\u00fcfred olarak getirilmi\u015f de &#8220;g\u00f6kler kadar yerler&#8221; veya &#8220;yedi g\u00f6k ve yerler&#8221; denilmemi\u015f olmas\u0131n\u0131n hikmetini de d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir.<\/p>\n<p>Allah bilir ya bunun n\u00fcktesi \u015fu olabilir: G\u00f6k, y\u00fckseli\u015f meydan\u0131, y\u00fckselme sahas\u0131 olan \u00fcst taraf\u0131; arz, a\u011f\u0131rl\u0131k menzili ve d\u00fc\u015f\u00fc\u015f yeri olan alt taraf\u0131 i\u015faret etmektedir. Emrin ini\u015f h\u00fckm\u00fcne g\u00f6re hikmet \u00f6l\u00e7e\u011finde her olu\u015fum i\u00e7in ini\u015f ve d\u00fc\u015f\u00fc\u015f merkezinin bir noktadan ibaret olmas\u0131 sebebiyle bize g\u00f6re alt\u0131m\u0131zda bir ini\u015f noktas\u0131, d\u00fc\u015f\u00fc\u015f ve a\u011f\u0131rl\u0131k, merkezi olan arz\u0131m\u0131z tek olup buna kar\u015f\u0131l\u0131k tepemizde duyular\u0131m\u0131za yans\u0131yan, ruh ve \u015fuurumuza delil ufuklar\u0131ndan do\u011farak kalbimizi \u015fahidler \u00f6tesindeki gayb hakikatine y\u00fckseltmek veya yere indirmek i\u00e7in ku\u015fat\u0131p \u00e7\u0131rp\u0131nd\u0131ran g\u00f6kler birden fazlad\u0131r. B\u00f6ylece, cisimlerin hangisinden bak\u0131lsa yine yeri te\u015fkil eden arz bir ve onu \u00e7epe\u00e7evre ku\u015fatan g\u00f6kler birden \u00e7oktur ve bunlar\u0131n hepsi de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilim ve kudretiyle ihata edilmi\u015ftir. Onun i\u00e7in ifadeye \u00f6yle bir \u015fekil verilmi\u015ftir ki bir zemin \u00fczerinde t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc manzaralar\u0131yla bak\u0131\u015flar\u0131 ku\u015fatan ve neresinden bak\u0131lsa bak\u0131\u015f noktas\u0131 g\u00f6zetilmek \u015fart\u0131yla y\u00fcksek hakikatler arzeden yedi g\u00f6k gibi \u015fekil ve tabakalar\u0131 ihtiva etmektedir.<\/p>\n<p>Beyaniyye oldu\u011funa g\u00f6re &#8220;el-Arz&#8221;dan maksat, l\u00e2m\u0131n cins i\u00e7in olup arz cinsini ifade etti\u011fini, bu cinsin yahut baz\u0131s\u0131n\u0131n yedi g\u00f6\u011fe olan benzerli\u011fini ve o yedinin bizim arz\u0131m\u0131zla olan cins birli\u011fini anlat\u0131r. Bu y\u00f6ndeki benzerli\u011fin yaln\u0131z say\u0131dan ibaret kalmay\u0131p, baz\u0131 hususi vas\u0131flarda da oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. En sahih olarak kabul edilen bu ihtimale g\u00f6re, arz\u0131m\u0131z\u0131n gezegenlerle, gezegenlerinde arz\u0131m\u0131zla bir cins birli\u011fi ve g\u00f6klerle de bir benzerli\u011fi bulundu\u011fu neticesi, ortaya \u00e7\u0131kar. Bundan da arz\u0131m\u0131z\u0131n bir gezegen ve gezegenlerin az \u00e7ok arz\u0131m\u0131z gibi, kendi \u00e2lemlerinde birer a\u011f\u0131rl\u0131k merkezi, baz\u0131 yarat\u0131klara mesken ve baz\u0131 eserlere konak yeri olan madd\u00ee ve en az\u0131ndan maden ve nebatlar\u0131 i\u00e7eren birer cisim olduklar\u0131 sezilebilir. \u0130kinci bir ihtimal de, &#8220;el-Arz&#8221;daki &#8220;L\u00e2m&#8221;\u0131n ahd i\u00e7in olup arz\u0131n, yaln\u0131z bizim arz\u0131m\u0131zdan ibaret oldu\u011funu ifade eder ve buna nazaran da arz\u0131m\u0131z\u0131n k\u0131talar\u0131, tabakalar\u0131 ve b\u00f6lgeleri itibariyle yedi g\u00f6\u011fe benzerli\u011fini g\u00f6sterir. Ki bu da bizi bir\u00e7ok ara\u015ft\u0131rma yapmaya sevkeder. Bu m\u00e2n\u00e2larda in ba&#8217;ziyyet m\u00e2n\u00e2s\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcp d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmemesine g\u00f6re de birer fark meydana gelir. Bizce bu anlamlar\u0131n hepsi do\u011frudur.<\/p>\n<p>Di\u011fer bir ihtimal de in ibtidaiyye olmas\u0131d\u0131r ki m\u00fcfessirlerden buna kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kan\u0131 g\u00f6rmedim. Bununla beraber lisan itibariyle bunun da do\u011fru olabilece\u011finden \u015f\u00fcphe etmiyorum. Bu surette de &#8220;Onu topraktan yaratt\u0131, sonra &#8220;Ol&#8221; dedi, art\u0131k olur..&#8221; (Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/59) ve &#8220;Sizi ondan yaratt\u0131k&#8230;&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/55) \u00e2yetleri kabilinden olarak arzdan insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 ve onun nefsinde, \u00fcst\u00fcndeki g\u00f6kleri hususi ve mant\u0131kl\u0131 bir \u015fekilde cisimlendiren ve d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcren \u015fuur ve idrak g\u00f6r\u00fcnt\u00fclerinin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 ifade etmi\u015f olur ki bu da be\u015f duyu, ak\u0131l ve vahiyle birlikte yediden a\u015fa\u011f\u0131 de\u011fildir. Ve yedi g\u00f6k tabakas\u0131n\u0131n b\u00f6yle birbirine uygun olan ruhi i\u015flere ait mertebelere g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gibi bizim i\u00e7in pek \u00f6nemli olan bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131n\u0131 da g\u00f6sterir ki, g\u00f6\u011fe ait haberlerde tasad\u00fcf edilen s\u00f6zleri bir dereceye kadar tasavvur edebilmek i\u00e7in bunun faydas\u0131 vard\u0131r. Aralar\u0131na yava\u015f yava\u015f emir iniyor &#8220;Ve her g\u00f6\u011fe emrini vahyetti&#8230;&#8221; (Fussilet, 41\/12) buyuruldu\u011fu \u015fekilde o yedi g\u00f6kle arzdan da bir o kadar\u0131 aras\u0131nda, gerek hepsine ve gerek her biriyle ilgili olan, umumi, hususi b\u00fct\u00fcn hareket ve s\u00fckunlar\u0131, hadise ve i\u015fleriyle tedbir ve idarelerine, k\u0131sacas\u0131 kaza ve kaderleriyle alakal\u0131 olan il\u00e2h\u00ee emir ve Rabbani vahiy inip duruyor. Buradaki kelimelerine de dikkat etmek gerekmektedir. Bunda bizim arz\u0131m\u0131zla beraber, dahil oldu\u011fumuz ve g\u00fcne\u015f sistemi diye ifade etti\u011fimiz cisimler manzumesinin genel ve \u00f6zel konumlar\u0131na bir i\u015faret ve yarat\u0131lmalar\u0131ndan sonra onlarda beraberce yahut tek olarak veya kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 bir denge i\u00e7inde cereyan eden b\u00fct\u00fcn mukadderat\u0131n, gerek onlarda kalan ve gerek bize kadar gelen \u0131\u015f\u0131k, hararet ve saire gibi b\u00fct\u00fcn i\u015flerin, onlar\u0131n tabiatlar\u0131nda olan bir i\u015f olmay\u0131p bu manzumeden daha y\u00fcksekleriyle de ilgili olarak &#8220;De ki: Ruh Rabbimin emrindedir&#8230;&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/85) \u00e2yetinde buyurulan ruh gibi Allah kat\u0131ndan inen bir emir oldu\u011funa, b\u00f6ylece Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n, bu emirlerin de g\u00f6klerin \u00fcst\u00fcnden inen nur gibi Hz. Muhammed&#8217;in kalbine indirilmi\u015f bulundu\u011funa tenbih edilmi\u015ftir. Onun i\u00e7in bunlar\u0131n bizim ruhi i\u015flerimizle bilhassa alakas\u0131 anlat\u0131lmak \u00fczere buyuruluyor ki O yaratma ve emrin inmesi, \u015funu bilmemiz i\u00e7indir ki Allah her \u015feye k\u00e2dirdir. Binaenaleyh iman edip yararl\u0131 i\u015f yapan m\u00fcminlere olan vaadini yerine getirmeye de k\u00e2dirdir. Ve Allah her \u015feyi ilmiyle ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. Zira b\u00fct\u00fcn o y\u00fcce ve al\u00e7ak, cismani ve ruhani k\u00e2inat\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f ve d\u00fczeni, o bilimsel i\u015flerin yay\u0131lmas\u0131, hepsine hakim bir kudretin ve hepsinin i\u00e7i ve d\u0131\u015f\u0131yla b\u00fct\u00fcn hakikat\u0131n\u0131, ba\u015f\u0131n\u0131 ve sonunu ku\u015fat\u0131c\u0131 bir ilmin delil ve burhan\u0131d\u0131r. Binaenaleyh b\u00fct\u00fcn bu h\u00fck\u00fcmleri, o ilim ile takdir etmi\u015f ve kanun yapm\u0131\u015f, o kudretle indirmi\u015f ve tebli\u011f buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Burada Talak S\u00fbresi bitti. Talak\u0131n sonu\u00e7lar\u0131ndan birisinin de haraml\u0131k olmas\u0131 m\u00fcnasebetiyle a\u015fa\u011f\u0131da gelece\u011fi gibi bunu, yemin ve yine baz\u0131 aile hususlar\u0131yla ilgili olan Tahrim S\u00fbresi takip edecektir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>65-TALAK: Ey Peygamber! \u00fcnvan\u0131yla an\u0131lan ve ta&#8217;zim edilen Peygamberlerin sonuncusu! Burada \u00f6nce Peygamber&#8217;e nida ile ba\u015flanmas\u0131 onun, \u00fcmmetin tebli\u011fcisi ve \u00f6nderi oldu\u011funu g\u00f6stermesi yan\u0131nda, beyan edilecek bo\u015fama tarz\u0131n\u0131n onun \u015feriat\u0131na ait Allah taraf\u0131ndan g\u00f6nderilen yeni bir h\u00fck\u00fcm olmas\u0131 hasebiyle, duyurma ve tebli\u011fine itina g\u00f6sterilmesi hususunda bir tenbih ifade etmektedir. Yoksa a\u00e7\u0131klanacak h\u00fck\u00fcm, Peygamber&#8217;in kendisine mahsus &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12138,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1102,1101,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1820","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-65-talak","tag-65-talak-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1820","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1820"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1820\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12138"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1820"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1820"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1820"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}