{"id":1824,"date":"2010-11-18T21:49:58","date_gmt":"2010-11-18T21:49:58","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1824"},"modified":"2010-11-18T21:49:58","modified_gmt":"2010-11-18T21:49:58","slug":"63-munafikun-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/63-munafikun-tefsiri\/","title":{"rendered":"63-M\u00dcNAF\u0130KUN SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>63-M\u00dcNAF\u0130KUN:<\/p>\n<p>1. Sana geldikleri vakit. Buradaki hitap Resulullah&#8217;ad\u0131r. Yani ya Muhammed! Senin meclisine gelip haz\u0131r olduklar\u0131 vakit o m\u00fcnaf\u0131klar dediler. M\u00fcnaf\u0131k, Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131nda izah edildi\u011fi gibi d\u0131\u015f\u0131 m\u00fcsl\u00fcman, i\u00e7i k\u00e2fir olan iki y\u00fczl\u00fc ve bir \u015feye karar veremeyen kimse demektir ki duruma g\u00f6re de\u011fi\u015fiklik g\u00f6sterir. Her m\u00fcnaf\u0131k riyak\u00e2r fakat her riyak\u00e2r m\u00fcnaf\u0131k de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc riya imana muhalif olmayarak baz\u0131 amellerde de olabilir. As\u0131l m\u00fcnaf\u0131kl\u0131k ise, inanc\u0131n tersine, imandaki riyak\u00e2rl\u0131kt\u0131r. Bununla beraber s\u0131rf amel\u00ee olan m\u00fcnaf\u0131kl\u0131k da vard\u0131r. Bu y\u00f6nden nifak ile riya birbirine yak\u0131nd\u0131r. Bir sahih hadiste buyurulmu\u015ftur ki: &#8220;M\u00fcnaf\u0131\u011f\u0131n al\u00e2meti \u00fc\u00e7t\u00fcr. Konu\u015ftu\u011fu zaman s\u00f6z\u00fcne yalan kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131r. D\u00fc\u015fmanl\u0131k etti\u011fi zaman edebsizlik eder. Bir \u015fey emanet edildi\u011fi zaman h\u0131yanet eder.&#8221; Tefsirlerin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re burada m\u00fcnaf\u0131klardan maksad, Abdullah b. \u00dcbeyy ve yanda\u015flar\u0131d\u0131r. Onlar Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n yan\u0131na geldikleri zaman \u015f\u00f6yle dediler: \u015eahitlik ederiz ki \u015f\u00fcphesiz sen Allah&#8217;\u0131n resul\u00fcs\u00fcn. \u015eahitlik, kesin bir ilim ile yakinen bildi\u011fi bir \u015feyi Allah&#8217;\u0131n huzurunda bulundu\u011funa inanarak dosdo\u011fru haber vermektir. Onun i\u00e7in fakihler demi\u015flerdir ki: &#8220;\u015eehadet, yemin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7eren hususi bir haberdir. &#8220;Her ihbar ve duyuru \u015fehadet yerine ge\u00e7mez. Ancak s\u00f6yledi\u011fini bilerek &#8220;e\u015fhed\u00fc&#8221; (\u015fehade ederim) diyen \u015fahide, yemin vermek de fazla ve tekrardan ibarettir. Bundan anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r ki ibaresinde iki c\u00fcmle ve iki c\u00fcmleye ait \u00fc\u00e7 te&#8217;kid vard\u0131r. Birincisi, ne\u015fhed\u00fc c\u00fcmlesinin ifade etti\u011fi yemin, ikincisi , \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc d\u0131r. Peygamber&#8217;e iman\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in &#8220;\u015fehadet ederiz ki, \u015f\u00fcphesiz sen Allah&#8217;\u0131n resul\u00fcs\u00fcn&#8221; yahut &#8220;\u015fehadet ederim ki, \u015f\u00fcphesiz Muhammed Allah&#8217;\u0131n resul\u00fcd\u00fcr.&#8221; demek de k\u00e2fidir. C\u00fcmlede fazla te&#8217;kid edat\u0131 kullanmak, muhatablar\u0131n ziyade inkar\u0131 durumunda takviye etmek suretiyle ikna i\u00e7in olur. \u0130\u015fte m\u00fcnaf\u0131klar, Resulullah&#8217;\u0131 ikna etmek i\u00e7in s\u00f6z\u00fc \u00fc\u00e7 \u015fekilde te&#8217;kid ederek s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat bu iknan\u0131n hedefi nedir? Bu iki c\u00fcmlenin hangisine aittir? Te&#8217;kidler ikinci risalet c\u00fcmlesine y\u00f6nelik oldu\u011fu i\u00e7in ikna kasd\u0131n\u0131n da ona y\u00f6nelik olmas\u0131 gerekir. Halbuki Resulullah&#8217;\u0131 ink\u00e2r edici konumunda kabul ederek iknaya \u00e7al\u0131\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131zd\u0131r ve edebsizliktir. M\u00fcnaf\u0131klar\u0131n da as\u0131l maksatlar\u0131 bu de\u011fil, kendilerinin buna iman ve \u015fehadetleri davas\u0131nda Resulullah&#8217;\u0131 iknaya \u00e7al\u0131\u015fmakt\u0131r. As\u0131l \u015f\u00fcpheli g\u00f6rd\u00fckleri ve inand\u0131rmak istedikleri budur. Bu cihetle te&#8217;kidin hedefi, haberin gere\u011fi demek olan iman davas\u0131yla c\u00fcmlesinin olmas\u0131 iktiza ederdi. Onlar ise bunu te&#8217;kid etmemekle beraber \u015fehadet ediyoruz diyerek yalan s\u00f6yl\u00fcyorlard\u0131. Allah Te\u00e2l\u00e2 da bu iki noktay\u0131 m\u00fckemmel bir \u015fekilde ay\u0131rdederek buyuruyor ki, Allah biliyor ki hakikat, sen O&#8217;nun \u015f\u00fcphesiz resul\u00fcs\u00fcn. Binaenaleyh s\u00f6z\u00fc esasen dosdo\u011fru bir hakikatt\u0131r. Bununla beraber Allah \u015fehadet ediyor ki do\u011frusu m\u00fcnaf\u0131klar, i\u00e7i d\u0131\u015f\u0131na uygun olmayanlar elbette yalanc\u0131d\u0131rlar. O hakikate \u015fehadetleri samimi de\u011fildir. M\u00fcmin olmad\u0131klar\u0131 halde iman ettiklerini iddia etseler, do\u011fruya inanmazlar ve hakikati yalan telakki ederler. Sonra da o yalan sayd\u0131klar\u0131 \u015feye \u015fehadet ederiz diye yalan s\u00f6ylerler ve yalan s\u00f6ylediklerini bildikleri halde vicdanlar\u0131n\u0131n aksine yemin ederler.<\/p>\n<p>M\u00e2n\u00e2dan da anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere bu \u00e2yetten baz\u0131lar\u0131, yalan\u0131n itikada ve vicdana, baz\u0131lar\u0131 da hem ger\u00e7e\u011fe hem itikada muhalefet demek oldu\u011fu m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlamak istemi\u015flerse de, bunun do\u011fru oldu\u011funu s\u00f6ylemek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Do\u011frusu, yalan\u0131n ger\u00e7e\u011fe uygun olmamas\u0131d\u0131r. Burada m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n yalan beyanlar\u0131nda kendi itikad ve vicdanlar\u0131na muhalif s\u00f6z s\u00f6ylemi\u015f olmalar\u0131, s\u00f6zlerinin sadece itikadlar\u0131na muhalefetten kaynaklanmay\u0131p, iman konusunda ger\u00e7e\u011fin yerinin kalb ve vicdandaki itikad olmas\u0131, ve \u015fehadet meselesinde de kesin bilgi ve samimiyyetin \u015fart bulunmas\u0131 hasebiyledir. Yani onlar kendisiyle \u015fehadet edilen s\u00f6z\u00fcnde yalanc\u0131 de\u011filler, lakin ona ger\u00e7ekte inanmad\u0131klar\u0131 halde inanm\u0131\u015f gibi yaparak imanlar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa vurma \u015fehadetleri olmad\u0131\u011f\u0131 halde diye yalan s\u00f6ylemelerinde ve bu suretle yeminde bulunmalar\u0131nda yalanc\u0131d\u0131rlar. Bir insan inanmad\u0131\u011f\u0131 bir \u015feye inan\u0131yorum dedi\u011fi zaman \u015f\u00fcphesiz yalan s\u00f6ylemi\u015f olur. Bu s\u00f6z\u00fcn yalan olmas\u0131 da onun, s\u0131rf \u015fahs\u0131n itikad ve vicdan\u0131na muhalif olmas\u0131ndan de\u011fil, haber verd\u011fi \u015feyin ger\u00e7ekte onun vicdan\u0131nda bulunmamas\u0131ndand\u0131r. \u015eu halde o \u015feyin \u015fahs\u0131n itikad\u0131ndan \u00e7evrilmesiyle do\u011fru olmas\u0131, onun itikad etmedi\u011fi halde itikad ediyorum demesinde yalanc\u0131 olmas\u0131na mani olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, burada da ayn\u0131 \u015fekildedir. \u0130\u015fte m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n s\u00f6z\u00fc b\u00f6yle oldu\u011fu i\u00e7in yalanlar\u0131 bir taraftan haberin faydal\u0131 olmas\u0131na, bir taraftan da \u015fehadet ve yemin m\u00e2n\u00e2lar\u0131na ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>2. Bunlar\u0131n yalanc\u0131l\u0131klar\u0131 ve yalan s\u00f6ylemelerinin sebebi \u015fu \u015fekilde izah ediliyor: Onlar yeminlerini bir kalkan, bir siper edindiler. Burada yeminin beyan edilmesi, a\u015fa\u011f\u0131da gelecek olan a\u00e7\u0131k yeminlere nazaran dahi olabilirse de, \u015fehadetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 i\u00e7erisinde de yeminin bulundu\u011funa bir i\u015faret say\u0131labilir. Yani \u015fehadet getirmek ve yemin etmekle d\u0131\u015ftan m\u00fcmin g\u00f6r\u00fcn\u00fcp onu kendilerine bir siper edinerek d\u00fcnyada mallar\u0131n\u0131 ve canlar\u0131n\u0131 korumak istediler. Bu suretle Allah yolundan y\u00fcz \u00e7evirdiler, ka\u00e7\u0131nd\u0131lar, yan \u00e7izdiler, yahut baz\u0131 zay\u0131f halk\u0131, gizli gizli \u015fa\u015f\u0131rt\u0131p hak dinden ve Peygamber&#8217;e uymaktan men ettiler. Buna g\u00f6re \u00e2yetteki fiili, y\u00fcz \u00e7evirmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;sudud&#8221;dan da, men etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;sad&#8221;den de olabilir. Her iki m\u00e2n\u00e2da da tefsir edilmi\u015ftir ki ne fena yap\u0131yorlard\u0131, yani \u00f6yle yeminlerini kalkan yap\u0131p da yalan dolan, sahtekarl\u0131k ve m\u00fcnaf\u0131kl\u0131kla Allah yolundan y\u00fcz \u00e7evirmeleri veya men etmeye kalk\u0131\u015fmalar\u0131 ne fena bir i\u015f, ne k\u00f6t\u00fc bir ahlaks\u0131zl\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>3. Bunlar\u0131n yalanc\u0131l\u0131klar\u0131 ve yalan s\u00f6ylemelerinin sebebi \u015fu \u015fekilde izah ediliyor: Onlar yeminlerini bir kalkan, bir siper edindiler. Burada yeminin beyan edilmesi, a\u015fa\u011f\u0131da gelecek olan a\u00e7\u0131k yeminlere nazaran dahi olabilirse de, \u015fehadetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 i\u00e7erisinde de yeminin bulundu\u011funa bir i\u015faret say\u0131labilir. Yani \u015fehadet getirmek ve yemin etmekle d\u0131\u015ftan m\u00fcmin g\u00f6r\u00fcn\u00fcp onu kendilerine bir siper edinerek d\u00fcnyada mallar\u0131n\u0131 ve canlar\u0131n\u0131 korumak istediler. Bu suretle Allah yolundan y\u00fcz \u00e7evirdiler, ka\u00e7\u0131nd\u0131lar, yan \u00e7izdiler, yahut baz\u0131 zay\u0131f halk\u0131, gizli gizli \u015fa\u015f\u0131rt\u0131p hak dinden ve Peygamber&#8217;e uymaktan men ettiler. Buna g\u00f6re \u00e2yetteki fiili, y\u00fcz \u00e7evirmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;sudud&#8221;dan da, men etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;sad&#8221;den de olabilir. Her iki m\u00e2n\u00e2da da tefsir edilmi\u015ftir ki ne fena yap\u0131yorlard\u0131, yani \u00f6yle yeminlerini kalkan yap\u0131p da yalan dolan, sahtekarl\u0131k ve m\u00fcnaf\u0131kl\u0131kla Allah yolundan y\u00fcz \u00e7evirmeleri veya men etmeye kalk\u0131\u015fmalar\u0131 ne fena bir i\u015f, ne k\u00f6t\u00fc bir ahlaks\u0131zl\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>4. Ve onlar\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn vakit cisimleri tuhaf\u0131na gider. D\u0131\u015ftan bak\u0131nca giyimleri ku\u015famlar\u0131, \u015f\u0131kl\u0131klar\u0131, irilikleri, g\u00fczellikleri ile bedenlerinin s\u00fcs\u00fc ve manzaras\u0131 ho\u015funa gider. \u0130mrenece\u011fin tutar. Ve konu\u015furlarsa konu\u015fmalar\u0131na kulak verirsin, dillerininin fesahat\u0131, s\u00f6zlerinin ak\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve tatl\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve konu\u015fma sanat\u0131na olan merak ve yatk\u0131nl\u0131klar\u0131 hasebiyle g\u00fczel laf ederler. Konu\u015fmaya ba\u015flad\u0131klar\u0131 zaman mecliste bulunanlar\u0131n dinleyesi gelir. Medine m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n\u0131n ba\u015flar\u0131 olan Abdullah b. \u00dcbeyy, Mugis b. Kays, Cedd b. Kays ve arkada\u015flar\u0131 hep b\u00f6yle iri v\u00fccutlu, yak\u0131\u015f\u0131kl\u0131, giyim ve ku\u015famlar\u0131na itina g\u00f6steren, d\u00fczg\u00fcn konu\u015fan, dilleri ve d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fleri al\u0131ml\u0131 kimseler idiler. Ya Resulallah diye s\u00f6ze ba\u015flad\u0131k\u00e7a Hz. Peygamber de s\u00f6zlerini dinlerdi. Onlar ise kendilerine s\u00f6z s\u00f6ylendi\u011fi zaman resm\u00ee bir tav\u0131rla ve d\u0131\u015ftan a\u011f\u0131r ba\u015fl\u0131 bir vaziyette dinler gibi sessizce dururlar, ancak kulaklar\u0131na s\u00f6z girmez, \u00f6yle ki sanki onlar dayanm\u0131\u015f keresteler gibidirler. Oturduklar\u0131 yerde dayanm\u0131\u015f ah\u015fap keresteler gibi d\u0131\u015flar\u0131, endamlar\u0131 d\u00fczg\u00fcn, hareketsizce kurulur otururlar. Ancak i\u00e7leri bilgi ve \u015fuurdan, yeti\u015fme ve geli\u015fme kabiliyetinden mahrum, sa\u011flaml\u0131k ve dayan\u0131kl\u0131l\u0131ktan uzak, bo\u015f kuru tahtalara ve direklere benzerler. \u00d6yle ruhsuzdurlar ki, istifade edilmesi laz\u0131m gelen s\u00f6zler kulaklar\u0131na girmez, ondan faydalanmazlar. \u00d6yle cans\u0131z ve y\u00fcreksizdirler ki her sayhay\u0131 aleyhlerinde zannederler. Her i\u015fittikleri kuvvetli bir sesi mutlaka kendi aleyhlerinde san\u0131r korkarlar. Lehlerinde s\u00f6yleneni bile aleyhlerinde telakki ederek \u00fcrker ka\u00e7maya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Sert\u00e7e bir \u00f6ks\u00fcr\u00fckten \u015f\u00fcphelenirler, hemen hemen p\u00f6h denilse korkacak hale gelirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc i\u00e7leri kurtlu haindirler. Hainler ise, h\u0131yanetin ucu y\u00fcreklerinde sapl\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;hain korkak olur&#8221; meselince her zaman s\u0131rlar\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar endi\u015fesiyle korku ve ku\u015fku i\u00e7inde bulunduklar\u0131ndan, her \u015feyden nem kapar ve her sesten \u00fcrkerler. Yalan s\u00f6ylemeye de al\u0131\u015fk\u0131n olduklar\u0131ndan lehlerinde s\u00f6yleneni de yalan kabul ederek hep aleyhlerinde m\u00e2n\u00e2 \u00e7\u0131kar\u0131rlar. Onlar kat\u0131ks\u0131z Hak d\u00fc\u015fman\u0131d\u0131rlar onun i\u00e7in onlardan sak\u0131n! Zira d\u00fc\u015fman\u0131n en tehlikelisi, g\u00fclerek sokulup y\u00fcrekte patlayand\u0131r.<\/p>\n<p>Yakt\u0131 nice canlar o nezaketle tebess\u00fcm<\/p>\n<p>\u015e\u00eerin dahi kasdetmesi cana g\u00fclerektir.<\/p>\n<p>&#8220;O nezaketle g\u00f6sterilen tebess\u00fcm nice canlar\u0131 yakt\u0131. Aslan bile cana g\u00fclerek kasdetmektedir.<\/p>\n<p>Bir de:<\/p>\n<p>Afat-\u0131 bat\u0131niyyedir asl\u0131 musibetin.<\/p>\n<p>&#8220;Musibetin asl\u0131, gizli belalard\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Allah onlar\u0131 \u00e7arps\u0131n, yani onlar b\u00f6yle duaya m\u00fcstehakt\u0131rlar. Bu c\u00fcmle \u015fu \u015fekilde de terceme edilebilir: Allah&#8217;\u0131n k\u0131l\u0131c\u0131na rastgelsinler, yahut Allah kahredesiler nas\u0131l \u00e7evriliyorlar? Haktan bat\u0131la nas\u0131l d\u00f6n\u00fcyorlar? Bu istifham (soru) onlar\u0131n hallerine hayret bak\u0131\u015flar\u0131n\u0131 \u00e7ekmek i\u00e7indir. Yahut nereden sap\u0131yorlar? Nereden d\u00f6n\u00fcyorlar? Hi\u00e7 Allah&#8217;tan kurtulup da ka\u00e7mak m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr ki, yalan dolanla s\u0131yr\u0131l\u0131p kurtulmak istiyorlar.<\/p>\n<p>5. Hem onlara denildi\u011fi zaman yani hainlikleri meydana \u00e7\u0131k\u0131p da kendilerine nasihat yoluyla gelin Resulullah sizin i\u00e7in isti\u011ffar ediversin g\u00fcnahlar\u0131n\u0131z\u0131n aff\u0131na dua ediversin diye s\u00f6ylendi\u011fi vakit ba\u015flar\u0131n\u0131 \u00e7evirdiler, kafa tuttular. Ve g\u00f6rd\u00fcn ki onlar kibir taslayarak y\u00fcz \u00e7evirip yan \u00e7iziyorlard\u0131.<\/p>\n<p>6. Onlar i\u00e7in ma\u011ffiret dilesen de dilemesen de birdir. Allah onlar\u0131 asla affetmeyecektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, zalimler toplulu\u011funu do\u011fru yola \u00e7\u0131karmaz. Bundan \u00f6nce Tevbe S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Onlar i\u00e7in ister af dile, ister dileme, onlar i\u00e7in yetmi\u015f defa af dilesen, yine Allah onlar\u0131 affetmez..&#8221; (Tevbe, 9\/80) \u00e2yeti nazil olmu\u015ftu, Resulullah yetmi\u015ften daha fazla af dilerim dedi. Bunun \u00fczerine de bu \u00e2yet indirildi. (Ad\u0131 ge\u00e7en \u00e2yetin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>7. Onlard\u0131r ki, &#8220;Resulullah&#8217;\u0131n yan\u0131ndakilere nafaka vermeyin ta ki da\u011f\u0131ls\u0131nlar.&#8221; diyorlar. Buh\u00e2r\u00ee&#8217;de rivayet edildi\u011fi \u00fczere Zeyd. b. Erkam (r.a) demi\u015ftir ki: &#8220;Bir gazada idim Abdullah b. \u00dcbeyy&#8217;i i\u015fittim \u015f\u00f6yle diyordu: &#8220;Resulullah&#8217;\u0131n yan\u0131ndakilere nafaka vermeyin ta ki etraf\u0131ndan da\u011f\u0131ls\u0131nlar. Onun yan\u0131ndan d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz zaman da her halde daha aziz (\u00fcst\u00fcn) olan daha zelil (d\u00fc\u015fk\u00fcn) olan\u0131 oradan \u00e7\u0131karacakt\u0131r.&#8221; Ben bunu amcama s\u00f6yledim. O da Peygamber (s.a.v)&#8217;e s\u00f6ylemi\u015f, beni \u00e7a\u011f\u0131rtt\u0131, ben de anlatt\u0131m. Bunun \u00fczerine Resulullah (s.a.v) Abdullah b. \u00dcbeyy ve arkada\u015flar\u0131na haber g\u00f6nderip \u00e7a\u011f\u0131rtt\u0131. Onlar b\u00f6yle bir \u015fey s\u00f6ylemediklerine yemin ettiler. Resulullah da beni yalanlay\u0131p onlar\u0131 tasdik etti. Bundan dolay\u0131 ben \u00f6yle kederlendim ki, (daha \u00f6nce) asla \u00f6yle bir keder ba\u015f\u0131ma gelmemi\u015fti. Gittim evde oturdum. Amcam da bana, &#8220;Kendini Resulullah&#8217;a yalanlatacak bu\u011fzettirecek kadar ileri gitmekteki maksad\u0131n ne idi?&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine Allah Te\u00e2l\u00e2 yi inzal buyurmu\u015f, Peygamber (s.a.v), adam g\u00f6nderip beni \u00e7a\u011f\u0131rtt\u0131 ve (gelen vahyi) okudu ve bana, &#8216;Allah seni tasdik buyurdu ey Zeyd&#8217; dedi.&#8221; Bundan ve Tirmiz\u00ee&#8217;nin bu konuda zikretti\u011fi birinci rivayetinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re bu s\u00fbrenin ini\u015f sebebi yukar\u0131da anlat\u0131lan hadise olmu\u015ftur. Tirmiz\u00ee&#8217;nin ikinci rivayetinde ise bu olay daha geni\u015f bir bi\u00e7imde anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015e\u00f6yle ki: &#8220;Yine Zeyd b. Erkam demi\u015ftir ki: &#8220;Resulullah&#8217;\u0131n beraberinde bir gazada bulunmu\u015ftuk. Yan\u0131m\u0131zda a&#8217;rabilerden baz\u0131 insanlar vard\u0131. Biz suya ko\u015fard\u0131k, a&#8217;rabiler bizi ge\u00e7er ona daha \u00f6nce var\u0131rlard\u0131. Bir a&#8217;rabi arkada\u015flar\u0131n\u0131 da ge\u00e7ti. a&#8217;rabi \u00f6nce vard\u0131 m\u0131 havuzu doldurur, etraf\u0131na ta\u015flar koyar, \u00fczerine sergi \u00f6rter sonra da arkada\u015flar\u0131 gelene kadar beklerdi. Ensar&#8217;dan birisi, bir a&#8217;rabinin yan\u0131na vard\u0131, devesinin yular\u0131n\u0131 sal\u0131verip sulamak istedi, ancak o b\u0131rakmak istemedi. Ensar\u00ee suyun \u00fcst\u00fcndeki \u00f6rt\u00fcy\u00fc \u00e7ekivermi\u015fti. Bunun \u00fczerine a&#8217;rabi de de\u011fne\u011fini kald\u0131r\u0131p Ensar\u00eenin ba\u015f\u0131na vurdu, ba\u015f\u0131 zedelendi. Ensar\u00ee var\u0131p m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n reisi Abdullah b. \u00dcbeyy&#8217;e haber verdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, Abdullah&#8217;\u0131n arkada\u015flar\u0131ndan idi. Abdullah b. \u00dcbeyy \u00f6fkelendi. Sonra da, &#8220;Resulullah&#8217;\u0131n yan\u0131ndakilere yiyecek vermeyin ta ki etraf\u0131ndan da\u011f\u0131ls\u0131nlar.&#8221; dedi. Bu s\u00f6z\u00fcyle a&#8217;rabileri kasdediyordu. Yemek esnas\u0131nda onlar Resulullah&#8217;\u0131n yan\u0131nda haz\u0131r bulunuyorlard\u0131. Bu sebeble Abdullah \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;Muhammed&#8217;in yan\u0131ndan da\u011f\u0131ld\u0131klar\u0131nda Muhammed&#8217;e yeme\u011fi g\u00f6t\u00fcr\u00fcn, O beraberindekilerle yesin.&#8221; Sonra da arkada\u015flar\u0131na dedi ki: &#8220;Vallahi Medine&#8217;ye d\u00f6nerseniz her halde daha \u00fcst\u00fcn olanlar daha d\u00fc\u015fk\u00fcn olanlar\u0131 oradan \u00e7\u0131karacakt\u0131r.&#8221; Zeyd demi\u015ftir ki:<\/p>\n<p>&#8220;Ben Resulullah&#8217;\u0131n arkas\u0131ndayd\u0131m Abdullah b. \u00dcbeyy&#8217;in dedi\u011fin i\u015fittim, amcama haber verdim. O da Resulullah&#8217;a s\u00f6yledi. Resulullah da haber g\u00f6nderip Abdullah&#8217;\u0131 \u00e7a\u011f\u0131rtt\u0131. Abdullah yemin ederek ink\u00e2r etti. Resulullah da onu do\u011frulay\u0131p beni yalanc\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131. Sonra amcam bana geldi, &#8220;Resulullah&#8217;\u0131 ve m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 dar\u0131ltmaktan ve kendine yalanc\u0131 dedirtmekten ba\u015fka ne elde ettin?&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine beni \u00f6yle bir gam ve keder sard\u0131 ki b\u00f6ylesi, kimsenin ba\u015f\u0131na gelmemi\u015ftir. Derken Resulullah ile beraber bir seferde y\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcm s\u0131rada idi, merak\u0131mdan ba\u015f\u0131m\u0131 b\u00fckm\u00fc\u015f gidiyordum. O esnada Resulullah geldi, kula\u011f\u0131m\u0131 b\u00fckt\u00fc ve y\u00fcz\u00fcme g\u00fcld\u00fc. D\u00fcnyada bana bunun yerine ebedili\u011fi verseler, bu kadar sevinmezdim. Sonra Ebu Bekr yan\u0131ma geldi ve &#8220;Sana Resulullah ne dedi?&#8221; diye bana sordu. Ben de, &#8220;Bir \u015fey s\u00f6ylemedi, yaln\u0131z kula\u011f\u0131m\u0131 b\u00fckt\u00fc ve y\u00fcz\u00fcme g\u00fcld\u00fc.&#8221; dedim. &#8220;M\u00fcjd!e&#8221; dedi ge\u00e7ti. Sonra \u00d6mer yan\u0131ma geldi, o da Ebu Bekr gibi ayn\u0131 \u015feyi sordu. Vakta ki sabahlad\u0131k, Resulullah (s.a.v) M\u00fcnaf\u0131k\u00fbn S\u00fbresi&#8217;ni okudu.&#8221; G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu rivayette (gelen vahiy) s\u00fbre diye ifade edilmi\u015ftir. Tirmiz\u00ee&#8217;nin ba\u015fka bir rivayetinde de \u00e2yetinin nazil oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. \u00d6yle anla\u015f\u0131l\u0131yor ki Zeyd bu olay\u0131 bir \u00e7ok defa anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Herhalde bundan maksat, s\u00fbrenin ini\u015fi olacakt\u0131r. Bu hususta di\u011fer hadis kitaplar\u0131nda ve tefsirlerde daha teferruatl\u0131 bilgiler vard\u0131r. \u0130bn\u00fc Cerir \u00e7e\u015fitli rivayetleri zikrettikten sonra k\u0131saca \u015funlar\u0131 nakleder: &#8220;Resulullah (s.a.v) haber alm\u0131\u015ft\u0131 ki Beni Mustal\u0131k kendisine kar\u015f\u0131 H\u00e2ris b. Ebi D\u0131rar kumandas\u0131nda toplan\u0131yorlar. Resulullah bunu i\u015fitince onlara do\u011fru yola \u00e7\u0131kt\u0131. Nihayet sahile do\u011fru Kudeyd nahiyesinden M\u00fcreysi denilen su \u00fczerinde onlarla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131. \u00c7arp\u0131\u015ft\u0131lar, Allah Te\u00e2l\u00e2 Beni M\u00fcstal\u0131k&#8217;\u0131 yenilgiye u\u011fratt\u0131. Onlardan vurulanlar oldu, o\u011fullar\u0131, kad\u0131nlar\u0131 ve mallar\u0131 ganimet al\u0131nd\u0131. Beni Kelb b. Avf b. \u00c2mir b. Leys b. Berk&#8217;den Hi\u015fam b. Dabade isimli bir adam da yaralanm\u0131\u015ft\u0131. Ensardan Ubade b. Samit&#8217;in tak\u0131m\u0131ndan bir adam onu d\u00fc\u015fman zannederek hata sonucu vurmu\u015ftu. Derken insanlardan su almaya gelenler de suyun yan\u0131na gelmi\u015flerdi. Bu s\u0131rada Beni G\u0131far&#8217;dan Hz. \u00d6mer&#8217;in at\u0131n\u0131 \u00e7eken \u00fccretli adam\u0131 Cehcah b. Said ile Abdullah b. \u00dcbeyy&#8217;in yeminli adam\u0131 C\u00fcheyneli Sinan su y\u00fcz\u00fcnden tart\u0131\u015f\u0131p kavga yapm\u0131\u015flard\u0131. Sinan &#8220;Yeti\u015fin Ensar!&#8221; Cehcah da &#8220;Yeti\u015fin Muhacirler!&#8221; diye ba\u011f\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Abdullah b. \u00dcbeyy de bunun \u00fczerine \u00f6fkelenmi\u015fti. Yan\u0131nda kavminden baz\u0131lar\u0131 vard\u0131. Hen\u00fcz gen\u00e7 ya\u015fta bir delikanl\u0131 olan Zeyd b. Erkam da onlar\u0131n aras\u0131nda idi. Abdullah \u015f\u00f6yle demi\u015fti: &#8220;Bunu yapt\u0131lar ha! Beldelerimizde bizden nefret ettiler, ama \u00e7ok oldular. Vallahi bizim d\u00fc\u015fmanlar\u0131m\u0131z olan &#8220;Celabib-i Kurey\u015f&#8221; &#8220;Kurey\u015f&#8217;in s\u00fcrg\u00fcnleri&#8221; ile durumumuz t\u0131pk\u0131, &#8220;Besle k\u00f6pe\u011fini yesin seni.&#8221; s\u00f6z\u00fcnde oldu\u011fu gibidir. Amma vallahi Medine&#8217;ye d\u00f6nersek herhalde \u00fcst\u00fcn olanlar o zelilleri elbette \u00e7\u0131kar\u0131r.&#8221; dedi. Sonra da kavmine d\u00f6n\u00fcp \u015funlar\u0131 s\u00f6yledi: &#8220;\u0130\u015fte bunu siz kendiniz yapt\u0131n\u0131z. Onlar\u0131 memleketinize soktunuz mallar\u0131n\u0131z\u0131 onlarla b\u00f6l\u00fc\u015ft\u00fcn\u00fcz. Vallahi \u015fimdi siz, ellerinizde bulunan\u0131 tutup sak\u0131nsan\u0131z, onlar memleketinizi terkedip giderler.&#8221; Zeyd b. Erkam bunu duymu\u015ftu, gidip Resulullah&#8217;a haber verdi. O esnada Hz. Peygamber sava\u015f\u0131 bitirmi\u015fti ve yan\u0131nda \u00d6mer b. Hattab vard\u0131, &#8220;Ya Resulallah ! Abbad b. Bi\u015fr&#8217;e emret onu katletsin!&#8221; dedi. Resulullah buyurdu ki: &#8220;Nas\u0131l olur ya \u00d6mer! O zaman insanlar, Muhammed sahabilerini \u00f6ld\u00fcr\u00fcyor, diye laf ederler. Hay\u0131r, ancak s\u00f6yle &#8220;hareket edece\u011fimiz&#8221; ilan edilsin.&#8221; Bu \u00f6yle bir saatte idi ki o saatte yola \u00e7\u0131kmak Resulullah&#8217;\u0131n \u00e2deti de\u011fildi. Verilen emir \u00fczerine halk hareket etti. Abdullah b. \u00dcbeyy, Zeyd b. Erkam&#8217;\u0131n haber verdi\u011fini duyunca Resulullah&#8217;\u0131n huzuruna vard\u0131, &#8220;Billahi \u00f6yle bir \u015fey s\u00f6ylemedim.&#8221; diye yemin etti. Abdullah&#8217;\u0131n, kavmi i\u00e7inde \u015ferefli bir yeri vard\u0131. Onlar\u0131n b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc say\u0131l\u0131rd\u0131. Ensar i\u00e7inde arkada\u015flar\u0131ndan orada bulunanlar Abdullah&#8217;dan \u00e7ekinerek ve onu m\u00fcdafaa ederek, &#8220;Ya Resulullah! \u00c7ocuk, s\u00f6z\u00fcnde zanna kap\u0131lm\u0131\u015f, Abdullah&#8217;\u0131n s\u00f6yledi\u011fini belleyememi\u015f, uydurmu\u015f olmal\u0131d\u0131r.&#8221; dediler. Resulullah tek ba\u015f\u0131na kal\u0131p y\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc s\u0131rada \u00dcseyd b. Hudayr yan\u0131na geldi, N\u00fcb\u00fcvvetle selam verdi, &#8220;Ya Resulallah! \u00c2det olmayan bir saatte yola \u00e7\u0131kt\u0131n\u0131z, bu saatte hi\u00e7 \u00e7\u0131kmazd\u0131n\u0131z.&#8221; dedi. Resulullah, &#8220;Duymad\u0131n m\u0131 arkada\u015f\u0131n\u0131z ne demi\u015f?&#8221; buyurdu. \u00dcseyd, &#8220;Hangi arkada\u015f ya Resulullah!&#8221; dedi. Peygamber de Abdullah b. \u00dcbeyy&#8217;in ismini verdi ve &#8220;Medine&#8217;ye d\u00f6nerse o g\u00fc\u00e7l\u00fc zat, zay\u0131flar\u0131 oradan \u00e7\u0131karacakm\u0131\u015f diye zannetmi\u015f.&#8221; dedi. \u00dcseyd, &#8220;O halde ya Resulullah! Dilersen onu \u00e7\u0131kar\u0131rs\u0131n, vallahi o zay\u0131f, sen \u00fcst\u00fcns\u00fcn.&#8221; dedi. Sonra da &#8220;Ya Resulallah! Ona ald\u0131rma, iyilikle muamele et, vallahi Allah seni g\u00f6nderdi, o s\u0131rada kavmi ona ta\u00e7 giydirmek i\u00e7in boncuk diziyorlard\u0131, o seni kendisinden melikli\u011fini alm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcyordu.&#8221; dedi. Sonra Resulullah insanlar ile o g\u00fcn ak\u015fama kadar, gece sabaha ve ertesi g\u00fcn\u00fcn ku\u015fluk vaktine kadar y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f yapt\u0131. Nihayet g\u00fcne\u015f eziyet vermeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. Hz. Peygamber insanlarla orada konaklay\u0131verdi. Halk yere dokunur dokunmaz uyuya kald\u0131lar. Hz. Peygamber&#8217;in b\u00f6yle yapmas\u0131 da, hi\u00e7 kimsenin Abdullah b. \u00dcbeyy laf\u0131 ile me\u015fgul olmamalar\u0131 i\u00e7indi. Sonra yine insanlarla beraber hareket etti. Hicaz yolunu tuttu. Nihayet Hicaz&#8217;da Bakiin taraf\u0131nda bir su \u00fczerinde konaklad\u0131lar ki, o suya Nak denilmektedir. Sonra oradan hareket buyurdu\u011funda \u015fiddetli bir r\u00fczgar esmeye ba\u015flam\u0131\u015f, halk bundan eziyet g\u00f6rm\u00fc\u015f ve korkmu\u015flard\u0131. Resulullah da onlara, &#8220;Korkmay\u0131n k\u00e2firlerin b\u00fcy\u00fcklerinden birisi \u00f6ld\u00fc.&#8221; buyurmu\u015ftu. Medine&#8217;ye geldiklerinde, Rifaa b. Zeyd b. Tabut&#8217;un o g\u00fcn \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6rd\u00fcler ki bu, yahudilerin b\u00fcy\u00fcklerinden ve m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n koruyucular\u0131ndand\u0131. \u0130\u015fte o zaman Abdullah b. \u00dcbeyy ve onunla beraber olup onun gibi hareket eden di\u011fer m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n zikredildi\u011fi bu s\u00fbre nazil oldu. Bu s\u00fbre inince Resulullah Zeyd b. Erkam&#8217;\u0131n kula\u011f\u0131n\u0131 tuttu ve &#8220;Allah bunun kula\u011f\u0131na vefa verdi.&#8221; buyurdu. Abdullah b. \u00dcbeyy&#8217;in o\u011flu Abdullah&#8217;a, babas\u0131n\u0131n durumu malum oldu. Abdullah b. Abdillah ki halis m\u00fcmin idi. Resulullah&#8217;\u0131n huzuruna geldi ve &#8220;Ya Resulallah! Duydum ki, Abdullah b. \u00dcbeyy&#8217;i size ula\u015fan bir s\u00f6z\u00fcnden, dolay\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek istemi\u015fsiniz. \u015eayet bunu yapacaksan bana emret, ben onun ba\u015f\u0131n\u0131 sana getireyim. Vallahi b\u00fct\u00fcn Hazrec kabilesi bilir ki i\u00e7lerinde babas\u0131na benden daha fazla iyilik d\u00fc\u015f\u00fcnen ve h\u00fcrmet eden yoktur. Korkar\u0131m ki bunu benden ba\u015fka birisine emredersiniz, o da babam\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcr, o vakit benim nefsim de babam\u0131n katilini halk i\u00e7inde gezerken g\u00f6rmeye tahamm\u00fcl edemez, tutar vururum. B\u00f6ylece bir m\u00fcmini bir k\u00e2fire bedel olarak \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f olur ve bu sebeble ate\u015fe girerim.&#8221; dedi. Resulullah, &#8220;Hay\u0131r biz ona yumu\u015fakl\u0131kla muamele ederiz, beraberimizde bulundu\u011fu m\u00fcddet\u00e7e iyilikle sohbet ederiz.&#8221; buyurdu. \u0130\u015fte o g\u00fcnden sonra her ne yapsa kavmi Abdullah b. \u00dcbeyy&#8217;i k\u0131narlar ve tutarlar, azarlarlar ve tehdid ederlerdi. O vakit Resulullah bunu i\u015fittik\u00e7e Hz. \u00d6mer&#8217;e &#8220;Ya \u00d6mer! G\u00f6r\u00fcyor musun nas\u0131l oldu, senin dedi\u011fin zaman katletseydim onun i\u00e7in niceleri a\u011f\u0131t yakard\u0131. O g\u00fcn sana vur desem vururdun de\u011fil mi?&#8221; dedi. Hz. \u00d6mer de elbette Resulullah&#8217;\u0131n i\u015fi, benim i\u015fimden \u00e7ok b\u00fcy\u00fck ve \u00e7ok bereketlidir.&#8221; dedi.&#8221;<\/p>\n<p>Ke\u015f\u015faf tefsirinde nakledilir ki: &#8220;Abdullah b. \u00dcbeyy&#8217;in bu \u015fekilde yalan\u0131 ortaya \u00e7\u0131k\u0131nca kendisine &#8220;Senin hakk\u0131nda \u015fiddetli \u00e2yetler nazil oldu, hemen Resulullah&#8217;a git senin i\u00e7in af dileyiversin.&#8221; denilmi\u015fti. Fakat o ba\u015f\u0131n\u0131 b\u00fckm\u00fc\u015f, sonra da &#8220;Bana iman etmemi emrettiniz, iman ettim. Mal\u0131m\u0131n zekat\u0131n\u0131 vermemi emrettiniz, zekat verdim, art\u0131k Muhammed&#8217;e secde etmemden ba\u015fka bir \u015fey kalmad\u0131.&#8221; demi\u015fti. Bunun \u00fczerine \u00e2yeti nazil oldu. Ondan sonra da Abdullah fazla ya\u015famad\u0131, bir ka\u00e7 g\u00fcn i\u00e7inde hastaland\u0131 ve \u00f6ld\u00fc.&#8221;<\/p>\n<p>M\u00fcnaf\u0131klar\u0131n Hz. Peygamber&#8217;e Resulullah demeleri, &#8220;Onlar yeminlerini siper edindiler&#8221; \u00e2yetince d\u0131\u015ftan g\u00f6sterdikleri \u015fehadeti korumak i\u00e7in bir siperdir. \u0130nfidad, s\u00f6k\u00fcl\u00fcp da\u011f\u0131lmak demektir. Ensar Hz. Peygamber&#8217;e ve Muhacirler&#8217;e yard\u0131m ettikleri i\u00e7in m\u00fcnaf\u0131klar, b\u00fct\u00fcn Ensar kendilerinden imi\u015f ve onlar nafaka vermezse Peygamber&#8217;in yan\u0131ndakiler da\u011f\u0131l\u0131verecekmi\u015f gibi farz ederek \u00f6yle s\u00f6yl\u00fcyorlar ve s\u00f6ylerler. Halbuki g\u00f6klerin ve yerin hazineleri Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. B\u00fct\u00fcn r\u0131z\u0131k hazineleri O&#8217;nundur. R\u0131zk O&#8217;na aittir. O diledi\u011fine verir, diledi\u011fininkini k\u0131sar. Onlar yard\u0131m etmemekle r\u0131z\u0131k kesilmi\u015f olmaz. Allah verecek olunca onlar vermemezlik edemezler. Ve lakin m\u00fcnaf\u0131klar anlamazlar. Cehaletlerinden dolay\u0131 il\u00e2h\u00ee i\u015fleri anlamazlar da \u00f6yle k\u00e2firane s\u00f6zler s\u00f6ylerler.<\/p>\n<p>8. Diyorlar ki vallahi Medine&#8217;ye bir d\u00f6nersek yani gazadan d\u00f6nersek her halde izzeti, kuvvet ve haysiyyeti fazla olan oradan pek zay\u0131f ve zebun olan al\u00e7a\u011f\u0131 mutlaka \u00e7\u0131karacakt\u0131r. M\u00fcnaf\u0131klar b\u00f6yle s\u00f6ylemekle kendilerini izzetli farzederek Peygamber&#8217;e ve m\u00fcminlere kar\u015f\u0131 kin p\u00fcsk\u00fcr\u00fcyorlard\u0131. Halbuki izzet Allah&#8217;\u0131n, Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn ve m\u00fcminlerindir. Kuvvet, hakiki galibiyyet, haysiyyet Allah&#8217;\u0131n ve O&#8217;nun aziz k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kimselerindir ki, onlar da Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc ve halis m\u00fcminlerdir. M\u00fcnaf\u0131klar\u0131n izzetleri yoktur. \u0130zzetleri olsayd\u0131, nifaka yalanc\u0131l\u0131\u011fa tenezz\u00fcl etmezler, d\u00fcnya hayat\u0131 i\u00e7in sonunda Hakk&#8217;\u0131n huzurunda y\u00fczlerini kara \u00e7\u0131kartacak olan o ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131klar\u0131, al\u00e7akl\u0131klar\u0131 i\u015flemezlerdi. Binaenaleyh ezell, yani zay\u0131f ve d\u00fc\u015fk\u00fcn kendileridir. Velakin m\u00fcnaf\u0131klar bilmezler. \u0130zzet nedir? Zillet nedir? Eazz ve ezell kimdir? Bilmezler de \u00f6yle sa\u00e7malarlar. Kibri izzet, izzeti kibir san\u0131rlar.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 \u00e2limler demi\u015flerdir ki, izzet kibirden ba\u015fkad\u0131r. Ebu Hafs es-S\u00fchreverdi bunu \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r: &#8220;\u0130zzet, kibrin d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015feydir. \u00c7\u00fcnk\u00fc izzet, insan\u0131n kendi nefsinin hakikatini tan\u0131mas\u0131 ve onu acele k\u0131smetler i\u00e7in hakarete d\u00fc\u015f\u00fcrmeyip kerim ve k\u0131ymetli tutmas\u0131d\u0131r. Nitekim kibir insan\u0131n kendini bilmemesi ve onu kendi mevkiinin \u00fcst\u00fcnde tutmas\u0131d\u0131r. \u0130zzetin z\u0131dd\u0131 zillet, kibrin z\u0131dd\u0131 da al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fckt\u00fcr.&#8221;<\/p>\n<p>Ra\u011f\u0131b da izzeti \u015f\u00f6yle tarif etmi\u015ftir: &#8220;\u0130nsan\u0131n ma\u011flub edilmesine mani olan durumdur ki, Araplar&#8217;\u0131n \u015fu s\u00f6zlerinden al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r: &#8220;kat\u0131 yer&#8221; ve &#8220;et sertle\u015fti.&#8221; \u015eu halde izzet, sanki ula\u015f\u0131lmas\u0131 zor olan yer, &#8220;\u0131zaz&#8221; da kat\u0131 ve sert bir yerde olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bazen de k\u00f6t\u00fc g\u00f6r\u00fclen inad ve cahiliyyet taassubu anlam\u0131na al\u0131n\u0131r ki, k\u00e2firlerin iddia ettikleri izzet bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r.&#8221;(1) Bu \u00e2yette yer alan izzetin kuvvet ve galebe m\u00e2n\u00e2s\u0131na tefsiri de yayg\u0131nd\u0131r. Mamafih ma\u011flubiyyete mani olan hal m\u00e2n\u00e2s\u0131 da kasdedilebilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;da Resul\u00fc&#8217;nde ve m\u00fcminlerde bu tarz bir m\u00e2n\u00e2 lay\u0131kiyle sabittir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu \u00e2yette m\u00fcminler, yani nifak izlerinden uzak olan halis m\u00fcminler izzet \u015ferefiyle \u00fcst\u00fcn k\u0131l\u0131nm\u0131\u015flard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc halis m\u00fcmin, fani \u015feylere kar\u015f\u0131 zay\u0131f olmaz. Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na secde etmez.Bundan dolay\u0131; dinin emretti\u011fi \u015feylere uygun harekette bulunan bir kad\u0131n pejm\u00fcrde bir halde idi, ona denildi ki: &#8220;Sen \u0130sl\u00e2m \u00fczere de\u011fil misin? \u0130\u015fte o, izzettir ki, beraberinde zillet yoktur ve o servettir ki, beraberinde fakirlik yoktur.&#8221; Nakledilir ki Hasan b. Ali &#8220;Allah Resul\u00fc ve onlar \u00fczerine salat ve selam olsun.&#8221; Hazretlerine bir adam, &#8220;\u0130nsanlar sende biraz tih, yani kibir oldu\u011funu zannediyorlar&#8221; demi\u015fti. Hazreti Hasan da cevaben &#8220;O tih de\u011fil, izzettir.&#8221; kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 vermi\u015f ve bu \u00e2yeti okumu\u015ftu.&#8221;<\/p>\n<p>Yukar\u0131daki \u00e2yetlerde bunlar anlat\u0131ld\u0131ktan sonra m\u00fcminlere as\u0131l izzet ruhu olan iki emir telkin edilmek \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>9- Ey \u0130nananlar! Mallar\u0131n\u0131z ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131z sizi Allah&#8217;\u0131 anmaktan al\u0131koymas\u0131n. Kim bunu yaparsa i\u015fte onlar ziyana u\u011frayanlard\u0131r.<\/p>\n<p>10- Birinize \u00f6l\u00fcm gelip de: &#8220;Rabbim, beni yak\u0131n bir s\u00fcreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsayd\u0131m!&#8221; demesinden \u00f6nce, size verdi\u011fimiz r\u0131z\u0131ktan (Allah) i\u00e7in harcay\u0131n.<\/p>\n<p>11- Allah s\u00fcresi geldi\u011fi zaman hi\u00e7 bir can\u0131 ertelemez. Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>9-10. Ey iman edenler! Yani o izzet kendisinin olan Allah&#8217;a ve Resul\u00fc&#8217;ne samimiyyetle iman etmi\u015f olup da Allah yan\u0131nda m\u00fcminlere tahsis edilen il\u00e2h\u00ee izzete ermek isteyen m\u00fcminler! sizleri i\u011ffal edip al\u0131koymas\u0131n, e\u011flemesin, oyalamas\u0131n. Ne mallar\u0131n\u0131z ne de evlatlar\u0131n\u0131z, yani d\u00fcnya me\u015fguliyetlerinin en vazge\u00e7ilmezi olan mal ve evlat i\u015fleri, onlar\u0131n bak\u0131m\u0131, derdi ve zevki bile al\u0131koymas\u0131n. Zira Hadid S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere d\u00fcnya hayat\u0131 e\u011flence, oyun, zinet, \u00f6v\u00fcnme, mal ve evlat \u00e7o\u011faltmaktan ibarettir. Bunlar\u0131n en ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz\u0131, en ciddisi de mal ve \u00e7oluk \u00e7ocuk kayg\u0131s\u0131 ve zevkidir. \u0130\u015fte e\u011flence ve oyun \u015f\u00f6yle dursun, s\u00fcs ve \u00f6v\u00fcnmenin kayna\u011f\u0131 olan mal ve evlat bile sizi oyalay\u0131p da al\u0131koymas\u0131n. Yani bunlarla hi\u00e7 me\u015fgul olmay\u0131n demek de\u011fil, fakat bunlar sizi, as\u0131l izzetin ruhu olan Allah&#8217;\u0131 zikretmekten al\u0131koymas\u0131n. Allah&#8217;\u0131 ve Allah i\u00e7in i\u015f yapmay\u0131 unutturmas\u0131n. Zikrullah, Allah d\u00fc\u015f\u00fcncesi ve Allah&#8217;\u0131 anma ki, m\u00fcfessirlerin beyan\u0131na g\u00f6re burada kasdedilen Allah&#8217;\u0131 zikr ve y\u00fcceltmek i\u00e7in yap\u0131lan namaz gibi ibadetlerle onun meyvesi olarak Allah sevgisiyle yap\u0131lan ibadetlerdir. Ger\u00e7ek ibadete lay\u0131k Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 O&#8217;nun isim, s\u0131fat, emir ve nehiylerini, sevab ve azab\u0131 ile izzetinin h\u00fck\u00fcmlerini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcr\u00fcp and\u0131ran, r\u0131zas\u0131na vesile olan farz ve nafile ibadetlerden, Cuma ve cemaattan, namaz, oru\u00e7, zekat, hac, cihad, Kur&#8217;\u00e2n okuma, va&#8217;z ve nasihat, tehlil (l\u00e2il\u00e2he illallah), tesbih, (s\u00fcbh\u00e2nellah) ve tahmid (elhamd\u00fclillah) gibi s\u0131rf Allah&#8217;a yakla\u015fmak i\u00e7in yap\u0131lan ve daima Allah&#8217;\u0131 and\u0131r\u0131p Allah i\u00e7in Allah&#8217;a lay\u0131k g\u00fczel i\u015fler d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmeye al\u0131\u015ft\u0131ran itaatlardan gaflet ettirmesin. Ve her kim \u00f6yle yaparsa yani mal ve evlat ile u\u011fra\u015faca\u011f\u0131m diye Allah d\u00fc\u015f\u00fcncesinden gaflet ederse i\u015fte onlar h\u00fcsrana d\u00fc\u015fenlerdir. \u00c7ok zarara u\u011fram\u0131\u015f, d\u00fcnyay\u0131 ahirete tercih etmi\u015f ve sonunda sonsuzlu\u011fun izzetinden mahrum kalm\u0131\u015f kimselerdir. Mal ve evlat, d\u00fcnya ve hayat gider, Allah yan\u0131nda onlara zillet ve h\u00fcsrandan ba\u015fka bir \u015fey kalmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Mal ve o\u011fullar d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131nn s\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Baki kalacak g\u00fczel i\u015fler ise, Rabbinin kat\u0131nda sevab\u00e7a daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r, umut\u00e7a da daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221; (Kehf, 18\/46) buyurulmu\u015ftur. Onun i\u00e7in Allah&#8217;\u0131 unutmay\u0131n ve size verdi\u011fimiz r\u0131z\u0131ktan infak edin! Burada m\u00fcminleri izzete erdirmek hususunda iki \u00f6zellik g\u00f6steriliyor: Birisi Allah&#8217;\u0131 zikretmekten gaflet etmemek, di\u011feri de infakt\u0131r. Bunlardan birincisi Cuma S\u00fbresi&#8217;nde ihtar edilen ruhu te&#8217;yid etmek, ikincisi de onun fiil\u00ee meyvesini temin etmek ve k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc olan yeniden dirilme g\u00fcn\u00fcn\u00fc haz\u0131rlamakt\u0131r. Bu iki husus, &#8220;S\u00e2d&#8221; s\u00fbresinde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Tirmiz\u00ee ve di\u011fer kaynaklar\u0131n rivayet ettikleri &#8220;Mele-i A&#8217;la&#8217;n\u0131n ihtisam\u0131&#8221; (melekler toplulu\u011funun tart\u0131\u015fmalar\u0131) hadisindeki keff\u00e2ret ve derecelerin m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 hat\u0131rlat\u0131r. Zira o hadis ile anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, en y\u00fcksek topluluk olan meleklerin b\u00fct\u00fcn tart\u0131\u015fmalar\u0131 iki \u015fey \u00fczerinedir. Birisi keff\u00e2retler, di\u011feri ise derecelerdir. Bilinmektedir ki, keff\u00e2ret, kusurlar\u0131 \u00f6rten, g\u00fcnahlar\u0131n aff\u0131na vesile olan g\u00fczel amellerdir. Dereceler de, Allah kat\u0131nda makamlar\u0131 y\u00fckselten b\u00fcy\u00fck amellerdir. Keff\u00e2ret \u015f\u00f6yle \u00f6zetlenmi\u015ftir. Ayaklar\u0131n g\u00fczel i\u015flere, bir rivayete g\u00f6re cemaata gitmesi, namazlardan sonra mescidlerde oturmak ve \u00e7irkin hallerden abdest al\u0131p temizlenmektir. Dereceler de \u015funlardan ibarettir: Yemek yedirmek, selam\u0131 yaymak ve herkesin uyudu\u011fu bir zamanda namaz k\u0131lmakt\u0131r. Bundan sonra Allah Te\u00e2l\u00e2, Resul\u00fc&#8217;ne buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Ya Muhammed benden dilekte bulun ve \u015f\u00f6yle s\u00f6yle: &#8220;Allah&#8217;\u0131m! Ben senden hay\u0131rlar yapmay\u0131, yasaklanan \u015feyleri i\u015flememeyi, fakirleri sevmeyi, bana ma\u011ffiret ve rahmet buyurman\u0131 dilerim. Bir kavmi fitneye d\u00fc\u015f\u00fcrmek istedi\u011fin zaman beni d\u00fc\u015f\u00fcrmeksizin ruhumu al. Senden sevgini, seni sevenleri sevmeyi ve senin muhabbetine yakla\u015ft\u0131ran ameli sevmeyi dilerim.&#8221; Resulullah (s.a.v) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Bu ger\u00e7ektir, bunu ders edinin ve belleyin.&#8221; Buna g\u00f6re b\u00fct\u00fcn g\u00fczel ameller Allah sevgisiyle yap\u0131lan i\u015flerdir. Bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 keffaret bir k\u0131sm\u0131 da derecelerdir. Keffaretlerin ba\u015f\u0131nda abdeste, namaza ve cemaata devam ile g\u00fczel amellere do\u011fru y\u00fcr\u00fcmek, derecelerin ba\u015f\u0131nda da yemek yedirmek, yani infak ederek toplumdaki muhta\u00e7lar\u0131 doyurmak, \u00e2lemde selam\u0131 yaymakla g\u00fcven temin etmek, herkesin uyudu\u011fu ve gaflette bulundu\u011fu gecede kalk\u0131p namaz k\u0131lmak gelir. Allah hem Evvel hem \u00c2hir oldu\u011fu i\u00e7in Allah&#8217;\u0131 zikretmenin en \u00f6nemli unsuru olan namaz da, hem keff\u00e2retlerin ba\u015f\u0131nda hem de derecelerin sonunda yer almaktad\u0131r. Fakat insan ne kadar namaz k\u0131larsa k\u0131ls\u0131n, zekat ve sadaka vermedik\u00e7e yani Allah i\u00e7in infak yapmad\u0131k\u00e7a izzet g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcnden efendilik derecesine y\u00fckselemez. Onun i\u00e7in &#8220;Zekat \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n k\u00f6pr\u00fcs\u00fcd\u00fcr.&#8221; denilmesinin m\u00e2n\u00e2s\u0131, derecelere y\u00fckselmek i\u00e7in infak\u0131n k\u00f6pr\u00fc ve ge\u00e7it mesabesinde oldu\u011funu anlatmakt\u0131r. Mamafih farzlar\u0131n sevab\u0131 \u00e7ok olmakla beraber onlar bir bor\u00e7 oldu\u011fu i\u00e7in Allah&#8217;a yakla\u015fmak en fazla nafilelerle olur. Bundan dolay\u0131 infakta da as\u0131l dereceleri kazand\u0131ran, bor\u00e7lar \u00f6dendikten sonra Allah yolunda verilen nafile sadakalar ve yap\u0131lan yard\u0131mlard\u0131r. Onun i\u00e7in bu \u00e2yetten de anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, m\u00fcminler yaln\u0131z mal ve evlatlar\u0131yla u\u011fra\u015fmamal\u0131, \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazan\u0131p Allah&#8217;\u0131n verdi\u011finden O&#8217;nun yolunda harcay\u0131p, \u00f6lmeden evvel efendilik derecesine y\u00fckselmek \u00fczere gayret etmeli ve Allah&#8217;a b\u00f6yle bir y\u00fczle gitmelidir.<\/p>\n<p>Hakikaten as\u0131l izzet, yemekte de\u011fil, yedirmektedir. Kendileri patl\u0131yas\u0131ya yiyip de Allah i\u00e7in yedirmekten, vergi vermekten ka\u00e7\u0131nan, yan\u0131ba\u015f\u0131ndaki kom\u015fusunun, cemaat\u0131ndaki muhta\u00e7lar\u0131n ihtiyac\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeyen tamahkarlar, insanl\u0131kla alakas\u0131 olmayan, ger\u00e7ek zarara u\u011frayanlardan ba\u015fkas\u0131 de\u011fillerdir. B\u00f6ylelerinin y\u00fcz\u00fcndendir ki sedler y\u0131k\u0131l\u0131r, ye&#8217;c\u00fcc ve me&#8217;c\u00fcc yer y\u00fcz\u00fcn\u00fc tahrip eder. D\u00fcnyada insan topluluklar\u0131n\u0131 en fazla yoran, bo\u011fu\u015fturup \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131ran kavgalar\u0131n k\u00f6k\u00fc de, bu infak meselesidir. Mele-i esfelin, yani en al\u00e7ak topluluklar\u0131n d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve m\u00fccadeleleri hep yemek davas\u0131 \u00fczerinde d\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131r. Onlar hep ba\u015fkalar\u0131n\u0131n kazanc\u0131ndan yemek isterler. G\u00fc\u00e7leri yeterse zor ve zul\u00fcm ile yahut h\u0131rs\u0131zl\u0131kla almaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar, olmazsa dilencilik zilletini \u00e2det edinirler. B\u00fct\u00fcn bunlar, ben yiyeyim sen yeme diye kavga ederler. Y\u00fckseklerin ve y\u00fcksek toplumlar\u0131n m\u00fcnaka\u015falar\u0131 ise yedirmek, infak etmek ve muhta\u00e7 olanlar\u0131n ihtiya\u00e7lar\u0131na yeti\u015ferek Allah&#8217;a kullukta y\u00fckselme yar\u0131\u015f\u0131 \u00fczerinde cereyan eder. Bu insanlar bir taraftan \u00e7irkinlikleri, ay\u0131plar\u0131, g\u00fcnahlar\u0131 \u00f6rt\u00fcp eksiklikleri tamamlamak, di\u011fer taraftan da ihtiyac\u0131 olanlara muhta\u00e7 olduklar\u0131 \u015feyleri birbirinden daha iyi daha faydal\u0131 bir surette yeti\u015ftirmek ve bu \u015fekilde Allah kat\u0131nda derecelere ermek i\u00e7in birbirleriyle iddiala\u015f\u0131r, m\u00fcnaka\u015fa ve m\u00fcsabaka ederler. \u0130\u015fte y\u00fcksek melekler toplulu\u011funun yar\u0131\u015flar\u0131 da b\u00f6yle keff\u00e2ret ve dereceler konusundad\u0131r. Yarat\u0131l\u0131\u015fta devaml\u0131 olarak pisliklerin temizlenip durmas\u0131, yaralar\u0131n iyile\u015fmesi, ihtiya\u00e7 ve r\u0131z\u0131klar\u0131n en k\u00fc\u00e7\u00fck canl\u0131lar kadar yeti\u015ftirilip da\u011f\u0131t\u0131lmas\u0131, meleklerin hepsinin il\u00e2h\u00ee emirleri yerine getirme hususundaki \u00e7al\u0131\u015fma ve m\u00fcsabakalar\u0131yla ilgilidir. Allah Te\u00e2l\u00e2 \u0130sl\u00e2m dini ile m\u00fcmin kullar\u0131n\u0131 da b\u00f6yle y\u00fcksek \u015ferefe ula\u015ft\u0131rmak i\u00e7in bu s\u00fbrenin sonunda da Allah&#8217;\u0131n zikrinden gaflet etmeyip infak etmelerini emretmi\u015ftir. \u015e\u00fcphe yok ki infak ile emretmek, ona uygun \u015fartlar\u0131 haz\u0131rlamay\u0131 da emretmek demektir. Bu maksatla \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazanmak, \u00e7oluk \u00e7ocuk endi\u015fesiyle \u00e7al\u0131\u015fmaktan, \u00e7ok daha y\u00fcksek bir gayrettir. B\u00f6yle bir gayret ile vazifeli olan m\u00fcmin ise \u00e7ok fazla zor durumda olmad\u0131k\u00e7a ba\u015fkas\u0131ndan isteme zilletine d\u00fc\u015fmekten elbette uzakt\u0131r. Nitekim \u00f6yle \u00e7ok fazla ihtiya\u00e7l\u0131 durumda olan fakir m\u00fcsl\u00fcmanlar hakk\u0131nda &#8220;Bilmeyen, utanga\u00e7l\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 onlar\u0131 zengin san\u0131r. Sen onlar\u0131n simalar\u0131ndan (y\u00fczlerinden) tan\u0131rs\u0131n. Y\u00fczs\u00fczl\u00fck edip insanlardan istemezler..&#8221; (Bakara, 2\/273) buyurulmu\u015ftur. \u015eu halde nehyedilen, mal kazanmak, mal ve evlat idare ve terbiyesiyle u\u011fra\u015fmak de\u011fil, mal ve evlat endi\u015fesiyle Allah&#8217;\u0131 unutmak ve Allah i\u00e7in harcamay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmemektir. Ancak m\u00fcmin olan kimsenin kazanm\u0131\u015f oldu\u011fu mal\u0131 da, s\u0131rf kendinin, kendi bilgi ve kuvvetinin \u00fcr\u00fcn\u00fc bilmeyip Allah&#8217;\u0131n kendisine r\u0131z\u0131k olarak verdi\u011fi \u0130l\u00e2h\u00ee bir ba\u011f\u0131\u015f \u015feklinde g\u00f6rmesi ve o suretle Allah yolunda fedakarl\u0131k etmekten \u00e7ekinmemesi gere\u011fine tenbih i\u00e7in de &#8220;Size verdi\u011fimiz r\u0131z\u0131ktan infak edin&#8230;&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>11. Allah bir nefsi eceli geldi\u011fi vakit de asla geriye b\u0131rakmaz, binaenaleyh o zaman duan\u0131n faydas\u0131 olmaz. Her ne de yaparsan\u0131z Allah haberdard\u0131r. Binaenaleyh Allah&#8217;\u0131n zikrinden gaflet etmeyip Allah i\u00e7in infak edenlerin de yapt\u0131klar\u0131n\u0131 bilir ve m\u00fckafatlar\u0131n\u0131 verir. Allah&#8217;\u0131 unutup da d\u00fcnyaya dalanlar\u0131n da yapt\u0131klar\u0131n\u0131 bilir ve cezalar\u0131n\u0131 verir. Bu da k\u00e2r ve zarar g\u00fcn\u00fc olan hesab ve aldanma g\u00fcn\u00fcnde belli olacakt\u0131r. Onun i\u00e7in bu s\u00fbreyi de Te\u011fabun S\u00fbresi takip edecektir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>63-M\u00dcNAF\u0130KUN: 1. Sana geldikleri vakit. Buradaki hitap Resulullah&#8217;ad\u0131r. Yani ya Muhammed! Senin meclisine gelip haz\u0131r olduklar\u0131 vakit o m\u00fcnaf\u0131klar dediler. M\u00fcnaf\u0131k, Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131nda izah edildi\u011fi gibi d\u0131\u015f\u0131 m\u00fcsl\u00fcman, i\u00e7i k\u00e2fir olan iki y\u00fczl\u00fc ve bir \u015feye karar veremeyen kimse demektir ki duruma g\u00f6re de\u011fi\u015fiklik g\u00f6sterir. Her m\u00fcnaf\u0131k riyak\u00e2r fakat her riyak\u00e2r m\u00fcnaf\u0131k de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12136,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1106,1105],"class_list":["post-1824","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-63-munafikun","tag-63-munafikun-tefsiri"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1824","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1824"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1824\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12136"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1824"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1824"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1824"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}