{"id":1826,"date":"2010-11-18T21:51:01","date_gmt":"2010-11-18T21:51:01","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1826"},"modified":"2010-11-18T21:51:01","modified_gmt":"2010-11-18T21:51:01","slug":"62-cuma-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/62-cuma-tefsiri\/","title":{"rendered":"62-CUMA SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>62-CUMU&#8217;A:<\/p>\n<p>1. G\u00f6klerdeki ve yerdeki her\u015fey Allah&#8217;\u0131 (yahut Allah i\u00e7in) tesbih eder. Hi\u00e7bir \u015fey yoktur ki, yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131n kemaline ve noksanl\u0131k al\u00e2metlerinden ber\u00ee oldu\u011funa delil olmas\u0131n (Bu konuyla ilgili \u0130sra S\u00fbresi&#8217;nde bulunan &#8220;O&#8217;nu tesbih etmeyen hi\u00e7bir \u015fey yoktur.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/44) \u00e2yetine bkz.) Bu tesbih, yarat\u0131l\u0131\u015fta mevcuttur. Binaenaleyh insanlar da, irade h\u00fcrriyetlerini kullanmak suretiyle Allah&#8217;\u0131 her t\u00fcrl\u00fc kusur ve eksiklikten tenzih etmeli, O&#8217;na \u015firk ve noksan s\u0131fatlar\u0131 isnad etmekten sak\u0131nmal\u0131d\u0131rlar. Bu y\u00fczden bir \u00f6nceki s\u00fbrenin sonunda beyan edildi\u011fi \u015fekilde galib olduklar\u0131 zaman aldan\u0131p da a\u015f\u0131r\u0131l\u0131\u011fa sapmamal\u0131, o yard\u0131m ve galibiyetin Allah&#8217;tan geldi\u011fini onu veren Allah&#8217;\u0131n almaya da kudretinin bulundu\u011funu, d\u00fc\u015fmez kalkmaz varl\u0131\u011f\u0131n yaln\u0131z O oldu\u011funu bilmeli ve ona g\u00f6re k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fck etmekten sak\u0131narak Allah&#8217;\u0131 tesbih ve tenzihe devam etmelidirler. Buradaki fiili, gelecek zamandan soyutlanm\u0131\u015f olarak devaml\u0131l\u0131k ifade etmektedir. Yani her an tesbih ederler. Bununla beraber \u00f6nceki s\u00fbrede denildi\u011fi halde burada ve benzerlerinde denilmesi, bunun ge\u00e7mi\u015f zamandan ziyade gelecek zamana bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 da hat\u0131rlatmaktan uzak de\u011fildir. Yani gelecekte size m\u00fcjdelenen zafer ve galibiyete ula\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman b\u00fct\u00fcn e\u015fya gibi siz de tesbih ve tenzihte devaml\u0131l\u0131\u011f\u0131 elden b\u0131rakmay\u0131n da binaenaleyh yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n d\u00fc\u015ft\u00fckleri hallere d\u00fc\u015fmeyin demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc O Allah \u00f6yle bir Melik, b\u00fct\u00fcn bu g\u00f6kleri ve yerleriyle k\u00e2inat m\u00fclk\u00fcn\u00fc yarat\u0131p d\u00fczenleyen ve kendi y\u00f6netimi ile idare eden \u00f6yle bir h\u00fck\u00fcmdar \u00f6yle bir padi\u015faht\u0131r ki Kudd\u00fcs, hi\u00e7 lekesi olmayan, tertemiz ve pampak demektir. B\u00fct\u00fcn temizlik, b\u00fct\u00fcn \u00f6vg\u00fcye lay\u0131k kemaller (olgunluklar) fazilet ve g\u00fczellikler O&#8217;nundur. Hi\u00e7bir \u015fey O&#8217;nun kutsal sahas\u0131na yeti\u015femez. O, hi\u00e7bir s\u0131n\u0131r ve tasavvura s\u0131\u011fmaz, hi\u00e7bir \u015firk kabul etmez, m\u00fclk\u00fcne kimseyi ortak k\u0131lmaz, haks\u0131zl\u0131k yapmaz ve lekeli \u015feyler O&#8217;na yana\u015famaz. Ne o\u011fula ihtiyac\u0131 vard\u0131r ne k\u0131za, ne dosta muhta\u00e7d\u0131r ne de yard\u0131mc\u0131ya. Binaenaleyh \u00f6nceki s\u00fbrede ge\u00e7ti\u011fi \u015fekilde &#8220;Allah yard\u0131mc\u0131lar\u0131 olunuz.&#8221; denildi\u011fi zaman, Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fini galib k\u0131lmas\u0131 i\u00e7in yard\u0131ma ihtiyac\u0131 varm\u0131\u015f gibi bir zanna kap\u0131lmamal\u0131, yard\u0131ma insanlar\u0131n ihtiyac\u0131n\u0131n oldu\u011funu bilmeli, O&#8217;nu daima kutsamal\u0131d\u0131r. Beyhak\u00ee, &#8220;Esm\u00e2 ve S\u0131fat&#8221;da &#8220;Kudd\u00fbs&#8221; isminin izah\u0131 m\u00fcnasebetiyle Halim\u00ee&#8217;den naklen der ki: &#8220;Kudd\u00fbs&#8217;\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131, fazilet ve g\u00fczelliklerle \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015f demektir.&#8221;(1) A\u00e7\u0131k tesbih, takdisi; a\u00e7\u0131k takdis de tesbihi i\u00e7ine al\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc yerilmi\u015f s\u0131fatlar\u0131n ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131 \u00f6vg\u00fcleri ispat m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmektedir. Nitekim, orta\u011f\u0131 ve benzeri yok dememiz O&#8217;nun bir oldu\u011funu, kimseye zulmetmez dememiz, h\u00fckm\u00fcnde \u00e2dil oldu\u011funu ispatt\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde \u00f6vg\u00fcler ve ispat da, mezmumlar\u0131 ortadan kald\u0131r\u0131r. Mesela, \u00e2lim demek cehli, k\u00e2dir demek de acizli\u011fi yok eder. \u015eu kadar var ki o \u015f\u00f6yledir dedi\u011fimizde zahir\u00ee takdis, O \u015f\u00f6yle de\u011fildir dedi\u011fimizde de zahir\u00ee tesbihtir. Sonra takdisin i\u00e7erisinde tesbih, tesbihin i\u00e7inde de takdis bulunmu\u015f olur ki, \u0130hlas S\u00fbresi&#8217;nde ikisi de bir arada zikredilmi\u015ftir. Mesela &#8220;De ki: Allah birdir, Allah Samed&#8217;dir.&#8221; (\u0130hlas, 112\/1,2) \u00e2yetleri takdis, &#8220;Kendisi do\u011furmam\u0131\u015ft\u0131r ve do\u011furulmam\u0131\u015ft\u0131r. Hi\u00e7bir \u015fey O&#8217;nun dengi olmam\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (\u0130hlas, 112\/3,4) \u00e2yetleri ise, tesbihtir. Demek ki, bunlar\u0131n ikisi de, tevhid ile \u015firk ve te\u015fbihi ortadan kald\u0131rmaya y\u00f6neliktir. \u015eu halde \u00f6nceki s\u00fbrenin ard\u0131ndan bu s\u00fbrenin b\u00f6yle tesbih ve takdis ile ba\u015flamas\u0131, h\u0131ristiyanlar\u0131n galibiyetten sonra teslis (\u00fc\u00e7leme) davas\u0131yla d\u00fc\u015ft\u00fckleri a\u015f\u0131r\u0131l\u0131klar\u0131n iptal edilmesine i\u015farettir.<\/p>\n<p>Evet o \u00f6yle Kudd\u00fbs kiAziz; \u00e7ok izzetli, kudsiyeti sars\u0131lmaz, kudretine yeti\u015filmez, ezelden vas\u0131fland\u0131\u011f\u0131 kuvvet ve y\u00fcceli\u011fi hi\u00e7 bir suretle ma\u011flub edilmez. Kutsal \u015f\u00e2n\u0131na sald\u0131r\u0131da bulunanlar\u0131n; m\u00fclk\u00fcne leke s\u00fcrmek, hakk\u0131na tecav\u00fcz etmek ve \u015firk ko\u015fmak isteyenlerin cezas\u0131n\u0131 verir, \u015fiddetli intikam\u0131yla ma\u011flub ve peri\u015fan eder. Bununla beraber Hak\u00eem&#8217;dir. Yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 nizam ve hikmetle sa\u011flam yapar. Kutsall\u0131k ve y\u00fcceli\u011fine z\u0131t olan \u015firk ve k\u00fcf\u00fcr gibi durumlara bazen meydan verip zalimler, fas\u0131klar, haks\u0131zlar ve ahl\u00e2ks\u0131zlara zaman tan\u0131yor, y\u00fcze \u00e7\u0131kar\u0131yor gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de onlarda da nice hikmetleri vard\u0131r. \u00d6yle olmasayd\u0131 Hakk&#8217;\u0131n kutsall\u0131k ve y\u00fcceli\u011fi bilinmez, il\u00e2h\u00ee \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn boyutu anla\u015f\u0131lmazd\u0131. B\u00f6ylece de o zalimler b\u00fcy\u00fck cezalara m\u00fcstahak olmaz ve m\u00fcminleri daha y\u00fcksek faziletle sevab ve derecelere ula\u015ft\u0131racak olan cihad\u0131n hikmeti kalmazd\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc e\u015fyan\u0131n z\u0131tlar\u0131yla g\u00f6r\u00fcnmesi bir hikmet kanunudur.<\/p>\n<p>2. O Hak\u00eem, Aziz, Kudd\u00fcs ve Melik olan, g\u00f6klerde ve yerde her\u015feyin kendisini tesbih etti\u011fi Allah&#8217;t\u0131r ki izzet ve hikmetinin al\u00e2metlerinden olarak \u00fcmmiler i\u00e7inde kendilerinden bir Resul g\u00f6nderdi ki bu \u00fcmmilerden kas\u0131t, Araplar&#8217;d\u0131r. Yukar\u0131da da ge\u00e7ti\u011fi gibi \u00fcmmi kelimesinin \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Birisi, \u00fcmme mensub demektir ki, anadan do\u011fdu\u011fu hal \u00fczere bulunan, yani okuma yazmas\u0131, tahsili olmayan demektir. &#8220;Biz \u00fcmmi bir \u00fcmmetiz, yaz\u0131 ve hesab bilmeyiz.&#8221; hadisi de bu m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret etmektedir. \u0130kincisi, \u00fcmmete mensub demektir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, \u00dcmm\u00fc&#8217;l kur\u00e2&#8217;ya mensub, yani Mekkeli m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bunlar i\u00e7inde me\u015fhur olan ilk g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr. Burada da s\u00f6z\u00fcn geli\u015finden bu m\u00e2n\u00e2da oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Yani ilkel halde bulunan ve hen\u00fcz cehalet devrini ya\u015fayan Arablar i\u00e7erisinde, \u00f6l\u00fclerden hayat f\u0131\u015fk\u0131rt\u0131r gibi ilim ve hikmet kayna\u011f\u0131 olan bir Resul g\u00f6nderdi. \u00fczerlerine Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini okuyor. Ve onlar\u0131 tezkiye ediyor, b\u00e2t\u0131l inan\u00e7lardan, fena huylardan temizleyip feyizlendiriyor, fikirlerini a\u00e7\u0131yor ve onlar\u0131 b\u00fct\u00fcn \u00e2lemler i\u00e7inde parlat\u0131yor. Ve onlara kitap ve hikmet \u00f6\u011fretiyor, okuyup yazmay\u0131 ve kitablar\u0131n en \u00fcst\u00fcn\u00fc olan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 belletiyor. S\u00fcnnet ve hadislerle h\u00fck\u00fcmleri yerine getirmek i\u00e7in nakl\u00ee ve akl\u00ee ilimler yan\u0131nda i\u015fler de \u00f6\u011fretiyor. Halbuki bundan \u00f6nce o \u00fcmmiler a\u00e7\u0131k bir dalalet i\u00e7inde, ne yapacaklar\u0131n\u0131 bilmez \u015fa\u015fk\u0131n bir halde idiler. B\u00f6yle iken Allah i\u00e7lerinden onlara \u00f6yle bir Resul g\u00f6nderdi.<\/p>\n<p>3. Ve daha onlardan ba\u015fkalar\u0131na ki hen\u00fcz onlara kat\u0131lmad\u0131lar. Buradaki &#8220;\u00e2her\u00een&#8221; kelimesi, &#8220;aher&#8221;in \u00e7o\u011fulu olup e veya yahut deki zamirine ba\u011flanm\u0131\u015f olarak Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n risalet ve \u00f6\u011fretiminin yaln\u0131z Araplar&#8217;a mahsus olmay\u0131p onlardan ba\u015fka di\u011fer b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetleri de kapsad\u0131\u011f\u0131n\u0131 beyan etmektedir. Zira \u00fcmmi olduklar\u0131 belirtilen Araplar&#8217;dan ba\u015fka, &#8220;\u00e2her\u00een&#8221; (di\u011ferleri) t\u00e2biriyle de b\u00fct\u00fcn kavimler kasdedilmi\u015ftir. Yani o Resul, yaln\u0131z i\u00e7lerinden \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fcmmi toplulu\u011fa de\u011fil, hen\u00fcz onlara kat\u0131lm\u0131\u015f olmamakla beraber ileride kat\u0131lacak olan Arap ve Arap olmayan b\u00fct\u00fcn insanl\u0131k \u00e2lemine kitab ve hikmet \u00f6\u011fretiyor. O \u00f6yle bir Resul ve o, Resul&#8217;\u00fc g\u00f6nderen Allah \u00f6yle Aziz \u00f6yle Hak\u00eem&#8217;dir.<\/p>\n<p>4. \u0130\u015fte o ba&#8217;s, yani \u00f6yle bir Resul g\u00f6nderilmesi s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n fazl\u0131d\u0131r, kesb ve \u00e7al\u0131\u015fmakla kazan\u0131l\u0131r bir \u015fey de\u011fildir. Onu diledi\u011fine bah\u015feder. O, tabiat kanunlar\u0131 alt\u0131na al\u0131namaz. Yaln\u0131zca \u0130l\u00e2h\u00ee \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn gere\u011fidir. Ve Allah \u00f6yle \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir fazl sahibidir. Binaenaleyh o Resul\u00fcn davetini kabul etmeli, talimat\u0131n\u0131 bellemeli, ona g\u00f6re ens\u00e2rullah (Allah yard\u0131mc\u0131lar\u0131) olup Allah&#8217;\u0131n vaad etti\u011fi fazl ve fazilete ermelidir.<\/p>\n<p>5. Bu beyandan sonra ilmiyle amel etmeyenlerin k\u0131nanmas\u0131 i\u00e7in buyuruluyor ki kendilerine Tevrat y\u00fckletilmi\u015f, \u00f6\u011fretilip m\u00e2n\u00e2s\u0131yla amel etmeleri teklif edilmi\u015f olup da sonra onu y\u00fcklenmemi\u015f; i\u00e7indekini anlay\u0131p gere\u011fince istifade ve amel etmemi\u015f bulunanlar\u0131n meseli yani mesel haline gelmi\u015f tuhaf halleri ki, bilginiz, kendimizi Allah&#8217;a adam\u0131\u015f\u0131z ve okur yazar\u0131z diye y\u00fcklerle kitab s\u0131rtlanm\u0131\u015f olduklar\u0131 halde, Tevrat&#8217;\u0131n ve Beni \u0130srail peygamberlerinin, o Allah&#8217;\u0131n bir fazl\u0131 olan \u00fcmmi Nebi&#8217;si son peygamber hakk\u0131ndaki haberlerine itibar etmemi\u015f, ahk\u00e2m ve ahl\u00e2k\u0131yla do\u011fruluk dairesinde amel etme cihetine gitmemi\u015flerdir. B\u00f6yle kimselerin hali o e\u015fe\u011fin haline benzer ki sifirler, yani koca koca kitablar ta\u015f\u0131r da i\u00e7indekinden hi\u00e7 haberi olmaz, istifade etmez. Burada zikredilen &#8220;esf\u00e2r&#8221; t\u00e2birinde Tevrat&#8217;\u0131n k\u0131s\u0131mlar\u0131na esf\u00e2r denildi\u011fine i\u015faret vard\u0131r. Bak Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini yalanlayan kavmin meseli ne \u00e7irkindir! Burada ilmiyle amel etmeyenlerin hepsinin h\u00e2l ve mesellerinin b\u00f6yle \u00e7irkin oldu\u011funa bir tenbih vard\u0131r. Allah da zalimler toplulu\u011funu hidayete erdirmez. Do\u011fru yola \u00e7\u0131karmaz. Kendilerine hakk\u0131n delilleri g\u00f6sterildi\u011fi halde onlara inanmay\u0131p da tasdik yerine tekzibi koyan haks\u0131zlar\u0131n, o do\u011fru yolu bulmalar\u0131, murada ermeleri m\u00fcmk\u00fcn olur mu?<\/p>\n<p>6. De ki ey yahudi olanlar! Siz di\u011fer insanlardan ba\u015fka olarak kendilerinizin Allah&#8217;\u0131n velisi, O&#8217;nun vel\u00e2yetine ermi\u015f sevgili dostlar\u0131 olarak zannediyorsan\u0131z ,do\u011fru olmayan b\u00f6yle bir zan besliyorsan\u0131z. M\u00e2ide S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Yahudiler ve h\u0131ristiyanlar: &#8216;Biz Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131 ve sevgilileriyiz&#8217; dediler.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/18) \u00e2yetinde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere h\u0131ristiyanlar &#8220;Biz Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131 ve evlatlar\u0131y\u0131z.&#8221; dedikleri gibi yahudiler de &#8220;Biz Allah&#8217;\u0131n sevgilileriyiz.&#8221; diye iddia etmektedirler. E\u011fer \u00f6yle ise haydi \u00f6lmeyi temenni edin! \u00d6l\u00fcm\u00fc kendinize \u00fcmmiyye yani ideal edinin de bir an evvel \u00f6l\u00fcp bu imtihan ve s\u0131k\u0131nt\u0131 d\u00fcnyas\u0131ndan ahirete g\u00f6\u00e7erek Allah&#8217;a kavu\u015fmay\u0131 can\u0131n\u0131za minnet bilin. Buradaki \u00f6l\u00fcm\u00fc temenni emri, susturma ve k\u0131nama i\u00e7indir. E\u011fer o davan\u0131zda do\u011fru iseniz b\u00f6yle \u00f6l\u00fcmden ka\u00e7may\u0131p onu temenni etmeniz gerekir. Ni\u00e7in ondan ka\u00e7\u0131p da b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n\u0131zla d\u00fcnya hayat\u0131na sar\u0131l\u0131p duruyorsunuz?<\/p>\n<p>7. Fakat onu ebediyyen temenni etmezler. \u00c7\u00fcnk\u00fc ellerinin takdim etti\u011fi nice g\u00fcnahlar, cinayetler, k\u00fcf\u00fcrler ve zul\u00fcmler vard\u0131r. Ki onlar Allah&#8217;\u0131n sevgilisi ve evliyas\u0131 olamazlar. Ve Allah zalimleri bilir, cezalar\u0131n\u0131 verir. Onun i\u00e7in onlar, o davada sad\u0131k de\u011fil, yalanc\u0131d\u0131rlar, evliya de\u011fil haks\u0131z ve zalimlerdir.<\/p>\n<p>8. De ki: Haberiniz olsun, o sizin ka\u00e7\u0131p durdu\u011funuz \u00f6l\u00fcm her halde size gelip \u00e7atacakt\u0131r. Ka\u00e7makla ondan kurtulamayaca\u011f\u0131n\u0131z gibi \u00f6lmekle de kurtulacak de\u011filsiniz. Sonra g\u00f6r\u00fcnmeyeni ve g\u00f6r\u00fcneni bilene d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz. \u0130lkin sizi yaratm\u0131\u015f b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n\u0131za sahipken, sizler firar\u00ee k\u00f6leler gibi O&#8217;nun m\u00fclk\u00fcnden, emir ve h\u00fckm\u00fcnden ka\u00e7mak isteyerek gizli ve a\u00e7\u0131k isyanlar yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z ger\u00e7ek mevlan\u0131z olup, b\u00fct\u00fcn g\u00f6r\u00fcnmeyen ve g\u00f6r\u00fcnenleri bilen ve kendisine hi\u00e7bir \u015feyin gizli kalmas\u0131na imkan bulunmayan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n huzuruna d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz, o size b\u00fct\u00fcn yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 haber verecektir. Kitab\u0131ndan ve verdi\u011fi ilimlerden neleri tahrif etti\u011finizi, neler gizleyip neleri a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 y\u00fcz\u00fcn\u00fcze vuracak ve ona g\u00f6re cezan\u0131z\u0131 verecektir. \u00d6l\u00fcmle bedenin yok olmas\u0131ndan sonra \u015fuur ve temyiz ruhu olan nefs-i nat\u0131ka (insan\u0131n \u00f6z\u00fc, cevheri) Z\u00fcmer S\u00fbresi&#8217;nde bulunan &#8220;Allah, \u00f6ld\u00fckleri s\u0131rada canlar\u0131 al\u0131r..&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/42) \u00e2yetinde ifade edildi\u011fi \u00fczere do\u011frudan do\u011fruya Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kudret elinde kalacakt\u0131r ki, \u00f6l\u00fcmden sonra ruhun ebedi kalaca\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrenlerin maksad\u0131 da budur. Burada bilhassa &#8220;\u00c2limu&#8217;l-\u011faybi ve&#8217;\u015f-\u015feh\u00e2de&#8221; ismiyle ilim s\u0131fat\u0131na d\u00f6nd\u00fcrme a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilmi\u015f olmas\u0131na nazaran bir insan\u0131n \u00f6z\u00fcn\u00fcn \u015fehadet \u00e2leminden gayb \u00e2lemine intik\u00e2li demek olan bu d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn &#8220;v\u00fcc\u00fbd-\u0131 ilm\u00ee&#8221; ile Hakk&#8217;\u0131n huzurunda ger\u00e7ekle\u015fece\u011fine i\u015faret edilmi\u015f demektir. Buna g\u00f6re bilinmeyen \u00e2lemden bilinen \u00e2leme gelmi\u015f olan bir insan, \u00f6l\u00fcmle yine bilinmeyen \u00e2leme d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc zaman b\u00fct\u00fcn hakikat\u0131, d\u00fcnyadaki \u00f6mr\u00fcn\u00fcn ba\u015f\u0131ndan sonuna kadar i\u00e7inde ve d\u0131\u015f\u0131nda meydana gelen iyi veya k\u00f6t\u00fc b\u00fct\u00fcn fiil ve i\u015fleri, gayb ve \u015fehadeti bilen Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilminde hi\u00e7bir noktas\u0131 kaybolmaks\u0131z\u0131n haz\u0131r bulacak ve ona g\u00f6re ceza veya m\u00fckafat\u0131n\u0131 g\u00f6recektir. Ger\u00e7i bir insan \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fc zaman onun ruh ve beden itibariyle \u00e7evresinde b\u0131rakm\u0131\u015f oldu\u011fu iz ve izlenimlerin bir k\u0131sm\u0131 onu tan\u0131yan ve onunla ilgilenen insanlar\u0131n haf\u0131zalar\u0131nda, daha geni\u015f bir k\u0131sm\u0131 da &#8220;Kir\u00e2men k\u00e2tib\u00een&#8221; (\u015ferefli k\u00e2tibler) denilen meleklerin kaydetmi\u015f olduklar\u0131 amel defterleri ile bilgi ve ezberlerinde kal\u0131r ise de, bunlar\u0131n ikisi de onun b\u00fct\u00fcn insanl\u0131k hakikatini ihata edici de\u011fil, az \u00e7ok a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131km\u0131\u015f olanlara aittir. Kaf S\u00fbresi&#8217;nde yer alan &#8220;Biz ona \u015fah damar\u0131ndan daha yak\u0131n\u0131z.&#8221; (Kaf, 50\/16) \u00e2yetinde ge\u00e7ti\u011fi \u015fekilde insan nefsinin derinliklerinde cereyan eden gizli vesveseler gibi nice s\u0131rlar\u0131 vard\u0131r ki onlar\u0131 yaln\u0131z &#8220;insana \u015fah damar\u0131ndan daha yak\u0131n&#8221; olan, gayb ve \u015fehadeti bilen zat\u0131n ilmi ku\u015fat\u0131r. Onun i\u00e7indir ki, insan\u0131n b\u00fct\u00fcn hakikatiyle d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc yaln\u0131z Allah&#8217;ad\u0131r. \u0130\u015fte bu suretle insanlar Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n huzuruna b\u00fct\u00fcn hakikatleriyle toplanarak hesaba \u00e7ekilecekler ve \u00f6m\u00fcrlerinin kazan\u00e7lar\u0131 olan ruhan\u00ee ve cisman\u00ee b\u00fct\u00fcn amellerin tart\u0131s\u0131na g\u00f6re ceza ve m\u00fckafat g\u00f6receklerdir.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in bu beyandan sonra m\u00fcminlere hitaben buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>9- Ey inananlar! Cuma g\u00fcn\u00fc namaz i\u00e7in \u00e7a\u011fr\u0131ld\u0131\u011f\u0131(n\u0131z) zaman, Allah&#8217;\u0131 anmaya ko\u015fun, al\u0131\u015fveri\u015fi b\u0131rak\u0131n. E\u011fer bilirseniz, bu sizin i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>10- Namaz k\u0131l\u0131nd\u0131ktan sonra yery\u00fcz\u00fcne da\u011f\u0131l\u0131n ve Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfundan (nasibinizi) aray\u0131n. Allah&#8217;\u0131 \u00e7ok an\u0131n ki kurtulu\u015fa eresiniz.<\/p>\n<p>11- Bir ticaret ve e\u011flence g\u00f6rd\u00fckleri zaman hemen da\u011f\u0131l\u0131p ona gittiler ve seni ayakta b\u0131rakt\u0131lar. De ki: &#8220;Allah&#8217;\u0131n yan\u0131nda bulunan, e\u011flenceden ve ticaretten de hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Allah, r\u0131z\u0131k verenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>9. Cuma g\u00fcn\u00fc namaz i\u00e7in \u00e7a\u011fr\u0131da bulunuldu\u011fu vakit y\u0131 tefsirdir m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Yani Cuma g\u00fcn\u00fc Cuma namaz\u0131 vakti ezan okundu\u011funda Ke\u015f\u015f\u00e2f ve di\u011fer baz\u0131 tefsirlerde zikredildi\u011fine g\u00f6re bir k\u0131s\u0131m \u00e2limler demi\u015flerdir ki, buradaki \u00e7a\u011fr\u0131dan maksat, imam\u0131n minbere oturdu\u011fu s\u0131radaki ezand\u0131r. Resulullah&#8217;\u0131n bir m\u00fcezzini bulunurdu. Minbere oturdu\u011fu zaman mescidin kap\u0131s\u0131 \u00fczerinde \u015f\u00f6yle ezan okunurdu. &#8220;Allah b\u00fcy\u00fckt\u00fcr, Allah b\u00fcy\u00fckt\u00fcr, Allah b\u00fcy\u00fckt\u00fcr, Allah b\u00fcy\u00fckt\u00fcr; ben \u015fehadet ederim ki, O&#8217;ndan ba\u015fka tanr\u0131 yoktur, ben \u015fehadet ederim ki, O&#8217;ndan ba\u015fta tanr\u0131 yoktur; ben \u015fehadet ederim ki, Muhammed Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fcd\u00fcr, ben \u015fehadet ederim ki, Muhammed Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fcd\u00fcr; haydi namaza haydi namaza; haydi felaha haydi felaha; Allah b\u00fcy\u00fckt\u00fcr, Allah b\u00fcy\u00fckt\u00fcr; O&#8217;ndan ba\u015fka tanr\u0131 yoktur.&#8221; Resulullah minberden indi\u011finde de m\u00fcezzin namaza ik\u00e2met getirirdi. Bu, Ebu Bekr ve \u00d6mer (r.a) zaman\u0131nda da b\u00f6yle idi. Ta ki Hz. Osman devri gelince, insanlar \u00e7o\u011fald\u0131, Medine b\u00fcy\u00fcy\u00fcp evlerin mesafeleri uzakla\u015ft\u0131. O vakit Hz. Osman m\u00fcezzinlerin say\u0131s\u0131n\u0131 ikiye \u00e7\u0131kard\u0131. Birinci ezan\u0131n Zevr\u00e2 denilen evi \u00fczerinde okunmas\u0131n\u0131 emretti. \u0130kinci ezan da minbere oturdu\u011fu zaman, ikinci m\u00fcezzin taraf\u0131ndan okunur, sonra minberden indi\u011finde namaz i\u00e7in ik\u00e2met getirilirdi. Bu durum hi\u00e7 kimse taraf\u0131ndan k\u0131nanmad\u0131. B\u00f6ylece Cuma namaz\u0131 i\u00e7in iki ezan bir ik\u00e2met \u00fczerine icma meydana gelmi\u015f oldu. O zamandan beri uygulama bu \u015fekildedir. Buhar\u00ee, Z\u00fchri yoluyla Said b. Yezid&#8217;den \u015funlar\u0131 rivayet etmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1- Hz. Peygamber (s.a.v), Ebu Bekr ve \u00d6mer zaman\u0131nda Cuma g\u00fcn\u00fc birinci \u00e7a\u011fr\u0131 imam minbere oturdu\u011funda olurdu. Vakta ki Osman (r.a) zaman\u0131 geldi ve insanlar \u00e7o\u011fald\u0131, o vakit Hz. Osman Zevr\u00e2 \u00fczerinde \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u00e7a\u011f\u0131r\u0131y\u0131 (ezan\u0131) emretti.<\/p>\n<p>2- Cuma g\u00fcn\u00fc \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc ezan\u0131 ziyade eden Hz. Osman oldu ki bu, Medine halk\u0131n\u0131n \u00e7o\u011fald\u0131\u011f\u0131nda idi. Hz. Peygamber (s.a.v) zaman\u0131nda ise bir m\u00fcezzinden ba\u015fka yoktu ve Cuma g\u00fcn\u00fc ezan, imam minbere oturdu\u011fu s\u0131rada okunurdu.<\/p>\n<p>3- Cuma g\u00fcn\u00fc \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc te&#8217;zini (ezan\u0131n okunmas\u0131n\u0131) mescid halk\u0131 \u00e7o\u011fald\u0131\u011f\u0131 vakit Hz. Osman emretti. Daha \u00f6nce Cuma ezan\u0131, imam minbere oturdu\u011fu zaman okunurdu.<\/p>\n<p>4- Resulullah (s.a.v), Ebu Bekr ve \u00d6mer (r.a) zaman\u0131nda Cuma g\u00fcn\u00fc ilk ezan imam minbere oturdu\u011fu s\u0131rada idi. Vakta ki Hz. Osman d\u00f6neminde insanlar \u00e7o\u011fald\u0131, o zaman Hz. Osman \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc ezan\u0131 emretti de o da Zevr\u00e2&#8217;da okundu. Binaenaleyh s\u00f6z konusu emir bu \u015fekilde sabit olmu\u015ftu.&#8221; Bu riv\u00e2yetlerin birinde ikinci te&#8217;zin, di\u011ferlerinde \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc nid\u00e2, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc te&#8217;zin, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc ezan denilmesi hep ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Bundan maksat, Hz. Osman zaman\u0131nda emredilen ilk ezand\u0131r ki, biz buna d\u0131\u015f ezan deriz. Bundan sonra h\u00e2tibin minbere oturdu\u011fu zaman da bir ezan okunur ki, bu ikinci ez\u00e2na da i\u00e7 ezan denir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de namaza ba\u015flarken okunan kamettir. Ezan ile kamete nidaeyn ve ezaneyn (iki \u00e7a\u011fr\u0131) da denilmektedir. Bu itibarla tarih nokta-i nazar\u0131ndan, sonra ba\u015flam\u0131\u015f olan d\u0131\u015f ezana \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc nid\u00e2 ya da \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc ezan denildi\u011fi gibi, kamet ezan say\u0131lmayarak, buna ikinci ezan da denilmi\u015ftir. K\u0131sacas\u0131, Hz. Peygamber devrinde Cuma i\u00e7in birinci \u00e7a\u011fr\u0131, h\u00e2tib minbere oturdu\u011fu zaman mescidin kap\u0131s\u0131 \u00fcst\u00fcnde okunan ezan, ikincisi de h\u00e2tib minberden a\u015fa\u011f\u0131 inerken okunan ikametti. Hz. Osman d\u00f6neminden beri tekrar etmi\u015f olan icma ve uygulamaya nazaran da birinci \u00e7a\u011fr\u0131, Cuma vaktinin girmesiyle okunan d\u0131\u015f ezan ikincisi, h\u00e2tib minbere oturdu\u011funda okunan i\u00e7 ezan, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de, namaz i\u00e7in okunan kamettir. Bu \u00e2yetteki nidas\u0131ndan murad\u0131n da, ilk okunan ezan oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc birinci ezan okununca nid\u00e2, yani Allah&#8217;\u0131 anmaya ko\u015fman\u0131n \u015fart\u0131 olan \u00e7a\u011fr\u0131lma, vuku bulmu\u015f olur. Fakat ilk ezan hangisi itibar edilmelidir? Yukar\u0131da nakletti\u011fimiz gibi baz\u0131lar\u0131 yaln\u0131z Peygamber zaman\u0131ndaki birinci ezan\u0131 dikkate alarak ko\u015fman\u0131n v\u00fccubunun, hatibin minbere oturdu\u011fu vakit okunan ezan ile ba\u015flayaca\u011f\u0131na kanaat getirmi\u015flerdir. \u0130lk bak\u0131\u015fta bu g\u00f6r\u00fc\u015f uygun gibi g\u00f6r\u00fcnmektedir. Ancak Kenz \u015eerhi &#8220;Bahr-i Raik&#8221; ve &#8220;Tenviru&#8217;l-Ebs\u00e2r&#8221; ve di\u011fer kaynaklarda beyan edildi\u011fi \u00fczere Hanefilerce en do\u011fru kabul edilen, v\u00fccubun ilk okunan d\u0131\u015f ezanla ba\u015flamas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Cuma&#8217;ya davet \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131, bu ezanlad\u0131r. Fet\u00e2va-y\u0131 Hindiyye&#8217;de de \u015f\u00f6yle denilmektedir: &#8220;Ko\u015fmak ve al\u0131\u015f veri\u015fi terketmek ilk ezan ile vacib olur.&#8221; Tahavi de demi\u015ftir ki: &#8220;Minber ezan\u0131 s\u0131ras\u0131nda ko\u015fmak vacib, al\u0131\u015fveri\u015f mekruh olur.&#8221; Hasan b. Ziy\u00e2d&#8217;a g\u00f6re de muteber olan minaredeki ezand\u0131r. Do\u011frusu \u015fudur ki: Zeval vaktinden \u00f6nce ezan muteber de\u011fildir. Muteber olan zevalden sonraki ezand\u0131r. Bu, ister minber \u00fczerinde, ister Zevr\u00e2 \u00fczerinde okunan ezan olsun sonu\u00e7 ayn\u0131d\u0131r. el-K\u00e2fi&#8217;de de bu \u015fekilde beyan edilmi\u015ftir. Ger\u00e7ekte \u00e2yette ifade edilen \u00e7a\u011fr\u0131dan murad, Cuma&#8217;ya davet i\u00e7in okunan ezand\u0131r. Genel davet i\u00e7in okunan ezan da, zevalden sonra vaktin girmesiyle d\u0131\u015farda okunan ilk ezand\u0131r. \u0130\u00e7erde okunan ikinci ezan ise, d\u0131\u015fardakilere duyurmak mahiyyetinde de\u011fil, i\u00e7erdekilere kar\u015f\u0131 hutbeye ba\u015flamay\u0131 il\u00e2n suretiyle Peygamber&#8217;in s\u00fcnnetini ya\u015fatmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Resulullah zaman\u0131nda minbere oturulduktan sonra mescidin kap\u0131s\u0131 \u00fczerinde okunan ezan da, hem d\u0131\u015far\u0131ya kar\u015f\u0131 davet, hem de hutbeye ba\u015flamay\u0131 il\u00e2n maksatlar\u0131n\u0131 ifade edebiliyordu. Fakat memleket b\u00fcy\u00fcy\u00fcp cemaat \u00e7o\u011fald\u0131ktan sonra arzu edilen bu iki m\u00e2n\u00e2 ve maksad\u0131n yerine getirilmesi i\u00e7in yaln\u0131z bir ezan\u0131n yetmedi\u011fi g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman yukar\u0131da anlat\u0131lan iki ezanda karar k\u0131l\u0131n\u0131p icma yoluyla uygulama bunun \u00fczerine cereyan etmi\u015f olmakla \u00e2yetteki umumi davet m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n, d\u0131\u015far\u0131da okunan birinci ezana uygun olaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olmaktad\u0131r. \u0130\u015fte bu suretle f\u0131k\u0131h y\u00f6n\u00fcyle bizce de sahih olan budur. O halde Cuma g\u00fcn\u00fc g\u00fcne\u015fin zevaliyle \u00f6\u011fle vaktinin girmesinden itibaren Cuma&#8217;ya \u00e7a\u011f\u0131ran ilk ezan okundu\u011fu vakit hemen Allah&#8217;\u0131n zikrine ko\u015fun! \u00c7a\u011fr\u0131dan \u00f6nce ne kadar erken gidilirse o kadar efdal olmakla beraber ko\u015fman\u0131n v\u00fccubu ezan\u0131n okunmas\u0131ndan itibaren ba\u015flar. Denilmi\u015ftir ki, burada ko\u015fmaktan maksat, me\u015fgul oldu\u011fu i\u015fi hemen b\u0131rak\u0131p vakit ge\u00e7irmeksizin hutbeye yeti\u015fmeye \u00e7al\u0131\u015fmakt\u0131r. Tela\u015f ile ko\u015farak gitmek demek de\u011fildir. Hz. \u00d6mer, \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud, \u0130bn\u00fc Abbas ve di\u011ferlerinden yani hemen gidiniz m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu da nakledilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yette ko\u015fma anlam\u0131n\u0131 ifade eden &#8220;sa&#8217;y&#8221; kelimesi, &#8220;\u0130nsana \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey yoktur.&#8221; (Necm, 53\/39), &#8220;Babas\u0131yla beraber y\u00fcr\u00fcy\u00fcp gezecek \u00e7a\u011fa eri\u015fince&#8230;&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/102) \u00e2yetlerinde oldu\u011fu gibi \u00e7al\u0131\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Onun i\u00e7in sa&#8217;y burada ko\u015fmak de\u011fil kasd, yani do\u011fru gitmek anlam\u0131ndad\u0131r. Ve sa&#8217;y her i\u015fte tasarruf demektir. Hasan&#8217;dan da &#8220;ayaklar \u00fczerinde de\u011fil, niyyet ve kalbler \u00fczerinde &#8220;sa&#8217;y&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu nakledilmi\u015ftir. Bununla beraber \u0130mam Muhammed b. Hasan &#8220;Muvatta&#8221;\u0131nda demi\u015ftir ki:&#8221; \u0130bn\u00fc \u00d6mer (r.a) B\u00e2ki Kabristan\u0131&#8217;nda iken kameti i\u015fitmi\u015f ve s\u00fcratle y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015ft\u00fc.<\/p>\n<p>\u0130mam Muhammed der ki: &#8220;Kendini yormad\u0131k\u00e7a bunda da bir sak\u0131nca yoktur. Hindiyye&#8217;de de \u015f\u00f6yle denilmi\u015ftir: &#8220;Mescide ko\u015farak gitmek bize g\u00f6re de, fakihlerin \u00e7o\u011funlu\u011funa g\u00f6re de vacib de\u011fildir. Ancak m\u00fcstehab olmas\u0131 konusunda da ihtilaf edilmi\u015ftir. En do\u011fru olan, sakin ve a\u011f\u0131r ba\u015fl\u0131 olarak y\u00fcr\u00fcmektir.&#8221; &#8220;el-Kunye&#8221; adl\u0131 eserde de b\u00f6yle ifade edilmi\u015ftir. K\u00fct\u00fcb-i Sitte&#8217;de (alt\u0131 sahih hadis kitab\u0131nda) rivayet edildi\u011fi \u00fczere Ebu Hureyre demi\u015ftir ki: &#8220;Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n \u015f\u00f6yle dedi\u011fini i\u015fittim: &#8220;Namaz i\u00e7in kamet getirildi\u011fi vakit ona ko\u015farak gelmeyin, y\u00fcr\u00fcyerek gelin, sakinli\u011fi elden b\u0131rakmay\u0131n, yeti\u015fti\u011finizi k\u0131l\u0131n, yeti\u015femedi\u011finizi de sonradan tamamlay\u0131n.&#8221; \u00c2yetteki &#8220;zikrullah&#8221; mefhumu esas itibariyle Allah&#8217;\u0131 anmak veya Allah&#8217;\u0131n m\u00fcjde ve tehdidi demek oldu\u011fundan Kur&#8217;\u00e2n, tesbih, hamd, vaaz, hutbe ve namaz gibi hususlar\u0131n hepsini kapsamaktad\u0131r. Fakat Cuma&#8217;n\u0131n \u015fart ve esaslar\u0131ndan olan zikirden maksad\u0131n, hutbe ve namaz olmas\u0131 cihetiyle, burada ko\u015fulmas\u0131 vacib olan zikr, hutbe ve namaz olarak tefsir edilmi\u015ftir. Hidaye \u015ferhi &#8220;el-\u0130n\u00e2ye&#8221;de &#8220;zikirden maksad\u0131n hutbe oldu\u011fu hususunda m\u00fcfessirlerin ittifak\u0131n\u0131n bulundu\u011fu&#8221; belirtilmi\u015ftir. Mamafih icma ve ittifak yaln\u0131z hutbe olmas\u0131nda de\u011fil, hutbenin de kasdedilmi\u015f olmas\u0131ndad\u0131r. Bu y\u00fczden &#8220;Fethu&#8217;l-Kadir&#8221;de denilmi\u015ftir ki: &#8220;Zikrullah\u0131n tefsirinden maksat, hutbe ve namazd\u0131r&#8221;. Hz. Peygamber (s.a.v) \u00f6mr\u00fcnde Cuma namaz\u0131n\u0131 hutbesiz k\u0131lmam\u0131\u015f oldu\u011fu i\u00e7in, hutbe Cuma&#8217;n\u0131n \u015fartlar\u0131ndan birisidir. Bu \u00e2yet gere\u011fince hutbe &#8220;zikrullah&#8221; tabiriyle ifade edilmi\u015f oldu\u011fundan \u0130mam-\u0131 A&#8217;zam Ebu Hanife (r.a) Allah&#8217;\u0131 zikretmeyi hutbenin r\u00fckn\u00fc (farz\u0131) saym\u0131\u015ft\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla gibi zikrullah denilebilen en k\u0131sa bir zikir ile de hutbenin farz\u0131 yerine getirilmi\u015f olur. Bu zikrin biraz uzunca yap\u0131lmas\u0131 vaaz, nasihat ve dualarla doldurulmas\u0131 ise s\u00fcnnettir. \u015eu halde s\u00fcnnetlerine riayet etmeyerek k\u0131saca diye yetinmek mekruh olursa da, Cuma&#8217;n\u0131n \u015fart\u0131 olan hutbenin farz\u0131, kerahetle beraber yerine getirilmi\u015f olaca\u011f\u0131ndan, ondan sonra namaz sahih olabilir. Lakin \u0130mameyn&#8217;e (\u0130mam Muhammed ve Ebu Yusuf&#8217;a) g\u00f6re bunun farz\u0131, hutbe denilebilecek kadar uzunca bir zikrullah olmas\u0131d\u0131r ki, en az\u0131 \u00fc\u00e7 \u00e2yet veya namazdaki te\u015fehh\u00fcd miktar\u0131, yani duas\u0131n\u0131n tamam\u0131 kadar olmal\u0131d\u0131r. \u0130ki hutbe olmas\u0131 ve her hutbenin s\u00fbreleri gibi &#8220;t\u0131v\u00e2l-\u0131 mufassal&#8221; denilen bir s\u00fbre kadar olmas\u0131, nasihat, \u015fehadet ve salavat\u0131 i\u00e7ermesi \u015feklindeki vas\u0131flar, hutbenin s\u00fcnnetlerindendir. \u0130mam \u015eafii de demi\u015ftir ki: &#8220;\u0130ki hutbe okunmay\u0131nca Cuma namaz\u0131 caiz olmaz. Birinci hutbe, Allah&#8217;a hamd, Peygamber&#8217;e salat ve selam, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 takva sahibi olma tavsiyesi ve bir \u00e2yetin k\u0131r\u00e2etini i\u00e7ine almal\u0131d\u0131r. \u0130kincisi de ayn\u0131 hususlar\u0131 ihtiva etmekle beraber okunacak bir \u00e2yet yerine m\u00fcmin erkek ve kad\u0131nlara duay\u0131 i\u00e7ermelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Resulullah zaman\u0131ndan beri uygulama b\u00f6yle iki hutbe \u00fczerine cereyan etmi\u015ftir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da yaln\u0131zca &#8220;Allah&#8217;\u0131n zikrine ko\u015fun.&#8221; buyurularak hutbede yer alacak zikrin az\u0131 ve \u00e7o\u011fu ay\u0131rdedilmedi\u011fi i\u00e7in, \u0130mam-\u0131 Azam hutbenin farz\u0131n\u0131, az veya \u00e7ok zikrullah denebilecek bir miktar zikirden ibaret saym\u0131\u015f, bunun d\u0131\u015f\u0131ndakilerin ise s\u00fcnnet oldu\u011funu belirtmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu vesile ile Hanefi mezhebine g\u00f6re hutbenin baz\u0131 h\u00fck\u00fcmlerini \u00f6zetlemenin faydal\u0131 olaca\u011f\u0131 kanaatindeyiz.<\/p>\n<p>Hindiyye ve di\u011fer kaynaklarda ifade edildi\u011fi \u00fczere Cuma&#8217;n\u0131n edas\u0131n\u0131n \u015fartlar\u0131ndan biri de, namazdan \u00f6nce hutbe okumakt\u0131r. Hatta namaz, hutbesiz k\u0131l\u0131nsa veya hatib hutbeyi vaktinden \u00f6nce okusa caiz olmaz. Hutbenin farz\u0131 ve s\u00fcnneti vard\u0131r. Farz\u0131 ikidir. Birisi, vakittir ki, bu da zevalden sonra ve namazdan \u00f6ncedir. Hatta hutbe, zevalden \u00f6nce veya namazdan sonra okunsa caiz olmaz. \u0130kincisi de zikrullaht\u0131r. Bir hamdele (elhamd\u00fclillah demek) yahut bir tehlil (l\u00e2ilahe illallah demek) ya da bir tesbih (s\u00fcbh\u00e2nellah demek) dahi farza kifayet edebilir. Ancak bunlar hutbe kast\u0131yla olmal\u0131d\u0131r. Aks\u0131rmak gibi ba\u015fka bir sebeble veya yahut denilse bunun hutbe yerine ge\u00e7meyece\u011fi ittifakla kabul edilmi\u015ftir. Hatib hutbeyi tek ba\u015f\u0131na yahut yaln\u0131zca kad\u0131nlar\u0131n huzurunda okusa, bu da caiz olmaz. Ancak hutbe esnas\u0131nda cemaat uyusa yahut sa\u011f\u0131r olsalar o hutbe caiz olur.<\/p>\n<p>Hutbenin s\u00fcnnetlerine gelince bunun on be\u015f kadar oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. \u015e\u00f6yle say\u0131labilir:<\/p>\n<p>1- Taharet.<\/p>\n<p>2- Dikilmek&gt;. Oturularak veya yan gelinerek okunursa (s\u00fcnnete ters d\u00fc\u015fmekle ve kerahetle beraber) caiz olur.<\/p>\n<p>3- Y\u00fcz\u00fcn\u00fc cemaata d\u00f6nmek.<\/p>\n<p>4- Hutbeye ba\u015flamadan \u00f6nce i\u00e7inden \u00e7ekmek.<\/p>\n<p>5- Hutbeyi cemaata duyurmak, Ancak i\u015fittirilemezse de caiz olur.<\/p>\n<p>6- Allah&#8217;a hamd ile ba\u015flamak,<\/p>\n<p>7- Allah&#8217;a \u00f6vg\u00fcde bulunmak,<\/p>\n<p>8- \u015feklinde iki \u015fehadet getirmek,<\/p>\n<p>9- Hz. Peygamber&#8217;e salavat getirmek,<\/p>\n<p>10- Vaaz ve nasihat etmek,<\/p>\n<p>11- Kur&#8217;\u00e2n okumak. Kim hutbede Kur&#8217;\u00e2n okumay\u0131 terkederse hata yapm\u0131\u015f olur. Hutbe esnas\u0131nda okunacak Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n miktar\u0131, \u00fc\u00e7 k\u0131sa ya da bir uzun \u00e2yettir.<\/p>\n<p>12- \u0130kinci hutbe ile Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya hamd ve \u00f6vg\u00fcy\u00fc, Hz. Peygamber&#8217;e salavat\u0131 tekrar etmek,<\/p>\n<p>13- M\u00fcsl\u00fcman erkek ve kad\u0131nlara dua etmek,<\/p>\n<p>14- \u0130ki hutbeyi t\u0131val-\u0131 mufassaldan bir s\u00fbre kadar hafif okumak. Hutbeyi uzatmak mekruhtur,<\/p>\n<p>15- \u0130ki hutbe aras\u0131nda oturmak. Bu oturman\u0131n miktar\u0131, zahiri riv\u00e2yette \u00fc\u00e7 \u00e2yet okuyacak kadar ge\u00e7en s\u00fcredir.<\/p>\n<p>\u0130ki hutbe aras\u0131ndaki bu oturu\u015fu terk ederse hatib, g\u00fcnahk\u00e2r olur. Resulullah (s.a.v)&#8217;a uyarak hatibin minbere \u00e7\u0131kmas\u0131 ve hutbeden \u00f6nce oturmas\u0131 da s\u00fcnnettir. Hidaye \u015ferhi &#8220;Fethu&#8217;l-Kadir&#8221;de denilmi\u015ftir ki: &#8220;Nasihat etmek, \u015fehadet ve salavat getirmek, iki hutbe okumak, ve hutbenin t\u0131val-\u0131 mufassaldan bir s\u00fbre kadar olmas\u0131 gibi az \u00f6nce zikredilen s\u00fcnnetleri kapsad\u0131ktan sonra hutbenin k\u0131sa fakat namaz\u0131n uzun olmas\u0131 da f\u0131k\u0131h ve s\u00fcnnettendir. &#8220;Hatibin sesini y\u00fckseltmesi ancak ikinci hutbede birinciye k\u0131yasla \u00e2\u015fik\u00e2re okudu\u011fu k\u0131s\u0131mlar\u0131 biraz hafifletmesi ise hutbenin m\u00fcstehablar\u0131ndand\u0131r. D\u00f6rt halifenin ve peygamberimizin iki amcas\u0131 Hamza ve Abbas&#8217;\u0131n da hutbede y\u00e2d edilmeleri m\u00fcstahsendir (g\u00fczel say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r) ve \u00f6yle yap\u0131lagelmi\u015ftir. (Tecnis ve Hindiyye.)<\/p>\n<p>Hatibin Cuma&#8217;da imaml\u0131\u011fa ehil olmas\u0131 da hutbenin \u015fartlar\u0131ndand\u0131r. (Z\u00e2hid\u00ee.)<\/p>\n<p>Hatibin hutbe halinde iyili\u011fi emretme konusunda da olsa lak\u0131rd\u0131 etmesi mekruhtur. (Fethu&#8217;l-Kadir.)<\/p>\n<p>\u0130mam hutbeye \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman ne salat ne de kelam caiz de\u011fildir. Mamafih \u0130mameyn, hatib minbere \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman hutbeye ba\u015flamadan \u00f6nce ve hutbeyi bitirdikten sonra namazla me\u015fgul olmadan evvel konu\u015fmas\u0131nda bir sak\u0131nca yoktur, demi\u015flerdir hutbe esnas\u0131nda cemaat\u0131n da ne insanlarla konu\u015fmas\u0131, ne tesbihi, ne aks\u0131ran kimseye &#8220;Allah sana merhamet etsin&#8221; demesi ve ne de selam\u0131 iade etmesi caiz de\u011fildir. F\u0131kha dair bir kitab\u0131 m\u00fctalaa etmek veya yazmakda bir sak\u0131nca yoktur diyenler olmu\u015fsa da, mekruh diyenler \u00e7o\u011funluktad\u0131r. (Sak\u0131ncas\u0131z olan\u0131n da terki evlad\u0131r.) Men edilen bir \u015feyi yapan kimseyi g\u00f6r\u00fcp nehyetmek, yahut bir \u015feyin haber verilmesi esnas\u0131nda ba\u015f\u0131yla i\u015faret etmek gibi, dil ile s\u00f6ylenmeyip el, ba\u015f ve g\u00f6z i\u015faretleriyle yap\u0131lan i\u015flerde de sahih olan herhangi bir sak\u0131ncan\u0131n olmamas\u0131d\u0131r. \u0130mamdan uzak olan da, hutbeyi dinleme hususunda yak\u0131n olan kimse gibidir. Yani onun da hakk\u0131, susmakt\u0131r. Do\u011fru olan budur. Cuma g\u00fcn\u00fc imam hutbede iken susma konusunda Buh\u00e2r\u00ee \u015fu hadisleri rivayet etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>1- Selman-\u0131 Farisi, Hz. Peygamber&#8217;in \u015f\u00f6yle dedi\u011fini nakleder: &#8220;\u0130mam konu\u015ftu\u011fu zaman susulur.&#8221;<\/p>\n<p>2- Ebu Hureyre&#8217;den nakledilmi\u015ftir: &#8220;Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;Cuma g\u00fcn\u00fc \u0130mam hutbe okurken arkada\u015f\u0131na sus desen faydas\u0131z bir i\u015f yapm\u0131\u015f olursun.&#8221;(1) Namazda haram olan, hutbede de haramd\u0131r.<\/p>\n<p>Binaenaleyh, imam hutbede iken yemek ve i\u00e7mek de do\u011fru olmaz. K\u0131sacas\u0131, cemaat\u0131n hutbeyi ba\u015f\u0131ndan sonuna kadar dinlemesi vacibtir. Ve imama yak\u0131n olmak uzak olmaktan daha faziletlidir. Ancak imama yakla\u015fmak i\u00e7in insanlar\u0131n omuzlar\u0131ndan atlay\u0131p ge\u00e7mek de mekruhtur, \u0130mam hutbeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131nda hem sonra gelenlere yer b\u0131rakmak hem de yak\u0131nl\u0131k faziletine ermek i\u00e7in ileriye ge\u00e7mekte bir sak\u0131nca olmad\u0131\u011f\u0131 da s\u00f6ylenmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6nceden ileri gitmeyip de \u00f6n taraflarda bo\u015f yer b\u0131rakanlar, o mekan\u0131, mazeretsiz olarak zayi etmi\u015flerdir. Lakin imam hutbeye ba\u015flam\u0131\u015f ise cemaat\u0131n bulundu\u011fu yerde kalmas\u0131 gerekir. Hutbe esnas\u0131nda ileri ge\u00e7mek, bir amel say\u0131l\u0131r. Hutbeyi dinlerken y\u00fcz\u00fc hutbeye kar\u015f\u0131 \u00e7evirmek ve namazda oturur gibi oturmak m\u00fcstehabd\u0131r. Ancak hutbeyi dinleyen dilerse dizlerini dikerek veya ba\u011fda\u015f kurarak ya da kolay\u0131na geldi\u011fi gibi oturabilir bu, caizdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc hutbe dinlemek, amel y\u00f6n\u00fcyle hakikaten namaz de\u011fildir. Harb yoluyla fethedilmi\u015f her beldede hatib k\u0131l\u0131\u00e7 tak\u0131n\u0131r. Hatib hutbeyi bitirince m\u00fcezzin kamet getirir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte b\u00f6yle hutbenin Kitap ve S\u00fcnnet ile bir tak\u0131m h\u00fck\u00fcmleri bulunmakla beraber, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da sabit olan as\u0131l mahiyyeti, Allah&#8217;\u0131 lay\u0131k\u0131yla anmak yahut va&#8217;z ve nasihatle and\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na zikrullah, yani Allah&#8217;\u0131 zikretmektir. Bu itibarla hutbe de namaz gibidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Beni anmak i\u00e7in namaz k\u0131l.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/14) ve &#8220;Muhakkak ki namaz, hayas\u0131zl\u0131ktan ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckten al\u0131koyar. Allah&#8217;\u0131 anmak en b\u00fcy\u00fck ibadettir.&#8221;&#8221; (Ankebut, 29\/45) buyurularak namaz da, zikrullahtan ibaret g\u00f6sterilmi\u015ftir. Onun i\u00e7in ey m\u00fcminler Cuma g\u00fcn\u00fc diye namaza \u00e7a\u011fr\u0131 ezan\u0131n\u0131 i\u015fitti\u011finiz zaman, Allah&#8217;\u0131n zikrine yeti\u015fmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131p dosdo\u011fru gidin. Ve bey&#8217;i terkedin, yani muameleleri (i\u015fleri) b\u0131rak\u0131n. \u00d6yle ki ge\u00e7im i\u00e7in en \u00f6nemli olan al\u0131m sat\u0131m i\u015flerini bile b\u0131rak\u0131n. Burada yer alan bey&#8217; &#8220;zikr-i h\u00e2s irade-i amm&#8221; (hususi olan\u0131 zikredip bununla umumu kasdetmek) yoluyla muamelattan mecazd\u0131r. Yahut bey&#8217;, hakiki m\u00e2n\u00e2s\u0131na olup, al\u0131\u015fveri\u015fin d\u0131\u015f\u0131ndaki muamelelerin terki, nass\u0131n delaletiyle sabittir. Belli ki, bey&#8217;i (al\u0131\u015f veri\u015fi) b\u0131rak\u0131n denilmesi \u00e7ar\u015f\u0131y\u0131 pazar\u0131 kapay\u0131n demekten daha kapsaml\u0131d\u0131r. Nitekim Ata&#8217;dan yap\u0131lan riv\u00e2yete g\u00f6re, ki\u015finin kar\u0131s\u0131yla m\u00fcbah olan muameleleri bile o saatte haramd\u0131r. Ancak karakol ve inzibat i\u015fleri gibi toplumun genel emniyeti i\u00e7in zarur\u00ee ve zorunlu olan hususlar\u0131n korunmas\u0131 da nass\u0131n (\u00e2yetin) gere\u011fi demektir. Onun i\u00e7in fakihler, h\u00fcrriyet, emniyet, h\u00fck\u00fcmet ve izn-i \u00e2mm (genel izin) gibi konular\u0131 Cuma&#8217;n\u0131n \u015fartlar\u0131 aras\u0131nda saym\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Buradaki emir, v\u00fccub i\u00e7in oldu\u011fundan ezan okununca Cuma&#8217;ya ko\u015fmak farz, muamelat ise nehyedilmi\u015ftir. Nehyin zaman\u0131, imam\u0131n namazdan \u00e7\u0131kmas\u0131na kadar devam eder. Fakat bununla beraber acaba bu s\u00fcre i\u00e7erisinde al\u0131\u015fveri\u015f yap\u0131lm\u0131\u015f olsa bu akid, bat\u0131l ve fasid olur mu? H\u00fckm\u00fc nedir? Baz\u0131lar\u0131, b\u00f6yle bir al\u0131\u015fveri\u015fin nehyedilmi\u015f ve haram oldu\u011funu ileri s\u00fcrerek akdi, fasid ve ge\u00e7ersiz saym\u0131\u015flarsa da, f\u0131k\u0131h usul\u00fc ilminde Hanefi \u00e2limlerince kabul edilen bir kaide vard\u0131r ki bu mesele onunla \u00e7\u00f6z\u00fclebilir. \u015e\u00f6yle ki: Bir \u015feyin zat\u0131ndan dolay\u0131 yasaklanmas\u0131 bat\u0131ll\u0131\u011f\u0131, vasf\u0131ndan dolay\u0131 yasaklanmas\u0131 f\u00e2sidli\u011fi, bir \u015feye yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 yasaklanmas\u0131 da keraheti gerektirir. Mesela sahibinin izni olmaks\u0131z\u0131n ba\u015fkas\u0131n\u0131n m\u00fclk\u00fcnde veya gasbedilmi\u015f bir yerde namaz k\u0131lmak mekruhtur. \u00c7\u00fcnk\u00fc namaz\u0131n farz ve vas\u0131flar\u0131nda bir bozukluk olmad\u0131\u011f\u0131 halde sadece yerin sahibinin izin ve r\u0131zas\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in nehyedilmi\u015ftir. Bu gibi yasaklar, &#8220;Sana kad\u0131nlar\u0131n ay halini sorarlar. De ki: &#8216;O, bir ez\u00e2d\u0131r. Ay halinde olan kad\u0131nlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yakla\u015fmay\u0131n..&#8221; (Bakara, 2\/222) \u00e2yetindeki nehiy gibi tahrimen mekruh (harama yak\u0131n kerahet) m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. \u00c7a\u011fr\u0131 vaktindeki al\u0131\u015fveri\u015f de, sat\u0131lan \u015fey, fiat ve akiddeki bir bozukluktan dolay\u0131 de\u011fil, &#8220;namaza \u00e7a\u011fr\u0131da bulunuldu\u011fu zaman&#8221; kayd\u0131yla s\u0131rf \u00e7a\u011fr\u0131 vaktine yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 nehyedilmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in akid, di\u011fer \u015fartlar tam olarak yerine getirilmi\u015f olursa, z\u00e2t ve vasf\u0131nda herhangi bir eksiklik s\u00f6z konusu olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 bat\u0131l veya fasid olmay\u0131p sahih fakat tahrimen mekruh olur.<\/p>\n<p>Bu, yani \u00e7a\u011fr\u0131 vaktinde al\u0131\u015fveri\u015fi terkedip Allah&#8217;\u0131 zikre ko\u015fmak sizin i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Al\u0131\u015fveri\u015ften daha faydal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ahiret menfaat\u0131, daha b\u00fcy\u00fck ve sonsuzdur. E\u011fer bilirseniz, hakikaten hay\u0131r ve \u015ferri se\u00e7en ilim ehli iseniz bunun daha hay\u0131rl\u0131 oldu\u011funu anlars\u0131n\u0131z. Cuma, cemaat\u0131n g\u00fc\u00e7lenip galib olmas\u0131 ve &#8220;Allah&#8217;\u0131n eli cemaatle beraberdir.&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fcn delaletiyle il\u00e2h\u00ee yard\u0131m\u0131n ger\u00e7ekle\u015fme yeri olmas\u0131 sebebiyle Allah kat\u0131nda o kadar b\u00fcy\u00fck hay\u0131r ve sevabd\u0131r ki, onun yan\u0131nda al\u0131\u015fveri\u015f gibi k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck menfaatlar\u0131n s\u00f6z\u00fc bile edilmez. D\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn medeni muameleleri de sosyal kalk\u0131nma ile il\u00e2h\u00ee yard\u0131m\u0131n g\u00f6r\u00fcnmesinin eseridir.<\/p>\n<p>Cuma:<\/p>\n<p>Cuma, esasen cemiyet ve cemaat gibi toplanma ve dernek m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilgili olan ve bizim de ayn\u0131 isimle bildi\u011fimiz belli g\u00fcn\u00fcn ismidir ki O, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n haftal\u0131k bayram\u0131d\u0131r. Ke\u015f\u015faf Tefsirinde Peygamber (s.a.v)&#8217;den \u015f\u00f6yle bir rivayet nakledilmi\u015ftir: &#8220;Bana Cibril geldi, avucunda beyaz bir ayna vard\u0131. Dedi ki: &#8220;Bu Cuma&#8217;d\u0131r. Rabbin bunu sana arz ediyor ki senin ve senden sonra \u00fcmmetin i\u00e7in bir bayram olsun. O, bizim yan\u0131m\u0131zda &#8220;yani meleklere g\u00f6re&#8221; g\u00fcnlerin efendisidir. Biz ona ahirete kadar &#8220;yevm\u00fc&#8217;l-mez\u00eed&#8221; (bereketli g\u00fcn) deriz.&#8221; Yine Hz. Peygamber (s.a.v) &#8216;den \u015f\u00f6yle dedi\u011fi rivayet edilir: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, her Cuma g\u00fcn\u00fc alt\u0131 y\u00fcz bin ki\u015fiyi ate\u015ften uzakla\u015ft\u0131r\u0131r.&#8221; Ka&#8217;b da \u015funu nakleder: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 beldelerden Mekke&#8217;yi, aylardan Ramazan&#8217;\u0131, g\u00fcnlerden de Cuma&#8217;y\u0131 faziletli k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; Ve Resulullah buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Cuma g\u00fcn\u00fc vefat eden kimseye Allah Te\u00e2l\u00e2 \u015fehid m\u00fckafat\u0131 yazar ve onu kabir fitnesinden korur.&#8221; \u0130mam Ahmed b. Hanbel, \u0130bn\u00fc M\u00e2ce ve daha bir \u00e2limin Ebu L\u00fcbabe b. Abdi&#8217;l-M\u00fcnzir&#8217;den Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e varan bir senedle rivayet ettikleri bir hadisde: &#8220;Cuma g\u00fcn\u00fc, g\u00fcnlerin efendisidir ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n yan\u0131nda Ramazan ve Kurban bayramlar\u0131ndan daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.&#8221; \u0130bn\u00fc Hibban&#8217;\u0131n rivayet etti\u011fi sahih bir hadiste de: &#8220;Cuma g\u00fcn\u00fcnden efdal olan bir g\u00fcn \u00fczerine g\u00fcne\u015f ne do\u011far ne de batar.&#8221; diye zikredilmi\u015ftir. Cuma gecesinin fazileti hakk\u0131nda baz\u0131 hadis ve haberlerden de anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re haftan\u0131n g\u00fcnleri, \u00e2lemin ilk yarat\u0131l\u0131\u015f devirlerinin bir misali gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Buyuruldu\u011fu vechile bir\u00e7ok \u00e2yette g\u00f6klerin ve yerin alt\u0131 g\u00fcnde yarat\u0131l\u0131p sonra Ar\u015f \u00fczerinde istiv\u00e2 edildi\u011fi zikredilmi\u015fti: A&#8217;r\u00e2f, 7\/54; Hud, 11\/7; Fussilet, 41\/11,12 \u00e2yetlerinde izah edildi\u011fi \u00fczere hen\u00fcz g\u00fcnlerin mevcut olmad\u0131\u011f\u0131 zamanlara aid olan bu alt\u0131 g\u00fcn\u00fcn bilinen g\u00fcnler olmay\u0131p ahiret g\u00fcnleri gibi binlerce seneler olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen vakit veya devirleri ifade etti\u011fi de s\u00f6ylenmi\u015fti. Bunlardan birincisi, maddenin ba\u015flang\u0131\u00e7ta bu\u011fu ve duman halinde yarat\u0131lmas\u0131 devri; ikincisi, cisimlerin te\u015fekk\u00fcl\u00fc devri; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, yerin g\u00f6kten ayr\u0131lmas\u0131 devri; d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc, yer kabu\u011funun olu\u015fum devri; be\u015fincisi, da\u011flar ve nehirlerin meydana gelmesi devri; alt\u0131nc\u0131s\u0131, hayat\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 ile nebat, hayvan ve insanlar\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na kadar ge\u00e7en tekam\u00fcl devridir. Bu alt\u0131 devir, birer g\u00fcn gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce, alt\u0131nc\u0131 devir, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n en toplu, en cemiyyetli g\u00fcn\u00fc, yani Cuma&#8217;s\u0131 demek olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2lem, bug\u00fcnde hayat\u0131n s\u0131rr\u0131na kavu\u015fmu\u015f ve insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ile tekam\u00fcl ederek son mertebesini bulmu\u015ftur. Bundan sonra da Ar\u015f \u00fczerinde istiv\u00e2 g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc meydana \u00e7\u0131k\u0131p d\u00fczenleme ve h\u00fck\u00fcmleri icra etmek suretiyle \u00e2lem, hikmet nizam\u0131 dairesinde faaliyet devrine girmi\u015ftir. (Bu konuda bilgi i\u00e7in Hud, 11\/7; Kaf, 49\/16. \u00e2yetlerine bak\u0131n\u0131z) Haftan\u0131n g\u00fcnlerinin Ehad, \u0130sneyn, Selase, Erbea, Hamse, Cuma ve Sebt isimleriyle an\u0131lmas\u0131 da, her birinin bu devirlerden birinin g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fc ve misali ile ilgili oldu\u011funu g\u00f6stermektedir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, Cuma g\u00fcn\u00fc, hayat\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7 devri, zevalden sonra Cuma vaktinin girmesi de insanl\u0131k hayat\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f zaman\u0131 gibi, haftan\u0131n en feyizli ve en m\u00fcbarek g\u00fcn\u00fc olma \u015ferefini elde etmi\u015f olarak m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n Ar\u015f&#8217;\u0131 alt\u0131nda il\u00e2h\u00ee fazl ve rahmetten naim cennetinin mutlulu\u011funa erdirmek \u00fczere toplant\u0131ya davet eden bir g\u00f6r\u00fc\u015fme g\u00fcn\u00fc, bir bayram demektir. M\u00fcslim&#8217;de, &#8220;\u00c2dem (a.s) Cuma g\u00fcn\u00fc yarat\u0131ld\u0131 ve o g\u00fcn cennete konuldu.&#8221; diye rivayet edilen bir hadisde de bu m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret vard\u0131r. Sa&#8217;d b. Mens\u00fbr ve \u0130bn\u00fc Merd\u00fbye Ebu Hureyre&#8217;den yapt\u0131klar\u0131 bir rivayette \u015f\u00f6yle derler: &#8220;Ebu Hureyre demi\u015ftir: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Nebisi bu g\u00fcne neden Cuma ismi verildi? dedim. Buyurdu ki: &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc baban\u0131z \u00c2dem&#8217;in mayas\u0131, onda topland\u0131.&#8221; Buh\u00e2r\u00ee ve di\u011fer kaynaklarda nakledilen sahih bir hadiste de Resulullah Cuma g\u00fcn\u00fcn\u00fc zikredip, &#8220;Onda \u00f6yle bir saat vard\u0131r ki, m\u00fcsl\u00fcman bir kul, kalkar namaz k\u0131lar ve Allah&#8217;tan bir \u015fey dilerken o vakte rastgelirse, herhalde Allah o kimseye diledi\u011fi \u015feyi verir.&#8221; buyurmu\u015f ve eliyle i\u015faret ederek o saatin azl\u0131\u011f\u0131n\u0131 da anlatm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; Bu saate, &#8220;saat-\u0131 ic\u00e2bet&#8221; (dualar\u0131n kabul edildi\u011fi saat) denir. Bu saat\u0131n hangi zamana denk gelece\u011fi hakk\u0131nda da \u00e7e\u015fitli riv\u00e2yetler vard\u0131r.<\/p>\n<p>1- Ebu B\u00fcrde (r.a)&#8217;den: \u0130mam\u0131n namaza duraca\u011f\u0131 andan bitirece\u011fi ana kadar.<\/p>\n<p>2. Hasan&#8217;dan: G\u00fcne\u015fin zevali s\u0131ras\u0131nda.<\/p>\n<p>3- \u015ea&#8217;b\u00ee&#8217;den: Al\u0131\u015f veri\u015fin haram oldu\u011fu zamanla helal oldu\u011fu zaman aras\u0131.<\/p>\n<p>4- Hz. Ai\u015fe&#8217;den: M\u00fcn\u00e2dinin (\u00e7a\u011f\u0131r\u0131c\u0131n\u0131n) namaza \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131 zaman,<\/p>\n<p>5- \u0130bn\u00fc Ebi \u015eeybe&#8217;nin Kesir b. Abdullah el-M\u00fczeni&#8217;den merfu olarak nakletti\u011fi bir hadise g\u00f6re de: (Namaz i\u00e7in okunan) k\u00e2metten namazdan \u00e7\u0131k\u0131l\u0131ncaya kadar,<\/p>\n<p>6- Ebu \u00dcmame (r.a)&#8217;den: \u00dcmid ederim ki, Cuma&#8217;daki saat, \u015fu zamanlar\u0131n birisindedir: M\u00fcezzinin ezan okudu\u011fu, yahut imam\u0131n minbere oturdu\u011fu, ya da namaz i\u00e7in kamet getirildi\u011fi vakit,<\/p>\n<p>7- T\u00e2vus ve M\u00fccahid&#8217;den: \u0130kindiden sonra. Daha ba\u015fka riv\u00e2yetler de vard\u0131r. Ancak \u015funu belirtmek gerekir ki, Allah Te\u00e2l\u00e2, onu da, en y\u00fcce ismini ve Kadir gecesini gizledi\u011fi gibi gizlemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Buh\u00e2r\u00ee&#8217;de Enes b. Malik (r.a)&#8217;ten rivayet edildi\u011fi \u00fczere, &#8220;Peygamber (s.a.v) zaman\u0131nda bir sene kurakl\u0131k olmu\u015ftu. Bir Cuma g\u00fcn\u00fc Hz. Peygamber hutbe okurken bir a&#8217;rabi kalkt\u0131: &#8220;Ya Resulallah, mal helak oldu, \u00e7oluk \u00e7ocuk a\u00e7 kald\u0131. Allah&#8217;a bizim i\u00e7in dua ediver.&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine Resulullah iki elini kald\u0131rd\u0131, o esnada g\u00f6kte bir bulut par\u00e7as\u0131 g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyordu. Nefsim kudret elinde olan Allah&#8217;a yemin ederim ki, Peygamber elini indirinceye kadar da\u011flar gibi bulutlar f\u0131rlamaya ba\u015flad\u0131. Sonra da minberden inmedi. \u0130nerken bakt\u0131m ki m\u00fcbarek sakal\u0131ndan ya\u011fmur daml\u0131yordu. O g\u00fcn ya\u011fd\u0131, ertesi g\u00fcn de ya\u011fd\u0131, daha ertesi g\u00fcn de ya\u011fd\u0131, ta \u00f6b\u00fcr Cuma&#8217;ya kadar. Yine ayn\u0131 a&#8217;rabi (veya ba\u015fka birisi) kalkt\u0131. &#8220;Ya Resulallah! Binalar y\u0131k\u0131ld\u0131, mal sular alt\u0131nda kald\u0131. Allah&#8217;a bizim i\u00e7in dua ediver.&#8221; dedi. Hz. Peygamber yine iki elini kald\u0131rd\u0131 &#8220;Allah&#8217;\u0131m \u00fczerimize de\u011fil, etraf\u0131m\u0131za.&#8221; dedi. Ve eliyle i\u015faret buyurdu. Ne tarafa i\u015faret ettiyse bulut a\u00e7\u0131l\u0131verdi. Medine bir g\u00f6l gibi olmu\u015ftu. Vadi bir ay ark halinde akt\u0131. Etraftan kim geldiyse kuvvetli ya\u011fmur ya\u011fd\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyordu.&#8221;<\/p>\n<p>Yine Buh\u00e2r\u00ee&#8217;de Cuma&#8217;n\u0131n faziletiyle ilgili \u015f\u00f6yle bir hadis vard\u0131r: &#8220;Her kim Cuma g\u00fcn\u00fc c\u00fcn\u00fcbl\u00fckten guslederek y\u0131kan\u0131r gelirse bir deve kurban etmi\u015f gibi, ikinci saatte gelen bir s\u0131\u011f\u0131r kurban etmi\u015f gibi, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc saatte gelen boynuzlu bir ko\u00e7 kurban etmi\u015f gibi, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc saatte gelen bir tavuk kurban etmi\u015f gibi, be\u015finci saatte gelen bir yumurta kurban etmi\u015f gibi olur. \u0130mam (hutbeye) \u00e7\u0131k\u0131nca melekler haz\u0131r olur, zikri (hutbeyi) dinlerler.&#8221;<\/p>\n<p>Di\u011fer bir riv\u00e2yette de \u015f\u00f6yle denilmektedir: Cuma g\u00fcn\u00fc melekler Mescidin kap\u0131s\u0131 \u00f6n\u00fcnde durur, gelenleri s\u0131ras\u0131yla yazarlar. Erken gelenler kurbanl\u0131k bir deve hediye etmi\u015f gibi, sonraki bir s\u0131\u011f\u0131r hediye etmi\u015f gibi, sonraki bir ko\u00e7, sonraki bir tavuk, sonraki de bir yumurta hediye etmi\u015f gibi (sevab al\u0131r.) \u0130mam (hutbeye) \u00e7\u0131k\u0131nca, melekler sahifelerini d\u00fcr\u00fcp zikri (hutbeyi) dinlerler.&#8221;<\/p>\n<p>Zemah\u015feri der ki: &#8220;Selef (sahabe ve t\u00e2bi\u00een) zaman\u0131nda yollar, seher vakti ve fecirden sonra erkenden Cuma&#8217;ya gidenlerle dolard\u0131. Ellerinde kandillerle giderlerdi. Ve denilmi\u015ftir ki \u0130sl\u00e2m&#8217;da ilk bid&#8217;at Cumaya erken gitmeyi terk etmek olmu\u015ftur.&#8221; \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud (r.a)&#8217;dan rivayet edilir ki: &#8220;Mescide erkenden giden \u00fc\u00e7 ki\u015finin kendisini ge\u00e7mi\u015f olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcnce nefsini k\u0131nar, &#8220;Ben seni d\u00f6rd\u00fcn d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc olarak g\u00f6r\u00fcyorum, d\u00f6rd\u00fcn d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc ise ahirette mutlulu\u011fa ermi\u015f de\u011fildir.&#8221; derdi.<\/p>\n<p>Cuma g\u00fcn\u00fcne \u00f6nceleri Araplar &#8220;yevm-i arube&#8221; derlerdi. Ve Kamus&#8217;da zikredildi\u011fi \u00fczere g\u00fcnleri \u015f\u00f6yle sayarlard\u0131. Bunlar \u015fu d\u00f6rtl\u00fck de cem edilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Ya\u015famay\u0131 arzuluyorum. Benim g\u00fcn\u00fcm, ya pazar, ya pazartesi, ya sal\u0131 ya da onu takib eden \u00e7ar\u015fambad\u0131r. E\u011fer o g\u00fcnleri ge\u00e7irirsem, onlar\u0131n ard\u0131ndan per\u015fembe, cuma yahut cumartesi gelir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc&#8217;l-Esir &#8220;en-Nihaye&#8221;de der ki: &#8220;Arube, Cuma g\u00fcn\u00fcn\u00fcn eski ismidir. San\u0131r\u0131m bu isim Arap\u00e7a de\u011fildir. &#8220;Yevm-i arube&#8221; veya &#8220;yevmi&#8217;l-arube&#8221; de denilir. Elif l\u00e2ms\u0131z olan\u0131, daha fasihtir. Al\u00fbs\u00ee de \u015funlar\u0131 nakleder: &#8220;Arube&#8217;nin Arap\u00e7a olmad\u0131\u011f\u0131na dair \u0130bn\u00fc&#8217;l- Es\u00eer&#8217;in zann\u0131n\u0131, Cemal\u00fc&#8217;d-din Abdullah b. Ahmed e\u015f-\u015e\u00ee\u015f\u00ee, kullan\u0131lan laf\u0131zlar hakk\u0131nda kaleme al\u0131nan &#8220;Kit\u00e2bu&#8217;t-tezyil ve&#8217;t &#8211; tekmil&#8221; adl\u0131 eserin muhtasar\u0131nda ele alarak: &#8220;Arube, ister nekre (elif l\u00e2ms\u0131z), ister ma&#8217;rife (elifl\u00e2ml\u0131) olsun Cuma g\u00fcn\u00fc m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bu kelime, Arap\u00e7ala\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f S\u00fcry\u00e2nice bir isimdir.&#8221; demekte, sonra da S\u00fcheyli&#8217;nin: &#8220;Baz\u0131 \u00e2limlerden bize ula\u015ft\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re Arube&#8217;nin m\u00e2n\u00e2s\u0131 rahmettir.&#8221; dedi\u011fini nakletmektedir.&#8221; Buna g\u00f6re g\u00fcnlerin bu eski isimlerinin Araplar&#8217;a, S\u00fcry\u00e2niler&#8217;den ge\u00e7ti\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc S\u00fcry\u00e2niler Sabii idiler. Sal\u0131ya \u00e7ar\u015fambaya denilmi\u015f olmas\u0131 da, bu iki g\u00fcn\u00fcn Sabiilerde ve cahiliyye \u00e7a\u011f\u0131 Araplar\u0131nda u\u011fursuz say\u0131lmalar\u0131ndand\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u0131ld\u0131zlara tapan sabi\u00eeler bu g\u00fcnleri Mirrih ve Z\u00fch\u00e2l&#8217;e nisbet ederler, m\u00fcneccimler de bunlar\u0131 u\u011fursuz sayarlard\u0131. Hala baz\u0131lar\u0131nda g\u00f6r\u00fclen sal\u0131 ve \u00e7ar\u015fambay\u0131 u\u011fursuz sayma inanc\u0131, o cahiliyye itikad\u0131n\u0131n bir kal\u0131nt\u0131s\u0131d\u0131r. Araplar&#8217;da g\u00fcnlerin bu eski isimlerinin ne zaman de\u011fi\u015ftirildi\u011fi ve Arube yerine Cuma ad\u0131n\u0131 kimin verdi\u011fi hakk\u0131ndaki riv\u00e2yetler de \u00e7e\u015fitlidir. Baz\u0131lar\u0131 bu ismin Peygamber&#8217;in dedelerinden Ka&#8217;b b. L\u00fbeyy taraf\u0131ndan verildi\u011fini s\u00f6ylemi\u015fler, baz\u0131lar\u0131 da bu ismi koyan\u0131n Medineliler oldu\u011funu rivayet etmi\u015flerdir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>\u0130lk Cuma:<\/p>\n<p>Abdurrezz\u00e2k, Abd b. Humeyd ve \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir, \u0130bn\u00fc Sirin&#8217;den \u015fu riv\u00e2yeti nakletmi\u015flerdir: &#8220;Hz. Peygamber Medine&#8217;ye gelmeden ve Cuma \u00e2yeti nazil olmadan Medine&#8217;deki m\u00fcsl\u00fcmanlar Cuma namaz\u0131 k\u0131lm\u0131\u015flard\u0131. Ens\u00e2r, &#8220;Yahudilerin bir g\u00fcn\u00fc var, her yedi g\u00fcnde bir onda toplan\u0131yorlar. H\u0131ristiyanlar\u0131n da \u00f6yle bir toplant\u0131 g\u00fcnleri var, gelin biz de bir toplant\u0131 g\u00fcn\u00fc yap\u0131p Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 zikredelim ve O&#8217;na \u015f\u00fck\u00fcrde bulunal\u0131m.&#8221; demi\u015fler ve bunun \u00fczerine cumartesi g\u00fcn\u00fc yahudilerin, pazar g\u00fcn\u00fc, h\u0131ristiyanlar\u0131n o halde biz de bunu arube g\u00fcn\u00fc yapal\u0131m diye teklif etmi\u015flerdi ki onlar, Cuma g\u00fcn\u00fcne arube diyorlard\u0131. B\u00f6ylece Es&#8217;ad b. Z\u00fcrare&#8217;nin yan\u0131na topland\u0131lar. Es&#8217;ad onlarla iki rekat namaz k\u0131ld\u0131 ve va&#8217;z etti. \u0130\u015fte bu toplant\u0131ya Cuma ad\u0131n\u0131 verdiler. Es&#8217;ad da onlara bir koyun kesti. Bunu, ku\u015fluk ve ak\u015fam vakti yediler. Bu, onlar\u0131n hepsi i\u00e7indi. Sonra da Allah Te\u00e2l\u00e2 konuyla ilgili olarak \u00e2yetini indirdi.&#8221;<\/p>\n<p>Ayn\u0131 \u015fekilde Ebu Davud, \u0130bn\u00fc M\u00e2ce, \u0130bn\u00fc Hibban ve Beyhak\u00ee, Abdurrahman b. Ka&#8217;b&#8217;dan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;Abdurrahman&#8217;\u0131n babas\u0131 Ka&#8217;b b. M\u00e2lik (r.a) Cuma g\u00fcn\u00fc \u00e7a\u011fr\u0131y\u0131 i\u015fitti\u011fi zaman Es&#8217;ad b. Z\u00fcrare&#8217;ye rahmet okurdu. Bundan dolay\u0131 Abdurrahman demi\u015f ki: &#8220;Babac\u0131\u011f\u0131m ezan\u0131 i\u015fitti\u011fin zaman Es&#8217;ad b. Z\u00fcrare i\u00e7in niye isti\u011ffar edersin, sebebi nedir?&#8221; diye sordum. Bana, &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc Beni Beyaza mevkiinde Nak\u0131u&#8217;l-Hadamat (denilen yerde) bize ilk Cuma k\u0131ld\u0131ran odur.&#8221; dedi. &#8220;O g\u00fcn ka\u00e7 ki\u015fiydiniz?&#8221; dedim &#8220;K\u0131rk erkek idik.&#8221; dedi.&#8221; Fethu&#8217;l-Kadir&#8217;de \u0130bn\u00fc H\u00fcm\u00e2m&#8217;\u0131n dedi\u011fi ve \u0130bn\u00fc Sirin&#8217;in rivayetinden de anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi bu namaz, \u00e2yet indirilmeden ve Cuma farz olmadan \u00f6nce k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f demektir. Fakat Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin kaydetti\u011fine g\u00f6re \u0130bn\u00fc Hacer, &#8220;Tuhfetu&#8217;l-Muhtac&#8221;da demi\u015ftir ki: &#8220;Cuma namaz\u0131 Mekke&#8217;de farz k\u0131l\u0131nd\u0131. Fakat bu ibadet orada yerine getirilmedi. \u00c7\u00fcnk\u00fc hen\u00fcz yeterli say\u0131 yoktu. Yahut bu namaz\u0131n \u00f6zelli\u011fi, ortaya \u00e7\u0131kmak oldu\u011fu halde Resulullah orada gizleniyordu. Medine&#8217;de onu ilk defa k\u0131lan da Medine&#8217;den bir mil uzakta bulunan Es&#8217;ad b. Z\u00fcrare&#8217;dir.&#8221; Ancak Resulullah hakk\u0131nda Cuma&#8217;n\u0131n \u015fartlar\u0131 tamamlanmadan farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131 da garip g\u00f6r\u00fcnmektedir. Ger\u00e7i abdest gibi \u00f6nceden farz k\u0131l\u0131n\u0131p \u00e2yetin sonra nazil olmas\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse de, ya say\u0131n\u0131n yeterli olmamas\u0131ndan yahut da Peygamber&#8217;in gizlenmesinden dolay\u0131 \u015fartlar\u0131n\u0131n tahakkuk etmedi\u011fi bir zaman farz k\u0131l\u0131nmas\u0131 ictihaden uzak g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bu yaln\u0131zca Cuma&#8217;ya izin mahiyyetinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Nitekim Darekutni&#8217;nin \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan yapt\u0131\u011f\u0131 \u015fu nakil de bunu g\u00f6stermektedir. \u0130bn\u00fc Abbas demi\u015ftir ki: &#8220;Resullullah hicret etmeden \u00f6nce Cuma&#8217;ya izin verilmi\u015fti. Fakat Mekke&#8217;de onun Cuma k\u0131ld\u0131rmaya g\u00fcc\u00fc yoktu. Bu y\u00fczden Mus&#8217;ab b. Umeyr&#8217;e \u015funlar\u0131 yazd\u0131: &#8220;\u0130mdi yahudilerin a\u00e7\u0131k\u00e7a Zebur okuduklar\u0131 g\u00fcne bak\u0131n, siz de kad\u0131nlar\u0131n\u0131z\u0131 ve o\u011fullar\u0131n\u0131z\u0131 toplay\u0131n da, Cuma g\u00fcn\u00fc zeval vakti g\u00fcn yar\u0131y\u0131 a\u015ft\u0131\u011f\u0131nda Allah&#8217;a iki rekat namazla yakla\u015f\u0131n.&#8221; Bu suretle Mus&#8217;ab. Hz. Peygamber Medine&#8217;ye gelinceye kadar Cuma k\u0131ld\u0131ranlar\u0131n ilki olmu\u015f, zevalin sonunda \u00f6\u011fle vakti Cuma&#8217;y\u0131 k\u0131ld\u0131rm\u0131\u015f ve bunu ortaya \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan gelen bu riv\u00e2yette farz k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131 de\u011fil, Cuma&#8217;ya izin verildi\u011fi ifade edilmi\u015ftir. Ancak yine bir riv\u00e2yette Cuma&#8217;y\u0131 ilk k\u0131ld\u0131ran\u0131n Es&#8217;ad b. Z\u00fcrare de\u011fil, Mus&#8217;ab&#8217;\u0131n oldu\u011fu zikredilmi\u015ftir. Taber\u00e2n\u00ee&#8217;nin Ebu Mes&#8217;ud el-Ensari&#8217;den yapt\u0131\u011f\u0131 rivayet de b\u00f6yledir. Ebu Mes&#8217;ud demi\u015ftir ki: &#8220;Muhacirlerden Medine&#8217;ye ilk gelen Mus&#8217;ab b. Umeyr&#8217;dir. Orada Cuma namaz\u0131n\u0131 ilk k\u0131ld\u0131ran da odur. Bu namaz\u0131 o, Resulullah (s.a.v) Medine&#8217;yi te\u015frif etmeden \u00f6nce k\u0131ld\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Say\u0131lar\u0131 on iki idi.&#8221; Suyuti&#8217;nin belirtti\u011fine g\u00f6re Buh\u00e2r\u00ee de bu riv\u00e2yeti nakletmi\u015ftir. Ve o Cuma namaz\u0131 Peygamber (s.a.v) &#8216;in emriyle olmu\u015ftur.&#8221; Es&#8217;ad b. Z\u00fcr\u00e2re&#8217;nin ilk olarak k\u0131ld\u0131rd\u0131\u011f\u0131na dair olan haberler daha kuvvetli gibi g\u00f6r\u00fcnmekle beraber, bu riv\u00e2yetlerin ikisini de nazar-\u0131 itibare alarak birle\u015ftirme cihetine gidilmelidir. \u00d6yle anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Es&#8217;ad hen\u00fcz Peygamber&#8217;den emir gelmeksizin Mus&#8217;ab ise Peygamber&#8217;in g\u00f6revlendirdi\u011fi bir ki\u015fi olarak k\u0131ld\u0131rm\u0131\u015f oldu\u011fundan her birini ayr\u0131 ayr\u0131 makamda ele almak gerekmektedir. Muhtemelen Mus&#8217;ab Medine&#8217;nin i\u00e7inde, Es&#8217;ad da Medine yak\u0131n\u0131nda bir k\u00f6yde k\u0131ld\u0131rm\u0131\u015f olmas\u0131 itibariyle ilktir. Di\u011fer bir ihtimal de her ikisi de birlikte \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flar, Es&#8217;ad cemaat\u0131 toplay\u0131p temin etmi\u015f, Mus&#8217;ab da Peygamber&#8217;in emriyle haberi getirip te\u015fvik ederek imam olmu\u015ftur. Nitekim Haf\u0131z \u0130bn\u00fc Hacer, &#8220;Es&#8217;ad em\u00eer, Mus&#8217;ab imam idi.&#8221; diye bir ihtimali belirtmi\u015ftir. Mamafih birinde cemaat\u0131n on iki, di\u011ferinde k\u0131rk oldu\u011funun ifade edilmesi, de namaz\u0131 ilk k\u0131ld\u0131ran\u0131n Mus&#8217;ab oldu\u011funa i\u015faret etmekten uzak de\u011fildir. Demek ki Mus&#8217;ab&#8217;\u0131n cemaat\u0131 on iki ki\u015fi iken, Es&#8217;ad&#8217;\u0131n gayretiyle bu say\u0131, k\u0131rka ula\u015fabilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Hangisi olursa olsun bu riv\u00e2yetlerin h\u00fclasas\u0131ndan iki \u015fey anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Birincisi, o vakit cemaatle k\u0131lanan namaz, hutbe ve mevcut \u015fartlar\u0131yla bilinen Cuma namaz\u0131 \u015feklinde oldu\u011fu takdirde dahi, hen\u00fcz farz olmay\u0131p izin verilmi\u015f olarak k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f ve farziyyeti Hz. Peygamber&#8217;in hicretinden sonra vuku bulmu\u015f demektir. Ger\u00e7ekte \u0130bn\u00fc M\u00e2ce&#8217;nin Cabir (r.a)&#8217;den rivayet etti\u011fi \u015fu hadis de buna delalet etmektedir. Cabir \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Resulullah (s.a.v) hutbede dedi ki: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 Cuma&#8217;y\u0131 size bu senemde, bu ay\u0131mda, bu g\u00fcn\u00fcmde ve bu makam\u0131mda k\u0131yamete kadar farz k\u0131ld\u0131. Binaenaleyh her kim hayat\u0131mda veya benden sonra adil veya zalim bir imam\u0131 oldu\u011fu halde Cuma&#8217;y\u0131 hafife alarak veya inkar ederek terk ederse Allah onun iki yakas\u0131n\u0131 bir araya getirmesin ve i\u015fine bereket vermesin. Haberiniz olsun ki o kimsenin namaz\u0131 da, zekat\u0131 da, hacc\u0131 da, orucu da, hayr\u0131 da yoktur, ta ki tevbe edinceye kadar. Her kim de tevbe ederse, Allah da tevbesini kabul eder.&#8221; Bu hutbenin tarihi a\u00e7\u0131klanmam\u0131\u015f ise de, hadisin laf\u0131zlar\u0131na bakarak, hicretten hayli zaman sonra okundu\u011funu s\u00f6ylemek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc hacc\u0131n farz k\u0131l\u0131nmas\u0131, sahih g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re hicretin alt\u0131nc\u0131 senesindedir. Daha \u00f6nce veya daha sonra olabilece\u011fi de ifade edilmi\u015ftir. Ger\u00e7i bu hutbe, Cuma&#8217;n\u0131n k\u0131yamete kadar farz oldu\u011funu ortaya koymu\u015f ancak farziyyet daha \u00f6nce vuku bulmu\u015f denilebilirse de, zahiri anlam\u0131, bu farziyetin Medine&#8217;de, s\u00f6z konusu olan s\u00fbre veya Cuma \u00e2yetinin ini\u015fi s\u0131ras\u0131nda oldu\u011funu g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi \u015fu da anla\u015f\u0131l\u0131yor ki Medinelilerin arube g\u00fcn\u00fcne Cuma ismini vermeleri kendiliklerinden olmay\u0131p Mus&#8217;ab haberinin delaletine g\u00f6re, Mekke&#8217;de bulunan Resulullah taraf\u0131ndan bir duygu \u00fczerine olmu\u015ftur. Di\u011fer baz\u0131 haberlerden de, Cuma isminin Araplarca \u00f6teden beri bilindi\u011fi anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Cuma g\u00fcn\u00fcn\u00fcn \u00c2dem ile Havva&#8217;n\u0131n bir araya geldikleri g\u00fcn oldu\u011funa dair de baz\u0131 riv\u00e2yetler vard\u0131r. Her yerde oldu\u011fu gibi bir toplulukta bir g\u00fcn\u00fcn birden fazla ismi de bulunabilir. Bu suretle denilebilir ki, arube ve Cuma isimleri, Ka&#8217;b b. L\u00fcey&#8217;den \u00f6nce de mevcuttu. Ancak Cuma isminin \u0130sl\u00e2m&#8217;la yerle\u015fti\u011fi konusunda \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>Peygamber&#8217;in k\u0131ld\u0131rd\u0131\u011f\u0131 ilk Cuma<\/p>\n<p>\u015euras\u0131 bir ger\u00e7ektir ki, Resulullah (s.a.v) Medine&#8217;ye hicret etti\u011fi zaman ilk defa Kuba&#8217;da Amr b. Avf o\u011fullar\u0131na indi ve orada Pazartesi, Sal\u0131, \u00c7ar\u015famba ve Per\u015fembe g\u00fcnleri kal\u0131p Kuba Mescidi&#8217;nin temelini att\u0131. Sonra Cuma g\u00fcn\u00fc Medine&#8217;ye do\u011fru yola \u00e7\u0131kt\u0131, Salim b. Avf o\u011fullar\u0131na ait bir vadiye geldi\u011finde Cuma namaz\u0131 vakti girmi\u015fti; Resulullah orada hutbe okuyup Cuma&#8217;y\u0131 k\u0131ld\u0131rd\u0131 ki i\u015fte Hz. Peygamber&#8217;in ilk k\u0131ld\u0131rd\u0131\u011f\u0131 Cuma budur.<\/p>\n<p>Minberin Konulmas\u0131.<\/p>\n<p>Buhar\u00ee ve di\u011fer kaynaklarda rivayet edildi\u011fi \u00fczere bir tak\u0131m kimseler Hz. Peygamber&#8217;in minberinin a\u011fac\u0131 hususunda ihtilafa d\u00fc\u015ft\u00fcler. Sehl b. Sa&#8217;d es-Saidi (r.a)&#8217;den bunu sordular. O da \u015f\u00f6yle dedi. &#8220;Vallahi ben onun hangi a\u011fa\u00e7tan yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilirim. Hem onu, ilk yerine konuldu\u011fu ve Hz. Peygamber&#8217;in \u00fczerine ilk oturdu\u011fu g\u00fcn\u00fc g\u00f6rd\u00fcm. Resulullah (s.a.v) falanca kad\u0131na -ki Selh bu kad\u0131n\u0131n ismini de s\u00f6ylemi\u015fti- haber g\u00f6nderip, &#8220;Marangoz k\u00f6lene emret de benim i\u00e7in a\u011fa\u00e7tan bir ka\u00e7 basamakl\u0131 bir\u015fey yaps\u0131n, insanlara hitab etti\u011fim zaman \u00fczerine oturay\u0131m.&#8221; dedi. Kad\u0131n da k\u00f6lesine emretti, o da \u011fabe tarfas\u0131ndan yap\u0131p kad\u0131na verdi. Kad\u0131n da onu Resulullah&#8217;a g\u00f6nderdi. Resulullah da emretti, buraya konuldu. Sonra Resulullah&#8217;\u0131 onun \u00fczerinde namaz k\u0131larken g\u00f6rd\u00fcm. \u00dczerinde tekbir ald\u0131, r\u00fckua vard\u0131, sonra gerisin geri inip minberin dibinde secde etti. Sonra yine d\u00f6nd\u00fc ve tekrar etti. Bitirdi\u011finde insanlara kar\u015f\u0131 d\u00f6nd\u00fc ve &#8220;Ey insanlar ben bunu \u015funun i\u00e7in yapt\u0131m ki, bana uyas\u0131n\u0131z ve benim namaz\u0131m\u0131 belleyesiniz.&#8221; dedi.&#8221;<\/p>\n<p>Yine Buhar\u00ee&#8217;de Cabir b. Abdullah (r.a)&#8217;dan gelen bir riv\u00e2yette s\u00f6z konusu sahabi \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Bir ciz&#8217; yani bir a\u011fa\u00e7 k\u00fct\u00fc\u011f\u00fc vard\u0131. Resulullah ona do\u011fru dikilirdi. Minber (yap\u0131l\u0131p) yerine konuldu\u011fu zaman o k\u00fct\u00fc\u011f\u00fcn yeni yavrulu develerin inledi\u011fi gibi sesini i\u015fittik, t\u00e2 ki Resulullah inip de \u00fczerine elini koyuncaya kadar.&#8221;<\/p>\n<p>Resulullah ilk defa minbere \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman terkedilmi\u015f olan o k\u00fct\u00fc\u011f\u00fcn b\u00f6yle ses \u00e7\u0131kar\u0131p, Resulullah&#8217;\u0131n m\u00fcbarek elini koymas\u0131yla susmas\u0131 &#8220;Hanin-i Ciz&#8221; (a\u011fa\u00e7 k\u00fct\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn iniltisi) mucizesi ad\u0131yla bilinmektedir.<\/p>\n<p>Medine&#8217;den sonra ilk Cuma<\/p>\n<p>Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n mescidindeki Cuma&#8217;dan sonra Medine d\u0131\u015f\u0131nda ilk Cuma namaz\u0131 k\u0131l\u0131nan yer de, Bahreyn&#8217;de &#8220;Cevasa&#8221;da bulunan Abd-i Kays Mescidi&#8217;dir. (Buh\u00e2r\u00ee ve di\u011fer kaynaklara bkz.)<\/p>\n<p>Cuma&#8217;n\u0131n \u015eartlar\u0131.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetten ve yap\u0131lan izahlardan anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere Cuma namaz\u0131, \u015fartlar\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yan kimselere farz-\u0131 ay\u0131nd\u0131r. Fakat b\u00fct\u00fcn namazlarda \u015fart olan \u0130sl\u00e2m, ak\u0131l, b\u00fclu\u011f ve taharet \u015fartlar\u0131ndan ba\u015fka Cuma namaz\u0131n\u0131n f\u0131k\u0131h kitablar\u0131nda a\u00e7\u0131klanan iki \u00e7e\u015fit \u015fartlar\u0131 vard\u0131r ki &#8220;Ey iman edenler!&#8221; hit\u00e2b\u0131n\u0131n \u00f6nce bu \u015fartlar\u0131 ta\u015f\u0131yanlara y\u00f6nelik olmas\u0131ndan dolay\u0131, onlar\u0131 burada \u00f6zetlemenin uygun olaca\u011f\u0131 kanaatindeyiz.<\/p>\n<p>Cuma&#8217;n\u0131n \u015fartlar\u0131 iki nevidir. Birincisi v\u00fccubunun, yani farz olmas\u0131n\u0131n \u015fartlar\u0131. \u0130kincisi, ed\u00e2s\u0131n\u0131n (yerine getirilmesinin) \u015fartlar\u0131.<\/p>\n<p>V\u00fccubunun \u015fartlar\u0131:<\/p>\n<p>1- H\u00fcrriyet, k\u00f6le olanlara vacib de\u011fildir.<\/p>\n<p>2- Erkek olmak, kad\u0131nlara vacib de\u011fildir.<\/p>\n<p>3- \u0130k\u00e2met, misafir olanlara vacib de\u011fildir.<\/p>\n<p>4- S\u0131hhat, Cuma&#8217;ya gitmekle hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131n artmas\u0131ndan veya iyile\u015fmesinin zorla\u015fmas\u0131ndan korkacak derecede hasta olanlara da vacib olmaz. Pek zay\u0131f olan ihtiyarlar da hasta h\u00fckm\u00fcndedirler.<\/p>\n<p>5. Y\u00fcr\u00fcme\u011fe kudret, binaenaleyh ayaklar\u0131 olmayan yahut k\u00f6t\u00fcr\u00fcm olanlara Cuma&#8217;ya g\u00f6t\u00fcrecek kimse bulunsa bile vacib de\u011fildir.<\/p>\n<p>6- Selamet, g\u00f6zleri g\u00f6rmeyene vacib olmaz. E\u011fer onu Cuma&#8217;ya g\u00f6t\u00fcrecek bir yard\u0131mc\u0131 bulunursa, \u0130maneyn&#8217;e g\u00f6re vacib olur. Ayn\u0131 \u015fekilde zalimden, takip edilmekten, \u015fiddetli ya\u011fmur, kar, \u00e7amur ve benzeri \u015feylerden korkan kimseye de Cuma namaz\u0131 vacib olmaz. \u00fccretle i\u015f\u00e7i \u00e7al\u0131\u015ft\u0131ran kimse, \u00e7al\u0131\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131 i\u015f\u00e7iyi Cuma&#8217;dan men edebilir. E\u011fer kasabada ise men etmemelidir. Ancak cami uzak ise gidip gelinceye kadar ge\u00e7en s\u00fcrenin \u00fccreti d\u00fc\u015fer, \u015fayet mesafe yak\u0131n ise \u00fccrette eksiltme yoluna gidilmemelidir.<\/p>\n<p>Ancak \u015fu da belirtilmelidir ki, bu \u015fartlar bulunmay\u0131p da Cuma kendisine farz olmad\u0131\u011f\u0131 halde k\u0131lan kimselerin \u00fczerinden vaktin farz\u0131, yani \u00f6\u011fle namaz\u0131 d\u00fc\u015fer. Yani Cuma&#8217;n\u0131n \u015fartlar\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131mayanlar ondan men edilmezler ancak k\u0131lmama konusunda izinli say\u0131l\u0131rlar. Zira bu \u015fartlar, Cuma&#8217;n\u0131n s\u0131hhatinin de\u011fil, vacib olmas\u0131n\u0131n \u015fartlar\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in k\u0131l\u0131nabildi\u011fi takdirde namaz sahih olup, kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda sevab vard\u0131r. Bu \u015fartlar\u0131 ta\u015f\u0131masalar da netice itibar\u0131yla onlar da m\u00fcmin olduklar\u0131 i\u00e7in, \u00e2yette yer alan &#8220;ko\u015funuz&#8221; emri, onlar hakk\u0131nda v\u00fccubiyyet de\u011fil, nedb (mendub) ifade edebilir.<\/p>\n<p>Cuma&#8217;n\u0131n edas\u0131n\u0131n \u015fartlar\u0131. Birincisi, m\u0131sr-\u0131 cami, (idari kurumlar\u0131 olan belde)dir. \u0130bn\u00fc Ebi \u015eeybe Hz. Ali (r.a)&#8217;den \u015f\u00f6yle bir rivayet nakleder: &#8220;Cemiyyetli bir belde veya b\u00fcy\u00fck \u015fehirden ba\u015fkas\u0131nda ne Cuma, ne te\u015frik ne Ramazan bayram\u0131 ne de Kurban bayram namaz\u0131 s\u00f6z konusu de\u011fildir.&#8221; Abdurrezzak da, Abdurrahman es-Sulemi hadisiyle yine Hz. Ali&#8217;den yapt\u0131\u011f\u0131 riv\u00e2yetinde \u015f\u00f6yle der: &#8220;Cemiyyetli beldeden ba\u015fkas\u0131nda ne te\u015frik ne de Cuma yoktur.&#8221;<\/p>\n<p>M\u0131sr-i C\u00e2mi&#8217;, Cemiyyetli kasaba demektir. Bu kavram\u0131n tarifinde ba\u015fl\u0131ca iki g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r. Birincisi, h\u00fck\u00fcmleri uygulayacak ve cezalar\u0131 yerine getirecek bir hakim ve em\u00eer, yani mazlumu zalimden kurtaracak, asayi\u015f ve inzibat\u0131 muhafaza edecek amiri bulunan kasaba demektir ki, sahih olan g\u00f6r\u00fc\u015f budur.<\/p>\n<p>Bunun hulalas\u0131 hukuk ve ceza, adliye i\u015flerini g\u00f6r\u00fcp ve icr\u00e2 eden bir hakim ile asayi\u015f ve inzibat\u0131 idare eden bir vali veya m\u00fcd\u00fcr bulunarak h\u00fck\u00fcmetin tam bir k\u0131sm\u0131n\u0131 te\u015fkil etmi\u015f olan bir kasaba demek olur ki, hikmetinin emniyet ve asayi\u015fi temin meselesi oldu\u011fu a\u015fikard\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6yle bir kasaban\u0131n gerek camiinde ve gerek izin verilmek \u015fart\u0131yla namazgah ve meydanlar\u0131ndan birinde Cuma namaz\u0131 k\u0131l\u0131nabilir. \u0130kincisi, kendilerine Cuma vacib olan halk\u0131n\u0131n hepsi topland\u0131\u011f\u0131 takdirde mevcut camiine s\u0131\u011fmayacak kadar kalabal\u0131k olan cemiyyetli \u015fehir veya k\u00f6y demektir. Sonraki \u00e2limlerin fetvas\u0131 ve memleketimizdeki uygulama da bu \u015fekildedir. Bu derece kalabal\u0131k bulunan bir k\u00f6yde hakim ve emir bulunmasa bile, emniyeti muhafaza edecek bir cemaat\u0131n tam bir c\u00fcz&#8217;\u00fc mevcut demektir.<\/p>\n<p>Hidaye \u015ferhi &#8220;Kif\u00e2ye&#8221;de nakledildi\u011fine g\u00f6re \u0130mam Ebu Yusuf&#8217;tan bir riv\u00e2yette de, on bin ki\u015finin oturdu\u011fu yer olarak tarif edilmi\u015ftir ki, ekseriya kaza merkezlerinin n\u00fcfusu bu kadard\u0131r. S\u00fcfyan-\u0131 Sevri de &#8220;M\u0131sr-\u0131 cami, insanlar\u0131n \u015fehir kabul ettikleri yerdir.&#8221; demi\u015ftir. Baz\u0131 Hanefi alimleri de &#8220;Bir sanat sahibinin ba\u015fka bir sanata ge\u00e7meye ihtiya\u00e7 duymaks\u0131z\u0131n kendi sanat\u0131yla ge\u00e7inebilece\u011fi yerdir.&#8221; diye tarif etmi\u015flerse de bunlar, nadir riv\u00e2yetlerdendir.<\/p>\n<p>\u0130mam \u015eafi\u00ee, m\u0131sr-i cami&#8217;yi Cuma&#8217;n\u0131n edas\u0131n\u0131n \u015fartlar\u0131 aras\u0131nda saymam\u0131\u015f, h\u00fcr erkeklerde k\u0131rk ki\u015finin yaz ve k\u0131\u015f g\u00f6\u00e7memek \u00fczere ikamet ettikleri her k\u00f6yde Cuma namaz\u0131 k\u0131l\u0131n\u0131r, demi\u015ftir. Bununla beraber cemaat\u0131n k\u0131rk erkekten a\u015fa\u011f\u0131 olmamas\u0131n\u0131 da \u015fart ko\u015fmu\u015ftur ki, bu say\u0131dan a\u015fa\u011f\u0131 olan cemaatle Cuma k\u0131l\u0131namayaca\u011f\u0131 kanaatindedir. K\u0131saca ifade etmek gerekirse denilebilir ki \u0130mam \u015eafii&#8217;ye g\u00f6re Cuma&#8217;n\u0131n eda edilebilmesi i\u00e7in olduk\u00e7a cemaatli ve g\u00fcvenli bir yer \u015fartt\u0131r.<\/p>\n<p>Bir yerde sabit olmayan konar g\u00f6\u00e7er a\u015firetlerde, k\u0131r ve vadilerde cemaatle \u00f6\u011fle namaz\u0131 k\u0131l\u0131n\u0131r. Cuma namaz\u0131 k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131 takdirde de \u00f6\u011fle namaz\u0131n\u0131n d\u00fc\u015fmeyip k\u0131l\u0131nmas\u0131 gerekir. Ancak (Mina) gibi bir mevsimde b\u00fcy\u00fck toplant\u0131 mahalli olan bir yerde Em\u00eer&#8217;in bulunmas\u0131 halinde o mevsimde Cuma k\u0131l\u0131nabilir. Yaln\u0131z Arafat&#8217;ta Cuma namaz\u0131 ittifakla k\u0131l\u0131nmaz. B\u00fcy\u00fck \u015fehirlerde Cuma namaz\u0131n\u0131n \u00e7e\u015fitli yerlerde k\u0131l\u0131nmas\u0131, Hanefilerce en sahih g\u00f6r\u00fc\u015f olarak kabul edilmi\u015f ve fetva da buna g\u00f6re verilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, devlet ba\u015fkan\u0131 olan imam\u0131n veya taraf\u0131ndan izin verilen bir zat\u0131n k\u0131ld\u0131rmas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Cuma namaz\u0131 b\u00fcy\u00fck bir kalabal\u0131kla k\u0131l\u0131naca\u011f\u0131ndan kimin k\u0131ld\u0131raca\u011f\u0131 konusunda \u00e7eki\u015fme ve fitne ortaya \u00e7\u0131kabilir. Bu ise, Cuma&#8217;n\u0131n tatil edilmesine sebeptir. Fethu&#8217;l-kadir&#8217;de zikredilen &#8220;Gerek zalim ve gerek adil bir imam\u0131 (devlet ba\u015fkan\u0131) bulundu\u011fu halde kim Cuma&#8217;y\u0131 terkederse, Allah onun iki yakas\u0131n\u0131 bir araya getirmesin ve i\u015fine bereket vermesin. Haberiniz olsun ki, o kimsenin namaz\u0131 da yoktur..&#8221; hadisinde adil de olsa zalim de olsa bir imam\u0131 bulundu\u011fu halde terkeden tehdit edilirken, Cuma&#8217;n\u0131n l\u00fczumu i\u00e7in adil veya zalim mutlak bir imam\u0131n \u015fart oldu\u011fu da ileri s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f ve d\u00f6rt \u015feyin v\u00fclata yani bir beldede bulunan en y\u00fcksek idarecilere ait oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1- Fey, (sava\u015fmadan elde edilen ganimet)<\/p>\n<p>2- Sadakalar,<\/p>\n<p>3- Cezalar,<\/p>\n<p>4- Cumalar.<\/p>\n<p>Bu konudaki rivayet \u015f\u00f6yledir:<\/p>\n<p>Onun i\u00e7in Hanefi Mezhebine g\u00f6re, h\u00fck\u00fcmet reisinin emri veya izni olmad\u0131k\u00e7a Cuma&#8217;n\u0131n caiz olmad\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenmi\u015ftir. \u0130\u015fte buna &#8220;izn-i sultan&#8221; (devlet ba\u015fkan\u0131n\u0131n izni) denilmektedir.&#8221; Bu husus \u015f\u00f6yle ifade edilmi\u015ftir: &#8220;Sultan\u0131n ve onun yard\u0131mc\u0131s\u0131n\u0131n emri olmadan Cuma caiz de\u011fildir.&#8221; Bir yerde imam varken bir adam Cuma g\u00fcn\u00fc onun izni olmadan hatiblik etse bu da caiz olmaz. Vali, kad\u0131 veya zab\u0131ta m\u00fcd\u00fcr\u00fcn\u00fcn k\u0131ld\u0131rmas\u0131 veya hatibe emir ya da izin vermesi de kafi de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131n tayin fermanlar\u0131nda Cuma&#8217;ya izin selahiyyetinin bilhassa yaz\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 gerekmektedir. E\u011fer imamdan izin almak m\u00fcmk\u00fcn olmaz ve insanlar kendi se\u00e7tikleri bir zat\u0131n ba\u015f\u0131na toplan\u0131rlar da o k\u0131ld\u0131r\u0131rsa bu caiz olur. Emirin hutbeye izin vermesi Cuma i\u00e7in izin say\u0131l\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde Cuma&#8217;ya izni de hutbe i\u00e7in izin demektir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, vakittir. Ger\u00e7i namazlar\u0131n hepsinde vakit \u015fartt\u0131r, vaktinden \u00f6nce k\u0131l\u0131nmas\u0131 caiz de\u011fildir. Ancak di\u011fer namazlar vakit ge\u00e7tikten sonra da kaza edilebildi\u011fi halde Cuma namaz\u0131n\u0131n kazas\u0131 yoktur. Vakti ge\u00e7erse \u00f6\u011fle namaz\u0131 kaza edilir. Cuma&#8217;n\u0131n vakti de \u00f6\u011fle vaktidir. Buhar\u00ee&#8217;de de rivayet edildi\u011fi \u00fczere Peygamber (s.a.v) Cuma&#8217;y\u0131 g\u00fcne\u015fin meyli s\u0131ras\u0131nda k\u0131lard\u0131. Bu y\u00fczden Cuma, zevalden \u00f6nce sahih olmaz. Ancak Ahmed b. Hanbel bir riv\u00e2yetinde bunun sahih oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Fakat ikindinin vakti girdikten sonra daha k\u0131l\u0131nmaz. &#8220;\u0130mam Malik bu g\u00f6r\u00fc\u015fe muhalefet etmi\u015ftir.&#8221; Namazda iken vakit \u00e7\u0131karsa yeni ba\u015ftan \u00f6\u011fle namaz\u0131n\u0131 k\u0131lar \u00fczerine bina etmez. \u0130mam \u015eafii de bu g\u00f6r\u00fc\u015fe muhalefet etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc, hutbedir ki biraz \u00f6nce bu konuda bilgi verildi.<\/p>\n<p>Be\u015fincisi, Cemaatt\u0131r. En az\u0131, imamdan ba\u015fka \u00fc\u00e7 erkektir. Ebu Yusuf, imam ile beraber \u00fc\u00e7 ki\u015finin olmas\u0131n\u0131 da caiz g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Cuma i\u00e7in cemaat\u0131n \u015fart oldu\u011fu konusunda icma vard\u0131r. Ancak en az say\u0131n\u0131n ka\u00e7 oldu\u011fu hususunda ittifak sa\u011flanamam\u0131\u015ft\u0131r. Bu ihtilaflar, on \u00fc\u00e7 madde olarak zikredilmi\u015ftir. \u015e\u00f6yle s\u0131ralanabilir:<\/p>\n<p>1- Biri imam olmak \u00fczere iki ki\u015fi. \u0130brahim en-Nehai, Hasan b. Salih ve Davud bu g\u00f6r\u00fc\u015ftedir.<\/p>\n<p>2- \u0130mam ile beraber \u00fc\u00e7 ki\u015fi. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f, Evzai, Ebu Sevr, Ebu Yusuf, Muhammed ve Rafii&#8217;nin nakline g\u00f6re \u0130mam \u015eafii&#8217;nin yeni g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc olarak rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>3- \u0130mam ile beraber d\u00f6rt ki\u015fi. Bu da, \u0130mam-\u0131 A&#8217;zam Ebu Hanife, Sevri ve Leys&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Ayr\u0131ca \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir, Evza&#8217;i ve Ebu Sevr&#8217;den ayn\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc nakletmi\u015f ve kendisi de bunu tercih etmi\u015ftir. \u015eerh-i M\u00fcnezzeb m\u00fcellifi, \u0130mam Muhammed&#8217;den ve Telhis sahibi de \u015eafi&#8217;nin eski g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnden nakilde bulunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>4- Yedi ki\u015fi. \u0130krime&#8217;den nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>5- Dokuz ki\u015fi, Rebia&#8217;dan nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>6- On iki ki\u015fi. Bunu da Maverdi, \u0130mam Muhammed, Z\u00fchri ve Evza&#8217;i&#8217;den nakletmi\u015ftir.<\/p>\n<p>7- \u0130mam ile beraber on \u00fc\u00e7 ki\u015fi. \u0130shak b. Raveyh&#8217;ten menkuldur.<\/p>\n<p>8- Yirmi ki\u015fi, Malik&#8217;ten nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>9- Otuz ki\u015fi. Malik&#8217;ten di\u011fer bir riv\u00e2yettir.<\/p>\n<p>10- \u0130mam ile berabe k\u0131rk ki\u015fi. Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe&#8217;nin ve yeni g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde \u015eafii&#8217;nin riv\u00e2yetidir. Ahmed b. Hanbel&#8217;den me\u015fhur olarak nakledilen de budur. Bu ayr\u0131ca, \u00d6mer b. Abdu&#8217;l-aziz&#8217;den rivayet edilen iki g\u00f6r\u00fc\u015ften biridir.<\/p>\n<p>11- Elli ki\u015fi. \u00d6mer b. Abdu&#8217;l-aziz&#8217;den nakledilen di\u011fer riv\u00e2yettir.<\/p>\n<p>12- Seksen ki\u015fi. Mazeri&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>13- Belli bir say\u0131 olmaks\u0131z\u0131n kalabal\u0131k bir topluluk. Malik&#8217;ten nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu g\u00f6r\u00fc\u015f, \u015fu \u015fekilde \u015f\u00f6hret bulmu\u015ftur:<\/p>\n<p>Muayen bir say\u0131 \u015fart\u0131 olmaks\u0131z\u0131n bir kentte ikamet edip kendi aralar\u0131nda al\u0131\u015f veri\u015f yapacak kadar ki\u015fiden olu\u015fan bir cemaat olmal\u0131d\u0131r. Bu, \u00fc\u00e7ten d\u00f6rtten fazla demektir. Buh\u00e2r\u00ee \u015ferhinde Haf\u0131z \u0130bn\u00fc Hacer, &#8220;Bu g\u00f6r\u00fc\u015f, en tercihe \u015fayan olsa gerektir.&#8221; demi\u015f ise de, \u015e\u00e2fii mezhebinin b\u00fcy\u00fck imamlar\u0131ndan olan M\u00fczeni bile ebu Hanife&#8217;nin kavlini tercih etmi\u015f, Suyuti de bu g\u00f6r\u00fc\u015fte oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. (Al\u00fbs\u00ee) Lugat itibar\u0131yla de cemaat\u0131n en az\u0131 \u00fc\u00e7t\u00fcr. Ma-mafih b\u00fct\u00fcn bu ihtilaflardan uzak kalmak i\u00e7in Cuma&#8217;y\u0131 en kalabal\u0131k camide k\u0131lmak daha faziletlidir. Cemaat\u0131n olu\u015fmas\u0131 i\u00e7in Cuma&#8217;ya gelenlerin ak\u0131l bali\u011f ve erkek olmalar\u0131 \u015fartt\u0131r. Binaenaleyh kad\u0131nlar ve \u00e7ocuklarla cemaat meydana gelmez. Yani bunlar cemat\u0131n olu\u015fmas\u0131 i\u00e7in \u015fart olan say\u0131ya dahil de\u011fildirler. Cemaata gelenlerin h\u00fcr ve mukim olmalar\u0131 \u015fart\u0131 yoktur. K\u00f6le ve misafirlerden, hasta ve mazereti olanlardan da cemaat meydana gelebilir. Hatta bunlar\u0131n Cuma&#8217;da imametleri bile caizdir. Ancak \u0130mam Z\u00fcfer&#8217;e g\u00f6re, kendilerine Cuma vacib olmayanlar\u0131n imametleri de sahih de\u011fildir&#8221;.<\/p>\n<p>Alt\u0131nc\u0131s\u0131, \u0130zn-i \u00e2mmd\u0131r. Yani camilerin kap\u0131lar\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131l\u0131p b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcmanlara izin verilmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. Hatta bir cemaat camide toplan\u0131p kap\u0131lar\u0131 \u00fczerlerine kilitlemek suretiyle namaz k\u0131lsalar bu caiz olmaz. Ayn\u0131 \u015fekilde sultan, saray\u0131nda Cumay\u0131 beraberindekilerle k\u0131lmak isterse kap\u0131s\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131p umuma izin verdi\u011fi takdirde ba\u015fkalar\u0131 gelse de gelmese de namaz\u0131 caiz olur. Ancak mekruhtur. Amma sultan kap\u0131s\u0131n\u0131 umuma a\u00e7may\u0131p \u00fczerlerine kap\u0131c\u0131 koyarsa, k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 Cuma caiz olmaz. S\u00f6z konusu bu izn-i \u00e2mm \u015fart\u0131, Cuma namaz\u0131nda selamet ve emniyeti temin i\u00e7in h\u00fck\u00fcmetin luz\u00fcm ve \u00f6nemini g\u00f6sterir. Ezan da, bu izni ilan ile davet etmek i\u00e7indir.<\/p>\n<p>Cuma g\u00fcn\u00fc y\u0131kanmak.<\/p>\n<p>Cuma g\u00fcn\u00fc gus\u00fcl yap\u0131lmas\u0131 hakk\u0131nda Buhar\u00ee ve di\u011fer kaynaklarda bir hayli hadis vard\u0131r. Bu hadislerden baz\u0131lar\u0131n\u0131 \u015f\u00f6yle s\u0131ralamak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>Buh\u00e2r\u00ee&#8217;de Abdullah b. \u00d6mer (r.a)&#8217;den<\/p>\n<p>1- Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;Her biriniz Cumaya gelece\u011fi zaman guslederek y\u0131kans\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>2- \u00d6mer \u0130bn\u00fcl- Hattab Cuma g\u00fcn\u00fc hutbede iken i\u00e7eriye Peygamber (s.a.v)&#8217;in ashab\u0131ndan, ilk muhacirlerden bir zat giriverdi. \u00d6mer ona &#8220;Bu hangi saat?&#8221; diye ba\u011f\u0131rd\u0131. O da, &#8220;Me\u015fguldum evime d\u00f6nemedim. Ezan\u0131 i\u015fitince abdest al\u0131p gelmekten fazla bir \u015fey yapmad\u0131m&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine \u00d6mer de dedi ki: &#8220;Abdest de olabilir fakat bilirsin ki, Resulullah (s.a.v) gus\u00fcl yapmay\u0131 emrederdi.&#8221;<\/p>\n<p>Ebu Said-i Hudri&#8217; (ra)&#8217;den:<\/p>\n<p>1- Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;Cuma g\u00fcn\u00fc gusletmek, her bali\u011f olana vacibtir.&#8221;<\/p>\n<p>2- Amr b. S\u00fcleymi el-Ens\u00e2ri dedi ki: &#8220;\u015eeh\u00e2det ederim ki Ebu Said \u015e\u00f6yle dedi: &#8220;\u015eeh\u00e2det ederim ki Resulullah \u015f\u00f6yle buyurdu: &#8220;Cuma g\u00fcn\u00fc her b\u00fclu\u011f \u00e7a\u011f\u0131ndaki kimseye gusul vacibtir. Hem de di\u015flerini misvaklamak ve bulabilirse ho\u015f bir koku s\u00fcr\u00fcnmek. Amr der ki: &#8220;Evet \u015fehadet ederim ki, gusul vacibtir, fakat misvaklanmak ve koku s\u00fcr\u00fcnmeye gelince bu vacib mi, de\u011fil mi Allah bilir. Lakin hadiste b\u00f6yledir.<\/p>\n<p>Yine Buhari&#8217;den:<\/p>\n<p>Tavus demi\u015ftir ki, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;a: &#8220;Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in Cuma g\u00fcn\u00fc c\u00fcn\u00fcp olmasan\u0131z bile gusul yap\u0131n\u0131z ve ba\u015flar\u0131n\u0131z\u0131 y\u0131kay\u0131n\u0131z ve biraz ho\u015f koku s\u00fcr\u00fcn\u00fcz.&#8221; dedi\u011fini s\u00f6yl\u00fcyorlar diye sordum. \u0130bn\u00fc Abbas dedi ki: &#8220;Gusul, evet fakat g\u00fczel koku s\u00fcr\u00fcnmeye gelince bilmiyorum&#8221;.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc M\u00e2ce&#8217;nin S\u00fcnen&#8217;inden<\/p>\n<p>Enes b. Malik (r.a)&#8217;ten gelen bir riv\u00e2yette o \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;Hz. Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;Her kim Cuma g\u00fcn\u00fc abdest al\u0131rsa farz i\u00e7in kafidir. Her kim de gusul yaparsa, gusul efdald\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Daha b\u00f6yle birtak\u0131m hadislerden dolay\u0131 \u00e2limlerin \u00e7o\u011fu, Cuma g\u00fcn\u00fc c\u00fcn\u00fcpl\u00fck s\u00f6z konusu olmasa bile guslederek y\u0131kanman\u0131n ayr\u0131ca vacib oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc benimsemi\u015flerdir. Fakat son hadisten de anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131, cenabette oldu\u011fu gibi gusletmeyince namaz\u0131n caiz olmamas\u0131 demek de\u011fildir. Bu sebebledir ki, Hanefi \u00e2limleri, Cuma g\u00fcn\u00fc guslederek y\u0131kanman\u0131n s\u00fcnnet veya m\u00fcstehab oldu\u011fu kanaatindedirler. Hindiyye&#8217;de denilmi\u015ftir ki: &#8220;Guslun nevileri dokuzdur. \u00dc\u00e7\u00fc farzd\u0131r. Bunlar, cenabetten, hay\u0131zdan ve nifastan dolay\u0131 gusletmektir. Biri de vacibtir ki o da \u00f6l\u00fcy\u00fc y\u0131kamakt\u0131r. K\u00e2fir olan bir ki\u015finin c\u00fcn\u00fcp iken m\u00fcsl\u00fcman olmas\u0131 halinde de gusletmesi vacib olur. D\u00f6rd\u00fc de s\u00fcnnettir. Bunlar da, Cuma g\u00fcn\u00fc, iki bayram g\u00fcn\u00fc, arefe g\u00fcn\u00fc, bir de ihrama girerken al\u0131nan gusuld\u00fcr. Sahih olan Cuma g\u00fcn\u00fc namaz i\u00e7in gusletmektir. Hatta bir insan fecirden sonra gusletse de sonra abdest al\u0131p Cuma&#8217;y\u0131 o abdest ile k\u0131lsa yahut Cuma namaz\u0131ndan sonra gusul yapsa s\u00fcnneti yerine getirmi\u015f olmaz. Sabah namaz\u0131ndan \u00f6nce gusletse de onunla Cuma&#8217;y\u0131 k\u0131lsa Ebu Yusuf&#8217;a g\u00f6re guslun faziletine erer, Ebu&#8217;l-Hasen&#8217;e g\u00f6re eremez. Cuma ve bayram ayn\u0131 g\u00fcnde olsa ve bir ki\u015fi kar\u0131s\u0131yla cinsel ili\u015fkide bulunduktan sonra gusletse, hepsinin yerine ge\u00e7er Gusl\u00fcn nevilerinden biri de m\u00fcstehabd\u0131r ki o da, c\u00fcn\u00fcp olmayan bir k\u00e2firin m\u00fcsl\u00fcman oldu\u011fu zaman gusletmesidir. Mekke&#8217;ye girmek, M\u00fczdelife&#8217;de vakfeye durmak ve Peygamber \u015fehrine girmek i\u00e7in gusletmek de mendub olan gusullerdendir. Halebi&#8217;de de denilmi\u015ftir ki: &#8220;Cuma&#8217;ya erken gitmek gusul\u00fc ile beraber ho\u015f koku s\u00fcr\u00fcnmek, misvak kullanmak ve g\u00fczel elbiseler giymek m\u00fcstehabd\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc M\u00e2ce S\u00fcnen&#8217;inde Hz. Ai\u015fe (r.a)&#8217;den \u015f\u00f6yle bir riv\u00e2yeti nakletmi\u015ftir. Hz. Ai\u015fe dedi ki: &#8220;Hz. Peygamber (s.a.v) Cuma g\u00fcn\u00fc hutbe okurken baz\u0131 kimselerin \u00fczerinde yani kaplan postlar\u0131 g\u00f6rd\u00fc. Bunun \u00fczerine Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;Ne olur, her birinizin g\u00fcc\u00fc yetti\u011finde (yani g\u00fcndelik bir kattan ba\u015fka) Cuma i\u00e7in iki sevb (yani bir kat elbise) edinmi\u015f olsa.&#8221; Abdullah b. Selam (r.a)&#8217;dan da bu anlamda bir hadis nakledilmi\u015ftir. Ebu Zerr&#8217;den de \u015f\u00f6yle dedi\u011fi rivayet edilmi\u015ftir: &#8220;Hz. Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;Her kim Cuma g\u00fcn\u00fc gusleder, g\u00fczelce y\u0131kan\u0131r, temizlenir, temizli\u011fini g\u00fczel yapar, en g\u00fczel elbisesini giyinir ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n nasib etti\u011fi g\u00fczel kokudan s\u00fcr\u00fcn\u00fcr, sonra Cuma&#8217;ya gider, lak\u0131rd\u0131 etmez ve iki ki\u015fi aras\u0131n\u0131 ay\u0131rmazsa, Allah o Cuma ile di\u011fer Cuma aras\u0131ndaki kusurlar\u0131n\u0131 affeder.&#8221; Buhar\u00ee&#8217;de, \u0130bn\u00fc \u00d6mer (r.a)&#8217;den gelen \u015f\u00f6yle bir rivayet vard\u0131r: &#8220;Hz. \u00d6mer mescidin kap\u0131s\u0131nda sat\u0131l\u0131k bir (yani ipekli \u00e7itari nev&#8217;inden yollu bir elbise) g\u00f6rd\u00fc. &#8220;Ya Resulallah! bunu sat\u0131n alsan da Cuma g\u00fcnleri ve el\u00e7iler geldi\u011fi vakit giysen.&#8221; dedi. Resulullah da, &#8220;Bunu, ahirette nasibi olmayan giyer,&#8221; buyurdu. Sonra Resulullah&#8217;a onlardan baz\u0131 elbiseler geldi. Resulullah da birisini Hz. \u00d6mer&#8217;e verdi. \u00d6mer, &#8220;Ya Resulullah! bunu bana veriyorsun halbuki daha evvel attar hullesi hakk\u0131nda bana s\u00f6yledi\u011fini s\u00f6ylemi\u015ftin.&#8221; dedi. Resulullah da &#8220;Ben sana onu giyesin diye vermedim.&#8221; buyurdu. Bunun \u00fczerine \u00d6mer de o elbiseyi Mekke&#8217;de bulunan m\u00fc\u015frik bir karde\u015fine giydirdi.&#8221;<\/p>\n<p>Bir de Buhari, Kitabu&#8217;l- Cuma&#8217;da \u00e2yeti ile Cuma&#8217;n\u0131n farziyeti hakk\u0131nda \u015fu hadisi de rivayet eder. &#8220;Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;Bizler (burada) sonuncu, k\u0131yamette ise \u00f6nc\u00fcleriz. Yani (d\u00fcnyaya) sonra geldik, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc m\u00fcsabakay\u0131 kazan\u0131p ileri ge\u00e7ece\u011fiz. \u015eu kadar var ki onlara kitap bizden evvel verildi. Sonra da, onlara farz k\u0131l\u0131nan g\u00fcnler idi. Fakat onlar o g\u00fcnde ihtil\u00e2f ettiler. ( Nahl, 16\/124 \u00e2yetine bkz.) Allah bize hidayet buyurdu. Binaenaleyh insanlar bunda bize tabi olacakt\u0131r. Yahudiler yar\u0131n, h\u0131ristiyanlar yar\u0131ndan sonra.&#8221;<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131 zikredildi\u011fi gibi kendilerine Cuma farz olan m\u00fcminlerin Cuma g\u00fcn\u00fc zevalden sonra ezan\u0131 i\u015fittikleri vakit i\u015flerini b\u0131rak\u0131p Cuma&#8217;ya ko\u015fmalar\u0131 farz, daha \u00f6nce gitmeleri m\u00fcstehab ve efdald\u0131r. Ko\u015fmakta muteber olan da, bulundu\u011fu yerden ayr\u0131lmakt\u0131r. Te\u015fehh\u00fcdde yeti\u015fen de Cuma olarak tamamlar. (Fethu&#8217;l-Kadir)<\/p>\n<p>10. Sonra namaz k\u0131l\u0131n\u0131p bitti\u011finde ki farz olan Cuma namaz\u0131 ihtilafs\u0131z iki rekatt\u0131r. Hz. Ali ve Ai\u015fe&#8217;den zikredilen haberlerde Cuma namaz\u0131n\u0131n hutbeden dolay\u0131 k\u0131salt\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu ifade edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bununla beraber \u00f6\u011flenin s\u00fcnnetleri gibi Cuma&#8217;n\u0131n da s\u00fcnnetleri vard\u0131r. \u0130bn\u00fc M\u00e2ce, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan \u015fu s\u00f6z\u00fc nakleder: &#8220;Hz. Peygamber (s.a.v) Cuma&#8217;dan \u00f6nce d\u00f6rt rekat k\u0131lar ve bunlardan hi\u00e7birini ay\u0131rmazd\u0131.&#8221; \u0130bn\u00fc M\u00e2ce bu konuda Abdullah b. \u00d6mer&#8217;den de bir nakilde bulunmaktad\u0131r. &#8220;Abdullah b. \u00d6mer, Cuma&#8217;y\u0131 k\u0131ld\u0131ktan sonra gider evinde iki rekat daha k\u0131lard\u0131 ve derdi ki: &#8220;Resulullah b\u00f6yle yapard\u0131&#8221;. \u0130bn\u00fc M\u00e2ce&#8217;de nakledilen riv\u00e2yetlerden biri de Salim&#8217;in babas\u0131ndan gelmektedir: O \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Hz. Peygamber (s.a.v) Cuma&#8217;dan sonra iki rekat k\u0131lard\u0131. &#8221; Bu konuda \u0130bn M\u00e2ce&#8217;de yer alan di\u011fer bir rivayet de Ebu Hureyre&#8217;dendir: &#8220;Resulullah buyurdu ki: &#8220;Cuma&#8217;dan sonra k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131zda d\u00f6rt rekat k\u0131l\u0131n\u0131z.&#8221; Demek ki, evvela Cuma&#8217;n\u0131n d\u00f6rt rekat ilk s\u00fcnneti vard\u0131r ki, hatib hutbeye \u00e7\u0131kmadan k\u0131l\u0131n\u0131r. Farzdan sonra da iki veya d\u00f6rt rekat son s\u00fcnneti vard\u0131r ki bu s\u00fcnneti de evde k\u0131lmak efdald\u0131r. \u00c2yetten anla\u015f\u0131lan farziyyettir. Bununla beraber s\u00fcnnetler de farz\u0131n tamamlay\u0131c\u0131s\u0131 olmalar\u0131 itibariyle ona kat\u0131ld\u0131klar\u0131ndan s\u00fcnnet h\u00fckm\u00fcyle dahil olurlar. Cuma namaz\u0131 k\u0131l\u0131n\u0131p bitti mi, O vakit yer y\u00fcz\u00fcne da\u011f\u0131l\u0131n\u0131z, yani namaz k\u0131l\u0131nd\u0131ktan sonra izinlisiniz, gidebilirsiniz, art\u0131k arzu etti\u011finiz yere da\u011f\u0131l\u0131n\u0131z ve Allah&#8217;\u0131n fazl\u0131ndan talebte bulununuz ki bu ger\u00e7ek \u00e7al\u0131\u015fma ve ticaret, gerek ilim, gerek ziyaret, gerek ibadet ve gerek istirahat olabilir. \u0130bn\u00fc Merduye&#8217;nin rivayetinde \u0130bn\u00fc Abbas demi\u015ftir ki: &#8220;D\u00fcnya iste\u011fine dair bir \u015fey ile emrolunmad\u0131lar, ancak hasta yoklamak, cenazeye gitmek ve Allah i\u00e7in din karde\u015fini ziyaret etmek gibi \u015feyler hari\u00e7.&#8221; \u0130bn\u00fc Cerir bunu, Enes (r.a) &#8216;den merfuan rivayet etmi\u015ftir. Mekhul, Hasen ve Said b. M\u00fcseyyeb ise, &#8220;Buradaki talepten maksat, ilim talebidir.&#8221; demi\u015flerdir. Baz\u0131lar\u0131 da bundan murad\u0131n, kazan\u00e7 oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. \u00c2yetteki &#8220;isteyin, da\u011f\u0131l\u0131n&#8221; emirleri, en sahih g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re m\u00fcbahl\u0131k ifade eder. Binaenaleyh namaz k\u0131l\u0131nd\u0131ktan sonra hemen \u00e7\u0131kmak vacib olmay\u0131p mescidde kalmak da m\u00fcbaht\u0131r. Al\u00fbs\u00ee der ki: &#8220;Dahh\u00e2k ve M\u00fccahid&#8217;den de bu \u015fekilde rivayet edilmi\u015f ve Buhar\u00ee \u015ferhinde Kirm\u00e2n\u00ee, bu konuda ittifak oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ise de \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekmektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Serahsi, bu emirlerin v\u00fccub veya nedb m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu hususunda g\u00f6r\u00fc\u015f nakletmi\u015ftir. Ebu Ubeyd, \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir, Taberani ve \u0130bn\u00fc Merduye, Abdullah b. B\u00fcrri Harrani&#8217;den \u015f\u00f6yle riv\u00e2yette bulunmu\u015flard\u0131r. Abdullah dedi ki: &#8220;Peygamber (s.a.v) &#8216;in sahabilerinden Abdullah b. Busri Mazini&#8217;yi g\u00f6rd\u00fcm. Cuma namaz\u0131n\u0131 k\u0131l\u0131nca \u00e7\u0131kt\u0131, \u00e7ar\u015f\u0131da bir saat dola\u015ft\u0131 sonra tekrar mescide d\u00f6nd\u00fc ve Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fi kadar namaz k\u0131ld\u0131. Ona bunu ni\u00e7in yap\u0131yorsun? diye sorduklar\u0131nda, &#8220;Peygamberlerin Efendisi (s.a.v)&#8217;ni b\u00f6yle yaparken g\u00f6rd\u00fcm&#8221; dedi ve \u00e2yetini okudu.&#8221; \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir de Said b. C\u00fcbeyr&#8217;in \u015f\u00f6yle dedi\u011fini nakletmi\u015ftir: &#8220;Cuma g\u00fcn\u00fc mescidin kap\u0131s\u0131ndan \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131nda bir \u015feyin izini s\u00fcr de istersen alma. Bunun da mendub oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir.&#8221; Fakat Us\u00fbl ilminde beyan edildi\u011fi \u00fczere &#8220;ihramdan \u00e7\u0131k\u0131nca avlanabilirsiniz..&#8221; (M\u00e2ide, 5\/2) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi s\u0131rf kullar\u0131n lehine olarak gelen emirlerin aleyhe \u00e7evrilmesiyle mevzu de\u011fi\u015fikli\u011finin gerekli olmamas\u0131 i\u00e7in m\u00fcbahl\u0131k as\u0131l oldu\u011funa g\u00f6re, bu \u00e2yetteki emirlerinin de b\u00f6yle olmas\u0131 gerekmektedir. Bu yaln\u0131z sak\u0131nd\u0131rmadan sonra oldu\u011fu i\u00e7in de\u011fil, lehten aleyhe konuyu de\u011fi\u015ftirmenin gerekmemesi i\u00e7indir. Yoksa emir, sak\u0131nd\u0131rmadan sonra da v\u00fccub ifade edebilir. Mamafih o ruhsat ve m\u00fcbahl\u0131kla beraber \u015fu emrin nedb ve te\u015fvik i\u00e7in olmas\u0131 uygun olur.<\/p>\n<p>Ve Allah&#8217;\u0131 \u00e7ok zikredin, yani da\u011f\u0131l\u0131p \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131zda da Allah&#8217;\u0131 unutuvermeyiniz de gerek da\u011f\u0131lma ve talepte bulunma esnas\u0131nda, gerek bundan sonra ve \u00f6nce Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 g\u00fczel isimleriyle \u00e7ok an\u0131n. Emirlerinin yerine getirilmesine muvaffak k\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 hamd ve \u015f\u00fckretmek, Kur&#8217;\u00e2n okumak, nafile namaz k\u0131lmak, di\u011fer ibadetlerde bulunmak, nimet ve l\u00fctuflar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek gibi vesilelerle il\u00e2h\u00ee ismini gerek kalbiniz ve gerek dilinizle y\u00e2d edin ki felah bulabilesiniz. B\u00fcy\u00fck murada eresiniz.<\/p>\n<p>11. Emir b\u00f6yle olmakla beraber bir ticaret veya bir e\u011flence g\u00f6rd\u00fcklerinde ona gittiler ve seni k\u0131yamda b\u0131rakt\u0131lar, yani sen minberde hutbeye kalkm\u0131\u015f Allah&#8217;\u0131 zikrederken b\u0131rak\u0131p ticarete ko\u015fu\u015ftular. Riv\u00e2yet olunur ki Medine&#8217;de a\u00e7l\u0131k ve pahal\u0131l\u0131k olmu\u015ftu. Resulullah (s.a.v) Cuma g\u00fcn\u00fc hutbede iken bir kervan geliverdi. Onun def sesini i\u015fitince cemaat\u0131n bir \u00e7o\u011fu, Hz. Peygamber&#8217;i ayakta b\u0131rakarak d\u0131\u015far\u0131ya f\u0131rlam\u0131\u015flard\u0131. Buhar\u00ee, M\u00fcslim, Tirmizi ve di\u011ferleri Cabir b. Abdullah (r.a)&#8217;dan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;Hz. Peygaber (s.a.v) ile namaz k\u0131laca\u011f\u0131m\u0131z s\u0131rada yiyecek getiren bir kervan geliverdi. Cemaat ona y\u00f6neldi, hatta Peygamber&#8217;in yan\u0131nda on iki adamdan ba\u015fka kimse kalmad\u0131. Bunun \u00fczerine \u00e2yeti nazil oldu.&#8221; Bir riv\u00e2yette de Resulullah buyurmu\u015ftur ki, &#8220;E\u011fer hepsi \u00e7\u0131ksayd\u0131 mescid \u00fczerlerine ate\u015f olurdu.&#8221; Hz. Peygamber&#8217;in yan\u0131nda kalan on iki ki\u015fiden onu, A\u015fer-i M\u00fcbe\u015f\u015fere (cennetle m\u00fcjdelenen on ki\u015fi) ikisi de Bilal ile Cabir yahut Ammar ile \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud, veya Bilal ile \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud idi. Kervan Abdullah b. Avf (r.a)&#8217;a aittir. \u00c2yetteki &#8220;lehv&#8221;, kafile gelirken \u00e7al\u0131nmas\u0131 adet haline gelen k\u00f6s veya def, d\u00fcnbelektir. Baz\u0131lar\u0131 da bunun davul zurna oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Mamafih \u00e2yetteki zamiri m\u00fcennes (di\u015fi) olarak ticarete g\u00f6nderilmi\u015f denilerek lehv ile beraber ticarete, denilerek de yaln\u0131z lehve g\u00f6nderilmemi\u015ftir. Bu da g\u00f6stermektedir ki, mescidden \u00e7\u0131kanlar\u0131n maksad\u0131, lehv de\u011fil ticaret idi. Bunun da sebebi, k\u0131tl\u0131k ve pahal\u0131l\u0131\u011f\u0131n \u015fiddeti, bir de hutbeyi b\u0131rak\u0131p \u00e7\u0131kmakta bir sak\u0131ncan\u0131n olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 zannetmeleri olmu\u015ftu. De ki ey Allah&#8217;\u0131 zikretmek i\u00e7in kalkan Resul! Allah&#8217;\u0131n kat\u0131ndaki menfaatler lehivden de ticaretten de hay\u0131rl\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n ge\u00e7ici menfaatleridir. Allah yan\u0131ndaki l\u00fctuf ve sevab ise sonsuz ve ebedidir. Kald\u0131 ki e\u011flencenin menfaati de zihinde kurulan hayalden ibarettir. Ve Allah r\u0131z\u0131k verenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r. As\u0131l r\u0131z\u0131k O&#8217;ndan istenmelidir. O nasib etmeyince sebeplerden hi\u00e7 birisinin faydas\u0131 olmaz. Ticaretlerin \u00fcst\u00fcnde Allah&#8217;\u0131n \u00f6yle r\u0131z\u0131k kap\u0131lar\u0131 vard\u0131r ki, onlar kapan\u0131nca b\u00fct\u00fcn ticaretler de kapan\u0131r. Onun i\u00e7in ticaret sevdas\u0131yla her \u015feyi unutan yahudileri Allah Te\u00e2l\u00e2 bu s\u00fbrede k\u0131nad\u0131ktan sonra m\u00fcminleri y\u00fckseltmek \u00fczere bu emirlerle Cumaya hidayet ve ir\u015fad buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu emirlerden sonra Cuma&#8217;y\u0131 mazeretsiz terk etmek ve Cuma&#8217;y\u0131 b\u0131rak\u0131p da lehiv ve e\u011flenceye ko\u015fu\u015fman\u0131n nifaka varaca\u011f\u0131na i\u015faret olmak \u00fczere bu s\u00fbrenin pe\u015finden m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n hallerini anlatan s\u00fbre gelecek ve o da, yine m\u00fcminleri Allah&#8217;\u0131 zikre te\u015fvik eden bir hitab ile son bulacakt\u0131r.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>62-CUMU&#8217;A: 1. G\u00f6klerdeki ve yerdeki her\u015fey Allah&#8217;\u0131 (yahut Allah i\u00e7in) tesbih eder. Hi\u00e7bir \u015fey yoktur ki, yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131n kemaline ve noksanl\u0131k al\u00e2metlerinden ber\u00ee oldu\u011funa delil olmas\u0131n (Bu konuyla ilgili \u0130sra S\u00fbresi&#8217;nde bulunan &#8220;O&#8217;nu tesbih etmeyen hi\u00e7bir \u015fey yoktur.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/44) \u00e2yetine bkz.) Bu tesbih, yarat\u0131l\u0131\u015fta mevcuttur. Binaenaleyh insanlar da, irade h\u00fcrriyetlerini kullanmak suretiyle Allah&#8217;\u0131 her t\u00fcrl\u00fc &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12135,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1108,1107,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1826","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-62-cuma","tag-62-cuma-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1826","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1826"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1826\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12135"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1826"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1826"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1826"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}