{"id":1832,"date":"2010-11-18T21:53:20","date_gmt":"2010-11-18T21:53:20","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1832"},"modified":"2010-11-18T21:53:20","modified_gmt":"2010-11-18T21:53:20","slug":"59-hasr-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/59-hasr-tefsiri\/","title":{"rendered":"59-HA\u015eR SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>59-HA\u015eR:<\/p>\n<p>1. G\u00f6klerde ve yerde bulunan her \u015fey, Allah&#8217;\u0131 tesbih ile tenzih etti ve etmektedir. O&#8217;nun \u015f\u00e2n\u0131, kendisinin her t\u00fcrl\u00fc lekeden uzak oldu\u011funu ve kirli \u015feylerin O&#8217;na yakla\u015famayaca\u011f\u0131n\u0131 isbat etmektedir. Bu y\u00fczden her \u015fey O&#8217;nun hakk\u0131 u\u011frunda \u00e7arp\u0131\u015f\u0131r, hepsi O&#8217;nun ordusudur. Bu s\u00fbrenin b\u00f6yle bir giri\u015f ile ba\u015flamas\u0131, hem \u00f6nceki s\u00fbrenin sonuna m\u00fcnasib olmas\u0131, hem de zikredilecek \u00e7\u0131karma ve s\u00fcrg\u00fcn etme olay\u0131nda bir haks\u0131zl\u0131k kokusunun zannedilmemesi bak\u0131m\u0131ndan \u00f6nemlidir. Ayr\u0131ca onun bir temizlik i\u015fi oldu\u011funu hat\u0131rlatmak \u00fczere g\u00fczel bir ba\u015flang\u0131\u00e7t\u0131r. Ve O, Aziz&#8217;dir, Hak\u00eem&#8217;dir. Aziz&#8217;dir, yani hi\u00e7 bir suretle ma\u011flub edilme ihtimali olmayan tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla g\u00e2lib ancak O&#8217;dur ve b\u00fct\u00fcn izzet O&#8217;nundur. O, diledi\u011fine izzet (\u00fcst\u00fcnl\u00fck) verir, diledi\u011fini zelil eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, &#8220;Diledi\u011fini aziz, diledi\u011fini zelil k\u0131lan&#8221;d\u0131r. Onun i\u00e7in \u00e2lemde her izzet k\u0131r\u0131labilir, ancak O&#8217;nun izzetinin sahas\u0131na tecav\u00fcz edilemez. O&#8217;na kar\u015f\u0131 gelmek isteyenler, sonunda ma\u011flub ve zelil olurlar. Bununla beraber O, Hak\u00eem&#8217;dir, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 hikmetle yapar. Bazen m\u00fcminlere s\u0131k\u0131nt\u0131 \u00e7ektirip k\u00e2firlere bir zaman i\u00e7in meydan verirse, onda da bir hikmeti vard\u0131r. Ve nihayet O&#8217;nun Hikmet ve \u0130zzet&#8217;i tecelli eder (ortaya \u00e7\u0131kar).<\/p>\n<p>2. O, Aziz ve Hak\u00eem olan Allah&#8217;t\u0131r ki, \u0130zzet ve Hikmet izlerinden bir \u00f6rnek ve ibret olmak \u00fczere kitab ehlinden o k\u00fcfredenleri, Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217;n\u00fc ink\u00e2r ederek, Allah ad\u0131na verdikleri s\u00f6z ve andla\u015fmay\u0131 k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fckle bozup &#8220;Bu, onlar\u0131n Allah&#8217;a ve Peygamber&#8217;ine kar\u015f\u0131 gelmelerinden dolay\u0131d\u0131r&#8230;&#8221; (Ha\u015fr, 59\/4) \u00e2yeti ile beyan edilece\u011fi \u00fczere Allah ve Resul\u00fc&#8217;ne kar\u015f\u0131 u\u011fra\u015fmaya kalk\u0131\u015fan k\u00e2firleri ilk ha\u015firde, yahut ilk ha\u015fr i\u00e7in diyarlar\u0131ndan \u00e7\u0131kard\u0131. Bu k\u00fcfredenler, yukar\u0131da da rivayet edildi\u011fi gibi yahudilerden olan Ben\u00ee Nadir kabilesi idi ki, Hayber yahudilerinden Ben\u00ee Kureyza gibi bir b\u00fcy\u00fck kabile kadard\u0131. S\u00f6z konusu bu iki kabileye &#8220;K\u00e2hin\u00e2n&#8221; denir ve K\u00e2hin b. Harun neslinden olduklar\u0131 s\u00f6ylenirdi. Denildi\u011fine g\u00f6re bunlar, son Peygamber&#8217;in ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131 beklemek i\u00e7in \u0130srail O\u011fullar\u0131ndan bir cemaatla gelmi\u015f, Medine&#8217;ye yak\u0131n bir yere konmu\u015flard\u0131. Konduklar\u0131 yer bay\u0131nd\u0131r olmayan bir kara par\u00e7as\u0131 iken oraya yerle\u015fmi\u015f ve sa\u011flam binalar yapm\u0131\u015flard\u0131. Ayette kendilerine izafetle &#8220;diyarlar\u0131ndan&#8221;, &#8220;kaleleri&#8221; \u015feklinde ifade edilmesinde de buna bir i\u015faret vard\u0131r. Bekledikleri Resul gelmi\u015f oldu\u011fu halde inkar ve nank\u00f6rl\u00fckte ileri gittikleri i\u00e7in, Allah&#8217;\u0131n \u0130zzet ve Hikmet&#8217;i onlar\u0131 ilk ha\u015fr olmak \u00fczere yurtlar\u0131ndan \u00e7\u0131kard\u0131. Bu k\u00fc\u00e7\u00fck bir k\u0131yamet \u00f6rne\u011fi oldu. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki bir de sonraki ha\u015fir vard\u0131r. O da &#8220;Ahirette de onlar i\u00e7in ate\u015f azab\u0131 vard\u0131r.&#8221; (Ha\u015fr, 59\/3) \u00e2yetinde hat\u0131rlat\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere b\u00fcy\u00fck k\u0131yametle ahirette olacakt\u0131r. Bu iki ha\u015fir aras\u0131nda daha ba\u015fka ne gibi ha\u015firler vard\u0131r? Onu da Allah bilir. &#8216;deki tefsircilerin \u00e7o\u011funa g\u00f6re, &#8220;Onu, ge\u00e7en on (g\u00fcn) i\u00e7inde yazd\u0131m.&#8221; c\u00fcmlesindeki gibi zaman ifade etmektedir. M\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;ilk ha\u015firde&#8221; demektir. Buna g\u00f6re ilk ha\u015fre, ilk harb m\u00e2n\u00e2s\u0131 vermek daha uygun g\u00f6r\u00fcnmektedir. Lakin baz\u0131lar\u0131n\u0131n dedi\u011fi gibi ihrac\u0131n maksad\u0131n\u0131 g\u00f6stermek \u00fczere l\u00e2m-\u0131 ecliyye (sebeb l\u00e2m\u0131) olma ihtimali de vard\u0131r. Bu ihrac\u0131n s\u0131rf Allah taraf\u0131ndan oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamak \u00fczere buyuruluyor ki siz \u00e7\u0131kacaklar\u0131n\u0131 zannetmediniz, demek ki size ve sizin zann\u0131n\u0131za kalsayd\u0131 \u00e7\u0131kamayacaklard\u0131. O halde onlar\u0131 siz \u00e7\u0131karmad\u0131n\u0131z. Onlar da zannettiler ki kendilerinin Allah&#8217;tan koruyacak, s\u0131\u011f\u0131nd\u0131klar\u0131 kaleleri ve istihk\u00e2mlar\u0131d\u0131r. Yani Allah taraf\u0131ndan gelecek azabdan kendilerini korumak i\u00e7in yaln\u0131z o s\u0131\u011f\u0131nd\u0131klar\u0131 kaleler ve kuvvetlerin k\u00e2fi gelece\u011fini, sadece kale ve kuvvetli siperler yapmakla m\u00fcdafaan\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olaca\u011f\u0131n\u0131 zannediyorlar ve s\u0131rf onlara g\u00fcveniyorlard\u0131. En \u00f6nce kalblerde iman\u0131n bulunmas\u0131 gerekti\u011fini ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u0130zzeti&#8217;ne kar\u015f\u0131 gelmenin k\u00e2bil olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorlard\u0131. Bu y\u00fczden onlar\u0131n da d\u00fc\u015f\u00fcncelerine kalsayd\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131lmalar\u0131 tasavvur edilmezdi. Fakat Allah onlara hesab etmedikleri bir y\u00f6nden geldi, yani Allah&#8217;\u0131n emri, onlar\u0131 hi\u00e7 hat\u0131r ve hayallerine getirmedikleri bir cihetten bast\u0131rd\u0131, kalblerinden vurdu. Reisleri olan Ka&#8217;b b. E\u015fref&#8217;i kendi kona\u011f\u0131nda g\u00fcveyi girdi\u011fi gece ans\u0131z\u0131n katlettirivermekle, zaten zay\u0131f olan manev\u00ee kuvvetlerini, ve kendilerine g\u00fcvenlerini peri\u015fan etti. Ve y\u00fcreklerinin i\u00e7ine m\u00fcthi\u015f bir korku d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc. \u00d6yle ki evlerini kendi elleri ve m\u00fcminlerin elleriyle harab ediyorlard\u0131. Ebu Amr k\u0131r\u00e2etinde &#8220;tahrib&#8221; masdar\u0131ndan r\u00e2&#8217;n\u0131n \u015feddesiyle \u015feklinde okunur. Yani i\u00e7erden sokak ba\u015flar\u0131n\u0131 kapamak, m\u00fcsl\u00fcmanlara sa\u011flam bir \u015fey b\u0131rakmamak ve \u00e7\u0131k\u0131p giderlerken alabildiklerini g\u00f6t\u00fcrebilmek i\u00e7in kendi elleriyle evlerinin d\u00f6rt duvar\u0131n\u0131 y\u0131k\u0131yor, kap\u0131 ve pencerelerini s\u00f6k\u00fcyor, kereste ve e\u015fyalar\u0131n\u0131 tar\u00fcmar ediyorlard\u0131. D\u0131\u015far\u0131dan da m\u00fcminler, onlar\u0131n kapatmak ve sa\u011flamla\u015ft\u0131rmak istedikleri yerleri a\u00e7mak i\u00e7in h\u00fccum ediyorlard\u0131. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile de, bir taraftan kendilerinin i\u015fledikleri k\u00fcf\u00fcr ve cinayetleri, bir taraftan da m\u00fcminlerin iman ve gayretli h\u00fccumlar\u0131 aras\u0131nda tela\u015fa d\u00fc\u015ferek evlerinin viran olmas\u0131na sebebiyyet veriyorlard\u0131. Ey g\u00f6recek g\u00f6z\u00fc, anlayacak basireti olanlar bu olay\u0131, iki taraf\u0131n bu hallerini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ve kendi halinizle mukayese ederek ibret al\u0131n. K\u00fcfr\u00fcn, zulm\u00fcn, kalb bozuklu\u011funun ve Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 gelip de yaln\u0131z sebeplere g\u00fcvenmenin \u00e2kibetindeki ac\u0131kl\u0131 durumu ve iman ile m\u00fccadelenin \u015ferefini, Allah&#8217;\u0131n \u0130zzet ve Hikmet&#8217;ini g\u00f6z \u00f6n\u00fcne getirin, bundan da kendi hallerinize ge\u00e7erek ibret dersi al\u0131n da yaln\u0131z sebeb ve \u00e2letlerin kuvvetine g\u00fcvenmeyin. Vazifenizi samimi kalb ile Allah i\u00e7in yap\u0131p, b\u00fct\u00fcn tevekk\u00fcl ve g\u00fcveninizi tam bir iman ile ancak ve ancak Allah&#8217;a ba\u011flay\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc Aziz O&#8217;dur, Hak\u00eem O&#8217;dur. \u0130&#8217;tib\u00e2r, ibret almak, taacc\u00fcb ederek \u00f6\u011f\u00fct almak demektir. \u0130bret, &#8220;Bes\u00e2ir&#8221; ve &#8220;M\u00fcfred\u00e2t&#8221;da zikredildi\u011fi \u00fczere, m\u00fc\u015f\u00e2hede edileni \u00f6\u011frenmekle hen\u00fcz m\u00fc\u015f\u00e2hede edilmeyeni bilmeye vesile k\u0131l\u0131nan duruma denir. Bunun asl\u0131 olan &#8220;abr&#8221; maddesi, bir halden bir hale ge\u00e7mek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Ub\u00fbr, gerek y\u00fczerek gemi veya hayvan ve gerek k\u00f6pr\u00fc gibi her ne suretle olursa olsun suyu ve dereyi ge\u00e7mek demektir. Bu m\u00fcnasebetle g\u00f6z ya\u015f\u0131na da ay\u0131n&#8217;\u0131n fethasiyle &#8220;abre&#8221; denilir. Ayn\u0131 k\u00f6kten gelen ib\u00e2re, s\u00f6yleyenden dinleyene ge\u00e7en s\u00f6z, ta&#8217;bir, r\u00fcyan\u0131n zahirinden b\u00e2t\u0131n\u0131na ge\u00e7mek m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Di\u011fer m\u00e2n\u00e2lar da hep bu ge\u00e7i\u015f anlam\u0131yla ilgilidir. Binaenaleyh ibret almak diye k\u0131saca ifade etti\u011fimiz itib\u00e2r, m\u00fc\u015f\u00e2hede edilen bir bilinene dikkat edip ondan bir me\u00e7hul\u00fc bilmeye intik\u00e2l etmek demektir. Bu da F\u0131k\u0131h Us\u00fbl\u00fc ilminde k\u0131yas denilen istinb\u00e2t (h\u00fck\u00fcm \u00e7\u0131karma) us\u00fbl\u00fcn\u00fcn ta kendisidir. Onun i\u00e7in fakihler, \u00e2yetteki &#8220;ibret al\u0131n&#8221; emrinden hareketle k\u0131yas\u0131n delil olabilece\u011fi neticesini \u00e7\u0131karm\u0131\u015flard\u0131r. Bu konu us\u00fbl-i f\u0131k\u0131h kitablar\u0131nda geni\u015fce ele al\u0131nmaktad\u0131r. \u0130mam Fahreddin-i R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;Biz &#8220;Mahs\u00fbl&#8221; isimli kitab\u0131m\u0131zda bu \u00e2yet ile k\u0131yas\u0131n delil olabilece\u011fini kabul etmi\u015fizdir. Onu burada geni\u015fce zikretmeden k\u0131saca \u015funlar\u0131 anlataca\u011f\u0131z: \u0130tib\u00e2r, bir \u015feyden bir \u015feye ge\u00e7mek ve s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Onun i\u00e7in g\u00f6z ya\u015f\u0131na da abre denilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc g\u00f6zden yana\u011fa ge\u00e7mektedir. Ge\u00e7ide ma&#8217;ber, vas\u0131tas\u0131na mi&#8217;bir denilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u0131n\u0131r\u0131 ge\u00e7mek onunla m\u00fcmk\u00fcn olur. Hislerle bilinen ilme, ta&#8217;bir denilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun sahibi hayal edilen \u015feylerden d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclene intikal eder. Laf\u0131zlara ib\u00e2re denilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, m\u00e2n\u00e2lar\u0131 s\u00f6yleyenin lisan\u0131ndan dinleyenin akl\u0131na naklederler. &#8220;Mutlu insan, ba\u015fkas\u0131ndan ibret aland\u0131r.&#8221; denilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Onun akl\u0131 ba\u015fkas\u0131n\u0131n halinden kendi haline intik\u00e2l eder. Bundan dolay\u0131 m\u00fcfessirler demi\u015flerdir ki, itib\u00e2r, e\u015fyan\u0131n hakikatlerine ve ifade ettikleri m\u00e2n\u00e2lara bakmakt\u0131r ki, bu bak\u0131\u015fla onlar\u0131n cinsinden ba\u015fka \u015feyler hakk\u0131nda bilgi elde edilir. Burada Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n itib\u00e2r ile emretti\u011fi hususun beyan\u0131na gelince, bunda birka\u00e7 ihtim\u00e2lin oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir. Birincisi: Onlar kalelerine, kuvvet ve kudretlerine g\u00fcvenmi\u015flerdi. Allah Te\u00e2l\u00e2 da onlar\u0131n g\u00fc\u00e7 ve kuvvetlerini yok etti. Sonra da buyurdu ki, &#8220;ibret al\u0131n ey basiret sahipleri!&#8221; bunun anlam\u0131, Allah&#8217;tan ba\u015fka bir \u015feye itimad etmeyin demektir. Onun i\u00e7in z\u00e2hid (kendisini ib\u00e2dete veren) z\u00fchd\u00fcne g\u00fcvenmemelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun z\u00fchd\u00fc Belam&#8217;\u0131n z\u00fchd\u00fcnden \u00e7ok olamaz. Alim de ilmine g\u00fcvenmemelidir. Zira \u0130bn\u00fc R\u00e2vendi&#8217;ye bak\u0131n\u0131z \u00e7ok fazla gayret g\u00f6stermesine ra\u011fmen nas\u0131l oldu? Do\u011frusu kimsenin hi\u00e7 bir \u015feyde Allah&#8217;\u0131n fazl ve rahmetinden ba\u015fkas\u0131na itimad\u0131 do\u011fru de\u011fildir. \u0130kincisi: bu ifadeden maksat, insana zulm\u00fcn, k\u00fcfr\u00fcn ve peygamberli\u011fe sald\u0131r\u0131da bulunman\u0131n \u00e2kibetini g\u00f6stermektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o yahudiler zul\u00fcm ve k\u00fcf\u00fcrlerinin u\u011fursuzlu\u011fuyla belaya u\u011frad\u0131lar ve yurtlar\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131lar. \u0130\u015fte m\u00fcminler bundan ibret al\u0131r ve g\u00fcnahlardan sak\u0131n\u0131rlar. Ancak buna kar\u015f\u0131 \u015f\u00f6yle bir itirazda bulunulabilir. Bu itib\u00e2r\u0131n do\u011fru olabilmesi i\u00e7in &#8220;onlar zul\u00fcm yapt\u0131lar ve k\u00fcfrettiler de azaba u\u011frad\u0131lar ve bu azaba sebeb ancak onlar\u0131n zul\u00fcm ve k\u00fcf\u00fcrleri oldu&#8221; dememiz gerekir. Halbuki b\u00f6yle denilmesi genelleme ve akis kurallar\u0131na g\u00f6re yanl\u0131\u015ft\u0131r, ve bir uygunluk s\u00f6z konusu de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir \u00e7ok \u015fah\u0131s zul\u00fcm yapm\u0131\u015f ve k\u00fcfretmi\u015ftir de d\u00fcnyada azaba u\u011framam\u0131\u015ft\u0131r. Aksi de meydana gelmi\u015f de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hz. Peygamber ve Ash\u00e2b\u0131 dahi bir tak\u0131m me\u015fakketlere maruz kalm\u0131\u015flard\u0131r. Halbuki bu s\u0131k\u0131nt\u0131lar, onlar\u0131n din ve amellerinde bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe delalet etmemi\u015ftir. B\u00f6ylece s\u00f6z\u00fc edilen illet (sebeb) genelleme ve aksi itib\u00e2riyle f\u00e2sid olunca o itib\u00e2r ve k\u0131yas da fasid olmu\u015f olmaz m\u0131? Bir de as\u0131lda sabit olan h\u00fck\u00fcm, onlar\u0131n evlerini kendi elleri ve m\u00fcminlerin elleriyle harab etmi\u015f olmalar\u0131d\u0131r. Buna zul\u00fcm ve k\u00fcfr\u00fc sebeb g\u00f6sterecek olursak o zaman her zul\u00fcm ve k\u00fcfredenin, evini kendi eli ve m\u00fcminlerin elleriyle harab etmesi gerekir. Bunun b\u00f6yle olmad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131nca bu itibar\u0131n do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131kmaz m\u0131? Bu soruya \u015f\u00f6yle cevab verilebilir. As\u0131lda sabit olan h\u00fckm\u00fcn \u00fc\u00e7 mertebesi vard\u0131r.<\/p>\n<p>Birincisi, evlerinin kendi elleri ve m\u00fcminlerin elleriyle tahribi.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, bundan daha genel olarak d\u00fcnyada azab verilmesi.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc ise, ikinciden daha genel anlamda mutlak azabt\u0131r.<\/p>\n<p>Zul\u00fcm ve k\u00fcfredenlere verilecek azab\u0131n da mutlak azab olmas\u0131 daha m\u00fcnasiptir. Yani onun tahrip edilmesi, yahut d\u00fcnyada \u00f6ld\u00fcr\u00fclme \u015feklinde azab g\u00f6rme veya bu azab\u0131n ahirette vuku bulmas\u0131, illete tesir eden hususlar de\u011fildir. \u015eu halde k\u0131yas konusunda \u015fu s\u00f6ylenebilir: Zul\u00fcm yapan, k\u00fcf\u00fcr ve tekzip edenler mutlak azab g\u00f6r\u00fcrler. Bu azab\u0131n d\u00fcnyada m\u0131, \u00e2hirette mi yoksa her ikisinde de mi meydana gelece\u011finin tayini istenmi\u015f de\u011fildir. Zul\u00fcm ve k\u00fcf\u00fcr mutlak azaba lay\u0131k ve m\u00fcnasiptir. Bu suretle denilebilir ki, zul\u00fcm ve k\u00fcf\u00fcr azaba sebebtir. Onlar meydana geldi mi, gerek d\u00fcnyada gerek ahirette azab da meydana gelir. \u0130\u015fte k\u0131y\u00e2s ve itib\u00e2r bu suretle izah edildi\u011fi takdirde itiraz ortadan kalk\u0131p, k\u0131yas sahih bir tarzda tamamlanm\u0131\u015f olur.&#8221; Nitekim bu m\u00e2n\u00e2 ve sebeb, \u015fu \u00e2yetlerle ayr\u0131ca hat\u0131rlat\u0131larak buyurulmu\u015ftur ki,<\/p>\n<p>3-4. Ve e\u011fer Allah onlar\u0131n \u00fczerine o cel\u00e2y\u0131 yazmam\u0131\u015f olsayd\u0131. Cel\u00e2, icl\u00e2 gibi hem m\u00fcteaddi hem de laz\u0131md\u0131r. Asl\u0131nda apa\u00e7\u0131k a\u00e7mak, a\u00e7\u0131lmak, a\u00e7\u0131kl\u0131k, a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karmak veya \u00e7\u0131kar\u0131lmak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eden celv&#8217;den meydana gelen cel\u00e2, bir kimsenin veya bir toplulu\u011fun yerinden yurdundan herhangi bir sebeble tedirgin edilerek uzakla\u015fmas\u0131 veya uzakla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 demektir ki, yurdu a\u00e7\u0131k kalm\u0131\u015f, kendisi a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Biz bu anlam\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in yerine g\u00f6re nefiy, icl\u00e2, uzakla\u015ft\u0131rma, tehcir, s\u00fcrg\u00fcn, a\u00e7\u0131lma, a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar\u0131lma, s\u0131\u00e7rama, s\u0131\u00e7ratma tabirlerini kullan\u0131r\u0131z. \u0130\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2 o k\u00e2firlerin \u00f6yle yurtlar\u0131ndan tezikmelerini takdir etmi\u015f, \u00fczerlerine yazm\u0131\u015f olmasayd\u0131 herhalde kendilerine d\u00fcnyada azab ederdi. Katl ve esaret gibi daha ac\u0131 bir azaba m\u00fcbtel\u00e2 k\u0131lard\u0131 ki, ona nisbetle bu s\u00fcrg\u00fcn felaketi bir azab de\u011fil, bir l\u00fctuf ve m\u00fcsaade say\u0131lmaktad\u0131r. Nitekim bu olaydan ibret almayan Ben\u00ee Kureyz\u00e2&#8217;n\u0131n, eli silah tutanlar\u0131 idam edilmi\u015flerdir. Onlar asl\u0131nda b\u00f6yle bir azab\u0131 hak etmi\u015flerdi, fakat Allah Te\u00e2l\u00e2 onlara d\u00fcnyada bu s\u00fcrg\u00fcn\u00fc takdir buyurmu\u015f oldu\u011fu i\u00e7in kendilerine bir azab vermedi. Mamafih onlar i\u00e7in ahirette ate\u015f azab\u0131 vard\u0131r yani cehennem azab\u0131 vard\u0131r. D\u00fcnya azab\u0131ndan kurtulsalar bile ahiret azab\u0131ndan kurtulamazlar. \u0130\u015fte onlar \u00f6yle azaba m\u00fcstahakt\u0131rlar.<\/p>\n<p>5. Herhangi bir line kestinizse. L\u00eene, bir\u00e7oklar\u0131na g\u00f6re hurma a\u011fac\u0131 demektir. Asl\u0131 &#8220;Levin&#8221; den &#8220;livne&#8221; \u015feklinde t\u00fcremi\u015f olup, &#8220;y\u00e2&#8221;s\u0131 &#8220;dime&#8221; gibi vavdan kalbedilmi\u015ftir. \u00c7o\u011fulu, &#8220;lun&#8221; ve &#8220;elv\u00e2n&#8221;d\u0131r. \u0130bn\u00fc Abbas ve baz\u0131 \u00e2limler, &#8220;acve&#8221; yani bal\u00e7\u0131k hurma denilen k\u0131sm\u0131 d\u0131\u015f\u0131ndaki hurma \u00e7e\u015fitlerine &#8220;line&#8221; denildi\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir. Ebu Ubeyde &#8220;acve&#8221; ile &#8220;bern\u00ee&#8221; haricinde bulunan hurmalar oldu\u011funu ileri s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Sevr\u00ee, &#8220;hurma a\u011fac\u0131n\u0131n en de\u011ferlisi&#8221; demi\u015f, Cafer-i S\u00e2d\u0131k&#8217;dan &#8220;acve&#8221;, Esma&#8217;hi&#8217;den de &#8220;Dek\u00e2l&#8221; diye nakledilmi\u015ftir. Baz\u0131lar\u0131 da y\u00e2\u00ee olup, yumu\u015fakl\u0131k anlam\u0131na gelen &#8220;lin&#8221;den t\u00fcremi\u015f oldu\u011funu kabul etmi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e7o\u011fulu &#8220;liyen&#8221; ve &#8220;liyan&#8221; da gelmektedir. Yumu\u015fakl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131 dolay\u0131s\u0131yla a\u011fa\u00e7 dallar\u0131 diye tefsir edenler dahi olmu\u015ftur. Buna nazaran &#8220;line&#8221;nin mutlak ya\u015f a\u011fa\u00e7 m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc l\u00eene, hurma a\u011fac\u0131 demek oldu\u011funa g\u00f6re h\u00fckm\u00fcn delaletinde um\u00fbm\u00ee anlam vard\u0131r. K\u0131sacas\u0131, harp esnas\u0131nda herhangi ya\u015f bir a\u011fa\u00e7 kestinizse yahut k\u00f6kleri \u00fczerinde dikili b\u0131rakt\u0131n\u0131zsa hepsi Allah&#8217;\u0131n izniyledir. Bu izin de o fas\u0131klar\u0131 peri\u015fan etmek i\u00e7indir.<\/p>\n<p>6. Fesad i\u00e7in de\u011fildir. Allah&#8217;\u0131n , Resul\u00fcne onlardan verdi\u011fi ganimetlere gelince; \u0130f\u00e2e, feyi k\u0131lmak, yani fey&#8217; (ganimet) olmak \u00fczere vermek, havale etmek demektir. Fey&#8217; de lugatte, r\u00fcc\u00fb yani d\u00f6nmek, \u00e7evrilmek ve d\u00f6nen g\u00f6lge m\u00e2n\u00e2lar\u0131na mastar ve isimdir. Ra\u011f\u0131b der ki; &#8220;Fey&#8217; ve fie, \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015f h\u00e2le d\u00f6nmektir.&#8221; Nitekim &#8220;Allah&#8217;\u0131n buyru\u011funa d\u00f6n\u00fcnceye kadar.&#8221; (Hucur\u00e2t, 49\/9) \u00e2yetinde de ayn\u0131 anlam vard\u0131r. &#8220;G\u00f6lge d\u00f6nd\u00fc.&#8221; ifadesi de bundand\u0131r. G\u00f6lgeye de ancak d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc zaman &#8220;fey&#8221; denilir. Elde edilmesinde zorluk olmayan ganimete de fey&#8217; ad\u0131 verilmi\u015ftir. \u015eer&#8217;an da fey&#8217;, k\u00e2firlerin mallar\u0131ndan m\u00fcsl\u00fcmanlara d\u00f6nen ganimet ve hara\u00e7 gibi gelirler demektir. Ebu Hafs \u00d6mer en-Nesef\u00ee adl\u0131 eserinde fey&#8217; ile ganimeti \u015f\u00f6yle tarif etmi\u015ftir: Fey&#8217;, k\u00e2firlerin mallar\u0131ndan ganimet ve hara\u00e7 kabilinden m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n eline ge\u00e7en \u015feylerdir. Ganimet ise, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n k\u00e2firlerden ald\u0131klar\u0131 mald\u0131r.&#8221; Bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131, fey&#8217;in ganimetden daha genel olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c2l\u00fbs\u00ee&#8217;nin zikretti\u011fine g\u00f6re baz\u0131 \u015e\u00e2fi\u00ee kitaplar\u0131nda fey&#8217; ile ganimet \u015fu \u015fekilde ayr\u0131lmaktad\u0131r. &#8220;Fey&#8217;, sava\u015fmadan at ve deve ko\u015fturmaks\u0131z\u0131n k\u00e2firlerden elde edilen mald\u0131r. Ganimet ise, Cizye, ticaret \u00f6\u015fr\u00fc yani g\u00fcmr\u00fck ve k\u0131tal olmaks\u0131z\u0131n andla\u015fma yapt\u0131klar\u0131 veya iki ordu kar\u015f\u0131la\u015fmaks\u0131z\u0131n korkudan b\u0131rak\u0131p terkettikleri ve irtid\u00e2t \u00fczere \u00f6len yahut katledilen m\u00fcrted (dinden d\u00f6nen)in ve v\u00e2rissiz \u00f6len zimm\u00ee&#8217;nin andla\u015fma yapan veya aman dileyenlerin b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 mallar gibi sava\u015ftan veya kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131ktan sonra al\u0131nan mallard\u0131r. Ganimet, harb\u00ee ve asl\u00ee olan k\u00e2firlerden sava\u015f yoluyla elde edilen mald\u0131r. \u0130ki ordunun kar\u015f\u0131la\u015fmas\u0131 ve bizim taraf\u0131m\u0131zdan yap\u0131lan hareket de sava\u015f h\u00fckm\u00fcndedir. Ashab\u0131m\u0131zdan yani hanef\u00eelerden de bu fark\u0131 ortaya koyanlar vard\u0131r. Denilmi\u015ftir ki ganimet, harb esnas\u0131nda k\u00e2firlerden \u00fcst\u00fcnl\u00fck ve galibiyyetle al\u0131nan \u015feylerdir. H\u00fckm\u00fc, Enf\u00e2l S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;Bilin ki, ganimet olarak ald\u0131\u011f\u0131n\u0131z herhangi bir \u015feyin be\u015fte biri Allah&#8217;a, Resul\u00fcne&#8230;&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/41) \u00e2yeti gere\u011fince be\u015fte birdir. Fey&#8217; ise harp bittikten ve feth edilen yer Dar-\u0131 \u0130sl\u00e2m olduktan sonra onlardan al\u0131nan mallard\u0131r. H\u00fckm\u00fc, be\u015fe b\u00f6l\u00fcnmeksizin hepsi m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n menfaatlar\u0131na uygun olan y\u00f6nlere sarf edilir.&#8221; S\u00f6zkonusu bu fark, &#8220;Hidaye&#8221; ve \u015ferhlerinde de zikredilmektedir. Demek oluyor ki Fey&#8217; tabiri ganimetten daha umumi bir anlama gelmekle beraber onun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak da kullan\u0131lmaktad\u0131r. \u015eu halde &#8220;if\u00e2e&#8221; fey&#8217; denilen bir d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmeyi ger\u00e7ekle\u015ftirmek demektir. Ganimetin h\u00fckm\u00fc, Enfal S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;De ki, ganimetler Allah ve Peygambere aittir. (Enfal, 8\/1), &#8220;\u0130yi bilin ki, ganimet olarak ele ge\u00e7irdi\u011finiz \u015feylerin be\u015fte biri Allah&#8217;a, Resul\u00fc&#8217;ne Resul\u00fcn yak\u0131nlar\u0131na yetimlere yoksullara ve yolculara aittir..&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/41) \u00e2yetleriyle dar ve geni\u015f \u00e7er\u00e7eveden beyan edildi\u011fi gibi, burada daha geni\u015f olan fey&#8217; h\u00fck\u00fcmleri ondan farkl\u0131 olmak \u00fczere \u00f6zel ve genel anlamda a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r. \u00d6nce \u015funu belirtmek gerekir ki, \u00e2yette ge\u00e7en zamirinden maksat, yurtlar\u0131ndan s\u00fcr\u00fclen k\u00e2firler, yani Ben\u00ee Nadir&#8217;dir. Onlardan Resulullah (s.a.v)&#8217;a ganimet olarak verilenler de, b\u0131rakm\u0131\u015f olduklar\u0131 ta\u015f\u0131n\u0131r ve ta\u015f\u0131nmaz mallar\u0131n ganimet olmak \u00fczere Resulullah&#8217;\u0131n eline verilmesi ve tasarrufuna ge\u00e7irilmesi demektir. Resulullah&#8217;\u0131n \u00f6nceden onlar\u0131n sahibi olmad\u0131\u011f\u0131 halde, bunun d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7eren &#8220;if\u00e2e&#8221; tabiriyle zikredilmesi onlar\u0131n hakiki sahibinin Allah Te\u00e2l\u00e2 olmas\u0131 itibariyle o mallar\u0131n, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 gelen k\u00e2firlerin ellerinde bulunu\u015funu, onu gasb edenin elinde bulunu\u015fu gibi g\u00f6stermi\u015f ve b\u00f6ylece onlar\u0131 Allah taraf\u0131ndan teslim almaya en sel\u00e2hiyetli olan z\u00e2t\u0131n Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc oldu\u011funu ifade ederek bu mal\u0131n ona tesliminin ilk sahibine i\u00e2de anlam\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 n\u00fcktesine i\u015f\u00e2ret etmi\u015ftir. \u0130\u015fte harpc\u0131 k\u00e2firlerin m\u00fcminlere ganimet olarak ge\u00e7en mallar\u0131nda da hep b\u00f6yle bir i\u00e2de m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2, &#8220;Ben, cinleri ve insanlar\u0131 ancak bana kulluk etsinler diye yaratt\u0131m&#8221; (Z\u00e2riy\u00e2t, 51\/56) \u00e2yetinde ifade edildi\u011fi \u00fczere insanlar\u0131, kendisine ibadet ve kulluk etmek i\u00e7in yaratm\u0131\u015f, mallar\u0131 da itaat ve kullu\u011fa vesile k\u0131lmak i\u00e7in halketmi\u015ftir. Bu y\u00fczden onlara lay\u0131k olanlar isyank\u00e2rlar de\u011fil, itaatk\u00e2r olan kullard\u0131r. Bu n\u00fckteye bin\u00e2en elde edilmesinde fazla zorluk \u00e7ekilmeyen ganimete, hara\u00e7 ve cizye gibi gelirlere \u015fer&#8217;an fey&#8217; ad\u0131 verilmi\u015ftir. Ra\u011f\u0131b \u0130sfah\u00e2n\u00ee&#8217;nin nakline g\u00f6re bu mala fey&#8217; denilmesi, g\u00f6lge m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen fey&#8217;a benzetmek suretiyle, d\u00fcnyan\u0131n en \u015ferefli (al\u00e2meti) a&#8217;raz\u0131 olan mal\u0131n ge\u00e7ici bir g\u00f6lge gibi oldu\u011funa i\u015faret etmek i\u00e7indir. Nitekim \u015f\u00e2ir de \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Mal\u0131 \u00f6\u011fleden sonra d\u00f6nen g\u00f6lgeler (gibi) g\u00f6r\u00fcyorum.&#8221; &#8220;D\u00fcnya ge\u00e7ici bir g\u00f6lgeden ibarettir.&#8221; Nadir O\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n mallar\u0131, elde edilmesinde fazla zorluk \u00e7ekilmeyen ganimet kabilinden bir fey&#8217; olarak kalm\u0131\u015ft\u0131. Sah\u00e2b\u00eeler bunun, Bedir&#8217;de oldu\u011fu gibi Enf\u00e2l S\u00fbresi&#8217;de bulunan \u00e2yetlerin h\u00fckm\u00fc gere\u011fince be\u015fe b\u00f6l\u00fcnerek kalan\u0131n taksim edilece\u011fini sanm\u0131\u015flard\u0131. \u0130\u015fte bu \u00e2yetle bunun bilhassa Resulullah&#8217;a aid bir fey&#8217; oldu\u011fu beyan edilerek buyuruluyor ki, Allah&#8217;\u0131n yurtlar\u0131ndan \u00e7\u0131karmakla peri\u015fan etti\u011fi o k\u00e2firlerden fey&#8217; olarak Resul\u00fc&#8217;ne i\u00e2de buyurdu\u011fu mala gelince siz ona ne at oynatt\u0131n\u0131z ne de deve. \u00cec\u00e2f, defretmek ve y\u00fcrek oynamas\u0131 gibi hareket ettirip muzdarip k\u0131lmak, at\u0131 yahut deveyi vecif denilen h\u0131zl\u0131 y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015fle y\u00fcr\u00fctmek ve ak\u0131n etmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na geldi\u011finden m\u00fcfessirlerin bir k\u0131sm\u0131 bunu, hareket ettirip yormak, bir k\u0131sm\u0131 da, vecif diye isimlendirilen seri y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015fle y\u00fcr\u00fctmek \u015feklinde tefsir etmi\u015flerdir. Bu konuda Kamus M\u00fctercimi de \u015funlar\u0131 s\u00f6ylemektedir: &#8220;Vecif, at ve devenin bir \u00e7e\u015fit y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fcne denir. Bununla maksat, at ve devenin silke silke y\u00fcr\u00fcmesidir ki, buna linke kalkmak denir. Menzil beygiri gibi.&#8221; Merkeb gibi binilir demek olan rik\u00e2b da deve hakk\u0131nda yayg\u0131nd\u0131r. Hatta rakib tabiri bile daha \u00e7ok deve i\u00e7in kullan\u0131lmaktad\u0131r. Ata binen kimseye f\u00e2ris denir. Nitekim biz de s\u00fcv\u00e2ri dedi\u011fimiz zaman bununla ata bineni kasdederiz. Nadir O\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n k\u00f6yleri Medine&#8217;ye iki mil mesafede oldu\u011fu i\u00e7in oraya sadece piyade olarak gidilmi\u015f, yaln\u0131z Resullullah lif yularl\u0131 bir merkebe binmi\u015f ve fazla bir \u00f6ld\u00fcrme olay\u0131 da meydana gelmemi\u015fti. Ve lakin Allah resullerini diledi\u011fi kimselerin \u00fczerine musallat k\u0131lar g\u00f6n\u00fcllerine korku d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr ve h\u00fckm\u00fcn\u00fc y\u00fcr\u00fct\u00fcr. Ve Allah her \u015feye kadirdir. Diledi\u011fini yapar. Bazen a\u00e7\u0131k vas\u0131ta ve aletlerle yapar. Bazen de s\u0131rf \u0130zzetiyle hi\u00e7 umulmayacak ba\u015far\u0131lar bah\u015federek yapar ki, Nadir O\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n basit bir ku\u015fatma ile korkarak \u00e7\u0131k\u0131p gitmek \u00fczere anla\u015fmalar\u0131 da b\u00f6yle olmu\u015ftu. Onun i\u00e7in baz\u0131lar\u0131, bu \u00e2yetin Fedek hakk\u0131nda nazil oldu\u011funu sanm\u0131\u015flar, &#8220;\u00e7\u00fcnk\u00fc Nadir O\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n etraf\u0131 ku\u015fat\u0131ld\u0131 ve \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fcler, Fedek&#8217;te ise bunlar olmad\u0131&#8221; demi\u015flerdir. Ancak bu g\u00f6r\u00fc\u015f, sahih haberlere ters d\u00fc\u015fmektedir. Ayr\u0131ca Nadir O\u011fullar\u0131&#8217;na kar\u015f\u0131 yap\u0131lan k\u0131tal da ehemmiyetsizdir. Buhar\u00ee, M\u00fcslim Tirmiz\u00ee, Nesa\u00ee ve di\u011fer kaynaklarda rivayet edildi\u011fine g\u00f6re, Hz.\u00d6mer demi\u015ftir ki, &#8220;Nadir O\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n mallar\u0131, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n, Resul\u00fc&#8217;ne ganimet olarak verdi\u011fi, elde edilmesi hususunda m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ne at ne de deve s\u00fcrmedi\u011fi ganimet mal\u0131 idi ve Resulullah&#8217;a mahsustu. Hz.Peyamber bu maldan ehlinin bir senelik nafakas\u0131n\u0131 ay\u0131rd\u0131, kalan\u0131n\u0131 silah ve hayvanat ile Allah yolunda haz\u0131rlanmak i\u00e7in sarfetti.&#8221; Dahh\u00e2k da demi\u015ftir ki, &#8220;Bu mallar Resullullah&#8217;a tahsis edilmi\u015fti. Ancak o ikramda bulundu da muhacirler aras\u0131nda taksim etti. Ens\u00e2ra ondan bir \u015fey vermedi. Yaln\u0131zca Ebu D\u00fcc\u00e2ne Semm\u00e2k b. Hur\u015fe, Sehl b. H\u00fcneyf ve H\u00e2ris b. S\u0131mme adl\u0131 \u00fc\u00e7 zata verdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n buna ihtiya\u00e7lar\u0131 vard\u0131.&#8221; Sa&#8217;d. b. Mu\u00e2z&#8217;a da \u0130bn\u00fc Ebi&#8217;l-Hak\u00eek&#8217;in bir k\u0131l\u0131c\u0131n\u0131 vermi\u015fti ki, aralar\u0131nda o k\u0131l\u0131c\u0131n \u015f\u00f6hreti vard\u0131.<\/p>\n<p>7. \u00d6zellikle Beni Nadir&#8217;den d\u00f6nen ganimetin h\u00fckm\u00fc b\u00f6yledir ancak di\u011ferlerinden elde edilen ganimetler nas\u0131l olacakt\u0131r? Denilirse bunun cevab\u0131 \u015fu \u00e2yette g\u00f6r\u00fclebilir. Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217;ne kent halk\u0131ndan verdi\u011fi ganimetler. Baz\u0131lar\u0131 bu ganimeti, harb esnas\u0131nda al\u0131nan ve h\u00fckm\u00fc Enf\u00e2l S\u00fbresi&#8217;nde a\u00e7\u0131klanan ganimetin d\u0131\u015f\u0131nda telakki etmi\u015flerse de, \u0130mam Ebu Y\u00fbsuf&#8217;un &#8220;Kit\u00e2bu&#8217;l-Har\u00e2c&#8221; adl\u0131 eserinde tafsilatl\u0131 olarak yapm\u0131\u015f oldu\u011fu rivayette, Hz. \u00d6mer&#8217;in harb yoluyla fethedilen Irak topraklar\u0131 ve halk\u0131yla ilgili ganimetlerin taksimini isteyen Z\u00fcbeyr, Bil\u00e2l, Selm\u00e2n-\u0131 F\u00e2risi ve di\u011ferlerine kar\u015f\u0131 sah\u00e2biler \u015furas\u0131nda bu \u00e2yetlerle delil getirerek, gelecek m\u00fcminlerde dahil olmak \u00fczere b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n menfaat\u0131 ad\u0131na halk\u0131n h\u00fcr ve arazilerinin ellerinde &#8220;ar\u00e2zi-i haraciyye&#8221; hara\u00e7 arazileri olarak kalmas\u0131 hususunda onlar\u0131 ikna etmi\u015f olmas\u0131 bunun, gerek ganimet gerek hara\u00e7 ve cizye gibi k\u00e2firlerden elde edilen b\u00fct\u00fcn gelirleri i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir. Yani fethedilen k\u00e2fir kentlerinin halk\u0131ndan Resulullah (s.a.v)&#8217;a verilen gerek ganimet, gerek harac ve vergi gibi b\u00fct\u00fcn gelirler de Allah i\u00e7in ve Peygamber i\u00e7in ve ona yak\u0131n olanlar, \u00f6ks\u00fczler, yoksullar ve yolda kalm\u0131\u015f kimseler i\u00e7indir. Bu \u00e2yetin a\u00e7\u0131k anlam\u0131, ganimetin alt\u0131ya taksim edilmesini ifade etmektedir. Bu y\u00fczden baz\u0131 \u00e2limler demi\u015flerdir ki, ganimet alt\u0131 hisse yap\u0131l\u0131r, Allah&#8217;\u0131n hissesi Ka&#8217;be ve di\u011fer mescidlerin tamirlerine sarf edilir. Baz\u0131lar\u0131 da, \u0130bn\u00fc Abbas ve Hasan b. Muhammed b. Hanefiyye&#8217;den gelen rivayetlere dayanarak, \u00e2yette Allah&#8217;\u0131n zikredilmesinin s\u0131rf h\u00fcrmet ve u\u011fur i\u00e7in oldu\u011funu, Allah ve Resul\u00fc i\u00e7in bir olmak \u00fczere be\u015f hisseye b\u00f6l\u00fcnmesi gerekti\u011fini ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. \u00c2limlerden bir k\u0131sm\u0131 da, ganimetle oldu\u011fu gibi Hz. Peygamber&#8217;e ayr\u0131lan be\u015fte bir hisse de be\u015fe taksim edilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Resulullah be\u015fte biri b\u00f6yle taksim eder ve kalan be\u015fte d\u00f6rd\u00fc de uygun g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u015fekilde sarf ederdi, demi\u015flerdir. Bu \u015e\u00e2fii&#8217;nin kavl-i ced\u00eedi (yeni g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc)dir. Bunun do\u011frudan do\u011fruya &#8220;Bilin ki ganimet ald\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u015feylerin be\u015fte biri, Allah&#8217;a ve Resul\u00fc&#8217;ne ve akrabal\u0131\u011f\u0131 bulunanlara, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir.&#8221; (Enfal, 8\/41) \u00e2yetine benzedi\u011fi g\u00f6ze \u00e7arpar. Fakat Enfal, 8\/41&#8217;de be\u015fte bir kayd\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edildi\u011fi halde burada zikredilmemi\u015f, h\u00fck\u00fcm genelde nisbet edilmi\u015ftir. Binaenaleyh ganimetin be\u015fte biri al\u0131n\u0131p be\u015f hisse olarak sarfedilirse de, her ganimetin de be\u015fte birinin al\u0131nmas\u0131 gerekli de\u011fildir. Onun i\u00e7in Hanefiler, ganimetin d\u0131\u015f\u0131ndaki gelirlerin be\u015fe taksim edilmesinin gerekli oldu\u011funu kabul etmeyerek bu ve bundan sonraki \u00e2yetlerin g\u00f6sterdi\u011fi \u015fekilde, en \u00f6nemli olan\u0131 daha az \u00f6nemli olana takdim etmek suretiyle b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n yarar\u0131na olan i\u015flere sarfedilmesine kail olmu\u015flard\u0131r ki burada zikredilenler en \u00f6nemlilerini te\u015fkil etmektedir. Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n hissesi icm\u00e2en kendisine \u00e2id olup, ondan kendisinin ve \u00e7oluk \u00e7ocu\u011funun nafakas\u0131na sarfederdi. Ayr\u0131ca baz\u0131 han\u0131mlar\u0131n\u0131n bir y\u0131ll\u0131k yiyecek ve i\u00e7eceklerini kar\u015f\u0131layacak miktar\u0131 ay\u0131r\u0131r ve geri kalan\u0131 da m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n menfaat\u0131na olan i\u015flere harcard\u0131. Hanefilere g\u00f6re Hz. Peygamber&#8217;in vefat\u0131ndan sonra onun i\u00e7in ayr\u0131lan hisse art\u0131k, ortadan kalkm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc R\u00e2\u015fid Halifeler bu suretle amel etmi\u015flerdir ve onlar Allah&#8217;\u0131n dini konusunda g\u00fcvenilir kimselerdir. Ve \u00e7\u00fcnk\u00fc t\u00fcremi\u015f bir s\u0131fat olan resul vasf\u0131 \u00fczerine h\u00fck\u00fcm, esas olan risaletin sebep olu\u015funu gerektirir. Ondan sonra ise resul yoktur. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee&#8217;nin bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re de Hz. Peygamber&#8217;den sonra da imama verilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Resulullah&#8217;\u0131n tebligat\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k \u00fccret almad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in onun hak etti\u011fi mal\u0131, peygamber olmas\u0131 sebebiyle de\u011fil devlet ba\u015fkan\u0131 olmas\u0131 y\u00f6n\u00fcyle d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. \u015e\u00e2fi\u00eelerin \u00e7o\u011funa g\u00f6re Resulullah&#8217;\u0131n vefat\u0131ndan sonra be\u015fte birin be\u015fte bir hissesi, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n yarar\u0131na olan i\u015flere sarfedilir ki, s\u0131n\u0131r bek\u00e7ileri, \u00fclke kad\u0131lar\u0131, din\u00ee ilimler ve onlar\u0131n vas\u0131talar\u0131yla u\u011fra\u015fan ilim adamlar\u0131, \u00f6\u011frenciler, ayr\u0131ca imamlar, m\u00fcezzinler ve m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n um\u00fbmi menfaatlar\u0131yla ilgili i\u015flerle me\u015fgul olup da herhangi bir kazan\u00e7 elde edemeyen di\u011fer kimseler ve bunlara ek olarak kazan\u00e7 temininden \u00e2ciz olanlar bu c\u00fcmledendir. Mal\u0131n fazlal\u0131\u011f\u0131na ve azl\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re da\u011f\u0131t\u0131m devlet ba\u015fkan\u0131n\u0131n kanaatine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu da\u011f\u0131t\u0131m i\u015finde en \u00f6nemli olan, kendisinden daha az \u00f6nem ta\u015f\u0131yana takdim edilir. Bunlar i\u00e7inde en \u00f6nemlisi s\u0131n\u0131r bek\u00e7ili\u011fidir. Sahih bir hadisde &#8220;Allah&#8217;\u0131n size verdi\u011fi ganimetten bana ancak be\u015fte bir vard\u0131r. O be\u015fte bir de yine size verilir, yani sizin yarar\u0131n\u0131za sarfedilir.&#8221; buyurulmu\u015f olmas\u0131 da bunun m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n menfaat\u0131na olan i\u015flere harcand\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir. Bu hadisin anlam\u0131, Peygamber (s.a.v)&#8217;in hissesinin hayat\u0131nda oldu\u011fu gibi, ayr\u0131ca taksim edilerek sarfedilebilece\u011fini ifade etti\u011fi gibi, Hanefilerin dedi\u011fi \u015fekilde di\u011fer hisselere eklenerek onlarla beraber sarfedilmesi tarz\u0131nda da anla\u015f\u0131labilir. \u00c2yette ikinci s\u0131rada zikredilen, &#8220;zilkurb\u00e2n\u0131n (akrabalar\u0131n) hissesidir. Zilkurb\u00e2&#8217;dan maksat, Resulullah (s.a.v)&#8217;a yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 bulunan Ha\u015fim O\u011fullar\u0131 ile Muttalib O\u011fullar\u0131&#8217;d\u0131r. Zira Resulullah bunlara hisse vermi\u015f, bunlar\u0131n ana-baba bir karde\u015fleri Abdi \u015eems O\u011fullar\u0131&#8217;na ve onlar\u0131n z\u00fcrriyetlerinden olan Osman&#8217;a ve baba bir karde\u015fleri Nevfel&#8217;e hisse vermemi\u015ftir. Ebu D\u00e2v\u00fbd ve daha ba\u015fkalar\u0131 senediyle Said b. M\u00fcseyyeb&#8217;den \u015f\u00f6yle dedi\u011fini rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;C\u00fcbeyr b. Mut&#8217;im (r.a) bana haber verdi de dedi ki: &#8220;Hayber g\u00fcn\u00fc oldu\u011fu vakit Resulullah (s.a.v) zevilkurb\u00e2 hissesini Beni Ha\u015fim ve Beni Muttalib&#8217;e verdi, Beni Nevfel ile Beni Abdi \u015eems&#8217;i b\u0131rakt\u0131. Bunun \u00fczerine ben ve Osman b. Aff\u00e2n (r.a) beraber gittik, Resulullah&#8217;\u0131n yan\u0131na vard\u0131k ve &#8220;Ya Resulullah, \u015funlar Beni Ha\u015fim, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n seni onlar\u0131n aras\u0131na koydu\u011fu yerden dolay\u0131 biz onlar\u0131n \u00fcst\u00fcnl\u00fcklerini inkar etmeyiz. Fakat karde\u015flerimiz Muttalib O\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc nedir ki, (ganimet hissesinden) onlara verdin de bizi terkettin. Halbuki yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131m\u0131z ayn\u0131d\u0131r.&#8221; dedik. Cevaben Hz. Peygamber, &#8220;Ben ve Beni Muttalib cahiliyyede de, \u0130sl\u00e2mda da ayr\u0131lmay\u0131z, biz ve onlar bir \u015feyiz.&#8221; buyurdu ve parmaklar\u0131n\u0131 birbiri aras\u0131na ge\u00e7irdi.&#8221; Bu cevab ile Resulullah, bu konuda yak\u0131nl\u0131ktan maksad\u0131n yaln\u0131z h\u0131s\u0131ml\u0131k yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 olmay\u0131p nusrat, yani yard\u0131ma dayal\u0131 bir yak\u0131nl\u0131k oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015f ve cahiliyye d\u00f6neminde Muttalib O\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n kendisiyle uyum i\u00e7inde olup yapt\u0131klar\u0131 dostluk ve yard\u0131ma i\u015faret etmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o zaman sava\u015f yard\u0131m\u0131 s\u00f6z konusu olamazd\u0131. Binaenaleyh &#8220;Biz ve onlar bir \u015feyiz.&#8221; buyurulmas\u0131, Siyer kitablar\u0131nda da anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, Kurey\u015f kabilesi, Beni H\u00e2\u015fime ne al\u0131\u015f-veri\u015f ne de nik\u00e2h akdi yapmamak \u00fczere boykotla ayr\u0131l\u0131k il\u00e2n etti\u011fi zaman onlar\u0131n, Peygamber&#8217;in kabilesine dahil olduklar\u0131na i\u015faret say\u0131lmaktad\u0131r. Bu sebebledir ki, sava\u015fmaya g\u00fc\u00e7leri olmayan z\u00fcrriyetleri dahi ganimetten hak almaya dahildirler. \u0130\u015fte Resulullah&#8217;a yak\u0131nl\u0131ktan murad&#8217;\u0131n, kendilerinden ge\u00e7mi\u015fte tahakkuk eden bir yard\u0131m sebebiyle meydana gelen yak\u0131nl\u0131k oldu\u011funa i\u015faret edilerek, H\u00e2\u015fim o\u011fullar\u0131yla Muttalib O\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n bir kalb ile hareket eden v\u00fccud gibi hem cahiliyyede ve hem de \u0130sl\u00e2m&#8217;da kendisiyle beraber olduklar\u0131 i\u00e7in b\u00f6yle bir yak\u0131nl\u0131\u011fa hak kazand\u0131klar\u0131 ifade edilmi\u015ftir. Bu y\u00fczdendir ki \u00e2yette \u00e7o\u011ful sigas\u0131yla zevilkurb\u00e2 denilmeyip, tekil olarak zilkurb\u00e2 denilmi\u015ftir. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee ve Ahmed b. Hanbel demi\u015flerdir ki: &#8220;Beni Ha\u015fim ve Beni Muttalib&#8217;den olan yak\u0131nlara be\u015fte birin be\u015fte biri verilir. Bunlar\u0131n fakir ve zenginleri m\u00fcs\u00e2vidir. S\u00f6z konusu bu ganimet mal\u0131, &#8220;Erkek i\u00e7in kad\u0131n\u0131n iki misli (pay) vard\u0131r..&#8221; (Nis\u00e2, 4\/11) \u00e2yeti gere\u011fince taksim olunur. M\u00fczeni ile Sevri de &#8220;Bu taksimde erkek ve kad\u0131n e\u015fit oranda al\u0131r. Uza\u011fa da yak\u0131na da verilir.&#8221; demi\u015flerdir. \u00c2yetin mutlak m\u00e2n\u00e2da zahiri itibariyle anlam\u0131 da budur. \u0130mam M\u00e2lik&#8217;e g\u00f6re ise bu tamamen devlet ba\u015fkan\u0131n\u0131n fikrine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Dilerse aralar\u0131nda taksim eder, dilerse baz\u0131s\u0131na verir, baz\u0131s\u0131na vermez ve yine dilerse daha \u00f6nemli buldu\u011fu takdirde ba\u015fkalar\u0131na verip onlara vermez. Bizim Hanefi mezhebi imamlar\u0131n\u0131n tercihine gelince, bu hususta \u015funlar\u0131 s\u00f6yleyebiliriz. Hid\u00e2ye ve \u015ferhlerinde izah edildi\u011fi gibi zilkurb\u00e2, hadiste Beni Ha\u015fim ve Beni Muttalib&#8217;e tahsis edilmi\u015ftir Ancak onlara m\u00fcstakil bir hisse gerekmeyip sadece fakirlerine, \u00f6ks\u00fczlerine ve yolcular\u0131na verilir ve bu s\u0131n\u0131flardan olanlar\u0131n, di\u011ferlerine kar\u015f\u0131 \u00f6ncelik hakk\u0131 vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc zikredildi\u011fi gibi Resulullah onlara ge\u00e7mi\u015fteki yard\u0131mlar\u0131ndan dolay\u0131 vermi\u015f ve buyurmu\u015ftur ki, &#8220;Ey Ha\u015fim o\u011fullar\u0131 toplulu\u011fu! Allah Te\u00e2l\u00e2 sizler i\u00e7in insanlar\u0131n y\u0131kant\u0131lar\u0131n\u0131 ve kirlerini yani zekat ve sadakalar\u0131n\u0131 i\u011fren\u00e7 g\u00f6rd\u00fc ve onun yerine size be\u015fte birin be\u015fte birini verdi.&#8221; Bu hadis, bir hisseye delalet etmekle beraber, sadaka karinesiyle vermeye sebeb olan \u015feyin fakirlik oldu\u011funa da i\u015faret etmektedir. Onun i\u00e7in Resulullah zaman\u0131nda bu hisse kendisine yap\u0131lan yard\u0131m sebebiyle verilmi\u015fse de vefat\u0131ndan sonra kald\u0131r\u0131l\u0131p, fakir olanlara verilmeye ba\u015flanm\u0131\u015ft\u0131r. Ra\u015fid Halifeler&#8217;in d\u00f6rd\u00fc de, onlara ayr\u0131ca bir pay ay\u0131rmay\u0131p be\u015fte birin, birini yetimlere, birini miskinlere, birini de yolculara olmak \u00fczere \u00fc\u00e7 hisseye taksim etmi\u015flerdir. Hz. Ali, \u00fc\u00e7 halifeye baz\u0131 meselelerde muhalefet etmekle beraber hilafeti esnas\u0131nda bu konuda muhalefette bulunmam\u0131\u015ft\u0131r. Onun i\u00e7in \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee&#8217;nin de dedi\u011fi gibi hisseye kail olurdu diye yap\u0131lan rivayet sahih olsa bile bunu, halifeli\u011finde di\u011fer \u00fc\u00e7 halifenin g\u00f6r\u00fc\u015flerine d\u00f6nd\u00fc, \u015feklinde yorumlamak daha do\u011fru olsa gerektir. Beni Ha\u015fim ve Beni Muttalib&#8217;in ganimetten pay sahibi olmalar\u0131, Peygambere yak\u0131nl\u0131ktan ba\u015fka fakirlik sebebine dayand\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olmakla beraber ayr\u0131ca \u00e2yette zikredilmelerinin faydas\u0131 nedir? diye sorulursa, cevaben denilir ki, bunun faydas\u0131, onlar\u0131n fakir olanlar\u0131na sadaka helal olmad\u0131\u011f\u0131 cihetle ganimetten bir hisse de alamayacaklar\u0131 \u015feklindeki bir zann\u0131 ortadan kald\u0131rmakt\u0131r. Mamafih hadisler ara\u015ft\u0131r\u0131l\u0131nca bu konuda bir hayli ihtil\u00e2f\u0131n oldu\u011fu g\u00f6ze \u00e7arpar. Bu c\u00fcmleden olmak \u00fczere halifelerin onlara fakir ve zengin ay\u0131r\u0131m\u0131 yapmadan verdiklerini g\u00f6steren haberler de yok de\u011fildir. Ehl-i Beyt&#8217;in tercihi de budur. \u0130bn\u00fc H\u00fcm\u00e2m &#8220;Feth\u00fc&#8217;l-Kadir&#8221;de der ki: &#8220;Ebu Davud, Said b. M\u00fcsseyeb&#8217;in \u015f\u00f6yle s\u00f6yledi\u011fini nakletmi\u015ftir: &#8220;C\u00fcbeyr b. Mut&#8217;im (r.a) bize haber verdi ki, Peygamber (s.a.v) ne Beni Abdi\u015f\u015fems&#8217;e ne de Beni Nevfel&#8217;e be\u015fte birden bir hisse taksim etmedi. Ancak Beni Ha\u015fim&#8217;e ve Beni Muttalib&#8217;e pay veriyordu. Ebu Bekir de be\u015fte biri Resulullah&#8217;\u0131n taksim etti\u011fi \u015fekilde payla\u015ft\u0131rd\u0131. Ancak o, Peygamber&#8217;in verdi\u011fi gibi Resulullah&#8217;\u0131n akrabas\u0131na vermiyor, \u00d6mer ve ondan sonrakiler de veriyorlard\u0131. Bu rivayette \u00d6mer&#8217;in verdi\u011finde zahiren fakirlik kayd\u0131 g\u00f6r\u00fclm\u00fcyor.&#8221; Bir de Ebu Davud&#8217;un Abdurrahman b. Ebi Leyla&#8217;dan \u015f\u00f6yle bir rivayeti vard\u0131r. Hz. Ali&#8217;yi i\u015fittim diyordu ki: &#8220;Ben, Abbas, Fat\u0131ma ve Zeyd b. H\u00e2rise Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in huzurunda topland\u0131k. Ben, &#8220;Ya Resulullah e\u011fer uygun g\u00f6r\u00fcrsen beni \u015fu be\u015fte birden alaca\u011f\u0131m\u0131z hak konusunda g\u00f6revlendirsen de senin hayat\u0131nda onu taksim etsem ki, sonra kimse bana itiraz etmesin. E\u011fer m\u00fcnasib g\u00f6r\u00fcrsen bunu yap dedim. O da yapt\u0131 (yani izin verdi.) Ben de onu Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n hayat\u0131nda, sonra da Ebu Bekr&#8217;in ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131nda taksim ettim. Nihayet \u00d6mer&#8217;in halifeli\u011finin son zamanlar\u0131nda ona bir\u00e7ok mal geldi. O da bizim hakk\u0131m\u0131z\u0131 ay\u0131rd\u0131, sonra da onu bana g\u00f6nderdi. Ben de Hz. \u00d6mer&#8217;e bu sene bizim mal\u0131m\u0131z var, m\u00fcsl\u00fcmanlar ise ihtiya\u00e7 i\u00e7indeler bunu onlara sarf et, dedim. \u00d6mer de \u00f6yle yapt\u0131. \u00d6mer&#8217;den sonra da kimse beni taksim i\u00e7in \u00e7a\u011f\u0131rmad\u0131. \u00d6mer&#8217;in yan\u0131ndan \u00e7\u0131kt\u0131ktan sonra Abbas&#8217;a rastlad\u0131m bana, &#8220;Ya Ali, bu sabah sen bizi bir \u015feyden mahrum ettin. Art\u0131k bundan sonra o bize verilmez.&#8221; dedi. Abbas d\u00e2h\u00ee bir adamd\u0131.&#8221; Bu rivayette de verilen mal\u0131n fakirlikle kay\u0131tlanmas\u0131, s\u00f6z konusu de\u011fildir. Nas\u0131l olur ki Abbas&#8217;a da mal veriliyordu ve fakirlikle tavsif edilmi\u015f de\u011fildi. Haf\u0131z M\u00fcnziri bu rivayetin zay\u0131f oldu\u011funa kanaat getirmi\u015f ve demi\u015ftir ki: &#8220;C\u00fcbeyr b. Mut&#8217;im hadisinde Ebu Bekir, Peygamber&#8217;in yak\u0131nlar\u0131na taksimden pay vermemi\u015ftir. Ali&#8217;nin rivayet etti\u011fi hadisde ise, onlar\u0131n da hisse ald\u0131klar\u0131 g\u00f6r\u00fclmektedir. Bu y\u00fczden C\u00fcbeyr hadisi sahih, Ali hadisi sahih de\u011fildir.&#8221; \u0130bn\u00fc H\u00fcm\u00e2m bunlar\u0131 naklettikten sonra \u015f\u00f6yle der: &#8220;R\u00e2\u015fid Halifeler&#8217;in Peygamber&#8217;in yak\u0131nlar\u0131na mal vermedikleri g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn as\u0131l dayana\u011f\u0131 \u015fudur. \u00c2yette ge\u00e7en ifadesi, harcama mahallini beyandan ibarettir. Yoksa belirtildi\u011fi gibi kazan\u0131lm\u0131\u015f bir hak de\u011fildir. E\u011fer o elde edilen bir hak olsayd\u0131, Resulullah (s.a.v)&#8217;dan sonra halifelerin onlar\u0131 bu haktan men etmeleri caiz olmazd\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun yak\u0131nlar\u0131, cahiliyye d\u00f6neminde Hz. Peygamber&#8217;e yapt\u0131klar\u0131 yard\u0131mlarla kay\u0131tlanm\u0131\u015flarsa da onlar, Peygamber&#8217;den sonra da ya\u015f\u0131yorlard\u0131. Binaenaleyh bu durumda da onlara pay vermek vacib olurdu. Madem ki bundan men edilmi\u015flerdir demek ki, zilkurb\u00e2dan maksat, mal\u0131n harcama mahallini g\u00f6stermektir. Yani \u00e2yette zikredilenlerden her biri, bir harcama mahallidir, hatta bunlardan, mesela yaln\u0131z yolculara yahut yetimlere verilmesi gibi bir tek s\u0131n\u0131fa vermek de caizdir. Tuhfe&#8217;de, &#8220;\u00c2yette ge\u00e7en \u00fc\u00e7 s\u0131n\u0131f, bize g\u00f6re be\u015fte birin harcama mahallidir. Bu da kazan\u0131lm\u0131\u015f bir hak de\u011fildir. Hatta sadakatta oldu\u011fu gibi bunlardan yaln\u0131z bir s\u0131n\u0131fa sarfedilse de caizdir.&#8221; diye zikredilmi\u015ftir. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f, \u0130mam M\u00e2lik&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne yak\u0131nd\u0131r. Fakat \u0130mam Ebu Yusuf, (r.a.) Kelbi, Ebu Salih ve \u0130bn\u00fc Abbas (r.a)&#8217;tan rivayet etmi\u015fdir ki, &#8220;Humus (be\u015fte bir), Hz. Peygamber zaman\u0131nda be\u015f hisse \u00fczerine taksim olunurdu. Bu, Allah ve Resul\u00fc i\u00e7in bir hisse, zilkurb\u00e2 i\u00e7in bir hisse, yetimler i\u00e7in bir hisse, miskinler i\u00e7in bir hisse ve yolcular i\u00e7in bir hisse \u015feklinde idi.<\/p>\n<p>Ancak Hz. Peygamber (s.a.v) \u00fc\u00e7 hisse olarak taksim ettiler. Bunlardan biri yetimler, biri miskinler biri de yolcular i\u00e7indi.&#8221; Asl\u0131nda bu rivayeti nakledenlerden Kelbi, hadisciler nazar\u0131nda zay\u0131f bir r\u00e2vi olarak g\u00f6sterilmi\u015fse de bu rivayetin s\u0131hhatini g\u00f6steren iki ayr\u0131 rivayet daha vard\u0131r. Tah\u00e2vi, Muhammed b. Huzeyme, Yusuf b. Adi, Abdullah b. Mubarek ve Muhammed b. \u0130shak&#8217;tan \u015fu rivayeti nakletmi\u015ftir. Bu rivayette Muhammed b. \u0130shak demi\u015ftir ki, &#8220;Ebu Cafer&#8217;e, yani Muhammed b. Ali&#8217;ye, &#8220;Ne dersin? Hz.Ali (r.a.) insanlar\u0131n ba\u015f\u0131na ge\u00e7ip tasarruf yetkisini eline ald\u0131\u011f\u0131 zaman Peygamber&#8217;in yak\u0131nlar\u0131n\u0131n hisseleri konusunda ne yapt\u0131? diye sordum. Dedi ki, &#8220;vallahi o da Ebu Bekr ve \u00d6mer&#8217;in yolunda y\u00fcr\u00fcd\u00fc.&#8221; &#8220;O halde siz nas\u0131l oluyor da o s\u00f6yledi\u011finiz \u015feyi s\u00f6yleyebiliyorsunuz?&#8221; dedi\u011fimde bana, &#8220;Vallahi onun ehli ancak onun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcyle hareket ediyorlard\u0131.&#8221; dedi. Ben de ona dedim ki, &#8220;\u00d6yle ise Hz. Ali&#8217;yi meneden ne oldu?&#8221; O da, &#8220;Vallahi Ebu Bekr ve \u00d6mer&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne muhalefet etmekle aleyhinde s\u00f6ylenecek s\u00f6zleri ho\u015f kar\u015f\u0131lamad\u0131.&#8221; \u015feklinde cevap verdi.&#8221; Demek ki Hz.Ali de dahil olmak \u00fczere Hulefa-i R\u00e2\u015fidin&#8217;in Peygamber&#8217;in yak\u0131nlar\u0131na ayr\u0131ca bir hisse vermediklerinde ihtil\u00e2f edilmemi\u015f, ehl-i beyt dahi bunu itiraf etmi\u015ftir. Bu hususta sah\u00e2bilerden de her hangi birinin muhalefeti rivayet edilmedi\u011fi i\u00e7in, zevilkurb\u00e2ya hisse ayr\u0131lmas\u0131n\u0131n vacib olmad\u0131\u011f\u0131 konusunda icm\u00e2 meydana gelmi\u015ftir. \u015e\u00fcphe edilmemesi gerekir ki, e\u011fer Hz. Ali \u00f6nceki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn do\u011fru oldu\u011funda \u0131srarl\u0131 olsayd\u0131, halifeli\u011fi esnas\u0131nda onun tersini yapmas\u0131 caiz olmazd\u0131. Bu, en az\u0131ndan duruma g\u00f6re o hissenin kald\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 kabul etmek ve di\u011fer halifelerin g\u00f6r\u00fc\u015flerine d\u00f6nmektir. Bununla, \u0130mam \u015e\u00e2fii&#8217;nin yukar\u0131da zikredilen Ebu Cafer Muhammed b. Ali&#8217;den rivayet ederek delil getirdi\u011fi \u015fu habere de cevap verilmi\u015f olmaktad\u0131r. Ebu Cafer demi\u015ftir ki, &#8220;Hz.Ali&#8217;nin humus konusundaki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, ehl-i beytinin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc idi. Ancak O, Ebu Bekir ve \u00d6mer&#8217;e muhalefet etmeyi ho\u015f g\u00f6rmedi.&#8221; Ve yine demi\u015ftir ki, &#8220;Ehl-i beytin d\u0131\u015f\u0131nda icm\u00e2 da olmaz.&#8221; \u00c7\u00fcnk\u00fc bunda d\u00f6rt halife&#8217;nin hisse vermedikleri rivayeti hem ehl-i beytten Muhammed B\u00e2k\u0131r, hem de \u0130mam \u015e\u00e2fii taraf\u0131ndan kabul ve tasdik edilmi\u015ftir. O halde bu noktada m\u00fcnaka\u015faya yer yoktur. \u0130kincisi, Hz. Ali&#8217;nin Hz. Ebu Bekir ve Hz. \u00d6mer&#8217;e muhalefeti ho\u015f g\u00f6rmedi\u011fi ve Onun i\u00e7in bu meselede kendi re&#8217;yini tatbik etmeyip onlar\u0131n yolunda y\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc kabul edilmi\u015ftir. \u015eu halde onlara muhalefeti ho\u015f g\u00f6rmemesi de, Hz. Ali&#8217;nin son g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc demektir. Binaenaleyh onun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnden ayr\u0131lmad\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00f6yleyen ehl-i beytinin dahi onun ho\u015f g\u00f6rmedi\u011fini ho\u015f g\u00f6rmemeleri, \u00f6nceki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnden d\u00f6nmesini kabul etmeleri ayr\u0131ca Hz. Ali&#8217;yi, kendi vicdan ve itikad\u0131nca hakl\u0131 bildi\u011fi kimseleri haklar\u0131ndan men edip, korku ile takiyye (gizlenme) perdesine b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015f bir zorlanan mevkiinde farz etmekten \u00e7ekinmeleri gerekir. \u00dc\u00e7\u00fcn\u00e7\u00fcs\u00fc, ehl-i beytin haricinde icm\u00e2 vaki olmayaca\u011f\u0131 s\u00f6z\u00fc, esasen do\u011fru olmakla beraber yukar\u0131da ad\u0131 ge\u00e7en Muhammed b. Ali, Tah\u00e2vi rivayetinde zikredildi\u011fi \u015fekilde ehl-i beytin ancak Hz.Ali&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc do\u011frultusunda hareket ettiklerini s\u00f6ylemi\u015ftir. Hz. Ali de muhalefet etmeyi ho\u015f kar\u015f\u0131lamay\u0131p Ebu Bekr ve \u00d6mer&#8217;in, yolundan gitti\u011fini beyan etmi\u015f oldu\u011fundan, as\u0131l olan Hz. Ali&#8217;nin muhalefetten \u00e7ekinmesiyle icm\u00e2n\u0131n fiilen tamam olup, ona t\u00e2bi olan f\u00fcr\u00fbun ayr\u0131ca bir h\u00fckm\u00fcn\u00fcn olmamas\u0131d\u0131r. Durum b\u00f6yle olunca ehl-i beytin d\u0131\u015f\u0131nda bir icm\u00e2dan s\u00f6z etmemek gerekir ki, b\u00fct\u00fcn bunlar ayr\u0131ca bir hisse taksiminin vacib olmad\u0131\u011f\u0131 konusundaki Hanefi imamlar\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015flerini kuvvetlendirmektir. \u015eunu da unutmamak gerekir ki, d\u00f6rt halifenin zevilkurb\u00e2ya ayr\u0131 bir pay vermediklerini s\u00f6ylemek, onlar\u0131n elde ettikleri haklar\u0131 b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ortadan kald\u0131rmak demek de\u011fildir. Ancak kazan\u0131lan bu hak i\u00e7in fakirlik ve ihtiya\u00e7 durumu g\u00f6zetilerek ge\u00e7mi\u015fte Peygamber&#8217;e yard\u0131m\u0131 dokunan zevilkurb\u00e2 (yak\u0131nlar)ya \u00f6ncelik s\u0131ras\u0131 verilmi\u015ftir. daki &#8220;l\u00e2m&#8221; istihk\u00e2k (hak kazanma) m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Yetimler, miskinler ve \u0130bn\u00fc sebilin (yolcunun) &#8220;l\u00e2m&#8221;s\u0131z olarak &#8220;Lizilkurb\u00e2&#8221;ya ba\u011flanmas\u0131 da, hepsinin istihk\u00e2k sebebinin ayn\u0131 oldu\u011funu g\u00f6sterir. Bu sebebin fakirlik oldu\u011fu da, &#8220;B\u00f6ylece o mallar, i\u00e7inizden yaln\u0131z zenginler aras\u0131nda dola\u015fan bir \u015fey olmas\u0131n.&#8221; \u00e2yetinin ifade etti\u011fi illetle ayr\u0131ca hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015f olmaktad\u0131r. \u015eu halde bunlar\u0131n d\u00f6rd\u00fcn\u00fc de bu sebeble bir istihk\u00e2ka t\u00e2bi tutarak, yerine g\u00f6re d\u00f6rt, \u00fc\u00e7 veya bir s\u0131n\u0131f olmak \u00fczere taksimin caiz olmas\u0131, duruma yahut da mal\u0131n m\u00fcsadesine g\u00f6re sarf etme \u015feklinin devlet ba\u015fkan\u0131n\u0131n kanaatine b\u0131rak\u0131lmas\u0131, nazm\u0131n \u00fcslubuna en uygun m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Ancak d\u00f6rt halife de \u00fc\u00e7 s\u0131n\u0131fa taksim etmi\u015f olduklar\u0131ndan, hanefiler de bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc tercih etmi\u015flerdir. \u0130bn\u00fc H\u00fcm\u00e2m&#8217;\u0131n nakletti\u011fine g\u00f6re &#8220;Tuhfe&#8221;-de tek bir s\u0131n\u0131fa verilece\u011fi de caiz g\u00f6sterilmi\u015ftir. Yaln\u0131z &#8220;Tuhfe&#8221;nin &#8220;istihk\u00e2k yoluyla de\u011fil&#8221; c\u00fcmlesinden, istihk\u00e2k\u0131 ortadan kald\u0131rma m\u00e2n\u00e2s\u0131 anla\u015f\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Zira daki &#8220;l\u00e2m&#8221; hepsinde de bir istihk\u00e2k\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na delalet etmektedir.<\/p>\n<p>Yet\u00e2m\u00e2&#8217;dan murad, yetim olan fakirlerdir. Yetim, babas\u0131 olmayan \u00e7ocuktur. M\u00fcsl\u00fcman ve fakir olmas\u0131 \u015fartt\u0131r. Zira yetim tabiri ihtiyaca i\u015faret etti\u011fi gibi &#8220;\u0130\u00e7inizden yaln\u0131z zenginler aras\u0131nda dola\u015fan bir \u015fey olmas\u0131n.&#8221; ibaresi de bu \u015fartlar\u0131 g\u00f6stermektedir. Babas\u0131 olmamak, baban\u0131n vefat\u0131yla olabilece\u011fi gibi, nesebin ink\u00e2r\u0131 veya zina yoluyla do\u011fmakla da olabilir. Onun i\u00e7in nesebi ispat edilemeyen de, zina \u00e7ocu\u011fu da yetim t\u00e2birine dahildir. Lek\u00eet&#8217;in ise, babas\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 tahakkuk edemeyece\u011finden mes\u00e2kin t\u00e2birine dahil olmas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>Miskin, hi\u00e7bir \u015feye sahip olmayan \u00e7aresiz yoksula denir. Yoksulluktan durgun bir hale gelmi\u015f demektir. Bir g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re de, yeterli miktar mal\u0131 olmayana denir. Kamus&#8217;da &#8220;Fakr&#8221; maddesinde fakir ile miskinin fark\u0131na dair bir izah vard\u0131r ki, Okyanus&#8217;da m\u00fctercim \u015f\u00f6yle der: &#8220;Arablar, fakir ile miskinin aras\u0131n\u0131 ay\u0131r\u0131rlar.&#8221; Baz\u0131lar\u0131na g\u00f6re fakir, \u00f6lmeyecek derecede yiyebilece\u011fi kadar g\u0131das\u0131 bulunan, miskin ise asla bir \u015feyi bulunmayan kimse demektir. Baz\u0131lar\u0131na g\u00f6re de, fakir muhtac olana, miskin de zelil ve hakir (baya\u011f\u0131) olana denir. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee (r.a) demi\u015ftir ki &#8220;Fakir, k\u00f6t\u00fcr\u00fcm ve yatalak olup, asla bir meslek ve sanat\u0131 olmayana, yahut da bir mesle\u011fi olup da zaruri ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131layacak kadar kazanamayanlara denir. Mes\u00e2kin de \u015fu kimselerdir ki, sanatlar\u0131 varsa da ailelerinin nafakalar\u0131n\u0131 temin edemeyip ba\u015fkalar\u0131ndan isterler yahut fakir yeterli miktar ge\u00e7imi olana, miskin ise asla hi\u00e7bir \u015feyi olmayana denir. Baz\u0131lar\u0131na g\u00f6re de miskin, durumu fakirin durumundan daha iyi oland\u0131r. Bir g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re de ikisi de ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2dad\u0131r z\u00fc\u011f\u00fcrt ve yoksul demektir. Ayr\u0131ca fakir, omurga kemikleri k\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olana da denir. \u015e\u00e2rihin beyan\u0131na g\u00f6re as\u0131l fakirlik bu anlamdad\u0131r.&#8221; Hanefilerce me\u015fhur kabul edilen \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Yani fakir, nis\u00e2ba m\u00e2lik olmayan, miskin ise hi\u00e7bir \u015feyi olmay\u0131p, fakirden daha d\u00fc\u015fk\u00fcn oland\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130bn-i Sebil, yolda kalm\u0131\u015f yolcu demektir ki memleketinde mal ve m\u00fclk\u00fc olsa bile, yolda herhangi bir sebeble ihtiya\u00e7l\u0131 duruma d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f ise buna da yolcu denir. Bu \u00e2cizin kanaatine g\u00f6re lekit olan \u00e7ocuklar\u0131 da, bu m\u00e2n\u00e2ya dahil etmek gerekir. Bu s\u0131n\u0131flara paylar\u0131, ya do\u011frudan do\u011fruya kendilerine, yahut velilerine, yahut da m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu \u00f6l\u00e7\u00fcde onunla bir gelir kayna\u011f\u0131 temin edilerek kazanc\u0131ndan verilmeli ve b\u00f6ylece de haklar\u0131nda en faydal\u0131 olan\u0131n yap\u0131lmas\u0131 hususundaki harcama da, devlet ba\u015fkan\u0131n\u0131n re&#8217;yine b\u0131rak\u0131lmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ganimetten bunlara, yani z\u00fclkurb\u00e2, yet\u00e2ma, mes\u00e2kin ve \u0130bn-i Sebil&#8217;e hisse verilmesinin sebeb ve hikmeti ise \u015f\u00f6yle beyan buyurulmu\u015ftur. T\u00e2 ki o ganimet, yahut mal sizden yaln\u0131z zenginler aras\u0131nda bir devlet olmaya. D\u00e2l&#8217;\u0131n \u00f6tresiyle d\u00fblet, yahut \u00fcst\u00fcn ile devlet, servet, baht, mevki ve galibiyyet gibi insanlar aras\u0131nda bazan \u015funa, bazan buna devreden sevindirici nimet ve duruma denir. K\u00ees\u00e2\u00ee ve Basra&#8217;n\u0131n ileri gelen \u00e2limleri demi\u015flerdir ki: &#8220;\u00dcst\u00fcn ile devlet, \u00f6tre ile m\u00fclk, yahut \u00f6tre ile d\u00fble (devlet), esre ile milk anlam\u0131ndad\u0131r. Veya \u00f6tre ile servet, \u00fcst\u00fcn ile zafer, galibiyyet ve mevki m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. M\u00fcberred gibi baz\u0131lar\u0131 da, &#8220;\u00d6tre ile elden ele dola\u015fan \u015feyin ismi, \u00fcst\u00fcn ile de elden ele dola\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na mastar&#8221; oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Ra\u011f\u0131b ve baz\u0131 \u00e2limlere g\u00f6re de ikisi de ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2ya gelmektedir. On sahih k\u0131r\u00e2etin tamam\u0131nda da &#8220;d\u00e2l&#8221;\u0131n \u00f6tresiyle okunmu\u015ftur. Ancak \u00e2limlerin \u00e7o\u011fu, &#8220;d\u00e2l&#8221;\u0131n \u00f6tresiyle beraber &#8220;t\u00e2&#8221;y\u0131 \u00fcst\u00fcn okuyup fiiline haber yapm\u0131\u015flar, Hi\u015f\u00e2m ile Ebu C\u00e2fer ise &#8220;d\u00e2l&#8221;\u0131 \u00f6tre, &#8220;t\u00e2&#8221;y\u0131 merfu okuyarak isim yapm\u0131\u015flard\u0131r. \u00d6ncekinde g\u00f6sterildi\u011fi \u00fczere n\u00e2k\u0131s fiil, ikinciye g\u00f6re ise tam fiil olup &#8220;Sizden yaln\u0131z zenginler aras\u0131nda (dola\u015fan) bir devlet olmaya.&#8221; me\u00e2linde olur. \u00d6ncekinde &#8216;n\u00fcn alt\u0131nda m\u00fcstetir (gizli) ismi &#8216;ya ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in, bu c\u00fcmle do\u011frudan do\u011fruya m\u00e2l\u00ee ve iktis\u00e2di bir prensip olup, m\u00e2l\u00ee ve iktis\u00e2di usul\u00fc dolayl\u0131 yoldan g\u00f6stermi\u015f olur. Evvelkine g\u00f6re \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015f\u00f6yledir: Allah&#8217;\u0131n, Resul\u00fc&#8217;ne kent ehlinden verdi\u011fi bu ganimet, yaln\u0131z i\u00e7inizdeki zenginler gibi i\u015f ba\u015f\u0131nda bulunanlar aras\u0131nda payla\u015f\u0131l\u0131p da, mal\u0131n sadece zenginler aras\u0131nda dola\u015fan bir servet olmamas\u0131 ve \u0130sl\u00e2m Devleti&#8217;nin, cahiliyye d\u00f6neminde oldu\u011fu gibi yaln\u0131z zenginlere dayanan bir devlet olmay\u0131p, fakirleri de do\u011frudan ilgilendiren bir devlet olmas\u0131 i\u00e7in onlara da, s\u00f6z konusu \u00e2yette zikredildi\u011fi \u015fekilde s\u0131n\u0131flar\u0131na g\u00f6re Allah i\u00e7in birer hisse veriniz.<\/p>\n<p>\u0130kinci duruma g\u00f6re de m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yle olur: Sizden yaln\u0131z zenginler aras\u0131nda bir devlet olmamas\u0131 ve mal\u0131n yaln\u0131z zenginler aras\u0131nda d\u00f6nen bir servet halinde kalmamas\u0131 i\u00e7in ganimeti, tek ba\u015flar\u0131na alan ve i\u015f ba\u015f\u0131nda bulunanlar aras\u0131nda payla\u015fmay\u0131n da, zikredildi\u011fi \u015fekilde fakir ve ihtiya\u00e7 sahibi s\u0131n\u0131flara da Allah i\u00e7in birer hisse veriniz.<\/p>\n<p>Lakin yaln\u0131z zenginler aras\u0131nda bir devlet olmas\u0131n derken herkesin can\u0131 istedi\u011fi gibi her i\u015fe kar\u0131\u015f\u0131p da ihtil\u00e2le sebebiyet verilmemesi i\u00e7in buyuruluyor ki, bununla beraber Peygamber size her ne verdiyse onu al\u0131n yani ganimetten her ne hisse verdiyse onu al\u0131n ve her ne emir verdiyse onu tutun. Ve yasaklad\u0131\u011f\u0131ndan vazge\u00e7in, almay\u0131n dedi\u011fini almay\u0131n, yapmay\u0131n dedi\u011fini yapmay\u0131n. Ve Allah&#8217;tan korkun da Allah&#8217;\u0131n ve Peygamber&#8217;in emirlerine kar\u015f\u0131 gelmekten ve birbirinizin hakk\u0131n\u0131 yemekten, devlete kar\u015f\u0131 h\u00e2inlik yapmaktan sak\u0131n\u0131n, ganimeti madd\u00ee ve manev\u00ee, d\u00fcnyevi ve uhrevi m\u00e2n\u00e2da korunmak i\u00e7in takva ile sarfedip israftan ve Allah&#8217;\u0131n azab\u0131na d\u00fc\u015fmekten korunun. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, azab\u0131 \u015fiddetli oland\u0131r. Azab edince \u00e7ok \u015fiddetli azab eder. Nitekim nank\u00f6r Beni Nadir k\u00e2firlerinin toplat\u0131l\u0131p yurtlar\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131lmalar\u0131nda bunun i\u00e7in ibret al\u0131nacak bir \u00f6rnek vard\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetteki emirler g\u00f6steriyor ki, ganimetin hepsi Allah Te\u00e2l\u00e2 taraf\u0131ndan Resul\u00fc&#8217;ne havale edilmi\u015ftir. Zenginlere mahsus bir devlet olmamas\u0131 i\u00e7in, zikredildi\u011fi \u015fekilde fakirlere de hisse verilerek onu taksim etmek dahi \u00e2yeti gere\u011fince Peygamber&#8217;e b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00dclu&#8217;l-emre (\u00e2mirlere) itaat da s\u00f6z konusu \u00e2yetin getirdi\u011fi emirlerden oldu\u011fu i\u00e7in, buraya dahil olmas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>Zira bu emir, her ne kadar ganimet hakk\u0131nda nazil olmu\u015f ise de, m\u00fcfessirlerin beyan ettikleri gibi m\u00e2n\u00e2s\u0131, her emri i\u00e7ine almaktad\u0131r. \u015eu rivayetler de bunu kuvvetlendirmektedirler. Buh\u00e2r\u00ee, M\u00fcslim, Ebu Davud, Tirmiz\u00ee ve daha ba\u015fkalar\u0131 nakletmi\u015flerdir: &#8220;\u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud (r.a.) demi\u015ftir ki: &#8220;Allah \u015fu kad\u0131nlara lanet etmi\u015ftir ki onlar ve\u015fm yapanlar ve yapt\u0131ranlar. y\u00fcz\u00fcn\u00fcn t\u00fcylerini yolanlar, seyrek di\u015flerle g\u00fczel g\u00f6r\u00fcnmek i\u00e7in di\u015flerinin aras\u0131n\u0131 yontan s\u0131r\u0131tkanlar ve Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirenlerdir.&#8221; Bu s\u00f6z, Ben\u00ee Esed kabilesinden Kur&#8217;\u00e2n okuyup m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlayan \u00dcmm\u00fc Yakub ad\u0131ndaki bir kad\u0131n\u0131n kula\u011f\u0131na gidince, hemen \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud hazretlerinin yan\u0131na vard\u0131 ve &#8220;\u0130\u015fittim ki sen \u015f\u00f6yle \u015f\u00f6yle demi\u015fsin.&#8221; dedi. O da, &#8220;Ben Peygamber&#8217;in lanet etti\u011fi kimselere niye lanet etmeyece\u011fim? O Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda var.&#8221; diye cevab verdi. Kad\u0131n, &#8220;Ben Mushaf&#8217;\u0131n iki kapa\u011f\u0131 aras\u0131nda ne varsa okudum, ama onu g\u00f6rmedim.&#8221; dedi. \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud da dedi ki: &#8220;E\u011fer okuduysan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n &#8220;Peygamber size ne verdiyse onu al\u0131n, size ne yasaklad\u0131ysa ondan da sak\u0131n\u0131n..&#8221; buyurdu\u011funu g\u00f6rmedin mi?&#8221; Kad\u0131n, &#8220;evet&#8221; dedi. \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud da, &#8220;\u0130\u015fte Hz. Peygamber (s.a.v) onlardan nehyetti.&#8221; cevab\u0131n\u0131 verdi.&#8221; \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee&#8217;den rivayet edilmektedir ki o, bir g\u00fcn, &#8220;Bana istedi\u011finizi sorun Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131ndan ve Peygamber&#8217;in s\u00fcnnetinden size cevap vereyim.&#8221; demi\u015fti. Bunun \u00fczerine Abdullah b. Muhammed b. Harun, &#8220;\u0130hraml\u0131 bir adam\u0131n e\u015fek ar\u0131s\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrmesi hakk\u0131nda ne dersin?&#8221; diye sordu. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee de cevab\u0131nda, &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 buyurdu ve bize S\u00fcfy\u00e2n b. Uyeyne, Abdulmelik b. \u00d6mer&#8217;den, o Rib&#8217;\u0131yy b. Hira\u015f&#8217;tan, o Huzeyfe b. Yaman (r.a.)&#8217;dan nakletti ki, Resulullah (s.a.v) &#8220;Benden sonrakilere Ebu Bekr&#8217;e ve \u00d6mer&#8217;e t\u00e2bi olun.&#8221; buyurdu ve Yine S\u00fcfyan b. Uyeyene, Mis&#8217;ar b. Kedd\u00e2m&#8217;dan o, Kays b. M\u00fcslim&#8217;den o, Tar\u0131k b. \u015eihab&#8217;dan o da \u00d6mer b. Hatt\u00e2b (r.a.)&#8217;dan rivayet etti ki, Hz. \u00d6mer Z\u00fcnb\u00fbr&#8217;u \u00f6ld\u00fcrmeyi emretti&gt; dedi. Yani Hz.\u00d6mer&#8217;in emrine uymay\u0131 Peygamber emretti. Peygamber&#8217;in emrini yerine getirmeyi de Allah Te\u00e2l\u00e2 Kitab\u0131nda emretti. O halde Hz. \u00d6mer&#8217;in emrini tutmak, Allah&#8217;\u0131n emri gere\u011fidir. Bu delil ile var\u0131lan netice, &#8220;\u00c2mirin emri, \u00e2mirin \u00e2mirinin \u00e2mirinin emridir.&#8221; \u015feklinde zincirleme bir garib mukaddime ile yap\u0131lm\u0131\u015f e\u015fitlik k\u0131yas\u0131 de\u011fildir. Do\u011frudan do\u011fruya en b\u00fcy\u00fck olan delilinden neticelerin birbirinden ayr\u0131lmas\u0131 suretiyle ortaya \u00e7\u0131kan sonu\u00e7tur. Allah ve Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn emirlerine muhalif olmayan ul\u00fc&#8217;l-emre itaat h\u00fckm\u00fc de. &#8220;Ey iman edenler! Allah&#8217;a itaat edin, Peygamber&#8217;e ve sizden olan emir sahiplerine (idarecilere) de itaat edin. E\u011fer bu hususta anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015ferseniz, onu Allah ve Resul\u00fc&#8217;ne g\u00f6t\u00fcr\u00fcn&#8230;&#8221; (Nis\u00e2, 459) \u00e2yeti ile delillendirilmi\u015ftir. Bir hadisde de Peygamber (s.a.v) \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;D\u00f6rt \u015fey tasarruf yetkisine sahip olan kimselere aittir. Bunlar: Ganimetler, sadakalar, cezalar ve Cuma namazlar\u0131d\u0131r.&#8221; Bu hadisi, Zemah\u015fer\u00ee, &#8220;Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8221;da Cuma S\u00fbresi&#8217;ni tefsiri m\u00fcnasebetiyle nakletmi\u015ftir. Hanefi f\u0131k\u0131h kitablar\u0131ndan &#8220;Hid\u00e2ye&#8221; ve etraf\u0131nda \u015f\u00f6yle izah edilmi\u015ftir. Devlet ba\u015fkan\u0131 bir beldeyi anveten yani zorla fethetti\u011fi zaman muhayyerdir. Dilerse onu Resulullah&#8217;\u0131n Hayber&#8217;de yapt\u0131\u011f\u0131 gibi m\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda taksim eder ve taksim edilen arazi i\u00e7in \u00f6\u015f\u00fcr koyar, \u00e7\u00fcnk\u00fc ilk \u00f6nce m\u00fcsl\u00fcmanlar vazifelendirilir. Dilerse Hz. \u00d6mer&#8217;in Irak topraklar\u0131nda yapt\u0131\u011f\u0131 ve sah\u00e2bilerin de uygun buldu\u011fu tarzda, halk\u0131n\u0131 h\u00fcr olarak arazi ve mallar\u0131nda b\u0131rak\u0131p kendilerine cizye, yani \u015fahs\u00ee vergi ve arazilerine hara\u00e7 koyar, ki cizye ve hara\u00e7 da \u00e2yette zikredilen ganimettir. Hanefilere g\u00f6re bu, be\u015fe taksim edilmeyerek hepsi ba\u015fta memleketin korunmas\u0131 olmak \u00fczere m\u00fcrtezik\u00e2n\u0131n maa\u015f\u0131, yani devlet taraf\u0131ndan g\u00f6revlendirilen askerler, i\u015f\u00e7iler, h\u00e2kimler, ilmiyye s\u0131n\u0131f\u0131, imamlar ve m\u00fcezzinlerin i\u00e2\u015fesi ve di\u011fer faydal\u0131 ve hay\u0131rl\u0131 i\u015fler gibi m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n yarar\u0131na harcan\u0131r. Bunlardan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, yaln\u0131z ganimetin d\u0131\u015f\u0131nda olan cizye ve hara\u00e7 gibi fey (mal)in de\u011fil. (Enf\u00e2l, 8\/41) \u00e2yeti gere\u011fince be\u015fe b\u00f6l\u00fcnmesi vacib olan ganimetin be\u015fte birinin d\u0131\u015f\u0131nda kalan\u0131n\u0131n dahi taksimi hususunda prensibi esas olmak \u00fczere Resulullah&#8217;\u0131n ve ona t\u00e2bi olarak m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n devlet ba\u015fkan\u0131n\u0131n bir se\u00e7me hakk\u0131 vard\u0131r. Ancak devlet ba\u015fkan\u0131n\u0131n bu tercihi keyf\u00ee olmay\u0131p, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 ve devletin gelece\u011fini takdir etme yolunda ciddi bir ictihad kayd\u0131 ile \u015fartl\u0131 bulundu\u011funu fakihler beyan etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>8. Bu noktalar\u0131 ayd\u0131nlatma bak\u0131m\u0131ndan sarf mahalleri biraz daha izah ile buyuruluyor ki, o fakir muhacirler i\u00e7in. Ke\u015f\u015f\u00e2f sahibi der ki: &#8220;Bu, yukar\u0131daki ve ona atfedilenlerden bedeldir. M\u00e2n\u00e2 itibariyle Peygamber (s.a.v) hakk\u0131nda da do\u011fru olmakla beraber &#8216;den bedel yapmaya mani olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n &#8220;Allah&#8217;\u0131n dinine ve Peygamberi&#8217;ne yard\u0131m edenler..&#8221; (Ha\u015fr, 59\/8) s\u00f6z\u00fcyle Resul\u00fc&#8217;n\u00fc fakirler aras\u0131ndan \u00e7\u0131karmas\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in Hz. Peygamber, fakir tabiriyle y\u00e2d edilmekten \u00fcst\u00fcn tutulmu\u015ftur.&gt; Zilkurb\u00e2da, fakirli\u011fi \u015fart ko\u015fmayanlar ise bunu &#8220;yet\u00e2m\u00e2&#8221;, &#8220;mes\u00e2k\u00een&#8221; ve &#8220;ibni sebil&#8221;den bedel veya beyan yapm\u0131\u015flard\u0131r. \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir yaln\u0131z &#8220;mes\u00e2k\u00een&#8221;den bedel yapmak istemi\u015f, \u0130bn\u00fc Atiyye de demi\u015ftir ki &#8220;yetimler, miskinler, yolda kalm\u0131\u015flar.&#8221; ifadesi &#8220;muhacir fakirler&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fc beyan etmektedir. &#8220;Cer l\u00e2m\u0131n\u0131n tekrar edilmesi, \u00f6ncekilerin onunla mecr\u00fbr olmas\u0131ndan dolay\u0131 bunun, onlardan bedel oldu\u011funun anla\u015f\u0131lmas\u0131 i\u00e7indir.&#8221; Lakin l\u00e2m\u0131n tekrar\u0131, Zemah\u015fer\u00ee&#8217;nin s\u00f6z\u00fcnden daha iyi anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Bunun i\u00e7in bir \u015e\u00e2fii \u00e2limi olan &#8220;Ke\u015f\u00eef&#8221; sahibi, Zemah\u015fer\u00ee&#8217;nin dedi\u011fi gibi ve ona atfedilenlerden bedel olmas\u0131n\u0131 tercih etmi\u015f, ancak bir kay\u0131t de\u011fil, muhacirlerin hallerindeki durumu beyan ve ihtisaslar\u0131n\u0131 ziyadesiyle isbatt\u0131r, diyerek \u015feklinde bir te&#8217;v\u00eel yapm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn\u00fc Cer\u00eer tefsirinde bunun &#8220;Allah&#8217;\u0131n, peygamberi verdi\u011fi ganimetler i\u00e7inizden yal zenginler aras\u0131nda dola\u015fan bir mal olmas\u0131n. Fakat muhacir fakirler i\u00e7in olsun.&#8221; me\u00e2linde oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Ki s\u00f6z\u00fcn\u00fcn delalet etti\u011fi \u015feye ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu ifade eder. Al\u00fbs\u00ee de Buhar\u00ee ve di\u011ferlerinde rivayet edildi\u011fi \u00fczere Hz. \u00d6mer&#8217;in beyanat\u0131na ve bu \u00e2yetlerle delil getirmesine nazaran bunun bedel olmay\u0131p, geri kalan sarf yerlerini beyan eden bir ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesi olmas\u0131n\u0131 tercih etmi\u015f ve &#8220;buna kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kan kimse g\u00f6rmedim, demi\u015ftir. Bize de bunun emrine ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu daha m\u00fcnasip g\u00f6r\u00fcnmektedir ki bu durumda c\u00fcmlenin takdiri \u015feklinde olur. Bu surette ge\u00e7en ganimet \u00e2yetlerinin ikisine nazaran da bunlar\u0131n sarf mahalli olduklar\u0131 \u00f6nemle g\u00f6sterilmi\u015f bulunur. Nitekim \u00f6nceki \u00e2yetin tefsirinde Resulullah&#8217;\u0131n hissesi olan Beni Nadir mallar\u0131ndan muhacirlere taksim etti\u011fine ve ensardan da yaln\u0131z \u00fc\u00e7 ki\u015fiye verdi\u011fine dair rivayet de ge\u00e7mi\u015fti. &#8220;Peygamber size neyi verdiyse onu al\u0131n, sizi neden men ettiyse ondan da vazge\u00e7in.&#8221; S\u00f6z\u00fcndeki verme ve nehyetmenin her iki ganimetten daha um\u00fbm\u00ee oldu\u011fu da anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu fakir muh\u00e2cirler \u015fu s\u0131fatlarla tavsif edilmi\u015flerdir. Onlar ki yurtlar\u0131ndan ve mallar\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. M\u00fc\u015friklerin tazyiki \u00fczerine din u\u011frunda evlerini, barklar\u0131n\u0131, mallar\u0131n\u0131 ve m\u00fclklerini b\u0131rak\u0131p \u00e7\u0131km\u0131\u015flar, \u00f6nceden fakir de\u011filken sonradan fakirli\u011fe maruz kalm\u0131\u015flard\u0131r. Durumlar\u0131 ve gayeleri \u015fudur: Allah&#8217;tan bir fazl ve r\u0131dv\u00e2n isterler. Fazl, d\u00fcnyada r\u0131zk, ahirette cennet sevab\u0131 demektir. R\u0131dv\u00e2n, &#8220;Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 ise hepsinden b\u00fcy\u00fckt\u00fcr&#8230;&#8221; (Tevbe, 9\/72) \u00e2yetinde ifade edildi\u011fi \u00fczere hepsinden b\u00fcy\u00fck olan Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na denir. Ve Allah ve Resul\u00fcne nusret, yani dinine hizmetle yard\u0131m ederler. \u0130\u015fte onlar, yani b\u00f6yle g\u00fczel vas\u0131flarla donat\u0131lm\u0131\u015f olanlar, s\u00e2d\u0131klard\u0131r. S\u00f6zlerini fiileriyle isbat eden, do\u011fruluk ve sadakatte maharet sahibi olan \u00f6z\u00fc s\u00f6z\u00fc do\u011fru, vefak\u00e2r insanlard\u0131r. \u0130manlar\u0131n\u0131, Allah ve Resul\u00fc&#8217;ne kar\u015f\u0131 sadakatlerini fiilen cihadlar\u0131yla isbat etmi\u015flerdir. \u0130bn\u00fc Cerir Kat\u00e2de&#8217;nin \u015f\u00f6yle dedi\u011fini rivayet eder: &#8220;Bu muh\u00e2cirler, yurtlar\u0131n\u0131 ve mallar\u0131n\u0131, ailelerini ve a\u015firetlerini terk edip Allah ve Resul\u00fc&#8217;n\u00fc sevdikleri i\u00e7in \u00e7\u0131kt\u0131lar, \u015fiddetli s\u0131k\u0131nt\u0131lar i\u00e7inde bulunmakla beraber \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 se\u00e7tiler. Hatta bize anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re \u00f6yleleri vard\u0131 ki a\u00e7l\u0131ktan belini tutmak i\u00e7in karn\u0131na ta\u015f ba\u011fl\u0131yordu. Ve yine \u00f6yleleri vard\u0131 ki, k\u0131\u015f g\u00fcn\u00fc yata\u011f\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in \u00e7ukurda yat\u0131yordu.&#8221; \u0130\u015fte bu insanlar, i\u00e7inde bulunduklar\u0131 d\u00fcnya lezzetlerini fed\u00e2 edip din a\u015fk\u0131 ile, Allah&#8217;\u0131n fazl ve r\u0131dv\u00e2n\u0131na iman ne\u015fesiyle b\u00f6yle \u015fiddetlere ve s\u0131k\u0131nt\u0131lara tah\u00fcmm\u00fcl g\u00f6sterip, Allah ve Resul\u00fc&#8217;ne yard\u0131m etme yolunda mal ve canlar\u0131yla cihad ederek imanlar\u0131ndaki sadakati fiilen g\u00f6stermi\u015f zatlard\u0131r. Onun i\u00e7in azab\u0131 \u015fiddetli olan Allah&#8217;tan korkmal\u0131, bunlar\u0131n haklar\u0131n\u0131 g\u00f6zetmeli de ganimeti zenginler aras\u0131nda payla\u015ft\u0131rmay\u0131p, Peygamber&#8217;in emrini tutmal\u0131 ve bu s\u00e2d\u0131k fakirlere hisse vermelidir.<\/p>\n<p>9. Ve \u015funlar ki bunlardan maksad, ens\u00e2rd\u0131r. Bunun ba\u011fland\u0131\u011f\u0131 yer konusunda \u00fc\u00e7 ayr\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r. Birincisi, &#8220;muhacir\u00een&#8221; \u00fczerine atfedilmesidir ki, en kuvvetli g\u00f6r\u00fc\u015f budur. Buna g\u00f6re s\u00f6z konusu bu kimselerin de muhacirler gibi ganimetten haklar\u0131 vard\u0131r. \u0130kincisi, ye ba\u011flanm\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r. Bu g\u00f6r\u00fc\u015fte de, muhacirlere sad\u00e2katte i\u015ftirakleri a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilmi\u015f, ganimete i\u015ftirak haklar\u0131 ise, i\u015faret yoluyla anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc ise, her hangi bir yere ba\u011flanmay\u0131p, &#8220;v\u00e2v&#8221;\u0131n, ba\u015flang\u0131\u00e7 harfi (isti&#8217;n\u00e2fiyye) &#8216;nin m\u00fcbted\u00e2 ve nin haber olmas\u0131d\u0131r. Bu surette de onlar\u0131n s\u0131fatlar\u0131 ve \u00f6vg\u00fc dolu ahl\u00e2klar\u0131 ayr\u0131ca itina ile m\u00fcstakil olarak anlat\u0131lm\u0131\u015f, ganimete haklar\u0131n\u0131n oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanmamakla beraber, bu s\u0131fatlar dolay\u0131s\u0131yla i\u015faret yoluyla yine de ifade edilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u00fc\u00e7 takdirde de tercih ile \u00f6vg\u00fc, esas itib\u00e2riyle hak elde etme ve sel\u00e2hiyetin sabit oldu\u011fu m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Yoksa bir hak ve sel\u00e2hiyetin bulunmad\u0131\u011f\u0131 yerde, kendi hakk\u0131ndan feragatle ba\u015fkas\u0131n\u0131 tercih etmek anlam\u0131na gelen is\u00e2r\u0131n bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmazd\u0131.<\/p>\n<p>Ens\u00e2r\u0131n s\u0131fatlar\u0131yla ilgili buyuruluyor ki onlardan evvel yurdu haz\u0131rlay\u0131p imana sahip oldular. fiili gibi haz\u0131rlamak ve haz\u0131rlanmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelmekle beraber bir de bir mek\u00e2na bir kona\u011fa konmak, evlenmek ve bir yeri meb&#8217;e edinmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Meb&#8217;e de konacak yer, konak ve yurt demek oldu\u011fu gibi rahimdeki yavru yata\u011f\u0131na da denir. Burada istiare olarak zikredilmesi de belli bir anlam ifade etmektedir. D\u00e2r, esasen etraf\u0131na s\u0131n\u0131r \u00e7ekilen ve her t\u00fcrl\u00fc oturmaya elveri\u015fli yerin gereksinimlerini i\u00e7eren b\u00fcy\u00fck konak, yurt ve vatan demektir. Burada &#8220;ed-d\u00e2r&#8221;dan maksat da, iman karinesiyle d\u00e2r-\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r. Bunlar\u0131n muhacirlerden evvel haz\u0131rlad\u0131klar\u0131 ilk d\u00e2r-\u0131 \u0130sl\u00e2m, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ilk olarak bar\u0131nd\u0131\u011f\u0131 ve \u0130sl\u00e2m medeniyyetinin ilk yay\u0131lmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 Medine-i M\u00fcnevvere oldu\u011fundan m\u00fcfessirler &#8220;ed-d\u00e2r&#8221;\u0131, Medine diye tefsir etmi\u015flerdir. \u0130lk \u00f6nce Ens\u00e2r&#8217;\u0131n Medine-i M\u00fcnevvere&#8217;yi \u0130sl\u00e2m ve imana haz\u0131rlamalar\u0131 \u00fczerinedir ki, Resulullah ve di\u011fer muhacirler oraya hicret edip birle\u015ftiler ve bu sebeble ona D\u00e2ru&#8217;l hicre, Arzullah, Medine, Taybe ve Tayyibe isimleri verildi. Ahz\u00e2b S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi gibi eskiden ona veya bulundu\u011fu yere Yesr\u00eeb denilirdi. Medine kelimesinin de medeniyet yeri, b\u00fcy\u00fck \u015fehir ve memleket m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi bilinmektedir. &#8220;d\u00e2r&#8221;e ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u0130bn\u00fc \u00c2tiyye&#8217;nin de dedi\u011fi gibi mef&#8217;ul-i ma&#8217;ah olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bu durumda baz\u0131lar\u0131n\u0131n belirtti\u011fi gibi kabilinden olmak \u00fczere gibi bir fiil takdirine ihtiya\u00e7 kalmaz. Muhacirlerin i\u00e7erisinde ens\u00e2rdan \u00f6nce iman etmi\u015f olanlar\u0131n bulundu\u011funda \u015f\u00fcphe yoksa da, iman ile Medine&#8217;yi haz\u0131rlamak y\u00f6n\u00fcnden Ens\u00e2r&#8217;\u0131n \u00f6ncelik hakk\u0131n\u0131n bulunmas\u0131ndan dolay\u0131 buyurulmu\u015ftur. Mamafih buradaki onlar\u0131n hicretlerinden \u00f6nce m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade edebilece\u011fi gibi, iman ve g\u00fcvenden evvel anlam\u0131na da gelebilir. Bu suretle Ens\u00e2r, muhacirlerin hicretinden \u00f6nce Akabe bey&#8217;at\u0131yla vatanlar\u0131 olan Medine&#8217;yi d\u00e2r-\u0131 \u0130sl\u00e2m yapmak \u00fczere harekete ge\u00e7ip imana sahip oldular. Kendilerine hicret edenleri severler. Ba\u015fta peygamber olmak \u00fczere hicret eden o sad\u0131klar\u0131 gerek zengin ve gerek fakir olsun severler ve bu \u015fekilde dostluklar\u0131n\u0131 g\u00f6sterirler. Ve onlara verilen \u015feylerden g\u00f6\u011f\u00fcslerinde bir ihtiya\u00e7 duymazlar. Yani muhacirlere verilen gerek ganimet ve gerek di\u011fer \u015feylerden dolay\u0131 g\u00f6n\u00fcllerinde, bu bize laz\u0131md\u0131, bizim buna ihtiyac\u0131m\u0131z vard\u0131 \u015feklinde i\u00e7lerine batacak bir kayg\u0131 ve bir \u00fcz\u00fcnt\u00fc duymazlar. Kendilerinde bir a\u00e7\u0131kl\u0131k yani bir ihtiya\u00e7 olsa bile (onlar\u0131) kendilerine tercih ederler. Burada &#8220;\u00ees\u00e2r&#8221;\u0131n mef&#8217;\u00fbl\u00fc hazfedilmi\u015ftir. Binaenaleyh mef&#8217;\u00fbl, muhacirler olabilece\u011fi gibi daha genel olma ihtimali de vard\u0131r. Yani muhacirlerin yahut mutlak m\u00e2n\u00e2da m\u00fcmin karde\u015flerinin ihtiyac\u0131n\u0131 kendilerininkinden daha \u00f6nemli ve daha \u00fcst\u00fcn tutarak onlar\u0131 kendilerine takdim ve tercih ederler. Ki bu, ahl\u00e2k\u0131n, tok g\u00f6zl\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn en y\u00fcksek mertebesidir. Nitekim Resulullah Beni Nadir mallar\u0131ndan muhacirlere taksim etmi\u015f ve Ens\u00e2r&#8217;dan ihtiyac\u0131 olan \u00fc\u00e7 ki\u015fiden ba\u015fkas\u0131na vermemi\u015f ve buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Dilerseniz mallar\u0131n\u0131zdan ve evlerinizden muhacirlere pay verir, bu ganimette de onlara ortak olursunuz. Dilerseniz evleriniz ve mallar\u0131n\u0131z sizin olur, bu ganimetten pay alamazs\u0131n\u0131z&#8221;. Bunun \u00fczerine Ensar &#8220;Hem mallar\u0131m\u0131zdan ve evlerimizden onlara hisse veririz, hem de ganimeti onlara b\u0131rak\u0131r payla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131nda kendilerine ortakl\u0131k da etmeyiz.&#8221; dediler. m\u00fcfessirlerin bir k\u0131sm\u0131 n\u00fczul sebebinin bu oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bundan ba\u015fka Buhar\u00ee, M\u00fcslim, Tirmiz\u00ee, Nesa\u00ee ve daha ba\u015fkalar\u0131 Ebu Hureyre&#8217;den \u015fu rivayeti nakletmi\u015flerdir: &#8220;Resulullah (s.a.v)&#8217;a bir adam geldi, &#8220;Ya Resulullah! &#8220;Bana zaruret isabet etti&#8221; yani a\u00e7l\u0131ktan dermans\u0131z kald\u0131m.&#8221; dedi. Resulullah (s.a.v) yak\u0131nlar\u0131na haber g\u00f6nderdi, ancak onlar\u0131n yanlar\u0131nda hi\u00e7bir \u015fey bulunmad\u0131. Bunun \u00fczerine Hz. Peygamber, &#8220;Bu adam\u0131 bu gece misafir edecek kimse yok mu? Ki Allah ona rahmet buyursun.&#8221; dedi. Derhal Ens\u00e2r&#8217;dan bir z\u00e2t -ki Ebu Talh\u00e2 oldu\u011fu zikredilmi\u015ftir- aya\u011fa kalkt\u0131 &#8220;Ben Ya Resulullah&#8221; diye cevap verdi. Ve adam\u0131 al\u0131p hemen evine g\u00f6t\u00fcrd\u00fc. Sonra da han\u0131m\u0131na &#8220;Resulullah&#8217;\u0131n misafirine ikram et&#8221; diye tenbihde bulundu. Han\u0131m\u0131, &#8220;Vallahi benim yan\u0131mda bir k\u0131z \u00e7ocu\u011fumun yiyece\u011finden ba\u015fka bir \u015fey yoktur.&#8221; dedi. Kocas\u0131 da ona, &#8220;O halde k\u0131z \u00e7ocu\u011fu ak\u015fam yeme\u011fi istedi\u011fi zaman onu uyut, kandili de s\u00f6nd\u00fcr\u00fcver, Resulullah&#8217;\u0131n misafiri i\u00e7in biz bu geceyi a\u00e7 ge\u00e7i\u015ftiriverelim.&#8221; dedi. Ve ger\u00e7ekten \u00f6yle yapt\u0131lar. Sonra o misafir, Resulullah&#8217;\u0131n yan\u0131na vard\u0131 ve ona, &#8220;Bu gece Allah falan ve falandan son derece ho\u015fnut oldu.&#8221; dedi. Allah Te\u00e2l\u00e2 da onlar\u0131n hakk\u0131nda bu \u00e2yeti indirdi. &#8220;Kendilerinde bir ihtiya\u00e7 olsa bile onlar\u0131 kendilerine tercih ederler.&#8221; Hakim, \u0130bn\u00fc Merd\u00fbye ve \u015euab&#8217;da Beyhak\u00ee, \u0130bn \u00d6mer&#8217;den (r.a) \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;Resulullah&#8217;\u0131n sahabilerinden birine bir koyun ba\u015f\u0131 hediye edildi. O da, &#8220;Karde\u015fim falan ve ailesi buna bizden daha fazla muhta\u00e7t\u0131r.&#8221; dedi ve hediyeyi ona g\u00f6nderdi. O da bir ba\u015fkas\u0131na derken bu suretle tam yedi ev dola\u015ft\u0131 ve nihayet yine \u00f6ncekine d\u00f6n\u00fcp geldi. Bunun \u00fczerine \u00e2yeti nazil oldu.&#8221; Bunlar, yaln\u0131z \u00e2yetin ini\u015f sebebiyle ilgili rivayetlerdir. Yoksa Ens\u00e2r ve Ash\u00e2b&#8217;\u0131n b\u00f6yle nice tercih \u00f6rnekleri vard\u0131r. Hatta Ens\u00e2rdan iki kar\u0131s\u0131 bulunanlar, kar\u0131s\u0131 olmayan muhacirlerin evlenebilmesi i\u00e7in kar\u0131lar\u0131ndan birini terk bile etmi\u015flerdi. Yermuk sava\u015f\u0131nda \u015fehidler aras\u0131nda son nefesine gelmi\u015f yaral\u0131lar\u0131n, kendilerine verilen bir yudum suyu bile yan\u0131nda inleyen arkada\u015flar\u0131 aras\u0131nda nas\u0131l dola\u015ft\u0131rd\u0131klar\u0131n\u0131 tarihi bir olay olarak Akif Safahat&#8217;\u0131nda ne g\u00fczel tasvir etmektedir. Her kim de nefsinin \u015fuhhundan, yani h\u0131rs\u0131ndan, k\u0131skan\u00e7l\u0131\u011f\u0131ndan ve cimrili\u011finden korunursa i\u015fte onlar felah bulanlard\u0131r. Sonunda her t\u00fcrl\u00fc engelden kurtulup isteklerine kavu\u015fanlard\u0131r. Bu c\u00fcmle hem ahl\u00e2k\u00ee bir saadet prensibi, hem de Ens\u00e2r&#8217;\u0131n ve onlar\u0131n ahl\u00e2klar\u0131na uyanlar\u0131n \u00f6v\u00fclmeleriyle haklar\u0131nda bir m\u00fcjdedir.<\/p>\n<p>\u015euhh: Nefsin bahillik ve hasislik dedi\u011fimiz k\u0131skan\u00e7l\u0131k huyudur ki, cimrilik bunun fiiliyat\u0131ndaki g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Yani nefisde i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel bir hareketin bulunmas\u0131 haysiyyetiyle ortaya \u00e7\u0131kan duruma \u015fuhh, bunun fiilen men edilmesine de buhl (cimrilik) denilir. Ra\u011f\u0131b \u015fuhhu, \u00e2det h\u00e2line gelmi\u015f h\u0131rsl\u0131 bir buhl diye tarif etmi\u015ftir.(1) \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir&#8217;in hasen&#8217;den yapt\u0131\u011f\u0131 rivayette buhl, insan\u0131n kendi elindekini, \u015fuhh da herkesin elindekini k\u0131skanmas\u0131 diye tarif edilmi\u015ftir. Abd b. Humeyd, \u0130bn Cerir, \u0130bn\u00fc Ebi \u015eeybe, \u0130bn\u00fc Ebi Hatim, Beyhaki, Hakim ve daha ba\u015fkalar\u0131n\u0131n rivayet etti\u011fi gibi \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud (r.a.)&#8217;a bir adam gelmi\u015f ve &#8220;Ben korkuyorum ki hel\u00e2k oldum.&#8221; demi\u015f. O da sebebini sorunca, &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc ben Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n &#8220;Her kim nefsinin cimrili\u011finden korunursa, i\u015fte onlar felah bulanlard\u0131r.&#8221; dedi\u011fini i\u015fitim. Halbuki ben \u015fahih bir adam\u0131m, benden hemen hemen hi\u00e7bir \u015fey \u00e7\u0131kmaz.&#8221; demi\u015f. \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud da ona, &#8220;O, \u015fuhh de\u011fil cimriliktir. Cimrilikde de hay\u0131r yoktur. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u00e2yette zikretti\u011fi \u015fuhh ise, karde\u015finin mal\u0131n\u0131 zulm yoluyla yemendir.&#8221; diye cevab vermi\u015ftir. \u0130bn\u00fc M\u00fcnz\u00eer ve \u0130bn\u00fc Merd\u00fbye&#8217;nin rivayetlerinde de \u0130bn\u00fc \u00d6mer (r.a.) demi\u015ftir ki, &#8220;\u015euhh, bir adam\u0131n mal\u0131n\u0131 men etmesi de\u011fil, kendisinin sahip olmad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6z dikmesidir&#8221;. \u00c2l\u00fbs\u00ee bunlar\u0131 naklettikten sonra der ki: &#8220;Lugat\u00e7\u0131lar\u0131n hi\u00e7 birinin b\u00f6yle bir tarif yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rmedim. Bununla murad, cimrili\u011fin son derecesi olmal\u0131d\u0131r ki, o s\u0131fat\u0131 ta\u015f\u0131yan kimse ba\u015fkas\u0131n\u0131n mal\u0131na bile k\u0131skan\u00e7l\u0131k g\u00f6sterir. Ba\u015fkas\u0131n\u0131n c\u00f6mertlik yapmas\u0131n\u0131 arzu etmez, ondan s\u0131k\u0131l\u0131r da yapmamas\u0131 i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Yahut o derece h\u0131rsl\u0131 olur ki, m\u00fcmin karde\u015finin mal\u0131n\u0131 zulmen yer veya kendisinin olmayan \u015feylere g\u00f6z diker. Ba\u015fkas\u0131nda olmas\u0131n\u0131 da ho\u015f g\u00f6rmez, k\u0131skan\u0131r.&#8221; Bu \u00e2yetten \u015fuhhun ve ihtiras\u0131n son derece k\u00f6t\u00fc g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc anla\u015f\u0131l\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc felah, yaln\u0131z bu s\u0131fattan korunanlara hasredilmi\u015f olmakla, korunmayanlar\u0131n, fel\u00e2h\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kald\u0131klar\u0131 anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Bunun k\u00f6t\u00fc bir s\u0131fat oldu\u011fu hakk\u0131nda bir\u00e7ok haber zikredilmi\u015ftir. Hakim, Tirmiz\u00ee, Ebu Ya&#8217;le ve \u0130bn\u00fc Merduye Enes (r.a.)&#8217;den merfuan rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;\u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131, cimrili\u011fin mahvetmesi gibi hi\u00e7bir \u015fey mahvetmez&#8221;. \u0130bn\u00fc Ebi \u015eeybe, Nesa\u00ee, Beyhak\u00ee ve Hakim Ebu Hureyre (r.a.)&#8217;den merfuan rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;Allah yolundaki bir toz ile cehennem ate\u015finin duman\u0131 bir kulun i\u00e7inde ebed\u00ee olarak bir arada bulunmaz. \u0130man ile cimrilik ve k\u0131skan\u00e7l\u0131k bir kulun kalbinde ebediyyen birle\u015fmez.&#8221; Ebu Davud ve Tirmiz\u00ee garip diyerek &#8220;Edeb&#8221;de de Buhar\u00ee ve di\u011ferleri Ebu Said Hudri (r.a.)&#8217;den merfuan \u015fu hadisi rivayet etmi\u015flerdir. &#8220;\u0130ki \u00f6zellik m\u00fcsl\u00fcman\u0131n i\u00e7inde bulunmaz. Bunlar, cimrilik ve k\u00f6t\u00fc ahl\u00e2kt\u0131r.&#8221; \u0130bn\u00fc Ebi&#8217;d-d\u00fcny\u00e2, \u0130bn\u00fc Adi, Hakim ve Hatib Enes (r.a.)&#8217;den rivayet etmi\u015flerdir: Enes demi\u015ftir ki, &#8220;Resulullah (s.a.v) \u015f\u00f6yle buyurdu: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 Adn cennetini yaratt\u0131 ve a\u011fa\u00e7lar\u0131n\u0131 eliyle dikti ve sonra ona konu\u015fmas\u0131n\u0131 emretti. O da &#8220;Muhakkak m\u00fcminler fel\u00e2ha ula\u015ft\u0131.&#8221; (M\u00fcmin\u00fbn, 23\/1) dedi. Allah Te\u00e2l\u00e2 da buyurdu ki, &#8220;\u0130zzet ve Cel\u00e2lim hakk\u0131 i\u00e7in sende hi\u00e7bir cimri bana kom\u015fu olamaz.&#8221; Sonra da Peygamber (s.a.v) \u00e2yetini okudu.&#8221; Ahmed b. Hanbel, Edeb&#8217;de Buhar\u00ee, M\u00fcslim Beyhak\u00ee C\u00e2bir b. Abdullah (r.a.)&#8217;den rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;Peygamber (s.a.v) buyurmu\u015ftur: &#8220;Zul\u00fcmden sak\u0131n\u0131n \u00e7\u00fcnk\u00fc zul\u00fcm, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc karanl\u0131ktan ibarettir. \u015euhh dan da sak\u0131n\u0131n \u00e7\u00fcnk\u00fc \u015fuhh, h\u0131rs ve k\u0131skan\u00e7l\u0131k sizden evvelkileri helak etmi\u015ftir. Onlar birbirlerinin kanlar\u0131n\u0131 d\u00f6kt\u00fcler ve haramlar\u0131 helal sayd\u0131lar.&#8221; Daha bunlar gibi bir\u00e7ok haber mevcuttur. Lakin \u015fu da bilinmelidir ki, cimrilikten korunmak, bir ki\u015finin her \u015feyde c\u00f6mert olmas\u0131na ba\u011fl\u0131 de\u011fildir. Abd b. Humeyd, Ebu Ya&#8217;la, Teberan\u00ee ve Ziya&#8217; M\u00fccmi&#8217; b. Yahya&#8217;dan merfuan rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;Zekat\u0131n\u0131 veren, misafire ziyafet \u00e7eken ve n\u00e2ibede te&#8217;diye eden, yani bir felaket an\u0131nda yard\u0131mda bulunan cimrilikten beri olur.&#8221; \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir de Hz. Ali (r.a.)&#8217;nin dedi\u011fini rivayet etmi\u015ftir: &#8220;Mal\u0131n\u0131n zekat\u0131n\u0131 veren nefsinin cimrili\u011finden korunmu\u015f olur&#8221;. \u0130bn\u00fc Cer\u00eer et-Taber\u00ee, Ebu Heyyac el-Esedi&#8217;den rivayet etmi\u015ftir: &#8220;Ebu Heyyac demi\u015ftir ki: &#8220;Beyt&#8217;i tavaf ediyordum, bir adam g\u00f6rd\u00fcm ki o, &#8220;Allah&#8217;\u0131m beni nefsimin cimrili\u011finden koru.&#8221; diyor, buna ba\u015fka bir \u015fey ilave etmiyordu. Sebebini sordu\u011fumda da bana, &#8220;Nefsimin cimrili\u011finden korunursam h\u0131rs\u0131zl\u0131k etmem, zina i\u015flemem ve hi\u00e7bir (k\u00f6t\u00fc) \u015fey yapmam.&#8221; diye cevap verdi. Bir de bakt\u0131m ki, o zat, Abdurrahm\u00e2n b. Avf&#8217;d\u0131r.&#8221; \u0130bn\u00fc Zeyd de demi\u015ftir ki, &#8220;Bir kimse Allah&#8217;\u0131n yasaklad\u0131\u011f\u0131 \u015feyi yapmaz ve cimrilik onun, Allah&#8217;\u0131n emretti\u011fi \u015feylerden herhangi birini terketmesine sebep olmazsa, Allah Te\u00e2l\u00e2 o kimseyi nefsinin cimrili\u011finden korumu\u015ftur. Ve o, fel\u00e2ha erenlerdendir.&#8221;<\/p>\n<p>10. Ve \u015funlar ki onlardan sonra gelmi\u015flerdir. \u0130mana gelmi\u015fler, yahut hicret etmi\u015fler veya varl\u0131k \u00e2lemine \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131r. Ebu Hayy\u00e2n der ki: &#8220;Do\u011frusu, bu c\u00fcmlenin yukar\u0131da ge\u00e7en &#8220;Muh\u00e2cirin&#8221; \u00fczerine atfedilen c\u00fcmlenin makabline ba\u011flanmas\u0131d\u0131r.&#8221; Ferr\u00e2 da, &#8220;Bunlar, ashab\u0131n \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc k\u0131sm\u0131, yani Peygamber (s.a.v)&#8217;in son zamanlar\u0131nda iman ve hicret etmi\u015f olanlard\u0131r.&#8221; demi\u015ftir. Bu durumda daha evvel iman eden Muh\u00e2cir ve Ens\u00e2r&#8217;dan sonra demek olur ki, bunlar sonradan iman etmi\u015f, yahut \u00f6nceden&#8230;iman etmi\u015f ise de, hicrette ge\u00e7 kalm\u0131\u015f olanlard\u0131r. \u00c2limlerin \u00e7o\u011funlu\u011funa g\u00f6re de bunlardan murad, tabi\u00een yani Muh\u00e2cirler ve Ens\u00e2r&#8217;dan sonra gelen ve onlara g\u00fczellikle t\u00e2bi olan b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlerdir. Bu durumda da Muh\u00e2cirler ve Ens\u00e2r&#8217;\u0131n vefatlar\u0131ndan sonra demektir. \u00c2yetin ba\u015f\u0131nda yer alan kendinden \u00f6nce ge\u00e7en mecr\u00fbra ba\u011flan\u0131nca ganimetin h\u00fckm\u00fcnde bunlar\u0131n da yukar\u0131dakilere ortak olacaklar\u0131 anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olur.&#8221; \u0130bn\u00fc Cerir et-Taber\u00ee, \u0130krime kanal\u0131yla M\u00e2lik b. Eves b. Hads\u00e2n&#8217;dan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015ftir: &#8220;M\u00e2lik demi\u015ftir ki; &#8220;\u00d6mer b. Hatt\u00e2b (r.a) &#8220;Sadakalar (zek\u00e2tlar) Allah&#8217;tan bir farz olarak ancak fakirlere, d\u00fc\u015fk\u00fcnlere&#8230;.&#8221; (Tevbe, 9\/60) \u00e2yetini sonuna kadar okudu ve &#8220;\u0130\u015fte bu \u00e2yet, bunlar i\u00e7indir.&#8221; dedi. Sonra &#8220;Bilin ki ganimet ald\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u015feylerin be\u015fte biri Allah&#8217;a, Resul\u00fc&#8217;ne ve (Peygamberle) akrabal\u0131\u011f\u0131 bulunanlara, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir&#8230;&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/41) \u00e2yetini okudu ve sonra da, &#8220;\u0130\u015fte bu \u00e2yet de bunlar i\u00e7indir.&#8221; dedi. Daha sonra da \u00e2yetinden ba\u015flayarak \u00e2yetine kadar okudu, sonra da &#8220;\u0130\u015fte bu \u00e2yet, b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 i\u00e7ine alm\u0131\u015ft\u0131r. Hi\u00e7bir kimse yoktur ki, onun ganimette hakk\u0131 olmas\u0131n.&#8221; dedi ve arkas\u0131ndan \u015funu ilave etti: &#8220;E\u011fer ben ya\u015farsam, herhalde \u00e7oban, hayvanlar\u0131n\u0131 y\u00fcr\u00fct\u00fcrken nasibi kendisine aln\u0131 terlemeden gelecektir.&#8221;<\/p>\n<p>Buhar\u00ee, Zeyd b. Eslem&#8217;den o da babas\u0131ndan Hz. \u00d6mer (r.a.)&#8217;in \u015f\u00f6yle dedi\u011fini rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;Sonraki m\u00fcsl\u00fcmanlar olmasayd\u0131 fethedilen her beldeyi ve k\u00f6y\u00fc Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n Hayber&#8217;i taksim etti\u011fi gibi, o fethedilen yerlerin halk\u0131 aras\u0131nda taksim ederdim.&#8221; \u0130mam M\u00e2lik &#8220;Muvatta&#8221; adl\u0131 eserinde bunu daha tafsilatl\u0131 olarak \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015ftir: &#8220;Zeyd b. Eslem bize babas\u0131n\u0131n \u015f\u00f6yle dedi\u011fini nakletmi\u015ftir: &#8220;\u00d6mer&#8217;i dinledim diyordu ki, &#8220;Sonraki insanlar bir\u015feysiz b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f olmasalard\u0131, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n her fethettikleri beldeleri, Resulullah&#8217;\u0131n Hayber&#8217;i hisse, hisse taksim etti\u011fi gibi ben de hisse, hisse taksim ederdim.&#8221; \u0130bn\u00fc H\u00fcm\u00e2m &#8220;Feth\u00fc&#8217;l-Kadir&#8221;de bu rivayeti naklettikten sonra \u015f\u00f6yle der: &#8220;Bu rivayetin d\u0131\u015f anlam\u0131, Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n Hayber&#8217;in tamam\u0131n\u0131 taksim etti\u011fini ortaya koyuyor.&#8221; Fakat Ebu Davud&#8217;da sahih bir senedle gelen \u015f\u00f6yle bir rivayet vard\u0131r: &#8220;Resulullah (s.a.v) Hayber&#8217;i iki k\u0131sma ay\u0131rd\u0131. Bunun bir k\u0131sm\u0131, ans\u0131z\u0131n meydana gelecek m\u00fc\u015fkil hadiseler bir k\u0131sm\u0131 da m\u00fcsl\u00fcmanlar i\u00e7indi. Resulullah m\u00fcsl\u00fcmanlar i\u00e7in ay\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 on sekiz hisseye taksim etti.&#8221; Ayn\u0131 \u015fekilde Ebu Davud bunu, Muhammed b. Fudayl yoluyla Yahya b. Sa&#8217;id&#8217;den, o Be\u015fir b. Yesar&#8217;dan, o da bir\u00e7ok sahabiden \u015fu \u015fekilde rivayet etmi\u015ftir: &#8220;Resulullah (s.a.v) Hayber&#8217;i otuz alt\u0131 hisse \u00fczerine taksim etti. Her hisse, toplam olarak y\u00fcz e\u015fit pay\u0131 i\u00e7ine al\u0131yordu.&#8221; Yani her y\u00fcz adama bir hisse vermi\u015fti. Beyhaki&#8217;nin rivayetinde de b\u00f6yle a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde zikredilmi\u015ftir. Demek ki Resulullah&#8217;\u0131n ve Hayber&#8217;i fetheden m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n hisselerine taksim edilen bunun yar\u0131s\u0131 idi.<\/p>\n<p>Di\u011fer yar\u0131s\u0131 da, gelecek el\u00e7iler, yap\u0131lacak i\u015fler, meydana gelmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen m\u00fc\u015fkil hadiseler gibi m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ba\u015flar\u0131na gelebilecek musibetler i\u00e7in ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. \u00d6zetle, Hayber&#8217;in yar\u0131s\u0131, m\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda ans\u0131z\u0131n ortaya \u00e7\u0131kabilecek zor durumlar i\u00e7in ayr\u0131lm\u0131\u015f demektir. Beyt\u00fc&#8217;l-mal mal\u0131 denilmesinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 da budur. Di\u011fer tarikle beyan edildi\u011fine g\u00f6re bu yar\u0131m, Vatih, Ketibe, Sel\u00e2lim ve Tev\u00e2bii idi. Bu s\u00fbretle Resulullah&#8217;\u0131n koymu\u015f oldu\u011fu bu mallar\u0131 i\u015fletmeye k\u00e2fi i\u015f\u00e7i mevcut olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in Resulullah bunlar\u0131 muamele yani mus\u00e2k\u00e2t (meyvas\u0131n\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 almak \u00fczere bir ba\u011f\u0131 veya bah\u00e7eyi verme) ve m\u00fczarea (topra\u011fa \u00e7al\u0131\u015fmaya veya kazanca ortak olmak \u00fczere kurulan ortakl\u0131k) usul\u00fcyle i\u015fletmek ve \u00e7\u0131kan gelirlerin yar\u0131s\u0131n\u0131 vermek \u00fczere yerli ahalisi olan yahudilere kiralam\u0131\u015ft\u0131. Ebu Bekir zaman\u0131nda da b\u00f6yle ge\u00e7ti. \u00d6mer&#8217;in halifeli\u011fi esnas\u0131nda \u00e7al\u0131\u015facak ve i\u015fleyecek m\u00fcsl\u00fcmanlar \u00e7o\u011fald\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in yahudiler \u015eam&#8217;a s\u00fcr\u00fcl\u00fcp bu arazi m\u00fcsl\u00fcmanlara taksim edildi. Harb yoluyla fethedilen arazinin askerlere taksim edilmesinin her halde vacib olmad\u0131\u011f\u0131na \u015fu da delildir ki, Mekke cebren fethedilmi\u015fti, halbuki Resulullah Mekke arazisini taksim etmedi: Onun i\u00e7in \u0130mam M\u00e2lik s\u0131rf fetih yoluyla arz\u0131n m\u00fcsl\u00fcmanlara vakfedilece\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndedir. Bu z\u00e2t haber ve hadislere pek vak\u0131ft\u0131. Burada sulhen fetholundu diyenlerin iddialar\u0131na de\u011fil, bilakis onlar\u0131n \u00e7\u00fcr\u00fct\u00fclmelerine delil vard\u0131r. \u0130\u015fte Hz. \u00d6mer (r.a) \u00e2yetinden \u00e2yetine kadar olan bu d\u00f6rt \u00e2yetle delil getirerek, gelecek m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n yarar\u0131na beyt\u00fc&#8217;l-mal i\u00e7in bir gelir kayna\u011f\u0131 olmak \u00fczere &#8220;muvazzaf hara\u00e7&#8221; (toprak \u00fczerine konulan maktu vergi) koymak suretiyle Irak (Sev\u00e2d)&#8217;\u0131n arazisini yerli halk\u0131n elinde b\u0131rak\u0131p, ganimet alanlara taksim etmemi\u015f ve &#8220;Kit\u00e2bu&#8217;l-hara\u00e7&#8221;da zikredildi\u011fi \u00fczere ash\u00e2b\u0131 \u015f\u00fbras\u0131nda Z\u00fcbeyr, Bilal ve Selman gibi taksim fikrinde \u0131srar edenlere kar\u015f\u0131 Allah&#8217;\u0131n Kitab\u0131&#8217;ndan delil getirerek demi\u015ftir ki: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 buyurduki, &#8220;Allah&#8217;\u0131n o kent halk\u0131ndan, Resul\u00fc&#8217;ne verdi\u011fi ganimetler, Allah&#8217;a, Resul&#8217;e, ona akrabal\u0131\u011f\u0131 bulunanlara, yetimlere, yoksullara, yolcuya aittir ki i\u00e7inizden yaln\u0131z zenginler aras\u0131nda dola\u015fan bir \u015fey olmas\u0131n.&#8221; Sonra onu yaln\u0131z onlara vermedi, hatta &#8220;Hicret eden fakirlere aittir ki yurtlar\u0131ndan ve mallar\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. Onlar, Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve r\u0131zas\u0131n\u0131 ararlar. Allah&#8217;a ve Resul\u00fc&#8217;ne yard\u0131m ederler. \u0130\u015fte do\u011fru olanlar onlard\u0131r.&#8221; buyurdu, sonra onu yaln\u0131z onlara da vermedi. Daha sonra da &#8220;onlardan sonra gelenler&#8230;&#8221; \u00e2yetini sonuna kadar okudu. \u0130\u015fte bu \u00e2yet, gelecekler de dahil olmak \u00fczere b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 i\u00e7ine almaktad\u0131r. Binaenaleyh bu ganimetlerden bundan sonra gelecek olan m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n hak ve yararlar\u0131n\u0131 da g\u00f6zetmek laz\u0131md\u0131r. Bu ise ganimeti taksim etmeyip konulacak harac ve cizye ile m\u00fcmk\u00fcn olabilecektir, tarz\u0131nda hayli uzun bir konu\u015fma yapt\u0131. Sahabiler bunu uygun buldular. Ancak Bilal ve Selman fikirlerinde biraz \u0131srar etmek istediyseler de, Mebsut&#8217;da beyan edildi\u011fi \u015fekilde, sonra onlar da g\u00f6r\u00fc\u015flerinden d\u00f6n\u00fcp bunu kabul ettiler. B\u00f6ylece Irak ahalisi, arazi vergisi olan hara\u00e7 ile n\u00fcfus vergisi demek olan cizye kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda ba\u011f\u0131\u015flan\u0131p, h\u00fcr ve \u0130slam Devletinin himayesinde olmak \u00fczere arazilerinde b\u0131rak\u0131ld\u0131lar. &#8220;Feth\u00fc&#8217;l-Kadir&#8221;in beyan\u0131na g\u00f6re, arazilerine ister ekilsin ister ekilmesin her d\u00f6n\u00fcm ba\u015f\u0131na bir dirhem ve bir kafiz hara\u00e7 konuldu. \u00dcz\u00fcm ba\u011flar\u0131n\u0131n her d\u00f6n\u00fcm\u00fcne on, yoncalar\u0131n her d\u00f6n\u00fcm\u00fcne ise, be\u015f dirhem takdir edildi. Zengin olanlar\u0131n \u015fah\u0131slar\u0131na senede k\u0131rk sekiz dirhem, onlardan daha a\u015fa\u011f\u0131da olanlara yirmi d\u00f6rt dirhem, bir \u015feyi bulunmayanlara da on iki dirhem vergi kondu. Bu suretle ilk sene seksen milyon dirhem, ikinci sene ise, y\u00fcz yirmi milyon dirhem toplanm\u0131\u015f oldu.<\/p>\n<p>\u0130mam Gazzal\u00ee, &#8220;\u0130hyau Ulumi&#8217;d-din&#8221; adl\u0131 eserinde der ki: &#8220;Kendisinde halka yararl\u0131 olma s\u0131fat\u0131 bulunmayan zengine beyt\u00fc&#8217;l-mal\u0131n mal\u0131n\u0131 sarf etmek caiz olmaz. \u00c2limler bu konuda ihtilaf etmi\u015flerse de, do\u011fru olan budur. Ger\u00e7i Hz. \u00d6mer&#8217;in s\u00f6z\u00fcnde her m\u00fcsl\u00fcman\u0131n \u0130sl\u00e2m toplumuna katk\u0131da bulunmas\u0131 itibariyle beyt\u00fc&#8217;l-malda hakk\u0131 bulundu\u011funu g\u00f6steren bir delil vard\u0131r. Lakin bununla beraber kendisi o mal\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n hepsine taksim etmiyor sadece bir tak\u0131m s\u0131fatlar\u0131 kendisinde bulunduranlara payla\u015ft\u0131r\u0131yordu. Bu sabit olunca o zaman denilebilir ki, her kim m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n menfaat\u0131yla ilgili bir i\u015fle g\u00f6revlendirilmi\u015f olup da, ge\u00e7imini teminle u\u011fra\u015ft\u0131\u011f\u0131 takdirde o i\u015f bo\u015f kalacak olursa, o \u015fahs\u0131n beyt\u00fc&#8217;l-malda yeterli miktar bir hakk\u0131 vard\u0131r. Buna, b\u00fct\u00fcn \u00e2limler dahildir. Yani f\u0131k\u0131h, tefsir, hadis, k\u0131r\u00e2et gibi din\u00ee ilimlerle ilgilenen ilim erbab\u0131, \u00f6\u011fretmenler, m\u00fcezzinler hatta bu ilimleri tahsil edenler de bu s\u0131n\u0131fa dahildirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131n ihtiya\u00e7lar\u0131 kar\u015f\u0131lanmazsa ilim talebinde bulunamazlar. B\u00fct\u00fcn y\u00f6neticiler de bundan istifade ederler ki bunlar, d\u00fcnyadaki dirlik ve d\u00fczenlikle ilgilenirler. Ve yine bunlar, memleketi silah ile d\u00fc\u015fmandan, \u00e2silerden ve \u0130sl\u00e2m&#8217;a kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kanlardan koruyan maa\u015fl\u0131 askerlerdir. Ayn\u0131 \u015fekilde katipler, hesab memurlar\u0131, vekiller ve harac divan\u0131n\u0131n tertibinde kendilerine ihtiya\u00e7 bulunanlar\u0131n hepsi, yani haram olanlar \u00fczerine de\u011fil, helal mallar \u00fczerine memur olan maliye memurlar\u0131n\u0131n hepsi de buna dahildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc mal, i\u015fler i\u00e7indir. \u0130\u015f de, ya dinle ya da d\u00fcnya ile ilgilidir. \u00c2limlerle din korunur. Din ile m\u00fclk ikizdir. Biri di\u011ferinden uzak kalamaz. Tabibin bilgisiyle din\u00ee bir hususun ilgisi olmasa bile, bedenin s\u0131hhat\u0131 y\u00f6n\u00fcnden aralar\u0131nda bir irtibat vard\u0131r. Onun i\u00e7in gerek tabibe ve gerekse, bedenler, yahut beldelerle ilgili i\u015flerde kendilerine ihtiya\u00e7 hissedilen ilimlerde tabib yerine konulan kimselere bu mallardan maa\u015f vermek caiz olur ki, \u00fccretsiz olarak m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 tedavi etmek i\u00e7in vakit ve imkan bulabilsinler. B\u00fct\u00fcn bu say\u0131lanlar hakk\u0131nda ihtiya\u00e7 \u015fart\u0131 da yoktur. Onlara zengin olduklar\u0131 halde bile verilebilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Ra\u015fid Halifeler, Muh\u00e2cir ve Ensar&#8217;dan ihtiya\u00e7 sahibi olmayanlara dahi verirlerdi. Ayn\u0131 \u015fekilde belirli bir miktar verme \u015fart\u0131 da yoktur. Bu, devlet ba\u015fkan\u0131n\u0131n ictih\u00e2d\u0131na b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Halin gere\u011fine ve mal\u0131n durumuna g\u00f6re zengin edecek, yahut yeterli olacak miktar vermek ona aittir.<\/p>\n<p>\u00c2yette, sonra gelenler mutlak b\u0131rak\u0131lmam\u0131\u015f, halleri \u015fu \u015fekilde beyan edilmi\u015ftir. Derler, \u015f\u00f6yle dua ederler: Ya Rabbi bizleri ba\u011f\u0131\u015fla bizden \u00f6nce iman ile ge\u00e7mi\u015f olan karde\u015flerimize ve iman etmi\u015f olanlara kalblerimizde hi\u00e7 kin tutturma. Rabbimiz hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, sen Rauf&#8217;sun, Rahim&#8217;sin, yani esirgemen \u00e7ok, iman ile \u00e7al\u0131\u015fanlar hakk\u0131nda rahmetine nihayet yok. Onun i\u00e7in duam\u0131z\u0131n kabul\u00fc ile g\u00fcnahlar\u0131m\u0131z\u0131n ba\u011f\u0131\u015flanmas\u0131n\u0131 rahmet ve esirgemenden \u00fcmit etmekteyiz.<\/p>\n<p>\u00d6nceki \u00e2yette ge\u00e7ti\u011fi gibi bu \u00e2yette de baz\u0131lar\u0131, nin m\u00fcbted\u00e2 nin haber olup, &#8220;v\u00e2v&#8221;\u0131n m\u00fcfredleri de\u011fil, c\u00fcmleyi ba\u011flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir. Ba\u011flanman\u0131n m\u00fcfred kabilinden yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00f6nceki durumda ise, ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesi, yahut nun f\u00e2ilinden hald\u0131r. Her iki takdirde de, bunlar\u0131n ba\u011flanmalar\u0131 ve beyanlar\u0131 \u00f6nemlidir. \u0130bn\u00fc Merduye rivayet etmi\u015ftir ki: &#8220;\u0130bn\u00fc \u00d6mer (r.a) bir adam\u0131 baz\u0131 Muh\u00e2cirler&#8217;e dil uzat\u0131rken i\u015fitti de onu yan\u0131na \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131 ve ona (Ha\u015fr, 59\/8) \u00e2yetini okudu. Sonra da, &#8220;\u0130\u015fte bunlar, o Muh\u00e2cirler&#8217;dir. Sen onlardan m\u0131s\u0131n?&#8221; diye sordu. O da, &#8220;hay\u0131r&#8221; cevab\u0131n\u0131 verdi. Ard\u0131ndan (Ha\u015fr, 59\/9) \u00e2yetini okudu ve &#8220;\u0130\u015fte onlar, Ensar&#8217;d\u0131r. Sen onlardan m\u0131s\u0131n?&#8221; dedi. O da, &#8220;Hay\u0131r&#8221; dedi. Daha sonra da (Ha\u015fr, 59\/10) \u00e2yetini okuyup ona, &#8220;Sen bunlardan m\u0131s\u0131n?&#8221; dedi. O da cevaben, &#8220;\u00dcmid ederim.&#8221; dedi. \u0130bn\u00fc \u00d6mer, &#8220;hay\u0131r vallahi onlara s\u00f6ven onlardan olamaz.&#8221; dedi.&#8221; \u0130mam M\u00e2lik de bu \u00e2yeti delil getirerek demi\u015ftir ki: &#8220;Sahabeden biri hakk\u0131nda k\u00f6t\u00fc s\u00f6z s\u00f6yleyen veya bu\u011fzeden kimsenin ganimetten nasibi yoktur.&#8221;<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki burada &#8220;Muhakkak m\u00fcminler karde\u015ftirler.&#8221; (Hucur\u00e2t, 49\/10) \u00e2yetince m\u00fcminlerin karde\u015fli\u011fi gere\u011fine, yani iman\u0131n sonucu olarak birbirlerini sevmeleri, b\u00fcy\u00fcklerine h\u00fcrmet g\u00f6stermeleri ve insanl\u0131k icab\u0131 meydana gelen kusurlar\u0131na bakmay\u0131p, kendileri gibi ba\u011f\u0131\u015flanmalar\u0131na dua etmeleri ve hi\u00e7 bir m\u00fcmine kin beslememeleri l\u00fczumuna tenbih edilmi\u015ftir. \u0130\u015fte Ehl-i S\u00fcnnet ve&#8217;l-Cemaat&#8217;ten maksad, &#8220;Peygamber (s.a.v) size ne verdiyse onu al\u0131n..&#8221; (Ha\u015fr, 59\/7) \u00e2yetince bu ahl\u00e2ka uymay\u0131, bir hareket tarz\u0131 kabul etmektir. Bu ise, iyili\u011fi emredip, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nd\u0131rma vazifesini ihmal etmek de\u011fil. &#8220;\u0130nanan erkekler ve kad\u0131nlar, birbirlerinin velisidirler. \u0130yili\u011fi emrederler, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten menederler..&#8221; (Tevbe, 9\/71) \u00e2yeti gere\u011fince m\u00fcminli\u011fin al\u00e2meti olan, o vazifenin yerine getirilmesinden memnun olup, &#8220;\u0130yilik ve takva \u00fczerinde yard\u0131mla\u015f\u0131n, g\u00fcnah ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k \u00fczerinde yard\u0131mla\u015fmay\u0131n ve Allah&#8217;tan korkun.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/2) \u00e2yetine g\u00f6re yard\u0131mla\u015fmak &#8220;Birbirlerine hakk\u0131 tavsiye edenler ve birbirlerine sabr\u0131 tavsiye edenler..&#8221; (Asr, 104\/3) \u00e2yetindeki tavsiyeye sar\u0131lmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu suretle tabaka tabaka m\u00fcminlerin g\u00fczelliklerine i\u015faret buyurulduktan sonra m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n hallerine dikkat nazarlar\u0131n\u0131 \u00e7ekmek i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>11. M\u00fcnaf\u0131klar\u0131n, kitap ehlinden inkar eden dostlar\u0131na &#8220;E\u011fer siz yurdunuzdan \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131rsan\u0131z, mutlaka biz de sizinle beraber \u00e7\u0131kar\u0131z sizin aleyhinizde kimseye asla uymay\u0131z. E\u011fer sava\u015fa tutu\u015fursan\u0131z, mutlaka yard\u0131m ederiz.&#8221; dediklerini g\u00f6rmedin mi? Allah, onlar\u0131n yalanc\u0131 olduklar\u0131na \u015fahitlik eder.<\/p>\n<p>12. Andolsun e\u011fer onlar, \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131rsalar, onlarla beraber \u00e7\u0131kmazlar; sava\u015fa tutu\u015fmu\u015f olsalar, onlara yard\u0131m etmezler; yard\u0131m etseler bile arkalar\u0131n\u0131 d\u00f6n\u00fcp ka\u00e7arlar, sonra kendilerine de yard\u0131m edilmez.<\/p>\n<p>13. Onlar\u0131n kalblerinde sizin korkunuz, Allah&#8217;\u0131n korkusundan fazlad\u0131r. B\u00f6yledir, \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar anlamayan bir topluluktur.<\/p>\n<p>14. Onlar toplu olarak sizinle sava\u015famazlar, ancak, m\u00fcstahkem \u015fehirlerde yahut duvarlar\u0131n ard\u0131ndan (sizinle sava\u015fmak isterler). Kendi aralar\u0131ndaki \u00e7eki\u015fmeleri \u015fiddetlidir. Sen onlar\u0131 toplu san\u0131rs\u0131n, oysa onlar\u0131n kalbleri da\u011f\u0131n\u0131kt\u0131r. B\u00f6yledir, \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar akl\u0131n\u0131 kullanmayan bir topluluktur.<\/p>\n<p>15. (Bu yahudilerin durumu) kendilerinden az \u00f6nce, i\u015flerinin g\u00fcnah\u0131n\u0131 tatm\u0131\u015f olan, ahirette de kendileri i\u00e7in ac\u0131 bir azab bulunan kimselerin (Bedir&#8217;de cezalar\u0131n\u0131 bulan putperestlerin) durumu gibidir.<\/p>\n<p>16. (Yahudileri kand\u0131ran m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n durumu da) t\u0131pk\u0131 \u015feytan\u0131n durumuna benzer ki insana &#8220;\u0130nk\u00e2r et.&#8221; dedi, (insan) inkar edince de: &#8220;Ben senden uza\u011f\u0131m, ben \u00e2lemlerin Rabb&#8217;i Allah&#8217;tan korkar\u0131m!&#8221; dedi.<\/p>\n<p>17. Nihayet ikisinin sonu, ebedi olarak ate\u015fte oldu. Zalimlerin cezas\u0131 budur.<\/p>\n<p>11. &#8220;G\u00f6rmedin mi o m\u00fcnaf\u0131kl\u0131k yapanlar\u0131?&#8221; Ben\u00ee Avf&#8217;den Abdullah b. \u00dcbeyy b. Sel\u00fbl, Vediat\u00fc&#8217;bn\u00fc M\u00e2lik, S\u00fcveyd ve D\u00e2is gibi baz\u0131 m\u00fcnaf\u0131klar Beni Nadir&#8217;e haber g\u00f6ndermi\u015flerdi. \u0130\u015fte s\u00f6z konusu \u00e2yetin bu sebeble nazil oldu\u011funu \u0130bn\u00fc \u0130shak, \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir ve Ebu Nuaym \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet etmi\u015flerdir. Bu \u00e2yetlerin m\u00e2n\u00e2lar\u0131na bakarak bunlar\u0131n \u00f6nce olay\u0131n meydana geldi\u011fi esnada nazil olup, m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n o s\u0131radaki gizli haberlerini Peygamber (s.a.v)&#8217;e ula\u015ft\u0131rd\u0131klar\u0131 s\u00f6ylenebilir. Onun i\u00e7indir ki, mazi sigas\u0131yla denilmeyip hal ve devaml\u0131l\u0131k ifade eden muz\u00e2ri sigas\u0131yla zikredilmi\u015ftir. O m\u00fcnaf\u0131klar diyorlar ki: Kitab ehlinden o k\u00e2fir olan karde\u015flerine, k\u00fcf\u00fcrde ve nank\u00f6rl\u00fckte karde\u015flikleri veya s\u0131k\u0131 f\u0131k\u0131 konu\u015ftuklar\u0131 dostlar\u0131 olan o k\u00e2firlere diyorlar, yahut diyorlard\u0131 ki vallahi siz \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131rsan\u0131z mutlak ve muhakkak biz de beraberinizde \u00e7\u0131kar\u0131z yani biz de yurtlar\u0131m\u0131z\u0131 ve mallar\u0131m\u0131z\u0131 b\u0131rak\u0131r sizinle beraber gideriz ve sizin hakk\u0131n\u0131zda ebediyyen kimseyi dinlemeyiz. Yani sizi \u00e7\u0131kartmamak i\u00e7in her t\u00fcrl\u00fc itaatsizli\u011fi, isyan\u0131 g\u00f6ze al\u0131r\u0131z. \u015eayet sizin \u00e7\u0131kman\u0131za mani olamazsak herhalde biz de beraber \u00e7\u0131kar\u0131z ve \u00e7\u0131kmam\u0131za mani olacak kimseleri asla dinlemeyiz. Ve \u015fayet sizinle mukatele yap\u0131lacak, harb edilecek olursa vallahi size mutlak ve muhakkak yard\u0131m ederiz. Sava\u015fta d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131za kar\u015f\u0131 sizden taraf oluruz, sizinle beraber biz de onlarla \u00e7arp\u0131\u015f\u0131r\u0131z diye yemin ederek s\u00f6z veriyorlard\u0131. Halbuki Allah \u015fehadet ediyor ki onlar muhakkak yalanc\u0131d\u0131rlar, o m\u00fcnaf\u0131klar kesinlikle yalan s\u00f6yl\u00fcyorlar. S\u00f6yledikleri bu s\u00f6zler, verdikleri vaadler, fikirlerine uygun olsa bile ger\u00e7e\u011fe uygun olmayacakt\u0131r. Onlar yeminlerinde durmayacaklar ve dediklerinin hi\u00e7 birini yapmayacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>12. Yani yemin olsun ki o karde\u015fleri \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131rlarsa beraberlerinde m\u00fcnaf\u0131klar \u00e7\u0131kmayacaklard\u0131r. Evvela &#8220;E\u011fer siz \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131rsan\u0131z biz de sizinle beraber \u00e7\u0131kar\u0131z.&#8221; demeleri bile yaland\u0131r. Sonra yine yemin olsun ki, onlarla sava\u015f\u0131lsa onlara yard\u0131m da etmeyeceklerdir. &#8220;E\u011fer sizinle sava\u015f\u0131l\u0131rsa mutlaka size yard\u0131m ederiz.&#8221; demeleri de yaland\u0131r. Hakikaten de b\u00f6yle oldu. Ne onlarla beraber \u00e7\u0131kt\u0131lar, ne de sava\u015ft\u0131lar. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u015fehadeti vechiyle yalanc\u0131 olduklar\u0131 ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f oldu. Ve faraza yard\u0131m ederlerse, muhakkak arkalar\u0131na d\u00f6neceklerdir. M\u00fcminlerin kar\u015f\u0131s\u0131nda dayanamayacaklard\u0131r. Sonra o d\u00f6nen m\u00fcnaf\u0131klara veya yard\u0131m etmek istedikleri yahudilere, hi\u00e7bir taraftan yard\u0131m olunmayacakt\u0131r. Helaktan ve Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan kurtulmayacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>13. Herhalde onlar\u0131n sinelerinde, yani y\u00fcreklerinde Allah&#8217;tan fazla sizin korkunuz vard\u0131r. Onlar, gizli ve a\u00e7\u0131kta olan\u0131 bilen, her \u015feyi g\u00f6ren ve azab\u0131 \u015fiddetli olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan sak\u0131nm\u0131yorlar, azab\u0131ndan korkmuyorlar ve gizli gizli m\u00fcnaf\u0131kl\u0131k ediyorlar. Kimseye itaat etmeyiz deyip sizden \u00e7ekiniyorlar ve size kar\u015f\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k iddias\u0131nda bulunuyorlar. Bu, yani Allah&#8217;tan ziyade sizden korkmalar\u0131 onlar\u0131n anlamayan bir topluluk olmalar\u0131ndan, Allah&#8217;\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ilim ve kudretinin geni\u015fli\u011fini bilmemelerindendir.<\/p>\n<p>14. Onlar toplu olarak, yani m\u00fcnaf\u0131klar ve o k\u00e2firler, hepsi birlikte toplanarak sizinle \u00e7arp\u0131\u015famazlar ancak sa\u011flam mevkilerde, kale ve siper gibi icab\u0131nda s\u0131\u011f\u0131nmak i\u00e7in sa\u011flam yap\u0131lm\u0131\u015f s\u0131\u011f\u0131nakl\u0131 k\u00f6yler ve kentlerde yahut duvarlar arkas\u0131nda: Surlar, hisarlar ve siperler i\u00e7inde saklanarak harp ederler. O halde harb olunca onlardan korkmamak, onlar\u0131 oralardan \u00e7\u0131karmak veya i\u00e7lerinde yakalamak i\u00e7in &#8220;Onlara kar\u015f\u0131 g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yetti\u011fi kadar kuvvet haz\u0131rlay\u0131n&#8230;&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/60) emri gere\u011fince kuvvet, alet ve vas\u0131ta haz\u0131rlamak, bununla beraber s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda zikredildi\u011fi gibi, o alet ve vas\u0131talara g\u00fcvenmeyip yaln\u0131z Allah&#8217;a kalbi ba\u011flamak gerekir. Bir na&#8217;t\u0131nda Naz\u00eem der ki:<\/p>\n<p>H\u00fckm\u00fcn y\u00fcr\u00fct\u00fcr a\u015fk vuh\u00fb\u015f ile tuy\u00fbra<\/p>\n<p>Yok emrine serke\u015flik eder m\u00e2de v\u00fc nerde<\/p>\n<p>B\u00ee z\u00fbr-i sipeh a\u015fk eder \u00e2lemi teshir<\/p>\n<p>Ne zirh \u00fc ne migferde ne tig u ne siperde.<\/p>\n<p>&#8220;A\u015fk, vah\u015fi hayvanlar ve ku\u015flara da h\u00fckm\u00fcn\u00fc y\u00fcr\u00fct\u00fcr.<\/p>\n<p>A\u015fk\u0131n emrine ne erkek ne di\u015fi kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kamaz.<\/p>\n<p>Asker g\u00fcc\u00fc olmaks\u0131z\u0131n a\u015fk, \u00e2lemi b\u00fcy\u00fcler.<\/p>\n<p>Ne z\u0131rh, ne mi\u011ffer, ne k\u0131l\u0131\u00e7 ne de siper.&#8221;<\/p>\n<p>Beisleri aralar\u0131nda \u015fiddetlidir. Be&#8217;s g\u00fc\u00e7, kuvvet, h\u0131zl\u0131 sava\u015f, s\u0131k\u0131nt\u0131 ve azab gibi bir ka\u00e7 m\u00e2n\u00e2ya gelir. Burada m\u00fcfessirler \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 \u00fczerinde durmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>1- Onlar\u0131n kuvvetleri, harp ve vuru\u015flar\u0131 kendi aralar\u0131nda \u015fiddetlidir. Yani kuvvet ve yi\u011fitlikleri birbirleriyle \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 zamand\u0131r. Yoksa Allah i\u00e7in cihad eden m\u00fcminlerin kar\u015f\u0131s\u0131nda harb meydan\u0131na \u00e7\u0131kacak olurlarsa, o kuvvet ve \u015fiddetleri zay\u0131fl\u0131k ve yenilgiye d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr. Onun i\u00e7in sizinle meydan harbinden ka\u00e7ar, s\u0131\u011f\u0131nak ve siperlere girerler.<\/p>\n<p>2- M\u00fcc\u00e2hid&#8217;den yap\u0131lan rivayete g\u00f6re de, onlar\u0131n kuvvet ve \u015fiddeti, kendi aralar\u0131nda harb lak\u0131rd\u0131s\u0131 ettikleri esnadad\u0131r. Yani bir araya topland\u0131klar\u0131 zaman birbirlerine \u015f\u00f6yle asar\u0131z, \u015f\u00f6yle keseriz, \u015f\u00f6yle bi\u00e7eriz gibi yi\u011fitlik ve kuvvet taslayarak laf ederler, tehdit savururlar fakat siperler, duvarlar arkas\u0131ndan meydana \u00e7\u0131kamaz, sinerler. Onun i\u00e7in \u015fiddetleri kendi aralar\u0131ndad\u0131r. Hakiki m\u00fcminlere kar\u015f\u0131 de\u011fildir.<\/p>\n<p>3- \u0130bn\u00fc Abbas da \u015f\u00f6yle nakletmi\u015ftir: &#8220;Bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131, birbiriyle sevi\u015fmezler, bo\u011fu\u015fup dururlar, dahili durumlar\u0131 peri\u015fand\u0131r.&#8221; Buna g\u00f6re \u015fu izah onun tefsiri demektir. Sen onlar\u0131 toplu san\u0131rs\u0131n halbuki kalbleri da\u011f\u0131n\u0131kt\u0131r. Her biri ba\u015fka havada, ba\u015fka arzu pe\u015finde, kendi zevk ve duygusuna g\u00f6re ayr\u0131 fikir ve g\u00f6r\u00fc\u015fte peri\u015fand\u0131r. Bir fikir etraf\u0131nda toplan\u0131p da g\u00f6n\u00fcl birli\u011fi ile hareket edemezler. F\u0131rsat bulduk\u00e7a birbirlerine kar\u015f\u0131 h\u0131yanet ederler. B\u00f6yle bir ordu ise d\u0131\u015fardan ne kadar toplu ve kuvvetli g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse g\u00f6r\u00fcns\u00fcn, hakikatte o bir ordu ve topluluk de\u011fil, c\u00fczleri aras\u0131nda birle\u015fme ve irtibat bulunmayan bir k\u00fcl y\u0131\u011f\u0131n\u0131 gibi hafif r\u00fczgarla savrulacak kuru bir kalabal\u0131ktan ibaret demektir. &#8220;\u015eett\u00e2&#8221;, da\u011f\u0131n\u0131k ve perakende m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eden &#8220;\u015eet\u00eet&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. Mer\u00eez Merz\u00e2 gibi. Bu da\u011f\u0131n\u0131kl\u0131k onlar\u0131n ak\u0131llar\u0131n\u0131 kullanamaz bir topluluk olmalar\u0131 sebebiyledir. S\u0131rf d\u00fcnya muhabbetiyle nefislerinin \u015fehvet, arzu ve duygular\u0131 arkas\u0131ndan gittiklerinden ak\u0131llar\u0131 kalmaz, makul hareket etmezler ve hakk\u0131 tan\u0131mazlar. B\u00f6ylece tefrika, kalblerin da\u011f\u0131n\u0131kl\u0131\u011f\u0131, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131ndan korkmak, sadakat ve fedak\u00e2rl\u0131k g\u00f6stermemek gibi s\u0131fatlar\u0131 ta\u015f\u0131rlar. Bunun, kendilerini zay\u0131f duruma d\u00fc\u015f\u00fcrece\u011fini ve kuvvetlerini peri\u015fan edece\u011fini aklen bilseler bile, yine de onun gerektirdi\u011fi tarzda hareket edemezler. \u00c7\u00fcnk\u00fc hakk\u0131 sevmezler, onun i\u00e7in de cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekerler.<\/p>\n<p>15. Kendilerinden az \u00f6nce ge\u00e7enler gibi, Bedir&#8217;dekiler veya Ben\u00ee Kaynuka yahudileri gibi ki i\u015flerinin, yapt\u0131klar\u0131 k\u00fcf\u00fcr ve isyan\u0131n g\u00fcnah\u0131n\u0131 tatt\u0131lar. Ahirette de kendilerine el\u00eem bir azab vard\u0131r. Veb\u00e2l, otla\u011f\u0131n otunun a\u011f\u0131r olmas\u0131 demektir. Otu \u00e7ok a\u011f\u0131r ve tehlikeli olan otla\u011fa &#8220;kele\u00fcn veb\u00eel&#8221;, &#8220;mer&#8217;an veb\u00eel&#8221; denilir. &#8220;Kele\u00fcn veb\u00eel&#8221;, mutlak a\u011f\u0131rl\u0131k (haz\u0131mda zorluk) ve tehlike, &#8220;mer&#8217;an veb\u00eel&#8221; ise, \u00e7ekilmez k\u00f6t\u00fc sonu\u00e7 m\u00e2n\u00e2s\u0131na mecaz olmu\u015ftur. Dilimizde her iki m\u00e2n\u00e2 da yayg\u0131nd\u0131r. Veb\u00e2lin, a\u011f\u0131r g\u00fcnah anlam\u0131nda kullan\u0131lmas\u0131 da bundand\u0131r. Beni Kaynuka vakas\u0131n\u0131 \u0130bn\u00fc Kes\u00eer, &#8220;el-K\u00e2mil&#8221; adl\u0131 eserinde \u015f\u00f6yle anlatmaktad\u0131r: &#8220;Resulullah (s.a.v) Medine&#8217;ye hicret etti\u011fi zaman yahudilerle bir antla\u015fma yapm\u0131\u015ft\u0131. Bedir&#8217;den galibiyetle d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc zaman k\u0131skan\u00e7l\u0131k ettiler. \u0130lk defa Beni Kaynuka yahudileri k\u0131skan\u00e7l\u0131k g\u00f6sterip andla\u015fmalar\u0131n\u0131 bozdular. Resulullah (s.a.v) onlar\u0131n bu k\u0131skan\u00e7l\u0131klar\u0131n\u0131 i\u015fitti\u011fi zaman kendilerini Beni Kaynuka \u00e7ar\u015f\u0131s\u0131na toplad\u0131 ve dedi ki: &#8220;Kurey\u015f&#8217;in ba\u015f\u0131na gelenlerden sak\u0131n\u0131n, \u0130sl\u00e2m&#8217;a girin. \u00c7\u00fcnk\u00fc benim Allah Te\u00e2l\u00e2 taraf\u0131ndan g\u00f6nderilmi\u015f bir Peygamber oldu\u011fumu anlad\u0131n\u0131z.&#8221; Bunun \u00fczerine, &#8220;Ya Muhammed! Harb etmesini bilmeyen bir kavimle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131n da onlardan bir f\u0131rsat yakalad\u0131n. Sak\u0131n buna aldanma!&#8221; dediler. Peygamber&#8217;le aralar\u0131ndaki andla\u015fmay\u0131 ilk defa bozan bu yahudiler oldular. Bir g\u00fcn m\u00fcsl\u00fcman bir kad\u0131n Beni Kaynuka \u00e7ar\u015f\u0131s\u0131na gitmi\u015f, zinet e\u015fyalar\u0131ndan bir \u015fey i\u00e7in bir kuyumcunun yan\u0131nda oturmu\u015ftu. Bu s\u0131rada onlardan bir adam kad\u0131n\u0131n yan\u0131na gelerek (habersizce) fistan\u0131n\u0131 arkas\u0131ndan s\u0131rt\u0131na kadar kesmi\u015fti. Kad\u0131n fark\u0131na varmadan aniden kalk\u0131nca avret mahalli a\u00e7\u0131l\u0131vermi\u015f bundan dolay\u0131 da \u00fczerine g\u00fclm\u00fc\u015flerdi. Bunun \u00fczerine m\u00fcsl\u00fcmanlardan birisi de o adam\u0131 vurup \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fc. Olay\u0131 \u00f6\u011frenen Beni Kaynuka yahudileri hemen Resulullah&#8217;a kar\u015f\u0131 ahidlerini bozup, yahut bozduklar\u0131n\u0131 il\u00e2n edip kalelerine girdiler ve siperlere \u00e7\u00f6kt\u00fcler. Resulullah (s.a.v) da hareket edip onlar\u0131 on be\u015f g\u00fcn muhasara alt\u0131nda tuttu. Nihayet Peygamber&#8217;in h\u00fckm\u00fcne teslim olarak kaleden indiler. Kollar\u0131 arkalar\u0131na ba\u011fland\u0131, zira \u00f6ld\u00fcr\u00fcleceklerdi. Bunlar Hazrec kabilesinin m\u00fcttefikleri idiler. Abdullah b. \u00dcbeyy b. Sel\u00fcl kalk\u0131p onlar\u0131n hakk\u0131nda Hz. Peygamber&#8217;le konu\u015ftu. Resulullah hi\u00e7 cevap vermedi. Abdullah elini Peygamber&#8217;in yakas\u0131na koydu. Bundan dolay\u0131 Peygamber&#8217;in y\u00fcz\u00fcnde k\u0131zg\u0131nl\u0131k al\u00e2meti belirmi\u015fti. Abdullah&#8217;a &#8220;B\u0131rak!&#8221; dedi. O da, &#8220;\u00dc\u00e7 y\u00fcz silahl\u0131, d\u00f6rt y\u00fcz silahs\u0131z dostumu bana ba\u011f\u0131\u015flay\u0131ncaya kadar b\u0131rakmam. Bunlar, Ben\u00ee Ahmer ve Esved&#8217;e kar\u015f\u0131 m\u00fcdafaada bulundular. Vallahi bir kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131k olmas\u0131ndan korkar\u0131m.&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine Resulullah da, &#8220;Haydi senin olsunlar, Allah onlara lanet etti, oradan \u00e7\u0131kart\u0131n ve s\u00fcr\u00fcn.&#8221; dedi. Abdullah da beraberce lanet etti. B\u00f6ylece yurtlar\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131lar, mallar\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlara ganimet olarak kald\u0131. Ancak arazileri yoktu, \u00e7\u00fcnk\u00fc kuyumcu idiler. Ens\u00e2r&#8217;dan \u00dcb\u00e2de b. Samit onlar\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131p Zebb\u00e2&#8217;ya kadar g\u00f6t\u00fcrd\u00fc. Sonra oradan \u015eam taraf\u0131na, Ezriat&#8217;a kadar gittiler. Orada da \u00e7ok kalmadan tarih sahnesinden silindiler. &#8220;\u0130\u015fte Beni Nadir&#8217;den az \u00f6nce ge\u00e7enler ve yapt\u0131klar\u0131n\u0131n veb\u00e2lini tadanlar, Bedir&#8217;den sonra bu topluluktur. Bunlar hicretin yirminci ay\u0131nda \u015eevv\u00e2l i\u00e7erisinde s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015flerdi. Beni Nadir olay\u0131 da hicretin d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc senesi Rebiu&#8217;l-evvel ay\u0131nda olmu\u015ftu. Bu, yahudilerin hali idi. M\u00fcnaf\u0131klar\u0131n durumu da \u015f\u00f6yle temsil ediliyor.<\/p>\n<p>16. \u015eeytan\u0131n meseli gibi darb-\u0131 mesel olmu\u015f, hayret verici hali gibi hani bir vakit insana k\u00fcfret demi\u015fti. Bir \u00e2mir durumunda onu k\u00fcfre te\u015fvik etmi\u015fti o insan k\u00fcfredince de, \u015feytan \u00e7ekilivermi\u015f haberin olsun, &#8220;Ben senden beriyim.&#8221; demi\u015fti. Yani senin bula\u015ft\u0131\u011f\u0131na bula\u015fmam, sorumlulu\u011funa i\u015ftirak etmem \u00e7\u00fcnk\u00fc ben \u00e2lemlerin Rabbi olan Allah&#8217;tan korkar\u0131m. K\u00fcf\u00fcr et diye emir verirken korkmam\u0131\u015ft\u0131 da, aldat\u0131p bel\u00e2ya soktuktan sonra azab\u0131 hat\u0131rlayarak korkaca\u011f\u0131 tutmu\u015f, &#8220;Ben kar\u0131\u015fmam ne halt edersen et&#8221; diyerek savu\u015fuvermi\u015fti ki bu da bir \u015feytanl\u0131kt\u0131. M\u00fcnaf\u0131klar da b\u00f6yle yapm\u0131\u015flard\u0131 ve b\u00f6yle yapmaktad\u0131rlar. Ebu Hayy\u00e2n der ki: &#8220;\u015eeytan\u0131n ben Allah&#8217;tan korkar\u0131m demesi, bir riy\u00e2 idi ki, bu korku, onu insanlar\u0131 fenal\u0131\u011fa sevketmekden al\u0131koymuyordu.&#8221; M\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011fu, buradaki \u015feytan ve insandan maksad\u0131n \u015feytan ve insan cinsi oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndedirler. Buna g\u00f6re uzakla\u015fma, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc olacak demektir. &#8220;\u00e7\u00fcnk\u00fc ben Allah&#8217;tan korkar\u0131m.&#8221; S\u00f6z\u00fcn\u00fcn d\u0131\u015f anlam\u0131na en uygun olan m\u00e2n\u00e2n\u0131n da bu oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. Baz\u0131lar\u0131 da demi\u015ftir ki, \u015feytan ile murad, iblis, insan ile murad da Ebu Cehl&#8217;dir. Zira Enf\u00e2l S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;\u015eeytan onlara, &#8216;Bug\u00fcn insanlardan sizi yenecek kimse yoktur, ben de sizin yan\u0131n\u0131zday\u0131m&#8217; demi\u015fti&#8230;&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/48) sonra da \u00e7arp\u0131\u015fma ba\u015flay\u0131nca &#8220;Ben sizden uza\u011f\u0131m, ben sizin g\u00f6rmedi\u011finiz (ger\u00e7e\u011fi) g\u00f6r\u00fcyorum, ben Allah&#8217;tan korkar\u0131m..&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/48) deyip s\u0131v\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Mamafih bu konuda darb-\u0131 mesel haline gelmi\u015f bir k\u0131ssa da nakledilmektedir. Ahmed b. Hanbel, Z\u00fch\u00fcd&#8217;de, Buhar\u00ee Tarih&#8217;de, Beyhak\u00ee \u015euab&#8217;da, Hakim ve daha ba\u015fkalar\u0131 Hz. Ali (r.a.)&#8217;den \u015f\u00f6yle nakletmi\u015flerdir: &#8220;Ermi\u015flerden biri kendi k\u00f6\u015fesinde ibadet ederdi. G\u00fcn\u00fcn birinde bir kad\u0131na bir hal \u00e2r\u0131z olmu\u015f, karde\u015fleri de onu, o ermi\u015f ki\u015finin yan\u0131na g\u00f6t\u00fcr\u00fcp b\u0131rakm\u0131\u015flard\u0131. Kad\u0131n bu z\u00e2t\u0131n ho\u015funa gitmi\u015f ve tutup onunla zina etmi\u015fti. Bunun \u00fczerine kad\u0131n hamile kalm\u0131\u015f, derken \u015feytan bu z\u00e2t\u0131n yan\u0131na gelerek, &#8220;Sen bu kad\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcr, \u015fayet durumu \u00f6\u011frenirlerse rezil olursun.&#8221; dedi. B\u00f6ylece adam kad\u0131n\u0131 tutup \u00f6ld\u00fcrd\u00fc ve bir yere g\u00f6md\u00fc. Sonra kad\u0131n\u0131n karde\u015fleri gelip adam\u0131 yakalad\u0131lar, g\u00f6t\u00fcr\u00fcrlerken \u015feytan yine gelerek, &#8220;Onu sana ho\u015f g\u00f6steren bendim, \u015fimdi bana secde edersen seni kurtar\u0131r\u0131m.&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine adam ona secde etti, sonra da \u015feytan ondan uzakla\u015f\u0131p, dedi\u011fini dedi. \u0130\u015fte \u00e2yeti buna i\u015faret etmektedir.&#8221;<\/p>\n<p>17. Sonra her ikisinin de ebedi olarak ate\u015fte kalmalar\u0131 kendilerinin ak\u0131betleri oldu. \u00c7\u00fcnk\u00fc birisi \u00e2mir tavr\u0131yla k\u00fcfre te\u015fvik etmi\u015f, di\u011feri de tutup yapm\u0131\u015ft\u0131. Demek ki \u00e2mirin Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 isyan emri yap\u0131ld\u0131ktan sonra kendisine emredileni de sorumluluktan kurtaramaz. E\u011fer bu isyan k\u00fcf\u00fcr ise, cezas\u0131 ebediyyen cehennemdir. Ve i\u015fte bu, yani cehennem ate\u015finde ebed\u00ee kalmak yaln\u0131z o ikisine mahsus de\u011fil b\u00fct\u00fcn zalimlerin cezas\u0131d\u0131r. Zulm\u00fc iyi veya m\u00fcbah g\u00f6ren gerek \u00e2mir, gerek memur b\u00fct\u00fcn haks\u0131zlar\u0131n cezas\u0131, sonsuza kadar cehennemde kalmakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc zulm\u00fc helal saymak da k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr.<\/p>\n<p>Bu suretlle m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n, k\u00e2firlerin ve zalimlerin halleri anlat\u0131ld\u0131ktan sonra, o k\u00f6t\u00fc sonu\u00e7tan m\u00fcminleri korumak i\u00e7in Allah Te\u00e2l\u00e2 buyuruyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>18. Ey inananlar, Allah&#8217;tan korkun ve ki\u015fi, yar\u0131n i\u00e7in ne (yap\u0131p) g\u00f6nderdi\u011fine baks\u0131n. Allah&#8217;tan korkun; \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah, yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>19. Allah&#8217;\u0131 unutup da Allah&#8217;\u0131n da kendilerini unutturdu\u011fu kimseler gibi olmay\u0131n onlar, yoldan \u00e7\u0131kan kimselerdir.<\/p>\n<p>20. Cehennem ehli ile cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli kurtularak isteklerine eri\u015fenlerdir.<\/p>\n<p>21. Biz bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 bir da\u011fa indirseydik, Allah&#8217;\u0131n korkusundan onu ba\u015f e\u011fmi\u015f, par\u00e7a, par\u00e7a olmu\u015f g\u00f6r\u00fcrd\u00fcn. Bu misalleri d\u00fc\u015f\u00fcns\u00fcnler diye insanlara veriyoruz.<\/p>\n<p>22. O, \u00f6yle Allah&#8217;t\u0131r ki O&#8217;ndan ba\u015fka tanr\u0131 yoktur. G\u00f6r\u00fclmeyeni ve g\u00f6r\u00fcleni bilendir. O, esirgeyen ba\u011f\u0131\u015flayand\u0131r.<\/p>\n<p>23. O, \u00f6yle bir Allah&#8217;t\u0131r ki, kendisinden ba\u015fka hi\u00e7bir tanr\u0131 yoktur. O, m\u00e2lik ve sahiptir, m\u00fcnezzehtir, sel\u00e2met verendir, emniyete kavu\u015fturand\u0131r, g\u00f6zetip koruyand\u0131r, \u00fcst\u00fcnd\u00fcr, istedi\u011fini zorla yapt\u0131ran, b\u00fcy\u00fckl\u00fckte e\u015fi olmayand\u0131r. Allah puta tapanlar\u0131n ortak ko\u015ftuklar\u0131 \u015feylerden m\u00fcnezzehtir.<\/p>\n<p>24. O, yaratan, var eden, varl\u0131klara \u015fekil veren Allah&#8217;t\u0131r. En g\u00fczel isimler O&#8217;nundur. G\u00f6klerde ve yerde olanlar O&#8217;nun \u015f\u00e2n\u0131n\u0131 y\u00fcceltmektedirler. O, g\u00e2lib olan, her \u015feyi hikmeti uyar\u0131nca yapand\u0131r.<\/p>\n<p>18. Ey Allah&#8217;a, Resul\u00fcne ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inan\u0131p iman \u015ferefi ile m\u00fc\u015ferref olmu\u015f b\u00fct\u00fcn m\u00fcminler! Hep Allah&#8217;tan korkun. Nifaktan, m\u00fcnaf\u0131klardan, k\u00fcf\u00fcrden, k\u00e2firlerden, zul\u00fcmden, zalimlerden ve \u015feytan\u0131n \u015feytanl\u0131\u011f\u0131yla o k\u00f6t\u00fc ak\u0131bete d\u00fc\u015fmekten sak\u0131n\u0131p Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131na s\u0131\u011f\u0131n\u0131n da, her i\u015finizde O&#8217;nun emir ve nehyini tutarak azab\u0131ndan korunun ve her nefis yar\u0131n i\u00e7in, yani k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc i\u00e7in ne haz\u0131rlam\u0131\u015f, Allah&#8217;a ne takdim etmi\u015f oldu\u011funa baks\u0131n. Hesab sorulmadan \u00f6nce nefsini muhasebeye \u00e7ekip kendi hesab\u0131na nazar etsin. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne &#8220;yar\u0131n&#8221; denilmesinin iki anlam\u0131 oldu\u011fu ifade edilmi\u015ftir. Birincisi, yar\u0131n\u0131n d\u00fcnden yak\u0131n olmas\u0131 itibariyle k\u0131yamet yar\u0131n olacakm\u0131\u015f gibi telakki edilerek \u00e7al\u0131\u015fmaya te\u015fvik etmek demektir. \u0130kincisi de, Rahm\u00e2n S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Allah kat\u0131nda zaman\u0131n, birisi teklif zaman\u0131 olan d\u00fcnya devri, di\u011feri de ceza ve m\u00fckafat zaman\u0131 olan ahiret devri olmak \u00fczere iki g\u00fcnden ibaret oldu\u011funa i\u015farettir ki, buna g\u00f6re bug\u00fcn d\u00fcnya, yar\u0131n ahiret demektir. Bununla beraber \u00e2yet, insan\u0131n her g\u00fcn korunmak i\u00e7in yar\u0131na faydal\u0131 olacak ne i\u015f yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmesinin gerekli oldu\u011funu da hat\u0131rlatmaktan uzak de\u011fildir. &#8220;Allah&#8221;tan korkun!&#8221; Bu c\u00fcmle d\u0131\u015f anlam\u0131 itibariyle \u00f6ncekini te&#8217;kid etmek i\u00e7in tekrar edilmi\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnmektedir. Fakat \u00f6nceki Allah sevgisiyle emirlerin, vazifelerin yerine getirilmesi, bu ise Allah korkusuyla yasaklanan \u015feylerden, fenal\u0131klardan sak\u0131n\u0131lmas\u0131 durumunu g\u00f6stermesi itibar\u0131yla farkl\u0131l\u0131k arzetmektedir. Yani Allah&#8217;tan korkun da k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapmay\u0131n ve korunmazl\u0131k etmeyin. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, her ne yaparsan\u0131z haberdard\u0131r, yar\u0131n ona g\u00f6re ceza veya m\u00fckafat verecektir.<\/p>\n<p>19. Ve \u00f6yle kimseler gibi olmay\u0131n ki Allah&#8217;\u0131 unutmu\u015flar, Allah&#8217;tan korkmaz, hukukunu tan\u0131maz ve O&#8217;nun sonsuz korumas\u0131ndan yard\u0131m dilemez olmu\u015flard\u0131r da Allah da onlara kendilerini unutturmu\u015ftur. Sarho\u015f gibi ne yapt\u0131klar\u0131n\u0131 bilmezler. \u0130nsan nefsinin, be\u015fer hukukunun k\u0131ymetini anlamaz, \u00e2di \u015feylere tapar ve insanl\u0131\u011f\u0131 zelil ederler. Ayr\u0131ca kendilerini kurtaracak hay\u0131r ve hesan\u00e2t\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmez, azabdan koruyacak i\u015fler yapmaz ve yar\u0131n i\u00e7in bir \u015fey haz\u0131rlamaz olmu\u015flard\u0131r. Netice olarak denilebilir ki, onlar k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc \u00f6yle deh\u015fetli trajedilere maruz kal\u0131rlar ki, kendilerinden ge\u00e7erler. Hatta ruh yoktur deyip duranlar dahi, b\u00f6yle kendilerini unutmu\u015f, insan varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n en m\u00fchim ay\u0131r\u0131c\u0131 unsurunu te\u015fkil eden \u015fuur nimetini kavrayamam\u0131\u015f kimselerdir. \u0130nsan\u0131n kendisini hissetmesi f\u0131tr\u00ee oldu\u011fu i\u00e7in \u015fuurdan, \u015fuurun hukukundan ve onun Allah&#8217;a bakan y\u00f6n\u00fcnden gaflet edenlerin f\u0131trat\u0131 bozulmu\u015f kimseler olduklar\u0131na tenbih i\u00e7in unutmak ile ifade edilmi\u015ftir. \u0130\u015fte onlar, fas\u0131klard\u0131r. \u0130taattan \u00e7\u0131k\u0131p isyana dalm\u0131\u015f, insanl\u0131k k\u0131ymeti kalmam\u0131\u015f, f\u0131skta tek\u00e2m\u00fcl etmi\u015f ve bozulmu\u015f bir topluluktur. M\u00fcminler bunlara benzememelidir.<\/p>\n<p>20. Cehennem ashab\u0131 ile cennet ashab\u0131 m\u00fcsavi olmazlar. Yani Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da g\u00fcnaha dalm\u0131\u015f o fas\u0131klar beyan edildi\u011fi gibi, cehennem ate\u015finde kalmay\u0131 hak etmi\u015flerdir. Allah&#8217;tan korkup korunanlar ise, cennete m\u00fcstehakt\u0131rlar. Cehennemliklerle cennetlikler ise, denk olmazlar. Fazilet ve \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn hangi tarafta oldu\u011funa gelince: Kurtulanlar ancak cennet ashab\u0131d\u0131r. Tehlikeden kurtulmu\u015f b\u00fcy\u00fck murada ermi\u015flerdir. M\u00fcminler, b\u00f6yle bir tehlikeden kurtulup o b\u00fcy\u00fck murada ermek, o fazileti kazanmak i\u00e7in g\u00fcnahlardan korunarak ve azabdan sak\u0131narak \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131rlar. Ayr\u0131ca her g\u00fcn, yar\u0131na ne haz\u0131rlad\u0131klar\u0131na bak\u0131p hesab etmeli ve Allah&#8217;\u0131 unutup da kendilerine yaz\u0131k ederek ate\u015fte kalacak fas\u0131klar ve zalimler gibi olmamal\u0131d\u0131rlar. Onun i\u00e7in de bu nasihatlere, Allah&#8217;\u0131n emir ve nehiylerine iyi dikkat etmelidirler.<\/p>\n<p>21. Biz bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 yani iman ile okunup amel edilmesi i\u00e7in indirmi\u015f oldu\u011fumuz bu b\u00fcy\u00fck, \u015fanl\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 biz azim\u00fc&#8217;\u015f-\u015f\u00e2n (\u015f\u00e2n\u0131 y\u00fcce olan) e\u011fer bir da\u011f\u0131n \u00fczerine indirseydik herhalde sen onu, o da\u011f\u0131 Allah korkusundan \u00e7atlayarak ba\u015f\u0131n\u0131 e\u011fmi\u015f g\u00f6r\u00fcrd\u00fcn, o kaskat\u0131 da\u011f, o derece m\u00fcteessir olur ve Allah&#8217;\u0131n emirlerine sayg\u0131 ile \u00e7atlay\u0131ncaya kadar itaat edip secdelere kapan\u0131rd\u0131. Fakat Ahz\u00e2b S\u00fbresi&#8217;nin sonunda bulunan &#8220;Biz emaneti, g\u00f6klere, yere ve da\u011flara teklif ettik..&#8221; (Ahz\u00e2b, 33\/72) \u00e2yetinde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, g\u00f6kler, yer ve da\u011flar ilk teklifte emanetin a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131ndan y\u0131larak y\u00fcklenmekten \u00e7ekinmi\u015fti de onu, insan y\u00fcklenmi\u015fti. Bundan dolay\u0131 kitab indirilmesine da\u011flar\u0131n ne kabiliyetleri vard\u0131r, ne de ihtiya\u00e7lar\u0131, ihtiya\u00e7 insanlar\u0131nd\u0131r. Onun i\u00e7in Kur&#8217;\u00e2n da, bir da\u011f \u00fczerine indirilmedi, insanlar i\u00e7in Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;in kalbine indirildi. Hem \u00f6yle beli\u011f ve tesirli bir suretle indirildi ki, faraza b\u00fcy\u00fck bir da\u011f \u00fczerine indirilmi\u015f ve da\u011fa \u00f6yle bir \u015fuur verilmi\u015f olsayd\u0131, g\u00f6\u011fe do\u011fru ba\u015fkald\u0131rmakta bulunan o ulu da\u011f, b\u00fct\u00fcn kat\u0131l\u0131\u011f\u0131na ra\u011fmen Allah korkusu alt\u0131nda her t\u00fcrl\u00fc itaats\u0131zl\u0131\u011f\u0131 bir kenara atarak \u00e7atlay\u0131ncaya kadar \u0130l\u00e2h\u00ee emirlere boyun e\u011fer ve son derece etkilenirdi. Binaenaleyh ak\u0131l ve \u015fuur kabiliyyeti ile emaneti y\u00fcklenen bir taraftan cehennem ate\u015fi, di\u011fer taraftan cennet nimetleriyle ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f, istikbale do\u011fru gitmekte olan insanlar\u0131n bundan daha fazla etkilenmesi ve uyan\u0131k olmalar\u0131 gerekirken, o \u00e7ok zalim ve \u00e7ok cahil insanlar bundan m\u00fcteessir olmuyor ve Allah&#8217;a sayg\u0131 duymuyorlar, ayr\u0131ca Allah&#8217;\u0131n hukukunu, nefislerinin vazife ve istikbalini unutmu\u015f, iyilik ve kurtulu\u015f yollar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmez olmu\u015flard\u0131r. Zemah\u015feri ve Ebu Hayy\u00e2n&#8217;\u0131n da i\u00e7inde bulundu\u011fu bir\u00e7ok m\u00fcfessire g\u00f6re s\u00f6z konusu bu \u00e2yet de, (Ahz\u00e2b, 33\/72) \u00e2yeti gibi temsil kabilindendir. Maksad\u0131, insanlar\u0131n kalblerindeki kat\u0131l\u0131k ve etkisizli\u011fe kar\u015f\u0131 onlar\u0131 uyarmakt\u0131r. Nitekim \u015f\u00f6yle buyurulmas\u0131 da buna i\u015faret etmektedir. Ve i\u015fte bu meseller, yani gerek bu \u00e2yet ve bu s\u00fbredeki ve gerek Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n di\u011fer yerlerindeki bu \u00e7e\u015fit temsiller, yahutta m\u00fcbted\u00e2, haber oldu\u011funa g\u00f6re, bunlar, birtak\u0131m temsillerdir. Veya ibret al\u0131nmas\u0131 i\u00e7in daima hat\u0131rda tutulacak ve dilden d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmeyecek misallerdir ki, biz onlar\u0131 insanlar i\u00e7in yap\u0131yoruz. \u0130nsanlar\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp istifade etmeleri i\u00e7in meydana getiriyor ve tasvir ediyoruz. D\u00fc\u015f\u00fcns\u00fcnler diye, yani hiss\u00ee \u00f6rneklerden, fikr\u00ee ve makul m\u00e2n\u00e2lara ge\u00e7ip ge\u00e7mi\u015f ve geleceklerini d\u00fc\u015f\u00fcns\u00fcnler, Allah&#8217;\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve kudretini anlayarak yar\u0131n i\u00e7in ona g\u00f6re haz\u0131rlan\u0131p korunsunlar diye. Fikir, g\u00f6rg\u00fc ve bilgileri bir tertibe koyup bildi\u011finden bilmedi\u011fini anlamak, sonu \u00f6nceye ba\u011flamak demektir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu \u00e2yeti, s\u00fbrenin ba\u015f taraf\u0131nda yer alan \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2 y\u00f6n\u00fcnden tamamlamaktad\u0131r. Onun i\u00e7in bu hat\u0131rlatma ile g\u00fczel bir va&#8217;z ve nasihat yap\u0131ld\u0131ktan sonra, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n birli\u011fini, ilim ve rahmetiyle \u015fan\u0131n\u0131 ve y\u00fcceli\u011fini baz\u0131 isim ve s\u0131fatlar\u0131yla anlatarak, s\u00fbrenin son k\u0131sm\u0131n\u0131 ba\u015ftaraf\u0131na ba\u011flamak \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>22. O \u00f6yle bir Allah&#8217;t\u0131r ki, b\u00fct\u00fcn kemal s\u0131fatlar\u0131n\u0131 z\u00e2t\u0131nda toplayan, varl\u0131\u011f\u0131 gerekli ve uluhiyyet kendi hakk\u0131 olan en y\u00fcce z\u00e2tt\u0131r ki O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h, yani tap\u0131lacak tanr\u0131 yoktur. (B\u00fct\u00fcn il\u00e2h\u00ee isimlerin toplay\u0131c\u0131s\u0131, z\u00e2t ismi olan Allah ad\u0131 hakk\u0131nda, F\u00e2tiha S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131nda besmelenin tefsirinde ge\u00e7en a\u00e7\u0131klamaya bkz.) O Allah, gayb\u0131 da bilir \u015fehadeti de. Gayb iki ayr\u0131 anlamda kullan\u0131l\u0131r. Birincisi, mutlak gayb, di\u011feri iz\u00e2fi gaybd\u0131r. Mutlak gayb: Hi\u00e7bir mahlukun ne duyumlar\u0131n\u0131n ne de bilgisinin ula\u015famad\u0131\u011f\u0131 gayba denir. \u0130z\u00e2f\u00ee gayb ise, baz\u0131 yarat\u0131klar i\u00e7in bilinmesi m\u00fcmk\u00fcn olmayan gaybd\u0131r ki bu, onlara g\u00f6re gayb demektir. Burada ilk akla gelen ise mutlak gaybd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yetteki ahd i\u00e7in de\u011fil isti\u011fr\u00e2k i\u00e7indir. \u00d6vg\u00fc makam\u0131 bunu gerektirdi\u011fi gibi, di\u011fer \u00e2yetlerde ifade edilen ismi de, buna delildir. \u015eu halde s\u00f6z konusu gayb, ister vacib ister m\u00fcmk\u00fcn olsun, ister mevcut olmas\u0131n ve isterse varl\u0131\u011f\u0131 imkans\u0131z olsun Allah i\u00e7in m\u00fcsavidir. Ra\u011f\u0131b der ki: &#8220;\u015euh\u00fbd ve \u015fehadet gerek g\u00f6z ve gerek sezgi ile olsun, g\u00f6rmekle beraber bir mek\u00e2nda bulunmak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder.&#8221; Bazen de yaln\u0131zca haz\u0131r bulunmaya denir. Ancak s\u0131rf haz\u0131r olmaya \u015fuh\u00fbd-i evl\u00e2, m\u00fc\u015f\u00e2hede ile beraber haz\u0131r olmaya da, \u015fehadet-i evl\u00e2 denilmektedir. Buna g\u00f6re \u00e2yetteki \u015fehadetten maksad, yarat\u0131klar\u0131n g\u00f6z veya sezgi ile m\u00fc\u015f\u00e2hede edebilece\u011fi \u00e2lem demektir. \u015e\u00fcphe yok ki gayb\u0131 bilenin \u015fehadeti bilece\u011fi evleviyetle m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bununla beraber &#8220;Bu kitab da ne oluyor, ne k\u00fc\u00e7\u00fck, ne de b\u00fcy\u00fck hi\u00e7bir \u015fey b\u0131rakm\u0131yor, her \u015feyi say\u0131p d\u00f6k\u00fcyor!..&#8221; (Kehf, 18\/49) kabilinden sayman\u0131n tamamiyle a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fmas\u0131 i\u00e7in ikisi de zikredilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>O, hem Rahm\u00e2n&#8217;d\u0131r hem Rah\u00eem&#8217;dir. (Bu iki s\u0131fatla ilgili F\u00e2tiha&#8217;n\u0131n ba\u015f\u0131nda besmelenin tefsirinde a\u00e7\u0131klama ge\u00e7mi\u015fti. Oraya bkz.) Burada da \u015f\u00f6yle \u00f6zetleyebiliriz: Bu iki s\u0131fat, iki \u00e7e\u015fit rahmete del\u00e2let eder. Birisi, Rahmet-i Rahm\u00e2niyye, di\u011feri de Rahmet-i Rah\u00eemiyye&#8217;dir. Rahmet-i Rahm\u00e2niyye, hi\u00e7 bir amelin \u015fart ko\u015fulmad\u0131\u011f\u0131 ve geri b\u0131rak\u0131lmadan ba\u015flang\u0131\u00e7ta bah\u015fedilen il\u00e2hi rahmettir ki, m\u00fcmini de k\u00e2firi de, \u00e7al\u0131\u015fan\u0131 da, \u00e7al\u0131\u015fmayan\u0131 da kapsamaktad\u0131r. Mesela, ba\u015flang\u0131\u00e7ta var olma bu rahmetin eseridir. Nitekim rahimlerdeki ceninler ve b\u00fct\u00fcn hayvanat bu rahmet ile beslenir. Yine bu rahmet ile Allah Te\u00e2l\u00e2 k\u00e2firlere dahi d\u00fcnyada r\u0131z\u0131k, ak\u0131l ves\u00e2ire gibi nimetler verir. Rahmet-i Rah\u00eemiyye ise, elde edilmesi i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n \u015fart ko\u015fuldu\u011fu ve Rahmet-i Rahm\u00e2niyye&#8217;yi g\u00fczelce kullanarak \u00e7al\u0131\u015fan kimselere verilen rahmettir ki, en a\u015fa\u011f\u0131s\u0131, amelle kazan\u0131lm\u0131\u015f bir haktan a\u015fa\u011f\u0131 de\u011fildir. S\u0131rf fazilet olan y\u00fcksek derecesinin ise, s\u0131n\u0131r\u0131 ve sonu yoktur. \u0130\u015fte dinin, takvan\u0131n, \u00e7al\u0131\u015fma ve gayretin \u00f6nemi bu sebebledir. Onun i\u00e7indir ki yani &#8220;Rahm\u00e2n, d\u00fcnya ile Rah\u00eem ise ahiretle ilgilidir.&#8221; denilmi\u015ftir. Buna g\u00f6re Rah\u00eem s\u0131fat\u0131, imanl\u0131 ile imans\u0131z\u0131, iyi ile k\u00f6t\u00fcy\u00fc, korunanla korunmayanlar\u0131 ay\u0131rd ederek iyileri sonu\u00e7ta m\u00fckafat ile murada erdirmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etti\u011fi i\u00e7in, ona mukabil Rahmet-i Rahm\u00e2niyye&#8217;yi k\u00f6t\u00fcye kullanm\u0131\u015f ki\u015filerin de mahrumiyyet ve ceza g\u00f6receklerini ihtiv\u00e2 eder ki bu anlam, sonraki \u00e2yette say\u0131lan vas\u0131flarla izah edilmi\u015f olacakt\u0131r. Dikkat edilmesi gereken bir husus da \u015fudur ki, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve kudretini beyan ile Allah korkusunun gere\u011fini isp\u00e2t konumunda gelen bu \u00e2yetler, korkudan \u00f6nce sevgi ve \u00fcmid hislerini uyand\u0131racak olan bu rahmet \u00e2yeti ile ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Ancak ilim rahmetten, vahd\u00e2niyyet (Allah&#8217;\u0131n birli\u011fi) de ilimden \u00f6nce zikredilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Rahmet-i Rah\u00eemiyye&#8217;nin gizli ve a\u015fik\u00e2r hi\u00e7bir m\u00fckafat\u0131 zayi etmeyecek tarzdaki g\u00fczel cereyan\u0131, ilim s\u0131fat\u0131n\u0131n m\u00fckemmelli\u011fine dayal\u0131 oldu\u011fundan, s\u00fcb\u00fbt\u00ee s\u0131fatlardan say\u0131lan ilim s\u0131fat\u0131n\u0131n kemalini g\u00f6steren &#8220;gayb\u0131 ve g\u00f6r\u00fcneni bilir.&#8221; vasf\u0131, fiil\u00ee s\u0131fatlardan olan rahmet s\u0131fat\u0131n\u0131 g\u00f6steren er-Rahm\u00e2n, er-Rah\u00eem vas\u0131flar\u0131ndan \u00f6nce zikredilmi\u015ftir. \u0130lim s\u0131fat\u0131n\u0131n bunlar\u0131 temin edecek \u015fekilde kemali ise, her t\u00fcrl\u00fc h\u00fckm\u00fcnde ortakl\u0131k ve ayk\u0131r\u0131l\u0131ktan uzak olarak z\u00e2t, s\u0131fat ve fiillerde tevhide dayal\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in selbi s\u0131fatlardan olan vahd\u00e2niyyet s\u0131fat\u0131 da ondan evvel getirilmi\u015ftir. \u015eunu da belirtmek gerekir ki, selbi, s\u00fcb\u00fbt\u0131 ve fiili s\u0131fatlar\u0131n mercii olan z\u00e2t\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 da &#8220;Allah&#8221; ismi ile hepsinden \u00f6nce zikredilmi\u015ftir. Yukar\u0131da da zikredildi\u011fi gibi korku, mutlak \u00fcrk\u00fcnt\u00fcden ibaret olan bir korku olmay\u0131p, sevgi ve h\u00fcrmet ile beraber olan sayg\u0131l\u0131 bir korku oldu\u011fu i\u00e7in, evvela il\u00e2h\u00ee rahmetin, &#8220;Rahmetim gazab\u0131m\u0131 ge\u00e7ti.&#8221; kudsi hadisi gere\u011fince il\u00e2h\u00ee gadab\u0131 ge\u00e7ti\u011fini g\u00f6steren bu \u00e2yette \u00f6nce korkunun birinci esas\u0131 olan h\u00fcrmet ve sayg\u0131 hissi uyand\u0131r\u0131lmak \u00fczere \u015fevk ve \u00fcmidle sevgi co\u015fturulmu\u015f, sonra da korkunun ikinci esas\u0131 olan ve Rahmet-i Rah\u00eemiyye&#8217;nin m\u00e2n\u00e2s\u0131 i\u00e7inde bulunan sorumluluk ve korku hisleri de yine ayn\u0131 \u00fcmid ve \u015fevk prensipleriyle beraberce telkin edilmek \u00fczere buyurulmu\u015ftur ki:<\/p>\n<p>23. &#8220;O Allah&#8217;t\u0131r ki kendisinden ba\u015fka il\u00e2h yoktur.&#8221; Her \u015feyden \u00f6nce bu c\u00fcmle, Hakk&#8217;\u0131n z\u00e2t\u0131na ve tevhid emrine son derece \u00f6nem vermek ve itina g\u00f6stermek maksad\u0131yla tekrar edilmi\u015ftir. Evet korkudan da\u011flar\u0131n bile \u00e7atlayarak boyun e\u011fece\u011fi O Allah, \u00f6yle bir Allah&#8217;t\u0131r ki, hakikatte O&#8217;ndan ba\u015fka ibadet edilecek bir varl\u0131k yoktur. M\u00fclk\u00fcn sahibi, b\u00fct\u00fcn e\u015fyan\u0131n m\u00fclk ve h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131 O&#8217;nun, b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar \u00fczerinde emir ve nehiy, idare ve tasarruf, i\u015finden etme ve i\u015f verme, aziz ve zelil k\u0131lma, m\u00fckafat ve ceza ile a\u00e7\u0131kta ve gizlide h\u00fck\u00fcm, kuvvet ve kudret kendisinin olan yegane saltanat sahibi O&#8217;dur. &#8220;M\u00fclk elinde bulunan Y\u00fcce Allah, kutludur.&#8221; (M\u00fclk, 67\/1). \u00d6yle melik ki, Kudd\u00fcs, gayet mukaddes her t\u00fcrl\u00fc kusurdan m\u00fcnezzeh (uzak), her vasf\u0131nda m\u00fckemmel, s\u0131n\u0131rlamaya ve tasvire s\u0131\u011fmaz, hi\u00e7bir leke kabul etmez, tertemiz demektir. \u00d6yleki Selam, her selametin kayna\u011f\u0131, kendisi ay\u0131bdan, kusurdan, eksiklikten, yokluktan k\u0131sacas\u0131 her tehlikeden s\u00e2lim oldu\u011fu gibi, selamet umulan, selamet arayanlar\u0131 selamete erdirecek olan da O&#8217;dur. M\u00fcmin, iman, emniyet ve g\u00fcven verici, \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fctleri kald\u0131ran, isteyenlere iman, korku i\u00e7inde olanlara emniyet veren ve verecek olan da O&#8217;dur. M\u00fcheymin g\u00f6r\u00fcp g\u00f6zeten, her \u015feye \u015fahid olan koruyan ve bek\u00e7ilik eden de O&#8217;dur. (Bu &#8220;M\u00fcheymin&#8221; kelimesi hakk\u0131nda M\u00e2ide S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en (M\u00e2ide, 5\/48) \u00e2yetinin tefsirine bkz.) Aziz yani gayet izzetli, onurlu ve \u015fanl\u0131d\u0131r. Hi\u00e7bir \u015fekilde ma\u011flup edilmez, her i\u015finde g\u00e2libdir. Yahut e\u015fi benzeri yoktur ve gayet y\u00fcksektir. Yani . &#8220;Hi\u00e7bir \u015fey O&#8217;nun dengi olmam\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (\u0130hl\u00e2s, 112\/4) \u00e2yetinde ifade edildi\u011fi gibidir. Yahut diledi\u011fini yapan yani (H\u00fbd, 11\/108). Bununla beraber al\u00e7akl\u0131\u011f\u0131, ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131\u011f\u0131, k\u00fcf\u00fcr, zul\u00fcm, fesad, isyan ve k\u00fcfran gibi fenal\u0131klar\u0131 sevmez. Cebb\u00e2r, yukar\u0131da da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere cebr&#8217;den m\u00fcbala\u011fal\u0131 ism-i f\u00e2ildir. Yani \u00e7ok cebredici m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eden Cebb\u00e2r vasf\u0131nda ba\u015fl\u0131ca iki m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. Birincisi, cebr, esasen k\u0131r\u0131\u011f\u0131 yerine getirip s\u0131k\u0131ca sarmak, eksi\u011fi \u0131slah edip tamamlamak demektir. Nitekim &#8220;Cebr-i mafat etti.&#8221; denilir ki, z\u00e2yi olan\u0131 yerine getirdi, telafi etti demektir. Bu m\u00e2n\u00e2da Cebb\u00e2r ismi halk\u0131n eksikliklerini tamamlayan, ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 gideren, i\u015flerini d\u00fczelten ve bu konuda gereken \u015feyi gere\u011fi gibi yapmakta \u00e7ok iktidarl\u0131 olan hakim m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. M\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011fu, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya Cebb\u00e2r ismini vermenin bu anlamda oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Buna g\u00f6re Allah Te\u00e2l\u00e2 dertlere derman veren, k\u0131r\u0131lanlar\u0131 onaran, yoksullar\u0131 zengin eden, peri\u015fanl\u0131klar\u0131 yoluna koyup d\u00fczelten en y\u00fcce z\u00e2tt\u0131r. \u0130kincisi, cebr, icb\u00e2r etmek, yani diledi\u011fini zorla yapt\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Bu m\u00e2n\u00e2da Cebb\u00e2r, zorlu demektir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya isnad\u0131, Kahh\u00e2r ismi gibi, halk\u0131 iradesine mecbur eden, diledi\u011fini ister istemez zorla yapt\u0131rmaya kadir olan, h\u00fck\u00fcm ve n\u00fcfuzuna kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131lma ihtimali bulunmayan g\u00fc\u00e7 ve b\u00fcy\u00fckl\u00fck sahibi demektir. Mamafih bundan, Cebriyye&#8217;nin dedi\u011fi gibi kullara hi\u00e7 ir\u00e2de vermez, her emrini cebirle y\u00fcr\u00fct\u00fcr, insanlarda ihtiy\u00e2r\u00ee fiiller yoktur m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da anlamamak gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kanun yapma ile ilgili emirlerin kullar\u0131n c\u00fcz&#8217;i iradeleriyle \u015fartl\u0131 k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011fu da &#8220;E\u011fer siz Allah&#8217;a (O&#8217;nun dinine) yard\u0131m ederseniz (Allah da) size yard\u0131m eder.&#8221; (Muhammed, 47\/7) gibi bir\u00e7ok nass ile tesbit edilmi\u015ftir. Ancak bundan \u015fu m\u00e2n\u00e2 anla\u015f\u0131lmal\u0131d\u0131r ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 bir\u00e7ok fiilde insana irade vermi\u015f ve h\u00fcr yaratm\u0131\u015f olmakla beraber b\u00fct\u00fcn isteklerini yerine getirmeye mecbur de\u011fildir. Dilerse, diledi\u011fi anda iradelerini yok eder. Nitekim bir hadiste &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 kaza ve kaderini yerine getirmeyi istedi\u011fi vakit, ak\u0131l sahiplerinin ak\u0131llar\u0131n\u0131 gideriverir ki, kaza ve kaderi onlarda yerine gelsin. Emri yerine gelince de ak\u0131llar\u0131n\u0131 onlara geri verir. B\u00f6ylece de pi\u015fmanl\u0131k ba\u015flar.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Dilerse onlar\u0131n ak\u0131l ve iradelerini yok etmemekle beraber isteklerinin aksine kendi h\u00fck\u00fcm ve iradesini zorla \u00fczerlerinde icra eder. Nitekim Allah&#8217;tan korkmayan, emirlerine kar\u015f\u0131 gelmek isteyen \u00e2siler, azaba ve cezaya yana\u015fmak istemedikleri halde, vakti gelince cezalar\u0131n\u0131 \u00e7ekmeye mecbur olurlar. H\u00e2s\u0131l\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n mutlak iradesi alt\u0131nda ma\u011flub ve mecbur olmayacak hi\u00e7bir \u015fey tasavvur olunamaz. Bu husus, &#8220;Oysa g\u00f6klerde ve yerde olanlar\u0131n hepsi, ister istemez, O&#8217;na teslim olmu\u015ftur ve O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp g\u00f6t\u00fcr\u00fcleceklerdir.&#8221; (Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/83) \u00e2yetinde ifade edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Cebb\u00e2r isminde bu iki m\u00e2n\u00e2dan ba\u015fka iki farkl\u0131 anlam\u0131n daha oldu\u011fu beyan edilmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc&#8217;l-Enbar\u00ee der ki: &#8220;Allah&#8217;\u0131n s\u0131fatlar\u0131ndan olan Cebb\u00e2r, kendisine eri\u015filmez, el uzat\u0131lmaz demektir. Nitekim el yeti\u015fmeyen y\u00fcksek hurma a\u011fac\u0131na da denilir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan yap\u0131lan bir rivayette de &#8220;el Cebb\u00e2r, &#8220;Melik-i az\u00eem&#8221; yani \u00e7ok b\u00fcy\u00fck, azametli padi\u015fah m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmektedir.&#8221; Vahidi de der ki: &#8220;Bu zikredilen m\u00e2n\u00e2lar, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n Cebb\u00e2r s\u0131fat\u0131 hakk\u0131ndad\u0131r. Halk\u0131n s\u0131fat\u0131 olarak kullan\u0131lan Cebb\u00e2r&#8217;\u0131n, daha ba\u015fka anlamlar\u0131 da vard\u0131r. Bunlar \u015f\u00f6yle s\u0131ralanabilir.<\/p>\n<p>1- Musallat (zorlay\u0131c\u0131 &#8211; sata\u015fan) demektir. &#8220;Sen onlar\u0131n \u00fcst\u00fcnde bir zorlay\u0131c\u0131 de\u011filsin&#8230;&#8221; (K\u00e2f, 50\/45) \u00e2yetindeki Cebb\u00e2r, bu anlamdad\u0131r.<\/p>\n<p>2- \u0130ri cisimli m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r &#8220;Orada iri cisimli (insanlardan olu\u015fan) bir kavim vard\u0131r&#8230;&#8221; (M\u00e2ide, 5\/22) \u00e2yetinde de, bu anlamdad\u0131r.<\/p>\n<p>3- Allah&#8217;a ibadet etmeyen, ba\u015f kald\u0131ran m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmektedir. Bu anlam da, &#8220;Beni ba\u015fkald\u0131ran bir zorba yapmad\u0131.&#8221; (Meryem, 19\/23) \u00e2yetinde vard\u0131r.<\/p>\n<p>4- \u00c7ok insan katleden yani &#8220;katt\u00e2l&#8221; anlam\u0131n\u0131 da ifade etmektedir. Nitekim &#8220;Yakalad\u0131\u011f\u0131n\u0131z vakit, \u00e7ok katleden zorbalar gibi yakal\u0131yorsunuz.&#8221; (\u015euar\u00e2, 26\/130) \u00e2yeti ile &#8220;Sen yery\u00fcz\u00fcnde katil bir zorba olmak istiyorsun.&#8221; (Kasas, 28\/19) \u00e2yetinde de bu m\u00e2n\u00e2 s\u00f6z konusudur.&#8221; M\u00fctekebbir. \u00c7ok b\u00fcy\u00fck, her hususta b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6steren, b\u00fcy\u00fckl\u00fck, ululuk, kibriy\u00e2, ve az\u00e2met kendisine mahsus, kendisinin hakk\u0131 olan demektir. Kibirlenmek ve b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslamak yarat\u0131klar\u0131n hak ettikleri bir s\u0131fat de\u011fildir. Onun i\u00e7indir ki m\u00fctekebbir s\u0131fat\u0131n\u0131n insan i\u00e7in kullan\u0131m\u0131, ho\u015f kar\u015f\u0131lanmam\u0131\u015ft\u0131r. Zira m\u00fctekebbir kibir g\u00f6steren, b\u00fcy\u00fcklenen demektir. Halbuki yarat\u0131klarda esasen b\u00fcy\u00fckl\u00fck, ululuk yoktur; aksine a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k, horluk, yoksulluk ve ihtiya\u00e7 vard\u0131r. Hatta zaman olur ki bir sinek, bir mikrop bir Nemr\u00fbd&#8217;un i\u015fini bitirmeye yeter. B\u00f6ylesine acizlik ve ihtiya\u00e7tan kendilerini kurtaramayan \u00f6l\u00fcml\u00fclerin, b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve ululuk taslamaya kalk\u0131\u015fmalar\u0131, cahillikten ve yalanc\u0131l\u0131ktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Onun i\u00e7in yarat\u0131klarda tekebb\u00fcr. (b\u00fcy\u00fcklenme) tefa&#8217;ul bab\u0131n\u0131n tekell\u00fcf bin\u00e2s\u0131ndan olarak ho\u015f kar\u015f\u0131lanmayan bir noksanl\u0131kt\u0131r. Fakat Allah Te\u00e2l\u00e2 z\u00e2t, s\u0131fat ve fiillerinde b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn, y\u00fcceli\u011fin ve kudsiyyetin her nev&#8217;ini toplam\u0131\u015ft\u0131r. O&#8217;nun bu y\u00fccelik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6stermesi, hem hi\u00e7bir ortakl\u0131k kabul etmeyen hakk\u0131, hem de kendisinin cel\u00e2l ve cem\u00e2l s\u0131fatlar\u0131n\u0131 kullar\u0131na tan\u0131tmak, onlar\u0131 bilgilendirmek ve hu\u015f\u00fb ile saadete g\u00f6t\u00fcrmek gibi, b\u00fcy\u00fck bir l\u00fctuf ve yard\u0131m g\u00f6sterdi\u011fi i\u00e7in son derece g\u00fczel bir s\u0131fatt\u0131r. O&#8217;nun hakk\u0131nda tekebb\u00fcr, tefe&#8217;ul b\u00e2b\u0131n\u0131n tekell\u00fcf bin\u00e2s\u0131ndan de\u011fil, biz\u00e2tihi kuvvet, kudret ve birli\u011fini ifade eden daha fazla m\u00e2n\u00e2 i\u00e7indir. Bundan dolay\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2 s\u00f6z konusu s\u0131fatlarla tavsif edildikten sonra, O&#8217;nun mahluklardan hi\u00e7birine benzemedi\u011fini ve m\u00fc\u015friklerin hayal etmek istedikleri \u015firk unsurlar\u0131ndan ber\u00ee oldu\u011funu bir daha a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde anlatmak i\u00e7in buyuruluyor ki, Allah, onlar\u0131n ko\u015ftuklar\u0131 \u015firkten m\u00fcnezzehtir. Yani yarat\u0131klardan baz\u0131lar\u0131, kibirlenerek, zorbal\u0131k yapmak isteyerek yahut \u00f6yle yapmak isteyenlere a\u015f\u0131r\u0131 sevgi ba\u011flayarak Allah&#8217;\u0131n zikredilen s\u0131fatlar\u0131na \u015firk ko\u015fuyorlar.<\/p>\n<p>Halbuki Allah, \u00f6yle \u015firklerden m\u00fcnezzehtir. O \u015firk ko\u015fulan \u015feyler, Allah&#8217;tan \u00e7ok uzakt\u0131r. O&#8217;nun y\u00fcceli\u011fi ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc onlar\u0131nkine benzemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, kendi nefislerinde mahluk ve esasen noksan varl\u0131klard\u0131r. Tekebb\u00fcrleri de, noksanl\u0131klar\u0131na bir yalanc\u0131l\u0131k ilave etmekten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Allah Te\u00e2l\u00e2 ise, b\u00fct\u00fcn b\u00fcy\u00fckl\u00fcklerin, b\u00fct\u00fcn kuvvetlerin ve \u00fcst\u00fcnl\u00fcklerin sahibidir. O&#8217;nun tekebb\u00fcr\u00fc, b\u00fcy\u00fckl\u00fck \u00fcst\u00fcne b\u00fcy\u00fckl\u00fckt\u00fcr. Bu y\u00fczdendir ki, Allah Te\u00e2l\u00e2, b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne hi\u00e7bir toz kondurmaz. Ezel\u00ee ve kendi z\u00e2t\u0131na mahsus olan \u00fcst\u00fcnl\u00fck ve kudsiyyetiyle onu her \u015firk unsurundan tenzih eder. O, \u00f6yle bir s\u00fcbh\u00e2n \u00f6yle m\u00fcnezzeh ve mukaddes bir varl\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>24. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, \u00f6yle Allah&#8217;t\u0131r ki, H\u00e2l\u0131k&#8217;t\u0131r di\u011ferleri ise mahluktur. Daha evvel de ge\u00e7ti\u011fi gibi, bizim yaratmak tabir etti\u011fimiz &#8220;halk&#8221; fiili, iki m\u00e2n\u00e2 ifade eder. Birisi, takdir etmek, yani b\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ile e\u015fyan\u0131n miktar ve derecelerini tayin etmektir. Zira bir \u015feyi b\u00fct\u00fcn\u00fcyle takdir etmek, onun e\u015fy\u00e2 aras\u0131ndaki miktar ve derecesini tamamiyle bilmeye ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bu takdir m\u00e2n\u00e2s\u0131 itib\u00e2riyledir ki halk, ekseriya miktar ve say\u0131s\u0131 bulunan \u015feylerde kullan\u0131l\u0131r. Di\u011feri ise, yok olan \u015feye varl\u0131k vermek, hi\u00e7bir as\u0131l ve \u00f6rne\u011fi yokken icad etmektir. Bazan bir \u015feyden ba\u015fka bir \u015feyi ortaya \u00e7\u0131karmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 da verilebilir. Ancak bu m\u00e2n\u00e2ya daha \u00e7ok in\u015f\u00e2 (icad) tabir edilir. Yarat\u0131klara nisbet edilen en y\u00fcksek sanatlar, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n takdir buyurdu\u011fu ke\u015ff ve icad mahiyyetinden ileri ge\u00e7emez. \u00c7\u00fcnk\u00fc mahluk, fiilerinin tafsilat\u0131n\u0131 takdir edemez ve bir atom bile yapamaz. B\u00f6yle bir yaratma sonsuz ilim ve kudrete ba\u011fl\u0131d\u0131r. Mahluk ise bundan ancak s\u0131n\u0131rl\u0131 k\u0131sm\u0131n\u0131 elde edebilir. Her\u015feyi tam anlam\u0131yla takdir ve icad ederek yaratan Ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. O, \u00f6yle bir yarat\u0131c\u0131 ki B\u00e2ri&#8217;dir. Yani \u00f6yle temiz yarat\u0131c\u0131 ki yaratt\u0131klar\u0131n\u0131 temiz ve sa\u011flam bir nizam \u00fczere se\u00e7ip d\u00fczenleyerek ve tamamlayarak birbirinden farkl\u0131 \u00f6zelliklerle yarat\u0131r. Hemze ile &#8220;ber\u00e2&#8221; veya ber\u00e2etten b\u00e2ri isminin t\u00fcretili\u015fi hakk\u0131nda yukar\u0131larda a\u00e7\u0131klama ge\u00e7mi\u015fti. R\u00e2zi der ki: &#8220;B\u00e2ri ismi, sani (yaratan) ve mucid (icad eden) gibi olmakla beraber cisimlerin yarat\u0131lmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Onun i\u00e7in halka &#8220;berriyye&#8221; denilir de, renk ve tad gibi ba\u015fka bir cevherle meydana gelen hususlara denilmez.&#8221; &#8220;Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015feylerin \u015ferrinden O&#8217;nun kelimelerinin hepsine s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m.&#8221; gibi baz\u0131 dualarda zikredilen &#8220;halaka&#8221;, &#8220;zeree&#8221; ve &#8220;beree&#8221; fiillerine nazaran &#8220;b\u00e2ri&#8221; ismi yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n tek\u00e2m\u00fcl mertebelerindeki icadlar\u0131 ifade eder. Musavvir&#8217;dir, yarat\u0131klar\u0131n suretlerini ve hallerini takdir edip, diledi\u011fi \u015fekilde icad ederek tasvir eden ancak O&#8217;dur. Nitekim bu husus \u015fu \u00e2yetlerde ifade edilmektedir. &#8220;Rah\u00eemlerde sizi diledi\u011fi gibi \u015fekillendiren O&#8217;dur.&#8221; (Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/6), &#8220;O (Rab) ki seni yaratt\u0131, sana d\u00fczen verdi, \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc bir bi\u00e7im verdi. Diledi\u011fi surette seni terkib etti.&#8221; (\u0130nfit\u00e2r, 82\/7,8) Ra\u011f\u0131b der ki: &#8220;Suret, varl\u0131\u011f\u0131n kendisiyle nak\u0131\u015flan\u0131p di\u011ferlerinden farkedildi\u011fi \u015feydir. Bu da iki k\u0131s\u0131md\u0131r. Birincisi, hissedilen surettir ki, onu hem s\u0131radan hem se\u00e7kin insanlar, hatta hayvanlardan bir\u00e7o\u011fu da idrak eder. Mesela g\u00f6r\u00fclen bir hayvan\u0131n sureti gibi. Biri de makul olan surettir ki, bunu b\u00fct\u00fcn insanlar de\u011fil ancak se\u00e7kinler anlar. Mesela, insana mahsus olan ak\u0131l, d\u00fc\u015f\u00fcnce ve e\u015fyan\u0131n birbirlerine nazaran hususiyetlerini ifade eden m\u00e2n\u00e2lar gibi ki, &#8220;Sizi yaratt\u0131k, sonra size bi\u00e7im verdik&#8230;&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/11) \u015feklindeki \u00e2yetlerde iki surete de i\u015faret edilmi\u015ftir.&#8221;<\/p>\n<p>Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n s\u0131fat ve isimleri bunlardan ibaret de de\u011fildir. Esm\u00e2-i H\u00fcsna (en g\u00fczel isimler) hep O&#8217;nundur. Yani Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n vas\u0131flar\u0131n\u0131 ifade eden isimleri, yaln\u0131z bu say\u0131lanlar de\u011fildir. En y\u00fcce m\u00e2n\u00e2lara delalet eden en g\u00fczel isimler hep O&#8217;nundur. Nitekim &#8220;En g\u00fczel isimler Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. O halde O&#8217;na onlarla dua edin..&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/180) ve &#8220;Allah ki, O&#8217;ndan ba\u015fka tanr\u0131 yoktur. En g\u00fczel isimler O&#8217;nundur.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/8) gibi \u00e2yetler de bu m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret etmektedirler. En g\u00fczel isimler anlam\u0131ndaki &#8220;Esma-i H\u00fcsna&#8221; tabiri, \u015feriat dilinde bilhassa Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n isimleri i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. Bu isimlerin baz\u0131lar\u0131, z\u00e2t, baz\u0131lar\u0131 da s\u0131fat ismidir. Allah ismi, bunlar\u0131n hepsini toplayan z\u00e2t ismi, di\u011ferleri s\u0131fat ismidir. Rahm\u00e2n, s\u0131fat ismi olmakla beraber, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na verilmeyen \u00f6zel bir isimdir. S\u0131fatlar, z\u00e2tiyye, fiiliyye ve maneviyye olarak \u00fc\u00e7 k\u0131sma ayr\u0131l\u0131r. Z\u00e2t\u00ee s\u0131fatlar, Allah&#8217;\u0131n z\u00e2t\u0131ndan ayr\u0131lmayan s\u0131fatlard\u0131r ve iki k\u0131s\u0131md\u0131r. 1- S\u0131fat-\u0131 Selbiyye 2- S\u0131fat-\u0131 S\u00fcbutiyye&#8217;dir.<\/p>\n<p>Selb\u00ee s\u0131fatlar: V\u00fccud, k\u0131dem, bek\u00e2, muhalefet\u00fcn li&#8217;l-hav\u00e2dis, yani yarat\u0131klara benzememek gibi te\u015fbihi ortadan kald\u0131rarak kudsiyyet ve nez\u00e2het ifade eden s\u0131fatlard\u0131r ki, kudd\u00fcs, selam, ehad, vahid, evvel ve ahir gibi isimler de b\u00f6yledir.<\/p>\n<p>S\u00fcbut\u00ee s\u0131fatlar: Hayat, ilim, semi basar, ir\u00e2de, kudret, kel\u00e2m ve tekvin s\u0131fatlar\u0131d\u0131r. \u0130simleri de z\u00e2ti s\u0131fatlar hasebiyledir. Fiili s\u0131fatlar, z\u00e2ti s\u0131fatlar\u0131n eser ve h\u00fck\u00fcmleri ile ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131 ifade eden tekvin s\u0131fat\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcnden ibarettir ki, gibi isimler de b\u00f6yledir. Her fiilin \u00f6zelli\u011fine g\u00f6re, m\u00fcstakil olarak ya da ona benzer bir kay\u0131tla zikretmek caiz de\u011fildir. Kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak ele almak, edeble g\u00fczellik ve kemal y\u00f6n\u00fcn\u00fc g\u00f6zetmek ve Allah&#8217;\u0131n zikretti\u011fi \u015fekle uymak gerekmektedir. Mesela, Beyhaki&#8217;nin de ifade etti\u011fi gibi D\u00e2rr ismini tek olarak de\u011fil, Nafi&#8217; ismiyle beraber s\u00f6ylemek laz\u0131md\u0131r. &#8220;Zarar\u0131, faydas\u0131ndan daha yak\u0131n olana yalvar\u0131r, ne k\u00f6t\u00fc bir yard\u0131mc\u0131 ve ne k\u00f6t\u00fc bir arkada\u015ft\u0131r.&#8221; (Hac, 22\/13) \u00e2yetinde de ayn\u0131 durum s\u00f6z konusudur. \u0130simleri de b\u00f6yledir. Nitekim Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da \u015feklinde beraber zikredilmi\u015ftir. \u015e\u00fcphe yok ki, Allah Te\u00e2l\u00e2, her\u015feyin yarat\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. B\u00fct\u00fcn hayvanat\u0131 da O yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat sadece &#8220;maymun ve domuzlar\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131&#8221; demek caiz de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu, edebe ters d\u00fc\u015fmektedir. Bundan dolay\u0131 Mu&#8217;tezile mensuplar\u0131, &#8220;Allah \u015ferrin yarat\u0131c\u0131s\u0131 de\u011fildir.&#8221; diyecek kadar ileri gitmi\u015flerse de, bu da do\u011fru de\u011fildir. Fakat yaln\u0131z &#8220;h\u00e2liku&#8217;\u015f-\u015ferr&#8221; &#8220;\u015ferrin yarat\u0131c\u0131s\u0131&#8221; denmemeli, z\u0131dd\u0131 ile beraber &#8220;h\u00e2l\u0131ku&#8217;l-hayr ve&#8217;\u015f-\u015ferr&#8221;, &#8220;hayr\u0131n ve \u015ferrin yarat\u0131c\u0131s\u0131&#8221;, yahut &#8220;hayruhu ve \u015ferruhu minallahi Te\u00e2l\u00e2&#8221; &#8220;hay\u0131r ve \u015ferr Allah&#8217;tand\u0131r&#8221; \u015feklinde beraberce zikredilmeli ve manev\u00ee s\u0131fatlara da riayet edilmelidir. Manev\u00ee s\u0131fatlara gelince, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ahl\u00e2k\u0131n\u0131, s\u0131fat ve isimlerinin ahk\u00e2m ve kem\u00e2lini ifade eden az\u00e2met ve kibriy\u00e2, cel\u00e2l ve cem\u00e2l, izzet, adalet, hikmet, hilim, sab\u0131r, fad\u0131l, \u015fedidu&#8217;l- ik\u00e2b ve seriu&#8217;l-his\u00e2b gibi vas\u0131f ve isimler bu kabildendir. Bunlara s\u0131fat da denir. K\u0131sacas\u0131, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n z\u00e2t\u0131 bir, esmai h\u00fcsn\u00e2s\u0131 \u00e7oktur. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da zikredilenler, buradakilerden ibaret de\u011fildir. Buhar\u00ee, M\u00fcslim ve di\u011fer hadis kaynaklar\u0131nda Ebu Hureyre&#8217;den rivayet edilen bir sahih hadiste, &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n doksan dokuz ismi vard\u0131r. Kim onlar\u0131 sayarsa cennete girer.&#8221; diye haber verilmi\u015f ve &#8220;O, tektir, teki sever&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Beyhaki &#8220;Kitabu&#8217;l-Esma ve&#8217;s-s\u0131fat&#8221; adl\u0131 eserinde birka\u00e7 tarikle Ebu Hureyre (r.a)&#8217;den \u015fu tafsilatl\u0131 rivayeti nakleder.<\/p>\n<p>C\u00e2miu&#8217;s-sa\u011fir&#8217;in kaydetti\u011fine g\u00f6re bu hadisi, Tirmizi, \u0130bn\u00fc Hibb\u00e2n ve Hakim de rivayet etmi\u015flerdir. Mamafih Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kitab ve s\u00fcnnette a\u00e7\u0131k\u00e7a, ya da i\u015faret yoluyla sabit olan isimleri bunlardan ibaret de\u011fildir. Nitekim ba\u015fka bir nakilde say\u0131lan doksan dokuz aras\u0131nda \u015fu isimler de mevcuttur:<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da Rabbu&#8217;l-\u00e2lemin, Rabbu&#8217;l- ar\u015fi&#8217;l-azim, maliki yevmi&#8217;d-din, alimu&#8217;l-\u011faybi ve&#8217;\u015f-\u015feh\u00e2de, all\u00e2mu&#8217;l-\u011fuyub, gafiru&#8217;z-zenb, k\u00e2bilu&#8217;t-tevb, ref\u00eeu&#8217;d-derec\u00e2t, z\u00fc&#8217;l-ar\u015f, fa&#8217;alun lim\u00e2 y\u00fcrid, L\u00e2 y\u00fcsel\u00fc amma yef&#8217;al, gibi daha baz\u0131 isim ve s\u0131fatlar\u0131n bulundu\u011funda da \u015f\u00fcphe yoktur. Bunlar evvelkiler i\u00e7inde bulunsalar da, yine de Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na isim verilemeyece\u011fi \u00f6zelli\u011fine sahiptirler. Ayn\u0131 \u015fekilde Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in Buhar\u00ee ve M\u00fcslim&#8217;de rivayet edilen dualar\u0131nda, bulunan m\u00fcnzilu&#8217;l-kitab, m\u00fccri&#8217;s-seh\u00e2b, hazimu&#8217;l-ahz\u00e2b gibi isimler de Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in caiz olmayan isimlerdendir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Kesir tefsirinde demi\u015ftir ki: &#8220;Esm\u00e2-i h\u00fcsn\u00e2&#8217;n\u0131n doksan dokuzla s\u0131n\u0131rl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131na Ahmed b. Hanbel&#8217;in &#8220;M\u00fcsned&#8221;inde senediyle Abdullah b. Mes&#8217;ud (r.a.)&#8217;dan rivayet etti\u011fi hadis de delalet etmektedir. Beyhaki de bu hadisi &#8220;Kit\u00e2bu&#8217;l-Esma ve&#8217;s-s\u0131fat&#8221;da Abdul b. Mes&#8217;ud&#8217;a ula\u015fan senedle \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015ftir. Abdullah b. Mes&#8217;ud dedi ki: &#8220;Resulullah buyurdu ki: &#8220;Herhangi bir m\u00fcsl\u00fcman bir merak veya \u00fcz\u00fcnt\u00fcye d\u00fc\u015fer de, &#8216;Allah&#8217;\u0131m ben senin kulunum, kulunun ve c\u00e2riyenin o\u011fluyum. Per\u00e7emim senin elinde (kudretinde)dir. Bende h\u00fckm\u00fcn ge\u00e7erlidir, hakk\u0131mdaki kaza&#8217;n, adalettir. Senin olan, senin kendine isim verdi\u011fin veya kitab\u0131nda indirdi\u011fin yahut yarat\u0131klar\u0131ndan birine bildirdi\u011fin veya kat\u0131nda, gayb ilminde kendine tahsis etti\u011fin bir isimle senden dilerim ki Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 kalbimin bahar\u0131, \u00fcz\u00fcnt\u00fcm\u00fcn cil\u00e2s\u0131, keder ve tasam\u0131n giderilmesi i\u00e7in vesile k\u0131las\u0131n&#8217; derse, herhalde Allah Te\u00e2l\u00e2 onun merak\u0131n\u0131 giderir, \u00fcz\u00fcnt\u00fcs\u00fcn\u00fcn yerine ferahl\u0131k verir.&#8221; Bunun \u00fczerine (orada bulunanlar) dediler ki: &#8220;Ya Resulullah! Bu kelimeleri \u00f6\u011frenelim mi? Resulullah da, &#8220;Evet bunlar\u0131 i\u015fiten her kimsenin \u00f6\u011frenmesi gerekir.&#8221; buyurdu.&#8221;<\/p>\n<p>Yine Beyhak\u00ee, muttas\u0131l bir senedle Hz. Ai\u015fe (r.a.)&#8217;den \u015f\u00f6yle bir rivayet nakletmi\u015ftir. Hz. Ai\u015fe Peygamber&#8217;e, &#8220;Ya Resulullah! Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kendisine dua edildi\u011fi zaman kabul buyurdu\u011fu ismini bana \u00f6\u011fret.&#8221; demi\u015fti. Resulullah da, ona &#8220;Kalk abdest al, mescide gir, iki rek\u00e2t namaz k\u0131l, sonra dua et ben dinleyeyim.&#8221; buyurdu. O da \u00f6yle yapt\u0131, sonra dua i\u00e7in oturdu\u011funda Hz. Peygamber &#8220;Allah&#8217;\u0131m onu muvaf\u0131k k\u0131l.&#8221; dedi. Hz. Ai\u015fe de \u015f\u00f6yle dua etti: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131m bildi\u011fimiz ve bilmedi\u011fimiz g\u00fczel isimlerin hepsiyle ve bir kimsenin kendisiyle sana dua etti\u011fi zaman ho\u015fland\u0131\u011f\u0131n ve yine kendisiyle istedi\u011fi vakit verdi\u011fin en y\u00fcce isimle senden istiyorum.&#8221; Bunun \u00fczerine Hz. Peygamber (s.a.v) &#8216;\u0130sabet ettin, isabet ettin.&#8217; buyurdu.&#8221;<\/p>\n<p>Bu hadislerdeki dualardan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kitab\u0131nda zikretmedi\u011fi ve hi\u00e7bir kimseye bildirmedi\u011fi, gayb ilminde yaln\u0131z kendisinin bildi\u011fi isimleri de vard\u0131r. \u015eu halde evvelki hadisde &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n doksan dokuz, yani biri m\u00fcstesna olmak \u00fczere y\u00fcz ismi vard\u0131r, Onlar\u0131 sayan cennete girer.&#8221; buyurulmas\u0131, Allah&#8217;\u0131n bilinen en g\u00fczel isimlerinden doksan dokuzunu sayan, yani ezberleyip okuyan, yahut Allah ile olan muamelesinde onlar\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 koruyup, g\u00fczelce riayet eden kimse cennete girer demektir. Tam y\u00fcz say\u0131lmay\u0131p birinin istisn\u00e2 edilerek doksan dokuz zikredilmesinin hikmeti de &#8220;Allah tektir, teki sever.&#8221; s\u00f6z\u00fcnde belirtilen tek say\u0131ya riayetin m\u00fcstehabl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7indir. Namazlardan sonra tesbih dualar\u0131ndan otuz \u00fc\u00e7 s\u00fcbhanellah, otuz \u00fc\u00e7 elhamd\u00fclillah ve otuz \u00fc\u00e7 defa da Allahu Ekber denilerek tamam\u0131n\u0131n doksan dokuz olmas\u0131 da, bu hikmete mebnidir. \u015eu da g\u00f6zden uzak tutulmamal\u0131d\u0131r ki, ayn\u0131 hadiste buyurulmakla Allah&#8217;\u0131n isimlerinden birinin de oldu\u011fu bildirilerek y\u00fcz isim anlat\u0131lm\u0131\u015f, ancak saymada biri istisn\u00e2 edilerek doksan dokuzla s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece isimlerin doksan dokuzla kay\u0131tlanmad\u0131\u011f\u0131 da, ayn\u0131 hadisle anlat\u0131lm\u0131\u015f olmaktad\u0131r. Has\u0131l\u0131 doksan dokuz ismi belleyip sayman\u0131n Allah&#8217;\u0131 bilme hususunda ve duan\u0131n kabul edilmesinde b\u00fcy\u00fck fazileti oldu\u011fu \u00e7e\u015fitli rivayetlerle haber verilmi\u015f olmas\u0131 yan\u0131nda, bu konuda m\u00fcstakil eserler de kaleme al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u015euras\u0131 da muhakkak ki, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bildirdi\u011fi isimlerinden ba\u015fka bildirmedi\u011fi daha bir\u00e7ok ismi de vard\u0131r. O&#8217;nu g\u00f6klerde ve yerde ne varsa hepsi tesbih eder. Tenzih eder. Bu konuda bilgi i\u00e7in &#8220;O&#8217;nu tesbih etmeyen hi\u00e7bir \u015fey yoktur..&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/44) \u00e2yetinin tefsirine bak\u0131n\u0131z. Ve O, Aziz ve Hak\u00eem&#8217;dir. B\u00fct\u00fcn y\u00fcceliklerin hepsini kendisinde toplamaktad\u0131r. Zira sonsuz \u00e7okluk ve b\u00f6l\u00fcmleriyle beraber b\u00fct\u00fcn kemal\u00e2t isimleriyle ifade edilen z\u00e2t\u00ee s\u0131fatlara d\u00f6ner. Kemal-i izzet ve kemal-i hikmet gibi. Kemal-i izzet hi\u00e7bir kusur kabul etmeyen tam bir kudreti, kemal-i hikmet de, kusursuz bir ilim ile yarat\u0131l\u0131\u015f nizam\u0131n\u0131 ifade eder. Gerek g\u00f6klerde ve gerek yerde varl\u0131\u011f\u0131n hangi zerresinden bak\u0131lsa, mahiyetini anlama imkan\u0131 olmayan bu iki s\u0131fat\u0131n yans\u0131mas\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ki, bunlar ancak Allah&#8217;\u0131n zat\u0131nda birle\u015fir. Allah Te\u00e2l\u00e2 hi\u00e7bir tesir alt\u0131nda kalmayan kemal-i izzeti ile b\u00fct\u00fcn sebeplerin \u00fcst\u00fcnde \u00f6rneksiz ve \u00e7e\u015fitli harikalar yaratmaya kadir, hi\u00e7bir ortak kabul etmeyen mutlak galibdir. Bununla beraber hi\u00e7bir noksanl\u0131k kabul etmeyen \u00fcst\u00fcn ilim ve hikmetiyle icadlar\u0131n\u0131 ard arda s\u0131ralayarak muntazam yollarla \u00e7e\u015fitlendiren, \u00e7o\u011faltan ve bu sayede kullar\u0131n\u0131 da hikmetten hikmete rahmetiyle ula\u015ft\u0131ran bir hak\u00eemdir. Bu n\u00fckteye i\u015faret etmek i\u00e7in isimleri f\u00e2s\u0131las\u0131ndan \u00f6nceki isimleriyle simetrik olarak s\u00fbrenin sonunu, ba\u015f\u0131na \u00e7evirmek \u00fczere, ba\u015f\u0131nda ve sonunda tekrar edilmi\u015ftir. Binaenaleyh Allah&#8217;\u0131n izzetine dokunmaktan korkmal\u0131, O&#8217;nu takdis, tesbih ve tenzih ederek iman ve takva ile gelecek i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131 ve rahmetiyle m\u00fcjdeledi\u011fi kurtulu\u015f ve murada ermelidir.<\/p>\n<p>Ha\u015fr S\u00fbresi&#8217;nin sonunda yer alan bu \u00e2yetlerin faziletlerine dair \u00e7e\u015fitli rivayetler vard\u0131r. Bunlardan baz\u0131lar\u0131 \u015f\u00f6yle zikredilebilir. Ahmed b. Hanbel, D\u00e2rimi, Tirmiz\u00ee, Taberan\u00ee. \u0130bn\u00fc Dar\u00ees ve &#8220;\u015eu&#8217;ab&#8221;da Beyhak\u00ee, Ma&#8217;kil b. Yes\u00e2r (r.a)&#8217;dan \u015fu hadisi rivayet etmi\u015flerdir: &#8220;Hz. Peygamber (s.a.v) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Her kim sabahleyin \u00fc\u00e7 kere dedikten sonra Ha\u015fr S\u00fbresi&#8217;nin sonundan \u00fc\u00e7 \u00e2yet okursa, Allah Te\u00e2l\u00e2 onun emrine yetmi\u015f bin melek verir. Onlar ak\u015fama kadar o kimse i\u00e7in selav\u00e2t getirirler. E\u011fer o g\u00fcn \u00f6l\u00fcrse \u015fehid olarak vefat etmi\u015f olur. Onlar\u0131 ak\u015famleyin okuyan da ayn\u0131 durumda sevab al\u0131r.&#8221; Deylem\u00ee de Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e ula\u015fan bir senedle \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015ftir: &#8220;Allah&#8217;\u0131n en y\u00fcce isimleri Ha\u015fr S\u00fbresi&#8217;nin sonundaki alt\u0131 \u00e2yettedir.&#8221; Nisabur\u00ee Ebu Ali Abdurrahm\u00e2n b. Muhammed &#8220;Fev\u00e2id&#8221; adl\u0131 eserinde Muhammed b. Hanefiyye&#8217;den \u015f\u00f6yle bir rivayeti nakletmi\u015ftir: &#8220;Bera b.<\/p>\n<p>Az\u00eeb (r.a.), Ali b. Ebu Talib Kerremellahu Vecheh Hazretlerine demi\u015fti ki: &#8220;Senden Allah a\u015fk\u0131na rica ediyorum. Rahm\u00e2n Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n g\u00f6nderdiklerinden, bilhassa Cebrail&#8217;in Resulullah&#8217;a getirdiklerinden ve Resulullah&#8217;\u0131n \u00f6zellikle sana \u00f6\u011frettiklerinden en faziletlisini bana \u00f6zel bir \u015fekilde \u00f6\u011fretmez misin?&#8221; Hz. Ali de ona &#8220;Ya Bera! Allah&#8217;a \u0130sm-i A&#8217;zam&#8217;\u0131 (en y\u00fcce ismi) ile dua etmek istersen, Hadid S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f taraf\u0131ndan on \u00e2yeti ve Ha\u015fr S\u00fbresi&#8217;nin sonunu oku, sonra de ki: &#8216;Ey o, b\u00f6yle olan ve O&#8217;ndan ba\u015fka b\u00f6yle bir \u015fey olmayan z\u00e2t! Senden bana \u015f\u00f6yle \u015f\u00f6yle yapman\u0131 dilerim.&#8221; Vallahi ya Bera, bununla benim aleyhime dua etsen yere ge\u00e7erim.&#8217; dedi.&#8221; Deylem\u00ee, Hz. Ali ve \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;dan merfuan (Hz. Peygamber&#8217;e ula\u015fan bir senedle) &#8216;dan s\u00fbrenin sonuna kadar olan k\u0131s\u0131m, ba\u015f a\u011fr\u0131s\u0131n\u0131n afsunudur.&#8221; diye rivayet etmi\u015ftir. Hatib Ba\u011fdad\u00ee &#8220;Tarih&#8221;inde naklederek demi\u015ftir ki: &#8220;Bize Haf\u0131z Ebu Ubeyd, Gul\u00e2m b. \u015e\u00fcnbuz ad\u0131yla bilinen mukri (Kur&#8217;\u00e2n \u00f6\u011freticisi) Ebu t-Tayyib Mahmud b. Ahmed b. Yusuf b. Ca&#8217;fer&#8217;den, o da, \u0130dris b. Abdi&#8217;l-l Kerim el-Haddad&#8217;dan naklen \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;Ben Halef&#8217;den k\u0131r\u00e2et okudum. \u00e2yetine geldi\u011fimde bana, &#8220;Elini ba\u015f\u0131na koy.&#8221; dedi. \u00c7\u00fcnk\u00fc ben A&#8217;me\u015f&#8217;ten k\u0131r\u00e2et okudum, bu \u00e2yete geldi\u011fimde bana, &#8220;Elini ba\u015f\u0131na koy.&#8221; dedi, \u00c7\u00fcnk\u00fc ben Yahya b. Vessab&#8217;dan k\u0131r\u00e2et okudum, bu \u00e2yete geldi\u011fimde bana, &#8220;Elini ba\u015f\u0131na koy.&#8221; dedi, \u00e7\u00fcnk\u00fc ben Alkame ve Esved&#8217;den k\u0131r\u00e2et okudum, bu \u00e2yete geldi\u011fimde bana &#8220;Elini ba\u015f\u0131na koy.&#8221; dediler, \u00e7\u00fcnk\u00fc biz Abdullah (r.a.)&#8217;dan k\u0131r\u00e2et okuduk, bu \u00e2yete geldi\u011fimizde bize, &#8220;Elinizi ba\u015f\u0131n\u0131za koyunuz.&#8221; dedi, \u00e7\u00fcnk\u00fc ben Hz. Peygamber&#8217;den k\u0131r\u00e2et okudum, bu \u00e2yete geldi\u011fimde bana, &#8220;Elini ba\u015f\u0131na koy.&#8221; dedi, \u00e7\u00fcnk\u00fc Cibril bu \u00e2yeti bana indirdi\u011finde &#8220;Elini ba\u015f\u0131na koy.&#8221; dedi. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu, samdan ba\u015fka her derde \u015fifad\u0131r. Ancak sam, \u00f6l\u00fcmd\u00fcr.&#8221; Daha bunlardan ba\u015fka hadislerde de mevcuttur. Fakat Hanefi F\u0131k\u0131h kitablar\u0131ndan olan &#8220;Mebsut&#8221;ta nakledildi\u011fi \u00fczere Abdullah b. Mes&#8217;ud (r.a.) Hazretleri&#8217;nin, &#8220;Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n indirili\u015finin as\u0131l amac\u0131, onu yaln\u0131z okumak de\u011fil, gere\u011fince amel etmektir.&#8221; \u015feklindeki s\u00f6z\u00fcn\u00fc de unutmamak gerekir. Onun i\u00e7in her derde \u015fifa olan bu \u00e2yetlerden maksat, afsunculuk yapmak, yahut saba ve seg\u00e2htan makam \u00e7atlatmak de\u011fil, elini ba\u015f\u0131na koyarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve bilgi ile bezenip Allah korkusu ile dolarak &#8220;Ey insanlar Allah&#8217;tan korkun ve ki\u015fi, yar\u0131n i\u00e7in ne (yap\u0131p) g\u00f6nderdi\u011fine baks\u0131n&#8230;&#8221; (Ha\u015fr, 59\/18) \u00e2yeti gere\u011fince yar\u0131n i\u00e7in haz\u0131rlanmakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc yar\u0131n insan O, Az\u00eez ve Hak\u00eem&#8217;in huzurunda imtihana \u00e7ekilecektir. Nitekim bu hikmete mebni olarak Ha\u015fr S\u00fbresi&#8217;ni, \u0130mtihan S\u00fbresi takip etmelidir. Ey o en g\u00fczel isimlerin, o y\u00fcce varl\u0131\u011f\u0131n eri\u015filecek en son kemal noktas\u0131n\u0131n sahibi olan Aziz, Hak\u00eem, Rauf ve Rah\u00eem Allah&#8217;\u0131m! Bizleri ve ge\u00e7mi\u015flerimizi ma\u011ffiretinle murada erdir, g\u00f6n\u00fcllerimizde m\u00fcmin karde\u015flerimize kar\u015f\u0131 hi\u00e7bir kin ve hile b\u0131rakma, iman ve sevgimizi ziyade et, izzetinle aziz, hikmetinle mamur ve rahmetinle g\u00f6nl\u00fcm\u00fcz\u00fc ho\u015f eyle, sen \u00f6yle Rahm\u00e2n, \u00f6yle Rah\u00eem, \u00f6yle Aziz ve \u00f6yle Hak\u00eem&#8217;sin ya Rab!<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>59-HA\u015eR: 1. G\u00f6klerde ve yerde bulunan her \u015fey, Allah&#8217;\u0131 tesbih ile tenzih etti ve etmektedir. O&#8217;nun \u015f\u00e2n\u0131, kendisinin her t\u00fcrl\u00fc lekeden uzak oldu\u011funu ve kirli \u015feylerin O&#8217;na yakla\u015famayaca\u011f\u0131n\u0131 isbat etmektedir. Bu y\u00fczden her \u015fey O&#8217;nun hakk\u0131 u\u011frunda \u00e7arp\u0131\u015f\u0131r, hepsi O&#8217;nun ordusudur. Bu s\u00fbrenin b\u00f6yle bir giri\u015f ile ba\u015flamas\u0131, hem \u00f6nceki s\u00fbrenin sonuna m\u00fcnasib olmas\u0131, hem &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12130,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1114,1113,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1832","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-59-hasr","tag-59-hasr-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1832","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1832"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1832\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12130"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1832"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1832"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1832"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}