{"id":1836,"date":"2010-11-18T21:54:49","date_gmt":"2010-11-18T21:54:49","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1836"},"modified":"2010-11-18T21:54:49","modified_gmt":"2010-11-18T21:54:49","slug":"57-hadid-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/57-hadid-tefsiri\/","title":{"rendered":"57-HAD\u0130D SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>57-HAD\u0130D:<\/p>\n<p>1. Allah&#8217;\u0131 yahut Allah i\u00e7in tesbih etmektedir. Tesbih, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131, kutsal y\u00fcceli\u011fine lay\u0131k olmayan kusurlardan gerek itikad gerek s\u00f6z ve gerek kalb ile tenzih etmek ve uzak tutmakt\u0131r. Takdis kavram\u0131n\u0131n anlam\u0131 da b\u00f6yledir. Bunlar esasen uzak gitmek ve uzakla\u015ft\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmektedirler. Nitekim s\u00f6z\u00fc, &#8220;Suda uza\u011fa gitti.&#8221; s\u00f6z\u00fc de &#8220;Arzda uza\u011fa gitti.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmektedir. (Bu konuda bilgi i\u00e7in Bakara, 2\/32 ve \u0130sr\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f taraf\u0131na bkz.) deki &#8220;l\u00e2m&#8221; ya &#8220;Ona te\u015fekk\u00fcr ve nasihat ettim.&#8221; c\u00fcmlesinde oldu\u011fu gibi te&#8217;kid (kuvvetlendirmek) i\u00e7in ziyade k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f s\u0131lad\u0131r veya &#8220;Allah i\u00e7in&#8221; anlam\u0131nda sebeb ifade etmektedir. G\u00f6klerde ve yerde ne varsa hepsi . esas itibariyle ak\u0131l sahiplerinin d\u0131\u015f\u0131ndakilere mahsus ise de t\u00e2biri g\u00f6klerde ve yerde bulunan, ister g\u00f6r\u00fcnmeyecek derecede ehemmiyetsiz olsun, ister g\u00f6r\u00fcnen varl\u0131klar olsun hepsine \u015f\u00e2mildir. Binaenaleyh, gerek mel\u00e2ike ve m\u00fcminler gibi s\u00f6zle, gerek di\u011fer varl\u0131klar gibi ilham yoluyla konu\u015fanlar\u0131n hepsi dahil olmak \u00fczere mecaz\u00ee bir anlam da kasdedilmi\u015f olabilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yarat\u0131lan her varl\u0131k, imk\u00e2n (olabilirlik) ve hud\u00fbsu (sonradan olmay\u0131) ve arzetti\u011fi sanat nizam\u0131 ile Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n noksanl\u0131klardan m\u00fcnezzeh (ber\u00ee) ve y\u00fcceli\u011fin son derecesindeki s\u0131fatlarla vas\u0131flanm\u0131\u015f olan varl\u0131\u011f\u0131na delalet etmektedir. (Bu hususta bilgi i\u00e7in (\u0130sr\u00e2, 17\/44) \u00e2yetine bkz.) &#8220;O \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.&#8221; Bu c\u00fcmle, tesbihin \u015fekline i\u015faret etmektedir.<\/p>\n<p>2. &#8220;G\u00f6klerin ve yerin m\u00fclk\u00fc O&#8217;nundur.&#8221; Yani \u00e2lemdeki b\u00fct\u00fcn k\u00fcll\u00ee tasarruf; var etme, yok etme ve di\u011fer bilinen ve bilinmeyen tasarruflar\u0131n hepsi O&#8217;nun i\u00e7indir. &#8220;O ya\u015fat\u0131r ve \u00f6ld\u00fcr\u00fcr.&#8221; Bu c\u00fcmle m\u00fclke dair h\u00fck\u00fcmlerden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 beyan etmektedir. &#8220;O her \u015feye kadirdir.&#8221; Bu da, hepsini b\u00fct\u00fcn \u015fartlar\u0131yla \u00f6zetlemektedir.<\/p>\n<p>3. O&#8217;dur Evvel, her \u015feyden \u00f6nce, ba\u015flang\u0131c\u0131 yoktur ve her \u015feyin ilkidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc varl\u0131klar\u0131n hepsinin ba\u015flang\u0131c\u0131 ve hepsini ortaya \u00e7\u0131karand\u0131r. Ve son, hepsinin yok olmas\u0131ndan sonra O, b\u00e2kidir &#8220;O&#8217;nun z\u00e2t\u0131ndan ba\u015fka her \u015fey helak olacakt\u0131r&#8230;&#8221; (Kasas, 28\/88), &#8220;Yer y\u00fcz\u00fcnde bulunan her canl\u0131 yok olacak, ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin z\u00e2t\u0131 b\u00e2ki kalacak .&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/26,27) \u00e2yetlerinin ifade ettikleri m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re varl\u0131klar\u0131n hepsi helak ve fen\u00e2ya gider ve gidebilir, ancak O, kal\u0131r. B\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar\u0131n, varl\u0131k sebepleri ortadan kalk\u0131nca esasen helak edilirler ve yok olurlar. Sonra b\u00fct\u00fcn i\u015fler ona d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcr. Binaenaleyh O, hepsinden evvel oldu\u011fu gibi, hepsinin gayesi ve varl\u0131\u011f\u0131n sonudur. Hem de Z\u00e2hir ve B\u00e2t\u0131n. Z\u00e2hir, varl\u0131\u011f\u0131 her \u015feyde a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclen demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc her \u015fey O&#8217;nun varl\u0131\u011f\u0131na delildir. Hi\u00e7bir \u015fey yoktur ki varl\u0131kta ortaya \u00e7\u0131karken daha evvel O&#8217;nun varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 isbat etmi\u015f olmas\u0131n. Mamafih her g\u00f6r\u00fcneni de O zannetmemelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, \u00e2\u015fik\u00e2r olmakla beraber gizlidir de. Duygularla hissedilemeyip hayal ile alg\u0131lanamayaca\u011f\u0131 gibi, varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n hakikat\u0131 da, ak\u0131llar\u0131n idrak ve kavray\u0131\u015f\u0131na s\u0131\u011fmaktan m\u00fcnezzehtir. Binaenaleyh O&#8217;nun i\u00e7in ne yaln\u0131z Z\u00e2hir ne de yaln\u0131z B\u00e2t\u0131n diye h\u00fckmetmemeli, h\u00fckm\u00fc, \u00e2t\u0131ftan sonraya b\u0131rakarak &#8220;Z\u00e2hir ve B\u00e2t\u0131n&#8221; demelidir. Evvel ve \u00c2hir s\u0131fatlar\u0131 da b\u00f6yledir. Ebu&#8217;s-Suud&#8217;un da ifade etti\u011fi gibi deki&#8221;v\u00e2v&#8221;, bu iki vasf\u0131n tamam\u0131n\u0131 \u00f6nceki ilk vasfa ba\u011flamaktad\u0131r. Buna g\u00f6re h\u00fck\u00fcm, at\u0131f yapmadan (vav ile ba\u011flamadan) \u00f6nce olabilirse de &#8220;ve&#8217;l-\u00c2hir&#8221; ile &#8220;ve&#8217;l-B\u00e2t\u0131n&#8221; s\u0131fatlar\u0131nda h\u00fck\u00fcm, at\u0131f yap\u0131ld\u0131ktan sonrad\u0131r. Ancak hepsinde de h\u00fckm\u00fc at\u0131ftan sonraya b\u0131rakmak daha do\u011frudur. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;h\u00fcve&#8221; zamiri &#8220;Allah&#8221; ismine aittir. Allah ismi ise, b\u00fct\u00fcn isim ve s\u0131fatlar\u0131n derecelerinin toplam\u0131d\u0131r. Halbuki bir\u00e7oklar\u0131 bu konuda gaflete d\u00fc\u015ferek vahdet-i v\u00fcc\u00fbd (varl\u0131\u011f\u0131n birli\u011fi) ad\u0131na hatalara d\u00fc\u015fmektedirler. Ve O her\u015feyi bilicidir. \u015eu halde kendini de bilir. B\u00e2t\u0131n ismine bakarak Allah&#8217;\u0131n, kendine de gizli oldu\u011fu zannedilmemelidir. Zira bu ifade yani &#8220;O, her \u015feyi bilicidir.&#8221; s\u00f6z\u00fc, s\u00f6z konusu \u015f\u00fcpheyi ortadan kald\u0131rmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>4. &#8220;O&#8217;dur yaratan&#8230;&#8221; Bu da m\u00fclk h\u00fck\u00fcmlerinden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 beyan etmektir. &#8220;alt\u0131 g\u00fcnde.&#8221; (Bu hususla ilgili olarak A&#8217;raf, 7\/54. ve Fussilet, 41\/10-12. \u00e2yetlerin tefsirine bkz.) Sonra ar\u015f \u00fczerine istiv\u00e2 etti. Yani yarat\u0131p \u00f6ylece b\u0131rak\u0131vermedi, i\u015fi idare edip d\u00fczenlemektedir. (\u0130stiv\u00e2 hakk\u0131nda A&#8217;r\u00e2f S\u00fbresi&#8217;ndeki, 7\/54. \u00e2yette tafsilat ge\u00e7ti. Oraya bkz.) (Allah) yere gireni de bilir, tohumlar gibi ondan \u00e7\u0131kan\u0131 da, ekinler gibi. G\u00f6kten ineni de, ya\u011fmurlar gibi ona \u00e7\u0131kan\u0131 da, buharlar gibi. Ve her nerede olursan\u0131z o sizinle beraberdir. Onun ilmi ve kudreti yan\u0131n\u0131zdan ayr\u0131lmaz. Ve Allah her ne yaparsan\u0131z g\u00f6r\u00fcc\u00fcd\u00fcr. G\u00f6r\u00fcr ve ona g\u00f6re kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 verir.<\/p>\n<p>5. &#8220;G\u00f6klerin ve yerin m\u00fclk\u00fc O&#8217;nundur.&#8221; Bu c\u00fcmle, s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda zikredildi\u011fi gibi burada da te&#8217;kit i\u00e7in tekrar edilmi\u015ftir. Yani hem ibtidada (yaratmada) hem i\u00e2dede (diriltmede) zikredilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc her ikisinin de mukaddimesi gibidir. Bir de istihl\u00e2ftan (vekil b\u0131rakmadan) bahsedilece\u011fi i\u00e7in bu hat\u0131rlatman\u0131n te&#8217;kid edilmesinde ba\u015fka bir \u00f6nemli fayda vard\u0131r. Ve b\u00fct\u00fcn i\u015fler, Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc ilk ve son O&#8217;dur. Binaenaleyh gerek mal ve m\u00fclk\u00fcn\u00fczde ve gerek di\u011fer hususlardaki tasarruflar\u0131n\u0131z\u0131n bile evveli ve sonras\u0131 ona d\u00f6nd\u00fcr\u00fclecektir. Bu y\u00fczden b\u00fct\u00fcn her \u015feyin kulluk ad\u0131na O&#8217;nun i\u00e7in icr\u00e2 edilmesi gerekmektedir.<\/p>\n<p>6. &#8220;Geceyi g\u00fcnd\u00fcze sokar, g\u00fcnd\u00fcz\u00fc geceye sokar.&#8221; Yani zaman\u0131n ac\u0131 tatl\u0131 b\u00fct\u00fcn de\u011fi\u015fiklikleri O&#8217;nun h\u00fckm\u00fc alt\u0131ndad\u0131r. Gamlar\u0131, sevince, sevin\u00e7leri gama, kedere tebdil eden ve zulmet i\u00e7inde nur, nur i\u00e7inde zulmet yaratan O&#8217;dur. Hem O, b\u00fct\u00fcn g\u00f6\u011f\u00fcslerin k\u00fcnh\u00fcn\u00fc (hakikatini) bilir. En gizli fikirleri, niyetleri, ac\u0131 ve kederleri ve her t\u00fcrl\u00fc duyguyu O bilir.<\/p>\n<p>Onun i\u00e7in:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>7. Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne iman edin. Sizi h\u00e2kim k\u0131ld\u0131\u011f\u0131, sizin y\u00f6netiminize verdi\u011fi \u015feylerden harcay\u0131n. Sizden, inanan ve harcayanlar i\u00e7in b\u00fcy\u00fck m\u00fckafat vard\u0131r.<\/p>\n<p>8. Size ne oldu ki, Resul sizi Rabbinize inanman\u0131z i\u00e7in davet etti\u011fi halde Allah&#8217;a inanm\u0131yorsunuz? Oysa O, sizden kesin s\u00f6z alm\u0131\u015ft\u0131. E\u011fer inanacaksan\u0131z.<\/p>\n<p>9- Sizi karanl\u0131klardan ayd\u0131nl\u0131\u011fa \u00e7\u0131karmak i\u00e7in kuluna apa\u00e7\u0131k \u00e2yetler indiren O&#8217;dur. \u015e\u00fcphesiz Allah, size kar\u015f\u0131 \u00e7ok \u015fefkatli, \u00e7ok merhametlidir.<\/p>\n<p>10- Neden siz Allah yolunda harcamayas\u0131n\u0131z ki? G\u00f6klerin ve yerin miras\u0131 zaten Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Elbette i\u00e7inizden, fetihten \u00f6nce harcayan ve sava\u015fan bir olmaz. Onlar\u0131n derecesi, sonradan infak eden ve sava\u015fanlardan daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Bununla beraber Allah hepsine de en g\u00fczel sonucu vaad etmi\u015ftir. Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>7. S\u0131fat\u0131, yukar\u0131da zikredildi\u011fi \u015fekilde Allah&#8217;a iman etmekle beraber Resul\u00fcne de iman edin. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n tebli\u011fini, emirlerini nehiylerini O, getirecek o, beyan edecektir. \u0130man edin de sizin y\u00f6netiminize verdi\u011fi \u015feylerden harcay\u0131n. Yani hakikatte m\u00fclk onun oldu\u011fu gibi milk de onundur. Siz O&#8217;nun oldu\u011funuz gibi sizin milk diye sahip oldu\u011funuz \u015feyler de O&#8217;nundur. Ancak sel\u00e2hiyyet verip onlarda tasarruf etmek i\u00e7in sizi halife k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131 size vekil gibi izin verdi\u011fi hususlarda tasarruf edebilirsiniz. O halde iman ederek sizi vekil tayin etti\u011fi b\u00fct\u00fcn varl\u0131kta kendinizi as\u00eel de\u011fil, O&#8217;nun vekili bilerek Hakk&#8217;\u0131n yolunda ve beyan etti\u011fi hususlarda harcamada bulununuz. Nitekim bir beyitte de \u015f\u00f6yle denilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;Mal ve \u00e7oluk \u00e7ocuk birer emanetten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Bir g\u00fcn olup da emanetlerin geri verilmesi ise gereklidir.&#8221;<\/p>\n<p>Baz\u0131 \u00e2limler, &#8220;Bu infaktan (harcamadan) maksat, zekatt\u0131r.&#8221; demi\u015flerse de do\u011frusu, vacib ve nafile harcamay\u0131 i\u00e7ine alm\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r. Dahh\u00e2k&#8217;tan yap\u0131lan riv\u00e2yete g\u00f6re bu \u00e2yetler, Teb\u00fck vak&#8217;as\u0131nda nazil olmu\u015ftur. Binaenaleyh s\u00f6z konusu \u00e2yetler, bu s\u00fbrenin Meden\u00ee olan \u00e2yetlerindendir.<\/p>\n<p>8-9-10. Halbuki Allah sizden kesin s\u00f6z alm\u0131\u015ft\u0131. fiilinin zamiri, hem Allah&#8217;a hem de Resul\u00fc&#8217;ne ait olabilir. Allah&#8217;a ait oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse o zaman buradaki mis\u00e2ktan maksat, yarat\u0131l\u0131\u015f s\u00f6z\u00fc olan &#8220;Evet Rabbimizsin dediler&#8221;. m\u00eesak\u0131d\u0131r ki, delil getirme ve d\u00fc\u015f\u00fcnceye yerle\u015ftirme \u015feklinde de yorumlanm\u0131\u015ft\u0131r. Resulullah (s.a.v)&#8217;a ait oldu\u011fu kabul edilirse bu duruma g\u00f6re de ona yap\u0131lan bi\u00e2t anlam\u0131na al\u0131nabilir. Zira Ub\u00e2de b. S\u00e2mit (r.a.)&#8217;den rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Sahabiler Hz. Peygamber&#8217;e, canl\u0131l\u0131k ve gev\u015feklik halinde i\u015fitip itaat etme, zorluk ve kolayl\u0131k durumunda nafaka verme, iyili\u011fi emredip k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nd\u0131rma ve k\u0131nayan\u0131n k\u0131namas\u0131ndan korkmayarak Allah Te\u00e2l\u00e2 ile ilgili s\u00f6z s\u00f6yleme konusunda bi\u00e2t etmi\u015flerdi. &#8220;Fetihten \u00f6nce&#8221; Burada fetihten kas\u0131t, Mekke&#8217;nin fethi, yahut hakk\u0131nda Fetih S\u00fbresi&#8217;nin indi\u011fi Hudeybiye&#8217;dir Bu ibareden de, onuncu \u00e2yetin Medine&#8217;de nazil oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. M\u00fcfessir el-V\u00e2hid\u00ee&#8217;nin riv\u00e2yetine g\u00f6re bu \u00e2yet, Eb\u00fb Bekr (r.a.) hakk\u0131nda indirilmi\u015ftir. Bununla beraber &#8220;Sebebin husus\u00ee olmas\u0131, h\u00fckm\u00fcn genel olmas\u0131na engel te\u015fkil etmez.&#8221; kaidesinden hareketle Mekke&#8217;nin fethedilmesinden veya Hudeybiye&#8217;den evvel infakda bulunan ve sava\u015fan Muhacir ve Ensar\u0131 da i\u00e7erisine almaktad\u0131r. Bu y\u00fczdendir ki \u00e7o\u011ful s\u0131gas\u0131yla &#8220;Onlar, (derece itibar\u0131yla) daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Ahmed b. Hanbel&#8217;in Enes (r.a.)den yapt\u0131\u011f\u0131 bir riv\u00e2yete g\u00f6re H\u00e2lid b. Velid ile Abdurrahman b. Avf aras\u0131nda \u015f\u00f6yle bir konu\u015fma ge\u00e7mi\u015fti. H\u00e2lid, Abdurrahm\u00e2n&#8217;a: &#8220;Siz, bizden \u00f6nce ya\u015fam\u0131\u015f oldu\u011funuz g\u00fcnlerle \u00f6n\u00fcm\u00fcze ge\u00e7mek istiyorsunuz.&#8221; demi\u015fti. Bu s\u00f6z Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e ula\u015ft\u0131\u011f\u0131nda buyurdu ki: &#8220;Ashab\u0131m\u0131 benim i\u00e7in b\u0131rak\u0131n, nefsim kudret elinde bulunan O y\u00fcce z\u00e2t&#8217;a yemin ederim ki, siz da\u011flar kadar alt\u0131n infak etseniz, yine de onlar\u0131n amellerine yeti\u015femezsiniz.&#8221; G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi bu hadis, ile i\u015faret olunanlar\u0131n Hudeybiye&#8217;den \u00f6nce infak edenler oldu\u011funu kuvvetlendirmektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc, H\u00e2lid b. Velid&#8217;in m\u00fcsl\u00fcman olmas\u0131 hadisesi, Hudeybiye&#8217;den sonra, Mekke&#8217;nin fethinden \u00f6nce idi. \u015eu halde fetihten maksat, Hudeybiye demektir. Ancak Zemah\u015fer\u00ee gibi bir \u00e7ok \u00e2lim, onu Mekke&#8217;nin fethi olarak kabul etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>H\u00fcsn\u00e2, bir\u00e7ok kere ge\u00e7ti\u011fi gibi, en g\u00fczel m\u00fckafat, yani cennet anlam\u0131n\u0131 ifade etmektedir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>11. Kimdir o, Allah&#8217;a g\u00fczel bir bor\u00e7 verecek olan ki, Allah da onun verdi\u011fini kat kat art\u0131rs\u0131n ve onun i\u00e7in \u015ferefli bir m\u00fckafat da versin.<\/p>\n<p>12. O g\u00fcn inanan erkekleri ve inanan kad\u0131nlar\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn ki nurlar\u0131, \u00f6nlerinde ve sa\u011flar\u0131nda ko\u015fuyor. (Kendilerine): &#8220;Bug\u00fcn m\u00fcjdeniz altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan, i\u00e7lerinde ebedi kalaca\u011f\u0131n\u0131z cennetlerdir.&#8221; (denilir) \u0130\u015fte b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015f budur!<\/p>\n<p>13. O g\u00fcn m\u00fcnaf\u0131k erkekler ve m\u00fcnaf\u0131k kad\u0131nlar o iman edenlere \u015f\u00f6yle diyeceklerdir: &#8220;Bize bak\u0131n da sizin nurunuzdan alal\u0131m?&#8221; Onlara: &#8220;Arkan\u0131za d\u00f6n\u00fcn de nur aray\u0131n!&#8221; denilir. Aralar\u0131na kap\u0131l\u0131 bir sur \u00e7ekilir ki, onun i\u00e7inde rahmet, d\u0131\u015f\u0131nda da azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>14. (M\u00fcnaf\u0131klar) onlara: &#8220;Biz sizinle beraber de\u011fil miydik?&#8221; diye seslenirler. (M\u00fcminler) de derler ki: &#8220;Evet ama, siz kendi canlar\u0131n\u0131za k\u00f6t\u00fcl\u00fck ettiniz, g\u00f6zlediniz, \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015ft\u00fcn\u00fcz ve kuruntular sizi aldatt\u0131. O \u00e7ok aldatan (\u015feytan) sizi, Allah hakk\u0131nda bile aldatt\u0131. Nihayet Allah&#8217;\u0131n emri gelip \u00e7att\u0131.<\/p>\n<p>15. Bug\u00fcn art\u0131k ne sizden ne de inkar edenlerden fidye kabul edilir, varaca\u011f\u0131n\u0131z yer ate\u015ftir. Size yara\u015fan odur. Oras\u0131 ne k\u00f6t\u00fc bir d\u00f6n\u00fc\u015f yeridir!<\/p>\n<p>16. \u0130nananlar i\u00e7in h\u00e2l\u00e2 vakit gelmedi mi ki, kalbleri Allah&#8217;\u0131n zikrine ve inen hakka sayg\u0131 duysun ve bundan \u00f6nce kendilerine verilmi\u015f, sonra \u00fczerlerinden uzun zaman ge\u00e7mekle kalbleri kat\u0131la\u015fm\u0131\u015f, \u00e7o\u011fu da yoldan \u00e7\u0131km\u0131\u015f kimseler gibi olmas\u0131nlar?<\/p>\n<p>17. Biliniz ki Allah yer y\u00fcz\u00fcn\u00fc \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra diriltir. Belki akl\u0131n\u0131z\u0131 kullan\u0131rs\u0131n\u0131z diye size \u00e2yetleri a\u00e7\u0131klad\u0131k.<\/p>\n<p>18. \u015e\u00fcphesiz sadaka veren erkeklere ve sadaka veren kad\u0131nlara ve Allah&#8217;a g\u00fczel bir \u00f6d\u00fcn\u00e7 verenlere, verdikleri kat kat art\u0131r\u0131l\u0131r ve onlara \u015ferefli bir m\u00fckafat vard\u0131r.<\/p>\n<p>19. Allah&#8217;a ve peygamberine iman edenler var ya, i\u015fte onlar, Rableri yan\u0131nda s\u00f6z\u00fc \u00f6z\u00fc do\u011fru olanlar ve \u015fehitlik mertebesine erenlerdir. Onlar\u0131n m\u00fckafatlar\u0131 ve nurlar\u0131 vard\u0131r. \u0130nkar edip de \u00e2yetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>11. &#8220;Hani kim o Allah&#8217;a g\u00fczel bir \u00f6d\u00fcn\u00e7 verecek kimse?&#8221; Bu \u00e2yetin bir benzeri de Bakara, 2\/245. \u00e2yetidir. Bilgi i\u00e7in oraya bak\u0131n\u0131z. Karz, ba\u015flang\u0131c\u0131 \u00f6d\u00fcn\u00e7 verme, sonucu bey-i sarf (para cinslerinin bir biriyle sat\u0131\u015f\u0131) olan bir muameledir.Karz-\u0131 hasen, g\u00fczel \u00f6d\u00fcn\u00e7 anlam\u0131n\u0131 ifade etmekle beraber burada mal\u0131n en iyisini se\u00e7ip Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in halis niyetle faydal\u0131 olan hususlara sarf etmek demektir.<\/p>\n<p>Karz-\u0131 hasenin on vasf\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 ifade edilmi\u015ftir. 1. Sarf edilecek mal\u0131n, helal maldan olmas\u0131 laz\u0131md\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2 temizdir, temiz olmayan\u0131 sevmez. 2. Ki\u015finin sahip oldu\u011fu mal\u0131n en iyisinden olmal\u0131d\u0131r. 3. Karz-\u0131 hasen sahibi s\u0131hhatli, ya\u015fama \u00fcmidi besleyen, fakirlik korkusu i\u00e7inde tutumlu hareket eden birisi olmal\u0131d\u0131r. 4. Mal\u0131, en muhta\u00e7 ve en uygun olana vermelidir. 5. Verdi\u011fi mal\u0131, gizlemeli, a\u00e7\u0131\u011fa vurmamal\u0131d\u0131r. 6. Arkas\u0131ndan ba\u015fa kakmamal\u0131, eziyet etmemelidir. 7. Maksad\u0131, s\u0131rf Allah r\u0131zas\u0131 olmal\u0131d\u0131r. 8. Verdi\u011fi \u00e7ok olsa da az ve ehemmiyetsiz g\u00f6rmelidir. 9. En sevdi\u011fi mal\u0131ndan vermelidir. 10. Mal\u0131, fakire evine g\u00f6t\u00fcrerek vermek suretiyle onu en fazla memnun edecek y\u00f6ntemi se\u00e7melidir. Burada Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 karz-\u0131 hasen t\u00e2birinin kullan\u0131lmas\u0131, mecaz\u00ee anlamdad\u0131r. Mal\u0131n en iyisini ve verilecek en faydal\u0131 ciheti se\u00e7erek Allah yolunda ihl\u00e2s ile harcama yap\u0131lmas\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n buna kat kat sevab ve kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 taahh\u00fcd buyurmas\u0131 hususunun bir karz-\u0131 hasene benzetilerek fiilde bir isti\u00e2re-i tebeiyye veya g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte bir isti\u00e2re-i temsiliyye yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>12-13. G\u00f6rece\u011fin g\u00fcn\u00fc zarf\u0131na veya yaya da hazfedilen fiiline ba\u011fl\u0131d\u0131r. Yani k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc &#8220;Onlar\u0131n \u00f6nlerinde ve sa\u011flar\u0131nda nurlar\u0131 ko\u015far.&#8221; \u0130bn\u00fc Eb\u00ee \u015eeybe, \u0130bn\u00fc Cerir, \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir, \u0130bn\u00fc Eb\u00ee H\u00e2tim, H\u00e2kim ve \u0130bn\u00fc Merd\u00fbye&#8217;nin \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud (r.a.)&#8217;dan naklettikleri bir riv\u00e2yette o \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;M\u00fcminlere amellerine g\u00f6re nur verilir. Bu nurla onlar s\u0131rat\u0131 ge\u00e7erler. Kiminin nuru da\u011f gibi, kiminin nuru a\u011fa\u00e7 gibidir. En a\u015fa\u011f\u0131da olan\u0131n nuru ba\u015f parma\u011f\u0131ndad\u0131r ki bir yanar bir s\u00f6ner.&#8221; Eb\u00fb Hayyan da der ki: &#8220;Anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re bu nur iki k\u0131s\u0131md\u0131r. Birisi \u00f6nlerindedir, gidecekleri yeri ayd\u0131nlat\u0131r. Birisi de sa\u011f taraflar\u0131ndad\u0131r.&#8221; Cumhura g\u00f6re de nurun asl\u0131, onlar\u0131n sa\u011flar\u0131nda olan nurdur.<\/p>\n<p>\u00d6nlerinde bulunan nur, bu as\u0131l nur olan yay\u0131lan \u0131\u015f\u0131kt\u0131r. Bir de denilmi\u015ftir ki. &#8220;Buradaki , m\u00e2n\u00e2s\u0131na olup, &#8220;sa\u011f taraflar\u0131ndan&#8221; demektir ki bu da, &#8220;her taraflar\u0131ndan&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. &#8220;Eym\u00e2n&#8221; \u015feklinde \u00e7o\u011ful olarak ifade edilmesi ise, onun \u015ferefinden dolay\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Zemah\u015fer\u00ee de \u015f\u00f6yle der: &#8221; &#8220;\u00d6nlerinden ve sa\u011flar\u0131ndan&#8221; denilmesi, o bahtiyar m\u00fcminlerin amel defterlerinin bu iki y\u00f6nden verilmesinden dolay\u0131d\u0131r.&#8221; Nitekim cehennemliklerin de sollar\u0131ndan ve arkalar\u0131ndan verilecektir.&#8221; \u0130bn\u00fc Eb\u00ee H\u00e2tim, H\u00e2kim ve \u0130bn\u00fc Merd\u00fbye Abdurrahm\u00e2n b. C\u00fcbeyr b. N\u00e2dir&#8217;den, onun \u015f\u00f6yle dedi\u011fini nakletmi\u015flerdir: &#8220;Ebu Zer ve Ebu&#8217;d-Derd\u00e2 (r.a.) derlerdi ki, &#8220;Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;Ben k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc kendisine secde izni verileceklerin birincisiyim, izin verilip ba\u015f\u0131n\u0131 kald\u0131racaklar\u0131n da birincisiyim. Ba\u015f\u0131m\u0131 kald\u0131r\u0131p \u00f6n\u00fcme, arkama, sa\u011f\u0131ma ve soluma bakar\u0131m, bak\u0131nca b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetlerin aras\u0131nda \u00fcmmetimi tan\u0131r\u0131m. Ya Resululluh Nuh (a.s.)&#8217;dan \u00fcmmetine kadar b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetleri nas\u0131l tan\u0131rs\u0131n? diye soruldu\u011funda da buyurdu ki: &#8220;Abdest izinden al\u0131nlar\u0131, elleri ve ayaklar\u0131 par\u0131ldar.&#8221; Bu durum ba\u015fka \u00fcmmetlerde yoktur. Ve kitaplar\u0131 sa\u011f taraflar\u0131ndan verilir onunla tan\u0131r\u0131m, y\u00fczlerinde secde izlerinden i\u015faretleri vard\u0131r, onunla tan\u0131r\u0131m. \u00d6nlerinden sa\u011f ve sol taraflar\u0131ndan ko\u015fan nurlar\u0131yla tan\u0131r\u0131m.&#8221; \u0130bn\u00fc Eb\u00ee H\u00e2tim, Eb\u00fb \u00dcm\u00e2me (r.a.)&#8217;den \u015f\u00f6yle bir rivayet nakletmi\u015ftir. &#8220;K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc bir zulmet sal\u0131n\u0131r, ne m\u00fcmin ne de k\u00e2fir hi\u00e7 kimse avucunu dahi g\u00f6remez. T\u00e2 ki Allah Te\u00e2l\u00e2, m\u00fcminlere amelleri kadar nur g\u00f6nderinceye kadar &#8230;&#8221; \u0130bn\u00fc Cesir ve Beyhaki &#8220;Ba&#8217;s&#8221;de \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n \u015f\u00f6yle dedi\u011fini naklederler: &#8220;\u0130nsanlar karanl\u0131klar i\u00e7inde iken Allah Te\u00e2l\u00e2 bir nur g\u00f6nderir. M\u00fcminler o nuru g\u00f6r\u00fcnce o tarafa do\u011fru y\u00f6nelirler. \u0130\u015fte bu nur, onlar\u0131n cennete girmeleri i\u00e7in Allah taraf\u0131ndan g\u00f6nderilen bir delil olur.&#8221; Bundan sonraki \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan bizim anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131za g\u00f6re, s\u00f6z konusu nurun m\u00fcminlerin \u00f6nlerinde ve sa\u011flar\u0131nda ko\u015fmas\u0131, solda ve arkada bulunan m\u00fcnaf\u0131k ve k\u00e2firlerin ondan istifade etmemesi i\u00e7indir. Binaenaleyh &#8216;\u00fc &#8220;her taraf&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlamak do\u011fru de\u011fildir. , dan bedeldir. \u0130bn\u00fc Atiye demi\u015ftir ki, s\u00f6z\u00fcne de zarf olabilir. Yani m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n \u015f\u00f6yle \u015f\u00f6yle dedikleri g\u00fcn, m\u00fcminler o b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015fa erecekler demektir. M\u00fcnaf\u0131klar, Medine&#8217;de oldu\u011funa g\u00f6re bu \u00e2yetlerin de meden\u00ee olmalar\u0131 gerekir. Bize bak\u0131n\u0131z sizin nurunuzdan alal\u0131m, yani m\u00fcminler nurlar\u0131 \u00f6nlerinde ve sa\u011flar\u0131nda ko\u015farak o b\u00fcy\u00fck murada ererlerken m\u00fcnaf\u0131klar yeti\u015femeyip karanl\u0131kta kalacaklard\u0131r. M\u00fcminlere arkalar\u0131ndan diyecekler ki, &#8220;Bizden tarafa bir bak\u0131n da, nurunuzdan biz de \u0131\u015f\u0131k alal\u0131m, istifade edelim.&#8221; Zira m\u00fcminler onlardan tarafa bakt\u0131klar\u0131 zaman \u00f6nlerinde bulunan nur o tarafa gelece\u011finden ondan istifade edeceklerdir. Yahut &#8220;Bizi g\u00f6zetin, bekleyin de biz de size kat\u0131lal\u0131m ve bu s\u00fbretle nurunuzdan \u0131\u015f\u0131k alal\u0131m.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. M\u00fc&#8217;minler veya melekler taraf\u0131ndan denilecek ki d\u00f6n\u00fcn arkan\u0131za da bir nur alma\u011fa \u00e7al\u0131\u015f\u0131n. Yani bir nur bulma vas\u0131tas\u0131 aray\u0131n. \u00c2yette yer alan &#8220;d\u00f6n\u00fcn&#8221; emri, defolun gibi bir azarlama, bir kovmad\u0131r. Denilmi\u015f olmaktad\u0131r ki, siz d\u00fcnyada d\u00f6nekli\u011fi sever, dinden d\u00f6nme\u011fe vas\u0131ta arard\u0131n\u0131z. Haydi \u015fimdi m\u00fcmk\u00fcnse ve d\u00f6nmekte fayda varsa d\u00f6n\u00fcn arkan\u0131za da bir nur aray\u0131n. \u015eimdi burada size bakacak kimse yoktur. Arkadan maksat da, nurun taksim edildi\u011fi yer yahut, nurun sebebi olan iman\u0131n kazan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 d\u00fcnya hayat\u0131d\u0131r. Derken aralar\u0131na bir s\u00fbr \u00e7ekilmi\u015ftir. S\u00fbr, bir \u015fehrin etraf\u0131na \u00e7epe \u00e7evre \u00e7ekilen his\u00e2ra denilir. Burada mutlak ay\u0131r\u0131c\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131 verilmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Zeyd ve M\u00fccahid bu s\u00fbra A&#8217;r\u00e2f demi\u015flerdir. Di\u011ferleri ise A&#8217;r\u00e2f\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015fey oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Baz\u0131 \u00e2limler de men etme ve yolu kapama m\u00e2n\u00e2s\u0131 vermi\u015flerdir. Yani m\u00fcnaf\u0131klar, m\u00fcminleri taleb etmekten engelleneceklerdir demektir. Ayr\u0131ca bu s\u00fbrun, cennet ile cehennem aras\u0131na \u00e7ekilmi\u015f bir sed oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de ileri s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u00d6yle bir sur ki onun bir kap\u0131s\u0131 vard\u0131r. \u00c7ok de\u011fil sadece bir kap\u0131s\u0131, Allah bilir ya bu, iman kap\u0131s\u0131 olmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ondan ancak m\u00fcmin olanlar girebileceklerdir. Batn\u0131 yani o kap\u0131n\u0131n yahut s\u00fbrun i\u00e7i ki rahmet ondad\u0131r. Hakikatini tarif ve tasvir etmenin m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn sevab ve nimet onun i\u00e7indedir. D\u0131\u015f\u0131 ise, o y\u00fczden yani o kap\u0131 ve s\u00fbr taraf\u0131ndan azabt\u0131r. D\u0131\u015f\u0131ndakilere azab o y\u00f6nden gelir.<\/p>\n<p>14. M\u00fcnaf\u0131klar, m\u00fcminlere: &#8220;Biz sizinle beraber de\u011filmiydik?&#8221; diye ba\u011fr\u0131\u015f\u0131rlar. D\u00fcnyada sadece dilleriyle deyip m\u00fcmin g\u00f6r\u00fcnd\u00fcklerini s\u00f6ylemek isterler. Buna kar\u015f\u0131 m\u00fcminler diyecekler evet.. velakin sizler kendilerinizi fitneye soktunuz. Yani m\u00fcnaf\u0131kl\u0131k yaparak kendinizi me\u015fakkate d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fcn\u00fcz, ate\u015fe do\u011fru gittiniz ve helak ettiniz. Ve g\u00f6zettiniz m\u00fcminlere bel\u00e2 ve musibet gelmesini beklediniz. Bunun da sebebi ve \u015f\u00fcphe ettiniz, i\u015fkillendiniz. Yani inanamad\u0131n\u0131z, b\u00f6ylece de hakikaten m\u00fcminlerle beraber olmad\u0131n\u0131z. ve bunun sebebi de kuruntular\u0131n\u0131z sizi aldatt\u0131. Bo\u015f temenni ve h\u00fclyalarla kuruntular\u0131n\u0131za aldand\u0131n\u0131z ve m\u00fcn\u00e2f\u0131kl\u0131kla o bo\u015f isteklerinize erece\u011finizi, b\u00f6ylece de \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ba\u015far\u0131l\u0131 olamayaca\u011f\u0131n\u0131 zannettiniz. T\u00e2 Allah&#8217;\u0131n emri, yani \u00f6l\u00fcm gelinceye kadar gururland\u0131n\u0131z ve bunun da sebebi, o aldat\u0131c\u0131, gururlu, yani \u015feytan sizi Allah&#8217;a g\u00fcvendirdi, adam sen de! G\u00fcnah\u0131n zarar\u0131 yoktur, Allah Gaf\u00fbr ve Rah\u00eem&#8217;dir affeder diye sizi keyflerinizin arkas\u0131ndan ko\u015fturdu.<\/p>\n<p>15. &#8220;Bu g\u00fcn.&#8221; &#8220;F\u00e2&#8221; sebebiyyedir, yani o sebebten dolay\u0131 bug\u00fcn sizden hi\u00e7bir fidye kabul edilmez, kendinizi kurtarmak i\u00e7in her ne kadar kurtulu\u015f fidyesi verecek olsan\u0131z kabul edilmez. Ne de k\u00fcfredenlerden, sadece sizin gibi gizlice de\u011fil, a\u00e7\u0131kca ve b\u00e2t\u0131nen k\u00fcfredenlerden de fidye kabul edilmez. Me&#8217;v\u00e2n\u0131z, s\u0131\u011f\u0131naca\u011f\u0131n\u0131z yer, ate\u015f yani cehennemdir. \u0130\u015finizi g\u00f6recek koruyucunuz, yahut lay\u0131k\u0131n\u0131z, en uygun olan cezan\u0131z odur. O da ne fen\u00e2 mas\u00eerdir, yani ne fen\u00e2 gidilecek yerdir. Yahut ona gidi\u015f de ne fen\u00e2d\u0131r.<\/p>\n<p>16. &#8220;Ya o iman edenlere \u00e7a\u011fr\u0131 gelmedi mi?&#8221; Bu \u00e2yetin de i\u00e7eri\u011fi onun Medine&#8217;de indi\u011fini g\u00f6sterir. Ancak Mekk\u00ee oldu\u011funa dair de iki ayr\u0131 rivayet vard\u0131r. Bunlardan biri, \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;dan nakledilmektedir. O \u015f\u00f6yle der: &#8220;M\u00fcsl\u00fcman olmam\u0131z\u0131n \u00fczerinden hen\u00fcz d\u00f6rt sene ge\u00e7mi\u015fti ki bu \u00e2yet ile uyar\u0131ld\u0131k. &#8220;Di\u011feri ise \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131nd\u0131r. O da \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, m\u00fcminlerin kalplerinde bir a\u011f\u0131rl\u0131k (yava\u015f hareket) g\u00f6rerek, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ini\u015finin on \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc senesine girerken bizi azarlad\u0131.&#8221; \u015eu halde bu iki rivayet birbirine z\u0131t oldu\u011fu i\u00e7in birini tercih edecek durumda de\u011filiz. Bir de, m\u00fcminler Mekke&#8217;de s\u0131k\u0131nt\u0131 i\u00e7inde idiler. Medine&#8217;ye hicret ettiklerinde r\u0131z\u0131k ve nimete ula\u015f\u0131nca eski hallerine nazaran i\u00e7lerinde uyu\u015fukluk g\u00f6sterenler oldu. Bunun \u00fczerine s\u00f6z konusu \u00e2yet indirildi denilmi\u015ftir. Lakin bu da, \u00e2yetin i\u00e7eri\u011fine pek uygun d\u00fc\u015fmemektedir. Ger\u00e7i \u00e2yetin son taraf\u0131nda &#8220;\u00dczerlerinden uzun zaman ge\u00e7mi\u015f de kalpleri kat\u0131la\u015fm\u0131\u015f&#8230;&#8221; denilmekle bu m\u00e2n\u00e2ya temas ediliyor gibi ise de, esasen s\u00f6z geliminde bir a\u015fa\u011f\u0131lanma olmay\u0131p, hen\u00fcz vakti gelmedi mi? diye hitab edilerek bir olgunla\u015fman\u0131n meydana gelmesine te\u015fvik ve sevk edilme bulunmaktad\u0131r. Asl\u0131nda \u00e2yette bir azarlama vard\u0131r. Fakat bu azarlama, \u00e2yetin ini\u015fine sebeb olan sahabiler i\u00e7in din\u00ee ne\u015f&#8217;ede bir a\u015fa\u011f\u0131lanma azarlamas\u0131 de\u011fil, imanda kem\u00e2l izlerini g\u00f6stermek suretiyle \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n faaliyete ge\u00e7mesi i\u00e7in a\u015fk ve heyecan y\u00fckseli\u015fini uyand\u0131rmak istikbalde de o ne\u015f&#8217;enin s\u00f6nmemesi i\u00e7in \u015fart olan ruh\u00ee bir kanuna i\u015faret etmekle heyecan ifade eden bir te\u015fvik azarlamas\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in buyuruluyor ki, o iman edenlere vakti ve zaman\u0131 gelmedi mi? Ki kalpleri Allah&#8217;\u0131n zikrine ve inen hakka sayg\u0131 duysun sayg\u0131 ile boyun e\u011fip itaat eylesin. Allah&#8217;\u0131n zikrinden maksat, Allah&#8217;\u0131n ad\u0131n\u0131n an\u0131lmas\u0131, yahut Kur&#8217;\u00e2n&#8217;d\u0131r. \u0130nen hak da, meydana gelen olaylara g\u00f6re Kur&#8217;\u00e2n ile Allah taraf\u0131ndan indirilen h\u00fck\u00fcmlerdir. \u0130m\u00e2n, \u00f6nce bilgi ve sevgi gibi iki ruh h\u00e2lini ihtiv\u00e2 eder. Sonra da Hak Te\u00e2l\u00e2 taraf\u0131ndan gelen emir ve nehiylere g\u00f6re hay\u0131rl\u0131 i\u015flere te\u015febb\u00fcs etmeyi ve g\u00fczel ahl\u00e2k ile ahl\u00e2klanmay\u0131 gerektirir. Yeni imana gelen kalplerde ilk duygular\u0131n vicdanlara \u00e7arp\u0131\u015f\u0131 kuvvetli ve bu y\u00fczden muhabbet ne\u015fesi \u015fiddetli olsa da, gerek bilgi ve gerek iman\u0131n gerektirdi\u011fi \u015feyin tatbikat\u0131 itibariyle olgunlu\u011fa ula\u015fm\u0131\u015f bir kalp gibi y\u00fcksek faziletlere eremez, yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015flerde ve g\u00f6sterdi\u011fi tepkilerde usul\u00fcne uygun ve normal bir hareket tarz\u0131na sahip olamaz Nitekim uzun zaman ge\u00e7mesiyle duygular kocayarak ne\u015f&#8217;esini kaybeder. Arzulara gev\u015feklik ve kalbe kat\u0131l\u0131k gelir ve bu kanun ruhundan dolay\u0131 ferdler gibi cemiyetler de din\u00ee ne\u015felerinde bir ba\u015flang\u0131\u00e7 \u00e7ocukluk, gen\u00e7lik, r\u00fc\u015fd, kem\u00e2l ve olgunluk sonra da kocamak ve ihtiyarl\u0131k gibi tav\u0131rdan tav\u0131ra \u00e7e\u015fitli devirler ya\u015far. Bu suretle kocayan cemiyetler ancak ne\u015fenin yenilenmesi yoluyla, \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme gibi yeniden hayat kazanarak varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 devam ettirebilir ve yine o suretle geli\u015fmesini sa\u011flayabilirler. Hakk\u0131n birli\u011fi ile \u0130sl\u00e2m, \u00e2leme bir Lik\u00e2ullah (Allah&#8217;a kavu\u015fma) ne\u015f&#8217;esi getirmi\u015fti ki, onun sona ermesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez ve hi\u00e7bir ne\u015f&#8217;e ile de\u011fi\u015ftirilmesi s\u00f6z konusu edilemez. \u0130stikbalin imkan zemininde gizlenen hi\u00e7bir devlet, hi\u00e7bir nimet ne\u015fesi onun kavray\u0131\u015f\u0131 d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kamaz. En b\u00fcy\u00fck ho\u015fnutluk, b\u00fct\u00fcn ne\u015f&#8217;elerin ve mutluluklar\u0131n gayesidir. \u00d6ncekiler, o ne\u015fenin a\u015fk\u0131yla iman ve \u0130sl\u00e2m&#8217;a sar\u0131l\u0131yorlard\u0131. M\u00fc\u015friklerin k\u0131zg\u0131n ta\u015flarla i\u015fkenceleri alt\u0131nda hi\u00e7 gev\u015feklik g\u00f6stermeyerek &#8220;ehad, &#8220;ehad&#8221; (birdir) diye Allah&#8217;\u0131 zikretmek suretiyle iman\u0131n sevincini ilan eden Bil\u00e2l-i Habe\u015f\u00ee (r.a.) gibi Ashab-\u0131 Kiram, hep o ne\u015f&#8217;enin \u015fevkiyle zevk i\u00e7inde ya\u015f\u0131yorlard\u0131. Sonra da bu ne\u015fe, feyz ve y\u00fckselmeye kabiliyetli olarak &#8220;Bug\u00fcn size dininizi ikmal ettim, \u00fczerinize nimetimi tamamlad\u0131m&#8230;&#8221; (M\u00e2ide, 5\/3) g\u00fcn\u00fcne do\u011fru bir olgunla\u015fma takip ediyordu. \u015e\u00fcphesiz ki Ashab-\u0131 Kiram imanlar\u0131n\u0131n ilk an\u0131ndan itibaren kalpleri Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 sayg\u0131 ile \u00e7arpan mahlukat\u0131n en \u00fcst\u00fcn\u00fc idiler. Bununla beraber ferdlerin tekam\u00fcl mertebelerindeki hareket ve kabiliyetleri ve her mertebedeki sayg\u0131 dereceleri farkl\u0131 oldu\u011fu gibi ilk zamanlarda cemiyyet olarak ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015flar\u0131nda hen\u00fcz o, g\u00f6r\u00fcnen ne\u015f&#8217;esini bulamam\u0131\u015f kuvvet ve gen\u00e7lik \u00e7a\u011f\u0131na gelememi\u015fti. \u0130\u015fte bu \u00e2yet, bu ruh kanunlar\u0131yla \u0130sl\u00e2m toplumunun iman konusunda ve amel\u00ee faz\u00eeletlerde Allah&#8217;\u0131 zikir ve Hakk&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerine tam bir sayg\u0131 ve teslimiyyet melekesi kazanarak faaliyyet \u00e7a\u011f\u0131na ge\u00e7meleri zaman\u0131n\u0131n geldi\u011fini hat\u0131rlatmaktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yetinde buyuruldu\u011fu \u00fczere &#8220;As\u0131l m\u00fcminler o kimselerdir ki, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ism-i celili zikredildi\u011fi zaman kalbleri \u00e7arpar ve \u00e2yetleri okunduk\u00e7a imanlar\u0131 artar.&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/2). \u015eu halde iman edenler i\u015fte b\u00f6yle olsunlar. Ve \u015funlar gibi olmas\u0131nlar ki \u00f6nceden kendilerine kitap yani Tevrat ve \u0130ncil verildi. Sonra \u00fczerlerinden uzun zaman ge\u00e7ti, zaman uzad\u0131, peygamberleriyle aralar\u0131nda zaman ge\u00e7ti, yahut gaye uzad\u0131, vaad edilen maksad ve istek ge\u00e7ti, veya ecel uzad\u0131, \u00f6m\u00fcrleri uzay\u0131p \u00f6l\u00fcm\u00fc unutarak ard\u0131 arkas\u0131 kesilmeyen arzular pe\u015fine d\u00fc\u015ft\u00fcler. Ve kalpleri kat\u0131la\u015ft\u0131. Allah ad\u0131na zikr ve nasihat tesir etmez, hakka boyun e\u011fmez ve hak ne\u015fesi duymaz oldular. B\u00f6ylece &#8220;\u0130\u015fte onlar (yani kalbler) \u015fimdi kat\u0131l\u0131kta ta\u015f gibi, yahut daha da ileri..&#8221; (Bakara, 2\/74) \u00e2yetinde ifade edilen duruma geldiler. Hem i\u00e7lerinden \u00e7oklar\u0131 f\u00e2s\u0131kt\u0131rlar. Dinlerinin s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 a\u015fm\u0131\u015f, kitaplar\u0131ndakini terketmi\u015flerdir. Yani &#8220;Ama onlar kendilerine zikredilen \u015feyden pay almay\u0131 unuttular..&#8221; (M\u00e2ide, 5\/14) \u00e2yetinde ifade edilen niteli\u011fi kazanm\u0131\u015f oldular. Onun i\u00e7in siz onlar gibi olmay\u0131n, kat\u0131 kalpli de olmay\u0131n, f\u00e2s\u0131k da olmay\u0131n da, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zikrine, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki vaaz ve uyar\u0131s\u0131na, indirdi\u011fi ger\u00e7ek h\u00fck\u00fcmlere itaat ve teslimiyeti al\u0131\u015fkanl\u0131k edinecek \u015fekilde yumu\u015fak ve ince kalpli olun. deki &#8220;f\u00e2&#8221; sebebiyyet m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Demek ki t\u00fbl-i emed, yani zaman\u0131n uzamas\u0131, kalp kat\u0131l\u0131\u011f\u0131na bir sebeb g\u00f6sterilmi\u015ftir. Zira zaman\u0131n ge\u00e7mesiyle duygular\u0131n \u015fiddeti s\u00f6ner, kalpler kat\u0131l\u0131k peyda eder. O halde hat\u0131rlara burada \u015f\u00f6yle bir soru gelebilir: Zaman a\u015f\u0131m\u0131 kalbin kat\u0131la\u015fmas\u0131na sebeb olunca uzun zaman ya\u015fayan kimselerin bundan sak\u0131nmas\u0131 nas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn olabilir? Ve bu surette onlar gibi olmas\u0131nlar demenin genel anlamda ne faydas\u0131 olur? Bunun cevab\u0131 \u015fudur: Bilindi\u011fi \u00fczere usulde zaman a\u015f\u0131m\u0131 gibi kullar\u0131n iradesine t\u00e2bi olmayan hususlarda sorumluluk, onun ilgili oldu\u011fu ihtiyar\u0131 elde etme sebeblerine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bunda da zaman a\u015f\u0131m\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc, ortadan kald\u0131rabilecek sebeplerin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 ile ictihada sevketme s\u00f6z konusudur. Bir de \u00e2yette as\u0131l kasdedilen hu\u015f\u00fbdur (sayg\u0131d\u0131r). Hu\u015f\u00fb ise irade ve ihtiy\u00e2r ile ilgili olan bir fiildir.<\/p>\n<p>17.Sonra tabii sebepler kar\u015f\u0131s\u0131nda da \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015f\u00fclmemek i\u00e7in \u015f\u00f6yle buyuruluyor: Biliniz ki Allah Te\u00e2l\u00e2 yeri \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra diriltir. \u015e\u00fcphe yok ki onu dirilten Allah, zaman\u0131n uzamas\u0131yla kat\u0131la\u015fm\u0131\u015f olan kalpleri de yeni bir intib\u00e2h ve bir hayat ne\u015fesi ile diriltir. \u0130\u015fte size \u00e2yetleri a\u00e7\u0131klad\u0131k belki d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr anlars\u0131n\u0131z da onlara sayg\u0131 ile sar\u0131l\u0131r, zaman\u0131n uzamas\u0131yla dahi kasvete d\u00fc\u015fmemek i\u00e7in olgun bir iman ile \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n feyziyle \u00e2leme yeni yeni hayatlar yayars\u0131n\u0131z. Bunu yapabilmek i\u00e7in de Allah yolunda infak ve tasadduk etmek en birinci sebeplerden birini te\u015fkil eder. Bu hususa i\u015faret i\u00e7in \u015f\u00f6yle buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>18. &#8220;\u015e\u00fcphesiz sadaka veren erkekler ve kad\u0131nlar&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>19. Hem Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne iman edenler ki imanlar\u0131n\u0131n niteli\u011fi Bakara S\u00fbresi&#8217;nin sonunda ifade edilmi\u015fti. Onlar, hep s\u0131ddikler ve \u015fehidlerdir. S\u0131ddikler; Allah ve Resul\u00fcn\u00fc tasdik edip, tasdiklerine sad\u0131k kalmada en ileri gidenlerdir. \u015eehidler; Allah yolunda can veren m\u00fccahidlerdir ki, cennetlik olduklar\u0131na \u015fehadet edilmi\u015ftir. Yahut hakikatte \u00f6lm\u00fc\u015f olmay\u0131p, hayatta bulunduklar\u0131na \u015fehadet edilmi\u015f olmakla beraber hen\u00fcz haz\u0131r demek olan \u015fahidlerdir. Rablerinin indinde, yani Allah&#8217;\u0131n yan\u0131nda demektir ki hakiki m\u00fcminler, Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcm ve ilminde s\u0131ddikler ve \u015fehidler h\u00fckm\u00fcnde ve t\u0131pk\u0131 onlar gibidirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne hakikaten iman etmi\u015f olanlar, onlar gibi Allah&#8217;\u0131n ve peygamberlerinin b\u00fct\u00fcn haberlerini tasdik etmekle beraber, imanlar\u0131na sad\u0131k kal\u0131rlar ve Allah i\u00e7in onlar\u0131n fiillerine s\u0131dk ile \u015feh\u00e2det ve yard\u0131m ederler. Onun i\u00e7in onlara \u00f6yle s\u0131dk ve \u015fehadet ile iman edenlere onlar\u0131n, yani s\u0131ddiklerin ve \u015fehidlerin m\u00fckafat ve nurlar\u0131 vard\u0131r. O hakiki m\u00fcminler de, onlara vaad edilen m\u00fckafat ve nura kavu\u015furlar. M\u00fcfessirlerin beyan\u0131na g\u00f6re \u015fu farkla ki, m\u00fcminlerinki s\u0131ddiklerin ve \u015fehidlerinki gibi katlanamaz. Bu suretle se\u00e7ilirler. Aralar\u0131nda mahiyet (esas) fark\u0131 bulunmaz, Fakat nitelik ve derece fark\u0131 bulunur. Baz\u0131 m\u00fcfessirler de bu \u00e2yeti ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc rabtetmi\u015fler ve demi\u015flerdir ki nin haberi da tamam olmu\u015ftur, okurken burada durulmal\u0131d\u0131r a ba\u011fl\u0131 olmay\u0131p m\u00fcbted\u00e2d\u0131r. Haberi ise, d\u00fcr. B\u00f6ylece bu \u00fc\u00e7 zamirin \u00fc\u00e7\u00fc de \u015f\u00fched\u00e2ya aiddir. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2, \u015f\u00f6yledir: &#8220;Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne iman edenler, onlar hep s\u0131ddiklerdir. Rablerinin yan\u0131ndaki \u015fehidler ise, onlar\u0131n kendilerine mahsus m\u00fckafatlar\u0131 ve nurlar\u0131 vard\u0131r.&#8221; Burada \u015e\u00fched\u00e2&#8217;dan murad &#8220;Her \u00fcmmetten bir \u015fahit, seni de bunlara \u015fahit getirdi\u011fimiz zaman nice olur.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/41) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi peygamberlerin olmas\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. \u00c2yetlerimize yalan deyip k\u00fcfredeler ise, onlar hep cehennem ashab\u0131d\u0131r. Cehennemde ebedi kal\u0131c\u0131d\u0131rlar. K\u00e2d\u00ee Beyd\u00e2v\u00ee der ki: &#8220;Bu \u00e2yetten, cehennemde ebed\u00ee kal\u0131\u015f\u0131n k\u00e2firlere mahsus oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Zira c\u00fcmle, ihtisasa delalet etti\u011fi gibi sohbet de \u00f6rf bak\u0131m\u0131ndan beraberli\u011fe, devaml\u0131l\u0131\u011fa delalet etmektedir.&#8221;<\/p>\n<p>M\u00fcmin ve k\u00e2firin ahiretteki hallerini b\u00f6ylece beyan ettikten sonra d\u00fcnyan\u0131n, yani ahiret saadetini kazanmak i\u00e7in sarf edilmeyen f\u00e2ni hayat\u0131n de\u011fersizli\u011fini tasvir ederek ahiret hayat\u0131na te\u015fvik i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>20. Biliniz ki d\u00fcnya hayat\u0131 bir oyun, bir e\u011flence, bir s\u00fcs ve kendi aran\u0131zda \u00f6v\u00fcnme, mal ve evlat \u00e7o\u011faltma yar\u0131\u015f\u0131ndan ibarettir. Bu, t\u0131pk\u0131 bir ya\u011fmura benzer ki; bitirdi\u011fi ot, ekincilerin ho\u015funa gider, sonra kurur, onu sapsar\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn, sonra \u00e7er\u00e7\u00f6p olur. Ahirette ise \u00e7etin bir azab; Allah&#8217;tan ma\u011ffiret ve r\u0131za vard\u0131r. D\u00fcnya hayat\u0131, aldat\u0131c\u0131 bir zevkten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>21. Rabbinizden bir ma\u011ffirete; Allah&#8217;a ve peygamberine inananlar i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015f olup, geni\u015fli\u011fi g\u00f6kle yerin geni\u015fli\u011fi kadar olan cennete ko\u015fu\u015fun. \u0130\u015fte bu Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfudur. Onu diledi\u011fine verir. Allah b\u00fcy\u00fck l\u00fctuf sahibidir.<\/p>\n<p>22. Yery\u00fcz\u00fcnde vuku bulan ve sizin ba\u015f\u0131n\u0131za gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan \u00f6nce, bir kitapta yaz\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131n. \u015e\u00fcphesiz bu Allah&#8217;a g\u00f6re kolayd\u0131r.<\/p>\n<p>23. B\u00f6ylece elinizden \u00e7\u0131kana \u00fcz\u00fclmeyesiniz ve Allah&#8217;\u0131n size verdi\u011fi nimetlerle \u015f\u0131marmayas\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, kendini be\u011fenip b\u00f6b\u00fcrlenen kimseleri sevmez.<\/p>\n<p>24. Onlar cimrilik edip insanlara da cimrili\u011fi emrederler. Kim y\u00fcz \u00e7evirirse Allah, zengindir, \u00f6vg\u00fcye lay\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>25. Andolsun biz peygamberlerimizi a\u00e7\u0131k delillerle g\u00f6nderdik ve insanlar\u0131n adaleti yerine getirmeleri i\u00e7in beraberlerinde kitab\u0131 ve \u00f6l\u00e7\u00fcy\u00fc indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda b\u00fcy\u00fck bir kuvvet ve insanlar i\u00e7in faydalar vard\u0131r. Bu, Allah&#8217;\u0131n dinine ve peygamberlerine g\u00f6rmeden yard\u0131m edenleri belirlemesi i\u00e7indir. \u015e\u00fcphesiz Allah kuvvetlidir, daima \u00fcst\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>20. D\u00fcnya hayat\u0131, yani ahiret kazanc\u0131 i\u00e7in sarfedilmeyen, sonsuzluk \u00e2leminin nimetlerini elde etmeye vas\u0131ta k\u0131l\u0131nmayan o d\u00fcnya hayat\u0131 s\u0131rf \u00e7ocuklar\u0131 aldatan ve yorgunluktan ba\u015fka bir meyvas\u0131 olmayan \u015fu hallerden ibarettir: Bir oyundur, heves edilir. U\u011fra\u015f\u0131l\u0131r, bo\u011fu\u015fulur. Yense de yenilse de netice itibariyle hi\u00e7e do\u011fru s\u00fcr\u00fcklenip gider ve e\u011flencedir. \u0130nsan\u0131 faydal\u0131 olan i\u015finden, g\u00fcc\u00fcnden, vazifesinden al\u0131koyan ve vaktini \u00f6ld\u00fcrmekten ba\u015fka bir i\u015fe yaramayan e\u011flencelerdir. Ve s\u00fcst\u00fcr, herhangi bir \u015feref bah\u015fetmeyen, kad\u0131n ve \u00e7ocuklar gibi gafilleri aldatan giyimler, ku\u015famlar, ciciler biciler kabilinden sadece bir g\u00f6steri\u015ftir. Ve aran\u0131zda bir \u00f6v\u00fcnmedir, ben senden \u00fcst\u00fcn\u00fcm, ben falan\u0131n o\u011fluyum gibi bir \u00f6v\u00fcn\u00fc\u015ft\u00fcr. Tef\u00e2h\u00fcr, \u00f6v\u00fcnme yar\u0131\u015f\u0131 demektir. Fahr ve iftihar ise, ki\u015finin kendisinden ba\u015fka \u015feylere g\u00fcveni\u015f \u00f6v\u00fcnmesidir. Mal ve evlatta bir \u00e7okluk yar\u0131\u015f\u0131, bir gururdur. \u0130\u015fte s\u0131rf d\u00fcnya i\u00e7in ya\u015fayanlara hayat, bunlardan ibarettir. Bir ya\u011fmur misali gibi ki otu k\u00e2firleri imrendirmi\u015ftir. Burada k\u00fcff\u00e2r, \u015fer&#8217;an bilinen anlam\u0131 ile k\u00e2firler demek olabilirse de, \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud (r.a.)&#8217;dan rivayet edildi\u011fi \u00fczere \u00e7ift\u00e7iler, ren\u00e7berler m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 daha tercihe \u015fayand\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u00fcf\u00fcr, as\u0131l l\u00fbgat m\u00e2n\u00e2s\u0131nda &#8220;\u00f6rtmek&#8221; demektir. \u00c7ift\u00e7iler de tohumu topra\u011fa at\u0131p \u00f6rtt\u00fckleri i\u00e7in onlara da bu vas\u0131f verilmi\u015ftir. Otlar\u0131n bitmesi de hayvanat dolay\u0131s\u0131yla \u00f6nce \u00e7ift\u00e7ilerin ho\u015funa gider. Ancak bu tabirin se\u00e7ilmesi, bilinen tevriyeden de uzak de\u011fildir. Ahirete inanmayan k\u00e2firlerin ho\u015fland\u0131klar\u0131 hayat\u0131n hayvan\u00ee bir hayat oldu\u011funa i\u015faret i\u00e7in de kullan\u0131lm\u0131\u015f olabilir. Sonra heyecana gelir, co\u015far, g\u00fcrle\u015fir yahut kurumaya y\u00fcz tutar, k\u00f6relir. Bir de bakar onu sapsar\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn. Sonra bir tutam \u00e7\u00f6p olur. \u0130\u015fte d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n misali budur. Ahirette ise \u015fiddetli bir azab vard\u0131r. Yani d\u00fcnya hayat\u0131na d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn neticesi, \u00e7etin bir ac\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in burada ilk \u00f6nce azab haber verilmi\u015ftir. Bir de Allah&#8217;tan bir ma\u011ffiret, b\u00fct\u00fcn g\u00fcnahlar\u0131 \u00f6rten, zahmetleri unutturan ve mahiyetini tasvir imkan\u0131 olmayan bir ma\u011ffiret bir ba\u011f\u0131\u015flama vard\u0131r. Ve bir r\u0131dvan vard\u0131r, ki her \u015feyden b\u00fcy\u00fck, her zevkten \u00fcst\u00fcn olan Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na ula\u015fmak, &#8220;Allah kendilerinden ho\u015fnut olmu\u015f, onlar da Allah&#8217;tan ho\u015fnut olmu\u015flar..&#8221; (Beyyine, 98\/8) \u00e2yeti gere\u011fince hem kendisinden raz\u0131 olunmu\u015f hem de kendisi raz\u0131 olmu\u015f olmak ve o ebedi ho\u015fnutluk, b\u00fct\u00fcn mutluluklar\u0131n en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc, b\u00fct\u00fcn saf\u00e2lar\u0131n (\u015fenliklerin) en y\u00fccesidir. Bu ise, d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131 gaye edinmeyip ahiret i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fan m\u00fcminlere vaad edilmi\u015ftir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki \u015fiddetli bir azaba kar\u015f\u0131l\u0131k iki \u015fey zikredilmi\u015ftir. 1. Ma\u011ffiret, 2. Ho\u015fnutluk. Bu da Allah&#8217;\u0131n rahmet s\u0131fat\u0131n\u0131n gadab s\u0131fat\u0131na \u00fcst\u00fcn geldi\u011fini g\u00f6stermektedir. K\u0131sacas\u0131, d\u00fcnya hayat\u0131 aldat\u0131c\u0131 zevkten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir, bir zevkten ibarettir. Fakat bir aldanma zevkidir. Ho\u015f gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr, lakin ne\u015f&#8217;esi sersemlikle, zevki ac\u0131 ve ayr\u0131l\u0131kla, azab\u0131 cehennem ile neticelenir. Ancak Sa\u00eed b. C\u00fcbeyr (r.a.)den rivayet edildi\u011fi \u00fczere d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n aldat\u0131c\u0131 bir zevk olmas\u0131, ahiret hayat\u0131n\u0131 istemekten al\u0131koymas\u0131 sebebiyledir. Ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ho\u015fnutlu\u011funa ve ahiretin kazan\u0131lmas\u0131na vesile edinilmesi durumunda ise ne g\u00fczel zevk, ne g\u00fczel bir vesiledir! O halde insan olanlar d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n ge\u00e7ici zevklerine kendilerini kapt\u0131rmay\u0131p, sonundaki o ayr\u0131l\u0131k ile bir taraftan o \u015fiddetli azab\u0131, bir taraftan da o ma\u011ffiret ve ho\u015fnutlu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcnmeli de, yaln\u0131z azab korkusu ile de\u011fil, o ma\u011ffiret ve ho\u015fnutlu\u011fa lay\u0131k bir ne\u015f&#8217;e, bir a\u015fk ve muhabbet ile ahiret i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131, o b\u00fcy\u00fck murada ermelidir.<\/p>\n<p>21. Onun i\u00e7in buyuruluyor ki: &#8220;Rabbinizden bir ma\u011ffirete ve geni\u015fli\u011fi yer ile g\u00f6\u011f\u00fcn geni\u015fli\u011fi gibi bir cennete do\u011fru yar\u0131\u015f\u0131n.&#8221; (Bu \u00e2yetin manas\u0131yla ilgili olarak Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/133. \u00e2yetine bkz.) M\u00fcs\u00e2re\u00e2t ve m\u00fcsabaka, s\u00fcrat yar\u0131\u015f\u0131, ge\u00e7me yar\u0131\u015f\u0131 demektir. Bu iki kelime m\u00e2n\u00e2 itibar\u0131yla farkl\u0131 olmakla beraber birbirlerinin yerine kullan\u0131l\u0131rlar. M\u00fcsabaka edin, yani sizden \u00f6nceki \u00fcmmetlerin \u00f6nde gidenlerini ge\u00e7mek ve onlardan daha ileri giderek Rabbinizin ma\u011ffiretine, vasfedilen cennet ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na ermek i\u00e7in gerekli olan sebepleri haz\u0131rlamak hususunda ko\u015fu meydanlar\u0131nda yar\u0131\u015fan yar\u0131\u015f\u00e7\u0131lar gibi m\u00fcsabaka edin, g\u00fczel ve hay\u0131rl\u0131 ameller i\u00e7in gayret g\u00f6sterin. Ki o cennet Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne iman edenler i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015ft\u0131r. O halde m\u00fcsabakan\u0131n asl\u0131n\u0131 imanda yar\u0131\u015fma te\u015fkil eder. \u0130manda m\u00fcsabaka ise, Allah ve Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn tebli\u011f ettikleri hususlar\u0131 tasdik ve uygulamada m\u00fcmk\u00fcn olan mes\u00e2inin en y\u00fckse\u011fini sarf etmek, yani yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Allah&#8217;\u0131n zikrine ve inen hakka sayg\u0131 ile itaatta yar\u0131\u015f etmek suretiyle olacakt\u0131r. Vaad edilen o geni\u015f cenneti haz\u0131rlama Allah&#8217;\u0131n fazl\u0131d\u0131r, yani \u00fczerine vacib oldu\u011fu i\u00e7in de\u011fil, s\u0131rf fazl ve keremiyle ihsan etti\u011fi bir hediyesi bir bah\u015fi\u015fidir. O fazl\u0131n\u0131 diledi\u011fi kimselere verir. Onun i\u00e7in Cennet&#8217;i \u00f6yle iman edenlere tahsis etmi\u015ftir. Ve Allah \u00e7ok b\u00fcy\u00fck l\u00fctuf sahibidir. Onun i\u00e7in ona \u00f6yle b\u00fcy\u00fck ve geni\u015f bir l\u00fctuf \u00e7ok g\u00f6r\u00fclmez. Sizler hemen iman edip ona ermek i\u00e7in yar\u0131\u015farak \u00e7al\u0131\u015f\u0131n da ba\u015far\u0131y\u0131 yine O&#8217;nun l\u00fctfundan \u00fcmid edin.<\/p>\n<p>22. Fakat d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n pe\u015fin olan e\u011flencelerini b\u0131rak\u0131p da b\u00f6yle ahirette vaad edilen bir ma\u011ffiret ve cennet i\u00e7in yar\u0131\u015fa kalk\u0131\u015fmakta gerek memleket ve gerek n\u00fcfus itibariyle bir tak\u0131m d\u00fcnyev\u00ee zararlar, s\u0131k\u0131nt\u0131lar ve musibetlerin ba\u015fa gelme ihtimali varken \u00f6yle bir m\u00fcsabakaya nas\u0131l giri\u015filebilir? denirse i\u015fte bunun i\u00e7in buyuruluyor ki ne yery\u00fcz\u00fcnde ne de nefislerinizde hi\u00e7bir musibet vuku bulmaz ki bir kitapta yaz\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131n. Musibet, hedefine isabet eden mermi gibi insana \u015fiddetle dokunan h\u00e2dise ve felakettir. Arzda vuku bulan musibet, yerde herhangi bir zarar ve harabeye sebeb olan \u00e2fet ve ziyanlard\u0131r. Bu, kurakl\u0131k, k\u0131tl\u0131k, \u00fcr\u00fcnler veya hayvanlara \u00e2r\u0131z olan \u00e2fetler, ev veya \u015fehir y\u0131k\u0131m\u0131, arazi ziyan\u0131 ve zelzele gibi di\u011fer b\u00fct\u00fcn zararlar\u0131 i\u00e7ine almaktad\u0131r. Nefislerdeki musibet ise, \u00f6l\u00fcm, hastal\u0131k, yara bere, k\u0131r\u0131k, hapis, i\u015fkence, a\u00e7l\u0131k, susuzluk, z\u00fc\u011f\u00fcrtl\u00fck gibi insanlarla ilgili olan ac\u0131lard\u0131r. Tatl\u0131 ba\u015far\u0131lar Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfu oldu\u011fu gibi b\u00fct\u00fcn musibetler de Allah&#8217;\u0131n ezeli ilminde veya Levh-i mahfuz&#8217;da yaz\u0131lm\u0131\u015f bir takdiridir. \u00d6yle ki O yeri veya nefisleri yahut da o musibeti yaratmam\u0131zdan, v\u00fccuda getirmemizden \u00f6nce yazm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. O nas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn olur denilmesin. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, Allah&#8217;a g\u00f6re kolayd\u0131r, Allah Te\u00e2l\u00e2 madde ve zamandan m\u00fcsta\u011fni (ber\u00ee)dir. O halde takdir edilen musibetten ka\u00e7\u0131nmakla kurtulma m\u00fcmk\u00fcn olmaz. O yaz\u0131lm\u0131\u015f ise yaln\u0131z m\u00fcsabakaya giri\u015fenlere de\u011fil, ka\u00e7anlara veya oturup zevk ve rahat\u0131na bakanlara dahi gelir \u00e7atar. Bu hususta, b\u00f6yle bir inanca sahip olmal\u0131 ve o yolda hareket edilmelidir. Musibetlere kar\u015f\u0131 kadere ba\u011flanman\u0131n kalbe kuvvet ve sa\u011flaml\u0131k vermesi yan\u0131nda, gerek ac\u0131 ve gerek tatl\u0131 hadiseler kar\u015f\u0131s\u0131nda insan\u0131 sarsmayan bir faydas\u0131 da vard\u0131r.<\/p>\n<p>23. Bu husus \u015f\u00f6yle beyan buyurulmu\u015ftur: O yaz\u0131 (kader) \u015fu hikmet i\u00e7indir ki kaybetti\u011finiz d\u00fcnya nimetlerinden \u00f6t\u00fcr\u00fc gam yemeyip \u00fcz\u00fclmeyesiniz. Allah&#8217;\u0131n takdiri b\u00f6yle imi\u015f diye teselli bulup g\u00fcc\u00fcn\u00fcz\u00fc koruyas\u0131n\u0131z. Ve size verdi\u011fi ile de g\u00fcvenmeyesiniz, Kibirlenmeyip &#8220;Bu, dedi \u015f\u00fck\u00fcr m\u00fc edece\u011fim yoksa nank\u00f6rl\u00fck m\u00fc edece\u011fim diye beni s\u0131namak \u00fczere Rabbimin (g\u00f6sterdi\u011fi) l\u00fctfundand\u0131r.&#8221; (Neml, 27\/40) diye sonunu d\u00fc\u015f\u00fcnesiniz. Zira hepsinin takdir edilmi\u015f oldu\u011funa iman\u0131 olan, kalpleri Allah&#8217;\u0131n zikrine ve inen hakka sayg\u0131 duygusu besleyen kimseler Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hadiseler ile ortaya \u00e7\u0131kan ac\u0131, tatl\u0131 kaza ve kader g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleri kar\u015f\u0131s\u0131nda insan olarak \u00fcz\u00fcnt\u00fc duysa veya duygulansa da kendini \u015fa\u015f\u0131rmaz, ne gam\u0131n \u0131zd\u0131rab\u0131na ne de sevincin gurur ve heyecan\u0131na kapt\u0131rmaz. Hepsinin haktan indi\u011fini ve nice gizli hikmetleri bulundu\u011funu bilerek her iki halde de g\u00f6nl\u00fcn\u00fc, Allah&#8217;\u0131n ma\u011ffiret ve ho\u015fnutluk ne\u015f&#8217;esine ba\u011flay\u0131p al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fck ve r\u0131za, hisleriyle vazifesine bakar. Hem Allah \u00e7ok \u00f6v\u00fcnen kibirlilerin, kendini be\u011fenmi\u015flerin hi\u00e7birini sevmez. Bu ilave \u00f6v\u00fcnmenin sak\u0131ncas\u0131n\u0131 ve k\u00f6t\u00fc g\u00f6r\u00fclen \u00e7e\u015fidini beyan etmektedir. Demek ki, ho\u015f kar\u015f\u0131lanmayan g\u00fcven, kibir ve gurur getiren fazla g\u00fcvendir. Zira m\u00fcbala\u011fa sigas\u0131d\u0131r. \u00c7ok iftihar edici demektir. da &#8220;ihtiy\u00e2l&#8221;den ism-i f\u00e2il olup kendinde g\u00f6r\u00fcnen bir fazilet hayal ederek kibirlenen m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmektedir ki kendini be\u011fenmi\u015f diye tabir edilir. Asl\u0131nda bu kelime, dan t\u00fcremi\u015ftir. den bedel yahut m\u00e2n\u00e2s\u0131na mahzuf m\u00fcbted\u00e2n\u0131n haberidir.<\/p>\n<p>24. Yani &#8220;\u015f\u00f6ylelerini ki,&#8221; yahut &#8220;onlar \u00f6yle kimselerdir ki&#8221; cimrilik ederler; sadaka vermekten, yard\u0131m etmekten Allah yolunda harcamaktan mallar\u0131n\u0131 k\u0131skan\u0131r, esirger ve cimrilik ederler. \u0130nsanlara da cimrili\u011fi emrederler, bu durum iki \u015fekilde olur. Ya nasihat ediyormu\u015f gibi do\u011frudan do\u011fruya a\u011f\u0131zlar\u0131yla s\u00f6yler ve iktisattan, idareden bahsederek s\u0131k\u0131l\u0131\u011fa, cimrili\u011fe te\u015fvik ederler. Yahut davran\u0131\u015flar\u0131yla herkese cimrilik \u00f6rne\u011fi olurlar her kim de ard\u0131na d\u00f6nerse, Allah yolunda harcamaktan y\u00fcz \u00e7evirirse haberi olsun ki, Gan\u00ee ve Ham\u00eed ancak Allah&#8217;t\u0131r. Hi\u00e7 ihtiyac\u0131 olmayan z\u00e2t\u0131nda hamdedilme\u011fe ve \u00f6v\u00fclmeye lay\u0131k olan ancak O&#8217;dur. Onlar\u0131n y\u00fcz \u00e7evirmeleriyle Allah&#8217;\u0131n hi\u00e7bir \u015feyi eksilmez, zarar onlar\u0131n kendilerine aittir. \u0130htiya\u00e7 da kendilerinindir. Burada N\u00e2fi, \u0130bn\u00fc \u00c2mir, Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etlerinde &#8216;siz \u015feklinde okunur ve m\u00e2n\u00e2da herhangi bir de\u011fi\u015fiklik olmaz. Bunun \u00fczerine hamd&#8217;i gerektiren il\u00e2h\u00ee l\u00fctuflardan baz\u0131lar\u0131n\u0131 hat\u0131rlatma ve y\u00fcz \u00e7evirenleri uyarma pozisyonunda buyuruluyor ki<\/p>\n<p>25. Muhakkak beyyinelerle, yani a\u00e7\u0131k ve kesin delil ve mucizelerle Resullerimizi g\u00f6nderdik. Ve beraberlerinde kitap ve mizan\u0131 indirdik. \u00c2yette ge\u00e7en kitaptan maksat, kitap cinsidir. Yaz\u0131n\u0131n ifade edilmesi de, bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131 i\u00e7erisindedir. Mizan da bilinen terazi demektir ki, \u00e2lemde mevcut olan denge kanununun bir delili ve \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc olarak e\u015fyan\u0131n dengesini tayin i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. Bunun indirilmesi ise, Allah taraf\u0131ndan be\u015ferin bilgisine sunulmas\u0131, ilham ile bildirilmesi \u00e7al\u0131\u015ft\u0131rma ve kullan\u0131m\u0131n\u0131n \u00f6\u011fretilip emrolunmas\u0131d\u0131r. Bu da, dengeyi kavrayan bir akl\u00ee ve fikr\u00ee \u00f6l\u00e7\u00fc ile ilgilidir. \u0130\u015fte b\u00f6yle kitab ve mizan (terazi) da indirildi ki insanlar insaf ve adaletle do\u011frulsun. Ad\u00ee terazi tartabildi\u011fi \u015feylerde bir adalet, bir denkle\u015ftirme \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc olmakla beraber, hukuki dengelerin hepsini \u00f6l\u00e7mek i\u00e7in yeterli de\u011fildir. Fakat adalet m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n en hususi bir \u00f6rnek ve vas\u0131tas\u0131n\u0131 g\u00f6sterdi\u011fi i\u00e7in mizan kelimesi mutlak adalet remzi olarak da kullan\u0131l\u0131r. Burada da mizan\u0131n huk\u00fbk\u00ee, sosyal ve siyas\u00ee dengeyi tayin eden adalet \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc m\u00e2n\u00e2s\u0131na al\u0131nmas\u0131 uygundur. Dengeyi bozan ve adaleti sapt\u0131ranlara gelince Bir de demiri indirdik, yani bolca yarat\u0131p varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 bildirdik, kullan\u0131lmas\u0131n\u0131 \u00f6\u011frettik. Onda \u015fiddetli bir be&#8217;s vard\u0131r. Yani kuvvetli bir darbe, \u00e7etin bir azab vard\u0131r. \u00c7elik silahlar ve harp \u00e2letleri ondan yap\u0131l\u0131r. Ve insanlar i\u00e7in \u00e7ok faydalar\u0131 vard\u0131r. \u0130\u011fneden ipli\u011fe hi\u00e7bir sanat yoktur ki onda demirin hizmet ve menfaati olmas\u0131n. Demir b\u00fct\u00fcn sanayiin, hem belkemi\u011fi hem eli ve t\u0131rna\u011f\u0131 gibidir. Mezarlar onunla kaz\u0131l\u0131r, \u015fehirler onunla yap\u0131l\u0131r. Yiyecek de onunla, giyecek de onunlad\u0131r. Fahreddin-i Raz\u00ee&#8217;nin dedi\u011fi gibi demirin insanl\u0131\u011fa hizmeti, alt\u0131ndan \u00e7ok fazlad\u0131r. Denilebilir ki, alt\u0131n bulunmasayd\u0131 d\u00fcnya i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir eksiklik olmazd\u0131. Lakin demir bulunmasayd\u0131 hemen hemen b\u00fct\u00fcn d\u00fcnya i\u015fleri bozulurdu. Zaman\u0131m\u0131zda makinecilikle demir sanayiinin ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 derece ise, hemen hemen her \u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece hem g\u00fcc\u00fc art\u0131rm\u0131\u015f, hem faydalar\u0131 \u00e7o\u011faltm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6yle ki devletler k\u00fc\u00e7\u00fck bir ka\u011f\u0131t par\u00e7as\u0131n\u0131 alt\u0131n\u0131n yerine koymak suretiyle, alt\u0131n\u0131n k\u0131ymetini de\u011filse de tedav\u00fcl\u00fcn\u00fc (elden ele dola\u015f\u0131m\u0131n\u0131) hayli durdurmu\u015f ve hatta alt\u0131n \u00f6l\u00e7e\u011finin kald\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 bile lak\u0131rd\u0131 sahas\u0131na atm\u0131\u015f olduklar\u0131 halde, demirin bir i\u011fnesini eksiltmek \u015f\u00f6yle dursun, demir ihtiyac\u0131n\u0131n g\u00fcnden g\u00fcne \u015fiddetini art\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rmekten ba\u015fka bir \u015fey yapamam\u0131\u015flard\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki insanl\u0131\u011f\u0131n b\u00f6yle her taraftan demir \u00e7emberleriyle ku\u015fat\u0131lmas\u0131, derelerin, tepelerin demir makinelerden savrulan dinamit ate\u015fleriyle par\u00e7a par\u00e7a edilmesi, nice kalblere kat\u0131l\u0131k vermekte, kitab ve mizan\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeyip, yumu\u015fak d\u00f6\u015feklerde rahata al\u0131\u015fm\u0131\u015f olan veya engin cehalet ve tembellik derelerinde \u00e7al\u0131p oynamak isteyen nice milletleri &#8220;Bir de onlar i\u00e7in demir kam\u00e7\u0131lar vard\u0131r.&#8221; (Hac, 22\/21) \u00e2yetince demir k\u0131ska\u00e7lar i\u00e7inde cehennem\u00ee bir tazyik ile ezmektedir. Bu da, demirde mevcut olan \u015fiddetli g\u00fcc\u00fcn ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f bulunmas\u0131ndand\u0131r. Fakat bu \u015fiddetli g\u00fcc\u00fc, bu kuvvetli tazyiki k\u0131rarak y\u00fcksek bir h\u00fcrriyet havas\u0131 teneff\u00fcs etmek i\u00e7in g\u00f6k bo\u015flu\u011funa do\u011fru u\u00e7an u\u00e7aklar da, demirdeki say\u0131s\u0131z faydalar\u0131 g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne seren birer delildirler. K\u0131sacas\u0131, demirin insanlar i\u00e7in \u00e7ok faydal\u0131 ve insanlar\u0131n demire olan ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131n alt\u0131na olan ihtiya\u00e7lar\u0131ndan daha fazla olmas\u0131ndan dolay\u0131, Allah Te\u00e2l\u00e2, demiri alt\u0131ndan \u00e7ok ve kolay bulunur bir surette yaratm\u0131\u015f ve ke\u015ffini alt\u0131ndan \u00f6nce nasip etmi\u015ftir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k alt\u0131n\u0131 ihtiyac\u0131n azl\u0131\u011f\u0131 sebebiyle az ve n\u00e2dir yaratm\u0131\u015f, ayr\u0131ca zor bulunacak ve kirlenmez bir k\u0131ymet \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc yap\u0131lacak \u015fekilde a\u011f\u0131rl\u0131k ve de\u011feri ile yerin derinliklerine atm\u0131\u015ft\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n c\u00f6mertlik, hikmet, kullar\u0131na olan rahmet ve yard\u0131m izlerinden biri de, \u00e7ok ihtiya\u00e7 duyulan \u015feyleri tabiatta daha fazla ve kolay bulunabilecek bir tarzda yaratm\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r. Nitekim bilginler derler ki, insan\u0131n hayatta en \u00e7ok ihtiyac\u0131 havayad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc akci\u011ferlere hava bir an ula\u015fmasa insan derhal \u00f6l\u00fcr. \u0130\u015fte bu sebepledir ki Allah Te\u00e2l\u00e2 onu en fazla ve en kolay bulunabilecek ve kolayl\u0131kla teneff\u00fcs edilebilecek bir surette yaratm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6yle ki insan hi\u00e7 bir zorluk \u00e7ekmeksizin onu tabii olarak teneff\u00fcs eder. Suya ihtiya\u00e7, havadan az oldu\u011fu i\u00e7in onu bulmak havaya g\u00f6re biraz daha zor, yiyece\u011fe ihtiya\u00e7, sudan da az oldu\u011fu i\u00e7in, onu bulmak da suyu bulmaktan daha g\u00fc\u00e7t\u00fcr. Ayn\u0131 \u015fekilde yiyeceklerin \u00e7e\u015fitleri de ihtiyac\u0131n mertebesine g\u00f6re farkl\u0131l\u0131k arzetmektedir. Bulunmas\u0131 en zor olana ihtiya\u00e7 daha az olur. M\u00fccevherlere ihtiya\u00e7 daha az oldu\u011fu i\u00e7in onlar da cidden az ve \u00e7ok zorlukla bulunurlar. Onun i\u00e7indir ki k\u0131ymetlidirler. B\u00fct\u00fcn bunlardan \u015funu anlar\u0131z ki, t\u00e2bii olarak bir \u015feye ihtiya\u00e7 ne kadar \u00e7oksa o da o nisbette \u00e7ok yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O halde Allah&#8217;\u0131n rahmetine ihtiyac\u0131m\u0131z hepsinden daha \u00e7ok oldu\u011fu i\u00e7in Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bize rahmetini her \u015feyden kolay bulunan bir fazl\u0131 k\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 da \u00fcmid ve niyaz ederiz.<\/p>\n<p>&#8220;\u00dcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc kendi y\u00fcceli\u011fine tahsis eden Allah her t\u00fcrl\u00fc noksanl\u0131klardan m\u00fcnezzehtir. \u0130nsanlar da O&#8217;nun l\u00fctfu sayesinde zenginle\u015fmi\u015flerdir. Havan\u0131n nefeslerini bolca yaratm\u0131\u015ft\u0131r, her can sahibi ise onun nefeslerine muhta\u00e7t\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin benzeri, &#8220;Allah, kitab\u0131 ve mizan\u0131 hak olarak indirendir&#8230;&#8221; (\u015eur\u00e2, 42\/17) ve &#8220;G\u00f6\u011f\u00fc Allah y\u00fckseltti ve mizan\u0131 O koydu.&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/7) \u00e2yetleridir. Burada kitab ve mizan ile demirin m\u00fcnasebetine dair Fahreddin Raz\u00ee&#8217;nin tefsirindeki \u015fu g\u00fczel bilgileri okumadan ge\u00e7meyelim.<\/p>\n<p>&#8220;1- Sorumlulu\u011fun alan\u0131, ikidir. Birisi, lay\u0131k olan\u0131 yapmak, di\u011feri ise lay\u0131k olmayan\u0131 terketmektir. Birincisi, bizzat kastedilendir. Zira maksud bizzat terkedilseydi o zaman hi\u00e7 kimsenin yarat\u0131lmamas\u0131 gerekirdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc terk ezelde mevcuttur. Lay\u0131k olan fiil de ya, nefisle ilgili olur ki o, ilim ve bilgidir. Yahut bedene ait olur ki o da, \u00e2letler ve organlarla yap\u0131lan i\u015flerdir. \u0130\u015fte nefsi fiilerden lay\u0131k olan\u0131 yapmak konusunda kendisine ba\u015f vurulacak \u015fey kitabd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc hak b\u00e2t\u0131ldan, delil \u015f\u00fcpheden onunla se\u00e7ilir. Beden\u00ee fiillerden lay\u0131k olan\u0131 yapma hususunda kendisine ba\u015f vurulacak \u015fey de mizand\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ameller i\u00e7inde sorumlulu\u011fu en a\u011f\u0131r olanlar, yarat\u0131klarla olan muamelelerdir. Mizan da, adaletin zul\u00fcmden, fazlan\u0131n noksandan kendisiyle se\u00e7ildi\u011fi \u015feydir. Demirdeki kuvvet ve \u015fiddet de yarat\u0131klar\u0131 lay\u0131k olmayan fiillerden zorla menetme vas\u0131tas\u0131d\u0131r. K\u0131sacas\u0131 kitab, nazar\u00ee kuvvetlere; mizan, amel\u00ee kuvvetlere, demir de lay\u0131k olmayan \u015feyin ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131na i\u015farettir. Bu \u00fc\u00e7 husustan en \u015fereflisi, manev\u00ee i\u015flere \u00f6nem vermek sonra maddi i\u015flere ri\u00e2yet etmek, sonra da lay\u0131k olmayan \u015feylerden sak\u0131nmakt\u0131r ki \u00e2yette de bu tertib g\u00f6zetilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>2- Muamele ya yarat\u0131c\u0131 iledir ki bunun yolu kitapt\u0131r. Yahut insanlarlad\u0131r ki bu da, ya dostlarla ya da d\u00fc\u015fmanlarla olur. Dostlarla mu\u00e2mele e\u015fitlik esas\u0131na dayan\u0131r. Bu da, miz\u00e2n ile m\u00fcmk\u00fcn olur. D\u00fc\u015fmanlarla muamele de k\u0131l\u0131\u00e7 ve demir iledir.<\/p>\n<p>3- \u0130nsanlar \u00fc\u00e7 k\u0131s\u0131md\u0131r. Birincisi s\u00e2bik\u00fbn (en ileride olanlar)dur. Onlar halka, kitab\u0131n gerektirdi\u011fi \u015fekilde muamele ederler. \u0130nsafl\u0131 davran\u0131rlar. Kendi haklar\u0131n\u0131 alma konusunda ise c\u00f6mert hareket eder, haklar\u0131n\u0131n tamam\u0131n\u0131 almaya kalk\u0131\u015fmazlar. Ayr\u0131ca \u015f\u00fcpheli hususlardan da sak\u0131n\u0131rlar. \u0130kincisi muktesidler (orta yolda olanlar)dir. Bunlar, hem ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131 konusunda insaf ederler, hem de kendi haklar\u0131n\u0131 ister, intisafl\u0131 davran\u0131rlar. Bu grupta olanlar i\u00e7in de mizan laz\u0131md\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc haks\u0131zlar, zalimlerdir. Bunlar kendi haklar\u0131nda insaf isterler, fakat ba\u015fkalar\u0131n\u0131n haklar\u0131 konusunda insafl\u0131, davranmazlar. Kendi canlar\u0131n\u0131n yanmas\u0131n\u0131 istemez, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n ise can\u0131n\u0131 yakarlar. Bunlara kar\u015f\u0131 da kuvvet ve demir laz\u0131md\u0131r.<\/p>\n<p>4- \u0130nsan ya hakikat makam\u0131ndad\u0131r ki bu, nefs-i mutmainne (iyilikle k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ay\u0131rdeden kuvvet) ve mukarrebin (Allah&#8217;a yak\u0131n olanlar\u0131n) makam\u0131d\u0131r. Bu makamda insan, ancak Allah&#8217;ta s\u00fckun bulur ve ancak Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131 ile amel eder. Nitekim &#8220;Bilesiniz ki, kalbler ancak Allah&#8217;\u0131 anmakla s\u00fckunet bulur.&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/28) buyurulmu\u015ftur. Yahut tar\u00eekat makam\u0131ndad\u0131r ki bu da, nefs-i levv\u00e2me (k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sonra huzursuzluk veren nefis) ve ashab-\u0131 yemin (sa\u011fc\u0131lar\u0131n) makam\u0131d\u0131r. Bu makamda a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k ve ihmalk\u00e2rl\u0131ktan sak\u0131n\u0131p do\u011fru yolda gidebilmek i\u00e7in ahl\u00e2k\u0131 tan\u0131makta da bir mizan gereklidir. Yahut \u015feriat makam\u0131ndad\u0131r ki bu da, nefs-i emm\u00e2re (k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe s\u00fcr\u00fckleyen nefis) makam\u0131d\u0131r. Bunda ise nefsi terbiye i\u00e7in a\u011f\u0131r bir riyazet (nefse kar\u015f\u0131 koyma) ve m\u00fccahede demiri laz\u0131md\u0131r.<\/p>\n<p>5- \u0130nsan ya, Allah&#8217;\u0131n s\u0131rlar\u0131n\u0131n kendisine g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc hakikat ehlidir. B\u00f6ylelerinin dostu, ancak kitab ve Allah&#8217;\u0131 zikirdir. Yahut taleb ve istidl\u00e2l (delil ile anlama) sahibidir. Onlar i\u00e7in de, bir delil ve h\u00fcccet mizan\u0131 laz\u0131md\u0131r. Yahut da inad ve kibir sahibidir. Bunlar\u0131n da demirle yery\u00fcz\u00fcnden kovulmas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>6- Din ya us\u00fbl, ya da f\u00fcr\u00fbdur Ba\u015fka bir ifade ile ya bilgi veya amel ve ahlakt\u0131r. Us\u00fbl kitabtan al\u0131n\u0131r. F\u00fbrua gelince bundan maksat, insanlar\u0131n \u00e2dil davranmalar\u0131 ve d\u00fczg\u00fcn i\u015f yapmalar\u0131d\u0131r. Bu ise, mizan ile olur. Zir\u00e2 mizan adaletin g\u00f6stergesidir. Bu iki yolu terkedenlerin de terbiye edilmeleri i\u00e7in demir l\u00e2z\u0131md\u0131r.<\/p>\n<p>7- Ayette yer alan kitab, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da zikretti\u011fi adalet ve ins\u00e2f\u0131 gerektiren h\u00fck\u00fcmlere i\u015farettir. Miz\u00e2n da, insanlar\u0131 o adalet ve insaf\u0131 yerle\u015ftiren h\u00fck\u00fcmlere do\u011fru g\u00f6t\u00fcrmenin al\u00e2metidir ki bu, h\u00fck\u00fcmetlerin i\u015fidir. Demir de, inad edenleri kuvvet ve k\u0131l\u0131\u00e7la yola getirmenin l\u00fczumuna delildir. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki kitaba sahip olan \u00e2limlerin dereceleri, k\u0131l\u0131ca sahip olan \u00e2mirlerin derecelerinden y\u00fcksektir. Bunlardan ba\u015fka m\u00fcnasebet y\u00f6nleri bulunabilirse de, hat\u0131rlatma i\u00e7in bu zikredilenler yeterli say\u0131labilir.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2, b\u00f6yle kitab, mizan ve bir de insanlara hem g\u00fc\u00e7 veren hem de bir \u00e7ok faydas\u0131 olan demiri indirdi ki, insano\u011flu okumay\u0131 ve adalet \u00f6l\u00e7\u00fclerini bellesin, adalet ve hakkaniyyete (do\u011frulu\u011fa) tutunsun, belini do\u011frultsun, muamele ve hareketlerinde demirin g\u00fcc\u00fcnden sak\u0131ns\u0131n ve onun kullan\u0131lmas\u0131n\u0131 da \u00f6\u011frenip gerek siyaset gerek sanayi ve ticaret a\u00e7\u0131s\u0131ndan demirden istifade etsin. Hem de \u015funun i\u00e7in ki Allah kendisine ve g\u00f6nderdi\u011fi peygamberlerine g\u0131yaben, yani bilfiil hakk\u0131n huzuruna varmadan \u00f6nce, yahut g\u00f6steri\u015f i\u00e7in de\u011fil samimiyetle yard\u0131m eden m\u00fccahidleri, ezeli bilgisinde oldu\u011fu gibi fiilen de ortaya \u00e7\u0131kar\u0131p belli etsin de m\u00fckafatlar\u0131n\u0131 versin. Allah&#8217;a yard\u0131m\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131, O&#8217;nun dinine yard\u0131m etmek ve c\u00fcz&#8217;i iradesini onun i\u00e7in sarfetmektir. (Bu konuda bilgi i\u00e7in Muhammed, 47\/7 \u00e2yetine bkz.) \u015e\u00fcphe yok ki Allah kavidir, azizdir. Kuvveti pek \u00e7oktur, izzetine, nihayet yoktur. O, her \u015feye galib ve her diledi\u011fini yapmaya kadirdir. Ma\u011flub edilmesine imkan olmayan ve harikalar yaratan izzet sahibi bir varl\u0131kt\u0131r. Bu c\u00fcmlenin faydas\u0131, hem hakk\u0131 ara\u015ft\u0131rmak, hem de yard\u0131m teklifinden hat\u0131rlara gelmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen bir eksiklik zann\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rmakla meydana gelen yard\u0131m ve cihad tekliflerinin sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 faydalar\u0131n, insanlar\u0131n kendilerine ait oldu\u011funu hat\u0131rlatmak ve ayn\u0131 zamanda ona muhalefet etmekten sak\u0131nd\u0131rmakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi o peygamberleri bir nevi izah etmek, n\u00fcb\u00fcvvet ve kitaptan sonra bir de kuvvet kullanman\u0131n sebebini beyan ile s\u00fbrenin sonuna bir mukaddime olarak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>26- Andolsun, Nuh&#8217;u ve \u0130brahim&#8217;i el\u00e7i g\u00f6nderdik, peygamberli\u011fi ve kitab\u0131 bunlar\u0131n z\u00fcrriyetleri aras\u0131na koyduk. Onlardan yola gelen de vard\u0131, ama onlardan \u00e7o\u011fu yoldan \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>27- Sonra bunlar\u0131n izinden ard arda peygamberlerimizi g\u00f6nderdik. Meryem o\u011flu \u0130sa&#8217;y\u0131 da arkalar\u0131ndan g\u00f6nderdik, ona \u0130ncil&#8217;i verdik ve ona uyanlar\u0131n y\u00fcreklerine bir \u015fefkat ve merhamet koyduk. Uydurduklar\u0131 ruhbanl\u0131\u011fa gelince onu, biz yazmad\u0131k. Fakat kendileri Allah r\u0131zas\u0131n\u0131 kazanmak i\u00e7in yapt\u0131lar. Ama buna da gere\u011fi gibi uymad\u0131lar. Biz de onlardan iman edenlere m\u00fckafatlar\u0131n\u0131 verdik. \u0130\u00e7lerinden \u00e7o\u011fu da yoldan \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>28- Ey inananlar! Allah&#8217;tan korkun, O&#8217;nun Resul\u00fc&#8217;ne inan\u0131n ki size rahmetinden iki pay versin, sizin i\u00e7in \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda y\u00fcr\u00fcyece\u011finiz bir nur yarats\u0131n ve sizi ba\u011f\u0131\u015flas\u0131n. Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayan, \u00e7ok merhamet edendir<\/p>\n<p>29- B\u00f6ylece Kitab ehli, Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfundan hi\u00e7bir \u015fey elde edemiyeceklerini bilsinler. L\u00fctuf b\u00fct\u00fcn\u00fcyle Allah&#8217;\u0131n elindedir, onu diledi\u011fine verir. Allah, b\u00fcy\u00fck l\u00fctuf sahibidir.<\/p>\n<p>26. &#8220;Andolsun ki biz Nuh&#8217;u ve \u0130brahim&#8217;i g\u00f6nderdik.&#8221; \u00e2yeti &#8220;Andolsun ki biz apa\u00e7\u0131k delillerle Resullerimizi g\u00f6nderdik.&#8221; (Had\u00eed, 57\/25) \u00e2yetinin bir nevi a\u00e7\u0131klamas\u0131d\u0131r. Burada bulunan &#8220;v\u00e2v&#8221; istin\u00e2fiyye (ba\u015flang\u0131\u00e7), &#8220;L\u00e2m&#8221; l\u00e2m-\u0131 muvatt\u0131a (c\u00fcmlede \u015fart m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan \u00f6nce bir kasem ge\u00e7ti\u011fini bildiren l\u00e2m), &#8220;kad&#8221; tahkik i\u00e7indir. Yani &#8220;Cel\u00e2lim hakk\u0131 i\u00e7in muhakkak biz g\u00f6nderdik.&#8221; demek gibidir. Bu kuvvetli te&#8217;kidler &#8220;v\u00e2v&#8221;\u0131n delalet etti\u011fi, takdir edilen bir sualin cevab\u0131 ve Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n kitab\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda bir de kuvvet ve k\u0131l\u0131\u00e7 ile cihada emredilmi\u015f olarak g\u00f6nderilme sebeplerinin izah\u0131 olan bu beyan\u0131 takviye etmek ve \u00f6nemini bildirmek i\u00e7indir. Takdir edilen bu sual, s\u00f6z\u00fcn geli\u015finden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re \u015f\u00f6yledir: A\u00e7\u0131k mucizelerle Peygamberler g\u00f6nderilip, beraberlerinde kitab ve mizan indirildikten sonra, insanlar\u0131n adaletle do\u011frulmalar\u0131 i\u00e7in bunlar yeterli olmal\u0131 de\u011fil miydi? O halde bir demirin \u015fiddetli g\u00fcc\u00fc ile faydalar\u0131n\u0131n elde edilmesi i\u00e7in gayret g\u00f6sterme emri ve onunla uyar\u0131c\u0131 yeni bir Resul&#8217;\u00fcn g\u00f6nderilmesinin hikmeti nedir? \u0130\u015fte hem bunun gibi hat\u0131ra gelen suallere cevap, hem de s\u00fbrenin sonunu ba\u015f taraf\u0131na uygun sonu\u00e7 c\u00fcmleleri ile ba\u011flamaya haz\u0131rl\u0131k olmak \u00fczere buyuruluyor ki: Cel\u00e2l ismine yemin ederim ki, hakikaten biz Nuh&#8217;u ve \u0130brahim&#8217;i g\u00f6nderdik z\u00fcrriyetlerine de peygamberlik ve kitap verdik. Yani kendilerine peygamberlik verdi\u011fimiz gibi z\u00fcrriyetleri i\u00e7inden de peygamberler \u00e7\u0131kard\u0131k ve onlara kitaplar vahyettik. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan burada zikredilen kitab\u0131n, kalem ile yaz\u0131 yazmak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etti\u011fine dair bir rivayet vard\u0131r. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yledir: Daha \u00f6nce vahyedilen kitablar yaln\u0131z ezberlenip haf\u0131zalarda tutulmaktan ibaret iken, yaz\u0131n\u0131n icad\u0131yla yaz\u0131lma\u011fa da ba\u015flanm\u0131\u015ft\u0131r. Nitekim Tevrat, yaz\u0131n\u0131n icad\u0131ndan sonra indirilen kitaplardand\u0131r. B\u00f6yle iken i\u00e7lerinden hidayeti kabul eden, do\u011fru yolu tutanlar vard\u0131r. Bununla beraber \u00e7oklar\u0131 fas\u0131kt\u0131rlar, yani do\u011fru yola gelmemi\u015f, yahut do\u011fru yoldan \u00e7\u0131km\u0131\u015f; f\u0131sk\u0131, \u00e2det haline getirmi\u015flerdir. Demek ki yaln\u0131z kitap, insanlar\u0131n insaf ve do\u011frulu\u011fa tutunmalar\u0131 i\u00e7in yeterli de\u011fildir.<\/p>\n<p>27. Bunun b\u00f6yle oldu\u011funu isbat i\u00e7in de buyuruluyor ki sonra onlar\u0131n pe\u015flerini res\u00fbllerimizle takip ettik. Takfiye, esasen ense m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eden kafa kelimesinden al\u0131nm\u0131\u015f olup, bir kimseyi di\u011ferinin ensesinden, ard\u0131 s\u0131ra yollamak ve ona kafadar etmek demektir. Yani bir zaman aral\u0131\u011f\u0131ndan sonra o \u00f6nceden g\u00f6nderilen resullerin, peygamberlerin pe\u015flerinden kafadarlar\u0131 olmak \u00fczere ard\u0131 ard\u0131na bir \u00e7ok peygamber g\u00f6nderdik ki, Musa (a.s.)dan sonraki Beni \u0130srail (\u0130srailo\u011fullar\u0131) peygamberleri de bunlara dahildir. Bir de Meryem o\u011flu \u0130sa ile takib ettik. Yani o ard\u0131 ard\u0131na g\u00f6nderme nihayet \u0130sa (a.s.)&#8217;ya kadar geldi, bir de onunla te&#8217;kid edildi ve ona \u0130ncil&#8217;i verdik. Al\u00fbs\u00ee der ki: &#8220;\u0130sa&#8217;ya verilen \u0130ncil, bug\u00fcn h\u0131ristiyanlar\u0131n elinde bulunan ve onun do\u011fum k\u0131ssas\u0131 ile uydurulan \u00e7arm\u0131ha gerilme k\u0131ssas\u0131n\u0131 i\u00e7ine alan \u0130nciller de\u011fildir.&#8221;<\/p>\n<p>Bug\u00fcn h\u0131ristiyanlar\u0131n elinde resm\u00ee olarak Matta, Merku\u015f, L\u00fbka ve Yuhanna ad\u0131yla d\u00f6rt \u0130ncil vard\u0131r ki isimlerinden ve i\u00e7indekilerden de anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere hepsi sonradan yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar, Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n biyo\u011frafisini anlatan kitaplard\u0131r. Tarihlerin beyan\u0131na g\u00f6re bu d\u00f6rt \u0130ncil, Konstantin zaman\u0131nda ilk olu\u015fturulan Sinod&#8217;da bir\u00e7ok \u0130ncil i\u00e7inden se\u00e7ilmi\u015ftir. Nitekim Arap\u00e7a&#8217;ya terceme edilmi\u015f olan &#8220;Barnaba \u0130ncil&#8217;i&#8221; ad\u0131ndaki resm\u00ee olmayan \u0130ncil ile di\u011ferleri aras\u0131nda \u00e7ok b\u00fcy\u00fck farklar vard\u0131r. S\u00f6zkonusu bu d\u00f6rt \u0130ncil&#8217;de Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n \u00f6\u011f\u00fctleri \u00e7er\u00e7evesinde yaz\u0131lm\u0131\u015f olan va&#8217;zlar i\u00e7inde hakiki \u0130ncil \u00e2yetlerinin m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 ihtiva eden g\u00fczel s\u00f6zler bulunmakta ise de, bunlar\u0131n hepsinin de\u011fi\u015fime u\u011frad\u0131\u011f\u0131 birbiriyle mukayesesinden anla\u015f\u0131lacak kadar a\u00e7\u0131kt\u0131r. En anla\u015f\u0131l\u0131r olan\u0131 da tevhid ruhunun de\u011fi\u015ftirilmi\u015f, teslise (\u00fc\u00e7lemeye) \u00e7evrilmi\u015f bulunan noktalar\u0131d\u0131r. Mamafih imana te\u015fvik ile ahl\u00e2ki ve edeb\u00ee incelikleri i\u00e7ine alan noktalar\u0131 da vard\u0131r. Ve ona yani \u0130sa&#8217;ya uyanlar\u0131n kalblerinde bir \u015fefkat ve merhamet yaratt\u0131k. Aralar\u0131nda sevi\u015fecek ve birbirlerine ac\u0131y\u0131p yard\u0131mla\u015facak bir kalb inceli\u011fine muvaffak k\u0131ld\u0131k. Fetih S\u00fbresi&#8217;nde Resulullah&#8217;\u0131n ashab\u0131 hakk\u0131nda &#8220;Kendi aralar\u0131nda merhametlidirler.&#8221; (Fetih, 49\/29) buyuruldu\u011fu gibi onlar da \u015fefkatli idiler. &#8220;Onlar\u0131n \u0130ncil&#8217;deki vas\u0131flar\u0131 da b\u00f6yledir.&#8221; (Fetih, 49\/29) Bundan ba\u015fka bir de rehb\u00e2niyyeti (yaratt\u0131k). Rehb\u00e2niyyet, b\u00fcy\u00fck bir korku hissiyle \u00e7ekilip d\u00fcnya lezzetlerini terkederek z\u00fchd ve nefsin isteklerine kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmak suretiyle ibadette a\u015f\u0131r\u0131 gitmektir ki esasen rehb\u00e2na mahsus fiil ve davran\u0131\u015f demektir. Rehb\u00e2n da \u00e7ok korkmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na rehbetten r\u00e2hibin m\u00fcbala\u011fas\u0131 olup \u00e7ok korkan demektir. Ayr\u0131ca r\u00e2hibin \u00e7o\u011fulu r\u00e2n\u0131n \u00f6tresiyle &#8220;ruhb\u00e2n&#8221; \u015feklinde geldi\u011fi i\u00e7in \u00e7o\u011fula nisbet edilerek &#8220;ruhb\u00e2niyyet&#8221; dahi denildi\u011fini Ebu&#8217;s-Suud kaydetmektedir. Ruhbanl\u0131k, rahiblerin vasf\u0131 demektir. Ki onu onlar icad ettiler, bid&#8217;at olarak ilkin kendileri ortaya \u00e7\u0131kard\u0131lar ve kendileri i\u00e7in l\u00fczumlu saymak istediler. Yani biz onu \u00fczerlerine yazmam\u0131\u015ft\u0131k. M\u00fcstakil olarak farz k\u0131lmam\u0131\u015f, onunla sorumlu tutmam\u0131\u015ft\u0131k. Ancak Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 aramak i\u00e7in kendileri i\u00e7in l\u00fczumlu g\u00f6rd\u00fcler. \u00c7\u00fcnk\u00fc Ashab-\u0131 Kehf k\u0131ssas\u0131nda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n g\u00f6\u011fe y\u00fckseltilmesinden sonra m\u00fcminler zorbalar taraf\u0131ndan tazyike u\u011fram\u0131\u015f, ka\u00e7 defa katliama maruz kalarak k\u0131r\u0131lm\u0131\u015flar, pek az kalm\u0131\u015flard\u0131. Onun i\u00e7in fitneye d\u00fc\u015fmekten korkarak dinlerini korumak ve kendilerini samimiyetle ibadete vermek \u00fczere rehb\u00e2niyeti se\u00e7ip da\u011f ba\u015flar\u0131na, gizli yerlere \u00e7ekildiler. Taber\u00ee&#8217;nin Abdullah b. Mes&#8217;ud (r.a.)dan nakletti\u011fine g\u00f6re Resullullah (s.a.v) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Bizden \u00f6ncekiler yetmi\u015f bir f\u0131rkaya ayr\u0131ld\u0131lar, i\u00e7lerinden \u00fc\u00e7\u00fc kurtuldu. Di\u011ferleri helak oldu. \u00dc\u00e7 f\u0131rkadan birisi, meliklerle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131, Allah&#8217;\u0131n dini ve Meryem o\u011flu \u0130sa&#8217;n\u0131n dini \u00fczerine onlarla \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131lar, melikler onlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrd\u00fcler. F\u0131rkalardan birinin de meliklerle \u00e7arp\u0131\u015fmaya g\u00fc\u00e7leri yoktu. Bu y\u00fczden onlar\u0131n kavimleri aras\u0131nda ikamet edip Allah&#8217;\u0131n dinine ve Meryem o\u011flu \u0130sa&#8217;n\u0131n dinine davet ediyorlard\u0131, melikler bunlar\u0131 da katlettiler ve b\u0131\u00e7k\u0131larla bi\u00e7tiler. Di\u011fer bir f\u0131rkan\u0131n ise ne meliklerle \u00e7arp\u0131\u015fmaya ne de onlar\u0131n kavimleri aras\u0131nda ikamete g\u00fc\u00e7leri yoktu, bunlar da \u00e7\u00f6llere ve da\u011flara \u00e7ekilerek oralarda rahip oldular.&#8221; Hz. Yahya ile Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n toplumdan uzak ya\u015fay\u0131\u015flar\u0131nda buna az \u00e7ok bir \u00f6rnek g\u00f6r\u00fclebilirse de bu, kendilerine farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f de\u011fildi. Ancak me\u015fru olmayan bir durumun kar\u0131\u015fmamas\u0131 \u015fart\u0131yla, Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in adakta bulunulup yap\u0131lmas\u0131 gerekli g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc takdirde, yerine getirilmesi vacib olan ihtiy\u00e2ri bir ibadet idi. Onlar Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 aramak i\u00e7in onu tercih ettiler ve kendilerine gerekli g\u00f6rd\u00fcler. Sonra da ona hakk\u0131yla ri\u00e2yet etmediler, ri\u00e2yet edenler oldu ise de hepsi etmediler. \u00c7oklar\u0131 &#8220;Hahamlardan ve rahiplerden bir \u00e7o\u011fu insanlar\u0131n mallar\u0131n\u0131 haks\u0131z yollardan yerler ve (insanlar\u0131) Allah yolundan engellerler.&#8221; (Tevbe, 9\/34) \u00e2yetinin anlam\u0131na uygun hareket ettiler. O rahmet ve ac\u0131ma duygusu ile tevhidi b\u0131rak\u0131p rahiplik bahanesiyle hazine toplamaya, teslise (\u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h inanc\u0131na) sapmaya ve ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k yapma\u011fa kalk\u0131\u015ft\u0131lar. Biz de i\u00e7lerinden iman edenlere m\u00fckafatlar\u0131n\u0131 verdik \u00e7oklar\u0131 ise f\u00e2s\u0131kt\u0131rlar. Hakk\u0131yla ri\u00e2yet \u015f\u00f6yle dursun iman s\u0131n\u0131r\u0131ndan \u00e7\u0131k\u0131p, f\u0131ska dalarak insanlar\u0131n adalet ve insaf \u00f6l\u00e7\u00fcleri i\u00e7inde hareket etmelerine engel olmaktad\u0131rlar. \u0130\u015fte hal bu merkezde iken, Allah Te\u00e2l\u00e2 Hz. \u0130brahim&#8217;in z\u00fcrriyetinden Resul\u00fc Hz. Muhammed&#8217;i yeni bir kitab ve \u015feriatla, k\u0131l\u0131\u00e7 ve kuvvetle cihada memur ederek g\u00f6nderdi.<\/p>\n<p>28. Ey iman edenler! Yani ge\u00e7en peygamberlere iman edip de verdikleri s\u00f6zleri tutan ve b\u00f6ylece de m\u00fckafata hak kazanan m\u00fcminler \u015fimdi Allah&#8217;tan korkun, o f\u00e2s\u0131klar\u0131n durumuna d\u00fc\u015fmekten sak\u0131n\u0131n da Resul\u00fcne iman edin, yani son g\u00f6nderdi\u011fi Resul\u00fc Muhammed Mustafa (s.a.v)&#8217;ya iman edin ki size rahmetinden iki pay versin. Birisi, \u00f6nceki peygamberlere iman\u0131n m\u00fckafat\u0131, birisi de, Hz. Muhammed&#8217;e iman\u0131n m\u00fckafat\u0131 olan iki pay versin. \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in Ebu Musa el-E\u015fari (r.a.)den rivayet etti\u011fi bir hadiste Resulullah (s.a.v) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;\u00dc\u00e7 ki\u015fi iki kere m\u00fckafata nail olurlar: \u00d6nceki ve sonraki kitaba iman eden adam, ve bir cariyesi olup da onu g\u00fczel bir terbiye ile terbiye ettikten sonra h\u00fcrriyetine kavu\u015fturup nikah\u0131na alan adam, bir de Rabbine g\u00fczel ibadet eden ve efendisinin iyili\u011fini isteyen k\u00f6le.&#8221; Ve size bir n\u00fbr bah\u015feylesin ki onunla ileri do\u011fru y\u00fcr\u00fcyesiniz. Burada s\u00f6z\u00fc edilen nur &#8220;M\u00fcmin erkeklerle m\u00fcmin kad\u0131nlar\u0131, \u00f6nlerinden ve sa\u011flar\u0131ndan nurlar\u0131 ko\u015farken g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn g\u00fcnde..&#8221; (Hadid, 57\/12) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131klanan nurdur. Ve sizi affetsin, ge\u00e7mi\u015fte yapm\u0131\u015f oldu\u011funuz g\u00fcnahlar\u0131n\u0131z\u0131 rahmetiyle \u00f6rts\u00fcn. Ve Allah, Gaf\u00fbr&#8217;dur, Rah\u00eem&#8217;dir yani f\u00e2s\u0131k olanlar dahi iman ettikleri takdirde onlar\u0131 da affeder. Ma\u011ffiret ve rahmetiyle m\u00fckafatland\u0131r\u0131r. Onun i\u00e7indir ki \u00e2lemlere rahmet olan Resul\u00fcn\u00fc fazliyle g\u00f6ndermi\u015ftir.<\/p>\n<p>29. Kitab ehli bilmeyece\u011fi i\u00e7in mi? V\u00e2hid\u00ee demi\u015ftir ki: &#8220;Bu \u00e2yet m\u00fc\u015fkildir ve kendisinden \u00f6nceki \u00e2yetle nas\u0131l bir m\u00fcnasebetinin oldu\u011fu hakk\u0131nda m\u00fcfessirlerin a\u00e7\u0131k bir s\u00f6zleri yoktur.&#8221; Tefsircilerin \u00e7o\u011fu buradaki n\u0131n de (K\u0131y\u00e2me, 75\/1) oldu\u011fu gibi ziyade olup, m\u00e2n\u00e2n\u0131n \u015feklinde m\u00fcsbet oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015fler ve kendisinden \u00f6nceki \u00e2yetle olan irtibat\u0131 hususunda bir ka\u00e7 ihtimal \u00fczerinde durmu\u015flard\u0131r. Fahr\u00fc&#8217;r-Raz\u00ee bunu me\u015fhur bir g\u00f6r\u00fc\u015f olarak \u015f\u00f6yle \u00f6zetler: &#8220;Kitab ehli vahiy ve risaletin, kitab ve \u015feriat\u0131n kendilerine mahsus oldu\u011fu iddias\u0131nda bulunduklar\u0131 cihetle, Allah Te\u00e2l\u00e2 onlar\u0131n Hz.Muhammed&#8217;e iman etmelerini emredip, buna b\u00fcy\u00fck m\u00fckafatlar vaad ettikten sonra ard\u0131ndan da, bu \u00e2yeti zikretmi\u015ftir ki, maksad; n\u00fcb\u00fcvvet faziletinin kendilerine mahsus oldu\u011fu inanc\u0131n\u0131 kalplerinden gidermektir. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yledir: &#8220;Bu hitab ve beyan, bu tehdid ve m\u00fcjde, kitap ehlinin \u015funu bilmeleri i\u00e7indir ki&#8230;&#8221; Ebu M\u00fcslim \u0130sfah\u00e2n\u00ee gibi baz\u0131 m\u00fcfessirler de y\u0131 nefiy m\u00e2n\u00e2s\u0131na almakla beraber zamirini Peygamber ve ashab\u0131na g\u00f6ndererek kel\u00e2m\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131na yine m\u00fcsbet m\u00e2n\u00e2 \u00e7\u0131karmak istemi\u015fler ve bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 \u015f\u00f6yle takdir etmi\u015flerdir: &#8220;Bu ihtar\u0131, bu tehdit ve m\u00fcjdeyi \u015funun i\u00e7in yapt\u0131k ki kitap ehli, Peygamber ve ashab\u0131 Allah&#8217;\u0131n fazl\u0131ndan bir \u015feye kadir olamazlar, yani o iki m\u00fckafat ve nura, o ma\u011ffirete sebep olamazlar diye bir inanca kap\u0131lmas\u0131nlar, bilakis buna kadir olacaklar\u0131n\u0131 bilsinler. Zira kadir olamazlar diye bilmezlerse, kadir olurlar diye bilmeleri gerekir.&#8221; Raz\u00ee bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmi\u015ftir. Fakat biz, burada n\u0131n z\u00e2id olmas\u0131n\u0131 m\u00fcnasip g\u00f6rmedi\u011fimiz gibi kitap ehline aid olmas\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan zamirinin Peygamber ve ashab\u0131na g\u00f6nderilmesini de, uygun bulmuyoruz. Bizim kanaatimize g\u00f6re bu \u00e2yet, &#8220;Allah&#8217;tan korkun ve Resul\u00fc&#8217;ne iman edin.&#8221; (Hadid, 57\/28) emrine muhalefet ettikleri takdirde kitap ehline bir tehdit mahiyetinde olup kel\u00e2m, istifham-\u0131 ink\u00e2r\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131nda ve mukadder ye ba\u011fl\u0131 olarak takdirindedir. Buna g\u00f6re \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015f\u00f6yledir : &#8220;Kitab ehli \u015funu bilmeyecekleri i\u00e7in mi iman etmeyecekler? Hay\u0131r bilmeleri gerekir.&#8221; Ki onlar, Allah&#8217;\u0131n fadl\u0131ndan bir \u015feye kar\u015f\u0131 g\u00fc\u00e7 yetiremezler. Allah&#8217;\u0131n, bir fazl\u0131 olan peygamberli\u011fi zorla alamazlar. Allah&#8217;\u0131n fazl\u0131yla peygamberlik verdi\u011fi Resul\u00fc&#8217;ne g\u00fc\u00e7 yetiremezler ve ona iman etmedik\u00e7e vaad edilen m\u00fckafatlara ula\u015famazlar. Ve, yine bilmeleri gerekir ki fazl Allah&#8217;\u0131n elindedir. Onu diledi\u011fine verir. Onun i\u00e7indir ki Resul\u00fcne peygamberlik vermi\u015f ve ona iman edenleri fazla m\u00fckafat ve nur ile \u00fcst\u00fcn k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, ve Allah \u00e7ok b\u00fcy\u00fck fazilet sahibidir, kitab ehli bu ger\u00e7ekleri bilmezler mi? Bilmeyecekleri i\u00e7in mi Resul\u00fcne iman etmeyeceklerdir. Hay\u0131r, onlar iman etmezlerse bunlar\u0131 bilmediklerinden de\u011fil, s\u0131rf hased, taassub, inat ve f\u0131sklar\u0131ndan dolay\u0131 iman etmezler. Bu y\u00fczden iman edenleri ondan sak\u0131nd\u0131rmak i\u00e7in &#8220;Allah&#8217;tan korkun ve peygamberine iman edin.&#8221; diye hitab edilmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in Katade&#8217;den yapt\u0131\u011f\u0131 rivayete g\u00f6re \u00e2yeti indi\u011finde kitap ehli, m\u00fcsl\u00fcmanlara hased ettiler, bunun \u00fczerine de Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00e2yetini inzal etti. Bir ba\u015fka rivayetinde de demi\u015ftir ki: &#8220;Bize, Peygamber&#8217;in \u015f\u00f6yle dedi\u011fi zikredildi: &#8220;Bizim durumumuzla bizden \u00f6nceki iki kitab ehlinin durumu t\u0131pk\u0131 \u015fu temsil gibidir: Bir adam geceye kadar bir k\u0131rata (miskal\u0131n yirmi d\u00f6rtte birine) \u00e7al\u0131\u015fmak \u00fczere birka\u00e7 i\u015f\u00e7i tutmu\u015f, derken i\u015f\u00e7iler \u00f6\u011fle vakti olunca \u00e7al\u0131\u015fmaktan usan\u0131p vazge\u00e7mi\u015fler. Adam da onlar\u0131n hesaplar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcp, yar\u0131m k\u0131rat \u00fccretlerini vermi\u015f. Sonra yine geceye kadar \u00e7al\u0131\u015fmak \u00fczere bir k\u0131rata baz\u0131 i\u015f\u00e7iler daha tutmu\u015f onlar da ikindiye kadar \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flar, ve usan\u0131p i\u015fi b\u0131rakm\u0131\u015flar. Adam da \u00fccretlerini vermi\u015f. Sonra da geri kalan i\u015fi bitirmek i\u00e7in geceye kadar \u00e7al\u0131\u015fmak \u00fczere iki k\u0131rata ba\u015fka i\u015f\u00e7iler tutmu\u015f. Adama: &#8220;Bunlar\u0131n i\u015fleri az oldu\u011fu halde \u00fccretleri ni\u00e7in \u00e7oktur?&#8221; denildi\u011finde, o da, &#8220;mal benim, istedi\u011fime veririm&#8221; demi\u015f. \u0130\u015fte umar\u0131m ki biz de bu iki k\u0131rat sahiplerinden oluruz.&#8221;<\/p>\n<p>Burada Had\u00eed S\u00fbresi sona erdi. 23 Cem\u00e2ziyel\u00e2hir, 1355. Bunu M\u00fccadele S\u00fbresi takip edecektir. &#8220;Rabbim zorla\u015ft\u0131rma, kolayla\u015ft\u0131r, Rabbim hay\u0131rl\u0131s\u0131yla tamamlamam\u0131 nasib et.&#8221;<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>57-HAD\u0130D: 1. Allah&#8217;\u0131 yahut Allah i\u00e7in tesbih etmektedir. Tesbih, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131, kutsal y\u00fcceli\u011fine lay\u0131k olmayan kusurlardan gerek itikad gerek s\u00f6z ve gerek kalb ile tenzih etmek ve uzak tutmakt\u0131r. Takdis kavram\u0131n\u0131n anlam\u0131 da b\u00f6yledir. Bunlar esasen uzak gitmek ve uzakla\u015ft\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmektedirler. Nitekim s\u00f6z\u00fc, &#8220;Suda uza\u011fa gitti.&#8221; s\u00f6z\u00fc de &#8220;Arzda uza\u011fa gitti.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmektedir. &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12128,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1118,1117,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1836","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-57-hadid","tag-57-hadid-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1836","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1836"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1836\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12128"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1836"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1836"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1836"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}