{"id":1838,"date":"2010-11-18T21:56:13","date_gmt":"2010-11-18T21:56:13","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1838"},"modified":"2010-11-18T21:56:13","modified_gmt":"2010-11-18T21:56:13","slug":"56-vakia-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/56-vakia-tefsiri\/","title":{"rendered":"56-VAKIA SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>56-VAKIA:<\/p>\n<p>1. O v\u00e2k\u0131a meydana gelince, yani k\u0131yamet kopunca. V\u00e2k\u0131a, esasen vukua gelen, vukuu muhakkak olan hadise demektir. Ahid l\u00e2m\u0131 ile da, k\u0131yametin bir ismidir. Gelecekte muhakkak surette meydana gelece\u011fi i\u00e7in bu isim verilmi\u015ftir. \u015eart m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eden zarft\u0131r. \u00c2limlerin \u00e7o\u011fu cevab\u0131n, korkutmak i\u00e7in hazfedilip, m\u00e2n\u00e2n\u0131n &#8220;k\u0131yamet kopunca neler neler meydana gelecektir!&#8221; \u015feklinde oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerse de, esasen cevap \u015fudur:<\/p>\n<p>2. Onun meydana gelmesini yalanlayacak kimse yoktur. Vuku&#8217;, d\u00fc\u015fmek anlam\u0131n\u0131 ifade etti\u011fi gibi, vak&#8217;a da masdar bina-i merre olarak \u015fiddetli bir d\u00fc\u015f\u00fc\u015f demektir. Sonra yayg\u0131n bir \u015fekilde ba\u015fa \u00e7arpan b\u00fcy\u00fck i\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bazen de \u00f6zellikle harbe isim olarak verilmi\u015ftir. K\u0131sacas\u0131, k\u0131yamet kopmadan \u00f6nce onu yalanlayan ve inkar edenler bulunursa da, vukuu ger\u00e7ekle\u015fip bir kere meydana geldi mi, art\u0131k onu kimse inkar edemez ve \u00e7aresizce tasdik etmeye mecbur olurlar. Ba\u015fka bir ifade ile onun ba\u015fa \u00e7arp\u0131\u015f\u0131 yalan olmaz. De\u011fi\u015fiminin tesirinden kurtulma imkan\u0131 yoktur.<\/p>\n<p>3. \u0130ndirdi\u011fini indirir bindirdi\u011fini bindirir. yani baz\u0131lar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr al\u00e7alt\u0131r, baz\u0131lar\u0131n\u0131 kald\u0131r\u0131r y\u00fckseltir. \u00c7\u00fcnk\u00fc devletler y\u0131kan fitneler, ihtil\u00e2ller, ink\u0131l\u00e2blar gibi b\u00fcy\u00fck olaylar, azizleri zelil, zelilleri aziz ederek nicelerini a\u015fa\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr nicelerini de y\u00fckseklere kald\u0131r\u0131r. Burada &#8220;hafd\u0131n&#8221; takdim edilmesi, korkuya d\u00fc\u015f\u00fcrmek yahut bu nevi olaylarda y\u0131k\u0131m\u0131n yap\u0131mdan \u00f6nce geldi\u011fini g\u00f6stermek i\u00e7indir. Bu \u00e2yet , den bedel olarak bir nevi onu tasvir etmektedir. Yahut ten\u00e2zu \u00fczere ya ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u00c2yetteki recc, zelzele, \u015fiddetli hareket ve sars\u0131nt\u0131 demektir ki, bizim d\u00fcnya yerinden oynad\u0131 s\u00f6z\u00fcm\u00fcze benzer.<\/p>\n<p>4. Yani \u00fczerindekilerin y\u0131k\u0131laca\u011f\u0131 \u015fekilde yer deh\u015fetle sars\u0131l\u0131p yerinden oynad\u0131\u011f\u0131<\/p>\n<p>5. da\u011flar da toz duman olup bir serpili\u015f serpildi\u011fi &#8220;Da\u011flar y\u00fcr\u00fct\u00fcl\u00fcr, serap haline gelir.&#8221; (Nebe&#8217;, 78\/20) \u00e2yeti tahakkuk edip,<\/p>\n<p>6. hepsi havada u\u00e7u\u015fan zerreler haline geldi\u011fi<\/p>\n<p>7. siz de \u00fc\u00e7 \u00e7ift, yani \u00fc\u00e7 s\u0131n\u0131f oldu\u011funuz zaman. \u00c2yetteki hitab, t\u00e2\u011flib tarikiyle hem \u015fu andaki hem de ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetlerin hepsine ve b\u00fct\u00fcn insanlara olabilirse de, baz\u0131 m\u00fcfessirlerin kanaatine g\u00f6re yaln\u0131zca \u015fu andaki \u00fcmmet i\u00e7in olmas\u0131, bizce de tercih edilen bir g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>8. O \u00fc\u00e7 s\u0131n\u0131f, &#8220;F\u00e2-i tafs\u0131liyye&#8221; (a\u00e7\u0131klama F\u00e2&#8217;s\u0131) ile \u015f\u00f6yle beyan ediliyor: Ashab-\u0131 meymene. Meymene, yemin yeri yani sa\u011f kol, sa\u011f taraf yahut meymenet, u\u011fur ve bereket m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Sa\u011f taraf, meclis ve mahfellerde sayg\u0131 ve h\u00fcrmet mevkii oldu\u011funa g\u00f6re, &#8220;ashab-\u0131 meymene&#8221; h\u00fcrmet makam\u0131nda bulunan y\u00fcksek \u015feref sahipleri demek olur.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 zamanda bu gibi kimseler hayra yarayan ve kendilerinden istifade edilen faydal\u0131 zatlar olmalar\u0131 sebebiyle meymenetli diye nitelendirilirler. Nitekim kelimenin iki m\u00e2n\u00e2s\u0131na da i\u015faret etmek i\u00e7in dikkatler \u015f\u00f6yle celbediliyor: Amma ne ashab-\u0131 meymene, yani \u00f6yle \u00e7ok meymenet sahibi zatlar ki u\u011fur ve bereketleri her vechile g\u0131pta ve hayrete \u015fayand\u0131r. Kanaatimizce bu vas\u0131f, hitab\u0131n \u015fu andaki \u00fcmmet i\u00e7in oldu\u011funu hat\u0131rlatmaktad\u0131r. Yani ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetlerde benzeri bulunmayan ashab-\u0131 meymene demektir.<\/p>\n<p>9. Bunlara mukabil ve ashab-\u0131 me\u015f&#8217;eme. Me\u015f&#8217;eme, \u015fum yeri, yani sol kol, yahut y\u00fcmn\u00fcn (u\u011furun) z\u0131dd\u0131 olan \u015fe\u00e2met ve u\u011fursuzluk m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Ashab-\u0131 me\u015f&#8217;eme de sol tarafta, al\u00e7ak yerde bulunan de\u011fersiz, yahut kendilerine ve yak\u0131nlar\u0131na u\u011fursuzlu\u011fu dokunan kimseler demek olur. Burada her iki m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret i\u00e7in de \u015fu vas\u0131f tekrar edilmi\u015ftir. Amma ne ashab-\u0131 me\u015f&#8217;eme, ne u\u011fursuz kimseler! Biraz sonra gelecek \u00e2yetlerde ashab-\u0131 meymene&#8217;ye ashab-\u0131 yemin, ashab-\u0131 me\u015f&#8217;eme&#8217;ye de ashab-\u0131 \u015fim\u00e2l denilmi\u015ftir. Sebebi orada izah edilecektir<\/p>\n<p>10. Bunlar\u0131n hepsinin \u00f6n\u00fcnde olmak \u00fczere \u00f6nde olanlar da \u00f6nc\u00fcd\u00fcrler ileri ge\u00e7mi\u015flerdir. Bunlar hakka kullukta iman ve itaatta hay\u0131r yar\u0131\u015flar\u0131nda en \u00f6ne ge\u00e7enlerdir. Peygamberler, Sahib Yasin (Habib b. Musa en-Necc\u00e2r) Firavun ailesinden iman edenler, muhacir ve ensardan s\u00e2bik\u00fbn-\u0131 evvelin (ilk ge\u00e7enler) \u00fcnvan\u0131na sahib sahabiler gibi. M\u00fcbted\u00e2 ve haberdir. Yani &#8220;s\u00e2bikun&#8221; ad\u0131n\u0131 alanlar, ger\u00e7ekten s\u00e2bik\u00fbn vasf\u0131n\u0131 kazanan ve \u00fc\u00e7 s\u0131n\u0131f\u0131n ilerisinde, kasdettikleri gayeye hepsinden \u00f6nce ula\u015fan zatlard\u0131r.<\/p>\n<p>11. \u0130\u015fte onlar mukarreblerdir yani Allah&#8217;\u0131n yan\u0131nda yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131na, en y\u00fcksek mertebe ve makama erdirilmi\u015f kimselerdir.<\/p>\n<p>12 Na\u00eem cennetleri i\u00e7erisinde \u00fcst\u00fcn makamlardad\u0131rlar ruh\u00e2n\u00ee ve cisman\u00ee nimetlerle devaml\u0131 ve saf lezzetler i\u00e7indedirler.<\/p>\n<p>13. \u00c7o\u011fu evvelkilerden<\/p>\n<p>14. biraz\u0131 da sonrakilerden. Hitab \u015fu andaki \u00fcmmete oldu\u011funa g\u00f6re b\u00f6yle olmas\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. S\u00e2bik\u00fbnun (\u00f6ne ge\u00e7enlerin) \u00e7o\u011funun \u00f6ncekilerden olmas\u0131 gerekir. Nitekim ilk \u00f6ne ge\u00e7enler sahabilerdendir. Hitab ge\u00e7en \u00fcmmetleri de i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re ise, \u00f6ncekilerden s\u00e2bikunun \u00e7ok olmas\u0131, b\u00fct\u00fcn nebi ve resulleri i\u00e7ine almas\u0131 sebebiyledir. S\u00fclle cemaat, b\u00fcy\u00fck bir grup demektir.<\/p>\n<p>15. Bunlara verilen na\u00eem cennetlerini tasvir ile zihinlerde hayal ettirmek i\u00e7in buyuruluyor ki cevherlerle i\u015flenmi\u015f tahtlar \u00fczerindedirler. S\u00fcrur, seririn \u00e7o\u011fuludur. Serir, taht, sandalye ve k\u00f6\u015fk demektir. Mevd\u00fbne, alt\u0131n, inci, y\u00e2kut ve elmas gibi m\u00fccevher i\u015flemeli, yani murassa, veya birbirlerine yak\u0131n dizilmi\u015f tertipli ve d\u00fczenli demektir<\/p>\n<p>16. Bunlara verilen na\u00eem cennetlerini tasvir ile zihinlerde hayal ettirmek i\u00e7in buyuruluyor ki cevherlerle i\u015flenmi\u015f tahtlar \u00fczerindedirler. S\u00fcrur, seririn \u00e7o\u011fuludur. Serir, taht, sandalye ve k\u00f6\u015fk demektir. Mevd\u00fbne, alt\u0131n, inci, y\u00e2kut ve elmas gibi m\u00fccevher i\u015flemeli, yani murassa, veya birbirlerine yak\u0131n dizilmi\u015f tertipli ve d\u00fczenli demektir.<\/p>\n<p>17. Daima vildan \u015feklinde taze kalan gen\u00e7 hizmet\u00e7iler, garsonlar, yahut h\u0131lede denilen bir nevi k\u00fcpeli u\u015faklar<\/p>\n<p>18. k\u00fcpler, sap\u0131 ve emzi\u011fi olmayan s\u00fcrahi, desti ve k\u00fcp gibi kaplar ibrikler, emzi\u011fi ve sap\u0131 olan kaplar, dolgun kadeh, menba\u0131ndan, kayna\u011f\u0131ndan akan i\u00e7ki<\/p>\n<p>19-24. ba\u015flar\u0131na ba\u015fa\u011fr\u0131s\u0131 verilmez, ba\u015flar\u0131 a\u011fr\u0131t\u0131lmaz. Yahut cemiyetleri peri\u015fan edilmez, lezzetleri kesilmez nezf de yapmazlar ak\u0131llar\u0131n\u0131 gidermezler. Sarho\u015f olmazlar, yahut i\u00e7tikleri t\u00fckenip bitirilmez, yok olmaz.<\/p>\n<p>25 Orada: O na\u00eem cennetlerinde hi\u00e7 bo\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131z laf veya \u00e7irkin lak\u0131rd\u0131 duymazlar. Te&#8217;sim de i\u015fitmezler. Te&#8217;sim: isme, g\u00fcnaha nisbet etmektir. Yani kendilerine g\u00fcnah i\u015flediniz denilmez.<\/p>\n<p>26. Ancak bir s\u00f6z i\u015fitirler ki o da selam selamd\u0131r, yani tam bir selametle selamlan\u0131r dururlar.<\/p>\n<p>27. *} Ashab-\u0131 yemin ise ne ashab-\u0131 yemindir! Bu &#8220;ashabu&#8217;l-yemin&#8221; c\u00fcmlesi, \u00fczerine atfedilmi\u015ftir. Yukar\u0131da &#8220;Ash\u00e2bu&#8217;l-meymene&#8221; burada ise &#8220;Ashabu&#8217;l-yemin&#8221; \u015feklinde zikredilmesi, ifade \u00e7e\u015fitlili\u011fi i\u00e7indir. Bunlara ashab-\u0131 yemin denilmesi amel defteri denilen kitaplar\u0131n k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc &#8220;Kimin kitab\u0131 sa\u011f\u0131ndan verilirse.&#8221; (\u0130n\u015fik\u00e2k, 84\/7) \u00e2yetince sa\u011f taraflar\u0131ndan verilmesi sebebiyle oldu\u011fu dahi ileri s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ashab-\u0131 yemin, yeminine sad\u0131k, s\u00f6z\u00fcn\u00fc tutan, i\u015fine sahip mutlu ki\u015fi m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade edebilir ki, muk\u00e2bili yeminini bozan demektir. Ayr\u0131ca bu tabirin, Allah i\u00e7in yeminine sad\u0131k ve vefak\u00e2rlar anlam\u0131nda kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 da s\u00f6ylenebilir.<\/p>\n<p>28. Sidr-i Mahd\u00fbd: Daha \u00f6nce de ge\u00e7ti\u011fi gibi Arabistan kiraz\u0131 denilen me\u015fhur nabk a\u011fac\u0131n\u0131n ismidir. iki m\u00e2n\u00e2 ile tefsir edilmi\u015ftir. Birincisi, silinmi\u015f, tesviye edilmi\u015f ve d\u00fczeltilmi\u015f demektir. Arabistan a\u011fac\u0131 dikenli oldu\u011fu i\u00e7in burada sidr-i mahd\u00fbd denilerek cennet a\u011fac\u0131n\u0131n dikensiz oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. H\u00e2kim ve Beyhaki Eb\u00fb \u00dcm\u00e2me (r.a.)&#8217;nin \u015f\u00f6yle s\u00f6yledi\u011fini nakletmi\u015flerdir: &#8220;Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n sahabileri derlerdi ki: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 bizi \u00e7\u00f6lde ya\u015fayan Araplar&#8217;dan ve onlar\u0131n meselelerinden istifade ettiriyor. Mesela, bir g\u00fcn bir \u00e7\u00f6l bedevisi Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e gelerek, &#8220;Ya Resulullah, Allah Te\u00e2l\u00e2 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da s\u0131k\u0131nt\u0131 veren bir a\u011fa\u00e7 zikrediyor. Halbuki ben cennette sahibine eziyet verecek bir a\u011fac\u0131n bulunaca\u011f\u0131n\u0131 zannetmezdim.&#8221; dedi. Resulullah, &#8220;Nedir O?&#8221; diye sorunca bedev\u00ee, &#8220;Sidr a\u011fac\u0131, zira onun dikeni vard\u0131r.&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine Resulullah da buyurdu ki, &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 buyurmuyor mu? Allah onun dikenlerini silmi\u015ftir de her dikeninin yerine bir meyva koymu\u015ftur ve onun meyvalar\u0131ndan her biri yetmi\u015f iki renk ile a\u00e7ar ve bir rengi di\u011ferine benzemez.&#8221; \u0130kincisi, Abd b. Humeyd&#8217;in \u0130bn\u00fc Abbas, Kat\u00e2de, \u0130krime ve Dahh\u00e2k&#8217;tan yapt\u0131\u011f\u0131 rivayete g\u00f6re meyvas\u0131n\u0131n \u00e7oklu\u011fundan dallar\u0131 b\u00fck\u00fclm\u00fc\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na tefsir edilmi\u015ftir ki biz bunu, &#8220;dal bast\u0131&#8221; tabirimize yak\u0131n g\u00f6rerek me\u00e2lde de &#8220;dal bast\u0131 kiraz&#8221; diye ifade etmeyi di\u011fer m\u00e2n\u00e2daki dikensizlik anlam\u0131na da uygun olaca\u011f\u0131 kanaatiyle zevkimize muvaf\u0131k bulduk.<\/p>\n<p>29. Ve Talh-i Mend\u00fbd, meyvas\u0131 a\u015fa\u011f\u0131dan yukar\u0131 istifli, s\u0131vama muz demektir. Baz\u0131lar\u0131, muz olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftir. Bunun d\u00fcnya muzuna benzer, meyvas\u0131 baldan tatl\u0131 bir a\u011fa\u00e7 oldu\u011fu zikredilmi\u015ftir. Daha ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc m\u00e2n\u00e2 verenler de vard\u0131r.<\/p>\n<p>30. Uzanm\u0131\u015f bir g\u00f6lge ki \u00e7ekilmesi ve bo\u015flu\u011fu yoktur. Fecr ile g\u00fcne\u015fin do\u011fmas\u0131 aras\u0131ndaki sabah g\u00f6lgesi gibi ho\u015f ve g\u00fczel bir g\u00f6lgedir.<\/p>\n<p>31. Ve \u00e7a\u011flayan bir su, yani y\u00fcksekten d\u00f6k\u00fclen akarsu. Bu suyun, kovas\u0131z, dolabs\u0131z ve istenilen yerde akan bir su oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Yukar\u0131da s\u00e2bik\u00fbn (\u00f6ne ge\u00e7enler)un durumu, d\u00fcnyada \u015fehirlerin, meden\u00ee halk\u0131n imrenecekleri en y\u00fcksek zevk ve lezzetlere g\u00f6re tasvir edilerek, yeni edebiyat\u00e7\u0131lar\u0131n &#8220;sembolizm&#8221; dedikleri i\u015faret yoluyla ifade ve temsil edilmi\u015f oldu\u011fu gibi, sa\u011f\u0131n adamlar\u0131n\u0131n h\u00e2li de bedevileri imrendirecek g\u00fczel yayla manzaralar\u0131n\u0131 and\u0131ran remizlerle ifade edilerek ikisi aras\u0131ndaki fark\u0131n, medenilerle bedevilerin fark\u0131 gibi oldu\u011funa bir nevi i\u015faret yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, denebilir. M\u00fccahid&#8217;den nakledilmi\u015ftir ki o yaylalar; g\u00f6lgelikleri, meyva a\u011fac\u0131 ve sidri (Arabistan kiraz\u0131) ile m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ho\u015flar\u0131na gitmi\u015fti. Allah Te\u00e2l\u00e2, \u00e2yetlerini indirdi. Dahh\u00e2k&#8217;tan gelen rivayette de \u015f\u00f6yle denilmi\u015ftir: M\u00fcsl\u00fcmanlar o yaylalara bak\u0131p imrendiler. &#8220;Ne olurdu bunun gibi bizim de olsayd\u0131&#8221; dediler. Bunun \u00fczerine s\u00f6z konusu \u00e2yetler nazil oldu.<\/p>\n<p>32. Ve her t\u00fcrl\u00fcs\u00fcnden bol bol meyva ki bunlar, d\u00fcnya meyvalar\u0131 gibi de\u011fil, hi\u00e7bir zaman kesilmeyen, t\u00fckenmeyen ve almak isteyenlerden men edilmeyen, yasaklanmayan meyvalard\u0131r.<\/p>\n<p>33. Ve her t\u00fcrl\u00fcs\u00fcnden bol bol meyva ki bunlar, d\u00fcnya meyvalar\u0131 gibi de\u011fil, hi\u00e7bir zaman kesilmeyen, t\u00fckenmeyen ve almak isteyenlerden men edilmeyen, yasaklanmayan meyvalard\u0131r.<\/p>\n<p>34. Ve y\u00fcksek d\u00f6\u015fekler. Eb\u00fb Ubeyde demi\u015ftir ki: &#8220;Burada fira\u015ftan maksat, kad\u0131nlard\u0131r. Y\u00fckseklik de manevi y\u00fcksekliktir yani de\u011fer \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcd\u00fcr. Zira \u015f\u00f6yle buyurulmu\u015ftur:<\/p>\n<p>35. \u015e\u00fcphesiz biz onlar\u0131 (h\u00fbrileri) yepyeni bir yarat\u0131l\u0131\u015fla yaratm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. \u0130bn\u00fc Cerir, Tirmizi ve daha ba\u015fkalar\u0131n\u0131n Enes (r.a.)&#8217;den rivayetlerinde, Resulullah (s.a.v) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Bu yeniden yarat\u0131lan kad\u0131nlar, d\u00fcnyada kocam\u0131\u015f ve buru\u015fmu\u015f kad\u0131nlard\u0131r.&#8221; Taber\u00e2n\u00ee, \u0130bn\u00fc Eb\u00ee H\u00e2tim ve daha baz\u0131 \u00e2limlerin rivayetlerine g\u00f6re Selemet\u00fc&#8217;bn\u00fc Mirsed-i Cu&#8217;fi (r.a.) demi\u015ftir ki: &#8220;Resulullah&#8217;\u0131 \u00e2yeti ile ilgili olarak i\u015fittim, \u015f\u00f6yle diyordu: &#8220;Bunlar, ister dul, ister bek\u00e2r olsun d\u00fcnyadaki k\u0131zlar ve kad\u0131nlard\u0131r.&#8221; Tirmiz\u00ee&#8217;nin &#8220;\u015eem\u00e2il&#8221;de rivayet etti\u011fi \u00fczere Resulullah (s.a.v)&#8217;a bir kocakar\u0131 geldi ve ona: &#8220;Ya Resulullah Allah&#8217;a dua et beni cennete koysun.&#8221; dedi. Resulullah: &#8220;Ey falancan\u0131n annesi, cennete asla kocakar\u0131 girmez.&#8221; buyurdu. Bunun \u00fczerine kad\u0131n a\u011flayarak d\u00f6nd\u00fc. Resulullah buyurdu ki: &#8220;Ona haber verin kocakar\u0131 olarak girmez, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2 buyurmu\u015ftur ki: &#8220;\u015e\u00fcphesiz biz onlar\u0131 yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015fla yaratm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>36. *} Yarat\u0131p da onlar\u0131 hep bek\u00e2r k\u0131zlar k\u0131lm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>37. \u00d6yle ki hep g\u00fczel kad\u0131nlar olarak. Urub, arubun \u00e7o\u011fuludur. Bu kelimenin \u00fc\u00e7 farkl\u0131 tefsiri vard\u0131r.<\/p>\n<p>1) Kocalar\u0131n\u0131 \u00e7ok seven kad\u0131nlar.<\/p>\n<p>2) Cilveli, nazl\u0131 ed\u00e2l\u0131 kad\u0131nlar.<\/p>\n<p>3) G\u00fczel s\u00f6z s\u00f6yleyen kad\u0131nlar. \u015e\u00fcphesiz cilve ve anlat\u0131m g\u00fczelli\u011fi de, sevi\u015fmenin en latif sebeblerinden ve ed\u00e2l\u0131 kad\u0131n\u0131n \u015fiar\u0131ndand\u0131r. Hep ayn\u0131 ya\u015f\u0131t, yani ya\u015flar\u0131 da e\u015fit, hep birbirine denktir. Tirmiz\u00ee&#8217;nin Muaz (r.a.)&#8217;dan rivayet etti\u011fi bir hadiste \u015f\u00f6yle denilmi\u015ftir: &#8220;Cennet ehli cennete t\u00fcys\u00fcz, b\u0131y\u0131klar\u0131 hen\u00fcz terlemeye ba\u015flam\u0131\u015f, g\u00f6zleri s\u00fcrmeli, otuz, otuz \u00fc\u00e7 ya\u015flar\u0131nda girerler.&#8221;<\/p>\n<p>38. Sa\u011f\u0131n adamlar\u0131 i\u00e7in (yarat\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r)<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>39. Bir \u00e7o\u011fu \u00f6ncekilerdendir.<\/p>\n<p>40. Bir \u00e7o\u011fu da sonrakilerdendir.<\/p>\n<p>41. Solun adamlar\u0131, nedir o solcular!<\/p>\n<p>42. \u0130\u00e7lerine i\u015fleyen bir ate\u015f ve kaynar \u015fu i\u00e7inde,<\/p>\n<p>43. Kapkara dumandan bir g\u00f6lge alt\u0131ndad\u0131rlar.<\/p>\n<p>44. Ki ne serindir, ne de faydal\u0131.<\/p>\n<p>45. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar bundan \u00f6nce varl\u0131k i\u00e7inde sef\u00e2hete dalm\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>46. B\u00fcy\u00fck g\u00fcnah\u0131 i\u015flemekte \u0131srar ediyorlard\u0131.<\/p>\n<p>47. Ve diyorlard\u0131 ki: &#8220;Biz \u00f6l\u00fcp, toprak ve kemik y\u0131\u011f\u0131n\u0131 olduktan sonra, biz mi bir daha diriltilece\u011fiz?&#8221;<\/p>\n<p>48. &#8220;\u00d6nceki atalar\u0131m\u0131zda m\u0131?&#8221;<\/p>\n<p>49. De ki: &#8220;\u00d6ncekiler ve sonrakiler&#8221;<\/p>\n<p>50. &#8220;Belli bir g\u00fcn\u00fcn belli vaktinde mutlaka toplanacaklard\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>51. Sonra siz, ey sap\u0131k yalanlay\u0131c\u0131lar!<\/p>\n<p>52. Elbette bir a\u011fa\u00e7tan, zakkum a\u011fac\u0131ndan yiyeceksiniz.<\/p>\n<p>53. Kar\u0131nlar\u0131n\u0131z\u0131 hep onunla dolduracaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>54. \u00dcst\u00fcne de kaynar su i\u00e7eceksiniz.<\/p>\n<p>55. Susuzluk illetine tutulmu\u015f develerin i\u00e7i\u015fi gibi i\u00e7eceksiniz.<\/p>\n<p>56. \u0130\u015fte ceza g\u00fcn\u00fcnde onlara sunulacak ziyafet budur.<\/p>\n<p>57. Biz sizi yaratt\u0131k; tasdik etmeniz gerekmez mi?<\/p>\n<p>39-40. Bir\u00e7o\u011fu \u00f6ncekilerden ve bir\u00e7o\u011fu da sonrakilerdendir.<\/p>\n<p>Yani sa\u011f\u0131n adamlar\u0131 \u00f6ncekiler gibi de\u011fil daha \u00e7oktur. \u00d6ncekilerden de, sonrakilerden de \u00e7okturlar. \u00d6ncekiler ve sonrakiler ya b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetlerin \u00f6ncekileri ve sonrakileri, ya da bu \u00fcmmetin \u00f6ncekileri ve sonrakileridir. Ahmed b. Hanbel, \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir, \u0130bn\u00fc Eb\u00ee H\u00e2tim ve \u0130bn\u00fc Merd\u00fbye&#8217;nin Eb\u00fb Hureyre&#8217;den yapt\u0131klar\u0131 riv\u00e2yete g\u00f6re \u00e2yeti inince sahabilerin g\u00fcc\u00fcne gitmi\u015fti. \u0130\u015fte bunun \u00fczerine \u00e2yeti nazil oldu. Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;Ben her halde \u00fcmid ederim ki siz cennet ehlinin \u00fc\u00e7te biri, belki de yar\u0131s\u0131 olursunuz. Kalan ikinci yar\u0131s\u0131n\u0131 da onlarla payla\u015f\u0131rs\u0131n\u0131z.&#8221; Demek ki sahabiler, cennet ehli i\u00e7erisinde Muhammed \u00fcmmeti az olacak diye merak etmi\u015flerdi. B\u00f6ylece o endi\u015fe bertaraf edilmi\u015f oldu. Buna g\u00f6re Muhammed \u00fcmmetinin ilklerinden s\u00e2bik\u00fbn (\u00f6nde gidenler), sonrakilerden \u00e7ok oldu\u011fu gibi ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetlerin \u00f6nde gidenleri de Hz. Muhammed&#8217;in \u00fcmmetinden say\u0131 itibariyle fazlad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetlere \u00e7ok say\u0131da peygamber gelmi\u015ftir. Bununla beraber Hz. Muhammed&#8217;in \u00fcmmeti i\u00e7erisindeki \u00f6nc\u00fclere uyanlar, ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetlerin \u00f6nc\u00fclerine uyanlardan daha \u00e7ok olacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar cennet ehlinin yar\u0131s\u0131ndan \u00e7o\u011funu te\u015fkil edeceklerdir. Bu, ihtimal ki insan n\u00fcfusunun artmas\u0131 meselesi ile de alakal\u0131d\u0131r. Dikkat edilmesi gereken bir husus da \u015fudur ki, s\u00e2bikunda &#8220;Yapt\u0131klar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k olarak.&#8221; (V\u00e2k\u0131a, 56\/24) buyuruldu\u011fu halde Ashab-\u0131 yemin&#8217;de bu zikredilmemi\u015ftir. Bundan Ashab-\u0131 yemin&#8217;in mutlulu\u011funun s\u00e2bikuna uymalar\u0131 sebebiyle s\u0131rf fazilet oldu\u011fu \u015feklinde bir m\u00e2n\u00e2 \u00e7\u0131kar\u0131labilir. Nitekim &#8220;z\u0131ll-i memd\u00fbd&#8221; (uzanm\u0131\u015f g\u00f6lge) ifadesinde de ayn\u0131 durum s\u00f6z konusudur. Bu m\u00e2n\u00e2, T\u00fbr S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;\u0130man eden ve z\u00fcrriyetleri de iman ile kendilerine tabi olanlar (var ya!) i\u015fte biz onlar\u0131n nesillerini de kendilerine katt\u0131k&#8230;&#8221; (T\u00fbr, 52\/21) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na benzemektedir. Buna bakarak denilebilir ki, \u00f6nc\u00fcler, hay\u0131rda \u00f6nc\u00fcler olan peygamberler ve m\u00fcctehid imamlard\u0131r. Ashab-\u0131 yemin de onlara sadakatle uyanlard\u0131r.<\/p>\n<p>41. \u00dc\u00e7 s\u0131n\u0131ftan \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc olan ve Ashab-\u0131 yemin&#8217;in z\u0131dd\u0131 olarak s\u00e2bikunun solunda yer al\u0131p, kitaplar\u0131 sol taraflar\u0131ndan verilecek solun adamlar\u0131na, (Ashab-\u0131 \u015eim\u00e2l&#8217;e) gelince buyuruluyor ki Ashab-\u0131 \u015eim\u00e2l ise ne Ashab-\u0131 \u015eim\u00e2l! Ne u\u011fursuz, ne bedbaht insanlard\u0131r!<\/p>\n<p>42. Bir ate\u015f, i\u00e7lerine i\u015fleyen bir hararet i\u00e7inde ve bir k\u0131zg\u0131n su, cehennem suyu i\u00e7inde<\/p>\n<p>43. ve zifirden bir g\u00f6lge k\u00f6m\u00fcr veya kurum gibi karar\u0131p duran sisli, bo\u011fucu bir g\u00f6lge i\u00e7indedirler. Yahm\u00fbm, k\u00f6m\u00fcr gibi simsiyah olan \u015fey, zifir ve kara duman m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Buna zulmet denilmeyip de g\u00f6lge isminin verilmesi alay i\u00e7indir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan gelen bir rivayette de, cehennem halk\u0131n\u0131 her taraflar\u0131ndan kaplay\u0131p, ku\u015fatan perdenin ismi oldu\u011fu zikredilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>44. Serin de de\u011fil kerim de de\u011fil, yani hi\u00e7 bir hay\u0131r ve menfaati ve hi\u00e7bir g\u00fczelli\u011fi olmayan bir g\u00f6lgedir.<\/p>\n<p>45. Bunlar\u0131n i\u00e7ine d\u00fc\u015fmelerinin sebebi ise \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar bundan \u00f6nce, yani bu azab\u0131n vuku bulmas\u0131ndan evvel m\u00fchlet verilmi\u015f, \u015f\u0131mart\u0131lm\u0131\u015f keyiflerine d\u00fc\u015fk\u00fcn ve hi\u00e7bir \u015feye ald\u0131r\u0131\u015f etmeyen kimseler idiler.<\/p>\n<p>46. O b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahta \u0131srar ediyorlard\u0131. H\u0131ns, esasen g\u00fcnah m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Yemini bozmaya da h\u0131ns denir. M\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011fu, burada h\u0131ns-i azim&#8217;i b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah diye tefsir etmi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Do\u011frusu \u015firk, b\u00fcy\u00fck bir zul\u00fcmd\u00fcr.&#8221; (Lokman, 31\/13) buyuruldu\u011fu \u00fczere \u015firk, b\u00fcy\u00fck bir zul\u00fcm ve en b\u00fcy\u00fck g\u00fcnaht\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 da &#8220;h\u0131ns&#8221;\u0131n yemin-i gamus, yani yalan yere yemin etmek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Takiyyuddin S\u00fcbki&#8217;ye g\u00f6re de, &#8220;Onlar, olanca g\u00fc\u00e7leriyle Allah&#8217;a yemin ettiler ve dediler ki: Allah \u00f6len bir kimseyi tekrar diriltmez.&#8221; (Nahl, 16\/38) \u00e2yetinde buyuruldu\u011fu gibi, onlar\u0131n b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahta \u0131srar etmeleri, kuvvetlice yemin ederek dirilmeyi inkar etmeleri demektir. Bu anlam &#8220;h\u0131ns&#8221;\u0131n me\u015fhur m\u00e2n\u00e2s\u0131na uygun olursa da<\/p>\n<p>47-49. &#8220;ve diyorlard\u0131 ki&#8230;&#8221; \u00e2yeti, bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade etmi\u015f olaca\u011f\u0131 i\u00e7in \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2 daha tercihe \u015fayand\u0131r. Ancak \u015firki, &#8220;h\u0131ns-\u0131 az\u00eem&#8221; (b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah) tabiriyle ifade etmenin bir n\u00fcktesini de g\u00f6z ard\u0131 etmemek laz\u0131md\u0131r. Bu n\u00fckte ise, &#8220;E\u011fer antla\u015fmalar\u0131ndan sonra yeminlerini bozarlar ve dininize sald\u0131r\u0131rlarsa, k\u00fcfr\u00fcn \u00f6nderlerine kar\u015f\u0131 sava\u015f\u0131n&#8230;&#8221; (Tevbe, 9\/12) \u00e2yetinde ifade edildi\u011fi gibi bunlar\u0131n yemin tan\u0131maz, yeminlerinde durmaz yalanc\u0131lar olduklar\u0131na i\u015faret olsa gerektir. Nitekim bunlara &#8220;Ey yalanc\u0131 sap\u0131klar!&#8221; (V\u00e2k\u0131a, 56\/51) diye hitap edilmesi de bu hususu kuvvetlendirmektir. \u0130\u015fte b\u00f6ylece bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n yard\u0131m\u0131 ile de Ashab-\u0131 \u015eim\u00e2lin, Ashab-\u0131 yeminin tam z\u0131dd\u0131 bir anlam ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 da anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>50. &#8220;Bilinen bir g\u00fcn\u00fcn muayyen vaktinde mutlaka toplanacaklard\u0131r.&#8221; O bilinen g\u00fcn, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Mik\u00e2t, bir \u015feyin vaktini tayin eden \u00f6l\u00e7\u00fcd\u00fcr. K\u0131yamet de d\u00fcnyan\u0131n vaktini tahdid etti\u011fi i\u00e7in mik\u00e2t denilmi\u015ftir. Buradaki iz\u00e2fet, iz\u00e2fet-i beyaniyyedir. M\u00e2n\u00e2s\u0131, mik\u00e2t olan g\u00fcn demektir.<\/p>\n<p>51. &#8220;Bilinen bir g\u00fcn\u00fcn muayyen vaktinde mutlaka toplanacaklard\u0131r.&#8221; O bilinen g\u00fcn, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Mik\u00e2t, bir \u015feyin vaktini tayin eden \u00f6l\u00e7\u00fcd\u00fcr. K\u0131yamet de d\u00fcnyan\u0131n vaktini tahdid etti\u011fi i\u00e7in mik\u00e2t denilmi\u015ftir. Buradaki iz\u00e2fet, iz\u00e2fet-i beyaniyyedir. M\u00e2n\u00e2s\u0131, mik\u00e2t olan g\u00fcn demektir.<\/p>\n<p>52-54. &#8220;Bir a\u011fa\u00e7tan, zakkumdan&#8230;&#8221; (Zakkum a\u011fac\u0131 ile ilgili bilgi i\u00e7in Saff\u00e2t S\u00fbresi&#8217;ne bkz.)<\/p>\n<p>55. H\u00eem, ehyem&#8217;in veya heym\u00e2&#8217;n\u0131n \u00e7o\u011fuludur. H\u00fcyam hastal\u0131\u011f\u0131na tutulmu\u015f deve demektir. H\u00fcyam, deveye \u00e2r\u0131z olan bir susuzluk illetidir ki bu hastal\u0131\u011fa yakalanan deve suya bir t\u00fcrl\u00fc kanmaz. \u0130\u015fte onlar da bu deve gibi zakkumu yer, kaynar suyu i\u00e7er i\u00e7er ama asla kanmazlar.<\/p>\n<p>56. Bu, onlara o din (ceza) g\u00fcn\u00fc sunulacak ziyafettir. N\u00fczul, konuk, misafir gelince kahve veya kahvalt\u0131 gibi ilk sunulan yiyecek ve i\u00e7eceklerdir. Konuklara ilk defa b\u00f6yle \u015feyler takdim edilince, art\u0131k daha sonraki azab\u0131n nas\u0131l \u015fiddetli olaca\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmelidir.<\/p>\n<p>57. Bu beyandan sonra ink\u00e2rc\u0131lar\u0131 susturmak ve azarlamak i\u00e7in de\u011fi\u015fik bir hitab tarz\u0131 ile buyuruluyor ki biz sizi yaratt\u0131k, h\u00e2l\u00e2 tasdik etmeyecek misiniz? Bunu daha a\u00e7\u0131k ifade etmek i\u00e7in de \u015f\u00f6yle buyuruluyor:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>58. Att\u0131\u011f\u0131n\u0131z meniyi g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc?<\/p>\n<p>59. Onu siz mi yarat\u0131yorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?<\/p>\n<p>60. Aran\u0131zda \u00f6l\u00fcm\u00fc takdir eden biziz ve bizim \u00f6n\u00fcm\u00fcze ge\u00e7ilmez.<\/p>\n<p>61. B\u00f6ylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmedi\u011finiz bir yarat\u0131l\u0131\u015fta tekrar var edelim diye (b\u00f6yle yap\u0131yoruz).<\/p>\n<p>62. Andolsun, ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 bildiniz. D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp ibret alman\u0131z gerekmez mi?<\/p>\n<p>63. Ekti\u011finizi g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc?<\/p>\n<p>64. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?<\/p>\n<p>65. Dileseydik, onu kuru bir \u00e7\u00f6p yapard\u0131k. Hayret eder dururdunuz.<\/p>\n<p>66. &#8220;Do\u011frusu bor\u00e7 alt\u0131na girdik.&#8221;<\/p>\n<p>67. &#8220;Do\u011frusu, biz yoksul b\u0131rak\u0131ld\u0131k&#8221; (derdiniz).<\/p>\n<p>68. \u0130\u00e7ti\u011finiz suya bakt\u0131n\u0131z m\u0131?<\/p>\n<p>69. Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?<\/p>\n<p>70. Dileseydik onu tuzlu yapard\u0131k. O halde \u015f\u00fckretseniz ya!<\/p>\n<p>71. O \u00e7akt\u0131\u011f\u0131n\u0131z ate\u015fi g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc?<\/p>\n<p>72. Onun a\u011fac\u0131n\u0131 siz mi yaratt\u0131n\u0131z, yoksa yaratan biz miyiz?<\/p>\n<p>73. Biz onu bir ibret ve \u00e7\u00f6lden gelip ge\u00e7enlere bir fayda yapt\u0131k.<\/p>\n<p>74. \u00d6yleyse b\u00fcy\u00fck Rabbinin ad\u0131n\u0131 y\u00fccelt.<\/p>\n<p>58. Ak\u0131tt\u0131\u011f\u0131n\u0131z yani rahimlere d\u00f6kt\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz meniyi (g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc?)<\/p>\n<p>59. Onu siz mi yarat\u0131yorsunuz? Siz mi takdir ederek, \u015fekillendirip insan bi\u00e7imine koyuyorsunuz? Yoksa yarat\u0131c\u0131 biz miyiz, hi\u00e7 yokken bi\u00e7im verip yaratan?<\/p>\n<p>60. Aran\u0131zda \u00f6l\u00fcm\u00fc biz takdir ettik. Sonsuz hikmetleri ihtiv\u00e2 eden irademizin gerektirdi\u011fine g\u00f6re, her birinize bir vakit tayin ve taksim ettik. Ve biz \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ilenlerden de\u011filiz yani kimse bize \u00fcst\u00fcn gelemez. \u0130rademizi al\u0131koyamaz. Her diledi\u011fimizi istedi\u011fimiz \u015fekilde yapar\u0131z. Buna kadiriz.<\/p>\n<p>61. &#8220;K\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 de\u011fi\u015ftirmek \u00fczereyiz.&#8221; M\u00fcfessirler bu \u00e2yete, gerek n\u0131n ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu fiil, gerek &#8220;ems\u00e2l&#8221;in anlam\u0131 itibar\u0131yla birka\u00e7 t\u00fcrl\u00fc m\u00e2n\u00e2 vermi\u015flerdir. S\u00f6z konusu \u00e2yet, \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki kudrete veya mahzufa ya da bir \u00fcsteki \u00e2yette yer alan fiiline ba\u011flanm\u0131\u015f olabilir. de mimin kesriyle mislin \u00e7o\u011fulu olabilece\u011fi gibi fetha ile de meselin \u00e7o\u011fulu olabilir. Mimin kesresi ile olan mislin \u00e7o\u011fulu ve fiiline ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu durumda m\u00e2n\u00e2s\u0131; &#8220;Aran\u0131zda \u00f6l\u00fcm\u00fc takdir ettik ki neslinizi kesmeyip benzerlerinizi getirelim.&#8221; \u015feklinde olur. \u00e2yetinin ifade etti\u011fi ye ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu durumda ise; &#8220;Aran\u0131zda \u00f6l\u00fcm\u00fc takdir etti\u011fimiz gibi sizi yok edip yerinize benzerlerinizi getirmek suretiyle de\u011fi\u015ftirmeye de kadiriz.&#8221; anlam\u0131 verilebilir. \u0130kinci takdire g\u00f6re yap\u0131lan tefsir, &#8220;Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir mahluk getirir.&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 35\/16) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na uygun olur. Lakin burada iki \u00fcst\u00fcn ile meselin \u00e7o\u011fulu olmas\u0131 tercihe \u015fayand\u0131r. Mesel, s\u0131fat ve \u015fekil m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla maddi ve manev\u00ee benzeyi\u015fi ifade eden huy, k\u0131l\u0131k ve k\u0131yafet demek oldu\u011fundan bu durumda da m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yledir: &#8220;Gerek fikir ve ahl\u00e2k y\u00f6n\u00fcnden gerek \u015fekil ve suret y\u00f6n\u00fcnden bulundu\u011funuz ve bildi\u011finiz k\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 de\u011fi\u015ftirme\u011fe ve sizi bilemeyece\u011finiz bir yarat\u0131l\u0131\u015fta varetme\u011fe kadiriz. Bunun \u00f6n\u00fcne hi\u00e7 kimse ge\u00e7emez Bu m\u00e2n\u00e2, hem d\u00fcnyev\u00ee de\u011fi\u015fmeyi hem uhrevi yaratma olan dirilmeyi ifade eder. Ayr\u0131ca hem tehdit hem m\u00fcjdeyi i\u00e7erir. Hasan-\u0131 Basri de tehdid cihetini d\u00fc\u015f\u00fcnerek, &#8220;Sizi maymunlara, domuzlara \u00e7evirir.&#8221; tarz\u0131nda bir m\u00e2n\u00e2ya geldi\u011fini s\u00f6yler ki, bu da Nis\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;Ey ehl-i kitab! Biz bir tak\u0131m y\u00fczleri silip d\u00fcmd\u00fcz ederek arkalar\u0131na \u00e7evirmeden, yahut onlar\u0131, cumartesi adamlar\u0131 gibi lanetlemeden \u00f6nce, size gelenleri do\u011frulamak \u00fczere indirdi\u011fimiz kitaba iman edin..&#8221; (Nis\u00e2, 4\/47) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na benzemektedir. S\u00f6z\u00fcn ba\u015f\u0131 ve sonu yaratmak, ceza ve yeniden dirilmekle alakadar oldu\u011fundan tebdil (de\u011fi\u015ftirme) s\u00f6z\u00fc d\u00fcnyevi de\u011fi\u015fime, in\u015fa (yaratma) s\u00f6z\u00fc de, ondan sonra ger\u00e7ekle\u015fecek olan \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmeye i\u015faret say\u0131labilir.<\/p>\n<p>62. Herhalde ilk yaratmay\u0131 \u00f6\u011frendiniz. Yani insan\u0131n bu d\u00fcnya hayat\u0131nda topraktan, sonra nutfe, alaka, mud\u011fa gibi tav\u0131rdan tav\u0131ra tekam\u00fcl ettirilerek nas\u0131l ger\u00e7ekle\u015fti\u011fini gerek m\u00fc\u015fahede ve tecr\u00fcbeden ve gerek Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klamalar\u0131ndan \u00f6\u011frenmi\u015f bulunuyorsunuz. O halde d\u00fc\u015f\u00fcnseniz ya! Yani d\u00fc\u015f\u00fcnseniz de bildi\u011finiz bu tarz\u0131 de\u011fi\u015ftirip ve tekam\u00fcl ettirerek sizi peyderpey yarat\u0131p bulundu\u011funuz duruma getiren ve aran\u0131zda \u00f6l\u00fcm\u00fc takdir etmi\u015f bulunan yarat\u0131c\u0131n\u0131z Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n sizi de\u011fi\u015ftirip, \u015fimdi teferruat\u0131n\u0131 bilemeyece\u011finiz yeniden diriltmeye k\u00e2dir oldu\u011funu anlasan\u0131z ya!<\/p>\n<p>63. \u0130nsan hayat\u0131 i\u00e7in gerekli olan hususlardan biri de r\u0131z\u0131kt\u0131r. R\u0131z\u0131kta esas madd\u00ee veya manev\u00ee planda ekipbi\u00e7me oldu\u011fu i\u00e7in yaratma konusu hat\u0131rlat\u0131ld\u0131ktan sonra r\u0131zka da yer verilmi\u015f ve bu hususa ekin ile ba\u015flanarak buyurulmu\u015ftur ki \u015eimdi ekti\u011finiz tohumu g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc?<\/p>\n<p>64. *} Onu siz mi bitiriyorsunuz? Siz mi tutturup, b\u00fcy\u00fct\u00fcp gayesine ula\u015fan ziraat haline getiriyorsunuz? Yoksa biz mi bitiriyoruz? Kurtub\u00ee der ki: &#8220;Ekini eken kimsenin den sonra bu \u00e2yeti okuyup \u015f\u00f6yle demesi m\u00fcsteh\u00e2b olur: &#8220;Ekini bitiren, yeti\u015ftiren Allah Te\u00e2l\u00e2d\u0131r.&#8221; &#8220;Allah&#8217;\u0131m Muhammed&#8217;e rahmet eyle ve bizi bu ekinin \u00fcr\u00fcn\u00fc ile r\u0131z\u0131kland\u0131r ve zarar\u0131ndan uzak tut. Hem de bizi nimetlerine \u015f\u00fckredenlerden k\u0131l.&#8221; Bu duan\u0131n, ekinleri musibetlerden koruyup bereketlendirdi\u011fi ifade edilerek bunun tecr\u00fcbe ile sabit oldu\u011fu nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>65. Hutam, kuru \u015feylerin k\u0131r\u0131nt\u0131s\u0131na denir. \u00c7\u00f6r\u00e7\u00f6p, ot \u00e7\u00f6p\u00fc, saman \u00e7\u00f6p\u00fc ve kabuk k\u0131r\u0131nt\u0131lar\u0131 gibi. Tefekk\u00fch eder dururdunuz. Tefekk\u00fch, esasen t\u00fcrl\u00fc yemi\u015f yemek demek olup, mecazen taacc\u00fcb etmek ve pi\u015fman olmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na da gelir. Burada ifade etti\u011fi anlam, &#8220;\u015fa\u015fk\u0131nl\u0131kla \u015fu lak\u0131rd\u0131lar\u0131, yemi\u015f yer gibi tekrar tekrar s\u00f6yler, \u00e7i\u011fner ve a\u011fz\u0131n\u0131zda geveler dururdunuz.&#8221; \u015feklindedir. Yani \u015f\u00f6yle der dururdunuz.<\/p>\n<p>66. Biz herhalde \u00e7ok zararday\u0131z. Ekti\u011fimiz tohumlar zayi oldu. Yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z masraflar bo\u015fa gitti, yahut bor\u00e7land\u0131k. Veya garam\u0131n, hel\u00e2k m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutulursa, inan\u0131n helak olduk, mahvolduk anlam\u0131 da verilebilir.<\/p>\n<p>67. Daha do\u011frusu biz mahrumuz. Yani ekti\u011fimiz mahvoldu\u011fu gibi yiyece\u011fimiz r\u0131z\u0131klardan da mahrumuz. Yahut bundan b\u00f6yle hi\u00e7 kazan\u00e7 ihtimali kalmam\u0131\u015f, her \u015feyden mahrum ve sefalete mahkumuz. Bu s\u00f6zlerin bir c\u00fcmlesi birisi, di\u011feri ba\u015fka biri taraf\u0131ndan s\u00f6ylenmek suretiyle kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 konu\u015fma tarz\u0131nda tekrar tekrar ifade edilir. B\u00f6ylece \u00fcmitsizli\u011fe kap\u0131larak te\u015fekk\u00fcr edecek hi\u00e7bir nimet kalmam\u0131\u015f gibi m\u0131r\u0131ldan\u0131l\u0131r durulur. D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmez ki bunu s\u00f6ylerken i\u00e7ilecek bir su olsun bulunur ve Allah&#8217;\u0131n bundan daha b\u00fcy\u00fck felaketleri olabilir.<\/p>\n<p>68. Onun i\u00e7in bunun arkas\u0131ndan buyuruluyor ki &#8220;G\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc o i\u00e7ti\u011finiz suyu?&#8221;<\/p>\n<p>69. buluttan M\u00fczn, esasen bulut yahut ak bulut demektir ki ondan ya\u011fmur nadiren ya\u011far. Ayr\u0131ca bu buluttan inen ya\u011fmur suyunun daha tatl\u0131 oldu\u011fu da ifade edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>70. *} Dilersek onu bir uc\u00e2c, yani tuzlu ve ac\u0131 bir su yapard\u0131k ki, i\u00e7ilme ihtimali olmazd\u0131. Ekilen tohumlar\u0131n bazen \u00e7\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn ger\u00e7ekte bilindi\u011fi, ya\u011fmurun ac\u0131 olarak ya\u011fmas\u0131n\u0131n m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu yahut yiyeceklerin i\u00e7eceklerden daha m\u00fchim oldu\u011fu tarz\u0131ndaki sebeblerden dolay\u0131 \u00f6ncekinde L\u00e2m ile , bunda ise l\u00e2ms\u0131z olarak buyurulmu\u015ftur. Gerek evvelkinde, gerek bunda &#8220;dileseydik&#8221; ile ba\u015flayan iki \u015fart c\u00fcmlesi, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ekini ve suyu, onlardan faydalanmay\u0131 ortadan kald\u0131ran \u00e2f\u00e2t ve di\u011fer hallerden korumas\u0131 da nebat\u0131 bitirme ve g\u00f6kten su indirme nimetlerinden ayr\u0131ca \u015f\u00fckredilmesi gereken iki ayr\u0131 nimettir. \u0130\u015fte bu iki c\u00fcmle s\u00f6z konusu meseleyi beyan etmek i\u00e7in zikredilmi\u015f birer ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesidir. O halde \u015f\u00fckretseniz ya! Yani b\u00fct\u00fcn bu nimetlerden her birine \u015f\u00fckretseniz de biri eksik oluverince hemen mahrumuz diye \u00fcmitsizlikle veya biz ekip bi\u00e7iyoruz diye gururlan\u0131p da nank\u00f6rl\u00fck etmeseniz ya!<\/p>\n<p>71. Sonra o \u00e7akt\u0131\u011f\u0131n\u0131z ate\u015fi g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc? Yani birbirine s\u00fcrt\u00fcp \u00e7akmak suretiyle \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131n\u0131z ate\u015fi ki s\u00fcrtme ve temas ile \u00e7\u0131kan bir elektrik ate\u015fi demektir. Y\u00e2sin S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;Ye\u015fil a\u011fa\u00e7tan sizin i\u00e7in ate\u015f \u00e7\u0131karan O&#8217;dur&#8230;&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/80) \u00e2yeti de bu konuyla ilgilidir.<\/p>\n<p>72. Onun a\u011fac\u0131n\u0131 siz mi in\u015fa ettiniz? Ki bu s\u00f6z\u00fc edilen a\u011fa\u00e7, merh ve afar diye bilinen a\u011fa\u00e7t\u0131r. Bununla beraber her a\u011fa\u00e7ta ve elektrik elde edilen her \u015feyde ve \u00e7akmak ta\u015f\u0131nda dahi bu anlam vard\u0131r. Nitekim denilmi\u015ftir ki, &#8220;Her a\u011fa\u00e7ta ate\u015f vard\u0131r. Fakat merh ve afar bu konuda \u00e7ok me\u015fhur olmu\u015ftur.&#8221; Yoksa in\u015fa eden biz miyiz? Yani o a\u011fac\u0131 di\u011ferlerinden fazla bir \u00f6zellikle var edip yaratan biz miyiz? \u015e\u00fcphe yok ki Allah Te\u00e2l\u00e2 cisimleri o elektrikiyyet \u00f6zelli\u011fi ile yarat\u0131p in\u015fa etmemi\u015f olsayd\u0131, hi\u00e7 bir \u015fekilde elektrik \u00fcretimi k\u00e2bil olmaz, ne bedevinin \u00e7akma\u011f\u0131 \u00e7akar ne de bug\u00fcnk\u00fc medenilerin elektrik fenerleri yanard\u0131.<\/p>\n<p>73. Biz onu hem bir ibret k\u0131ld\u0131k, yani ya\u015fama sebebleri kendisine ba\u011flan\u0131p hayat m\u00fccadelesine \u00f6rnek ve cehennem azab\u0131n\u0131n ate\u015finin and\u0131r\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrecek bir ibret k\u0131ld\u0131k. Hem de bir met\u00e2 bir faydalanma ve kazan\u00e7 vas\u0131tas\u0131, alanda bulunanlar i\u00e7in, yani sahraya konup g\u00f6\u00e7enler i\u00e7in. Ondan en fazla konup g\u00f6\u00e7enler istifade ederler. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e7akmak \u00e7akarak ate\u015f yakma ihtiyac\u0131 meden\u00eelerden ziyade bedevilerde olur. Ve o a\u011fac\u0131 en \u00e7ok onlar getirip satarlar. \u00c2yete \u015f\u00f6yle bir m\u00e2n\u00e2 da verilebilir. &#8220;\u0130htiyac\u0131 \u00e7ok olan fakirler i\u00e7in.&#8221; Zira ba\u015fka bir k\u00e2r ve i\u015f bulamayan fakirler hi\u00e7 olmazsa odun toplay\u0131p ge\u00e7imlerini temin ederler.<\/p>\n<p>74. O halde Rabbini az\u00eem ismiyle tesbih et. Yani bu nimetleri ihsan edip duran Rabbin \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr, \u015firk ve noksanl\u0131klardan m\u00fcnezzehtir (ber\u00eedir). Onun i\u00e7in Allah&#8217;\u0131 &#8220;Y\u00fcce Rabbimi tesbih ederim&#8221; diye tenzih ederek tesbih et, yahut namaz k\u0131l.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>75. Hay\u0131r, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n yerlerine yemin ederim.<\/p>\n<p>76. Bilirseniz bu b\u00fcy\u00fck bir yemindir.<\/p>\n<p>77. O, elbette \u015ferefli bir Kur&#8217;\u00e2n&#8217;d\u0131r.<\/p>\n<p>78. Korunmu\u015f bir kitaptad\u0131r.<\/p>\n<p>79. Ona temizlenenlerden ba\u015fkas\u0131 el s\u00fcremez.<\/p>\n<p>80. (O), \u00e2lemlerin Rabbinden indirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>81. \u015eimdi siz bu s\u00f6z\u00fc m\u00fc k\u00fc\u00e7\u00fcms\u00fcyorsunuz?<\/p>\n<p>82. R\u0131zk\u0131n\u0131z\u0131, yalanlaman\u0131zdan ibaret mi k\u0131l\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>83. Can bo\u011faza dayand\u0131\u011f\u0131 zaman<\/p>\n<p>84. Ki o zaman siz (\u00f6lmek \u00fczere olana) bakar durursunuz.<\/p>\n<p>85. Biz ona sizden daha yak\u0131n\u0131z, fakat siz g\u00f6rmezsiniz.<\/p>\n<p>86. E\u011fer cezaland\u0131r\u0131lmayacak iseniz,<\/p>\n<p>87. Onu geri \u00e7evirsenize; \u015fayet iddian\u0131zda do\u011fru iseniz.<\/p>\n<p>88. Fakat \u00f6len ki\u015fiye gelince, e\u011fer o rahmete yakla\u015ft\u0131r\u0131lanlardan ise,<\/p>\n<p>89. Ona rahatl\u0131k, g\u00fczel r\u0131z\u0131k ve Na\u00eem cenneti vard\u0131r.<\/p>\n<p>90. E\u011fer O, sa\u011f\u0131n adamlar\u0131ndan ise,<\/p>\n<p>91. &#8220;(Ey sa\u011fc\u0131), sana sa\u011fc\u0131lardan selam!&#8221;<\/p>\n<p>92. Ama yalanlay\u0131c\u0131 sap\u0131klardan ise;<\/p>\n<p>93. \u0130\u015fte ona da kaynar sudan bir ziyafet vard\u0131r.<\/p>\n<p>94. Ve cehenneme at\u0131lma vard\u0131r.<\/p>\n<p>95. Kesin ger\u00e7ek budur i\u015fte.<\/p>\n<p>96. \u00d6yle ise Rabbini o b\u00fcy\u00fck ismiyle tesbih et.<\/p>\n<p>75. &#8220;Yemin ederim&#8230;&#8221; \u00c2yette bulunan kel\u00e2m\u0131n sonu ile ba\u015f\u0131 aras\u0131ndaki tertibi ifade etmektedir. Raz\u00ee bu tertib \u015feklini \u015f\u00f6yle anlatmaktad\u0131r: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 hidayet ve Hak din ile Resul\u00fcn\u00fc g\u00f6nderdi\u011finde ona gereken her\u015feyi vermi\u015f ve laz\u0131m olmayan \u015feylerden de onu temizlemi\u015ftir. Bin\u00e2enaleyh ona hikmeti, yani kesin delillerle onlar\u0131n kullan\u0131m \u015fekillerini ve Mevize-i hasene&#8217;yi, yani kalpleri inceltip, fikirleri ayd\u0131nlatacak faydal\u0131 nutuklar\u0131 ve en g\u00fczel yollarla m\u00fccadele us\u00fbllerini bah\u015fetmi\u015f ve herkesi herhangi bir \u015fekilde tart\u0131\u015fmas\u0131nda aciz b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131. Ancak bununla beraber k\u00e2firler iman etmemi\u015flerdi. B\u00fct\u00fcn bunlar kendisine okunup da iman etmeyen kimsenin ise sonu\u00e7ta s\u00f6yleyece\u011fi \u015fey \u015fudur: &#8220;Bu beyan, onu iddia edenin hakl\u0131 olmas\u0131ndan de\u011fil, zihn\u00ee g\u00fcc\u00fcnden ve delilleri s\u0131ralamadaki kudretinden; s\u00f6z\u00fcn\u00fcn ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 ile de\u011fil, m\u00fccadelesinin kuvvetiyle galip gelece\u011fini bilmesindendir. Nitekim bir \u00e7oklar\u0131 tart\u0131\u015fmalarda aciz kal\u0131nca derler ki: &#8220;Benim hakl\u0131 oldu\u011fumu biliyorsun, ama beni zay\u0131f g\u00f6r\u00fcyor, insaf etmiyorsun.&#8221; \u0130\u015fte durum bu noktaya gelince de kar\u015f\u0131s\u0131ndakine s\u00f6ylenecek s\u00f6zde, yemin ile g\u00fcven vermekten ba\u015fka \u00e7are kalmaz. Onun i\u00e7indir ki Allah Te\u00e2l\u00e2 indirdi\u011fi \u00e2yet ve delillerini bir de \u00e7e\u015fitli yeminlerle kuvvetlendirmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 ilk inen s\u00fbrelerde \u00f6zellikle (Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n) son yedide birinde yemin \u00e7oktur. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki bu yemin \u015fekillerinden biri de, d\u00fcr. Bu ifadede kasem (yemin) fiili a\u00e7\u0131k\u00e7a zikredilmekle beraber ayr\u0131ca harfi ile de m\u00e2n\u00e2 olumsuz hale sokulmu\u015ftur. S\u00f6z konusu hakk\u0131nda m\u00fcfessirlerin \u00fc\u00e7 ayr\u0131 izah tarz\u0131 vard\u0131r. Bir\u00e7oklar\u0131, s\u00f6z\u00fcn ahengini s\u00fcslendirmek i\u00e7in ziyade k\u0131l\u0131nan ve olumsuzluk m\u00e2n\u00e2s\u0131 kasdedilmeyen L\u00e2-i z\u00e2ide (z\u00e2id l\u00e2m) oldu\u011funu ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. Baz\u0131lar\u0131 da bunun te&#8217;kid l\u00e2m\u0131 olup asl\u0131n\u0131n \u015feklinde bulundu\u011funu ve vak\u0131f (duru\u015f) halinde oldu\u011fu gibi fethas\u0131n\u0131n uzat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. \u00c2limlerden bir k\u0131sm\u0131 da &#8220;L\u00e2, vallahi&#8221; denildi\u011fi gibi asl\u0131 \u00fczere olumsuzluk ed\u00e2t\u0131 oldu\u011funu iddia etmi\u015flerdir ki, bizim de tercihimiz budur. Buna g\u00f6re n\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015f\u00f6yledir: &#8220;Yok, hay\u0131r, i\u015f \u00f6yle zannettikleri gibi de\u011fil, yemin ederim, yahut art\u0131k ba\u015fka s\u00f6ze gerek yok, yemin ederim. O y\u0131ld\u0131zlar\u0131n mevkilerine ki: N\u00fcc\u00fbm, y\u0131ld\u0131zlar m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fine g\u00f6re onlar\u0131n mevkileri batt\u0131klar\u0131 veya do\u011fduklar\u0131 yerler, yani bat\u0131 ve do\u011fular\u0131, yahut g\u00f6kteki bulunduklar\u0131 yerleri, bur\u00e7 ve menzilleri, yahut akan y\u0131ld\u0131zlar\u0131n d\u00fc\u015ft\u00fckleri mevkiler, veya k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc d\u00f6k\u00fcld\u00fckleri zaman d\u00fc\u015fecekleri yerler olmak \u00fczere d\u00f6rt be\u015f de\u011fi\u015fik yorumun her birine yahut da hepsine ihtimali vard\u0131r. Ancak bu \u00e2yette n\u00fcc\u00fbmu, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n y\u0131ld\u0131zlar\u0131 yani her indirilmede gelen \u00e2yetler, indirilen k\u0131s\u0131mlar \u015feklinde yorumlamak m\u00e2n\u00e2ya daha uygun d\u00fc\u015fmektedir. Bu anlam tevriye suretiyle de olsa her halde kasdedilmi\u015f olaca\u011f\u0131ndan, n\u00fcc\u00fbmu y\u0131ld\u0131zlar diye terceme etmemek gerekir. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re o y\u0131ld\u0131zlar\u0131n yerleri ise, Melekler, Peygamberler ve h\u00e2f\u0131zlar\u0131n kalbleri, yahut Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerinin yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 sahifeler veya m\u00e2n\u00e2lar\u0131, yahut onlar\u0131n ini\u015fine sebep olan olaylar ve h\u00fck\u00fcmlerdir. \u015eu halde y\u0131ld\u0131zlar\u0131n yerleri diye nitelendirilen hususlar\u0131n hepsini i\u00e7ine alan en uygun m\u00e2n\u00e2 budur.<\/p>\n<p>76. &#8220;\u015e\u00fcphesiz o bir yemindir.&#8221; Bu c\u00fcmle, bir mu&#8217;tar\u0131za c\u00fcmlesidir. &#8220;E\u011fer bilseydiniz.&#8221; Bu da, mu&#8217;tar\u0131za i\u00e7inde mu&#8217;tar\u0131zad\u0131r.<\/p>\n<p>77. &#8220;\u015e\u00fcphesiz o bir Kur&#8217;\u00e2n&#8217;d\u0131r.&#8221; Yeminin cevab\u0131d\u0131r. \u00c7ok faydal\u0131 ve feyizli m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fcnya ve ahirete dair bir\u00e7ok \u00f6nemli ilmin esaslar\u0131n\u0131 ihtiv\u00e2 etmektedir. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile gayet g\u00fczel, ho\u015f, y\u00fcceltmeye ve h\u00fcrmete lay\u0131k demektir. Ayr\u0131ca bu kelimeye, Allah kat\u0131nda de\u011ferli m\u00e2n\u00e2s\u0131 da verilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>78. Korunmu\u015f bir kitapda Mekn\u00fbn, sakl\u0131, yani temiz tutulmak, kirletilmemek ve zayi edilmemek i\u00e7in saklan\u0131p, kablar i\u00e7inde muhafaza edilmi\u015f demektir. \u0130\u015fte mushaflar \u00f6yle korunmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>79. \u00d6yle ki temiz olanlardan ba\u015fkas\u0131 ona el s\u00fcremez. Buradaki nefiy (olumsuzluk), nehiy (men etmek) m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Yani temiz olmayan kirli eller Ona dokunmas\u0131n, ancak madd\u00ee ve manev\u00ee pisliklerden, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten ve necasetten temizlenmi\u015f imanl\u0131 ve abdestli kimseler ona dokunsun. Bu \u00e2yet sebebiyledir ki, f\u0131k\u0131hta c\u00fcn\u00fcp iken Kur&#8217;\u00e2n okunamayaca\u011f\u0131 ve abdesti olmayan\u0131n mushafa el s\u00fcremeyece\u011fi beyan edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>80. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, \u00e2lemlerin Rabbi taraf\u0131ndan indirilmi\u015f bir kitapt\u0131r.<\/p>\n<p>81. \u015eimdi siz bu s\u00f6ze mi ya\u011f s\u00fcreceksiniz? Yani h\u00fcrmetsizlik edip ink\u00e2r i\u00e7inde ve temizlenmeden onu kirletmeye mi kalk\u0131\u015facaks\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>82. Ve r\u0131zk\u0131n\u0131z\u0131 s\u0131rf yalanlaman\u0131zdan ibaret mi k\u0131lacaks\u0131n\u0131z? Yani o kitaptan nasibinizi, onu yalanlamak ve bu suretle o nimete kar\u015f\u0131 nank\u00f6rl\u00fck etmekten ibaret mi k\u0131lacaks\u0131n\u0131z? \u00c7\u00fcnk\u00fc ondan istifade edecek yerde ona h\u00fcrmetsizlik etmek ve kirletmeye \u00e7al\u0131\u015fmak, ondan elde edilecek nasibi k\u00fcfr ve nank\u00f6rl\u00fckten ibaret k\u0131lmakt\u0131r.<\/p>\n<p>83. Bunun \u00fczerine de yalanlama ve inkarda \u0131srar etmenin \u00e2k\u0131betine i\u015faret edilerek buyuruluyor ki: O halde haydisenize can bo\u011faza dayand\u0131\u011f\u0131 vakit. \u00c2yetteki kel\u00e2mdaki yalanlamay\u0131 s\u0131ralamak i\u00e7indir. da onlar\u0131n acizliklerini g\u00f6stermek \u00fczere tahdid ifade etmektedir. Bu n\u0131n cevab\u0131, ikinci dan sonra gelecek olan c\u00fcmlesidir. fiilinin alt\u0131ndaki zamirinin nefse, yani ruha ait oldu\u011fu, s\u00f6z\u00fcn cereyan tarz\u0131ndan anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Hulk\u00fbm, bo\u011faz demektir. Dilimizde de &#8220;Can hulkuma geldi\u011fi vakit&#8221; denilir ki bu, ruhun \u00e7\u0131kmak \u00fczere bulundu\u011fu can \u00e7eki\u015fme vakti demektir.<\/p>\n<p>84. &#8220;Ve siz.&#8221; V\u00e2v, itir\u00e2ziyyedir. Yani onun etraf\u0131nda haz\u0131r bulunan ilgililer, sizler o zaman, i\u00e7inizden birinin can\u0131 hulkuma geldi\u011fi o demde bakar durursunuz. Onun \u00f6l\u00fcm sarho\u015flu\u011funu g\u00f6r\u00fcr, kurtaracak hi\u00e7bir \u015fey yapamaz, acz i\u00e7inde kara kara bakars\u0131n\u0131z<\/p>\n<p>85. biz ise ona, o can \u00e7eki\u015fen arkada\u015f\u0131n\u0131za sizden daha yak\u0131n\u0131zd\u0131r. Gerek ilim, gerek kudret, gerek tasarruf cihetiyle olsun her hususta yak\u0131n\u0131z. Siz onun hallerinden yaln\u0131z a\u00e7\u0131kta g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz izleri tan\u0131yabilirsiniz. Onun mahiyetine, niteli\u011fine ve gizli \u00f6zelliklerine v\u00e2k\u0131f olamaz ve onlardan hi\u00e7birini def edemezsiniz. Biz ise hepsini bilir ve diledi\u011fimizi yapar\u0131z. Ve l\u00e2kin siz g\u00f6rmezsiniz, yani o yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 idrak etmezsiniz.<\/p>\n<p>86. O vakit haydi, bu di\u011ferini kuvvetlendirmektedir. E\u011fer siz hak dinin h\u00fckm\u00fcne uymayacak ve yalanlaman\u0131z\u0131n cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekmeyecekseniz,<\/p>\n<p>87. o hulkuma gelen can\u0131 geri \u00e7evirseniz ya! Bu c\u00fcmle, lar\u0131n cevab\u0131 olmakla beraber \u015fartiyyesinin cezas\u0131 da olabilir. Yani onu geri \u00e7evirseniz ya bakal\u0131m. E\u011fer sad\u0131k iseniz, yani Allah&#8217;\u0131n dinine t\u00e2bi olmamak, birli\u011fi ile Rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131 tan\u0131mamak davas\u0131nda do\u011fru iseniz!&#8230; Fakat ihtimal var m\u0131d\u0131r? Siz Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n h\u00fck\u00fcm ve kudreti alt\u0131nda \u00f6yle \u00e2ciz, \u00f6yle mahk\u00fbm durumdas\u0131n\u0131z ki sizin i\u00e7in bu m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr?<\/p>\n<p>88. \u015eimdi sonu\u00e7 olarak o vefat eden z\u00e2t\u0131n \u00f6l\u00fcmden sonraki halini beyan etmek i\u00e7in de buyuruluyor ki o can\u0131 geri d\u00f6nmeyip \u00f6len kimse, o Allah&#8217;a yak\u0131n olanlardan ise, s\u00fbrenin ba\u015f taraf\u0131nda zikredilen \u00fc\u00e7 s\u0131n\u0131ftan en ileride bulunan s\u00e2bik\u00fbndan (\u00f6nc\u00fclerden) ise ki bu, en y\u00fcksek vas\u0131flar\u0131 olan &#8220;mukarreb\u00fbn&#8221; ile ifade edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>89. Art\u0131k ona bir ravh. Ravh, rahat, rahmet, ferah ve devaml\u0131 hayat m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir ve g\u00fczel bir r\u0131z\u0131k ve bir naim cenneti, hi\u00e7 kederi olmayan bir nimet ve saadet cenneti vard\u0131r.<\/p>\n<p>90. Amma Ashab-\u0131 yemin&#8217;e gelince aynen yukar\u0131daki isimle zikredilmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>91. Art\u0131k sana sa\u011f\u0131n adamlar\u0131ndan selam. Burada ashab-\u0131 yeminin birbirlerini selamlamalar\u0131 hususu, Allah taraf\u0131ndan haber verilmektedir.<\/p>\n<p>92. amma o yalanlayan ve ink\u00e2r eden sap\u0131klara gelince ki bunlar Ashab-\u0131 \u015fim\u00e2l&#8217;dir (solun adamlar\u0131d\u0131r) ve &#8220;Sonra siz, ey sap\u0131k yalanlay\u0131c\u0131lar&#8221; (V\u00e2k\u0131a, 56\/51) diye nitelendirilmi\u015f, k\u00f6t\u00fclenmi\u015flerdir. D\u00e2llin vasf\u0131, onlar\u0131n tan\u0131t\u0131c\u0131 s\u0131fatlar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>93. *} amma o yalanlayan ve ink\u00e2r eden sap\u0131klara gelince ki bunlar Ashab-\u0131 \u015fim\u00e2l&#8217;dir (solun adamlar\u0131d\u0131r) ve &#8220;Sonra siz, ey sap\u0131k yalanlay\u0131c\u0131lar&#8221; (V\u00e2k\u0131a, 56\/51) diye nitelendirilmi\u015f, k\u00f6t\u00fclenmi\u015flerdir. D\u00e2llin vasf\u0131, onlar\u0131n tan\u0131t\u0131c\u0131 s\u0131fatlar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>94. *} amma o yalanlayan ve ink\u00e2r eden sap\u0131klara gelince ki bunlar Ashab-\u0131 \u015fim\u00e2l&#8217;dir (solun adamlar\u0131d\u0131r) ve &#8220;Sonra siz, ey sap\u0131k yalanlay\u0131c\u0131lar&#8221; (V\u00e2k\u0131a, 56\/51) diye nitelendirilmi\u015f, k\u00f6t\u00fclenmi\u015flerdir. D\u00e2llin vasf\u0131, onlar\u0131n tan\u0131t\u0131c\u0131 s\u0131fatlar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>95. Hakikaten i\u015fte bu, bu Kur&#8217;\u00e2n, \u00f6zellikle s\u00fbrede zikredilen haber ve nih\u00e2yet \u00fc\u00e7 s\u0131n\u0131ftan her birine ait sevab ve kar\u015f\u0131l\u0131k hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz o, hakku&#8217;l-yak\u00eendir, (kesin bir ger\u00e7ektir). Yaln\u0131z ilm\u00fc&#8217;l-yak\u00een (kesin bilgi) ve ayn\u00fc&#8217;l-yak\u00een (g\u00f6rerek bilmek) de\u011fil, hakku&#8217;l-yakindir. Onlar bunun i\u00e7inde ger\u00e7e\u011fi tahakkuk edici olarak kalacaklard\u0131r. \u00c2yette ge\u00e7en hak ve yak\u00een kelimelerinin her ikisi de ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade ettikleri halde hakk\u0131n, yak\u00eene izafeti hakk\u0131nda \u00e7ok s\u00f6z s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bunlar i\u00e7inde en uygunu \u0130bn\u00fc Atiyye ve R\u00e2z\u00ee&#8217;nin beyanlar\u0131d\u0131r ki o da \u015fudur: &#8220;Hakku&#8217;l, yak\u00een, hakku&#8217;l-hak (en b\u00fcy\u00fck ger\u00e7ek) ve en \u00fcst\u00fcn sevab demek gibi bir \u00e7e\u015fit te&#8217;kid m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ermektedir ki, yak\u00eenin son derecesi, yahut daha \u00fcst\u00fcnde bir ger\u00e7ek bulunmayan en y\u00fcksek mertebesi demek olur.&#8221; Yukar\u0131larda ge\u00e7ti\u011fi ve Seyyid \u015eer\u00eef&#8217;in &#8220;Ta&#8217;rif\u00e2t&#8221;\u0131nda da izah edildi\u011fi \u00fczere &#8220;Yak\u00een&#8221;in \u00fc\u00e7 mertebesi vard\u0131r. Bunlar, ilm\u00fc&#8217;l-yak\u00een, ayn\u00fbl-yak\u00een, ve hakku&#8217;l-yak\u00eendir. Hakku&#8217;l-yak\u00een ilim ve m\u00fc\u015fahededen ge\u00e7erek fiil\u00ee olarak tahakkuk edip ya\u015fanan hakikat demektir. Ayr\u0131ca denilmi\u015ftir ki hakku&#8217;l-yak\u00een, kulun hakta yok olmas\u0131 ve onunla yaln\u0131z ilmen de\u011fil, hem ilim olarak, hem m\u00fc\u015fahede ile, hem h\u00e2l olarak b\u00e2ki olmas\u0131d\u0131r. Mesela, her ak\u0131ll\u0131 insan\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fc bilmesi ilm\u00fcl-yak\u00een, melekleri g\u00f6rmesi ayn\u00fc&#8217;l-yak\u00een, \u00f6l\u00fcm\u00fc tatmas\u0131 da hakk\u00fc&#8217;l-yak\u00eendir.<\/p>\n<p>96. O halde Rabbini az\u00eem ismiyle tesbih et. Bu s\u00fbrenin de tekrar eden \u00e2yeti budur. Allah Te\u00e2l\u00e2, hakk\u0131 beyan ettikten sonra k\u00e2firlerin kabule yana\u015fmamalar\u0131 \u00fczerine Resul\u00fcne buyuruyor ki, k\u00e2firler kabul etmeseler de sen onlar\u0131 b\u0131rak. Onlar ister tasdik etsinler, ister yalanlas\u0131nlar, sen Rabbini tesbih et, hem de &#8220;Az\u00eem&#8221; (y\u00fcce) ismiyle tesbih et. B\u00f6ylece s\u00f6z konusu bu \u00e2yetin \u00fcst taraf\u0131yla, yani \u00f6nceki \u00e2yetlerle m\u00e2n\u00e2 y\u00f6n\u00fcnden irtibat\u0131 oldu\u011fu gibi gelecek s\u00fbrenin ba\u015f taraf\u0131yla da m\u00fcnasebetinin oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Sonraki s\u00fbreyle m\u00fcnasebeti \u015fu \u015fekilde kurulabilir. G\u00f6klerde ve yerde bulunan b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar, Allah&#8217;\u0131 tesbih eder. Sen, onlara nazaran k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck bir grup demek olan k\u00e2firlere bakma da, b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat ile beraber Rabbini tesbih et ve O&#8217;nu, en y\u00fcce ismiyle noksan s\u0131fatlardan tenzih et.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>56-VAKIA: 1. O v\u00e2k\u0131a meydana gelince, yani k\u0131yamet kopunca. V\u00e2k\u0131a, esasen vukua gelen, vukuu muhakkak olan hadise demektir. Ahid l\u00e2m\u0131 ile da, k\u0131yametin bir ismidir. Gelecekte muhakkak surette meydana gelece\u011fi i\u00e7in bu isim verilmi\u015ftir. \u015eart m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eden zarft\u0131r. \u00c2limlerin \u00e7o\u011fu cevab\u0131n, korkutmak i\u00e7in hazfedilip, m\u00e2n\u00e2n\u0131n &#8220;k\u0131yamet kopunca neler neler meydana gelecektir!&#8221; \u015feklinde oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerse &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12127,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1120,1119],"class_list":["post-1838","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-56-vakia","tag-56-vakia-tefsiri"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1838","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1838"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1838\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12127"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1838"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1838"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1838"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}