{"id":1840,"date":"2010-11-18T21:57:02","date_gmt":"2010-11-18T21:57:02","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1840"},"modified":"2010-11-18T21:57:02","modified_gmt":"2010-11-18T21:57:02","slug":"55-rahman-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/55-rahman-tefsiri\/","title":{"rendered":"55-RAHMAN SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>55-RAHMAN:<\/p>\n<p>1. Rahm\u00e2n, Fatiha S\u00fbresi&#8217;nde besmele tefsir edilirken bu y\u00fcce isim hakk\u0131ndaki a\u00e7\u0131klamalar ge\u00e7ti. Yani rahmet ve sonsuz ihsan\u0131 kayna\u015f\u0131p duran ve ondan dolay\u0131 bir ismi de Rahm\u00e2n olan Allah Te\u00e2l\u00e2. \u0130r\u00e2b y\u00f6n\u00fcnden m\u00fcbted\u00e2, kendinden sonra gelen de haberi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Lakin m\u00fcstakil bir \u00e2yet oldu\u011funa bakarak takdir edilen bir m\u00fcbted\u00e2n\u0131n haberi olarak \u015f\u00f6yle bir c\u00fcmle ortaya \u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>Allah, Rahm\u00e2nd\u0131r, yahut &#8220;O muktedir Melik, Rahm\u00e2nd\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>2. Rahmetiyle O Rahm\u00e2n, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 \u00f6\u011fretti. \u0130limden, \u00f6\u011fretmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eden &#8220;ta&#8217;lim&#8221; fiili, iki mef&#8217;ul alaca\u011f\u0131 i\u00e7in bu anlamda burada birinci mef&#8217;ul hazfedilmi\u015f, b\u00f6ylece maksat, \u015funa veya buna \u00f6\u011fretmek de\u011fil, bizzat \u00f6\u011fretimin kendisinin ifade edildi\u011fi anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece bu kelime, gerek Cibril&#8217;e, gerek Peygamber&#8217;e, gerek \u00fcmmete olan \u00f6\u011fretimin k\u0131s\u0131mlar\u0131ndan hepsini i\u00e7ine almaktad\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 da demi\u015flerdir ki, burada al\u00e2met m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Buna g\u00f6re \u00e2yetin anlam\u0131, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 al\u00e2met k\u0131ld\u0131, yani ibret alacak olanlara bir \u00e2yet, yahut n\u00fcb\u00fcvvet i\u00e7in bir delil ve mucize k\u0131ld\u0131 demektir. Bu durumda di\u011fer bir mef&#8217;ul\u00fcn hazfini g\u00f6zetme\u011fe gerek kalmaz ve \u00f6nceki s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda yer alan &#8220;Ay yar\u0131ld\u0131.&#8221; (Kamer, 54\/1) \u00e2yeti ile m\u00fctenasib olur. Yani o s\u00fbre heybet kap\u0131s\u0131ndan, bu s\u00fbre de rahmet kap\u0131s\u0131ndan bir mucize ile ba\u015flam\u0131\u015f bulunur. \u015eu halde tercemede \u00f6\u011fretti denilmeyip de ta&#8217;lim etti denilirse bu iki duruma da i\u015faret edilmi\u015f olur. Mamafih Al\u00fbs\u00ee der ki: &#8220;Konu\u015fan bin m\u00fcnasebet de g\u00f6sterse, yine bunun ilim \u00f6\u011fretiminden ibaret oldu\u011funu bilmek gerekir.&#8221; Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00f6\u011fretimi m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelince, \u00e2yette fiilinin yer almas\u0131, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ilim izafe etmektedir. Bu, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n yaln\u0131z laf\u0131zlar\u0131n\u0131n de\u011fil, m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n da \u00e7ok \u00fcst\u00fcn bir tarzda ilim ifade etti\u011fini g\u00f6stermektedir . Ancak bu, farkl\u0131l\u0131k arzetmektedir. Bazan i\u015faret ve remizlerden kevn\u00ee hadiselere vak\u0131f olma derecesine kadar \u00e7\u0131kar. \u0130bn\u00fc Cesir ve \u0130bn\u00fc Eb\u00ee H\u00e2tim&#8217;in \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;dan yapt\u0131klar\u0131 rivayete g\u00f6re, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da her \u015feye dair ilim indirilmi\u015f ve her \u015fey beyan edilmi\u015f ise de bizim ilmimiz onun tamam\u0131n\u0131 kavrayacak durumda de\u011fildir. \u0130bn\u00fc Abbas da demi\u015ftir ki: &#8220;Devemin ipi kaybolsa her halde onu Allah&#8217;\u0131n Kitab\u0131nda bulurdum.&#8221; M\u00fbrs\u00ee de \u015f\u00f6yle der: &#8220;Kur&#8217;\u00e2n, evvelkilerin ve sonrakilerin ilimlerini i\u00e7ine almaktad\u0131r.&#8221; \u00d6yle ki onun hakikatini ancak m\u00fctekellim olan (konu\u015fan) Allah Te\u00e2l\u00e2 bilir. Sonra &#8220;Onun te&#8217;vilini (yorumunu) ancak Allah bilir&#8230;&#8221; (\u00c2li \u0130mran, 3\/7) \u00e2yetince Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kendine tahsis etti\u011fi bilgiler m\u00fcstesn\u00e2 olmak \u00fczere Resulullah, sonra da sahabilerin b\u00fcy\u00fckleri, onlardan sonra da ilimde onlara varis olan T\u00e2bi\u00een bilir.&#8221; Bir k\u0131s\u0131m \u00e2limler de \u00f6\u011fretimi, m\u00e2n\u00e2lar\u0131n tasavvur edilmesi i\u00e7in nefsi uyarmak \u015feklinde tarif etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>K\u0131yametin yakla\u015fmas\u0131na kar\u015f\u0131 il\u00e2h\u00ee rahmetten ortaya \u00e7\u0131kan en b\u00fcy\u00fck ve \u00f6nemli nimetin Kur&#8217;\u00e2n \u00f6\u011fretimi nimeti oldu\u011fu b\u00f6ylece ifade edildikten sonra, kime ve nas\u0131l \u00f6\u011fretildi\u011fi hususunu anlatmak i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>3. O Rahm\u00e2n insan\u0131 yaratt\u0131. Baz\u0131 \u00e2limler burada insanla kasdedilen \u00c2dem, baz\u0131lar\u0131 da Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n i\u015faretiyle Muhammed Aleyhissel\u00e2t\u00fc ve&#8217;s-sel\u00e2m&#8217;\u0131n oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerse de, hepsini i\u00e7ine almak \u00fczere insan cinsi olmas\u0131 daha do\u011fru olabilir. Mamafih Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00f6\u011fretimine konu alan k\u00e2mil insan\u0131n kasdedilmi\u015f olmas\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Yani Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 \u00f6\u011fretmek \u00fczere insan\u0131 yaratt\u0131.<\/p>\n<p>4. Ona beyan\u0131 \u00f6\u011fretti, yani kendini, vicdan ve g\u00f6nl\u00fcnde meydana gelen duygu ve anlay\u0131\u015flar\u0131n\u0131, ba\u015fkalar\u0131na a\u00e7\u0131k ve g\u00fczel bir \u015fekilde ifade etmek, maksad\u0131 anlatmak ve anlamak demek olan konu\u015fma ve dil nimetini belletti ki, ilmin elde edilmesi ve Kur&#8217;\u00e2n \u00f6\u011fretimi nimeti de bununla meydana gelir. Hz. \u00c2dem yarat\u0131ld\u0131ktan sonra kendisine e\u015fyan\u0131n isimlerinin \u00f6\u011fretilmesi sayesinde meleklerin bilemediklerini bildi, onlar\u0131n ula\u015famad\u0131klar\u0131na ula\u015ft\u0131. Peygamberlerin n\u00fcb\u00fcvvete n\u00e2il olmalar\u0131, Allah taraf\u0131ndan tebli\u011f yapabilmeleri, kitaplar getirmeleri, \u00fcmmetlerin onlardan istifade edebilmeleri hep beyan ilmi, dil nimeti sayesinde oldu\u011fu gibi, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n tefsir ve tercemesi nimetine ula\u015fmam\u0131z ve ondan faydalanma derecemiz dahi o nimetten ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z hisse oran\u0131ndad\u0131r. Ebu&#8217;s-Suud der ki: &#8220;\u00c2yette ifade edilen beyan\u0131 \u00f6\u011fretmekten murad, insan\u0131 s\u0131rf kendi beyan\u0131na g\u00fcc\u00fc yeter k\u0131lmaktan ibaret de\u011fil, onunla ba\u015fkas\u0131n\u0131n beyan\u0131n\u0131 anlamak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ifade eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 \u00f6\u011fretmek ancak onun \u00fczerinde d\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131r.&#8221; Bu c\u00fcmleler, e\u015fanlaml\u0131 haberlerdir. Sonrakilerin at\u0131f harfi olmadan zikredilmeleri teker teker say\u0131m \u00fcslubunda geldikleri i\u00e7indir. M\u00fcsned-i ileyhin (m\u00fcbted\u00e2n\u0131n) ba\u015fta zikredilmesi de, kasr (tahsis) ifade eder.<\/p>\n<p>5. Bundan sonra be\u015fer hayat\u0131n\u0131n en fazla ilgilendi\u011fi nimetler g\u00fczel bir surette beyan edilerek secde ve \u015f\u00fckretmeye davet i\u00e7in buyuruluyor ki: G\u00fcne\u015f ve ay bir his\u00e2b iledir, yani hes\u00e2b ile cereyan ederler. Binaenaleyh insanlar hes\u00e2b\u0131 iyi bellemeli ve bir hes\u00e2b g\u00fcn\u00fcn\u00fcn gelece\u011fini bilip ona g\u00f6re hes\u00e2ba haz\u0131r olmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>H\u00fcsb\u00e2n, &#8220;h\u00e2&#8221;n\u0131n \u00f6tresiyle his\u00e2b m\u00e2n\u00e2s\u0131na ve his\u00e2b\u0131n \u00e7o\u011fulu his\u00e2blar m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Bir de de\u011firmen ta\u015f\u0131n\u0131n eksenine h\u00fcsb\u00e2n\u00fc&#8217;r-reh\u00e2 denilir.<\/p>\n<p>6. Ve Necim, yani arzdan \u00e7\u0131k\u0131p da sap\u0131 olmayan bitki, \u00e7emen ve \u015fecer, sap\u0131 olan bitki, a\u011fa\u00e7 secde ederler, Allah&#8217;\u0131n iradesine tabii olarak boyun e\u011ferler, kanunlar\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda elastikiyetle istedi\u011fi konumu al\u0131rlar. O halde insanlar isteyerek Allah&#8217;\u0131n emirlerine uyarak, nimetlerine \u015f\u00fckretmek i\u00e7in secdeyi bilmelidirler.<\/p>\n<p>7. Hem semaya bak onu y\u00fckseltti. Bu terkib Nahiv&#8217;de tabiri ile ifade edilir. Yani bir mef&#8217;ul\u00fcn fiilini \u00f6nce hazfedip sonra zamiriyle me\u015fgul olarak tefsir etmektir. \u015eu halde kel\u00e2m, &#8220;G\u00f6\u011f\u00fc y\u00fckseltti, onu y\u00fckseltti.&#8221; takdirindedir. Bunun faydas\u0131, evvela mef&#8217;ule dikkatleri \u00e7ekmek, sonra da fiilin bilindi\u011fini beyan etmekle \u00f6zel bir \u015fekilde bunu hat\u0131rlatmakt\u0131r. Semadan kas\u0131t, b\u00fct\u00fcn cisimleriyle \u00fczerimizde y\u00fckselen y\u00fcce bir alemdir. Onun y\u00fckseltilmesi, yani y\u00fckseklik verilip yukar\u0131 kald\u0131r\u0131lmas\u0131 da y\u00fcksek olarak yarat\u0131lmas\u0131 ve in\u015fa edilmesidir. Y\u00fckseklikten maksat da, belli olan hissi ve s\u00fbr\u00ee y\u00fcksekliktir. Genel mecaz yoluyla hissi ve manevi y\u00fcksekli\u011fi i\u00e7ine alacak bir m\u00e2n\u00e2n\u0131n kasdedilmi\u015f olmas\u0131 da caiz olabilir. Belli ki seman\u0131n b\u00f6yle y\u00fcksekli\u011fi onu y\u00fckselten Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n kudret ve rahmetinin y\u00fcksekli\u011fini, b\u00f6ylece kendisinin daha y\u00fcce, yani cihet ve mek\u00e2n\u0131n \u00f6tesinde bir ululukla y\u00fcksek oldu\u011funu g\u00f6sterir. Evet, O Rahm\u00e2n \u00f6yle ulu, \u00f6yle y\u00fcksek, \u00f6yle secde ve sayg\u0131ya m\u00fcstahakt\u0131r ki, gerek madd\u00ee ve gerekse manev\u00ee taraf\u0131 ile y\u00fcksekli\u011fi g\u00f6r\u00fcl\u00fcp duran o g\u00fczel semaya y\u00fcksekli\u011fi O verdi. Ve mizan\u0131 koydu, yani o y\u00fcksekliklerin durabilmesi i\u00e7in a\u015fa\u011f\u0131ya ve yukar\u0131ya \u00e7e\u015fitli ve birden fazla a\u011f\u0131rl\u0131klar, varl\u0131klar ve haklar aras\u0131nda her \u015feyin kendi hakk\u0131na g\u00f6re duru\u015fu ve konumu demek olan denge kanununu, adalet kanununu koydu ki, bu kanun olmasayd\u0131 g\u00f6klerin ve yerin nizam ve intizam\u0131 olmazd\u0131. Nitekim bir hadis-i \u015ferifte &#8220;G\u00f6klerin ve yerin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmesi adaletledir.&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Mizan, &#8220;mis\u00e2k&#8221; kelimesi gibi hem tartmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdar hem de tart\u0131 aleti, terazi, m\u00e2n\u00e2s\u0131na ism-i \u00e2let olabilir. Vezin, e\u015fyan\u0131n di\u011ferine nibsetle miktar\u0131 veya miktar\u0131n\u0131n tan\u0131nmas\u0131d\u0131r ki esasen bu kelime a\u011f\u0131rl\u0131k i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. Ve bir mukayese ve e\u015fitlikle yap\u0131l\u0131r. \u0130\u015fte bu mukayesenin yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 alete de mizan denilir. Bu surette vezin, daima bir mu\u00e2dele, yani bir denkle\u015fme nisbetini ifade etti\u011finden adalete ve adaletin \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc olan \u015feriata da mizan denilmi\u015ftir. Onun i\u00e7in burada mizan, e\u015fyan\u0131n gerek a\u011f\u0131rl\u0131k itibar\u0131yla ve gerek di\u011fer hususlarda miktarlar\u0131n\u0131n bilinmesine \u00f6l\u00e7\u00fc olarak herhangi bir alet m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlanabildi\u011fi gibi daha genel bir anlam ifade etmek \u00fczere adalet m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve \u015feriat olarak da tefsir edildi\u011fi olmu\u015ftur. Burada mizan kelimesi \u00fc\u00e7 kere zikredilmi\u015ftir. Her ne kadar Zemah\u015fer\u00ee bunun \u015fiddetli bir tavsiye ve takviye i\u00e7in tekrar edildi\u011fini s\u00f6ylemi\u015f ise de, marifet y\u00f6n\u00fcyle zikir ve tekrar da ilk yarat\u0131c\u0131n\u0131n ayn\u0131 olmas\u0131 \u015feklinde bir k\u00fclli kaidenin olmad\u0131\u011f\u0131 ve pe\u015fpe\u015fe gelen \u00fc\u00e7 f\u00e2s\u0131lan\u0131n (\u00e2yet sonunda yer alan kelimenin) ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da bir tekrardan ibaret olmas\u0131n\u0131n uygun d\u00fc\u015fmeyece\u011fi cihetle biz bunlardan herbirinin ayr\u0131 bir m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret etti\u011fine inan\u0131yoruz. \u00d6ncelikle &#8220;Mizan\u0131 koydu.&#8221; \u00e2yetinde yer alan mizan, seman\u0131n y\u00fcksekli\u011fi m\u00fcnasebetiyle ortaya \u00e7\u0131kan b\u00fct\u00fcn e\u015fya aras\u0131ndaki genel denge kanunudur ki: (pesenteur) yahut (gravitaion) denilen yer \u00e7ekimi veya a\u011f\u0131rl\u0131k kanunu bunun en a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Bildi\u011fimiz terazi, kantar ve \u00e7eki gibi tart\u0131 \u00f6l\u00e7e\u011fi olan b\u00fct\u00fcn mizanlar\u0131n esas\u0131 da budur. Eskiler bunun yaln\u0131z yery\u00fcz\u00fcnde kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 zannediyor idiyseler de, sema ve yerdeki b\u00fct\u00fcn cisimler hakk\u0131nda ge\u00e7erli genel bir kanun oldu\u011fu ve astronomi ilmi bak\u0131m\u0131ndan hususi bir \u00f6nemi bulundu\u011fu art\u0131k anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber genel denge kanunu yaln\u0131z cans\u0131z, duygusuz ve fizik\u00ee olan \u00e7ekim kanununa hasredilmeyip kimyev\u00ee ve ruh\u00ee m\u00fcnasebetleri dahi i\u00e7ine almak \u00fczere adalet kanunu ad\u0131yla daha kapsaml\u0131 olarak izah edildi\u011fi takdirde, faydas\u0131n\u0131n daha fazla olaca\u011f\u0131 \u00e2\u015fik\u00e2rd\u0131r. Bu, her \u015feyi e\u015fya aras\u0131nda lay\u0131k ve m\u00fcnasib oldu\u011fu yer ve mertebeye koyma demektir. K\u00e2di Beyd\u00e2v\u00ee mizan\u0131, her haz\u0131r olan \u015feye hak etti\u011fini, her hak sahibine da hakk\u0131n\u0131 vermek suretiyle \u00e2lemdeki i\u015flerin d\u00fczeni ve do\u011fru hareket etmesi diye tarif etmi\u015ftir. B\u00f6ylece o, gerek yaratma ve gerek kanun koyma a\u00e7\u0131s\u0131ndan adalet ve dengeden daha genel bir m\u00e2n\u00e2 ifade etmi\u015f olur. \u015eu halde ikinci mizan kelimesi, mastar yahut \u015feriat, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de amel defteri olabilir. Mamafih ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnmek de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>8. Evet, mizan\u0131 koydu ki tart\u0131da haks\u0131zl\u0131k etmeyesiniz. \u015eeriat ve kanuna tecav\u00fcz edip de haddinizi a\u015fmayas\u0131n\u0131z, tart\u0131s\u0131z i\u015f yapmayas\u0131n\u0131z, yahut madd\u00ee ve manev\u00ee tart\u0131da ta\u015fk\u0131nl\u0131k etmeyesiniz de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n emirlerine, h\u00fck\u00fcmlerine itaat ve hukuka riayet edesiniz.<\/p>\n<p>9. Hem vezni: ister s\u00f6z, ister fiil olsun her hususta tartma i\u015fini adaletle yap\u0131n, yani hem ayars\u0131z tart\u0131 kullanmay\u0131n, hem de tartarken insaf ve adaletle dosdo\u011fru tart\u0131n. Kendiniz i\u00e7in tartarken bir taraf\u0131, ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in tartarken de di\u011fer taraf\u0131 a\u011f\u0131r tutmay\u0131n\u0131z. Hepsinde terazinin dilini do\u011fru tutunuz. Ve tart\u0131y\u0131 aksatmay\u0131n, eksiltmeyin. Teraziyi k\u00f6t\u00fc niyetli kullanmak suretiyle ahirette mizan\u0131n\u0131za yaz\u0131k etmeyesiniz diye O Rahm\u00e2n, mizan\u0131 koydu ve g\u00f6\u011fe y\u00fckseklik verdi.<\/p>\n<p>10. Arz\u0131 da alta koydu, tevazulu (al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fc) k\u0131ld\u0131, a\u015fa\u011f\u0131ya serdi. En\u00e2m i\u00e7in. En\u00e2m, lugatta halk, yahut cin ve insan yahut yer y\u00fcz\u00fcnde ki yarat\u0131klar demektir. Yerin bu \u015fekilde a\u015fa\u011f\u0131ya konulmas\u0131, \u00fczerinde bulunan yarat\u0131klar\u0131n menfaati i\u00e7indir.<\/p>\n<p>11. \u015e\u00f6yle ki: Onda bir \u00e7ok meyva vard\u0131r. Mahlukat\u0131n \u00f6zellikle insanlar\u0131n faydalanabilmesi i\u00e7in bir \u00e7ok meyva vard\u0131r. Ve ekmam\u0131 olan hurma a\u011fac\u0131 vard\u0131r. Ekm\u00e2m, k\u00e2f\u0131n kesriyle &#8220;kimm&#8221;in \u00e7o\u011fuludur ki, meyvan\u0131n \u00e7i\u00e7e\u011finin \u00fczerindeki kabc\u0131k, tomurcuk demektir. Yahut k\u00e2f\u0131n fethiyle &#8220;kemm&#8221;den \u00e7o\u011ful olarak \u00f6rtmek anlam\u0131n\u0131 ifade etmesi sebebiyle, lifleri, dallar\u0131 ve kabc\u0131klar\u0131 gibi \u00fczerini \u00f6rten \u015feyler demektir ki birisinde gelecek i\u00e7in \u00e7o\u011falma ve faydalar\u0131na, di\u011ferinde de kurutmas\u0131na i\u015faret edilmi\u015f demektir.<\/p>\n<p>12. Ve \u00e7imli daneler, bu\u011fday ve arpa gibi hububat ki, taze \u00e7im yapraklar\u0131 i\u00e7inde yeti\u015fir ve o yapraklar kurudu\u011fu zaman saman olur ve bu suretle hem kendilerinden hem de yapraklar\u0131ndan istifade edilir. Hem de reyhan, ki koku alma organ\u0131n\u0131 temizler, sinirlere ve ruha ne\u015f&#8217;e ve canl\u0131l\u0131k verir. Reyhan, g\u00fczel kokulu ve g\u00f6n\u00fcl a\u00e7\u0131c\u0131 demek olup, bizim de reyhan dedi\u011fimiz nebat gibi koklanan g\u00fczel kokulu otlar\u0131n hepsine denir. Bununla beraber \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan reyhan\u0131n burada r\u0131z\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu da nakledilmi\u015f. Nitekim bir a&#8217;rabiye nereye gidiyorsun? diye sormu\u015flar o da: &#8220;Allah&#8217;\u0131n reyhan\u0131ndan yani r\u0131zk\u0131ndan istiyorum.&#8221; diye cevap vermi\u015f. R\u0131zk\u0131n insana rahatl\u0131k vermesi, yahut ekmek kokusunun \u00f6zellikle ac\u0131km\u0131\u015f olanlara her kokudan daha g\u00fczel gelmesi, reyhan ile r\u0131z\u0131k aras\u0131ndaki m\u00fcnasebeti ortaya koymaktad\u0131r. Buna g\u00f6re maksat, Zemah\u015feri&#8217;nin de dedi\u011fi gibi, d\u00e2nenin \u00e7imli yapraklar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k \u00f6z\u00fc demek olur. Hamza, Kis\u00e2&#8217;i ve Halef-i \u00e2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde nasb ile \u015feklinde okunmas\u0131, ihtisas \u00fczere fiilin hazfedilmesinden dolay\u0131d\u0131r. &#8220;Taneyi yaratt\u0131.&#8221; Takdir edenler olmu\u015fsa da &#8220;\u00d6zellikle taneyi&#8230;&#8221;takdiri bizim zevkimize g\u00f6re daha m\u00fclayimdir ki, bu durumda m\u00e2n\u00e2s\u0131, hele o \u00e7imli daneler ve o ho\u015f reyhan (koku) demektir.<\/p>\n<p>13. \u0130mdi Rabbinizin nimetlerinin hangisini yalanl\u0131yorsunuz? &#8220;F\u00e2&#8221; kendisinden sonra geleni \u00f6nce ge\u00e7ene uygun olarak s\u0131ralamak i\u00e7indir. \u00c2l\u00e2, Necm S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere nimetler ve l\u00fctuflar demek olup m\u00fcfredi &#8216;d\u00fcr.<\/p>\n<p>Nimeti yalanlamak, ink\u00e2r ile nank\u00f6rl\u00fck etmektir. Nimetin nimet olmas\u0131n\u0131 inkar veya nimeti verene nisbetini ink\u00e2r veya her ikisini ink\u00e2r m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Mesela hem Kur&#8217;\u00e2n \u00f6\u011fretiminin bir nimet oldu\u011funu hem de bunun Allah&#8217;\u0131n bir nimeti oldu\u011funu ink\u00e2r ederler. Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n, lisan\u0131n, yer ve g\u00f6\u011f\u00fcn, adalet ve mizan\u0131n nimet oldu\u011funu ink\u00e2r edenler de bulunmaktad\u0131r. Meyvalar\u0131n, yiyeceklerin ve koklanacaklar\u0131n nimet oldu\u011funu ink\u00e2r etmeseler de \u00f6zellikle Allah&#8217;a nisbetini a\u00e7\u0131k\u00e7a veya i\u015faretle ink\u00e2r edenler de \u00e7oktur. Hitab, a\u015fa\u011f\u0131da a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 \u00fczere ins ve cinne oldu\u011fu i\u00e7indir ki, yarat\u0131klar\u0131n hepsi buna dahildir. Rab isminin a\u00e7\u0131klanmas\u0131 da, azarlama da \u015fiddet ifade etmektedir. Yani ey o yarat\u0131klar\u0131n gizli ve \u00e2\u015fik\u00e2r iki k\u0131sm\u0131n\u0131 te\u015fkil eden insanlar ve cinler! \u015eimdi siz bunlar\u0131 i\u015fittikten sonra Rabbiniz Rahm\u00e2n Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u015fu dinleyip g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz t\u00fcrl\u00fc nimetlerinden hangi birine yalan deyip de nank\u00f6rl\u00fck edersiniz! Hi\u00e7 b\u00f6yle bir nimet sahibine nank\u00f6rl\u00fck edilir mi? \u0130bn\u00fc \u00d6mer ve C\u00e2bir (r.a)&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir ki, Hz. Peygamber (s.a.v) ashab\u0131na er-Rahm\u00e2n S\u00fbresi&#8217;ni okudu\u011funda onlar s\u00fck\u00fbt ettiler. Buyurdu ki, niye ben cinnilerden, sizden i\u015fitmedi\u011fim g\u00fczel cevaplar i\u015fitiyorum? Cinlerin gecesinde ben bu s\u00fbreyi onlara okumu\u015ftum da \u00e2yetini her tekrar etti\u011fimde &#8220;Hay\u0131r nimetlerinden hi\u00e7bir \u015feyi yalanlamay\u0131z, Ey Rabbimiz hamd sana.&#8221; dediler. Bunun i\u00e7in Rahm\u00e2n S\u00fbresi okunurken dinleyenlerin her \u00e2yeti okunduk\u00e7a \u00f6yle s\u00f6ylemelerinin mendub oldu\u011fu nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>14. \u0130nsanlar ve cinlerden her birinin \u00f6zellikle kendi yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131yla ilgili nimetin \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc yerine getirmemelerine kar\u015f\u0131 k\u0131namaya mukaddime yap\u0131lmak \u00fczere her birinin yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7 ve esas\u0131n\u0131 beyan ile buyuruluyor ki: (Allah) insan\u0131 fehh\u00e2r gibi bir salsalden yaratt\u0131. \u0130btid\u00e2 i\u00e7indir. Salsal, t\u0131ng\u0131r t\u0131ng\u0131r ses veren kuru \u00e7amur demektir. Fehh\u00e2r, iyi pi\u015fkin saks\u0131, yani fa\u011ffur (porselen) gibi \u00e7\u0131n \u00e7\u0131n ses verecek kadar kurumu\u015f, hayattan o derece uzak kuru toprakt\u0131r ki, insan\u0131n ilk \u00e7\u0131k\u0131\u015f yeri olan arz, g\u00fcne\u015fin s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda bu derece hayattan uzak iken Allah Te\u00e2l\u00e2 ondan tav\u0131rdan tav\u0131ra bir s\u00fclale (soy) se\u00e7erek insan\u0131 yaratt\u0131. (Bakara, Al-i \u0130mran, Hicr, M\u00fc&#8217;min\u00fbn S\u00fbrelerine bkz.)<\/p>\n<p>15-16. C\u00e2nn\u0131 da yaratt\u0131. C\u00e2nn, n\u00fbn&#8217;un \u015feddelenmesiyle cin demektir. M\u00e2lih ile milh gibi, ikisi de vas\u0131ft\u0131r. Veya cin milh gibi cins ismi, c\u00e2nn da, m\u00e2lih gibi s\u0131fat ismidir. Yahut burada insandan murad, \u00c2dem (a.s.) oldu\u011funa g\u00f6re c\u00e2nndan murad da, cinnin babas\u0131 demektir. Baz\u0131lar\u0131 bunu M\u00fcc\u00e2hid&#8217;den \u0130blis de\u011fil, cinnin babas\u0131d\u0131r diye nakletmi\u015flerdir. Bizim kanaatimize g\u00f6re ba\u015flang\u0131\u00e7 itibar\u0131yla b\u00fct\u00fcn insan cinsi salsalden yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fundan insandan kas\u0131t, \u00c2dem de\u011fil insan cinsi oldu\u011fu gibi, C\u00e2nn&#8217;dan kas\u0131t da cin cinsidir. A\u015fa\u011f\u0131da da &#8220;\u0130nsan ve cin&#8230;&#8221; diye ikisi de cins olarak zikrolunacakt\u0131r. Hicir S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Cinleri de daha \u00f6nce zehirli ate\u015ften yaratm\u0131\u015ft\u0131k.&#8221; (H\u00eecir, 15\/27) buyuruldu\u011funa g\u00f6re, demek ki Allah Te\u00e2l\u00e2, insan\u0131 yaratmadan \u00f6nce c\u00e2nn yahut cin denilen gizli mahluklar\u0131 yaratm\u0131\u015ft\u0131. Bir m\u00e2ri\u00e7 ate\u015ften, birinci ibtid\u00e2iyye, ikinci beyaniyye olarak bir m\u00e2ric ate\u015ften demektir. Burada m\u00e2ric iki m\u00e2n\u00e2 ile tefsir edilmi\u015ftir. Baz\u0131lar\u0131 as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131, \u0131zd\u0131rap anlam\u0131n\u0131 ifade eden merec&#8217;den, halis ate\u015f ya da dumans\u0131z s\u00e2fi alev demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015fler, baz\u0131lar\u0131 da merec&#8217;in as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n ihtil\u00e2t (kar\u0131\u015fma) olmas\u0131 itibariyle, m\u00e2ric&#8217;in muhtelit (kar\u0131\u015f\u0131k) dumanl\u0131 bir ate\u015f oldu\u011funu ifade etmi\u015flerdir. Hicir S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;n\u00e2ri&#8217;s-sem\u00fbm&#8221; t\u00e2birine (Hicr, 15\/27) muhtelif m\u00e2n\u00e2s\u0131 daha uygun d\u00fc\u015fmektedir. \u015eu kadar var ki, muhtelit, yaln\u0131z duman kar\u0131\u015f\u0131k demek gibi ibtid\u00e2i bir m\u00e2n\u00e2ya olmay\u0131p, &#8220;sem\u00fbm&#8221; anlam\u0131na da uygun olmak \u00fczere her \u015feye n\u00fcfuz edebilen ve kar\u0131\u015fan m\u00e2n\u00e2s\u0131nda ate\u015fin hakikatini ifade etmi\u015f olsa gerektir. Bundan ba\u015fka m\u00e2ric &#8220;merc&#8221;den m\u00fcteaddi olarak haltedici yani kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelebilir ki bu da ate\u015fin, yani hararetin e\u015fya \u00fczerindeki kimyev\u00ee bir \u00f6zelli\u011fini belirtmi\u015f olur. K\u0131saca demek oluyor ki, insan yarat\u0131lmadan \u00f6nce g\u00fcne\u015fte veya arz\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7 durumunda oldu\u011fu gibi \u00e7alkalan\u0131p duran \u0131zd\u0131rapl\u0131 ve \u00e7o\u015fkun bir halde bulunan saf bir ate\u015f, veya elektrik halinde oldu\u011fu gibi her \u015feye kar\u0131\u015fabilen bir ate\u015f veyahut e\u015fyay\u0131 birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rmak \u00f6zelli\u011fi ta\u015f\u0131yan bir ate\u015ften, biz insanlar\u0131n g\u00f6z\u00fcne \u00e2det oldu\u011fu vechile g\u00f6r\u00fcnmeyen gizli bir tak\u0131m hayat kuvvetleri, hayati unsurlar yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bunlara c\u00e2nn ismi verilmektedir.<\/p>\n<p>17-18. Hem iki do\u011funun Rabbi, hem iki bat\u0131n\u0131n Rabbidir O yarat\u0131c\u0131 Rahm\u00e2n, yani yaln\u0131z insan ve cinnin ba\u015flang\u0131\u00e7tan yarat\u0131c\u0131s\u0131 olmakla kalmay\u0131p, b\u00fct\u00fcn varl\u0131k y\u00f6nlerinin hatta varl\u0131k ve yokluk nimetlerinin hepsinin sahibi ve b\u00fct\u00fcn tekam\u00fcl (geli\u015fme) mertebelerinin Rabbidir. \u00c2yette ge\u00e7en iki do\u011fu ve iki bat\u0131 tabirlerinde de bir ka\u00e7 m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. Birincisi, &#8220;G\u00fcne\u015f ve ay bir hesap iledir.&#8221; \u00e2yetinden anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 gibi g\u00fcne\u015f ve ay\u0131n do\u011fular\u0131 ve bat\u0131lar\u0131 demektir. \u0130kincisi, yaz ve k\u0131\u015f mevsimlerinde g\u00fcnlerin uzay\u0131p k\u0131salmas\u0131na g\u00f6re olan do\u011fular ve bat\u0131lard\u0131r. Bu durumda ger\u00e7i herg\u00fcn i\u00e7in ayr\u0131 bir do\u011fu ve bat\u0131 varsa da, en son noktalar\u0131n\u0131 zikretmekle aralar\u0131ndakileri de i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Nitekim &#8220;b\u00fct\u00fcn do\u011fu ve bat\u0131 O&#8217;nun&#8221; denildi\u011fi vakit, bunlar aras\u0131nda kalan b\u00fct\u00fcn y\u00f6nler de kasdedilmi\u015f olmaktad\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, nev&#8217;i kasdedilerek gerek g\u00fcne\u015f ve gerek di\u011ferlerinin do\u011fusu demek olabilir ki, bununla b\u00fct\u00fcn cisimlerin do\u011fu ve bat\u0131s\u0131na i\u015faret edilmi\u015f olur. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc arz\u0131n, k\u00fcrev\u00ee olmas\u0131 nedeniyle her yar\u0131s\u0131na nazaran bir do\u011fu ve bat\u0131ya i\u015faret edilmi\u015f olur ki, bunda do\u011fu kabul edilen bir nokta ayn\u0131 zamanda bat\u0131 ve bat\u0131 kabul edilen nokta da ayn\u0131 zamanda do\u011fu olmu\u015f olur. Be\u015fincisi de, g\u00fcne\u015f ve ay gibi g\u00f6r\u00fcnen \u0131\u015f\u0131klarla, ak\u0131l ve \u015fuur gibi g\u00f6r\u00fcnmeyen \u0131\u015f\u0131klar\u0131n do\u011fu\u015f ve bat\u0131\u015f noktalar\u0131na i\u015faret olabilir ki bunu, bir y\u00f6n\u00fcyle \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc k\u0131sma dahil etmek de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bunlardan hangisi olursa olsun, as\u0131l kasdedilen m\u00e2n\u00e2, Allah&#8217;\u0131n var olan ve olmayan b\u00fct\u00fcn nimetlerin sahibi ve y\u00f6neticisi oldu\u011funu beyan etmektir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu \u00e2yetler, hem nimeti hem kudreti hat\u0131rlatmaktad\u0131r. Nimeti tenbih, \u015f\u00fckr\u00fc gerektirir, kudreti tenbih de, nank\u00f6rl\u00fc\u011fe kar\u015f\u0131 k\u0131namay\u0131 takviye eder.<\/p>\n<p>19. Evet iki denizi mercetti (sal\u0131verdi) . Burada merc m\u00fcteaddidir . m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki, sal\u0131verdi demektir. Bu da esas itibariye kar\u0131\u015ft\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelirse de, bu ayr\u0131 bir kullanmad\u0131r. Bu iki deniz hakk\u0131nda misal olmak \u00fczere \u00e7e\u015fitli yorumlar yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6nce Furkan S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;O, iki denizi birbirine salm\u0131\u015ft\u0131r. Bu, tatl\u0131 ve susuzlu\u011fu giderici; \u015fu tuzlu ve ac\u0131d\u0131r. Ve ikisinin aras\u0131na birbirine kavu\u015fmalar\u0131na engel olan bir perde koymu\u015ftur.&#8221;(Furk\u00e2n, 25\/53) \u00e2yetine mutab\u0131k olmak \u00fczere biri tatl\u0131 di\u011feri ac\u0131 iki derya denilmi\u015f. Mesela \u015eap denizine Nil, Basra K\u00f6rfezi&#8217;ne Dicle d\u00f6k\u00fclm\u00fc\u015f oldu\u011fu gibi, diplerindeki sular\u0131n birbirlerine kavu\u015fmas\u0131 ile beraber birden bire di\u011feri ile kar\u0131\u015fmaks\u0131z\u0131n bir hayli mesafeleri uzay\u0131p giden b\u00fcy\u00fck sularla temsil edilmi\u015ftir. Buradaki iltik\u00e2 (kar\u015f\u0131la\u015fma) fiil\u00ee olarak birbirine temas m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmektedir. \u0130ltik\u00e2, temas edecek \u015fekilde yak\u0131nl\u0131k ve kom\u015fuluk olarak da yorumlanabilir. Bu, ac\u0131 denizin alt\u0131nda veya yak\u0131n\u0131nda yer alan su hazineleri \u015feklindeki d\u00fc\u015f\u00fcnceye de uygun olabilir. \u0130kincisi, her ikisinin suyu da ac\u0131 olmak \u00fczere bir zamanlar Faris Denizi ad\u0131 verilen Hint Okyanusu ile R\u00fbm denizi denilen Akdeniz ile temsil edilmi\u015ftir ve aralar\u0131ndaki engel Arabistan yar\u0131madas\u0131 veya kar\u015f\u0131la\u015fmak \u00fczere bulundukar\u0131 S\u00fcvey\u015f engelidir. Buna g\u00f6re : &#8220;o iki deniz, birle\u015feceklerdir&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na da yorumlanabilir ki, bu da S\u00fcvey\u015f kanal\u0131n\u0131n ileride a\u00e7\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir. &#8220;\u0130kisinden de inci ve mercan \u00e7\u0131kar.&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/22) \u00e2yeti de, bu ikinci m\u00e2n\u00e2ya daha yak\u0131n bir anlam ifade etmektedir. Zira tatl\u0131 sudan inci ve mercan \u00e7\u0131kmas\u0131, biraz te&#8217;vile dayal\u0131d\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, g\u00f6k denizi ve arz denizi denilmi\u015ftir ki denizlerle, bulutlar veya daha geni\u015f bir m\u00e2n\u00e2 kasdedilmi\u015f olabilir. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc, yeri etraf\u0131ndan ku\u015fatan d\u0131\u015f denizle yerin k\u0131talar\u0131 aras\u0131ndaki i\u00e7 deniz ki, bu iki deniz birbirine kavu\u015furlar. Yer, aralar\u0131nda bir engel halinde kal\u0131r, b\u00f6ylece ta\u015f\u0131p da o yeri istil\u00e2 edemezler.<\/p>\n<p>Be\u015fincisi, &#8220;ma\u015frikayn ve ma\u011fribeyn&#8221; (iki do\u011fu ve iki bat\u0131)de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere ac\u0131, tatl\u0131, i\u00e7 d\u0131\u015f, semav\u00ee ve arz\u00ee hatta hakikat ve mecaz her iki nev&#8217;iyle deniz de demek olabilir ki en genel anlam\u0131 budur. Bu suretle i\u015far\u00ee m\u00e2n\u00e2 olarak cisman\u00ee (maddi) \u00e2lem ile ruhan\u00ee (manev\u00ee) \u00e2lem anlam\u0131 da bulunabilir ki aralar\u0131nda mevcut olan berzah da, hayal ve g\u00f6lge alemi olmu\u015f olur. Kavu\u015furlar. Bu c\u00fcmle ya istin\u00e2fiyye (ba\u015flang\u0131\u00e7) ya da hal c\u00fcmlesidir. M\u00e2n\u00e2s\u0131, kavu\u015furlar yahut kar\u015f\u0131la\u015f\u0131rlar. Veyahutta \u00f6yle bir halde salm\u0131\u015ft\u0131r ki, kavu\u015facaklard\u0131r veya kavu\u015fuyorlard\u0131r.<\/p>\n<p>20. Fakat &#8220;aralar\u0131nda bir berzah vard\u0131r.&#8221; Berzah, esasen iki \u015fey aras\u0131nda bulunan engel ve ay\u0131r\u0131c\u0131 s\u0131n\u0131r demektir. Co\u011frafya \u0131st\u0131lah\u0131nda bilindi\u011fi gibi iki deniz aras\u0131nda bulunan karaya denir. Berzah, burada ya bu anlam\u0131 ifade etmektedir, ya da kudretten herhangi bir s\u0131n\u0131r m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Aralar\u0131nda bir berzah bulundu\u011fundan dolay\u0131 o iki deniz birbirine ge\u00e7mezler. O berzah\u0131, o haddi a\u015f\u0131p da di\u011ferinin yerini i\u015fgal edecek, \u00f6zelli\u011fini ortadan kald\u0131racak bir zul\u00fcm ve tecav\u00fcz yapmazlar, yapmaya meydan bulmazlar<\/p>\n<p>21. Fakat &#8220;aralar\u0131nda bir berzah vard\u0131r.&#8221; Berzah, esasen iki \u015fey aras\u0131nda bulunan engel ve ay\u0131r\u0131c\u0131 s\u0131n\u0131r demektir. Co\u011frafya \u0131st\u0131lah\u0131nda bilindi\u011fi gibi iki deniz aras\u0131nda bulunan karaya denir. Berzah, burada ya bu anlam\u0131 ifade etmektedir, ya da kudretten herhangi bir s\u0131n\u0131r m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Aralar\u0131nda bir berzah bulundu\u011fundan dolay\u0131 o iki deniz birbirine ge\u00e7mezler. O berzah\u0131, o haddi a\u015f\u0131p da di\u011ferinin yerini i\u015fgal edecek, \u00f6zelli\u011fini ortadan kald\u0131racak bir zul\u00fcm ve tecav\u00fcz yapmazlar, yapmaya meydan bulmazlar<\/p>\n<p>22. inci, \u00f6zellikle iri inci ve mercan. Lisan\u0131m\u0131zda da mercan\u0131n k\u0131rm\u0131z\u0131s\u0131 me\u015fhurdur. Bilindi\u011fi gibi inci ile mercan, hem s\u00fcs e\u015fyas\u0131 olarak kullan\u0131l\u0131r hem de ticaret nimetlerindendir.<\/p>\n<p>23. inci, \u00f6zellikle iri inci ve mercan. Lisan\u0131m\u0131zda da mercan\u0131n k\u0131rm\u0131z\u0131s\u0131 me\u015fhurdur. Bilindi\u011fi gibi inci ile mercan, hem s\u00fcs e\u015fyas\u0131 olarak kullan\u0131l\u0131r hem de ticaret nimetlerindendir.<\/p>\n<p>24-25. O denizde in\u015fa edilmi\u015f ak\u0131p gidenler O&#8217;nundur. Cev\u00e2r\u00ee, ak\u0131c\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na c\u00e2riyenin \u00e7o\u011fuludur ki gemiler demektir.<\/p>\n<p>M\u00fcn\u015fe\u00e2t, iki m\u00e2n\u00e2 ile tefsir edilmi\u015ftir. Birincisi, bilindi\u011fi \u00fczere in\u015fa edilmi\u015fler demektir ki, gemilerin in\u015fas\u0131n\u0131n ehemmiyetini ve bunun Allah&#8217;\u0131n bir nimeti oldu\u011funu g\u00f6sterir. \u0130nsanlar taraf\u0131ndan in\u015fa edilmi\u015f olmas\u0131, &#8220;Oysa sizi de, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z (bu \u015feyler)\u0131 da Allah yaratm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/96) \u00e2yetine g\u00f6re onlar\u0131n, Allah&#8217;a ait olmas\u0131na mani de\u011fildir. \u0130kincisi yelkenleri a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na da tefsir edilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc in\u015fa, y\u00fckseltmek, yukar\u0131 kald\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi i\u00e7in, m\u00fcn\u015fe\u00e2t, y\u00fckseltilmi\u015f demektir. Gemiler hakk\u0131nda kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda bu vas\u0131f, yelken a\u00e7m\u0131\u015f veya bayrak a\u00e7m\u0131\u015f anlam\u0131n\u0131 ifade eder. \u015eu te\u015fbih de, buna da bir i\u015faret vard\u0131r. Alemler gibi, yani da\u011flar gibi burada alem, da\u011f m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmakla beraber, bayrak ve al\u00e2met m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelebilir. Evet, in\u015fa edilip de denizde ak\u0131p giden, o inci ve mercan gibi nice faydal\u0131 \u015feyleri ta\u015f\u0131yan o da\u011flar gibi gemiler de Allah&#8217;\u0131n nimetlerindendir. Mamafih &#8220;cev\u00e2ri&#8217;l- m\u00fcn\u015fe\u00e2t&#8221; vasf\u0131, g\u00f6k deryas\u0131nda y\u00fcz\u00fcp duran b\u00fct\u00fcn g\u00f6k cisimlerinin Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kudret delillerinden olarak denizde y\u00fcz\u00fcp giden gemiler gibi ak\u0131p gittiklerini de ifade etmeye m\u00fcsaittir. Bu durumda gelecek \u00e2yete de bir girizg\u00e2h (maksad\u0131 beyan i\u00e7in uygun s\u00f6z) olmu\u015f olur. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>26. Yer \u00fczerinde bulunan her \u015fey f\u00e2nidir.<\/p>\n<p>27. Yaln\u0131z cel\u00e2l ve ikram sahibi Rabbinin y\u00fcz\u00fc (z\u00e2t\u0131) baki kalacakt\u0131r.<\/p>\n<p>28. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>29. G\u00f6klerde ve yerde bulunanlar, O&#8217;ndan isterler. O, her g\u00fcn yeni bir i\u015ftedir.<\/p>\n<p>30. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>31. Ey insan ve cin! sizin de hesab\u0131n\u0131z\u0131 ele alaca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>32. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>33. Ey cin ve insan topluluklar\u0131! G\u00f6klerin ve yerin \u00e7evresinden ge\u00e7meye g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yeterse ge\u00e7in gidin. Ama Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi bir g\u00fc\u00e7 olmadan ge\u00e7emezsiniz.<\/p>\n<p>34. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>35. \u00dczerinize ate\u015ften alev ve duman g\u00f6nderilir, kendinizi savunamazs\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>36. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz<\/p>\n<p>37. G\u00f6k yar\u0131l\u0131p da, erimi\u015f ya\u011f gibi k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131 bir g\u00fcl oldu\u011fu zaman&#8230;<\/p>\n<p>38. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>39. \u0130\u015fte o g\u00fcn, ne insana ne de cinne g\u00fcnah\u0131ndan sorulmaz.<\/p>\n<p>40. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>41. Su\u00e7lular simalar\u0131ndan tan\u0131n\u0131r, al\u0131nlar\u0131ndan ve ayaklar\u0131ndan tutulur.<\/p>\n<p>42. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>43. \u0130\u015fte bu, su\u00e7lular\u0131n yalanlad\u0131\u011f\u0131 cehennemdir.<\/p>\n<p>44. Onunla kaynar su aras\u0131nda dola\u015f\u0131rlar.<\/p>\n<p>45. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>26. &#8220;Yer \u00fczerinde bulunan her\u015fey fan\u00eedir.&#8221; Buradaki zamiri, &#8220;cev\u00e2ri&#8221; dolay\u0131s\u0131yla yahut do\u011frudan do\u011fruya yukar\u0131daki (10. \u00e2yete) arza r\u00e2cidir. Yani o arz \u00fczerinde bulunan her kim olursa olsun hepsi yok olucudur. Gerek o gemilerdekiler, gerek di\u011ferleri hepsi de su \u00fczerindeki o y\u00fczen gemiler gibi ak\u0131p ak\u0131p yoklu\u011fa gidecekler ve \u00f6leceklerdir.<\/p>\n<p>27. Ey muhatab! Rabbinin y\u00fcz\u00fc ise b\u00e2ki kal\u0131r O cel\u00e2l ve ikram sahibi, deki vechin, &#8220;O&#8217;nun z\u00e2t\u0131ndan ba\u015fka her \u015fey helak olacakt\u0131r..&#8221; (Kasas, 29\/88) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi Allah&#8217;\u0131n z\u00e2t\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc z\u00fcl-Cel\u00e2l ve&#8217;l-ikr\u00e2m s\u0131fat\u0131 &#8220;z\u00fb&#8221; diye merfu (\u00f6treli) olarak &#8220;vech&#8221; kelimesine s\u0131fat yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. E\u011fer \u00f6yle olmasayd\u0131 s\u00fbrenin sonunda gelece\u011fi \u015fekilde &#8220;zi&#8217;l-cel\u00e2li ve&#8217;l-ikram&#8221; diye cer (esre) ile Rabba s\u0131fat yap\u0131lmas\u0131 gerekirdi. Bununla beraber ba\u015fka m\u00e2n\u00e2lar da verilmi\u015ftir. K\u00e2d\u00ee Beyd\u00e2v\u00ee vechi, z\u00e2t ile tefsir ettikten sonra \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Varl\u0131klar\u0131n cihet (sebeb) ve vecih (z\u00e2t)lerini ara\u015ft\u0131rm\u0131\u015f olsan hepsini f\u00e2ni bulursun, ancak vechullah yani Allah&#8217;\u0131n y\u00fcz\u00fc m\u00fcstesn\u00e2 ki bu, &#8220;O&#8217;nun cihetine (taraf\u0131na) y\u00f6nelen y\u00fcz&#8221;, yahut cihetine O&#8217;nun sahip oldu\u011fu y\u00fcz demektir.&#8221; H\u00e2\u015fiyesinde \u015eih\u00e2b bunu \u015f\u00f6yle izah etmi\u015ftir: &#8220;Bu, ba\u015fka bir tefsir \u015feklidir. Burada vech, zattan mecazd\u0131r. Organ m\u00e2n\u00e2s\u0131na de\u011fil, belki kasdedilecek ve kendisine y\u00f6nelinecek cihet (taraf-y\u00f6n) m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r.&#8221; \u00dcstad\u0131m\u0131z Makdisi (k.s.) de der ki: &#8220;Hadd-i zat\u0131nda yok olanda as\u0131l, kendi z\u00e2t\u0131 itibariyle bulundu\u011fu hal \u00fczere kalmas\u0131, yani yok olmas\u0131d\u0131r. Ancak Allah&#8217;\u0131n sahip oldu\u011fu cihet, yani l\u00fctfuyla yak\u0131nl\u0131k g\u00f6sterip kendi kat\u0131ndan o \u015feyi feyizlendirdi\u011fi cihet m\u00fcstesn\u00e2d\u0131r. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2 \u015fudur: Hakk&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki her \u015fey f\u00e2nidir. Yani asl\u0131nda yok olmay\u0131 kabul etmektedir. Allah ona nazar\u0131 ve varl\u0131k elbisesini feyziyle giydirmeseydi, onun i\u00e7in varl\u0131k \u015ferefi m\u00fcmk\u00fcn olmazd\u0131. Bulundu\u011fu hal \u00fczere kal\u0131r, ortaya \u00e7\u0131kmam\u0131\u015f olurdu. Demek ki Hakk&#8217;\u0131n ona nazar\u0131ndan sonra ancak varl\u0131k alemine ge\u00e7mi\u015f asl\u0131nda Hakk&#8217;\u0131n kendine nazar\u0131 ile kendisi i\u00e7in sabit olan yokluk \u00fczere kalmam\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde baz\u0131 tefsirlerde oldu\u011fu gibi vech ile amel-i s\u00e2lih kasdedilmi\u015f de olabilir. kavlinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 da \u015fudur: Onunla Allah&#8217;a yakla\u015f\u0131l\u0131r ve y\u00f6nelmeyi bize emretti\u011fi cihet kasdedilir. O yokluk meydan\u0131nda iken kul, onu emre uyarak i\u015fleyince Allah o kula m\u00fckafat\u0131n\u0131 verinceye kadar onu, kul i\u00e7in d\u00e2im k\u0131lar. Diyebilirsiniz ki: O, kabul ile yoklu\u011fu kabul etmez oldu, \u00e7\u00fcnk\u00fc ceza, onun yerine ge\u00e7mi\u015ftir, O ise, b\u00e2kidir. \u00c2limlerimizden baz\u0131lar\u0131 da \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;O yok olmamakla vas\u0131flanan vech (y\u00fcz) Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n varl\u0131klara kayyumiyetidir (\u00f6zdenli\u011fidir). Ve o, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n z\u00e2t\u0131nda yoklu\u011fu kabul etmeyen bir s\u0131fat\u0131d\u0131r. Biz vech s\u0131fat\u0131na Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n haber verdi\u011fi \u015fekilde iman ederiz. Selef mezhebinin yolundan giderek &#8220;vech&#8221;, &#8220;yed&#8221; gibi s\u0131fatlar\u0131 ispat eder, keyfiyeti yahut te&#8217;vili ile u\u011fra\u015fmay\u0131z, dedi\u011fimiz takdirde de bu s\u0131fat\u0131, esas\u0131nda yoklu\u011fu kabul etmez \u015feklinde tavsif etmi\u015f oluruz ki, bu da, sahihtir. Baz\u0131 \u00e2rifler de demi\u015fler ki, Muhakkikler (hakikat\u0131 ara\u015ft\u0131ran \u00e2limler)i, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na \u015fehadet etmekten y\u00fcz \u00e7evirdiler. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, onlar\u0131 varl\u0131k delilleri ve daimi bir bilgi ile donatm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn\u00fc Ata demi\u015ftir ki; varl\u0131k hep karanl\u0131kt\u0131r. Varl\u0131\u011f\u0131, ancak Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n onda g\u00f6r\u00fcnmesi nurland\u0131rmaktad\u0131r. Binaenaleyh her kim varl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcr de onda veya onun yan\u0131nda veya ondan \u00f6nce ya da sonra ona \u015fehadet etmezse, o nurlardan yoksun kalm\u0131\u015f, kendisinden bilgi g\u00fcne\u015fleri, bulutlarla gizlenmi\u015f olur. K\u0131sacas\u0131 Allah&#8217;\u0131n y\u00fcz\u00fc, e\u015fyan\u0131n veya insanlar\u0131n Allah&#8217;a bakan y\u00fcz\u00fc, yani kendi z\u00e2tlar\u0131na nazaran de\u011fil de Allah&#8217;\u0131n rub\u00fbbiyyetinden (Rab s\u0131fat\u0131ndan) ve yans\u0131mas\u0131ndaki feyzinden istifade etmeleri sebebiyle ona nisbet edilmeleri, ilimdeki e\u015fyan\u0131n sabit olan s\u00fbret ve hakikatleri ile gelecek kader g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fc gibi bir m\u00e2n\u00e2 ile de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilirse de, burada vechin, z\u00fc&#8217;l-cel\u00e2l ve&#8217;l-ikr\u00e2m s\u0131fat\u0131 ile vas\u0131flanmas\u0131, b\u00fct\u00fcn bu d\u00fc\u015f\u00fcncelerin hepsine m\u00e2nidir. Bununla ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n z\u00e2t-\u0131 kibriy\u00e2s\u0131 vas\u0131flanabilir. O halde &#8220;Rabbinin y\u00fcz\u00fc.&#8221; &#8220;Rabbinin zat\u0131.&#8221; demek olunca &#8220;Rabbin kal\u0131r.&#8221; denilmekle yetinilmeyip de zat\u0131n vech ile ifade edilmesinin n\u00fcktesi ne olabilir? diye bir soru hat\u0131ra gelebilir. Bunun n\u00fcktesi, z\u00e2t\u0131n yaln\u0131z gizli ve m\u00fccerred z\u00e2t olarak de\u011fil, s\u0131fat ve rub\u00fbbiyyetinin g\u00f6r\u00fcnmesi ve yans\u0131mas\u0131 itibariyle dahi b\u00e2ki olu\u015funu g\u00f6stermektedir. Bunu kayyumiyet (ebedilik) s\u0131fat\u0131 ile ifade edenler de bu n\u00fckteyi anlatmak istemi\u015flerdir. \u00d6zellikle \u015fu iki s\u0131fatla vas\u0131fland\u0131rmak da bunu te&#8217;yid etmektedir. Yani Rabbinin b\u00e2ki kalacak olan y\u00fcz\u00fc, \u015fu iki s\u0131fatla vas\u0131flanmaktad\u0131r. Ki hem cel\u00e2l hem ikram sahibi. Kar\u015f\u0131s\u0131nda hi\u00e7bir \u015fey kendi kendine tutunamayacak, azamet ve cel\u00e2li ile her \u015feyi kahr ve yok edebilecek derecede b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve mutlak ihtiya\u00e7s\u0131zl\u0131k sahibi, hem de yok olan ve yok olacaklara hayat vererek ba\u011f\u0131\u015f ve ihsan\u0131na n\u00e2il k\u0131lacak tam bir l\u00fctuf sahibidir. Burada zikri ge\u00e7en Cel\u00e2l ve ikram, gelecek \u00e2yetlerle a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r. Ra\u011f\u0131b el-\u0130sfah\u00e2n\u00ee der ki: &#8220;Bu z\u00fc&#8217;l-Cel\u00e2l ve&#8217;l-ikram s\u0131fat\u0131 Allah&#8217;a mahsus olan ve ondan ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in kullan\u0131lmayan s\u0131fatlardand\u0131r. Binaenaleyh Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n en husus\u00ee vas\u0131flar\u0131ndand\u0131r.&#8221; Tirmiz\u00ee&#8217;nin Enes&#8217;ten, Ahmed b. Hanbel&#8217;in Rebia b. \u00c2mir&#8217;den merfu olarak rivayet ettikleri \u015fu hadis de buna i\u015faret etmektedir. &#8220;Y\u00e2 ze&#8217;l-Cel\u00e2li ve&#8217;l-\u0130kram&#8221;a devam edin, dualar\u0131n\u0131zda onlar\u0131 \u00e7ok s\u00f6yleyin.&#8221; demektir. Yine Tirmiz\u00ee, Ebu D\u00e2vud ve Nes\u00e2\u00ee Enes&#8217;ten rivayet etmi\u015flerdir ki s\u00f6z konusu sahab\u00ee Peygamber (s.a.v)&#8217;le beraber bulunuyordu, bir adam da namaz k\u0131l\u0131yordu. Sonra dua etti de \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131m senden istiyorum, hamd sanad\u0131r, senden ba\u015fka il\u00e2h yoktur, sen ihsan\u0131 bol olan, semavat\u0131 ve arz\u0131 yaratan, cel\u00e2l ve ikram sahibisin. Ey hayy ve kayyum olan Allah&#8217;\u0131m.&#8221; Bunun \u00fczerine Hz. Peygamber buyurdu ki biliyormusunuz bu z\u00e2t ne ile dua etti? Onlar da Allah ve Resulu en iyisini bilir dediler. Resulullah buyurdu ki: &#8220;Nefsimi kudret elinde tutan Allah&#8217;a yemin ederim ki O, Allah&#8217;a en b\u00fcy\u00fck ismiyle dua etti. O, ism-i azam (en b\u00fcy\u00fck isim) ki onunla \u00e7a\u011fr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman cevap verir, ve onunla istenildi\u011fi vakit ihsanda bulunur.&#8221;<\/p>\n<p>28. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlars\u0131n\u0131z? Yani sizler f\u00e2ni oldu\u011funuz halde, sizin yok olman\u0131zdan sonra bile ikram\u0131 devam eden Rabbinizin hangi nimetlerine nank\u00f6rl\u00fck edersiniz?&#8221; Buradaki &#8220;Fa&#8221; evvelki \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilgilidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc fen\u00e2, bek\u00e2n\u0131n, ebedi hayat\u0131n s\u00fcrekli nimet ile sevab\u0131n bir kap\u0131s\u0131 olmu\u015f oluyor. Teyb\u00ee demi\u015ftir ki, &#8220;Ge\u00e7en \u00e2yetten murad, m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n i\u00e7eri\u011fidir. Zira o, bir ceza ve m\u00fckafat vaktinin gelece\u011finden kinayedir. Onun i\u00e7in bilhassa cel\u00e2l ve ikram zikredilmi\u015ftir. Bu s\u0131fatlar ceza ve sevaba delalet ederler. Cezay\u0131 hat\u0131rlatmakdan maksat da, g\u00fcnah\u0131, gerektiren fiillerden kullar\u0131 sak\u0131nd\u0131rmakt\u0131r. Bu gibi sak\u0131nd\u0131rmalar ise, ayr\u0131ca bir nimettir. \u0130\u015fte &#8220;Hangi nimet?&#8221; hitab\u0131, bu nimetlere te\u015fvik i\u00e7indir.&#8221; Bunu \u015f\u00f6yle de anlayabiliriz, Allah&#8217;\u0131n cel\u00e2linde de nimet, ikram\u0131nda da nimet vard\u0131r. Yahut \u015f\u00f6yle diyebiliriz; Allah&#8217;\u0131n cel\u00e2linden nas\u0131l korkmaz, ikram\u0131na nas\u0131l talib olmaz da nimetlerine nank\u00f6rl\u00fck edersiniz?<\/p>\n<p>29-30. O cel\u00e2l ve ikram\u0131 izah konusunda c\u00fcmle-i istin\u00e2fiyye (ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesi) veya h\u00e2liyye (h\u00e2l c\u00fcmlesi) ile buyuruluyor ki: G\u00f6klerde ve yerde olan her kes O&#8217;ndan ister, gerek sonradan meydana gelmeleri ve gerekse ayn\u0131 hal \u00fczere kalmalar\u0131 ve di\u011fer halleri itibariyle muhta\u00e7 olduklar\u0131 her dile\u011fi ondan isterler. Gerek davran\u0131\u015fla ve gerek s\u00f6zle olsun daima ondan ister dururlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc kendi kendilerine ve m\u00fcmk\u00fcn olan hakikatlerine nazaran var olmaya asla haklar\u0131 yoktur. Bu y\u00fczden her an O&#8217;ndan isterler.<\/p>\n<p>O herg\u00fcn bir i\u015ftedir. Ya cel\u00e2le veya ikrama ba\u011fl\u0131 bir i\u015ftedir ki, onlara istediklerini vermek de bu c\u00fcmledendir. Zira Hak Te\u00e2l\u00e2 \u00fcst\u00fcn hikmetlerine dayal\u0131 dile\u011fi gere\u011fince her an nicelerini yok eder ve nicelerini var eder, nicelerini de zengin k\u0131lar, baz\u0131 halleri giderir, baz\u0131lar\u0131n\u0131 getirir. \u0130bn\u00fc M\u00e2ce, \u0130bn\u00fc Hibb\u00e2n ve daha baz\u0131 hadis \u00e2limleri, Ebu&#8217;d-Derd\u00e2 (r.a.)&#8217;dan rivayet etmi\u015flerdir ki, Hz. Peygamber (s.a.v) \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;G\u00fcnahlar\u0131 affetmek, s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131 gidermek ve birtak\u0131m insanlar\u0131 y\u00fckseltip, bir tak\u0131mlar\u0131n\u0131 al\u00e7altmak da O&#8217;nun \u015f\u00e2n\u0131ndand\u0131r&#8221;. Bezz\u00e2r&#8217;\u0131n rivayetinde dualara icabet (kabul) etmek ziyadesi de vard\u0131r. c\u00fcmlesi, iki m\u00e2n\u00e2 ile tefsir edilmi\u015ftir. Birisi g\u00fcn, mutlak vakit m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak her saat, her an diye a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bir de \u0130bn\u00fc Uyeyne ve Hasan-\u0131 Basri&#8217;den nakledildi\u011fi \u00fczere Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya g\u00f6re zaman iki g\u00fcnden ibarettir. Birisi d\u00fcnya birisi ahirettir. Her birine g\u00f6re de Allah&#8217;\u0131n bir \u015fe&#8217;ni (i\u015fi) vard\u0131r. D\u00fcnyadaki i\u015fi, emir ve nehiy, ahiretteki i\u015fi de, hes\u00e2b ve cezad\u0131r.<\/p>\n<p>31-32. Nitekim ahiretteki i\u015fi beyan i\u00e7in buyuruluyor ki sizin i\u00e7in bo\u015f kalaca\u011f\u0131z. Fera\u011f, lugatta bo\u015falmak demektir. Buna g\u00f6re bir me\u015fguliyetten bo\u015falmak sonradan bir me\u015fguliyeti gerektirir. Halbuki Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 hi\u00e7 bir i\u015f, di\u011fer i\u015ften al\u0131koyamayaca\u011f\u0131 i\u00e7in burada \u00f6zellikle ahiret i\u015fleri olan hesap ve cezay\u0131 ifade etmek \u00fczere bu suretle bir isti\u00e2re veya kinaye yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yani bug\u00fcnk\u00fc d\u00fcnya i\u015fleri ge\u00e7ecek, bu d\u00fcnya hayat\u0131 ve nimetleri yok olacak, bu m\u00fchletler, ho\u015fg\u00f6r\u00fcler t\u00fckenecek, yar\u0131n Allah&#8217;a d\u00f6n\u00fc\u015fle m\u00fccerred sorumluluk hesap ve ceza i\u00e7in huzura geleceksiniz de s\u0131rf sizin i\u015finize bak\u0131lacak, sizin sorumlulu\u011funuzun gere\u011fi yap\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>33. Ey sekel\u00e2n. Sekal\u00e2n yahut sekaleyn iki sekal; bundan sonraki \u00e2yette de a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 \u00fczere insan ve cinnin bir ad\u0131d\u0131r. Sekal, y\u00fck ve a\u011f\u0131rl\u0131k demektir. \u0130simlendirme \u015fekli anlat\u0131l\u0131rken deniliyor ki: Arz bir y\u00fckl\u00fc hayvana insan ve cin de ona y\u00fckletilmi\u015f iki a\u011f\u0131r y\u00fcke benzetilerek bu isim verilmi\u015ftir. Buna g\u00f6re yer y\u00fcz\u00fcnde insan ve cinden ba\u015fka mahlukat, ilave kabilinden demek olur ki, iki denk (y\u00fck) aras\u0131na konulan fazlaya veya tak\u0131lan tak\u0131ya ilave denilir. \u0130nsan ve cin yery\u00fcz\u00fcnde gizli ve a\u00e7\u0131k hayat\u00ee kuvvetler olmas\u0131 itibar\u0131yla onun esasl\u0131 a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f demek olur. Bir de yer \u00fczerinde a\u011f\u0131rl\u0131klar\u0131 veya g\u00f6r\u00fc\u015flerinin a\u011f\u0131rl\u0131klar\u0131, itibar ve \u015f\u00f6hretlerinin \u00f6nemi ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc hasebiyle o ismi ald\u0131klar\u0131 s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bundan ba\u015fka sorumlulukla kendilerine a\u011f\u0131rl\u0131k verilmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in bu ismi alm\u0131\u015f olabilirler. Ayr\u0131ca g\u00fcnah ile a\u011f\u0131rla\u015fmas\u0131ndan dolay\u0131 bu ismin verildi\u011fi nakledilmektedir. Bir hadisde &#8220;Ben sizin i\u00e7inizde iki a\u011f\u0131rl\u0131k b\u0131rakt\u0131m, biri Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131, biri de \u0131tretim (z\u00fcrriyetim).&#8221; buyurulmu\u015f ve bunda sakal\u00e2n tabiri kitabullah gibi itibar ve \u015f\u00f6hreti b\u00fcy\u00fck olan manev\u00ee a\u011f\u0131rl\u0131klar hakk\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015f bulundu\u011funa g\u00f6re bu m\u00e2n\u00e2, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc hususa uygun olabilir. Yani insan ve cinne madd\u00ee taraflar\u0131ndan ziyade manev\u00ee \u015ferefleri itibar\u0131yla sakal\u00e2n isminin verilmi\u015f olmas\u0131 tercihe \u015f\u00e2yan g\u00f6r\u00fcnmektedir.<\/p>\n<p>34. Yani yar\u0131n b\u00f6yle hes\u00e2b gelip \u00e7atacakken gerek bug\u00fcn i\u00e7inde bulundu\u011funuz hayat nimetlerine ve gerek yar\u0131n\u0131n ceza ve m\u00fckafat\u0131na nas\u0131l nank\u00f6rl\u00fck edersiniz? Yahut bu uyar\u0131 ve haberle nank\u00f6rl\u00fckten sak\u0131nd\u0131rmak dahi o nimetlerden birisi iken nas\u0131l olur da bug\u00fcn nank\u00f6rl\u00fck edip yar\u0131n\u0131n o y\u00fcksek nimetlerinden mahrum kal\u0131r ve kendinizi b\u00fcy\u00fck tehlikelere s\u00fcr\u00fcklersiniz? Bu suretle bir ceza g\u00fcn\u00fcn\u00fcn gelece\u011fi anlat\u0131ld\u0131ktan sonra Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n h\u00fck\u00fcm ve saltanat\u0131ndan \u00e7\u0131k\u0131p ka\u00e7man\u0131n imkan ve ihtimali bulunmad\u0131\u011f\u0131 ve binaenaleyh yok olmakla hes\u00e2b ve cezadan kurtulu\u015fa \u00e7are bulunamayaca\u011f\u0131n\u0131 anlatmak i\u00e7in buyuruluyor ki ey cin ve insan toplulu\u011fu, bununla sekal\u00e2n da tefsir edilmi\u015f oluyor. Yani ey cin ve ins cemaati O semav\u00e2t ve arz\u0131n aktar\u0131ndan, g\u00f6klerin ve yerin hudud ve uzakl\u0131klar\u0131ndan \u00e7\u0131k\u0131p gitme\u011fe g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yeterse, yani Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n m\u00fclk\u00fcnden, h\u00fck\u00fcm ve saltanat\u0131 alt\u0131ndan ka\u00e7abilirseniz haydi \u00e7\u0131k\u0131p gidin, m\u00fcmk\u00fcnse kendinizi kurtar\u0131n. Bu emir onlar\u0131 aciz b\u0131rakmak i\u00e7indir. Fakat \u00e7\u0131kamazs\u0131n\u0131z bir sultan olmad\u0131k\u00e7a, yani b\u00fct\u00fcn o g\u00f6klerin ve yerin kuvvetlerini ma\u011flup edecek ba\u015fka bir kuvvet ve saltanat olmad\u0131k\u00e7a \u00e7\u0131kamazs\u0131n\u0131z. Zaten \u00f6yle bir kuvvetiniz de yoktur. Cin ve insan, kendilerine sekal\u00e2n ismi verilecek kadar itibar ve \u015f\u00f6hrete sahip olmakla beraber, b\u00fct\u00fcn \u015fu yer ve g\u00f6k kuvvetlerinin \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kacak derecede bir kuvvet ve saltanat\u0131 elde etmi\u015f de\u011fillerdir. Onun i\u00e7in \u00e7\u0131kamazs\u0131n\u0131z. Daha do\u011frusu Allah Te\u00e2l\u00e2 taraf\u0131ndan bah\u015fedilecek bir kuvvet veya bir emir olmad\u0131k\u00e7a \u00e7\u0131kamazs\u0131n\u0131z, ka\u00e7amazs\u0131n\u0131z, denilmektedir.<\/p>\n<p>\u015eu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilir ve ink\u00e2r edebilirsiniz? Yani her nereden bak\u0131lsa onun h\u00fck\u00fcm ve saltanat\u0131n\u0131n hududundan \u00e7\u0131kmak imkan\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 halde ona kar\u015f\u0131 nas\u0131l k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fck etme\u011fe cesaret edersiniz? Ancak \u00e7\u0131kma\u011fa kalk\u0131\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirde ne olur? Denilirse, bunun cevab\u0131 \u015f\u00f6yle verilir.<\/p>\n<p>35-36. \u00dcst\u00fcn\u00fcze ate\u015ften yal\u0131n bir alev sal\u0131n\u0131r. Ve bir bak\u0131r, yani erimi\u015f bak\u0131r, yahut bak\u0131r gibi k\u0131z\u0131l bir duman, veya zehirli bir duman ki hem yakar hem bo\u011far &#8220;da her ne yapsan\u0131z bundan kurtulamazs\u0131n\u0131z.&#8221; Kendinizi savunamaz ve ka\u00e7\u0131p gidemezsiniz, yakalan\u0131r ve yak\u0131l\u0131rs\u0131n\u0131z. Eb\u00fb Hayyan &#8220;Bahr&#8221; de der ki: &#8220;Bu ifadeden maksat, cin ve insan\u0131n acizli\u011fini g\u00f6stermektir.&#8221; Yani ka\u00e7amayacaklar\u0131n\u0131 beyan etmektir. Lakin dikkat edilmesi gereken bir husus \u015fudur ki, bu tehdit tarz\u0131 zaman\u0131m\u0131zdaki toplar\u0131n, u\u00e7ak bombalar\u0131n\u0131n ate\u015flerini and\u0131r\u0131r \u015fekilde bir tasvir fikri vermektedir. \u0130bn\u00fc Eb\u00ee \u015eeybe&#8217;nin bu \u00e2yetle ilgili olarak Dahhak&#8217;tan yapt\u0131\u011f\u0131 bir rivayete g\u00f6re: Bu, d\u00fcnyada da vuku bulacak, bat\u0131 taraf\u0131ndan bir ate\u015f \u00e7\u0131kacak insanlar\u0131 hatta maymunlar\u0131 bir araya toplayacak, domuzlar da onlar\u0131n yatt\u0131klar\u0131 yerde yatacak, uyuduklar\u0131 yerde uyuyacaklard\u0131r. Buralarda hitab\u0131n gerektirdi\u011fi tehdit bir l\u00fctuf ifade eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc, itaat edenle isyan edeni ay\u0131rmak ve k\u00e2firlerden intikam almak da bir nimettir. Mamafih bu g\u00f6r\u00fc\u015fleri takdir etmek suretiyle hal c\u00fcmlesi olarak yukardaki \u00e2yete ba\u011flamak da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Yani onlara b\u00f6yle s\u00f6ylenerek ate\u015f sal\u0131n\u0131r.<\/p>\n<p>37. Sonra da g\u00f6k bir yar\u0131ld\u0131 m\u0131 yani k\u0131yamet kopmaya ba\u015flay\u0131p g\u00f6k d\u00fcr\u00fclmek \u00fczere \u00e7atlad\u0131\u011f\u0131 \u00e7atlay\u0131p da bir g\u00fcl oldu\u011fu, k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131 bir g\u00fcl gibi k\u0131zarm\u0131\u015f bir halde ya\u011f gibi eridi\u011fi zaman.. \u015fartiyyedir, cevab\u0131 mahzuftur. Yani \u015fimdi tafsilat\u0131n\u0131 anlayamayaca\u011f\u0131n\u0131z, beyana s\u0131\u011fmaz ne deh\u015fetler, ne ink\u0131lablar olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>38. B\u00f6yle iken \u015fimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Zira o, korkun\u00e7 deh\u015fetli ink\u0131l\u00e2b g\u00fcnlerini haber vererek kurtulu\u015fa g\u00f6t\u00fcrmek ve terbiye i\u00e7in hat\u0131rlatmada bulunmak dahi il\u00e2h\u00ee l\u00fctuflardand\u0131r. Yahut o g\u00fcnler, o yalanlayanlar\u0131n cezas\u0131n\u0131 vermek i\u00e7in b\u00f6yle hitab\u0131 ceza ile azarlayarak gelecektir.<\/p>\n<p>39-41. \u0130\u015fte o g\u00fcn g\u00f6k yar\u0131l\u0131p olacaklar oldu\u011fu g\u00fcn ne insan ne de cin g\u00fcnah\u0131ndan sorulmaz. Yani su\u00e7lu olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131n anla\u015f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in \u015furadan buradan sorularak ara\u015ft\u0131r\u0131lmaya ihtiya\u00e7 yoktur. G\u00fcnahl\u0131 ile g\u00fcnahs\u0131z kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc hepsi tesbit edilmi\u015ftir. \u015eimdi a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 gibi su\u00e7lular, y\u00fczlerinden tan\u0131n\u0131rlar. Demek ki hes\u00e2b ve sorumluluk yok de\u011fil, Lakin o g\u00fcn su\u00e7lunun \u015fahs\u0131n\u0131 tan\u0131mak i\u00e7in soru sorulmaz.<\/p>\n<p>42. Buralarda hitab\u0131n gerektirdi\u011fi tehdit bir l\u00fctuf ifade eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc, itaat edenle isyan edeni ay\u0131rmak ve k\u00e2firlerden intikam almak da bir nimettir. Mamafih bu g\u00f6r\u00fc\u015fleri takdir etmek suretiyle hal c\u00fcmlesi olarak yukardaki \u00e2yete ba\u011flamak da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Yani onlara b\u00f6yle s\u00f6ylenerek ate\u015f sal\u0131n\u0131r. Sonra da g\u00f6k bir yar\u0131ld\u0131 m\u0131 yani k\u0131yamet kopmaya ba\u015flay\u0131p g\u00f6k d\u00fcr\u00fclmek \u00fczere \u00e7atlad\u0131\u011f\u0131 \u00e7atlay\u0131p da bir g\u00fcl oldu\u011fu, k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131 bir g\u00fcl gibi k\u0131zarm\u0131\u015f bir halde ya\u011f gibi eridi\u011fi zaman.. \u015fartiyyedir, cevab\u0131 mahzuftur. Yani \u015fimdi tafsilat\u0131n\u0131 anlayamayaca\u011f\u0131n\u0131z, beyana s\u0131\u011fmaz ne deh\u015fetler, ne ink\u0131lablar olacakt\u0131r. B\u00f6yle iken \u015fimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Zira o, korkun\u00e7 deh\u015fetli ink\u0131l\u00e2b g\u00fcnlerini haber vererek kurtulu\u015fa g\u00f6t\u00fcrmek ve terbiye i\u00e7in hat\u0131rlatmada bulunmak dahi il\u00e2h\u00ee l\u00fctuflardand\u0131r. Yahut o g\u00fcnler, o yalanlayanlar\u0131n cezas\u0131n\u0131 vermek i\u00e7in b\u00f6yle hitab\u0131 ceza ile azarlayarak gelecektir. \u0130\u015fte o g\u00fcn g\u00f6k yar\u0131l\u0131p olacaklar oldu\u011fu g\u00fcn ne insan ne de cin g\u00fcnah\u0131ndan sorulmaz. Yani su\u00e7lu olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131n anla\u015f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in \u015furadan buradan sorularak ara\u015ft\u0131r\u0131lmaya ihtiya\u00e7 yoktur. G\u00fcnahl\u0131 ile g\u00fcnahs\u0131z kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc hepsi tesbit edilmi\u015ftir. \u015eimdi a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 gibi su\u00e7lular, y\u00fczlerinden tan\u0131n\u0131rlar. Demek ki hes\u00e2b ve sorumluluk yok de\u011fil, Lakin o g\u00fcn su\u00e7lunun \u015fahs\u0131n\u0131 tan\u0131mak i\u00e7in soru sorulmaz. Su\u00e7lular, y\u00fczleriyle tan\u0131n\u0131rlar da bu sebeble per\u00e7emleriyle ayaklar\u0131ndan tutulurlar daha T\u00fcrk\u00e7esi yaka pa\u00e7a yakalan\u0131rlar. Rabbinizin hangi nimetlerine yalan derdiniz? diyerek yakalan\u0131rlar. Yahut su\u00e7lular\u0131n bu \u015fekilde yakalanmas\u0131 su\u00e7lu olmayanlar i\u00e7in bir nimet olur.<\/p>\n<p>43. \u0130\u015fte bu cehennem ki su\u00e7lular onu yalanl\u0131yor ve yalan oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyorlard\u0131.<\/p>\n<p>44-45. D\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131yorlar onunla o cehennem ate\u015fi ile k\u0131zg\u0131n bir ham\u00eem aras\u0131nda Ham\u00eem, s\u0131cak su \u00c2n, son derece k\u0131zg\u0131n demektir. Diye su\u00e7lar\u0131n\u0131n, k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fcklerinin cezas\u0131 \u00e7ektirilir.<\/p>\n<p>Z\u00fc&#8217;l-cel\u00e2l ve&#8217;l-ikram\u0131n cel\u00e2l tecellileri (g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleri) bu \u015fekilde beyan edildikten sonra ikram tecellileri ifade edilmek \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>46. Rabbinin makam\u0131ndan korkan kimselere iki cennet vard\u0131r.<\/p>\n<p>47. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>48. \u0130kisinin de \u00e7e\u015fitli a\u011fa\u00e7lar\u0131, meyvalar\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>49. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>50. \u0130kisinde de ak\u0131p giden iki kaynak vard\u0131r.<\/p>\n<p>51. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>52. \u0130kisinde de her t\u00fcrl\u00fc meyvadan \u00e7ift \u00e7ift vard\u0131r.<\/p>\n<p>53. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>54. Astarlar\u0131 atlastan yataklara yaslan\u0131rlar. \u0130ki cennetin de dev\u015firmesi yak\u0131nd\u0131r.<\/p>\n<p>55. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>56. Oralarda g\u00f6zlerini yaln\u0131z e\u015flerine \u00e7evirmi\u015f dilberler var ki, bunlardan \u00f6nce onlara ne insan ne de cin dokunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>57. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>58. Sanki onlar y\u00e2kut ve mercand\u0131rlar.<\/p>\n<p>59. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>60. \u0130yili\u011fin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131, yaln\u0131z iyilik de\u011fil midir?<\/p>\n<p>61. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>62. Bu ikisinden ba\u015fka iki cennet daha vard\u0131r.<\/p>\n<p>63. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>64. (Bu cennetler) yemye\u015fildirler.<\/p>\n<p>65. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>66. \u0130kisinde de f\u0131\u015fk\u0131ran iki kaynak vard\u0131r.<\/p>\n<p>67. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>68. \u0130kisinde de her t\u00fcrl\u00fc meyva, hurma ve nar vard\u0131r.<\/p>\n<p>69. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>70. \u0130\u00e7lerinde g\u00fczel huylu, g\u00fczel y\u00fczl\u00fc kad\u0131nlar vard\u0131r.<\/p>\n<p>71. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>72. \u00c7ad\u0131rlar i\u00e7erisinde g\u00f6zlerini yaln\u0131z kocalar\u0131na \u00e7evirmi\u015f h\u00fbriler vard\u0131r.<\/p>\n<p>73. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>74. Bunlardan \u00f6nce onlara ne insan ne de cin dokunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>75. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>76. Ye\u015fil yast\u0131klara ve h\u00e2rikul\u00e2de g\u00fczel i\u015flemeli d\u00f6\u015feklere yaslan\u0131rlar.<\/p>\n<p>77. \u015eimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanl\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>78. B\u00fcy\u00fckl\u00fck ve ikram sahibi Rabbinin ad\u0131 ne y\u00fccedir!<\/p>\n<p>46-47. Rabbinin makam\u0131ndan korkan kimse i\u00e7in ise, Burada zikredilen makam kelimesi, mimli mastar ya da mek\u00e2n ismi olabilir. Mastar oldu\u011funda da ya failine ya da m\u00fctaallak\u0131na (ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu kelimeye) muzaft\u0131r. Failine muzaf olmas\u0131 durumunda m\u00e2n\u00e2s\u0131, Rabbinin makam\u0131, \u00e2lemlerin Rabbi olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n k\u0131yam\u0131 ve her \u015fey \u00fczerindeki hakimiyeti ve insanlar\u0131n b\u00fct\u00fcn hallerine g\u00f6zc\u00fc ve muhaf\u0131z olu\u015fu demektir ki, &#8220;Her nefsin kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6zetleyip muhafaza eden (hi\u00e7 b\u00f6yle yapamayan gibi) olur mu?&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/33) \u00e2yetindeki k\u0131yam gibidir. Mutaallak\u0131na muzaf olmas\u0131 durumunda ise anlam\u0131, insanlar\u0131n k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc hesap i\u00e7in Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n huzuruna duru\u015fu demek olur. \u0130sm-i Mek\u00e2n oldu\u011funda da bu m\u00e2n\u00e2 ile Rabbinin huzurunda duraca\u011f\u0131 yer demek olur. Yahut makam kelimesi, kinaye yoluyla &#8220;Rabbinden korkan&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda da yorumlanabilir. Korkudan kas\u0131t, yaln\u0131z y\u00fcrek \u00e7arp\u0131nt\u0131s\u0131 de\u011fil, k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fckten sak\u0131n\u0131p iman ve \u015f\u00fck\u00fcr ile itaat i\u00e7in sayg\u0131 ve h\u00fcrmet g\u00f6stermek demektir. K\u0131sacas\u0131, rub\u00fbbiyyet s\u0131fat\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yan, z\u00fc&#8217;l-cel\u00e2l ve&#8217;l-ikram sahibi Rabbinin cel\u00e2linden korkan, yahut k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc onun cel\u00e2li kar\u015f\u0131s\u0131na dikilece\u011fi makam\u0131n\u0131 say\u0131p da korkan kimseler i\u00e7in de iki cennet vard\u0131r, ki biri cisman\u00ee, biri r\u00fbhan\u00ee cennet yahut biri adn, biri na\u00eem cenneti veya biri d\u00e2ru&#8217;l-\u0130sl\u00e2m biri d\u00e2r\u00fb&#8217;s-selam gibi m\u00e2n\u00e2lara gelebilirler. Zikredilen iki cennet i\u00e7in daha ba\u015fka anlamlar da s\u00f6ylenmi\u015f ise de k\u0131yamet halleri g\u00f6r\u00fclmeden bunlar\u0131n tafsilat\u0131 bilinemiyece\u011finden daha fazla izaha girmek do\u011fru olmasa gerektir. \u0130bn\u00fc Eb\u00ee H\u00e2tim ve Ebu&#8217;\u015f-\u015feyh, At\u00e2&#8217;dan \u015f\u00f6yle bir rivayeti naklederler: &#8220;Ebu Bekr, (r.a.) bir g\u00fcn d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp, k\u0131yamet, mizan, cennet, n\u00e2r, meleklerin dizilmeleri, g\u00f6klerin katlan\u0131\u015f\u0131 da\u011flar\u0131n serpilip da\u011f\u0131l\u0131\u015f\u0131, g\u00fcne\u015fin d\u00fcr\u00fclmesi ve y\u0131ld\u0131zlar\u0131n par\u00e7alan\u0131\u015f\u0131 hakk\u0131nda fikir y\u00fcr\u00fctm\u00fc\u015f de, &#8220;Arzu ederdim ki, ben \u015fu ye\u015filliklerden bir ye\u015fillik olsayd\u0131m, hayvanlar gelip beni yeselerdi ve ben yarat\u0131lmam\u0131\u015f olsayd\u0131m.&#8221; demi\u015fti. \u0130\u015fte bunun \u00fczerine \u00e2yeti nazil olmu\u015ftu.&#8221; Beyhaki \u015euabu&#8217;l-\u00eeman&#8217;da Hasan-\u0131 Basr\u00ee&#8217;den \u015fu rivayeti zikreder: Hz. \u00d6mer zaman\u0131nda bir gen\u00e7, mescide ve ibadete devam ederdi, derken bir k\u0131zla birbirlerine a\u015f\u0131k olmu\u015flard\u0131. Birg\u00fcn k\u0131z tenhada yan\u0131na geldi, konu\u015ftular sonra gencin g\u00f6nl\u00fc onu \u00e7ekti, bunun \u00fczerine gen\u00e7 \u00e7\u0131\u011fl\u0131kla h\u0131\u00e7k\u0131rd\u0131 ve arkas\u0131ndan bay\u0131ld\u0131. Onun bir amcas\u0131 vard\u0131, geldi onu y\u00fcklenip evine g\u00f6t\u00fcrd\u00fc. Gen\u00e7 ay\u0131l\u0131p kendine geldi\u011fi vakit ey amca! dedi: &#8220;\u00d6mer&#8217;e git benden selam s\u00f6yle ve ona sor ki; Rabbinin makam\u0131ndan korkan kimseye ne vard\u0131r? Bunun \u00fczerine amcas\u0131 gitti durumu \u00d6mer&#8217;e haber verdi. Ancak gen\u00e7 arkas\u0131ndan bir \u00e7\u0131\u011fl\u0131kla daha h\u0131\u00e7k\u0131r\u0131p vefat etti. Hz. \u00d6mer bu olaya v\u00e2k\u0131f olunca &#8220;Sana iki cennet var, sana iki cennet.&#8221; dedi.&#8221;<\/p>\n<p>48-49. \u0130kisi de efn\u00e2n sahipleri, zev\u00e2t\u00e2, z\u00e2ta gibi, z\u00e2t\u0131n tesmiyesidir. Zira s\u00e2hibe m\u00e2n\u00e2s\u0131na z\u00e2t\u0131n asl\u0131 zev\u00e2t olup tekil ile \u00e7o\u011fulunu ay\u0131rmak i\u00e7in &#8220;V\u00e2v&#8221; hazfedilmi\u015ftir. Efn\u00e2n, fen yahut fenen&#8217;in \u00e7o\u011fuludur. Fenn, \u00e7e\u015fit demektir. Nitekim ilmin \u00e7e\u015fidine de \u00f6rfte fen ismi verilmektedir. Fenen de ince ve yumu\u015fak dal ve taze fidan m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Yani her birinde t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc bostanlar, yahut bir\u00e7ok dallar, b\u00f6l\u00fcmler vard\u0131r. \u0130kisi de \u00e7e\u015fitlidir.<\/p>\n<p>50-51. Onlarda iki kaynak akar birine tesn\u00eem birine de selsebil denilir.<\/p>\n<p>52-53. Her meyvadan \u00e7ift \u00e7ift, mesela ya\u015f\u0131 da vard\u0131r kurusu da, yahut biri d\u00fcnyada tan\u0131nan veya tan\u0131nmayan olmak \u00fczere iki s\u0131n\u0131f<\/p>\n<p>54-55. dayanm\u0131\u015f olduklar\u0131 halde deki den haldir. Mefr\u00fb\u015f\u00e2t, yayg\u0131, d\u00f6\u015feme tak\u0131mlar\u0131 ki astarlar\u0131, kal\u0131n ipek kuma\u015ftand\u0131r Art\u0131k y\u00fczlerinin g\u00fczelli\u011fini Allah bilir. Hem iki cennetin meyvalar\u0131n\u0131n toplan\u0131\u015f\u0131 da yak\u0131nd\u0131r her konumda zahmetsizce al\u0131n\u0131verecek derecede yak\u0131nd\u0131r.<\/p>\n<p>56-61. Cennetlerde. Burada &#8220;h\u00fcm\u00e2&#8221; denilmeyip &#8220;H\u00fcnne&#8221; diye \u00e7o\u011ful z\u00e2miri&#8217;nin zikredilmesi, her iki cennetin \u00e7e\u015fitleriyle bir \u00e7ok cenneti ihtiva etmi\u015f oldu\u011funa yahut her perde iki\u015fer cennetten daha fazla verilece\u011fine i\u015faret etmektedir. Bak\u0131\u015f\u0131 k\u0131san dilberler. Buradaki &#8220;k\u00e2s\u0131r\u00e2tu&#8217;t-tarf&#8221; ifadesi, bir ka\u00e7 m\u00e2n\u00e2da yorumlanabilecek bir \u00f6vg\u00fc s\u0131fat\u0131d\u0131r. Birincisi bak\u0131\u015flar\u0131n\u0131 yaln\u0131z kocalar\u0131na \u00e7eviren, ba\u015fkalar\u0131na bakmayan sevgili, sadakatli ve vef\u00e2l\u0131 dilberler demektir. \u0130kincisi, bakan\u0131n bak\u0131\u015flar\u0131n\u0131 kendisine \u00e7eken, g\u00f6ren bir g\u00f6z\u00fc ba\u015fkas\u0131na bakmak istemeyecek derecede kendisine ba\u011flayan g\u00fczeller anlam\u0131ndad\u0131r. Nitekim M\u00fctenebbi \u015f\u00f6yle demi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;Bir bel ki ona g\u00f6zler dikilir, sanki \u00fczerinde g\u00f6z bebeklerinden bir ku\u015fak te\u015fekk\u00fcl eder.&#8221;<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, s\u00fczg\u00fcn bak\u0131\u015flar\u0131 kendi \u00f6nlerine \u00e7evrilmi\u015f; \u015furaya buraya bakmayan; edeb, haya, vakar ve nez\u00e2ketiyle se\u00e7kin dilber m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Nitekim \u0130mru&#8217;ul kays \u015f\u00f6yle demi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;O bak\u0131\u015flar\u0131n\u0131 kendi \u00f6n\u00fcne \u00e7evirmi\u015f dilberlerden ki bir kar\u0131ncan\u0131n bak\u0131\u015f\u0131, burnunun \u00fcst\u00fcnde dola\u015fsa rahats\u0131z eder.&#8221;<\/p>\n<p>\u00c7oklar\u0131 ilk m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmi\u015flerdir. Baz\u0131 haberlerde de Hz. Peygamber&#8217;in s\u00f6z konusu kavrama, kocalar\u0131ndan ba\u015fkas\u0131na bakmazlar diye m\u00e2n\u00e2 verdi\u011fi nakledilmi\u015ftir. \u00c2l\u00fbs\u00ee der ki: &#8220;Baz\u0131 haberlerde \u015f\u00f6yle zikredilir. : Onlardan her biri kocalar\u0131na, &#8220;Rabbin izzeti hakk\u0131 i\u00e7in ben cennette senden daha g\u00fczelini g\u00f6rm\u00fcyorum. Beni sana, seni de bana e\u015f yapan Allah&#8217;a hamdolsun.&#8221; der.<\/p>\n<p>Tams, esasen kanamak demektir. Onun i\u00e7indir ki hay\u0131z kan\u0131na tams denir. Bu kelime daha sonra bek\u00e2ret halinde olan birle\u015fmeye isim olmu\u015ftur. Ayr\u0131ca mutlak cins\u00ee yakla\u015f\u0131m anlam\u0131 ifade etti\u011fi de s\u00f6ylenmi\u015ftir. Buna g\u00f6re \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015f\u00f6yle olur: Onlar\u0131 kimse kanatmam\u0131\u015ft\u0131r. Yahut onlara kimse dokunmam\u0131\u015ft\u0131r. Hep bek\u00e2r kalm\u0131\u015flard\u0131r. \u0130yili\u011fin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ancak iyiliktir. Yani g\u00fczelli\u011fin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 g\u00fczellik, g\u00fczel i\u015f yapan\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 g\u00fczel sevapt\u0131r. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki (Rahm\u00e2n, 55\/46) \u00e2yetinde yer alan &#8220;havf&#8221; (korkmak)dan maksad, g\u00fczelce amel etmektir. Zira ihsanda esas olan hadisinde zikredildi\u011fi \u00fczere &#8220;Sana gereken Allah&#8217;\u0131, g\u00f6r\u00fcyormu\u015fsun gibi ona ibadet etmendir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sen O&#8217;nu g\u00f6rmesen de O seni g\u00f6r\u00fcyordur.&#8221; prensibine uygun hareket etmektir. Hakim et Tirmizi&#8217;nin Nev\u00e2diru&#8217;l-Us\u00fbl&#8217;de, Ba\u011favi&#8217;nin tefsirinde, Deylemi&#8217;nin M\u00fcsned-i Firdevs&#8217;de ve \u0130bn\u00fc Necc\u00e2r&#8217;\u0131n tarihinde Enes&#8217;ten yapt\u0131klar\u0131 rivayette, Resulullah (s.a.v) \u00e2yetini okuyarak, oradakilere: &#8220;Biliyor musunuz Rabbiniz ne buyuruyor? diye sormu\u015f, bunun \u00fczerine onlar da, &#8220;Allah ve Resul\u00fc en iyisini bilir.&#8221; diye cevap vermi\u015fler. Hz. Peygamber (s.a.v) de &#8220;O, &#8220;Benim kendisine tevhidi nimet olarak verdi\u011fim kimsenin m\u00fckafat\u0131 ancak Cennettir, buyuruyor.&#8221; diye kar\u015f\u0131l\u0131k vermi\u015ftir.&#8221;<\/p>\n<p>Tevhid, ilim ve amelden daha umum\u00ee olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce bu, yukar\u0131da ge\u00e7en ihsan hadisinin i\u00e7eri\u011fini meydana getirmi\u015f olur. Mamafih \u00e2yette iki ihsan\u0131 m\u00e2n\u00e2 itibariyle birle\u015ftirmek i\u00e7in daha genel anlamda tefsir edilmi\u015f oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclmektedir.<\/p>\n<p>62-63. Onlar\u0131n berilerinde yahut \u00f6telerinde (di\u011fer) iki cennet vard\u0131r. \u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;den yap\u0131lan rivayete g\u00f6re \u00f6nceki cennetler, mukarrebler (takva ve kullukta Allah&#8217;a yak\u0131n olanlar) i\u00e7in bunlar ise, ashab-\u0131 yemin (amel defteri sa\u011f eline verilenler) i\u00e7indir. Hasan-\u0131 Basri&#8217;ye g\u00f6re de \u00f6ncekiler sahabiler, sonrakiler de t\u00e2bi\u00een i\u00e7indir. Bu iki g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re de ikinciler, \u015feref ve mertebe y\u00f6n\u00fcnden \u00f6ncekilerden a\u015fa\u011f\u0131d\u0131r ve n\u0131n ifade etti\u011fi anlam da budur. \u00d6ncekiler, ikisi de \u00e7e\u015fitli olmakla daha derli toplu ve daha olgun vas\u0131fla vas\u0131flanm\u0131\u015ft\u0131r. \u00e2yeti de, en y\u00fcksek olan ihsan mertebelerini g\u00f6stermi\u015f olmaktad\u0131r. Mamafih bir k\u0131s\u0131m \u00e2limler de sonrakilerin vas\u0131flar\u0131n\u0131n daha \u00fcst\u00fcn oldu\u011funu kabul etmi\u015flerdir. Bu anlay\u0131\u015fa g\u00f6re onlar\u0131n daha ilerisinde demektir.<\/p>\n<p>64-65. Yemye\u015fil. M\u00fcdh\u00e2mmet\u00e2n, m\u00fcdh\u00e2mme&#8217;nin tesniyesidir. M\u00fcdh\u00e2mme, ihmir\u00e2r b\u00e2b\u0131ndan den ism-i f\u00e2il m\u00fcennestir. Asl\u0131, d\u00fchmeden gelir ki, gece karalt\u0131s\u0131 ve ya\u011f\u0131z at rengi demektir. Nitekim ya\u011f\u0131z ata edhem denilir. Ya\u011f\u0131za yak\u0131n tam koyu ye\u015file de bu isim verilir ki, burada da ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2n\u0131n oldu\u011fu beyan edilmektedir. \u0130bn\u00fc Abb\u00e2s, M\u00fccahid, \u0130bn\u00fc C\u00fcbeyr, ikrime, Ata, \u0130bn\u00fc Eb\u00ee Reb\u00e2h ve daha ba\u015fkalar\u0131 s\u00f6z konusu kelimeyi, &#8220;hadr\u00e2v\u00e2n&#8221; (yemye\u015fil) diye tefsir etmi\u015flerdir. Hatta Taber\u00e2n\u00ee ve \u0130bn\u00fc Merd\u00fbye&#8217;nin rivayetlerine g\u00f6re, Eb\u00fb Eyy\u00fbb (r.a.) demi\u015ftir ki; &#8220;Hz. Peygmber (s.a.v.) &#8216;den \u00e2yeti hakk\u0131nda sordum, onun hadrav\u00e2n m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fini s\u00f6yledi.&#8221;(2) Demek ki bundan maksat, ye\u015filliklerin \u015fiddetini beyan etmektir. Lisan\u0131m\u0131zda biz bunu, yemye\u015fil, yahut g\u00f6mg\u00f6k \u015feklinde ifade ederiz.<\/p>\n<p>66-67. Onlarda f\u0131\u015fk\u0131ran \u00e7ifte p\u0131narlar vard\u0131r. Yahut f\u0131sk\u0131yeler, \u015fad\u0131rvanlar vard\u0131r. \u00c2yette ge\u00e7en nadh, suyun f\u0131\u015fk\u0131rmas\u0131 ve p\u00fcsk\u00fcrmesidir. Nokta ile nadh ise, daha kuvvetlice f\u0131\u015fk\u0131rma halini g\u00f6sterir ki, burada kelimenin &#8220;h\u00e2&#8221;s\u0131 noktal\u0131d\u0131r. B\u00f6yle f\u0131\u015fk\u0131ran \u015fad\u0131rvanlar daha sanatl\u0131 ve cereyandan fazla g\u00fczelli\u011fe sahib bulunduklar\u0131 i\u00e7in baz\u0131lar\u0131 bunlar\u0131 &#8220;Akan iki p\u0131nar.&#8221; dan daha \u00f6vg\u00fcye lay\u0131k ve daha \u00fcst\u00fcn saym\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>68-69. &#8220;\u0130kisinde de t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc meyveler, hurmal\u0131klar ve nar a\u011fa\u00e7lar\u0131 vard\u0131r.&#8221; Bu kelimelerdeki tenvin, onlar\u0131 benzeri g\u00f6r\u00fclmedik derecede nekrele\u015ftirerek (bilinmez yaparak) \u00fcst\u00fcn k\u0131lmaktad\u0131r. F\u00e2kiheden sonra \u00f6zellikle nahl ile rumm\u00e2n zikri de En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere bunlar\u0131n yemi\u015f olmaktan ba\u015fka yemek ve ila\u00e7 olmak gibi bir \u00f6zelliklerinin bulunmas\u0131ndand\u0131r. Hele \u00e7ekirdeksiz nar bilhassa zikre \u015f\u00e2y\u00e2nd\u0131r.<\/p>\n<p>70-71. Onlar\u0131n i\u00e7inde hay\u0131rl\u0131 ve faydal\u0131 g\u00fczeller vard\u0131r.<\/p>\n<p>72-75. \u00c7ad\u0131rlar i\u00e7inde kocalar\u0131ndan ba\u015fkas\u0131na bakmayan h\u00fbriler vard\u0131r. Yani \u015furada burada dola\u015fan tak\u0131mdan de\u011fil, evlerinin i\u015fleriyle me\u015fgul namuslu, beyaz tenli, kara g\u00f6zl\u00fc se\u00e7kin dilberler bulunmaktad\u0131r. H\u00fbr, ahver veya havra&#8217;n\u0131n \u00e7o\u011fuludur ki g\u00f6z\u00fcn\u00fcn beyaz\u0131 \u015fiddetli beyaz, karas\u0131 da \u015fiddetli kara olan \u00e2h\u00fb g\u00f6zl\u00fcye denilir. \u00c2l\u00fbs\u00ee der ki: &#8220;\u0130bn\u00fc M\u00fcnzir ve di\u011ferlerinin \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan nakline ve \u00dcmm\u00fc Seleme&#8217;nin Resulullah (s.a.v)&#8217;dan rivayetine g\u00f6re h\u00fbr, &#8220;beyaz&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na tefsir edilmi\u015ftir.&#8221; \u00dcmm\u00fc Seleme hadisi sahih kabul edilirse Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n tefsirinden d\u00f6nmemek gerekir. Hayme dilimizde \u00e7ad\u0131r diye me\u015fhurdur. K\u00e2mus tercemesinde hayme, Arap evlerinin yuvarlak olan\u0131na denir ki, i\u015fte \u00e7ad\u0131r diye isimlendirilen bu evdir. Baz\u0131lar\u0131 dedi ki, \u00fc\u00e7 yahut d\u00f6rt direk \u00fczerine kurulup \u00fcst\u00fc S\u00fcm\u00e2m denilen otlukla kapat\u0131lan ve havan\u0131n s\u0131ca\u011f\u0131n\u0131 alta ge\u00e7irmeyen bir evdir. Yahut mutlaka a\u011fa\u00e7 dallar\u0131ndan yap\u0131lan eve denir ki, T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de bu tip evlere sala\u015f ad\u0131 verilir. K\u0131saca ifade etmek gerekirse Araplar&#8217;\u0131n k\u0131ldan yuvarlak kubbe tarz\u0131nda yapt\u0131klar\u0131, bazan dikd\u00f6rtgen bi\u00e7iminde olan evleridir. Deriden dahi yap\u0131labilir. \u0130\u015fte bunlara \u00e7ad\u0131r denilir. Ayr\u0131ca a\u011fa\u00e7tan yap\u0131lanlar\u0131 T\u00fcrkmen dilinde &#8220;alac\u0131k&#8221;, sazl\u0131ktan yap\u0131lanlara ise &#8220;h\u00fcg&#8221; ismi verilir. Bu bilinen \u00e7ad\u0131rlar h\u00e2l\u00e2 yap\u0131lmaktad\u0131r. \u00c7ad\u0131rlar\u0131n otak, \u015fem\u015fiyye, kubbe ve aylak gibi t\u00fcrleri vard\u0131r. Fakat burada cennet \u00e7ad\u0131rlar\u0131n\u0131n inciden oldu\u011fu nakledilmi\u015ftir. Buhar\u00ee, M\u00fcslim, Tirmiz\u00ee ve di\u011ferleri Eb\u00fb M\u00fbsa el-E\u015f&#8217;ar\u00ee&#8217;den Peygamber (s.a.v)&#8217;in \u015f\u00f6yle buyurdu\u011funu nakletmi\u015flerdir. &#8220;\u00c7ad\u0131r, i\u00e7i bo\u015f bir incidir: &#8220;D\u00fcrretin m\u00fccevvefet\u00fcn&#8221; G\u00f6kte boyu altm\u0131\u015f mildir. Her k\u00f6\u015fesinde m\u00fcminin bir ehli (yak\u0131n\u0131) vard\u0131r. Di\u011ferleri onlar\u0131 g\u00f6rmezler, m\u00fcmin bunlar\u0131 dola\u015f\u0131r.&#8221; Bir tak\u0131mlar\u0131n\u0131n da Ebu&#8217;d-Derd\u00e2&#8217;dan yapt\u0131klar\u0131 rivayete g\u00f6re &#8220;Hayme, b\u00fcy\u00fck bir incidir ve inciden yetmi\u015f kap\u0131s\u0131 mevcuttur.&#8221; \u015e\u00fcphe yok ki bunlar, cennet evlerinin sef\u00e2s\u0131n\u0131 tasvir etmek i\u00e7in yap\u0131lan temsillerden ibarettir. R\u00e2z\u00ee de der ki: &#8220;\u00c7ad\u0131rlar i\u00e7inde kocalar\u0131ndan ba\u015fkas\u0131na bakmayan h\u00fbriler.&#8221; S\u00f6z\u00fc, h\u00fbrilerin b\u00fcy\u00fckl\u00fcklerine i\u015farettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, yasaklama ve hapsetmek suretiyle bak\u0131\u015flar\u0131n\u0131 kendi kocalar\u0131na \u00e7evirmi\u015f de\u011fillerdir.&#8221; \u00c2yet kendileri i\u00e7in husus\u00ee \u00e7ad\u0131rlar kuruldu\u011funa ve \u00fczerlerine \u00f6rt\u00fcler at\u0131ld\u0131\u011f\u0131na i\u015faret etmektedir. Ah\u015fabdan oda gibi yap\u0131lan \u00e7ad\u0131rlar yatak odas\u0131, olarak kullan\u0131l\u0131rlard\u0131. Hatta Araplar, k\u0131ldan yapt\u0131klar\u0131 evlere \u00e7ad\u0131r ismini verirlerdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar, ikamet i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015f \u00e7ad\u0131rlard\u0131. Bunu tesbit ettikten sonra \u015funu da ifade edelim ki bu s\u00f6z\u00fc, gayet g\u00fczel bir m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret eder. \u015e\u00f6yle ki: Cennette m\u00fcmin bir \u015feyi elde etmek i\u00e7in harekete ihtiya\u00e7 hissetmez, e\u015fya ona do\u011fru hareket eder. Binaenaleyh o hareket etmeden yiyece\u011fi i\u00e7ece\u011fi gelir. Arzu ettikleri \u015feyler, \u00fczerlerinde dola\u015f\u0131rlar. H\u00fbr\u00eeler evlerde bulunurlar, istedikleri vakit m\u00fcminlere intikalleri \u00e7ad\u0131rlarla olur. M\u00fcminlerin k\u00f6\u015fkleri vard\u0131r, huriler o \u00e7ad\u0131rlardan k\u00f6\u015fklere inerler. R\u00e2z\u00ee&#8217;nin g\u00f6sterdi\u011fi bu m\u00e2n\u00e2daki g\u00fczelli\u011fi ifade edebilmek i\u00e7in me\u00e2lde \u00e7ad\u0131r\u0131 cibinlik olarak terceme etmek zevkimize daha uygun olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>76-78. Dayanm\u0131\u015flard\u0131r. Bu kelime, ihtisas \u00fczere mansuptur. Yahut kel\u00e2m\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile zamirinden hal olarak, tams edenler (dokunanlar) dayanm\u0131\u015f olduklar\u0131 halde demektir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus vard\u0131r ki, \u00f6ncekilerde &#8220;Astarlar\u0131 atlastan yataklara yaslan\u0131rlar.&#8221; h\u00e2li, &#8220;Oralarda g\u00f6zlerini y\u0131ln\u0131z e\u015flerine \u00e7evirmi\u015f dilberler var.&#8221; diye kad\u0131nlar\u0131n zikrinden \u00f6nce s\u00f6ylenmi\u015fti. Burada ise &#8220;Kocalar\u0131ndan \u00f6nce onlara ne insan dokunmu\u015ftur, ne de cin.&#8221; ifadesinden sonra s\u00f6yleniyor. Bunun hikmeti konusunda R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;Cennet ehli i\u00e7in yorulmak ve \u00e7abalamak yoktur. Onlar daima nimetler i\u00e7indedirler. Lakin d\u00fcnyada insan \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fittir. Kimisi ailesiyle cimada bulunur, ihtiyac\u0131n\u0131 giderdikten sonra da y\u0131kanmak veya i\u015fiyle u\u011fra\u015fmak i\u00e7in gider. Kimi de kazanc\u0131 pe\u015finde ko\u015far, elde ettikten sonra ailesine d\u00f6ner. Fakat ilk \u00f6nce istirahat edip yorgunlu\u011funu dinlendirmek ister. \u0130\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2, cennet ehlinin gerek toplanmadan \u00f6nce, gerek sonra daima s\u00fckun ve istirahat \u00fczere olup her iki halde de yorgunluktan uzak olduklar\u0131n\u0131 beyan i\u00e7in birinde ittik\u00e2 (sak\u0131nma)y\u0131 \u00f6nce zikretmi\u015f birinde de sonraya b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; Ye\u015fil refref, Refref, cins ismi yahut refrefe&#8217;nin \u00e7o\u011ful ismi olmas\u0131 itibariyle ahdar\u0131n veya hadran\u0131n \u00e7o\u011fulu olan hudr ile s\u0131fatlanm\u0131\u015ft\u0131r. Asl\u0131 raf gibi y\u00fckseklik ifade eden ref&#8217;ten t\u00fcremi\u015ftir. Bu m\u00fcnasebetle \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131n oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir: Perde ve d\u00f6\u015feme yap\u0131lan ye\u015fil kuma\u015fa, ince ve nazik kuma\u015flara, d\u00f6\u015feklerin, tahtlar\u0131n, karyolalar\u0131n, yayg\u0131lar\u0131n, perdelerin sarkan eteklerine, yere gelen sa\u00e7aklar\u0131na ve salk\u0131m s\u00f6\u011f\u00fct gibi dallar\u0131 a\u015fa\u011f\u0131 do\u011fru sarkan ince ve nazik a\u011faca ve \u00e7ad\u0131rlar\u0131n eteklerine, \u00e7ay\u0131rl\u0131k ve \u00e7imenli\u011fe de refref denir. K\u00e2mus tercemesinde bundan ba\u015fka m\u00e2n\u00e2lar\u0131 da vard\u0131r. Al\u00fbs\u00ee \u015f\u00f6yle der: &#8220;Hz. Ali, \u0130bn\u00fc Abb\u00e2s ve Dahh\u00e2k onun fuz\u00fbl-i meh\u00e2bis, yani yataklar\u0131n \u00fczerine serilen \u00e7ar\u015faf oldu\u011funu naklederken, Cevher\u00ee, yap\u0131lan ince kuma\u015f; Hasan-\u0131 Basr\u00ee, minder, yayg\u0131 ve d\u00f6\u015feme oldu\u011funu ileri s\u00fcrmektedirler. Refrefin bunlardan ba\u015fka, \u00c2s\u0131m-\u0131 Cahder\u00ee&#8217;ye g\u00f6re yast\u0131k gibi \u00fczerine dayan\u0131lan \u015feyler, C\u00fcbb\u00e2i&#8217;ye g\u00f6re de y\u00fcksek d\u00f6\u015fek gibi anlamlar\u0131 vard\u0131r. Ayr\u0131ca tahtlardan sarkan pahal\u0131 \u00f6rt\u00fcye de refref denildi\u011fi ileri s\u00fcr\u00fclmektedir. Ra\u011f\u0131b, refrefi bah\u00e7elere benzeyen bir nevi mens\u00fbcat (dokuma), \u0130bn\u00fc Cerir ve di\u011fer bir grup \u00e2lim de S\u00e2id b. C\u00fcbeyr&#8217;den yapt\u0131kar\u0131 rivayete g\u00f6re onu, cennet bah\u00e7esi olarak tavsif etmektedirler ki, Abd b. Humeyd&#8217;in \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan yapt\u0131\u011f\u0131 rivayet de b\u00f6yledir.&#8221;<\/p>\n<p>Ve g\u00fczel abkar\u00eeler ve d\u00f6\u015fekler \u00fczerine (dayan\u0131rlar). Abkar\u00ee, esasen abkare mensup demektir. Ebu&#8217;s-Suud ve di\u011fer m\u00fcfessirlerin beyan\u0131na g\u00f6re abkar, Araplar&#8217;\u0131n itikad\u0131na g\u00f6re \u00c7in beldelerinden birinin ismidir ki, onlar acaip g\u00f6rd\u00fckleri her \u015feyi abkara nisbetle tavsif ederek abkar\u00ee derler. Mu&#8217;cemu&#8217;l-B\u00fcld\u00e2n&#8217;da \u015fu izah vard\u0131r: &#8220;Abkar, dolu yani buluttan inen donmu\u015f sudur. Ayr\u0131ca abkara, cinlerin sakin oldu\u011fu bir yer anlam\u0131 da verilmi\u015ftir. Mesela &#8220;sanki abkar cinni gibi&#8221; denilir. Merr\u00e2r-\u0131 Adev\u00ee \u015f\u00f6yle demi\u015ftir:<\/p>\n<p>Tibr\u00e2k ile Abkar&#8217;\u0131n \u015eessa vadisi aras\u0131ndaki yurdu tan\u0131d\u0131n m\u0131? Tan\u0131mad\u0131n m\u0131? A&#8217;\u015f\u00e2 da \u015f\u00f6yle demi\u015f:<\/p>\n<p>Olgunlar ve gen\u00e7ler olarak Abkar&#8217;\u0131n Cinleri gibidirler. \u0130mru&#8217;l-Kays:<\/p>\n<p>Kum taneciklerinin u\u00e7u\u015fmalar\u0131 esnas\u0131nda \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 ses, Abkar&#8217;da say\u0131lan bozuk paralar\u0131n \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 ses gibidir.<\/p>\n<p>K\u00fcseyyir:<\/p>\n<p>Sevgili dostundan dolay\u0131 seni bir bak\u0131\u015fla \u00f6d\u00fcllendirdi. Rabbim de seni bundan dolay\u0131 cennetine yakla\u015ft\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>Zaman i\u00e7inde herhangi bir g\u00fcn onlara gelirsen fazilet hususunda onlar\u0131 insanlardan \u00fcst\u00fcn bulursun.<\/p>\n<p>Sanki onlar Abkar&#8217;daki siyah vah\u015fi cinler gibidirler Bir \u015feye y\u00f6neldiklerinde onu elden ka\u00e7\u0131rmazlard\u0131.<\/p>\n<p>\u0130zah\u0131nda demi\u015flerdir ki abkar, Yemen topraklar\u0131 i\u00e7erisindedir. Bu g\u00f6sterir ki, o meskun bir yer ve kuyumcular\u0131 ile me\u015fhur bir beldedir. Elbette kuyumcular\u0131 olunca di\u011fer insanlar\u0131n da olmas\u0131 gerekmektedir. Galiba bu harab olmu\u015f eski bir beldedir. Nak\u0131\u015fl\u0131 kuma\u015flar, ona nisbet edilirken, tan\u0131nmaz hale gelince bu defa o beldeyi cinne nisbet etmi\u015flerdir. &#8220;En iyisini Allah bilir.&#8221; Ens\u00e2b ilmi bilginleri demi\u015flerdir ki: &#8220;Enm\u00e2\u015f b. Err\u00e2\u015f b. Amr b. Gavs b. Nebt b. M\u00e2lik b. Zeyd b. Kehl\u00e2n b. Seb&#8217;a b. Ye\u015fc\u00fbb b. Ya&#8217;r\u00fbb b. Kaht\u00e2n, Hind binti M\u00e2lik b. Gafik b. \u015e\u00e2hid b. Akk ile evlenmi\u015fti. Hind, Enm\u00e2\u015f&#8217;dan Eftel denilen Ha\u015f&#8217;am\u00ee&#8217;yi do\u011furdu. Hind&#8217;in vefat\u0131 \u00fczerine Enm\u00e2\u015f B\u00fcceyle binti Sa&#8217;b b. Sa&#8217;di&#8217;l- a\u015fire ile evlendi. B\u00fcceyle de Sa&#8217;d&#8217;\u0131 do\u011furdu, ona abkar lakab\u0131 verildi, B\u00fcceyle onu dedesi Sa&#8217;d\u00fc&#8217;l-a\u015f\u00eere&#8217;nin ismiyle isimlendirmi\u015fti. Abkar lakab\u0131 da ona lakab olarak verilmi\u015fti. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, adada bir yerde abkar denilen bir da\u011f \u00fczerinde do\u011fmu\u015ftu ki orada ve\u015fiy, yani alca kuma\u015f yap\u0131l\u0131rd\u0131. Bir de Abkar, Yem\u00e2me&#8217;de bir yer ad\u0131d\u0131r. Abkar&#8217;\u0131 cinn b\u00f6lgesine nisbet edenler, Z\u00fcheyr&#8217;in \u015fu s\u00f6z\u00fcn\u00fc delil olarak ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir.<\/p>\n<p>O cimridir, onun \u00fczerinde bir Abkar cinni vard\u0131r. Onlar (Abkar cinniler) bir g\u00fcn istediklerini elde ederlerse y\u00fccelmeye lay\u0131kt\u0131rlar.<\/p>\n<p>Baz\u0131lar\u0131 da demi\u015flerdir ki: &#8220;Abkar\u00ee&#8217;nin asl\u0131, vasf\u0131na h\u0131rsl\u0131 bir \u015fekilde ra\u011fbet edilen her \u015feye s\u0131fatt\u0131r. Bunun da esas\u0131, Abkar&#8217;da d\u00f6\u015feme ve di\u011fer nak\u0131\u015flar\u0131n yap\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in her iyi \u015fey, Abkar&#8217;a nisbet edilmektedir. Ferr\u00e2, Abk\u00e2r\u00ee&#8217;yi tanafisi sihan, yani kal\u0131n kuma\u015f diye tan\u0131mlam\u0131\u015ft\u0131r. M\u00fcfredi, abkariyyedir. M\u00fccahid&#8217;e g\u00f6re abkari, dib\u00e2c yani ipek kuma\u015f, kat\u00e2de&#8217;ye g\u00f6re, zerabi yani hal\u0131 kilim, Said b. C\u00fcbeyr&#8217;e g\u00f6re ise antika d\u00f6\u015feme demektir. Bu rivayetler, akbar\u00ee&#8217;nin bir yere nisbet edilmeyip isim oldu\u011funu ortaya koymaktad\u0131r. Do\u011frusunu Allah bilir. \u015eimdi b\u00fct\u00fcn bu a\u00e7\u0131klamalardan sonra &#8220;M\u00fcdh\u00e2mmet\u00e2n&#8221;\u0131n karinesiyle \u015f\u00f6yle \u00f6zetleyebiliriz. Buna g\u00f6re refref, o ya\u011f\u0131z ye\u015fil cennetlerin \u00e7imeni, abkar\u00eeler de cennet ehlinin \u015fimdiki durumda s\u0131rr\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak m\u00fcmk\u00fcn olmayan g\u00fczel elbiseleri olabilir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bununla beraber ayn\u0131 \u00e2yet, otuz bir defa tekrar edilmi\u015ftir. Bunlardan sekizi yarat\u0131l\u0131\u015f \u00fcst\u00fcnl\u00fcklerinin say\u0131lmas\u0131 ve d\u00fcnya ile ahirete dair hususlar\u0131n akabinde, yedisi cehennemin ahvaliyle ilgili tenbihlerin pe\u015finde -ki bu rakam, cehennem kap\u0131lar\u0131n\u0131n adedine m\u00fcsavidir- sekizi de ilk iki cennetin vas\u0131flar\u0131n\u0131n ard\u0131nda -ki bu da cennet kap\u0131lar\u0131n\u0131n say\u0131s\u0131na e\u015fittir- zikredilmi\u015ftir. Bu suretle \u015funa i\u015faret edilmi\u015f gibidir ki, ilk sekiz hususa inan\u0131p da gerektirdi\u011fi \u015fekilde amel eden kimse, her iki cennete girmeyi hak etmi\u015f ve cehennemden korunmu\u015f olacakt\u0131r. Bu y\u00fczden s\u00f6z konusu m\u00fcbarek s\u00fbrede zikredilen, cinn, insan ve hayvanlara bolca verilen Allah&#8217;\u0131n nimetlerini ifade etmek ve her t\u00fcrl\u00fc eksiklikten, kusurdan m\u00fcnezzeh olan Allah&#8217;\u0131n ad\u0131n\u0131 takdis i\u00e7in sonu\u00e7 olarak buyuruluyor ki, (Teb\u00e2reke kelimesi hakk\u0131nda Furkan S\u00fbresi, 25\/1. \u00e2yetinde verilen bilgiye bkz.) Burada &#8220;B\u00fcy\u00fckl\u00fck ve ikram sahibi.&#8221; vasf\u0131na en uygun olan teb\u00e2rekenin y\u00fckselme ve y\u00fccelik m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131d\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 bu s\u00fbrede say\u0131lan nimetlerin ard\u0131ndan ona en m\u00fcnasip olan m\u00e2n\u00e2n\u0131n hay\u0131r ve bereketin \u00e7oklu\u011fu m\u00e2n\u00e2s\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir. Al\u00fbs\u00ee der ki: &#8220;Teb\u00e2reke&#8221; fiilinin bu anlamda Allah&#8217;\u0131n ismine isnad\u0131 uzak de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun h\u00fcrmetine rahmet ve yard\u0131m istenir.&#8221; Allah&#8217;\u0131n ismi, esm\u00e2-i h\u00fcsn\u00e2s\u0131ndan her birine uygundur. Bununla beraber \u00f6zellikle s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda ge\u00e7en ismini ilk \u00f6nce d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. \u015e\u00fcphe yok ki, isminin y\u00fcksekli\u011fini y\u00fcceltme de, daha evvel z\u00e2t\u0131n\u0131n y\u00fcksekli\u011fini g\u00f6sterir. Onun i\u00e7in z\u00fc&#8217;l-cel\u00e2l ve&#8217;l-ikr\u00e2m vasf\u0131, do\u011frudan do\u011fruya z\u00e2t\u0131na cereyan ettirilmi\u015ftir. Ancak \u0130bn\u00fc \u00c2mir k\u0131r\u00e2etinde s\u0131fat ismi olarak &#8220;z\u00fc&#8221; \u015feklinde okunur. Bunun i\u00e7in baz\u0131 \u00e2limler, ismin &#8220;Sonra selam ismi \u00fczerinize olsun.&#8221; gibi muhkem, baz\u0131lar\u0131 da m\u00fcsemm\u00e2 m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu kanaatindedirler. \u0130\u015fte ismiyle ba\u015flayan bu Ar\u00fbs-\u0131 Kur&#8217;\u00e2n (Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n gelini) b\u00f6yle cel\u00e2l ve ikram ile tamamlanm\u0131\u015f bulunuyor ki, bu cel\u00e2l ve ikram\u0131n g\u00f6r\u00fcnt\u00fclerinden biri olmak \u00fczere &#8220;V\u00e2k\u0131a&#8221; S\u00fbresi ba\u015flayacakt\u0131r.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>55-RAHMAN: 1. Rahm\u00e2n, Fatiha S\u00fbresi&#8217;nde besmele tefsir edilirken bu y\u00fcce isim hakk\u0131ndaki a\u00e7\u0131klamalar ge\u00e7ti. Yani rahmet ve sonsuz ihsan\u0131 kayna\u015f\u0131p duran ve ondan dolay\u0131 bir ismi de Rahm\u00e2n olan Allah Te\u00e2l\u00e2. \u0130r\u00e2b y\u00f6n\u00fcnden m\u00fcbted\u00e2, kendinden sonra gelen de haberi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Lakin m\u00fcstakil bir \u00e2yet oldu\u011funa bakarak takdir edilen bir m\u00fcbted\u00e2n\u0131n haberi olarak \u015f\u00f6yle bir c\u00fcmle &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12126,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1122,1121],"class_list":["post-1840","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-55-rahman","tag-55-rahman-tefsiri"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1840","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1840"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1840\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12126"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1840"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1840"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1840"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}