{"id":1842,"date":"2010-11-18T21:57:44","date_gmt":"2010-11-18T21:57:44","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1842"},"modified":"2010-11-18T21:57:44","modified_gmt":"2010-11-18T21:57:44","slug":"54-kamer-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/54-kamer-tefsiri\/","title":{"rendered":"54-KAMER SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>54-KAMER:<\/p>\n<p>1-2. Saat yakla\u015ft\u0131, m\u00fcminlere sevab\u0131n, k\u00e2firlere cezan\u0131n vaad edildi\u011fi k\u0131yamet vakti g\u00fcnden g\u00fcne yakla\u015fmaktad\u0131r. Haz\u0131rlanmak gerekir. Ve Ay, yar\u0131ld\u0131. Peygamber (s.a.v)&#8217;in en parlak mucizelerinden olan ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 mucizesi meydana geldi. Sahabe, T\u00e2bi\u00een ve M\u00fcteahhir\u00een (daha sonraki d\u00f6nemde ya\u015fayanlar)&#8217;den bilinen tefsircilerin hepsi, \u00e2yetin bu mucizeyi haber verdi\u011finde ittifak etmi\u015flerdir. Haber me\u015fhurdur, sahabeden bir hayli kimse rivayet etmi\u015ftir. Bunlar aras\u0131nda Hz. Ali, \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud, \u0130bn\u00fc Abbas, Huzeyfe, Enes, C\u00fcbeyr b. Mut&#8217;im, \u0130bn\u00fc \u00d6mer ve daha ba\u015fkalar\u0131n\u0131 sayabiliriz. Ger\u00e7i \u0130bn\u00fc Abbas ve Enes gibi baz\u0131lar\u0131 bu olaya bizzat \u015fahid olmam\u0131\u015flard\u0131r. Zira \u0130bn\u00fc Abbas hen\u00fcz d\u00fcnyaya gelmemi\u015fti, Enes de Medine&#8217;de o s\u0131ralarda d\u00f6rt be\u015f ya\u015flar\u0131nda bulunuyordu. Fakat \u00e2yetin tefsirinde olay\u0131 sahih olarak rivayet etmi\u015flerdir. \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud, C\u00fcbeyr b. Mut&#8217;\u00eem ise bizzat \u015fahid olarak rivayet edenlerdendir.<\/p>\n<p>Buhar\u00ee \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;dan \u015fu riv\u00e2yetleri nakleder:<\/p>\n<p>1) &#8220;Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n devrinde ay iki par\u00e7aya ayr\u0131ld\u0131. Bir par\u00e7a da\u011f\u0131n \u00fcst\u00fcnde bir par\u00e7a da da\u011f\u0131n ard\u0131nda idi. Resulullah: &#8220;\u015eahid olun&#8221; buyurdu.<\/p>\n<p>2) &#8220;Ay yar\u0131ld\u0131, biz peygamberle beraberdik, iki par\u00e7a oldu, bize \u015fahid olun, \u015fahid olun buyurdu.&#8221; Buhar\u00ee&#8217;de \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan yap\u0131lan bir nakil de \u015f\u00f6yledir: &#8220;Peygamberin zaman\u0131nda ay ikiye ayr\u0131ld\u0131&#8221;. Enes&#8217;ten de bir rivayet vard\u0131r. &#8220;Mekke halk\u0131, kendilerine bir \u00e2yet g\u00f6sterilmesini istediler. Peygamber de ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 mucizesini g\u00f6sterdi, ay iki par\u00e7aya ayr\u0131ld\u0131.&#8221; M\u00fcslim&#8217;in ise \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;dan yapt\u0131\u011f\u0131 riv\u00e2yetler \u015f\u00f6yledir:<\/p>\n<p>1) &#8220;Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fcyle ay iki par\u00e7aya b\u00f6l\u00fcnd\u00fc. Resulullah: &#8220;\u015eahid olun&#8221; buyurdu.&#8221;<\/p>\n<p>2) &#8220;Biz Resulullah ile Mina&#8217;da bulundu\u011fumuz s\u0131rada idi, ay ikiye ayr\u0131ld\u0131. Bir par\u00e7as\u0131 da\u011f\u0131n arkas\u0131nda, bir par\u00e7as\u0131 da beri taraf\u0131nda idi. Resulullah bize: &#8220;\u015eahid olun&#8221; buyurdu.<\/p>\n<p>3) &#8220;Resulullah&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fcyle ay iki k\u0131sma ayr\u0131ld\u0131. Bir k\u0131sm\u0131n\u0131 da\u011f \u00f6rtt\u00fc, bir k\u0131sm\u0131 da da\u011f\u0131n \u00fcst\u00fcnde idi. Resulullah &#8220;Allah&#8217;\u0131m \u015fahid ol&#8221; dedi. \u0130bn\u00fc Eb\u00ee Adi riv\u00e2yetinde ise, &#8220;\u015fahid olun, \u015fahid olun&#8221; dedi\u011fi nakledilir.&#8221; Enes de \u015f\u00f6yle der: &#8220;Mekkeliler Resulullah (s.a.v)&#8217;tan bir mucize g\u00f6stermesini istediler, o da iki defa &#8220;ay\u0131n b\u00f6l\u00fcnmesi&#8221; mucizesini g\u00f6sterdi.&#8221; Di\u011fer bir riv\u00e2yette ise, &#8220;merreteyn&#8221; iki kerre s\u00f6z\u00fc, &#8220;firkateyn&#8221; iki par\u00e7a olarak ge\u00e7mektedir. Buhar\u00ee&#8217;nin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, Tirmizi de \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;dan \u015fu hadisleri nakleder: &#8220;Biz Resulullah ile beraber Mina&#8217;dayd\u0131k. Ay, iki par\u00e7aya b\u00f6l\u00fcnd\u00fc. Bir par\u00e7as\u0131, da\u011f\u0131n \u00f6tesinde bir par\u00e7as\u0131 da, berisinde idi. Resulullah bize &#8220;\u015fahid olun&#8221; dedi.&#8221; Yani &#8220;K\u0131yamet saati yakla\u015ft\u0131, ay (ikiye) yar\u0131ld\u0131&#8221;. Tirmiz\u00ee&#8217;nin Enes&#8217;ten yapt\u0131\u011f\u0131 nakil de \u015f\u00f6yledir: &#8220;Mekkeliler Peygamber (s.a.v)&#8217;den bir mucize istediler. Bunun \u00fczerine Mekke&#8217;de ay iki kere (merreteyn) yar\u0131ld\u0131. \u0130\u015fte bu olaydan dolay\u0131 \u00e2yeti nazil oldu. \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;den de \u015fu riv\u00e2yeti nakleder: &#8220;Resulullah&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fcyle ay yar\u0131ld\u0131. Resulullah: &#8220;\u015eahid olun&#8221; buyurdu.&#8221; Tirmiz\u00ee, C\u00fcbeyr b. Mutim&#8217;den de \u015fu nakilde bulunur: &#8220;Peygamber&#8217;in s\u00f6z\u00fcyle ay yar\u0131ld\u0131, hatta iki par\u00e7a oldu. Biri \u015fu da\u011f\u0131n \u00fcst\u00fcnde di\u011feri de \u015fu da\u011f\u0131n \u00fcst\u00fcnde idi. Bunun \u00fczerine, &#8220;Muhammed bizi b\u00fcy\u00fcledi.&#8221; dediler. Bir k\u0131sm\u0131 da, &#8220;E\u011fer bizi b\u00fcy\u00fcledi ise herkesi de b\u00fcy\u00fcleyemez ya!&#8221; dediler.<\/p>\n<p>\u015eif\u00e2-i \u015eerif&#8217;de de Ebu Huzeyfeti&#8217;l-Erhab\u00ee&#8217;den \u015f\u00f6yle bir rivayet nakledilir: Hz. Ali dedi ki; &#8220;Ay ikiye ayr\u0131ld\u0131. O s\u0131rada biz Resulullah ile beraberdik.&#8221;<\/p>\n<p>Yine &#8220;\u015eif\u00e2&#8221;da ve Ahmed b. Hanbel&#8217;in M\u00fcsned&#8217;inde Esved rivayetiyle \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;un: &#8220;Hatta da\u011f\u0131, ay\u0131n iki par\u00e7as\u0131 aras\u0131nda g\u00f6rd\u00fcm.&#8221; dedi\u011fi nakledilir. Ayr\u0131ca Mesruk riv\u00e2yetiyle de \u0130bn\u00fc Mes&#8217;\u00fbd&#8217;dan \u015fu nakledilir: &#8220;Kurey\u015f k\u00e2firleri &#8220;Ebu Keb\u015fe&#8217;nin o\u011flu size b\u00fcy\u00fc yapt\u0131.&#8221; dediler. \u0130\u00e7lerinden birisi, &#8220;E\u011fer Muhammed, aya b\u00fcy\u00fc yapt\u0131 ise, b\u00fcy\u00fcs\u00fc b\u00fct\u00fcn yery\u00fcz\u00fcndeki insanlar\u0131 tutacak de\u011fil ya! Di\u011fer belde (\u015fehir)lerden gelenlere sorun bakal\u0131m g\u00f6rm\u00fc\u015fler mi? &#8221; dedi. Gelenlere sordular, onlar da ayn\u0131 \u015fekilde g\u00f6rd\u00fcklerini s\u00f6ylediler.&#8221; Semerkandi&#8217;nin nakline g\u00f6re; Ebu Cehil, &#8220;Bu bir sihirdir. Uzaklarda ya\u015fayanlara haber g\u00f6nderin g\u00f6ren olmu\u015f mu bakal\u0131m?&#8221; dedi. Uzaklarda ya\u015fayanlar da ay\u0131 yar\u0131lm\u0131\u015f olarak g\u00f6rd\u00fcklerini haber verdiler.<\/p>\n<p>Yine de onlar, &#8220;Bu \u00f6teden beri s\u00fcregelen bir sihirdir.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cesir, \u0130bn\u00fc Eb\u00ee H\u00e2tim ve Ebu Nuaym Del\u00e2il&#8217;de \u015fu riv\u00e2yeti naklederler: &#8220;Huzeyfe Med\u00e2yin&#8217;de okudu\u011fu bir hutbesinde demi\u015fti ki: &#8220;Uyan\u0131n Allah Te\u00e2l\u00e2, &#8220;k\u0131yamet saati yakla\u015ft\u0131, ay (ikiye) ayr\u0131ld\u0131&#8221; buyuruyor. Evet k\u0131yamet cidden yakla\u015ft\u0131 ve peygamberimiz zaman\u0131nda ay hakikaten ikiye ayr\u0131ld\u0131. D\u00fcnya ayr\u0131l\u0131k ilan etmektedir. Haberiniz olsun ki bug\u00fcn meydan yar\u0131n ko\u015fu vard\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131 bu konuda hayli \u00e7ok hadis mevcuttur. B\u00fct\u00fcn bunlar \u00e2yetin tefsiri hakk\u0131nda zikredilmi\u015f riv\u00e2yetlerdir. \u00d6zellikle \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud ve \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n riv\u00e2yetlerindeki ifadeler, ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 mucizesinin m\u00e2zide oldu\u011funu g\u00f6stermektedir. Nitekim \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;un di\u011fer bir ifadesinde be\u015f \u015fey ge\u00e7mi\u015ftir. Bunlar &#8220;duh\u00e2n (duman), liz\u00e2m (gereklilik), bat\u015fe (\u015fiddetli yakalama), kamer (ay) ve rum&#8217;dur. Enes&#8217;in riv\u00e2yetinde &#8220;iki defa&#8221; if\u00e2desi vard\u0131r. Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin nakline g\u00f6re Abd b. Humeyd, Hakim, \u0130bn Merd\u00fbye ve Beyhak\u00ee \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;dan &#8220;Peygamber \u00e7\u0131kmadan \u00f6nce Mekke&#8217;de iken ay&#8217;\u0131 iki kere ikiye ayr\u0131lm\u0131\u015f olarak g\u00f6rd\u00fcm.&#8221; diye rivayet etmi\u015flerdir. Bunun i\u00e7in H\u00e2f\u0131z Ebu&#8217;l-Fadl Ir\u00e2k\u00ee &#8220;Nazmu&#8217;s-siyer&#8221; adl\u0131 eserinde yar\u0131lman\u0131n iki kere vuku buldu\u011fu \u00fczerinde \u0130cm\u00e2&#8217; bulundu\u011funa inanm\u0131\u015f olarak, &#8220;\u0130cm\u00e2 ile iki kere yar\u0131ld\u0131.&#8221; demi\u015ftir. Haf\u0131z \u0130bn\u00fc Hacer de ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 hakk\u0131nda demi\u015ftir ki: &#8220;Peygamber (s.a.v) zaman\u0131nda yar\u0131lman\u0131n birden fazla oldu\u011funu kesin olarak kabul eden hi\u00e7bir hadis \u00e2limini tan\u0131m\u0131yorum. &#8220;\u0130cm\u00e2 ile&#8221; kayd\u0131 iki kereye de\u011fil, yar\u0131lmaya ba\u011fl\u0131 olmal\u0131d\u0131r diyenin kasd\u0131 da, firkateyn &#8220;iki par\u00e7a&#8221; demek olsa gerektir.&gt; Aliyyu&#8217;l K\u00e2ri der ki: &#8220;\u0130bn\u00fc Cevziyye bir kitab\u0131nda \u015funlar\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftir: &#8220;Merreteyn&#8221;den baz\u0131 kere fiiler, baz\u0131 kere de e\u015fyan\u0131n kendisi kasdedilir. Ekseriya fiiller i\u00e7in kullan\u0131lmakla beraber &#8220;Resulullah zaman\u0131nda ay iki defa yar\u0131ld\u0131.&#8221; hadisinde oldu\u011fu gibi a&#8217;y\u00e2nda dahi kullan\u0131l\u0131r ki, bu hadiste \u015f\u0131kkayn (iki yar\u0131m) ve filkateyn (iki par\u00e7a) demektir. Bunu bilmeyenler, yar\u0131lmay\u0131 iki zamanda iki defa olmu\u015f diye zannetmi\u015flerdir. Halbuki \u015feyhim Ir\u00e2kiye, yar\u0131lman\u0131n bir kere oldu\u011funu s\u00f6yledim bana cevap vermedi.&#8221; Lakin Al\u00fbs\u00ee \u0130bn\u00fc Mes&#8217;\u00fbd riv\u00e2yetinde \u015fakketeyn (iki par\u00e7a) ve merreteyn (iki kere) denilmesi sebebiyle bunun f\u0131rkateyn (iki yar\u0131m) m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131n\u0131n uygun olmayaca\u011f\u0131n\u0131 ifade ederek s\u00f6z\u00fcne \u015f\u00f6yle devam etmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;un s\u00f6z\u00fcndeki &#8220;merreteyn&#8221; ifadesinin, g\u00f6rmekle alakal\u0131 olmas\u0131 daha uygundur. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2, ikiye yar\u0131lma olmay\u0131p, iki kere bak\u0131p \u015f\u00fcphesiz olarak g\u00f6rme demektir. Bizim ise bu konuda vard\u0131\u011f\u0131m\u0131z sonu\u00e7 \u015fudur: Ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 hadisesi iki de\u011fil, bir keredir. Ancak bu in\u015fik\u00e2k (yar\u0131lma) esnas\u0131nda ay, \u015fim\u015fek \u00e7akar gibi s\u00fcratle iki defa ayr\u0131l\u0131p kapanm\u0131\u015ft\u0131r. Ve iki ayr\u0131l\u0131\u015f esnas\u0131nda da da\u011f, yani Hira, yahut Ebu Kubeys da\u011f\u0131 ikiye ayr\u0131lan ay\u0131n aras\u0131ndan g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>Ayetin &#8220;Ay yar\u0131ld\u0131&#8221; diye a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade etti\u011fi hadislerde de bu \u015fekilde me\u015fhur oldu\u011fu halde, bir iki m\u00fcfessirin buna mec\u00e2z\u00ee bir m\u00e2n\u00e2 verdi\u011fi de s\u00f6ylenmi\u015ftir. Ebu&#8217;s-Su\u00fbd&#8217;un nakline g\u00f6re: Osman b. Ata, babas\u0131n\u0131n &#8220;ay k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc yar\u0131lacakt\u0131r&#8221; dedi\u011fini nakletmi\u015ftir. Nesefi gibi baz\u0131 tefsirciler de, bu riv\u00e2yeti Hasan-\u0131 Basr\u00ee&#8217;ye isn\u00e2d etmi\u015flerdir. Ger\u00e7i mazi (ge\u00e7mi\u015f zaman)nin muz\u00e2ri (gelecek zaman) m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi ve ger\u00e7ekle\u015fmesine i\u015faret i\u00e7in gelecek zaman\u0131n m\u00e2zi sigas\u0131yla ifade edildi\u011fi yerler Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da pek \u00e7oktur. Lakin burada b\u00f6yle bir te&#8217;vilin m\u00e2n\u00e2s\u0131z olaca\u011f\u0131 g\u00f6sterilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6n\u00fcndeki \u00e2yeti, bunu reddetmektedir. Fahru&#8217;d-d\u00een R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;Tefsircilerin hepsi bundan maksad\u0131n, &#8220;Ay ikiye ayr\u0131ld\u0131, onda b\u00f6l\u00fcnme meydana geldi.&#8221; demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir, nakledilen haberler de, yar\u0131lman\u0131n meydana geldi\u011fine i\u015faret etmektedir ve bu konudaki haberler de sahihtir.&#8221; Ayr\u0131ca ashabtan bir cemaat da yapt\u0131klar\u0131 riv\u00e2yetlerde, &#8220;Resulullah (s.a.v)&#8217;tan bir mucize olarak ay\u0131 ikiye ay\u0131rmas\u0131 istendi, O da Rabbine dua etti. Bunun \u00fczerine Allah da onu ikiye ay\u0131rd\u0131 ve tekrar eski haline d\u00f6nd\u00fc.&#8221; demi\u015flerdi. B\u00fct\u00fcn bunlara ra\u011fmen baz\u0131 tefsircilerin ortaya \u00e7\u0131k\u0131p bundan kasd\u0131n &#8220;yar\u0131lacakt\u0131r&#8221; demeleri, uzak bir ihtimaldir ve tamamen m\u00e2n\u00e2s\u0131zd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onu kabul etmeyip imkans\u0131z g\u00f6ren felsefeci, m\u00e2zide de \u00f6yle g\u00f6r\u00fcr istikbalde de, m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu kabul eden i\u00e7in de yoruma ihtiya\u00e7 yoktur. Ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 asl\u0131nda m\u00fcmk\u00fcn olan \u015feylerdendir. Meydana geli\u015fi, do\u011fru bir haberle ifade edilince inanmamak i\u00e7in hi\u00e7bir sebeb yoktur. M\u00fctevatir olan Kur&#8217;\u00e2n, onu isb\u00e2t etmek i\u00e7in en kuvvetli delil iken ba\u015fkaca m\u00fctevatir haber aramaya da ihtiya\u00e7 yoktur. Olay\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki tarih\u00e7i ve falc\u0131lar\u0131n fark\u0131na varamamas\u0131ndan veya onu bir ay tutulmas\u0131 gibi g\u00f6rmelerinden dolay\u0131 yaz\u0131ya ge\u00e7irmemi\u015f olmalar\u0131, s\u00f6z konusu olay\u0131 inkarda onlar\u0131 hakl\u0131 \u00e7\u0131karamayaca\u011f\u0131 gibi, g\u00f6k cisimlerinin, yar\u0131lma ve kapanmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir, diyenlerin lak\u0131rt\u0131lar\u0131n\u0131n da \u00f6nemi yoktur. Bo\u015f ve m\u00e2n\u00e2s\u0131z oldu\u011fu ortadad\u0131r.&#8221; Ebu Hayy\u00e2n da der ki: S\u00f6z\u00fcn\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 &#8220;K\u0131yamette ikiye b\u00f6l\u00fcnecektir&#8221; \u015feklinde zannedenlerin hilaf\u0131na \u00fcmmetin ittifak\u0131 vard\u0131r ve onu (b\u00f6l\u00fcnecektir diyenlerin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc) &#8220;Onlar bir mucize g\u00f6r\u00fcrlerse hemen y\u00fcz \u00e7evirirler ve &#8220;Eskiden beri devam edegelen bir b\u00fcy\u00fcd\u00fcr.&#8221; derler (Kamer, 54\/2) \u00e2yeti de reddetmektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu s\u00f6z, ancak istenen bir mucizenin meydana gelmesinden sonra m\u00fcnasip olur.&#8221; Huzeyfe Med\u00e2in&#8217;deki hutbesinde: &#8220;Uyan\u0131k olunuz ki, k\u0131yamet saati yakla\u015ft\u0131 ve Peygamber zaman\u0131nda ay hakikaten yar\u0131ld\u0131.&#8221; demi\u015fken, art\u0131k Hasan-\u0131 Basr\u00ee&#8217;nin, &#8220;Saat geldi\u011fi vakit, ikinci s\u00fbra \u00fcf\u00fcr\u00fcld\u00fckten sonra ay yar\u0131lacakt\u0131r.&#8221; \u015feklindeki s\u00f6z\u00fcne itib\u00e2r edilemeyece\u011fi gibi, &#8220;Ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 ay do\u011fdu\u011fu esnada karanl\u0131\u011f\u0131n yar\u0131lmas\u0131ndan ibarettir ve m\u00e2n\u00e2s\u0131: &#8220;durum ortaya \u00e7\u0131kt\u0131&#8221; demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Araplar, a\u00e7\u0131k olan \u015feyler i\u00e7in ay\u0131n, darb-\u0131 mesel (atas\u00f6z\u00fc) yaparlar. Nitekim karanl\u0131\u011f\u0131n ortadan kalkmas\u0131ndan dolay\u0131 sabah vaktine felak (sabah ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131) ismi verilmi\u015ftir ve infil\u00e2ka (yar\u0131lmaya), b\u00f6l\u00fcnme denilir.&#8221; diyenlerin s\u00f6z\u00fcne de iltifat edilmez. Bunlar, bozuk g\u00f6r\u00fc\u015flerdir. E\u011fer m\u00fcfessirler bunlar\u0131 zikretmemi\u015f olsalard\u0131 o zaman ben bunlara hi\u00e7 itibar etmezdim. Hakikaten imandan ziyade inkara arzulu olanlar\u0131 memnun edecek gibi g\u00f6r\u00fcnen bu son tevil, b\u00fcsb\u00fct\u00fcn bozuk bir safsatad\u0131r. Zira her dilde oldu\u011fu gibi Araplar&#8217;da da ay ile ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131n mesel olmu\u015f bir m\u00fcnasebeti bulundu\u011fu gizli bir \u015fey de\u011fildir. Ayr\u0131ca bir \u015feyin \u00fczerine ay\u0131n do\u011fmas\u0131, a\u00e7\u0131kl\u0131k ve meydana \u00e7\u0131kmadan mecaz ve kin\u00e2ye olabilirse de ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131na, karanl\u0131\u011f\u0131n yar\u0131lmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesinden hareketle &#8220;ay\u0131n do\u011fmas\u0131&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 vermek sonra da bundan a\u00e7\u0131kl\u0131k ayd\u0131nl\u0131k ve g\u00f6r\u00fcnme m\u00e2n\u00e2s\u0131na ge\u00e7erek, ortal\u0131\u011f\u0131n ayd\u0131nland\u0131\u011f\u0131 ve k\u0131yametin yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlamak pek ayk\u0131r\u0131 bir d\u00fc\u015f\u00fcnce olur. Evet sabahleyin karanl\u0131\u011f\u0131n yar\u0131lmas\u0131na &#8220;fecr&#8221;, &#8220;felak&#8221; ve &#8220;infilak&#8221; denilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sabah demek, o karanl\u0131\u011f\u0131n yar\u0131l\u0131\u015f\u0131 ve a\u00e7\u0131l\u0131\u015f\u0131 demektir. Fakat bundan dolay\u0131 g\u00fcne\u015fin do\u011fmas\u0131na &#8220;in\u015fik\u00e2k-\u0131 \u015fems&#8221; (g\u00fcne\u015fin yar\u0131lmas\u0131) denilemeyece\u011fi gibi, ay\u0131n do\u011fmas\u0131na da &#8220;in\u015fik\u00e2k-\u0131 kamer&#8221; denilemez. Mecazda i\u015fitme \u015fart de\u011fildir diye birisinin b\u00f6yle bir mecaz d\u00fc\u015f\u00fcnebilece\u011fi farz edilirse, o zaman Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 b\u00f6yle ayk\u0131r\u0131 m\u00e2n\u00e2lardan uzak tutmak laz\u0131m gelir. Hat\u0131rlatmaya ihtiya\u00e7 yoktur ki, k\u0131yametin yakla\u015fmas\u0131na yak\u0131\u015fan m\u00e2n\u00e2 ay\u0131n do\u011fmas\u0131 ile ortal\u0131\u011f\u0131n ayd\u0131nlanmas\u0131 de\u011fil, ay\u0131n ayr\u0131lmas\u0131 ve g\u00f6kteki cisimlerin de y\u0131k\u0131labilece\u011finin anla\u015f\u0131lmas\u0131d\u0131r. Bu sebebledir ki ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 mucizesi, saatin zam\u00e2n\u00e2 olan yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndan \u00e7ok, akla yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir. Bu m\u00fcnasebetle \u015funu da s\u00f6yleyelim ki: Hasan-\u0131 Basr\u00ee ve Ata&#8217;ya isnad edilen m\u00e2n\u00e2da bir yanl\u0131\u015f anlama vard\u0131r. Onlar\u0131n, ay\u0131n k\u0131yamette yar\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemeleri, ge\u00e7mi\u015fte ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 olay\u0131n\u0131 ink\u00e2r ettikleri \u015feklinde anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Halbuki hakikat \u00f6yle de\u011fildir. Onlar, \u00e2yette a\u00e7\u0131k ve haberde me\u015fhur olan m\u00e2zideki ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 hadisesini ink\u00e2r etmi\u015f de\u011fil, \u00e2yetin i\u015faret etti\u011fi di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f ve tefsir etmi\u015flerdir. Yani meydana gelen ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 mucizesinden ileride ay\u0131n b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yar\u0131l\u0131p k\u0131yametin kopaca\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlaman\u0131n l\u00fczumunu hat\u0131rlatmak istemi\u015flerdir. Zira &#8220;k\u0131yamet saati yakla\u015ft\u0131 ve ay yar\u0131ld\u0131&#8221; denilince, ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131n\u0131n k\u0131yamet al\u00e2metlerinden oldu\u011fu anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f oluyor. Fakat Peygamber (s.a.v.) zaman\u0131nda yar\u0131lm\u0131\u015f olmakla, oldu\u011fu gibi kalacak m\u0131d\u0131r? Yoksa bu yar\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan ileride vakti geldi\u011fi zaman, &#8220;G\u00fcne\u015fle ay bir araya getirildi\u011fi zaman&#8221; (K\u0131yamet, 75\/9) \u00e2yetine g\u00f6re hepsinde yok olma s\u0131rr\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131n\u0131 anlatmak i\u00e7in mi bu \u00e2yet (Kamer, 54\/1) zikredilmi\u015ftir? \u0130\u015fte Hasan ve At\u00e2 &#8220;Ay, k\u0131yamette yar\u0131lacakt\u0131r.&#8221; demekle bu hususa i\u015faret etmi\u015f olmaktad\u0131rlar. Bu m\u00e2n\u00e2, zannedildi\u011fi gibi fiil-i m\u00e2zisinin muz\u00e2ri m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlanmas\u0131 tarz\u0131nda bir mecaz ile te&#8217;vili de\u011fil, mazi olan yar\u0131lman\u0131n m\u00fcstakbeldeki yar\u0131lmaya bir i\u015f\u00e2reti ve ayn\u0131 zamanda &#8220;K\u0131yamet saati yakla\u015ft\u0131.&#8221; c\u00fcmlesinin bir ifadesidir. Bu \u015f\u00f6yle demektir: Ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131, meydana gelmi\u015f bir hadisedir. Mazide vuku bulan bu yar\u0131lma, ay\u0131n ve onun gibi olan g\u00f6k cisimlerinin de yar\u0131l\u0131p par\u00e7alanabilece\u011fini ve bu suretle k\u00e2inattaki her \u015fey hakk\u0131nda Peygmaber (s.a.v)&#8217;in haber verdi\u011fi k\u0131yametin akla yak\u0131n oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir. Binaenaleyh m\u00fc\u015friklere, o saatin gelip \u00e7atmas\u0131 ile Peygamber&#8217;in zaferi de uzak de\u011fil, yakla\u015fmaktad\u0131r denilmi\u015ftir. \u0130\u015fte bizim anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131za g\u00f6re &#8220;ay yar\u0131lacakt\u0131r&#8221; denilmesinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 budur. Bu da, b\u00fct\u00fcn m\u00fcfessirlerin anlad\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2n\u0131n muhtev\u00e2s\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Yoksa Hasan ile Ata ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 mucizesinin vukuundan haberdar olmam\u0131\u015f veya riv\u00e2yetleri reddetmi\u015f, yahut \u00e2yetin ifade \u015feklinden habersizce mazi m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rm\u0131\u015flard\u0131r, demek i\u00e7in hi\u00e7bir delil yoktur. Ancak istikbaldeki yar\u0131lmaya i\u015faret i\u00e7in b\u00f6yle s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Felsefe a\u00e7\u0131s\u0131ndan meselenin m\u00fcnaka\u015fas\u0131, kel\u00e2m ilminin konusudur. Fahru&#8217;ddin-i R\u00e2z\u00ee demi\u015ftir ki, &#8220;Felsefeci, (ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 hususunda) maziye de istikbale de kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kar.&#8221; Esasen mucizeleri tasavvur edemeyenlere kar\u015f\u0131 ilk yap\u0131lacak i\u015f, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir\u00e7ok yerinde yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi yarat\u0131l\u0131\u015ftaki acaibliklere dikkat nazarlar\u0131n\u0131 \u00e7ekmektir. Bunun i\u00e7in \u00f6nce burada \u0130bn Sin\u00e2&#8217;n\u0131n baz\u0131 s\u00f6zlerini nakledelim:<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc S\u00een\u00e2, &#8220;\u0130\u015far\u00e2t&#8221;\u0131n\u0131n sonunda ad\u0131yla mucize ve keramet gibi ola\u011fan\u00fcst\u00fc ve hayranl\u0131k uyand\u0131ran \u015feylerden bahseden &#8220;Onuncu \u00fcnite&#8221;de insan nefsinin fevkal\u00e2delikle ilgili olan baz\u0131 hususiyetlerine, karakter ve kuvvetlerine, irfan\u0131na (k\u00e2inat\u0131n s\u0131rlar\u0131n\u0131 bilmek kudretine) ve metafizik \u00e2leme dair i\u015faretlerden sonra \u015fu uyar\u0131lar\u0131 yaparak der ki: &#8220;Belki sana \u00e2rifler (veliler) den al\u0131\u015f\u0131lmam\u0131\u015f t\u00fcrden birtak\u0131m haberler ula\u015f\u0131r sen de hemen yalanlamaya kalk\u0131\u015f\u0131rs\u0131n. Mesela denilir ki bir \u00e2rif insanlar i\u00e7in ya\u011fmur duas\u0131na \u00e7\u0131kt\u0131 da, ya\u011fmur ya\u011fd\u0131, yahut \u015fifa dile\u011finde bulundu da \u015fifa buldular, veya aleyhlerine dua etti de zelzeleye tutulup yere ge\u00e7tiler, yahut ba\u015fka bir \u015fekilde helak edildiler, yahut lehlerine dua etti de \u00fczerlerinden vebay\u0131, hastal\u0131\u011f\u0131, sel ve tufan\u0131 bertaraf etti. Yahut baz\u0131lar\u0131na y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvanlar boyun e\u011fdi, yahut bir k\u0131sm\u0131ndan ku\u015flar ka\u00e7mad\u0131 ve daha bunlar gibi a\u00e7\u0131k\u00e7a imkans\u0131zl\u0131k derecesinde tutulmayacak \u015feyler duydu\u011fun zaman birden bire inkara kalk\u0131\u015fma da bekle, acele etme. \u00c7\u00fcnk\u00fc tabiat\u0131n s\u0131rlar\u0131nda bu nevi olaylar\u0131n da sebebleri vard\u0131r. Belki ben sana baz\u0131lar\u0131n\u0131 da hikaye ederim. Tabiat \u00e2leminde gayba dair i\u015fler, \u00fc\u00e7 kaynaktan meydana gelir. Birincisi, daha \u00f6nce zikredilen nefsin karakterleri; ikincisi, d\u00f6rt unsurdan olu\u015fan cisimlerin \u00f6zellikleri ki m\u0131knat\u0131s\u0131n kendine has olan kuvveti ile demiri \u00e7ekmesi gibi. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc g\u00f6ksel kuvvetler ki, bu kuvvetlerle yer cisimlerinin konumlar\u0131na g\u00f6re, \u00f6zel tabiatlar\u0131 aras\u0131nda yahut onlarla insanlar\u0131n konumlar\u0131na g\u00f6re \u00f6zel tabiatlar\u0131 aras\u0131nda bulunan bir ilgi, bir tak\u0131m garip izlerin meydana gelmesine yol a\u00e7ar. Sihir, ilk k\u0131sma ait \u015feylerdendir. Belki mucizeler, kerametler ve neyrenc\u00e2t, (bir \u015feyi ba\u015fka \u015feye \u00e7evirme) ikinci k\u0131s\u0131mdand\u0131r. T\u0131ls\u0131mlar ise \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc k\u0131sma aittir. Sak\u0131n ukalal\u0131\u011f\u0131n ve halktan fark\u0131n, m\u00fcnkirlikle her \u015feyden s\u0131yr\u0131l\u0131p \u00e7\u0131kmak olmas\u0131n. O, bir beyinsizlik, hafiflik ve acizliktir. Sabit olan bir \u015feyi anlayamad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 yalanlamandaki h\u0131mb\u0131ll\u0131k (g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fck), delili olmayan bir \u015feyi tasdik edivermendeki h\u0131mb\u0131ll\u0131ktan a\u015fa\u011f\u0131 de\u011fildir. Kula\u011f\u0131na gelen haberin garipli\u011fi seni rahats\u0131z etse bile onun imk\u00e2ns\u0131z oldu\u011funa delilin olmad\u0131k\u00e7a bekle, hemen yalanlama. Do\u011fru olan, bu durumdaki haberler i\u00e7in delilin bulunmad\u0131k\u00e7a onlar\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olabilece\u011fini kabul etmektir. \u0130yi bil ki, tabiatta nice acayib ve aktif halde bulunan \u00fcst\u00fcn kuvvetlerle, etkilenen pasif kuvvetlerin birle\u015fmesinde nice garip durumlar vard\u0131r. Birader! Sana hak kayna\u011f\u0131ndan yay\u0131k d\u00f6\u011fd\u00fcm ve latif kelimeler i\u00e7inde hikmet lokmalar\u0131 ile ziyafet \u00e7ektim. Sen, o gibi cahillerden, rezillerden, g\u00f6rg\u00fcs\u00fc ve al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 olmay\u0131p, g\u00f6n\u00fcl e\u011flencesi koku arkas\u0131nda dola\u015fmak olan kimselerden yahut \u015fu feylesofluk taslayanlar\u0131n ink\u00e2rc\u0131lar\u0131ndan ve sinek gibi bula\u015f\u0131k m\u0131zm\u0131zlar\u0131ndan uzak ol.&#8221;<\/p>\n<p>B\u00f6yle dua ile deprem olabilmesi ve koleran\u0131n kalkabilmesini bile tabiat s\u0131rlar\u0131nda imkans\u0131z g\u00f6rmeyen \u0130bn\u00fc Sin\u00e2 maalesef, tabiat ilmi ad\u0131na nazariyyesinde yanl\u0131\u015f bir fikre saplanm\u0131\u015f, g\u00f6k ve g\u00f6ksel cisimleri, tabiatlar\u0131nda do\u011frusal harekete bir meyil ilkesi bulunmayan, el ile dokunulmayan s\u0131rf \u00f6rne\u011fi olmayan, maddesiz, basit bir cisim olarak d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f ve bunun sonucu olarak da tabiat\u0131nda do\u011frusal hareket ilkesi bulunmayan bir cismin y\u0131rt\u0131lma (yar\u0131lma) ve kapanma \u00f6zelli\u011finin olamayaca\u011f\u0131n\u0131 izah ederek bu b\u00fcy\u00fck \u00f6nerme ile \u015fu neticeye varm\u0131\u015ft\u0131r. C\u00fcssesi b\u00fcy\u00fck olan, y\u00f6nleri s\u0131n\u0131rlayan ve kendisinde yaln\u0131z dairesel bir meyil ilkesi bulunan g\u00f6\u011f\u00fcn cismi, y\u0131rt\u0131lmay\u0131 kabul etmez. \u0130bn\u00fc Sin\u00e2 bunu s\u00f6ylerken delillere dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131 da g\u00f6stermi\u015ftir. Bu \u015fekilde O, g\u00f6\u011f\u00fcn, olu\u015fum ve bozulma kabul etmedi\u011fini, onun tekv\u00een\u00ee (madde ve suretin birle\u015fimi) de\u011fil, ibd\u00e2\u00ee (maddesi ve \u00f6rne\u011fi bulunmayan) bir cevher oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f, sonra da y\u0131ld\u0131zlar\u0131n, ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131lar\u0131 olan feleklerin cisim olmad\u0131klar\u0131n\u0131, bununla beraber d\u00f6rt unsurdan olu\u015fmayan maddesiz bir cevher cinsinden olduklar\u0131n\u0131 ifade etmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Sin\u00e2 daha sonra da bu \u00f6nermeye dayal\u0131 olarak mevcut olmayan cisimlerle mevcut olan cisimlerin yabanc\u0131 bir \u015fey gibi birbirlerinin i\u00e7ine giremiyeceklerini binaenaleyh, g\u00fcne\u015f, ay ve b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlar\u0131n da basit (gayr-i m\u00fcrekkeb) olmalar\u0131 gerekti\u011fini isbatl\u0131 bir \u015fekilde g\u00f6stermi\u015f, sonra da rengi kabul edip g\u00f6r\u00fcn\u00fcr olmakla beraber kendilerine dokunulamayaca\u011f\u0131n\u0131 da ilave etmi\u015ftir. K\u0131sacas\u0131 g\u00f6k ve felekler sanki uzak gibi kopar\u0131lmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemeyecek sade bir boyut suretinde saydam ve basit bir b\u00fcy\u00fck cisim ve y\u0131ld\u0131zlar da \u0131\u015f\u0131k gibi g\u00f6r\u00fcnen ve fakat dokunulmas\u0131 ve b\u00f6l\u00fcnmesi m\u00fcmk\u00fcn olmayan, maddesiz basit ibda\u00ee cisimler \u015feklinde telakki edilerek ya hey\u00fbla (madde)lar\u0131n\u0131n ba\u015fkal\u0131\u011f\u0131ndan yahut maddelerinin umum\u00ee tabiat\u0131 ile ayr\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu halde, cisimlerinin tabiatlar\u0131ndan dolay\u0131 g\u00f6k ve g\u00f6ksel cisimlerin y\u0131rt\u0131lma (yar\u0131lma) ve kapanmalar\u0131n\u0131n tabiat\u0131yla imkans\u0131z oldu\u011fu fizik felsefesinde delillendirilmi\u015f gibi say\u0131lmakla, zamanlar\u0131n\u0131n ilmi ad\u0131na bu felsefe ard\u0131ndan gidenler ay\u0131n tabiat\u0131na bakarak yar\u0131lmas\u0131n\u0131 imkans\u0131z zannetmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Ancak ger\u00e7ekte bu, delil ile isbat edilmi\u015f olmay\u0131p s\u00f6yledi\u011fimiz gibi tabiat\u0131nda do\u011frusal harekete ilke olabilecek bir meyil bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul eden bir \u00f6nermeye dayand\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bu \u00f6nermenin y\u0131ld\u0131zlar\u0131 da i\u00e7ine almas\u0131nda eski Batlamyos astronomi nazariyelerinin tesiri vard\u0131r. Haydi uzay gibi hi\u00e7 \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc ve a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 harekete asla meyli olmayan basit, b\u00f6l\u00fcnmeyen sade bir &#8220;Etendu&#8221; (boyut) suretinde bir cisim tasavvur olunsun, fakat herhangi bir cisimde dairesel hareket ilkesi olan meyil kabul edildikten sonra do\u011frusal hareket ilkesi olan meylin imkans\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 iddia eden bir konu bize tenakuz gibi gelmektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc do\u011frusal veya dairesel olmak hareket kavram\u0131n\u0131n cevheri ile ilgili olmay\u0131p, s\u0131fat\u0131 ile ilgili bir durumdur. Birinin m\u00fcmk\u00fcn olabildi\u011fi bir yerde, di\u011feri de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u0130ki hareketten birisine m\u00e2ni olan durumun, hareketin kendisinden de\u011fil ba\u015fka bir engelden oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. Burada Kel\u00e2mc\u0131lar\u0131n m\u00fcnaka\u015falar\u0131n\u0131 izah edecek de\u011filiz. Ancak \u015funu da s\u00f6yleyelim ki bu feylesoflar\u0131n y\u0131ld\u0131zlar\u0131, ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131lar\u0131 olan y\u00f6r\u00fcngelerle beraber hareket ettirebilmek i\u00e7in maddesiz cisimlerden saymalar\u0131 da do\u011fru de\u011fildir. Onlar da yer y\u00fcz\u00fc gibi madd\u00ee cisimlerden olu\u015fturulmu\u015ftur. Dolay\u0131s\u0131yla olu\u015fum ve bozulmay\u0131 kabul ederler. Zaman\u0131m\u0131z\u0131n fenni ve felsef\u00ee anlay\u0131\u015flar\u0131 da b\u00f6yledir. Hatta bug\u00fcn kabul edilen g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re arz g\u00fcne\u015ften ayr\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu gibi, ay da arzdan ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Buna g\u00f6re de m\u00e2zide meydana gelmi\u015f bir hadise olarak do\u011frudur. Felsefeci isterse \u00e2yete bu anlam\u0131 verebilir. Fakat bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 verirken gerek ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 mucizesini ve gerek k\u0131yametin kopmas\u0131yla ileride ay\u0131n yar\u0131labilece\u011fini imkans\u0131z sayma\u011fa hakk\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 da itiraf etmesi gerekir.<\/p>\n<p>Bug\u00fcnk\u00fc fen, ay\u0131 bir g\u00f6k cismi kabul etmedi\u011fi gibi yar\u0131labilme kabiliyyetini de ink\u00e2r etmez. Ancak yar\u0131lmas\u0131 i\u00e7in tatbik edilmesi laz\u0131m gelen kuvveti veya kudreti tayin edebilmek bir mesele te\u015fkil eder. Yoksa gerek i\u00e7inden bir par\u00e7alanma ve gerek d\u0131\u015f\u0131ndan bir cereyan, bir dalga bir \u00e7arp\u0131\u015fman\u0131n farzedilmesiyle par\u00e7alanmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilece\u011fi gibi bir nevi elastikiyyet veya tazyikin farzedilmesiyle a\u00e7\u0131l\u0131p kapanmas\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Burada s\u00f6z konusu olan m\u00fcessir (tesir eden) ise Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kudret ve iradesidir. Nitekim &#8220;Allah&#8217;\u0131n izni olmadan hi\u00e7bir Peygamber i\u00e7in mucize getirme imkan\u0131 yoktur.&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/38) \u00e2yeti de bunu ifade etmektedir. Necm S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;m\u00fcthi\u015f kuvvetlerin&#8221; \u00f6\u011fretilmesi ile &#8220;do\u011frulma&#8221;dan sonra &#8220;\u0130ki yay kadar yahut daha yak\u0131n oldu.&#8221; (Necm, 53\/9) \u00e2yetinde ifade edilen sarkma sonucu mucizelerin g\u00f6r\u00fcnmesiyle ortaya \u00e7\u0131kan akl\u00ee ve hiss\u00ee yak\u0131nl\u0131k, Kamer S\u00fbresi&#8217;nde irade yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ile tecelli etmi\u015f ve Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n arzusu \u00fczerine ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 ile ilgili il\u00e2h\u00ee irade ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eeyh Muhyiddin-i A&#8217;r\u00e2b\u00ee &#8220;F\u00fctuh\u00e2t&#8221;\u0131n\u0131n \u00fc\u00e7y\u00fcz otuzuncu b\u00e2b\u0131nda Hz. Muhammediyeden ay\u0131n menzillerini bilme hakk\u0131nda r\u00fbh\u00e2n\u00ee bir ifade ile \u015f\u00f6yle der: &#8220;(Ey okuyucu!) Allah seni taraf\u0131ndan bir kuvvet ile g\u00fc\u00e7lendirsin, bilki: Ay, hil\u00e2l ile bedir aras\u0131nda \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n fazla ve noksan bulunmas\u0131 haliyle g\u00f6r\u00fcnen ara bir makamd\u0131r. G\u00f6r\u00fcl\u00fcnce hayret ifadesi olarak &#8220;aay!&#8221; diye, sesler y\u00fckseldi\u011fi i\u00e7in hil\u00e2l denilmi\u015ftir. G\u00f6renin g\u00f6z\u00fcne \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n, dolunay halinde g\u00f6r\u00fcnmesine de &#8220;bedr&#8221; denilir. Ay\u0131n, hil\u00e2l ile bedir aras\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda ba\u015fka bir menzili yoktur. Ancak ay ile g\u00f6zler aras\u0131na perde olan g\u00fcne\u015f \u0131\u015f\u0131nlar\u0131 alt\u0131nda g\u00f6zlerin idrakinden uzak kalan dolunay haline &#8220;mih\u00e2k&#8221; denir. O vakit, ay\u0131n g\u00fcne\u015fe gelen y\u00fcz\u00fcnde, t\u0131pk\u0131 bize do\u011fru oldu\u011fu zamanki dolunay hali vard\u0131r. G\u00fcne\u015fin g\u00f6r\u00fcnmedi\u011fi y\u00fcz\u00fc de mihakt\u0131r. Bu iki makam aras\u0131nda da, bir y\u00fcz\u00fcnde \u0131\u015f\u0131k g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc kadar di\u011fer y\u00fcz\u00fcnden eksilir ve bir y\u00fcz\u00fcnden eksildi\u011fi kadar da di\u011fer y\u00fcz\u00fcnde \u0131\u015f\u0131k g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bu ise, y\u00f6r\u00fcnge \u00e7izgisinin e\u011fik olmas\u0131ndand\u0131r. Demek ki o, hem daima dolunay, hem daima g\u00f6r\u00fcnmez olur. Bu da, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n veli kullar\u0131na bildirmeyi istedi\u011fi bir s\u0131r i\u00e7indir. Onlara fiilen bu meseli zikretmi\u015ftir ki, bundan ibret al\u0131p ay\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f sebebini anlas\u0131nlar. Yani varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u015fekli, ve g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc mertebelerin tefsirine g\u00f6re hallerinin de\u011fi\u015fmesi sebebiyle olgun insan\u0131 tan\u0131ma ve Allah&#8217;\u0131 bilme gayesine ersinler. Allah Te\u00e2l\u00e2 &#8220;Ay i\u00e7in bir tak\u0131m menziller (y\u00f6r\u00fcngeler) tayin ettik.&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/39) buyurdu da buna ne bedir, ne de hil\u00e2l ismini vermedi. \u00c7\u00fcnk\u00fc ay\u0131n bu iki durumdan (hil\u00e2l-bedr) ba\u015fka menzili yoktur. Menziller tabiri, ancak ay hakk\u0131nda do\u011fru olur. Yakla\u015fma ve sarkma dereceleri de ay i\u00e7indir. Gayb \u00e2lemine giri\u015f ve \u015fehadet \u00e2lemine \u00e7\u0131k\u0131\u015fta \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n artmas\u0131 ve eksilmesi ona ait bir \u00f6zelliktir. Sonra Allah Te\u00e2l\u00e2 ay\u0131, k\u00e2mil (olgun) insan\u0131n \u0130l\u00e2h\u00ee suret ile ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 i\u00e7in yar\u0131lma ile vas\u0131fland\u0131rd\u0131. B\u00f6ylece k\u00e2mil insan\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131, ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 demek oldu. Onun i\u00e7in k\u00e2mil insan\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 ay\u0131n iki par\u00e7a \u00fczere yar\u0131lmas\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 gibi iki emir \u00fczerine ger\u00e7ekle\u015fti. Sahabilerden rivayet edildi ki, Resulullah&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fc \u00fczerine ay ikiye yar\u0131ld\u0131. Araplar&#8217;dan bir cemaat, peygamberin hak Peygamber oldu\u011funa dair kendilerine bir mucize g\u00f6sterilmesini istemi\u015flerdi. Bunun \u00fczerine ay ikiye yar\u0131ld\u0131 da Resulullah (s.a.v) orda haz\u0131r bulunanlara &#8220;\u015fahid olun&#8221; dedi. Allah Te\u00e2l\u00e2 da &#8220;k\u0131yamet saati yakla\u015ft\u0131 ve ay yar\u0131ld\u0131.&#8221; buyurdu. Fakat bu \u00e2yette Allah, istenen yar\u0131lma mucizesini mi kasdetti? Bu bilinmiyor.&gt; Mamafih \u00e2yetten anla\u015f\u0131lan odur. \u00c7\u00fcnk\u00fc yar\u0131lmay\u0131 ifade eden kel\u00e2m\u0131n ard\u0131ndan &#8220;Onlar bir mucize g\u00f6r\u00fcrlerse hemen y\u00fcz \u00e7evirirler ve &#8216;Eskiden beri s\u00fcregelen bir b\u00fcy\u00fcd\u00fcr.&#8217; derler.&#8221; (Kamer, 54\/2) buyurulmu\u015ftur. Ger\u00e7ekten onlar ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 mucizesini g\u00f6rd\u00fckleri vakit \u00f6yle s\u00f6ylemi\u015flerdi.<\/p>\n<p>Ve onun i\u00e7in Resulullah (s.a.v) orada haz\u0131r bulunanlara &#8220;\u015fahid olun&#8221; demi\u015fti. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n meydana gelmesini istedikleri \u015fey, ger\u00e7ekle\u015fmi\u015fti. Bununla beraber onlara g\u00f6re ger\u00e7ek olan ancak g\u00f6r\u00fcn\u00fcr oland\u0131r, meydana gelen o husus bizzat kendinde mi yoksa bakan\u0131n bak\u0131\u015f\u0131nda m\u0131 ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir? \u00c7\u00fcnk\u00fc o ihtimal, ancak ay\u0131n, kendisinde de g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclen yar\u0131lman\u0131n oldu\u011funu haber verdi\u011fi zaman, haber verenin s\u00f6z\u00fc \u00fczerine art\u0131k tart\u0131\u015fma konusu yap\u0131lmayacakt\u0131r. Halbuki haber verenin s\u00f6z\u00fc m\u00fcnaka\u015fa konusudur. (Yani sihir diyenlerin bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131 budur. Onlar ay\u0131n, a\u00e7\u0131k\u00e7a kendilerine g\u00f6sterilmesinden ba\u015fka bir \u015feye inanm\u0131yorlar.) \u0130stedikleri mucize meydana geldi\u011fi zaman yapt\u0131klar\u0131 itiraz\u0131n, kendilerinden ortaya \u00e7\u0131kmamas\u0131n\u0131 isteklerinde \u015fart da ko\u015fmam\u0131\u015flard\u0131. Binaenaleyh Peygamber (s.a.v)&#8217;e kendisinden istenenden fazlas\u0131 da gerekmez. (Yani mucizeyi g\u00f6sterdikten sonra zorlay\u0131c\u0131 bir surette inand\u0131rmak, Peygamber&#8217;in vazifesi de\u011fildir. Hatta isteklerinde onlar bunu \u015fart ko\u015fmu\u015f olsalard\u0131 yine laz\u0131m gelmezdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc inanmaya zorlayan mucize, peygamberlerin geli\u015f hikmetlerine terstir. Yoksa baz\u0131 riv\u00e2yetlerde zikredildi\u011fi gibi onlar ay yar\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirde iman edeceklerini vaad etmekle, itiraz etmeyeceklerine de s\u00f6z vermi\u015flerdi. Fakat kendi hislerine, g\u00f6r\u00fc\u015flerine inanmad\u0131lar, ba\u015fka b\u00f6lgelerden gelecek haberlere i\u015fi havale ettiler.) Sonra ba\u015fka yerlerden insanlar geldi, o gece meydana gelen ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 olay\u0131n\u0131 haber veriyorlard\u0131. Onun i\u00e7in de Allah Te\u00e2l\u00e2 Onlar\u0131n &#8220;S\u00fcregelen bir sihir&#8221; dediklerini hikaye etti, sonra da &#8220;Her i\u015f yerini bulacakt\u0131r.&#8221; (Kamer, 54\/3) buyurdu. B\u00f6ylece o i\u015f de meydana gelmi\u015f oldu. K\u0131sacas\u0131: Ay, berzahiyyu&#8217;l-mertebe (yani iki mertebe aras\u0131) olmasa idi, ne hil\u00e2l ve bedr (dolunay) halini ne de fen\u00e2 ve gizlenmeyi kabul etmezdi. Demek ki, \u00f6teden beri s\u00fcregelen sihir de: &#8220;Her i\u015f bir gayeye ba\u011fl\u0131d\u0131r.&#8221; h\u00fckm\u00fcne dahildir. \u0130\u015fte bu, hakka kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kma ve kesin bir bilgiden uzak kalman\u0131n sonucudur. &#8220;\u0130\u015fte onlar\u0131n eri\u015febilecekleri bilgi budur&#8230;&#8221; (Necm, 53\/30) denilmek suretiyle de bunun bir ilim oldu\u011fu tesbit edilmi\u015ftir. \u015eeyh&#8217;in bu s\u00f6zlerinden baz\u0131lar\u0131, yanl\u0131\u015f bir fikre kap\u0131larak, ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 mucizesi hakk\u0131nda onun, &#8220;ay\u0131n asl\u0131nda yar\u0131lmas\u0131n\u0131n gerekli olmay\u0131p bakanlar\u0131n g\u00f6zlerine \u00f6yle g\u00f6sterilmi\u015f olmas\u0131n\u0131n yeterli oldu\u011funu s\u00f6yledi\u011fini&#8221; zannetmi\u015flerdir. Halbuki b\u00f6yle demek, \u015eeyh&#8217;i sihir diyenlerin s\u00f6zlerine i\u015ftirak etmi\u015f farzetmektir. Bu ise, \u015eeyh&#8217;in \u015f\u00e2n\u0131na yak\u0131\u015fmaz. Zaman\u0131m\u0131zda bas\u0131lan en g\u00fczel eserlerden &#8220;Maddiyyun Mezhebinin \u0130zmihl\u00e2li&#8221; adl\u0131 kitab\u0131nda \u0130smail Fenni Bey mu&#8217;cizata dair verdi\u011fi son derece faydal\u0131 bilgiler s\u0131ras\u0131nda, \u015eeyh&#8217;in bu s\u00f6zlerine de temas ederek \u015f\u00f6yle bir m\u00fctalaada bulunmu\u015ftur:<\/p>\n<p>Muhyiddin-i Ar\u00e2b\u00ee, ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131n\u0131n, bakan kimsenin bak\u0131\u015f\u0131nda meydana gelme ihtimalini ortadan kald\u0131rmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 beyan ediyor, \u015fu halde ona g\u00f6re bu mucizenin yaln\u0131z insanlar\u0131n bak\u0131\u015flar\u0131nda vuku bulmu\u015f olmas\u0131 da muhtemeldir. Ger\u00e7ekte buna kar\u015f\u0131, o halde m\u00fc\u015friklerin ona sihir demekte hakl\u0131 olmalar\u0131 gerekir denilerek itiraz edilebilirse de bu itiraza cevap vermek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Denilebilir ki, ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131n\u0131n yaln\u0131z insanlar\u0131n bak\u0131\u015flar\u0131nda meydana gelmi\u015f olmas\u0131, onun hakiki bir mucize olmas\u0131na m\u00e2ni de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc buna benzer bir sihrin vukuu, ne g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f ne de i\u015fitilmi\u015ftir. Sihirbazlar\u0131n baz\u0131 hayaller g\u00f6sterdikleri rivayet edilirse de bu hayalleri \u00f6yle g\u00f6k cisimlerini i\u00e7ine alacak seviyeye ula\u015ft\u0131ran ve fiilen mevcud ay&#8217;\u0131, bulundu\u011fu h\u00e2lin d\u0131\u015f\u0131nda g\u00f6steren bir sihirbaz\u0131 hi\u00e7 kimse i\u015fitmemi\u015ftir ilh&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>B\u00f6yle bir cevap hi\u00e7 de do\u011fru olmaz. \u0130tiraf etmek gerekir ki, gerek s\u00f6zde, gerek fiilde olsun vuku bulmam\u0131\u015f bir \u015feyi, olmu\u015f gibi g\u00f6stermek, b\u00fcy\u00fck bir h\u00fcner de say\u0131lsa, yine de ger\u00e7e\u011fe uymayan bir yalan ve bir aldatmadan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. N\u00fcb\u00fcvvet makam\u0131n\u0131n kutsal kudretini, b\u00f6ylesi kusur ve noksanl\u0131klardan uzak tutmak gerekir. Sihir diyenlerin maksad\u0131 da, onun ger\u00e7ekte olmay\u0131p yaln\u0131zca g\u00f6zlere sunulan bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fcden ibaret oldu\u011funu iddia etmekten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.&gt; \u015eeyh&#8217;in anlatt\u0131\u011f\u0131 da budur. O, s\u00f6zlerinin tamam\u0131nda ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131n\u0131 bir v\u00e2k\u0131a olarak anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber onlara g\u00f6re ger\u00e7ek, ancak a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclendir. O olay ay\u0131n bizzat kendisinde mi? Yoksa bakan kimsenin bak\u0131\u015f\u0131nda m\u0131d\u0131r? Bu ihtimal ancak haber verenin s\u00f6z\u00fcyle ortadan kalkacakt\u0131r. Haber verenin s\u00f6z\u00fc ise, tart\u0131\u015fma konusudur, \u015feklindeki s\u00f6z\u00fcnden maksat da, sihir diyenlerin bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131ndaki berzehiyyeti anlatmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Zamirler, onlara r\u00e2c\u00ee; ihtimal, onlar\u0131n kendi hislerindeki \u015f\u00fcpheleri haber vermektedir. Tart\u0131\u015fmaya giren yine onlard\u0131r. &#8220;Onlar\u0131n eri\u015febilecekleri bilgi budur.&#8221; ifadesi de onlar hakk\u0131ndad\u0131r. Onun i\u00e7in \u015eeyh o s\u00f6zlerinin arkas\u0131ndan \u015fu hat\u0131rlatmay\u0131 yapar: &#8220;Yine bil ki, bak\u0131\u015f ve varsay\u0131m, s\u0131r ve nurlardan ortaya \u00e7\u0131kan ilimlerdendir. Nur da, g\u00f6z ve g\u00f6rmek i\u00e7indir. O y\u00fczden Allah Te\u00e2l\u00e2 bu makam\u0131 zikretti\u011finde &#8220;Ey ak\u0131l sahipleri ibret al\u0131n.&#8221; (Ha\u015fr, 59\/2) buyurdu. Yani g\u00f6z\u00fcn nuruyla idrak etti\u011fi, g\u00f6r\u00fclebilen \u015feyler ve h\u00fck\u00fcmlerinden size verdi\u011fini, basiret (kalb) g\u00f6zleriyle idrak edece\u011finiz g\u00f6r\u00fcnt\u00fc veya fikre ge\u00e7iniz ki o, en kuvvetli ve en m\u00fckemmel g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr. Fikir, o y\u00fcksek mertebeden a\u015fa\u011f\u0131da bulunan en a\u015fa\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcnt\u00fcd\u00fcr. \u0130kisi de a\u00e7\u0131k olandan gizli ve b\u00e2t\u0131n olana do\u011fru gider. Bunlar, &#8220;Sak\u0131nan bir kavim i\u00e7in elbette nice deliller vard\u0131r.&#8221; (Yunus, 10\/6) \u00e2yetindeki m\u00fcttakiler oldu\u011fu gibi &#8220;\u015e\u00fcphesiz b\u00fct\u00fcn bunlarda d\u00fc\u015f\u00fcnen bir toplum i\u00e7in ibretler vard\u0131r.&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/3) \u00e2yetinde yer alan m\u00fctefekkirlerdir. M\u00fcttakiye Allah ilim \u00f6\u011fretir yeti\u015ftirir. Onun i\u00e7in onun ilmine \u015fek ve \u015f\u00fcphe girmez. M\u00fctefekkir ise, kendisinde bulunan kabiliyyetlerin g\u00fcc\u00fcne g\u00f6re ilim elde eder. Onun i\u00e7in o, bazen isabet, bazen de hata edebilir. \u0130sabet etti\u011fi takdirde de yollar \u00e7e\u015fitli oldu\u011fu i\u00e7in o isabeti ifade eden kuvvet ile kendisine \u015f\u00fcphe girmesi de m\u00fcmk\u00fcn olur. K\u0131saca m\u00fcttaki, basiret (sezgi) sahibidir. M\u00fctefekkir ise basar (g\u00f6rme) ile basiret aras\u0131ndad\u0131r.&#8221;Basar&#8221; ile kalmaz, saf basirete de varamaz.&#8221; \u0130smail Fenni Ertu\u011frul da s\u00f6z\u00fcn\u00fcn sonunda hiss-i takvas\u0131 ile basiretine sahip olarak \u015fu sa\u011flam hakikatleri hat\u0131rlat\u0131r: &#8220;Muhyiddin-i Ar\u00e2bi, (k.s.) hem \u00e2limlerin hem \u015feyhlerin b\u00fcy\u00fcklerinden hem de m\u00fcfessirlerden oldu\u011fu i\u00e7in kendisinin ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 mucizesini, bak\u0131\u015flarda meydana gelme ihtimali olan bir hadise olarak g\u00f6rmesinde \u015f\u00fcpheciler, kendi d\u00fc\u015f\u00fcncelerine uygun bir izah tarz\u0131 bulabilirler. Lakin Allah&#8217;a \u015f\u00fck\u00fcr biz bu \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcnenlerden de\u011filiz. Allah&#8217;\u0131n kudretinin her \u015feye yetti\u011fine ve tabiat kanunlar\u0131n\u0131n &#8220;ol!&#8221; emrinin neticesinden ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131na ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n s\u0131rf hakikatleri ihtiva eden bir kitab oldu\u011funa iman\u0131m\u0131z vard\u0131r. Madem Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ay yar\u0131ld\u0131 buyurulmu\u015ftur, \u00e2limlerin b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011fu ve m\u00fcfessirler bu yar\u0131lman\u0131n k\u0131yamette meydana gelece\u011fi hakk\u0131nda Osman b. At\u00e2&#8217;n\u0131n babas\u0131ndan yapm\u0131\u015f oldu\u011fu rivayeti, daha \u00f6nce ge\u00e7en sahabilerin riv\u00e2yetleriyle, ayr\u0131ca &#8220;Bir mucize g\u00f6rseler y\u00fcz \u00e7evirirler ve: &#8216;S\u00fcrekli bir sihirdir&#8217; derler.&#8221; \u00e2yetinin a\u00e7\u0131k delaletiyle reddederek, ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131n\u0131n Hz. Peygamber zaman\u0131nda mucize olarak vuku buldu\u011funu icma ile kabul etmi\u015flerdir. Biz art\u0131k bunun bizzat meydana gelmi\u015f oldu\u011fu hususunda asla \u015f\u00fcphe etmez ve niteli\u011fini ancak Allah ve Resul\u00fc&#8217;ne havale ederiz. B\u00f6yle bir olay\u0131n d\u00fcnyan\u0131n her yerinde g\u00f6r\u00fclmesi laz\u0131m gelece\u011fi yolunda ortaya at\u0131lmak istenen itiraz\u0131n dahi bize g\u00f6re \u015f\u00fcpheyi gerektirecek bir taraf\u0131 yoktur. Zira ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131n\u0131 etrafta bulunanlar da g\u00f6rm\u00fc\u015fler ve bunu bizzat ifade etmi\u015flerdir. Ger\u00e7i ufuklar\u0131n farkl\u0131 olu\u015fu, ay\u0131n bulutlarla kapl\u0131 olu\u015fu, geceleyin insanlar\u0131n \u00e7o\u011funun evlerinde bulunmalar\u0131 ve herkesin g\u00f6\u011f\u00fc g\u00f6zetlemekle me\u015fgul olmamas\u0131 gibi sebeblerden dolay\u0131 bunu, tabiatiyla b\u00fct\u00fcn \u00e2lem g\u00f6remezse de, elbette di\u011fer yerlerde de g\u00f6renler olmu\u015ftur. Ancak o ceh\u00e2let d\u00f6neminde h\u00fck\u00fcm s\u00fcren bilgisizli\u011fe dayal\u0131 olarak s\u00f6z konusu hadisenin sihirbaz, cin ve \u015feytanlar\u0131n i\u015fleri gibi g\u00f6sterilerek yaz\u0131ya ge\u00e7irilmemi\u015f olmas\u0131 da muhtemeldir. Tabii kanunlar\u0131n mucizeleri olarak izaha \u00e7al\u0131\u015fmak bu tarz mucizeleri ola\u011fan\u00fcst\u00fc durumdan \u00e7\u0131kar\u0131p s\u0131radan i\u015fler derecesine sokma\u011fa kalk\u0131\u015fmak demektir. Halbuki ak\u0131l, bu gibi mucizelerin mahiyetlerini idrak etmekten acizdir. B\u00f6yle olmakla birlikte onu sel\u00e2hiyyet dairesinin d\u0131\u015f\u0131nda kullanmak pek korkun\u00e7 hatalara sebebiyet verir.&#8221; \u015eerh-i Mev\u00e2k\u0131f&#8217;da Seyyid-i \u015ferif C\u00fcrc\u00e2n\u00ee, ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 mucizesinin m\u00fctevatir oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. \u0130bn H\u00e2cib&#8217;in muhtasar \u015ferhinde S\u00fcbk\u00ee de bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc tercih ederek der ki: &#8220;Do\u011frusu, ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 olay\u0131 m\u00fctevatirdir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da delili mevcuttur. Buhar\u00ee, M\u00fcslim ve di\u011fer sahih hadis kitaplar\u0131nda muhtelif tariklerden gelen rivayetler bulunmaktad\u0131r. \u00d6yle ki m\u00fctevatir oldu\u011funda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur.&#8221; M\u00fctevatir oldu\u011funu g\u00f6steren Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yet-i \u00e2yetidir. Hadislerin de bu \u00e2yetin tefsiriyle ilgili oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse b\u00fct\u00fcn bunlara bakarak tevat\u00fcr\u00fcn, manev\u00ee tevat\u00fcr boyutuna ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bununla beraber, Ay&#8217;\u0131n yar\u0131lmas\u0131 olay\u0131n\u0131 ifade eden \u00e2yetin, m\u00fccmel ve m\u00fctevatir derecesine \u00e7\u0131karan hadislerin de tefsir mahiyetinde oldu\u011fu g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutulursa, hadiseyi de\u011fi\u015fik yorumlayan ve tafsilat\u0131n\u0131 ink\u00e2r eden kimseyi tekfir etmek do\u011fru olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc dinden \u00e7\u0131karmak \u00e7ok \u00f6nemli bir i\u015f oldu\u011fu i\u00e7in, ihtiyatl\u0131 davranmak laz\u0131m gelir.<\/p>\n<p>Evet saat yakla\u015f\u0131p ay yar\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde h\u00e2l\u00e2 bir mucize g\u00f6rseler y\u00fcz \u00e7evirirler. Olacak, olmadan ak\u0131llanm\u0131yorlar, akibeti d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorlar. \u0130bret almak istemiyorlar da her g\u00f6rd\u00fckleri mucizeden y\u00fcz \u00e7eviriyorlar. Ve s\u00fcregelen bir sihir diyorlar. Bu c\u00fcmleden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re burada \u00e2yet, hayret verici alamet, yani ola\u011fan\u00fcst\u00fc durum ve mucize m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bununla beraber \u015fu da bir k\u00e2idedir ki, \u015fart c\u00fcmlesinde yer alan nekreler, olumsuz c\u00fcmlelerdeki nekreler gibi umum\u00ee m\u00e2n\u00e2 ifade ederler. Binaenaleyh, buradaki &#8220;\u00e2yet&#8221; s\u00f6z konusu k\u00e2ideye g\u00f6re, herhangi bir mucize m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelip, her t\u00fcrl\u00fc mucizeyi i\u00e7ine almaktad\u0131r. Yani hi\u00e7bir \u00e2yeti, hi\u00e7bir delili ve hi\u00e7bir mucizeyi nazar-\u0131 itibara alm\u0131yorlar da &#8220;\u00f6teden beri s\u00fcregelen bir sihir&#8221; deyip ge\u00e7iyorlar. \u00c2yette ge\u00e7en &#8220;m\u00fcstemirr&#8221; kelimesine de bir ka\u00e7 m\u00e2n\u00e2 verilmi\u015ftir. Birisi bilindi\u011fi gibi yeniden yeniye cereyan eden ve ard arda gelen demektir. \u0130kincisi de gelip ge\u00e7ici anlam\u0131ndad\u0131r ki, Buhar\u00ee&#8217;de bu m\u00e2n\u00e2 nakledilmi\u015ftir. Bu iki m\u00e2n\u00e2 da &#8220;m\u00fcr\u00fbr&#8221; mastar\u0131ndan t\u00fcremi\u015ftir. Bir de &#8220;mirre&#8221;den t\u00fcremi\u015f olarak kuvvet ve sa\u011flam anlam\u0131 verilmi\u015ftir ki bunun da Ebu&#8217;l-\u00c2liye ve Dahh\u00e2k&#8217;tan nakledildi\u011fi s\u00f6ylenir. Bu m\u00e2n\u00e2, verilen ilk m\u00e2n\u00e2n\u0131n laz\u0131m\u0131 olarak da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Sihir tabirine yak\u0131\u015fan, gelip ge\u00e7ici m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 vermektir. \u00c2yet ve mucizelerin pe\u015fpe\u015fe ve birbirini takip etmesine yak\u0131\u015fan da, kuvvet ve devaml\u0131l\u0131k ifade eden m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Binaenaleyh bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n hepsinin yeri vard\u0131r. Yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere ay\u0131n yar\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fckleri vakit bu, Ebu Keb\u015fe&#8217;nin o\u011flunun sihri, bakal\u0131m etraftan gelecek yolculara soral\u0131m dediler. Gelenler de g\u00f6rd\u00fcklerini s\u00f6yleyince o zaman da bunun s\u00fcregelen bir sihir oldu\u011funu s\u00f6ylediler, \u015feklinde rivayet edildi\u011fine g\u00f6re burada kuvvetli ve devaml\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n kasdedilmi\u015f oldu\u011fu gerekir. Halbuki sihir, her ne suretle de olsa b\u00e2t\u0131l olaca\u011f\u0131ndan onlar\u0131n b\u00f6yle s\u00f6ylemeleri \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131kla bir nevi tenakuza d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>3. Ve tekzib ettiler. Peygamber (s.a.v)&#8217;i ve getirdi\u011fi haberleri ve g\u00f6sterdi\u011fi delil ve mucizeleri yalana nisbet edip inkar ettiler. Fakat bir \u015fey bildiklerinden yahut bir delile dayand\u0131klar\u0131ndan de\u011fil de arzular\u0131na uydular yani keyiflerine ve nefislerinin isteklerine t\u00e2bi olduklar\u0131 i\u00e7in yalanlad\u0131lar. Vuku bulan hadisedeki ger\u00e7e\u011fin gere\u011fini hesaba katmad\u0131lar. Halbuki her i\u015f, m\u00fcstakirrdir. Yani Peygamber (s.a.v)&#8217;in i\u015fi, zannettikleri gibi gelip ge\u00e7ici de\u011fildir. Onun her i\u015fi, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilim ve takdirine g\u00f6redir ve ona do\u011fru gitmektedir. Hepsinin var\u0131p karar k\u0131laca\u011f\u0131 bir gaye ve sonu\u00e7 vard\u0131r ki, hakikat\u0131 o zaman ortaya \u00e7\u0131kar. Peygamber (s.a.v)&#8217;in i\u015flerinin hakikat ve y\u00fcceli\u011fi, onlar\u0131n arzular\u0131n\u0131n mahiyeti ve u\u011fursuzlu\u011fu,<\/p>\n<p>4. Allah&#8217;\u0131n yan\u0131nda belli oldu\u011fu gibi saati gelince ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r. \u015e\u00fcphesiz onlara \u00f6nemli haberlerden \u00f6ylesi de geldi ki, yani ge\u00e7en \u00fcmmetlerin halleri veya ahiretle ilgili haberlerden Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da \u00f6yle m\u00fchimleri geldi ki onda vazge\u00e7irecek tehdit, sak\u0131nd\u0131racak \u00f6\u011f\u00fct, yahut sak\u0131n\u0131lmas\u0131 gereken ac\u0131 sonu\u00e7lar vard\u0131r.<\/p>\n<p>5. M\u00fczdecer, mimli mastar ya da mek\u00e2n ismi olabilir (bunlar) \u00fcst\u00fcn bir hikmettir. Hikmet-i B\u00e2li\u011fa, kuvvet ve gayeye isabet etme bak\u0131m\u0131ndan en y\u00fcksek dereceye ula\u015fm\u0131\u015f hikmet demek olup, &#8220;m\u00e2&#8221;dan veya &#8220;m\u00fczdecer&#8221;den bedeldir, yahut hazfedilmi\u015f bir m\u00fcbted\u00e2n\u0131n haberidir. Yani \u00fcst\u00fcn bir hikmet olan tehdidler ve haberlerle Kur&#8217;\u00e2n geldi. Yahut bunlar\u0131n hepsi, durumun bu \u015fekilde cereyan etmesi, \u00fcst\u00fcn bir hikmettir. Demek ki o uyar\u0131lar fayda vermiyor.<\/p>\n<p>6. O halde sen de onlardan, yani o arzular\u0131n\u0131n pe\u015finde giden ink\u00e2rc\u0131lardan y\u00fcz \u00e7evir, bo\u015f yere onlarla m\u00fccadele etme de yakla\u015fmakta olan k\u0131yamet saatine bak. O g\u00fcn ki, davet\u00e7i davet edecektir. Buradaki &#8220;yevm&#8221; (g\u00fcn) yakla\u015fmakta oldu\u011fu zikredilen saati beyan etmektedir. Bu &#8220;yevm&#8221; takdir edilen zikre ba\u011fl\u0131 olabilirse de, a\u015fa\u011f\u0131da gelecek olan fiiline ba\u011fl\u0131 olmas\u0131 daha uygundur. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc onlardan y\u00fcz \u00e7evir, \u015fefaat etme m\u00e2n\u00e2s\u0131na fiiline ba\u011flanmas\u0131n\u0131 caiz g\u00f6renler varsa da, \u00fczerine vakf-\u0131 laz\u0131m i\u015faretinin konulmu\u015f olmas\u0131 bu ihtimali ortadan kald\u0131rmaktad\u0131r. Me\u015fhur g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re buradaki davetci \u0130sr\u00e2fil&#8217;dir. Ba\u015fka bir melek oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Ebu&#8217;s-S\u00fbud da, &#8220;\u00c2yette ge\u00e7en davetten maksat, &#8220;Ol&#8217; der, o da oluverir.&#8221; ayetindeki emir kabilinden olabilir.&#8221; diyor. Buna g\u00f6re \u00e7a\u011f\u0131ran Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Yani O \u00e7a\u011f\u0131r\u0131c\u0131 m\u00fcnkere, benzeri g\u00f6r\u00fclmedik m\u00fcthi\u015f bir \u015feye; hesaba, ha\u015fre veya ha\u015fr i\u00e7in ne\u015fre, \u00e7a\u011f\u0131raca\u011f\u0131 g\u00fcn<\/p>\n<p>7. g\u00f6zleri hu\u015fu&#8217; i\u00e7inde, yani olay\u0131n deh\u015fetinden g\u00f6zler korku ve sayg\u0131 ile d\u00fc\u015fk\u00fcn bir halde kabirlerden \u00e7\u0131kacaklar. Sanki yay\u0131lm\u0131\u015f \u00e7ekirge s\u00fcr\u00fcs\u00fc gibi. O \u00e7a\u011f\u0131ran davetciye do\u011fru f\u0131rlayacaklar,<\/p>\n<p>8. diyecek ki o k\u00e2firler, bu \u00e7ok zorlu bir g\u00fcn. Bu ifadeden m\u00fcminler i\u00e7in \u00f6yle olmayaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131yor.<\/p>\n<p>9. Onlardan \u00f6nce Nuh&#8217;un kavmi yalanlad\u0131. Yani o yalanlama fiilini ya Muhammed! Senin kavminden \u00f6nce Nuh kavmi yapt\u0131, Allah&#8217;\u0131n Peygamber g\u00f6nderdi\u011fine inanmad\u0131. \u00d6yle ki o kulumuza yalan isnad ettiler ve mecn\u00fbn (cinlenmi\u015f delirmi\u015f) dediler. Hem de zecredildi, yani tebli\u011fden men edilmek i\u00e7in \u00e7ok azarland\u0131, incitildi, eziyet g\u00f6rd\u00fc. &#8220;Ey Nuh! (bu davadan) vazge\u00e7mezsen, iyi bil ki, ta\u015fa tutulanlardan olacaks\u0131n.&#8221; (\u015euar\u00e2, 26\/116) diye vazge\u00e7mezse ta\u015flanarak \u00f6ld\u00fcr\u00fclmekle tehdit ediliyordu.<\/p>\n<p>10. O da Rabbine dua etti. \u015e\u00f6yle ki: Ben ma\u011flubum art\u0131k sen \u00f6c\u00fcn\u00fc al.<\/p>\n<p>11. Biz de d\u00f6k\u00fclen bir su ile g\u00f6\u011f\u00fcn kap\u0131lar\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131k. \u00c7o\u011funlu\u011fun beyan\u0131na g\u00f6re &#8220;su ile g\u00f6\u011f\u00fcn kap\u0131lar\u0131n\u0131 a\u00e7mak&#8221; ifadesi bir istiare-i temsiliyyedir. Bulutlardan suyun bo\u015falmas\u0131, kuvvetli bir sel ile g\u00f6\u011f\u00fcn kap\u0131lar\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131l\u0131p g\u00f6k kubbenin yar\u0131lmas\u0131 manzaras\u0131na benzetilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>12. Yeri de kaynaklar halinde co\u015fturduk derken su birle\u015fti. &#8220;m\u00e2\u00e2n&#8221;, iki su denilmeyip m\u00fcfred olarak \u015feklinde zikredilmesi, esas itibar\u0131yla ikisinin bir su oldu\u011funa i\u015faret i\u00e7in olsa gerektir. M\u00fcfessirler s\u00f6z konusu kelimenin m\u00fcfredli\u011fi konusunda diyorlar ki, bundan maksat, iki suyun birle\u015fmesinin m\u00fcc\u00e2veret (yan yana bulunma) yoluyla de\u011fil, birbirine kar\u0131\u015fma ve birle\u015fme suretiyle oldu\u011funu g\u00f6stermek i\u00e7indir. Ezelde takdir edilmi\u015f bir emre bin\u00e2en ki bu da, indirilen suyun yerden \u00e7\u0131kar\u0131lan kadar olmas\u0131 kanunudur. Yahut ezelde takdir edilmi\u015f bir i\u015f \u00fczerine ki bu da, Nuh kavminin tufan ile helak edilmesi i\u015fidir.<\/p>\n<p>13. Onu ise y\u00fckledik, tahtal\u0131 ve \u00e7ivili bir \u015feye bindirdik.<\/p>\n<p>&#8220;Elv\u00e2h&#8221; levh kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. Levh, her neden olursa olsun tahta gibi yass\u0131 olan \u015feye denir. D\u00fcs\u00fcr de, dis\u00e2r&#8217;\u0131n \u00e7o\u011fuludur. Dis\u00e2r, geminin tahtalar\u0131n\u0131 birbirine ba\u011flad\u0131klar\u0131 ba\u011f, kenet, per\u00e7in (\u00e7ivi) veya halata denir. Z\u00e2t-\u0131 elv\u00e2h ve d\u00fcsur&#8217;dan maksat, gemidir. Tarif i\u00e7in bir nevi s\u0131fat isim yerine konulmu\u015ftur. Yani bir tak\u0131m tahtalar\u0131n birbirlerine \u00f6zel bir bi\u00e7imde kenetlenmesiyle yap\u0131lm\u0131\u015f olan gemiye bindirdik.<\/p>\n<p>O tahtalardan yap\u0131lm\u0131\u015f gemi bizim g\u00f6zetimimiz alt\u0131nda ak\u0131p gidiyordu. &#8220;Gemi, da\u011flar gibi dalgalar aras\u0131nda, onlarla birlikte y\u00fcz\u00fcp gidiyordu&#8230;&#8221; (Yusuf,11\/42) \u00e2yeti gere\u011fince da\u011flar gibi dalgalar i\u00e7inde Allah&#8217;\u0131n g\u00f6r\u00fcp g\u00f6zetmesiyle yani do\u011frudan do\u011fru korumas\u0131 alt\u0131nda ak\u0131p gidiyordu.<\/p>\n<p>14. O k\u00fcfredilmi\u015f, de\u011feri bilinmeyip nank\u00f6rl\u00fckle kar\u015f\u0131lanm\u0131\u015f olan zata, yani Nuh (a.s)&#8217;a m\u00fckafat i\u00e7in, ki onu yalanlayanlar bo\u011fulurken O, Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131 alt\u0131nda bulunuyordu.<\/p>\n<p>15. \u015e\u00fcphesiz biz onu, yani gemiyi bir mucize olarak b\u0131rakt\u0131k. Bu \u00e2yetin tefsiriyle ilgili Kat\u00e2de&#8217;den, &#8220;Hz. Nuh&#8217;un gemisinin enkaz\u0131 Cudi Da\u011f\u0131&#8217;nda kald\u0131, hatta \u00f6nceki \u00fcmmetler onu g\u00f6rd\u00fc.&#8221; \u015feklinde bir rivayet vard\u0131r. Ancak bu riv\u00e2yette kasdedilen bizzat o geminin kalm\u0131\u015f olmas\u0131 de\u011fil, mutlaka onu hat\u0131rlatacak bir gemi cinsinin oldu\u011funu g\u00f6stermektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunun ibret alma ve d\u00fc\u015f\u00fcnme alan\u0131 daha geni\u015f ve daha um\u00fbmidir. B\u00f6yle olunca da \u015fu k\u0131naman\u0131n faydas\u0131 daha a\u00e7\u0131k anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Fakat hani d\u00fc\u015f\u00fcnen? kelimesinin asl\u0131 zikr&#8217;dendir. \u0130fti\u00e2l b\u00e2b\u0131ndan ism-i f\u00e2ili gelir. M\u00fczdecerde oldu\u011fu gibi, t\u00e2, d\u00e2l&#8217;a kalbedilmi\u015f sonra da z\u00e2l, d\u00e2l&#8217;a idg\u00e2m edilmi\u015ftir. B\u00f6ylece m\u00fctezekkir gibi, d\u00fc\u015f\u00fcnen m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmektedir. Yani her gemiyi g\u00f6ren veya duyan kimsenin d\u00fc\u015f\u00fcnmesi gerekirken, d\u00fc\u015f\u00fcnen mi vard\u0131r? demektir.<\/p>\n<p>16. *} Ki nas\u0131lm\u0131\u015f azab\u0131m ve uyar\u0131lar\u0131m? Bu istifh\u00e2m (soru) korkutma, hayret ve deh\u015fet i\u00e7indir.<\/p>\n<p>17. \u015e\u00fcphesiz Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 da kolayla\u015ft\u0131rd\u0131k, yahut kolayl\u0131kla ihsan ettik. D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmek i\u00e7in fakat hani d\u00fc\u015f\u00fcnen? Buradaki \u00e2yeti, bu s\u00fbrenin tekrar eden \u00e2yetidir ki, her k\u0131ssan\u0131n sonunda &#8220;Andolsun, onlara k\u00f6t\u00fcl\u00fckten \u00f6nleyecek nice \u00f6nemli haberler gelmi\u015ftir.&#8221; (Kamer, 54\/4) \u00e2yetini hat\u0131rlatmak i\u00e7in tekrar edilmi\u015f ve bu suretle her birinin m\u00fcstakil olarak s\u00f6z dinleyip, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp ibret almas\u0131 gerekti\u011fini anlatm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>18. \u00c2d yalanlad\u0131, burada anlat\u0131lacak k\u0131ssan\u0131n m\u00fcstakil bir k\u0131ssa oldu\u011funu g\u00f6stermek i\u00e7in at\u0131f yap\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r. Yalanlad\u0131 da, azab\u0131m ve uyar\u0131lar\u0131m nas\u0131l oldu? Bu istifh\u00e2m \u00f6nceki gibi korkutmak i\u00e7in de\u011fil, s\u00f6ylenecek s\u00f6ze dikkatleri \u00e7ekmek i\u00e7indir.<\/p>\n<p>19. \u00c7\u00fcnk\u00fc biz onlar\u0131n \u00fczerine bir sarsar r\u00fczgar\u0131 g\u00f6nderdik. Sarsar, so\u011fuk veya g\u00fcr\u00fclt\u00fcl\u00fc bir f\u0131rt\u0131na demektir. U\u011fursuzlu\u011fu devaml\u0131 bir g\u00fcnde ki u\u011fursuzlu\u011fu, onlar\u0131n helak olmalar\u0131 ile son bulmad\u0131 da, k\u0131yamete kadar kabirde azab g\u00f6rd\u00fcler. Baz\u0131 astrologlar\u0131n (y\u0131ld\u0131z \u00e2limlerinin) zannetti\u011fi gibi o u\u011fursuzluk, g\u00fcn\u00fcn kendisi ile ilgili de\u011fildir. Yani o g\u00fcn, herkes ve her \u015fey i\u00e7in u\u011fursuz olmay\u0131p, sadece onlar hakk\u0131nda u\u011fursuz olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>20. O insanlar\u0131 yoluyordu, yani \u00e7ekip kopar\u0131p al\u0131yordu. Sanki onlar, dibinden kopmu\u015f hurma k\u00fct\u00fckleri gibidirler \u00c2d, iri bedenli bir kavim oldu\u011fu i\u00e7in ba\u015flar\u0131 kopar\u0131l\u0131p yere serildik\u00e7e bu te\u015fbihe konu oluyorlard\u0131.<\/p>\n<p>21. O halde azab\u0131m ve uyar\u0131lar\u0131m nas\u0131lm\u0131\u015f? Bu istifham da korkutma ve hayret i\u00e7indir.<\/p>\n<p>22. \u015e\u00fcphesiz Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 da kolayla\u015ft\u0131rd\u0131k, d\u00fc\u015f\u00fcnmek i\u00e7in fakat hani d\u00fc\u015f\u00fcnen.<\/p>\n<p>23. Sem\u00fbd kavmi de uyar\u0131lar\u0131 yalanlad\u0131, burada n\u00fcz\u00fcr, uyarma ve nasihat m\u00e2n\u00e2s\u0131na nez\u00eer&#8217;in \u00e7o\u011fulu olabilece\u011fi gibi m\u00fcnzir, yani peygamberler m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelebilir. Fahr-i R\u00e2z\u00ee konuyla ilgili \u015f\u00f6yle bir m\u00fctalaada bulunup demi\u015ftir ki; &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, bu s\u00fbrede be\u015f k\u0131ssa zikretmi\u015f ve orta derecede bir k\u0131ssay\u0131 en m\u00fckemmel \u015fekilde ifade etmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc S\u00e2lih (a.s)&#8217;in durumu, Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;in durumuna daha \u00e7ok benzemektedir. Ayr\u0131ca onun getirdi\u011fi mucize di\u011fer peygamberlerin getirdi\u011fi mucizelerden daha hayret vericidir. Gerci \u0130sa (a.s) \u00f6l\u00fcy\u00fc diriltmi\u015ftir. Lakin \u00f6l\u00fc, canl\u0131l\u0131\u011f\u0131n mekan\u0131 idi. Demek ki o, Allah&#8217;\u0131n izniyle hayat\u0131, m\u00fcmk\u00fcn olan bir yerde isbat etmi\u015fti. Musa (a.s)&#8217;\u0131n da as\u00e2s\u0131 ejderha oldu demek ki Allah Te\u00e2l\u00e2, bir odunda hayat ispat etmi\u015ftir. Lakin odun, nebatt\u0131r. Nebatta da hayvandakine benzer bir b\u00fcy\u00fcme kuvveti vard\u0131r. Bu, di\u011ferinden daha enteresand\u0131r. S\u00e2lih (a.s)&#8217;\u0131n elinde g\u00f6r\u00fclen mucize ise ta\u015ftan deve \u00e7\u0131kmas\u0131d\u0131r. Halbuki ta\u015f cem\u00e2dd\u0131r. Hayata da nem\u00e2ya (b\u00fcy\u00fcmeye) da onda imkan yoktur. Demek ki bu daha \u00e7ok hayret vericidir. Hz. Peygamber (s.a.v) ise hepsinden daha \u00fcst\u00fcn\u00fcn\u00fc getirdi ki, o da g\u00f6ksel bir cisimde yapt\u0131\u011f\u0131 tasarruftur. M\u00fc\u015frikler diyorlard\u0131 ki: &#8220;G\u00f6\u011fe kimse ula\u015famaz. Onun yar\u0131lmas\u0131 ve kapanmas\u0131na imkan yoktur. Arz, maddeleri biti\u015fik cisimler olup, her biri di\u011ferinin suretini kabul edebilirse de g\u00f6k onu kabul etmez&#8221;. Bundan dolay\u0131 Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in getirdi\u011fi mucize S\u00e2lih (a.s)&#8217;in enteresan olan mucizesinden daha enteresan daha beli\u011f ve devaml\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>24. Yalanlad\u0131lar da dediler ki: bizden bir be\u015fere, bir ki\u015fiye mi t\u00e2bi olaca\u011f\u0131z? \u00d6nce demekle bir be\u015fere uymay\u0131 kabul etmek istemediler, melek ister gibi g\u00f6r\u00fcnd\u00fcler, sonra bizden demekle kendilerinden ve kendi i\u00e7lerinden olan bir be\u015fere t\u00e2bi olmak istemediklerini anlatm\u0131\u015f oldular. Bunun tersi, kendilerinden olmay\u0131p da d\u0131\u015fardan bir insan olsa ona uyabileceklerini g\u00f6sterir ki bu hal genellikle, istikl\u00e2le lay\u0131k olmayan kavimlerin ruh hallerini g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne sermektedir. Yani onlar kendi aralar\u0131nda k\u0131skan\u00e7l\u0131kla ge\u00e7imsizlik yaparlar da, bir yabanc\u0131n\u0131n ba\u015flar\u0131na ge\u00e7mesini memnuniyetle kar\u015f\u0131layarak es\u00e2rete do\u011fru giderler. Daha sonra da diyerek kendi i\u00e7lerinden bir ferde uymay\u0131 kabul etmezler. Ancak bu bir ferd de\u011fil de cemiyet olmu\u015f olsa o zaman t\u00e2bi olabileceklerini ifade etmi\u015f bulunurlar. Onun i\u00e7in olmal\u0131 ki i\u00e7lerinde &#8220;O \u015fehirde dokuz ki\u015fi vard\u0131 ki, bunlar yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk yap\u0131yorlar&#8230;&#8221; (Neml, 27\/48) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 v\u00e2ki olmu\u015ftu. Halbuki ger\u00e7ekte bir cemiyetin te\u015fekk\u00fcl edebilmesi de bir ki\u015finin ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda birlik kanununa t\u00e2bidir. Ancak onlar kendilerinden bir be\u015fere uymay\u0131 istemiyorlar da diyorlar ki, her halde biz o zaman muhakkak bir \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k ve \u00e7\u0131lg\u0131nl\u0131k i\u00e7inde kalm\u0131\u015f oluruz. Yahut o surette yolumuzu kaybetmi\u015f ve ate\u015fler i\u00e7ine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f bulunuruz. S\u00e2lih (a.s) onlara Allah&#8217;\u0131n emrini dinlemedikleri takdirde sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde kal\u0131p ate\u015flerde yanacaklar\u0131n\u0131 s\u00f6yledi\u011fi i\u00e7in, onlar da b\u00f6yle reddediyorlard\u0131. Yani as\u0131l sana uyarsak \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k etmi\u015f ve ate\u015flere d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f oluruz diyorlard\u0131.<\/p>\n<p>25. O zikir, yani vahiy aram\u0131zdan ona m\u0131 b\u0131rak\u0131l\u0131yor? Biz de onun gibi bir ferd bir be\u015fer de\u011fil miyiz? Yahut i\u00e7imizde ondan daha lay\u0131k\u0131 yok mu? Hay\u0131r o bir ma\u011frur, \u015f\u0131mar\u0131k, \u015f\u0131mar\u0131kl\u0131l\u0131kla \u00fcst\u00fcm\u00fcze \u00e7\u0131kmak isteyen bir yalanc\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte bu derece yalan isnad etmek suretiyle onu yalanlad\u0131lar.<\/p>\n<p>26. Yar\u0131n, yani azab\u0131 g\u00f6recekleri g\u00fcn bileceklerdir ki kimmi\u015f o kezz\u00e2b-\u0131 e\u015fir, yani hakka inanmayan \u015f\u0131mar\u0131k yalanc\u0131.<\/p>\n<p>27. \u00c7\u00fcnk\u00fc biz onlara imtihan i\u00e7in n\u00e2kay\u0131 salaca\u011f\u0131z. N\u00e2ka, di\u015fi deve demektir. \u015euar\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi gibi, &#8220;Sen de, ancak bizim gibi bir be\u015fersin. E\u011fer do\u011fru s\u00f6yleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir&#8221;. (\u015euar\u00e2, 26\/154) diye S\u00e2lih (a.s)&#8217;den \u00e2yet, yani peygamberli\u011fine delil olabilecek mucize istemeleri \u00fczerine, birka\u00e7 s\u00fbrede ge\u00e7ti\u011fi \u015fekilde i\u015fte size bir di\u015fi deve, bir \u00e2yet olmak \u00fczere Allah&#8217;\u0131n devesi &#8220;\u0130\u015fte o da, size bir mucize olarak Allah&#8217;\u0131n \u015fu devesidir. Onu b\u0131rak\u0131n. Allah&#8217;\u0131n yer y\u00fcz\u00fcnde yesin (i\u00e7sin) sak\u0131n ona herhangi bir k\u00f6t\u00fcl\u00fckle dokunmay\u0131n; sonra sizi ac\u0131kl\u0131 bir azap yakalar.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/73) denilmi\u015fti. Bu di\u015fi devenin nereden ve nas\u0131l \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da a\u00e7\u0131kca izah edilmi\u015f de\u011fildir. Ancak &#8220;Allah&#8217;\u0131n devesi.&#8221; \u015feklinde ifade edilmi\u015ftir. Lakin haberlerde bir den, yani yal\u00e7\u0131n kayadan ibaret bir tepeden \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu bilinmektedir. Burada s\u00f6z konusu devenin \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 de\u011fil de irs\u00e2linin, yani Allah&#8217;\u0131n arz\u0131nda otlas\u0131n diye sal\u0131nmas\u0131n\u0131n bir imtihan i\u00e7in oldu\u011fu beyan buyurulmu\u015ftur. Bunu \u00e7oklar\u0131 imtihan m\u00e2n\u00e2s\u0131na tefsir etmi\u015flerse de, me\u015fhur m\u00e2n\u00e2s\u0131na al\u0131nmas\u0131n\u0131 caiz g\u00f6renler de olmu\u015ftur. R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;\u00c2yette ge\u00e7en &#8220;fitne&#8221;, mef&#8217;\u00fbl\u00fcnleh (t\u00fcmle\u00e7)tir.&#8221; Buna g\u00f6re irs\u00e2l (sal\u0131vermek)den maksat, fitne (imtihan) demektir. Lakin as\u0131l maksat, peygamberi tasdik etmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu, ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2da S\u00e2lih (a.s)&#8217;in mucizesidir. \u015eu halde bunun tefsirindeki hakikat nedir? Deriz ki bu konuda iki farkl\u0131 nokta vard\u0131r. Birincisi: Mucize bir fitnedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onunla, sevab kazanacak kimsenin hali, azap g\u00f6recek kimsenin halinden ayr\u0131l\u0131r. Zira, Allah Te\u00e2l\u00e2 mucize ile s\u0131rf peygamberin do\u011frulu\u011funu anlatm\u0131\u015f olmas\u0131 hasebiyle k\u00fcfredenlere azap eder. Bu y\u00f6n\u00fcyle mucize, peygamberi tasdik etmekten ibaret say\u0131laca\u011f\u0131 i\u00e7in bir imtihan demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc tasdikten sonra tasdik edenle yalanlayan se\u00e7ilecektir. Di\u011feri, bundan daha hassas bir durumdur. \u015e\u00f6yle ki: devenin kayadan \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 bir mucize, sal\u0131nmas\u0131, aralar\u0131nda dola\u015fmas\u0131 ve suyun taksim edilmesi de bir imtihand\u0131r. Onun i\u00e7in &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki biz bir imtihan i\u00e7in deveyi \u00e7araca\u011f\u0131z.&#8221; de\u011fil de &#8220;Biz bir imtihan i\u00e7in deveyi salaca\u011f\u0131z.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Burada ayr\u0131ca gizli bir i\u015faret de vard\u0131r ki o da \u015fudur: Allah Te\u00e2l\u00e2, diledi\u011fine hidayet verir ve hidayetin yollar\u0131 vard\u0131r. Bunlardan bir k\u0131sm\u0131, insan\u0131n kendi gayreti ile girece\u011fi \u015fekilde olur. Mesela, Allah delil olacak bir \u015fey yarat\u0131r ve onda insan\u0131n bak\u0131\u015f ve d\u00fc\u015f\u00fcncesi o \u015fekilde meydana gelir ki, ger\u00e7ek o insan\u0131n fikrinde ortaya \u00e7\u0131kar ve insan ona uyar. Bazan da o insan\u0131 ba\u015flang\u0131\u00e7ta delile mecbur eder de k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcnden itibaren hatadan korur. \u0130\u015fte peygamberlerin elleriyle mucize g\u00f6stertmek, \u00e7al\u0131\u015fmakla do\u011fru yolu bulmay\u0131 kendi diledi\u011fine vermesi kabilindendir. Peygamberlerin kendilerine olan hidayet ise, \u00e7al\u0131\u015fmak de\u011fil, belki onlarda \u00e7al\u0131\u015fmaks\u0131z\u0131n bir tak\u0131m ilimler yaratmak suretiyledir. Bu y\u00fczden denilebilir ki: Onlara i\u015farettir ve onun i\u00e7in &#8220;Onlar i\u00e7in.&#8221; buyurulmu\u015ftur ki m\u00e2n\u00e2s\u0131, onlar i\u00e7in bir imtihan olabilecek \u015fekilde demektir. Bu sebeble onlar\u0131 g\u00f6zet, bak o y\u00fczden nas\u0131l bir me\u015fakkat ve azaba d\u00fc\u015feceklerdir. Ve sab\u0131rl\u0131 ol, sana eziyet ederlerse azab\u0131 acele etme<\/p>\n<p>28. ve onlara haber ver ki, su aralar\u0131nda taksim edilmi\u015ftir, yani deve ile onlar aras\u0131nda &#8220;Su i\u00e7me hakk\u0131 (bir g\u00fcn) onundur, belli bir g\u00fcn\u00fcn i\u00e7me hakk\u0131 da sizin.&#8221; (\u015euar\u00e2, 26\/155) \u00e2yetinin i\u015faretiyle n\u00f6betle\u015fe taksim edilmi\u015ftir. Birg\u00fcn deve i\u00e7er bir g\u00fcn de onlar su al\u0131r ve hayvanlar\u0131n\u0131 sularlar. Yahut devenin su i\u00e7ti\u011fi g\u00fcn\u00fcn d\u0131\u015f\u0131nda, onlar aras\u0131nda taksim edilmi\u015ftir. Her i\u00e7im, huzur iledir. F\u0131k\u0131hda \u015firb (sulama hakk\u0131), \u015fefeden (kendisinin ve hayvan\u0131n\u0131n i\u00e7me hakk\u0131ndan) daha um\u00fbmidir. Yani hem i\u00e7mek, hem kullanmak ve sulamak gibi hususlar\u0131 i\u00e7ine almaktad\u0131r. Her \u015firb, gerek devenin ve gerek halk\u0131n i\u00e7imi, yahut gerek su ve gerek s\u00fct i\u00e7imi demektir. Deniliyor ki, halk kendi n\u00f6betlerinde su al\u0131yorlar, devenin n\u00f6betinde ise onun s\u00fct\u00fcn\u00fc sa\u011f\u0131p i\u00e7iyorlard\u0131. Demek ki bu devenin bir taraftan k\u00fclfet bir taraftan nimet olan enteresan \u00f6zellikleri vard\u0131. Bir kere su n\u00f6beti, b\u00fct\u00fcn halk\u0131n su n\u00f6betine e\u015fit bir g\u00fcn\u00fc i\u015fgal ediyor, b\u00f6ylece onlar\u0131 tazyik eden bir deneme oluyordu. Buna mukabil onlara \u00e7ok s\u00fct veriyor ve bu y\u00f6n\u00fcyle de hallerine geni\u015flik veren bir nimet oluyordu. Bu iki halin ikisinde de bir de\u011fil, bir \u00e7ok devenin yerini tutan b\u00fcy\u00fck bir yarat\u0131k oluyordu. S\u00f6z konusu deveye &#8220;N\u00e2katullah&#8221; Allah&#8217;\u0131n devesi denilmesine, Allah&#8217;\u0131n arz\u0131na b\u0131rak\u0131l\u0131p yay\u0131lmas\u0131na bakarak, Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fc h\u00fckm\u00fcne t\u00e2bi olan vak\u0131f veya beyt\u00fc&#8217;l-mal (maliye hazinesi) mallar\u0131 gibi idare edilmi\u015f bir cins sa\u011fmal mala benziyordu. Nitekim bir de yavrusunun oldu\u011fu nakledilmektedir. Allah i\u00e7in hakk\u0131 g\u00f6zetilerek bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirde kendileri i\u00e7in pek b\u00fcy\u00fck bir nimet olacak olan bu Allah devesi, gerektirdi\u011fi s\u0131k\u0131nt\u0131, zahmet ve taksim nizam\u0131 gibi maslahat ahk\u00e2m\u0131 (i\u015f h\u00fck\u00fcmleri) ile haklar\u0131nda bir nevi bask\u0131 ifade eden bir imtihan ve deneme oldu\u011fu i\u00e7in bu s\u0131n\u0131rlama ve sorumlulu\u011fa dayanamad\u0131lar<\/p>\n<p>29. derken arkada\u015flar\u0131na ba\u011fr\u0131\u015ft\u0131lar, \u015fehirlerindeki &#8220;dokuz \u00e7etenin&#8221; ba\u015f\u0131 olan ve Sem\u00fbd&#8217;un k\u0131z\u0131l\u0131 (Uhaymir-i Sem\u00fbd) denilen Kudar b. S\u00e2lif&#8217;e feryad ettiler. O da ald\u0131 alaca\u011f\u0131n\u0131. Kalkt\u0131, silah\u0131n\u0131, arkada\u015f\u0131n\u0131 veya cinayeti kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda alaca\u011f\u0131n\u0131 ald\u0131 da deveyi \u00f6ld\u00fcrd\u00fc.<\/p>\n<p>Akr, bir hayvan\u0131 aya\u011f\u0131ndan bi\u00e7erek devirip y\u0131kmakt\u0131r. Bu suretle &#8220;akare&#8221; deveyi vurdu, \u00f6ld\u00fcrd\u00fc m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmektedir. Deniliyor ki, S\u00e2lih (a.s) &#8220;Bari yavrusuna yeti\u015fin.&#8221; dedi. O, da\u011fa ka\u00e7m\u0131\u015ft\u0131. Ko\u015ftular, ancak o b\u00f6\u011f\u00fcrerek anas\u0131n\u0131n geldi\u011fi kayaya girdi, yeti\u015femediler.<\/p>\n<p>30. Fakat arkas\u0131ndan azab\u0131m ve uyar\u0131lar\u0131m nas\u0131l oldu? Nas\u0131l ac\u0131 bir \u015fekilde ger\u00e7ekle\u015fti. Salih (a.s) &#8220;Yurdunuzda \u00fc\u00e7 g\u00fcn daha ya\u015fay\u0131n. \u0130\u015fte O s\u00f6z, yalanlanamayan bir tehdit idi&#8217; diye tebli\u011f etti.&#8221; (H\u00fbd, 11\/65) Riv\u00e2yet edildi\u011fine g\u00f6re S\u00e2lih (a.s) onlara: &#8220;Yar\u0131n y\u00fczleriniz sararacak, yar\u0131ndan sonra k\u0131zaracak, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00fcn kararacak sonra da sabahleyin ba\u015f\u0131n\u0131za azab gelecek&#8221; dedi. Derken bu al\u00e2metleri g\u00f6rme\u011fe ba\u015flad\u0131klar\u0131nda S\u00e2lih (a.s.)&#8217;i de tutup \u00f6ld\u00fcrmek istediler. O da Allah&#8217;\u0131n emri ile beraberindeki m\u00fcminlerle Filistin&#8217;e gidip kurtuldular. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc g\u00fcn ki bir pazar g\u00fcn\u00fc idi, o b\u00f6lgeye azab geldi\u011finde, g\u00f6zleri baka baka, titreye titreye bir anda helak oldular. Nitekim onlar\u0131n bu durumlar\u0131n\u0131 &#8220;Bu y\u00fczden kendilerini g\u00f6re g\u00f6re y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7arpm\u0131\u015ft\u0131.&#8221; (Z\u00e2riy\u00e2t, 51\/44) \u00e2yeti a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde ifade etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>31. Zira biz onlar\u0131n \u00fczerlerine \u015fiddetli bir ses sal\u0131verdik. Yani evlerinin \u00f6n\u00fcnde titre\u015ferek bak\u0131\u015f\u0131p dururlarken y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7atlar gibi g\u00f6kten \u015fiddetli bir g\u00fcr\u00fclt\u00fc koptu, yerden de bir deprem. A\u011f\u0131lc\u0131n\u0131n toplad\u0131\u011f\u0131 \u00e7al\u0131 \u00e7\u0131rp\u0131 k\u0131r\u0131nt\u0131lar\u0131 gibi k\u0131r\u0131l\u0131p d\u00f6k\u00fcl\u00fcverdiler. \u00c7oban a\u011f\u0131l\u0131n\u0131n etraf\u0131na hususi bir mek\u00e2n olmak \u00fczere \u00e7ekilen \u00e7al\u0131 \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131n d\u00f6\u011f\u00fcl\u00fcp \u00e7i\u011fnenerek \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f olan k\u0131r\u0131nt\u0131lar\u0131 gibi, yahut \u00e7oban\u0131n a\u011f\u0131l\u0131nda yakt\u0131\u011f\u0131 \u00e7al\u0131 \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131n yan\u0131k k\u0131r\u0131nt\u0131lar\u0131 gibi k\u0131r\u0131lakald\u0131lar. Bu te\u015fbihin i\u00e7eri\u011finde de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek m\u00e2n\u00e2lar vard\u0131r.<\/p>\n<p>32-33. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 da kolayla\u015ft\u0131rd\u0131k, d\u00fc\u015f\u00fcnmek i\u00e7in fakat hani d\u00fc\u015f\u00fcnen? D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp de bu m\u00e2n\u00e2lardan ibret alacak ve ona g\u00f6re hareket edecek olan?<\/p>\n<p>34. Zira biz onlar\u0131n \u00fczerlerine \u015fiddetli bir ses sal\u0131verdik. Yani evlerinin \u00f6n\u00fcnde titre\u015ferek bak\u0131\u015f\u0131p dururlarken y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7atlar gibi g\u00f6kten \u015fiddetli bir g\u00fcr\u00fclt\u00fc koptu, yerden de bir deprem. A\u011f\u0131lc\u0131n\u0131n toplad\u0131\u011f\u0131 \u00e7al\u0131 \u00e7\u0131rp\u0131 k\u0131r\u0131nt\u0131lar\u0131 gibi k\u0131r\u0131l\u0131p d\u00f6k\u00fcl\u00fcverdiler. \u00c7oban a\u011f\u0131l\u0131n\u0131n etraf\u0131na hususi bir mek\u00e2n olmak \u00fczere \u00e7ekilen \u00e7al\u0131 \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131n d\u00f6\u011f\u00fcl\u00fcp \u00e7i\u011fnenerek \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f olan k\u0131r\u0131nt\u0131lar\u0131 gibi, yahut \u00e7oban\u0131n a\u011f\u0131l\u0131nda yakt\u0131\u011f\u0131 \u00e7al\u0131 \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131n yan\u0131k k\u0131r\u0131nt\u0131lar\u0131 gibi k\u0131r\u0131lakald\u0131lar. Bu te\u015fbihin i\u00e7eri\u011finde de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek m\u00e2n\u00e2lar vard\u0131r. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 da kolayla\u015ft\u0131rd\u0131k, d\u00fc\u015f\u00fcnmek i\u00e7in fakat hani d\u00fc\u015f\u00fcnen? D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp de bu m\u00e2n\u00e2lardan ibret alacak ve ona g\u00f6re hareket edecek olan? L\u00fbt kavmi de uyar\u0131lar\u0131 (ve uyar\u0131c\u0131lar\u0131) yalanlad\u0131. Bu k\u0131ssan\u0131n da \u00e7e\u015fitli yerlerde zikri ge\u00e7ti, fakat s\u0131rf tekrar suretiyle de\u011fil, ge\u00e7ti\u011fi her yerde hususi bir noktas\u0131na i\u015faret edildi. Onun i\u00e7in biz \u00fczerlerine sal\u0131verdik. \u00c7ak\u0131l, ta\u015f ya\u011fd\u0131ran melek yahut r\u00fczgar, \u00fczerlerine cehennem vadisinden istif edilmi\u015f ta\u015flar ya\u011fd\u0131r\u0131yordu. Ancak L\u00fbt&#8217;un iman eden mensuplar\u0131 m\u00fcstesn\u00e2 ki kar\u0131s\u0131 hari\u00e7 olmak \u00fczere ailesinden bir ka\u00e7 ki\u015fi idi. Onlar\u0131 bir seher vakti, yani sabaha yak\u0131n kurtard\u0131k. Selamete \u00e7\u0131kard\u0131k.<\/p>\n<p>35. \u0130\u015fte biz, iman ve itaatla nimetimize \u015f\u00fckreden kimseleri b\u00f6yle kar\u015f\u0131lar\u0131z, b\u00f6yle m\u00fckafatland\u0131r\u0131r\u0131z.<\/p>\n<p>36. Halbuki Cel\u00e2lim hakk\u0131 i\u00e7in L\u00fbt, \u00f6tekileri yani kavmini uyarm\u0131\u015f ve kendilerini yakalay\u0131\u015f\u0131m\u0131z\u0131n deh\u015fetini de onlara haber vermi\u015fti. Fakat onlar o uyar\u0131lar\u0131 \u015f\u00fcphe ve m\u00fccadele ile kar\u015f\u0131lad\u0131lar.<\/p>\n<p>37-38. Yemin ederim ki o gelen misafirlerden dolay\u0131 istekte bulundular. Misafirlerden murad almak, ahlaks\u0131zca harekette bulunmak i\u00e7in gidip geldiler. Misafirlere bask\u0131 yapmak istediler ki bunlar, Hz. \u0130brahim&#8217;e gelen el\u00e7ilerdi. Onun i\u00e7in biz de g\u00f6zlerini siliverdik. Yani y\u00fczlerinde izleri bile kalmayacak \u015fekilde g\u00f6zlerini k\u00f6r ettik, evlerine girdiklerinde hi\u00e7 bir \u015fey g\u00f6remez oldular, nereden \u00e7\u0131kacaklar\u0131n\u0131 dahi bilemediler de Hz. L\u00fbt onlar\u0131 tutup \u00e7\u0131kartt\u0131. &#8220;Bu suretle haydi azab\u0131m\u0131 ve uyar\u0131lar\u0131m\u0131 tad\u0131n!&#8221; dedik.<\/p>\n<p>39. &#8220;Bu suretle haydi azab\u0131m\u0131 ve uyar\u0131lar\u0131m\u0131 tad\u0131n!&#8221; dedik. \u015e\u00fcphesiz sabahleyin erkenden de onlar\u0131 bast\u0131rd\u0131. M\u00fcstakirr, yani \u00fczerlerinde karar k\u0131lm\u0131\u015f, bertaraf edilmez, yahut onlar\u0131 karargahlar\u0131 (kal\u0131nacak yer) olan cehenneme g\u00f6t\u00fcrene kadar devam eden bir azab. Haydi \u015fimdi azab\u0131m\u0131 ve uyar\u0131lar\u0131m\u0131 tad\u0131n bakal\u0131m. Yani kendilerine b\u00f6yle diyerek bast\u0131rd\u0131, yahut bu ifade onlar\u0131n hak ettikleri \u015feyi beyan i\u00e7in temsili bir hitapt\u0131r. Bunlar zevklerine d\u00fc\u015fk\u00fcn olduklar\u0131 i\u00e7in cezalar\u0131nda da denilerek kendileriyle alay edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>40. Bunlar gibi uyar\u0131lar\u0131 yalanlayan \u00e7a\u011fda\u015f k\u00e2firler hakk\u0131nda da buyuruluyor ki. &#8220;\u015e\u00fcphesiz Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 da kolayla\u015ft\u0131rd\u0131k d\u00fc\u015f\u00fcnmek i\u00e7in, fakat hani d\u00fc\u015f\u00fcnen?&#8221;<\/p>\n<p>Be\u015finci k\u0131ssa:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>41. \u015e\u00fcphesiz Firavun ailesine de uyar\u0131c\u0131 peygamberler geldi.<\/p>\n<p>42. Lakin onlar b\u00fct\u00fcn \u00e2yetlerimizi yalanlad\u0131lar. Biz de onlar\u0131 \u00e7ok kuvvetli ve kudretli bir yakalay\u0131\u015fla yakalad\u0131k.<\/p>\n<p>41-42. Bu k\u0131ssalardan hisseye gelince;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>43. \u015eimdi sizin k\u00e2firleriniz, onlardan hay\u0131rl\u0131 m\u0131? Yoksa kitaplarda sizin i\u00e7in bir beraet mi var?<\/p>\n<p>44. Yoksa &#8220;Biz birbirimize yard\u0131m eden bir toplulu\u011fuz.&#8221; mu diyorlar?<\/p>\n<p>45. Her halde o topluluk bozulacak ve geriye d\u00f6n\u00fcp ka\u00e7acaklard\u0131r.<\/p>\n<p>46. Bilakis k\u0131yamet onlara vaad edilen as\u0131l saattir. Saat cidden \u00e7ok feci ve ac\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>47. Muhakkak ki su\u00e7lular sap\u0131kl\u0131k ve \u00e7\u0131lg\u0131nl\u0131k i\u00e7indedirler.<\/p>\n<p>48. O g\u00fcn y\u00fczleri \u00fcst\u00fc ate\u015fte s\u00fcr\u00fcklenecekler, &#8220;Cehennemin dokunu\u015funu tad\u0131n!&#8221; (denilecek).<\/p>\n<p>49. Haberiniz olsun ki, biz her \u015feyi bir kadere g\u00f6re yaratt\u0131k.<\/p>\n<p>50. Buyru\u011fumuz yaln\u0131z bir tekdir, g\u00f6z a\u00e7\u0131p yumma gibidir.<\/p>\n<p>51. Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helak ettik. \u00d6\u011f\u00fct alan yok mudur?<\/p>\n<p>52. \u0130\u015fledikleri her \u015fey, kitaplarda mevcuttur.<\/p>\n<p>53. K\u00fc\u00e7\u00fck, b\u00fcy\u00fck hepsi sat\u0131r sat\u0131r yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>54. Takva sahipleri cennetlerde, nur i\u00e7indedirler.<\/p>\n<p>55. G\u00fc\u00e7l\u00fc padi\u015fah\u0131n huzurunda do\u011fruluk koltuklar\u0131ndad\u0131rlar.<\/p>\n<p>43. Sizin k\u00e2firleriniz, hitap, Mekke ehline, dolay\u0131s\u0131yla Araplar&#8217;a ve son as\u0131r insanlar\u0131nad\u0131r. Yani ey bu zaman insanlar\u0131! Sizin k\u00e2firleriniz Onlardan hay\u0131rl\u0131 m\u0131d\u0131r? Yani N\u00fbh (a.s.)&#8217;un kavminden Firavun&#8217;a kadar helakleri zikredilen k\u00e2firlerden daha m\u0131 kuvvetli, yahut Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan kurtulmaya daha m\u0131 lay\u0131kt\u0131rlar? Yoksa sizin i\u00e7in kitaplarda bir ber\u00e2et mi vard\u0131r? Yani ahirzamanda ya\u015fayan insanlar, ne kadar k\u00fcfr ve isyan ederlerse etsinler Allah&#8217;\u0131n yan\u0131nda ceza ve sorumluluklar\u0131 yoktur diye aklanman\u0131za dair sem\u00e2v\u00ee kitaplarda bir a\u00e7\u0131klama m\u0131 vard\u0131r?<\/p>\n<p>44. Yoksa biz yard\u0131mla\u015fan d\u00fczenli bir toplulu\u011fuz, \u00f6c\u00fcm\u00fcz\u00fc al\u0131r kendimizi kurtar\u0131r\u0131z m\u0131 diyorlar? Bu, son asr\u0131n insanlar\u0131nda cemiyet ve medeniyet vas\u0131talar\u0131n\u0131n \u00e7o\u011falaca\u011f\u0131na ve onunla iftihar edilece\u011fine delalet eder.<\/p>\n<p>45. Lakin o topluluk muhakkak bozulacak ve arkalar\u0131n\u0131 d\u00f6neceklerdir. \u0130bn\u00fc Eb\u00ee H\u00e2tim, Taber\u00e2n\u00ee (Evsat&#8217;da) ve \u0130bn\u00fc Merd\u00fbye, Eb\u00fb Huseyre&#8217;nin \u015f\u00f6yle dedi\u011fini rivayet etmi\u015ftir: \u00e2yetini Allah Te\u00e2l\u00e2, peygamberine Bedir g\u00fcn\u00fcnden \u00f6nce Mekke&#8217;de iken indirdi ve \u00d6mer b. Hatt\u00e2b (r.a.) \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;Ya Resulullah hangi cemiyet bozulacak?&#8221; dedim, vakta ki Bedir g\u00fcn\u00fc oldu ve Kurey\u015f toplulu\u011fu bozuldu. Resulullah&#8217;a bakt\u0131m arkalar\u0131ndan k\u0131l\u0131c\u0131 \u00e7ekmi\u015f \u00e2yetini okuyordu. Bu suretle s\u00f6z konusu \u00e2yetin Bedir g\u00fcn\u00fc i\u00e7in bir mucize oldu\u011fu anla\u015f\u0131ld\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>46. Daha do\u011frusu k\u0131yamet saati onlara vaad edilen as\u0131l saatt\u0131r. Yani o bozgun, onlar\u0131n tam cezalar\u0131 de\u011fil, bir ba\u015flang\u0131\u00e7t\u0131r. As\u0131l miadlar\u0131 yani kendilerine azab\u0131n vaad edildi\u011fi zaman k\u0131yamet saatidir. O saat ise daha b\u00fcy\u00fck bir d\u00e2hiyedir. D\u00e2hiye, kurtulma \u00e7aresi olmayan bela ve mus\u00eebet demektir. Ve daha ac\u0131, daha beterdir.<\/p>\n<p>47. \u015e\u00fcphe yok ki, su\u00e7lular -gerek \u00f6ncekiler gerek sonrakiler- sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde, yanl\u0131\u015f yolda helake giden \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k ve \u00e7\u0131lg\u0131n ate\u015fler i\u00e7indedir, yahut \u00e7\u0131lg\u0131nl\u0131klar, delilikler i\u00e7indedirler.<\/p>\n<p>48. O y\u00fczleri \u00fcst\u00fc cehennem ate\u015fi i\u00e7inde s\u00fcr\u00fcklenecekleri g\u00fcn, onlara denecektir ki tad\u0131n bakal\u0131m sekar\u0131n dokunu\u015funu, bir ismi de sekar olan cehennemin dokunu\u015fu, ok\u015fay\u0131\u015f\u0131 neymi\u015f, nas\u0131lm\u0131\u015f? Sekar, gibi g\u00fcne\u015f \u00e7almas\u0131 denilen bir nevi yakmad\u0131r ki, rengi de\u011fi\u015ftiriverir.<\/p>\n<p>Sekar, bu m\u00e2n\u00e2dan al\u0131narak cehenneme isim yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, alemiyyet ve m\u00fcenneslikten dolay\u0131 gayr-i munsar\u0131ft\u0131r. Kelimenin yabanc\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yleyenler de vard\u0131r M\u00fcddessir S\u00fbresi&#8217;nde bu kelime, &#8220;Sen biliyor musun, Sekar nedir? Hem b\u0131rakmaz, hem vazge\u00e7mez, insan\u0131n derisini kavurur, \u00fczerinde ondokuz melek vard\u0131r.&#8221; (M\u00fcddessir, 74\/27,28,29,30) diye tarif edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>49 \u00c7\u00fcnk\u00fc biz, her\u015feyi bir kader ile yaratm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. Her\u015feyin, meydana gelmeden \u00f6nce ezelde, Allah&#8217;\u0131n ilminde takdir edilen bir kaderi, yani ilm\u00ee bir de\u011feri vard\u0131r ki, kazas\u0131n\u0131n cereyan\u0131, fiilen yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131, o kadere g\u00f6re v\u00e2ki olur. Onu ba\u015fkas\u0131 istedi\u011fi gibi y\u00f6nlendiremez ve mecbur tutamaz. Onun i\u00e7in su\u00e7lu, kendi keyf ve iradesine g\u00f6re su\u00e7un mahiyet ve kaderini de\u011fi\u015ftiremez. Kaderde sonucu bedbahtl\u0131k, sorumluluk ve mahk\u00fbmiyyet ile cehenneme g\u00f6t\u00fcrmek olan su\u00e7 ve g\u00fcnah\u0131, sevab ve mutluluk vesilesi yap\u0131lamaz. Onun i\u00e7in su\u00e7lular su\u00e7lu olduklar\u0131ndan dolay\u0131 sap\u0131kl\u0131k ve azab i\u00e7indedirler.<\/p>\n<p>50. Kader, kulun c\u00fcz&#8217;\u00ee iradesine z\u0131t da de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ihtiy\u00e2r\u00ee fiilerin meydana gelmesi i\u00e7in c\u00fcz&#8217;i irade dahi kaderin i\u00e7inde yer almaktad\u0131r. O yaratma ve fiilin nas\u0131l oldu\u011funa yani kaderin kaza ile cereyan etmesine gelince bizim emrimiz de, yani i\u015fimiz yahut herhangi bir \u015feyi yaratmak i\u00e7in verdi\u011fimiz emir de ba\u015fka de\u011fil ancak birdir. Bir kelimeden veya bir bak\u0131\u015ftan ibarettir. G\u00f6zle bir bak\u0131\u015f gibi, g\u00f6zle seri bir bak\u0131\u015f \u00e2n\u0131, yani bir \u015fuur \u00e2n\u0131 gibi ki, &#8220;Onun i\u015fi, bir \u015fey yaratmak istedi\u011fi vakit sadece &#8220;ol&#8221; demektir ve o \u015fey derhal oluverir.&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/82) buyruldu\u011fu \u00fczere bir &#8220;k\u00fcn&#8221; emrinden ibarettir. Hakikatte tam sebeb, bu &#8220;k\u00fcn&#8221; emridir. Sebeb, meydana gelince, yani &#8220;k\u00fcn&#8221; emri vuku bulunca, sebebin sonucu da hemen oluverir ki bu da yaratmad\u0131r. Onun i\u00e7in o cemiyetler nas\u0131l bozulacak, o saat nas\u0131l olacak, su\u00e7lular o takdire nas\u0131l s\u00fcr\u00fcklenecek diye teredd\u00fcde mahal de yoktur. &#8220;Ol&#8221; deyince hepsi olur.<\/p>\n<p>51. Hem benzerlerinizi hep helak etmi\u015fizdir, d\u00fc\u015f\u00fcnseniz siz de gitmek \u00fczere bulundu\u011funuzu anlars\u0131n\u0131z. Fakat hani d\u00fc\u015f\u00fcnen? Denilebilir ki, d\u00fcnyadan k\u00f6t\u00fcler de gidiyor, iyiler de, f\u00e2nili\u011fi ve helaki d\u00fc\u015f\u00fcnmekten ne \u00e7\u0131kar?<\/p>\n<p>52. Bu gibi mukadder sorular\u0131 \u00e7\u00f6zmek \u00fczere buyuruluyor ki, bununla beraber i\u015fledikleri her \u015fey, kitaplarda yaz\u0131l\u0131d\u0131r. Yani kendileri helak olup gitmekle beraber iyi ve k\u00f6t\u00fc b\u00fct\u00fcn fiileri kitaplar\u0131na, amel defterlerine yaz\u0131l\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>53. K\u00fc\u00e7\u00fck b\u00fcy\u00fck hepsi satra ge\u00e7mi\u015ftir, yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Demek ki insan\u0131n helak olduktan sonra da bir istikb\u00e2li vard\u0131r. Ve istikb\u00e2lin hakikat\u0131, d\u00fcnyada yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015flerin bir \u00f6zetidir. Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n yan\u0131nda mizana (\u00f6l\u00e7\u00fcye) konacak olan ancak odur. Ona g\u00f6re ha\u015frolunacakt\u0131r (diriltilip toplanacakt\u0131r). Helak olduktan sonra ger\u00e7e\u011fin b\u00f6yle olaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnen bir kimse ise elbette defterini k\u00fcf\u00fcr ve su\u00e7 ile kirletmez.<\/p>\n<p>54. Zira \u015f\u00fcphesiz m\u00fcttakiler, k\u00fcf\u00fcr ve isyandan korunanlar cennetlerde ve nur cereyan\u0131 i\u00e7indedir. Burada neher&#8217;in &#8220;nehr&#8221; gibi \u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na ifade etti\u011fi ilk olarak akla gelirse de, nehar maddesinden nur ve ayd\u0131nl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 daha g\u00fczeldir.<\/p>\n<p>55. S\u0131dk mak&#8217;ad\u0131nda, yani s\u0131dk meclisi, do\u011fruluk sandalyesi, ya da do\u011fru kimselere mahsus olan, yalan s\u00f6ylenmesi ve ortadan yok olmas\u0131 ihtimali olmayan sabit bir makam ve mevkide gayet iktidarl\u0131, yani kudretinin sonu olmayan bir kral\u0131n: Pek b\u00fcy\u00fck m\u00fclk sahibi bir \u015fahlar \u015f\u00e2h\u0131n\u0131n y\u00fcce huzurunda ki o, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. &#8220;Melik&#8221; ve &#8220;Muktedir&#8221; isimlerinde bulunan tenvin, azamet (b\u00fcy\u00fckl\u00fck) i\u00e7indir. Denilmi\u015ftir ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 burada, y\u00fcce huzuru yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 \u00fcst\u00fc kapal\u0131, muktedir kelimesini nekre (belirsiz) olarak zikretmekle, m\u00fclk ve kudretinin hakikatini ak\u0131llar\u0131n idrak edemiyece\u011fine ve onun y\u00fcce huzuruna yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n, &#8220;G\u00f6zlerin g\u00f6rmedi\u011fi ve kulaklar\u0131n i\u015fitmedi\u011fi.&#8221; kabilinden tarif ve beyana s\u0131\u011fmayacak gayet b\u00fcy\u00fck bir saadet ve keramet oldu\u011funa i\u015faret buyurmu\u015ftur. \u00c2l\u00fbs\u00ee der ki: &#8220;Baz\u0131 eserlerde zikredildi\u011fine g\u00f6re duan\u0131n kabul olmas\u0131nda bu iki y\u00fcce ismin keyfiyeti b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.&#8221; \u0130bn Eb\u00ee \u015eeybe Sa\u00eed b. M\u00fcsseyyeb&#8217;den \u015f\u00f6yle dedi\u011fini nakletmi\u015ftir: &#8220;Mescide girdim, sabah oldu zannediyordum. Me\u011ferse uzun bir geceymi\u015f. Benden ba\u015fka kimse de yoktu. Uyumu\u015fum, arkamdan bir hareket i\u015fittim, korktum. Ey kalbi korku dolan, korkma da: &#8220;Allah&#8217;\u0131m \u015f\u00fcphesiz sen, kudretli bir meliksin ne istersen o olur.&#8221; de, &#8220;sonra da g\u00f6nl\u00fcne ne do\u011farsa iste&#8221; dedi, ondan sonra Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan ne istedimse kabul etti. Bu duan\u0131n tamam\u0131 \u015f\u00f6yledir: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131m sen kudretli bir meliksin, ne istersen o olur. \u015eu anda i\u00e7inde bulundu\u011fum durumda beni ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131l. D\u00fcnya ve ahirette bana mutluluk ver. Hayat ve \u00f6l\u00fcm fitnesinden beni koru ve korktu\u011fumuz \u015feylerden bizi emin eyle, ey gizli, l\u00fctufta bulunan Allah&#8217;\u0131m! Allah&#8217;\u0131n rahmeti Seyyidimiz Muhammed \u00fczerine, ailesine ve ashab\u0131na olsun. Hamd, alemlerin Rabbi Allah&#8217;ad\u0131r.&#8221;<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>54-KAMER: 1-2. Saat yakla\u015ft\u0131, m\u00fcminlere sevab\u0131n, k\u00e2firlere cezan\u0131n vaad edildi\u011fi k\u0131yamet vakti g\u00fcnden g\u00fcne yakla\u015fmaktad\u0131r. Haz\u0131rlanmak gerekir. Ve Ay, yar\u0131ld\u0131. Peygamber (s.a.v)&#8217;in en parlak mucizelerinden olan ay\u0131n yar\u0131lmas\u0131 mucizesi meydana geldi. Sahabe, T\u00e2bi\u00een ve M\u00fcteahhir\u00een (daha sonraki d\u00f6nemde ya\u015fayanlar)&#8217;den bilinen tefsircilerin hepsi, \u00e2yetin bu mucizeyi haber verdi\u011finde ittifak etmi\u015flerdir. Haber me\u015fhurdur, sahabeden bir hayli kimse &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12125,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1124,1123,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1842","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-54-kamer","tag-54-kamer-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1842","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1842"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1842\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12125"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1842"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1842"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1842"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}