{"id":1844,"date":"2010-11-18T22:01:41","date_gmt":"2010-11-18T22:01:41","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1844"},"modified":"2010-11-18T22:01:41","modified_gmt":"2010-11-18T22:01:41","slug":"53-necm-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/53-necm-tefsiri\/","title":{"rendered":"53-NECM SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>53-NECM:<\/p>\n<p>Y\u0131ld\u0131za yemin olsun. Buradaki elif-l\u00e2m ahid ya da cins i\u00e7in olabilir.<\/p>\n<p>Necm: Bu kelime birka\u00e7 m\u00e2n\u00e2ya gelir ki, burada her birine ihtimal verilmi\u015ftir. Bunlar \u015f\u00f6yle s\u0131ralanabilir:<\/p>\n<p>1) Necmden maksat, y\u0131ld\u0131z demektir.<\/p>\n<p>2) A\u011fac\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak sap\u0131 olmayan ot, ya da \u00e7emen m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. &#8220;(Yerden biten) otlar ve a\u011fa\u00e7lar (Allah&#8217;a) secde etmektedirler.&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/6) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi.<\/p>\n<p>3) Zaman aral\u0131klar\u0131yla par\u00e7a par\u00e7a verilen bir \u015feyin herbir par\u00e7as\u0131na denir. Kur&#8217;\u00e2n da yirmi \u00fc\u00e7 senede peyder pey indirildi\u011finden &#8220;m\u00fcneccemen&#8221; nazil oldu denilir ve her inen k\u0131sm\u0131na necm ad\u0131 verilir.<\/p>\n<p>4) Lam-\u0131 ahidle beraber \u015feklinde \u00f6zellikle S\u00fcreyya yani \u00dclker y\u0131ld\u0131z\u0131na isim olarak verilmi\u015ftir ki bu, &#8220;esma-i g\u00e2libe&#8221; (yayg\u0131n kullan\u0131m) kabilinden bir isimlendirmedir. \u00dclker y\u0131ld\u0131z\u0131, g\u00f6kte \u00fcz\u00fcm salk\u0131m\u0131 gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ve ay\u0131n menzillerinden \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc say\u0131l\u0131r. Araplar darb-\u0131 mesel olarak &#8220;\u00dclker ak\u015fam vakti do\u011farsa, \u00e7oban \u00f6rt\u00fc ister.&#8221; derler. \u00c7\u00fcnk\u00fc o zaman g\u00fcne\u015f, \u00dclker&#8217;in kar\u015f\u0131s\u0131nda Akreb&#8217;den \u00f6nce bulundu\u011fundan, g\u00fcne\u015fin batmas\u0131 ile hemen do\u011fuverir. Bir hadiste de denilmi\u015ftir ki, &#8220;\u00dclker sabahleyin do\u011farsa \u00e2fet (bel\u00e2, musibet) kalkar.&#8221; anlam\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>S\u00fcreyya, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n en g\u00f6ze \u00e7arpan\u0131 ve menzillerin en me\u015fhuru olmas\u0131 hasebiyle baz\u0131 m\u00fcfessirler buradaki &#8220;Necm&#8221;i, &#8220;S\u00fcreyya y\u0131ld\u0131z\u0131&#8221; diye tefsir etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Bir de bu s\u00fbrede bulunan &#8220;\u015ei&#8217;r\u00e2 y\u0131ld\u0131z\u0131n\u0131n Rabbi&#8221; (Necm, 53\/49) ifadesine dayanarak tefsircilerden bir k\u0131sm\u0131 da necmin, l\u00e2m-\u0131 ahidle beraber \u015ei&#8217;r\u00e2 y\u0131ld\u0131z\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Her iki tefsir \u015feklinde de \u00e2yette yer alan do\u011fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bir \u00e7o\u011fu da &#8220;ve&#8217;n-necmi&#8221;deki l\u00e2m\u0131, l\u00e2m-\u0131 cinsiyye kabul ederek herhangi bir y\u0131ld\u0131za tahsis etmeden mutlak y\u0131ld\u0131z m\u00e2n\u00e2s\u0131na alm\u0131\u015flard\u0131r. Bunlardan ba\u015fka s\u00f6z konusu kelimeyi, hakikat yahut mecaz m\u00e2n\u00e2s\u0131nda yorumlayanlar da olmu\u015ftur. Nitekim Ca&#8217;fer-i Sad\u0131k Hazretleri, &#8220;Necim&#8217;le murad Hz. Peygamber, &#8216;dan maksat, onun mir\u00e2cdan inmesi yahut semaya \u00e7\u0131kmas\u0131d\u0131r, demi\u015ftir. Ancak Ebu Hayy\u00e2n&#8217;\u0131n nakline g\u00f6re, \u0130bn\u00fc Abbas, M\u00fcc\u00e2hid, Ferr\u00e2 ve Kad\u00ee M\u00fcnzir b. Sa\u00eed s\u00f6z konusu s\u00fbrede ge\u00e7en &#8220;en-Necm&#8221;den maksad\u0131n Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan inen miktar oldu\u011funu ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. Nis\u00e2b\u00fbr\u00ee de:&#8221; \u00e2yetinin &#8220;Hikmetli Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a andolsun ki, sen elbette g\u00f6nderilmi\u015f peygamberlerdensin.&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/23) m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etti\u011fini s\u00f6ylemektedir. Biz de bu anlam\u0131 tercih etmek istiyoruz. Onun i\u00e7in me\u00e2lde &#8220;Necm&#8221;i y\u0131ld\u0131z diye terceme etmeyip, bu ihtimallere de uygun olabilmesi i\u00e7in, o y\u0131ld\u0131za yemin ederim indi\u011fi zaman, yani &#8220;inen y\u0131ld\u0131za andolsun&#8221; \u015feklinde m\u00e2n\u00e2 vermi\u015f olduk. \u0130kinci babdan gelmektedir. Masdar\u0131, dir ki, \u015fahinin ini\u015fi gibi s\u00fcratle s\u00fcz\u00fcl\u00fcp inmek, d\u00fc\u015fmek yahut yukar\u0131 f\u0131rlamak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Y\u0131ld\u0131zlar\u0131n do\u011fu\u015fu da, bat\u0131\u015f\u0131 da bir &#8220;hevey\u00e2n&#8221; yani ufuktan bir f\u0131rlay\u0131\u015f, bir ini\u015f yahut bir d\u00fc\u015f\u00fc\u015f demektir. G\u00f6\u011fe ait cisimler, &#8220;Hepsi bir felekte (y\u00f6r\u00fcngede) y\u00fczmektedirler.&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/40) \u00e2yetine g\u00f6re sukut (\u00e7ekim) kanununa t\u00e2bidirler. Frans\u0131zca &#8220;gravitation&#8221; yani &#8220;yer \u00e7ekimi&#8221; denilen bu kanun, bir hevey\u00e2n (\u00e7ekim) kanunudur. S\u00f6z konusu fiil, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc babdan kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman da mastar\u0131 gelir ki, bu da nefsin, \u015fehvete meyletmesi ve arzulara d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc anlam\u0131n\u0131 ifade eder. Bu s\u00fbrenin ilk \u00e2yetinde yer alan kelimesi y\u0131ld\u0131z m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fine g\u00f6re, s\u00f6z\u00fc edilen hevey\u00e2n\u0131n (ini\u015fin) hem g\u00fcne\u015fin bat\u0131\u015f\u0131, hem de do\u011fu\u015funa ihtimali oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir. Yolcular, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n do\u011fu\u015f ve bat\u0131\u015f zamanlar\u0131na dayanarak yollar\u0131n\u0131 bulurlar. B\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlar\u0131n batmas\u0131 ise sabah\u0131n geldi\u011fini g\u00f6sterir. \u015eu halde &#8220;en-necm&#8221;deki elif-l\u00e2mdan cins kasdedilirse, yemin sabah vaktine yap\u0131lm\u0131\u015f olur. \u015eayet \u00e7emen m\u00e2n\u00e2s\u0131 verilirse, bu durumda da hevey\u00e2n, otlar\u0131n y\u00fckselip yere yatt\u0131\u011f\u0131, bahar\u0131n son vakti demektir. E\u011fer necm ile Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan inen miktar kasdedilirse &#8220;h\u00fcviy&#8221; de onun ini\u015fi m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r.<\/p>\n<p>2-Bu durumda Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n n\u00fczul\u00fc esnas\u0131nda her inen k\u0131sm\u0131n indi\u011fi zamana, yani vahiy olay\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fcnmekte oldu\u011fu saatte tecelli eden Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerine yemin edilerek sonra da, Arkada\u015f\u0131n\u0131z ne sap\u0131tt\u0131 ne de azd\u0131. \u00e2yetiyle te&#8217;kid ve isbatl\u0131 bir tarzda bu yemine cevap verilmi\u015f olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Dalal: Hidayetin z\u0131dd\u0131d\u0131r. Yani yolu kaybetmek veya hi\u00e7 yol bulamay\u0131p \u015fa\u015fk\u0131n dola\u015fmak demektir.<\/p>\n<p>Gayy: Bu da r\u00fc\u015fd\u00fcn z\u0131dd\u0131d\u0131r ki, akl\u0131n istikametini veya yolun do\u011frusunu yitirmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmektedir.<\/p>\n<p>&#8220;Sahib&#8221;den maksat da, Hz. Peygamber&#8217;dir. Zaten hitab da ona ve &#8220;Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 kendi uydurdu.&#8221; diyen Kurey\u015f ve benzerlerinedir. Bunlara kar\u015f\u0131 &#8220;sahibiniz&#8221; tabirinin kullan\u0131lmas\u0131nda \u00f6zel bir anlam vard\u0131r. Zira sahip, daima sohbette bulunan veya arkada\u015fl\u0131k edip koruyan, yani &#8220;h\u00e2mi&#8221; m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelmektedir. Bu y\u00fczden \u00e2yetin me\u00e2li \u015f\u00f6yle olmal\u0131d\u0131r: &#8220;\u015eimdiye kadar sohbetinde bulunarak \u00e7ok iyi tan\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131z, akl\u0131na ve do\u011frulu\u011funa g\u00fcvendi\u011finiz, sizinle sohbet edip hak yolunu g\u00f6stermek isteyen arkada\u015f\u0131n\u0131z, ne yolunu \u015fa\u015f\u0131rd\u0131 ne de akl\u0131n\u0131; ne aldan\u0131r ne de aldat\u0131l\u0131r. O, ne sihirbaz, ne k\u00e2hin, ne de mecn\u00fbndur&#8221;.<\/p>\n<p>3- O, hev\u00e2dan (nefsinin arzular\u0131na g\u00f6re) da konu\u015fmuyor. Onun konu\u015fmas\u0131, \u00f6zellikle Kur&#8217;\u00e2n kel\u00e2m\u0131n\u0131 s\u00f6ylemesi kendi g\u00f6r\u00fc\u015f ve arzusundan, g\u00f6nl\u00fcn\u00fcn meyli ve ona olan sevdas\u0131ndan kaynaklanmaz. O, \u00f6yle s\u0131rf kendisine ait bir s\u00f6yleyi\u015f de\u011fildir. \u015eu halde Hz.peygamber de ne bir \u015f\u00e2irdir, ne de kendi keyf ve arzusuna g\u00f6re h\u00fck\u00fcm vermek isteyen ehl-i hev\u00e2 (kendi iste\u011fine g\u00f6re ya\u015fayan)lardand\u0131r.<\/p>\n<p>4- O, yani Kur&#8217;\u00e2n veya onun lafzi s\u00f6yleni\u015fi, ancak bir vahiydir, orada vahyin d\u0131\u015f\u0131nda bir s\u00f6z yoktur. O, yaln\u0131z vahyolunur. Yani bunlar ancak, Allah taraf\u0131ndan kendisine vahiy ve tebli\u011f edilmek suretiyle bilinip s\u00f6ylenebilir. Bilimsel ger\u00e7ekler, \u00f6zellikler, istikb\u00e2lin karanl\u0131klar\u0131n\u0131 ke\u015ffederek verilecek h\u00fck\u00fcmler ve s\u00f6ylenecek haberler, ancak Allah taraf\u0131ndan yap\u0131lacak haber verme ve denemeye dayanmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in hi\u00e7, ictih\u00e2d\u0131 ile amel etmedi\u011fini ileri s\u00fcren \u00e2limler, g\u00f6r\u00fc\u015flerine bu \u00e2yeti delil getirmektedirler. Fakat &#8220;Allah seni affetsin, ni\u00e7in onlara izin verdin?&#8221; (Tevbe, 9\/43) gibi \u00e2yetler, peygamberin ictih\u00e2d yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131, ancak isabet etmedi\u011finde, o halde b\u0131rak\u0131lmay\u0131p vahyile d\u00fczeltildi\u011fine i\u015faret etmektedirler. Bu \u00e2yet de, esas itibariyle Kur&#8217;\u00e2n hakk\u0131ndad\u0131r. Ancak Hz. Peygamber&#8217;in hadislerini de i\u00e7ine almak \u00fczere ifade etti\u011fi mutlak m\u00e2n\u00e2da yorumland\u0131\u011f\u0131 takdirde de, \u00e2yetin son taraf\u0131na dikkat etmek gerekecektir.<\/p>\n<p>5-6-7-Zira, &#8216;da vahyin muz\u00e2ri kipiyle te&#8217;kidli bir \u015fekilde zikredilmesinde bu hususa da bir i\u015faret vard\u0131r. Sonra da vahyin en kuvvetli bir ilim oldu\u011funu beyan i\u00e7in de ona \u00f6\u011fretti, buyurulmaktad\u0131r. Ta&#8217;lim fiili, iki mef&#8217;ul al\u0131r. O y\u00fczden burada ya birinci ya da ikinci mef&#8217;ul\u00fcn hazfedildi\u011fi anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. E\u011fer fiilindeki zamir Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e g\u00f6nderilirse, bu durumda Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a r\u00e2ci olan ikinci zamir hazfedilmi\u015f demektir. Bu zamirler, &#8220;Onu \u00f6\u011fretti&#8221; \u015feklinde m\u00e2n\u00e2 verilerek Kur&#8217;\u00e2n kasdedilirse, o takdirde de peygambere r\u00e2ci olan birinci zamir hazfedilmi\u015f olur. Mamafih her iki durumda da m\u00e2n\u00e2 ayn\u0131d\u0131r. Yani arkada\u015f\u0131n\u0131za o vahyedilen Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 \u00f6\u011fretti, belletti, \u015feklindedir. Kuvvetleri \u015fiddetli bir kuvvet sahibi &#8220;\u00c7ok merhametli (Allah), Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 \u00f6\u011fretti.&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/1,2) \u00e2yeti, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 \u00f6\u011fretenin Allah Te\u00e2l\u00e2 oldu\u011funu g\u00f6sterirse de, &#8220;De ki: &#8220;Allah&#8217;\u0131n izniyle Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131, kendinden \u00f6ncekini do\u011frulay\u0131c\u0131 ve inananlara yol g\u00f6sterici ve m\u00fcjdeci olarak senin kalbine indirdi\u011fi i\u00e7in, kim Cebrail&#8217;e d\u00fc\u015fman olur?&#8221; (Bakara, 2\/97), &#8220;De ki: Onu R\u00fbhul-Kud\u00fcs (Cebrail) Rabbinden hak (ve hikmet) gere\u011fince indirdi.&#8221; (Nahl, 16\/102), &#8220;Onu, er-R\u00fbhu&#8217;l-Emin (Cebrail) indirdi.&#8221; (\u015e\u00fbar\u00e2&#8217;, 26\/193) \u00e2yetlerine g\u00f6re Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 Allah&#8217;\u0131n izniyle Peygamber (s.a.v)&#8217;in kalbine indiren &#8220;Yahut bir el\u00e7i g\u00f6nderip izniyle diledi\u011fini vahyeder&#8230;&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/51) \u00e2yetinin delaletiyle de vahyi getiren el\u00e7i Cebrail oldu\u011funa g\u00f6re Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 \u00f6\u011fretenin de o oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yle burada her iki m\u00e2n\u00e2 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan gelen bir rivayette Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 \u00f6\u011fretenin Allah oldu\u011fu ifade edilmi\u015f ise de, Hz. Ai\u015fe&#8217;den yap\u0131lan bir nakle g\u00f6re s\u00f6z konusu \u00e2yetteki \u00f6\u011fretici, Cebrail olarak tefsir edilmi\u015ftir. Lafz\u0131n zahir\u00ee anlam\u0131 da bu g\u00f6r\u00fc\u015fe daha yak\u0131n oldu\u011fundan tefsircilerin \u00e7o\u011fu, bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmi\u015flerdir. Nitekim Beyd\u00e2v\u00ee, &#8220;\u015eiddetli kuvvetlere sahip bir melek ki o, Cebrail&#8217;dir. Zira Cebrail, harikalar\u0131n g\u00f6sterilmesinde bir vas\u0131tad\u0131r.&#8221; demi\u015f, sonra da di\u011fer g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc &#8220;denilir ki&#8221; s\u00f6z\u00fcyle zikretmi\u015ftir. M\u00fcfessir Taberi, \u00e2yetteki &#8220;\u015fedid\u00fc&#8217;l-kuvv\u00e2&#8221; &#8220;m\u00fcthi\u015f kuvvetler&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fc, &#8220;\u015fedid\u00fc&#8217;l-esb\u00e2b&#8221; &#8220;m\u00fcthi\u015f sebebler&#8221; diye tefsir etmi\u015f, Nis\u00e2buri de bu s\u00f6z\u00fc, ilim ve amel y\u00f6n\u00fcnden m\u00fcthi\u015f kuvvetler \u015feklinde yorumlam\u0131\u015f ve ard\u0131ndan \u015funu ilave etmi\u015ftir: &#8220;Burada \u00f6\u011frencinin faziletinin anla\u015f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in \u00f6\u011fretmen medhedilmi\u015ftir. E\u011fer &#8220;Onu Cebrail \u00f6\u011fretti.&#8221; denilmi\u015f olsayd\u0131 bunun zahir\u00ee anlam\u0131ndan \u00f6\u011frencinin faz\u00eeleti a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olmazd\u0131.&#8221; Burada ayr\u0131ca &#8220;Ona bir insan \u00f6\u011fretiyor&#8230;&#8221; (Nahl, 16\/103) diyenlerin s\u00f6z\u00fcne de bir cevap s\u00f6z konusudur: \u00c7\u00fcnk\u00fc, &#8220;Size ilimden pek az bir \u015fey verilmi\u015ftir.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/85), &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc insan zay\u0131f yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/28) \u00e2yetlerine g\u00f6re insan, hem ilmi bak\u0131m\u0131ndan m\u00fckemmel de\u011fildir, hem de zay\u0131f bir yarat\u0131kt\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Mirra, m\u00fcr\u00fbr mastar\u0131ndan bina-i nev&#8217;idir. \u00d6d, ak\u0131l, kuvvet, kat ve sa\u011flaml\u0131k gibi m\u00e2n\u00e2lara gelir. Buna g\u00f6re &#8220;z\u00fbmirre&#8221;; te&#8217;sir eden, n\u00fcfuz sahibi, \u00f6dl\u00fc yani korka\u011f\u0131n z\u0131dd\u0131, ruhsal yap\u0131s\u0131 kuvvetli, ak\u0131ll\u0131, g\u00fc\u00e7l\u00fc ve sa\u011flam v\u00fccutlu demektir. Ancak tefsirciler ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 \u00fczerinde durmu\u015flard\u0131r:<\/p>\n<p>1. Kuvvetli, 2. Sa\u011flam yap\u0131l\u0131, g\u00fczel manzaral\u0131, 3. Ke\u015f\u015f\u00e2f, Beyd\u00e2v\u00ee ve Ebu&#8217;s- Suud&#8217;un ifadelerine g\u00f6re ak\u0131l ve g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde sa\u011flam olan demektir.<\/p>\n<p>Bunlardan birincisi, yani kuvvetli m\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;\u015e\u00fcphesiz r\u0131z\u0131k veren, sa\u011flam kuvvet sahibi olan ancak Allah&#8217;t\u0131r.&#8221; (Z\u00e2riy\u00e2t, 52\/58) \u00e2yetine g\u00f6re Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n s\u0131fat\u0131 olabilirse de ikinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc m\u00e2n\u00e2lar, s\u0131fat olarak Cebrail&#8217;e uygundur. Hemen istiv\u00e2 ediverdi (do\u011fruluverdi). Rag\u0131b der ki: &#8220;\u0130stiv\u00e2 kelimesi iki t\u00fcrl\u00fc kullan\u0131l\u0131r. Birincisinde iki veya daha fazla f\u00e2ile isnad olunur. Mesela, &#8220;Zeyd ve Amr e\u015fit oldular.&#8221; demektir ki bu e\u015fitlik, hem nitelik hem de nicelik y\u00f6n\u00fcnden bir denklik ifade eder.&#8221; &#8220;Bunlar Allah yan\u0131nda bir olmazlar&#8230;&#8221; (Tevbe 9\/19) \u00e2yetindeki istiv\u00e2 da bu m\u00e2n\u00e2dad\u0131r. \u0130kincisi de bir \u015feyin z\u00e2t\u0131ndaki itid\u00e2le yani d\u00fczg\u00fcnl\u00fck, denklik, do\u011fruluk ve y\u00fckseklik gibi \u00f6zel nisbetlere denir. &#8220;Ki o, ak\u0131l ve re&#8217;yinde kuvvetlidir. Hemen do\u011fruldu&#8221;. (Necm, 52\/6), &#8220;Derken g\u00f6vdesinin \u00fcst\u00fcne dikildi&#8221;, (Fetih, 48\/29), &#8220;Ki onlar\u0131n s\u0131rt\u0131na binesiniz&#8230;&#8221; (Zuhruf, 43\/13), &#8220;Sen ve yan\u0131nda bulunanlar gemiye yerle\u015fti\u011finiz zaman&#8230;&#8221; (M\u00fc&#8217;min\u00fbn, 23\/28), &#8220;falancan\u0131n i\u015fi d\u00fczeldi&#8221;, &#8220;falanca, i\u015fcilerini emri alt\u0131na ald\u0131&#8221; \u015feklindeki c\u00fcmlelerde oldu\u011fu gibi harfi ile m\u00fcteaddi oldu\u011funda &#8220;istil\u00e2&#8221; yani ele ge\u00e7irme, yay\u0131lma ve hakimiyeti alt\u0131na alma m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Tefsirciler, kelimesini tefsir ederken bir ka\u00e7 m\u00e2n\u00e2 \u00fczerinde durmu\u015flard\u0131r. \u00d6ncelikle bu fiilin zamiriyle ilgili iki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn bulundu\u011funu s\u00f6ylemeliyiz.<\/p>\n<p>Birinci g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re s\u00f6z konusu zamir, \u00f6\u011fretene, Cebrail&#8217;e; ikincisine g\u00f6re de \u00f6\u011frenene, yani Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e r\u00e2cidir. E\u011fer zamir Cebrail&#8217;e g\u00f6nderilirse bu durumda tefsiriyye olarak fiiline atfedilip s\u00f6z\u00fcne kadar, \u00f6\u011fretimin nas\u0131l ger\u00e7ekle\u015fti\u011fini bir \u00e7e\u015fit beyan etmektedir. \u0130stiv\u00e2 burada, Cebrail&#8217;in bizzat kendi suretiyle en y\u00fcce ufukta do\u011frudan g\u00f6r\u00fclmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131na al\u0131narak &#8220;Hakiki s\u00fbretinde g\u00f6r\u00fcld\u00fc.&#8221; \u015feklinde izah edilmi\u015ftir. Denildi\u011fine g\u00f6re peygamberlerden hi\u00e7biri, Cebrail&#8217;i hakiki \u015fekliyle g\u00f6rmemi\u015ftir. Ancak Resulullah (s.a.v) biri yerde, di\u011feri de g\u00f6kte olmak \u00fczere iki defa onu m\u00fc\u015f\u00e2hede etmi\u015ftir. Bu a\u00e7\u0131klamalara g\u00f6re \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015f\u00f6yle olabilir. Cebrail Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e (Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131) \u00f6\u011fretti ki o bu durumda bazan oldu\u011fu gibi insan \u015fekliyle de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 gibi hakiki suretinde do\u011frudan do\u011fruya en y\u00fcce ufukta durup, g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fc. Bunu dosdo\u011fru semada g\u00f6r\u00fcnd\u00fc diye de ifade edebiliriz. Baz\u0131lar\u0131, \u00f6\u011fretti de semada durdu demi\u015fler, baz\u0131lar\u0131 da kendisine verilen emir \u00fczerine kuvvetiyle istiv\u00e2 etti m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 vermi\u015flerdir. \u0130stiv\u00e2 edenin peygamber oldu\u011fu kabul edilirse -ki biz bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 daha uygun buluyoruz- o zaman fiilindeki f\u00e2-i t\u00e2kibiyye veya sebebiyye olarak kuvvetleri \u015fiddetli yani m\u00fcthi\u015f kuvvet sahibi \u00f6\u011fretti de arkada\u015f\u0131n\u0131z hemen istiv\u00e2 etti. Yani ilim ve n\u00fcb\u00fcvvetle y\u00fckseldi, \u015feklinde a\u00e7\u0131klanabilir. Ve O, istiv\u00e2 etti\u011fi zaman, en y\u00fcksek ufukta iken do\u011fruldu.<\/p>\n<p>Ufuk, esasen k\u0131y\u0131 ve kenar m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. \u00d6zellikle g\u00f6\u011f\u00fcn k\u0131y\u0131 ve eteklerine denilir. R\u00fczgarlar\u0131n esti\u011fi y\u00f6nlere de bu isim verilmektedir. Astronomi bilginlerinin ufk-\u0131 hissi, (hissedilen ufuk) ufk-\u0131 zahiri, mer&#8217;\u00ee veya \u015fua\u00ee (g\u00f6r\u00fcnen ufuk) ve ufk-\u0131 hakiki (ger\u00e7ek ufuk) diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckleri \u00fc\u00e7 daire, \u0131st\u0131lah olarak ikinci m\u00e2n\u00e2n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bakan kimsenin boyuna dik olarak bulundu\u011fu noktadan, veya yerin merkezinden ge\u00e7ti\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen arz d\u00fczleminin g\u00f6k ile biti\u015fti\u011fi noktaya ufuk denilmi\u015ftir ki bu, yer cihetiyle g\u00f6k kubbenin tam k\u0131y\u0131s\u0131 demektir. \u015eu halde ufuk, bir bak\u0131ma yerin, bir bak\u0131ma da g\u00f6\u011f\u00fcn k\u0131y\u0131s\u0131 olaca\u011f\u0131ndan, en y\u00fcksek k\u0131y\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eden ufk-\u0131 \u00e2&#8217;l\u00e2ya, ufk-\u0131 sema (g\u00f6k ufku) ve ufk-\u0131 \u015fark\u00ee (do\u011fu ufku) denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Fahreddin-i R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;Me\u015fhur olan g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re z\u00e2miri Cibril&#8217;e r\u00e2cidir. Zira bu \u00e2yete, Cebrail Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 gibi ufku istiv\u00e2 etti ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc sebebiyle b\u00fct\u00fcn do\u011fuyu kaplad\u0131, \u015feklinde m\u00e2n\u00e2 verilmi\u015ftir. Halbuki en uygun olan\u0131, s\u00f6z konusu zamirle Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in kasdedilmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. Ger\u00e7i m\u00e2n\u00e2s\u0131, y\u00fcce bir makamda istiv\u00e2 etti ise de, esas maksad, ger\u00e7ekten bir mekanda bulunmak de\u011fil, peygamberin kadr ve k\u0131ymetinin, r\u00fctbe ve makam\u0131n\u0131n y\u00fcksekli\u011fidir.&#8221;<\/p>\n<p>8- Sonra yakla\u015ft\u0131, a\u015fa\u011f\u0131 do\u011fru sarkt\u0131. Tedell\u00ee kelimesinin \u00fc\u00e7 ayr\u0131 k\u00f6kten gelmesi muhtemeldir. Birincisi, del\u00e2lden &#8220;tedell\u00fcl&#8221; \u015feklinde dilberin naz ve cilve yapmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Burada bu m\u00e2n\u00e2dan bahsetmi\u015flerse de, Allah&#8217;a isnad edildi\u011fi takdirde seven ile sevilen aras\u0131nda muhabbetin oldu\u011funu g\u00f6steren g\u00fczel bir isti\u00e2re olabilir. \u0130kincisi, &#8220;y\u00e2&#8221;l\u0131 olarak &#8220;del\u00e2&#8221;dan yakla\u015fmak ve tev\u00e2zu g\u00f6stermek anlam\u0131na gelebilir ki, baz\u0131 \u00e2limler bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 vermi\u015flerdir. Bu durumda fiilinin tefsiri olarak yakla\u015ft\u0131, indi ya da indi, yakla\u015ft\u0131 diye terceme edilir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc &#8220;v\u00e2v&#8221;l\u0131 olarak masdar\u0131ndan t\u00fcremi\u015f olmas\u0131d\u0131r. &#8220;Delv&#8221; kovaya isim olarak verildi\u011fi gibi, &#8220;delv&#8221; masdar\u0131 da kovay\u0131 sark\u0131tmak veya \u00e7ekmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Onun i\u00e7in &#8220;tefe&#8217;ul&#8221; kal\u0131b\u0131ndan gelen &#8220;tedelli&#8221; kelimesine herhangi bir \u015feyin yukar\u0131dan a\u015fa\u011f\u0131ya do\u011fru sarkmas\u0131 veya a\u015fa\u011f\u0131dan yukar\u0131ya \u00e7ekilmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131 verilebilir. Bu sebebledir ki, m\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011fu, Cebrail&#8217;e ait bir fiil olarak, bu kelimeyi sarkmak m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tefsir etmi\u015flerdir. Yani Cibril, en y\u00fcksek ufukta istiv\u00e2 ettikten sonra yakla\u015ft\u0131 ve birden bire Peygamber (s.a.v)&#8217;e do\u011fru sarkt\u0131, demektir. Esasen bu takdir, Hir\u00e2 da\u011f\u0131nda &#8220;Rabbinin ismiyle oku&#8230;&#8221; (Al\u00e2k, 96\/1) \u00f6\u011fretisi ile vahyin, ba\u015flang\u0131\u00e7ta geli\u015fini anlatm\u0131\u015f oluyorsa da hen\u00fcz peygamberin mir\u00e2c\u0131 ile ilgili bir m\u00e2n\u00e2 ifade etti\u011fi s\u00f6ylenemez. Bu yakla\u015fma ve tedelliyi Allah&#8217;\u0131n fiili olarak d\u00fc\u015f\u00fcnenler, &#8220;tedelli&#8221; fiilini bir de &#8220;cezb&#8221; (\u00e7ekme) m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile tefsir etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Nitekim Beyd\u00e2v\u00ee bu hususu a\u00e7\u0131klarken konuyla ilgili olarak \u015funlar\u0131 s\u00f6yler: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n tedelli etmesi, peygamberi her \u015feyi ile kendisine cezbetmesi (\u00e7ekmesi) demektir.&#8221; Fakat biz bunu cezb de\u011fil, cezbin eseri ve istiv\u00e2 gibi Peygamber (s.a.v)&#8217;in vasf\u0131 olarak, \u00e7ekilmek suretiyle y\u00fckselme m\u00e2n\u00e2s\u0131nda anl\u0131yoruz ki bu da, yukar\u0131dan a\u015fa\u011f\u0131ya sarkmak de\u011fil, a\u015fa\u011f\u0131dan yukar\u0131ya \u00e7\u0131kmak demektir. G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi bununla da tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla mir\u00e2c olay\u0131na i\u015faret edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Yani Hz.peygamber, Cebrail&#8217;in \u00f6\u011fretisi \u00fczerine y\u00fcksek ufukta yaln\u0131z istiv\u00e2 ile kalmad\u0131, istiv\u00e2dan sonra da Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya do\u011fru yakla\u015ft\u0131. Allah bilir ya belki de &#8220;Kulum bana nafile ibadetlerle yakla\u015fmaya devam eder.&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131 kendisine zahir oldu da birden bire bir \u00e7ekim kuvvetiyle y\u00fcksek ufkun \u00f6telerine f\u0131rlay\u0131verdi.<\/p>\n<p>9-derken iki yay kadar veya daha yak\u0131n oldu. Yani onunla aras\u0131ndaki mesafe, iki yay kadar yahut daha az kald\u0131.<\/p>\n<p>Kavs: Bilindi\u011fi gibi yay demektir.<\/p>\n<p>K\u00e2b da yay\u0131n kabzas\u0131 ile kiri\u015f k\u0131sm\u0131 olan iki k\u00f6\u015fe aral\u0131\u011f\u0131na denir ki bir yayda iki k\u00e2b mevcuttur. Baz\u0131 \u00e2limler de bu m\u00e2n\u00e2ya dayanarak kalb etmek yolu ile bir yay\u0131n iki kab\u0131 &#8216;n\u0131n olabilece\u011fini de s\u00f6ylemi\u015flerdir. Ayr\u0131ca yay\u0131n kabzas\u0131yla kiri\u015fi aras\u0131na da k\u00e2b ismi verilmi\u015ftir. M\u0131zrak (rumh), de\u011fnek (sevt), ar\u015f\u0131n (zira, kol), boy, kula\u00e7 (ba), ad\u0131m (hatve), kar\u0131\u015f (\u015fibr), serre (fitr), parmak (isba) uzunluk \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc olarak kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi &#8220;kavs&#8221; da ayn\u0131 \u015fekilde bir \u00f6l\u00e7\u00fc olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Hic\u00e2z dilinde kavs&#8217;\u0131n zir\u00e2&#8217; m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi s\u00f6ylenmektedir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan da \u00e2yette ge\u00e7en s\u00f6z konusu kelimenin ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da oldu\u011fu hususunda rivayet vard\u0131r. Buna g\u00f6re c\u00fcmlesi, onunla aras\u0131ndaki mesafe iki ar\u015f\u0131n kadard\u0131r, m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Ancak bu \u00e2yetle ilgili daha g\u00fczel bir yorum nakledilmi\u015ftir. \u015e\u00f6yle ki; Araplar cahiliye d\u00f6neminde bir ittifak kurmak \u00fczere anla\u015facaklar\u0131 zaman iki yay \u00e7\u0131kar\u0131r, birini di\u011ferinin \u00fczerine koyarak ikisinin k\u00e2b\u0131n\u0131 birle\u015ftirirler, sonra da ikisini beraber \u00e7ekip onlarla bir ok atarlard\u0131. Bu, onlardan birinin raz\u0131 olaca\u011f\u0131 \u015feye di\u011ferlerinin de raz\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131, birisini k\u0131zd\u0131ran \u015feyin di\u011ferlerini de k\u0131zd\u0131raca\u011f\u0131n\u0131 ifade eden bir birlik antla\u015fmas\u0131yd\u0131 ve aksi m\u00fcmk\u00fcn olmayacak tarzda s\u00f6z birli\u011fi ettiklerini g\u00f6steriyordu. Bu anlamda k\u00e2b, miktar m\u00e2n\u00e2s\u0131na de\u011fil, \u00fcst \u00fcste gelen iki yay\u0131n birlik manzaras\u0131n\u0131 g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne seren kabza ile kiri\u015f aras\u0131 demektir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu m\u00e2n\u00e2, hem di\u011ferinden daha fazla bir yak\u0131nl\u0131k tasvir etmekte, hem de m\u00e2nev\u00ee bir yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6stermektedir. &#8216;daki &#8216;in, &#8220;daha yak\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131na&#8221; bir y\u00fckseli\u015f ifade etti\u011fi s\u00f6ylenebilir. Bu hususun muhatablara terdid (iki ihtimalle anlat\u0131m) \u015feklinde anlat\u0131lmas\u0131, ifadenin temsil\u00ee oldu\u011funu hat\u0131rlatmak i\u00e7indir. Bu y\u00fczden tefsirciler derler ki, yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n en \u00fcst seviyesini tasvir eden bu s\u00f6z, birle\u015fme al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 temsil etmekte ve belirsizli\u011fi ortadan kald\u0131rmak suretiyle Peygamber (s.a.v)&#8217;in vahyi i\u015fitmesini ger\u00e7ekle\u015ftirmektedir.<\/p>\n<p>10- Bu \u015fekilde Allah Te\u00e2l\u00e2, kuluna verdi\u011fi vahyi verdi. Burada kelimesindeki zamirin Allah&#8217;a r\u00e2ci oldu\u011funda ihtil\u00e2f yoktur. M\u00fcthi\u015f kuvvetlerin sahibinden maksad Allah oldu\u011funa g\u00f6re, burada da vahyedenin o oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Di\u011fer tefsir \u015fekillerinde de ifadenin ak\u0131\u015f\u0131ndan Allah&#8217;\u0131n isminin zikredildi\u011fi kabul edilmektedir. \u015eu halde burada ba\u015fl\u0131ca iki m\u00e2n\u00e2 \u00fczerinde durulabilir. Birisi. \u0130\u015fte Cebrail ona b\u00f6yle yakla\u015ft\u0131 da, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n el\u00e7isi Muhammed (s.a.v)&#8217;e g\u00f6nderdi\u011fi her vahyi getirdi, ona vahyetti ve \u00f6\u011fretti. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta hakiki suretiyle g\u00f6r\u00fcnerek getirdikleri \u015feylerin Allah&#8217;\u0131n vahyi oldu\u011funu \u00f6\u011fretti ve belirli zaman aral\u0131klar\u0131yla tebli\u011f etti. Di\u011fer m\u00e2n\u00e2 da \u015e\u00f6yledir: \u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131n has kulu olan arkada\u015f\u0131n\u0131z Muhammed (s.a.v), \u0130stiv\u00e2 ettikten sonra O, Rabbine \u00f6yle yakla\u015ft\u0131 ki, b\u00fct\u00fcn vas\u0131talar kald\u0131r\u0131ld\u0131 ve Allah Ona do\u011frudan do\u011fruya verdi\u011fi vahyi verdi. Yani Mir\u00e2c&#8217;da her ne vahyetti ise Cibril&#8217;in dahi herhangi bir arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 olmaks\u0131z\u0131n vahyetti. \u0130\u015fte biz de bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih ediyoruz. Zira \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re Mirac olay\u0131, yaln\u0131z &#8220;Andolsun onu bir kez daha g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fc.&#8221; (Necm, 53\/13) \u00e2yetine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Mirac&#8217;da vas\u0131tas\u0131z olarak vahyedilen ne idi? Birisinin namaz oldu\u011fu bilinmektedir. Di\u011feri de peygambere s\u00f6ylenen \u015fu s\u00f6zd\u00fcr: &#8220;Peygamberlerden hi\u00e7biri senden evvel cennete girmeyecek, \u00fcmmetlerden hi\u00e7biri de senin \u00fcmmetinden \u00f6nce cennete girmeyecektir&#8221;. Bakara S\u00fbresi&#8217;nin son iki \u00e2yeti olan &#8216;n\u00fcn de Mirac&#8217;da indirildi\u011fine dair rivayet daha \u00f6nce ge\u00e7mi\u015fti. M\u00fcslim&#8217;in Sahih&#8217;inde de &#8220;Resulullah (s.a.v)&#8217;a \u00fc\u00e7 \u015fey verildi, be\u015f vakit namaz, Bakara S\u00fbresi&#8217;nin sonu, \u00fcmmetinden \u015firke d\u00fc\u015fmeyenlere muhkimat yani b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlar\u0131n ma\u011ffiret edildi\u011fi haberi&#8221; \u015feklinde bir rivayet mevcuttur. Bununla beraber o hus\u00fbsi meclisteki vahyin tafsilat\u0131n\u0131 ancak Allah ve peygamberi bilir. Nitekim Niz\u00e2mu&#8217;d-Din-i Nis\u00e2b\u00fbri de tefsirinde, &#8220;ortaya \u00e7\u0131kan bir tak\u0131m s\u0131r ve hakikatler var ki, onlar\u0131 Allah ve Resulunden ba\u015fkas\u0131 bilemez&#8221; demektedir.<\/p>\n<p>11- G\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6n\u00fcl yalanlamad\u0131. Buradaki fiilinin zamiri, bir \u00f6nce ge\u00e7en \u00e2yetteki &#8220;abd&#8221; kelimesine de &#8220;fu\u00e2d&#8221;e de gidebilir &#8220;G\u00f6z\u00fc \u015fa\u015fmad\u0131&#8230;&#8221; buyuruldu\u011funa g\u00f6re, bu g\u00f6rme i\u015finin g\u00f6zle (ba\u015f g\u00f6z\u00fcyle) olmas\u0131 gerekmektedir. Buna g\u00f6re \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131, g\u00f6z\u00fcn\u00fcn g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc kalbi yalanlamad\u0131, \u015feklinde olur. Yani gerek b\u00fct\u00fcn o m\u00fcthi\u015f kuvvetleriyle Cibril&#8217;i, gerekse Mirac&#8217;daki o tecelliyat\u0131 (beliren \u015feyleri) g\u00f6rmesi bir hayal de\u011fil, kalb ve vicdan\u0131n yalanc\u0131 \u00e7\u0131karmay\u0131p g\u00f6rerek tasdik etti\u011fi hakikatt\u0131r. Onun i\u00e7in Cebrail&#8217;i hangi suretle olursa olsun, her geldi\u011finde tan\u0131d\u0131.<\/p>\n<p>12- \u015eimdi siz g\u00f6rd\u00fcklerine kar\u015f\u0131 onunla m\u00fccadele mi ediyorsunuz? Burada muzari si\u011fas\u0131yla buyurulmas\u0131, bak\u0131\u015f\u0131n devaml\u0131l\u0131\u011f\u0131na delalet eder.<\/p>\n<p>13- Nitekim bunun a\u00e7\u0131kca te&#8217;kid edilmesi i\u00e7in de \u015f\u00f6yle buyuruluyor: Andolsun O, onu bir kez daha g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fc. Yani O, m\u00fcthi\u015f kuvvet ve ak\u0131l sahibi ve kendisine Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 \u00f6\u011freten Cebrail&#8217;i, hakiki sureti ve b\u00fct\u00fcn kuvvetleriyle bir de Mirac&#8217;dan inerken g\u00f6rd\u00fc. Burada Cebrail&#8217;in, makam itibar\u0131yla Resulullah&#8217;dan geride oldu\u011funa i\u015faret vard\u0131r. M\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011funa g\u00f6re, kelimesi mastar bina-i merre oldu\u011fundan dolay\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nda zarf olarak mansuptur. Buna g\u00f6re \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;Onu di\u011fer bir defas\u0131nda da bir ini\u015fte g\u00f6rd\u00fc.&#8221; \u015feklinde olur. Sofi ve \u0130bn\u00fc Atiyye gibi baz\u0131 \u00e2limler de hal makam\u0131nda mastar oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, &#8220;inerken&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmektedir. Birinci g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re nin s\u0131fat\u0131 &#8220;di\u011fer bir ini\u015f&#8221;, ikinciye g\u00f6re de &#8220;di\u011fer bir kerre&#8221;, yahut fiilinin mef&#8217;ul-i mutlak\u0131 olarak &#8220;di\u011fer bir g\u00f6r\u00fc\u015f&#8221; demektir. Bu ini\u015fin Mirac gecesi oldu\u011funda ittifak vard\u0131r. Ancak kimin ini\u015fi oldu\u011fu konusunda farkl\u0131 yorumlar mevcuttur. Baz\u0131lar\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ini\u015fi demi\u015flerdir. Bu hususta R\u00e2z\u00ee \u015f\u00f6yle der: Allah hakk\u0131nda hareket ve ini\u015f tasavvur etmek b\u00e2t\u0131ld\u0131r. Manev\u00ee yak\u0131nl\u0131k ile ini\u015fte de rahmet ve fazl \u00fczere kula yakla\u015fma s\u00f6z konusudur ki bu durumda da kul O&#8217;nu g\u00f6remez. Onun i\u00e7in Musa &#8220;Ey Rabbim az\u00e2met ve celal perdelerinden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131r, kuluna rahmet ve fazl\u0131nla yakla\u015f da seni g\u00f6reyim.&#8221; (Ar\u00e2f, 7\/143) dedi. \u00c2limlerden baz\u0131lar\u0131 da, buradaki ini\u015ften maksat, Cebrail&#8217;in hakiki g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc ile ini\u015fidir demi\u015flerdir. Ancak Cebrail, Sidre-i M\u00fcnteh\u00e2&#8217;dan \u00f6teye ge\u00e7emedi\u011fine g\u00f6re \u00e2yeti Cibril&#8217;in ini\u015fi haline m\u00fcnasip olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Cibril&#8217;in Sidre-i M\u00fcnteh\u00e2&#8217;n\u0131n yan\u0131nda g\u00f6r\u00fclebilmesi i\u00e7in oraya daha y\u00fcksekten inmi\u015f olmas\u0131 gerekir. Bunun i\u00e7indir ki biz &#8216;dan Peygamber (s.a.v)&#8217;in Mirac&#8217;dan ini\u015fi m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anl\u0131yoruz. R\u00e2z\u00ee ve Nis\u00e2b\u00fbr\u00ee&#8217;nin tefsirlerinde zikrettikleri bir habere g\u00f6re, Mirac gecesi, Cebrail, &#8220;Bir parmak ucu daha yakla\u015fsayd\u0131m muhakkak yanard\u0131m.&#8221; dedi\u011fi makamda kalm\u0131\u015f, peygamber ondan ayr\u0131l\u0131p daha ileri gitmi\u015fti. \u0130\u015fte s\u00f6z konusu \u00e2yette ge\u00e7en ini\u015ften maksat, Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in gitti\u011fi makamdan daha sonra Cebrail&#8217;in yan\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Bir de Resulullah, namaz meselesiyle ilgili olarak birka\u00e7 kere inip \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. tabiri, de b\u00f6ylece son ini\u015fi ifade etmi\u015f olaca\u011f\u0131ndan, yukardaki m\u00e2n\u00e2ya daha uygun d\u00fc\u015fmektedir. Biz de bu m\u00e2n\u00e2da karar k\u0131lmak istiyoruz. Bu hususu \u015f\u00f6yle \u00f6zetlemek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr: Resulullah, (s.a.v) her Kur&#8217;\u00e2n b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc getirdi\u011finde Cebrail&#8217;i, girdi\u011fi surette g\u00f6r\u00fcyordu. Onu melek sureti ile bir defa Mirac&#8217;dan \u00f6nce g\u00f6rm\u00fc\u015f -ki o zaman Cebrail, Peygamber&#8217;in yan\u0131na gelmi\u015fti- bir kere de Mirac&#8217;dan inerken g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fc.<\/p>\n<p>14- Bu g\u00f6r\u00fc\u015fmede de Resulullah, Cebrail&#8217;e do\u011fru yakla\u015fm\u0131\u015f ve Cebrail onu, Sidre-i M\u00fcnteh\u00e2&#8217;n\u0131n yan\u0131nda kar\u015f\u0131lam\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Sidre-i M\u00fcnteha, son sidre demektir ve iz\u00e2fi bir terkiptir.<\/p>\n<p>M\u00fcnteha: \u0130sm-i mek\u00e2n ya da mimli mastar olan bu kelime, &#8220;nihayet sidresi&#8221; veya &#8220;son s\u0131n\u0131r sidresi&#8221; anlam\u0131n\u0131 ifade eden bir isimdir. Sidre, daha evvel de ge\u00e7ti\u011fi gibi a\u011fa\u00e7 demektir. Kamus Tercemesi&#8217;nde sidre ile ilgili \u015fu bilgiler vard\u0131r. &#8220;Sidr, in kesri ve n s\u00fckunu ile okunur. Nebk a\u011fac\u0131na verilen bir isimdir. Buna Arabistan kiraz\u0131 da denir ki, Trabzon hurmas\u0131 da ayn\u0131 nevidendir. Bu kelimenin m\u00fcfredi sidre, \u00e7o\u011fulu, sider\u00e2t, sidirat, sider ve s\u00fcd\u00fcr \u015feklinde gelir. Ad\u0131 ge\u00e7en bu a\u011fa\u00e7, iki \u00e7e\u015fittir. Birisi b\u00fcst\u00e2n\u00ee (bah\u00e7eye mahsus)dir ki meyvas\u0131 ho\u015f olup yapraklar\u0131yla da y\u0131kan\u0131lmaktad\u0131r. Di\u011feri de berr\u00ee (topra\u011fa mahsus)dir ki bunun meyvas\u0131 tats\u0131zd\u0131r. Her ikisinin de g\u00f6lgesi gayet koyu, ho\u015f ve hafiftir&#8221;.<\/p>\n<p>Bu kelime de ayr\u0131ca bir hayret m\u00e2n\u00e2s\u0131 da vard\u0131r. Seder ve Sederat g\u00f6z kama\u015fmak ve hayran olmak demektir. Bunun bin\u00e2-i nev&#8217;isi de bir nevi hayrete d\u00fc\u015fmeyi ifade eder. Bu sebeble m\u00fcfessirler sidre-i m\u00fcnteh\u00e2y\u0131, her iki m\u00e2n\u00e2y\u0131 da g\u00f6zeterek tefsir etmi\u015flerdir. Bu konudaki farkl\u0131 yorumlar\u0131 \u015f\u00f6yle s\u0131ralamak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>1. Sidre-i m\u00fcnteh\u00e2, yedinci semada bir hadise g\u00f6re de alt\u0131nc\u0131 semada Ar\u015f&#8217;\u0131n sa\u011f taraf\u0131nda bulunan bir nebk a\u011fac\u0131d\u0131r ki m\u00fcttakilere vaad edilen cennetin nehirleri, (Muhammed, 47\/15 bkz.) onun alt\u0131ndan \u00e7\u0131kar. Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in meyvas\u0131n\u0131 tac\u0131n p\u00fcsk\u00fcllerine, yapraklar\u0131n\u0131 da fil kulaklar\u0131na benzeterek tavsifde bulundu\u011fu bu a\u011fa\u00e7 hakk\u0131nda \u015funlar\u0131 s\u00f6yledi\u011fi rivayet edilmi\u015ftir: &#8220;\u00d6yle bir a\u011fa\u00e7 ki bir binici onun g\u00f6lgesinde yetmi\u015f sene yol alsa yine katedemez. Bir yapra\u011f\u0131 \u00fcmmetin hepsini \u00f6rter.&#8221; &#8220;\u00d6yle bir a\u011fa\u00e7 ki bir binici onun g\u00f6lgesinde y\u00fcz sene gitse katedemez. Bir yapra\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetin \u00fczerini \u00f6rter.&#8221; gibi haberler nakledilmi\u015ftir. Bu haberler, s\u00f6z konusu a\u011fac\u0131, mahlukat\u0131n cisim ve boyutlar\u0131 bak\u0131m\u0131ndan ald\u0131klar\u0131 son \u015fekil, ve emir \u00e2leminin s\u0131n\u0131r\u0131na dikilmi\u015f bir a\u011fa\u00e7, bir &#8220;olu\u015fum a\u011fac\u0131&#8221; olarak g\u00f6stermektedir. \u0130bn\u00fc Mes&#8217;uddan gelen bir rivayette onun \u015f\u00f6yle dedi\u011fi g\u00f6r\u00fcl\u00fcr: &#8220;Sidre-i M\u00fcnteh\u00e2, cennetin uc k\u0131s\u0131mlar\u0131nda bulunan bir yerdir. \u00dczerinde ise S\u00fcnd\u00fcs ve \u0130stebrak&#8217;\u0131n etekleri vard\u0131r.&#8221; Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8217;da da &#8220;Sidre-i M\u00fcnteh\u00e2 sanki cennetin biti\u015f noktas\u0131ndad\u0131r.&#8221; \u015feklinde bir ifade vard\u0131r. \u0130bn\u00fc Abbas ve Ka&#8217;b&#8217;dan nakledildi\u011fine g\u00f6re Sidre-i M\u00fcnteh\u00e2, ar\u015f\u0131n alt\u0131nda bulunan bir a\u011fa\u00e7t\u0131r ki, melekler, nebiler ve mahlukat i\u00e7inde bulunan \u00e2limlerin ilmi sonu\u00e7ta ona ula\u015f\u0131r. Ondan \u00f6tesi ise gaybd\u0131r, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 bilemez. Dahh\u00e2k&#8217;tan yap\u0131lan bir rivayette de \u015f\u00f6yle denilir: &#8220;Allah&#8217;\u0131n her emri ona ula\u015f\u0131r, ondan daha ileri ge\u00e7emez.&#8221; G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi b\u00fct\u00fcn bu s\u00f6zler, m\u00fcnteh\u00e2 kelimesinin ifade etti\u011fi anlam\u0131 a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 mahiyettedir.<\/p>\n<p>2. Fahreddin R\u00e2z\u00ee de tefsirine ikinci s\u0131rada kaydetti\u011fi bir g\u00f6r\u00fc\u015fte \u015funlar\u0131 s\u00f6yler: &#8220;Sidre, &#8220;Rakib&#8221; den &#8220;rikbe&#8221; gibi bina-i merre olarak al\u0131n\u0131rsa bu takdirde sidre-i m\u00fcnteh\u00e2, hayret-i kusu\u00e2 (en son hayret) m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder.&#8221; Yani ak\u0131llar\u0131n, daha fazla hayret tasavvur edilmeyecek derecede hayrette kald\u0131klar\u0131 bir makamda, Hz. Peygamber hayrete d\u00fc\u015fmedi, \u015fa\u015fmad\u0131, kendisini kaybetmedi ve g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6rd\u00fc, demektir. Ancak yine de R\u00e2z\u00ee, sahih olarak, ilk verdi\u011fi rivayeti kabul etmektedir.<\/p>\n<p>3. Ebu&#8217;s-Suud&#8217;un da bu konuda \u015f\u00f6yle dedi\u011fi g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. &#8220;Ve sonunda senin Rabbine var\u0131lacakt\u0131r.&#8221; \u00e2yetine g\u00f6re m\u00fcnteh\u00e2dan maksat, Allah&#8217;t\u0131r. Bu y\u00fczden Sidret\u00fc&#8217;l-M\u00fcnteh\u00e2 da, m\u00fclk\u00fcn m\u00e2likine iz\u00e2feti kabilinden&#8221; Allah&#8217;\u0131n sidresi&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade edebilir.&#8221;<\/p>\n<p>15- Cennetu&#8217;l-Me&#8217;v\u00e2 da onun yan\u0131ndad\u0131r. Yani Sidret\u00fc&#8217;l-M\u00fcnteh\u00e2&#8217;n\u0131n yan\u0131nda Cennetu&#8217;l-Me&#8217;v\u00e2 vard\u0131r ki o, m\u00fcttakilerin ve \u015fehidlerin varacaklar\u0131 cennettir.<\/p>\n<p>16- O zaman sidreyi kaplayan kapl\u0131yordu. Mirac hadislerinden \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in nakletti\u011fi rivayetlerde Enes (r.a.), Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n \u015f\u00f6yle dedi\u011fini nakletmi\u015ftir: &#8220;Melek beni Mirac&#8217;a \u00e7\u0131kard\u0131, derken sidreye ula\u015ft\u0131m. Onun sidre oldu\u011funu, yapra\u011f\u0131n\u0131 ve meyvas\u0131n\u0131 tan\u0131yordum. Az sonra onu Allah&#8217;\u0131n emrinden b\u00fcr\u00fcyen b\u00fcr\u00fcy\u00fcnce, \u00e2ni bir de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011fray\u0131p hi\u00e7 kimsenin tavsif edemeyece\u011fi bir hale geldi ki, o hali ben de anlatamam.&#8221; Yine \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in \u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;den yapt\u0131\u011f\u0131 bir nakilde o \u015f\u00f6yle demektedir: &#8220;Peygamber (s.a.v)&#8217;e: &#8220;Ya Resulullah sidreyi kaplayan ne g\u00f6rd\u00fcn?&#8221; diye soruldu\u011funda buyurdu ki &#8220;Alt\u0131ndan bir pervanenin onu b\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve her yapra\u011f\u0131nda bir mele\u011fin oturup Allah&#8217;\u0131 tesbih etti\u011fini g\u00f6rd\u00fcm.&#8221; \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan \u00e2yeti ile ilgili \u015f\u00f6yle bir rivayet vard\u0131r: &#8220;Onu (sidreyi) Allah b\u00fcr\u00fcd\u00fc de Muhammed Rabbinin \u00e2yetlerinden en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6rd\u00fc&#8221;. Bu ga\u015fy (b\u00fcr\u00fcmek) s\u0131fat\u0131n\u0131n, bir fiil olmas\u0131 gerekir. Rebi&#8217;de, &#8220;Sidre&#8217;yi Rabbin nuru ve melekler kaplad\u0131.&#8221; demektir. Ebu&#8217;l \u00c2liye&#8217;ye g\u00f6re de onu, a\u011faca u\u00e7u\u015fan ku\u015flar gibi Allah&#8217;\u0131n nuru kaplad\u0131. M\u00fccahid&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc ise, &#8220;Muhammed hem Sidre&#8217;yi hem de kalbi ile Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rd\u00fc.&#8221; \u015feklindedir.<\/p>\n<p>17- G\u00f6z \u015fa\u015fmad\u0131. Onu (sidreyi) g\u00f6ren Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n g\u00f6z\u00fc yerinden kaymad\u0131, \u015fa\u015f\u0131p da sa\u011fa sola meyletmedi. Ve a\u015fmad\u0131. Yani g\u00f6rme s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 a\u015f\u0131p da yanl\u0131\u015f bir bak\u0131\u015f bakmad\u0131. Ak\u0131llar\u0131n \u015fa\u015faca\u011f\u0131, g\u00f6zlerin kama\u015faca\u011f\u0131 hayret verici \u015feyler g\u00f6rmekle beraber O, ne \u015fa\u015ft\u0131, ne de g\u00f6rme s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 a\u015ft\u0131. Son derece dikkatli ve s\u0131hhatli bir \u015fekilde Allah&#8217;\u0131 tesbih edip onu m\u00fc\u015f\u00e2hede etti. \u00c2yetin ilk c\u00fcmlesi, Peygamber (s.a.v)in edebini, di\u011feri ise kuvvet ve kudretini beyan etmektedir. R\u00e2z\u00ee der ki : &#8220;Peygamber&#8217;in m\u00fc\u015f\u00e2hedesi Hz.Musa gibi olmad\u0131. Zira Hz. Musa olay\u0131nda da\u011f d\u00fcmd\u00fcz olmu\u015f, Musa bayg\u0131nl\u0131k neticesi yere y\u0131k\u0131lm\u0131\u015f ve bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 kesmi\u015fti. Lakin Sidre, da\u011fdan kuvvetli idi. \u00c7\u00fcnk\u00fc da\u011f, darmada\u011f\u0131n oldu, fakat Sidre sebat edip yerinden k\u0131m\u0131ldamad\u0131. &#8220;Musa bayg\u0131n d\u00fc\u015ft\u00fc&#8230;&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/143) fakat Muhammed (s.a.v.) sars\u0131lmad\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>18- \u015e\u00fcphesiz O, Rabbinin \u00e2yetlerinden en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6rd\u00fc. Yeminin cevab\u0131d\u0131r. kesinlik ifade etmektedir. &#8220;\u00c2yet&#8221; ise acaiplikler anlam\u0131ndad\u0131r. &#8220;El-k\u00fcbr\u00e2&#8221; lafz\u0131nda iki irab vard\u0131r. Birincisi me\u00e2lde de g\u00f6sterildi\u011fi \u015fekilde fiilinin mef&#8217;\u00fbl\u00fc olarak &#8220;en b\u00fcy\u00fck \u00e2yet&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. \u0130kincisi, \u00e2yetin s\u0131fat\u0131 olup, &#8220;\u015f\u00fcphesiz Rabbinin en b\u00fcy\u00fck \u00e2yetlerinden bir \u015fey g\u00f6rd\u00fc&#8221; anlam\u0131n\u0131 ifade eder. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir m\u00e2n\u00e2 da in z\u00e2id oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclerek &#8220;muhakkak Rabbinin en b\u00fcy\u00fck \u00e2yetlerini g\u00f6rd\u00fc&#8221; demek olabilir. \u00d6zetlemek gerekirse \u015f\u00f6yle denilebilir. Hz. Peygamber, Mirac&#8217;da Rabbinin rub\u00fbbiyyet \u00e2yetlerinden, m\u00fclk ve saltanat\u0131n\u0131n acaipliklerinden kel\u00e2m\u0131n ifade s\u0131n\u0131r\u0131na s\u0131\u011fmay\u0131p ancak m\u00fc\u015fahede ile ula\u015f\u0131labilecek en b\u00fcy\u00fck \u00e2yet veya b\u00fcy\u00fck \u00e2yetlerini g\u00f6rd\u00fc. \u015eu halde bu \u00e2yetlerin m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 izaha kalk\u0131\u015fmak haddimize d\u00fc\u015fmez. G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi burada Rabbini g\u00f6rd\u00fc denilmeyip, Rabbinin \u00e2yetlerinden en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6rd\u00fc, \u015feklinde bir ifade kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla bundan Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rme m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlamak, \u00e2yetin zahiri itibariyle m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6r\u00fcnmemektedir. Ger\u00e7i (Necm, 53\/11) \u00e2yetinde ge\u00e7en &#8220;peygamberin g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u015fey&#8221; bu \u00e2yette g\u00f6r\u00fclenlerden ibaret de\u011fildir ve \u00e2yeti de z\u00e2ta yak\u0131nl\u0131\u011fa i\u015faret etmektedir. O y\u00fczden buradaki g\u00f6rmenin ba\u015f g\u00f6z\u00fcyle mi, yoksa m\u00fccerred kalb g\u00f6z\u00fcyle mi ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi konusunda tart\u0131\u015fma yap\u0131labilirse de \u00e2yeti, yukar\u0131da ifade edilen hususlar\u0131n bir \u00f6zeti oldu\u011fundan da ba\u015fka bir g\u00f6rme s\u00f6z konusu olsa bile, bu \u00e2yette zikredilenden daha b\u00fcy\u00fck olamaz.<\/p>\n<p>Buh\u00e2r\u00ee&#8217;de Mesr\u00fbk tarikiyle Hz. Ai\u015fe&#8217;den gelen \u015f\u00f6yle bir rivayet vard\u0131r: Mesr\u00fbk der ki: Hz. Ai\u015fe&#8217;ye: &#8220;Valide hazretleri! Muhammed (s.a.v) Rabbini g\u00f6rd\u00fc m\u00fc&#8221;? diye sordum. O da bana &#8220;S\u00f6yledi\u011fin bu s\u00f6zden dolay\u0131 t\u00fcylerim diken diken oldu.&#8221; dedi. Ve arkas\u0131ndan \u015funu ilave etti, &#8220;Her kim \u015fu \u00fc\u00e7 \u015feyi s\u00f6ylerse yalan s\u00f6ylemi\u015ftir. Kim Muhammed (s.a.v) Rabbini g\u00f6rd\u00fc derse yalan s\u00f6ylemi\u015ftir. Sonra &#8220;G\u00f6zler O&#8217;nu g\u00f6rmez, O g\u00f6zleri g\u00f6r\u00fcr; o latifdir her \u015feyi haber aland\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/103) \u00e2yetini okudu. Her kim sana yar\u0131n ne olaca\u011f\u0131n\u0131 bilirim derse yalan s\u00f6ylemi\u015ftir dedi ve sonra &#8220;Kimse yar\u0131n ne yapaca\u011f\u0131n\u0131 bilmez&#8221; (Lokman, 31\/34) \u00e2yetini okudu. En sonunda da her kim sana peygamber risaletten baz\u0131 \u015feyler gizledi derse yalan s\u00f6ylemi\u015ftir, dedi ve ard\u0131ndan &#8220;Ey el\u00e7i, Rabbinden sana indirileni duyur&#8230;&#8221; (Maide, 5\/67) \u00e2yetini okudu. Ancak Peygamber, Cebrail&#8217;i iki defa hakiki s\u00fbretinde g\u00f6rd\u00fc.&#8221;(1) Yine Buh\u00e2r\u00ee&#8217;de, Abdullah b. Mes&#8217;ud&#8217;dan gelen iki ayr\u0131 rivayet vard\u0131r ki bunlar\u0131n birinde Peygamber&#8217;in, Cebrail&#8217;i alt\u0131y\u00fcz kanatl\u0131 olarak g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc, di\u011ferinde ise, Cennet&#8217;ten gelen ve ufku kaplayan ye\u015fil bir refrefi m\u00fc\u015f\u00e2hede etti\u011fini belirtmi\u015ftir. Bu rivayetler de g\u00f6steriyor ki g\u00f6r\u00fclen \u00e2yetler, Cebrail&#8217;den ibaret de\u011fildir.<\/p>\n<p>M\u00fcslim&#8217;de de \u015fu rivayetler vard\u0131r.<\/p>\n<p>1. Ata tarikiyle gelen bir rivayette \u0130bn\u00fc Abbas: &#8220;Peygamber onu kalbi ile g\u00f6rd\u00fc.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>2. Ebu&#8217;l- \u00c2liye tarikiyle gelen bir rivayette de \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n \u015f\u00f6yle dedi\u011fi nakledilir: &#8220;Andolsun ki onu bir kere daha g\u00f6rd\u00fc.&#8221; Buna mukabil Buh\u00e2r\u00ee&#8217;de zikredilen hadisten ba\u015fka, Mesruk&#8217;dan nakledilen daha geni\u015f\u00e7e bir rivayet de vard\u0131r ki o da \u015f\u00f6yledir:<\/p>\n<p>3. Mesr\u00fbk der ki: &#8220;Hz. Ai\u015fe&#8217;nin yan\u0131ndayd\u0131m, bana dedi ki &#8220;Ya Eb\u00e2 Ai\u015fe, her kim \u015fu \u00fc\u00e7 \u015feyden birini s\u00f6ylerse Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 b\u00fcy\u00fck iftira etmi\u015f olur.&#8221; Onlar\u0131n ne oldu\u011funu sordu\u011fumda da bana \u015funlar\u0131 s\u00f6yledi; &#8220;Her kim, Muhammed (s.a.v) Rabbini g\u00f6rd\u00fc diye zannederse Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 b\u00fcy\u00fck bir iftirada bulunmu\u015f olur.&#8221; O esnada ben dayan\u0131yordum, oturdum ve ey m\u00fcminlerin annesi bana m\u00fcsaade buyur dedim, o da acele etmememi s\u00f6yledi ve Allah Te\u00e2l\u00e2, (Necm, 53\/13), &#8220;Andolsun (Muhammed) onu apa\u00e7\u0131k ufukta g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr.&#8221; (Tekvir, 82\/23) buyurmad\u0131 m\u0131? dedi, sonra da \u015f\u00f6yle devam etti. Bu \u00fcmmet i\u00e7inde onu Resulullah&#8217;a ilk defa ben sordum ve o da bana, &#8220;O Cibril&#8217;dir, Onu yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 hakiki s\u00fbrette iki kereden ba\u015fka g\u00f6rmedim. Semadan inerken g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcm, b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc, g\u00f6k ile yer aras\u0131n\u0131 kaplam\u0131\u015ft\u0131.&#8221; dedi. Hz. Ai\u015fe sonra da bana Allah&#8217;\u0131n \u015f\u00f6yle buyurdu\u011funu i\u015fitmedin mi? dedi. &#8220;G\u00f6zler O&#8217;nu g\u00f6rmez, O, g\u00f6zleri g\u00f6r\u00fcr; O Latif&#8217;tir, her \u015feyi haber aland\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/103) ve yine bana Allah&#8217;\u0131n \u015f\u00f6yle buyurdu\u011funu duymad\u0131n m\u0131? dedi. &#8220;Allah bir insanla konu\u015fmaz. Ancak vahiyle, yahut perde arkas\u0131ndan konu\u015fur; yahut bir el\u00e7i g\u00f6nderip izniyle diledi\u011fini vahyeder. O, y\u00fccedir, hakimdir.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/51) Bu rivayette hadis, yaln\u0131zca Hz. Ai\u015fe&#8217;nin ictihad\u0131na dayanarak mevkuf olmay\u0131p, Hz. Peygamber&#8217;e de isnad edildi\u011fi i\u00e7in m\u00fcsned hadis h\u00fckm\u00fcn\u00fc de alm\u0131\u015ft\u0131r. Bu y\u00fczdendir ki M\u00fcslim bu hadis i\u00e7in etemm (en m\u00fckemmel) ve atvel (en uzun) tabirlerini kullanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>4. Abdullah b. \u015eak\u00eek ve Ebu Zer&#8217;den yapt\u0131\u011f\u0131 bir rivayette \u015f\u00f6yle s\u00f6yledi: &#8220;Resulullah (s.a.v)&#8217;a &#8220;Rabbini g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc?&#8221; diye sordum &#8220;O bir nurdur, nas\u0131l g\u00f6rebilirim, yahut nereden g\u00f6rebilirim?&#8221; dedi.<\/p>\n<p>5. Ba\u015fka bir rivayetinde de Abdullah b. \u015eak\u00eek diyorki, Ebu Zer&#8217;e &#8220;Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131 g\u00f6rseydim sorard\u0131m&#8221; dedim, &#8220;neyi sorard\u0131n&#8221; dedi, &#8220;Rabbini g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc?&#8221; diye sorard\u0131m dedim. Ebu Zer de bana dedi ki, &#8220;ben sordum Resullullah buyurdu ki &#8220;Bir nur g\u00f6rd\u00fcm.&#8221; K\u00e2d\u00ee \u0130y\u00e2z \u015eif\u00e2-i \u015eerif&#8217;de der ki: bir cemaat Hz. Ai\u015fe&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc benimsemi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud ve Ebu Hureyre&#8217;ye g\u00f6re de me\u015fhur olan g\u00f6r\u00fc\u015f budur. Bu sebebten dolay\u0131 bir grup hadis\u00e7i, fakih ve kel\u00e2mc\u0131 d\u00fcnyada Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmenin imkans\u0131z oldu\u011funu ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan nakledilen me\u015fhur kavle g\u00f6re de Peygamber Allah&#8217;\u0131 g\u00f6zleriyle g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Hatta \u0130bn\u00fc Abbas baz\u0131 rivayetlerinde H\u00e2kim, Nes\u00e2\u00ee ve Taber\u00e2n\u00ee rivayetlerinde &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 Musa&#8217;y\u0131 kel\u00e2m, \u0130brahim&#8217;i dostluk ve Muhammed&#8217;i de g\u00f6rme (r\u00fc&#8217;yet) s\u0131fat\u0131 ile m\u00fctahass\u0131s k\u0131ld\u0131.&#8221; demi\u015ftir. E\u015f&#8217;ar\u00ee ve ona t\u00e2bi olanlardan bir grup da, Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in Allah&#8217;\u0131 basar\u0131 ile yani ba\u015f g\u00f6z\u00fcyle g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc kanaatindedirler. Baz\u0131 tasavvuf erbab\u0131 da, a\u00e7\u0131k bir delil olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in r\u00fc&#8217;yetin (Peygamber&#8217;in Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmesinin) ba\u015f g\u00f6z\u00fc ile ger\u00e7ekle\u015fmesi konusunda g\u00f6r\u00fc\u015f beyan etmemekle birlikte, bunun caiz olabilece\u011fini s\u00f6ylemektedirler. K\u00e2d\u00ee \u0130y\u00e2z der ki: &#8220;Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz do\u011fru olan g\u00f6r\u00fc\u015f budur. Zira, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n d\u00fcnyada g\u00f6r\u00fclmesi aklen caizdir ve ak\u0131lda, onu imkans\u0131z k\u0131lacak bir \u015fey yoktur. \u015eeriat&#8217;te de m\u00fcmk\u00fcn olamayaca\u011f\u0131 konusunda kat&#8217;i bir delil s\u00f6z konusu de\u011fildir. \u00e2yeti de &#8220;G\u00f6zler onu ihata edemez veya her g\u00f6z onu g\u00f6remez.&#8221; gibi yorumlara m\u00fcsait oldu\u011fu i\u00e7in g\u00f6rmenin imkans\u0131zl\u0131\u011f\u0131na delil olamaz. &#8220;Sen beni g\u00f6remezsin.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/143) \u00e2yeti de umum\u00ee bir m\u00e2n\u00e2 ifade etmemektedir. Bununla beraber peygamberimizin g\u00f6zle g\u00f6rmesi hakk\u0131nda da kesinlik ifade eden bir delil yoktur. Zira bu konuda en fazla itim\u00e2d edilen Necm S\u00fbresi&#8217;nin 11. ve 13. \u00e2yetleridir. Bunlara g\u00f6re de mesele ihtilafl\u0131 olmakla birlikte hem olabilirlik hem de olmama ihtimali vard\u0131r. Ayr\u0131ca Peygamber&#8217;den bize ula\u015fan m\u00fctevatir bir haber de mevcut de\u011fildir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc ise kendi kanaatidir ve Hz.Peygamber (sav)&#8217;e dayanmamaktad\u0131r. Aliyyu&#8217;l-K\u00e2r\u00ee de &#8220;\u015eif\u00e2 \u015ferhi&#8221;nde \u015funlar\u0131 s\u00f6yler: &#8220;Gazz\u00e2l\u00ee \u0130hy\u00e2&#8217;s\u0131nda&#8221; sahih olan g\u00f6r\u00fc\u015f, Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n Mirac gecesi Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 g\u00f6rmemi\u015f olmas\u0131d\u0131r&#8221; demektedir. Ancak Nevev\u00ee &#8220;Fet\u00e2va&#8221;da g\u00f6rmenin vuku buldu\u011funu kabul ederek kritik\u00e7i \u00e2limlerden de nakillerde bulunmaktad\u0131r. Fahreddin R\u00e2z\u00ee tefsirinde, herhangi bir y\u00f6n ve kar\u015f\u0131la\u015fma s\u00f6z konusu olmadan Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmenin caiz oldu\u011funu beyan ettikten sonra \u015funlar\u0131 s\u00f6yler: &#8220;Ehl-i S\u00fcnnet&#8217;e g\u00f6re g\u00f6rmenin meydana gelmesi kulun de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n ir\u00e2desiyledir. Allah dilerse g\u00f6zde, dilerse g\u00f6n\u00fclde idrak halk edebilir. Bu mesele, sahabe aras\u0131nda da ihtil\u00e2fa yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. Ancak \u015funu belirtelim ki, g\u00f6rmenin vuku buldu\u011fu konusunda ihtil\u00e2f olmakla birlikte caiz oldu\u011fu hususunda ittifak vard\u0131r.&#8221; R\u00e2z\u00ee s\u00f6z\u00fcne \u015f\u00f6yle devam etmektedir. \u00e2yetinde, Peygamber (s.a.v)&#8217;in Mirac gecesi Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini g\u00f6r\u00fcp, Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmedi\u011fine bir delil vard\u0131r. Mamafih Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc konusu zaten ihtil\u00e2fl\u0131d\u0131r. Bu husus \u015fu \u015fekilde izah edilebilir: Allah Te\u00e2l\u00e2, Mirac k\u0131ssas\u0131n\u0131 &#8220;\u00e2yetleri g\u00f6rme&#8221; ile m\u00fch\u00fcrlemi\u015f &#8220;Eksiklikten uzakt\u0131r, o ki geceleyin kulunu&#8230; y\u00fcr\u00fctt\u00fc.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/1) \u00e2yeti i\u00e7erisinde &#8220;&#8230;ona \u00e2yetlerimizden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 g\u00f6sterelim diye&#8230;&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>E\u011fer Muhammed Rabbini g\u00f6rm\u00fc\u015f olsayd\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olan\u0131n en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc olurdu. O takdirde \u00e2yet, r\u00fc&#8217;yet olur ve en b\u00fcy\u00fck \u015fey de r\u00fc&#8217;yetten ibaret bulunurdu.&#8221; Yani peygamber bizzat Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015f olsayd\u0131, Mirac&#8217;\u0131n en b\u00fcy\u00fck gayesi o g\u00f6rme olaca\u011f\u0131ndan sonunda &#8220;\u015e\u00fcphesiz o (Muhammed) Rabbini g\u00f6rd\u00fc.&#8221; veya &#8220;Bizi g\u00f6rs\u00fcn diye.&#8221; s\u00f6ylenmesi gerekirdi.<\/p>\n<p>R\u00e2z\u00ee&#8217;nin bu son ifadesi bize ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 hat\u0131rlatt\u0131. R\u00fc&#8217;yet en b\u00fcy\u00fck \u00e2yet olunca burada &#8220;k\u00fcbr\u00e2&#8221;y\u0131 g\u00f6rme ile tefsir etmemiz gerekecektir ki bunu da iki \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcnmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Birisi: Rabbinin \u00e2yetlerinden, yani \u00fcst\u00fcn mucizelerinden en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc olan r\u00fc&#8217;yet mucizesini g\u00f6rmekle kalmad\u0131 ahirette \u00fcmmetinin g\u00f6rece\u011fi gibi beni de g\u00f6rd\u00fc. Di\u011feri de en b\u00fcy\u00fck \u00e2yet olan r\u00fc&#8217;yetin hakikatini m\u00fc\u015fahede etti \u015feklinde olabilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc (En&#8217;\u00e2m, 6\/103) \u00e2yetinde de ge\u00e7ti\u011fi gibi bak\u0131\u015flar\u0131n ve r\u00fc&#8217;yet denilen fiilin hakikatini ancak Allah bilir. O halde r\u00fc&#8217;yetin hakikatini m\u00fc\u015f\u00e2hede etmek, &#8220;Ben onun kula\u011f\u0131, g\u00f6z\u00fc ve kalbi oldum.&#8221; hadisi ve &#8220;Att\u0131\u011f\u0131n zaman sen atmad\u0131n.&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/17) \u00e2yetinin ihtiva etti\u011fi m\u00e2n\u00e2 \u00fczere Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n Resulullah&#8217;da tecelli eden en b\u00fcy\u00fck \u00e2yet ve delilleriyle m\u00fcmk\u00fcn olmu\u015f olur. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re en b\u00fcy\u00fck \u00e2yet, Muhammed&#8217;e verilen hakikatler demektir. &#8220;\u015e\u00fcphesiz O, i\u015fitici ve g\u00f6r\u00fcc\u00fcd\u00fcr.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/1) \u00e2yetinde de bu m\u00e2n\u00e2ya bir i\u015faret vard\u0131r. Aliyyu&#8217;l-K\u00e2r\u00ee bu konu hakk\u0131nda g\u00fczel bir yorum yaparak diyor ki: &#8220;Allah bilir ya bu zor meselede delillerin aras\u0131n\u0131 cemetmek yani onlar\u0131 uzla\u015ft\u0131rmak \u015f\u00f6yle m\u00fcmk\u00fcn olabilir:<\/p>\n<p>R\u00fc&#8217;yetin isbat edilmesi konusunda zikredilen deliller, Allah&#8217;\u0131n s\u0131fatlar\u0131n\u0131n tecellisine; r\u00fc&#8217;yetin nefyi (imkans\u0131zl\u0131\u011f\u0131)ne i\u015faret eden hususlarda zikredilen deliller de, Allah&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131n tecelli etmesine ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Bir \u015feyin z\u00e2t\u0131n\u0131n tecelli etmesi, ancak onun hakikatinin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 ile m\u00fcmk\u00fcn olaca\u011f\u0131 i\u00e7in bunun, Allah&#8217;\u0131n zat\u0131 hakk\u0131nda caiz olmas\u0131 imkans\u0131zd\u0131r. Nitekim &#8220;G\u00f6zler onu g\u00f6remez&#8221;, &#8220;Onlar ise ilimleriyle O&#8217;nu kavrayamazlar.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/110) \u00e2yetleri de buna delalet eder. Ayr\u0131ca &#8220;&#8230;Rabbi da\u011fa g\u00f6r\u00fcn\u00fcnce onu darmada\u011f\u0131n etti.&#8221; (\u00c2&#8217;raf, 7\/143) s\u00f6z\u00fcnde yer alan ceale (k\u0131lmak) tabirinde ve &#8220;Y\u00fczler varki o g\u00fcn \u0131\u015f\u0131l \u0131\u015f\u0131l parlar, ve Rabbine bakar.&#8221; (K\u0131y\u00e2me, 75\/22,23) \u00e2yetinde de ayn\u0131 hususa i\u015faret vard\u0131r. Yine Peygamber&#8217;in &#8220;Rabbinizi, Bedr (ay\u0131n ond\u00f6rd\u00fcnc\u00fc) gecesi ay\u0131 birbirinizle s\u0131k\u0131\u015fmayarak g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz gibi g\u00f6receksiniz&#8221; hadisinde de bir a\u00e7\u0131kl\u0131k s\u00f6z konusudur.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 d\u00fcnyada kesin olarak bilinen, ahirette de kesin olarak g\u00f6r\u00fclecektir. Bununla beraber Allah&#8217;\u0131n z\u00e2t\u0131n\u0131n hakikatinden ortaya \u00e7\u0131kan s\u0131fatlar\u0131n g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleri de, ebedi makam ve hallerde sonsuzlu\u011fa do\u011fru uzanmaktad\u0131rlar. Allah&#8217;da sonsuzlu\u011fa eri\u015fen kimse, cenette yine sonsuzlu\u011fa dek Allah ile olacakt\u0131r. &#8220;Ve sonunda senin Rabbine var\u0131lacakt\u0131r.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bununla beraber O&#8217;nun ne evveliyat\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131, ne de ahirinin sonu vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c2yetin zahiren ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2n\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131nda iki nokta \u00fczerinde durulmu\u015ftur. Bu konuda Ke\u015f\u015f\u00e2f sahibi \u015f\u00f6yle s\u00f6yler: &#8220;\u00c2yetin zahir\u00ee anlam\u0131na g\u00f6re yakla\u015fma ve sarkma Peygamber ile Cebrail aras\u0131nda meydana gelmi\u015ftir ve g\u00f6r\u00fcnen de Allah de\u011fil, Cebrail (a.s.)dir.&#8221; Nitekim \u00e2limlerin \u00e7o\u011funlu\u011fu da bu g\u00f6r\u00fc\u015ftedir. Ayr\u0131ca Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in Hz. Ai\u015fe&#8217;ye cevap olarak verdi\u011fi haber de sahih olunca, hi\u00e7 kimsenin bundan ba\u015fka bir g\u00f6r\u00fc\u015fe meyletmesi de m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6r\u00fcnmemektedir. All\u00e2me T\u00eeb\u00ee de der ki, nazm\u0131n gere\u011fi \u015fudur: &#8216;ya kadar olan s\u00f6z, vahiy emri, Cebrail&#8217;den ald\u0131\u011f\u0131 ve d\u00fc\u015fmanlar\u0131n \u015f\u00fcphelerini ortadan kald\u0131rmak hakk\u0131nda &#8216;dan \u00e2yetine kadar olan k\u0131s\u0131m da Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya y\u00fckselme hakk\u0131ndad\u0131r. Her ak\u0131l sahibi anlar ki, makam\u0131, &#8220;Cibril Allah&#8217;\u0131n kuluna vahyetti&#8221; \u015feklindeki bir yoruma imkan vermez. Zira g\u00f6n\u00fcl ehli olanlar bundan birbirlerine s\u0131rlar\u0131n\u0131 a\u00e7an iki kimse aras\u0131ndaki yak\u0131nl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 sezerler ki, ona kuruntu sergisi dar, fakat anlay\u0131\u015f\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131 dar de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bu izahtan sonra \u015funu da belirtelim ki, Hz. Ai\u015fe hadisinin Peygamber&#8217;e ula\u015ft\u0131r\u0131lan noktas\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmekle beraber bizim de \u00e2yetlerin ak\u0131\u015f\u0131ndan anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n \u00f6zeti, bu tarzdad\u0131r. \u00d6nce Resulullah&#8217;\u0131n Cibril vas\u0131tas\u0131yla &#8220;Rabbinin ad\u0131yla oku.&#8221; (Al\u00e2k, 96\/1) \u00e2yeti gere\u011fi \u00f6\u011fretimi, sonra istiv\u00e2 ile y\u00fcksek ufka varmas\u0131, daha sonra da ufkun \u00fcst\u00fcnde y\u00fckselerek Cibril&#8217;in makam\u0131n\u0131 ge\u00e7mesi ve onu g\u00f6rmesi anlat\u0131lmaktad\u0131r ki esasen (Necm, 53\/12) \u00e2yetinden onu devaml\u0131 g\u00f6rmesi gibi bir m\u00e2n\u00e2 anla\u015f\u0131lmakla beraber biri, Mirac&#8217;a \u00e7\u0131kmadan evvel \u00fcst taraf\u0131nda biri de Mirac&#8217;dan inerken alt taraf\u0131nda olmak \u00fczere Resulullah&#8217;\u0131n onu, hakiki suretinde iki defa g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc bilinmektedir. Anlat\u0131lan hususlardan biri de, Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;in Rabbinin \u00e2yetlerinden en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6rmesidir. C\u00fcmlenin geli\u015finden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, \u00e2yette ge\u00e7en &#8220;K\u00fcbr\u00e2&#8221;n\u0131n Cebrail&#8217;den ibaret olmay\u0131p, daha b\u00fcy\u00fck bir \u015fey olmas\u0131d\u0131r. Nitekim R\u00e2z\u00ee de &#8220;\u00c2yetlerden maksat, Cebrail&#8217;den ba\u015fkas\u0131d\u0131r.&#8221; demektedir. Al\u00fbs\u00ee de bu konuda \u015f\u00f6yle der: &#8220;Baz\u0131 haberlerde Peygamber (s.a.v)&#8217;in g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u015feyin Cebrail ve Refref oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a zikredilmi\u015fse de, esas olan belli bir \u015feyin kasdedilmemesidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Peygamber (s.a.v) Mirac gecesi, say\u0131lamayacak kadar \u00e7ok \u00e2yetler g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr.&#8221; M\u00fcslim&#8217;in Sah\u00eeh&#8217;inde bulunan ve Ebu Habbeti&#8217;l-Ens\u00e2r\u00ee tarikiyle \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan yap\u0131lan bir rivayette peygamber \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;Sonra g\u00f6\u011fe y\u00fckseltildim t\u00e2 ki \u00f6yle bir makama \u00e7\u0131kt\u0131m ki orada kalemlerin g\u0131c\u0131rt\u0131lar\u0131n\u0131 duyuyordum.&#8221; Yani bir makama, bir seviyeye \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131m ki k\u00e2inat\u0131n mukadder\u00e2t\u0131n\u0131n nas\u0131l cereyan etti\u011fine muttali oluyordum. Biz bu hadisi, \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile ilgili g\u00f6r\u00fcyoruz. Ayr\u0131ca &#8216;n\u0131n takdirinde &#8220;en b\u00fcy\u00fck \u00e2yet&#8221; demek oldu\u011funu ve s\u00f6z\u00fcn ak\u0131\u015f tarz\u0131n\u0131n da Muhammed\u00ee makam\u0131n a\u00e7\u0131klamas\u0131 hakk\u0131nda bulundu\u011funu kabul ederek s\u00f6z\u00fc edilen en b\u00fcy\u00fck \u00e2yetlerin, Muhammed&#8217;e verilen hakikatler oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyoruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc hangisi kasdedilirse edilsin, \u00e2yetlerin en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn, ya da \u00e2yetlerden en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn Peygamber&#8217;de tecelli etmesinde asla \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>Burada \u015fu noktay\u0131 da \u00f6neminden dolay\u0131 hat\u0131rlatmak istiyoruz. M\u00fcslim&#8217;de bulunan bir hadis-i \u015ferifde zikredilmi\u015ftir ki, &#8220;Resulullah \u00f6n\u00fcn\u00fc g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc gibi arkas\u0131n\u0131 da g\u00f6r\u00fcyordu.&#8221; Demek ki onun g\u00f6rmesi, y\u00f6n ve kar\u015f\u0131la\u015fmaya ba\u011fl\u0131 olmayan nitelikte bir g\u00f6rme idi.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerif<\/p>\n<p>19. Siz de g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz de\u011fil mi o L\u00e2t ve Uzza&#8217;y\u0131?<\/p>\n<p>20. Ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak da \u00f6teki (put) Menat&#8217;\u0131?<\/p>\n<p>21. Size erkek O&#8217;na di\u015fi \u00f6yle mi?<\/p>\n<p>22. \u00d6yle ise bu \u00e7ok insafs\u0131zca bir taksim.<\/p>\n<p>23. Onlar hi\u00e7bir \u015fey de\u011fil, s\u0131rf sizin ve babalar\u0131n\u0131z\u0131n takt\u0131\u011f\u0131n\u0131z (bo\u015f) isimlerdir. Allah onlar hakk\u0131nda hi\u00e7bir delil indirmedi. Onlar yaln\u0131z zanna ve nefislerin sevdas\u0131na uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri taraf\u0131ndan yol g\u00f6sterici gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>24. Yoksa her arzu etti\u011fi \u015fey, insan\u0131n kendisinin mi (olacak) dir?<\/p>\n<p>25. Son da ilk de (ahiret de d\u00fcnya da) Allah&#8217;\u0131nd\u0131r.<\/p>\n<p>19- &#8220;Siz de g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz de\u011fil mi? Risalet anlat\u0131l\u0131p Allah&#8217;\u0131n kuvvet ve kudreti, \u00e2yetlerinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ve tevhide i\u015faret edildikten sonra, burada da m\u00fc\u015friklere tapt\u0131klar\u0131 tanr\u0131lar\u0131n\u0131n hakaretleri ve inan\u00e7lar\u0131n\u0131n bozuklu\u011fu g\u00f6sterilmektedir.<\/p>\n<p>Buradaki hitap Kurey\u015f toplulu\u011funad\u0131r.<\/p>\n<p>Yani s\u0131rf il\u00e2h\u00ee bir vahiy olan bu kel\u00e2m\u0131 dinledikten ve arkada\u015f\u0131n\u0131z (Muhammed)\u0131n g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc duyduktan sonra \u015fimdi siz de s\u00f6yleyin, g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz ya o L\u00e2t ve Uzza&#8217;y\u0131<\/p>\n<p>20- hem \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc put Menat&#8217;\u0131 . L\u00e2t, Uzza ve Menat onlar\u0131n tapt\u0131klar\u0131 putlardand\u0131. Onun i\u00e7in bu putlarla, Abdull\u00e2t, Abdul Uzza ve Abdul&#8217;l Menat diye isimler vermi\u015flerdi. Hatta &#8220;Bismill\u00e2ti ve&#8217;l- Uzza&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fc yemin ifadesi olarak kullan\u0131rlard\u0131. Ebu Ubeyde gibi baz\u0131 \u00e2limler, bunlar\u0131n ta\u015ftan putlar olup, Ka&#8217;be&#8217;nin i\u00e7inde bulunduklar\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerse de, ba\u015fka mek\u00e2nlarda kurulan husus\u00ee puthanelerde de putlar\u0131n bulunduklar\u0131n\u0131 g\u00f6steren nakillere rastlanmaktad\u0131r. Ka&#8217;be i\u00e7inde H\u00fcbel gibi di\u011fer putlar\u0131n bulunmas\u0131 sebebiyle, yukar\u0131da isimleri say\u0131lan putlar\u0131n hus\u00fbsi hanelerde bulunan putlar olmas\u0131 gerekir. L\u00e2t i\u00e7in T\u00e2if&#8217;de, Uzza i\u00e7in Nahle&#8217;de, Menat i\u00e7in Kudeyd&#8217;de birer mek\u00e2n\u0131n oldu\u011fu nakledilmektedir. &#8220;Mu&#8217;cemu&#8217;l-B\u00fcld\u00e2n&#8221;da anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re L\u00e2t T\u00e2if&#8217;de idi. Sakif kabilesi, beyaz bir ta\u015f \u00fczerine onun beytini kurmu\u015f, ve ona bak\u0131c\u0131lar tayin etmi\u015fti. Ba\u015fta Kurey\u015f olmak \u00fczere b\u00fct\u00fcn Araplar ona h\u00fcrmet ederlerdi. Bak\u0131c\u0131lar\u0131 da, Sakif kabilesindendi. Yeri, bug\u00fcnk\u00fc T\u00e2if Mescidi&#8217;nin sol minaresinin bulundu\u011fu tarafda idi. Sakif&#8217;liler \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 kabul ettiklerinde Resulullah Ebu Sufy\u00e2n b. Harb ile Mu\u011fire b. \u015eu&#8217;be&#8217;yi g\u00f6ndermi\u015f, Onu y\u0131kt\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Uzza da Nahle&#8217;de bir a\u011fac\u0131n yan\u0131nda bulunan bir put idi. Gatafan kabilesi ona tapard\u0131. Bu putun bak\u0131c\u0131lar\u0131, Sayreme b. Murreo\u011fullar\u0131ndand\u0131.<\/p>\n<p>Uzza&#8217;y\u0131 Z\u00e2lim b. Es&#8217;ad put edinmi\u015fti. Bu put, Nahle-i \u015e\u00e2miyye vadisi i\u00e7indeki Hurad mevkiinde bulunuyordu. Mekke&#8217;den Irak&#8217;a do\u011fru giderken Mus&#8217;ad&#8217;\u0131n sa\u011f taraf\u0131nda, Amir&#8217;in hizas\u0131nda ve Zat-\u0131 Irk&#8217;\u0131n \u00fcst k\u0131sm\u0131nda, Bustan&#8217;a dokuz mil mesafede idi. \u0130bn\u00fc Es&#8217;ad onun \u00fczerine Bess denilen bir beyt yapt\u0131rm\u0131\u015ft\u0131 ve onun i\u00e7inde bir ses duyarlard\u0131. Araplar ve Kurey\u015fliler ona sayg\u0131 g\u00f6sterirlerdi, Kurey\u015f&#8217;lilerin nazar\u0131nda da putlar\u0131n en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc Uzza idi. Onu ziyaret eder, ona hediye ve kurban verirlerdi. Kurey\u015fliler onun i\u00e7in Hurad vadisinde S\u00fckam ad\u0131n\u0131 verdikleri bir koruluk kurmu\u015flard\u0131 ve onu Kabe&#8217;nin Harem&#8217;ine benzetmek istiyorlard\u0131. \u015eeyb\u00e2n b. C\u00e2bir b. M\u00fcrre o\u011fullar\u0131ndan olan bak\u0131c\u0131lar\u0131, Beni&#8217;l-Haris b. Abdilmuttalip b. H\u00e2\u015fim&#8217;in adamlar\u0131ndand\u0131. Bunlar\u0131n en son bak\u0131c\u0131lar\u0131 da &#8220;D\u00fcbeyye b Harmeselem\u00ee idi. Hz. Peygamber (s.a.v) Mekke&#8217;yi fethetti\u011fi zaman H\u00e2lid b. Velid&#8217;e dediki: &#8220;Batn-\u0131 Nahle&#8217;ye git orada \u00fc\u00e7 sem\u00fcre a\u011fac\u0131 bulacaks\u0131n, birinciyi kes!&#8221; H\u00e2lid var\u0131p kesti ve geri d\u00f6n\u00fcp geldi: Peygamber (s.a.v) ona: &#8220;Bir \u015fey g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc?&#8221; dedi. O da, &#8220;hay\u0131r&#8221; dedi: &#8220;\u00d6yle ise git ikinciyi de kes!&#8221; dedi. Kesip geldi\u011finde de ona tekrar &#8220;Bir \u015fey g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc&#8221; diye sordu. Hay\u0131r deyince, &#8220;O halde git \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcy\u00fc de kes!&#8221; dedi. Halid b. Velid kesmek \u00fczere gitti\u011finde kendisini vazge\u00e7irmek isteyen \u00e7\u0131plak bir kad\u0131nla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131. Sa\u00e7lar\u0131n\u0131 da\u011f\u0131tm\u0131\u015f, ellerini ensesine koymu\u015f ve di\u015flerini g\u00f6steren bu \u015feytan k\u0131l\u0131kl\u0131 kad\u0131n\u0131n arkas\u0131nda da bak\u0131c\u0131 olan D\u00fcbeyye b. Harmesselemi e\u015f\u015feyb\u00e2n\u00ee Halid&#8217;e bak\u0131p \u015f\u00f6yle diyordu:<\/p>\n<p>&#8220;Ya Uzza! Haydi yalan \u00e7\u0131karma, Halid&#8217;in \u00fczerine \u015fiddetli bir \u015fekilde sald\u0131r. \u00d6rt\u00fcy\u00fc b\u0131rak ve kollar\u0131n\u0131 s\u0131va, \u00e7\u00fcnk\u00fc sen bu g\u00fcn H\u00e2lid&#8217;i \u00f6ld\u00fcrmezsen pe\u015fin bir zilletle d\u00f6necek ve h\u0131ristiyanla\u015ft\u0131r\u0131lacaks\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>Halid de \u015f\u00f6yle dedi<\/p>\n<p>&#8220;Ya Uzza nank\u00f6rl\u00fck sana, senin i\u00e7in tenzih (ber\u00ee k\u0131lma) yok. G\u00f6rd\u00fcm ki Allah seni zelil k\u0131ld\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>Ve sonra k\u0131l\u0131\u00e7la ba\u015f\u0131na vurdu ve onu \u00f6ld\u00fcrd\u00fc, pe\u015finden de a\u011fac\u0131 kesti ve Dubeyye&#8217;yi de \u00f6ld\u00fcrd\u00fc Daha sonra da Resulullah&#8217;a gelip durumu haber verdi. Peygamber de, &#8220;O, Uzza idi, art\u0131k bundan b\u00f6yle Araplara Uzza yok.&#8221; dedi. Menat&#8217;a gelince, bu konu da da &#8220;Mu&#8217;cemu&#8217;l- B\u00fcld\u00e2n&#8221;da \u015fu bilgiler mevcuttur: &#8220;Menat, Medine ile Mekke aras\u0131nda Mu\u015fellel nahiyesinde bulunan Kudeyd isimli mevkide, deniz sahilinde dikili bir putun ad\u0131d\u0131r. Bu put, di\u011fer putlar\u0131n hepsinden \u00f6nce dikilmi\u015ftir. Bunu ilk defa dikenin Amr b. L\u00fchayyi Huz\u00e2\u00ee oldu\u011fu, onu \u015eam taraf\u0131ndan getirip Ka&#8217;benin etraf\u0131na dikti\u011fi rivayet edilmektedir. Bu put, Huzeyl ve Huzaa&#8217;n\u0131n putu idi, ancak Kurey\u015f ve di\u011fer Araplar da ona tapar, kurban ve hediyeler takdim ederlerdi. Bu putun daha sonra Kudeyd&#8217;e dikildi\u011fini, Evs ve Hazrec kabilelerinin onu ziyaret etmedik\u00e7e hac ibadetlerinin tamam oldu\u011funa inanmad\u0131klar\u0131 nakledilmektedir. Nihayet hicretin sekizinci fetih senesi Resulullah Medine&#8217;den d\u00f6rt veya be\u015f g\u00fcn ayr\u0131ld\u0131ktan sonra Ali b. Eb\u00ee T\u00e2lib&#8217;i Menat&#8217;\u0131 y\u0131kmak \u00fczere g\u00f6nderdi. O da gidip y\u0131kt\u0131 ve ne varsa hepsini al\u0131p getirdi. Getirdi\u011fi \u015feyler aras\u0131nda M\u0131hzem ve Resub ad\u0131nda iki de k\u0131l\u0131\u00e7 vard\u0131. Resulullah onlar\u0131 Hz. Ali&#8217;ye verdi. Bunlardan birinin Z\u00fclfik\u00e2r oldu\u011fu s\u00f6ylenir. Bu putun bak\u0131c\u0131s\u0131, Ezd kabilesinden Gat\u00e2rif idi.&#8221; Putlara verilen isimlerin hepsi m\u00fcennestir. Bu konuda Taberi \u015f\u00f6yle der: &#8220;El-L\u00e2t, Allah lafz\u0131ndan al\u0131narak sonuna m\u00fcenneslik (di\u015filik) t\u00e2&#8217;s\u0131 getirilmi\u015ftir. M\u00fczekkere Amr. M\u00fcennese Amre, erke\u011fe Abbas, di\u015fiye Abb\u00e2se denildi\u011fi gibi. M\u00fc\u015frikler putlar\u0131na Allah&#8217;\u0131n isimlerini vererek Ell\u00e2t&#8217;\u0131 Allah, Eluzza&#8217;y\u0131 da Allah&#8217;\u0131n el-Aziz isminden alm\u0131\u015flard\u0131r.&#8221; R\u00e2z\u00ee&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de \u015f\u00f6yledir: &#8220;Ell\u00e2t, &#8216;in m\u00fcennesidir.&#8221; Asl\u0131, idi, ancak te&#8217;niste h\u00e2 \u00fczere durulup \u015feklini ald\u0131. Sonra da kelimede bulunan iki &#8220;ha&#8221;dan birisi hazfolunarak, iki as\u0131l harf ile bir te&#8217;nis t\u00e2s\u0131ndan ibaret kald\u0131. Bu te&#8217;nis t\u00e2&#8217;s\u0131 da kelimenin asl\u0131 gibi kabul edilerek &#8220;z\u00e2m\u00e2l&#8221;\u0131n m\u00fcennesi &#8220;z\u00e2tim\u00e2l&#8221; gibi oldu. Kelimenin t\u00fcretilmesi konusunda ba\u015fka g\u00f6r\u00fc\u015flerden de bahsedilmi\u015ftir. Etraf\u0131nda toplan\u0131lmak ve dola\u015f\u0131lmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda asl\u0131ndan \u015feklinde oldu\u011fu s\u00f6ylendi\u011fi gibi, k\u0131r\u00e2et-i a\u015fere (on k\u0131r\u00e2et) imamlar\u0131ndan Yakub&#8217;un Ruveys riv\u00e2yetinde t\u00e2&#8217;n\u0131n \u015feddesiyle okumas\u0131 &#8216;\u0131n &#8216;den t\u00fcretildi\u011fini de g\u00f6stermektedir. D\u00f6\u011f\u00fcp ezmek ve bulamak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelmektedir. Anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re vaktiyle bir adam ya\u011f ile kavut yap\u0131p halka yedirirmi\u015f ve yiyenler de geli\u015firlermi\u015f. Derken o z\u00e2t mabud telakki edilip, onun suretinde bir put yap\u0131larak L\u00e2t ismi verilmi\u015ftir. R\u00e2z\u00ee, bu hikayeye g\u00f6re L\u00e2t&#8217;in, erkek oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyorsa da &#8220;suret&#8221; te&#8217;vili ile yine m\u00fcennes olmal\u0131d\u0131r. Zira \u00e2yetin ifade tarz\u0131ndan hep m\u00fcennes olduklar\u0131 anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Uzza da belli ki &#8220;eazz\u0131n&#8221; m\u00fcennesi olarak az\u00eeze demektir. Menat ya kader, \u00f6l\u00fcm veya il\u00e2h m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;Men\u00e2&#8221;dan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r, ya da \u0130bn kesir k\u0131r\u00e2etinde \u015feklinde okunmas\u0131 sebebiyle den al\u0131narak, yan\u0131nda kurban kanlar\u0131n\u0131n d\u00f6k\u00fclmesi veya kendi inan\u00e7lar\u0131na g\u00f6re ya\u011fmur \u00fcmid edilmesi gibi bir d\u00fc\u015f\u00fcnce ile bu isim verilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Burada Menat&#8217;tan sonra &#8220;di\u011fer \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc&#8221; s\u0131fat\u0131n\u0131n zikredilmesi, alay ve k\u00fc\u00e7\u00fcmseme i\u00e7indir. \u00d6ncelikle bu ifadede, o iki kere g\u00f6rd\u00fc ise siz \u00fc\u00e7 defa g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz de\u011fil mi? Makam\u0131nda bir alay vard\u0131r. \u0130kinci olarak s\u0131fat\u0131 ile putlar\u0131n gerili\u011fi, hakaretv\u00e2ri bir tarzda dile getirilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kullan\u0131mda, yayg\u0131n olarak &#8220;di\u011fer&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmekte ise de asl\u0131nda &#8220;gecikme&#8221;den ism-i tafdil olarak en geri m\u00e2n\u00e2s\u0131nda tevriyeli bir s\u00f6z oldu\u011fu da s\u00f6ylenebilir. Menat en geri bir put olunca di\u011ferlerinin gerili\u011fi de b\u00f6ylece anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olur. Bir de Menat&#8217;\u0131n daha \u00f6nce dikilmi\u015f en b\u00fcy\u00fck bir put iken L\u00e2t ve Uzza&#8217;dan sonra \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc derecedeki putlar aras\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f olmas\u0131na i\u015faret say\u0131labilir. B\u00f6ylece denilmi\u015f olmaktad\u0131r ki, bu beyandan sonra siz de o tapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u00e7e\u015fitli putlar\u0131 ve onlar\u0131n geriliklerini g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz de\u011fil mi? \u015eimdi s\u00f6yleyin bakal\u0131m.<\/p>\n<p>21- Size erkek O&#8217;na di\u015fi \u00f6yle mi? Yani erkek isimlerini kendiniz al\u0131p kad\u0131n isimlerini tanr\u0131ya veriyorsunuz \u00f6yle mi? Arap\u00e7a&#8217;da isimler, ya m\u00fczekker ya da m\u00fcennes olur. Fakat m\u00fc\u015frikler putlar\u0131na hep m\u00fcennes isimler vermi\u015flerdi. \u00d6zellikle Allah ad\u0131na dikildi\u011fi iddia edilen s\u00f6z konusu putlar, m\u00fcennes isimli idiler. M\u00fc\u015friklerin kanaatine g\u00f6re, putlar il\u00e2h\u00ee kuvvetlerin ve meleklerin suretleridir. Melekler de Allah&#8217;\u0131n k\u0131zlar\u0131d\u0131r. Bu y\u00fczden m\u00fc\u015frikler; &#8220;Biz onlar\u0131n suretlerini yap\u0131p m\u00fcennes isimler vererek, onlara tapar\u0131z. B\u00f6ylece de bu putlar\u0131 Allah&#8217;\u0131n yan\u0131nda \u015fefaat\u00e7\u0131 kabul ederek yard\u0131mlar\u0131n\u0131 bekleriz.&#8221; diyorlard\u0131. Nitekim \u015fu iki \u00e2yet onlar\u0131n durumlar\u0131n\u0131 dile getirmektedir. &#8220;Bunlar, Allah kat\u0131nda bizim \u015fefaat\u00e7ilerimizdir .&#8221; (Y\u00fbnus, 10\/18), &#8220;Biz bunlara, s\u0131rf bizi Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131rs\u0131nlar diye tap\u0131yoruz.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/3) Y\u00e2k\u00fbtu&#8217;l-Hamev\u00ee, &#8220;Mu&#8217;cem\u00fc&#8217;l- B\u00fcld\u00e2n&#8221;da Uzza&#8217;y\u0131 anlat\u0131rken \u015fu f\u0131kraya da yer verir: &#8220;Kurey\u015fliler Ka&#8217;be&#8217;yi tavaf ederken &#8220;L\u00e2t, Uzza ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak da \u00f6teki put Menat h\u00fcrmetine, \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar ulu ku\u011fulard\u0131r, her halde onlar\u0131n \u015fefaatleri umulur.&#8221; diyorlard\u0131. Ve de onlar\u0131 Allah&#8217;\u0131n k\u0131zlar\u0131 kabul edip \u015fefaatlerini bekliyorlard\u0131. Peygamber (s.a.v)&#8217;e risalet vazifesi verilince &#8220;Siz de g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz de\u011fil mi L\u00e2t ve Uzza&#8217;y\u0131? \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak da di\u011fer putunuz Menat&#8217;\u0131? Demek size erkek, Allah&#8217;a di\u015fi \u00f6yle mi? \u00d6yle ise bu \u00e7ok insafs\u0131zca bir taksim! Onlar, hi\u00e7bir \u015fey de\u011fil, s\u0131rf sizin ve babalar\u0131n\u0131z\u0131n uydurdu\u011fu kuru isimlerdir. Allah, onlar hakk\u0131nda hi\u00e7 bir delil indirmedi.&#8221; \u00e2yetleri inz\u00e2l buyuruldu.&#8221;<\/p>\n<p>Bu nakilden Garanik meselesinin men\u015fei de anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olmaktad\u0131r. Garanik kelimesi \u00e7o\u011ful bir kelimedir. M\u00fcfredi gurnuk gelir. Gurnuk, ku\u011fu ku\u015fu denilen beyaz bir su ku\u015fudur ki kazdan daha b\u00fcy\u00fck, uzun boyunlu ve g\u00fczel endaml\u0131 bir ku\u015ftur. S\u00eemten denilen beyaz, g\u00fczel ve dolgun bedenli taze dilberlere de ku\u011fu ismi verilir. G\u00f6n\u00fcl al\u0131c\u0131 bir r\u00fczg\u00e2r esti\u011finde deprenip oynayan yumu\u015fak sa\u00e7lara da &#8220;garanika&#8221; veya &#8220;garanikiyye&#8221; denilmektedir. \u0130\u015fte m\u00fc\u015frikler beyaz ta\u015flardan yapt\u0131klar\u0131 putlar\u0131n\u0131 b\u00f6yle \u015f\u00e2ir\u00e2ne bir te\u015fbih (benzetme) ile y\u00fcksekte u\u00e7an ku\u011fu ku\u015funa benzeterek onlar\u0131n \u015fefaatlerini umuyorlard\u0131.<\/p>\n<p>22- Bundan dolay\u0131 inan\u00e7lar\u0131n\u0131n temelsizli\u011fi ve \u00e7\u00fcr\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6sterilmek \u00fczere \u00f6nce k\u0131nama \u015feklinde &#8220;erkek size, di\u015fi O&#8217;na \u00f6yle mi?&#8221; buyurulmu\u015f ve ard\u0131ndan da &#8220;Bu, pek zalimce bir taksimdir.&#8221; denilmi\u015ftir. \u00c2yette yer alan &#8220;dayz&#8221; ve &#8220;davz&#8221; eksiklik etmek, bir kimseye hakk\u0131n\u0131 eksik vermek ve zulmetmek demektir. &#8220;D\u00eez\u00e2&#8221; da eksik, haks\u0131z hay\u0131fl\u0131 yani zalimce anlam\u0131n\u0131 ifade eder. Kamus m\u00fctercimi \u00c2s\u0131m efendi bu kelime ile ilgili \u00f6zellikle \u015fu hat\u0131rlatmay\u0131 yaparak der ki: &#8220;\u015eih\u00e2b, D\u00fcrret\u00fc&#8217;l-Gavv\u00e2s \u015ferhinde \u015funlar\u0131 s\u00f6yler, &#8220;D\u00eez\u00e2 kelimesi fu&#8217;l\u00e2 vezninde bir s\u0131fatt\u0131r. Noksanl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r.&#8221; Asl\u0131nda yani ilk harfi \u00f6tre iken ya (ikinci harfe) yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 sebebiyle bu \u00f6tre, kesreye d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00f6z konusu kelime, y\u00e2&#8217;l\u0131 ecvef olan den al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. E\u011fer den al\u0131nm\u0131\u015f olsayd\u0131 o vakit, denirdi. Kald\u0131 ki Arap\u00e7a&#8217;da s\u0131fat olarak ilk harfin kesresiyle &#8220;fi&#8217;la&#8221; vezninde kelime yoktur. Bu vezin, &#8220;\u015fi&#8217;r\u00e2&#8221; ve &#8220;zikr\u00e2&#8221; gibi isimlerin binas\u0131ndand\u0131r.&#8221; H\u00e2\u015friye-S\u00e2&#8217;diyye&#8217;nin beyan\u0131na g\u00f6re ise bu g\u00f6r\u00fc\u015f, Sibeveyh&#8217;e aittir. Di\u011ferleri bu s\u0131fatlar\u0131, ilk harfin kesresi ile &#8220;fi&#8217;la&#8221; vezninin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 nakleden &#8220;h\u00eek\u00e2&#8221; ve &#8220;kiys\u00e2&#8221; ile g\u00f6sterdiler. denildi\u011finde bununla &#8220;sal\u0131n\u0131r, kibirli y\u00fcr\u00fcr&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r. denilince de &#8220;yaln\u0131z yer ve yaln\u0131z konaklar&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 kasdedilir. Ebu Hayy\u00e2n da &#8220;d\u00eez\u00e2&#8221; kelimesinin, zikr\u00e2 gibi mastar olmakla birlikte s\u0131fat m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 da kabul etmi\u015ftir. Sibeveyh&#8217;in kanaatine g\u00f6re ise, s\u00f6z konusu kelime, &#8220;Uzza &#8221; ve &#8220;Uhr\u00e2&#8221; gibi \u00fcst\u00fcnl\u00fck bildiren fiillerin m\u00fcennes vezninde gelerek &#8220;en zalimane&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fc\u015frikler, Allah&#8217;a \u00e7ocuk isnad etmekle haddizat\u0131nda O&#8217;na en b\u00fcy\u00fck zulm\u00fc yapmakla kalm\u0131yorlar, k\u0131z sahibi olmay\u0131 eksiklik say\u0131p, arzu etmedikleri halde, onlar\u0131 Allah&#8217;a tahsis etmek suretiyle kendi vicdanlar\u0131na kar\u015f\u0131 sayg\u0131 g\u00f6stermek istedikleri tanr\u0131y\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fcmsemi\u015f oluyorlard\u0131.<\/p>\n<p>23-Bu k\u0131namadan sonra ger\u00e7e\u011fin a\u00e7\u0131klanmas\u0131 i\u00e7in de \u015f\u00f6yle buyurulmu\u015ftur: Onlar, o m\u00fcennes isimler ve s\u0131fatlarla an\u0131lan putlar, hi\u00e7bir \u015fey de\u011fildirler Uluhiyyet, izzet Allah&#8217;a nisbet ve \u015fefaat gibi kendileri i\u00e7in (putlar i\u00e7in) g\u00f6zetilen m\u00e2n\u00e2lar\u0131, ger\u00e7ekle\u015ftirecek hi\u00e7bir \u015ferefe sahip de\u011fillerdir. Sade kuru isimlerden ibarettirler. Yani ger\u00e7ekte m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmayan bo\u015f isimlerdir. &#8220;\u0130\u015faret isimleri z\u00e2t ile birlikte s\u0131fata, zamirler de yaln\u0131z z\u00e2ta delalet eder&#8221;, diye me\u015fhur bir k\u00e2ide vard\u0131r. Bu sebeble buradaki m\u00fcennes zamiri mercii (i\u015faret etti\u011fi yer) itibariyle bize bir n\u00fckte ifade etmektedir. Zira &#8220;g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz de\u011fil mi?&#8221; hitab\u0131 ile o putlar\u0131n bilinen b\u00fct\u00fcn vaziyet ve s\u0131fatlar\u0131 hat\u0131rlat\u0131l\u0131p ism-i i\u015faretiyle de kendilerine isnad edilen vas\u0131flar\u0131n m\u00fcnasebetsizli\u011fi g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne serilmi\u015ftir. Ard\u0131ndan da denilip, birden bire bu zamir bir ism-i i\u015faret makam\u0131nda g\u00f6r\u00fcnerek o putlar\u0131, iptal edilen s\u0131fatlar\u0131yla tavsif eder gibi olduktan sonra, zamir olmas\u0131 sebebiyle de onlar\u0131 bu s\u0131fatlardan soyutlam\u0131\u015f ve bunlar\u0131n kuru isimlerden ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131klar\u0131n\u0131 ortaya koymu\u015ftur. Bu tafsilat\u0131 vermemizdeki maksad\u0131m\u0131z, bu \u00e2yetin garanik uydurmas\u0131n\u0131n da iptaline i\u015faret etti\u011fini \u00f6zellikle anlatmakt\u0131r. Zira garanik olay\u0131 da, m\u00fc\u015friklerin putlar\u0131na isnad ettikleri vas\u0131flardan oldu\u011fu i\u00e7in burada ayr\u0131ca \u015fu anlam da kendini g\u00f6stermi\u015f oluyor: Sizin her halde \u015fefaatlerini umarak garanik-i ul\u00e2 (ilk ku\u011fular) dedi\u011finiz o putlar, hi\u00e7 bir \u015fey olmay\u0131p, kuru isimlerden ibarettirler.<\/p>\n<p>S\u0131ras\u0131 gelmi\u015fken \u015funu da ifade edelim ki: Hac S\u00fbresi&#8217;nde bulunan &#8220;Senden \u00f6nce hi\u00e7 bir resul ve nebi g\u00f6ndermemi\u015ftik ki o (bir \u015fey) arzu etti\u011fi zaman, \u015feytan onun arzusu i\u00e7erisine mutlaka (bir d\u00fc\u015f\u00fcnce) atm\u0131\u015f olmas\u0131n.&#8221; (Hac, 22\/52) \u00e2yetinin tefsirinde Taberi ve Zemah\u015fer\u00ee gibi baz\u0131 m\u00fcfessirler, kendilerine yak\u0131\u015fmayacak \u015fekilde lafz\u0131yla bir hikaye anlatm\u0131\u015flard\u0131r ki, o da \u015f\u00f6yledir: G\u00fcya Necm S\u00fbresi nazil oldu\u011funda Resulullah Harem-i \u015eerif&#8217;te onu okumu\u015f ve sonunda m\u00fcminlerle beraber m\u00fc\u015frikler de secdeye kapanm\u0131\u015flard\u0131r. \u0130\u015fte bu esnada \u00e2yetinden sonra &#8220;onlar, ulu ak ku\u011fulard\u0131r. Herhalde \u015fefaatleri umulur.&#8221; s\u00f6z\u00fc de yanl\u0131\u015fl\u0131kla i\u015fitilmi\u015f, ancak \u015feytan taraf\u0131ndan at\u0131lan bu s\u00f6z\u00fc, Allah Te\u00e2l\u00e2 neshedip (ortadan kald\u0131r\u0131p) \u00e2yetlerini onun tasallutundan korumu\u015ftur. Bu hikayeyi anlatan tefsirciler, \u015feytanlar\u0131n her t\u00fcrl\u00fc taarruzlar\u0131na kar\u015f\u0131 il\u00e2h\u00ee vahyin kuvvetini ve nas\u0131l korundu\u011funu anlatmak istemi\u015flerdir. Ebu Hayy\u00e2n der ki: &#8220;Bu k\u0131ssa, S\u00eeret-i Nebeviyye derleyicisi Muhammed b. \u0130sh\u00e2k&#8217;tan soruldu\u011funda O, bunun z\u0131nd\u0131klar\u0131n uydurmas\u0131ndan ibaret oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ve konuyla ilgili bir de kitap kaleme alm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; H\u00e2f\u0131z Ebu Bekr, Ahmed b. Huseyn el Beyhak\u00ee de demi\u015ftir ki: &#8220;Bu k\u0131ssa, nakil y\u00f6n\u00fcnden s\u00e2bit de\u011fildir ve r\u00e2vileri de yalanc\u0131l\u0131kla itham edilmi\u015ftir. Bu y\u00fczden sahih hadis kitaplar\u0131 ve di\u011fer hadise dair eserlerde onlardan bir \u015fey zikredilmemi\u015ftir. \u015eu halde bu s\u00f6z\u00fcn at\u0131lmas\u0131 vaciptir. Onun i\u00e7indir ki ben kitab\u0131m\u0131 ondan uzak tuttum.&#8221;<\/p>\n<p>Bu \u00e2ciz yazar da der ki: &#8220;Yukar\u0131da da i\u015faret etti\u011fimiz gibi, m\u00fc\u015frikler Ka&#8217;be&#8217;yi tavaf ederlerken demek \u00e2detleri idi. Bunu, Yakutu&#8217;l-Hamev\u00ee, &#8220;Mu&#8217;cemu&#8217;l- B\u00fcldan&#8221; adl\u0131 eserinde ifade etmektedir. Demek ki garanik benzetmesi Peygamber (s.a.v)&#8217;den \u00f6nce de s\u00f6ylenegelmi\u015f bir s\u00f6zd\u00fcr. \u00c7e\u015fitli \u015fekillerde s\u00f6ylenmi\u015f olmas\u0131 da bunu g\u00f6stermektedir. O halde bu s\u00f6z esas itibariyle m\u00fc\u015friklere \u015feytan taraf\u0131ndan at\u0131lan bir s\u00f6zd\u00fcr. Ancak esas \u00fczerinde durulmas\u0131 gereken mesele, bunu Peygamber&#8217;in s\u00f6yleyip s\u00f6ylemedi\u011fidir. &#8220;\u0130nmekte olan y\u0131ld\u0131za andolsun ki sizin arkada\u015f\u0131n\u0131z \u015fa\u015f\u0131rmad\u0131, az\u0131tmad\u0131 da. O hevadan s\u00f6ylemiyor. O Kur&#8217;\u00e2n ancak vahyedilen bir vahiydir.&#8221; diye okumu\u015f dururken Peygamber (s.a.v)&#8217;in vahyi tebli\u011fi esnas\u0131nda \u015feytan\u0131n herhangi bir m\u00fcdahelesinin olamayaca\u011f\u0131nda asla \u015f\u00fcphe yoktur. \u015eu kadar var ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir\u00e7ok yerinde k\u00e2firlerin, m\u00fc\u015friklerin ve \u015feytanlar\u0131n s\u00f6zleri de hikaye yolu ile anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. E\u011fer s\u00f6ylenmi\u015f olsayd\u0131, bunlar gibi s\u00f6z konusu k\u0131ssan\u0131n da Peygamber taraf\u0131ndan hikaye edilmesi m\u00fcmk\u00fcn olabilir ve tam \u00e2yetinden sonra ve den \u00f6nce s\u00f6ylenmesi icap ederdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc, tarz\u0131nda s\u00f6ylenmi\u015f olsayd\u0131 o zaman, &#8220;Erkekler size, di\u015filer O&#8217;na \u00f6yle mi? O halde bu insafs\u0131zca bir taksim.&#8221; \u00e2yetlerinin ifade etti\u011fi k\u0131nama m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile kel\u00e2m\u0131n ahengi bozulmu\u015f olurdu. Halbuki bu k\u0131namadan sonra denildi\u011fi takdirde fiili h\u00e2li (i\u00e7inde bulunulan zaman\u0131) hikaye ederek &#8220;o ulu ku\u011fular ki bir de onlar\u0131n her halde \u015fefaatleri umuluyor, onlar hi\u00e7bir \u015fey de\u011fil, sade kuru isimlerden ibarettir&#8221; denilmi\u015f olurdu. Bu m\u00e2n\u00e2 ise, \u015feytan\u0131n ortaya att\u0131\u011f\u0131 bir m\u00e2n\u00e2 de\u011fil, m\u00fc\u015friklerin \u015feytana aitmi\u015f gibi ortaya att\u0131klar\u0131 s\u00f6zlerini iptal eden d\u00fczg\u00fcn bir s\u00f6z ve istenen bir m\u00e2n\u00e2 olaca\u011f\u0131ndan, neshedilmesine ihtiya\u00e7 kalmazd\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc, &#8220;G\u00f6klerde nice melek var ki onlar\u0131n \u015fefaat\u0131 hi\u00e7bir i\u015fe yaramaz&#8230;&#8221; (Necm, 53\/26) \u00e2yetinde \u00f6zellikle \u015fefaat konusuna i\u015faret edilece\u011fi gibi bu anlam l\u00e2fzan a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturulmad\u0131\u011f\u0131 halde bile, kel\u00e2m\u0131n mefhumundan tamamiyle kasdedilenin bu oldu\u011fu hususunda \u015f\u00fcpheye mahal yoktur. Demek ki burada (Hacc, 22\/52) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile ilgili bir neshin s\u00f6z konusu edilmedi\u011fine kel\u00e2m\u0131n kendisi \u015fahittir. &#8220;O hevadan s\u00f6ylemiyor.&#8221; S\u00f6z\u00fcn\u00fc i\u00e7eren bir s\u00fbreyi (Necm S\u00fbresi&#8217;ni) okurken peygamberin dilinden kendi arzusuna g\u00f6re bir s\u00f6z\u00fcn \u00e7\u0131kmas\u0131na ihtimal olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, putlar\u0131n hakaret ve hi\u00e7li\u011fini ilan eden \u00e2yetlerin aras\u0131nda onlar\u0131n lehinde bir s\u00f6z\u00fcn ge\u00e7mi\u015f olmas\u0131n\u0131n da, alaydan ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n olmad\u0131\u011f\u0131 ortadad\u0131r. Zira putlar\u0131n hi\u00e7bir \u015fey olmay\u0131p, yaln\u0131z kuru isimlerden ibaret olduklar\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Onlara o isimleri siz ve babalar\u0131n\u0131z takt\u0131n\u0131z. Yani ifade ettikleri m\u00e2n\u00e2lardan hi\u00e7biri kendilerinde bulunmaks\u0131z\u0131n o putlara isimleri siz ve babalar\u0131n\u0131z yalan yere takt\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Allah onlar hakk\u0131nda bir delil indirmedi. Yani \u00f6yle bir isimlendirmeyi hakk\u0131 g\u00f6sterecek hi\u00e7bir delil ve tesirli bir m\u00e2n\u00e2 indirmedi. Onun i\u00e7in ger\u00e7ekte onlar, m\u00e2n\u00e2lar\u0131 olmayan kuru isimlerdir. O halde nas\u0131l ve ne sebeple o isimleri verip de onlara tapt\u0131klar\u0131na gelince; bu hususun a\u00e7\u0131klanmas\u0131 s\u0131ras\u0131nda onlar\u0131n hitaba lay\u0131k olmad\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in muhataptan gaibe ge\u00e7ilerek buyuruluyor ki: Onlar ba\u015fka bir \u015feye de\u011fil s\u0131rf nefislerinin arzular\u0131na uyuyorlar. \u0130nan\u00e7 ve amellerinde hakk\u0131 ve hayr\u0131 aram\u0131yorlar. Dini, s\u0131rf nefsin istek ve arzular\u0131ndan ibaretmi\u015f gibi kabul ederek nefs-i emm\u00e2reler (k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe s\u00fcr\u00fckleyen nefisler)in meyletti\u011fi bo\u015f ve m\u00e2n\u00e2s\u0131z hayallerle kuru temenniler pe\u015finde ko\u015fuyorlar. Halbuki Rablerinden kendilerine do\u011fru yolu g\u00f6steren hidayet\u00e7i de geldi. Yani zan ve arzularla murada erilemeyece\u011fini anlatan ve isteklere kavu\u015fmak i\u00e7in takip edilmesi laz\u0131m gelen hak ve hakikat yolunu g\u00f6steren Peygamber ve Kur&#8217;\u00e2n gelmi\u015fken yine kendi arzu ve zanlar\u0131na uyuyorlar da putlardan \u015fefaat umuyorlar.<\/p>\n<p>24- Yoksa her arzu etti\u011fi \u015fey insan\u0131n kendisinin midir? Yani her temenni etti\u011fi ve g\u00f6nl\u00fcnce arzu edip kurdu\u011fu her hayali, her ideali ger\u00e7ekle\u015fir mi? Putlar \u015fefaat ederler diye temenni etmekle, nefislerin arzular\u0131 yerine geliverir mi? Yahut Peygamber olmay\u0131 isteyen Peygamber olabilir mi? Hay\u0131r olmaz, insan\u0131n her arzusu yerine gelmez. Zira her \u015fey Allah&#8217;\u0131n iradesine ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>25- Zira son da, ilk de (ahiret de, d\u00fcnya da) Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. \u0130lk varl\u0131k \u00e2lemine geli\u015f insan\u0131n kendi elinde olmay\u0131p s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcm ve iradesine ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu gibi, sonu yani ahireti de, yine O&#8217;nun h\u00fck\u00fcm ve kanunlar\u0131 \u00e7er\u00e7evesinde cereyan eder. \u015eu halde insan\u0131n ahiretini kurtarmas\u0131 ve sonunda murad\u0131na erebilmesi i\u00e7in yaln\u0131z kendi arzu ve hisleriyle de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcm ve iradesine g\u00f6re indirmi\u015f oldu\u011fu delil ve h\u00fck\u00fcmlere uygun hareket etmesi gerekir. Demek ki s\u0131rf nefsin arzu ve temennilerinden ibaret \u00fcmit ve hayal pe\u015finde gitme, yani sade idealizm, yeterli de\u011fildir. (Reel) ger\u00e7ek bir esasa dayanarak y\u00fcr\u00fcmek gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc eninde sonunda m\u00fclk ve h\u00fck\u00fcm insan nefsinin de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n d\u0131r.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>26. G\u00f6klerde nice melek var ki Allah&#8217;\u0131n dileyip raz\u0131 oldu\u011funa izin vermeden \u00f6nce onlar\u0131n \u015fefaatlar\u0131 hi\u00e7 bir i\u015fe yaramaz.<\/p>\n<p>27. Ahirete iman etmeyenler meleklere di\u015filerin adlar\u0131n\u0131 tak\u0131p duruyorlar<\/p>\n<p>28. Onlar\u0131n bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, \u015f\u00fcphesiz hakikat bak\u0131m\u0131ndan bir\u015fey ifade etmez.<\/p>\n<p>29. Onun i\u00e7in bizi anmaktan y\u00fcz \u00e7eviren ve d\u00fcnya hayat\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey istemeyenlerden y\u00fcz \u00e7evir.<\/p>\n<p>30. \u0130\u015fte onlar\u0131n ilimden eri\u015febilecekleri (son s\u0131n\u0131r) budur. \u015e\u00fcphesiz, Rabbin, yolundan sapan\u0131 da iyi bilir; O, hidayette olan\u0131 da iyi bilir.<\/p>\n<p>31. G\u00f6klerde ve yerde bulunanlar hep Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Ak\u0131bet (sonu\u00e7ta) k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapanlar\u0131 yapt\u0131klar\u0131 ile cezaland\u0131racak, g\u00fczel davrananlar\u0131 da daha g\u00fczeliyle m\u00fckafatland\u0131racakt\u0131r.<\/p>\n<p>32. Onlar ki g\u00fcnah\u0131n b\u00fcy\u00fcklerinden ve \u00e7irkin i\u015flerden ka\u00e7\u0131n\u0131rlar, yaln\u0131z baz\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck kusurlar hari\u00e7. \u015e\u00fcphesiz Rabbinin aff\u0131 geni\u015ftir. O, sizi daha topraktan yaratt\u0131\u011f\u0131 zaman ve siz annelerinizin kar\u0131nlar\u0131nda bulundu\u011funuz s\u0131rada, sizi en iyi bilendir. Bunun i\u00e7in kendinizi temize \u00e7\u0131karmay\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nan\u0131 daha iyi bilir.<\/p>\n<p>26- &#8220;G\u00f6klerde nice melekler vard\u0131r!&#8221; M\u00fc\u015frikler, putlar\u0131 melek ve melekleri de Allah&#8217;\u0131n k\u0131zlar\u0131 olarak kabul ederek onlar\u0131n resimlerini yap\u0131p takmakla meleklerin kuvvetlerine yakla\u015fman\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olaca\u011f\u0131 ve bu vesile ile \u015fefaatlerine ula\u015f\u0131labilece\u011fi kanaatinde bulunduklar\u0131ndan dolay\u0131 \u00f6zellikle bu ilk \u00e2yette onlar\u0131n zanlar\u0131n\u0131n \u00e7\u00fcr\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6sterilmek \u00fczere evvel ve son (d\u00fcnya ve ahiret)un Allah&#8217;\u0131n oldu\u011fu ifade ediliyor. Yani g\u00f6klerde ne kadar \u00e7ok melek vard\u0131r da \u015fefaatleri hi\u00e7 bir \u015feye yaramaz. \u0130zinsiz \u015fefaat etmek hadleri de\u011fildir, ama \u015fefaat ettikleri farzedilse bile bu, yine fayda vermez. Ancak Allah izin verdikten sonra faydal\u0131. O da, herkes i\u00e7in de\u011fildir, kime diler ve raz\u0131 olursa onun i\u00e7in. Bu m\u00e2n\u00e2, hem \u015fefaat edecekler hem de kendilerine \u015fefaat edilecekler i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Demek ki eninde sonunda r\u0131zas\u0131 aranacak olan mabud (kendisine ibadet edilen) melekler de\u011fil, Allah&#8217;t\u0131r. Meleklerin \u015fefaat\u0131 b\u00f6yle olunca putlardan ne \u015fefaat beklenir<\/p>\n<p>27- Evet, muhakkak ki ahirete iman\u0131 olmayanlar g\u00fcnah\u0131n ve Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 yalan ve iftiran\u0131n ahiretteki ceza ve sorumlulu\u011fundan hakiki bir iman ile korkmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in meleklere di\u015filerin adlar\u0131n\u0131 verip duruyorlar, Allah&#8217;\u0131n k\u0131zlar\u0131 diyorlar. Onun i\u00e7in nefislerinin arzular\u0131na uyacak tarzda k\u0131z suretinde putlar yap\u0131yorlar.<\/p>\n<p>28- Bununla birlikte ona dair bilgileri yoktur. Yani meleklerin ne olduklar\u0131n\u0131 ve kendilerinin ne dediklerini bildiklerinden de\u011fil, s\u0131rf zanlar\u0131na t\u00e2bi oluyorlar. Burada zan, kuruntu m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Yani melekler di\u015fi olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr ve tasvir edilirse daha \u00e7ekici olaca\u011f\u0131n\u0131 zannediyorlar. Halbuki zan, hakikat bak\u0131m\u0131ndan hi\u00e7bir \u015fey ifade etmez. Yani hi\u00e7bir \u015fekilde hakk\u0131n yerini tutmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc zan, nefs\u00ee (s\u00fcbjektif ferde g\u00f6re de\u011fi\u015fen nitelikte) bir olayd\u0131r. Hak ise de\u011fi\u015fmeyen (objektif) bir hakikatt\u0131r. Onun i\u00e7in kesin inanc\u0131 gerektiren itikad\u00ee meselelerde zan k\u00e2fi de\u011fildir.<\/p>\n<p>29- Bu y\u00fczden sen ald\u0131rma, y\u00fcz \u00e7evir. \u00d6yle kimselerden ki bizim zikrimizden, yani hakk\u0131 hat\u0131rlatarak nasihat eden (\u015f\u00e2n\u0131 y\u00fcce olan Kur&#8217;\u00e2n)&#8217;den y\u00fcz \u00e7evirmi\u015f, dinlemiyor, ald\u0131rm\u0131yor. D\u00fcnya hayat\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey istemiyorlar. Nadr b. H\u00e2ris ve Vel\u00eed b. Mu\u011f\u00eere gibi<\/p>\n<p>30- O, onlar\u0131n ilimden eri\u015febildikleri, varabildikleri son s\u0131n\u0131rd\u0131r. Yani bildikleri o kadard\u0131r. B\u00fct\u00fcn ilimlerinin nihayet murad\u0131, (son hedefi) d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n zevkidir. &#8220;D\u00fcnya hayat\u0131ndan sadece (g\u00f6r\u00fcnen) d\u0131\u015f y\u00fcz\u00fc bilirler; ahiretten ise onlar tamamen gafildirler.&#8221; (R\u00fbm, 30\/7) \u00e2yeti de onlar\u0131n hallerini tasvir etmektedir. Herhalde yak\u0131ndan sapan\u0131, sap\u0131kl\u0131kta \u0131srar edeni en fazla bilen Rabbindir. Hidayeti kabul edip do\u011fru yolu tutan\u0131 en ziyade bilen de odur. Bu c\u00fcmle y\u00fcz \u00e7evirme emrinin sebebidir. &#8220;En fazla bilen&#8221; S\u00f6z\u00fcn\u00fcn tekrar\u0131 da, her iki malum (bilinen) aras\u0131ndaki z\u0131tl\u0131\u011f\u0131 ifade etmektedr. \u0130limden maksad da, ceza ve m\u00fckafat\u0131n\u0131 tertip ve tatbik edecek tarzda bilmektir.<\/p>\n<p>31-Sonra da Allah&#8217;\u0131n kudreti g\u00f6sterilmek \u00fczere \u015f\u00f6yle buyuruluyor. G\u00f6klerdeki ve yerdeki Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Yaratma y\u00f6n\u00fcyle de O&#8217;nun, tasarruf ve idare y\u00f6n\u00fcyle de O&#8217;nundur. Bu \u0131n m\u00fcteall\u00e2k\u0131 (ba\u011fland\u0131\u011f\u0131 yer) hakk\u0131nda birka\u00e7 ihtimalin oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. nin del\u00e2let etti\u011fi \u015fey olan yaratma veya milke veya ye ya da y\u00fcz \u00e7evirme emrine ba\u011flanabilir. K\u00e2d\u00ee Beyd\u00e2v\u00ee der ki: &#8220;Makablinin medl\u00fbl\u00fcne illettir (kendisinden \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2n\u0131n delalet etti\u011fi \u015feyin sebebidir).&#8221; Yani \u00e2lemi \u015funun i\u00e7in yaratt\u0131 ve tanzim etti yahut yolunu \u015fa\u015f\u0131ran\u0131 ve hidayeti bulan\u0131 \u015funun i\u00e7in ay\u0131r\u0131p hallerini korudu ki..&#8221; Buna g\u00f6re birincisi, takdir edilen fiiline, ikincisi ye ba\u011fl\u0131 demektir. Ebu Hayy\u00e2n&#8217;a g\u00f6re de s\u00f6z konusu &#8220;l\u00e2m&#8221; m\u00fclk m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n delalet etti\u011fi \u015feye ba\u011fl\u0131d\u0131r. Yani &#8220;Allah, kar\u015f\u0131l\u0131k vermek i\u00e7in ya sap\u0131kl\u0131kta b\u0131rak\u0131r, ya da hidayete sevkeder.&#8221; \u015feklinde takdir edilen c\u00fcmleye ba\u011fl\u0131d\u0131r. Ayr\u0131ca yukar\u0131da ge\u00e7en &#8220;Allah, kar\u015f\u0131l\u0131k vermek i\u00e7in sap\u0131tan\u0131 ve hidayette olan\u0131 bilir.&#8221; c\u00fcmlesine ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>R\u00e2z\u00ee, emrine ba\u011flanma ihtimali varsa da en do\u011frusu ye ba\u011fl\u0131 olmas\u0131d\u0131r, demi\u015ftir. Ebu&#8217;s-Suud da bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc tercih etmi\u015ftir. Ayr\u0131ca bu gibi lar\u0131n il\u00e2h\u00ee fiillerde hikmet ve ak\u0131bet i\u00e7in oldu\u011funu da beyan etmi\u015flerdir. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yledir: Bu g\u00f6klerin ve yerin m\u00fclkiyet ve saltanat\u0131n\u0131n veya sap\u0131kl\u0131k ile hidayetin yahut hak ile bat\u0131l\u0131n bilinmesi, ya da d\u00fcnya hayat\u0131ndan bir \u015fey istemeyip Allah&#8217;\u0131n zikrinden y\u00fcz \u00e7evirmi\u015f kimselerden uzakla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 \u015fu hikmet ve ak\u0131bet (sonu\u00e7) i\u00e7indir ki Allah, k\u00f6t\u00fc i\u015f yapanlar\u0131 yapt\u0131klar\u0131 ile cezaland\u0131racak, k\u00f6t\u00fc i\u015flerine kar\u015f\u0131l\u0131k, benzer k\u00f6t\u00fc cezalar verecek. G\u00fczel i\u015f yapanlar\u0131 da daha g\u00fczeliyle kar\u015f\u0131layacak, h\u00fcsn\u00e2, yani en g\u00fczel m\u00fckafat olan cennet ile yahut amellerinin daha g\u00fczeli olan kat kat sevapla kar\u015f\u0131l\u0131k verecektir. \u0130hsan s\u0131fat\u0131n\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesi i\u00e7in b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan ka\u00e7\u0131nman\u0131n \u015fart oldu\u011fu da, \u015fu vas\u0131fla ifade ediliyor.<\/p>\n<p>32- O iyilikte bulunanlar ki, b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan -yukar\u0131da da ge\u00e7ti\u011fi gibi b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan maksat, cezas\u0131 b\u00fcy\u00fck olan yahut hakk\u0131nda hususi tehdit bulunan g\u00fcnahlard\u0131r ve fev\u00e2hi\u015ften yani b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlar i\u00e7inde bilhassa \u00e7irkinli\u011fi a\u00e7\u0131k olan fuh\u015fiyyattan ka\u00e7\u0131n\u0131rlar. Lemem hari\u00e7, yani az ve k\u00fc\u00e7\u00fck olan kusurlar m\u00fcstesna \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan ka\u00e7\u0131n\u0131l\u0131nca mesela, bir bak\u0131\u015f, bir g\u00f6z i\u015fareti, bir \u00f6p\u00fcc\u00fck gibi, k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnahlar affedilir. \u015e\u00fcphesiz ki Rabbinin ma\u011ffireti geni\u015ftir. B\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan ka\u00e7\u0131n\u0131l\u0131nca k\u00fc\u00e7\u00fckleri affetti\u011fi gibi tevbe edilince b\u00fcy\u00fckleri de affeder, dilerse tevbesiz de affedebilir. Ancak tevbe edilmekdik\u00e7e \u015firki ma\u011ffiret etmez. Hem O, sizi en iyi bilendir. Yani sizin her h\u00e2linizi bilir, h\u00fckm\u00fcn\u00fc de ona g\u00f6re verir. Sizi topraktan yaratt\u0131\u011f\u0131 zaman yerde ilk insan cinsinin, h\u00fccrelerinin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 esnas\u0131nda, ya da insan g\u0131das\u0131n\u0131n topraktan yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada ve siz analar\u0131n\u0131z\u0131n kar\u0131nlar\u0131nda cenin olarak bulundu\u011funuz vakitte, yani sizin kendinizi bilmedi\u011finiz zamanlarda bile nas\u0131l oldu\u011funuzu ve ne halde bulundu\u011funuzu ve gelecekte neler kazanaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131, k\u0131sacas\u0131 b\u00fct\u00fcn eksi\u011finizle varl\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 hep O bilir. O halde nefislerinizi temize \u00e7\u0131karmay\u0131n. Yani kendinizi hi\u00e7 g\u00fcnahs\u0131z, kusursuz ve tertemiz kabul ederek \u00f6\u011f\u00fcnmeyin. Fark\u0131nda olmadan bir\u00e7ok kusurunuz olabilir. Tamam\u0131yla korunup m\u00fcttaki olan\u0131 en fazla O bilir \u00c7\u00fcnk\u00fc her halinize vak\u0131f olan O&#8217;dur. \u0130yilerle k\u00f6t\u00fcler ahirette Allah&#8217;\u0131n huzurunda se\u00e7ileceklerdir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>33. \u015eimdi g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc O y\u00fcz \u00e7evireni?<\/p>\n<p>34. Az\u0131c\u0131k verip (sonra vermemekte) direneni?<\/p>\n<p>35. Gayb\u0131n bilgisi kendi yan\u0131ndad\u0131r da, o mu g\u00f6r\u00fcyor?<\/p>\n<p>36. Yoksa haber verilmedi mi Musa&#8217;n\u0131n sahifelerinde yaz\u0131l\u0131 olanlar?<\/p>\n<p>37. Ve \u00e7ok vefak\u00e2r olan \u0130brahim&#8217;in sahifelerindekiler?<\/p>\n<p>38. Ki hi\u00e7bir g\u00fcnahk\u00e2r ba\u015fkas\u0131n\u0131n g\u00fcnah y\u00fck\u00fcn\u00fc y\u00fcklenmez.<\/p>\n<p>39. Do\u011frusu insana \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey yoktur.<\/p>\n<p>40. Ve \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 da yak\u0131nda g\u00f6r\u00fclecektir.<\/p>\n<p>41. Sonra ona kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 tastamam verilecektir.<\/p>\n<p>42. Ve \u015f\u00fcphesiz en son var\u0131\u015f, Rabbinedir.<\/p>\n<p>43. Do\u011frusu g\u00fcld\u00fcren de a\u011flatan da O&#8217;dur.<\/p>\n<p>44. \u00d6ld\u00fcren de dirilten de O&#8217;dur.<\/p>\n<p>45. \u015e\u00fcphesiz erke\u011fi, di\u015fiyi iki e\u015f yaratan O&#8217;dur,<\/p>\n<p>46. At\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman bir nutfeden.<\/p>\n<p>47. \u015e\u00fcphesiz tekrar diriltmek de O&#8217;na aittir.<\/p>\n<p>48. \u015e\u00fcphesiz zengin eden de sermaye veren de O&#8217;dur.<\/p>\n<p>9. Do\u011frusu \u015ei&#8217;r\u00e2 y\u0131ld\u0131z\u0131n\u0131n Rabbi O&#8217;dur.<\/p>\n<p>50. O, helak etti \u00f6nce gelen \u00c2d&#8217;\u0131.<\/p>\n<p>51. Ve Sem\u00fbd&#8217;u da b\u0131rakmad\u0131.<\/p>\n<p>52. \u00d6nceden de Nuh kavmini (helak etmi\u015fti), \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar zulmetmi\u015f ve azm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>53. Alt\u0131 \u00fcst\u00fcne getirilmi\u015f \u015fehirleri devirip y\u0131kt\u0131.<\/p>\n<p>54. Onlar\u0131 neler kaplad\u0131 neler!<\/p>\n<p>55. O halde Rabbinin hangi nimetinden ku\u015fku duyuyorsun.<\/p>\n<p>56. Bu da ilk uyar\u0131c\u0131lardan bir uyar\u0131c\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>57. Yakla\u015fan yakla\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>58. Onu Allah&#8217;tan ba\u015fka a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karacak yoktur.<\/p>\n<p>59. \u015eimdi siz bu s\u00f6zden mi hayret ediyorsunuz?<\/p>\n<p>60. G\u00fcl\u00fcyorsunuz da a\u011flam\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>61. Ve siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller?<\/p>\n<p>62. Haydi Allah i\u00e7in secdeye kapan\u0131n ve O&#8217;na kulluk edin.<\/p>\n<p>33- \u015eimdi g\u00f6rd\u00fcn ya o y\u00fcz \u00e7evireni, hakta sebat etmeyip de d\u00f6neni. M\u00fcc\u00e2hid ve \u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;den rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, Vel\u00eed b. Mu\u011fire Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n meclisine gelmi\u015f, onun okudu\u011fu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 ve va&#8217;z\u0131n\u0131 dinlemi\u015f ve \u0130sl\u00e2m&#8217;a yakla\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Bundan dolay\u0131 da Resulullah onun hakk\u0131nda \u00fcmit beslemi\u015fti. Sonra m\u00fc\u015friklerden biri, onu azarlay\u0131p &#8220;atalar\u0131n\u0131n dinini terk mi ediyorsun? Dinine d\u00f6n, onda sebat et, ahiret hakk\u0131nda her neden korkuyorsan bana \u015f\u00f6yle \u015f\u00f6yle mal vermen \u015fart\u0131yla kendi \u00fczerine al\u0131r\u0131m.&#8221; deyince, Vel\u00eed de ona uyup \u0130sl\u00e2m&#8217;a olan gayretinden d\u00f6nm\u00fc\u015f ve \u015fart ko\u015fulan mal\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 verip geri kalan\u0131na dayat\u0131vermi\u015fti. \u0130\u015fte \u00e2yet bu hususa i\u015faret etmektedir.<\/p>\n<p>34- Dayatt\u0131, vermedi.<\/p>\n<p>K\u00fcdye, kaz\u0131lmaz sert yer ve yal\u00e7\u0131n kaya, ikd\u00e2 da k\u00fcdyeye (sert kaya) varmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Onun i\u00e7in Araplar derler ve bununla &#8220;yeri kazd\u0131 da k\u00fcdyeye, yani kaz\u0131lmayacak sert kayaya dayand\u0131&#8221;, m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 kasdederler. Bu kelime, cimrilik ve zor zaptetmek anlam\u0131nda da kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>35- Gayb bilgisi yan\u0131nda da, art\u0131k g\u00f6r\u00fcyor mu? Yani \u015fimdiden ahireti g\u00f6r\u00fcyor da g\u00fcnah\u0131n\u0131 ba\u015fkas\u0131n\u0131n y\u00fckleniverece\u011fini biliyor mu?<\/p>\n<p>36- Yoksa haber verilmedi mi? Musa&#8217;n\u0131n sahifelerinde bulunanlar<\/p>\n<p>37- ve \u0130brahim&#8217;inkindeki, yani \u0130brahim&#8217;e indirilmi\u015f olan sahifedekiler. O \u0130brahim ki \u00e7ok vef\u00e2l\u0131 idi. &#8220;Rabbi bir zaman \u0130brahim&#8217;i birtak\u0131m kelimelerle s\u0131nam\u0131\u015f, o da onlar\u0131 tamamlay\u0131nca; &#8216;Ben seni insanlara \u00f6nder yapaca\u011f\u0131m&#8217; demi\u015fti.&#8221; (Bakara, 2\/124) \u00e2yetince \u0130brahim (s.a) emrolundu\u011fu kelimeleri tamam\u0131yla if\u00e2 etmi\u015fti. Her hususta s\u00f6z\u00fcne \u00e7ok ba\u011fl\u0131 idi. Ebu Hayy\u00e2n, &#8220;el-Bahru&#8217;l-Muhit&#8221;de \u015f\u00f6yle der: &#8220;Musa ile \u0130brahim&#8217;in tahsis edilmesi i\u00e7in denilmi\u015ftir ki: Nuh ile \u0130brahim aras\u0131nda (ge\u00e7en zamanda) bir adam\u0131, babas\u0131, o\u011flu, amcas\u0131 ve day\u0131s\u0131 ile, bir kocay\u0131 kar\u0131s\u0131 ile, bir k\u00f6leyi de efendisi ile beraber hesaba \u00e7ekerlerdi. Onlara ilk kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kan \u0130brahim oldu. \u0130brahim&#8217;in \u015feriat\u0131ndan Musa&#8217;n\u0131n \u015feriat\u0131na kadar ge\u00e7en s\u00fcre i\u00e7erisinde bir kimseyi ba\u015fkas\u0131n\u0131n su\u00e7undan dolay\u0131 hesaba \u00e7ekmezlerdi.&#8221; Bununla beraber burada as\u0131l maksat, ahirete ait h\u00fckm\u00fc beyan etmektir. Musa ile \u0130brahim&#8217;in sahifelerinde olan hususlar \u015funlard\u0131r. ki do\u011frusu bu &#8220;enne&#8221;den hafifletilmi\u015f ve \u015fan zamiri hazfedilmi\u015ftir demektir.<\/p>\n<p>38-Yani ger\u00e7ek \u015fu ki, g\u00fcnahk\u00e2r bir insan, ba\u015fkas\u0131n\u0131n g\u00fcnah\u0131n\u0131 \u00e7ekmez. Yani ancak kendi g\u00fcnah\u0131n\u0131 \u00e7eker.<\/p>\n<p>Vizr, g\u00fcnah ve a\u011f\u0131r y\u00fck m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir ki, burada g\u00fcnah ve g\u00fcnah\u0131n cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekmek anlam\u0131ndad\u0131r. Yani ahirette ceza \u00e7ekecek kimse, hi\u00e7 kimsenin g\u00fcnah\u0131n\u0131n cez\u00e2s\u0131n\u0131 \u00e7ekecek de\u011fil, herkes kendi su\u00e7unun cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekecektir. Bizde me\u015fhur olan &#8220;Her koyun kendi baca\u011f\u0131ndan as\u0131l\u0131r.&#8221; t\u00e2biri bunu ne g\u00fczel ifade etmektedir. Bunun f\u0131k\u0131hdaki kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131, &#8220;Ukubatta niy\u00e2bet c\u00e2ri olmaz&#8221; (yani cezalarda vekillik ge\u00e7erli de\u011fildir) genel kural\u0131d\u0131r. \u015eu halde birisi, ba\u015fkas\u0131n\u0131n g\u00fcnah\u0131n\u0131 boynuna almakla onu kurtaramaz, ancak kendi \u00fczerine ald\u0131\u011f\u0131n\u0131n yani sorumlulu\u011funun cezas\u0131n\u0131 \u00e7eker. Zira, &#8220;Onlar, kendi y\u00fcklerini, kendi y\u00fckleriyle beraber ba\u015fka y\u00fckleri de ta\u015f\u0131yacaklar..&#8221; (Ankeb\u00fbt, 29\/13) \u00e2yetinde de ayn\u0131 anlam vard\u0131r. Ayr\u0131ca &#8220;Her kim k\u00f6t\u00fc bir \u00e7\u0131\u011f\u0131r a\u00e7arsa, onun g\u00fcnah\u0131 ve k\u0131yamete kadar onunla amel edenlerin g\u00fcnah\u0131 da, o \u00e7\u0131\u011f\u0131r\u0131 a\u00e7an\u0131n boynunad\u0131r.&#8221; hadisi de b\u00f6yledir. \u015eu da, o sahifelerde bulunan hususlardand\u0131r.<\/p>\n<p>39- Do\u011frusu insan\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131ndan ba\u015fkas\u0131 kendisinin de\u011fil, ancak \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 kendisinindir. Yani bir insan ba\u015fkas\u0131n\u0131n g\u00fcnah\u0131ndan dolay\u0131 hesaba \u00e7ekilmeyece\u011fi gibi, \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015feyle sevap almas\u0131 da kendi has hakk\u0131 de\u011fildir. Olursa, ba\u015fkas\u0131n\u0131n hediyesi, ba\u011f\u0131\u015f\u0131 olur. Ger\u00e7i &#8220;Herkesin kazand\u0131\u011f\u0131 iyilik kendilerine, k\u00f6t\u00fcl\u00fck de kendi aleyhinedir&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/286) \u00e2yetinden ilk bak\u0131\u015fta &#8220;insana \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131ndan ba\u015fkas\u0131 yoktur&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131rsa da, insana gerek d\u00fcnyada gerek ahirette kazanc\u0131ndan ba\u015fka vehb\u00ee olarak (Allah taraf\u0131ndan) verilen nice rahmet ve il\u00e2h\u00ee ba\u011f\u0131\u015flar\u0131n bulundu\u011funda da \u015f\u00fcphe yoktur. Ayr\u0131ca yard\u0131mla\u015fman\u0131n emrolundu\u011fu, d\u00fcnya ve ahirette de fayda sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 bilinmektedir. Ebu&#8217;s-Su\u00fbd der ki: &#8220;Peygamberlerin \u015fefaat\u0131, meleklerin isti\u011ff\u00e2r\u0131, dirilerin \u00f6l\u00fcler i\u00e7in dua ve sadakalar\u0131 gibi insan\u0131n kendi amelinden olmamakla beraber faydal\u0131 oldu\u011fu bilinen kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z i\u015flere gelince, b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n fayda sa\u011flamas\u0131, insan\u0131n kendi ameli olan imana ve dine ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131na dayan\u0131r. \u0130man olmay\u0131nca hi\u00e7bir \u015feyin faydas\u0131 olamayaca\u011f\u0131 i\u00e7in, bunlarda da faydal\u0131 olan yine kendi gayret ve amelidir.&#8221; Ebu Hayy\u00e2n tefsirinde \u015f\u00f6yle bir riv\u00e2yeti nakleder: Horasan valisi Abdullah b. T\u00e2hir, H\u00fcseyin b. Fadl&#8217;a &#8220;Allah diledi\u011fine kat kat verir.&#8221; (Bakara, 2\/261) \u00e2yeti hakk\u0131nda soru sormu\u015ftu. H\u00fcseyin ona, &#8220;Adaletle ancak insana \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131, l\u00fctufla ise Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fi kadar vard\u0131r.&#8221; diye cevap verdi. Bunun \u00fczerine Abdullah H\u00fcseyn&#8217;in ba\u015f\u0131n\u0131 \u00f6pt\u00fc. Bu \u00e2yetin mensuh (y\u00fcr\u00fcrl\u00fckten kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f) oldu\u011funa dair \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan nakledilen rivayet sahih de\u011fildir. (Bu hususla ilgili olarak &#8220;Herkes kendi kazand\u0131\u011f\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r.&#8221; (T\u00fbr, 52\/21) \u00e2yetinin tefsirine bkz.) \u00c2limlerin \u00e7o\u011funa g\u00f6re bu \u00e2yet, muhkemdir. \u0130bn\u00fc Atiyye bu hakikati \u015f\u00f6yle ortaya koyar. Bence bu \u00e2yet \u015fu \u015fekilde izah edilebilir: &#8220;Burada esasen m\u00e2n\u00e2n\u0131n d\u00f6n\u00fcp dola\u015ft\u0131\u011f\u0131 yer, daki L\u00e2m&#8217;d\u0131r. \u0130nsan\u0131n &#8220;\u015fu benimdir&#8221; deme\u011fe hakk\u0131 olan \u015feyi ara\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131n zaman, onu ancak \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131ndan ibaret bulursun. Ondan ba\u015fka bir \u015fefaat, (yard\u0131m) veya hay\u0131rl\u0131 bir baba yahut hay\u0131rl\u0131 bir evlad\u0131n g\u00f6zetimi ile veya iyiliklerin kat kat verilmesi, yahut s\u0131rf l\u00fctuf ve esirgeme kasd\u0131yla olanlar hep merhamettir. Onlar\u0131n hi\u00e7biri insan\u0131n kendinin de\u011fildir. Ona, ger\u00e7ekte benim deme\u011fe yetkisi yoktur. Bu ancak mecazen hakikate ilhak edilerek (kat\u0131larak) s\u00f6ylenebilir. Bunun esas\u0131, L\u00e2m\u0131n ihtis\u00e2s veya istihk\u00e2k (hakk\u0131 olma) m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmesi, tahsisin de ona y\u00f6nelik bulunmas\u0131d\u0131r. T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade eden &#8220;Elden gelen.. \u00f6\u011f\u00fcn olmaz, o da vaktinde gelmez.&#8221; \u015feklinde bir atas\u00f6z\u00fc vard\u0131r. &#8220;M\u00e2se\u00e2&#8221; daki masdariyyedir. \u00c7al\u0131\u015fmak demektir. &#8220;\u00c7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na mevs\u00fble olmas\u0131 ihtimali d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilirse de, genellikle do\u011fru de\u011fildir. Zira her \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131, insan\u0131n olmaz. \u0130nsan\u0131n olan ancak \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>40- Ve hakikat \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 yar\u0131n g\u00f6r\u00fclecektir, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc defterinde g\u00f6r\u00fclecek ve mizan\u0131na konulacakt\u0131r. Yani \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 bo\u015fa gitmez, fakat onun meyvas\u0131n\u0131 pe\u015fin ve hemen g\u00f6rme\u011fe kalk\u0131\u015fmamal\u0131d\u0131r. Zira o, ileride g\u00f6r\u00fclecektir.<\/p>\n<p>41- Sonra ona en dolgun kar\u015f\u0131l\u0131k verilecektir. Bu suretle insan\u0131n gelece\u011fi, \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131n\u0131n neticesi olacak demektir.<\/p>\n<p>42- Fakat bu \u00e2lemde bir \u00e7ok g\u00fczel \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n bo\u015fa gitti\u011fi g\u00f6r\u00fcl\u00fcp dururken, bu de\u011ferli kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 kim temin edecek? denirse \u015fu da bir hakikat ki, var\u0131\u015f Rabbinedir, sonunda Rabbine gidilecektir. B\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar d\u00f6n\u00fcp O&#8217;na var\u0131r, O&#8217;nun huzuruna \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131r. \u0130\u015fte o vakit o tam ceza da, hakka&#8217;l-yak\u00een (\u015f\u00fcphe edilmeyen ger\u00e7ek) olur.<\/p>\n<p>43- Evvel O&#8217;dur, \u00e2hir O, ve ger\u00e7ekten g\u00fcld\u00fcren de a\u011flatanda O&#8217;dur. Hayat\u0131n safhalar\u0131ndan iki z\u0131t durum ki biri ne\u015fe al\u00e2meti, biri ac\u0131; biri sevap defteri, biri azab; biri cenneti ifade eder, biri cehennemi; biri Cilve-i Cemal (g\u00fczelli\u011finin yans\u0131mas\u0131) biri Cilve-i Cel\u00e2l (Cel\u00e2l s\u0131fat\u0131n\u0131n yans\u0131mas\u0131)&#8217;dir.<\/p>\n<p>44- Ve ger\u00e7ekten \u00f6ld\u00fcren de dirilten de O&#8217;dur, ba\u015fkas\u0131 de\u011fil.<\/p>\n<p>45- Ve hakikaten erkek ve di\u015fi iki e\u015fi yaratan da O&#8217;dur. Gerek insanlardan ve gerek hayvanlardan erkek ve di\u015fi b\u00fct\u00fcn \u00e7iftleri O yaratmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>46- Bir nutfeden d\u00f6k\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, yani rahme at\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman. Demek ki tabiata diledi\u011fi \u00e7e\u015fitlili\u011fi verip, diledi\u011fi z\u0131tlar\u0131 O yarat\u0131yor ve bunlar\u0131 O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131 da asla yapamaz.<\/p>\n<p>47- Ve ger\u00e7ekten di\u011fer yaratma da O&#8217;nun uhdesindedir (\u00fczerindedir). \u00d6l\u00fcmden sonraki ahiret yaratmas\u0131n\u0131 da O kendisine gerekli k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O, yapacak, iyiliklerin ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin ceza ve m\u00fckafat\u0131n\u0131 verecektir. \u015eu halde O&#8217;nu inkar etmenin hi\u00e7bir anlam\u0131 yoktur. B\u00fct\u00fcn bu \u00e7ift yaratmalar, bu d\u00fcnyan\u0131n bir ahireti bulundu\u011funa delalet edip durmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>48- Ve ger\u00e7ekten zengin eden ve sermaye veren de O&#8217;dur. Fakiri zengin edip sermayelendiren, fakir olan bir kulunu ihtiya\u00e7tan kurtar\u0131p sermaye sahibi eden, yahut ho\u015fnud eyleyen ki, &#8220;Seni fakir bulup zengin etmedi mi?&#8221; (Duh\u00e2, 93\/8) buyurulmas\u0131 da bu c\u00fcmledendir.<\/p>\n<p>49- Ve \u015f\u00fcphesiz \u015ei&#8217;r\u00e2&#8217;n\u0131n Rabbi O&#8217;dur.<\/p>\n<p>\u015ei&#8217;r\u00e2, esasen &#8220;zikr\u00e2&#8221; vezninde \u015fuur m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdar olup, g\u00f6\u011f\u00fcn birinci derecede parlak y\u0131ld\u0131zlar\u0131ndan en parlak iki y\u0131ld\u0131za isim olarak verilmi\u015ftir. Parlakl\u0131k derecesi 1. olan y\u0131ld\u0131zlardan \u015ei&#8217;r\u00e2 ad\u0131yla iki y\u0131ld\u0131z vard\u0131r. Bunlardan birine \u015ei&#8217;r\u00e2y-\u0131 Yem\u00e2n\u00ee veya \u00c2b\u00fbr di\u011ferine de \u015ei&#8217;r\u00e2y-\u0131 \u015e\u00e2m\u00ee veya Gumeys\u00e2 denilir. \u015ei&#8217;r\u00e2y-\u0131 Yem\u00e2n\u00ee bur\u00e7lar\u0131n en g\u00fczeli olan Cevz\u00e2&#8217;da (\u0130kizler burcunda) denilen suretin arkas\u0131nda uydu say\u0131larak ismi de verilen Kelb-i ekber (b\u00fcy\u00fck k\u00f6pek)&#8217;de, \u015ei&#8217;r\u00e2y-\u0131 \u015e\u00e2m\u00ee de Kelb-i asgar (k\u00fc\u00e7\u00fck k\u00f6pek)&#8217;dad\u0131r. \u015ei&#8217;r\u00e2y-\u0131 yem\u00e2n\u00ee g\u00f6\u011f\u00fcn en parlak y\u0131ld\u0131z\u0131d\u0131r. Burada bu m\u00e2n\u00e2 ile tefsir edilmi\u015ftir. Zira mutlak olarak denilince, ilk akla gelen odur. \u00c7\u00fcnk\u00fc en parlak olmakla tan\u0131nan \u015ei&#8217;r\u00e2y-\u0131 Yem\u00e2ni oldu\u011fu gibi, C\u00e2hiliyye d\u00f6neminde kendisine ibadet de edilmi\u015ftir. S\u00fbdd\u00ee demi\u015ftir ki: &#8220;H\u00eemyer ve Huz\u00e2a kabileleri ona taparlard\u0131. Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin tefsirine kaydetti\u011fine g\u00f6re ba\u015fkalar\u0131 da bu hususta \u015f\u00f6yle demi\u015flerdir: &#8220;Onu ilk evvel tanr\u0131 edinen Ebu Keb\u015fe olmu\u015ftu.&#8221; Bu zat, Huz\u00e2a, kabilesinden biri, ya da reisleri olup ismi Vahz b. G\u00e2lib idi. Onun i\u00e7in m\u00fc\u015frikler Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e &#8220;\u0130bn Eb\u00ee Keb\u015fe&#8221; diyorlar, putlara ibadet hususunda kavmine muhalefet etmesinden dolay\u0131 peygamberi ona benzetiyorlard\u0131. Baz\u0131lar\u0131 onu, Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;in babas\u0131 taraf\u0131ndan dedelerinden biri olarak g\u00f6stermi\u015f ve ki\u015finin her \u00f6zelli\u011fini atalar\u0131n\u0131n birinden getirdi\u011fini kabul edip filan damar filana \u00e7ekmi\u015f demi\u015flerdir. Bunun hem, Peygamber&#8217;in anas\u0131 taraf\u0131ndan dedesi, Vehb b. Abdimen\u00e2f&#8217;\u0131n k\u00fcnyesi hem de s\u00fct anas\u0131 Hal\u00eeme-i Sadiyye&#8217;nin kocas\u0131n\u0131n k\u00fcnyesi oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. K\u0131sacas\u0131 Araplar&#8217;da \u015ei&#8217;r\u00e2ya h\u00fcrmet eden ve d\u00fcnyada onun tesirine inananlar bulundu\u011fu ve do\u011fu\u015fu esnas\u0131nda gayba dair s\u00f6zler s\u00f6yledikleri cihetle burada \u00f6zellikle \u015ei&#8217;r\u00e2&#8217;ya izafetle &#8220;Rabb\u00fc&#8217;\u015f-\u015ei&#8217;r\u00e2&#8221; buyurularak \u015ei&#8217;r\u00e2&#8217;n\u0131n Rab (terbiye eden) de\u011fil merb\u00fbb (terbiye edilen) oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir. B\u00f6ylece onlar\u0131n inan\u00e7lar\u0131 reddedilmi\u015f ve kendilerine, \u015ei&#8217;r\u00e2&#8217;ya de\u011fil, \u015ei&#8217;r\u00e2&#8217;n\u0131n Rabbine ibadet edilmesi gere\u011fi anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>50- Ard\u0131ndan da inzar (uyar\u0131) ifade etmek \u00fczere \u015f\u00f6yle buyurulmu\u015ftur: Ve hakikat o helak etti, \u00f6nce gelen \u00c2d&#8217;\u0131, yani eski \u00c2d kavmini ki, Nuh kavminden sonra hel\u00e2k edilen H\u00fbd&#8217;un kavmidir. Bu m\u00e2n\u00e2da \u00fbl\u00e2 (ilk) denilmesi, sonraki kavimlere g\u00f6re olup, \u00f6teden beri gelen k\u0131demli \u00c2d demektir. Baz\u0131lar\u0131, \u00c2d-\u0131 \u00fbl\u00e2&#8217;n\u0131n birinci \u00c2d m\u00e2n\u00e2s\u0131na olup, \u00c2d-\u0131 uhr\u00e2 (di\u011fer \u00c2d) kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, do\u011fru olan da budur. \u00c2d-i uhr\u00e2 hakk\u0131nda ihtilaf edilmi\u015ftir. Zemah\u015feri&#8217;ye g\u00f6re \u00c2d-\u0131 \u00fbl\u00e2 H\u00fbd kavmi, \u00c2d-i uhr\u00e2 \u0130rem&#8217;dir. Lakin \u0130rem de helak edilmi\u015f oldu\u011fundan burada \u00c2d&#8217;\u0131n \u00fbl\u00e2 (ilk) ile tahsis edilmesinin anlam\u0131 yoktur. M\u00fcberred, &#8220;\u00c2d-\u0131 uhr\u00e2, Sem\u00fbd&#8217;dur&#8221; demi\u015f. Taber\u00ee ise, \u00c2d-\u0131 uhr\u00e2&#8217;n\u0131n Mekke&#8217;de Amalika ile beraber olan beni Lukaym b. H\u00fczel oldu\u011funu belirtmi\u015ftir.(4) Am\u00e2lika&#8217;ya Cebb\u00e2r\u00een (zorbalar) denildi\u011fi gibi &#8220;\u00c2d-i uhr\u00e2, Cebb\u00e2rlar idi&#8221; tarz\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015f de buna yak\u0131nd\u0131r. Bir k\u0131s\u0131m \u00e2limler de \u00c2d-i \u00fbl\u00e2, \u00c2d b. \u0130rem b. Avi b. S\u00e2m b. Nuh&#8217;un \u00e7ocuklar\u0131ndand\u0131r. \u00c2d-i uhr\u00e2 da \u00c2d-i \u00fbl\u00e2 neslindendir demi\u015flerki, bu bize hepsinden do\u011fru geliyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00c2d kavminden Hz. H\u00fbd&#8217;a iman etmi\u015f olanlar\u0131n kurtar\u0131ld\u0131klar\u0131 H\u00fbd S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7mi\u015fti. \u015eu halde \u00c2d-i \u00fbl\u00e2, Hz. H\u00fbd&#8217;a iman etmeyip eski hallerinde inad ederek helak olanlar, \u00c2d-\u0131 uhr\u00e2 da, iman ile yeniden yarat\u0131lmaya hak kazanm\u0131\u015f olanlar demek olur. Bu m\u00e2n\u00e2, Sem\u00fbd&#8217;da da di\u011ferlerinde de vard\u0131r.<\/p>\n<p>51- Sem\u00fbd&#8217;u da helak etti de hi\u00e7 b\u0131rakmad\u0131. Yani ne \u00c2d ve ne de Sem\u00fbd kavminden iman etmeyenlerin hi\u00e7 birini b\u0131rakmad\u0131, g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 cezas\u0131z yanlar\u0131na komad\u0131.<\/p>\n<p>52- Daha \u00f6nce de Nuh kavmini helak etmi\u015fti. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar daha zalim ve daha azg\u0131n idiler, Nuh kavmi di\u011ferlerinden daha zalim idi. Hz. N\u00fbh&#8217;a pek fazla eziyet veriyorlard\u0131. Yahut di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile \u00c2d, Sem\u00fbd ve daha \u00f6nce Nuh kavmi hep o hel\u00e2k edilen kavimler, Kurey\u015f&#8217;ten daha zalim ve daha azg\u0131n idiler.<\/p>\n<p>53- M\u00fc&#8217;tefike&#8217;yi de haviyeye att\u0131, havaya kald\u0131r\u0131p h\u00e2viyeye, yani yerin alt\u0131na ge\u00e7irdi. &#8220;M\u00fc&#8217;tefike&#8221; L\u00fbt kavminin alt\u0131 \u00fcst\u00fcne gelen \u015fehirleri, Sed\u00fbm ve saire diye a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r ki, &#8220;M\u00fcnkalibe&#8221; de \u00fcst\u00fc alt\u0131na gelmi\u015f demektir. &#8220;\u00dcst\u00fcn\u00fc alt\u0131na getirdik&#8230;&#8221; (H\u00fbd, 11\/82) \u00e2yeti de bu m\u00e2n\u00e2dad\u0131r. Ebu Hayy\u00e2n der ki: &#8220;Herhangi bir de\u011fi\u015fim ile evleri ve yerleri alt \u00fcst olan her memleketin kasdedilme ihtimalinin bulundu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir.&#8221;<\/p>\n<p>54- Onlar\u0131 neler kaplad\u0131 ise kaplad\u0131. Bu ifade, onlara inen azab\u0131n deh\u015fetini g\u00f6stermektedir. Bunlardan, insan\u0131n yapt\u0131klar\u0131yla hi\u00e7 ilgisi olmayan soyut semav\u00ee (g\u00f6ksel) musibetler anla\u015f\u0131lmamal\u0131, insanlar\u0131n kendi fiil ve g\u00fcnahlar\u0131na ait olan felaketler anla\u015f\u0131lmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>55- Nitekim \u015f\u00f6yle buyuruluyor: \u015eimdi Rabbin hangi nimetlerinden \u015f\u00fcphe edersin ey insan? Bu hitab\u0131n bilhassa Peygamber (s.a.v)&#8217;e olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse de, dinin muhatab olarak kabul etti\u011fi her insana hitab edilmi\u015f olmas\u0131 daha uygun olur.<\/p>\n<p>Nimet m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eden \u00e7o\u011ful bir kelimedir. Tekili &#8220;ily\u00fcn&#8221;, &#8220;ely\u00fcn&#8221;, &#8220;elen&#8221;, &#8220;ilen&#8221; ve &#8220;elv\u00fbn&#8221;d\u00fcr Burada ceza m\u00e2n\u00e2s\u0131 da zikredilmi\u015f oldu\u011fu halde s\u00f6ylenenlerin hepsine mutlak m\u00e2n\u00e2da nimet denilmesi, cezalar\u0131n hat\u0131rlat\u0131lmas\u0131n\u0131n bile inanan ve ak\u0131l sahibi olanlar i\u00e7in ibret al\u0131narak istifade edilen \u00f6\u011f\u00fct ve nasihat olmas\u0131 itibariyle bir nimet demek oldu\u011funu anlat\u0131r. Bununla beraber soru ed\u00e2t\u0131n\u0131n getirilmesinde ve ile kendinden \u00f6nce hat\u0131rlat\u0131lan helaklar\u0131n tertibinde \u015f\u00fcphe ve nank\u00f6rl\u00fck edenlere kar\u015f\u0131 \u00f6nemli bir uyar\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131 da mevcuttur.<\/p>\n<p>56- Onun i\u00e7in buyuruluyor ki, bu beyan yani (Necm, 53\/36)&#8217;den beri haber verilenler \u00f6nceki uyar\u0131lardan bir uyar\u0131d\u0131r. Yani \u00f6nceki peygamberlerin uyar\u0131lar\u0131 c\u00fcmlesinden veya onlar kabilinden bir uyar\u0131d\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2da nezir, (uyar\u0131c\u0131) inzar (uyarmak) anlam\u0131nda masdard\u0131r. E\u011fer m\u00fcnzir (uyanan) m\u00e2n\u00e2s\u0131nda s\u0131fat olursa Peygamber (s.a.v)&#8217;i g\u00f6stermi\u015f olur. Yani bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 getiren Muhammed (s.a.v) o Musa ve \u0130brahim gibi \u00f6nceki peygamberler c\u00fcmlesinden bir peygamberdir. Verdi\u011fi haberler muhakkak vuku bulacakt\u0131r. Bu i\u015faretinin Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 i\u015faret etti\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi \u00f6zellikle \u015fu habere i\u015faret oldu\u011fu ihtim\u00e2li de vard\u0131r.<\/p>\n<p>57- \u00e2zife yakla\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>\u00c2zife, yakla\u015fan, yakla\u015facak olan, yakla\u015fmakta bulunan demek olup, k\u0131yametin isimlerindendir. Yani &#8220;K\u0131yamet saati yakla\u015ft\u0131.&#8221; (Kamer, 54\/1) diye yakla\u015fmak s\u0131fat\u0131 ile vas\u0131flanan vakit ve saat g\u00fcnden g\u00fcne yakla\u015fmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>58- Onu, Allah&#8217;tan ba\u015fka a\u00e7acak bir kudret yoktur. Yani onun \u0131zd\u0131raplar\u0131n\u0131, ac\u0131lar\u0131n\u0131 Allah&#8217;tan ba\u015fka a\u00e7acak veya kald\u0131racak hi\u00e7bir kuvvet ve kudret yoktur. Yahut onun ne zaman ve nas\u0131l olaca\u011f\u0131n\u0131 Allah&#8217;tan ba\u015fka ke\u015ffederek bilecek kimse yoktur.<\/p>\n<p>59- \u015eimdi siz bu s\u00f6zden mi hayret ediyorsunuz? \u0130nan\u0131lmayacak gibi acaip g\u00f6r\u00fcyorsunuz?<\/p>\n<p>60- Ve g\u00fcl\u00fcyorsunuz? E\u011flenceye al\u0131yorsunuz. Ve a\u011flam\u0131yorsunuz? Uyar\u0131lar\u0131n\u0131n deh\u015fetinden ve halinizin korkun\u00e7lu\u011fundan dolay\u0131 a\u011flam\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>61- &#8220;Ve kafa tutuyorsunuz.&#8221;<\/p>\n<p>S\u00fcm\u00fbd, kafa tutmak, kibirlenip somurtmak ve sersem olmak, oynay\u0131p e\u011flenmek, \u00e7al\u0131p oynamak \u015fark\u0131 s\u00f6ylemek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Buna g\u00f6re s\u00f6z konusu kelime burada da \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2lar ifade eder. Yani a\u011flam\u0131yorsunuz da \u00e7al\u0131p oynuyor musunuz? veya eyleniyor musunuz? yahut hayran hayran, sersem sersem duruyor musunuz? ya da siz mi kafa tutuyorsunuz? Ey gafiller!<\/p>\n<p>62- Haydi \u015fimdi Allah&#8217;a secdeye kapan\u0131n ve ibadet edin, ger\u00e7ekten ibadet ve kulluk edin, bo\u015f temennilerle vakit ge\u00e7irmeyin.<\/p>\n<p>Burada \u00e2limlerin \u00e7o\u011funa g\u00f6re secde vard\u0131r. Daha \u00f6nce de zikredildi\u011fi gibi \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;dan &#8220;Resulullah (s.a.v)&#8217;\u0131n burada secde etti\u011fi&#8221; haberi, Buhar\u00ee M\u00fcslim ve di\u011fer sahih hadis kitaplar\u0131nda nakledilmi\u015ftir. Bir de \u0130bn\u00fc Merd\u00fbye ve Beyhak\u00ee (S\u00fcnen&#8217;de), \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;in \u015f\u00f6yle dedi\u011fini rivayet etmi\u015flerdir. &#8220;Resulullah (s.a.v) bize namaz k\u0131ld\u0131rd\u0131, S\u00fbresi&#8217;ni okudu, bizimle secde etti ve secdeyi uzatt\u0131. Ayn\u0131 \u015fekilde Hz. \u00d6mer de secde etti.&#8221; Al\u00fbsi&#8217;nin kaydetti\u011fine g\u00f6re Said b. Mans\u00fbr, Sebere&#8217;nin \u015f\u00f6yle dedi\u011fini nakletmi\u015ftir: &#8220;\u00d6mer b. el-Hatt\u00e2b bize sabah namaz\u0131n\u0131 k\u0131ld\u0131rd\u0131. Birinci rekatta Yusuf S\u00fbresi&#8217;ni okudu. \u0130kincide ise S\u00fbresi&#8217;ni okudu ve hemen secde etti, sonra kalk\u0131p i okudu ve r\u00fck\u00fb etti.&#8221;<\/p>\n<p>Necm S\u00fbresi burada bitti, bunu Kamer S\u00fbresi takip etmektedir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>53-NECM: Y\u0131ld\u0131za yemin olsun. Buradaki elif-l\u00e2m ahid ya da cins i\u00e7in olabilir. Necm: Bu kelime birka\u00e7 m\u00e2n\u00e2ya gelir ki, burada her birine ihtimal verilmi\u015ftir. Bunlar \u015f\u00f6yle s\u0131ralanabilir: 1) Necmden maksat, y\u0131ld\u0131z demektir. 2) A\u011fac\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak sap\u0131 olmayan ot, ya da \u00e7emen m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. &#8220;(Yerden biten) otlar ve a\u011fa\u00e7lar (Allah&#8217;a) secde etmektedirler.&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/6) \u00e2yetinde &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12124,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1125,1126,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1844","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-53-necm","tag-53-necm-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1844","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1844"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1844\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12124"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1844"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1844"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1844"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}