{"id":1850,"date":"2010-11-18T22:03:34","date_gmt":"2010-11-18T22:03:34","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1850"},"modified":"2010-11-18T22:03:34","modified_gmt":"2010-11-18T22:03:34","slug":"50-kaf-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/50-kaf-tefsiri\/","title":{"rendered":"50-KAF SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>50-KAF:<\/p>\n<p>Bu s\u00fbre ile S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015flay\u0131\u015f\u0131nda fazla bir benzeyi\u015f vard\u0131r. \u0130lk \u00f6nce, ikisi de birer harf ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a yemin ve ile ba\u015fl\u0131yor. K\u00e2firlerin \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131ndan bahsediyor. O s\u00fbrenin ba\u015f taraf\u0131nda &#8220;Bu \u00f6\u011f\u00fct dolu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a and olsun.&#8221; (S\u00e2d, 38\/1) sonunda &#8220;O (Kur&#8217;\u00e2n) b\u00fct\u00fcn alemler i\u00e7in bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr.&#8221; (S\u00e2d, 38\/87). Bu s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda &#8220;Bu \u015ferefli Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a andolsun.&#8221; sonunda &#8220;Benim tehdidimden korkanlara bu \u00e2yet ile \u00f6\u011f\u00fct ver.&#8221; (Kaf, 50\/45) buyuruluyor. Onda iman\u0131n \u015fartlar\u0131ndan ilk esas olan tevhide, bunda \u00f6l\u00fcmden sonra dirilmeye ve ha\u015fre dikkat \u00e7ekilmi\u015ftir. Yaz\u0131l\u0131\u015fta harf, okunu\u015fta kaf isim \u015feklindedir. A\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan harfin ismi, bundan da bu s\u00fbrenin ismidir. Bu vesile ile Kaf da\u011f\u0131ndan da bahsedilmi\u015f. \u0130\u015faret ile veya a\u00e7\u0131k\u00e7a emr-i haz\u0131r olmas\u0131 ihtimali de s\u00f6ylenmi\u015ftir. Do\u011frusu di\u011ferleri gibi bu da m\u00fcte\u015f\u00e2bih \u00e2yetlerdendir. Yorumunu Allah bilir. Fahreddin Razi burada \u00f6nce \u015fu hususlara dikkat \u00e7ekmi\u015ftir: Yukar\u0131larda anlatm\u0131\u015ft\u0131k ki b\u00f6yle s\u00fbrelerin ba\u015f\u0131ndaki harfler, okunacak Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 iyi dinletmek i\u00e7in dinleyicinin dikkatini uyand\u0131rmak \u00fczere verilen uyar\u0131lard\u0131r. Yine anlatm\u0131\u015ft\u0131k ki ibadetin kalb ile olan\u0131, dil ile olan\u0131 ve v\u00fccudun d\u0131\u015f organlar\u0131 ile olan\u0131 vard\u0131r. Organ ile olanlar i\u00e7inde m\u00e2n\u00e2s\u0131na ak\u0131l eren de var, m\u00e2n\u00e2s\u0131 ak\u0131l ile bilinmeyip s\u0131rf ibadetle ilgili olan da vard\u0131r. Nitekim hacda \u015feytanlar\u0131 ta\u015flamak, sa&#8217;y ve benzeri di\u011fer baz\u0131 ibadetler b\u00f6yledir. Kalple ilgili inan\u00e7lar i\u00e7inde Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini ispatlama ilmi, ve insanlar\u0131n mah\u015ferde toplanmalar\u0131n\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olmas\u0131, Allah&#8217;\u0131n s\u0131fat\u0131 ve peygamberlerin do\u011frulu\u011fu gibi hem akl\u0131n delil ile bildi\u011fi k\u0131s\u0131m vard\u0131r, hem de k\u0131ldan ince k\u0131l\u0131\u00e7tan keskin s\u0131rat ve amelleri tartacak mizan gibi \u015feriatla ilgili olmad\u0131k\u00e7a kesinlikle kabul etmek ve do\u011frulamak m\u00fcmk\u00fcn olmayan k\u0131s\u0131m vard\u0131r. \u015eu halde dil ile yap\u0131lan ibadet olan zikirlerde de b\u00f6yle olmas\u0131 gerekir. Bunlar\u0131n da Kur&#8217;an&#8217;\u0131n \u00e7o\u011fu gibi hem m\u00e2n\u00e2s\u0131na ak\u0131l eren k\u0131sm\u0131 vard\u0131r. Hem de bu heceleme harfleri gibi m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 akl\u0131n kavrayamayaca\u011f\u0131 veya anlamad\u0131\u011f\u0131 k\u0131s\u0131m vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onu okumaktan maksat, yaln\u0131z emre boyun e\u011fmektir. Yoksa konu\u015fmada, al\u0131\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bir h\u00fck\u00fcm veya ho\u015f bir hikaye veyahut &#8220;Ey Rabbimiz! Bizi ba\u011f\u0131\u015fla ve bize merhamet et!&#8221; gibi g\u00fczel bir maksad\u0131 ifade etmek de\u011fildir. Bilakis s\u0131rf s\u00f6ylemek sadece ibadet olur. Bunu \u015fu husus da destekler: Bu harflere yemin edilmi\u015f bulunuyor. Kendileriyle yemin edilmi\u015f durumdad\u0131rlar. Halbuki Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n incir ve zeytine yemin etmesi onlara \u015feref vermek oldu\u011fu gibi, (Allah&#8217;\u0131) tan\u0131man\u0131n delili, ve ta&#8217;rifin aleti olan \u015ferefli s\u00f6z\u00fcn asl\u0131 olan harflere yemin etmesi de onlar\u0131n ayr\u0131ca bir \u015ferefe sahip olduklar\u0131n\u0131 \u00f6ncelikle ifade eder. \u015eimdi bu noktada \u015funlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir:<\/p>\n<p>1- Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan yemin ya gibi bir \u015feye veya gibi bir harf ile de olmu\u015ftur. Veyahut &#8220;G\u00f6\u011fe ve gece ortaya \u00e7\u0131kana yemin olsun.&#8221; (T\u00e2r\u0131k, 86\/1). &#8220;Ku\u015fluk vaktine, karar\u0131p \u0131ss\u0131zla\u015fan geceye yemin olsun ki&#8221; (Duh\u00e2, 1-2) gibi iki \u015feye ve gibi iki harfe, veyahut &#8220;okuyanlara&#8221;, &#8220;sevk edenlere&#8221;, &#8220;saf ba\u011flay\u0131p duranlara&#8221; gibi \u00fc\u00e7 \u015feye ve gibi \u00fc\u00e7 harfe, veyahut (Z\u00e2riy\u00e2t S\u00fbresi&#8217;nde) (Bur\u00fcc S\u00fbresi&#8217;nde) (Tin S\u00fbresi&#8217;nde) oldu\u011fu gibi d\u00f6rt \u015feye ve gibi d\u00f6rt harfe veyahut &#8216;da da da de oldu\u011fu gibi be\u015f \u015feye ve ve gibi be\u015f harfe olmu\u015ftur. Be\u015f \u015feyden fazla yemin yaln\u0131z bir s\u00fbrede vard\u0131r ki o da \u015eems S\u00fbresi&#8217;ndedir. Be\u015f harften fazlaya hi\u00e7 yemin yap\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc as\u0131l harfleri be\u015ften fazla kelime a\u011f\u0131r say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. M\u00e2n\u00e2 i\u00e7in birle\u015ftirilmesinde a\u011f\u0131r g\u00f6r\u00fcl\u00fcp kabul edilmeyince m\u00e2n\u00e2s\u0131 bilinemeyecek veya m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 zaman daha da a\u011f\u0131r gelmesi gerekir.<\/p>\n<p>2- Bilinen \u015feylere yeminde, yemin edat\u0131 olan zikredilmi\u015f denilmi\u015f. Fakat harflere yeminde yemin edat\u0131 zikredilmemi\u015ftir. Mesela denilmemi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yemin, harflerin kendilerine olunca harfin, harfe alet yerinde getirilmesi e\u015fitli\u011fi bozard\u0131.<\/p>\n<p>3- Allah Te\u00e2l\u00e2, gibi e\u015fyaya yemin etmi\u015f, onlar\u0131n as\u0131llar\u0131 olan zerrelerine ve basit maddelerine yemin etmemi\u015ftir. Fakat harflere, onlar\u0131 birle\u015ftirmeden yemin etmi\u015ftir, \u00e7\u00fcnk\u00fc e\u015fyan\u0131n birle\u015fiminde maddesi en g\u00fczel bir \u015fekilde bulunur. Fakat harfler, birle\u015ftirilince yemin s\u00f6zc\u00fcklerine de\u011fil, g\u00f6k ve yer gibi m\u00e2n\u00e2lar\u0131na ait olmu\u015f olur. M\u00e2n\u00e2s\u0131z terkibe g\u00f6re ise tek harf daha de\u011ferli olur. Onun i\u00e7in harflerin yaln\u0131z m\u00fcfredat\u0131na yemin edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>4- Bakara S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere harflere yemin, yirmi sekiz s\u00fbrededir. Say\u0131lar\u0131 harflerin yar\u0131s\u0131 kadar olan, \u015feylere yemin ise ki &#8216;den ba\u015fka s\u00fbrelerdedir, ond\u00f6rt s\u00fbrededir. \u00c7\u00fcnk\u00fc harflerden ba\u015fka \u015feylere yemin s\u00fbrelerin ba\u015f taraf\u0131nda da vard\u0131r, ortas\u0131nda da vard\u0131r. Mesela &#8220;O aya ve d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc an o geceye andolsun.&#8221; (M\u00fcddessir, 74\/32-33) gibi. Harflere olan yemin ise ancak s\u00fbrelerin ba\u015f taraf\u0131ndad\u0131r. Ve orada g\u00fczel olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc anla\u015f\u0131lan aras\u0131nda, anla\u015f\u0131lmayan g\u00fczel olmazd\u0131. Onun i\u00e7in s\u00fbre ba\u015flar\u0131nda e\u015fyalara yemin, harflere yeminin yar\u0131s\u0131 kadard\u0131r.<\/p>\n<p>5- Harflere yemin, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n iki yar\u0131s\u0131n\u0131n ikisinde de hatta yedi k\u0131sm\u0131nda da vard\u0131r. Say\u0131l\u0131 e\u015fyalara yemin ise yaln\u0131z son yar\u0131s\u0131nda, hatta &#8216;den ba\u015fkas\u0131 son k\u0131s\u0131mdad\u0131r. Zira \u00e7o\u011funlukla harflere yeminden sonra Kur&#8217;\u00e2n ve kitab veya tenzil zikredilmi\u015f &#8220;Y\u00e2sin, hikmet dolu Kur&#8217;\u00e2n hakk\u0131 i\u00e7in&#8221; (Yasin, 36\/1-2), &#8220;Elif, L\u00e2m, M\u00eem. O kitap&#8221; (Bakara, 2\/1-2), &#8220;Elif, L\u00e2m, M\u00eem, Bu Kitab\u0131n indirilmesi&#8230;&#8221; (Secde, 32\/1-2) buyurulmu\u015ftur. \u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hepsi harflerle ifade edilen bir mucize oldu\u011fundan onlar her k\u0131s\u0131mda bulunmu\u015f olup, say\u0131l\u0131 \u015feylere yemin ise b\u00f6yle de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bundan sonra Raz\u00ee &#8220;Kaf&#8221;a ait konulardan olmak \u00fczere \u015funu da il\u00e2ve eder: Kaf yery\u00fcz\u00fcn\u00fc ku\u015fatan bir da\u011fd\u0131r ki g\u00f6\u011f\u00fcn etraf\u0131 onun \u00fczerindedir denilmi\u015f, bu g\u00f6r\u00fc\u015f, birka\u00e7 y\u00f6nden zay\u0131ft\u0131r:<\/p>\n<p>1- Okunu\u015fu vakf \u00fczeredir. Halbuki da\u011f ismi olsayd\u0131 yemin edilmi\u015f olmakla vas\u0131lda vak\u0131f caiz olmazd\u0131.<\/p>\n<p>2- gibi yemin harf ile s\u00f6ylenmesi gerekirdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc yemin edat\u0131n\u0131n at\u0131ld\u0131\u011f\u0131 yerlerde kendisi ile yemin edilen &#8220;Allah&#8217;a yemin ederim ki mutlaka yapaca\u011f\u0131m.&#8221; gibi yemine lay\u0131k olarak (yemin edat\u0131n\u0131) s\u00f6ylemeye bir ipucu olur, denmez.<\/p>\n<p>3- \u00d6yle olsa yaz\u0131l\u0131rd\u0131 &#8220;Kuluna yetmez mi?&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/36), &#8220;Akan bir p\u0131nar vard\u0131r.&#8221; (Ga\u015fiye, 88\/12) t\u00fcr\u00fcnden olurdu. Halbuki b\u00fct\u00fcn mushaflarda harf yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>4. Bunda a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan harf olmas\u0131d\u0131r. Ger\u00e7i onun \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan nakledilmi\u015f oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Fakat \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet edilen, &#8216;\u0131n bir da\u011f ismi olmas\u0131d\u0131r. Fakat burada bu &#8216;tan maksad\u0131n o da\u011f oldu\u011fu kesin de\u011fildir.<\/p>\n<p>Demek ki Raz\u00ee asl\u0131nda &#8220;K\u00e2f&#8221; da\u011f\u0131 diye s\u00f6ylenegelen rivayeti ink\u00e2r etmiyor. Burada onunla tefsir edilmesi zay\u0131f bulunuyor. Al\u00fbs\u00ee de rivayetleri kaydettikten sonra \u015f\u00f6yle diyor: &#8220;Karafi, Kaf da\u011f\u0131n\u0131n bulunmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc ileri s\u00fcrm\u00fc\u015f ve buna a\u00e7\u0131k delil getirecek delili olmayan \u015feye inanman\u0131n caiz olamayaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015f. \u0130bn\u00fc Hacer-i Heytemide bulunan rivayetleri ileri s\u00fcrerek ona baz\u0131 itirazlarda bulunmu\u015ftur. Al\u00fbs\u00ee, bunlar\u0131 rivayet ettikten sonra; &#8220;Ben de Karafi&#8217;nin dedi\u011fi gibi his \u015fahitli\u011fiyle bu da\u011f\u0131n var olmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndeyim.&#8221; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn karas\u0131n\u0131, denizini Yenge\u00e7 d\u00f6nencesine kadar ka\u00e7 defalar katettiler. \u00d6yle bir \u015fey m\u00fc\u015fahede etmediler. Ger\u00e7i o haberler ravilerinden bir topluluk sahih rivayet edercesine ba\u011fl\u0131 kalarak rivayet etmi\u015fler ise de onlar\u0131n sahih oldu\u011funu tenkid etme duygusunu, yalanlamaktan daha hafiftir. Bu, bulamamaktan dolay\u0131 kaf da\u011f\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ink\u00e2r etmek t\u00fcr\u00fcnden de de\u011fildir. Zelzele i\u015finin de \u00f6yle bir da\u011fla ba\u011flant\u0131s\u0131 yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc zelzeleler yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn sertli\u011fiyle beraber \u00e7\u0131kmak isteyen buharlar\u0131n bask\u0131s\u0131ndand\u0131r. Ve biraz insaf damar\u0131 olanlara g\u00f6re bunu ink\u00e2r etmek kendini b\u00fcy\u00fck g\u00f6rmektir. Biz de bu m\u00fcn\u00e2sebetle \u015funu s\u00f6yleyelim ki daha bilgin olan R\u00e2zi bu hususta daha insafl\u0131 hareket etmi\u015ftir. Bizce insaf, rivayetleri yalanlamakta de\u011fil, bir do\u011fru yorumu bulmaktad\u0131r. Ger\u00e7i bu hususta Peygamber (s.a.v)&#8217;e kadar isnad edilen bir hadis yoktur. Fakat baz\u0131 alimlerin kanaatlerini g\u00f6steren yayg\u0131n bir g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r. \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in ve \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir&#8217;in rivayetlerine g\u00f6re \u0130bn\u00fc Abbas \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Y\u00fcce Allah bu yery\u00fcz\u00fcn\u00fc arkas\u0131ndan onu ku\u015fatan bir deniz, onun arkas\u0131ndan bir da\u011f yaratm\u0131\u015ft\u0131r ki ona &#8220;Kaf&#8221; denilir. D\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fc onun \u00fczerine sarmaktad\u0131r. Demek ki &#8220;Kaf&#8221; yery\u00fcz\u00fcn\u00fc kaplam\u0131\u015f olan B\u00fcy\u00fck Okyanus&#8217;u ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. Bu ifadeye g\u00f6re Kaf da\u011f\u0131 denilen \u015fey hava k\u00fcresi (atmosfer) olmu\u015f olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc biz biliyoruz ki yery\u00fcz\u00fcn\u00fc \u00e7evresinden kaplayan bir B\u00fcy\u00fck Okyanus&#8217;u vard\u0131r. B\u00fcy\u00fck Okyanus&#8217;u da atmosfer tabakas\u0131 kaplam\u0131\u015ft\u0131r. D\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fcn\u00fcn etekleri bu atmosfer tabakas\u0131 \u00fczerindedir. Bizim g\u00f6k dedi\u011fimiz z\u00fcmr\u00fct gibi g\u00f6kl\u00fck burada parlamaktad\u0131r. \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir&#8217;in, Eb\u00fb&#8217;\u015f-\u015eeyh&#8217;in, Hakim&#8217;in, \u0130bn\u00fc Merduye&#8217;nin Abdullah b. B\u00fcreyde&#8217;den rivayetlerinde: &#8220;Kaf&#8221; d\u00fcnyay\u0131 ku\u015fatan z\u00fcmr\u00fctten bir da\u011fd\u0131r ki g\u00f6\u011f\u00fcn etekleri onun \u00fczerindedir diye z\u00fcmr\u00fct ile ifade edilmesi de te\u015fbih-i beli\u011f t\u00fcr\u00fcnden olmak \u00fczere bu rengi takviye eder. Buna da\u011f denilmesi de k\u00fcresel \u015fekli ile ufuk \u00fcst\u00fcnde y\u00fckselme ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc itibar\u0131yla veya bir kaynak ve anbar olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan olmas\u0131 gerektir. Bununla beraber \u0130bn\u00fc Ebi D\u00fcnya&#8217;n\u0131n ve Eb\u00fb&#8217;\u015f-\u015eeyh&#8217;in rivayetlerinde &#8220;Kaf&#8221; yaln\u0131z d\u00fcnyay\u0131 de\u011fil, kainat\u0131 ku\u015fatm\u0131\u015f olmak \u00fczere de nakledilmi\u015f ve damarlar\u0131 yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn i\u00e7ine kadar indi\u011fi ve depremler onun damarlar\u0131n\u0131n hareketinden meydana geldi\u011fi de s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bu noktaya gelince &#8220;K\u00e2f&#8221; kelimesi bize eski Yunanl\u0131lar&#8217;da bile bilinen ve her\u015feyin kayna\u011f\u0131 olmak \u00fczere maddenin bir k\u00fcl kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 niteli\u011finde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen ilk durumunu ifade eden &#8220;chos kao&#8221; kelimesini hat\u0131rlatm\u0131\u015ft\u0131r. K\u00e2f da\u011f\u0131 rivayetleri Hz. Peygamber&#8217;e istinad ettirilmemi\u015f bulundu\u011fu i\u00e7in bunu eski zamanlarda pek yayg\u0131n olmu\u015f bir teori t\u00fcr\u00fcnden saymakta hi\u00e7bir sak\u0131nca yoktur. Fakat bunu tefsir i\u00e7in esas edinmek uygun olmaz. harfini m\u00fcte\u015fabih olarak Allah&#8217;\u0131n kudretine bir sembol saymak Kaf da\u011f\u0131 denilen olabilirlik \u00e2lemiyle tefsir etmekten daha uygun olur. Ve \u015fanl\u0131 ve \u015ferefli Kur&#8217;\u00e2n hakk\u0131 i\u00e7in.<\/p>\n<p>MEC\u0130D : Mecd sahibi, mecd, geni\u015f l\u00fctuf ile ilgili b\u00fcy\u00fck \u015feref ve \u015fand\u0131r. \u015eu halde &#8220;Kur&#8217;an-\u0131 mecid&#8221; \u015ferefi, kitaplar\u0131n hepsinden b\u00fcy\u00fck olan, yahut m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 bilip kendisiyle amel edeni \u015fereflendiren \u015fanl\u0131 Kur&#8217;\u00e2n demek olur. &#8220;Vav&#8221; yemin, veyahut yemine alt i\u00e7indir. &#8220;Kaf&#8221; ile \u015fanl\u0131 Kur&#8217;\u00e2na yemin edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>2-Yeminin cevab\u0131 sonraki \u00e2yetin ipucuyla hazfedilmi\u015ftir. Yani sen uyar\u0131c\u0131s\u0131n uyarma i\u00e7in geldin Do\u011frusu k\u00e2firler kendilerine kendilerinden bir uyar\u0131c\u0131 geldi\u011fine \u015fa\u015ft\u0131lar. Yani Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u015feref ve \u015fan\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan de\u011fil, fakat insanlara yine insanlardan bir uyar\u0131c\u0131, korku haberi vererek korkutan bir peygamber geldi\u011fine \u015fa\u015ft\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2ra gittiler. Halbuki insanlara kendileri d\u0131\u015f\u0131nda gelen bir uyar\u0131c\u0131, ola\u011fan\u00fcst\u00fc ve \u015fa\u015fma\u011fa de\u011fer g\u00f6r\u00fclse bile yine kendilerinden bir uyar\u0131c\u0131 gelmesi g\u00f6r\u00fclmedik bir \u015fey de\u011fil idi. Fakat onun geli\u015fine ve uyarmas\u0131na \u015fa\u015ft\u0131lar. Da k\u00e2firler dediler ki: &#8220;Bu tuhaf bir \u015fey!&#8230;&#8221; Bunda iki ayr\u0131 yorum vard\u0131r: Birisi \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131n\u0131 tefsir ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k noktas\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamakla k\u00fcf\u00fcrlerini a\u00e7\u0131k\u00e7a anlatmakt\u0131r. Bu \u015fekilde tefsir, peygamberin uyarmas\u0131na i\u015farettir. \u0130kincisi Peygamberin peygamber olarak g\u00f6nderilmesine \u015fa\u015f\u0131rmaktan sonra ahirette dirilmeye \u015fa\u015f\u0131rmalar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamakt\u0131r. Bu \u015fekilde at\u0131f (ba\u011fla\u00e7) kapal\u0131 olarak \u015fu s\u00f6ze i\u015faret olur.<\/p>\n<p>3- \u00d6ld\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz ve bir toprak oldu\u011fumuz vakit (bizi tekrar dirilmekle korkutuyor) ha! Yani bizi o vakit diriltme ve ha\u015fr ile mi korkutuyor? Bu, \u00f6ld\u00fckten sonra diriltmek uzak bir d\u00f6n\u00fc\u015f. Ak\u0131ldan veya al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ftan uzak olan bir geri d\u00f6n\u00fc\u015f, bir d\u00f6nd\u00fcr\u00fc\u015f veyahut bir cevapt\u0131r.<\/p>\n<p>4-\u015eimdi bunun Allah&#8217;\u0131n kudretinden uzak olmad\u0131\u011fn\u0131 ispatlamakla buyuruluyor ki: Do\u011frusu biz topra\u011f\u0131n onlardan ne eksiltece\u011fini bilmi\u015fizdir. Yani onun al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ftan uzak zannedilmesi bir insan\u0131n ger\u00e7e\u011fi ve b\u00f6l\u00fcmlerinin ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 tamam\u0131yla bilinemedi\u011fi i\u00e7in bilgisizlikten ileri gelir. Yoksa hayat ilmi bilinse de bir insan\u0131n \u00f6zelli\u011fini meydana getiren b\u00fct\u00fcn s\u0131rlar ke\u015ffedilse bir kimseyi \u00f6ld\u00fcr\u00fcp yeniden diriltmek pek uzak say\u0131lmazd\u0131. Halbuki Allah Te\u00e2l\u00e2 onu bilmi\u015f ve yaratm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6l\u00fcp \u00e7\u00fcr\u00fcy\u00fcp de toprak olan kavimlerin veye \u015fah\u0131slar\u0131n h\u00fcviyyet ve ayn\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 meydana getiren r\u00fck\u00fcnler ve \u015fartlardan kalan nedir? Eksilen nedir? Ruh mudur, beden midir? Bedenin maddesi ve par\u00e7alar\u0131 m\u0131d\u0131r, yoksa birbirine benzeyen par\u00e7alar aras\u0131nda hayat\u0131 ve ayn\u0131l\u0131\u011f\u0131 ifade eden belirli ve \u00f6zel bir oran m\u0131d\u0131r? Allah hepsini bilir. Toprakta \u00e7\u00fcr\u00fcy\u00fcp yok oldu\u011fu zannedilen olu\u015fumlar\u0131n, ili\u015fkilerin, kuvvetlerin \u00f6zelliklerin en k\u00fc\u00e7\u00fck par\u00e7as\u0131na var\u0131ncaya kadar hepsi oldu\u011fu gibi Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilminde belli ve korunmu\u015ftur. Ve kat\u0131m\u0131zda korunmu\u015f, de\u011fi\u015fmez, bozulmaz bir kitap vard\u0131r. Hepsi onda korunmu\u015ftur. C\u00fcz&#8217;\u00ee ve k\u00fcll\u00ee (par\u00e7a ve b\u00fct\u00fcn) hi\u00e7bir \u015feyi ka\u00e7\u0131rmaz, hatta onlar\u0131n amellerini de b\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131klamalar\u0131yla korumaktad\u0131r. Allah&#8217;\u0131n ilmi bir de b\u00f6yle Levh-i mahfuzda yaz\u0131 ile sa\u011flamla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olarak tecelli etmektedir. Bunu de\u011fi\u015fme ve korunma kanununun bir ifadesi olarak d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz. Bu tamam\u0131yla bilinmi\u015f olunca her hangi bir insan\u0131 yok ettikten sonra onu meydana getiren ve ondan yay\u0131lan ve de\u011fi\u015fmi\u015f olan \u00f6zelliklerin bilinmesi ve korunmas\u0131 hasebiyle onu yeniden iade etmek hi\u00e7 de uzak olmaz. Onun i\u00e7in gerek bir toplumu, gerek bir \u015fahs\u0131 \u00f6ld\u00fckten sonra diriltmek ve ha\u015fretmek Allah&#8217;a g\u00f6re uzak bir uygulama olmad\u0131\u011f\u0131 bu d\u00fc\u015f\u00fcnce ile belli olur.<\/p>\n<p>5- Do\u011frusu onlar hakk\u0131, kendilerine geldi\u011fi anda yalanlad\u0131lar. Kendilerini yaratm\u0131\u015f olan Allah&#8217;\u0131n ilmini ve g\u00f6nderdi\u011fi kitab\u0131n\u0131 ve peygamberini gelir gelmez yalanlad\u0131lar da \u015fimdi onlar pek karmakar\u0131\u015f\u0131k bir hal i\u00e7inde \u00e7alkalan\u0131yorlar. Bazen sihirbaz, bazen k\u00e2hin, bazen \u015fair diyerek, bazen \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131kla, bazen ink\u00e2r etmekle \u0131zd\u0131rap i\u00e7inde gelecekten, ahiret hayat\u0131ndan \u00fcmitsiz bir halde k\u0131vran\u0131yorlar.<\/p>\n<p>6- Buna kar\u015f\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilmini ve diriltmeye kudretini ispatlamakla \u0131zd\u0131rab\u0131 savma hususunda buyurulur ki; Art\u0131k \u00fcstlerindeki g\u00f6\u011fe bakmad\u0131lar m\u0131 ki? Burada g\u00f6k ufkumuzun \u00fcst\u00fcnde g\u00f6rebildi\u011fimiz (g\u00f6k) cisimleri ve boyutlar\u0131 ile \u00f6zel bir \u015fekilde bak\u0131\u015f\u0131m\u0131za iz d\u00fc\u015f\u00fcren ve d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fc denilen y\u00fcksek binad\u0131r ki biri hiss\u00ee, biri akl\u00ee olmak \u00fczere iki y\u00f6n\u00fc vard\u0131r. Her\u015feyden \u00f6nce bunun hiss\u00ee y\u00f6n\u00fcyle g\u00f6zlerimize olan tecellisine dikkat \u00e7ekilmi\u015ftir. \u0130kinci derecede fikirler ve deliller ile, ak\u0131l ile anlam \u00e7\u0131karmak m\u00fcmk\u00fcn olabilen g\u00f6\u011f\u00fcn \u015feklinin derinliklerine dalmadan yaln\u0131z hissi olan bu yap\u0131lm\u0131\u015f resmin durumuna bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman bile onu yapan yarat\u0131c\u0131n\u0131n ilim ve kudretindeki y\u00fccelik derhal g\u00f6zlerde, g\u00f6n\u00fcllerde kendini g\u00f6sterir. Buradaki hazfedilmi\u015f bir c\u00fcmleye at\u0131f i\u00e7indir. G\u00f6rmediler de o k\u00e2firler \u00fcstlerindeki o g\u00f6\u011fe bakmad\u0131lar, baksalar ya! Biz onu nas\u0131l bina etmi\u015fiz ve nas\u0131l s\u00fcslemi\u015fiz. Onun hi\u00e7bir yar\u0131\u011f\u0131, \u00e7atla\u011f\u0131 yok. Yani kap\u0131s\u0131 ge\u00e7idi yok de\u011fil, ay\u0131p ve kusuru yoktur.<\/p>\n<p>7- Yery\u00fcz\u00fcn\u00fc de yaym\u0131\u015f\u0131z. O binan\u0131n d\u00f6\u015fe\u011fi gibi sermi\u015fiz, bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman g\u00f6k, k\u00fcre \u015feklinde g\u00f6r\u00fcn\u00fcrken g\u00f6rme alan\u0131 i\u00e7inde yery\u00fcz\u00fc de onun alt\u0131nda ufka do\u011fru \u00f6zel bir uzama \u015fekli ile uzanm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ve b\u00f6yle g\u00f6r\u00fcnmesi onun da bir k\u00fcre oldu\u011funu ak\u0131l ve delil ile anlamaya engel de\u011fildir. (Ra&#8217;d S\u00fbresi&#8217;ndeki 13\/3. \u00e2yetin tefsirine bkz.) Al\u00fbsi der ki; (Yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn) bu uzamas\u0131, yerin tam veyahut kutuplar y\u00f6n\u00fcnden noksan bir k\u00fcre olmas\u0131na ayk\u0131r\u0131 olmaz. Ve ona a\u011f\u0131r bask\u0131lar, oturakl\u0131 da\u011flar serpmi\u015fiz. Ve onda g\u00f6zler, g\u00f6n\u00fcller a\u00e7an her t\u00fcrl\u00fc g\u00fczel \u00e7iftten (bitkiler) bitirmi\u015fiz.<\/p>\n<p>BEH\u00ceC: Behcetli, g\u00f6zlere g\u00f6n\u00fcllere ne\u015fe ve sevin\u00e7 veren, sevimli, g\u00fczel.<\/p>\n<p>ZEVC; \u00e7ift. \u0130NB\u00c2T, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe g\u00f6re bitkiler i\u00e7in ise de &#8220;zevc-i behic&#8221; insan dahil olmak \u00fczere hayvanlar\u0131n da her ho\u015f (g\u00fczel) s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131 kapsad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>8- (B\u00fct\u00fcn bunlar) O, Rabbine g\u00f6n\u00fcl verecek, her kulun g\u00f6z\u00fcne g\u00f6stermek ve \u00f6\u011f\u00fct vermek i\u00e7indir. Yani b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 b\u00f6yle yap\u0131\u015f ve bitiri\u015f Rabbine g\u00f6n\u00fcl verecek, hakka y\u00fcz tutup d\u00fc\u015f\u00fcnecek her kulun g\u00f6z\u00fcne g\u00f6stermek ve fikrini a\u00e7mak i\u00e7ni ibret verici delil ve hat\u0131rlatma vesilesi k\u0131lmak hikmeti iledir.<\/p>\n<p>TEBS\u0130RA; Hem g\u00f6ze g\u00f6rme kuvveti, hem de kalbe basiret (sezi\u015f) kuvveti vermek m\u00e2n\u00e2s\u0131na olabilirse de ikincisi ile ifade edilmi\u015f olmas\u0131ndan dolay\u0131 burada g\u00f6zle g\u00f6rme m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olmas\u0131 daha uygun g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bunun birisi hiss\u00ee birisi akl\u00ee y\u00f6n\u00fc ifade eder. Biri duyurma, biri dikkati \u00e7ekmedir. Bunlar\u0131n her biri birer yeni hayat ne\u015fesiyle Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilmine ve \u00f6l\u00fcmden sonra diriltme kudretine delalet ederler. Hissettirme, \u015fimdiki d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131 ya\u015fat\u0131rken, dikkati \u00e7ekme ve hat\u0131rlatma ge\u00e7mi\u015f ve gelecek \u015fuuruyla ahireti duyurur.<\/p>\n<p>M\u00dcN\u0130B kayd\u0131 da ger\u00e7ek olarak faydalananlar\u0131 g\u00f6stermek ve Allah&#8217;a y\u00f6nelmeye te\u015fvik etmek i\u00e7indir.<\/p>\n<p>9- Ve G\u00f6kten bereketli bir su indirmekteyiz ki hayr\u0131, bereketi ve faydas\u0131 pek \u00e7oktur. Bununla o g\u00fczel \u00e7iftlerin nas\u0131l bitirildikleri g\u00f6sterilerek yerinde uygulama ve diriltme \u015fekline bir misal verilmi\u015f oluyor. Kur&#8217;\u00e2n da bu m\u00fcbarek suya benzer indirip de onunla, o su sebebiyle bitirmekteyiz; bir\u00e7ok cennetler, meyveli a\u011fa\u00e7lar\u0131 kapsayan ba\u011flar, bah\u00e7eler ve bi\u00e7ilen ekin taneleri,<\/p>\n<p>10- ve dolgun veya y\u00fcksek hurma a\u011fa\u00e7lar\u0131.<\/p>\n<p>B\u00c2S\u0130K: Uzun, d\u00fczg\u00fcn veya y\u00fckl\u00fc. Tomurcuklar\u0131 birbiri \u00fczerine dizilmi\u015ftir. Yani birbiri \u00fcst\u00fcne dizilmi\u015f \u00e7ok, veya i\u00e7inde meyvesi \u00e7ok, \u00e7\u00fcnk\u00fc tal&#8217;\u0131, hurman\u0131n ilk \u00e7\u0131kan tomurcu\u011fudur ki meyvesi i\u00e7inde istiflidir.<\/p>\n<p>11- Kullara r\u0131z\u0131k olsun diye yeti\u015ftirmekteyiz. Bir beldeyi \u00f6lm\u00fc\u015f iken onunla, o su ile diriltmekteyiz. Geli\u015fme ve b\u00fcy\u00fcmeden kesilmi\u015f kuru topra\u011fa hayat vermekteyiz. \u0130\u015fte dirilip kabirlerden \u00e7\u0131kma da b\u00f6yledir. Yani \u00f6l\u00fc bir beldenin bir su indirmekle dirilmesi gibidir. Allah&#8217;\u0131n indirece\u011fi bereket ile sizin de dirilip \u00e7\u0131kman\u0131z, Allah&#8217;\u0131n kudretinden nas\u0131l uzak de\u011filse bu da uzak de\u011fildir. Burada &#8220;\u00e7\u0131k\u0131\u015f&#8221; denilmesi anlaml\u0131d\u0131r. Ebbu&#8217;s-Suud&#8217;un a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re yerden bitkilerin \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131na diriltme ve \u00f6l\u00fclerin dirilmesine h\u00fcr\u00fbc denilmesi \u00f6nemsiz gibi g\u00f6r\u00fclen bitirmenin \u015fan\u0131n\u0131 b\u00fcy\u00fctmek ve uzak g\u00f6r\u00fclen \u00f6l\u00fcmden sonra dirilme i\u015fini tabii (bir fiil gibi) kolay g\u00f6stermek ve bu \u015fekilde bitkileri \u00e7\u0131karma ve \u00f6l\u00fcleri diriltme aras\u0131nda benzeyi\u015fi ger\u00e7ekle\u015ftirmekle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmay\u0131 a\u00e7\u0131klamak ve anla\u015f\u0131lmas\u0131n\u0131 kolayla\u015ft\u0131rmak i\u00e7indir.<\/p>\n<p>12-14-Muhakkak ki biz bununla \u00f6lm\u00fc\u015f bir toplumdan hakk\u0131n feyiz ve bereketiyle \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 ve yeni bir hayat ile ba\u015fkalar\u0131na kar\u015f\u0131 dirilip canlanmas\u0131 ve galip gelmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131na da bir i\u015faret anlar\u0131z. Onlardan \u00f6nce de yalanlam\u0131\u015flard\u0131. Bununla peygambere teselli ve k\u00e2firlere uyar\u0131 misalleri veriliyor.<\/p>\n<p>&#8220;Ress ashab\u0131.&#8221; Bununla ilgili a\u00e7\u0131klama (Furkan, 25\/38. \u00e2yetinde ge\u00e7ti, oraya bkz.) Ve Lut&#8217;un hem\u015fehrileri, L\u00fbt (a.s)&#8217;\u0131n kavmi ki kendisine nikahla meydana gelen akrabal\u0131klar\u0131 bulunmaktan dolay\u0131 ihvan (karde\u015fler) denildi\u011fi s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bu deyim, gerek soy ve gerek evlenmekle meydana gelen akrabal\u0131k ile yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n, kimseyi kurtaramayaca\u011f\u0131n\u0131 anlat\u0131r. T\u00fcbba&#8217;\u0131n kavmi, kendisi de\u011fil, kavmi ki Himyeriler&#8217;dir. (Duhan, 44\/37. \u00e2yetin tefsirine bkz.) Her birisi peygamberleri yalanlad\u0131. Yeni hayata davet i\u00e7in Allah taraf\u0131ndan g\u00f6nderilen peygamberlerin ir\u015f\u00e2dlar\u0131na inanmad\u0131lar. \u00d6l\u00fcmden sonra dirilme ve ha\u015fr i\u00e7in haz\u0131rlanmad\u0131lar. B\u00f6ylece vaad etti\u011fim azab hakk oldu. Yani hep helak oldular ve yok oldular.<\/p>\n<p>VA\u00ceD : Vaad gibi masdard\u0131r. Mef&#8217;ul m\u00e2n\u00e2s\u0131na da olur. Vaad maddesi, iyilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckte, ac\u0131da ve tatl\u0131da kullan\u0131l\u0131r. Fakat va\u00eed ve iy&#8217;ad ac\u0131 ve korkun\u00e7 olanlarda kullan\u0131l\u0131r. Tehdit ve uyarma ifade eder. Burada va\u00eed, benim uyarmam demektir. Esre ile yetinilerek m\u00fctekellim (birinci \u015fah\u0131s) ya&#8217;s\u0131 hazfedilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>15- \u015eu halde ilk yaratmada aciz mi kald\u0131k? Yani gerek di\u011ferlerini, gerek kendilerini ilk yarat\u0131l\u0131\u015fla, birinci defa meydana getirmekle kudretimizi g\u00f6stermi\u015f de\u011fil miyiz ki ikinci bir yarat\u0131\u015f\u0131 uzak g\u00f6r\u00fcyorlar da &#8220;uzak bir d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr&#8221; diyorlar. Yahut kendilerinden \u00f6nce yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131z halka, o \u00f6nceki insanlara kar\u015f\u0131 yaratt\u0131ktan sonra uyarmam\u0131z\u0131, tehdidimizi yerine getirmeye g\u00fcc\u00fcm\u00fcz yetmemi\u015f de aciz mi kalm\u0131\u015f\u0131z? Ki korkmadan yalanlay\u0131p uzak g\u00f6r\u00fcyorlar? Veya ilk yarat\u0131\u015fla kudretimiz t\u00fckenmi\u015f de ilerisini yaratmaktan g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011fe mi d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f\u00fcz. Hay\u0131r, \u00f6yle olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilirler. Onlar yeniden yarat\u0131lmaktan \u015f\u00fcphe ediyorlar.<\/p>\n<p>LEBS: Asl\u0131nda kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131p \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcrmek demektir. Burada iki m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r: Birisi genellikle tefsir bilginlerinin a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u015fekliyle \u015f\u00f6yle demektir: Onlar, ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ve bizim kudretimizi itiraf etmekle beraber yeni bir yaratma ile \u00f6l\u00fclerin dirilebilece\u011finde \u015f\u00fcphe ediyorlar. Bir defa yap\u0131lan\u0131n, tekrar yap\u0131labilece\u011fi hakk\u0131ndaki k\u0131yas\u0131, tabi\u00ee kanunu b\u0131rak\u0131yorlar da kudrete kar\u015f\u0131 \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015ferek \u00e7eli\u015fkide bulunuyorlar. Bu m\u00e2n\u00e2, susturucu bir m\u00e2n\u00e2 olur. \u0130kincisi En&#8217;am S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Sizleri geceleyin \u00f6l\u00fc gibi uyutan, g\u00fcnd\u00fcz de yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z i\u015fleri bilen odur.&#8221; (En&#8217;am, 6\/60) \u00e2yetinde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere bir toplumun hayat\u0131 gibi bir \u015fahs\u0131n hayat\u0131n\u0131n da par\u00e7alar\u0131n\u0131n her an yenilenmesi \u015fekliyle bir kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131k i\u00e7inde oldu\u011funu ve bundan dolay\u0131 ilk yaratma denilen bu yaratmada \u015fahsiyetin kalmas\u0131 bile cinsin birli\u011fi gibi yava\u015f yava\u015f yarat\u0131lan birbirine benzer par\u00e7alar aras\u0131ndaki bir kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131k ve benzerlik i\u00e7inde tecelli eden bir nisbet birli\u011finden ayn\u0131 nisbette ardarda gelen yeni bir yaratman\u0131n s\u00fcreklili\u011finden ibaret oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamad\u0131r. \u015eeyh Muhyiddin-i Arab\u00ee buradan b\u00fct\u00fcn e\u015fyan\u0131n arazlar (asl\u0131nda olmay\u0131p sonradan olan hal ve nitelikler) gibi maddeler de her an yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015f ile yenilendi\u011fini istinbata (delillerden hareketle sonu\u00e7 \u00e7\u0131karmaya kadar gitmi\u015f. Frans\u0131z filozofu \u00fcnl\u00fc Dekart da bu \u015fekilde yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015f nazariyesini ileri s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu \u00e2yetle zamirine g\u00f6re yeni yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n b\u00f6yle b\u00fct\u00fcn e\u015fyaya genelle\u015ftirmesi a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lmasa bile herhalde insanlar gibi canl\u0131 varl\u0131klara geli\u015fmeleri itibar\u0131yla uygun olmas\u0131 tart\u0131\u015fma g\u00f6t\u00fcrmeyecek kadar a\u00e7\u0131kt\u0131r denilebilir. Bu \u015fekilde bir \u015fahs\u0131n asl varl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in gerek devam ettirme, gerek eski haline getirmede temel direk olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gereken esas\u0131, bir nehrin suyu gibi de\u011fi\u015fip duran maddi par\u00e7alar\u0131n\u0131n t\u0131pk\u0131 t\u0131pk\u0131s\u0131na kendilerinde ve adetlerinde de\u011fil, aralar\u0131ndaki d\u00fczenli oranla ifade ettikleri benzeme birli\u011fi ile ruhani do\u011frulukta g\u00f6zetmek gerekir. Onun i\u00e7in bir \u015fahs\u0131n belirlenmesi hacmin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ve k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ile ilgili g\u00f6r\u00fcnmeyerek gerek bir zerre, bir h\u00fccrecik ve gerek b\u00fcy\u00fck bir cisim ve hacim halinde bile \u015fahsiyetini koruyabiliyor da yetmi\u015f ya\u015f\u0131ndaki Zeyd, be\u015fikteki bebek, anne rahmindeki cenin, baba sulb\u00fcndeki bir damla su olan ayn\u0131 \u015fah\u0131s diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyor. Kuyruk kemi\u011finin ucundan \u00f6l\u00fcmden sonra dirilmeyi g\u00f6steren malum &#8220;Kuyruk sokumu kemi\u011fi&#8221; hadisi de bunu ifade etmi\u015ftir. Zaten insanlar\u0131n b\u00f6yle yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015fla ya\u015fayabilmeleridir ki onlar\u0131n ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131n s\u0131rr\u0131n\u0131 meydana getirir. \u00d6yle olmasayd\u0131 insan\u0131n yar\u0131n i\u00e7in hi\u00e7 bir endi\u015fesi ve hi\u00e7 bir \u00fcmidi olmazd\u0131. Bununla beraber bu m\u00e2n\u00e2 yaln\u0131z insana ve canl\u0131lara ait de\u011fildir. D\u00fcnyada her \u015fey &#8220;O&#8217;nun zat\u0131ndan ba\u015fka her\u015fey yok olacakt\u0131r.&#8221; (Kasas, 28\/88) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 gere\u011fince helak ve yok olma i\u00e7inde her an de\u011fi\u015fmeye maruz ve her de\u011fi\u015fmede yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015f ile birbirine kar\u0131\u015fma ve kar\u0131\u015ft\u0131rma i\u00e7indedir. &#8220;Biz g\u00f6kten bir su indirdik de orada her g\u00fczel \u00e7iftten bitirdik.&#8221; (Lokman, 10) buyurulmas\u0131 da bu m\u00e2n\u00e2 ile ilgilidir. Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 uzak g\u00f6rmesi garip g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. B\u00fct\u00fcn kainat b\u00f6yle yeni yarat\u0131lma i\u00e7inde ahirete do\u011fru giderken onu Allah&#8217;\u0131n kudretinden uzak g\u00f6rerek ink\u00e2r etmek ve yalanlamak o gelece\u011fin mutlulu\u011funu ya\u015famaya azmedenler i\u00e7in bir sap\u0131kl\u0131ktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>16- Andolsun insan\u0131 biz yaratt\u0131k ve nefsinin kendisine f\u0131s\u0131ldad\u0131klar\u0131n\u0131 biliriz. Ve biz ona \u015fah damar\u0131ndan daha yak\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>17- Onun sa\u011f\u0131nda ve solunda oturmu\u015f iki melek zab\u0131t tutarken,<\/p>\n<p>18- \u0130nsan hi\u00e7bir s\u00f6z s\u00f6ylemez ki yan\u0131nda (onu) g\u00f6zetleyen, dediklerini zapteden bir melek haz\u0131r bulunmas\u0131n.<\/p>\n<p>19- \u00d6l\u00fcm sarho\u015flu\u011fu ger\u00e7ekten geldi\u011finde, &#8220;Ey insan! \u0130\u015fte bu senin \u00f6teden beri ka\u00e7t\u0131\u011f\u0131n \u015feydir.&#8221; denir.<\/p>\n<p>20- Sur&#8217;a \u00fcf\u00fcr\u00fcl\u00fcr, i\u015fte bu, tehdid(in ger\u00e7ekle\u015fme) g\u00fcn\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>21- Her can, kendisiyle beraber bir sevk memuru ve bir \u015fahid bulundu\u011fu halde gelir.<\/p>\n<p>22- (Allah ona) &#8220;Andolsun sen bundan gaflet i\u00e7inde idin. \u015eimdi senden gaflet perdesini kald\u0131rd\u0131k. Bug\u00fcn art\u0131k g\u00f6z\u00fcn keskindir.&#8221; der.<\/p>\n<p>23- Beraberindeki melek &#8220;i\u015fte yan\u0131mdaki haz\u0131r&#8221; der.<\/p>\n<p>24- (Allah iki mele\u011fe buyurur ki:) &#8220;Haydi ikiniz, at\u0131n cehenneme her inat\u00e7\u0131 nank\u00f6r\u00fc!<\/p>\n<p>25- \u0130yiliklere (s\u00fcrekli) engel olan, sald\u0131rgan, \u015f\u00fcpheciyi.<\/p>\n<p>26- O ki Allah&#8217;\u0131n yan\u0131nda ba\u015fka il\u00e2h edinmi\u015ftir. Haydi ikiniz birlikte onu \u015fiddetli azaba at\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>27- Yan\u0131ndaki arkada\u015f\u0131 (\u015feytan) der ki: &#8220;Rabbimiz! Ben onu azd\u0131rmad\u0131m. Fakat kendisi derin bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7indeydi&#8221;.<\/p>\n<p>28- Allah buyurur ki: &#8220;Huzurumda \u00e7eki\u015fmeyin! Ben size daha \u00f6nce uyar\u0131c\u0131 g\u00f6ndermi\u015ftim.&#8221;<\/p>\n<p>29- Benim huzurumda s\u00f6z de\u011fi\u015ftirilmez. Ve ben kullara asla zulmedici de\u011filim.<\/p>\n<p>16- &#8220;Andolsun ki insan\u0131 biz yaratm\u0131\u015ft\u0131k.&#8221; Bu hat\u0131rlatma hem ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 anlatma, hem de daha sonrakine bir haz\u0131rl\u0131kt\u0131r. Hem Allah&#8217;\u0131n ilminin isbat edilmesine yaratmaktan bir delil, hem de insana en yak\u0131n olmaktan bahsedilirken yarat\u0131c\u0131 ile yarat\u0131lan\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131rmamak i\u00e7in Allah&#8217;\u0131 b\u00fct\u00fcn eksikliklerden uzak tutma delilini telkin etmektir.<\/p>\n<p>Ve biz biliriz nefsi ona ne f\u0131s\u0131ldar, yahut ne ile vesvese verir. Nefsin vesvesesi deyimi, i\u00e7inden kendine s\u00f6yledi\u011fi, g\u00f6nl\u00fcnden ge\u00e7irdi\u011fi gizli duygular, cehimler, hat\u0131ralar, kuruntular, kararlar gibi b\u00fct\u00fcn i\u00e7 duygular\u0131 kapsar. S\u00f6ylenece\u011fi \u015fekilde zaptetmekle g\u00f6revli hafaza (koruyucu) meleklerinin bile hen\u00fcz fark\u0131na varmad\u0131klar\u0131 derecede gizli olarak insan\u0131n g\u00f6nl\u00fcne gelen hat\u0131ralar ve nefisle ilgili \u015feylerin hepsini de Allah bilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yarat\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. Ve biz ona habli veridden (\u015fah damar\u0131ndan) daha yak\u0131n\u0131z. \u00d6yle yak\u0131ndan bilir, \u00f6yle yak\u0131ndan yeti\u015fir, etkili oluruz. Yarat\u0131c\u0131 ile yarat\u0131klar\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fki, yarat\u0131lan ile nefsi aras\u0131ndaki ili\u015fkiden daha \u00f6nceliklidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yarat\u0131lan\u0131n ayakta kalmas\u0131 bizzat kendinden de\u011fildir, yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131n kudreti iledir. (Bakara S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Kullar\u0131m, sana benden sorarlarsa (onlara s\u00f6yle): Ben (onlara) yak\u0131n\u0131m.&#8221; (Bakara, 2\/186 \u00e2yetinin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>Anatomide iki \u00e7e\u015fit damar sayarlar. V\u00fccudun etraf\u0131nda kalbe gelen, yani siyah kan\u0131 v\u00fccudun etraf\u0131ndan kalbe g\u00f6t\u00fcren damarlara ver\u00eed (toplardamar), \u00e7o\u011fuluna (evride), kalbden v\u00fccudun etraf\u0131na giden, k\u0131rm\u0131z\u0131 kan\u0131 bedene da\u011f\u0131tan damarlara da \u015ferayin (atardamar) denilir. Atardamarlar\u0131n k\u00f6k\u00fc kalbin sol kar\u0131nc\u0131\u011f\u0131ndan \u00e7\u0131kan (v\u00fccutta kan da\u011f\u0131tan b\u00fcy\u00fck atardamar) aorttur. Boyunda g\u0131rtla\u011f\u0131n yanlar\u0131ndan ge\u00e7en ve &#8220;vedec\u00e2n&#8221; denilen \u015fah damarlar\u0131 bundan \u015fahlan\u0131r. Kalbde \u015fahdamarlar\u0131n\u0131n ba\u011fland\u0131klar\u0131 b\u00fcy\u00fck damara da vet\u00een (\u015fahdamar\u0131) denilir. \u0130\u00e7 \u015fahdamar\u0131 yani vet\u00een, (anatomide) dokulara temas\u0131nda oksijenini kaybetmi\u015f olan siyah kan\u0131 kalbin sa\u011f kulak\u00e7\u0131\u011f\u0131na ula\u015ft\u0131r\u0131r. Sol kar\u0131nc\u0131k ile sa\u011f kulak\u00e7\u0131k aras\u0131nda meydana gelmi\u015f olan b\u00fct\u00fcn bu kablardaki kan dola\u015f\u0131m\u0131na &#8220;b\u00fcy\u00fck kan dola\u015f\u0131m\u0131&#8221; denilir. Siyah kan, sol kulak\u00e7\u0131ktan sa\u011f kar\u0131nc\u0131\u011fa ve sa\u011f kar\u0131nc\u0131ktan akci\u011fer atardamar\u0131na ge\u00e7er. Akci\u011fer atardamar\u0131na giren kan, akci\u011ferde k\u0131lcal kablar i\u00e7erisinde hava ile temas sa\u011flay\u0131nca k\u0131rm\u0131z\u0131 kana d\u00f6n\u00fc\u015ferek akci\u011fer toplardamarlar\u0131 ile sol kulak\u00e7\u0131\u011fa, ondan sonra sol kar\u0131nc\u0131\u011fa d\u00f6k\u00fcl\u00fcr. Sa\u011f kar\u0131nc\u0131\u011f\u0131, sol kulak\u00e7\u0131kla birle\u015ftiren b\u00fct\u00fcn kablardaki dola\u015f\u0131ma da &#8220;k\u00fc\u00e7\u00fck kan dola\u015f\u0131m\u0131&#8221; denilir. B\u00fcy\u00fck kan dola\u015f\u0131m\u0131nda ise atardamarlarda k\u0131rm\u0131z\u0131, toplardamarlarda siyah kan vard\u0131r. K\u00fc\u00e7\u00fck kan dola\u015f\u0131m\u0131nda ise atardamarlarda siyah ve toplardamarlarda k\u0131rm\u0131z\u0131 kan vard\u0131r. Bundan dolay\u0131 k\u0131rm\u0131z\u0131 kana atardamar kan\u0131 ve siyah kana toplardamar kan\u0131 demek her zaman do\u011fru olmaz. B\u00fcy\u00fck kan dola\u015f\u0131m\u0131 i\u00e7in do\u011fru olan tarif k\u00fc\u00e7\u00fck kan dola\u015f\u0131m\u0131 i\u00e7in yanl\u0131\u015ft\u0131r. Demek ki toplardamarlara siyah kan damarlar\u0131 denmesi genel de\u011fil, \u00e7o\u011funluk itibar\u0131ylad\u0131r. Ke\u015f\u015faf&#8217;ta der ki: el-Ver\u00eedan (iki toplardamar) boynun \u00f6n\u00fcndeki iki y\u00fcz\u00fcn\u00fc kavram\u0131\u015f iki damard\u0131r ki vetine (\u015fahdamar\u0131na) ba\u011fl\u0131 olup ba\u015ftan kalbe do\u011fru girerler.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Esir de Nihaye&#8217;de; ver\u00eed, boynun y\u00fcz\u00fcndeki damard\u0131r ki \u00f6fke halinde \u015fi\u015fer. Bunlar iki ver\u00eeddirler (\u015fahdamar\u0131d\u0131rlar), der. Buna g\u00f6re ver\u00eed, bizim anatomi kitaplar\u0131nda vid\u00e2ca ba\u011fl\u0131 \u015fahdamar\u0131 denilen boyun damar\u0131nda me\u015fhur imi\u015f gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de bu \u00f6zelli\u011fin, iki \u015fahdamar\u0131ndan diye ikil \u015feklinde olmas\u0131 gerektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Rag\u0131b \u015f\u00f6yle anlatm\u0131\u015ft\u0131r: Ver\u00eed, ci\u011fere ve kalbe ba\u011fl\u0131 olan bir damard\u0131r ki kan\u0131n ak\u0131\u015f\u0131 ondad\u0131r.(3)<\/p>\n<p>Nizameddin Nis\u00e2bur\u00ee de Garaib\u00fc&#8217;l-Kur&#8217;\u00e2n ismindeki tefsirinde, &#8220;Ver\u00eed, atardamardan ba\u015fka kan\u0131 ta\u015f\u0131yan damard\u0131r. Ver\u00eed\u00e2n (iki doplardamar) ise boynun \u00f6n\u00fcnde iki y\u00fcz\u00fcn\u00fc kavram\u0131\u015f iki damard\u0131r ki ba\u015ftan da\u011f\u0131larak ve vet\u00eene (\u015fahdamar\u0131na) ba\u011fl\u0131 olurlar.&#8221; diye tarif etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>HABL: Malum oldu\u011fu \u00fczere ip ve ba\u011f demektir. Damar m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Burada \u00e7o\u011funluk, bu m\u00e2n\u00e2 ile verid ipi, servi a\u011fac\u0131 gibi umumun hususa izafetiyle a\u00e7\u0131klanmas\u0131 t\u00fcr\u00fcnden verid damar\u0131 demektir diye tefsir etmi\u015flerdir. Habl, boyun dibi m\u00e2n\u00e2s\u0131na da geldi\u011finden Zemah\u015feri bu m\u00e2n\u00e2 ile l\u00e2m\u00ee izafeti de caiz g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr ki bu m\u00e2n\u00e2 ile &#8220;habli verid&#8221; boyun veya bedenden mecaz da olabilir. Sonra &#8220;suyun g\u00fcm\u00fc\u015f\u00fc, g\u00fcm\u00fc\u015f gibi su&#8221; kabilinden te\u015fbih\u00ee izafet ile verid ipi, boyuna dolanm\u0131\u015f ipe benzeyen verid m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ifade edebilir. Veridin, m\u00fcfred olmas\u0131 itibar\u0131yla cinse yorumlanmas\u0131 laz\u0131m gelece\u011fi i\u00e7in &#8220;habli verid&#8221;, b\u00fct\u00fcn verid \u015febekesi veya onlar\u0131n ba\u011fland\u0131\u011f\u0131 &#8220;vetin&#8221; (\u015fah damar\u0131) diye de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Bununla beraber bu m\u00e2n\u00e2lar verid damar\u0131 demekle de kastedilebilir. Rag\u0131b, habl-i veridden maksad\u0131n ruh oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. K\u0131rm\u0131z\u0131 kan\u0131 ta\u015f\u0131yan atardamarlar\u0131n daha \u00f6nce d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekirse de atardamarlarda cereyan, kalpten etrafa do\u011fru da\u011f\u0131l\u0131p uzakla\u015ft\u0131\u011f\u0131, veridde ise, etraftan ve ba\u015ftan kalbe do\u011fru toplan\u0131p geldi\u011fi i\u00e7in, yak\u0131nl\u0131k temsilinde verid (toplardamar) zikredilmi\u015ftir. Bu \u015fekilde habli verid, pek yak\u0131nl\u0131kta mesel olmu\u015ftur. Nitekim \u015fair &#8220;\u00d6l\u00fcm ona veridden daha yak\u0131nd\u0131r.&#8221; demi\u015ftir. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2 kalbine kan ak\u0131tan, en yak\u0131n damar\u0131ndan, yahut can\u0131ndan daha yak\u0131n demek olur. Sonra veridin siyah kan damar\u0131 olmas\u0131 ve kullan\u0131lm\u0131\u015f, \u00f6lm\u00fc\u015f, h\u00fccrecikleri ta\u015f\u0131yan bir siyah kan\u0131n kalbe geli\u015fi bir tasfiye ile yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015fla ilgili bulunmas\u0131 itibar\u0131yla, gerek \u00fcst taraf\u0131ndaki yeni yarat\u0131l\u0131\u015f, ve gerek a\u015fa\u011f\u0131da gelece\u011fi \u015fekilde anlat\u0131lacak olan ahiret hallerine intikal a\u00e7\u0131s\u0131ndan dikkate de\u011fer bir n\u00fcktesi de vard\u0131r. \u0130bn\u00fc Cerir et-Taber\u00ee der ki: Arap dili bilginleri \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131nda ihtilaf ettiler, baz\u0131lar\u0131 bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131 dediler. Yani &#8220;\u00dczerinde kudret y\u00fcr\u00fct\u00fcp tesir meydana getirmede daha yak\u0131n, kendisine daha \u00e7ok malik ve tasarruf sahibiyiz.&#8221; demektir. Baz\u0131lar\u0131 da nefsindeki vesveseyi bilmekte daha yak\u0131n, demektir dediler. Yani zat\u0131n yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlayan olmad\u0131. Ancak s\u00f6z\u00fcn geli\u015fine g\u00f6re baz\u0131lar\u0131 kudretin tesiri, baz\u0131lar\u0131 da ilim itibar\u0131yla yak\u0131nl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 tercih ettiler.<\/p>\n<p>Fahr\u00fcr-Razi bunu \u015f\u00f6yle ifade etmi\u015ftir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilminin kemalini, geni\u015fli\u011fini beyand\u0131r. Allah ilmi ile ona damar\u0131ndaki kandan daha yak\u0131nd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc damara bir engel vard\u0131r. O, ona gizli kalabilir. Fakat Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilmine engel m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Buna \u015fu m\u00e2n\u00e2 da s\u00f6ylenebilir. Kendisinde kudretimizin e\u015fsizli\u011fi itibar\u0131yla biz ona habli verid&#8217;den daha yak\u0131n\u0131zd\u0131r. Emrimiz onda damarlar\u0131ndaki kan\u0131n ak\u0131\u015f\u0131 gibi cereyan eder. Ke\u015f\u015faf sahibi de \u015f\u00f6yle der: &#8220;Biz ona daha yak\u0131n\u0131z.&#8221; ifadesi mecazd\u0131r, maksat ona ilminin yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ve ondan ve durumlar\u0131ndan bilgisine, sanki zat\u0131 yak\u0131nm\u0131\u015f gibi, en gizli \u015feylerinden hi\u00e7birisi gizli kalmayacak, bir \u015fekilde ilgili olmas\u0131d\u0131r. Nitekim Allah her yerdedir, denilir. Halbuki Allah makamlardan y\u00fcce ve m\u00fcnezzehtir. Bundan anla\u015f\u0131lan mecaz denilmesinin sebebi s\u00f6zl\u00fckte yak\u0131nl\u0131k ve uzakl\u0131k mekan ve mesafe itibar\u0131yla isimlerde hakikat oldu\u011fu ve Allah&#8217;\u0131n zat\u0131nda mekan yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 tasavvur olunamayaca\u011f\u0131 i\u00e7indir. Kad\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee ile Ebu&#8217;s-Suud da bunu bir n\u00fckte ilavesiyle \u00f6zetlemi\u015fler de \u015f\u00f6yle demi\u015flerdir: Yani &#8220;Biz onun halini ona habli veridden daha yak\u0131n olandan daha iyi biliriz, demektir. Zat\u0131n yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ile ilmin yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131na mecaz yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o onun gerek\u00e7esidir.&#8221; G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu ifadede &#8220;Ona daha yak\u0131n olandan&#8221; diye bir &#8220;mufaddal\u00fcn aleyh&#8221; takdir olunmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc akreb (daha yak\u0131n), a&#8217;lem (daha iyi bilmek) m\u00e2n\u00e2s\u0131na mecaz olunca habli verid, ilim itibar\u0131yla &#8220;mufaddal\u00fcn aleyh&#8221; olamaz. \u015eu halde o &#8220;olan kimse&#8221; kim? O ya kendisinden kinayedir, bu \u015fekilde habli veridden maksat, kendi \u015fahs\u0131 olup m\u00e2n\u00e2 onu kendisinden daha iyi biliriz demek olur. Yahut zikredilecek meleklerdir ki, bu durumda o hafaza meleklerinin de, ona habli verid&#8217;den daha yak\u0131n olduklar\u0131na fakat Allah&#8217;\u0131n onlardan daha yak\u0131n oldu\u011funa dikkat \u00e7ekilmi\u015f oluyor ki bu m\u00e2n\u00e2 \u00e2yetin kendinden sonraki k\u0131sma ba\u011flanmas\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131r. Al\u00fbs\u00ee burada vahdet ehlinin (vahdet-i v\u00fccud g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde olanlar\u0131n) s\u00f6zleri hal sahibi olmayanlar i\u00e7in zor anla\u015f\u0131l\u0131r \u015feylerdendir, demi\u015ftir. Bununla birlikte biz \u015feyh Muhyiddin-i Arab\u00ee&#8217;nin F\u00fctuhat-\u0131 Mekkiye&#8217;sinin, Esma-i H\u00fcsn\u00e2 bab\u0131nda &#8220;Akreb&#8221; ism-i \u015ferifinde \u015fu s\u00f6zlerini nakledelim.<\/p>\n<p>&#8220;En yak\u0131n olan\u0131n huzuru, huzurlar\u0131n en y\u00fccesidir. O huzur, ke\u015fif ehli i\u00e7in zat iledir. O huzur, hakk\u0131nda g\u00fcnahk\u00e2r denilen kimse hakk\u0131nda i\u00e7inde uzakl\u0131k bulunan bir yak\u0131nl\u0131kt\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Bu huzurun sahibine &#8220;en yak\u0131n&#8221; olan\u0131n kulu ve &#8220;yak\u0131n&#8221;\u0131n kulu denilir, \u00e7\u00fcnk\u00fc o Az\u00eez ve Celil olan Allah bize habli veridden daha yak\u0131nd\u0131r. &#8220;Ben yak\u0131n\u0131m. Dua edenin duas\u0131na icabet ederim&#8221;. (Bakara, 2\/186) buyurmu\u015f. &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki o hakk\u0131yla i\u015fitendir, yak\u0131n oland\u0131r.&#8221; (Sebe, 34\/50) buyurmu\u015ftur. Peygamber (s.a.v) Efendimiz&#8217;in haber verdi\u011fi gibi Ar\u015f&#8217;tan d\u00fcnya semas\u0131na ini\u015fiyle yak\u0131nd\u0131r, daha yak\u0131nd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc nerede olsak bizimle beraberdir. Onun i\u00e7in &#8220;Karib&#8221; (yak\u0131n), &#8220;Akreb&#8221; (daha yak\u0131n) isimleriyle isimlendirilmi\u015ftir. O bize bizden daha yak\u0131nd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc habli verid, bizdendir ve damar bize biti\u015fiktir. O ise ondan da yak\u0131nd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc biti\u015fme ancak O&#8217;nunlad\u0131r. \u0130\u015fitmemiz, g\u00f6rmemiz, aya\u011fa kalkmam\u0131z, oturmam\u0131z, istememiz, h\u00fckm\u00fcm\u00fcz O&#8217;nunlad\u0131r. bu h\u00fck\u00fcmler ise habli veridde yoktur. Demek ki, o bize habli veridden daha yak\u0131nd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bizden habli veridin gayesi di\u011fer damarlar\u0131n durumu gibi hayat h\u00fckm\u00fcn\u00fcn ak\u0131\u015f\u0131 ve kanlar\u0131n yolu olmas\u0131ndan ibarettir. Sonra Allah Te\u00e2l\u00e2 bize de kendisine yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 emretti. \u00c7\u00fcnk\u00fc biz O&#8217;nun sureti \u00fczere mahluklar\u0131 oldu\u011fumuz cihetle bizi emsal menzilesine koydu. Halbuki iki misil z\u0131tt\u0131rlar. Z\u0131t ise, z\u0131t oldu\u011fu \u015feye bizzat nefsindeki s\u0131fatlarda ortak olu\u015fundan dolay\u0131 gayet yak\u0131n olmakla beraber ayn\u0131 zamanda gayet de uzakt\u0131r. Kulda b\u00f6yle il\u00e2h\u00ee irade ile Allah&#8217;tan uzakl\u0131k meydana gelmekle Allah Te\u00e2l\u00e2 kendisine yak\u0131nl\u0131k yollar\u0131n\u0131 me\u015fru k\u0131ld\u0131 ki, bu uzakl\u0131k ile beraber yap\u0131lmas\u0131 me\u015fru k\u0131l\u0131nan fiilleri yapmakla o onun kula\u011f\u0131, g\u00f6z\u00fc ve b\u00fct\u00fcn duygular\u0131 olana kadar bu \u015fekilde kul zillet ve ihtiyac\u0131ndan dolay\u0131 ona z\u0131tt\u0131r. Ve onun i\u00e7in me\u015fru k\u0131l\u0131nan \u015feylerde zillet ve ihtiyac\u0131 sebebiyle fiilin ona isnad\u0131 sahih olmu\u015ftur da kendisine nisbet edilen fiil ile ona yak\u0131nl\u0131\u011fa yol bulmu\u015f ve dolay\u0131s\u0131yla Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n &#8220;Ben onun kula\u011f\u0131 ve g\u00f6z\u00fc olurum.&#8221; diye onun b\u00fct\u00fcn h\u00fcvviyetiyle b\u00fct\u00fcn duygular\u0131 oldu\u011funu haber verdi\u011fi yak\u0131nl\u0131k ile yakla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan da daha yak\u0131n olunca art\u0131k olmaz, (Abid k\u00e2in olmaz) \u00e7\u00fcnk\u00fc &#8220;Kula\u011f\u0131, g\u00f6z\u00fc ve dili&#8221; buyururken zamiri kula g\u00f6ndermekle kulun ayn\u0131n\u0131 tesbit etmi\u015f ve O &#8220;t\u0131pk\u0131 kendisi&#8221; olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ispat buyurmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc o ancak kuvvetleriyle &#8216;dir &#8220;t\u0131pk\u0131 kendisidir&#8221;. Kuvvetleri onun zat\u00ee tarifindendir. O olmay\u0131\u015f &#8220;Att\u0131\u011f\u0131n zaman sen atmad\u0131n fakat Alah att\u0131.&#8221; (Enfal, 8\/17) buyurdu\u011fu gibidir ki o zaman suret ve m\u00e2n\u00e2 ikisi de Allah&#8217;\u0131nd\u0131r, hepsine sahip olmu\u015f, tamamen ayn\u0131 olmu\u015ftur. Art\u0131k kainatta ba\u015fka yok, ancak o Esma-i H\u00fcsna&#8217;s\u0131n\u0131n menzillerinde kendili\u011finden y\u00fcce, m\u00fcnezzeh ve s\u00fcbhan olan Allah vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc orada, O&#8217;ndan ba\u015fka kendisini tesbih ve tenzih edece\u011fin yoktur. Allah Te\u00e2l\u00e2 yak\u0131nl\u0131klar\u0131 hep bu huzurdan me\u015fru k\u0131ld\u0131. \u015eeriat\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na sebep de dava oldu\u011fundan \u015feriat davac\u0131ya ve davac\u0131 olmayana \u015famil oldu. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc niyetine g\u00f6re ha\u015frolunur, millet ve mezhebiyle se\u00e7ilir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki \u015eeyh, beytinde zat ile yak\u0131nl\u0131k g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahip olmu\u015f ve fiil yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatm\u0131\u015f, sonunu da kulun fanili\u011fiyle vahdete ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131r. Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin dedi\u011fi gibi baz\u0131 noktalar\u0131 hal ehli olmayana a\u011f\u0131rd\u0131r. D\u00fcnya semas\u0131na ini\u015fden mekan itibar\u0131yla yak\u0131nl\u0131k de\u011fil emir itibar\u0131yla yak\u0131nl\u0131k anlamak gerekir. Hadiste ini\u015f varsa da &#8220;Ar\u015f&#8217;tan&#8221; kayd\u0131 yoktur. Sonundan da vahdet (birlik) \u00e7\u0131karmal\u0131, ittihat (birle\u015fme) \u00e7\u0131karmamal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yet \u00f6yle bir vesveseye ve zanna gidilmemesi, yarat\u0131c\u0131 ve yarat\u0131klar\u0131n hakk\u0131n\u0131n g\u00f6zetilmesi i\u00e7in ilk \u00f6nce &#8220;Andolsun ki biz insan\u0131 yaratt\u0131k.&#8221; yeminiyle insan\u0131n yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu tekid yoluyla a\u00e7\u0131k\u00e7a beyan buyurmu\u015ftur. Vahdet-i v\u00fccud meselesinde de a\u00e7\u0131k ve \u015f\u00fcphesiz bir kaide olmak \u00fczere Ke\u015f\u015faf ha\u015fiyesinde \u0130bn\u00fc M\u00fcnir&#8217;in de a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde \u015funu s\u00f6yleyelim ki bizim itikad\u0131m\u0131zca yani &#8220;Allah&#8217;\u0131n zat\u0131ndan, s\u0131fatlar\u0131ndan ve fiillerinden ba\u015fka mevcut yoktur&#8221;. \u015eu kadar ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 fiillerinin baz\u0131s\u0131n\u0131 baz\u0131s\u0131na yer yapm\u0131\u015f, o yere fail, orada meydana gelen \u015feylere de onun fiili denilmi\u015ftir. B\u00f6ylece b\u00fct\u00fcn \u00e2lem Allah&#8217;\u0131n fiili yani yarat\u0131\u011f\u0131 oldu\u011fu gibi insanlar ve insanlara zorla ve isteklerine ba\u011fl\u0131 olarak nisbet olunan fiiller de &#8220;Sizi de yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 da Allah yaratm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/96) \u00e2yeti uyar\u0131nca Allah&#8217;\u0131n yaratmas\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte bir m\u00fcmin i\u00e7in zaruri olan tevhid budur, s\u0131fat zat\u0131n\u0131n ayn\u0131 de\u011fildir. Ayn\u0131 veya ba\u015fkas\u0131 de\u011fildir. Fiil de failin ayn\u0131 olamaz. Yarat\u0131c\u0131 ile yarat\u0131k aynen bir olamaz. Allah&#8217;\u0131n olmayan hi\u00e7 bir\u015fey yoktur. Hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Fakat Allah&#8217;\u0131n olmak, Allah olmak de\u011fildir. \u015eunun da unutulmamas\u0131 gerekir ki yak\u0131nl\u0131k makam\u0131 ne kadar yak\u0131n olursa olsun bir gereklilik fark\u0131d\u0131r. Ba\u011flant\u0131 kurmak ve birle\u015fmek yak\u0131nl\u0131k de\u011fildir. Onun i\u00e7in yak\u0131nl\u0131k makam\u0131nda, mesela bir el\u00e7inin fiili ve kuvveti onu g\u00f6nderene nisbet edildi\u011fi zaman el\u00e7i, kendisini g\u00f6nderenin ayn\u0131 olmas\u0131 icap etmez. Belki el\u00e7inin ayn\u0131 sabit oldu\u011fu halde kendisi de fiili de g\u00f6nderenin olur. Ayn\u0131s\u0131 olmada de\u011fil, h\u00fck\u00fcmde birlik bulunur. Gerek farzlar\u0131n yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ve gerek nafilelerin yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ile yak\u0131nl\u0131k kurmu\u015f olan kulun da ayn\u0131 sabit olmakla beraber velilik makam\u0131na nail olarak b\u00fct\u00fcn kuvvetinden il\u00e2h\u00ee kudret tecelli eder. Fakat ondan onun Allah olmas\u0131 laz\u0131m gelmez, sonra mekan yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 mutlaka arada bir mesafe bulunmas\u0131n\u0131 gerektirir. Aradaki mesafenin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr bir nisbettir. Bu itibarla o, hakikatte bir uzakl\u0131kt\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 mekandan m\u00fcnezzeh oldu\u011fu i\u00e7in onda mekan yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc onda mekan yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 var saymak mekan\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 O&#8217;nun ku\u015fatmas\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda ve mekan\u0131 O&#8217;ndan b\u00fcy\u00fck ve geni\u015f farzetmektir. Halbuki o \u00e7ok y\u00fcce ve \u00e7ok b\u00fcy\u00fck olan Allah, her \u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015f, her mekandan y\u00fcksek &#8220;Ar\u015f \u00fczerine h\u00fck\u00fcmrand\u0131r.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/5). Bundan dolay\u0131 burada mekan yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 oldu\u011fu zannedilmemesi i\u00e7in zat yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ile de\u011fil, s\u0131fat yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ile tefsir edilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sadece ruhu ile de\u011fil, bedeni ile de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen insan\u0131n zat\u0131 yer tutan bir cisim oldu\u011fundan dolay\u0131 ona zati yak\u0131nl\u0131k ile daha yak\u0131n olu\u015f d\u00fc\u015f\u00fcncesi mekani bir yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 akla getirebilir. Ancak bunun gere\u011fi mekani olmayan Allah&#8217;\u0131n zat\u0131ndan zati yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 uzak tutmak de\u011fil, mekan itibar\u0131yla yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ortadan kald\u0131rmak suretiyle bir mecaz yap\u0131lmas\u0131d\u0131r. Fakat bu \u015fekilde de mecaz m\u00e2n\u00e2s\u0131 zaruri olunca tefsirciler onun i\u00e7in en uygun olan m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmi\u015flerdir. &#8220;Rahman ve Rahim&#8221;de oldu\u011fu gibi s\u0131fat ve Allah&#8217;\u0131n isimlerinde aranan gayeleri oldu\u011funa g\u00f6re akreb (en yak\u0131n) vasf\u0131, zat yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 tefsir edilse bile m\u00fcjde veya uyar\u0131 makam\u0131nda zat yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndan gayesi ve gerektirdi\u011fi eserleri kastedilmi\u015f olur. Onun i\u00e7in &#8220;O her nerede olsan\u0131z sizinle beraberdir.&#8221; (Hadid, 57\/4) \u00e2yetinin ifadesince her yerde &#8220;haz\u0131r ve naz\u0131r&#8221; diye anla\u015f\u0131lagelen il\u00e2h\u00ee beraberlik ilim ile tefsir olundu\u011fu gibi buradaki yak\u0131nl\u0131k da nakletti\u011fimiz \u015fekilde ilim veya kudret yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ile tefsir olunmu\u015ftur. Bak\u0131l\u0131rsa bunun birle\u015ftirilmesinde bir \u00e7eli\u015fki olmamal\u0131 hem ilmi hem kudreti ile yak\u0131nl\u0131k kastedilmi\u015f olabilmeli idi. Acaba ni\u00e7in terdid (iki ihtimalden biri) ile s\u00f6yleniyor. Buna dair bir a\u00e7\u0131klama g\u00f6rmedim. Fakat \u015fu iki sebep g\u00f6sterilebilir: Birincisi zat yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndan mecaz olma itibar\u0131yla iki mecaz\u0131n iki laz\u0131m\u0131n\u0131n bir arada bulunmas\u0131n\u0131n caiz g\u00f6r\u00fclmemesi ve ikisini toplayan bir m\u00e2n\u00e2da kastedilmi\u015f olmamas\u0131d\u0131r. Fakat temsil\u00ee istiare veya kinaye durumunda biz bunu m\u00fcmk\u00fcn zannediyoruz. \u0130kincisi s\u00f6z\u00fcn geli\u015finde ve yukar\u0131s\u0131nda &#8220;yaratt\u0131k&#8221;, &#8220;biliyoruz&#8221;, &#8220;tel\u00e2kki&#8221; ve zaptederler, &#8220;geldi&#8221;, &#8220;\u00fcf\u00fcr\u00fcld\u00fc&#8221; gibi karinelerin baz\u0131s\u0131n\u0131n yaln\u0131z ilmi, baz\u0131s\u0131n\u0131n da kudreti gerektirip ifade etmesidir ki ihtilaf\u0131n sebebi de budur. Biz bunlar\u0131n birle\u015ftirilmesine taraftar\u0131z. Ger\u00e7i ilim \u00e7ok geni\u015ftir. Fakat kudreti gerektirecek bir\u015fey de\u011fildir. Kudret ise ilmi gerektirir. Kudret ile yak\u0131nl\u0131k kastedildi\u011fi takdirde ilim yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 da ifade edilmi\u015f olacakt\u0131r. Halbuki ilim ile yak\u0131nl\u0131k kastedildi\u011fi durumda bunun bir m\u00fcjde veya tehdit ifade etmesi kudreti d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ba\u011fl\u0131 olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Nefsinin ona ne vesveseler verdi\u011fini biliriz.&#8221; ifadesi ile en yak\u0131ndan ilim ifade edildikten sonra bir de &#8220;Biz ona habli veridden daha yak\u0131n\u0131z.&#8221; buyurulmas\u0131n\u0131n da bu n\u00fckte ile ilgisi olmas\u0131 gerekir, onun i\u00e7in biz, bundan yaln\u0131z ilm\u00ee yak\u0131nl\u0131k de\u011fil l\u00fctuf ve yard\u0131ma, kah\u0131r ve gazaba da darb\u0131 mesel olabilen bir yak\u0131nl\u0131k anl\u0131yoruz ki bu en az\u0131ndan kudret yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Nitekim Rag\u0131b M\u00fcfredat&#8217;\u0131nda derki. &#8220;Yak\u0131nl\u0131k ve uzakl\u0131k birbirinin kar\u015f\u0131t\u0131d\u0131r&#8221;. Yak\u0131nl\u0131k zamanda, mekanda, nisbette hazda, k\u0131ymet ve \u015ferefte, g\u00f6zetmede, kudrette kullan\u0131l\u0131r. Mekanda: &#8220;\u015eu a\u011faca yakla\u015fmay\u0131n.&#8221; (Bakara, 2\/35), &#8220;Yetim mal\u0131na yakla\u015fmay\u0131n.&#8221; (Enam, 6\/152), &#8220;Zinaya yakla\u015fmay\u0131n.&#8221; (\u0130sra, 17\/32), &#8220;Mescidi harama yakla\u015fmas\u0131nlar.&#8221; (Tevbe, 9\/28) gibi. Zamanda: &#8220;\u0130nsanlara hesaplar\u0131 yakla\u015ft\u0131.&#8221; (Enbiya, 21\/1), &#8220;Uzak m\u0131 yoksa yak\u0131n m\u0131 oldu\u011funu bilmem.&#8221; (Enbiya, 21\/109) gibi. Nisbette: &#8220;Miras taksim olurken akrabalar haz\u0131r bulunursa.&#8221; (Nisa, 4\/8), &#8220;Ana baba ve akrabalar.&#8221; (Nisa, 4\/7), &#8220;\u0130sterse yak\u0131nlar olsun.&#8221; (Maide, 5\/106), &#8220;Yak\u0131n kom\u015fu.&#8221; (Nisa, 4\/36), &#8220;Yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 olan bir yetim.&#8221; (Beled, 90\/15) gibi. Huzvede yani haz ve \u015ferefte: &#8220;Allah&#8217;a yak\u0131n melekler.&#8221; (Nisa, 4\/172), &#8220;Yak\u0131n olanlardan.&#8221; (Ali \u0130mran, 3\/45), &#8220;Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olanlar ondan i\u00e7erler.&#8221; (Mutaffifin, 83\/28), &#8220;E\u011fer Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olanlardan ise.&#8221; (Vak\u0131a, 56\/88), &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki siz yak\u0131n olanlardans\u0131n\u0131z.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/114), &#8220;Ve onu s\u0131rda\u015f olarak yakla\u015ft\u0131rd\u0131k.&#8221; (Meryem, 19\/52) gibi. Ve huzveye yani hazza, yak\u0131nl\u0131k denilir. &#8220;Allah yak\u0131nl\u0131klar.&#8221; (Tevbe, 9\/99), &#8220;Ger\u00e7ekten bu onlar i\u00e7in bir yak\u0131nl\u0131kt\u0131r.&#8221; (Tevbe, 9\/99), &#8220;Sizi bize yakla\u015ft\u0131r\u0131r.&#8221; (Sebe, 34\/37 gibi. Rivayette, g\u00f6zetmekte. &#8220;\u015e\u00fcphesiz Allah&#8217;\u0131n rahmeti yak\u0131nd\u0131r.&#8221; (Araf, 7\/56), &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki ben yak\u0131n\u0131m.&#8221; (Bakara, 2\/186) gibi Kudrette: &#8220;Biz ona habli veridden daha yak\u0131n\u0131z.&#8221; gibi.<\/p>\n<p>17- Zab\u0131t tutan iki melek tesbit ederlerken, bu de en yak\u0131n ilim m\u00e2n\u00e2s\u0131nda; yaln\u0131z kudret m\u00e2n\u00e2s\u0131nda ise ile tenaz\u00fc \u00fczere amil olmas\u0131 yara\u015f\u0131r, yani her insan\u0131n s\u00f6yledi\u011fini, al\u0131p zaptetmekle g\u00f6revli iki melek vard\u0131r. \u0130fadesini zapteder dururlar. \u0130\u015fte onlar, sa\u011fdan ve soldan oturmu\u015f zab\u0131t tutarlarken, \u00f6yleki,<\/p>\n<p>18- her ne s\u00f6z atarsa, yani gerek hayra ve gerek \u015ferre dair, a\u011fz\u0131ndan ne \u00e7\u0131kar\u0131rsa herhalde yan\u0131nda bir murakabeci, ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ne s\u00f6yledi\u011fini g\u00f6zeten bir murak\u0131p haz\u0131rd\u0131r. Hi\u00e7bir dedi\u011fini ka\u00e7\u0131rmadan kaydederlerken Allah ona her yak\u0131ndan daha yak\u0131nd\u0131r. Bu s\u0131rada insan\u0131n nefsinde onlar\u0131n da bilemeyecekleri gizlilikleri bilir. Diledi\u011fi tesiri yapabilir. \u015eu halde o meleklerin zaptedip kayda ge\u00e7mesi onun ihtiyac\u0131ndan de\u011fil kullar\u0131n gelece\u011fi i\u00e7in hikmete ba\u011fl\u0131d\u0131r. Ke\u015f\u015faf&#8217;ta der ki: Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir. &#8220;\u0130ki mele\u011fin oturdu\u011fu yer, \u00f6n di\u015flerinin \u00fczeri, dili onlar\u0131n kalemleri, t\u00fck\u00fcr\u00fc\u011f\u00fcn de m\u00fcrekkebleri, sen ise l\u00fczumsuz \u015feyler pe\u015finde ak\u0131p gidiyorsun, ne Allah&#8217;tan utan\u0131yorsun ne onlardan.&#8221; Bu \u00e2yetin zahirinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re bu melekler, a\u011f\u0131zdan \u00e7\u0131kan her s\u00f6z\u00fc yazarlar, bunun delaletinden, fiilleri de yazd\u0131klar\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131yor. \u00d6ncesine g\u00f6re getirili\u015finden de nefisteki vesveseler gibi baz\u0131 \u015feylerin Allah&#8217;a malum olmas\u0131yla beraber, onlardan gizli kald\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. \u0130mam Malik her\u015fey yaz\u0131l\u0131r. Hatta hastal\u0131ktaki iniltisi bile demi\u015ftir. Fakat bundan anla\u015f\u0131lan d\u0131\u015far\u0131ya \u00e7\u0131kan her\u015fey demektir. Akaid kitaplar\u0131ndan cCvhere ve \u015ferhi Lakk\u00e2n\u00ee&#8217;de Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin nakline g\u00f6re \u015f\u00f6yle denilmi\u015ftir. \u0130tikad etmek vacip olan \u015feylerden biri de \u015fudur: Allah Te\u00e2l\u00e2n\u0131n \u00f6yle melekleri vard\u0131r ki kullar\u0131n fiillerini gerek hay\u0131r gerek \u015fer, gerek onlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda olsun, gerek s\u00f6z olsun, gerek amel, gerek itikat, gerek niyet olsun, gerek azim, gerek karar verme, hepsini yazarlar. Allah Te\u00e2l\u00e2 onlar\u0131 onun i\u00e7in se\u00e7mi\u015ftir. Gerek kasten ve bile bile i\u015flesinler gerek dalg\u0131nl\u0131kla ve unutarak yaps\u0131nlar, gerek sa\u011fl\u0131klar\u0131nda meydana gelsin, gerek hastal\u0131klar\u0131nda, i\u015flerinden hi\u00e7bir \u015feyi ihmal etmezler. Nakil ve rivayet alimleri b\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir. Demek ki niyet, azim, karar mertebelerine gelmeyen vesveseler yaz\u0131lmaz. Bu bak\u0131mdan &#8220;Nefsinin ona verdi\u011fi vesveseler&#8221;, niyet ve kast mertebesine i\u00e7ten konu\u015fmalar, karar\u0131 olmayan soyut hat\u0131ralar olmu\u015f olur. \u0130\u00e7ten kendi kendine konu\u015fman\u0131n hi\u00e7 yaz\u0131lmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bildiren eserler de vard\u0131r. Nitekim, Beyhaki \u015euab&#8217;da Huzeyfe b. Yemam (r.a)&#8217;da \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015ftir: S\u00f6z\u00fcn yedi kilidi vard\u0131r. Onlardan \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman yaz\u0131l\u0131r. \u00c7\u0131kmazsa yaz\u0131lmaz, Kalp, k\u00fc\u00e7\u00fck dil, dil, iki \u00e7ene, iki dudak. Bu &#8220;Her ne s\u00f6ylerse&#8221; ifadesinin zahirine uygundur. \u0130mam Malik&#8217;in s\u00f6z\u00fc de bunu and\u0131r\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 m\u00fcbahlar\u0131n yaz\u0131lmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, ancak sevab veya, azab\u0131 bulunanlar\u0131n yani sorumlulu\u011fu olanlar\u0131n yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir. Biz ortaya \u00e7\u0131kan her fiil ve s\u00f6z\u00fcn yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131, gizli kalanlardan yaz\u0131lmayanlar bulundu\u011fu, bununla birlikte haf\u0131zaya ge\u00e7enlerin yaz\u0131lm\u0131\u015f demek oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndeyiz. Sonra burada \u00e2yetin ifade \u00fcslubuna dikkat edilirse bu tesbit ve kontrol alt\u0131nda insan g\u0131yab\u0131nda biyografisi yaz\u0131lan bir \u015fah\u0131s durumunda de\u011fil, ya sorgulayan birinin huzurunda ifadesi kaydedilen ve g\u00f6nl\u00fcnden heyecanlar ve vesveseler ge\u00e7en bir su\u00e7lu, yahut \u00f6lmek \u00fczere bulunup ba\u015f\u0131 beklenen bir hasta gibi tasvir edilmi\u015f ve \u00f6yle bir anda gerek korku, ve gerek \u00fcmit a\u00e7\u0131s\u0131ndan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilmi ve yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>19- Bu n\u00fckte iledir ki buradan \u00f6l\u00fcm ve ahirete ge\u00e7ilerek buyuruluyor ki, Ve \u00f6l\u00fcm sarho\u015flu\u011fu hak ile geldi\u011finde de Allah habli veridden daha yak\u0131nd\u0131r. &#8220;Biz ona sizden daha yak\u0131n\u0131z. Fakat siz g\u00f6rmezsiniz.&#8221; (Vak\u0131a, 50\/85) \u00f6l\u00fcm\u00fcn sarho\u015flu\u011fu, sarho\u015fluklar\u0131, akl\u0131 gideren \u015fiddetidir. \u00d6l\u00fcm\u00fcn hak ile gelmesi Allah&#8217;\u0131n emriyle &#8220;Her nefis \u00f6l\u00fcm\u00fc tadacakt\u0131r.&#8221; (Ali \u0130mran, 3\/185) ger\u00e7e\u011fini getirmesidir.<\/p>\n<p>20- O i\u015fte, ey insan! Senin kendisinden ka\u00e7t\u0131\u011f\u0131n \u015feydir. Ve sura \u00fcf\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u0130kinci \u00fcf\u00fcr\u00fc\u015f \u0130\u015fte bu cezan\u0131n verilece\u011fi g\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>21-Yani yap\u0131lan tehdidin yerine getirilece\u011fi ceza verilece\u011fi g\u00fcnd\u00fcr. Ve her bir nefis beraberinde bir sevkedici, bir \u015fahit ile gelmi\u015ftir. \u0130ki \u00e7e\u015fit melek, birisi o nefsi mah\u015fere sevketmekle g\u00f6revli, birisi de ameline \u015fahittir. Herkesin ameline g\u00f6re \u015fahitlik ve sevkin \u015fekli farkl\u0131 olmakla beraber, hepsi b\u00f6yle iki g\u00f6revli ile beraber sevkedilir. \u015eahidin kontrol eden hafaza meleklerinden olmas\u0131 akla gelir. Baz\u0131lar g\u00fcnahlar\u0131 yazan sevkedici, iyilikleri yazan \u015fahit, demi\u015flerdir. Daha ba\u015fka da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 Allah bilir.<\/p>\n<p>22-26- Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Bu c\u00fcmle ya istinafiye (ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesi) veya mukadder kavil (s\u00f6ylemek) fiilinin mef&#8217;ul\u00fcd\u00fcr. Hepsine bu hitab\u0131n yap\u0131lmas\u0131, herkeste ahiretten az \u00e7ok bir gaflet bulunmas\u0131 &#8220;Haber g\u00f6rmek gibi de\u011fildir.&#8221; ifadesindeki hikmete dayanmaktad\u0131r. Kendisine yak\u0131n olan demi\u015ftir. Yani yan\u0131ndaki sevkedip g\u00f6t\u00fcren, Hak Te\u00e2la&#8217;n\u0131n huzuruna haz\u0131rlay\u0131p b\u00f6yle demi\u015ftir. Bu benim yan\u0131mdaki haz\u0131r, Hak Te\u00e2l\u00e2 taraf\u0131ndan da o sevkedene ve \u015fahitlik yapana veya cehennem zebanilerinden ikisine yahut tekid \u015feklinde emir suretiyle birine \u015f\u00f6yle hitap buyurulur. &#8220;At\u0131n cehenneme her inkarc\u0131y\u0131 ve inat\u00e7\u0131y\u0131&#8221;<\/p>\n<p>27- &#8220;Yak\u0131n\u0131 ona der ki&#8221;: Bu yak\u0131n\u0131n, d\u00fcnyada o kafire musallat olup, ahirette beraber sevkedilen \u015feytan oldu\u011fu \u015fu s\u00f6z\u00fcnden bellidir.<\/p>\n<p>&#8220;Ey Rabbimiz onu ben azd\u0131rmad\u0131m.&#8221; Demek oluyor ki, Ya Rab! Beni bu az\u0131tt\u0131 diye \u00f6z\u00fcr beyan edip \u015fikayet etmek istemi\u015f, o da bu yolda cevap vermi\u015ftir. &#8220;Fakat kendisi uzak bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde idi.&#8221; Yani kendisi haktan uza\u011fa sapm\u0131\u015f bulunuyordu da ben ona \u00f6yle yana\u015ft\u0131m. &#8220;Benim size kar\u015f\u0131 bir hakimiyetim yoktu.&#8221; &#8220;Ancak sizi davet etmi\u015ftim.&#8221; (\u0130brahim, 14\/22) der.<\/p>\n<p>28- Allah Teal\u00e2 buyurur ki, benim huzurumda \u00e7eki\u015fmeyin. Vaktiyle ben size tehdit g\u00f6ndermi\u015f iken, \u00f6nceden d\u00fcnyada \u00e7al\u0131\u015fma \u00e7a\u011f\u0131nda kitaplarla ve peygamberlerle uyarm\u0131\u015f, azg\u0131nl\u0131k edenlere b\u00f6yle \u015fiddetli azap edilece\u011fini haber vererek tenbihler, tehditler yapm\u0131\u015f iken dinlemedi\u011finiz halde \u015fimdi hesap ve ceza yerinde bo\u015funa \u00e7eki\u015fmeyin.<\/p>\n<p>29-\u00d6zellikle \u015funu anlam\u0131\u015f iken Benim huzurumda s\u00f6z de\u011fi\u015ftirilmez. Vaad de\u011fi\u015ftirilmedi\u011fi gibi tehdit de de\u011fi\u015ftirilmez. Baz\u0131 g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131 af meselesi ise de\u011fi\u015ftirme de\u011fil, tehditleri tahsis eden af delillerinin tatbikidir. &#8220;Ben kullar\u0131ma zulmedici de\u011filim.&#8221; ifadesi de, genel bir \u015fekilde hakk\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirme hususunda varid olmu\u015ftur ki bu \u015fartlar alt\u0131nda tehdidin tatbik edilmesinin kendi hak ettikleri \u015feylerin neticesi oldu\u011funu anlatmaktad\u0131r. \u015eimdi bu tehdit ve vaadi tamamlamak i\u00e7in buyuruluyor ki;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>30- Biz O g\u00fcn cehenneme: &#8220;Doldun mu?&#8221; diyece\u011fiz. O da: &#8220;Daha fazla var m\u0131?&#8221; diyecektir.<\/p>\n<p>31- Cennet de k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nanlara yakla\u015ft\u0131r\u0131l\u0131r. Zaten uzak de\u011fildir.<\/p>\n<p>32-33- Onlara denir ki: &#8220;\u0130\u015fte size vaad edilen bu cennet, Allah&#8217;a y\u00f6nelen, O&#8217;nun emirlerine riayet eden, g\u00f6rmedi\u011fi halde Rahman olan Allah&#8217;tan korkan ve O&#8217;na y\u00f6nelen bir kalple gelenlere mahsustur.<\/p>\n<p>34- &#8220;\u015eimdi selam ve selametle oraya girin. \u0130\u015fte sonsuzluk g\u00fcn\u00fc budur.&#8221;<\/p>\n<p>35- Orada onlara ne isterlerse vard\u0131r. Kat\u0131m\u0131zda daha fazlas\u0131 da vard\u0131r.<\/p>\n<p>30- &#8220;Biz o g\u00fcn cehenneme doldun mu diyece\u011fiz.&#8221; Bu mukadder veya ile mensubdur. Yahut sonunda o g\u00fcn ne deh\u015fettir! gibi bir takdir vard\u0131r, deniliyor. &#8216;deki zulm\u00fcn nefyini ifade eden fiil m\u00e2n\u00e2s\u0131, hepsinden yak\u0131nd\u0131r. Bu soru ve cevap &#8220;Andolsun ki cehennemi dolduraca\u011f\u0131m.&#8221; (Sad, 38\/85) vaadinin yerine getirilmesi ve cehennemin deh\u015fetini ve h\u0131z\u0131n\u0131 tasirdir. \u0130stifham takriridir. Yani cehennem o geni\u015fli\u011fiyle beraber. &#8220;Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduraca\u011f\u0131m.&#8221; (H\u00fbd, 11\/19) ifadesi gere\u011fince grup grup at\u0131lan cin ve insandan doldurulacak, fakat h\u0131z\u0131 kesilmeyecek, g\u00fcnahk\u00e2rlara \u00f6fke ve \u015fiddetinden daha fazlas\u0131na h\u0131rs g\u00f6sterecektir. \u00c7oklar\u0131 bu soru ve cevab\u0131 bu \u015fekilde bir tasvire yorumlam\u0131\u015flard\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 da hakikat demi\u015flerdir ki, Al\u00fbs\u00ee zahir olan da budur. Hakikat m\u00fcmk\u00fcn iken ahiret i\u015fleri d\u00fcnyaya k\u0131yas edilmemeli der. Buhar\u00ee ve M\u00fcslim ve daha di\u011ferleri Enes (r.a.)&#8217;de \u015fu me\u00e2lde bir hadis rivayet ederler: Resulullah (s.a.v) \u015f\u00f6yle buyurdu: &#8220;Cehennem daima i\u00e7ine at\u0131l\u0131r durur ve at\u0131ld\u0131k\u00e7a daha fazla yok mu der. Ta Aziz olan Rabbi ona aya\u011f\u0131n\u0131 koyuncaya kadar. O zaman baz\u0131s\u0131 baz\u0131s\u0131na b\u00fcz\u00fcl\u00fcr de yeti\u015fir, yeti\u015fir, izzetin ve keremin hakk\u0131 i\u00e7in derler. Cennette de daima bir fazlal\u0131k bulunur. Ta Allah Te\u00e2l\u00e2 onun i\u00e7in bir halk meydana getirip de onlar\u0131 cennetin fazlal\u0131klar\u0131nda yerle\u015ftirinceye kadar.&#8221; Yine Buhari ve M\u00fcslim ve daha di\u011ferleri Ebu H\u00fcreyre (r.a)&#8217;de rivayet ederler. Demi\u015ftir ki: Resulullah (s.a.v) buyurdu.<\/p>\n<p>&#8220;Yani cennet ve ate\u015f m\u00fcnaka\u015fa ettiler. Ate\u015f ben b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslayanlar ve zorbalarla tercih edildim.&#8221; dedi. Cennet de: &#8220;Niye bana insanlar\u0131n ancak zay\u0131flar\u0131 ve sakatlar\u0131 giriyor?&#8221; dedi. Allah Te\u00e2l\u00e2 da cennete \u015f\u00f6yle buyurdu. &#8220;Sen benim rahmetimsin, ben seninle kullar\u0131mdan diledi\u011fime rahmet ederim. Ate\u015fe de \u015f\u00f6yle buyurdu; sen s\u0131rf benim azab\u0131ms\u0131n. Ben seninle kullar\u0131mdan diledi\u011fime azap ederim. Her birinize de dolusu var. Ama ate\u015f dolmaz ta o aya\u011f\u0131n\u0131 koyuncaya kadar ki o vakit yeti\u015fir yeti\u015fir der. O vakit dolar, baz\u0131s\u0131 baz\u0131s\u0131na b\u00fcz\u00fcl\u00fcr. Ve Allah yaratt\u0131klar\u0131na hi\u00e7 zulmetmez. Cennete gelince onun i\u00e7in de Allah Te\u00e2l\u00e2 yeni bir halk meydana getirir. Ayak cehenneme en son at\u0131lacak kullar, yahut aya\u011f\u0131n\u0131 koymak \u00e7i\u011fnemek gibi gazap eseri olan bir s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rma ile \u015fiddetini k\u0131rmaktan kinayedir.<\/p>\n<p>31- &#8220;Fazla&#8221; kelimesi mimli masdar veya gibi ismi mef&#8217;ul olabilir. Uzak olmayarak veya uzak olmayan bir yak\u0131nl\u0131k ile, &#8216;den sonra bu kay\u0131t yaln\u0131z tekide yorumlanm\u0131\u015f ise de yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;Bu uzak bir d\u00f6n\u00fc\u015f&#8221; (Kaf, 50\/3) diyenlerin s\u00f6zlerini a\u00e7\u0131k\u00e7a red i\u00e7indir. Yani k\u00e2firlerin zannettikleri gibi Allah&#8217;\u0131n kudretinden uzak olmayarak takva sahiplerine yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bulunacakt\u0131r. \u0130\u015fte bu size vaad edilen \u015feydir. Zahiri, bu \u015fimdi s\u00f6yleniyor. \u0130\u015fte bu ki size vaad ediliyor. Fakat tefsircilerin \u00e7o\u011fu takdiri ile ahirette s\u00f6ylenece\u011fi, hikaye diyorlar ki, i\u015fte bu o ki size vaad ediliyordu diye m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olmu\u015f oluyor. Bunun karinesi a\u015fa\u011f\u0131daki &#8220;Allah&#8217;a y\u00f6nelmi\u015f bir kalp ile geldi.&#8221; ifadesidir. Her tevbekar i\u00e7in. &#8220;M\u00fcttakiler&#8221;den bedel, aradaki s\u00f6z muteriza (ara c\u00fcmlesi) olmu\u015f oluyor. &#8220;Her t\u00f6vbek\u00e2r i\u00e7in olan bir vaad&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla &#8220;size vaad edilir&#8221;, ifadesine ba\u011flanmas\u0131 da uygun olur. Evvab S\u00e2d S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Allah&#8217;a d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc \u00e7ok olan ve \u00e7ok tevbek\u00e2r olan m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. &#8220;Vazifesine rivayet eden&#8221;, vazifesini bilip korunan &#8220;Allah&#8217;\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 korumu\u015f.&#8221; (Tevbe, 9\/112) olan ki bu da \u015f\u00f6yle bir bedel ile a\u00e7\u0131klan\u0131yor. G\u00f6rmedi\u011fi halde Rahm\u00e2n olan Allah&#8217;dan korkmu\u015f. Hen\u00fcz huzuruna gelmeden, ahiret olmadan perdeler a\u00e7\u0131lmadan Rahm\u00e2n&#8217;a iman edip rahmetinin zevki, azab\u0131n\u0131n deh\u015feti ile sayg\u0131s\u0131n\u0131 duymu\u015f. Ve Allah&#8217;a y\u00f6nelmi\u015f bir kalp ile yani her\u015feyden ge\u00e7ip yaln\u0131z o Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n rahmetine s\u0131\u011f\u0131nan bir kalp ile huzuruna gelmi\u015f bulunan kimseler vaad edilmi\u015f olup yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>32-33- &#8220;Fazla&#8221; kelimesi mimli masdar veya gibi ismi mef&#8217;ul olabilir. Uzak olmayarak veya uzak olmayan bir yak\u0131nl\u0131k ile, &#8216;den sonra bu kay\u0131t yaln\u0131z tekide yorumlanm\u0131\u015f ise de yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;Bu uzak bir d\u00f6n\u00fc\u015f&#8221; (Kaf, 50\/3) diyenlerin s\u00f6zlerini a\u00e7\u0131k\u00e7a red i\u00e7indir. Yani k\u00e2firlerin zannettikleri gibi Allah&#8217;\u0131n kudretinden uzak olmayarak takva sahiplerine yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bulunacakt\u0131r. \u0130\u015fte bu size vaad edilen \u015feydir. Zahiri, bu \u015fimdi s\u00f6yleniyor. \u0130\u015fte bu ki size vaad ediliyor. Fakat tefsircilerin \u00e7o\u011fu takdiri ile ahirette s\u00f6ylenece\u011fi, hikaye diyorlar ki, i\u015fte bu o ki size vaad ediliyordu diye m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olmu\u015f oluyor. Bunun karinesi a\u015fa\u011f\u0131daki &#8220;Allah&#8217;a y\u00f6nelmi\u015f bir kalp ile geldi.&#8221; ifadesidir. Her tevbekar i\u00e7in. &#8220;M\u00fcttakiler&#8221;den bedel, aradaki s\u00f6z muteriza (ara c\u00fcmlesi) olmu\u015f oluyor. &#8220;Her t\u00f6vbek\u00e2r i\u00e7in olan bir vaad&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla &#8220;size vaad edilir&#8221;, ifadesine ba\u011flanmas\u0131 da uygun olur. Evvab S\u00e2d S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Allah&#8217;a d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc \u00e7ok olan ve \u00e7ok tevbek\u00e2r olan m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. &#8220;Vazifesine rivayet eden&#8221;, vazifesini bilip korunan &#8220;Allah&#8217;\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 korumu\u015f.&#8221; (Tevbe, 9\/112) olan ki bu da \u015f\u00f6yle bir bedel ile a\u00e7\u0131klan\u0131yor. G\u00f6rmedi\u011fi halde Rahm\u00e2n olan Allah&#8217;dan korkmu\u015f. Hen\u00fcz huzuruna gelmeden, ahiret olmadan perdeler a\u00e7\u0131lmadan Rahm\u00e2n&#8217;a iman edip rahmetinin zevki, azab\u0131n\u0131n deh\u015feti ile sayg\u0131s\u0131n\u0131 duymu\u015f. Ve Allah&#8217;a y\u00f6nelmi\u015f bir kalp ile yani her\u015feyden ge\u00e7ip yaln\u0131z o Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n rahmetine s\u0131\u011f\u0131nan bir kalp ile huzuruna gelmi\u015f bulunan kimseler vaad edilmi\u015f olup yakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>34-Haydin selam ve selamet ile girin ona, denecek.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte o, giri\u015f g\u00fcn\u00fc ebedilik g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Yani ebedi kalman\u0131n takdir edildi\u011fi g\u00fcnd\u00fcr ki Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da &#8220;Orada ebedi olarak kalcaklar.&#8221; diye zikredilip duran ebedilik, o g\u00fcnden itibaren ba\u015flayacakt\u0131r. Art\u0131k onun sonu yoktur.<\/p>\n<p>35- Onlara orada ne dilerlerse vard\u0131r. \u0130stenecek olan \u00e7e\u015fitli \u015feylerden her ne isterlerse vard\u0131r. Nezdimizde fazlas\u0131 da vard\u0131r. Onlar\u0131n hat\u0131rlar\u0131na gelmeyen dilekleri i\u00e7ine girmeyen \u00f6yle \u015feyler ki ne g\u00f6zler g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr, ne kulaklar i\u015fitmi\u015ftir, ne de bir insan\u0131n g\u00f6nl\u00fcne do\u011fmu\u015ftur. Burada iki m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. Birisi Allah Te\u00e2l\u00e2 cennettekilere istediklerinden fazla, hat\u0131rlar\u0131na gelmez nimetler verecek, hen\u00fcz yarat\u0131lmam\u0131\u015f \u015feyler de yaratacak demektir. Birisi de cennetlikler Allah&#8217;\u0131n ziyafetine gidecekler, huzurunda fazlas\u0131yla ikram g\u00f6recekler demek olur. Bu tebli\u011fden sonra bir de \u015fu hat\u0131rlatma ile buyuruluyor ki;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>36- Ey Muhammed! Biz onlardan \u00f6nce kendilerinden daha kuvvetli olan ve beldeleri delik de\u015fik eden nice nesilleri helak ettik, hi\u00e7 kurtulu\u015f var m\u0131?<\/p>\n<p>37- \u015e\u00fcphesiz ki bunda kalbi olan ve haz\u0131r bulunup kulak veren kimse i\u00e7in elbette bir \u00f6\u011f\u00fct vard\u0131r.<\/p>\n<p>38- Andolsun ki biz g\u00f6kleri, yeri ve ikisi aras\u0131ndakileri alt\u0131 g\u00fcnde yaratt\u0131k, Bize hi\u00e7bir yorgunluk da dokunmad\u0131.<\/p>\n<p>36- Yani kuvvetli olduklar\u0131ndan yeri delik de\u015fik etmi\u015fler, \u00f6l\u00fcmden kurtulmaya \u00e7are aram\u0131\u015flard\u0131. Allah&#8217;dan veya \u00f6l\u00fcmden ka\u00e7acak bir yer var m\u0131?<\/p>\n<p>37- \u015e\u00fcphesiz bunda, yani bu s\u00fbrede s\u00f6ylenen s\u00f6zde elbette bir ibret dersi, bir \u00f6\u011f\u00fct ve hat\u0131rlatma vard\u0131r.<\/p>\n<p>Kalbi olan, yani vicdan\u0131 olan kimse i\u00e7in yahut \u015fahit olarak kulak veren, yani kendinden gafil olmayarak \u015fuuruna sahip, zihni haz\u0131r, g\u00f6r\u00fcr bir halde duya duya dinleyen kimseler i\u00e7in.<\/p>\n<p>38- &#8220;Alt\u0131 g\u00fcnde.&#8221; (Araf, 7\/54 ve Fussilet, 41\/10-12&#8217;inci \u00e2yetlerin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>Ve bize bir yorgunluk dokunmad\u0131, bir usan\u00e7 gelmedi, yani yahudilerin dedi\u011fi gibi Allah yedinci g\u00fcn dinlenmeye ihtiya\u00e7 duymu\u015f de\u011fildir. Hala yarat\u0131yor, hala yarat\u0131yor, yeniden de yarat\u0131r. Topraktan da yarat\u0131r.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>39- Ey Muhammed! Onlar\u0131n s\u00f6ylediklerine kar\u015f\u0131 sabret. G\u00fcne\u015fin do\u011fu\u015fundan \u00f6nce (sabah namaz\u0131n\u0131) ve bat\u0131\u015f\u0131ndan \u00f6nce de (\u00f6\u011fle ve ikindi namazalar\u0131n\u0131 k\u0131larak) Rabbini Hamd ile tesbih et.<\/p>\n<p>40- Geceleyin (ak\u015fam ve yats\u0131 namazlar\u0131n\u0131 k\u0131larak), namazlardan sonra da (vitir ve nafile k\u0131larak) O&#8217;nu tesbih et.<\/p>\n<p>41- Bir m\u00fcnadinin yak\u0131n bir yerden seslenece\u011fi g\u00fcne kulak ver.<\/p>\n<p>42- O g\u00fcn insanlar, o \u00e7a\u011fr\u0131y\u0131 ger\u00e7ek olarak duyarlar. \u0130\u015fte bug\u00fcn, kabirlerden \u00e7\u0131k\u0131\u015f g\u00fcn\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>43- Ger\u00e7ekten biz hem ya\u015fat\u0131r\u0131z, hem \u00f6ld\u00fcr\u00fcr\u00fcz. Sonunda d\u00f6n\u00fc\u015f yaln\u0131z bizedir.<\/p>\n<p>44- O g\u00fcn yer yar\u0131l\u0131r, insanlar kabirlerinden \u00e7abucak \u00e7\u0131karlar. \u0130\u015fte bu, sadece bize g\u00f6re kolay bir toplanmad\u0131r.<\/p>\n<p>45- Biz onlar\u0131n s\u00f6ylediklerini daha iyi biliriz. Sen onlara kar\u015f\u0131 zor kullanacak de\u011filsin. O halde sen, benim tehdidimden korkanlara bu Kur&#8217;\u00e2n ile \u00f6\u011f\u00fct ver.<\/p>\n<p>39-40- Ve secdelerin arkalar\u0131nda, yani namazlardan sonra; tesbih her namaz\u0131n arkas\u0131nda yap\u0131l\u0131r. Nafile namaz m\u00e2n\u00e2s\u0131na tesbih ise sabah ve ikindi namazlar\u0131ndan sonra mekruhtur. &#8220;Secdelerin arkas\u0131ndan&#8221; ifadesinin ak\u015fam namaz\u0131n\u0131n son s\u00fcnnetine i\u015faret oldu\u011funu s\u00f6yleyenler de \u00e7oktur.<\/p>\n<p>41-43- O \u00e7a\u011f\u0131r\u0131c\u0131n\u0131n seslenece\u011fi g\u00fcn, O \u00e7a\u011f\u0131r\u0131c\u0131 \u0130srafil ve Cebrail (a.s.)&#8217;dir. Ey \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f kemikler, kopmu\u015f mafsallar, didiklenmi\u015f etler, da\u011f\u0131lm\u0131\u015f sa\u00e7lar, Allah Te\u00e2l\u00e2 size ay\u0131rt edici dava i\u00e7in toplanman\u0131z\u0131 emrediyor diye ba\u011f\u0131racak. Yak\u0131n bir yerden, yani ses herkese e\u015fit, olarak i\u015fitilecek \u015fekildeki yeniden yaratmadaki bu seslenmeyi ilk yarat\u0131l\u0131\u015ftaki &#8220;ol&#8221; emrine benzetmi\u015flerdir. Taber\u00ee&#8217;nin nakletti\u011fi \u00fczere baz\u0131 rivayetler de bu yak\u0131n yerin, Beyti Makdis sonras\u0131 oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir ki, bu Rum S\u00fbresi&#8217;ndeki, &#8220;Yerin yak\u0131n bir yerinde.&#8221; (R\u00fbm, 30\/3) ifadesi gibi olmu\u015f oluyor. \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n gelece\u011fi ile ilgili olan bu rivayetin bizce \u00f6zel bir \u00f6nemi vard\u0131r. Hakk&#8217;a \u00e7a\u011f\u0131ran o sesi i\u015fitecekleri g\u00fcn i\u015fte o \u00e7\u0131k\u0131\u015f g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. kabirlerden \u00e7\u0131k\u0131\u015f g\u00fcn\u00fc. Beyd\u00e2v\u00ee der ki; \u00e7\u0131k\u0131\u015f g\u00fcn\u00fc k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fcn isimlerindendir. Bayrama da denilir.<\/p>\n<p>44- Yerin onlardan \u00e7atlay\u0131p ayr\u0131laca\u011f\u0131 g\u00fcn, bu \u00f6ncekilerden bedel veya d\u00f6n\u00fc\u015f kelimesine ba\u011fl\u0131, yahut s\u00fcratli kelimesine ba\u011fl\u0131d\u0131r. G\u00fcn, g\u00fcn diye g\u00fcnlerin \u00e7oklu\u011fu, korkutmak i\u00e7in olmakla beraber, olaylar\u0131n \u00e7oklu\u011funa da i\u015faret olmal\u0131d\u0131r. Yerin yar\u0131l\u0131p ayr\u0131lmas\u0131n\u0131n n\u00fckteli bir ka\u00e7 m\u00e2n\u00e2ya ihtimali vard\u0131r. S\u00fcratle kelimesi ya &#8216;den haldir, \u00fczerinde toplanm\u0131\u015f h\u0131zla giderlerken altlar\u0131ndan yerin \u00e7atlay\u0131p, kendilerinden ayr\u0131lmas\u0131, ve d\u00fc\u015fmeleri demek olur. Yahut &#8216;nin m\u00fcteallak\u0131 (ba\u011fland\u0131\u011f\u0131 kelime) olarak s\u00fcratlice \u00e7\u0131karlar, veya s\u00fcratlice ko\u015farlar, demektir ki, bu \u015fekilde, yerin \u00fczerlerinden \u00e7atlay\u0131p i\u00e7inden d\u0131\u015far\u0131 f\u0131rlamalar\u0131 demek olur. Birisinde yer \u00fczerinden s\u0131k\u0131\u015fma ile birisinde de alt\u0131ndan s\u0131k\u0131\u015fma ile \u00e7atlam\u0131\u015f oluyor. \u0130kisinde de &#8220;O g\u00fcn yer ba\u015fka yere \u00e7evrilir.&#8221; (\u0130brahim, 14\/48) ifadesi ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f bulunuyor. Bu toplan\u0131\u015f, m\u00fcthi\u015f bir toplan\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6yle ki ancak bize kolayd\u0131r, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n yapabilece\u011fi bir \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>45- Onun i\u00e7in \u015fimdi sen benim tehdidimden korkacak kimselere bu Kur&#8217;\u00e2n ile vaaz ve nasihat et de o g\u00fcn i\u00e7in korunsunlar. Allah&#8217;a y\u00f6nelmi\u015f bir kalp ile gelmeye, selam ile ebed\u00eelik yurduna girmeye \u00e7al\u0131\u015fs\u0131nlar.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>50-KAF: Bu s\u00fbre ile S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015flay\u0131\u015f\u0131nda fazla bir benzeyi\u015f vard\u0131r. \u0130lk \u00f6nce, ikisi de birer harf ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a yemin ve ile ba\u015fl\u0131yor. K\u00e2firlerin \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131ndan bahsediyor. O s\u00fbrenin ba\u015f taraf\u0131nda &#8220;Bu \u00f6\u011f\u00fct dolu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a and olsun.&#8221; (S\u00e2d, 38\/1) sonunda &#8220;O (Kur&#8217;\u00e2n) b\u00fct\u00fcn alemler i\u00e7in bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr.&#8221; (S\u00e2d, 38\/87). Bu s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda &#8220;Bu \u015ferefli Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a andolsun.&#8221; sonunda &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12118,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1132,1131,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1850","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-50-kaf","tag-50-kaf-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1850","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1850"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1850\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12118"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1850"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1850"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1850"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}