{"id":1852,"date":"2010-11-18T22:10:05","date_gmt":"2010-11-18T22:10:05","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1852"},"modified":"2010-11-18T22:10:05","modified_gmt":"2010-11-18T22:10:05","slug":"49-hucurat-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/49-hucurat-tefsiri\/","title":{"rendered":"49-HUCURAT SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>49-HUCURAT:<\/p>\n<p>Ey iman edenler! Hitab\u0131n b\u00f6yle nida ile ba\u015flamas\u0131 kar\u015f\u0131dakiler gelecek s\u00f6z\u00fcn \u00f6nemini, dikkat ve \u00f6zenle dinlenmesi gere\u011fini hat\u0131rlat\u0131r. \u0130man \u00f6zelli\u011fi ile s\u0131fatland\u0131rmak da sevin\u00e7 ve ne\u015fe vermek ve iman\u0131n, o s\u00f6ylenecek s\u00f6z\u00fc korumaya y\u00f6neltti\u011fini, ve bozuklu\u011fa engel oldu\u011funu, b\u00fct\u00fcn o \u00f6zelli\u011fe sahip olanlara ilan etmektir. Yani Ey iman \u015ferefi ile mutlu olan kimseler! Haberiniz olsun, b\u00fct\u00fcn sizlere o iman\u0131n, dikkat ve \u00f6zenle dinleyip tutmay\u0131 gerektirdi\u011fine dair \u00f6nemli bir tebli\u011f yap\u0131l\u0131yor, \u015f\u00f6yle ki: Allah ve Resul\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcne ge\u00e7meyin, ge\u00e7irtmeyin. Takdim&#8217;den nehy-i haz\u0131rd\u0131r.<\/p>\n<p>TAKD\u0130M, asl\u0131 itibar\u0131yla m\u00fcteaddi bir fiildir. Bir \u015feyi di\u011ferinin \u00fczerine ge\u00e7irmek demektir ki \u00e7o\u011funlukla ikinci mef&#8217;\u00fbl\u00fcne ile m\u00fcteaddi olur. Burada ise hi\u00e7 mef\u00fbl\u00fc bih yok. Onun i\u00e7in burada iki vecih vard\u0131r: Birisi; herhangi bir mef\u00fble ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnden uzakla\u015farak laz\u0131m fiil yerinde fiilin kendisini kasdetmektir ki, Allah&#8217;\u0131n ve Resul\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcnde \u00f6ne ge\u00e7mek denilen fiili yapmay\u0131n, \u015funu veya bunu takdim, \u00f6ne ge\u00e7irmek diye d\u00fc\u015f\u00fcnmek \u015f\u00f6yle dursun, \u00f6ne ge\u00e7mek denilebilecek hi\u00e7bir fiili yapmay\u0131n, demektir. \u0130kincisi de mef&#8217;\u00fbl\u00fcn umumilik i\u00e7in hazfedilmi\u015f olmas\u0131d\u0131r ki hangi mef&#8217;ul takdir edilse, tercih sebebi olmadan tercih yap\u0131lm\u0131\u015f olaca\u011f\u0131ndan hazfolunur. Hi\u00e7bir \u015feyi, hi\u00e7bir emri, ne kendinizi ne ba\u015fkas\u0131n\u0131 asla \u00f6ne ge\u00e7irmeyiniz, demek olur. Birincisi, fiilin kendisini yasaklamak itibar\u0131yla makam\u0131n hakk\u0131na daha uygun, ikincisi ise kullan\u0131lmas\u0131 daha \u00e7ok ve genelde daha a\u00e7\u0131k olmas\u0131 y\u00f6n\u00fcnden daha belirgin g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu s\u00f6zde iki mecaz oldu\u011fu hat\u0131rlat\u0131l\u0131r: Birisi tabirinde mec\u00e2z-\u0131 m\u00fcrsel&#8217;dir. Zira bunun ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131 iki el aras\u0131 demektir. Fakat \u00f6rfte, bundan m\u00fccaveret (yak\u0131nl\u0131k) al\u00e2kas\u0131yla sa\u011f ve sol taraftan iki y\u00f6n\u00fcn paralelli\u011fi sebebiyle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclerek \u00f6n m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi burada Allah ve Resul\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcne ge\u00e7mek veya ge\u00e7irilmek isti\u00e2re-i temsiliyyedir ki Allah ve Resul\u00fcn\u00fcn emri ve h\u00fckm\u00fcn\u00fc g\u00f6zetmeden hi\u00e7bir emri kestirip atmay\u0131n, demek olup Kitap ve S\u00fcnnet&#8217;in ahk\u00e2m\u0131n\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcne almaks\u0131z\u0131n acele veya bask\u0131 ile bir i\u015fe kalk\u0131\u015fmaktan men etmektir. Bir de fiili m\u00e2n\u00e2s\u0131na l\u00e2z\u0131m (edilgen) fiil olur. Nitekim askerin \u00f6nc\u00fcs\u00fcne, mukaddime denilir ki, m\u00fctekaddime, \u00f6ne ge\u00e7en demektir. Burada bu m\u00e2n\u00e2dan olarak Allah&#8217;\u0131n ve Resul\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcne ge\u00e7meyin diye tefsir edilmi\u015ftir. Bunda mef\u00fbl\u00fc bih olan mef&#8217;ul\u00fc bih \u00e7e\u015fnisini almak y\u00f6n\u00fcyle de m\u00fcteaddi fiil ne\u015fesi verebiliyor. Ancak bunda yaln\u0131z kendiniz ge\u00e7meyin demek olur. Di\u011ferini ge\u00e7irmemek i\u00e7in de bir emri bi&#8217;l-ma&#8217;ruf ve nehyi ani&#8217;l-m\u00fcnker g\u00f6revi gerekli olabilece\u011fini ifade etmez. Me\u011fer ki i\u015faret etti\u011fimiz \u015fekilde ge\u00e7meyin, ge\u00e7irmeyin diye a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olsun. Fakat bu da \u00f6nceki ge\u00e7i\u015flilik m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan \u00e7\u0131kabilecektir. Baz\u0131 tefsirciler de demi\u015flerdir ki, burada m\u00e2n\u00e2n\u0131n asl\u0131 Resulullah&#8217;\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7meyin, demektir. Allah&#8217;\u0131n isminin zikredilmesi yaln\u0131z tazim ve Resulullah&#8217;\u0131n, Allah yan\u0131nda y\u00fcksek \u015ferefini ve y\u00fcce \u00f6zelli\u011fini bildirmek i\u00e7indir. Nitekim bundan sonraki \u00e2yetler yaln\u0131z peygamber hakk\u0131ndad\u0131r. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur: Allah&#8217;\u0131n resul\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcne ge\u00e7meyin, \u00e7\u00fcnk\u00fc onun Allah&#8217;a yak\u0131nl\u0131k duygusu vard\u0131r. O hep Allah&#8217;\u0131n huzurundad\u0131r, onun \u00f6n\u00fcne ge\u00e7mek Allah&#8217;\u0131n huzurunda c\u00fcretk\u00e2rl\u0131kta bulunmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin sebeb-i n\u00fcz\u00fbl\u00fcnde birka\u00e7 riv\u00e2yet vard\u0131r;<\/p>\n<p>1- Buhari&#8217;nin Abdullah b. Z\u00fcbeyr&#8217;den bir rivayetine g\u00f6re Beni Temim&#8217;den Resulullah&#8217;a bir heyet gelmi\u015fti. Hz. Ebu Bekir (r.a.) Ka&#8217;ka b. Ma&#8217;bed&#8217;i onlara emir yap dedi, Hz. \u00d6mer (r.a.)&#8217;de Akra b. Habis&#8217;i emir yap dedi. Eb\u00fb Bekir: S\u0131rf bana muhalefet etmek istedin, dedi. \u00d6mer de: Hay\u0131r sana muhalefet etmek istemedim dedi, m\u00fcnaka\u015fa ettiler, sesleri y\u00fckseldi bundan dolay\u0131 &#8220;Ey iman edenler! Allah ve Resul\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcne ge\u00e7meyin.&#8221; \u00e2yeti nazil oldu.. Fakat yine Buhar\u00ee&#8217;nn ve di\u011ferlerinin rivayetlerine g\u00f6re bu m\u00fcnaka\u015fa bundan sonraki \u00e2yetin n\u00fczul\u00fcne sebep olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>2- Abd b. Humeyd&#8217;in ve \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in ve \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir&#8217;in Hasen&#8217;den rivayetlerine g\u00f6re baz\u0131 kimseler kurban bayram\u0131 g\u00fcn\u00fc Resulullah&#8217;tan \u00f6nce kurban kesmi\u015flerdi, Peygaber (s.a.v.) onlara yeniden kesilmesini emretti, bu \u00e2yet indirildi. Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8217;\u0131n nakline g\u00f6re Bayram namaz\u0131ndan \u00f6nce kesmi\u015flerdi bu \u00e2yet nazil oldu, Resulullah da onlara di\u011fer bir kurban keserek iade etmelerini emir buyurdu.<\/p>\n<p>3- \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in Kat\u00e2de&#8217;den rivayetine g\u00f6re birtak\u0131m kimseler \u015funun hakk\u0131nda \u015f\u00f6yle nazil olsa idi, \u015f\u00f6yle \u015f\u00f6yle olurdu, diye s\u00f6yleniyorlard\u0131 bu \u00e2yet indi.<\/p>\n<p>4- Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin kaydetti\u011fine g\u00f6re Hasen&#8217;den \u015fu da rivayet edilmi\u015ftir ki Resulullah (s.a.v.) Medine&#8217;de oturmaya ba\u015flad\u0131ktan sonra kendisine uzak yerlerden sefaret heyetleri geliyor, pek \u00e7ok meseleler soruyorlar, \u00e7ok s\u00f6yl\u00fcyorlard\u0131. Resulullah ba\u015flamadan meseleye ba\u015flamaktan men edildiler. Eb\u00fb Hayyan Bahir&#8217;de der ki: Resulullah&#8217;a bir kavim geldi\u011fi vakit nas\u0131l selam vereceklerini \u00f6\u011fretmek \u00fczere Eb\u00fb Bekir onlara bir adam g\u00f6nderir ve Resulullah&#8217;\u0131n huzurunda s\u00fck\u00fbnet ve vakar \u00fczere bulunmalar\u0131n\u0131 isterdi. Baz\u0131lar\u0131 \u00f6ne ge\u00e7meyi \u00f6zel \u00f6rneklerle tefsir etmi\u015flerse de \u00e2yetten g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde anla\u015f\u0131lan, gerek s\u00f6z ve gerek fiil hepsine umumi olmas\u0131d\u0131r. Resulullah&#8217;\u0131n meclisinde bir mesele ge\u00e7ti\u011fi zaman ondan \u00f6nce cevaba kalk\u0131\u015fmamalar\u0131 i\u00e7in de oldu\u011fu gibi, yolda giderken bir izin, i\u015faret veya ihtiya\u00e7 olmaks\u0131z\u0131n \u00f6n\u00fcnde y\u00fcr\u00fcmemeleri ve sofrada ondan \u00f6nce yemeye ba\u015flamamalar\u0131 da i\u00e7inde olur ki buna usulde umumi mecaz yahud beyanda kinaye tabir edilir. Hakikati iradeye engel olmaz. Namazda hi\u00e7bir \u015fekilde imam\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7menin caiz olmamas\u0131ndaki m\u00e2n\u00e2 da budur. Resululah&#8217;\u0131n huzurunda birisi imam edilip namaz k\u0131l\u0131nacak olsa onun izni olmaks\u0131z\u0131n sahih olmaz. Bu \u015fekilde bu \u00e2yetten her\u015feyde \u015feriata uyman\u0131n gereklili\u011fine delil getirilir. \u0130\u015fte bu \u00e2yet Resulullah&#8217;\u0131n protokol\u00fc ile ilgili b\u00f6yle bir ara prensiptir ki, bundan sonraki \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 da bunun anlam\u0131 i\u00e7indedir. Baz\u0131lar\u0131 bununla k\u0131yas\u0131n aleyhine de delil getirmek istemi\u015flerse de k\u0131yas Allah ve Resul\u00fcn\u00fcn h\u00fckm\u00fcnde \u00f6ne ge\u00e7mek de\u011fil, uymak i\u00e7in m\u00e2n\u00e2 ara\u015ft\u0131rmas\u0131d\u0131r. Evet hi\u00e7bir \u015fekilde Allah ve Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn \u00f6n\u00fcne ge\u00e7mek m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulunan hi\u00e7bir sayg\u0131s\u0131zl\u0131k yapmay\u0131n. Ve Allah&#8217;tan korkun, gerek yapaca\u011f\u0131n\u0131z ve gerek \u00e7ekinece\u011finiz her hususta, her s\u00f6z ve fiilde ve bunun \u00fczerine ve \u00f6zellikle bu hususta ileri gitmekte Allah&#8217;\u0131n gazab\u0131ndan korkup emrine uyup korunun. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah i\u015fitendir, bilendir. Dolay\u0131s\u0131yla b\u00fct\u00fcn s\u00f6ylediklerinizi i\u015fitir, yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 bilir, ona g\u00f6re ceza verir.<\/p>\n<p>2-&#8220;Ey iman edenler!&#8221; Nid\u00e2 yukarda yeni ge\u00e7mi\u015fken tekrar edilmesi, bunun da ayn\u0131 \u015fekilde dikkatle dinlenmesi gerekti\u011fine tenbihtir. \u00d6ncekinde nefsi s\u00f6z ve fiilin asl\u0131nda ileri gitmek yasakland\u0131\u011f\u0131 gibi bunda da s\u00f6z\u00fcn niteli\u011finde, yani s\u00f6yleyi\u015fte a\u015f\u0131r\u0131 gitmek yasaklan\u0131yor. \u015e\u00f6yle ki: Seslerinizi peygamberin sesinden fazla y\u00fckseltmeyin yani seslerinizi peygamberin sesinin vard\u0131\u011f\u0131 hadden ileri ge\u00e7irmeyin. Ve ona s\u00f6z s\u00f6ylerken birbirinize ba\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131z gibi y\u00fcksek sesle s\u00f6ylemeyin, akran gibi de konu\u015fmay\u0131n. Yani \u00f6nceki, ileri gitmeyi yasakl\u0131yor,bu c\u00fcmle de ayn\u0131 d\u00fczeyde olmay\u0131 yasakl\u0131yor. Rivayet edilir ki bu \u00e2yet inince Hz. Eb\u00fb Bekir (r.a.): &#8220;Ya Resulullah vallahi ben bundan sonra Allah&#8217;a kavu\u015funcaya kadar sana gizli veya gizli gibi konu\u015furum demi\u015f.&#8221; Hz. \u00d6mer (r.a.) de Peygamber&#8217;e \u00f6yle yava\u015f konu\u015fur olmu\u015ftu ki, sormay\u0131nca i\u015fittirmezdi. \u00d6yle yaparsan\u0131z, \u00f6yle fark\u0131na varmadan amelleriniz bo\u015fa gider de haberiniz olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Peygamber&#8217;e sayg\u0131s\u0131zl\u0131\u011fa ve s\u0131k\u0131nt\u0131ya sebep olabilen \u015feyler k\u00fcfre varabilir; k\u00fcf\u00fcr ise amelleri bozar &#8220;Kim iman\u0131 kabul etmezse, ameli bo\u015fa gider..&#8221; (Maide, 5\/5) Burada &#8220;Haberiniz olmaz&#8221; kayd\u0131yla \u015fuurun yok olmas\u0131ndan \u015fu anla\u015f\u0131l\u0131r ki, bu yasaklanan sesi y\u00fckseltmek ve kald\u0131rmaktan maksat yaln\u0131z hafife almak ve sayg\u0131s\u0131zl\u0131k kasdiyle olanlar de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o m\u00fcminlerden \u00e7\u0131kmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan a\u00e7\u0131k k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Fakat a\u00e7\u0131k k\u00fcf\u00fcr olmamakla beraber, dolay\u0131s\u0131yla ona varan k\u00fcf\u00fcr zannedilen haller de vard\u0131r. Baz\u0131 fiiller vard\u0131r ki k\u00fcf\u00fcr kasd\u0131yla yap\u0131lmasalar bile k\u00fcf\u00fcr tehlikesini i\u00e7inde bulundururlar. Peygambere s\u0131k\u0131nt\u0131 bu \u015fekilde olur. Buh\u00e2r\u00ee ve M\u00fcslim, Enes (r.a.)&#8217;ten rivayet etmi\u015flerdir ki, bu \u00e2yet inince S\u00e2bit b. Kays (r.a.) evinde oturmu\u015f &#8220;Ben cehennemliklerdenim.&#8221; diyerek kendini hapsetmi\u015fti. Hz. Peygamber (s.a.v.) Sa&#8217;d b. Muaz&#8217;a: Ey Eb\u00e2 \u00c2mir, Sabit ne halde, rahats\u0131z m\u0131? diye sordu, Sa&#8217;d da; o benim kom\u015fumdur; rahats\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmiyorum dedi ve gitti sordu. Sabit, dedi ki: &#8220;Bu \u00e2yet indirildi, halbuki bilirsiniz ben sizin en y\u00fcksek seslinizim, demek ki ben cehennnemliklerdenim.&#8221; dedi, Sa&#8217;d bunu peygamber&#8217;e s\u00f6yledi, Resulullah, hay\u0131r o, cennetliklerdendir, buyurdu. Di\u011fer bir rivayette de de, Resulullah haber g\u00f6nderip getirtti, sordu. Ya resulullah, dedi; Allah Te\u00e2l\u00e2 sana bu \u00e2yeti indirdi, benim ise sesim kuvvetli, korkar\u0131m amelim yok olur. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: Hay\u0131r sen hay\u0131r ile ya\u015fayacak, hay\u0131r ile \u00f6leceksin. Taber\u00e2n\u00ee ve Hakim&#8217;in rivayetlerine g\u00f6re Resulullah ona: Raz\u0131 olmaz m\u0131s\u0131n, Allah&#8217;a hamd ederek ya\u015fayas\u0131n, \u015fehit olarak \u00f6ld\u00fcr\u00fclesin ve Cennet&#8217;e giresin! buyurdu, o da: Raz\u0131y\u0131m ve art\u0131k sesimi peygamberin sesinin \u00fcst\u00fcne kald\u0131rmam.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>3- Sak\u0131nd\u0131rmaktan sonra yap\u0131\u015fmaya te\u015fvik i\u00e7in buyuruluyor ki: O kimseler ki Resulullah&#8217;\u0131n yan\u0131nda seslerini k\u0131sarlar, yasaklamaya muhalefetten sak\u0131narak ve terbiyeye uyarak seslerini indirir, pesten al\u0131rlar. \u015e\u00fcphesiz onlar, o kimselerdir ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 onlar\u0131n kalplerini takva i\u00e7in imtihan etmi\u015ftir. Fetih S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere onlara takva kelimesini gerekli k\u0131l\u0131p t\u00fcrl\u00fc s\u0131k\u0131nt\u0131larla tecr\u00fcbe sahas\u0131nda takvaya al\u0131\u015ft\u0131rm\u0131\u015f takvalar\u0131n\u0131 tecr\u00fcbe ile ortaya \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131r. Onlara ma\u011ffiret ve b\u00fcy\u00fck bir ecir vard\u0131r.<\/p>\n<p>4- \u015e\u00fcphesiz ki sana h\u00fccrelerin gerisinden ba\u011f\u0131ranlar, arkas\u0131ndan veya \u00f6n\u00fcnden \u00e7a\u011f\u0131ranlar.<\/p>\n<p>H\u00dcCRE, etraf\u0131 \u00e7evrilerek i\u00e7ine girilmekten menolunan toprak par\u00e7as\u0131d\u0131r. Hucur\u00e2t&#8217;tan maksat, Peygamber (s.a.v.)&#8217;in h\u00e2ne-i saadetinin odalar\u0131d\u0131r ki, her biri han\u0131mlar\u0131ndan birine ait olmak \u00fczere dokuz oda idi. Al\u00fbs\u00ee \u015f\u00f6yle kaydeder: &#8220;\u0130bn\u00fc Sa&#8217;d&#8217;\u0131n, At\u00e2-i Horas\u00e2n\u00ee&#8217;den rivayet etti\u011fine g\u00f6re, hurma dallar\u0131ndan ah\u015fap idi ve kap\u0131lar\u0131n\u0131n \u00fczerinde siyah k\u0131ldan \u00e7ullar vard\u0131.&#8221; Buh\u00e2r\u00ee, Edeb&#8217;de ve \u0130bn\u00fc Ebi&#8217;d-d\u00fcnya ve Beyhak\u00ee, Davud b. Kays&#8217;tan \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir ki: H\u00fccreleri g\u00f6rd\u00fcm &#8220;hurma kerestesi&#8221;nden olup d\u0131\u015f\u0131ndan k\u0131l \u00e7ullarla kaplanm\u0131\u015f idi, h\u00fccrenin kap\u0131s\u0131ndan evin kap\u0131s\u0131na kadar uzunlu\u011fu alt\u0131 veya yedi zira zannederim ve i\u00e7 evi ise on zira&#8217; tahmin ediyorum y\u00fcksekli\u011fi de yedi ile sekiz zira&#8221; aras\u0131 san\u0131r\u0131m, demi\u015ftir. Hasan-\u0131 Basr\u00ee&#8217;den de rivayet etmi\u015flerdir ki Hz. Osman&#8217;\u0131n hilafetinde Peygamber&#8217;in han\u0131mlar\u0131n\u0131n evlerine girerdim, tavanlar\u0131na elimle yeti\u015firdim, Abd\u00fc&#8217;l-Agelik&#8217;in o\u011flu Velid zaman\u0131nda onun emriyle Resulullah&#8217;\u0131n mescidine kat\u0131ld\u0131 ve bundan dolay\u0131 insanlar a\u011flad\u0131 ve o g\u00fcn Said b. M\u00fcseyyeb \u015f\u00f6yle dedi: Vallahi arzu ederim ki, bulunduklar\u0131 hal \u00fczere b\u0131raksalar da Medine halk\u0131ndan bir k\u0131s\u0131m kimseler ne\u015felenseler ve hari\u00e7ten gelenler de Resulullah&#8217;\u0131n ne ile yetindi\u011fini g\u00f6rseler de z\u00fchd dersi alsalard\u0131&#8230;<\/p>\n<p>Siyercilerin \u00e7o\u011fu bu ba\u011f\u0131ranlar\u0131 Beni Temim&#8217;den olmak \u00fczere zikretmi\u015flerdir. \u015e\u00f6yle ki: Beni Temim&#8217;den yetmi\u015f veya seksen ki\u015fi kadar bir heyet gelmi\u015fti. \u0130\u00e7lerinde Zibrik\u00e2n b. Bedir, Ut\u00e2rid b. Hacib b. Zur\u00e2re ve kays b. \u00c2s\u0131m ve kays b. Haris, Amr b. Ehtem ve Akra b. Habir vard\u0131. Ebu Hayyan&#8217;\u0131n Bahir&#8217;de anlatt\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re bunlar gelmi\u015fler, \u00f6\u011fle s\u0131ca\u011f\u0131nda mescide girmi\u015flerdi, Resulullah hen\u00fcz uyuyordu, Ey Muhammed! Bizim yan\u0131m\u0131za \u00e7\u0131k! diye ba\u011f\u0131rd\u0131lar, bunun \u00fczerine uyand\u0131 ve \u00e7\u0131kt\u0131, Akr\u00e2 b. Habis: Ey Muhammed! Benim \u00f6vmem g\u00fczel, k\u00f6t\u00fclemem, ay\u0131pl\u0131d\u0131r, dedi. Resulullah; yaz\u0131klar olsun sana, \u00f6yle olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r, buyurdu; derken insanlar mescide topland\u0131. Bunlar Beni Temim: Konu\u015fmac\u0131m\u0131zla, \u015fairimizle sana \u015fiirlerle konu\u015fmalarla at\u0131\u015faca\u011f\u0131z, dediler. Peygamber (s.a.v.) &#8220;Ben \u015fiirle g\u00f6nderilmedim, \u00f6v\u00fcnmekle de emrolunmad\u0131m fakat haydin bakal\u0131m.&#8221; dedi. Zibrik\u00e2n i\u00e7lerinden bir gence haydi kavminin faziletlerinden se\u00e7, s\u00f6yle dedi. Bir gen\u00e7 kalkt\u0131: &#8220;Bizi yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n en hay\u0131r\u0131 k\u0131lan ve bize mallar veren Allah&#8217;a Hamd olsun.&#8221; diye bir konu\u015fma yapt\u0131. Resulullah (s.a.v.) S\u00e2bit b. Kays b. \u015eemm\u00e2se ki kalk cevap ver, dedi. S\u00e2bit de: &#8220;Hamd Allah&#8217;a mahsustur. Ben O&#8217;na hamdediyor, O&#8217;ndan yard\u0131m diliyor ve O&#8217;na inan\u0131yorum.&#8221; diye ba\u015flayan bir hutbe ile cevap verdi. Zibrik\u00e2n, di\u011fer bir gence kalk kavminin y\u00fcceli\u011fini anlatacak bir ka\u00e7 beyt s\u00f6yle dedi. O da:<\/p>\n<p>&#8220;Biz c\u00f6mert kimseleriz, hi\u00e7bir kabile bize denk olamaz. Bizim i\u00e7imizde reisler vard\u0131r ve ganimetin d\u00f6rtte biri bizim aram\u0131zda taksim edilir.<\/p>\n<p>E\u011fer sava\u015f korkusu hissedilmezse k\u0131tl\u0131k zaman\u0131nda biz b\u00fct\u00fcn n\u00fcfusa deve h\u00f6rg\u00fcc\u00fc yediririz.<\/p>\n<p>Biz, bir \u015feyi yapmak istemeyip \u00e7ekindi\u011fimiz zaman da kimse bize kar\u015f\u0131 duramaz. \u0130\u015fte biz iftihar an\u0131nda b\u00f6yle y\u00fckseliriz.&#8221;<\/p>\n<p>dedi, Hz. peygamber (s.a.v.), Hassan b. Sabit&#8217;i \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131, Hassan s\u00f6yledi\u011fini bana tekrar et, dedi. Dinledi \u015f\u00f6yle cevap verdi.<\/p>\n<p>&#8220;Fihr kabilesi ve karde\u015flerinden ileri gelen kimseler, insanlara uyulacak bir yol \u00e7izmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u0130\u00e7inde Allah korkusu olan herkes, bu yolu tavsiye eder. Her t\u00fcrl\u00fc hay\u0131r da bu yoldan beklenir.&#8221;<\/p>\n<p>Daha haz\u0131 beyitlerden sonra Hassan \u015funlar\u0131 da s\u00f6yledi:<\/p>\n<p>&#8220;Biz, Ma&#8217;d kabilesinden, haz\u0131rda bulunanlara ve bulunmayanlara ra\u011fmen Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217;ne ve dine b\u00fcy\u00fck bir g\u00fc\u00e7le yard\u0131m ettik.<\/p>\n<p>Bu yard\u0131m\u0131, gebe devenin sidi\u011fini da\u011f\u0131tt\u0131\u011f\u0131 gibi d\u00fc\u015fman\u0131 da\u011f\u0131tan k\u0131l\u0131\u00e7 darbeleriyle ve g\u00f6\u011f\u00fcslerde deve a\u011f\u0131zlar\u0131 gibi yara a\u00e7an m\u0131zrak vuru\u015flar\u0131yla yapt\u0131k.<\/p>\n<p>Onlar\u0131n topluluklar\u0131 geldi\u011fi g\u00fcn, yuvas\u0131n\u0131 ve yavrular\u0131n\u0131 koruyan aslanlar gibi vuru\u015fumuzu Uhud&#8217;a bir sor!<\/p>\n<p>Askerler aras\u0131nda \u00f6l\u00fcme gitmek, suya gidercesine ho\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcnce sava\u015f alanlar\u0131nda \u00f6l\u00fcme dalan biz de\u011fil miydik?<\/p>\n<p>Biz, iki kolla kafalar\u0131 vururuz. Biz Gassan kabilesinin parlak bir kolundan gelen \u015ferefli bir soya mensubuz.<\/p>\n<p>E\u011fer Allah&#8217;tan haya etmeseydik insanlar \u00fczerinde (canlar\u0131n\u0131 korumak ve ikramda bulunmak gibi) iki hakk\u0131m\u0131z oldu\u011funu bir \u015feref vesilesi olarak s\u00f6ylerdik. Bu hususta bize kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kan var m\u0131?<\/p>\n<p>Hayatta olanlar\u0131m\u0131z, \u00e7ak\u0131l ta\u015flar\u0131na bas\u0131p dola\u015fanlar\u0131n en hay\u0131rl\u0131lar\u0131ndand\u0131r. \u00d6l\u00fclerimiz de kabirlerde bulunanlar\u0131n en hay\u0131rl\u0131lar\u0131ndand\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine Akra&#8217; b. Habis kalkm\u0131\u015f, vallahi ben bir i\u015f i\u00e7in geldim ve bir \u015fiir s\u00f6yledim onu dinletece\u011fim, demi\u015f ve \u015funu s\u00f6ylemi\u015f:<\/p>\n<p>&#8220;\u0130yiliklerin an\u0131lmas\u0131 esnas\u0131nda bize muhalefet ederlerse, insanlar bizim \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz\u00fc bilsinnler diye sana geldik.<\/p>\n<p>\u0130ster Necid&#8217;de \u0130ster Tih\u00e2me topraklar\u0131nda olsun, her h\u00fccumda biz insanlar\u0131n ba\u015f\u0131y\u0131z.<\/p>\n<p>Her toplulukta bizim i\u00e7in (ganimetten) d\u00f6rtte bir hisse vard\u0131r. Hicaz topraklar\u0131nda Beni D\u00e2rim gibisi de yoktur.&#8221;<\/p>\n<p>Hz. Peygamber (s.a.v.) Hassan&#8217;a: Kalk cevap ver buyurdu. Hassan (r.a.) da dedi ki:<\/p>\n<p>&#8220;Ey Ben\u00ee D\u00e2rim! \u00d6v\u00fcnmeyin. \u00c7\u00fcnk\u00fc iyiliklerin an\u0131lmas\u0131 esnas\u0131nda sizin \u00f6v\u00fcnmeniz bir vebal olur.<\/p>\n<p>Siz, bize kar\u015f\u0131 \u00f6v\u00fcnmekle kaybettiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc siz, kiminiz s\u00fct ana, kiminiz hizi olmak \u00fczere bizim hizmetk\u00e2rlar\u0131m\u0131zs\u0131n\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>Bu noktadan Peygamber (s.a.v.) buyurdu ve peygamberin bu s\u00f6z\u00fc onlara Hassan&#8217;\u0131n s\u00f6ylediklerinin hepsinden daha \u00e7ok tesirli geldi. Hassan \u015fiirini \u015f\u00f6yle bitirdi.<\/p>\n<p>&#8220;E\u011fer kanlar\u0131n\u0131z\u0131 ve mallar\u0131m\u0131z\u0131 taksim yerlerinde b\u00f6l\u00fc\u015f\u00fclmekten korumak i\u00e7in gelmi\u015f iseniz,<\/p>\n<p>Allah&#8217;a e\u015f ko\u015fmay\u0131n, \u0130sl\u00e2m&#8217;a girin ve peygamberin yan\u0131nda Ben\u00ee D\u00e2rim ile \u00f6v\u00fcnmeyin.<\/p>\n<p>Yoksa Beytin Rabbine yemin ederim ki keskin k\u0131l\u0131\u00e7larla m\u0131zraklar ba\u015f\u0131n\u0131z\u0131n \u00fczerine iner.&#8221;<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine Akr\u00e2 b. H\u00e2bis &#8220;vallahi bilmem bu ne i\u015ftir? Hatibimiz s\u00f6yledi, onlar\u0131n hatibi daha g\u00fczel s\u00f6yledi, \u015fairimiz s\u00f6yledi, onlar\u0131n \u015fairi daha \u015fair daha g\u00fczel s\u00f6yl\u00fcyor&#8221; dedi, sonra Resulullah&#8217;\u0131n huzuruna daha yak\u0131n vard\u0131: dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.) de &#8220;o halde bundan \u00f6nce olan sana zarar vermez&#8221; buyurdu, sonra onlara hediyeler ve ihsanlarla iltifatta bulundu. \u0130bn\u00fc Hi\u015fam Siyer&#8217;inde, k\u0131ssay\u0131 biraz daha farkl\u0131 nakletmi\u015f oldu\u011funu da \u00c2l\u00fbs\u00ee kaydeder. Bu \u00e2yetin Beni Anber hakk\u0131nda nazil oldu\u011funu da s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat Beni Anber, Beni Temim&#8217;den bir b\u00f6l\u00fcm oldu\u011funa g\u00f6re \u00f6ncekine ters d\u00fc\u015fmez. Nitekim K\u00e2mus&#8217;ta Anber, Temim&#8217;den birinin babas\u0131d\u0131r, der. Onlar\u0131n \u00e7o\u011funun akl\u0131 ermez, hen\u00fcz dini \u00f6\u011frenmemi\u015f, edeb ve yol bilmez, kaba nir\u00e2bi g\u00fcruhudur.<\/p>\n<p>5- Ve e\u011fer sen onlara \u00e7\u0131k\u0131ncaya kadar sabretselerdi kendileri i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131 olurdu. \u00c7\u00fcnk\u00fc g\u00fczel davran\u0131\u015fla Peygamber&#8217;e tazim etmi\u015f olurlard\u0131 o da \u00f6vg\u00fcye ve sevaba ve sorumlular\u0131n\u0131n isteklerinin yerine gelmesine daha elveri\u015fli olurdu. Zira denildi\u011fine g\u00f6re Beni Anber esirlerine \u015fefaat\u00e7i olmak \u00fczere gelmi\u015flerdi, yar\u0131s\u0131 h\u00fcr b\u0131rak\u0131ld\u0131, yar\u0131s\u0131 i\u00e7in de fidye al\u0131nd\u0131. Bununla beraber Allah gafur ve rahimdir, tevbe ve iyile\u015ferek ak\u0131llanmaya y\u00fcz tuttuklar\u0131 takdirde affeder, s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmaz.<\/p>\n<p>6- Ey iman edenler! E\u011fer f\u00e2s\u0131k\u0131n biri size bir haber getirirse onun do\u011frulu\u011funu ara\u015ft\u0131r\u0131n, birden bire kap\u0131lmay\u0131n da, a\u00e7\u0131klama isteyin, ara\u015ft\u0131r\u0131p anlay\u0131n dinleyin, f\u0131sk&#8217;tan ka\u00e7\u0131nmayan yalandan da ka\u00e7\u0131nmaz. F\u00e2s\u0131k\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 adildir.<\/p>\n<p>Fahreddin Raz\u00ee der ki: Bu s\u00fbrede m\u00fcminleri ahlak\u0131n en g\u00fczeline bir y\u00f6neltme vard\u0131r. O ise ya Allah ile veya Peygamber ile veya kendi cinsi ile olur. Bunlar da iki s\u0131n\u0131ft\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc ya m\u00fcminler yolunda gider, t\u00e2at r\u00fctbesinin i\u00e7inde veya d\u0131\u015farda olurlar. D\u0131\u015far\u0131da olan fas\u0131kt\u0131r. M\u00fcminler gidi\u015finde dahil olanlar da yanlar\u0131nda haz\u0131r veya uzakta bulunurlar. Bu suretle ahlak be\u015f k\u0131s\u0131m olur:<\/p>\n<p>1- Allah&#8217;a ait olanlar,<br \/>\n2- Peygambere ait olanlar,<br \/>\n3- F\u00e2s\u0131klara ait olanlar,<br \/>\n4- Haz\u0131r olan m\u00fcminlere ait olanlar,<br \/>\n5- Gaib olan m\u00fcminlere ait olanlar.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bunlardan herbirine ait olmak \u00fczere y\u00fcce Allah bu s\u00fbrede be\u015f kere &#8220;Ey iman edenler!&#8221; buyurmu\u015ftur. Allah ve Resul\u00fcne ait olan a\u00e7\u0131klamadan sonra \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak burada f\u00e2s\u0131klar\u0131n s\u00f6zlerine g\u00fcvenilmemesi gerekti\u011fini a\u00e7\u0131kl\u0131yor. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar araya fitne sokmak isterler ki o fitne &#8220;E\u011fer m\u00fcminlerden iki grup birbirleriyle vuru\u015furlarsa&#8230;&#8221; \u00e2yetinde a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r&#8230; Bununla beraber f\u00e2s\u0131k\u0131n s\u00f6z\u00fcn\u00fc de b\u00fcsb\u00fct\u00fcn hi\u00e7e saymay\u0131p ara\u015ft\u0131rma ve a\u00e7\u0131klanmas\u0131 emrolunmu\u015ftur. Demek ki f\u00e2s\u0131k olmay\u0131p da adil olacak olsa yerine g\u00f6re haber-i v\u00e2hid dinlemeye lay\u0131k olacakt\u0131r. Bu \u00e2yetin indirilmesine sebeb olmak \u00fczere \u015f\u00f6yle rivayet ediyorlar: Resulullah Velid b. Ukbe&#8217;yi Beni Mustalik&#8217;a vali ve zek\u00e2t memuru olarak g\u00f6ndermi\u015fti. Onunla onlar aras\u0131nda bir kin varm\u0131\u015f; yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman kar\u015f\u0131s\u0131na gelen atl\u0131lar\u0131 kendisini \u00f6ld\u00fcrecekler sanm\u0131\u015f, korkmu\u015f geri d\u00f6nm\u00fc\u015f. Resulullah&#8217;a var\u0131p onlar dinden d\u00f6nd\u00fcler, zekat\u0131 vermeyi reddettiler, demi\u015fti. Resulullah da \u00f6fkelenmi\u015f ve onlarla harp etmeyi kurmu\u015ftu, bu \u00e2yet bunun \u00fczerine indi. Bir rivayette de Halid b. Velid&#8217;i g\u00f6ndermi\u015f, g\u00f6zetlemi\u015f, ezan okuduklar\u0131n\u0131 ve gece namaz\u0131 bile k\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015f ve zek\u00e2tlar\u0131n\u0131 da ona teslim etmi\u015fler o \u015fekilde geri d\u00f6nm\u00fc\u015ft\u00fcr. &#8220;F\u00e2s\u0131k&#8221; ile &#8220;nebe&#8221; kelimelerinin nekre olu\u015fu umumilik i\u00e7indir. Herhangi bir f\u00e2s\u0131k, herhangi bir nebe&#8217; (haber) demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Raz\u00ee&#8217;nin hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde \u015fart\u0131n bulundu\u011fu yerde s\u00fcbut y\u00f6n\u00fcnde umumilik, nefi y\u00f6n\u00fcnde hususilik olur. Nitekim haberler de nefi taraf\u0131nda genel, s\u00fcbut taraf\u0131nda \u00f6zeldir. denilmeyip de \u015f\u00fcphe harfi olan ile ifade edilmesi m\u00fcminlerin f\u00e2s\u0131klara aldanmayacak kadar uyan\u0131k olmalar\u0131 gerekti\u011fini ihtar ve \u00f6yle uyan\u0131k m\u00fcminlere herhangi bir f\u00e2s\u0131k\u0131n c\u00fcretinin ender olaca\u011f\u0131na i\u015faret n\u00fcktesini ta\u015f\u0131maktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir bilgisizlikle, hallerini bilmeyerek, bir kavmi musibete u\u011frat\u0131rs\u0131n\u0131z, vurursunuz, bir zarara u\u011frat\u0131rs\u0131n\u0131z da sonra yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131za pi\u015fman olursunuz, \u00e7\u00fcnk\u00fc haber yanl\u0131\u015f olunca sonra temiz olduklar\u0131 ortaya \u00e7\u0131kar da telafisi m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir \u00fcz\u00fcnt\u00fc \u00e7ekilir. \u0130man vicdan\u0131, \u00f6yle bir haks\u0131zl\u0131\u011fa kar\u015f\u0131 devaml\u0131 olarak s\u0131zlar. Zemah\u015fer\u00ee der ki: Nedamet, yani pi\u015fmanl\u0131k, bir \u00e7e\u015fit \u00fcz\u00fcnt\u00fcd\u00fcr ki, meydana gelen \u015feyin olmamas\u0131n\u0131 dileyerek gam yemektir. B\u00f6yle bir \u00fcz\u00fcnt\u00fc ve gam ise devaml\u0131 ve etkili olur, \u00e7\u00fcnk\u00fc olay akla geldik\u00e7e pi\u015fmanl\u0131k yap\u0131\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>7- Ve biliniz ki i\u00e7inizde Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc var. Bundan dolay\u0131 Allah&#8217;tan korkun da yalan ve bat\u0131l s\u00f6ylemekten sak\u0131n\u0131n, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah ona do\u011frusunu bildirir ve bir haber i\u015fitti\u011finiz vakit de a\u00e7\u0131klanmas\u0131 i\u00e7in ona sorun, o size a\u00e7\u0131klar, kendi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fczle onu kand\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131n. \u015eayet o bir\u00e7ok i\u015flerde size uysayd\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131ya d\u00fc\u015ferdiniz. Sarpa sarard\u0131n\u0131z, haliniz yaman olurdu, \u00e7ok zahmetler, felaketler \u00e7eker, yok olmaya do\u011fru giderdiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6yle kendisine uyulmas\u0131 gerekenin, uyan durumuna d\u00fc\u015fmesi bir ihtil\u00e2l ve i\u015flerin tersine gitmesi demek olan bir ihtilaldir.<\/p>\n<p>ANET: Me\u015fakkat ve hel\u00e2k, s\u0131k\u0131nt\u0131 ve g\u00fcnah m\u00e2n\u00e2lar\u0131na geldi\u011fi gibi asl\u0131nda k\u0131r\u0131lan bir kemi\u011fin sar\u0131ld\u0131ktan sonra tekrar k\u0131r\u0131lmas\u0131 demektir. Buradan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, birtak\u0131m kimseler o haber \u00fczerine o kavmi vurmak fikrinde bulunmu\u015flard\u0131. \u0130\u015flerin bir\u00e7o\u011funda deniliyor. Demek ki baz\u0131 i\u015flerde itaat sak\u0131ncal\u0131 de\u011fildir. Belki g\u00f6n\u00fcllerini \u00e7ekerek g\u00fczel bir siyaset olur. Bir de in ge\u00e7mi\u015fe ait olmas\u0131 gerekirken diye muz\u00e2r\u00ee sigas\u0131 getirilmi\u015ftir ki takdirindedir. Bunda iki m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r: Birisi, &#8220;itaat eder olsa idi&#8221; demek olur ki devaml\u0131 olman\u0131n imkans\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade ederek, itaat\u0131n asl\u0131 de\u011fil, devaml\u0131 olu\u015funun sak\u0131ncal\u0131 oldu\u011funu anlat\u0131r. Buna g\u00f6re devaml\u0131 ve s\u00fcrekli olmay\u0131p da bazen bir\u00e7ok i\u015flerde itaat dahi s\u0131k\u0131nt\u0131ya sebep de\u011filmi\u015f gibi anla\u015f\u0131l\u0131r. Bundan dolay\u0131 di\u011fer baz\u0131 tefsircilerin maksat itaatin devaml\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n imkans\u0131zl\u0131\u011f\u0131 de\u011fil, imkans\u0131zl\u0131\u011f\u0131n devam\u0131 demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 &#8220;&#8216;bir\u00e7ok i\u015fte itaat edecek olsa idi&#8221; demek olur. Yani bir\u00e7ok i\u015flerde itaat hi\u00e7 olmamas\u0131 gerekir. Ebu&#8217;s-Suud bu iki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc m\u00fcnaka\u015fa etmi\u015ftir, isteyen oraya bakabilir. Sonra Zemah\u015feri i\u015fbu c\u00fcmlesinin ba\u011flant\u0131s\u0131 hakk\u0131nda \u015f\u00f6yle bir a\u00e7\u0131klama yapm\u0131\u015ft\u0131r. Bu c\u00fcmle yeni ba\u015flayan bir s\u00f6z olmaz, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00e2yette bir ahenksizli\u011fe neden olur ve fakat &#8216;deki gizli merfu zamirden veya a\u00e7\u0131k mecrur zamirden hal olarak makabline biti\u015fiktir, m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yle demek olur: \u0130\u00e7inizde Resulullah \u00f6yle bir halette bulunuyor, yahut \u00f6yle bir halde bulunuyorsunuz ki onu de\u011fi\u015ftirmeniz \u00fczerinize vaciptir. O hal \u015fudur: Siz istiyorsunuz ki, o size tabi imi\u015f gibi olaylarda sizin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcze g\u00f6re amel etsin halbuki \u00f6yle yapsa haliniz yaman olur, helake giderdiniz.<\/p>\n<p>Fakat Allah size iman\u0131 sevdirdi, sevgili k\u0131ld\u0131, dolay\u0131s\u0131yla iman etiniz, bu g\u00f6steriyor ki, iman etmek i\u00e7in yaln\u0131z bilgi yeterli de\u011fil, bir iradenin fiil olabilmesi i\u00e7in sevmek de gereklidir. Bundan dolay\u0131 dinin ba\u015f\u0131 muhabbettir, sevgidir. Nitekim bir hadis-i \u015ferifte &#8220;Ki\u015fi dostunun, yani sevdi\u011fi dostunun dini \u00fczeredir, onun i\u00e7in herbiriniz iyi bak\u0131n, kime dostluk ediyor, kiminle sevi\u015fiyor?&#8221; buyurulmas\u0131 bu m\u00e2n\u00e2dad\u0131r. Yine bundan dolay\u0131d\u0131r ki; &#8220;De ki: E\u011fer Allah&#8217;\u0131 seviyorsan\u0131z, bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin.&#8221; (\u00c2li-i \u0130mran, 3\/31) buyurulmu\u015ftur. Ancak alimler sevgiyi tabi\u00ee ve akl\u00ee olmak \u00fczere ikiye taksim etmi\u015flerdir. Tabi\u00ee sevgi, yarat\u0131l\u0131\u015fa uygunluktur. Akl\u00ee sevgi gayede bir hay\u0131r ve fayda idrakinden do\u011far ki, sa\u011fl\u0131k i\u00e7in ilac\u0131 sevmek olabilece\u011finden gayeye nazaran tabi\u00ee, ba\u015flang\u0131c\u0131na nazaran akl\u00ee ve mecaz\u00ee bir sevgi demek olur. Bundan dolay\u0131 ba\u015flang\u0131c\u0131 elde edilmi\u015f olmak itibar\u0131yla o da kazan\u0131lm\u0131\u015f say\u0131l\u0131r. Ve bu y\u00f6nden bu \u015fuurlu sevgi iman ve terbiyenin kazan\u0131lmas\u0131 itibar\u0131yla \u00f6nemi haiz olur. Nitekim Hz. \u00d6mer &#8220;Ya Resulullah: Sen bana iki yan\u0131m aras\u0131ndaki nefsimden ba\u015fka her\u015feyden sevgilisin.&#8221; demi\u015fti, Resulullah &#8220;Ben sana nefsinden de daha sevgili olmad\u0131k\u00e7a iman\u0131n tamam olmaz, buyurdu, bunun \u00fczerine Hz. \u00d6mer hemen &#8220;Vallahi sen bana iki yan\u0131m aras\u0131ndaki nefsimden daha sevgilisin.&#8221; dedi, Resulullah da, &#8220;\u015fimdi ya \u00d6mer! \u0130man\u0131n tamam oldu.&#8221; buyurdu. \u0130\u015fte Hz. \u00d6mer&#8217;in b\u00f6yle bir an i\u00e7inde sevgisini art\u0131rarak yemin ile ikrar verebilmesi bunun gibidir. Bununla beraber her iki takdirde de sevginin kendisi bir ak\u0131l i\u015fi de\u011fil, do\u011frudan do\u011fruya Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n verdi\u011fi bir histir. Allah&#8217;\u0131n sevdirmedi\u011fi \u015feyler d\u00fc\u015f\u00fcnmekle sevilmez, ancak Allah&#8217;\u0131n sevdirdi\u011fi \u015feyler bilinmek d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmek sayesinde ak\u0131l ile, tecr\u00fcbe ile sevgi \u015fuuruna erebilir. \u0130\u015fte b\u00f6yle iman\u0131n esas\u0131 bir sevgi ile ilgili oldu\u011fu, sevgi de Allah&#8217;\u0131n bir vergisi bulundu\u011fu i\u00e7in burada buyuruluyor ki: Allah size iman\u0131 sevdirdi, yani o sayede Resulullah&#8217;a iman ettiniz. Ve onu, o iman\u0131 kalbinizde g\u00fczelle\u015ftirdi, gere\u011fince amel edip peygambere itaat ettiniz. Ve k\u00fcfr\u00fc, f\u0131sk\u0131 ve isyan\u0131 size \u00e7irkin, i\u011fren\u00e7 k\u0131ld\u0131. Onun i\u00e7in onlardan sak\u0131n\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>K\u00dcF\u00dcR, iman\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ink\u00e2r ile Allah&#8217;\u0131n nimetlerini \u00f6rtmektir.<\/p>\n<p>F\u00dcS\u00dbK, esasen \u00e7\u0131kmak demek olup bazan dinden \u00e7\u0131kmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131l\u0131rsa o, k\u00fcf\u00fcrde dahil oldu\u011fu i\u00e7in burada ondan ayr\u0131 bir m\u00e2n\u00e2n\u0131n kastedilmi\u015f olmas\u0131 gerekir. Bu sebeple \u00e7o\u011funlukla do\u011fruluk ve itaatten \u00e7\u0131k\u0131\u015f, yani s\u00f6zl\u00fc ve fiil\u00ee iman\u0131n gereklerine uymamak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131l\u0131r. Burada k\u00fcf\u00fcr imana; f\u00fcs\u00fbk ve isyan da iman\u0131n tezyinine, g\u00fczelle\u015ftirilmesine kar\u015f\u0131l\u0131k demek oldu\u011fundan f\u00fcs\u00fbk yalanc\u0131l\u0131k ve s\u00f6zle do\u011fruluk ve itaatten \u00e7\u0131kmak; isyan da emri terk ile fiilen taatten \u00e7\u0131kmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olmas\u0131 daha uygun g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. F\u00fcs\u00fbk&#8217;u b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlara, isyan\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnahlarda kullanmak isteyenler de olmu\u015ftur. \u015eu halde \u00e2yetinde f\u00e2s\u0131k, s\u00f6z\u00fc iman y\u00f6n\u00fcnde olmayan bir yalanc\u0131, yahud b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah i\u015fleyen bir g\u00fcnahk\u00e2r demek olur. \u0130\u015fte onlar, \u00f6yle iman\u0131 sevip peygambere iman eden ve kalplerinde iman zinetlenip gere\u011fince amel ederek do\u011frulukla itaat eden ve k\u00fcfr\u00fc, f\u00fcs\u00fbku, isyan\u0131 i\u011fren\u00e7 g\u00f6r\u00fcp iman\u0131n g\u00f6sterdi\u011fi y\u00f6nde do\u011fruluk ve itaatten ayr\u0131lmayan kimselerdir ki ancak r\u00fc\u015fd sahibidirler. Hak yolunda sars\u0131lmadan dosdo\u011fru giden kimselerdir.<\/p>\n<p>R\u00dc\u015eD, hak yolunda sa\u011flam ve sab\u0131rl\u0131 ve tam bir isabetle dosdo\u011fru gitmektir.<\/p>\n<p>8- Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve nimetinden, yani o r\u00fc\u015fd, yahut hep bu zikrolunan sevdirme ve k\u00f6t\u00fcleme ve r\u00fc\u015fd, Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve nimetinden olarak cereyan etmektedir. \u0130\u015fbu &#8220;\u0130\u015fte onlar&#8221; i\u015faret isminde hitap peygambere, i\u015faret ve zamir &#8216;deki muhataplarad\u0131r. G\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe g\u00f6re &#8216;deki muhataplar da bunlarda dahil g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Yani peygamberin a\u00e7\u0131klamas\u0131 ve hat\u0131rlatmas\u0131 \u00fczerine g\u00f6r\u00fc\u015flerinde \u0131srar etmeyip hepsi iman ve itaatle do\u011fruluk ve uyum g\u00f6sterdiler, f\u00fcs\u00fbk ve isyandan sak\u0131nd\u0131lar. Fakat Zemah\u015feri bunlar\u0131 Peygambere kar\u015f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f ileri s\u00fcrmekten sak\u0131nan ve takvada ciddiyetleri ile \u00f6yle bir c\u00fcret ve cesaretten korunan ve yukar\u0131da &#8220;Onlar, Allah&#8217;\u0131n kalplerini takva ile imtihan etti\u011fi kimselerdir.&#8221; (Hucurat, 49\/3) diye anlat\u0131lan k\u0131s\u0131m olmak \u00fczere a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f da \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;E\u011fer size uysayd\u0131&#8230;&#8221; ifadesi delalet eder ki, m\u00fcminlerin baz\u0131s\u0131 Velid&#8217;in s\u00f6z\u00fcn\u00fc tasdik ile Beni Mustalik&#8217;i vurmak fikrini Resulullah&#8217;a iyi g\u00f6stermek istediler, bu ise hata ve onlar\u0131n kusurlar\u0131ndan idi. Di\u011fer baz\u0131lar\u0131 ise sak\u0131n\u0131yorlard\u0131 ve takvada ciddiyetleri \u00f6yle bir cesarete engel oluyordu ki onlar &#8220;fakat Allah, size iman\u0131 sevdirdi&#8221; \u00e2yeti ile istisna k\u0131l\u0131nanlard\u0131r. Bu &#8220;baz\u0131lar\u0131n\u0131za&#8221; demektir. Fakat s\u0131fatlar\u0131n\u0131n \u00f6b\u00fcrlerinden farkl\u0131 olmas\u0131 kelimesinin zikredilmesini gereksiz k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00f6yle icazlar\u0131ndan ve ince par\u0131lt\u0131lar\u0131ndand\u0131r ki, onlar\u0131 ancak y\u00fcksek ki\u015filer sezebilir. Tefsircilerin baz\u0131s\u0131ndan bunlar, &#8220;Onlar, Allah&#8217;\u0131n kalplerini takva ile imtihan etti\u011fi kimselerdir.&#8221; (Hucurat 49\/3) buyurulanlard\u0131r diye rivayet edilmi\u015ftir. &#8220;\u0130\u015fte Onlar do\u011fru yolda olanlard\u0131r&#8221; \u00e2yetindekiler de bu m\u00fcstesnalard\u0131r. &#8220;Allah, Alim ve Hak\u00eem&#8217;dir&#8221; her\u015feyi bilir. L\u00fctuf ve nimeti de hikmetiyle verir.<\/p>\n<p>9- F\u00e2s\u0131k\u0131n s\u00f6z\u00fcne kap\u0131lman\u0131n ve Peygamber&#8217;i dinlemenin neticelerinden biri olan anet, s\u0131k\u0131nt\u0131 ve g\u00fcnah ve \u00f6ne ge\u00e7meye bir i\u015faret olmak \u00fczere buyuruluyor ki: Ve e\u011fer m\u00fcminlerden iki grup vuru\u015furlarsa, rivayetlerin \u00f6zetine g\u00f6re: Resulullah (s.a.v.), Sa&#8217;d b. Ub\u00e2de&#8217;nin hastal\u0131\u011f\u0131nda ziyaretine giderken, Abdullah b. \u00dcbeyy b. Sel\u00fbl&#8217;e de u\u011framas\u0131 istenilmi\u015f ve bir merkebe binerek u\u011fram\u0131\u015ft\u0131. Abdullah b. Sel\u00fbl, &#8220;Merkebin kokusu bizi rahats\u0131z etti&#8221; demi\u015f. Orada haz\u0131r bulunan Ensar&#8217;dan Abdullah b. Revaha Hazretleri de &#8220;Vallahi Resulullah&#8217;\u0131n merkebinin kokusu senden daha ho\u015ftur.&#8221; demi\u015f. Bunun \u00fczerine Abdullah b. \u00dcbeyy&#8217;in kavminden taraftarlar\u0131 k\u0131zm\u0131\u015f, Abdullah b. Revaha Hazretlerinin arkada\u015flar\u0131 da k\u0131zm\u0131\u015flar, \u0130bn\u00fc Revaha Hazrec kabilesinden, \u0130bn\u00fc \u00dcbeyy Evs kabilesinden olduklar\u0131ndan iki kabileden birtak\u0131m kimseler, silahs\u0131z olarak elleriyle, papu\u00e7lar\u0131yla, sopalarla d\u00f6\u011f\u00fc\u015fmeye ba\u015flam\u0131\u015flar, bunun \u00fczerine bu \u00e2yet inmi\u015f, Resulullah \u00e2yeti okumu\u015f, bu \u015fekilde bar\u0131\u015fm\u0131\u015flar. Fakat \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in ve \u0130bn\u00fc Ebi Hatim&#8217;in, S\u00fcddi&#8217;den rivayetlerine g\u00f6re: Ensar&#8217;dan \u0130mran nam\u0131nda bir zat\u0131n \u00dcmm\u00fc Zeyd ad\u0131nda bir han\u0131m\u0131 vard\u0131, kad\u0131n yak\u0131nlar\u0131n\u0131 ziyaret etmek istemi\u015f, kocas\u0131 g\u00f6ndermemi\u015f ve onlardan kimsenin gelmemesi i\u00e7in de evinin \u00fcst kat\u0131nda hapsetmi\u015fti. Kad\u0131n ailesine haber g\u00f6ndermi\u015f onun \u00fczerine kavmi gelmi\u015f oradan indirip g\u00f6t\u00fcrmek istemi\u015fler, kocas\u0131 da \u00e7\u0131km\u0131\u015f kendi kavminden yard\u0131m dilemi\u015f, bunun \u00fczerine amcas\u0131n\u0131n o\u011fullar\u0131 gelip kad\u0131n ile ailesinin aralar\u0131na girmeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flar, onlar da m\u00fcdafaa etmekle d\u00f6\u011f\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler, bu \u00e2yet inmi\u015f, Resulullah adam g\u00f6ndermi\u015f bar\u0131\u015ft\u0131rm\u0131\u015f, taraflar Allah&#8217;\u0131n emrine d\u00f6nm\u00fc\u015fler. \u00d6nceki, birinci \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131na daha yak\u0131nd\u0131r. Dikkat \u00e7ekicidir ki, \u00e2yette \u00f6nce &#8220;E\u011fer iki taife&#8221; diye tesniye ile ba\u015flan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde fiilde &#8220;ikisi vuru\u015furlarsa&#8221; denilmeyip \u00e7o\u011ful sigas\u0131 ile &#8220;onlar vuru\u015furlarsa&#8221; buyurulmu\u015ftur ki, bu fark tercemede g\u00f6sterilemiyor. Bunun n\u00fcktesi, azdan ba\u015flayan bir k\u0131t\u00e2l&#8217;in bast\u0131r\u0131lamad\u0131\u011f\u0131 takdirde geni\u015fleyece\u011fini hat\u0131rlatmakt\u0131r. Onun i\u00e7in derhal ikisi aras\u0131n\u0131 islah edin, d\u00fczeltin, nasihat ile ve \u015fayet orada bir \u015f\u00fcphe varsa onu gidermekle, olmad\u0131\u011f\u0131 takdirde Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne \u00e7a\u011f\u0131rmakla sulh edin, bar\u0131\u015ft\u0131r\u0131n. bunun \u00fczerine \u015fayet birisi di\u011ferine kar\u015f\u0131 sald\u0131r\u0131rsa.<\/p>\n<p>BA\u011eY, haks\u0131z yere y\u00fckselmek isteyerek d\u00fc\u015fmanl\u0131k etmektir. Yani bar\u0131\u015f te\u015febb\u00fcs\u00fc yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve \u015f\u00fcphe varsa giderildi\u011fi halde birisi bar\u0131\u015fa yana\u015fmay\u0131p her ne olursa olsun haks\u0131zl\u0131kla \u00fcste \u00e7\u0131kmak sevdas\u0131n\u0131 beslerse: O vakit o sald\u0131ran grupla sava\u015f\u0131n. Ta ki, o Allah&#8217;\u0131n emrine d\u00f6nene kadar. Allah&#8217;\u0131n emri &#8220;Allah&#8217;a itaat ediniz. Resulullah&#8217;a ve sizden olan emir sahiplerine itaat ediniz.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/59) \u00e2yetine g\u00f6re h\u00fckm\u00fcd\u00fcr. Raz\u00ee der ki: \u0130\u015faret eder ki, bu sava\u015f, sald\u0131rgana had cezas\u0131 gibi, sald\u0131rmay\u0131 terk halinde de uygulanacak bir ceza de\u011fildir. D\u00f6n\u00fcnceye kadard\u0131r, sald\u0131rgan\u0131 \u00f6nlemek gibidir. Onun i\u00e7in sald\u0131rgan\u0131n vazge\u00e7mesi hakk\u0131ndaki emre d\u00f6n\u00fcnce, sava\u015fmak haram olur. Buyuruluyor ki: E\u011fer d\u00f6nerse o vakit de adaletle aralar\u0131n\u0131 d\u00fczeltin, bar\u0131\u015ft\u0131r\u0131n, yani yaln\u0131zca andla\u015fma ile b\u0131rakmay\u0131n da Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerine g\u00f6re haklar\u0131n\u0131 g\u00f6zeterek h\u00fckmedip aralar\u0131n\u0131 bulun. \u00d6ncekinde mutlak olarak &#8220;aralar\u0131n\u0131 sulh edin&#8221; buyuruldu\u011fu halde burada &#8220;adaletle&#8221; kayd\u0131 ile kay\u0131tlanm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc sava\u015ftan sonra oldu\u011fu i\u00e7in bunda haks\u0131zl\u0131k tehlikesi vard\u0131r. Onun i\u00e7in bir de tamam\u0131na g\u00f6re \u015fu \u015fekilde te&#8217;kid edilmi\u015ftir. Hem her hususta adalet ve hakkaniyeti g\u00f6zetin, her hak sahibine haktan hissesini verin, sald\u0131rmaktan, zul\u00fcmden sak\u0131n\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah adalet yapanlar\u0131 sever. Ebu Hayyan&#8217;\u0131n Bahir&#8217;de a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re bu \u00e2yetteki &#8220;sava\u015f\u0131n\u0131z&#8221; ve &#8220;sulh yap\u0131n\u0131z&#8221; hitaplar\u0131 &#8220;Emir yetkisi kendilerinde&#8221; olan velayet sahiplerinedir. Bu m\u00e2n\u00e2 \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet edilmi\u015ftir. Yani aynen v\u00fccub, h\u00fck\u00fcmet adamlar\u0131na y\u00f6neliktir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu sava\u015fa m\u00fcdahale ile bar\u0131\u015f yapabilme kudreti yaln\u0131z ferd\u00ee bir kudret olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez, fakat herhangi bir \u015fekilde bar\u0131\u015f ve sava\u015f yapmaya yetkili olanlar hakk\u0131nda farz-\u0131 kifaye olmak \u00fczere \u00fcmmetin tamam\u0131na hitap olmas\u0131 &#8220;Ey iman edenler&#8221; \u00e7a\u011f\u0131r\u0131s\u0131n\u0131n zahirine daha uygundur. Onun i\u00e7in sald\u0131rma ger\u00e7ekle\u015fince ona kar\u015f\u0131 emir ve yetki sahiplerine yard\u0131m cihadda oldu\u011fu gibi umuma gereken bir vecibe olur. Nitekim Hakim ve Beyhaki&#8217;nin rivayetlerine g\u00f6re Abdullah b. \u00d6mer (r.a.) Hazretleri ben \u015fu &#8220;Vazge\u00e7en sald\u0131rgana sava\u015f a\u00e7mad\u0131\u011f\u0131mdan dolay\u0131 i\u015fbu \u00e2yetinden nefsimde buldu\u011fumu hi\u00e7bir \u015feyden bulmad\u0131m.&#8221; demi\u015ftir. Yolkesici, sald\u0131rganlar hakk\u0131nda F\u0131k\u0131h kitaplar\u0131nda \u00f6zel b\u00f6l\u00fcm vard\u0131r.<\/p>\n<p>10- &#8220;adalet yap\u0131n\u0131z&#8221; emri gibi \u015fu da b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlere umum ifade eder: B\u00fct\u00fcn m\u00fcminler ancak karde\u015ftirler. Zira hepsi ebedi hayata sebep olan iman esas\u0131nda birle\u015fir din karde\u015fidirler. Onun i\u00e7in iki karde\u015finiz aras\u0131n\u0131 d\u00fczeltin, gerek iki fert, gerek iki m\u00fcmin topluluk bozu\u015ftuklar\u0131nda hemen aralar\u0131n\u0131 bulup bar\u0131\u015ft\u0131r\u0131n, dinde karde\u015fli\u011fin gere\u011fi budur. Ve Allah&#8217;tan korkun, yani bu d\u00fczeltme ve karde\u015flik takvadand\u0131r. Bozu\u015fmaktan korunun, m\u00fcminlerin kendi aralar\u0131nda bar\u0131\u015f ve iyilik bulunmazsa, karde\u015flikleri kuvvetli olmazsa k\u00e2firlere kar\u015f\u0131 m\u00fccadele edemezler, Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan iyi korunamazlar. Onun i\u00e7in Allah&#8217;tan korkun, bozu\u015fmay\u0131n, bozu\u015fursan\u0131z, bar\u0131\u015fmaktan, bar\u0131\u015ft\u0131rmaktan ka\u00e7\u0131nmay\u0131n, her i\u015finizde takva yolunu tutun ki rahmete erdirilesiniz.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>11- Ey iman edenler! Bir topluluk di\u011fer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kad\u0131nlar da kad\u0131nlar\u0131 alaya almas\u0131nlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ay\u0131plamay\u0131n, birbirinizi k\u00f6t\u00fc lakaplarla \u00e7a\u011f\u0131rmay\u0131n. \u0130mandan sora f\u00e2s\u0131kl\u0131k ne k\u00f6t\u00fc bir isimdir! Kim de tevbe etmezse i\u015fte bu kimseler zalimlerdir.<\/p>\n<p>12- Ey iman edenler! Zann\u0131n bir \u00e7o\u011fundan ka\u00e7\u0131n\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc zann\u0131n bir k\u0131sm\u0131 g\u00fcnaht\u0131r. Birbirinizin kusurunu ara\u015ft\u0131rmay\u0131n. Biriniz di\u011ferini arkas\u0131ndan \u00e7eki\u015ftirmesin. Biriniz, \u00f6lm\u00fc\u015f karde\u015finin etini yemekten ho\u015flan\u0131r m\u0131? \u0130\u015fte bundan tiksindiniz. O halde Allah&#8217;tan korkun. \u015e\u00fcphesiz Allah, tevbeyi \u00e7ok kabul edendir, \u00e7ok merhamet edendir.<\/p>\n<p>13- Ey insanlar! Do\u011frusu biz sizi bir erkekle bir di\u015fiden yaratt\u0131k. Ve birbirinizle tan\u0131\u015fman\u0131z i\u00e7in sizi milletlere ve kabilelere ay\u0131rd\u0131k. Muhakkak ki Allah yan\u0131nda en de\u011ferli ve en \u00fcst\u00fcn\u00fcn\u00fcz O&#8217;ndan en \u00e7ok korkan\u0131n\u0131zd\u0131r. \u015e\u00fcphesiz Allah bilendir, her\u015feyden haberdar oland\u0131r.<\/p>\n<p>14- Bedev\u00eeler &#8220;inand\u0131k&#8221; dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama &#8220;\u0130sl\u00e2m olduk.&#8221; deyin. Hen\u00fcz iman kalplerinize yerle\u015fmedi. E\u011fer Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne itaat ederseniz, Allah i\u015flerinizden hi\u00e7bir \u015feyi eksiltmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayan, \u00e7ok merhamet edendir.<\/p>\n<p>15- Ger\u00e7ek m\u00fcminler ancak Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne iman eden, ondan sonra asla \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fmeyen, Allah yolunda mallar\u0131yla ve canlar\u0131yla sava\u015fanlard\u0131r. \u0130\u015fte do\u011frular ancak onlard\u0131r.<\/p>\n<p>16- De ki: Siz dininizi Allah&#8217;a m\u0131 \u00f6\u011fretiyorsunuz? Oysa Allah g\u00f6klerde olanlar\u0131 da bilir, yerde olanlar\u0131 da. Allah her\u015feyi hakk\u0131yla bilendir.<\/p>\n<p>17- Onlar \u0130sl\u00e2m&#8217;a girdikleri i\u00e7in sana minnet ediyorlar. De ki: M\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 benim ba\u015f\u0131ma kakmay\u0131n. Bilakis sizi imana erdirdi\u011fi i\u00e7in Allah sizin ba\u015f\u0131n\u0131za kakar. E\u011fer do\u011frulardan iseniz (Allah&#8217;a minnettar olman\u0131z gerekir.)<\/p>\n<p>18- \u015e\u00fcphesiz Allah, g\u00f6klerin ve yerin g\u00f6r\u00fclmeyen esrar\u0131n\u0131 bilir. Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6r\u00fcr.<\/p>\n<p>11- &#8220;Ey iman edenler! Bir kavim bir kavimle alay etmesin.&#8221; M\u00fcminler aras\u0131nda iyilik ve takva emredildikten sonra o karde\u015flik ve iyilikleri bozabilecek cahilliklerden sak\u0131nd\u0131rmak ve m\u00fcminler aras\u0131nda iyilik ve takva duygusunu en y\u00fcksek bir i\u00e7tenlikle uygulayarak kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 sayg\u0131 telkin etmek ve bu \u015fekilde \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n daha bir \u00e7ok kavimlere yay\u0131l\u0131p geli\u015fece\u011fine i\u015faret ile o geni\u015f karde\u015fli\u011fi s\u00fcsleyecek temizli\u011fe y\u00fckseltmek \u00fczere bu iki \u00e2yet \u00fcmmete edeb \u00f6\u011fretmekle huzur ve g\u0131yab&#8217;da ahlaki bir yol g\u00f6stermedir. \u00c2yetin ini\u015fi hakk\u0131nda bir ka\u00e7 sebep nakledilmi\u015ftir. Dahhak&#8217;tan rivayet olundu\u011funa g\u00f6re: Beni Temim&#8217;den bir kavim, Bil\u00e2l-i Habe\u015f\u00ee, Habbab, Ammar, S\u00fcheyb, Eb\u00fb Zerr, S\u00e2lim, Mevl\u00e2 Huzeyfe gibi kimselerle alay etmi\u015flerdi. \u00c2i\u015fe (r.anha)&#8217;dan: Zeyneb binti Huzeymete&#8217;l-Hil\u00e2liyye&#8217;yi k\u0131sal\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 e\u011flenmi\u015fti. Bunun gibi Hz. \u00c2i\u015fe ile Hz. Hafsa, \u00dcmm\u00fc Seleme Hazretlerini k\u0131sa diye konu\u015fmu\u015flard\u0131. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan: Hz. Safiyye binti Huyey Resulullah&#8217;a gelmi\u015f, kad\u0131nlar bana; Ey yahudi k\u0131z\u0131 yahudi! diye s\u00f6z at\u0131yorlar, demi\u015f, Resulullah da: Babam Harun, amcam Musa, zevcim de Muhammed niye demedin? buyurmu\u015ftu. \u015eu da rivayet olunmu\u015ftur ki; Sabit b. Kays&#8217;\u0131n kula\u011f\u0131nda biraz a\u011f\u0131rl\u0131k vard\u0131, Reslullah&#8217;\u0131n meclisine geldi\u011fi vakit i\u015fitsin diye yer a\u00e7arlard\u0131. Bir g\u00fcn gelmi\u015f a\u00e7\u0131l\u0131n diye Resulullah&#8217;\u0131n yan\u0131na kadar varm\u0131\u015ft\u0131, bir zata \u00e7ekil dedi, o ald\u0131rmad\u0131 bu kim? dedi, o zat da ben filan\u0131m dedi, o hay\u0131r sen filan kad\u0131n\u0131n o\u011flusun, diye cahiliyyede ay\u0131planan bir kad\u0131n s\u00f6yledi, adamca\u011f\u0131z mahcup oldu, bu \u00e2yet inince S\u00e2bit bundan sonra kimseye kar\u015f\u0131 haseb ile de iftihar etmem, dedi. Bir de Ebu Cehil&#8217;in o\u011flu \u0130krime m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015ftu, baz\u0131 kimseler ona &#8220;bu, bu \u00fcmmetin firavunu&#8217;nun o\u011flu&#8221; demi\u015flerdi, g\u00fcc\u00fcne gitmi\u015f, Resulullah&#8217;a \u015fik\u00e2yet etmi\u015fti, i\u015fte bu \u00e2yet bu sebeple indi. Kurtubi demi\u015ftir ki; alay etmek; hakaret ve horlamak ve g\u00fcl\u00fcnecek \u015fekilde ay\u0131p ve kusura dokunmakt\u0131r. Baz\u0131 fiilini veya s\u00f6z\u00fcn\u00fc hik\u00e2ye ve i\u015faret veya im\u00e2 ile yahut lak\u0131rd\u0131s\u0131na veya i\u015fine veya herhangi bir kusuruna veya surat\u0131na g\u00fclmek ile de olur&#8230; Di\u011fer bir tarife g\u00f6re bir \u015fahs\u0131 huzurunda g\u00fcl\u00fcnecek \u015fekilde s\u00f6zle veya hareketle tahkir etmektir. Kam\u00fbs&#8217;un ifadesine g\u00f6re e\u011flenmektir. R\u00e2z\u00ee burada kastedilen m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re bunu \u015f\u00f6yle tarif etmi\u015ftir: &#8220;M\u00fcmin karde\u015fine tazim ve h\u00fcrmet g\u00f6z\u00fc ile bakmay\u0131p, derecesinden d\u00fc\u015f\u00fcrerek iltifat etmemektir ki, karde\u015flerinizi tahkir etmeyin, k\u00fc\u00e7\u00fcltmeyin, demektir. Kavim demek asl\u0131nda k\u00e2imin \u00e7o\u011fulu veya masdarla isimlendirme gibi i\u015f g\u00f6ren kendilerini savunmaya kalk\u0131\u015fabilecek yani diri\u015febilir erkek toplulu\u011funa denir, &#8220;Nuh Kavmi, Firavun Kavmi&#8221; ifadelerinde oldu\u011fu gibi kad\u0131nlar\u0131 da ifade etmesi, dolay\u0131s\u0131yla ve tabi olma yoluylad\u0131r. Burada erkek ve kad\u0131na ayr\u0131 ayr\u0131 hat\u0131rlat\u0131lmak \u00fczere kavim ve kad\u0131n diye a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya konulmu\u015ftur. &#8220;Kavim&#8221; ve &#8220;kad\u0131n&#8221; kelimelerinin nekre (belirsiz) olu\u015fu, yasaklamada genellik ve umum ifade etmesi i\u00e7indir. Tekil&#8217;in genel m\u00e2n\u00e2 ifade etmesi daha genel oldu\u011fu halde &#8220;kavm\u00fcn vel\u00e2nis\u00e2\u00fcn&#8221; diye cemi ve nekire getirilmesinde de incelikler vard\u0131r. Bu \u00f6nce \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n yaln\u0131z fertlere de\u011fil, bir \u00e7ok kavimlere yay\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 bir hat\u0131rlatmad\u0131r. \u0130kinci olarak alaya alma i\u015finin zarar\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck olup ona tek ba\u015f\u0131na bir erkek veya kad\u0131n\u0131n devam edemeyece\u011fine i\u015farettir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, alay eden veya maskaral\u0131k yapan ki\u015finin yan\u0131nda \u00e7o\u011funlukla g\u00fcl\u00fcp e\u011flenecek ve bu \u015fekilde ona arkada\u015f olacak kimselerin eksik olmayaca\u011f\u0131na ve bu y\u00fczden tek ki\u015finin toplulu\u011fa d\u00f6n\u00fc\u015ferek i\u015fin b\u00fcy\u00fcyebilece\u011fine de i\u015faret eder. Netice olarak hi\u00e7bir m\u00fcmin topluluk, hi\u00e7bir m\u00fcmin kavim ile e\u011flenmesin alay etmesin. Belki onlar kendilerinden daha hay\u0131rl\u0131 olurlar. Bu c\u00fcmle yasaklaman\u0131n sebebidir. Bundan dolay\u0131 gibi bir edat ile ba\u011flanmas\u0131 gerekli gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrken bir soru ve cevap tarz\u0131nda zihinlere yerle\u015ftirilmek i\u00e7in ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmleleri halinde getirilmi\u015ftir. Yani bu yasaklaman\u0131n sebebi sorulmak istenilirse her m\u00fcmin \u015f\u00f6yle inanmal\u0131d\u0131r: Olabilir ki, e\u011flenilen. Allah yan\u0131nda o e\u011flenenden daha hay\u0131rl\u0131 olsun, \u00e7\u00fcnk\u00fc insanlar yaln\u0131z g\u00f6r\u00fclebilen halleri bilebilirler, i\u00e7 y\u00fcz\u00fcnde gizli y\u00f6nleri bilemezler. Allah yan\u0131nda tart\u0131 tutacak olan ise vicdanlar\u0131n ihlas\u0131, kalplerin takvas\u0131d\u0131r. \u0130nsan\u0131n ilmi ise onun Allah yan\u0131ndaki tart\u0131s\u0131n\u0131 tartma\u011fa, iki kalbin gizli meyillerini \u00f6l\u00e7meye yeterli de\u011fildir. Onun i\u00e7in kimse d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe bak\u0131p da g\u00f6z\u00fcn\u00fcn kesti\u011fini horlamaya, e\u011flenmeye c\u00fcr&#8217;et etmesin, e\u011fer Allah yan\u0131nda vakarl\u0131, sayg\u0131l\u0131 olan bir \u015fahsa, hakaret etmi\u015f olursa nefsine ne b\u00fcy\u00fck zulmetmi\u015f olur. Bununla birlikte&#8230; &#8220;Kad\u0131nlar da kad\u0131nlar\u0131 alaya almas\u0131nlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler.&#8221; Ve kendi kendinizi ay\u0131plamay\u0131n, ay\u0131p s\u00fcrmeyin.<\/p>\n<p>LEMZ, dil ile yaralamak, ay\u0131plamak, k\u00f6t\u00fclemek ve yermektir. Burada iki m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r ki ikisi de do\u011frudur: Birincisi, m\u00fcminlerin hepsi bir nefis gibi olduklar\u0131ndan bir m\u00fcmini ay\u0131playan kendi nefsini ay\u0131plam\u0131\u015f gibi olur. \u0130kincisi de ay\u0131planacak \u015fey yapan kimse, kendi nefsini ay\u0131plam\u0131\u015f olur. Birinciye g\u00f6re m\u00e2n\u00e2: M\u00fcminleri ay\u0131plamay\u0131n, k\u00f6t\u00fcleme ve yerme yapmay\u0131n ki kendi nefsinizi ay\u0131plam\u0131\u015f olursunuz. \u0130kinciye g\u00f6re m\u00e2n\u00e2: Bir m\u00fcmini, e\u011flenmek gibi ay\u0131planacak, kendinize leke olacak \u015feyler yapmay\u0131n ki kendinizi ay\u0131plam\u0131\u015f, lekelemi\u015f olmayas\u0131n\u0131z demektir. birinci m\u00e2n\u00e2 karde\u015flik noktas\u0131ndan daha samimi, ikinci m\u00e2n\u00e2 izzet-i nefis, \u015feref a\u00e7\u0131s\u0131ndan daha temiz ve g\u00fczeldir.<\/p>\n<p>L\u00e2kaplarla da at\u0131\u015fmay\u0131n, yani birbirinizi k\u00f6t\u00fclemek i\u00e7in k\u00f6t\u00fc l\u00e2kap takarak da \u00e7a\u011f\u0131rmay\u0131n.<\/p>\n<p>L\u00c2KAB, \u00f6vmeye veya k\u00f6t\u00fclemeye i\u015faret eden isim veya vas\u0131ft\u0131r. K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe i\u015faret eden l\u00e2kaplar \u00e7irkin l\u00e2kaplard\u0131r.<\/p>\n<p>NEBZ, \u00f6rfte k\u00f6t\u00fc l\u00e2kap takmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu i\u00e7in burada yasaklanan l\u00e2kaplar, k\u00f6t\u00fc l\u00e2kaplard\u0131r. Yoksa kar\u015f\u0131dakinin haliyle uygun olarak \u00f6vg\u00fc ve sayg\u0131y\u0131 ifade eden g\u00fczel l\u00e2kaplarla anmak yasak de\u011fildir. Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8217;ta der ki: Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir: &#8220;M\u00fcminin m\u00fcmin karde\u015fi \u00fczerindeki hakk\u0131ndan birisi de onu en sevdi\u011fi ismiyle \u00e7a\u011f\u0131rmas\u0131d\u0131r.&#8221; Onun i\u00e7in k\u00fcnye koymak s\u00fcnnetten ve g\u00fczel hareketlerdendir. Hz. \u00d6mer (r.a.) &#8220;K\u00fcnyeleri yay\u0131n, \u00e7\u00fcnk\u00fc uyar\u0131c\u0131d\u0131r.&#8221; demi\u015ftir. Ger\u00e7ekte Hz. Ebu Bekir, At\u00eek ve S\u0131dd\u00eek, Hz. \u00d6mer F\u00e2ruk, Hz. Hamza Esedullah, Halid b. Velid Seyfullah l\u00e2kaplar\u0131yla l\u00e2kaplanm\u0131\u015flard\u0131r. Ve bilinen kimselerin \u00e7o\u011fu hep l\u00e2kaplar\u0131yla hat\u0131rlanm\u0131\u015flar ve an\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. Hem b\u00f6yle g\u00fczel l\u00e2kaplar gerek Arab&#8217;\u0131n ve gerekse di\u011fer milletlerin hemen hemen hepsinde s\u00fcregelmi\u015ftir&#8230; Fakat m\u00fcmini g\u00fccendirmesi ve ay\u0131plamas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclegelen l\u00e2kaplarla \u00e7a\u011f\u0131rmak \u00e7a\u011fr\u0131\u015ft\u0131rmak m\u00fcminler aras\u0131nda yap\u0131lmamal\u0131d\u0131r. \u0130mandan sonra f\u00e2s\u0131kl\u0131k! Ne fena isim! Yani imandan sonra bu yasaklanan \u015feyleri; alay etmeyi veya ay\u0131plamay\u0131 veya k\u00f6t\u00fc l\u00e2kap takmay\u0131 i\u015fleyenler, f\u0131sk yapm\u0131\u015f ve b\u00f6ylece kendilerine f\u00e2s\u0131kl\u0131\u011f\u0131 uygun g\u00f6rm\u00fc\u015f olurlar. Halbuki imandan sonra f\u00e2s\u0131kl\u0131k veya f\u0131sk ile an\u0131lmak ne fena bir an\u0131lma, ne \u00e7irkin bir add\u0131r. Bundan dolay\u0131 bir m\u00fcmin bunu ne kendine, ne de karde\u015flerine uygun g\u00f6rmemelidir. Ve her kim \u015fu yasaklanan \u015feyleri yapar da tevbe etmezse i\u015fte onlar zalimlerdir. \u0130taat yerine isyan\u0131 koyarak zulmetmi\u015f, hem imandan sonra f\u0131sk ad\u0131n\u0131 tak\u0131narak ve kendini azaba lay\u0131k k\u0131l\u0131p nefsine yaz\u0131k eylemi\u015f kimselerdir. N\u00ees\u00e2bur\u00ee Gar\u00e2ib\u00fc&#8217;l-Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da der ki: Zira yasaklanan \u015feyde \u0131srar k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr, yasaklanan \u015feyi emredilmi\u015f gibi saymakt\u0131r.<\/p>\n<p>12- Ey iman edenler! Zann\u0131n bir \u00e7o\u011fundan ka\u00e7\u0131n\u0131n, uzak bulunun; beslemekten, yahut onunla amel etmekten sak\u0131n\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc zann\u0131n baz\u0131s\u0131 a\u011f\u0131r g\u00fcnaht\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130SM, sonunda \u00fczerine ceza gerektiren g\u00fcnaht\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc zan, ihtimal \u00fczere bir h\u00fck\u00fcm oldu\u011fundan bir k\u0131sm\u0131 hakka hi\u00e7 isabet etmez, etmeyince de ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131na ait hususta o \u015fekilde aleyhine h\u00fck\u00fcm b\u00fchtan ve iftir\u00e2 ve bundan dolay\u0131 bir vebal olur. \u00d6zellikle zann\u0131n kayna\u011f\u0131 yaln\u0131z nefsi i\u015fler oldu\u011fu zaman hata daha b\u00fcy\u00fck olur. Zann\u0131n baz\u0131s\u0131 g\u00fcnah ve vebal olunca da b\u00f6yle bir vebal ve zarara d\u00fc\u015fmemek i\u00e7in tedbirli davranmak ve hangi \u00e7e\u015fit zandan oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnebilmek \u00fczere onun bir \u00e7o\u011fundan sak\u0131nmak gerekir. Yasaklanan \u00e7irkinliklerden bir \u00e7o\u011fu da b\u00f6yle zanlardan ortaya \u00e7\u0131kar. Ger\u00e7i zann\u0131n hepsi g\u00fcnah ve vebal de\u011fildir. Allah&#8217;a ve m\u00fcminlere g\u00fczel zan gibi vacip olan zan da vard\u0131r. Nitekim Nur S\u00fbresi&#8217;nde: &#8220;Erkek ve kad\u0131n m\u00fcminlerin bu iftiray\u0131 i\u015fittiklerinde kendi vicdanlar\u0131 ile iyi zanda bulunup da&#8230;&#8221; (Nur, 12) buyurulmu\u015f ve Kudsi Hadis&#8217;te &#8220;Ben kulumun bana zann\u0131 yan\u0131nday\u0131md\u0131r.&#8221; diye rivayet olunmu\u015ftur. Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Her biriniz ancak Allah&#8217;a iyi zanda bulunarak \u00f6ls\u00fcn.&#8221; ve: &#8220;\u0130yi ve g\u00fczel zan imandand\u0131r.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Uygulamada kati olmayan hususlarda zanni delil ile amelin vacip oldu\u011fu yerler de vard\u0131r. Sonra ge\u00e7ime ait hususlarda oldu\u011fu gibi m\u00fcbah olan zanlar da vard\u0131r. L\u00e2kin zann\u0131n bir k\u0131sm\u0131 da haramd\u0131r. Yak\u00een vacip olan il\u00e2h\u00ee hususlarda ve peygamberlik konusunda zan haram oldu\u011fu gibi Allah&#8217;a ve iyi kimselere kar\u015f\u0131 k\u00f6t\u00fc zan da haramd\u0131r. Peygamber (s.a.v.) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 m\u00fcsl\u00fcmandan kan\u0131n\u0131 ve \u0131rz\u0131n\u0131 ve kendisine k\u00f6t\u00fc zanda bulunulmas\u0131n\u0131 haram k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; \u0130\u015fte bu \u00e2yet de bu m\u00e2n\u00e2da indirilmi\u015ftir. Ve hepsinin de\u011fil, baz\u0131 zann\u0131n g\u00fcnah oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya konulmu\u015ftur. Burada m\u00e2rife olarak denilmeyip de nekre olarak belirsiz \u015fekilde buyurulmas\u0131n\u0131n n\u00fcktesinde de Ke\u015f\u015f\u00e2f gibi belagat ehli olan tefsirciler diyorlar ki: Bunun nekire gelmesi &#8220;baz\u0131l\u0131k&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmek ve zanlar\u0131n i\u00e7inde meydana \u00e7\u0131karma ve belirleme olmaks\u0131z\u0131n genellikle sak\u0131n\u0131lmas\u0131 vacip olanlar bulundu\u011funu i\u015faret etmek i\u00e7indir ki, herkes hak ve bat\u0131l\u0131 a\u00e7\u0131k belirtileriyle se\u00e7meden ve iyi ara\u015ft\u0131rmadan ve d\u00fc\u015f\u00fcnmeden zanna c\u00fcr&#8217;et etmesin. Allah&#8217;tan korksun. E\u011fer nekre de\u011fil m\u00e2rife getirilseydi zandan sak\u0131nma emri az bir zanna de\u011fil, \u00e7ok olan zanna ait imi\u015f ve sak\u0131n\u0131lmas\u0131 gereken zann \u00e7oklukla s\u0131fatlanm\u0131\u015f olan zann olup az olan zanna ruhsat varm\u0131\u015f gibi kabul olunabilirdi. Sak\u0131n\u0131lmas\u0131 vacip olan zann\u0131 di\u011ferinden ay\u0131racak olan ay\u0131r\u0131c\u0131 \u00f6zelli\u011fe gelince: A\u00e7\u0131kta bir sebebi ve do\u011fru bir i\u015fareti bulunmayan zan haramd\u0131r, ka\u00e7\u0131nmak gerekir. Bundan dolay\u0131 bilinmeyen bir adama iyi zan vacip olmasa bile k\u00f6t\u00fc zan da caiz olmaz. Fakat f\u0131sk ve f\u00fccur ile tan\u0131nan kimselere k\u00f6t\u00fc zan haram olmaz. Bununla beraber: Tecess\u00fcs de etmeyin, yani m\u00fcminlerin eksikliklerini bulaca\u011f\u0131z, a\u00e7\u0131k delil ve i\u015faretler elde ederek zan ve yak\u00een meydana getirece\u011fiz diye casus gibi inceden inceye yoklay\u0131p ara\u015ft\u0131rmay\u0131n da a\u00e7\u0131k olan\u0131 tutun, Allah&#8217;\u0131n \u00f6rtt\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc \u00f6rt\u00fcn.<\/p>\n<p>TECESS\u00dcS, cess&#8217;ten tefe&#8217;uld\u00fcr. Cess asl\u0131nda hastal\u0131\u011f\u0131 sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 anlamak i\u00e7in nab\u0131z yoklamakt\u0131r ki el ile yoklamak ve haber ara\u015ft\u0131rmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Tecess\u00fcs de bundan tekell\u00fcft\u00fcr ki dikkat ve gayretle ara\u015ft\u0131rmak demektir. Nitekim casus da bu maddedendir. Bir Hadis-i \u015eerif&#8217;te \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: &#8220;M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n eksiklerini ay\u0131plar\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131rmay\u0131n. Zir\u00e2 her kim m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ay\u0131plar\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131r\u0131rsa Allah Te\u00e2l\u00e2 da onun ay\u0131b\u0131n\u0131 takip eder, nihayet onu evinin i\u00e7inde de olsa rezil ve r\u00fcsvay eder.&#8221; Rivayet edilir ki: Hz. \u00d6mer (r.a.) Medine&#8217;de geceleyin karakol gezerdi, bir gece bir evde \u015fark\u0131 s\u00f6yleyen bir adam\u0131n sesini i\u015fitti, duvardan a\u015ft\u0131 i\u00e7eri girdi, bakt\u0131 ki yan\u0131nda bir kad\u0131n, bir de \u015farap var, ey Allah&#8217;\u0131n d\u00fc\u015fman\u0131 dedi: Sen g\u00fcnah i\u015fleyeceksin de Allah seni muhakkak \u00f6rtecek mi sand\u0131n? Adam, sen de acele etme ey m\u00fcminlerin emiri! dedi: Ben bir g\u00fcnah i\u015fledim ise sen \u00fc\u00e7 konuda g\u00fcnah i\u015fledin: Allah Te\u00e2l\u00e2 &#8220;Eksikleri ara\u015ft\u0131rmay\u0131n.&#8221; buyurdu, sen gizlili\u011fi ara\u015ft\u0131rd\u0131n, Allah Te\u00e2l\u00e2 &#8220;Evlere \u00f6n kap\u0131lar\u0131ndan giriniz.&#8221; (Bakara, 2\/189) buyurdu sen duvardan a\u015ft\u0131n, Allah Te\u00e2l\u00e2 &#8220;Kendi evinizden ba\u015fka evlere, geldi\u011finizi fark ettirip ev halk\u0131na selam vermedik\u00e7e girmeyin.&#8221; (N\u00fbr, 24\/27) buyurdu. Sen benim \u00fczerime izinsiz girdin. Bunun \u00fczerine Hz. \u00d6mer (r.a.), nas\u0131l \u015fimdi sizi affedersem, sizde hay\u0131r var m\u0131? Yani sen de beni affeder, tevbe eder misin? dedi, o da evet, dedi, bu \u015fekilde b\u0131rakt\u0131, \u00e7\u0131kt\u0131.<\/p>\n<p>Ve baz\u0131n\u0131z baz\u0131n\u0131z\u0131 g\u0131ybet de etmesin.<\/p>\n<p>GIYBET, bir kimsenin arkas\u0131ndan ho\u015flanmayaca\u011f\u0131 bir \u015fey s\u00f6ylemektir. Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Bilir misiniz g\u0131ybet nedir?&#8221; &#8220;Allah ve Resul\u00fc daha iyi bilir&#8221; dediler. &#8220;Karde\u015fini, ho\u015flanmayaca\u011f\u0131 bir \u015feyle anmand\u0131r.&#8221; buyurdu. &#8220;Ya s\u00f6yledi\u011fim karde\u015fimde varsa?&#8221; denildi. &#8220;E\u011fer s\u00f6yledi\u011fin onda varsa g\u0131ybet etmi\u015f olursun ve e\u011fer onda yoksa o vakit ona iftira etmi\u015f olursun.&#8221; buyurdu ki bu, M\u00fcslim, Ebu Dav\u00fbd, Tirmiz\u00ee, Nesa\u00ee ve di\u011ferlerinde ge\u00e7mi\u015ftir. Demek ki bundan \u00f6nceki \u00e2yette y\u00fcz\u00fcne kar\u015f\u0131 ay\u0131plamak yasakland\u0131\u011f\u0131 gibi burada da g\u0131ybet yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Birgiv\u00ee Tarikat-\u0131 Muhammediye&#8217;de bu hadisi naklettikten sonra der ki; g\u0131ybet, din ve d\u00fcnya ay\u0131plar\u0131n\u0131n an\u0131lmas\u0131n\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Fakat bizim alimlerimize g\u00f6re kar\u015f\u0131dakinin tan\u0131mas\u0131 ve s\u00f6vme yoluyla olmas\u0131 da \u015fartt\u0131r. Kad\u0131han Fet\u00e2v\u00e2&#8217;s\u0131nda &#8220;Bir adam, karde\u015finin g\u00fcnah ve kusurlar\u0131n\u0131 ona \u00f6zen g\u00f6sterdi\u011fi i\u00e7in s\u00f6ylerse o g\u0131ybet olmaz. G\u0131ybet ancak \u00f6fke \u015fekliyle s\u00f6vme kastedilerek anmakt\u0131r diye zikredilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc gidermek i\u00e7in veya fetva almak i\u00e7in veya \u015ferrinden korunmak i\u00e7in yahut &#8216;topal&#8221; demek gibi tarif i\u00e7in olursa g\u0131ybet olmaz. Bunun gibi, i\u015fledi\u011fi f\u0131sk\u0131, zulm\u00fc a\u00e7\u0131klayan bir kimse olur da onun f\u0131sk\u0131n\u0131, zulm\u00fcn\u00fc anarsa yine g\u0131ybet olmaz. L\u00e2kin ba\u015fka bir ay\u0131b\u0131n\u0131 zikrederse g\u0131ybet olur. \u0130bn\u00fc \u015eeyh, Enes (r.a.)&#8217;den: Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: &#8220;Her kim haya \u00f6rt\u00fcs\u00fcn\u00fc atarsa, art\u0131k onun g\u0131ybeti yoktur.&#8221; \u0130bn\u00fc Ebi&#8217;d-D\u00fcnya Behz b. Hakim&#8217;den, o, babas\u0131ndan, o da dedesinden nakleder: Hz. Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: &#8220;F\u00e2cir kimseyi insanlar tan\u0131rken anmaktan korkacak m\u0131s\u0131n\u0131z? Onu onda olan ile an\u0131n ki, insanlar sak\u0131ns\u0131nlar.&#8221; Gaz\u00e2l\u00ee s\u00f6vmeyi, daha \u00e7ok daraltm\u0131\u015ft\u0131r. Sonra g\u0131ybet \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fittir. Birincisi, g\u0131ybet edip de, ben g\u0131ybet etmiyorum, onda olan\u0131 s\u00f6yl\u00fcyorum, demektir. Bu, fakih Ebulleys&#8217;in Tenbih&#8217;te dedi\u011fi gibi kesin olan haram\u0131, helal saymak oldu\u011fu i\u00e7in k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. \u0130kincisi g\u0131ybet edip g\u0131ybeti, g\u0131ybet edilen kimseye ula\u015fmakt\u0131r, bu g\u00fcnaht\u0131r, helalle\u015fmedik\u00e7e tevbe de tamam olmaz, \u00e7\u00fcnk\u00fc eziyet etmi\u015f, kul hakk\u0131 olu\u015fmu\u015ftur. \u0130bn\u00fc Ebidd\u00fcnya ve Taber\u00e2n\u00ee&#8217;nin C\u00e2bir&#8217;den rivayet ettikleri \u015fu hadisin m\u00e2n\u00e2s\u0131 da budur: &#8220;G\u0131ybet, zinadan daha k\u00f6t\u00fcd\u00fcr.&#8221; buyurulmu\u015f; nas\u0131l olur? denilmi\u015f, Peygamber (s.a.v.) buyurmu\u015ftur ki: Adam zina eder sonra tevbe eder. Allah ma\u011ffiret buyurur, g\u0131ybet eden ise g\u0131ybet edilen affetmedik\u00e7e, ma\u011ffiret olunmaz. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, g\u0131ybet edilene ula\u015fmaz. Bu hem kendisine ve hem g\u0131ybet etti\u011fi kimseye isti\u011ffar ederek tevbe etmekle affolunabilir. Baz\u0131lar\u0131 mutlaka helalle\u015fmeye muhta\u00e7t\u0131r demi\u015fler, baz\u0131lar\u0131 da mutlaka tevbe ve isti\u011ffar yeterlidir, demi\u015flerdir&#8230;<\/p>\n<p>Hi\u00e7 biriniz karde\u015finin \u00f6l\u00fc olarak etini yemesini sever mi? G\u0131ybetin tabi\u00ee olarak, aklen ve \u015fer&#8217;an k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve \u00e7irkinli\u011fini tasvirdir. G\u0131ybet edilen, kimse orada bulunmay\u0131p s\u00f6ylenen s\u00f6z\u00fc bilmemesi ve o anda savunacak durumda olmamas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla bir \u00f6l\u00fc, hem de karde\u015f olan bir \u00f6l\u00fc ve o vaziyette onun k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6yleyerek g\u0131ybet ile \u015ferefine sald\u0131rmak bir \u00f6l\u00fcn\u00fcn etlerini par\u00e7alay\u0131p yemek ve \u00f6zellikle o sald\u0131ran\u0131n zann\u0131nca da fena ve bundan dolay\u0131 kurtlu bir le\u015f halinde bulunan bu etleri h\u0131rs ve i\u015ftah ile seve seve yemek \u015feklinde bir canavarl\u0131k olmak \u00fczere tasvir buyuruluyor ki ifadedeki bir ka\u00e7 kez yap\u0131lan m\u00fcbala\u011falar da dikkatten ka\u00e7mayacak kadar, a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bir taraftan takrire, bir taraftan da inkara ihtimali olan soru, son derece i\u011fren\u00e7 bir \u015feye sevgi ile alaka, fiili genelleme ile bir&#8217;e dayama, hem yaln\u0131z insan eti ile de\u011fil, karde\u015f eti yemekle, hem de sa\u011f de\u011fil, \u00f6l\u00fc le\u015f halinde yemekle temsil ediliyor. Ve insan\u0131n namus ve haysiyetinin eti ve kan\u0131 gibi ve belki daha \u00f6nemli oldu\u011funa i\u015faret ediliyor. Demek ki g\u0131ybet, b\u00f6yle sefil bir canavarl\u0131k, g\u0131ybet eden \u00f6yle al\u00e7ak bir canavar derecesindedir. \u0130\u015fte g\u0131ybetin tarifinde Hanefi ulem\u00e2s\u0131n\u0131n g\u00f6sterdikleri \u00f6fke ve s\u00f6vme yoluyla olmas\u0131 kayd\u0131 da, bu temsilin m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc etini yemek duygusu d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve \u00f6fke neticesidir. Ke\u015f\u015faf sahibi gibi Ebu&#8217;s-Suud ve baz\u0131lar\u0131 soruyu takrir\u00ee gibi g\u00f6stermi\u015f bulunuyorlar. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur: Biriniz karde\u015finin \u00f6l\u00fc olarak etini yemeyi sevecek \u00f6yle mi? Fakat biz Fahr\u00fc&#8217;r-Raz\u00ee&#8217;nin dedi\u011fi gibi ink\u00e2r\u00ee olmas\u0131nda \u0131srar etmek istiyoruz. O&#8217;nun i\u00e7in \u015fu m\u00e2n\u00e2y\u0131 g\u00f6steriyoruz: Hi\u00e7 biriniz karde\u015finin \u00f6l\u00fc olarak etini yemeyi sever mi? Elbette sevmez de\u011fil mi? Demek ki ondan, o eti yemekten tiksindiniz \u00e7\u00fcnk\u00fc insan f\u0131trat\u0131 bundan tiksinmeyi gerektirir. \u00d6yle ise yapmay\u0131n ve Allah&#8217;tan korunun. Burada at\u0131f v\u00e2v\u0131, bir m\u00e2t\u00fbfu aleyhin hazfine delalet eder. &#8220;\u00d6yle yapmay\u0131n, Allah&#8217;tan korunun.&#8221; demektir. Yani madem ki, onu yemekten tiksindiniz o halde g\u0131ybet etmeyin de Allah&#8217;\u0131n ka\u00e7\u0131nmay\u0131 emretti\u011finden sak\u0131narak ve yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan pi\u015fmanl\u0131kla tevbe ederek korumas\u0131na girin korunun. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Rah\u00eem ve Tevv\u00e2b&#8217;t\u0131r, tevbeyi kabulde ve rahmetini bereketlendirmede \u00e7ok bela\u011fat sahibidir.<\/p>\n<p>TEVV\u00c2B, ism-i \u015ferifi, tevbesi pek \u00e7ok m\u00e2n\u00e2s\u0131na m\u00fcbala\u011fal\u0131 ism-i fail olup delalet etti\u011fi m\u00fcbala\u011fada \u00fc\u00e7 \u00f6zellik vard\u0131r.<\/p>\n<p>1- Kendisine tevbe eden ve y\u00f6nelen kullar\u0131 \u00e7ok demektir.<\/p>\n<p>2- \u00d6yle \u00e7ok tevbe kabul eder ki, tevbe ile her g\u00fcnah\u0131 affedebilir. Hi\u00e7 bir g\u00fcnahk\u00e2r\u0131n tevbe ile affolunamayacak bir g\u00fcnah\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc en b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah \u015firktir. Tevbe ve iman ile Allah onu da affeder. &#8220;Kendisine \u015firk ko\u015fulmas\u0131n\u0131 asla ba\u011f\u0131\u015flamaz.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/48) ifadesi tevbe etmeyenler hakk\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>3- Tevbeyi kabulde \u00e7ok fasih&#8217;tir. \u00d6yle ki tevbe eden bir g\u00fcnahk\u00e2r\u0131 hi\u00e7 g\u00fcnah yapmam\u0131\u015f gibi edip, rahmetiyle mutlu k\u0131lar. B\u00f6yle tevbeyi kabul, rahmetinin eseri oldu\u011fu gibi g\u0131ybetten, k\u00f6t\u00fc zandan k\u00f6t\u00fc ahlaktan yasaklamas\u0131 da rahmetinin eseridir. Rivayet olunur ki Selm\u00e2n-i F\u00e2ris\u00ee sahabeden iki kimseye hizmet eder, yemeklerini yapard\u0131, bir g\u00fcn i\u015finden uyuya kalm\u0131\u015ft\u0131, bunun \u00fczerine bir kat\u0131k istemek i\u00e7in onu Peygamber&#8217;e g\u00f6nderdiler, peygamberin yeme\u011fine de \u00dcs\u00e2me bak\u0131yordu, yan\u0131mda bir \u015fey yok dedi, Selman da gidip haber verdi. O iki zat aralar\u0131nda Selman hakk\u0131nda &#8220;Biz onu ta\u015fk\u0131n bir kuyuya g\u00f6ndersek suyu \u00e7ekilir.&#8221; demi\u015flerdi. Sonra bu iki zat Resulullah&#8217;\u0131n huzuruna vard\u0131klar\u0131nda Resulullah &#8220;Niye ben sizin a\u011f\u0131zlar\u0131n\u0131zda et ye\u015filli\u011fi g\u00f6r\u00fcyorum?&#8221; buyurdu, et yemedik dediler, &#8220;Her halde siz g\u0131ybet etmi\u015fsiniz.&#8221; buyurdu ki bu \u00e2yet inmi\u015fti.<\/p>\n<p>Bu \u015fekilde m\u00fcminlerin karde\u015fli\u011fi ve ahlak\u0131n en g\u00fczeli ile temizlenmeleri yerle\u015ftirildikten sonra hitap b\u00fct\u00fcn insanlara duyurularak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>13- Ey insanlar haberiniz olsun ki biz sizi bir erkekle bir di\u015fiden yaratt\u0131k. \u00c2dem ile Havva&#8217;dan veya her birinizi bir ana ile bir babadan yaratt\u0131k, yani bu y\u00f6nden hepiniz e\u015fitsiniz, birbirinize kar\u015f\u0131 \u00f6v\u00fcnmeye veya \u015fu kavim, bu kavim diye a\u015fa\u011f\u0131lamaya hak yoktur. Bu sebeple bir insanl\u0131k karde\u015fli\u011fi vard\u0131r ki o bile \u00f6yle alay etmeye ve birbirinin etini yercesine g\u0131ybete mani olmak gerekir. Ve sizi milletler ve kabileler yapt\u0131k ki tan\u0131\u015fas\u0131n\u0131z, yani soylar\u0131n\u0131z, atalar\u0131n\u0131zla iftihar i\u00e7in de\u011fil birbirinizi soyu sopu ile tan\u0131yarak ona g\u00f6re yard\u0131mla\u015fman\u0131z i\u00e7indir.<\/p>\n<p>\u015eU\u00dbB: \u015ea&#8217;b\u0131n \u00e7o\u011fulu; KAB\u00c2\u0130L: Kabilenin \u00e7o\u011fuludur. Araplar, topluluk taksimini insan bedeninin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 esas alarak yapm\u0131\u015flard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki: \u0130nsan\u0131n kafatas\u0131n\u0131 meydana getiren kemiklerden herbirine kabile ve hepsine kab\u00e2il denir ve bu ba\u015f kemiklerinin birbirine kavu\u015fup biti\u015fti\u011fi eke de \u015fa&#8217;b denilir. Bir baban\u0131n sulb\u00fcnden dallanan \u00e7ok bir toplulu\u011fa bundan al\u0131nm\u0131\u015f olarak kabile denildi\u011fi gibi \u00e7e\u015fitli kabileleri toplayan ve hepsi bir asla mensup olan b\u00fcy\u00fck cemiyete de re&#8217;s veya \u015fa&#8217;b denilir. Bu \u015fekilde bir asla mensup olan toplumlar\u0131n hepsinin ba\u015f\u0131 ve b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc olan toplum \u015fa&#8217;b&#8217;d\u0131r ki, kabileleri i\u00e7inde bulundurur. Kabile amareleri i\u00e7inde bulundurur ki sad\u0131r, yani g\u00f6\u011f\u00fcs derecesindedir. Am\u00e2re bat\u0131nlar\u0131 i\u00e7inde bulundurur ki, T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de g\u00f6bek deyimine benzer. Bat\u0131n fah\u0131zlar\u0131 i\u00e7ine al\u0131r, fah\u0131zlar de fasileleri i\u00e7ine al\u0131r, toplam\u0131 alt\u0131 tabaka eder. Baz\u0131lar\u0131 fasileden sonra yedinci olarak a\u015fireti saym\u0131\u015flard\u0131r. Mesela: Huzeyme bir \u015fa&#8217;b, Kin\u00e2ne bir kabile, Kurey\u015f bir am\u00e2re, Arab bat\u0131nlar\u0131na, \u015fu\u00fbbun da Acem yani Arab&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki kavim bat\u0131nlar\u0131na i\u015faret oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Netice olarak bir erkekle bir di\u015fiden yarat\u0131l\u0131p da \u015fu\u00fbb ve kabilelere ay\u0131r\u0131\u015f, daral\u0131p daral\u0131p da\u011f\u0131lmak ve d\u00f6\u011f\u00fc\u015fmek s\u00f6\u011f\u00fc\u015fmek i\u00e7in de\u011fil, tan\u0131\u015f\u0131p yard\u0131mla\u015farak sevi\u015fmek ve g\u00fczel ahlaklar\u0131 tatbik ederek daha b\u00fcy\u00fck daha g\u00fczel toplumlar meydana getirip korunmak i\u00e7indir. Zira muhakkak ki Allah indinde en itibarl\u0131n\u0131z, en takval\u0131n\u0131zd\u0131r, nefislerin olgunla\u015fmas\u0131n\u0131n ve \u015fah\u0131slar\u0131n mertebe ve derecelerinin b\u00fct\u00fcn medar\u0131 takvad\u0131r. \u015eu veya bu kimsenin nesebinden veya filan kavmin soyundan olmak de\u011fildir. &#8220;S\u00fbra \u00fcf\u00fcr\u00fcl\u00fcnce art\u0131k aralar\u0131nda neseb yoktur.&#8221; (M\u00fcmin\u00fbn, 23\/101) Allah yan\u0131nda y\u00fcksek derecelere ula\u015fmak isteyenler takvaya sar\u0131lmal\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>ETK\u00c2, takvadan ism-i tafdil&#8217;dir. Yukar\u0131larda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere takva l\u00fcgatte vik\u00e2yedendir. Vik\u00e2ye gayet iyi korunup s\u0131k\u0131nmakt\u0131r. Asl\u0131, vakyad\u0131r harfi t\u00fckl\u00e2n ve t\u00fcc\u00e2h gibi harfine, harfi de bakv\u00e2 gibi harfine kalbedilmi\u015ftir ki nefsi korkulacak \u015feylerden muhafazaya koyup korumak, di\u011fer bir ifade ile sipere girip korunmak demektir. L\u00fcgatta hakikati budur. Sonra bazan korkuya takva, takvaya korku tabir edilir. \u015eeriatte iki m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131l\u0131r: Birisi geni\u015f olan \u00e2mm m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki sonunda ahirette zararl\u0131 olandan sak\u0131n\u0131p korunmak demektir. Bunun fazlay\u0131 ve eksi\u011fi kabul eden geni\u015f bir sahas\u0131 vard\u0131r ki, en a\u015fa\u011f\u0131s\u0131 cehennemde ebedi kalmay\u0131 neticelendiren \u015firkten sak\u0131nmakt\u0131r. En y\u00fckse\u011fi de s\u0131rr\u0131n\u0131 haktan al\u0131koyabilecek her husustan temiz tutarak b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131 ile hakka d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr. B\u00fct\u00fcn manas\u0131yla Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131na girmektir ki,<\/p>\n<p>&#8220;Allah&#8217;tan hakk\u0131yla korununuz.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n &#8220;\/102) \u00e2yetinde kastedilen hakiki takva budur. Bir de \u015feriatte bilinen \u00f6zel m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r ki, mutlak olarak takva denildi\u011fi ve karine bulunmad\u0131\u011f\u0131 zaman maksat bu olur; nefsi g\u00fcnaha lay\u0131k k\u0131lacak gerek fiil ve gerek terk, herhangi bir g\u00fcnahtan korumaktar. &#8220;Ufak tefek kusur d\u0131\u015f\u0131nda onlar, b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan ve hay\u0131rs\u0131zl\u0131ktan ka\u00e7\u0131n\u0131rlar.&#8221; (Necm, 53\/32) \u00e2yeti gere\u011fince bunda b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan ka\u00e7\u0131nmak ittifakla gereklidir. K\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnahlar hakk\u0131nda s\u00f6z edilmi\u015ftir. Tirmiz\u00ee ve di\u011ferlerinin rivayet etti\u011fi bir hadis-i \u015ferifte: &#8220;Kul zarar olan \u015feyden sak\u0131nmak i\u00e7in kendisinde zarar olmayan \u015feyi terk etmedik\u00e7e muttakilerden olmaz.&#8221; buyurulmu\u015f olmas\u0131 sebebiyle haram \u015f\u00fcphesi olan helallerden, yani tahrimen mekruh olanlardan da ka\u00e7\u0131nmak gerekir. Rag\u0131b der ki: \u015eeriat\u0131n tarifinde takva: nefsi g\u00fcnahtan korumakt\u0131r, bu ise haram\u0131 terk ile olur, bu da i\u015flenmesi m\u00fcbah olan \u015feyleri terk ile tamamlan\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc rivayet olunan &#8220;Helal belli, haram da bellidir, aralar\u0131nda \u015f\u00fcpheli \u015feyler vard\u0131r&#8230;&#8221; hadisi gere\u011fince koru&#8217;nun kenar\u0131nda otlayan i\u00e7ine d\u00fc\u015febilir. Buh\u00e2r\u00ee, M\u00fcsl\u00fcm ve di\u011ferlerinde rivayet olundu\u011funa g\u00f6re Resulullah (s.a.v.) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Hel\u00e2l, belli haram da bellidir, yane \u015feran a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; Fakat bu ikisi aras\u0131nda, her ikisine de benzeyebilen \u015f\u00fcpheli \u015feyler vard\u0131r ki, insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu onlar\u0131 bilmez, bundan dolay\u0131 \u015f\u00fcpheli \u015feylerden korunan kimse dinini ve \u0131rz\u0131n\u0131 temiz tutmu\u015f olur. \u015e\u00fcpheli \u015feylere d\u00fc\u015fen ise harama d\u00fc\u015fer, nitekim koru kenar\u0131nda (koyun) g\u00fcden \u00e7oban\u0131n koruya d\u00fc\u015fmesi pek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Haberiniz olsun ki her padi\u015fah\u0131n bir korusu vard\u0131r. Allah&#8217;\u0131n korusu da yasak k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015feylerdir. Haberiniz olsun ki cesette bir et par\u00e7as\u0131 vard\u0131r, o iyi olursa cesedin hepsi iyi olur. O bozuk olursa cesedin hepsi bozuk olur. Biliniz ki o kalptir. Birgiv\u00ee bu hadisi naklettikten sonra der ki: s\u00f6zl\u00fck m\u00e2n\u00e2s\u0131, \u015feriata m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar ge\u00e7erlidir. A\u015f\u0131r\u0131 korunma m\u00e2n\u00e2s\u0131 ise k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnahlardan ve \u015f\u00fcpheli \u015feylerden bile korunmay\u0131 gerektirir. Fakat bu zamanda \u015f\u00fcpheli \u015feylerin hepsinden korunmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Onun i\u00e7in harama yak\u0131n olan \u015f\u00fcphelerden ba\u015fkas\u0131 hari\u00e7 olur. \u0130badet ve itaat, g\u00fc\u00e7 yetirilebilen miktar ve \u00f6l\u00e7\u00fcdedir. O halde takvan\u0131n meydana gelmesinde herbir haramdan, bir de harama yak\u0131n bir kerahatle mekruh olanlardan ka\u00e7\u0131nmak gere\u011fi ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f olur&#8230; Bu a\u00e7\u0131klamada takvan\u0131n yukar\u0131larda zikredilmi\u015f olan \u00fc\u00e7 derecesine de i\u015faret edilmi\u015f oldu, bunlar g\u00f6steriyor ki, takval\u0131 olabilmek i\u00e7in korunulmas\u0131 gereken g\u00fcnahlar\u0131, tehlikeleri bilmek gerekecek; ilim olmadan takva olamayacakt\u0131r. Bu ise &#8220;Kullar\u0131 i\u00e7inden ancak alimler Allah&#8217;tan (gere\u011fince) korkar.&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 35\/28) \u00e2yetine i\u015faret olur. Bundan dolay\u0131 takva gere\u011fi olan korku ve korunma ile tefsir edilecek olursa, en takval\u0131 demek, Allah&#8217;tan en \u00e7ok korkan m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ifade eder. Bu \u015fekilde bu \u00e2yet, yani bu \u00e2yette i\u015fbu &#8220;Allah nezdinde en \u015ferefliniz, Allah&#8217;tan en \u00e7ok korkan\u0131n\u0131zd\u0131r.&#8221; d\u00fcsturunun bu s\u00fbrenin, bir gayesi olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekecektir. Ba\u015fta &#8220;Allah&#8217;tan korkunuz&#8221; ve &#8220;\u0130\u015fte bu kimseler Allah&#8217;\u0131n, kalplerini takva ile imtihan etti\u011fi kimselerdir.&#8221; (Hucurat, 49\/3) buyurulmas\u0131 da bunu anlat\u0131r. Bir hadis-i \u015ferifte buyurulmu\u015ftur ki; &#8220;Her kimi insanlar\u0131n en \u015fereflisi olmak sevindirirse, Allah&#8217;a takval\u0131 olsun.&#8221; Di\u011fer bir hadis-i \u015ferifte de Peygamber (s.a.v.) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Ey insanlar! \u0130nsanlar iki ki\u015fiden ibarettir: Biri m\u00fcmin, muttak\u00ee, Allah yan\u0131nda \u015ferefli; biri de f\u00e2cir, k\u00f6t\u00fc, Allah yan\u0131nda de\u011fersiz.&#8221; \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan da \u015f\u00f6yle rivayet olunmu\u015ftur: D\u00fcnyan\u0131n \u015ferefi zenginlik, \u00e2hiretin \u015ferefi takvad\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki Allah, her\u015feyi bilir ve her\u015feyden haberdard\u0131r, sizi ve her yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 bilir ve hallerinizin i\u00e7 y\u00fcz\u00fcnden de haberdard\u0131r. &#8220;Hanginizin daha muttak\u00ee oldu\u011funu o bilir.&#8221;<\/p>\n<p>14- \u015eimdi m\u00fcsl\u00fcman olup da hen\u00fcz iman\u0131n bu y\u00fcksek zevkine erecek kadar terbiye almam\u0131\u015f olanlara bu temizli\u011fi vermek ve hakka \u00f6zen ile talim ve terbiye esnas\u0131nda ay\u0131plama ve g\u0131ybet h\u00fckm\u00fc cari olmayaca\u011f\u0131n\u0131 anlatmak \u00fczere buyuruluyor ki: O a&#8217;rabiler inand\u0131k, dediler. Medine civar\u0131nda Beni Esed \u0130bn-i Huzeyme kabilesi ganimet hevesiyle m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011fa girmi\u015flerdi, rivayet olundu\u011funa g\u00f6re bir k\u0131tl\u0131k senesi Medine&#8217;ye gelmi\u015fler ve iki kelime-i \u015fehadeti s\u00f6ylemi\u015flerdi. Peygamber&#8217;e kar\u015f\u0131: &#8220;Biz filan o\u011fullar\u0131 ve filan o\u011fullar\u0131 gibi sana sava\u015f a\u00e7mad\u0131k, a\u011f\u0131rl\u0131k ve ailelerimizle geldik.&#8221; diyorlar, sadaka g\u00f6zetiyorlard\u0131 ve yapt\u0131klar\u0131n\u0131 peygambere ba\u011f\u0131\u015flatmak istiyorlard\u0131, bu indi. De ki: Siz iman etmediniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc iman, yaln\u0131z dil ile ikrardan ibaret de\u011fil, y\u00fcrekten sevgi ile g\u00fcven ve inan\u00e7la kesin bir \u015fekilde tasdik olmas\u0131 gerekir. Bu ise anlat\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere hen\u00fcz ortaya \u00e7\u0131kmad\u0131, yoksa m\u00fcsl\u00fcman olduk diye peygamberi minnettar etmeye kalk\u0131\u015f\u0131lmazd\u0131. Ve fakat hen\u00fcz iman kalplerinize girmemi\u015f oldu\u011fu halde \u0130sl\u00e2m&#8217;a geldik, deyin, yani m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011fa karar verdik, sulha girdik deyin, b\u00f6yle derseniz yalan s\u00f6ylememi\u015f olursunuz. \u00c7\u00fcnk\u00fc harbin z\u0131dd\u0131 olan sulha girmek ve ba\u011flanmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na \u0130sl\u00e2m, sava\u015f\u0131 terkedip de g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte karar vermekle olu\u015fabilir. Halbuki kalpte sa\u011flam tasdik olmadan iman ettik demek yalan olur. Burada s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi &#8220;iman ettik&#8221;, demeyin ve fakat &#8220;\u0130sl\u00e2m olduk&#8221; deyin, veya &#8220;siz iman etmediniz ve fakat \u0130sl\u00e2m&#8217;a girdiniz&#8221; denilmektir. Fakat birincisi iman\u0131 s\u00f6ylemekten a\u00e7\u0131k\u00e7a yasaklama \u015feklinde olaca\u011f\u0131, ikincisi de \u015eer&#8217;an itibar\u0131n\u0131n \u015fart\u0131 olan iman, istenildi\u011fi halde \u0130sl\u00e2mlar\u0131na kesin karar ifade edece\u011fi i\u00e7in bunlardan sak\u0131nmak \u00fczere nazm\u0131n \u00fcslubu bu nazik \u015fekle d\u00f6k\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Fahreddin Raz\u00ee burada &#8220;M\u00fcmin ile m\u00fcslim ehl-i s\u00fcnnete g\u00f6re birdir. Nas\u0131l olup da burada bu fark anla\u015f\u0131labiliyor?&#8221; diye sorarak buna \u015f\u00f6yle bir cevap verir: &#8220;Genel ile \u00f6zel&#8217;in fark\u0131 vard\u0131r. \u0130man ancak kalp ile olur. Bazan onunla beraber lisan ile olur. \u0130sl\u00e2m ise daha geneldir, fakat \u00f6zel \u015feklinde genel ile \u00f6zel birle\u015fmi\u015f olur.&#8221; Rag\u0131b da M\u00fcfredat&#8217;\u0131nda \u015f\u00f6yle der: &#8220;\u0130sl\u00e2m \u015feriatta iki k\u0131s\u0131md\u0131r. Birisi iman\u0131n alt\u0131ndad\u0131r ki bu dil ile ikrard\u0131r. Bununla kan korunmu\u015f olunur. Beraberinde itikat gerek olsun gerek olmas\u0131n &#8221; O A&#8217;r\u00e2biler inand\u0131k, dediler, de ki: Siz iman etdiniz fakat \u0130sl\u00e2m&#8217;a geldik, deyin.&#8221; \u00e2yetinde bu m\u00e2n\u00e2 kastedilmi\u015ftir. Birisi de iman\u0131n \u00fcst\u00fcndedir ki bunda dil ile ifade ile beraber hem kalben iman, hem vefa hem de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya b\u00fct\u00fcn kaza ve kaderinde teslimiyet vard\u0131r. Nitekim \u0130brahim (a.s.) hakk\u0131nda &#8220;Rabbi ona: &#8220;\u0130sl\u00e2m ol&#8221; dedi\u011fi anda, &#8220;\u00c2lemlerin Rabb\u0131na teslim oldum.&#8221; dedi. (Bakara, 2\/131) buyurulmas\u0131 b\u00f6yledir. Bunun gibi &#8220;Allah nezdinde hak din ancak \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/19) \u00e2yeti ve &#8220;Beni m\u00fcsl\u00fcman olarak \u00f6ld\u00fcr.&#8221; (Yusuf 12\/101) \u00e2yeti de bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Beni r\u0131zana teslim olan kullar\u0131ndan eyle, demektir. \u015eeytan\u0131n ba\u011flamas\u0131ndan g\u00fcvenli k\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 da caizdir. \u0130mam-\u0131 Azam&#8217;a nisbet edilen F\u0131kh-\u0131 Ekber&#8217;de de \u015f\u00f6yle denilmi\u015ftir: \u0130man, ikrar ve tasdiktir, \u0130sl\u00e2m Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n emirlerine teslim olmak ve ba\u011flanmakt\u0131r. Bundan dolay\u0131 iman ile isl\u00e2m aras\u0131nda l\u00fcgat y\u00f6n\u00fcnden fark vard\u0131r. Fakat \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmde \u0130sl\u00e2m&#8217;s\u0131z iman, imans\u0131z \u0130sl\u00e2m olmaz. Bu ikisi zahir ile bat\u0131n, y\u00fcz ile astar gibidir. Din de iman ve \u0130sl\u00e2m ve \u015feriat\u0131n hepsine birden konulan isimdir&#8230; Demek olur ki yukar\u0131larda &#8220;Allah nezdinde hak din ancak \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/19) \u00e2yetinde ve daha baz\u0131 yerlerde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere \u0130sl\u00e2m kelimesi s\u00f6zl\u00fckte as\u0131l maddesi olan bar\u0131\u015f ve g\u00fcven hemzesinin duhul ve m\u00fcteaddi hale koyma ve di\u011fer m\u00e2n\u00e2lar\u0131na g\u00f6re bar\u0131\u015f ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 anla\u015fmaya girmek veya koymak, g\u00fcvenli\u011fe \u00e7\u0131karmak, kurtulmak veya kurtarmak; ihlas ve teslimiyet ve ba\u011flanmak gibi birka\u00e7 m\u00e2n\u00e2ya gelebildi\u011finden \u0130sl\u00e2m ve iman kavramlar\u0131nda s\u00f6zl\u00fck bak\u0131m\u0131ndan \u00e7e\u015fitli farklar bulundu\u011fundan \u015feriat daha \u00e7ok bunlar\u0131n ikisinin birlikte toplanmas\u0131na ve ger\u00e7ekle\u015fmesine itibar etmi\u015f olmakla beraber s\u00f6zl\u00fck anlamlar\u0131n\u0131 da az \u00e7ok g\u00f6zden uzakla\u015ft\u0131rmam\u0131\u015f bulunmas\u0131ndan dolay\u0131 \u015fer&#8217;i kullan\u0131l\u0131\u015fta, \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 meydana gelmi\u015f olur.<\/p>\n<p>Birincisi: Biri di\u011ferinin \u015fart\u0131 olmak, biri a\u00e7\u0131k, biri gizli olma bak\u0131m\u0131ndan as\u0131l bulunmak gibi bir anlam fark\u0131yla beraber ger\u00e7ek olarak meydana gelmesinde e\u015fit, \u015feref ve haysiyette birbirine gerekli olmalar\u0131d\u0131r. Mesel\u00e2 imanda isl\u00e2m\u0131n hem b\u00e2t\u0131nda ihlas kavram\u0131, hem zahirde teslim kavram\u0131 \u015fart oldu\u011fu gibi isl\u00e2mda da iman, hakk\u0131nda delil getirilen bir \u015fey olmak \u00fczere \u015fartt\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki Nis\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde: &#8220;Size selam veya sulh veren kimseye m\u00fcmin de\u011filsin, demeyin.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/94) buyurulmu\u015f ve bu sebeble m\u00fcmin ve m\u00fcslim ger\u00e7ekte bir say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Buna bilinen m\u00e2n\u00e2s\u0131yla \u0130sl\u00e2m demek uygun olur.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: \u0130sl\u00e2m imandan daha genel ve onun bir ba\u015flang\u0131c\u0131 olmak \u00fczere iman\u0131n alt\u0131nda bir ikrar ve iman, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n bir gayesi olmak \u00fczere \u00fcst\u00fcnde delil g\u00f6sterilen bir \u015fey ifade etmesidir ki bu \u00e2yet bu m\u00e2n\u00e2 \u00fczere gelmi\u015f ve R\u00e2z\u00ee yaln\u0131z bu fark\u0131 kaydetmi\u015ftir. Bunu ger\u00e7ek samimi m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda resm\u00ee m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k diye de ifade edebiliriz. Bu hen\u00fcz m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k de\u011fil, m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011fa bir giri\u015ftir. Burada ihtar olunu\u015fu da \u00f6zellikle bu incelik i\u00e7indir. Ve onun i\u00e7in &#8220;fakat siz isl\u00e2m oldunuz.&#8221; diye tasdik buyurulmam\u0131\u015f &#8220;\u0130sl\u00e2m olduk, deyiniz&#8221; diye s\u00f6zl\u00fck a\u00e7\u0131s\u0131ndan ihtar yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, bir de &#8220;S\u00e2dik\u00fbne&#8221; kar\u015f\u0131l\u0131k olarak ifade edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: \u0130mandan daha \u00f6zel ve onun bir kemali, bir gayesi olmak \u00fczere \u00fcst\u00fcnde olan \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r ki &#8220;Bilakis, iyilerden olarak kim y\u00fcz\u00fcn\u00fc Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcrse.&#8221; (Bakara, 2\/112) buyuruldu\u011fu \u00fczere ihsan mertebesini dahi kendisinde bulunduran ve &#8220;Allah nezdinde din ancak \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/19) ger\u00e7e\u011finin ifade etti\u011fi ve &#8220;Muhakkak ki Allah yan\u0131nda en de\u011ferli ve en \u00fcst\u00fcn olan\u0131n\u0131z, O&#8217;ndan en \u00e7ok korkan\u0131n\u0131zd\u0131r.&#8221; hitab\u0131yla da burada i\u015faret ve te\u015fvik buyurulan m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6t\u00fcrmek \u00fczere buyuruluyor ki: Ve Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne itaat ederseniz, yani a\u00e7\u0131ktan \u015fehadet ile ikrar edildi\u011fi gibi kalben de samimiyetle imana y\u00fckselip olgun m\u00fcmin, dosdo\u011fru m\u00fcsl\u00fcman olmak \u00fczere gere\u011fince amel ederek Allah ve Resul\u00fcn\u00fcn emirlerini seve seve yerine getirirseniz Allah size amellerinizden hi\u00e7birini eksik olarak \u00f6demez, de\u011ferinden eksik ecir ile kar\u015f\u0131lamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Gafur&#8217;dur, itaat edenlerin kusurunu ba\u011f\u0131\u015flar, Rahim&#8217;dir, rahmetinden ihsan\u0131 ile ecir verir.<\/p>\n<p>15-M\u00fcmin nas\u0131l olur, denilirse: m\u00fcminler ancak o kimselerdir ki Allah ve Resul\u00fcne iman etmi\u015flerdir, yani dilleriyle ikrar verdikleri gibi kalpleriyle de sa\u011flam inanm\u0131\u015flard\u0131r. Sonra da i\u015fkillenmemi\u015f, \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fmemi\u015flerdir. Demek ki iman etmek i\u00e7in \u00f6nce kalpten \u015f\u00fcpheyi atmak \u015fart oldu\u011fu gibi ileride devam\u0131 i\u00e7in \u015f\u00fcpheden uzak olmak da \u015fartt\u0131r. Onlar sonradan da \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fmemi\u015flerdir. Mallar\u0131yla, canlar\u0131yla Allah yolunda cihad etmektedirler, yani Allah&#8217;a itaat yolunda her t\u00fcrl\u00fc zahmet ve s\u0131k\u0131nt\u0131ya g\u00f6\u011f\u00fcs germektedirler; mallar ve canlar ile cihad, m\u00e2li ve beden\u00ee her t\u00fcrl\u00fc ibadeti i\u00e7ine al\u0131r. Ve i\u015fte onlar Sad\u0131klar&#8217;d\u0131r, iman davas\u0131nda sad\u0131k, verdikleri ikrara kalpleriyle ve fiilleriyle i\u00e7ten ba\u011fl\u0131l\u0131k g\u00f6stermi\u015f samimi m\u00fcsl\u00fcmanlard\u0131r. De ki: Allah&#8217;a dininizi \u00f6\u011fretiyor musunuz? Yani, Allah&#8217;a diyanetinizi, dindarl\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 haber verip bildirmek mi istiyorsunuz ki biz iman ettik diyorsunuz.<\/p>\n<p>16-Halbuki: Allah g\u00f6klerde olanlar\u0131 da bilir, yerde olanlar\u0131 da. Allah her \u015feyi hakk\u0131yla bilendir. Bu \u00e2yet o A&#8217;rabileri k\u0131namaktad\u0131r.<\/p>\n<p>17- M\u00fcsl\u00fcman olduklar\u0131n\u0131 sana kar\u015f\u0131 ba\u015fa kak\u0131yorlar, sana bir minnmet say\u0131yorlar, ba\u015f\u0131na kak\u0131yorlar, seni minnettar etmek istiyorlar.<\/p>\n<p>M\u0130NNET, o nimettir ki onu veren verdi\u011fi kimseden hi\u00e7 bir sevap istemez, yaln\u0131z onun ihtiyac\u0131n\u0131 kesmek ister ki bu ebedi \u015f\u00fckre de\u011fer bir nimet olur. Veren hi\u00e7bir kar\u015f\u0131l\u0131k beklemedi\u011fi ve hi\u00e7 bir \u015fey yapmam\u0131\u015f gibi kesip att\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in alan kimse ebediyyen minnettar kal\u0131r. \u00d6yle nimet cana minnet kesilir. \u0130\u015fte fiilen b\u00f6yle bir nimet ile minnettar etmeye ba\u015fa kakma denildi\u011fi gibi onu hesaba al\u0131p s\u00f6ylemeye, yani ba\u015fa kakmaya da mennetmek, minnet saymak denilir. \u0130kisi de kesmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8216;den al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130n&#8217;\u00e2m fiili ihtiyac\u0131 keser, s\u00f6ylemek de nimeti keser ve \u015f\u00fckr\u00fcn kesilmesini gerektirir. Fakat, Rag\u0131b, bu menn ve minnetin a\u011f\u0131rl\u0131k \u00f6l\u00e7\u00fclerinden olan batman m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8216;den al\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011funa inanm\u0131\u015f olarak der ki: minnet a\u011f\u0131r nimet demektir. Ve bu iki \u015fekilde s\u00f6ylenir, birisi fiil ile olur. Filan filana menn etti denir ki, nimet ile a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131rd\u0131, yani \u00e7ok nimet verdi demektir. &#8220;Allah m\u00fcminlere b\u00fcy\u00fck l\u00fctuf vermi\u015ftir.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/164) &#8220;Allah size l\u00fctfetti.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/94), &#8220;Andolsun Musa&#8217;ya da nimetler verdik.&#8221; (Saffat, 37\/114), &#8220;Allah nimetini&#8230; diledi\u011fine l\u00fctfeder.&#8221; (\u0130brahim, 14\/11), &#8220;\u0130stiyorduk ki&#8230; onlara l\u00fctufta bulunal\u0131m&#8221; (Kasas, 28\/5) hep bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Hakikatte bu ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan olur. \u0130kincisi de ancak s\u00f6z ile olur, o a\u011f\u0131rl\u0131k laf ile verilir ki insanlar aras\u0131nda bu \u00e7irkin say\u0131l\u0131r. Ancak nimeti ink\u00e2r mealinde de olursa ba\u015fka ve bu \u00e7irkin oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;Minnet iyili\u011fi y\u0131kar.&#8221; denilmi\u015ftir. K\u00fcfran halinde s\u00f6ylenmesi iyi d\u00fc\u015fece\u011finden dolay\u0131 da &#8220;Nimet nank\u00f6rl\u00fckle kar\u015f\u0131lan\u0131nca minnet g\u00fczelle\u015fir.&#8221; denilmi\u015ftir. &#8220;Onlar \u0130sl\u00e2m&#8217;a girdiklerini sana kar\u015f\u0131 ba\u015fa kak\u0131yorlar.&#8221; \u00e2yet-i kerimesinde onlardan olan minnet s\u00f6z ile Allah&#8217;tan onlara olan minnet de fiil iledir ki onlara hidayettir, onlar\u0131 do\u011fru yola eri\u015ftirmedir. Rag\u0131b&#8217;\u0131n bu son s\u00f6z\u00fc dikkate de\u011ferdir. Burada Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n onlara menni hidayet nimetine kar\u015f\u0131, k\u00fcfran halinde g\u00fczel olan s\u00f6zle ihtar m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc fiil ile minnet ve hidayette sak\u0131nd\u0131rma m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. Halbuki bu il\u00e2h\u00ee minnet yasaklamadan sonra bir sak\u0131nd\u0131ma m\u00e2n\u00e2s\u0131ndad\u0131r. De ki: \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n\u0131z\u0131 bana minnet saymay\u0131n, benim ba\u015f\u0131ma kakmay\u0131n belki Allah size minnet eder, yani ba\u015fa kakmak sizin hakk\u0131n\u0131z de\u011fil, aksine Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131d\u0131r. Siz m\u00fcsl\u00fcman olduk diye ba\u015fa kakarsan\u0131z do\u011frusu Allah size minnetinin a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131 y\u00fckletir, nimetini ba\u015f\u0131n\u0131za kakar. \u00c7\u00fcnk\u00fc sizi imana hidayet buyurmu\u015ftur e\u011fer sad\u0131k iseniz, yani &#8220;biz iman ettik&#8221; demekte do\u011fru iseniz, dedi\u011finiz gibi ger\u00e7ekten m\u00fcmin, do\u011fru m\u00fcsl\u00fcman iseniz, iman \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir nimet, buna hidayet Allah&#8217;tan bir minnet oldu\u011fu i\u00e7in siz buna \u015f\u00fckretmeyip de onu peygamberin ba\u015f\u0131na kakarsan\u0131z Allah Te\u00e2l\u00e2 bu hidayete kar\u015f\u0131 k\u00fcfr\u00fcn\u00fczden dolay\u0131 sizin ba\u015f\u0131n\u0131za kakar, azarlay\u0131c\u0131 hitab\u0131n\u0131n a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda ezer, nimetini keser.<\/p>\n<p>18- Haberiniz olsun ki Allah g\u00f6klerin ve yerin gayb\u0131n\u0131 bilir, bundan dolay\u0131 sizin i\u00e7inizi, d\u0131\u015f\u0131n\u0131z\u0131 bilir. M\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131zda do\u011fru olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 kalplerinizde iman ve do\u011fruluk bulunup bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 niyetlerinizden neler ge\u00e7irdi\u011finizi tamamen bildi\u011fi gibi alemde, g\u00f6klerde ve yerde neler olaca\u011f\u0131n\u0131 ve sizlerin nelerle kar\u015f\u0131la\u015faca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 da bilir. Ve Allah b\u00fct\u00fcn amellerinzi g\u00f6r\u00fcr, her ne yaparsan\u0131z g\u00f6r\u00fcr, hi\u00e7 birini ka\u00e7\u0131rmaz. Bundan dolay\u0131 siz de i\u00e7inizi d\u0131\u015f\u0131n\u0131z\u0131 d\u00fczelterek ona g\u00f6re korunup ona g\u00f6re \u00e7al\u0131\u015f\u0131n\u0131z.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>49-HUCURAT: Ey iman edenler! Hitab\u0131n b\u00f6yle nida ile ba\u015flamas\u0131 kar\u015f\u0131dakiler gelecek s\u00f6z\u00fcn \u00f6nemini, dikkat ve \u00f6zenle dinlenmesi gere\u011fini hat\u0131rlat\u0131r. \u0130man \u00f6zelli\u011fi ile s\u0131fatland\u0131rmak da sevin\u00e7 ve ne\u015fe vermek ve iman\u0131n, o s\u00f6ylenecek s\u00f6z\u00fc korumaya y\u00f6neltti\u011fini, ve bozuklu\u011fa engel oldu\u011funu, b\u00fct\u00fcn o \u00f6zelli\u011fe sahip olanlara ilan etmektir. Yani Ey iman \u015ferefi ile mutlu olan kimseler! Haberiniz &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12115,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1134,1133,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1852","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-49-hucurat","tag-49-hucurat-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1852","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1852"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1852\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12115"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1852"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1852"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1852"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}