{"id":1868,"date":"2010-11-18T22:15:58","date_gmt":"2010-11-18T22:15:58","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1868"},"modified":"2010-11-18T22:15:58","modified_gmt":"2010-11-18T22:15:58","slug":"41-fussilet-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/41-fussilet-tefsiri\/","title":{"rendered":"41-FUSS\u0130LET SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>41-FUSS\u0130LET:<\/p>\n<p>1-4- \u00c2yetleri &#8220;tafs\u00eel olunmu\u015f&#8221; hem lafz\u0131 itibar\u0131yla f\u00e2s\u0131lalar\u0131 ve s\u00fbrelerinin ba\u015flar\u0131 ve sonlar\u0131 ay\u0131rt edilmi\u015f, hem de m\u00e2n\u00e2s\u0131 itibar\u0131yla vaad ve tehdit, k\u0131ssalar ve ahk\u00e2m ve di\u011fer k\u0131s\u0131mlara ayr\u0131larak a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f ve izah olunmu\u015ftur. (Hud S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131ndaki Hud, 11\/1 \u00e2yetinin tefsirine bkz.) &#8220;Kalblerimiz \u00f6rt\u00fcler i\u00e7inde&#8230;&#8221; Bunu s\u00f6yleyenler Ebu Cehil ile yan\u0131nda bulunan Kurey\u015f&#8217;ten bir topluluktu. Hz. \u00d6mer&#8217;den rivayet olunmu\u015ftur ki Kurey\u015f Resululallah&#8217;a do\u011fru bakm\u0131\u015flard\u0131. Resulullah onlara &#8220;Sizi \u0130sl\u00e2m&#8217;a gelip de Araplara efendilik etmekten al\u0131koyan nedir?&#8221; buyurdu. Dediler ki: &#8220;Ya Muhammed, biz senin s\u00f6yledi\u011fini anlam\u0131yoruz, i\u015fitmiyoruz, kalplerimizde g\u0131l\u00eef var&#8221;. Ebu Cehil de tuttu kendisiyle Resulullah&#8217;\u0131n aras\u0131na bir perde \u00e7ekip ya Muhammed dedi.<\/p>\n<p>5-8- &#8220;Kalplerimiz senin bizi \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131n \u015feyden \u00f6rt\u00fcler i\u00e7inde, kulaklar\u0131m\u0131zda da bir a\u011f\u0131rl\u0131k var ve seninle bizim aram\u0131zdan bir perde \u00e7ekilmi\u015ftir&#8221; dedi. dedi. Fakat ertesi g\u00fcn onlardan yetmi\u015f ki\u015fi Resulullah&#8217;a gelip &#8220;Ya Muhammed bize \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 anlat&#8221; dediler, arzedip anlat\u0131nca \u0130sl\u00e2m&#8217;a girdiler. Resulullah g\u00fcl\u00fcmseyip &#8220;Elhamd\u00fclillah, d\u00fcn benim davetime kar\u015f\u0131 kalplerinizde g\u0131l\u00eef, kabuk oldu\u011funu, kulaklar\u0131n\u0131zda a\u011f\u0131rl\u0131k bulundu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyordunuz, bug\u00fcn m\u00fcsl\u00fcman oldunuz&#8221; buyurdu. &#8220;Ya Resulallah, biz d\u00fcn yalan s\u00f6ylemi\u015fiz, \u00f6yle olsa idi asla hidayet bulamazd\u0131k&#8221; dediler.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>9- De ki: &#8220;Siz yeri iki g\u00fcnde yaratan\u0131 ger\u00e7ekten ink\u00e2r edip duracak m\u0131s\u0131n\u0131z? Bir de O&#8217;na e\u015fler ko\u015fuyorsunuz ha? O b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlerin Rabbidir.&#8221;<\/p>\n<p>10- O, yerin \u00fcst\u00fcnde sabit da\u011flar yaratt\u0131. Orada bereketler meydana getirdi. Orada ara\u015ft\u0131r\u0131p soranlar i\u00e7in r\u0131z\u0131klar\u0131 tam d\u00f6rt g\u00fcnde belli bir seviyede takdir edip, d\u00fczene koydu.<\/p>\n<p>11- Sonra duman halinde bulunan g\u00f6\u011fe y\u00f6neldi. Ona ve yerk\u00fcreye: &#8220;\u0130steyerek veya istemeyerek buyru\u011fuma gelin.&#8221; dedi. Her ikisi de: &#8220;\u0130steyerek geldik&#8221; dediler.<\/p>\n<p>12- B\u00f6ylece Allah onlar\u0131 iki g\u00fcnde yedi g\u00f6k olmak \u00fczere yerine koydu. Her g\u00f6\u011fe kendi i\u015fini bildirdi. Biz en yak\u0131n g\u00f6\u011f\u00fc kandillerle s\u00fcsledik ve koruduk. \u0130\u015fte bu \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc ve her \u015feyi bilen Allah&#8217;\u0131n takdiridir.<\/p>\n<p>13- E\u011fer onlar, yine y\u00fcz \u00e7evirirlerse de ki: &#8220;Ben sizi \u00c2d ve Semud&#8217;un ba\u015f\u0131na gelen y\u0131ld\u0131r\u0131ma benzer bir y\u0131ld\u0131r\u0131ma kar\u015f\u0131 uyard\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>14- Onlara Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na kulluk etmeyin diye \u00f6nlerinden ve arkalar\u0131ndan peygamberler geldi\u011fi zaman: &#8220;E\u011fer Rabbimiz dileseydi mutlaka melekler indirirdi. Biz sizin tebli\u011f i\u00e7in g\u00f6nderildi\u011finiz \u015feylere inanmay\u0131z.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>15- \u00c2d kavmine gelince onlar yery\u00fcz\u00fcnde b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslad\u0131lar ve: &#8220;Bizden daha kuvvetli kim vard\u0131r?&#8221; dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah&#8217;\u0131n kendilerinden daha kuvvetli oldu\u011funu g\u00f6rmediler mi? Onlar bizim \u00e2yetlerimizi bile bile ink\u00e2r ediyorlard\u0131.<\/p>\n<p>16- Bu y\u00fczden biz de onlara d\u00fcnya hayat\u0131nda rezillik azab\u0131n\u0131 tatt\u0131rmak i\u00e7in o u\u011fursuz g\u00fcnlerde dondurucu bir kas\u0131rga g\u00f6nderdik. Ahiret azab\u0131 ise elbette daha \u00e7ok rezil edicidir. Onlara yard\u0131m da edilmeyecektir.<\/p>\n<p>17- Sem\u00fbd kavmine gelince, biz onlara do\u011fru yolu g\u00f6sterdik. Fakat onlar k\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc do\u011fru yola tercih ettiler. Bunun \u00fczerine kazand\u0131klar\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fck y\u00fcz\u00fcnden al\u00e7alt\u0131c\u0131 azab\u0131n y\u0131ld\u0131r\u0131m\u0131 onlar\u0131 \u00e7arp\u0131verdi.<\/p>\n<p>18- Biz iman edenleri ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nanlar\u0131 ise kurtard\u0131k.<\/p>\n<p>9- Bu kayd\u0131nda iki ihtimal vard\u0131r. Birisi &#8220;Yaratt\u0131&#8221; fiiline ba\u011fl\u0131 olarak mef&#8217;ul\u00fcn f\u00eeh olmak, ikincisi zarf-\u0131 m\u00fcstekar olarak &#8220;arz&#8221; kelimesinden &#8220;Hal-i mukaddere&#8221; olmakt\u0131r. Birinci c\u00fcmle analizine g\u00f6re m\u00e2n\u00e2, yery\u00fcz\u00fcn\u00fc iki g\u00fcnde yaratt\u0131 demek olur. Yery\u00fcz\u00fc yarat\u0131l\u0131rken hen\u00fcz bildi\u011fimiz &#8220;g\u00fcn&#8221; bulunmayaca\u011f\u0131ndan &#8220;yevm&#8221; (g\u00fcn) mutlak zaman, m\u00e2n\u00e2s\u0131na, yani iki n\u00f6bette demek olur ki Allah en iyisini bilir. Birisi &#8220;G\u00f6klerle yer biti\u015fik halde iken, bizim onlar\u0131 birbirinden yar\u0131p ay\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131&#8230; g\u00f6rmediler mi?&#8221; (Enbiya, 21\/30) ifadesi gere\u011fince, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn g\u00f6kten, ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn, birisi de &#8220;O yeri uzat\u0131p d\u00f6\u015feyendir.&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/3) buyuruldu\u011fu \u00fczere, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn &#8220;medd&#8221; olundu\u011fu, yani yerk\u00fcrenin kabu\u011funun kaymak halinde d\u00f6\u015fenmeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnd\u00fcr. \u0130kinci tahlile g\u00f6re, m\u00e2n\u00e2 yerk\u00fcreyi iki g\u00fcnde olmak \u00fczere yaratt\u0131 demek olur. Bu \u015fekilde yerk\u00fcrenin ka\u00e7 g\u00fcnde yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenmi\u015f olmayarak yarat\u0131ld\u0131ktan sonra iki g\u00fcn i\u00e7inde bulunmas\u0131 hali anlat\u0131lm\u0131\u015f olur ki, bu da bir seneyi ikiye b\u00f6len iki g\u00fcn d\u00f6n\u00fcm\u00fc n\u00f6betidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yery\u00fcz\u00fc bu iki zaman i\u00e7inde deveran etmek, d\u00f6nmek \u00fczere yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>10- Hem onda \u00fcst\u00fcnden bask\u0131lar yapt\u0131; da\u011flar, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn kabu\u011funu taban\u0131na \u00e7iviler gibi kaz\u0131klar. Bu &#8220;vav&#8221;, istinafiyedir, fiiline at\u0131f de\u011fildir, \u00e7\u00fcnk\u00fc fas\u0131l vard\u0131r. Ve onda bereketler meydana getirdi. Yery\u00fcz\u00fcnde hay\u0131r ve hayrata elveri\u015fli \u015feyler, sular madenler, do\u011fma ve geli\u015fme kuvvetleriyle bitkiler ve hayvanlar gibi feyz ve bereket kaynaklar\u0131n\u0131 yeti\u015ftirdi. Ve onda az\u0131klar\u0131n\u0131 da takdir buyurdu, yani bitkilerin ve hayvanlar\u0131n ya\u015famak i\u00e7in muhta\u00e7 olduklar\u0131 ya\u011fmur ve di\u011fer has\u0131lat\u0131 da miktar ve say\u0131lar\u0131yla tayin buyurup yery\u00fcz\u00fcnde bi\u00e7imine koydu. D\u00f6rt g\u00fcn i\u00e7inde, yani b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 d\u00f6rt g\u00fcn i\u00e7inde yapt\u0131. Yahut d\u00f6rt g\u00fcn i\u00e7inde olarak yapt\u0131. \u00d6nceki &#8220;iki&#8221;de i\u00e7inde dahil olmak \u00fczere, &#8220;d\u00f6rt&#8221; ki, bunda da g\u00f6sterdi\u011fimiz \u015fekilde \u00f6b\u00fcrleri gibi iki m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. Birisi, madenlerin ve da\u011flar\u0131n yarat\u0131lmas\u0131 n\u00f6beti, biri de bitkilerin ve hayvanlar\u0131n yarat\u0131lmas\u0131 n\u00f6beti ki iki \u00f6nceki ile d\u00f6rt olur. Birisi de dan hal olmas\u0131d\u0131r ki, d\u00f6rt mevsimi g\u00f6stermi\u015f olur, bu \u015fekilde \u00f6nceki iki burada dahil olmu\u015f bulunur. Benim aciz anlay\u0131\u015f\u0131ma g\u00f6re burada bu m\u00e2n\u00e2, \u00f6b\u00fcr\u00fcnden daha \u00f6n pl\u00e2nda, ifadenin ak\u0131\u015f\u0131na daha uygundur. \u00c7\u00fcnk\u00fc yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn bereketleri ve r\u0131z\u0131klar\u0131 her sene bu d\u00f6rt mevsim i\u00e7inde yeti\u015fir. Say\u0131s\u0131 ve miktar\u0131 ile bi\u00e7imini bunlar i\u00e7inde al\u0131r, bu sebepten dolay\u0131 nin, ve fiillerine ba\u011flanmas\u0131 dahi ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade edebilir. Ve bu m\u00e2n\u00e2ca \u015fu kay\u0131t da a\u00e7\u0131k olur. B\u00fct\u00fcn ara\u015ft\u0131ranlar i\u00e7in e\u015fit olmak \u00fczere d\u00f6rt g\u00fcn, \u00e7\u00fcnk\u00fc her yerde r\u0131z\u0131k isteyenlerin hepsinin r\u0131zk\u0131 bu d\u00f6rt mevsim i\u00e7inde yeti\u015fir, r\u0131z\u0131klar e\u015fit olmazsa da g\u00fcnler e\u015fittir. D\u00f6rt mevsim hepsi i\u00e7in d\u00f6rtt\u00fcr. Burada ye m\u00fcteall\u0131k (ba\u011fl\u0131) olmamas\u0131 ve meseleyi soranlar m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir.<\/p>\n<p>Bu d\u00f6rt g\u00fcn\u00fc, \u00f6nceki &#8220;iki&#8221;ye ekleyerek, toplam\u0131n\u0131 &#8220;alt\u0131&#8221; olmak \u00fczere tefsir etmeyi uygun g\u00f6rm\u00fcyorlar, \u00e7\u00fcnk\u00fc bu \u015fekilde g\u00f6ky\u00fcz\u00fcn\u00fcn zikrolunacak iki g\u00fcn\u00fcyle g\u00fcnlerin toplam\u0131 sekize ula\u015f\u0131yor. Oysa bir\u00e7ok \u00e2yetlerde &#8220;O g\u00f6kleri ve yeri alt\u0131 g\u00fcnde yaratt\u0131.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/54) buyurulmu\u015f olmakla bu g\u00fcnler, o alt\u0131 g\u00fcn\u00fcn beyan\u0131 oldu\u011funa g\u00f6re o say\u0131y\u0131 a\u015fmamak gerekir.<\/p>\n<p>(Bu nokta i\u00e7in A&#8217;raf S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki Rabbiniz g\u00f6kleri ve yeri alt\u0131 g\u00fcnde yaratan, sonra (emri) Ar\u015f \u00fczerinde h\u00fck\u00fcmran olan Allah&#8217;t\u0131r.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/54) \u00e2yetine bkz.)<\/p>\n<p>11- Sonra &#8220;sema&#8221;ya (g\u00f6\u011fe) do\u011fru do\u011fruldu, yani il\u00e2h\u00ee inayetini, ilgisini dosdo\u011fru g\u00f6\u011fe y\u00f6neltti. Kelimesi ile kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman &#8220;istikamet almak&#8221;, &#8220;dosdo\u011fru y\u00f6nelmek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki, y\u00fcce Allah hakk\u0131nda do\u011frudan do\u011fruya &#8220;irade&#8221; ile tefsir olunur. Yani il\u00e2h\u00ee inayetini, iradesini g\u00f6\u011fe do\u011fru y\u00f6neltti. O bir duman halinde idi. \u0130rade buyurdu da ona ve yery\u00fcz\u00fcne dedi ki ikiniz de ister istemez gelin. \u0130kiniz birden emrime boyun e\u011fin, huyunuza gerek uygun olsun, gerek olmas\u0131n, yahut ikiniz de v\u00fccuda gelin, yoktan var olun.<\/p>\n<p>Dediler ki ikimiz de isteyerek geldik. Buradaki yi, R\u00e2z\u00ee ve K\u00e2d\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee gibi tefsir bilginlerinin bir k\u0131sm\u0131 &#8220;zaman\u00ee&#8221; de\u011fil, &#8220;r\u00fctb\u00ee terah\u00ee&#8221; (sonral\u0131k) ile anlam\u0131\u015flar, yani g\u00f6\u011f\u00fcn yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan \u00f6nce olup, yaln\u0131z burada yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn yarat\u0131lmas\u0131n\u0131 beyandan sonra a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u015fekilde demek, &#8220;v\u00fccuda gelin&#8221; (var olun) m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;tekvin&#8221;den ibarettir. &#8220;D\u00fchan&#8221; (Buhar) da ilk maddenin yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 haldir. \u0130lk \u00f6nce, ilk madde yarat\u0131lm\u0131\u015f ve onda hen\u00fcz bir \u0131\u015f\u0131k olmad\u0131\u011f\u0131, karanl\u0131k bir halde bulundu\u011fu veyahut madde tabiat\u0131 esas itibar\u0131yla karanl\u0131k bulundu\u011fu i\u00e7in &#8220;duhan&#8221; denilmi\u015ftir. Bu g\u00fczel bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Fakat c\u00fcmlesinin hal c\u00fcmlesi olarak, ya, biti\u015fmesi ve emrinden \u00f6nce olmas\u0131 gerekece\u011fine g\u00f6re, bu tefsirin maddenin &#8220;k\u0131dem&#8221;ini (ezel\u00ee olu\u015funu) ifade etmek gibi, bir kusur ve lekesi vard\u0131r. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k \u00e7o\u011fu tefsir bilginleri ise nin &#8220;terahisi&#8221; (sonral\u0131\u011f\u0131)nin zaman\u00ee oldu\u011fu kanaatine varm\u0131\u015flar ve yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 g\u00f6ky\u00fcz\u00fcnden \u00f6nce olup, ancak &#8220;Bundan sonra da yeri yay\u0131p d\u00f6\u015fedi.&#8221; (Naziat, 79\/30) \u00e2yetinin ifadesince d\u00f6\u015fenmesinin sonra oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Acizane ben de bunu cumhurun \u00fcslubu \u00fczere anlamay\u0131 tercih ediyorum. \u015eu kadar ki g\u00f6kten murad, &#8220;Biz g\u00f6kten de su indirdik.&#8221; (Lokman, 31\/10) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn yukar\u0131s\u0131, hava taraf\u0131 demek oldu\u011fu kanaatine var\u0131yorum. Bu \u015fekilde &#8220;Sonra g\u00f6\u011fe do\u011fru do\u011fruldu&#8221; \u00e2yeti yukar\u0131daki ya atfedilmi\u015f olarak \u015f\u00f6yle demek olur: \u0130lk kez yery\u00fcz\u00fcn\u00fc yaratt\u0131ktan sonra do\u011frudan do\u011fruya yukar\u0131s\u0131n\u0131 yaratmay\u0131 irade buyurdu, bir duman olarak. Demek ki yery\u00fcz\u00fc ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda ilkin g\u00f6kten ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada ate\u015f halinde idi, sonra bu ate\u015ften onun yukar\u0131s\u0131na do\u011fru semas\u0131 olarak duman halinde gazlar p\u00fcsk\u00fcr\u00fcyordu. Bu halde bu duman halindeki g\u00f6\u011fe ve yery\u00fcz\u00fcne<\/p>\n<p>&#8220;\u0130kiniz de ister istemez gelin. Tabiat\u0131n\u0131za uygun gelse de gelmese de ikiniz birlikte, birbirinize uyarak, bir nizam \u00fczere hareket edin&#8221; dedi. B\u00fct\u00fcn g\u00f6ky\u00fcz\u00fc i\u00e7inde, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn ve havas\u0131n\u0131n birlikte hareket etmesini emreyledi. &#8220;\u0130kimiz de isteyerek geldik&#8221; dediler. Baz\u0131lar\u0131 bu emri ve isteyerek boyun e\u011fmeyi \u015fuur\u00ee m\u00e2n\u00e2da anlamak istemi\u015flerse de mutlak emre uyma ve boyun e\u011fme m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 daha a\u011f\u0131r basmaktad\u0131r. Yani verilen emirde, icra edilen tesirde her biri tabiat\u0131ndakinin aksine bir fiil ve harekete dahi sevkedilseler, onlar onun kabul\u00fcn\u00fc bir tabiat, bir huy edinmi\u015flerdir. Onun i\u00e7in hareket ve hareketsizlik gibi \u00e7e\u015fitli tabiatta tesirleri tabi\u00ee gibi kabul ederler. \u0130l\u00e2h\u00ee emre kar\u015f\u0131 hi\u00e7bir muhalefetleri meydana gelmez. Onun i\u00e7in &#8220;atalet&#8221; kanunu denilen bu boyun e\u011fme ve kabiliyet ile b\u00fct\u00fcn g\u00f6k cisimlerinin ve yery\u00fcz\u00fc cisimlerinin olaylar\u0131 tabi\u00ee imi\u015f gibi a\u00e7\u0131klanabilir. Burada eserden olmak \u00fczere \u015f\u00f6yle bir (s\u00f6z) de naklederler: Denilmi\u015f ki g\u00f6kler ve yery\u00fcz\u00fc yarat\u0131lmadan ar\u015f su \u00fczerinde idi, sudaki s\u0131cakl\u0131ktan bir kaymak ve bir duman \u00e7\u0131kt\u0131, kaymak suyun y\u00fcz\u00fcnde kald\u0131, ondan kurakl\u0131\u011f\u0131 yaratt\u0131 ve ondan yery\u00fcz\u00fcn\u00fc meydana getirdi. Duman da yukar\u0131 y\u00fckseldi ondan da g\u00f6ky\u00fcz\u00fcn\u00fc yaratt\u0131. Fahr\u00fc&#8217;r-R\u00e2z\u00ee der ki: Bu hikaye Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da yoktur. Yahudilerin Tevrat dedi\u011fi kitab\u0131n ba\u015f\u0131nda vard\u0131r. Bir delil delalet ederse kabul olunabilir. Zemah\u015fer\u00ee garip bir f\u0131kra daha nakleder de kuraktan bir yery\u00fcz\u00fc yapt\u0131, sonra da onu ay\u0131rd\u0131, iki yery\u00fcz\u00fc yapt\u0131 der. Ayr\u0131lan bu iki yery\u00fcz\u00fc nedir? Ya yery\u00fcz\u00fcnden ay\u0131n ayr\u0131lmas\u0131 olacak, yahut da Amerika&#8217;n\u0131n ayr\u0131lmas\u0131 olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>12- \u015eimdi as\u0131l, g\u00f6klere ge\u00e7ilerek buyuruluyor ki K\u0131sacas\u0131 onlar\u0131 iki g\u00fcnde sa\u011flam yedi g\u00f6\u011fe tamamlad\u0131. Bu iki g\u00fcn\u00fcn birisi yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn de yarat\u0131lmas\u0131ndan \u00f6nceki ilk maddenin yarat\u0131lmas\u0131, birisi de cisimlerin te\u015fekk\u00fcl\u00fc g\u00fcnleridir ki A&#8217;raf S\u00fbresi&#8217;nde beyan olundu\u011fu \u00fczere alt\u0131 g\u00fcnden ikisini te\u015fkil eder. Yahut birisi yerin yarat\u0131lmas\u0131ndan \u00f6nce, birisi de yerin yarat\u0131lmas\u0131ndan sonrad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Ay, Z\u00fchre (Ven\u00fcs) ve Utarid (Merk\u00fcr) gibi baz\u0131 g\u00f6k cisimlerinin yarat\u0131lmas\u0131, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn yarat\u0131lmas\u0131ndan sonrad\u0131r. Buna g\u00f6re deki, n\u0131n takip m\u00e2n\u00e2s\u0131 da sakl\u0131 kalm\u0131\u015f olur. (Bakara S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Onlar\u0131 yedi g\u00f6k halinde d\u00fczenledi.&#8221; Bakara, 2\/29 \u00e2yetinin tefsirine bkz.) Benim acizane fikrime g\u00f6re, bu iki g\u00fcn, g\u00f6klerden h\u00e2l-i mukaddere olmak \u00fczere birisinin d\u00fcnya, birisinin ahiret olmas\u0131 da muhtemeldir. Bunlar\u0131 b\u00f6yle sa\u011flam yapt\u0131 ve tamamlad\u0131. Her g\u00f6kte ona ait emri de vahyetti. Her &#8220;sema&#8221;n\u0131n meleklerine orada cereyan edecek i\u015flerin emrini de telkin buyurdu ki bu da &#8220;tamamlama&#8221; c\u00fcmlesindendir. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n bu yolda ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan ve tamamlanmas\u0131ndan y\u00fcce Yarat\u0131c\u0131n\u0131n kudretinin delilleri tecelli edip ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in bu noktada &#8220;g\u0131yab&#8221;dan (\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc tekil \u015fah\u0131s) &#8220;tekell\u00fcm&#8221;e, (birinci \u015fahsa) d\u00f6n\u00fcl\u00fcyor ki ve d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fcn\u00fc m\u0131sbahlar, yani parlak kandillerle donatt\u0131k, s\u00fcsledik. &#8220;En yak\u0131n g\u00f6\u011f\u00fc bir zinetle, y\u0131ld\u0131zlarla s\u00fcsledik.&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/6) . Hem de korunmu\u015f k\u0131ld\u0131k. \u015eeytanlar yana\u015famazlar. \u0130\u015fte o, o az\u00eez ve her \u015feyi bilen Allah&#8217;\u0131n takdiridir.<\/p>\n<p>13- Siz onu hep ink\u00e2r m\u0131 edip duracaks\u0131n\u0131z, de. Yine y\u00fcz \u00e7evirir ald\u0131rmazlarsa, o zaman de ki size bir y\u0131ld\u0131r\u0131m tehlikesi haber veriyorum. Yani y\u0131ld\u0131r\u0131m gibi bir \u00e7arp\u0131\u015fta helak edecek \u015fiddetli bir azap &#8220;\u00c2d ve Semud&#8217;un u\u011frad\u0131\u011f\u0131 y\u0131ld\u0131r\u0131m gibi&#8221;. Delail\u00fc&#8217;n-N\u00fcb\u00fcvve&#8217;de Beyhak\u00ee ve \u0130bn\u00fc As\u00e2kir Cabir b. Abdullah&#8217;tan rivayet ederler. O demi\u015ftir ki: Ebu Cehil ile Kurey\u015f&#8217;in ileri gelenlerinden bir topluluk \u015f\u00f6yle dediler: &#8220;Muhammed&#8217;in i\u015fi bizi \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc, sihir, kehanet, falbak\u0131c\u0131l\u0131k ve \u015fiiri bilen bir adam arasan\u0131z, onunla konu\u015fsa da bize onun durumunu bir anlatsa.&#8221; dediler. Bunun \u00fczerine Utbe b. Rebia: &#8220;Ben vallahi \u015fiiri, fal bakmay\u0131, sihri dinlemi\u015fim, ona dair bir ilim edinmi\u015fimdir. E\u011fer \u00f6yle ise Muhammed bana gizli kalmaz.&#8221; dedi ve vard\u0131: &#8220;Ya Muhammed, sen mi daha hay\u0131rl\u0131s\u0131n, Ha\u015fim mi; sen mi hay\u0131rl\u0131s\u0131n, Abdulmuttalib mi?&#8221; dedi. Resulullah cevap vermedi. &#8220;Ya sen bizim il\u00e2hlar\u0131m\u0131z\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fcyor, atalar\u0131m\u0131z\u0131 sap\u0131k olarak g\u00f6steriyorsun, e\u011fer ba\u015fkanl\u0131k senin olsun istiyorsan bayraklar\u0131m\u0131z\u0131 sana dikelim ve e\u011fer mal istiyorsan sana mallar\u0131m\u0131zdan senin ve arkandakilerin ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 giderecek mal toplayal\u0131m ve e\u011fer kad\u0131n ihtiyac\u0131n varsa Kurey\u015f k\u0131zlar\u0131ndan be\u011fenece\u011fin on tanesini seninle evlendirelim.&#8221; dedi. Resulullah susuyor s\u00f6ylemiyordu. Utbe s\u00f6z\u00fcn\u00fc bitirdi\u011fi zaman, Resulullah (s.a.v.) &#8220;Bismillahirrahmanirrahim&#8221; deyip, diye okudu. &#8220;Bunun \u00fczerine yine ba\u015flar\u0131n\u0131 \u00e7evirirlerse o zaman de ki: Size Ad ve Semud y\u0131ld\u0131r\u0131m\u0131 gibi bir y\u0131ld\u0131r\u0131m haber veriyorum.&#8221; \u00e2yetine gelince, Utbe hemen Resulullah (s.a.v.)\u0131n m\u00fcbarek a\u011f\u0131zlar\u0131n\u0131 tuttu &#8220;Rahime&#8221; yemin vererek vazge\u00e7mesini rica etti. Kurey\u015f&#8217;e \u00e7\u0131kmad\u0131, birka\u00e7 g\u00fcn g\u00f6r\u00fcnmeyince Ebu Cehil &#8220;Ey Kurey\u015f toplulu\u011fu!&#8221; dedi. &#8220;Utbe neden g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyor? Zannederim Muhammed&#8217;e sapt\u0131, galiba onun yeme\u011fi ho\u015funa gitti, bu mutlak ihtiyac\u0131ndan olmal\u0131, kalk\u0131n gidelim bakal\u0131m&#8221; dedi. Vard\u0131lar. Ebu Cehil &#8220;Ey Utbe&#8221; dedi. &#8220;Sen Muhammed&#8217;e sapt\u0131n o galiba ho\u015funa gitti, bir ihtiyac\u0131n varsa seni Muhammed&#8217;e muhta\u00e7 etmeyecek mal toplayabiliriz.&#8221; Bunun \u00fczerine Utbe k\u0131zd\u0131 ve bundan sonra Muhammed&#8217;e ebediyyen bir \u015fey s\u00f6ylemeyece\u011fine billahi diyerek yemin etti de dedi ki: &#8220;Bilirsiniz, ben Kurey\u015f&#8217;in malca en zenginiyim, fakat ben ona vard\u0131m..&#8221; diye hikayeyi anlatt\u0131. &#8220;Bana&#8221; dedi, &#8220;bir \u015fey ile cevap verdi ki: Vallahi o sihir de\u011fil, \u015fiir de de\u011fil, fal bak\u0131c\u0131l\u0131k da de\u011fildir&#8221; O, okudu: \u00e2yetine gelince, ben a\u011fz\u0131n\u0131 tuttum ve Rah\u00eem&#8217;e yemin verdim, bunun \u00fczerine kesti. Vallahi bilirsiniz ki Muhammed bir \u015fey s\u00f6yledi\u011fi zaman yalan \u00e7\u0131kmaz, onun i\u00e7in ba\u015f\u0131n\u0131za bir azap inmesinden korktum.&#8221;<\/p>\n<p>14-18- \u00d6nlerinden ve arkalar\u0131ndan, yani her taraflar\u0131ndan geldiler ve her y\u00f6nden her \u015fekilde \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar, u\u011fra\u015ft\u0131lar yahut ilerisini gerisini, ge\u00e7mi\u015fi gelece\u011fi anlatt\u0131lar, korkuttular, uyar\u0131da bulundular. &#8220;Sarsar&#8221; r\u00fczgar\u0131, so\u011fu\u011funun \u015fiddetinden yak\u0131p kavuran veya g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc \u00e7ok olan f\u0131rt\u0131na u\u011fursuz g\u00fcnlerde, m\u00fcneccimler buradan baz\u0131 g\u00fcnlerin u\u011fursuz oldu\u011funa delil getirmi\u015flerdir. Fakat kelam bilginleri demi\u015flerdir ki g\u00fcnlerin &#8220;u\u011furluluk&#8221; ve &#8220;u\u011fursuz&#8221;lukla nitelenmeleri zat\u00ee de\u011fil, izaf\u00eedir. Yani g\u00fcn bir adama g\u00f6re u\u011fursuz, di\u011fer bir adama g\u00f6re de u\u011furlu olabilir. Elem g\u00f6ren bir adam i\u00e7in u\u011fursuz, nimet g\u00f6ren bir adam i\u00e7in u\u011furlu olur. Denilir ki bu g\u00fcnler \u015eubat&#8217;\u0131n sonundan &#8220;Berd\u00fc&#8217;l-ac\u00fbz&#8221; (kocakar\u0131 so\u011fu\u011fu) denilen g\u00fcnleri idi. \u015eevval&#8217;in sonunda \u00e7ar\u015fambadan \u00e7ar\u015fambaya oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>19- O g\u00fcn Allah&#8217;\u0131n d\u00fc\u015fmanlar\u0131 cehennem ate\u015fine s\u00fcr\u00fclmek \u00fczere hep bir araya toplan\u0131rlar.<\/p>\n<p>20- Nihayet oraya vard\u0131klar\u0131 zaman kulaklar\u0131, g\u00f6zleri ve derileri yapt\u0131klar\u0131 \u015feyler hakk\u0131nda onlar\u0131n aleyhinde \u015fahitlik ederler.<\/p>\n<p>21- Onlar derilerine: &#8220;Ni\u00e7in aleyhimize \u015fahitlik ettiniz?&#8221; derler. Derileri de: &#8220;Bizi her \u015feyi konu\u015fturan Allah konu\u015fturdu, sizi ilk defa yaratan O&#8217;dur ve siz yine O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcyorsunuz&#8221; derler.<\/p>\n<p>22- Siz kulaklar\u0131n\u0131z\u0131n, g\u00f6zlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde \u015fahitlik edece\u011finden korkarak k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nm\u0131yordunuz. Fakat yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan bir\u00e7o\u011funu Allah&#8217;\u0131n bilmeyece\u011fini zannediyordunuz.<\/p>\n<p>23- \u0130\u015fte Rabbiniz hakk\u0131nda besledi\u011finiz bu zann\u0131n\u0131z sizi helak etti de zarara u\u011frayanlardan oldunuz.<\/p>\n<p>24- \u015eimdi e\u011fer dayanabilirlerse onlar\u0131n yeri ate\u015ftir. Yok e\u011fer ho\u015fnutlu\u011fa d\u00f6nmek isterlerse bile art\u0131k onlar ho\u015fnut edileceklerden de\u011fildirler.<\/p>\n<p>25- Biz onlara birtak\u0131m arkada\u015flar musallat ettik de onlar kendilerine \u00f6nlerinde ve arkalar\u0131nda ne varsa hepsini g\u00fczel g\u00f6sterdiler. B\u00f6ylece kendilerinden \u00f6nce gelip, ge\u00e7mi\u015f olan cin ve insan topluluklar\u0131 hakk\u0131ndaki, azab s\u00f6z\u00fc onlar i\u00e7in de hak oldu. Do\u011frusu onlar\u0131n hepsi de kendilerine yaz\u0131k etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>19- Kulaklar\u0131, g\u00f6zleri ve derileri aleyhlerine \u015fahitlik ederler. Kendilerinin duyu, idrak, kavrama ve ezberleme ara\u00e7lar\u0131 olan organlar\u0131 ve \u00e2letleri \u015fahitlik ederler ki de\u011fi\u015fikliklerin en deh\u015fetli ve korkun\u00e7 safhalar\u0131ndan biridir. K\u00e2d\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee \u015f\u00f6yle diyor: Allah&#8217;\u0131n onlar\u0131 konu\u015fturmas\u0131 ile veya \u00fczerlerinde kazan\u00e7lar\u0131n\u0131 g\u00f6sterecek birtak\u0131m eserler, izler ortaya \u00e7\u0131karmas\u0131yla ki, bu \u015fekilde lisan-\u0131 h\u00e2l (durumlar\u0131n\u0131n dili) ile s\u00f6ylemi\u015f olurlar. Fakat biraz sonra &#8220;Bizi her \u015feyi s\u00f6yleten Allah \u015f\u00f6yle s\u00f6yletti&#8221; diye a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilecektir. Hadiste yer alm\u0131\u015ft\u0131r ki &#8220;\u0130nsanda ilk s\u00f6yleyen fahz-i y\u00fcsra sol oyluktur, sonra organlar s\u00f6yler.&#8221; Bunun \u00fczerine kahrolas\u0131 der, ben seni savunuyorum.<\/p>\n<p>20-25- Ve i\u015fte bu sizin Rabbinize kar\u015f\u0131 besledi\u011finiz zann\u0131n\u0131zd\u0131r ki sizi helak etti. Bu zann Allah hakk\u0131nda yanl\u0131\u015f olan k\u00f6t\u00fc zand\u0131r ki helak edicidir. Demi\u015flerdir ki &#8220;Zann iki \u00e7e\u015fittir. Biri kurtar\u0131c\u0131, biri de helak edicidir.&#8221; &#8220;Ben kulumun hakk\u0131mda besledi\u011fi zanna g\u00f6re olurum.&#8221; kudsi hadisinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 yanl\u0131\u015f anlamamal\u0131d\u0131r. Hasan Basri hazretleri bu \u00e2yeti okumu\u015f da demi\u015ftir ki: \u0130nsanlar\u0131n amelleri Rablerine kar\u015f\u0131 besledikleri zanna g\u00f6redir. M\u00fcmin Allah&#8217;a g\u00fczel zan besler, g\u00fczel amel yapar, k\u00e2fir ve m\u00fcnaf\u0131k da k\u00f6t\u00fc zanda bulunur, k\u00f6t\u00fc amel yapar. Art\u0131k onlar arzular\u0131na erdirilecek, d\u00f6nd\u00fcr\u00fclecek de\u011fillerdir. Bir hadis-i \u015ferifte, &#8220;\u00d6ld\u00fckten sonra geri \u00e7evrilecek yoktur&#8221; buyurulmu\u015ftur. Ve onlara birtak\u0131m arkada\u015flar takdir ettik, sard\u0131rd\u0131k. \u015eeytanlardan kendilerine yak\u0131n olup yana\u015fan birtak\u0131m arkada\u015flar ki, kabu\u011funun yumurtay\u0131 sarmas\u0131 gibi onlar\u0131 sarm\u0131\u015flar, ba\u015flar\u0131na dolanm\u0131\u015flard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Kim o \u00e7ok esirgeyici (Allah)nin zikrinden g\u00f6z yumarsa, biz ona \u015feytan\u0131 musallat ederiz. Art\u0131k bu onun (ayr\u0131lmaz) bir arkada\u015f\u0131d\u0131r.&#8221; (Zuhruf, 43\/36) buyurulmu\u015ftur. Ve \u00fczerlerine o s\u00f6z, hak oldu. O s\u00f6z, azab kelimesi, yani Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u0130blis&#8217;e \u015fu s\u00f6z\u00fcd\u00fcr: &#8220;\u0130\u015fte bu do\u011fru. Ben \u015fu ger\u00e7e\u011fi s\u00f6yleyeyim: Andolsun cehennemi senden ve onlar\u0131n sana tabi olanlar\u0131ndan, topunuzdan t\u0131ka basa dolduraca\u011f\u0131m.&#8221; (S\u00e2d, 38\/84-85).<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>26- \u0130nk\u00e2r edenler: &#8220;Bu Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 dinlemeyin, okunurken g\u00fcr\u00fclt\u00fc yap\u0131n, belki \u00fcst\u00fcn gelirsiniz&#8221; dediler.<\/p>\n<p>27- Biz mutlaka ink\u00e2r edenlere \u015fiddetli bir azab tatt\u0131raca\u011f\u0131z. Ve onlara yapt\u0131klar\u0131 amellerin en k\u00f6t\u00fcs\u00fcn\u00fcn cezas\u0131n\u0131 verece\u011fiz.<\/p>\n<p>28- \u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131n d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n cezas\u0131 ate\u015ftir. \u00c2yetlerimizi bile bile ink\u00e2r etmelerinin cezas\u0131 olarak, onlar i\u00e7in orada ebed\u00ee olarak kalacaklar\u0131 cehennem yurdu vard\u0131r.<\/p>\n<p>29- \u0130nk\u00e2r edenler: &#8220;Ey Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi do\u011fru yoldan sapt\u0131ranlar\u0131 bize g\u00f6ster de onlar\u0131 ayaklar\u0131m\u0131z\u0131n alt\u0131na alal\u0131m, b\u00f6ylece cehennemin en alt\u0131nda kalanlardan olsunlar.&#8221; diyeceklerdir.<\/p>\n<p>30- &#8220;Rabbimiz Allah&#8217;t\u0131r&#8221; deyip, sonra da do\u011frulukta devam edenlere gelince, onlar\u0131n \u00fczerine melekler iner ve derler ki: &#8220;Korkmay\u0131n, \u00fcz\u00fclmeyin, size vaad edilen cennetle sevinin.&#8221;<\/p>\n<p>31- &#8220;Biz d\u00fcnya hayat\u0131nda da, ahirette de sizin dostlar\u0131n\u0131z\u0131z. Cennette sizin i\u00e7in can\u0131n\u0131z\u0131n \u00e7ekti\u011fi ve istedi\u011finiz her \u015fey vard\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>32- Bunlar \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 ve \u00e7ok merhametli olan Allah taraf\u0131ndan bir a\u011f\u0131rlamad\u0131r.<\/p>\n<p>26-29- Bir de dedi ki o ink\u00e2r edenler: \u015eu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 dinlemeyin ve onun hakk\u0131nda yaygara, g\u00fcr\u00fclt\u00fc yap\u0131n. Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re Resulullah (s.a.v.) Mekke&#8217;de iken y\u00fcksek sesle Kur&#8217;\u00e2n okudu\u011fu zaman m\u00fc\u015frikler etraftan dinleyen insanlar\u0131 kovar, da\u011f\u0131t\u0131rlar; dinlemeyin \u015fu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 ve as\u0131ls\u0131z yaygara, g\u00fcr\u00fclt\u00fc yap\u0131n derler ve \u0131sl\u0131k \u00e7alar g\u00fcr\u00fclt\u00fc ederlerdi.<\/p>\n<p>30-Cenab-\u0131 Allah k\u00e2firlere olan tehdit ve uyar\u0131dan sonra m\u00fcminlere vaad ve m\u00fcjde ile buyuruyor ki: Onlar ki Rabbimiz Allah&#8217;t\u0131r dediler, sonra istikamet \u00fczere bulundular, do\u011fru gittiler, yani Allah&#8217;\u0131n birlik ve Rabli\u011fini tasdik ve ikrar edip \u015firke d\u00f6nmeksizin o ikrarda sabit olarak gere\u011fince gittiler. Ke\u015f\u015faf tefsirinde denilir ki: \u00c2yet metnindeki &#8220;sonra&#8221; istikametin mertebede ikrardan terahisi (sonral\u0131\u011f\u0131) ve onun \u00fczerine \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn mesele istikamettedir.&#8221; &#8220;M\u00fcminler ancak o kimselerdir ki Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne iman ettikten sonra \u015f\u00fcpheye sapmay\u0131p&#8230;&#8221; (Hucurat, 49\/15) ifadesi de bunun benzeridir. M\u00e2n\u00e2: &#8220;Sonra o ikrar ve gere\u011fi \u00fczerinde sebat ettiler&#8221; demektir. Hz. Ebu Bekir&#8217;den bir rivayette: &#8220;S\u00f6zde do\u011fru yolda olduklar\u0131 gibi fiilde de do\u011fru yolda oldular.&#8221; Di\u011fer bir rivayette de yine Ebu Bekir S\u0131dd\u0131k (r.a.) bu \u00e2yeti okuyup &#8220;Ne dersiniz?&#8221; dedi. &#8220;G\u00fcnah i\u015flemediler&#8221; dediler. &#8220;Pek zor ihtimale tefsir ettiniz, ibadeti yaparlarken putlara d\u00f6nmediler&#8221; dedi. Hz. \u00d6mer (r.a.) bir hutbesinde bu \u00e2yeti tefsir edip demi\u015ftir ki: &#8220;Allah&#8217;a itaatte istikamet yapt\u0131lar, tilkiler gibi hilekarl\u0131\u011fa sapmad\u0131lar.&#8221; Hz. Osman (r.a.)dan, &#8220;Amelde ihlas yapt\u0131lar.&#8221; Hz. Ali (k.v.)den: &#8220;Farzlar\u0131 eda ettiler.&#8221; S\u00fcfyan-\u0131 Sevri&#8217;den: &#8220;Dediklerine uygun amel ettiler.&#8221; Rebi&#8217;\u00ee b. Enes&#8217;ten: &#8220;Allah&#8217;\u0131n masivas\u0131ndan (Allah&#8217;tan ba\u015fka her \u015feyden) y\u00fcz \u00e7evirdiler.&#8221; S\u00fcfyan b. Abdillahi&#8217;s-Sakaf\u00ee (r.a.) hazretleri de demi\u015ftir ki: &#8220;Ya Resulallah! Bana tutunaca\u011f\u0131m bir i\u015f haber ver.&#8221; dedim. Resulullah buyurdu ki &#8220;Rabbim Allah de, sonra da, dosdo\u011fru ol.&#8221; Bunun \u00fczerine, &#8220;Benim hakk\u0131mda en korkaca\u011f\u0131m \u015fey nedir?&#8221; dedim. Resulullah (s.a.v.) kendi dilini tutup &#8220;i\u015fte bu&#8221; buyurdu. \u00dczerlerine peyderpey Allah&#8217;\u0131n el\u00e7ileri melekler iner. K\u00e2firlere \u015feytanlar arkada\u015f oldu\u011fu gibi, bunlara da melekler iner. M\u00fccahid ve S\u00fcdd\u00ee demi\u015flerdir ki: \u00d6l\u00fcm an\u0131nda; Mukatil: Yeniden dirilme an\u0131nda; baz\u0131lar\u0131 da hem \u00f6l\u00fcm, hem kabir, hem yeniden dirilme an\u0131nda demi\u015fler. Bununla birlikte \u00e2yet mutlakt\u0131r. D\u00fcnyada hayat\u0131n her an\u0131na da uyar. fiili Hem &#8220;m\u00fczari&#8221; kipi olmakla, &#8220;istimrar&#8221; s\u00fcreklilik, hem &#8220;tefe&#8217;ul&#8221; kal\u0131b\u0131ndan olmakla tekell\u00fcf (kendini zorlama) ve tevali (pe\u015fi pe\u015fine olma) ifade eder. \u00d6zellikle biraz sonra hem d\u00fcnya ve hem ahiret a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilecektir. Yani s\u00fcrekli olarak iner iner dururlar. \u015e\u00f6yle diye korkmay\u0131n, gelecekten endi\u015fe etmeyin, h\u00fcz\u00fcnl\u00fc de olmay\u0131n, yani ge\u00e7mi\u015fe de merak etmeyin. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Haberiniz olsun ki Allah&#8217;\u0131n velileri i\u00e7in hi\u00e7bir korku yoktur. Onlar mahzun da olacak de\u011fillerdir.&#8221; (Yunus, 10\/62). Vaad olunup durdu\u011funuz cennet ile m\u00fcjdelenin, ne\u015felenin,<\/p>\n<p>31- biz sizin evliyan\u0131z, dostlar\u0131n\u0131z\u0131z, hem d\u00fcnyada, hem ahirette. Bu kay\u0131t g\u00f6sterir ki meleklerin ini\u015fi hem d\u00fcnya, hem ahirete \u015famildir. Ancak baz\u0131lar\u0131 bunun do\u011frudan do\u011fruya il\u00e2h\u00ee kelam oldu\u011fu kanaatine varm\u0131\u015flard\u0131r ki &#8220;Allah iman edenlerin yard\u0131mc\u0131s\u0131d\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/257) gibi &#8220;veliyy\u00fclemir&#8221; (i\u015flerini \u00fcstlenen), &#8220;veliyy\u00fcnnimet&#8221; (nimet veren), koruyucu ve muhafaza eden demek olur. Fakat a\u00e7\u0131k olan ihtimal bu s\u00f6z\u00fcn meleklerin s\u00f6zlerinden olmas\u0131d\u0131r. Cennet ile sevinecek ne var derseniz, Orada size canlar\u0131n\u0131z ne arzu ederse var, hem orada size ne isterseniz var, yani her neye gelsin derseniz hemen gelir.<\/p>\n<p>32- Bir a\u011f\u0131rlama, yani konukluk, ikramiye olarak \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 ve \u00e7ok merhamet edici Allah&#8217;tan. Mutluluk mertebeleri tam ve tam\u00fcst\u00fc olmak \u00fczere ikidir. Tam mutluluk zat\u0131nda m\u00fckemmel olacak \u00fcst\u00fcn nitelik kazanmakt\u0131r. Bu dereceyi ge\u00e7ip de noksanlar\u0131 m\u00fckemmelli\u011fe erdirmek i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmak da tam\u00fcst\u00fcd\u00fcr. Birinciye i\u015faret olmak \u00fczere &#8220;Rabbimiz Allah deyip sonra istikamet edenler&#8230;&#8221; buyuruldu\u011fu gibi, ikinciyi anlatmak \u00fczere de buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>33- Allah&#8217;a davet eden, salih amel i\u015fleyen ve: &#8220;Ben ger\u00e7ekten m\u00fcsl\u00fcmanlardan\u0131m&#8221; diyen kimseden daha g\u00fczel s\u00f6zl\u00fc kim olabilir?<\/p>\n<p>34- Hem iyilik de bir de\u011fildir, k\u00f6t\u00fcl\u00fck de. K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc en g\u00fczel bir \u015fekilde sav. O zaman seninle kendi aras\u0131nda bir d\u00fc\u015fmanl\u0131k olan ki\u015finin, sanki samimi bir dost gibi oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn.<\/p>\n<p>35- Bu olgunlu\u011fa ancak sabredenler kavu\u015fturulur, buna ancak hay\u0131rdan b\u00fcy\u00fck bir pay sahibi olan kavu\u015fturulur.<\/p>\n<p>36- E\u011fer \u015feytandan gelen k\u00f6t\u00fc bir d\u00fc\u015f\u00fcnce seni d\u00fcrtecek olursa hemen Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc O her \u015feyi i\u015fitir ve bilir.<\/p>\n<p>37- Gece ile g\u00fcnd\u00fcz ve g\u00fcne\u015f ile ay Allah&#8217;\u0131n kudretinin delillerindendir. G\u00fcne\u015fe ve aya secde etmeyin. E\u011fer sadece Allah&#8217;a kulluk yapmak istiyorsan\u0131z, onlar\u0131 yaratan Allah&#8217;a secde edin.<\/p>\n<p>38- E\u011fer onlar b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslarlarsa bilsinler ki, Rabbinin yan\u0131ndaki melekler gece g\u00fcnd\u00fcz O&#8217;nu tesbih ederler ve hi\u00e7 usanmazlar.<\/p>\n<p>39- Senin yery\u00fcz\u00fcn\u00fc boynu b\u00fck\u00fck, kupkuru g\u00f6rmen de Allah&#8217;\u0131n kudretinin delillerindendir. Biz onun \u00fczerine suyu indirdi\u011fimiz zaman titre\u015fir ve kabar\u0131r. \u015e\u00fcphesiz ki ona hayat veren Allah mutlaka \u00f6l\u00fcleri de diriltir. Do\u011frusu O&#8217;nun her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeter.<\/p>\n<p>40- \u00c2yetlerimiz hakk\u0131nda do\u011fruluktan ayr\u0131l\u0131p ink\u00e2ra sapanlar bize gizli kalmazlar. O halde ate\u015fe at\u0131lacak olan m\u0131 daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r, yoksa k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc g\u00fcven i\u00e7inde gelecek olan m\u0131? \u0130stedi\u011finizi yap\u0131n. \u015e\u00fcphesiz ki Allah, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u015feyleri hakk\u0131yla g\u00f6r\u00fcr.<\/p>\n<p>41- Kur&#8217;\u00e2n kendilerine geldi\u011finde onu ink\u00e2r edenler, mutlaka cezalar\u0131n\u0131 \u00e7ekceklerdir. O ger\u00e7ekten \u00e7ok de\u011ferli bir kitapt\u0131r.<\/p>\n<p>42- Ona ne \u00f6n\u00fcnden, ne de ard\u0131ndan bat\u0131l gelemez. O h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibi, \u00f6\u011f\u00fclmeye lay\u0131k olan Allah taraf\u0131ndan indirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>43- Ey Muhammed! Sana senden \u00f6nceki peygamberlere s\u00f6ylenenden ba\u015fka bir \u015fey s\u00f6ylenmiyor. \u015e\u00fcphesiz ki senin Rabbin hem ma\u011ffiret sahibidir hem de ac\u0131 verecek bir azap sahibidir.<\/p>\n<p>44- E\u011fer biz onu yabanc\u0131 dilden bir Kur&#8217;\u00e2n yapsayd\u0131k onlar mutlaka: &#8220;Bu kitab\u0131n \u00e2yetleri geni\u015f\u00e7e a\u00e7\u0131klanmal\u0131 de\u011fil miydi? Arap bir peygambere yabanc\u0131 dil, \u00f6yle mi?&#8221; derlerdi. Sen de ki: &#8220;O, iman edenler i\u00e7in bir hidayet ve \u015fifad\u0131r.&#8221; \u0130man etmeyenlerin kulaklar\u0131nda ise bir a\u011f\u0131rl\u0131k vard\u0131r. Kur&#8217;\u00e2n onlara g\u00f6re bir k\u00f6rl\u00fckt\u00fcr. Sanki onlar uzak bir yerden \u00e7a\u011fr\u0131l\u0131yorlar (da duymuyorlar).<\/p>\n<p>33- Ve kimdir o kimseden daha g\u00fczel s\u00f6zl\u00fc ki, yani s\u00f6z\u00fc ve g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc o kimseden daha g\u00fczel hi\u00e7bir kimse olamaz ki, Ben \u015f\u00fcphesiz m\u00fcsl\u00fcmanlardan\u0131m deyip, yani ihlas ile Allah&#8217;a y\u00fcz tutup, \u0130sl\u00e2m yoluna seve seve girip hay\u0131r ve d\u00fczeltmeye \u00e7al\u0131\u015farak Allah&#8217;a davet etmektedir. S\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;Kalplerimiz senin bizi \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131n \u015feylerden \u00f6rt\u00fcler i\u00e7inde.&#8221; (Secde, 41\/5) diyen k\u00e2firlerin s\u00f6zlerine kar\u015f\u0131 ne g\u00fczel bir cevapt\u0131r. Allah&#8217;a davet peygamberlerin ve peygamber varisleri olan ermi\u015flerin gittikleri yoldur. &#8220;De ki: &#8216;\u0130\u015fte bu benim yolumdur. Ben Allah&#8217;a bir basiret \u00fczere davet ediyorum. Ben de, bana tabi olanlar da b\u00f6yleyiz.&#8221; (Yunus, 12\/108) buyuruldu\u011fu gibi, bu \u00e2yet de ba\u015fta peygamber olmak \u00fczere onun izinden giden ve basiret ile Allah&#8217;a davet edenlerin hepsini kapsamaktad\u0131r. Bu sebepledir ki \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan bir rivayette bunun Resulullah hakk\u0131nda, bir rivayette de ashab\u0131 hakk\u0131nda nazil oldu\u011fu nakledilmi\u015f, Hz. Ai\u015fe&#8217;den de m\u00fcezzinler hakk\u0131nda nazil oldu\u011fu rivayet olunmu\u015ftur. Bununla birlikte n\u00fczul sebebi \u00f6zel olsa bile, bu niteliklerle vas\u0131fl\u0131 bulunan, yani \u0130sl\u00e2m&#8217;a inanan samimi bir tevhid\u00e7i ve hayra, d\u00fczelme etkeni olarak Allah&#8217;a davet eden, her davet\u00e7inin bu kavrama dahil oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. S\u00fbrenin Mekk\u00ee, yani Mekke ini\u015fli olmas\u0131, ezan\u0131n ise Medine&#8217;de me\u015fru bulunmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla m\u00fcezzinler hakk\u0131nda indi\u011fi rivayetini, h\u00fckm\u00fcn onlara da \u015f\u00fcmul\u00fc, yani onlar\u0131 da kapsamas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na anlamak gerekir. Ezan\u0131n da en g\u00fczel s\u00f6zlerden oldu\u011fu s\u00f6z g\u00f6t\u00fcrmez. Demek olur ki Allah&#8217;a davet yaln\u0131z imana davet etmek demek de\u011fildir. M\u00fcminleri amel etmeye davet etmek de bu m\u00e2n\u00e2ya dahildir. Bundan dolay\u0131 Allah&#8217;a davet, tevhid ve itaatine davet demektir ki, bunun neticesi de Allah&#8217;a kavu\u015fmaya davete var\u0131r. K\u0131sacas\u0131 Allah&#8217;a davet en g\u00fczel s\u00f6zd\u00fcr, ancak b\u00f6yle olmas\u0131 iki \u015fart ile \u015fartl\u0131d\u0131r. Birisi o davet yaln\u0131z kuru bir laftan ibaret kalmamal\u0131, durumu s\u00f6z\u00fcne ayk\u0131r\u0131 olmamal\u0131, s\u00f6z\u00fc ile birlikte salih ameli de olmal\u0131d\u0131r. Yani \u00f6nce kendini d\u00fczeltmeli, kendisi il\u00e2h\u00ee ahlak ile ahlaklanmal\u0131, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 davete lay\u0131k ve s\u00f6z\u00fcne kendi fiili \u015fahid olacak \u015fekilde \u00e7al\u0131\u015farak, g\u00fczel i\u015f yaparak davet etmeli ki, basiret \u00fczere bulunmak ve icab\u0131nda k\u0131l\u0131ca sar\u0131lmak bu salih ameldendir. Birisi de \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r. Davet\u00e7i m\u00fcsl\u00fcmanlardan olmal\u0131, davetine hi\u00e7 \u015firk kar\u0131\u015ft\u0131rmayarak &#8220;Rabbimiz Allah deyip sonra istikametle giden&#8221; samimi m\u00fcsl\u00fcmanlardan bulunmal\u0131d\u0131r. \u0130sl\u00e2m olmay\u0131nca amelde tam d\u00fczg\u00fcnl\u00fck bulunmaz ve Allah&#8217;a davet edilmi\u015f olmaz. Ebu Hayyan Bahr&#8217;da der ki: &#8220;Zeyd b. Ali &#8220;Allah&#8217;a k\u0131l\u0131\u00e7la davet eden&#8230;&#8221; demi\u015ftir. Kendisini Emev\u00ee h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131ndan baz\u0131 zalimlere kar\u015f\u0131 k\u0131l\u0131\u00e7la ayaklanmaya sevkeden de bu olsa gerektir. Ad\u0131 ge\u00e7en Zeyd Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131 bilirdi. Hi\u015fam b. Abd\u00fclmelik&#8217;in hapsinde iken kendisinden not tutanlara a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f oldu\u011fu tefsirinden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fcm ki, ilimde ve Arap kelam\u0131 ile delil getirmede \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir ilm\u00ee nasibi vard\u0131r. Denilir ki karde\u015fi Muhammed Bak\u0131r ile ikisi tart\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 m\u00fcnazara ettikleri zaman herkes m\u00fcrekkep \u015fi\u015felerini al\u0131p toplan\u0131r, onlar\u0131n ilimlerinin \u00fcr\u00fcnlerini yazarlard\u0131. Allah her ikisine de rahmet etsin ve onlardan raz\u0131 olsun.&#8221;<\/p>\n<p>34-Allah&#8217;a davetin mertebeleri ve mertebesine g\u00f6re zahmetleri, \u00e7ileleri ve yorgunluklar\u0131 bulundu\u011fundan dolay\u0131 da buyuruluyor ki: Bununla birlikte g\u00fczellik de e\u015fit olmaz, k\u00f6t\u00fcl\u00fck de. G\u00fczellik ile k\u00f6t\u00fcl\u00fck e\u015fit olmak \u015f\u00f6yle dursun, her iyilik de bir olmaz, her k\u00f6t\u00fcl\u00fck de. Hem g\u00fczel huylar\u0131n, iyi amellerin eserlerde ve h\u00fck\u00fcmlerde mertebeleri \u00e7e\u015fitlidir; hem de k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin, k\u00f6t\u00fc huylar\u0131n mertebeleri \u00e7e\u015fitlidir. Mesela k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe kar\u015f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fckle iyili\u011fe kar\u015f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fck bir olmayaca\u011f\u0131 gibi, iyili\u011fe kar\u015f\u0131 iyilikle, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe kar\u015f\u0131 iyilik de bir olmaz. Onun i\u00e7in en g\u00fczel olan davete kar\u015f\u0131 yap\u0131lan k\u00f6t\u00fcl\u00fckler, o ink\u00e2rlar, nank\u00f6rl\u00fckler, eziyetler de k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin k\u00f6t\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Bununla birlikte o k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin de \u00e7e\u015fitli mertebeleri vard\u0131r. O halde ne yapmal\u0131? Emri bi&#8217;l-ma&#8217;ruf ve nehyi ani&#8217;l-m\u00fcnker ile Allah&#8217;a davet yap\u0131l\u0131rken k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin \u015fiddetlenmesine sebep olmayarak en g\u00fczel hasene olan muamele ile veya Allah&#8217;a davetin en g\u00fczel bi\u00e7imi ile sav. O \u00e7e\u015fitli mertebelerdeki k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc savmak i\u00e7in en g\u00fczel yol, Allah&#8217;a davet yolu; Allah&#8217;a davetin en g\u00fczel tarz\u0131, \u0130sl\u00e2m ile birlikte salih amel i\u015fleyerek olan\u0131; salih amelin en g\u00fczeli de k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe kar\u015f\u0131 iyiliktir ki, sadece ba\u011f\u0131\u015flamadan, sab\u0131rdan daha g\u00fczelidir.<\/p>\n<p>O durumda bir de bakars\u0131n ki seninle aras\u0131nda d\u00fc\u015fmanl\u0131k bulunan kimse \u015fefkatli bir h\u0131s\u0131m, akraba gibi olmu\u015ftur. Denilmi\u015ftir ki nitekim Ebu S\u00fcfyan \u00f6yle oldu.<\/p>\n<p>35- Ona ise, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc en g\u00fczel iyilikle savmak huyuna, karakterine ancak sabredenler, sabr\u0131 huy edinenler erdirilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc nefsi intikam duygusundan al\u0131koymak, ancak ger\u00e7ek sab\u0131r ile olur. Ve ona ancak b\u00fcy\u00fck nasip sahibi erdirilir. Ruh\u00ee kuvvetlerden ve nefs\u00ee faziletlerden y\u00fcksek bir derece ile il\u00e2h\u00ee nimetten b\u00fcy\u00fck bir paya eri\u015fmi\u015f olan bahtiyar kimseler eri\u015fir.<\/p>\n<p>36- Ve \u015fayet seni \u015feytandan bir d\u00fcrtme d\u00fcrtecek olursa ona uyma da \u015ferrinden hemen Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n. &#8220;Kovulmu\u015f \u015feytandan Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m.&#8221; deyip Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131n\u0131 iste. \u015e\u00fcphesiz ki her \u015feyi i\u015fiten ve bilen O&#8217;dur. Senin s\u0131\u011f\u0131nman\u0131 i\u015fitir, niyetini ve her halini bilir.<\/p>\n<p>37-39-Allah&#8217;a davetin amellerin ve s\u00f6zlerin en g\u00fczellerinden oldu\u011fu beyan olunduktan sonra, onun b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve kudretini en g\u00f6z kama\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 \u00e2yetlerle g\u00f6stermek \u00fczere buyuruluyor ki: Ve O&#8217;nun \u00e2yetlerinden, varl\u0131k ve kudretinin, ilim ve hikmetinin delillerinden ve alametlerindendir gece ile g\u00fcnd\u00fcz. \u00c2lemdeki bu olaylar zaman\u0131n ak\u0131\u015f\u0131ndaki bu de\u011fi\u015fiklikler, g\u00f6sterir ki, yukar\u0131da yarat\u0131ld\u0131klar\u0131 beyan olunan yery\u00fcz\u00fc ve semas\u0131 ile bu \u00e2lem bir kararda, bir tabiatta durup kalmaz, \u00e2n&#8217;dan \u00e2n&#8217;a, halden hale de\u011fi\u015fir, bug\u00fcn\u00fc yar\u0131n izler; bu \u015fekilde b\u00fct\u00fcn bu de\u011fi\u015fiklikler yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131n yaratmas\u0131n\u0131 ve kudretini ve bu d\u00fcnyan\u0131n bir ahireti bulundu\u011funu g\u00f6sterir. Gaflet etmemek gerekir ki gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn bu hat\u0131rlat\u0131lmas\u0131nda ma\u011frurlara bir korkutma ve uyar\u0131, kederli ve \u00fczg\u00fcnlere bir teselli vard\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6yle gece ile g\u00fcnd\u00fcz O&#8217;nun \u00e2yetlerinden oldu\u011fu gibi, ve g\u00fcne\u015fle ay da, biri g\u00fcnd\u00fcz sultan\u0131 olan \u0131\u015f\u0131k, biri de gece sultan\u0131 olan nur, ikisi de y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n sanat ve kudretinin, d\u00fcnya semas\u0131n\u0131 s\u00fcsleyen en g\u00fczel tecellilerindendir. Gece ile g\u00fcnd\u00fcze kar\u015f\u0131l\u0131k g\u00fcne\u015f ile ay\u0131n birbirine ters bir tertip i\u00e7inde ifade edilmesinde birka\u00e7 fayda vard\u0131r. Birincisi: G\u00fcne\u015fin g\u00fcnd\u00fcze biti\u015fik olmas\u0131n\u0131 korumak. \u0130kincisi: G\u00fcne\u015fin aya g\u00f6re, asil oldu\u011funa i\u015faret etmek. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Geceden g\u00fcnd\u00fcze ge\u00e7ildi\u011fi gibi, g\u00fcnd\u00fczden de geceye olan de\u011fi\u015fimi vurgulamak. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc de leyl\u00fc nehar (geceg\u00fcnd\u00fcz) ile \u015fems ve kamer (g\u00fcne\u015f ve ay) aras\u0131nda &#8220;r\u00e2&#8221; harfinde bir denge ho\u015flu\u011fu vermektir. G\u00fcne\u015f ve ay\u0131n bu tecellilerinden dolay\u0131 ne g\u00fcne\u015fe, ne de aya secde etmeyin. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar da sizin gibi yarat\u0131klard\u0131r. B\u00fct\u00fcn onlar\u0131 yaratm\u0131\u015f olan Allah&#8217;a secde edin. E\u011fer siz ger\u00e7ekten O&#8217;na ibadet edecekseniz, ba\u015fkas\u0131na secde etmezsiniz, \u00e7\u00fcnk\u00fc secde ibadetin en \u00f6zelidir. fiilinde zamiri Zemah\u015fer\u00ee&#8217;nin ifadesine g\u00f6re, &#8220;&#8230;.&#8221; \u00e2yetler te&#8217;vili ile gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn, g\u00fcne\u015f ve ay\u0131n yerine ge\u00e7mek \u00fczere m\u00fcennes ve \u00e7o\u011ful getirilmi\u015ftir. Bununla birlikte &#8220;Hepsi de birer y\u00f6r\u00fcngede y\u00fczerler.&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/40) gibi, g\u00fcne\u015f ve ayla birlikte b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlar\u0131n yerine kullan\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. \u0130mam \u015eafi\u00ee&#8217;ye g\u00f6re, secde bu \u00e2yetinde yap\u0131l\u0131r. Fakat \u0130mam Azam Ebu Hanife Hazretlerine g\u00f6re ikinci \u00e2yetin sonunda (41\/38) de yap\u0131lmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00f6z orada tamam oluyor. \u0130bn\u00fc Abbas, \u0130bn\u00fc \u00d6mer, Ebu V\u00e2il ve Bekir b. Abdullah da bu kanaate varm\u0131\u015flard\u0131r. Mesruk, S\u00fclem\u00ee, Neha\u00ee, Ebu Salih ve \u0130bn\u00fc S\u00eer\u00een&#8217;den de b\u00f6yle naklolunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Yine \u00e2lemin de\u011fi\u015fikliklerine i\u015faretle buyuruluyor ki ve onun \u00e2yetlerindendir ki sen yery\u00fcz\u00fcn\u00fc boyun e\u011fmi\u015f g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn. Boynu b\u00fck\u00fck bir zelil gibi kurakl\u0131ktan \u00e7\u00f6km\u00fc\u015f, peri\u015fan bir hale d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. Yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn h\u00fcsran ve kurakl\u0131k halindeki peri\u015fanl\u0131\u011f\u0131, zillete d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f bir kimsenin boynunu b\u00fckt\u00fc\u011f\u00fc hu\u015fu, yani peri\u015fan halinde benzetilmi\u015ftir. Bu benzetme bir taraftan secde etmek istemeyen kibirli kimselerin nihayet toprak olup zelil olduklar\u0131n\u0131 hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131 gibi, bir taraftan da al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fc olanlar\u0131n y\u00fckseleceklerine i\u015faret i\u00e7in buyuruluyor ki derken onun \u00fczerine o suyu indirdi\u011fimiz zaman titrer, deprenir ve kabar\u0131r \u015f\u00fcphe yok ki ona o hayat\u0131 veren, o yery\u00fcz\u00fcn\u00fc \u00f6yle dirilten elbette \u00f6l\u00fcleri de diriltir. Ruhsuz cesetlere ruh verir. \u015e\u00fcphesiz ki O, her \u015feye kadirdir. \u0130radesinin y\u00f6neldi\u011fi her \u015fey v\u00fccuda gelir, k\u00e2firler y\u0131k\u0131l\u0131r, m\u00fcminler y\u00fckselir. Onun i\u00e7in \u015fu andan itibaren y\u0131lmay\u0131p davete at\u0131lmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>40-Bu ifadeden sonra istikametin z\u0131dd\u0131na giden ink\u00e2rc\u0131lar\u0131 tehdit ile buyuruluyor ki: Bizim \u00e2yetlerimizde ilhad edenler (ink\u00e2ra sapanlar).<\/p>\n<p>\u0130LHAD: Asl\u0131nda lahde (mezara koymak) demek olup, do\u011fruluktan e\u011frilmek, haktan bat\u0131la sapmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Ra\u011f\u0131b der ki: \u0130lhad iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr.) &#8220;Birisi Allah&#8217;a \u015firk ilhad\u0131, birisi de esbabda (sebeblerde) \u015firk ilhad\u0131d\u0131r.&#8221; Birincisi imana ayk\u0131r\u0131 olur onu yok eder.(3) \u0130kincisi ise, onu yok etmezse de tutanaklar\u0131n\u0131 zay\u0131flat\u0131r. \u00c2yetlerde ilhad, do\u011fru m\u00e2n\u00e2 vermeyip istikametten ayr\u0131larak e\u011frisine \u00e7ekmek demek olur ki yalanlamay\u0131, ink\u00e2r\u0131, yanl\u0131\u015f tevili ve tahrifi kapsar. &#8220;\u00c2yetler&#8221;, zikrolunan gece ve g\u00fcnd\u00fcz, g\u00fcne\u015f ve ay gibi k\u00e2inata dair \u00e2yetler ve mucizelerle, Kur&#8217;\u00e2n gibi indirilmi\u015f olan ve h\u00fck\u00fcm getiren \u00e2yetlerden daha geni\u015f kapsaml\u0131d\u0131r. Her ikisine de ayk\u0131r\u0131 gitmek &#8220;ilhad&#8221;d\u0131r. \u0130lhad\u0131n da cezas\u0131 ate\u015fe at\u0131lmakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ilhad ate\u015fe g\u00fclistan diye at\u0131lmak gibidir. Onun i\u00e7in buyuruluyor ki: &#8220;Ate\u015fe at\u0131lan m\u0131 daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r, yoksa k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc g\u00fcven i\u00e7inde gelecek olan m\u0131?&#8221; Diledi\u011finizi yap\u0131n.&#8221; Bu \u00e2yet tehdittir.<\/p>\n<p>41- &#8220;Kendilerine geldi\u011fi zaman zikri (Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131) ink\u00e2r edenler.&#8221; ifadesi yukar\u0131ki &#8220;\u00c2yetlerimizde ilhada sapan sapk\u0131nlar&#8230;&#8221; (Fussilet, 41\/30) \u00e2yetinden bedeldir. Bundan dolay\u0131 haberi, de ge\u00e7en &#8220;Elbette bize gizli kalmazlar.&#8221; (Fussilet, 41\/30) \u00e2yetidir. \u00c2yette ge\u00e7en &#8220;zikir&#8221; kelimesinden maksat, Kur&#8217;\u00e2n oldu\u011fu i\u00e7in mutlak &#8220;\u00e2yetlerden&#8221; sonra, \u00f6zellikle Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n de\u011ferine ve \u00f6nemine \u00f6zen g\u00f6sterme ifadesidir. Demek ki &#8220;\u00e2yetler&#8221; Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan daha genel oldu\u011fu gibi, &#8220;ilhad&#8221;da ink\u00e2rdan daha geneldir. Aziz bir kitap, yani bir kitap ki e\u015fi bulunmaz<\/p>\n<p>42-43 ne \u00f6n\u00fcnden, ne ard\u0131ndan O&#8217;na bat\u0131l yana\u015famaz. \u0130\u00e7indekiler hi\u00e7bir \u015fekilde iptal edilemeyecek derecede do\u011fru ve sa\u011flam, ona kar\u015f\u0131 yap\u0131lan as\u0131ls\u0131z g\u00fcr\u00fclt\u00fc, ink\u00e2r ve ilhad onun haddi zat\u0131ndaki delil ve sa\u011flaml\u0131\u011f\u0131na hi\u00e7bir eksiklik veremez, \u00f6yle aziz ham\u00eed, yani b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat\u0131n \u00fczerindeki nimetleriyle hamd ve medhetti\u011fi bir hikmet sahibinden indirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ey Muhammed! Sana senden \u00f6nceki peygamberlere s\u00f6ylenenden ba\u015fka bir \u015fey s\u00f6ylenmiyor. K\u00e2firler taraf\u0131ndan sana s\u00f6ylenen s\u00f6zlerin b\u00fct\u00fcn \u00f6zeti, &#8220;Biz sizin g\u00f6nderildi\u011finiz \u015feyleri ink\u00e2r etmekteyiz.&#8221; (Sebe&#8217;, 34\/34) diye \u00f6nceki peygamberlere kar\u015f\u0131 s\u00f6ylenen ink\u00e2r, yalanlama ve ilhaddan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Dolay\u0131s\u0131yla \u00fcz\u00fclme de onlar gibi sabret. \u015e\u00fcphe yok ki Rabbin muhakkak ma\u011ffiret sahibi, hem de ac\u0131 verecek bir ceza sahibidir. Peygamberlerine ve tevbekar olanlara ba\u011f\u0131\u015flamas\u0131 b\u00fcy\u00fck olmakla birlikte, d\u00fc\u015fmanlar\u0131na ve g\u00fcnahkarlara verece\u011fi ceza \u00e7ok elem vericidir. G\u00fcn\u00fc gelir o yola gelmek istemeyen k\u00e2firlerin, ink\u00e2rc\u0131lar\u0131n belalar\u0131n\u0131 verir. Yukar\u0131da, &#8220;\u00d6z Arap\u00e7a bir Kur&#8217;\u00e2n olmak \u00fczere \u00e2yetleri ay\u0131rt edilmi\u015f bir kitapt\u0131r, bilecek bir kavim i\u00e7in.&#8221; (Fussilet, 41\/3), burada da, &#8220;B\u00fct\u00fcn kainat\u0131n \u00f6vd\u00fc\u011f\u00fc bir hikmet sahibinden indirilmedir.&#8221; (Fussilet, 41\/42) buyurulmas\u0131na kar\u015f\u0131 o yap\u0131lan ilhaddan olmak \u00fczere demi\u015fler ki &#8220;O \u00f6yle indirilmi\u015f bir kitap ise neden Arap\u00e7a olmu\u015f, ba\u015fka bir dil ile indirilse de mucizeli\u011fi daha a\u00e7\u0131k olsa ya&#8221;.<\/p>\n<p>44-Ona cevaben isti&#8217;naf vav&#8217;\u0131 ile buyuruluyor ki ve e\u011fer biz onu A&#8217;cem\u00ee bir Kur&#8217;\u00e2n yapsayd\u0131k. Yani fasih Arap\u00e7a&#8217;n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda ba\u015fka bir dil ile indirseydik muhakkak diyeceklerdi ki \u00e2yetleri tafsil edilse, anla\u015f\u0131lacak bir dil ile ay\u0131rt edilip anlat\u0131lsa. Veya di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile her dilden ayr\u0131 ayr\u0131 olarak baz\u0131s\u0131 Arap\u00e7a baz\u0131s\u0131 A&#8217;cem\u00ee (yabanc\u0131 dilde) olsa ne vard\u0131? Arab&#8217;a Acemce mi? Arap bir peygambere Acemce (yabanc\u0131 dilde) bir Kur&#8217;\u00e2n olur mu? Yahut bir Arab&#8217;a yabanc\u0131 dilde s\u00f6ylenir mi? derlerdi ve o zaman &#8220;Kalplerimiz, senin bizi \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131n \u015feyden \u00f6rt\u00fcler i\u00e7inde.&#8221; (Fussilet, 41\/5) demelerinin bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 olurdu. (\u0130brahim S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Biz hi\u00e7bir peygamberi kavminin dilinden ba\u015fkas\u0131 ile g\u00f6ndermedik ki onlara apa\u00e7\u0131k anlats\u0131n.&#8221; \u0130brahim, 14\/4 \u00e2yetine bkz.)<\/p>\n<p>A&#8217;cem\u00ee, Acem cinsine mensup olan. Acem Arab&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda, T\u00fcrk, Fars, Hindli, Avrupal\u0131 vs. Hangi cinsten olursa olsun fasih olmayan, iyi s\u00f6yleyemeyen, gerek tutukluktan ve gerek dilinin yabanc\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131, dedi\u011fi anla\u015f\u0131lmayana A&#8217;cem\u00ee denir ki biz bunu her hususa genelleme yaparak acemi deriz, A&#8217;cem de ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2dad\u0131r. Onun i\u00e7in A&#8217;cem\u00eenin s\u0131 nisbet mi, m\u00fcbala\u011fa (abartma) m\u0131 diye m\u00fcnaka\u015fa edilmi\u015ftir. Bununla birlikte Kamus&#8217;un i\u015faret etti\u011fi \u00fczere A&#8217;cem, bir de Arap&#8217;dan olmayana denilir, tekil ve \u00e7o\u011fulu birdir. &#8220;Yabanc\u0131 bir adam, yabanc\u0131 bir topluluk&#8221; denilir. Arap de\u011fil demek olur. \u015eu halde A&#8217;cem\u00ee, nisbet olarak Araplar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda Acem\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelebilecektir. Nitekim \u00e2yette de A&#8217;cem\u00ee, Araplar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda diye tefsir edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>De ki: O Arap\u00e7a Kur&#8217;\u00e2n iman edenler i\u00e7in -ki gerek Arap olsun, gerek Arap&#8217;tan ba\u015fkalar\u0131- hidayetin kendisi, do\u011fru yolu g\u00f6steren rehber ve s\u0131rf \u015fifad\u0131r. Kalplerinizdeki hastal\u0131klara: Cehalet, ahlaks\u0131zl\u0131k, \u015f\u00fcphecilik gibi dertlere devad\u0131r. \u0130man eden ondan yararlanman\u0131n yolunu da bulur, hi\u00e7 olmazsa &#8220;E\u011fer bilmiyorsan\u0131z zikir ehline (bilenlere) sorun.&#8221; (Enbiya, 21\/7) emri gere\u011fince bilen ehlinden sorar. \u0130man etmeyenlere gelince, onlar\u0131n kulaklar\u0131nda bir a\u011f\u0131rl\u0131k vard\u0131r. Arap olsalar da iyi i\u015fitmezler. Hem de o, onlara kar\u015f\u0131 bir k\u00f6rl\u00fckt\u00fcr. Onun g\u00fczelli\u011fini, hikmetlerini, inceliklerini g\u00f6remezler, aksine \u00fcz\u00fcnt\u00fc duyarlar. Onlara uzak bir mekandan ba\u011f\u0131r\u0131l\u0131r. Bu ifadede birka\u00e7 m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. Birincisi, hitaba kabiliyetleri olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 &#8220;O ink\u00e2r edenlerin hali ba\u011f\u0131r\u0131p \u00e7a\u011f\u0131r\u0131\u015ftan ba\u015fka bir\u015fey duymay\u0131p hayk\u0131ran\u0131n haline benziyor.&#8221; (Bakara, 2\/171) ifadesi \u00fczere bir temsildir. \u0130kincisi &#8220;Gerek ufuklarda, gerek kendi nefislerinde \u00e2yetlerimizi yak\u0131nda onlara g\u00f6sterece\u011fiz.&#8221; (Fussilet, 41\/ 53) buyurulaca\u011f\u0131 \u00fczere, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n sesinin ve g\u00fcc\u00fcn\u00fcn ufuklara da\u011f\u0131l\u0131p uzaklara kadar yay\u0131ld\u0131ktan sonra, onun de\u011ferini takdir etmeyen Araplara uzaktan seslenece\u011fine i\u015farettir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, M\u00fcmin S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, &#8220;\u0130nk\u00e2r edenlere nida edilir: Allah&#8217;\u0131n bu\u011fzu sizin kendinize olan bu\u011fzunuzdan elbet daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc siz imana davet ediliyorsunuz da k\u00fcfrediyorsunuz.&#8221; (M\u00fcmin, 40\/10) \u00e2yeti uyar\u0131nca kendilerine nida olunaca\u011f\u0131na da i\u015faret olur.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>45- Andolsun ki biz Musa&#8217;ya Tevrat&#8217;\u0131 vermi\u015ftik de onda ihtilafa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdi. E\u011fer Rabbin taraf\u0131ndan azab\u0131n ertelenmesine dair bir s\u00f6z ge\u00e7meseydi mutlaka aralar\u0131nda h\u00fck\u00fcm verilirdi. Ger\u00e7ekten onlar Kur&#8217;\u00e2n hakk\u0131nda bir \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fct i\u00e7indedirler.<\/p>\n<p>46- Her kim iyi bir i\u015f yaparsa, kendi lehine yapm\u0131\u015f olur. Kim de bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck yaparsa, kendi aleyhine yapm\u0131\u015f olur. Rabbin kullara zulmedecek de\u011fildir.<\/p>\n<p>45- Andolsun ki Musa&#8217;ya o kitab\u0131 verdik de onda ihtilaf edildi; kimi inand\u0131, kimi inanmad\u0131, sonra inananlar da t\u00fcrl\u00fc \u00e7eki\u015fmelere d\u00fc\u015ft\u00fcler. Bu \u00e2yetin, \u00fcst taraf\u0131 ile iki y\u00f6nden ilgisi vard\u0131r. Birincisi, &#8220;Sana, senden \u00f6nceki peygamberlere de s\u00f6ylenmi\u015f olandan ba\u015fka bir \u015fey s\u00f6ylenmiyor.&#8221; (Fussilet, 41\/43) ifadesini bir \u00f6rne\u011fi ile ger\u00e7ekle\u015ftirmektir. Yani ink\u00e2r ve muhalefet ilk defa sana ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a kar\u015f\u0131 oluyor de\u011fil, Musa&#8217;ya ve Tevrat&#8217;a kar\u015f\u0131 da olmu\u015ftu. \u0130kincisi, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n Arap\u00e7a, Acemce (yabanc\u0131 dilde), her dilden ayr\u0131 ayr\u0131 aral\u0131klarla inmi\u015f olmas\u0131 tasavvurundaki sak\u0131ncas\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamakt\u0131r. Yani Tevrat bir dilde inmi\u015f iken, onun asl\u0131nda t\u00fcrl\u00fc ihtilaf \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131. O halde onlar\u0131 tevhide davet i\u00e7in inen bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00e7e\u015fitli dillerde indirilmesi daha \u00e7ok ihtilafa sebep olmak gibi bir \u00e7eli\u015fki olmaz m\u0131yd\u0131? Ve e\u011fer Rabbinden ezelde bir kelime (h\u00fck\u00fcm) ge\u00e7mi\u015f olmasa idi -ki azab\u0131n bir ecel-i m\u00fcsemma (belirli bir s\u00fcre) ile vakit ve saatine geri b\u0131rak\u0131lmas\u0131, yani k\u0131yamet vaadi takdir edilmi\u015f bulunmasa idi- o ihtilaf edenler aras\u0131nda, yani iman edenlerle etmeyenler aras\u0131nda i\u015f bitiriliverirdi. Fakat o kelimenin h\u00fckm\u00fcyle, saatine geri b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla birlikte onlar, o iman etmeyenler herhalde ondan (yani o Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan) ku\u015fkulu bir \u015f\u00fcphe i\u00e7indedirler. \u0130man etmemekle birlikte hallerinden emin de de\u011fildirler. \u015e\u00fcpheler i\u00e7inde \u0131zd\u0131rap i\u00e7indedirler.<\/p>\n<p>46- &#8220;Her kim iyi bir i\u015f yaparsa kendi lehine yapm\u0131\u015f olur. Kim de bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck yaparsa kendi aleyhine yapm\u0131\u015f olur.&#8221; Fakat o saat ne zaman denecek olursa;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>47- K\u0131yamet zaman\u0131n\u0131 bilmek ancak Allah&#8217;a havale edilir. Onun bilgisi d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7bir meyve kabu\u011fundan \u00e7\u0131kmaz, hi\u00e7bir di\u015fi gebe kalmaz ve do\u011furmaz. Allah onlara: &#8220;Bana ko\u015ftu\u011funuz ortaklar\u0131m nerede?&#8221; diye seslendi\u011fi g\u00fcn, onlar: &#8220;Senin orta\u011f\u0131n oldu\u011funa dair bizden hi\u00e7bir \u015fahit olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 sana arz ederiz.&#8221; derler.<\/p>\n<p>48- \u00d6nceden tapmakta olduklar\u0131 \u015feyler, kendilerinden uzakla\u015f\u0131p kaybolmu\u015ftur. Onlar da kendileri i\u00e7in ka\u00e7acak bir yer olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlam\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>49- \u0130nsan hay\u0131r istemekten usanmaz, fakat kendisine bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck dokununca \u00fcz\u00fcl\u00fcr ve \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fer.<\/p>\n<p>50- Andolsun ki kendisine dokunan bir zarardan sonra, biz ona taraf\u0131m\u0131zdan bir rahmet tatt\u0131rsak, O: &#8220;Bu benim hakk\u0131md\u0131r, k\u0131yametin kopaca\u011f\u0131n\u0131 da sanm\u0131yorum, Rabbime d\u00f6nd\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f olsam bile mutlaka O&#8217;nun yan\u0131nda benim i\u00e7in daha g\u00fczel \u015feyler vard\u0131r&#8221; der. Biz o ink\u00e2r edenlere yapt\u0131klar\u0131 \u015feyleri mutlaka haber verece\u011fiz ve onlara a\u011f\u0131r bir azap tatt\u0131raca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>51- Biz insana bir nimet verdi\u011fimiz zaman o y\u00fcz \u00e7evirir, yan \u00e7izer. Ona bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck dokundu\u011fu zaman da uzun uzun yalvar\u0131r.<\/p>\n<p>52- Ey Muhammed! De ki: &#8220;Ne dersiniz? O Kur&#8217;\u00e2n Allah taraf\u0131ndan gelmi\u015f olup da sonra siz onu ink\u00e2r etmi\u015fseniz, o takdirde Hak&#8217;tan uzak bir ayr\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015fenden daha sap\u0131k kim olabilir?&#8221;<\/p>\n<p>53- Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi g\u00f6sterece\u011fiz ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hak oldu\u011fu kendilerine a\u00e7\u0131k\u00e7a belli olsun. Senin Rabbinin her \u015feye \u015fahit olmas\u0131 kafi de\u011fil mi?<\/p>\n<p>54- \u0130yi bilin ki onlar Rablerine kavu\u015fmaktan bir \u015f\u00fcphe i\u00e7indedirler, yine iyi bilin ki, Allah her \u015feyi ilmiyle ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>47-52-&#8220;(O&#8217;nun bilgisi olmadan) meyvelerden hi\u00e7 biri tomurcuklar\u0131ndan \u00e7\u0131kmaz.&#8221; Saatin arkas\u0131ndan b\u00f6yle meyvelerle hamile kalmaktan ve do\u011furmaktan bahsedilmesi, ahiret hallerine de bir i\u015fareti kapsamas\u0131 itibar\u0131yla m\u00e2n\u00e2l\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fcnya ahiretin tarlas\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in k\u0131yamet, meyvelerin toplan\u0131p kopar\u0131laca\u011f\u0131 bir hasat zaman\u0131n\u0131 and\u0131racakt\u0131r. Ayn\u0131 zamanda &#8220;Ey insanlar, Rabbinizden sak\u0131n\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc o saatin zelzelesi b\u00fcy\u00fck bir \u015feydir. Onu g\u00f6rece\u011finiz g\u00fcn emzikli her kad\u0131n emzirdi\u011fini unutup ge\u00e7er, y\u00fckl\u00fc her kad\u0131n y\u00fck\u00fcn\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr.&#8221; (Hacc, 22\/1-2) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na da bir i\u015faret vard\u0131r.<\/p>\n<p>53- \u0130lerde biz onlara, o ink\u00e2r edenlere \u00e2yetlerimizi, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hakikatine delalet edecek delillerimizi g\u00f6sterece\u011fiz, hem ufuklarda, kendilerinin bulundu\u011fu Harem hududu d\u0131\u015f\u0131nda hem de kendi nefislerinde. Mekke ve Harem i\u00e7inde, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ileride cihan\u0131n her yan\u0131na yay\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 b\u00f6yle kesin bir dil ile haber veren bu \u00e2yet, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hak, Allah kelam\u0131 oldu\u011funu a\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131k isbat etmi\u015f gayb mucizelerindendir. Bunun Mekke&#8217;de iken nazil oldu\u011fu bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr, bir de ondan sonra peygambere ve halifelerine Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n nasip etti\u011fi \u015ferefli fetihleri ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n \u015fark ve garba yay\u0131lmas\u0131ndaki ola\u011fan\u00fcst\u00fcl\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, bunun ne y\u00fcksek bir \u00e2yet ve mucize oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar. \u0130lm\u00ee a\u00e7\u0131dan bir ger\u00e7e\u011fin ispat\u0131 i\u00e7in delil ya objektif (\u00e2f\u00e2k\u00ee) olur, ya s\u00fcbjektif (enf\u00fcs\u00ee); ya g\u00f6zlerden d\u0131\u015f g\u00f6zlemden, ya g\u00f6n\u00fclden i\u00e7 g\u00f6zlemden gelir; varl\u0131k bu iki pencereden g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Y\u00fcce Allah bu \u00e2yette bu taksimi g\u00f6sterdikten sonra, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ger\u00e7ek y\u00fcz\u00fcn\u00fc, peygamberin peygamberli\u011finin do\u011frulu\u011funu, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n y\u00fcceli\u011fini ispat i\u00e7in, bu iki \u00e7e\u015fit \u00e2yetlerin ikisini de g\u00f6sterece\u011fini vaad buyuruyor. \u00d6yle ki Onun hak oldu\u011fu o k\u00e2firlerce ortaya \u00e7\u0131k\u0131ncaya kadar, &#8220;Bedr&#8221;den Mekke&#8217;nin fethine kadar, Mekke m\u00fc\u015frikleri bunu hem kendi nefislerinde, hem d\u0131\u015f d\u00fcnyada g\u00f6rd\u00fcler. Ondan sonra di\u011ferleri g\u00f6rmeye ba\u015flad\u0131lar. Bunlar g\u00f6r\u00fcld\u00fckten, bu ger\u00e7ek ortaya \u00e7\u0131kt\u0131ktan sonra sanki hi\u00e7 g\u00f6r\u00fclmemi\u015f gibi h\u00e2l\u00e2 ink\u00e2rda devam eden sonraki k\u00e2firler de ilerde g\u00f6receklerdir. Buna \u015fahit istersen Rabbinin her \u015fey \u00fczerine \u015fahit olmas\u0131 yeterli de\u011fil midir? O halde k\u00e2firler \u015f\u00fcphe ederse de, sen etme.<\/p>\n<p>54- \u0130yi bil ki onlar, o ink\u00e2r edenler Rablerine kavu\u015fmakta \u015f\u00fcphe i\u00e7indedirler. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc Hakk&#8217;\u0131n huzuruna varacaklar\u0131na imanlar\u0131 yok, onunla birlikte \u015f\u00fcpheden de muzdariptirler. Fakat iyi bil ki O, her \u015feyi ihata etmi\u015ftir ilmiyle, kudretiyle her\u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. Onlar, O&#8217;nun cezas\u0131ndan kurtulacak de\u011fillerdir. Allah&#8217;a kavu\u015fmak hakt\u0131r, muhakkakt\u0131r. \u0130\u015fte Secde S\u00fbresi&#8217;nin sonu budur. Bunu da \u015e\u00fbra S\u00fbresi izleyecektir.<\/p>\n<p>&#8220;(O&#8217;nun bilgisi olmadan) meyvelerden hi\u00e7 biri tomurcuklar\u0131ndan \u00e7\u0131kmaz.&#8221; Saatin arkas\u0131ndan b\u00f6yle meyvelerle hamile kalmaktan ve do\u011furmaktan bahsedilmesi, ahiret hallerine de bir i\u015fareti kapsamas\u0131 itibar\u0131yla m\u00e2n\u00e2l\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fcnya ahiretin tarlas\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in k\u0131yamet, meyvelerin toplan\u0131p kopar\u0131laca\u011f\u0131 bir hasat zaman\u0131n\u0131 and\u0131racakt\u0131r. Ayn\u0131 zamanda &#8220;Ey insanlar, Rabbinizden sak\u0131n\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc o saatin zelzelesi b\u00fcy\u00fck bir \u015feydir. Onu g\u00f6rece\u011finiz g\u00fcn emzikli her kad\u0131n emzirdi\u011fini unutup ge\u00e7er, y\u00fckl\u00fc her kad\u0131n y\u00fck\u00fcn\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr.&#8221; (Hacc, 22\/1-2) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na da bir i\u015faret vard\u0131r. \u0130lerde biz onlara, o ink\u00e2r edenlere \u00e2yetlerimizi, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hakikatine delalet edecek delillerimizi g\u00f6sterece\u011fiz, hem ufuklarda, kendilerinin bulundu\u011fu Harem hududu d\u0131\u015f\u0131nda hem de kendi nefislerinde. Mekke ve Harem i\u00e7inde, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ileride cihan\u0131n her yan\u0131na yay\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 b\u00f6yle kesin bir dil ile haber veren bu \u00e2yet, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hak, Allah kelam\u0131 oldu\u011funu a\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131k isbat etmi\u015f gayb mucizelerindendir. Bunun Mekke&#8217;de iken nazil oldu\u011fu bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr, bir de ondan sonra peygambere ve halifelerine Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n nasip etti\u011fi \u015ferefli fetihleri ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n \u015fark ve garba yay\u0131lmas\u0131ndaki ola\u011fan\u00fcst\u00fcl\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, bunun ne y\u00fcksek bir \u00e2yet ve mucize oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar. \u0130lm\u00ee a\u00e7\u0131dan bir ger\u00e7e\u011fin ispat\u0131 i\u00e7in delil ya objektif (\u00e2f\u00e2k\u00ee) olur, ya s\u00fcbjektif (enf\u00fcs\u00ee); ya g\u00f6zlerden d\u0131\u015f g\u00f6zlemden, ya g\u00f6n\u00fclden i\u00e7 g\u00f6zlemden gelir; varl\u0131k bu iki pencereden g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Y\u00fcce Allah bu \u00e2yette bu taksimi g\u00f6sterdikten sonra, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ger\u00e7ek y\u00fcz\u00fcn\u00fc, peygamberin peygamberli\u011finin do\u011frulu\u011funu, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n y\u00fcceli\u011fini ispat i\u00e7in, bu iki \u00e7e\u015fit \u00e2yetlerin ikisini de g\u00f6sterece\u011fini vaad buyuruyor. \u00d6yle ki Onun hak oldu\u011fu o k\u00e2firlerce ortaya \u00e7\u0131k\u0131ncaya kadar, &#8220;Bedr&#8221;den Mekke&#8217;nin fethine kadar, Mekke m\u00fc\u015frikleri bunu hem kendi nefislerinde, hem d\u0131\u015f d\u00fcnyada g\u00f6rd\u00fcler. Ondan sonra di\u011ferleri g\u00f6rmeye ba\u015flad\u0131lar. Bunlar g\u00f6r\u00fcld\u00fckten, bu ger\u00e7ek ortaya \u00e7\u0131kt\u0131ktan sonra sanki hi\u00e7 g\u00f6r\u00fclmemi\u015f gibi h\u00e2l\u00e2 ink\u00e2rda devam eden sonraki k\u00e2firler de ilerde g\u00f6receklerdir. Buna \u015fahit istersen Rabbinin her \u015fey \u00fczerine \u015fahit olmas\u0131 yeterli de\u011fil midir? O halde k\u00e2firler \u015f\u00fcphe ederse de, sen etme. \u0130yi bil ki onlar, o ink\u00e2r edenler Rablerine kavu\u015fmakta \u015f\u00fcphe i\u00e7indedirler. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc Hakk&#8217;\u0131n huzuruna varacaklar\u0131na imanlar\u0131 yok, onunla birlikte \u015f\u00fcpheden de muzdariptirler. Fakat iyi bil ki O, her \u015feyi ihata etmi\u015ftir ilmiyle, kudretiyle her\u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. Onlar, O&#8217;nun cezas\u0131ndan kurtulacak de\u011fillerdir. Allah&#8217;a kavu\u015fmak hakt\u0131r, muhakkakt\u0131r. \u0130\u015fte Secde S\u00fbresi&#8217;nin sonu budur. Bunu da \u015e\u00fbra S\u00fbresi izleyecektir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>41-FUSS\u0130LET: 1-4- \u00c2yetleri &#8220;tafs\u00eel olunmu\u015f&#8221; hem lafz\u0131 itibar\u0131yla f\u00e2s\u0131lalar\u0131 ve s\u00fbrelerinin ba\u015flar\u0131 ve sonlar\u0131 ay\u0131rt edilmi\u015f, hem de m\u00e2n\u00e2s\u0131 itibar\u0131yla vaad ve tehdit, k\u0131ssalar ve ahk\u00e2m ve di\u011fer k\u0131s\u0131mlara ayr\u0131larak a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f ve izah olunmu\u015ftur. (Hud S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131ndaki Hud, 11\/1 \u00e2yetinin tefsirine bkz.) &#8220;Kalblerimiz \u00f6rt\u00fcler i\u00e7inde&#8230;&#8221; Bunu s\u00f6yleyenler Ebu Cehil ile yan\u0131nda bulunan Kurey\u015f&#8217;ten bir topluluktu. &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12107,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1150,1149,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1868","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-41-fussilet","tag-41-fussilet-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1868","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1868"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1868\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12107"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1868"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1868"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1868"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}