{"id":1874,"date":"2010-11-18T22:18:20","date_gmt":"2010-11-18T22:18:20","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1874"},"modified":"2010-11-18T22:18:20","modified_gmt":"2010-11-18T22:18:20","slug":"38-sad-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/38-sad-tefsiri\/","title":{"rendered":"38-SAD SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>38-SAD:<\/p>\n<p>1-4-Rivayet olunuyor ki, Ebu Talib hastaland\u0131\u011f\u0131 zaman Kurey\u015f&#8217;ten bir heyet geldi. \u0130\u00e7lerinde Ebu Cehil de vard\u0131. Yan\u0131na girdiler. &#8220;Karde\u015finin o\u011flu bizim il\u00e2hlar\u0131m\u0131z\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fcyor, \u015f\u00f6yle yap\u0131yor, \u015f\u00f6yle \u015f\u00f6yle diyor. Ona haber g\u00f6ndersen de bundan men etsen&#8221; dediler. Haber g\u00f6nderdi. Resul-i Ekrem (s.a.v.) geldi, odaya girdi. Ebu Talib&#8217;in yan\u0131nda bir ki\u015filik yer vard\u0131, oraya oturmas\u0131n diye Ebu Cehil s\u0131\u00e7rad\u0131, oraya oturdu. Resulullah, amcas\u0131n\u0131n yak\u0131n\u0131nda oturacak yer bulamay\u0131nca kap\u0131n\u0131n yan\u0131nda oturdu. Ebu Talib: &#8220;Ey karde\u015fimin o\u011flu! Kavmin yine senden \u015fikayet ediyorlar, il\u00e2hlar\u0131n\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fcyorsun, \u015f\u00f6yle \u015f\u00f6yle diyorsun, iddias\u0131nda bulunuyorlar&#8221; dedi. Onlar da bir\u00e7ok \u015feyler s\u00f6ylediler. Resulullah s\u00f6z ald\u0131: &#8220;Ey amca! Ben onlar\u0131 bir kelime \u00fczere istiyorum. Bir kelime ki onunla Araplar, onlara boyun e\u011fecek, Acemler, onlara cizye verecek&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine sevindiler, &#8220;Baban\u0131n a\u015fk\u0131na ondan fazlas\u0131n\u0131 veririz, ne o kelime?&#8221; dediler. &#8220;Bir tek kelime&#8221; dedi. &#8220;Ne o?&#8221; dediler. &#8220;l\u00e2 il\u00e2he illallah&#8221; dedi. Derdemez tela\u015f ile kalkt\u0131lar ve elbiselerini \u00e7\u0131rparak<\/p>\n<p>5-7- &#8220;\u0130l\u00e2hlar\u0131 bir tek il\u00e2h m\u0131 k\u0131lm\u0131\u015f? Bu ger\u00e7ekten \u015fa\u015f\u0131lacak bir \u015fey!&#8221; dediler. \u0130\u015fte (1-7. \u00e2yetler) bunun \u00fczerine nazil oldu. Bunu \u00e2yet sayan rivayet yoktur. Yaz\u0131l\u0131\u015f\u0131 itibar\u0131yla bir harf, okunu\u015fu itibar\u0131yla bir isim veya dan fiili maz\u00ee, veya dan emri haz\u0131r olabilir. Harf oldu\u011funa g\u00f6re di\u011fer mukatta&#8217; harflerde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere meydan okuma ve icaz yoluyla s\u00f6ylenmi\u015ftir. \u00c7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re bu s\u00fbrenin ismidir. Sadece bir rumuz olmas\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. F\u00e2tiha&#8217;da bu harf ile ilgili &#8220;s\u0131rat&#8221; kelimesi vard\u0131r. S\u0131dk (do\u011fruluk) maddesi de bu rumuzun ilk hat\u0131rlataca\u011f\u0131 kelimelerdendir. &#8220;Allah do\u011fru s\u00f6yledi&#8221;, sad\u0131ks\u0131n ey Muhammed!, ey sad\u0131k gibi. Hasen&#8217;den rivayet edildi\u011fine g\u00f6re &#8220;sad\u00e2&#8221;n\u0131n m\u00fcfaale bab\u0131 olan &#8220;m\u00fcs\u00e2d\u00e2t&#8221;tan emirdir. Sada, kar\u015f\u0131l\u0131k vermektir. Onun i\u00e7in sesin aksetti\u011fi yerden verilen kar\u015f\u0131l\u0131\u011fa &#8220;sad\u00e2&#8221; denir. Buna g\u00f6re &#8220;dal&#8221;\u0131n kesresiyle &#8220;s\u00e2d\u0131&#8221;, seslen sen, Kur&#8217;\u00e2n sesine kar\u015f\u0131 aksettirici ol, sad\u00e2 gibi kar\u015f\u0131l\u0131k ver, yani muhtevas\u0131 ile amel et, yerine getir, demek olur. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan bir rivayete g\u00f6re gece ve g\u00fcnd\u00fcz yokken Rahm\u00e2n olan Allah&#8217;\u0131n ar\u015f\u0131n\u0131n, \u00fczerinde bulundu\u011fu denizin ismidir. ( &#8220;O&#8217;nun ar\u015f\u0131 su \u00fczerindeydi.&#8221; Hud, 11\/7 \u00e2yetinin tefsirine bkz.) Said b. C\u00fcbeyr&#8217;den de \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n, s\u00fbra iki \u00fcf\u00fcr\u00fc\u015f aras\u0131nda \u00f6l\u00fcleri diriltti\u011fi denizin ismidir. Bu iki rivayet garip olmakla beraber g\u00fczeldir. Bunlarda yemin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da i\u00e7erir. O \u015fekilde atfoluyor. Zikir sahibi, zikirli, zikir dolu. Burada zikir, \u015fu \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2dan her biriyle a\u00e7\u0131klanabilir:<\/p>\n<p>Z\u0130K\u0130R: a) \u0130smi an\u0131lmak: \u015eeref ve \u015fan m\u00e2n\u00e2s\u0131na; &#8220;Ger\u00e7ekten o Kur&#8217;\u00e2n, hem senin i\u00e7in, hem kavmin i\u00e7in bir \u015fereftir.&#8221; (Zuhruf, 43\/44) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi.<\/p>\n<p>b) Anmak, hat\u0131rlatmak; \u00f6\u011f\u00fct ve hat\u0131rlatma m\u00e2n\u00e2s\u0131na; \u015feriat ve h\u00fck\u00fcmler, vaad ve tehditler, ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetlerin olaylar\u0131ndan ibrete vesile olacak k\u0131ssalar ve haberler gibi.<\/p>\n<p>c) Dinde ihtiya\u00e7 bulunan \u015feyleri anlatmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na; yani \u015fanl\u0131, \u00f6\u011f\u00fctl\u00fc, din \u00f6\u011freten, ibret dersi veren Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a yemin olsun ki&#8230;<\/p>\n<p>Bu kasemin cevab\u0131 hazfedilmi\u015ftir. o hazfedilen cevaba matuftur. Yani sen peygamberli\u011finde do\u011frusun, sana s\u00f6ylenen ger\u00e7ektir, o vaad ve tehdit mutlaka yerini bulacakt\u0131r. Fakat k\u00e2firler bir gurur ve ihtilaf i\u00e7indedirler. Kendilerini bir gurur, bir ihtilaf sarm\u0131\u015f, kibirlerinden dolay\u0131 hakk\u0131 kabul etmiyorlar. \u00c7e\u015fitli maksatlarla t\u00fcrl\u00fc mabutlar pe\u015finde bo\u011fu\u015fuyorlar. \u00c7a\u011fr\u0131\u015ft\u0131lar, yani helaki g\u00f6rd\u00fckleri zaman tevbe edip, aman ya Rabbi diye ba\u011fr\u0131\u015ft\u0131lar, feryat ettiler. Fakat o zaman, yahut o \u00e7a\u011f\u0131r\u0131\u015fma, kurtulacak zaman de\u011fildi. Ka\u00e7ma ihtimali kalmam\u0131\u015ft\u0131. , (yok) demektir. \u0130l\u00e2hlar\u0131 hep bir il\u00e2h m\u0131 k\u0131ld\u0131? Yani diye hepsinden il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131 kald\u0131rd\u0131 da yaln\u0131z birine mi tahsis etti? Bu ger\u00e7ekten \u00e7ok acayip bir \u015fey! Atalar\u0131ndan beri \u015firke al\u0131\u015fm\u0131\u015f olan cahiliye kafas\u0131, bu kadar \u00e7e\u015fitli insanlar\u0131n, \u00e7e\u015fitli emel ve duygular\u0131n\u0131 yaln\u0131z bir mabudun nas\u0131l tatmin edebilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnemiyor, onun, &#8220;her \u015feyin h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131n\u0131n elinde&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/83) oldu\u011funu bilmiyor da tevhide \u015fa\u015f\u0131yor. Biz, bunu millet-i ahirede i\u015fitmedik. Millet-i ahire, di\u011fer millet yahut sonraki millet demektir. Bu durumda H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa i\u015faret olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130sl\u00e2m gelmeden \u00f6nce, o zaman i\u00e7in en son millet, H\u0131ristiyanl\u0131kt\u0131. O da teslisi (\u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h inanc\u0131n\u0131) kabul ediyordu.<\/p>\n<p>8-14- O zikir, yani Allah&#8217;\u0131n zikir ve hat\u0131rlatmas\u0131n\u0131 i\u00e7eren Kur&#8217;\u00e2n, aram\u0131zdan ona m\u0131 indirilmi\u015f? Benim zikrim, yani Kur&#8217;\u00e2n. demektir. Kesre ile y\u00e2&#8217;dan iktifa olunmu\u015ftur. de b\u00f6yledir. Onlar, burada \u00e7e\u015fitli kabilelerden kalma, bozguna u\u011frat\u0131lm\u0131\u015f bir ordu d\u00f6k\u00fcnt\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Yani eskiden peygamberlere kar\u015f\u0131 toplanm\u0131\u015f, mahvolmu\u015f, \u00e7e\u015fitli gruplardan geri kalma, onlar gibi bozulmaya mahkum, bozuk, ruh birli\u011fi yok, maneviyat\u0131 peri\u015fan, derme \u00e7atma birka\u00e7 asker, ordu, askerler b\u00f6yle askerler. Bu \u00e2yet \u00e7ok dikkat \u00e7ekicidir. Burada Kurey\u015f&#8217;in &#8220;Bedir&#8221;den ba\u015flayan yenilgisine i\u015faret edildi\u011fi gibi, ba\u015far\u0131ya ula\u015facak d\u00fczenli bir ordunun, muntazam bir milletten \u00e7\u0131kabilece\u011fini anlat\u0131yor.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>15- Onlar da bir tek hayk\u0131r\u0131\u015fa bak\u0131yorlar. \u00d6yle ki onun gecikmesi de yoktur.<\/p>\n<p>16- Bir de: &#8220;Ey Rabbimiz! Hesap g\u00fcn\u00fcnden \u00f6nce bizim azabdan pay\u0131m\u0131z\u0131 acele ver&#8221; dediler.<\/p>\n<p>17- \u015eimdi sen onlar\u0131n dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud&#8217;u hat\u0131rla. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, zikir ve tesbih ile bize y\u00f6nelmi\u015fti.<\/p>\n<p>18- Biz, da\u011flar\u0131 onun emrine vermi\u015ftik. Ak\u015fam-sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi.<\/p>\n<p>19- Ku\u015flar\u0131 da toplu olarak onun emrine vermi\u015ftik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.<\/p>\n<p>20- Biz onun m\u00fclk\u00fcn\u00fc kuvvetlendirmi\u015f ve kendisine hikmet ve hakk\u0131 bat\u0131ldan ay\u0131rt etme kabiliyeti vermi\u015ftik.<\/p>\n<p>21- Bir de davac\u0131lar\u0131n k\u0131ssas\u0131 geldi mi sana? Hani surdan a\u015farak mihraba ula\u015fm\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>22- Davud&#8217;un yan\u0131na giriverdiler de onlardan tela\u015fe d\u00fc\u015ft\u00fc. Ona &#8220;Korkma!&#8221; dediler, biz iki davac\u0131y\u0131z. Birimiz, birimize haks\u0131zl\u0131k etti. \u015eimdi sen aram\u0131zda hak ile h\u00fck\u00fcm ver ve a\u015f\u0131r\u0131 gitme de bizi do\u011fru yolun ortas\u0131na \u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>23- Biri: &#8220;\u0130\u015fte bu benim karde\u015fim. Onun doksan dokuz di\u015fi koyunu var, benim ise bir tek di\u015fi koyunum var. B\u00f6yle iken: Onu da bana ver, dedi ve tart\u0131\u015fmada beni yendi&#8221; diye anlatt\u0131.<\/p>\n<p>24- Davud dedi ki: &#8220;Do\u011frusu senin bir koyununu kendi koyunlar\u0131na katmak istemesiyle sana zulmetmi\u015ftir. Ger\u00e7ekten bir cemiyette ya\u015fayanlar\u0131n \u00e7o\u011fu mutlaka birbirlerine haks\u0131zl\u0131k ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel i\u015fleyenler ba\u015fka. Ama onlar da pek az.&#8221; Davud, bizim kendisini imtihan etti\u011fimizi sanm\u0131\u015ft\u0131. Hemen Rabbinden ma\u011ffiret diledi, r\u00fcku ederek yere kapand\u0131, tevbe ile Allah&#8217;a y\u00f6neldi.<\/p>\n<p>25- Biz de o zannetti\u011fi \u015feyi kendisine ba\u011f\u0131\u015flad\u0131k. \u015e\u00fcphesiz yan\u0131m\u0131zda onun bir yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ve g\u00fczel bir d\u00f6n\u00fc\u015f yeri vard\u0131r.<\/p>\n<p>26- Ey Davud! Ger\u00e7ekten biz seni yery\u00fcz\u00fcnde bir halife yapt\u0131k. Art\u0131k insanlar aras\u0131nda hak ile h\u00fck\u00fcm ver. Keyfe, arzuya uyma ki, seni Allah yolundan sapt\u0131rmas\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah yolundan sapanlar, hesap g\u00fcn\u00fcn\u00fc unuttuklar\u0131 i\u00e7in kendilerine \u00e7ok \u015fiddetli bir azab vard\u0131r.<\/p>\n<p>15-17- KITT: Asl\u0131nda pusula, bah\u015fi\u015f pusulas\u0131 demektir. Burada pay m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Hesap g\u00fcn\u00fcne, k\u0131yamete kadar beklemeye l\u00fczum yok, o azabdan bizim pay\u0131m\u0131z\u0131 \u015fimdiden pe\u015fin olarak ver, diye alay etmek istiyorlar.<\/p>\n<p>G\u00fc\u00e7l\u00fc, kuvvetli. Rivayet edilir ki, Davud (a.s.) y\u0131l boyunca bir g\u00fcn oru\u00e7 tutar, bir g\u00fcn yerdi ve gece yar\u0131s\u0131 namaza kalkard\u0131. B\u00f6ylece kuvvetinin asl\u0131n\u0131n, din kuvveti oldu\u011fu anlat\u0131lmak \u00fczere \u015fu sebebe ba\u011flan\u0131yor: \u00c7\u00fcnk\u00fc o bir evvabd\u0131r (Allah&#8217;a y\u00f6nelmi\u015ftir).<\/p>\n<p>EVVAB: &#8220;Tevvab&#8221; vezninde &#8220;evb&#8221;den m\u00fcbala\u011fal\u0131 ismi faildir. &#8220;Evb&#8221;, Ra\u011f\u0131b&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn bir \u00e7e\u015fidi, iradeye ba\u011fl\u0131 olan k\u0131sm\u0131d\u0131r. D\u00f6n\u00fclmesi gereken yere d\u00f6nmek demektir. Bu m\u00e2n\u00e2dan &#8220;evvab&#8221;, &#8220;tevvab&#8221; gibi Allah&#8217;a \u00e7ok\u00e7a d\u00f6n\u00fcp y\u00f6nelen demek olur. Onun i\u00e7in burada &#8220;Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na \u00e7ok\u00e7a d\u00f6n\u00fcp y\u00f6nelen&#8221; diye tefsir etmi\u015flerdi. Ancak hem dan, hem de m\u00fcteaddisi olan dan olabilir. ise d\u00f6nd\u00fcrmek ve &#8220;terci&#8221; m\u00e2n\u00e2lar\u0131na geldi\u011fine ve seste terci, na\u011fme ve ahenk yapmak veya ses vermek, demek oldu\u011funa g\u00f6re iyi terci yapan m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ifade etmi\u015f olur. Nitekim &#8220;Ey da\u011flar! Onunla beraber \u00e7\u0131nlay\u0131n.&#8221; (Sebe&#8217;, 34\/10) \u00e2yetinde bu m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu m\u00fcnasebetle &#8220;evvab&#8221;, M\u00fccahid&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere, bir de &#8220;m\u00fcsebbih&#8221; (\u00e7ok tesbih eden) m\u00e2n\u00e2s\u0131na tefsir edilmi\u015ftir ki, Ebu&#8217;s-Suud, bunun izah\u0131nda \u015f\u00f6yle diyor: &#8220;\u0130kinci evvab, m\u00fcsebbih yerine konmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc tesbihi sesli yap\u0131yordu. Tesbihi sesli yapan da onu ahenkli yap\u0131yor demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ard\u0131 ard\u0131na fiiline d\u00f6ner durur.&#8221; Evvab, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya \u00e7ok d\u00f6nen tevbekar demek oldu\u011funa g\u00f6re de \u00e7ok tevbe edenin \u00e2deti, \u00e7ok zikir, tesbih ve takdis etmektir. Kamus&#8217;ta &#8220;evb&#8221;, kasd ve istikamet m\u00e2n\u00e2lar\u0131na da geldi\u011finden evvab, \u00e7ok do\u011fru ve azimli demek de olabilir. \u015eu halde evvab, bir\u00e7ok m\u00e2n\u00e2lara ihtimali olan bir kelime oldu\u011fundan hepsini aynen bir kelime ile terceme m\u00fcmk\u00fcn olmayacakt\u0131r. Bir kere, Allah&#8217;a d\u00f6n\u00fc\u015f, s\u00fbfilerin &#8220;iradeye ba\u011fl\u0131 \u00f6l\u00fcm&#8221; dedikleri &#8220;fen\u00e2 fillah&#8221; (Allah&#8217;da f\u00e2n\u00ee olma) makam\u0131d\u0131r ki, tevbe ve in\u00e2be (tevbe ile Hak yoluna d\u00f6nme) bunun ba\u015f\u0131d\u0131r. Bu makamda meydana gelen her kuvvet il\u00e2h\u00eedir.<\/p>\n<p>18-Onun i\u00e7in g\u00fc\u00e7 ve kuvvetinin sebebinde \u015f\u00f6yle buyuruluyor: &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc o bir evvab idi.&#8221; Ger\u00e7ekten biz da\u011flar\u0131 onunla birlikte emre \u00e2m\u00e2de k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131k. \u00d6yle ki da\u011flar, Ak\u015fam ve i\u015frak vakitleri tesbih ederlerdi. Bunun zahiri, onunla beraber sesle tesbih etmeleri, onun tesbihine ses ve na\u011fme yoluyla cevap vermeleridir. Resulullah&#8217;\u0131n avucunda ta\u015flar\u0131n tesbihi gibi oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130\u015eRAK VAKT\u0130: G\u00fcne\u015f do\u011fup do\u011fu ufkunda biraz y\u00fckselerek \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n berrak bir \u015fekilde parlamaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 vakittir ki, ilk ku\u015fluk vaktidir. Yani bayram namazlar\u0131n\u0131 k\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131z vakittir. \u0130\u015frak namaz\u0131 da s\u00fcnnettir. Sonra kaba ku\u015fluk vakti olur.<\/p>\n<p>19- Ku\u015flar\u0131 da emre \u00e2m\u00e2de k\u0131ld\u0131k, toplu halde, toplanm\u0131\u015f olarak. Hepsi, yani da\u011flar da, ku\u015flar da hep onun i\u00e7in, yani Davud i\u00e7in evvab idi, yani hep onun i\u00e7in seslenerek ahenk ile tesbih ediyorlard\u0131. Ne ho\u015ftur ki burada &#8220;evvab&#8221; fas\u0131las\u0131n\u0131n na\u011fmesiyle, m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki d\u00f6n\u00fc\u015f ve y\u00f6neli\u015fe bir misal de verilmi\u015ftir. Mesela Davud, &#8220;evvab&#8221; deyince, onlar da &#8220;evvab&#8221; diyorlar. Bununla beraber bu, sadece bir tekrardan ibaret de\u011fil, m\u00e2n\u00e2lar\u0131 farkl\u0131d\u0131r. Demin hat\u0131rlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere birincisi, d\u00f6n\u00fc\u015ften \u00e7ok d\u00f6nen m\u00e2n\u00e2s\u0131na, ikincisi de terci&#8217; (na\u011fme ve ahenk) m\u00e2n\u00e2s\u0131na k\u00f6k\u00fcnden na\u011fme ve ahenk yapan m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmu\u015f oluyor. Davud Allah&#8217;a d\u00f6n\u00fcyor, onlar Davud&#8217;a seslenip na\u011fme yap\u0131yorlar. Bununla beraber \u015fu m\u00e2n\u00e2 da verilmi\u015ftir: Hepsi, yani Davud da, da\u011flar da, ku\u015flar da hep Allah i\u00e7in ahenk ile tesbih yap\u0131yorlard\u0131. Dini, ibadeti b\u00f6yle kuvvetli oldu\u011fu gibi<\/p>\n<p>20- hem m\u00fclk\u00fcn\u00fc kuvvetlendirmi\u015ftik hem de kendisine hikmet, peygamberlik, ilim ve amelde sa\u011flaml\u0131k yahut Zebur ve \u015feriat ilmi ve fasl-\u0131 hitab, s\u00f6z kesimi vermi\u015ftik. Yani hakk\u0131 bat\u0131ldan ay\u0131rarak tart\u0131\u015fmay\u0131 ay\u0131rt edip kesme kabiliyeti vermi\u015ftik. Kesip atan ay\u0131rt edici s\u00f6z ve s\u00f6zde iki k\u0131ssa aras\u0131n\u0131 ay\u0131ran (Bundan sonra&#8230;) gibi ay\u0131r\u0131c\u0131 s\u00f6ze de fasl-\u0131 hitab denilir. \u0130\u015fte b\u00f6yle g\u00fc\u00e7l\u00fc ve kuvvetli bir tevbekar idi.<\/p>\n<p>21-22-Bununla beraber bir de geldi mi sana? Bu \u015fekildeki soru, k\u0131ssas\u0131n\u0131n \u00f6nemine dikkat \u00e7ekmek i\u00e7indir. Has\u0131m k\u0131ssas\u0131. Has\u0131m, asl\u0131nda masdar olup, has\u0131ml\u0131k yapan (davac\u0131) m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131l\u0131r. Tekile, \u00e7o\u011fula, erke\u011fe, kad\u0131na s\u00f6ylenebilir. Nitekim burada \u015f\u00f6yle \u00e7o\u011ful zamiri g\u00f6nderiyor. Mihrab\u0131n s\u00fbrunu a\u015ft\u0131klar\u0131 zaman.<\/p>\n<p>&#8220;S\u00fbr&#8221; y\u00fcksek duvar; &#8220;Mihrab&#8221; da k\u00f6\u015fk, balkon, m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Davud&#8217;un huzuruna girdikleri zaman ki, birden bire onlardan tela\u015f etti. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunca muhaf\u0131zlara ra\u011fmen s\u00fbr a\u015f\u0131lm\u0131\u015f, i\u00e7eri girilmi\u015fti. Fakat girdiler de ne yapt\u0131lar? Dediler ki: Korkma, iki has\u0131m, yani biz, birbiriyle daval\u0131, iki alay davac\u0131y\u0131z. Baz\u0131m\u0131z baz\u0131m\u0131za tecav\u00fcz etti. Onun i\u00e7in sen aram\u0131zda hak ile h\u00fck\u00fcm ver. Ve a\u015f\u0131r\u0131 gitme. Haktan uzakla\u015f\u0131p, haks\u0131zl\u0131k etme de bizi d\u00fcz yolun ortas\u0131na \u00e7\u0131kar; adalet yap. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, davadan \u00f6nce bulunan bu s\u00f6zl\u00fc arz-\u0131 h\u00e2lin kelimeleri \u00e7ok \u015f\u00fcphe vericidir. Hele bu hitab\u0131nda i\u011fneleyip sata\u015fmadan daha ileri giden bir ihtar vard\u0131r. Bunlar, s\u0131radan davac\u0131lara benzemiyorlar.<\/p>\n<p>23- O halde dava nedir? denirse \u0130\u015fte \u015fu, mecliste haz\u0131r bulunan zat benim karde\u015fimdir. Melek olduklar\u0131na g\u00f6re din karde\u015fi veya arkada\u015f\u0131 diye tefsir edilmi\u015ftir. Fakat zorunlu de\u011fildir. Onun doksan dokuz na&#8217;cesi var.<\/p>\n<p>&#8220;Na&#8217;ce&#8221;, di\u015fi koyuna ve di\u015fi s\u00fcl\u00fcne denildi\u011fi gibi, kad\u0131na da istiare edilir. Benim ise bir tek na&#8217;cem vard\u0131r. B\u00f6yle iken onu benim nasibime b\u0131rak, dedi ve hitapta bana a\u011f\u0131r bast\u0131. S\u00f6yle\u015fmede; yahut aday olmada hat\u0131rl\u0131 geldi, \u00fcst\u00fcn \u00e7\u0131kt\u0131.<\/p>\n<p>24- Dedi ki Davud: Senin bir koyununu, kendi koyunlar\u0131na istemekle sana zulmetmi\u015f vallahi ve ger\u00e7ekten &#8220;hal\u00eetlardan&#8221; bir \u00e7o\u011fu. Burada &#8220;hulet\u00e2&#8221;y\u0131, yaln\u0131z ortaklar, diye tefsir etmek bize eksik geliyor. (karde\u015f) tabirinden de anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re kar\u0131\u015f\u0131k halde bulunan, yani bir toplumda ya\u015fayan insanlar, karde\u015fler, dostlar, arkada\u015flar, yolda\u015flardan bir\u00e7o\u011fu mutlaka birbirlerine tecav\u00fcz ediyorlar. Ancak iman edip, salih ameller i\u015fleyenler ba\u015fka. Onlar da pek az ve Davud zannetmi\u015fti. Girdikleri zaman veya bu ba\u011fiy (tecav\u00fcz) s\u00f6z\u00fcn\u00fc s\u00f6ylerken sanm\u0131\u015ft\u0131 ki, biz kendisini s\u0131rf bir fitneye d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fck. Allah&#8217;\u0131n sevki ile m\u00fclk\u00fcnde bir ihtilal oluyor, kendine sald\u0131r\u0131 ile bir bask\u0131n yapt\u0131lar zannetti. Yahut sezmi\u015fti ki, kendisine sadece bir imtihan yapt\u0131k. Hemen Rabbinden ba\u011f\u0131\u015flanma diledi. Ma\u011ffiretini niyaz etti. Ve r\u00fcku ederek secdeye kapand\u0131, ve tevbe ile Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nd\u0131.<\/p>\n<p>25- Biz de onun i\u00e7in kendisine onu, o zann\u0131n\u0131 veya zannetti\u011fini ba\u011f\u0131\u015flad\u0131k. Demek m\u00fclk\u00fcn\u00fcn sa\u011flaml\u0131\u011f\u0131 ve kuvveti, surdan a\u015f\u0131l\u0131p, mihraba girilivermesine engel olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, \u00f6yle bir fitne manzaras\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcnce de &#8220;evvab&#8221; olan Davud, derhal tevbe ve isti\u011ffar ile Allah&#8217;a y\u00f6nelmede gecikmemi\u015f ve hemen Allah&#8217;\u0131n ma\u011ffiretine ermi\u015ftir. Zannetti\u011fi fitne meydana gelmemi\u015f, sadece bir ibret dersi olarak kapanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu k\u0131ssa m\u00fcnasebetiyle bir\u00e7ok s\u00f6zler edilmi\u015f, masallar s\u00f6ylenmi\u015ftir. onun i\u00e7in Hz. Ali&#8217;nin: &#8220;Her kim Davud hadisesini hikayecilerin rivayet etti\u011fi gibi anlat\u0131rsa ona y\u00fcz altm\u0131\u015f deynek vururum.&#8221; dedi\u011fi naklediliyor. \u00d6zellikle Cenab-\u0131 Hak buyuruyor ki: Ve \u015f\u00fcphesiz ki, ona y\u00fcce huzurumuzda mutlaka bir yak\u0131nl\u0131k ve bir d\u00f6n\u00fc\u015f yeri g\u00fczelli\u011fi, sonunda varaca\u011f\u0131 g\u00fczel bir merci, cennette g\u00fczel bir makam vard\u0131r.<\/p>\n<p>26-Onun i\u00e7in kendisine \u015f\u00f6yle hitab edildi: Ey Davud! \u015e\u00fcphesiz ki biz seni yery\u00fcz\u00fcnde bir halife yapt\u0131k. Yani kendi keyfine g\u00f6re asaleten h\u00fck\u00fcm vermek i\u00e7in de\u011fil, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ad\u0131na izafetle, O&#8217;nun h\u00fck\u00fcmlerini y\u00fcr\u00fctmekle g\u00f6revli ki, \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n hikmeti de bu idi. \u015eimdi insanlar aras\u0131nda hak ile h\u00fck\u00fcm ver. \u00c7\u00fcnk\u00fc halifeli\u011fin m\u00e2n\u00e2s\u0131 budur. Ve hevaya tabi olma. Nefsin arzusu arkas\u0131ndan gitme, keyfe g\u00f6re h\u00fckmetme ki, seni Allah&#8217;\u0131n yolundan \u015fa\u015f\u0131rmas\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah yolundan sapanlar; Firavunlar gibi h\u00fck\u00fcm kendilerinin zannederek Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerinden ba\u015fkas\u0131n\u0131 tatbike \u00e7al\u0131\u015fanlar, hesap g\u00fcn\u00fcn\u00fc unuttuklar\u0131 i\u00e7in kendilerine \u00e7ok \u015fiddetli bir azab vard\u0131r.<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine \u015fu \u00fc\u00e7 \u00e2yet, iki k\u0131ssa aras\u0131nda f\u00e2s\u0131la \u00e2yetleri, yani bir fasl-\u0131 hitabd\u0131r. Bunlar\u0131n da Davud&#8217;a hitab olma ihtimali var ise de &#8220;sabret, hat\u0131rla!&#8221; gibi Hz. Muhammed (s.a.v.)&#8217;e hitab olmas\u0131 daha do\u011frudur.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>27- Hem o g\u00f6\u011f\u00fc, yeri ve aralar\u0131ndakileri biz bo\u015funa yaratmad\u0131k. O, k\u00e2firlerin zann\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in vay ate\u015fe girecek olan k\u00e2firlerin haline!<\/p>\n<p>28- Yoksa, iman edip de salih amel i\u015fleyenleri biz, o yery\u00fcz\u00fcndeki bozguncular gibi yapar m\u0131y\u0131z? Yoksa o takva sahiplerini azg\u0131n g\u00fcnahkarlar gibi yapar m\u0131y\u0131z?<\/p>\n<p>29- Bu, sana indirdi\u011fimiz m\u00fcbarek bir kitapt\u0131r ki, insanlar onun \u00e2yetlerini d\u00fc\u015f\u00fcns\u00fcnler ve temiz ak\u0131l sahipleri ibret als\u0131nlar.<\/p>\n<p>27-29- (Geni\u015f bilgi i\u00e7in \u00c2l-i \u0130mran, 3\/190. \u00e2yetin tefsirine bkz.) Kur&#8217;\u00e2n, yahut bu s\u00fbre, &#8220;d\u00fc\u015f\u00fcns\u00fcnler diye&#8230;&#8221; Tedebb\u00fcr (inceden inceye d\u00fc\u015f\u00fcnme)\u00fcn, akl\u00ee; tezekk\u00fcr (ibret alma)\u00fcn nakl\u00ee y\u00f6nlerde olmas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>30- Bir de Davud&#8217;a S\u00fcleyman&#8217;\u0131 bah\u015fettik. S\u00fcleyman ne g\u00fczel kuldu. \u00c7\u00fcnk\u00fc o seslice tesbih edip Allah&#8217;a y\u00f6nelirdi.<\/p>\n<p>31- Hani kendisine bir zaman ak\u015fam \u00fcst\u00fc iyi cins ve rahvan atlar g\u00f6sterilmi\u015fti.<\/p>\n<p>32- &#8220;Ben, dedi, at sevgisini, Rabbimi anmaktan \u00f6t\u00fcr\u00fc tercih ettim.&#8221; Nihayet atlar perdenin arkas\u0131na gizlendi.<\/p>\n<p>33- &#8220;Geri getirin onlar\u0131 bana!&#8221; dedi ve art\u0131k onlar\u0131n bacaklar\u0131n\u0131, boyunlar\u0131n\u0131 silmeye ba\u015flad\u0131.<\/p>\n<p>34- Andolsun ki S\u00fcleyman&#8217;\u0131 imtihan da ettik ve taht\u0131n\u0131n \u00fczerine bir ceset b\u0131rakt\u0131k. Sonra tekrar tevbe ile \u00f6nceki haline d\u00f6nd\u00fc.<\/p>\n<p>35- S\u00fcleyman: &#8220;Ey Rabbim! Beni ba\u011f\u0131\u015fla ve bana \u00f6yle bir m\u00fclk ihsan et ki, ard\u0131mdan hi\u00e7 kimseye yara\u015fmas\u0131n. \u015e\u00fcphesiz, b\u00fct\u00fcn dilekleri veren sensin.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>36- Bunun \u00fczerine biz r\u00fczgar\u0131 onun emrine verdik. Onun emriyle istedi\u011fi yere yumu\u015fac\u0131k akard\u0131.<\/p>\n<p>37- Dalg\u0131\u00e7 ve yap\u0131 ustas\u0131 \u015feytanlar\u0131 da.<\/p>\n<p>38- Ve daha di\u011ferlerini de zincirlerde ba\u011fl\u0131 olarak (Onun emrine verdik).<\/p>\n<p>39- &#8220;\u0130\u015fte bu, bizim ihsan\u0131m\u0131zd\u0131r. Art\u0131k sen dilersen ba\u015fkalar\u0131na ver veya verme. Bundan hesaba \u00e7ekilmeyeceksin&#8221; dedik.<\/p>\n<p>40- \u015e\u00fcphesiz ki ona huzurumuzda bir yak\u0131nl\u0131k ve g\u00fczel bir makam vard\u0131r.<\/p>\n<p>30-31-32- &#8220;A\u015fiy&#8221;, \u00f6\u011fleden sonra ak\u015fama kadar. At\u0131n \u00fc\u00e7 aya\u011f\u0131n\u0131 bas\u0131p, birinin t\u0131rna\u011f\u0131n\u0131 dikerek duru\u015funa &#8220;sufun&#8221; denir ki, en g\u00fczel duru\u015ftur. Genellikle halis Arap atlar\u0131nda olurmu\u015f. \u00d6yle duran ata &#8220;s\u00e2fin&#8221;, \u00e7o\u011fulunda &#8220;s\u00e2fin\u00e2t&#8221; denir. \u0131n veya in \u00e7o\u011fuludur. Ko\u015fuda s\u00fcratli olan \u00f6\u011fd\u00fcl at. Demek ki &#8220;s\u00e2fin\u00e2t&#8221;, duru\u015ftaki g\u00fczelli\u011fi; &#8220;ciyad&#8221; da gidi\u015fteki g\u00fczelli\u011fi ifade ediyor. \u015eu halde arzda hem duru\u015f g\u00f6sterilmi\u015f, hem ko\u015fu\u015f.<\/p>\n<p>Onun \u00fczerine dedi ki, &#8220;Ger\u00e7ekten ben, mal sevgisine s\u0131rf Rabbimi zikretmek i\u00e7in d\u00fc\u015ft\u00fcm.&#8221; Tefsircilerin \u00e7o\u011fu buna \u015fu m\u00e2n\u00e2y\u0131 vermi\u015flerdir: &#8220;Ben hay\u0131r, yani mal ve at sevmek i\u00e7in Rabbimin zikrinden kald\u0131m.&#8221; Nihayet g\u00fcne\u015f perdenin ard\u0131na gizlendi, yani batt\u0131. \u0130kindi namaz\u0131 ge\u00e7ti diye bu \u015fekilde \u00fcz\u00fcld\u00fc ve bundan dolay\u0131, getirin onlar\u0131 bana deyip, hepsini Allah i\u00e7in kurban etti diyorlar. Bu durumda da nin mek\u00fbl\u00fc c\u00fcmlesinde dahil olarak zamir, &#8220;\u015eems&#8221;e g\u00f6nderilmi\u015f oluyor. Fakat di\u011fer birtak\u0131m tefsircilerle beraber biz bunu \u015f\u00f6yle anl\u0131yoruz: Ben o hay\u0131r sevmeyi, at sevmeyi Rabbimin zikrinden dolay\u0131 sevdim dedi, yani namaz\u0131n\u0131 veya virdini ge\u00e7irmedi, bilakis b\u00f6yle diyerek atlar\u0131 b\u0131rak\u0131p zikrini yerine getirmeye gitti. Nihayet o atlar perdenin ard\u0131na izlendi, ah\u0131rlara \u00e7ekildi, yahut ko\u015fuda g\u00f6zden kayboldu, o zaman namaz\u0131n\u0131 bitirdi.<\/p>\n<p>33- Geri getirin onlar\u0131 bana, dedi. Art\u0131k bacaklar\u0131n\u0131, boyunlar\u0131n\u0131 silmeye ba\u015flad\u0131. Ok\u015fad\u0131, t\u0131marlar\u0131na itina g\u00f6sterdi, \u00f6ncekiler buna k\u0131l\u0131\u00e7 ile silmek m\u00e2n\u00e2s\u0131 vermi\u015fler ve namaz\u0131 ge\u00e7irtmeye sebep oldular diye Allah yolunda kurban edildiklerini s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, ikisi de S\u00fcleyman&#8217;\u0131n \u00e7ok zikir ve tesbih eden biri oldu\u011funu anlatan birer misaldirler. E\u011fer bu kurban edi\u015f, harbe g\u00f6nderilmek suretiyle \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f olmalar\u0131 ise g\u00fczel bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r.<\/p>\n<p>34- Andolsun ki S\u00fcleyman&#8217;\u0131 bir de fitneye d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fck ve taht\u0131n\u0131n \u00fczerine bir cesed b\u0131rakt\u0131k. Bu fitne hakk\u0131nda da birtak\u0131m garib \u015feyler s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bakara S\u00fbresi&#8217;nde (Bkz. 2\/102. \u00e2yetin tefsiri) i\u015faret edildi\u011fi \u00fczere anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, S\u00fcleyman (a.s.) Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis&#8217;i (Mescid-i Aksa) yapt\u0131rd\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada getirdi\u011fi sanatkarlar i\u00e7inde sanatlar\u0131n hilelerini bilen birtak\u0131m \u015feytanlar\u0131n kurduklar\u0131 bir ihtilal y\u00fcz\u00fcnden bir s\u00fcre n\u00fcfuzunu kaybetmi\u015f, yahut taht\u0131ndan ayr\u0131 kalm\u0131\u015f;b\u00f6ylece taht\u0131nda ya kendisi kuvvetsiz bir cesed halinde h\u00fck\u00fcms\u00fcz kalm\u0131\u015f yahut taht\u0131 da i\u015fgal edilip, ona k\u0131rk g\u00fcn kadar heykel gibi birisi oturtulmu\u015ftu. Mason tarihinde mason cemiyetlerinin S\u00fcleyman (a.s.) aleyhine olan bu ihtilal hareketlerini esas ald\u0131klar\u0131 ve ba\u015fkan\u0131n\u0131n hat\u0131ras\u0131na sayg\u0131 g\u00f6sterdikleri s\u00f6ylenir.<\/p>\n<p>Bu fitne oldu sonra S\u00fcleyman, d\u00f6n\u00fc\u015f yapt\u0131, tevbe ile Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131p tekrar taht\u0131na d\u00f6nd\u00fc.<\/p>\n<p>35-\u015e\u00f6yle ki: Ya Rab! dedi beni ba\u011f\u0131\u015fla! Her ne kusur, hata meydana geldiyse, af ve c\u00f6mertli\u011finle \u00f6rt ve bana \u00f6yle bir m\u00fclk (h\u00fck\u00fcmranl\u0131k) ba\u011f\u0131\u015fla ki, benden sonra kimseye gerekmesin. Yani benim halime uygun, bana mahsus bir mucize olsun yahut bu defa oldu\u011fu gibi kimse onu benden \u00e7ekip alamas\u0131n. Yukar\u0131larda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere R\u00e2z\u00ee, tefsirinin bir yerinde buna \u015f\u00f6yle de m\u00e2n\u00e2 vermi\u015ftir: Yani bana \u00f6yle \u015fanl\u0131 bir m\u00fclk ver ki, ben ona kavu\u015fup \u00f6ld\u00fckten sonra &#8220;d\u00fcnya m\u00fclk\u00fcn\u00fcn vefas\u0131 olsayd\u0131 S\u00fcleyman&#8217;a olurdu&#8221; denilsin de kimsenin d\u00fcnya saltanat\u0131na h\u0131rs ve ra\u011fbeti kalmas\u0131n. Bu da g\u00fczel bir anlamd\u0131r. Fakat biz \u00f6yle anl\u0131yoruz ki, S\u00fcleyman (a.s.)\u0131n as\u0131l maksad\u0131, fani olan d\u00fcnya m\u00fclk\u00fcn\u00fc de\u011fil, ahiret m\u00fclk\u00fcn\u00fc istemektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Her kim ahiret gelirini isterse ona, ondan veririz. Her kim de d\u00fcnya gelirini isterse ona da ondan veririz. Ama onun i\u00e7in ahirette bir nasip yoktur.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/20) buyurulmu\u015ftur ve ondan dolay\u0131d\u0131r ki, kendisine fazlas\u0131 verilmi\u015ftir. Nitekim \u015f\u00f6yle buyuruluyor:<\/p>\n<p>36-37 Biz de onun \u00fczerine r\u00fczgar\u0131 kendisinin emrine verdik. Bunda d\u00fcnya m\u00fclk\u00fcn\u00fcn bir r\u00fczgar gibi gelip ge\u00e7ici oldu\u011funa da bir i\u015faret vard\u0131r. O r\u00fczgar ona \u00f6yle ba\u011fland\u0131, \u00f6yle boyun e\u011fdi ki, bir memur gibi Onun emriyle yumu\u015fak, yumu\u015fak istedi\u011fi yere akard\u0131. eytanlar\u0131 da. Fitnenin ba\u015f\u0131 olan \u015feytanlar\u0131 da onun emrine verdik. Burada bu \u015feytanlar\u0131n hem birtak\u0131m sanat dehalar\u0131n\u0131 da kapsad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve hem \u00fc\u00e7 derece \u00fczere te\u015fekk\u00fcllerini anlatan \u015f\u00f6yle bir &#8220;bedel&#8221; ile a\u00e7\u0131klanmas\u0131 ne kadar dikkate de\u011fer!. Her biri bina edici; her t\u00fcrl\u00fc yap\u0131c\u0131, bina yapmak sanat\u0131 olanlar\u0131n her t\u00fcrl\u00fcs\u00fc, her \u00e7e\u015fit bina yapanlar ve yap\u0131c\u0131lar\u0131n her \u00e7e\u015fidi: mimar\u0131, ustas\u0131, kalfas\u0131. Corci Zeydan (tarihu&#8217;l-Masuniyeti&#8217;l-\u00c2m ve&#8217;l-Ben\u00e2-ini&#8217;l-Ahr\u00e2r) ad\u0131ndaki genel masonluk tarihinde &#8220;benn\u00e2&#8221; kelimesini &#8220;mason&#8221;, &#8220;Fran mason&#8221; kelimesini de &#8220;h\u00fcr benn\u00e2&#8221; diye terceme etmi\u015ftir. ve dalg\u0131\u00e7, denizlerin diplerine dalmakta maharetli olanlar\u0131<\/p>\n<p>38- ve daha di\u011ferlerini, ki a\u015fa\u011f\u0131 derecede bulunan bunlar, di\u011fer sanatkarlar\u0131 i\u00e7ermekle beraber insan \u015feytanlar\u0131ndan cin \u015feytanlar\u0131na kadar varmaktad\u0131r. Buka\u011f\u0131larda, zincirlerde \u00e7at\u0131l\u0131 olarak emir alt\u0131na al\u0131nm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Asf\u00e2d , safed in \u00e7o\u011fuludur ki, buka\u011f\u0131, bend demektir. Bir de bah\u015fi\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bah\u015fi\u015f de, alan\u0131 verene ba\u011flayan bir ba\u011fd\u0131r. Fakat burada de\u011fil, yani &#8220;asfad ile \u00e7at\u0131lm\u0131\u015f&#8221; de\u011fil, &#8220;asfadda birbirlerine \u00e7at\u0131lm\u0131\u015f&#8221; denilmekle buka\u011f\u0131 manas\u0131na oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Demek ki k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve bozgunculuklar\u0131na meydan verilmeyecek bir \u015fekilde s\u0131k\u0131 bir takip alt\u0131na al\u0131nm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>39- Bu, yani emrine verdik de dedik ki, sana verilen bu saltanat, bu boyun e\u011fdirme bizim ihsan\u0131m\u0131z, bah\u015fi\u015fimiz, vergimizdir. Art\u0131k diler ikram et, diledi\u011fine ver, ba\u011f\u0131\u015fla, ihsan et diler tut, diledi\u011finden de men et ey S\u00fcleyman! Hesap yok.<\/p>\n<p>40-\u00c7\u00fcnk\u00fc yetki sana havale edilmi\u015ftir. Yahut hesaps\u0131z \u00e7ok bir vergi; d\u00fcnyada b\u00f6yle olmakla beraber \u015fu da bir ger\u00e7ektir ki, ona y\u00fcce huzurumuzda \u015f\u00fcphesiz bir yak\u0131nl\u0131k ve g\u00fczel bir yer; cennette g\u00fczel bir mevki ve makam vard\u0131r.<\/p>\n<p>Bir de:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>41- Kulumuz Eyyub&#8217;u da an. Bir zaman o, Rabbine \u015f\u00f6yle nida etmi\u015fti: &#8220;Me\u015fakkat ve ac\u0131 ile bana \u015feytan dokundu.&#8221;<\/p>\n<p>42- (Biz ona): &#8220;Aya\u011f\u0131n\u0131 yere vur! \u0130\u015fte sana y\u0131kan\u0131lacak ve i\u00e7ilecek so\u011fuk bir su&#8221; dedik.<\/p>\n<p>43- Ve ona, b\u00fct\u00fcn ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha taraf\u0131m\u0131zdan bir rahmet olarak bah\u015fettik ki, ak\u0131l sahipleri i\u00e7in bir ibret olsun.<\/p>\n<p>44- (Bir de dedik ki): &#8220;Eline bir demet al da onunla (e\u015fine) vur; yemininde durmamazl\u0131k etme.&#8221; Do\u011frusu biz onu sab\u0131rl\u0131 bulduk. O ne g\u00fczel kul! O hakikaten daima Allah&#8217;a y\u00f6nelmektedir.<\/p>\n<p>41- Eyyub (a.s.) b. Iys b. \u0130shak (a.s.) hani Rabbine nida etti\u011fi, ya Rab! diye \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131 vakti an. \u015e\u00f6yle ki benim halim \u015fu zahmet ve ac\u0131 ile \u015feytan bana dokundu; vesveseye yol buldu.<\/p>\n<p>42-43-&#8220;Nusb&#8221; me\u015fakkat, bedende zahmet, azabda ac\u0131, mal ve evlat ac\u0131s\u0131yla tefsir edilmi\u015ftir. Debren aya\u011f\u0131nla.<\/p>\n<p>&#8220;Rekz&#8221; , \u00f6zengi tepmek, kanat \u00e7\u0131rpmak tarz\u0131nda olan harekettir. Ne kadar dikkate de\u011fer bir noktad\u0131r ki, Cenab-\u0131 Allah Eyyub&#8217;un duas\u0131na cevap olan kurtulu\u015f mucizesini verirken bile, \u00f6nce ona b\u00f6yle bir hareket emretmi\u015ftir ki, bu emir, t\u0131pk\u0131 Meryem k\u0131ssas\u0131ndaki &#8220;(hurman\u0131n dal\u0131n\u0131 kendine do\u011fru) silkele!&#8221; (Meryem, 19\/25) emrine benzer ve &#8220;O&#8217;na ancak g\u00fczel kelimeler y\u00fckselir. Onu da salih amel y\u00fckseltir.&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 35\/10) ifadesini de hat\u0131rlat\u0131r. Burada bu emir Hz. Eyyub&#8217;a s\u00f6ylendi\u011fi gibi hik\u00e2ye edilerek &#8220;dedik&#8221; kelimesi hazfedilmi\u015ftir. B\u00f6ylece \u00e2yet, arada Resul-i Ekrem&#8217;e hitab eden bir ara c\u00fcmlesiymi\u015f gibi bir telmih de yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ayak vurmak, ayakla debrenmek, \u00f6zengilemek, oldu\u011fu yerde tepinmeye, \u00e7abalamaya veya yolculuk veya hicret ya da harb etmeye yani m\u00fccahedenin m\u00fcmk\u00fcn olabilen her k\u0131sm\u0131na uygun olabilece\u011fine g\u00f6re bu telmih, k\u0131ssan\u0131n hisse noktalar\u0131ndan birini te\u015fkil eder. &#8220;elinle&#8230; tut&#8221; ifadesi de b\u00f6yledir. \u0130bn\u00fc Cerir Taber\u00ee, tefsirinde Hz. Eyyub&#8217;un deprendi\u011fi bu yerin &#8220;C\u00e2biye&#8221; oldu\u011funu naklediyor.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte; yani deprenince bir kaynak \u00e7\u0131kt\u0131, i\u015fte dedik sana bir y\u0131kanacak sepserin ve i\u00e7ecek. Y\u0131kan ve i\u00e7; i\u00e7in, d\u0131\u015f\u0131n iyile\u015fsin, yorgunlu\u011fun dinlensin, y\u00fcre\u011fin so\u011fusun. Baz\u0131lar\u0131na g\u00f6re , \u00fcn s\u0131fat\u0131 de\u011fil, ikinci bir haber yerinde ve so\u011fuk i\u00e7ecek m\u00e2n\u00e2s\u0131ndad\u0131r. Bunlar, biri s\u0131cak, biri so\u011fuk iki menba \u00e7\u0131km\u0131\u015f, s\u0131ca\u011f\u0131yla y\u0131kanm\u0131\u015f, so\u011fu\u011funu i\u00e7mi\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat \u00e2yetin zahiri birincisidir.<\/p>\n<p>44- Ve elinle bir demet tut da vur onunla ve yeminini bozma, yemininde durmamazl\u0131k etme.<\/p>\n<p>&#8220;D\u0131\u011fs&#8221; ; demet, deste. Deniliyor ki, bir hadise dolay\u0131s\u0131yla e\u015fine y\u00fcz deynek vurmaya yemin etmi\u015fti. B\u00f6ylece bir demet yaparak vurmakla yeminin yerine gelece\u011fi kendisine ruhsat olarak g\u00f6sterilmi\u015f, \u015fer&#8217;\u00ee ceza ve yeminlerde bu, &#8220;Eyyub ruhsat\u0131 ad\u0131yla baki kalm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; \u00c2yette ne demeti oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilmedi\u011fi i\u00e7in daha geni\u015f m\u00e2n\u00e2lara ihtimali vard\u0131r. Bizim kanaatimizce bu emir, yaln\u0131z o ruhsat\u0131 g\u00f6stermekle kalm\u0131yor, eli alt\u0131nda bir cemaat kurulmas\u0131 gerekti\u011fini de anlatm\u0131\u015f bulunuyor. Nitekim \u015fu hat\u0131rlatmada o y\u00f6n daha a\u00e7\u0131kt\u0131r:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>45- Kullar\u0131m\u0131z \u0130brahim&#8217;i, \u0130shak&#8217;\u0131 ve Yakub&#8217;u da an. Onlar eller ve g\u00f6zler sahipleri idiler.<\/p>\n<p>46- \u00c7\u00fcnk\u00fc biz onlar\u0131 temiz bir hasletle, h\u00e2lis yurt (ahiret) d\u00fc\u015f\u00fcncesine ermi\u015f has kullar\u0131m\u0131zdan k\u0131lm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>47- \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, nezdimizde se\u00e7ilmi\u015f en hay\u0131rl\u0131 kimselerdendir.<\/p>\n<p>48- \u0130smail&#8217;i, Elyasa&#8217;y\u0131, Z\u00fc&#8217;l-Kifl&#8217;i de an. Hepsi de en hay\u0131rl\u0131 kimselerdendir.<\/p>\n<p>45- &#8220;Eller ve g\u00f6zler sahipleriydiler.&#8221; Amelde ve ilimde kuvvetleri: \u0130cra ve istihbarat \u00e2letleri vard\u0131.<\/p>\n<p>46-47- \u00c7\u00fcnk\u00fc biz onlar\u0131 ihlasl\u0131lardan, ihlasa erdirilmi\u015f has kullar\u0131m\u0131zdan k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131k. Bir halisa ile, yani temiz bir \u00f6zellik, lekesiz bir haslet ile ki \u015fudur: Yurt d\u00fc\u015f\u00fcncesi. \u015e\u00fcphe yok ki, d\u00fc\u015f\u00fcnmek, sonucu d\u00fc\u015f\u00fcnmektir. : Asl\u0131 dir. Yani Mustafalardan, g\u00fcz\u00eedelerden; s\u00fcz\u00fcl\u00fcp se\u00e7ilmi\u015flerden. en hay\u0131rl\u0131lar. \u00d6m\u00fcrlerini zevk ve safa ile ge\u00e7irmi\u015fler de\u011fil, Allah yan\u0131nda en hay\u0131rl\u0131 olarak se\u00e7ilmi\u015flerden ifadesince &#8220;\u0130nsanlar\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131, insanlara faydas\u0131 oland\u0131r.&#8221; \u0130nsanlar\u0131n ger\u00e7ek faydas\u0131 da sonunda k\u00f6t\u00fcl\u00fck olmayan ahiret menfaatleridir.<\/p>\n<p>48- \u0130smail&#8217;i, Elyasa&#8217;y\u0131 ve Z\u00fc&#8217;l-Kifl&#8217;i de an. \u0130smail&#8217;i, babas\u0131 \u0130brahim ile karde\u015fi \u0130shak&#8217;tan ayr\u0131 olarak anlatmak, bilhassa \u015fan\u0131na itina g\u00f6stermek i\u00e7indir. Elyasa b. Uhtub b. Acuz (a.s.), \u0130lyas (a.s.)&#8217;\u0131n \u0130srailo\u011fullar\u0131 \u00fczerine halifesi olup, sonra kendisine peygamberlik verilmi\u015ftir. Z\u00fc&#8217;l-Kifl de Eyyub (a.s.)&#8217;un o\u011flu \u015eeref olup, \u015eam&#8217;da tevhid inanc\u0131na davet etti\u011fi anlat\u0131l\u0131yor. Hep bunlar da en hay\u0131rl\u0131 kimselerdendir. Allah i\u00e7in hay\u0131r ve fazilet ne\u015fredenlerdendir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>49- \u0130\u015fte bu bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr. \u015e\u00fcphesiz korunan m\u00fcttakiler i\u00e7in herhalde g\u00fczel bir istikbal (g\u00fczel bir d\u00f6n\u00fc\u015f yeri) vard\u0131r.<\/p>\n<p>50- B\u00fct\u00fcn kap\u0131lar\u0131 kendilerine a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f olan Adn cennetleri vard\u0131r.<\/p>\n<p>51- \u0130\u00e7lerine kurularak orada bir\u00e7ok yemi\u015fle, bamba\u015fka bir i\u00e7ki isteyeceklerdir.<\/p>\n<p>52- Yanlar\u0131nda da bak\u0131\u015flar\u0131 yaln\u0131z kocalar\u0131na d\u00f6n\u00fck hep ayn\u0131 ya\u015fta dilberler vard\u0131r.<\/p>\n<p>53- O hesap g\u00fcn\u00fc i\u00e7in size vaad edilen i\u015fte budur.<\/p>\n<p>54- \u0130\u015fte bu, bizim r\u0131zk\u0131m\u0131z; muhakkak ki ona hi\u00e7 t\u00fckenmek yoktur.<\/p>\n<p>49-54- Bu; ge\u00e7en \u00e2yetlerle an\u0131lan g\u00fczellikler bir zikirdir. &#8220;Bu \u00f6\u011f\u00fct (zikir) dolu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a andolsun.&#8221; (S\u00e2d, 38\/1) buyuruldu\u011fu \u00fczere, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n i\u00e7erdi\u011fi zikirlerden bir zikir daima hat\u0131rda tutulup, ibret al\u0131nacak bir \u015feref hat\u0131ras\u0131 &#8220;E\u011fer bizim yan\u0131m\u0131zda \u00f6nce gelenlerinkinden bir zikir (kitap) olsayd\u0131.&#8221; (S\u00e2ff\u00e2t, 37\/168) diyenlerin istedikleri &#8220;\u00f6ncekilerden bir zikir&#8221;dir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>55- Bu, b\u00f6yledir. \u015e\u00fcphesiz azg\u0131nlar i\u00e7in de fena bir gelecek vard\u0131r.<\/p>\n<p>56- Cehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne \u00e7irkin d\u00f6\u015fektir.<\/p>\n<p>57- \u0130\u015fte art\u0131k tats\u0131nlar onu ki, o kaynar su ve irindir.<\/p>\n<p>58- Ve o \u015fekilden \u00e7ifter \u00e7ifter tadacaklar\u0131 di\u011fer ac\u0131lar da vard\u0131r.<\/p>\n<p>59- \u0130\u015fte \u015funlar da sizin pe\u015finize d\u00fc\u015fenlerdir. Onlara merhaba yok. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar cehenneme sal\u0131n\u0131yorlar.<\/p>\n<p>60- (Arkadan gelenler \u00f6ncekilere:) Derler ki: &#8220;Hay\u0131r, as\u0131l size merhaba yok. \u00c7\u00fcnk\u00fc cehennemi bize siz takdim ettiniz. Bak\u0131n o ne k\u00f6t\u00fc yatak!&#8221;<\/p>\n<p>61- &#8220;Ey Rabbimiz! Bize bunu takdim edenin ate\u015fteki azab\u0131n\u0131 kat kat art\u0131r&#8221; derler.<\/p>\n<p>62- Bir de derler ki: &#8220;K\u00f6t\u00fclerden sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z birtak\u0131m adamlar\u0131 (fakir m\u00fcminleri) niye g\u00f6remiyoruz?&#8221;<\/p>\n<p>63- &#8220;Onlar\u0131 e\u011flence yerine tutmu\u015ftuk ha! Yoksa bu g\u00f6zler onlardan kayd\u0131 m\u0131?&#8221;<\/p>\n<p>64- \u015e\u00fcphesiz ki bu hakt\u0131r. Ate\u015f ehlinin birbiriyle tart\u0131\u015fmas\u0131 muhakkak olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>55-57- &#8220;Gass\u00e2k&#8221; yaradan akan sar\u0131 su, irin, cerahat ak\u0131nt\u0131s\u0131 yahut \u015farap gibi, kaynar su olan &#8220;ham\u00eem&#8221;in z\u0131dd\u0131 olmak \u00fczere i\u00e7ilmez derecede gayet so\u011fuk ve \u00e7ok \u00e7irkin kokulu i\u00e7ki ki, &#8220;ham\u00eem&#8221; s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131 ile yakar, &#8220;gass\u00e2k&#8221; da so\u011fuklu\u011fu ile.<\/p>\n<p>58-61- Ve onun \u015feklinden, yani o tad\u0131lan azab veya i\u00e7ki cinsinden daha ba\u015fkas\u0131 da var. \u00c7ifte \u00e7ifte, t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc ac\u0131lar, zehir zakk\u0131m i\u00e7tiler. \u015eu sizinle beraber pe\u015finizden gelen bir olayd\u0131r. Beraberlerindeki t\u00e2bileriyle birlikte cehenneme girdikleri s\u0131rada o azg\u0131nlar\u0131n \u00f6nderlerine hik\u00e2ye buyuruluyor.<\/p>\n<p>\u0130KT\u0130HAM: \u015eiddete g\u00f6\u011f\u00fcs gerip sald\u0131rmakt\u0131r. Onlara merhaba yok, yahut merhaba olmas\u0131n. Bu da \u00f6nderlerin onlara s\u00f6zlerini hik\u00e2yedir. Merhaba demek takdirinde bir dua ile misafire bir iltifatt\u0131r ki, &#8220;geni\u015f olas\u0131n, geni\u015flik i\u00e7inde g\u00fcle g\u00fcle oturas\u0131n.&#8221; demektir.<\/p>\n<p>62-64- &#8220;Bize ne oluyor da k\u00f6t\u00fclerden sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z birtak\u0131m adamlar\u0131 g\u00f6remiyoruz? derler.&#8221; Bununla m\u00fcminlerin fakirlerini kastediyorlar.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>65- De ki: &#8220;Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici olan Allah&#8217;tan ba\u015fka tanr\u0131 da yoktur.&#8221;66- &#8220;O, g\u00f6klerin, yerin ve ikisi aras\u0131ndakilerin Rabbidir. O \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr, \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>67- De ki: &#8220;Bu, bir b\u00fcy\u00fck haberdir.&#8221;<\/p>\n<p>68- &#8220;Siz ondan y\u00fcz \u00e7eviriyorsunuz.&#8221;<\/p>\n<p>69- &#8220;M\u00fcnaka\u015fa ederlerken, benim melekler y\u00fcksek toplulu\u011funa ait ne bilgim olabilirdi?&#8221;<\/p>\n<p>70- &#8220;Ancak ben a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa korkutmakla g\u00f6revli oldu\u011fum i\u00e7in o bilgi bana vahyediliyor.&#8221;<\/p>\n<p>71- Hani Rabbin meleklere demi\u015fti ki: &#8220;Ben \u00e7amurdan bir insan yaratmaktay\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>72- &#8220;Onu tesviye edip, d\u00fczeltip de ruhumdan ona \u00fcfledim mi derhal ona secdeye kapan\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>73- Bunun \u00fczerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.<\/p>\n<p>74- Yaln\u0131z \u0130blis etmedi, b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslad\u0131 ve k\u00e2firlerden oldu.<\/p>\n<p>75- Allah: &#8220;Ey \u0130blis! O benim kudretimle yaratt\u0131\u011f\u0131ma secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa y\u00fcksek derecelerde bulunanlardan m\u0131 oldun?&#8221; dedi.<\/p>\n<p>76- \u0130blis dedi ki: &#8220;Ben ondan hay\u0131rl\u0131y\u0131m. Beni ate\u015ften yaratt\u0131n, onu ise \u00e7amurdan yaratt\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>77- Allah: &#8220;Hemen \u00e7\u0131k oradan, art\u0131k sen kovuldun.&#8221;<\/p>\n<p>78- &#8220;Ve elbette lanetim ceza g\u00fcn\u00fcne kadar senin \u00fczerindedir.&#8221; buyurdu.<\/p>\n<p>79- \u0130blis: &#8220;Ya Rab! O halde insanlar\u0131n diriltilecekleri g\u00fcne kadar bana m\u00fchlet ver.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>80, 81- Allah: &#8220;Haydi belirli bir vakte kadar m\u00fchlet verilenlerdensin&#8221; buyurdu.<\/p>\n<p>82- \u0130blis: &#8220;\u00d6yle ise izzet ve \u015ferefine yemin ederim ki, ben onlar\u0131n hepsini mutlaka aldat\u0131r, sapt\u0131r\u0131r\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>83- &#8220;Ancak i\u00e7lerinden ihlas ile se\u00e7ilmi\u015f has kullar\u0131n m\u00fcstesna&#8221; dedi.<\/p>\n<p>84- Allah buyurdu ki: &#8220;O do\u011fru, ben hep do\u011fruyu s\u00f6ylerim.&#8221;<\/p>\n<p>85- &#8220;Andolsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onlar\u0131n sana uyanlar\u0131ndan, topunuzdan t\u0131ka basa dolduraca\u011f\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>86- Ey Muhammed! De ki: &#8220;Ben o Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a kar\u015f\u0131 sizden bir \u00fccret istemiyorum. Ve ben kendili\u011fimden bir \u015fey de teklif etmiyorum. &#8221;<\/p>\n<p>87- &#8220;O Kur&#8217;\u00e2n, b\u00fct\u00fcn \u00e2lemler i\u00e7in bir zikir, bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr. &#8221;<\/p>\n<p>88- &#8220;Herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz.&#8221;<\/p>\n<p>65-69- De ki o bir b\u00fcy\u00fck haberdir. Yani benim size verdi\u011fim bu haber, benim b\u00f6yle korkutmakla g\u00f6revli peygamberli\u011fimle Allah&#8217;\u0131n ortaktan m\u00fcnezzeh olarak birli\u011fi haberi, \u00e7ok \u00f6nemli, azametli, b\u00fcy\u00fck bir haberdir. Bir ucunda o bir olan Allah&#8217;\u0131n hi\u00e7bir taraf\u0131ndan savunulmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan ebed\u00ee kahr\u0131, bir taraftan da O&#8217;nun izzet ve ba\u011f\u0131\u015flamas\u0131 var. Benim o melekler y\u00fcksek toplulu\u011funa ait hi\u00e7bir bilgim yoktu.<\/p>\n<p>&#8220;Mele-i a&#8217;l\u00e2&#8221;; en y\u00fcksek heyet, melekler \u00e2lemi, demektir. Onlar m\u00fcnaka\u015fa ederlerken.<\/p>\n<p>70- Ancak ben s\u0131rf a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa bir korkutucu, korkutmakla g\u00f6revli bir peygamber oldu\u011fum i\u00e7in o bilgi bana vahyediliyor da biliyorum. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>71- Yani Rabbin \u015f\u00f6yle dedi\u011fi zaman ettikleri m\u00fcnaka\u015fa ki Bakara S\u00fbresi&#8217;nde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;Sen orada fesat \u00e7\u0131karacak ve kan d\u00f6kecek bir kimse mi yaratacaks\u0131n?&#8221; (Bakara, 2\/30) demi\u015flerdi. Bilinen bir hadis-i \u015ferifte Mele-i a&#8217;l\u00e2n\u0131n tart\u0131\u015fmas\u0131, keffaretler ve dereceler hakk\u0131ndad\u0131r, diye a\u00e7\u0131klanmas\u0131 da bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n tafsilat\u0131ndand\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki en y\u00fcksek m\u00fcnaka\u015fan\u0131n s\u0131rr\u0131, Allah&#8217;\u0131n nezdinde ba\u011f\u0131\u015flanma ve y\u00fcksek derecelere kavu\u015fma meselesidir. Meleklerin &#8220;Biz seni hamdinle tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz.&#8221; (Bakara, 2\/30) diyerek halifeli\u011fe ra\u011fbet g\u00f6stermeleri de bundan olmu\u015ftur. Ben bir \u00e7amurdan bir insan yaratmaktay\u0131m. Be\u015feresinin, yani derisinin a\u00e7\u0131k olmas\u0131 itibar\u0131yla insana &#8220;be\u015fer&#8221; denmi\u015ftir.<\/p>\n<p>72- Dolay\u0131s\u0131yla onu tesviye etti\u011fim &#8220;Yaratt\u0131 ve tesviye etti.&#8221; (A&#8217;l\u00e2, 87\/2) s\u00f6z\u00fcnden de anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere tesviye yaratmadan sonra olur. Demek ki, insan maddesi \u00e7amurdan yarat\u0131ld\u0131ktan sonra bir de insan suretini almas\u0131, insanl\u0131k seviyesine gelmesi i\u00e7in bir m\u00fcddet de tesviye edilmi\u015f, bedeninin par\u00e7alar\u0131 k\u0131vam\u0131na getirilmesi i\u00e7in d\u00fczeltilmi\u015ftir. Bu sebepledir ki, \u00e7e\u015fitli \u00e2yetlerde \u00e7e\u015fitli yarat\u0131l\u0131\u015f kademelerine i\u015faret edilmi\u015ftir. Nitekim \u00c2l-i \u0130mran S\u00fbresi&#8217;nde topraktan (3\/59), burada \u00e7amurdan, M\u00fcminun S\u00fbresi&#8217;nde \u00e7amur h\u00fclasas\u0131ndan (23\/12), H\u0131cr S\u00fbresi&#8217;nde kuru bir \u00e7amurdan, \u015fekillenmi\u015f bir bal\u00e7\u0131ktan (15\/28); Enbiya S\u00fbresi&#8217;nde aceleden yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenmi\u015ftir. Ve i\u00e7ine ruhumdan \u00fcfledi\u011fim zaman, izafeti, c\u00fcziyet i\u00e7in de\u011fil, \u015feref i\u00e7indir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ruh, Allah&#8217;\u0131n emrindendir. \u00dcfleme tabiri de maddeye fiilen hayat ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131n ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 temsil eder. Hatta &#8220;\u00c2dem&#8217;e isimleri \u00f6\u011fretti.&#8221; (Bakara, 2\/31) ifadesinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re yaln\u0131z cisme ait olan hayat de\u011fil, zihin ve ilim hayat\u0131n\u0131n da ba\u015flang\u0131c\u0131 olan \u015fuur ruhunun, konu\u015fan nefsin ilgisini ifade eder. Yoksa ruh \u00fcflemek, hayat belirtilerinden olan nefes al\u0131p verme ile de tevil edilebilir. cezaiye, vuku&#8217;dan emri haz\u0131r\u0131n\u0131n \u00e7o\u011fuludur. Yani ruh \u00fcflenince onun i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcz secde edici olarak, her biriniz secde ederek. Sayg\u0131 ve ikram secdesi, yahut Allah&#8217;\u0131n emrine k\u0131ble secdesi.<\/p>\n<p>73-83- Onun \u00fczerine meleklerin hepsi secde ettiler. \u0130\u015fte o secdenin neticesidir ki, peygamber olanlara vahiy getirirler. \u0130ki elimle yaratt\u0131\u011f\u0131ma. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya bazan &#8220;Allah&#8217;\u0131n eli&#8221; (Fetih, 48\/10) gibi tekil olarak, bazan da &#8220;Ellerimizin yapt\u0131klar\u0131ndan&#8230;&#8221; (Y\u00e2sin, 36)71) gibi \u00e7o\u011ful olarak, bazan da b\u00f6yle &#8220;iki elimle&#8221; gibi tesniye (ikil) olarak el nisbet edilmi\u015ftir. Bir hadiste &#8220;O&#8217;nun her iki eli de sa\u011fd\u0131r.&#8221; buyuruldu\u011fundan her birinde Allah&#8217;\u0131n \u015fan\u0131na lay\u0131k bir m\u00e2n\u00e2 kastedildi\u011finde \u015f\u00fcphe yoktur. (M\u00e2ide, 5\/64. \u00e2yetinin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>Bir\u00e7oklar\u0131 burada iki elin ayr\u0131ca birer m\u00e2n\u00e2s\u0131 kastedilmi\u015f olmay\u0131p, \u00f6zel bir itina ile yaratmak m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan kinaye oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahiptirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00c2dem b\u00fct\u00fcn normal sebeplerin \u00fcst\u00fcne olarak en y\u00fcksek bir se\u00e7im ile yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 da kudret, m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tevil etmi\u015fler ve tesniyenin sadece tekit i\u00e7in oldu\u011funu, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda Allah&#8217;\u0131n kudretinin tecellilerinin tekitli ve kat kat bulundu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc \u00d6mer hazretlerinden rivayet olunur ki: Allah Te\u00e2l\u00e2 d\u00f6rt \u015feyi eliyle yaratm\u0131\u015ft\u0131r: Ar\u015f, Adn cenneti, Kalem, \u00c2dem. Sonra her \u015feye &#8220;ol!&#8221; demi\u015f, olmu\u015ftur. Burada a\u00e7\u0131kt\u0131r ki, el, hi\u00e7bir sebep araya girmeksizin do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;\u0131n kudreti ile demektir. \u00c2dem&#8217;de ise bu m\u00e2n\u00e2 kat kat vard\u0131r. Bizce burada en yak\u0131n yorumun, biri tesviyeye, biri de ruh \u00fcflenmesine i\u015faret olmas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00f6yle olunca insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda cisim \u00e2lemi ile ruh \u00e2leminin bir araya geli\u015fini ve dolay\u0131s\u0131yla insan\u0131n toplay\u0131c\u0131 bir varl\u0131k oldu\u011funu anlatm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>B\u00fcy\u00fckl\u00fck taslamak m\u0131 istedin, yoksa y\u00fcksek derecelerde bulunanlardan m\u0131 oldun? Yani hi\u00e7 hakk\u0131n olmayarak s\u0131rf b\u00fcy\u00fckl\u00fck m\u00fc taslad\u0131n, yoksa zann\u0131nca ger\u00e7ekten y\u00fcksek, \u00fcst\u00fcn m\u00fc bulunuyorsun? Nitekim \u0130blis cevab\u0131nda bu ikinci \u015f\u0131kka tutunarak Ben ondan hay\u0131rl\u0131y\u0131m&#8230; dedi. (A&#8217;raf, 7\/11 ve m\u00fcteakip \u00e2yetlerin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamaya g\u00f6re buradaki &#8220;Y\u00fcksektekilerden&#8221; deyimi &#8220;Yaratanlar\u0131n en g\u00fczeli&#8221; (M\u00fcminun, 23\/14) \u00e2yetindeki &#8220;h\u00e2lik\u00een&#8221; (yaratanlar) gibi faraz\u00ee ve takdir\u00eedir. Fakat Muhyiddin Arabi bunu ger\u00e7e\u011fe yorumlayarak buradan delil g\u00f6stererek \u015fu g\u00f6r\u00fc\u015fe sahip olmu\u015ftur ki, \u00c2dem&#8217;e secde ile emredilmeyen melekler de vard\u0131r. Bunlar &#8220;\u00e2l\u00een&#8221; (y\u00fcksek)dir. &#8220;M\u00fcheyyem\u00fbn&#8221; denilen birk\u0131s\u0131m melekler vard\u0131r ki, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n cemal ve celalini d\u00fc\u015f\u00fcnmeye dalm\u0131\u015flard\u0131r. Hi\u00e7biri, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ondan ba\u015fkas\u0131n\u0131 yaratm\u0131\u015f oldu\u011funu bilmez, bunlar \u00c2dem&#8217;e secde ile emrolunmam\u0131\u015flard\u0131r. &#8220;Y\u00fcksek olanlar&#8221;, bunlar, yahut g\u00f6k meleklerinin hepsidir. Onlar da \u00c2dem&#8217;e secde ile emrolunmam\u0131\u015flard\u0131r. \u00c2dem&#8217;e secde ile emrolunan melekler hep yery\u00fcz\u00fc melekleridir. Ancak \u015eeyh&#8217;in bu fikri, insan\u0131n toplay\u0131c\u0131 bir varl\u0131k olmas\u0131 hakk\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne uygun d\u00fc\u015fmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>84- Allah Te\u00e2l\u00e2 buyurdu ki o, hak, yani ihlasl\u0131 kullar\u0131m\u0131 \u015fa\u015f\u0131rtamayaca\u011f\u0131n s\u00f6z\u00fc do\u011frudur. &#8220;Kullar\u0131m \u00fczerinde senin asla bir h\u00fckm\u00fcn yoktur.&#8221; (H\u0131cr, 15\/42). Yahut o halde hakk\u0131, yani \u015fa\u015f\u0131rtt\u0131\u011f\u0131n takdirde hakk\u0131, hak cezas\u0131 nedir bilir misin? O hakk\u0131, o ger\u00e7e\u011fi de ben s\u00f6yleyeyim, yahut ben hep hak s\u00f6ylerim.<\/p>\n<p>85- &#8220;Andolsun ki cehennemi senden ve onlar\u0131n sana tabi olanlar\u0131ndan, topunuzdan dolduraca\u011f\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>86- De ki: Ona kar\u015f\u0131, yani Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan, o b\u00fcy\u00fck haberden dolay\u0131 sizden bir \u00fccret istemiyorum. Ben o tekell\u00fcf\u00e7\u00fclerden de de\u011filim. Kendinde olmayan bir \u015feye \u00f6zenerek zorla ve yapmac\u0131k hareketlerle satmaya \u00e7al\u0131\u015fan iddiac\u0131lardan de\u011filim. Yani b\u00f6yle ciddili\u011fim, samimiyetim sizce bilinmektedir. Yok yere peygamberlik iddia etmeyece\u011fimi, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 uydurmaya kalk\u0131\u015fmayaca\u011f\u0131m\u0131 kabul etmeniz gerekir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Adiy, Ebu Berze&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet eder: &#8220;Demi\u015f ki: Resulullah &#8216;Size cennet ehlini haber vereyim mi?&#8217; buyurdu. &#8216;Evet, ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217; dedik. Buyurdu ki: &#8216;Onlar, aralar\u0131nda merhametli olanlard\u0131r.&#8217; &#8216;Size cehennem ehlini haber vereyim mi? dedi. &#8216;Evet ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217; dedik. Buyurdu ki: &#8216;Onlar, \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fenler, \u00fcmidi kesenler, yalanc\u0131lar, tekell\u00fcf\u00e7\u00fc olanlard\u0131r.&#8217; Tekell\u00fcf\u00e7\u00fcn\u00fcn belirtisi de Beyhak\u00ee&#8217;nin &#8220;\u015e\u00fcab\u00fc&#8217;l-\u0130man&#8221;da \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir&#8217;den rivayetine g\u00f6re \u00fc\u00e7t\u00fcr. Kendisinden \u00fcst\u00fcn olan kimse ile yar\u0131\u015fmak, yeti\u015femeyece\u011fi \u015feye el uzatmak ve bilmedi\u011fi \u015feyi s\u00f6ylemek. Buhar\u00ee ve M\u00fcslim&#8217;de rivayet edildi\u011fi \u00fczere \u0130bn\u00fc Mesud (r.a.) demi\u015ftir ki: &#8220;Ey insanlar! \u0130\u00e7inizden her kim bir ilim bilirse s\u00f6ylesin, bilmeyen de &#8216;Allah\u00fc a&#8217;lem&#8217; (Allah daha iyi bilir) desin. Allah Te\u00e2l\u00e2 Resul\u00fcne \u015f\u00f6yle buyurdu:<\/p>\n<p>87- O Kur&#8217;\u00e2n ba\u015fka de\u011fil, b\u00fct\u00fcn \u00e2lemler i\u00e7in bir zikirdir. B\u00fct\u00fcn ak\u0131ll\u0131lar \u00e2lemi i\u00e7in il\u00e2h\u00ee bir hat\u0131rlatma, bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr.<\/p>\n<p>88- Ve yemin ederim ki, onun haberini, d\u00fcnya ve ahiretle ilgili olarak haber verdi\u011fi vaad, tehdit ve di\u011ferlerini bir zaman sonra muhakkak bileceksiniz. Kimi d\u00fcnyada, kimi ahirette.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>38-SAD: 1-4-Rivayet olunuyor ki, Ebu Talib hastaland\u0131\u011f\u0131 zaman Kurey\u015f&#8217;ten bir heyet geldi. \u0130\u00e7lerinde Ebu Cehil de vard\u0131. Yan\u0131na girdiler. &#8220;Karde\u015finin o\u011flu bizim il\u00e2hlar\u0131m\u0131z\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fcyor, \u015f\u00f6yle yap\u0131yor, \u015f\u00f6yle \u015f\u00f6yle diyor. Ona haber g\u00f6ndersen de bundan men etsen&#8221; dediler. Haber g\u00f6nderdi. Resul-i Ekrem (s.a.v.) geldi, odaya girdi. Ebu Talib&#8217;in yan\u0131nda bir ki\u015filik yer vard\u0131, oraya oturmas\u0131n diye &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12103,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1156,1155,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1874","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-38-sad","tag-38-sad-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1874","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1874"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1874\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12103"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1874"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1874"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1874"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}