{"id":1878,"date":"2010-11-18T22:19:00","date_gmt":"2010-11-18T20:19:00","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1878"},"modified":"2010-11-18T22:19:00","modified_gmt":"2010-11-18T20:19:00","slug":"36-yasin-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/36-yasin-tefsiri\/","title":{"rendered":"36-YAS\u0130N SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>36-YAS\u0130N:<\/p>\n<p>1-2-3- Y\u00e2sin, \u00e7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re Halil ve Sibeveyh&#8217;in a\u00e7\u0131klad\u0131klar\u0131 gibi s\u00fbrenin ismidir. Baz\u0131lar\u0131na g\u00f6re yemindir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n isimlerindendir. Baz\u0131lar\u0131na g\u00f6re de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 bir s\u00f6z anahtar\u0131d\u0131r. Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131nda hakk\u0131nda yap\u0131lan a\u00e7\u0131klama genel olarak burada da ge\u00e7erlidir. Yaln\u0131z burada \u00f6zel olarak \u015fu iki rivayet vard\u0131r: Birisi, \u0130krime vas\u0131tas\u0131yla \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet edildi\u011fi \u00fczere, Ey insan! demek olmas\u0131d\u0131r. Birisi de Sa\u00eed b. C\u00fcbeyr&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere Hz. Peygamber&#8217;in bir ismi olmas\u0131d\u0131r ki, &#8220;Emin ol ki sen, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz g\u00f6nderilen peygamberlerdensin.&#8221; hitab\u0131 bunu and\u0131r\u0131r. \u015eif\u00e2-i \u015eeri&#8217;fte anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere Nakka\u015f, Hz. Peygamber&#8217;den: &#8220;Benim Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da yedi ismim vard\u0131r: &#8216;Muhammed, Ahmed, T\u00e2h\u00e2, Y\u00e2sin, M\u00fcddessir, M\u00fczzemmil, Abdullah&#8221; diye rivayet etmi\u015ftir. &#8220;Hak\u00e2y\u0131k Tefsiri&#8221; sahibi S\u00fclem\u00ee, V\u00e2s\u0131t\u00ee&#8217;den ve Cafer b. Muhammed&#8217;den: &#8220;Y\u00e2sin&#8217;in y\u00e2 seyyid (ey efendi) demek oldu\u011funu da anlatm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131r\u00e2et: Ebu Bekir, Hamza, Kis\u00e2i, Ravh, Halefi \u00c2\u015fir, &#8220;y\u00e2&#8221;n\u0131n fethas\u0131n\u0131 im\u00e2le ile okurlar. A\u015fere k\u0131r\u00e2etlerinin hepsinde &#8220;sin&#8221; vak\u0131fta ve vas\u0131lda (duru\u015fta ve ge\u00e7i\u015fte) s\u00e2kin okunur. K\u00e2l\u00fbn, \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, Hafs, Hamza &#8220;n\u00fbn&#8221;u vas\u0131lda izhar, di\u011ferleri id\u011fam ederler. Ancak Ebu Cafer hep sekit yapt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, onda da izhar l\u00e2z\u0131m gelir. de &#8220;v\u00e2v&#8221; kasem (yemin) i\u00e7indir. Yaln\u0131z Y\u00e2sin&#8217;de yemin m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulundu\u011funa g\u00f6re, atf i\u00e7in olmas\u0131n\u0131 da caiz g\u00f6renler olmu\u015ftur. Dilimizde ayr\u0131ca bir yemin harfi bulunmad\u0131\u011f\u0131ndan, bir\u00e7ok yerlerde kasemi &#8220;hakk\u0131 i\u00e7in&#8221; diyerek ifade ediyoruz ki \u015f\u00f6yle demek olur: Hem Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 Hak\u00eem hakk\u0131 i\u00e7in. Hak\u00eem: Hikmetli, hikmet s\u00f6yleyen, hikmet sahibi yahut \u00e7ok hakim ve muhkem (sa\u011flam) m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir ki, Kur&#8217;\u00e2n hakk\u0131nda hepsi de do\u011frudur. Emin ol ki sen, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz risalet g\u00f6revi ile g\u00f6nderilen peygamberlerdensin. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu hitab hem yemin, hem hem , hem de isim c\u00fcmlesi ile takviye edilip peki\u015ftirilmi\u015ftir. Bu kadar kuvvetli tekit ise, ancak muhatab\u0131n, konuyu \u015fiddetle ink\u00e2r etti\u011fi makamda yak\u0131\u015f\u0131r. Onun i\u00e7in burada muhatap Peygamberin kendisi oldu\u011fu halde, ona tebli\u011fde bu derece tekide ne l\u00fczum vard\u0131? diye bir soru sorulabilir. Buna cevap \u015fudur: Bu c\u00fcmle &#8220;Fakat Allah sana indirdi\u011fi ile \u015fahitlik eder ki, O bunu kendi ilmiyle indirmi\u015ftir. (Buna) melekler de \u015fahitlik ederler. (Asl\u0131nda) \u015fahit olarak Allah yeter.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/166) buyuruldu\u011fu \u00fczere, ger\u00e7ekte Allah taraf\u0131ndan Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fine bir \u015fahitliktir. Bundan dolay\u0131 bu tekitler, i\u015fin ba\u015f\u0131nda \u015fiddetli k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2rlarla kar\u015f\u0131la\u015fan Peygamberi kamu kar\u015f\u0131s\u0131nda lay\u0131k\u0131yla tatmin etmek ve g\u00fcvence vermek i\u00e7indir. Bu bak\u0131mdan \u015f\u00f6yle demek olur. B\u00fct\u00fcn ink\u00e2rc\u0131lar\u0131n, inat\u00e7\u0131lar\u0131n, k\u00e2firlerin k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2rlar\u0131na ra\u011fmen emin ol ki sen, \u015f\u00fcphesiz o peygamberlik g\u00f6revi ile g\u00f6nderilen, yani Allah&#8217;\u0131n tebli\u011f edilmek \u00fczere emanetini ta\u015f\u0131yan ve dinlenilmedi\u011fi takdirde hesab\u0131n\u0131n sorulmas\u0131 kesinle\u015fmi\u015f el\u00e7ileri olan hak peygamberlerdensin.<\/p>\n<p>4- Dosdo\u011fru bir yol \u00fczeresin. Hi\u00e7 e\u011frili\u011fi olmayan, dosdo\u011fru Allah&#8217;a g\u00f6t\u00fcren yeni bir cadde \u00fczerinde g\u00f6nderildin ki, o islam \u015feriat\u0131d\u0131r. Tenzile, nasb ile de ref&#8217; ile de okunur. Yani zaman zaman indirdi\u011fi vahyi ile O aziz, rah\u00eem&#8217;in, b\u00fct\u00fcn g\u00fc\u00e7 ve kuvvet, galibiyet ve zafer kendisinin olan ve kudretini tan\u0131yan m\u00fcminlere verece\u011fi nimet ve rahmetine nihayet olmayan y\u00fcce kudret sahibi Allah&#8217;\u0131n, burada Esm\u00e2\u00fc&#8217;l-H\u00fcsn\u00e2 (Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimleri)dan&#8221; \u00f6zellikle bu iki y\u00fcce ismin an\u0131lmas\u0131 &#8220;Allah \u015f\u00f6yle yazm\u0131\u015ft\u0131r: Andolsun ki, galib gelecek olan ben ve peygamberlerimdir.&#8221; (M\u00fccadele, 58\/21) ifadesiyle &#8220;Biz seni ancak \u00e2lemlere rahmet olarak g\u00f6nderdik.&#8221; (Enbiya, 21\/107) ifadesine i\u015farettir.<\/p>\n<p>5-6-Bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n indirili\u015finin hikmeti korkutup sak\u0131nd\u0131rman i\u00e7in. Yani bu d\u00fcnyan\u0131n bir \u00e2hireti bulundu\u011funu, sonunda hep o \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc ve \u00e7ok merhametli olan Allah&#8217;\u0131n huzuruna var\u0131l\u0131p hesap verilece\u011fini, do\u011fru yoldan gitmeyenlerin, tehlikeden korunmayanlar\u0131n sonlar\u0131n\u0131n k\u00f6t\u00fc oldu\u011funu haber verip sak\u0131nd\u0131ras\u0131n diye. Bir kavmi ki, babalar\u0131 korkutulmad\u0131. Pek uzak dedelerine de\u011filse de yak\u0131n babalar\u0131na uyar\u0131c\u0131, yani Allah korkusunu anlatacak peygamber g\u00f6nderilmedi de onlar, o kavim gafil kimselerdir. Do\u011fru yolun ne oldu\u011fundan, sonucun nereye varaca\u011f\u0131ndan haberleri yoktur.<\/p>\n<p>Kasas S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Andolsun ki biz, ilk ku\u015faklar\u0131 hel\u00e2k ettikten sonra Musa&#8217;ya kitap verdik..&#8221; (Kasas, 28\/43) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere Musa&#8217;ya Tevrat, ilk ku\u015faklar\u0131n hel\u00e2k edilmesinden sonra verilmi\u015fti. O zamandan Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fine kadar ge\u00e7en orta ku\u015faklar aras\u0131nda \u0130srailo\u011fullar\u0131na bir\u00e7ok peygamberler g\u00f6nderilmi\u015f oldu\u011fu halde, Araplara do\u011frudan do\u011fruya bir peygamber g\u00f6nderilmemi\u015f oldu\u011fundan b\u00fcsb\u00fct\u00fcn gaflet ve dini bilgilerden mahrumiyet i\u00e7indeydiler. B\u00f6ylece Allah&#8217;\u0131n rahmeti, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n Arap\u00e7a olmas\u0131n\u0131 ve son peygamberin Araplardan gelmesini gerektirmi\u015fti. Ger\u00e7i Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n uyar\u0131s\u0131 Araba mahsus de\u011fil ve Resulullah, &#8220;Ey kitap ehli! Peygamberlerin aras\u0131n\u0131n kesildi\u011fi bir d\u00f6nemde bize ne bir m\u00fcjdeci, ne de bir uyar\u0131c\u0131 gelmedi demeyesiniz diye, size a\u00e7\u0131k\u00e7a anlatan peygamberimiz gelmi\u015ftir. \u0130\u015fte b\u00f6ylece size m\u00fcjdeci de, uyar\u0131c\u0131 da gelmi\u015f.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/19) buyuruldu\u011fu \u00fczere, hem b\u00fct\u00fcn kitap ehline g\u00f6nderilmi\u015f, hem de &#8220;Biz seni ancak b\u00fct\u00fcn insanlara bir m\u00fcjdeci ve uyar\u0131c\u0131 olarak g\u00f6nderdik.&#8221; (Sebe&#8217;, 34\/28) \u00e2yetinin ifadesince b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 davetle g\u00f6revli bir m\u00fcjdeci ve uyar\u0131c\u0131 ise de, bu davet ve uyar\u0131 i\u015fin ba\u015f\u0131nda &#8220;En yak\u0131n akrabalar\u0131n\u0131 uyar.&#8221; (\u015euar\u00e2, 26\/214) emri uyar\u0131nca, en yak\u0131n\u0131ndan &#8220;Biz hi\u00e7bir peygamberi kendi kavminin dilinden ba\u015fkas\u0131yla g\u00f6ndermedik ki, onlara apa\u00e7\u0131k anlats\u0131n.&#8221; (\u0130brahim, 14\/4) \u00e2yeti gere\u011fince de Araptan ba\u015flayacakt\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar b\u00fcsb\u00fct\u00fcn g\u00e2fildiler.<\/p>\n<p>7- Andolsun ki, daha \u00e7oklar\u0131na kar\u015f\u0131 (azab) s\u00f6z\u00fc hak oldu. Kelimesinde kaseme cevapt\u0131r. &#8220;Allah&#8217;a yemin ederim ki muhakkak..&#8221; takdirinde Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n y\u00fcce ismine bir yemini i\u015faret eder.<\/p>\n<p>Tefsircilerin \u00e7o\u011fu burada &#8220;s\u00f6z&#8221;den maksad\u0131n, &#8220;Andolsun ki, cehennemi b\u00fct\u00fcn cinlerden ve insanlardan dolduraca\u011f\u0131m.&#8221; (Secde, 32\/13) kelimesi oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Nitekim &#8220;\u015e\u00fcphesiz Rabbinin kelimesi \u00fczerlerine hak olanlar inanmazlar.&#8221; (Yunus, 10\/96) \u00e2yetinde de b\u00f6yledir. Yani bu y\u00fcce s\u00f6z gere\u011fince haklar\u0131nda azab ile h\u00fck\u00fcm vacib oldu. Ancak buna \u015f\u00f6yle bir soru sorulur: &#8220;Halk\u0131 \u0131slah edici kimseler oldu\u011fu halde, Rabbin o \u00fclkeleri zul\u00fcm ile helak edecek de\u011fildi.&#8221; (H\u00fbd, 11\/117), &#8220;Biz bir peygamber g\u00f6nderinceye kadar (hi\u00e7bir kavme) azab edecek de\u011filiz.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/15) buyurulmu\u015fken, burada &#8220;onlar gafildirler&#8221; diye gafletleri anlat\u0131lan bir kavim aleyhinde azab nas\u0131l hak olur? Cevap olarak, bunlara o s\u00f6z\u00fcn (azab\u0131n) hak olmas\u0131, peygamber g\u00f6nderilmeden \u00f6nce de\u011fil, g\u00f6nderildikten sonra Ebu Cehil gibi inad edip kabul etmeyenlere aittir, deniliyor.<\/p>\n<p>Fakat bu, itibarla do\u011fru olsa da, sonradan \u00e7oklar\u0131n\u0131n imana gelmi\u015f olduklar\u0131na g\u00f6re, bunlara imana gelmez bir \u00e7o\u011funluk denilemeyece\u011fi gibi, peygamberin g\u00f6nderili\u015finden sonra \u00e7o\u011funlu\u011fun bu \u015fekilde hemen mahk\u00fbm edili\u015fi de &#8220;Babalar\u0131 uyar\u0131lmayan ve kendileri de gafil olan.&#8221; mazeretiyle \u00e2yetin geli\u015fine de uygun d\u00fc\u015fm\u00fcyor. O halde bu \u00e7o\u011funlu\u011fun, o kavmin i\u00e7inden \u00e7ok d\u0131\u015f\u0131nda olmas\u0131 gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc nahivde bilinmektedir ki, ism-i tafdilin izafetle (tamlama halinde) kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n iki \u015fekli vard\u0131r: Birisinde &#8220;muz\u00e2fun ileyh&#8221;ten bir c\u00fcz (par\u00e7a) olmas\u0131 \u015fart olur. &#8220;Yusuf, insanlar\u0131n en g\u00fczelidir.&#8221; ifadesi gibi. Di\u011ferinde ise mutlak fazlal\u0131k kastedilmekle &#8220;muz\u00e2fun ileyh&#8221;ten hari\u00e7 olabilir. &#8220;Yusuf, karde\u015flerinin en g\u00fczelidir.&#8221; c\u00fcmlesinde oldu\u011fu gibi ki, i\u015fte burada &#8220;onlar\u0131n \u00e7o\u011fu &#8221; bu m\u00e2n\u00e2 ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc takdirde, bu \u00e7o\u011funlu\u011fun, o gafillerin d\u0131\u015f\u0131nda bulunan ve babalar\u0131 uyar\u0131lm\u0131\u015f olan azg\u0131nlara yorumlanaca\u011f\u0131ndan bir soru gelemez. Yani sadece o gafillerin i\u00e7inden \u00e7oklar\u0131na de\u011fil, onlar\u0131n daha \u00e7oklar\u0131na, babalar\u0131na peygamber g\u00f6nderilmi\u015f oldu\u011fu halde, do\u011fru yoldan ayr\u0131lm\u0131\u015f olan pek \u00e7ok kavimlere s\u00f6z (azab s\u00f6z\u00fc) hak olmu\u015ftur. Art\u0131k onlar imana gelmezler. Onun i\u00e7in korkutmaya onlardan ba\u015flamak, hikmete uygun olmaz.<\/p>\n<p>8- \u00c7\u00fcnk\u00fc biz onlar\u0131n boyunlar\u0131nda birtak\u0131m ba\u011flar, kelep\u00e7eler yapm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>A\u011eLAL: Gay\u0131n\u0131n zammesiyle &#8220;gull&#8221;\u00fcn \u00e7o\u011fuludur. Bahir&#8217;de denilir ki: Gull; zorlama tazyik, azab etmek, esirlik m\u00e2n\u00e2s\u0131yla boynu saran ve boyun ile beraber iki veya bir eli de ba\u011flayand\u0131r. R\u00e2g\u0131b da \u015f\u00f6yle der: Organlar\u0131 ortas\u0131na alan ba\u011fd\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 da azab etmek ve \u015fiddet g\u00f6stermek i\u00e7in eli boyuna ba\u011flayan ba\u011fd\u0131r, diye ifade etmi\u015flerdir. K\u00e2mus m\u00fctercimi de hapsedilenin ve delinin boynuna ge\u00e7irdikleri demir toka ve l\u00e2leye (halkaya) denilir, diye anlatm\u0131\u015ft\u0131r. m Demek ki gull, kelep\u00e7e ve l\u00e2le (halka) denilen demir ba\u011flard\u0131r. Ebu Hayyan, Bahir&#8217;de diyor ki: Z\u00e2hir olan bu \u00e2yetinin, isti\u00e2re de\u011fil, hakikat olmas\u0131d\u0131r. \u0130man etmeyeceklerini haber verince, ahiretteki hallerinden de bir \u015fey haber verilmi\u015f demektir. Bununla beraber \u00e2limlerin \u00e7o\u011fu bunun bir isti\u00e2re oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, hidayetlerine engel olan ruhsal ve sosyal al\u0131\u015fkanl\u0131k ve \u015fartlar\u0131n &#8220;Biz her insan\u0131n ku\u015funu (yapt\u0131klar\u0131n\u0131) kendi boynuna dolad\u0131k.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/13) \u00e2yeti gere\u011fince kazan\u0131lm\u0131\u015f bir ceza halinde tabiat ve ondan ayr\u0131lmay\u0131\u015f\u0131n\u0131 tasvirdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc tomruk ve kelep\u00e7e gibi ba\u011flar\u0131n, ceza ve azab aletlerinden olmas\u0131 itibariyle zorunlu olan yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131 de\u011fil, kazanmakla hak edi\u015fi gerektiren ceza\u00ee bir zorlamay\u0131 ifade eder. \u0130lk bak\u0131\u015fta \u00e7a\u011fda\u015f medeniyetin boyun ba\u011flar\u0131n\u0131 hat\u0131rlat\u0131r gibi g\u00f6r\u00fcnen bu &#8220;a\u011fl\u00e2l&#8221; hem ferdin yarat\u0131l\u0131\u015f kabiliyetini yanl\u0131\u015f hedeflere sevk eden toplum bask\u0131s\u0131n\u0131n k\u00f6t\u00fc s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131, hem de bat\u0131l itikatlar, \u00e7irkin al\u0131\u015fkanl\u0131klar, k\u00f6t\u00fc huylar, taklid, taassub, nefsin arzular\u0131 gibi k\u00fcf\u00fcr ve g\u00fcnahlardan ho\u015fland\u0131r\u0131p, imandan ka\u00e7\u0131nd\u0131ran fena huylara ve durumlara nefislerin al\u0131\u015ft\u0131r\u0131la al\u0131\u015ft\u0131r\u0131la de\u011fi\u015fmez hale getirilmi\u015f olmas\u0131n\u0131 temsildir. Evet o kelep\u00e7eler &#8220;Allah onlar\u0131n kalblerini m\u00fch\u00fcrlemi\u015ftir.&#8221; (Bakara, 2\/7) ifadesi \u00fczere \u00e7\u0131kmaz bir \u015fekilde boyunlar\u0131na ge\u00e7irilmi\u015f. Onlar; o demir \u00e7emberler, enli, dik yakal\u0131klar halinde \u00c7enelere dayanm\u0131\u015ft\u0131r. Burunlar\u0131 yukar\u0131, g\u00f6zleri a\u015fa\u011f\u0131 somurtmu\u015f kalm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>9-Ger\u00e7e\u011fi g\u00f6rmek i\u00e7in etraflar\u0131na bakmazlar ve bakamazlar. Hem \u00f6nlerinden bir sed, arkalar\u0131ndan bir sed \u00e7ekmi\u015fizdir. Kendilerini sarm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r da art\u0131k baksalar da g\u00f6rmezler.<\/p>\n<p>10-Onun i\u00e7in Onlara kar\u015f\u0131 birdir de ha korkutmu\u015fsun kendilerini, ha korkutmam\u0131\u015fs\u0131n imana gelmezler.<\/p>\n<p>11- Ancak o kimseyi korkutup uyar\u0131rs\u0131n, yani \u00e7o\u011funluk \u00f6yle olmakla beraber, sen yine herkesi de uyaracaks\u0131n, \u00e7\u00fcnk\u00fc uyarman\u0131n o kimselere faydas\u0131 olur, o kimseleri sak\u0131nd\u0131r\u0131r, korundurursun ki zikri (Kur&#8217;\u00e2n)\u0131 takip etmekte; kitab\u0131, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 ger\u00e7ekten d\u00fc\u015f\u00fcnerek vird emekte, nasihat dinlemekte ve Rahman olan Allah&#8217;a gay\u0131bda korku beslemektedir. Yani ahirette olaca\u011f\u0131 gibi hen\u00fcz huzuruna varm\u0131\u015f olmay\u0131p, g\u0131yab\u0131nda bulundu\u011fu halde, O&#8217;nun y\u00fcceli\u011fini ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc sayarak azab\u0131ndan korkar, Rahm\u00e2n&#8217;d\u0131r diye rahmetine g\u00fcvenip aldanmaz. &#8220;Kullar\u0131ma haber ver ki ben \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131, \u00e7ok merhamet edeyim. Benim azab\u0131m da o ac\u0131 verici azabd\u0131r.&#8221; (H\u0131cr, 15\/49-50) buyurdu\u011funu hesab eder, emirlerini tutar. Yahut kendi gayb\u0131nda i\u00e7inden, yani yaln\u0131z g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde de\u011fil, Allah&#8217;tan ba\u015fka kimsenin bilemeyece\u011fi kalbinin i\u00e7 y\u00fcz\u00fcnden korku duyar. Hangi kavimden olursa olsun. \u0130\u015fte onu hem bir ba\u011f\u0131\u015flanma, hem de \u015ferefli bir m\u00fckafatla m\u00fcjdele. Ma\u011ffiret ve ecr&#8217;deki tenvinler tefhim (b\u00fcy\u00fckl\u00fck) i\u00e7indir. Yani hi\u00e7bir g\u00fcnah b\u0131rakmay\u0131p \u00f6rten geni\u015f, \u00f6nemli bir ma\u011ffiret (ba\u011f\u0131\u015flanma) ve hi\u00e7bir minnet ve eksikli\u011fi olmayan \u015fanl\u0131, \u015ferefli g\u00fczel bir ecir ile m\u00fcjdele. Demek ki, peygamberlik yaln\u0131z korkutmak i\u00e7in de\u011fil, hem de b\u00f6yle b\u00fcy\u00fck m\u00fcjde ile m\u00fcjdeleme hikmeti i\u00e7indir. Bu korkutma ve m\u00fcjdelemenin as\u0131l s\u0131r ve hikmeti ise \u015fudur:<\/p>\n<p>12- Ger\u00e7ekten biz biziz. Bilinmektedir ki, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n &#8220;biz&#8221; buyurmas\u0131 b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve y\u00fccelik i\u00e7indir. Yani b\u00fcy\u00fckl\u00fck \u015fan\u0131m\u0131z olan biz, g\u00fc\u00e7 ve kuvveti bilinen Allah&#8217;\u0131z, yahut biz ba\u015fka de\u011fil, yaln\u0131z biz \u00f6l\u00fcleri diriltiriz ve \u00f6nceden g\u00f6nderdikleri \u015feyleri; hayatlar\u0131nda yapt\u0131klar\u0131 iyi ve k\u00f6t\u00fc b\u00fct\u00fcn amelleri ve eserlerini, yani geriye b\u0131rakt\u0131klar\u0131 faydal\u0131 veya zararl\u0131 eserlerini, gerek okuttuklar\u0131 ilimler, yazd\u0131klar\u0131 kitaplar, yapt\u0131klar\u0131 vak\u0131flar, medreseler, mescidler, mektebler, yollar, \u00e7e\u015fmeler, k\u00f6pr\u00fcler, hastaneler, \u00e7e\u015fitli imaretler gibi hay\u0131r ve hasenat kurulu\u015flar\u0131n\u0131 ve gerek zul\u00fcm ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k kanunlar\u0131n\u0131 tesis, g\u00fcnah ve isyan \u00f6rnekleri tertib eden fesat ocaklar\u0131 gibi u\u011fursuz \u015fer ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerini ve hatta b\u00fct\u00fcn izlerini ve g\u00f6lgelerini yazar\u0131z, adlar\u0131na, hesaplar\u0131na ge\u00e7iririz. Sahih bir hadiste rivayet edilmi\u015ftir ki: &#8220;\u0130nsan \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fc zaman \u015fu \u00fc\u00e7ten ba\u015fka b\u00fct\u00fcn ameli kesilir: Sadaka-i cariye (devam eden sadaka), kendisinden faydalan\u0131lan ilim, ona dua eden salih evlat.&#8221; Demek ki, bu hadis-i \u015ferif kalacak hay\u0131rl\u0131 eserlerin k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. \u00c2yet bunlar\u0131n z\u0131dd\u0131 olan k\u00f6t\u00fc eserlerin de yaz\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131kl\u0131yor. Ve zaten her \u015feyi \u00f6nce a\u00e7\u0131k bir k\u00fct\u00fckte, bir ana kitapta, yani Levh-i mahfuz&#8217;da say\u0131p yazm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. Yani her \u015fey, olu\u015fundan \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n ilminde belli olup Levh-i mahfuz&#8217;da b\u00fct\u00fcn say\u0131s\u0131yla zabtedilmi\u015f olmakla beraber, olduktan sonra da b\u00fct\u00fcn izleri ve g\u00f6lgeleriyle yaz\u0131l\u0131r ve insanlar bu \u015fekilde yapt\u0131klar\u0131ndan sorumlu tutulur. B\u00f6yle korkut ve m\u00fcjdele.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>13- Sen onlara, o \u015fehir halk\u0131n\u0131 \u00f6rnek ver. Hani oraya peygamberler gelmi\u015fti.<\/p>\n<p>14- Hani biz onlara iki peygamber g\u00f6ndermi\u015ftik, fakat onlar ikisini de yalanlam\u0131\u015flard\u0131. Biz de (onlar\u0131) \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir peygamberle destekledik. Onlara: &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki biz size g\u00f6nderilmi\u015f el\u00e7ileriz.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>15- Onlar da: &#8220;Siz bizim gibi insandan ba\u015fka bir\u015fey de\u011filsiniz, hem Rahman olan Allah, hi\u00e7bir \u015fey indirmedi. Siz sadece yalan s\u00f6yl\u00fcyorsunuz.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>16- Peygamberler dediler ki: &#8220;Rabbimiz biliyor ki biz ger\u00e7ekten size g\u00f6nderilmi\u015f el\u00e7ileriz.&#8221;<\/p>\n<p>17- &#8220;Bize d\u00fc\u015fen de sadece apa\u00e7\u0131k tebli\u011fdir.&#8221;<\/p>\n<p>18- Onlar dediler ki: &#8220;Herhalde biz sizin y\u00fcz\u00fcn\u00fczden u\u011fursuzlu\u011fa u\u011frad\u0131k. E\u011fer bu i\u015ften vazge\u00e7mezseniz, andolsun ki, sizi hi\u00e7 t\u0131nmadan ta\u015flar\u0131z ve mutlaka bizden size pek ac\u0131kl\u0131 bir azab dokunur.&#8221;<\/p>\n<p>19- Peygamberler de \u015f\u00f6yle cevap verdiler: &#8220;Sizin u\u011fursuzlu\u011funuz beraberinizdedir. Size \u00f6\u011f\u00fct verildi diye mi (u\u011fursuzlu\u011fa u\u011frad\u0131n\u0131z)? Do\u011frusu siz israf\u0131 \u00e2det etmi\u015f bir kavimsiniz.&#8221;<\/p>\n<p>20- O s\u0131rada \u015fehrin ta ucundan bir adam ko\u015farak geldi ve: &#8220;Ey kavmim! Uyun o el\u00e7ilere!&#8221;<\/p>\n<p>21- &#8220;Uyun sizden hi\u00e7bir \u00fccret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermi\u015flerdir.&#8221;<\/p>\n<p>22- &#8220;Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmi\u015fim beni yaratana? Hep d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp O&#8217;na g\u00f6t\u00fcr\u00fcleceksiniz.&#8221;<\/p>\n<p>23- &#8220;Hi\u00e7 ben O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2hlar edinir miyim? E\u011fer O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onlar\u0131n \u015fefaati benden yana hi\u00e7bir \u015feye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar.&#8221;<\/p>\n<p>24- &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki ben, o zaman apa\u00e7\u0131k bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde olurum.&#8221;<\/p>\n<p>25- &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni.&#8221;<\/p>\n<p>26- (Sonra ona) &#8220;haydi gir cennete!&#8221; denildi. O da dedi ki: &#8220;Ne olurdu kavmim bilseydi!&#8221;<\/p>\n<p>27- &#8220;Rabbimin beni ba\u011f\u0131\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve beni kendilerine ikram edilen kullar\u0131ndan k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>28- Biz arkas\u0131ndan kavminin \u00fczerine bir ordu indirmedik, indirecek de de\u011fildik.<\/p>\n<p>29- Sadece bir g\u00fcr\u00fclt\u00fc oldu, onlar da hemen s\u00f6n\u00fcverdiler.<\/p>\n<p>30- Yaz\u0131klar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlard\u0131.<\/p>\n<p>31- G\u00f6rmediler mi ki, kendilerinden \u00f6nce nice ku\u015faklar\u0131 helak etmi\u015fiz. Onlar art\u0131k kendilerine d\u00f6n\u00fcp gelmiyorlar.<\/p>\n<p>32- Onlar\u0131n hepsi toplan\u0131p, sadece bizim huzurumuza getirilmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>13- &#8220;Sen onlara o \u015fehir halk\u0131n\u0131 \u00f6rnek ver.&#8221; Eserlerin yaz\u0131lmas\u0131na ve asil bir \u00f6rnekte bir\u00e7ok \u015feyin say\u0131lmas\u0131na bir misal gibi olan bu mesel, gerek \u00fczerlerine azab s\u00f6z\u00fc hak olanlar\u0131 korkutmak ve gerekse Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a uyanlar\u0131 m\u00fcjdelemek konusunda peygambere vaad edilmi\u015f olan ink\u0131l\u00e2blar\u0131n \u00f6nemli bir \u00f6rne\u011fini vermektedir ki, buna bu itibarla Y\u00e2sin&#8217;in kalbi denilse yeridir. Yani H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda m\u00fc\u015frik Romal\u0131lar nas\u0131l s\u00f6nd\u00fcyse \u0130sl\u00e2miyetin kar\u015f\u0131s\u0131nda da \u00f6yle devletler y\u0131k\u0131lacak &#8220;Onu b\u00fct\u00fcn dinlere \u00fcst\u00fcn k\u0131lma.&#8221; (Fetih, 48\/28) s\u0131rr\u0131 ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r. Burada, bu \u015fehrin Antakya, el\u00e7ilerin de \u0130sa (a.s.)\u0131n havarilerinden g\u00f6nderilenler oldu\u011fu naklediliyor. O hade \u015fehir halk\u0131n\u0131n, memleket halk\u0131 ve an\u0131lan kavmin de Romal\u0131lar oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>14- &#8220;Hani biz onlara iki el\u00e7i g\u00f6ndermi\u015ftik de onlar\u0131 yalanlam\u0131\u015flard\u0131.&#8221; Bunun zahiri, bunlar\u0131n Allah taraf\u0131ndan peygamberlik verilmi\u015f resuller oldu\u011funu g\u00f6sterir. Ebu Hayyan der ki: &#8220;Siz ancak bizim gibi bir insandan ba\u015fka bir \u015fey de\u011filsiniz&#8221; denilmi\u015f olmas\u0131 da buna delalet eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu konu\u015fma peygamberlere kar\u015f\u0131 olur. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n ve Ka&#8217;b&#8217;\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de budur. Fakat Kat\u00e2de ve di\u011ferleri demi\u015flerdir ki, bunlar, Havarilerden olup \u0130s\u00e2 (a.s.) kald\u0131r\u0131l\u0131\u015f\u0131 s\u0131ras\u0131nda g\u00f6nderdi. Buna g\u00f6re &#8220;biz g\u00f6nderdik&#8221; buyurulmas\u0131, Hz. \u0130sa taraf\u0131ndan g\u00f6nderilmeleri de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n emriyle oldu\u011fundan dolay\u0131 olmu\u015f oluyor. Baz\u0131lar\u0131 bu ikisinin Yuhanna ile Pavlus oldu\u011funu &#8220;Biz (o peygamberleri) bir \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc ile destekledik.&#8221; Bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcn\u00fcn de \u015eem&#8217;unussaf\u00e2 oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat a\u00e7\u0131klaman\u0131n as\u0131l hedefinin temsil olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan bunun bu \u015fekilde ifade buyurulmas\u0131, Hz. Muhmmed&#8217;in peygamberli\u011finin \u015fan ve \u015ferefini temsilde a\u00e7\u0131k denecek kadar bir i\u015faretle g\u00f6stermek i\u00e7indir. Yani ikinin bir \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc ile takviyesi, Hz. Musa ve Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n sonradan Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fi ile &#8220;Kendisinden \u00f6ncekileri tasdik edici olarak.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/3) g\u00fc\u00e7 ve takviyesini temsil ediyor. \u00d6nce Musa ve \u0130sa&#8217;y\u0131 g\u00f6ndermi\u015ftik, bunlar\u0131 yalanlad\u0131lar, sonra da Muhammed (a.s) ile bunlara g\u00fc\u00e7 ve kuvvet verdik denilmi\u015f gibi oluyor. El\u00e7iler o \u015fehre vard\u0131lar da haberiniz olsun biz, sizlere g\u00f6nderilmi\u015f el\u00e7ileriz dediler.<\/p>\n<p>15-19-O \u015fehir sahipleri (el\u00e7ilere kar\u015f\u0131) \u015f\u00f6yle dediler: Siz bizim gibi bir insandan ba\u015fka bir \u015fey de\u011filsiniz.&#8221; Fazla ne meziyetiniz olabilir ki \u00f6yle bir davada bulunuyorsunuz. Ve Rahm\u00e2n hi\u00e7bir \u015fey indirmemi\u015ftir. Ne vahiy, ne peygamberlik, ne kitap. Siz s\u0131rf yalan s\u00f6yl\u00fcyorsunuz. Vahiy ve peygamberli\u011fi, insan\u0131n peygamberli\u011fini esas\u0131ndan ink\u00e2r ettiler. \u00c7\u00fcnk\u00fc Romal\u0131lar m\u00fc\u015frik, putperest idiler. Bununla beraber Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2r etmemi\u015flerdi.<\/p>\n<p>20- O esnada \u015fehrin ta \u00f6b\u00fcr ucundan bir adam bu adam, bu kahraman fedai, bu b\u00fcy\u00fck m\u00fccahid, bu g\u00fczel v\u00e2iz, do\u011fru cennete giden ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u00f6zellikle ikram\u0131na kavu\u015fan bu sevgili \u015fehit, Y\u00e2sin sahibi Habibi Neccar diye tan\u0131nmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>MED\u0130NE, \u015fehir demektir. Medine&#8217;nin aks\u00e2s\u0131, \u015fehrin en ucu, ta \u00f6te ba\u015f\u0131 demek oluyor ki, el\u00e7ilerin tebli\u011fleri ve onlara kar\u015f\u0131 edilen muamele \u015fehrin her taraf\u0131ndan i\u015fitilmi\u015f, a\u00e7\u0131k tebli\u011f yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Bu medine (\u015fehir) de Antakya&#8217;d\u0131r diyorlar ve o zaman b\u00fcy\u00fck ve geni\u015f bir \u015fehir oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyorlar. Bununla beraber &#8220;Medinenin aks\u00e2s\u0131ndan&#8221; demek, o memleket idarecilerinin en ileri gelenlerinden bir zat m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da and\u0131r\u0131r. El\u00e7ilere suikast edilmek \u00fczere bulundu\u011funu haber al\u0131p bu zat geldi ko\u015fuyordu. Yani ko\u015farak geldi, iman edenlere \u00f6rnek olmak, ir\u015fad etmek i\u00e7in b\u00fct\u00fcn gayretiyle \u00e7al\u0131\u015f\u0131yordu. Bak\u0131n\u0131z k\u0131saca ne g\u00fczel \u00f6g\u00fct verdi: Ey benim kavmim! Ey hem\u015ferilerim dedi uyun, o g\u00f6nderilen el\u00e7ilere uyun; dedikleri yola gidin.<\/p>\n<p>21-Demek \u00f6nce hem\u015ferilik \u015fefkatini ileri s\u00fcrerek \u00f6\u011f\u00fcd\u00fc takdim ve onlar\u0131n resul olduklar\u0131n\u0131 haber vermekle iman\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klad\u0131, bunu gerektiren sebepleri de \u015fu tekit ile izah etti:<\/p>\n<p>Uyun o kimseye ki Sizden bir \u00fccret itemez. D\u00fcnya ile ilgili bir maksat ve kar\u015f\u0131l\u0131k talep etmez. Kendileri ise hidayete ermi\u015f, do\u011fru yolu tutmu\u015flar. Burada \u015f\u00f6yle bir k\u0131yas-\u0131 mukassim (ikilem, yani mant\u0131kta iki \u015f\u0131kk\u0131 da ayn\u0131 sonuca varan k\u0131yas), bir dilem vard\u0131r: Bir yolcunun bir rehbere uymas\u0131 i\u00e7in iki engel d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Ya bi\u00e7imsiz bir \u00fccret istemesi yahut ehliyetine g\u00fcven duyulmamas\u0131d\u0131r. Bunlar ise hem bir \u00fccret istemiyorlar, hem hidayet sahibi kimseler. O halde bunlar resul olmasalar bile do\u011fru ve \u00fccret istemediklerinden dolay\u0131 kendilerine uymamak i\u00e7in hi\u00e7bir sebep yoktur.<\/p>\n<p>22-Hidayetlerinin a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131n\u0131 beyan ile engelin olmay\u0131\u015f\u0131ndan sonra iman\u0131 gerektiren \u015feyin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in de buyuruluyor ki: Hem benim neyime ki, ibadet ve kulluk etmeyeyim? O beni yaradana. Bu, iman\u0131 gerekli k\u0131lan sebebe i\u015faret ve bu s\u00f6z, ir\u015fatta incelik i\u00e7in \u015fefkat g\u00f6sterilmek suretiyle en g\u00fczel bir dokunmad\u0131r. Yani o resuller, bizi, yaradana kulluk etmeye ve yaln\u0131z O&#8217;nu mabud tan\u0131y\u0131p, O&#8217;na ibadet etmeye davet ediyorlar. Bunun do\u011frulu\u011fu ise a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ben sizi kendim gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum, ben beni yaradana kulluk etmeyi borcum, vazifem bilirim, \u00e7\u00fcnk\u00fc beni yaratm\u0131\u015ft\u0131r. O&#8217;na kar\u015f\u0131 bu vazifemi yapmamak i\u00e7in hi\u00e7bir \u00f6zr\u00fcm ve engelim yok. O halde siz, o sizi yaradan Rabbinize niye ibadet etmeyesiniz. Halbuki hep d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp O&#8217;na g\u00f6t\u00fcr\u00fcleceksiniz. O halde O&#8217;na kulluktan nas\u0131l ka\u00e7\u0131n\u0131rs\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>23- Hi\u00e7 ben O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2hlar m\u0131 edinirim, ba\u015fka mabudlar m\u0131 tutar\u0131m? \u00c7\u00fcnk\u00fc e\u011fer O Rahm\u00e2n, rahmetiyle beni yaratm\u0131\u015f olan Rahm\u00e2n, ya beni bir zararla, bir s\u0131k\u0131nt\u0131 ile s\u0131kmak isterse onlar\u0131n, yani O&#8217;ndan ba\u015fka tap\u0131lanlar\u0131n benden yana \u015fefaatleri hi\u00e7bir fayda vermez. Ve beni kurtaramazlar.<\/p>\n<p>24-Hi\u00e7biri mabud olamazlar. \u015e\u00fcphesiz ki o takdirde beni yaradan Rahm\u00e2n&#8217;dan ba\u015fka mabudlar edindi\u011fim durumda apa\u00e7\u0131k bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7indeyimdir.<\/p>\n<p>25- &#8220;Ben sizin Rabbinize iman ettim, beni dinleyin.&#8221; Bu g\u00fczel s\u00f6zlerin sonu olan bu g\u00fczel hitabede birka\u00e7 m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: Resullere hitapt\u0131r; halk\u0131n \u00f6ld\u00fcrmek i\u00e7in h\u00fccumu \u00fczerine onlara \u015f\u00f6yle ikrar edip \u015fahit tutmu\u015ftur: Haberiniz olsun ey resuller! Ben sizin Rabbinize ger\u00e7ekten iman ettim, \u015fimdi beni duyun da \u015fahid olun. Yar\u0131n \u00e2hirette O&#8217;nun huzurunda \u015fahitlik edin.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Yine kavmine hitapt\u0131r ki, \u015f\u00f6yle demek olur: Haberiniz olsun, ben o sizi yaradan Rabbinize \u015f\u00fcphesiz iman ettim, ey kavmim! Gelin dinleyin beni de o resullere uyun, siz de iman edin.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Gelece\u011fin insanlar\u0131 da dahil olmak \u00fczere duyma kabiliyeti olan herkese hitap veya yemin olarak, haberiniz olsun, ben iman getirdim, Rabbiniz a\u015fk\u0131na bundan b\u00f6yle dinleyin beni, benim hitab\u0131m\u0131, m\u00e2cer\u00e2 ve menk\u0131belerimi ey duygusu olanlar!<\/p>\n<p>26-Bak\u0131n\u0131z sonu\u00e7 ne oldu gir cennete! denildi. Yani \u015fehit edildi, do\u011frudan do\u011fruya cennete girmekle kendisine ikram edildi ki, Allah yolunda \u015fehit olanlar hep b\u00f6yledir. B\u00f6yle denince ne dedi, bilir misiniz? Dedi ki: ay! Bu ne g\u00fczelmi\u015f! ke\u015fke kavmim bilselerdi<\/p>\n<p>27- Rabbim bana ne b\u00fcy\u00fck ma\u011ffiret buyurdu da beni b\u00f6yle ikram edilen kullar\u0131ndan k\u0131ld\u0131. Kavmi hakk\u0131nda b\u00f6yle temennide bulundu. Demek kavmini unutuvermemi\u015f, kin ve intikam duygusu da beslememi\u015f, d\u00fc\u015fmanlar\u0131na bile merhamet eden evliy\u00e2 ruhu ile istemi\u015fti ki, kendinin erdi\u011fi mutlulu\u011fu bilseler de, cinayetlerine, k\u00fcf\u00fcrlerine tevbe edip iman ve ibadet yolunu tutsalar, Allah yolunda fedailik etseler. Bununla beraber bu temenni, hakl\u0131 bir \u00f6\u011f\u00fcnme m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan uzak de\u011fildir.<\/p>\n<p>28-\u015eimdi hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, burada hat\u0131ra \u015f\u00f6yle bir soru gelir: B\u00f6yle bir kahraman\u0131, b\u00f6yle y\u00fcksek bir \u00f6\u011f\u00fct\u00e7\u00fc ve m\u00fccahidi \u00f6ld\u00fcren o kavme Allah Te\u00e2l\u00e2 ne yapt\u0131? B\u00f6yle bir soruya kar\u015f\u0131 buyuruluyor ki: Onun arkas\u0131dan da kavminin \u00fczerine g\u00f6kten bir ordu indirmedik. Yani onu dinlemeyip \u00f6ld\u00fcren kavmini de onun arkas\u0131ndan sa\u011f b\u0131rakmad\u0131k, ger\u00e7i o \u015fehidin arkas\u0131nda ve Resullerin elinde bir ordu yoktu. Bununla beraber onlarla harp i\u00e7in g\u00f6kten bir ordu da indirmedik, indirmi\u015f de de\u011fildir. Yani bu gibi durumlarda g\u00f6kten apa\u00e7\u0131k bir ordu indirivermek Allah&#8217;\u0131n \u00e2deti olmam\u0131\u015f oldu\u011fu gibi, ola\u011fan\u00fcst\u00fc olarak da indirmedik. Daha do\u011frusu indirecek de de\u011fildik. Allah&#8217;\u0131n bir kavmi mahvetmesi i\u00e7in \u00f6yle ordular indirmesine gerek yoktur. &#8220;Bedir&#8221; de, &#8220;Hendek&#8221;te melekler indirmesi bile sadece m\u00fcminlere bir m\u00fcjde ile kalblerini huzura kavu\u015fturmak i\u00e7indi. O bir i\u015f dileyince sadece: &#8220;ol!&#8221; der, oluverir.<\/p>\n<p>29-Onun i\u00e7in olan hadise ba\u015fka de\u011fil, s\u00e2de bir g\u00fcr\u00fclt\u00fc oldu. Tek bir ses, bir hayk\u0131rma, Cebrail&#8217;in bir hayk\u0131rmas\u0131. Hemen s\u00f6n\u00fcvermi\u015flerdi. \u00d6n\u00fcne geleni yakmak isteyen o ate\u015fli kavim, o zamandan itibaren s\u00f6nm\u00fc\u015flerdir. Bundan Antakya halk\u0131n\u0131n mahvoldu\u011funu, hel\u00e2k oldu\u011funu anlamak istemi\u015flerse de H\u0131ristiyanl\u0131k daveti kar\u015f\u0131s\u0131nda m\u00fc\u015frik Roma devletinin ortadan kalkm\u0131\u015f oldu\u011funu anlamak daha kapsaml\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>30- Yaz\u0131klar olsun o kullara&#8230; Bu yaln\u0131z o s\u00f6nenlere bir \u00fcz\u00fcnt\u00fc duymak de\u011fildir. Kendilerine azab s\u00f6z\u00fc hak olan \u00e7o\u011funlu\u011fa, meselin \u00f6zl\u00fc tatbiki olan bir uyar\u0131, gafillere de bir tenbihtir.<\/p>\n<p>31- Ya g\u00f6rmediler de mi onlar?<\/p>\n<p>O alay edip duran kullar? Kendilerinden \u00f6nce ne kadar nesiller helak etmi\u015fiz. Onlar, kendilerine d\u00f6n\u00fcp gelmiyorlar, yani d\u00fcnyaya bir daha d\u00f6nm\u00fcyorlar.<\/p>\n<p>32- Ve hepsi; o hel\u00e2k edilen ve hen\u00fcz edilmeyen, hepsi ba\u015fka de\u011fil, yaln\u0131z toplan\u0131p bizim huzurumuza getirilmekte olan bir toplum bulunuyorlar. B\u00f6yle iken nas\u0131l olur da ba\u015fka il\u00e2hlar edinip \u015firk ko\u015farlar?<\/p>\n<p>\u0130HZAR: Huzura getirmek demektir. Mahkemeye r\u0131zas\u0131yla gelmeyen kimseyi tutup, zorla hakimin huzuruna getirmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131l\u0131r ki, burada \u00f6zellikle bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Yani herkes \u00f6lmekle yok olup gitmiyor, hesap ve ceza i\u00e7in Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n huzuruna toplan\u0131p sevk ediliyorlar.<\/p>\n<p>Bu tebli\u011fden sonra bir de akl\u00ee delillerle ayd\u0131nlat\u0131larak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>33- Hem bir delildir onlara \u00f6l\u00fc toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler \u00e7\u0131kard\u0131k da ondan yiyip duruyorlar.<\/p>\n<p>34- Biz orada hurmal\u0131klardan, \u00fcz\u00fcm ba\u011flar\u0131ndan bah\u00e7eler yapt\u0131k. \u0130\u00e7lerinde p\u0131narlardan sular f\u0131\u015fk\u0131rtt\u0131k.<\/p>\n<p>35- (Bunu), Onun \u00fcr\u00fcn\u00fcnden ve kendi elleriyle yapt\u0131klar\u0131ndan yesinler diye (yapt\u0131k). H\u00e2l\u00e2 \u015f\u00fckretmeyecekler mi?<\/p>\n<p>36- Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri \u015feylerden b\u00fct\u00fcn \u00e7iftleri yaratan Allah&#8217;\u0131n \u015fan\u0131 ne y\u00fccedir.<\/p>\n<p>37- Gece de onlara bir delildir. Biz ondan g\u00fcnd\u00fcz\u00fc soyar \u00e7\u0131kar\u0131r\u0131z, bir de bakarlar ki karanl\u0131\u011fa dalm\u0131\u015flar.<\/p>\n<p>38- G\u00fcne\u015f de bir delildir ki kendi yolunda ak\u0131p gidiyor. \u0130\u015fte bu \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc ve her \u015feyi bilen Allah&#8217;\u0131n takdiridir.<\/p>\n<p>39- Ay&#8217;a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salk\u0131m\u0131n\u0131n \u00e7\u00f6p\u00fc gibi (yay haline) d\u00f6nm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>40- Ne g\u00fcne\u015fin aya \u00e7atmas\u0131 yara\u015f\u0131r, ne de gece g\u00fcnd\u00fcz\u00fc ge\u00e7ebilir; onlar\u0131n her biri kendi y\u00f6r\u00fcngesinde y\u00fczerler.<\/p>\n<p>41- Onlar i\u00e7in bir delil de bizim, onlar\u0131n neslini dolu bir gemide ta\u015f\u0131mam\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>42- Yine kendileri i\u00e7in onun gibi binecek \u015feyler yaratmam\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>43- E\u011fer dilesek onlar\u0131 bo\u011far\u0131z da o zaman ne onlar\u0131n feryad\u0131na yeti\u015fen bulunur, ne de onlar kurtar\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>44- Ancak taraf\u0131m\u0131zdan bir rahmet ve bir zamana kadar ya\u015fatmak ba\u015fka.<\/p>\n<p>45- Durum b\u00f6yle iken onlara: &#8220;\u00d6n\u00fcn\u00fczdekinden ve arkan\u0131zdakinden korkun ki size rahmet edilsin&#8221; denildi\u011fi zaman,<\/p>\n<p>46- Ve kendilerine Rablerinin \u00e2yetlerinden herhangi bir \u00e2yet geldi\u011fi zaman mutlaka ondan y\u00fcz \u00e7evirirler.<\/p>\n<p>47- Onlara: &#8220;Allah&#8217;\u0131n size r\u0131z\u0131k olarak verdi\u011fi \u015feylerden hayra harcay\u0131n&#8221; dendi\u011fi zaman, o k\u00e2firler, m\u00fcminler i\u00e7in: &#8220;Allah&#8217;\u0131n dileyince doyurabilece\u011fi kimseyi biz mi doyuraca\u011f\u0131z? Siz apa\u00e7\u0131k bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde de\u011fil de nesiniz?&#8221; dediler.<\/p>\n<p>48- Yine onlar: &#8220;E\u011fer do\u011fru s\u00f6yl\u00fcyorsan\u0131z bu (k\u0131yamet) vaadi ne zaman?&#8221; diyorlar.<\/p>\n<p>49- Onlar sadece bir tek \u00e7\u0131\u011fl\u0131\u011fa bak\u0131yorlar, bir \u00e7\u0131\u011fl\u0131k ki, onlar \u00e7eki\u015fip dururken kendilerini yakalay\u0131verir.<\/p>\n<p>50- O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de d\u00f6nemezler.<\/p>\n<p>33- Hem bir \u00e2yet, yani Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kudretinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne ve \u00f6l\u00fcleri diriltebilece\u011fine a\u00e7\u0131k bir delil ve alamettir. Onlara, o gafillere ve ink\u00e2rc\u0131lara o \u00f6l\u00fc arz, arz, toprak bilinmektedir ki cans\u0131zd\u0131r. Hatta H\u0131cr S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Yery\u00fcz\u00fcn\u00fc s\u00f6nm\u00fc\u015f k\u00fcl halinde g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn.&#8221; (Hacc, 22\/5) buyuruldu\u011fu \u00fczere s\u00f6nm\u00fc\u015f bir ta\u015f halinde, hayat ile tamamen z\u0131t bir durum \u00f6l\u00fcd\u00fcr. Hele bir \u00f6\u011fle s\u0131ca\u011f\u0131nda bir Arabistan \u00e7\u00f6l\u00fcn\u00fcn manzaras\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse onun hayattan ne kadar uzak oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. E\u011fer tabiata kalsayd\u0131 o \u00f6l\u00fc toprakta bir ot bile bitmezdi. Fakat biz ona hayat verdik. Onda hayat yaratt\u0131k, bitkisel ve hayvansal organlarla dirilik, \u015fenlik meydana getirdik.<\/p>\n<p>Hayat\u0131n \u00f6nce bir h\u00fccreden ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stererek de buyuruluyor ki: ve ondan, yani yerden bir d\u00e2ne \u00e7\u0131kard\u0131k.<\/p>\n<p>HABB: &#8220;Habbe&#8221; (d\u00e2ne)nin cins ismidir ki, az\u0131na da \u00e7o\u011funa s\u00f6ylenir. \u00c7o\u011fulu &#8220;hub\u00fbb&#8221;, onun \u00e7o\u011fulu &#8220;hub\u00fbbat&#8221;t\u0131r. Dilimizde oldu\u011fu \u00fczere \u00f6zellikle bu\u011fday, arpa, pirin\u00e7, susam gibi yenen d\u00e2nelerde yayg\u0131n olmakla beraber, genellikle ot ve \u00e7i\u00e7ek tohumlar\u0131nda da bilinmektedir. Kamus sahibi &#8220;Bes\u00e2ir&#8221;de der ki: &#8220;Hubub&#8221;un bir tekine &#8220;habbe&#8221; denilmesi, \u015fey&#8217;in asl\u0131 ve \u00f6z maddesi olmas\u0131 itibar\u0131ylad\u0131r.&#8221; Bu bak\u0131mdan bir &#8220;habbe&#8221; (d\u00e2ne), hayat\u0131n ilk ba\u015flang\u0131c\u0131 olan bir h\u00fccre (cellule) demektir. Burada da bu cinse i\u015faretle &#8220;ondan bir d\u00e2ne \u00e7\u0131kard\u0131k&#8221; buyurulmu\u015ftur. Fen ilimleri a\u00e7\u0131s\u0131ndan d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman yerin unsurlar\u0131ndan bir hayat h\u00fccreci\u011finin olu\u015fumu, bir habbe (d\u00e2ne)nin \u00e7\u0131kmas\u0131 tabi\u00ee de\u011fildir. Tohumsuz bir hayat h\u00fccreci\u011fi tabi\u00ee olarak te\u015fekk\u00fcl edemez, (genration spontane&#8217;e olmaz). Ger\u00e7ekten bir eksinin, kendili\u011finden bir art\u0131 oluvermesi akla da uygun gelmez. Bununla beraber yerde hayat i\u015fi meydana geldi\u011fi i\u00e7in, yine fen ilimleriyle u\u011fra\u015fanlar derler ki: Fakat ba\u015flang\u0131\u00e7ta ilk tohumun, ilk h\u00fccrenin tabiat d\u0131\u015f\u0131 olarak meydana gelmi\u015f oldu\u011funu kabul etmek zorunludur. \u0130\u015fte bu nokta do\u011frudan do\u011fruya tabiatlar \u00fczerinde hakim olan y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n \u00f6l\u00fclere hayat veren il\u00e2h\u00ee kudretini g\u00f6sterir. Bunun bir se\u00e7im oldu\u011funu s\u00f6ylemek de ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 ispat etmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc se\u00e7imin (insan\u0131n peygamber olarak g\u00f6nderilmesinin) her derecesi tabiat \u00fcst\u00fc bir geli\u015fme arzeder. (En&#8217;am S\u00fbresi, 6\/95. \u00e2yetinin tefsirine bkz.) Bu \u015fekilde \u00f6l\u00fc topra\u011fa bitkisel hayattan ba\u015flayan bir hayat verilip ondan d\u00e2neler \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve b\u00f6yle tek h\u00fccrelerden ba\u015flayan bu hayat\u0131n, insan hayat\u0131na do\u011fru yeti\u015ftirilip geli\u015ftirildi\u011fi ince bir imtihan tarz\u0131nda edeb\u00ee bir vecize ile hat\u0131rlat\u0131larak buyuruluyor ki: Ondan bir d\u00e2ne \u00e7\u0131kard\u0131k da \u015fimdi ondan yiyorlar. Belli ki bu \u015f\u00f6yle demektir: O insanlar\u0131 da yaratt\u0131k da o d\u00e2nelerden yiyip duruyorlar.<\/p>\n<p>34- Sonra onlar\u0131n birle\u015fmesi ve geli\u015fmesiyle bilhassa insan hayat\u0131n\u0131n devam etmesinin ve geli\u015fmesinin sebeplerine destek sa\u011fland\u0131\u011f\u0131 anlat\u0131lmak \u00fczere de buyuruluyor ki hem onda, o yerde bah\u00e7eler yapt\u0131k. O tek h\u00fccreli hayat\u0131 \u00fcretip, birle\u015ftirip, d\u00fczenleyerek birbirine girmi\u015f g\u00fczel, ho\u015f ba\u011flar meydana getirdik. Hurmal\u0131klar ve \u00fcz\u00fcml\u00fckler, neler. \u0130\u015fte bunlar bitkisel hayat\u0131n en m\u00fckemmel \u015fekli ve insan zevklerinin en tatl\u0131 kaynaklar\u0131d\u0131rlar. Ve onda, yani yerde yahut o bah\u00e7eler i\u00e7inde kaynaklardan \u00e7aylar, p\u0131narlar ak\u0131tt\u0131k<\/p>\n<p>35- ki onun \u00fcr\u00fcnlerinden, Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi meyvesinden, gelirinden ve ellerinin yapt\u0131\u011f\u0131 \u015firas\u0131, pekmezi ve teferruat\u0131 gibi mam\u00fcllerinden yesinler, faydalans\u0131nlar diye. Buna g\u00f6re de i\u015fareti vard\u0131r. Okurken burada durulmaz. Bununla beraber burada n\u0131n n\u00e2fiye (olumsuzluk edat\u0131) olmas\u0131 da caiz g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Buna g\u00f6re de durmak caiz olup m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yle olur: &#8220;\u00dcr\u00fcn\u00fcnden yesinler. Onu, onlar\u0131n elleri yapmad\u0131&#8221;. Yani o ba\u011flara bakmalar\u0131, suyu ve \u00e7apas\u0131 gibi i\u015flerinde \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 gerekirse de al\u0131p istifade edecekleri o \u00fcr\u00fcn, onlar\u0131n yap\u0131s\u0131 de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n vergisidir. H\u00e2l\u00e2 \u015f\u00fckretmeyecekler mi? \u015eirk ve nank\u00f6rl\u00fckten vazge\u00e7ip tevhid ve iman ile ibadet ve kulluk etmeyecekler mi?<\/p>\n<p>Abd\u00fclkadir Geylan\u00ee (k.s.) &#8220;F\u00fct\u00fbhu&#8217;l-Gayb&#8221;da der ki: &#8220;\u015e\u00fck\u00fcr ya dil, ya kalp veya organlarla olur.&#8221;<\/p>\n<p>Dil ile \u015f\u00fck\u00fcr: Nimetin Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan oldu\u011funu kabul ve yarat\u0131klara nispeti terk etmektir. Ne kendine, ne g\u00fc\u00e7, kuvvet ve kazanc\u0131na, ne de senden ba\u015fkas\u0131ndan ellerinde meydana gelenlerin hi\u00e7 birine isnad etmemek. \u00c7\u00fcnk\u00fc sen de, onlar da hep o nimet i\u00e7in sebep, \u00e2let ve vas\u0131tas\u0131n\u0131z. Onu taksim eden, g\u00f6nderen, var eden, onunla u\u011fra\u015ft\u0131ran, sebepleri yaratan az\u00eez ve cel\u00eel olan y\u00fcce Allah&#8217;t\u0131r. K\u0131smet eden O, veren O, var eden O&#8217;dur. \u015e\u00fckre en lay\u0131k olan O&#8217;dur. Hediyeyi getiren u\u015fa\u011fa bak\u0131lmaz, g\u00f6nderen efendiye bak\u0131l\u0131r. Bu bak\u0131\u015f\u0131 bilmeyenler hakk\u0131ndad\u0131r ki &#8220;Onlar d\u00fcnya hayat\u0131ndan g\u00f6r\u00fcleni bilirler. Ahiretten ise habersizdirler.&#8221; (Rum, 30\/7) buyurmu\u015ftur. Zahire, sebebe bak\u0131p da, ilmi ve anlay\u0131\u015f\u0131 ondan ilerisine ge\u00e7meyen cahildir, eksiktir, akl\u0131 k\u0131sad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ak\u0131ll\u0131ya ak\u0131ll\u0131 denmesi, i\u015fin sonunu g\u00f6rmesi itibar\u0131ylad\u0131r.<\/p>\n<p>Kalb ile \u015f\u00fck\u00fcr: Sende olan nimetlerin hepsinin, a\u00e7\u0131kta, gizlide, hareket ve sakinli\u011findeki menfaatlerin, lezzetlerin tamam\u0131n\u0131n ba\u015fkas\u0131ndan de\u011fil, ancak Allah&#8217;tan oldu\u011funa s\u00fcrekli bir itikadla sa\u011flam bir \u015fekilde ba\u011flanmakt\u0131r ki, dilinle \u015f\u00fckr\u00fcn, kalbindeki \u015f\u00fckr\u00fcn terc\u00fcman\u0131 olur. &#8220;Allah, gizli ve a\u00e7\u0131k olarak nimetlerini size bol bol vermi\u015ftir.&#8221; (Lokman, 31\/20), &#8220;Sizde nimet ad\u0131na ne varsa, hepsi Allah&#8217;tand\u0131r.&#8221; (Nahl, 16\/53) ve &#8220;Allah&#8217;\u0131n nimetlerini sayacak olsan\u0131z saymakla bitiremezsiniz.&#8221; (\u0130brahim, 14\/34) buyuruluyor ki, m\u00fcmin i\u00e7in Allah&#8217;tan ba\u015fka nimet verici kalmaz.<\/p>\n<p>Organlar\u0131n \u015f\u00fckr\u00fcne gelince: B\u00fct\u00fcn organlar\u0131n\u0131 y\u00fcce Allah&#8217;a ibadette hareket ettirip kullanmakt\u0131r. O halde Allah&#8217;tan y\u00fcz \u00e7evirme bulunan herhangi bir hususta yarat\u0131klardan hi\u00e7birine uymamak gerekir ki bu, nefsi, arzuyu, iradeyi, uzun amelleri ve di\u011fer yarat\u0131klar\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Allah&#8217;a itaati as\u0131l ve uyulacak \u015fey, O&#8217;nun d\u0131\u015f\u0131ndakileri de fer&#8217; (teferruat) ve tabi k\u0131lmak gibi ki, ba\u015fka ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc yaparsan zorba, zalim ve Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fcn d\u0131\u015f\u0131nda h\u00fck\u00fcm vermi\u015f olursun. &#8220;Her kim Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi h\u00fck\u00fcmlerle h\u00fckmetmezse, i\u015fte onlar k\u00e2firlerdir.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/44)<\/p>\n<p>Bakara S\u00fbresi (32. \u00e2yet) inde ve \u0130sr\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131nda (\u0130sr\u00e2, 17\/1) a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;s\u00fcbhan&#8221; tesbihinin \u00f6zel ad\u0131d\u0131r. Bununla beraber b\u00fcy\u00fck hayret yerinde de kullan\u0131l\u0131r. Tesbih de tenzihin en ileri derecesidir. Yani herhangi bir lekeden, yara\u015f\u0131ks\u0131zl\u0131ktan itikatta, s\u00f6zde, fiilde son derece tenzihtir. Bu \u015fekilde, &#8220;tesbih ederim&#8221; yahut &#8220;tesbih ediniz&#8221; anlam\u0131n\u0131 ifade eden bu tesbihin, burada b\u00f6yle s\u00f6z\u00fcn ba\u015f\u0131nda getirilmesi ne g\u00fczeldir!<\/p>\n<p>Birincisi: Bu, bir taraftan \u015f\u00fckretmeyenleri k\u0131nama, bir taraftan da \u015f\u00fckredeceklere \u015f\u00fckr\u00fcn ba\u015f\u0131n\u0131n, m\u00fckemmel bir tenzih ile tevhid oldu\u011funu \u00f6\u011fretmektir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: S\u0131la yerinde an\u0131lan kudretin eserlerinin \u00f6nemini vurgulamakla \u015f\u00fckr\u00fc gerektiren sebepleri fazlas\u0131yla tekittir.<\/p>\n<p>36-\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: E\u015fleri yaratan\u0131n e\u015fsizli\u011fini, ortak ve benzerden m\u00fcnezzeh birli\u011fini ispat eden edeb\u00ee bir t\u0131bak sanat\u0131 vard\u0131r: Tesbih O yaradana yahut ne y\u00fcce s\u00fcbhand\u0131r O yaradan ki b\u00fct\u00fcn o \u00e7iftlerin hepsini yaratt\u0131.<\/p>\n<p>EZVAC: &#8220;Zevc&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. Zevc, \u00e7ift ve e\u015f demektir ki, Rag\u0131b&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 gibi, iki yak\u0131n\u0131n her birine de ve bir di\u011ferine benzer veya z\u0131t olarak ilgili bulunan her \u015feye de denir. Bu itibarla d\u00fcnyadaki \u015feylerin hepsi, bir z\u0131dd\u0131 veya benzeri yahut da herhangi bir bile\u015fi\u011fi ve kar\u015f\u0131t\u0131 bulunmas\u0131 y\u00f6n\u00fcyle \u00e7ifttirler. Mesela cisim ve ruh, madde ve kuvvet, cevher ve araz, i\u00e7 ve d\u0131\u015f, yer ve g\u00f6k, karanl\u0131k ve ayd\u0131nl\u0131k, d\u00fcnya ve ahiret gibi ki elektrik bile art\u0131 ve eksi diye ikiye ayr\u0131l\u0131yor. O halde &#8220;\u00c7iftleri yaratt\u0131&#8221; demek, &#8220;b\u00fct\u00fcn \u00e7e\u015fit ve s\u0131n\u0131flar\u0131yla \u00e2lemi yaratt\u0131&#8221; demeye e\u015fittir. Ancak burada as\u0131l sevk, b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 anlatmak de\u011fil, bir ortak ve benzeri bulunan b\u00fct\u00fcn e\u015flerin, b\u00fct\u00fcn \u00e7iftlerin yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu ve dolay\u0131s\u0131yla yarat\u0131lm\u0131\u015f\u0131n yarat\u0131c\u0131ya e\u015f olamayaca\u011f\u0131n\u0131 anlatatarak yarat\u0131c\u0131n\u0131n b\u00f6yle \u015feylerden tenzih edilmi\u015f oldu\u011funu ve birli\u011fini ispat etmektir. Bundan ba\u015fka &#8220;ezvac&#8221; (\u00e7iftler) denmesinde di\u011fer bir n\u00fckte daha vard\u0131r ki, insan hayat\u0131 i\u00e7in \u00f6nceki nimetlerden daha fazla \u00f6nem ta\u015f\u0131yan evlenme nimetinin yarat\u0131lmas\u0131na i\u015faretle \u015f\u00fckre y\u00f6neltmeyi ifade eder. Nitekim \u00e7iftler \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klan\u0131yor: O \u00e7iftleri ki yerin bitirdiklerinden, \u00f6nceki \u00e2yette anlat\u0131lan ve anlat\u0131lmayan bitki ve a\u011fa\u00e7 \u00e7e\u015fitleri, ve kendi nefislerinden, erkek ve di\u015fi ve daha bilemeyecekleri \u015feylerden ki ne g\u00f6z g\u00f6rm\u00fc\u015f, ne kulak i\u015fitmi\u015f, ne de bir insan\u0131n hat\u0131r\u0131na gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>37- Onlara bir delil de gecedir. Mek\u00e2nda tecelli eden (g\u00f6r\u00fclen) il\u00e2h\u00ee kudreti hat\u0131rlatt\u0131ktan sonra, bununla da zamanda tecelli eden il\u00e2h\u00ee kudrete i\u015faret buyuruluyor. \u015e\u00f6yle ki: Ondan g\u00fcnd\u00fcz\u00fc y\u00fczeriz. &#8220;Selh kelimesi, biri di\u011ferinin laz\u0131m\u0131 iki m\u00e2n\u00e2 ile kullan\u0131l\u0131r saymak \u00e7\u0131karmak: denilir ki, &#8220;koyundan deriyi y\u00fczd\u00fcm, soydum, giderdim&#8221; demek olur. Di\u011ferinde ise &#8220;Koyunu deriden soydum&#8221; denilir ki, a\u00e7t\u0131m, meydana \u00e7\u0131kard\u0131m demek olur. T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de de &#8220;elmay\u0131 soydum&#8221; yahut &#8220;elman\u0131n kabu\u011funu soydum&#8221; dedi\u011fimize g\u00f6re, biz de &#8220;soymak&#8221; kelimesinde bu iki \u015fekli, farkl\u0131 farks\u0131z kullan\u0131yoruz demektir. Burada her iki m\u00e2n\u00e2 ile de tefsir edilmi\u015ftir ki, ikisi de do\u011frudur. Birincisine g\u00f6re geceden g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn y\u00fcz\u00fclmesi, bir kurban\u0131n derisi y\u00fcz\u00fcl\u00fcyormu\u015f gibi \u00e7evreden \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n s\u0131yr\u0131l\u0131p s\u00f6nmesiyle, as\u0131l yoklu\u011fu hat\u0131rlatan karanl\u0131\u011f\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131, yani ak\u015fam olma hadisesi demek olur ki, &#8220;derken bir de bakarlar ki, onlar karanl\u0131\u011fa dalm\u0131\u015flard\u0131r&#8221; s\u00f6z\u00fcnde takib ve m\u00fcf\u00e2cee (hemen arkas\u0131ndan ve birden bire olu\u015f) bu m\u00e2n\u00e2da a\u00e7\u0131k oldu\u011fundan tefsircilerin \u00e7o\u011fu bu y\u00f6n\u00fc tercih etmi\u015flerdir. Bu \u015fekilde gece yaln\u0131z bir korkutma delili olarak hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015f oluyor. \u0130kinci m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re ise geceden g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn y\u00fcz\u00fclmesi, karanl\u0131k i\u00e7inden ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131n \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131, yani sabah olma hadisesi olmu\u015f oluyor ki, bunda \u00f6l\u00fclere hayat vermekten \u00f6rnek olan bir m\u00fcjde ne\u015fesi vard\u0131r. Nitekim &#8220;geceler gebedir&#8221; denilir. Buna g\u00f6re &#8220;Bir de bakarlar ki onlar karanl\u0131\u011fa dalm\u0131\u015flard\u0131r.&#8221; ifadesi, yine ayn\u0131 g\u00fcn\u00fcn sonunun geceye varaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015f olur.<\/p>\n<p>38- G\u00fcne\u015f de, bir \u00e2yettir. Yani gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn sebebi gibi g\u00f6r\u00fcnen g\u00fcne\u015f de Allah&#8217;\u0131n kudretine bir delildir. Kendisi i\u00e7in takdir edilen bir m\u00fcstekar i\u00e7in cereyan ediyor (ak\u0131p gidiyor). G\u00fcne\u015fin bu ak\u0131\u015f\u0131n\u0131n yaln\u0131z mekanda hareketi diye anlamamal\u0131, mekan ve zamanla ilgili b\u00fct\u00fcn eserleri ve durumlar\u0131yla varl\u0131k \u00e2leminde s\u00fcr\u00fcp gitmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131na anlamal\u0131d\u0131r. Mesela \u0131\u015f\u0131k ve \u0131s\u0131 yaymas\u0131 da onun bir cereyan\u0131 (ak\u0131\u015f\u0131)d\u0131r.<\/p>\n<p>M\u00dcSTEKARR: Mimli masdar, ismi zaman, ismi mekan olabildi\u011fi, da birka\u00e7 m\u00e2n\u00e2ya geldi\u011fi i\u00e7in, bu ifade bir\u00e7ok m\u00e2n\u00e2lara uygundur.<\/p>\n<p>Birincisi: G\u00fcne\u015f kendisi i\u00e7in takdir ve tahsis edilmi\u015f ve istikrar sebebiyle, yani sabit bir karar, d\u00fczenli bir kanun ile cereyan eder. Hesaps\u0131z, ba\u015f\u0131 bo\u015f, k\u00f6r bir tesad\u00fcf ile de\u011fil.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Bir istikrar i\u00e7in, yani kendi \u00e2leminde bir karar ve \u00f6l\u00e7\u00fc meydana getirmek hikmet ve gayesiyle yahut sonunda bir s\u00fckunete erip durmak i\u00e7in cereyan ediyor (ak\u0131p gidiyor).<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: \u0130smi zaman oldu\u011funa g\u00f6re kendine mahsus bir istikrar zaman\u0131 i\u00e7in, yani duraca\u011f\u0131 bir vakte, belirli bir zamana kadar cereyan eder ki, bu vakit, &#8220;G\u00fcne\u015f toplan\u0131p d\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman.&#8221; (Tekvir, 81\/1) ifadesindeki vakittir.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc: \u0130smi mekan oldu\u011funa g\u00f6re, kendine \u00f6zg\u00fc bir istikrar yerine mahsus, yani yerinde sabit olarak cereyan eder, kendi ekseninde d\u00f6ner yahut kendisinin karargah\u0131 olan \u00e2lemin menfaatleri i\u00e7in cereyan eder. Bu m\u00e2n\u00e2da vatana hizmet i\u00e7in bir te\u015fvik de vard\u0131r. Nihayet birinci &#8220;il\u00e2&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmak \u00fczere \u015fu m\u00e2n\u00e2 da vard\u0131r: Kendisi i\u00e7in bir istikrar noktas\u0131na do\u011fru gitmektedir. Tatbiki, birka\u00e7 \u015fekilde a\u00e7\u0131klamaya muhtemel bulunan bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re, g\u00fcne\u015fin di\u011fer bir merkeze do\u011fru hareket etmekte bulundu\u011fu da anla\u015f\u0131labiliyor. Nitekim bir hadis-i \u015ferifte de &#8220;G\u00fcne\u015fin istikrar yeri Ar\u015f&#8217;\u0131n alt\u0131ndad\u0131r.&#8221; diye rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte o, \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 cereyan o az\u00eez ve al\u00eem olan Allah&#8217;\u0131n takdiridir. Yani kudretiyle her \u015feye galib ve hakim ve ilmiyle her \u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015f olan ve sana Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 indirip do\u011fru yolu g\u00f6steren Allah&#8217;\u0131n takdiri, yani b\u00fct\u00fcn s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 ve geni\u015fliklerini bilip bi\u00e7mesiyledir. Yoksa ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmez, k\u00f6r bir tabiat\u0131n eseri de\u011fil, bizzat ezel\u00ee bir m\u00fcessir (etken) hi\u00e7 de\u011fildir.<\/p>\n<p>39- Aya gelince ona konak konak \u00f6l\u00e7\u00fc bi\u00e7mi\u015fizdir. O g\u00fcne\u015f gibi istikrarl\u0131 bir \u015fekilde ak\u0131p gitmez. Ona birtak\u0131m konaklar ve her konaklamaya g\u00f6re bir \u00f6l\u00e7\u00fc tayin etmi\u015fizdir. Gezegendir, her g\u00fcn bir konak yerine gelir, her kona\u011fa g\u00f6re bir \u015fekilde g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Araplar, ay\u0131n konaklar\u0131n\u0131 \u015funlarla saym\u0131\u015flard\u0131r: \u015eertan, butayn, s\u00fcreyya, deberan, hek&#8217;a, hen&#8217;a, zira&#8217;, nesre, tarf, cebhe, z\u00fcbre, sarfe, avva, sim\u00e2k, gafir, zub\u00e2n\u00e2, ikl\u00eel, kalb, \u015fevle, ne\u00e2im, belde, sa&#8217;d\u00fczz\u00e2bih, sa&#8217;d\u00fcb\u00fcla&#8217;, sa&#8217;d\u00fcss\u00fcud, sa&#8217;d\u00fcl&#8217;ahbiye fer&#8217;uddelvil, muahhar, re\u015fa. Bunlardan her gece bir kona\u011fa konar da gelece\u011fe kadar nuru (ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131) arta arta, sonra da eksile eksile son konakta -ki kavu\u015fumdan \u00f6ncedir- iyice incelir, kavislenir. Nihayet d\u00f6n\u00fcp eski urcun gibi olana kadar.<\/p>\n<p>URC\u00dbN: E\u011fri salk\u0131m \u00e7\u00f6p\u00fc demektir. \u00d6zellikle hurma salk\u0131m\u0131n\u0131n dip \u00e7\u00f6p\u00fc ki eskisi, yani ge\u00e7en seneninki, daha ince, daha e\u011fri, daha renkli olur. Bu benzetme, \u00e7ok \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 bir g\u00fczelliktedir. Zannedildi\u011fi gibi hil\u00e2lin ilk ve son \u015feklini g\u00f6stermekle kalm\u0131yor, Ay&#8217;\u0131n o konaklarda giderken d\u00fcnya etraf\u0131nda bir ayda kat etti\u011fi y\u00f6r\u00fcngenin bir hatt\u0131n\u0131 da g\u00f6stermi\u015f oluyor.<\/p>\n<p>Eski denilmekle bu y\u00f6r\u00fcnge \u00fczerinde Ay&#8217;\u0131n her konaktaki hacmi de hayal ettirilmi\u015f bulunuyor ki, eski astronomiciler bu benzetmenin inceli\u011fini kavrayamazlard\u0131.<\/p>\n<p>40-Bu takdir o kadar g\u00fczel ve bu vazife da\u011f\u0131l\u0131m\u0131 o kadar yerindedir ki ne g\u00fcne\u015fin kendisine aya \u00e7atmak yara\u015f\u0131r, ne gece g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn \u00f6n\u00fcne ge\u00e7er. Hepsi bir felekte (y\u00f6r\u00fcngede) y\u00fczerler. Biri di\u011ferine \u00e7arpmaz, vazifeleri o kadar g\u00fczel ve d\u00fczenli da\u011f\u0131t\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;y\u00fczerler&#8221; \u00e7o\u011ful kipiyle getirilmekle hepsinden maksad\u0131n, yaln\u0131z g\u00fcne\u015f ve aydan her biri de\u011fil, b\u00fct\u00fcn g\u00f6k cisimleri oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu bak\u0131mdan yeni astronomi kanunlar\u0131na i\u015faret eden bu \u00e2yetin bir benzeri Enbiy\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7mi\u015f oldu\u011fundan (Enbiy\u00e2, 21\/33) \u00e2yetinin tefsirine bak\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Yaln\u0131z g\u00fcne\u015fin y\u00fczd\u00fc\u011f\u00fc felek nedir? Bu bir y\u00f6r\u00fcnge oldu\u011funa g\u00f6re, onun da bir gezegen olmas\u0131 gerekmiyor mu? diye sorulabilir. Ger\u00e7i ekseni etraf\u0131nda da d\u00f6nme yeri m\u00e2n\u00e2s\u0131na y\u00f6r\u00fcnge denebilirse de bundan zahir (a\u00e7\u0131k) olan, g\u00fcne\u015fin yukarda anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, hadis-i \u015ferifin g\u00f6sterdi\u011fi gibi ar\u015f\u0131n alt\u0131nda di\u011fer bir istikrar yerine, bir merkeze do\u011fru hareket etti\u011fini ve dolay\u0131s\u0131yla onun y\u00fczd\u00fc\u011f\u00fc fele\u011fin de ona olan y\u00f6r\u00fcnge ve hareket yeri oldu\u011funu kabul etmek gerekir.<\/p>\n<p>41- Bizim, dolu gemide nesillerini ta\u015f\u0131mam\u0131z da kendileri i\u00e7in bir delildir. &#8220;Dolu gemi&#8221; denilince \u00f6nce Hz. Nuh&#8217;un gemisi hat\u0131ra gelir. Fakat burada &#8220;nesilleri&#8221; kayd\u0131, bunu kastetmeye engeldir. Bu kar\u00eene (ipucu) ile burada &#8220;dolu gemi&#8221;, hamile kad\u0131nlar\u0131n rahimlerinden mecazd\u0131r, beli\u011f bir isti\u00e2redir. Evet baban\u0131n s\u00fclb\u00fcnden (belinden) bir tufan ile at\u0131lan nesiller, analar\u0131n rahimlerinde Hz. Nuh&#8217;un gemisi gibi bir kurtulu\u015f gemisi bulur.<\/p>\n<p>42- Kendileri i\u00e7in onun gibi binecek \u015feyler de yaratt\u0131k. Bu b\u00fct\u00fcn deniz ve kara bineklerini i\u00e7ine al\u0131r.<\/p>\n<p>43- Ve dilesek onlar\u0131, o nesilleri dolu gemi gibi olan rahimlerde, kendilerini de onun gibi bindikleri gemilerde bo\u011far\u0131z da ne o nesiller i\u00e7in bir feryat\u00e7\u0131, bir feryad eden veya feryada yeti\u015fen bulunur ne de berikiler bo\u011fulmakta olduklar\u0131 denizden kurtar\u0131l\u0131rlar.<\/p>\n<p>44- Ancak bizden bir rahmet ile ve bir zamana kadar ya\u015fatmak i\u00e7in olursa ba\u015fka. Ancak o takdirde kurtar\u0131l\u0131rlar.<\/p>\n<p>45-46- &#8220;Onlara: Korunun&#8230; dendi\u011fi zaman&#8230;&#8221; Objektif ve yarat\u0131l\u0131\u015fla ilgili delillerden sonra Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi \u00e2yetlerden de y\u00fcz \u00e7evirdiklerini a\u00e7\u0131klamad\u0131r.<\/p>\n<p>47- &#8220;Onlara: Allah&#8217;\u0131n size verdi\u011fi r\u0131z\u0131ktan infak edin dendi\u011fi zaman ink\u00e2r edenler dediler ki&#8230;&#8221; Bu \u00e2yetin z\u0131nd\u0131klar hakk\u0131nda indi\u011fi s\u00f6ylenir. Mekke&#8217;de birtak\u0131m z\u0131nd\u0131klar, sadaka ve yard\u0131m i\u00e7in te\u015fvik edildiklerinde Allah fakir edecek, biz besleyece\u011fiz \u00f6yle mi? diye b\u00f6yle k\u00fcf\u00fcr ederlermi\u015f ki, bu z\u0131nd\u0131klar\u0131n eski \u0130ran&#8217;dan aksetmi\u015f olmalar\u0131 gerektir.<\/p>\n<p>48- Bir de derler ki ne zaman bu vaad? Bu \u00f6l\u00fclerin dirilmesi, bu Allah&#8217;\u0131n huzuruna getirilme vaadi e\u011fer do\u011fru iseniz, yani b\u00f6yle diyerek alay etmek isterler.<\/p>\n<p>49- Fakat ba\u015fka de\u011fil, bir tek \u00e7\u0131\u011fl\u0131\u011fa bak\u0131yorlar. Ki ilk \u00fcf\u00fcr\u00fcl\u00fc\u015f\u00fc, yani s\u00fbrun birinci \u00fcf\u00fcr\u00fcl\u00fc\u015f\u00fc. Bir \u00e7\u0131\u011fl\u0131k ki un idgam\u0131d\u0131r. Yani bir \u00e7\u0131\u011fl\u0131k ki, onlar birbirlerine ge\u00e7mi\u015f \u00e7eki\u015fip dururlarken kendilerini al\u0131verir.<\/p>\n<p>50- O zaman art\u0131k bir tavsiyeye, -hi\u00e7bir i\u015fleri hakk\u0131nda bir kelime vasiyet etmeye- bile g\u00fc\u00e7leri yetmez. Ailelerine de d\u00f6necek de\u011filler.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>51- S\u00fbr&#8217;a \u00fcf\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr, bir de ne baks\u0131nlar kabirlerinden Rablerine do\u011fru ak\u0131n ediyorlar.<\/p>\n<p>52- Onlar: &#8220;Eyvah ba\u015f\u0131m\u0131za gelenlere! Mezar\u0131m\u0131zdan bizi kim kald\u0131rd\u0131? O Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n vaad buyurdu\u011fu i\u015fte bu imi\u015f. G\u00f6nderilen peygamberler de do\u011fru s\u00f6ylemi\u015fler&#8221; derler.<\/p>\n<p>53- Ba\u015fka de\u011fil, sadece bir tek \u00e7\u0131\u011fl\u0131k olmu\u015f, derhal hepsi toplanm\u0131\u015f huzurumuza getirilmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>54- Art\u0131k bug\u00fcn hi\u00e7 kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekeceksiniz.<\/p>\n<p>55- Ger\u00e7ekten cennetlik olanlar bug\u00fcn bir me\u015fguliyet i\u00e7inde zevk etmektedirler.<\/p>\n<p>56- Kendileri ve e\u015fleri g\u00f6lgelerde koltuklar \u00fczerine kurulmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>57- Onlara orada bir meyve vard\u0131r. \u0130steyecekleri her \u015fey onlar\u0131nd\u0131r.<\/p>\n<p>58- (Onlara) Rah\u00eem olan Rab&#8217;den &#8220;sel\u00e2m&#8221; s\u00f6z\u00fc vard\u0131r.<\/p>\n<p>59- Ey g\u00fcnahk\u00e2rlar! Bug\u00fcn siz bir tarafa ayr\u0131l\u0131n.<\/p>\n<p>60-61- &#8220;Ey \u00c2demo\u011fullar\u0131! \u015eeytana tapmay\u0131n, o size apa\u00e7\u0131k bir d\u00fc\u015fmand\u0131r ve bana kulluk edin, do\u011fru yol budur, diye size and vermedim mi?&#8221; (buyurulacak)<\/p>\n<p>62- B\u00f6yle iken o sizden bir\u00e7ok nesilleri yoldan \u00e7\u0131kard\u0131. Ya o zaman d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyor muydunuz?<\/p>\n<p>63- \u0130\u015fte bu size vaad edilen cehennemdir.<\/p>\n<p>64- Bug\u00fcn yaslan\u0131n ona bakal\u0131m ink\u00e2r etti\u011finiz i\u00e7in.<\/p>\n<p>65- Bug\u00fcn biz onlar\u0131n a\u011f\u0131zlar\u0131n\u0131 m\u00fch\u00fcrleriz de neler kazand\u0131klar\u0131n\u0131 bize elleri s\u00f6yler, ayaklar\u0131 da \u015fahitlik eder.<\/p>\n<p>66- Hem dileseydik g\u00f6zlerini \u00fczerinden silme k\u00f6r ediverirdik de yola d\u00f6k\u00fcl\u00fcrlerdi. Fakat nereden g\u00f6recekler?<\/p>\n<p>67- Yine dileseydik olduklar\u0131 yerde k\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri d\u00f6nebilirlerdi.<\/p>\n<p>51-54- &#8220;S\u00fbra \u00fcf\u00fcr\u00fcl\u00fcr.&#8221; \u0130kinci \u00fcf\u00fcr\u00fc\u015f: &#8220;Sonra ona bir daha \u00fcf\u00fcr\u00fcl\u00fcr, bu kere de o y\u0131k\u0131lanlar kalkm\u0131\u015f, bak\u0131yorlard\u0131r.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/68), &#8220;O g\u00fcn hi\u00e7 kimseye zulmedilmez&#8230;&#8221; Burada a kadar o g\u00fcn onlara s\u00f6ylenece\u011fi hik\u00e2ye etmektir.<\/p>\n<p>55-58- Haberiniz olsun ki, cennetlikler, salih amellerle cennete sahip olanlar. Ger\u00e7i cennete girmek, esas itibar\u0131yla Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfuylad\u0131r. Fakat &#8220;ancak yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekeceksiniz&#8221; buyurulmas\u0131 itibar\u0131yla burada bu m\u00e2n\u00e2 hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;meyve&#8221; denmesi de s\u0131rf zevkten \u00e7ok, \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n meyvesine i\u015faret eder. Er\u00eekeler. Erike, haclede, yani gelin odas\u0131nda d\u00f6\u015fenen s\u00fcsl\u00fc koltuktur. Ve onlara iddia ettikleri, istedikleri var, davay\u0131 kazand\u0131lar, yani selam var Rah\u00eem olan, yani sonunda m\u00fcminleri rahmetiyle murada erdiren ve orta\u011f\u0131 benzeri olmayan bir Rabden do\u011frudan do\u011fruya s\u00f6ylenen bir selam. Bir hadis-i \u015ferifte Hz. Peygamber (s.a.v.) demi\u015ftir ki: &#8220;Cennet ehli nimetleri i\u00e7inde zevke ererlerken kendilerine bir nur par\u0131ldar, ba\u015flar\u0131n\u0131 kald\u0131r\u0131r bakarlar ki \u00fczerlerinden Rab, kendilerini cemalinin \u015ferefi ile \u015fereflendirmi\u015f. &#8220;Ey cennet ehli!<\/p>\n<p>Selam \u00fczerinize olsun.&#8221; buyuruyor. \u0130\u015fte il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fc budur. Bunun \u00fczerine onlara nazar buyurur, onlar da O&#8217;na bakarlar ve bakt\u0131klar\u0131 m\u00fcddet\u00e7e di\u011fer nimetlerden hi\u00e7bir \u015feye iltifat etmezler. Ta perdeleninceye kadar ki, o zaman da \u00fczerlerinde ve yurtlar\u0131nda nur b\u00e2ki kal\u0131r.<\/p>\n<p>59-65- Sizden bir\u00e7ok nesilleri \u015fa\u015f\u0131rtt\u0131, yani bir\u00e7ok toplumlar\u0131n ahl\u00e2klar\u0131n\u0131 bozdu. &#8220;Bug\u00fcn biz onlar\u0131n a\u011f\u0131zlar\u0131n\u0131 m\u00fch\u00fcrleriz&#8230;&#8221; \u0130\u015fte Nur S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;O g\u00fcn onlar\u0131n dilleri, elleri ve ayaklar\u0131, i\u015fledikleri \u015feyler hakk\u0131nda kendilerine \u015fahitlik ederler.&#8221; (Nur, 24\/24) buyurulan g\u00fcn, bu g\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>66- &#8220;E\u011fer dileseydik g\u00f6zlerini \u00fczerinden silme ederdik.&#8221; Bu da ahirete ait zannedilmi\u015f ise de d\u00fcnyaya ait bir tehdit olarak &#8220;bir tek \u00e7\u0131\u011fl\u0131\u011fa bak\u0131yorlar&#8221; s\u00f6z\u00fcne atfedilmi\u015f olmas\u0131, m\u00e2n\u00e2 itibar\u0131yla daha uygundur. Yani ahirette \u00f6yle olaca\u011f\u0131 gibi biz de dilersek \u015fimdi o nank\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc yapan, &#8220;Allah dileseydi onlar\u0131 doyururdu&#8221; diyen k\u00e2firlerin g\u00f6zlerini b\u00fcsb\u00fct\u00fcn siler, k\u00f6r ediverirdik de yola d\u00f6k\u00fcl\u00fcrlerdi, yola gelmekte yar\u0131\u015f ederlerdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc her k\u00fcfredenin g\u00f6z\u00fc k\u00f6r edilivermi\u015f olsayd\u0131, bu bir s\u0131\u011f\u0131nd\u0131rma olur, hepsi imana gelirdi. Fakat o k\u00e2firler nerden g\u00f6recekler? Burada &#8220;g\u00f6rmez&#8221; kalb g\u00f6z\u00fc ile tefsir edilmi\u015ftir. Yani o kadar il\u00e2h\u00ee delilleri g\u00f6rmeyen o basiretsiz k\u00e2firler, bunu b\u00f6yle yapabilece\u011fimizi idrak etmezler.<\/p>\n<p>67- Dilesek onlar\u0131 tam kuvvetleri \u00e7a\u011f\u0131nda mesh de ediverir (k\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirir) olduklar\u0131 yere donduruverirdik de ne ge\u00e7ebilir ne d\u00f6nebilirlerdi. \u015eu halde b\u00f6yle irade buyurulmuyorsa yap\u0131lamayaca\u011f\u0131ndan de\u011fil, cezalar\u0131 ahirette verilece\u011fi i\u00e7indir. Bununla beraber:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>68- Bununla beraber kimin \u00f6mr\u00fcn\u00fc uzat\u0131yorsak, yarat\u0131l\u0131\u015fta onu (g\u00fc\u00e7 ve kuvvetini alarak) tersine \u00e7eviriyoruz. H\u00e2l\u00e2 ak\u0131llanmayacaklar m\u0131?<\/p>\n<p>69- Biz ona \u015fiir \u00f6\u011fretmedik. Bu ona yara\u015fmaz da&#8230; O sadece bir \u00f6\u011f\u00fct ve apa\u00e7\u0131k bir Kur&#8217;\u00e2n&#8217;d\u0131r.<\/p>\n<p>70- (Bu), diri olanlar\u0131 uyarmak ve k\u00e2firlere de azab s\u00f6z\u00fcn\u00fcn hak olmas\u0131 i\u00e7indir.<\/p>\n<p>71- \u015eunu da g\u00f6rmediler mi: Biz onlar i\u00e7in kudretimizin meydana getirdiklerinden birtak\u0131m hayvanlar yaratm\u0131\u015f\u0131z da onlara sahip bulunuyorlar.<\/p>\n<p>72- Onlar\u0131, kendilerinin hizmetine vermi\u015fiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.<\/p>\n<p>73- Onlarda daha bir\u00e7ok menfaatleri ve t\u00fcrl\u00fc i\u00e7ecekleri de var. H\u00e2l\u00e2 \u015f\u00fckretmeyecekler mi?<\/p>\n<p>74- Onlar, Allah&#8217;tan ba\u015fka birtak\u0131m il\u00e2hlar edindiler. G\u00fcya yard\u0131m olunacaklar.<\/p>\n<p>75- Onlar\u0131n, onlara yard\u0131ma g\u00fc\u00e7leri yetmez. Kendileri ise onlar i\u00e7in baz\u0131 askerlerdir.<\/p>\n<p>76- O halde onlar\u0131n s\u00f6zleri seni \u00fczmesin. Biz onlar\u0131n i\u00e7lerini de biliriz, d\u0131\u015flar\u0131n\u0131 da.<\/p>\n<p>77- \u0130nsan, kendisini bir damla sudan yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 g\u00f6rmedi mi de, \u015fimdi apa\u00e7\u0131k bir has\u0131m kesildi?<\/p>\n<p>78- Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 unutarak bize bir de mesel f\u0131rlatt\u0131: &#8220;Kim diriltecekmi\u015f o \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f kemikleri?&#8221; dedi.<\/p>\n<p>79- De ki: &#8220;Onlar\u0131 ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmay\u0131 bilir.&#8221;<\/p>\n<p>80- Size o ye\u015fil a\u011fa\u00e7tan bir ate\u015f yapan O&#8217;dur. \u015eimdi siz ondan tutu\u015fturmaktas\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>81- G\u00f6kleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya k\u00e2dir de\u011fil midir? Elbette k\u00e2dirdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o her \u015feyi yaratand\u0131r, her \u015feyi bilendir.<\/p>\n<p>82- O&#8217;nun emri, bir \u015feyi dileyince ona sadece &#8220;Ol!&#8221; demektir. O da hemen oluverir.<\/p>\n<p>83- O halde her \u015feyin m\u00fclk\u00fc ve tasarrufu (h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131) elinde bulunan Allah&#8217;\u0131n \u015fan\u0131 ne y\u00fccedir. Siz de yaln\u0131z O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz.<\/p>\n<p>68- Bununla beraber her kimin \u00f6mr\u00fcn\u00fc uzat\u0131yorsak; gen\u00e7lik \u00e7a\u011f\u0131nda almay\u0131p uzun \u00f6m\u00fcrle ya\u015fat\u0131yorsak yarat\u0131l\u0131\u015fta tepesi \u00fcst\u00fc dikiyoruz. Yani ba\u015flang\u0131\u00e7takinin, gen\u00e7li\u011fin aksine olarak g\u00fcnden g\u00fcne kuvvetten d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcp zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131yor, \u00f6l\u00fcme do\u011fru y\u00fcr\u00fct\u00fcyoruz. H\u00e2l\u00e2 ak\u0131llanmayacaklar m\u0131?Bunu yapan kudretin daha \u00f6nce o g\u00f6zle silmeyi ve k\u0131l\u0131k de\u011fi\u015ftirmeyi de yapabilece\u011fini anlay\u0131p da do\u011fru yolu tutmayacaklar m\u0131?<\/p>\n<p>69- Biz ona, yani peygambere \u015fiir \u00f6\u011fretmedik. Bu s\u00f6ylenenleri bir \u015fiir saymamal\u0131d\u0131r. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ne s\u00f6z olarak, ne de m\u00e2n\u00e2 olarak \u015fiir olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bir kere Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n s\u00f6zlerinde \u015fiir s\u00f6z\u00fcn\u00fcn vezin ve kafiyesi yoktur. M\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan ise \u015fiir, ger\u00e7ek olup olmad\u0131\u011f\u0131 aranmaks\u0131z\u0131n ho\u015fland\u0131rmak veya tiksindirmek, co\u015fturmak veya k\u00fcst\u00fcrmek gibi hisleri g\u0131c\u0131klayan hayal\u00ee kuruntulara, zanna dayanan k\u0131yaslara, duygu oyunlar\u0131na aittir. Kur&#8217;\u00e2n ise Hakk&#8217;\u0131n do\u011fru yolunu g\u00f6steren hikmetler ve h\u00fck\u00fcmler ile irfan nuru, kesin iman rehberi bir il\u00e2h\u00ee yadig\u00e2rd\u0131r. Fakat k\u00e2firlerin bir\u00e7oklar\u0131 onu bir \u015fiir gibi d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmekte \u0131srar ettikleri ve bu \u015fekilde peygamberi bir \u015fair gibi tan\u0131tt\u0131rmak istedikleri i\u00e7in buyuruyor: Biz ona \u015fiir \u00f6\u011fretmedik. Hem o , ona yara\u015fmaz da. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;\u015eairlere gelince onlara da azg\u0131nlar uyar.&#8221; (\u015euara, 26\/224). Ne peygamberlik makam\u0131na \u015fairlik yara\u015f\u0131r, ne de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a \u015fiir demek.<\/p>\n<p>O Kur&#8217;\u00e2n ba\u015fka de\u011fil, ancak bir zikir; s\u0131rf Allah taraf\u0131ndan bir \u00f6\u011f\u00fct ve ir\u015fad ve apa\u00e7\u0131k bir Kur&#8217;\u00e2n&#8217;d\u0131r. \u0130badetlerde ve ibadethanelerde okunacak Allah kel\u00e2m\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>70- Hayat\u0131, yani akl\u0131, duygusu olan\u0131 korkutup, gafletten uyand\u0131rmak, k\u00fcf\u00fcrde \u0131srar ile k\u00e2firlik edenler aleyhine azab s\u00f6z\u00fcn\u00fcn hak olmas\u0131 i\u00e7in. Bundan \u00f6nce \u00e7oklar\u0131na oldu\u011fu gibi azab ile h\u00fckm\u00fcn vacib olmas\u0131 i\u00e7in.<\/p>\n<p>71-76- \u015eunu da m\u0131 g\u00f6rmediler, o gafiller ki, uyanm\u0131yorlar. Biz kendileri i\u00e7in ellerimizin yapt\u0131\u011f\u0131 \u015feylerden, yani ba\u015fka hi\u00e7bir sanat\u0131n katk\u0131s\u0131 olmay\u0131p, do\u011frudan do\u011fruya kendimizin var etti\u011fimiz nimetlerden en&#8217;am, yumu\u015fak hayvanlar yaratt\u0131k&#8230; Bu hat\u0131rlatmada bir\u00e7ok y\u00f6nlerden incelikler vard\u0131r ki, bunu tefsirden \u00e7ok, okuyanlar\u0131n zevki takdir edecektir.<\/p>\n<p>77-78-79-*} &#8220;\u0130nsan, kendisini bir damla sudan yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 g\u00f6rmedi mi?&#8221; Rivayet olunuyor ki Ubey b. Halef Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in huzuruna bir \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f kemikle gelmi\u015f, onu eliyle ufalayarak &#8220;Allah bunu b\u00f6yle \u00e7\u00fcr\u00fcd\u00fckten sonra diriltir der misin?&#8221; demi\u015f. &#8220;Evet, seni de diriltir ve ate\u015fe kor.&#8221; buyurmu\u015f ve bu \u00e2yet, bu sebeple inmi\u015ftir. Ve O, yaratman\u0131n hepsini hakk\u0131yla bilir. Yani her yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 b\u00fct\u00fcn incelikleriyle, her birinin toplanan ve da\u011f\u0131lan b\u00fct\u00fcn par\u00e7alar\u0131, usul ve f\u00fcr\u00fbu (asl\u0131 ve dallar\u0131), durumlar\u0131, halleri, nicelikleri, miktarlar\u0131, her t\u00fcrl\u00fc \u00f6zellikleriyle bilir. Her yaratmay\u0131, yaratman\u0131n her t\u00fcrl\u00fcs\u00fcn\u00fc bilir, maddeli maddesiz, \u00e2letli \u00e2letsiz, \u00f6rnekli \u00f6rneksiz, gerek ilkin, gerek sonra her \u00e7e\u015fidini bilir. B\u00fct\u00fcn mesele bundan ibarettir.<\/p>\n<p>80- O Allah, size ye\u015fil a\u011fa\u00e7tan bir ate\u015f yapt\u0131. Me\u015fhur olan bu a\u011fa\u00e7, &#8220;merh&#8221; ile &#8220;afar&#8221; denilen iki a\u011fa\u00e7t\u0131r ki, ikisi de yemye\u015fil, sular\u0131 damlarken merh \u00e7akmak yerinde afare s\u00fcrt\u00fclmek suretiyle ate\u015f \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131r, bedev\u00eelerce bilinmektedir. Bunun birini erkek, birini di\u015fi yerinde de varsaym\u0131\u015flard\u0131r. Bununla beraber &#8220;Her a\u011fa\u00e7ta bir ate\u015f vard\u0131r. Fakat merh ile afar bol bulmu\u015ftur&#8221; diye bir mesel vard\u0131r. Bu bak\u0131mdan baz\u0131 tefsirciler demi\u015flerdir ki, a\u011fa\u00e7tan maksat cinstir. Merh ve afar misal yoluyla an\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ancak burada dikkate de\u011fer nokta \u015fudur ki, bundan maksat a\u011fa\u00e7taki odun veya k\u00f6m\u00fcr\u00fc g\u00f6stermek de\u011fil, s\u00fcrtme ve temas ile ye\u015fil a\u011fa\u00e7tan meydana gelen hararet ve tutu\u015fmay\u0131 anlatmakt\u0131r. Bu ise \u015fimdi bildi\u011fimize g\u00f6re bir elektrik olay\u0131d\u0131r. Demek ki bu \u015fekilde \u00e2yet elektri\u011fe i\u015faret etmi\u015f ve bu i\u015faretten &#8220;ol&#8221; emrini anlamaya zihinleri yakla\u015ft\u0131rmak i\u00e7in bir misal de verilmi\u015f oluyor. Yapm\u0131\u015f da siz ondan \u00e7ak\u0131p \u00e7ak\u0131p hemen tutu\u015fturuyorsunuz. Yani bilfiil deneyle bildi\u011finiz \u015f\u00fcphesiz bir ate\u015f. Demek ki s\u0131rf teorik ak\u0131l ile bilinemeyecek ger\u00e7ekler deneyle ortaya \u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>81- Hem o g\u00f6kleri ve yeri, yani b\u00fct\u00fcn \u015fu \u00e2lemi yaratm\u0131\u015f olan Allah, onlar\u0131n benzerini, onlar gibisini, yani o \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f insanlar gibi k\u00fc\u00e7\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, hatta b\u00fct\u00fcn o \u00e2lemin benzerini di\u011fer bir yarat\u0131\u015f ile, yine yaratmaya k\u00e2dir de\u011fil midir? Evet k\u00e2dirdir. Ve o, \u00f6yle yaratan, \u00f6yle bilendir.<\/p>\n<p>82-*} O&#8217;nun emri, bir \u015feyi dileyince ona sadece &#8220;ol!&#8221; demektir. O hemen oluverir.<\/p>\n<p>83- O halde tesbih O&#8217;na, her \u015feyin h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131 elinde bulunan, her \u015feyde diledi\u011fi gibi tasarruf eden S\u00fcbhan&#8217;a (\u015fan\u0131 y\u00fcce Allah&#8217;a) d\u0131r. Hep de d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp O&#8217;na g\u00f6t\u00fcr\u00fcleceksiniz. O&#8217;na Yasin sahibi (Habib Neccar) gibi ko\u015fa ko\u015fa iman ve \u0130sl\u00e2m ile, kendi r\u0131zas\u0131yla d\u00f6n\u00fc\u015f yaparak, ba\u011f\u0131\u015flanmaya ve ikrama kavu\u015fmak istemeyenler de sonunda zorla d\u00f6nd\u00fcr\u00fclecekler, yakalan\u0131p O&#8217;nun y\u00fcce huzuruna g\u00f6t\u00fcr\u00fclecekler, hesaplar\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcp cezalar\u0131 verilecektir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Abbas hazretlerinden rivayet edilmi\u015ftir ki Yasin hakk\u0131nda rivayet edilen faziletlerin, ni\u00e7in ona mahsus oldu\u011funu bilmiyordum, bu \u00e2yet i\u00e7in inmi\u015f.<\/p>\n<p>Melek\u00fbt (h\u00fck\u00fcmranl\u0131k) yukar\u0131larda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;m\u00fclk&#8221;\u00fcn m\u00fcbala\u011fa sigas\u0131d\u0131r ki, tam bir hakimiyetle saltanat\u0131n idare s\u0131rlar\u0131 demektir.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu melek\u00fbt ve d\u00f6nd\u00fcr\u00fclmeye bir a\u00e7\u0131klama olmak \u00fczere &#8220;Vess\u00e2ff\u00e2ti&#8221; S\u00fbresi ba\u015fl\u0131yor.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>36-YAS\u0130N: 1-2-3- Y\u00e2sin, \u00e7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re Halil ve Sibeveyh&#8217;in a\u00e7\u0131klad\u0131klar\u0131 gibi s\u00fbrenin ismidir. Baz\u0131lar\u0131na g\u00f6re yemindir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n isimlerindendir. Baz\u0131lar\u0131na g\u00f6re de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 bir s\u00f6z anahtar\u0131d\u0131r. Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131nda hakk\u0131nda yap\u0131lan a\u00e7\u0131klama genel olarak burada da ge\u00e7erlidir. Yaln\u0131z burada \u00f6zel olarak \u015fu iki rivayet vard\u0131r: Birisi, \u0130krime vas\u0131tas\u0131yla \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet edildi\u011fi &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12101,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1160,1159,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1878","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-36-yasin","tag-36-yasin-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1878","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1878"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1878\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12101"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1878"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1878"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1878"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}