{"id":1882,"date":"2010-11-18T22:20:22","date_gmt":"2010-11-18T22:20:22","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1882"},"modified":"2010-11-18T22:20:22","modified_gmt":"2010-11-18T22:20:22","slug":"34-sebe-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/34-sebe-tefsiri\/","title":{"rendered":"34-SEBE SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>34-SEBE&#8217;:<\/p>\n<p>1-Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da hamd ile ba\u015flayan be\u015f s\u00fbre vard\u0131r. \u0130kisi ilk yar\u0131s\u0131nda, En&#8217;am ile Kehf; ikisi de son yar\u0131s\u0131nda bu s\u00fbre ile bundan sonraki Melaike (di\u011fer ad\u0131yla F\u00e2t\u0131r) S\u00fbresi, birisi de Fatiha&#8217;d\u0131r ki, hem ilk yar\u0131 ile okunur hem son yar\u0131 ile. Raz\u00ee der ki:<\/p>\n<p>&#8220;Bunun hikmeti \u015fudur: Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n nimetleri pek \u00e7ok ve bizim saymaya g\u00fcc\u00fcm\u00fcz yok olmakla birlikte, esas itibar\u0131yla iki k\u0131s\u0131md\u0131r: Birisi &#8220;\u0130ycad&#8221; (yoktan var etme) nimeti, birisi de &#8220;\u0130bka&#8221; (devaml\u0131 ve s\u00fcrekli k\u0131lma) nimetidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u00fcce Allah bizi \u00f6nce rahmetiyle yaratm\u0131\u015f ve bizim i\u00e7in durabilece\u011fimiz \u015feyler de yaratm\u0131\u015f, yoktan var etmi\u015ftir. Bu nimet birde iade olunacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc O bizi, ba\u015fka bir diriltme ile bir daha yoktan var edecek ve bizim i\u00e7in devam edecek \u015feyler de yaratacakt\u0131r.&#8221; Demek ki bizim bir ba\u015flang\u0131\u00e7 ile, bir yeniden yarat\u0131lma iki halimiz vard\u0131r. Her iki halde de \u00fczerimizde iki nimet var. Yoktan var etme ve ibka (devaml\u0131 ve s\u00fcrekli k\u0131lma). Fatiha S\u00fbresi&#8217;nde her iki nimete i\u015faretle &#8220;Hamd Alemlerin Rabbi, Rahm\u00e2n, Rah\u00eem, Din g\u00fcn\u00fcn\u00fcn tek sahibi Allah&#8217;ad\u0131r.&#8221; (Fatiha, 1\/1,2,3) buyruldu\u011fu gibi, ilk yar\u0131da En&#8217;am S\u00fbresi&#8217;nde nimeti yoktan var etme \u015f\u00fckr\u00fcne i\u015faret olmak \u00fczere, &#8220;Hamd olsun o g\u00f6kleri ve yeri yaratan, karanl\u0131klar\u0131 ve ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131 var eden Allah&#8217;a.&#8221; (En&#8217;am, 6\/1) buyuruldu. Kehf S\u00fbresi&#8217;nde de nimeti s\u00fcrekli k\u0131lmaya \u015f\u00fck\u00fcr olmak \u00fczere, &#8220;Kitab\u0131 kulu \u00fczerine indiren Allah&#8217;a hamd olsun.&#8221; (Kehf, 18\/1) buyuruldu. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kitap ve \u015eeriat varl\u0131\u011f\u0131 koruma sebebidir. Son yar\u0131da bu s\u00fbrede ahiret nimeti ve yeniden yarat\u0131lma hat\u0131rlat\u0131larak buyuruluyor ki: Hamd, \u00f6vg\u00fc ile ululanmak Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131, Allah&#8217;\u0131n \u00f6zelli\u011fidir. O ki b\u00fct\u00fcn g\u00f6klerdeki ve yerdeki hep O&#8217;nundur. O&#8217;nun yaratmas\u0131, O&#8217;nun m\u00fclk\u00fc, O&#8217;nun nimetidir. Bu d\u00fcnyada insanlar\u0131n elinde ne varsa hep emanettir. Ahirette de hamd O&#8217;nundur. Yani bu \u00f6n\u00fcn bir sonu, bu d\u00fcnyan\u0131n bir ahireti var. O ahiret ve ahiretteki nimetler de O&#8217;nun ve onun i\u00e7in \u00f6n\u00fcnde hamd O&#8217;nun oldu\u011fu gibi, sonunda da hamd O&#8217;nundur. Ahiret, kazanma ile ilgili oldu\u011fu i\u00e7in, orada hamd, O&#8217;nun hakk\u0131 de\u011fil zannedilmesin. Onu hikmetiyle haz\u0131rlayan \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n, \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131n\u0131 ve \u00e7abas\u0131n\u0131 zayi etmeyip \u00e7abas\u0131na ve kazanmas\u0131na g\u00f6re, ecrini ve kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 verecek olan O&#8217;dur. Ve gerek d\u00fcnya nimetleri ve gerek ahiret nimetleri, kazanma ile ne kadar ilgili olursa olsun esas itibariyla kazan\u0131p hak etmekten daha \u00e7ok bir ihsan yoluyla oldu\u011funda da \u015f\u00fcphe yoktur. Cennetlikler &#8220;Hamd olsun Allah&#8217;a ki bizi hidayetiyle buna kavu\u015fturdu. E\u011fer Allah bize hidayet etmeseydi kendili\u011fimizden bunun yolunu bulmu\u015f olamazd\u0131k..&#8221; (A&#8217;raf, 7\/43) diye, &#8220;(Dediler): Bize vaadinde do\u011fru olan, bizi cennetten neresini dilersek yerle\u015fmek \u00fczere buraya miras\u00e7\u0131 yapan Allah&#8217;a hamdolsun&#8221;. (Z\u00fcmer, 39\/74) diye, &#8220;Derler:<\/p>\n<p>Bizden tasay\u0131 gideren, Allah&#8217;a hamdolsun. Ger\u00e7ekten Rabb\u0131m\u0131z \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok nimet vericidir ki, ihsan\u0131ndan bizi durulacak bir yurda yerle\u015ftirdi.&#8221; (Fat\u0131r, 35\/34,35) diye t\u00fcrl\u00fc hamdlerle hamd edecekler ve b\u00fct\u00fcn dualar\u0131n\u0131n sonu da &#8220;Hamd \u00e2lemlerin Rabb\u0131 olan Allah&#8217;ad\u0131r.&#8221; (Yunus, 10\/10) olacakt\u0131r. D\u00fcnyada hamd bir g\u00f6rev, bir ibadet, ahirette ise bir zevk duyma, zevk almad\u0131r. Ve O, \u00f6yle hak\u00eem, hikmetiyle d\u00fcnyay\u0131 ahirete, ahireti d\u00fcnyaya ba\u011flayarak iki alemin de i\u015flerini sa\u011flam bi\u00e7imde idare eden, hamdetmeye lay\u0131k olan hak\u00eem \u00f6yle hab\u00eerdir. Her \u015feyin s\u0131rr\u0131n\u0131 i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc, \u00f6n\u00fcn\u00fc ve sonunu bilir. Bilerek i\u015fleri idare eder.<\/p>\n<p>2-\u00d6yle haberdard\u0131r ki bilir yery\u00fcz\u00fcne ne giriyor, yerk\u00fcrenin i\u00e7ine \u00e7evresinden ne sokuluyor, mesela neler ya\u011f\u0131yor, neler g\u00f6m\u00fcl\u00fcyor, neler ekiliyor, neler saklan\u0131yor. Ve ondan ne \u00e7\u0131k\u0131yor, ne d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131k\u0131yor? Hayvanlardan, bitkilerden, madenlerden, buhardan kokulardan, hararetten, so\u011fukluktan ve ba\u015fka \u015feylerden neler i\u00e7inden d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131k\u0131yor. Ve g\u00f6ky\u00fcz\u00fcnden ne iniyor; mesela ya\u011fmurdan, kardan, \u015fim\u015fekten, y\u0131ld\u0131r\u0131mdan, ta\u015ftan, akan y\u0131ld\u0131zdan, ayd\u0131nl\u0131ktan, hararetten ve di\u011fer maddi ve manev\u00ee g\u00fc\u00e7lerden ve meleklerden neler yerk\u00fcreye iniyor. Ve g\u00f6ky\u00fcz\u00fcne ne \u00e7\u0131k\u0131p y\u00fckseliyor. Mesela, ne gibi buharlar, ne \u00e7e\u015fit gazlar, ne gibi maddeler, g\u00fc\u00e7ler, melekler, ruhlar, dualar, g\u00f6t\u00fcr\u00fcp ta\u015f\u0131yanlar, yank\u0131lar semaya y\u00fckselip \u00e7\u0131k\u0131yor. K\u0131sacas\u0131 hem yerin, hem g\u00f6\u011f\u00fcn kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak gelir ve gider b\u00fct\u00e7elerini sadece b\u00fct\u00fcn kalemleriyle de\u011fil, b\u00fct\u00fcn tahakkuklar\u0131yla da tamamen bilir ve hepsinin \u00f6n\u00fcn\u00fc, sonunu o \u015fekilde idare eder. Hem O \u00f6yle rah\u00eem, \u00f6yle ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r. Hak\u00eem, her \u015feyden haberdar oldu\u011fu gibi, rah\u00eem ve ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r da. Hamd edenlere rahim, rahmetli; kusur edenlere ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r. Bu sebeble de d\u00fcnya va ahirette hamd O&#8217;nundur. Burada bu &#8220;Esma-i H\u00fcsn\u00e2&#8217;n\u0131n zikredilmesi, ahiretin m\u00fcmk\u00fcn olabilirli\u011fini kolay tasavvur ettirmek i\u00e7indir.<\/p>\n<p>3-5- \u00d6yle olmakla birlikte ink\u00e2r edenler, yani Allah&#8217;a o \u015fekilde hamd etmeyip o s\u0131fatlar\u0131n\u0131 ve ahiret kudretini ink\u00e2r edenler dediler ki.. buradaki &#8220;vav&#8221; yemin vav\u0131d\u0131r. Bu ifade kelimesinin s\u0131fat\u0131d\u0131r. Taberi&#8217;nin beyan\u0131na g\u00f6re, &#8220;gayb&#8221;dan maksat, insanlar\u0131n hen\u00fcz bilmedikleri m\u00fcmkinat (olabilir \u015feyler) t\u0131r ki, gerek hi\u00e7 yarat\u0131lmam\u0131\u015f olsun, gerekse yarat\u0131lm\u0131\u015f da hen\u00fcz kimse bilmemi\u015f olsun. Burada bu nitelikle niteleme iki n\u00fckte, iki ince m\u00e2n\u00e2 ifade eder. Birisi gelece\u011fi haber verilen &#8220;saat&#8221;in, yani k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fcn ne zaman gelece\u011fini yaln\u0131z O&#8217;nun bildi\u011fini anlat\u0131r; birisi de da\u011f\u0131lm\u0131\u015f par\u00e7alar\u0131n toplanmas\u0131n\u0131 uzak g\u00f6rerek, imk\u00e2n dahilinde g\u00f6rmeyerek onu ink\u00e2r edenlere cevap noktas\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Bunun benzeri Kaf S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Fakat yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn onlardan neyi eksiltti\u011fini biz mutlak biliriz.&#8221; (Kaf, 50\/4)dir. Yani ilmi b\u00f6yle olan hab\u00eer, her \u015feyden haberdar, ve hak\u00eeme bu nas\u0131l imk\u00e2ns\u0131z olur? Ne g\u00f6klerde, ne yery\u00fcz\u00fcnde zerre a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131, yani en k\u00fc\u00e7\u00fck kar\u0131nca miktar\u0131, ufak bir mikrop veya molek\u00fcl O&#8217;ndan uzak kalmaz, ilminden ka\u00e7maz ve ne o zerre a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131ndan daha k\u00fc\u00e7\u00fc\u011f\u00fc, atom, elektron, bir tek par\u00e7a, par\u00e7alanmayan en k\u00fc\u00e7\u00fck par\u00e7a derecesinde en k\u00fc\u00e7\u00fck sonsuz ne de daha b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc, tamam\u0131na var\u0131ncaya kadar hi\u00e7biri O&#8217;nun ilminden gaib olmaz. Hepsi huzurunda apa\u00e7\u0131k bir kitaptad\u0131r. Tefsir bilginlerinin \u00e7o\u011fu burada &#8220;Kitab-\u0131 M\u00fcbin&#8221;i, &#8220;Levh-i Mahfuz&#8221; diye tefsir etmi\u015flerdir. Fakat bunun &#8220;Ya\u015f ve kuru hi\u00e7bir \u015fey m\u00fcstesna olmamak \u00fczere hepsi apa\u00e7\u0131k bir kitaptad\u0131r.&#8221; (En&#8217;am, 6\/59) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi, do\u011frudan do\u011fruya il\u00e2h\u00ee ilmi anlat\u0131yor olmas\u0131 daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. Yani gaib ve haz\u0131r\u0131 ile b\u00fct\u00fcn kainat, Allah&#8217;\u0131n huzurunda apa\u00e7\u0131k bir kitap gibi a\u00e7\u0131k, malum, besbellidir. Buradaki yukardaki fiiline ba\u011fl\u0131 ve O&#8217;nun hikmetini beyan i\u00e7indir. Yani Allah&#8217;\u0131n, o iman edip salih ameller i\u015fleyenlere m\u00fckafat vermesi i\u00e7in muhakkak o saat gelecek&#8230; O halde s\u00f6z\u00fcn \u00f6z\u00fc \u015fu oluyor: Hikmet o saatin gelmesini gerektiriyor. Hem gayb\u0131, hem de b\u00fcy\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck, gizli a\u015fikar, b\u00fct\u00fcn par\u00e7alar\u0131 ve b\u00fct\u00fcn\u00fcyle t\u00fcm kainat\u0131 ku\u015fatan kamil, m\u00fckemmel bir ilim var, b\u00fct\u00fcn onlar\u0131 yoktan var eden kudret de var. O halde o saat neden gelmesin?<\/p>\n<p>6-Elbette gelecek, bu \u00f6n\u00fcn bir sonu olacak, m\u00fcminlere m\u00fckafat, k\u00e2firlere ceza verecek, k\u00e2firler onu ink\u00e2r ediyorlarsa da onlara kar\u015f\u0131l\u0131k Kendilerine ilim verilenler, Resulullah&#8217;\u0131n sahabeleri ve \u00fcmmetinden onlar\u0131n izince gidenler veya ehli kitap bilginlerinden ilmiyle amel edip de imana gelenler sana Rabb\u0131ndan indirileni, yani Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 g\u00f6r\u00fcyorlar ki o s\u0131rf hak hem de &#8220;\u00c7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc ve \u00f6vg\u00fcye l\u00e2y\u0131k olan Allah&#8217;\u0131n yoluna g\u00f6t\u00fcr\u00fcr.&#8221; Az\u00eez, \u00e7ok izzetli, \u00e7ok onurlu, kahreder de asl\u00e2 ma\u011flub edilmez.<\/p>\n<p>HAM\u00ceD: O hamdin sahibi, d\u00fcnyada ve ahirette hamd kendisinin hakk\u0131 olan y\u00fcce Mahmud&#8217;un yolunu g\u00f6steriyor. Do\u011frudan do\u011fruya caddeyi g\u00f6steriyor. O y\u00fcksek izzet ve hamdi duyuruyor. Ona ermek zevkini veriyor. Yolunu da bildiriyor.<\/p>\n<p>7-8-B\u00f6yle iken, O ink\u00e2r edenler, \u00e2yetlerimizi h\u00fck\u00fcms\u00fcz b\u0131rakmak i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fan, yar\u0131\u015fan k\u00e2firler dediler. Kurey\u015f k\u00e2firleri peygamberlik ile alay yollu aralar\u0131nda demi\u015flerdir ki &#8220;Size bir adam g\u00f6sterelim mi?&#8230;&#8221; Hay\u0131r, do\u011frusu ahirete inanmayanlar uzak sap\u0131kl\u0131k ile azab i\u00e7indedirler. Onun i\u00e7in \u00f6yle sa\u00e7ma sapan konu\u015fuyorlar.<\/p>\n<p>Ahirete iman\u0131 olmayanlar\u0131n, ahirette g\u00f6recekleri azabtan ba\u015fka d\u00fcnyada da vicdanlar\u0131 azab i\u00e7indedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fcnyan\u0131n fanili\u011fi g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in, ahiret inan\u00e7lar\u0131 olmayanlar\u0131n k\u00f6t\u00fcmser olmalar\u0131 tabiidir. Sonu hakk\u0131nda k\u00f6t\u00fcmser olan vicdanlar\u0131n ise, azab i\u00e7inde bulundu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Ancak \u00f6l\u00fcm\u00fc kendisi i\u00e7in kurtulu\u015f sayd\u0131racak bir azab i\u00e7inde olursa bu ba\u015fkad\u0131r. Peygambere kar\u015f\u0131 o sa\u00e7ma sapan s\u00f6zleri s\u00f6yleyen k\u00e2firler de b\u00f6yle tela\u015f ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k i\u00e7inde idiler. Bu \u015fekilde bu &#8220;\u0131drab&#8221; (S\u00f6z\u00fcn ak\u0131\u015f\u0131n de\u011fi\u015ftirerek \u00f6ncekinden bir ba\u015fkas\u0131na ge\u00e7me), Allah taraf\u0131ndan o k\u00e2firlerin hallerini beyan ile s\u00f6zlerini h\u00fck\u00fcms\u00fcz b\u0131rakmakt\u0131r.<\/p>\n<p>9- K\u00f6r m\u00fc onlar? O g\u00f6klerden ve yery\u00fcz\u00fcnden \u00f6nlerine ve arkalar\u0131na bakmazlar m\u0131? Nas\u0131l bir \u015fekilde bulunuyorlar? Dilersek biz onlar\u0131 yere ge\u00e7iriveririz. Bir sars\u0131nt\u0131 ile yerin yar\u0131l\u0131vermesi bir anl\u0131k bir i\u015f veya \u00fcstlerine g\u00f6klerden par\u00e7alar d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcveririz. Bununla i\u00e7in de bir g\u00f6kta\u015f\u0131 par\u00e7alar\u0131 veya bir y\u0131ld\u0131z\u0131n yery\u00fcz\u00fcne \u00e7arp\u0131vermesi yeterlidir. Bu tehdid c\u00fcmlesi, arada parantez aras\u0131 c\u00fcmlesi gibidir. \u015e\u00fcphesiz ki onda, o g\u00f6\u011fe ve yere bak\u0131p da \u00f6n\u00fcn\u00fc ard\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmekte mutlak bir \u00e2yet bulunur. Bir delil, a\u00e7\u0131k bir alamet bulunur ki, Allah&#8217;\u0131n kudretini ve Peygamber&#8217;in dedi\u011fini ve ger\u00e7ekten didik didik da\u011f\u0131ld\u0131ktan sonra da yeni bir yaratman\u0131n mutlak oldu\u011funu ve bu yarat\u0131lman\u0131n bo\u015f bir oyuncaktan ibaret olmay\u0131p bu d\u00fcnyan\u0131n bir ahireti bulundu\u011funu anlat\u0131r. Fakat herkes i\u00e7in de\u011fil Allah&#8217;a d\u00f6nen her kul i\u00e7in &#8220;inabe&#8221; eden, yani tutuculuktan vazge\u00e7ip Hakk&#8217;a d\u00f6nen her kul i\u00e7in.<\/p>\n<p>Buna tarihten g\u00fczel bir \u00f6rnek vermek \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>10- Andolsun ki, biz Davud&#8217;a taraf\u0131m\u0131zdan bir fazilet verdik. &#8220;Ey da\u011flar! Onunla beraber tesbih edin.&#8221; dedik ve bunu ku\u015flara da (emrettik) ve ona demiri yumu\u015fatt\u0131k.<\/p>\n<p>11- Bol bol z\u0131rhlar yap ve bi\u00e7imlemede \u00f6l\u00e7\u00fcy\u00fc g\u00f6zet dedik. Siz de iyi i\u015fler yap\u0131n, \u00e7\u00fcnk\u00fc ben her yapaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6zetiyorum.<\/p>\n<p>12- S\u00fcleyman&#8217;\u0131n emrine de r\u00fczgar\u0131 verdik. Sabah gidi\u015fi bir ayl\u0131k, ak\u015fam d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc bir ayl\u0131k yol idi. Erimi\u015f bak\u0131r menba\u0131n\u0131 da ona sel gibi ak\u0131tt\u0131k. Hem Rabbi&#8217;nin izniyle elinin alt\u0131nda cinlerden de \u00e7al\u0131\u015fan vard\u0131. Onlardan da kim emrimizden d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131karsa ona ate\u015f azab\u0131ndan tatt\u0131r\u0131rd\u0131k.<\/p>\n<p>13- Onlar, ona mihrablar, timsaller (heykeller) ve havuzlar gibi \u00e7anaklar ve s\u00e2bit kazanlardan her ne isterse yaparlard\u0131. \u00c7al\u0131\u015f\u0131n ey Davud hanedan\u0131, \u015f\u00fck\u00fcr i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131n. Ama kullar\u0131m i\u00e7inde \u015f\u00fckreden azd\u0131r.<\/p>\n<p>14- Ne zaman ki S\u00fcleyman&#8217;a \u00f6l\u00fcm\u00fc h\u00fckmettik, cinlere onun \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc sezdiren olmad\u0131. Yaln\u0131z bir g\u00fcve b\u00f6ce\u011fi yere dayand\u0131\u011f\u0131 as\u00e2s\u0131n\u0131 yiyordu. Bu sebeple S\u00fcleyman yere y\u0131k\u0131l\u0131nca ortaya \u00e7\u0131kt\u0131 ki, cinler e\u011fer gayb\u0131 bilir olsalar o zilletli azab i\u00e7inde bekleyip durmazlard\u0131.<\/p>\n<p>10- \u015ean\u0131ma yemin ederim ki, Davud&#8217;a, en g\u00fczel &#8220;inabe&#8221; etmi\u015f olan Davud (a.s.)&#8217;a verdik. Bizden, bizim taraf\u0131m\u0131zdan, yani geli\u015fi g\u00fczel de\u011fil, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n azametini ayr\u0131ca bir \u00f6zellikle ifade eden s\u0131rf il\u00e2h\u00ee bir ba\u011f\u0131\u015f, ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir mucize olarak bir ihsan, o zamana kadar peygamberlere verilenlerden fazla bir \u00e2yet, bir nimet verdik. \u015e\u00f6yle ki: Ey da\u011flar! Dedik. Onunla birlikte zikir yap\u0131n, \u00f6t\u00fcn, \u00e7\u0131nlay\u0131n siz de ey ku\u015flar, Enbiya S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;Da\u011flar\u0131 ve ku\u015flar\u0131 Davud ile birlikte tesbih etmek \u00fczere boyun e\u011fdirmi\u015ftik.&#8221; (Enbiya, 21\/79), S\u00e2d S\u00fbresi&#8217;nde gelecek olan &#8220;Ger\u00e7ekten biz da\u011flar\u0131 kendisine r\u00e2m eyledik ki bunlar ak\u015famleyin ve ku\u015fluk vakti onunla birlikte durmay\u0131p tesbih ederlerdi. Toplan\u0131p gelen ku\u015flar\u0131 da. Herbiri ona d\u00f6n\u00fcc\u00fc idi.&#8221; \u00e2yetleri (Sad, 38\/18,19) bunun tefsiri demektir.Yani Davud&#8217;a \u00f6yle g\u00fczel bir ses, \u00f6yle \u015fanl\u0131 bir eda verilmi\u015ftir ki ak\u015fam, sabah tesbih ettik\u00e7e onun sesine b\u00fct\u00fcn da\u011flar ve ku\u015flar kat\u0131l\u0131rlar, \u00e7\u0131nlar \u00f6terlerdi. Demek ki g\u00fczel sesle na\u011fmeler Davud&#8217;un \u00f6zel bir \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc, ku\u015flar\u0131 dahi ba\u015f\u0131na toplayan bir mucizesi olmu\u015ftu. Bu m\u00e2n\u00e2 iledir ki, Davud\u00ee ses me\u015fhur oldu\u011fu gibi, Davud&#8217;un Mezamir&#8217;i (Zebur&#8217;un S\u00fbreleri) de me\u015fhurdur. Bu g\u00fczel sanat\u0131, \u0130slam&#8217;da kesin olarak k\u0131nanm\u0131\u015f bir sanat zannedenler olmu\u015ftur. Fakat bilmek gerekir ki, k\u0131nanm\u0131\u015f olan fas\u0131kl\u0131\u011fa yol a\u00e7an na\u011fmelerdir. Yoksa Kur&#8217;\u00e2n okunurken, tertil (Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 usul\u00fcne g\u00f6re okuma) ve sesini g\u00fczelle\u015ftirme emrolunan bir \u015feydir. Bu konuda sahih hadis kitaplar\u0131nda bir\u00e7ok hadisler vard\u0131r. Bir\u00e7oklar\u0131 &#8220;g\u0131na&#8221;n\u0131n yani musik\u00eenin etkisini ruhan\u00ee zannederler. B\u00f6yle bir zan, ruhu hava zannetmektir. Ses bir hava titre\u015fimi oldu\u011fu i\u00e7in, m\u00fczi\u011fin do\u011frudan do\u011fruya verdi\u011fi etki ve heyecan, bir \u00f6p\u00fcc\u00fck zevki gibi cisman\u00ee ve sinirsel bir etkidir. &#8220;Teganni&#8221; yani bir par\u00e7ay\u0131 makamla okuma, ancak bir kelimenin, bir s\u00f6z\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ruha duyurmaya hizmet etmesi itibar\u0131ylad\u0131r ki ruhan\u00ee bir de\u011fer alabilir. Fas\u0131klar hep \u015fehvete y\u00f6nelen konularla cisman\u00ee heyecan arad\u0131klar\u0131 i\u00e7in, m\u00e2n\u00e2y\u0131 \u00f6ld\u00fcrerek sadece sinirlere basan kuru na\u011fmelerle cisman\u00ee etki arar. Bu ise ruhan\u00ee \u015fuuru terbiye de\u011fil yok eder. Belki fas\u0131k i\u00e7in tamam\u0131yla kendinden ge\u00e7ip hi\u00e7bir \u015fey hissetmeyerek mest olmak bir zevkdir. Fakat dinin, \u015feriat\u0131n vermek istedi\u011fi zevk bu de\u011fil, g\u00fczel m\u00e2n\u00e2l\u0131, mukaddes \u015fuurlu bir hayat ya\u015fatmakt\u0131r. \u015eeriat istiyor ki, Kur&#8217;\u00e2n okunurken ses g\u00fczelle\u015ftirilsin, makamla okunsun, ancak ifadenin metnini bozarak, m\u00e2n\u00e2y\u0131 unutturarak kuru ses izleyen fas\u0131klar\u0131n bestesiyle ve na\u011fmeleriyle de\u011fil, s\u00f6zlerin tecvidini, fasihli\u011fini bozmayarak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n, belagat\u0131n\u0131n (iyi, g\u00fczel, p\u00fcr\u00fcss\u00fcz s\u00f6z s\u00f6yleme) incelikleriyle duyurarak \u015fuurlu bir hayat ya\u015fatacak olan bir seda ile okunsun ki, buna Peygamberin hadisinde &#8220;l\u00fch\u00fbn-\u0131 Arap&#8221; denmi\u015f, k\u0131r\u00e2et ilminde &#8220;Tecvid&#8221; diye tarif olunmu\u015ftur. Bu suretle biz Kur&#8217;\u00e2n okunurken Hz. Davud&#8217;un mucizesini ya\u015fam\u0131\u015f oluruz. Nitekim Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 g\u00fczel okuyan hakk\u0131nda &#8220;Davud ehlinin mizmarlar\u0131ndan bir mizmar verilmi\u015ftir&#8221; diye \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>Hz. Davud&#8217;un da\u011flar\u0131 boyun e\u011fdiren, u\u00e7an ku\u015flar\u0131 durduran mucizesi de kuru bir ses oyunundan ibaret, kuru bir terenm\u00fcm de\u011fil, ruhtan kopup Allah&#8217;a arz olunan kutsama ve tesbihler idi. Nitekim bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 belagatla ifade i\u00e7in onunla birlikte da\u011flar, ak\u0131ll\u0131lar gibi g\u00f6sterilerek, &#8220;Ey da\u011flar&#8221; diye seslenilerek &#8220;Ku\u015flar&#8221; kelimesi onun mahalline atfedilmi\u015ftir. Da\u011flar, ku\u015flar b\u00f6yle emrine r\u00e2m edildi\u011fi gibi, ve ona demiri de yumu\u015fatt\u0131k. Tefsir bilginleri bunu \u015f\u00f6yle tefsir ediyorlar: K\u0131zd\u0131rmaya ve d\u00f6vmeye muhta\u00e7 olmaks\u0131z\u0131n elinde bal mumu gibi diledi\u011fi \u015fekle koyuverdi. Fahruddin Raz\u00ee der ki: &#8220;Allah&#8217;\u0131n kudretine g\u00f6re bunu uzak bir ihtimal olarak g\u00f6rmemelidir.&#8221; \u00c7\u00fcnk\u00fc g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki ate\u015fte \u00f6yle yumu\u015fuyor, \u00f6yle \u00e7\u00f6z\u00fcl\u00fcyor ki, yaz\u0131 yaz\u0131lan m\u00fcrekkep haline geliyor. O halde akl\u0131 ba\u015f\u0131nda olanlardan kim onu il\u00e2h\u00ee kudrete g\u00f6re uzak g\u00f6r\u00fcr? Ger\u00e7i baz\u0131 insanlar bundan maksad\u0131n, ate\u015f ile ve alet kullanmakla demir eritmeyi buldu ve ortaya \u00e7\u0131kard\u0131 demek oldu\u011fu kanaatine varm\u0131\u015flard\u0131r. Fakat bu do\u011fru de\u011fildir. \u0130nanc\u0131n\u0131n zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n kudretine itimats\u0131zl\u0131\u011f\u0131 onu bu d\u00fc\u015f\u00fcnceye s\u00fcr\u00fcklemi\u015ftir. B\u00f6yle olmakla birlikte \u00e2yetin bu m\u00e2n\u00e2ya da ihtimali yok de\u011fildir. Demirin bulunmas\u0131 ve eritilmesi daha eski olsa gerektir. Fakat onu mum gibi diledi\u011fi \u015fekle koyarak elbise dokuyacak derecede hassas sanayi uygulamak Davud (a.s.)a nasib olmu\u015f bir sanatt\u0131r. Nitekim Enbiya S\u00fbresi&#8217;nde Biz ona sizin i\u00e7in, sava\u015f\u0131n\u0131z\u0131n \u015fiddetinden korumak i\u00e7in giyecek sanat\u0131n\u0131 \u00f6\u011frettik..&#8221; (Enbiya, 21\/80) buyurulmu\u015ftu ki, bundan bu sanat\u0131n daha sonrakilere de yadigar kald\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131yor. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yetteki &#8220;sizin i\u00e7in&#8221; ifadesi Muhammed \u00fcmmetinedir. Burada ise bu hikmet \u015f\u00f6yle ifade olunuyor.<\/p>\n<p>11- Yap diye, bol bol, geni\u015f geni\u015f z\u0131rhl\u0131 elbise par\u00e7alar\u0131n\u0131 birbirine \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc bi\u00e7imde tak. Dokunu\u015funu ve bi\u00e7imini iyi \u00f6l\u00e7, bi\u00e7iminde maharetli ol, iyi bi\u00e7ime yat\u0131r. Deniliyor ki, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n bu sanat\u0131 \u00f6vmesinin hikmeti \u015fudur: Bu sanatta &#8220;Sava\u015f\u0131n\u0131z\u0131n \u015fiddetinden sizi korumak.&#8221; (Enbiya, 21\/80) buyuruldu\u011fu \u00fczere, Allah kat\u0131nda muhterem olan insanl\u0131\u011f\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fclmekten korumak ile ruhu koruma vard\u0131r. Onun i\u00e7in bunu yapan, k\u0131l\u0131\u00e7 vesaire gibi sald\u0131r\u0131 silah\u0131 yapanlardan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. D\u00fcnyada fazla bir silah bulu\u015fu yapan ve onu kullanmas\u0131n\u0131 bilenler insanl\u0131\u011fa bir bak\u0131mdan yararl\u0131 iseler, ondan korunma vas\u0131tas\u0131n\u0131 bulanlar bar\u0131\u015fa ve iyili\u011fe hizmet ettikleri i\u00e7in daha \u00e7ok yararl\u0131d\u0131rlar. Bu sebeple buyuruluyor ki hem salah ile \u00e7al\u0131\u015f\u0131n, iyi bir i\u015f yap\u0131n. Burada &#8220;yap&#8221; denilmeyip de &#8220;yap\u0131n&#8221; denilmesi dikkate de\u011ferdir. Bu fiilin \u00f6znesi yerine kullan\u0131lan \u00e7o\u011ful zamiri, Davud ile birlikte beraberinde bulunanlar\u0131n yerine kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, diye s\u00f6ylemi\u015fler ise de biz bunun, &#8220;Sava\u015f\u0131n\u0131z\u0131n \u015fiddetinden sizi korumak.&#8221; (Enbiya, 21\/80) gibi hikayenin bir ibreti olmak \u00fczere Muhammed \u00fcmmetine sesleni\u015f ile bir ek c\u00fcmle oldu\u011fu kanaatindeyiz ki, \u015f\u00f6yle demek olur: Siz de ey Muhammed \u00fcmmeti, iyilik ve bar\u0131\u015f ile \u00e7al\u0131\u015f\u0131n, daha g\u00fczel i\u015fler yap\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc ben ne yapaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6zetiyorum, her ne yaparsan\u0131z g\u00f6r\u00fcr\u00fcm. Yani ona g\u00f6re m\u00fckafat\u0131n\u0131 veririm.<\/p>\n<p>12- S\u00fcleyman&#8217;a da r\u00fczgar\u0131, r\u00e2m ettik, emrine verdik. Deniliyor ki S\u00fcleyman (a.s.)\u0131n emrine verilen \u00f6zel bir r\u00fczgard\u0131. Bildi\u011fimiz b\u00fct\u00fcn r\u00fczgarlar de\u011fildi. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar ihtiya\u00e7 zamanlar\u0131nda herkesin yarar\u0131 i\u00e7indir. Onun i\u00e7in b\u00fct\u00fcn k\u0131raatlarda bu &#8220;R\u00fczgar&#8221; kelimesi tekil okunmu\u015f, hi\u00e7 birinde &#8220;R\u00fczgarlar&#8221; okunmam\u0131\u015ft\u0131r. Yani S\u00fcleyman (a.s.) isterse b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin r\u00fczgar\u0131n\u0131 tutabilirdi demek de\u011fil, havan\u0131n bir ak\u0131nt\u0131s\u0131na y\u00f6n verebilir, onunla diledi\u011fi yere gidebilirdi. O bir r\u00fczgard\u0131 ki sabah gidi\u015fi bir ay ak\u015fam d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc de bir ay. \u015eer&#8217;an bir g\u00fcnl\u00fck yol alt\u0131 saat oldu\u011funa g\u00f6re, otuz kilometre itibar edilirse, gidi\u015fi dokuz y\u00fcz kilometre, geli\u015fi de dokuz y\u00fcz kilometre olarak bin sekiz y\u00fcz kilometre kateder. Burada &#8220;Sabah gidi\u015fi&#8221;nin zamiri &#8220;riyh&#8221; r\u00fczgard\u0131r denilmi\u015f. Onun gidi\u015fi diye, S\u00fcleyman&#8217;d\u0131r denilmemi\u015f oldu\u011funa g\u00f6re, yaln\u0131z r\u00fczgar\u0131n h\u0131z\u0131 g\u00f6sterilmi\u015f demek olur. S\u00fcleyman (a.s.) bununla balon gibi mi, yoksa u\u00e7ak gibi mi giderdi, oras\u0131n\u0131 Allah bilir.<\/p>\n<p>Seyretti heva \u00fczere denir taht-\u0131 S\u00fcleyman<\/p>\n<p>Ol saltanat\u0131n yeller eser \u015fimdi yerinde.<\/p>\n<p>Hem ona, yani S\u00fcleyman&#8217;a &#8220;K\u0131tr&#8221;, yani erimi\u015f bak\u0131r p\u0131nar\u0131n\u0131 sel gibi ak\u0131tt\u0131k. Yani madenden su akar gibi ak\u0131tt\u0131k. K\u00e2d\u00ee Beydav\u00ee, bunun Yemen&#8217;de oldu\u011funu kaydetmi\u015ftir. Al\u00fbs\u00ee de \u015fu rivayetleri kaydediyor: \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir, \u0130krime&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015ftir: &#8220;Y\u00fcce Allah bak\u0131r\u0131 \u00fc\u00e7 g\u00fcn su gibi ak\u0131tt\u0131&#8221; dedi. &#8220;Ni\u00e7in&#8221; denildi, &#8220;bilmem&#8221; dedi. \u0130bn\u00fc Eb\u00ee Hatim de S\u00fcdd\u00ee&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015ftir: Ona \u00fc\u00e7 g\u00fcn bak\u0131r madeni ak\u0131t\u0131ld\u0131. Behir&#8217;de de \u0130bn\u00fc Abbas, S\u00fcdd\u00ee ve M\u00fccahid&#8217;den \u015f\u00f6yle nakledilmi\u015ftir: Demi\u015fler ki \u00fc\u00e7 g\u00fcn \u00fc\u00e7 gece ak\u0131t\u0131ld\u0131 ve Yemen&#8217;de idi. M\u00fccahid&#8217;den bir rivayette de bak\u0131r\u0131n Sana&#8217;dan akt\u0131\u011f\u0131, ayda \u00fc\u00e7 g\u00fcn akt\u0131\u011f\u0131 da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Biz bununla, il\u00e2h\u00ee bir ihsan olan ilim ve sanatla ak\u0131t\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131 daha \u00f6nemli g\u00f6r\u00fcyoruz. Cinden de, tekili cinn\u00ee olan cin, bizim a\u00e7\u0131klayamayaca\u011f\u0131m\u0131z gizli yarat\u0131klard\u0131r. En&#8217;am S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Biz her peygambere de insan ve cin \u015feytanlar\u0131n\u0131 b\u00f6ylece d\u00fc\u015fman yapt\u0131k&#8221; (En&#8217;am, 6\/112) \u00e2yetine bkz. Cinden denilmekle anla\u015f\u0131l\u0131yor ki hepsi de\u011fil baz\u0131 cin. Rabb&#8217;\u0131n\u0131n izniyle, yoksa cin insana \u00e7al\u0131\u015fmaz. &#8220;Onlardan her kim emrimizden saparsa&#8230;&#8221; Bu c\u00fcmle cinlerin de m\u00fckellef olduklar\u0131na bir uyar\u0131d\u0131r. Bununla birlikte Hz. S\u00fcleyman&#8217;a \u00e7al\u0131\u015fan cinlerin bir par\u00e7a sap\u0131nca ve kay\u0131nca yanacak \u015fekilde ate\u015f kenar\u0131nda, \u015fiddetli bir bask\u0131 alt\u0131nda \u00e7al\u0131\u015ft\u0131klar\u0131na da i\u015farettir.<\/p>\n<p>13-14-Burada cinlerin sanat\u0131n s\u0131rlar\u0131n\u0131 bilen birer sanatkar olduklar\u0131 da \u015fundan anla\u015f\u0131l\u0131yor Onlar ona ne isterlerse yaparlard\u0131. Mihrablar ve heykeller.<\/p>\n<p>M\u0130HRAB: &#8220;Mif&#8217;al&#8221; alet ismi \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc oldu\u011fu gibi, bir de &#8220;midrar&#8221; gibi m\u00fcbala\u011fa (abartma) kipi olur ki, mihrab\u0131n esasen bu m\u00e2n\u00e2dan al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 s\u00f6yleniyor. Ke\u015f\u015faf&#8217;ta denilir ki: Meharib, baya\u011f\u0131l\u0131ktan korunmu\u015f ve uzak olan \u015ferefli meskenler ve oturulacak yerler demektir. Bunlar onur ve haysiyetle korunduklar\u0131ndan ve savunulduklar\u0131ndan dolay\u0131, &#8220;Meharib&#8221; ismi ile isimlendirilmi\u015ftir. Ger\u00e7i burada meharib, mescitlerdir diye de tefsir olunmu\u015ftur.&#8221;Temasil&#8221; timsal kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. Timsal, canl\u0131 veya cans\u0131z bir \u015feyin bi\u00e7imine benzer yap\u0131lan herhangi bir \u015fekildir. Burada &#8220;temasil&#8221; melekler, peygamberler ve salih insanlar\u0131n \u015fekilleridir denilmi\u015ftir. Halk g\u00f6rs\u00fcn de onlar gibi ibadet etsinler diye mescitlerde bak\u0131rdan, piri\u00e7ten, s\u0131r\u00e7adan, mermerden bunlar\u0131n \u015fekilleri yap\u0131l\u0131rm\u0131\u015f. B\u00f6yle heykeller yap\u0131lmas\u0131na S\u00fcleyman (a.s.) nas\u0131l izin verdi? diye sorabilirsin. Cevaben derim ki: Tasvir yalan ve zul\u00fcm gibi akl\u0131n k\u00f6t\u00fc g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u015feylerden de\u011fildir. B\u00f6yle olanlarda \u015feriatlerin birbirinden farkl\u0131 h\u00fck\u00fcm getirmeleri m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Eb\u00fc&#8217;l-\u00c2liye&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere, o zaman resim yapmak haram k\u0131l\u0131nmam\u0131\u015ft\u0131. Bununla birlikte heykellerin hayvan suretinde olmas\u0131 \u015fart de\u011fildir. A\u011fa\u00e7 gibi cans\u0131z resimleri olmas\u0131 da caizdr. Onun i\u00e7in Raz\u00ee, yaln\u0131z &#8220;n\u00fcku\u015f&#8221; demekle yetinmi\u015ftir. &#8220;havuzlar gibi canaklar.&#8221;<\/p>\n<p>C\u0130FAN: \u00c7anak m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;cefne&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fulu, CEVAB da b\u00fcy\u00fck havuz m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8221; cabiye&#8221;nin \u00e7o\u011fuludur. &#8220;S\u00e2bit kazanlar.&#8221;<\/p>\n<p>KUD\u00dbR, &#8220;K\u0131dr&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. K\u0131dr, gerek topraktan ve gerek ba\u015fka bir madenden \u00e7\u00f6mlek, tencere ve kazan gibi i\u00e7inde yemek pi\u015fen kapd\u0131r.<\/p>\n<p>RAS\u0130YAT, yerinden kalkmaz, a\u011f\u0131r ve sabit m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;Rasiy&#8221; veya &#8220;R\u00e2siye&#8221;nin \u00e7o\u011fuludur. Demek ki \u00e7ok yemekler pi\u015firiliyor, pek b\u00fcy\u00fck sofralar kuruluyormu\u015f. \u00c7al\u0131\u015f\u0131n ey Davud ailesi, o b\u00fcy\u00fck \u015f\u00fck\u00fcr i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131n. Yani o b\u00fcy\u00fck nimet ve refah i\u00e7inde tenbelli\u011fe zevk ve e\u011felenceye dalmay\u0131n, \u00e7al\u0131\u015f\u0131n. Hem \u00e7al\u0131\u015fman\u0131z, bu nimetlerin \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc eda etmek, her birini yerinde harcayarak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya daha g\u00fczel amellerle kulluk eylemek i\u00e7in olsun ki &#8220;Andolsun \u015f\u00fckrederseniz elbette sizin (nimetinizi) art\u0131r\u0131r\u0131m.&#8221; (\u0130brahim, 14\/7). Bununla birlikte kullar\u0131m i\u00e7inde \u00e7ok \u015f\u00fckreden azd\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eEK\u00dbR, \u00e7ok \u015f\u00fckreden, b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcn\u00fc \u015f\u00fckretmeye harcayan, kalbi, dili ve di\u011fer organlar\u0131 hem itikad, hem itiraf, hem \u00e7al\u0131\u015fmakla ve \u00e7o\u011fu zamanlar da \u015f\u00fck\u00fcr ile me\u015fgul oland\u0131r. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan bir rivayette: B\u00fct\u00fcn durumlar\u0131nda \u015f\u00fckredendir. Neml S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;Ey Rabbim! Bana, ana ve babama lutfetti\u011fin nimetine \u015f\u00fckretmemi ve senin raz\u0131 olaca\u011f\u0131n iyi i\u015fler yapmam\u0131 bana ilham et. Rahmetinle beni de salih kullar\u0131n\u0131n aras\u0131na sok.&#8221; (Neml, 27\/19) duas\u0131n\u0131 vird edinmi\u015f olan S\u00fcleyman (a.s.), o az olan \u015fekur kullardand\u0131r. Rivayet olunuyor ki Hz. \u00d6mer bir adam\u0131n &#8220;Allah\u0131m beni o azdan k\u0131l&#8221; diye dua etti\u011fini duymu\u015f: &#8220;Bu nas\u0131l dua!&#8221; diye sormu\u015f. O zat, &#8220;\u0130\u015fitiyorum ki, demi\u015f, Allah &#8220;Kullar\u0131m i\u00e7inde \u015f\u00fckreden azd\u0131r&#8221; buyuruyor. Beni de azlardan k\u0131lmas\u0131n\u0131 istiyorum.&#8221; Bunun \u00fczerine Hz. \u00d6mer &#8220;Herkes \u00d6mer&#8217;den daha bilgili&#8221; demi\u015f.<\/p>\n<p>Burada &#8220;arz&#8221;, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn ismi de\u011fil, fiilinden &#8220;ekl&#8221; \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde mastard\u0131r. Erda ad\u0131ndaki b\u00f6ce\u011fin fiili, yani a\u011fa\u00e7 kurdu denilen bir nevi g\u00fcvenin yemesi, k\u0131rkmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r deniliyor, bir g\u00fcve b\u00f6ce\u011fi demek olur. S\u00fcleyman (a.s.)\u0131n \u00f6l\u00fcm \u015fekli hakk\u0131nda t\u00fcrl\u00fc rivayetler varsa da biz onlar\u0131 bir yana b\u0131rak\u0131yoruz.<\/p>\n<p>Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya inabe&#8217;si (d\u00f6nmesi) g\u00fczel, nimetlerine \u015f\u00fckr\u00fc ile hep bahtiyar olan Davud ve S\u00fcleyman (a.s.)\u0131n hallerini beyandan sonra, nank\u00f6rl\u00fckte bulunanlara \u00f6rnek olmak \u00fczere, Sebe&#8217; kavminin hali hikaye olunarak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>15- Andolsun ki Sebe&#8217; kavmi i\u00e7in oturduklar\u0131 yerde bir ibret vard\u0131: Sa\u011f ve soldan iki bah\u00e7e! (onlara): &#8220;Rabbinizin r\u0131zk\u0131ndan yiyin de O&#8217;na \u015f\u00fckredin, ne g\u00fczel bir belde ve \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 bir Rab!&#8221; (denildi).<\/p>\n<p>16- Fakat onlar (\u015f\u00fck\u00fcrden y\u00fcz \u00e7evirdiler) bakmad\u0131lar. Biz de \u00fczerlerine Arim selini sal\u0131verdik ve o g\u00fczelim iki bah\u00e7elerini buruk yemi\u015fli, \u0131lg\u0131nl\u0131k ve i\u00e7inde biraz da sidir a\u011fac\u0131 bulunan iki harap bah\u00e7eye \u00e7evirdik.<\/p>\n<p>17- Bunu onlara nank\u00f6rl\u00fcklerinin cezas\u0131 yapt\u0131k ve biz hep b\u00f6yle \u00e7ok nank\u00f6r olanlar\u0131 cezaland\u0131r\u0131r\u0131z.<\/p>\n<p>18- Biz onlarla o bereket verdi\u011fimiz memleketler aras\u0131nda, s\u0131rt s\u0131rta \u015fehirler meydana getirmi\u015ftik. Ve onlar da muntazam gidi\u015f geli\u015f d\u00fczenledik. (Onlara): Buralarda gecelerce ve g\u00fcnd\u00fczlerce emniyet i\u00e7inde gezip y\u00fcr\u00fcy\u00fcn (dedik).<\/p>\n<p>19- Buna kar\u015f\u0131 onlar: &#8220;Ey Rabbimiz! Seferlerimizin aras\u0131n\u0131 uzakla\u015ft\u0131r&#8221; dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onlar\u0131 efsanelere \u00e7evirdik ve tamamen didik didik da\u011f\u0131tt\u0131k. \u015e\u00fcphesiz ki bunda \u00e7ok \u015f\u00fckredecek her sab\u0131rl\u0131 i\u00e7in elbette ibretler vard\u0131r.<\/p>\n<p>20- Yine yemin ederim ki, \u0130blis onlar hakk\u0131ndaki zann\u0131n\u0131 hakikaten do\u011fru buldu da i\u00e7lerinde m\u00fcminlerden ibaret bir gruptan ba\u015fkas\u0131 ona uydular.<\/p>\n<p>21- Halbuki \u0130blis&#8217;in onlar \u00fczerinde hi\u00e7bir saltanat kudreti yoktu. Fakat biz ahirete iman\u0131 olan\u0131 belli edecek, ondan \u015f\u00fcphe i\u00e7inde bulunandan ay\u0131rt edecektik. \u00d6yle ya Rabb&#8217;in her \u015feyi g\u00f6zetleyendir.<\/p>\n<p>15- Sebe&#8217; kavminin evlerinde, yukar\u0131da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere atalar\u0131 Sebe&#8217; b. Ye\u015fc\u00fcb b. Ya&#8217;rub b. Kahtan&#8217;\u0131n ad\u0131yla y\u00e2d olunan Sebe&#8217; kavmi Neml S\u00fbresi&#8217;nde hikayeleri ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere \u00f6nceleri g\u00fcne\u015fe taparlarken, Belk\u0131s idaresinde Hz. S\u00fcleyman&#8217;a itaat ederek memleketlerini kurtard\u0131ktan ba\u015fka, ilerlemi\u015flerdi de. Meskenleri, merkezleri Yemen&#8217;de Me&#8217;rib \u015fehri idi ki, Sebe&#8217; ona dahi denilir. Bunlar\u0131n meskenlerinde kendileri i\u00e7in bir ayet, bir ibret olmu\u015ftu, bu ayet, zikrolunacak iki cennet zannedilebilirse de Ke\u015f\u015faf&#8217;\u0131n hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131 \u00fczere yaln\u0131z o de\u011fil, hikayelerinin tamam\u0131d\u0131r. \u015e\u00f6yle ki Sa\u011f ve soldan iki cennet, iki tarafl\u0131 ba\u011flar, bostanlar, hal dili ile diyorlard\u0131 ki Rabb\u0131n\u0131z\u0131n r\u0131zk\u0131ndan yiyin de O&#8217;na \u015f\u00fckredin. Bu nimetin de\u011ferini bilerek ona g\u00f6re ibadet edin, \u00e7\u00fcnk\u00fc beldeniz ho\u015f bir belde, son derece \u015firin bir belde, Rabbiniz, ba\u011f\u0131\u015flamas\u0131 \u00e7ok bir Rabd\u0131r. Onun i\u00e7in \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc bilin de iyi hizmet edin. \u00c7ok g\u00fczel bir tesad\u00fcft\u00fcr ki &#8220;Ho\u015f bir belde&#8221; ifadesi ebced hesab\u0131yla \u0130stanbul&#8217;un fethine tarih d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. (857) Molla Cami rahmetlinin bir hediyesi olmak \u00fczere me\u015fhurdur ve bilinmektedir.<\/p>\n<p>16-17- Fakat onlar, o Sebe&#8217;liler y\u00fcz \u00e7evirdiler. Rivayete g\u00f6re on \u00fc\u00e7 peygamberleri kendilerini davet ettikleri halde \u015f\u00fck\u00fcrden ka\u00e7\u0131nd\u0131lar, hizmetine bakmad\u0131lar. Biz de \u00fczerlerine &#8220;Arim&#8221; selini sal\u0131verdik. Arim seli, Eb\u00fclfida, tarihinde &#8220;Bu seddi (baraj\u0131) Me&#8217;rib yurdunda Sebe&#8217; b. Ye\u015fcub yapm\u0131\u015f ve ona yetmi\u015f kadar \u00e7ay ak\u0131tm\u0131\u015f ve uzak vadilerden selleri celbeylemi\u015f idi&#8221; der. Al\u00fbs\u00ee&#8217;de de, Ke\u015f\u015faf&#8217;ta da denilir ki: &#8220;Bu sed (baraj) Belk\u0131s&#8217;\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 sedd idi ki, iki da\u011f\u0131n aras\u0131n\u0131 ta\u015f ve zift ile kapatarak kaynak ve ya\u011fmur sular\u0131n\u0131 biriktirmi\u015f ve sulama i\u00e7in gere\u011fi kadar haklar b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131.&#8221; Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin nakline g\u00f6re, seddin arkas\u0131na suyu hapsedip, tutup, birbiri \u00fczerine \u00e7e\u015fitli kap\u0131lar ve \u00f6n\u00fcne nehirlerinin say\u0131s\u0131nca on iki havuz yapm\u0131\u015ft\u0131. Bir rivayette bu baraj\u0131 Yemen kabilelerinin babas\u0131 olan H\u0131myer&#8217;in yapt\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenmi\u015f, bir rivayette de b\u00fcy\u00fck Lokman b. \u00c2d&#8217;\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 ve ta\u015flar\u0131n\u0131 kalay ve demirle per\u00e7inledi\u011fi ve bir fersah kare oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bu rivayetlerin hepsinin al\u0131nmas\u0131nda bir \u00e7eli\u015fki yoktur. \u00d6nce Sebe&#8217;in ba\u015flam\u0131\u015f olmas\u0131, sonra H\u0131myer&#8217;in, sonra Lokman&#8217;\u0131n ve Z\u00fclkarneyn&#8217;in daha sonra da Belk\u0131s&#8217;\u0131n pe\u015fpe\u015fe \u00e7e\u015fitli in\u015faat ve tamirlerde bulunmu\u015f olmalar\u0131 pek ala d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. ac\u0131, kekre veya buruk &#8220;esl&#8221; a\u011fac\u0131, tarafe veya tarf\u00e2dan bir \u00e7e\u015fit, b\u00fcy\u00fck bir \u00e7e\u015fit diye tefsir ediyorlar. Kamus terc\u00fcmesinde &#8220;tarf\u00e2&#8221; \u0131lg\u0131n a\u011fac\u0131 ve &#8220;esl&#8221; onun ac\u0131 \u0131lg\u0131n denilen iri k\u0131sm\u0131 diye zikredilmektedir. &#8220;Sidir&#8221; Arabistan&#8217;\u0131n en makbul a\u011fa\u00e7lar\u0131ndan olmak \u00fczere m e\u015fhurdur. Meyvesine &#8220;n\u0131bk&#8221; ve &#8220;Arabistan kiraz\u0131&#8221; denildi\u011fi Kamus terc\u00fcmesinde yaz\u0131l\u0131d\u0131r. Ezher\u00ee demi\u015ftir ki: Sidir ikidir. Birisinden yararlan\u0131lmaz ve yapra\u011f\u0131 y\u0131kamalara yaramaz. Meyvesi kekredir, yenmez, &#8220;d\u00e2l&#8221; denilen budur. Bir k\u0131sm\u0131 da su \u00fczerinde biter, meyvesi &#8220;n\u0131bk&#8221;d\u0131r. Yapraklar\u0131 y\u0131kama \u00f6zelli\u011fine sahiptir. Unnab a\u011fac\u0131na benzer. &#8220;Onlar\u0131n iki bah\u00e7esini buruk yemi\u015fli&#8230; \u0130ki bah\u00e7eye \u00e7evirdik.&#8221; Burada ikinciye &#8220;cenneteyn&#8221; denilmesi m\u00fc\u015fakele ve tehekk\u00fcm i\u00e7indir. T\u00fcrk\u00e7ede bilinen bir atas\u00f6z\u00fc vard\u0131r. &#8220;Bak\u0131l\u0131rsa ba\u011f olur, bak\u0131lmazsa da\u011f olur.&#8221; Bu k\u00fcfrandad\u0131r. Yani nimete nank\u00f6rl\u00fcklerinden dolay\u0131.<\/p>\n<p>18- Hem onlarla o m\u00fcbarek k\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131z, i\u00e7lerine bereket verdi\u011fimiz kasabalar aras\u0131nda, s\u0131rt s\u0131rta kasabalar yapm\u0131\u015ft\u0131k. O &#8220;bereketli kasabalardan maksat, \u015eam diyar\u0131d\u0131r.&#8221; Katade&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere, yani s\u0131rt s\u0131rta biti\u015fik diye tefsir edilmi\u015ftir. Ve onlarda, yani o kasabalarda yolculu\u011fu belirli bir miktar \u00fczere tertib ve tanzim etmi\u015ftik. Her biri yolcu i\u00e7in birer istasyon ve birer merhale halinde idi; birinden \u00e7\u0131kan az\u0131k ta\u015f\u0131madan ve a\u00e7\u0131kta yatmadan ve tehlike g\u00f6rmeden di\u011ferine gidebilirdi. \u00d6yle ki O s\u0131rt s\u0131rta kasabalar i\u00e7inde geceler ve g\u00fcnlerce emniyet ve asayi\u015f ile gidin gezin, \u00f6yle muntazam, \u00f6yle emniyetli idi. Demek ki yaln\u0131z Sebe&#8217; de\u011fil, Yenen&#8217;den \u015eam&#8217;a kadar Arabistan ba\u015ftan ba\u015fa b\u00f6yle bay\u0131nd\u0131rm\u0131\u015f ki, bu \u00e7ok dikkat \u00e7ekicidir.<\/p>\n<p>19- \u0130\u015fte bu nimete kar\u015f\u0131 da onlar nank\u00f6rl\u00fck ederek ey Rabbimiz dediler, bizim bu seferlerimizin aras\u0131n\u0131 uzakla\u015ft\u0131r. \u0130srailo\u011fullar\u0131n\u0131n hay\u0131r olan &#8220;A&#8217;la&#8221;y\u0131, (daha de\u011ferli) &#8220;edna&#8221; (daha de\u011fersiz) ya de\u011fi\u015fmek istedikleri gibi, bunlar da bay\u0131nd\u0131r olmas\u0131ndan rahats\u0131zl\u0131k g\u00f6sterdiler, onlar\u0131n ortadan kalk\u0131p, aralar\u0131na uzun mesafelerin, sahralar\u0131n girmesini istediler.<\/p>\n<p>Bunu ger\u00e7ekten b\u00f6yle s\u00f6zl\u00fc olarak istemi\u015f olmalar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr ise de yapt\u0131klar\u0131 nank\u00f6rl\u00fck ve isyan durumlar\u0131 ile istemi\u015f olmalar\u0131 da zannedilir. \u00d6yle dediler ve nefislerine zulmettiler, kendilerine yaz\u0131k ettiler. \u00c7\u00fcnk\u00fc belalar\u0131n\u0131 arad\u0131lar biz de kendilerini efsanelere, masallara \u00e7evirdik. Denilir ki cidd\u00ee bir s\u00fcvari, iki aydan fazla bay\u0131nd\u0131r yer ve kasabalardan giderdi ve d\u00f6rt ayl\u0131k mesafeden ahali bir di\u011ferinden ate\u015f alabilirdi. Ve didik didik darmada\u011f\u0131n\u0131k ettik. Gassan, \u015eam&#8217;a kat\u0131ld\u0131, Enmar Yesribe, C\u00fczam Tihame&#8217;ye, Ezd Uman&#8217;a kat\u0131ld\u0131. \u015e\u00fcphesiz ki bunda, Sebe&#8217;in zikrolunan bu hikayesinde elbette \u00e2yetler var, ibret al\u0131nacak delaletler var. \u00c7ok \u015f\u00fckredecek her \u00e7ok sab\u0131rl\u0131 i\u00e7in, yani \u00e7ok \u015f\u00fckredici olmak i\u00e7in \u00e7ok sab\u0131rl\u0131 olmak laz\u0131md\u0131r. Ve i\u015fte b\u00f6yle \u00e7ok sab\u0131rl\u0131 olup \u00e7ok da nimetlere eren ve \u00e7ok \u015f\u00fckredici olan kimseler i\u00e7in, bu Sebe&#8217; hikayesinde \u00f6nemli ibretler vard\u0131r. Heva ve heveslerini frenleyip zahmetlere, me\u015fakketlere tahamm\u00fcl ederek g\u00f6rev ve ibadetlerine \u00e7al\u0131\u015fan sab\u0131rl\u0131 kimseler, memleketlerini Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131yla cennet gibi imar eder nimetlere ererler. Allah&#8217;\u0131n pek az olan \u015f\u00fckredici kullar\u0131ndan olmak isteyenler de, o nimetlerle azmay\u0131p yine sab\u0131r ve sebat ile \u015f\u00fckr\u00fcne gayret edip, sab\u0131rla \u00e7al\u0131\u015facak olan sabredenlerin ve \u00e7aba sarfedenlerin i\u00e7inde yer al\u0131rlar.<\/p>\n<p>20-21- Yine yemin ederim ki, \u0130blis onlar, yani Sebeli&#8217;ler ve \u00c2demo\u011fullar\u0131 aleyhinde zann\u0131n\u0131 do\u011fru \u00e7\u0131kartt\u0131. &#8220;Ey Rabbim! Beni azd\u0131rd\u0131\u011f\u0131n \u015feye kar\u015f\u0131l\u0131k, ben de andolsun yery\u00fcz\u00fcnde onlar\u0131 herhalde s\u00fcsleyece\u011fim (onlar\u0131 kendilerine ho\u015f g\u00f6sterece\u011fim), onlar\u0131n hepsini toptan mutlaka azd\u0131raca\u011f\u0131m. Ancak onlardan ihlasa erdirilmi\u015f kullar\u0131n hari\u00e7&#8221; (H\u0131cr, 15\/39,40) demi\u015f olan \u0130blis dedi\u011fini ger\u00e7ekle\u015ftirdi. Onun i\u00e7in halis m\u00fcminlerden ibaret bir z\u00fcmreden ba\u015fkas\u0131 o \u0130blis&#8217;e tabi oldular, ard\u0131nca s\u00fcr\u00fcklendiler. Bu s\u00fcr\u00fckleni\u015f de onun g\u00fcc\u00fcnden de\u011fil, kendilerinin ahirete imans\u0131zl\u0131klar\u0131ndand\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2 iman\u0131 olanla olmayan\u0131n ahiretini ay\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. Onun i\u00e7in, o ard\u0131nca gidi\u015f esas itibar\u0131yla \u015feytan\u0131n \u00fcst\u00fcn gelmesinden de\u011fil, Hak&#8217;k\u0131n emrinin ve iradesinin \u00fcst\u00fcn gelmesindendir. Yoksa Allah&#8217;\u0131n iradesinin aksini ger\u00e7ekle\u015ftirmek kimin haddine. Her \u015feye kar\u015f\u0131 koruyucu, muhaf\u0131z hakim ancak rabbin Allah&#8217;d\u0131r. &#8220;Rabb&#8217;in her \u015feyi g\u00f6zetleyendir.&#8221; Onun i\u00e7in hi\u00e7bir \u015feyden korkmayarak:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>22- De ki: &#8220;Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da tanr\u0131 sayd\u0131\u011f\u0131n\u0131z putlar\u0131n\u0131za istedi\u011finiz kadar yalvar\u0131n. Onlar\u0131n ne g\u00f6klerde, ne yerde zerre kadar g\u00fc\u00e7leri yetmez. Onlar\u0131n, bunlarda bir ortakl\u0131\u011f\u0131 da yok. Allah&#8217;\u0131n da onlardan bir yard\u0131mc\u0131s\u0131 yoktur.&#8221;<\/p>\n<p>23- Allah&#8217;\u0131n huzurunda \u015fefaat da fayda vermez. Ancak izin verdi\u011fi kimseninki m\u00fcstesna. Nihayet kalblerinden deh\u015fet giderildi\u011fi zaman &#8220;Rabbiniz ne buyurdu?&#8221; derler. (\u015eefaat sahipleri de): &#8220;Hakk\u0131 s\u00f6yledi&#8221; derler. O, her \u015feyden y\u00fcksek ve b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>24- De ki: &#8220;Size g\u00f6klerden ve yerden r\u0131z\u0131k veren kimdir?&#8221; Yine de ki: &#8220;Allah&#8217;t\u0131r, herhalde ya biz, ya da siz mutlak bir hidayet \u00fczerindeyiz veya a\u00e7\u0131k bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7indeyiz.&#8221;<\/p>\n<p>25- De ki: &#8220;Siz bizim yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z g\u00fcnahlardan sorumlu tutulmazs\u0131n\u0131z. Biz de sizin yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan sorumlu olmay\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>26- De ki: &#8220;Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra da hak h\u00fckm\u00fc ile aram\u0131z\u0131 ay\u0131racakt\u0131r. As\u0131l h\u00fck\u00fcm veren ve her \u015feyi bilen O&#8217;dur.&#8221;<\/p>\n<p>27- De ki: &#8220;O&#8217;na ortak diye tak\u0131\u015ft\u0131rd\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 bana g\u00f6sterin bakay\u0131m! Hay\u0131r, \u00f6yle \u015fey yoktur, do\u011frusu g\u00fc\u00e7l\u00fc ve hikmet sahibi olan ancak Allah&#8217;t\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>28- Biz seni ancak b\u00fct\u00fcn insanlara bir m\u00fcjdeci ve bir uyar\u0131c\u0131 olarak g\u00f6nderdik. Fakat insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bilmezler.<\/p>\n<p>29- Ve: &#8220;E\u011fer ger\u00e7ek\u00e7iyseniz bu vaad ne zaman olacak?&#8221; diyorlar.<\/p>\n<p>30- De ki: &#8220;Size vaad edilen \u00f6yle bir g\u00fcnd\u00fcr ki, ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de ileri ge\u00e7ebilirsiniz.&#8221;<\/p>\n<p>22-30- Ancak kendisine \u015fefaat i\u00e7in izin verilmi\u015f olan kimse hari\u00e7 ki \u00f6nce Makam-\u0131 Mahmud&#8217;da Muhammed (s.a.v.), sonra derece derece di\u011fer peygamberler, salih kimseler ve melekler. &#8220;Nihayet kalblerinden deh\u015fet giderilince..&#8221; Yani izin verdiklerinin \u015fefaati de birdenbire oluvermez, mah\u015fer de, bekleme yerinde \u00e7ok beklerler. Deh\u015fetli korku heyecanlar i\u00e7inde bekler, o dereceye kadar beklerler ki sonunda kalplerinden o deh\u015fet ve heyecan giderildi\u011fi, yani \u015fefaate izin verdi\u011fi zaman, \u015fefaat bekleyenler \u015fefaat eden \u015fefaat\u00e7ilerine derler Rabb\u0131n\u0131z ne s\u00f6yledi? \u015eefaatinizi kabul buyurdu mu? \u015eefaat\u00e7\u0131lar da buna cevap olarak Hakk&#8217;\u0131 derler, yani hakk\u0131 s\u00f6yledi. Hakk ne ise o olsun buyurdu derler, dolay\u0131s\u0131yla k\u00e2firlere \u015fefaat olmaz. &#8220;Bunlar, O&#8217;nun r\u0131zas\u0131na ermi\u015f olandan ba\u015fka kimseye \u015fefaat etmezler&#8221;(Enbiya, 21\/28) \u00e2yetine uygun olarak, yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n raz\u0131 oldu\u011fu m\u00fcminlere \u015fefaat ederler. &#8220;Biz seni ancak b\u00fct\u00fcn insanlara peygamber g\u00f6nderdik&#8230;&#8221; Bu \u00e2yet de Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finin Arap ve Arap olmayan b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 topyek\u00fcn i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131na delil olan \u00e2yetlerdendir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>31-36- 31- K\u00e2firler: &#8220;Biz ne bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a inan\u0131r\u0131z, ne de ondan \u00f6ncekilere.&#8221; dediler. Fakat o zalimler yakalan\u0131p Rablerinin huzuruna durdurulduklar\u0131 zaman, birbirlerine s\u00f6z atarken bir g\u00f6rsen! Bir taraftan zay\u0131f d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclenler, o b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslayanlara: &#8220;Siz olmasayd\u0131n\u0131z biz mutlaka m\u00fcmin olurduk&#8221; derler.<\/p>\n<p>32- Di\u011fer taraftan b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslayanlar, zay\u0131f d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclenlere: &#8220;Size hidayet geldikten sonra, sizi ondan biz mi \u00e7evirdik? Hay\u0131r, siz kendiniz su\u00e7luydunuz.&#8221; derler.<\/p>\n<p>33- O zay\u0131f d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclenler de o b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslayanlara: &#8220;Hay\u0131r, (i\u015finiz) gece, g\u00fcnd\u00fcz hilek\u00e2rl\u0131kt\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc siz bize Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2r etmemizi ve O&#8217;na e\u015f ko\u015fmam\u0131z\u0131 emrediyordunuz.&#8221; derler. Bunlar azab\u0131 g\u00f6rd\u00fckleri zaman i\u00e7lerinden pi\u015fmanl\u0131k getirmektedirler. Biz de o k\u00e2firlerin boyunlar\u0131na demir halkalar ge\u00e7irmi\u015fizdir. Onlar sadece yapt\u0131klar\u0131n\u0131n cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekiyorlard\u0131r.<\/p>\n<p>34- Biz herhangi bir memlekete tehlikeyi haber veren bir uyar\u0131c\u0131 g\u00f6nderdikse, mutlaka oran\u0131n refah ile \u015f\u0131mart\u0131lm\u0131\u015f olanlar\u0131: &#8220;Biz sizin g\u00f6nderildi\u011finiz \u015feyleri tan\u0131may\u0131z.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>35- Ve yine dediler ki: &#8220;Biz malca da daha \u00e7o\u011fuz, evlat\u00e7a da, bize azab edilmez.&#8221;<\/p>\n<p>36- De ki: &#8220;Rabbim r\u0131zk\u0131 diledi\u011fine geni\u015fletir, diledi\u011fine s\u0131kar. Fakat insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bilmezler.&#8221;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>37- Halbuki sizi huzurumuza yakla\u015ft\u0131racak olan, mallar\u0131n\u0131z ve evlatlar\u0131n\u0131z de\u011fildir. Ancak iman edip de salih amel i\u015fleyenlere gelince, i\u015fte onlar\u0131n amellerine kar\u015f\u0131 kendilerine kat kat m\u00fckafat vard\u0131r. Onlar cennet k\u00f6\u015fklerinde emniyet i\u00e7indedirler.<\/p>\n<p>38- \u00c2yetlerimizi h\u00fck\u00fcms\u00fcz b\u0131rakmak i\u00e7in yar\u0131\u015fanlara gelince, i\u015fte onlar Hakk&#8217;\u0131n huzuruna azab i\u00e7inde getirileceklerdir.<\/p>\n<p>39- De ki: &#8220;Ger\u00e7ekten Rabbim kullar\u0131ndan diledi\u011fi kimseye r\u0131zk\u0131 hem geni\u015fletir, hem daralt\u0131r. Her neyi hayra harcarsan\u0131z O, onun yerine ba\u015fkas\u0131n\u0131 verir. Hem O, r\u0131z\u0131k verenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>40- O g\u00fcn Allah, onlar\u0131 hep birlikte mah\u015fere toplayacak, sonra meleklere: &#8220;\u015eunlar size mi tap\u0131yorlard\u0131?&#8221; diyecektir.<\/p>\n<p>41- Onlar da: &#8220;Seni tenzih ederiz. Bizim onlara kar\u015f\u0131 s\u0131\u011f\u0131nacak velimiz sensin. Hay\u0131r, onlar cinlere tap\u0131yorlard\u0131. \u00c7o\u011fu onlara inanm\u0131\u015flard\u0131.&#8221; diyecekler.<\/p>\n<p>42- \u0130\u015fte o g\u00fcn birbirinize ne bir menfaate, ne de bir zarara sahip olabilirsiniz. Ve biz o zulmedenlere: &#8220;Tad\u0131n bakal\u0131m o yalan deyip durdu\u011funuz ate\u015fin azab\u0131n\u0131!&#8221; deriz.<\/p>\n<p>43- Kar\u015f\u0131lar\u0131nda a\u00e7\u0131k deliller halinde \u00e2yetlerimiz okundu\u011fu zaman o zalimler: &#8220;Bu, ba\u015fka de\u011fil, s\u0131rf sizi atalar\u0131n\u0131z\u0131n tapt\u0131\u011f\u0131 tanr\u0131lardan men etmek isteyen bir adam.&#8221; dediler. Ve: &#8220;Bu (Kur&#8217;\u00e2n), ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil, s\u0131rf uydurulmu\u015f bir iftira&#8221; dediler. O k\u00e2firler, hak kendilerine geldi\u011fi zaman: &#8220;Bu apa\u00e7\u0131k bir sihirden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>44- Halbuki biz onlara \u00f6yle ders alacaklar\u0131 kitaplar g\u00f6ndermedik. Kendilerine senden \u00f6nce bir uyar\u0131c\u0131 da g\u00f6ndermedik.<\/p>\n<p>45- Onlardan \u00f6ncekiler de yalanlam\u0131\u015flard\u0131. Hem bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine eremediler. Peygamberlerimi yalanlad\u0131lar, ama beni ink\u00e2r edi\u015fin sonu nas\u0131l oldu?<\/p>\n<p>37-43- &#8220;De ki: &#8216;Rabbim ger\u00e7ekten kullar\u0131ndan diledi\u011fi kimseye r\u0131zk\u0131 hem geni\u015fletir, hem daralt\u0131r.&#8221; Bu, bir ki\u015fide iki zamana g\u00f6re, yukardaki de 34\/36 ayr\u0131 ayr\u0131 iki \u015fahsa g\u00f6redir. Onun i\u00e7in iki \u00e2yet birbirini tekrar\u0131 de\u011fildir. Hem O, r\u0131z\u0131k verenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc di\u011ferleri ger\u00e7ekten &#8220;r\u00e2z\u0131k&#8221; (r\u0131z\u0131k veren) de\u011fil, O&#8217;nun r\u0131zk\u0131n\u0131 insanlara ula\u015ft\u0131rmaya yarayan birer ara\u00e7t\u0131rlar.<\/p>\n<p>44-45- Kendilerine senden \u00f6nce bir nez\u00eer (korkutucu) g\u00f6ndermedik. Yani o yapt\u0131klar\u0131 \u015firkler ne bir kitaba dayal\u0131d\u0131r, ne de bir peygambere. M\u00fc\u015frikli\u011fi ortaya \u00e7\u0131karanlar peygamberler de\u011fildi, yoksa daha \u00f6nce \u0130smail ve \u0130brahim g\u00f6nderilmemi\u015f de\u011fildi. Onun i\u00e7in burada b\u00f6yle buyurulmas\u0131, ileride &#8220;Hi\u00e7bir \u00fcmmet hari\u00e7 olmamak \u00fczere, mutlaka i\u00e7inde bir korkutucu peygamber ge\u00e7mi\u015ftir.&#8221; (fat\u0131r, 35\/24) buyurulmas\u0131na ayk\u0131r\u0131 de\u011fildir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>46- De ki: &#8220;Size sadece bir tek nasihat edece\u011fim. \u015e\u00f6yle ki: Allah i\u00e7in iki\u015fer, \u00fc\u00e7er ve teker teker kalkars\u0131n\u0131z, sonra da iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrs\u00fcn\u00fcz.&#8221; Arkada\u015f\u0131n\u0131zda (peygamberde) delilikten eser yoktur. O, yaln\u0131z \u015fiddetli bir azab\u0131n \u00f6n\u00fcnde, sizi sak\u0131nd\u0131racak bir peygaberdir.<\/p>\n<p>47- De ki: &#8220;Ben sizden herhangi bir \u00fccret istemem, O sizin i\u00e7indir. Benim ecrim ancak Allah&#8217;a aittir. O, her \u015feye \u015fahittir.&#8221;<\/p>\n<p>48- De ki: &#8220;Ger\u00e7ekten Rabbim, hakk\u0131 yerli yerine koyar. O, gayblar\u0131 hakk\u0131yla bilendir.&#8221;<\/p>\n<p>49- De ki: &#8220;Hak geldi, bat\u0131l\u0131n \u00f6n\u00fc de kalmaz, sonu da.&#8221;<\/p>\n<p>50- De ki: &#8220;E\u011fer ben yan\u0131l\u0131rsam, yaln\u0131z kendi ad\u0131ma yan\u0131l\u0131r\u0131m. Ve e\u011fer hidayeti bulmu\u015fsam, bilinmeli ki Rabbimin bana vahiy vermesiyledir. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, yak\u0131nd\u0131r, i\u015fitir, i\u015fittirir.&#8221;<\/p>\n<p>51- Onlar\u0131 tela\u015fa d\u00fc\u015ft\u00fckleri zaman g\u00f6rsen: Art\u0131k ka\u00e7amak yoktur. Yak\u0131n yerden yakalanm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>52- Ve: &#8220;O&#8217;na iman ettik&#8221; demektedirler. Fakat onlar i\u00e7in (\u00e2hiret gibi) uzak bir yerden (imana) el sunmak (ula\u015fabilmek) nerede?<\/p>\n<p>53- Halbuki daha \u00f6nce (d\u00fcnyada) O&#8217;nu ink\u00e2r etmi\u015flerdi. Uzak yerden gayba ta\u015f at\u0131yorlard\u0131.<\/p>\n<p>54- Art\u0131k kendileriyle arzular\u0131n\u0131n aras\u0131na set \u00e7ekilmi\u015ftir. T\u0131pk\u0131 bundan \u00f6nce benzerlerine yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi. \u00c7\u00fcnk\u00fc hepsi i\u015fkilli bir \u015f\u00fcphe i\u00e7inde bulunuyorlard\u0131.<\/p>\n<p>46-50- &#8220;Ger\u00e7ekten Rabbim hakk\u0131 f\u0131rlat\u0131r, yerli yerine koyar.&#8221; Hakk\u0131 f\u0131rlat\u0131r, yani kullar\u0131ndan diledi\u011finin kalbine indirir, yahut b\u00e2t\u0131l\u0131n tepesine ge\u00e7irir de onun beynini par\u00e7alar yahut her tarafa yayar; \u00e2yet bu durumda \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n yay\u0131lmas\u0131n\u0131 vaad etmi\u015f olur. Nitekim Hak geldi, yani \u0130sl\u00e2m geldi, \u015firk yok olacak. &#8220;De ki: &#8216;Ben yan\u0131l\u0131rsam, ancak kendime kalarak yan\u0131l\u0131r\u0131m.&#8221; Bunda Peygamberin de kendi kendine ictihat ile hareket etti\u011fi takdirde hata edebilece\u011fine delalet vard\u0131r.<\/p>\n<p>51-54- O tela\u015fa ve deh\u015fete d\u00fc\u015ft\u00fckleri zaman, \u00f6l\u00fcm veya ha\u015f\u0131r deh\u015feti veya &#8220;Bedir&#8221; tela\u015fesi &#8220;Onlar i\u00e7in (imana \u00e2hiret gibi) uzak bir yerden el sunmak (ula\u015fabilmek) nerede?&#8221;<\/p>\n<p>TEN\u00c2VU\u015e: Tenav\u00fcl, el atmak, el sunmak demektir.<\/p>\n<p>MEKAN-I BA\u0130D: Yani iman\u0131n fayda verece\u011fi, m\u00fckellefiyetin ge\u00e7erli oldu\u011fu zaman, m\u00fckellef olma d\u00fcnyas\u0131 ge\u00e7tikten, azab gelip \u00e7att\u0131ktan sonra iman, \u00fcmitsizlik halinde iman faydas\u0131zd\u0131r. \u0130\u015fkilli bir \u015f\u00fcphe, yani bir\u00e7ok kimseleri de \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcrmek isteyen veya kendi i\u00e7lerini de rahats\u0131z eden i\u015fkilli, t\u00f6hmetli \u015f\u00fcphe, b\u00fct\u00fcn zalimlerin, k\u00e2firlerin ahirette b\u00f6yle deh\u015fetli azaba yakalanacaklar\u0131n\u0131 vaad eden bu \u00e2yetlerin, gerek Peygamber ve gerek m\u00fcminler i\u00e7in, b\u00fcy\u00fck bir m\u00fcjde ve b\u00fct\u00fcn kullar i\u00e7in bir nimet olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan bunun ard\u0131ndan F\u00e2t\u0131r S\u00fbresi&#8217;nin de &#8220;hamd&#8221; ile ba\u015flamas\u0131 ne kadar g\u00fczel olmu\u015ftur.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>34-SEBE&#8217;: 1-Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da hamd ile ba\u015flayan be\u015f s\u00fbre vard\u0131r. \u0130kisi ilk yar\u0131s\u0131nda, En&#8217;am ile Kehf; ikisi de son yar\u0131s\u0131nda bu s\u00fbre ile bundan sonraki Melaike (di\u011fer ad\u0131yla F\u00e2t\u0131r) S\u00fbresi, birisi de Fatiha&#8217;d\u0131r ki, hem ilk yar\u0131 ile okunur hem son yar\u0131 ile. Raz\u00ee der ki: &#8220;Bunun hikmeti \u015fudur: Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n nimetleri pek \u00e7ok ve bizim saymaya &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12099,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1164,1163,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1882","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-34-sebe","tag-34-sebe-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1882","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1882"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1882\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12099"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1882"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1882"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1882"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}