{"id":1890,"date":"2010-11-18T22:28:44","date_gmt":"2010-11-18T22:28:44","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1890"},"modified":"2010-11-18T22:28:44","modified_gmt":"2010-11-18T22:28:44","slug":"30-rum-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/30-rum-tefsiri\/","title":{"rendered":"30-RUM SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>30-RUM:<\/p>\n<p>1- Allah daha iyi bilir: Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki mucize olan \u00e2yetlerden \u00f6nce, s\u00f6zlerindeki mucizeli\u011fi ifade eden il\u00e2hi s\u0131rra i\u015f\u00e2rettir. Bakara s\u00fbresinde de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;elif&#8221; bo\u011faz\u0131n en i\u00e7inden: b\u00e2t\u0131ndan; &#8220;L\u00e2m&#8221; dilden: berzahtan; &#8220;mim&#8221; duda\u011f\u0131n en kenar\u0131ndan, d\u0131\u015ftan \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in bu \u00fc\u00e7 harf, mahreclerin asl\u0131n\u0131 te\u015fkil eden \u00fc\u00e7 \u00e7\u0131k\u0131\u015f yerinden \u00e7\u0131kan b\u00fct\u00fcn harflerin g\u00fczel bir dizili\u015f ahengini ifade eder.<\/p>\n<p>2- Rumlar yenildi. Peygamberimizin g\u00f6nderildi\u011fi s\u0131ralarda do\u011fu Roma ile \u0130ran, d\u00fcnyan\u0131n en b\u00fcy\u00fck iki devletiydiler. Hindli S\u00fcleyman Nedev\u00ee efendinin Asr-\u0131 Saadet tarihinde ifade etti\u011fi \u00fczere peygamberli\u011fin be\u015finci, yani Mil\u00e2d\u0131n 613. y\u0131llar\u0131nda bu iki kom\u015fu ve rakib devlet, birbirleriyle kanl\u0131 bir sava\u015fa giri\u015fmi\u015flerdi. \u0130ran, \u0130kinci H\u00fcsrev&#8217;in, Rum Hirakl&#8217;in h\u00fckm\u00fc alt\u0131ndayd\u0131, s\u0131n\u0131rlar\u0131 Dicle ve F\u0131rat nehirleri \u00fczerinde birbiriyle birle\u015fiyordu. Filistin, Suriye, M\u0131s\u0131r ile Irak&#8217;\u0131n bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc ve k\u00fc\u00e7\u00fck Asya (Anadolu) Rumlara tabi idi. \u0130ranl\u0131&#8217;lar, Rumlara iki taraftan sald\u0131rd\u0131lar. Dicle ve F\u0131rat \u00fczerinde (ezre\u00e2t ve Busr\u00e2) mevkilerinden Suriye&#8217;ye, Azerbeycan ve Ermenistan taraf\u0131ndan k\u00fc\u00e7\u00fck Asya&#8217;ya sald\u0131rd\u0131lar. \u0130ran ordular\u0131, Rum kuvvetlerini her iki cepheden geri atarak denize d\u00f6k\u00fcnceye kadar takip etmi\u015f, Suriye&#8217;deki b\u00fct\u00fcn mukaddes \u015fehirleri zabtetmi\u015f, Mil\u00e2d\u0131n 614. y\u0131l\u0131nda b\u00fct\u00fcn Filistin&#8217;i ve Kud\u00fcs&#8217;\u00fc ele ge\u00e7irmi\u015fti. Bu istil\u00e2 s\u0131ras\u0131nda b\u00fct\u00fcn kiliseler y\u0131k\u0131lm\u0131\u015f, b\u00fct\u00fcn dini binalar tahrib edilip kirletilmi\u015fti. \u0130ranl\u0131lara kat\u0131lan yirmi alt\u0131 bin yahudi, altm\u0131\u015f binden fazla h\u0131ristiyan\u0131 k\u0131l\u0131\u00e7tan ge\u00e7irmi\u015flerdi. \u0130ran kisras\u0131n\u0131n saray\u0131, \u00f6ld\u00fcr\u00fclen otuz bin ki\u015finin kafatas\u0131 ile donat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Bu istil\u00e2 tufan\u0131, burada durmayarak M\u0131s\u0131r&#8217;\u0131 da basm\u0131\u015f, Mil\u00e2d\u0131n 616. y\u0131l\u0131nda \u0130ranl\u0131&#8217;lar bir taraftan Nil vadisini i\u015fgal ederek \u0130skenderiye&#8217;ye ula\u015fm\u0131\u015flar, di\u011fer taraftan b\u00fct\u00fcn Anadolu&#8217;yu ele ge\u00e7irerek \u0130stanbl&#8217;un bo\u011fazi\u00e7i sahillerine kadar gelmi\u015fler, do\u011fu Roma \u0130mparotorlu\u011fu&#8217;nun ba\u015fkenti olan Kostant\u0131niye (\u0130stanbul) \u015fehrinin kar\u015f\u0131s\u0131nda g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015fler, saltanatlar\u0131n\u0131 Irak, Suriye, Filistin, M\u0131s\u0131r ve Anadolu&#8217;ya yaym\u0131\u015flard\u0131. \u0130ranl\u0131lar, girdikleri her yerde ate\u015fgedeler (Ate\u015fe tapanlar\u0131n, ate\u015f yakt\u0131klar\u0131 tap\u0131naklar) meydana getiriyorlar ve b\u00f6ylece H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 yerlerde ate\u015fperestli\u011fi yay\u0131yorlard\u0131. Do\u011fu Roma \u0130mparatorlu\u011fu&#8217;nun bu yenilgisi kar\u015f\u0131s\u0131nda kendisine tabi bulunan bir\u00e7ok vil\u00e2yetler isyan etmi\u015f, Afrika&#8217;daki \u00fclkeler, Avrupa taraf\u0131ndaki vil\u00e2yetler, hatta \u0130stanbul&#8217;a kom\u015fu \u015fehirler, bu devletin egemenli\u011finden \u00e7\u0131kmak istemi\u015fler ve \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131. K\u0131saca do\u011fu Roma \u0130mparatorlu\u011fu darmada\u011f\u0131n olmu\u015f, hel\u00e2k olup yerlere serilmi\u015fti.<\/p>\n<p>Romal\u0131lar\u0131n bu yengilgi haberi Mekke&#8217;ye ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman m\u00fc\u015frikler sevinmi\u015f ve m\u00fcsl\u00fcmanlara kar\u015f\u0131 onlar\u0131n yenilgisinden duyduklar\u0131 sevinci a\u00e7\u0131\u011fa vurmu\u015flar: &#8220;Siz ve h\u0131ristiyanlar kitap ehlisiniz, biz ve F\u00e2ris (\u0130ranl\u0131lar) \u00fcmmiyiz; bizim karde\u015flerimiz, sizin karde\u015flerinizi tepelediler. Biz de sizi tepeleriz&#8221; demi\u015flerdi. Bunun \u00fczerine Hz. Muhammed&#8217;in bir mucizesi olmak \u00fczere bu \u00e2yet inip buyuruldu ki: Ger\u00e7i Rumlar yenildi yerin en yak\u0131n\u0131nda, Mekke topra\u011f\u0131n\u0131n, yani Arabistan&#8217;\u0131n en yak\u0131n\u0131nda; \u015eam&#8217;da yahut Rum ba\u015fkentinin pek yak\u0131n\u0131nda, yani Anadolu&#8217;da \u0130stanbul civar\u0131nda demek olabilir ki, ikisi de do\u011frudur. O s\u0131rada Rum \u0130mparatorlu\u011fu \u00f6yle peri\u015fan olmu\u015ftu ki, i\u00e7 isyanlarla devlet ihtil\u00e2le u\u011fram\u0131\u015f, ordusu da\u011f\u0131lm\u0131\u015f, hazinesi bo\u015falm\u0131\u015f, imparator Hirakl, \u0130stanbul&#8217;u terkederek Kartaca&#8217;ya ka\u00e7may\u0131 bile kurmu\u015ftu. \u0130ranl\u0131lar\u0131n galip kumandanlar\u0131, zaferin verdi\u011fi sarho\u015flukla \u015fu bar\u0131\u015f\u0131 teklif etmi\u015fler: \u0130mparator, \u0130ranl\u0131lar taraf\u0131ndan istenecek her \u015feyi verecektir. Bu c\u00fcmleden olarak bin y\u00fck alt\u0131n, bin y\u00fck g\u00fcm\u00fc\u015f, bin y\u00fck ipek, bin at, bin kad\u0131n teslim edecektir. Rum \u0130mparatorlu\u011fu, b\u00fct\u00fcn bu a\u015fa\u011f\u0131lay\u0131c\u0131 \u015fartlar\u0131 kabul etmi\u015f, bu esaslar \u00fczerinde bar\u0131\u015f\u0131 imzalayacak delegeler g\u00f6ndermi\u015flerdi.<\/p>\n<p>Bu delegeler, \u0130ranl\u0131lar\u0131n yan\u0131na vard\u0131klar\u0131 zaman Husrev, \u015fu s\u00f6zleri de s\u00f6ylemi\u015f: &#8220;Bu yeterli de\u011fildir. Bizzat imparator Hirakl, kar\u015f\u0131ma zincirler i\u00e7inde gelerek as\u0131l\u0131p \u00e7arm\u0131ha gerilmi\u015f olan il\u00e2h\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k ate\u015fe ve g\u00fcne\u015fe tapmal\u0131d\u0131r.&#8221; \u0130\u015fte o yenilgi, b\u00f6yle bir yenilgiydi. B\u00f6yle bir \u00e7\u00f6k\u00fc\u015f i\u00e7inde Romal\u0131lar\u0131n birka\u00e7 y\u0131l zarf\u0131nda canlan\u0131p yeniden galip geleceklerine kesinlikle h\u00fck\u00fcm vermek \u015f\u00f6yle dursun, ihtimal vemek bile normal olarak ak\u0131llar\u0131n havsalas\u0131na s\u0131\u011facak bir \u015fey de\u011fildi.<\/p>\n<p>3- Fakat b\u00f6yle bir zamanda Allah Te\u00e2l\u00e2, Resul\u00fcne gayptan \u015fu haberi bildiriyordu: Bununla birlikte onlar, bu yenilgilerinin ard\u0131ndan kesinlikle galip gelecekler. Hem uzak de\u011fil. Birka\u00e7 y\u0131l i\u00e7inde ki, &#8220;b\u0131d&#8221; kelimesi \u00fc\u00e7ten dokuza kadar olan bir say\u0131y\u0131 ifade eder, nitekim bu \u00e2yet inince Hz. Ebu Bekir (r.a.), o sevinen m\u00fc\u015friklere \u015f\u00f6yle demi\u015fti: &#8220;Allah, sizin g\u00f6zlerinizi ayd\u0131nlatmayacak, peygamberimiz haber verdi. Yemin ederim ki, Rumlar birka\u00e7 y\u0131l i\u00e7inde \u0130ranl\u0131lara mutlaka galip geleceklerdir.&#8221; Buna kar\u015f\u0131 \u00dcbeyy b. Halef: &#8220;Yalan s\u00f6yl\u00fcyorsun, haydi aram\u0131zda bir m\u00fcddet tayin et, seninle bahse girelim.&#8221; dedi ve her iki taraf ta on deve \u00fczerine bahse giri\u015fip, \u00fc\u00e7 y\u0131l m\u00fcddet tayin ettiler. Ebu Bekir, durumu Resulullah&#8217;a haber verdi. Resullullah (s.a.v.) &#8220;B\u0131d&#8217;, \u00fc\u00e7ten dokuza kadard\u0131r, miktar\u0131 art\u0131r, m\u00fcddeti uzat.&#8221; buyurdu. Bunun \u00fczerine Ebu Bekir \u00e7\u0131kt\u0131, \u00dcbeyy&#8217;e rast gelince o: &#8220;galiba pi\u015fman oldun&#8221; dedi. Ebu Bekir de: &#8220;Hay\u0131r&#8221; dedi, gel seninle bahsi art\u0131ral\u0131m, m\u00fcddeti de uzatal\u0131m, haydi dokuz seneye kadar y\u00fcz deve yap. O da: &#8220;Haydi yapt\u0131m&#8221; dedi. Tirmiz\u00ee&#8217;nin Sahih&#8217;inde rivayet etti\u011fi \u00fczere &#8220;Bedir&#8221; g\u00fcn\u00fc Rumlar, \u0130ranl\u0131lara galip geldiler, Ebu Bekir de sonra onu \u00dcbeyy&#8217;in v\u00e2rislerinden ald\u0131, peygambere g\u00f6t\u00fcrd\u00fc. Peygamber (s.a.v.) de ona: &#8220;Bunu tasadduk et&#8221; buyurdu.<\/p>\n<p>4- \u00d6n\u00fcnden de sonundan da emir Allah&#8217;\u0131n, yani Rumlar galip gelecekler diye ondan sonra emir ve irade, h\u00fck\u00fcm ve kumanda Rumlar\u0131n olacak zannedilmesin; onlar galip gelmezden \u00f6nce emir, ne onlar\u0131n, ne \u0130ranl\u0131lar\u0131n olmay\u0131p Allah&#8217;\u0131n oldu\u011fu gibi, onlar\u0131n galip gelmesinden sonra, yine Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. O, \u00f6nce onlar\u0131 ma\u011flub etti\u011fi gibi, sonra da eder. Hem de o g\u00fcn, yani Rumlar\u0131n, \u0130 ranl\u0131lara galip gelece\u011fi g\u00fcn m\u00fcminler sevinecek Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131yla, yani \u00f6tede Rumlar, \u0130ranl\u0131lara galip gelirken ayn\u0131 zamanda beriden m\u00fcsl\u00fcmanlar da Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131yla m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 zafer elde edecekler, yaln\u0131z Rumlar\u0131n galip gelmesiyle de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n \u00f6zellikle kendilerini galip k\u0131lan yard\u0131m\u0131yla sevinecekler. M\u00fcminlere bu \u015fekilde vaad edilen bu yard\u0131m, bu sevin\u00e7, &#8220;Bedir&#8221; zaferidir. Nitekim Teber\u00ee Tefsiri&#8217;nde &#8220;O Bedir&#8217;de m\u00fcminlerin , m\u00fc\u015friklere galip gelmesidir.&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten Tirmiz\u00ee&#8217;nin rivayetine g\u00f6re Rumlar\u0131n, \u0130ranl\u0131lara galip gelmesi &#8220;Bedir&#8221; g\u00fcn\u00fc olmu\u015ftur. Fakat galibiyetin geni\u015f bir \u015fekilde a\u00e7\u0131klanmas\u0131, Hudeybiye s\u0131ralar\u0131nda bilinebildi\u011fi ve Hz. Ebu Bekir de develeri \u00dcbeyy&#8217;in kendisinden de\u011fil, sonra v\u00e2rislerinden ald\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in baz\u0131lar\u0131 bu ferah g\u00fcn\u00fcn\u00fc, Hudeybiye g\u00fcn\u00fc sanm\u0131\u015flard\u0131r. Hindli S\u00fcleyman Nedev\u00ee efendi, Asr\u0131 Saadet tarihinde bunu \u015f\u00f6yle tesbit etmi\u015ftir: &#8220;Resul-i Ekrem&#8217;in i\u015fareti gere\u011fince dokuz y\u0131l sonra peygamberin bu haberi ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f ve onun ger\u00e7ekle\u015fmesi &#8220;Bedir&#8221; zaferinin elde edilmesine rastlam\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; Baz\u0131lar\u0131na g\u00f6re bu haber, hicretin alt\u0131nc\u0131 y\u0131l\u0131nda Hudeybiye antla\u015fmas\u0131 esnas\u0131nda ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir. Fakat bu do\u011fru de\u011fildir. Bu anlay\u0131\u015f hatas\u0131n\u0131n sebebi \u015fudur: Sahihi Buhari&#8217;nin a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re Hz. Peygamber&#8217;in Hirakl&#8217;e g\u00f6nderdi\u011fi mektubu ta\u015f\u0131yan el\u00e7i, Suriye&#8217;ye ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman Hirakl, zaferini kutluyordu. Bu el\u00e7i, Hudeybiye andla\u015fmas\u0131 s\u0131ralar\u0131nda g\u00f6nderildi\u011fi i\u00e7in bir\u00e7oklar\u0131 Hirakl&#8217;in o s\u0131ralarda zafer kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131 zannetmi\u015flerdir. Habuki, Hirakl, zaferi \u00e7oktan kazanm\u0131\u015f ve onu kutlamak i\u00e7in Suriye&#8217;ye gelmi\u015f bulunuyordu. Roma takvimine g\u00f6re Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fi, 609 y\u0131l\u0131nda meydana gelmi\u015f, do\u011fu Roma ile \u0130ran aras\u0131ndaki d\u00fc\u015fmanl\u0131k, 610&#8217;da ba\u015flam\u0131\u015f, 13-14 y\u0131llar\u0131 sava\u015f i\u00e7inde ge\u00e7mi\u015f, 616&#8217;da, Romal\u0131lar yenilmi\u015fler, 622&#8217;de kar\u015f\u0131 harekete ge\u00e7mi\u015fler, 623&#8217;de galibiyete ba\u015flayarak 625&#8217;te kesin zaferi elde etmi\u015flerdir. Yenilginin ba\u015flang\u0131c\u0131yla galibiyetin ba\u015flang\u0131c\u0131 aras\u0131nda dokuz y\u0131l ge\u00e7mi\u015f oldu\u011fu gibi, kesin yenilgi ile kesin galibiyet aras\u0131ndaki m\u00fcddet de dokuz y\u0131ldan ibaret bulunuyor.<\/p>\n<p>Peygamberimizin hicreti, peygamberli\u011fin on \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc y\u0131l\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in (623) hicretin ikinci y\u0131l\u0131na rastlam\u0131\u015f olur ki, &#8220;Bedir&#8221; de o y\u0131ld\u0131r. Demek ki, Rumlar, yenilgilerinin yedinci, sava\u015f\u0131n ikinci y\u0131l\u0131 galib gelmeye ba\u015flam\u0131\u015flar ve onlar galib gelmeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 s\u0131ralarda m\u00fcsl\u00fcmanlar da &#8220;Bedir&#8221; g\u00fcn\u00fc m\u00fc\u015friklere galib gelerek sevinmi\u015flerdir. Bununla beraber sava\u015f iki y\u0131l daha devam etmi\u015f, bu m\u00fcddetle Rumlar, \u0130ranl\u0131lar\u0131n i\u015fgal ettikleri b\u00fct\u00fcn vilayetleri kurtararak d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131 Dicle ve F\u0131rat&#8217;\u0131n gerilerine atm\u0131\u015flard\u0131r. B\u00f6ylece tam dokuz y\u0131l ve \u00fc\u00e7 y\u0131l sonunda kesin \u00fcst\u00fcnl\u00fck tamam olarak &#8220;Birka\u00e7 y\u0131l i\u00e7inde galib gelecekler.&#8221; haberi her y\u00f6n\u00fcyle ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir. \u015eu halde bundan dokuz y\u0131l \u00f6nce, yani hicretten yedi y\u0131l \u00f6nce, peygamberli\u011fin yedinci y\u0131l\u0131 Kur&#8217;\u00e2n, bu haberi verirken a\u00e7\u0131k\u00e7a dokuz y\u0131l da demeyip &#8220;Birka\u00e7 y\u0131l&#8221; diye bir \u00e7e\u015fit kapal\u0131l\u0131kla ifade etmesinde de olaya uygunluk bak\u0131m\u0131ndan derin ve kapsaml\u0131 bir bela\u011fat ve geni\u015f bir anlam varm\u0131\u015f. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;b\u0131d-\u0131 sinin&#8221; (birka\u00e7 y\u0131l) demekle hem galibiyet s\u00fcresi olan \u00fc\u00e7 y\u0131la, hem yenilgi sonundan &#8220;Bedir&#8221;e rastlayan ilk galibiyete kadar olan yedi y\u0131la, hem de kesin galibiyet s\u00fcresi olan dokuz y\u0131la uygun d\u00fc\u015febilecek bir i\u015faret vermi\u015f bulunuyor ki, bunlardan birisi a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilseydi olay\u0131n b\u00fct\u00fcn safhalar\u0131 g\u00f6sterilmi\u015f olmaz ve dolay\u0131s\u0131yla bu kapsaml\u0131 icaz tarz\u0131 bulunmazd\u0131. Bir de bu a\u00e7\u0131klamadan as\u0131l maksat, Rumlar\u0131n galibiyetinden \u00e7ok, m\u00fcminlerin il\u00e2h\u00ee yard\u0131m ile sevinecekleri g\u00fcn\u00fcn tarihini tesbit etmek oldu\u011funa i\u015faret edilmi\u015f oluyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;birka\u00e7 y\u0131l&#8221; kapal\u0131 olmakla beraber galibiyetin ger\u00e7ekle\u015fmesine ba\u011fl\u0131 olan &#8220;o g\u00fcn&#8221; belirlidir. Bu bak\u0131mdan \u00e2yetin bu sevin\u00e7 g\u00fcn\u00fcn\u00fc g\u00f6steren mucizesi, Rumlar\u0131n galibiyetini haber veren mucizesinden daha \u015fanl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>5-B\u00f6yle iken bir\u00e7oklar\u0131n\u0131n bundan habersiz olmalar\u0131 ne kadar \u00fcz\u00fcc\u00fcd\u00fcr! Evet buyuruluyor ki: &#8220;Rumlar, yenilgilerinin arkas\u0131ndan birka\u00e7 y\u0131l i\u00e7inde galib gelecekler, \u00f6n\u00fcnde de sonunda da emir Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Onlar galib geldikleri s\u0131rada m\u00fcminler de Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131yla sevinecekler.&#8221; Bu nas\u0131l olur demeyin. O kimi dilerse yard\u0131m eder, diledi\u011fini muzaffer k\u0131lar. Yani O&#8217;nun yard\u0131m\u0131 sebeplere ba\u011fl\u0131 de\u011fil, sebepler O&#8217;nun iradesine ba\u011fl\u0131d\u0131r. D\u00fcn \u0130ranl\u0131lar\u0131 galib k\u0131lm\u0131\u015f iken, yar\u0131n Rumlar\u0131 galib k\u0131lar. Bir de bakars\u0131n hi\u00e7 \u00fcmit edilmedik bir zamanda, tutar hi\u00e7bir kuvvetleri yok zannedilen m\u00fcminleri hepsine kar\u015f\u0131 galib ve muzaffer k\u0131lar. Ve aziz O&#8217;dur. Rah\u00eem O&#8217;dur. Hi\u00e7 ma\u011flup olma ihtimali bulunmayan izzet (g\u00fc\u00e7, kuvvet) sahibi ancak O&#8217;dur. Tek rahmet edici olan da O&#8217;dur. Onun i\u00e7in de bir zaman olur, ma\u011flublar\u0131 galib k\u0131lar, m\u00fcminleri sonunda zafere erdirir.<\/p>\n<p>6- Allah&#8217;\u0131n vaadi. Bu anlat\u0131lan galibiyet ve yard\u0131m, \u00f6yle bir vaaddir ki, onu Allah Te\u00e2l\u00e2 vaad buyurdu. Allah, vaadinden caymaz. Dolay\u0131s\u0131yla bunlar mutlaka ger\u00e7ekle\u015fecektir. Burada a\u00e7\u0131k olarak iki vaad var. Birisi Rumlar\u0131n, ma\u011flubiyetlerinden sonra galib gelecekleri; birisi de m\u00fcminlerin, Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 ile sevinecekleridir. Bu iki vaad, \u00e7ok ge\u00e7meden ger\u00e7ekle\u015fti. Ebu Bekir (r.a.) bahsi kazand\u0131. Bu \u015fekilde bunun Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fini ispat eden il\u00e2h\u00ee bir \u00e2yet, bir mucize oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. Bu y\u00fczden bir\u00e7oklar\u0131na hidayet yeti\u015fti, m\u00fcsl\u00fcman oldular. \u0130ni\u015fi daha \u00f6nce iken b\u00f6ylece mucizeli\u011finin ger\u00e7ekle\u015fip ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 daha sonra olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla, tertipte \u00f6b\u00fcr s\u00fbreden sonraya konuldu. Orada &#8220;O&#8217;na Rabbi taraf\u0131ndan \u00e2yetler (mucizeler) indirilmeli de\u011fil miydi?&#8221; (Ankeb\u00fbt, 29\/50) diye mucize isteyenlere kar\u015f\u0131 &#8220;Kendilerine okunmakta olan kitab\u0131 sana indirmi\u015f olmam\u0131z onlara yetmiyor mu? \u015e\u00fcphesiz ki bunda inanan bir kavim i\u00e7in bir rahmet ve bir \u00f6\u011f\u00fct vard\u0131r.&#8221; (Ankeb\u00fbt, 29\/51) buyurulmakla buna i\u015faret de olunmu\u015ftur. \u015eu halde bu iki a\u00e7\u0131k vaad aras\u0131nda &#8220;\u00d6n\u00fcnde de sonunda da emir Allah&#8217;\u0131nd\u0131r.&#8221; ifadesiyle anlat\u0131lan di\u011fer bir vaad daha vard\u0131r ki, Rumlar\u0131n, \u0130ranl\u0131lara galib geldikten sonra ilerde m\u00fcsl\u00fcmanlara yenileceklerine i\u015faret eder. Nitekim ba\u015ftaki malum, mechul sigas\u0131yla okundu\u011fu takdirde Ebu Said el-Hudr\u00ee ve di\u011ferlerinde rivayet edilen \u015f\u00e2z k\u0131r\u00e2ete g\u00f6re: &#8220;Rumlar galib geldi, fakat onlar, bu galibiyetlerinden sonra ilerde ma\u011flub olacaklar.&#8221; diye do\u011frudan do\u011fruya bu m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilmi\u015f olur. Bu ise \u00f6ncekilerden daha uzak ve gelece\u011fe ait olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan daha \u00f6nemli olan bir mucizedir. Fakat \u00f6b\u00fcrleri gibi Hz. Peygamberin zaman\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kmay\u0131p, sonra ger\u00e7ekle\u015fece\u011finden \u00e2yette i\u015faretle g\u00f6sterilip, peygamber taraf\u0131ndan a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7ekten \u0130ranl\u0131lara galib gelen Hirakl&#8217;in kendi hayat\u0131nda Rum ordular\u0131, Hz. Ebu Bekir&#8217;in halifeli\u011fi zaman\u0131ndaki Yerm\u00fck sava\u015f\u0131ndan itibaren \u0130sl\u00e2m m\u00fccahitleri kar\u015f\u0131s\u0131nda yenilmeye ba\u015flayarak, Hz. \u00d6mer zaman\u0131ndaki \u015eam fetihlerinden t\u00e2 \u0130stanbul&#8217;un fethine kadar devam etmi\u015f ve b\u00f6ylece bu mucize de tam olarak ger\u00e7ekle\u015fip ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bir de Ebu Hayyan, el-Bahru&#8217;l-Muhit isimli tefsirinde \u015funu kaydetmi\u015ftir: \u015eeyh \u00fcstaz Ebu Cafer b. Z\u00fcbeyr anlat\u0131rd\u0131 ki, Ebu&#8217;l-Hakem b. Berrecan, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n Beyt-i Makdis&#8217;i (Kud\u00fcs&#8217;\u00fc) fethedeceklerini il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fcnden zaman ve g\u00fcn\u00fc belli olarak \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131. Ve \u0130bn\u00fc Berrecan kendisi fetih i\u00e7in tayin etti\u011fi zamandan \u00f6nce vefat etti. Vefat\u0131ndan bir zaman sonra da m\u00fcsl\u00fcmanlar onun tayin etti\u011fi zamanda Kud\u00fcs&#8217;\u00fc fethettiler. An\u0131lan Ebu Cafer, bu Ebu&#8217;l-Hakem b. Berrecan&#8217;\u0131n, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131ndan \u00e7\u0131kararak gayb olaylar\u0131na dair birtak\u0131m \u015feylere v\u00e2k\u0131f oldu\u011funa inan\u0131rd\u0131.&#8221; Muhyiddin Arab\u00ee de bu Kud\u00fcs fethi hakk\u0131ndaki istihracdan (\u00e2yetlerden h\u00fck\u00fcm \u00e7\u0131karma i\u015finden) bahsetmi\u015ftir. Demek olur ki, \u00e2yette ancak Allah&#8217;\u0131n dostlar\u0131na a\u00e7\u0131klanan daha ba\u015fka i\u015faretler de vard\u0131r.<\/p>\n<p>Al\u00fbs\u00ee, tefsirinde de der ki: &#8220;Muhyiddin Arab\u00ee, Irak\u00ee ve di\u011ferleri gibi irfan sahiplerinin, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 Kerim&#8217;den gayba ait bilgiler \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 me\u015fhurdur&#8221;. Bu, birtak\u0131m hesap kaideleri ve harflerin amelleri \u00fczerine kurulmu\u015ftur ki, onlara dair seleften bir \u015fey gelmemi\u015ftir. Hz. Ali (k.v.)&#8217;ye: &#8220;Resulullah size ba\u015fkalar\u0131ndan gizledi\u011fi bir s\u0131r s\u00f6yledi mi?&#8221; diye sorulmu\u015ftu. Dedi ki: &#8220;Hay\u0131r, ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bir kuluna kitab\u0131nda bir anlay\u0131\u015f vermi\u015f olmas\u0131 m\u00fcstesna.&#8221; Fakat insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bilmezler. Yani bunlar\u0131n Allah vaadi oldu\u011funu ve Allah&#8217;\u0131n vaadinin mutlaka yerine gelece\u011fini bilmezler.<\/p>\n<p>7- Sadece d\u00fcnya hayat\u0131ndan bir d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f bilirler. Bug\u00fcn kim galib gelir, ne y\u00fcze \u00e7\u0131karsa; ona bakar, onu bilirler. Onlar, ahiretten ise hep gafildirler. Bu d\u00fcnyan\u0131n sonunun nereye varaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmez, ilerisinin ne olaca\u011f\u0131n\u0131n fark\u0131nda olmazlar.<\/p>\n<p>8- Ve kendi nefislerinde (i\u00e7lerinde) hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmediler de mi? Yani niye ilerisini d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorlar? Bu d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n gelip ge\u00e7ici oldu\u011funa ve bunun bir sonu, ger\u00e7ek ve de\u011fi\u015fmez bir ahireti bulundu\u011funa b\u00fct\u00fcn g\u00f6kler ve yer del\u00e2let edip dururken kendi kendilerine vicdanlar\u0131nda, yahut kendi nefisleri hakk\u0131nda niye bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp de bilmiyorlar ki, Allah, o g\u00f6kleri ve yeri ve ikisinin aras\u0131ndakileri ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc de\u011fil. Ancak hak ile ve m\u00fcsemm\u00e2 bir ecel, -yani belirli bir s\u00fcre ile- yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Yani a\u015fa\u011f\u0131da ve yukar\u0131da ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n aralar\u0131nda bulunan k\u00e2inattan hepsinin bir \u00f6mr\u00fc, belirli bir s\u00fcre ile bir eceli, bir sonu vard\u0131r. Bununla beraber hi\u00e7biri bo\u015funa yarat\u0131lmam\u0131\u015f, herbiri sabit ve b\u00e2ki bir Hakk&#8217;a del\u00e2let etmek \u00fczere ger\u00e7ek bir y\u00f6n, ger\u00e7ek bir hikmetle yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Onun i\u00e7in hepsi &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka her \u015fey hel\u00e2k olacakt\u0131r.&#8221; (Kasas, 28\/88) \u00e2yetinin ifadesince bu d\u00fcnyan\u0131n fani (ge\u00e7ici) olup, sonunda Allah&#8217;\u0131n huzuruna gidilen bir ahiret bulundu\u011funu anlatmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bununla beraber insanlardan bir\u00e7o\u011fu herhalde Rablerine kavu\u015fmay\u0131 ink\u00e2r etmektedirler. Yani bir\u00e7oklar\u0131 yaln\u0131z ahiretten, d\u00fc\u015f\u00fcnceden gafil olmakla kalmazlar da kendilerini yarat\u0131p yeti\u015ftiren Hakk&#8217;\u0131n buyru\u011funa gidilip, m\u00fckafat ve cezaya erilece\u011fini kesinlikle ink\u00e2r bile ederler. Ya d\u00fcnyay\u0131 ebed\u00ee imi\u015f gibi kabul ederler, yahut ta b\u00fct\u00fcn yarat\u0131l\u0131\u015f, hikmetsiz, gayesiz, bat\u0131lm\u0131\u015f gibi her \u015feyin fani olup, sonunda bo\u015fa gitti\u011fini ve dolay\u0131s\u0131yla insan\u0131n sonunun da bir \u00f6l\u00fcmle hi\u00e7 olup bitti\u011fini iddia ederler. Rablerinin cemal ve cel\u00e2line (sevab ve cezas\u0131na) ermeyi tan\u0131maz, k\u00fcfrederler.<\/p>\n<p>9- Ve o yery\u00fcz\u00fcnde bir gezmediler mi? O k\u00e2firler bir gezip de baksalar nas\u0131l olmu\u015f kendilerinden \u00f6ncekilerin sonu? Kendilerinden \u00f6nce ink\u00e2r eden \u00c2d, Sem\u00fbd gibi y\u0131k\u0131l\u0131p gitmi\u015f kavimlerin sonu. Onlar kuvvet\u00e7e kendilerinden daha \u015fiddetliydiler ve topra\u011f\u0131 aktarm\u0131\u015flar; ekin ekmek veya su, maden \u00e7\u0131karmak i\u00e7in topra\u011f\u0131n alt\u0131n\u0131 \u00fcst\u00fcne \u00e7evirmi\u015fler. Ve onu kendilerinin imar\u0131ndan dah \u00e7ok imar etmi\u015flerdi. Peygamberleri de kenilerine delillerle, a\u00e7\u0131k b\u00fcrhanlar, mucizelerle gelmi\u015flerdi, yani onlara inanmad\u0131lar da hel\u00e2k olup y\u0131k\u0131ld\u0131lar. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu. Su\u00e7suz hel\u00e2k etmiyordu. Buna zul\u00fcm denilmesi, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n son derece nezih oldu\u011funu ortaya koyup a\u00e7\u0131klamak i\u00e7indir. Yoksa Allah su\u00e7suz da hel\u00e2k etse ger\u00e7ekte yine zul\u00fcm olmazd\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah (c.c.) ger\u00e7ek m\u00e2liktir. M\u00e2likin m\u00fclk\u00fcnde diledi\u011fini yapmas\u0131 zul\u00fcm olmaz. Zul\u00fcm, ba\u015fkas\u0131n\u0131n haklar\u0131na sald\u0131rmay\u0131 ifade eder. Ve fakat onlar, kendilerine zulmediyorlard\u0131.<\/p>\n<p>10-\u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n hikmetine g\u00f6re, toplumlar\u0131n\u0131n ve kendilerinin hel\u00e2kini gerektiren g\u00fcnahlar\u0131 kendi istekleriyle i\u015fliyorlard\u0131. Sonra o k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapanlar\u0131n sonu ne fena oldu! Sonlar\u0131n en k\u00f6t\u00fcs\u00fc, en k\u00f6t\u00fc ceza olan cehennem az\u00e2b\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini yalan sayd\u0131lar. Ve onlarla e\u011fleniyorlard\u0131.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>11- Allah yaratmay\u0131 ilkin yapar, sonra da \u00e7evirir, onu yeniden yapar. Sonra hep d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp O&#8217;na g\u00f6t\u00fcr\u00fcleceksiniz.<\/p>\n<p>12- K\u0131yamet saatinin gelip \u00e7att\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn su\u00e7lular, her \u00fcmidi keserler.<\/p>\n<p>13- Allah&#8217;a ortak ko\u015ftuklar\u0131ndan, kendilerine \u015fefaat edecekler de bulunmaz. Onlar, o zaman Allah&#8217;a ko\u015ftuklar\u0131 ortaklar\u0131 ink\u00e2r ederler.<\/p>\n<p>14- K\u0131yamet saatinin gelip \u00e7att\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn varya, o g\u00fcn (inananlarla inanmayanlar) ayr\u0131l\u0131rlar.<\/p>\n<p>15- \u015eimdi iman edip salih ameller yapm\u0131\u015f olanlara gelince, onlar bir bah\u00e7e i\u00e7inde ne\u015felenirler.<\/p>\n<p>16- \u00c2yetlerimizi ve \u00e2hiret bulu\u015fmas\u0131n\u0131 yalan say\u0131p da k\u00fcfredenlere gelince, i\u015fte onlar o zaman azab i\u00e7inde haz\u0131r bulundurulurlar.<\/p>\n<p>17- O halde ak\u015fama girdi\u011finiz zaman da, sabaha girdi\u011finiz zaman da tesbih Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. (daima O, tesbih edilir).<\/p>\n<p>18- G\u00f6klerde ve yerde, ikindileyin de, \u00f6\u011fleye erdi\u011finiz zaman da hamd O&#8217;na mahsustur.<\/p>\n<p>19- O, \u00f6l\u00fcden diri \u00e7\u0131kar\u0131r, diriden \u00f6l\u00fc \u00e7\u0131kar\u0131r ve topra\u011fa \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra hayat verir. Sizler de i\u015fte \u00f6yle \u00e7\u0131kar\u0131lacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>11-17 Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 uydurup ortak ko\u015ftuklar\u0131 mabudlar. Ravza, asl\u0131nda sulu, ye\u015fillikli g\u00fczel bostan demek olup, burada maksat, cennet bah\u00e7elerinden bir bah\u00e7edir. Haz\u0131r bulundurulacaklar<\/p>\n<p>\u0130HZAR: Su\u00e7luyu yakalay\u0131p zorla mahkeme huzuruna getirmektir.<\/p>\n<p>O halde tesbih Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. (onu tesbih etmelidir). Madem ki ilerisi \u00f6yledir, o saat gelip \u00e7atacakt\u0131r. O g\u00fcn o \u00fcmitsizlik ve azab i\u00e7inde haz\u0131r bulundurulmaktan kurtulup, bir bah\u00e7ede ne\u015felenebilmek i\u00e7in \u015fimdi Allah&#8217;a tesbih ediniz. Her \u015fey de\u011fi\u015fti\u011fi halde kendisi yokluk ve eksiklikten uzak, de\u011fi\u015fip bozulmaktan m\u00fcnezzeh, tek zat\u0131 ile ebed\u00ee S\u00fcbhan olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 \u015firk ve eksiklik \u015f\u00fcphelerinden tenzih ediniz.<\/p>\n<p>TENZ\u0130H: Ya yaln\u0131z kalb ile olur; kesin itikat veya onunla beraber dil ile olur; duyulacak \u015fekilde s\u00f6ylemek; yahut bunlarla beraber bir de \u00f6zel fiil ve davran\u0131\u015flarla olur ki, bu da salih ameldir. Birincisi as\u0131l, ikincisi onun meyvesi, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de ikincinin meyvesidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan, kalbinden bir \u015feye itikad edince o dilinden meydana \u00e7\u0131kar, s\u00f6yledi\u011fi zaman da do\u011frulu\u011fu, durum ve davran\u0131\u015flar\u0131ndan belli olur. Dil, kalbin terc\u00fcman\u0131, amel de dilin delilidir. R\u00fck\u00fcnlerin fiilleri ise hem dil ile zikri, hem kalb ile niyeti i\u00e7ine alan namazd\u0131r. Onun i\u00e7in namaz hem zikirdir, hem bir tenzih ve tesbihtir. \u015eu halde tesbih denince, her \u00e7e\u015fidini i\u00e7erirse de mutlak (kay\u0131ts\u0131z) ifade, m\u00fckemmele yorumlanaca\u011f\u0131na g\u00f6re ilk \u00f6nce namaza yorumlan\u0131r.<\/p>\n<p>Onun i\u00e7in burada be\u015f vakit namaz saatleri \u00f6zetlenmi\u015ftir ki, zaman\u0131n \u00e2hirete do\u011fru ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 g\u00f6steren en \u00f6nemli de\u011fi\u015fme anlamlar\u0131n\u0131 takib eden bereketli saatlerdi. \u00d6nce makam, korkutma ve uyarma makam\u0131 olmas\u0131 itibariyla geceye do\u011fru o zaman ki ak\u015famlars\u0131n\u0131z. Bu iki vakti i\u00e7ine al\u0131r. Birisi, g\u00fcne\u015fin bat\u0131\u015f\u0131n\u0131 takib eden ma\u011frib (yani birinci \u0131\u015f\u00e2 denilen) ak\u015fam namaz\u0131 vakti ki, \u015fafak denilen k\u0131z\u0131ll\u0131k veya beyazl\u0131k kaybolana kadar. \u0130kincisi, \u015fafak\u0131n kaybolmas\u0131n\u0131 takib eden son \u0131\u015f\u00e2, yani yats\u0131 namaz\u0131 vakti fecre (imsak vaktine) kadar. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc ve o zaman ki sabahlars\u0131n\u0131z. Fecr-i sad\u0131ktan, yani tan yerinin a\u011farmas\u0131ndan g\u00fcne\u015f do\u011fana kadar. O ne g\u00fczel zaman ve ne g\u00fczel nimet!<\/p>\n<p>18- G\u00f6klerde ve yerde ve ikindileyin hamdde O&#8217;nundur.<\/p>\n<p>A\u015e\u0130Y: Ak\u015fam \u00fcst\u00fc demek oldu\u011funa g\u00f6re ikindi vaktini asr-\u0131 s\u00e2ni olmas\u0131 gerekir. Hem de o zaman ki, \u00f6\u011flen edersiniz. Bu ikisi ile tam be\u015f vakit olmu\u015f olur. Burada \u00f6\u011flenin sonraya b\u0131rak\u0131lmas\u0131, f\u00e2s\u0131laya (\u00e2yet sonlar\u0131ndaki uyuma) riayet i\u00e7in denilmi\u015f ise de inzar (uyarma) n\u00fcktesiyle ak\u015fam\u0131n \u00f6nce zikredilmesindeki tekab\u00fcle (kar\u015f\u0131l\u0131k olmaya) riayet i\u00e7in ikindinin &#8220;a\u015fiy&#8221; terimiyle \u00f6ne al\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131 makama daha uygundur. 1<\/p>\n<p>9- \u00d6l\u00fcden diri \u00e7\u0131kar\u0131r. G\u0131dadan hayvan, yumurtadan civciv, nutfeden (spermadan) insan, c\u00e2hilden \u00e2lim, k\u00e2firden m\u00fcmin gibi ki, uyuyandan uyan\u0131k da \u00f6yledir. Ve bu m\u00fcnasebetle anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ve aksine ve diriden \u00f6l\u00fc \u00e7\u0131kar\u0131r. Bunun \u00f6rne\u011fi \u00e7oktur ve yery\u00fcz\u00fcne \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra hayat verir. G\u00fczden sonra bahara bak i\u015fte siz de \u00f6yle \u00e7\u0131kar\u0131lacaks\u0131n\u0131z. Bu noktada tabiat\u00e7\u0131l\u0131k hatas\u0131na d\u00fc\u015f\u00fclmemesi i\u00e7in, tabiatlar \u00fczerinde hakim olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kudretinin delillerinden baz\u0131lar\u0131 hat\u0131rlat\u0131larak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>20- O&#8217;nun \u00e2yetlerinden (kudretinin delillerinden)dir ki, sizi bir topraktan yaratt\u0131. Sonra da siz \u015fimdi yery\u00fcz\u00fcnde da\u011f\u0131l\u0131p yay\u0131lan insanlar oluverdiniz.<\/p>\n<p>21- Yine O&#8217;nun \u00e2yetlerindendir ki, sizin i\u00e7in nefislerinizden kendilerine \u0131s\u0131n\u0131rs\u0131n\u0131z diye e\u015fler yaratm\u0131\u015f, aran\u0131za bir sevgi ve merhamet koymu\u015ftur. \u015e\u00fcphesiz ki bunda d\u00fc\u015f\u00fcnecek bir kavim i\u00e7in nice ibretler vard\u0131r.<\/p>\n<p>22- Yine g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ile dillerinizin ve renklerinizin farkl\u0131 olu\u015fu da O&#8217;nun \u00e2yetlerindendir. \u015e\u00fcphesiz ki bunda bilenler i\u00e7in nice ibretler vard\u0131r.<\/p>\n<p>23- Yine gecede ve g\u00fcnd\u00fczde uyuman\u0131z ve l\u00fctfundan nasib araman\u0131z da O&#8217;nun \u00e2yetlerindendir. \u015e\u00fcphesiz ki bunda dinleyecek bir kavim i\u00e7in nice ibretler vard\u0131r.<\/p>\n<p>24- Yine O&#8217;nun \u00e2yetlerindendir ki, size hem korku ve hem de umut vermek i\u00e7in \u015fim\u015fe\u011fi g\u00f6steriyor. Ve g\u00f6kten bir su indiriyor da onunla yery\u00fcz\u00fcne \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra hayat veriyor. \u015e\u00fcphesiz ki bunda akl\u0131n\u0131 kullanacak bir kavim i\u00e7in nice ibretler vard\u0131r.<\/p>\n<p>25- Yine g\u00f6\u011f\u00fcn ve yerin, emriyle durmas\u0131 da O&#8217;nun \u00e2yetlerindendir. Sonra sizi bir tek \u00e7a\u011f\u0131r\u0131\u015fla \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131 zaman bir de bakars\u0131n\u0131z ki (yerden diriltilip \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131yorsunuz).<\/p>\n<p>26- G\u00f6klerde ve yerde kim varsa hepsi O&#8217;nundur. Hepsi de O&#8217;na itaat etmektedirler.<\/p>\n<p>27- Hem yaratmay\u0131 ilkin yapan O&#8217;dur. Sonra onu \u00e7evirip yeniden yapacak olan da O&#8217;dur ki, bu O&#8217;na \u00e7ok kolayd\u0131r. G\u00f6klerde ve yerde en y\u00fcksek \u015fan ve \u015feref O&#8217;nundur. O \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>20- Ve O&#8217;nun \u00e2yetlerindendir. Yukarki haberler gibi \u015fu da Allah&#8217;\u0131n ul\u00fbhiyetinin delillerinden, e\u015fyan\u0131n tabiata mahkum olmay\u0131p, tabiatlar \u00fczerinde h\u00e2kim ve onun i\u00e7in \u00f6l\u00fcmden sonra diriltmeye de k\u00e2dir bulundu\u011funa i\u015faret eden al\u00e2metlerdendir. Ki, sizleri bir topraktan yaratm\u0131\u015f, yery\u00fcz\u00fcnde hi\u00e7 insan yok iken, onu bulundu\u011fu durumda b\u0131rakmay\u0131p kuru topra\u011fa hayat vererek ifadesince \u00e7amurdan, bir s\u00fcl\u00e2leden (s\u00fcz\u00fclm\u00fc\u015f bir \u00e7amurdan) siz insan cinsini yaratmas\u0131 ki, e\u011fer o tabiata mahkum olsayd\u0131, cans\u0131z topra\u011fa o de\u011fi\u015fikli\u011fi vermesi m\u00fcmk\u00fcn olmazd\u0131. \u00d6nce bir insan h\u00fccresi yarat\u0131lamayaca\u011f\u0131 gibi, bug\u00fcn de bir insan g\u0131das\u0131 yap\u0131lamazd\u0131. Halbuki yarat\u0131lm\u0131\u015f. Sonra da \u015fimdi siz bir insans\u0131n\u0131z, yery\u00fcz\u00fcne da\u011f\u0131l\u0131p duruyorsunuz, derisi \u00e7\u0131plak, zarif bir yarat\u0131k olarak \u00fcreyip, \u00e7o\u011fal\u0131p yay\u0131l\u0131yorsunuz. Bir kara topra\u011f\u0131n bu derece geli\u015fip olgunlu\u011fu erdirtirilmesi, i\u015fte y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n Rabli\u011fini ve \u00f6l\u00fcleri diriltmeye kudretini g\u00f6steren delillerindendir. Yine O&#8217;nun \u00e2yetlerinden, il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131n\u0131n l\u00fctuflar\u0131n\u0131 g\u00f6steren delillerinden ki sizin i\u00e7in nefislerinizden, yani maymun veya di\u011fer bir hayvandan de\u011fil, kendi \u00f6zlerinizden, ayn\u0131 insan, be\u015fer cinsinden e\u015fler yaratm\u0131\u015f kendilerine \u0131s\u0131nas\u0131n\u0131z, meyledip yak\u0131nl\u0131k kuras\u0131n\u0131z diye. \u00c7\u00fcnk\u00fc cinsiyet kokla\u015fmaya, farkl\u0131l\u0131k \u00fcrk\u00fcnt\u00fcye sebep olur. \u0130nsan e\u015fini ba\u015fka hayvandan aramak zorunda kalsayd\u0131, ne k\u00f6t\u00fc olurdu! Hem aran\u0131za bir sevgi ve merhamet koymu\u015f; evlenme vas\u0131tas\u0131yla \u00f6yle insan\u00ee bir sevi\u015f ve esirgeyi\u015f ki, hayvanlar gibi k\u0131z\u0131\u015fma zamanlar\u0131na mahsus de\u011fil, hatta yaln\u0131z kar\u0131-koca aras\u0131nda de\u011fil, genel olarak siz insanlar aras\u0131nda bir sevgi ve merhamet duygusu yapm\u0131\u015ft\u0131r. \u015e\u00fcphesiz ki onda, nefislerinizden e\u015fler yarat\u0131p aran\u0131za sevgi ve merhamet b\u0131rakmakta, \u00e2yetler vard\u0131r. Sadece bir \u00e2yet de\u011fil, bir\u00e7ok \u00e2yetler, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n tabiatlar\u0131 yarat\u0131p, de\u011fi\u015ftirip, kemale erdiren kudretiyle beraber, rahmetine ve \u00f6zellikle insanlar hakk\u0131ndaki Rahman olan Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131na ve Rabban\u00ee h\u00fck\u00fcmlerine de del\u00e2let eden deliller vard\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fcnecek bir kavim i\u00e7in, yani bu \u00e2yet, \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek bir \u00e2yettir. Hem sadece ferdin d\u00fc\u015f\u00fcnmesi yeterli de\u011fil, b\u00fct\u00fcn kavim d\u00fc\u015f\u00fcnmelidir. D\u00fc\u015f\u00fcnecek bir kavim i\u00e7in insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n bu \u00e2yetinde \u00f6yle hikmetler, del\u00e2letler vard\u0131r ki, insanl\u0131\u011f\u0131n nas\u0131l y\u00fcksek bir ahl\u00e2k ve sevimli bir medeniyete haz\u0131r ve ne kadar mutlu bir hayat ve nimete aday olarak yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bu hayat\u0131n bir r\u00fckn\u00fc olan kad\u0131n\u0131n d\u00fc\u015f\u00fc\u015f ve zilletten korunmas\u0131 i\u00e7in, sevgi ve esirgeme hisleriyle nas\u0131l bir sosyal d\u00fczen takib etmek gerekti\u011fini g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>21- Ve O&#8217;nun \u00e2yetlerindendir. Yukarki haberler gibi \u015fu da Allah&#8217;\u0131n ul\u00fbhiyetinin delillerinden, e\u015fyan\u0131n tabiata mahkum olmay\u0131p, tabiatlar \u00fczerinde h\u00e2kim ve onun i\u00e7in \u00f6l\u00fcmden sonra diriltmeye de k\u00e2dir bulundu\u011funa i\u015faret eden al\u00e2metlerdendir. Ki, sizleri bir topraktan yaratm\u0131\u015f, yery\u00fcz\u00fcnde hi\u00e7 insan yok iken, onu bulundu\u011fu durumda b\u0131rakmay\u0131p kuru topra\u011fa hayat vererek ifadesince \u00e7amurdan, bir s\u00fcl\u00e2leden (s\u00fcz\u00fclm\u00fc\u015f bir \u00e7amurdan) siz insan cinsini yaratmas\u0131 ki, e\u011fer o tabiata mahkum olsayd\u0131, cans\u0131z topra\u011fa o de\u011fi\u015fikli\u011fi vermesi m\u00fcmk\u00fcn olmazd\u0131. \u00d6nce bir insan h\u00fccresi yarat\u0131lamayaca\u011f\u0131 gibi, bug\u00fcn de bir insan g\u0131das\u0131 yap\u0131lamazd\u0131. Halbuki yarat\u0131lm\u0131\u015f. Sonra da \u015fimdi siz bir insans\u0131n\u0131z, yery\u00fcz\u00fcne da\u011f\u0131l\u0131p duruyorsunuz, derisi \u00e7\u0131plak, zarif bir yarat\u0131k olarak \u00fcreyip, \u00e7o\u011fal\u0131p yay\u0131l\u0131yorsunuz. Bir kara topra\u011f\u0131n bu derece geli\u015fip olgunlu\u011fu erdirtirilmesi, i\u015fte y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n Rabli\u011fini ve \u00f6l\u00fcleri diriltmeye kudretini g\u00f6steren delillerindendir. Yine O&#8217;nun \u00e2yetlerinden, il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131n\u0131n l\u00fctuflar\u0131n\u0131 g\u00f6steren delillerinden ki sizin i\u00e7in nefislerinizden, yani maymun veya di\u011fer bir hayvandan de\u011fil, kendi \u00f6zlerinizden, ayn\u0131 insan, be\u015fer cinsinden e\u015fler yaratm\u0131\u015f kendilerine \u0131s\u0131nas\u0131n\u0131z, meyledip yak\u0131nl\u0131k kuras\u0131n\u0131z diye. \u00c7\u00fcnk\u00fc cinsiyet kokla\u015fmaya, farkl\u0131l\u0131k \u00fcrk\u00fcnt\u00fcye sebep olur. \u0130nsan e\u015fini ba\u015fka hayvandan aramak zorunda kalsayd\u0131, ne k\u00f6t\u00fc olurdu! Hem aran\u0131za bir sevgi ve merhamet koymu\u015f; evlenme vas\u0131tas\u0131yla \u00f6yle insan\u00ee bir sevi\u015f ve esirgeyi\u015f ki, hayvanlar gibi k\u0131z\u0131\u015fma zamanlar\u0131na mahsus de\u011fil, hatta yaln\u0131z kar\u0131-koca aras\u0131nda de\u011fil, genel olarak siz insanlar aras\u0131nda bir sevgi ve merhamet duygusu yapm\u0131\u015ft\u0131r. \u015e\u00fcphesiz ki onda, nefislerinizden e\u015fler yarat\u0131p aran\u0131za sevgi ve merhamet b\u0131rakmakta, \u00e2yetler vard\u0131r. Sadece bir \u00e2yet de\u011fil, bir\u00e7ok \u00e2yetler, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n tabiatlar\u0131 yarat\u0131p, de\u011fi\u015ftirip, kemale erdiren kudretiyle beraber, rahmetine ve \u00f6zellikle insanlar hakk\u0131ndaki Rahman olan Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131na ve Rabban\u00ee h\u00fck\u00fcmlerine de del\u00e2let eden deliller vard\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fcnecek bir kavim i\u00e7in, yani bu \u00e2yet, \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek bir \u00e2yettir. Hem sadece ferdin d\u00fc\u015f\u00fcnmesi yeterli de\u011fil, b\u00fct\u00fcn kavim d\u00fc\u015f\u00fcnmelidir. D\u00fc\u015f\u00fcnecek bir kavim i\u00e7in insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n bu \u00e2yetinde \u00f6yle hikmetler, del\u00e2letler vard\u0131r ki, insanl\u0131\u011f\u0131n nas\u0131l y\u00fcksek bir ahl\u00e2k ve sevimli bir medeniyete haz\u0131r ve ne kadar mutlu bir hayat ve nimete aday olarak yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bu hayat\u0131n bir r\u00fckn\u00fc olan kad\u0131n\u0131n d\u00fc\u015f\u00fc\u015f ve zilletten korunmas\u0131 i\u00e7in, sevgi ve esirgeme hisleriyle nas\u0131l bir sosyal d\u00fczen takib etmek gerekti\u011fini g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>22-Yine O&#8217;nun \u00e2yetlerindendir, g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ki, iki bak\u0131mdan Allah&#8217;\u0131n varl\u0131k ve s\u0131fat\u0131n\u0131n delillerindendir.<\/p>\n<p>Birincisi: Maddenin b\u00f6yle \u00e7e\u015fitli cisimlerle y\u00fckseklere ve al\u00e7aklara ayr\u0131larak tabiat\u0131n asl\u0131nda \u00e7e\u015fitlilik meydana getirilmesi, kendi kendine birbirini takibeden kanundan ba\u015fka bir\u015fey olmamas\u0131 gereken tabiat\u0131n \u00fcst\u00fcnde h\u00e2kim olan y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n kudretini g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: G\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda \u00f6yle y\u00fcksek bir sanat vard\u0131r ki, her noktas\u0131 onu yaratan Allah&#8217;\u0131n ilim ve iradesiyle s\u0131fat\u0131n\u0131n m\u00fckemmelli\u011fini g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>Ve dillerinizin, benizlerinizin (renklerinizin) de\u011fi\u015fmesi &#8220;dillerin de\u011fi\u015fmesi&#8221; deyimi, genellikle l\u00fcgatlar\u0131n \u00e7oklu\u011fundan, leh\u00e7e ve \u015five gibi \u00f6zel s\u00f6yleyi\u015f bi\u00e7imlerinin farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131na kadar hepsi i\u00e7in do\u011fru olabilir. Arab&#8217;\u0131n dili ba\u015fka, Acem&#8217;in dili ba\u015fka, T\u00fcrk&#8217;\u00fcn dili ba\u015fka, Rum&#8217;un dili ba\u015fka, Freng&#8217;in dili ba\u015fka&#8230; Her milletin dili ba\u015fka ba\u015fka oldu\u011fu gibi, ayn\u0131 millette \u00e7e\u015fitli kabilelerin, gruplar\u0131n da dillerinde ba\u015fkal\u0131k vard\u0131r. Mesela Yemenlininki ile Necidlininkinin fark\u0131 olur. Hatta her \u015fahs\u0131n bile dili di\u011ferlerinden ay\u0131rt edilir. Renk, beniz de b\u00f6yledir. Kiminin beyaz, kiminin siyah, kiminin sar\u0131, kiminin k\u0131rm\u0131z\u0131 oldu\u011fu gibi, her \u015fahs\u0131n benzinde bile di\u011ferlerine g\u00f6re bir \u00f6zellik hissedilebilir. Sonra s\u00f6ylenen s\u00f6ze g\u00f6re de renklerin bir de\u011fi\u015fmesi vard\u0131r. \u015e\u00fcphesiz ki bunda, bu yaratma ve farkl\u0131l\u0131kta, bilgisi olanlar i\u00e7in \u00e2yetler (deliller) vard\u0131r. \u0130lim temyiz ifade eder. Temyiz ve temay\u00fcz de ayr\u0131lma ve farkl\u0131kla olur. Buna i\u015faret i\u00e7in burada &#8220;\u00e2lim\u00een&#8221; bilgisi olanlar i\u00e7in buyurulmu\u015ftur. B\u00f6ylece ilim ehli olan \u00e2limler bilirler ki; ilk olarak, b\u00fct\u00fcn bu \u00e7e\u015fitlilik ve farkl\u0131l\u0131k, tabiat\u0131n ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirerek farkl\u0131 tabiatlar yaratan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kudretini g\u00f6sterir. Ve b\u00fct\u00fcn bu de\u011fi\u015fiklik i\u00e7inde hepsinin d\u00fczenini koruyup idare etmesi de ilim ve sanat\u0131ndaki kemal (olgunluk) ve hikmetini g\u00f6sterir. \u0130kinci olarak, demek ki, dillerin ve renklerin de\u011fi\u015fmesinde hikmet vard\u0131r. Ve bu hikmetlerden birisi de &#8220;Biz sizi birbirinizle tan\u0131\u015fas\u0131n\u0131z diye milletlere ve kabilelere ay\u0131rd\u0131k..&#8221; (Hucurat, 49\/13) buyuruldu\u011fu \u00fczere geli\u015fip yay\u0131lma i\u00e7inde tan\u0131\u015fmad\u0131r. B\u00f6yle \u00e7e\u015fitli dilleri ve \u0131rklar\u0131 i\u00e7ine alan bir toplum meydana getirebilmek de ancak ilimle m\u00fcmk\u00fcn olabilir. Demek ki bir insan ne kadar \u00e7ok dil bilirse Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u00e2yetleri hakk\u0131nda o kadar \u00e7ok bilgi edinmi\u015f olacakt\u0131r. Ve demek ki, insanlar\u0131n simalar\u0131n\u0131 bilmek de dilleri bilmek gibi \u00f6nemli ilimlerdendir.<\/p>\n<p>23-24- Yine gecede ve g\u00fcnd\u00fczde uyuman\u0131z da O&#8217;nun \u00e2yetlerindendir. Uyuyup dinlenmeniz ve l\u00fctfundan nasib araman\u0131z; sanat ve ticaret gibi sebeplerden birine te\u015febb\u00fcsle Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve fazl\u0131ndan r\u0131z\u0131k istemeniz; gerek uyku, gerek kazanma ikisi de Allah&#8217;\u0131n nimetidir. Uykunun nas\u0131l b\u00fcy\u00fck bir nimet oldu\u011funu, uykusuz kalanlardan dinlemeli, \u00e7al\u0131\u015fabilmenin ne b\u00fcy\u00fck bir nimet oldu\u011funu da i\u015fsiz g\u00fc\u00e7s\u00fcz kalanlardan bir sormal\u0131, g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, burada uyku, r\u0131z\u0131k aramadan \u00f6nce s\u00f6ylenmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e7al\u0131\u015fmak i\u00e7in dinlenmeye ihtiya\u00e7 vard\u0131r. Bir de istirahat, kendisi i\u00e7in do\u011frudan arzu edilen bir \u015feydir, isteyip aramak ise ihtiya\u00e7 dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r. Sonra &#8220;O&#8217;nun l\u00fctfundan&#8221; buyurulmu\u015f ve bununla \u015fu n\u00fckteler a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r:<\/p>\n<p>1- \u00c7al\u0131\u015fmal\u0131, fakat k\u0131smet olan nasibi kendinden bilmemeli, Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfundan bilmelidir.<\/p>\n<p>2- \u0130nsan her g\u00fcn bir k\u00e2r ve geli\u015fme aramal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;fadl&#8221; (Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfu) fazla, \u00e7ok demektir. Ticaret de k\u00e2r kazanmakt\u0131r. Nitekim &#8220;iki g\u00fcn\u00fc e\u015fit olan ziyanda&#8221; demektir.<\/p>\n<p>3- Aramak, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n l\u00fctfunu sezmek, ummakt\u0131r. Ve hatta \u00e7al\u0131\u015f\u0131p arayabilmenin kendisi bile Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfundand\u0131r.<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphesiz ki bunda, bu uyumda ve aramada kula\u011f\u0131 olan bir kavim \u00e7ok \u00e2yetler vard\u0131r. Uykuda olsa uyan\u0131r, tekrar dirilmeye inan\u0131r. Uyuyan kimse en \u00e7ok kulaktan uyanaca\u011f\u0131 gibi, talep ve ara\u015ft\u0131rmada bulunan kimselerin de ilk i\u015fleri etraf\u0131 dinlemek, istihbarattan yararlanmak olaca\u011f\u0131 i\u00e7in burada buyurulmu\u015ftur. Diller bilindikten sonra, kulak verip dinlemek de ger\u00e7ekten uygun olur.<\/p>\n<p>25- Yine O&#8217;nun \u00e2yetlerindendir ki size hem korku ve hem umut i\u00e7in \u015fim\u015fek g\u00f6sterir. Hem cel\u00e2l s\u0131fat\u0131 vard\u0131r, hem cemal; bazen bir olayda iki z\u0131t tesiri birden yaratarak ikisini birden tecelli ettirir. Hem korkutur, hem \u00fcmitlendirir. Mesel\u00e2 size \u015fim\u015fek g\u00f6sterir. G\u00f6stermek asl\u0131nda O&#8217;nun \u00e2yetlerinden (kudretinin delillerinden) biridir. Bununla beraber \u015fim\u015fek g\u00f6sterir ki, onunla korku ve \u00fcmit, iki z\u0131t duyguyu birden telkin eder. Korku y\u0131ld\u0131r\u0131m, \u00fcmit rahmet \u00fcmididir. O \u00fcmit ger\u00e7ekle\u015fir mi?<\/p>\n<p>Ve g\u00f6kten bir su indirir de onunla yery\u00fcz\u00fcn\u00fc \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra diriltir. \u015e\u00fcphesiz ki bunda akl\u0131 olan bir kavim i\u00e7in \u00e2yetler (ibretler) vard\u0131r. Akl\u0131 ola, \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ihtiya\u00e7 kalmadan bir sezgi ile anlar ki, bunu yapan, \u00f6l\u00fcleri diriltmeye de k \u00e2dirdir. \u00d6lm\u00fc\u015f bir kavim de bir \u015fim\u015fek par\u0131lt\u0131s\u0131 aras\u0131nda g\u00f6kten inen su gibi, bir hayat ne\u015fesiyle diriliverir. Ve dolay\u0131s\u0131yla hem O&#8217;nun azab\u0131ndan, y\u0131ld\u0131r\u0131m\u0131ndan korkmal\u0131, gururlu olmamal\u0131, hem de rahmetine \u00f6zlem ve \u00fcmit ile sar\u0131lmal\u0131, \u00fcmitsiz olmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Yine O&#8217;nun \u00e2yetlerindendir. G\u00f6\u011f\u00fcn ve yerin O&#8217;nun emriyle durmas\u0131. Yani varl\u0131k \u00e2leminde bulunmas\u0131, hep O&#8217;nun &#8220;k\u00fcn&#8221; (ol) emriyledir. \u00c7ekim ve denge kanunlar\u0131 hep O&#8217;nun emrinden ibarettir. Sonra sizi bir \u00e7a\u011f\u0131r\u0131\u015fla \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131 zaman yerden derhal siz \u00e7\u0131kars\u0131n\u0131z. Kabirlerden \u00e7\u0131kar, mah\u015fere ko\u015fars\u0131n\u0131z. Burada \u0130sl\u00e2m m\u00fccahidlerinin \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131na da bir i\u015faret vard\u0131r.<\/p>\n<p>26- Hem g\u00f6klerde ve yerde kim varsa, hep O&#8217;nundur; O&#8217;nun m\u00fclk\u00fcd\u00fcr. Hep O&#8217;na boyun e\u011fmi\u015flerdir. Yani g\u00f6nl\u00fcyle itaat etmek istemeyen k\u00e2firler bile istemeyerek de olsa sonunda O&#8217;na boyun e\u011fmek zorunda kal\u0131rlar. Kesin h\u00fckm\u00fcne kar\u015f\u0131 gelemezler.<\/p>\n<p>27- Ve i\u015fte O&#8217;dur o yaratmay\u0131 ilkin yapan, sonra onu d\u00f6nd\u00fcr\u00fcp tekrar yapacak olan ki o, O&#8217;na daha kolayd\u0131r. Yani yeniden yapmak, ilkin yapmaktan daha kolayd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc normal olarak bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, \u00f6nceki tabiat\u0131n aksine iken, ikincisi tabii olmu\u015f olur. G\u00f6klerde ve yerde en y\u00fcksek \u015feref ve \u015fan da O&#8217;nundur. Tam kudret, sonsuz hikmet, yarat\u0131c\u0131l\u0131k, il\u00e2hl\u0131k gibi en y\u00fcksek nitelikler ancak O&#8217;nundur. &#8220;Kendisinden ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h olmayand\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Ve O \u00f6yle aziz, \u00f6yle hakimdir. \u00d6yle y\u00fcksek, \u015fan\u0131na yeti\u015fmek ihtimali olmayan g\u00fc\u00e7l\u00fc ve yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 hikmet ve menfaat ile sa\u011flam yapan hakimdir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>28- Allah, size kendinizden bir mis\u00e2l verdi: Hi\u00e7 size r\u0131z\u0131k olarak verdi\u011fimiz \u015feylerde elleriniz alt\u0131ndaki k\u00f6lelerinizden ortaklar\u0131n\u0131z bulunur da onlarla siz e\u015fit olur, aran\u0131zda birbirinizi sayd\u0131\u011f\u0131n\u0131z gibi, onlar\u0131 da sayar m\u0131s\u0131n\u0131z? \u0130\u015fte biz, d\u00fc\u015f\u00fcnecek bir kavim i\u00e7in \u00e2yetleri b\u00f6yle a\u00e7\u0131kl\u0131yoruz.<\/p>\n<p>29- Fakat zulmedenler, bilgisizce hevalar\u0131na uydular. Art\u0131k Allah&#8217;\u0131n \u015fa\u015f\u0131rtt\u0131\u011f\u0131n\u0131 kim yola getirebilir? Onlar\u0131n yard\u0131mc\u0131lar\u0131 da yoktur.<\/p>\n<p>30- O halde y\u00fcz\u00fcn\u00fc, Allah&#8217;\u0131 bir tan\u0131yarak dine, Allah&#8217;\u0131n insanlar\u0131 \u00fczerine yaratm\u0131\u015f oldu\u011fu f\u0131trat\u0131na do\u011frult. Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u015f\u0131nda de\u011fi\u015fiklik bulunmaz. Dosdo\u011fru din budur. Fakat insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bilmezler.<\/p>\n<p>31- Ba\u015fkas\u0131ndan ge\u00e7erek hep O&#8217;na g\u00f6n\u00fcl verin ve O&#8217;ndan sak\u0131n\u0131n. Namaza devam edin ve m\u00fc\u015frilerden olmay\u0131n.<\/p>\n<p>32- O m\u00fc\u015friklerden (olmay\u0131n ki) onlar, dinlerini ay\u0131r\u0131p \u00f6bek \u00f6bek olmu\u015flard\u0131r. Her grup kendilerindekine g\u00fcvenmektedir.<\/p>\n<p>33- Bununla beraber insanlara bir keder dokundu\u011fu zaman her \u015feyden ge\u00e7erek Rablerine yalvar\u0131r, dua ederler; sonra taraf\u0131ndan bir rahmet tatt\u0131r\u0131verdi\u011fi zaman da bakars\u0131n onlardan bir k\u0131sm\u0131 tutar, O Rablerine ortak ko\u015farlar.<\/p>\n<p>34- Bunu da kendilerine verdi\u011fimiz nimetlere nank\u00f6rl\u00fck etmek i\u00e7in yaparlar. Haydi ge\u00e7inedurun bakal\u0131m, yak\u0131nda bileceksiniz.<\/p>\n<p>35- Yoksa biz onlara bir delil indirmi\u015fiz de O&#8217;na ortak ko\u015fmalar\u0131n\u0131 o mu s\u00f6yl\u00fcyor?<\/p>\n<p>36- Bir de biz insanlara bir rahmet tatt\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman ona g\u00fcveniyorlar da; ellerinin \u00f6nceden yapt\u0131\u011f\u0131 \u015feyler sebebiyle ba\u015flar\u0131na bir fenal\u0131k gelirse, hemen her \u00fcmidi kesiveriyorlar.<\/p>\n<p>37- Onlar g\u00f6rmediler mi ki, Allah diledi\u011fi kimseye r\u0131zk\u0131 serer ve daralt\u0131r. \u015e\u00fcphesiz ki bunda iman edecek bir kavim i\u00e7in ibretler vard\u0131r.<\/p>\n<p>38- O halde akrabaya da hakk\u0131n\u0131 ver, yoksula da, yolcuya da&#8230; Bu, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 dileyenler i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Kurtulu\u015fa erecek olanlar da i\u015fte onlard\u0131r.<\/p>\n<p>39- \u0130nsanlar\u0131n mallar\u0131 i\u00e7inde arts\u0131n diye verdi\u011finiz faiz, Allah yan\u0131nda artmaz. Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 dileyerek verdi\u011finiz zekata gelince, i\u015fte onlar, mallar\u0131 kat kat artm\u0131\u015f olanlard\u0131r.<\/p>\n<p>40- Allah, O&#8217;dur ki, sizi yaratt\u0131, sonra da size r\u0131z\u0131k verdi, sonra sizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcr, sonra sizi diriltir. Hi\u00e7 sizin ortak ko\u015ftuklar\u0131n\u0131zdan, bunlardan birini yapacak olan var m\u0131? Allah, onlar\u0131n ortak ko\u015ftuklar\u0131ndan m\u00fcnezzeh ve y\u00fccedir.<\/p>\n<p>28- O size kendi nefislerinizden bir misal vermi\u015ftir. Bu misal, \u015firkin bat\u0131l olu\u015funu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6stermek i\u00e7indir. Yani bir malike, m\u00fclk\u00fcnden ortak varsaymak bir \u00e7eli\u015fkidir, bat\u0131ld\u0131r. Bunu kendinizden bir pay bi\u00e7erek zorunlu bir \u015fekilde anlayabilirsiniz. Hi\u00e7 sizin k\u00f6leniz, u\u015fa\u011f\u0131n\u0131z, hayvan\u0131n\u0131z, ha\u015ferat\u0131n\u0131z (zararl\u0131 hayvanlar) gibi elleriniz alt\u0131nda sahibi bulundu\u011funuz \u015feyler, Allah&#8217;\u0131n size bah\u015fetti\u011fi m\u00fclk\u00fcn\u00fczde (mal varl\u0131\u011f\u0131n\u0131zda) sizin orta\u011f\u0131n\u0131z, denginiz olur da mal olan \u015feyler, sahibine e\u015fit olabilir mi? olamaz de\u011fil mi? Halbuki sizin mal varl\u0131\u011f\u0131n\u0131z Allah&#8217;\u0131n vergisi, onlara sahip olu\u015funuz da sonradan olma ve gelip ge\u00e7icidir. B\u00fct\u00fcn varl\u0131klara, var etme yoluyla sahip bulunan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ise, malik olu\u015fu sonsuz ve O&#8217;nun m\u00fclk\u00fcnden \u00e7\u0131kmak imkans\u0131zd\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 bu ger\u00e7ekleri b\u00f6yle ay\u0131rt edip anlatm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eimdi sizin mal varl\u0131\u011f\u0131n\u0131zdan biri size ortak olamazken Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n m\u00fclk\u00fcnden, yarat\u0131klar\u0131ndan, kullar\u0131ndan kendisine ortak nas\u0131l olabilir?<\/p>\n<p>29- Fakat o zulmedenler, yani o haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131 yap\u0131p Allah&#8217;a ortak ko\u015fanlar, bilgisizce hevalar\u0131na tabi oldular.<\/p>\n<p>HEVA: Nefsin \u015fehvetlere meyli demektir ki, keyif de denir. Burada &#8220;bilgisizce&#8221; kayd\u0131ndan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, heva iki k\u0131s\u0131md\u0131r: Birisi ilme uygun olan, birisi de olmayand\u0131r. \u0130lme uygun olan heva, Hakk&#8217;\u0131n nazar\u0131nda yarat\u0131l\u0131\u015f gayesine uygun d\u00fc\u015fen meyillerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fehvetlerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 da bo\u015funa de\u011fil, onlar insanlar\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131n\u0131n gayesine erdirmek i\u00e7in Allah taraf\u0131ndan birer y\u00f6nlendirici ve sebebtir. Ancak \u015feytan\u00ee olan insan zekas\u0131, onu gayesinden \u00e7evirerek ilmin z\u0131dd\u0131na olarak s\u0131rf zevk i\u00e7in bo\u015funa da israf eder. Mesela iffetli olmak ve \u00e7o\u011falmak niyetiyle evlenme arzusu, yarat\u0131l\u0131\u015f gayesine uygun ve dolay\u0131s\u0131yla ilme mutab\u0131k bir meyildir. Zina ve gayr\u0131 me\u015fru m\u00fcnasebet meyli ise ilme ayk\u0131r\u0131 sadece bir hevad\u0131r. \u00c7o\u011funlukla da heva b\u00f6yle \u015feylere denir. Ve i\u015fte m\u00fc\u015frikler bir \u015fey bildiklerinden dolay\u0131 de\u011fil, ilme uymayan hevalar\u0131 ard\u0131nda ko\u015ftuklar\u0131ndan dolay\u0131, kendilerini heveslere esir ederek haks\u0131zl\u0131kla, zalimlikle \u015firke sapt\u0131lar. Maliki milkine ortak etmek, e\u015fit tutmak haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131yla Allah&#8217;a milkinden, yarat\u0131klar\u0131ndan ortaklar uydurarak onlara tapt\u0131lar. Onlar\u0131, kendilerinin malikiymi\u015f gibi tuttular da h\u00fcrriyetlerini onlara verdiler. Art\u0131k Allah&#8217;\u0131n \u015fa\u015f\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 kim yola getirir? \u00d6nce hevalar\u0131na uyma, kendi fiilleri olarak g\u00f6sterilmi\u015f, kendilerine nispet edilmi\u015f iken burada \u015fa\u015f\u0131rmak, sapt\u0131rmak Allah&#8217;a isnad edilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlarda o hevalar\u0131 yaratan Allah Te\u00e2l\u00e2 oldu\u011fu gibi, arzular\u0131na g\u00f6re sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131, \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131 yaratan da O&#8217;dur. Bu sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fcrme de kalplerin m\u00fch\u00fcrlenip kapanma derecesine gelmi\u015f bulunursa hi\u00e7bir \u015fekilde hidayet ihtimali kalmaz.<\/p>\n<p>\u015eu halde burada \u015fa\u015f\u0131r\u0131p sapt\u0131rmaktan maksat, kalbleri m\u00fch\u00fcrleyecek derecede kesin dalalet (sap\u0131kl\u0131k) demek olur. Bakara S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Allah onlar\u0131n kalblerini m\u00fch\u00fcrledi.&#8221; (Bakara, 2\/7 \u00e2yetine bkz.) Onlara yard\u0131mc\u0131lardan eser de yoktur. Yola gelmesi ihtimali kalmam\u0131\u015f olan o zalimleri ne d\u00fcnyada o \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndan, ne de \u00e2hirette onun gere\u011fi olan azabdan kurtaracak hi\u00e7bir yard\u0131mc\u0131 da yoktur. Yani o tapt\u0131klar\u0131 \u015feylerin kendilerine hi\u00e7bir faydas\u0131 olmayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>30- O halde, yani \u015firk, \u00f6yle bat\u0131l, malike milkinde yine milkinden ortak varsaymak gibi nefislerinizde caiz g\u00f6remeyece\u011finiz bir \u00e7eli\u015fki, b\u00fcy\u00fck bir haks\u0131zl\u0131k, Allah&#8217;\u0131n geni\u015f\u00e7e a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u00e2yetlere, ilim f\u0131trat\u0131na, ayk\u0131r\u0131 hevese ba\u011fl\u0131 bir sap\u0131kl\u0131k ve sonunda kurtulu\u015f da imk\u00e2ns\u0131z olunca Sen y\u00fcz\u00fcn\u00fc hanif olarak (tek Allah&#8217;a y\u00f6nelerek) dine \u00e7evirir.<\/p>\n<p>HAN\u0130F: &#8220;Hanef&#8221; masdar\u0131ndan bir s\u0131fatt\u0131r. L\u00fbgatta hanef ise sap\u0131kl\u0131ktan istikamete, \u00e7arp\u0131kl\u0131ktan do\u011frulu\u011fa meyildir. Nitekim do\u011fruluktan e\u011frili\u011fe, haktan haks\u0131zl\u0131\u011fa meyletmeye &#8220;cim&#8221; ile cenef denir. \u015eu halde hanifin as\u0131l anlam\u0131, e\u011frili\u011fi b\u0131rak\u0131p do\u011frusuna giden demektir. Bu m\u00e2n\u00e2 ile \u00f6rfte \u0130brahim milletine isim olmu\u015ftur ki, ba\u015fka dinlerden, bat\u0131l mabudlardan \u00e7ekinip, yaln\u0131z bir Allah&#8217;a e\u011filen, Allah&#8217;\u0131 bir bilen demektir. &#8220;\u015eirk ko\u015fmaks\u0131z\u0131n tek Allah&#8217;a inananlard\u0131r.&#8221; (Hac, 22\/31)<\/p>\n<p>Demek ki buradaki &#8220;han\u00eefen&#8221;; \u00f6tedeki \u015firkin, ilimsiz olarak hevaya tabi olman\u0131n tam z\u0131dd\u0131 olan hakka meyli, do\u011frulu\u011fu, tevhidi ifade etmektedir. Ve m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur: Sen y\u00fcz\u00fcn\u00fc dine \u00f6yle tut, \u00f6yle tam y\u00f6nel ki, o e\u011friliklerden, o bozuk hevalardan, bat\u0131l meyillerden sak\u0131n\u0131p yaln\u0131z hakka meylederek dosdo\u011fru Allah f\u0131trat\u0131na, -dine veya hanifli\u011fi a\u00e7\u0131klamad\u0131r yani f\u0131trat olan (yarat\u0131l\u0131\u015fa uygun d\u00fc\u015fen) Allah&#8217;\u0131n dinine, Allah&#8217;\u0131n o f\u0131trat\u0131na, o yarat\u0131\u015f\u0131na sar\u0131l ki insanlar\u0131 onun \u00fczerine yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Hepsi yarat\u0131l\u0131\u015f s\u00f6zle\u015fmesinde &#8220;Ben sizin Rabbiniz de\u011fil miyim?&#8221; (A&#8217;raf, 7\/172) hitab\u0131na &#8220;bela&#8221; (evet Rabbimizsin) demi\u015ftir. \u0130nsan olarak yarat\u0131lmay\u0131 kabul etmekle yaratan\u0131n Rabli\u011fine \u015fahit olmaya s\u00f6z vermi\u015ftir. Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n yaratan\u0131na delaleti tabi\u00ee (do\u011fal) oldu\u011fu i\u00e7in her insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda, kendisine dair bilincinin asl\u0131nda, vicdan\u0131n\u0131n derinli\u011finde bir hak duygusu, Allah&#8217;\u0131 tan\u0131ma gizlidir. Onun i\u00e7indir ki, ba\u015flar\u0131n\u0131n son derece s\u0131k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaruret zamanlar\u0131nda inat\u00e7\u0131 k\u00e2firler bile, derinden derine yaratana bir s\u0131\u011f\u0131nma hissi duyarlar. Nitekim &#8220;\u0130nsanlara bir zarar dokundu\u011fu zaman Rablerine dua ederler.&#8221; (R\u00fbm, 30\/33) \u00e2yetiyle bu hat\u0131rlat\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>FITRAT kelimesi hakk\u0131nda yukar\u0131larda baz\u0131 a\u00e7\u0131klamalar ge\u00e7mi\u015fti. Burada da \u015funu hat\u0131rlatal\u0131m ki, f\u0131trat, ilk yaratmak demek olan den &#8220;masdar bina-i nevi&#8221; olarak yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n ilk tarz ve \u015feklini ifade eder. Burada &#8220;insanlar\u0131 onun \u00fczerine&#8230;&#8221; kayd\u0131ndan da anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, maksat her ferdin kendine mahsus olan c\u00fcz&#8217;\u00ee yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 de\u011fil, b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n insan olmalar\u0131 bak\u0131m\u0131ndan yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131nda esas olan ve hepsinde ortak bulunan genel yarat\u0131l\u0131\u015ft\u0131r. D\u0131\u015f etken, kazanma ve \u00e2det gibi ikinci derecede bulunan sebeplerinden sarf\u0131 nazarla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gereken ilk yarat\u0131l\u0131\u015f ve asl\u00ee yarat\u0131l\u0131\u015f da denilen as\u0131l f\u0131tratt\u0131r. \u0130nsan\u0131n &#8220;\u0130nsan olu\u015fu y\u00f6n\u00fcnden tabiat\u0131&#8221; budur. Mesela insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda iki g\u00f6z\u00fc bulunmas\u0131 as\u0131ld\u0131r. Bununla beraber anadan \u00e2m\u00e2 do\u011fanlar da bulunabilir. Fakat bu genellikle insanlar\u0131n \u00fczerine yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 as\u0131l f\u0131trat ve tabiat \u00e7e\u015fidi de\u011fil, ikinci dercede g\u00f6r\u00fcn\u00fcr sebep olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek c\u00fcz&#8217;\u00ee ve \u015fahs\u00ee bir yarat\u0131l\u0131\u015ft\u0131r ki, insan ger\u00e7e\u011fi onsuz da meydana \u00e7\u0131kabilir. Ferdin c\u00fcz&#8217;\u00ee yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda herhangi bir sebeple eksiklik bulunabilirse de as\u0131l f\u0131trat, sa\u011fl\u0131kl\u0131 ve sa\u011flamd\u0131r. Mesela g\u00f6z\u00fcn f\u0131trat\u0131, Hakk&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini g\u00f6rmektir. \u0130yi g\u00f6rmeyen bir g\u00f6z, sonradan meydana gelen bir sebeple hasta demektir.<\/p>\n<p>Bunun gibi b\u00fct\u00fcn organlar\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda as\u0131l olan bir f\u0131trat (yarat\u0131l\u0131\u015f amac\u0131) vard\u0131r ki, ona o organlar\u0131n menfaati, vazifesi, fonksiyonu, fizyolojisi yahut tabiat\u0131 denir. \u0130nsan nefsinin b\u00fct\u00fcn meyillerinde b\u00f6yle yarat\u0131l\u0131\u015f hikmetine do\u011fru esasl\u0131 bir i\u00e7g\u00fcd\u00fc, bir tabiat vard\u0131r ki, ona da f\u0131trat denir. Ve f\u0131trat, hep hak ve hayra y\u00f6nelik bir istikamet takip eder. Mesela insan\u0131n ac\u0131kmas\u0131 ve yemeye, i\u00e7meye meyletmesi, ya\u015famak i\u00e7in kendisine laz\u0131m veya faydal\u0131 yahut daha uygun olan\u0131 alma hikmeti i\u00e7indir. Yoksa zehir yutmak veya kuru bir zevk u\u011fruna israf ile midesini bozmak i\u00e7in de\u011fildir. O zaman f\u0131trat bozulmu\u015f, sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fclm\u00fc\u015f olur. \u0130nsan\u0131n, insan ruh ve zekas\u0131n\u0131n, f\u0131trat\u0131n\u0131n asl\u0131 da Hakk&#8217;\u0131 tan\u0131mak v e ger\u00e7ek yaratan\u0131ndan ba\u015fkas\u0131na kul olmamak i\u00e7indir. \u0130nsana ruh, yanl\u0131\u015f duysun, \u015feytana uysun diye de\u011fil, ger\u00e7e\u011fi ve iyili\u011fi duysun, asl\u0131n\u0131 ve sonunda d\u00f6nece\u011fi yeri ve ona kar\u015f\u0131 vazifesini bilsin diye verilmi\u015ftir. Nitekim f\u0131trat \u00fczere giden veya f\u0131trata yak\u0131n olan temiz ruhlar yalan\u0131, e\u011frili\u011fi, bilmez. E\u011frilik meyli sonradan gelip ge\u00e7ici olarak kazan\u0131lan bir azmanl\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131saca Hadis-i \u015ferifi ile anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, &#8220;\u0130nsanlar alt\u0131n ve g\u00fcm\u00fc\u015f madenleri gibi maden maden \u00e7e\u015fitli yarat\u0131l\u0131\u015f ve karakterlerde&#8221; bulunabilirlerse de as\u0131l insanl\u0131k f\u0131trat\u0131, insan tabiat\u0131 bak\u0131m\u0131ndan hep birdir. \u00c2demo\u011fludur. \u0130nsan\u0131n, insan olma y\u00f6n\u00fcyle as\u0131l f\u0131trat\u0131 (yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131), yarat\u0131c\u0131s\u0131na boyun e\u011fmek, &#8220;Ben insanlar\u0131 ve cinleri ancak bana kulluk yaps\u0131nlar diye yaratt\u0131m..&#8221; (Z\u00e2riyat, 51\/56) buyuruldu\u011fu \u00fczere yaratan Allah&#8217;a kulluktur. Dinsizlik f\u0131trata (yarat\u0131l\u0131\u015fa) ayk\u0131r\u0131 bir sap\u0131kl\u0131k oldu\u011fu gibi, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na tapmak da \u00f6yledir. F\u0131trat dini, Allah dini, haniflik (tek Allah inanc\u0131na ba\u011fl\u0131l\u0131k), \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r. &#8220;Allah kat\u0131nda ger\u00e7ek din, \u0130sl\u00e2md\u0131r.&#8221; (Al-i \u0130mran, 3\/19), &#8220;G\u00f6klerde ve yerde kim varsa, hepsi ister istemez O&#8217;na boyun e\u011fmi\u015ftir. Sonunda da ancak O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp g\u00f6t\u00fcr\u00fcleceklerdir.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/83).<\/p>\n<p>\u015eu halde din hususu, arzulara g\u00f6re de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fi ile insanl\u0131\u011f\u0131n birle\u015fmesi \u00fczerine y\u00fcr\u00fcmelidir. Tefsircilerin \u00e7o\u011fu f\u0131trat\u0131, ger\u00e7e\u011fi kabul ve anlama k\u00e2biliyeti diye, f\u0131trata sar\u0131lmay\u0131 da gere\u011fince amel ile tefsir etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Hz. Enes (r.a.)den rivayet edilen bir hadiste &#8220;Allah&#8217;\u0131n, insanlar\u0131 \u00fczerinde yaratt\u0131\u011f\u0131 f\u0131trat\u0131, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n dinidir.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Ebu H\u00fcreyre&#8217;den rivayet olunan bir Hadis-i \u015eerifte de buyurulmu\u015ftur ki; &#8220;Her do\u011fan f\u0131trat \u00fczere do\u011far. \u00d6yle iken ana babas\u0131d\u0131r ki onu yahudile\u015ftirir veya h\u0131ristiyanla\u015ft\u0131r\u0131r veya mecusile\u015ftirir. Nitekim hayvan, derli toplu bir hayvan yavrular, i\u00e7lerinde bir inenmi\u015f (burnu veya di\u011fer organlar\u0131 kesilmi\u015f) g\u00f6r\u00fcr m\u00fcs\u00fcn\u00fcz?&#8221; Demek ki f\u0131trat\u0131n asl\u0131 tam ve sa\u011flamd\u0131r. Burnu, kula\u011f\u0131 sonradan kesilir. Madd\u00ee bak\u0131mdan b\u00f6yle oldu\u011fu gibi manev\u00ee ve ahlak\u00ee bak\u0131mdan da b\u00f6yledir. F\u0131trat\u0131n bu sa\u011flaml\u0131\u011f\u0131, d\u00fc\u015f\u00fcnce alan\u0131nda ve sosyal \u015fartlarla terbiye \u00e7evresinde, \u00e2detlerin ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde ya bozulur veya g\u00fczel bir geli\u015fme ile kemalini bulur. Ahiret de bu iki sonucun birine g\u00f6re olur.<\/p>\n<p>Bu durumda dinin iki kaya\u011f\u0131 vard\u0131r: Biri f\u0131trat, biri kazan\u00e7. F\u0131trat sadece il\u00e2hidir. Ger\u00e7ek bir y\u00f6neli\u015ftir. Allah&#8217;\u0131n emrini yerine getirerek Allah&#8217;a ermek i\u00e7in, hep Hakk&#8217;a do\u011fru bir gidi\u015fi ifade eder. Kazan\u00e7, s\u00fcpjektif ve objektif \u00e7e\u015fitli \u015fartlar i\u00e7inde duygunun hareketleri, zihnin d\u00fc\u015f\u00fcnceleriyle ilgili oldu\u011fundan f\u0131trat\u0131n istikametine ayk\u0131r\u0131 heveslere, zararlara, haks\u0131zl\u0131klara, isyan ve \u015firke s\u00fcr\u00fckleyebilir. Bundan koruyacak olan ise dindir. Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki, dine hanif (Allah&#8217;\u0131 bir kabul edici) olarak y\u00fcz tut, Allah&#8217;\u0131n f\u0131trat\u0131na sar\u0131l. Allah&#8217;\u0131n yaratmas\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftiren yok, yahut Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u015f\u0131na bedel bulunmaz. Bu c\u00fcmlenin, in\u015fa veya ihbar olarak birka\u00e7 m\u00e2n\u00e2ya ihtimali vard\u0131r: Yani Allah&#8217;\u0131n as\u0131l yarat\u0131\u015f\u0131 olan f\u0131trat\u0131, gere\u011finin aksine giderek bozmaya, de\u011fi\u015ftirmeye kalk\u0131\u015fmay\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u015f\u0131na bedel bulunmaz. Zayi etti\u011finiz bir kabiliyeti hi\u00e7bir sanatla yerine koyamazs\u0131n\u0131z. Yahut Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 f\u0131trat\u0131n aksine din uydurmaya, h\u00fck\u00fcm koymaya kalk\u0131\u015fmay\u0131n. Siz mesela erke\u011fi di\u015fi, di\u015fiyi erkek yapamazs\u0131n\u0131z. Yahut Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u015f\u0131n\u0131 ba\u015fkalar\u0131na isnad etmeye, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 yarat\u0131c\u0131 yerine koyup da ortak ko\u015fmaya, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcnden \u00e7\u0131kmaya \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 milki, sizin milkleriniz gibi de\u011fi\u015ftirilmez. Din f\u0131trat\u0131 de\u011fi\u015ftirmek i\u00e7in de\u011fil, f\u0131trattaki genel g\u00fcvenceyi geli\u015ftirmek i\u00e7indir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte do\u011fru ve sa\u011flam din odur. Yani e\u011frilikten sak\u0131n\u0131p, b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n \u00fczerinde yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu f\u0131trat\u0131, do\u011frulukla takip etmektir. Fakat insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bilmezler de \u00e7arp\u0131k giderler, dini f\u0131tratta de\u011fil, \u00e2dette ararlar veya heveslerine uyarlar, Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirmeye kalkarlar.<\/p>\n<p>31- &#8220;O&#8217;na y\u00f6nelerek&#8221; &#8220;Hanifen&#8221; kelimesi gibi hal olarak oraya ba\u011fl\u0131d\u0131r. &#8220;Tut, y\u00f6nel&#8221; emrinin genel olarak herkese hitap oldu\u011funa ve cemaatin gereklili\u011fine i\u015faret olmak \u00fczere burada \u00e7o\u011ful sigas\u0131 (kipi) getirilmi\u015ftir. Yani her biriniz Allah f\u0131trat\u0131na o tevhide \u00f6yle sar\u0131l\u0131n ki, hepiniz tevbe ve ihl\u00e2s ile Allah&#8217;a d\u00f6n\u00fcp y\u00f6nelerek hem O&#8217;ndan korkun, namaz\u0131 g\u00fczel k\u0131l\u0131n, ve m\u00fc\u015friklerden olmay\u0131n. Amellerinizi yaln\u0131z Allah i\u00e7in yap\u0131n, a\u00e7\u0131k veya gizli bir \u015firk kar\u0131\u015ft\u0131rmay\u0131n.<\/p>\n<p>32-Burada Allah&#8217;\u0131 bir bilmenin tam z\u0131dd\u0131 olan m\u00fc\u015friklik, yaln\u0131z me\u015fhur anlam\u0131yla a\u00e7\u0131k \u015firkten ibaret zannedilmeyip a\u00e7\u0131k ve gizli \u015firkin her t\u00fcrl\u00fcs\u00fcnden ka\u00e7\u0131n\u0131lmas\u0131 i\u00e7in, bedel yoluyla a\u00e7\u0131klanarak \u015f\u00f6yle buyuruluyor: Onlardan ki, dinlerini ay\u0131rd\u0131lar da grup grup, \u00f6bek \u00f6bek oldular. Yani genel f\u0131trat\u0131 kavrayacak a\u00e7\u0131k bir ruh ve geni\u015f bir hak vicdan\u0131 ile hareket etmeyip herbiri kendi \u00f6zelli\u011fine, kendi \u00e7\u0131kar\u0131na, dar kafas\u0131yla kendi kuruntusuna g\u00f6re bir heva ile dinini ay\u0131r\u0131p, ayr\u0131 bir ba\u015fbu\u011f arkas\u0131na d\u00fc\u015ferek grup grup, b\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fck olmu\u015flar, her b\u00f6l\u00fck kendilerindekine g\u00fcvenmektedirler. F\u0131trattan ayr\u0131l\u0131p tutuculukla hakk\u0131 g\u00f6zetmemektedirler. Halbuki &#8220;Sizin yan\u0131n\u0131zdaki t\u00fckenir, Allah&#8217;\u0131n yan\u0131ndaki ise t\u00fckenmez.&#8221; (Nahl, 16\/96) dir.<\/p>\n<p>33-Bu noktada insanlar\u0131n, \u00fczerine yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu f\u0131trat\u0131n ba\u015fka de\u011fil, yaln\u0131z, Allah&#8217;a yalvarmak oldu\u011funu g\u00f6stermek i\u00e7in buyuruluyor ki: Bununla beraber insanlara bir s\u0131k\u0131nt\u0131 dokundu\u011fu zaman b\u00fct\u00fcn o g\u00fcvendiklerinden ve her \u015feyden ge\u00e7ip, yaln\u0131z yaratan Rablerine g\u00f6n\u00fcl vererek hep O&#8217;na yalvar\u0131rlar. Nitekim \u00c7anakkale, Sakarya, Afyon sava\u015flar\u0131 s\u0131ras\u0131nda biz T\u00fcrkler hep b\u00f6yle olmu\u015ftuk. Demek ki f\u0131trat dini (yarat\u0131l\u0131\u015fa uygun din) sadece Allah dinidir. Her zaman, baki sa\u011flam din yaln\u0131z odur. B\u00f6yle iken sonra O, onlara taraf\u0131ndan bir rahmet tatt\u0131r\u0131verince; o s\u0131k\u0131nt\u0131y\u0131 a\u00e7\u0131p bir nimet ihsan ediverince de ne bakars\u0131n i\u00e7lerinden bir k\u0131sm\u0131, o Rablerine ortak ko\u015fuyorlard\u0131r. \u015e\u00fckredecek yerde tutarlar da bu, \u015fundan oldu, bundan oldu, benden oldu, senden oldu diyerek Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfunu ba\u015fkalar\u0131na isnad etmeye kalkarlar.<\/p>\n<p>34- Ki kendilerine verdi\u011fimiz nimeti k\u00fcfran ile, nank\u00f6rl\u00fckle kar\u015f\u0131lamak i\u00e7in haydin ya\u015fay\u0131n, zevk edin bakal\u0131m yar\u0131n bileceksiniz.<\/p>\n<p>35- Yoksa biz onlara bir ferman indirmi\u015fiz de O&#8217;na ortak ko\u015fmalar\u0131n\u0131n caiz oldu\u011funu o mu s\u00f6yl\u00fcyor? Hay\u0131r \u00f6yle bir kitap ve delil indirilmemi\u015ftir. Fakat onlar yukar\u0131da s\u00f6ylendi\u011fi \u015fekilde bilgisizce hevalar\u0131 ard\u0131nda gitmi\u015fler, keyiflerine ho\u015f gelene veya g\u00f6zlerinin korktu\u011funa tapm\u0131\u015flard\u0131r. D\u00fcnyada sebepler yok de\u011fildir. Fakat egemenlik, sebeplerin de\u011fil, Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah izin vermeyince hi\u00e7bir sebeple yaprak bile oynamaz. B\u00f6yle oldu\u011funu f\u0131trat bilir, onun i\u00e7in s\u0131k\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman Allah&#8217;a yalvar\u0131r.<\/p>\n<p>36- Bir de biz, insanlara bir rahmet tatt\u0131rd\u0131k m\u0131 ona g\u00fcvenirler, \u015f\u0131mar\u0131rlar. Ger\u00e7i &#8220;De ki, Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfuyla, rahmetiyle, ancak onunla sevinsinler.&#8221; (Yunus, 10\/58) buyuruldu\u011fu \u00fczere, Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve rahmetiyle sevinmek yasak de\u011fil, aksine emredilmi\u015ftir. Fakat o sevin\u00e7ten maksat, nimet vereni tan\u0131yarak hamd ve \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc bilmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na sevin\u00e7tir. Burada ise nimet vereni hesaba almay\u0131p, sadece nimete g\u00fcvenerek, \u015f\u0131mar\u0131p hevalar\u0131na uyan kimselerin hali a\u00e7\u0131klan\u0131yor ki, bunlar ibadet ederlerse bile, d\u00fcnya menfaati i\u00e7in ederler ve s\u0131rf nimete g\u00fcvendikleri i\u00e7in ellerin \u00f6nceden yapt\u0131\u011f\u0131 \u015feylerden birisi sebebiyle de ba\u015fkalar\u0131na bir fenal\u0131k gelirse derhal \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015ferler. Allah&#8217;\u0131n rahmetinden b\u00fcsb\u00fct\u00fcn \u00fcmidi kesiverirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc bak\u0131\u015flar\u0131, b\u00e2k\u00ee olan Allah&#8217;a de\u011fil, f\u00e2n\u00ee \u015feyleredir.<\/p>\n<p>37-Bir hadis-i \u015ferifte buyurulmu\u015ftur ki, &#8220;M\u00fcmin taze ekine benzer. R\u00fczgar estik\u00e7e yatar, yine kalkar. K\u00e2fir \u00e7am a\u011fac\u0131na benzer. R\u00fczgar ettik\u00e7e g\u00fcrler, fakat bir kere y\u0131k\u0131l\u0131nca art\u0131k kalkamaz.&#8221; Bunlar, niye \u00f6yle nimete g\u00fcveniyorlar? Ya g\u00f6rm\u00fcyorlar m\u0131 ki, Allah r\u0131zk\u0131 dile\u011fine a\u00e7\u0131yor, da s\u0131k\u0131yor da. Baz\u0131 kimselere bol, baz\u0131lar\u0131na dar verir. Ve hatta bir kimseye de bazen geni\u015flik ve bazen darl\u0131k verir. \u015e\u00fcphe yok ki bunda iman edecek bir kavim i\u00e7in \u00e7ok \u00e2yetler (ibretler) vard\u0131r. Bunu g\u00f6renler ne nimete g\u00fcvenirler, ne de \u00fcmidi keserler. Bollukta da darl\u0131kta da Allah&#8217;a imanlar\u0131n\u0131 tam tutarlar.<\/p>\n<p>38-Bunun \u00fczerine dinin amel\u00ee belirtisi \u00f6zetlenerek buyuruluyor ki o halde, yani dine Allah&#8217;\u0131 bir bilerek y\u00fcz tutup, Allah f\u0131trat\u0131na sar\u0131l da, yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 olana da hakk\u0131n\u0131 ver yoksula da, yolcuya da ver. Hak, dininin, do\u011frulu\u011funun gere\u011fi b\u00f6yle uzak yak\u0131n demeyip, hakk\u0131 yerine koymakt\u0131r. Kimsenin hakk\u0131n\u0131 yemedikten ba\u015fka, kim olursa olsun muhta\u00e7 olanlara m\u00fcmk\u00fcn olan yard\u0131m\u0131 yapmak, zekat, sadaka ve di\u011fer hay\u0131r ve iyilik \u00e7e\u015fitlerinden biriyle bakmakt\u0131r. Muhta\u00e7 olan yak\u0131nlar\u0131n insanlarda bir hakk\u0131 olaca\u011f\u0131 gibi, ge\u00e7imsiz kalm\u0131\u015f bir \u00e7aresizin, yolda kalm\u0131\u015f bir yolcunun b\u00fct\u00fcn toplumda bir hakk\u0131 vard\u0131r. \u00d6yle ise bunlar\u0131 g\u00f6zetecek m\u00fcesseseler yap\u0131lmal\u0131d\u0131r. Bu, bunlara hakk\u0131n\u0131 vermek, Allah y\u00fcz\u00fcn\u00fc murad edenler i\u00e7in, yani Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 arayanlar i\u00e7in hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Ve kurtulu\u015fa erecek olanlar, i\u015fte onlard\u0131r. Allah r\u0131zas\u0131n\u0131 g\u00f6zeterek, genel olsun, \u00f6zel olsun hakk\u0131n\u0131 yerine koyanlard\u0131r.<\/p>\n<p>39- Halk\u0131n mallar\u0131nda \u00e7o\u011fals\u0131n diye verdi\u011finiz faiz, burada iki m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r: Baz\u0131lar\u0131 bundan maksad\u0131n, bilinen riba, yani faiz oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, zahir olan (a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan) da budur. Nitekim S\u00fcdd\u00ee bu \u00e2yetin, Sekif&#8217;in faizi hakk\u0131nda indi\u011fini rivayet etmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Sekif ve Kurey\u015f kabileleri faizcilik ederlerdi. Buna g\u00f6re demek olur ki, faiz, hen\u00fcz yasaklanmadan \u00f6nce de k\u00f6t\u00fclenmi\u015ftir. Fakat di\u011fer bir \u00e7ok tefsirciler burada riba (faiz) deyiminin mecaz olup maksad\u0131n, fazlas\u0131yla kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 g\u00f6zetilerek verilen fazla hediyeler, ba\u011f\u0131\u015flar oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, bu m\u00e2n\u00e2 \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan rivayet edilmi\u015ftir. Buna g\u00f6re fazlas\u0131yla kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 g\u00f6zetilerek verilen hediyeler bir \u00e7e\u015fit faizcili\u011fe benzetilerek yerilmi\u015f olaca\u011f\u0131ndan dolay\u0131 faizin yasaklanmas\u0131nda daha beli\u011f olmu\u015f olur. Nitekim bilinen faiz deyimi hakk\u0131nda &#8220;yemek&#8221; ifadesi kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yle olur: Halk\u0131n mallar\u0131nda faiz gibi nemalanarak (art\u0131\u015f g\u00f6stererek) fazlas\u0131yla kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 almak i\u00e7in verdi\u011fimiz ba\u011f\u0131\u015flar, hediyeler Allah yan\u0131nda nemalanmaz, artmaz. Faizin Allah yan\u0131nda hi\u00e7bir sevab\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, halktan kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 fazlas\u0131yla al\u0131nmak niyetiyle verilen hediyeler de \u00f6yledir. Ger\u00e7i bu g\u00fcnah de\u011fildir, fakat sevab\u0131 da yoktur. Allah y\u00fcz\u00fcn\u00fc, Allah r\u0131zas\u0131n\u0131 dileyerek verdi\u011finiz zekat ise i\u015fte kat kat katlayanlar onlard\u0131r. &#8220;Bir tohuma benzer ki yedi ba\u015fak bitirmi\u015ftir, her ba\u015fakta y\u00fczer tane vard\u0131r. Allah diledi\u011fine b\u00f6yle veya daha fazla kat kat verir.&#8221; (Bakara, 2\/261).<\/p>\n<p>40-Tevhid dini hakk\u0131ndaki bu emirlerden ve bu a\u00e7\u0131klamalardan sonra Allah&#8217;\u0131n zat ve s\u0131fatlar\u0131 hakk\u0131nda t\u00fcrl\u00fc felsefelerle ihtilafa d\u00fc\u015f\u00fclmeksizin, Allah&#8217;\u0131 tan\u0131tmak i\u00e7in \u015f\u00f6yle buyuruluyor: Allah O&#8217;dur ki sizi yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Yani Allah&#8217;\u0131 tan\u0131mak i\u00e7in O&#8217;nun zat\u0131 hakk\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcnceye dalmamal\u0131, gayet a\u00e7\u0131k olan fiil veeserlerini, nimet ve l\u00fctuflar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmelidir. \u015e\u00fcphesiz ki sizi yaratan var, i\u015fte O sizi yaratand\u0131r. Sonra size r\u0131z\u0131k vermekte, beslemektedir. Sonra sizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcr, sonra sizi yine diriltir. Hi\u00e7 sizin ko\u015ftu\u011funuz ortaklar\u0131n\u0131zdan, bunlardan bir \u015fey yapan var m\u0131? Yok oldu\u011fu \u015f\u00fcphesiz. O s\u00fcbhan olan Allah, onlar\u0131n \u015firk ko\u015ftu\u011fu \u015feylerden m\u00fcnezzeh ve \u00e7ok y\u00fcksektir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>41- Yapt\u0131klar\u0131n\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 tats\u0131nlar diye insanlar\u0131n kendi ellerinin kazand\u0131\u011f\u0131 \u015feyler y\u00fcz\u00fcnden karada ve denizde fesat ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. Umulur ki onlar hakka d\u00f6nerler.<\/p>\n<p>42- De ki, yery\u00fcz\u00fcnde bir gezin de bak\u0131n, bundan \u00f6ncekilerin sonu nas\u0131l olmu\u015f! Onlar\u0131n pek \u00e7o\u011fu m\u00fc\u015frik idiler.<\/p>\n<p>43- Allah&#8217;tan geri \u00e7evrilmesine hi\u00e7bir \u00e7are olmayan bir g\u00fcn gelmeden \u00f6nce y\u00fcz\u00fcn\u00fc dosdo\u011fru, sabit dine \u00e7evir. O g\u00fcn (gelince) insanlar birbirlerinden ayr\u0131l\u0131rlar.<\/p>\n<p>44- Her kim ink\u00e2r ederse, ink\u00e2r\u0131 kendi aleyhinedir. Kim de salih amel i\u015flerse, onlar kendileri i\u00e7in rahat bir yer haz\u0131rlam\u0131\u015f olurlar.<\/p>\n<p>45- \u00c7\u00fcnk\u00fc O, iman edip salih amel i\u015fleyenlere l\u00fctfundan m\u00fckafat verecektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, k\u00e2firleri sevmez.<\/p>\n<p>46- R\u00fczgarlar\u0131 m\u00fcjdeciler olarak g\u00f6ndermesi, size rahmetinden tatt\u0131rmas\u0131, emriyle gemilerin ak\u0131p gitmesi ve l\u00fctfundan r\u0131z\u0131k isteyip kazanman\u0131z O&#8217;nun \u00e2yetlerindendir. Hem gerek ki \u015f\u00fckredesiniz.<\/p>\n<p>47- Andolsun ki biz, senden \u00f6nce bir\u00e7ok peygamberleri kavimlerine g\u00f6nderdik de, onlara apa\u00e7\u0131k delillerle vard\u0131lar. Onun \u00fczerine g\u00fcnah i\u015fleyenlerden intikam ald\u0131k. M\u00fcminlere yard\u0131m ise, bizim nezdimizde bir hak oldu.<\/p>\n<p>48- Allah O&#8217;dur ki, r\u00fczgarlar\u0131 g\u00f6nderir de bir bulut savururlar. Derken onu g\u00f6ky\u00fcz\u00fcnde nas\u0131l dilerse \u00f6yle serer, par\u00e7a par\u00e7a da eder. Derken ya\u011fmuru g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn, aralar\u0131ndan \u00e7\u0131kar. Derken onu kullar\u0131ndan kimlere diliyorsa d\u00f6k\u00fcverdi mi derhal y\u00fczleri g\u00fcler.<\/p>\n<p>49- Halbuki onlar, daha \u00f6nce \u00fczerlerine ya\u011fmur indirilmeden evvel \u00fcmidi kesmi\u015flerdi.<\/p>\n<p>50- \u015eimdi bak Allah&#8217;\u0131n rahmetinin eserlerine! yery\u00fcz\u00fcn\u00fc \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra nas\u0131l diriltiyor? \u015e\u00fcphe yok ki O, mutlaka \u00f6l\u00fcleri diriltir. O her \u015feye k\u00e2dirdir.<\/p>\n<p>51- Andolsun ki biz, bir r\u00fczg\u00e2r g\u00f6ndersek de onu (rahmetin eseri olan ekini) sararm\u0131\u015f g\u00f6rseler, mutlaka onun arkas\u0131ndan nank\u00f6rl\u00fc\u011fe ba\u015flarlar.<\/p>\n<p>52- \u00c7\u00fcnk\u00fc sen \u00f6l\u00fclere i\u015fittiremezsin. O daveti, arkalar\u0131n\u0131 d\u00f6nm\u00fc\u015f giderlerken sa\u011f\u0131rlara da duyuramazs\u0131n.<\/p>\n<p>53- K\u00f6rleri de sap\u0131kl\u0131klar\u0131ndan hidayete getiremezsin. Sen ancak \u00e2yetlerimizi iman edeceklere duyurursun da onlar m\u00fcsl\u00fcman olur, sel\u00e2meti bulurlar.<\/p>\n<p>41- Karada ve denizde fesat ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. F\u0131trata ait d\u00fczen bozuldu, gerek tabiat gerek sosyal \u015fartlarda uygunsuzluk belirdi. \u0130nsanlar\u0131n ellerinin kazanc\u0131 y\u00fcz\u00fcnden. F\u0131trat\u0131n aksine takip edilen \u015firk, ahlaks\u0131zl\u0131k, haks\u0131zl\u0131k, \u00e7e\u015fitli hevalar, t\u00fcrl\u00fc mezheplerle be\u015fer\u00ee h\u0131rslar\u0131n \u00e7arp\u0131\u015fmas\u0131 sebebiyle ki, yapt\u0131klar\u0131n\u0131n baz\u0131s\u0131n\u0131 Allah kendilerine (bu d\u00fcnyada) tatt\u0131rmak i\u00e7in b\u00f6yle yapt\u0131. Tamam\u0131n\u0131 ise ahirette tadacaklar, as\u0131l cezalar\u0131n\u0131 orada \u00e7ekecekler. Fakat bu d\u00fcnyada da biraz tatt\u0131r\u0131l\u0131rlar. Gerek ki d\u00f6nerler diye. Yani amellerinin cezas\u0131n\u0131 biraz tats\u0131nlar da tevbe edip \u015firkten vazge\u00e7erek f\u0131trat dinine, Hakk&#8217;\u0131n birli\u011fine, sa\u011flam ve d\u00fczg\u00fcn yola d\u00f6ns\u00fcnler diye<\/p>\n<p>42-53-Ve i\u015fte Hz. Muhammed&#8217;in peygamber olarak g\u00f6nderilmesi, insanlar\u0131 tevbe ve iyili\u011fe davet ile kurtulu\u015fa, sel\u00e2mete \u00e7\u0131karmak i\u00e7indir. Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki: Resul\u00fcm! De ki: Yery\u00fcz\u00fcnde bir gezin de bak\u0131n bundan \u00f6ncekilerin sonu nas\u0131l olmu\u015f! Onlar\u0131n pek \u00e7o\u011fu m\u00fc\u015frikti. \u015eirk ko\u015fmakla Allah&#8217;\u0131n hikmetine kar\u015f\u0131 h\u00fck\u00fcm koymaya kalk\u0131\u015fmakla Allah&#8217;tan kurtulman\u0131n \u00e7aresini bulamad\u0131lar. Sonunda ister istemez Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne boyun e\u011ferek kahrolup gittiler. Onun i\u00e7in &#8220;Y\u00fcz\u00fcn\u00fc o do\u011fru ve sabit dine tut.&#8221; &#8220;R\u00fczgarlar\u0131 m\u00fcjdeciler olarak g\u00f6ndermesi de O&#8217;nun \u00e2yetlerindendir.&#8221; Bu \u00e2yetler, ibaresiyle kainattaki hallerin de\u011fi\u015fikliklerini ifade ederken, i\u015faretiyle de sosyal durumlardaki de\u011fi\u015fiklikleri temsil etmektedir. R\u00fczgarlar\u0131n, de\u011fi\u015fikliklerin uyar\u0131c\u0131s\u0131 oldu\u011fu gibi m\u00fcjdecileri de vard\u0131r. Tabiatta meydana gelen fesat onlarla d\u00fczelir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>54- Allah O&#8217;dur ki, sizi g\u00fc\u00e7s\u00fcz olarak yarat\u0131r, sonra g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011f\u00fcn arkas\u0131ndan kuvvet verir. Sonra kuvvetin arkas\u0131ndan yine g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011fe ve ihtiyarl\u0131\u011fa getirir. O diledi\u011fini yarat\u0131r. Ve O, her \u015feyi bilir, her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeter.<\/p>\n<p>55- K\u0131yamet kopaca\u011f\u0131 g\u00fcn g\u00fcnahkarlar d\u00fcnyada bir saatten fazla durmad\u0131klar\u0131na yemin ederler. Onlar \u00f6nceden de b\u00f6yle haktan \u00e7evriliyorlard\u0131.<\/p>\n<p>56- Kendilerine ilim ve iman verilenler de \u015f\u00f6yle diyecekler: &#8220;Andolsun ki, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda takdir edilmi\u015f olan tekrar dirilme g\u00fcn\u00fcne kadar kald\u0131n\u0131z. \u0130\u015fte bu, dirilme g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Fakat siz bunu bilmiyordunuz.<\/p>\n<p>57- Art\u0131k o g\u00fcn zulmedenlere mazeretleri fayda vermeyecektir. Onlar\u0131n dertlerinin \u00e7aresine de bak\u0131lmayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>58- Andolsun ki, biz insanlar i\u00e7in bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da her t\u00fcrl\u00fc meselden \u00f6rnekler getirdik. Yemin ederim ki, sen onlara ba\u015fka bir \u00e2yet de getirsen o k\u00e2firler yine: &#8220;Siz yalanc\u0131lardan (uydurdu\u011funuz s\u00f6z\u00fc Allah&#8217;a nispet edenlerden) ba\u015fkas\u0131 de\u011filsiniz.&#8221; diyeceklerdir.<\/p>\n<p>59- \u0130\u015fte bilmeyenlerin kalblerini Allah b\u00f6yle m\u00fch\u00fcrler.<\/p>\n<p>60- \u015eimdi sen sabret. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n vaadi mutlaka hakt\u0131r. Sak\u0131n iman\u0131 sa\u011flam olmayanlar seni hafifli\u011fe sevketmesinler.<\/p>\n<p>54-60-S\u00fbrenin son b\u00f6l\u00fcm\u00fcndeki bu \u00f6\u011f\u00fcd\u00fc kuvvetlendirip desteklemekle m\u00fcjde verme hususunda bir\u00e7ok hikmetleri i\u00e7eren Lokman S\u00fbresi geliyor.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>30-RUM: 1- Allah daha iyi bilir: Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki mucize olan \u00e2yetlerden \u00f6nce, s\u00f6zlerindeki mucizeli\u011fi ifade eden il\u00e2hi s\u0131rra i\u015f\u00e2rettir. Bakara s\u00fbresinde de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;elif&#8221; bo\u011faz\u0131n en i\u00e7inden: b\u00e2t\u0131ndan; &#8220;L\u00e2m&#8221; dilden: berzahtan; &#8220;mim&#8221; duda\u011f\u0131n en kenar\u0131ndan, d\u0131\u015ftan \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in bu \u00fc\u00e7 harf, mahreclerin asl\u0131n\u0131 te\u015fkil eden \u00fc\u00e7 \u00e7\u0131k\u0131\u015f yerinden \u00e7\u0131kan b\u00fct\u00fcn harflerin g\u00fczel bir dizili\u015f &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12095,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1172,1171,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1890","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-30-rum","tag-30-rum-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1890","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1890"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1890\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12095"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1890"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1890"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1890"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}