{"id":1896,"date":"2010-11-18T22:31:01","date_gmt":"2010-11-18T22:31:01","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1896"},"modified":"2010-11-18T22:31:01","modified_gmt":"2010-11-18T22:31:01","slug":"27-neml-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/27-neml-tefsiri\/","title":{"rendered":"27-NEML SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>27-NEML:<\/p>\n<p>1-2- &#8220;Bunlardan ne kastetti\u011fini Allah daha iyi bilir.&#8221; T\u00e2s\u00een S\u00fbresi mutlak bir il\u00e2h\u00ee s\u0131rd\u0131r. \u0130\u015fte bunlar, i\u015fitti\u011fin bu esrarengiz harfler sana \u00e2yetleridir, o Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n. O Emin Ruh ile kalbine indirilen Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ve belagatl\u0131, apa\u00e7\u0131k bir kitab\u0131n. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan bu s\u00fbre, ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na apa\u00e7\u0131k bir kitapt\u0131r. \u00d6nceki s\u00fbrenin sonunda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, zalimlerin yuvarlanaca\u011f\u0131 ink\u0131lab\u0131n nas\u0131l ve ne \u015fekilde olaca\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde anlatacakt\u0131r.<\/p>\n<p>3- Bir hidayet, g\u00fczel bir yol g\u00f6stericilik ve ir\u015fad ve m\u00fcjde olmak \u00fczere o m\u00fcminlere, o sana tabi olan, senin izinde giden m\u00fcminlere ki namaza devam ederler ve zekat\u0131 verirler. Demek ki bu uyarma ve m\u00fcjdeye lay\u0131k olabilmek i\u00e7in, imandan sonra en az\u0131ndan bu iki \u00f6zellik de \u015fartt\u0131r. Gerek fert ve gerekse toplum i\u00e7in namaz, dinin dire\u011fi, zekat da k\u00f6pr\u00fcs\u00fc oldu\u011fundan namaz\u0131 ve zekat\u0131 yerine getirmeyenler bu m\u00fcjdeyi kaybetmi\u015f olurlar. Bunun i\u00e7in Hz. Ebu Bekri&#8217;s- S\u0131dd\u00eek bunlar\u0131 yerine getirmeyenlere harb ilan etti. Ve o ahirete ancak bunlar kesinkes inan\u0131rlar. \u0130man ettikleri gibi, bu konuda tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla da muvaffak olurlar. O ink\u0131lab g\u00fcn\u00fc bunlar isteklerine kavu\u015furlar.<\/p>\n<p>4-Bu m\u00fcjde ni\u00e7in sadece bunlara has denilirse \u00e7\u00fcnk\u00fc ahirete iman etmeyenlerin amellerini kendilerine s\u00fcslemi\u015fizdir, g\u00fczel g\u00f6stermi\u015fizdir de onlar\u0131n kalpleri k\u00f6r olmu\u015ftur, G\u00f6rmezler, duygusuzdurlar. Onun i\u00e7in ir\u015fad kabul etmezler.<\/p>\n<p>5- \u0130\u015fte bunlar, bu, ahirete inanmayan k\u00f6r kalpliler o k\u00f6t\u00fc azab kendilerine aid olan kimselerdir. Kalp k\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc, o ahirete imans\u0131zl\u0131k asl\u0131nda en b\u00fcy\u00fck r\u00fbh\u00ee felaket oldu\u011fu gibi, bunlar ahiretten \u00f6nce d\u00fcnyadaki ink\u0131lablar\u0131n\u0131n pek k\u00f6t\u00fc bir \u015fekilde ac\u0131s\u0131n\u0131 da \u00e7ekerler. Ahirette ise bunlar daha \u00e7ok ziyana u\u011frayacaklardand\u0131r.<\/p>\n<p>6-M\u00fcminlerin ve k\u00e2firlerin b\u00f6ylece durumlar\u0131 anlat\u0131ld\u0131ktan sonra, peygamberin haline ge\u00e7ilerek \u015f\u00f6yle buyuruluyor: Ve muhakkak ki sen \u015f\u00fcphesiz bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a, hikmet sahibi ve her \u015feyi bilen Allah taraf\u0131ndan erdiriliyorsun. S\u00f6zlerini Emin Ruh arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile indiriyor ise de, ondaki gizli il\u00e2h\u00ee bilgiler, hikmetler ve il\u00e2h\u00ee s\u0131rlar\u0131 sana ald\u0131ran ve anlatan do\u011frudan do\u011fruya y\u00fcce Allah&#8217;t\u0131r. Bunun bir \u00f6rne\u011fini anlatmak i\u00e7in \u00f6nceki s\u00fbrede Musa olay\u0131nda ge\u00e7en &#8220;Rabbim bana hikmet bah\u015fetti ve beni peygamberlerden k\u0131ld\u0131&#8221; (\u015euar\u00e2, 26\/21) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131klanarak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>7- Hani bir vakit Musa, ailesine demi\u015fti; ailesiyle Medyen&#8217;den \u00e7\u0131k\u0131p giderken Tuv\u00e2 v\u00e2disinde so\u011fuk ve karanl\u0131k bir gecede yolu \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015f, \u00e7akmak \u00e7akm\u0131\u015f ve fakat ta\u015f\u0131 \u00e7akmam\u0131\u015f, b\u00f6yle her imkan\u0131n kesildi\u011fi tam bir \u00e7aresizlik an\u0131nda T\u00fbr y\u00f6n\u00fcnden kendisine bir ate\u015f g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fc, o vakit demi\u015fti ki, ben ger\u00e7ekten bir ate\u015f hissettim. Herhalde size ondan bir haber getirecce\u011fim, yahut bir kor ate\u015f par\u00e7as\u0131 al\u0131p gelece\u011fim, belki bir ocak yakar \u0131s\u0131n\u0131rs\u0131n\u0131z. Demek ki, b\u00fct\u00fcn ihtiya\u00e7 bu ikinin birinde toplan\u0131yordu: Yoldan bir haber almak veya bir ocak yakmak. Haber ahirete ait, ocak yak\u0131p \u0131s\u0131nmak d\u00fcnyaya ait bir gaye oldu\u011fu i\u00e7in olmal\u0131 ki, haber getirmeyi \u00f6nce s\u00f6ylemi\u015ftir.<\/p>\n<p>8-Dikkat edilirse bu veciz ifadeden tefsir ve a\u00e7\u0131klamaya s\u0131\u011fmayacak pek derin ilhamlar duyulur. Sana, demeyip size, demesi ailesinden yaln\u0131z bir ki\u015fi kastedilmedi\u011fini anlat\u0131r. Bu his \u00fczerine ne zaman ki o ate\u015fe vard\u0131 seslenildi ki haberin olsun m\u00fcbarek k\u0131l\u0131nd\u0131 bu ate\u015fteki kimse ve \u00e7evresindeki. Yani bu ate\u015fin bulundu\u011fu yer &#8220;O m\u00fcbarek yerdeki vadinin sa\u011f k\u0131y\u0131s\u0131ndan (oradaki) a\u011fa\u00e7 taraf\u0131ndan&#8230;&#8221; (Kasas, 28\/30) ifadesine g\u00f6re m\u00fcbarek bir yerdir. Bu yerde bulunan ve bu ate\u015fin etraf\u0131nda dola\u015fan kimseler berekete nail olmu\u015flard\u0131r. Bu bak\u0131mdan sen de bu ate\u015fe geldin m\u00fcbarek oldun. Kad\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee gibi m\u00fcfessirlerin kabul ettikleri bu tefsire g\u00f6re bu ate\u015fi hisseden yaln\u0131z Musa de\u011fildir. &#8220;Bu ate\u015fteki ve etraf\u0131ndaki kimseler&#8221; geneldir. Musa bu toplulu\u011fun bir ferdi oldu\u011fundan m\u00fcbarek k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat baz\u0131 m\u00fcfessirlerin bu ate\u015fe gelen Musa oldu\u011fundan &#8220;Ate\u015fteki kimse&#8221; Musa&#8217;d\u0131r, demi\u015flerdir. (Kasas, 28\/29. \u00e2yetin tefsirine de bkz.) \u00c2lemlerin Rabbi olan Allah eksikliklerden m\u00fcnezzehtir. Nidan\u0131n tamamlanmas\u0131ndan olan bu tesbih ve tenzih olay\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne hayret ettirmekle beraber, benzetme yan\u0131lg\u0131s\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcrmemek i\u00e7indir.<\/p>\n<p>9- Ya Musa, ger\u00e7ekte O; nida eden benim, yani mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah.<\/p>\n<p>10- Hem as\u00e2n\u0131 b\u0131rak; yani burada bulunan ba\u015fka bir \u015feye dayanmamal\u0131d\u0131r. &#8220;N\u00fbn&#8221; harfinin \u015feddesi ile &#8220;c\u00e2nn&#8221; hafif ve s\u00fcratli y\u0131lan, yani b\u0131rak\u0131nca o as\u00e2y\u0131 sanki \u00e7evik bir y\u0131lanm\u0131\u015f gibi k\u0131vr\u0131l\u0131yor g\u00f6rd\u00fc, g\u00f6r\u00fcnce arkas\u0131n\u0131 d\u00f6nerek ka\u00e7t\u0131 ve geri bakmad\u0131, korktu. Ya Musa korkma! Zira Resul olanlar benim huzurumda korkmaz, yani ben \u015fimdi sana peygamberlik veriyorum, peygamber g\u00f6nderilmek \u00fczere vahiy ve direktif al\u0131yorsun. Peygamberlere b\u00f6yle vahyedildi\u011fi s\u0131rada korkmak yara\u015fmaz, ruhlar\u0131 tamamen melekler \u00e2lemine \u00e7ekilmi\u015f ve y\u00fcce Rabb&#8217;\u0131n huzurunda buyruklar\u0131 almaya dalarlar da, ondan korku hat\u0131rlar\u0131na bile gelmez.<\/p>\n<p>Ger\u00e7i &#8220;Kullar i\u00e7inde ancak \u00e2limler, Allah&#8217;tan (gere\u011fi gibi) korkar&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 35\/28) buyuruldu\u011fu ve peygamberlerin ise bilginlerin en bilgini oldu\u011fu i\u00e7in, onlarda Allah korkusu herkesten fazlad\u0131r. Fakat Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feyden korkmayacaklar\u0131 gibi, huzurda bulunduklar\u0131 bulu\u015fma yerinde b\u00fct\u00fcn korku hissi dahi, Allah&#8217;tan ba\u015fka her \u015fey gibi silinip yaln\u0131z kavu\u015fma zevki kal\u0131r.<\/p>\n<p>11- Fakat zulmeden ba\u015fka, ufak veya b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah yapm\u0131\u015f olan huzurda bulunmaktan korkar, \u00e7\u00fcnk\u00fc sorumlulu\u011fu var. Zulmedip sonra k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn arkas\u0131ndan bir g\u00fczelli\u011fe de\u011fi\u015ftirmi\u015f (tevbe etmi\u015f) olan da bilsin ki ben \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131y\u0131m, \u00e7ok merhamet sahibiyim. Yani sen de bir g\u00fcnah i\u015fledim diye korkuyorsan, korkma, ba\u011f\u0131\u015fland\u0131n!<\/p>\n<p>12-14- Bir de elini koynuna sok.<\/p>\n<p>CEYB: Asl\u0131nda yakan\u0131n g\u00f6\u011f\u00fcs \u00fczerindeki a\u00e7\u0131k yeri demektir. Bizim &#8220;ceb&#8221; diye kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131za dahi denilirse de tevil edilmi\u015ftir. \u00c7\u0131ks\u0131n bembeyaz olarak, fakat kusursuz, yani beyazlanmas\u0131 bir hastal\u0131k ve bela neticesi de\u011fil yaln\u0131z bir \u00e2yet, bir mucize olmak \u00fczere. Dokuz \u00e2yet, yani dokuz mucize aras\u0131nda Firavun&#8217;a ve kavmine kar\u015f\u0131, dokuz mucize: \u00c2sa, Beyaz el, Sina da\u011f\u0131, T\u00fbfan, \u00c7ekirge, Ha\u015farat, Kurba\u011fa, Kan, Felk, yani denizin yar\u0131lmas\u0131d\u0131r. (A&#8217;r\u00e2f, 7\/107, 108, 133. \u00e2yetler ile di\u011fer ilgili \u00e2yetlerin tefsirine bkz.) Sonra bak o bozguncular\u0131n sonu nice oldu? Yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi ve Kasas S\u00fbresi&#8217;nde gelece\u011fi \u00fczere bat\u0131r\u0131ld\u0131lar, lanetlenmi\u015f oldular. \u0130\u015fte bu bozguncu zalimlerin u\u011frad\u0131klar\u0131 k\u00f6t\u00fc sonu\u00e7, bug\u00fcnk\u00fc zalimlerin u\u011frayaca\u011f\u0131 ak\u0131bet i\u00e7in de \u00f6rnek bir derstir. Zira Musa&#8217;ya \u00f6yle bir ate\u015f hissettirerek her \u015feyden ge\u00e7irip o s\u00f6z\u00fcn\u00fc s\u00f6yleyen ve o mucizelerle peygamberlik verip Firavun ve kavmine g\u00f6nderen o mutlak galip ve hikmet sahibi, \u00e2lemlerin Rabbi y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n il\u00e2h\u00ee s\u0131rlar\u0131ndan veriliyor bu Kur&#8217;\u00e2n. Bu il\u00e2h\u00ee s\u0131rlara ait ilim ve hikmetten di\u011fer bir misal ile m\u00fcminlere olan m\u00fcjdelerden bir \u00f6rnek de \u015fudur:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>15- Andolsun ki biz, Davud&#8217;a ve S\u00fcleyman&#8217;a bir ilim verdik. Onlar: &#8220;Bizi m\u00fcmin kullar\u0131n\u0131n bir\u00e7o\u011fundan \u00fcst\u00fcn k\u0131lan Allah&#8217;a hamd olsun&#8221; dediler.<\/p>\n<p>16- S\u00fcleyman Davud&#8217;a varis olup dedi ki: &#8220;Ey insanlar! Bize ku\u015f dili \u00f6\u011fretildi ve bize her \u015feyden (nasip) verildi. Do\u011frusu bu apa\u00e7\u0131k bir l\u00fctuftur.&#8221;<\/p>\n<p>17- Cinlerden, insanlardan ve ku\u015flardan m\u00fcte\u015fekkil ordular\u0131 S\u00fcleyman&#8217;\u0131n hizmetinde topland\u0131, hepsi bir arada (onun taraf\u0131ndan) d\u00fczenli olarak sevkediliyordu.<\/p>\n<p>18- Nihayet kar\u0131nca v\u00e2disine geldikleri zaman, bir kar\u0131nca: &#8220;Ey kar\u0131ncalar! Yuvalar\u0131n\u0131za girin; S\u00fcleyman ve ordusu fark\u0131na varmadan sizi ezmesin!&#8221; dedi.<\/p>\n<p>19- (S\u00fcleyman) onun s\u00f6z\u00fcne g\u00fcl\u00fcmseyerek dedi ki: &#8220;Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdi\u011fin nimete \u015f\u00fckretmemi ve ho\u015fnut olaca\u011f\u0131n iyi i\u015f yapmam\u0131 g\u00f6nl\u00fcme getir. Rahmetinle, beni iyi kullar\u0131n aras\u0131na kat.&#8221;<\/p>\n<p>20- (S\u00fcleyman) Ku\u015flar\u0131 g\u00f6zden ge\u00e7irdikten sonra \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;H\u00fcdh\u00fcd&#8217;\u00fc ni\u00e7in g\u00f6remiyorum? Yoksa kay\u0131plara m\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131?&#8221;<\/p>\n<p>21- &#8220;Ya bana (mazeretini g\u00f6steren) apa\u00e7\u0131k bir delil getirecek, ya da onu \u015fiddetli bir azaba u\u011frataca\u011f\u0131m, yahut bo\u011fazl\u0131yaca\u011f\u0131m!&#8221;<\/p>\n<p>22- \u00c7ok ge\u00e7meden (H\u00fcdh\u00fcd) gelip: &#8220;Ben, dedi, senin bilmedi\u011fin bir \u015feyi \u00f6\u011frendim. Sebe&#8217;den sana \u00e7ok do\u011fru (ve \u00f6nemli) bir haber getirdim.<\/p>\n<p>23- &#8220;Ger\u00e7ekten, onlara (Sebelilere) h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k eden, kendisine her t\u00fcrl\u00fc imkan verilmi\u015f ve b\u00fcy\u00fck bir tahta sahip olan bir kad\u0131nla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>24- &#8220;Onun ve kavminin, Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p g\u00fcne\u015fe secde ettiklerini g\u00f6rd\u00fcm. \u015eeytan, kendilerine yapt\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00fcsl\u00fc g\u00f6stermi\u015f de onlar\u0131 do\u011fru yoldan al\u0131koymu\u015f. Bunun i\u00e7in hidayete giremiyorlar.&#8221;<\/p>\n<p>25- &#8220;G\u00f6klerde ve yerde gizleneni a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karan, gizledi\u011finizi ve a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 bilen Allah&#8217;a secde etmezler.&#8221;<\/p>\n<p>26- &#8220;(Halbuki) O b\u00fcy\u00fck Ar\u015f&#8217;\u0131n sahibi olan Allah&#8217;tan ba\u015fka tap\u0131lacak yoktur.&#8221;<\/p>\n<p>27- (S\u00fcleyman H\u00fcdh\u00fcd&#8217;e) dedi ki: &#8220;Do\u011fru mu s\u00f6yledin, yoksa yalanc\u0131lardan m\u0131s\u0131n, bakaca\u011f\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>28- &#8220;\u015eu mektubumu g\u00f6t\u00fcr, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz \u00e7ekil de, ne sonuca varacaklar\u0131na bak.&#8221;<\/p>\n<p>29- (S\u00fcleyman&#8217;\u0131n mektubunu alan Sebe melikesi): &#8220;Beyler, ulular! Bana \u00e7ok \u00f6nemli bir mektup b\u0131rak\u0131ld\u0131&#8221; dedi.<\/p>\n<p>30- &#8220;Mektup S\u00fcleyman&#8217;dand\u0131r, Rahm\u00e2n ve Rah\u00eem Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla (ba\u015flamakta)d\u0131r. &#8221;<\/p>\n<p>31- &#8220;Bana kar\u015f\u0131 ba\u015f kald\u0131rmay\u0131n, teslimiyet g\u00f6stererek bana gelin diye (yazmaktad\u0131r).&#8221;<\/p>\n<p>15- Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n, her \u015feyi bilen ve hikmet sahibi Allah taraf\u0131ndan verildi\u011fini a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in bildirilen ikinci k\u0131ssa olup bozguncular\u0131n zul\u00fcm ve ink\u00e2r ile u\u011frad\u0131klar\u0131 k\u00f6t\u00fc sonu\u00e7lar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k, iyilerin ilim ve erdemlikle erdikleri ola\u011fan\u00fcst\u00fc ba\u015far\u0131lara misal ve peygamberlerin mucizesi yan\u0131nda velilerin kerametine bir numune g\u00f6steriyor. \u0130\u00e7indeki \u015fa\u015f\u0131lacak \u015feylerin ger\u00e7ekli\u011fine \u00f6zen g\u00f6stermek i\u00e7in de \u00f6zellikle and ile ba\u015flanm\u0131\u015ft\u0131r. Yani il\u00e2h\u00ee y\u00fcceli\u011fime and olsun ki, Davud ve S\u00fcleyman&#8217;a bir ilim verdik . &#8220;Allah, ona (Davud&#8217;a) h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k ve hikmet verdi, diledi\u011fi ilimlerden ona \u00f6\u011fretti.&#8221; (Bakara, 2\/251) ifadesine g\u00f6re, h\u00fck\u00fcmet ve h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k ile bilinen ve se\u00e7ilen Davud ve S\u00fcleyman (a.s)a verilen il\u00e2h\u00ee nimetlerden \u00f6ncelikle ve yaln\u0131z ilmin ifade olunmas\u0131, ilmin y\u00fcceli\u011fi ve \u00f6neminin hepsinden y\u00fcksek olmas\u0131ndand\u0131r. &#8220;\u0130lmen&#8221; diye nekre (belirsiz) ifade edilmesi bunun ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir ilim oldu\u011funa i\u015faret etmek i\u00e7indir. \u015eehrist\u00e2n\u00ee&#8217;nin &#8220;Milel ve Nih\u00e2l&#8221; isimli eserinde a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, tarihin bildirdi\u011fine g\u00f6re Anadoluda ve Yunanl\u0131larda Felsefenin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 S\u00fcleyman (a.s) zaman\u0131nda parlayan ilim ve hikmetin tesirinden olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130kisi de dediler: Bizi m\u00fcmin kullar\u0131n\u0131n bir\u00e7o\u011fundan \u00fcst\u00fcn k\u0131lan Allah&#8217;a hamd olsun. Yani m\u00fclk ve devletle de\u011fil, \u00fcst\u00fcnl\u00fck nimeti ile duygulanarak nimeti ifade ettiler ve ula\u015ft\u0131klar\u0131 \u00fcst\u00fcnl\u00fck nimetini, h\u00fck\u00fcmet ve devleti Allah&#8217;tan bildiler ve bundan dolay\u0131 \u00f6vg\u00fc ve sayg\u0131 ile hamd ve senan\u0131n ancak onu veren Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 ve h\u00fckmetme ve h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131n \u00f6zellikle O&#8217;na ait oldu\u011funu bilerek hareket ve \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc yerine getirmeye gayret ettiler. Bu da onlara verilen ilmin al\u00e2metlerinden biri oluyordu. Firavun idaresine kar\u015f\u0131 iyilik ve fazilet sahibi bir idarenin ruhunu g\u00f6steren bu kelimesinin derin zevkini duyabilenler ne kadar mutludurlar. Y\u00fcce Allah, o zalim, ink\u00e2rc\u0131, ma\u011frur, bozguncu Firavun idaresini bat\u0131rd\u0131ktan sonra, Davud ve S\u00fcleyman&#8217;a verdi\u011fi ilim ile bu \u015fekilde Allah&#8217;\u0131 bilip hamd eden bir faziletli idare yeti\u015ftirmi\u015fti.<\/p>\n<p>16- Hem S\u00fcleyman, Davud&#8217;a varis oldu, onun yerine ge\u00e7ti. &#8220;Peygamberler alt\u0131n ve g\u00fcm\u00fc\u015f miras b\u0131rakmad\u0131lar, ancak ilim miras b\u0131rakt\u0131lar&#8221; hadis-i \u015ferifine g\u00f6re bu miras mal miras\u0131 de\u011fil, &#8220;Ey Davud! Biz seni yery\u00fcz\u00fcnde halife yapt\u0131k. O halde insanlar aras\u0131nda hak ve adaletle h\u00fckmet. Heva ve hevese uyma&#8221; (S\u00e2d, 38\/26) buyuruldu\u011fu \u00fczere, insanlar aras\u0131nda hak ve adaletle h\u00fck\u00fcm y\u00fcr\u00fctmek i\u00e7in yerine ge\u00e7mek, yani bahsedilen ilim ve iyilikte, peygamberlik, hakimiyet ve siyasette yerini tutmakt\u0131r ki, bu yere Hz. Davud&#8217;un ondokuz o\u011flundan S\u00fcleyman (a.s) ge\u00e7ti. Ve, Allah&#8217;\u0131n nimetini a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade ve bunu yaymakla kendilerine verilen mucizeleri kabul ve tasdik i\u00e7in halk\u0131 davet etmek \u00fczere Ey insanlar! dedi. Bize mant\u0131k-\u0131 tayr \u00f6\u011fretildi, mant\u0131kuttayr, yani ku\u015f dili \u00f6\u011fretildi.<\/p>\n<p>MANTIK: Asl\u0131nda konu\u015fma demektir. Bununla beraber konu\u015fman\u0131n \u00e7\u0131k\u0131\u015f yeri olan ruh\u00ee kuvvet m\u00e2n\u00e2s\u0131nda da terim olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bilinen nutk (konu\u015fma) ise g\u00f6n\u00fclde gizli olan\u0131 anlatmak i\u00e7in seslenilen ve \u00e7o\u011funlu\u011fu dil ile \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan dil, lisan veya l\u00fcgat da denilen tekil veya m\u00fcrekkeb (bile\u015fik) s\u00f6z ve kelimelerdir. Ve &#8220;Allah, \u00c2dem&#8217;e b\u00fct\u00fcn isimleri \u00f6\u011fretti&#8221; (Bakara, 2\/31) \u00e2yetinin bildirdi\u011fine g\u00f6re insana has bir \u00f6zelliktir. Konu\u015fmada akl\u00ee deliller veya ola\u011fan deliller bulunabilirse de as\u0131l olan kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131 itibariyle bir m\u00e2n\u00e2ya delalet etmesidir. (Konventionel)<\/p>\n<p>Onun i\u00e7in konulu\u015f itibariyle delaleti bulunmayan, bir m\u00e2n\u00e2 ifade etmeyen bir sesle tabi\u00ee ve akl\u00ee bir ilgi ile bir m\u00e2n\u00e2 ifade edilecek olursa, ona ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2da konu\u015fma denmez. Demek ki, konu\u015fman\u0131n hakikatinde biri cins, di\u011feri de fas\u0131l (t\u00fcr) olmak \u00fczere iki a\u00e7\u0131k \u00f6zellik vard\u0131r. Biri s\u00f6z (isterse d\u00fc\u015f\u00fcnce halinde olsun), biri konulu\u015f itibar\u0131yla bir m\u00e2n\u00e2 ifade etmesidir. Bundan dolay\u0131 bu ikiden yaln\u0131z birisi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclerek te\u015fbih veya mecaz olarak konu\u015fma denildi\u011fi de \u00e7oktur. Mesela, hi\u00e7bir ses \u00e7\u0131kar\u0131lmaks\u0131z\u0131n yaz\u0131 veya ba\u015fka \u015feyler gibi \u00f6zel i\u015faretler koyarak bir \u015fey anlatmak, gizli bir konu\u015fman\u0131n ifadesi olmak \u00fczere mecaz olarak konu\u015fma say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi. &#8220;Bu bizim kitab\u0131m\u0131zd\u0131r, sizin hakk\u0131n\u0131zda ger\u00e7e\u011fi s\u00f6yl\u00fcyor&#8221; (Casiye, 45\/29) \u00e2yeti buna delildir. Konulu\u015f itibariyle bir delaleti bulunmayan herhangi bir sesle sesleni\u015fe de; akl\u00ee ve do\u011fal bir i\u015fareti bulunmak veya mutlak sessizli\u011fin tersi bir ses olmak y\u00f6n\u00fcnden te\u015fbih veya \u015fekilde benzeme yoluyla konu\u015fma denildi\u011fi de malumdur. Mesela g\u00fcvercinin \u00f6tmesine udun \u00e7almas\u0131na denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u015eu halde konu\u015fma denilen kavramda en \u00f6nemli taraf, bir m\u00e2n\u00e2 ifade etmesi oldu\u011fundan, m\u00e2n\u00e2s\u0131z olan s\u00f6zler bir yana at\u0131l\u0131p delaletin konulmu\u015f olmas\u0131 kayd\u0131ndan vazge\u00e7ilir de, gerek konulu\u015f itibariyle, gerek akl\u00ee ve gerek do\u011fal herhangi bir i\u015faretle bir m\u00e2n\u00e2 ifade edebilen sesler d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse konu\u015fman\u0131n insana has olmayan bir anlam\u0131 elde edilmi\u015f olur ki, i\u015fte mant\u0131kuttayr, ku\u015f dilinde de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek m\u00e2n\u00e2 budur. Bu sebepten ku\u015fun \u00e7e\u015fitli duygular\u0131 aras\u0131ndaki m\u00fcnasebetleri idare eden \u00f6zel duygu ve kabiliyeti, ku\u015f dili ve duygular\u0131n\u0131 ortaya koymak i\u00e7in \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 sesler de ku\u015f dili demek olur.<\/p>\n<p>Mesela horozun yem aramak i\u00e7in de\u015finmesinde bir mant\u0131k vard\u0131r. Yemi buldu\u011fu zaman &#8220;d\u0131k d\u0131k&#8221; diye tavuklar\u0131 \u00e7a\u011f\u0131rmas\u0131 da bir konu\u015fma, bir dil demektir. Gerek ku\u015flar\u0131n, gerek di\u011fer hayvanlar\u0131n b\u00f6yle sesleriyle bir di\u011ferine bir \u015feyler anlatt\u0131klar\u0131nda \u015f\u00fcphe yoktur. Fakat bu m\u00e2n\u00e2da ku\u015f dilini bir dereceye kadar herkesin anlayabilece\u011fine g\u00f6re, Hz. S\u00fcleyman&#8217;\u0131n mucizesinde daha derin bir m\u00e2n\u00e2 anla\u015f\u0131lmas\u0131 gerekmez mi, diye bir soru hat\u0131ra gelir. Bundan dolay\u0131, ad\u0131 ge\u00e7en peygambere mucize olarak ku\u015flar, ileride gelece\u011fi \u00fczere H\u00fcdh\u00fcd&#8217;\u00fcn s\u00f6yledi\u011fi gibi ger\u00e7ekten tam bir s\u00f6z s\u00f6ylediler, demi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hz. Peygamber&#8217;e a\u011fa\u00e7lar, ta\u015flar s\u00f6ylemi\u015fti; fakat bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re de S\u00fcleyman (a.s)a ku\u015f dili de\u011fil, ku\u015fa insan dili bildirilmi\u015f olur. Halbuki &#8220;Bize ku\u015f dili \u00f6\u011fretildi.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bu sebepten \u00f6nemli olan husus, ku\u015fun s\u00f6ylemesinden \u00e7ok, S\u00fcleyman (a.s)&#8217;\u0131n anlamas\u0131nda ve anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n derinli\u011findedir. Hem de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ifadesine g\u00f6re bu anlay\u0131\u015f, sadece ku\u015fun dilinde, l\u00fcgat\u0131nda de\u011fil mant\u0131\u011f\u0131ndad\u0131r. O yaln\u0131z ku\u015flar\u0131n sesleri veya hareketleri ile ifade ettikleri hislerini anlamakla kalm\u0131yor, o hisleri idare eden ana mant\u0131\u011f\u0131, i\u015fin gizli il\u00e2h\u00ee s\u0131rlar\u0131n\u0131 biliyordu. B\u00f6ylece onlar\u0131n \u015fak\u0131malar\u0131ndaki y\u00fcce Allah&#8217;\u0131 tesbih ve tazimlerini anlad\u0131\u011f\u0131 gibi, onlar\u0131 idaresi alt\u0131na alarak kendine has te\u015fkilat\u0131yla ordusunda hizmette de kullan\u0131yordu.<\/p>\n<p>E\u015fyan\u0131n par\u00e7alar\u0131na ili\u015fkin duyumlar, mant\u0131k&#8217;\u0131n gerekli prensiplerinden oldu\u011fu i\u00e7in, duygular\u0131n ilm\u00ee g\u00f6r\u00fc\u015flerle eri\u015filemeyen zorunlu bir mant\u0131\u011f\u0131 vard\u0131r. Zihinde par\u00e7alar\u0131 birle\u015ftiren bir \u015fekillenmenin meydana gelmesi i\u00e7in c\u00fczden c\u00fcze, par\u00e7adan par\u00e7aya intikal, yani (temsil) bu mant\u0131kla ba\u015flar. \u0130dare ve siyaset adamlar\u0131n\u0131n de\u011fi\u015fik de\u011fi\u015fik i\u015flere ait g\u00f6r\u00fc\u015flerde isabet edebilmeleri bu mant\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131ndaki kuvvetiyle orant\u0131l\u0131 olur. Ku\u015flar\u0131n, umum\u00ee s\u00f6z ve laf\u0131zlar ortaya koyabilecek birle\u015ftirici bir \u015fekillendirme g\u00fcc\u00fcne sahip olduklar\u0131n\u0131 bilmiyorsak da duygular\u0131n\u0131n y\u00fcksekli\u011fi bilinmektedir. Ku\u015fun asl\u0131, y\u00fcksek bir duyguyla u\u00e7mak \u00f6zelli\u011fini ortaya \u00e7\u0131karan bir hayat anlay\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. Bunun i\u00e7in &#8220;mant\u0131kuttayr&#8221; dersinden bizim zihnimize hemen gelen m\u00e2n\u00e2, ku\u015flar\u0131n duygular\u0131ndaki ili\u015fkileri sezecek kadar derin ve uzaklardaki par\u00e7alara girebilecek kadar y\u00fcksek bir his ve anlay\u0131\u015f ile beraber, ayn\u0131 zamanda ku\u015flar\u0131n tabiat\u0131 olan u\u00e7ma ilminin dahi \u00f6\u011fretilmi\u015f olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekte &#8220;S\u00fcleyman&#8217;a sabah gidi\u015fi bir ayl\u0131k mesafe, ak\u015fam d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc de bir ayl\u0131k mesafe olan r\u00fczgar\u0131 verdik.&#8221; (Sebe, 34\/12) ve &#8220;(S\u00fclayman&#8217;a) istedi\u011fi yere onun emriyle kolayca giden r\u00fczgar\u0131 emrine verdik.&#8221; (S\u00e2d, 38\/36) buyuruldu\u011fu \u00fczere havan\u0131n S\u00fcleyman (a.s) emrine verilmi\u015f olmas\u0131, bu ilimle ilgili oldu\u011fu gibi; g\u00f6z a\u00e7\u0131p kapay\u0131ncaya kadar k\u0131sa, bir anda bir taht\u0131n getirilivermesi maddesindeki &#8220;Kitaptan bir ilmin&#8221; (27\/40) de bu ilim olmas\u0131 gerekir. Netice olarak, mant\u0131k-\u0131 tayrda, ku\u015f dilinden ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. &#8220;Yani mant\u0131kt\u0131r, ku\u015f dili de\u011fildir&#8221; diyen Ke\u015ff\u00fc&#8217;l-Esrar sahibi ile beraber biz de buna me\u015fhur oldu\u011fu \u00fczre, yaln\u0131z &#8220;ku\u015f dili&#8221; demeyi yeterli g\u00f6rmeyip Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n lafz\u0131n\u0131 koruyarak &#8220;ku\u015f mant\u0131\u011f\u0131&#8221; demeyi uygun buluyoruz.<\/p>\n<p>S\u00fcleyman &#8220;Bize ku\u015f mant\u0131\u011f\u0131 \u00f6\u011fretildi&#8221; demekle peygamberli\u011fini anlatm\u0131\u015f oldu\u011fu gibi, m\u00fclk\u00fcn\u00fc anlatarak da \u015f\u00f6yle demi\u015ftir. Ve bize her \u015feyden verildi; her \u015fey de\u011fil her \u015feyden. M\u00fcfessirler bu deyimin \u00e7okluktan kinaye oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyorlar; bununla devlette, servetin \u00f6nemine i\u015faret edilmi\u015ftir. \u015e\u00fcphesiz ki bu, zikredilmi\u015f olan ve \u00f6\u011fretilen ilim ile verilen servet do\u011frusu apa\u00e7\u0131k bir l\u00fctuftur. Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n hamd ve senaya lay\u0131k olan ve m\u00fcmin kullar\u0131ndan bir\u00e7o\u011funa bile verilmemi\u015f bulunan apa\u00e7\u0131k ihsan\u0131 ve l\u00fctfudur ki, bunun ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2da \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc yerine getirmek i\u00e7in, Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131 bu nimetten faydalanmaya \u00e7a\u011f\u0131rmak ayr\u0131ca bir vazifedir.<\/p>\n<p>17-18- HA\u015eIR: Asl\u0131nda halk\u0131 kendi yerlerinden \u00e7\u0131kararak umum\u00ee bir topluluk \u015feklinde bir yere toplamakt\u0131r. Bunun i\u00e7in \u00e7okluk ve y\u0131\u011f\u0131lma ifade eder. Bununla beraber mutlaka toplamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Bu surette bar\u0131\u015f zaman\u0131ndaki hali de ifade edebilirse de asker toplaman\u0131n seferberli\u011fi ifade etmesi daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. S\u00f6z\u00fcn gidi\u015fi de bunu anlat\u0131yor. Cinlerden, insanlardan ve ku\u015flardan askerleri toplanm\u0131\u015ft\u0131 (En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;B\u00f6ylece biz, her peygambere insan ve cin \u015feytanlar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015fman k\u0131ld\u0131k.&#8221; 6\/112 \u00e2yetinin tefsirine bkz.) da hepsi bir arada (onun taraf\u0131ndan) d\u00fczenli olarak sevkediliyorlard\u0131 hatta kar\u0131nca v\u00e2disi \u00fczerine vard\u0131klar\u0131nda, &#8220;hatta&#8221; ibtidaiyyedir, yani bu s\u00f6z\u00fcn ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermekle beraber, ayn\u0131 zamanda onun \u00f6nceki s\u00f6ze bir nihayet oldu\u011funu da g\u00f6sterir. &#8220;Bir hayli gittiler, hatta kar\u0131nca v\u00e2disi \u00fczerine vard\u0131lar&#8221; demek olur. &#8220;\u00dczerine&#8221; denilmesi de inmek \u00fczere y\u00fcksekten geldi\u011fine i\u015faret eder. Kar\u0131nca V\u00e2disi \u015eam&#8217;da veya T\u00e2if&#8217;te veya Yemen&#8217;de kar\u0131ncas\u0131 \u00e7ok bir derenin ad\u0131 oldu\u011fu s\u00f6yleniyor. Bununla beraber, kar\u0131nca v\u00e2disi, kar\u0131nca alan\u0131 gibi, k\u00fc\u00e7\u00fck bir hayvanlar \u00e2lemini akla getiriyor. Kar\u0131nca, k\u00fc\u00e7\u00fck hayvanlardan mesel olageldi\u011fi gibi, kanatl\u0131 cinsi de bulundu\u011fundan u\u00e7anlar k\u0131sm\u0131na da girer. Ve burada bu sebeple zikredildi\u011fi s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 &#8220;hatt\u00e2&#8221; kelimesi, ku\u015f mant\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmenin de bir gayerini ifade etmi\u015f oluyor. Kar\u0131ncalar bir\u00e7ok hayvan merakl\u0131lar\u0131 taraf\u0131ndan incelenmi\u015f ve bir\u00e7ok ilgin\u00e7 hikayeler anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Topluluk halinde ya\u015fad\u0131klar\u0131 herkes taraf\u0131ndan bilindi\u011fi gibi g\u00fc\u00e7leri ve \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 da bilinmektedir. Komuta ile hareket ettikleri ve birbirlerine tebli\u011fat yapt\u0131klar\u0131 ve postac\u0131lar\u0131 ve kontrol\u00f6rleri bulundu\u011fu kaydedilmi\u015ftir. Nas\u0131l s\u00f6ylediklerini bilmesek de, herhalde bir \u015feyler anlatt\u0131klar\u0131n\u0131 biliyoruz.<\/p>\n<p>Burada \u015funu kaydedelim; kar\u0131ncalar\u0131 ara\u015ft\u0131ran bir uzman, yuvalar\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcne bir \u015feker koyuyor, birk\u0131sm\u0131 bunu haber al\u0131p yemeye ba\u015fl\u0131yorlar. Derken \u015fekerin \u00fczerine biraz rak\u0131 d\u00f6k\u00fcyor; birk\u0131sm\u0131 ka\u00e7\u0131yor, birk\u0131sm\u0131 yiyor, sarho\u015f oluyor. Ka\u00e7anlara da, yiyenlere de ba\u015fka renkte boya ile i\u015faret ediyor; ka\u00e7anlar yuvaya haber veriyorlar, bir m\u00fcddet sonra kalabal\u0131kla gelip sarho\u015f olanlar\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcyorlar. Bir kar\u0131nca dedi ki, hem denildi\u011fine g\u00f6re, di\u015fi bir kar\u0131nca Ey kar\u0131ncalar! yuvalar\u0131n\u0131za girin, yerlerinize \u00e7ekilin yoldan S\u00fcleyman ve ordusu fark\u0131na varmadan sizi ezmesin. Yani bile bile bir kar\u0131ncay\u0131 sebepsiz \u00f6ld\u00fcrmezler, ama fark\u0131nda olmadan k\u0131rar ge\u00e7irirler. Onun i\u00e7in yerlerinize \u00e7ekilin de kendinizi k\u0131rd\u0131rmaya sebep olmay\u0131n, diye edeb ve incelik i\u00e7erisinde bilgi\u00e7 bir tav\u0131rla arkada\u015flar\u0131n\u0131 korudu ki, burada ince bir kar\u0131nca siyaseti vard\u0131r. Fahreddin Raz\u00ee der ki; baz\u0131 kitaplarda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcme g\u00f6re, o kar\u0131ncan\u0131n di\u011ferlerine i\u00e7eri girmelerini emretmesi \u015funun i\u00e7indir ki, kavmi, S\u00fcleyman (a.s.) &#8216;\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6r\u00fcrler de y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n kendilerine olan nimeti hakk\u0131nda ink\u00e2ra d\u00fc\u015ferler, diye korktu. &#8220;Sak\u0131n\u0131n sizi k\u0131rmas\u0131nlar&#8221; demekten kasd\u0131 bu idi, yani morallerinin k\u0131r\u0131lmas\u0131 idi. Bu \u015fekilde d\u00fcnyal\u0131\u011fa dalm\u0131\u015f kimselerle oturup kalkman\u0131n sak\u0131ncal\u0131 oldu\u011funa bir uyar\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>19- Bunun \u00fczerine onun s\u00f6z\u00fcnden g\u00fclerek tebess\u00fcm etti. Kar\u0131ncan\u0131n kavmi hakk\u0131ndaki tedbir ve siyaseti ve kendi askeri hakk\u0131ndaki bak\u0131\u015f\u0131n\u0131n g\u00fczelli\u011fi ho\u015funa gitti. Ve herhalde bir kar\u0131ncan\u0131n bunlar\u0131 \u00f6vg\u00fc yerinde bile bile de\u011fil, istemeyerek yapabilirler diye bir \u00f6z\u00fcr olarak g\u00f6rmesi de tuhaf\u0131na geldi. Ve onun b\u00fct\u00fcn bu duygular\u0131n\u0131 y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n kendisine bildirmesinden de sevinerek duyguland\u0131 da dedi: &#8220;Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdi\u011fin nimete \u015f\u00fckretmemi ve iyi i\u015f yapmam\u0131 g\u00f6nl\u00fcme getir. Rahmetinle beni iyi kullar\u0131n aras\u0131na kat.&#8221; b\u00f6yle dua etti: Rabb\u0131ndan iki \u015fey istedi: Birincisi kendini nefsine b\u0131rakmay\u0131p do\u011frudan do\u011fruya idare ederek nefsine d\u00fczen ve disiplin koymas\u0131n\u0131 istedi ve bunda iki gaye g\u00f6zetti. Birisi diye gerek kendisine ve gerekse ana babas\u0131na olan ge\u00e7mi\u015f nimetlere \u015f\u00fck\u00fcr, di\u011feri de diye gelecek i\u00e7in ho\u015fnutlu\u011fa uygun olacak \u015fekilde iyi hizmetler yapmaya muvaffak olmak ki, bunun ikisi d\u00fcnyada ahiret sevab\u0131n\u0131n vesilesini istemek; ikincisi de \u0130yi kullar\u0131n\u0131n i\u00e7inde il\u00e2h\u00ee rahmetine beni kat diye ahiret sevab\u0131n\u0131n kendisidir. Burada &#8220;salah&#8221;dan maksad tam bir iyiliktir ki, hi\u00e7bir g\u00fcnah lekesi olmaks\u0131z\u0131n Rahm\u00e2n olan Allah&#8217;\u0131n rahmetine kavu\u015fmakt\u0131r. Hz. S\u00fcleyman&#8217;\u0131n bu duas\u0131 ile ortaya koydu\u011fu kutsal ruh hali, fazilet duygular\u0131n\u0131n \u00f6nderi olmas\u0131 gereken devlet adamlar\u0131na \u00e7ok y\u00fcksek ilhamlar verecek dersleri i\u00e7inde bulundurmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>20-\u00d6yle dedi ve ve tayr\u0131 (ku\u015flar\u0131 yahut u\u00e7ar kuvvetleri) tefti\u015f etti. Demek ki, en k\u00fc\u00e7\u00fck unsurlar\u0131na var\u0131ncaya kadar devletin kuvvetlerini ve i\u015flerini tefti\u015f ve tetkik etmek devlet adam\u0131n\u0131n g\u00f6revidir. Ara\u015ft\u0131rd\u0131 da niye, dedi, ben h\u00fcdh\u00fcd&#8217;\u00fc g\u00f6rm\u00fcyorum? Kamus tercemesinde der ki, &#8220;H\u00fcdh\u00fcd&#8221; harflerinin \u00f6tre okunmas\u0131 ile mutlaka gargara eden, yani na\u011fme ve ezgilerle \u00f6ten ku\u015fa denir. Ve \u00f6zellikle bilinen ku\u015fun ismidir ki \u00e7avu\u015f ku\u015fu ve ibibik dedikleri ku\u015ftur. &#8220;Hedhede&#8221; den al\u0131nmad\u0131r, bunu daha sonra a\u00e7\u0131klayaca\u011f\u0131z. Ve ona &#8220;h\u00fcdehid&#8221; dahi denir, &#8220;ulebit&#8221; vezninde. Ve &#8220;h\u00fcd\u00e2hid&#8221; denir, &#8220;ul\u00e2bit&#8221; vezninde ve h\u00fcdh\u00fcd, \u00f6tmesi \u00e7ok olan g\u00fcvercin ku\u015funa dahi denir.<\/p>\n<p>Demek ki, H\u00fcdh\u00fcd kelimesi, \u00e7avu\u015f ku\u015funda isim, di\u011ferlerinde vas\u0131f yani bir \u00f6zelliktir. M\u00fcfessirler, bilinen \u00e7avu\u015f ku\u015fu ile tefsir etmi\u015flerdir. Al\u00fbs\u00ee \u015f\u00f6yle der: Kokar ku\u015f diye bilinir ki, kan yer, Demir\u00ee&#8217;nin zikretti\u011fine g\u00f6re Ebu&#8217;l-ahbar (Haberler babas\u0131), Ebu&#8217;r-rebi&#8217; (Bahar babas\u0131) ve Ebu S\u00fcmame ve benzer k\u00fcnyelerle k\u00fcnyelenir. Baz\u0131lar\u0131 &#8220;Ok\u00e7ular\u0131n kanad\u0131n\u0131 k\u0131rd\u0131\u011f\u0131 h\u00fcdh\u00fcd\u00e7\u00fck gibi&#8230;&#8221; m\u0131sras\u0131nda h\u00fcdahidin, h\u00fcdh\u00fcd&#8217;\u00fc nism-i tasgiyri oldu\u011funu kabul etmi\u015flerdir. D\u00fcveybbe ve \u015f\u00fcveybbede, d\u00fcvabbe ve \u015f\u00fcvabbe gibi.<\/p>\n<p>K\u00e2d\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee&#8217;nin nakletti\u011fine g\u00f6re rivayet ediliyor ki, S\u00fcleyman (a.s) Beyt-i Madis&#8217;in in\u015fas\u0131n\u0131 tamamlay\u0131nca hac i\u00e7in haz\u0131rlan\u0131p Harem-i \u015eerife gitti. Burada istedi\u011fi kadar kald\u0131ktan sonra Yemen&#8217;e y\u00f6neldi. Sabahleyin Mekke&#8217;den \u00e7\u0131k\u0131p \u00f6\u011fleyin San&#8217;a&#8217;ya vard\u0131. Arazisi ho\u015funa gitti, oraya kondu, fakat su bulamad\u0131. H\u00fcdh\u00fcd ise yol g\u00f6stericisi idi, suyu iyi bulurdu. Bunun \u00fczerine onu arad\u0131, bulamad\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc S\u00fcleyman (a.s) indi\u011finde havada bir devir yapm\u0131\u015f, di\u011fer bir h\u00fcdh\u00fcd\u00fcn durdu\u011funu g\u00f6rm\u00fc\u015f, yan\u0131na inmi\u015fti. \u0130kisi anla\u015fm\u0131\u015flar, bunun \u00fczerine onun anlatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rmek \u00fczere beraber u\u00e7mu\u015f, daha sonra ikindiyi m\u00fcteakip gelip anlatm\u0131\u015ft\u0131. Beyd\u00e2v\u00ee bunu anlatt\u0131ktan sonra &#8220;Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n hayret verici kudretinde ve \u00f6zel kullar\u0131na bah\u015fetti\u011fi hususiyetlerde belki bundan daha b\u00fcy\u00fck \u015feyler vard\u0131r. Onlar\u0131 tan\u0131yanlar kabul ve tasdik eder, iman etmeyen m\u00fcnkirler de ink\u00e2r ederler&#8221; diye bir hat\u0131rlatma ve ikaz yapm\u0131\u015ft\u0131r. Burada u\u00e7an \u015feylerin bir posta veya ke\u015fif u\u00e7a\u011f\u0131 gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. U\u00e7a\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcp bilen zaman\u0131m\u0131z ink\u00e2rc\u0131lar\u0131n\u0131n bunlar\u0131 ink\u00e2r etmesi ise b\u00fcsb\u00fct\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>21-22- Bir sultan-\u0131 m\u00fcbin ile, yani mazeretini g\u00f6steren apa\u00e7\u0131k bir delil ile de dedi: Ben senin bilmedi\u011fin bir \u015feyi \u00f6\u011frendim, hen\u00fcz varmad\u0131\u011f\u0131n yere vard\u0131m, dola\u015ft\u0131m, ke\u015fifte bulundum. Sence tam bilinmeyen bilgiyi etraf\u0131yla kavrad\u0131m. Yerine getirdi\u011fi hizmetin zevkiyle ne\u015felenen H\u00fcdh\u00fcd&#8217;\u00fcn bu \u015fekilde s\u00f6ze ba\u015flamas\u0131nda S\u00fcleyman (a.s)&#8217;a kar\u015f\u0131 Allah taraf\u0131ndan bir uyar\u0131 inceli\u011fi vard\u0131r. Sana Sebe&#8217;den \u00e7ok do\u011fru (ve \u00f6nemli) bir haber getirdim, bunda devlete arz olunacak haberlerin iyi ara\u015ft\u0131r\u0131larak \u015f\u00fcpheden uzak olmas\u0131 gere\u011fine i\u015faret vard\u0131r.<\/p>\n<p>23-SEBE&#8217;: Asl\u0131nda bir hanedan veya kabile ismi olup sonradan Yemen&#8217;de evleri olan Me&#8217;rib \u015fehrine de isim olmu\u015ftur. (Sebe&#8217; S\u00fbresi&#8217;ne bkz.) Ben bir kad\u0131n buldum. Beyd\u00e2v\u00ee ve di\u011ferleri de bu kad\u0131n\u0131 me\u015fhur olan ismiyle &#8220;Belk\u0131s binti \u015eerah\u00eel&#8221; diye kaydediyor. Eb\u00fc&#8217;l-Fid\u00e2 tarihinde &#8220;Belk\u0131s binti Hedhad b. \u015e\u00fcrahbil&#8221; denilmi\u015f ve yirmi sene meliklik etti\u011fi zikrolunmu\u015ftur. Onlara melike bulunuyor kendisine her \u015feyden verilmi\u015f ve b\u00fcy\u00fck bir taht\u0131 vard\u0131r. Kad\u0131n\u0131n servet ve saltanat\u0131n\u0131 b\u00f6yle b\u00fcy\u00fcterek anlatmas\u0131, S\u00fcleyman (a.s) \u0131 heyecana getirmek i\u00e7in oluyor.<\/p>\n<p>24-27- Fakat dikkate de\u011fer husus \u015fu ki, S\u00fcleyman (a.s) bunlara hi\u00e7 \u00f6nem vermiyor ancak &#8220;Onun ve kavminin, Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p g\u00fcne\u015fe secde ettiklerini g\u00f6rd\u00fcm.&#8221; diye onun ve kavminin Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p g\u00fcne\u015fe tapt\u0131klar\u0131n\u0131 anlat\u0131nca, o zaman bakal\u0131m, dedi do\u011fru musun yoksa yalanc\u0131lardan m\u0131s\u0131n? Demek ki, H\u00fcdh\u00fcd&#8217;\u00fcn &#8220;\u00c7ok do\u011fru ve \u00f6nemli haber&#8221; diye teminat vermesini yeterli g\u00f6rmedi, haber-i vahid ile amel etmedi. Zira bir taraftan ba\u015fkalar\u0131n\u0131n haklar\u0131 ortaya \u00e7\u0131k\u0131yordu, ayn\u0131 zamanda H\u00fcdh\u00fcd kayboldu\u011fu i\u00e7in t\u00f6hmet alt\u0131nda bulunuyordu. Bu sebepten &#8220;E\u011fer f\u00e2s\u0131k\u0131n biri size bir haber getirirse onun do\u011frulu\u011funu ara\u015ft\u0131r\u0131n, yoksa bilmeden bir toplulu\u011fa sata\u015f\u0131rs\u0131n\u0131z.&#8221; (Hucur\u00e2t, 49\/6) \u00e2yetine uygun olarak amel etmek gerekiyordu.<\/p>\n<p>28-Bunun i\u00e7in \u015fu emri verdi: \u015eu mektubumu g\u00f6t\u00fcr de, onlara b\u0131rak, sonra onlardan biraz \u00e7ekil de ne sonuca varacaklar\u0131na bak. Burada H\u00fcdh\u00fcd bir posta hizmetinde kullan\u0131lm\u0131\u015f oluyor. Fakat bunda bir g\u00fcvercinin mektup g\u00f6t\u00fcrmesinden fazla bir \u015fey var. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u0131rakt\u0131ktan sonra \u00e7ekilip netice hakk\u0131nda bir g\u00f6zlem yapmas\u0131 da emrediliyor.<\/p>\n<p>29-H\u00fcdh\u00fcd bu emri yerine getirdi. Onun i\u00e7in kad\u0131n Ey milletin beyleri, ulular, dedi bana bak\u0131n! Bir mektup b\u0131rak\u0131ld\u0131 bana, \u00e7ok m\u00fchim: S\u00fcleyman&#8217;dan<\/p>\n<p>30- ve \u015f\u00f6yle &#8220;Rahm\u00e2n ve Rah\u00eem Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla (ba\u015flamaktad\u0131r.)&#8221;<\/p>\n<p>31- Do\u011frusu bana kar\u015f\u0131 ba\u015fkald\u0131rmay\u0131n, teslimiyet g\u00f6stererek bana gelin. Bu ifadenin zahirine g\u00f6re mektup bu \u015fekilde Arap\u00e7a yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Sebe&#8217;, H\u0131myeriler Arap olduklar\u0131 i\u00e7in demek ki, S\u00fcleyman (a.s) onlara mektubunu kendi lisanlar\u0131 ile yazm\u0131\u015ft\u0131r. As\u0131l mektubun \u0130br\u00e2n\u00eece yaz\u0131lm\u0131\u015f olup da bu ifadenin, onun tercemesi veya \u00f6zeti olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Netice olarak kad\u0131n mektubu al\u0131nca memleketin b\u00fct\u00fcn i\u015flerine karar veren ve uygulayan bir meclise sundu. Bunu burada memleketin beyleri, b\u00fcy\u00fckleri diye terc\u00fcme ediyorum, \u00e7\u00fcnk\u00fc:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>32- (Sonra Melike) dedi ki: &#8220;Beyler, ulular! Bu i\u015fimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yan\u0131mda olmadan hi\u00e7bir i\u015fi kestirip atmam.&#8221;<\/p>\n<p>33- Onlar, \u015f\u00f6yle cevap verdiler: &#8220;Biz g\u00fc\u00e7l\u00fc kuvvetli kimseleriz, zorlu sava\u015f erbab\u0131y\u0131z, buyruk ise senindir; art\u0131k ne emredece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn ta\u015f\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>34- Melike, &#8220;H\u00fck\u00fcmdarlar bir memlekete girdiler mi oray\u0131 peri\u015fan ederler ve halk\u0131n\u0131n ulular\u0131n\u0131 hakir h\u00e2le getirirler. (Herhalde) Onlar da b\u00f6yle yapacaklard\u0131r&#8221; dedi.<\/p>\n<p>35- &#8220;Ben (\u015fimdi) onlara bir hediye g\u00f6ndereyim de, bakay\u0131m el\u00e7iler ne (gibi bir sonu\u00e7) ile d\u00f6necekler.&#8221;<\/p>\n<p>36- (El\u00e7iler, hediyelerle) gelince S\u00fcleyman \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;Siz bana mal ile yard\u0131m m\u0131 etmek istiyorsunuz? Allah&#8217;\u0131n bana verdi\u011fi, size verdi\u011finden daha iyidir. Ama siz, hediyenizle b\u00f6b\u00fcrlenirsiniz.&#8221;<\/p>\n<p>37- &#8220;(Ey el\u00e7i) Onlara var (s\u00f6yle); iyi bilsinler ki, kendilerine asla kar\u015f\u0131 koyamayacaklar\u0131 ordularla gelir, onlar\u0131, muhakkak surette hor ve hakir halde oradan \u00e7\u0131kar\u0131r\u0131z!&#8221;<\/p>\n<p>38- (Sonra S\u00fcleyman m\u00fc\u015favirlerine) dedi ki: &#8220;Ey ulular! Onlar teslimiyet g\u00f6sterip bana gelmeden \u00f6nce, hanginiz o Melike&#8217;nin taht\u0131n\u0131 bana getirebilir?&#8221;<\/p>\n<p>39- Cinlerden bir ifrit, &#8220;Sen makam\u0131ndan kalkmadan ben onu sana getiririm. Ger\u00e7ekten bu i\u015fe g\u00fcc\u00fcm ve g\u00fcvenim var.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>40- Kitaptan ilmi olan kimse ise, &#8220;G\u00f6z\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131p kapamadan, ben onu sana getiririm&#8221; dedi. (S\u00fcleyman) onu (Melike&#8217;nin taht\u0131n\u0131) yan\u0131ba\u015f\u0131na yerle\u015fivermi\u015f g\u00f6r\u00fcnce, &#8220;Bu, dedi, \u015f\u00fck\u00fcr m\u00fc edece\u011fim, yoksa nank\u00f6rl\u00fck m\u00fc edece\u011fim diye beni s\u0131namak \u00fczere Rabbimin (g\u00f6sterdi\u011fi) l\u00fctfundand\u0131r. \u015e\u00fckreden ancak kendisi i\u00e7in \u015f\u00fckretmi\u015f olur; nank\u00f6rl\u00fck edene gelince, o bilsin ki Rabbim m\u00fcsta\u011fnidir, \u00e7ok kerem sahibidir.&#8221;<\/p>\n<p>41- (S\u00fcleyman devamla) dedi ki: &#8220;Onun taht\u0131n\u0131 bilemeyece\u011fi bir vaziyete sokun; getirin bakal\u0131m tan\u0131yabilecek mi, yoksa tan\u0131yamayanlardan m\u0131 olacak?&#8221;<\/p>\n<p>42- Melike gelince, &#8220;Senin taht\u0131n da b\u00f6yle mi?&#8221; dendi. O \u015f\u00f6yle cevap verdi: &#8220;T\u0131pk\u0131 o! Zaten bize daha \u00f6nce bilgi verilmi\u015f ve biz teslimiyet g\u00f6stermi\u015ftik.&#8221;<\/p>\n<p>43- O&#8217;nu, Allah&#8217;tan ba\u015fka tapt\u0131\u011f\u0131 \u015feyler al\u0131koymu\u015ftu. \u00c7\u00fcnk\u00fc kendisi ink\u00e2rc\u0131 bir kavimdendi.<\/p>\n<p>44- Ona &#8220;k\u00f6\u015fke gir!&#8221; dendi. Melike onu g\u00f6r\u00fcnce derin bir su sand\u0131 ve ete\u011fini \u00e7ekti. S\u00fcleyman &#8220;Bu billurdan yap\u0131lm\u0131\u015f, \u015feffaf bir zemindir&#8221; dedi. Melike dedi ki: &#8220;Rabbim! Ben ger\u00e7ekten kendime yaz\u0131k etmi\u015ftim. S\u00fcleyman&#8217;\u0131n maiyyetinde, \u00e2lemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a teslim oldum.&#8221;<\/p>\n<p>32- Ey mele&#8217; ey milletin beyleri, ulular\u0131, ey heyet, dedi: bana bir fetva, fikir verin.<\/p>\n<p>\u0130FT\u00c2, bir zorlu\u011fun a\u00e7\u0131klanmas\u0131 ile g\u00fc\u00e7 vermektir. Ve \u015fer&#8217;\u00ee i\u015flerde bilindi\u011fine g\u00f6re burada bu tabir, bu meclisin h\u00fck\u00fcm verme yetkisini ifade etmekten uzak de\u011fildir.<\/p>\n<p>Emrimde, yani bir i\u015fimde, yahud verece\u011fim emir hakk\u0131nda sizler bana \u015fahit olmad\u0131k\u00e7a -yahud siz yan\u0131mda olmad\u0131k\u00e7a ben hi\u00e7bir i\u015fi kestirip atmam, yani \u015fimdiye kadar devlet i\u015flerinden hi\u00e7birinde keyfi idare yapmad\u0131m, sizin oyunuzu almadan hi\u00e7birini kendili\u011fimden y\u00fcr\u00fcrl\u00fc\u011fe koymad\u0131m, her ne emir verdimse sizin huzurunuzda ve sizin g\u00f6r\u00fc\u015flerinizi alarak verdim. Onun i\u00e7in bu mektup i\u015finde de sizin fikir ve fetvan\u0131zla kuvvet almak istiyorum. &#8220;Siz yan\u0131mda olmad\u0131k\u00e7a.&#8221; denilmesinden, bunlar\u0131n \u00f6nemli i\u015fleri dan\u0131\u015fma i\u00e7in huzurunda toplanmas\u0131 al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f olan bir topluluk oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Bunlar\u0131n, herbiri onbin ki\u015fiyi temsil etmek \u00fczere \u00fc\u00e7 y\u00fcz on iki ki\u015fi oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir. (Katade)<\/p>\n<p>33-Bu heyete s\u00f6ylenen bu noktada, \u015fimdiye kadar h\u00fck\u00fcmet i\u015flerinde keyfi idare yap\u0131lmam\u0131\u015f olmas\u0131 \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015f ve g\u00f6r\u00fc\u015flerinin esas tutulmu\u015f oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanmak suretiyle ho\u015f bir tav\u0131r g\u00f6sterilerek dan\u0131\u015fman\u0131n \u00f6nemi belirlenmi\u015ftir ki, bunun a\u00e7\u0131k bir me\u015frutiyet gelene\u011fi oldu\u011fu anlat\u0131lmaktad\u0131r. Fakat gelecek s\u00f6zden de anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere bu me\u015frutiyet emir ve kumandaya kar\u0131\u015fma derecesine varmayan uygun bir dan\u0131\u015fma ve fikir verme \u00f6zelli\u011finden ileri gitmedi\u011fi i\u00e7in tefsirciler burada yaln\u0131z isti\u015fare ve dan\u0131\u015fman\u0131n \u00f6neminden s\u00f6z etmi\u015flerdir. Bu heyet dediler: Biz kuvvet sahipleriyiz ve \u015fiddetli bir \u015fava\u015f ehliyiz. Baz\u0131lar\u0131 bu s\u00f6z\u00fc, biz kuvvet adamlar\u0131, harb ve sava\u015f ehli askerleriz, siyaset ve g\u00f6r\u00fc\u015f serdetmekten anlamay\u0131z, ne emredersen onu yapar\u0131z m\u00e2n\u00e2s\u0131nda anlam\u0131\u015flard\u0131r. Bunun, asker mant\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermesi y\u00f6n\u00fcyle kayda de\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoksa da &#8220;bu i\u015fimde bana fikir verin&#8221; diye ba\u015flayan s\u00f6z\u00fcn ge\u00e7i\u015f \u015fekli, yaln\u0131z bir asker\u00ee \u015furadan ibaret olmad\u0131\u011f\u0131na a\u00e7\u0131k bir delildir. &#8220;Biz&#8221; diyenler kendilerini de\u011fil, mektuba muhatap olan toplulu\u011fun, yani devletlerinin kuvvetlerini kasdetmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Teslim olmamak i\u00e7in sava\u015fmak gerekece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnerek g\u00fc\u00e7 ve kuvvetimiz vard\u0131r, \u015fiddetli harp edebiliriz, diyorlar, bununla birlikte harp etmeliyiz demiyorlar ve emre kar\u0131\u015fmay\u0131 uygun bulmuyorlar da sava\u015f olmadan bir \u00e7are bulunabildi\u011fi takdirde sevin\u00e7 duyacaklar\u0131n\u0131 and\u0131r\u0131r bir \u015fekilde yetkileri teslim ederek ve siyasal bir taktik g\u00f6stererek s\u00f6z\u00fc \u015f\u00f6yle bitiriyorlar: Bununla birlikte buyruk senindir, sana ait bir g\u00f6revdir. Bak \u015fimdi ne emredece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn ta\u015f\u0131n. Harp mi yapars\u0131n, yoksa bar\u0131\u015fa bir yol mu bulursun?<\/p>\n<p>34-Bunun \u00fczerine harp d\u00fc\u015f\u00fcncesini bir tarafa b\u0131rakmak \u00fczere dedi muhakkak ki melikler bir memlekete girdiklerinde, yani harbederek girdikleri zaman onu bozar peri\u015fan ederler ve halk\u0131n\u0131n ulular\u0131n\u0131 peri\u015fan ve hakir hale getirirler, \u00f6ld\u00fcrme, esaret, ba\u015fka yere s\u00fcrme, hapis ve benzerleri gibi \u00e7e\u015fitli a\u015fa\u011f\u0131lama, hakaret ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklere d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcrler b\u00f6yle de yaparlar m\u0131 yaparlar. Yani &#8220;bana kar\u015f\u0131 ba\u015f kald\u0131rmay\u0131n&#8221; diyen S\u00fcleyman da b\u00f6yle yapar m\u0131 yapar. Bundan dolay\u0131 harpten m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar sak\u0131nmak ve memleketi d\u00fc\u015fman bask\u0131n\u0131na u\u011fratmaya sebebiyet vermemek gerekir.<\/p>\n<p>35- Ve (\u015fimdi) ben onlara bir hediye ile el\u00e7i g\u00f6nderece\u011fim de bakaca\u011f\u0131m el\u00e7iler ne (gibi bir sonu\u00e7) ile d\u00f6necekler? Bu \u015fekilde huylar\u0131n\u0131 yoklayaca\u011f\u0131m da ona g\u00f6re hareket edece\u011fim. Bakal\u0131m mal ve ellerine gelecek nimetlerle savu\u015fturulabilecek kimseler mi? M\u00fcfessirler bu hediyenin ne oldu\u011fu hakk\u0131nda geni\u015f rivayetler vermi\u015flerdir.<\/p>\n<p>36-37- (El\u00e7iler, hediyelerle) gelince S\u00fcleyman&#8217;a, hediyeyi kabul etmeyip \u015fu \u015fekilde kar\u015f\u0131l\u0131k verdi: &#8220;Dedi ki: Siz bana mal ile yard\u0131m m\u0131 etmek istiyorsunuz?&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>38-39- Ey heyet, ey ulular, dedi. Bu heyetten maksat a\u00e7\u0131klanmam\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Cinlerden, insanlardan ve ku\u015flardan m\u00fcte\u015fekkil ordular\u0131 S\u00fcleyman&#8217;\u0131n hizmetine topland\u0131&#8221; (Neml, 27\/17) \u00e2yetindeki ordular\u0131n komutanlar\u0131 (ba\u015fkanlar\u0131) olsa gerektir. O kad\u0131n\u0131n taht\u0131n\u0131 bana kendileri m\u00fcslim olarak gelmeden \u00f6nce hanginiz getirir? S\u00fcleyman (a.s) onlar\u0131n hediyelerine g\u00fcvendiklerini bilmi\u015fti. Bu sebepten, hediyelerini tehdit edercesine geri g\u00f6nderince, geleceklerini de bildi\u011finden gelir gelmez iman etmelerine sebep olacak ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir \u015fey g\u00f6stermek istedi\u011fi rivayet olunur ki, el\u00e7iler kad\u0131na var\u0131p S\u00fcleyman (a.s)&#8217;\u0131n dedi\u011fini anlatt\u0131klar\u0131nda &#8220;durumu bilmi\u015f vallahi, bu yaln\u0131z bir melik de\u011fil, biz bunun kar\u015f\u0131s\u0131nda g\u00fc\u00e7 g\u00f6steremeyiz&#8221; demi\u015f ve tekrar bir el\u00e7i g\u00f6nderip &#8220;kavmimin beyleriyle huzuruna geliyorum, buyru\u011funu ve davet etti\u011fin dinini g\u00f6rmek iste\u011findeyim&#8221; diyerek yan\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir kalabal\u0131kla hareket etmi\u015f ve taht\u0131n\u0131 k\u00f6\u015fklerinin en sa\u011flam ve korunmu\u015f yerine koydurup kap\u0131lar\u0131 kilitleterek \u00f6nemli bir \u015fekilde koruma alt\u0131na ald\u0131rm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Cinlerden bir ifrit, dedi, Rag\u0131b&#8217;\u0131n M\u00fcfredat\u0131&#8217;nda: \u0130frit, yani pis, \u00e7etin demektir. \u015eeytan gibi insan hakk\u0131nda da kullan\u0131l\u0131r, ifrit nifrit, denilir. \u0130bn\u00fc Kuteybe demi\u015ftir ki: &#8220;\u0130frit, &#8216;m\u00fcvesseku&#8217;l-halk&#8217; yani yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 kuvvetli, demektir. Asl\u0131, toprak demek olan &#8216;afer&#8217; dendir. &#8216;Afere&#8217; g\u00fcre\u015fti, yere y\u0131kt\u0131, demektir.&#8221; &#8220;Ahk\u00e2mu&#8217;l-mercan fi ahk\u00e2mi&#8217;l-c\u00e2nn&#8221; isimli eserde Ebu Amr b. Abd\u00fclberr&#8217; den naklen der ki; Lisan\u0131 iyi bilen kel\u00e2m \u00e2limleri cinleri dereceler halinde zikrederler. Yal\u0131n olarak cin dediklerinde &#8220;cinn\u00ee&#8221; derler. \u0130nsanlarla birlikte oturan\u0131n\u0131 kastettiklerinde &#8220;\u00e2mir&#8221;, \u00e7o\u011fulunda &#8220;umm\u00e2r&#8221; derler. \u00c7ocuklara musallat olana &#8220;ervah&#8221; derler. K\u00f6t\u00fc olup ba\u015fedilmez bir hale gelirse &#8216;\u015feytan&#8217; daha \u00e7o\u011fal\u0131r ve kuvvetlenirse &#8220;ifrit&#8221;, \u00e7o\u011fulunda da &#8220;ef\u00e2rhit&#8221; derler. Demek ki ifrit, k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve pislikte son dereceyi bulmu\u015f ve \u015feytanl\u0131kta ileri gitmi\u015f, tuttu\u011funu devirir, kuvvetli, becerikli, ele avuca girmez bir kerata demektir. \u00d6yle insana da isim olarak verildi\u011fi i\u00e7in \u00e2yette &#8220;cinden&#8221; diye a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Ben onu (o taht\u0131) sen makam\u0131ndan kalkmadan \u00f6nce sana getiririm. Her g\u00fcn makam\u0131nda sabahtan \u00f6\u011fleye kadar oturdu\u011fu rivayet ediliyor. Ve ger\u00e7ekten bu i\u015fe g\u00fcc\u00fcm ve g\u00fcvenim var, yani kolay getiririm, hem de hi\u00e7bir \u015fekilde g\u00fcveni k\u00f6t\u00fcye kullanmam, bozup de\u011fi\u015ftirmeden hi\u00e7bir \u015fey kaybetmeksizin getiririm diye \u00fcsteleyerek g\u00fcvenlik hissi vermeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>40-42- Yan\u0131nda kitaptan ilmi olan kimse ben sana onu, g\u00f6z\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131p kapamadan getiririm, dedi. Bu ki\u015finin kim oldu\u011fu hakk\u0131nda de\u011fi\u015fik s\u00f6zler vard\u0131r. \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;a g\u00f6re: H\u0131z\u0131r (a.s)d\u0131r. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n me\u015fhur g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re, S\u00fcleyman (a.s)\u0131n veziri Asaf b. Berh\u0131ya&#8217;d\u0131r ki, s\u0131dd\u0131k (dosdo\u011fru) idi. Dua edildi\u011finde Allah&#8217;\u0131n mutlak kabul edece\u011fi ism-i azam\u0131 bilirdi Hz. S\u00fcleyman&#8217;\u0131n bir mucizesi olarak veziri b\u00f6yle bir keramet g\u00f6stermi\u015ftir. Fahreddin Razi, bu ki\u015finin S\u00fcleyman (a.s)&#8217;\u0131n kendisi olmas\u0131n\u0131 bir\u00e7ok y\u00f6nden daha uygun bulmu\u015ftur. Bu c\u00fcmleden olarak, mevs\u00fbl\u00fcn, s\u0131la ile bilinene i\u015faret olmas\u0131 kaidesine g\u00f6re burada Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00e2yetleri iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde &#8220;Yan\u0131nda kitaptan bir ilim&#8221; olmakla bilinen kimse ancak S\u00fcleyman (a.s)d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc yukarda &#8220;Andolsun ki biz Davud&#8217;a ve S\u00fcleyman&#8217;a bir ilim verdik.&#8221; (27\/15) &#8220;S\u00fcleyman, Davud&#8217;a varis oldu ve (S\u00fcleyman) Ey \u0130nsanlar! Bize ku\u015f dili \u00f6\u011fretildi, dedi.&#8221; (27\/16) buyurulmu\u015ftu, ancak bu \u015fekilde &#8220;Onu ben getiririm&#8221; s\u00f6z\u00fc \u0130frit&#8217;edir. S\u00fcleyman, \u0130frit&#8217;e kar\u015f\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftir diye zamir ile zikredilecek yerde i\u015fin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc anlatmak i\u00e7in mevsul getirilmi\u015f ve bununla yukarda zikredilen ilimden bir \u00f6rnek g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bununla beraber \u00e7o\u011funluk bu ki\u015finin S\u00fcleyman (a.s)\u0131n kendisi de\u011fil, adamlar\u0131ndan birisi olmas\u0131n\u0131 ifadenin geli\u015fine daha uygun bulmu\u015flard\u0131r. Muhyiddin-i Arab\u00ee &#8220;F\u00fcss\u00fbs&#8221; isimli eserinde &#8220;Bu S\u00fcleyman (a.s)&#8217;\u0131n ashab\u0131ndan birisi eliyle olmu\u015ftur ki,orada bulunanlar\u0131n nefislerinden S\u00fcleyman (a.s)&#8217;\u0131n \u015fan\u0131 i\u00e7in daha y\u00fckseltici olsun.&#8221; demi\u015ftir. Ger\u00e7ekten adamlar\u0131ndan b\u00f6yle kerametin meydana gelmesi kendisinin daha y\u00fcksek olu\u015funa i\u015faret demektir. Ve bu ilmin, ona verilen ilimden oldu\u011funu anlat\u0131r. Bu taht ne kadar uzakl\u0131ktan getirildi? Yukarda H\u00fcdh\u00fcd k\u0131ssas\u0131nda San&#8217;\u00e2&#8217;ya kadar var\u0131ld\u0131\u011f\u0131na dair bir rivayet ge\u00e7mi\u015fti. San&#8217;\u00e2&#8217;dan ise Sebe&#8217; \u00fc\u00e7 g\u00fcnl\u00fck uzakl\u0131ktad\u0131r, deniliyor. Baz\u0131lar\u0131 da, bu s\u0131rada S\u00fcleyman (a.s) San&#8217;\u00e2&#8217;dan d\u00f6nm\u00fc\u015f, \u015eam topra\u011f\u0131nda bulunuyordu, demi\u015flerdir. Bu takdirde iki ayl\u0131k uzakl\u0131k demektir. Bu kadar uzakl\u0131ktan bir taht g\u00f6z k\u0131rp\u0131ncaya kadar nas\u0131l gelir? \u015e\u00fcphe yok ki bu, basit bir olay de\u011fil, bir keramet ve mucize olmak \u00fczere s\u00f6z konusudur.<\/p>\n<p>Muhyiddin-i Arab\u00ee bunu \u015f\u00f6yle anlatm\u0131\u015ft\u0131r: Asaf, taht\u0131n yap\u0131s\u0131nda de\u011fi\u015fiklik yapt\u0131 da, onu bulundu\u011fu yerde b\u0131rak\u0131p her an meydana gelmekte olan yeniden yarat\u0131lmakta olundu\u011funu bilen kimselerden ba\u015fkas\u0131n\u0131n akl\u0131n\u0131n eremeyece\u011fi bir \u015fekilde S\u00fcleyman (a.s)&#8217;\u0131n yan\u0131nda meydana getiriverdi. Mevcud oldu\u011fu an, yok olup kayboldu\u011fu an\u0131n ayn\u0131 idi. \u0130kisi bir anda idi ve Asaf&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fc zamanda fiilin ayn\u0131 idi. Zira olgun kimseden \u00e7\u0131kan s\u00f6z, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n &#8220;ol&#8221; s\u00f6z\u00fc yerindedir. Bu taht\u0131n olu\u015fumu konusu, en zor konulardand\u0131r. Ancak bahsetti\u011fimiz meydana getirme ve yerinde b\u0131rakmay\u0131 idrak eden kimseler m\u00fcstesna. Taht, ne bulundu\u011fu yerden ba\u015fka yere ta\u015f\u0131nd\u0131 ve ne de yery\u00fcz\u00fc onun i\u00e7in d\u00fcr\u00fcld\u00fc veya yar\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>\u015eeyhin &#8220;Hay\u0131r, onlar yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015ftan \u015f\u00fcphe etmektedirer.&#8221; (K\u00e2f, 50\/15) \u00e2yetinden anlad\u0131\u011f\u0131 yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015f konusu son zamanlarda Descartes felsefesine kadar ge\u00e7mi\u015f bir g\u00f6r\u00fc\u015f, bir nazariyedir. Fakat bunun buraya tatbiki, \u00e2yetin a\u00e7\u0131k ifadesine uygun de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yette &#8220;yapar\u0131m&#8221; denmemi\u015f. &#8220;getiririm&#8221; denmi\u015ftir. &#8220;Ben onu sana g\u00f6z a\u00e7\u0131p kapay\u0131ncaya kadar getiririm&#8221; denilmesiyle de bir zaman ifade edilmi\u015ftir. \u00c7abucak bir g\u00f6z at\u0131verme de\u011fil, hatta g\u00f6z a\u00e7\u0131p kapay\u0131ncaya kadar da de\u011fil, bunlardan daha uzun olarak iki tarfe, iki bak\u0131\u015f aras\u0131n\u0131 ifade eder. Ve bu bir saniyeyi bile ge\u00e7ebilir Fakat \u015eeyh, bunu bir an kabul etmi\u015f. Halbuki bir hareketin meydana gelmesi en az\u0131ndan iki an gerektirdi\u011finden, bir anda hareket olabilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmek tenakuz olaca\u011f\u0131ndan, meseleyi zorla\u015ft\u0131rarak, hareketsiz olarak bir \u015feyin meydana gelmesini g\u00f6stermek i\u00e7in o y\u00f6nde tevil etmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kendisinde imkans\u0131zl\u0131k olana &#8220;k\u00fcn=ol&#8221; emri uygun d\u00fc\u015fmez. Fakat hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi, \u00e2yet bunu bir an de\u011fil, en k\u0131sa bir zaman ile ifade etmi\u015ftir. En az\u0131ndan diyecek kadar bir zaman var. Ger\u00e7ekte &#8220;Asaf&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fc zaman y\u00f6n\u00fcnden yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fin ayn\u0131 idi.&#8221; demekle \u015eeyh tamamen ger\u00e7e\u011fi s\u00f6ylemi\u015ftir. Bu s\u00f6zde, yani s\u00f6z\u00fcnde i\u015f, yapma de\u011fil, getirmedir. Bunu s\u00f6ylemesi ile getirmesi bir olmu\u015ftur. Yani s\u00f6yleyinceye kadar getirmi\u015ftir. Zira ilmini biliyordu.Bir saniyede binlerce kilometrelik s\u00fcrat zaman\u0131m\u0131z teknolojisinin d\u00fc\u015f\u00fcnmeye al\u0131\u015f\u0131k oldu\u011fu konulardand\u0131r. \u00d6nemli olan nokta, ancak bu hareketi yapmak i\u00e7in tatbik olunacak kuvveti ve fenni bilmekten ibarettir.Bir y\u0131ld\u0131r\u0131mda, bir elektrikte, bir telgrafta, g\u00f6r\u00fclen bu s\u00fcrat bir cisimde de g\u00f6r\u00fcle bilir. Yak\u0131ndan tesir g\u00f6sterdi\u011fini g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz iradenin bir telsiz gibi uzakta da etkili olabildi\u011fini g\u00f6steren misaller de yok de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bir \u00e7ekim kanunu ile g\u00f6ky\u00fcz\u00fc cisimlerinin fezada u\u00e7u\u015ftu\u011fu, bir irade ile organlar\u0131n vucutta oynad\u0131\u011f\u0131 gibi, bir irade ile uzaktaki bir cismin bo\u015flukta u\u00e7up yer de\u011fi\u015ftirmesi de kitabda, Levh-i mahfuz&#8217;da belli ve mevcut olan bir ilimdendir.<\/p>\n<p>Derdemez onu yan\u0131ba\u015f\u0131na yerle\u015fivermi\u015f g\u00f6r\u00fcnce bu, dedi, Rabbimin l\u00fctfundand\u0131r. Normal bir il\u00e2h\u00ee hadise de\u011fil &#8220;Bizi m\u00fcmin kullar\u0131n\u0131n bir\u00e7o\u011fundan \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131.&#8221; (Neml, 27\/15) \u00e2yeti ile i\u015faret edildi\u011fi \u00fczere \u00f6zel ihsan\u0131 olan bir keramet veya mucizedir. &#8220;Beni imtihan etmek i\u00e7in: \u015e\u00fck\u00fcr m\u00fc edece\u011fim, yoksa nank\u00f6rl\u00fck m\u00fc&#8221; . Ona dedi: Taht\u0131n\u0131 bilemeyece\u011fi bir vaziyete sokun, o de\u011filden g\u00f6sterin, yabanc\u0131la\u015ft\u0131r\u0131n, bakal\u0131m do\u011fruyu bulabilecek mi? Kendininki oldu\u011funu bilecek, vaziyeti kavrayacak, ger\u00e7e\u011fi anlayacak m\u0131? Yoksa tan\u0131may\u0131p yola gelmezlerden mi olacak? Taht\u0131n\u0131n getirilmi\u015f olmas\u0131 \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 bir i\u015fle m\u00fclk ve h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131n\u0131n elinden al\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011funa i\u015farettir. B\u00f6yle korkutucu bir anda, o taht\u0131n o de\u011filmi\u015f gibi g\u00f6sterilmesinde b\u00fcy\u00fck bir incelik ortaya konulmu\u015f ve bununla onun yetene\u011fi \u00fczerinde bir deney yap\u0131lmak istenmi\u015ftir. Bunun \u00fczerine gelince; senin taht\u0131n da b\u00f6yle mi? denildi. Bu senin taht\u0131n denilmedi, o de\u011filmi\u015f gibi g\u00f6sterildi. Sanki t\u0131pk\u0131 o, dedi zaten bize daha \u00f6nce bilgi verilmi\u015fti. Bu mucizeden evvel H\u00fcdh\u00fcd&#8217;\u00fcn mektup getirmesi gibi tesbit ve duydu\u011fumuz \u015feylerle Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kudretine ve senin peygamberli\u011finin do\u011fru oldu\u011funa bilgi sahibi olmu\u015ftuk. Ve biz teslimiyet g\u00f6sterip m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015ftuk, dedi. Hi\u00e7 \u015fa\u015f\u0131rmadan durumu oldu\u011fu gibi kavrayarak ustaca s\u00f6z s\u00f6yledi, peki \u00f6yle de \u00f6nce ni\u00e7in gelmedi?<\/p>\n<p>\u00d6nce, Allah&#8217;tan ba\u015fka tapt\u0131\u011f\u0131 \u015feyler (d\u00fcnya saltanat\u0131) kendisini al\u0131koymu\u015ftu. \u00c7\u00fcnk\u00fc kendisi ink\u00e2rc\u0131 bir kavimdendi.<\/p>\n<p>44- Denildi ona, gir k\u00f6\u015fke. &#8220;Sarahat&#8221; kelimesinden sarh, k\u00f6\u015fk ve kule gibi y\u00fcksek bina; &#8220;Sarhat\u00fcdd\u00e2r&#8221; kona\u011f\u0131n sahas\u0131, sahn\u0131, avlusu, alan\u0131, meydan\u0131d\u0131r. Derken onu g\u00f6r\u00fcnce bir su sand\u0131 ve inciklerinden a\u00e7t\u0131, etekleri \u0131slanmas\u0131n diye toplad\u0131, pa\u00e7alar\u0131 g\u00f6r\u00fcnd\u00fc; \u00f6nce \u015fa\u015f\u0131rmam\u0131\u015fken bu defa \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k g\u00f6sterdi. S\u00fcleyman bu dedi, billurdan d\u00f6\u015fenmi\u015f bir meydand\u0131r. Bir billur saray ve giri\u015finden meydan\u0131na kadar b\u00fcy\u00fck bir havuz yap\u0131l\u0131p i\u00e7ine su sal\u0131nm\u0131\u015f, yine i\u00e7ine bal\u0131k vesair deniz hayvanlar\u0131 konulup \u00fczeri \u015feffaf cam ile d\u00f6\u015fenmi\u015f. O vakit kad\u0131n, dedi Rabbim! Ben ger\u00e7ekten kendime yaz\u0131k etmi\u015fim, bo\u015f \u015feylere tapm\u0131\u015f\u0131m. \u015eimdi S\u00fcleyman&#8217;\u0131n maiyyetinde \u0130sl\u00e2m&#8217;a erdim \u00e2lemlerin Rabb\u0131 Allah&#8217;a teslim oldum. M\u00fcfessirlerin, \u00e7o\u011funun kanaatine g\u00f6re S\u00fcleyman (a.s) onunla evlenmi\u015f ve m\u00fclk\u00fcnde b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc k\u0131ssa:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>45- Andolsun ki, Allah&#8217;a ibadet edin diye Semud&#8217;a da karde\u015fleri Salih&#8217;i g\u00f6nderdik. Hemen birbirleriyle \u00e7eki\u015fen iki z\u00fcmre oluverdiler.<\/p>\n<p>46- Salih dedi ki: &#8220;Ey benim kavmim! \u0130yilik dururken ni\u00e7in k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe ko\u015fuyorsunuz? Ne olur Allah&#8217;a isti\u011ffar etseniz, belki rahmetine ula\u015f\u0131rd\u0131n\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>47- Cevap verdiler: &#8220;Senin ve beraberindekilerin y\u00fcz\u00fcnden u\u011fursuzlu\u011fa u\u011frad\u0131k.&#8221; Salih: &#8220;Size \u00e7\u00f6ken u\u011fursuzluk (sebebi) Allah kat\u0131nda (yaz\u0131l\u0131) d\u0131r. Belki siz imtihana \u00e7ekilen bir kavimsiniz&#8221; dedi.<\/p>\n<p>48- O \u015fehirde dokuz \u00e7ete vard\u0131 ki, bunlar yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk yap\u0131yorlar, iyilik taraf\u0131na hi\u00e7 yana\u015fm\u0131yorlard\u0131.<\/p>\n<p>49- Allah&#8217;a and i\u00e7erek birbirlerine \u015f\u00f6yle dediler: &#8220;Gece ona ve ailesine bask\u0131n yapal\u0131m; sonra da velisine, &#8216;Biz o ailenin yok edili\u015fi s\u0131ras\u0131nda orada de\u011fildik, inan\u0131n ki do\u011fru s\u00f6yl\u00fcyoruz&#8217; diyelim.&#8221;<\/p>\n<p>50- Onlar b\u00f6yle bir tuzak kurdular, biz de kendileri fark\u0131nda olmadan onlar\u0131n planlar\u0131n\u0131 alt\u00fcst ettik.<\/p>\n<p>51- \u0130\u015fte bak! Tuzaklar\u0131n\u0131n akibeti nice oldu: Onlar\u0131 da, kavimlerini de toptan helak ettik.<\/p>\n<p>52- \u0130\u015fte haks\u0131zl\u0131klar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden \u00e7\u00f6km\u00fc\u015f evleri! Bilen bir kavim i\u00e7in elbette bunda bir ibret vard\u0131r.<\/p>\n<p>53- \u0130man edip Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 gelmekten sak\u0131nanlar\u0131 da kurtard\u0131k.<\/p>\n<p>45-53- REHT, ona kadar olan \u00e7eteye denir.<\/p>\n<p>T\u0130S&#8217;AT\u00dc REHT, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe g\u00f6re dokuz \u00e7ete demek ise de m\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011fu bunu dokuz ki\u015filik bir \u00e7ete diye tefsir etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc K\u0131ssa:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>54-58- 54- L\u00fbt&#8217;u da (peygamber olarak kavmine g\u00f6nderdik). O, kavmine \u015f\u00f6yle demi\u015fti: &#8220;G\u00f6z g\u00f6re g\u00f6re hala o hayas\u0131zl\u0131\u011f\u0131 yapacak m\u0131s\u0131n\u0131z?&#8221;<\/p>\n<p>55- &#8220;Siz ille de kad\u0131nlar\u0131 b\u0131rak\u0131p \u015fehvetle erkeklere yakla\u015facak m\u0131s\u0131n\u0131z? Do\u011frusu siz beyinsizlikte devam edegelen bir kavimsiniz!&#8221;<\/p>\n<p>56- Buna kavminin cevab\u0131 sadece: &#8220;L\u00fbt ailesini memleketinizden \u00e7\u0131kar\u0131n; baksan\u0131za onlar (bizim yapt\u0131klar\u0131m\u0131zdan) temiz kalmak isteyen insanlarm\u0131\u015f!&#8221; demelerinden ibaret oldu.<\/p>\n<p>57- Bunun \u00fczerine onu ve ailesini kurtard\u0131k. Yaln\u0131z kar\u0131s\u0131 m\u00fcstesna; onun geride (azaba u\u011frayanlar\u0131n i\u00e7inde) kalmas\u0131n\u0131 takdir ettik.<\/p>\n<p>58- Onlar\u0131n \u00fczerlerine \u00f6yle bir ya\u011fmur indirdik ki, ne k\u00f6t\u00fc idi uyar\u0131lanlar\u0131n ya\u011fmuru!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>59- (Resul\u00fcm!) de ki: &#8220;Hamd olsun Allah&#8217;a, selam olsun se\u00e7kin k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kullar\u0131na. Allah m\u0131 hay\u0131rl\u0131, yoksa O&#8217;na ko\u015ftuklar\u0131 ortaklar m\u0131?&#8221;<\/p>\n<p>60- (Onlar m\u0131 hay\u0131rl\u0131) yoksa, g\u00f6kleri ve yeri yaratan, g\u00f6kten size su indiren mi? \u00c7\u00fcnk\u00fc biz onunla, bir a\u011fac\u0131n\u0131 bile bitirmeye g\u00fcc\u00fcn\u00fcz\u00fcn yetmedi\u011fi g\u00fczel g\u00fczel bah\u00e7eler bitirmi\u015fizdir. Allah&#8217;la beraber ba\u015fka bir il\u00e2h m\u0131 var! Do\u011frusu onlar sap\u0131kl\u0131kta devam eden bir g\u00fcruhtur.<\/p>\n<p>61- (Onlar m\u0131 hay\u0131rl\u0131) yoksa, yery\u00fcz\u00fcn\u00fc oturmaya elveri\u015fli k\u0131lan, aralar\u0131nda nehirler ak\u0131tan, onun i\u00e7in sabit da\u011flar yaratan, iki deniz aras\u0131na engel koyan m\u0131? Allah&#8217;\u0131n yan\u0131nda ba\u015fka bir il\u00e2h m\u0131 var? Hay\u0131r onlar\u0131n \u00e7o\u011fu (hakikatlar\u0131) bilmiyorlar.<\/p>\n<p>62- (Onlar m\u0131 hay\u0131rl\u0131) yoksa, kendine yalvard\u0131\u011f\u0131 zaman bunalm\u0131\u015fa kar\u015f\u0131l\u0131k veren ve ba\u015f\u0131ndaki s\u0131k\u0131nt\u0131y\u0131 gideren, sizi yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn hakimleri yapan m\u0131? Allah&#8217;\u0131n yan\u0131nda ba\u015fka bir il\u00e2h m\u0131 var? Ne k\u0131t d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorsunuz!<\/p>\n<p>63- (Onlar m\u0131 hay\u0131rl\u0131) yoksa, karan\u0131n ve denizin karanl\u0131klar\u0131 i\u00e7inde size yolu bulduran, rahmetinin (ya\u011fmurun) \u00f6n\u00fcnde r\u00fczgarlar\u0131 m\u00fcjdeci olarak g\u00f6nderen mi? Allah&#8217;\u0131n yan\u0131nda ba\u015fka bir il\u00e2h m\u0131 var? Allah onlar\u0131n ko\u015ftuklar\u0131 ortaklardan \u00e7ok y\u00fccedir, m\u00fcnezzehtir.<\/p>\n<p>64- (Onlar m\u0131 hay\u0131rl\u0131) yoksa, \u00f6nce yaratan, sonra yaratmay\u0131 tekrar eden ve sizi hem g\u00f6kten, hem yerden r\u0131z\u0131kland\u0131ran m\u0131? Allah ile beraber ba\u015fka bir il\u00e2h m\u0131 var? De ki: E\u011fer do\u011fru s\u00f6yl\u00fcyorsan\u0131z, siz kesin delilinizi getirin haydi!<\/p>\n<p>65- De ki: G\u00f6klerde ve yerde Allah&#8217;tan ba\u015fka kimse gayb\u0131 bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.<\/p>\n<p>66- Fakat ahiret hakk\u0131nda bilgiler onlara ardarda gelmektedir. Ama onlar bundan bir \u015f\u00fcphe i\u00e7indedirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar bundan yana k\u00f6rd\u00fcrler.<\/p>\n<p>59- De ki: Hamd olsun Allah&#8217;a, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir hikmet sahibi ve her \u015feyi bilen Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan al\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 izah i\u00e7in zikredilen k\u0131ssalar, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n kudretinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ve \u015fan\u0131n\u0131n y\u00fcceli\u011fi ile peygamberine verdi\u011fi mucizeler ve yard\u0131mlar\u0131n, her t\u00fcrl\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcncenin \u00fczerinde bir y\u00fcksekli\u011fe sahip oldu\u011funu anlatt\u0131\u011f\u0131 gibi, \u00f6zellikle Hz. Muhammed&#8217;in peygamber olarak g\u00f6nderilmesi ile vaad edilen y\u00fcce ink\u0131lablar\u0131n meydana geli\u015f \u015fekline ait ge\u00e7mi\u015ften baz\u0131 \u00f6rnekler ile m\u00fcminleri m\u00fcjdeleme kasd\u0131yla geldi\u011fi i\u00e7in, burada Resulullah&#8217;\u0131n hem diye hamdetmesi, hem de Allah&#8217;\u0131n se\u00e7ti\u011fi yani s\u00fcz\u00fcp se\u00e7erek peygamberli\u011fi ve vel\u00e2yeti i\u00e7in se\u00e7ip ay\u0131rd\u0131\u011f\u0131 g\u00fczide kullar\u0131na bir de selam olsun o se\u00e7ti\u011fi kullar\u0131na, diye bir selam hediye etmesi emrolunmu\u015f ve bununla bir hutbeye giri\u015f yap\u0131larak m\u00fc\u015friklerin ba\u015f\u0131na kakma ve onlar\u0131 susturmak i\u00e7in \u015f\u00f6yle bir kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rma y\u00fcr\u00fct\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr: Allah m\u0131 hay\u0131rl\u0131, yoksa O&#8217;na ko\u015ftuklar\u0131 ortaklar m\u0131?<\/p>\n<p>Yani bahsedilen k\u0131ssalardan kudretinin y\u00fcceli\u011fi anla\u015f\u0131lan ve bu sebepten her t\u00fcrl\u00fc hamd, \u00f6vg\u00fc ve y\u00fccelik kendisine ait olan Allah m\u0131 hay\u0131rl\u0131, yoksa m\u00fc\u015friklerin O&#8217;na ortak ko\u015farak tapt\u0131klar\u0131 \u015feyler mi? Nas\u0131l, kime ibadet etmeli? B\u00fct\u00fcn hay\u0131r kudreti elinde olan Allah ile hi\u00e7bir \u015fey denk ve benzer tutulamayaca\u011f\u0131ndan bu kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rman\u0131n sadece m\u00fc\u015friklere ba\u015fa kakma i\u00e7in oldu\u011fu apa\u00e7\u0131kt\u0131r. Bahsi ge\u00e7en tarihi k\u0131ssalar Allah&#8217;\u0131n hay\u0131rl\u0131 oldu\u011fu hususuna delil olarak nakl\u00ee birer delil olduklar\u0131ndan, bu nakl\u00ee delillere iman\u0131 olmayan m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 daha a\u00e7\u0131k ve daha genel olan akl\u00ee delillere ge\u00e7erek derece derece ba\u015fa kakman\u0131n kuvvetini art\u0131rmak i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>60- Yoksa o g\u00f6kleri ve yeri yaratan m\u0131? Arap\u00e7ada at\u0131f harflerinden biri olan &#8220;em&#8221; biri muttas\u0131la, biri munkat\u0131a olmak \u00fczere iki k\u0131s\u0131md\u0131r. Muttas\u0131l olan &#8220;em&#8221;, soru &#8220;hemzesi&#8221; kar\u015f\u0131s\u0131nda edilgen bir &#8220;terd\u00eed&#8221; yani iki ihtimalli bir m\u00e2n\u00e2 ifade eder. Munkat\u0131&#8217; olan &#8220;em&#8221; ise c\u00fcmlenin ba\u015f\u0131na gelerek &#8220;bel&#8221; gibi \u0131drab (s\u00f6z\u00fc ba\u015fka y\u00f6ne \u00e7evirme) ile &#8220;hemze&#8221; yani soru m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir, ancak &#8220;\u015eu sizin askerleriniz, hani kimlerdir?&#8221; (M\u00fclk, 67\/20) gibi \u00f6n\u00fcnde a\u00e7\u0131k bir soru edat\u0131 bulundu\u011fu zaman &#8220;hemze&#8221; yani soru, var saymaya gerek olmaks\u0131z\u0131n yaln\u0131z &#8220;bel&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na \u0131drab olur. Yani bir s\u00f6zden bir s\u00f6ze ge\u00e7meyi ifade eder. Biz bunlar\u0131n ikisini de &#8220;yoksa&#8221; diye terc\u00fcme ediyorsak da &#8220;yoksa&#8221; asl\u0131 itibariyle m\u00e2n\u00e2s\u0131nda bir \u015fart\u0131yye oldu\u011fundan do\u011frudan do\u011fruya de\u011fil, dolay\u0131s\u0131yla bir terc\u00fcme oluyor. Bunun i\u00e7in muttas\u0131l &#8220;em&#8221; e uygun olsa bile m\u00fcnkat\u0131&#8217; &#8220;em&#8221; e her zaman uygun d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc iddia edilemeyecektir. Bu sebepten &#8220;bel&#8221; yerinde hay\u0131r, yok, daha do\u011frusu, fakat tabirlerinden birini kullan\u0131yoruz. de &#8220;em&#8221; muttas\u0131ld\u0131r. &#8220;M\u00e2&#8221; y\u0131 tekil olarak Allah kelimesine atfediyor. Fakat ve benzerleri munkat\u0131ad\u0131r. C\u00fcmleyi c\u00fcmleye atfedip ba\u011fl\u0131yor. M\u00fcfessirler burada kelimesini mevsule y\u00fckledikleri i\u00e7in c\u00fcmle tamam olmak \u00fczere haberin hazfedilmi\u015f oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyorlar. \u0130bn\u00fc At\u0131yye gibi baz\u0131lar\u0131 bunu takdir etmi\u015fler ki &#8220;Ya o g\u00f6kleri ve yeri yaratana \u015firk ko\u015fulur mu?&#8221; demek oluyor. Ke\u015f\u015faf sahibi gibi bir \u00e7oklar\u0131 da daha \u00f6nce ge\u00e7en c\u00fcmleyi ipucu kabul ederek takdir etmi\u015flerdir. Bu \u015fekilde &#8220;yoksa o g\u00f6kleri ve yeri yaratan ve \u015f\u00f6yle \u015f\u00f6yle yapan m\u0131 hay\u0131rl\u0131, onlar\u0131n \u015firk ko\u015ftuklar\u0131 m\u0131?&#8221; demek oluyor ki, me\u00e2l buna g\u00f6re yaz\u0131lmak istenilmi\u015ftir. Ger\u00e7i bu me\u00e2lde c\u00fcmlenin atf\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclmese de yine o m\u00e2n\u00e2 anla\u015f\u0131labilecektir.<\/p>\n<p>Bu sebepten o \u015fekilde a\u00e7\u0131klayal\u0131m: Yoksa; Allah&#8217;\u0131n kudret ve birli\u011fi ile hay\u0131rl\u0131 olu\u015funu anlatan o k\u0131ssalar gibi nakl\u00ee delillerin olmad\u0131\u011f\u0131 farz edilse aklen bilinip anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f de\u011fil midir ki, o g\u00f6kleri ve yeri yaratan ve sizin i\u00e7in, yani sizin yarar\u0131n\u0131z\u0131 ortaya \u00e7\u0131karmak i\u00e7in g\u00f6kten bir su indiren mi hay\u0131rl\u0131d\u0131r, yoksa \u015firk ko\u015ftuklar\u0131 m\u0131? Burada g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki nin mef\u00fbl\u00fc lehidir. Bilindi\u011fi \u00fczere nahivde mef\u00fbl\u00fc leh iki k\u0131s\u0131md\u0131r. Birine hus\u00fb-l\u00ee, di\u011ferine tahsil\u00ee denir. Fiilden zihnen ve haricen \u00f6nce olursa husulidir. &#8220;Susad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in i\u00e7ti&#8221; gibi. Susamak, i\u00e7mek fiilinden \u00f6ncedir. Zihnen \u00f6nce, haricen sonra olursa tahsil\u00ee olur. &#8220;Kanmak i\u00e7in i\u00e7ti&#8221; gibi. Kanmak, i\u00e7mek fiilinden sonrad\u0131r. \u0130\u015fte buradaki b\u00f6yle tahsili bir meful\u00fc lehdir. Buna illet-i gaiyye, yani gaye sebep de denilir. Dikkat \u00e7ekicidir ki fiiliyle ilgili k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f ise mutlak b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Demek ki, b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 insanlar i\u00e7in denemezse de yukar\u0131dan suyun indirilmesinde, ya\u011fmur ya\u011fd\u0131r\u0131lmas\u0131nda, insano\u011flunun hayat ve faydas\u0131n\u0131n hedef ve gaye oldu\u011fu ger\u00e7e\u011finde \u015f\u00fcphe yoktur. Su ile hayat aras\u0131ndaki ilgiyi kuran ve bu sebeple hayat\u0131 meydana getirme hikmeti ile suyu indiren y\u00fcce Allah&#8217;t\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi, suyun meydana getirdi\u011fi feyiz ve bereketi d\u00fc\u015f\u00fcnen herhangi bir ak\u0131l onu yarat\u0131p indirenin hay\u0131rl\u0131l\u0131\u011f\u0131nda \u015f\u00fcphe g\u00f6sterir mi? Fakat bu illet-i gaiyye konusunda filozoflar\u0131n baz\u0131 fikir tart\u0131\u015fmalar\u0131 olmu\u015ftur. &#8220;\u0130llet-i gaiyye ger\u00e7ekte, i\u015fi yapan\u0131n yapma kabiliyetine ve o i\u015fe g\u00f6re bir \u00f6nceli\u011fe sebep olaca\u011f\u0131ndan il\u00e2h\u00ee fiillerde illet-i gayye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez, \u00e7\u00fcnk\u00fc bir ba\u015fka \u015feyle tamamlanmay\u0131 gerektirir. Bu ise Allah Te\u00e2l\u00e2 hakk\u0131nda imkans\u0131zd\u0131r&#8221; demi\u015flerdir. Buna iki y\u00f6nden cevap verilir:<\/p>\n<p>1- Ba\u015fkas\u0131 ile de\u011fil, kendi s\u0131fat\u0131 olan ilim ve iradesi ile kemal gerekir.<\/p>\n<p>2- \u0130l\u00e2h\u00ee fiillerde i\u015fi yapan\u0131n i\u015fi yapmas\u0131na illet olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na illet-i gaiyye de\u011fil, fakat fayda, gaye ve hikmet cereyan etti\u011finde \u015f\u00fcphe yoktur. Burada \u015fu m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ay\u0131rdetmelidir, bir fiil \u00fczerine gereken herhangi bir neticeye fayda denir, e\u011fer o fayda fiilin sonunda olursa buna gaye denir. E\u011fer o gaye fiilden istenilen ise, fiile gereklili\u011fi istenilmesi itibariyle garaz veya maksat denildi\u011fi gibi fiile sebep olmas\u0131 itibariyle de illet-i gaiyye denilir.<\/p>\n<p>Mesela su \u00e7\u0131karmak i\u00e7in bir kuyu kazmak istesem, d\u0131\u015farda kuyu kazmak su \u00e7\u0131karman\u0131n sebebidir. Kuyu \u00f6nce kaz\u0131l\u0131r, su onun sonunda \u00e7\u0131kar; bu \u015fekilde su \u00e7\u0131karmak kuyu kazman\u0131n hem bir faydas\u0131, hem bir gayesidir. Ayn\u0131 zamanda kuyuyu kazmaktan maksad\u0131m su \u00e7\u0131karmakt\u0131r. Bu y\u00f6n\u00fcyle bu gaye benim garaz\u0131m, yani hedefimdir. Su \u00e7\u0131karmak maksad\u0131 olmasa kuyu kazmayacakt\u0131m, bu sebepten su \u00e7\u0131karmak kuyu kazman\u0131n zihnen \u00f6nce illet-i gaiyyesidir. Bununla birlikte ben kuyu kazarken orada eski eserlerden k\u0131ymetli bir eser de bulsam, bu benim i\u00e7in yaln\u0131z bir fayda olur. Garaz de\u011fil, gaye de de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc fiilin sonunda de\u011fil, o fiil yap\u0131l\u0131rken meydana gelmi\u015ftir. Ve ben onu belki hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmemi\u015fimdir. Sonra benim bu kuyuyu kazmamdan dolay\u0131 birtak\u0131m kimseler faydalan\u0131rlarsa, bu da onun fayda ve gayelerinden olur. Faydas\u0131 olmayan bir fiil bat\u0131l ve gereksizdir. Ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2da bir faydas\u0131 bulunmayan bir fiil, bo\u015f ve faydas\u0131zd\u0131r. Faydas\u0131 ve gayesi bilinerek kat\u00ee bir isabetle yap\u0131lan fiile hikmet denildi\u011fi gibi, fiilin sebep oldu\u011fu faydalara ve gayelere de o fiilin hikmetleri denilir. &#8220;Rabbimiz! Sen bunu bo\u015fa yaratmad\u0131n&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/191) ifadesince yarat\u0131l\u0131\u015f, bo\u015f yere olmay\u0131p ba\u015ftanba\u015fa faydalar ve gayeler ile birbirine ba\u011fl\u0131 ve hikmet ile dopdolu oldu\u011fundan, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n fiilerinde faydalar ve gayeler ile hikmetler mevcut oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Bu \u015fekilde fiil ile gayesi ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde hedeflenerek cereyan eder.<\/p>\n<p>Bununla beraber, hikmette gereklilik istenildi\u011finden, gayeler, istenilen hedef \u015feklinde de meydana gelebilir. Ancak bu istenilen \u015feyin il\u00e2h\u00ee fiillerde nedeni olmaz, yani garazda illet-i gaiyyelik de\u011feri bulunmaz. Mesela Allah Te\u00e2l\u00e2 hayat fayda ve gayelerine sebep olmak hikmetiyle suyu yaratm\u0131\u015f ve yere indirmi\u015ftir. Fakat hayat gayesini dilemeseydi suyu yaratmazd\u0131 veya suyu yaratmasa idi hayat\u0131 yaratmazd\u0131, demek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda de\u011fil, yaln\u0131z su \u00fczerine hayat\u0131n gereklili\u011fini dilemi\u015f olmas\u0131, m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Demek olur ki, filozoflar\u0131n il\u00e2h\u00ee fiillerde m\u00fcnaka\u015fa ettikleri illet-i gaiyye delili, hikmet delili olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc takdirde daha do\u011fru bir \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f olur. \u0130\u015fte bu \u015fekilde nin hikmetini g\u00f6stermekte, \u00e2yetteki hitab\u0131n zevki de bu hikmetle ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Buradan her ya\u011fmurun sadece insanlar\u0131n faydalanmas\u0131 i\u00e7in ya\u011fd\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlamal\u0131, fakat insanlar\u0131n faydas\u0131 i\u00e7in ya\u011fd\u0131\u011f\u0131 muhakkak olan suyu ki Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ona te\u015fbih edilmi\u015ftir d\u00fc\u015f\u00fcnmeli ve onu ya\u011fd\u0131ran y\u00fcce Rabb&#8217;\u0131n hayr\u0131ndaki b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc tefekk\u00fcr etmelidir. Bu noktada hi\u00e7bir \u015f\u00fcpheye yer b\u0131rakmamak \u00fczere delilin delaletinden, delil getirilenin a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131na ge\u00e7ilerek onun kim oldu\u011funu anlatmak i\u00e7in, gaibden tekell\u00fcme (\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131stan birinci \u015fah\u0131sa) iltifat suretiyle \u015f\u00f6yle buyurulmu\u015ftur:<\/p>\n<p>Bir su ki indirip de onunla g\u00fczel g\u00fczel bah\u00e7eler bitirmi\u015fizdir.<\/p>\n<p>HAD\u0130KA: \u0130\u00e7inde su bulunan, g\u00f6z bebe\u011fi gibi k\u0131ymetli bah\u00e7e, bostan.<\/p>\n<p>BEH\u00c7ET: G\u00f6ze, g\u00f6n\u00fcle ne\u015fe ve sevin\u00e7 veren g\u00fczellik demektir. Onlar\u0131 biz yap\u0131yoruz, \u00e7al\u0131\u015fma ve bilgimizle biz yeti\u015ftiriyoruz, demek \u00e2detleri olan cahilleri reddetmek i\u00e7in de \u015f\u00f6yle buyuruluyor: Siz onlar\u0131n bir a\u011fac\u0131n\u0131 bile bitiremezdiniz. Yani o g\u00fczel bah\u00e7elerin bostanlar\u0131n yeti\u015fmesinde siz insanlar\u0131n da hizmeti ve gayreti yok de\u011fildir. Fakat siz kendi kendinize onlar\u0131n meyvalar\u0131n\u0131 ve o g\u00fczel faydalar\u0131n\u0131 yeti\u015ftirmek \u015f\u00f6yle dursun, a\u011fac\u0131n\u0131 bile bitiremezdiniz. Bundan dolay\u0131 sizin amel ve i\u015fleriniz yarat\u0131c\u0131n\u0131n emri s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde kulluk etmekten ileri ge\u00e7emez, O&#8217;na h\u00e2\u015f\u00e2 bir ortakl\u0131k ifade edemez. Bir tanr\u0131 m\u0131 var Allah ile beraber, yani Allah&#8217;tan ba\u015fka tap\u0131lacak, O&#8217;na ortak tutulacak bir tanr\u0131 daha bulunmas\u0131na imkan ve ihtimal mi var? Do\u011frusu onlar sap\u0131kl\u0131kta devam eden bir g\u00fcruhtur, apa\u00e7\u0131k haktan sap\u0131yorlar, bu apa\u00e7\u0131k delil ve i\u015faretleri g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmuyorlar.<\/p>\n<p>61- Yoksa o yery\u00fcz\u00fcn\u00fc oturmaya elveri\u015fli k\u0131lan, yani insan ve hayvanlar\u0131n bar\u0131n\u0131p ya\u015fayabilecekleri y\u00f6n\u00fcyle o suyun durabilece\u011fi bir yer k\u0131lan k\u0131l\u0131p da aralar\u0131nda \u0131rmaklar ak\u0131tan ve onun i\u00e7in, yani yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn oturmaya elveri\u015fli yer olmas\u0131 ve \u0131rmaklar\u0131n akmas\u0131 i\u00e7in sabit oturakl\u0131 da\u011flar yapan ve iki deniz aras\u0131na bir engel koyan m\u0131? Yani da\u011flar\u0131n alt\u0131nda ve aralar\u0131ndaki deniz gibi tatl\u0131 sularla ac\u0131 denizleri birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rmay\u0131p aralar\u0131nda bir gergi, bir engel koyan veya iki ac\u0131 deniz aras\u0131nda Arabistan k\u0131tas\u0131 gibi ince uzun bir kara par\u00e7as\u0131n\u0131 koyup tutan zat m\u0131 hay\u0131rl\u0131, yoksa onlar\u0131n ortak ko\u015ftuklar\u0131 m\u0131 &#8220;Birinin suyu tatl\u0131 ve susuzlu\u011fu giderici, di\u011ferininki tuzlu ve ac\u0131 iki denizi sal\u0131veren&#8230; O&#8217;dur.&#8221; Furkan, 25\/53. \u00e2yetinin tefsirine bkz.) Bir tanr\u0131 m\u0131 var Allah ile beraber? Hay\u0131r onlar\u0131n \u00e7o\u011fu (hakikatleri) bilmiyorlar. Bulunduklar\u0131 yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn durumlar\u0131n\u0131 bile bilmezler. Bu \u00e2yetin ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2, \u00f6zellikle yery\u00fcz\u00fcne ait olan co\u011frafya ve yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn katmanlar\u0131 ile ilgili bilgilerle alakal\u0131 oldu\u011fundan b\u00f6yle ifade edilmi\u015ftir. Bu iki \u00e2yet objektif, yani nesnel delillere \u00f6rnektir. Buradan subjektif, yani \u00f6znel \u00e2yete ge\u00e7ilerek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>62- Yoksa, kendisine yalvard\u0131\u011f\u0131 zaman bunalm\u0131\u015fa kar\u015f\u0131l\u0131k verip ba\u015f\u0131ndaki s\u0131k\u0131nt\u0131y\u0131 gideren, yani uzakla\u015ft\u0131ran, MUZTARR, Hastal\u0131k veya di\u011fer bir \u015fiddet ve ihtiya\u00e7 ile s\u0131k\u0131\u015fan, bunalan \u00e7aresiz demektir. Burada kastedilen cinstir. Bu sebepten her s\u0131k\u0131lan\u0131n duas\u0131n\u0131 kabul etmek gerekmez. &#8220;O dilerse kald\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 istedi\u011finiz belay\u0131 kald\u0131r\u0131r&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/41) gibi dilemesiyle kay\u0131tl\u0131d\u0131r. Bununla birlikte \u00e7o\u011fu zaman \u015fiddetli ihtiya\u00e7 halinde duan\u0131n kabul olunaca\u011f\u0131na i\u015faret, hatta vaad, yani s\u00f6z verme de var, demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u0131k\u0131\u015fma halinde ihl\u00e2s ortaya \u00e7\u0131kar. Nice imans\u0131zlar\u0131n imana geldikleri g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Ve sizi yer y\u00fcz\u00fcn\u00fcn halifeleri k\u0131lan m\u0131? Yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn halifeleri, yery\u00fcz\u00fcnde ge\u00e7mi\u015flerin yerlerine kalanlar, demek olursa da, il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmlerin yerine getirilmesi kendilerine emredilmi\u015f hilafet sahipleri, yani yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 da uygundur. S\u0131k\u0131nt\u0131da bulunan\u0131n duas\u0131 ile k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn kald\u0131r\u0131lmas\u0131na i\u015faret edilmi\u015f olmas\u0131 da ancak bununla uygun olur. Ve o halde bu c\u00fcmle m\u00fcminlere daha ta \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131nda gelece\u011fin \u0130sl\u00e2m\u00ee hakimiyetini vaad eden b\u00fcy\u00fck bir m\u00fcjdeyi ifade eder. S\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;M\u00fcminler i\u00e7in hidayet rehberi ve m\u00fcjdedir&#8221; (Neml, 27\/2) m\u00fcjdesi ile, Davud ve S\u00fcleyman k\u0131ssas\u0131n\u0131n burada zikredildi\u011fine g\u00f6re de bu m\u00e2n\u00e2ya oldu\u011fu belli demektir. \u00d6nceki \u00e2yetle de s\u0131lalar diye ge\u00e7mi\u015f zaman kipi ile getirilmi\u015f iken, buradan itibaren de\u011fi\u015ftirilerek muz\u00e2r\u00ee, yani \u015fimdiki ve gelecek zaman kipi kullan\u0131lmas\u0131 da Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fi ile vaad edilen durumlar\u0131n de\u011fi\u015fti\u011fini g\u00f6stermesi y\u00f6n\u00fcnden bu m\u00e2n\u00e2ya a\u00e7\u0131k bir delildir. Bunun i\u00e7in kipi koruyarak bunu \u015f\u00f6yle terc\u00fcme etmek daha uygun olacakt\u0131r. &#8220;Ve sizi yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn halifesi yapacak olan m\u0131 hay\u0131rl\u0131, yoksa onlar\u0131n ortak ko\u015ftuklar\u0131 m\u0131? Bir tanr\u0131 m\u0131 var, Allah ile beraber? Ne kadar k\u0131t d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorsunuz! Bu \u00e2yet, biri ki\u015fisel nefis, biri de toplumsal nefis ile ilgili iki nefs\u00ee \u00e2yet hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131ndan burada tezekk\u00fcr denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>63- Yoksa karan\u0131n ve denizin karanl\u0131klar\u0131 i\u00e7inde yol g\u00f6steren ve rahmetinin (ya\u011fmurun) \u00f6n\u00fcnde r\u00fczgarlar\u0131 m\u00fcjdeci olarak g\u00f6nderen mi hay\u0131rl\u0131d\u0131r, onlar\u0131n ortak ko\u015ftuklar\u0131 m\u0131? Bu \u00e2yette kara ve deniz yolculuklar\u0131nda cihad ile \u0130sl\u00e2m fetihlerinin ilerleyece\u011fi haber veriliyor. Ve Hak r\u0131zas\u0131n\u0131 takip ederek fiilen birlik ile neticelenecek olan farkl\u0131 fikir ve g\u00f6r\u00fc\u015f ak\u0131mlar\u0131n\u0131n &#8220;\u00dcmmetimin ihtilaf\u0131 geni\u015f bir rahmettir&#8221; hadisinin a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bir rahmet m\u00fcjdecisi oldu\u011funa da i\u015faret edilmi\u015ftir. Bir tanr\u0131 m\u0131 var Allah ile beraber \u00e7ok y\u00fccedir, m\u00fcnezzehtir Allah onlar\u0131n ortak ko\u015ftuklar\u0131ndan. Be\u015finci defa bu, bir de hem objektif yai nesnel, hem subjektif yani \u00f6znel delili i\u00e7inde bulunduran \u015fu \u00e2yet ile tekid ve ifade buyuruluyor:<\/p>\n<p>64- Yoksa, \u00f6nce yaratan sonra yaratmay\u0131 tekrar eden, d\u00f6nd\u00fcr\u00fcp yine yaratacak, d\u00fcnyaya bir de ahiret yapacak olan ve size g\u00f6kten ve yerden r\u0131z\u0131k veren mi hay\u0131rl\u0131, onlar\u0131n ortak ko\u015ftuklar\u0131 m\u0131? Bir tanr\u0131 m\u0131 var Allah ile beraber? Yani bir tanr\u0131 daha olsa idi, ilk defa yaratma ba\u015flayamazd\u0131, iki kudret bir birine mani olur, aralar\u0131nda \u00e7at\u0131\u015fma \u00e7\u0131kard\u0131. Biri galip gelse, ma\u011flub olan il\u00e2h olamaz, gelmese hi\u00e7biri il\u00e2h olamaz, bir \u015fey yarat\u0131lmazd\u0131 ve \u015fu g\u00f6r\u00fclen yarat\u0131l\u0131\u015f d\u00fczeni bulunamaz ve siz yerden ve g\u00f6kten r\u0131z\u0131klanamazd\u0131n\u0131z. Demek ki, bu yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ta ba\u015f\u0131ndan yapan ve yerden madd\u00ee ve manev\u00ee r\u0131z\u0131klarla r\u0131z\u0131kland\u0131ran ve sonra \u00e7evirip soracak olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan ba\u015fka tap\u0131lacak hi\u00e7bir \u015fey yoktur.<\/p>\n<p>De ki: Haydi (ey m\u00fc\u015frikler) getirin delilinizi e\u011fer do\u011frulardansan\u0131z, yani \u015firk davan\u0131zda do\u011fru iseniz, ger\u00e7ekte Allah&#8217;tan ba\u015fka tap\u0131lacak mabudlar bulundu\u011funa bir deliliniz olmas\u0131 gerekir, getirin g\u00f6relim, fakat ne m\u00fcmk\u00fcn?<\/p>\n<p>65- Ey Resul! De ki: G\u00f6klerde ve yerde Allah&#8217;tan ba\u015fka kimse gayb\u0131 bilmez. Onlar ne zaman tekrar diriltileceklerini de bilmezler<\/p>\n<p>66- fakat ahiret hakk\u0131nda bilgileri onlara ardarda gelmektedir.<\/p>\n<p>&#8220;\u0130DDARAKE&#8221; asl\u0131nda tedarekedir. Tedar\u00fck, ard\u0131 ard\u0131na yeti\u015fip ulanmak, di\u011fer bir ifade ile aral\u0131ks\u0131z bir biri ard\u0131nca gelmek, birbiri ard\u0131nca gelip kat\u0131lmak, ara vermeden gelmek, demektir. Buna \u015f\u00f6yle de m\u00e2n\u00e2 verilmi\u015ftir: &#8220;Belki ilimleri ahirette arkalar\u0131ndan ard arda yeti\u015fmektedir&#8221; Bu \u015fekilde &#8220;iddareke&#8221; ye m\u00fcteall\u0131k olur. Fakat ilim, malumat m\u00e2n\u00e2s\u0131na, ondan hal olarak \u015fu m\u00e2n\u00e2 bizce daha uygundur: &#8220;Yeniden dirilmenin hangi saatte olaca\u011f\u0131n\u0131 bilemezlerse de, esas y\u00f6n\u00fcyle ahiretin olaca\u011f\u0131na dair kendilerine peygamberler vas\u0131tas\u0131yla ve hadiselerin olu\u015fumu ile ard\u0131 ard\u0131na bilgi verilmekte, bilgiye ait sebepler olgunla\u015fmaktad\u0131r. Fakat onlar bundan \u015f\u00fcphe etmektedirler, bir t\u00fcrl\u00fc inanamaz, ikna olamazlar. Daha do\u011frusu onlar, bundan yana k\u00f6rd\u00fcrler, ahirete ait delilleri g\u00f6rmezler, g\u00f6rmek istemezler. Bak ne diyorlar:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>67- \u0130nk\u00e2rc\u0131lar dediler ki: &#8220;Sahi biz ve atalar\u0131m\u0131z toprak olduktan sonra ger\u00e7ekten (diriltilip) \u00e7\u0131kar\u0131lacak m\u0131y\u0131z?&#8221;<\/p>\n<p>68- &#8220;And olsun ki, bu tehdit bize yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, daha \u00f6nce atalar\u0131m\u0131za da yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u00f6ncekilerin masallar\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.&#8221;<\/p>\n<p>69- De ki: &#8220;Hele bir yery\u00fcz\u00fcnde gezin de, g\u00fcnahkarlar\u0131n sonu nice oldu, bir bak\u0131n!&#8221;<\/p>\n<p>70- (Habibim!) Onlara kar\u015f\u0131 mahzun olma, kurmakta olduklar\u0131 tuzaklardan \u00f6t\u00fcr\u00fc de s\u0131k\u0131nt\u0131 duyma!<\/p>\n<p>71- Bir de, &#8220;E\u011fer do\u011fru s\u00f6yl\u00fcyorsan\u0131z bu vaad (etti\u011finiz azab) hani, ne zaman?&#8221; derler.<\/p>\n<p>72- De ki: &#8220;\u00c7abucak gelmesini istedi\u011finiz \u015feyin (azab\u0131n) bir k\u0131sm\u0131 herhalde yak\u0131nda ensenize binecektir.&#8221;<\/p>\n<p>73- \u015e\u00fcphesiz Rabbin, insanlara kar\u015f\u0131 l\u00fctuf sahibidir; fakat insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu \u015f\u00fckretmezler.<\/p>\n<p>74- Rabbin elbette onlar\u0131n sinelerinin gizlediklerini de, a\u00e7\u0131\u011fa vurduklar\u0131n\u0131 da bilir.<\/p>\n<p>75- G\u00f6kte ve yerde gizli hi\u00e7bir \u015fey yoktur ki apa\u00e7\u0131k bir kitapta (Lehv-i mahfuzda) bulunmas\u0131n.<\/p>\n<p>76- Haberiniz olsun ki bu Kur&#8217;\u00e2n, \u0130srail o\u011fullar\u0131na, hakk\u0131nda ihtilaf edegeldikleri \u015feylerin pek \u00e7o\u011funu anlatmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>77- Ve o, m\u00fcminler i\u00e7in ger\u00e7ekten bir hidayet rehberi ve rahmettir.<\/p>\n<p>78- Rabbin \u015f\u00fcphesiz, onlar aras\u0131nda kendi h\u00fckm\u00fcn\u00fc verecektir. O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>79- Ve o halde sen Allah&#8217;a g\u00fcven. \u00c7\u00fcnk\u00fc sen, apa\u00e7\u0131k hakikatin \u00fczerindesin.<\/p>\n<p>80- Bil ki sen, \u00f6l\u00fclere i\u015fittiremezsin, arkas\u0131n\u0131 d\u00f6n\u00fcp ka\u00e7makta olan sa\u011f\u0131rlara da daveti duyuramazs\u0131n.<\/p>\n<p>81- Sen k\u00f6rleri sap\u0131kl\u0131klar\u0131ndan \u00e7evirip do\u011fru yola getirecek de\u011filsin. Ancak (g\u00f6n\u00fclden) teslim olarak \u00e2yetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.<\/p>\n<p>82- S\u00f6ylenen ba\u015flar\u0131na gelece\u011fi vakit, bunlar i\u00e7in yerden bir &#8220;d\u00e2bbe&#8221; (canl\u0131) \u00e7\u0131kar\u0131r\u0131z ki bu, onlara insanlar\u0131n \u00e2yetlerimize kesin bir iman getirmemi\u015f olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6yler.<\/p>\n<p>67-75- O \u00e7abukla\u015fmas\u0131n\u0131 istedi\u011finizin baz\u0131s\u0131, nitekim &#8220;bedr&#8221; de oldu, geri kalan\u0131 da \u00f6l\u00fcmlerinden sonra hem yerde ve g\u00f6kte hi\u00e7bir gaibe, yani son derece gizlenmi\u015f bir s\u0131r yoktur ki apa\u00e7\u0131k bir kitapta olmas\u0131n.<\/p>\n<p>76- M\u00dcB\u0130N: A\u00e7\u0131k veya a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 ki, burada Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya g\u00f6re a\u00e7\u0131k demektir. Maksat, Levh-i Mahfuz veya do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;\u0131n ilmidir. Hakk\u0131nda ihtilaf edip durduklar\u0131 \u015feylerin pek \u00e7o\u011funu anlatmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>77- Te\u015fbih ve tenzih, cennet ve cehennemin hal ve durumlar\u0131, Uzeyr ve Mes\u00eeh meseleleri gibi ve \u015f\u00fcphe yok ki o Kur&#8217;\u00e2n ger\u00e7ekten bir hidayet, do\u011fru yolu g\u00f6sterir bir hidayet rehberidir. Bundan dolay\u0131 anlatt\u0131\u011f\u0131 konularda, hakk\u0131 g\u00f6sterdi\u011finde \u015f\u00fcphe etmemelidir. Tam bir rahmettir, fakat m\u00fcminler i\u00e7in, \u00e7\u00fcnk\u00fc o hidayetten faydalanacaklar ancak onlard\u0131r.<\/p>\n<p>78- Ger\u00e7ekten Rabbin onlar aras\u0131nda, yani o ihtilaf eden Beni \u0130srail&#8217;den yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n aras\u0131nda h\u00fckmiyle h\u00fck\u00fcm verecektir. Belli ki burada h\u00fck\u00fcm, kaza m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdar de\u011fil, h\u00fck\u00fcm kendisiyle verilen m\u00e2n\u00e2s\u0131na isimdir. Nitekim &#8220;Ve b\u00f6ylece biz onu Arap\u00e7a bir h\u00fck\u00fcm olarak indirdik&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/37) \u00e2yetinde bu m\u00e2n\u00e2 ile Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir ismi olmu\u015ftur. Ger\u00e7ekte &#8220;\u0130nsanlar aras\u0131nda h\u00fckmedesin diye sana kitab\u0131 indirdik.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/105) ifadesinde bildirildi\u011fine g\u00f6re Kur&#8217;\u00e2n, insanlar aras\u0131nda h\u00fck\u00fcm i\u00e7in indirilmi\u015ftir. Buna g\u00f6re ahkam\u0131 ile h\u00fckmedecek demek, Kur&#8217;\u00e2n ile h\u00fck\u00fcm buyuracak demek olur. Bu \u015fekilde yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n ileride fiilen Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc ile mahkum olup, \u0130sl\u00e2m idaresi alt\u0131na girecekleri haber verilerek s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda hat\u0131rlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, vaad edilen kudret ve saltanat m\u00fcjdelenmi\u015ftir. Sak\u0131n bunda teredd\u00fct olmas\u0131n. O mutlak galip, kudretine kar\u015f\u0131 gelinme ihtimali olmayan galibdir, bundan dolay\u0131 vaadini yerine getirir, muhakkak h\u00fckm\u00fcn\u00fc ger\u00e7ekle\u015ftirir her\u015feyi bilendir. Bu sebepten onu nas\u0131l yapaca\u011f\u0131n\u0131 da bilir.<\/p>\n<p>79- O halde Allah&#8217;a g\u00fcven ve itimad et. Ya Muhammed! \u00c7\u00fcnk\u00fc sen, apa\u00e7\u0131k hakikatin \u00fczerindesin. Onun i\u00e7in itimad etmelisin.<\/p>\n<p>80-81- Bil ki, sen \u00f6l\u00fclere i\u015fittiremezsin&#8230; Onun i\u00e7in de \u00e7aresiz, Allah&#8217;a i\u015flerini ba\u011flayarak tevekk\u00fcl etmek laz\u0131m gelir.<\/p>\n<p>MEVTA&#8217; dan maksad, hakk\u0131 duymayan k\u00e2firlerdir. Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerinden hi\u00e7 etkilenmedikleri i\u00e7in duygusuzlukta \u00f6l\u00fclere benzetilmi\u015flerdir. Nitekim derece derece sa\u011f\u0131rlar, k\u00f6rler de \u00f6yledir. Arkalar\u0131n\u0131 d\u00f6nm\u00fc\u015f ka\u00e7arlarken, zira b\u00f6yle olmasa, belki i\u015faret ile filan \u00e7a\u011f\u0131r\u0131lmalar\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olabilir.<\/p>\n<p>82- O s\u00f6ylenen ba\u015flar\u0131na gelece\u011fi vakit te, yani k\u00e2firlerin acele gelmesini istedikleri s\u00f6z, s\u00f6ylenen o azab tamamiyle aleyhlerinde meydana gelece\u011fi, ba\u015flar\u0131na k\u0131yamet kopaca\u011f\u0131 zaman veya aleyhlerinde h\u00fck\u00fcm meydana gelece\u011fi zaman onlar i\u00e7in yerden bir &#8220;d\u00e2bbe&#8221; (hayvan) \u00e7\u0131kar\u0131r\u0131z ki, bu, onlara insanlar\u0131n \u00e2yetlerimize kesin bir iman getirmemi\u015f olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6yler. Yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;Bilakis onlar bundan \u015f\u00fcphe etmektedirler, zira onlar bundan yana k\u00f6rler.&#8221; (Neml, 27\/66) olduklar\u0131n\u0131 anlat\u0131r. Burada k\u0131yamet al\u00e2metlerinden olan bir d\u00e2bbet\u00fc&#8217;l-arz haber veriliyor.<\/p>\n<p>DEBB VE DEB\u0130B: Hafif y\u00fcr\u00fcme, debelenme demektir. Hayvanlarda ve \u00e7o\u011funlukla ha\u015ferelerde, yani b\u00f6ceklerde kullan\u0131l\u0131r. \u0130\u00e7kinin v\u00fccuda yay\u0131lmas\u0131 ve bir \u00e7\u00fcr\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn etraf\u0131na bula\u015fmas\u0131 gibi, hareketi g\u00f6zle tesbit olunamayan \u015feylerde de kullan\u0131l\u0131r. &#8220;Dabbe&#8221; kelimesi de bundan fail olmak \u00fczere as\u0131l l\u00fcgatte &#8220;m\u00e2yed\u00fcbb\u00fc&#8221;, yani debbeden, hafif y\u00fcr\u00fcyen, debelenen demek olur. Ve \u015fu halde tren, otomobil, bisiklet gibi otomatik \u015feylere de, l\u00fcgat\u0131n asl\u0131na g\u00f6re &#8220;d\u00e2bbe&#8221; demek uygun olabilecekse de dil de kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131 hayvanlara mahsustur. Hatta \u00f6rfde d\u00f6rt ayakl\u0131 hayvanlarda ve onlar i\u00e7inde \u00f6zellikle atta daha \u00e7ok kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber &#8220;Allah, her hayvan\u0131 sudan yaratt\u0131. \u0130\u015fte bunlardan kimi karn\u0131 \u00fcst\u00fcnde s\u00fcr\u00fcnen, kimi iki aya\u011f\u0131 \u00fcst\u00fcnde y\u00fcr\u00fcr, kimi d\u00f6rt ayak \u00fcst\u00fcnde y\u00fcr\u00fcr&#8230;&#8221; (N\u00fbr, 24\/45) \u00e2yetinden anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere her hayvan hakk\u0131nda kullan\u0131l\u0131r. Hayvan kelimesi ile e\u015fanlaml\u0131 gibidir.<\/p>\n<p>&#8220;Yer y\u00fcz\u00fcnde y\u00fcr\u00fcyen her canl\u0131n\u0131n r\u0131zk\u0131, yaln\u0131zca Allah&#8217;a aittir.&#8221; (H\u00fbd, 11\/6) \u00e2yetinden anla\u015f\u0131lan da budur. Bundan dolay\u0131 hayvan gibi insan i\u00e7in de kullan\u0131l\u0131r. Bu \u00e2yette &#8220;d\u00e2bbe&#8221; diye nekre (belirsiz isim) olarak geldi\u011finden bunun bildi\u011fimiz d\u00e2bbelerden bamba\u015fka bir d\u00e2bbe olmas\u0131 akla gelir. &#8220;Onlarla konu\u015fan d\u00e2bbe&#8221; terkibinde a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilen bunun konu\u015fan bir hayvan, yani insan olmas\u0131d\u0131r .Tefsirler de bu iki nokta etraf\u0131nda dola\u015fmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>R\u00e2g\u0131b, M\u00fcfredat&#8217;\u0131nda bu konudaki g\u00f6r\u00fc\u015fleri \u015f\u00f6ylece \u00f6zetlemi\u015ftir: \u00e2yetinde denildi ki: &#8220;D\u00e2bbe, tan\u0131d\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n aksine bir hayvand\u0131r ki, \u00e7\u0131kmas\u0131 k\u0131yamet vaktine mahsustur&#8221; Bir de denildi ki: &#8220;Bununla cehalet ve bilgisizlikte hayvanlar gibi olan en \u015ferli kimseler kasdolunmu\u015ftur.&#8221; Bu takdirde d\u00e2bbe b\u00fct\u00fcn debelenen yarat\u0131klar\u0131n ismi olarak ifade edilmi\u015f olur. &#8220;H\u00e2in&#8221; kelimesinin cemisi, &#8220;h\u00e2ine&#8221; gibi. K\u00e2d\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee ve baz\u0131 hadis\u00e7iler bunu &#8220;cess\u00e2se&#8221; casuslar olarak g\u00f6stermi\u015flerdir ki, bir hadiste haber verildi\u011fine g\u00f6re, cess\u00e2se, Deccal i\u00e7in haberler ara\u015ft\u0131r\u0131p toplayan casus demektir. Eb\u00fc&#8217;s-Suud da diyor ki: Bu d\u00e2bbe, casustur. Bundan cins isim s\u00f6ylenip, bir de tefh\u00eem (b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne i\u015faret) tenviniyle bilinmezli\u011finin tekid edilmesi, \u015fan\u0131n\u0131n garibli\u011fine ve \u00f6zelli\u011finin, davran\u0131\u015f\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131klamadan uzak oldu\u011funa delalet eder. Bundan dolay\u0131 hadiste bildirilen baz\u0131 garip rivayetleri kaydettikten sonra, \u015funu da ilave ediyor: Hz. Ali&#8217;den naklolundu: Kuyru\u011fu olan bir d\u00e2bbe de\u011fil, sakal\u0131 olan bir d\u00e2bbedir, demi\u015f bir erkek oldu\u011funa i\u015faret etmi\u015ftir. Fakat me\u015fhur olan bir d\u00e2bbe olmas\u0131d\u0131r. \u015e\u00fcphesiz Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da denildi\u011fi i\u00e7in bir d\u00e2bbedir. Fakat erkek bir d\u00e2bbedir. &#8220;Onlara s\u00f6yleyen d\u00e2bbe&#8221; denilmesi ise, bunun bir insan olmas\u0131n\u0131 belirtmek i\u00e7in a\u00e7\u0131k bir delildir. Burada s\u00f6ze mecaz\u00ee bir m\u00e2n\u00e2 vermek veya fiilini &#8220;s\u00f6ylemek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na de\u011fil de cerh (yaralama) m\u00e2n\u00e2s\u0131na konu\u015fma ile yorumlamak, a\u00e7\u0131k beyan\u0131n z\u0131dd\u0131nad\u0131r. Garib rivayetler ile Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 a\u00e7\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan \u00e7\u0131karmak yakin ilmine zarar vermektir.<\/p>\n<p>Kald\u0131 ki, Ahmed Tayalisi, Naim b. Hammad, Abd b. Hamid, Tirmiz\u00ee hasen hadis diyerek, \u0130bn\u00fc M\u00e2ce, \u0130bn\u00fc Cerir, \u0130bn\u00fc M\u00fcnzir, \u0130bn\u00fc Ebi Hatim, \u0130bn\u00fc Merduye ve Beyhak\u00ee gibi zatlar\u0131n Ebu H\u00fcreyre (r.a)den rivayet ettikleri bir hadiste Resulullah (s.a.v) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;D\u00e2bbet\u00fc&#8217;l-arz, Musa&#8217;n\u0131n \u00e2sas\u0131, S\u00fcleyman&#8217;\u0131n m\u00fchr\u00fc yan\u0131nda olarak \u00e7\u0131kacak, m\u00fch\u00fcr ile m\u00fcminin y\u00fcz\u00fcn\u00fc parlatacak, \u00e2sa ile k\u00e2firin burnunu k\u0131racak, insanlar sofraya toplanacak, m\u00fcmin ve k\u00e2fir tan\u0131nacak.&#8221;<\/p>\n<p>Bu hadise g\u00f6re de, d\u00e2bbe, madd\u00ee ve manev\u00ee normalin \u00fczerinde bir kuvvet ve saltanat ile ortaya \u00e7\u0131k\u0131p b\u00fcy\u00fck bir \u0130sl\u00e2m devleti kuracak lider olmu\u015f oluyor. \u015e\u00fcphe yok ki, Musa&#8217;n\u0131n asas\u0131na, S\u00fcleyman&#8217;\u0131n m\u00fchr\u00fcne sahip olan kimse, b\u00fcy\u00fck bir \u015fahsiyet olacakt\u0131r. Hem de k\u00f6t\u00fclerden de\u011fil, iyi ve hay\u0131rl\u0131lardan olacak, b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlerin y\u00fcz\u00fcn\u00fc g\u00fcld\u00fcrecek, k\u00e2firlerin burnunu k\u0131racakt\u0131r. \u00c2yette &#8220;Onlara insanlar\u0131n \u00e2yetlerimize kesin bir iman getirmemi\u015f olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6yler&#8221; buyurulmas\u0131 da bunu gerektiriyor. \u015eu halde buna d\u00e2bbe ismi verilmesinin sebebi, onun k\u00e2firlere kar\u015f\u0131 ac\u0131mas\u0131z olaca\u011f\u0131n\u0131 ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya g\u00f6re onun meydana \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131n\u0131n zor bir \u015fey de\u011fil, yerden normal bir d\u00e2bbe \u00e7\u0131karmak gibi kolay oldu\u011funu anlatmakt\u0131r. Burada baz\u0131 eserleri (haberleri) de kaydedelim:<\/p>\n<p>1- \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in Huzeyfe b. Es\u00eed&#8217;den rivayet etti\u011fine g\u00f6re: &#8220;D\u00e2bbe&#8217;nin \u00fc\u00e7 \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 vard\u0131: Birisinde baz\u0131 \u00e7\u00f6llerde \u00e7\u0131kar, sonra gizlenir. Birisinde de, emirler kan d\u00f6kerken baz\u0131 \u015fehirlerde \u00e7\u0131kar, yine gizlenir. Sonra insanlar mescidlerin en \u015fereflisi, en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc ve faziletlisi i\u00e7inde iken yery\u00fcz\u00fc kendilerini f\u0131rlatmaya ba\u015flar. Derken halk ka\u00e7\u0131\u015f\u0131r, m\u00fcminlerden bir grup kal\u0131r, bizi Allah&#8217;tan hi\u00e7 bir \u015fey kurtaramaz derler. D\u00e2bbe de onlar\u0131n \u00fczerine \u00e7\u0131kar, y\u00fczlerini parlak y\u0131ld\u0131z gibi parlat\u0131r. Sonra hareket eder, art\u0131k ne takip eden yeti\u015febilir, ne de ka\u00e7an kurtulabilir. Bir adama var\u0131r, namaz k\u0131l\u0131yordur, vallah\u00ee sen namaz ehli de\u011filsin der. Yakalar, m\u00fcminin y\u00fcz\u00fcn\u00fc a\u011fart\u0131r, k\u00e2firin burnunu k\u0131rar&#8221; dedi. &#8220;O zaman insanlar ne halde olur&#8221; dedik. &#8220;Arazide kom\u015fu, malda ortak, yolculuklarda arkada\u015f olurlar&#8221; dedi.<\/p>\n<p>2- \u0130lim ehlinden bir \u00e7oklar\u0131 d\u00e2bbenin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131, emir bi&#8217;l-ma&#8217;r\u00fbf (iyilikleri emir), ve nehiy ani&#8217;l-m\u00fcnker (k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden menetme) terk edildi\u011fi vakittir demi\u015fler. \u0130bn\u00fc \u00d6mer (r.a) den rivayet edilir ki, \u00e2yeti emir bi&#8217;l-ma&#8217;ruf ve nehiy ani&#8217;l-m\u00fcnker terk olundu\u011fu vakittir, demi\u015ftir. Buna g\u00f6re &#8220;m\u00fcsl\u00fcmanlar da bozulup aleyhlerinde h\u00fck\u00fcm hak oldu\u011fu vakit&#8221; demek oluyor.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>83- Ve her \u00fcmmetin \u00e2yetlerimizi yalan sayanlar\u0131ndan bir cemaati toplayaca\u011f\u0131m\u0131z g\u00fcn, art\u0131k onlar bir arada tutulup (hesap yerine) sevkedilirler.<\/p>\n<p>84- Nihayet (oraya) geldikleri vakit Allah buyurur: &#8220;Siz benim \u00e2yetlerimi, ne oldu\u011funu kavramadan yalan sayd\u0131n\u0131z \u00f6yle mi? Yoksa yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z ba\u015fka neydi?&#8221;<\/p>\n<p>85- Yapt\u0131klar\u0131 haks\u0131zl\u0131ktan dolay\u0131, o s\u00f6z ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir; art\u0131k onlar konu\u015famazlar.<\/p>\n<p>86- G\u00f6rmediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yaratt\u0131k ve (\u00e7al\u0131\u015fs\u0131nlar diye) g\u00fcnd\u00fcz\u00fc apayd\u0131nl\u0131k yapt\u0131k. \u0130man eden bir kavim i\u00e7in elbette bunda ibretler vard\u0131r.<\/p>\n<p>83- &#8220;Toplayaca\u011f\u0131m\u0131z g\u00fcn&#8230;&#8221; S\u00f6z\u00fcn geli\u015fine g\u00f6re \u00e2yetin zahir\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131, d\u00e2bbenin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 ile meydana gelecek de\u011fi\u015fikliklerin bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc anlatmakt\u0131r. Yani ileride &#8220;S\u00fbr&#8217;a \u00fcf\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc g\u00fcn&#8221; \u00e2yeti ile a\u00e7\u0131klanacak olan b\u00fcy\u00fck k\u0131yametten \u00f6nce bir k\u00fc\u00e7\u00fck k\u0131yameti veya orta k\u0131yameti a\u00e7\u0131klamakt\u0131r.<\/p>\n<p>84- Nihayet geldikleri zaman, Cenab-\u0131 Allah daha iyi bilir ya , maksat, \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcp de Hakk&#8217;\u0131n huzuruna getirildikleri zaman demektir. O zaman Allah buyurur ki: Siz benim \u00e2yetlerimi ne oldu\u011funu kavramadan yalan sayd\u0131n\u0131z \u00f6yle mi, Yoksa, yani tekzib etmedinizse ne yapt\u0131n\u0131z, bu g\u00fcne yarar ne amel i\u015flediniz?<\/p>\n<p>85- Yapt\u0131klar\u0131 haks\u0131zl\u0131ktan \u00f6t\u00fcr\u00fc, o s\u00f6ylenen ba\u015flar\u0131na gelir, aleyhlerinde h\u00fck\u00fcm hak olup cehennemi boylarlar. Art\u0131k nutuklar\u0131 tutulur, ne itiraz, ne \u00f6z\u00fcr, hi\u00e7 bir \u015fey s\u00f6yleyemezler.<\/p>\n<p>86- G\u00f6rmediler mi? Burada maksat, g\u00f6zle g\u00f6rmek de\u011fil, kalple g\u00f6rmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc gece ve g\u00fcnd\u00fcz g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcl\u00fcrse de sakinlik ve g\u00f6rme hikmetiyle yap\u0131ld\u0131klar\u0131 g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcnme \u00f6zelliklerinden de\u011fil, ak\u0131l y\u00fcr\u00fctmekle bilinir olmalar\u0131ndand\u0131r.<\/p>\n<p>Elbette bunda, bu yap\u0131l\u0131\u015fta \u015f\u00fcphesiz \u00e2yetler var. Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na, birli\u011fine, peygamberli\u011fin ger\u00e7ekli\u011fine, ahiretin olaca\u011f\u0131na ve insanlar\u0131n hayat nizam\u0131na ve amellerine i\u015faret olan deliller var:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130: K\u00e2inat\u0131n bir kararda, bir \u015fekilde kalmay\u0131p hareketten sakinli\u011fe, sakinlikten harekete, karanl\u0131ktan ayd\u0131nl\u0131\u011fa de\u011fi\u015ftirilip durmas\u0131, yarat\u0131l\u0131\u015flar \u00fczerinde hakim y\u00fcce bir kudretin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterdi\u011fi gibi, \u00f6zellikle insan hayat\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan, gecenin s\u00fck\u00fbnet ve dinlenme ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn uyan\u0131kl\u0131k ve faliyet hikmeti ve faydalar\u0131yla ilgili yap\u0131lmas\u0131, o yarat\u0131c\u0131n\u0131n her \u015feyi bilen, hakim, diledi\u011fini yapar bir mutlak yarat\u0131c\u0131 oldu\u011funu g\u00f6sterir. \u00c7\u00fcnk\u00fc isteseydi, insanlar\u0131 da yarasalar gibi yapar; g\u00fcnd\u00fczleri g\u00f6z a\u00e7t\u0131rmaz ,geceleri dinlendirmezdi.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130: Hareketleri durdurup s\u00fckunete erdiren, duranlar\u0131n bir nur ile g\u00f6zlerini a\u00e7\u0131p hareket etmelerine imkan veren o kudretin, bilgisizlik karanl\u0131\u011f\u0131nda uyuyan insanlar\u0131 uyand\u0131rmak, \u015fa\u015fk\u0131nlara yol g\u00f6stermek i\u00e7in d\u00fcnyay\u0131 peygamberlik nuru ile ayd\u0131nlataca\u011f\u0131n\u0131 da g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dcS\u00dc: Gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn bu de\u011fi\u015fmeleri, bu \u00e2lemin bir de\u011fi\u015fme \u00e2lemi oldu\u011funu, bu sebepten bu g\u00fcn\u00fcn bir yar\u0131n\u0131 ve bu d\u00fcnyan\u0131n bir ahireti bulundu\u011funu anlatt\u0131\u011f\u0131 gibi bir nur titremesi ile, uyuyan g\u00f6zlerin a\u00e7\u0131lmas\u0131 ve sakin olanlar\u0131n harekete ge\u00e7ivermesi, ayn\u0131 \u015fekilde bir \u00fcf\u00fcrme ile \u00f6l\u00fclerin dirilebilece\u011fini g\u00f6steren bir yeniden dirilme misali olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Fakat iman eden bir kavim i\u00e7in, \u00e7\u00fcnk\u00fc iman etmeyenler hi\u00e7 bir \u00e2yete inanmazlar.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>87- S\u00fbr&#8217;a \u00fcf\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc g\u00fcn Allah&#8217;\u0131n diledikleri m\u00fcstesna g\u00f6klerde ve yerde bulunanlar hep deh\u015fete kap\u0131l\u0131r. Hepsi boyunlar\u0131 b\u00fck\u00fck olarak O&#8217;na gelirler.<\/p>\n<p>88- Sen da\u011flar\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn de, yerinde durur san\u0131rs\u0131n. Oysa onlar bulutun y\u00fcr\u00fcmesi gibi y\u00fcr\u00fcmektedirler. Bu, her \u015feyi sapasa\u011flam yapan Allah&#8217;\u0131n sanat\u0131d\u0131r. \u015e\u00fcphesiz ki O, yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan tamam\u0131yla haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>89- Kim iyilikle gelirse, ona daha iyisi verilir ve onlar o g\u00fcn korkudan da emin kal\u0131rlar.<\/p>\n<p>90- Her kim de k\u00f6t\u00fcl\u00fckle gelirse art\u0131k y\u00fczleri ate\u015fte s\u00fcrt\u00fcl\u00fcr. &#8220;Ba\u015fka de\u011fil ancak yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z amellerin cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekeceksiniz.&#8221; (denir).<\/p>\n<p>87- S\u00fbr&#8217;a \u00fcf\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc g\u00fcn, b\u00fcy\u00fck k\u0131yamet!<\/p>\n<p>S\u00dbR, baz\u0131lar\u0131 bunu &#8220;v\u00e2v&#8221; harfinin fethi ile &#8220;suver&#8221; gibi &#8220;suret&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fulu, nefhi de suretlere ruh \u00fcflemek diye kabul etmi\u015flerdir. E\u011fer b\u00f6yle olsayd\u0131 zamirinde denilmesi gerekirdi. Halbuki di\u011fer bir \u00e2yette &#8220;Sonra, ona bir daha \u00fcflenince&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/68) diye m\u00fcfred m\u00fczekker zamiri g\u00f6nderildi\u011finden bu m\u00e2n\u00e2 do\u011fru olamaz. Baz\u0131lar\u0131 da bunu temsil\u00ee kabul etmi\u015fler, \u00f6l\u00fclerin kabirlerinden mah\u015fere \u00e7a\u011f\u0131r\u0131l\u0131\u015flar\u0131 halini bir orduyu harekete ge\u00e7irmek i\u00e7in boru \u00e7al\u0131nmas\u0131 haline benzetmek suretiyle temsili istiare yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir. Tefsircilerin \u00e7o\u011funa g\u00f6re ise baz\u0131 hadislerde rivayet edildi\u011fi \u00fczere S\u00fbr, b\u00fcy\u00fck boru gibi bir \u015feydir ki, \u00fc\u00e7 defa \u00fcf\u00fcr\u00fclecektir: Birincisi, &#8220;nefha-i feza&#8217;,&#8221;yani dayanamama, korku \u00fcf\u00fcrmesi. \u0130kincisi, &#8220;nefha-i sa\u0131k&#8221; yani yok olma. \u00dcf\u00fcrmesi, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc ise &#8220;nefha-i k\u0131yam&#8221;, yani kalkma \u00fcf\u00fcrmesidir. Ve buna memur olan melek \u0130srafil&#8217;dir. Bu \u00e2yette a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere birincisi olan nefha-i feza&#8217;da g\u00f6klerde ve yerde kim varsa, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n dilediklerinden ba\u015fkas\u0131, hep deh\u015fetten sars\u0131lacak. Z\u00fcmer S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;S\u00fbr&#8217;a \u00fcflenince, Allah&#8217;\u0131n diledikleri m\u00fcstesna olmak \u00fczeri g\u00f6klerde ve yerde, kim varsa d\u00fc\u015f\u00fcp \u00f6lm\u00fc\u015f olacakt\u0131r.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/68) \u00e2yeti gere\u011fince ikinci olan nefha-i sa\u0131k&#8217;ta ise Allah&#8217;\u0131n dilediklerinden ba\u015fka hepsi y\u0131k\u0131l\u0131p \u00f6lecek. &#8220;Sonra ona bir defa daha \u00fcflenince, hemen aya\u011fa kalk\u0131p bakakalacaklar.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/68) ve &#8220;Bir de ne g\u00f6resin! Onlar kabirlerinden kalk\u0131p ko\u015farak Rabblerine giderler&#8221; (Yasin, 36\/51) \u00e2yetleri gere\u011fince \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc olan nefha-i k\u0131yamda kabirlerinden kalk\u0131p mah\u015fere ko\u015fu\u015facaklard\u0131r.<\/p>\n<p>Tirmiz\u00ee&#8217;nin Ebu Sa\u00eed-i Hudr\u00ee (r.a) den rivayet edip hasen dedi\u011fi hadis-i \u015ferifte Hz. Peygamber (s.a.v): &#8220;Nas\u0131l zevk ve ne\u015fe i\u00e7inde olurum, S\u00fbr sahibi boruyu a\u011fz\u0131na alm\u0131\u015f, ne zaman \u00fcf\u00fcrmesi emredilecek diye izin bekliyor&#8221; buyurmu\u015ftu. Bu, ashab\u0131 kirama pek a\u011f\u0131r geldi. O zaman Peygamber Efendimiz:<\/p>\n<p>&#8221; &#8220;Allah bize yeter, o ne g\u00fczel vekildir.&#8221; (\u00c2li \u0130mran, 3\/173) deyiniz&#8221; buyurdu.<\/p>\n<p>FEZA: Korkun\u00e7 bir \u015feyden insanda meydana gelen tutukluk ve \u00fcrkeklik, yani \u015fiddetli korku ile sars\u0131l\u0131p belinlemek demektir. Ancak Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fi kimseler m\u00fcstesna olarak korkudan emindirler Bunlar\u0131n kim oldu\u011fu hakk\u0131nda de\u011fi\u015fik s\u00f6zler s\u00f6ylenmi\u015f ise de kesin bir bilgi yoktur. En uygunu, bundan sonraki ikinci \u00e2yette &#8220;Ve onlar o g\u00fcn korkudan da emin kal\u0131rlar&#8221; (Neml, 27\/89) ifadesinin, bunun bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 \u015feklinde olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>88-89- Bir de sen da\u011flar\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn de onlar\u0131 yerinde durur san\u0131rs\u0131n. Halbuki onlar bulutun y\u00fcr\u00fcmesi gibi y\u00fcr\u00fcmektedirler. Bu \u00e2yet iyi anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f de\u011fildir M\u00fcfessirler bunu &#8220;Da\u011flar sallan\u0131p y\u00fcr\u00fct\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde&#8230;&#8221; (Tekv\u00eer, 81\/3), &#8220;Da\u011flar at\u0131lm\u0131\u015f y\u00fcn gibi oldu\u011fu&#8230;&#8221; (K\u00e2ria, 101\/5) \u00e2yetleri \u00fczere k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc da\u011flar\u0131n y\u00fcn gibi at\u0131l\u0131p y\u00fcr\u00fct\u00fclmesi manzaras\u0131n\u0131n bir tasviri kabul etmi\u015flerdir. Buna g\u00f6re bu \u00e2yet &#8220;hepsi O&#8217;na deh\u015fete kap\u0131larak gelir.&#8221; (Neml, 28\/87) c\u00fcmlesine matuf olarak bu g\u00f6r\u00fc\u015f, bu san\u0131\u015f, bu bulut gibi ge\u00e7i\u015f, hep ilerde o feza g\u00fcn\u00fc olacak. Fakat buna g\u00f6re &#8220;Sen onlar\u0131 durur san\u0131rs\u0131n&#8221; c\u00fcmlesi yak\u0131\u015f\u0131ks\u0131z kal\u0131r. &#8220;Oysa, onlar bulutun y\u00fcr\u00fcmesi gibi y\u00fcr\u00fcmektedirler.&#8221; denilmesi daha uygun olurdu. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;O g\u00fcn da\u011flar bulut gibi ge\u00e7ecekler de o halde sen onlar\u0131 camid duruyor sanacaks\u0131n&#8221; denilmesi, \u015fiddetlendirmek de\u011fil hafifletmek oluyor. \u015eu halde ile bu g\u00fcne, o g\u00fcne ait olmak ihtimali kal\u0131r. Yani &#8220;bu g\u00fcn hal-i haz\u0131rda da\u011flar\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn c\u00e2mid hareketsiz san\u0131rs\u0131n, halbuki, onlar k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc bulut ge\u00e7er gibi ge\u00e7eceklerdir&#8221; demek olur. Bu surette ise fazla kal\u0131r denilmesi daha uygun olurdu.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in m\u00fcteahhirin&#8217;den baz\u0131lar\u0131 fiilinin de \u015fimdiki zamana ait olmas\u0131 gerekece\u011fine h\u00fckmederek bununla yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn hareketini ispata \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flard\u0131r. Buna g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yle olmaktad\u0131r: Sen bu g\u00fcn da\u011flar\u0131 g\u00f6r\u00fcr hareketsiz san\u0131rs\u0131n, halbuki onlar herg\u00fcn bulut ge\u00e7er gibi ge\u00e7erler. Bu esas itibariyle g\u00fczel bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Ancak bu ge\u00e7i\u015f yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn her g\u00fcn g\u00fcne\u015f etraf\u0131ndaki d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc olarak yorumlan\u0131nca k\u0131yamet halleri aras\u0131nda bunun ne sebeple zikredildi\u011fi anla\u015f\u0131lam\u0131yor. Bir de b\u00fct\u00fcn bu g\u00f6r\u00fc\u015flerde yaln\u0131z &#8220;yerinde durur&#8221; demek oluyor. Ve bunun y\u00fcr\u00fcmekle kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lsa da, bulut ile olan kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131ndaki zevk kaybedilmi\u015f oluyor.<\/p>\n<p>Bizim g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcze g\u00f6re bu \u00e2yet, \u015fimdiki halin her an olu\u015f ve yok olu\u015funu g\u00f6stererek k\u0131yamet ve yeniden dirilmeyi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmek i\u00e7in bir nevi delil g\u00f6stermek \u00fczere ifade edilmi\u015ftir. Da\u011flar\u0131n asl\u0131nda gezici gazlardan meydana gelmi\u015f olup zerrelerinde bulut buharla\u015f\u0131r gibi olmak ve yok olmak, kimyasal de\u011fi\u015fim ile her an yeni yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n devam edip durdu\u011funu ve bu suretle yo\u011funluklar\u0131n\u0131n da bir tek hacimde sabit kalmay\u0131p her an de\u011fi\u015fmek ve yeniden meydana gelmek \u00fczere bulundu\u011funu ve bu sebepten \u00e2lemin en sabit g\u00f6r\u00fclen \u015feylerinin bile b\u00f6yle her an de\u011fi\u015fme ile bir k\u0131yamete do\u011fru gitti\u011fini ve \u015fu halde g\u00fcn\u00fcn birinde bir \u00fcf\u00fcrme ile o koca da\u011flar\u0131n yerinden b\u00fct\u00fcn yo\u011funluklar\u0131yla y\u00fcr\u00fct\u00fcl\u00fcp yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn ba\u015fka bir yery\u00fcz\u00fcne de\u011fi\u015ftirilebilece\u011fini anlat\u0131yor. Hem bu gidi\u015fin nizams\u0131z bir de\u011fi\u015fiklik ile sadece bir tahrip i\u00e7in de\u011fil, bulutun rahmete gidi\u015fi gibi hikmet ve intizam ile daha y\u00fcksek bir hayata ge\u00e7irmek i\u00e7in oldu\u011funa i\u015faret de ediyor. Bu i\u015fareti \u00f6zellikle a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in buyuruluyor ki: Her \u015feyi itkan eden, yani ilim ve hikmeti ile her \u015feyi yerli yerinde sa\u011flam ve muntazam yapan Allah&#8217;\u0131n sanat\u0131d\u0131r! \u015e\u00fcphesiz ki O, yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan tamam\u0131yla haberdard\u0131r. Her kim bir iyilikle gelirse ona ondan daha hay\u0131rl\u0131s\u0131 var, hem onlar o iyilikle gelenler o g\u00fcnk\u00fc bir feza&#8217;dan, yani o \u00fcf\u00fcr\u00fclme g\u00fcn\u00fc veya tekrar dirilme g\u00fcn\u00fc deh\u015fetli bir korkudan emin kal\u0131rlar<\/p>\n<p>90- her kim de bir seyyie ile, k\u00f6t\u00fc amel ile gelirse y\u00fcz\u00fc koyun ate\u015fte s\u00fcrt\u00fcl\u00fcr. Ba\u015fka de\u011fil, ancak yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z amellerin cezas\u0131 ile kar\u015f\u0131lanacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamadan sonra, sonu\u00e7 olarak Resulullah (s.a.v)a \u015f\u00f6yle s\u00f6ylemesi emrolunuyor:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>91- (De ki): &#8220;Ben ancak her \u015feyin sahibi olan ve buray\u0131 kutlu k\u0131lan bu \u015fehrin (Mekke&#8217;nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Yine bana m\u00fcsl\u00fcmanlardan olmam emredildi.&#8221;<\/p>\n<p>92- &#8220;Ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 okumam emredildi.&#8221; Art\u0131k kim do\u011fru yola gelirse, yaln\u0131z kendisi i\u00e7in gelmi\u015f olur; kim de saparsa ona de ki: &#8220;Ben sadece uyar\u0131c\u0131lardan\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>93- Ve \u015f\u00f6yle de: Hamd, Allah&#8217;a mahsustur. O, \u00e2yetlerini size g\u00f6sterecek, siz de onlar\u0131 g\u00f6r\u00fcp tan\u0131yacaks\u0131n\u0131z. Rabbin, yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan habersiz de\u011fildir.<\/p>\n<p>91-92-93- &#8220;Bu belde&#8221; yani Mekke. &#8220;Kim Allah&#8217;a y\u00fcz\u00fcn\u00fc iyilik yapan biri olarak \u00e7evirirse&#8221; (Bakara, 2\/112) \u00e2yetine g\u00f6re Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine teslim olan ve yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 Allah i\u00e7in yapan halis m\u00fcsl\u00fcmanlardan ve de ki: Hamdolsun Allah&#8217;a, o size \u00e2yetlerini g\u00f6sterecek, siz de onlar\u0131 g\u00f6r\u00fcp tan\u0131yacaks\u0131n\u0131z. Yani Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da kudret delillerinden \u0130sl\u00e2m&#8217;a vaad etti\u011fi ola\u011fan\u00fcst\u00fc yard\u0131m ve ba\u015far\u0131lar\u0131 ileride fiilen g\u00f6sterecek. \u015eimdi tan\u0131mak istemedi\u011finiz o hakikatleri o vakit tan\u0131yacaks\u0131n\u0131z. &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki bu Kur&#8217;\u00e2n, sana hikmet sahibi ve her \u015feyi bilen Allah taraf\u0131ndan verilmektedir&#8221; (Neml, 27\/6), &#8220;Rabbin \u015f\u00fcphesiz onlar aras\u0131nda h\u00fckm\u00fcn\u00fc verecektir.&#8221; (Neml, 27\/78), &#8220;O, \u00e2yetlerini size g\u00f6sterecek, siz de onlar\u0131 g\u00f6r\u00fcp tan\u0131yacaks\u0131n\u0131z.&#8221; \u00e2yetleri m\u00fcminlere hidayet ve m\u00fcjde i\u00e7in indirildi\u011fi, ba\u015f\u0131nda bildirilen bu s\u00fbrenin ruhu yerinde olan teminat \u00e2yetleridir.<\/p>\n<p>Bu s\u00fbrenin indirildi\u011fi Mekke&#8217;de peygamber&#8217;in ne kadar yaln\u0131z, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ne kadar garip oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr de \u00f6yle bir zamanda b\u00f6yle bir s\u00fbre ve \u00f6zellikle bu kesin \u00e2yetlerle gelecek hakk\u0131nda vaad ve teminat\u0131n kuvveti ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ve ger\u00e7ekte hicretten sonra \u0130sl\u00e2m tarihinin a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 kudret ve saltanat\u0131n geni\u015fli\u011fi ve \u00f6nemi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse bu s\u00fbrenin ve bu \u00e2yetlerin, bu y\u00fcksek haber ve teminat\u0131n ne kadar b\u00fcy\u00fck mucizeleri i\u00e7inde bulundurdu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar. Ve ger\u00e7ekten bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n, her \u015feye hakim, her \u015feyi bilen y\u00fcce Allah taraf\u0131ndan geldi\u011fi b\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ile anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Tarihi ara\u015ft\u0131ranlar &#8220;Bedir&#8221; den ba\u015flay\u0131p Hz. \u00d6mer devrinden, Fatih, Yavuz ve Kanuni S\u00fcleyman devirlerine kadar y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n &#8220;Hamd olsun Allah&#8217;a! O, \u00e2yetlerini size g\u00f6sterecek, siz de onlar\u0131 g\u00f6r\u00fcp tan\u0131yacaks\u0131n\u0131z&#8221; buyurdu\u011fu \u00fczere, \u00e2yetlerini nas\u0131l g\u00f6sterdi\u011fini hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz g\u00f6r\u00fcr, hamd ederler. Selim ve S\u00fcleyman saltanatlar\u0131n\u0131n, Davud ve S\u00fcleyman saltanatlar\u0131 gibi &#8220;Bizi m\u00fcmin kullar\u0131n\u0131n bir\u00e7o\u011fundan \u00fcst\u00fcn k\u0131lan Allah&#8217;a hamd olsun&#8221; (Neml, 27\/15) \u015f\u00fckranesiyle do\u011fmas\u0131 da bu s\u00fbredeki m\u00fcjdelerin neticelerinden oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>\u015eunu da unutmayal\u0131m ki, \u00c7anakkale, Sakarya, \u0130n\u00f6n\u00fc zaferleri, \u0130zmir&#8217;in d\u00fc\u015fman i\u015fgalinden kurtar\u0131lmas\u0131, Avrupal\u0131lar\u0131n \u0130stanbul&#8217;dan \u00e7\u0131kar\u0131lmalar\u0131 hamdolsun y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n zaman\u0131m\u0131zda g\u00f6sterip tan\u0131tt\u0131\u011f\u0131 \u0130sl\u00e2mi \u00e2yetlerdendir. Bu sava\u015flarda T\u00fcrkiye m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 \u00f6yle bir s\u0131k\u0131nt\u0131 ve ilhas ile Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya s\u0131\u011f\u0131narak \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flard\u0131 ki &#8220;Onlar m\u0131 hay\u0131rl\u0131, yoksa kendine yalvard\u0131\u011f\u0131 zaman bunalm\u0131\u015fa kar\u015f\u0131l\u0131k veren ve ba\u015f\u0131ndaki s\u0131k\u0131nt\u0131y\u0131 gideren&#8230;mi?&#8221; (Neml, 27\/62) \u00e2yeti aynen ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Fakat b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n meydana geli\u015finden sonra &#8220;Bil ki sen, \u00f6l\u00fcleri i\u015fittiremezsin, arkas\u0131n\u0131 d\u00f6n\u00fcp ka\u00e7makta olan sa\u011f\u0131rlara da daveti duyuramazs\u0131n.&#8221; (Neml, 27\/80) buyuruldu\u011fu \u00fczere duymak istemeyen kalpsizler, sa\u011f\u0131rlar, k\u00f6rler, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n art\u0131k b\u00fct\u00fcn vaadleri olmu\u015f bitmi\u015f, gelecek i\u00e7in g\u00f6revi kalmam\u0131\u015f oldu\u011funu iddia ederek m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011f\u0131 k\u00f6rletmek, Allah&#8217;\u0131 unutup \u015firk yollar\u0131na gitmek istiyorlar. B\u00f6yle nank\u00f6rl\u00fckler yap\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 bildi\u011fi i\u00e7in y\u00fcce Allah da &#8220;Rabbin neler yapaca\u011f\u0131n\u0131zdan da habersiz de\u011fildir.&#8221; buyuruyor. S\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda da &#8220;M\u00fcminler i\u00e7in hidayet rehberi ve m\u00fcjdedir&#8221; (27\/2), &#8220;Ki onlar, namaz\u0131 k\u0131larlar, zekat\u0131 verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler&#8221; (27\/3), &#8220;\u015e\u00fcphesiz biz, ahirete inanmayanlar\u0131n i\u015flerini kendilerine s\u00fcsl\u00fc g\u00f6sterdik de o y\u00fczden bocalar dururlar; i\u015fte bunlar kendileri i\u00e7in olduk\u00e7a a\u011f\u0131r bir azab bulunan kimselerdir, ahirette en \u00e7ok ziyana u\u011frayacaklar da onlard\u0131r.&#8221; (27\/4-5) buyurulmu\u015ftu.<\/p>\n<p>Yani m\u00fcminlere, sonsuz gelece\u011fi olan ahiret vaad edilip m\u00fcjdelenirken, ahirete iman\u0131 olmayanlar\u0131n, kendilerini be\u011fenen k\u00f6rl\u00fcklerini ve sonundaki h\u00fcsranlar\u0131n\u0131 anlatm\u0131\u015ft\u0131. D\u00e2bbet\u00fc&#8217;l-arz ve S\u00fbr&#8217;a \u00fcf\u00fcr\u00fclme \u00e2yetlerinde de b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin umum\u00ee de\u011fi\u015fimi anlat\u0131l\u0131rken, \u0130sl\u00e2m&#8217;a vaad edilen ahiretin sonsuz tahakkuku tesbit edilmi\u015f ve &#8220;Kim iyilikle gelirse ona daha iyisi verilir. Ve onlar o g\u00fcn korkudan da emin kal\u0131rlar&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekte &#8220;Dinlensinler diye geceyi yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131, ve (\u00e7al\u0131\u015fs\u0131nlar diye) g\u00fcnd\u00fcz\u00fc apayd\u0131nl\u0131k yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 g\u00f6rmediler mi?&#8221; (27\/86) buyuruldu\u011fu \u00fczere \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n da gecesi, g\u00fcnd\u00fcz\u00fc olacak, o da bu de\u011fi\u015fen \u00e2lemde bazen gecelerin sukunet avucunda dinlenecek, bazen g\u00fcnd\u00fczlerin parlayan ikbalinde g\u00f6zlerini a\u00e7arak Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n y\u00fcce huzurunda en y\u00fcksek hayat\u0131 ya\u015famak i\u00e7in uyanacakt\u0131r. Bu \u00e2yetin i\u015faretine g\u00f6re \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n istikbali gece de\u011fil, g\u00fcnd\u00fczd\u00fcr; s\u00f6n\u00fck de\u011fil, parlakt\u0131r. Aras\u0131ra basan gece karanl\u0131klar\u0131, onu dinlendirip tekrar uyand\u0131rmak i\u00e7indir. Bu m\u00e2n\u00e2, bilinen bir hadis-i \u015ferif ile \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r: Bu hadisteki fiilini bir\u00e7ok kimseler m\u00e2n\u00e2s\u0131na nak\u0131s fiil kabul ederek: &#8220;\u0130sl\u00e2m garib olarak ba\u015flad\u0131 (veya zuh\u00fbr etti), yine ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 gibi garib olacak.&#8221; diye yaln\u0131z korkutma \u015feklinde anlam\u0131\u015f, bundan ise hep \u00fcmitsizlik, yay\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Halbuki, K\u00e2mus&#8217;ta g\u00f6sterildi\u011fi \u00fczere &#8220;\u00e2de&#8221; fiili de oldu\u011fu gibi d\u00f6n\u00fcp yeniden ba\u015flamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir.<\/p>\n<p>Bu hadiste de b\u00f6yledir. Yani &#8220;\u0130sl\u00e2m garib olarak ba\u015flad\u0131 (veya ortaya \u00e7\u0131kt\u0131) ileride yine ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 gibi garib olarak tekrar ba\u015flayacak (yahud yeniden do\u011facak) ne mutlu o gariblere&#8221; demektir. Hadisin sonundaki &#8220;fet\u00fbb\u00e2&#8221; onun korkutmak i\u00e7in de\u011fil, m\u00fcjdelemek i\u00e7in oldu\u011funu g\u00f6sterir, ger\u00e7i bunda da d\u00f6n\u00fcp garib olma korkusu yok de\u011fil, fakat s\u00f6nmeyip yeniden ba\u015flamas\u0131 m\u00fcjdesi vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte &#8220;fet\u00fbb\u00e2 lilgurab\u00e2&#8221; m\u00fcjdesi de bunun i\u00e7indir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar &#8220;\u00f6nce ge\u00e7enler&#8221; gibidirler. Bundan dolay\u0131 hadis de \u00fcmitsizli\u011fi de\u011fil m\u00fcjdeyi ifade eder. Ve bu, s\u00fbre-i celile \u00e2yetlerinin m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndand\u0131r. Bu g\u00f6r\u00fc\u015ften anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bu Mekk\u00ee s\u00fbrelerin, tertipte b\u00f6yle bir \u00e7ok Meden\u00ee s\u00fbrelerden sonraya konulmas\u0131, i\u00e7indeki mevzular\u0131n\u0131n daha \u00e7ok gelece\u011fe ait oldu\u011funa dikkat \u00e7ekme gibi bir hikmeti i\u00e7ermektedir. Ey m\u00fcsl\u00fcman bunlar\u0131 bil de, de ki: &#8220;Hamdolsun Allah&#8217;a! O, \u00e2yetlerini size g\u00f6sterecek, siz de onlar\u0131 g\u00f6r\u00fcp tan\u0131yacaks\u0131n\u0131z. Rabbin, yapt\u0131klar\u0131ndan habersiz de\u011fildir.&#8221; Bak \u015fimdi bu vaadi; Kasas S\u00fbresi&#8217;nin takip etmesi ne kadar m\u00e2n\u00e2l\u0131d\u0131r:<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>27-NEML: 1-2- &#8220;Bunlardan ne kastetti\u011fini Allah daha iyi bilir.&#8221; T\u00e2s\u00een S\u00fbresi mutlak bir il\u00e2h\u00ee s\u0131rd\u0131r. \u0130\u015fte bunlar, i\u015fitti\u011fin bu esrarengiz harfler sana \u00e2yetleridir, o Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n. O Emin Ruh ile kalbine indirilen Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ve belagatl\u0131, apa\u00e7\u0131k bir kitab\u0131n. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan bu s\u00fbre, ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na apa\u00e7\u0131k bir kitapt\u0131r. \u00d6nceki s\u00fbrenin sonunda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, zalimlerin yuvarlanaca\u011f\u0131 ink\u0131lab\u0131n nas\u0131l ve &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12091,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1178,1177,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1896","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-27-neml","tag-27-neml-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1896","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1896"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1896\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12091"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1896"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1896"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1896"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}