{"id":1900,"date":"2010-11-18T22:33:23","date_gmt":"2010-11-18T22:33:23","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1900"},"modified":"2010-11-18T22:33:23","modified_gmt":"2010-11-18T22:33:23","slug":"25-furkan-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/25-furkan-tefsiri\/","title":{"rendered":"25-FURKAN SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>25-FURKAN:<\/p>\n<p>&#8211; gibi bab\u0131ndan m\u00e2z\u00ee fiildir. Tasrif olunmaz, yani di\u011fer s\u00eegalar\u0131 \u00e7ekilmez ve Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na isnad edilmez. T\u00fcretilmesinde &#8220;bereket&#8221; maddelerinin bu m\u00e2n\u00e2 ile a\u00e7\u0131k bir ili\u015fkisi vard\u0131r. bab\u0131ndan olmas\u0131 da bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n m\u00fcbala\u011fa ile kendisinden meydana geldi\u011fini ifade eder. &#8220;bereket&#8221; ise bir \u015feyde il\u00e2h\u00ee hayr\u0131n devaml\u0131 ve kararl\u0131 olmas\u0131 demektir ki, &#8220;suyun havuzda birikip y\u00fckselerek durmas\u0131&#8221; anlam\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130l\u00e2h\u00ee hayr\u0131n bulundu\u011fu \u015feye &#8220;m\u00fcbarek&#8221; denilir. \u0130l\u00e2h\u00ee hay\u0131r, dar bir kal\u0131ba sokulup say\u0131lamayacak, ve hislerle bilinemeyecek bir \u015fekilde meydana geldi\u011finden, kendisinde be\u015f duyu ile bilinemeyen bir ziyadelik tesbit edilen \u015feye de &#8220;m\u00fcbarek&#8221; denilir. \u015eu halde kelimesi, m\u00fcbareklik, bizzat kendisinden zuhur etmek \u00fczere, m\u00fcbareklikte b\u00fcy\u00fck bir y\u00fckseklik ile kararl\u0131l\u0131k ifade eder. Ve bunun yani m\u00fcbarekli\u011fin Allah Te\u00e2l\u00e2 hakk\u0131nda sonradan olma veya de\u011fi\u015fme \u015f\u00fcphelerinden uzak bir \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekir. Bu tahlilde d\u00fc\u015f\u00fcnceye dayanak olacak iki kavram vard\u0131r: Biri sub\u00fbt, biri de ziy\u00e2delik&#8217;tir. Bunun i\u00e7in ge\u00e7mi\u015f m\u00fcfessirler de bunu, ba\u015fl\u0131ca iki m\u00e2n\u00e2y\u0131 esas alarak tefsir etmi\u015flerdir. Birisi m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r ki, varl\u0131\u011f\u0131 ezel\u00ee ve ebed\u00ee olarak gerekli olan m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bunda devam ve karar m\u00e2n\u00e2s\u0131 esas olarak al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Di\u011ferinde ise tezay\u00fcd (\u00e7o\u011falma) m\u00e2n\u00e2s\u0131 esas al\u0131narak iki vecih s\u00f6ylenmi\u015ftir. Baz\u0131lar\u0131, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131nda y\u00fcceli\u011fini ve Allah&#8217;tan ba\u015fka \u015feylerin noksanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek &#8220;y\u00fcce oldu&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tefsir etmi\u015flerdir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131nda her \u015feyden y\u00fcksek oldu\u011funu ifade eder. Zat\u0131nda y\u00fcksek, \u00e7ok y\u00fcksek demek olur. Baz\u0131lar\u0131 da fiil s\u0131fat\u0131 olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp &#8220;hay\u0131r ve ihsan\u0131 artt\u0131 ve \u00e7o\u011fald\u0131.&#8221; diye hay\u0131r ve ihsan\u0131n\u0131n art\u0131p \u00e7o\u011falmas\u0131yla tefsir etmi\u015flerdir. Baz\u0131 yerde bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n birisi, di\u011fer baz\u0131s\u0131nda di\u011feri daha uygun olmaktad\u0131r. \u015eu halde \u0130bn\u00fc Abbas Hazretlerinden de iki rivayet oldu\u011funa g\u00f6re, hem Allah&#8217;\u0131n zat\u00ee s\u0131fat\u0131n\u0131 ve hem de fiil\u00ee s\u0131fat\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek b\u00fct\u00fcn bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131 toplamak daha uygun olaca\u011f\u0131ndan yani &#8220;hem zat\u0131nda, hem s\u0131fat\u0131nda, hem fiillerinde en m\u00fckemmel ve en olgun olmak \u00fczere \u015fan\u0131 y\u00fcksek ve y\u00fccedir&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tefsir olunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bilindi\u011fi gibi da den dir. T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de &#8220;ululuk&#8221; diye ifade olunabilirse de m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;ulu&#8221; s\u0131fat\u0131, &#8220;ulumak&#8221; masdar\u0131ndan &#8220;emir&#8221; kipine de ihtimali oldu\u011fu i\u00e7in, ho\u015f olmayan bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmekten uzak olmad\u0131\u011f\u0131ndan, dilin inceli\u011fine dikkat eden edebiyat\u00e7\u0131larca kullan\u0131lmas\u0131 uygun bulunmay\u0131p &#8220;y\u00fcksek&#8221; s\u0131fat\u0131 buna tercih edilmi\u015ftir. Bununla beraber binas\u0131ndan anla\u015f\u0131lan ile m\u00fcbala\u011fa inceliklerini ifade edebilecek bir si\u011fa da bulamad\u0131\u011f\u0131m\u0131zdan kelimesinin T\u00fcrk\u00e7e bir fiil ile tam terc\u00fcmesi m\u00fcmk\u00fcn olamam\u0131\u015ft\u0131r. Mesela &#8220;Y\u00fckseldi&#8221; denilse yahud demek olabilirse de anla\u015f\u0131lmaz. \u00d6zellikle s\u0131fat olarak da kullan\u0131lmaz. Halbuki &#8220;bereket&#8221; kelimesinin ayr\u0131ca bir t\u00fcrk\u00e7e kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 kullanmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi fiilinin terc\u00fcmesine de hi\u00e7 imkan bulam\u0131yoruz. Bundan dolay\u0131 ifadesi dilimizde aynen kullan\u0131lagelmi\u015ftir. Bir \u015feye \u015fa\u015f\u0131rma ve be\u011fenip g\u00fczel bulma an\u0131nda tabirleri de, oldu\u011fu gibi yayg\u0131n olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. M\u00fcbarek olsun yerinde &#8220;kutlu olsun&#8221; denirse de &#8220;bereket&#8221; yerine &#8220;kut&#8221; demiyoruz. \u0130\u015fte bu gibi sebeplerden dolay\u0131 biz de me\u00e2lde fiilini aynen muhafaza ile beraber &#8220;ne y\u00fcce feyyaz O&#8221; (ne y\u00fcce feyiz, bolluk ve bereket veren O,) tabiriyle bir tefsir ifade etmek istedik, bunun yerinde &#8220;y\u00fcksek, \u00e7ok y\u00fcksek O&#8221;, yahud &#8220;\u00e7ok pek \u00e7ok feyiz ve bereket sahibi O&#8221;, yahud &#8221; ne y\u00fcce kutlu O&#8221; demek m\u00fcmk\u00fcn olabilirdi.<\/p>\n<p>\u0130sm-i mevsul olup nin failidir. de onun s\u0131las\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>FURKAN: mukaddimede ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, asl\u0131nda fark ve tefrik etmek, yani ay\u0131rmak, ay\u0131rt etmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131dan masdard\u0131r. Genellikle &#8220;fark&#8221; aklen bilinen \u015feylerde, tefrik, hissen bilinen \u015feylerde kullan\u0131l\u0131r. Sonra &#8220;Furkan&#8221; f\u00e2r\u0131k (ay\u0131ran), &#8220;mefruk&#8221; (ayr\u0131lm\u0131\u015f) m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir; bu suretle m\u00fchim davalar\u0131, \u00e7\u00f6z\u00fcp neticeye ba\u011flayan kesin delillere, mucizelere &#8220;Furkan&#8221; denilir. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir ismi de &#8220;el-Furkan&#8221;d\u0131r.<\/p>\n<p>TENZ\u00ceL ve \u0130NZ\u00c2L: \u0130ndirmek demek ise de tenz\u00eel, \u00e7okluk ifade eder. Onun i\u00e7in birden indirmeye inz\u00e2l, \u00e7este \u00e7este bir\u00e7ok defalarda indirmeye tenzil denilir. Sonra Arap\u00e7a&#8217;da gerek isim gerekse fiil c\u00fcmlesi olan bir haber c\u00fcmlesi ile s\u0131lalanarak a\u00e7\u0131klanan gibi belirsiz isimlere, ism-i mevsul denilir. \u0130kilisi \u00e7o\u011fulu m\u00fcfred m\u00fcennesi tesniye m\u00fcennesi cemi m\u00fcennesi gelir. Eskiden bunun terc\u00fcmesinde &#8220;\u015fol ki&#8230;&#8221; denilirdi. Fakat konu\u015fma dilimizde her nedense kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 kaybetmi\u015f oldu\u011fundan bunun yerine &#8220;o ki&#8221; diyoruz. Halbuki, &#8220;o&#8221; hem gaib zamiri, hem i\u015faret ismi olarak kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan, bir de mevsul ismi yerinde kullan\u0131lmas\u0131 dilde darl\u0131k oluyor. Ger\u00e7i bizde as\u0131l ba\u011fla\u00e7 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eden; yani \u00f6n\u00fcndeki c\u00fcmleyi \u00fcst taraf\u0131na ba\u011flayan edat &#8220;ki&#8221; dir. Fakat bu &#8220;ki&#8221; isim olmay\u0131p sadece bir ba\u011fla\u00e7 harfi oldu\u011fundan gramerde m\u00fcbteda, haber veya fail gibi c\u00fcmlenin bir \u00f6\u011fesi olmay\u0131p yaln\u0131z \u00f6n\u00fcndeki c\u00fcmleyi \u00fcst taraf\u0131na s\u0131fat yapar. Bu sebepten kendi ba\u015f\u0131na bir mevsul ismin yerini tutamayarak o, \u015fu, bu gibi belirtilen bir (mevsuf)a ihtiya\u00e7 duyar. Ve bu suretle s\u0131la ile s\u0131fat\u0131n aras\u0131 a\u00e7\u0131lmam\u0131\u015f olur. Arap\u00e7ada ise s\u0131la ile s\u0131fat\u0131n bela\u011fat a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nemli farklar\u0131 vard\u0131r. Bundan dolay\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ho\u015f ve ince zevkler ifade eden gibi mevsullerin tatl\u0131 tekrarlar\u0131 o ki, \u015fu ki, bu ki, gibi tercemelerle anlat\u0131l\u0131rken tats\u0131z tekrarlara sebebiyet verildi\u011fi gibi, bir\u00e7ok yerlerde mevsul kaybedilerek mevsuf halinde g\u00f6sterilmi\u015f oluyor ki, bunlar dillerin birbirinden zorunlu farkl\u0131l\u0131klar\u0131d\u0131r. C\u00fcmlenin mevsufu belirsiz olur, fakat mevsul muhakkak belirlidir; ger\u00e7i az da olsa bazan ahd-i zihn de olabilir. Fakat \u00e7o\u011funlukla s\u0131lan\u0131n muhatap i\u00e7in ger\u00e7ekte belirli olmas\u0131 \u015fartt\u0131r. Onun i\u00e7in burada \u015f\u00f6yle bir soru sorulmu\u015ftur: c\u00fcmlesi nin s\u0131las\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in, kendisine s\u00f6z s\u00f6ylenilen kimselerce bilinmesi gerekir. Halbuki, k\u00e2firler &#8220;Furkan&#8221;\u0131n indirilmi\u015f oldu\u011funa inanm\u0131yorlar. O halde nas\u0131l s\u0131la olabilir? Buna basit olarak \u015f\u00f6yle cevab verilir: Peygamber ve inananlar i\u00e7in Furkan&#8217;\u0131n indirilmi\u015f oldu\u011fu bilinmektedir. Burada do\u011frudan do\u011fruya muhatap da onlard\u0131r. Ger\u00e7i indirili\u015fin as\u0131l hedefi k\u00e2firler ve onlar\u0131n k\u00e2firliklerini ortadan kald\u0131rmak ve onlar\u0131n ahiretteki durumlar\u0131n\u0131 bildirmektir; fakat do\u011frudan do\u011fruya il\u00e2h\u00ee s\u00f6ze muhatab tutularak de\u011fil, Peygambere yap\u0131lan hitab\u0131n tebli\u011fi iledir. Onun i\u00e7in biraz sonra g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere k\u00e2firler gaib (\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131s) kipi ile bahis konusu edilecektir. Muhatap, insan cinsi de olsa bu cevap yeterlidir. Bununla beraber buna daha ince bir cevap da vard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki: Furkan&#8217;dan as\u0131l maksat, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;d\u0131r. Kur&#8217;\u00e2n ise benzeri yap\u0131lamad\u0131\u011f\u0131 deneylerle bilinen daimi bir mucizedir. Bunu k\u00e2firler de denemi\u015fler ve yetersiz kald\u0131klar\u0131ndan kalem ile \u00e7eki\u015fmeden, silah ile muharebeye ge\u00e7mi\u015flerdir. \u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n deney ile sabit olan ve b\u00f6ylece b\u00fct\u00fcn insanl\u0131k i\u00e7in g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcl\u00fcr bir hale gelen bu acze d\u00fc\u015f\u00fcren vasf\u0131, ayn\u0131 zamanda kendisinin indirilmi\u015f olmas\u0131 konusunda sa\u011flam bir delil ve Furkan&#8217;d\u0131r. Ebu Bekir B\u00e2k\u0131ll\u00e2n\u00ee&#8217;nin de &#8220;\u0130&#8217;c\u00e2z\u00fc&#8217;l-Kur&#8217;\u00e2n&#8221; isimli eserinde a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u00fczere Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n icaz\u0131, (benzerinin yap\u0131lamay\u0131\u015f\u0131) herkes\u00e7e bilinen bir \u015fey oldu\u011fundan onun indirilmi\u015f oldu\u011funu kabul etmek istemeyenler, elleriyle yoklad\u0131klar\u0131 bir olay\u0131 bile ink\u00e2ra kalk\u0131\u015facak inat\u00e7\u0131lard\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki; En&#8217;am S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;E\u011fer sana sayfa \u00fczerine yaz\u0131l\u0131 bir kitap indirseydik, onlar da ona elleriyle dokunsalard\u0131 yine de k\u00e2fir olanlar: &#8216;Do\u011frusu bu apa\u00e7\u0131k sihirden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir&#8217; derlerdi&#8221; (En&#8217;am, 6\/7) buyurulmu\u015ftur. Deney, teorik olarak bir mutlak gereklilik ifade etmezse de, genellikle insan bilgisinin en sa\u011flam kaynaklar\u0131ndan oldu\u011fu i\u00e7in, ispat edilmi\u015f bir deneyin delil olarak ifade etti\u011fi ger\u00e7ek, herkes i\u00e7in bilinen m\u00e2n\u00e2s\u0131ndad\u0131r. Bu sebeple Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n benzersizli\u011fi ve indirilmi\u015f olu\u015fu, Arap m\u00fc\u015frikleri gibi bir k\u0131s\u0131m k\u00e2firlerce tam olarak bilindi\u011fi gibi, di\u011ferlerinin de bildi\u011fi yerine ge\u00e7er. Bundan ba\u015fka Kur&#8217;\u00e2n, bu ger\u00e7e\u011fi \u00f6nceden a\u00e7\u0131kl\u0131kla haber vermi\u015f; haber ise bilgi edinmenin yollar\u0131ndan birisi oldu\u011fu i\u00e7in, s\u0131lan\u0131n bilinen bir \u015fey oldu\u011funu ispat i\u00e7in bu kadar\u0131 bile yeterlidir. N\u00fcktesi bir kerre i\u015fitilmi\u015f olan bir haber c\u00fcmlesi, inanmayanlara dahi bir s\u0131la olarak getirilmi\u015f olabilir. Bu konuda \u015fart ve gerekli olan iman de\u011fil, az miktarda bilgi ki, \u015f\u00f6yle zihinde kalacak kadar s\u00f6z\u00fc ge\u00e7mi\u015f olsa da, yeterlidir. \u015eunu da belirtelim ki, mevsul ismin s\u0131las\u0131, s\u00f6ylenmeden \u00f6nce belirsizdir. E\u011fer gibi normal bir s\u0131fat olarak gelirse, T\u00fcrk\u00e7enin &#8220;\u00f6yle ki&#8221; ifadesi gibi s\u0131fatland\u0131rmada g\u00fc\u00e7lendirme bildiren bir ba\u011fla\u00e7 ifade ederse de gibi fail veya soyut veya ger\u00e7ek bir ma&#8217;m\u00fcl olarak geldi\u011fi zaman, belirsiz bir zattan ba\u015fka bir \u015fey anlatmaz. Bir s\u00f6zde, b\u00f6yle belirsiz bir zat\u0131n fail yap\u0131lmas\u0131nda ne fayda olabilir denilemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;evvelen ibh\u00e2m, s\u00e2niyen tefsir, evkau finnefis&#8221; tir, derler. Yani: &#8220;Bir \u015fey \u00f6nce kapal\u0131 olarak s\u00f6ylenip de sonra a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 zaman, muhatab\u0131n g\u00f6nl\u00fcnde kuvvetli etki b\u0131rak\u0131r.&#8221; \u00c7\u00fcnk\u00fc nefis, kolay duydu\u011fu bir \u015feyi hafif ge\u00e7er, \u00f6nemsemez; fakat \u00f6nce kapal\u0131 olarak i\u015fitti\u011fi zaman dikkat ve anlamak i\u00e7in gayret sarfeder. Bilmek arzusuna d\u00fc\u015fer. Bu istek ve arzu \u00fczerine a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 zaman da, belle\u011finde iyi yerle\u015fir. Arap bela\u011fatinin bu kurallar\u0131, zaman\u0131m\u0131zda psikolojinin &#8220;h\u00e2f\u0131za, dikkat ile m\u00fcten\u00e2sibtir (bellek, dikkat ile denktir), dikkat de merak ile m\u00fctenasibtir (denktir)&#8221; kurallar\u0131n\u0131 ifade eder. Hatta bat\u0131l\u0131larda ve zaman\u0131m\u0131z yazarlar\u0131n\u0131n bir \u00e7o\u011funda bu belirsizlik kural\u0131 bir moda salg\u0131n\u0131 h\u00e2lini alm\u0131\u015ft\u0131r. Bir konuyu anlat\u0131rken istek uyand\u0131rmak i\u00e7in sayfalarca belirsizlik \u00e7izdikleri g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Halbuki, bunun fazlas\u0131 da, istek yerine usan\u00e7 veya unutkanl\u0131k vermekten uzak kalamaz. \u00c7ok naz a\u015f\u0131k usand\u0131r\u0131r. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ise bunun en g\u00fczel g\u0131d\u0131klay\u0131c\u0131 \u00f6rnekleri g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Mevsul isimler de, buna ayr\u0131ca bir g\u00fczellik katar. \u0130\u015fte bunun gibidir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n il\u00e2h\u00ee \u00f6z\u00fc (cevheri) bilinemedi\u011fi gibi de ilk bak\u0131\u015fta bilinemeyecek bir &#8220;bilinmez \u00f6ze&#8221; i\u015faret ediyor. Kar\u015f\u0131s\u0131ndaki kimseye \u00f6nce insan\u0131n hi\u00e7li\u011fini duyuruyor, sonra O bilinmeyen, en belli, en belirgin s\u0131fatlar\u0131n ortaya konulmas\u0131yla apa\u00e7\u0131k anlat\u0131l\u0131yor. \u00d6nce Kur&#8217;an&#8217;\u0131n, ger\u00e7e\u011fi ger\u00e7ek olmayandan ay\u0131ran ve herkes\u00e7e bilinen kar\u015f\u0131s\u0131ndakileri aciz b\u0131rak\u0131c\u0131 \u00f6zelli\u011fi &#8220;Furkan&#8221; ismi ve &#8220;el&#8221; belirlilik tak\u0131s\u0131 ile hat\u0131rlat\u0131l\u0131p s\u0131las\u0131 ile mavs\u00fbl\u00fcn\u00fcn belirsizli\u011fi belirlenerek, Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00f6zellikle bu Furkan&#8217;\u0131 indirmi\u015f olmak s\u0131fat\u0131 ile tan\u0131tt\u0131r\u0131l\u0131yor. Ve feyiz, bolluk ve bereketin y\u00fcksekli\u011fi ile \u00f6nce bu fevkalade geni\u015f muciz k\u0131lavuzlu\u011fu ile bildiriliyor ve y\u00fcceltiliyor. Bu \u015fekilde, ortaya \u00e7\u0131kan m\u00e2n\u00e2 \u015fu oluyor: &#8220;\u00c7ok y\u00fcce, \u00e7ok kutlu, hay\u0131r ve ba\u011f\u0131\u015flamas\u0131 \u00e7ok y\u00fcksek oldu\u011funu ne kadar hayret verici bir \u015fekilde g\u00f6sterdi. O, hani bildi\u011finiz Furkan&#8217;\u0131, o hak ve bat\u0131l\u0131 ay\u0131ran, vazifelerinizi \u00f6\u011freten, bir benzerini yapmaktan herkesi aciz b\u0131rakan Kur&#8217;\u00e2n mucizesini ibadet ve kulluk ile se\u00e7ilmi\u015f, herkes\u00e7e bilinen kuluna \u00e2yet \u00e2yet indiren o y\u00fcce zat&#8221;. \u015e\u00fcphe yok ki onun O Furkan kendisine indirildi\u011fi herkes\u00e7e bilinen kulu, \u00f6zel kulu, y\u00fcce Peygamberi Muhammed Mustafa, (s.a.v) oldu\u011fu da apa\u00e7\u0131k bellidir. (\u0130sr\u00e2, 17\/1. \u00e2yetin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>Ona, o Furk\u00e2n&#8217;\u0131 ni\u00e7in indirdi. B\u00fct\u00fcn ak\u0131l sahipleri d\u00fcnyas\u0131na bir nezir (korkutucu) olsun diye.<\/p>\n<p>NEZ\u0130R: M\u00fcnzir, yani korkutucu m\u00e2n\u00e2s\u0131na s\u0131fat-\u0131 m\u00fc\u015febbehedir. (daimilik ifade eden s\u0131fat) Be\u015f\u00eer ve m\u00fcbe\u015f\u015fir gibi inzar (korkutmak) m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdar da olur. Nek\u00eer ve ink\u00e2r gibi burada korkutucu m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130NZAR: Korkun\u00e7 haber vermek, bir \u015feyin sonucundaki g\u00fc\u00e7l\u00fck ve yok olmay\u0131 haber vererek kocundurmak, sak\u0131nd\u0131rmak demektir ki, sevin\u00e7 haberi vermek demek olan m\u00fcjdenin z\u0131dd\u0131d\u0131r. (Bakara, 2\/6. \u00e2yetin tefsirine bkz.) Bu sebebten be\u015f\u00eer ve m\u00fcbe\u015f\u015fir, m\u00fcjdeci demek oldu\u011fu gibi; nez\u00eer ve m\u00fcnzir de tehlike haberiyle korkutan haberci, Peygamber, Resul demek olur. Furkan sahibi olan Peygamber (s.a.v) &#8220;Biz seni ancak m\u00fcjdeleyici ve korkutucu olarak g\u00f6nderdik.&#8221; (Furkan, 25\/56) gibi \u00e2yetlerle bilindi\u011fi \u00fczere hem m\u00fcbe\u015f\u015fir (m\u00fcjdeci), hem m\u00fcnzir (korkutucu) dir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hem rahmetinin m\u00fcjdecisi, hem azab\u0131n\u0131n habercisidir. Fakat yerine g\u00f6re bazan bunlar\u0131n birisiyle yetinilmi\u015ftir. Nitekim Enbiy\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Biz seni ancak \u00e2lemlere rahmet olarak g\u00f6nderdik.&#8221; (Enbiy\u00e2, 21\/107) buyuruldu\u011fu gibi, burada da &#8220;\u00e2lemlere bir korkutucu olsun diye&#8230;&#8221; buyurulmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc biraz sonraki a\u00e7\u0131klamalardan anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere burada ini\u015f sebebi olan , k\u00e2firlerin ink\u00e2r ve inatla\u015fmalar\u0131na kar\u015f\u0131 korkutma yerinde, m\u00fcjdeleme kelimesinin a\u00e7\u0131klamas\u0131 belagattan beraat-i istihl\u00e2le (g\u00fczel ba\u015flang\u0131ca) uygun olmazd\u0131. Ve bu ince m\u00e2n\u00e2 nin y\u00fckseklik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fck m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131n\u0131 destekler. Bununla beraber, bu korkutmada ve bunun kuvvetini ifade eden Furkan&#8217;\u0131n indirilmesinde, Peygambere ve inananlara bir m\u00fcjde ve rahmet m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7erir. Bu y\u00f6nden m\u00fcjdelemenin s\u00f6z\u00fcn anla\u015f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in \u00f6zellikle kullan\u0131lmas\u0131 dahi ayr\u0131ca bir bela\u011fat (s\u00f6z\u00fcn yerinde kullan\u0131lmas\u0131) olmu\u015ftur. Bu da &#8220;Teb\u00e2reke&#8221;nin bolluk ve ba\u011f\u0131\u015flama m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 hat\u0131ra getirin. Fatiha S\u00fbresi&#8217;nde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere \u00e2lem kelimesi Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat ve s\u0131fat\u0131ndan ba\u015fka her \u015feye denilir. Onun i\u00e7in burada baz\u0131 m\u00fcfessirler kavram\u0131na g\u00f6re, Hz. Peygamber&#8217;in b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flara da g\u00f6nderildi\u011fine delil g\u00f6stermi\u015flerdir. Fakat akl\u0131 olmayanlar\u0131 korkutman\u0131n sebep ve faydas\u0131 anla\u015f\u0131lmaz. Bundan dolay\u0131, burada Fatiha&#8217;daki gibi ta\u011flib&#8217;e (bir kelimeyi bir ba\u015fka kelimeyi de i\u00e7ine alacak \u015fekilde kullanmaya) ipucu yoktur. &#8220;\u00c2lemin&#8221; \u00e7o\u011fulunun, ger\u00e7ekte ak\u0131l sahiblerinin d\u00fcnyalar\u0131 i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bellidir. Alimlerin \u00e7o\u011funun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de budur. Ak\u0131l sahipleri \u00e2lemleri ise insanlar cinler ve meleklerdir. \u00c2l\u00fbs\u00ee, tefsirinde der ki: Peygamber (s.a.v) in insanlara ve cinlere g\u00f6nderilmi\u015f oldu\u011fu zorunlu olarak bilinmektedir. \u0130nk\u00e2r edene k\u00e2fir denilir. S\u00fcbk\u00ee gibi bir k\u0131s\u0131m ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar, meleklere dahi g\u00f6nderilmi\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015fler ve baz\u0131lar\u0131 bu \u00e2yeti delil getirmi\u015flerdir. Masum olanlara g\u00f6nderilmenin faydas\u0131 da, \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131na uymakla onun \u015ferefine hizmet etmektir. \u015eimdi d\u00fc\u015f\u00fcnmeli ki, b\u00f6yle b\u00fct\u00fcn \u00e2lemleri korkutma yetkisi ne b\u00fcy\u00fck kuvvet ve \u015fand\u0131r. Ve bu kuvveti getiren Furkan ne b\u00fcy\u00fck bir delil ve buyruktur. \u0130\u015fte Peygambere bu Furkan ile bu b\u00fcy\u00fck kuvvet ve yetki verilmi\u015f bulunuyor. O halde, o kulun efendisi, ona o Furkan&#8217;\u0131 indirmi\u015f olan Mevl\u00e2, ne y\u00fcce, ne kutlu tanr\u0131d\u0131r!<\/p>\n<p>2- O ki b\u00fct\u00fcn g\u00f6klerin ve yerin m\u00fclk\u00fc (diledi\u011fi gibi kullanma yetkisi) hep O&#8217;nundur. Gerek g\u00f6kler ve gerek yer ve gerek bunlardaki yukar\u0131 ve a\u015fa\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn \u015feylerden m\u00fclk, yani tam tasarruf yetkisi, yaratmak, yok etmek, ya\u015fatmak; \u00f6ld\u00fcrmek gerekti\u011fi \u015fekilde diledi\u011fi gibi buyruk ve yasaklar\u0131yla egemen olmak, saltanat, \u015fehin\u015fahl\u0131k hep O&#8217;nun, yaln\u0131z O&#8217;nundur. Ba\u015fkas\u0131na ba\u011f\u0131ml\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 gibi ortakl\u0131\u011f\u0131 da yok&#8230;<\/p>\n<p>Hem hi\u00e7 \u00e7ocuk edinmedi. \u00c7ocu\u011fu olmaktan uzak oldu\u011fu gibi bir \u00e7ocuk da edinmi\u015f de\u011fil. H\u0131ristiyanlar\u0131n dedi\u011fi gibi de\u011fil (Bakara, 2\/116; M\u00e2ide, 5\/18 ve Tevbe, 9\/30. \u00e2yetlerin tefsirine bkz.). Hem m\u00fclkte hi\u00e7bir orta\u011f\u0131 da yoktur. Mecusilerin dedi\u011fi gibi de de\u011fil. Y\u00fcce s\u00f6z\u00fcndeki kas\u0131rdan (m\u00fclk\u00fc yaln\u0131z O&#8217;na tahsis etmeden) bu da anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. B\u00f6yle iken ayr\u0131ca a\u00e7\u0131klanmas\u0131; ikidir, \u00fc\u00e7t\u00fcr, diye ortakl\u0131k iddia edenleri a\u00e7\u0131k\u00e7a \u00e7\u00fcr\u00fctmeye \u00f6zen g\u00f6stermek i\u00e7indir. &#8220;Hi\u00e7 \u00e7ocuk edinmedi&#8221; c\u00fcmlesinin araya konmas\u0131 da bunun i\u00e7indir. B\u00f6ylece evvela bunun \u00f6ncekine ba\u011fl\u0131 olmay\u0131p ayr\u0131ca an\u0131lmak istenilen \u015fey oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015f, sonra \u00e7ocuk edinmenin sonucu dahi ortak edinmek olaca\u011f\u0131ndan, edinmemenin sebebi de anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yani, bu c\u00fcmle, \u00f6ncekine de\u011fil, ikinciye ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130yi ama bu m\u00fclk\u00fc nas\u0131l bulmu\u015f ve bu kadar b\u00fcy\u00fck m\u00fclk ortaks\u0131z yapayaln\u0131z nas\u0131l y\u00f6netilir, denecek olursa, buna kar\u015f\u0131 s\u00f6z ba\u015f\u0131 &#8220;v\u00e2v&#8221;\u0131 ile buyuruluyor ki, her \u015feyi yaratt\u0131, ba\u015fka birinden almad\u0131, kazanmad\u0131, do\u011furmad\u0131, yaratt\u0131, yokken var etti de ger\u00e7e\u011fine eri\u015filmez bir takdir ile her birine bir s\u0131n\u0131r ve \u00f6l\u00e7\u00fc belirleyerek hikmetine g\u00f6re diledi\u011fi gibi hepsini b\u00fct\u00fcn sonu\u00e7lar\u0131yla haz\u0131rlad\u0131. O&#8217;nun i\u00e7in g\u00fc\u00e7l\u00fck yok, her \u015fey b\u00fct\u00fcn mukadderat\u0131 ile O&#8217;nun kudret eli alt\u0131nda, kul, yarat\u0131lm\u0131\u015f olup hepsini diledi\u011fi gibi kullan\u0131r, b\u00f6ylece her \u015feyin bir s\u0131n\u0131r ve \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc var ki, onu asla a\u015famaz. O&#8217;nun kudretine ise s\u0131n\u0131r ve son yok, bundan dolay\u0131 hi\u00e7 bir \u015fey, yarat\u0131lm\u0131\u015f olma s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 a\u015f\u0131p da O&#8217;na ortak olmaya g\u00fc\u00e7 yetiremez, O \u00f6yle y\u00fcksek, \u00f6yle Teb\u00e2rek&#8230;<\/p>\n<p>3-Bu Furkan ile ger\u00e7ek tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla yerle\u015ftirilip tebli\u011f edildikten sonra, inzar (korkutma)\u0131n sebebine ge\u00e7ilerek buyuruluyor ki, b\u00f6yle iken tuttular da O&#8217;ndan ba\u015fka bir tak\u0131m il\u00e2hlar (mabudlar) edindiler. O her \u015feyi yaratan\u0131 b\u0131rakt\u0131lar da O&#8217;nun berisinden \u00f6yle \u015feylere tapt\u0131lar ki hi\u00e7bir \u015fey yaratamazlar fakat kendileri yarat\u0131l\u0131r dururlar; yani kendilerinin yarat\u0131lm\u0131\u015f olduklar\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcp duruyor, yahud mabud (tanr\u0131) diye yalan yere uydurulup duruyorlar.<\/p>\n<p>HALK: Yokken meydana getirmek, yani yaratmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na geldi\u011fi gibi (Ankebut, 29\/17) gibi &#8220;yalan uydurmak&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Burada baz\u0131 m\u00fcfessirler bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmi\u015flerse de g\u00f6r\u00fcnen a\u00e7\u0131k m\u00e2n\u00e2 \u00f6ncekidir. Allah&#8217;tan ba\u015fka tap\u0131lan \u015feylerin hepsi, putlar gibi yalan, uydurma mabud oldu\u011fu, onlar\u0131n yarat\u0131lm\u0131\u015f olduklar\u0131ndan da anla\u015f\u0131l\u0131r. \u0130lm\u00ee bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan ifadenin as\u0131l ruhu da, yarat\u0131lm\u0131\u015f\u0131n, yaratan yerine konmas\u0131ndaki \u00e7eli\u015fkiyi g\u00f6stermektedir. Bunu daha fazla izah i\u00e7in buyuruluyor ki ve kendi kendilerine bir zarara da malik de\u011filler, bir menfaate de. Bu c\u00fcmlenin a\u00e7\u0131klamas\u0131nda &#8220;ve kendilerinden ne bir zarar\u0131 gidermeye, ne de kendilerine bir fayda verecek \u015feyi getirmeye g\u00fc\u00e7leri yetmez&#8221; deniliyor, \u00e7\u00fcnk\u00fc sonra gelen zarar fiilinin s\u0131las\u0131 say\u0131l\u0131yor. Ve bir \u015feyin kendine zarar vermesi akla uygun olmad\u0131\u011f\u0131ndan zarar, zarar\u0131 gidermek m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131lm\u0131\u015f oluyor. Bu m\u00e2n\u00e2, tam anlam\u0131yla yaln\u0131z cans\u0131z putlara uygun olabilir. Bu ise hem kasr\u0131n, hem de il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fcn g\u00f6r\u00fcnen m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan uzakt\u0131r. da as\u0131l olan sebeb g\u00f6sterme oldu\u011fu gibi ye ili\u015fkisi de a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu bak\u0131mdan de\u011fil buyurulmu\u015ftur. O halde &#8220;nefisleri i\u00e7in&#8221; &#8220;kendileri i\u00e7in&#8221; demek olmal\u0131d\u0131r. Buradaki olumsuz k\u0131l\u0131nan (nefyedilen) yaln\u0131z kendilerine ait olan olumsuzluk ve zarar de\u011fil, kendi zatlar\u0131n\u0131n nedeniyle mutlak olumsuzluk ve zarard\u0131r. Yani kendiliklerinden, kendi istekleri ile hi\u00e7bir zarar ve fayda vermeye g\u00fc\u00e7 yetiremezler kendilerinden (biz\u00e2tihim) olsalar bile, kendiliklerinden (liz\u00e2tihim) de\u011fillerdir. Olabilir ki, mesela g\u00fcne\u015fte veya Firavun gibilerde yahud Mes\u00eeh gibilerde bir fayda veya zarar g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015fse o onlar\u0131n lizatihi kendi kudretlerinden, kendi sahip oldu\u011fu \u015feylerden de\u011fil, y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n verdi\u011fi g\u00fc\u00e7 ve kuvvettendir. Lizatih: (kendili\u011finden) olsa idi yok olmazlard\u0131. Bu m\u00e2n\u00e2 &#8220;Kendisinden ba\u015fka il\u00e2h olmayan diri olan, her\u015feyin y\u00f6netimini elinde bulunduran y\u00fcce Allah&#8217;tan ma\u011ffiret dillerim. Kendi nefsine zulmeden gerek hayat, gerek \u00f6l\u00fcm ve gerekse tekrar dirilme bak\u0131m\u0131ndan kendi nefsine malik olamayan bir kulun tevbesi ile tevbe ederim&#8221; anlam\u0131na da uygundur. Burada zarar\u0131n \u00f6nce getirilmesi de dikkate de\u011fer. &#8220;Def&#8217;-i zarar, celb-i menfaatten akdemdir. (zarar\u0131n yok edilip kald\u0131r\u0131lmas\u0131, faydan\u0131n getirilip konulmas\u0131ndan \u00f6ncedir) kural\u0131na i\u015faretle zarar\u0131 yok edip kald\u0131ramayan\u0131n bir fayda getirip koyamayandan daha g\u00fc\u00e7s\u00fcz oldu\u011funu anlatt\u0131\u011f\u0131 gibi, zarar vermenin faydal\u0131 olmaktan kolay oldu\u011funu da anlat\u0131r. Bir de, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na tapanlar\u0131n fayda elde etme duygusundan \u00f6nce, zarar korkusuyla tapt\u0131klar\u0131n\u0131 ortaya koyar. \u00c7\u00fcnk\u00fc diktat\u00f6rler ve zalimler, insanlar\u0131 daha \u00e7ok korkutma politikas\u0131yla kendilerine tap\u0131nd\u0131rmaya u\u011fra\u015f\u0131rlar. Ve bu y\u00fczden bir \u00e7ok zavall\u0131lar, o g\u00fcc\u00fc, onlar\u0131n kendilerininmi\u015f gibi sanarak korku belas\u0131yla onlar\u0131 tanr\u0131 yerine koyar, Allah&#8217;\u0131 unuturlar. Fakat bilmeleri gerekir ki, asl\u0131nda o g\u00fc\u00e7 ve kuvvet onlar\u0131n de\u011fildir. Allah dilemeyince onlar kendi ba\u015flar\u0131na ne bir zarar yapabilirler, ne de bir fayda sa\u011flayabilirler. Ne \u00f6l\u00fcme maliktirler, ne hayata, ne de n\u00fc\u015f\u00fbra (\u00f6l\u00fcmden sonra tekrar canland\u0131rmaya.)<\/p>\n<p>N\u00dc\u015e\u00dbR: &#8220;Ne\u015f\u00eer&#8221; gibi bazan edilgen bazan etken olur. Edilgen olursa bir \u015feyi a\u00e7\u0131p yaymak m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir ki, dilimizde &#8220;ne\u015fir&#8221; &#8220;ne\u015friyat&#8221; ve &#8220;men\u015f\u00fbr&#8221; bu m\u00e2n\u00e2dad\u0131r. Bunun etkenine &#8220;inti\u015f\u00e2r&#8221; denilir. Etken olduklar\u0131 zaman ise \u00f6lm\u00fc\u015f olan bir \u015feyin canlan\u0131p kalkmas\u0131 anlam\u0131ndad\u0131r ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da &#8220;n\u00fc\u015f\u00fbr&#8221; kelimesi genellikle bu m\u00e2n\u00e2dad\u0131r. Bunun edilgenine de &#8220;in\u015f\u00e2r&#8221; (\u00f6l\u00fcy\u00fc diriltme) denilir. &#8220;Ve o su ile \u00f6l\u00fc bir topra\u011fa can verdik&#8221; (K\u00e2f, 50\/11) gibi. \u015eu halde bu m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yle olur: Ne \u00f6l\u00fcm elindedir, ne dirim, ne de \u00f6l\u00fcmden sonra ahirette kal\u0131m; bunlar\u0131n hi\u00e7birinde ne kendileri, ne ba\u015fkalar\u0131 hakk\u0131nda diledikleri gibi tasarruf yapamazlar. Bunlara sahip olmayan ise mabud (il\u00e2h) olamaz. B\u00f6yle iken b\u00fct\u00fcn bunlara malik olup her \u015fey kudret elinde bulunan Allah&#8217;a kullu\u011fu b\u0131rakt\u0131lar da, \u00f6yle g\u00fc\u00e7s\u00fcz \u015feylere tapt\u0131lar. Peygamberli\u011fe gelince:<\/p>\n<p>4- Ve o k\u00fcfredenler bu a\u00e7\u0131klamaya kar\u015f\u0131 dediler ki bu Kur&#8217;\u00e2n, Furkan falan de\u011fil s\u0131rf bir iftira onu o uydurdu ve buna kar\u015f\u0131 di\u011fer bir kavim de ona yard\u0131m etti. Yabanc\u0131lardan yahudilerden \u00f6\u011freniyor dediler. (Nahl, 16\/103. \u00e2yetin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>B\u00f6ylece zul\u00fcm ve tezv\u00eere b\u00fcy\u00fck bir haks\u0131zl\u0131\u011fa ve yalanc\u0131l\u0131\u011fa gittiler<\/p>\n<p>5- ve, evvelkilerin esat\u0131yri, uydurma masallar\u0131 (es\u00e2t\u0131yr kelimesi hakk\u0131nda En&#8217;\u00e2m, 6\/25. \u00e2yetinin tefsirine bkz.) Onlar\u0131 kendine yazd\u0131rtm\u0131\u015f da i\u015fte sabah ak\u015fam kendisine okunup duruyor&#8221; dediler. Haks\u0131zl\u0131kta, yalanc\u0131l\u0131kta, yalan\u0131 telleyip pullamada bu derece ileri gittiler. B\u00f6yle haks\u0131z yalanc\u0131lara ba\u015fka s\u00f6z\u00fcn gere\u011fi yok.<\/p>\n<p>6-Yaln\u0131z onu, &#8220;o g\u00f6klerde ve yerdeki s\u0131rr\u0131 bilen indirdi&#8221; de. Yani o sizin zannetti\u011finiz gibi uydurma veya eskilerin uydurma masallar\u0131 de\u011fil, il\u00e2h\u00ee s\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde bulunduran g\u00f6kten indirilme bir kitapt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onu, g\u00f6klerin, yerin gizlili\u011fini bilen y\u00fcce Allah indirdi. O ger\u00e7ekten gaf\u00fbr (yarl\u0131gayan) bir rahim (merhamet eden) bulunuyor. Bu sebepten o haks\u0131zl\u0131k ve yalan uydurmalar\u0131n\u0131za kar\u015f\u0131l\u0131k k\u00f6t\u00fc sonu\u00e7lar\u0131n\u0131zda ivedi davranm\u0131yor da, geriye b\u0131rak\u0131yor.<\/p>\n<p>7-8-9- &#8220;Bu ne bi\u00e7im peygamber ki yemek yer, sokaklarda gezer.&#8221; dediler. Haber verildi\u011fi \u00fczere, Kurey\u015f kabilesinden Rebia&#8217;n\u0131n iki o\u011flu Utbe ve \u015eeybe, Ebu Sufy\u00e2n b. Harb, Nadr b. Haris, Ebu&#8217;l-Buhtur\u00ee, Esved b. Muttalib, Zem&#8217;a b. Esved, Vel\u00eed b. Mu\u011fire, Ebu Cehil b. Hi\u015f\u00e2m, Abdullah b. Ebu \u00dcmeyye, \u00dcmeyye b. Half, As b. Vail, Nebih b. Haccac ile M\u00fcnebbih b. Haccac toplanm\u0131\u015flar ve birbirlerine &#8220;Muhammed&#8217;e bir haber sal\u0131n, kendisiyle bir konu\u015fun, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 konu\u015farak tart\u0131\u015f\u0131n ki, mazur olas\u0131n\u0131z (g\u00fcnah sizden gitsin) demi\u015fler ve bunun \u00fczerine &#8220;Kavmin senin i\u00e7in topland\u0131lar, seninle konu\u015fmak istiyorlar&#8221; diye haber g\u00f6ndermi\u015flerdi. Peygamber (s.a.v) geldi. &#8220;Ya Muhammed, biz senin hakk\u0131nda mazur olal\u0131m (g\u00fcnah bizden gitsin) diye sana haber g\u00f6nderdik. \u015eimdi bak! Sen e\u011fer bu s\u00f6zle mal istiyorsan, sana mallar\u0131m\u0131zdan mal toplar\u0131z ve e\u011fer \u015feref istiyorsan seni Efendi tan\u0131r\u0131z, b\u00fcy\u00fckleriz ve e\u011fer m\u00fclk istiyorsan seni ba\u015f\u0131m\u0131za melik (kral) yapar\u0131z&#8221; dediler. Resulullah (s.a.v) buyurdu ki &#8220;Bende dediklerinizden hi\u00e7biri yok. Ben size getirdi\u011fimi ne mallar\u0131n\u0131z\u0131 almak i\u00e7in, ne i\u00e7inizde \u015feref i\u00e7in, ne de \u00fczerinizde melik olmak i\u00e7in getirmedim. Fakat y\u00fcce Allah beni size bir el\u00e7i olarak g\u00f6nderdi ve bana bir kitap indirdi ve size bir m\u00fcjdeci ve korkutucu olmam\u0131 emretti, ben de size, rabb\u0131m\u0131n el\u00e7ili\u011fini bildirip iyilikle \u00f6\u011f\u00fct verdim. E\u011fer siz getirdi\u011fimi al\u0131rsan\u0131z o sizin d\u00fcnya ve ahirette pay\u0131n\u0131zd\u0131r ve e\u011fer onu kabul etmeyip bana geri verirseniz, y\u00fcce Allah, benimle sizin aran\u0131zda h\u00fck\u00fcm verinceye kadar ben, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n emrine sabrederim&#8221;. Bunun \u00fczerine &#8220;Ya Muhammed! dediler, E\u011fer vermek istediklerimizden hi\u00e7bir \u015fey kabul etmeyeceksen o halde, kendin i\u00e7in Rabbinden iste: Yan\u0131nda seni do\u011frulayacak ve senden bizi uzakla\u015ft\u0131racak bir melek g\u00f6ndersin. Hem iste de sana ba\u011flar, bostanlar ve alt\u0131ndan, g\u00fcm\u00fc\u015ften k\u00f6\u015fkler yaps\u0131n da seni \u00e7al\u0131\u015fmadan kurtars\u0131n; \u00e7\u00fcnk\u00fc sen de bizim gibi \u00e7ar\u015f\u0131larda dola\u015f\u0131yor, ge\u00e7imlik ar\u0131yorsun. E\u011fer sand\u0131\u011f\u0131n gibi el\u00e7i isen o zaman \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve Rabbinin yan\u0131ndaki yerini anlar\u0131z&#8221; Buna kar\u015f\u0131 Resulullah &#8220;Hay\u0131r, ben size bunun i\u00e7in g\u00f6nderilmedim. Y\u00fcce Allah beni bir m\u00fcjdeci ve korkutucu olarak g\u00f6nderdi&#8221; dedi. \u0130\u015fte bu \u00e2yetler bu sebeple indirildi. de &#8220;m\u00e2&#8221; soru, &#8220;lam&#8221; cer harfi oldu\u011fundan, kural \u015feklinde biti\u015fik yaz\u0131lmas\u0131 idiyse de imam Osman b. Affan&#8217;a ait mushaf hatt\u0131nda \u015feklinde &#8220;l\u00e2m &#8221; ayr\u0131 yaz\u0131lm\u0131\u015f ve dolay\u0131s\u0131yla burada b\u00f6yle yaz\u0131lmas\u0131 muteber bir s\u00fcnnet olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>10- \u00d6yle y\u00fccedir O ki, dilerse sana ondan daha iyisini, alt\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetler verir, sana k\u00f6\u015fkler de yapar.<\/p>\n<p>11- Fakat onlar o saati (k\u0131yameti) de yalanlad\u0131lar. Biz ise o saati yalanlayanlara \u00e7\u0131lg\u0131n alevli bir ate\u015f haz\u0131rlad\u0131k.<\/p>\n<p>12- Ki, cehennem ate\u015fi uzak bir mesafeden kendilerine g\u00f6r\u00fcn\u00fcnce, onun bir h\u0131\u015f\u0131mlanmas\u0131n\u0131 (kaynamas\u0131n\u0131) ve u\u011fultusunu i\u015fitirler.<\/p>\n<p>13- Elleri boyunlar\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak onun dar bir yerine at\u0131ld\u0131klar\u0131 zaman da, orac\u0131kta yok olmay\u0131 isterler.<\/p>\n<p>14- (Onlara \u015f\u00f6yle denilir) Bu g\u00fcn bir yok olmay\u0131 de\u011fil, nice yok olmalar\u0131 isteyin!<\/p>\n<p>15- De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vaad olunan ebedilik cenneti mi? \u00c7\u00fcnk\u00fc oras\u0131, onlar i\u00e7in bir m\u00fckafatt\u0131r ve bir var\u0131\u015f yeridir.<\/p>\n<p>16- Onlar i\u00e7in orada ne isterlerse var, hem orada ebed\u00ee kalacaklar. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu Rabbinden yerine getirilmesi istenen bir vaaddir.<\/p>\n<p>17- Hele o g\u00fcn Rabbin onlar\u0131 Allah&#8217;tan ba\u015fka tapt\u0131klar\u0131 \u015feylerle toplar da, der ki: &#8220;Siz mi sapt\u0131rd\u0131n\u0131z \u015fu kullar\u0131m\u0131, yoksa kendileri mi yolu kaybettiler?&#8221;<\/p>\n<p>18- Onlar: &#8220;S\u00fcbhans\u0131n seni tenzih ederiz. Seni b\u0131rak\u0131p da senden ba\u015fka dostlar edinmek bize yara\u015fmaz; fakat sen onlara ve atalar\u0131na o kadar nimet verdin ki, sonunda seni anmay\u0131 unuttular ve helaki hak eden bir kavim oldular.&#8221; derler.<\/p>\n<p>19- (Bunun \u00fczerine \u00f6tekilere hitaben \u015f\u00f6yle denilir.) \u0130\u015fte (tapt\u0131klar\u0131n\u0131z) sizi s\u00f6ylediklerinizde yalanc\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131lar. Art\u0131k ne (azab\u0131n\u0131z\u0131) geri \u00e7evirebilir, ne de bir yard\u0131ma \u00e7are bulabilirsiniz ve i\u00e7inizden kim zulmederse, ona b\u00fcy\u00fck bir azab tatt\u0131raca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>20- (Resul\u00fcm!) Biz senden evvel de peygamberleri ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc g\u00f6ndermedik. \u015e\u00fcphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem \u00e7ar\u015f\u0131larda geziyorlard\u0131 (sokaklarda y\u00fcr\u00fcyorlard\u0131). Sizin bir k\u0131sm\u0131n\u0131z\u0131 bir di\u011ferine fitne (imtihan sebebi) k\u0131lm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r ki, bakal\u0131m sabredecek misiniz? Zira Rabbin her \u015feyi hakk\u0131yla g\u00f6rmektedir.<\/p>\n<p>10- Ne m\u00fcbarektir o ki dilerse sana ondan -onlar\u0131n s\u00f6yledikleri hazine ve bah\u00e7elerden- daha iyisini verir. Yaln\u0131z bir cennet de\u011fil cennetler, hem alt\u0131ndan \u0131rmaklar akar cennetler verir, yani ahirette s\u00f6z verdi\u011fi cennetler gibi dilerse d\u00fcnyada da verir, \u0130sl\u00e2m yurdu olur. Senin i\u00e7in k\u00f6\u015fkler de yapar.<\/p>\n<p>11-*} &#8220;Fakat onlar k\u0131yamet saatini yalanlad\u0131lar.&#8221;<\/p>\n<p>BEL: Bir ba\u011fla\u00e7 harfidir ki, as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u0131drabd\u0131r (Yeni bir h\u00fckme d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr). Bazen de &#8220;hatt\u00e2&#8221; gibi terakk\u00ee, ileriye ge\u00e7me ifade eder.<\/p>\n<p>\u0130DRAB: S\u00f6z\u00fc \u00fcst\u00fcnden alt\u0131na \u00e7evirmek, yani bak\u0131\u015f\u0131 \u00f6ncesinden keserek gelece\u011fe y\u00f6neltmektir. Bunu &#8220;belki&#8221; diye terc\u00fcme etmek me\u015fhur olmu\u015ftur. Ger\u00e7ekte, kelimenin yap\u0131s\u0131na ve s\u00f6yleni\u015fine g\u00f6re ondan al\u0131nm\u0131\u015f, denilecek kadar da uygundur. Fakat dilimizde &#8220;belki&#8221; idrabtan (s\u00f6z\u00fc ve nazar\u0131 \u00fcstten keserek alta y\u00f6neltmekten) \u00e7ok \u00fcmid ve ihtimal i\u00e7in kullan\u0131lmaktad\u0131r. &#8220;Dur bakal\u0131m belki gelir&#8221; demekte hi\u00e7 \u0130drab m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. \u0130drab; &#8220;Yok, hay\u0131r&#8221; &#8220;daha do\u011frusu&#8221; demektir. Bu m\u00e2n\u00e2 kas\u0131r ve istidrake benzer oldu\u011fundan son zamanlarda &#8220;fakat&#8221; kelimesi de &#8220;bel&#8221; ve &#8220;lakin&#8221; yerinde kullan\u0131l\u0131r olmu\u015ftur. B\u00f6ylece &#8220;fakat onlar k\u0131yameti yalanlad\u0131lar&#8221; demek olur. Bu c\u00fcmle yukardaki b\u00f6l\u00fcm\u00fcne atfolunmu\u015f ve ondan \u0130drab ile, di\u011fer k\u00fcf\u00fcrlerini anlatmaya ve a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde k\u00f6t\u00fc sonlar\u0131n\u0131 haber verip korkutmaya intikaldir. Yani, daha do\u011frusu onlar saate, k\u0131yamet ve ahirete inanm\u0131yorlar, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00f6yle uydurma olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmediklerinden de\u011fil, ahirete, cezaya inanmad\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 o inan\u00e7s\u0131zl\u0131\u011fa ve sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fcyorlar, o haks\u0131zl\u0131\u011fa ve yalanc\u0131l\u0131\u011fa gidiyorlar.<\/p>\n<p>Halbuki biz o saati (k\u0131yameti) yalanlayan kimselere \u00f6yle korkun\u00e7 bir ate\u015f haz\u0131rlam\u0131\u015f\u0131zd\u0131r ki<\/p>\n<p>12- Onlar\u0131 uzak bir yerden g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc zaman -ki onlar ister g\u00f6rs\u00fcnler ister g\u00f6rmesinler.- onun korkun\u00e7 h\u0131\u015f\u0131mlanmas\u0131n\u0131 (kaynamas\u0131n\u0131) ve u\u011fultusunu i\u015fitirler.<\/p>\n<p>TEGAYY\u00dcZ: Gayzlanmak, \u00f6fkelenmek; ZEF\u00ceR, i\u00e7eri nefes almakt\u0131r. Demek ki, cehennem onlar\u0131 uzaktan g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc zaman \u00f6fkesinden deh\u015fetli sesler \u00e7\u0131kar\u0131yor, s\u00fcm\u00fcrmek i\u00e7in i\u00e7ine \u00e7ekiyor. Burada g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, gayzlanmak, zefirlenmek gibi g\u00f6rmek de ate\u015fe nisbet edilmi\u015ftir. Onlar cehennemi g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc zaman de\u011fil, cehennem onlar\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc zaman Bu ise cehennem ate\u015fini bir kavray\u0131\u015f sahibi gibi anlatmak demektir. Bunu bir\u00e7oklar\u0131, &#8220;g\u00f6r\u00fcnecek bir yerde bulunduklar\u0131 zaman&#8221; demek gibi ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda bir m\u00e2n\u00e2ya yorumlamak istemi\u015flerdir. Asl\u0131nda cehenneme, anlama ve kavrama fiili nisbet edilmesi sadece burada de\u011fil, &#8220;O g\u00fcn cehenneme &#8216;Doldun mu?&#8217; deriz. O da &#8216;Daha var m\u0131?&#8217; der.&#8221; (K\u00e2f, 50\/30) \u00e2yeti ve &#8220;Ate\u015f Rabbine \u015fikayet edip: &#8216;Ya Rabb\u00ee bir k\u0131sm\u0131m bir k\u0131sm\u0131m\u0131 yedi&#8217; dedi&#8221; hadisi gibi di\u011fer yerlerde de ge\u00e7mi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bir de Al\u00fbs\u00ee&#8217;nin nakletti\u011fi \u00fczere Taber\u00e2n\u00ee ile \u0130bn\u00fc Merd\u00fbye, Mekh\u00fbl tar\u00eek\u0131 ile Eb\u00fb \u00dcm\u00e2me (r.a)den \u015funu haber vermi\u015flerdir: Demi\u015ftir ki; &#8220;Resulullah (s.a.v) her kim bilerek bana atfen yalan s\u00f6ylerse, cehennemin iki g\u00f6z\u00fc aras\u0131nda oturaca\u011f\u0131 yere haz\u0131rlans\u0131n.&#8221; buyurdu. Ya Resulullah! cehennemin g\u00f6z\u00fc var m\u0131d\u0131r, dediler. &#8220;\u0130\u015fitmediniz mi, y\u00fcce Allah &#8220;Onlar\u0131 uzak bir yerden g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc zaman&#8221; buyuruyor, g\u00f6zleri olmasa g\u00f6r\u00fcr m\u00fc?&#8221; buyurdu. \u015eu halde tevile gidilmeyip konuyu Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n kudretiyle s\u0131rr\u00ee bir \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. \u00d6zellikle &#8220;De ki, onu g\u00f6klerdeki ve yerdeki s\u0131rr\u0131 bilen indirdi&#8221; (Furkan, 25\/6) hat\u0131rlatmas\u0131ndan sonra, bunun o gizlili\u011fe a\u00e7\u0131k bir ba\u011flant\u0131s\u0131 g\u00f6ze \u00e7arpmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>13-20- Orada &#8220;s\u00fcb\u00fbr\u00e2&#8221;; yani &#8220;Ey s\u00fcb\u00fbr, ey helak (yok olu\u015f) neredesin! Gel de bizi kurtar diye feryad ederler.<\/p>\n<p>\u0130stenecek vaad, yahut istenildi\u011fi halde vaad, yani y\u00fcce Allah onu kullar taraf\u0131ndan istenilmek \u015fart\u0131yla vaad ve taahh\u00fcd buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>21- Bununla beraber, bize kavu\u015fmay\u0131 ummayanlar &#8220;Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi g\u00f6rmeliydik&#8221; dediler. Andolsun ki, do\u011frusu nefislerinde kendilerini b\u00fcy\u00fck g\u00f6rd\u00fcler ve b\u00fcy\u00fck azg\u0131nl\u0131k ettiler.<\/p>\n<p>22- Melekleri g\u00f6recekleri g\u00fcn, i\u015fte o g\u00fcn, g\u00fcnahkarlara hi\u00e7bir sevin\u00e7 haberi yoktur. Ve yasak yasak, diyeceklerdir.<\/p>\n<p>23- Onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131 her bir iyi i\u015fi dikkate al\u0131r\u0131z, fakat onu sa\u00e7\u0131lm\u0131\u015f zerreler haline getiririz.<\/p>\n<p>24- O g\u00fcn cennetliklerin kalacaklar\u0131 yer \u00e7ok iyi, dinlenecekleri yer pek g\u00fczeldir.<\/p>\n<p>25- O g\u00fcn g\u00f6ky\u00fcz\u00fc beyaz bulutlar halinde yar\u0131lacak ve melekler b\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fck indirileceklerdir.<\/p>\n<p>26- \u0130\u015fte o g\u00fcn ger\u00e7ek h\u00fck\u00fcmranl\u0131k, \u00e7ok merhametli olan Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. K\u00e2firler i\u00e7in ise o, pek \u00e7etin bir g\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>27- O g\u00fcn zalim kimse ellerini \u0131s\u0131racak: &#8220;Eyvah!&#8221; diyecek, &#8220;ke\u015fke Peygamberin yan\u0131nda bir yol tutsayd\u0131m!&#8221;<\/p>\n<p>28- &#8220;Eyvah!&#8221; diyecek, &#8220;ke\u015fke falancay\u0131 dost edinmeseydim.<\/p>\n<p>29- \u00c7\u00fcnk\u00fc zikir (Kur&#8217;\u00e2n) bana gelmi\u015fken o, hakikaten beni ondan sapt\u0131rd\u0131. \u015eeytan insan\u0131 (u\u00e7uruma s\u00fcr\u00fckleyip sonra) yapayaln\u0131z ve yard\u0131mc\u0131s\u0131z b\u0131rakmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>30- Peygamber dedi ki: &#8220;Ey Rabbim! Kavmim bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 terkedilmi\u015f (bir \u015fey yerinde) tuttular.&#8221;<\/p>\n<p>31- (Resul\u00fcm!) Ve i\u015fte biz b\u00f6yle her peygamber i\u00e7in g\u00fcnahkarlardan bir d\u00fc\u015fman yapm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. Bununla beraber hidayet verici ve yard\u0131mc\u0131 olarak Rabbin yeter.<\/p>\n<p>32- Yine o ink\u00e2r edenler dediler ki: &#8220;O Kur&#8217;\u00e2n ona, hepsi birden indirilseydi ya&#8221;! Biz onu senin kalbine iyice yerle\u015ftirmek i\u00e7in b\u00f6yle (par\u00e7a par\u00e7a indirdik) ve onu tane tane (ay\u0131rarak) okuduk. \u00fc<\/p>\n<p>33- Hem onlar sana kar\u015f\u0131 herhangi bir mesel ile gelmezler ki, biz sana (onun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda) do\u011frusunu ve tefsirin daha g\u00fczelini getirmi\u015f olmayal\u0131m.<\/p>\n<p>34- O y\u00fczleri \u00fcst\u00fc cehenneme toplanacaklar var ya! i\u015fte onlar, yerleri en k\u00f6t\u00fc, yollar\u0131 en sap\u0131k olanlard\u0131r.<\/p>\n<p>21- &#8220;Bize kavu\u015fmay\u0131 ummayanlar, bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi g\u00f6rmeliydik, dediler.&#8221; Bu c\u00fcmle c\u00fcmlesine atfolunmu\u015f olup, o k\u00e2firlerin di\u011fer sa\u00e7malar\u0131n\u0131 hikaye ile red ve uyar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>REC\u00c2: Bilinen geni\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile emel (arzu) demektir. L\u00fcgat\u00e7\u0131lar\u0131n \u00e7o\u011fu birini di\u011feriyle a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. Bununla beraber aralar\u0131nda ince fark g\u00f6sterenler de vard\u0131r. \u0130bn\u00fc Hilal&#8217;in F\u00fcr\u00fbk isimli eserinde &#8220;Emel, s\u00fcrekli bir arzu ve istektir. Onun i\u00e7in bir \u015feye bak\u0131\u015f, devaml\u0131 olup uzay\u0131nca &#8220;teemm\u00fcl etti&#8221; uzunca d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc denilir. Bir de emel, m\u00fcmk\u00fcnde ve muhalde (imkans\u0131zda) olur, reca ise m\u00fcmk\u00fcne mahsustur denilmi\u015ftir&#8221; M\u0131sb\u00e2h&#8217;ta da der ki; emel, \u00fcmidsizli\u011fin z\u0131dd\u0131d\u0131r. \u00c7o\u011funlukla, meydana geli\u015fi uzak olan \u015feylerde kullan\u0131l\u0131r. Tam ise meydana geli\u015fi yak\u0131n olan \u015feyde kullan\u0131l\u0131r. Rec\u00e2, emel ile tam aras\u0131ndad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc rec\u00e2 (\u00fcmit) eden emelinin meydana gelmemesinden korkar, bu sebepten tama m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131l\u0131r. Rec\u00e2 nefi halinde kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda bazan korku m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ifade eder ki, buna &#8220;l\u00fcgat-\u0131 tih\u00e2miyye&#8221; (Mekke l\u00fcgat\u0131) denilmi\u015ftir. Buna g\u00f6re &#8220;korkmazlar&#8221; bilinen m\u00e2n\u00e2s\u0131yla arzu etmezler, ger\u00e7ek l\u00fcgata g\u00f6re ise \u00fcmit etmezler, demek oluyor ki, burada en uygun olan da budur.<\/p>\n<p>L\u0130K\u00c2: Asl\u0131nda bir \u015fey ile bulu\u015fmakt\u0131r. Dokunmak, \u015fart olmaks\u0131z\u0131n bir \u015feye ula\u015fmak diye de ifade olunmu\u015ftur. G\u00f6rme fiili hakk\u0131nda da kullan\u0131l\u0131r. Bundan dolay\u0131 &#8220;lik\u00e2ullah (Allah&#8217;a kavu\u015fmak)&#8221; r\u00fc&#8217;yetullah (Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmek) veya Allah&#8217;a ermek yahud k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc hesap ve ceza i\u00e7in y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131na \u00e7\u0131kmak demektir. Ve kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kacaklar\u0131n\u0131 \u00fcmit etmeyenler demek, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde tekrar dirilmeye ve toplanmaya, ahiret sorumlulu\u011funa inanmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in Allah&#8217;tan korkmayanlar demeyi de ifade eder. Yani Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmeye y\u00fcz\u00fc olmayan, Allah&#8217;\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131na \u00e7\u0131kacaklar\u0131n\u0131, azab\u0131na \u00e7atacaklar\u0131n\u0131 \u00fcmit etmeyen, ahirete inanmaz, Allah&#8217;tan korkmazlar o melekler bizim \u00fczerimize indirilseydi ya yahud Rabbimizi g\u00f6rsek ya, dediler. Andolsun ki, g\u00f6n\u00fcllerinde kendilerini b\u00fcy\u00fcks\u00fcnd\u00fcler. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6yle demekle kendilerini Peygamberin yerinde veya daha \u00fcst\u00fcn g\u00f6rmek istiyorlar ve hatta Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 b\u00fcy\u00fckl\u00fck tasl\u0131yorlar ve b\u00fcy\u00fck bir haks\u0131zl\u0131kla azg\u0131nl\u0131k ettiler. Bunca a\u00e7\u0131k delilleri tan\u0131mad\u0131lar da kutsal meleklerin bile \u00f6n\u00fcne \u00e7ekilmi\u015f olan &#8220;Beni g\u00f6remeyeceksin&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/143) perdesinin, k\u00f6t\u00fc nefislerine kar\u015f\u0131 y\u0131rt\u0131lmas\u0131n\u0131 istediler.<\/p>\n<p>22-Evet onlar melekleri g\u00f6rmeyecek de\u011filler, fakat melekleri g\u00f6recekleri g\u00fcn, g\u00fcnahkarlara o g\u00fcn sevin\u00e7 haberi yoktur. O halde o azg\u0131n g\u00fcnahkarlara hi\u00e7 sevin\u00e7 haberi yoktur. &#8220;Yasak yasak diyeceklerdir.&#8221; Ve derler. Bir d\u00fc\u015fman rastgeldi\u011fi veya tiksinti veren bir \u015fey h\u00fccum etti\u011fi s\u0131rada s\u00f6ylenen bir deyimdir ki, fiili zikredilmemi\u015f mutlak mef&#8217;ul halinde te&#8217;kidli (peki\u015ftirmeli) bir c\u00fcmledir. Fiili veya takdirinde emir veya ge\u00e7mi\u015f zaman kipi olabilir ve bu suretle yerine g\u00f6re ya bir dua ve isti\u00e2ze, yani bir yalvar\u0131\u015f ve s\u0131\u011f\u0131n\u0131\u015f, yahut da bir men ve g\u00f6z da\u011f\u0131 verme ifade eder. Bir dua oldu\u011funa g\u00f6re &#8220;etme, k\u0131yma, evlerden \u0131rak, da\u011flara ta\u015flara&#8221; demek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olur. Di\u011ferinde de &#8220;yasak, men edilmi\u015f, yahut davranma!&#8221; demek gibidir. Burada her iki anlam ile a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. nin zamiri, g\u00fcnahkarlarla ilgili oldu\u011funa g\u00f6re, g\u00fcnahkarlar o meleklere &#8220;aman etmeyin, k\u0131ymay\u0131n, bizim yan\u0131m\u0131za yakla\u015fmay\u0131n, \u00f6te \u00f6te tarafa&#8221; derler. Meleklerle ilgili oldu\u011fu takdirde de melekler, o g\u00fcnahkarlara &#8220;davranmay\u0131n size o m\u00fcjde ve cennet men edilmi\u015f; yasak, kesinlikle yasak&#8221; derler.<\/p>\n<p>23- Hem varm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r amel denecek, yani iyilik y\u00f6n\u00fcnden her ne yapm\u0131\u015flarsa da onu sa\u00e7\u0131lm\u0131\u015f zerreler haline \u00e7evirmi\u015fizdir, bo\u015f yere yap\u0131lan i\u015fler haline koymu\u015fuzdur.<\/p>\n<p>HEBA: Bir pencereden g\u00fcne\u015f \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 vurdu\u011fu zaman i\u00e7inde u\u00e7u\u015ftu\u011fu g\u00f6r\u00fcnen tozdur.<\/p>\n<p>MENS\u00dbR: Sa\u00e7\u0131lm\u0131\u015f demektir. Zaten da\u011f\u0131n\u0131k demek olan heba (zerre) y\u0131 bir de bu \u015fekilde nitelemek, onu bir daha sa\u00e7\u0131lm\u0131\u015f olarak tasvirdir ki, o zerre hi\u00e7 g\u00f6r\u00fclmez bir hale gelir.<\/p>\n<p>Burada bir temsil\u00ee istiare vard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki, b\u00fct\u00fcn i\u015f ve halleri isyan etmi\u015f ve bundan dolay\u0131 idarecileri taraf\u0131ndan verilip b\u00fct\u00fcn evrak ve tutanaklar\u0131 par\u00e7alanarak da\u011f\u0131t\u0131l\u0131p yok edilmi\u015f bir toplulu\u011fun haline benzetilmi\u015ftir. Veya kud\u00fcm (varmak), kas\u0131ttan mecaz oldu\u011fu gibi, b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yok edilmi\u015f, hi\u00e7e indirilmi\u015f olan amel ve i\u015flerinin de hedeflenen gayeden uzak kalmas\u0131 ve bir hedefe dizilmeleri m\u00fcmk\u00fcn olmamas\u0131 nedeniyle sa\u00e7\u0131lm\u0131\u015f zerrelere benzetilerek te\u015fbih-i m\u00fcfred suretiyle ayr\u0131 ayr\u0131 birer isti\u00e2re yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yani o g\u00fcnahkarlar\u0131n, misafirleri konuklamak, akrabalar\u0131 g\u00f6zetlemek, \u00e7aresizlere yard\u0131mc\u0131 olmak, insanl\u0131\u011fa yararl\u0131 bir i\u015f yapmak gibi baz\u0131 i\u015fleri varsa bile, o ink\u00e2rc\u0131l\u0131klar\u0131 ve azg\u0131nl\u0131klar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden hepsi yok olmu\u015ftur. Hi\u00e7birinin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bir fayda ve iyilik g\u00f6rmezler.<\/p>\n<p>24- \u00d6yle g\u00fcnahkarlar de\u011fil, cennetlikler, yani &#8220;Yoksa m\u00fcttakilere vaad edilen ebedilik cenneti mi&#8230;&#8221; (Furkan, 25\/15) \u00e2yeti ile a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, cennet kendilerine s\u00f6z verilmi\u015f olan m\u00fcttakilerin o g\u00fcn -o melekleri g\u00f6recekleri g\u00fcn- kalacaklar\u0131 yer \u00e7ok iyi dinlenecekleri yer pek g\u00fczeldir<\/p>\n<p>M\u00dcSTEKARR: Karargah, yani oturmak, konu\u015fmak i\u00e7in \u00e7o\u011fu zaman kald\u0131\u011f\u0131 yer,<\/p>\n<p>MAK\u00ceL, \u00f6\u011fle uykusu, uyku yeri, insan\u0131n ku\u015fluk uykusunu uyudu\u011fu, dinlendi\u011fi yer demektir.<\/p>\n<p>Cennette uyku olmad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re burada mak\u00eel yaln\u0131zca dinlenme yeri, diye a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla birlikte o g\u00fcn\u00fcn yar\u0131s\u0131nda hesaptan kurtulunacak da cennetlikler cennette, cehennemlikler cehennemde bir \u00f6\u011fle uykusu uyuyacaklar, diye rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>25- O g\u00fcn g\u00f6ky\u00fcz\u00fc beyaz bulutlar halinde \u00e7atlayacak. &#8220;Onlar Allah&#8217;\u0131n ve meleklerin buluttan g\u00f6lgelikler i\u00e7inde kendilerine gelmesini mi bekliyorlar&#8221; (Bakara, 1\/210) \u00e2yeti kerimesinde an\u0131lan beyaz bulutun do\u011fmas\u0131 sebebiyle g\u00f6ky\u00fcz\u00fcn\u00fcn \u00e7atlayaca\u011f\u0131 ve meleklerin b\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fck indirilece\u011fi o g\u00fcn.<\/p>\n<p>26- \u0130\u015fte o g\u00fcn ger\u00e7ek h\u00fck\u00fcmranl\u0131k \u00e7ok merhametli olan Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o g\u00fcn her h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k sona erer. Ancak Rahman&#8217;\u0131n hakk\u0131 olan h\u00fck\u00fcmranl\u0131k kal\u0131r. Ve k\u00e2firler i\u00e7in ise o, pek zorluklu bir g\u00fcn olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>27- O g\u00fcn zalim kimse ellerinin \u00fcst\u00fcn\u00fc \u0131s\u0131racak. &#8220;Eyvah bana, diyecek; ke\u015fke ben peygamberin yan\u0131nda bir yol tutsayd\u0131m.&#8221; Bilindi\u011fi gibi el \u0131s\u0131rmak k\u0131zg\u0131nl\u0131k ve \u00fcmitsizlikten kinayedir. Zalim kelimesinden kastedilen cins, yani b\u00fct\u00fcn zalimlerdir. Fakat burada \u00e2yetin indirilmesine sebep Ukbe Eb\u00ee Muayt&#8217;t\u0131r, denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>28- Vay \u015fu ba\u015f\u0131ma gelene ke\u015fke ben filan kimseyi dost edinmeseydim. Filan, \u00f6zel isimlerden kinayedir. Bunun gibi cins isimlerden kinayede &#8220;hen&#8221; (dilimizde \u015fey) denilir.<\/p>\n<p>29- \u00c7\u00fcnk\u00fc zikir (Kur&#8217;\u00e2n) bana gelmi\u015fken, o hakikaten beni ondan sapt\u0131rd\u0131. Zikirden maksat, Allah&#8217;\u0131 anmak, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131 veya Peygamberin \u00f6\u011f\u00fctleri veya \u00e2yetin indirili\u015f sebebine bakarak kelime-i \u015fehadettir. &#8220;Zikrin en \u00fcst\u00fcn\u00fc: L\u00e2 il\u00e2he illall\u00e2h, demektir.&#8221; Ukbe b. Eb\u00ee Muayt, Hz. Peygamber (s.a.v)in toplant\u0131s\u0131na \u00e7ok\u00e7a gelirmi\u015f. Bir g\u00fcn ziyafete davet etmi\u015f, Peygamber efendimiz iki \u015fehadet kelimesini s\u00f6ylemeden, yeme\u011fini yemekten ka\u00e7\u0131nm\u0131\u015f. Bunun \u00fczerine Ukbe de kelime-i \u015fehadeti getirmi\u015f, \u00dcbey b. Half de onun yak\u0131n arkada\u015f\u0131 imi\u015f. Kendisini azarlam\u0131\u015f &#8220;sap\u0131tt\u0131n&#8221; demi\u015f. O da &#8220;Yok, fakat evimde yeme\u011fimi yemekten ka\u00e7\u0131nd\u0131, onun i\u00e7in utand\u0131m da \u015fehadet getiriverdim&#8221; demi\u015f. Di\u011feri: &#8220;Hay\u0131r, sen ona var\u0131p ensesine vurup y\u00fcz\u00fcne t\u00fck\u00fcrmezsen senden ho\u015fnut olmam&#8221; demi\u015f. Bunun \u00fczerine D\u00e2runnedve&#8217;de Peygamber secdede iken rastgelmi\u015f ve o k\u00f6t\u00fc fiili i\u015flemi\u015f.<\/p>\n<p>O zaman Peygamber (s.a.v) Mekke d\u0131\u015f\u0131nda rastlarsam mutlaka senin ba\u015f\u0131na binerim, buyurmu\u015ftu. Bedir g\u00fcn\u00fc esir edildi\u011fi zaman Hz. Ali&#8217;ye emir verip boynunu vurdurdu. Ubey de Uhud&#8217;daki sava\u015fta ald\u0131\u011f\u0131 yaradan Mekke&#8217;ye vard\u0131\u011f\u0131nda \u00f6ld\u00fc. \u0130\u015fte b\u00f6ylece Ukbe&#8217;ye zikir geldi\u011fi halde Ubey \u015feytanl\u0131k ederek onu sap\u0131tm\u0131\u015ft\u0131. \u00d6yle ya \u015feytan, insana \u00e7ok h\u0131zlankar olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>HIZLAN: Yard\u0131ms\u0131z b\u0131rakmakt\u0131r. &#8220;Haz\u00fbl&#8221; ondan m\u00fcbala\u011fa kipidir. Yani gerek cinlerden, gerek insanlardan olsun \u015feytan insan\u0131n hayr\u0131na dost olmaz, kendi hesab\u0131na bir felakete d\u00fc\u015f\u00fcrmek i\u00e7in dost g\u00f6r\u00fcn\u00fcr; sonunda da ba\u015f\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131ya girince onu yard\u0131ms\u0131z b\u0131rak\u0131r, \u00e7ekiliverir.<\/p>\n<p>30- Peygamber de, Ya Rab! demekte, yani bir taraftan da Peygamber Allah&#8217;a \u015f\u00f6yle \u015fikayet etmektedir: Kavmim bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 mehcur tuttular. Mehcur tutmak iki anlama gelir birisi terkedip uzak durmak, onunla amel etmemektir. Zira bir hadis-i \u015ferifte \u015f\u00f6yle buyurulmu\u015ftur: &#8220;Her kim de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 \u00f6\u011frenir de Mushaf&#8217;\u0131n\u0131 asar, ilgilenmez ve bakmazsa; k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc gelir, yakas\u0131na sar\u0131l\u0131r &#8216;ya Rab! Bu kulun beni mehc\u00fbr tuttu (beni terkedip uzak kald\u0131, benimle amel etmedi), benimle aras\u0131nda h\u00fck\u00fcm ver&#8217; der.&#8221; Di\u011fer anlam\u0131 ise; hakk\u0131nda sa\u00e7ma sapan konu\u015ftular, evvelkilerin uydurma masallar\u0131 dediler, demektir. Peygamberin bu \u015fekilde \u015fikayetini s\u00f6ylemek b\u00fcy\u00fck bir tehdittir. \u00c7\u00fcnk\u00fc peygamberler kavmini Allah&#8217;a \u015fikayet ettikleri zaman haklar\u0131nda azab \u00e7abukla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>31- Ve i\u015fte b\u00f6yle ya Muhammed! Sana yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi her peygamber i\u00e7in de g\u00fcnahkarlardan bir d\u00fc\u015fman yapt\u0131k ve bu sebepten sen de onlar gibi sabret. Onlar\u0131 yok etmek i\u00e7in yol g\u00f6sterici ve yard\u0131m edici olarak Rabbin yeter.<\/p>\n<p>32-33- Yine o ink\u00e2rc\u0131lar Kur&#8217;\u00e2n ona hep birden indirilseydi ya, dediler ki gereksiz bir itiraz, sanki Tevrat birden indirilmi\u015f de Kur&#8217;\u00e2n da \u00f6yle olsa imi\u015f. Ger\u00e7ek \u015fudur ki, kanunun asl\u0131 olan icaz, yani benzerinin yap\u0131lamaz olu\u015fu, tek tek \u00e2yet \u00e2yet indirilmesi ile hepsi birden indirilmesi aras\u0131nda fark edecek de\u011fil; hatta par\u00e7a par\u00e7a indirilmesinin, onun bir benzerini yapma konusunda kendilleri i\u00e7in faydalar\u0131 da vard\u0131r.<\/p>\n<p>Bu sebepten bu y\u00fczden kalbine iyice yerle\u015ftirmek i\u00e7in b\u00f6yle indirdik; b\u00f6yle ayr\u0131 ayr\u0131 c\u00fcmle c\u00fcmle indirmekle \u00f6nce, belle\u011fe al\u0131nmas\u0131 sa\u011flam olacak. \u0130kincisi, peyderpey olaylara g\u00f6re ini\u015finde m\u00e2n\u00e2 y\u00f6n\u00fcnden daha fazla bir g\u00f6r\u00fc\u015f ve derinlik; hem teorik, hem pratik bir k\u0131ymet ve g\u00fc\u00e7 bulunacak. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, her yeni inen y\u0131ld\u0131z ile ayr\u0131ca bir meydan okuyup \u00e7eki\u015fmeden aciz b\u0131rak\u0131larak her defas\u0131nda yeni bir kalp kuvveti verilecek. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc, nasih ve mensuh ile zaman\u0131na g\u00f6re h\u00fck\u00fcm koymay\u0131, a\u00e7\u0131klaman\u0131n ve tefsirin \u00e7e\u015fitli usul ve kurallar\u0131 \u00f6\u011fretilecek&#8230; Bu \u015fekilde ve benzersiz bir tertil ile tertil eyledik; a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r, g\u00fczel bir okuyu\u015fla okuduk. Hem sana herhangi bir mesel ile gelmezler ki, yani mesel denecek derecede ilgin\u00e7 herhangi bir soru veya hal ile gelmezler ki mutlaka biz sana (onun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda) do\u011frusunu ve tefsirin daha g\u00fczelini getirmi\u015f olmayal\u0131m. \u0130\u015fte hepsinin toptan ve birden indirilmemesinde bir de bu fayda vard\u0131r.<\/p>\n<p>34- \u00d6yle cehenneme y\u00fczleri \u00fcst\u00fc, yani tepeleri a\u015fa\u011f\u0131 veya s\u00fcr\u00fcklenerek, yahut kalpleri baya\u011f\u0131 \u015feylere meyilli oldu\u011fu gibi, y\u00fczleri de ona d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olarak mah\u015ferde toplan\u0131lacak kimseler i\u015fte onlar, yerleri en k\u00f6t\u00fc ve yollar\u0131 en \u015fa\u015fk\u0131n, en sap\u0131k kimselerdir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>35- Andolsun ki Musa&#8217;ya kitap verdik, karde\u015fi Harun&#8217;u da ona yard\u0131mc\u0131 yapt\u0131k.<\/p>\n<p>36- &#8220;Haydi \u00e2yetlerimizi yalan sayan o kavme gidin&#8221; dedik. Sonunda (yola gelmediklerinden) onlar\u0131 yerle bir ettik.<\/p>\n<p>37- Nuh kavmine gelince, Peygamberleri yalanc\u0131l\u0131kla itham ettiklerinde, onlar\u0131 suda bo\u011fduk ve kendilerini insanlar i\u00e7in bir ibret yapt\u0131k. Biz zalimler i\u00e7in ac\u0131kl\u0131 bir azab haz\u0131rlam\u0131\u015f\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>38- Ad&#8217;\u0131, Semud&#8217;u, Ress halk\u0131n\u0131 ve bunlar aras\u0131nda daha bir \u00e7ok nesilleri de (ink\u00e2rc\u0131l\u0131klar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden helak ettik)<\/p>\n<p>39- Onlar\u0131n herbirine misaller getirdik; (ama \u00f6g\u00fct almad\u0131klar\u0131 i\u00e7in) hepsini k\u0131rd\u0131k ge\u00e7irdik.<\/p>\n<p>40- (Resul\u00fcm!) Andolsun ki, (bu Mekke&#8217;li putperestler), bela ve fenal\u0131k ya\u011fmuruna tutulmu\u015f olan beldeye u\u011fram\u0131\u015flard\u0131r. Peki onu da g\u00f6rm\u00fcyorlar m\u0131yd\u0131? Hay\u0131r! Onlar \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmeyi ummamaktad\u0131rlar.<\/p>\n<p>41- Seni g\u00f6rd\u00fckleri zaman &#8220;Bu mu Allah&#8217;\u0131n Peygamber olarak g\u00f6nderdi\u011fi?&#8221; diye hep seni alaya al\u0131yorlar.<\/p>\n<p>42- &#8220;\u015eayet tanr\u0131lar\u0131m\u0131za inanmakta sebat g\u00f6stermeseydik, ger\u00e7ekten de bizi neredeyse tanr\u0131lar\u0131m\u0131zdan sapt\u0131racakt\u0131&#8221; diyorlar. Azab\u0131 g\u00f6rd\u00fckleri zaman, kimin yolunun sap\u0131k oldu\u011funu bilecekler!<\/p>\n<p>43- K\u00f6t\u00fc duygular\u0131n\u0131 kendisine tanr\u0131 edinen kimseyi g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc? \u015eimdi ona sen mi vekil olacaks\u0131n?<\/p>\n<p>44- Yoksa sen, onlar\u0131n \u00e7o\u011funun ger\u00e7ekten s\u00f6z dinleyece\u011fini yahut ak\u0131llanaca\u011f\u0131n\u0131 m\u0131 san\u0131yorsun? Ger\u00e7ekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidi\u015f\u00e7e daha sap\u0131kt\u0131rlar.<\/p>\n<p>35-42- Peygamberleri yalanlad\u0131klar\u0131 zaman; burada peygamberlerin \u00e7o\u011ful si\u011fas\u0131 ile getirilmesi fevkalade dikkat \u00e7ekici g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.Nuh kavminin Nuh Peygamberden ba\u015fka yalanlad\u0131klar\u0131 peygamberler kimlerdir? Buna \u015fu cevaplar veriliyor:<\/p>\n<p>1- Nuh ve ondan \u00f6nceki peygamberler; demekki, Nuh&#8217;tan \u00f6nce de peygamberler varm\u0131\u015f. Nuh Peygamberin kavmi &#8220;Biz ge\u00e7mi\u015fteki atalar\u0131m\u0131zdan b\u00f6yle bir \u015fey duymad\u0131k&#8221; (M\u00fc&#8217;min\u00fbn, 23\/24) demekle hepsini ink\u00e2r etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>2- Hepsi tevhid de (Allah&#8217;\u0131n bir oldu\u011fu inanc\u0131nda) birle\u015ftikleri i\u00e7in yaln\u0131z Nuh&#8217;u yalanlama da hepsini yalanlama demektir.<\/p>\n<p>3- Genel olarak peygamber g\u00f6nderilmesinin m\u00fcmk\u00fcn olaca\u011f\u0131 ger\u00e7e\u011fini ink\u00e2r etmi\u015flerdir, denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Fakat d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc bir ihtimal de hat\u0131ra gelebiliyor. O da, Nuh (a.s)&#8217;un g\u00f6nderdi\u011fi el\u00e7iler m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131d\u0131r. Burada bu m\u00e2n\u00e2 bize di\u011ferlerinden daha yak\u0131n geliyor. Ancak ikinci ihtimalle birle\u015ftirmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>&#8220;Ress halk\u0131n\u0131 da.&#8221; RESS, \u00f6r\u00fclmedik kuyu, demektir.Fakat bu Ress halk\u0131n\u0131n kimler oldu\u011fu bilinemiyor. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan &#8220;O, Semud&#8217;dur&#8221; diye bir rivayet var; halbuki burada ba\u011fla\u00e7 bir ba\u015fkas\u0131n\u0131 gerektiriyor. Katade&#8217;den &#8220;Yem\u00e2me&#8217;de, Ress, di\u011fer nam\u0131yla Fele denilen b\u00fcy\u00fck bir k\u00f6y halk\u0131 olup Semud&#8217;un geride kalanlar\u0131ndand\u0131lar. Peygamberlerini \u00f6ld\u00fcrd\u00fcler, yok edildiler&#8221; diye rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>K\u00e2&#8217;b, Mukatil ve S\u00fcdd\u00ee, &#8220;\u015eam Antakyas\u0131&#8217;nda bir kuyunun sahipleri ki, Y\u00e2s\u00een S\u00fbresi&#8217;nde (36\/20) i\u015faret olunan Habib-i Neccar&#8217;\u0131 \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015flerdi&#8221; demi\u015ftirler. Vehb ve Kelbi&#8217;den &#8220;Ress halk\u0131, Eyke halk\u0131 gibi \u015euayb (a.s)\u0131n g\u00f6nderildi\u011fi bir topluluk idi. Putlara taparlard\u0131, kuyular\u0131 ve koyun, ke\u00e7i ve inek s\u00fcr\u00fcleri vard\u0131. \u015euayb (a.s) kendilerini \u0130sl\u00e2m&#8217;a ve kullu\u011fa davet etti. Yalanlay\u0131p azg\u0131nl\u0131k ve eziyete devam ettiler ve g\u00fcn\u00fcn birinde \u00f6r\u00fclmemi\u015f kuyular\u0131 olan Ress&#8217;in etraf\u0131nda bulunduklar\u0131 s\u0131rada oras\u0131 \u00e7\u00f6kt\u00fc ve yere ge\u00e7tiler&#8221; diye nakledilmi\u015ftir. Ress halk\u0131na Uhd\u00fbd (hendek) halk\u0131 da denilmi\u015ftir. Hanzale b. Safvan isimli peygamberin kavmi olup Anka-i Mu\u011frib (Bat\u0131 Anka ku\u015fu) denilen ve Fetih isimli da\u011fda oturarak avs\u0131z kald\u0131k\u00e7a, \u00e7oluk \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 kap\u0131p g\u00f6t\u00fcren ve t\u00fcyleri renk renk olan b\u00fcy\u00fck bir ku\u015f belas\u0131na tutulmu\u015flard\u0131 ki, bu ku\u015f Hanzale&#8217;nin duas\u0131yla y\u0131ld\u0131r\u0131m isabet edip yok olmu\u015ftu. Daha sonra ad\u0131 ge\u00e7en Hanzale&#8217;yi \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015fler, bunun \u00fczerine yok olmu\u015flard\u0131 da denilmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan bir rivayette de &#8220;Ress, Azerbaycan kuyusudur&#8221; diye nakledilmi\u015ftir. Bir de Ress do\u011fu \u00fclkelerinden birindeki bir nehrin ad\u0131d\u0131r, buran\u0131n halk\u0131na y\u00fcce Allah Yehuza b. Yakub evlad\u0131ndan bir peygamber g\u00f6ndermi\u015fti. Onu kuyuya att\u0131lar ve bu y\u00fczden yok oldular, denilmi\u015ftir. Bu konuda daha ba\u015fka rivayetler de vard\u0131r. Bununla beraber, rivayetlerin \u00e7o\u011funda, peygamberlerini \u00f6ld\u00fcren veya kuyuya atan bir topluluk oldu\u011fu belirtilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Mu&#8217;cem\u00fc&#8217;l-B\u00fcld\u00e2n&#8217;da der ki, Ress; kuyu, maden ve bir toplulu\u011fun aras\u0131n\u0131 d\u00fczeltmektir. Ebu \u0130shak der ki; Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da Ress, kuyu demektir. Rivayet edilir ki, bunlar peygamberlerini yalanlay\u0131p bir kuyuya atarak \u00fcst\u00fcn\u00fc kapatan bir topluluktur. Ress&#8217;in Yem\u00e2me&#8217;de Fele denilen bir topluluk ve Semud&#8217;dan birtak\u0131m insanlar\u0131n beldesi oldu\u011fu rivayet olunmaktad\u0131r. Her kuyu resstir. \u0130bn\u00fc D\u00fcreyd demi\u015ftir ki; &#8220;Ress&#8221; ve k\u00fc\u00e7\u00fcltmesi &#8220;R\u00fcseys&#8221; (kuyucuk) Necid&#8217;de iki vadi veya iki mevkidir. Zemah\u015fer\u00ee diyor ki; &#8220;Uleyy Ress Kabliyye vadilerindendir, demi\u015f. Ba\u015fkalar\u0131 da Beni Esed kabilesinden Beni Munk\u0131z b. A&#8217;ya&#8217;n\u0131n bir soyudur, demi\u015f. Asma\u00ee, Ress, Beni A&#8217;ya&#8217;n\u0131nd\u0131r; R\u00fcseys ise Ben\u00ee Kahil&#8217;indir, demi\u015f. Di\u011ferleri de (Furkan, 35\/38) \u00e2yetinde; Ress Azerbaycan vadisidir. Azerbaycan&#8217;\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131 &#8220;maveray\u0131 Ress&#8221; Ress&#8217;in arkas\u0131d\u0131r, demi\u015flerdir. Deniliyor ki, Ress \u00fczerinde &#8220;Erran&#8221; da bin \u015fehir vard\u0131r. Y\u00fcce Allah onlara Musa ad\u0131nda bir peygamber g\u00f6nderdi. Bu Musa, Musa b. \u0130mran de\u011fildir. Onlar\u0131 Allah&#8217;a inanmaya davet etti, ink\u00e2r ettiler ve yalanlad\u0131lar, isyan ettiler, o da beddua etti. Y\u00fcce Allah da T\u00e2if&#8217;ten Haris ve H\u00fcveyris&#8217;i tahvil edip \u00fczerlerine g\u00f6nderdi. Bunun i\u00e7in Ress halk\u0131 \u015fu iki da\u011f\u0131n alt\u0131nda kald\u0131, deniliyor. Bu Ress&#8217;in kayna\u011f\u0131 Kal\u00eekal\u00e2&#8217;dan ba\u015flar, Erran&#8217;a, Versan&#8217;a ve Mecma&#8217;a u\u011frar; orada &#8220;K\u00fcrr&#8221; ile birle\u015fir ve ikisinin aras\u0131nda Beylekan \u015fehri vard\u0131r. K\u00fcrr ve Ress ikisi birle\u015fir ve C\u00fcrcan denizine d\u00f6k\u00fcl\u00fcrler. Bu Ress vadisi acayip bir vadidir. Bal\u0131\u011f\u0131n her t\u00fcrl\u00fcs\u00fc bulunur. \u015eurimahi denilen bal\u0131k oraya mahsustur, derler. Mi\u015f&#8217;\u00e2r b. M\u00fchelhil &#8220;Bezzbabik&#8221; \u015fehrini anlat\u0131rken demi\u015ftir ki; bir taraf\u0131nda Ress nehri vard\u0131r, Ress nehri Bel\u00e2scan ovas\u0131na do\u011fru \u00e7\u0131kar, bu ovada deniz sahilince Berzend&#8217;den Berzaa&#8217;ya, oradan Versan ve Beylekan&#8217;a do\u011fru uzan\u0131r. Bu ovada be\u015fbin k\u00f6y vard\u0131r ve \u00e7o\u011fu y\u0131k\u0131nt\u0131 halindedir. Ancak topra\u011f\u0131 iyi ve sa\u011flam oldu\u011fu i\u00e7in duvarlar\u0131 ve binalar\u0131 kalm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte bu k\u00f6yler, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ad\u0131 ge\u00e7en Ress halk\u0131n\u0131nd\u0131, deniliyor. Bunlar Davud (a.s)un \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc Calut&#8217;un kavmi idiler de denilmektedir.&#8221;<\/p>\n<p>O fenal\u0131k ya\u011fmuru ya\u011fd\u0131r\u0131lan belde. L\u00fbt kavmine ait \u015fehirlerin en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc olan Sedum kasabas\u0131 ki, oraya ta\u015f ya\u011fd\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Kurey\u015fliler, \u015eam&#8217;a ticarete giderken, buraya u\u011fruyorlard\u0131.<\/p>\n<p>43- K\u00f6t\u00fc duygular\u0131n\u0131 kendisine tanr\u0131 edinen kimseyi g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc?<\/p>\n<p>HEV\u00c2: Nefsin kendili\u011finden y\u00f6neldi\u011fi istek ve arzusu, soyut iste\u011fidir. K\u00f6t\u00fc duygular\u0131n\u0131 tanr\u0131 edinen denilmeyip de ikinci meful\u00fcn \u00f6nce an\u0131lmas\u0131, k\u0131saltma i\u00e7indir ki, can\u0131n\u0131n istedi\u011finden ba\u015fkas\u0131n\u0131 tanr\u0131 tan\u0131mayan, demektir. B\u00f6yle kimselerde hi\u00e7 hak severlilik yok, sadece bir bencillik vard\u0131r. \u0130ste\u011fi de ger\u00e7ek bir fayda de\u011fil, sadece can\u0131n\u0131n istedi\u011fi kuru kuruntudan ibarettir. Bunlar, delil, tan\u0131k, hak, hukuk tan\u0131maz, yaln\u0131z kendi istek ve zevkine taparlar, zevkleri kendilerinin felaketine sebep oldu\u011funu bilseler de yine hakk\u0131 zevklerine kurban ederler. Dini de insan\u0131n soyut duygular\u0131ndan, yani sadece istek, arzu ve zevklerinden ibaret sayarlar; g\u00f6n\u00fclleri neye \u00e7ekerse ona taparlar, ger\u00e7e\u011fin zevkini aramaz, hakk\u0131n ho\u015fnutlu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmez, d\u00fc\u015f\u00fcnmek istemezler, bilseler bile yine tan\u0131mazlar. Taber\u00e2n\u00ee ve H\u0131lye isimli eserinde Ebu Nuaym, Ebu \u00dcmame (r.a) den \u015f\u00f6ylece rivayet etmi\u015flerdir: O, demi\u015f ki; Peygamber (s.a.v) \u015f\u00f6yle buyurdu: &#8220;Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n yan\u0131nda sema g\u00f6lgesi alt\u0131nda Allah&#8217;tan ba\u015fka tap\u0131lan tanr\u0131lar i\u00e7inde, uyulan heva (nefsin kendili\u011finden y\u00f6neldi\u011fi istek ve arzu)dan daha b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc yoktur&#8221;. Art\u0131k sen mi ona vekil olacaks\u0131n? \u00d6nceki soru takrir\u00ee, bu soru ise inkar\u00eedir. Yani g\u00f6rd\u00fcn ya, ona vekil olamazs\u0131n, \u00fczerine vekil olup da kurtaramazs\u0131n.<\/p>\n<p>44- Yoksa sen onlar\u0131n \u00e7o\u011funun ger\u00e7ekten s\u00f6z dinleyece\u011fini, yahut ak\u0131llanaca\u011f\u0131n\u0131 m\u0131 san\u0131yorsun? Hay\u0131r ne getirilen bir delili tan\u0131r, s\u00f6z dinlerler, ne de akl\u00ee delili tan\u0131r, ak\u0131l ile hareket ederler. Ger\u00e7ekten onlar hayvanlar gibidir. Akl\u0131na ve i\u015fitti\u011fine g\u00f6re hareket etmez, soyut isteklerine uyarlar. Hatta gidi\u015fce daha sapk\u0131nd\u0131rlar \u00c7\u00fcnk\u00fc, evcil hayvanlar kendilerine bakanlara ba\u011flan\u0131rlar, kendilerine iyilik edenlerle k\u00f6t\u00fcl\u00fck edenleri se\u00e7erler, faydalar\u0131na olan \u015feyleri arar, zarar veren \u015feylerden ka\u00e7arlar, yedi\u011fi i\u00e7ti\u011fi yeri tan\u0131r, \u00f6\u011frendi\u011fi yolu \u015fa\u015f\u0131rmazlar. Kendilerine verilen g\u00fc\u00e7lerde tembellik etmez, yarat\u0131ld\u0131klar\u0131 y\u00f6nde sarfederler. Hak ve hay\u0131r inanc\u0131 olmayan da haks\u0131zl\u0131k ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck inanc\u0131 da yoktur. Bu kimseler Rabblar\u0131n\u0131 tan\u0131mazlar. O&#8217;nun nimetlerine kar\u015f\u0131 nank\u00f6rd\u00fcrler. Ebed\u00ee fayda olan sevab\u0131 istemez, en b\u00fcy\u00fck zarar olan azabdan korunmazlar. Yurtlar\u0131na bile hainlik ederler. Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 bozmaya, fitneler \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, haks\u0131zl\u0131k ve fitne ile yalan dolan ve aldatma ile d\u00fcnyay\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131rlar.<\/p>\n<p>Bu \u015fekilde, kendi istek ve arzular\u0131na tapan kimselerin sap\u0131kl\u0131klar\u0131 anlat\u0131ld\u0131ktan sonra y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n Rab olu\u015funa ait delillerden, O&#8217;na ait g\u00fczelliklerden, O&#8217;nun ezel\u00ee ve ebed\u00ee kudretinden baz\u0131 i\u015flere dikkatler \u00e7ekilerek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>45- Rabbinin g\u00f6lgeyi nas\u0131l uzatmakta oldu\u011funu g\u00f6rmedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de k\u0131lard\u0131. Sonra biz g\u00fcne\u015fi, ona (g\u00f6lgeye) delil k\u0131lm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>46- Sonra da onu yava\u015f yava\u015f kendimize (ba\u015fka y\u00f6ne) \u00e7ekmekteyiz.<\/p>\n<p>47- Sizin i\u00e7in geceyi \u00f6rt\u00fc, uykuyu istirahat k\u0131lan, g\u00fcnd\u00fcz\u00fc yay\u0131l\u0131p \u00e7al\u0131\u015fma (zaman\u0131) yapan O&#8217;dur.<\/p>\n<p>48- R\u00fczgarlar\u0131 rahmetinin \u00f6n\u00fcnde m\u00fcjdeci olarak g\u00f6nderen ve g\u00f6kten tertemiz bir su indiren O&#8217;dur.<\/p>\n<p>49- Ki biz (o suyla) \u00f6l\u00fc topra\u011fa can verelim, yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131z nice hayvanlara ve insanlara su sa\u011flayal\u0131m, diye.<\/p>\n<p>50- Andolsun bunu, insanlar\u0131n \u00f6\u011f\u00fct almalar\u0131 i\u00e7in, aralar\u0131nda \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit \u015fekillerde anlatm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r; ama insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu ille nank\u00f6rl\u00fck edip diretmi\u015ftir.<\/p>\n<p>51- (Habibim!) \u015eayet dileseydik elbette her k\u00f6ye bir uyar\u0131c\u0131 (peygamber) g\u00f6nderirdik.<\/p>\n<p>52- (Madem ki yaln\u0131z seni g\u00f6nderdik) \u00d6yleyse k\u00e2firlere boyun e\u011fme ve bununla (Kur&#8217;\u00e2n ile) onlara kar\u015f\u0131 olanca g\u00fcc\u00fcnle b\u00fcy\u00fck bir sava\u015f ver!<\/p>\n<p>53- Birinin suyu tatl\u0131 ve susuzlu\u011fu giderici, di\u011ferininki tuzlu ve ac\u0131 iki denizi sal\u0131veren ve aralar\u0131na bir engel, a\u015f\u0131lmaz bir serhat koyan O&#8217;dur.<\/p>\n<p>54- O (hakir) sudan, bir insan yarat\u0131p ona bir neseb bah\u015feden ve s\u0131hriyet ba\u011f\u0131 ile akraba yapan O&#8217;dur. Rabbinin her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeter.<\/p>\n<p>55- (B\u00f6yle iken ink\u00e2rc\u0131lar) Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyen \u015feylere kulluk ediyorlar. \u0130nk\u00e2rc\u0131 olan kimse Rabbine kar\u015f\u0131 u\u011fra\u015f\u0131p durmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>56- (Halbuki) biz seni ancak m\u00fcjdeci ve uyar\u0131c\u0131 olarak g\u00f6nderdik.<\/p>\n<p>57- De ki: &#8220;Ben, buna kar\u015f\u0131 sizden bir \u00fccret de\u011fil, ancak Rabbine do\u011fru bir yol tutmay\u0131 dileyen kimseler (olman\u0131z\u0131) istiyorum.&#8221;<\/p>\n<p>58- Sen, \u00f6l\u00fcms\u00fcz ve daima diri olan Allah&#8217;a g\u00fcvenip dayan. O&#8217;nu hamd ile tesbih et. Kullar\u0131n\u0131n g\u00fcnahlar\u0131ndan haberdar olarak O yeter.<\/p>\n<p>59- G\u00f6kleri yeri ve ikisinin aras\u0131ndakileri alt\u0131 g\u00fcnde yaratan, sonra Ar\u015f&#8217;a h\u00fckmeden Rahm\u00e2n&#8217;d\u0131r. Haydi ne dileyeceksen o her \u015feyden haberdar olan (Rahm\u00e2n)dan dile.<\/p>\n<p>60- Onlara &#8220;Rahm\u00e2n&#8217;a secde edin&#8221; dendi\u011fi zaman, &#8220;Rahm\u00e2n da neymi\u015f? Senin bize emretti\u011fine secde eder miyiz hi\u00e7?&#8221; derler ve bu emir onlar\u0131n nefretini art\u0131r\u0131r.<\/p>\n<p>45- Ru&#8217;yet (g\u00f6rme)in , &#8220;il\u00e2&#8221; harfi ile s\u0131lalan\u0131nca (ba\u011flan\u0131nca ) nazar (bak\u0131\u015f) m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmesi veya bak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7ine almas\u0131 gerekir: &#8220;Bakmaz m\u0131s\u0131n Rabbine&#8221; veya &#8220;g\u00f6rmedin mi, baksana Rabbine&#8221; demek olur. Bu bak\u0131\u015f ve g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc kalp fiiline y\u00f6neltmek m\u00fcmk\u00fcn ise de, a\u00e7\u0131k olan\u0131n g\u00f6z fiili olmas\u0131d\u0131r. Halbuki, y\u00fcce Rabb&#8217;\u0131n zat\u0131, bu \u00e2lemde g\u00f6z ile g\u00f6r\u00fclmez .Onun i\u00e7in m\u00fcfessirler burada bir tevil aram\u0131\u015flard\u0131r. \u00c7oklar\u0131 &#8220;Rabb\u0131n\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131na&#8221; diye de\u011ferlendirmek g erekti\u011fini s\u00f6ylemi\u015fler; baz\u0131lar\u0131 da, &#8220;baksana g\u00f6lgeye, Rabb\u0131n onu nas\u0131l uzatt\u0131&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda bir kalb (yer de\u011fi\u015ftirme) g\u00f6zetmi\u015flerdir. Ve bu hazif (\u00e7\u0131kartma) veya kalb (de\u011fi\u015ftirme)e bir n\u00fckte olmak \u00fczere de &#8220;Bak\u0131\u015ftan gaye, eserde kalmay\u0131p o eseri yapana varmak oldu\u011funa ait bir uyarmad\u0131r&#8221; demi\u015flerdir. Bu ise g\u00f6z fiilinden netice olarak kalp fiiline ge\u00e7mek demektir. \u00c2ciz anlay\u0131\u015f\u0131ma g\u00f6re soru c\u00fcmlesi mahallen mecrur olarak den bedel-i i\u015ftimal yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirde ne hazfe, ne kalbe gerek kalmaks\u0131z\u0131n ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlamak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bu \u015fekilde Rabba bak\u0131\u015f soyut zat\u0131 itibariyle de\u011fil, g\u00f6lgenin uzamas\u0131 hali gibi, y\u00fcce Rabb&#8217;\u0131n fiil ve i\u015fleri ile ilgili \u015feyler kasdedildi\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131r ki, &#8220;Allah\u0131n nimetleri hakk\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz, zat\u0131 hakk\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcnmeyiniz&#8221; me\u015fhur s\u00f6z\u00fcne uygun olan da budur. Bununla beraber en do\u011frusu bu gibi yerlerde bak\u0131p g\u00f6rmekten maksat, eserleri g\u00f6rmeye dayanan, kalb\u00ee g\u00f6r\u00fc\u015f ve bili\u015ftir. \u00c2yet-i kerimenin tertibi \u015funa i\u015faret eder ki; \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n hitab\u0131na muhatab olan peygamberler gibi, has kullar\u0131n sadece g\u00f6n\u00fclleri ile ba\u011flant\u0131l\u0131 olarak i\u00e7lerinde y\u00fcce Rabb&#8217;a bir bak\u0131\u015f vard\u0131r. Sonra bu bak\u0131\u015f\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda bir geli\u015fme ile fiilden faile ge\u00e7erek ona ula\u015fmas\u0131 istenilmektedir. \u00c2yetin i\u00e7eri\u011fi bunu ne g\u00fczel, ne derin anlat\u0131yor. Bak\u0131n\u0131z:<\/p>\n<p>O g\u00f6lgeyi nas\u0131l uzatt\u0131? Bilindi\u011fi gibi z\u0131ll, g\u00f6lge demektir. G\u00fcne\u015fin \u00f6yle vakti en y\u00fcksek noktaya geli\u015finden sonraki g\u00f6lgeye Arap\u00e7a&#8217;da &#8220;fey&#8221; denildi\u011fi i\u00e7in, z\u0131ll kelimesi bazan ona kar\u015f\u0131l\u0131k olarak \u00f6zellikle sabah g\u00f6lgesine denirse de esas\u0131nda geneldir. Yani mutlak g\u00f6lge demektir. G\u00f6lge, \u0131\u015f\u0131k ile karanl\u0131k aras\u0131nda ho\u015f bir keyfiyyet ve huzur ve istirahatin en \u00f6nemli \u015fartlar\u0131ndan olan bir nimettir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da karanl\u0131klar ayd\u0131nl\u0131ktan \u00f6nce getirilirken, g\u00f6lge de, g\u00fcne\u015fin k\u0131zg\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndan \u00f6nce getirilmi\u015ftir. &#8220;Karanl\u0131kla ayd\u0131nl\u0131k, g\u00f6lge ile s\u0131cak bir olmaz.&#8221; (Fat\u0131r, 35\/20-21) buyurulmu\u015ftur. Demek ki, g\u00f6lge, ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131n de\u011fil, yak\u0131c\u0131 \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n kar\u015f\u0131t\u0131d\u0131r. \u015eu halde karanl\u0131klar gibi yok olmaya mahkum olmay\u0131p ayd\u0131nl\u0131kla bir \u00e7e\u015fit beraberli\u011fi bulunan ve korunma m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7eren bir haldir. Bu sebepten g\u00f6lge korunma m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi gibi, bir korunman\u0131n i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 \u015feylere ve orada zevk ve huzur ile faydalan\u0131lan nimet hakk\u0131nda da kullan\u0131l\u0131r ki, dilimizde bu m\u00e2n\u00e2da daha \u00e7ok saye deyimi kullan\u0131l\u0131r. Mesela Z\u0131ll-i Ar\u015f, Ar\u015f\u0131n g\u00f6lgesi, Ar\u015f\u0131n himayesi, korumas\u0131 demektir. &#8220;Saye endaz oldu, s\u00e2yesinde s\u00e2yeb\u00e2n olduk&#8221; demek &#8220;himaye etti, nimetlerinden yararland\u0131k&#8221; demektir.<\/p>\n<p>Bu m\u00e2n\u00e2 sebebiyle Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da cennete &#8220;z\u0131ll-i memd\u00fbd&#8221; denilmi\u015ftir. Uzayan g\u00f6lge ifadesinin buna da bir i\u015fareti vard\u0131r. Bu \u00e2yette kelimesindeki &#8220;elif-l\u00e2m&#8221;\u0131n ahid veya cins olmas\u0131 ve ak\u0131llar\u0131n onu anlama derecelerine g\u00f6re basamak basamak \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2lara gelmesi muhtemeldir. Ve hepsinde g\u00f6lgenin bir nimet olmas\u0131 \u00f6zelli\u011fi hat\u0131ra gelmektedir.<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130: G\u00f6lge cinsinden bir a\u011fa\u00e7, bir bina, bir da\u011f, bir bulut ve bir yer gibi g\u00f6lgesi bulunan herhangi bir kat\u0131 cismin faydalan\u0131lan g\u00f6lgesi anla\u015f\u0131l\u0131r ki, Ebu&#8217;s-Su\u00fbd&#8217;un tercih etti\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f budur. \u00c7\u00fcnk\u00fc herkesin anlayabilece\u011fi g\u00f6lge budur.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130: Bilinen m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile g\u00f6lgelerin en ho\u015fu olan sabah g\u00f6lgesi, yani tandan g\u00fcne\u015f do\u011fana kadar olan sabah namaz\u0131 vakti ki, do\u011fu ufkunun bat\u0131ya do\u011fru uzanm\u0131\u015f g\u00f6lgesidir. M\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011fu bunu benimsemi\u015flerdir. Bunu herkes kavrayamasa bile \u00e7o\u011funlukla kendi istek ve arzular\u0131na tapanlar\u0131n habersiz bulunduklar\u0131 bu g\u00f6lgedeki nimetin anlam\u0131n\u0131n \u00f6zel bir \u00f6nemi vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dcS\u00dc: Yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn \u00fczerinde g\u00f6k kubbe halinde uzayan ve asl\u0131nda ger\u00e7ek bir g\u00f6lge olan g\u00f6ky\u00fcz\u00fc olarak a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r ki, yukarda ge\u00e7en hadisteki &#8220;Z\u0131ll-i Sem\u00e2&#8221; tabiri izafet-i beyaniyye (a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 tamlama) ile bu m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret eder.<\/p>\n<p>D\u00d6RD\u00dcNC\u00dcS\u00dc: \u0130\u015faret m\u00e2n\u00e2s\u0131 olarak b\u00fct\u00fcn \u00e2lem (evren), g\u00f6lge demek olan \u015fu cisimler \u00e2lemi, demektir.<\/p>\n<p>BE\u015e\u0130NC\u0130S\u0130: B\u00fct\u00fcn \u00e2lem (evren) \u00fczerindeki y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n koruyuculu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir ki, g\u00f6lge onun g\u00f6r\u00fcnen bir \u00f6rne\u011fidir.<\/p>\n<p>Medd, \u00e7ekip uzatmak, yerde ve zamanda uzamak ve yay\u0131lmak veya ba\u015flang\u0131\u00e7ta uzay\u0131c\u0131 olarak yaratmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. &#8220;G\u00f6rme&#8221; ipucu ile g\u00f6lgenin uzat\u0131lmas\u0131, cisimlerin tasarlanmas\u0131yla uzak mesafelerden g\u00f6ze verilmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131 da yorumlanabilir, bu da \u00f6nemli bir m\u00e2n\u00e2 olur. Sonu\u00e7 itibariyle, g\u00f6lgenin ait oldu\u011fu cisimden \u00f6teye acayip bir uzant\u0131s\u0131 vard\u0131r ki, onu uzatan Rabb\u0131nd\u0131r, demektir. Kendi arzu ve isteklerine tapanlar, en \u00f6nemli istek, zevk ve arzular\u0131n\u0131n bir g\u00f6lgenin alt\u0131na s\u0131\u011f\u0131nmak oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmezler. O g\u00f6lgeyi uzatan ise Rabb\u0131nd\u0131r. O halde g\u00f6lgeye de\u011fil, onu uzatan Rabb\u0131na tapmak gerekir. Dileseydi elbet onu hareketsiz de k\u0131lard\u0131. Bu c\u00fcmle birbirine at\u0131fla ba\u011flanan c\u00fcmleler aras\u0131nda bir mu&#8217;teriza (ara c\u00fcmlesi)d\u0131r ki, cisimlerin do\u011fal halinin atalet, yani hareket ve durgunlu\u011funun kendili\u011finden olmay\u0131p ne verilirse onu kabul etti\u011fine ve ger\u00e7ek etkileyicinin, basit etkiler de\u011fil, yaln\u0131z ve yaln\u0131z y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n dilemesi ve istemesi oldu\u011funa \u00f6zellikle dikkat \u00e7ekme ve uyarmad\u0131r. Yani Rabb\u0131n dileseydi o g\u00f6lgeyi uzatmaz, uzatt\u0131ktan sonra de\u011fi\u015ftirmez, bir kararda durdururdu. Fakat durdurmaz, de\u011fi\u015ftirir. Sonra nas\u0131l ona g\u00fcne\u015fi delil k\u0131lm\u0131\u015f\u0131z. &#8220;Med&#8221; kelimesi \u00fczerine atfolunmu\u015ftur ve onun h\u00fckm\u00fcne girmektedir. \u015eu halde &#8220;keyfe&#8221; (nas\u0131l) kelimesi ba\u015f\u0131nda demektir. Sonra burada \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131stan birinci \u015fahsa (gaibten m\u00fctekellime) iltifat yap\u0131lm\u0131\u015f ve y\u00fccelik i\u00e7in \u00e7o\u011ful kipi kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bakmakta olan muhataba g\u00f6rmek istedi\u011fini g\u00f6steren bu iltifat, tam yerinde ve pek \u00f6nemli olmu\u015ftur. \u00d6yle ki, bu y\u00fcceli\u011fin kar\u015f\u0131s\u0131nda tutunabilecek hi\u00e7bir \u015fey kalmayacak ve onun i\u00e7in hepsi ele al\u0131nm\u0131\u015f olacakt\u0131r. G\u00fcne\u015fin g\u00f6lgeye delil k\u0131l\u0131nmas\u0131 ne demektir. Burada g\u00fcne\u015f, g\u00fcne\u015f yuvarla\u011f\u0131 de\u011fil, \u0131\u015f\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131ndad\u0131r. Biz biliriz ki, g\u00f6lge, \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n ters taraf\u0131nda yer al\u0131r. Bundan dolay\u0131 bir\u00e7ok kimse g\u00f6lgeyi g\u00fcne\u015f yap\u0131yor zannederler, g\u00f6lgenin sebebi \u0131\u015f\u0131k san\u0131l\u0131r; halbuki, \u0131\u015f\u0131k g\u00f6lgenin z\u0131dd\u0131d\u0131r. G\u00fcne\u015fin do\u011fdu\u011fu yerde g\u00f6lge kalmaz; g\u00f6lge, \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n eseri de\u011fildir. G\u00f6lgeyi Allah uzatm\u0131\u015ft\u0131r. O \u0131\u015f\u0131ktan \u00f6nce vard\u0131r, fakat g\u00f6r\u00fcnmez, g\u00f6r\u00fcn\u00fcp bilinmesi \u0131\u015f\u0131k arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile, olur, \u0131\u015f\u0131k olmasayd\u0131, g\u00f6lgenin varl\u0131\u011f\u0131 bilinmezdi. Bu \u015fekilde \u0131\u015f\u0131k, z\u0131dd\u0131 olan g\u00f6lgenin varl\u0131\u011f\u0131na bir delil, bir i\u015faret yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. I\u015f\u0131\u011f\u0131n \u00e7e\u015fitli durum ve \u00f6zelliklerinden, g\u00f6lgenin de\u011fi\u015fmesi ve ba\u015fkala\u015fmas\u0131 sonucuna varabilirsiniz, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz cisimleri \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n delaleti ve k\u0131lavuzlu\u011fu ile g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz gibi, g\u00f6lgelerini de \u0131\u015f\u0131kla g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. O halde, g\u00f6r\u00fclenler, e\u015fyan\u0131n \u0131\u015f\u0131k ile \u00e7izilen resimleri, \u0131\u015f\u0131k ile g\u00f6ze uzat\u0131lan g\u00f6lgeleri, hayalleridir. Bu \u015fekilde b\u00fct\u00fcn g\u00f6r\u00fclen \u00e2lem &#8220;\u00c2lemde bulunan her \u015fey bir kunutu ve hayaldir. Yahut aynadaki akisler, ya da g\u00f6lgelerdir&#8221; s\u00f6z\u00fcne g\u00f6re bir g\u00f6lge ve hayaldir ve bu hayal ise Rabb\u0131na bir delildir.<\/p>\n<p>46- Sonra da onu yava\u015f yava\u015f kendimize (ba\u015fka y\u00f6ne) \u00e7ekmekteyiz. Yani g\u00fcne\u015f do\u011fduk\u00e7a g\u00f6lge \u00e7ekilmekte ve Allah&#8217;tan geldi\u011fi gibi, yine yava\u015f yava\u015f, azar azar Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fclmektedir. Hakikat g\u00fcne\u015fi g\u00f6r\u00fcn\u00fcnce, g\u00f6lge s\u00f6ner, Hakk&#8217;a d\u00f6ner. \u0130\u015fte Hak&#8217;tan uzanm\u0131\u015f bir g\u00f6lgeden ibaret olan b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin de i\u00e7y\u00fcz\u00fc bu, sonu budur. Bununla beraber i\u015f sadece bununla kalmayacakt\u0131r. Bu tutup \u00e7ekmenin bir de tekrar yay\u0131p sermesi, bu \u00f6l\u00fcm\u00fcn ahirette yeni bir dirimi vard\u0131r ki, bunu \u015fu \u00e2yetten anlayabilirsiniz:<\/p>\n<p>47- Sizin i\u00e7in geceyi \u00f6rt\u00fc k\u0131lan O&#8217;dur. Bu uzat\u0131lan g\u00f6lgeden birisi, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn g\u00f6lgesi olan geceyi, v\u00fccudu \u00f6rten elbise gib \u00fczerinize \u00f6rt\u00fc yapt\u0131. G\u00fcne\u015f i\u015faretinin bunalt\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan, d\u00fc\u015fman\u0131n \u00e7eki\u015ftirici g\u00f6zlerinden saklar ve dinlenme sebeplerinizden birini olu\u015fturur.<\/p>\n<p>Uykuyu bir s\u00fcbat (istirahat) yapt\u0131.<\/p>\n<p>S\u00dcBAT: Kesmek, durdurmak m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015f olarak rahat ve \u00f6l\u00fcm m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Nitekim istirahat g\u00fcn\u00fcne sebt g\u00fcn\u00fc denilmi\u015ftir. Hastal\u0131\u011f\u0131 dinip istirahat eden hastaya &#8220;mesb\u00fbt&#8221; denildi\u011fi gibi, \u00f6l\u00fcye de hayat\u0131 kesildi\u011fi i\u00e7in &#8220;mesb\u00fbt&#8221; denilir. Ebu M\u00fcslim, rahat ile tefsir etmi\u015f, Ke\u015f\u015faf sahibi de &#8220;mevt&#8221; \u00f6l\u00fcm m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 tercih etmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda &#8220;n\u00fc\u015f\u00fbr&#8221; geliyor. G\u00fcnd\u00fcz\u00fc de bir n\u00fc\u015f\u00fbr (yay\u0131l\u0131p \u00e7al\u0131\u015fma zaman\u0131) k\u0131ld\u0131. Yani gecenin al\u0131n\u0131p \u00e7ekildi\u011fi g\u00fcnd\u00fcz\u00fc de, yeniden bir hayata kalk\u0131\u015f, bir \u00f6ld\u00fckten sonra tekrar dirilim yapt\u0131. (Yukar\u0131daki 25\/3 \u00e2yetine bkz.) Geceleyin rahat d\u00f6\u015fe\u011fine yat\u0131p faaliyetlerini durdurarak &#8220;O sizi gece \u00f6ld\u00fcrendir.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/60) \u00e2yetinin bildirdi\u011fine g\u00f6re \u00f6lm\u00fc\u015f olanlar, sabahleyin o g\u00f6lge geri \u00e7ekilirken uyan\u0131r, harekete ve yay\u0131lmaya ba\u015flar, yeni bir hayata at\u0131l\u0131rlar. Bu tekrar dirilmeyi ummayanlar o hayat\u0131 istemeyenlerdir.<\/p>\n<p>48- R\u00fczgarlar\u0131 rahmetinin \u00f6n\u00fcnde m\u00fcjdeci olarak g\u00f6nderen O&#8217;dur.<\/p>\n<p>B\u00dc\u015eRAN: M\u00fcjdeci demek olan &#8220;be\u015f\u00eer&#8221; in \u00e7o\u011fulu; baz\u0131 k\u0131r\u00e2etlerden &#8220;nun&#8221; ile okunur ki, &#8220;n\u00e2\u015fir&#8221; in \u00e7o\u011fuludur. Ne\u015friyat\u00e7\u0131lar\u0131, yay\u0131c\u0131lar\u0131 demek olur. Masdar olarak k\u0131r\u00e2eti de vard\u0131r ki, &#8220;ne\u015fr&#8221; yaymak i\u00e7in&#8221; demektir.<\/p>\n<p>Bununla birlikte baz\u0131 k\u0131r\u00e2ette de tekil olarak okunmu\u015ftur. Ya\u011fmur yerine rahmet diye kullan\u0131lmas\u0131 iki n\u00fckteyi ifade eder: Birisi felaket tufan\u0131 olan ya\u011fmurdan sak\u0131nma; di\u011feri de, m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n di\u011fer nimetleri de i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131na i\u015farettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc rahmet, ya\u011fmurdan bir\u00e7ok y\u00f6nden daha umum\u00eedir. Yani yaln\u0131z hava ak\u0131mlar\u0131ndan ibaret olan r\u00fczgarlar\u0131n de\u011fil, gaflet uykusundan uyand\u0131ran il\u00e2h\u00ee hareketler, fikr\u00ee ve sosyal cereyanlar dahi il\u00e2h\u00ee rahmetin m\u00fcjdecileri, da\u011f\u0131t\u0131c\u0131lar\u0131d\u0131r. Ger\u00e7i r\u00fczgarlar\u0131n hepsi m\u00fcjdeci de\u011fildir. Helak edici f\u0131rt\u0131nalar, her \u015feyi mahveden \u015fiddetli r\u00fczgarlar, g\u00fcr\u00fclt\u00fcl\u00fc r\u00fczgarlar vard\u0131r. Nice milletler, uyu\u015fmazl\u0131k ve ihtilaf ile \u00e7arp\u0131\u015fmaktan yok olmu\u015flard\u0131r. Fakat il\u00e2h\u00ee rahmet de durgun havada gelmez, \u00f6n\u00fcnde g\u00f6nderilen r\u00fczgarlar\u0131n m\u00fcjdesiyle gelir ve onlar\u0131n yay\u0131lma seviyelerine g\u00f6re inti\u015far edip yay\u0131l\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, &#8220;\u00dcmmetimin ihtilaf\u0131 geni\u015f bir rahmettir&#8221; buyurulmu\u015ftur. \u0130\u015f tabiata kalsayd\u0131, ak\u0131mlar olmaz, durgunluk kanunu gere\u011fince her \u015fey ald\u0131\u011f\u0131 bir \u015fekil \u00fczere giderdi. Fakat yarat\u0131l\u0131\u015flar \u00fczerinde hakim olan il\u00e2h\u00ee irade, y\u00fcce kudret, rahmetini yay\u0131p geni\u015fletmek i\u00e7in bu ak\u0131mlar\u0131 uyand\u0131r\u0131r. G\u00f6kten tertemiz bir su indiren O&#8217;dur. Pislikleri temizleyecek ve hayat kayna\u011f\u0131 olacak temiz bir su.<\/p>\n<p>49- &#8220;Ki biz (o su ile) \u00f6l\u00fc topra\u011fa can verelim&#8221; . \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bunlar, Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve birli\u011fini ve kudretinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6steren fiil ve yaratmas\u0131 ve \u00f6l\u00fcmden sonra dirilmenin misal ve delilleridir.<\/p>\n<p>50- Andolsun, biz bunu insanlar\u0131n aras\u0131nda \u00f6\u011f\u00fct almalar\u0131 i\u00e7in evirip \u00e7evirmekteyiz, \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit anlatmaktay\u0131z.<\/p>\n<p>TASR\u0130F: Bir \u015feyi de\u011fi\u015ftirerek t\u00fcrl\u00fc \u015fekillere koymakt\u0131r ki, evirip \u00e7evirmek de odur. Bu daki zamirin neye i\u015faret ve tasrif olunan\u0131n ne oldu\u011fu konusunda birka\u00e7 de\u011fi\u015fik \u015fey s\u00f6ylenmi\u015ftir. Baz\u0131s\u0131, ya\u011fmur, r\u00fczgar, bulut ve di\u011fer ad\u0131 ge\u00e7en \u015feylerdir demi\u015fler; baz\u0131lar\u0131 da bu s\u00f6ze, yani r\u00fczgar g\u00f6nderip ya\u011fmur indirmek s\u00f6z\u00fcne Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da tekrar tekrar and\u0131k, m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 vermi\u015f ise de, a\u00e7\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131, tefsircilerin \u00e7o\u011funun s\u00f6yledi\u011fi gibi &#8220;su&#8221; ile ilgili olmas\u0131d\u0131r. Suyun insanlar aras\u0131nda evrilip \u00e7evrilmesi ise \u00fczerinde uygulanan fiilde ve s\u00f6zdeki kullan\u0131mlard\u0131r. De\u011fi\u015fik mevsimlerde, de\u011fi\u015fik yerlerde, de\u011fi\u015fik \u015fekillerde ya\u011far, \u00e7e\u015fitli yerlere da\u011f\u0131l\u0131r, de\u011fi\u015fik \u015fekillere girer, donar buz olur, kurur buhar olur, bulut olur, tekrar ya\u011fmur veya kar veya dolu \u015feklinde ya\u011fd\u0131r\u0131l\u0131r, ac\u0131lan\u0131r, tatl\u0131lan\u0131r; b\u00fct\u00fcn bunlar fiilen il\u00e2h\u00ee de\u011fi\u015fiklikler oldu\u011fu gibi, bu \u015fekilde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir\u00e7ok yerinde bunun hat\u0131rlat\u0131lmas\u0131 ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n o suya benzetilmesi de s\u00f6z olarak Allah&#8217;\u0131n de\u011fi\u015fik \u015fekillerde a\u00e7\u0131klamas\u0131d\u0131r. Bir su maddesi, su konusu \u00fczerindeki s\u00f6z ve fiil olarak b\u00fct\u00fcn de\u011fi\u015fmeler o insanlar \u00f6\u011f\u00fct als\u0131nlar, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp ibret als\u0131nlar, ba\u015flang\u0131c\u0131 ve sonucu anlas\u0131nlar, Rablerine \u015f\u00fckretsinler, diyedir. B\u00f6yle iken o insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu ille nank\u00f6rl\u00fck edip dayatmaktad\u0131rlar. Bunca k\u00e2firlere kar\u015f\u0131<\/p>\n<p>51- E\u011fer dileseydik elbette her k\u00f6ye bir uyar\u0131c\u0131, o k\u00e2firlere azab\u0131 haber verecek bir peygamber g\u00f6nderirdik. Bu \u015fart c\u00fcmleci\u011fi \u015fart m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile, \u015f\u00f6yle istisna\u00ee bir k\u0131yas te\u015fkil ediyor: Fakat g\u00f6ndermedik, demek ki \u00f6yle dilemedik, yaln\u0131z seni g\u00f6nderdik. S\u00fbrenin ba\u015f k\u0131sm\u0131nda a\u00e7\u0131k\u00e7a ilan edildi\u011fi \u00fczere b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlere korkutucu k\u0131ld\u0131k.<\/p>\n<p>52- O halde k\u00e2firlere itaat etme de bu Furkan ile onlara kar\u015f\u0131 olanca g\u00fcc\u00fcnle b\u00fcy\u00fck bir cihad yap. Her k\u00f6yde bir peygamber g\u00f6nderildi\u011fi takdirde, o peygamberlerin hepsinin yapaca\u011f\u0131 cihada denk bir cihad, elbette b\u00fcy\u00fck bir cihadd\u0131r. Bu s\u00fbre Mekk\u00ee oldu\u011fu i\u00e7in, daha \u00f6ld\u00fcrme emri verilmeden \u00f6nce olan bu b\u00fcy\u00fck cihad emri, her cihad\u0131n ba\u015f\u0131 olan bir cihadd\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fcnmeli ki, bu ne b\u00fcy\u00fck bir emirdir. Bununla emrolunan Peygamberin elinde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan ba\u015fka bir silah yok iken, o Allah kel\u00e2m\u0131 (Kur&#8217;\u00e2n) mucizesi, o b\u00fcy\u00fck cihad\u0131 yapmaya yeterli geliyor ve Mekke&#8217;den ba\u015flayan bu cihad, b\u00fct\u00fcn cihana yay\u0131l\u0131yor. Bu emri tak\u00eeben \u015fu \u00e2yet ne b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcvencedir:<\/p>\n<p>53- O ki, iki denizi birbirine sal\u0131vermi\u015ftir, \u015fu tatl\u0131d\u0131r, hararet s\u00f6nd\u00fcr\u00fcr. Nil ve F\u0131rat gibi ki iman sahibi olanlar da b\u00f6yledir. \u015eu tuzludur, ac\u0131d\u0131r. \u015eab ve Um\u00e2n gibi, k\u00e2firler de b\u00f6yledir. Aralar\u0131na da bir berzah koymu\u015ftur. Berzah, iki \u015fey aras\u0131ndaki bir engel, iki deniz aras\u0131ndaki dildir. Ve bir h\u0131cr-i mehcur, a\u015f\u0131lmaz bir serhat, yani bir nefret ve z\u0131ddiyet, bir s\u0131n\u0131rl\u0131 hat \u00e7izmi\u015ftir ki, birbirlerine kar\u0131\u015fmalar\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. B\u00f6yle tatl\u0131 ve tuzlunun birbirine kar\u0131\u015fmalar\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. B\u00f6yle tatl\u0131 ve tuzlunun birbirine kar\u0131\u015fmayarak evrende yer alm\u0131\u015f olmalar\u0131 yaln\u0131z ve yaln\u0131z y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu himayenin eseridir.<\/p>\n<p>54- Buradan, Allah&#8217;\u0131n \u00f6zellikle insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 \u00fczerinde ortaya \u00e7\u0131kan kudret delillerine ge\u00e7ilerek buyuruluyor ki, O ki, sudan bir insan yaratt\u0131 -yaln\u0131z m\u00e2-i d\u00e2fik (f\u0131rlayan su) m\u00e2i mehin (hak\u00eer su) denilen insan nutfesinden de\u011fil, hi\u00e7 insan tohumu yok iken genel olarak hayat\u0131n kayna\u011f\u0131 olan ve g\u00f6kten indirildi\u011fi bildirilen &#8220;Biz, her canl\u0131y\u0131 sudan yaratt\u0131k&#8221; (Enbiya, 21\/30) buyurulan sudan da onu neseb ve s\u0131hriyyet ba\u011f\u0131 yapt\u0131. Yani soy sop olmak \u00fczere iki cinse ay\u0131rd\u0131: Erkek ve di\u015fi. Bu suretle insanlara bir \u00f6zellik verdi.<\/p>\n<p>Burada geli\u015fme kanununun de\u011fi\u015fik safhalar\u0131 fevkal\u00e2de g\u00fczel bir \u015fekilde konularak arz etti\u011fi il\u00e2h\u00ee deliller ne g\u00fczel g\u00f6sterilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>B\u0130R\u0130NC\u0130S\u0130: B\u00fct\u00fcn cisimler \u00e2lemini temsil eden bir g\u00f6lge.<\/p>\n<p>\u0130K\u0130NC\u0130S\u0130: Buna verilen hareket ve durgunluktan meydana getirilen manzaralar ve de\u011fi\u015fiklikler.<\/p>\n<p>\u00dc\u00c7\u00dcNC\u00dcS\u00dc: Bu esnada bir su indirilmesinden meydana getirilen hayat.<\/p>\n<p>D\u00d6RD\u00dcNC\u00dcS\u00dc: Ayn\u0131 yer \u00fczerinde o hayat\u0131n de\u011fi\u015fik \u015fekilleri.<\/p>\n<p>BE\u015e\u0130NC\u0130S\u0130: Ondan \u00f6zellikle bir \u00e7e\u015fidinin (insan\u0131n) yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131.<\/p>\n<p>ALTINCISI: \u0130nsanlar\u0131n cinslere ayr\u0131lmas\u0131 ki, b\u00fct\u00fcn bunlar evrenin yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 alt\u0131 g\u00fcn gibi geli\u015fme derecelerinin en b\u00fcy\u00fck s\u0131n\u0131rlar\u0131d\u0131r. Ve her birinden y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n kudreti daha fazla bir y\u00fccelik ile ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Rabbinin her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeter.<\/p>\n<p>55-Ne gariptir ki, zaman\u0131m\u0131zda bir\u00e7ok kimseler geli\u015fmenin bu basamaklar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyorlar da, bundan yarat\u0131c\u0131n\u0131n kudret ve y\u00fcceli\u011fini anlayacak yerde ink\u00e2r etmeye bir sebep olarak g\u00f6rmek istiyorlar, bir kurba\u011fan\u0131n maymun oldu\u011funu ve maymundan bir insan do\u011fdu\u011funu sanmakla, yaratan Allah&#8217;a gerek kalmazm\u0131\u015f gibi ilim nam\u0131na hakikati yalanl\u0131yorlar. \u015eu \u00e2yet onlar hakk\u0131nda tamamen okunur: B\u00f6yle iken (o ink\u00e2rc\u0131lar) Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131yorlar da kendilerine ne fayda, ne de zarar veremeyecek \u015feylere tap\u0131yorlar. \u0130nk\u00e2rc\u0131 kimse Rabbine kar\u015f\u0131 u\u011fra\u015f\u0131p durmaktad\u0131r. G\u00f6nderdi\u011fi peygambere, boyun e\u011fmedi\u011fi gibi d\u00fc\u015fmanl\u0131k i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131yor. Bu \u00e2yet Ebu Cehil hakk\u0131nda indirilmi\u015ftir. Ve onun gibilerin durumlar\u0131n\u0131 ifade etmektedir.<\/p>\n<p>56- Halbuki biz seni ancak m\u00fcjdeci ve uyar\u0131c\u0131 olarak g\u00f6nderdik. Yaln\u0131z uyarmak i\u00e7in de\u011fil, ondan \u00f6nce m\u00fcjdelemek i\u00e7in, kulluk edenlere y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n rahmetini m\u00fcjdelemek, Rahm\u00e2n ve Rahim oldu\u011funu anlatmak i\u00e7in g\u00f6nderdik. Burdan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, s\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndan beri yaln\u0131z sak\u0131nd\u0131rmadan bahsedilmesi, m\u00fcjdeyi dinlemedikleri i\u00e7indir. Ne b\u00fcy\u00fck cehalet! Ne korkun\u00e7 \u00e2kibet!<\/p>\n<p>57- De ki: Ben buna kar\u015f\u0131 yani peygamberli\u011fin ilan\u0131 i\u015finden dolay\u0131 sizden ba\u015fka bir kar\u015f\u0131l\u0131k istemiyorum. Ancak Rabb\u0131na bir yol tutmay\u0131 dileyen kimseler (olmay\u0131) istiyorum. Yani davet etti\u011fim iman ve kullukla Allah&#8217;a yak\u0131nl\u0131k ve erginli\u011fi dilek edinmi\u015f kimseler, b\u00f6yle ashab ve \u00fcmmet istiyorum.<\/p>\n<p>58- Ve (sen) o \u00f6l\u00fcms\u00fcz ve daima diri olan Allah&#8217;a g\u00fcvenip dayan; onlar\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinden kurtulmak, verecekleri kar\u015f\u0131l\u0131klardan g\u00f6nl\u00fc tok olmak i\u00e7in, yaln\u0131z o \u00f6lmez diriye dayan, \u00f6l\u00fcmden kurtulamayacak olan f\u00e2niler y\u0131k\u0131l\u0131r, dayananlar\u0131 kaybolur gider. Ve O&#8217;nu hamdiyle tesbih et. Nimetlerine \u015f\u00fck\u00fcr i\u00e7in her t\u00fcrl\u00fc y\u00fcce s\u0131fatlar\u0131yla sayg\u0131 g\u00f6stererek, noksan s\u0131fatlardan uzak oldu\u011funu kabul et. Kullar\u0131n\u0131n g\u00fcnahlar\u0131ndan haberdar olarak O yeter! Hi\u00e7 kimse bilmese de, onun bilmesi yeterlidir. Hi\u00e7 bir haberciye ihtiya\u00e7 duymaks\u0131z\u0131n a\u00e7\u0131\u011f\u0131 ve gizliyi bilen, O her\u015feyden haberdar olan Allah cezalar\u0131n\u0131 verir. Ba\u015fka hi\u00e7bir ceza vermeyecek olsa bile, yaln\u0131z bilmesi bir ceza olarak yeterlidir.<\/p>\n<p>Ba\u015flang\u0131c\u0131 olmamak ve ilim gibi zat\u00ee s\u0131fatlar\u0131nda y\u00fcceli\u011fini a\u00e7\u0131klad\u0131ktan sonra, fiil\u00ee s\u0131fatar\u0131ndaki y\u00fcceli\u011fi ve olgunlu\u011fu a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in de, ikinci bir s\u0131fat olarak \u015f\u00f6yle buyuruluyor:<\/p>\n<p>59- O (\u00f6lmez ve ebed\u00ee diri) ki, g\u00f6kleri ve yeri ve aralar\u0131ndakileri alt\u0131 g\u00fcnde yaratt\u0131. Alt\u0131 g\u00fcn, evrenin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n, geli\u015ftirilip b\u00fcy\u00fctme kanunu gere\u011fince en genel s\u0131n\u0131fland\u0131rmas\u0131ndaki geli\u015fme anlar\u0131na i\u015farettir. (A&#8217;r\u00e2f, 7\/54; Fuss\u0131let, 41\/9-12. \u00e2yetlerin tefsirine bkz.) Yani il\u00e2h\u00ee zat\u0131 her t\u00fcrl\u00fc noksanlardan uzak ve y\u00fcce s\u0131fatlarla muttas\u0131f oldu\u011fu gibi, fiili de o kadar noksandan uzak ve y\u00fcceliklerle doludur ki, yo\u011fu yarat\u0131r ve b\u00fct\u00fcn g\u00f6kleri ve yeri yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Yaratmak, bir anda dilemek ve meydana getirmek, &#8220;ol&#8221; demekle oluvermekten ibaret olmakla birlikte, O bunlar\u0131n hepsini birden de\u011fil, il\u00e2h\u00ee hikmetleriyle geli\u015ftire geli\u015ftire, eksiklikten y\u00fcceli\u011fe ve olgunlu\u011fa do\u011fru bir devaml\u0131 geli\u015fme ile olgunla\u015ft\u0131ra olgunla\u015ft\u0131ra, her bir d\u00f6nemi geli\u015fme ve olgunla\u015fma olan alt\u0131 g\u00fcnde yaratt\u0131 ki, alt\u0131nc\u0131s\u0131 insan\u0131n yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 Cuma, yani toplanma g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. \u00c2dem (a.s)in yarat\u0131lmas\u0131 ve isimlerin \u00f6\u011fretilmesi ile hilafet taht\u0131 kuruldu. Sonra Ar\u015f \u00fczerine hakim oldu, h\u00fckm\u00fcn\u00fc ve saltanat\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmeye devam ediyor (A&#8217;r\u00e2f, 7\/54. \u00e2yetin tefsirine bkz.) Rahm\u00e2n&#8217;d\u0131r O. B\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar, rahmetinden yararlan\u0131yor (F\u00e2tiha S\u00fbresi&#8217;nde Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n tefsirine bkz.). \u0130\u015fte ne dileyeceksen o Hab\u00eer&#8217;den dile veya bu konuda bu yaratma i\u015finde daha fazla a\u00e7\u0131klama istiyorsan ba\u015fkas\u0131ndan de\u011fil, her \u015feyi bilen o Hab\u00eer&#8217;den sor. \u00c7\u00fcnk\u00fc ba\u015fkas\u0131 bilmez.<\/p>\n<p>60- O Rahm\u00e2n&#8217;a secde edin denildi\u011fi vakit de onlara, o k\u00e2firlere: &#8220;Rahm\u00e2n nedir?&#8221; -Rahm\u00e2n nedir sorusu, bu ismin anlam\u0131n\u0131, kime isim olarak verildi\u011fini, ni\u00e7in verildi\u011fini sormak olabilece\u011fi gibi, ink\u00e2r i\u00e7in de olabilir. \u015e\u00fcphe yok ki, Araplar Rahm\u00e2n kelimesinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlamaz de\u011fildir. O halde ya Allah&#8217;\u0131n ismi oldu\u011funu bilmiyorlard\u0131 veya Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2r ediyorlard\u0131; daha do\u011frusu Allah&#8217;\u0131n rahmet s\u0131fat\u0131n\u0131 ink\u00e2r ediyorlard\u0131. Bu ismin ifade etti\u011fi rahmet ve merhamet s\u0131fat\u0131n\u0131 bilmiyorlard\u0131. Onun i\u00e7in- Sen bize emrediyorsun diye secde mi edece\u011fiz?&#8221; dediler. Yani bilmedi\u011fimiz bir \u015feye yaln\u0131z senin emrinle secde eder miyiz? dediler. Ve bu emir onlar\u0131n daha fazla nefretlerini (vah\u015fetlerini) art\u0131rd\u0131. Dahhak&#8217;tan rivayet edildi\u011fine g\u00f6re, Peygamber (s.a.v) Ebu Bekir, \u00d6mer, Osman, Ali, Osman b. Maz&#8217;un, Amr b. Uneyse secde ettiler. M\u00fc\u015frikler bunlar\u0131n secde ettiklerini g\u00f6r\u00fcnce alay ederek mescidin \u00f6b\u00fcr taraf\u0131na do\u011fru uzakla\u015f\u0131p gittiler.<\/p>\n<p>Buna kar\u015f\u0131 O Rahm\u00e2n&#8217;\u0131, yer ve zamanda a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclen rahmet ve bereketinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ve y\u00fcksekli\u011fi ile y\u00fcceltme ve Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n m\u00fcjdeye lay\u0131k kullar\u0131n\u0131 tarif i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>61- G\u00f6kte bur\u00e7lar\u0131 var eden, onlar\u0131n i\u00e7inde bir kandil (g\u00fcne\u015f) ve nurlu bir ay bar\u0131nd\u0131ran Allah, y\u00fcceler y\u00fccesidir.<\/p>\n<p>62- \u0130bret almak veya \u015f\u00fckretmek dileyen kimseler i\u00e7in gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fc birbiri ard\u0131nca getiren O&#8217;dur. 63- O \u00e7ok merhametli Allah&#8217;\u0131n (has) kullar\u0131 onlard\u0131r ki, yery\u00fcz\u00fcnde tevazu ile y\u00fcr\u00fcrler ve cahil kimseler kendilerine laf att\u0131\u011f\u0131 zaman (incitmeksizin) &#8220;selam&#8221; derler (ge\u00e7erler).<\/p>\n<p>64- Ve onlar ki, Rablerine secdeler ve k\u0131yamlar ederek yatarlar.<\/p>\n<p>65- Onlar ki, \u015f\u00f6yle derler: Cehennem azab\u0131n\u0131 \u00fczerimizden sav! Do\u011frusu onun azab\u0131 ge\u00e7ici bir \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>66- Oras\u0131 cidden ne k\u00f6t\u00fc bir u\u011frak, ne k\u00f6t\u00fc bir konakt\u0131r.<\/p>\n<p>67- Ve onlar ki, harcad\u0131klar\u0131nda ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi aras\u0131nda orta bir yol tutarlar.<\/p>\n<p>68- Yine onlar ki, Allah ile beraber ba\u015fka bir tanr\u0131ya yalvarmazlar, Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 cana haks\u0131z yere k\u0131ymazlar ve zina etmezler. Bunlar\u0131 yapan g\u00fcnah\u0131(n\u0131n cezas\u0131n\u0131) bulur.<\/p>\n<p>69- K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc azab\u0131 kat kat olur ve orada al\u00e7alt\u0131lm\u0131\u015f olarak temelli kal\u0131r.<\/p>\n<p>70- Ancak tevbe ve iman edip iyi davran\u0131\u015flarda bulunanlar ba\u015fka; Allah onlar\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerini iyiliklere \u00e7evirir. Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, engin merhamet sahibidir.<\/p>\n<p>71- Ve her kim tevbe edip iyi davran\u0131\u015f g\u00f6sterirse, \u015f\u00fcphesiz o, tevbesi kabul edilmi\u015f olarak Allah&#8217;a d\u00f6ner.<\/p>\n<p>72- Ve onlar ki, yalan \u015fahitlik etmezler, bo\u015f bir \u015feye rastlad\u0131klar\u0131 zaman vakar ile (oradan) ge\u00e7ip giderler.<\/p>\n<p>73- Kendilerine Rablerinin \u00e2yetleri hat\u0131rlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda ise, onlara kar\u015f\u0131 sa\u011f\u0131r ve k\u00f6r davranmazlar.<\/p>\n<p>74- Ve onlar ki: &#8220;Ey Rabbimiz! Bize g\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fc ayd\u0131nlatacak e\u015fler ve z\u00fcrriyetler ba\u011f\u0131\u015fla ve bizi takva sahiplerine \u00f6nder k\u0131l&#8221; derler.<\/p>\n<p>75- \u0130\u015fte onlar, sabretmelerine kar\u015f\u0131l\u0131k cennetin en y\u00fcksek makamlar\u0131 ile m\u00fckafatland\u0131r\u0131lacaklar, orada h\u00fcrmet ve selamla kar\u015f\u0131lanacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>76- Orada ebed\u00ee kalacaklar, oras\u0131 ne g\u00fczel bir konak ve ne g\u00fczel bir makamd\u0131r.<\/p>\n<p>77- (Resul\u00fcm!) De ki: &#8220;Rabbim size ne k\u0131ymet verir duan\u0131z olmasa? (Ey ink\u00e2rc\u0131lar! Size bildirdiklerini) kesinkes yalan sayd\u0131n\u0131z; o halde azab yakan\u0131z\u0131 b\u0131rakmayacakt\u0131r!<\/p>\n<p>61- Bur\u00e7lar. BUR\u00c7: Asl\u0131nda y\u00fcksek k\u00f6\u015fk demektir. G\u00f6ky\u00fcz\u00fcnde her y\u0131ld\u0131z toplulu\u011funa, yani \u00f6zellikle bir arada bulunan y\u0131ld\u0131z tak\u0131mlar\u0131ndan herbirine bur\u00e7 veya suret ismi verilmi\u015f ve kelimenin bilinen ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131 bu olmu\u015ftur. Yery\u00fcz\u00fc haritas\u0131nda \u015fehirler ve \u015fehir haritas\u0131nda y\u00fcksek ve b\u00fcy\u00fck binalar nas\u0131lsa, g\u00f6ky\u00fcz\u00fc haritas\u0131nda da bur\u00e7lar \u00f6yle gibidir. Bize g\u00f6ky\u00fcz\u00fcndeki y\u0131ld\u0131zlar\u0131n birer topluluk halinde yer ald\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Asl\u0131nda bunlar\u0131n ger\u00e7ek durumlar\u0131n\u0131 buradan \u00f6l\u00e7\u00fcp kararla\u015ft\u0131ramay\u0131z, fakat en az\u0131ndan g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fleri ile ayd\u0131nlanabiliyoruz ve bu \u015fekilde ger\u00e7eklikleri ve adetleri tam bilgimiz alt\u0131nda olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 nekre (belirsiz) olarak buyurulmu\u015ftur. Y\u0131ld\u0131zlar\u0131n iyice anla\u015f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in, bur\u00e7 taksimat\u0131 pek eski zamandan beri g\u00f6r\u00fc\u015f olarak benimsenmi\u015f, hatta \u0130dris (a.s)e kadar g\u00f6t\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Batlamyus yirmi biri kuzeyde, on be\u015fi g\u00fcneyde, on ikisi ortada, muaddil\u00fc&#8217;n-nehar denilen bir ucu &#8220;Ko\u00e7&#8221; burcunun ba\u015f\u0131nda, \u00f6teki ucu &#8220;Ba\u015fak&#8221; burcunun sonunda olan bir \u00e7izginin etraf\u0131nda, g\u00fcne\u015fin bir sene i\u00e7erisinde d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6r\u00fclen y\u00f6r\u00fcngesinin bulundu\u011fu noktada olmak \u00fczere toplam k\u0131rk sekiz bur\u00e7 saym\u0131\u015ft\u0131r. Bu k\u0131rk sekiz bur\u00e7, bin yirmi dokuz y\u0131ld\u0131zdan ibaret olup \u00fc\u00e7 y\u00fcz altm\u0131\u015f bir tanesi kuzey bur\u00e7lar\u0131nda, \u00fc\u00e7 y\u00fcz on sekizi g\u00fcney bur\u00e7lar\u0131nda, \u00fc\u00e7 y\u00fcz ellisi de, m\u0131ntakat\u00fc&#8217;l-b\u00fcr\u00fbc denilen orta b\u00f6lgededir. Bu m\u0131ntaka-i b\u00fcr\u00fbc \u00fczerindeki on iki bur\u00e7, bir sene zarf\u0131nda adeta g\u00fcne\u015fin birbirini takiben u\u011frad\u0131\u011f\u0131 evler gibi kabul edilir.<\/p>\n<p>Hamel \u00fc Sevr ile Cevza&#8217;da olur fasl-\u0131 bahar<\/p>\n<p>Seretan \u00fc Esed \u00fc S\u00fcnb\u00fcle&#8217;dir yazda karar<\/p>\n<p>Tuttu g\u00fcz fasl\u0131n\u0131 Mizan ile Akreb dahi Kavs,<\/p>\n<p>Cediv \u00fc Delv ve H\u00fbt oldu zemistane medar.<\/p>\n<p>&#8220;Ko\u00e7 ve Bo\u011fa ile \u0130kiz burcunda ilkbahar,<\/p>\n<p>Yenge\u00e7 ve Aslan ile Ba\u015fakta&#8217;d\u0131r yaz g\u00fcnleri.<\/p>\n<p>Terazi ve Akreb ile Yay burcunda sonbahar<\/p>\n<p>O\u011flak ve Kova ile Bal\u0131kta&#8217;d\u0131r k\u0131\u015f g\u00fcnleri&#8221;<\/p>\n<p>Amerika k\u0131tas\u0131n\u0131n bulunmas\u0131yla bur\u00e7lar\u0131n say\u0131s\u0131 y\u00fcz on yediye \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f olmakla beraber, on iki bur\u00e7 yine ayn\u0131d\u0131r. Bununla beraber, bu on iki bur\u00e7 g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe g\u00f6redir. Fezay\u0131 kesmi\u015f gibi kabul edilen alt\u0131 dairenin ikiye b\u00f6l\u00fcnmesi ile elde edilen on iki b\u00f6l\u00fcmden biri demektir. Yani birer y\u0131ld\u0131z toplulu\u011fu de\u011fil, b\u00f6yle oldu\u011fu kabul edilen birer b\u00f6l\u00fcmd\u00fcr. Bur\u00e7 bu m\u00e2n\u00e2da kabul edilecek olursa, bu on ikiyle s\u0131n\u0131rlanm\u0131\u015f olur. Astronomi kitaplar\u0131nda bur\u00e7, bu on iki hakk\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015f, di\u011ferlerine bur\u00e7 denilmeyip suret ismi verilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131, m\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011fu gezegenlerin y\u00f6r\u00fcngeleri gibi kabul edilen bu oniki burcu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat s\u00f6zl\u00fck y\u00f6n\u00fcnden \u00e2yette bu m\u00e2n\u00e2ya delil yoktur. \u00c2yetin a\u00e7\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131 yarat\u0131lan burucun var say\u0131lan \u015feyler de\u011fil, g\u00fcne\u015f ve ay gibi ger\u00e7ek olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Orada yaratt\u0131&#8221; Buradaki zamirinin yine g\u00f6ky\u00fcz\u00fcne ait olmas\u0131 ihtimali var ise de buruca ait olmas\u0131 daha yak\u0131nd\u0131r. &#8220;Bir kandil.&#8221; S\u0130RAC, \u0131\u015f\u0131k veren \u015fey, kandil, lamba ki, kasdedilen G\u00fcne\u015f&#8217;tir. Baz\u0131 k\u0131r\u00e2etlerde ve &#8216;nin \u00f6tresi ile \u00e7o\u011ful olarak okunmu\u015ftur. Bu kandiller ise g\u00fcne\u015ften ba\u015fka b\u00fcy\u00fck y\u0131ld\u0131zlar\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r. &#8220;Bir de nurlu bir ay yaratt\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>KAMER-\u0130 M\u00dcN\u00ceR: Parlak Ay, ayd\u0131n ayd\u0131r. \u00dc\u00e7 g\u00fcne kadar hil\u00e2l, ondan sonraya Kamer ismi verilir.<\/p>\n<p>M\u00dcN\u00ceR: Nurlu ve nurland\u0131ran, demektir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, y\u00fcce Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n rahmetinin feyiz ve bereketi g\u00f6sterilirken g\u00f6ky\u00fcz\u00fcn\u00fcn bur\u00e7lar\u0131 ile tasvir edilmi\u015f ve i\u00e7ine bir \u0131\u015f\u0131k kayna\u011f\u0131 (g\u00fcne\u015f) ve bir de parlayan ay konulmu\u015ftur. Gayet sade g\u00f6r\u00fcnen ve fakat b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin manzaras\u0131n\u0131 i\u00e7inde bulunduran bu parlak ifade de \u00e7ok derin ger\u00e7ekler parlamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bur\u00e7lar\u0131n bize kar\u015f\u0131 g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleri ne kadar nisb\u00ee olursa olsun ger\u00e7ekte g\u00f6k cisimlerinin tak\u0131m tak\u0131m \u00e7e\u015fitli \u015fekillerde bir arada topluluklar meydana getirdiklerini g\u00f6sterir. Ve bu \u015fekilde s\u0131n\u0131r\u0131na ula\u015f\u0131lmaz bir kudretin yarat\u0131\u015f\u0131ndaki b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc anlat\u0131r. E\u011fer bu g\u00f6k cisimlerinin maddeleri fezada birbirinden ayr\u0131lmay\u0131p da hepsi sadece tabii bir tarzda b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f, hepsi bir hacimde toplanm\u0131\u015f olsayd\u0131 ne bu cisimler ve bur\u00e7lar olur, ne de bu feyiz ve bereket bulunurdu. Bu sebepten, bu maddelerin k\u00fc\u00e7\u00fck par\u00e7alar\u0131 olan atomlar\u0131 aras\u0131ndaki uyum ve denge hi\u00e7 de\u011fi\u015ftirilmemi\u015f olsayd\u0131, kendi haline b\u0131rak\u0131lsayd\u0131 yine bu y\u0131ld\u0131zlar ve bur\u00e7lar bulunmaz ve bu feyiz ve rahmet olmazd\u0131. Sonra b\u00fct\u00fcn maddeler ayn\u0131 miktarda ayr\u0131lm\u0131\u015f ve birle\u015ftirilmi\u015f, hepsi e\u015fit yo\u011funluklara ayr\u0131lm\u0131\u015f olsayd\u0131, b\u00f6yle \u00e7e\u015fitli bur\u00e7lar meydana gelmez ve bu sirac (g\u00fcne\u015f) ve ay meydana \u00e7\u0131kmazd\u0131. Demek ki, g\u00f6ky\u00fcz\u00fcndeki bur\u00e7lar\u0131n o de\u011fi\u015fik g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleri her \u015feyden \u00f6nce, yarat\u0131l\u0131\u015flar \u00fczerinde hakim olan y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n, yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131na bir delildir. \u0130kinci olarak y\u00fcksek k\u00f6\u015fkler, kandillerle g\u00f6ky\u00fcz\u00fcn\u00fcn tamam\u0131nda, y\u00fcksek ve b\u00fcy\u00fck bir \u015fehrin, bir medeniyetin g\u00f6n\u00fcle taht kuran manzaras\u0131 ifade edilmi\u015f ve b\u00f6yle y\u00fcksek ve sosyal bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fcye y\u00fckselmek hissi a\u015f\u0131lanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>62-Onun i\u00e7in buyuruluyor ki; gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fc birbiri ard\u0131nca getiren O&#8217;dur. Yani birinde yap\u0131lamayan\u0131 di\u011ferinde yap\u0131lmak i\u00e7in yerine koyan, yahut birbirini takip ettirerek de\u011fi\u015ftirip duran. ibret almak veya \u015f\u00fckretmek isteyen i\u00e7in. Yani akl\u0131n\u0131 ba\u015f\u0131na al\u0131p eksi\u011fini tamamlamak, ilm\u00ee veya amel\u00ee bir i\u015f g\u00f6rmek isteyen kimseler i\u00e7in, \u00e7\u00fcnk\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ve vazife g\u00f6rmeye niyyeti olmayan tembel kimseler i\u00e7in zaman\u0131n de\u011fi\u015fmesinde hi\u00e7bir m\u00e2n\u00e2 yoktur. Onlar zaman\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar.<\/p>\n<p>TEZEKK\u00dcR: Bu rahmet eserlerini ve sanat delillerini d\u00fc\u015f\u00fcnerek kendi noksan\u0131n\u0131 ve y\u00fcce yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131 kuvvet ve kudretini anlamak<\/p>\n<p>\u015e\u00dcK\u00dcR: O Rahm\u00e2n&#8217;a kulluk g\u00f6revini yerine getirmek. \u015eimdi bunu a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in yeniden s\u00f6ze ba\u015flama (istinaf) vav&#8217;\u0131 ile buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>63- Ve o Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n kullar\u0131, yani zikir ve \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc bilerek yaln\u0131z o Rahm\u00e2n&#8217;a kulluk eden o mutlu kimseler. Bu m\u00fcbted\u00e2&#8217;n\u0131n haberi ta s\u00fbrenin sonuna do\u011fru gelecek olan &#8220;O kimseler y\u00fcksek makamlarla m\u00fckafatlan\u0131rlar. &#8221; (25\/5) \u00e2yetidir. Bununla beraber \u015fu da olabilir: Onlar ki yery\u00fcz\u00fcnde tevazu ile y\u00fcr\u00fcrler. Burada Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131n herbiri bir z\u00fcmreyi and\u0131ran sekiz s\u0131fatla nitelenerek \u0130sl\u00e2m ahl\u00e2k\u0131n\u0131n, medeniyetinin, d\u00fc\u015f\u00fcncesinin ve idealinin bir \u00f6zeti yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, \u015f\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>1- Genellikle gidi\u015fatlar\u0131n\u0131 g\u00f6steriyor, yani Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n kullar\u0131, \u00f6yle kimselerdir ki, \u00f6nce gidi\u015fleri, yery\u00fcz\u00fcnde y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015fleri ve hareket tarzlar\u0131 m\u00fclayimdir. Zorba, ma\u011frur, kibirli, sayg\u0131s\u0131z, kaba ve ha\u015fin de\u011fil; suk\u00fcnet ve vakar ile al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fc bir \u015fekilde terbiyeli, nazik ve yumu\u015fak y\u00fcr\u00fcrler. Etraflar\u0131n\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131land\u0131rmaz, eza vermez, sendeler gibi gitmez, hesapl\u0131, sayg\u0131l\u0131, merhamet tavr\u0131yla g\u00fcven ve huzur yayarak giderler. Cahiller, yani kendini bilmezler, edebsiz g\u00fcruh laf att\u0131\u011f\u0131 zamanda kendilerine &#8220;selam&#8221; derler. Selametle neticelenecek s\u00f6z s\u00f6yler, yahut selametle derler. Onlara \u00e7atmaya tenezz\u00fcl etmezler, tahamm\u00fcl de ederler.<\/p>\n<p>64-2- Ve onlar ki, Rablerine secdeler ve k\u0131yamlar ederek gecelerler. Yani gece evlerine, yataklar\u0131na \u00e7ekildikleri zaman gidi\u015fatlar\u0131 bu olur. Rablerine halisane namaz k\u0131larlar. Yat\u0131\u015flar\u0131, kalk\u0131\u015flar\u0131 da hep Allah i\u00e7in olur.<\/p>\n<p>65-3- Ve onlar ki gerek namazlar\u0131n\u0131n arkas\u0131nda ve gerek di\u011fer zamanlarda \u015f\u00f6yle dua ederler: Ey Rabbimiz! Bizlerden cehehnem azab\u0131n\u0131 defet. Yani cehennem azab\u0131ndan kurtulmak, ilk emelleridir. \u0130badet ve gayretlerine g\u00fcvenmeyerek daima kurtulu\u015flar\u0131na du\u00e2 ederler. \u00c7\u00fcnk\u00fc onun azab\u0131 ge\u00e7ici bir \u015fey de\u011fildir. Bu alacakl\u0131 gibi enseye binmi\u015f ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz bir belad\u0131r.<\/p>\n<p>66- Ger\u00e7ekte o (cehennem) ne k\u00f6t\u00fc bir u\u011frak ve ne k\u00f6t\u00fc konakt\u0131r!<\/p>\n<p>M\u00dcSTEKARR, makarr; M\u00dcK\u00c2M, ikametgah demektir. \u0130kisi de durulan yer demek oldu\u011funa g\u00f6re birbirinden ay\u0131rmak zordur. M\u00fcstekarr, \u00e2silere; m\u00fckam, k\u00e2firlere g\u00f6re denilmi\u015f ise de bu m\u00e2n\u00e2 cennette cereyan etmeyece\u011finden m\u00fcstekarr\u0131, oturma yeri i\u00e7indeki \u00f6zel yer olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek daha uygundur. Mesela, bir k\u00f6y oturma yeri ise, m\u00fcstekarr ondaki bir oda gibidir. \u0130\u00e7i d\u0131\u015f\u0131 b\u00fct\u00fcn \u00e7evresi fena demek olur.<\/p>\n<p>67-4- Ve onlar ki harcad\u0131klar\u0131nda israf etmezler.<\/p>\n<p>\u0130SRAF: Hergangi bir \u015feyde haddini a\u015fmakt\u0131r. \u0130nfakta israf da, harcamada haddini a\u015f\u0131rmakt\u0131r. Masraf ya bir zaruret veya bir ihtiya\u00e7 veya bir g\u00fczellik i\u00e7in yap\u0131l\u0131r. Zaruri olan masraf yap\u0131lmay\u0131nca ya\u015famak m\u00fcmk\u00fcn olmaz; mesela \u00f6lmeyecek kadar yemek bir zarurettir. \u0130htiya\u00e7 duyulan masraf yap\u0131lmazsa g\u00fc\u00e7l\u00fck \u00e7ekilir; mesela doyacak kadar yemek, ihtiya\u00e7t\u0131r. G\u00fczelle\u015ftirme i\u00e7in yap\u0131lacak masraf yap\u0131lmazsa, g\u00fczel olmaz; ho\u015f yemek gibi. Ferdin ve toplumun kendi kazanc\u0131na g\u00f6re bu derecelerden bir s\u0131n\u0131r\u0131 vard\u0131r. \u015eu halde ne zaruret, ne ihtiya\u00e7 ve ne de g\u00fczellik i\u00e7in olmayan, faydas\u0131z, zararl\u0131, me\u015fru olmayan y\u00f6nlere yap\u0131lan harcama herkes i\u00e7in bir israf oldu\u011fu gibi, insanlar\u0131n ihtiyac\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda fazla yiyip i\u00e7mek de g\u00fczel de\u011fil, israf s\u0131n\u0131r\u0131na girmi\u015f olur. \u0130yilik ve yarar sa\u011flayan \u015feylere harcamak ise bo\u015fa harcamak de\u011fil, \u00fcretmek olaca\u011f\u0131ndan israf olmaz. Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n kullar\u0131 faydas\u0131z, hay\u0131rs\u0131z yere sarfetmezler. Hakk\u0131n\u0131 da k\u0131smazlar ikisi aras\u0131 denk olur. \u0130\u015fte iktisat denilen de budur. \u0130stiva (denk olma)dan seva (e\u015fit) oldu\u011fu gibi, istikamet (do\u011fru hareket)den kavam (k\u0131vam) iki ucun denk gelmesidir ki muvazene (denge) dahi deriz (Bakara, 2\/236 ve \u0130sra, 17\/100. \u00e2yetlerin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>68-71-5- Ve onlar ki Allah ile beraber ba\u015fka bir il\u00e2ha yalvarmazlar. \u015eirk, katil, zina b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlar\u0131n en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc olan bu \u00fc\u00e7 b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah din, medeniyet ve insanl\u0131k nam\u0131na i\u015flenip duran cinayetlerden oldu\u011fu i\u00e7in, burada \u00f6zellikle bunlardan sak\u0131nmak zikredilmi\u015ftir. Allah&#8217;\u0131n haram etti\u011fi, muhterem k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 can\u0131 (almazlar); Allah i\u00e7in s\u00f6z verilmi\u015f olan herhangi bir nefsi ki eman dileyip s\u0131\u011f\u0131nan kimse dahi buna dahildir. Bundan dolay\u0131 hi\u00e7bir andla\u015fmas\u0131 bulunmayan sava\u015f halindekilerden ba\u015fkas\u0131n\u0131n kan\u0131n\u0131n ak\u0131t\u0131lmas\u0131 yasakt\u0131r. Hakk ile olan ba\u015fka, k\u0131sas ve hadd gibi. G\u00fcnah\u0131n cezas\u0131 vebal (azab)d\u0131r. Hafs k\u0131r\u00e2etinde bu zamirin kural d\u0131\u015f\u0131 olarak uzat\u0131lmas\u0131, cezan\u0131n ebedili\u011fine i\u015faret ederek m\u00e2n\u00e2 y\u00f6n\u00fcne uygun d\u00fc\u015fmesi i\u00e7in olsa gerektir. Bu zamirin azab\u0131 i\u015fareti, cehennem ate\u015finin ebed\u00ee olu\u015fundad\u0131r, azabda de\u011fildir, diyenlerin g\u00f6r\u00fc\u015flerinin tersine bir delil olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>72- 6- Ve onlar ki, yalana \u015fahid olmazlar. Yalan yere \u015fahitlik etmedikleri gibi, yalan s\u00f6ylenen ve yalan dolan d\u00f6nen yerlerde de durmazlar. &#8220;Bo\u015f s\u00f6ze rastlad\u0131klar\u0131 zaman&#8221; .<\/p>\n<p>LA\u011eIV, faydas\u0131z veya zararl\u0131 oldu\u011fundan terk edilip ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131 bir g\u00f6rev olan l\u00fczumsuz \u015feyler demektir ki, dilimizde la\u011fviyyat (bo\u015f s\u00f6z ve i\u015fler) diye an\u0131l\u0131r. Baz\u0131lar\u0131, taat (kulluk) olmayan \u015feyler diye tefsir etmi\u015flerdir, fakat mubah olan \u015feyler taat olmamakla birlikte la\u011f\u0131v (bo\u015f \u015feyler) de de\u011fildir. Yani la\u011fviyyata girmezler, fakat yollar\u0131 d\u00fc\u015fer, rastgelirlerse vakar ile onurlu bir \u015fekilde (oradan) ge\u00e7er giderler.Bunun tefsiri, Kasas S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Onlar, bo\u015f s\u00f6z i\u015fittikleri zaman ondan y\u00fcz \u00e7evirirler ve &#8216;Bizim i\u015flerimiz bize sizin i\u015fleriniz size. Size selam olsun. Biz kendini bilmezleri (arkada\u015f edinmek) istemeyiz&#8217; derler&#8221; (Kasas, 28\/55) \u00e2yetidir.<\/p>\n<p>73-7- Ve onlar ki, Rablerinin \u00e2yetleri kendilerine hat\u0131rlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda; yani kendilerine ihtar edildi\u011fi, vaaz ve nasihat olundu\u011fu, ders verildi\u011fi zamanlar, o \u00e2yetlere kar\u015f\u0131 sa\u011f\u0131rlar ve k\u00f6rler gibi davranmazlar, yani dinlememezlik etmezler, \u00fczerine \u00fc\u015f\u00fc\u015f\u00fcrler, fakat g\u00f6r\u00fcr g\u00f6z, dinler kulak olarak \u00fc\u015f\u00fc\u015f\u00fcrler.<\/p>\n<p>74-8- Ve onlar ki, Ey Rabbimiz! g\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fc ayd\u0131nlatacak e\u015fler ve z\u00fcrriyetler ihsan et -burada harfi beyaniyye (a\u00e7\u0131klama) veya ibtid\u00e2iyye (ba\u015flang\u0131\u00e7) i\u00e7in olmas\u0131na g\u00f6re iki m\u00e2n\u00e2 caizdir. Birisi, bizlere g\u00f6zlerimizi ayd\u0131nlatacak e\u015fler ve z\u00fcrriyetler ver demek; di\u011feri de, e\u015flerimiz ve z\u00fcrriyetlerimiz sebebiyle bizlere g\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fc ayd\u0131nlatacak nimetler, mutluluklar ver, demektir. Bu dilek, aile ve evlad terbiyesine verilen \u00f6nemi g\u00f6sterir- ve bizi takva sahiplerine \u00f6nder k\u0131l, derler Takva sahipleri Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131yla, cehennem azab\u0131ndan korunan mutlu kimselerdir.<\/p>\n<p>\u0130MAM: Ba\u015fkan, \u00f6nc\u00fc, kendisine uyulan kimse demektir. Yaln\u0131z muttaki olmak de\u011fil, m\u00fcttakilerin \u00f6nderi olmak arzusu ne b\u00fcy\u00fck gaye, ne kutsal bir d\u00fc\u015f\u00fcnce ve idealdir. D\u00fc\u015f\u00fcnmeli ki, Rahm\u00e2n&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131n ruhlar\u0131ndaki b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6steren bu duan\u0131n i\u00e7inde bulundurdu\u011fu m\u00e2n\u00e2 ne y\u00fcksek, ne toplay\u0131c\u0131d\u0131r! Bundan y\u00fcksek bir fikr\u00ee ilerleme, y\u00fcce gayret d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez.<\/p>\n<p>75-76- \u0130\u015fte bunlar yapt\u0131klar\u0131 sab\u0131rlar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k gurfe (y\u00fcce makamlar) ile m\u00fckafatland\u0131r\u0131lacaklard\u0131r. &#8220;Onlar cennet odalar\u0131nda huzur i\u00e7indedirler&#8221; (Sebe&#8217; 34\/37) olacaklar, yani en y\u00fcksek dereceye, cennet k\u00f6\u015fklerinin en y\u00fckseklerine \u00e7\u0131kar\u0131lacaklar.<\/p>\n<p>GURFE: Asl\u0131nda y\u00fcksek bina ve konaklar\u0131n teras\u0131, kulesi gibi en y\u00fcksek noktas\u0131 demek olup burada g\u00f6ky\u00fcz\u00fcn\u00fcn bur\u00e7lar\u0131na uygun olarak bir y\u00fckseklik ifade etmektedir. Bu sebeple olmal\u0131d\u0131r ki, yedinci g\u00f6k diye de tefsir edilmi\u015ftir. \u0130\u015fte onlar \u00f6yle y\u00fckselecekler, ve orada bir sa\u011fl\u0131k ve selam ile kar\u015f\u0131lanacaklar.<\/p>\n<p>TAHIYYE: Sa\u011f olas\u0131n\u0131z, Allah sa\u011fl\u0131k versin, Allah \u00f6m\u00fcrler versin gibi hayat duas\u0131; selam da, selamet duas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Her t\u00fcrl\u00fc sayg\u0131, salat ve iyilikler Allah&#8217;a mahsustur. Allah&#8217;\u0131n selam\u0131, rahmeti ve bereketi senin \u00fczerine olsun ey Peygamber! Selamet bizim ve iyi kullar\u0131n \u00fczerine olsun. Ben \u015fehadet ederim ki, Allah&#8217;tan ba\u015fka il\u00e2h yoktur. Ve yine \u015fehadet ederim ki, Muhammed, Allah&#8217;\u0131n kulu ve resul\u00fcd\u00fcr.&#8221;<\/p>\n<p>77- De ki: &#8220;Rabbim ne k\u0131ymet verir size duan\u0131z olmasa? Yani &#8220;Ben cinleri ve insanlar\u0131, anca bana kulluk etsinler diye yaratt\u0131m.&#8221; (Z\u00e2riyat, 51\/56) buyuruldu\u011fu \u00fczere, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131z\u0131n hikmeti ibadet ve kulluktur. Onun i\u00e7in ibadetiniz ve kullu\u011funuz olmasa Allah kat\u0131nda ne k\u0131ymet ve \u00f6neminiz olurdu? Duan\u0131z olmad\u0131\u011f\u0131 takdirde (kesin kes) yalan saym\u0131\u015fs\u0131n\u0131z, Rabbinize inanmam\u0131\u015fs\u0131n\u0131z demektir. O halde o yalanlaman\u0131n cezas\u0131, gerekli bir sonu\u00e7 olur, yar\u0131n boynunuza ge\u00e7er.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>25-FURKAN: &#8211; gibi bab\u0131ndan m\u00e2z\u00ee fiildir. Tasrif olunmaz, yani di\u011fer s\u00eegalar\u0131 \u00e7ekilmez ve Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na isnad edilmez. T\u00fcretilmesinde &#8220;bereket&#8221; maddelerinin bu m\u00e2n\u00e2 ile a\u00e7\u0131k bir ili\u015fkisi vard\u0131r. bab\u0131ndan olmas\u0131 da bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n m\u00fcbala\u011fa ile kendisinden meydana geldi\u011fini ifade eder. &#8220;bereket&#8221; ise bir \u015feyde il\u00e2h\u00ee hayr\u0131n devaml\u0131 ve kararl\u0131 olmas\u0131 demektir ki, &#8220;suyun havuzda birikip y\u00fckselerek &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12088,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1182,1181,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1900","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-25-furkan","tag-25-furkan-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1900","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1900"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1900\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12088"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1900"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1900"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1900"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}