{"id":1916,"date":"2010-11-18T22:39:03","date_gmt":"2010-11-18T22:39:03","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1916"},"modified":"2010-11-18T22:39:03","modified_gmt":"2010-11-18T22:39:03","slug":"17-isra-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/17-isra-tefsiri\/","title":{"rendered":"17-\u0130SRA SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>17-\u0130SRA:<\/p>\n<p>Tesbih ona ki, tesbihin t\u00fcretilmesi ve m\u00e2n\u00e2s\u0131 hakk\u0131nda Bakara S\u00fbresi&#8217;nde a\u00e7\u0131klama ge\u00e7mi\u015fti. (Bakara, 2\/30. \u00e2yetin tefsirine bkz.). Ke\u015f\u015f\u00e2f sahibi der ki: &#8221; tesbihin \u00f6zel ismidir. Osman, bir adam\u0131n ismi oldu\u011fu gibi. Zikredilmesi terkedilmi\u015f gizli bir fiile nasb edilmi\u015ftir ki, takdiri; dir, sonra fiil yerine konmu\u015f ve onun yerini tutmu\u015ftur. Ve Allah&#8217;\u0131n d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n O&#8217;na nisbet ettikleri kusurlar\u0131n hepsinden tam bir \u015fekilde uzak oldu\u011funa delalet etmektedir.&#8221; Nur S\u00fbresi&#8217;nde de demi\u015ftir ki: &#8220;Bunda aslolan, Allah&#8217;\u0131n acaib (\u015fa\u015f\u0131lacak ve hayret verecek) bir sanat\u0131 g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman Allah&#8217;a tesbih etmektir. Sonradan kendisinden hayret edilen her \u015feyde bile kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Demek ki esas m\u00e2n\u00e2s\u0131 tesbih ve Allah&#8217;\u0131n noksan s\u0131fatlardan tam uzak oldu\u011funa delalet eden beli\u011f bir tenzihtir. Bununla beraber hayret yerinde kullan\u0131l\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 bu \u015fekilde tesbih m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n d\u00fc\u015fece\u011fini zannetmi\u015flerse de do\u011fru de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc aslolan, hayret \u00fczerine tesbih etmektir. Bununla birlikte nin Osman gibi \u00f6zel isim olmas\u0131na ili\u015fenler ve \u00f6zel isim olmas\u0131n\u0131 tamlama durumu d\u0131\u015f\u0131ndaki durumlar\u0131na tahsis etmek isteyenler olmu\u015ftur. Onun i\u00e7in K\u00e2d\u00ee Beyd\u00e2v\u00ee: &#8220;tesbihin ismidir&#8221; demekle yetinmi\u015ftir. Nas\u0131l ki \u0130bn\u00fc Cerir de: &#8220;Masdar (mutlak meful) yerine konmu\u015f bir isimdir. Masdar\u0131n yerinde bulundu\u011fu i\u00e7in nasbedilmi\u015ftir&#8221; demi\u015ftir. K\u00e2mus sahibi (Firuz\u00e2b\u00e2d\u00ee), Bes\u00e2\u00eer&#8217;de der ki: &#8220;Tesbih, Allah&#8217;\u0131 takdis demek olup dan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Allah&#8217;a ibadette acele etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015f olup ondan sonra b\u00fct\u00fcn s\u00f6zl\u00fc ve yaz\u0131l\u0131 ibadetlerde kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;S\u00fcbhane&#8221; kelimesi de asl\u0131nda &#8220;Gufr\u00e2ne&#8221; gibi masdard\u0131r, daha sonra tesbihin ismi olmu\u015ftur. Masdar olarak da kullan\u0131l\u0131r. Fakat \u00e2limlerin \u00e7o\u011fu bunun masdar oldu\u011funu kabul etmeyerek Kamus sahibinin (Firuz\u00e2b\u00e2d\u00ee&#8217;nin) g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn yanl\u0131\u015f oldu\u011funu belirtmi\u015fler. \u00c7\u00fcnk\u00fc tesbih fiilinin s\u00fcl\u00e2s\u00eesi (\u00fc\u00e7 harflisi) kullan\u0131lm\u0131yor. Ve onun i\u00e7indir ki buna masdar yerine konmu\u015f isim denilmi\u015ftir. Ancak \u015f\u00f6yle bir sorunun sorulmas\u0131 gerekir: nin yerine kondu\u011fu masdar nedir? Tesbih masdar\u0131, tenzih ve takdis gibi tefil \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcndedir. Bunda tesbih olunan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n vasf\u0131 ise, nezahet (pakl\u0131k) ve mukaddeslik gibi Allah&#8217;tan ayr\u0131lmayan bir m\u00e2n\u00e2 olmas\u0131 yara\u015f\u0131r. Bundan dolay\u0131 Eb\u00fbs-Suud&#8217;un da nakletti\u011fi, tarzda, burada yi tenzih ile de\u011fil, &#8220;Allah z\u00e2t\u0131yla noksan vas\u0131flardan uzakt\u0131r ve y\u00fccedir&#8221; diye noksanl\u0131klardan uzakla\u015ft\u0131rmak ile yorumlamak daha anlaml\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Demek ki s\u00fcbhan, tesbihin \u00fc\u00e7 harfli masdar\u0131 de\u011fil ise, onun yerine konmu\u015f bir isimdir ki, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131n temizli\u011fini ve kutsall\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade eder. Biz, buna s\u00fcbhaniyyet veya s\u00fcbbuhiyyet diyebiliriz. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00fcbhan Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimlerinden de olur. Ger\u00e7i tesbih masdar\u0131, edilgen olarak masdardan elde edilen m\u00e2n\u00e2 ile tefsir edilirse, yani k\u00f6t\u00fc \u015feylerden uzak olma m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlan\u0131rsa, bu m\u00e2n\u00e2&#8217;ya yakla\u015f\u0131rsa da Allah&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131n temizli\u011finde kesin delil olmayaca\u011f\u0131 i\u00e7in ayn\u0131 de\u011fildir. Tesbih dan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Ve nin failine muz\u00e2f olmas\u0131 daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. Takdir edilen fiili de yerine g\u00f6re takdir olunur. Nitekim &#8220;Ak\u015fama girdi\u011finiz vakit ve sabaha erdi\u011finiz vakit Allah&#8217;\u0131 tesbih edin.&#8221; (R\u00fbm, 30\/17) \u00e2yeti &#8220;Noksan s\u0131fatlardan m\u00fcnezzeh olan Allah&#8217;\u0131 tesbih ediniz &#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile emir m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir.<\/p>\n<p>Hazreti Peygamberden rivayet edilen bir hadiste &#8220;O&#8217;nun y\u00fcz\u00fcn\u00fcn s\u00fcbuhat\u0131 yakt\u0131&#8221; (1) diye ge\u00e7mi\u015ftir ki, bunu baz\u0131lar\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n y\u00fcz\u00fcn\u00fcn nurlar\u0131, g\u00fczelli\u011fi; baz\u0131lar\u0131 da Allah&#8217;\u0131n y\u00fcceli\u011fi ve ululu\u011fu ile tefsir etmi\u015flerdir. Bununla birlikte bunda da a\u00e7\u0131k olan m\u00e2n\u00e2 &#8220;Allah&#8217;\u0131n noksan vas\u0131flardan uzak olma tecellileri&#8221; demek olmas\u0131d\u0131r. Konumuzla ilgili olan bu hadis, \u0130bn\u00fc&#8217;l-Esir&#8217;in &#8220;en-Nih\u00e2ye f\u00ee Garibi&#8217;l-Hadis&#8221;de nakletti\u011fine g\u00f6re \u015f\u00f6yledir: &#8220;Yani Cibril (a.s) dedi ki, Allah&#8217;\u0131n ar\u015f\u0131 \u00f6n\u00fcnde yetmi\u015f perdesi vard\u0131r. Biz bu perdelerden birine yakla\u015fsak Rabbimizin y\u00fcz\u00fcn\u00fcn nurlar\u0131 bizi hemen yakard\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>Di\u011fer bir hadiste &#8220;Yani, nur veya ate\u015f perdesi vard\u0131r. Onu a\u00e7sa y\u00fcz\u00fcn\u00fcn s\u00fcb\u00fch\u00e2t\u0131 g\u00f6z\u00fc ili\u015fen her \u015feyi hemen yakard\u0131.&#8221; Nitekim &#8220;Rabbi o da\u011fa tecelli edince, onu yer ile bir etti. Musa da bay\u0131larak yere d\u00fc\u015ft\u00fc.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/143). Sonra bu s\u00fbrenin b\u00f6yle m\u00fckemmel ve y\u00fcksek bir tesbih ve tenzih ile ba\u015flamas\u0131, daha sonra zikredilecek hayret verici i\u015flerin \u00f6nemi ile ilgilidir. Bunda birinci olarak, ak\u0131llara hayret veren imkanlar\u0131n \u00fcst\u00fcnde olan \u0130sr\u00e2 hadisesini y\u00fcceltmek ve onu do\u011frulamak i\u00e7in, kalblerin temizlenmesini haz\u0131rlamak ve makam\u0131n nezaketi dolay\u0131s\u0131yla benzetme kuruntular\u0131ndan genellikle korunmay\u0131 hat\u0131rlatma vard\u0131r. \u0130kinci olarak, onu m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6rmeyen dinsizlere kar\u015f\u0131 y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n noksan vas\u0131flardan beri bulundu\u011funu ve dolay\u0131s\u0131yla acizlik ve yalan gibi kusurlardan uzak oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamakta, kudret ve ba\u011f\u0131\u015flamas\u0131n\u0131n y\u00fccelik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ilan etmek vard\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, a\u015fa\u011f\u0131da an\u0131lan Mescid-i Aks\u00e2&#8217;n\u0131n y\u0131k\u0131lmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla da bu tenzihin \u00f6zel bir \u00f6nemi vard\u0131r. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak, genel bir \u015fekilde bu s\u00fbrenin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n Allah&#8217;\u0131n temiz ve kusursuz olmas\u0131 ile ilgisine i\u015faret vard\u0131r.<\/p>\n<p>Evet O, \u00f6yle bir S\u00fcbhand\u0131r ki kulunu ona ibadet etmekle se\u00e7kin olan, bilinen \u00f6zel kulunu, yani Muhammed Mustafa (s.a.v)&#8217;y\u0131 geceleyin, yani bir gecenin az bir k\u0131sm\u0131nda Mesc\u00eed-i Haram&#8217;dan, -Mescid-i haram, Ka&#8217;beyi ku\u015fatan ve Harem-i \u015eerif denilen camidir. Bunun etraf\u0131n\u0131 ku\u015fatan yer de \u00f6zel ve belirli s\u0131n\u0131rlara kadar Harem&#8217;dir.- O Harem-i \u015eerif i\u00e7inden veya etraf\u0131ndan Mescid-i Aks\u00e2&#8217;ya -ki beyt\u00fc&#8217;l-makdis&#8217;tir- geceleyin g\u00f6t\u00fcrd\u00fc. O Mescid-i Aks\u00e2 ki, etraf\u0131n\u0131 m\u00fcbarek k\u0131ld\u0131k, yani \u00e7evresini din ve d\u00fcnya bereketleriyle bereketlendirdik. \u00c7\u00fcnk\u00fc Musa (a.s.) dan \u0130sa (a.s)&#8217;ya kadar vahyin ini\u015f yeri ve peygamberlerin ibadetg\u00e2h\u0131 olmu\u015f, hem de nehirler ve a\u011fa\u00e7lar, \u00e7i\u00e7ekler ve meyvelerle donanm\u0131\u015f idi. Bu defa da \u0130sr\u00e2 \u015ferefi ile bereketli k\u0131l\u0131nd\u0131.<\/p>\n<p>MESC\u0130D-\u0130 AKS\u00c2: Kud\u00fcs&#8217;deki &#8220;Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis&#8221;dir. Nitekim \u0130sr\u00e2 hadisinde de &#8220;Burak&#8217;a bindim Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis&#8217;e vard\u0131m&#8221; diye ge\u00e7mi\u015ftir. Bunun etraf\u0131 da, Kud\u00fcs ve civar\u0131 demek olur. \u015eif\u00e2-i \u015eerif \u015ferhinde Aliyy\u00fc&#8217;l-K\u00e2r\u00ee, D\u00fclc\u00ee&#8217;den naklederek \u015f\u00f6yle bir hadis rivayet eder: &#8220;Allah, Ari\u015f ile F\u0131rat aras\u0131n\u0131 m\u00fcbarek (bereketli) k\u0131lm\u0131\u015f ve \u00f6zellikle Filistini mukaddes k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki \u00e2yetin bu b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131stan birinci \u015fah\u0131sa ge\u00e7me sanat\u0131 meydana gelmi\u015f ve bu iltifat (hitab\u0131n y\u00f6n\u00fcn\u00fc de\u011fi\u015ftirme sanat\u0131) ile \u0130sr\u00e2 hikmeti \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r:<\/p>\n<p>Gece yolculu\u011funa \u00e7\u0131kartt\u0131k ki, ona baz\u0131 \u00e2yetlerimizi g\u00f6stermek i\u00e7in, yani b\u00fcy\u00fck acaib \u015feylerimizden g\u00f6sterece\u011fimizi g\u00f6stermek; Mirac&#8217;a \u00e7\u0131karmak i\u00e7in. &#8220;Ger\u00e7ekten Rabbinin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n en b\u00fcy\u00fck \u00e2yetlerini g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr.&#8221; (Necm, 53\/18). Buhar\u00ee ve di\u011fer hadis kitaplar\u0131nda sahih rivayetlerle rivayet edildi\u011fi \u00fczere, Hz. Peygamber (s.a.v) Burak ile Beyt\u00fc&#8217;l Makdis&#8217;e vard\u0131ktan sonra oradaki b\u00fcy\u00fck ve sert kayadan g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131. Her bir g\u00f6kte peygamberlerden biriyle g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fc, nice nice melekler g\u00f6rd\u00fc. Cennet ve cehennemin durumlar\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc, Sidre-i M\u00fcnteh\u00e2&#8217;ya ge\u00e7ti, Allah&#8217;\u0131n melek\u00fbt \u00e2leminden bir \u00e7ok acaib \u015feyler g\u00f6rd\u00fc. (Necm S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015ftaraf\u0131ndaki \u00e2yetlerin tefsirine bkz.). Nihayet be\u015f vakit namaz\u0131n farz k\u0131l\u0131nmas\u0131 emri ile ayn\u0131 gecede geri d\u00f6nd\u00fc. Sabahleyin Mescid-i Haram&#8217;a \u00e7\u0131k\u0131p Kurey\u015f&#8217;e haber verdi. Hayret etmek ve kabul etmemekten kimi el \u00e7\u0131rp\u0131yor, kimi elini ba\u015f\u0131na koyuyordu. \u0130man etmi\u015f olanlardan baz\u0131lar\u0131 d\u00f6n\u00fcp irtid\u00e2d etti (dinden \u00e7\u0131kt\u0131). Birtak\u0131m erkekler Eb\u00fb Bekir&#8217;e ko\u015ftular. Ebu Bekir; &#8220;E\u011fer o, bunu s\u00f6ylediyse \u015f\u00fcphesiz do\u011frudur&#8221; dedi. Onlar: &#8220;Onu bu konuda da m\u0131 tasdik ediyorsun?&#8221; dediler. O da: &#8220;Ben onu bundan daha \u00f6tesinde tasdik ediyorum, sabah ak\u015fam g\u00f6kten getirdi\u011fi haberleri yani peygamberli\u011fini tasdik ediyorum&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine kendisine S\u0131dd\u0131k unvan\u0131 verildi. Kurey\u015fliler i\u00e7inde Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis&#8217;i o zamanki haliyle bilenler vard\u0131. Bunlar, onun vas\u0131flar\u0131 ve durumuyla ilgili sorular sordular, tan\u0131mlamas\u0131n\u0131 istediler. Derhal Hz. Peygambere Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis g\u00f6sterildi. Bunun \u00fczerine ona bak\u0131p anlat\u0131yordu. &#8220;Ger\u00e7i Beyt\u00fcl-Makdis&#8217;i tan\u0131mlamada isabet etti.&#8221; dediler. Sonra: &#8220;Haydi bakal\u0131m bizim kervandan haber ver, o bizce daha \u00f6nemlidir, onlardan bir \u015feyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131n m\u0131?&#8221; dediler. Peygamber (s.a.v) &#8220;Evet, falancan\u0131n kervanlar\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131m, Revh\u00e2&#8217;da idi. Bir deve kaybetmi\u015fler ar\u0131yorlard\u0131. Y\u00fcklerinde bir su kadehi vard\u0131. Susad\u0131m onu al\u0131p su i\u00e7tim ve yine eskiden oldu\u011fu gibi yerine koydum. Geldiklerinde sorun bakal\u0131m kadehte suyu bulmu\u015flar m\u0131?&#8221; buyurdu. &#8220;Bu da di\u011fer bir al\u00e2mettir&#8221; dediler. Sonra say\u0131lar\u0131n, y\u00fcklerini ve g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015flerini sordular. Bu defa da kervan oldu\u011fu gibi Hz. Peygambere g\u00f6sterildi ve sorduklar\u0131n\u0131n hepsine cevap verdi ve buyurdu ki: &#8220;\u0130\u00e7lerinde falan ve falan \u00f6nde, boz renkte bir deve \u00fczerinde dikilmi\u015f iki harar oldu\u011fu halde falan g\u00fcn g\u00fcne\u015fin do\u011fmas\u0131 ile beraber gelirler&#8221;. Bunun \u00fczerine: &#8220;Bu da di\u011fer bir \u00e2yettir&#8221; dediler ve o g\u00fcn h\u0131zla Seniyye&#8217;ye do\u011fru \u00e7\u0131kt\u0131lar. G\u00fcne\u015f ne zaman do\u011facak da onu yalanc\u0131 \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131z diye bak\u0131yorlard\u0131. Derken i\u00e7lerinden birisi: &#8220;G\u00fcne\u015f do\u011fdu!&#8221; diye hayk\u0131rd\u0131. Di\u011fer birisi de: &#8220;\u0130\u015fte kervan geliyor, \u00f6n\u00fcnde boz bir deve ve i\u00e7lerinde falan ve falan da var, t\u0131pk\u0131 (Hz. Muhammed&#8217;in) dedi\u011fi gibi&#8221; dedi. B\u00f6yle oldu\u011fu halde yine iman etmediler de: &#8220;Bu apa\u00e7\u0131k bir b\u00fcy\u00fcd\u00fcr.&#8221; (Neml, 27\/13; Saff, 61\/6) dediler. (Mirac\u0131n etrafl\u0131ca a\u00e7\u0131klamas\u0131 i\u00e7in hadis kitaplar\u0131na m\u00fcracaat edilmelidir.)<\/p>\n<p>Baz\u0131lar\u0131 g\u00f6\u011fe y\u00fckselmenin de &#8220;Burak&#8221; \u00fczerinde meydana geldi\u011fini s\u00f6ylemi\u015fler ise de ger\u00e7ek olan \u015fudur: Mescid-i Aks\u00e2&#8217;ya kadar \u0130sr\u00e2 (gece yolculu\u011fu) Burak ile olmu\u015f. Ondan sonra Mirac, asans\u00f6r kurulmu\u015ftur. Ebu Sa&#8217;\u00eed-i Hudr\u00ee&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere Resulullah buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Beyt\u00fc&#8217;l-Mak-dis&#8217;te olanlar\u0131 bitirdi\u011fim zaman Mirac getirildi ki, ben ondan g\u00fczel bir \u015fey g\u00f6rmedim. Ve o, odur ki, \u00f6l\u00fcn\u00fcz can \u00e7eki\u015fme vaktinde g\u00f6zlerini ona diker. Arkada\u015f\u0131m, beni, onun i\u00e7inde kap\u0131lardan bir kap\u0131ya ula\u015f\u0131ncaya kadar \u00e7\u0131kard\u0131 ki, ona &#8220;Koruyucu melekler kap\u0131s\u0131&#8221; denir. Koruyucular kap\u0131s\u0131, g\u00f6k koruyucular\u0131n\u0131n bekledi\u011fi d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fc kap\u0131s\u0131d\u0131r. Nitekim bu konuda &#8220;Ve onu, her kovulmu\u015f \u015feytandan koruduk&#8221; (Hicr, 15\/17) buyurulmu\u015ftu. Ve Ebu Sa&#8217;\u00eed-i H\u00fcdr\u00ee&#8217;nin di\u011fer bir rivayetinde \u015fu detayl\u0131 a\u00e7\u0131klama vard\u0131r: &#8220;Sonra Mirac getirildi -ki insanlar\u0131n ruhu onda g\u00f6\u011fe y\u00fckselir Bakt\u0131m ki, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm \u015feylerin en g\u00fczeli; g\u00f6rmez misin \u00f6lmek \u00fczere olan kimse, ona nas\u0131l g\u00f6z\u00fcn\u00fc diker? Bunun \u00fczerine d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fc kap\u0131s\u0131na kadar y\u00fckseltildik. Cebrail kap\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131lmas\u0131n\u0131 istedi.&#8221;O kimdir?&#8221; denildi. &#8220;Cibril&#8221; dedi. &#8220;Yan\u0131ndaki kim?&#8221; denildi. &#8220;Muhammed&#8221; dedi. &#8220;\u00d6yle mi? O Peygamber olarak g\u00f6nderildi mi?&#8221; denildi. O, &#8220;evet&#8221; dedi. Hemen kap\u0131y\u0131 a\u00e7t\u0131lar ve beni selamlad\u0131lar. Bir de ne bakay\u0131m g\u00f6revli bir melek g\u00f6rd\u00fcm ki g\u00f6\u011f\u00fc koruyor ve ona \u0130smail deniliyor, emrinde yetmi\u015fbin melek ve her birinin emrinde y\u00fczbin melek var. &#8220;Burada Resulullah (s.a.v) \u015fu \u00e2yeti okudu: &#8220;Rabbinin ordular\u0131n\u0131 ancak kendisi bilir&#8221; (M\u00fcddessir, 74\/31) ve buyurdu ki: Derken bir adam ile beraberim ki, \u015fekli Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnk\u00fc gibi, ondan hi\u00e7bir \u015fey de\u011fi\u015fmemi\u015f, kendisine soyundan olan insanlar\u0131n ruhu arzediliyor: &#8220;M\u00fcmin ruhu, ho\u015f ruh, ho\u015f kokuludur. Bunun kitab\u0131n\u0131 (iyilerin defterin)de k\u0131l\u0131n&#8221; diyor. &#8220;K\u00e2fir ruhu ise; k\u00f6t\u00fc ruh, k\u00f6t\u00fc kokuludur. Bunun kitab\u0131n\u0131 (k\u00f6t\u00fclerin defterin) de k\u0131l\u0131n&#8221; diyor. &#8220;Ey Cibril! bu kim?&#8221; dedim. &#8220;Baban \u00c2dem&#8221; dedi. Ve o, bana selam verdi, g\u00f6nl\u00fcm\u00fc ald\u0131, hay\u0131r ile dua etti &#8220;Ho\u015f geldin salih peygamber ve salih evlad&#8221; dedi. Sonra bakt\u0131m bir toplum g\u00f6rd\u00fcm ki, dudaklar\u0131 deve duda\u011f\u0131 gibiydi. Onlara bir tak\u0131m memurlar g\u00f6revlendirilmi\u015fti, dudaklar\u0131n\u0131 kesiyorlar ve a\u011f\u0131zlar\u0131na ate\u015ften bir ta\u015f koyuyorlar, bu ta\u015flar makadlar\u0131ndan \u00e7\u0131k\u0131yordu. &#8220;Ey Cibril! Bunlar kimler?&#8221; dedim. O: &#8220;Yetimlerin mallar\u0131n\u0131 haks\u0131zl\u0131kla yiyenlerdir&#8221; dedi. Sonra bakt\u0131m bir toplum vard\u0131 ki, derilerinden s\u0131r\u0131m kesiliyor ve a\u011f\u0131zlar\u0131na t\u0131k\u0131l\u0131yor. Ve yedi\u011finiz gibi yiyiniz deniliyor. Ve bu onlara en i\u011fren\u00e7 bir \u015fey oluyor. &#8220;Ey Cibril! Bunlar kimler?&#8221; dedim. &#8220;Bunlar o ko\u011fucular, fitnecilerdir ki, insanlar\u0131n etlerini yerler ve s\u00f6vmek ile \u0131rz ve namuslar\u0131na sald\u0131r\u0131rlar.&#8221; dedi. Sonra bakt\u0131m bir toplum var ki, \u00f6nlerine bir sofra kurulmu\u015f, \u00fczerinde benim g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm etlerin en g\u00fczellerinden kebaplar var, etraflar\u0131nda da le\u015fler var. Onlar, o g\u00fczel etleri b\u0131rak\u0131p bu le\u015flerden yeme\u011fe ba\u015flad\u0131lar. &#8220;Bunlar kim? Ey Cebrail!&#8221; dedim. O: &#8220;Bunlar zinakarlar&#8221; dedi. &#8220;Allah&#8217;\u0131n helal k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 b\u0131rak\u0131rlar da haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 yerler.&#8221; Sonra bakt\u0131m bir toplum var ki, kar\u0131nlar\u0131 evler gibidir. Bunlar Firavun ailesinin yolu \u00fczerinde bulunuyor. Firavun ailesi sabah ve ak\u015fam ate\u015fe at\u0131l\u0131rken bunlara u\u011fruyor, u\u011frad\u0131 m\u0131 bunlar bir f\u0131rl\u0131yorlar, f\u0131rlay\u0131nca her biri karn\u0131n\u0131n a\u011f\u0131r basmas\u0131 ile d\u00fc\u015f\u00fcyor ve bunun \u00fczerine Firavun ailesi bunlar\u0131 ayaklar\u0131yla \u00e7i\u011fniyorlar. &#8220;Ey Cibril! Bunlar kimler?&#8221; dedim&#8230; Dedi ki: &#8220;Bunlar, kar\u0131nlar\u0131nda faiz yiyenlerdir. &#8220;onlar\u0131n misali kendisini \u015feytan \u00e7arpm\u0131\u015f olan kimse gibidir&#8221;. Sonra birtak\u0131m kad\u0131nlar memelerinden as\u0131lm\u0131\u015f ve birtak\u0131m kad\u0131nlar, ba\u015f a\u015fa\u011f\u0131 ayaklar\u0131ndan as\u0131lm\u0131\u015f. &#8220;Ey Cibril! Bunlar kimler?&#8221; dedim. O: &#8220;Bunlar zina eden ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcren kad\u0131nlard\u0131r&#8221; dedi. Sonra ikinci g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131kt\u0131k. Orada Yusuf ile bulu\u015ftum.<\/p>\n<p>\u00dcmmetinden kendine tabi olanlar da etraf\u0131nda idi. Y\u00fcz\u00fc, ay\u0131n ond\u00f6rd\u00fcndeki dolunay gibiydi. Bana selam verdi, ho\u015f geldin dedi. Sonra \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00f6\u011fe ge\u00e7tik. Orada iki teyzeo\u011flu; Yahya ve \u0130sa ile bulu\u015ftum. Giyimleri ve sa\u00e7 sakallar\u0131 birbirine benziyordu. Bana selam verdiler. Ho\u015f geldin dediler. Sonra d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc g\u00f6\u011fe ge\u00e7tik. \u0130dris ile bulu\u015ftum. Bana selam verdi, ho\u015fgeldin dedi. Nitekim y\u00fcce Allah: &#8220;Biz onu y\u00fcce bir yere y\u00fckselttik&#8221; (Meryem, 19\/57) buyurmu\u015ftur. Sonra be\u015finci g\u00f6\u011fe ge\u00e7tik. Orada milletine sevdirilmi\u015f olan Harun ile bulu\u015ftum. Etraf\u0131nda \u00fcmmetinden bir\u00e7ok tabileri vard\u0131, uzun sakall\u0131 idi. Sakal\u0131 hemen hemen g\u00f6be\u011fine de\u011fecekti. Beni selamlad\u0131, ho\u015fgeldin dedi. Sonra alt\u0131nc\u0131 g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131kt\u0131k, Orada Musa b. \u0130mran ile bulu\u015ftum. \u00c7ok k\u0131ll\u0131 idi. \u00dczerinde iki g\u00f6mlek olsayd\u0131 k\u0131llar\u0131 onlardan \u00e7\u0131kard\u0131. Musa dedi ki: &#8220;\u0130nsanlar beni &#8220;Allah kat\u0131nda en \u015ferefli olan yarat\u0131k&#8221; diye iddia ederler. Bu ise Allah kat\u0131nda benden yaln\u0131z daha \u015ferefli olsayd\u0131 ald\u0131r\u0131\u015f etmezdim. Fakat her peygamber \u00fcmmetinden kendine uyanlarla beraberdir. &#8220;Sonra yedinci g\u00f6\u011fe ge\u00e7tik. Ben, orada \u0130brahim ile bulu\u015ftum. S\u0131rt\u0131n\u0131 Beyt-i Ma&#8217;mur&#8217;a dayam\u0131\u015ft\u0131. Beni selamlad\u0131 &#8220;Salih Peygamber ve Salih evlad ho\u015f geldin&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine bana denildi ki: &#8220;\u0130\u015fte senin yerin ve \u00fcmmetinin yeri.&#8221; Sonra Resulullah &#8220;Ger\u00e7ekten \u0130brahim&#8217;e insanlar\u0131n en yak\u0131n\u0131, zaman\u0131nda ona tabi olanlarla \u015fu Peygamber (Hz. Muhammed) ve ona iman edenlerdir. Allah m\u00fcminlerin yard\u0131mc\u0131s\u0131d\u0131r.&#8221; (Al-i \u0130mran, 3\/68) \u00e2yetini tilavet etti ve buyurdu ki: &#8220;Sonra Beyt-i Ma&#8217;mur&#8217;a girdim, i\u00e7inde namaz k\u0131ld\u0131m. Ona her g\u00fcn yetmi\u015fbin melek girer, K\u0131yamete kadar geri de d\u00f6nmezler. Sonra bakt\u0131m bir a\u011fa\u00e7 var ki bir yapra\u011f\u0131 bu \u00fcmmeti b\u00fcr\u00fcr. Bunun k\u00f6k\u00fcnde bir kaynak ak\u0131yor, iki kola ayr\u0131l\u0131yordu. &#8220;Ey Cibril! Bu nedir?&#8221; dedim. O: &#8220;\u015eu rahmet nehri, \u015fu da Allah&#8217;\u0131n sana verdi\u011fi Kevser&#8217;dir&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine rahmet nehrinde y\u0131kand\u0131m, ge\u00e7mi\u015f ve gelecek g\u00fcnahlar\u0131m ba\u011f\u0131\u015fland\u0131. Sonra Kevser&#8217;in ak\u0131\u015f istikametini tuttum ve nihayet cennete girdim. Bir de ne bakay\u0131m orada hi\u00e7bir g\u00f6z\u00fcn g\u00f6rmedi\u011fi, kula\u011f\u0131n i\u015fitmedi\u011fi, insan kalbine gelmeyen \u015feyler var. Sonra y\u00fcce Allah bana emrini emretti ve elli namaz farz k\u0131ld\u0131. Ondan sonra Musa&#8217;ya u\u011frad\u0131m. &#8220;Rabbin ne emretti?&#8221; dedi. &#8220;\u00dczerime elli namaz farz k\u0131ld\u0131&#8221; dedim. O: &#8220;D\u00f6n, azaltmas\u0131 i\u00e7in Rabbine yalvar. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00fcmmetin bunun alt\u0131ndan kalkamaz&#8221; dedi. Rabbime d\u00f6nd\u00fcm, azaltmas\u0131 i\u00e7in yalvard\u0131m. O benden on vakit namaz indirdi. Sonra Musa&#8217;ya d\u00f6nd\u00fcm. Bu \u015fekilde Musa&#8217;ya u\u011frad\u0131k\u00e7a Rabbime d\u00f6n\u00fcyordum. Sonunda be\u015f vakit namaz farz k\u0131ld\u0131. Musa, yine: &#8220;Rabbine d\u00f6n, azaltmas\u0131n\u0131 iste&#8221; dedi. Ben: &#8220;\u00c7ok m\u00fcracaat ettim, art\u0131k utand\u0131m.&#8221; dedim. Bunun \u00fczerine bana denildi ki: Sana bu be\u015f vakit namaz, elli namazd\u0131r. Bir iyilik on kat\u0131 iledir. Her kim iyilik yapmaya gayret eder de onu i\u015flemezse, onu bir iyilik yaz\u0131l\u0131r, i\u015fleyene de on iyilik yaz\u0131l\u0131r. Her kim de bir g\u00fcnah yapmaya te\u015febb\u00fcs eder de i\u015flemezse bir \u015fey yaz\u0131lmaz, i\u015flerse bir g\u00fcnah yaz\u0131l\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>K\u00fct\u00fcb-i sitte (Alt hadis kitab\u0131) ve di\u011fer hadis kitaplar\u0131nda Mirac hadislerinin bir\u00e7ok rivayetleri vard\u0131r. Bu nakletti\u011fimiz hadisin senedleri de \u0130bn\u00fc Cerir tefsirinde zikredilmi\u015ftir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bunda d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fcne kadar y\u00fckselmenin Mirac ile ilgili oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilmi\u015f, daha ilerisinde ise muhtemeldir. Fakat Al\u00e2\u00ee Tefsiri&#8217;nden \u00c2l\u00fbs\u00ee&#8217;nin nakletti\u011fine g\u00f6re, Resulullah&#8217;\u0131n \u0130sra gecesi biniti be\u015f tane idi. Birincisi Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis&#8217;e kadar Burak. \u0130kincisi d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fcne kadar Mi&#8217;rac; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc yedinci g\u00f6\u011fe kadar meleklerin kanatlar\u0131; d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc Sidre-i M\u00fcnteha&#8217;ya kadar Cibril&#8217;in kanad\u0131; be\u015fincisi K\u00e2be Kavseyn&#8217;e (Mirac gecesi iki yay aras\u0131 kadar Allah&#8217;a yakla\u015fmas\u0131na) kadar Refref (manev\u00ee bir binek)<\/p>\n<p>Ger\u00e7i Allah&#8217;\u0131n kudretine g\u00f6re bu vas\u0131talara gerek yoktur. Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fini bir anda herhangi bir yere ula\u015ft\u0131rmaya g\u00fcc\u00fc yeter. Fakat b\u00fct\u00fcn bunlar, \u00e2yetlerini g\u00f6stermek ve ikram\u0131n\u0131 ortaya koymak c\u00fcmlesinden say\u0131l\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Ona \u00e2yetlerimizden g\u00f6sterelim diye&#8221; ifadesi gere\u011fince \u0130sr\u00e2&#8217;n\u0131n hikmeti \u00e2yetleri (al\u00e2metleri) g\u00f6stermektedir. Tefsircilerden baz\u0131lar\u0131 g\u00f6k cisimlerinin hareketlerinin s\u00fcratlerinden bilimsel misaller getirerek \u0130sr\u00e2 ve Mirac&#8217;daki s\u00fcratli y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fc ak\u0131llara yakla\u015ft\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flard\u0131r. Fakat do\u011frudan do\u011fruya il\u00e2h\u00ee \u00e2yetlerden olan bir harika, tabi\u00ee bir g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 ile a\u00e7\u0131klanabilmekten uzakt\u0131r. Tabi\u00ee bir tasar\u0131, benzerlerine g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcnmek demektir. Halbuki benzeri g\u00f6r\u00fclmemi\u015f bir olay\u0131 benzerleri ile d\u00fc\u015f\u00fcnmeye kalk\u0131\u015fmak \u00e7eli\u015fki olur. O, ancak m\u00fc\u015fahede veya haber ile bilinir. Ger\u00e7i \u0130sr\u00e2&#8217;y\u0131 iyice tetkik edebilmek i\u00e7in Burak hadisi bize bir d\u00fc\u015f\u00fcnce prensibini vermiyor de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Burak kelimesinin berk (y\u0131ld\u0131r\u0131m) maddesinden t\u00fcremi\u015f oldu\u011fu apa\u00e7\u0131kt\u0131r. Peygamberimizin hadisinde onun tan\u0131mlanmas\u0131 \u015fu \u015fekildedir: &#8220;Boyu merkebden b\u00fcy\u00fck, kat\u0131rdan k\u00fc\u00e7\u00fck bir hayvand\u0131r ki, aya\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6z\u00fcn\u00fcn (g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc yerin) son noktas\u0131na basar&#8221;. Bu ise \u015fim\u015fek ve elektrik s\u00fcratini anlat\u0131r. Biz bu prensiple \u0130sr\u00e2&#8217;n\u0131n s\u00fcratini bir dereceye kadar d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve b\u00f6yle bir nakliye vas\u0131tas\u0131 \u00fczerine binenin elektrikten etkilenmeyerek hi\u00e7 sars\u0131lmaks\u0131z\u0131n tam s\u00fckunet ve huzur i\u00e7inde mesafeyi katlayabilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz. Ve bu \u015fekilde Burak ve Mirac vas\u0131talar\u0131n\u0131n \u00f6zel olarak tahsisine bir hikmet y\u00f6n\u00fc de d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz. Fakat b\u00fct\u00fcn bunlar, en fazla noksan ak\u0131ldan tam akla yakla\u015ft\u0131racak iman delilleri olabilir. Yoksa yer, zaman, hareket, ruh nitelikleri meselelerinin mahiyetiyle ilgili bulunan ve y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n kudretinin en b\u00fcy\u00fck \u00e2yetlerinden olan Mirac mucizesi \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcnmek, akl\u0131n anlay\u0131\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnden \u00e7ok y\u00fcksektir. Onun i\u00e7in demi\u015flerdir ki o Mirac nitelendirilemeyecek kadar y\u00fccedir. Bu konuda \u015fundan ba\u015fka ne s\u00f6ylenebilir? O, her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeten ve sevendir. Hi\u00e7bir \u015fey O&#8217;nu aciz b\u0131rakamaz. Nurundan yaratt\u0131\u011f\u0131 dostunu (Hz. Muhammed&#8217;i) ziyaretine davet etmi\u015f, meleklerinin ileri gelenlerinden g\u00f6nderdiklerini g\u00f6ndermi\u015f. Cibril, binitinin \u00f6zengisini, Mikail de yular\u0131n\u0131 tutmu\u015f. Nihayet bir s\u0131n\u0131ra kadar varm\u0131\u015f, sonra da noksan s\u0131fatlardan m\u00fcnezzeh olan y\u00fcce Allah, diledi\u011fi \u015fekilde o i\u015fi kendisi \u00fcslenmi\u015f. \u015eimd\u00f8 O Allah&#8217;\u0131n dostuna uzun gelecek hangi mesafe ve nurlu cesedine engel olacak hangi cisim d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir?<\/p>\n<p>&#8220;Huzv\u00e2&#8217;y\u0131 ge\u00e7, orada lat\u00eef bir \u00e2lem vard\u0131r ki Ruhlar onun cesetlerinin kal\u0131nt\u0131lar\u0131ndand\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Fars\u00e7a bir \u015fiirde \u015f\u00f6yle denilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;Renk Onu, yani Muhammed (s.a.v.)&#8217;i \u00e2yetlerimizden g\u00f6stermemiz i\u00e7in geceleyin y\u00fcr\u00fctt\u00fck. Bu \u015fekilde Mirac, Peygambere \u00e2yet g\u00f6stermekten ibaret de\u011fil, Peygamberin kendisini bir \u00e2yet olarak k\u00e2inata g\u00f6stermek olmu\u015ftur. Ger\u00e7ekten Necm S\u00fbresi&#8217;nin ini\u015fi daha \u00f6nce oldu\u011funa g\u00f6re, Peygamber hakk\u0131nda; &#8220;Andolsun, O, Rabbinin \u00e2yetlerinden en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6rd\u00fc&#8221; (Necm, 53\/18) anlam\u0131 daha \u00f6nce ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir. Ve o, kendisi Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerinden en b\u00fcy\u00fck bir \u00e2yettir. Ve \u0130sr\u00e2&#8217;n\u0131n hikmeti de ona g\u00f6stermeden \u00e7ok, onu g\u00f6stermeye daha uygundur.<\/p>\n<p>Muhakkak ki, ancak o, her\u015feyi i\u015fiten ve her\u015feyi g\u00f6rendir. Tefsircilerin \u00e7o\u011fu, bu zamiri y\u00fcce Allah&#8217;a i\u015faret etmek \u00fczere tefsir etmi\u015fler ve me\u00e2lini \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r: O noksan s\u0131fatlardan m\u00fcnezzeh zatt\u0131r ki, ancak o, kulunun gizli ve a\u00e7\u0131k b\u00fct\u00fcn hallerini ger\u00e7ek anlamda g\u00f6ren ve haberdar olan ve bundan dolay\u0131, bu y\u00fcksek makama ehil ve lay\u0131k oldu\u011funu bilendir. Onun i\u00e7in bu makam\u0131 ona tahsis etmi\u015f ve ona bu \u015fekilde ikramda bulunmu\u015ftur. Bu \u015fekilde \u00e2yet, g\u0131yabdan (\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131stan) birinci \u015fah\u0131sa iltifat (\u00e7evirme) ile ba\u015flam\u0131\u015f ve birinci \u015fah\u0131stan \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131sa iltifat ile son bulmu\u015f olur. Ayn\u0131 zamanda k\u00e2firlere kar\u015f\u0131 bir tehdid m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da gerektirir. Ebu&#8217;l-Bek\u00e2&#8217;n\u0131n nakletti\u011fine g\u00f6re, baz\u0131 tefsirciler de zamirin Peygambere i\u015faret etti\u011fini s\u00f6ylemi\u015f ve \u00e2yetin me\u00e2linde demi\u015ftir ki: &#8220;Ger\u00e7ekten s\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fc i\u015fiten ve zat\u0131m\u0131z\u0131 g\u00f6ren yaln\u0131z o kuldur&#8221;. Bu \u015fekilde \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131sa iltifat yoktur. Ve \u00e2yet, zahirine g\u00f6re yorumlanm\u0131\u015ft\u0131r. Ancak &#8220;zat\u0131m\u0131z\u0131 g\u00f6ren&#8221; diye tefsir etmek i\u00e7in a\u00e7\u0131k bir ipucu yoktur. &#8220;O g\u00f6sterdi\u011fimiz \u00e2yetleri g\u00f6ren&#8221; demek daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bununla birlikte T\u0131yb\u00ee demi\u015ftir ki: &#8220;Zamirin b\u00f6yle iki ayr\u0131 yoruma muhtemel olarak gelmesinin s\u0131rr\u0131, Hz. Peygamberin y\u00fcce Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmesi ve noksan s\u0131fatlardan m\u00fcnezzeh olan Allah&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fcn\u00fc i\u015fitmesi ve ancak, &#8220;Benim yard\u0131m\u0131mla i\u015fitir ve benim yard\u0131m\u0131mla g\u00f6r\u00fcr.&#8221; Hadisi \u015ferifin m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere oldu\u011funa i\u015faret olsa gerektir. (Yunus S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Ya da o kulaklara ve g\u00f6zlere kim sahiptir?&#8221; (\u00e2yetin tefsirine bkz. 10\/31)<\/p>\n<p>\u015eimdi \u0130sr\u00e2&#8217;dan bahsedilirken mutlaka Hz. Musa&#8217;n\u0131n mikat\u0131 (Onun i\u00e7in belirlenen zaman) hat\u0131rlanacakt\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla Musa&#8217;n\u0131n: &#8220;Sen asla beni g\u00f6remeyeceksin.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/143) hitab\u0131 ile kar\u015f\u0131land\u0131\u011f\u0131 &#8220;Musa, tayin etti\u011fimiz vakitte bizimle bulu\u015fmaya geldi\u011finde&#8230;&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/143) \u00e2yeti ile Hz. Muhammed&#8217;i Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmeye g\u00f6t\u00fcren bu \u0130sr\u00e2 \u00e2yeti aras\u0131nda bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, Allah ile konu\u015fan Hz. Musa&#8217;n\u0131n makam\u0131 ile, Allah&#8217;\u0131n habibi Hz. Muhmmed&#8217;in makam\u0131 aras\u0131ndaki fark a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131l\u0131r. Buna i\u015faret etmek \u00fczere s\u00f6z\u00fc \u0130sr\u00e2&#8217;dan Musa&#8217;ya nakletmekle buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>2- Musa&#8217;ya da kitap verdik ve beni b\u0131rak\u0131p ba\u015fkas\u0131n\u0131 vekil edinmeyiniz diye onu \u0130srail o\u011fullar\u0131 i\u00e7in bir hidayet rehberi k\u0131ld\u0131k.<\/p>\n<p>3- Ey Nuh&#8217;la beraber gemiye ta\u015f\u0131yarak kurtard\u0131\u011f\u0131m\u0131z kimselerin soyundan olanlar! Do\u011frusu o \u00e7ok \u015f\u00fckredici bir kuldu.<\/p>\n<p>2- \u015e\u00f6yle diye ki, yani Tevrat&#8217;\u0131n hidayetinin esas\u0131 \u015fu idi ki benden ba\u015fka vekil edinmeyin, i\u015flerinizi havale edecek, benden ba\u015fka Rab tan\u0131may\u0131n.<\/p>\n<p>3-4- Nuh ile beraber y\u00fcklediklerimizin \u00e7ocuklar\u0131. Ey Nuhun g\u00f6zetiminde gemiye bindirip tufandan kurtard\u0131\u011f\u0131m\u0131z birka\u00e7 m\u00fcminin \u00e7ocuklar\u0131!Yani ey bug\u00fcnk\u00fc insanlar! Siz bu asl\u0131n\u0131z\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmelisiniz. Yaln\u0131z bunu d\u00fc\u015f\u00fcnseniz ba\u015fka vekil edinilemeyece\u011fini anlars\u0131n\u0131z. Do\u011frusu o Nuh \u00e7ok \u015f\u00fckreden bir kuldu. Her durumunda \u015f\u00fckrederdi. Yani siz niye nank\u00f6rl\u00fck ediyorsunuz?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>4- Biz \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na Tevrat&#8217;ta \u015fu h\u00fckm\u00fc verdik: &#8220;Muhakkak siz, yery\u00fcz\u00fcnde iki defa fesat \u00e7\u0131karacaks\u0131n\u0131z ve muhakkak b\u00fcy\u00fck bir y\u00fckseli\u015fle y\u00fckseleceksiniz.&#8221;<\/p>\n<p>5- Birincisinin zaman\u0131 gelince,\u00fczerinize g\u00fc\u00e7l\u00fc kuvvetli kullar\u0131m\u0131z\u0131 g\u00f6nderdik. Onlar, evlerin aralar\u0131na girip ara\u015ft\u0131rd\u0131lar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.<\/p>\n<p>6- Sonra sizi tekrar o istilac\u0131lar \u00fczerine galip k\u0131ld\u0131k ve size mallarla ve o\u011fullarla yard\u0131m ettik. Ve toplum olarak sizin say\u0131n\u0131z\u0131 art\u0131rd\u0131k.<\/p>\n<p>7- E\u011fer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmi\u015f olursunuz ve e\u011fer k\u00f6t\u00fcl\u00fck ederseniz yine kendinizedir. Art\u0131k di\u011fer fesad\u0131n\u0131z\u0131n zaman\u0131 gelince, y\u00fczlerinizi \u00fcz\u00fcnt\u00fcye sokmalar\u0131, k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapmalar\u0131 ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyt-i Makdis&#8217;e girmeleri, ele ge\u00e7irdikleri yerleri mahvetmeleri i\u00e7in onlar\u0131 tekrar g\u00f6nderece\u011fiz.<\/p>\n<p>8- Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Ama siz tekrar d\u00f6nerseniz biz de d\u00f6neriz. Cehennemi, k\u00e2firler i\u00e7in ku\u015fat\u0131c\u0131 bir zindan yapt\u0131k.<\/p>\n<p>Biz, kitapta \u0130srail o\u011fullar\u0131na \u015fu h\u00fck\u00fcmleri bildirmi\u015ftik. Muhakkak siz, bu mukaddes toprakta iki defa fesat \u00e7\u0131karacaks\u0131n\u0131z ve muhakkak ki \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir azg\u0131nl\u0131kla ta\u015facaks\u0131n\u0131z. Fesad\u0131n \u00e7\u0131k\u0131\u015f yeri bu olarak.<\/p>\n<p>5- Onlardan birinci fesad\u0131n zaman\u0131 gelince, birinci fesat devrinizin zaman\u0131 olup ceza s\u0131ras\u0131 geldi\u011fi zaman ki, \u0130bn\u00fc \u0130shak&#8217;\u0131n rivayetine g\u00f6re, \u015ea&#8217;ya (a.s.)y\u0131 \u00f6ld\u00fcrd\u00fckleri zamand\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cerir Tefsiri&#8217;nde geni\u015f bir tarzda a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olan bu k\u0131ssa, ibret al\u0131nacak \u00f6\u011f\u00fctleri kapsad\u0131\u011f\u0131ndan burada nakledilmesi faydal\u0131 olacakt\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>\u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;nda bir \u00e7ok olaylar meydana gelmi\u015f, g\u00fcnahlar i\u015flenmi\u015fti. Y\u00fcce Allah, bunlarla onlar\u0131 sorumlu tutmam\u0131\u015f, kendilerine iyilik ve ihsan ile muamele etmi\u015fti. Nihayet, \u0130srailo\u011fullar\u0131 padi\u015fahlar\u0131ndan S\u0131dd\u0131ka ismindeki padi\u015fahlar\u0131 zaman\u0131nda olaylar b\u00fcy\u00fcm\u00fc\u015ft\u00fc. O zaman \u015ea&#8217;ya (a.s) onlara peygamber olarak g\u00f6nderilmi\u015f ve Babil h\u00fck\u00fcmdar\u0131 Sencarib&#8217;in h\u00fccum ve istilas\u0131 bertaraf edilmi\u015fti. \u015ea&#8217;ya b. Emsiya (a.s.) \u0130sa ve Muhammed (a.s)i m\u00fcjdeleyen bir peygamber idi. S\u0131dd\u0131ka, onun vahiy ve nasihatlar\u0131 ile amel etmi\u015f ve ba\u015far\u0131l\u0131 olmu\u015ftu, O vefat edince \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n i\u015fleri kar\u0131\u015fm\u0131\u015f, h\u00fck\u00fcmranl\u0131kta yar\u0131\u015fmaya d\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler, birbirlerini \u00f6ld\u00fcrmeye ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131. \u015ea&#8217;y\u00e2&#8217;y\u0131 dinlemiyorlar, nasihatlar\u0131n\u0131 kabul etmiyorlard\u0131. O vakit, y\u00fcce Allah, \u015ea&#8217;ya (a.s)ya buyurmu\u015f ki: &#8220;Kalk! Kavmin i\u00e7inde senin dilin \u00fczere vahy edece\u011fim&#8221;. Ad\u0131 ge\u00e7en kalkm\u0131\u015f y\u00fcce Allah da onun dilini vahy ile konu\u015fturup buyurmu\u015f ki:<\/p>\n<p>&#8220;Ey g\u00f6k dinle! Ey yer sus! \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2 \u0130srail o\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n durumunu anlatacak.&#8221;<\/p>\n<p>O \u0130srailo\u011fullar\u0131 ki, kendi nimetiyle b\u00fcy\u00fctm\u00fc\u015f, kendisi i\u00e7in se\u00e7mi\u015f, ihsan\u0131 ile se\u00e7kin k\u0131lm\u0131\u015f, kullar\u0131na \u00fcst\u00fcn k\u0131lm\u0131\u015f ve ihsan\u0131yla ba\u015fkalar\u0131na \u00fcst\u00fcn tutulmu\u015ftu. Halbuki onlar, \u00e7oban\u0131 olmayan kaybolmu\u015f davar gibi idiler. \u00d6yle iken \u00fcrkenlerini yat\u0131\u015ft\u0131rd\u0131, kaybolanlar\u0131n\u0131 toplad\u0131, k\u0131r\u0131klar\u0131n\u0131 sard\u0131, hastalar\u0131n\u0131 tedavi etti, zay\u0131flar\u0131n\u0131 semizlendirdi, semizlerini korudu. Bunu yapt\u0131\u011f\u0131 zaman azd\u0131lar, ko\u00e7lar\u0131 tosu\u015fmaya ba\u015flad\u0131, birbirlerini \u00f6ld\u00fcr\u00fcyorlar, hatta k\u0131r\u0131\u011f\u0131 kendine sar\u0131lacak sa\u011flam bir kemik bile kalmad\u0131. Yaz\u0131klar olsun bu hata yapan \u00fcmmete! Yaz\u0131klar olsun \u015fu hata yapan topluma ki, \u00f6l\u00fcm\u00fcn kendilerine nereden geldi\u011fini anlayam\u0131yorlar. Deve bile vatan\u0131n\u0131 hat\u0131rlar da ona d\u00f6ner gelir. E\u015fek bile \u00fczerinde doydu\u011fu ba\u011f\u0131 hat\u0131rlar ve ona geri d\u00f6ner. \u00d6k\u00fcz bile semizlendi\u011fi \u015fenli\u011fi hat\u0131rlar ve ona d\u00f6ner gelir. Bu toplum ise \u00f6k\u00fcz de\u011fil, e\u015fek de\u011fil, ak\u0131l sahipleri olduklar\u0131 halde, \u00f6l\u00fcm\u00fcn kendilerine nereden geldi\u011fini farketmiyorlar. Ben onlara bir misal verece\u011fim, dinlesinler, onlara de ki:<\/p>\n<p>&#8220;Bir zaman bo\u015f, harap, bay\u0131nd\u0131r olmayan \u00f6l\u00fc bir arazi vard\u0131. Ve bunun kuvvetli ve bilgili bir de sahibi vard\u0131. Onu imar etmeye ba\u015flad\u0131. Kendi kuvvetli iken arazisinin harap olmas\u0131n\u0131 veya bilgili iken bo\u015funa harcad\u0131 denilmesini istemedi. Etraf\u0131n\u0131 duvarla \u00e7evirdi, i\u00e7inde sa\u011flam bir k\u00f6\u015fk yapt\u0131, ortas\u0131ndan \u0131rmak ge\u00e7irdi. Zeytinden, nardan, hurmadan, \u00fcz\u00fcmden ve t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc meyvelerin hepsinden cins cins a\u011fa\u00e7lar dikti ve onu kuvvetli, g\u00fcvenilir, g\u00f6r\u00fc\u015f sahibi, \u00e7al\u0131\u015fkan bir korucunun korumas\u0131na emanet b\u0131rakt\u0131, geli\u015fmesini bekledi. Tomurcukland\u0131\u011f\u0131 ve meyveleri ke\u00e7i boynuzu \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman, &#8220;Aman bu ne k\u00f6t\u00fc arazidir! Bunun duvar\u0131n\u0131, k\u00f6\u015fk\u00fcn\u00fc y\u0131kal\u0131m, \u0131rma\u011f\u0131n\u0131 kapayal\u0131m, bek\u00e7isini yakalayal\u0131m, a\u011fa\u00e7lar\u0131n\u0131 yakal\u0131m; eskiden oldu\u011fu gibi harap olsun, imardan iz ve eser kalmas\u0131n&#8221; dediler. Bu davran\u0131\u015f\u0131 nas\u0131ld\u0131r, buna ne dersiniz? Allah buyurdu ki: &#8220;O duvar benim zimmetim (korulu\u011fum), k\u00f6\u015fk \u015feriat\u0131m, nehir kitab\u0131m, koruyucu peygamberim, dikilen a\u011fa\u00e7lar da onlar, o a\u011fa\u00e7lar\u0131n \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 ke\u00e7i boynuzu da onlar\u0131n k\u00f6t\u00fc amelleridir. Ben de onlara, kendi aleyhlerine verdikleri h\u00fck\u00fcmle h\u00fckmettim. O, onlara Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi bir misaldir. Bana s\u0131\u011f\u0131r ve koyun kesmekle yakla\u015fmak istiyorlar. Halbuki et, bana ula\u015fmaz ve ben onu yemem. Bana takva ile, haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131m nefisleri bo\u011fazlamaktan sak\u0131nmakla yakla\u015fmay\u0131 b\u0131rak\u0131yorlar. Kanlarla elleri boyanm\u0131\u015f, elbiseleri bula\u015fm\u0131\u015f. Benim i\u00e7in evler ve ibadet edilecek yerler y\u00fckseltip sa\u011flamla\u015ft\u0131r\u0131yorlar ve onlar\u0131n i\u00e7lerini temizliyorlar da kendi kalblerini ve v\u00fccutlar\u0131n\u0131 pisliyorlar ve kirletiyorlar. Benim i\u00e7in evleri ve ibadet yerlerini yald\u0131zl\u0131 nak\u0131\u015flarla s\u00fcsl\u00fcyorlar da ak\u0131llar\u0131n\u0131, fikirlerini bozuyorlar. Benim evleri y\u00fckseltip sa\u011flamla\u015ft\u0131rmaya ne ihtiyac\u0131m var? Ben o evlerde oturmam, benim nak\u0131\u015fl\u0131 ibadet yerlerine ihtiyac\u0131m m\u0131 var? Ben onlara girmem, ben onlar\u0131n y\u00fckseltilmesini ancak i\u00e7lerinde zikir ve tesbih edilmem i\u00e7in ve namaz k\u0131lmak isteyenlere bir al\u00e2met olmas\u0131 i\u00e7in emrettim.&#8221;<\/p>\n<p>Diyorlar ki: &#8220;E\u011fer Allah&#8217;\u0131n, bizim dostlu\u011fumuzu ve kayna\u015fmam\u0131z\u0131 peki\u015ftirmeye g\u00fcc\u00fc yetse idi elbette toplard\u0131. Ve e\u011fer bizim kalblerimize anlatmaya Allah&#8217;\u0131n g\u00fcc\u00fc yetse idi mutlaka anlat\u0131rd\u0131. &#8220;\u0130ki kuru a\u011fa\u00e7 al, en \u00e7ok birle\u015ftikleri bir s\u0131rada birle\u015ftikleri yere var. O iki a\u011faca hitap ederek Allah da size ikinizin bir a\u011fa\u00e7 olman\u0131z\u0131 emrediyor. Bunu s\u00f6yleyince iki a\u011fa\u00e7 birbirine kar\u0131\u015f\u0131p hemen birle\u015ftiler. Bundan dolay\u0131 Allah, buyurdu ki: &#8220;S\u00f6yle onlara g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz ya ben, iki kuru a\u011fac\u0131 birle\u015ftirmeye kadirim. Dileseydim sizin dostlu\u011funuzu birle\u015ftirmez miydim veya kalplerinize s\u00f6z ge\u00e7iremez miydim? Halbuki ona ben \u015fekil verdim.&#8221;<\/p>\n<p>Diyorlar ki: &#8220;Oru\u00e7 tuttuk, orucumuz kabul makam\u0131na y\u00fckselmedi, namaz k\u0131ld\u0131k namaz\u0131m\u0131z nurlanmad\u0131, sadaka verdik sadakalar\u0131m\u0131z sebebiyle mal\u0131m\u0131z art\u0131r\u0131lmad\u0131, g\u00fcvercin gibi inleyerek dualar ettik, kurtlar gibi uluyarak a\u011flad\u0131k hi\u00e7 biri i\u015fitilmedi, dualar\u0131m\u0131z kabul edilmiyor.&#8221;<\/p>\n<p>Allah buyurdu ki: &#8220;Onlara sor, benim dualar\u0131 kabul etmeme engel olan nedir? Ben i\u015fitenler i\u00e7inde en fazla i\u015fiten, bakanlar i\u00e7inde en fazla g\u00f6ren, cevap verenlerin en yak\u0131n\u0131, merhamet edenlerin en merhametlisi de\u011fil miyim? Elimdeki \u015feyler mi azd\u0131r? Nas\u0131l olur ki? Benim kudret ellerim iyilik yapmaya a\u00e7\u0131kt\u0131r, diledi\u011fim gibi harcar\u0131m ve b\u00fct\u00fcn hazinelerin anahtarlar\u0131 benim yan\u0131mdad\u0131r. Onlar\u0131 benden ba\u015fkas\u0131 ne a\u00e7ar, ne kapat\u0131r. Ger\u00e7ekten benim rahmetim her \u015feyi kapsar. Birbirlerine merhamet edenler ancak o sayede ederler. Yoksa sonradan cimri mi oldum? Ben c\u00f6mertlerin en c\u00f6merdi, b\u00fct\u00fcn iyilikleri yapmay\u0131 sevenim; verenlerin en c\u00f6merdi, kendisinden dilek istenenlerin en fazla kerem sahibi de\u011fil miyim? E\u011fer \u015fu kavim benim kalblerinde parlatt\u0131\u011f\u0131m, ondan sonra kendilerinin onu at\u0131p da d\u00fcnyay\u0131 sat\u0131n ald\u0131klar\u0131 hikmet ile nefislerine bir g\u00f6z atsalard\u0131, nereden vurulduklar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrler ve en b\u00fcy\u00fck d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n, kendi nefisleri oldu\u011funu tam olarak bilirlerdi.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Ben onlar\u0131n yalan s\u00f6zle ay\u0131p ve kusurlar\u0131n\u0131 \u00f6rterek iyi g\u00f6r\u00fcnd\u00fckleri, haram yemekle kuvvet almak istedikleri oru\u00e7lar\u0131n\u0131 nas\u0131l kabul ederim? Onlar\u0131n kalbleri benimle sava\u015fmaya, yar\u0131\u015fmaya kalk\u0131\u015fan, haram k\u0131ld\u0131klar\u0131m\u0131 i\u015fleyenlere kulak verip dururken namazlar\u0131n\u0131 nas\u0131l nurland\u0131r\u0131r\u0131m? Veya sadakalar\u0131 benim kat\u0131mda nas\u0131l zekat yerine ge\u00e7er (Mallar\u0131n\u0131 temizler) ki? Onlar ba\u015fkalar\u0131n\u0131n mallar\u0131n\u0131 sadaka olarak veriyorlar. Ben onlarla ancak kendilerinden gasbedilmi\u015f olan sahiplerini m\u00fckafatland\u0131r\u0131r\u0131m. Hem dualar\u0131n\u0131 nas\u0131l kabul ederim ki? O ancak dilleri ile s\u00f6yledikleri bir s\u00f6zd\u00fcr, yapt\u0131klar\u0131 ise ondan \u00e7ok uzak ve farkl\u0131d\u0131r. Ben ancak yumu\u015fak huylunun duas\u0131n\u0131 kabul ederim, ancak zavall\u0131 zay\u0131f yoksul kimselerin s\u00f6z\u00fcn\u00fc dinlerim ve yoksullar\u0131n, miskinlerin r\u0131zas\u0131 benim r\u0131zam\u0131n al\u00e2metlerindendir. Fakirlere merhamet, zay\u0131flara yana\u015fma, mazluma insaf, mal\u0131 gasb edilene yard\u0131m, haz\u0131rda bulunmayana adalet etseler dullara, yetime, yoksula ve her hak sahibine hakk\u0131n\u0131 verseler! Bana insanla konu\u015fmak yara\u015fsayd\u0131 ben onlarla konu\u015furdum.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Ve o vakit g\u00f6zlerinin nuru, kulaklar\u0131n\u0131n duyma g\u00fcc\u00fc, kalblerinin anlay\u0131\u015f\u0131 olurdum. Ve o vakit bellerini do\u011frultur, ellerinin ve ayaklar\u0131n\u0131n kuvveti olurdum. Ve o vakit dillerini ve ak\u0131llar\u0131n\u0131 sa\u011flamla\u015ft\u0131r\u0131rd\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Sen benim peygamberlik i\u015flerimi tebli\u011f edip, onlar s\u00f6z\u00fcm\u00fc i\u015fittikleri zaman: &#8220;Bunlar uydurma laflar, birinden birine miras kalan lak\u0131rd\u0131lar, b\u00fcy\u00fcc\u00fclerin ve k\u00e2hinlerin yazd\u0131klar\u0131 eserlerden bir eserdir&#8221; diyorlar. Ve kendileri de b\u00f6yle bir s\u00f6z s\u00f6ylemek isteseler yapabilirler ve \u015feytanlar\u0131n onlara yapaca\u011f\u0131 vahy ile gaybden haberdar olabileceklerini iddia ediyorlar. Ve hepsi bu s\u00f6ylediklerini gizliyor, s\u0131r tutuyor. Durum b\u00f6yle ise onlar bilirler ki, ben g\u00f6klerin ve yerin gayb\u0131n\u0131 bilirim. Ve onlar\u0131n a\u00e7\u0131klad\u0131klar\u0131 ve gizledikleri \u015feyleri de bilirim. Ben g\u00f6kleri ve yeri yaratt\u0131\u011f\u0131m g\u00fcn, kendim i\u00e7in var etti\u011fim bir h\u00fck\u00fcm verdim. Ve ona \u00f6n\u00fcnde s\u00fcreli bir zaman belirledim ki mutlaka o, ger\u00e7ekle\u015fecektir.<\/p>\n<p>E\u011fer onlar gayb ilminden \u00e7almalar\u0131nda do\u011fru iseler, haydi sana haber versinler ben o h\u00fckm\u00fc ne zaman tatbik edece\u011fim, o ne zaman olacak?. E\u011fer onlar\u0131n, dilediklerini yapmaya g\u00fc\u00e7leri yetiyorsa, benim onu yapaca\u011f\u0131m kuvvet gibi bir kuvvet g\u00f6stersinler. Ben onu m\u00fc\u015friklerin istememesine ra\u011fmen, her dinin \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131m. E\u011fer onlar\u0131n, dilediklerini s\u00f6ylemeye g\u00fc\u00e7leri yetiyorsa, o h\u00fck\u00fcm emrini verece\u011fim. Hikmetin benzerini telif etsinler (yazs\u0131nlar). \u00c7\u00fcnk\u00fc ben g\u00f6kleri ve yeri yaratt\u0131\u011f\u0131m g\u00fcn \u015f\u00f6yle h\u00fckmettim:&#8221; Peygamberli\u011fi, \u00fccretle \u00e7al\u0131\u015fanlar i\u00e7inde k\u0131lay\u0131m, m\u00fclk\u00fc \u00e7obanlara, y\u00fcceli\u011fi al\u00e7ak kimselere, kuvveti zay\u0131flara, zenginli\u011fi fakirlere, serveti mal\u0131 en az olanlara, \u015fehirleri k\u0131rlara, kaleleri \u00e7\u00f6llere, bereday\u0131 enginlere, ilmi cahillere, h\u00fckm\u00fc okuma-yazma bilmeyenlere \u00e7evirip vereyim.&#8221;<\/p>\n<p>\u015eimdi onlara sor bu, ne zaman? Ve bunun ba\u015f\u0131na ge\u00e7ecek kimdir? Kimin eli ile ben bu s\u00fcnneti a\u00e7aca\u011f\u0131m? Bu i\u015fin yard\u0131mc\u0131lar\u0131 ve destekleyenleri kimlerdir? Biliyorlarsa s\u00f6ylesinler. Ben bunun i\u00e7in okuma, yazma bilmeyen bir peygamber g\u00f6nderece\u011fim. Sert de\u011fil, kaba de\u011fil, sokaklarda ba\u011f\u0131rmaz, edebe ve terbiyeye uymayan davran\u0131\u015fta bulunmaz, edebe ayk\u0131r\u0131 s\u00f6z s\u00f6ylemez. Ben, ona her g\u00fczellik i\u00e7in do\u011fru bir davran\u0131\u015f verece\u011fim, her g\u00fczel ahl\u00e2k\u0131 ona ba\u011f\u0131\u015flayaca\u011f\u0131m. S\u00fckuneti elbisesi, iyili\u011fi prensibi, takvay\u0131 g\u00f6nl\u00fc, hikmeti d\u00fc\u015f\u00fcncesi, do\u011fruluk ve vefakarl\u0131\u011f\u0131 tabiat\u0131, aff\u0131 ve \u015feriat\u0131n ho\u015f g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u015feyleri ahl\u00e2k\u0131, adalet ve iyili\u011fi ya\u015fant\u0131s\u0131, hakk\u0131 \u015feriati, hidayeti imam\u0131, \u0130sl\u00e2m\u0131 milleti, Ahmed&#8217;i ismi k\u0131laca\u011f\u0131m. Sap\u0131kl\u0131ktan sonra onunla hidayet edece\u011fim. Cahillikten sonra onunla \u00f6\u011fretim yapaca\u011f\u0131m, d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fckten sonra onunla y\u00fckseltece\u011fim, tan\u0131nmazken onunla \u015fan verece\u011fim, azl\u0131ktan sonra onunla \u00e7o\u011faltaca\u011f\u0131m, darl\u0131ktan sonra onunla zenginle\u015ftirece\u011fim, ayr\u0131l\u0131ktan sonra onunla toplayaca\u011f\u0131m. \u0130htilafa d\u00fc\u015fen kalbleri, da\u011f\u0131n\u0131k arzular\u0131, b\u00f6l\u00fcnm\u00fc\u015f \u00fcmmetleri onunla birle\u015ftirece\u011fim. \u00dcmmetini, insanlar i\u00e7in \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f en hay\u0131rl\u0131 \u00fcmmet yapaca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>Benim birli\u011fime inanmak i\u00e7in bana iman ve ihlas ile \u015feriat\u0131n uygun buldu\u011funu emredecek ve \u015feriat\u0131n yasaklad\u0131klar\u0131n\u0131 nehyedecekler. Ayakta, oturarak, rukua vararak ve secde ederek bana namaz k\u0131lacaklar. Benim yolumda saf tutarak ve d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 y\u00fcr\u00fcyerek sava\u015facaklar. Benim r\u0131zam\u0131 elde etmek i\u00e7in mallar\u0131ndan, yurtlar\u0131ndan \u00e7\u0131kacaklar. Ben onlara camilerinde, meclislerinde yatt\u0131klar\u0131, gezdikleri yerlerde tekbir, tevhid, tesbih, hamd, \u00f6vg\u00fc ilham edece\u011fim, Sokak ba\u015flar\u0131nda tekbir, tehlil ve takdis edecekler. Benim i\u00e7in y\u00fczlerini, el ve ayaklar\u0131n\u0131 temizleyecekler, bellerine elbiseler (ihramlar) ba\u011flayacaklar, kurbanlar\u0131 kanlar\u0131, kitaplar\u0131 g\u00f6\u011f\u00fcsleri, gece rahip, g\u00fcnd\u00fcz arslan. O benim bir l\u00fctfumdur ki, diledi\u011fime veririm. Ve ben \u00e7ok b\u00fcy\u00fck l\u00fctuf sahibiyim.<\/p>\n<p>\u015ea&#8217;y\u00e2 (a.s) s\u00f6z\u00fcn\u00fc bitirince \u00f6ld\u00fcrmek i\u00e7in \u00fczerine sald\u0131rm\u0131\u015flar. O da ka\u00e7\u0131p bir a\u011faca gizlenmi\u015f, ete\u011finin d\u0131\u015farda kalan ucunu g\u00f6rm\u00fc\u015fler, testereyi dayay\u0131p onu a\u011fa\u00e7 ile beraber bi\u00e7mi\u015fler. Sonra Ermiy\u00e2 (a.s.)&#8217;y\u0131 da hapsetmi\u015fler. Allah Te\u00e2l\u00e2 da Buhtu Nassar&#8217;\u0131 onlara musallat edip belalar\u0131n\u0131 vermi\u015fti.<\/p>\n<p>Nitekim buyuruyor ki: \u015eiddetli sava\u015f\u00e7\u0131 ve g\u00fc\u00e7l\u00fc, kendisinden ho\u015flan\u0131lmayan kullar\u0131m\u0131zdan \u00fczerinize sald\u0131k. Burada izafette (tamlama ile) marife olarak: &#8220;kulumuz&#8221; buyurulmay\u0131p nekire olarak &#8220;bir kulumuz&#8221; buyurulmas\u0131 bunlar\u0131n, Allah&#8217;a nisbet edilerek an\u0131lacak, marifet ve ibadetleri makbul kullar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131na i\u015farettir. Yani bu belirsiz yapmada &#8220;O&#8217;nun kulu&#8221; ifadesindeki belirlilik gibi \u00f6zel tamlama ile bir \u015fereflendirme m\u00e2n\u00e2s\u0131 de\u011fil, \u015fiddetli bir korkutma ve deh\u015fet m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Ger\u00e7ekten y\u00fcce Allah, \u00e2lemlerin Rabbi oldu\u011fu i\u00e7in, asl\u0131nda m\u00fcmin de k\u00e2fir de onun kuludur. Ve d\u00fc\u015f\u00fcnmeli ki, m\u00fcmin iken azan bir kavme, k\u00e2fir bir kavmin musallat k\u0131l\u0131nmas\u0131 ne korkun\u00e7 \u015feydir. Salih ellerle \u0131slah kabul etmeyen kavimleri bekleyen sonu\u00e7 ta budur. Baz\u0131 tefsirciler, bu olay\u0131n C\u00e2lut olay\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerse de \u00e7o\u011funluk, &#8220;Buhtu nassar&#8221; olay\u0131 demi\u015flerdir. Bununla beraber esas \u00f6nemli olan taraf, olay\u0131n zaman ve \u015fah\u0131slar\u0131 de\u011fil, \u00f6zel mahiyeti ile hikmetidir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da da ancak bu nokta anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Onun i\u00e7in en do\u011frusu \u015fah\u0131slar ve zamanlar\u0131n belirlenmesi ile u\u011fra\u015fmayarak olay\u0131, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klamas\u0131 y\u00f6n\u00fcyle k\u00f6k\u00fc ve hikmeti ile ele almakt\u0131r.<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n y\u00fcceli\u011fi, onlara o korkun\u00e7 kullar\u0131 sald\u0131rtt\u0131 da evlerin aralar\u0131n\u0131 yoklad\u0131lar. Yani \u00f6yle istila ettiler, \u00f6yle can k\u0131r\u0131m\u0131 yapt\u0131lar ki, herkese a\u00e7\u0131k genel yerlerden ba\u015fka, evlerin aralar\u0131n\u0131 aray\u0131p \u00f6ld\u00fcrecek \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131 arad\u0131lar ve bu, yerine getirilmi\u015f ve vaad oldu. Yani birinci fesat d\u00f6neminde vaad edilen h\u00fck\u00fcm ve al\u0131n yaz\u0131s\u0131 bu \u015fekilde ger\u00e7ekle\u015fti, tamam oldu. (Bakara S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Veya alt\u0131 \u00fcst\u00fcne gelmi\u015f bir \u015fehire u\u011frayan kimseyi g\u00f6rmedin mi?&#8221; (2\/259) \u00e2yetinin tefsirine bkz.).<\/p>\n<p>6- Sonra da size, onlar \u00fczerine tekrar sald\u0131rma imk\u00e2n\u0131n\u0131 verdik. Devletinizi tekrar verdik ve sizi malllarla ve o\u011fullarla destekledik ve sizi orduca \u00e7o\u011faltt\u0131k.<\/p>\n<p>7- \u015e\u00f6yle diyerek ki: E\u011fer iyilik ederseniz; Allah&#8217;a itaat, emir ve yasaklara riayet etmekle g\u00fczel \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, iyilikler yaparsan\u0131z kendinize iyilik etmi\u015f olursunuz. \u00c7\u00fcnk\u00fc o iyilik ve itaatin bereketleriyle y\u00fcce Allah, size her t\u00fcrl\u00fc iyilik ve bereket kap\u0131lar\u0131n\u0131 a\u00e7ar ve e\u011fer k\u00f6t\u00fcl\u00fck yaparsan\u0131z o da kendi aleyhinizedir. Allah&#8217;a isyan eder, yasak \u015feyler ve bozgunculuk pe\u015finde olursan\u0131z, kendinize k\u00f6t\u00fcl\u00fck etmi\u015f olursunuz. \u00c7\u00fcnk\u00fc isyan ve bozgunculu\u011fun u\u011fursuzlu\u011fu ile, \u00fczerinize d\u00fcnya ve ahiret cezalar\u0131n\u0131n kap\u0131lar\u0131 a\u00e7\u0131l\u0131r. Demek ki \u0130srailo\u011fullar\u0131 devletinin bu \u015fekilde geri verilmesi Allah&#8217;\u0131n bir yard\u0131m\u0131 olmakla beraber, ayn\u0131 zamanda kendilerinin iyi \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131yla da ilgili idi. O ac\u0131 terbiye ile tevbe etmi\u015fler, durumlar\u0131 d\u00fczelerek g\u00fczel \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flar. &#8220;Allah onu y\u00fcz sene \u00f6ld\u00fcrd\u00fc.&#8221; (Bakara,2\/259) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 gere\u011fince, y\u00fcz seneden sonra da olsa ba\u015farm\u0131\u015flard\u0131. Fakat bu iyilik, devam etmeyip ikinci bozgunculuklar\u0131 ba\u015flayacak ve o vakit son cezaland\u0131rma zamanlar\u0131 gelecek, k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri y\u00fczlerine \u00e7arp\u0131lacak, devletleri ba\u015flar\u0131na y\u0131k\u0131lacakt\u0131. Nitekim \u015f\u00f6yle buyurulmu\u015ftur: Bunun \u00fczerine sonraki cezaland\u0131rma zaman\u0131 gelince; \u00f6nce haber verilen iki defa fesat \u00e7\u0131karmaktan sonuncusunun cezaland\u0131r\u0131lma zaman\u0131 gelince ki bu da Yahya (a.s)y\u0131 \u00f6ld\u00fcrme ve \u0130sa (a.s)y\u0131 \u00f6ld\u00fcrme ve \u00e7arm\u0131ha germeye kalk\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 zamand\u0131r y\u00fczlerinizi k\u00f6t\u00fc duruma sokmak i\u00e7in ve ilk kez girdikleri gibi Mescid&#8217;e (Kud\u00fcs&#8217;e) girmeleri i\u00e7in ve her istila ettiklerini mahvetmeleri i\u00e7indir. Krallar taifesinden Babil kral\u0131 Cuder veya C\u00fcrdus diye rivayet edenler olmu\u015fsa da bu \u00fc\u00e7 facian\u0131n sonucu bir olay\u0131n safhalar\u0131 veya bir\u00e7ok olaylar\u0131n zincirleme ardarda meydana gelmesi olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Her birinde &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131n a\u00e7\u0131k\u00e7a ifadesi ikinci ihtimali daha fazla and\u0131r\u0131r. Bu y\u0131k\u0131m\u0131 yapan \u015fiddetli kuvvet sahipleri de tarihi bilgilere g\u00f6re Totistan Kostantin&#8217;e kadar Romal\u0131lar olmu\u015ftu.<\/p>\n<p>(Bakara S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Allah&#8217;\u0131n mescidlerinde, Allah&#8217;\u0131n ad\u0131n\u0131n an\u0131lmas\u0131na engel olan ve onlar\u0131n harab olmas\u0131na \u00e7al\u0131\u015fandan daha zalim kim vard\u0131r?&#8221; (Bakara, 2\/114)<\/p>\n<p>8-Bundan sonras\u0131na gelince:<\/p>\n<p>Rabbinizin size rahmet etmesi yak\u0131nd\u0131r. Yani \u00e2lemlere rahmet olan ahir zaman peygamberinin g\u00f6nderilmesi ve sizin o sald\u0131r\u0131lardan kurtulman\u0131z \u00fcmidi art\u0131k yak\u0131nd\u0131r. \u015eu \u015fartla ki siz d\u00fczelme yolunu tutarsan\u0131z. \u015eayet siz yine d\u00f6nerseniz; eskisi gibi bozgunculu\u011fa geri d\u00f6nerseniz biz de d\u00f6neriz. Yine cezaland\u0131r\u0131r\u0131z. Ve biz cehennemi k\u00e2firler i\u00e7in bir ku\u015fat\u0131c\u0131, \u00e7\u0131k\u0131lmas\u0131 imkans\u0131z bir hapishane k\u0131lm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc ve yarg\u0131s\u0131 olan bu h\u00fck\u00fcmler, vaktiyle \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na g\u00f6nderilen kitapta Tevrat ve ekleri olan sahifelerde bildirilmi\u015f idi. Onlar\u0131n takdirleri b\u00f6yle idi.<\/p>\n<p>\u015eimdi o yak\u0131n olan rahmet nerededir, diyecek olurlarsa, i\u015fte:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>9- \u015e\u00fcphesiz ki bu Kur&#8217;\u00e2n, insanlar\u0131 en do\u011fru ve en sa\u011flam yola iletir ve salih amel i\u015fleyen m\u00fcminlere b\u00fcy\u00fck bir ecir oldu\u011funu m\u00fcjdeler.<\/p>\n<p>10- Ahirete inanmayanlara da can yak\u0131c\u0131 bir azab haz\u0131rlam\u0131\u015f\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>9-10- Ger\u00e7ekten i\u015fte bu Kur&#8217;\u00e2n en do\u011fru, en sa\u011flam yola ir\u015fad eder ve salih amelleri, yani Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da a\u00e7\u0131klanan iyi i\u015fleri yapan m\u00fcminleri m\u00fcjdeler ki: Kendileri i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat muhakkak vard\u0131r. Ahirete inanmayanlara da \u00e7ok ac\u0131 bir azab haz\u0131rlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z ger\u00e7ektir. \u015eu halde buna kar\u015f\u0131 insanlar\u0131n yapaca\u011f\u0131 \u015fey, iman ile iyi amelleri i\u015fleyip o b\u00fcy\u00fck m\u00fckafat\u0131 istemek ve o ac\u0131 azabdan korunmakt\u0131r. Fakat:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>11- \u0130nsan, hayr\u0131n gelmesine dua etti\u011fi gibi k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn gelmesine de dua eder. \u0130nsan pek acelecidir.<\/p>\n<p>12- Biz geceyi ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fc varl\u0131\u011f\u0131m\u0131za delalet eden birer delil k\u0131ld\u0131k. Sonra Rabbinizden bir l\u00fctuf araman\u0131z, y\u0131llar\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131 ve hesab\u0131n\u0131 bilmeniz i\u00e7in gecenin karanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 silip (yerine) e\u015fyay\u0131 ayd\u0131nlatan g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 getirdik. \u0130\u015fte biz her \u015feyi uzun uzad\u0131ya anlatt\u0131k.<\/p>\n<p>13- Her insan\u0131n amel defterini boynuna dolad\u0131k, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f bulaca\u011f\u0131 kitab\u0131 \u00f6n\u00fcne \u00e7\u0131kar\u0131r\u0131z.<\/p>\n<p>14- &#8220;Kitab\u0131n\u0131 oku! Bug\u00fcn hesap g\u00f6r\u00fcc\u00fc olarak sana nefsin yeter!&#8221; deriz.<\/p>\n<p>15- Kim do\u011fru yola gelirse s\u0131rf kendi iyili\u011fi i\u00e7in gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hi\u00e7bir g\u00fcnahkar ba\u015fkas\u0131n\u0131n g\u00fcnah y\u00fck\u00fcn\u00fc \u00e7ekmez. Biz bir Peygamber g\u00f6ndermedik\u00e7e, hi\u00e7 kimseye azab edecek de\u011filiz.<\/p>\n<p>16- Biz bir \u00fclkeyi yok etmek istedi\u011fimiz zaman, \u015f\u0131mar\u0131k varl\u0131kl\u0131lar\u0131na emrederiz, onlar itaat etmeyip orada k\u00f6t\u00fcl\u00fck i\u015flerler. B\u00f6ylece, o \u00fclke helaka m\u00fcstahak olur, biz de onu yerle bir ederiz.<\/p>\n<p>17- Hem Nuh&#8217;tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullar\u0131n\u0131n g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 bilmek ve g\u00f6rmekte Rabbin yeter.<\/p>\n<p>18- Her kim pe\u015fin isterse, d\u00fcnyada ona, istedi\u011fimiz kimseye, diledi\u011fimiz kadar\u0131n\u0131 pe\u015fin veririz. Sonra ona cehennemi haz\u0131rlar\u0131z; k\u0131nanm\u0131\u015f ve (rahmetimizden) kovulmu\u015f olarak oraya girer.<\/p>\n<p>19- Kim de ahireti isterse ve m\u00fcmin olarak kendine yara\u015f\u0131r bir \u00e7aba ile onun i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131rsa, \u00f6ylelerinin \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 verilir.<\/p>\n<p>20- Hepsine; (d\u00fcnyay\u0131 isteyenlere de, ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsan\u0131ndan veririz. Rabbinin ihsan\u0131 k\u0131s\u0131tlanm\u0131\u015f de\u011fildir.<\/p>\n<p>21- Bak! Onlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 di\u011ferine nas\u0131l \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131k! Elbette ahiret, hem dereceler bak\u0131m\u0131ndan daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr, hem de \u00fcst\u00fcnl\u00fck bak\u0131m\u0131ndan daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>22- Allah ile birlikte ba\u015fka bir il\u00e2h edinme! Yoksa k\u0131nanm\u0131\u015f ve yaln\u0131z ba\u015f\u0131na b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f olarak oturup kal\u0131rs\u0131n.<\/p>\n<p>11- \u0130nsan hayra dua eder gibi, \u015ferre de dua eder veya \u015ferri davet eder. Sanki o b\u00fcy\u00fck m\u00fckafata dua ediyormu\u015f gibi, o ac\u0131kl\u0131 azaba dua eder. Veya yapt\u0131klar\u0131 ile o azab\u0131 davet eder. Bunun sebebi de \u015fudur: \u0130nsan pek acelecidir. Sonra olacak \u015feyin vaktinden \u00f6nce hemen olmas\u0131n\u0131 ister. Sab\u0131r ve tahamm\u00fcl zoruna gider de iman ile yararl\u0131 i\u015flerden \u00f6nceye alarak o b\u00fcy\u00fck m\u00fckafat\u0131 isteyecek yerde, acelesinden imans\u0131zlar hakk\u0131nda haz\u0131rlanm\u0131\u015f olan \u00e7ok ac\u0131 azaba dua eder. Onun bir an \u00f6nce hemen yerine getirilmesini bir iyilik ister gibi ister ve bu \u015fekilde kendisine k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc davet etmi\u015f olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir \u015feyin vaktinden \u00f6nce acele, olarak ger\u00e7ekle\u015fmesini isteyen kimse, o \u015feyden mahrum edilmekle azarlan\u0131r. Bundan dolay\u0131 m\u00fcminler, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe dua etmemeli, sab\u0131r ve ihtiyat ile hayra dua etmeli ve yararl\u0131 i\u015fleri yapmaya te\u015febb\u00fcs ile hayra davet etmelidir.<\/p>\n<p>\u0130nsan\u0131n \u00e7ok aceleci olmas\u0131 bir de \u015fu m\u00e2n\u00e2y\u0131 kapsar: \u0130nsan pe\u015fincidir. Veresiyeden daha fazla pe\u015fine heves eder. Ahireti, d\u00fcnyada g\u00f6rmek ister. Onun i\u00e7in insanlar\u0131n bir\u00e7o\u011fu ahireti b\u0131rak\u0131r da d\u00fcnyay\u0131 ister. O b\u00fcy\u00fck \u00fccrete \u00f6nem vermez, o ac\u0131kl\u0131 azab\u0131 hesaba almaz. Ve bu \u015fekilde kendisine hay\u0131r istiyormu\u015f gibi k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc davet eder. Ki bu m\u00e2n\u00e2 biraz sonra (17\/18) \u00e2yeti ile a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r. \u00d6zetle her ki\u015fisinde veya b\u00fct\u00fcn durumlar\u0131nda de\u011fil, cinsi itibar\u0131 ile veya baz\u0131 durumlarda insan \u00e7ok acelecidir. Ve acelesinden iyilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc birbirinden ay\u0131rmaz, sonunu g\u00f6zetmez. Zaman \u00e2yetlerini hesaba almaz da kendine iyili\u011fi davet ediyormu\u015f gibi bir tehlike ile k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc davet eder.<\/p>\n<p>12- Halbuki biz gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fc iki \u00e2yet yapt\u0131k. Gece ve g\u00fcnd\u00fcz denilen iki al\u00e2met ki de\u011fi\u015fme ve birbirini takip etmekle zaman\u0131n ak\u0131\u015f\u0131na \u00f6l\u00e7\u00fc ve onun \u00fczerinde h\u00fck\u00fcm ve tasarruf icra eden Allah&#8217;\u0131n kudretinden birer ni\u015fanedirler. Bunlar\u0131 yaparken gece \u00e2yetini sildik. Bu naz\u0131m, ihtib\u00e2k sanat\u0131 cinsinden bir icaz ile \u015fu m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret eder ki, gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn kendilerini iki \u00e2yet yaparken, her biri i\u00e7in de birer \u00e2yet yapt\u0131k ve bunun i\u00e7in gece \u00e2yetini sildik. &#8220;G\u00fcnd\u00fcz \u00e2yetini g\u00f6sterici k\u0131ld\u0131k.&#8221; Gece \u00e2yeti karanl\u0131k veya ay, g\u00fcnd\u00fcz \u00e2yeti de \u0131\u015f\u0131k veya g\u00fcne\u015ftir. Fakat burada gece \u00e2yeti, karanl\u0131k ile tefsir edilecek olursa; karanl\u0131\u011f\u0131n silinmesi, g\u00fcnd\u00fcz \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 demek olaca\u011f\u0131ndan bu f\u0131kra, ikincisinden fazla bir fayda ifade etmemi\u015f olacakt\u0131r. \u015eu halde gece \u00e2yetinden maksad\u0131n ay olmas\u0131 ve karanl\u0131\u011f\u0131n bunun mahvedilmesinden anla\u015f\u0131lmas\u0131 daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. O halde ay\u0131n mahvedilmesinden maksat nedir? \u0130bn\u00fc Abbas demi\u015ftir ki: &#8220;Gece \u00e2yeti olan ay, g\u00fcne\u015f gibi ayd\u0131nlat\u0131c\u0131 idi, ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131 mahvedildi ve ay\u0131n y\u00fcz\u00fcndeki karalt\u0131 o mahv\u0131n izidir.&#8221; \u0130bn\u00fc Ebi H\u00e2tem&#8217;in rivayet etti\u011fine g\u00f6re, Muhammed b. Ka&#8217;b-\u0131 Kuraz\u00ee demi\u015ftir ki: Gece bir g\u00fcne\u015f, g\u00fcnd\u00fcz de bir g\u00fcne\u015f vard\u0131. Gece g\u00fcne\u015fi mahvedildi ve i\u015fte aydaki silinti odur.&#8221; Del\u00e2il\u00fc&#8217;n-N\u00fcb\u00fcvve&#8217;de Beyhaki ve \u0130bn\u00fc As\u00e2kir, Sa\u00eed-i Makb\u00fcr\u00ee&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir ki: &#8220;Abdullah b. Selam, Peygamber (s.a.v) den aydaki karalt\u0131y\u0131 sordu. Resulullah dedi ki: &#8216;\u0130kisi de g\u00fcne\u015f idi, y\u00fcce Allah &#8220;Biz gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fc iki Ayet k\u0131ld\u0131k ve gece \u00e2yetini sildik&#8221; buyurdu. \u015eimdi g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn karalt\u0131 o silintidir.&#8221; Bunlar, gibi daha di\u011fer izler de vard\u0131r. Demek ki ay \u00f6nce g\u00fcne\u015f gibi ayd\u0131nlat\u0131c\u0131 olarak yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131, o da bir g\u00fcne\u015f demekti. Ve o halde g\u00fcne\u015f gibi \u0131s\u0131s\u0131 da vard\u0131. Sonra y\u00fcce Allah o g\u00fcne\u015fi sildi, yani s\u00f6nd\u00fcrd\u00fc ve b\u00f6ylece \u015fimdi bildi\u011fimiz gece \u00e2yeti olan ay meydana geldi. \u015eu halde gerek ay\u0131n y\u00fcz\u00fcndeki karalt\u0131 ve gerek aksettirdi\u011fi \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fcy\u00fcp k\u00fc\u00e7\u00fclmesi ve nihayet kamer\u00ee ay\u0131n son \u00fc\u00e7 g\u00fcn\u00fcnde kaybolup yeni bir hil\u00e2l olarak ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131, o silmenin bir eseri ve neticesidir. Ay\u0131n nuru kendili\u011finden olmay\u0131p g\u00fcne\u015ften elde edildi\u011fi, eskiden beri astronomi ilmi bilginlerince bilinirse de ay\u0131n, \u00f6nceleri g\u00fcne\u015f gibi ayd\u0131nlat\u0131c\u0131 iken, sonradan b\u00f6yle mahvedilip s\u00f6nm\u00fc\u015f oldu\u011fu bilinmiyordu. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bildirmi\u015f oldu\u011fu bu ger\u00e7e\u011fi nihayet zaman\u0131m\u0131z bilim adamlar\u0131 alm\u0131\u015f kabul etmi\u015f ve bu g\u00fcnk\u00fc bilimsel d\u00fc\u015f\u00fcncelerini bu temel \u00fczerine takip etmekte bulunmu\u015flard\u0131r. G\u00f6k cisimlerinin meydana gelme \u015fekilleriyle ilgili teorilere yol a\u00e7m\u0131\u015f olan bu ay\u0131n silinmesi meselesi, bilimsel a\u00e7\u0131dan \u00e7ok \u00f6nem ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 gibi, dini a\u00e7\u0131dan da \u00f6yledir. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u0131yamet hallerinden &#8220;G\u00fcne\u015f d\u00fcr\u00fcl\u00fcp s\u00f6nd\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, y\u0131ld\u0131zlar karar\u0131p d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc zaman&#8230;&#8221; (Tekv\u00eer, 81\/1-2) \u00e2yetleri ile bildirilen g\u00fcne\u015fin d\u00fcr\u00fcl\u00fcp s\u00f6nd\u00fcr\u00fclmesi, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n karar\u0131p d\u00fc\u015fmesi hadiselerinin d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcp tasdik edilmesini \u00f6nceden bir misal ile ibret bak\u0131\u015f\u0131na sunmakt\u0131r. K\u0131yamet ve ahireti hesaba ald\u0131rmak i\u00e7in, zaman\u0131n de\u011fi\u015fim seyrini m\u00fctalaa ettirmek hikmetiyle gece ve g\u00fcnd\u00fcz \u00e2yetlerini s\u00f6z konusu eden bu \u00e2yetin geli\u015fi de \u00f6zellikle bu ibret ile ilgilidir. B\u00f6ylece buyuruluyor ki, gece \u00e2yetini mahvettik ve g\u00fcnd\u00fcz \u00e2yetini bir g\u00f6sterici k\u0131ld\u0131k. Yani g\u00fcne\u015fi, g\u00f6z\u00fc olanlara her\u015feyi g\u00f6recek bir g\u00f6rme vas\u0131tas\u0131 olan \u0131\u015f\u0131k ile parlak yapt\u0131k ve mahvetmedik ki Rabbinizden l\u00fctuf isteyesiniz. Bu hitab\u0131n insan cinsine y\u00f6nelik oldu\u011fu dikkate al\u0131n\u0131rsa bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, yer \u00fczerinde insan cinsi ay\u0131n silinmesinden sonra yarat\u0131lm\u0131\u015f ve gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn birbirinden ayr\u0131lmas\u0131 insan hayat\u0131n\u0131n feyiz sebeplerinden birisi olmu\u015ftur. Bu \u015fekilde m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yle olur: Bunlar\u0131n b\u00f6yle yap\u0131lmas\u0131 \u015fu hikmetler i\u00e7indir ki siz, hayata mazhar olup g\u00f6r\u00fc\u015f ve d\u00fc\u015f\u00fcnce sahibi insanlar olas\u0131n\u0131z da bunlar\u0131 yapan ve sizi yeti\u015ftiren Rabbinizin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc anlayarak \u00e7al\u0131\u015fsan\u0131z; fakat k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve noksanl\u0131k i\u00e7in de\u011fil, O&#8217;nun l\u00fctuf ve kereminden hay\u0131rl\u0131 kazan\u00e7 ve ilerleme istemek i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fas\u0131n\u0131z ve y\u0131llar\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131 ve hesab\u0131 bilesiniz. Geceleriyle ve g\u00fcnd\u00fczleriyle, aylar\u0131yla ve y\u0131llar\u0131yla zaman\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcp \u00f6n\u00fcn\u00fc sonunu, d\u00fcnyay\u0131 ve ahireti hesap edesiniz ve d\u00fcnyaya g\u00fcvenip ahiretteki hesab\u0131 unutmayas\u0131n\u0131z diye, bunlar\u0131 b\u00f6yle yapt\u0131k. Ve her \u015feyi geni\u015f olarak a\u00e7\u0131klad\u0131k. Yani yarat\u0131l\u0131\u015f \u00e2leminde her \u015feyi ay\u0131rd edip g\u00fcnd\u00fcz \u00e2yeti ile g\u00f6sterdi\u011fimiz gibi, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da da din ve d\u00fcnyan\u0131zla, iyilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fczle ilgili her \u015feyi \u00e2yetleri ile a\u00e7\u0131klad\u0131k; bu \u015fekilde Kur&#8217;\u00e2n, g\u00fcnd\u00fcz \u00e2yeti gibidir. Bunun kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00f6nceki kitaplar ise, mahvedilmi\u015f gece \u00e2yeti gibi neshedilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>13-Bu geni\u015f a\u00e7\u0131klama c\u00fcmlesinden olmak \u00fczere: Her insan\u0131n da amelini kendi boynuna takt\u0131k. Yani \u015fans ve kaderini, gayb \u00e2leminden u\u00e7up gelecek olan iyi veya k\u00f6t\u00fc nasibini kendi zimmetine ba\u011flad\u0131k. Sorumlulu\u011fu kendi istek ve ameline tahsis ettik veyahut vebalini kendi nefsine ba\u011flad\u0131k. Ve ona k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde bir kitap, amellerini kaydeden ve hesab\u0131n\u0131 g\u00f6steren bir defter \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131z ki, o kitap a\u00e7\u0131k olarak, veyahut ne\u015frolunarak ona \u015f\u00f6yle \u00e7atacak: Kitab\u0131n\u0131 oku! Bug\u00fcn hesap g\u00f6rme bak\u0131m\u0131ndan sen kendine yetersin. Onun i\u00e7in insan, d\u00fcnyada da her g\u00fcn kendini okumal\u0131, hesaba \u00e7ekilmeden \u00f6nce kendini hesaba \u00e7ekmelidir. Nitekim bir hadis-i \u015ferifte: &#8220;Hesaba \u00e7ekilmeden \u00f6nce kendinizi hesaba \u00e7ekiniz.&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>14-Bu geni\u015f a\u00e7\u0131klama c\u00fcmlesinden olmak \u00fczere: Her insan\u0131n da amelini kendi boynuna takt\u0131k. Yani \u015fans ve kaderini, gayb \u00e2leminden u\u00e7up gelecek olan iyi veya k\u00f6t\u00fc nasibini kendi zimmetine ba\u011flad\u0131k. Sorumlulu\u011fu kendi istek ve ameline tahsis ettik veyahut vebalini kendi nefsine ba\u011flad\u0131k. Ve ona k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde bir kitap, amellerini kaydeden ve hesab\u0131n\u0131 g\u00f6steren bir defter \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131z ki, o kitap a\u00e7\u0131k olarak, veyahut ne\u015frolunarak ona \u015f\u00f6yle \u00e7atacak: Kitab\u0131n\u0131 oku! Bug\u00fcn hesap g\u00f6rme bak\u0131m\u0131ndan sen kendine yetersin. Onun i\u00e7in insan, d\u00fcnyada da her g\u00fcn kendini okumal\u0131, hesaba \u00e7ekilmeden \u00f6nce kendini hesaba \u00e7ekmelidir. Nitekim bir hadis-i \u015ferifte: &#8220;Hesaba \u00e7ekilmeden \u00f6nce kendinizi hesaba \u00e7ekiniz.&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>15-B\u00f6yle her insan\u0131n amelinin kendi boynuna tak\u0131lmas\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n \u00f6z\u00fc daha fazla a\u00e7\u0131klanarak buyuruluyor ki: &#8220;Kim do\u011fru yola gelirse, s\u0131rf kendi iyili\u011fi i\u00e7in gelir. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar&#8230;&#8221; \u0130yi amma herkes hidayet ve sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 nas\u0131l belirlesin, denecek olursa, bu varsay\u0131lan soruya cevap olarak buyuruluyor ki: Biz bir peygamber g\u00f6ndermedik\u00e7e kimseye azab etmeyiz. Peygamber g\u00f6nderilince de hidayet ve sap\u0131kl\u0131k tebli\u011f edilmi\u015f olur. Fakat onu kabul edip etmemek herkesin kendi boynuna, kendi iradesine ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>16- B\u00f6ylece herkesin amellerinin kendi boynuna tak\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131, her insan\u0131n yaln\u0131z kendi boynundaki vebali ile sorumlu tutulmas\u0131, yaln\u0131z ki\u015filere mahsus olmay\u0131p her toplulu\u011fun y\u0131k\u0131m\u0131n\u0131n da kendi i\u00e7inden, kendi boynuna ge\u00e7irilen bayku\u015flar\u0131ndan ileri geldi\u011fini anlatmak i\u00e7in de buyuruluyor ki: &#8220;Biz bir memleketi helak etmek istedi\u011fimiz zaman varl\u0131kl\u0131 kimselerine (itaat) emrederiz de onlar k\u00f6t\u00fcl\u00fck i\u015flerler. B\u00f6ylece oras\u0131 azab\u0131 hak eder. Biz de onu yerle bir ederiz.&#8221;<\/p>\n<p>17- B\u00f6ylece herkesin amellerinin kendi boynuna tak\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131, her insan\u0131n yaln\u0131z kendi boynundaki vebali ile sorumlu tutulmas\u0131, yaln\u0131z ki\u015filere mahsus olmay\u0131p her toplulu\u011fun y\u0131k\u0131m\u0131n\u0131n da kendi i\u00e7inden, kendi boynuna ge\u00e7irilen bayku\u015flar\u0131ndan ileri geldi\u011fini anlatmak i\u00e7in de buyuruluyor ki: &#8220;Biz bir memleketi helak etmek istedi\u011fimiz zaman varl\u0131kl\u0131 kimselerine (itaat) emrederiz de onlar k\u00f6t\u00fcl\u00fck i\u015flerler. B\u00f6ylece oras\u0131 azab\u0131 hak eder. Biz de onu yerle bir ederiz.&#8221;<\/p>\n<p>18- Kim ge\u00e7ici d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131 isterse, yani d\u00fcnya i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, amelinin m\u00fckafat\u0131n\u0131 bu d\u00fcnya hayat\u0131nda almak isterse ona burada, bu d\u00fcnyada pe\u015fin veririz. Fakat e\u015fit olarak herkese istedi\u011fi kadar de\u011fil istedi\u011fimiz kimseye dileyece\u011fimiz kadar. \u00c7\u00fcnk\u00fc herhangi bir amelin de\u011feri, \u00e7al\u0131\u015fan\u0131n istedi\u011fi ile de\u011fil, \u00e7al\u0131\u015ft\u0131ran\u0131n kabul etmesi ile belirlenir. Bununla birlikte: &#8220;Kim d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131 ve onun s\u00fcslerini isterse, Biz onlara d\u00fcnyada yapt\u0131klar\u0131n\u0131n tam kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 veririz. Onlar\u0131n orada bir \u015feyleri de eksiltilmez.&#8221; (H\u00fbd, 11\/15) \u00e2yeti gere\u011fince hepsinin ameli tam olarak verilir. Hi\u00e7birinin hakk\u0131 yenmez. &#8220;Sonra da ona cehennemi haz\u0131rlar\u0131z.&#8221; \u0130\u015fte \u00e7ok aceleci olman\u0131n \u00f6n\u00fc ho\u015f gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de sonucu b\u00f6yle korkun\u00e7tur.<\/p>\n<p>19- Kim de ahireti diler ve ona iman ederek onun i\u00e7in gerekeni yaparsa. \u0130\u015fte bunlar\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 Allah kat\u0131nda makbuld\u00fcr. D\u00fcnya i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fanlara da, ahiret i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fanlara da, her ikisine de Rabbinin nimetlerinden veririz.<\/p>\n<p>20- Yani amellerinin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak de\u011fil, Rabbine ait olan sonsuz ihsan ve bah\u015fi\u015f olarak yard\u0131m ederiz. Ve Rabbinin ihsan ve bah\u015fi\u015fi men edilmi\u015f de\u011fildir. Pe\u015fin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 almak i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fana da verilir, veresiye \u00e7al\u0131\u015fanlara da verilir. Bundan dolay\u0131 d\u00fcnya i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fanlara d\u00fcnyal\u0131klar\u0131 verilirken, ahiret i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fanlar d\u00fcnyada mahrum edilir zannedilmemelidir.<\/p>\n<p>21- Bak, onlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 di\u011fer k\u0131sm\u0131ndan nas\u0131l \u00fcst\u00fcn k\u0131lm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. Her iki k\u0131s\u0131mdan insanlar\u0131n bu d\u00fcnyadaki ihsan ve yard\u0131m y\u00f6n\u00fcyle derecelerinin ne kadar farkl\u0131, d\u00fcnya menfaatlerindeki oranlar\u0131n\u0131n ne kadar birbirinden \u00fcst\u00fcn oldu\u011fu hissedilmektedir. Bu fark ve de\u011fi\u015fikli\u011fin esas\u0131, yaln\u0131z y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n bir tercihi ve \u00fcst\u00fcn tutmas\u0131d\u0131r ve ancak O&#8217;nun iradesinin eseridir. Her insan\u0131n kaderi boynuna b\u00f6yle ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Elbette ahiret dereceler bak\u0131m\u0131ndan daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr, fazilet\u00e7e de daha y\u00fcksektir. Bundan dolay\u0131 insan acele etmemeli, \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131n\u0131n makbul olmas\u0131 i\u00e7in b\u00fct\u00fcn maksatlar\u0131nda ahireti tercih etmelidir.<\/p>\n<p>22-Ey insan! Allah ile beraber ba\u015fka bir il\u00e2h uydurma! Sonra k\u0131nanm\u0131\u015f ve yaln\u0131z ba\u015f\u0131na b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f olarak oturup kal\u0131rs\u0131n. Allah kat\u0131nda k\u0131nanm\u0131\u015f olur, kendini kurtaracak hi\u00e7bir yard\u0131mc\u0131 bulamazs\u0131n.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;a ortak ko\u015fmak, \u00e7ok b\u00fcy\u00fck zul\u00fcm, en b\u00fcy\u00fck haks\u0131zl\u0131kt\u0131r. Zalim ise her zaman k\u0131nanm\u0131\u015f ve netice itibariyle yard\u0131mdan mahrum kalm\u0131\u015ft\u0131r. Halbuki her \u00e7al\u0131\u015fma ve \u00e7aba harcama kuvvete dayan\u0131r. En b\u00fcy\u00fck kuvvet ise hakt\u0131r. Hakk\u0131n ba\u015f\u0131 da Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine inanmakt\u0131r. &#8220;Allah&#8217;\u0131n g\u00fc\u00e7 ve kuvvetinden ba\u015fka hi\u00e7bir g\u00fc\u00e7 ve kuvvet yoktur&#8221; Ahirete uygun \u00e7aba i\u00e7in ilk \u015fart iman oldu\u011fundan dolay\u0131, ilk \u00f6nce iman\u0131n birinci r\u00fckn\u00fc olan tevhidden ba\u015flamakla, \u00e7al\u0131\u015fma ve amelde hareket kanunu, edinilmesi gereken ahl\u00e2k ve faydal\u0131 amellerin esaslar\u0131n\u0131 tesbit eden ve nihayet yine tevhid i\u015fini peki\u015ftirerek Allah&#8217;a ortak ko\u015fmay\u0131 k\u0131nayacak olan a\u015fa\u011f\u0131daki emirler ve yasaklar, dikkat ediniz ne g\u00fczel hikmetlerdir:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>23-38- 23- Rabbin kesin olarak \u015funlar\u0131 emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yan\u0131nda ya\u015flan\u0131rsa, sak\u0131n onlara &#8220;\u00f6f&#8221; bile deme ve onlar\u0131 azarlama. \u0130kisine de tatl\u0131 ve g\u00fczel s\u00f6z s\u00f6yle.<\/p>\n<p>24- \u0130kisine de ac\u0131yarak tevazu kanatlar\u0131n\u0131 indir. Ve \u015f\u00f6yle de: &#8220;Ey Rabbim! Onlar\u0131n beni k\u00fc\u00e7\u00fckten terbiye edip yeti\u015ftirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et.&#8221;<\/p>\n<p>25- Rabbiniz i\u00e7inizden ge\u00e7enleri \u00e7ok iyi bilir. E\u011fer iyi kimseler olursan\u0131z elbette Allah \u00e7ok tevbe edenleri ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>26- Akrabaya, yoksula ve yolda kalm\u0131\u015fa hakk\u0131n\u0131 ver. Bununla beraber mal\u0131n\u0131 sa\u00e7\u0131p savurma.<\/p>\n<p>27- \u00c7\u00fcnk\u00fc (mal\u0131n\u0131) sa\u00e7\u0131p savuranlar, \u015feytanlar\u0131n karde\u015fleridir. \u015eeytan ise Rabbine kar\u015f\u0131 \u00e7ok nank\u00f6rd\u00fcr.<\/p>\n<p>28- E\u011fer Rabbinden bekledi\u011fin bir rahmet (r\u0131z\u0131k) i\u00e7in, onlardan y\u00fcz \u00e7evirmek mecburiyetinde kal\u0131rsan, o vakit de onlara yumu\u015fak ve tatl\u0131 bir s\u00f6z s\u00f6yle.<\/p>\n<p>29- Elini boynuna as\u0131p ba\u011flama (cimri olma), hem de onu b\u00fcsb\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131p sa\u00e7ma (israf etme); aksi halde k\u0131nanm\u0131\u015f olursun ve eli bo\u015f a\u00e7\u0131kta kal\u0131rs\u0131n.<\/p>\n<p>30- Ger\u00e7ekten senin Rabbin, kullar\u0131ndan diledi\u011finin r\u0131zk\u0131n\u0131 geni\u015fletir ve diledi\u011fini k\u0131sar. \u015e\u00fcphesiz ki Allah, kullar\u0131n\u0131n durumlar\u0131ndan haberdard\u0131r, her \u015feyi g\u00f6rendir.<\/p>\n<p>31- Bir de ge\u00e7im korkusuyla \u00e7ocuklar\u0131n\u0131z\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeyin, onlara da, size de r\u0131zk\u0131 biz veririz. \u015e\u00fcphesiz ki onlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek, \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir su\u00e7tur.<\/p>\n<p>32- Zinaya da yakla\u015fmay\u0131n, \u00e7\u00fcnk\u00fc o pek \u00e7irkindir ve k\u00f6t\u00fc bir yoldur.<\/p>\n<p>33- Hakl\u0131 bir sebep olmad\u0131k\u00e7a, Allah&#8217;\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesini haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 can\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeyin. Kim haks\u0131z yere \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da \u00f6ld\u00fcrmede a\u015f\u0131r\u0131 gitmesin. \u00c7\u00fcnk\u00fc ona (dinin kendisine verdi\u011fi yetki ile) yard\u0131m olunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>34- Yetimin mal\u0131na da yakla\u015fmay\u0131n. Ancak r\u00fc\u015fd\u00fcne erinceye kadar en g\u00fczel bir \u015fekilde yakla\u015fabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. \u00c7\u00fcnk\u00fc verilen s\u00f6zde elbette sorumluluk bulunuyor.<\/p>\n<p>35- \u00d6l\u00e7t\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz zaman tam \u00f6l\u00e7\u00fcn ve do\u011fru terazi ile tart\u0131n. Bu hem daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r ve sonu\u00e7 itibariyle de daha g\u00fczeldir.<\/p>\n<p>36- Bir de hi\u00e7 bilmedi\u011fin bir \u015feyin ard\u0131na d\u00fc\u015fme! \u00c7\u00fcnk\u00fc kulak, g\u00f6z, g\u00f6n\u00fcl, bunlar\u0131n her biri yapt\u0131klar\u0131ndan sorumludurlar.<\/p>\n<p>37- Yery\u00fcz\u00fcnde kibir ve azametle y\u00fcr\u00fcme! \u00c7\u00fcnk\u00fc sen asla yeri yaramazs\u0131n ve boyca da da\u011flara eri\u015femezsin.<\/p>\n<p>38- K\u00f6t\u00fc olan b\u00fct\u00fcn bu yasaklar, Rabbinizin sevmedi\u011fi \u015feylerdir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>39-40- 39- \u0130\u015fte bunlar, Rabbinin sana vahyetti\u011fi hikmetlerdendir. Sak\u0131n Allah&#8217;la beraber ba\u015fka bir il\u00e2h uydurma. Aksi halde k\u00f6t\u00fclenmi\u015f ve Allah&#8217;\u0131n rahmetinden uzakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olarak cehenneme at\u0131l\u0131rs\u0131n.<\/p>\n<p>40- Rabbiniz, size o\u011fullar\u0131 tahsis etti de, kendisi meleklerden di\u015filer mi edindi? Ger\u00e7ekten siz \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir s\u00f6z s\u00f6yl\u00fcyorsunuz.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>41- Biz, bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ak\u0131llar\u0131n\u0131 ba\u015flar\u0131na almalar\u0131 i\u00e7in t\u00fcrl\u00fc \u015fekillerde (ikaz ve ihtar\u0131) a\u00e7\u0131klad\u0131k. Fakat bu a\u00e7\u0131klamalar ancak onlar\u0131n nefretini art\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>42- (Ey Muhammed!) De ki: &#8220;E\u011fer dedikleri gibi Allah ile birlikte il\u00e2hlar olsayd\u0131, o zaman bu il\u00e2hlar Ar\u015f&#8217;\u0131n sahibine bir yol ararlard\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>43- Allah, onlar\u0131n dediklerinden \u00e7ok m\u00fcnezzeh ve \u00e7ok y\u00fcksek, hem pek b\u00fcy\u00fck bir y\u00fckseklikle y\u00fccedir.<\/p>\n<p>44- Yedi g\u00f6k, yer ve bunlar\u0131n i\u00e7inde bulunanlar, Allah&#8217;\u0131 tesbih ederler. O&#8217;nu hamd ile tesbih etmeyen hi\u00e7bir varl\u0131k yoktur. Fakat siz, onlar\u0131n tesbihlerini iyi anlamazs\u0131n\u0131z. \u015e\u00fcphesiz O, halimdir \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayand\u0131r.<\/p>\n<p>45- Sen Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 okudu\u011fun zaman biz, seninle ahirete inanmayanlar\u0131n aras\u0131na g\u00f6r\u00fcnmez bir perde \u00e7ekeriz.<\/p>\n<p>46- Ve kalblerinin \u00fczerine, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 anlamalar\u0131na engel perdeler ge\u00e7iririz ve kulaklar\u0131na bir a\u011f\u0131rl\u0131k veririz. Rabbini Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bir tek olarak and\u0131\u011f\u0131n zaman da \u00fcrkerek arkalar\u0131na d\u00f6ner ka\u00e7arlar.<\/p>\n<p>47- Biz onlar\u0131n, seni dinlerken nas\u0131l dinlediklerini \u00e7ok iyi biliriz. Birbiriyle f\u0131s\u0131lda\u015f\u0131rlarken de o zalimlerin: &#8220;Siz b\u00fcy\u00fclenmi\u015f bir adamdan ba\u015fkas\u0131na uymuyorsunuz!&#8221; dediklerini biz \u00e7ok iyi biliriz.<\/p>\n<p>48- Bak senin i\u00e7in nas\u0131l misaller verdiler de bu y\u00fczden nas\u0131l sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fcler! Art\u0131k hak yolu bulmaya g\u00fc\u00e7leri yetmez.<\/p>\n<p>49- Bir de onlar dediler ki: &#8220;Biz, bir kemik y\u0131\u011f\u0131n\u0131 oldu\u011fumuz ve ufalan\u0131p toz oldu\u011fumuz vakit mi, ger\u00e7ekten biz mi, yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015fla diriltilece\u011fiz?<\/p>\n<p>50- De ki: &#8220;\u0130ster ta\u015f olun, ister demir&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>51- &#8220;\u0130sterse g\u00f6nl\u00fcn\u00fczde b\u00fcy\u00fcyen ba\u015fka bir yarat\u0131k olun, (Muhakkak \u00f6ld\u00fcr\u00fclecek ve diriltileceksiniz.) &#8220;Onlar: &#8220;Bizi kim tekrar diriltecek?&#8221; diyecekler. De ki: &#8220;Sizi ilk defa yaratm\u0131\u015f olan o kudret sahibi.&#8221; Sana ba\u015flar\u0131n\u0131 sallayarak: &#8220;Ne zamand\u0131r bu.&#8221; diyecekler. De ki: &#8220;Yak\u0131n olmas\u0131 gerekir!&#8221;.<\/p>\n<p>52- (Allah) sizi \u00e7a\u011f\u0131raca\u011f\u0131 g\u00fcn, tam bir h\u00fcrmetle onun emrine ko\u015facaks\u0131n\u0131z ve zannedeceksiniz ki, kabirlerinizde pek az bir m\u00fcddet kald\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>41-52- O takdirde mutlaka hepsi Ar\u015f\u0131n sahibine bir yol ararlard\u0131. Bu \u00e2yete, iki m\u00e2n\u00e2 verilmi\u015ftir: Birisi, &#8220;Her biri o b\u00fct\u00fcn m\u00fclk\u00fcn ger\u00e7ek sahibi olan Allah&#8217;a galip gelme \u00e7aresini arard\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc galip olmadan il\u00e2h olamazd\u0131. &#8220;Bu durumda &#8220;E\u011fer yerle g\u00f6kte Allah&#8217;tan ba\u015fka il\u00e2hlar olsayd\u0131, ikisi de muhakkak bozulurdu, yok olurdu.&#8221; (Enbiy\u00e2, 17\/22) \u00e2yeti gere\u011fince &#8220;b\u00fcrhan-\u0131 teman\u00fc&#8221;ya (Kel\u00e2m ilminde \u00e2limlerin devir ve tesels\u00fcl\u00fcn m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 isbat eden delillerine) i\u015faret olur. \u0130kincisi de &#8220;Her biri, Allah&#8217;\u0131n tek zat\u0131ndan kuvvet ve kudret elde etmeksizin bir \u015fey yapamayacaklar\u0131n\u0131, bir cumhuriyetin ba\u015fkans\u0131z olamayaca\u011f\u0131n\u0131 bildiklerinden, hepsi ona yakla\u015fmak i\u00e7in bir yol arard\u0131. Bu \u015fekilde ise hi\u00e7biri il\u00e2h olamaz, Allah&#8217;\u0131n il\u00e2h oldu\u011funu kabul etmi\u015f olurlard\u0131.&#8221; demektir.<\/p>\n<p>Ve Allah&#8217;a hamd ile tesbih etmeyen hi\u00e7bir \u015fey yoktur. Fakat siz onlar\u0131n tesbihlerini anlamazs\u0131n\u0131z. \u00c7oklar\u0131, bu tesbihin hal dili ile delaletten veya hal ve s\u00f6zden daha umum\u00ee oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat baz\u0131 tefsirciler, hakik\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere, s\u00f6zle tesbih etmek oldu\u011funda \u0131srar etmi\u015flerdir. \u00c7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, halk\u0131n ak\u0131llar\u0131na ve anlay\u0131\u015flar\u0131na en \u00e7ok dokunur g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de Alus\u00ee Tefsiri&#8217;nde uzunca anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, Resulullah&#8217;\u0131n elinde ta\u015flar\u0131n tesbihinin duyulmas\u0131 gibi rivayet edilen bir \u00e7ok hadis ve eser baz\u0131 tefsircilerin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc desteklemektedir. Muhyiddin-i Arabi ve di\u011fer bir\u00e7ok sofiler de bu g\u00f6r\u00fc\u015ftedirler.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>53- M\u00fcmin kullar\u0131ma s\u00f6yle de (k\u00e2firlere) en g\u00fczel olan s\u00f6z\u00fc s\u00f6ylesinler. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015feytan aralar\u0131na fesat sokar. \u015e\u00fcphesiz \u015feytan, insan i\u00e7in apa\u00e7\u0131k bir d\u00fc\u015fmand\u0131r.<\/p>\n<p>54- Rabbiniz sizi \u00e7ok daha iyi bilir. Dilerse tevbeniz sebebiyle size merhamet eder, dilerse azab eder. Seni de onlar\u0131n \u00fczerine vekil g\u00f6ndermedik.<\/p>\n<p>55- Rabbin g\u00f6klerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir.<\/p>\n<p>Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131k. Davud&#8217;a da Zebur&#8217;u verdik.<\/p>\n<p>53-55- Burada \u00f6zellikle Davud ve Zebur&#8217;un zikredilmesinin sebebi:<\/p>\n<p>1- Kurey\u015f Peygambere kar\u015f\u0131 m\u00fccadele etmek i\u00e7in yahudilere m\u00fcracaat ediyorlar. Yahudiler de: &#8220;Musa&#8217;dan sonra peygamber yoktur, Tevrat&#8217;tan sonra kitap yoktur&#8221; diyorlar. \u015eu halde bununla onlar\u0131n bu iddialar\u0131 \u00e7\u00fcr\u00fct\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>2- Bununla \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn de\u011ferine i\u015faret edilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Davud (a.s) b\u00fcy\u00fck bir h\u00fck\u00fcmdar idi. B\u00f6yle iken burada onun h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde bulundurulmay\u0131p da Zebur&#8217;un tahsis edilmesi, zikr edilen \u00fcst\u00fcnl\u00fckten maksat, mal ve m\u00fclk ile de\u011fil, ilim ve din ile \u00fcst\u00fcnl\u00fck demek oldu\u011funu g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>3- Zebur&#8217;da peygamberlerin sonuncusu (Hz. Muhammed) ve onun \u00fcmmetinin, \u00fcmmetlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131 oldu\u011fu yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Nitekim &#8220;Andolsun ki biz, Tevrat&#8217;tan sonra Zebur&#8217;da da: &#8216;Yery\u00fcz\u00fcne mutlaka salih kullar\u0131m varis olacak&#8217; diye yazm\u0131\u015ft\u0131k.&#8221; (Enbiya 21\/105) buyurulmu\u015ftur, (Enbiy\u00e2 S\u00fbresi&#8217;ndeki bu \u00e2yetin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>56- De ki: &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka, il\u00e2h oldu\u011funu sand\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u015feyleri \u00e7a\u011f\u0131r\u0131n, size yard\u0131m etsinler. Onlar, ne sizden s\u0131k\u0131nt\u0131y\u0131 kald\u0131rabilirler, ne de de\u011fi\u015ftirebilirler.<\/p>\n<p>57- Onlar\u0131n yalvard\u0131klar\u0131 da, Rablerine daha yak\u0131n olmak i\u00e7in vesile ararlar. Ve O&#8217;nun merhametini umarlar, azab\u0131ndan korkarlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc Rabbinin azab\u0131 korkun\u00e7tur.<\/p>\n<p>58- Hi\u00e7 bir \u015fehir (halk\u0131) yoktur ki, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnden \u00f6nce biz onu helak etmeyelim, yahut \u015fiddetli bir azab ile azabland\u0131rmayal\u0131m. Bu, Kitap&#8217;ta (Levh-i Mahfuzda) yaz\u0131l\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>56-58- Buradaki kitaptan maksat Levh-i Mahfuzdur.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>59- Bizi, \u00e2yetler (mucizeler) ve peygamber g\u00f6ndermekten al\u0131koyan \u015fey, ancak \u00f6ncekilerin onlar\u0131 yalanlam\u0131\u015f olmalar\u0131d\u0131r. Sem\u00fbd&#8217;a, a\u00e7\u0131k bir mucize olarak o di\u015fi deveyi vermi\u015ftik de ona zulmetmi\u015flerdi (deveyi bo\u011fazlayarak kendilerine yaz\u0131k etmi\u015flerdi). Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak i\u00e7in g\u00f6ndeririz.<\/p>\n<p>60- Vaktiyle sana \u015f\u00f6yle vahyetti\u011fimizi hat\u0131rla: &#8220;\u015e\u00fcphesiz Rabbin insanlar\u0131 ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (\u0130sr\u00e2 gecesi) sana a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6sterdi\u011fimiz o tem\u00e2\u015f\u00e2y\u0131 ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da lanet edilen a\u011fac\u0131 da, yaln\u0131z insanlara bir imtihan i\u00e7in yapm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. Biz onlar\u0131, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak b\u00fcy\u00fck bir ta\u015fk\u0131nl\u0131ktan ba\u015fka bir sonu\u00e7 vermiyor.<\/p>\n<p>59- O \u00e2yetlerle (mucizelerle) peygamber g\u00f6ndermekten bizi hi\u00e7bir \u015fey al\u0131koymu\u015f de\u011fil, ancak onlar\u0131 \u00f6ncekiler yalanlam\u0131\u015f oldular.<\/p>\n<p>Ve bundan dolay\u0131 tamamen imha ve yok edildiler. \u00c2yetler, yani Allah&#8217;\u0131n kudretine delalet eden al\u00e2metler \u00fc\u00e7 k\u0131sma ayr\u0131l\u0131r. Bir k\u0131sm\u0131 her\u015feyi kapsar.<\/p>\n<p>&#8220;Her \u015feyde onun (Allah&#8217;\u0131n) bir \u00e2yeti vard\u0131r ki, bir oldu\u011funa delalet eden.&#8221; \u00c2limlerin d\u00fc\u015f\u00fcncesi bu \u00e2yettedir. Bir k\u0131sm\u0131 g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc, g\u00fcne\u015f tutulmas\u0131 gibi al\u0131\u015f\u0131lagelmi\u015f \u00e2yetlerdir. Cahillerin d\u00fc\u015f\u00fcncesi de bundad\u0131r. Bir k\u0131sm\u0131 ola\u011fan\u00fcst\u00fcd\u00fcr. Ki peygamberlerin mucizeleri, velilerin kerametleri bu \u00e7e\u015fittendir. Mucizeler aras\u0131nda inad\u0131na istek ve \u0131srar edilen bir k\u0131s\u0131m vard\u0131r ki, bunlara &#8220;\u00e2y\u00e2t-\u0131 mukteraha&#8221; denilir. Bunlar, g\u00f6sterildi\u011fi zaman (Peygambere) inanmayanlar, Sem\u00fbd kavmi gibi k\u00f6klerini kesecek bir azab ile derhal yok edilmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Buradaki belirli bir \u015feye delalet eden belirleme edat\u0131 &#8220;l\u00e2m-\u0131 ahd&#8221; ile, i\u015fte bu cinsten &#8220;\u00e2y\u00e2t-\u0131 mukteraha&#8221;ya i\u015farettir ki, Kurey\u015f m\u00fc\u015friklerinin inad\u0131na olarak istedikleri \u00e2yetler (mucizeler) demektir. Nitekim biraz sonra &#8220;Dediler ki: Biz sana asla inanmay\u0131z t\u00e2 ki bizim i\u00e7in \u015fu yerden bir p\u0131nar ak\u0131t\u0131rs\u0131n.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/91) diye a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilecektir.<\/p>\n<p>Halbuki biz bu \u00e2yetleri ancak korkutmak i\u00e7in g\u00f6nderiyoruz. Yani ey Muhammed! Sana g\u00f6nderdi\u011fimiz \u00e2yetleri azab ve yok etmek i\u00e7in de\u011fil, ahiret azab\u0131ndan korkutmak i\u00e7in g\u00f6nderiyoruz. Bundan dolay\u0131 onlar\u0131n inat ederek istedikleri mucizelerin g\u00f6nderilmemesi Allah&#8217;\u0131n kudretine kar\u015f\u0131 bir engel bulundu\u011fundan dolay\u0131 de\u011fil, Hz. Muhammed&#8217;in \u00fcmmeti hakk\u0131nda Sem\u00fbd kavmi gibi hepsinin k\u00f6k\u00fcn\u00fc kesecek bir azab Allah&#8217;\u0131n maksad\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin ini\u015f sebebinde \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan yap\u0131lan rivayete g\u00f6re, Mekke halk\u0131 Safa tepesinin alt\u0131n yap\u0131lmas\u0131n\u0131 ve Mekke etraf\u0131ndaki da\u011flar\u0131n ortadan kald\u0131r\u0131l\u0131p ekilebilir bir arazi haline getirilmesini istemi\u015flerdi. Resulullah (s.a.v) bunu y\u00fcce Allah&#8217;tan dileyince buyuruldu ki: &#8220;\u0130stersen yapar\u0131m. Fakat \u015fu \u015fartla: E\u011fer dinden \u00e7\u0131karlarsa \u00f6nceki kavimler gibi onlar\u0131 da yok ederim.&#8221; Bunun \u00fczerine: Ya Rabbi! bunu yapman\u0131 istemem. Sab\u0131r dilerim.&#8221; dedi. Ve bunun \u00fczerine bu \u00e2yet indirildi. Bu rivayeti, Ahmed b. Hanbel, Nesa\u00ee, Hakim, Taber\u00e2n\u00ee ve di\u011fer muhaddisler rivayet etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>60-Buna kar\u015f\u0131 belki bunlar, (daha sonra) Peygamberi yalanlamazlard\u0131 gibi bir ihtimalin hat\u0131ra gelmemesi i\u00e7in buyuruluyor ki; Hani hat\u0131rlars\u0131n ya, biz sana: Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki Rabbin, insanlar\u0131 \u00e7epe\u00e7evre ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r demi\u015ftik. Yani ilmi ile insanlar\u0131 ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Rabbin, g\u00f6klerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/55) buyuruldu\u011fu \u00fczere hepsinin i\u00e7ini, d\u0131\u015f\u0131n\u0131, \u00f6n\u00fcn\u00fc, sonunu tamamen bilir. Bundan dolay\u0131 istedikleri mucizeler g\u00f6nderildi\u011fi takdirde, \u00f6nceki insanlar gibi bunlar\u0131n da Peygambere inanmayacaklar\u0131n\u0131 Allah bilir. Her insan\u0131n amelini veya kaderini boynuna ba\u011flayan O&#8217;dur. Bir de onlar\u0131n Peygamberi yalanlayacaklar\u0131 \u015fu delilden hareketle de anla\u015f\u0131l\u0131r:<\/p>\n<p>Baksana: Biz, Mirac gecesi o sana g\u00f6sterdi\u011fimiz manzaralar\u0131, ancak insanlar\u0131 imtihan etmek i\u00e7in sana g\u00f6sterdik. R\u00fcyay\u0131, baz\u0131lar\u0131 Fetih S\u00fbresi&#8217;nde gelecek olan Mekke fethi r\u00fcyas\u0131, baz\u0131lar\u0131 da Bedir&#8217;de m\u00fc\u015friklerin ileri gelenlerinden her birinin y\u0131k\u0131lacaklar\u0131 yerleri g\u00f6steren Bedir&#8217;le ilgili r\u00fcyad\u0131r, demi\u015flerdir. Fakat bu \u00e2yet, Mekke&#8217;de indi\u011finden dolay\u0131 Medine&#8217;de olan o r\u00fcyalarla yorumlanmas\u0131 uygun olamaz. Do\u011fru olan g\u00f6r\u00fc\u015f, \u00e2limlerin \u00e7o\u011funun a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, bu g\u00f6sterme ve g\u00f6rmenin, s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda ge\u00e7en \u0130sra \u00e2yetindeki &#8220;Ona \u00e2yetlerimizi g\u00f6stermek i\u00e7in&#8221; g\u00f6rmesine i\u015faret olmas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc orada uzun uzad\u0131ya a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 gibi bu ola\u011fan\u00fcst\u00fc Mirac olay\u0131 \u00fczerine o m\u00fc\u015frikler iman etmek \u015f\u00f6yle dursun, iman edenlerden baz\u0131lar\u0131n\u0131n bile dinden \u00e7\u0131kmas\u0131 gibi b\u00fcy\u00fck bir fitne olmu\u015flard\u0131. Burada r\u00fcya olarak ifade edildi\u011finden dolay\u0131 Mirac&#8217;\u0131n uykuda meydana gelen bir r\u00fcya oldu\u011funu zannedenler olmu\u015fsa da bu da do\u011fru de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc uykuda g\u00f6r\u00fclen r\u00fcyada \u015furaya buraya gitmek, g\u00f6klere \u00e7\u0131kmak herkesin ba\u015f\u0131na gelebilir. Ve a\u00e7\u0131k\u00e7a biliniyor ki, b\u00f6yle bir r\u00fcya g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6yleyen kimseye kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131karak onun bu r\u00fcyas\u0131n\u0131 kabul etmemekle de h\u00fccum edilmez. E\u011fer Mirac uykuda g\u00f6r\u00fclen bir r\u00fcyadan ibaret olsa idi, onun bir fitne yap\u0131lmas\u0131n\u0131n anlam\u0131 olmazd\u0131. Do\u011frusu r\u00fcya asl\u0131nda vezninde masdard\u0131r. \u00d6rfe g\u00f6re uyku halinde g\u00f6r\u00fclen \u015feylere isim olmu\u015fsa da asl\u0131nda m\u00e2n\u00e2s\u0131, g\u00f6rmektir, g\u00f6rmek demektir. Bu \u00e2yette de bu esas m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczerine s\u00f6ylenmi\u015ftir. Ancak burada buna r\u00fc&#8217;yet (g\u00f6rmek) denilmeyip de r\u00fcya denilmesinin n\u00fcktesini d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. Bunda \u00fc\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r: Birincisi, bu g\u00f6rme geceleyin meydana gelmi\u015f bir g\u00f6rmedir. \u0130kincisi, bu anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman m\u00fc\u015frikler, sen bir r\u00fcya g\u00f6rm\u00fc\u015fs\u00fcn demi\u015fler. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, Mirac hadislerinde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere, o geceki g\u00f6rmeler aras\u0131nda r\u00fcyadaki gibi \u00f6rnek olarak g\u00f6sterilmi\u015f k\u0131s\u0131m da vard\u0131. Mesela cennet ve cehennemi a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcrken i\u00e7lerindeki b\u00fct\u00fcn cennetlikleri ve cehennemlikleri de g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fc. Halbuki bunlar\u0131n bir\u00e7o\u011fu hen\u00fcz d\u00fcnyaya bile gelmemi\u015f olduklar\u0131ndan bunlar\u0131n, olmadan \u00f6nce kendilerine benzeyen \u015fekilleriyle g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f olduklar\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r. \u00d6yle ise m\u00e2n\u00e2n\u0131n \u00f6zeti \u015fu olur: \u0130sr\u00e2 gecesi sana ger\u00e7ekten bizim g\u00f6sterdi\u011fimiz o Mirac g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc \u00e2yetlerimizden en b\u00fcy\u00fck bir \u00e2yet oldu\u011fu halde, biz onu inat ederek \u00e2yet (mucize) istemekte olan o insanlar i\u00e7in s\u0131rf bir fitne ve imtihan vesilesi yapt\u0131k. G\u00f6sterilen ola\u011fan\u00fcst\u00fc al\u00e2metlere ra\u011fmen inanmad\u0131lar da inad\u0131na yalanlad\u0131lar. Bundan dolay\u0131 Rabbinin bildi\u011fi gibi, bu imtihan ile de anla\u015f\u0131l\u0131r ki, hangi \u00e2yet g\u00f6sterilse yalanlayacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da lanet edilmi\u015f olan a\u011fac\u0131 da, ayn\u0131 \u015fekilde onlar i\u00e7in bir fitne (vesilesi) k\u0131ld\u0131k. Bu lanetlenmi\u015f a\u011fa\u00e7tan maksat, Buhar\u00ee ve di\u011fer hadis kitaplar\u0131nda rivayet olundu\u011fu \u00fczere zakkum a\u011fac\u0131d\u0131r. Ki S\u00e2ff\u00e2t S\u00fbresi&#8217;nde: &#8220;Yoksa zakkum a\u011fac\u0131 m\u0131? Biz o a\u011fac\u0131 zalimler i\u00e7in bir fitne (vesilesi) yapt\u0131k O, cehennemin dibinden \u00e7\u0131kan bir a\u011fa\u00e7t\u0131r. Tomurcuklar\u0131, \u015feytanlar\u0131n ba\u015flar\u0131 gibidir. Onlar, ondan yiyecekler ve kar\u0131nlar\u0131n\u0131 onunla dolduracaklar. Sonra \u00fczerine kaynar su kat\u0131lm\u0131\u015f bir i\u00e7ki, \u015f\u00fcphesiz onlar i\u00e7indir&#8221; (S\u00e2ff\u00e2t, 37\/62-67); Duh\u00e2n S\u00fbresi&#8217;nde: &#8220;\u015e\u00fcphesiz zakkum a\u011fac\u0131, g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n yeme\u011fidir. Pota gibi kar\u0131nlar\u0131nda kaynar. S\u0131cak suyun kaynamas\u0131 gibi.&#8221; (Duh\u00e2n, 44642-46); V\u00e2k\u0131a S\u00fbresi&#8217;nde: &#8220;Sonra siz ey do\u011fru yolu kaybetmi\u015f yalanlay\u0131c\u0131lar! Mutlaka zakkum a\u011fac\u0131ndan yiyeceksiniz. Onunla kar\u0131nlar\u0131n\u0131z\u0131 dolduracaks\u0131n\u0131z. Onun \u00fczerine de kaynar su i\u00e7eceksiniz.&#8221; (V\u00e2k\u0131a, 56\/51-54) buyurulmu\u015ftur. Rivayet ediliyor ki, bu \u00e2yetler indi\u011fi zaman Ebu Cehil demi\u015f ki: &#8221; Muhammed sizi \u00f6yle bir ate\u015fle korkutuyor ki, ta\u015flar\u0131 yakarm\u0131\u015f. Sonra da diyor ki o ate\u015fte a\u011fa\u00e7 biter!&#8221; \u0130bn\u00fc&#8217;z-Ziba&#8217;ra da: &#8220;Biz zakkum diye ancak hurma ile kayma\u011f\u0131 tan\u0131r\u0131z&#8221; demi\u015f. Bunun \u00fczerine Ebu Cehil cariyesine emredip hurma ve kaymak haz\u0131rlatm\u0131\u015f ve arkada\u015flar\u0131na: &#8220;haydi zakkumlan\u0131n!&#8221; demi\u015f ve bunun \u00fczerine zakkuma a\u015f\u0131k olup \u0130sl\u00e2miyet&#8217;ten \u00e7\u0131kanlar olmu\u015ftu. Bu beyinsizler, deve ku\u015funun k\u00f6z ve k\u0131zg\u0131n demir yuttu\u011funu ve ye\u015fil a\u011fa\u00e7ta ate\u015f gizlendi\u011fini g\u00f6rd\u00fckleri halde, bunlar\u0131 yapan Allah&#8217;\u0131n kudretinin ate\u015fin k\u00f6k\u00fcnden cehennemin dibinden \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131 a\u011fac\u0131 ink\u00e2r etmek ve k\u00fc\u00e7\u00fcmsemekle ne k\u00f6t\u00fc aldanm\u0131\u015flard\u0131. Bu lanetlenmi\u015f a\u011fa\u00e7 hakk\u0131nda birka\u00e7 s\u00f6z daha s\u00f6ylenmi\u015f ise de en g\u00fcvenilir ve en do\u011fru g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re zakkum a\u011fac\u0131 olmas\u0131d\u0131r. Bunun bu \u015fekilde bu \u00e2yetin sonunda zikredilmesi ise, \u0130sr\u00e2&#8217;y\u0131 yalanlayan o inat\u00e7\u0131lar\u0131n lanete hayranl\u0131klar\u0131na i\u015faret eden deh\u015fetli bir uyar\u0131d\u0131r. Nitekim buyuruluyor ki ve biz onlar\u0131 korkutuyoruz da o korkutma onlara, b\u00fcy\u00fck bir azg\u0131nl\u0131ktan ba\u015fka bir \u015fey art\u0131rm\u0131yor. Neden mi?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>61- (Yine unutma ki) Bir vakit meleklere: &#8220;\u00c2dem&#8217;e secde edin&#8221; demi\u015ftik. \u0130blis&#8217;ten ba\u015fka hepsi secde ettiler. O ise: &#8220;Ben bir \u00e7amurdan yaratt\u0131\u011f\u0131n kimseye mi secde ederim?&#8221; demi\u015fti.<\/p>\n<p>62- (Yine \u0130blis) dedi ki: &#8220;\u015eu benden \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc? Yemin ederim ki, e\u011fer beni k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne kadar ertelersen, pek az\u0131 hari\u00e7, onun z\u00fcrriyetini kendi buyru\u011fum alt\u0131na alaca\u011f\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>63- Allah buyurdu ki: &#8220;Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa, \u015f\u00fcphesiz ki, cezan\u0131z cehennemdir, hem de m\u00fckemmel bir ceza. &#8221;<\/p>\n<p>64- &#8220;Onlardan g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetti\u011fini yerinden oynat. Atl\u0131lar\u0131n ve yayalar\u0131nla onlar\u0131n \u00fczerine yaygaray\u0131 bas! Mallarda ve \u00e7ocuklarda onlara ortak ol! Ve onlara vaadlerde bulun.&#8221; Fakat \u015feytan onlara aldatmadan ba\u015fka bir \u015fey vaad etmez.<\/p>\n<p>65- Do\u011frusu benim (ihlasl\u0131) kullar\u0131m \u00fczerinde senin hi\u00e7bir hakimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter.<\/p>\n<p>61-65- &#8220;Benim kullar\u0131m&#8221; ifadesindeki tamlama \u015fereflendirme i\u00e7indir. Maksat, ihlasl\u0131 kullard\u0131r. &#8220;Do\u011frusu \u015feytan\u0131n, inananlar ve yaln\u0131z Rabblerine g\u00fcvenenler \u00fczerinde bir n\u00fcfuzu yoktur.&#8221; (Nahl, 16\/99) \u00e2yetinde buyuruldu\u011fu gibi.<\/p>\n<p>Ey \u0130nsanlar!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>66-70- 66- Rabbiniz, l\u00fctfundan nasib arayas\u0131n\u0131z diye, sizin i\u00e7in denizde gemileri y\u00fcr\u00fcten kudret sahibidir. \u015e\u00fcphesiz O, size \u00e7ok merhametlidir.<\/p>\n<p>67- Denizde ba\u015f\u0131n\u0131za bir felaket geldi\u011fi zaman, Allah&#8217;tan ba\u015fka yalvard\u0131\u011f\u0131n\u0131z b\u00fct\u00fcn putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtar\u0131p karaya \u00e7\u0131kar\u0131nca da y\u00fcz \u00e7evirirsiniz. Zaten insan \u00e7ok nank\u00f6rd\u00fcr.<\/p>\n<p>68- (Denizden karaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131zda) O&#8217;nun sizi karada yerin dibine ge\u00e7irmeyece\u011finden, yahut \u00fczerinize ta\u015f ya\u011fd\u0131ran bir kas\u0131rga g\u00f6rdermeyece\u011finden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazs\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>69- Yoksa sizi tekrar denize d\u00f6nd\u00fcr\u00fcp de \u00fczerinize kas\u0131rgalar g\u00f6ndermeyece\u011finden ve b\u00f6ylece etti\u011finiz nank\u00f6rl\u00fck sebebiyle sizi bo\u011fmayaca\u011f\u0131ndan emin misiniz? Sonra bu yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131za kar\u015f\u0131, bizim aleyhimize size yard\u0131m edecek bir koruyucu bulamazs\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>70- Andolsun ki biz, insano\u011flunu \u015fan ve \u015feref sahibi k\u0131ld\u0131k. Karada ve denizde ta\u015f\u0131tlara y\u00fckledik ve temiz yiyeceklerden onlar\u0131 r\u0131z\u0131kland\u0131rd\u0131k. Onlar\u0131 yaratt\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131n bir\u00e7o\u011fundan \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131k.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>71- K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 \u00f6nderleriyle \u00e7a\u011f\u0131raca\u011f\u0131z. O g\u00fcn, kimin amel defteri sa\u011f eline verilirse, i\u015fte onlar kitaplar\u0131n\u0131 okuyacaklar ve en k\u00fc\u00e7\u00fck bir haks\u0131zl\u0131\u011fa u\u011frat\u0131lmayacaklar.<\/p>\n<p>72- Her kim bu d\u00fcnyada (manen) k\u00f6r ise ahirette de k\u00f6rd\u00fcr. Ve gidi\u015f\u00e7e daha \u015fa\u015fk\u0131nd\u0131r.<\/p>\n<p>73- (Ey Muhammed!) Az kals\u0131n seni bile, sana vahyetti\u011fimizden ba\u015fkas\u0131n\u0131 bize kar\u015f\u0131 iftira edesin diye, fitneye d\u00fc\u015f\u00fcreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi.<\/p>\n<p>74- E\u011fer biz sana sebat vermemi\u015f olsayd\u0131k, nerdeyse sen onlara birazc\u0131k meyledecektin.<\/p>\n<p>75- O takdirde, muhakkak hayat\u0131n da, \u00f6l\u00fcm\u00fcn de azab\u0131n\u0131 sana kat kat tatt\u0131r\u0131rd\u0131k. Sonra bize kar\u015f\u0131 kendin i\u00e7in hi\u00e7bir yard\u0131mc\u0131 bulamazd\u0131n.<\/p>\n<p>76- (Ey Muhammed!) Yak\u0131nda seni yurdundan \u00e7\u0131karmak i\u00e7in, muhakkak ki rahats\u0131z edecekler ve o takdirde onlar da senin ard\u0131ndan pek az kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>77- Bu, senden \u00f6nce g\u00f6nderdi\u011fimiz b\u00fct\u00fcn peygamberlerimiz hakk\u0131ndaki s\u00fcnnetimizdir. Bizim s\u00fcnnetimizde herhangi bir de\u011fi\u015fme g\u00f6remezsin.<\/p>\n<p>71-77- Her insan toplumunu \u00f6nderleriyle \u00e7a\u011f\u0131raca\u011f\u0131m\u0131z o g\u00fcn\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnmeli. \u0130mam, hidayet ve delalette \u00f6ne ge\u00e7irilip arkas\u0131na d\u00fc\u015f\u00fclen, kendisine uyulan kimse demektir ki, bir peygambere, bir kitaba, bir dine, bir mezhebe veya herhangi bir ba\u015fkana, bir kumandana denilebilir. \u015eu halde o g\u00fcn, her insan toplulu\u011fu il\u00e2h\u00ee veya \u015feytan\u00ee \u00f6nderlerine nisbet edilerek, mesela: Ey \u0130brahim \u00fcmmeti, ey Musa \u00fcmmeti, ey \u0130sa \u00fcmmeti ve ey Muhammed \u00fcmmeti diye veya ey Firavun halk\u0131, ey Nemrud halk\u0131 v.s. diye veyahut dinlerine, kitaplar\u0131na, mezheplerine nisbet ile ey falan \u00fcmmet, falan millet diye \u00e7a\u011f\u0131r\u0131lacaklar. &#8220;Kimin kitab\u0131 sa\u011f eline verilirse i\u015fte onlar kitaplar\u0131n\u0131 okuyacaklar ve en k\u00fc\u00e7\u00fck bir haks\u0131zl\u0131\u011fa u\u011frat\u0131lmayacaklar&#8221; Ve bu d\u00fcnyada k\u00f6r olan, yani bu d\u00fcnyada kalp g\u00f6z\u00fc k\u00f6r olup da do\u011fru yolu g\u00f6rmeyen, hak imama uymayan, o \u00fcst\u00fcn k\u0131l\u0131nma ve \u015fereflendirme nimetlerine kar\u015f\u0131 nank\u00f6rl\u00fck eden ahirette, yani ahiret hususunda daha k\u00f6r ve yolca daha yanl\u0131\u015ft\u0131r. Onun i\u00e7in ahirette k\u00f6r, sa\u011f\u0131r ve dilsiz olarak ve y\u00fcz\u00fcn koyu s\u00fcr\u00fcnerek ha\u015fr olunacaklar ve kitaplar\u0131 sollar\u0131ndan verilecektir.<\/p>\n<p>Sen \u015funa bak:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>78- G\u00fcne\u015fin bat\u0131ya kaymas\u0131ndan, gecenin karanl\u0131\u011f\u0131na kadar (belirli vakitlerde) gere\u011fi \u00fczere namaz\u0131 k\u0131l, bir de sabah namaz\u0131n\u0131 k\u0131l. \u00c7\u00fcnk\u00fc sabah namaz\u0131nda, gece ve g\u00fcnd\u00fcz melekleri haz\u0131r bulunur.<\/p>\n<p>79- Gecenin bir k\u0131sm\u0131nda da sadece sana mahsus bir nafile olmak \u00fczere uykudan kalk, Kur&#8217;\u00e2n ile tehecc\u00fcd namaz\u0131 k\u0131l, Rabbinin seni bir makam-\u0131 mahmuda (\u015fefaat makam\u0131na) g\u00f6ndermesi kesindir.<\/p>\n<p>80- (Ey Muhammed!) De ki: &#8220;Rabbim! Beni, takdir etti\u011fin yere g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131 ve huzur i\u00e7inde koy ve \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131m yerden de d\u00fcr\u00fcstl\u00fckle ve selametle \u00e7\u0131kmam\u0131 sa\u011fla. Bana kat\u0131ndan yard\u0131m edici bir kuvvet ver.&#8221;<\/p>\n<p>81- (Ey Muhammed!) De ki: &#8220;Hak geldi, bat\u0131l yok oldu. Elbette bat\u0131l yok olmaya mahkumdur.&#8221;<\/p>\n<p>82- Biz Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan, iman edenler i\u00e7in bir \u015fifa ve rahmet kayna\u011f\u0131 olan \u00e2yetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zarar\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131r.<\/p>\n<p>83- Biz insana nimet verdi\u011fimiz zaman, Allah&#8217;\u0131 anmaktan y\u00fcz \u00e7evirip uzakla\u015f\u0131r. Ona fenal\u0131k dokununca da \u00fcmitsizli\u011fe kap\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>84- De ki: &#8220;Herkes bulundu\u011fu hal ve niyetine g\u00f6re i\u015f yapar. Bu durumda kimin en do\u011fru yolda oldu\u011funu Rabbiniz daha iyi bilir.&#8221;<\/p>\n<p>78- Namaz\u0131 devaml\u0131 k\u0131l ve k\u0131ld\u0131r. G\u00fcne\u015fin zevali (bat\u0131ya kaymas\u0131) dolay\u0131s\u0131yla gece karanl\u0131\u011f\u0131na kadar ki \u00f6\u011fle, ikindi, ak\u015fam, yatk\u0131 vakitlerini i\u00e7ine al\u0131r.<\/p>\n<p>Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Hz. Peygamber buyurmu\u015ftur ki: &#8220;G\u00fcne\u015fin bat\u0131ya kayaca\u011f\u0131 vakitte Cebrail geldi, bana \u00f6\u011fle namaz\u0131n\u0131 k\u0131ld\u0131rd\u0131&#8221; Sabah Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n\u0131 da, yani k\u0131r\u00e2eti \u00f6zellikle \u00f6nemli olan sabah namaz\u0131n\u0131 da dosdo\u011fru k\u0131l. Muhakkak sabah Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 \u015fahitlendirilmi\u015ftir. Ona gece melekleri de g\u00fcnd\u00fcz melekleri de haz\u0131r ve \u015fahid olur ve b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat uyan\u0131r, insan\u0131n g\u00f6zle g\u00f6rme zevki y\u00fckselir.<\/p>\n<p>79- Gecenin bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde de sadece sana ait bir nafile olarak tehecc\u00fcd namaz\u0131n\u0131 k\u0131l Rabbinin seni \u00f6\u011f\u00fclm\u00fc\u015f bir makama g\u00f6ndermesi kesindir. Burada &#8220;Kulum nafile namazlar\u0131 k\u0131lmakla bana yakla\u015fmaya devam eder, nihayet ben onun kula\u011f\u0131, g\u00f6z\u00fc ve kalbi olurum.&#8221; kudsi hadisinin m\u00e2n\u00e2s\u0131yla olan ilgi a\u00e7\u0131kt\u0131r. Mak\u00e2m-\u0131 Mahmud: Herkesin hamd ile y\u00fcceltece\u011fi muazzam makam demektir ki, hamdin ger\u00e7ek anlam\u0131n\u0131n dayana\u011f\u0131 olan mutlak yak\u0131nl\u0131k makam\u0131, yani hadislerde rivayet edildi\u011fi \u00fczere Liva\u00fcl&#8217;l-hamd alt\u0131nda b\u00fcy\u00fck \u015fefaat makam\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>80- Ve de ki, yani tehecc\u00fcd namaz\u0131n\u0131 k\u0131l\u0131p \u015f\u00f6yle dua et ki: Rabbim! Girece\u011fim yere d\u00fcr\u00fcstl\u00fckle girmemi sa\u011fla ve \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131m yerden de d\u00fcr\u00fcstl\u00fckle \u00e7\u0131kmam\u0131 sa\u011fla. Yani herhangi bir i\u015fe veya herhangi bir yere koyarken tam d\u00fcr\u00fcstl\u00fckle kabul olunan ve raz\u0131 olunan bir \u015fekilde koy ve herhangi bir i\u015fe veya bir yere \u00e7\u0131kar\u0131rken de yine tam bir d\u00fcr\u00fcstl\u00fck ile kabul olunan ve raz\u0131 olunan, \u00f6v\u00fclen bir \u015fekilde \u00e7\u0131kar. Bundan dolay\u0131 emretti\u011fin kulluk vazifelerinin giri\u015finde, \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131nda, y\u00fckledi\u011fin peygamberlik g\u00f6revinin yerine getirilmesinde ve tamamlanmas\u0131nda do\u011fruluk ve d\u00fcr\u00fcstl\u00fckle ba\u015far\u0131 ihsan edip ahiretin giri\u015fi olan mezara koydu\u011funda d\u00fcr\u00fcstl\u00fckle koy ve \u00e7\u0131kar\u0131p \u00f6ld\u00fckten sonra diriltti\u011finde de d\u00fcr\u00fcstl\u00fckle dirilterek g\u00f6nder ve taraf\u0131ndan bana, k\u00e2firleri, ma\u011flup edecek kudretli bir yard\u0131mc\u0131 ver. Bana gizli kahredici bir delil, ma\u011flup edici bir kudret tahsis et ki, onun saltanat\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda k\u00e2firler ma\u011flub ve kahredilmi\u015f, iman edenler \u00fcst\u00fcn gelmi\u015f ve zafer kazanm\u0131\u015f olsun.<\/p>\n<p>81- Dikkat etmeye de\u011ferdir ki, bu duan\u0131n kabul edildi\u011fini m\u00fcjdeleme tarz\u0131nda da \u015f\u00f6yle buyurulmu\u015ftur: Yine de ki:<\/p>\n<p>Hak geldi bat\u0131l yok oldu Ger\u00e7ekten bat\u0131l, daima yok olmu\u015ftur. Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fi ile hak dinin gelmesi an\u0131ndan itibaren ger\u00e7ekten k\u00e2firlik ve Allah&#8217;a ortak ko\u015fman\u0131n yok olu\u015fu ba\u015flam\u0131\u015f, daha sonra Mekke fethedildi\u011fi zaman Ka&#8217;be&#8217;den putlar\u0131 atarken Hz. Peygamber bu \u00e2yeti okuyarak \u00f6nce verilen bu haberin do\u011frulu\u011funu ilan etmi\u015fti.<\/p>\n<p>82- Hak ne ile geldi, denecek olursa, i\u015fte cevab\u0131 \u015fudur: Biz Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan \u00f6yle \u00e2yetler indiriyoruz ki, m\u00fcminler i\u00e7in \u015fifa ve rahmettir. Burada d\u00fcnya t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc kayg\u0131 ve hastal\u0131klar, bela ve s\u0131k\u0131nt\u0131 ile dolu bir hastahaneye, Peygamber bir doktora, Kur&#8217;\u00e2n da \u015fifa verici ila\u00e7 ve yeterli g\u0131daya benzetilmi\u015f oluyor. \u015e\u00fcphe ve iki y\u00fczl\u00fcl\u00fck, k\u00e2firlik ve uyu\u015fmazl\u0131k, zul\u00fcm ve haks\u0131zl\u0131k, h\u0131rs, \u00fcmitsizlik, i\u015fsizlik , cahillik, taklid, ba\u011fnazl\u0131k, k\u00f6t\u00fc niyetli olmak gibi ahl\u00e2k\u00ee ve sosyal, psikolojik hastal\u0131klara kar\u015f\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u015fifa ve rahmet oldu\u011fu kesin bir ger\u00e7ektir. Bundan ba\u015fka madd\u00ee hekimli\u011fin, tedavisinde aciz kald\u0131\u011f\u0131 nice v\u00fccut hastal\u0131klar\u0131na kar\u015f\u0131 da Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u015fifa ba\u011f\u0131\u015flayan \u00f6zellikleri, yetkili kimselerin \u00f6teden beri g\u00f6rd\u00fckleri bir husustur. Bununla beraber zalimlerin ise, ancak zarar\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131r. Hakk\u0131 sevmeyenler inanmazlar da o \u015fifa ve rahmetten faydalanamazlar ve bu \u015fekilde zararlar\u0131n\u0131 art\u0131rmaktan ba\u015fka bir \u015fey yapmazlar, kendi nefislerine zulmederler.<\/p>\n<p>83-Bunun sebebi de biz o insana, o \u00e7ok zalim ve \u00e7ok bilgisiz olan insana nimet verdi\u011fimiz zaman y\u00fcz \u00e7evirir ve yan \u00e7izerek uzakla\u015f\u0131r. Nimetle \u015f\u0131mar\u0131r, nimet verenden y\u00fcz \u00e7evirir, nank\u00f6rl\u00fck eder. Ona zarar ziyan dokununca da son derece \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fer. \u0130\u015fte b\u00f6yle nimet halinde te\u015fekk\u00fcr, zarar halinde \u00fcmit ve dua \u00f6zelli\u011fi bulunmayan insanlard\u0131r ki, o zalimlerdir. Kur&#8217;\u00e2n b\u00f6ylelerinin zarar\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131r. B\u00f6yleleri, m\u00fcjdelemekle de yola gelmez, korkutmakla da.<\/p>\n<p>84- De ki hepsi, iman edenler de etmeyenler de kendi hal ve niyetine g\u00f6re i\u015f yapar.<\/p>\n<p>&#8220;\u015e\u00c2K\u0130LE&#8221; kelimesi tabiat, \u00e2det, din, ahl\u00e2k, niyet, miza\u00e7 ve yarat\u0131l\u0131\u015f, birbirine benzeyen yollar gibi de\u011fi\u015fik ve fakat birbirine yak\u0131n m\u00e2n\u00e2larla tefsir edilmi\u015f ise de en kapsaml\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131 sonuncusudur. Yani herkes kendi durum ve mizac\u0131na uygun olan yolda hareket eder. Ba\u015fka bir ifade ile \u00f6zel hislerine g\u00f6re i\u015f yapar. Bu durumda en do\u011fru yola gideni Rabbiniz en iyi bilendir. Yani herkes kendi mizac\u0131na g\u00f6re hareket ederek ho\u015funa giden yolu tutmakla do\u011fru yol tutmu\u015f olmaz. Bir din veya mezheb herhangi bir ki\u015finin veya toplumun miza\u00e7 ve duygular\u0131na uygun gelmekle hemen do\u011fru olamaz. Hak din, Allah&#8217;\u0131n kitap ve Resul\u00fc ile bildirdi\u011fidir. Buna g\u00f6re mizac\u0131 hakka uygun olan kimselere ne mutlu! Mizac, ruh meselesine temas etmek dolay\u0131s\u0131yla:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>85- Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki: &#8220;Ruh Rabbimin bildi\u011fi bir i\u015ftir ve size ilimden ancak az bir \u015fey verilmi\u015ftir.&#8221;<\/p>\n<p>86- Yemin olsun ki, dilersek sana vahyetti\u011fimizi ortadan kald\u0131r\u0131r\u0131z; sonra bize kar\u015f\u0131 kendine bir vekil (koruyucu) bulamazs\u0131n.<\/p>\n<p>87- Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (biz bunu yapmad\u0131k). Ger\u00e7ekten O&#8217;nun senin \u00fczerindeki l\u00fctfu \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>88- Ey Muhammed! De ki: &#8220;Yemin olsun, e\u011fer insanlar ve cinler bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n benzerini getirmek \u00fczere toplansalar ve birbirlerine yard\u0131mc\u0131 olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir.&#8221;<\/p>\n<p>85-86- Sana ruhtan da sorarlar veya soruyorlar Siyerde \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan nakledildi\u011fine g\u00f6re Kurey\u015f Nadr b. H\u00e2ris ile Ukbe b. Eb\u00ee Muayt&#8217;\u0131 Medine&#8217;deki yahudi hahamlar\u0131na g\u00f6nderip: &#8220;Onlar, kitap ehlindendirler, siz de bulunmayan bilgiler onlarda bulunur. Muhammed&#8217;i sorun bakal\u0131m&#8221; demi\u015fler. Bunun \u00fczerine ikisi birlikte Mekke&#8217;den \u00e7\u0131k\u0131p Medine&#8217;ye varm\u0131\u015flar ve sormu\u015flar.<\/p>\n<p>Yahudiler: &#8220;Ona ma\u011fara halk\u0131ndan, Zulkarneyn&#8217;den ve ruhtan sorunuz. E\u011fer hepsine cevap verir veya susarsa peygamber de\u011fildir. Ve e\u011fer bir k\u0131sm\u0131na cevap verip bir k\u0131sm\u0131ndan susarsa peygamberdir&#8221; demi\u015fler. \u00c7\u00fcnk\u00fc ruh, Tevrat&#8217;ta kapal\u0131 olarak ifade edilmi\u015f. Onlar, gelmi\u015fler sormu\u015flar. Bunun \u00fczerine iki k\u0131ssa, yani Ashab-\u0131 Kehf ve Z\u00fclkarneyn k\u0131ssalar\u0131 a\u00e7\u0131klan\u0131p ruh kapal\u0131 b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f olmakla sorduklar\u0131na pi\u015fman olmu\u015flard\u0131r. (Ashab-\u0131 Kehf ve Z\u00fclkarneyn K\u0131ssalar\u0131 i\u00e7in Kehf S\u00fbresi, 18\/9-22, 83-101Ayetlerinin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>Ahmed, Nesa\u00ee, Tirmiz\u00ee, Hakim ve \u0130bn\u00fc H\u0131bban ve daha birtak\u0131m muhaddisin \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan yapt\u0131klar\u0131 rivayette ise; Kurey\u015f, yahudilere demi\u015fler ki: &#8220;Bize bir \u015fey veriniz \u015fu adama soral\u0131m.&#8221; Onlar da &#8220;Ruhtan sorunuz&#8221; demi\u015fler. Onlar sormu\u015flar, onun \u00fczerine bu \u00e2yet inmi\u015ftir. &#8220;Sana ruhtan sorarlar&#8230;&#8221; Bunlara g\u00f6re bu \u00e2yet de Mekke&#8217;de inmi\u015ftir. Fakat Buhar\u00ee&#8217;de ve M\u00fcslim&#8217;de ve di\u011fer kitaplarda rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Abdullah b. Mes&#8217;ud (r.a.) demi\u015ftir ki: &#8220;Ben Hz. Peygamber (s.a.v.) ile Medine&#8217;de bir tarlada y\u00fcr\u00fcyordum ve o, bir de\u011fne\u011fe dayan\u0131yordu. O s\u0131rada bir b\u00f6l\u00fck yahudi rastlad\u0131lar, birbirlerine: &#8220;\u015euna ruhtan sorunuz&#8221; dediler. Bunun \u00fczerine bir k\u0131sm\u0131 kalkt\u0131, ruhtan sordu. Sorunca Resulullah, ona kar\u015f\u0131 bir \u015fey s\u00f6ylemeyip sessizli\u011fe dald\u0131. Ben derhal bildim ki, kendisine vahiy geliyordu. Oldu\u011fum yerde dikildim. Vahiy inince buyurdu ki: &#8220;Sana ruhtan sorarlar. De ki: Ruh Rabbimin emrindendir. Size ilimden sadece az bir \u015fey verilmi\u015ftir.&#8221; Buna g\u00f6re ise bu \u00e2yet Medine&#8217;de inmi\u015ftir. Bu bak\u0131mdan baz\u0131lar\u0131 bu \u00e2yetin biri Mekke&#8217;de biri Medine&#8217;de olmak \u00fczere iki defa indi\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Yukar\u0131larda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere ruh denildi\u011fi zaman ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulmu\u015ftur: Kendisi ile hareket yap\u0131lan \u015fey, yani hareketin ba\u015flang\u0131c\u0131; kendisi ile hayat olan \u015fey, yani hayat\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131; kendisi ile anla\u015f\u0131lan \u015fey, yani anlay\u0131\u015f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131.<\/p>\n<p>Hareketin ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle ruh, maddenin tam kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak kuvvet demek olur. Madde veya kuvvet, madde veya ruh denildi\u011fi zaman bu d\u00fc\u015f\u00fcnce kastedilir. Bu m\u00e2n\u00e2, ruhun en genel m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. Mesela elektrik bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re bir ruh ve her hareket edici g\u00fc\u00e7 bir ruh demektir.<\/p>\n<p>Hayat\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesi ile ruh ise, bundan daha \u00f6zel bir \u015feydir. Fakat bunda da iki ayr\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnce vard\u0131r. Birisi genel m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile hayatt\u0131r ki, bitkilerin hayat\u0131n\u0131 da kapsar. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6redir ki, genel olarak bitkilere bile ruh (canl\u0131) denildi\u011fi olmu\u015ftur. Birisi de me\u015fhur m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile hayat, yani hayvanlara ait hayatt\u0131r ki insana ait hayat ile son bulur. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re ruh, bitkilere ait ruhtan daha \u00f6zel olup onu da kapsamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Sonra idrak (anlay\u0131\u015f)\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131, yani duyumla beraber olan sade vicdandan, bilgi, anlama, ilim, irade, konu\u015fma ve di\u011fer \u015feyler gibi en y\u00fcksek derecelere kadar \u015fuurla ilgili b\u00fct\u00fcn olaylar\u0131n ve dolay\u0131s\u0131yla bir manev\u00ee hayat\u0131n vas\u0131tas\u0131 olmas\u0131 itibariyle ruh gelir ki, ruhun en se\u00e7kin \u00f6zelli\u011fini ifade eden bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n en a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fc insan\u0131n nefsinde tecelli etti\u011finden buna insan ruhu denilmi\u015ftir. \u0130nsan\u0131n nefsini hayvan\u00ee ruhtan ay\u0131ran ve insana ait bilgiyi hakka ula\u015ft\u0131rarak kendini ve ba\u015fkalar\u0131n\u0131 bildiren bu ruh hakk\u0131ndad\u0131r ki &#8220;Ruhumdan ona \u00fcfledi\u011fim zaman&#8230;&#8221; (H\u0131cr, 15\/29) buyurulmu\u015ftur. Biz bunu (ruhu) kendisi ile duyar, vicdan, irade, ak\u0131l erdirme, i\u00e7ten konu\u015fma gibi etkileri ile tan\u0131r\u0131z. Her insanda bu ruhun bir par\u0131lt\u0131s\u0131 bulundu\u011funda \u015f\u00fcphe yoksa da insan nefsinin, bu ruhun ayn\u0131 olup olmad\u0131\u011f\u0131nda ihtilaf edilmi\u015ftir. Fakat ruh ger\u00e7e\u011fi, insan ger\u00e7e\u011finin \u00f6tesinde olmasayd\u0131, insan, e\u015fyan\u0131n bizzat kendisinden hi\u00e7bir ger\u00e7e\u011fi anlayamaz veya b\u00fct\u00fcn ger\u00e7e\u011fin, insandan meydana gelmi\u015f olmas\u0131 gerekirdi. Halbuki insan\u0131n bilmedi\u011fi pek \u00e7ok \u015fey vard\u0131r. Ne kadar az olursa olsun bildi\u011fi de yok de\u011fildir. Bundan dolay\u0131, idrakin ba\u015flang\u0131c\u0131 olan ruh, insan\u0131n fizik\u00ee hayat\u0131nda v\u00fccuduna \u00fcf\u00fcr\u00fclen hava, \u0131\u015f\u0131k, s\u0131cakl\u0131k gibi manev\u00ee hayat\u0131nda nefsine \u00fcf\u00fcr\u00fclen bir ba\u015flang\u0131\u00e7t\u0131r ki, insan nefsinin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 hidayet ve do\u011fru yolu kaybetmemedeki pay\u0131 olan \u00fcf\u00fcrme derecesi ile uyumludur.<\/p>\n<p>De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Burada emr, &#8220;\u00fcmur&#8221;un m\u00fcfredi (tekili), yani i\u015f; yahut &#8220;ev\u00e2mir&#8221;in tekili, yani kumanda m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Tefsircilerin bir \u00e7o\u011fu min&#8221; in beyaniye veya baz\u0131s\u0131, bir k\u0131sm\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na teb\u00eeziye, emrin (i\u015fin) Rabbe izafeti&#8217;nin (rabb ile tamlama halinde bulunmas\u0131) de bilginin tahsis edilmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 \u00fczere \u015f\u00f6yle tefsir etmi\u015flerdir: &#8220;Ruh, ancak Rabbinin bilece\u011fi i\u015ftendir, ruhun hakikat\u0131 \u00f6yle \u015feylerdendir ki, onunla ilgili bilgiyi Allah Te\u00e2l\u00e2 kendine tahsis etmi\u015ftir&#8221; Bu \u015fekilde cevap, &#8220;\u0130lim, ancak Allah kat\u0131ndad\u0131r&#8221; (M\u00fclk, 67\/26) denilmi\u015f gibi olur. E\u011fer ruh hakk\u0131ndaki soru &#8220;ni\u00e7in herkese ayn\u0131 derecede ruh verilmiyor da yarat\u0131l\u0131\u015f de\u011fi\u015fiyor diye herkesin ruh\u00ee durumlar\u0131ndaki ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131n hikmetinden sorulursa bu tefsire diyecek yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu husus, yapt\u0131\u011f\u0131ndan sorumlu olmayan y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n yaln\u0131z varl\u0131klar \u00fczerindeki iradesine ait oldu\u011fundan ancak onun bilece\u011fi bir i\u015ftir. \u00c2yetin hemen ard\u0131nda &#8220;e\u011fer biz dileseydik&#8221; buyurulmas\u0131 da bununla ilgilidir.<\/p>\n<p>Fakat ruhun ger\u00e7ek mahiyeti veya h\u00fck\u00fcmleri a\u00e7\u0131s\u0131ndan soru d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, bu cevapta hi\u00e7bir \u015fey bildirilmemi\u015f denemez. Bilakis bunda ruhun \u00f6z\u00fc ve h\u00fckm\u00fcyle ilgili b\u00fct\u00fcn fizik \u00f6tesi tart\u0131\u015fmalar\u0131 kesip atan bir tan\u0131mlama verilmi\u015ftir. \u015e\u00f6yle ki: &#8220;Bir \u015feyin olmas\u0131n\u0131 diledi\u011fi zaman, O&#8217;nun emri sadece &#8220;ol&#8221; demektir. O da hemen oluverir.&#8221; (Yasin, 36\/82) \u00e2yeti gere\u011fince Rabbin emri, bir \u015feyi irade edince Allah&#8217;\u0131n i\u015fi ba\u015fka hi\u00e7bir \u015fart ve sebebe muhta\u00e7 olmaks\u0131z\u0131n yaln\u0131z &#8220;ol&#8221; demekle hemen oluvermekten ibaret bir emirdir: Fiil\u00ee bir yarat\u0131l\u0131\u015ft\u0131r, bir gereklilik ve etkidir ki &#8220;Bizim emrimiz bir defad\u0131r. Ve g\u00f6z k\u0131rpmas\u0131 gibidir.&#8221; (Kamer, 54\/50) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re basit bir g\u00f6z k\u0131rpmas\u0131n\u0131n ifade etti\u011fi ani bir irade veya his i\u015fi gibi bir defad\u0131r. \u015eu halde ruhun, Allah&#8217;\u0131n emrinden olmas\u0131, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n yaln\u0131z &#8220;ol&#8221; emrinden yarat\u0131lan ve ba\u015fka bir unsur ve \u00e7\u0131k\u0131\u015f yeri bulunmayan il\u00e2h\u00ee bir harika olmas\u0131 demek olur. Birtak\u0131m m\u00fcfessirler de bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Bu m\u00e2n\u00e2da &#8220;emir&#8221; kelimesinin f\u00e2iline m\u00fbzaf oldu\u011fu bellidir. &#8220;Min&#8221; ba\u015flang\u0131\u00e7 m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu takdirde ruh, emrin eseri olan basit ve yarat\u0131lm\u0131\u015f \u00f6zel bir cevher olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. &#8220;Min&#8221;, maddeyi a\u00e7\u0131klama m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi takdirde ise ruh, Rabbin emri cinsinden yaln\u0131z bir i\u015f, \u00f6zel bir etki demek olur. Burada \u015f\u00f6yle me\u015fhur bir soru vard\u0131r: &#8220;Allah her \u015feyin yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve her\u015fey Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n yaratma emri ile meydana getirilmi\u015f ve yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funa g\u00f6re bu m\u00e2n\u00e2, &#8220;ruh, e\u015fyadan bir \u015fey veya i\u015flerden bir i\u015ftir&#8221; demeye e\u015fit olmaz m\u0131? Ve o durumda bununla ruhun \u00f6zelli\u011fini anlatan bir tan\u0131mlama verilmi\u015f oldu\u011fu nas\u0131l s\u00f6ylenebilir? Yukardaki a\u00e7\u0131klamalarda bu soruyu ge\u00e7ersiz k\u0131lan kay\u0131tlar ve i\u015faretler vard\u0131r .Bunu daha fazla bir a\u00e7\u0131kl\u0131kla anlamak i\u00e7in de &#8220;\u0130yi biliniz ki, yaratmak ve emretmek O&#8217;na mahsustur.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/54) y\u00fcce \u00e2yetini g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutmak gerekir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki orada emir, yaratmaya kar\u015f\u0131l\u0131k olarak zikredilmi\u015ftir. Burada ise iki yorum vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: Yaratma, takdir, yani miktar ve nicelik vermek m\u00e2n\u00e2s\u0131 itibariyle madde ve cisimleri yaratma ve icad etmektir. Kay\u0131ts\u0131z yaratmada kullan\u0131lmas\u0131 ise genelle\u015ftirme iledir. O halde buna kar\u015f\u0131l\u0131k emir, maddeye kar\u015f\u0131l\u0131k ve hacimsiz olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen genel kuvvetler gibi, soyut olan i\u015fleri gerektiren fiil ve etkidir. Nitekim \u00c2dem hakk\u0131nda &#8220;Allah \u00c2dem&#8217;i topraktan yaratt\u0131. Sonra ona &#8220;ol&#8221; dedi ve o da oluverdi.&#8221; (Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/59) buyurulmas\u0131 bu fark\u0131 g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Emirde kumanda m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n esas olmas\u0131d\u0131r. Bu y\u00f6n\u00fcyle emir, yarat\u0131lan b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar \u00fczerinde yap\u0131lan ve yap\u0131lacak olan tasarruf ve egemenlik i\u015fleri ile, bu i\u015fleri meydana getiren gereklilik ve etki fiiline uygun olur ki, Rab olma s\u0131fat\u0131n\u0131n tecellisi bununlad\u0131r. &#8220;Daha sonra kudretiyle Ar\u015f\u0131 ku\u015fatan Allah&#8217;t\u0131r. B\u00fct\u00fcn i\u015fleri nizama koyan O&#8217;dur.&#8221; (Yunus, 10\/3) ifadesi, bunu g\u00f6steriyor. \u015eu halde yaratma, emrin tatbik yerini meydana getiren i\u015f, emir de mahlukat\u0131n zorlama veya iradeye ba\u011fl\u0131 terbiye i\u015flerini ifade eden fiildir. Ve ruhun tarifindeki emir, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan Allah&#8217;a ait bu itibar\u0131 ifade i\u00e7in, \u00f6zellikle Rab ismine muz\u00e2f (tamlanan) k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber bu tamlama, ruhun b\u00fct\u00fcn kuvvetleri kapsayan genel m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ortaya koyarsa da \u00f6zel m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile ruhun ancak cinsini bildirir. Bu cins i\u00e7inden \u00f6zel m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile ruhu tan\u0131tacak olan husus ise Rab kelimesinin birinci \u015fahsa olan &#8220;Rabb\u00ee = benim Rabbim&#8221; izafetidir. \u015eu halde ruhun cinsi, Rabbin kendisine \u00f6zel olarak izafeti de bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc h\u00fckm\u00fcnde olarak ruhun bir ger\u00e7e\u011fi ile ilgili olarak bir s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 ifade eden tan\u0131mlamas\u0131n\u0131 vermi\u015f olur. M\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015fu olur: &#8220;Ruh, benim malikim olup beni terbiye eden Rabbimin b\u00fct\u00fcn mahlukat\u0131 \u00fczerindeki il\u00e2hl\u0131k emrinden bir emirdir ki, bana kendimi ve Rabbimi tan\u0131t\u0131r&#8221;. Demek ki bir ruh tasarlanmas\u0131nda aslolan \u015fu \u00fc\u00e7 duygudur: ben, emir, Rab. Ruh, i\u015fte eneye Rabbin \u00f6zel bir etkisi ile tamlamas\u0131n\u0131 ifade eden emirdir. Bu \u00f6zel tamlama, bu emir olmay\u0131nca kimse kendini duymaz, herkes bu tamlama nisbetinin \u00f6zelli\u011fine g\u00f6re kendisini duyar, kendini duymayanda ruh olmaz. Kendini tan\u0131mayan, o izafet nisbetinden hissesine g\u00f6re ruhu duyar; ruhu duyan, Rabbini duyar. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, ruhu Rab zannedenler, Rabba ruh diyenler, \u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h inanc\u0131na sapanlar olmu\u015ftur. Onun i\u00e7in cevab\u0131nda bu yanl\u0131\u015flar da d\u00fczeltilerek anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki ne ben, ne de ruh, rab de\u011fildir, Ruh, enenin Rabbinin emrindendir.<\/p>\n<p>Burada dikkate de\u011fer \u00f6nemli bir nokta daha vard\u0131r. hitab\u0131nda Rabbin muzaf\u0131n ileyhi (tamlayan\u0131) olan birinci \u015fah\u0131s zamiri y\u00e2, her \u015feyden \u00f6nce Resulullah&#8217;\u0131n sidir. Ona olan izafet-i Rabbaniye (Rab kelimesinin tamlamas\u0131), Muhammed realitesinde meydana \u00e7\u0131kan tecelliler ise &#8220;Ger\u00e7ekten Rabbinin sana l\u00fctfu \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr&#8221; diye a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilece\u011fi \u00fczere \u00e7ok b\u00fcy\u00fck oldu\u011fundan bu g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan tamlaman\u0131n ifade etti\u011fi tan\u0131mlama kendisine R\u00fbh\u00fc&#8217;l-Kud\u00fcs ve R\u00fbh\u00fc&#8217;l-Em\u00een denilen Cebrail&#8217;i bile kapsam\u0131na alan y\u00fcksek bir toplulu\u011fu i\u00e7ine al\u0131r. Bu itibarla tarifinden tasarlaya bilece\u011fimiz m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur: &#8220;Ruh, beni terbiye eden, bu c\u00fcmleden bana vahiy ve peygamberlik veren, beni \u0130sr\u00e2 ile Mirac&#8217;a y\u00fckselten, beni bir \u015fefaat makam\u0131na g\u00f6nderen ve bana Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 indirmekte bulunan Rabbimin emrinden bir emirdir ki, ben kendimi ve Rabbim olan y\u00fcce Allah&#8217;\u0131 onunla bilirim.&#8221;<\/p>\n<p>Ve size ilimden ancak biraz verildi. Hi\u00e7 verilmedi de\u011fil, fakat az verildi. Bildi\u011finiz de az, bili\u015finiz de azd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ilminiz, sonradan olmu\u015ftur, ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131d\u0131r. Sofest\u00e2\u00eelerin dedi\u011fi gibi hi\u00e7bir \u015fey bilmez de\u011filsiniz, baz\u0131lar\u0131n\u0131n iddia ettikleri gibi b\u00fct\u00fcn ger\u00e7ekleri bilir de de\u011filsiniz. Hak&#8217;tan baz\u0131 \u015feyler bilirsiniz, amma ger\u00e7e\u011fin b\u00fct\u00fcn derinli\u011fine de\u011fil, baz\u0131 y\u00f6nler ile, ruhunuzun mertebesine g\u00f6re, Rabbinizi tan\u0131yacak, vazifelerinizi anlayacak kadar orant\u0131l\u0131 bir \u015fekilde bilirsiniz. \u015eu halde ruh hakk\u0131nda bilebilece\u011finiz de bu kadard\u0131r.<\/p>\n<p>Baz\u0131 m\u00fcfessirler bu hitab\u0131n soruyu soranlara ait oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8221; = de&#8221; emrinin s\u00f6ylenilenin i\u00e7inde bulunarak cevab\u0131n tamamlay\u0131c\u0131s\u0131ndan olmas\u0131 akla daha yak\u0131nd\u0131r. Fakat rivayet olunuyor ki: Yahudiler, bu cevab\u0131 i\u015fitince: &#8220;Bu hitap bize mi muhta\u00e7?&#8221; demi\u015fler. Hz. Peygamber (s.a.v) de: &#8220;Bilakis biz ve siz&#8221; buyurmu\u015f. Bunun \u00fczerine demi\u015fler ki: &#8220;Durumun amma da tuhaft\u0131r, bazen &#8220;Kime hikmet verilirse ona, \u00e7ok hay\u0131r verilmi\u015f olur&#8221; (Bakara, 2\/269) dersin, bazen de b\u00f6yle s\u00f6ylersin. Bize Tevrat verildi\u011fini ve onda her \u015feyin a\u00e7\u0131klamas\u0131 bulundu\u011funu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan okudu\u011fun halde, bize verilen ilme nas\u0131l az dersin?&#8221; Resulullah (s.a.v) da: &#8220;O, Allah&#8217;\u0131n ilmine g\u00f6re azd\u0131r. Allah, size o kadar\u0131n\u0131 vermi\u015ftir ki amel ederseniz faydalan\u0131rs\u0131n\u0131z&#8221; buyurmu\u015f ve bu sebeple &#8220;Yery\u00fcz\u00fcndeki a\u011fa\u00e7lar kalem, deniz de m\u00fcrekkep olsa ve yedi deniz de kat\u0131lsa da yaz\u0131lsa, Allah&#8217;\u0131n kelimeleri bitmezdi&#8230;&#8221; (Lokm\u00e2n, 31\/27) \u00e2yeti inmi\u015ftir. \u015eu halde bu hitap, emrinin i\u00e7inde olmay\u0131p, yeniden ba\u015flayarak ona eklenmi\u015f bir c\u00fcmle olmak \u00fczere b\u00fct\u00fcn insanlara genel bir hitap demektir. B\u00fct\u00fcn insanl\u0131k ilmi, Allah&#8217;\u0131n ilmine g\u00f6re azd\u0131r. O&#8217;nun taraf\u0131ndan verilmi\u015f, itibar\u00ee, bitmeye mahkum ve s\u0131n\u0131rl\u0131d\u0131r. Allah&#8217;\u0131n ilmi ise zat\u0131na ait olup her\u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015f ve bilgileri sonsuzdur. \u0130lmin tamam\u0131 y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n zat\u00ee hakikatini bilmeye ba\u011fl\u0131d\u0131r ki, onu ancak kendi bilir.<\/p>\n<p>Burada \u015funlar\u0131 da kaydetmemiz yararl\u0131 olacakt\u0131r:<\/p>\n<p>1- Demek ki &#8220;Allah, \u00c2dem&#8217;e b\u00fct\u00fcn isimleri \u00f6\u011fretti&#8221;. (Bakara, 2\/31) \u00e2yeti gere\u011fince \u00c2dem&#8217;e b\u00fct\u00fcn isimlerin \u00f6\u011fretilmesi, ismi olan her \u015feyin ger\u00e7e\u011finin \u00f6\u011fretilmesi demek de\u011fildir. \u0130simleri \u00f6\u011fretmek Allah&#8217;\u0131n ilmine g\u00f6re az bir ilimdir. Bu nokta felsefede &#8220;ismiyye&#8221; ekol\u00fcne bir temel olabilir.<\/p>\n<p>2- &#8220;Her\u015feyi a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in&#8230;&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/154), &#8220;Her\u015feyi etrafl\u0131ca beyan etmek i\u00e7in&#8230;&#8221; (Nahl, 16\/89) gibi \u00e2yetler, b\u00fct\u00fcn e\u015fyan\u0131n hakikat\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmay\u0131p insanlar\u0131n din ve ahk\u00e2m (\u015fer\u00ee h\u00fck\u00fcmler) a\u00e7\u0131s\u0131ndan muhta\u00e7 olduklar\u0131 her \u015fey m\u00e2n\u00e2s\u0131na izaf\u00ee (g\u00f6reli) bir kapsama sahiptir demektir. Ve nitekim \u00f6teden beri \u00f6yle tefsir edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>3- \u0130nsan bilgisinin azl\u0131\u011f\u0131, yaln\u0131z ruhu bilme a\u00e7\u0131s\u0131ndan zannedilmemelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc di\u011fer \u015feylerle ilgili bilgilerimizin bile dayana\u011f\u0131 ruh oldu\u011fundan onlarla ilgili bilgimiz, ruhumuza ait olandan \u00e7ok de\u011fildir.<\/p>\n<p>4- Bu hitapta insanlara ilimden pay veren bir \u015feref ve ayn\u0131 zamanda insanl\u0131\u011f\u0131n ilm\u00ee gururunu k\u0131ran bir darbe ile, Hakk&#8217;\u0131n huzurunda &#8220;Biz seni, sana lay\u0131k olan bir \u015fekilde tan\u0131yamad\u0131k&#8221; itiraf\u0131 ile al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fc olmaya davet eden bir uyar\u0131 vard\u0131r. Demek Allah kat\u0131nda ilmin sonsuzlu\u011fu, insanlar i\u00e7in her hususta ilmin elde edilmesinin m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu ortadan kald\u0131ran bir \u00fcmitsizlik delili de\u011fil, ilimde ilerleme imkan\u0131n\u0131n sonsuzlu\u011funu sa\u011flayan bir bilgi ba\u015flang\u0131c\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 insan sonsuzlu\u011fa giden bir a\u015fk ve inan\u00e7 ile Allah i\u00e7in ilme \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 ve fakat ilimde hangi ilerleme mertebesine ula\u015f\u0131rsa ula\u015fs\u0131n insan ilminin az yine az; Allah&#8217;\u0131n ilmine g\u00f6re, denizlere oranla bir damladan bile az oldu\u011funu bilerek hi\u00e7bir zaman gururlanmamas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>\u015eunu da unutmamak gerekir ki, insan\u0131n ilmi Allah taraf\u0131ndan verilmi\u015f oldu\u011fu gibi, yok olabilir de. Bir insana en b\u00fcy\u00fck ruhun, en y\u00fcksek ilm\u00ee mertebenin verildi\u011fi de farzedilse, onu emriyle dilerse bir anda al\u0131verir. \u0130\u015fte gururdan sak\u0131nmak i\u00e7in bu ger\u00e7e\u011fin bilinmesi \u00e7ok \u00f6nemli oldu\u011fundan bak\u0131n\u0131z, y\u00fcce Allah, Peygamberine olan \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc \u00e2yette ifade etmekle ona verdi\u011fi ilmin azl\u0131ktan istisna edilmi\u015f oldu\u011funu a\u00e7\u0131klama s\u0131ras\u0131nda, her \u015feyden \u00f6nce bu ger\u00e7e\u011fi \u00f6ne al\u0131p, a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade ederek, hem de yemin ve peki\u015ftirme ile, y\u00fccelik ve ululuk ifade eden \u00e7o\u011ful kipi ile ve di\u011ferlerine son derece etkili ve anlaml\u0131 bir ibret olmas\u0131 i\u00e7in \u00f6zellikle Hz.Peygambere hitapta a\u00e7\u0131k\u00e7a anlatarak buyurmu\u015ftur ki: &#8220;And olsun ki, dilersek o sana vahyetti\u011fimizi elbette ortadan kald\u0131r\u0131r\u0131z.&#8221; Yani R\u00fbh\u00fc&#8217;l- Kud\u00fcs ile indirdi\u011fimiz, b\u00fct\u00fcn fitnelere kar\u015f\u0131 tesbit etti\u011fimiz, m\u00fcminlere \u015fifa ve ilmimizin ruhu olan o y\u00fcce Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 bile haf\u0131zalar\u0131n\u0131zdan siler al\u0131veririz. Sonra kendin i\u00e7in bize kar\u015f\u0131 bir yard\u0131mc\u0131 da bulamazs\u0131n. Yani ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 bizden bizzat kendin geri alamayaca\u011f\u0131n gibi vas\u0131ta ile geri alabilmek i\u00e7in, ne ruhtan ve ne ba\u015fka \u015feylerden dayanacak bir vekil, tutunacak bir kuvvet bulmana da imkan yoktur.<\/p>\n<p>87- Ancak Rabbinden bir rahmet olursa ba\u015fka. Her zaman yaln\u0131z ona dayanabilirsin ve i\u015fte ona vahyetti\u011fimiz gibi onu koruyan ve s\u00fcrekli k\u0131lan da O&#8217;dur. Rabbinin sana \u00f6zel izafeti ile nimet vermesi ve ihsan\u0131 ve bu y\u00fczden \u00e2lemlere yaymak istedi\u011fi geni\u015f rahmetidir. Ger\u00e7ekten Rabbinin sana olan fazileti, ihsan\u0131 ve l\u00fctfu \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Di\u011ferlerine benzetme kabul etmeyecek derecede b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>88-Onun i\u00e7in tam g\u00fcvenle Yemin olsun ki b\u00fct\u00fcn insanlar ve cinler, bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n benzerini getirmek i\u00e7in bir araya gelseler hi\u00e7bir zaman onun bir benzerini getiremezler. \u0130nsanlar ayr\u0131, cinler ayr\u0131 u\u011fra\u015fsalar getiremezler ya. Hatta birbirlerine yard\u0131mc\u0131 olsalar bile (benzerini) getiremezler. Kur&#8217;\u00e2n b\u00f6yle b\u00fcy\u00fck bir mucizedir. \u015eimdi yaln\u0131z bu \u00e2yetin ne kadar kapsaml\u0131, ne kadar kuvvetli, b\u00fct\u00fcn insanlar ve cinler ile gelecek \u00fczerinde b\u00f6yle en y\u00fcksek bir yak\u00een (kesinlikle) h\u00fck\u00fcm vermenin, ne b\u00fcy\u00fck bir gayb ilmini kapsad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve dolay\u0131s\u0131yla ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na nas\u0131l b\u00fcy\u00fck ve kal\u0131c\u0131 bir mucize meydana getirdi\u011fini insaf ile etrafl\u0131ca d\u00fc\u015f\u00fcnmeli. Bu s\u00f6z\u00fcn Allah&#8217;\u0131n ilminden bir ilim getirmi\u015f oldu\u011funa nas\u0131l \u015f\u00fcphe edilebilir?.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin ini\u015f sebebinde rivayet ediliyor ki, \u00f6nceki yahudilerden bir grup: &#8220;Ey Muhammed!&#8221; demi\u015fler. &#8220;Bize \u015fu getirdi\u011fin hakk\u0131 a\u00e7\u0131kla, bu Allah kat\u0131ndan gelen bir hakk m\u0131d\u0131r? \u00c7\u00fcnk\u00fc biz bunu Tevrat&#8217;\u0131n d\u00fczenli bir \u015fekilde dizili\u015fi gibi birbirine uygun olup nizaml\u0131 bir \u015fekilde dizilmi\u015f olarak g\u00f6rm\u00fcyoruz&#8221; Hz. Peygamber (s.a.v) buyurmu\u015f ki: &#8220;Vallahi siz, bunun Allah kat\u0131ndan gelen bir hakk oldu\u011funu \u00e7ok iyi biliyorsunuz.&#8221; Bunun \u00fczerine onlar: &#8220;Amma bu senin getirdi\u011fin gibisini biz de sana getiririz.&#8221; demi\u015flerdi ve bunun \u00fczerine y\u00fcce Allah, bu \u00e2yeti indirdi. Di\u011fer taraftan Kurey\u015f&#8217;ten bir topluluk da: &#8220;Bize bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan ba\u015fka ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir \u00e2yet getir, yoksa bunun benzerini biz de yapabiliriz.&#8221; demi\u015flerdi ki, ola\u011fan\u00fcst\u00fc \u00e2yet dedikleri bundan sonra &#8220;K\u00e2firler \u015f\u00f6yle dediler: Bizim i\u00e7in yerden suyu kesilmeyen bir kaynak \u00e7\u0131karmad\u0131k\u00e7a sana iman etmeyece\u011fiz.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/90) \u00e2yetlerinde a\u00e7\u0131klanacak olan \u00f6neriler olacakt\u0131r. Bu \u00e2yet, ile b\u00fct\u00fcn bunlara kesin cevap verilmi\u015f, o g\u00fcn bu g\u00fcn bunca as\u0131rlardan beri b\u00fct\u00fcn tecr\u00fcbe ve te\u015febb\u00fcslerin kar\u015f\u0131s\u0131nda bu cevap, tam bir do\u011frulukla ger\u00e7ekle\u015ferek heybet ve ululu\u011funu art\u0131rm\u0131\u015f durmu\u015ftur. (Bakara, S\u00fbresindeki &#8220;Onun benzeri bir s\u00fbre meydana getirin.&#8221;; (2\/23) H\u00fbd S\u00fbresi&#8217;ndeki, &#8220;De ki: Siz de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n benzeri, on uydurma s\u00fbre meydana getirin bakal\u0131m. E\u011fer iddian\u0131zda do\u011fruysan\u0131z, Allah&#8217;tan ba\u015fka yard\u0131m\u0131n\u0131 isteyebileceklerinizi de \u00e7a\u011f\u0131r\u0131n&#8230;&#8221;; (11\/13) H\u0131cr S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Onun (Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n) koruyucusu da \u015f\u00fcphesiz ki biziz&#8221; (15\/9 \u00e2yetlerinin tefsirine bkz.) \u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n her h\u00fckm\u00fc b\u00f6yle ilim, b\u00f6yle \u015f\u00fcphesizdir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>89- Yemin olsun ki biz bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da insanlar i\u00e7in \u00e7e\u015fitli misaller vermi\u015fizdir. Yine de insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu ink\u00e2rlar\u0131nda \u0131srar ederler.<\/p>\n<p>90- K\u00e2firler \u015f\u00f6yle dediler: &#8220;Sen, bizim i\u00e7in yerden suyu kesilmeyen bir kaynak f\u0131\u015fk\u0131rtmad\u0131k\u00e7a sana asla inanmayaca\u011f\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>91- &#8220;Veyahut hurmal\u0131klardan ve \u00fcz\u00fcml\u00fcklerden senin bir bah\u00e7en olsun da ortas\u0131ndan \u015far\u0131l \u015far\u0131l \u0131rmaklar ak\u0131tmal\u0131s\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>92- &#8220;Yahut s\u00f6yleyip zannetti\u011fin gibi, g\u00f6\u011f\u00fc ba\u015f\u0131m\u0131za par\u00e7a par\u00e7a d\u00fc\u015f\u00fcresin veya Allah&#8217;\u0131 ve melekleri s\u00f6yledi\u011fine \u015fahit getiresin. &#8221;<\/p>\n<p>93- &#8220;Yahut alt\u0131ndan bir evin olsun, ya da g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131kmal\u0131s\u0131n. Ona \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131na da asla inanmay\u0131z. Ta ki bize, okuyaca\u011f\u0131m\u0131z bir kitap indiresin.&#8221; De ki: &#8220;Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan ba\u015fka bir \u015fey de\u011filim.&#8221;<\/p>\n<p>89-93-B\u00f6yle bir peygamberi g\u00f6ren o k\u00e2firlerin iman etmeyip de bu kadar inat etmelerinin sebebi nedir, denecek olursa:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>94-100- 94- Kendilerine do\u011fru yolu g\u00f6steren peygamber gelince, insanlar\u0131n iman etmelerine engel olan sebep sadece: &#8220;Allah bir insan\u0131 m\u0131 Peygamber g\u00f6nderdi?&#8221; demeleridir.<\/p>\n<p>95- (Ey Muhammed! Mekkelilere) \u015f\u00f6yle de: &#8220;E\u011fer yery\u00fcz\u00fcnde huzur i\u00e7inde y\u00fcr\u00fcy\u00fcp duran melekler olsayd\u0131, elbette onlara g\u00f6kten peygamber olarak bir melek indirirdik.&#8221;<\/p>\n<p>96- De ki: &#8220;Benimle sizin aran\u0131zda \u015fahit olarak Allah yeter. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, kullar\u0131n\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131ndan haberdard\u0131r, yapt\u0131klar\u0131n\u0131 \u00e7ok iyi g\u00f6rendir.&#8221;<\/p>\n<p>97- Allah kime hidayet verirse, o do\u011fru yoldad\u0131r. Kimi de hidayetten uzak tutarsa, art\u0131k bunlar i\u00e7in Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir yard\u0131mc\u0131 bulamazs\u0131n. Ve biz, o k\u00e2firleri k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc k\u00f6r, dilsiz ve sa\u011f\u0131r olduklar\u0131 halde, y\u00fczleri \u00fcst\u00fc s\u00fcr\u00fcnerek ha\u015fredece\u011fiz. Varacaklar\u0131 yer cehennemdir; ate\u015fi dindik\u00e7e onun ate\u015fini art\u0131r\u0131r\u0131z.<\/p>\n<p>98- Bu onlar\u0131n cezas\u0131d\u0131r! \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, \u00e2yetlerimizi ink\u00e2r etmi\u015fler ve: &#8220;Sahi bizler, bir y\u0131\u011f\u0131n kemik ve ufalanm\u0131\u015f toz oldu\u011fumuz zaman m\u0131, yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015fla diriltilmi\u015f olaca\u011f\u0131z?&#8221; demi\u015flerdir.<\/p>\n<p>99- Onlar, g\u00f6kleri ve yeri yaratan Allah&#8217;\u0131n, kendilerinin ayn\u0131 olan insanlar\u0131 yaratmaya da kadir oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcp bilmediler mi? Allah onlar i\u00e7in \u015f\u00fcphe edilmeyen bir v\u00e2de takdir etmi\u015ftir. Fakat zalimler, ink\u00e2rlar\u0131nda yine de \u0131srar ederler.<\/p>\n<p>100- (Ey Muhammed!) De ki: &#8220;E\u011fer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsayd\u0131n\u0131z, fakirlik korkusunu yine de elden b\u0131rakmazd\u0131n\u0131z.&#8221; Do\u011frusu insan \u00e7ok cimridir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>101- Andolsun biz Musa&#8217;ya apa\u00e7\u0131k dokuz mucize verdik. (Ey Peygamber!) \u0130srailo\u011fullar\u0131na sor, Musa kendilerine geldi\u011finde Firavun ona: &#8220;Ey Musa! Ben senin b\u00fcy\u00fclenmi\u015f oldu\u011funu san\u0131yorum&#8221; demi\u015fti.<\/p>\n<p>102- Musa dedi ki: &#8220;Ey Firavun! Pek\u00e2l\u00e2 bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak \u00fczere, ancak g\u00f6klerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de seni helak olmu\u015f zannediyorum.&#8221;<\/p>\n<p>103- Derken Firavun, Musa&#8217;y\u0131 ve \u0130srailo\u011fullar\u0131n\u0131 M\u0131s\u0131r&#8217;dan s\u00fcrmek istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda bo\u011fduk.<\/p>\n<p>104- Arkas\u0131ndan \u0130srailo\u011fullar\u0131na \u015f\u00f6yle dedik: &#8220;Firavun&#8221;un sizi \u00e7\u0131karmak istedi\u011fi arazide siz oturun! Sonra ahiret vaadi (k\u0131yamet) geldi\u011fi vakit, hepinizi toplay\u0131p bir araya getirece\u011fiz.&#8221;<\/p>\n<p>101-104- Ahiret vaadi (k\u0131yamet) geldi\u011fi vakit, hepinizi toplay\u0131p biraraya getirece\u011fiz. Buradaki ifadesinin s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda ge\u00e7en yani &#8220;ikinci defa olan fesad\u0131n zaman\u0131&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilirse de &#8220;e\u011fer siz k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe d\u00f6nerseniz, biz de cezaland\u0131rmaya d\u00f6neriz.&#8221; (17\/8) \u00e2yetinin) m\u00e2n\u00e2s\u0131na bak\u0131larak &#8220;ahiret yurdu vaadi&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 tekrardan uzak ve daha a\u00e7\u0131kt\u0131r ki, k\u0131yamet demek olur&#8230;<\/p>\n<p>\u00d6zetle ey Muhammed!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>105- Biz bu Kur&#8217;an&#8217;\u0131 hak olarak indirdik, O, b\u00fct\u00fcn hakikatleri i\u00e7inde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak m\u00fcjdeci ve uyar\u0131c\u0131 olarak g\u00f6nderdik.<\/p>\n<p>106- Sana Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 verdik ve onu insanlara sindire sindire okuyas\u0131n diye (k\u0131s\u0131mlara) ay\u0131rd\u0131k ve biz onu yava\u015f yava\u015f indirdik.<\/p>\n<p>107- Ey Muhammed! De ki: \u0130ster ona (Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a) inan\u0131n, ister inanmay\u0131n; o daha \u00f6nce kendilerine ilim verilenlere okundu\u011funda onlar, y\u00fczleri \u00fcst\u00fc secdeye kapan\u0131rlar.<\/p>\n<p>108- Ve derler ki: Rabbimizi tenzih ederiz. \u015e\u00fcphesiz ki Rabbimizin vaadi ger\u00e7ekle\u015fir.<\/p>\n<p>109- Ve a\u011flayarak y\u00fczleri \u00fcst\u00fc secdeye kapan\u0131rlar. Hem de bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 i\u015fitmek onlar\u0131n Allah&#8217;a teslimiyetlerini daha da art\u0131r\u0131r.<\/p>\n<p>110- (Sen onlara) de ki: \u0130ster &#8220;Allah&#8221; deyin, ister &#8220;Rahm\u00e2n&#8221; deyin, nas\u0131l \u00e7a\u011f\u0131r\u0131rsan\u0131z \u00e7a\u011f\u0131r\u0131n. En g\u00fczel isimler O&#8217;nundur. Namaz\u0131nda sesini pek y\u00fckseltme, \u00e7ok da gizli okuma, orta yolu se\u00e7.<\/p>\n<p>111- Ve \u015f\u00f6yle de: Hamd o Allah&#8217;a ki, hi\u00e7bir \u00e7ocuk edinmedi, m\u00fclkte orta\u011f\u0131 yoktur, aciz olmay\u0131p bir yard\u0131mc\u0131ya da ihtiyac\u0131 yoktur. Tekbir getirerek O&#8217;nu noksanl\u0131klardan y\u00fccelt de y\u00fccelt.<\/p>\n<p>105- Onu, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 hak ile indirdik ve o, hak ile indi. Yani hi\u00e7 bozulmadan indirdi\u011fimiz gibi hakk\u0131yla indi; nazm\u0131 da hak, ini\u015fi de hak, indi\u011fi de hakt\u0131r. Hakk&#8217;\u0131n hikmeti ile hakikaten hak Peygambere inmi\u015ftir. Onun haber verdikleri muhakkak olacakt\u0131r. Ve seni ancak bir m\u00fcjdeci ve uyar\u0131c\u0131 olarak g\u00f6nderdik. \u0130man ve itaat edenlere sevab\u0131n ve k\u00e2firlere, isyan edenlere azab\u0131n olaca\u011f\u0131n\u0131 bildireceksin. Yoksa herkesin istedi\u011fini yapacak, inat\u00e7\u0131 k\u00e2firlere zorla iman verip kurtaracak de\u011filsin. O halde sen m\u00fcjdeleme ve uyarma vazifeni yap, sonundan korkma! Fakat o m\u00fcjde ve uyarma bir defada bitecek de\u011fil, devam etmesi gerekir.<\/p>\n<p>106- Hem bir Kur&#8217;\u00e2n olarak ki a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r zaman zaman insanlara okuman i\u00e7in, biz onu ay\u0131rt ettik, k\u0131s\u0131m k\u0131s\u0131m yapt\u0131k ve onu peyderpey indirdik. Yani hepsini birden de\u011fil, as\u0131llardan ayr\u0131nt\u0131lara do\u011fru, insanlar\u0131n her t\u00fcrl\u00fc menfaat ve ihtiya\u00e7lar\u0131na ve durumlar\u0131n gere\u011fine uygun olmak \u00fczere yava\u015f yava\u015f indirdik. Onun i\u00e7in Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan bir hizib (c\u00fcz\u00fcn d\u00f6rtte biri) veya bir a\u015f\u0131r (on \u00e2yet) ve hatta bazen bir \u00e2yet, ba\u011f\u0131ms\u0131z bir kitap gibi, ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na m\u00fcjdeleme ve uyarmay\u0131 kapsayan bir derstir.<\/p>\n<p>Al\u00fbs\u00ee, tefsirinde der ki: &#8220;Beyhak\u00ee, \u015eu\u00e2b&#8217;\u0131nda \u00d6mer (r.a) den \u015f\u00f6yle dedi\u011fini rivayet etmi\u015ftir: &#8216;Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 be\u015fer \u00e2yet, be\u015fer \u00e2yet \u00f6\u011freniniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Cebrail (a.s) onu be\u015fer be\u015fer indirdi&#8221;. \u0130bn\u00fc As\u00e2kir de Ebu Nadre kanal\u0131yla rivayet etmi\u015ftir ki: &#8220;Ebu Sa&#8217;id-i Hudr\u00ee bize Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 sabah be\u015f ve ak\u015fam be\u015f \u00e2yet \u00f6\u011fretir ve Cebrail (a.s) be\u015fer \u00e2yet, be\u015fer \u00e2yet indirdi, diye haber verirdi.&#8221; demi\u015ftir. Bununla birlikte be\u015ften daha fazla ve daha az olarak inmesinin de ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi sahih rivayetlerle sabit bulundu\u011fundan maksat, \u00e7o\u011fu demektir.&#8221;<\/p>\n<p>107- De ki: Ey bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a inanmayan cahiller! Siz buna ister inan\u0131n, ister inanmay\u0131n; yani Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n do\u011frulu\u011funa ve kemaline kar\u015f\u0131 sizin gibilerin inan\u0131p inanmamas\u0131n\u0131n hi\u00e7 \u00f6nemi yoktur. \u0130nanman\u0131z onun kemalini art\u0131rmaz, inanmaman\u0131z da ona eksiklik vermez; iman ederseniz faydas\u0131 kendinize, etmezseniz zarar\u0131 yine kendinizedir. Art\u0131k siz d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn. \u015e\u00fcphesiz ki bundan \u00f6nce kendilerine ilim verilen kimseler, Kur&#8217;\u00e2n inmeden \u00f6nce, daha evvel indirilen kitaplar\u0131 incelemi\u015f olup da vahyin, kitab\u0131n, din ve \u015feriatin ne oldu\u011funu anlam\u0131\u015f, peygamberlik delillerini \u00f6\u011frenmi\u015f de\u011ferli \u00e2limler kendilerine Kur&#8217;\u00e2n okununca \u00e7eneleri \u00fcst\u00fc d\u00fc\u015ferek secdelere kapan\u0131yorlar.<\/p>\n<p>108- Ve diyorlar ki: &#8220;Rabbimizi tesbih ederiz, ne b\u00fcy\u00fck \u015fan. Rabbimizin vaadi ger\u00e7ekten yerine getirildi.&#8221; Yani \u00f6nceki kitaplarda vaad etti\u011fi o Peygamber geldi. Haber verdikleri \u015feylerin hepsi olacakt\u0131r diye tesbih ve \u015f\u00fckrediyorlar.<\/p>\n<p>109- Ve a\u011flayarak \u00e7eneleri \u00fcst\u00fc kapan\u0131yorlar ve o Kur&#8217;\u00e2n okunduk\u00e7a onlar\u0131n hu\u015fular\u0131n\u0131 (boyun e\u011fmelerini) art\u0131r\u0131r.<\/p>\n<p>Bunun bir benzeri de &#8220;Peygambere indirileni i\u015fittikleri zaman, onun hak oldu\u011funu \u00f6\u011frendiklerinden dolay\u0131, g\u00f6zlerinin ya\u015fla doldu\u011funu g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn. Onlar: &#8220;Ey Rabbimiz! \u0130man ettik derlerdi.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/83)<\/p>\n<p>110- De ki: \u0130ster &#8220;Allah&#8221; diye dua edin, ister &#8220;Rahm\u00e2n&#8221; diye dua edin Hangi isimle \u00e7a\u011f\u0131r\u0131rsan\u0131z, g\u00fczeldir. \u00c7\u00fcnk\u00fc en g\u00fczel isimler hep O&#8217;nundur, O e\u015fsiz zat\u0131nd\u0131r. Resulullah (s.a.v) bir g\u00fcn Mekke&#8217;de &#8220;Ey Allah, ey Rahman &#8221; diye dua ederken m\u00fc\u015frikler i\u015fitmi\u015fler. Ve &#8220;Muhammed bir il\u00e2ha davet ediyordu, halbuki kendisi iki il\u00e2ha dua ediyor&#8221; demi\u015fler. Onlara cevap olarak Allah&#8217;\u0131n bu emri inmi\u015ftir. Yani y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n bir \u00e7ok isimleri vard\u0131r ki onlar, en g\u00fczel isimlerdir. En y\u00fcksek g\u00fczellik, ululuk ve sayg\u0131 ifade eden en g\u00fczel isimler hep O&#8217;nundur. Bunlar\u0131n herhangisiyle olursa olsun dua caizdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ismin bir ka\u00e7 tane olmas\u0131ndan, isim sahibinin birka\u00e7 tane olmas\u0131 gerekmez. B\u00fct\u00fcn esma-i h\u00fcsna (en g\u00fczel isimler) ile dua, orta\u011f\u0131 olmayan o bir zata (Allah&#8217;a) duad\u0131r.<\/p>\n<p>Hem namazda sesini fazla y\u00fckseltme. Namazda okurken veya dua ederken ba\u011f\u0131rma, g\u00f6steri\u015f ve sayg\u0131s\u0131zl\u0131k lekesi olmas\u0131n. B\u00fcsb\u00fct\u00fcn gizli de okuma. Yani kendin i\u015fitmeyecek kadarda gizli okuma, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131ndan korkuyormu\u015f gibi olmas\u0131n. Bunun aras\u0131nda bir yol tut.<\/p>\n<p>111-Ve de ki Hamd, Allah&#8217;a, her t\u00fcrl\u00fc y\u00fcceltme ile \u015f\u00fck\u00fcr, Allah&#8217;a. O Allah ki \u00e7ocuk edinmedi. Do\u011furmaktan uzak oldu\u011fu gibi evlatl\u0131k da edinmedi. Bundan dolay\u0131 \u00e7ocuk edindi diyenler onun \u015fan\u0131n\u0131 bilmediler. Yalan s\u00f6ylediler. M\u00fclkte O&#8217;nun orta\u011f\u0131 yok. \u0130ki veya \u00fc\u00e7 (Allah) diyenler, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131ranlar iftira ettiler. O&#8217;nun acizlikten \u00f6t\u00fcr\u00fc bir dosta da ihtiyac\u0131 yoktur. Yani acizli\u011finden meydana gelen, zilletten korunmak, izzet (y\u00fccelik) bulmak i\u00e7in yard\u0131m etmesine muhta\u00e7 olunan dosttan, sevgili ve yard\u0131mc\u0131dan ve ittifak eden kimseden de uzak ve beridir. \u00dcst\u00fcnl\u00fck ve rahmetiyle sevdi\u011fi, velilik verdi\u011fi, Allah&#8217;\u0131n dostlar\u0131 denebilecek d\u00fcr\u00fcst kullar\u0131 olmaz de\u011fil ise de herhangi bir ihtiya\u00e7tan dolay\u0131 dost edindi\u011fi hi\u00e7bir veli de yoktur. Al\u00e7akl\u0131ktan uzak bizzat aziz ve kuvvetlidir. &#8220;Kuvvet ve kudret tamam\u0131yla Allah&#8217;\u0131nd\u0131r.&#8221; (Fat\u0131r, 35\/10) Ve onu tekbir ile y\u00fccelt de y\u00fccelt. Zat\u0131nda da y\u00fccelt, s\u0131fat\u0131nda da y\u00fccelt; yapt\u0131klar\u0131nda da y\u00fccelt, isimlerinde de y\u00fccelt. &#8220;Allah, en b\u00fcy\u00fckt\u00fcr, Allah en b\u00fcy\u00fckt\u00fcr, Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7 bir il\u00e2h yoktur, Allah en b\u00fcy\u00fckt\u00fcr, Allah en b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Hamd yaln\u0131z Allah&#8217;a mahsustur.&#8221;<\/p>\n<p>Rivayet ediliyor ki, Abdulmuttalib \u00e7ocuklar\u0131ndan konu\u015fmaya ba\u015flayan her o\u011flan \u00e7ocu\u011fa Hz. Peygamber (s.a.v) bu \u00e2yetini belletirdi. Ve buna &#8220;y\u00fccelik ve ululuk \u00e2yeti&#8221; ismini vermi\u015fti.<\/p>\n<p>Tesbih ve \u0130sr\u00e2 (gece yolculu\u011fa \u00e7\u0131kartma) ile ba\u015flayan bu s\u00fbrenin bu de hamd ve tekbir emirleriyle bitmesi ne kadar g\u00fczel, ne kadar beli\u011fdir. Bu hamd ve tekbir emrinin &#8220;Ger\u00e7ekten Rabbinin sana l\u00fctfu \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/87) nimetine \u015f\u00fcphesiz \u00f6zel bir ba\u011flant\u0131s\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130mam Ahmed b. Hanbel, Tirmiz\u00ee, Nesa\u00ee ve di\u011ferleri Hz. Ai\u015fe (r.a) den rivayet etmi\u015flerdir ki, Resul-i Ekrem (s.a.v) bu s\u00fbre ile Z\u00fcmer S\u00fbresi&#8217;ni her gece okurdu. Sahih-i Buhar\u00ee&#8217;de \u0130bn\u00fc Mesud&#8217;dan rivayet olundu\u011fu \u00fczere y\u00fcce Peygamber (s.a.v) bu s\u00fbre ile bundan sonra gelen Kehf, Meryem, T\u00e2h\u00e2, Enbiya S\u00fbreleri hakk\u0131nda buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Bunlar ilk de\u011ferli s\u00fbrelerdendir, yani Mekke&#8217;de inen s\u00fbrelerdendir ve bunlar, benim eski servetimdendir.&#8221; Yani Hz. Muhammed&#8217;e ait \u015fan ve makama \u00f6zel ili\u015fkileri olan, eskiden beri ezberledi\u011fim s\u00fbrelerden, bana ait virdlerimdendir. \u0130\u015fte &#8220;Rabbin seni Makam-\u0131 Mahmud&#8217;a ula\u015ft\u0131racakt\u0131r.&#8221; (17\/79) m\u00fcjdesini veren \u0130sr\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nden &#8220;Ey Muhammed! Biz seni ancak \u00e2lemlere rahmet olarak g\u00f6nderdik.&#8221; (Enbiy\u00e2, 21\/107) ululamas\u0131n\u0131 veren Enbiya S\u00fbresi&#8217;ne kadar bu be\u015f s\u00fbrenin tertibi de bu temel \u00fczeredir. Bak\u0131n\u0131z hamd ve tekbir emri ile biten \u0130sr\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nden sonra Kehf S\u00fbresi&#8217;nin hamd ile ba\u015flamas\u0131 ne ahenklidir!<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>17-\u0130SRA: Tesbih ona ki, tesbihin t\u00fcretilmesi ve m\u00e2n\u00e2s\u0131 hakk\u0131nda Bakara S\u00fbresi&#8217;nde a\u00e7\u0131klama ge\u00e7mi\u015fti. (Bakara, 2\/30. \u00e2yetin tefsirine bkz.). Ke\u015f\u015f\u00e2f sahibi der ki: &#8221; tesbihin \u00f6zel ismidir. Osman, bir adam\u0131n ismi oldu\u011fu gibi. Zikredilmesi terkedilmi\u015f gizli bir fiile nasb edilmi\u015ftir ki, takdiri; dir, sonra fiil yerine konmu\u015f ve onun yerini tutmu\u015ftur. Ve Allah&#8217;\u0131n d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n O&#8217;na nisbet &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12079,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1198,1197,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1916","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-17-isra","tag-17-isra-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1916","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1916"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1916\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12079"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1916"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1916"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1916"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}