{"id":1924,"date":"2010-11-18T22:45:49","date_gmt":"2010-11-18T22:45:49","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1924"},"modified":"2010-11-18T22:45:49","modified_gmt":"2010-11-18T22:45:49","slug":"13-rad-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/13-rad-tefsiri\/","title":{"rendered":"13-RA&#8217;D SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>13-RA&#8217;D:<\/p>\n<p>Bununla neyi murad etti\u011fini Allah bilir. (Bakara ve Yunus S\u00fbreleri&#8217;nin ba\u015f taraf\u0131na bkz.). Bu s\u00fbre hakk\u0131nda da Abdullah b. Abbas&#8217;dan \u015f\u00f6yle bir tevil nakledilmi\u015ftir: yani, &#8220;Ben Allah&#8217;\u0131m, bilirim ve g\u00f6r\u00fcr\u00fcm&#8221;. S\u00fbrenin ismine ve bu ba\u015flang\u0131c\u0131n b\u00f6ylece hece harflerine i\u015faret etti\u011fi kavline g\u00f6re, biz burada \u015fu m\u00e2n\u00e2y\u0131 izleyelim: Elif, L\u00e2m, M\u00eem, Ra. \u0130\u015fte bunlar, (yani bu hece harfleri veya bu s\u00fbre) kitab\u0131n \u00e2yetleridir. Tek ba\u015f\u0131na ve yaln\u0131z olarak ele al\u0131nd\u0131klar\u0131 zaman hi\u00e7bir anlam\u0131 yok gibi san\u0131lan o harfler, o sesler Allah taraf\u0131ndan kendilerine verilen \u015fekil, d\u00fczen, tertip ve terkip ile anlaml\u0131 anlaml\u0131 birtak\u0131m kelimeler meydana getirerek hakk\u0131n kitab\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2 ve mazmununa delalet eden ve gizliyi a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karan a\u00e7\u0131k deliller, a\u015fikar al\u00e2metler, kesin belgeler olur ve i\u015fte bu harflerden meydana gelmi\u015f olan bu s\u00fbre de en m\u00fckemmel bir kitap olan Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Ker\u00eem&#8217;in g\u00f6klerdeki ve yerdeki il\u00e2h\u00ee \u00e2yetleri, gafillerin \u00fczerinden ge\u00e7ip de g\u00f6rmedikleri hak \u00e2yetleri g\u00f6steren bir k\u0131s\u0131m \u00e2yetlerdir. Ve Rabbinden sana indirilen b\u00fct\u00fcn\u00fcyle hakt\u0131r. Hakt\u0131r ve ger\u00e7ektir, asl\u0131na uygundur, ey Muhammed. Ve l\u00e2kin insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu iman etmezler. Bunun Allah taraf\u0131ndan indirilmi\u015f hak bir kitap oldu\u011funa inanmazlar.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>2. Allah O&#8217;dur ki, g\u00f6kleri direksiz y\u00fckseltti, onu g\u00f6r\u00fcyorsunuz, sonra ar\u015f \u00fczerine istiva etti, g\u00fcne\u015fi ve ay\u0131 emrine boyun e\u011fdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. B\u00fct\u00fcn i\u015fleri O y\u00f6netiyor. \u00c2yetleri O a\u00e7\u0131kl\u0131yor ki, Rabbinizin huzuruna \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 iyi bilesiniz.<\/p>\n<p>3. Yery\u00fcz\u00fcn\u00fc enine boyuna yay\u0131p d\u00f6\u015feyen, onda oturakl\u0131 da\u011flar ve \u0131rmaklar meydana getiren ve yery\u00fcz\u00fcnde meyvelerin hepsinden iki \u00e7ift yapan O&#8217;dur. S\u00fcrekli olarak gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fc birbirine dolamaktad\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fcnecek olan bir kavim i\u00e7in bunda muhakkak ki, ibretler vard\u0131r.<\/p>\n<p>4. Yery\u00fcz\u00fcnde birbirine kom\u015fu k\u0131talar vard\u0131r. \u00dcz\u00fcm ba\u011flar\u0131, ekinler, \u00e7atall\u0131 ve \u00e7atals\u0131z hurmal\u0131klar vard\u0131r ki, hepsi bir tek su ile sulan\u0131r. Halbuki meyvelerinde birini \u00f6b\u00fcr\u00fcne \u00fcst\u00fcn k\u0131l\u0131yoruz. Akl\u0131 eren bir kavim i\u00e7in bunda muhakkak ibretler vard\u0131r.<\/p>\n<p>5. E\u011fer \u015fa\u015f\u0131yorsan, as\u0131l \u015fa\u015f\u0131lacak \u015fey onlar\u0131n \u015fu s\u00f6zleridir: &#8220;Biz toprak olup gittikten sonra m\u0131, yani biz ger\u00e7ekten yeniden mi yarat\u0131laca\u011f\u0131z?&#8221; \u0130\u015fte bunlar Rablerini ink\u00e2r etmi\u015flerdir. Bunlar boyunlar\u0131nda demir halkalar bulunanlard\u0131r. Ve i\u015fte bunlar cehennemliktirler, orada ebed\u00ee kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>6. Ayr\u0131ca senden iyilikten \u00f6nce hemen k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc getirmeni isterler. Oysa daha \u00f6nce onlara misal olacak cezalar gelip ge\u00e7mi\u015ftir. Ve ger\u00e7ekten Rabbin, zul\u00fcmlerine kar\u015f\u0131l\u0131k insanlara ma\u011ffiret sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azab\u0131 da cidden \u00e7ok \u00e7etindir.<\/p>\n<p>7. O k\u00e2firler: &#8220;Rabbinden ona bir mucize indirilmeli de\u011fil miydi?&#8221; derler. Sen bir uyar\u0131c\u0131dan ba\u015fka bir \u015fey de\u011filsin ve her kavim i\u00e7in bir hidayet\u00e7i vard\u0131r.<\/p>\n<p>8. Her di\u015finin neye gebe oldu\u011funu Allah bilir. Ve rahimler ne eksiltir, ne artt\u0131r\u0131r, onu da bilir. O&#8217;nun kat\u0131nda her \u015feyin bir \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc vard\u0131r.<\/p>\n<p>9. Allah g\u00f6r\u00fcnmeyeni de bilir, g\u00f6r\u00fcneni de. B\u00fcy\u00fckt\u00fcr ve y\u00fccelerden y\u00fccedir.<\/p>\n<p>10. Sizden s\u00f6z\u00fc gizleyenle a\u00e7\u0131\u011fa vuran, gece gizlenenle g\u00fcnd\u00fcz a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kan, O&#8217;nun a\u00e7\u0131s\u0131ndan e\u015fittir (hepsini g\u00f6r\u00fcr ve bilir).<\/p>\n<p>11. Her insan i\u00e7in \u00f6n\u00fcnden ve arkas\u0131ndan takip edenler vard\u0131r. Allah&#8217;\u0131n emrinden dolay\u0131 onu g\u00f6zetirler. Allah bir kavme verdi\u011fini, o kavim kendisini bozup de\u011fi\u015ftirmedik\u00e7e de\u011fi\u015ftirmez. Allah bir kavme de k\u00f6t\u00fcl\u00fck murad etti mi, art\u0131k onun geri \u00e7evrilmesine de imkan yoktur. Onlar i\u00e7in Allah&#8217;dan ba\u015fka bir veli de bulunmaz.<\/p>\n<p>2- Allah O&#8217;dur ki, g\u00f6kleri direksiz, dayaks\u0131z y\u00fcceltti. Ne yapmak ve y\u00fckseltmek i\u00e7in iskeleye, ne de manivelaya, ne de dayamak i\u00e7in direk dikmeye muhta\u00e7 olmadan s\u0131rf kudretiyle yapt\u0131, y\u00fckseltti, kald\u0131rd\u0131 ve orada tuttu, d\u00fc\u015fmesini \u00f6nledi. Onlar\u0131 g\u00f6r\u00fcyorsunuz. Yani \u00fczerinizde olan g\u00f6kleri g\u00f6r\u00fcp duruyorsunuz: O b\u00fcy\u00fck g\u00f6k cisimleri \u00f6ylece direksiz olarak duruyorlar, orada d\u00f6n\u00fcp durduklar\u0131n\u0131 da siz g\u00f6r\u00fcyorsunuz.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah, onlara b\u00f6yle direksiz ve dayaks\u0131z olarak kendi y\u00f6r\u00fcngelerinde ve o kadar y\u00fckseklerde hareket kabiliyeti verip, size de g\u00f6steren kadiri mutlakt\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2da daki zamir &#8220;direksiz g\u00f6klere&#8221; racidir. Ve c\u00fcmle bir yan c\u00fcmleciktir. Baz\u0131 tefsir \u00e2limleri bunun &#8220;amed&#8221;e raci ve onun s\u0131fat\u0131 olmas\u0131 ihtimalini de dikkate alm\u0131\u015flard\u0131r ki, o zaman \u015f\u00f6yle demek olur: G\u00f6kleri sizin g\u00f6rebilece\u011finiz hi\u00e7bir direk olmaks\u0131z\u0131n y\u00fckseltti. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re g\u00f6klerin g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcnmez birtak\u0131m direklerle dayan\u0131p tutulmakta oldu\u011fu ihtimaline i\u015faret olunmu\u015f olur. Zira g\u00f6r\u00fcnen direklerin bulunmamas\u0131, g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcnmez birtak\u0131m direklerin bulunmas\u0131na engel de\u011fildir. Fakat g\u00f6r\u00fcnmez direklerden ne anla\u015f\u0131labilir? E\u011fer bundan Batlamyus Astronomisi&#8217;nde ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 gibi, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n dayand\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcnmeyen baz\u0131 cisimler kastolunuyorsa, o zaman as\u0131l o cisimlerin nereye dayand\u0131\u011f\u0131 sorusu sorulacak, bu da yine direksiz anlam\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015fecektir. Ve e\u011fer bundan itme ve \u00e7ekme kuvvetleri, s\u0131rf ak\u0131lla anla\u015f\u0131labilecek baz\u0131 kuvvetler kastolunuyorsa, bunlara amed (direk) denilebilmesi s\u0131rf mecaz\u00ee anlamda ge\u00e7erli olabilecek, sonu\u00e7ta bu da ger\u00e7ekte \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2 gibi &#8220;direksiz&#8221; demek olacak ve yaln\u0131zca k\u00e2inat\u0131n dengesinde Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n melekutunu ve kudretini anlatm\u0131\u015f olacakt\u0131r ki, o zaman &#8220;G\u00f6kleri y\u00fckseltti ve dengeledi&#8230;&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/7-8 \u00e2yetlere bkz).<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131, as\u0131l m\u00e2n\u00e2 birinci m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Yani, daki zamir &#8220;amede&#8221; raci olarak, c\u00fcmle s\u0131fat c\u00fcmlesi de\u011fildir; zamir &#8220;semavat&#8221;a raci olarak bir yan c\u00fcmleciktir. Onun i\u00e7in \u00fczerinde vak\u0131f evlad\u0131r. Burada bir cim secavendi vard\u0131r. G\u00f6klerin y\u00fckseltilmesi g\u00f6r\u00fcnmez direklerle de\u011fil, ger\u00e7ekte ve g\u00f6zlemde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi direksiz olarak do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;\u0131n kudretine dayal\u0131 bulunmaktad\u0131r ve kudretin sonsuzlu\u011funu ispat etmektedir. Bilindi\u011fi gibi her cisim, bir hacim ve a\u011f\u0131rl\u0131k ile bo\u015flukta bir yer i\u015fgal eder. Bir zamanlar fizik\u00e7iler, yani cisimlerin hareketlerinden bahseden ve tabiat felsefesi ad\u0131 verilen fen ile me\u015fgul olanlar, cisimlerde biri tabi\u00ee (do\u011fal), biri de gayri tabi\u00ee olmak \u00fczere iki ayr\u0131 \u00f6zellikte mekan (hayyiz) d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerdi ki: &#8220;Her cismin bizatihi istedi\u011fi tabi\u00ee bir yeri (hayyizi) vard\u0131r ki, kendi haline b\u0131rak\u0131lan cisim, oraya gider, durur ve oradan bir ba\u015fka yere hareketi, ancak gayri tabi\u00ee olan, yani kendi d\u0131\u015f\u0131ndan gelen bir kuvvetin etkisi ile ve ona ba\u011f\u0131ml\u0131 olarak m\u00fcmk\u00fcn olur. Ve bir cismin b\u00f6yle gayri tabi\u00ee bir hayyizde durabilmesi de ancak kendi d\u0131\u015f\u0131nda bir vas\u0131taya, bir kuvvete dayanmas\u0131 ile m\u00fcmk\u00fcn olabilir. Mesela a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 fazla olan bir cismin tabi\u00ee hayyizi a\u015fa\u011f\u0131da, hafif olan bir cismin tabi\u00ee hayyizi de yukar\u0131dad\u0131r. Onun i\u00e7in ta\u015f suyun dibine iner, hava da suyun \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kar. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 bir ta\u015f\u0131n havaya do\u011fru hareketi kasr\u00ee, yani zorlama ile ve g\u00fc\u00e7 kullanarak olur; onun havada durmas\u0131 da bir dire\u011fe, bir deste\u011fe dayanmas\u0131na ihtiya\u00e7 g\u00f6sterir&#8221;.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Batlamyus astronomisini izleyen g\u00f6kbilimcileri de bu g\u00f6r\u00fc\u015ften hareket ederek g\u00f6k cisimlerinin \u00e7e\u015fitli hareketlerinin birisi kendi tabi\u00ee hareketi olsa bile, di\u011fer hareketlerin kasr\u00ee, yani bir d\u0131\u015f etkenin zorlamas\u0131 ile meydana geldi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015fler. Bundan dolay\u0131 \u00e7e\u015fitli hareketlerin her biri i\u00e7in ayr\u0131 ayr\u0131 birer felek tasavvur etmi\u015fler ve hareket eden g\u00f6k cismini g\u00f6r\u00fcnmeyen bir felek k\u00fcresine dayam\u0131\u015flard\u0131. Bu fele\u011fin \u00e2lemdeki ekseni \u00fczere tabi\u00ee harekete, etki etti\u011fi g\u00f6kcisminin tabi\u00ee g\u00f6r\u00fcnen hareketini meydana getirdi\u011fini, onun ba\u011fl\u0131 bulundu\u011fu daha \u00fcst bir fele\u011fin, mesela hepsini ku\u015fatm\u0131\u015f bulundu\u011funa inan\u0131lan Atlas Fele\u011fi&#8217;nin ters y\u00f6ndeki etkileri de o g\u00f6kcisminin normal olmayan hareketini meydana getirdi\u011fini kabul ediyorlard\u0131. B\u00f6ylece bu nazariyeye g\u00f6re, bir tabi\u00ee hareket fikri temel al\u0131nm\u0131\u015f olmakla birlikte, tepemizdeki g\u00f6k cisimlerinin y\u00fckseklikleri g\u00f6r\u00fclmeyen birtak\u0131m k\u00fcrelere dayand\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oluyordu ve bu feleklerin kendi tabi\u00ee hayyizlerinde d\u00f6n\u00fcp durduklar\u0131 ve bundan dolay\u0131 da dire\u011fe ihtiya\u00e7 duymayacaklar\u0131 savunuluyordu ve bu durumda hareketlerine de sebep kalmam\u0131\u015f olaca\u011f\u0131ndan, harekete sebep olmak \u00fczere de her birinde bir nefis (canl\u0131 ki\u015filik) bulundu\u011fu farz olunuyordu. Ve ancak yer k\u00fcrenin, hepsinin ortas\u0131nda bir ana merkez noktas\u0131 oldu\u011fu, bunun da kendi tabii hayyizinde sabit bulundu\u011fu kabul olunuyordu.<\/p>\n<p>Ne gariptir ki, bu g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, sabit farzedilen yer k\u00fcre, \u00e7e\u015fitli unsurlardan meydana gelmi\u015f bir &#8220;kevn \u00fc fesat&#8221; \u00e2lemi oldu\u011fu halde hareket halinde olan g\u00f6k ve g\u00f6k cisimleri, basit, bozulmaz, y\u0131k\u0131lmaz ve yok olmaz san\u0131l\u0131yordu. Oysa b\u00fct\u00fcn d\u00fc\u015f\u00fcncelerin temelini te\u015fkil eden &#8220;tabi\u00ee hayyiz&#8221; nazariyesi, \u00e7e\u015fitli g\u00f6k cisimleri ile uzay\u0131n b\u00f6l\u00fcmleri aras\u0131nda ba\u015fka ba\u015fka birer \u00e7ekim merkezi bulundu\u011funu kabul etmeyi gerekli k\u0131l\u0131yordu. Bu ise akl\u0131n yap\u0131s\u0131na ayk\u0131r\u0131 olan bir \u00e7eli\u015fki oluyordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc i\u00e7indeki g\u00f6k cisimlerinden sarf\u0131 nazarla ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir varl\u0131\u011f\u0131 bulundu\u011fu kabul edilmeyen ve nihayet basit ve monoton ve her noktas\u0131 birbirinin ayn\u0131 oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen uzay\u0131n her noktas\u0131 herhangi bir g\u00f6k cismi i\u00e7in e\u015fit de\u011ferde olmas\u0131 gerekmez miydi? Elbette mutlak mekan\u0131n, yarat\u0131l\u0131\u015ftan filan taraf\u0131 filan cisme, filan taraf\u0131 da felanca cisme mahsustur, o cisim ancak o tarafa meyleder. Veya o taraf kendi \u00f6zelli\u011fine uygun d\u00fc\u015fen cismi kendine \u00e7eker demek, basiti bile\u015fikle veya yo\u011fu varla bir saymak gibi bir \u00e7eli\u015fki meydana getiriyor. Cisim kavram\u0131nda yaln\u0131zca geni\u015flik ve boy yeterli g\u00f6r\u00fcl\u00fcp, hayyiz (yer) dahi soyut bir cismi i\u00e7ine alarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclse yine b\u00f6yle bir sonu\u00e7 \u00e7\u0131kard\u0131. Velhas\u0131l herhangi bir cismin mutlak hayyizden bir noktaya yerle\u015ftirilmesine ne o cismin, ne de hayyizin kendi \u00f6zelli\u011fi k\u00e2fi gelmezdi. Bu durum da buna bir tercih edici aramakta ak\u0131l a\u00e7\u0131s\u0131ndan zaruret vard\u0131r.<\/p>\n<p>Onun i\u00e7in hareket ve d\u00fc\u015fme olay\u0131n\u0131 ne cismin, ne de o cismin bulundu\u011fu yerin (hayyizin) \u00f6zelli\u011finde ve yap\u0131s\u0131nda de\u011fil, \u00e7e\u015fitli cisimler aras\u0131nda izaf\u00ee olarak bir \u00e7ekim ili\u015fkisine ba\u011fl\u0131 m\u00fclahaza etmek ve bu izafiyeti, bu ili\u015fkiyi elinde tutan bir b\u00fcy\u00fck kudretin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek akla daha uygun olacakt\u0131. Bundan dolay\u0131 son devir fizik\u00e7ileri, &#8220;hayyiz-i tabi\u00ee ve &#8220;hareket-i tabi\u00eeyye&#8221; iddialar\u0131n\u0131 reddederek b\u00fct\u00fcn maddede ve cisimlerde ataleti (durgunlu\u011fu) dahi bir tabiat kanunu olarak kabul ettiler: Her cismin, kendine mahsus yerdeki konumu, hareketi ve durgunlu\u011fu, kendi d\u0131\u015f\u0131ndaki bir etkenin bas\u0131n\u00e7 ve etkisine ba\u011fl\u0131 oldu\u011funa kanaat getirdiler; cisimlerin a\u011f\u0131rl\u0131klar\u0131na g\u00f6re aralar\u0131nda bir kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 \u00e7ekim orant\u0131s\u0131 bulundu\u011funu ortaya koydular. Ve bunu mekanik bilimine temel kabul edip genellikle madde k\u00fctleleri aras\u0131nda mesafeleri atlatarak etkili olan bir itme ve \u00e7ekme kuvvetinin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 savundular. G\u00f6k cisimlerinin yaln\u0131zca bu kuvvet ile birbirlerine tutundu\u011funa h\u00fckmettiler. Astronomiyi de bu nazariye \u00fczerine ele almaya ba\u015flad\u0131lar ki, g\u00f6ky\u00fcz\u00fc mekani\u011finin bu \u015fekilde a\u00e7\u0131klanmas\u0131 &#8220;G\u00f6kleri direksiz olarak y\u00fckseltti&#8230;&#8221; \u00e2yetinin anlam\u0131na her iki m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131s\u0131ndan da uygun d\u00fc\u015fmektedir: Buna, hem g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz gibi direksiz, demek do\u011fru olur; hem de bu a\u011f\u0131rl\u0131klar\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak dengeleyen direklerin hizmetini g\u00f6rmesi bak\u0131m\u0131ndan &#8220;g\u00f6r\u00fcnmez direkler&#8221; demek do\u011fru olur. Ancak bu konuda birka\u00e7 \u00f6nemli noktay\u0131 dikkatten ka\u00e7\u0131rmamak da gereklidir:<\/p>\n<p>Birincisi; \u00e7ekim kuvveti, madde ile olan ili\u015fkisi a\u00e7\u0131s\u0131ndan madd\u00ee bir kuvvet gibi ele al\u0131n\u0131rsa da ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu madde k\u00fctlesinin bulundu\u011fu yerden \u00e7ok uzak mesafelere kadar ilgili olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan, haddi zat\u0131nda kuvvetin maddeden soyutlan\u0131p ayr\u0131cal\u0131k kazanmas\u0131na pek g\u00fczel bir misal olacak makul bir olay demektir. Biz bunu ancak a\u011f\u0131rl\u0131klar aras\u0131ndaki m\u00fcvazene nisbetiyle ele alabiliriz. Nitekim Rahm\u00e2n S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;ve mizan koydu&#8221; buyurulmas\u0131 bunu a\u00e7\u0131klar. B\u00fcy\u00fck bir a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n k\u00fc\u00e7\u00fck bir a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 genel olarak \u00e7ekimi demek olan bu mizana ba\u011fl\u0131 olmakla beraber, \u015funda da \u015f\u00fcphe yoktur ki, mesela yerk\u00fcrenin ay\u0131 \u00e7ekim alan\u0131 i\u00e7inde tutmas\u0131, g\u00fcne\u015fin de yer k\u00fcreyi \u00e7ekip y\u00f6r\u00fcngesinde tutmas\u0131, bir direk \u00fczerindeki l\u00fcks lambas\u0131n\u0131n dire\u011fe dayanmas\u0131 gibi yaln\u0131zca madd\u00ee a\u00e7\u0131dan g\u00f6r\u00fclen bir kuvvet de\u011fildir. \u0130ki k\u00fctle aras\u0131nda uzaktan uza\u011fa aklen ele al\u0131nan bir denge orant\u0131s\u0131d\u0131r ki, biz bunu bir kanuna ba\u011flamadan tasavvur edemedi\u011fimiz i\u00e7in konuyu taraf durumunda olan k\u00fctlelere izafe ederek ele al\u0131r\u0131z. Yoksa bir \u00e7ekim kuvveti tasavvuru gerek\u00e7e bir melek tasavvurundan bamba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, atalet ve \u00e7ekim kanunlar\u0131 ile ele al\u0131nan g\u00f6k cisimlerinin mekanik ili\u015fkiler i\u00e7inde olu\u015fu, her \u015feyden \u00f6nce bize \u015funu anlat\u0131r ki; uzaydaki d\u00fczende g\u00f6k cisimlerinden her birinin konumu ve hareketi kendi d\u0131\u015f\u0131ndan gelen bir bas\u0131nca ve etkiye ba\u011fl\u0131d\u0131r. Hi\u00e7 birinin hareket kayna\u011f\u0131 kendisinde de\u011fildir. Yani tabi\u00ee de\u011fildir. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, her biri kendi d\u0131\u015f\u0131ndan etkilenen zerrelerin ve k\u00fcrelerin hepsi de b\u00f6yledir. B\u00fct\u00fcn\u00fcn hareketi de zaruri olarak hepsinin \u00fcst\u00fcnde bir etkileyiciye ba\u011fl\u0131d\u0131r. Binaenaleyh k\u00e2inat makinas\u0131n\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131, yap\u0131c\u0131s\u0131 ve harekete ge\u00e7iricisi tabiat \u00e2lemi denilen bu makinan\u0131n kendisinde de\u011fildir, onun \u00fcst\u00fcndedir. Ve genel \u00e7ekim kanunu denilen s\u00f6z konusu denge kanunu da ancak o yarat\u0131c\u0131n\u0131n bir kudretidir. G\u00f6klere direksiz y\u00fckseklik veren O&#8217;dur.<\/p>\n<p>Bunu daha a\u00e7\u0131k olarak anlamak i\u00e7in:<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, \u015f\u00fcphe yok ki, g\u00fcne\u015f gibi bir madde k\u00fctlesinden bir \u00e7ekme ve itme kuvveti \u015feklinde herhangi bir kuvvetin yay\u0131lmas\u0131 ve uzaktaki bir ba\u015fka k\u00fctleye etki etmesi bir faaliyettir. Maddenin tabiat\u0131nda mevcut olan &#8220;atalet&#8221; ise bunun tam z\u0131dd\u0131d\u0131r. Demek ki, maddeye b\u00f6yle bir faaliyetle etki g\u00fcc\u00fc verilmesi, kendi \u00f6z\u00fcnden de\u011fil, kendi d\u0131\u015f\u0131ndan verilen bir \u00f6zelliktir. Ve i\u015fte ona bunu veren Allah&#8217;d\u0131r. &#8220;O Allah ki, g\u00f6kleri direksiz y\u00fckseltmi\u015ftir.&#8221;<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc, ne kadar dikkat \u00e7ekicidir ki, \u00e2yette g\u00f6klerin direksiz y\u00fckseltildi\u011fi mekanik olgudan il\u00e2h\u00ee kudrete bir delil g\u00f6sterildikten sonra, bir de &#8220;g\u00f6r\u00fcyorsunuz, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz gibi&#8221; buyurulmu\u015ftur. Gerek halk\u0131n s\u0131radan tema\u015fa ve g\u00f6zlemlerinde, gerek fen ehlinin ve uzmanlar\u0131n rasathanelerden ve dev aletlerle yapt\u0131klar\u0131 g\u00f6zlemlerin hepsini i\u00e7ine alan bu &#8220;r\u00fcyet&#8221; fiilinin, bu &#8220;g\u00f6r\u00fcyorsunuz veya g\u00f6r\u00fcp duruyorsunuz&#8221; c\u00fcmlesinin burada bela\u011fatl\u0131 bir tembihi ifade etti\u011fi a\u00e7\u0131k\u00e7a ortadad\u0131r. Bununla uzay\u0131 g\u00f6zleyip, ara\u015ft\u0131rmak i\u00e7in vahiy g\u00f6zetmiyerek rasat ve r\u00fcyetin esas al\u0131nmas\u0131 hususuna da ayr\u0131ca tenbih olunmu\u015ftur. K\u00e2inat\u0131n mekanik \u00f6zelli\u011fi kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bir de ruh ve \u015fuur olaylar\u0131 bulundu\u011funa dikkat \u00e7ekilerek afak ile enf\u00fcs aras\u0131ndaki ili\u015fkiler hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015f ve binaenaleyh Hakk&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na \u015fahitlik eden delillerin yaln\u0131zca mekanik ili\u015fkilerdeki s\u0131rlarla de\u011fil, as\u0131l bu ruhsal ili\u015fkiler ile tecelli edece\u011fi anlat\u0131lm\u0131\u015f ve &#8220;sonra ar\u015f \u00fczerine hakim oldu &#8221; kavram\u0131na bir giri\u015f olmak \u00fczere, kudret-i il\u00e2hiyyenin afak (d\u0131\u015fta) ve enf\u00fcsteki (i\u00e7teki) etki alan\u0131 \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmek i\u00e7in bir haz\u0131rl\u0131k yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Be\u015fincisi, burada g\u00f6kleri g\u00f6zlemlememiz konusuyla ilgili olarak baz\u0131 a\u00e7\u0131klamalarda bulunmam\u0131z gerekirse de, ilerdeki s\u00fbrelerde daha buna benzer bir\u00e7ok \u00e2yetler gelece\u011fi i\u00e7in, burada s\u00f6z\u00fc daha fazla uzatmamak i\u00e7in in\u015fallah o bilgileri de oralarda sunmaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131z. \u015eimdilik \u015fu kadar s\u00f6yleyelim ki, g\u00f6zlem a\u00e7\u0131s\u0131ndan k\u00e2inat\u0131n merkezi daima kendimiz, kendi nefsimizdir. \u00dczerimizde g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcz\u00fc \u00e7ep\u00e7evre ku\u015fatan bir g\u00f6ky\u00fcz\u00fc vard\u0131r. Bunun her noktas\u0131ndan bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda g\u00f6zlerimize birer yar\u0131m k\u00fcre \u015feklinde g\u00f6r\u00fcl\u00fcr de mekanik merkez neresi olursa olsun g\u00f6zlem merkezi kendimiz oluruz. Kubbe \u015feklinde g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz g\u00f6ky\u00fcz\u00fc de &#8220;d\u00fcnya semas\u0131&#8221;n\u0131 olu\u015fturur. G\u00f6klerin mekanik \u00e7ekim ili\u015fkileri ne kadar ak\u0131llar\u0131 hayrete d\u00fc\u015f\u00fcrecek boyutlarda ise, &#8220;optique&#8221; denilen \u0131\u015f\u0131k ve \u0131\u015f\u0131n dalgalar\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fkiler de o kadar, belki daha ziyade hayret verecek bir hadisedir.<\/p>\n<p>Velhas\u0131l Allah bunlar\u0131 \u00f6yle direksiz y\u00fckseltti ve g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz \u015fekli verdi. Sonra da ar\u015f \u00fczerine istiva eyledi, taht \u00fczerine kuruldu, yaratt\u0131ktan sonra da hepsinin \u00fczerine h\u00fck\u00fcmran oldu, onlar\u0131 hakimiyeti alt\u0131na ald\u0131 ve onlar \u00fczerine h\u00fckm\u00fcn\u00fc icraya ba\u015flad\u0131. (Araf S\u00fbresi \u00e2yet 54 ve Yunus S\u00fbresi \u00e2yet 3&#8217;e bkz). G\u00fcne\u015fi ve ay\u0131 teshir etti, kuvvet ve kudreti alt\u0131na ald\u0131 ve emrine m\u00fcsahhar k\u0131ld\u0131, emrine boyun e\u011fdirdi. Di\u011fer \u00e2yetlerde &#8220;Y\u0131ld\u0131zlar da O&#8217;nun emrine boyun e\u011fmi\u015flerdir&#8221; (Araf, 7\/54 ve Nahl, 16\/12) buyuruldu\u011fu i\u00e7in b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlar, yani b\u00fct\u00fcn g\u00f6kcisimleri de O&#8217;nun emrine inkiyad etmi\u015f haldeler. Binaenaleyh burada g\u00fcne\u015fle aydan s\u00f6z edilmesi, tahsis i\u00e7in de\u011fil, yery\u00fcz\u00fcnden bakanlar i\u00e7in g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte ilk g\u00f6ze \u00e7arpan \u00f6nemli iki g\u00f6k cismi olmalar\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r. En \u00e7ok g\u00f6ze batan ve en b\u00fcy\u00fck gibi g\u00f6r\u00fcnen bu ikisini emri alt\u0131na al\u0131nca \u00f6b\u00fcrlerinin de il\u00e2h\u00ee emre boyun e\u011fmi\u015f olduklar\u0131 kendili\u011finden anla\u015f\u0131l\u0131r. Nitekim hepsini i\u00e7ine alacak \u015fekilde buyuruluyor ki, her biri, yani o g\u00f6klerin her bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc, gerek g\u00fcne\u015fle ay, gerek y\u0131ld\u0131zlardan her biri ve sonu\u00e7 olarak hepsi belli bir ecel i\u00e7in ak\u0131p gitmektedir. Allah kat\u0131nda belli olan bir s\u00fcre i\u00e7in ak\u0131p gidiyor. G\u00f6ky\u00fcz\u00fcndeki cisimlerden hi\u00e7biri kendi g\u00f6revinden ve il\u00e2h\u00ee emrin gere\u011fi olan hareketten bir saniye bile bo\u015f durmuyor. Hepsi kendine mahsus bir program ve d\u00fczen i\u00e7inde kendi y\u00f6r\u00fcngesinde y\u00fcz\u00fcyor ve ak\u0131yor. Yolunu \u015fa\u015f\u0131rmadan belli bir hedefe do\u011fru zaman i\u00e7inde yol al\u0131p gidiyor ve birbirine \u00e7arpmadan hareket ediyor. Fakat bu zaman sonsuza dek de\u011fildir, belli bir s\u00fcreye kadard\u0131r. Her birinin belli bir eceli vard\u0131r ki, o ecel gelince o hareket duracakt\u0131r. Zaman gelecek ki, &#8220;g\u00fcne\u015f (bir sis bulutu gibi) tekvir olunacak&#8221; (Tekv\u00eer, 81\/1), &#8220;Y\u0131ld\u0131zlar bulanacak, karar\u0131p solacak&#8221;. (Tekvir, 81\/2) &#8220;G\u00f6k par\u00e7a par\u00e7a yar\u0131lacak&#8221; (\u0130n\u015fikak, 83\/ 1) ve &#8220;Bir ka\u011f\u0131t tomar\u0131 gibi d\u00fcr\u00fclecek&#8221; (Enbiya 21\/104), &#8220;ay ve g\u00fcne\u015f bir araya getirilip toplanacak&#8221; (K\u0131yamet 75\/9). \u0130\u015fte g\u00f6kcisimlerinden her biri b\u00f6yle birer belli ecele do\u011fru ak\u0131p gitmektedir. Allah bunlar\u0131 i\u015fte b\u00f6yle emrine boyun e\u011fdirmi\u015f ve ar\u015f \u00fczerine kurulmu\u015ftur. Hepsinin \u00fczerinde mutlak h\u00fck\u00fcmran olarak emri tedbir ediyor, i\u015fi bizzat kendisi y\u00f6netiyor. Yaratm\u0131\u015f oldu\u011fu varl\u0131klar\u0131n her biriyle ilgili fonksiyonu ve g\u00f6revi bizzat kendisi tayin ediyor ve hepsinin bir b\u00fct\u00fcn olarak ahenk ve uyum i\u00e7inde hareket etmesini sa\u011fl\u0131yor. Varl\u0131klar\u0131n meydana \u00e7\u0131kmas\u0131na, onlar\u0131n zuhura gelmesine karar verdi\u011fi gibi, onlar\u0131n g\u00f6revleri ve \u00f6m\u00fcrleri \u00fczerinde de kendisi h\u00fck\u00fcmran oluyor, Ve \u00e2yetleri ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131kl\u0131yor. Sonsuz kudretine ve y\u00fcce hikmetine \u015fahitlik eden delilleri, al\u00e2metleri, i\u015faretleri, k\u00e2inat\u0131 ilk yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015feklinde oldu\u011fu gibi toplu halde ve tek d\u00fcze olu\u015flar ve basit atomlar halinde b\u0131rakm\u0131yor, onlar\u0131 \u00e7e\u015fitli bile\u015fikler ve de\u011fi\u015fik maddeler halinde \u00e7ok \u00e7e\u015fitli ve farkl\u0131 \u00f6zelliklere sahip varl\u0131klar ve canl\u0131lar haline getiriyor. T\u0131pk\u0131 Elif-L\u00e2m-Ra gibi tek tek harflerden m\u00e2n\u00e2l\u0131 kelimeler, onlardan da hikmetli c\u00fcmleler, ibretli \u00e2yetler ve muhkem kitaplar meydana getirdi\u011fi gibi ilk yarat\u0131l\u0131\u015fta hece harfleri durumunda olan atomlardan, molek\u00fcller, onlardan da \u00e7e\u015fitli \u00f6zellikte de\u011fi\u015fik maddeler ve zengin bir k\u00e2inat yarat\u0131yor. Allah kitab\u0131n\u0131 \u00e2yet \u00e2yet indirdi\u011fi gibi, \u00e7e\u015fitli hadiseleri, de\u011fi\u015fik tabiat olaylar\u0131n\u0131 ve sosyal geli\u015fmeleri de bir d\u00fczen i\u00e7inde a\u015fama a\u015fama meydana getiriyor, onlar\u0131 nevilendirip \u00e7o\u011falt\u0131yor ki, siz Rabbinizin huzurundaki kavu\u015fmaya yak\u00een has\u0131l edesiniz, \u015f\u00fcpheden uzak olarak inanas\u0131n\u0131z. Yak\u00eenen bilesiniz ki, bir g\u00fcn olup o y\u0131ld\u0131zlar gibi, sizin de eceliniz gelecek, bu g\u00fcnk\u00fc hareketiniz sona erecek, yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekmek \u00fczere, ister istemez Rabbinizin huzuruna varacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n, kendi \u00e2yetlerini tafsil edi\u015fine ve tabiatler \u00fczerindeki tasarrufuna bir \u00f6rnek olmak \u00fczere yery\u00fcz\u00fcnde en belli olan \u015fu \u00e2yetlere bak\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>3- Ve O, yani Allah O&#8217;dur ki, yeri meddetti, kudretiyle \u00e7ekti, uzatt\u0131, ona kendine mahsus bir uzakl\u0131k verdi.<\/p>\n<p>&#8220;G\u00f6klerle yer biti\u015fik idiler de biz onlar\u0131 birbirinden ay\u0131rd\u0131k&#8221; (Enbiya, 21\/30) \u00e2yeti uyar\u0131nca g\u00f6klerden yeri ay\u0131r\u0131p onu onlar\u0131n i\u00e7inden \u00e7ekip almas\u0131, \u00f6zellikle ona bir en ve boy ihsan ederek onu enine boyuna uzat\u0131p s\u00fcnd\u00fcrmesi, ona bir hacim ve y\u00fczey verip onu geni\u015fletmesi, bilhasa yery\u00fcz\u00fcnde ya\u015fayanlar a\u00e7\u0131s\u0131ndan son derece b\u00fcy\u00fck bir nimettir. \u0130\u015fte Allah, yery\u00fcz\u00fcn\u00fc bir ucundan bir ucu g\u00f6r\u00fcnmeyecek \u015fekilde geni\u015fletti, yayd\u0131 ve d\u00f6\u015fedi. Yerin meddi, \u00e7ekilip uzat\u0131lmas\u0131 kavram\u0131, hem g\u00f6klerden \u00e7ekilip ayr\u0131 bir \u00f6zelli\u011fe kavu\u015fturulmas\u0131n\u0131, hem de yerin yap\u0131s\u0131ndaki esnekli\u011fi ve \u00e7ekilip geni\u015flemeye m\u00fcsait olan \u00f6zelli\u011fini ifade eder. Ve bir y\u00fczeyin basit ve p\u00fcr\u00fcss\u00fcz, yani yumurta gibi girintisiz \u00e7\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131z olmas\u0131, onun yuvarlak ve k\u00fcrev\u00ee olmas\u0131na engel de\u011fildir. Buradaki &#8220;\u00e7ekip uzatt\u0131&#8221; ifadesinden onun d\u00fcmd\u00fcz ve d\u00fczlem \u015feklinde bir y\u00fczey olmas\u0131 gerekti\u011fi anlam\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131lmayaca\u011f\u0131 da unutulmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Her madde de\u011filse bile her cisim kendine mahus bir uzamaya sahiptir ki, cisim olu\u015fu o genle\u015fme ile anla\u015f\u0131l\u0131r. Nitekim cisimlerin \u00f6l\u00e7\u00fclmesi ilmi demek olan hendese (geometri) ilminde her cisim \u00fc\u00e7 boyut i\u00e7inde ele al\u0131n\u0131r. Basit cisimler ya da tabi\u00ee (do\u011fal) cisimler ad\u0131 verilen madd\u00ee cisimler de onun belli bir boyutu bulunmas\u0131 ile ancak varl\u0131k kazanabilir. Mesela \u0131\u015f\u0131k dalga boyu ile benzerlerinden ay\u0131rt edilir. Ve o maddeye o boyutu veren kim ise onu meddeden ve yaratan O&#8217;dur. Yery\u00fcz\u00fc de insanlar\u0131n boyut ve uzakl\u0131k kavram\u0131n\u0131 elde etmelerinde, bunu hissedip tan\u0131malar\u0131nda \u00f6nemli rol oynayan madd\u00ee bir cisimdir ki, kendine mahsus bir uzamas\u0131 ile temay\u00fcz etmi\u015f bulunmaktad\u0131r. \u0130\u015fte yer k\u00fcreye bu uzama miktar\u0131n\u0131 tayin ve tahsis eden ve onu g\u00fcne\u015f sistemi i\u00e7inde g\u00fcne\u015fe ve \u00f6b\u00fcr gezegenlere belli uzakl\u0131kta bir yere yerle\u015ftiren ve bu sayede ona \u00f6b\u00fcrlerinden farkl\u0131 birtak\u0131m \u00f6zellikler kazand\u0131ran Allah&#8217;d\u0131r. Zira ak\u0131lla ve tecr\u00fcbeyle bilinmektedir ki, yer k\u00fcrenin maddesi \u00e7e\u015fitli \u015fekil ve uzakl\u0131\u011f\u0131 almaya m\u00fcsait iken, ona bulundu\u011fu bu \u015fekli ve bu mesafeyi ihsan eden olsa olsa Allah&#8217;d\u0131r. Genel olarak madde mutlaka bir boyut kazanmaya mecbur olsa bile i\u00e7inde bulundu\u011fu bu \u015fekli almas\u0131 ve bu mesafeye yerle\u015ftirilmesi i\u00e7in buna kendi g\u00fcc\u00fc, yani, maddenin tabiat\u0131ndaki \u00f6zellikler yetmez.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc yok, kendini var edemez. Yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn hi\u00e7bir sebep ve m\u00fcsebbip yokken kendi kendini var etmesi ve en m\u00fckemmel bir konumu elde etmesi m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, di\u011fer g\u00f6k cisimlerinin, b\u00f6yle bir madde \u00fcretip ona bu \u00f6zellikleri kazand\u0131rmaya da g\u00fcc\u00fc yetmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc herhangi bir tabiat\u0131n kendini nakzetmesi \u00e7eli\u015fki olur. Ve onun i\u00e7indir ki, tevell\u00fcd bizatihi bat\u0131ld\u0131r. G\u00f6ky\u00fcz\u00fc genel dengede kendisine ba\u011fl\u0131 olan yery\u00fcz\u00fcn\u00fc tabiatiyle kendisinden ay\u0131r\u0131p f\u0131rlatamaz. Yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn te\u015fekk\u00fcl\u00fc i\u00e7in ne kadar \u00e7ok ve \u00e7e\u015fitli sebep d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcls\u00fcn, yer k\u00fcrenin belli bir \u00f6l\u00e7\u00fc ile \u00f6b\u00fcrlerinden ayr\u0131l\u0131p \u00e7ekilmesi, her \u015feyden \u00f6nce tabiat\u0131n kanunu olan tekd\u00fczenli\u011fi ve konumunu korumay\u0131 alt\u00fcst eden bir olayd\u0131r. Bu da bu de\u011fi\u015fikli\u011fi meydana getiren bir faili muhtar\u0131n yarat\u0131c\u0131 kudretine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Ayr\u0131ca \u00e2yetteki ifadenin siyak\u0131na g\u00f6re, yerk\u00fcrenin durumu ayr\u0131l\u0131\u015f konumunda zikrolunmu\u015ftur. Demek ki, yerk\u00fcrenin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 bu ayr\u0131\u015fma a\u015famas\u0131nda meydana gelmi\u015ftir. Yani yer k\u00fcrenin ana maddesi, ilk yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131nda topluca yarat\u0131lm\u0131\u015f olan o ilk maddeden veya ilkel cisimlerden veyahut g\u00f6k cisimlerinin yap\u0131s\u0131ndan ayr\u0131l\u0131p ayr\u0131cal\u0131k kazand\u0131r\u0131larak meddedilmi\u015f (uzat\u0131lm\u0131\u015f)tir. Bundan dolay\u0131 k\u00e2inata yepyeni ve de\u011fi\u015fik bir cisim olarak ilave edilmi\u015f olan yerk\u00fcre, \u00fczerinde ya\u015fayanlara g\u00f6re bir ba\u015flang\u0131\u00e7 olmakla beraber, kendisinden \u00f6nce yarat\u0131lm\u0131\u015f olan g\u00f6kcisimlerine g\u00f6re bir ayr\u0131nt\u0131 durumundad\u0131r. Fakat i\u015f yaln\u0131zca tabiata ba\u011fl\u0131 kalsa idi, tali derecede ve bir uzant\u0131 durumunda bulunan yerk\u00fcre kendisinden \u00f6nce yarat\u0131lm\u0131\u015f olan o \u00f6ncekilerden farkl\u0131la\u015farak yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015f \u00f6zelli\u011fine sahip olarak te\u015fekk\u00fcl edemezdi. Mesela Laplas nazariyesinde s\u00f6ylenildi\u011fi gibi, yerk\u00fcrenin g\u00fcne\u015ften koptu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnelim: Gerek ilk maddeye verilen \u00e7ekme ve itme kuvveti a\u00e7\u0131s\u0131ndan, gerek g\u00fcne\u015fin merkezka\u00e7 kuvveti a\u00e7\u0131s\u0131ndan, gerekse b\u00fct\u00fcn g\u00f6k cisimlerinin kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 \u00e7ekme ve itme kuvvetleri a\u00e7\u0131s\u0131ndan ele al\u0131ns\u0131n, zaman ve mekanda belli bir \u00f6l\u00e7\u00fcde yerk\u00fcrenin kendine mahsus \u00f6zelliklerle te\u015fekk\u00fcl\u00fcn\u00fc gerektirmek (determine) i\u00e7in bunlar\u0131n, o an i\u00e7in elbirli\u011fi edip yerk\u00fcreyi meydana getirebilmeleri konusunda tabiat\u00fcst\u00fc bir kudretin \u00f6zel bir emrinin bulunmas\u0131 zarureti vard\u0131r. Yoksa ilk yarat\u0131l\u0131\u015ftan beri s\u00fcr\u00fcp gelen \u015fartlar\u0131n hi\u00e7 de\u011fi\u015fmemesi gerekirdi. Buna tekam\u00fcl, geli\u015fme veya de\u011fi\u015fme ad\u0131 vermekle mesele \u00e7\u00f6z\u00fclm\u00fc\u015f olmaz. Zira geli\u015fme veya de\u011fi\u015fme dahi durup dururken kendili\u011finden meydana gelmez, o de\u011fi\u015fikli\u011fi gerekli k\u0131lacak bir sebep bulunmas\u0131 gerekir. Herhangi bir \u015feyin bir andan bir ana veya milyarlarca seneden sonra u\u011frad\u0131\u011f\u0131 de\u011fi\u015fme ve geli\u015fmeyi tabiata mal etmek, &#8220;tabiat kendi kendini de\u011fi\u015ftirdi&#8221; demektir. Bu da tabiat farzedilen \u015feyin tabiat olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 itiraf etmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc tabiat, tabiat olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan ancak de\u011fi\u015fmezlik \u00f6zelli\u011fiyle tasavvur olunabilir. Ve bundan dolay\u0131d\u0131r ki, &#8220;tabiat\u0131n kanunlar\u0131 de\u011fi\u015fmez&#8221; denilir. Oysa tabiatte de\u011fi\u015fme ve geli\u015fme, \u00e7o\u011falma ve nevilere ayr\u0131lma hep birer oldu bitti ile meydana gelir. O halde ilk yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131nda oldu\u011fu gibi, tabiatta meydana gelen de\u011fi\u015fme ve geli\u015fmelerin her a\u015famas\u0131nda o de\u011fi\u015fmeyi gerektiren sebep, tabiat\u0131n kendisi de\u011fil, tabiat \u00fczerinde etkili olan il\u00e2h\u00ee bir etki ve iradedir ki, tabiatleri hem icad ediyor, hem de ayr\u0131\u015ft\u0131r\u0131yor. B\u00f6ylece daha \u00f6nce ortada olmayan tabiatler, onun sayesinde var oluyor. Kendi halinde kalsa, ataletten ve yeknesakl\u0131ktan kopamayacak olan o tabiatler, de\u011fi\u015fme ve geli\u015fme kanununa ba\u011fl\u0131 olarak de\u011fi\u015fiyor ve tekam\u00fcl ederek ba\u015fkala\u015f\u0131yor, ba\u015fka bir tabiat da olabiliyor.<\/p>\n<p>G\u00f6klerde say\u0131s\u0131z \u00f6zelliklerle birbirinden ayr\u0131lan ve direksiz olarak y\u00f6r\u00fcngelerinde ak\u0131p giden o g\u00f6kcisimleri kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bir k\u0131s\u0131m madde de bir \u00f6zel \u00e7ekim ile meddolunmu\u015f, yerk\u00fcre olarak ba\u015fka y\u00f6r\u00fcnge ve ba\u015fka bir ak\u0131m alan\u0131 kazanm\u0131\u015f bulunuyor. Allah&#8217;\u0131n emri ve ayr\u0131\u015ft\u0131rmas\u0131 olmasayd\u0131, il\u00e2h\u00ee irade b\u00f6yle olmas\u0131n\u0131 istememi\u015f olsayd\u0131, yerk\u00fcrenin maddesi atalet kanununun d\u0131\u015f\u0131na nas\u0131l \u00e7\u0131kabilirdi? G\u00fcne\u015fin merkezka\u00e7 kuvvetinin kar\u015f\u0131t\u0131 olan \u00e7ekim kuvvetine s\u0131rf kendi g\u00fcc\u00fc ile nas\u0131l ba\u015fa \u00e7\u0131kabilirdi. Veya \u00e7evredeki hangi kuvvet \u00f6nceki mevcut dengeyi bozar da yerin maddesini g\u00fcne\u015ften kopar\u0131p da f\u0131rlat\u0131r atard\u0131 ve b\u00f6ylece yeni bir dengenin meydana gelmesini sa\u011flard\u0131? Ya da bilgisi ve iradesi bulunmayan hangi kimyager, o kaynayan g\u00fcne\u015f potas\u0131ndan bir par\u00e7a al\u0131r, di\u011fer bir kal\u0131ba d\u00f6ker, so\u011futur da canl\u0131lara be\u015fik vazifesi g\u00f6recek olan yer kabu\u011funu imal edebilirdi? G\u00fcne\u015fte veya di\u011fer bir g\u00f6kcisminde yerin hammaddesi bu kadardan m\u0131 ibarettir. Daha fazla veya daha az olmay\u0131p \u015fimdiki \u00f6zel \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc kadar\u0131n\u0131 ay\u0131ran ve onu safla\u015ft\u0131ran yetkili kim veya ne idi?<\/p>\n<p>Ayr\u0131ca \u00e7eken ve iten kuvvete g\u00f6re, yerk\u00fcreyi do\u011fuya do\u011fru d\u00f6nmesi ile bat\u0131ya do\u011fru d\u00f6nmesi aras\u0131nda hi\u00e7 fark olmamas\u0131 gerekirken, onu do\u011fuya do\u011fru d\u00f6nd\u00fcren ve b\u00f6yle d\u00f6nmesini tercih eden sebep veya amil ne idi? \u0130lh&#8230;<\/p>\n<p>Yeni yeni tabiatler yaratan ve onlara ba\u015fka ba\u015fka \u00f6zellikler ve y\u00f6nler kazand\u0131ran b\u00fct\u00fcn de\u011fi\u015fmeler ve geli\u015fmeler, hatta ba\u015ftan sona b\u00fct\u00fcn varolu\u015flar ve olaylar hep Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilim, irade, kudret ve kuvvetini g\u00f6steren \u00e2yetler, a\u00e7\u0131k se\u00e7ik belgeler ve kan\u0131tlard\u0131r. \u0130\u015fte k\u00e2firler bunlar\u0131n \u00fczerine u\u011frarlar, bunlarla g\u00f6z g\u00f6ze gelirler de yine de y\u00fcz \u00e7evirir ge\u00e7erler.<\/p>\n<p>Tabiat\u0131n her de\u011fi\u015fikli\u011fi bir de\u011fi\u015ftiriciye ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in, her olay\u0131n meydana geli\u015fi, Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na bir delil te\u015fkil ederse de il\u00e2h\u00ee iradenin ar\u015f \u00fczerine istivas\u0131 s\u00f6z konusu oldu\u011funda, yani tabiat\u0131 bir tekd\u00fczelik ve de\u011fi\u015fmezlik \u015fekline soktuktan sonra, benzer \u015fart ve sebeplerde benzer olaylar\u0131n meydana gelmesi, sonradan olan\u0131n, \u00f6ncekinin tabiat\u0131n\u0131 ve izlerini ta\u015f\u0131mas\u0131 \u015feklinde tabiat olaylar\u0131, sebep sonu\u00e7 ilki\u015fkisine ba\u011fl\u0131 ve zincirleme olu\u015flar olarak ak\u0131p gitmektedir. Bu ak\u0131\u015f, i\u00e7inde kesintisiz gizli sebepler bulundu\u011fu ihtimalini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcr\u00fcr. Fakat tekd\u00fcze ve al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f olmayan harikulade olaylar\u0131n tabiate nisbet edilmesi s\u00f6z konusu olmad\u0131\u011f\u0131ndan ender g\u00f6r\u00fclen ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir olay\u0131n do\u011frudan do\u011fruya bir il\u00e2h\u00ee \u00e2yet, bir mucize oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a belli olur. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu Allah&#8217;\u0131 ancak b\u00f6yle ola\u011fan\u00fcst\u00fc olaylar kar\u015f\u0131s\u0131nda hat\u0131rlar. Bu hikmete dayal\u0131 olarak burada da avam veya havas herkesin, normal, al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f ve tekd\u00fczelik anlam\u0131 ifade eden tabiat kanununa ayk\u0131r\u0131 oldu\u011funda a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa g\u00f6r\u00fcp anl\u0131yabilece\u011fi benzersiz bir yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131 misal g\u00f6sterilmi\u015ftir ki, bu da yerk\u00fcrenin meddidir. Zira yerk\u00fcreyi yay\u0131p d\u00f6\u015feyen sanat ger\u00e7ekten ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na ve benzersiz bir sanat olay\u0131d\u0131r. Ve i\u015fte Allah bunu yapand\u0131r. O Allah ki, yeri yayd\u0131, d\u00f6\u015fedi. Ayr\u0131ca Ve onda sabit ve a\u011f\u0131r da\u011flar ve \u0131rmaklar da yapt\u0131. Yani yery\u00fcz\u00fcne de\u011fi\u015fik \u00f6zellikler kazand\u0131rd\u0131. Onda farkl\u0131 yery\u00fcz\u00fc \u015fekilleri yaratt\u0131. Da\u011flar ve nehirler birbirine z\u0131t \u00f6zellikte iki tabiat olay\u0131d\u0131r. B\u00f6ylece yerk\u00fcrenin y\u00fczeyi, denizlerde oldu\u011fu gibi, ilk yarat\u0131l\u0131\u015f \u015feklindeki sadeli\u011fini korumad\u0131: Da\u011flar ve dereler, vadiler ve ovalar, irili ufakl\u0131 tepeleriyle ini\u015fli yoku\u015flu, girintili \u00e7\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131, k\u0131ra\u00e7, m\u00fcnbit, kat\u0131 ve yumu\u015fak yap\u0131s\u0131yla de\u011fi\u015fik \u015fekiller kazand\u0131. Halbuki yerk\u00fcre ilk yarat\u0131l\u0131\u015f \u015fekliyle kendi haline b\u0131rak\u0131lsa idi, ilk meddindeki gibi, tekd\u00fczelik yap\u0131s\u0131n\u0131 koruyacak idi ve \u00f6yle olmas\u0131 gerekirdi. Nitekim b\u00fct\u00fcn g\u00f6kcisimleri milyarca senedir o ilk \u015fekillerini korumaktad\u0131rlar. Bunlar aras\u0131nda yerk\u00fcre hayat olay\u0131na elveri\u015fli olan biricik ve m\u00fcstesna yerini korumaktad\u0131r. Nehirler ve da\u011flar i\u015fte bu iki z\u0131t karakter bir tek tabiatten nas\u0131l do\u011fabilirdi? Do\u011fdu, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah bunlar\u0131 ay\u0131rd\u0131 meyvelerin hepsinden onda (yery\u00fcz\u00fcnde) iki \u00e7ift e\u015f de yapt\u0131.<\/p>\n<p>Zevceyn: Yani iki zevc, erkek ve di\u015fi gibi iki ayr\u0131 cinsten meydana gelmi\u015f \u00e7ift demektir. Bunun bir de ayr\u0131ca &#8220;isneyn&#8221; diye &#8220;iki&#8221; say\u0131s\u0131yla s\u0131fatlanmas\u0131 tekid veya iki\u015fer iki\u015fer anlam\u0131na tevzi i\u00e7in oldu\u011fu s\u00f6yleniyorsa da bunun bir b\u00f6l\u00fcnme olmas\u0131 daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Her meyvenin \u00e7i\u00e7e\u011finde hayvanlar\u0131n erkek ve di\u015fisi durumunda bir \u00e7ift e\u015f vard\u0131r ki, o meyve i\u015fte bunlar\u0131n \u00e7iftle\u015fmesinden ve d\u00f6llenmesinden meydana gelir. Nitekim &#8220;Bir de ilkah edici r\u00fczgarlar g\u00f6nderdik&#8221; (Hicr, 15\/22) buyurulmu\u015ftur. Sonra bu zevceyn de ayr\u0131ca iki k\u0131s\u0131md\u0131r: Bir k\u0131sm\u0131 erke\u011fi ba\u015fka kaynakta, di\u015fisi ba\u015fka kaynakta olmak \u00fczere ayr\u0131 ayr\u0131 iki a\u011fa\u00e7ta bulunur. Mesela incirin erke\u011fi ba\u015fka a\u011fa\u00e7ta, di\u015fisi ba\u015fka a\u011fa\u00e7ta olur. Bir k\u0131sm\u0131 da hem erke\u011fi, hem di\u015fisi ayn\u0131 \u00e7i\u00e7ekte bulunur. \u00c7i\u00e7ek erkekli ve di\u015fili bir h\u00fcnsa \u015feklinde a\u00e7ar ve d\u00f6llenmeyi kendi b\u00fcnyesi i\u00e7inde yapar, \u00e7o\u011funlukla \u00e7i\u00e7ekler b\u00f6yledir. \u0130\u015fte zevceyn tabiri ile her meyvede \u00e7iftle\u015fen genel olarak erkekli di\u015fili \u00e7i\u00e7ekler kastedilmi\u015f, isneyn tabiri ile de bunlar\u0131n iki \u00e7e\u015fit oldu\u011fu ifade buyurulmu\u015ftur. Hurma ve incir gibi baz\u0131 meyvelerin erke\u011fi, di\u015fisi bulundu\u011fu ve meyve has\u0131l olmas\u0131 i\u00e7in bunlar\u0131n telkihi, yani d\u00f6llenmesi gerekti\u011fi \u00f6tedenberi bilinen bir olay, oldu\u011fu halde \u00f6teki \u00e7i\u00e7eklerin de erkekli ve di\u015fili olarak bu d\u00f6llenmeyi kendi b\u00fcnyesi i\u00e7inde yapt\u0131\u011f\u0131 ger\u00e7e\u011fi yak\u0131n zamanlara kadar bilinmiyordu. Son zamanlarda mikroskoplar\u0131n icad\u0131 ile bitkilerin fizyolojisi tetkik edildikten sonra ortaya \u00e7\u0131kan ve anla\u015f\u0131lan bir meseledir. Onun i\u00e7in eski devirlerdeki tefsir \u00e2limlerinin bu \u00e2yetle ilgili olarak ortaya koyduklar\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f ve a\u00e7\u0131klamalar ibham (m\u00fcphemlik)dan uzak de\u011fildir: Bunu iki s\u0131n\u0131f veya iki z\u0131t anlama irca ederek has ve \u00e2mm gibi tefsire \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flar; incir ve hurma gibi, \u00f6teki b\u00fct\u00fcn meyvelerde de baba ve ana durumunda bir erkek ve di\u015fi bulundu\u011funu genellikle hesaba katamam\u0131\u015flar. Bununla beraber Ke\u015f\u015faf ve Fahruddin Razi&#8217;nin ifadelerinde bu anlama yak\u0131n bir incelik vard\u0131r. \u00d6zellikle Razi, bunu insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131ndaki \u00c2dem ile Havva&#8217;n\u0131n durumuna benzeterek b\u00fct\u00fcn a\u011fa\u00e7lara ve bitkilere \u015famil olacak \u015fekilde genelle\u015ftirmi\u015ftir ki, bu do\u011frudan do\u011fruya \u00e2yetin kendi anlam\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131lan bir sonu\u00e7tur. \u015eu halde biz bug\u00fcnk\u00fc nebatat (botanik) ilminin \u015fahitli\u011fi ile anl\u0131yoruz ki, bu \u00e2yetin bu c\u00fcmlesinde ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na bir ilm\u00ee mucize vard\u0131r. Bu ger\u00e7e\u011fin bin bu kadar sene \u00f6nce Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da haber verilmi\u015f olmas\u0131, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n Allah kitab\u0131, bunu getirenin de hak peygamber oldu\u011funa do\u011frudan ve apa\u00e7\u0131k bir delil te\u015fkil eder. &#8220;\u0130\u015fte bunlar sana kitab\u0131n \u00e2yetleridir ve sana Rabbinden indirilen hakt\u0131r&#8230;&#8221; (Ra&#8217;d 13\/1). \u015eimdi d\u00fc\u015f\u00fcnmeli ki, yery\u00fcz\u00fcnde ne kadar farkl\u0131 ve \u00e7e\u015fitli meyveler vard\u0131r. Hepsi ayn\u0131 g\u00f6kkubbe alt\u0131nda ve ayn\u0131 yerde olduklar\u0131 halde her t\u00fcr\u00fc ba\u015fka bir yarat\u0131l\u0131\u015fta olan ve birbirine z\u0131t birtak\u0131m \u00f6zellikleri bulunan bu meyvelerin tamam\u0131n\u0131n ortaya koymu\u015f oldu\u011fu bu farkl\u0131l\u0131k ve \u00e7e\u015fitlilik, elbette yaln\u0131zca topra\u011f\u0131n tabiat\u0131na ba\u011flanamaz. Bununla beraber bu meyvelerden her biri kendi t\u00fcr\u00fcne ve kendi tohumunun tabiat\u0131na ba\u011flanamayacakt\u0131r. Zira her meyve, her \u015feyden \u00f6nce iki ayr\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015fta olan erkekli ve di\u015fili bir d\u00f6llenmeye muhta\u00e7t\u0131r. Bu birle\u015fme meydana geldikten ve ilkah (d\u00f6llenme) sa\u011fland\u0131ktan sonraki a\u015famalar tekd\u00fcze bir tabiat kanunu gibi ele al\u0131nsa bile yine de g\u00f6r\u00fclecektir ki, her meyvenin ilk iki e\u015fi ile topra\u011f\u0131n tabiat\u0131 aras\u0131nda hi\u00e7bir ili\u015fki yoktur. Yerk\u00fcrenin di\u011fer g\u00f6kcisimleri aras\u0131ndan \u00e7ekilip al\u0131nmas\u0131 (meddolunmas\u0131) zaman\u0131ndaki durumu \u015f\u00f6yle dursun, da\u011flar ve nehirler yarat\u0131ld\u0131ktan sonra bile topra\u011f\u0131n kat\u0131 tabiat\u0131, bu \u00e7e\u015fitli meyvelerin \u00f6zel hayatlar\u0131ndan ne kadar uzakt\u0131r. Yerin maddesi ilk ald\u0131\u011f\u0131 tabiat\u0131ndan kendi kendine veya herhangi bir tabiat\u0131n icab\u0131 olarak bu kadar \u00e7e\u015fitli de\u011fi\u015fimleri g\u00f6stererek, bu varyeteleri yapacak, bu meyveleri verecek derecede ayr\u0131\u015f\u0131mlar g\u00f6sterebilir mi? \u015eu haliyle b\u00fct\u00fcn meyvelere bu de\u011fi\u015fik tatlar\u0131 toprak veriyor demek \u00e7eli\u015fki olmaz m\u0131? Do\u011frusu tabiat a\u00e7\u0131s\u0131ndan d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, Past\u00f6r&#8217;\u00fcn de dedi\u011fi gibi, her canl\u0131n\u0131n ancak kendi tohumundan \u00fcremi\u015f olmas\u0131 gerekir. Yery\u00fcz\u00fcnde ilk erkekli di\u015fili h\u00fccre tohumunun meydana gelmesi ve bunlar\u0131n \u00e7e\u015fitli \u00f6zellikler ve farkl\u0131la\u015fmalar kazanmas\u0131 meselesi ise tabiat\u00fcst\u00fc bir sanat harikas\u0131d\u0131r. Tabiat\u0131n \u0131st\u0131fa (seleksiyon) ve tekam\u00fcl\u00fc, bir ger\u00e7ek ise de bir tabiat eseri de\u011fildir. Ancak ve ancak f\u00e2il-i muhtar olan bir y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n irade ve sanat\u0131n\u0131n eseridir. Herhangi bir \u015feyde tabi\u00ee, yani kendi kendine bir \u0131st\u0131fa veya tekam\u00fcl bulundu\u011funu farzetmek, yok olan\u0131n var olana illet ve sebep oldu\u011funu farzetmektir ki, kat\u0131ks\u0131z bir \u00e7eli\u015fkidir. \u0130\u015fte Allah, o hikmetli yarat\u0131c\u0131d\u0131r ki, yeri meddetmi\u015f ve onun \u00fczerinde da\u011flar\u0131, nehirleri ve b\u00fct\u00fcn meyvelerin temeli olan \u00e7iftleri, tabiat \u00fcst\u00fc bir yarat\u0131\u015fla iki\u015fer iki\u015fer yaratm\u0131\u015f, b\u00f6ylece kudretine delil olacak \u00e2yetleri ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla ortaya koymu\u015f ve koymaktad\u0131r. \u00d6yle ki, \u015fimdi bile hi\u00e7bir \u015feyi kendi tabiat\u0131na b\u0131rakm\u0131yor. Geceyi g\u00fcnd\u00fcze b\u00fcr\u00fcy\u00fcp duruyor. (Araf, S\u00fbresi, 7\/54 \u00e2yetine bak\u0131n\u0131z). Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki d\u00fc\u015f\u00fcnecek olan bir kavim i\u00e7in bunda, (bu meddetme, d\u00f6llenme ve b\u00fcr\u00fcme olaylar\u0131n\u0131n her birinde) bir\u00e7ok \u00e2yetler vard\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fcnen ki\u015fi ve toplumlar bunlarda Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n e\u015fsiz kudretine ve tabiat \u00fczerindeki hakimiyetine ve binaenaleyh mebde ve me\u00e2da dair \u00e7ok, pek \u00e7ok deliller bulabilirler. L\u00e2kin insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bu gibi konular \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcnmezler, b\u00f6yle \u015feylere kafa yormazlar. Bununla beraber o kadar uza\u011fa gitmeye ve ince d\u00fc\u015f\u00fcnmeye de l\u00fczum yoktur.<\/p>\n<p>4- Yery\u00fcz\u00fcnde birbirine kom\u015fu olan k\u0131talar da vard\u0131r, birbirine yak\u0131n veya biti\u015fik olduklar\u0131 halde durumlar\u0131 ve \u00f6zellikleri birbirine benzemez. \u0130klimleri ve yery\u00fcz\u00fc \u015fekilleri ne kadar farkl\u0131 farkl\u0131d\u0131r. \u015euras\u0131 \u00e7orak, buras\u0131 m\u00fcnbit ve verimli; \u015furas\u0131 d\u00fcz, oras\u0131 engebeli ilh&#8230; Tabiat kendi \u00fczerinde h\u00fck\u00fcmran olsa b\u00fct\u00fcn bunlar olabilir mi? Ve t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc \u00fcz\u00fcm bah\u00e7eleri ve ekinler ve hurmal\u0131klar vard\u0131r ki, \u00e7atall\u0131 ve \u00e7atals\u0131z bunlar\u0131n hepsi bir tek sudan sulan\u0131r. Yani tabiat \u015fartlar\u0131 ve sebepleri hepsinde e\u015fittir. B\u00f6yle iken Biz onlar\u0131n yemi\u015flerinde baz\u0131s\u0131n\u0131 di\u011ferine \u00fcst\u00fcn k\u0131lar\u0131z. \u00dcz\u00fcm \u00fcz\u00fcme, hurma hurmaya benzemez. Bir a\u011fa\u00e7ta, ayn\u0131 dalda yanyana biten iki yemi\u015fin biri \u00f6b\u00fcr\u00fcnden daha lezzetli olur. Demek ki, tabiat il\u00e2h\u00ee kudretin etkisi ile \u015fimdi de de\u011fi\u015fip durmaktad\u0131r. Ve bu herkesin yak\u0131ndan g\u00f6r\u00fcp anlayabilece\u011fi bir delildir.<\/p>\n<p>Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz bunda, yani yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n tek kaynaktan do\u011fmu\u015f ve tek tabiat maddesi olmu\u015f olmakla birlikte, bug\u00fcnk\u00fc ayr\u0131nt\u0131l\u0131 hale gelmi\u015f ve \u00e7e\u015fitlilik kazanm\u0131\u015f olmas\u0131nda akl\u0131 olan bir kavim i\u00e7in elbette bir\u00e7ok \u00e2yetler vard\u0131r. Akl\u0131 olan ve akl\u0131n\u0131 iyi kullanan, akl\u0131n gereklerini yerine getiren ki\u015filer veya toplumlar herhalde asl\u0131 tek tip, tekd\u00fcze olan bu tabiat \u00fczerinde bu kadar yenilikleri ve de\u011fi\u015fiklikleri yap\u0131p duran yarat\u0131c\u0131 kudretin ilk ba\u015ftan oldu\u011fu gibi, yeni ba\u015ftan yaratmaya da kadir oldu\u011funu anlar ve Allah huzurunda toplanman\u0131n bir ger\u00e7ek oldu\u011funa yak\u00een has\u0131l ederler. (En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki Allah, taneleri ve \u00e7ekirdekleri yarand\u0131r.&#8221; \u00e2yet 95 ve devam\u0131 olan \u00e2yetlere bak\u0131n\u0131z). \u0130\u015fte bunlar\u0131 anlamayanlar\u0131n ya ak\u0131llar\u0131 yoktur, ya da ak\u0131llar\u0131n\u0131 kullanmay\u0131p kendi heva ve hevesleri pe\u015finde ko\u015farlar.<\/p>\n<p>5- Ve ey okuyucu, ey muhatap, \u015fayet sen teacc\u00fcp edersen, bir \u015feye \u015fa\u015f\u0131p kalacak olursan i\u015fte as\u0131l \u015fa\u015f\u0131lacak \u015fey, as\u0131l acaip bulunacak \u015fey onlar\u0131n, (yani o ink\u00e2rc\u0131lar\u0131n) \u015fu s\u00f6zleridir: Biz \u00e7\u00fcr\u00fcy\u00fcp toprak haline geldi\u011fimiz vakitte mi ger\u00e7ekten yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015f i\u00e7inde bulunaca\u011f\u0131z? Yani bunca \u00e2yetler kar\u015f\u0131s\u0131nda onlar\u0131n i\u015fte b\u00f6yle diyerek ahireti ink\u00e2r etmeleri, as\u0131l \u015fa\u015f\u0131lacak \u015feydir. Yeniden yarat\u0131l\u0131\u015f \u015fa\u015f\u0131lacak acaip bir \u015fey de\u011fildir, as\u0131l \u015fa\u015f\u0131lacak olan \u015fey, onu ink\u00e2r etmektir. \u00c2lemdeki bu kadar de\u011fi\u015fme ve yenilenmeyi ve bu de\u011fi\u015fikliklerdeki ak\u0131\u015f\u0131 g\u00f6r\u00fcp dururken Allah&#8217;\u0131n kudretinden yeni bir yaratmay\u0131, diriltmeyi ve me\u00e2d\u0131 ak\u0131l d\u0131\u015f\u0131ym\u0131\u015f, olamazm\u0131\u015f, gibi g\u00f6rmek cidden \u00e7ok tuhaf bir d\u00fc\u015f\u00fcnce tarz\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte bunun kadar tuhaf ve anlams\u0131z bir \u015fey yoktur. \u0130\u015fte bunlar \u00f6yle kimselerdir ki, Rablerini ink\u00e2r etmi\u015f ve k\u00e2fir olmu\u015f kimselerdir. Yani ahireti ink\u00e2r etmek Allah&#8217;a k\u00fcfretmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n kudretini, ilmini, rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve vahyinin do\u011frulu\u011funu ink\u00e2r etmenin sonucudur. Bunlar bu d\u00fcnyada kendilerine hayat ve irade veren Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmeyen veya yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 zorunlu olarak yapan bir tabiatten ibaret sanarak, O&#8217;nun rabl\u0131\u011f\u0131na kar\u015f\u0131 ink\u00e2rda bulunup nank\u00f6rl\u00fck yapt\u0131klar\u0131 i\u00e7in \u00f6yle derler ve onlar, o k\u00e2firler \u00f6yle bedbaht kimselerdir ki, tomruklar boyunlar\u0131ndad\u0131r. \u0130syankarl\u0131k ve g\u00fcnah tomruklar\u0131 \u015fimdiden boyunlar\u0131na ge\u00e7mi\u015f s\u00fcr\u00fcklenip durmaktad\u0131rlar. Veya k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde \u00f6yle boyunlar\u0131nda tomruklar olarak s\u00fcr\u00fckleneceklerdir. Ve yine onlar, o gidi\u015fte, o durumda olanlar ate\u015f sahibidirler, cehennem ate\u015fine lay\u0131k ve ondan ayr\u0131lmayacak s\u00fcrekli olarak ate\u015fle arkada\u015f olacak olan kimselerdirler hep onda, (o cehennem ate\u015finde) ebed\u00ee olarak kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>6- Bir de sana iyilikten \u00f6nce k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc isti&#8217;cal ederler, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc \u00f6ne al\u0131rlar. \u0130yili\u011fi, g\u00fczelli\u011fi bir yana b\u0131rak\u0131rlar da k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe ve azaba ivedilik isterler. Yani, ey hak peygamber! Sen m\u00fcjdeci ve uyar\u0131c\u0131 oldu\u011fundan dolay\u0131, bir\u00e7ok g\u00fczel \u015feyler m\u00fcjdeler ve fenal\u0131klardan sak\u0131nd\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rs\u0131n, fenal\u0131klar\u0131n sonucu hakk\u0131nda uyar\u0131rs\u0131n. Onlarsa iman ile amel, afiyet, hidayet, nusret, sevap, rahmet ve ihsan gibi g\u00fczel \u015feyleri b\u0131rak\u0131rlar da kendileri hakk\u0131nda k\u00f6t\u00fc olan \u015feyleri isterler. Ve &#8220;bizi korkutmak istedi\u011fin o azab\u0131 ne diye erteliyorsun? Onun hemen \u015fimdi ba\u015f\u0131m\u0131za indirsene&#8230;&#8221; diye iverler. Ki, bu onlar\u0131n boyunlar\u0131na ge\u00e7mi\u015f olan tomruklardan birisidir. Halbuki onlardan \u00f6nce bir\u00e7ok misaller ge\u00e7mi\u015ftir. Ge\u00e7mi\u015f zamanda, eski \u00fcmmetlerde b\u00f6ylelerine ne \u00e7etin azaplar inmi\u015ftir. Onlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp ibret almazlar da k\u00f6t\u00fcl\u00fckte acele ederler. Rabbin ise \u015f\u00fcphesiz insanlar i\u00e7in b\u00fcy\u00fck ma\u011ffiret sahibidir onlar zul\u00fcm \u00fczerine iken. Yani, onlar zul\u00fcm ile kendilerine yaz\u0131k ederlerken Allah onlar\u0131 hemen hesaba \u00e7ekmez de g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 \u00f6rtbas eder, tevbe etmeleri, kendilerini \u00e7ekip \u00e7evirmeleri i\u00e7in onlara imkan ve zaman tan\u0131r. O her zaman rahmetini gazab\u0131na \u00fcst\u00fcn tutar: &#8220;E\u011fer Allah insanlar\u0131 yapt\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 hemen hesaba \u00e7ekecek olsayd\u0131, yery\u00fcz\u00fcnde debelenen bir tek canl\u0131 b\u0131rakmazd\u0131&#8221; (Fat\u0131r 35\/45).<\/p>\n<p>Bununla beraber yine de \u015f\u00fcphe yok ki, Rabbin, cezas\u0131 \u00e7ok \u00e7etin oland\u0131r.<\/p>\n<p>7- \u00dcstelik o k\u00fcfredenler derler ki: onun \u00fczerine Rabbinden bir \u00e2yet indirilse idi ya! Yani, ey Muhammed!<\/p>\n<p>Sana indirilen bunca \u00e2yetlere, mucizelere inanmazlar, onlar\u0131 ink\u00e2r ederler de, tomruk gibi boyunlar\u0131na ge\u00e7mi\u015f olan o k\u00fcf\u00fcr y\u00fcz\u00fcnden \u015fimdiye kadar sana g\u00f6nderilmi\u015f olan \u00e2yetleri senin hak peygamberli\u011fine delil saymazlar da &#8220;bir \u00e2yet indirilse idi&#8221; diye dillerini tutacak bir cebir mucizesi ister dururlar. Bunlara kar\u015f\u0131 sen ancak bir uyar\u0131c\u0131s\u0131n, yani olsa olsa bunlar\u0131 bu tutumlar\u0131n\u0131n yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131 konusunda uyar\u0131r, inzar edersin. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131n m\u00fcjde ile hi\u00e7bir ili\u015fkileri yoktur. Bu durumda sen onlara m\u00fcjde verecek veya bu halk\u0131 zorla hidayete erdirecek, yola getirecek de\u011filsin. Bunlar hakk\u0131nda g\u00f6revin sadece uyar\u0131da bulunmaktan ibarettir. Her kavim i\u00e7in bir hidayet\u00e7i vard\u0131r.<\/p>\n<p>8- Allah ki, hidayeti yaratan O&#8217;dur, o Allah, bilir her di\u015finin neye gebe oldu\u011funu. Gerek insandan, gerek \u00f6b\u00fcr canl\u0131lardan, yani hayvanlardan ve bitkilerden herhangi bir di\u015finin hangi \u015feye gebe oldu\u011funu, hangi tohumdan d\u00f6llenip gebe kald\u0131\u011f\u0131n\u0131, helaldan m\u0131 yoksa haramdan m\u0131 oldu\u011funu, erkek midir, di\u015fi midir, ya\u015f\u0131yacak m\u0131, ya\u015fam\u0131yacak m\u0131, said mi, \u015fak\u00ee mi ilh&#8230; M\u00fcmin mi, k\u00e2fir mi olacakt\u0131r hepsini bilir. Ve rahimler neler eksiltir, neler \u00fcretir ve art\u0131r\u0131r onu da bilir. Rahimler gebe kal\u0131nca nas\u0131l \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, hangi maddeleri \u00fcretir, hangi toksinleri atar, hangilerini salg\u0131lay\u0131p ceninin geli\u015fmesine katk\u0131 yapar, kendi b\u00fcnyesinden gizliden verdi\u011fi, eksiltti\u011fi nedir, artt\u0131rd\u0131\u011f\u0131, kazand\u0131\u011f\u0131 nedir, besledi\u011fi, b\u00fcy\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc nedir? Hamileli\u011finde neyi sakatlar, neyi tamamlar? Ayr\u0131ca b\u00fct\u00fcn bu \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n sonucunda do\u011facak olan erken mi, ge\u00e7 mi, yoksa tam zaman\u0131nda m\u0131 do\u011facakt\u0131r? Bir tane mi, yoksa ikiz veya daha fazla m\u0131 olacakt\u0131r?<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah, b\u00fct\u00fcn canl\u0131 t\u00fcrlerinde bu bilinmez san\u0131lan \u015feylerin hepsini b\u00fct\u00fcn ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla bilir. Normalden farkl\u0131 olan erken do\u011fumlar veya sakat do\u011fanlar bile k\u00f6r\u00fck\u00f6r\u00fcne ve kendili\u011finden olmu\u015f \u015feyler de\u011fildir, s\u0131rlar \u00e2leminde Allah&#8217;\u0131n ilmi ve iradesi sayesinde meydana gelen olaylard\u0131r. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bunlar tabiat\u00e7\u0131 ve maddeci felsefe aleyhine birer il\u00e2h\u00ee irade delilidir. Bilimsel y\u00f6n\u00fc oldu\u011fu da kesindir. Hayat\u0131n ilimle bilinecek bir d\u0131\u015f y\u00fcz\u00fc, olaylar\u0131n madd\u00ee sebeplere ve \u015fartlara ba\u011fl\u0131 olarak meydana geli\u015f \u015fekli vard\u0131r ki, i\u015fin bu kadar\u0131 ilimle bilinebilir. Ancak il\u00e2h\u00ee bilgi b\u00f6yle g\u00f6zleme dayal\u0131 bir bilgi de\u011fildir: O hayat\u0131 y\u00f6nlendiren ve bildi\u011fini bildi\u011fi ve diledi\u011fi gibi yapan, yaratan bir kudret sahibinin bilgisidir. O b\u00fct\u00fcn incelikleri, b\u00fct\u00fcn tedbirleri ve sonu\u00e7lar\u0131 i\u00e7eren bir bilgidir. O, bilir ve diledi\u011fini yapabilir. Bir rahmin d\u00f6kt\u00fc\u011f\u00fc kan, yapt\u0131\u011f\u0131 salg\u0131, yeti\u015ftirdi\u011fi yumurta, elde etti\u011fi d\u00f6llenme (telk\u0131h), besledi\u011fi yavru, eksik veya fazla sahip oldu\u011fu b\u00fct\u00fcn faydalar veya \u00f6zellikler, hayat i\u00e7in gerekli olan her \u015fey bir bilgi ve hesap iledir. Ayr\u0131ca sadece bunlar de\u011fil, her \u015fey Allah&#8217;\u0131n kat\u0131nda bir miktar iledir. Bir \u00f6l\u00e7\u00fc iledir. Ba\u015f\u0131ndan sonuna kadar belli s\u0131n\u0131rlar i\u00e7inde bir takdir iledir. Her \u015fey kendi \u00f6z\u00fcnde ve haddi zat\u0131nda \u00f6l\u00e7\u00fclm\u00fc\u015f, bi\u00e7ilmi\u015ftir. Her \u015feyin haddi ve hududu vard\u0131r, varl\u0131klar ve canl\u0131lar aras\u0131nda kendine mahsus bir yeri vard\u0131r. Yarat\u0131l\u0131\u015f kademelerinde a\u015fam\u0131yaca\u011f\u0131 belli bir s\u0131n\u0131r\u0131, bir \u00f6mr\u00fc ve kendine mahsus bir durumu bulunmaktad\u0131r. Ve zincirleme olarak b\u00fct\u00fcn sebepler silsilesi b\u00fct\u00fcn\u00fcyle Allah&#8217;a dayan\u0131r: O&#8217;nun ilmi ile \u00e7er\u00e7evelenmi\u015f olmayan hi\u00e7bir \u015fey yoktur. Her \u015feyin kendi \u00f6z\u00fcnde herhangi bir varl\u0131k mertebesinde meydana geli\u015fi veya meydana gelmeye kabiliyetli olu\u015fu, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya g\u00f6re haz\u0131r bir ilimdir, olaca\u011f\u0131 da olmu\u015f gibi bilir, O&#8217;nun bilgisi d\u0131\u015f\u0131nda zaten bir \u015fey olamaz.<\/p>\n<p>9- O gizliyi, gayb\u0131 da bilir, a\u00e7\u0131k ve aleni olan \u015feyleri de bilir. Allah, duyularla alg\u0131lanamayan \u015feyleri de bilir, haz\u0131r olan\u0131 da bilir. Veyahut yok alan\u0131 da bilir, mevcut olan\u0131 da bilir. \u015eu halde peygamberden ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc bir \u00e2yet, de\u011fi\u015fik bir mucize isteyenlerin, bunu hidayet i\u00e7in mi, inat i\u00e7in mi istediklerini de bilir. Kebirdir, yani her \u015fey kendisinden daha k\u00fc\u00e7\u00fck olan ve hi\u00e7bir \u015fekilde, hi\u00e7bir \u00e7er\u00e7eveye s\u0131\u011fd\u0131r\u0131lamayan tek ve biricik b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. M\u00fctealdir. Yani, her \u015feyden \u00fcst\u00fcn, miktar ve s\u0131n\u0131rl\u0131l\u0131k gibi yarat\u0131lm\u0131\u015flara mahsus olan s\u0131fat ve \u00f6zelliklerden m\u00fcnezzeh, e\u015fsiz ve y\u00fccedir. Y\u00fcceler y\u00fccesidir. Bundan dolay\u0131 hidayet O&#8217;na aittir. O&#8217;nun ilim ve kudreti d\u0131\u015f\u0131nda kalacak ve huzuruna \u00e7\u0131k\u0131p hesap vermeyecek hi\u00e7 bir \u015fey yoktur.<\/p>\n<p>10-O&#8217;nun a\u00e7\u0131s\u0131ndan e\u015fittir aran\u0131zdan s\u00f6z\u00fcn\u00fc gizleyen, ink\u00e2r\u0131 g\u00f6nl\u00fcnden ge\u00e7iren a\u00e7\u0131klayan, onu ba\u015fkas\u0131na s\u00f6yleyen, geceleyin saklanan ve g\u00fcnd\u00fczleyin a\u00e7\u0131kta gezip dola\u015fan aras\u0131nda fark yoktur. Yani hepsini e\u015fit olarak ve ayn\u0131 seviyede i\u015fitir, g\u00f6r\u00fcr ve bilir.<\/p>\n<p>11-12- Her biri i\u00e7in \u00f6n\u00fcnden ve arkas\u0131ndan birtak\u0131m muakkipler, takip edici, izleyici kuvvetler vard\u0131r ki, onu h\u0131fzederler, her birinin s\u00f6z\u00fcn\u00fc ve i\u015fini kaydederler veya s\u00fcrekli olarak izleyip korurlar, muhafaza ederler. Ki, onlar Allah&#8217;\u0131n emrindendirler. Yani bu takip edici g\u00fc\u00e7ler veya bu koruyucu kuvvetler &#8220;De ki, ruh Rabbimin emrindendir&#8221; (\u0130sra, 17\/85) \u00e2yeti gere\u011fince Allah&#8217;\u0131n emrinden ibaret olan birtak\u0131m ruhlar veya meleklerdir. Bundan dolay\u0131 her birinizin b\u00fct\u00fcn s\u00f6yledikleri ve yapt\u0131klar\u0131, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kontrol\u00fc, g\u00f6zetimi, g\u00f6zlemi ve izlemesi alt\u0131ndad\u0131r. B\u00fct\u00fcn olu\u015flar\u0131 ve olaylar\u0131 ile hayat her bak\u0131mdan O&#8217;nun y\u00f6netimindedir. O halde hepsi bilinen, her y\u00f6n\u00fcyle kontrol edilen ve inceden inceye izlenen bir \u015feyin gizlisi, a\u00e7\u0131\u011f\u0131 olur mu? Sizce gizli veya a\u00e7\u0131k diye adland\u0131r\u0131lan b\u00fct\u00fcn s\u00f6zleriniz ve b\u00fct\u00fcn davran\u0131\u015flar\u0131n\u0131z kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z kal\u0131r m\u0131? Muhakkak ki, Allah, herhangi bir kavimdeki hali de\u011fi\u015ftirmez, onlara bah\u015fetti\u011fi nimet ve ikbali ya da iyi, k\u00f6t\u00fc herhangi bir hali ve hasleti de\u011fi\u015ftirmez ta onlar kendi \u00f6zbenliklerindekini de\u011fi\u015ftirinceye kadar. Yani, kavimler bir s\u00fcre i\u00e7in iradelerinde serbesttirler ve sorumluluklar\u0131 iradelerine g\u00f6redir. \u015eimdiye kadar hep b\u00f6yle olagelmi\u015ftir, bundan sonra da b\u00f6yle olacakt\u0131r. (Enfal S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Bu, Allah&#8217;\u0131n bir kavme verdi\u011fi nimeti, onlar kendilerindekini de\u011fi\u015ftirmedik\u00e7e de\u011fi\u015ftirmeyece\u011finden b\u00f6yledir&#8221; me\u00e2lindeki (\u00e2yetin tefsirine bkz: 8\/53). Bununla beraber Allah bir kavme bir fenal\u0131k murad etti\u011fi vakit art\u0131k onu geri \u00e7evirecek hi\u00e7bir kuvvet yoktur, onun \u00f6nlenmesine imkan yoktur. \u0130steseler de istemeseler de Allah&#8217;\u0131n murad etti\u011fi o k\u00f6t\u00fcl\u00fck, ge\u00e7ici ise ge\u00e7ici olarak, ebed\u00ee ise ebed\u00ee olarak mutlaka meydana gelir ve hi\u00e7bir \u015fekilde \u00f6nlenemez. Ve onlar\u0131n Allah&#8217;dan ba\u015fka bir velileri de yoktur. Ki, ona bir \u00e7are bulsun.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>12. Size korku ve \u00fcmit i\u00e7inde \u015fim\u015fe\u011fi g\u00f6steren ve o ya\u011fmur y\u00fckl\u00fc bulutlar\u0131 meydana getiren O&#8217;dur.<\/p>\n<p>13. G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc O&#8217;na hamd ile, melekler de O&#8217;nun korkusundan dolay\u0131 O&#8217;nu tesbih ederler. O y\u0131ld\u0131r\u0131mlar g\u00f6nderir, onunla diledi\u011fini \u00e7arpar. Onlar Allah hakk\u0131nda m\u00fccadele edip duruyorlar. Oysa Allah&#8217;\u0131n \u00e7arpmas\u0131 pek \u00e7etindir.<\/p>\n<p>14. Ger\u00e7ek dua O&#8217;nad\u0131r. O&#8217;nun d\u0131\u015f\u0131nda yalvar\u0131p durduklar\u0131 ise onlara hi\u00e7bir \u015feyle cevap veremezler. Onlar olsa olsa a\u011fz\u0131na su gelsin diye iki avucunu a\u00e7ana benzer ki, o, ona gelmez. K\u00e2firlerin duas\u0131 hep bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7indedir.<\/p>\n<p>15. Oysa g\u00f6klerde ve yerde kim varsa ister istemez kendileri de g\u00f6lgeleri de sabah ak\u015fam Allah&#8217;a secde ederler.<\/p>\n<p>O (Allah), odur ki, size \u015fimse\u011fi g\u00f6sterir korku ve tama&#8217; i\u00e7inde, \u015fim\u015fe\u011fi \u00e7akt\u0131r\u0131r ve onu size g\u00f6sterir. Siz de onu g\u00f6r\u00fcnce hem korkars\u0131n\u0131z, hem de \u00fcmide kap\u0131l\u0131rs\u0131n\u0131z. Yani y\u0131ld\u0131r\u0131m d\u00fc\u015fmesinden korkars\u0131n\u0131z, hem de o karanl\u0131klar\u0131 yaran yald\u0131ray\u0131\u015f\u0131ndan ne\u015felenir, arkas\u0131ndan rahmet beklersiniz, ekinlerinizden bereket \u00fcmit edersiniz. Kur&#8217;\u00e2n ve \u00f6zellikle bu s\u00fbre de i\u015fte b\u00f6yledir. Ve O (Allah) a\u011f\u0131r bulutlar in\u015fa eder. Yani hafif hafif buhar zerreciklerinden havaya uzan\u0131p \u00e7ekilmi\u015f, ya\u011fmurla dolu olan a\u011f\u0131r bulutlar meydana getirir. Ki, gelece\u011fin iman feyzi ile g\u00f6n\u00fclleri dopdolu olan m\u00fcmin toplumlar\u0131n\u0131 da Allah b\u00f6yle in\u015fa edecektir.<\/p>\n<p>13- Ve ra&#8217;d, O&#8217;nu hamd ile tesbih eder. G\u00f6k g\u00fcrlemesi de O&#8217;nun y\u00fcceli\u011fini dile getirir ve O&#8217;na hamd eder. (Ra&#8217;d ile Berk anlam\u0131 i\u00e7in Bakara S\u00fbresi \u00e2yet 19&#8217;a bak\u0131n\u0131z). \u015eim\u015fek ile birlikte olan ve daha sonra i\u015fitilen o g\u00f6k g\u00fcrlemesi, o y\u00fcrekleri yerinden oynatacak gibi tepede patlay\u0131p, yerleri ve g\u00f6kleri sarsarcas\u0131na ufuktan ufu\u011fa yay\u0131lan o \u00e7atlay\u0131\u015f ve g\u00fcrleyi\u015f, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n nimet ve rahmetini, azemet ve kibriyas\u0131n\u0131 ilan ederek O&#8217;nun uluhiyetinin \u015fan\u0131n\u0131 tesbih ve tenzih eden bir sestir ki, tesbihinin alt\u0131nda yatan m\u00e2n\u00e2y\u0131 b\u00fct\u00fcn \u00e2leme hayk\u0131r\u0131r. Ya da i\u015fitenlere bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 hat\u0131rlat\u0131p telkin eder .<\/p>\n<p>Melekler de O&#8217;nun heybetinden, yani Allah&#8217;dan korktuklar\u0131ndan dolay\u0131 b\u00f6yle tesbih ederler. O&#8217;nun i\u00e7in g\u00f6k g\u00fcrlemesinin ardarda yank\u0131lanan sesi duyulur. Ve Allah \u015fim\u015fekler g\u00f6nderir de her kimi dilerse onunla onu vurur, o kimseye isabet ettirir, \u00e7arpt\u0131r\u0131r, yakar. B\u00f6yle oldu\u011fu halde, onlar (yani, o k\u00e2firler) hadlerini bilmezler de Allah&#8217;la m\u00fccadele ederler. Oysa Allah&#8217;\u0131n havli ve kuvveti (ya da her t\u00fcrl\u00fc hileye kar\u015f\u0131 tedbiri ve takdiri) pek \u015fiddetlidir, \u00e7ok \u00e7etindir.<\/p>\n<p>Burada Erbed b. Rab\u00eea ile Amir b. Tufeyl olay\u0131na i\u015faret olundu\u011fu naklediliyor. \u015e\u00f6yle ki, me\u015fhur \u015fair Leb\u00eed b. Rab\u00eea&#8217;n\u0131n karde\u015fi olan Erbed b. Rab\u00eea ile Amir b. Tufeyl, ikisi birlikte Hz. Peygamber&#8217;e gaile \u00e7\u0131karmak i\u00e7in gelmi\u015fler, mescide girmi\u015flerdi. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de ashaptan baz\u0131 ki\u015filerle birlikte orada oturuyordu. Amir \u00e7ok yak\u0131\u015f\u0131kl\u0131 idi, g\u00fczelli\u011fi ve \u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131 oradakilerin dikkatini \u00e7ekti, ona bak\u0131yorlard\u0131. Amir arkada\u015f\u0131 Erbed&#8217;e daha \u00f6nce \u015f\u00f6yle tenbih etmi\u015fti: &#8220;Ben Muhammed&#8217;le konu\u015fmaya ba\u015flay\u0131nca, yava\u015f\u00e7a arkas\u0131na ge\u00e7 ve boynunu k\u0131l\u0131\u00e7la vur&#8221; demi\u015fti. Hz. Peygamber Amir ile konu\u015fmaya ba\u015flam\u0131\u015f, Erbed de arkas\u0131na dola\u015f\u0131p ge\u00e7mi\u015fti, k\u0131l\u0131c\u0131n\u0131 bir kar\u0131\u015f kadar \u00e7ekmi\u015f, fakat Allah Te\u00e2l\u00e2 izin vermedi\u011finden tamamiyle s\u0131y\u0131ramam\u0131\u015ft\u0131. Amir, ne duruyorsun, haydi dercesine g\u00f6z\u00fcyle ka\u015f\u0131yla i\u015faret etmeye ba\u015flad\u0131. Peygamber Efendimiz de bu durumu g\u00f6rd\u00fc ve hemen &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131m, bu ikisine diledi\u011fini yaparak bana yard\u0131m eyle!&#8221; diye dua etti.<\/p>\n<p>Defolup gittiler. Allah Te\u00e2l\u00e2, a\u00e7\u0131k bir yaz g\u00fcn\u00fc Erbed&#8217;in tepesine bir y\u0131ld\u0131r\u0131m indirdi ve onu yakt\u0131. Amir de ka\u00e7arak gitti, Beni Selul&#8217;den bir kad\u0131n\u0131n evine indi. Sabah olunca, b\u00fcsb\u00fct\u00fcn rengi atm\u0131\u015f ve benzi solmu\u015ftu. Sonra at\u0131na bindi, silah\u0131n\u0131 \u00e7ekti, \u00e7\u00f6lde bir yandan sa\u011fa sola at ko\u015fturuyor; bir yandan da &#8220;\u00c7\u0131k kar\u015f\u0131ma ey \u00f6l\u00fcm mele\u011fi, haydi \u00e7\u0131k!&#8221; diyerek \u015fiir say\u0131kl\u0131yordu ve &#8220;Yemin ederim ki, \u015fu sahrada Muhammed ve onun koruyucusu olan \u00f6l\u00fcm mele\u011fi kar\u015f\u0131ma \u00e7\u0131ksa ikisini de m\u0131zra\u011f\u0131mla deler ge\u00e7erim.&#8221; diyordu. Derken Allah Te\u00e2l\u00e2 ona bir melek g\u00f6nderdi, melek onu bir kanad\u0131yla \u00e7arpt\u0131, yere yuvarlad\u0131; o vakit dizinde b\u00fcy\u00fck bir gudde, yani h\u0131yarc\u0131k \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131, a\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131 vebaya yakalanm\u0131\u015ft\u0131. Bunun \u00fczerine o kad\u0131n\u0131n evine geri d\u00f6nd\u00fc. &#8220;Deve guddesi gibi gudde ve Beni Selul&#8217;den zavall\u0131 bir kad\u0131n\u0131n evinde \u00f6l\u00fcm! Hay\u0131r olmaz bu i\u015fte!&#8221; diyordu. Sonra yine at\u0131n\u0131 istedi, bindi ve s\u00fcrd\u00fc bir daha geri d\u00f6nmedi, at s\u0131rt\u0131nda \u00f6ld<\/p>\n<p>14- Hak daveti ancak O&#8217;nundur. Bu ifadede birka\u00e7 m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r ki, hepsi de sahihtir:<\/p>\n<p>1. Hakk&#8217;a davet, insanlar\u0131 hak tanr\u0131ya, hak dine davet ancak O&#8217;na olan davettir. Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131 nam\u0131na yap\u0131lan davetler, propagandalar hep bat\u0131ld\u0131r.<\/p>\n<p>2. Hak davet, yani hak dua, hak yalvar\u0131\u015f veya ger\u00e7ek dua, yani tam yerine yap\u0131lm\u0131\u015f olan, kabul edilip kar\u015f\u0131l\u0131k g\u00f6recek olan dua ve yakar\u0131\u015f, ancak Allah&#8217;a yap\u0131lan dua ve ibadettir.<\/p>\n<p>3. Hakk yola davet, her \u015feyden \u00f6nce ve bizzat hakk\u0131 tan\u0131t\u0131p ona hidayet edecek olan O&#8217;dur. Yani &#8220;De ki: Allah, hakka hidayet eder, ancak O, do\u011fru yola iletir&#8221; (Yunus 10\/35 \u00e2yetine bkz). Allah&#8217;\u0131n bildirmesine ve ir\u015fad\u0131na dayanmayan davet, hakka yap\u0131lm\u0131\u015f davet olmaz.<\/p>\n<p>Ve onlar\u0131n, yani, o k\u00e2firlerin Allah&#8217;da ba\u015fka davet ettikleri veya dua edip durduklar\u0131, yani namlar\u0131na propaganda yapt\u0131klar\u0131 kimseler, adak yap\u0131p ihtiya\u00e7 arzettikleri putlar, u\u011fur sayd\u0131klar\u0131, adak adad\u0131klar\u0131, yard\u0131m diledikleri ve imdada \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131klar\u0131 ki\u015filer onlara hi\u00e7bir \u015feyle icabet edemez, kar\u015f\u0131l\u0131k veremezler, hi\u00e7bir dilediklerini yerine getiremezler. Ancak a\u011fz\u0131na eri\u015fsin diye iki elini, iki avucunu birden suya do\u011fru uzatan susuz gibi, bo\u015funa avu\u00e7 a\u00e7m\u0131\u015f olurlar. Ki uzaktan avu\u00e7 a\u00e7makla su gelip de insan\u0131n a\u011fz\u0131na girmez. Bunun gibi k\u00e2firlerin duas\u0131 dalaletten ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir. Tamamiyle sap\u0131kl\u0131ktan ve bat\u0131lla oyalan\u0131p durmaktan ibarettir. Genellikle ta\u015ftan, a\u011fa\u00e7tan yap\u0131lm\u0131\u015f olan putlar\u0131n hi\u00e7birinin duaya cevap veremiyecekleri zaten a\u015fikard\u0131r. Fakat \u00e2yette kullan\u0131lan edat\u0131, daha \u00e7ok ak\u0131ll\u0131 varl\u0131klar i\u00e7in s\u00f6z konusu olmakla bu \u00e2yetteki m\u00e2n\u00e2y\u0131 yaln\u0131zca putlara ait k\u0131lmak ve \u00f6yle tefsir etmek ifadenin d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcne ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc gibi, siyaka da uygun d\u00fc\u015fmemektedir. \u015eu halde burada yaln\u0131zca \u015fuursuz putlar\u0131n de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda tanr\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lan birtak\u0131m liderler veya \u015fah\u0131slar\u0131n da o cans\u0131z putlar gibi, hi\u00e7bir duaya icabet edemiyecekleri, Allah&#8217;\u0131n iradesi olmadan hi\u00e7bir iste\u011fi yerine getiremiyecekleri s\u00f6z konusu ediliyor demektir. Gizli olan dua ve m\u00fcnacatlarda bu a\u00e7\u0131k\u00e7a belli ise de a\u00e7\u0131ktan olan dua ve feryatlar hakk\u0131nda &#8220;Onlar hi\u00e7bir \u015fekilde onlar\u0131n dilediklerini yerine getiremezler&#8221; buyurulmas\u0131 ilk bak\u0131\u015fta tuhaf g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc insanlar\u0131n a\u00e7\u0131ktan yap\u0131lan yard\u0131m isteklerinin \u00e7evreden kar\u015f\u0131land\u0131\u011f\u0131 ve k\u0131smen de olsa dileklerinin yerine geldi\u011fi herkes\u00e7e bilinir. \u015eu halde gizli ve kalbten yap\u0131lan dua anlam\u0131na al\u0131nacak olursa buna itiraz etmeye gerek kalmaz. Ancak \u00e2yetteki ifadede b\u00f6yle bir gizlili\u011fe ipucu bulunmad\u0131\u011f\u0131 gibi, \u00e2yetin Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine olan ili\u015fkisi ve siyak\u0131 da b\u00f6yle bir gizlili\u011fe ters d\u00fc\u015fmektedir. Do\u011frusu burada pek b\u00fcy\u00fck ve gayet derin bir hakikat beyan olunmu\u015ftur: Ve hakikatte Allah&#8217;dan ili\u015fkiyi keserek hi\u00e7 kimsenin duay\u0131 kabul etmesine imkan olmad\u0131\u011f\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki bunu burada biraz a\u00e7\u0131klamak gerekecektir:<\/p>\n<p>Bilinmektedir ki, birbirinden farkl\u0131 y\u00f6nlerle belirgin olan varl\u0131klardan her biri di\u011ferinden tamamiyle ayr\u0131d\u0131r. Ayr\u0131 oldu\u011fu i\u00e7indir ki, her biri ba\u015fka bir \u015feydir. \u015eu ta\u015f ba\u015fka, bu ta\u015f ba\u015fka bir varl\u0131kt\u0131r. Ve hi\u00e7birinin \u00f6z benli\u011fi di\u011ferinde haz\u0131r de\u011fildir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, biz bunlar\u0131 biribirinden se\u00e7er, ayr\u0131 ayr\u0131 tan\u0131r\u0131z ve birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rmay\u0131z. Biz birbirimizin \u00f6z benli\u011fine malik de olamay\u0131z, i\u00e7 d\u00fcnyas\u0131na giremeyiz. Birbirinden ayr\u0131 ve bizzat her biri ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na birer varl\u0131k olan \u015feylerin, birbirine velev bir a\u00e7\u0131dan olsun kendiliklerinden ba\u011fl\u0131 ve biti\u015fik olduklar\u0131n\u0131 farzetmek ise \u00e7eli\u015fkidir. Yine bundan dolay\u0131d\u0131r ki, iki cevherin birinden di\u011ferine tesiri ge\u00e7ebilecek, bilgi al\u0131\u015fveri\u015fi yapabilecek \u015fekilde ili\u015fki kurabilmeleri, &#8220;Cominications des substances&#8221; meselesi filozoflar\u0131 hayrette b\u0131rakan \u00e7etin bir felsef\u00ee mesele olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bir madde kendinden ayr\u0131 olan bir maddeye nas\u0131l etki yapabiliyor? Ruh cisme, cisim ruha etkisini nas\u0131l ge\u00e7irebiliyor? Bu \u00f6yle bir olayd\u0131r ki, ancak tevhide s\u0131\u011f\u0131nmakla \u00e7\u00f6z\u00fclebilir. E\u011fer \u00e2lemde birbirinden farkl\u0131 \u00f6zellikteki varl\u0131klar\u0131n hepsinin \u00fczerinde hakim olan o y\u00fcce birden, o b\u00fcy\u00fck kudretten sarf\u0131 nazar edilecek olursa b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar, ikisi bir yere gelmek ihtimali olmayan darmada\u011f\u0131n\u0131k, ayr\u0131 ayr\u0131 par\u00e7alardan ibaret kal\u0131r. Aralar\u0131nda birbirleriyle ili\u015fkide bulunabilmek i\u00e7in hi\u00e7bir sebep kalmaz. \u015eim\u015fekler \u00e7akmaz, bulutlar olunmaz, ya\u011fmurlar ya\u011fmaz, y\u0131ld\u0131r\u0131mlar d\u00fc\u015fmezdi. Ahmed&#8217;in feryad\u0131n\u0131 Mehmed&#8217;in duymas\u0131 ve vicdan\u0131nda iz b\u0131rakmas\u0131 \u015f\u00f6yle dursun, sesi bile \u00e7\u0131kmazd\u0131, hatta kendisi bile meydana gelmezdi. \u015eimdi b\u00fct\u00fcn bunlar olabiliyorsa, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz Rabb\u00fclaleminin emriyle ve tedbiriyle oluyor. Bundan dolay\u0131 duan\u0131n hakk\u0131 da ancak O&#8217;nundur. \u0130mdi her hangi bir ihtiyac\u0131 i\u00e7in dua edecek ve yard\u0131m isteyecek olan \u015fah\u0131s, Allah&#8217;dan ba\u015fka her neye ve her kime m\u00fcracaat etse o, kendisinden uzak ve ayr\u0131d\u0131r. Kendindeki bir duyguyu ba\u015fkas\u0131na aktarabilmesine imkan yoktur. Susuz biri elini uzaktan suya a\u00e7makla suya kavu\u015fmu\u015f olamayaca\u011f\u0131 gibi, bir insan\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar da ayn\u0131 durumdad\u0131r: Allah&#8217;\u0131n izni olmay\u0131nca insan hava i\u00e7inde nefes bile alamaz. Nitekim ecel gelince nefes alamaz olacakt\u0131r. O durumda d\u00fcnyan\u0131n b\u00fct\u00fcn tabipleri toplansa \u00f6l\u00fcye bir nefes ald\u0131ramaz. Bir insan\u0131n feryad\u0131n\u0131 di\u011fer insanlar\u0131n veya meleklerin i\u015fitebilmesi, b\u00fct\u00fcn g\u00f6rme ve i\u015fitmelere h\u00fck\u00fcmran olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n emri ve izniyle oldu\u011fu gibi, m\u00fcmk\u00fcn olan kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 verebilmeleri ve ona yard\u0131m edebilmeleri de yine Allah&#8217;\u0131n izniyledir.<\/p>\n<p>Yoksa Allah m\u00fcsaade etmedik\u00e7e duyan kulaklar duymaz, g\u00f6ren g\u00f6zler g\u00f6rmez, isteyen g\u00f6n\u00fcller istemez oluverir. \u0130\u015fte Allah&#8217;dan ba\u015fkalar\u0131, \u00f6zbenliklerinde birbirlerinden uzak olduklar\u0131, hi\u00e7 yoktan bizzat yaratmaktan da aciz olduklar\u0131 i\u00e7in, bir muhtac\u0131n duas\u0131na kendiliklerinden hi\u00e7bir \u015fekilde icabet edemezler. Fakat gizliyi ve a\u00e7\u0131\u011f\u0131 bilen y\u00fcce kudret sahibi olan Allah Te\u00e2l\u00e2, her varl\u0131\u011fa kendi \u00f6z\u00fcnden bile daha yak\u0131nd\u0131r. (Bakara S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Muhakkak ki ben yak\u0131n\u0131m, dua edenin duas\u0131n\u0131 kabul ederim&#8221; 186. \u00e2yete bkz.). Bundan dolay\u0131 en gizli dualar\u0131 da feryad ve \u00e7\u0131\u011fl\u0131klar gibi i\u015fitir, ona cevap verir, ona verece\u011fi \u015fey mevcut de\u011filse yarat\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc her \u015feyi yoktan var eden, ilk ba\u015ftan ve yeni ba\u015ftan yaratan O&#8217;dur. Birbirinden ayr\u0131 olan \u015feyleri kudretiyle ve melekutiyle birbirine ula\u015ft\u0131r\u0131r, birle\u015ftirir ve b\u00fct\u00fcnle\u015ftirir. Dilerse suyu onun a\u011fz\u0131na g\u00f6t\u00fcr\u00fcr, dilerse susuzlu\u011fu unutturur. B\u00fct\u00fcn varl\u0131klar aras\u0131ndaki irtibat ve ili\u015fki, hep O&#8217;nun yaratmas\u0131 ve emri iledir. Nitekim bu m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klan\u0131p ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak anlat\u0131l\u0131yor:<\/p>\n<p>15- Oysa yaln\u0131zca Allah&#8217;ad\u0131r ki, secde eder, teslimiyet i\u00e7inde boyun e\u011fer b\u00fct\u00fcn g\u00f6klerdeki kimseler, (yani melekler veya \u00fcst makamlarda bulunan ak\u0131l sahibi ruhlar ve y\u00fcce kuvvetler) ve yerdeki kimseler, yani genellikle insanlar ve cinler (sekaleyn) veya a\u015fa\u011f\u0131da bulunan s\u00fcfl\u00ee varl\u0131klar gerek tav&#8217;an, gerek kerhen, yani ister istemez ve bunlar\u0131n sabah ak\u015fam yere d\u00fc\u015fen g\u00f6lgeleri secde ederler. Sadece kendileri de\u011fil, g\u00f6lgesi bulunan b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131n g\u00f6lgeleri de isteyerek olmasa bile istemiyerek ve zorunlu olarak secde ederler. G\u00f6lgelerin yerlere kapan\u0131\u015f\u0131 bile sahiplerinin iste\u011fi ve iradesiyle de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n emriyle olmaktad\u0131r, o emre ba\u011f\u0131ml\u0131 olmaktan ileri gelmektedir. Burada ak\u0131l ve ruhlara g\u00f6re, bedenlerle cesetlerin birer g\u00f6lge durumunda olduklar\u0131na i\u015faret vard\u0131r denilebilir. Zira ruhlar nuran\u00ee, cisimler zulman\u00eedir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>16. De ki: &#8220;G\u00f6klerin ve yerin Rabbi kimdir?&#8221; De ki: &#8220;Allah&#8217;d\u0131r&#8221;. De ki: &#8220;Allah&#8217;dan ba\u015fkalar\u0131n\u0131, o kendi kendilerine ne bir fayda, ne de bir zarar verebilenleri dostlar m\u0131 ediniyorsunuz?&#8221; De ki: &#8220;Hi\u00e7 k\u00f6r ile g\u00f6ren bir olur mu? Hi\u00e7 karanl\u0131klarla ayd\u0131nl\u0131k bir olur mu?&#8221; Yoksa Allah&#8217;a, O&#8217;nun gibi yaratan birtak\u0131m ortaklar buldular da, bu yarat\u0131\u015f kendilerince birbirine benzer mi g\u00f6r\u00fcnd\u00fc? De ki: &#8220;Allah, her \u015feyi yaratand\u0131r. O, birdir. Her \u015feye \u00fcst\u00fcn ve kahredicidir.&#8221;<\/p>\n<p>17. G\u00f6kten bir su indirdi de vadiler, kendi miktarlar\u0131nca sel olup akt\u0131lar. Sel de suyun y\u00fcz\u00fcne \u00e7\u0131kan bir k\u00f6p\u00fck y\u00fcklendi. Bir zinet e\u015fyas\u0131 veya bir de\u011ferli mal yapmak i\u00e7in, ate\u015fte \u00fczerini k\u00f6r\u00fckledikleri madenlerden de onun gibi bir k\u00f6p\u00fck meydana gelir. \u0130\u015fte Allah hak ile bat\u0131l\u0131 b\u00f6yle \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131r\u0131r. Fakat k\u00f6p\u00fck at\u0131l\u0131r gider, insanlara faydas\u0131 olan ise yerde kal\u0131r. \u0130\u015fte Allah b\u00f6yle misaller verir.<\/p>\n<p>18. Rablerinin emirlerine uyanlar i\u00e7in daha g\u00fczeli vard\u0131r. O&#8217;na itaat etmeyenler ise, yery\u00fcz\u00fcnde bulunan ne varsa hepsi kendilerinin olsa da onu ve bir o kadar\u0131n\u0131 b\u00fct\u00fcn\u00fcyle kurtulu\u015f fidyesi olarak verirlerdi. \u0130\u015fte onlar, hesab\u0131n k\u00f6t\u00fcs\u00fc kendileri i\u00e7in olanlard\u0131r. Varacaklar\u0131 yer de cehennemdir. Oras\u0131 da ne fena yatakt\u0131r.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>13-RA&#8217;D: Bununla neyi murad etti\u011fini Allah bilir. (Bakara ve Yunus S\u00fbreleri&#8217;nin ba\u015f taraf\u0131na bkz.). Bu s\u00fbre hakk\u0131nda da Abdullah b. Abbas&#8217;dan \u015f\u00f6yle bir tevil nakledilmi\u015ftir: yani, &#8220;Ben Allah&#8217;\u0131m, bilirim ve g\u00f6r\u00fcr\u00fcm&#8221;. S\u00fbrenin ismine ve bu ba\u015flang\u0131c\u0131n b\u00f6ylece hece harflerine i\u015faret etti\u011fi kavline g\u00f6re, biz burada \u015fu m\u00e2n\u00e2y\u0131 izleyelim: Elif, L\u00e2m, M\u00eem, Ra. \u0130\u015fte bunlar, (yani &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12075,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1206,1205,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1924","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-13-rad","tag-13-rad-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1924","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1924"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1924\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12075"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1924"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1924"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1924"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}