{"id":1926,"date":"2010-11-18T22:46:29","date_gmt":"2010-11-18T22:46:29","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1926"},"modified":"2010-11-18T22:46:29","modified_gmt":"2010-11-18T22:46:29","slug":"12-yusuf-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/12-yusuf-tefsiri\/","title":{"rendered":"12-YUSUF SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>12-YUSUF:<\/p>\n<p>1-2- Elif, L\u00e2m, R\u00e2. (Bunun anlam\u0131 i\u00e7in Yunus ve Bakara S\u00fbrelerinin ilk \u00e2yetlerine bak\u0131n\u0131z.) Allah bilir, bak\u0131n\u0131z a\u011f\u0131zlar\u0131ndan tek tek \u00e7\u0131kan o hece harfleri nas\u0131l il\u00e2h\u00ee s\u0131rlarla doludur. Bunlar, bu hece harfleri veya bu harflerle ba\u015flayan bu s\u00fbre, o m\u00fcbin kitab\u0131n \u00e2yetleridir.<\/p>\n<p>M\u00fcbin: H\u00fbd S\u00fbresi (11\/6) nde de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere den ismi faildi ki, laz\u0131m ve m\u00fcteaddi olarak her ikisi i\u00e7in de kullan\u0131l\u0131r. Laz\u0131m anlam\u0131yla &#8220;m\u00fcbin&#8221; kendi \u00f6z\u00fcnde a\u00e7\u0131k, se\u00e7ik ve ayd\u0131nl\u0131kt\u0131r. Yani haddi zat\u0131nda kendisinin ne oldu\u011fu a\u00e7\u0131k ve belli, kendisinin ne oldu\u011funu tan\u0131tmaya kendisi yeterli olan demektir M\u00fcteaddi (ge\u00e7i\u015fli) fiil olarak anlam\u0131 ise beyan edici, a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131, a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar\u0131c\u0131, ay\u0131rt edici demek olur. Bir de dili ve ifadesi gayet g\u00fczel, murad\u0131n\u0131 ve maksad\u0131n\u0131 gere\u011fine g\u00f6re diledi\u011fi gibi anlat\u0131r, fasih ve beli\u011f m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. \u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Azim\u00fc\u015f\u015fan &#8220;h\u00fcda&#8221;, &#8220;nur&#8221;, &#8220;furkan&#8221; isimleriyle an\u0131lan bir hikmetli kitap, bir tafsilatl\u0131 kitap oldu\u011fu gibi, ayn\u0131 zamanda her y\u00f6n\u00fcyle bir &#8220;m\u00fcbin&#8221; kitapt\u0131r.<\/p>\n<p>Birincisi: Her\u015feyden \u00f6nce b\u00fct\u00fcn Arap edebiyat\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131, \u015fairlerini ve belagat\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131, hatta b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 ve cinleri icaz\u0131yla aciz b\u0131rakm\u0131\u015f, Allah taraf\u0131ndan mucize olarak nazil olmu\u015f bir kitapt\u0131r. Bundan dolay\u0131 hak ve Haktan oldu\u011funu, kendisinden ba\u015fka hi\u00e7bir delile ihtiya\u00e7 b\u0131rakmayacak \u015fekilde, bizzat kendi varl\u0131\u011f\u0131yla isbat etmi\u015f olan bir kitapt\u0131r. &#8220;Bu ne s\u0131rf \u015farka, ne de s\u0131rf garba ait olmayan bir a\u011fa\u00e7tan tutu\u015fturulur. Onun ya\u011f\u0131 kendisine hi\u00e7 ate\u015f dokunmasa bile \u0131\u015f\u0131l \u0131\u015f\u0131l \u0131\u015f\u0131ldar.&#8221; (Nur, 24\/ 35) \u00e2yetinin zevkiyle bu, bizatihi beyyin, tecr\u00fcbeyle sabit, hi\u00e7 \u015f\u00fcphe g\u00f6t\u00fcrmez bir mucizedir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Ahkam ve \u015feriat kurallar\u0131, m\u00fclk ve melekute ait gizlilikler, gaybe ait haberler, k\u0131ssalar ve mev&#8217;izalar gibi, dinin usul ve mearifini a\u00e7\u0131klayan, beyan eden bir kitapt\u0131r.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Hakk\u0131 bat\u0131ldan, hayr\u0131 \u015ferden, do\u011fruyu e\u011friden, g\u00fczeli \u00e7irkinden ay\u0131rt eden bir kitapt\u0131r.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Dilin ifade g\u00fczelli\u011fi, beyan g\u00fcc\u00fc bak\u0131m\u0131ndan da gayet parlak bir kitapt\u0131r ki, bunun da \u00fc\u00e7 sebebi vard\u0131r:<\/p>\n<p>a. Dilinin Arap\u00e7a olmas\u0131d\u0131r. Arap\u00e7a ise hece harflerindeki g\u00fczellik ve sa\u011flaml\u0131k, kelimelerindeki uyum ve ahenk, anlamlar\u0131ndaki geni\u015flik, i\u015ftikaklar\u0131ndaki asalet ve \u00e7e\u015fitlilik, kinayelerindeki m\u00fcenneslik ve m\u00fczekkerlik ve daha ba\u015fka \u00f6zellikleri ile icaz i\u00e7inde vuzuha hizmet eden ince ayr\u0131nt\u0131lar\u0131, edatlar\u0131ndaki insicam kabiliyeti, pek \u00e7ok faydal\u0131 ba\u011flant\u0131lar\u0131 ve bilhassa terkip ve irab\u0131ndaki incelik va par\u0131lt\u0131l\u0131 y\u00f6nleri bak\u0131m\u0131ndan ifadei meram etmeye yarayan diller i\u00e7inde en kuvvetli ve sa\u011flam bir beyan arac\u0131 olarak dikkat \u00e7eker.<\/p>\n<p>b. Kur&#8217;\u00e2n bu dilin, en a\u00e7\u0131k, en g\u00fczel, en se\u00e7kin leh\u00e7eleri \u00fczere nazil olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Arab\u00ee: Arab&#8217;a mensup demektir. Arap da Arab\u00ee&#8217;nin \u00e7o\u011fuludur. &#8220;Ebu Hayyan Tefsiri&#8221;nde ihtar olundu\u011fu \u00fczere, bir de &#8220;Arabe&#8221; ismi vard\u0131r ki, Hz. \u0130smail Aleyhisselam&#8217;\u0131n diyar\u0131 olan Mekke ve \u00e7evresinin ismidir. Nitekim \u015fair: &#8220;Yer y\u00fcz\u00fcn\u00fcn bir nahiyesi vard\u0131r ki, insanlardan zekas\u0131 keskin, dili tatl\u0131 (olan Resululah) dan ba\u015fka hi\u00e7 kimse onun haram\u0131n\u0131 helal k\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; diyerek Hz. Peygamber&#8217;in Mekke&#8217;yi fethini anlatm\u0131\u015f ve \u015fiir zaruretiyle Arabe&#8217;nin &#8220;ra&#8221;s\u0131n\u0131 sakin k\u0131larak, &#8220;arbe&#8221; yapm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte bu kelimenin de nisbesi&#8221; Arab\u00ee&#8221;dir. Buna g\u00f6re Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n Arab\u00ee olmas\u0131, do\u011frudan do\u011fruya buna da nisbet edilebilir ki, Arabe diyar\u0131n\u0131n leh\u00e7esiyle inmi\u015f demek olur.<\/p>\n<p>c. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n nazm\u0131, Arap diline \u00f6yle y\u00fcksek bir insicam, salabet ve halavet ihsan etmi\u015f, \u00f6yle g\u00fczel bir beyan ve ifade \u00fcslubu kazand\u0131rm\u0131\u015f ki, onun Allah kel\u00e2m\u0131 olmas\u0131ndan kaynaklanan bu bedi&#8217;\u00ee \u00fcslup ve f\u0131tr\u00ee beyan, Arap \u015fair ve belagat\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131 bir benzerini getirmekten aciz b\u0131rakma konusunda ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na rol oynam\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n, beyan ve ifadesinde b\u00f6yle \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc bir kuvvet, katmerli bir g\u00fc\u00e7, se\u00e7kin bir g\u00fczellik bulunmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131dan da bir m\u00fcbin kitapt\u0131r.<\/p>\n<p>Asl\u0131nda birinci m\u00e2n\u00e2, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc m\u00e2n\u00e2n\u0131n bu \u015f\u0131kk\u0131ndaki m\u00e2n\u00e2y\u0131 da z\u0131mmen i\u00e7ine almakta ise de hadd-i zat\u0131nda bu husus, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fcst\u00fcn bir \u00f6zelli\u011fini te\u015fkil ve s\u0131rf kendisine mahsus olan m\u00fcstakil bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Velhas\u0131l Kur&#8217;\u00e2n, b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle e\u015fsiz ve benzersiz olan bir kitapt\u0131r.<\/p>\n<p>Demek ki, &#8220;\u0130\u015fte bunlar hikmetli kitab\u0131n \u00e2yetleridir.&#8221; diye ba\u015flayan Yunus S\u00fbresi ile onu &#8220;Bu \u00f6yle bir kitapt\u0131r ki, \u00e2yetleri hikmetle donat\u0131lm\u0131\u015f, sonra da habir ve hakim olan Allah taraf\u0131ndan a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; diyerek s\u00f6ze ba\u015flayan H\u00fbd S\u00fbresi&#8217;nden sonra, yani Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hikmet \u00f6zelli\u011fiyle yak\u0131ndan ilgili olan \u00e2yetlerinden sonra, tevil ilmini \u00f6\u011freten b\u00f6yle bir s\u00fbrenin gelmesi, o hikmetlerin nas\u0131l ve ne y\u00f6nde a\u00e7\u0131klanmas\u0131 gerekti\u011fine g\u00fczel bir misal verecek olan bu s\u00fbre de onlar gibi, ezel\u00ee g\u00fczelliklerden bir remz ve sembol olan harflerle ba\u015flamaktad\u0131r. Yusuf S\u00fbresi de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n daha ziyade g\u00fczel anlat\u0131m demek olan &#8220;beyan&#8221; \u00f6zelli\u011fi ile ilgili \u00e2yetlerindendir. Bundan dolay\u0131 buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Muhakkak ki biz, onu Arab\u00ee bir Kur&#8217;\u00e2n olarak indirdik. Yani yaln\u0131zca m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 de\u011fil, lafz\u0131n\u0131 da Arab\u00ee olarak vahy-i metluvv (okunan vahy) olarak indirdik. Ki akl\u0131n\u0131z\u0131 kullan\u0131p anlayas\u0131n\u0131z diye. \u0130yi anlayas\u0131n\u0131z veya akl\u0131n\u0131z\u0131 kullanas\u0131n\u0131z da \u015fimdi ihtar olunaca\u011f\u0131 \u00fczere bunun Allah&#8217;dan oldu\u011funu bilesiniz.<\/p>\n<p>3-Ya Muhammed! Bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 sana vahyetmemizle en g\u00fczel k\u0131ssay\u0131, sana biz anlat\u0131yoruz.Yani, bu s\u00fbre, k\u0131ssalar\u0131n en g\u00fczelidir. Yusuf k\u0131ssas\u0131, &#8220;Yusuf&#8217;da ve karde\u015flerinde sual edenlere \u00e2yetler vard\u0131r.&#8221; (Yusuf, 12\/7) uyar\u0131nca, haddi zat\u0131nda \u00e7ok ibretli ve g\u00fczel bir k\u0131ssa oldu\u011fu gibi, bunun en g\u00fczel anlat\u0131m\u0131 da bu s\u00fbrede, bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dad\u0131r. Hi\u00e7bir kitapta, hi\u00e7bir eserde bu k\u0131ssa bu kadar g\u00fczel nakledilip anlat\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r. Arab\u00ee bir Kur&#8217;\u00e2n olarak indirilen bu Kitab-\u0131 m\u00fcbinin \u00e2yetlerinden bir b\u00f6l\u00fcm olan bu s\u00fbre de sana Kur&#8217;\u00e2n vahyi ile, yani s\u00f6zleri ve m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile birlikte vahyedilmi\u015f bir Kur&#8217;\u00e2n oldu\u011fu ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n beyan g\u00fczelli\u011fi a\u00e7\u0131s\u0131ndan benzersiz ve e\u015fsiz bulundu\u011fundan dolay\u0131 en g\u00fczel k\u0131ssa bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n vahiy diliyle sana anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bunu anlatan ancak Allah&#8217;d\u0131r. Yoksa, \u015furas\u0131 bir ger\u00e7ek ki, bundan, bu vahiyden \u00f6nce, sen elbette bundan habersizdin. Bu k\u0131ssadan haberin yoktu. Buna dair hi\u00e7bir bilgiye sahip de\u011fildin. Ne akl\u0131na gelmi\u015fti, ne hayaline, ne i\u015fitmi\u015ftin ne de d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fcn, tamamen habersizdin. Bu ne ba\u015fka bir kaynaktan al\u0131nt\u0131 olan bir nakil, ne de senin taraf\u0131ndan tasavvur ve tasvir olunmu\u015f hayali bir romand\u0131r. Senin hi\u00e7 haberin yokken birden bire gay\u0131btan vahiy yolu ile gelmi\u015f olan gayb haberlerinden bir haberdir. B\u00f6ylesine g\u00fczel bir anlat\u0131m, b\u00f6ylesine bir vahy-i metluvv, (okunan vahy) b\u00f6yle y\u00fcce bir gayb haberi hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, ancak bir Allah vergisi olabilir.<\/p>\n<p>\u0130mdi her biri apa\u00e7\u0131k birer burhan ve belge olan s\u00f6z konusu \u00fc\u00e7 burhan ile, bu \u00e2yetin ifade ve ihtar etti\u011fi bu hakikatleri d\u00fc\u015f\u00fcnecek ve g\u00fczel beyan\u0131 dinleyip anlayacak olanlara s\u00fbrenin sonunda a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilece\u011fi \u00fczere, aklen ve naklen iyice a\u00e7\u0131kl\u0131k kazan\u0131r ki, bu s\u00fbre &#8220;\u0130\u015fte bu, sana vahyetti\u011fimiz gayb haberlerindendir&#8221; (12\/102). Bu Kur&#8217;\u00e2n &#8220;Uydurulmu\u015f herhangi bir s\u00f6z de\u011fildir.&#8221; (12\/111)<\/p>\n<p>Ahsen\u00fc&#8217;l-kasas: En g\u00fczel anlat\u0131\u015f veya en g\u00fczel k\u0131ssa, \u00f6yk\u00fc, menk\u0131be anlam\u0131na mef&#8217;ul-i mutlak veya mef&#8217;ul-i bih olur.<\/p>\n<p>&#8220;K\u00e2f&#8221;\u0131n fethi ile &#8220;kasas&#8221; asl\u0131nda mastard\u0131r. Ve s\u00f6zl\u00fckteki anlam\u0131 bir \u015feyin izini s\u00fcrerek arkas\u0131na d\u00fc\u015fmektir. Nitekim (Kehf, 18\/64) \u00e2yetinde de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, &#8220;\u0130zlerini takip ederek geriye d\u00f6nd\u00fcler&#8221; demektir. &#8220;(Musa&#8217;n\u0131n) k\u0131zkarde\u015fine &#8216;onun izini takip et&#8217; dedi.&#8221; (Kasas, 28\/11) \u00e2yetinde izini, takip et, arkas\u0131n\u0131 b\u0131rakma, demektir. \u0130kinci olarak yine bu anlamdan al\u0131n\u0131p izlemeye de\u011fer bir haber nakletmek, bir hikaye anlatmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir ki, T\u00fcrk\u00e7e ay\u0131tmak ve baz\u0131 leh\u00e7elerde ay\u0131rtmak denilir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, o anlat\u0131lan haber veya hikayede mef&#8217;ul anlam\u0131nda mastar olarak, yani maksus m\u00e2n\u00e2s\u0131na kasas, yahut k\u0131ssa denilir ki, &#8220;kaf&#8221; \u0131n kesri ile &#8220;k\u0131sas&#8221; bunun \u00e7o\u011fulu olur.<\/p>\n<p>K\u0131ssa da esasen izi s\u00fcr\u00fclmeye de\u011fer h\u00e2l ve durum m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 \u015fehnameler gibi kaleme al\u0131nan, dillerde dola\u015fan destan ve hikayelere de k\u0131ssa ad\u0131 verilir ki, buna fars\u00e7ada destan veya efsane denilir. Ancak bizim dilimizde destan deyimi \u015f\u00f6hreti yayg\u0131n olmak bak\u0131m\u0131ndan, efsane deyimi de inan\u0131lmayacak gibi acaipli\u011fi bak\u0131m\u0131ndan, k\u0131ssa da ibretli \u00f6zelli\u011fi bak\u0131m\u0131ndan kullan\u0131l\u0131r. Demek ki, bir haber veya hikayenin k\u0131ssa ad\u0131n\u0131 alabilmesi izlenmeye de\u011fer ve yaz\u0131lmaya de\u011fer bir \u00f6zelli\u011fi ta\u015f\u0131mas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki, edebiyatta k\u0131ssan\u0131n \u00f6zel bir yeri ve \u00f6nemi vard\u0131r. Bir hikayenin dillerde dola\u015facak bir destan veya efsane halini almas\u0131, kal\u0131c\u0131 bir g\u00fczelli\u011fi ifade eden bir ola\u011fan\u00fcst\u00fcl\u00fckle ilgilidir. G\u00fczellik ise \u00e7ok yayg\u0131n bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131ndan ger\u00e7ekten de k\u0131ssa denilebilecek hikayeler \u00e7ok nadir olur. K\u0131ssalar\u0131n ger\u00e7e\u011fi de, hayalisi de vard\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki, en g\u00fczel k\u0131ssalar, hakiki olanlard\u0131r: Yani, ger\u00e7ek bir olay\u0131n, kal\u0131c\u0131 g\u00fczelli\u011fe delalet eden bedi&#8217;\u00ee n\u00fcktelerle tasviri ve belagatl\u0131 bir \u015fekilde anlat\u0131lm\u0131\u015f olanlar aras\u0131ndad\u0131r. Zira hakiki g\u00fczellik, daima hayallerin \u00f6tesindedir. Ve ideal g\u00fczellik, ancak ger\u00e7ek g\u00fczelli\u011fe bir sembol, bir misal olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan \u00f6nem ta\u015f\u0131r. Bir masum g\u00fczelli\u011fin en m\u00fckemmel bir maceras\u0131 olan ve ebed\u00ee g\u00fczelli\u011fin ger\u00e7ek y\u00fcz\u00fcn\u00fc g\u00f6rm\u00fc\u015f bir g\u00f6z\u00fcn, ge\u00e7ici g\u00fczelli\u011fin cilvelerine nas\u0131l bir k\u00fc\u00e7\u00fcmseme ile bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatan Yusuf K\u0131ssas\u0131, gayb \u00e2leminden m\u00fcte\u015fabih bir sembol ile tecelliye ba\u015flay\u0131p, git gide geli\u015ferek me\u00e2lini bulmu\u015f bir hakikat\u0131n belagatl\u0131 bir anlat\u0131m\u0131 ve ayn\u0131 zamanda Muhammed\u00ee g\u00fczelli\u011fin ezel\u00ee bir simgesi ve ni\u015fan\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Hz. Yusuf&#8217;un r\u00fcyas\u0131, onun masum g\u00fczelli\u011finin gelecekte geli\u015fecek olan olaylara ve mukadderat\u0131na il\u00e2h\u00ee gayb \u00e2leminden nas\u0131l bir sembol ve misal olmu\u015f ise, b\u00fct\u00fcn ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla Yusuf K\u0131ssas\u0131 da Muhammed\u00ee g\u00fczelli\u011fin en y\u00fcce anlam\u0131na \u00f6yle bir ba\u015flang\u0131\u00e7 simgesi ve sembol\u00fc olarak nazil olmu\u015f olan bir gayb\u00ee hakikatt\u0131r. Ve bilhassa bu a\u00e7\u0131dan ve bu \u00f6zelli\u011finden dolay\u0131 en g\u00fczel k\u0131ssad\u0131r.<\/p>\n<p>\u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>4. Hani bir vakitler Yusuf, babas\u0131na demi\u015fti ki: &#8220;Babac\u0131\u011f\u0131m, ben r\u00fcyada onbir y\u0131ld\u0131zla g\u00fcne\u015fi ve ay\u0131 bana secde ederken g\u00f6rd\u00fcm.&#8221;<\/p>\n<p>5. (Babas\u0131) &#8220;Yavrucu\u011fum! &#8220;dedi, &#8220;r\u00fcyan\u0131 karde\u015flerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurarlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015feytan insan\u0131n a\u00e7\u0131k\u00e7a d\u00fc\u015fman\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>6. &#8220;Ve i\u015fte b\u00f6yle, Rabbin seni se\u00e7ecek ve sana r\u00fcya tabirinden bilgiler \u00f6\u011fretecek. Bundan \u00f6nce atalar\u0131n \u0130brahim&#8217;e ve \u0130shak&#8217;a tamamlad\u0131\u011f\u0131 gibi, nimetini hem sana, hem de Yakup soyuna tamamlayacakt\u0131r. Muhakkak ki, Rabbin al\u00eemdir, hak\u00eemdir.&#8221;<\/p>\n<p>4-6- Ve i\u015fte b\u00f6yle, r\u00fcyada g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn gibi, o y\u00fcksek ve parlak g\u00f6k cisimlerinin sana secde etmesi misaline benzer bedi&#8217; bir se\u00e7i\u015fle Rabbin seni se\u00e7ecek, Cenab-\u0131 kibriyas\u0131 i\u00e7in kendine ay\u0131racak, derleyip toplay\u0131p se\u00e7erek halk\u0131n en \u015fereflileri, en y\u00fcksek makamda bulunanlar\u0131 aras\u0131na katacak, parlak bir makama getirecektir. Yani, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn r\u00fcya kendi gelece\u011finin bir misalini g\u00f6rmektir. O misal \u00e2leminde o b\u00fcy\u00fck ve y\u00fcksek y\u0131ld\u0131zlar\u0131n sana secde halinde g\u00f6r\u00fcnmeleri, temsil ve te\u015fbih yoluyla \u015funa delalet eder ki, ileride Rabbin sana peygamberlik verecek ve b\u00fcy\u00fck b\u00fcy\u00fck adamlar\u0131 sana, senin emrine ba\u011f\u0131ml\u0131 k\u0131lacak, sana boyun e\u011fdirecek. Ve sana haberlerin yorumu ile ilgili ilim \u00f6\u011fretecek. D\u00fc\u015f\u00fcnce olarak ortaya konan ve vak\u0131a olarak meydana gelip gelmeyece\u011fi belli olmayan s\u00f6zlerin, vak\u0131a olarak ne anlama geldi\u011fini tayin etmek, yani r\u00fcya tabir eylemek veya vahiy ve il\u00e2h\u00ee i\u015faretlerin muammalar\u0131n\u0131, led\u00fcnn\u00ee hakikatlerini anlamak veyahut olaylar\u0131n en sonunda alaca\u011f\u0131 \u015fekli ve ondan has\u0131l olacak sonu\u00e7lar\u0131 anlamak ilminden bir \u015fanl\u0131 hisse verecektir. \u015eu halde sen de benim bu s\u00f6ylediklerimin hak ve ger\u00e7ek oldu\u011funu g\u00f6receksin. Kesbi ilimler ile de\u011fil, vehbi ilim ile b\u00f6yle do\u011fru tabirler, teviller ve yorumlar yap\u0131p \u015fan alacaks\u0131n. Hem sana, hem de Yakup soyuna nimetini tamamlayacak, daha \u00f6nce iki atan \u0130brahim ile \u0130shak&#8217;a tamamlad\u0131\u011f\u0131 gibi. Ki peygamberlikte muvaffak k\u0131lm\u0131\u015f, d\u00fcnya ve ahiret hayat\u0131nda tam bir \u015feref ve \u015fana mazhar eylemi\u015ftir. \u0130\u015fte o r\u00fcyan\u0131n k\u0131saca tabir ve tevili budur.<\/p>\n<p>Ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak teviline gelince, o da ileride bilfiil meydana gelecek olaylar ile olacakt\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki, Rabbin \u00e2limdir, hakimdir. Her\u015feyi bilir, olmu\u015fu da, olaca\u011f\u0131 da bilir; her yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ilim ve hikmetle yapar. Bundan dolay\u0131 kimin se\u00e7ilmeye lay\u0131k oldu\u011funu da yine O bilir. R\u00fcya hadisesinde dahi mutlak bir ilim ve hikmet vard\u0131r. (\u0130leride bu s\u00fbrenin 43. \u00e2yetine bak\u0131n\u0131z).<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>7. Andolsun ki, Yusuf ve karde\u015fleri k\u0131ssas\u0131nda soranlara ibret alacak \u00e2yetler vard\u0131r.<\/p>\n<p>7- Yusuf ve karde\u015fleri k\u0131ssas\u0131nda ki, r\u00fcyada onbir y\u0131ld\u0131z ile temsil olundu\u011fu gibi, karde\u015fleri onbir tane idi, soranlara (yani genel olarak ibret arayanlara, ibret almak i\u00e7in bir\u00e7ok ipu\u00e7lar\u0131 bulundu\u011fu gibi, bilhassa yukar\u0131da anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n M\u0131s\u0131r diyar\u0131na ne sebeple ge\u00e7ti\u011fini soranlara, Mekke m\u00fc\u015friklerine ve onlara ak\u0131l hocal\u0131\u011f\u0131 yapan yahudi bilginlerine, Hz. Muhammed&#8217;in hak peygamber oldu\u011funu anlatacak) al\u00e2metler vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc Yusuf&#8217;un karde\u015fleri, kendi aralar\u0131nda:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>8. Hani demi\u015flerdi ki: &#8220;Yusuf ve karde\u015fi (B\u00fcnyamin) babam\u0131za bizden daha sevgili, biz ise g\u00fc\u00e7l\u00fc ve tutkun bir grubuz. Do\u011frusu, babam\u0131z belli ki, \u00e7ok a\u00e7\u0131k bir yan\u0131lg\u0131 i\u00e7indedir.&#8221;<\/p>\n<p>9. &#8220;Yusuf&#8217;u \u00f6ld\u00fcr\u00fcn, ya da bir yere at\u0131n ki, baban\u0131z\u0131n y\u00fcz\u00fc (sevgisi) size kals\u0131n, sonra yine salih bir kavim olursunuz.&#8221;<\/p>\n<p>10. \u0130\u00e7lerinden bir s\u00f6z sahibi \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;Yusuf&#8217;u \u00f6ld\u00fcrmeyin, bir kuyunun dibine b\u0131rak\u0131n da ordan ge\u00e7en kafilenin biri onu bulup als\u0131n. E\u011fer yapacaksan\u0131z b\u00f6yle yap\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>11. Dediler ki: &#8220;Ey babam\u0131z! Sen bize Yusuf i\u00e7in neden g\u00fcvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyili\u011fini istiyoruz.&#8221;<\/p>\n<p>12. &#8220;Yar\u0131n onu bizimle beraber g\u00f6nder de gezsin, oynas\u0131n. Kesinlikle biz onu koruruz.&#8221;<\/p>\n<p>13. Babalar\u0131 dedi ki: &#8220;Onu g\u00f6t\u00fcrmeniz beni \u00fczer, korkar\u0131m ki onu kurt yer de sizin haberiniz bile olmaz.&#8221;<\/p>\n<p>14. Dediler ki: &#8220;Vallahi biz b\u00f6yle g\u00fc\u00e7l\u00fc kuvvetli bir topluluk iken, buna ra\u011fmen onu kurt yerse, o zaman biz kesinlikle h\u00fcsrana u\u011frayanlardan olmu\u015f oluruz.&#8221;<\/p>\n<p>8-14- Usbe: S\u0131k\u0131, birbirine ba\u011fl\u0131, tutkun ve mutaass\u0131p bir topluluk demektir.<\/p>\n<p>Hani bir vakitler dediler ki, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz Yusuf ve karde\u015fi&#8230; Hepsi karde\u015f olduklar\u0131 halde &#8220;Yusuf ve karde\u015fi&#8221; deyip de &#8220;karde\u015fimiz&#8221; dememeleri, B\u00fcnyamin, Yusuf&#8217;un ana-baba bir karde\u015fi olmas\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r. Bundan da anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, di\u011fer on karde\u015f bu ikisinin yaln\u0131zca baba bir, analar\u0131 ayr\u0131 karde\u015fleri oluyorlard\u0131. \u00dcvey karde\u015f olduklar\u0131ndan ve biraz da k\u0131skan\u00e7l\u0131klar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden bu ikisini kendilerine karde\u015f saymayarak aralar\u0131nda b\u00f6yle s\u00f6ylemi\u015flerdi. ilh&#8230;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>15-18- 15. Nihayet karde\u015fleri, Yusuf&#8217;u al\u0131p g\u00f6t\u00fcrd\u00fcler ve kuyunun dibine b\u0131rakmaya topluca karar verdiler. Biz de ona \u015f\u00f6yle vahyettik: &#8220;Andolsun ki, sen onlara ilerde hi\u00e7 beklemedikleri bir s\u0131rada bu yapt\u0131klar\u0131n\u0131 haber vereceksin&#8221;.<\/p>\n<p>16. Ve yats\u0131 vakti, a\u011flayarak babalar\u0131na geldiler.<\/p>\n<p>17. Dediler ki: &#8220;Ey babam\u0131z! Biz gittik, aram\u0131zda yar\u0131\u015f yap\u0131yorduk. Yusuf&#8217;u da e\u015fyam\u0131z\u0131n yan\u0131na b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131k. Bir de bakt\u0131k ki, onu kurt yemi\u015f. \u015fu anda biz do\u011fru da s\u00f6ylesek, yine de sen bize inanacak de\u011filsin.&#8221;<\/p>\n<p>18. Bir de g\u00f6mle\u011finin \u00fczerinde yalandan bir kan getirmi\u015flerdi. Babalar\u0131 dedi ki: &#8220;Hay\u0131r, nefisleriniz aldatm\u0131\u015f da size bir i\u015f yapt\u0131rtm\u0131\u015f. Art\u0131k bana g\u00fczel bir sab\u0131r gerekiyor. Bu anlatt\u0131klar\u0131n\u0131za kar\u015f\u0131l\u0131k yard\u0131m\u0131na s\u0131\u011f\u0131n\u0131lacak olan ancak Allah&#8217;d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>19. Daha sonra bir kafile gelmi\u015f, sucular\u0131n\u0131 da g\u00f6ndermi\u015flerdi. Vard\u0131, kovas\u0131n\u0131 kuyuya sald\u0131, &#8220;M\u00fcjde hey, m\u00fcjde! \u0130\u015fte bir \u00e7ocuk!&#8221; dedi. Ve onu sat\u0131l\u0131k bir mal olarak gizleyip korudular. Allah ise onlar\u0131n ne yapacaklar\u0131n\u0131 biliyordu.<\/p>\n<p>20. Ve onu d\u00fc\u015f\u00fck bir de\u011ferle birka\u00e7 dirheme satt\u0131lar. Ona fazla \u00f6nem vermemi\u015flerdi.<\/p>\n<p>21. Onu sat\u0131n alan M\u0131s\u0131rl\u0131, e\u015fine dedi ki: &#8220;Buna g\u00fczel bak. Bize faydal\u0131 olabilir, ya da evlat ediniriz.&#8221; Yusuf&#8217;u b\u00f6ylece oraya yerle\u015ftirdik. Ona r\u00fcyalar\u0131n tabirini de \u00f6\u011frettik. Allah emrinde galiptir. Fakat insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bunu bilmezler.<\/p>\n<p>19-20-21- M\u0131s\u0131r&#8217;dan onu sat\u0131n alan adam ki, biraz sonra g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere bu adam Aziz idi ve rivayet olundu\u011funa g\u00f6re ad\u0131 da &#8220;K\u0131tf\u00eer&#8221; veya &#8220;Itf\u00eer&#8221; imi\u015f, z\u00fcrriyeti yokmu\u015f, e\u015fi ise bakireymi\u015f, ad\u0131 da &#8220;Ra&#8217;\u00eel&#8221; yada &#8220;Z\u00fcleyha&#8221; imi\u015f.<\/p>\n<p>Demi\u015flerdir ki, insanlar i\u00e7inde uza\u011f\u0131 g\u00f6ren en ferasetli \u00fc\u00e7 ki\u015fi en ba\u015fta gelir:<\/p>\n<p>Bunlardan birisi, Yusuf&#8217;un ilerde b\u00fcy\u00fck adam olaca\u011f\u0131n\u0131 kestiren Aziz. Birisi, Hz. Musa&#8217;y\u0131 \u00e7oban tutmas\u0131 i\u00e7in babas\u0131na &#8220;Bu adam g\u00fc\u00e7l\u00fc ve g\u00fcvenilir biri&#8221; diyerek, onu kiralatan \u015euayb Aleyhisselam&#8217;\u0131n k\u0131z\u0131. Birisi de Hz. \u00d6mer&#8217;i hilafete aday g\u00f6steren Ebu Bekir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>22. O, tam erginlik \u00e7a\u011f\u0131na gelince, kendisine ilim ve h\u00fck\u00fcm verdik. \u0130\u015fte biz, g\u00fczel i\u015f yapanlar\u0131 b\u00f6yle m\u00fckafatland\u0131r\u0131r\u0131z.<\/p>\n<p>23. Derken, evinde bulundu\u011fu han\u0131m, onun nefsinden murad al\u0131p yararlanmak istedi. Kap\u0131lar\u0131 kilitledi ve &#8220;Haydi beri gel!&#8221; dedi. Yusuf: &#8220;Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m! Muhakkak ki, o (kocan), benim efendim, bana \u00e7ok g\u00fczel bakt\u0131. Do\u011frusu zalimler hi\u00e7 iflah olmazlar&#8221; dedi.<\/p>\n<p>24. O han\u0131m, ona ger\u00e7ekten niyeti bozmu\u015ftu. E\u011fer Rabbinin burhan\u0131n\u0131 g\u00f6rmese idi. Yusuf da ona \u00f6zenip gitmi\u015fti. Asl\u0131nda ondan fuh\u015fu ve fenal\u0131\u011f\u0131 uzak tutal\u0131m diye b\u00f6yle olmu\u015ftu. \u00c7\u00fcnk\u00fc o bizim ihlasa erdirilmi\u015f kullar\u0131m\u0131zdan biriydi.<\/p>\n<p>22- Ne zaman ki, o e\u015f\u00fcdd\u00fcne erdi, yani beden ve kuvvetinin tam g\u00fc\u00e7lendi\u011fi kemal \u00e7a\u011f\u0131na geldi eri\u015fti. Biz ona se\u00e7kin bir h\u00fck\u00fcm ve ilim verdik, yani ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir n\u00fcfuz ve kavray\u0131\u015f \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ve bir vehb\u00ee ilim verdik. Ve i\u015fte biz, muhsinlere, yani, g\u00fczel i\u015f yapanlara b\u00f6yle m\u00fckafat veririz. Ona suikast d\u00fczenleyenlerin elinden kurtar\u0131r, yery\u00fcz\u00fcnde g\u00fcvenilir bir yere yerle\u015ftirir, onu daima korur, ayr\u0131ca h\u00fck\u00fcm ve ilim veririz. Yani, Ey Muhammed! Sana da i\u015fte aynen b\u00f6yle yap\u0131yoruz.<\/p>\n<p>Gelelim Yusuf&#8217;un bundan sonra ba\u015f\u0131na gelenlere:<\/p>\n<p>23-O, \u00f6yle eri\u015fti, olgunluk \u00e7a\u011f\u0131na geldi, ve evinde bulundu\u011fu han\u0131m, Yusuf&#8217;un nefsinden murad almaya kalkt\u0131, ve b\u00fct\u00fcn kap\u0131lar\u0131 kilitledi, ve haydi beri gelsene, dedi. Fakat Yusuf&#8217;dan ne kar\u015f\u0131l\u0131k ald\u0131 bilir misiniz? Yusuf dedi ki: Allah korusun! Do\u011frusu o, benim efendimdir, veliyyinimetimdir, bana g\u00fczel bakt\u0131, yer yurt ihsan etti. Benim i\u00e7in &#8220;ona g\u00fczel bak!&#8221; dedi . Allah saklas\u0131n, onun iyili\u011fine kar\u015f\u0131 hi\u00e7 b\u00f6yle \u015fey olur mu? Do\u011frusu zalimler iflah olmazlar. Yani efendinin yata\u011f\u0131na hainlik, iyili\u011fe kar\u015f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fck, ihsan ve ikrama kar\u015f\u0131 nank\u00f6rl\u00fck zul\u00fcm ve haks\u0131zl\u0131kt\u0131r. Genel olarak zalimler felah bulmazlar, iflah olmazlar. \u015eu halde biz \u015fimdi senin dedi\u011fini yaparsak ikimiz de zalimlerden oluruz ve asla iflah olmay\u0131z.<\/p>\n<p>24- Han\u0131m ona cidden niyet etmi\u015fti. Maksad\u0131 Yusuf&#8217;un iffetli ve namuslu biri olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 denemek veya \u015faka yapmak de\u011fildi. Ona g\u00f6n\u00fcl vermi\u015f ve b\u00fct\u00fcn himmetiyle onunla olmaya azmetmi\u015fti. O da, (yani Yusuf da) ona meyletmi\u015f gitmi\u015fti, fakat Rabbinin burhan\u0131n\u0131 g\u00f6rmemi\u015f olsayd\u0131. Yusuf ona ayn\u0131 \u015fekilde kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi, han\u0131m\u0131n iste\u011fine ve teklifine uymad\u0131, amma bu onun erkeklik hissinin eksikli\u011finden veya g\u00fcc\u00fcn\u00fcn zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. \u00d6yle olsa idi, Yusuf&#8217;un iffetli olmas\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck bir anlam\u0131 kalmazd\u0131. Bu ba\u015fka hi\u00e7bir sebepten de\u011fil, yaln\u0131zca onun olgunlu\u011fundan kaynaklan\u0131yordu.<\/p>\n<p>Durum \u00f6ylesine uygun bir durum idi ki, do\u011fal \u015fartlar\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc icra edip, sonucun Z\u00fcleyha&#8217;n\u0131n iste\u011fi do\u011frultusunda meydana gelmesi i\u00e7in her\u015fey tamam idi. Ancak Allah korkusundan ba\u015fka hi\u00e7bir engel yoktu. E\u011fer bu fiil hel\u00e2l olsa idi, o da zaten kendini kapt\u0131rm\u0131\u015f gitmi\u015fti. Fakat Yusuf&#8217;un iffet, ismet ve nezaheti o kadar y\u00fcksek idi ki, \u00f6yle bir anda bile Rabbinin burhan\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyordu: Haram&#8217;\u0131n \u00e7irkinli\u011fini b\u00fct\u00fcn \u00e7\u0131plakl\u0131\u011f\u0131 ile aynelyak\u0131n g\u00f6r\u00fcyordu.<\/p>\n<p>Ona i\u015fte b\u00f6yle yani yukar\u0131da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 gibi, burhan\u0131n\u0131 g\u00f6steriyordu ki, ondan her fenal\u0131\u011f\u0131, \u00f6zellikle iyili\u011fe kar\u015f\u0131l\u0131k k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn, h\u0131yanetin \u00e7irkinli\u011fini ve fuh\u015fu defedelim diye. Zira o, bizim ger\u00e7ekten ihlasl\u0131 k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f kullar\u0131m\u0131zdand\u0131. \u0130sm-i meful olarak &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131n fethi ile &#8220;muhlas&#8221;, s\u0131rf Allah&#8217;a itaat i\u00e7in se\u00e7ilmi\u015f, lekesiz demektir. &#8220;l\u00e2m&#8221; \u0131n kesri ile &#8220;muhlis&#8221; de dini yaln\u0131zca Allah&#8217;a tahsis eden, dindar yaln\u0131zca Allah r\u0131zas\u0131n\u0131 g\u00f6zeten ihlasl\u0131 demektir ki, burada her iki \u015fekilde de k\u0131r\u00e2et vard\u0131r.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>25-29- 25. \u0130kisi de kap\u0131ya ko\u015ftular. Han\u0131m, onun g\u00f6mle\u011fini arkadan y\u0131rtt\u0131. Ve kap\u0131n\u0131n yan\u0131nda han\u0131m\u0131n efendisiyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya geldiler. Han\u0131m hemen dedi ki: &#8220;Senin e\u015fine fenal\u0131k yapmak isteyenin cezas\u0131, zindana at\u0131lmaktan veya ac\u0131 bir azaba u\u011frat\u0131lmaktan ba\u015fka ne olabilir?&#8221;<\/p>\n<p>26. Yusuf: &#8220;kendisi benden yararlanmak istedi&#8221; dedi. Han\u0131m\u0131n akrabas\u0131ndan biri de \u015f\u00f6yle \u015fahitlik etti: &#8220;E\u011fer g\u00f6mle\u011fi \u00f6nden y\u0131rt\u0131lm\u0131\u015f ise han\u0131m do\u011fru s\u00f6ylemi\u015ftir, o zaman bu, yalanc\u0131lardand\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>27. &#8220;Yok e\u011fer g\u00f6mle\u011fi arkadan y\u0131rt\u0131lm\u0131\u015f ise han\u0131m yalan s\u00f6ylemi\u015ftir, o zaman bu do\u011fru s\u00f6yleyenlerdendir.&#8221;<\/p>\n<p>28. Ne zaman ki, g\u00f6mle\u011fin arkadan y\u0131rt\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu g\u00f6rd\u00fc, o zaman dedi ki: &#8220;Bu i\u015f, siz kad\u0131nlar\u0131n tuza\u011f\u0131ndand\u0131r. Ger\u00e7ekten de sizin tuza\u011f\u0131n\u0131z \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr&#8221;.<\/p>\n<p>29. &#8220;Yusuf! Sak\u0131n sen bundan bahsetme! Kad\u0131n! Sen de g\u00fcnah\u0131ndan dolay\u0131 isti\u011ffar et. Sen ger\u00e7ekten g\u00fcnahkarlardan oldun&#8221;.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>30. \u015eehirde baz\u0131 kad\u0131nlar da &#8220;Azizin kar\u0131s\u0131, delikanl\u0131s\u0131ndan murad almaya kalkm\u0131\u015f, sevgi y\u00fcre\u011fini yak\u0131p kavuruyormu\u015f, g\u00f6r\u00fcyoruz ki, kad\u0131n \u00e7\u0131ld\u0131rm\u0131\u015f besbelli&#8230;&#8221; dediler.<\/p>\n<p>31. Azizin kar\u0131s\u0131, onlar\u0131n gizliden gizliye dedikodu yayd\u0131klar\u0131n\u0131 i\u015fitince, onlara davet\u00e7i g\u00f6nderdi ve onlara m\u00fckellef bir sofra haz\u0131rlad\u0131. Her birine bir b\u0131\u00e7ak verdi, beri taraftan da Yusuf&#8217;a &#8220;\u00e7\u0131k kar\u015f\u0131lar\u0131na&#8221; dedi. G\u00f6r\u00fcr g\u00f6rmez hepsi onu g\u00f6zlerinde \u00e7ok b\u00fcy\u00fctt\u00fcler ve (\u015fa\u015fk\u0131nl\u0131kla) ellerini kestiler. Dediler ki: &#8220;H\u00e2\u015f\u00e2! Allah i\u00e7in, bu bir insan de\u011fil, olsa olsa y\u00fcce bir melektir.&#8221;<\/p>\n<p>32. &#8220;\u0130\u015fte&#8221; dedi, &#8220;bu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz, beni hakk\u0131nda k\u0131nad\u0131\u011f\u0131n\u0131z (gen\u00e7tir). Yemin ederim ki, ben bunun nefsinden yararlanmak istedim de o, namuslu davrand\u0131. Yine yemin ederim ki, emrimi yerine getirmezse, muhakkak zindana at\u0131lacak ve kesinlikle zelillerden olacakt\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>30-34 Yusuf&#8217;un iffetli, namuslu ve nezih ki\u015fili\u011fini anlamal\u0131 ki, b\u00f6yle bir bask\u0131 ve tehdit alt\u0131nda bile bu i\u015fe yana\u015fmam\u0131\u015ft\u0131r. Dedikodunun \u00e7evreye yay\u0131lmas\u0131 ve \u015fehrin ileri gelenlerince duyulmas\u0131, bir iki g\u00fcnl\u00fck bir mesele olmasa gerek. Buna bakarak Yusuf&#8217;un aylar s\u00fcren bir bask\u0131 alt\u0131nda, s\u00fcrekli olarak han\u0131m\u0131 taraf\u0131ndan bu i\u015fe zorland\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. \u0130\u015fte Yusuf Aleyhisselam, b\u00f6yle uzun s\u00fcreli bir bask\u0131 ve tehdit kar\u015f\u0131s\u0131nda:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>33. Yusuf dedi ki: &#8220;Ey Rabbim! Zindan bana, bunlar\u0131n beni davet ettikleri \u015feyden daha sevimlidir. E\u011fer sen, bu kad\u0131nlar\u0131n tuzaklar\u0131n\u0131 benden uzak tutmazsan, ben onlar\u0131n tuza\u011f\u0131na d\u00fc\u015ferim ve cahillik edenlerden olurum&#8221;.<\/p>\n<p>34. Bunun \u00fczerine Rabbi, onun duas\u0131n\u0131 kabul buyurdu da ondan onlar\u0131n tuzaklar\u0131n\u0131 bertaraf etti. Muhakkak ki O, evet O, hakkiyle i\u015fiten, hakkiyle bilendir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>35. Bu kadar delili g\u00f6rd\u00fckleri halde, sonra yine de Yusuf&#8217;u bir s\u00fcre i\u00e7in zindana atma d\u00fc\u015f\u00fcncesi a\u011f\u0131r bast\u0131.<\/p>\n<p>36. Zindana onunla birlikte iki delikanl\u0131 daha girdi. Birisi dedi ki: &#8220;R\u00fcyada kendimi \u015farap s\u0131karken g\u00f6rd\u00fcm&#8221;. \u00d6teki de dedi ki: &#8220;Ben de ba\u015f\u0131m\u0131n \u00fcst\u00fcnde ekmek ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131m\u0131, ku\u015flar\u0131n da ondan yedi\u011fini g\u00f6rd\u00fcm.<\/p>\n<p>Bize bunun yorumunu haber ver. \u00c7\u00fcnk\u00fc biz seni iyilik edenlerden g\u00f6r\u00fcyoruz.&#8221;<\/p>\n<p>37. Yusuf dedi ki: &#8220;Size yiyecek olarak verilecek bir yemek gelmeden \u00f6nce onun tabirini size bildiririm. Bu, Rabbimin bana \u00f6\u011fretti\u011fi ilimlerdendir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ben Allah&#8217;a inanmayan ve ahireti ink\u00e2r eden bir kavmin dinini terkettim.&#8221;<\/p>\n<p>38. &#8220;Atalar\u0131m \u0130brahim, \u0130shak ve Yakub&#8217;un dinine uydum. Bizim, Allah&#8217;a hi\u00e7bir \u015feyi ortak tutmam\u0131z olmaz. Bu, bize ve insanlara Allah&#8217;\u0131n bir lutfudur. Fakat insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu \u015f\u00fckretmezler.&#8221;<\/p>\n<p>39. &#8220;Ey benim zindan arkada\u015flar\u0131m! Ayr\u0131 ayr\u0131 bir\u00e7ok tanr\u0131lar m\u0131 daha hay\u0131rl\u0131, yoksa her\u015feye hakim ve galip olan bir tek Allah m\u0131?&#8221;<\/p>\n<p>40. &#8220;Sizin Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da o tapt\u0131klar\u0131n\u0131z, sizin ve atalar\u0131n\u0131z\u0131n uydurdu\u011fu birtak\u0131m isimlerden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Bunlara tapman\u0131z i\u00e7in Allah hi\u00e7bir delil indirmi\u015f de\u011fildir. H\u00fck\u00fcm ancak Allah&#8217;a aittir: O, size, kendisinden ba\u015fkas\u0131na tapmaman\u0131z\u0131 emretti. \u0130\u015fte dosdo\u011fru din budur. Fakat insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bunu bilmezler.&#8221;<\/p>\n<p>41. &#8220;Ey benim zindan arkada\u015flar\u0131m! Biriniz efendisine yine \u015farap sunacak. Di\u011feri de as\u0131lacak, ku\u015flar ba\u015f\u0131ndan yiyecekler. \u0130\u015fte \u00f6\u011frenmek istedi\u011finiz i\u015f b\u00f6ylece halloldu.&#8221;<\/p>\n<p>42. Yusuf, hapisten kurtulaca\u011f\u0131na inand\u0131\u011f\u0131 o ikiden birine dedi ki: &#8220;Beni efendinin yan\u0131nda an&#8221;. (Benden s\u00f6z et ki, beni kurtars\u0131n). Fakat \u015eeytan, ona, efendisinin yan\u0131nda anmay\u0131 unutturdu. Bu y\u00fczden Yusuf, daha y\u0131llarca zindanda kald\u0131.<\/p>\n<p>35-42- Baz\u0131 yorumcular demi\u015flerdir ki: Yusuf, o arkada\u015f\u0131na &#8220;Beni efendinin yan\u0131nda an&#8221; ki, belki beni buradan kurtarmaya yard\u0131mc\u0131 olur diyerek, bir kuldan meded ummayacakt\u0131. E\u011fer Allah&#8217;a y\u00f6nelip &#8220;Ya Rabbi, beni buradan bir an \u00f6nce kurtar&#8221; diye yalvarsayd\u0131, o zaman araya \u015feytan giremeyecek ve Yusuf da daha \u00f6nce kurtulmu\u015f olacakt\u0131. Yusuf durumunda olan takarr\u00fcb ehline yak\u0131\u015fan \u015fey, her beklentilerini Allah&#8217;dan istemektir.<\/p>\n<p>Fakat Allah, onun kurtulmas\u0131n\u0131 murad etti\u011fi zaman bak\u0131n\u0131z nas\u0131l bir sebep yaratt\u0131. Ve onun zindan kurtulu\u015fu Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 bu sebep y\u00fcz\u00fcnden oldu.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>43. Bir g\u00fcn melik (h\u00fck\u00fcmdar) dedi ki: &#8220;Ben r\u00fcyamda yedi c\u0131l\u0131z ine\u011fin yedi semiz ine\u011fi yedi\u011fini ve yedi ye\u015fil ba\u015fakla yedi kuru ba\u015fak g\u00f6r\u00fcyorum. Ey ileri gelenler! Siz r\u00fcya tabir edebiliyorsan\u0131z benim bu r\u00fcyam\u0131n tabirini bana bildirin.&#8221;<\/p>\n<p>44. Dediler ki: &#8220;R\u00fcya dedi\u011fin \u015fey karmakar\u0131\u015f\u0131k hayallerdir. Biz ise b\u00f6yle kar\u0131\u015f\u0131k hayallerin yorumunu bilemeyiz.&#8221;<\/p>\n<p>43- Ey toplum! Yani, h\u00fck\u00fcmdar o r\u00fcyay\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015f. Hatta ifade muzari sigas\u0131yla oldu\u011fu i\u00e7in&#8221;g\u00f6rd\u00fcm&#8221; demiyor, &#8220;g\u00f6r\u00fcyorum&#8221; diyor. Buna g\u00f6re ayn\u0131 r\u00fcyay\u0131 \u00fcst\u00fcste birka\u00e7 defa g\u00f6rm\u00fc\u015f oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Sonra meseleyi ciddiye al\u0131p me\u015fhur dan\u0131\u015fma meclisini topluyor. \u0130\u00e7inde me\u015fhur bilginlerin ve hikmet sahibi kimselerin de bulundu\u011fu bu meclise g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc r\u00fcyay\u0131 anlat\u0131p, onlara diyor ki: R\u00fcyam hakk\u0131nda bana bir fetva veriniz. Yani bu r\u00fcya benim i\u00e7in \u00f6nemli bir mesele halini ald\u0131, bunu tabir edip, ne anlama geldi\u011fi hakk\u0131nda beni ayd\u0131nlat\u0131n. Bu m\u00fc\u015fk\u00fcl\u00fcm\u00fc halledin. E\u011fer siz r\u00fcyaya ge\u00e7ebilirseniz, yani r\u00fcya tabiri ilminde i\u015fin derinli\u011fine inebilirseniz, bu konuda mahir ve n\u00fcfuz sahibi kimseler iseniz, bunu yapars\u0131n\u0131z, yap\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>44- O meclistekiler, o heyet dediler ki, bu senin r\u00fcya dedi\u011fin \u015fey bir &#8220;adg\u00e2s\u00fc ahlam&#8221;d\u0131r. Yani ya\u015f\u0131 ve kurusu birbirine kar\u0131\u015fm\u0131\u015f ot demetleri gibi, eskisi ile yenisi birbirine kar\u0131\u015fm\u0131\u015f y\u0131\u011f\u0131n y\u0131\u011f\u0131n uyku hayalleri, hakikatte hi\u00e7bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmayan eski ve yeni birtak\u0131m vehimlerle hayallerin kar\u0131\u015f\u0131m\u0131ndan ibaret \u015feylerdir. Biz ise, b\u00f6ylesine karma kar\u0131\u015f\u0131k hayallerin tevilini bilmeyiz. Yani ahlam\u0131n anlam\u0131 yoktur ki bilebilelim.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, burada r\u00fcya ile ahlam birbirinin kar\u015f\u0131t\u0131 olarak kullan\u0131lm\u0131\u015f, ilim ve hikmet ehlinin \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcnden aciz kald\u0131\u011f\u0131 ve \u00e7\u00f6zemedikleri i\u00e7in de bir\u00e7oklar\u0131n\u0131n ink\u00e2ra kalk\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 r\u00fcya olay\u0131nda esas olan \u00e7ok \u00f6nemli bir nokta ayd\u0131nl\u0131\u011fa kavu\u015fturulmu\u015ftur. Yani, r\u00fcyadan bahsedilirken \u015fu iki kelimenin hakikatte farkl\u0131 oldu\u011fu unutulmamal\u0131d\u0131r: R\u00fcya ve hul\u00fcm. Bunlar birbirlerine benzerli\u011fi dolay\u0131s\u0131yla birbirine kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131l\u0131r ise de Kur&#8217;\u00e2n ihtar edip uyar\u0131yor ki, r\u00fcya denilen \u015fey, ahlamdan ba\u015fkad\u0131r. R\u00fcya tek ba\u015f\u0131na enf\u00fcs\u00ee bir hadise de\u011fildir. Onun alt\u0131nda, girilip, de\u015filecek ve \u00f6z\u00fcne vak\u0131f olunabilecek hakiki ve gizli bir m\u00e2n\u00e2 yatmaktad\u0131r. Hul\u00fcm ise ger\u00e7ekte hi\u00e7 anlam\u0131 olmayan bo\u015f bir vehim ve hayalden ibarettir ki, haddi zat\u0131nda bir d\u0131\u015f tesir ile meydana gelmi\u015f olsa bile afak\u00ee bir hakikat ifade etmez. Bundan dolay\u0131 da tabiri ve tevili olmayan bir ihtilam olay\u0131 gibi, s\u0131rf nefsani bir hadise veya \u015feytani bir hayal olmaktan ileri gitmez. \u0130\u015fte b\u00f6yle de\u011fi\u015fik ahlam\u0131n birbirine kar\u0131\u015fmas\u0131na da ad\u011f\u00e2s\u0131 ahlam ad\u0131 verilir. Demek ki, hakikat dilinde r\u00fcya, sad\u0131k olanlar\u0131n ad\u0131d\u0131r. Yalan olanlar\u0131na da ahlam denilmelidir. Bunlar\u0131n her ikisi de uyku halinde enf\u00fcste temess\u00fcl eden hayali birtak\u0131m \u015fekil ve suretler olarak g\u00f6r\u00fcld\u00fcklerinden dolay\u0131, d\u0131\u015fy\u00fcz\u00fcnden bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda r\u00fcya, bir hul\u00fcm, hul\u00fcm de bir r\u00fcya gibi san\u0131labilir. Bundan dolay\u0131 da avam aras\u0131nda her ikisine r\u00fcya denilir. Oysa ger\u00e7ekte bunlar birbirinden farkl\u0131 \u015feylerdir. R\u00fcya, g\u00f6rmek anlam\u0131na gelen &#8220;r\u00fcyet&#8221; k\u00f6k\u00fcnden al\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011fu i\u00e7in bunda hayalin \u00f6tesinde bir hakikat g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f olur ki, r\u00fcyan\u0131n as\u0131l ili\u015fkisi de o hakikat iledir. G\u00f6r\u00fclen hayal, o hakikat\u0131n, insan\u0131n i\u00e7 d\u00fcnyas\u0131nda temess\u00fcl etmesidir. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, r\u00fcyan\u0131n haddi zat\u0131nda bir anlam\u0131 ve tabiri vard\u0131r. R\u00fcya tabiri veya tevili demek de o g\u00f6r\u00fclen hayalden bir ipucu bularak onun arkas\u0131ndaki hakikate ge\u00e7ebilmek demektir ki, bunda en \u00f6nemli olan nokta, o hayal\u00ee g\u00f6r\u00fcnt\u00fcn\u00fcn enf\u00fcs\u00ee olan \u00f6zelli\u011fi ile afak\u00ee olan \u00f6zelli\u011fini ay\u0131rabilmektir. \u0130\u015fte bu anlam l\u00fcgatte ge\u00e7irmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen tabir fiilinden ziyade &#8220;ubur&#8221; veya &#8220;ibare&#8221; mastar\u0131yla ifade olunur ki, bir yerden bir yere ge\u00e7mek demektir. Yani &#8220;R\u00fcya tabiri&#8221; \u00e7ok kullan\u0131lan bir deyim olmakla beraber &#8220;ub\u00fbr\u00fc&#8217;r-r\u00fcya&#8221; veya &#8220;ibaret\u00fc&#8217;r-r\u00fcya&#8221; denilmesi Arap\u00e7a&#8217;da daha fasihtir. Bundan dolay\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da s\u00fclasi m\u00fccerredden ifade buyurulmu\u015f, tef&#8217;il bab\u0131ndan buyurulmam\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de &#8220;tabir&#8221; deyimi yay\u0131lm\u0131\u015f ve tutunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz \u00fczere &#8220;r\u00fcya tabiri&#8221; bilgisi, &#8220;te&#8217;vil-i ehadis&#8221; ilmi olarak ifade edilmi\u015fti.<\/p>\n<p>Ehadis: Hadis kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. Hadis s\u00f6z veya hadis, yani hadise demek olabilece\u011fine g\u00f6re, esas itibariyle &#8220;tevil-i ehadis&#8221; tamlamas\u0131, ya nefisteki s\u00f6z\u00fcn realitedeki anlam\u0131n\u0131n veya nefsin ili\u015fkili oldu\u011fu hadiselerin ileride varaca\u011f\u0131 ak\u0131beti ve niha\u00ee anlam\u0131 anlamak demek olur. Demek ki, r\u00fcya tabir etmek ya s\u00f6z\u00fc veya hadiseyi tevil etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda bir anlay\u0131\u015ft\u0131r, Bunlar\u0131n her ikisini de birbirine irca etmek m\u00fcmk\u00fcn olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00f6z anlamak bir enfus\u00ee hadise olan s\u00f6zden d\u0131\u015far\u0131ya intikal ile onun \u00f6tesinde bir olay\u0131 anlamak demek oldu\u011fu gibi; olaylardan, olaylar\u0131n gidi\u015finden onlar\u0131n ileride alaca\u011f\u0131 \u015fekli; onlardan \u00e7\u0131kacak m\u00e2n\u00e2y\u0131 ve sonucu anlamak da, d\u0131\u015far\u0131daki bir olay\u0131 idrak ile onun anlam\u0131 olan bir s\u00f6z\u00fc, kendi d\u00fc\u015f\u00fcncesinde hissetmek ve anlamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. \u0130\u015fte s\u00f6z olaya, olay da s\u00f6ze b\u00f6yle ge\u00e7i\u015flerle irca olunabilir. Bilinmektedir ki, genel olarak duyular\u0131n ger\u00e7e\u011fi ve sahtesi bulunabildi\u011fi gibi s\u00f6z\u00fcn de do\u011frusu ve yalan\u0131 vard\u0131r. Do\u011fru s\u00f6z\u00fcn zihindeki anlam\u0131ndan ba\u015fka, bir de d\u0131\u015f d\u00fcnyada ifade etti\u011fi ger\u00e7ek bir anlam\u0131 bulunur. Yalan s\u00f6z ise ger\u00e7ekte d\u0131\u015f d\u00fcnyada ifadesi ve kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 bulunmayan soyut bir hayal\u00ee hadiseden ibaret kal\u0131r. \u0130\u015fte uyan\u0131kken do\u011fru bir s\u00f6z veya hakiki bir duyu ile yalan bir s\u00f6z\u00fcn veya aldat\u0131c\u0131 bir duyunun, yanl\u0131\u015f bir idrakin farklar\u0131 ne ise, r\u00fcya ile ahlam aras\u0131ndaki fark da o demektir. En sonunda i\u015f do\u011fruya ya da yanl\u0131\u015fa d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr, oraya raci&#8217; olur. \u015eu halde r\u00fcya, bir benli\u011fin hak taraf\u0131ndan duydu\u011fu ve alg\u0131lad\u0131\u011f\u0131 bir do\u011fru s\u00f6z\u00fcn benzeri, ahlam ise onun duydu\u011fu bir yalan s\u00f6z\u00fcn benzeridir. S\u00f6z\u00fcn hakikat\u0131, mecazisi, sarihi, kinayesi, iyi tan\u0131nm\u0131\u015f\u0131, garibi, imal\u0131s\u0131, remzisi oldu\u011fu gibi, r\u00fcya da \u00f6yledir. \u015eu kadar var ki, genellikle r\u00fcyalar toplumsal geleneklere ve \u00e2detlere ba\u011fl\u0131 olarak de\u011fil, daha ziyade ki\u015finin kendi i\u00e7 d\u00fcnyas\u0131ndaki, kendi benli\u011findeki gizli \u015fuur alg\u0131lamalar\u0131 \u00f6zelliklerine g\u00f6re s\u00f6ylenen bir muamma, bir l\u00fcgaz ve bir bilmece niteli\u011finde bir hayal ve garip bir temsil ile meydana gelirler. Velhas\u0131l gibi ledunn\u00ee birer remiz, il\u00e2h\u00ee birer sembold\u00fcrler. Bundan dolay\u0131 onlar\u0131n te&#8217;vili de kesb\u00ee ilimler ile de\u011fil, vehb\u00ee ilimler ile bilinir ki, bunun en a\u015fa\u011f\u0131 derecesi feraset ve ilhamd\u0131r, zirvesi ise vahiydir. Ve bundan dolay\u0131 peygamberlerden ba\u015fkas\u0131n\u0131n r\u00fcyas\u0131 ya da r\u00fcya tabiri, ilm-i yak\u00een ifade etmez. Ancak g\u00f6renin ve g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn \u00f6zelliklerine g\u00f6re basit bir vehimde ba\u015flayarak y\u00fczde y\u00fcz kesinlik ifade eden cezme kadar varabilecek \u00e7e\u015fitli mertebelerde ferdi anlamda bir bilgi husule getirir. Ve r\u00fcyan\u0131n as\u0131l tabiri meydana gelen olaylar ile a\u00e7\u0131kl\u0131k kazan\u0131r. Baz\u0131 r\u00fcyalar aynen g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi \u00e7\u0131kar. Baz\u0131lar\u0131n\u0131n tabiri de r\u00fcya ile beraber g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Baz\u0131 r\u00fcyalar da g\u00f6ren kimsenin vicdan\u0131nda tabir olunamamakla beraber, onun sad\u0131k bir r\u00fcya oldu\u011funa dair m\u00fccmel ve fakat kesin bir kanaat has\u0131l olur. S\u00f6zkonusu M\u0131s\u0131r h\u00fck\u00fcmdar\u0131n\u0131n r\u00fcyas\u0131 da i\u015fte b\u00f6yle bir r\u00fcya oldu\u011fundan &#8220;R\u00fcyam hakk\u0131nda beni ayd\u0131nlat\u0131n, e\u011fer siz r\u00fcya tabirini biliyorsan\u0131z&#8221; demi\u015ftir. Ve g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u015feyi hep &#8220;r\u00fcya&#8221; olarak adland\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn kendince ger\u00e7ek bir r\u00fcya oldu\u011funa kanaat getirmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130sl\u00e2m \u00e2limleri, r\u00fcya hadisesini \u00fc\u00e7 s\u0131n\u0131f olarak tasnif etmi\u015flerdir: Birincisi, Allah taraf\u0131ndan do\u011frudan do\u011fruya veya bir melek arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla meydana gelen il\u00e2h\u00ee bir telkindir ki, as\u0131l r\u00fcya, hak ve ger\u00e7ek olan r\u00fcya budur. \u0130kincisi, benli\u011fin kendinden kendisine yap\u0131lan telkin ile meydana gelen g\u00f6r\u00fcnt\u00fcd\u00fcr ki, ge\u00e7mi\u015ften gelen hat\u0131ra birikimlerinin yeni ba\u015ftan hayal edilmesinden ba\u015fka bir de\u011fer ta\u015f\u0131maz. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc ise, \u015feytan\u00ee bir telkin ile meydana gelen zihinsel g\u00f6r\u00fcnt\u00fcd\u00fcr ki, bilinmeyen bir d\u0131\u015f etkenden etkilenerek meydana gelir, fakat yalan bir tedai ve tehayy\u00fclden ibaret olur. \u0130\u015fte bu ikisi ahlam veya ad\u011f\u00e2s\u00fc ahlam ad\u0131n\u0131 al\u0131r. Bununla beraber b\u00fct\u00fcn bunlar nefiste bilgi de\u011feri olmasa bile, hiss\u00ee bir heyecan uyand\u0131rmaktan geri kalmazlar. \u015eu halde yaln\u0131zca bilgi de\u011feri a\u00e7\u0131s\u0131ndan de\u011fil, duygular\u0131n halden hale ge\u00e7mesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ki, ahlam denilen k\u0131sm\u0131n bile psikolojide hesaba kat\u0131lmaya de\u011fer \u00f6nemli bir yeri vard\u0131r. Ger\u00e7ekten de Hz. Peygamberin hadislerinde r\u00fcyalar\u0131n hem bilgi de\u011feri, hem de duygusal \u00f6nemi \u00fczerinde durulmu\u015f, her iki faydas\u0131na da ayr\u0131 ayr\u0131 i\u015faret buyurulmu\u015ftur. Bu arada \u015funu da hat\u0131rlatmal\u0131y\u0131z ki, hadis-i \u015ferifte &#8220;R\u00fcya, peygamberli\u011fin k\u0131rkalt\u0131 c\u00fcz&#8217;\u00fcnden bir c\u00fcz&#8217;d\u00fcr&#8221; yani, k\u0131rkalt\u0131 par\u00e7as\u0131ndan bir par\u00e7ad\u0131r buyurulmakla, onun ilmi de\u011ferine i\u015faret edilmi\u015ftir. Ayr\u0131ca yine hadisi \u015ferifte &#8220;Peygamberlik kesildi, m\u00fcbe\u015f\u015firat kald\u0131&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bu da daha ziyade i\u015fin duygusal taraf\u0131na aittir. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz n\u00fcb\u00fcvvetlerin ekmeli, Hz. Muhammed&#8217;in n\u00fcb\u00fcvvetidir. Hatem\u00fc&#8217;l-enbiya (son peygamber) efendimizin vefat\u0131na kadar vahiy ald\u0131\u011f\u0131 peygamberlik s\u00fcresi yirmi \u00fc\u00e7 sene idi. Ve bu yirmi \u00fc\u00e7 senelik s\u00fcrenin ilk alt\u0131 ay\u0131nda ald\u0131\u011f\u0131 vahiy, hep sabah ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131 gibi zuhur eden r\u00fcyalar \u015feklinde olmu\u015ftu (Fatiha S\u00fbresi&#8217;ne bak\u0131n\u0131z). Yirmi \u00fc\u00e7 senenin ise k\u0131rk alt\u0131 tane yar\u0131m sene, yani k\u0131rkalt\u0131 tane &#8220;alt\u0131 ay&#8221; demek oldu\u011fu hesaba kat\u0131l\u0131rsa, ilk alt\u0131 ayda r\u00fcyalar \u015feklinde gelen vahyin, b\u00fct\u00fcn vahiy s\u00fcresinin k\u0131rk alt\u0131da biri etti\u011fi ve onun k\u0131rk alt\u0131 par\u00e7as\u0131ndan bir par\u00e7a oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Burada r\u00fcya meselesini biraz da zaman\u0131m\u0131z\u0131n felsefi g\u00f6r\u00fc\u015fleri a\u00e7\u0131s\u0131ndan ele almak da faydadan hal\u00ee olmayacakt\u0131r. Psikoloji ve genelde ruhsal bilimlerle me\u015fgul olanlar\u0131n bildi\u011fi gibi, uyan\u0131kken bize belli bir \u015feyi tan\u0131tan, mesela &#8220;bir bu\u011fday ba\u015fa\u011f\u0131 g\u00f6rd\u00fcm veya bir ses i\u015fittim&#8221; dedirten herhangi bir g\u00f6rme ve i\u015fitme, tek ba\u015f\u0131na o anda meydana gelen basit bir duyumdan ibaret de\u011fildir. O anda ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z o duyu ile birlikte haf\u0131zam\u0131z da ona benzer bir h\u0131zla hemen harekete ge\u00e7er kendisinde daha \u00f6nceden ona benzer b\u00fct\u00fcn g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleri yoklar, varsa ayn\u0131n\u0131 bulur, onunla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131r ve o anda onun bu\u011fday ba\u015fa\u011f\u0131 oldu\u011funa karar verir. G\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc yeni duyu ile daha \u00f6nce edindi\u011fi idraklerin b\u00fct\u00fcnle\u015fmesinden yeni bir tan\u0131ma elde etmi\u015f bulunur. B\u00f6ylece her yeni bir duyudan ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z yeni bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fcn\u00fcn anlam\u0131n\u0131, daha \u00f6nceki haf\u0131za ar\u015fivimizden yararlanarak aradaki ayn\u00eeli\u011fin veya yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n derecesine g\u00f6re kendimize s\u00f6yleyebiliriz: Mesela, &#8220;\u015furada bir yaprak g\u00f6rd\u00fcm&#8221; diyebilir. O andaki bir duyuyu, haf\u0131zam\u0131zdaki benzerleriyle tedai ve hat\u0131rlama yoluyla bir ge\u00e7it resmine tabi tutar\u0131z; ancak o g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fczle daha \u00f6nce haf\u0131zam\u0131zda bulunan g\u00f6r\u00fcnt\u00fcler aras\u0131nda bir ayn\u00eelik veya bir benzerlik bulamad\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman da &#8220;bir\u015fey g\u00f6r\u00fcyorum, amma ne oldu\u011funu se\u00e7emiyorum&#8221; deriz. \u00c7\u00fcnk\u00fc biz hi\u00e7bir e\u015fini ve benzerini bilmedi\u011fimiz b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yeni olan bir \u015feyi tan\u0131yamay\u0131z. Durum d\u0131\u015f g\u00f6zlemlerde b\u00f6yle oldu\u011fu gibi, i\u00e7 g\u00f6zlemlerde de b\u00f6yledir.Mesela &#8220;d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum, ba\u015f\u0131m a\u011fr\u0131yor&#8221; diyebilmemiz i\u00e7in bile, daha \u00f6nceden benzeri \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f ve yine daha \u00f6nceden ba\u015f\u0131m\u0131z\u0131n a\u011fr\u0131m\u0131\u015f olmas\u0131 gerekir. \u00c7evremiz veya kendimiz hakk\u0131nda edindi\u011fimiz b\u00fct\u00fcn bilgiler, yeni bir duyu ile haf\u0131zam\u0131zda \u00f6nceden mevcut benzer birikimlerin elele verip yard\u0131mla\u015fmas\u0131 sayesinde meydana gelir. B\u00fct\u00fcn bilgiler d\u0131\u015f duyularla haf\u0131zadaki idrak kal\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131n i\u015fbirli\u011fi etmesine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Halbuki benli\u011fimiz, uyku halinde de i\u00e7eriden veya d\u0131\u015far\u0131dan etki al\u0131r. Ve kendi kendisiyle konu\u015fabilir, ge\u00e7mi\u015fi \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m yap\u0131p hat\u0131rlayabilir. B\u00f6ylece r\u00fcya veya ahlam denilen zihinsel olay meydana gelebilir. Ve uykudaki, bir benlik iradesine hakim olamad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in art\u0131k bunlar, benli\u011fin kontrol\u00fc d\u0131\u015f\u0131nda ba\u015f\u0131bo\u015f bir \u015fekilde akar gider. Ve bundan dolay\u0131 bu tedailerin ilk \u00e7\u0131k\u0131\u015f noktalar\u0131na ba\u011flant\u0131lar\u0131, benli\u011fin dikkatinden gizli kalaca\u011f\u0131ndan b\u00fct\u00fcn\u00fcn temsil yoluyla toptan ifade etti\u011fi gizli anlam, tefsire ihtiya\u00e7 g\u00f6sterecek \u015fekilde kapal\u0131 kal\u0131r. E\u011fer bu tedailer yeni bir etki ile ilgili olmay\u0131p da gerek e\u011fri, gerek do\u011fru yaln\u0131zca ge\u00e7mi\u015fteki hat\u0131ralar\u0131n tekrar\u0131ndan ve kar\u0131\u015f\u0131m\u0131ndan ibaret olursa, o zaman ahlam veya ed\u011fas\u00fc ahlam olmu\u015f olur. Hak taraf\u0131ndan gelen bir etki sebebiyle cereyan eden tedailer de r\u00fcyay\u0131 sad\u0131ka olur. \u015eu halde g\u00f6rmek, bir basit duyu ile haf\u0131zadaki bir tedai zincirinin ak\u0131\u015f\u0131 sayesinde oldu\u011fu gibi; r\u00fcya olay\u0131 da, bir etki ile bir tedai ak\u0131\u015f\u0131n\u0131n alt\u0131ndaki m\u00e2n\u00e2d\u0131r. G\u00f6rme olay\u0131nda \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m\u0131n aynili\u011finden veya benzerli\u011finden o \u015feyin ne oldu\u011fu anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi; r\u00fcya olay\u0131ndaki tedainin g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcnden de, o etkinin alt\u0131ndaki anlam anla\u015f\u0131lacakt\u0131r. Fakat g\u00f6rme olay\u0131, ne kadar zorunlu olursa olsun, onda benli\u011fin bakmak ve dikkat gibi kendi kesbiyle ve iradesiyle ilgili olan h\u00fcr se\u00e7iminin bir hissesi, bir rol\u00fc vard\u0131r. Hatta g\u00f6rmenin netli\u011fi dikkatle do\u011fru orant\u0131l\u0131 olur. Onun i\u00e7in g\u00f6ze ili\u015fti\u011fi halde dikkatten ka\u00e7an birtak\u0131m \u015feyler bulunur ki, ya hi\u00e7 g\u00f6r\u00fclmez veya belli belirsiz g\u00f6ze ili\u015fmi\u015f olur. R\u00fcya olay\u0131 ise benli\u011fin tamamen dikkati ve iradesi d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r, soyut olarak ve zorunlu olarak cereyan eder. Binaenaleyh r\u00fcyan\u0131n alt\u0131nda yatan anlam\u0131 dile getiren g\u00f6r\u00fcnt\u00fc, benli\u011fin iradesine yabanc\u0131 ve dikkatine gizli kalmak bak\u0131m\u0131ndan, bizzat g\u00f6rme olay\u0131ndaki gibi net ve kesin olmasa da; di\u011fer taraftan benli\u011fin irade ve dikkatiyle ilgisizli\u011fi a\u00e7\u0131s\u0131ndan, r\u00fcyan\u0131n do\u011frudan do\u011fruya il\u00e2h\u00ee bir tasarruf ve hak taraf\u0131ndan bir gayb\u00ee telkin olmas\u0131, bizzat g\u00f6rme olay\u0131ndan daha net ve daha ge\u00e7erli bir olgudur. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, insanlar r\u00fcyalar\u0131n\u0131n \u00e7\u0131kmas\u0131nda, g\u00f6zle g\u00f6rd\u00fcklerinin ger\u00e7ekle\u015fmesinden daha ziyade bir il\u00e2h\u00ee burhan g\u00f6r\u00fcrler. Ve hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, sad\u0131k r\u00fcyaya, milyonda bir bile rastlansa, yine de olay\u0131n ger\u00e7ekli\u011fine ve \u00f6nemine asla halel gelmez. \u015eunu da hat\u0131rlatal\u0131m ki, r\u00fcya olay\u0131 yaln\u0131zca uyku haline ba\u011f\u0131ml\u0131 bir hadise de\u011fildir. Uyan\u0131kken, \u00f6zellikle karanl\u0131k bir yerde veya g\u00f6zler yumulmu\u015f olarak bir dalg\u0131nl\u0131k halinde de, bir sinema \u015feridi gibi g\u00f6r\u00fclen birtak\u0131m misaller ve manzaralar meydana gelebilir ki, bunlar s\u0131radan hat\u0131ralar ve hayaller gibi s\u00f6n\u00fck ve bulan\u0131k de\u011fildir, t\u0131pk\u0131 canl\u0131 ve ger\u00e7ek bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fc gibi, parlak, net ve a\u00e7\u0131k se\u00e7iktirler. Ve g\u00f6r\u00fclenler t\u0131pk\u0131 bir r\u00fcya gibi misal olarak veya baz\u0131 hallerde aynen tabir ve tevil edildikleri gibi, daha sonra tahakkuk da ederler. Bunu kendi hayatlar\u0131nda ya\u015fam\u0131\u015f olanlar \u015funa inan\u0131rlar ki, soyut manevi \u00e2lem ile madde d\u00fcnyas\u0131 aras\u0131nda ortada bir misal ve e\u015fbah \u00e2lemi vard\u0131r. M\u00e2n\u00e2 maddede, madde m\u00e2n\u00e2da bu misal \u00e2lemi yard\u0131m\u0131yla temess\u00fcl eder. Gerek uykuda ve gerek uyan\u0131kken r\u00fcya, belli bir hakikatin, soyut olarak bu misal \u00e2leminden ruha g\u00f6r\u00fcnmesidir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, r\u00fcya olay\u0131 s\u0131radan hat\u0131ralar\u0131n \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m\u0131ndan ve ahlamdan ba\u015fka bir ke\u015fif hadisesidir. R\u00fcya tabiri ilm\u00ee ve vehb\u00ee ve ke\u015ff\u00ee ilimlerden oldu\u011fu i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcnce ve mant\u0131kla \u00e7\u00f6z\u00fclmez. \u00c7\u00f6z\u00fclemedi\u011finden dolay\u0131 da zahir ehli i\u00e7in ger\u00e7ek r\u00fcya ile ahlam ad\u0131 verilen \u015feyin ay\u0131rt edilmesi zor ve m\u00fc\u015fk\u00fcl bir \u015fey olur. Hatta gayb\u00ee s\u0131rlardan b\u00fcsb\u00fct\u00fcn gafil olanlar, \u00e2lemlerin Rabb&#8217;inin al\u00eem ve hak\u00eem oldu\u011funu bilmeyenler, genel olarak b\u00fct\u00fcn r\u00fcyalar\u0131n ahlamdan ibaret oldu\u011funu iddia edecek kadar ileri giderler. \u0130\u015fte Firavun&#8217;un dan\u0131\u015fma meclisinin s\u00f6z konusu \u00fcyeleri de ya b\u00f6yle b\u00fct\u00fcn r\u00fcyalar\u0131 ahlam kabul ederek veya e\u011fer ink\u00e2rc\u0131 de\u011fillerse de r\u00fcya ile ahlam aras\u0131ndaki inceli\u011fi fark edemeyerek, tabirini bilmedikleri i\u00e7in, bilgisizliklerini ve aczlerini \u00f6rtbas etmek gayesiyle &#8220;Biz, ahlam\u0131n da tevilini bilecek de\u011filiz ya&#8221; dediklerinde:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>45. O ikiden kurtulmu\u015f olan\u0131 nice zamandan sonra hat\u0131rlad\u0131 da dedi ki: &#8220;Ben size o r\u00fcyan\u0131n tabirini haber veririm, hemen beni g\u00f6nderin.&#8221;<\/p>\n<p>46. &#8220;Ey Yusuf, ey do\u011fru s\u00f6zl\u00fc! Bize \u015funu hallet: Yedi semiz ine\u011fi, yedi c\u0131l\u0131z inek yiyor. Ve yedi ye\u015fil ba\u015fakla di\u011fer yedi kuru ba\u015fak. Umar\u0131m ki, o insanlara do\u011fru cevap ile d\u00f6nerim, onlar da (senin kadrini) bilirler.&#8221;<\/p>\n<p>45-46- O ikiden kurtulmu\u015f olan da yani Yusuf&#8217;a r\u00fcya tabir ettirmi\u015f olan o iki zindan arkada\u015f\u0131ndan kurtulup \u00e7\u0131km\u0131\u015f olan s\u00e2k\u00ee de uzun bir zaman sonra, bu vesile ile hat\u0131rlay\u0131p dedi k: &#8220;Size haber verece\u011fim&#8230;&#8221; Yusuf ona \u015fu cevab\u0131 verdi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>47. Dedi ki: &#8220;Yedi sene eskisi gibi ekeceksiniz, bi\u00e7tiklerinizi ba\u015fa\u011f\u0131nda b\u0131rak\u0131n\u0131z, biraz yiyece\u011finizden ba\u015fka. &#8221;<\/p>\n<p>48. &#8220;Sonra onun arkas\u0131ndan yedi kurak sene gelecek, \u00f6nceki biriktirdiklerinizin biraz saklayaca\u011f\u0131n\u0131zdan ba\u015fkas\u0131n\u0131 yiyip bitirecek.&#8221;<\/p>\n<p>49. &#8220;Sonra da onun arkas\u0131ndan ya\u011f\u0131\u015fl\u0131 bir sene gelecek ki, halk onda s\u0131k\u0131nt\u0131dan kurtulacak, (\u00fcz\u00fcm, zeytin gibi mahs\u00fclleri) s\u0131k\u0131p faydalanacak.&#8221;<\/p>\n<p>47-48-49-H\u00fck\u00fcmdar Yusuf&#8217;un bu tabirini \u00f6\u011frenince:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>50. O h\u00fck\u00fcmdar &#8220;Onu bana getirin&#8221; dedi. Emir \u00fczerine Yusuf&#8217;a g\u00f6nderilen adam yan\u0131na gelince, Yusuf ona dedi ki: &#8220;Haydi efendine geri d\u00f6n de, ona sor bakal\u0131m, o ellerini kesen kad\u0131nlar\u0131n maksatlar\u0131 ne imi\u015f? Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, Rabbim, onlar\u0131n oyunlar\u0131n\u0131 \u00e7ok iyi bilir.&#8221;<\/p>\n<p>50- Melik de onu bana getirin, dedi. Yani, o s\u00e2k\u00ee gelip ger\u00e7ek yorumu haber verince, h\u00fck\u00fcmdar Yusuf&#8217;un ilmini ve faziletini anlad\u0131 ve zindandan \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131p kendisine getirilmesini emreyledi.<\/p>\n<p>Fakat ald\u0131\u011f\u0131 emir \u00fczerine el\u00e7i kendisine var\u0131nca yani Yusuf&#8217;u zindandan \u00e7\u0131kar\u0131p, h\u00fck\u00fcmdara g\u00f6t\u00fcrecek olan adam, o g\u00f6revli ki\u015fi, Yusuf&#8217;un yan\u0131na var\u0131nca, Yusuf hemen zindandan \u00e7\u0131k\u0131vermedi de o g\u00f6revliye dedi ki: Sen \u015fimdi efendine geri d\u00f6n, git de ona sor bakal\u0131m o ellerini kesen kad\u0131nlar\u0131n maksatlar\u0131 ne imi\u015f? Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz benim Rabbim, (O y\u00fcceler y\u00fccesi Allah&#8217;\u0131m,) onlar\u0131n keydlerini, oyunlar\u0131n\u0131 ve hilelerini bilir. O kad\u0131nlar\u0131n bana ne oyunlar yapmak istediklerini bilir. O, bilmek, \u00f6\u011frenmek i\u00e7in sormaya muhta\u00e7 de\u011fildir. Fakat ba\u015fkalar\u0131 i\u015fin i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc bilmez. Onun i\u00e7in efendine s\u00f6yle, sorsun, ara\u015ft\u0131rs\u0131n, tahkikat yaps\u0131n, yapt\u0131rs\u0131n da benim s\u0131rf kad\u0131n hilesi ile ve haks\u0131z yere hapse at\u0131ld\u0131\u011f\u0131m herkes\u00e7e bilinsin ve anla\u015f\u0131ls\u0131n; namusum, iffetim ve su\u00e7suzlu\u011fum gere\u011fi gibi a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131ks\u0131n da ben de onda sonra buradan \u00e7\u0131kay\u0131m, diye ayak diretti. Ve \u00e7ok dikkat \u00e7ekici bir \u015feydir ki, as\u0131l su\u00e7lu olan kendi han\u0131m\u0131n\u0131n ad\u0131n\u0131 vermedi, &#8220;ellerini kesen o kad\u0131nlar&#8221; diyerek ortaya konu\u015ftu. Bu kadar sene zindanda kalan Yusuf, zerre kadar sars\u0131lmad\u0131ktan ba\u015fka b\u00f6ylece b\u00fcy\u00fckl\u00fck \u00fcst\u00fcne b\u00fcy\u00fckl\u00fck g\u00f6stererek, yine de nezaketten ayr\u0131lmad\u0131. Bunu takdir eden h\u00fck\u00fcmdar da bizzat tahkikata giri\u015ferek, kad\u0131nlar\u0131 huzura \u00e7a\u011f\u0131r\u0131p sorguya \u00e7ekti:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>51. H\u00fck\u00fcmdar, o kad\u0131nlara &#8220;Derdiniz neydi ki, o vakit Yusuf&#8217;un nefsinden murad almaya kalkt\u0131n\u0131z?&#8221; dedi. Onlar &#8220;H\u00e2\u015f\u00e2, Allah i\u00e7in, biz onun aleyhinde hi\u00e7bir fenal\u0131k bilmiyoruz&#8221; dediler. Aziz&#8217;in, kar\u0131s\u0131 da: &#8220;\u015eimdi hak ve hakikat oldu\u011fu gibi ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. Asl\u0131nda onun nefsinden ben murad almak istedim. O ise \u015feksiz \u015f\u00fcphesiz do\u011frulardand\u0131r&#8221; dedi.<\/p>\n<p>51-Bundan sonraki iki \u00e2yetin (52. ve 53. \u00e2yetler) yukar\u0131daki \u00e2yetlerin geli\u015fine g\u00f6re Yusuf&#8217;un a\u011fz\u0131ndan s\u00f6ylenmi\u015f olmas\u0131 gerekirse de bir \u00f6nceki \u00e2yete olan ba\u011flant\u0131s\u0131 sebebiyle yine han\u0131m\u0131n a\u011fz\u0131ndan s\u00f6ylenmi\u015f oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a belli oluyor. Yani han\u0131m s\u00f6z\u00fcn\u00fc bu kadarla bitirmiyor ve \u015f\u00f6yle devam ediyor: Me\u00e2l-i \u015eerifi 52. (Yusuf dedi ki): \u0130\u015fte bu \u015funun i\u00e7indir: Bilsin ki, ben ona arkas\u0131ndan hainlik etmedim. Ger\u00e7ekten Allah hainlerin hilesini ba\u015far\u0131ya ula\u015ft\u0131rmaz.<\/p>\n<p>52-Bununla beraber:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>53. Ben yine de nefsimi temize \u00e7\u0131karm\u0131yorum. \u00c7\u00fcnk\u00fc nefis \u015fiddetle k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yarl\u0131\u011fad\u0131\u011f\u0131 m\u00fcstesna. Muhakkak ki, Rabbim ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 ve merhametlidir.<\/p>\n<p>53- Bununla beraber ben kendimi temize \u00e7\u0131karmak, (nefsimi terbiye etmek) \u00e7abas\u0131nda de\u011filim. Yani Yusuf&#8217;un arkas\u0131ndan kendisine h\u0131yanet etmedi\u011fimi bilsin diye hakk\u0131 s\u00f6ylerken, hakikat\u0131 itiraf ederken, kendimi b\u00fcsb\u00fct\u00fcn tezkiye ve terbiye edip, temize \u00e7\u0131karm\u0131yorum. B\u00f6yle bir \u015feyi s\u00f6ylemem, \u00e7\u00fcnk\u00fc daha \u00f6nce s\u00f6yledi\u011fimi s\u00f6yledim ve su\u00e7umu itiraf ettim. Ne yapt\u0131ysam onun g\u00f6z\u00fc \u00f6n\u00fcnde yapt\u0131m, arkas\u0131ndan, yani yoklu\u011funda ona hainlik yapmad\u0131m. \u015eu kadar\u0131n\u0131 da s\u00f6ylemeliyim ki, Ger\u00e7ekten de nefis, hep k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc telkin ve emreder. Haddi zat\u0131nda be\u015ferin nefsi daima fenal\u0131k taraf\u0131na meyleder, b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcyle k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc telkin eder. Yani genel olarak be\u015fer nefsinin tabiat\u0131nda \u015fehvete, g\u00fcnaha ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe meyil vard\u0131r: nefis kendi g\u00fcc\u00fcn\u00fc ve emrindeki ara\u00e7lar\u0131 o y\u00f6nde kullan\u0131r. Ve onun b\u00f6yle bir \u00f6zelli\u011fi vard\u0131r. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 insan s\u0131rf kendi nefsine kal\u0131rsa fenal\u0131\u011fa s\u00fcr\u00fcklenir, Ancak Rabb&#8217;imin rahmet etti\u011fi m\u00fcstesnad\u0131r. Yani, ancak Rabbimin, koruyup kay\u0131rd\u0131\u011f\u0131 nefisler, yani, Yusuf&#8217;un nefsi gibi Allah&#8217;\u0131n lutfu ve rahmetiyle k\u00f6t\u00fcl\u00fckten ar\u0131nd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f nefisler bunun d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. Onlar pak ve masum nefislerdir. Yahut ancak Rabbim rahmet etti\u011fi vakit, rahm\u00e2n\u00ee kuvvet, nefsan\u00ee kuvvete \u00fcst\u00fcn geldi\u011fi vakit, onun emrini h\u00fck\u00fcms\u00fcz k\u0131lar ve g\u00fcc\u00fcn\u00fc k\u0131rar. Veya nefis il\u00e2h\u00ee emre uyar da kendi emrini terkederse fenal\u0131ktan uzak kal\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki, Rabb&#8217;im \u011fafurdur, rah\u00eemdir. Ma\u011ffireti ve rahmeti b\u00fcy\u00fck, \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. \u015eu halde bir\u00e7ok hallerde nefislerin tabiatlar\u0131 icab\u0131 u\u011frad\u0131klar\u0131 meyilleri ve istekleri, Rabb\u00fclalemin kendi ma\u011ffiretiyle \u00f6rtt\u00fc\u011f\u00fc ve \u00f6nledi\u011fi, onlar\u0131n fiil alan\u0131na \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 engelledi\u011fi, rahmetiyle koruyup kay\u0131rd\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, g\u00fcnah\u0131n\u0131 itiraf edip ba\u011f\u0131\u015flanma dileyenlere de ma\u011ffiret ve rahmet eder. Bunun i\u00e7in nefsi emmaremi temize \u00e7\u0131karmayarak hakikat\u0131 itiraf etti\u011fim ve do\u011fruyu s\u00f6yledi\u011fim i\u00e7in de Rabbimin ma\u011ffiret ve rahmetini niyaz ve \u00fcmid ederim. \u0130\u015fte Aziz&#8217;in han\u0131m\u0131 b\u00f6yle itiraf ve isti\u011ffar ederek, ger\u00e7e\u011fi \u0131krar ve Allah&#8217;a olan iman\u0131n\u0131 da a\u00e7\u0131\u011fa vurdu. Yusuf&#8217;un da Allah kat\u0131nda bilinen iffeti ve nezaheti halk\u0131n g\u00f6z\u00fcnde b\u00f6yle parlak bir \u015fekilde ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f oldu. D\u00fc\u015f\u00fcnmeli ki, il\u00e2h\u00ee a\u015fk, nefsan\u00ee a\u015fka \u00fcst\u00fcn geldi, onu nas\u0131l yendi. Kin, \u00f6fke ve ihtiras ile dolmu\u015f d\u00fc\u015fmanlar\u0131 bile nefsaniyeti bir yana b\u0131rakarak, ger\u00e7e\u011fi s\u00f6yledikleri ve b\u00f6yle g\u00fczel g\u00fczel \u015fahitlikten kendilerini alamad\u0131klar\u0131 bu temizlik, bu iffet ve fazilet ne b\u00fcy\u00fck, ne kutsal bir mertebedir. Bak\u0131n\u0131z hakk\u0131n tecellisi ile ihtiraslar nas\u0131l s\u00f6n\u00fcyor, gayzlar ve \u00f6fkeler nas\u0131l siliniyor, bencillikler nas\u0131l ortadan kalk\u0131yor da hak a\u015fk\u0131ndan ba\u015fka ayakta kalabilecek hi\u00e7bir \u015fey kalm\u0131yor.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte hakikat b\u00f6yle a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kt\u0131:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>54. H\u00fck\u00fcmdar dedi ki: &#8220;Onu bana getirin, kendime tahsis edeyim.&#8221; Sonra onunla konu\u015funca da: &#8220;Sen bug\u00fcn yan\u0131m\u0131zda ger\u00e7ekten b\u00fcy\u00fck bir mevki sahibisin, g\u00fcvenilir birisin&#8221; dedi.<\/p>\n<p>55. O da, ona dedi ki: &#8220;Beni bu \u00fclkenin hazineleri \u00fczerine getir. \u00c7\u00fcnk\u00fc iyi korurum, iyi bilirim.&#8221;<\/p>\n<p>54- H\u00fck\u00fcmdar dedi ki, getirin bana onu, yani Yusuf&#8217;u,, onu kendim i\u00e7in istihlas edeyim, yani halis olarak kendime mahsus k\u0131lay\u0131m. \u00d6zel dan\u0131\u015fman\u0131m yapay\u0131m.<\/p>\n<p>Arap\u00e7ada &#8220;Aziz&#8221; dahi &#8220;Melik&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan, baz\u0131lar\u0131 bu meliki, daha \u00f6nce ad\u0131 ge\u00e7en ve Yusuf&#8217;u sat\u0131n alan Aziz&#8217;in kendisi sanm\u0131\u015flarsa da Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n zahiri ifadesine uygun d\u00fc\u015fmemektedir. Zira o takdirde Aziz&#8217;in &#8220;onu kendime \u00f6zel dan\u0131\u015fman yapay\u0131m&#8221; demesi anlams\u0131z olaca\u011f\u0131 gibi, birine Aziz, di\u011ferine &#8220;Melik&#8221; diye ayr\u0131 ayr\u0131 isimler verilmesi de bunlar\u0131n ayr\u0131 ar\u0131 ki\u015filer oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a belli eder. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 Aziz, M\u0131s\u0131r h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131na yak\u0131n en b\u00fcy\u00fck yetkiye sahip bir vezir veya emir, &#8220;Melik&#8221; de h\u00fck\u00fcmdar demek oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Nitekim baz\u0131 rivayetlerde Aziz&#8217;in ad\u0131n\u0131n &#8220;K\u0131tf\u00eer&#8221;, Melik&#8217;in ad\u0131n\u0131n da &#8220;Reyyan&#8221; oldu\u011fu nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Eski M\u0131s\u0131r&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131na &#8220;Firavun&#8221; denilmesi me\u015fhur oldu\u011fu halde buna &#8220;melik&#8221; denilmesi herhalde \u015fu iki inceli\u011fi hesaba katmaktan dolay\u0131 olsa gerektir:<\/p>\n<p>Birincisi: &#8220;Firavun&#8221; \u00fcnvan\u0131 zulum ile \u015f\u00f6hret bulmu\u015f ve \u00f6yle tan\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u00dcstelik &#8220;Firavun&#8217;un emri re\u015fid de\u011fildir&#8221; (H\u00fbd 11\/97) buyurulmu\u015ftur. Oysa Yusuf&#8217;u \u00f6zel dan\u0131\u015fman se\u00e7en bu Melik&#8217;in \u00f6v\u00fclmeye lay\u0131k g\u00fczel vas\u0131flar\u0131, r\u00fc\u015fd\u00fc ve se\u00e7me yetene\u011fi vard\u0131r. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 bu Melik&#8217;in karakteri itibariyle bir Firavun olmad\u0131\u011f\u0131na i\u015faret edilmek istenmi\u015f demektir. Nitekim M\u00fccahid&#8217;den bu Melik&#8217;in hak din \u00fczere olan bir melik oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Esasen Firavun lakab\u0131n\u0131n dil ve soy itibariyle M\u0131s\u0131rl\u0131 oldu\u011funa g\u00f6re, bu M\u0131s\u0131r Melik&#8217;inin, s\u00f6z konusu Firavun soyundan ve M\u0131s\u0131r k\u0131btilerinden olmad\u0131\u011f\u0131na b\u00f6ylece i\u015faret olunmu\u015f demektir. Nitekim baz\u0131 tarih kaynaklar\u0131nda Amalika&#8217;dand\u0131 denilmi\u015ftir ki, M\u0131s\u0131r tarihinde &#8220;Hiksoslar&#8221; ad\u0131 verilen ve Arabistan taraf\u0131ndan ge\u00e7ip d\u00f6rty\u00fcz sene kadar M\u0131s\u0131r&#8217;da h\u00fck\u00fcmranl\u0131k s\u00fcrd\u00fckleri s\u00f6ylenen s\u00fcl\u00e2leden olacakt\u0131r. \u0130sminin &#8220;Reyyan&#8221; oldu\u011funa ili\u015fkin rivayet de bunun Arab\u00ee oldu\u011funa i\u015faret eder. Bakara S\u00fbresi&#8217;nde (\u00e2yet 49, 50) de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere baz\u0131lar\u0131, bunun Hz. Musa zaman\u0131na kadar ya\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve o Firavun&#8217;un da bu Reyyan oldu\u011funu zannetmi\u015flerse de bu, Kur&#8217;\u00e2n nass\u0131n\u0131n zahirine uygun d\u00fc\u015fmemektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da buna &#8220;Melik&#8221; denilmi\u015f, &#8220;Firavun&#8221; denilmemi\u015ftir. Musa&#8217;n\u0131n m\u00fccadele etti\u011fi M\u0131s\u0131r h\u00fck\u00fcmdar\u0131n\u0131n Firavun oldu\u011fu Kur&#8217;\u00e2n nass\u0131 ile belirlenmi\u015ftir. Bu Melik, Hakk&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine de\u011fer vermi\u015f ve \u00fcstelik Yusuf&#8217;u en yak\u0131nlar\u0131 aras\u0131na alarak, ona b\u00fcy\u00fck yetki vermi\u015ftir. Firavun ise bunun tam z\u0131dd\u0131n\u0131 yapm\u0131\u015f, Musa&#8217;n\u0131n g\u00f6sterdi\u011fi b\u00fct\u00fcn mucizeleri ve \u00e2yetleri ink\u00e2r etmi\u015f, Musa&#8217;ya ve Musa&#8217;ya iman eden sihirbazlara yapt\u0131klar\u0131yla tam anlam\u0131yla Firavunluk yapm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Velhas\u0131l burada s\u00f6z konusu edilen Melik, kadir k\u0131ymet bilen bir zatt\u0131r. Hz. Yusuf&#8217;u hen\u00fcz g\u00f6rmeden, yapt\u0131\u011f\u0131 r\u00fcya tabiri ile ilmine ve faziletine h\u00fckmedip, hemen zindandan kurtarm\u0131\u015ft\u0131r. Onun e\u015fsiz bir ilim ve fazilet ehli oldu\u011funa karar verip, getirilmesini emretti. Sonra onunla konu\u015ftu\u011funda, yani, Melik&#8217;in emri derhal yerine getirildi, Yusuf geldi, Melik onunla konu\u015ftu. B\u00f6ylece Melik, Yusuf&#8217;un konu\u015fmas\u0131n\u0131 da g\u00f6rd\u00fc. \u0130\u015fte o vakit dedi ki: Sen cidden bu g\u00fcn, yani bu g\u00fcnden, seninle konu\u015ftu\u011fumuz \u015fu andan itibaren kat\u0131m\u0131zda, yan\u0131m\u0131zda mekin, b\u00fcy\u00fck bir mekanet mevki ve mertebe sahibisin, yetkili ki\u015fisin, bir emin ki\u015fisin. Her hususta g\u00fcvenilir, itimat edilir ve itibar edilir bir kimsesin.<\/p>\n<p>Rivayet olunur ki, o g\u00f6revli, Yusuf&#8217;u zindandan almaya gelen o el\u00e7i, kendisine geldi\u011finde Yusuf aya\u011fa kalkm\u0131\u015f, zindan\u0131n kap\u0131s\u0131na &#8220;buras\u0131 belalar kona\u011f\u0131, diriler kabri, d\u00fc\u015fman sevindiren, dostlar s\u0131nav\u0131d\u0131r&#8221; diye yazm\u0131\u015f ve \u00e7\u0131km\u0131\u015f, atalar\u0131na dua etmi\u015f, y\u0131kanm\u0131\u015f ve yeni elbise giymi\u015f ve Melik&#8217;in huzuruna girerken, \u015f\u00f6yle dua etmi\u015f: Allah\u0131m! Senden senin hayr\u0131nla bunun hayr\u0131n\u0131 dilerim, bunun \u015ferrinden ve ba\u015fkas\u0131n\u0131n \u015ferrinden Sen&#8217;in g\u00fcc\u00fcne ve kudretine s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m&#8221;. Melik&#8217;in huzuruna girince Arap\u00e7a selam vermi\u015f ve \u0130branice bir dua etmi\u015f. Melik &#8220;Bu ne dili?&#8221; demi\u015f, o da &#8220;atalar\u0131m\u0131n dili&#8221; diye cevap vermi\u015f. Melik, bir\u00e7ok dil bilirmi\u015f, bildi\u011fi dillerin hepsinden konu\u015fmu\u015f, Yusuf da o dillerden tek tek cevaplar vermi\u015f. Bunun \u00fczerine Melik hayretler i\u00e7inde kalm\u0131\u015f ve &#8220;Arzu ediyorum ki, r\u00fcyam\u0131n yorumunu bir de senden dinliyeyim&#8221; demi\u015f. Yusuf da onun r\u00fcyada g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc s\u0131\u011f\u0131rlar\u0131 ve ba\u015faklar\u0131 tek tek yerleriyle ve renkleriyle tavsif ederek anlatm\u0131\u015f. Bunun \u00fczerine Melik, onu kendi seririne oturtmu\u015f ve fikrini sormu\u015f. Yusuf da &#8220;Benim d\u00fc\u015f\u00fcncem odur ki, bu bolluk senelerinde \u00e7ok ekin ektirirsin ve depolar bina edersin, elde edilen \u00fcr\u00fcnleri o depolarda muhafaza edersin, k\u0131tl\u0131k seneleri gelince bu fazla \u00fcr\u00fcnleri satar\u0131z, b\u00f6ylece hazineye b\u00fcy\u00fck gelirler sa\u011flanm\u0131\u015f olur&#8221; demi\u015f. Melik &#8220;Fakat bana bu i\u015fi kim yap\u0131verecek?&#8221; demi\u015f. \u0130\u015fte o vakit Yusuf kendini \u00f6ne s\u00fcrerek:<\/p>\n<p>55- Beni, dedi, bu arz\u0131n hazineleri \u00fczerine tayin et. Yani, b\u00fct\u00fcn bu M\u0131s\u0131r diyar\u0131n\u0131n hazinelerinin y\u00f6netimini, gelir ve giderinin yetkisini bana ver, bununla beni g\u00f6revlendir. Do\u011frusu ben bir koruyucuyum, uzman ve bilgili bir ki\u015fiyim. Hakk\u0131 hukuku g\u00f6zetirim, emanetleri iyi korurum, hazineleri haketmeyenlerin \u00e7ar\u00e7ur etmesinden iyi korurum ve tasarruf yollar\u0131n\u0131 \u00e7ok iyi bilirim. Yusuf&#8217;un yapt\u0131\u011f\u0131 bu teklif misal g\u00f6sterilerek, adaleti ve g\u00f6revin gerektirdi\u011fi hususlar\u0131 hakkiyle ifa edece\u011fine g\u00fcvenen bir insan\u0131n valilik ve y\u00f6neticilik talebinde bulunmas\u0131 ve kendi kabiliyetini a\u00e7\u0131\u011fa vurmas\u0131, hatta k\u00e2firden bile y\u00f6neticilik almas\u0131 caiz demi\u015flerdir. Fakat \u00e2yette bu Melik&#8217;in k\u00fcfr\u00fcne delil say\u0131labilecek bir \u015fey yoktur. Aksine bunun m\u00fcsl\u00fcman oldu\u011fu M\u00fccahid&#8217;den nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bir de &#8220;Beni b\u00fct\u00fcn hazinelerin ba\u015f\u0131na getir&#8221; diyen Hz. Yusuf, asl\u0131nda Melik&#8217;ten tam yetki talebinde bulunmu\u015ftur. Bu s\u00f6ze bakarak baz\u0131 m\u00fcfessirlerin dedi\u011fi gibi, Melik Hz. Yusuf&#8217;un emri alt\u0131na girmi\u015f ve onun reyine tabi olmu\u015f demektir. Bu da, b\u00fct\u00fcn konularda de\u011fil, yaln\u0131zca mal\u00ee i\u015flerde ge\u00e7erlidir. \u015eu halde bu \u015fekilde g\u00f6rev kabul etmenin sorumlulu\u011fu do\u011frudan do\u011fruya ahkam\u0131 icra etmenin sorumlulu\u011funa d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr. Talep meselesine gelince, onun da f\u0131kh\u00ee h\u00fckm\u00fc \u015fudur: Ehliyet ve liyakatlar\u0131 olmayanlara valilik ve y\u00f6neticilik vermek haramd\u0131r. Bunun talep eden a\u00e7\u0131s\u0131ndan talebi de haram, g\u00f6revlendiren a\u00e7\u0131s\u0131ndan g\u00f6rev verilmesi de haramd\u0131r. Ehliyeti olanlara kabul caiz, talep mekruhtur. Me\u011fer ki, taayy\u00fcn etmi\u015f olsun, yani o i\u015fe ondan ba\u015fka ehil biri bulunmas\u0131n. \u0130\u015fte o vakit talep vacip bile olur. \u0130\u015fte bir peygamber olan Hz. Yusuf, Allah taraf\u0131ndan g\u00f6revli oldu\u011fu hak ve adaletin ahkam\u0131n\u0131 icraya bir yol bulmak, bir vesile bulmak i\u00e7in bu talebiyle o vecibenin ifas\u0131na \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Acaba onun bu talebi kabul edildi mi?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>56. Ve i\u015fte biz b\u00f6ylece Yusuf&#8217;u o yerde temkin ettik (yerle\u015ftirdik). Neresinde isterse orada makam tutuyordu. Biz rahmetimizi diledi\u011fimize nasip ederiz. Ve iyilik edenlerin m\u00fckafat\u0131n\u0131 zayi etmeyiz.<\/p>\n<p>56- Ve i\u015fte bu suretle, b\u00f6yle h\u0131f\u0131z ve ilim ile onu temay\u00fcz ettirerek, g\u00f6n\u00fclleri b\u00fcy\u00fcleyen \u015fanl\u0131 bir emniyet ve yetki ile hazinelerin ba\u015f\u0131na ge\u00e7irmek suretiyle Yusuf&#8217;u o \u00fclkede temkin ettik. M\u0131s\u0131r diyar\u0131nda y\u00fcksek bir n\u00fcfuz ve iktidarla yerle\u015ftirdik.<\/p>\n<p>Burada g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, Yusuf&#8217;un teklifine Melik&#8217;in ne dedi\u011fi a\u00e7\u0131k se\u00e7ik bildirilmemi\u015f, sadece sonu\u00e7 olarak &#8220;\u0130\u015fte b\u00f6yle onu o \u00fclkede yetkiyle donatt\u0131k ve yerle\u015ftirdik&#8221; me\u00e2linde bir durum bildirilmi\u015ftir. S\u00f6z\u00fcn geli\u015fi, zaten onun yapt\u0131\u011f\u0131 teklifin reddedilmesi bahis mevzuu olam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131 anlatmakta ise de kabul edildi\u011fi de kesin olarak ifade edilmemi\u015ftir. Ancak fiilin do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;a isnad edilmesi \u015funu ifade eder ki, Yusuf&#8217;u bu \u015fekilde iktidara getiren Melik de\u011fildir, Allahu Azim\u00fc\u015f\u015fan&#8217;d\u0131r. Allah b\u00fct\u00fcn sebepleri haz\u0131rlam\u0131\u015f, Melik&#8217;i de ona m\u00fcsahhar k\u0131lm\u0131\u015f, onu da Yusuf i\u00e7in arac\u0131 k\u0131lm\u0131\u015f ve \u00e2let etmi\u015fti.<\/p>\n<p>Rivayet olunuyor ki, Melik, Hz. Yusuf&#8217;a bir tac giydirmi\u015f, devlet m\u00fch\u00fcr\u00fcn\u00fc \u00e7\u0131kar\u0131p parma\u011f\u0131na ge\u00e7irmi\u015f, k\u0131l\u0131\u00e7 ku\u015fatm\u0131\u015f ve onun i\u00e7in inci ve yakut i\u015flemeli alt\u0131ndan yap\u0131lm\u0131\u015f bir serir yapt\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. Hz. Yusuf da &#8220;Bu serir ile m\u00fclk\u00fcn\u00fc sa\u011flamla\u015ft\u0131r\u0131r\u0131m. \u0130\u015fte bu m\u00fch\u00fcr ile de i\u015fleri tedbir ile y\u00fcr\u00fct\u00fcr\u00fcm. Fakat bu tac, bu benim giyeceklerimden de\u011fil atalar\u0131m\u0131n giyeceklerinden de de\u011fil&#8221; demi\u015f, sonra o serire oturup i\u015fleri y\u00fcr\u00fctmeye ba\u015flam\u0131\u015f, adalet ve hakkaniyetten ayr\u0131lmam\u0131\u015f, erkek di\u015fi yediden yetmi\u015fe herkes kendisini sevmi\u015f, \u00fclke b\u00fct\u00fcn\u00fcyle onun s\u00f6z\u00fcnden \u00e7\u0131kmaz olmu\u015f. Bu arada Aziz vefat etmi\u015f, zevcesi Rail, di\u011fer ad\u0131yla &#8220;Z\u00fcleyha&#8221; Melik taraf\u0131ndan Yusuf&#8217;a nikahland\u0131r\u0131lm\u0131\u015f Gerde\u011fe girdi\u011finde Yusuf Z\u00fcleyha&#8217;ya &#8220;Nas\u0131l bu senin istedi\u011finden daha iyi de\u011fil mi?&#8221; demi\u015f ve Z\u00fcleyha&#8217;y\u0131 bakire bulmu\u015f, daha sonra ondan iki o\u011flu olmu\u015f: Efrayim ve Men\u015fa adlar\u0131n\u0131 koymu\u015f&#8230;ilh.<\/p>\n<p>Bununla beraber \u00e2yette Melik&#8217;in kabul \u015feklinden s\u00f6z edilmemi\u015f, oras\u0131 meskutun anh olarak ge\u00e7ilmi\u015f, ayr\u0131ca Hz. Yusuf&#8217;un teklifinin derhal yerine getirildi\u011fi de anlat\u0131lmam\u0131\u015f oldu\u011fundan oras\u0131 da pek anla\u015f\u0131lm\u0131yor. Ancak Resulullah (s.a.v.) Efendimiz&#8217;den nakledilen bir hadisi \u015ferifte &#8220;Allah rahmet eylesin karde\u015fim Yusuf, &#8220;Beni bu \u00fclkenin hazinelerinin ba\u015f\u0131na getir&#8221; demeseydi o anda i\u015f ba\u015f\u0131na getirilecekti ve lakin bu s\u00f6z onu bir sene geciktirdi&#8221; buyurmu\u015ftur. Demek ki, haddi zat\u0131nda bu i\u015f i\u00e7in Hz. Yusuf tek aday idi, fakat taayy\u00fcn etmi\u015f olmas\u0131na ra\u011fmen kendisine talep farz de\u011fildi.<\/p>\n<p>Zira birinci derecede \u00f6nemli olan \u015fey gelecek k\u0131tl\u0131k y\u0131llar\u0131 i\u00e7in tedbir almak idi. B\u00f6yle bir g\u00f6reve bir an \u00f6nce ba\u015flamak evla olmakla birlikte biraz gecikmeyle bu f\u0131rsat b\u00fcsb\u00fct\u00fcn elden ka\u00e7acak de\u011fildi. Oysa zindandan \u00e7\u0131kar \u00e7\u0131kmaz hazinelerin ba\u015f\u0131na ge\u00e7mek isteyi\u015fi hakk\u0131ndaki g\u00fcveni sarsabilirdi. O talip (isteyen) de\u011fil, matlup (istenilen) olmal\u0131yd\u0131. Allah Te\u00e2l\u00e2 onu daha b\u00fcy\u00fck bir n\u00fcfuz ve yetkiyle i\u015f ba\u015f\u0131na ge\u00e7irecekti. Binaenaleyh talip durumunda olmasa daha iyi olacakt\u0131, derhal aranan bir adam s\u0131fat\u0131yla i\u015fe tayin edilecekti. L\u00e2kin Melik&#8217;e kar\u015f\u0131 &#8220;Beni i\u015f ba\u015f\u0131na ge\u00e7ir&#8221; dedi\u011finden dolay\u0131 Allah&#8217;\u0131n hikmeti, i\u015fin bir sene gecikmesine sebep olmu\u015f. B\u00f6ylecce Allah onu, o vaziyetten kurtar\u0131p y\u00fcksek yetkilerle M\u0131s\u0131r \u00fclkesine hazineler naz\u0131r\u0131 yapm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6yle ki: O, o \u00fclkenin neresinde isterse oras\u0131nda makam tutuyordu. Yani \u00fclkenin her yerinde s\u00f6z\u00fc ge\u00e7iyor, dedi\u011fi yap\u0131l\u0131yordu. \u00d6yle bir emniyet ve asayi\u015f sa\u011flam\u0131\u015ft\u0131, \u00f6yle bir sevgi ve itibar kazanm\u0131\u015ft\u0131, \u00f6yle b\u00fcy\u00fck bir n\u00fcfuz ve iktidara ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131 ki, b\u00fct\u00fcn \u00fclkeyi tasarrufu alt\u0131na alm\u0131\u015f, \u015fehirleri, kasabalar\u0131, k\u00f6yleri ve mezralar\u0131yla b\u00fct\u00fcn M\u0131s\u0131r \u00fclkesi sanki onun evinin bah\u00e7esi haline gelmi\u015fti. Diledi\u011fi yerde ikamet ediyor ve hi\u00e7bir niza olmadan i\u015fleri y\u00fcr\u00fct\u00fcyordu, istedi\u011fi haz\u0131rl\u0131klar\u0131 yapt\u0131r\u0131yordu.<\/p>\n<p>\u00d6yle ya. Biz kime dilersek rahmetimizi ya\u011fd\u0131r\u0131r\u0131z. Diledi\u011fimizi yapar\u0131z. Hi\u00e7bir \u015farta ba\u011fl\u0131 olmayarak, sadece dilememizle istedi\u011fimizi d\u00fcnyada veya ahirette veya her ikisinde birden ola\u011fan\u00fcst\u00fc devletlere, nimetlere mazhar k\u0131lar\u0131z. Binaenaleyh bu \u00f6yle bir rahm\u00e2n\u00ee rahmettir ki, kulun kesbinin hi\u00e7bir m\u00fcdahalesi olmayarak, s\u0131rf il\u00e2h\u00ee takdirin bir zorlamas\u0131 ve cilvesi ile meydana gelir. Yusuf her\u015feyden \u00f6nce i\u015fte b\u00f6yle bir il\u00e2h\u00ee rahmete mazhar idi: Ona verilen ilim ve hikmet, n\u00fcb\u00fcvvet ve muvaffakiyet i\u015fte b\u00f6yle s\u0131rf vehb\u00ee olan bir rahmet eseri idi. Ve muhsinlerin ecrini zayi etmeyiz. Yani iyilik seven ve Allah i\u00e7in i\u015fini g\u00fczel yapanlar\u0131n ecrini, m\u00fckafat\u0131n\u0131 zayi etmeyiz. \u00d6zellikle kulun kesbine ba\u011f\u0131ml\u0131 olan ve binaenaleyh bir \u015feriat ve kanun \u00e7er\u00e7evesinde cereyan eder rahimiyyeti vard\u0131r. Diledi\u011fine diledi\u011fi gibi rahmetini bol bol g\u00f6nderen Allah Te\u00e2l\u00e2, iyilik yapan kullar\u0131n\u0131n ecrini de zayi etmez, tam\u0131 tam\u0131na \u00f6der. Hatta fazlas\u0131yla ihsan eder. Yani, \u015fu akla gelmesin ki, diledi\u011fine rahmetini bol bol g\u00f6nderen Allah, acaba iyilik yapanlar\u0131n haklar\u0131n\u0131, m\u00fckafatlar\u0131n\u0131 \u00f6deme konusunda da diledi\u011fi gibi tasarruf mu edecektir? Hay\u0131r kimsenin, hele iyilik yapanlar\u0131n m\u00fckafatlar\u0131n\u0131 \u00f6derken, onlar\u0131n hakk\u0131n\u0131 zayi etmeyecek. \u0130\u015fte O, b\u00f6yle iyiler iyisi, muhsinler muhsini bir Allah&#8217;d\u0131r. Faili muhtar olmakla beraber, me\u015fiyyetinin rahmet ve ihsan ile s\u00fcrekli beraberli\u011fi vard\u0131r. Demek ki, ihsan hasleti, il\u00e2h\u00ee rahmetin en peki\u015ftirmeli ve geni\u015f kapsaml\u0131s\u0131d\u0131r. B\u00f6ylece iyilik yapanlar biri ihsan hasleti, \u00f6b\u00fcr\u00fc de m\u00fckafat ve ecir hasleti olmak \u00fczere il\u00e2h\u00ee rahmetin her iki hasletinden de yararlanacaklar. Ve \u015fu halde il\u00e2h\u00ee rahmet denilince &#8220;Do\u011frusu Allah&#8217;\u0131n rahmeti iyilik yapanlara yak\u0131nd\u0131r&#8221; (A&#8217;raf 7\/56) m\u00fcjdesi s\u00f6z konusudur. \u0130\u015fte Yusuf aleyhisselam da halis muhlis muhsinlerden oldu\u011fu i\u00e7in, Allah ecrini zayi etmemi\u015f, \u015fan\u0131 ve \u015ferefiyle onu zindanlardan \u00e7\u0131kar\u0131p, b\u00f6yle devletler \u00fczerinde iktidar ve yetki sahibi yapm\u0131\u015ft\u0131r. Binaenaleyh b\u00f6yle \u015fey olur mu? Bu kadar b\u00fcy\u00fck devlete ve nimete erilir mi, dememeli. \u00dcstelik Yusuf gibi iyilik sahiplerine vaad olunan ve as\u0131l hesaba kat\u0131lmas\u0131 gereken m\u00fckafat yaln\u0131zca bundan ibaret de de\u011fildir. Yani, b\u00f6yle lezzeti elemle kar\u0131\u015f\u0131k d\u00fcnya devleti ve d\u00fcnya hazineleri gibi haddi zat\u0131nda s\u0131n\u0131rl\u0131 ve fani olan d\u00fcnya ecrinden ibaret san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>57. \u0130man edip takva yolunu tutanlar i\u00e7in elbette ahiret m\u00fckafat\u0131 daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>57- Ve elbette ahiret ecri daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.Yani, d\u00fcnya ecri ne kadar hay\u0131rl\u0131 olursa olsun, ahiret ecri, ahiret sevab\u0131 daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc kal\u0131c\u0131, ebed\u00ee, zahmetsiz, halis ve kat\u0131ks\u0131z hay\u0131rd\u0131r. Fakat iman edip, takva yolunda gidenler i\u00e7in; yani, Allah&#8217;\u0131 bir, Hz. Muhammed&#8217;i hak peygamber olarak tan\u0131y\u0131p, dinin emir ve yasaklar\u0131na titizlikle uyan muhsinler i\u00e7in ahiret sevab\u0131 elbette daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. \u015eu halde ibret ehli, Yusuf&#8217;un d\u00fcnyada nail oldu\u011fu o ge\u00e7ici devlete ve nimete de\u011fil de as\u0131l ahirette erece\u011fi sonsuz ve s\u0131n\u0131rs\u0131z m\u00fckafata imrenir.<\/p>\n<p>Onu dikkat nazar\u0131na al\u0131r da \u00f6yle kamil bir imanla takva ve ihsana sar\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Yusuf, M\u0131s\u0131r&#8217;da \u00f6ylece iktidar makam\u0131nda yetkiyle g\u00f6revlerini y\u00fcr\u00fct\u00fcrken:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>58. (Bir g\u00fcn) Yusuf&#8217;un karde\u015fleri \u00e7\u0131kageldiler ve onun yan\u0131na girdiler. O, onlar\u0131 g\u00f6r\u00fcr g\u00f6rmez tan\u0131d\u0131, oysa onlar onu tan\u0131yamam\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>59. Ne zaman ki onlar\u0131n b\u00fct\u00fcn haz\u0131rl\u0131klar\u0131n\u0131 tamamlad\u0131, o zaman dedi ki: &#8220;Baban\u0131zdan olan \u00f6b\u00fcr karde\u015finizi de bana getirin. G\u00f6r\u00fcyorsunuz ya, ben \u00f6l\u00e7e\u011fi tam \u00f6l\u00e7\u00fcyorum ve ben konukseverlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131y\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>60. &#8220;Siz e\u011fer onu bana getirmezseniz, bir daha size hi\u00e7 kile yok, (bir \u00f6l\u00e7ek bile zahire alamazs\u0131n\u0131z) yan\u0131ma da yakla\u015fmay\u0131n&#8221;.<\/p>\n<p>61. Dediler ki: &#8220;Onun i\u00e7in babas\u0131ndan izin almaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131z. Her h\u00e2l\u00fc k\u00e2rda bunu yapaca\u011fz.&#8221;<\/p>\n<p>62. Yusuf bir taraftan da adamlar\u0131na tenbih etti: &#8220;Sermayelerini y\u00fcklerinin i\u00e7ine koyuverin, belki ailelerinin yan\u0131na d\u00f6n\u00fcnce fark\u0131na var\u0131rlar ve belki yine gelirler&#8221; dedi.<\/p>\n<p>58- Bir de Yusuf&#8217;un karde\u015fleri geldi. Yani, daha \u00f6nce haber verdi\u011fi k\u0131tl\u0131k seneleri gelmi\u015f \u00e7atm\u0131\u015f olmakla her taraftan zahire almak i\u00e7in M\u0131s\u0131r&#8217;a geliyorlar ve Yusuf&#8217;a m\u00fcracaat ediyorlard\u0131. Karde\u015fleri de M\u0131s\u0131r&#8217;a geldiler, sonra da huzura girdiler Yusuf onlar\u0131 hemen tan\u0131d&#8221; Elbette Yusuf&#8217;un huzuruna girecekleri zaman h\u00fcviyetleri tesbit edilmi\u015f, kendilerinin kim olduklar\u0131n\u0131 haber vermi\u015flerdi. Demek ki, \u015fekil ve k\u0131yafetlerinde de tan\u0131nmayacak bir de\u011fi\u015fiklik yokmu\u015f, zaten i\u00e7lerinden birini tan\u0131m\u0131\u015f olsa hepsini tan\u0131yaca\u011f\u0131 belli idi. Onlar ise onu tan\u0131mam\u0131\u015flard\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, \u00e7ocukken ayr\u0131lm\u0131\u015f, b\u00fcy\u00fcm\u00fc\u015f, de\u011fi\u015fmi\u015f ve tan\u0131nmayacak bir makamda bulunuyordu. \u015eu halde s\u00fbrenin ba\u015f taraf\u0131nda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, Yusuf kuyuya at\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman kendisine vahyedilmi\u015f olan &#8220;Sen onlara bu yapt\u0131klar\u0131n\u0131 hi\u00e7 beklemedikleri bir s\u0131rada haber vereceksin&#8221; (\u00e2yet 15) il\u00e2h\u00ee vaadi ger\u00e7ekle\u015fmeye ba\u015fl\u0131yordu. Onlar, onun huzurunda garibane bir \u015fekilde hallerini arzettiler. O da kendini tan\u0131tmadan a\u015fa\u011f\u0131da gelece\u011fi \u00fczere onlara ikramda bulundu, y\u00fcklerini haz\u0131rlatt\u0131.<\/p>\n<p>59- Ne zaman ki, onlar\u0131n y\u00fcklerini haz\u0131rlatt\u0131. B\u00fct\u00fcn ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek \u00f6zellikle ve titizlikle haz\u0131rlad\u0131, donatt\u0131, onlar\u0131 tam u\u011furlayaca\u011f\u0131 s\u0131rada dedi ki, bana, baban\u0131zdan olan \u00f6b\u00fcr karde\u015finizi de getirin. Bu karde\u015f daha \u00f6nce yukar\u0131da da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, &#8220;Yusuf ve karde\u015fi babam\u0131za bizden daha sevimli&#8221; (\u00e2yet 8) demi\u015f olduklar\u0131 B\u00fcnyamin idi.<\/p>\n<p>Demek ki, gelenler daha \u00f6nce Yusuf&#8217;u g\u00f6t\u00fcr\u00fcp kuyuya atanlar idi ve bunlar aras\u0131nda Yusuf&#8217;un ana-baba bir \u00f6z karde\u015fi olan B\u00fcnyamin yoktu. Bu s\u0131rada veya daha \u00f6nce kim olduklar\u0131n\u0131 arzettikleri s\u0131rada bir karde\u015fleri daha oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f olmal\u0131lar ki, Yusuf onlara yak\u0131nl\u0131k g\u00f6sterdi\u011fi halde yine de bu s\u00f6zden, bu istekten bir anlam \u00e7\u0131kar\u0131p onu tan\u0131yamam\u0131\u015flard\u0131. \u0130htimal ki, onlar, bunu haklar\u0131nda ba\u015fka yollardan yap\u0131lm\u0131\u015f bir tahkikat ve istihbarat olarak de\u011ferlendirmi\u015flerdi. Bu y\u00fczden fark\u0131na varamam\u0131\u015flar, g\u00f6sterilen bu derin a\u015final\u0131ktan b\u00fcsb\u00fct\u00fcn hayrete d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir. Yusuf bunu s\u00f6ylerken &#8220;Karde\u015finizi&#8221; demeyip de &#8220;baban\u0131zdan olan sizin \u00f6b\u00fcr karde\u015finizi&#8221; demesi de \u00e7ok anlaml\u0131d\u0131r. Bunu b\u00f6yle s\u00f6ylemekle, onu hem tan\u0131m\u0131yormu\u015f gibi davranm\u0131\u015f, hem onun yaln\u0131z kald\u0131\u011f\u0131n\u0131 i\u015faret etmi\u015f, hem de kendi karde\u015fli\u011fini kastetmeye uygun bir imada bulunmu\u015f ve b\u00f6ylece ilk \u00f6nce sevgili \u00f6z karde\u015fini yan\u0131na getirtmek istemi\u015f. Bu iste\u011fin yerine getirilmesini sa\u011flamak i\u00e7in de demi\u015fti ki:<\/p>\n<p>G\u00f6rm\u00fcyormusunuz ben keyli hakk\u0131yle \u00f6l\u00e7\u00fcyorum. G\u00f6r\u00fcyorsunuz ya benim tutumum, haks\u0131zl\u0131\u011fa ve suistimale, yolsuzlu\u011fa hi\u00e7 meydan vermiyor; tam \u00f6l\u00e7\u00fcyorum, kimseye eksik vermiyorum, ayn\u0131 zamanda ben hayr\u00fclm\u00fcnzilin bir kimseyim. Allah i\u00e7in \u00e7ok iyi ve emsalsiz bir misafirperverim.<\/p>\n<p>Bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, onlar\u0131n y\u00fckleri ve ihtiya\u00e7lar\u0131 techiz edilip haz\u0131rlan\u0131ncaya kadar onlar\u0131 kendi hanesinde a\u011f\u0131rlam\u0131\u015f, ziyafetler verip, ikram ve ihsan da bulunmu\u015f. Bunu da ba\u015fa kakmak ve minnet y\u00fcklemek maksad\u0131yla de\u011fil, daha fazla zahire veremedi\u011fi i\u00e7in mazeret olarak s\u00f6ylemi\u015f, bir ki\u015fi daha olsayd\u0131n\u0131z size bir ki\u015filk daha fazla zahire verebilecektim demek istemi\u015f ve karde\u015finin getirilmesini sa\u011flamak i\u00e7in s\u00f6ylemi\u015f ve bu konuda \u0131srarl\u0131 oldu\u011funu da \u015f\u00f6yle belirtmi\u015f:<\/p>\n<p>60- E\u011fer onu bana getirmezseniz art\u0131k size benim yan\u0131mda hi\u00e7bir kile yoktur. Yani paran\u0131zla bile benim yetkim alt\u0131nda M\u0131s\u0131r topraklar\u0131n\u0131n hi\u00e7bir yerinde bir tek \u00f6l\u00e7ek bile zahire alamazs\u0131n\u0131z, alman\u0131z ihtimali bile yoktur bilesiniz, bana da yakla\u015fmay\u0131n\u0131z&#8230; Yani, benden yard\u0131m ve iltifat ummak \u015f\u00f6yle dursun, semtime bile u\u011framay\u0131n\u0131z, g\u00f6z\u00fcme g\u00f6r\u00fcnmeyiniz, \u00fclkeme ayak bile basmay\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>61-Yusuf&#8217;un bu \u0131srarl\u0131 iste\u011fine kar\u015f\u0131 onlar \u015f\u00f6yle cevap verdiler: Dediler ki: Var\u0131nca onun i\u00e7in babas\u0131na m\u00fcravede edece\u011fiz. Yani, onu babas\u0131 yan\u0131ndan ay\u0131rmak istemez, amma biz kand\u0131rmak i\u00e7in bir yolunu bulmaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131z. Ve kesinlikle biz bunu yapar\u0131z.<\/p>\n<p>62-Di\u011fer taraftan Yusuf: u\u015faklar\u0131na, (yani zahireleri \u00f6l\u00e7en ve y\u00fckleri haz\u0131rlayan emri alt\u0131ndaki g\u00f6revlilere) tembih etti: Sermayelerini, y\u00fcklerinin i\u00e7ine geri koyuverin, dedi. Zahire almak i\u00e7in sermaye diye getirdikleri para veya alt\u0131n g\u00fcm\u00fc\u015f cinsinden k\u0131ymetli e\u015fyalar\u0131 zahire \u00e7uvallar\u0131 i\u00e7ine koydurtmu\u015f ve el alt\u0131ndan onlara b\u00f6yle gizli bir ihsanda daha bulunmu\u015ftu, &#8220;ki, geri gelsinler diye&#8221;. \u00c7\u00fcnk\u00fc yurtlar\u0131na var\u0131p y\u00fckleri a\u00e7t\u0131klar\u0131 zaman, yeni bir sevin\u00e7 daha duyacaklar ve ellerinde haz\u0131r bir sermaye bulacaklar ve dedi\u011fi gibi, karde\u015flerini alarak d\u00f6n\u00fcp geleceklerdi, Tekrar gelmeye can atacaklard\u0131.<\/p>\n<p>Burada denilebilir ki, bunlar \u00e7ok g\u00fczel ve ince \u015feyler, ancak Yusuf i\u00e7in ilk f\u0131rsatta kendisini tan\u0131tmas\u0131, babas\u0131na a\u00e7\u0131k\u00e7a durumunu bildirip, onu bir an \u00f6nce yan\u0131na davet etmesi daha uygun olmaz m\u0131yd\u0131? Meseleye d\u0131\u015fardan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, bu herkesin akl\u0131na gelebilecek bir \u015fey gibi g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Do\u011fru olan da b\u00f6yle yapmak san\u0131labilir. Fakat o zaman aniden gelen b\u00f6yle bir sevin\u00e7 ile ya\u015fl\u0131 babas\u0131 nas\u0131l olacakt\u0131? Acaba gelebilecek miydi? Genel durum ne idi, siyasi \u015fartlar nereye kadar m\u00fcsait idi? Ailesini M\u0131s\u0131r&#8217;a nakletmek m\u00fcmk\u00fcn olacak m\u0131yd\u0131?<\/p>\n<p>Demek ki, ledunn\u00ee hikmet a\u00e7\u0131s\u0131ndan ilk \u00f6nce getirilmesi gereken \u00f6b\u00fcr karde\u015fi idi. Bunu getirtmeden, Yusuf&#8217;un hicran\u0131na B\u00fcnyamin&#8217;in hicran\u0131 ve hasreti eklenmeden belki Yakup Aleyhisselam i\u00e7in vuslat \u015fartlar\u0131 tekemm\u00fcl etmeyecekti. Yusuf&#8217;un kalbinde kuyu ve zindan yaralar\u0131n\u0131n izlerine kar\u015f\u0131l\u0131k, Yakub&#8217;un kalbi bu iki hicranla s\u0131zlanmadan meydana gelecek kavu\u015fmay\u0131, ruhlar ayn\u0131 zevk ve ayn\u0131 \u015fevk ile duyam\u0131yacaklard\u0131. G\u00f6r\u00fclecek parlak hatimenin, mutlu sonun ledunn\u00ee ne\u015fvesi tamam olmayacakt\u0131. Unutmamak gerekir ki, Yusuf&#8217;un bu muameleleri kendi iradesiyle de\u011fildir. Biraz sonra gelecek \u00e2yetlerde de g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere, hepsi Allah taraf\u0131ndan gelen vahiy emriyle olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Yusuf, karde\u015flerini b\u00f6ylece tembihlerle ve geri d\u00f6nmeleri i\u00e7in gerekli te\u015fviklerle u\u011furlad\u0131:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>63. B\u00f6ylece d\u00f6n\u00fcp babalar\u0131na geldikleri vakit, dediler ki: &#8220;Ey babam\u0131z! Bizden \u00f6l\u00e7ek menedildi (bize zahire verilmeyecek). Bu kere karde\u015fimizi de bizimle g\u00f6nder ki, \u00f6l\u00e7ek alabilelim. Biz onu kesinlikle koruyaca\u011f\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>64. Babalar\u0131 dedi ki: &#8220;Ben onu size nas\u0131l emanet ederim? Ya bundan \u00f6nce karde\u015fini emanet etti\u011fimde olan gibi olursa! En hay\u0131rl\u0131 koruyucu Allah&#8217;d\u0131r ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.&#8221;<\/p>\n<p>65. Derken y\u00fcklerini a\u00e7t\u0131lar ve sermayelerini kendilerine geri verilmi\u015f olarak buldular. Dediler ki: &#8220;Ey babam\u0131z! Daha ne isteriz? \u0130\u015fte sermayelerimiz de bize iade edilmi\u015f. Bununla yine ailemize zahire al\u0131r getiririz, karde\u015fimizi de koruruz, \u00fcstelik bir y\u00fck daha fazla zahire al\u0131r\u0131z. Zaten bu ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z pek az bir zahiredir.&#8221;<\/p>\n<p>66. Babalar\u0131 dedi ki: &#8220;Hepiniz \u00e7aresiz kalmad\u0131k\u00e7a onu bana mutlaka getirece\u011finize dair Allah&#8217;dan bir yemin vermedik\u00e7e, onu, kesinlikle sizinle g\u00f6ndermem&#8221;. Onlar da Allah&#8217;a and i\u00e7erek babalar\u0131na s\u00f6z verince, babalar\u0131 dedi ki: &#8220;Bu s\u00f6ylediklerinize Allah vekildir&#8221;.<\/p>\n<p>67. Ve dedi ki: &#8220;Ey yavrular\u0131m! (\u015fehre) hepiniz bir kap\u0131dan girmeyin de ayr\u0131 ayr\u0131 kap\u0131lardan girin. Ger\u00e7i ben ne yapsam, Allah&#8217;\u0131n takdirini sizden engelleyemem. H\u00fck\u00fcm yaln\u0131zca Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Onun i\u00e7in b\u00fct\u00fcn tevekk\u00fcl edenler O&#8217;na tevekk\u00fcl etmelidirler.&#8221;<\/p>\n<p>68. Ne zaman ki, \u015fehre vard\u0131lar, o zaman babalar\u0131n\u0131n kendilerine emretti\u011fi \u015fekilde girdiler. (Ger\u00e7i bu \u015fekilde girmeleri) onlar hak\u0131nda Allah&#8217;\u0131n takdir etti\u011fi hi\u00e7bir \u015feyi \u00f6nleyemezdi, bu sadece Yakub&#8217;un i\u00e7inden ge\u00e7irdi\u011fi bir iste\u011fin yerine getirilmesi oldu. \u015e\u00fcphesiz o, ilim sahibiydi, \u00e7\u00fcnk\u00fc ona biz \u00f6\u011fretmi\u015ftik. Fakat insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bunu bilmezler.<\/p>\n<p>63- Ey babam\u0131z, dediler, kile bizden engellendi. Yani gelir gelmez, daha y\u00fcklerini bile a\u00e7madan, babalar\u0131na g\u00f6rd\u00fckleri ihsan ve ikramdan s\u00f6z etmeden, ilk a\u011f\u0131zda b\u00f6yle ac\u0131 bir haber ile s\u00f6ze ba\u015flad\u0131lar. Yusuf&#8217;un ileriye d\u00f6n\u00fck bir \u015fart olarak \u00f6ne s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc bu s\u00f6z\u00fc, onlar mutlak anlamda kullanarak istekte bulunmaya ba\u015flad\u0131lar. Ger\u00e7i maksatlar\u0131 &#8220;E\u011fer karde\u015fimizi g\u00f6t\u00fcrmezsek bundan b\u00f6yle M\u0131s\u0131r&#8217;dan zahire alabilmemiz yasakland\u0131&#8221; demekti. Fakat onlar bunu babalar\u0131 \u00fczerinde etki arac\u0131 olarak kullanmak i\u00e7in sanki elleri bo\u015f gelmi\u015fler, b\u00fct\u00fcn zahmetleri bo\u015fa gitmi\u015f gibi mutlak anlamda bir yasaklanma \u015feklinde ifade etmi\u015flerdir. Bu s\u00f6z\u00fcn arkas\u0131ndan da as\u0131l maksad\u0131 \u00fczerine basa basa vurgulam\u0131\u015flar: \u015eu halde karde\u015fimizi bizimle g\u00f6nder ki zahire alabilelim, bize g\u00fcven, emin ol; biz onu elbette muhafaza ederiz, koruruz.<\/p>\n<p>64-Babalar\u0131 onlar\u0131n teklifini red ile kabul aras\u0131nda bir cevapla kar\u015f\u0131lad\u0131: Dedi ki: Onu size emanet edeyim mi? Yani, etmem, nas\u0131l edebilirim? Ancak bundan \u00f6nce karde\u015fi hakk\u0131nda g\u00fcvendi\u011fim gibi g\u00fcvenmi\u015f olurum. Yani bu g\u00fcvenmem, lay\u0131k\u0131yle bir g\u00fcvenme olmaz. Olsa olsa karde\u015fini g\u00fcvendi\u011fim gibi g\u00fcvenmi\u015f olaca\u011f\u0131m. Bu ifade hem sitemi, hem de reddi ifade eder. Biliyorsunuz ya! Bundan \u00f6nce Yusuf&#8217;u size emanet ettim de ne oldu? Onun hakk\u0131nda da b\u00f6yle bast\u0131ra bast\u0131ra &#8220;Muhakkak ki, biz onu koruruz&#8221; (\u00e2yet 12) demi\u015ftiniz de ne yapt\u0131n\u0131z? Koruyabildiniz mi? Art\u0131k bunun hakk\u0131nda &#8220;onu biz elbette koruruz&#8221; demenize g\u00fcvenebilir miyim? \u0130mdi Allah&#8217;d\u0131r en hay\u0131rl\u0131 koruyucu. Korursa O korur. Allah korumay\u0131 istedi\u011fi takdirde mutlaka korur ve Allah koruyanlar\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r. Korumay\u0131 murad edince, nerde olsa, nas\u0131l olsa korur ve en m\u00fckemmel, en hay\u0131rl\u0131 bir \u015fekilde korur. Her t\u00fcrl\u00fc tehlikelerden kesinlikle uzak tutar ve korur. Onun i\u00e7in onu Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131na emanet etmek daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Ve O, erham\u00fcrrah\u00eemdir, merhametlilerin en merhametlisidir. O&#8217;nun rahmetinden ve kereminden beklenir ki, onu korur da bir musibet, bir ac\u0131 daha vermez.<\/p>\n<p>65- Ne zaman ki y\u00fcklerini a\u00e7t\u0131lar, sermayelerini kendilerine iade edilmi\u015f olarak buldular. Demek ki, babalar\u0131yla konu\u015fmalar\u0131 daha y\u00fcklerini a\u00e7madan \u00f6nce, gelir gelmez olmu\u015ftu. Demek ki, ilk i\u015f olarak karde\u015flerine babalar\u0131ndan izin koparmak pe\u015finde idiler. B\u00f6ylece Yusuf&#8217;un bu ikinci tedbiri, \u00fcmit etti\u011fi gibi, ikinci bir te\u015fvik unsuru olmu\u015ftu: Babalar\u0131na &#8220;daha ne isteriz?&#8221; diye bunu da bildirdiler&#8230;<\/p>\n<p>66-Ancak babalar\u0131 bununla da yetinmiyerek: Onu kesinlikle sizinle g\u00f6ndermeyece\u011fim, ta ki, Allah&#8217;dan bana bir and ve misak verirseniz. Yani, Allah&#8217;a yemin ederek bana s\u00f6z vermedik\u00e7e onun sizinle gitmesine kesinlikle izin vermeyece\u011fim. Allah&#8217;a yemin ederseniz, ki, onu muhakkak bana geri getireceksiniz, ancak hepiniz ihata edilmi\u015f olursan\u0131z o ba\u015fka. Yani hepiniz, her bak\u0131mdan yenik d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f ve \u00e7aresiz kalm\u0131\u015f, hepiniz helak olmu\u015f, g\u00fcc\u00fcn\u00fcz t\u00fckenmi\u015f bir vaziyete d\u00fc\u015fmedik\u00e7e, onu bana geri getirece\u011finize dair Allah&#8217;a yemin ederek bana s\u00f6z vermeden onu sizinle g\u00f6ndermem.<\/p>\n<p>Kaderin ne kadar dikkat \u00e7ekici bir cilvesidir ki, yemini son derece sa\u011flam surette ifade olunan bu istisna ile Yakup Aleyhissel\u00e2m, ileride ba\u015flar\u0131na gelecek ihata (ku\u015fat\u0131l\u0131p \u00e7aresiz kalma) durumunu sanki bilerek \u00f6nceden a\u00e7\u0131\u011fa vurmu\u015f ve sanki \u00f6yle bir durumdaki mesuliyetsizli\u011fi belgelemi\u015ftir. Onun i\u00e7in demi\u015flerdir ki, Yani, &#8220;bela, dile dayal\u0131d\u0131r.&#8221; A\u011f\u0131zdan \u00e7\u0131kan ba\u015fa gelir.<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine ne zaman ki babalar\u0131na misaklar\u0131n\u0131 verdiler, o da bu s\u00f6ylediklerimize Allah vekildir dedi.Yine \u00e7ok dikkat \u00e7ekicidir ki &#8220;Allah \u015fahit&#8221; veya &#8220;Allah kefil&#8221; dememi\u015f de &#8220;Allah vekil&#8221; demi\u015ftir. Demek ki, maksad\u0131 yaln\u0131zca \u015fahitlik de\u011fil, icraatt\u0131r. Demek ki, bu konuda kefalete de ihtiya\u00e7 yoktur. &#8220;Muhakkak ki, O, her\u015feye vekildir&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/102; H\u00fbd, 11\/12) \u00e2yeti ise bu konuda kesin ve mutlakt\u0131r. Yani, O&#8217;nun tevfiki olmadan biz bu s\u00f6zleri, bu teahh\u00fctleri yerine getiremeyiz. Bizim hesab\u0131m\u0131za bunlar\u0131 icra ediverecek, ger\u00e7ekle\u015ftirecek irade ve kudret ancak O&#8217;nundur. Bu konuda muvaffakiyeti O&#8217;ndan dileriz. Ayr\u0131ca \u015funu da tembih etti:<\/p>\n<p>67- Ey o\u011fullar\u0131m, dedi, hepiniz tek kap\u0131dan girmeyiniz, ayr\u0131 ayr\u0131 kap\u0131lardan giriniz!<\/p>\n<p>Demi\u015flerdir ki, bu tavsiyenin sebebi, toplu bir \u015fekilde girince g\u00f6ze \u00e7arpacaklar, dikkat \u00e7ekeceklerdi. O zaman da bir haset y\u00fcz\u00fcnden belki ba\u015flar\u0131na bir i\u015f gelebilecekti. Onlar\u0131 b\u00f6yle bir duruma d\u00fc\u015fmekten sak\u0131nd\u0131rmak i\u00e7in bu tavsiyeyi yapm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc birinci seferinde o\u011fullar\u0131 M\u0131s\u0131r&#8217;da tan\u0131nm\u0131\u015f ve Yusuf&#8217;dan g\u00f6rd\u00fckleri ikram ve ilgi y\u00fcz\u00fcnden \u00f6zellikle g\u00f6revliler taraf\u0131ndan tan\u0131nan, bilinen ki\u015filer olmu\u015flard\u0131. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Hz. Yakup, esrarengiz bir durum sezmi\u015f ve buna kar\u015f\u0131 o\u011fullar\u0131n\u0131n fazlaca dikkat \u00e7ekmeden, avc\u0131 koluna da\u011f\u0131l\u0131r gibi, ayr\u0131 ayr\u0131 kap\u0131lardan \u015fehre girmelerinde gizli bir tedbir g\u00f6rm\u00fc\u015f ve bunu tavsiye etmi\u015f. Bununla beraber b\u00f6yle tedbirlerle Huda&#8217;n\u0131n takdirinin \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ilemiyece\u011fini de anlatmak ihtiyac\u0131n\u0131 duymu\u015ftur ki:<\/p>\n<p>Maamafih Allah&#8217;dan herhangi bir \u015feyi sizden mu\u011fni olmuyorum. Yani, ben bu tedbir ve tavsiye ile sizi Allah taraf\u0131ndan gelmesi takdir edilmi\u015f olan herhangi bir \u015feyden uzak tutmu\u015f, sizi ondan kurtarm\u0131\u015f olmuyorum. E\u011fer Allah hakk\u0131n\u0131zda bir kaza murad etmi\u015f ise o mutlaka olur. O&#8217;nun takdirine kar\u015f\u0131 hi\u00e7bir tedbir fayda vermez. Her ihtimale kar\u015f\u0131 tedbir almak da gerekli ise de al\u0131nan tedbir, takdiri engelleyecek ve il\u00e2h\u00ee murad\u0131n meydana gelmesini \u00f6nleyecek de\u011fildir. Tedbir, nihayet Allah&#8217;dan o vesile ile bir yard\u0131m dilemedir. Takdire uygun ise faydal\u0131 olur, yoksa kadere mani olamaz. H\u00fck\u00fcm ancak Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Ben yaln\u0131zca O&#8217;na tevekk\u00fcl ettim&#8221;. Ancak O&#8217;nun h\u00fckm\u00fcne g\u00fcvenip, O&#8217;na dayand\u0131m, O&#8217;na g\u00fcvendim. Emir ve kumanday\u0131 O&#8217;na havale edip, sizi de O&#8217;na emanet ettim. \u015eu halde tevekk\u00fcl edecekler de O&#8217;na tevekk\u00fcl etsinler. Yani, tevekk\u00fcl edecek olanlar veya bana itimad\u0131 olanlar da ancak Allah&#8217;a tevekk\u00fcl etsinler. Ne ba\u015fkas\u0131na, ne de kendi g\u00fc\u00e7lerine g\u00fcvenmesinler. Hz. Yakub&#8217;un bu tevekk\u00fcl tavsiyesinin, &#8220;f\u00e2&#8221; harfiyle ki sebebiyyedir kendi tevekk\u00fcl\u00fcne ba\u011flanmas\u0131 da dikkat \u00e7ekicidir. Bununla b\u00f6ylece kendisinin n\u00fcb\u00fcvvetine i\u015faretle o\u011fullar\u0131n\u0131n ve di\u011ferlerinin de kendisine uymalar\u0131 gerekti\u011fi nasla ifade olunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>68- Ger\u00e7ekten de onun dedi\u011fi gibi, babalar\u0131n\u0131n kendilerine emretti\u011fi \u015fekilde girdiklerinde de ba\u015flar\u0131na Allah&#8217;dan gelecek hi\u00e7bir \u015feyden onlara fayda vermedi. O \u015fekilde girmeleri veya babalar\u0131n\u0131n o \u015fekildeki tavsiyesi, has\u0131l\u0131 bu \u015fekildeki bir tedbir haklar\u0131nda Allah taraf\u0131ndan mukadder olan \u015feylerden onlar\u0131 kurtarmaya yetmedi. Yani yine de ihata edilip \u00e7aresiz kalmalar\u0131na, h\u0131rs\u0131zl\u0131kla itham edilen karde\u015flerinin ellerinden al\u0131narak, orada al\u0131konulmas\u0131na vs. engel olamadilh.<\/p>\n<p>B\u00f6yle yapmakla ancak Yakub&#8217;un i\u00e7ine do\u011fan bir ihtiyac\u0131 yerine getirmi\u015f oldular. Ki, onun bir baba olarak, \u015fefkat hissi, kulluk anlay\u0131\u015f\u0131 ve en selametli yolu arama ihtiyac\u0131 vard\u0131. Bu tedbir ile g\u00f6nl\u00fcn\u00fcn \u011f\u0131llu \u011f\u0131\u015f\u0131 giderilmi\u015f, kendi i\u00e7inde acaba bir tedbirsizlik yapt\u0131k m\u0131, cinsinden \u015f\u00fcpheleri bertaraf edilmi\u015f oldu. Has\u0131l\u0131 o tedbirin s\u0131rf enf\u00fcs\u00ee bir teselliden ba\u015fka ger\u00e7ekte hi\u00e7bir faydas\u0131 olmad\u0131. Asl\u0131nda, muhakkak ki, o, bir ilim sahibi idi. Yani i\u015fin olaca\u011f\u0131na varaca\u011f\u0131n\u0131, tedbirin takdire engel olam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131 biliyordu. Yakup, bunu zaten biliyor ve her i\u015finde bunun gere\u011fini yerine getiriyordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc ona biz \u00f6\u011fretmi\u015ftik. Vahiy, ilham, tecr\u00fcbe ve istidlal yoluyla biz \u00f6\u011fretmi\u015ftik. Vel\u00e2kin insanlar\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu bilmezler. Onun bunlar\u0131 bildi\u011fini bilmezler. Kaderin h\u00fckm\u00fcn\u00fc icra edece\u011fini bilmezler. Bir k\u0131sm\u0131 kuvveti yaln\u0131zca kendi tedbirinde zanneder: Kendi mukadderat\u0131m\u0131z\u0131 kendimiz tayin edece\u011fiz, demeye kadar gider. Bir k\u0131sm\u0131 da tevekk\u00fcl\u00fc tedbir almaya engel zanneder: Tedbir ald\u0131\u011f\u0131 zaman tevekk\u00fcl a\u00e7\u0131s\u0131ndan kusurlu olaca\u011f\u0131n\u0131 san\u0131r. Oysa tedbirin de Allah&#8217;dan yard\u0131m istemek demek oldu\u011funu, en az\u0131ndan kendi g\u00f6n\u00fcl huzuru a\u00e7\u0131s\u0131ndan bunun gerekli oldu\u011funu hesaba katmaz.<\/p>\n<p>Al\u0131nan tedbir ile bir psikolojik ihtiyac\u0131n kar\u015f\u0131land\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bunun insana, en az\u0131ndan moral kazand\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 hesaba katmak gerekir:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>69. Yusuf&#8217;un yan\u0131na girdikleri vakit, o, karde\u015fini (B\u00fcnyamin&#8217;i) yan\u0131nda al\u0131koydu. Dedi ki: &#8220;Bilesin, ben, senin karde\u015finim! \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 onlar\u0131n yapacaklar\u0131na sak\u0131n \u00fcz\u00fclme!&#8221;<\/p>\n<p>70. Sonra onlar\u0131n b\u00fct\u00fcn haz\u0131rl\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcnce, su kab\u0131n\u0131 karde\u015finin y\u00fck\u00fcn\u00fcn i\u00e7ine koydu. Sonra bir tellal \u015f\u00f6yle ba\u011f\u0131rd\u0131: &#8220;Hey kervan! Siz h\u0131rs\u0131zs\u0131n\u0131z, h\u0131rs\u0131z!&#8221;<\/p>\n<p>71. Bunlara d\u00f6nd\u00fcler de dediler ki: &#8220;Ne ar\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>72. Onlar da dediler ki: &#8220;H\u00fck\u00fcmdar\u0131n su kab\u0131n\u0131 ar\u0131yoruz. Onu bulup getirene bir y\u00fck zahire var. \u00dcstelik o tas bana zimmetlidir&#8221;.<\/p>\n<p>73. &#8220;Allah&#8217;a yemin ederiz ki,&#8221; dediler, &#8220;Muhakkak siz de anlam\u0131\u015fs\u0131n\u0131zd\u0131r ya, biz buraya fesat \u00e7\u0131karmak i\u00e7in gelmedik. Biz h\u0131rs\u0131z da de\u011filiz.&#8221;<\/p>\n<p>74. &#8220;Peki yalanc\u0131 \u00e7\u0131karsan\u0131z onun (h\u0131rs\u0131zl\u0131k edenin) cezas\u0131 nedir?&#8221; dediler.<\/p>\n<p>75. &#8220;Kimin y\u00fck\u00fcnde \u00e7\u0131karsa, o kendisi onun cezas\u0131d\u0131r. Biz zalimlere i\u015fte b\u00f6yle ceza veririz.&#8221;<\/p>\n<p>76. Bunun \u00fczerine Yusuf, karde\u015finin e\u015fyalar\u0131ndan \u00f6nce onlar\u0131n e\u015fyalar\u0131n\u0131 aramaya ba\u015flad\u0131. Sonra su kab\u0131n\u0131 karde\u015finin y\u00fck\u00fcn\u00fcn i\u00e7inden \u00e7\u0131kard\u0131. \u0130\u015fte Yusuf&#8217;a biz b\u00f6yle bir oyun \u00f6\u011frettik. Melikin kanunlar\u0131na g\u00f6re, karde\u015fini al\u0131koymas\u0131na imkan yoktu. Ancak Allah dilerse o ba\u015fka. Biz diledi\u011fimizi derecelerle y\u00fckseltiriz. Ve her bilgi sahibinin \u00fcst\u00fcnde bir ba\u015fka bilen vard\u0131r.<\/p>\n<p>77. Dediler ki: &#8220;E\u011fer o \u00e7alm\u0131\u015fsa, daha \u00f6nce bunun karde\u015fi de \u00e7alm\u0131\u015ft\u0131&#8221;. O vakit Yusuf bunu i\u00e7ine att\u0131, onlara hi\u00e7 belli etmeden: &#8220;Siz \u00e7ok fena bir mevkidesiniz, ne s\u0131fat verdi\u011finizi Allah \u00e7ok iyi biliyor&#8221; dedi.<\/p>\n<p>78. Dediler ki: &#8220;Ey vezir! Emin ol ki, bunun \u00e7ok ya\u015fl\u0131 bir babas\u0131 var. Onun i\u00e7in yerine birimizi al. Ger\u00e7ekten de biz seni iyilik edenlerden g\u00f6r\u00fcyoruz.&#8221;<\/p>\n<p>79. O dedi ki: &#8220;E\u015fyam\u0131z\u0131 yan\u0131nda buldu\u011fumuzdan ba\u015fkas\u0131n\u0131 tutuklamaktan Allah korusun. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6yle yaparsak zalimlerden oluruz.&#8221;<\/p>\n<p>69- Karde\u015fini kendine iyva etti, yan\u0131na ald\u0131, sinesine \u00e7ekti, ba\u011fr\u0131na bast\u0131.<\/p>\n<p>Rivayet olunur ki, Yusuf&#8217;un huzuruna girdiklerinde: &#8220;\u0130\u015fte emretti\u011fin karde\u015fimiz budur, onu getirdik&#8221; diye takdim ettiler. O da: &#8220;\u0130yi ettiniz, isabet eylediniz, onu yan\u0131mda bulacaks\u0131n\u0131z&#8221; dedi. Ona ikramda bulundu. Sonra hepsine bir ziyafet verdi ve onlar\u0131 iki\u015fer iki\u015fer sofraya oturttu. B\u00fcnyamin tek kald\u0131, kendi kendine &#8220;\u015eimdi karde\u015fim Yusuf sa\u011f olsayd\u0131, o da benimle birlikte otururdu&#8221; dedi ve g\u00f6zlerinden ya\u015f damlad\u0131. Yusuf da &#8220;Karde\u015finiz tek kald\u0131&#8221; dedi ve onu kendi yan\u0131na ald\u0131. Sonra her iki ki\u015fiye birer yatak odas\u0131 haz\u0131rlatt\u0131 ve &#8220;Bunun ikincisi yok, bu da benim yan\u0131mda olsun&#8221; diyerek kendi odas\u0131na g\u00f6t\u00fcrd\u00fc. \u0130\u015fte odada tek ba\u015flar\u0131na kal\u0131nca, koklaya koklaya yan\u0131nda yat\u0131rd\u0131, sabah oldu. Yusuf ona evlatlar\u0131n\u0131 sordu, o da: &#8220;On o\u011flum var, hepsinin ismini de \u00f6len karde\u015fimin ad\u0131ndan koydum&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine Yusuf, ona: &#8220;O \u00f6len karde\u015finin yerine ben senin karde\u015fin olsam ister misin?&#8221; dedi. O da: &#8220;Senin gibi karde\u015fi kim bulabilir? Amma ne \u00e7are ki, seni Yakup ile Rahil do\u011furmu\u015f de\u011fil&#8221; diyerek i\u00e7 \u00e7ekti. \u0130\u015fte o vakit Yusuf a\u011flad\u0131 ve kalk\u0131p boynuna sar\u0131ld\u0131 ve kendini tan\u0131tt\u0131 da Ben, dedi, ben cidden senin karde\u015finim. Yusuf, ayr\u0131ca ona tembih etti: Bunun i\u00e7in onlar\u0131n yapacaklar\u0131na ald\u0131rma, dedi. Yani, biz iki karde\u015f hay\u0131rl\u0131s\u0131 ile birle\u015fip mesud oldu\u011fumuz i\u00e7in, art\u0131k karde\u015flerimizin bize ge\u00e7mi\u015fte yapt\u0131klar\u0131na \u00fcz\u00fclme, bo\u015f ver, onlara ald\u0131rma. Veya bu sefer benim adamlar\u0131m\u0131n sana yapacaklar\u0131 oyundan dolay\u0131 sak\u0131n tela\u015flan\u0131p \u00fcz\u00fclme. Ve bu sana anlatt\u0131klar\u0131m\u0131 kimseye sezdirme, hi\u00e7 duymam\u0131\u015f gibi serinkanl\u0131 ol, diyerek tembih etti. Demek ki olup bitecekleri de anlatt\u0131.<\/p>\n<p>70-Rivayet olunuyor ki, B\u00fcnyamin, Yusuf&#8217;a art\u0131k ben senden ayr\u0131lmam demi\u015f. Yusuf da iyi amma babam\u0131n benden dolay\u0131 ac\u0131 \u00e7ekti\u011fini biliyorsun, bir de seni al\u0131koyarsam ac\u0131s\u0131n\u0131 daha da artt\u0131rm\u0131\u015f olaca\u011f\u0131z. \u00dcstelik buna bir bahane de yoktur, ne var ki, sana ho\u015f olmayan bir su\u00e7 isnad edersem, ancak o zaman olabilir, demi\u015f. O da ne istersen yap, hi\u00e7 ald\u0131rmam, diye cevap vermi\u015f. Bunun \u00fczerine \u00e2yetteki \u00e7areyi anlatm\u0131\u015f, o da hay hay, yap, demi\u015f. Ne zaman ki, onlar\u0131n y\u00fcklerini haz\u0131rlay\u0131p donatt\u0131; o s\u0131rada su tas\u0131n\u0131, karde\u015finin y\u00fck\u00fcn\u00fcn i\u00e7ine yerle\u015ftirdi. \u015e\u00fcphe yok ki, bir misafiri u\u011furlarken y\u00fck\u00fcne bir \u015fey koymak, onu ona hediye etmektir.<\/p>\n<p>Sikaye: Susak, ma\u015fraba, tas gibi, i\u00e7ine i\u00e7ilecek su konulan kapt\u0131r. L\u00e2m-\u0131 tarif bunun malum ve belli bir su kab\u0131 oldu\u011funu g\u00f6steriyor ki, B\u00fcnyamin&#8217;i odas\u0131nda yat\u0131r\u0131rken kullan\u0131lan ve sevgili bir karde\u015fe hediye edilmeye lay\u0131k de\u011ferde olan bir su kab\u0131 olmas\u0131 gerekiyor. Nitekim \u00e7ok k\u0131ymetli bir g\u00fcm\u00fc\u015f veya alt\u0131n idi demi\u015flerdir. Ve ifadenin d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcne nazaran Yusuf, bunu kendi eliyle koymu\u015f, ilk seferde sermayeleri iade ederken oldu\u011fu gibi, u\u015faklar\u0131na koydurmam\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde onun oraya konulu\u015funa ba\u015fka hi\u00e7 kimse vak\u0131f olmam\u0131\u015f, ancak kafilenin geri \u00e7evrilmesine ve y\u00fcklerin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131na ba\u015fka memurlar g\u00f6ndermi\u015ftir. Ki, sonra da bir m\u00fcnadi ba\u011f\u0131rd\u0131: Ey kafile, siz mutlaka h\u0131rs\u0131zs\u0131n\u0131z! D\u00fc\u015f\u00fcnmeli ki, g\u00f6rd\u00fckleri bu kadar izzet ve ikram\u0131n arkas\u0131ndan, ans\u0131z\u0131n b\u00f6yle bir te\u015fhir ve itham ne kadar ac\u0131 bir \u015feydir. Bu isnad belli olmayan herhangi bir nidac\u0131ya mal ediliyor. Bu \u015fekilde \u00e7a\u011f\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 Yusuf&#8217;un \u00f6\u011fretti\u011fi a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilmiyor. Fakat olaylar\u0131n geli\u015fmesinin ald\u0131\u011f\u0131 \u015fekilden bunun da onun taraf\u0131ndan \u00f6\u011fretildi\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131yor. O halde bu haydi d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle bir itham olsun, ancak su kab\u0131n\u0131n \u00e7al\u0131nmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilen Yusuf a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu bir yalan, bir iftira ve b\u00fchtan de\u011fil mi? Yusuf, buna nas\u0131l izin ve cevaz vermi\u015f olabilir? Burada bu soru \u00f6nemli, cevab\u0131 da gayet incedir. Hakikatte bu \u015fekildeki bir nida su kab\u0131 i\u00e7in ge\u00e7erli de\u011fildir, ancak daha \u00f6nce Yusuf&#8217;u babas\u0131ndan alm\u0131\u015f ka\u00e7\u0131rm\u0131\u015f olmalar\u0131 dolay\u0131s\u0131yla do\u011frudur. O sab\u0131kada bir rol\u00fc bulunmayan B\u00fcnyamin, zaten bunun kendisi hakk\u0131nda bir muvazaa, bir dan\u0131\u015f\u0131kl\u0131 d\u00f6\u011f\u00fc\u015f oldu\u011funu bildi\u011finden, bu itham\u0131 kendi \u00fczerine alm\u0131yor, bundan memnun bile oluyordu.<\/p>\n<p>Fakat B\u00fcnyamin&#8217;e gizli olarak &#8220;Olup biteceklerden \u00fcz\u00fclme!&#8221; diye tembih eden Yusuf, kendisi b\u00f6yle bir ceza ile karde\u015flerinden intikam m\u0131 almak istiyordu? Hay\u0131r, ilerde de g\u00f6rece\u011fimiz \u015fekilde Yusuf, onlardan kendi hakk\u0131n\u0131 affetmi\u015fti. L\u00e2kin onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131 i\u015flerde bir de Allah hakk\u0131 vard\u0131 ki, onu affetmek Yusuf&#8217;un elinde de\u011fildi. Ancak o, karde\u015flerinin Allah kat\u0131nda da affa u\u011framalar\u0131n\u0131 istiyordu. Bundan dolay\u0131 bu konuda kendisini tan\u0131tmadan \u00f6nce, Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 nam\u0131na tarizli bir uyar\u0131y\u0131 i\u00e7eren o su\u00e7lama ile ciddi bir pi\u015fmanl\u0131k duygusuna sevketmek ve onlar\u0131 b\u00fct\u00fcn yapt\u0131klar\u0131 i\u00e7in tevbeye y\u00f6nlendirmek i\u00e7in B\u00fcnyamin&#8217;in bu \u015fekilde kalmas\u0131n\u0131 temin etti\u011fi gibi, onlar\u0131n da tevbekar olarak hakka y\u00f6nelmelerini haz\u0131rlam\u0131\u015f olacakt\u0131. Ger\u00e7ekten de bundan sonraki geli\u015flerinde nas\u0131l bir kalb yumu\u015fakl\u0131\u011f\u0131 ile ne kadar saf ve temiz d\u00fc\u015f\u00fcncelerle d\u00f6n\u00fcp geldiklerini g\u00f6rece\u011fiz.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ger\u00e7ekte bu olay, b\u00f6yle led\u00fcnn\u00ee birtak\u0131m hikmetleri i\u00e7eren Rabban\u00ee bir ceza, il\u00e2h\u00ee bir terbiye olacak ve bu arada babalar\u0131na verdikleri taahh\u00fct ve misak\u0131n mesuliyetinden de kurtulacaklar. \u00c7\u00fcnk\u00fc babalar\u0131 &#8220;ancak her taraftan ku\u015fat\u0131l\u0131r ve \u00e7aresiz kal\u0131rsan\u0131z&#8221; demi\u015fti. \u0130\u015fte bu istisna b\u00f6ylece ger\u00e7ekle\u015fecekti.<\/p>\n<p>B\u00f6yle i\u00e7y\u00fcz\u00fcnde \u015fefkatli bir mazeret, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcnde ac\u0131 bir itham olan bu nida kar\u015f\u0131s\u0131nda nas\u0131l bir dirayet ve metanet g\u00f6sterdiler?<\/p>\n<p>71- \u00dczerlerine do\u011fru y\u00f6nelerek dediler ki yani o sesi i\u015fitince, d\u00f6n\u00fcp bakt\u0131lar, ba\u011f\u0131ran yaln\u0131z de\u011fil, kendilerine do\u011fru bir cemaat halinde gelenler var. Bunlara d\u00f6n\u00fcp dediler ki: Ne ar\u0131yorsunuz? Dikkat \u00e7ekici bir ifade tarz\u0131yla ve kibarca &#8220;Ne ar\u0131yorsunuz?&#8221; diyorlar da &#8220;Neyiniz \u00e7al\u0131nm\u0131\u015f?&#8221; demiyorlar. B\u00f6yle demekle kendilerinin h\u0131rs\u0131zl\u0131kla uzaktan yak\u0131ndan bir ili\u015fkileri olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 hakimane bir \u00fcslub ile dile getiriyorlar ve kar\u015f\u0131lar\u0131ndakileri de edepli olmaya zorluyorlar. \u015eunu anlatmak istiyorlar: Durun bakal\u0131m, tela\u015fla her \u00f6n\u00fcn\u00fcze \u00e7\u0131kan\u0131 h\u0131rs\u0131zl\u0131kla su\u00e7lamay\u0131n, bu kadar pe\u015fin h\u00fck\u00fcml\u00fc olup, sizler h\u0131rs\u0131zs\u0131n\u0131z, diye kaba bir \u015fekilde damgalamay\u0131n. Bize h\u0131rs\u0131zl\u0131k yak\u0131\u015fmad\u0131\u011f\u0131 gibi, size de b\u00f6yle konu\u015fmak yak\u0131\u015fmaz. Biz h\u0131rs\u0131z olmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi, belki siz den de bir \u015fey \u00e7al\u0131nmam\u0131\u015ft\u0131r, \u00e7al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r diye itham konusu yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u015feyi belki bir yerde unutmu\u015f da olabilirsiniz. Belki yitirmi\u015fsiniz de onu ar\u0131yorsunuz. Kayb\u0131n\u0131z nedir? Neyi ar\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>72- Ger\u00e7ekten de bu uyar\u0131 ve ir\u015fad sebebiyle onlar da s\u00f6zlerine \u00e7ekid\u00fczen vermek ihtiyac\u0131n\u0131 duyarak, dediler ki: Melik&#8217;in su kab\u0131n\u0131 ar\u0131yoruz, ve onu getirene bir deve y\u00fck\u00fc (zahire) bah\u015fi\u015f var. Yani, bak\u0131n bakal\u0131m, belki y\u00fcklerinizin aras\u0131na kar\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda tekdir de\u011fil, takdir g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz, ve ben buna kefilim, yani o tas benim zimmetimdedir. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, s\u00f6zc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc o ba\u011f\u0131ran adam yap\u0131yor. \u00d6nceki c\u00fcmlelerde hep &#8220;biz&#8221; derken, burada &#8220;ben&#8221; diyor. Ve o, anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bu takip ve arama ekibinin reisidir. Ve yine anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Yusuf&#8217;un ona talimat\u0131 b\u00f6yledir.<\/p>\n<p>Suv\u00e2: L\u00fcgatte &#8220;sa&#8221; denilen ve \u0130sl\u00e2m f\u0131kh\u0131nda da muteber olan bir kile, yani bir \u00f6l\u00e7ektir. Bir de su i\u00e7ecek bir tas ve ma\u015fraba anlam\u0131na gelir. Burada baz\u0131lar\u0131 \u00f6l\u00e7ek demi\u015fler, baz\u0131lar\u0131 da yukar\u0131daki &#8220;sikaye&#8221; ile ba\u011flant\u0131l\u0131 olarak su tas\u0131 demi\u015fler ve ma\u015fraba olarak tefsir etmi\u015flerdir. Ayr\u0131ca &#8220;suva&#8221; isim, &#8220;sikaye&#8221; ise s\u0131fatt\u0131r demi\u015fler. L\u00e2kin &#8220;es-sikaye&#8221; kelimesinden a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan Yusuf&#8217;un su kab\u0131 olmas\u0131d\u0131r. Burada ise her iki anlama gelecek \u015fekilde &#8220;suva&#8221; denilmesi ve Melik&#8217;e ait oldu\u011funun bildirilmesi orada ka\u00e7amakl\u0131 bir tevriye kastedilmi\u015f oldu\u011funu anlat\u0131yor. Melik&#8217;in denilmesinde onlar\u0131 ba\u015fka bir heybetle korkutmak amac\u0131 g\u00fcd\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc anla\u015f\u0131l\u0131yorsa da bundan Aziz olan Yusuf veya bizzat Melik de kastolunuyor olabilir. Yusuf&#8217;un kendi eliyle koydu\u011fu \u015fey, herhalde Yusuf&#8217;un olmas\u0131 gerekir. Ancak bu ona muhtemelen daha \u00f6nce Melik taraf\u0131ndan hediye edilmi\u015f olan k\u0131ymetli bir \u015feydir.<\/p>\n<p>E\u011fer zahire \u00f6l\u00e7\u00fclen kile de \u00f6yle \u00e7ok k\u0131ymetli bir \u00f6l\u00e7ek idiyse, i\u015fin hakikatini bilmeyenler d\u0131\u015fardan bak\u0131l\u0131nca bunu h\u00fck\u00fcmetin o \u00f6l\u00e7e\u011fi zannedecekler, o zaman da hakikatte d\u0131\u015fardan g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u015fekle uygun bir itham yap\u0131lmam\u0131\u015f olacakt\u0131r. B\u00f6ylece tevili m\u00fcmk\u00fcn bir tevriye kastedilmi\u015f ve belki bir istiare g\u00f6zetilmi\u015f olacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Yusuf, devletin bir \u00f6l\u00e7e\u011fi, bir adalet arac\u0131, \u00fclkenin hayat kayna\u011f\u0131, su tas\u0131 durumunda idi. Onlara &#8220;Ne ar\u0131yorsunuz?&#8221; derken, bu soruya kar\u015f\u0131l\u0131k b\u00f6yle bir m\u00e2n\u00e2 s\u00f6z konusu edilseydi de &#8220;Siz bir Aziz&#8217;i kuyuya atm\u0131\u015fs\u0131n\u0131z, onu ar\u0131yoruz&#8221; deyiverselerdi, o zaman \u00e7ok m\u00fcthi\u015f, bir \u015fey olurdu. O zaman burada kastedilenin bir tas de\u011fil, do\u011frudan do\u011fruya Yusuf&#8217;un kendisi oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131rd\u0131. Ancak ifadenin zahiri b\u00f6yle dolamba\u00e7l\u0131 tevillere m\u00fcsait de\u011fildir.<\/p>\n<p>73- Tallahi dediler. Arap\u00e7ada &#8220;ta&#8221; kasem i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. &#8220;Vallahi&#8221;, &#8220;billahi&#8221; gibi, &#8220;tallahi&#8221; diyerek de yemin edilir. &#8220;Ba&#8221; ve &#8220;Vav&#8221; harfleri gibi yemin i\u00e7in kullan\u0131lan &#8220;ta&#8221; ayr\u0131ca bir de hayret ve teacc\u00fcp anlam\u0131 ifade eder. T\u00fcrk\u00e7ede biz bunu farketmeyiz de, ancak &#8220;ta&#8221; ile &#8220;vav&#8221; \u0131 birlikte kullanarak &#8220;tevallahi&#8221; denildi\u011fi zaman bir hayret m\u00e2n\u00e2s\u0131 anlar\u0131z. Onun i\u00e7in &#8220;tallahi&#8221; \u015feklinde olan yeminleri Arap\u00e7a&#8217;dan T\u00fcrk\u00e7e&#8217;ye terceme ederken bu yolu se\u00e7mek uygun olur.<\/p>\n<p>Yani &#8220;tevallahi&#8221; dediler ger\u00e7ekten siz de bildiniz, bizi yak\u0131ndan g\u00f6r\u00fcp tan\u0131d\u0131n\u0131z, kim oldu\u011fumuzu \u00f6\u011frendiniz, hakk\u0131m\u0131zda bilgi edindiniz ki, biz bu yerde, (yani, M\u0131s\u0131r topra\u011f\u0131nda) fesat\u00e7\u0131l\u0131k yapmak, (ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k etmek) i\u00e7in gelmedik, biz h\u0131rs\u0131z da de\u011filiz.Yani bizim kim oldu\u011fumuz sizce ve h\u00fck\u00fcmetinizce bilinip dururken b\u00f6yle bizi h\u0131rs\u0131zl\u0131kla itham edip su\u00e7laman\u0131z ne kadar acaip bir \u015fey? Buna \u015fa\u015ft\u0131k kald\u0131k do\u011frusu!<\/p>\n<p>74- G\u00f6revliler cevap olarak: O halde, dediler, \u015fayet yalanc\u0131 \u00e7\u0131karsan\u0131z cezas\u0131 ne? Yani, haydi sizin de\u011finiz gibi olsun, peki arad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015fey sizin yan\u0131n\u0131zda \u00e7\u0131karsa ve b\u00f6ylece siz de &#8220;\u00e7almad\u0131k, biz h\u0131rs\u0131z de\u011filiz&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fczde yalanc\u0131 \u00e7\u0131karsan\u0131z, o zaman bu su\u00e7un cezas\u0131 nedir? Bunun fetvas\u0131n\u0131 verir, h\u00fckm\u00fcn\u00fc tayin eder misiniz?<\/p>\n<p>75- Onun cezas\u0131, dediler, Her kimin y\u00fck\u00fcnde bulunursa, kendisi, onun cezas\u0131d\u0131r: o mal\u0131n \u00e7al\u0131nmas\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda \u00e7alan\u0131n kendisi tutuklan\u0131r. \u0130stihdam veya istimlak edilir. Biz zalimleri b\u00f6yle cezaland\u0131r\u0131r\u0131z. Yani bir zul\u00fcm demek olan \u00e7alma su\u00e7unu i\u015fleyenlere biz b\u00f6yle ceza veririz.<\/p>\n<p>Deniliyor ki, Hz. Yakub&#8217;un dininde h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n cezas\u0131, h\u0131rs\u0131z\u0131n kendisini, \u00e7ald\u0131\u011f\u0131 mal\u0131n sahibine teslim etmekti. Mal sahibi, o h\u0131rs\u0131z\u0131 mal edinirdi. Baz\u0131 tefsirlerde bunun bir sene m\u00fcddetle oldu\u011fu zikrediliyor.<\/p>\n<p>76-Bunun \u00fczerine Yusuf, kendi karde\u015finin e\u015fyalar\u0131n\u0131 aramadan \u00f6nce \u00f6b\u00fcrlerinin kablar\u0131n\u0131 aramaya ba\u015flad\u0131. Demek ki, yukar\u0131daki kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 konu\u015fmalardan sonra kafile b\u00fct\u00fcn y\u00fckleriyle beraber Yusuf&#8217;un huzuruna getirildi ifadeleri al\u0131nd\u0131, y\u00fckleri ve e\u015fyalar\u0131 aranmaya ba\u015flad\u0131. Ve bu aramay\u0131 da Yusuf, bizzat kendisi yapt\u0131. Sonra da onu, (yani su kab\u0131n\u0131, karde\u015finin kaplar\u0131 aras\u0131ndan) buldu \u00e7\u0131kard\u0131. Buna g\u00f6re onlar\u0131n verdi\u011fi karar gere\u011fince karde\u015fini al\u0131koymaya hak kazand\u0131.<\/p>\n<p>Burada g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki: de\u011fil de buyurulmu\u015f, zamir m\u00fczekker olan &#8220;suva&#8217;a&#8221; de\u011fil de &#8220;sikayeye&#8221; irca edilmi\u015ftir. Demek ki, y\u00fckten \u00e7\u0131kar\u0131lan \u015fey Melik&#8217;in su kab\u0131 de\u011fil de Yusuf&#8217;un tas\u0131 idi. B\u00f6ylece onlar &#8220;Melik&#8217;in su kab\u0131n\u0131 \u00e7ald\u0131n\u0131z&#8221; itham\u0131ndan kurtulmu\u015f oluyorlarsa da kendi dinleri gere\u011fince verdikleri fetvan\u0131n h\u00fckm\u00fc de\u011fi\u015fmiyordu. Bu nokta \u00e7ok m\u00fchimdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u00fckten \u00e7\u0131kan \u015fey, Melik&#8217;in suva\u0131 olsayd\u0131, o zaman Yusuf bir hakim s\u0131fat\u0131yla, Melik&#8217;in kanunlar\u0131na g\u00f6re duruma el koymak zorunda kalacakt\u0131. Oysa Melik&#8217;in kanunlar\u0131nda b\u00f6yle h\u0131rs\u0131z\u0131 al\u0131koymak ve mal edinmek gibi bir h\u00fck\u00fcm yoktu. Melik ad\u0131na, o \u00fclkenin kanunlar\u0131nda olmayan bir h\u00fck\u00fcm verildi\u011fi zaman, bir zul\u00fcm yap\u0131lm\u0131\u015f olacakt\u0131. Belki o zaman B\u00fcnyamin kendisini m\u00fcdafaa etmek l\u00fczumunu duyacakt\u0131 ve b\u00fcy\u00fck bir ihtimalle istenen \u015fey ger\u00e7ekle\u015fmeyecekti. Fakat y\u00fckten \u00e7\u0131kan Yusuf&#8217;un koydu\u011fu sikaye idi. Buna g\u00f6re karde\u015fini kendi nam\u0131na tutukluyordu. Bu suretle Yusuf hem m\u00fcddei (savc\u0131), hem hakim durumunda olmuyor mu? Hay\u0131r, Yusuf bir savc\u0131 olarak ara\u015ft\u0131rma yap\u0131yor, fakat h\u00fck\u00fcm vermiyor. H\u00fck\u00fcm karde\u015flerinin verdi\u011fi fetvaya ve onlar\u0131n hakemliklerine dayan\u0131yor. San\u0131k durumunda olan B\u00fcnyamin ise ikrar etmemekle, yani &#8220;Evet ben \u00e7ald\u0131m&#8221; dememekle birlikte ink\u00e2r da etmiyor, &#8220;\u00e7almad\u0131m&#8221; da demiyor. Daha \u00f6nce kendisine yap\u0131lan tenbih gere\u011fince, olup bitenlere hi\u00e7 ald\u0131rm\u0131yor. B\u00f6ylece s\u00fckut ikrardan say\u0131l\u0131r ve kendilerinin verdi\u011fi fetva gere\u011fince tutuklan\u0131p al\u0131konulmas\u0131 gerekir. Nitekim \u00f6yle yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Anlamal\u0131 ki, hen\u00fcz kendisini tan\u0131tmak zaman\u0131n\u0131n gelmedi\u011fini bilen Yusuf, karde\u015fini al\u0131koymak \u00e7aresini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrken bile istibdat ve zorbal\u0131\u011fa ba\u015fvurmuyor, makam\u0131n\u0131n ve yetkisinin verdi\u011fi g\u00fcc\u00fc kullanm\u0131yor ve bunu suistimal etmiyor. Zul\u00fcm ve zorbal\u0131k \u015faibesi verecek davran\u0131\u015flardan sak\u0131n\u0131yor da meseleyi s\u0131rf adl\u00ee ve kanun\u00ee yollardan \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fturmaya muvaffak oluyor. Ger\u00e7i bu bir hiledir, fakat ne g\u00fczel hiledir!<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Yusuf lehine b\u00f6yle bir hile yapt\u0131k. Yukar\u0131da ge\u00e7en &#8220;Ger\u00e7i bu, Allah taraf\u0131ndan gelebilecek hi\u00e7bir \u015feyi \u00f6nleyemez&#8221; \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi, bu \u00e2yet de anlat\u0131yor ki, Yusuf, b\u00fct\u00fcn bu i\u015fleri Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n vahyi ve talimat\u0131yla yapmaktad\u0131r. Yani Yusuf i\u00e7in bu acaip hileyi Allah takdir ve tertip etti. Ona, onu Allah vahiyle talim eyledi de karde\u015fini al\u0131koymak i\u00e7in fetvay\u0131 \u00f6b\u00fcr karde\u015flerine verdirtti ve bu \u015fekilde babas\u0131n\u0131n \u015feriat\u0131n\u0131 M\u0131s\u0131r&#8217;da uygulama yolunu a\u00e7t\u0131. Yoksa Melik&#8217;in dininde onu tutuklay\u0131p al\u0131koymas\u0131na ihtimal yoktu. Burada &#8220;din&#8221; kelimesinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 dikkat \u00e7ekicidir. Belli ki, bundan maksat, o zaman M\u0131s\u0131r \u00fclkesinde y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte olan \u015feriat ve \u00f6zellikle de &#8220;ceza kanunu&#8221; dur. Kaynaklar\u0131n bildirdi\u011fine g\u00f6re, o devirde M\u0131s\u0131r ceza kanununda h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n cezas\u0131, h\u0131rs\u0131z\u0131 d\u00f6\u011fmek ve \u00e7ald\u0131\u011f\u0131 mal\u0131 iki kat\u0131yla tazmin ettirmekten ibaret idi. \u015eu halde o kanuna g\u00f6re, B\u00fcnyamin&#8217;i tutuklay\u0131p al\u0131koymak zul\u00fcm olurdu. Yusuf, kanun d\u0131\u015f\u0131 bir hareketi tecviz etmeyece\u011fi i\u00e7in san\u0131\u011f\u0131 mahkemeye sevkedecekti. Ancak M\u0131s\u0131r mahkemesi de y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte olan kanun ile h\u00fck\u00fcm verecekti. M\u0131s\u0131r kanunlar\u0131 aras\u0131nda da Yusuf&#8217;un, karde\u015fini kendisi i\u00e7in mal edinmesiyle ilgili bir madde yoktu. L\u00e2kin Allah&#8217;\u0131n dilemesi m\u00fcstesna. Allah bir \u015feyi murad edince, sebeplerini de haz\u0131rlar. Onun i\u00e7in bir taraftan Yusuf&#8217;a o \u00e7areyi \u00f6\u011fretip, karde\u015flerinin hakemli\u011fine m\u00fcracaat ettirdi\u011fi gibi, di\u011fer taraftan karde\u015flerine de i\u015fi sezdirmeyerek o \u015fekilde cevap ve h\u00fck\u00fcm verdirtti. Ve b\u00f6ylece hem \u00fclkenin kanunlar\u0131n\u0131 \u00e7i\u011fnemeden, onlar\u0131n kendi ikrarlar\u0131yla ilzam eyledi, hem de babas\u0131n\u0131n \u015feriatinden bir h\u00fckm\u00fcn tatbiki ile M\u0131s\u0131r hukuk gelene\u011fine canl\u0131 ve amel\u00ee bir misal, bir \u00f6rnek kazand\u0131rd\u0131. Kendi kanunlar\u0131na g\u00f6re karde\u015fini al\u0131koymak hakk\u0131n\u0131 elde ettikten ba\u015fka, \u00f6b\u00fcr karde\u015flerini de yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, babalar\u0131n\u0131n &#8220;ancak \u00e7aresiz kalman\u0131z m\u00fcstesna&#8221; s\u00f6z\u00fcne uygun bir duruma d\u00fc\u015f\u00fcrerek, babalar\u0131na kar\u015f\u0131 yemin ederek verdikleri s\u00f6z\u00fcn sorumlulu\u011fundan kurtard\u0131. E\u011fer &#8220;Cezas\u0131 nedir?&#8221; sorusuna kar\u015f\u0131, onlar faraza &#8220;Sizin memleketinizin cezas\u0131 neyse onu veriniz&#8221; deselerdi, yahut bundan \u00f6nce kendi y\u00fckleri i\u00e7ine haberleri olmadan konulmu\u015f olan sermayelerini hat\u0131rlay\u0131p, y\u00fckten b\u00f6yle bir\u015feyin \u00e7\u0131kmas\u0131, mutlaka \u00e7al\u0131nmas\u0131 anlam\u0131na gelmeyece\u011fini \u00f6ne s\u00fcrerek, bunun do\u011frudan do\u011fruya h\u0131rs\u0131zl\u0131k demek olmad\u0131\u011f\u0131nda diretselerdi, kendileri taraf\u0131ndan bilerek konulmad\u0131\u011f\u0131na dair yemin etselerdi veya y\u00fckleri haz\u0131rlayan g\u00f6revlileri ve Yusuf&#8217;u, koymad\u0131klar\u0131na dair yemin etmeye zorlasalard\u0131, \u015f\u00fcphe yok ki, Yusuf bu yolla hedefine ula\u015fam\u0131yacakt\u0131. Lakin Yusuf&#8217;a bu hileyi \u00f6\u011freten Allah, onlara da kendilerini savunabilecek ipu\u00e7lar\u0131n\u0131n hi\u00e7birini hat\u0131rlatmad\u0131. Allah \u00f6yle diledi, \u00f6yle oldu. Biz, her kimi dilersek onu derecelerle y\u00fckseltiriz. Yani, b\u00f6yle m\u00fcstesna bir ilim ve iradeyle derece derece y\u00fckseltilmek, bu olaya ve Yusuf&#8217;a ba\u011fl\u0131 bir husus de\u011fildir. Allah, diledi\u011fi kulunu b\u00f6yle ve hatta bundan daha yukar\u0131 derecelere y\u00fckseltir. Ve her bilgi sahibinin \u00fcst\u00fcnde ba\u015fka bir bilgin vard\u0131r. Yani, Allah&#8217;\u0131n kullara ihsan etti\u011fi derecelerin en \u00fcst\u00fcnde ilim derecesi vard\u0131r. \u0130lim en y\u00fcksek mertebedir. Yusuf&#8217;un karde\u015flerine \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ona verilen bilgi sayesindedir. Ger\u00e7i karde\u015fleri de az \u00e7ok ilim ehli say\u0131l\u0131rlarsa da bu i\u015fin hakikatini onlar bilmiyorlard\u0131, Yusuf ise bilerek hareket ediyordu. Bununla beraber ne kadar y\u00fcksek ilim derecesinde bulunursa bulunsun her ilim sahibinin \u00fcst\u00fcnde bir \u00e2lim vard\u0131r ki, o da Allah&#8217;d\u0131r. O \u00e2lim&#8217;in ilmine kimse eri\u015femez.<\/p>\n<p>77-79-\u0130\u015fte onlar i\u015fin hakikatini bilmediklerinden dolay\u0131 kendi h\u00fck\u00fcmleri ile davay\u0131 kaybetmi\u015fler. B\u00f6ylece \u00e7aresiz bir duruma d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olan karde\u015fler dediler ki: \u015eayet \u00e7alm\u0131\u015fsa bundan \u00f6nce onun karde\u015fi de bir h\u0131rs\u0131zl\u0131k yapm\u0131\u015ft\u0131. &#8220;Bu i\u015fte mutlaka bir yanl\u0131\u015fl\u0131k var&#8221; deyip kendilerini ithamdan kurtarmak i\u00e7in ba\u015fka yollar, ba\u015fka \u00e7areler arayacak yerde, \u00f6fkeye kap\u0131l\u0131p Yusuf&#8217;a ve karde\u015fine duyduklar\u0131 buruklu\u011fu bir kere daha a\u011f\u0131zlar\u0131ndan ka\u00e7\u0131rd\u0131lar. Bir rivayete g\u00f6re, Yusuf&#8217;un anas\u0131n\u0131n babas\u0131, bir puta tutkunmu\u015f, Yusuf da \u00e7ocukken anas\u0131n\u0131n emriyle dedesinin o putunu gizlice al\u0131p g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015f ve k\u0131rm\u0131\u015f. \u0130\u015fte \u015fimdi k\u0131zg\u0131nl\u0131kla bunu s\u00f6ylemek istiyorlarm\u0131\u015f. Bu s\u00f6z, yukar\u0131da &#8220;Siz h\u0131rs\u0131zlars\u0131n\u0131z&#8221; itham\u0131n\u0131n verdi\u011fi endi\u015fe ile s\u00f6ylenmi\u015f ve ona kar\u015f\u0131l\u0131k led\u00fcnn\u00ee bir itap gibi olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Yusuf da bunu nefsinde gizledi, yani bu s\u00f6zden i\u00e7i burkulmad\u0131, ac\u0131 duymad\u0131 de\u011fil fakat onu i\u00e7inde gizli tuttu, bekledi, sabretti a\u00e7\u0131\u011fa vurup da onlara belli etmedi veya \u00f6fkeye kap\u0131l\u0131p a\u00e7\u0131klamada bulunmad\u0131, kusurlar\u0131na bakmad\u0131. Fakat kendi kendine Siz, fena bir durumdas\u0131n\u0131z, dedi. Yani bu u\u011frad\u0131\u011f\u0131n\u0131z belal\u0131 i\u015ften dolay\u0131 fena durumlara d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f vaziyyettesiniz, ne s\u00f6yleseniz kusurunuza bak\u0131lmaz. Teselliye muhta\u00e7 oldu\u011funuz b\u00f6yle bir durumda \u00f6fke ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131kla s\u00f6yledi\u011finiz bu laf\u0131n\u0131za tahamm\u00fcl etmek, kusurunuza bakmamak gerekir. \u0130snad etti\u011finiz vas\u0131flar\u0131 da Allah biliyor ki, i\u015fin i\u00e7y\u00fcz\u00fc sizin dedi\u011finiz gibi de\u011fildir, bizden h\u0131rs\u0131zl\u0131k uzakt\u0131r. O halde asl\u0131 astar\u0131 olmayan bu s\u00f6z\u00fcn\u00fcz\u00fc neden ciddiye alay\u0131m? Bundan ne diye al\u0131nay\u0131m?<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine onlar \u00f6fkeyi b\u0131rak\u0131p karde\u015flerini kurtarmak i\u00e7in Yusuf&#8217;dan yard\u0131m ve merhamet dilenme yollar\u0131n\u0131 aramaya &#8220;Ey Aziz&#8230;!&#8221; diyerek yalvarmaya ba\u015flad\u0131lar&#8230;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>80. Ne zaman ki, onlar, onu kurtarmaktan \u00fcmit kestiler, o zaman f\u0131s\u0131lda\u015farak oradan uzakla\u015ft\u0131lar. B\u00fcy\u00fckleri dedi ki: &#8220;Baban\u0131z\u0131n sizden Allah ad\u0131na ahit ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve daha \u00f6nce Yusuf konusunda etti\u011finiz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah hakk\u0131mda bir h\u00fck\u00fcm verinceye kadar ben art\u0131k burdan ayr\u0131lmam. Allah, h\u00fck\u00fcm verenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>81. &#8220;Siz d\u00f6n\u00fcn de baban\u0131za deyin ki: Ey babam\u0131z! \u0130nan ki, o\u011flun h\u0131rs\u0131zl\u0131k yapt\u0131. Biz ancak bildi\u011fimize \u015fahitlik ediyoruz. Yoksa gayb\u0131n bek\u00e7ileri de\u011filiz.&#8221;<\/p>\n<p>82. &#8220;Hem orada bulundu\u011fumuz \u015fehir halk\u0131na, hem i\u00e7inde bulundu\u011fumuz kervana sor. Ve emin ol ki, biz kesinlikle do\u011fru s\u00f6yl\u00fcyoruz.&#8221;<\/p>\n<p>80-81-82- Gelip b\u00f6yle dediler ama Yakup buna inan\u0131p onlar gibi \u00fcmidini keserek \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015ft\u00fc m\u00fc, ne yapt\u0131?:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>83. Babalar\u0131 dedi ki: &#8220;Hay\u0131r, sizi nefisleriniz altad\u0131p bir i\u015fe s\u00fcr\u00fcklemi\u015f. Art\u0131k bana g\u00fczel g\u00fczel sabretmek d\u00fc\u015f\u00fcyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, her \u015feyi bilir, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.&#8221;<\/p>\n<p>83-\u00d6yle dedi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>84. Ve onlardan y\u00fcz \u00e7evirdi de: &#8220;Ey Yusuf&#8217;un ate\u015fi, yetti art\u0131k, yetti!&#8221; dedi. Ve \u00fcz\u00fcnt\u00fcden g\u00f6zlerine ak d\u00fc\u015ft\u00fc. Art\u0131k yutkunuyor da yutkunuyordu.<\/p>\n<p>85. Dediler ki: &#8220;H\u00e2l\u00e2 Yusuf&#8217;u say\u0131klay\u0131p duruyorsun. Allah&#8217;a yemin ederiz ki, sonunda eriyip gideceksin, t\u00fckenip helak olacaks\u0131n. Hayret do\u011frusu!&#8221;<\/p>\n<p>86. Dedi ki: &#8220;Ben h\u00fczn\u00fcm\u00fc, kederimi ancak Allah&#8217;a \u015fikayet ederim ve Allah taraf\u0131ndan sizin bilmedi\u011finiz \u015feyleri de bilirim.&#8221;<\/p>\n<p>87. &#8220;Ey o\u011fullar\u0131m, gidin, Yusuf&#8217;u ve karde\u015fini ara\u015ft\u0131r\u0131n. Allah&#8217;\u0131n rahmetinden \u00fcmit kesmeyin; zira k\u00e2fir kavimden ba\u015fkas\u0131 Allah&#8217;\u0131n rahmetinden \u00fcmit kesmez.&#8221;<\/p>\n<p>84-G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, Yakup Aleyhisselam, o\u011fullar\u0131n\u0131n getirdi\u011fi habere inanm\u0131yor ve bu y\u00fczden \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fm\u00fcyor. Fakat onlara fazla y\u00fcz vermiyor, onlarla olan ili\u015fkisini bile Allah&#8217;a arzetmek, b\u00fct\u00fcn dertleriyle i\u00e7ini Allah&#8217;a d\u00f6kmek \u00e7abas\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcyor.<\/p>\n<p>Ve onlardan y\u00fcz \u00e7evirdi de Y\u00e2 esefa ala Yusuf Yusuf, ah Yusuf, yetti art\u0131k!&#8230; Dedi.<\/p>\n<p>Esef: Esef bilindi\u011fi gibi, \u015fiddetli h\u00fcz\u00fcn demektir ki, bu anlamda dilimizde daha ziyade &#8220;gam&#8221; kelimesi kullan\u0131l\u0131r. A&#8217;raf S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Musa \u00f6fkeli ve \u00e7ok \u00fczg\u00fcn bir \u015fekilde d\u00f6n\u00fcp gelince&#8221; (\u00e2yet 150) ifadesinde bunun bir de \u00f6fke ile ili\u015fkisi s\u00f6z konusu edilmi\u015fti. kelimesinin sonundaki elif-i maksure m\u00fctekellim &#8220;ya&#8221; s\u0131ndan bedeldir ve kelime &#8220;ey esefim&#8221; demektir. Yahud n\u00fcdbe elifidir ki, musibetin \u015fiddetiyle &#8220;\u00e2h&#8221; demek gibi h\u00fcz\u00fcn ve hasretin ifadesinde kullan\u0131l\u0131r ve uzay\u0131p gitti\u011fini ifade eder. Nidan\u0131n cevab\u0131 mahzuftur. &#8220;Al\u00e2 Yusuf&#8221; ise esefin mebnas\u0131n\u0131 g\u00f6steren m\u00fcteallak\u0131d\u0131r. &#8220;Esef&#8221; ile &#8220;Yusuf&#8221; aras\u0131ndaki cinas ise ifadeye ayr\u0131 bir g\u00fczellik ve m\u00fbsik\u00ee kazand\u0131rmaktad\u0131r. Ki, bedi&#8217; ilminde buna &#8220;tecnis-i tasrif&#8221; ad\u0131 verilir. &#8220;Y\u00e2&#8221; esasen uzaktakini \u00e7a\u011f\u0131rmak i\u00e7in kullan\u0131lan bir \u00fcnlemdir. Kalbinin derinlerindeki \u00fcz\u00fcnt\u00fcy\u00fc sanki s\u00f6z anlar bir \u015fah\u0131s gibi b\u00f6yle nida ile \u00e7a\u011f\u0131rmak da ayr\u0131ca pek anlaml\u0131 bir mecazd\u0131r. Yakup, bu sefer iki o\u011flunun birden ac\u0131s\u0131na katlanmak zorunda kal\u0131yor; Yusuf&#8217;un \u00f6tedenberi s\u00fcr\u00fcp gelen hicran\u0131na bir de B\u00fcnyamin&#8217;in ac\u0131s\u0131 ekleniyor. \u00dcstelik o\u011fullar\u0131n\u0131n getirdi\u011fi haberin de uydurma oldu\u011funu anl\u0131yor. B\u00fct\u00fcn bunlara ra\u011fmen \u00fcmitsizli\u011fe kap\u0131lm\u0131yor, Allah&#8217;dan \u00fcmidini kesmiyor, \u00fcmit ve sab\u0131rla beklemeye karar veriyor. \u0130kincisinin hayat\u0131 ve yeri hakk\u0131nda bir haber getirilmi\u015f olmakla birlikte, vaktiyle kanl\u0131 bir g\u00f6mlek getirip, onu kurt yedi dedikleri Yusuf hakk\u0131nda ise, il\u00e2h\u00ee rahmet ve maneviyat delilinden ba\u015fka g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde bir delil de bulunmuyor. B\u00f6yle bir anda Yusuf yan\u0131nda olsayd\u0131 da bu sab\u0131r makam\u0131nda kendisine ne g\u00fczel bir dert orta\u011f\u0131 olacakt\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesi de zaman zaman g\u00f6nl\u00fcn\u00fc sar\u0131yor. \u015eu halde b\u00fct\u00fcn bu musibetleri bir tek Yusuf&#8217;un hicran\u0131nda toplanm\u0131\u015f buluyor.<\/p>\n<p>Ve Yusuf yerine art\u0131k onun \u00fcz\u00fcnt\u00fcs\u00fcnden ba\u015fka kendisine dost olacak bir arkada\u015f g\u00f6remez oluyor da s\u00f6zlerine inanmad\u0131\u011f\u0131 o\u011fullar\u0131ndan y\u00fcz \u00e7evirip, sanki Yusuf&#8217;a seslenir gibi bir i\u015ftiyakla, &#8220;esef&#8221; e nida ederek, demi\u015f oluyor ki: &#8220;Ey esefim, ey bana ba\u015fka gam ve keder duyurmayacak olan \u015fiddetli ac\u0131m, ey Yusuf&#8217;un yadigar\u0131 olan esefim!&#8230; Uzak durma, gel yeti\u015f imdad\u0131ma ki, tam sana muhtac\u0131m, tam zaman\u0131d\u0131r, hicran\u0131m son dereceyi buldu&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>Resulullah (s.a.v.) efendimizden nakledilmi\u015ftir ki: Hz. Peygamber, Cebrail&#8217;e &#8220;Yakub&#8217;un Yusuf&#8217;a hicran\u0131 ne dereceye varm\u0131\u015ft\u0131?&#8221; diye sual etmi\u015f, Cebrail de &#8220;Evlad\u0131n\u0131 kaybeden yetmi\u015f anan\u0131n toplam hicran\u0131na&#8221; demi\u015f. &#8220;O halde onun sevab\u0131 ne kadard\u0131r?&#8221; deyince, o da &#8220;Y\u00fcz \u015fehid sevab\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, Allah&#8217;a bir an bile suizan etmedi&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu da g\u00f6sterir ki, musibet zamanlar\u0131nda \u00fcz\u00fclmek ve a\u011flamak caizdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fiddetli ac\u0131 zamanlar\u0131nda insan kendisini tutmaya pek az muvaffak olabilece\u011finden dolay\u0131, bundan b\u00fcsb\u00fct\u00fcn kendini engellemesi elinde olmayabilir. Bu da m\u00fckellefiyeti gerektiren bir husus de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc teklif, nefsin g\u00fcc\u00fc yetti\u011fi yere kadard\u0131r. Ger\u00e7ekten de Resulullah efendimiz, o\u011flu \u0130brahim&#8217;e a\u011flam\u0131\u015f ve &#8220;Kalb h\u00fcz\u00fcn duyar, g\u00f6z ya\u015f d\u00f6ker, biz elbette Rabbimizin gadap edece\u011fi \u015feyi s\u00f6ylemeyiz ve biz elbette sana \u00fcz\u00fcl\u00fcyoruz ya \u0130brahim!&#8230;&#8221; buyurmu\u015ftur. Ancak caiz olmayan\u0131, birtak\u0131m cahillerin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, ba\u011f\u0131r\u0131p \u00e7a\u011f\u0131rmak, feryad u figan eylemek, d\u00f6\u011f\u00fcnmek ve yaka pa\u00e7a y\u0131rtmak, sa\u00e7\u0131n\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131 yolmak, mukadderata dil uzatacak s\u00f6zler etmek ve benzeri a\u015f\u0131r\u0131l\u0131klard\u0131r.<\/p>\n<p>Yine nakledilmi\u015ftir ki, Hz. Peygamber, kerimelerinden birinin \u00e7ocu\u011fu vefat etti\u011finde onun i\u00e7in a\u011flam\u0131\u015f ve \u00fcz\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc. Onun a\u011flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6renler &#8220;Ya Resulallah! Sen a\u011fl\u0131yorsun, halbuki bizi a\u011flamaktan menetmi\u015ftin&#8221; deyince, bunun \u00fczerine buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Ben sizi a\u011flamaktan menetmedim, ancak iki \u00e7irkin (ahmak) sesten menettim: Biri sevin\u00e7 zaman\u0131ndaki \u00e7\u0131\u011fl\u0131k, biri de \u00fcz\u00fcnt\u00fc zaman\u0131ndaki feryat&#8221;.<\/p>\n<p>Bir haberde varid oldu\u011funa g\u00f6re, Muhammed \u00fcmmetinden ba\u015fka \u00fcmmetlere &#8220;\u0130nn\u00e2 lillah ve inn\u00e2 ileyhi raci\u00fbn&#8221; verilmemi\u015fti. Nitekim Yakup bile b\u00f6yle istirca&#8217; etmeksizin &#8220;Ya esefa&#8221; dedi. Ve h\u00fcz\u00fcnden g\u00f6zleri a\u011fard\u0131, h\u00fcz\u00fcnden g\u00f6zlerine ak d\u00fc\u015ft\u00fc. Veya bir rivayette varid oldu\u011funa g\u00f6re, \u00e7ok zay\u0131f g\u00f6r\u00fcyordu. Ve art\u0131k o bir kazim idi. Derdini i\u00e7ine at\u0131yordu. A\u011flamaktan, \u015funa buna dert yanmaktan kendini tutuyor, gam\u0131n\u0131 kederini hep i\u00e7ine at\u0131yordu. \u0130\u00e7i gamla dolmu\u015f oldu\u011fu halde, yine de kendini tutuyor, ac\u0131dan yutkunup duruyordu.<\/p>\n<p>85-Onun bu ac\u0131kl\u0131 haline bakan ve s\u0131rr\u0131na eremeyenler: Te vallahi, dediler. Hayret do\u011frusu, vallahi hayret dediler: Yusuf, Yusuf deyip duruyorsun nihayet \u00fczg\u00fcn d\u00fc\u015feceksin veya helak olup gidenlerden olacaks\u0131n! Yani, b\u00f6yle bo\u015fu bo\u015funa a\u011flay\u0131p s\u0131zl\u0131yorsun ve kendine yaz\u0131k ediyorsun, \u015feklinde nasihatlere kalk\u0131\u015ft\u0131lar. Ger\u00e7i bu s\u00f6zler bir azar olarak s\u00f6ylenmiyor, bir teselli i\u00e7in s\u00f6yleniyordu. L\u00e2kin Yusuf&#8217;u \u00f6lm\u00fc\u015f gitmi\u015f farzetmek gibi bir ye&#8217;se, bir \u00fcmitsizli\u011fe ba\u011fl\u0131 olarak s\u00f6ylendi\u011fi i\u00e7in, onun haline bir itiraz\u0131 ve ona kar\u015f\u0131 y\u00f6neltilmi\u015f bir tenkidi tazammun ediyordu. \u015eu halde Yakup gibi ince ruhlu, hassas ve i\u00e7li bir zata kar\u015f\u0131 b\u00f6yle cahilane teselliler bile bir azar, bir kadir k\u0131ymet bilmezlik, bir kabal\u0131k anlam\u0131 ta\u015f\u0131yordu veya ona \u00f6yle geliyordu.<\/p>\n<p>86-Fakat b\u00fct\u00fcn bu kaba tesellilere kar\u015f\u0131 onun sabr\u0131na, kendini tutmas\u0131na, incelik ve nezaketine bak\u0131n\u0131z ki, o bunlara kar\u015f\u0131 &#8220;Size noluyor?&#8221; veya &#8220;Sizi ilgilendirmez&#8221; gibi c\u00fcmlelerle kar\u015f\u0131l\u0131k vermiyordu. Ben, dedi, bessimi ve h\u00fczn\u00fcm\u00fc ancak Allah&#8217;a \u015fikayet ederim, derdimi O&#8217;na a\u00e7ar\u0131m; ne size, ne de ba\u015fkalar\u0131na de\u011fil.<\/p>\n<p>Bess: Asl\u0131nda yaymak, serip ne\u015fretmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na mastar ise de bundan mebsus m\u00e2n\u00e2s\u0131na isim de kullan\u0131l\u0131r. O zaman anlam\u0131, herkesin i\u00e7ine s\u0131\u011fd\u0131ramay\u0131p \u00e7evreye yaymaktan kendini alamayaca\u011f\u0131 zorlu bir dert ve merak demektir. Yani, ben sabr\u0131m\u0131 allak bullak eden i\u00e7imdeki bu ate\u015fi ve h\u00fczn\u00fcm\u00fc kimselere de\u011fil, ancak Allah&#8217;a \u015fikayet ediyorum.<\/p>\n<p>Ve sizin bilmedi\u011finiz \u015feyleri Allah taraf\u0131ndan ben biliyorum. \u015eu halde bunlar\u0131 bo\u015funa zannetmeyin, Allah belki hi\u00e7 umulmad\u0131k bir yerden ne\u015feler verir.<\/p>\n<p>87- Ve dedi ki: Ey o\u011fullar\u0131m! gidiniz, Yusuf&#8217;u ve karde\u015fini iyice ara\u015ft\u0131r\u0131n\u0131z, tehass\u00fcs ediniz, onlardan bir haber edinmek i\u00e7in b\u00fct\u00fcn duyular\u0131n\u0131z\u0131, hislerinizi kullan\u0131n\u0131z. Yani elinizle yoklay\u0131n\u0131z, g\u00f6z\u00fcn\u00fczle dikkat ediniz, sa\u011fa sola sorunuz, \u00f6\u011freniniz, var g\u00fcc\u00fcn\u00fczle bilgi toplay\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>\u00c7ok dikkat \u00e7ekicidir ki, &#8220;Ben buradan ayr\u0131lmam&#8221; diyen ve orada kalan b\u00fcy\u00fck karde\u015flerinden hi\u00e7 s\u00f6z etmemektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o kendi iste\u011fiyle kalm\u0131\u015ft\u0131r ve yeri bellidir. Yusuf ve B\u00fcnyamin ise \u00e7aresiz kal\u0131p ayr\u0131 d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdi. Yusuf bir yitik, B\u00fcnyamin ise bir tutuklu idi. Bunlar\u0131n \u00f6lm\u00fc\u015f olduklar\u0131na dair bir bilgi yoktu. Ger\u00e7i &#8220;Yusuf&#8217;u kurt yedi&#8221; diye kanl\u0131 bir g\u00f6mlek getirmi\u015flerdi, fakat bu yaland\u0131 ve onlar\u0131n yalan s\u00f6yledikleri Yakup taraf\u0131ndan anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131 da: &#8220;Bu k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe sizi kendi nefsiniz s\u00fcr\u00fckledi&#8221; demi\u015fti. Zira g\u00f6mle\u011fi par\u00e7alamadan bir kimseyi kurt yemi\u015f olamazd\u0131. Nitekim o zaman Yakub&#8217;un &#8220;Bu ne kadar iyi kalbli bir kurtmu\u015f, g\u00f6mle\u011fi bile par\u00e7alamam\u0131\u015f&#8221; dedi\u011fi de rivayetler aras\u0131ndad\u0131r. Babas\u0131 ve b\u00fcy\u00fck karde\u015fleri bile hayatta olan Yusuf hen\u00fcz ink\u0131raz\u0131 akran olacak ileri ya\u015flarda da de\u011fildi. Binaenaleyh ne a\u00e7\u0131k, ne de kapal\u0131 bir \u015fekilde Yusuf&#8217;un \u00f6lm\u00fc\u015f oldu\u011funa delil olabilecek bir \u015fey mevcut de\u011fildi; onun \u00f6l\u00fcm\u00fcne h\u00fckmetmek i\u00e7in ortada hi\u00e7bir ciddi sebep yoktu. Halbuki \u00f6ld\u00fckleri bilinmeyen kimselerin aranmas\u0131 ve bulunup onlara gerekli yard\u0131m\u0131n yap\u0131lmas\u0131 bir g\u00f6rev, bir vecibe te\u015fkil ediyordu. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Yusuf hakk\u0131nda iyi bir ara\u015ft\u0131rma yapt\u0131ramamas\u0131 ve bu vecibenin yerine getirilmesine imkan bulamamas\u0131, Yakub&#8217;u en \u00e7ok \u00fczen ve y\u00fcre\u011fini da\u011flayan ayr\u0131 bir ukde idi. B\u00fcnyamin&#8217;in tutuklanmas\u0131 y\u00fcz\u00fcnden bir takip ve ara\u015ft\u0131rman\u0131n l\u00fczumu yeniden g\u00fcndeme gelmi\u015fti. Bu kerre yeni bir vesile do\u011fmu\u015ftu. Onun i\u00e7in ikisinin de ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 emretmi\u015f ve bu vazifenin \u00fcmitsizce, ba\u015ftan savma bir \u015fekilde de\u011fil, \u00fcmitle ve istekle yap\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fi yolunda onlar\u0131n maneviyatlar\u0131n\u0131 ve morallerini g\u00fc\u00e7lendirmek i\u00e7in demi\u015ftir ki:<\/p>\n<p>Ve Allah&#8217;\u0131n rahmetinden \u00fcmidinizi kesmeyin. Yani, Allah&#8217;\u0131n, s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131 giderecek, daralm\u0131\u015f g\u00f6\u011f\u00fcslere nefes ald\u0131rt\u0131p ferah verecek yard\u0131m\u0131ndan, l\u00fctuf ve rahmetinden ye&#8217;se d\u00fc\u015fmeyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131ndan k\u00e2firlerden ba\u015fkas\u0131 \u00fcmit kesmez. Olsa olsa onlar \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015ferler.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 Yusuf ve B\u00fcnyamin de kim bilir nas\u0131l bir ac\u0131 i\u00e7inde \u00fcmitle bekleyip duruyorlar. Onun i\u00e7in &#8220;Yusuf art\u0131k bulunur mu?&#8221; demeyiniz de Allah&#8217;\u0131n rahmeti ve yard\u0131m\u0131 ile onlar\u0131 \u00fcmitle ve istekle aray\u0131p bulmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131n\u0131z. \u0130n\u015fallah bulursunuz ve hay\u0131rl\u0131 bir haberle d\u00f6ner gelirsiniz.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de bak\u0131n\u0131z, bunun \u00fczerine Allah&#8217;\u0131n lutfu nas\u0131l tecelli etti:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>88. Sonra (M\u0131s\u0131r&#8217;a gidip) onun huzuruna girince, dediler ki: &#8220;Ey \u015fanl\u0131 vezir! Biz ve \u00e7oluk \u00e7ocu\u011fumuz s\u0131k\u0131nt\u0131 i\u00e7indeyiz. Pek az bir sermaye ile geldik. Sen bize yine \u00f6l\u00e7ek (zahire) ver, ayr\u0131ca sadaka da ihsan eyle. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah sadaka verenleri muhakkak m\u00fckafatland\u0131r\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>89. O dedi ki: &#8220;Siz cahilli\u011finizde Yusuf&#8217;a ve karde\u015fine ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 biliyor musunuz?&#8221;<\/p>\n<p>90. Onlar &#8220;Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?&#8221; dediler. O da &#8220;Ben Yusuf&#8217;um, bu da karde\u015fim&#8221; dedi, &#8220;Do\u011frusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlendirdi. Ger\u00e7ekten de kim Allah&#8217;dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, g\u00fczel i\u015fler yapanlar\u0131n m\u00fckafat\u0131n\u0131 zayi etmez.&#8221;<\/p>\n<p>91. Dediler ki: &#8220;Allah&#8217;a yemin olsun, Allah seni bize \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131. Biz ger\u00e7ekten de b\u00fcy\u00fck hata i\u015flemi\u015ftik&#8221;.<\/p>\n<p>92. Yusuf dedi: &#8220;Bug\u00fcn size bir ay\u0131plama ve azarlama yoktur. Allah, sizi, ma\u011ffiretiyle ba\u011f\u0131\u015flas\u0131n. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.&#8221;<\/p>\n<p>93. Al\u0131n \u015fu g\u00f6mle\u011fimi g\u00f6t\u00fcr\u00fcn de babam\u0131n y\u00fcz\u00fcne s\u00fcr\u00fcn, g\u00f6z\u00fc a\u00e7\u0131l\u0131r. Ve b\u00fct\u00fcn ailenizle toplan\u0131p bana gelin.&#8221;<\/p>\n<p>88-89- Sonra Yusuf&#8217;un huzuruna girdiklerinde Ey aziz dediler.<\/p>\n<p>Bu ifadeler g\u00f6steriyor ki, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc defa Yusuf&#8217;la kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya geli\u015flerinde kalblerinde b\u00fcy\u00fck yumu\u015fakl\u0131k ve intibah has\u0131l olmu\u015ftu. Demek ki, B\u00fcnyamin&#8217;in tutuklanmas\u0131 \u00fczerine ba\u015flayan bu yumu\u015fama ve kendine geli\u015f, gittik\u00e7e ilerlemi\u015f ve onlar\u0131 daha da olgunla\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Yusuf&#8217;un onlar\u0131 mazur g\u00f6rerek, onlar ad\u0131na yapt\u0131\u011f\u0131 tevbe, g\u00f6sterdi\u011fi tevazu ve ihlas onlar\u0131 da etkilemi\u015f ve olgunla\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Bundan dolay\u0131 Yusuf&#8217;un kendisini tan\u0131tma zaman\u0131 gelmi\u015fti. Ger\u00e7i onlar\u0131n as\u0131l maksatlar\u0131 ve M\u0131s\u0131r&#8217;a geli\u015fleri Yusuf ve karde\u015fini aramak oldu\u011fu \u00e2yette a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilmiyorsa da onlar\u0131n yard\u0131m taleplerinden ve ifade tarzlar\u0131ndan bunu sezen Yusuf, kendisini tan\u0131tmak maksad\u0131yla Siz cahilli\u011finiz zaman\u0131nda Yusuf&#8217;a ve karde\u015fine ne yapt\u0131n\u0131z, biliyor musunuz? dedi. \u0130\u015fte bu a\u00e7\u0131klama ve bu \u015fekilde sorulan soru ile kuyuya at\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman &#8220;Sen onlara bu yapt\u0131klar\u0131n\u0131 hi\u00e7 beklemedikleri bir anda haber vereceksin&#8221; (\u00e2yet 15) \u00e2yetiyle vaad edilen durum ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f oluyordu. Art\u0131k o anda kalblerde meydana gelen hayret ve heyecan\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeli.<\/p>\n<p>90-Bu s\u00f6z onlar\u0131n g\u00f6nl\u00fcnde ve zihninde \u015fim\u015fek gibi \u00e7akm\u0131\u015ft\u0131, derhal onun Yusuf oldu\u011funu anlayarak zirvedeki bir hayret ve heyecanla ve adeta kekeliyerek, a&#8230;a&#8230;Sen misin, sahi sen Yusuf musun? dediler. O da kendisini ve karde\u015fini takdim ederek: ben Yusuf&#8217;um, bu da,(yani, yan\u0131mda ikbal mevkiinde bulunan ve dikkatinizden ka\u00e7m\u0131\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnen zat da) karde\u015fim, dedi. Bundan bir gurur ve \u00f6v\u00fcnme duydu\u011fu anla\u015f\u0131lmamas\u0131 i\u00e7in Allah&#8217;a \u015f\u00fck\u00fcr ve nimetini \u00f6vg\u00fcyle dile getirmek ve bir de karde\u015flerine \u00f6\u011f\u00fct vermek maksad\u0131yla \u015funu ekledi. Do\u011frusu Allah bize lutfetti, bize nimetini ihsan etti. \u015euna hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, her kim takva yolunda y\u00fcr\u00fcr ve sab\u0131rl\u0131 olursa, yani fenal\u0131klardan sak\u0131n\u0131r, mihnete ve zahmete katlan\u0131rsa kesinlikle Allah muhsinlerin ecrini zayi etmez.<\/p>\n<p>\u0130yilik yapanlar\u0131n sevaplar\u0131n\u0131 kaybettirmez.<\/p>\n<p>91-Bunun \u00fczerine gayet belagatli bir itiraf ortaya koyarak ve sorulan suale de cevap olacak \u015fekilde dediler ki: Vallahi seni Allah bize isar eyledi. Yani, cidden itiraf ederiz ki Allah seni bu \u00f6zellikler ile, yani, takva, sab\u0131r ve ihsan \u00f6zellikleri ile bize \u00fcst\u00fcn k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Allah seni bize tercih etti, daha faziletli yapt\u0131. Ve ger\u00e7ek \u015fu ki; biz elbette su\u00e7lu idik. Amden ve kasten bir g\u00fcnah i\u015flemi\u015ftik. Bile bile sana kar\u015f\u0131 su\u00e7 i\u015fledik. Ancak \u015fimdi pi\u015fman\u0131z, dediler. Yukar\u0131da da kaydetti\u011fimiz \u015fekilde Yusuf, karde\u015flerine kendi hakk\u0131n\u0131 helal etmi\u015f ve onlar\u0131 affetmi\u015fti, ancak haklar\u0131nda Allah&#8217;\u0131n ma\u011ffiretini de iyice \u00fcmid edebilmek i\u00e7in onlar\u0131n tevbe ve nedametlerini de istiyordu. \u0130\u015fte yapt\u0131klar\u0131 bu a\u00e7\u0131k itiraf ile bu da ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f oldu.<\/p>\n<p>92-Bunun i\u00e7in o da bug\u00fcn size hi\u00e7bir \u015fekilde muahaze edilmek yoktur, dedi.<\/p>\n<p>Tesrib: Esasen i\u015fkenbenin \u00fczerindeki i\u00e7 ya\u011f\u0131n\u0131 s\u0131y\u0131rmak demektir. Mecaz olarak su\u00e7luyu tekdir ve hesaba \u00e7ekme anlam\u0131na kullan\u0131l\u0131r. &#8220;elyevm&#8221; bu g\u00fcn, \u015fu an, demek olup, ayn\u0131 zamanda hem ge\u00e7mi\u015fe, hem gelece\u011fe ba\u011flanabilir. Yani, hesaba \u00e7ekilmek, tekdir edilmek ve azarlanmak durumunda bulundu\u011funuz \u015fu anda bile size herhangi bir \u015fekilde sitem ve serzeni\u015f yoktur; o halde ba\u015fka bir g\u00fcn nas\u0131l olabilir? \u015eu halde sualimden ve s\u00f6zlerimden bir sitem ve su\u00e7lama anlam\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131p da &#8220;acaba ilerde ba\u015f\u0131m\u0131za bir\u015feyler mi gelecek?&#8221; \u015feklinde k\u00f6t\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnceler akl\u0131n\u0131za gelmesin; hi\u00e7 merak etmeyin, size hi\u00e7bir \u015fey olmayacak. Bundan \u00f6nceki geli\u015flerinizde elinizde olmadan \u00fcz\u00fcld\u00fcn\u00fcz, ama bundan sonra merak etmeyin sizi \u00fczecek \u015feyler olmayacak. Bu konudaki Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 meselesine gelince; yine bug\u00fcn dua ve \u00fcmid ederim ki, Allah sizi ba\u011f\u0131\u015flar. Zira bug\u00fcn pi\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131z belli ve ihlas\u0131n\u0131z a\u00e7\u0131kt\u0131r, haliniz ba\u011f\u0131\u015flanmaya, affolunmaya ve rahmete m\u00fcsaittir. Ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.<\/p>\n<p>93-\u015eimdi siz \u015fu g\u00f6mle\u011fimi g\u00f6t\u00fcr\u00fcn, de babam\u0131n y\u00fcz\u00fcne koyun ki, g\u00f6z\u00fc g\u00f6recek duruma gelsin. Yani siz, \u015fimdi ba\u015fka d\u00fc\u015f\u00fcnceleri b\u0131rak\u0131n da ilk i\u015finiz bu olsun. B\u00f6ylece babam\u0131n tedavisine ko\u015fun, ona m\u00fcjde verin ve davet etti\u011fimi bildirin, hizmetine ko\u015fun. Bu g\u00f6mle\u011fin daha \u00f6nce g\u00f6t\u00fcr\u00fclen kanl\u0131 g\u00f6mle\u011fe bir kar\u015f\u0131l\u0131k oldu\u011fu g\u00f6zden ka\u00e7mamaktad\u0131r. Demek ki, yalandan kanl\u0131 bir g\u00f6mlekle ba\u015flayan ve Yakub&#8217;a d\u00fcnyay\u0131 zindan eden ve olduk\u00e7a uzun s\u00fcren bu hicran derdinin tedavisi b\u00f6ylece m\u00fcjde olarak g\u00f6t\u00fcr\u00fclecek m\u00fcbarek bir g\u00f6mlekle yap\u0131lacakt\u0131 ve bu sayede giderilecekti. Acaba bu nas\u0131l bir g\u00f6mlekti? Bir rivayette denilmi\u015ftir ki, bu g\u00f6mlek, vaktiyle Hz. \u0130brahim ate\u015fe at\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman il\u00e2h\u00ee emirle Cebrail&#8217;in cennetten getirip kendisine giydirdi\u011fi g\u00f6mlekti. Bu gayet ince bir g\u00f6mlek olup evlad ve ahfad\u0131na miras kalm\u0131\u015f olan bir g\u00f6mlekti. Yakup o g\u00f6mle\u011fi muska gibi yap\u0131p Yusuf&#8217;un boynuna asm\u0131\u015ft\u0131. Yusuf kuyuya at\u0131l\u0131nca Cebrail gelip, onu muskan\u0131n i\u00e7inden \u00e7\u0131karm\u0131\u015f ve Yusuf&#8217;a giydirmi\u015fti.&#8221; Cennet nesiminin kokular\u0131 herhangi bir derde yakalanm\u0131\u015f olana dokunursa onu \u015fifaya kavu\u015fturur&#8221; demi\u015fti. ilh&#8230; \u0130\u015fte b\u00f6ylece bu g\u00f6mlek u\u011furlu ve esrarengiz bir yadigar idi. Bu i\u015f, Hz. Yakup&#8217;a, sevgili Yusuf&#8217;unun peygamberli\u011fini dahi m\u00fcjdelemek anlam\u0131na gelir ve bir mucize demek olur. Bir rivayette de denilmi\u015ftir ki, bu g\u00f6mlek o s\u0131rada Yusuf&#8217;un s\u0131rt\u0131nda bulunan bir g\u00f6mlek idi. Ger\u00e7ekten de &#8220;\u0130\u015fte \u015fu g\u00f6mle\u011fim&#8221; ifadesinde bu m\u00e2n\u00e2 daha a\u00e7\u0131k olarak g\u00f6r\u00fclmektedir. Ancak bu suretle b\u00f6yle s\u0131radan bir g\u00f6mle\u011fin g\u00f6ze s\u00fcr\u00fclmekle g\u00f6zlerin kuvvet bulmas\u0131 ak\u0131lla anla\u015f\u0131l\u0131r bir\u015fey olarak g\u00f6r\u00fclmez. Bundan dolay\u0131 muhakkik olanlar demi\u015flerdir ki: &#8220;Bu da mutlaka vahiy ile olmu\u015ftur. Zira bu y\u00f6nde bir vahiy olmasa Yusuf bunu kendi akl\u0131yla bulamazd\u0131&#8221;. Bununla beraber Fahreddin Razi der ki: &#8220;Bunun ak\u0131lla a\u00e7\u0131klanabilir bir taraf\u0131 da yok de\u011fildir. Denilebilir ki, Yusuf, babas\u0131n\u0131n g\u00f6rmemesinin, i\u00e7 s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131 ve \u00fcz\u00fcnt\u00fc y\u00fcz\u00fcnden, \u00e7ok a\u011flamaktan ileri gelen bir g\u00f6rme zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131 oldu\u011funu anlad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in belki \u015f\u00f6yle d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fcr: G\u00f6mlek \u00fczerine konuldu\u011fu zaman her halde \u00e7ok sevinecektir ve y\u00fcre\u011fine b\u00fcy\u00fck bir sevin\u00e7 dolacakt\u0131r. Bununla ruhu kuvvet bulacak ve g\u00f6z\u00fcne fer gelecektir. \u015eu halde g\u00f6rmesi kuvvetlenince g\u00f6z\u00fcndeki g\u00f6rme zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131 da ge\u00e7mi\u015f gitmi\u015f olacakt\u0131r. \u0130\u015fin bu kadar\u0131 da kalb ile bilebilece\u011fi bir \u015feydir. \u00c7\u00fcnk\u00fc t\u0131p ilminin prensipleri bunun sa\u011fl\u0131kl\u0131 bir d\u00fc\u015f\u00fcnce oldu\u011funa delalet eder&#8230; ilh. Ancak bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015fu demektir. Bu, aklen ve t\u0131bben m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr, t\u0131bb\u0131n kurallar\u0131ndan ve tecr\u00fcbelerden b\u00f6yle bir ilham al\u0131nabilir. Ger\u00e7ekten de gerek hastal\u0131k, gerek s\u0131hhat a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00fcz\u00fcnt\u00fcn\u00fcn ve ruhsal etkilerin beden \u00fczerindeki rol\u00fc, b\u00f6ylece tedavisi t\u0131p a\u00e7\u0131s\u0131ndan dahi ink\u00e2r olunamazsa da burada akla uygunlu\u011fun bu kadarc\u0131\u011f\u0131 yine de meselenin \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcne yeterli de\u011fildir. B\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnceyle &#8220;belki iyi gelir&#8221; denilebilirse de kesin h\u00fck\u00fcm verilemez. Oysa meselenin en \u00f6nemli noktas\u0131 Yusuf&#8217;un kesin bir ifade kullanarak &#8220;g\u00f6rmesi geri gelir&#8221; demesidir. Ak\u0131l yoluyla ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman, t\u0131bb\u0131n hi\u00e7bir tedavisinde b\u00f6yle konu\u015fulamaz. En madd\u00ee ve en basit t\u0131bb\u0131 tedavi \u015fekillerinde bile y\u00fczde y\u00fcz kesin sonu\u00e7 \u015fudur diyerek h\u00fck\u00fcm verilemez. Buna i\u015faret olmak i\u00e7in ihtimal ki, Razi de bu maksatla: &#8220;Bu kadar\u0131n\u0131 kalb ile marifet m\u00fcmk\u00fcn olur&#8221; demi\u015f, &#8220;ak\u0131l bunu bilir&#8221; dememi\u015ftir. Diyelim ki: Yusuf&#8217;un akl\u0131na b\u00f6yle bir imkan ve ihtimal do\u011fuvermi\u015ftir. Peki onun kalbine bu kesinli\u011fi veren, kazand\u0131ran kuvvet nedir? Bu nokta muhakkiklerin dedikleri gibi, il\u00e2h\u00ee vahiyden ba\u015fka bir sebeple a\u00e7\u0131klanamaz.<\/p>\n<p>Yusuf, karde\u015flerini b\u00f6ylece memnun edip onlar\u0131n g\u00f6n\u00fcllerini ald\u0131ktan sonra ilk i\u015f olarak onlar\u0131 b\u00f6yle g\u00fczel ve mucizeli bir tedavi yolu ile babas\u0131na m\u00fcjde vermek ve ahir \u00f6mr\u00fcnde ona g\u00fczel g\u00fczel hizmet etmek i\u00e7in M\u0131s\u0131r&#8217;a davetle g\u00f6revlendirdi. Onlar\u0131 hi\u00e7 bekletmeden geri g\u00f6nderdi ve dedi ki:<\/p>\n<p>Babamla beraber b\u00fct\u00fcn ehlinizi; yani erkek, di\u015fi, b\u00fcy\u00fck, k\u00fc\u00e7\u00fck Yakup hanedan\u0131ndan olan b\u00fct\u00fcn kimseleri, b\u00fct\u00fcn ailenizi toptan al\u0131p bana getiriniz. Rivayet olunur ki, g\u00f6mle\u011fi karde\u015fleri i\u00e7inden Yahuda alm\u0131\u015f ve &#8220;Daha \u00f6nce kanl\u0131 g\u00f6mle\u011fi g\u00f6t\u00fcr\u00fcp, babam\u0131z\u0131 mahzun eden ben idim. O vakit mahzun etti\u011fim gibi, \u015fimdi de m\u00fcjde verip sevindireyim&#8221; demi\u015f ve yal\u0131n ayak, ba\u015f\u0131 kabak M\u0131s\u0131r&#8217;dan ko\u015farak yola \u00e7\u0131km\u0131\u015f. M\u0131s\u0131r&#8217;la Kenan aras\u0131ndaki mesafe seksen fersah imi\u015f. Daha \u00f6nceki seferlerde karde\u015flerini haz\u0131rlay\u0131p donatan Yusuf&#8217;un bu kerre, bu emirleri verirken gerekli haz\u0131rl\u0131\u011f\u0131 ve donan\u0131m\u0131 daha m\u00fckemmel \u015fekilde haz\u0131rlay\u0131p g\u00f6nderdi\u011fini hat\u0131rlatmaya l\u00fczum yoktur. Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, bu kafilede babas\u0131na ikiy\u00fcz deve y\u00fck\u00fc yiyecek ve mal g\u00f6ndermi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u015eimdi bak\u0131n\u0131z burada ikbal y\u00fcz\u00fcn\u00fc g\u00f6sterir g\u00f6stermez \u00f6tede ne olacak, Allah&#8217;\u0131n rahmeti nas\u0131l tecelli edecek, vuslat esintileri nas\u0131l gelecek, ayr\u0131l\u0131k ve hicran nas\u0131l ka\u00e7acak, nas\u0131l bir ne\u015f&#8217;e ve lutuf kayna\u015facak?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>94. Ne zaman ki, kafile (M\u0131s\u0131r&#8217;dan) ayr\u0131ld\u0131, \u00f6teden babalar\u0131 dedi ki: &#8220;E\u011fer bana bunak demezseniz, do\u011frusu ben Yusuf&#8217;un kokusunu al\u0131yorum.&#8221;<\/p>\n<p>95. Dediler ki: &#8220;Vallahi sen h\u00e2l\u00e2 o eski \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndas\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>96. Fakat ne zaman ki, ger\u00e7ekten m\u00fcjdeci geldi, g\u00f6mle\u011fi Yakub&#8217;un y\u00fcz\u00fcne koydu, hemen g\u00f6z\u00fc a\u00e7\u0131ld\u0131. &#8220;Ben size demedim mi, ben Allah&#8217;dan sizin bilmediklerinizi bilirim.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>97. Dediler ki: &#8220;Ey babam\u0131z, bizim i\u00e7in Allah&#8217;a isti\u011ffar eyle. Biz ger\u00e7ekten b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah i\u015flemi\u015ftik.&#8221;<\/p>\n<p>98. Dedi ki: &#8220;Sizin i\u00e7in Rabbimden ilerde ba\u011f\u0131\u015flanma dileyece\u011fim. \u015e\u00fcphesiz o \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir.<\/p>\n<p>94- Vakta ki, kafile ayr\u0131ld\u0131. Yani, M\u0131s\u0131r&#8217;dan hareket edip Kenan diyar\u0131na do\u011fru yola \u00e7\u0131kt\u0131, \u00f6tede babalar\u0131, dedi ki, inan\u0131n ben Yusuf&#8217;un kokusunu al\u0131yorum, beni bunak yerine koymayacaksan\u0131z!&#8230; Yani, ey bu s\u00f6z\u00fcm\u00fc i\u015fitenler, siz benim akl\u0131ma ve \u015fuuruma halel geldi san\u0131p, bana bunak demeyecekseniz, vicdan\u0131ma g\u00fcvenecekseniz, bu s\u00f6z\u00fcme inan\u0131rs\u0131n\u0131z. Veya daha \u00f6nce bana bunak demeseydiniz \u015fimdi s\u00f6z\u00fcme inan\u0131rd\u0131n\u0131z. Fakat derken, hi\u00e7 de ak\u0131l d\u0131\u015f\u0131 bir \u015fey olmayan o esef duygusuna bile sa\u00e7ma ve m\u00e2n\u00e2s\u0131z deyip itiraz eden ve Yusuf kokusu burunlar\u0131nda t\u00fctmeyen siz gafiller, \u015fu anda derin bir \u015fekilde i\u00e7imi saran sevinci, bu Yusuf kokusunu nereden duyacaks\u0131n\u0131z? Hen\u00fcz kendi vicdan\u0131mdan ba\u015fka hi\u00e7bir delili bulunmayan bu s\u00f6z\u00fcme, bu led\u00fcnn\u00ee vuslat m\u00fcjdesine nerden inanacaks\u0131n\u0131z? \u0130nanmayacaksan\u0131z bari beni bunak yerine koyup da ink\u00e2ra kalk\u0131\u015fmasan\u0131z ne olur?<\/p>\n<p>Yusuf&#8217;un peygamberlik m\u00fcjdesi ile himmet g\u00f6mle\u011fini getirecek olan o mu\u015ftuluk kervan\u0131 M\u0131s\u0131r&#8217;dan kopup Yakub&#8217;un taraf\u0131na do\u011fru y\u00f6nelir y\u00f6nelmez, beri tarafta Yakub&#8217;un burnunda t\u00fcten ve ruhan\u00ee bir zevkle b\u00fct\u00fcn vicdan\u0131n\u0131 saran bu kokulu r\u00fczgar, bu led\u00fcnn\u00ee seher esintisi, bu Yusuf kokusu, \u015f\u00fcphe yok ki, ona il\u00e2h\u00ee revhtan bir esinti ve gelmekte olan m\u00fcjdenin habercisi bir rahm\u00e2n\u00ee nefes idi. \u015eu anda tasavvuru bile g\u00f6n\u00fcl ehlini hazza bo\u011facak olan bu tatl\u0131 koku, kim bilir Yakub&#8217;un gam ve hicran\u0131na nas\u0131l bir darbe indirmi\u015f, onun vicdan\u0131n\u0131 nas\u0131l bir letafetle sarm\u0131\u015f olmal\u0131 ki, Yakub, bununla hem uzaktaki bir ikbal olay\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131ndan bir esinti duymu\u015f, hem de birka\u00e7 g\u00fcn sonra kavu\u015faca\u011f\u0131 ilerdeki m\u00fcjdenin b\u00fcy\u00fck sevincine yava\u015f yava\u015f haz\u0131rlanm\u0131\u015f bulunuyordu. Bu nas\u0131l oluyordu? Seksen fersahl\u0131k mesafeden bu kokuyu ta\u015f\u0131yan ara\u00e7 ne idi? Ve bunu duyan alg\u0131lama g\u00fcc\u00fc ne idi, nas\u0131l bir g\u00fc\u00e7t\u00fc? Bilinen hava ak\u0131mlar\u0131n\u0131n buna yetmeyece\u011fi \u015f\u00fcphesizdi. Kafilenin M\u0131s\u0131r&#8217;dan ayr\u0131lmas\u0131 an\u0131nda Yakub&#8217;un beri tarafta duydu\u011fu bu kokulu esintinin h\u0131z\u0131 en az\u0131ndan bir \u015fim\u015fe\u011fin h\u0131z\u0131na e\u015fit olmal\u0131yd\u0131. Oysa bug\u00fcnk\u00fc teknolojide ses nakline kadar uygulamas\u0131n\u0131 duydu\u011fumuz elektrik ak\u0131m\u0131n\u0131n hen\u00fcz kokuya uygulanabildi\u011fini bilmiyoruz.<\/p>\n<p>Bir de Yakub&#8217;un hassasiyeti ne kadar incelmi\u015f ve h\u00fczn\u00fc ile g\u00f6zleri a\u011fard\u0131ktan sonra koku alma duygusu ne kadar geli\u015fmi\u015f olursa olsun, kafilenin M\u0131s\u0131r&#8217;dan ayr\u0131lmas\u0131ndan \u00f6nce duymay\u0131p da ayr\u0131ld\u0131ktan sonra duymu\u015f olmas\u0131 g\u00f6sterir ki, bunun s\u0131rr\u0131 ve hikmeti onun hassasiyetinden kaynaklanan bir olay da de\u011fildir. Tefsir \u00e2limlerinin bu konuda iki ayr\u0131 yorumu vard\u0131r. Birisi Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bu kokuyu, bir mucize olmak \u00fczere o kadar uzak mesafeden Yakub&#8217;un vicdan\u0131na ula\u015ft\u0131rmas\u0131d\u0131r. Birisi de o anda onu Yakub&#8217;un vicdan\u0131nda icad ve yaratm\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, herhangi \u015fekilde olursa olsun, bu olay\u0131n al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda fevkalade bir il\u00e2h\u00ee mucize oldu\u011funda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur. Zaman\u0131m\u0131z fen bilimleri ve felsefesi bu gibi ola\u011fan\u00fcst\u00fc olaylar\u0131 a\u00e7\u0131klayamamakla beraber ink\u00e2r da etmemektedir, Psikolojide &#8220;telepati&#8221; ad\u0131 alt\u0131nda tasnif ve m\u00fctalaa etmektedir. Telgraf, telefon kelimelerinde dahi bilindi\u011fi ve kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;tele&#8221; kelimesi asl\u0131nda &#8220;uzak&#8221; demek, &#8220;pati&#8221;de etkilenme anlam\u0131na geldi\u011finden, &#8220;telepati&#8221; uzaktan etkilenme demek olur. Ve \u015f\u00f6yle tarif olunur: Bir ruhta duyulan \u00f6yle bir alg\u0131lamad\u0131r ki, o anda meydana gelmi\u015f ger\u00e7ek bir olaya ili\u015fkin oldu\u011fu halde, \u00f6yle bir mesafede veya \u00f6yle bir duygu hali i\u00e7indedir ki, bu durum o olay\u0131n o ki\u015fi ile bilinmesini imkans\u0131z gibi g\u00f6sterir&#8221;. Di\u011fer bir tarife g\u00f6re de &#8220;Bir m\u00e2n\u00e2n\u0131n veya duygunun uzaktan alg\u0131lanmas\u0131, yani hissolunabilecek bir arac\u0131n\u0131n yard\u0131m\u0131 olmaks\u0131z\u0131n iletilmesi meselesidir&#8221;. \u00d6nceki tarife g\u00f6re telepati, normal d\u0131\u015f\u0131 say\u0131lan \u015fartlarda meydana gelen d\u0131\u015f olaylara da \u015famil olabilecektir. L\u00e2kin ikinci tarife g\u00f6re, herhangi bir hava ak\u0131m\u0131 i\u00e7inde duyulabilecek koku gibi olaylar, telepati cinsinden say\u0131labilecek kadar fevkalade olaylardan de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc d\u0131\u015f olaylarda en az\u0131ndan \u0131\u015f\u0131k veya hava gibi bir madd\u00ee vas\u0131ta vard\u0131r ki, bize telepatiden ziyade telsiz ve radyo yay\u0131nlar\u0131 cinsinden bir olay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrebilir. Bundan dolay\u0131 bunun fen a\u00e7\u0131s\u0131ndan tasavvuru s\u0131rf ruhan\u00ee olan telepati alg\u0131lamas\u0131 kadar m\u00fc\u015fk\u00fcl olmaz. Zira uzaktaki bir his veya m\u00e2n\u00e2 h\u0131zl\u0131 ve gizli bir vas\u0131ta ile yakla\u015ft\u0131r\u0131l\u0131p tebli\u011f edilmi\u015f olur. Ve bundan dolay\u0131 baz\u0131lar\u0131 telepatinin en yayg\u0131n olan, soyut ve s\u0131rf manev\u00ee olan k\u0131sm\u0131n\u0131 da bu suretle tevil ederek d\u00fc\u015f\u00fcnmek isterler. Bununla beraber herhangi bir \u015feyin insan ruhuna ve vicdan\u0131na do\u011fmas\u0131 nas\u0131l oluyor? Ve vicdan denilen g\u00fcc\u00fcn, asgari ve azami alg\u0131lama s\u0131n\u0131r\u0131 nereden ba\u015fl\u0131yor? Ve bunun yay\u0131lma sahas\u0131 hangi s\u0131n\u0131ra kadar gidebilir? Bir ruhun potansiyel g\u00fc\u00e7leri, kendi d\u0131\u015f\u0131ndaki olaylar\u0131, yaln\u0131zca beden s\u0131n\u0131r\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak m\u0131 alg\u0131l\u0131yor? Is\u0131 yaymada oldu\u011fu gibi, bedenden d\u0131\u015far\u0131ya do\u011fru yay\u0131lan ve etkisini uzaklardan kar\u015f\u0131layan ba\u015fka g\u00fc\u00e7ler yok mudur?<\/p>\n<p>Bunlar tam anlam\u0131yla bilinmeden uzaktan duygular\u0131n alg\u0131lanmas\u0131 olay\u0131n\u0131, ve daha ba\u015fka ruhsal olaylar\u0131 mutlaka tevil etmeye mecburiyet yoktur. Ve do\u011frusu yaln\u0131zca uzaktan his de\u011fil, yak\u0131ndan hissetmekve \u015fuur olaylar\u0131 dahi lay\u0131k\u0131 ile a\u00e7\u0131klanamamaktad\u0131r: &#8220;Ruh konusunda size \u00e7ok az bilgiden ba\u015fka bir\u015fey verilmemi\u015ftir&#8221;. Ancak olay\u0131 olduktan sonra hissetmek normal oldu\u011fu gibi, his maa&#8217;l-vuku, yani olay\u0131 olurken, meydana gelirken duyabilmek veya olmadan \u00f6nce, yani &#8220;kable&#8217;l-vuku&#8221; hissedebilmek de ink\u00e2r edilemez olaylardand\u0131r.<\/p>\n<p>Burada kendi ba\u015f\u0131ma gelmi\u015f ve ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m bir telepati olay\u0131ndan bir misali anlatmak istiyorum: \u0130stanbul&#8217;da N\u00fcvab Mektebi&#8217;nde talebe iken bir g\u00fcn \u00f6\u011fleden sonra dersten \u00e7\u0131k\u0131p Nuruosmaniye&#8217;de ikametgah\u0131m olan hattat odas\u0131na geldim. Tek ba\u015f\u0131ma pencerenin \u00f6n\u00fcne oturdum. Oturur oturmaz, hen\u00fcz daha hi\u00e7bir \u015feyle me\u015fgul olmadan, birdenbire b\u00fcy\u00fck amcam Mehmed Emin Efendi hat\u0131r\u0131ma do\u011fuverdi ve derhal kalbime derin bir h\u00fcz\u00fcn \u00e7\u00f6kt\u00fc, a\u011flamak istedim. Halbuki ba\u015fka zamanlar onu hat\u0131rlay\u0131nca mutlaka sevin\u00e7 ve ne\u015fe hissederdim. Az bulunur, fazilet \u00f6rne\u011fi bir insan idi. Bu sefer hem hat\u0131rlay\u0131\u015f \u015feklim, hem de al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda sevin\u00e7 yerine i\u00e7ime \u00f6yle bir h\u00fcz\u00fcn\u00fcn \u00e7\u00f6kmesi tuhaf\u0131ma gitmi\u015fti. Ben bunu hemen bir yere kaydettim. Onbe\u015f g\u00fcn sonra memleketten posta ile bir mektup ald\u0131m, babam&#8221; o g\u00fcn amcam\u0131n vefat etti\u011fini ve bana yadigar olmak \u00fczere birka\u00e7 kitab\u0131n\u0131 vasiyyet etti\u011fini&#8221; yaz\u0131yordu. O zaman ben postan\u0131n on g\u00fcnde geldi\u011fi bir mesafeden o h\u00fcz\u00fcnl\u00fc olay\u0131, meydana geldi\u011fi anda y\u00fcre\u011fimde duymu\u015ftum ve g\u00f6zlerim dolmu\u015ftu.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte telepati dedikleri \u015fey b\u00f6yle olaylard\u0131r ki, bizim \u0131st\u0131lah\u0131m\u0131z b\u00fct\u00fcn bu gibi olaylar\u0131 ilham cinsinden saymaktad\u0131r. Bu h\u00e2l uykuda meydana gelseydi ad\u0131na r\u00fcya diyecektik. Bunlar normal duyular\u0131m\u0131za g\u00f6re fevkalade olaylardan olmakla beraber, \u00e7ok nadir \u015feyler de de\u011filler, her zaman herkesin ba\u015f\u0131na gelebilen \u00e7ok say\u0131da olaylard\u0131r. Belki herkeste olur da pek \u00e7ok kimse bunun fark\u0131nda bile olmaz. Fakat bunlar genellikle bilgi sebebi de\u011fildir. S\u0131radan bir vehim \u015feklinden ba\u015flayarak, keramet veya mucize derecelerine kadar \u00e7\u0131kacak \u00e7e\u015fitli derecelerde ortaya \u00e7\u0131kabilirler. Acizane kendi kanaatime g\u00f6re:<\/p>\n<p>Bu \u00e2yet, bize yaln\u0131zca ruh ilimleri ve mucize cinsinden bir harikay\u0131 tesbit ile kalm\u0131yor, bug\u00fcnk\u00fc teknolojik geli\u015fme a\u00e7\u0131s\u0131ndan dikkate de\u011fer ilhamlar da veriyor. Zira g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, &#8220;r\u00e2yiha&#8221;, yani koku kelimesi, &#8220;r\u00eeh&#8221;, yani &#8220;r\u00fczgar&#8221; anlam\u0131na gelen bir kelime ile ifade buyuruluyor. Bu kelimeden iletme anlam\u0131 daha belirgindir. Halbuki yukar\u0131da da s\u00f6yledi\u011fimiz gibi, kafilenin M\u0131s\u0131r&#8217;dan ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 anda Yakub&#8217;un vicdan\u0131na bu kokunun ula\u015fmas\u0131 r\u00fczgar h\u0131z\u0131ndan daha h\u0131zl\u0131 bir ileti\u015fimle olmu\u015ftur. Bug\u00fcnk\u00fc bilgimize g\u00f6re; bu ileti\u015fimin fizik olarak meydana gelmesi, havan\u0131n normal ve k\u00fctlevi ak\u0131m\u0131 ile de\u011fil de elektrik dalgalar\u0131 \u015feklinde olmas\u0131 ihtimali s\u00f6z konusudur? Ancak bir kokunun havada yay\u0131lmas\u0131, koku zerreciklerinin hava i\u00e7inde hareket edip yay\u0131lmas\u0131 sonucuna dayand\u0131\u011f\u0131 bilindi\u011fine g\u00f6re, bu zerrelerin bir elektrik ak\u0131m\u0131 halinde ve elektrik h\u0131z\u0131 ile ak\u0131p gelmesi, fizik a\u00e7\u0131s\u0131ndan akl\u0131n almayaca\u011f\u0131 bir olay olacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in bir tahlile daha l\u00fczum vard\u0131r ki, o da o zerrelerdeki kokunun t\u0131pk\u0131 \u0131s\u0131 ve \u0131\u015f\u0131k gibi yay\u0131lma kabiliyetine sahip bir kuvvet oldu\u011funu bulmakt\u0131r. Ger\u00e7ekten de kokunun, mesela bir g\u00fcl suyu zerrelerinin kendilerinden ziyade onlardaki bir kuvvet ve \u00f6zellik olmas\u0131 ve ince bir titre\u015fimle yay\u0131l\u0131yor \u015feklinde ele al\u0131nmas\u0131 daha akla yatk\u0131n ve koku alma duyular\u0131m\u0131zdaki bedahete daha uygun d\u00fc\u015fmektedir. O halde meseleyi kimya veya atom fizi\u011fi sahas\u0131nda izleyerek ses naklinden daha ince bir kanun ile koku kuvvetinin ve hareketinin zaptedilmesi ve nakledilmesi dahi elektrik ak\u0131m\u0131ndan yararlanarak m\u00fcmk\u00fcn olabilece\u011fi sonucuna varabilece\u011fiz demektir. Ger\u00e7i Yakub&#8217;un kokuyu duymas\u0131 fenn\u00ee bir olay de\u011fil, mucizev\u00ee bir olayd\u0131r. Baz\u0131 tefsir \u00e2limlerinin dedi\u011fi gibi Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n, Yusuf&#8217;un kokusunu Yakub&#8217;un vicdan\u0131nda do\u011frudan do\u011fruya yaratm\u0131\u015f ve icad etmi\u015f olmas\u0131 da ihtimal d\u0131\u015f\u0131 bir \u015fey de\u011fildir. Hatta Yakub&#8217;un haf\u0131zas\u0131n\u0131 yeniden harekete ge\u00e7irip daha \u00f6nceden bildi\u011fi Yusuf&#8217;un kokusunu ona kendi vicdan\u0131nda yeniden duyuruvermesi de ihtimal dahilindedir. L\u00e2kin \u00e2yetin ifadesinden a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya \u00e7\u0131kan m\u00e2n\u00e2, bu kokunun r\u00fczgar i\u00e7inde duyulmas\u0131 ve g\u00f6mle\u011fi ta\u015f\u0131yan m\u00fcjde kafilesinin M\u0131s\u0131r&#8217;dan ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada iletilmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. Bu ise kokunun da havadan bir telsizle \u015fim\u015fek gibi naklinin ve iletilmesinin m\u00fcmk\u00fcn olabilece\u011fini, yarat\u0131l\u0131\u015fta bunun da gizli bir kanunu olabilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcr\u00fcr. \u015e\u00fcphesiz ki, bunun gerek M\u0131s\u0131r&#8217;dan g\u00f6nderilmesi, gerekse b\u00f6yle bir h\u0131zl\u0131 titre\u015fimin Yakub taraf\u0131ndan alg\u0131lanabilmesi ve o kokunun Yusuf&#8217;a ait oldu\u011funu kestirebilmesi, do\u011frudan do\u011fruya il\u00e2h\u00ee tasarrufu g\u00f6steren harikalard\u0131r. Gerek bu bak\u0131mlardan, gerek Yusuf ile Yakub&#8217;un birer peygamber olmalar\u0131 bak\u0131m\u0131ndan olay \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc bir mucizedir. Zira bir insan\u0131n yak\u0131n\u0131ndaki birinin kim oldu\u011funu kokusundan tan\u0131yabilmesi bile ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir meseledir. Ancak olay\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fcyle tabiat kanunlar\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde bir mucize olmas\u0131, bununla ilgili birtak\u0131m tabiat kanunlar\u0131n\u0131n mevcut olmas\u0131na engel de\u011fildir. Mesela Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n ku\u015f yapmas\u0131 Allah&#8217;\u0131n izniyle bir mucizedir. Fakat ku\u015flar\u0131n u\u00e7mas\u0131 olay\u0131ndan, u\u00e7ma ilkelerini \u00e7\u0131karmak ve yine Allah&#8217;\u0131n izniyle u\u00e7aklar yapmak mucize olmayan bir bulu\u015ftur.<\/p>\n<p>95-Has\u0131l\u0131 Allah&#8217;\u0131n kudretine bak\u0131n ki, Yakub, Yusuf&#8217;un g\u00fczel kokusunu o kadar uzaktan derhal duydu ve onun bir vehim, bir hayal olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, bir hakikat oldu\u011funu kendi vicdan\u0131nda tan\u0131d\u0131. Durumu kesin bir dille ifade etti, fakat gafillerin kendisine inanmay\u0131p &#8220;sa\u00e7ma&#8221; diyeceklerini bildi\u011fi i\u00e7in de &#8220;Beni bunak yerine koymazsan\u0131z&#8230;&#8221; dedi, l\u00e2kin kim dinledi? Tahmin etti\u011fi gibi, onun bu s\u00f6z\u00fcn\u00fc i\u015fitenler Hayret vallahi, dediler, ger\u00e7ekten de sen h\u00e2l\u00e2 eski \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131nda bocalay\u0131p duruyorsun. Yani, h\u00e2l\u00e2 &#8220;Yusuf, Yusuf&#8221; deyip duruyorsun, h\u00e2l\u00e2 ona kavu\u015faca\u011f\u0131n\u0131 vehmediyorsun, oysa bu do\u011fru de\u011fil. O\u011fullar\u0131 yolda oldu\u011fu i\u00e7in, Yakub&#8217;a bunu s\u00f6yleyenler onlar de\u011fildi. K\u0131zlar\u0131, gelinleri ve \u00f6teki yak\u0131nlar\u0131 olabilirdi. L\u00e2kin \u00e7ok ge\u00e7meden esas \u015fa\u015fk\u0131n\u0131n kimler oldu\u011fu a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kacakt\u0131. Zira bunun \u00fczerine:<\/p>\n<p>96- Ne zaman ki m\u00fcjdeci geldi g\u00f6mle\u011fi y\u00fcz\u00fcne koydu Yakub&#8217;un g\u00f6rmesi yerine geldi. G\u00f6z\u00fc a\u00e7\u0131l\u0131verdi ve eskisi gibi g\u00f6rmeye ba\u015flad\u0131.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu ne\u015feye kavu\u015fan Yakub neler dedi, neler yapt\u0131 san\u0131rs\u0131n\u0131z? Hay\u0131r o yine &#8220;sabr\u0131 cemil&#8221;inden ayr\u0131lmad\u0131. &#8220;Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131ndan \u00fcmit kesmeyiniz&#8221; nasihat\u0131n\u0131 hat\u0131rlatarak, sadece size demedim mi dedi ben, do\u011frusunu isterseniz Allah&#8217;dan sizin bilmediklerinizi de bilirim. Yani, \u015fimdi anlad\u0131n\u0131z m\u0131 Allah, ne b\u00fcy\u00fckt\u00fcr; peygamberlik de nas\u0131l bir ger\u00e7ektir?<\/p>\n<p>97-O vakit gelmi\u015f olan o\u011fullar\u0131, hepsi birden ey bizim babam\u0131z, dediler bizim i\u00e7in g\u00fcnahlar\u0131m\u0131za isti\u011ffar et, ma\u011ffiretimize dua ediver biz hakikaten su\u00e7luyduk. \u015eimdi ise \u00e7ok pi\u015fman olduk.<\/p>\n<p>98-Buna ra\u011fmen babalar\u0131 hemen isti\u011ffar edivermedi de ileriye d\u00f6n\u00fck bir vaatte bulundu: \u0130lerde, dedi, sizin i\u00e7in Rabbime isti\u011ffar ederim. \u015e\u00fcphe yok ki, ancak O&#8217;dur \u011fafur, rah\u00eem.<\/p>\n<p>Yakub, b\u00f6ylece kendisinin bir baba olarak onlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ima etmekle birlikte, Allah&#8217;\u0131n da onlar\u0131 affetmesi i\u00e7in yapaca\u011f\u0131 dua ve isti\u011ffar\u0131, seher vakti veya cuma gecesi gibi bir vakte, dualar\u0131n kabul olunaca\u011f\u0131 bir icabet vaktine tehir etti\u011fi, b\u00f6yle bir vakti g\u00f6zetti\u011fi akla gelebilir. Daha do\u011frusu, Yusuf&#8217;la helalla\u015ft\u0131r\u0131ncaya veya onun aff\u0131n\u0131 anlay\u0131ncaya kadar tehir etmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc zulme u\u011frayan\u0131n helallik vermesi, il\u00e2h\u00ee ma\u011ffiretin \u00f6n \u015fartlar\u0131ndan biridir.<\/p>\n<p>Gelelim sonuca:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>99. Ne zaman ki, onlar Yusuf&#8217;un yan\u0131na vard\u0131lar, i\u015fte o zaman Yusuf anas\u0131n\u0131 ve babas\u0131n\u0131 kucaklad\u0131, yan\u0131na ald\u0131 ve &#8220;Buyurun Allah&#8217;\u0131n dilemesiyle g\u00fcven i\u00e7inde M\u0131s\u0131r&#8217;a girin&#8221; dedi.<\/p>\n<p>100. Anas\u0131yla babas\u0131n\u0131 y\u00fcksek bir taht \u00fczerine oturttu ve hepsi birden Yusuf i\u00e7in secdeye kapand\u0131lar. Bunun \u00fczerine Yusuf dedi ki: &#8220;\u0130\u015fte bu durum, o r\u00fcyam\u0131n \u00e7\u0131kmas\u0131d\u0131r. Ger\u00e7ekten Rabbim onu hak r\u00fcya k\u0131ld\u0131. \u015eeytan benimle karde\u015flerimin aras\u0131n\u0131 bozduktan sonra, beni zindandan \u00e7\u0131karmakla ve sizi \u00e7\u00f6lden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Do\u011frusu Rabbim diledi\u011fine lutfunu ihsan eder. \u015e\u00fcphesiz O, her \u015feyi bilir, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.&#8221;<\/p>\n<p>101. &#8220;Ey Rabbim! Sen bana d\u00fcnya m\u00fclk\u00fcnden nasip verdin ve bana r\u00fcyalar\u0131n tabirinden bir ilim \u00f6\u011frettin. Ey g\u00f6kleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim can\u0131m\u0131 m\u00fcsl\u00fcman olarak al ve beni salih kullar\u0131n aras\u0131na kat!&#8221;<\/p>\n<p>99- Has\u0131l\u0131, ne zaman ki, Yusuf&#8217;a vard\u0131lar, yani Yusuf&#8217;un daha \u00f6nce karde\u015flerine tenbih edip istedi\u011fi gibi, ba\u015fta babalar\u0131 olmak \u00fczere b\u00fct\u00fcn aile bireyleri topluca M\u0131s\u0131r&#8217;a gelip Yusuf&#8217;un yan\u0131na vard\u0131lar. Rivayet olunur ki, Yusuf ve Melik, yanlar\u0131nda d\u00f6rt bin asker, birtak\u0131m devlet adamlar\u0131 ve M\u0131s\u0131r halk\u0131ndan \u00e7ok say\u0131da insan, gelen kafileyi kar\u015f\u0131lamaya \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131. Yakub Aleyhisselam, o\u011flu Yahuda&#8217;ya dayanarak y\u00fcr\u00fcyordu, kar\u015f\u0131dan gelen kafileye ve atl\u0131lara bak\u0131p, &#8220;Ey Yahuda, \u015fu kar\u015f\u0131daki adam M\u0131s\u0131r&#8217;\u0131n Firavun&#8217;u mu?&#8221; diye sordu. O da &#8220;Hay\u0131r, Firavun de\u011fil, o\u011flun&#8221; dedi. Yakla\u015ft\u0131klar\u0131 zaman Yusuf&#8217;dan \u00f6nce Yakup selam verdi ve &#8220;Selam sana ey h\u00fcz\u00fcnleri gideren&#8221; dedi&#8230;ilh.<\/p>\n<p>Yusuf anas\u0131n\u0131 ve babas\u0131n\u0131 kendisine iva etti. Yani, boyunlar\u0131na sar\u0131l\u0131p ba\u011fr\u0131na bast\u0131 ve onlar i\u00e7in haz\u0131rlad\u0131\u011f\u0131 \u00f6zel dinlenme yerlerinde istirahat ettirdi. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bu hen\u00fcz \u015fehre girmeden kar\u015f\u0131lama yerinde oluyordu. Nitekim Allah&#8217;\u0131n izniyle hepiniz g\u00fcven ve huzur i\u00e7inde M\u0131s\u0131r&#8217;a giriniz, dedi. Ve b\u00f6ylece M\u0131s\u0131r&#8217;a girdiler.<\/p>\n<p>100- Ve anas\u0131yla babas\u0131n\u0131 ar\u015fa \u00e7\u0131kard\u0131. \u00d6zellikle anas\u0131yla babas\u0131n\u0131 karde\u015flerinden daha fazla sayg\u0131 ve ikramla kar\u015f\u0131lad\u0131. Kendisine ait olan ve bir tahta benzeyen y\u00fcksek k\u00f6\u015fk\u00fcn \u00fczerine \u00e7\u0131kard\u0131. Ve onun i\u00e7in hepsi secdeye kapand\u0131lar. Yani anas\u0131, babas\u0131 ve karde\u015fleri, Yusuf&#8217;a kavu\u015ftuklar\u0131 i\u00e7in Allah&#8217;a \u015f\u00fck\u00fcr ifadesi olarak secdeye kapand\u0131lar. Bir g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, o zaman \u00e2det oldu\u011fu \u00fczere Yusuf&#8217;a kar\u015f\u0131 resm\u00ee bir selam g\u00f6revini yerine getirmek i\u00e7in secde durumuna ge\u00e7ip yerlere kapand\u0131lar. Ger\u00e7i bu anlam, ilk bak\u0131\u015fta Yusuf&#8217;un g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc r\u00fcyaya daha uygun gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. L\u00e2kin selam secdesi olsa idi, ilk kar\u015f\u0131la\u015fma an\u0131nda yap\u0131l\u0131rd\u0131. \u00d6yle yap\u0131lmas\u0131 icap ederdi. Zaten \u00e2yette (\u00e2yet 4) c\u00fcmlesi de &#8220;onlar\u0131 g\u00f6rd\u00fcm bana secde ediyorlard\u0131&#8221; demek olabilece\u011fi gibi, &#8220;benim i\u00e7in secde ediyorlar g\u00f6rd\u00fcm&#8221; anlam\u0131na da gelebilece\u011finden, Yusuf&#8217;a kavu\u015fturan Allah&#8217;a \u015f\u00fck\u00fcr secdesi \u015feklinde anlamak, her bak\u0131mdan daha uygun d\u00fc\u015fmektedir. Bir de bu secde ile meleklerin \u00c2dem&#8217;e yapt\u0131klar\u0131 secde aras\u0131ndaki ili\u015fki ve benzerlik unutulmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Onlar i\u015fte b\u00f6yle secdeye kapand\u0131lar. Ve, o vakit bunu g\u00f6ren Yusuf, ey babaca\u011f\u0131m, dedi. i\u015fte bu, daha \u00f6nce g\u00f6rm\u00fc\u015f oldu\u011fum r\u00fcyan\u0131n tevilidir. Yani o zaman, senin yapt\u0131\u011f\u0131n yorum, bilimsel ve \u00f6zet bir tevil idi, k\u0131saca yap\u0131lm\u0131\u015f bir tabir idi. Fakat \u015fimdi bilfiil ger\u00e7ekle\u015fen m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve me\u00e2li budur. Onu Rabbim hakikaten ger\u00e7ekle\u015ftirdi, aynen hak bir r\u00fcya olarak \u00e7\u0131kard\u0131. T\u0131pk\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm gibi, vak\u0131a olarak ger\u00e7ekle\u015ftirdi. Ger\u00e7ekten de bana lutuf ve ihsanda bulundu. \u00c7\u00fcnk\u00fc beni zindandan kurtard\u0131 ve sizi de bedivden getirdi, badiyeden, yani ta\u015fradan, \u00e7\u00f6lden, yahut &#8220;Beda&#8221; ad\u0131 verilen yerde ya\u015famaktan kurtard\u0131, buraya getirdi.<\/p>\n<p>Vahid\u00ee ve daha baz\u0131lar\u0131n\u0131n beyan\u0131na g\u00f6re, &#8220;Bedv&#8221; kelimesi iki anlama gelir: Birincisi, \u015fahs\u0131n uzaktan g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc d\u00fczl\u00fck ve a\u00e7\u0131k yer demektir ki, dilimizde buna &#8220;alan&#8221; denir. Bunun asl\u0131 (beda, yebdu, bedven) fiilinden zuhur m\u00e2n\u00e2s\u0131na mastar olup, sonra ism-i mekan gibi kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Bedv&#8221; in kar\u015f\u0131t\u0131 &#8220;hazar&#8221; d\u0131r. Bunlar nisbet yas\u0131 ile kullan\u0131ld\u0131klar\u0131 zaman &#8220;bedev\u00ee&#8221; ve &#8220;hazar\u00ee&#8221; denilmi\u015ftir. \u0130kincisi ise Abdullah b. Abbas&#8217;dan rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, Hz. Yakup, &#8220;Beda&#8221; ad\u0131 verilen yere yerle\u015fip orada ya\u015f\u0131yormu\u015f ve Yusuf&#8217;un yan\u0131na i\u015fte oradan gelmi\u015fti. O yerde da\u011f\u0131n dibinde kendisinin bir mescidi vard\u0131. \u0130bnu&#8217;l-Enbar\u00ee de demi\u015ftir ki: &#8220;Beda bilinen bir yerdir. Filan, \u015ei&#8217;b ile Beda aras\u0131ndad\u0131r&#8221; denilir. Bu iki me\u015fhur yer, \u015fiirlerde birlikte an\u0131lagelmi\u015f olan yerlerdir. Nitekim K\u00fcseyyir \u015f\u00f6yle demi\u015ftir:<\/p>\n<p>Ve i\u015fte bu anlamdan al\u0131nm\u0131\u015f olarak &#8220;Kavm Beda&#8217;ya vard\u0131lar, var\u0131yorlar&#8221;, demektir. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re &#8220;Bedv&#8221; mastar olur. Ve b\u00f6ylece Hz. Yakub ve ailesi asl\u0131nda bedev\u00ee de\u011fil, hazar\u00ee idiler demek olur..ilh.. Bu tefsirin sebebini az sonra gelecek olan \u00e2yetinde bulaca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>Bununla beraber \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re bunu \u015f\u00f6yle anlamak da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr: Sizi \u00e7\u00f6lleri, badiyeleri a\u015f\u0131rarak ta uzaktan M\u0131s\u0131r&#8217;a getirdi. Hangisi olursa olsun, \u015furas\u0131 gayet ince ve zariftir ki, Yusuf, babas\u0131yla karde\u015flerinin M\u0131s\u0131r&#8217;a getirilmelerini, kendisinin zindandan \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131na e\u015fde\u011fer bir nimet saymakla kalmay\u0131p, bunun da onun gibi kendisi hakk\u0131nda bir il\u00e2h\u00ee ihsan oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a anm\u0131\u015f ve vurgulayarak dile getirmi\u015ftir. Yani ailesinin nimete ve refaha ermesini kendisine yap\u0131lm\u0131\u015f bir ihsan olarak anm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6zellikle karde\u015flerini mahcup etmemek i\u00e7in zindandan \u00f6nceki kuyu olay\u0131ndan hi\u00e7 s\u00f6z etmemi\u015ftir, bundan dikkatle ka\u00e7\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Hakk\u0131ndaki bu ihsan\u0131n \u00f6nemini belirtmek \u00fczere demi\u015ftir ki:<\/p>\n<p>Benimle karde\u015flerimin aras\u0131n\u0131 \u015feytan d\u00fcrt\u00fc\u015ft\u00fcrd\u00fckten sonra, b\u00f6yle oldu. Yani, benimle karde\u015flerim aras\u0131nda ge\u00e7en ve hi\u00e7 hesaba al\u0131nmamas\u0131 gereken macera ne benden, ne de onlardan kaynaklanan bir olay de\u011fil, aram\u0131z\u0131 bozmak i\u00e7in \u015feytan\u0131n d\u00fcrtmesinden, onun fesat\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan ve i\u011fvas\u0131ndan ibarettir. Fakat \u015feytan\u0131n karde\u015fler aras\u0131na sokulmas\u0131 haddi zat\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir fitne ve bela idi. E\u011fer Allah&#8217;\u0131n lutfu yeti\u015fmeseydi, kimbilir daha ne gibi fenal\u0131klar olacakt\u0131. Bundan dolay\u0131 b\u00f6yle bir iptiladan sonra Rabbimin bu ihsanlar\u0131 ne kadar b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Muhakkak ki, Rabbim diledi\u011fine lutfunu bol bol ihsan eder. Diledi\u011fi i\u015fi yoluna koymak i\u00e7in ald\u0131\u011f\u0131 tedbirler, ne latif, ne ho\u015f, ne ince \u015feylerdir. Ve hakikaten ancak O&#8217;dur \u00e2lim, O&#8217;dur hakim. Ger\u00e7ek ilim O&#8217;nun ilmidir, ger\u00e7ek hikmet O&#8217;nun hikmetidir.<\/p>\n<p>Rivayet olunur ki, Hz. Yusuf, babas\u0131n\u0131n elinden tutup hazineleri gezdirmi\u015f, alt\u0131n, g\u00fcm\u00fc\u015f, m\u00fccevherat, silah, elbise ve di\u011ferlerini g\u00f6sterip dola\u015ft\u0131ktan sonra yaz\u0131 yaz\u0131lacak ka\u011f\u0131t (par\u015f\u00f6men) hazinesine vard\u0131klar\u0131 zaman Hz. Yakub: &#8220;Ay o\u011ful, bunlar dururken \u015fu sekiz merhalelik yerden bana bir mektup yazmad\u0131n ha! Bu ne ilgisizlik?&#8221; demi\u015f. Yusuf da: &#8220;Bana Cebrail \u00f6yle emretti&#8221; demi\u015f. Babas\u0131 &#8220;Peki amma niye sormad\u0131n?&#8221; demi\u015f, Yusuf da: &#8220;Sen ona benden daha yak\u0131ns\u0131n.&#8221; diye cevap vermi\u015f. Bunun \u00fczerine Yakup Cebrail&#8217;e sormu\u015f, Cebrail de: &#8220;Sen, korkar\u0131m ki, Yusuf&#8217;u kurt yer, dedi\u011finden dolay\u0131, Allah bana \u00f6yle emretti ve benden korksayd\u0131 ya, buyurdu&#8221; demi\u015f.<\/p>\n<p>Yine rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, Yakup Aleyhissel\u00e2m Yusuf ile beraber yirmid\u00f6rt sene daha ya\u015fam\u0131\u015f, sonra vefat etmi\u015f ve \u015eam taraf\u0131nda babas\u0131 \u0130shak Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n yan\u0131na defnolunmas\u0131n\u0131 vasiyyet eylemi\u015f, Hz. Yusuf da bizzat kendisi gidip babas\u0131n\u0131n cenazesini oraya defnetmi\u015f, sonra geri d\u00f6nm\u00fc\u015f. Yusuf babas\u0131ndan sonra yirmi \u00fc\u00e7 sene daha ya\u015fam\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Fakat b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 g\u00f6ren bu nimet ve ihsana eren Yusuf, nihayet ne dedi ve bu k\u0131ssa nas\u0131l bir sonu\u00e7la sona erdi? Bak\u0131n\u0131z Yusuf ne dedi:<\/p>\n<p>101- Ey Rabbim! Sen bana m\u00fclkten bir par\u00e7a nasip verdin. Ehad\u00eesin me\u00e2lini bilmek ilminden de bana bir hisse ilim \u00f6\u011frettin. B\u00f6ylece en b\u00fcy\u00fck d\u00fcnya nimetinin ve devletinin ne oldu\u011funu tatt\u0131rd\u0131n ve ben b\u00fct\u00fcn bu olup bitenlerin sonunun nereye varaca\u011f\u0131n\u0131 anlad\u0131m. Yani anlad\u0131m ki, b\u00fct\u00fcn d\u00fcnya hayat\u0131 ve olaylar\u0131, tevil ve tabiri sonunda ger\u00e7ekle\u015fecek olan bir r\u00fcya gibidir. Ve bana \u00f6\u011fretti\u011fin ilimden hisseme d\u00fc\u015fen kadar\u0131yla anlad\u0131\u011f\u0131m \u015fudur ki o r\u00fcyan\u0131n da tabir ve tevili, yani yorumu a\u00e7\u0131k\u00e7a belli oldu\u011fundan dolay\u0131, bunun ilerisinde bir ahiret hayat\u0131 mutlaka gelecektir. \u0130\u015fte bunun kesin oldu\u011funu \u00f6\u011frenmi\u015f bulunuyorum. Ey g\u00f6kleri ve yeri yoktan yaratan Rabbim! Sen d\u00fcnyada ve ahirette benim velimsim. Benim malikim, veliyyi nimetim ve efendimsin Beni bir m\u00fcsl\u00fcman olarak vefat ettir, yani m\u00fcsl\u00fcman olarak can\u0131m\u0131 al; ba\u015fka bir dinde, ba\u015fka inan\u00e7ta olmaktan beni koru ve ruhumu m\u00fcsl\u00fcman olarak kabzet, ve salihler aras\u0131na kat, salih kullar\u0131n, i\u015fe yarar ve iyilik sever kullar\u0131n aras\u0131na koy. Ahirette atalar\u0131m gibi, salihler z\u00fcmresi i\u00e7inde ha\u015freyle, zira nimet ancak o zaman tamamlanm\u0131\u015f olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Deniliyor ki, Yusuf b\u00f6yle dua etti\u011fi vakit Allah Te\u00e2l\u00e2, ruhunu tayyib ve tahir olarak kabzeylemi\u015fti. Bunun \u00fczerine M\u0131s\u0131r ahalisi aras\u0131nda nereye defnolunaca\u011f\u0131 hususunda anla\u015fmazl\u0131k \u00e7\u0131km\u0131\u015f, birbirleriyle kavga edecek hale gelmi\u015fler. Nihayet mermerden bir tabut yap\u0131p, onun i\u00e7ine koymu\u015flar ve Nil nehrinin mecras\u0131na defnetmeye karar vermi\u015fler ki, Nil Nehri&#8217;nin sular\u0131, onun \u00fczerinden ge\u00e7erek M\u0131s\u0131r&#8217;a vard\u0131\u011f\u0131nda hepsi onun u\u011frundan teberr\u00fck edebilme konusunda e\u015fit olacaklard\u0131. Daha sonra M\u0131s\u0131r&#8217;da hanedan de\u011fi\u015fikli\u011fi olmu\u015f, iktidar Amalika&#8217;dan \u00e7\u0131km\u0131\u015f, Firavunlar&#8217;a ge\u00e7mi\u015fti. \u0130srailo\u011fullar\u0131 da Hz. Musa&#8217;n\u0131n peygamber olarak g\u00f6nderilmesine kadar Firavunlar&#8217;\u0131n elinde esir kalm\u0131\u015f idi.<\/p>\n<p>Peygamber efendimiz, Mirac gecesinde \u00c2dem Aleyhissel\u00e2m&#8217;la d\u00fcnya semas\u0131 denilen birinci g\u00f6kte, Yusuf&#8217;la ise ikinci semada kar\u015f\u0131la\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Bunu Mirac hadisinde haber vermi\u015fti. \u0130\u015fte Yusuf, ba\u015f\u0131 mihnet ve ibtila, sonu da yokluk ve zeval olan bu d\u00fcnya m\u00fclk\u00fcn\u00fcn, bu d\u00fcnya ge\u00e7idinin hakikat\u0131n\u0131 ve ak\u0131betini bildi\u011fi i\u00e7in, daha ileri gidip, elinde kuvvet varken M\u0131s\u0131r&#8217;a h\u00fck\u00fcmdar olmak sevdas\u0131n\u0131 beslememi\u015f, aksine d\u00fcnyadan el etek \u00e7ekmek ve ebed\u00ee hayata can atmak istemi\u015f de b\u00f6yle bir dua ile vefat\u0131n\u0131 dilemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ve \u00f6yle bir sonla ahirete gitmi\u015ftir ki, ne g\u00fczel dua, ne g\u00fczel ak\u0131bettir. Ve i\u015fte takva sahiplerinin \u00f6rnek alacaklar\u0131 hayat ve can atacaklar\u0131 gaye budur: Bu d\u00fcnya hazineleri de\u011fil, bu g\u00fczel sonu\u00e7tur. Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>102. \u0130\u015fte bu, sana vahiyle bildirdi\u011fimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar yapacaklar\u0131na karar verip mekir (oyun) yaparlarken sen yanlar\u0131nda de\u011fildin.<\/p>\n<p>103. Sen ne kadar \u015fiddetle arzulasan da, insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu iman edecek de\u011fildir.<\/p>\n<p>104. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k onlardan herhangi bir \u00fccret de istemiyorsun. O Kur&#8217;\u00e2n, \u00e2lemlere ancak bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr.<\/p>\n<p>105. Bununla beraber g\u00f6klerde ve yerde ne kadar \u00e2yet var ki, onunla y\u00fcz y\u00fcze gelirler de yine de y\u00fcz \u00e7evirip ge\u00e7erler.<\/p>\n<p>106. Onlar\u0131n \u00e7o\u011fu \u015firk ko\u015fmadan Allah&#8217;a iman etmezler (imanlar\u0131na az \u00e7ok bir \u015firk kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131rlar).<\/p>\n<p>107. Yoksa bunlar Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan hepsini saracak bir felaket gelmesinden veya fark\u0131nda de\u011fillerken ans\u0131z\u0131n ba\u015flar\u0131na k\u0131yametin kopuvermesinden g\u00fcven i\u00e7inde midirler?<\/p>\n<p>102- O yok mu? Yani hi\u00e7 haberin yokken, yukar\u0131dan beri sana bildirilen ve dikkat \u00e7ekici nice olaylar\u0131, \u00e2yet ve hikmetleri i\u00e7eren \u015fu g\u00fczel k\u0131ssay\u0131, Yusuf ve karde\u015flerinin hik\u00e2yesini g\u00f6r\u00fcyorsun ya! \u0130\u015fte bu gayb haberlerindendir. Onu sana biz vahyediyoruz. Yoksa onlar o mekri yapmak \u00fczere i\u015flerine karar verdikleri s\u0131rada sen onlar\u0131n yan\u0131nda de\u011fildin. Ne Yusuf&#8217;u kuyuya atmak i\u00e7in dolap \u00e7eviren karde\u015flerinin yan\u0131nda idin, ne de sana bir oyun olsun diye bunu sormak i\u00e7in arkandan konu\u015fup karar veren Kurey\u015f ile yahudi bilginlerinin meclisinde idin. Yukar\u0131da da (\u00e2yet 3) ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere bu vahiy sana gelinceye kadar bunlar\u0131n hepsinden habersiz idin. Oysa bu haber ve a\u00e7\u0131klama, ancak b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 g\u00f6zleriyle g\u00f6rm\u00fc\u015f olan birinin anlatabilece\u011fi \u015feylerdir.<\/p>\n<p>103-\u0130\u015fte bundan dolay\u0131, bu gayb haberlerinin &#8220;her\u015feyi g\u00f6ren&#8221; Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan sana vahiy ile bildirildi\u011fi ve senin hak peygamber oldu\u011fun g\u00fcn gibi a\u00e7\u0131kt\u0131r. Her \u015fey ortada ve hi\u00e7bir \u015f\u00fcpheye yer vermiyecek kesinliktedir. Bununla beraber sen b\u00fcsb\u00fct\u00fcn h\u0131rslansan, \u015fiddetle arzu etsen de insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu inanacak de\u011fildir. \u00c7oklar\u0131 vahye ve bu g\u00fczel k\u0131ssan\u0131n Allah taraf\u0131ndan bildirildi\u011fine yine de iman etmez; g\u00fczel bir roman, uydurma bir hik\u00e2ye gibi, hayal eder ve \u00f6nemsemeden ge\u00e7er gider.<\/p>\n<p>104- Halbuki sen buna kar\u015f\u0131l\u0131k olarak onlardan bir ecir, bir \u00fccret de istemiyorsun, ki \u00e7\u0131kar sa\u011flamak i\u00e7in mi acaba b\u00f6yle konu\u015fuyor diye herhangi bir \u015fekilde \u015f\u00fcpheye yer olabilsin, bu, ancak \u00e2lemlere bir zikirdir. Bu haber, bu uyar\u0131 veya b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bu Kur&#8217;\u00e2n b\u00fct\u00fcn ak\u0131l sahiplerine, d\u00fc\u015f\u00fcnebilen canl\u0131lar \u00e2lemlerine hakk\u0131 ve hakikat\u0131 tan\u0131tmak i\u00e7in \u00f6zbe\u00f6z bir hat\u0131rlatma, kat\u0131ks\u0131z bir uyar\u0131d\u0131r, halis bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr.<\/p>\n<p>105-\u015eu halde akl\u0131 olanlar\u0131n bunu d\u00fc\u015f\u00fcnmeleri, ders almalar\u0131 ve gere\u011fince iman etmeleri gerekirse de akl\u0131 olmayanlar\u0131n \u00f6\u011f\u00fctten ve uyar\u0131dan bir \u015fey anlamalar\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, akl\u0131 olmayanlar veya olup da kendi heva ve heveslerine yenik d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olanlar, d\u00fc\u015f\u00fcnme kabiliyetini ve g\u00fcc\u00fcn\u00fc yitirmi\u015f bulunanlar, \u00f6\u011f\u00fct ve uyar\u0131ya \u00f6nem vermeyip, hep bask\u0131 ve zor kullan\u0131lmas\u0131n\u0131 g\u00f6zettiklerinden, insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu da b\u00f6yle olduklar\u0131ndan, insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu s\u0131rf g\u00fczel \u00f6\u011f\u00fcde kan\u0131p da iman etmezler. \u00dcstelik bu inanmazl\u0131klar\u0131 yaln\u0131zca senin peygamberli\u011fine ve sana vahiyle bildirilen \u00e2yetlere mahsus bir \u015fey de de\u011fildir. G\u00f6klerde ve yerde nice \u00e2yetler vard\u0131r ki, \u00fczerlerine u\u011frarlar, o \u00e2yetlerle y\u00fcz y\u00fcze, g\u00f6z g\u00f6ze gelirler de ondan y\u00fcz \u00e7evirir ge\u00e7erler.<\/p>\n<p>106-Bundan sonra ki s\u00fbrede de i\u015faret olunaca\u011f\u0131 \u00fczere Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na ve birli\u011fine, ilim ve kudretine ve sonsuz hikmetine delalet eden gerek enf\u00fcsi, gerek afak\u00ee, gerek semav\u00ee, gerek arz\u00ee bu kadar \u00e7ok delil vard\u0131r ki, bunlar her g\u00fcn onlar\u0131n g\u00f6z\u00fcne \u00e7arpar; g\u00f6zlemleri, ara\u015ft\u0131rmalar\u0131, fenleri, felsefeleri hep bunlar\u0131n etraf\u0131nda dola\u015f\u0131r durur, bu delillerin \u00fcst\u00fcne u\u011frarlar da onlar yine de bu delilleri g\u00f6rmezlikten gelirler, g\u00f6rmek istemezler, y\u00fczlerini ba\u015fka tarafa \u00e7evirir ge\u00e7erler, ba\u015fka maksatlar pe\u015finde ko\u015farlar \u00e7o\u011fu Allah&#8217;a iman etmez, ancak m\u00fc\u015frik olarak ederler. Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ink\u00e2r etmeseler de a\u00e7\u0131k veya gizli bir \u015firk kar\u0131\u015ft\u0131rmadan Allah&#8217;a da inanmazlar.<\/p>\n<p>107-Halis tevhid ile iman etmezler, Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na il\u00e2h payesi verirler, kutsall\u0131klar uydururlar veya d\u00fcnya nimetlerine de taparcas\u0131na d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fck g\u00f6sterirler. \u0130mdi bunlar kendilerine Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan bir b\u00fcr\u00fcme, (yani hepsini i\u00e7ine alacak ku\u015fat\u0131c\u0131 bir azap) gelivermesinden ya da hi\u00e7 haberleri yokken ans\u0131z\u0131n ba\u015flar\u0131na k\u0131yametin kopuvermesinden eman m\u0131 bulmu\u015flard\u0131r? Ki bunca \u00e2yetlere kar\u015f\u0131 hakk\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmezler de imans\u0131zl\u0131k ve m\u00fc\u015friklik ederler, Allah&#8217;dan korkmazlar, ahiret i\u00e7in haz\u0131rlanmazlar. Hay\u0131r eman i\u00e7inde olduklar\u0131ndan de\u011fil, ilerisini d\u00fc\u015f\u00fcnmediklerinden, basiretsiz olduklar\u0131ndan dolay\u0131 \u00f6yle yaparlar.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 sen,<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>108. De ki: \u0130\u015fte benim yolum budur; basiret \u00fczere Allah&#8217;a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar (i\u015fte b\u00f6yleyiz). Ben Allah&#8217;\u0131 tesbih ederim ve ben m\u00fc\u015friklerden de\u011filim.<\/p>\n<p>108- De ki, i\u015fte bu, bu davet, b\u00f6yle tevhid ve ihlas ile iman yolu benim yolum: Basiret \u00fczere Allah&#8217;a davet ederim ben ve bana uyanlar da b\u00f6yleyiz; yani bana uyan \u00fcmmetim de hep b\u00f6yle basiretle Allah yoluna davet ederler, t\u0131pk\u0131 benim gibi yaparlar. Ve ben Allah&#8217;\u0131 tenzih ve takdis ile tesbih ederim ve ben m\u00fc\u015friklerden de\u011filim. Bu \u00e2yet de g\u00f6steriyor ki, dine davet ancak bu \u015fartlarla caiz ve verimli olur. Yani m\u00fc\u015frikler gibi k\u00f6r\u00fck\u00f6r\u00fcne ve birtak\u0131m bat\u0131l ve bozuk maksatlar u\u011fruna veya kendi nefsan\u00ee hevesleri u\u011fruna de\u011fil; basiret \u00fczere, ne dedi\u011fini bilerek, ihlas ve samimiyetle, edep, nezahet ve hikmet \u00e7er\u00e7evesinde ve ancak Allah r\u0131zas\u0131 g\u00f6zetilerek Allah&#8217;a davet edilmelidir. Yoksa din ve dindarl\u0131k s\u0131rf bir gururdan, kof bir iddiadan ibaret kal\u0131r: &#8220;Rabbinin yoluna hikmetle ve tatl\u0131 dille, g\u00fczel \u00f6\u011f\u00fctlerle davet et, onlarla en g\u00fczel \u015fekilde m\u00fccadele et&#8230;&#8221; (Nahl 16\/125) il\u00e2h\u00ee emri, bu noktay\u0131 daha ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>109. Senden \u00f6nce g\u00f6nderdi\u011fimiz peygamberler de o memleketlerin halk\u0131ndand\u0131, onlar da kendilerine vahiy verdi\u011fimiz birtak\u0131m erkeklerden ba\u015fkas\u0131 de\u011fillerdi. \u015eimdi o yerlerde \u015f\u00f6yle bir gezip g\u00f6rmediler mi? Kendilerinden \u00f6nce gelip ge\u00e7enlerin ak\u0131betlerinin nas\u0131l oldu\u011funa bir baksalar ya!&#8230; Elbette ahiret yurdu m\u00fcttakiler i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. H\u00e2l\u00e2 akl\u0131n\u0131z\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131za toplamayacak m\u0131s\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>110. Nihayet peygamberleri (onlar\u0131n iman etmelerinden) \u00fcmit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalanc\u0131 durumuna d\u00fc\u015ft\u00fcklerini san\u0131nca, onlara yard\u0131m\u0131m\u0131z geldi, yeti\u015fti; dilediklerimiz kurtar\u0131ld\u0131. Su\u00e7lular toplulu\u011fundan bizim azab\u0131m\u0131z geri \u00e7evrilemez.<\/p>\n<p>109- Senden \u00f6nce de biz o memleket halk\u0131ndan kendilerine vahiy g\u00f6nderdi\u011fimiz kimselerden ba\u015fka peygamber g\u00f6ndermedik. Yani senden \u00f6nceki peygamberler de ne melek, ne kad\u0131n, ne bedev\u00ee, ne de ba\u015fka yerlerden, uzak diyarlardan gelmi\u015f insanlar de\u011fildi. O \u015fehir halk\u0131ndan, meden\u00ee insanlardan, kendilerine vahiy verdi\u011fimiz senin gibi erkek, mert ve yi\u011fit adamlardan ibaret idi. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki: Yukar\u0131da &#8220;Allah sizi bedvden getirdi&#8221; \u00e2yetinden Yakub ve evlatlar\u0131n\u0131n asl\u0131nda bedev\u00ee olduklar\u0131 san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. B\u00fct\u00fcn peygamberler gibi, \u0130brahim, \u0130shak ve Yakub da esasen kura ehlinden, yani site halk\u0131ndan ve meden\u00ee idiler. Bunlar badiyede bulundularsa da bu ge\u00e7ici bir durum, bedev\u00eeleri ir\u015fad ve davet i\u00e7in bir vazife icab\u0131 veya ba\u015fka bir sebepten dolay\u0131 idi. Nitekim daha sonra Hz. Musa&#8217;ya da b\u00f6yle bir ibtila vaki olmu\u015ftu. Hz. \u00c2dem bile cennette e\u015fiyle birlikte yarat\u0131lm\u0131\u015f, sonradan d\u00fcnyaya g\u00f6nderilmi\u015f, yarat\u0131l\u0131\u015ftan ve ruhen meden\u00ee bir kimse idi. Peygamber denildi\u011fi zaman, onu yemeyen, i\u00e7meyen, be\u015fer ihtiya\u00e7lar\u0131ndan hi\u00e7bir \u015feye muhta\u00e7 olmayan bir melek sanmamal\u0131d\u0131r. (En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;E\u011fer o peygamberi bir melek yapsayd\u0131k, onu yine bir adam \u015fekline koyard\u0131k&#8221; (\u00e2yetinin tefsirine bkz. En&#8217;\u00e2m, 6\/9)<\/p>\n<p>Bakara S\u00fbresi&#8217;nde \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 k\u0131ssas\u0131nda (2\/30) ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, \u00c2dem&#8217;e ve \u00c2dem soyuna ihsan edilen bilgi edinme \u00f6zelli\u011fine melekler nail olamam\u0131\u015flard\u0131r. Allah&#8217;\u0131n imtihan\u0131 ile \u00c2dem, meleklere de\u011fil, melekler \u00c2dem&#8217;e secde etmekle emrolunmu\u015flard\u0131r. \u0130l\u00e2h\u00ee emirle insanlar\u0131n hizmetiyle g\u00f6revli melekler vard\u0131r, fakat hi\u00e7bir insan meleklere hizmetle emrolunmu\u015f ve g\u00f6revlendirilmi\u015f de\u011fildir. Onun i\u00e7in peygamberli\u011fin ilk \u015fart\u0131 insan olmakt\u0131r, onun belirleyici \u00f6zelli\u011fi de, Allah&#8217;\u0131n \u00f6zel bilgilendirmesi demek olan vahiy g\u00f6ndermesidir. Sonra hem m\u00fcjdeyi, hem inzar ve uyar\u0131y\u0131 i\u00e7ine alan bu ilmin \u00f6yle ciddi bir uygulamas\u0131 ve peygamberlik g\u00f6revinin \u00f6yle a\u011f\u0131r \u015fartlar\u0131 vard\u0131r ki, kad\u0131n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ve me\u015frebi do\u011frudan do\u011fruya bu a\u011f\u0131r g\u00f6revin sorumlu\u011funu ta\u015f\u0131maya elveri\u015fli de\u011fildir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7i Allah Te\u00e2l\u00e2 dilerse bir kad\u0131na da o g\u00fcc\u00fc ve tahamm\u00fcl\u00fc ihsan edip sonra da ona peygamberlik verebilir. Fakat bu, onun yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 ve mizac\u0131n\u0131 bir erkek mizac\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmek demek olur. Binaenaleyh insanlar i\u00e7inde peygamberlik g\u00f6reviyle g\u00f6revlendirilecek kimselerin de s\u0131radan erkeklerden de\u011fil, onlar aras\u0131nda en se\u00e7kin, en iradeli ve en g\u00fc\u00e7l\u00fc kimselerden se\u00e7ilmi\u015f olmas\u0131 da il\u00e2h\u00ee hikmet icab\u0131d\u0131r. O halde gerek vahiy, gerek g\u00f6revin yerine getirilmesi i\u00e7in gerekli olan ruh g\u00fcc\u00fc, sab\u0131r ve tahamm\u00fcl a\u00e7\u0131s\u0131ndan peygamberlik, meden\u00ee \u015fehirlilerden ziyade, ha\u015fin bedev\u00eelere lay\u0131k olmaz m\u0131? diye bir sual akla gelebilir. Bu \u00fcmm\u00eenin ald\u0131\u011f\u0131 vahiy, bir okuma yazma bilenin ald\u0131\u011f\u0131 vahiyden daha \u00e7ok mucize anlam\u0131 ta\u015f\u0131yaca\u011f\u0131 gibi, bir bedev\u00eeye nasip olacak vahiy, bir meden\u00eeninkinden daha \u015faibesiz ve daha b\u00fcy\u00fck bir harika say\u0131lmaz m\u0131? Allah&#8217;dan ba\u015fka her \u015feyden b\u00fcsb\u00fct\u00fcn kopmak ile Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya \u00f6zel bir yakla\u015fma demek olan vahiy emrine bedev\u00eenin ilkel hayat\u0131 daha elveri\u015fli; \u00e7\u00f6ller ve vahalar, k\u00f6ylerden ve \u015fehirlerden daha ziyade il\u00e2h\u00ee ilham ve varidat\u0131n geli\u015fmesine uygun de\u011fil midir? Ve buralarda d\u00f6n\u00fcp dola\u015fan bedev\u00eeler, daha dayan\u0131kl\u0131, hayat\u0131n \u00e7etin \u015fartlar\u0131na daha al\u0131\u015fk\u0131n ve binaenaleyh daha erkek ve daha yi\u011fit g\u00f6r\u00fclmezler mi? \u015feklinde birtak\u0131m vehimlere d\u00fc\u015fmemek gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc n\u00fcb\u00fcvvet kaba kuvvet ve sertlik demek de\u011fildir; hikmet, nezaket ve incelikle insanlar\u0131 ikna g\u00fcc\u00fcd\u00fcr. Bu a\u00e7\u0131dan bak\u0131l\u0131nca bedev\u00eelik peygamberli\u011fin hikmet ve gayesiyle ters d\u00fc\u015fen ve ba\u011fda\u015fmayan bir olayd\u0131r. Medenilikte belki birtak\u0131m hasletlerde gerileme olabilir, fakat o \u00f6l\u00e7\u00fcde \u0131st\u0131fa (seleksiyon) da artmaktad\u0131r. Genel olarak medeni insanlar\u0131n ahl\u00e2k\u00ee olgunluklar\u0131nda bedev\u00eelere g\u00f6re daha y\u00fcksek geli\u015fmi\u015flik ve \u00e7ekicilik vard\u0131r. Meden\u00eelerde bilgi, g\u00f6rg\u00fc, yumu\u015fak ba\u015fl\u0131l\u0131k ve uyumluluk daha \u00f6ndedir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k bedev\u00eelerde bilgisizlik, g\u00f6rg\u00fcs\u00fczl\u00fck, kabal\u0131k, sertlik, ac\u0131mas\u0131zl\u0131k ve karamsarl\u0131k \u00f6nde gelir. \u00c2yette de &#8220;Bedev\u00eeler ink\u00e2r ve nifak\u00e7a daha beterdirler, bununla beraber Allah&#8217;\u0131n, resul\u00fcne indirdi\u011fi vahyin s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 ve inceliklerini bilmemeye daha yatk\u0131nd\u0131rlar&#8230;&#8221; (Tevbe 9\/97) buyurulmu\u015ftur. Bir hadisi \u015ferifte de &#8220;Badiyyede ya\u015fayan ha\u015fin, av pe\u015fine d\u00fc\u015fen de gafil olur&#8221; denilmi\u015ftir. Velhas\u0131l din yaln\u0131zca ilkel insanlar\u0131n ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131lamak i\u00e7in de\u011fil, en y\u00fcksek medeniyyetlerin de d\u00fczenleyicisidir. Bedev\u00eelik, bir peygamberde bulunmas\u0131 hikmetin gere\u011fi olan incelik ve \u00e7ekicili\u011fe, olgunluk ve g\u00fczelli\u011fe uygun de\u011fildir. \u00d6teden beri il\u00e2h\u00ee s\u00fcnnetin ve gelene\u011fin icab\u0131 olarak b\u00fct\u00fcn peygamberler kasaba ve site ahalisinden, yani meden\u00ee olan kesimin erkekleri aras\u0131ndan gelmi\u015ftir. Peygamberlerin sonuncusu olan Hz. Muhammed Mustafa da \u015fehirlerin anas\u0131 anlam\u0131na gelen &#8220;\u00dcmm\u00fclkura&#8221; ad\u0131ndaki Mekke \u015fehrinde do\u011fmu\u015f ve orada kendisine peygamberlik verilmi\u015ftir. Bu Kur&#8217;\u00e2n, bu en g\u00fczel k\u0131ssa ve bu gayb haberleri kendisine yine orada vahyolunmu\u015ftur. \u015eu halde Muhammed\u00ee n\u00fcb\u00fcvvet ve risalete inanmayanlar herhangi bir bilimsel gerek\u00e7eden dolay\u0131 de\u011fil, s\u0131rf \u015firke meyilleri ve hakka s\u0131rt \u00e7evirmeleri y\u00fcz\u00fcnden iman etmezler&#8230; Art\u0131k o imans\u0131zlar yery\u00fcz\u00fcnde hi\u00e7 gezip dola\u015fmad\u0131lar m\u0131? Baksalar ya kendilerinden \u00f6ncekilerin ak\u0131betleri nas\u0131l oldu? Hani bir zamanlar b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyay\u0131 kendilerinin mal\u0131ym\u0131\u015f san\u0131p da Allah&#8217;a \u015firk ko\u015fan, Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine ve peygamberlerine inanmayan, ahireti hesaba katmayan imans\u0131zlar nereye gittiler, ne oldular? Takva ile hareket etmi\u015f olan i\u00e7in ahiret evi kesinlikle daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Ey akl\u0131 olanlar art\u0131k akl\u0131n\u0131z\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131za almayacak m\u0131s\u0131n\u0131z? Akl\u0131n\u0131z\u0131 kullanarak bu hakikat\u0131 anlay\u0131p o hayra yeti\u015fmek i\u00e7in \u015fu \u00f6l\u00fcml\u00fc d\u00fcnyada \u015firkten ve isyandan sak\u0131n\u0131p, uzak durmayacak m\u0131s\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>110- Bu g\u00fcn \u015fu kara topra\u011f\u0131n neresine bak\u0131lsa ak\u0131betleri g\u00f6r\u00fclecek olan \u00f6nceki kavimler i\u00e7inde bir zamanlar d\u00fcnyaya \u00f6yle ma\u011frur olanlar vard\u0131 ve bunlar o peygamberlerin kar\u015f\u0131s\u0131nda bir m\u00fcddet i\u00e7in \u00f6yle imkanlara sahip k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f ve hak ettikleri ceza \u00f6ylesine geriye b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f idi ki; o peygamberler, vahy ile g\u00f6nderilmi\u015f olan o resuller umutsuzlu\u011fa d\u00fc\u015f\u00fcnceye kadar, (yani nasihatlar\u0131n\u0131n i\u015fe yaramad\u0131\u011f\u0131 konusunda iyice \u00fcmitlerini kestikleri) ve kendi kendilerini ger\u00e7ekten yalan \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131 zannettikleri vakit, yani o iman etmeyen kavimlerin dedikleri gibi, o vahiy s\u00f6zlerinin yalan oldu\u011funun a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131n\u0131 zannedip, hani ya, &#8220;siz e\u011fer do\u011fru s\u00f6yl\u00fcyorsan\u0131z ne zaman ger\u00e7ekle\u015fecek bu vaad?&#8221; (Y\u00e2s\u00een, 36\/48) diye \u015f\u0131mard\u0131klar\u0131 vakit, onlara, o peygamberlere vaad edilmi\u015f olan yard\u0131m\u0131m\u0131z geldi, o zaman kime diliyorsak, ona kurtulu\u015f verildi, di\u011ferlerinin hi\u00e7biri kurtulamad\u0131. Ger\u00e7ekten de su\u00e7lu kavimlerden bizim azab\u0131m\u0131z geri \u00e7evrilemez. Yani necat bulup kurtulu\u015fu murad edilenler, o peygamberlere iman eden m\u00fcttakiler idi. Kurtulmayanlar da hep su\u00e7lu ve g\u00fcnahkarlard\u0131. Ve b\u00f6yle vakti gelip Allah&#8217;\u0131n azab\u0131 indi mi art\u0131k su\u00e7lulardan o azab\u0131n geri \u00e7evrilmesine hi\u00e7bir \u015fekilde ihtimal yoktur. Zira Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne kar\u015f\u0131 durabilecek hi\u00e7bir kuvvet ve kudret yoktur. O anda \u00e7aresiz kal\u0131p iman etmenin de faydas\u0131 olmaz. Art\u0131k uygulamaya konulmu\u015f olan Hakk&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc bozulmaz.Kesinle\u015fmi\u015f olan karar de\u011fi\u015ftirilmez. Ve bu her zaman b\u00f6yledir. \u00d6nceki kavimler hakk\u0131nda b\u00f6yle oldu\u011fu gibi sonrakiler hakk\u0131nda da b\u00f6yledir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>111. Ger\u00e7ekten de onlar\u0131n k\u0131ssalar\u0131nda \u00fcst\u00fcn ak\u0131ll\u0131lar i\u00e7in bir ibret vard\u0131r. Bu Kur&#8217;\u00e2n uydurulmu\u015f herhangi bir s\u00f6z de\u011fildir. L\u00e2kin kendisinden \u00f6nce gelen kitaplar\u0131n tasdiki her \u015feyin ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131s\u0131 ve iman edecek bir kavim i\u00e7in hidayet ve rahmettir.<\/p>\n<p>111- Ger\u00e7ekten de onlar\u0131n, (daha \u00f6nceki peygamberlerle \u00fcmmetlerinin ve \u00f6zellikle Yusuf ile karde\u015flerinin) k\u0131ssas\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir ibret vard\u0131r. Fakat ulu&#8217;l-elbab olanlar, yani \u00fcst\u00fcn zekal\u0131lar i\u00e7in. \u0130nsanlar\u0131n bir\u00e7o\u011fu i\u00e7in de\u011fil. \u0130\u00e7i \u00e7\u00fcr\u00fck ve kof olmayan, akl\u0131 bir kar\u0131\u015f havada bulunmayan, Sa\u011flam \u00f6zl\u00fc, temiz ak\u0131ll\u0131 kimseler i\u00e7in. D\u00fc\u015f\u00fcnce yap\u0131lar\u0131 bozulmam\u0131\u015f olan \u00fcst\u00fcn ak\u0131ll\u0131lar anlarlar ki, bu, (yani Kur&#8217;\u00e2n), ya da bu g\u00fczel k\u0131ssa, uydurulmu\u015f bir s\u00f6z de\u011fildir. Ve l\u00e2kin \u00f6n\u00fcndekinin, (yani kendisinden \u00f6nce indirilmi\u015f bulunan il\u00e2h\u00ee vahiylerin) do\u011frulay\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. Onlar\u0131n tasdiklerine ve temyizlerine ihtiya\u00e7 has\u0131l olan noktalarda onlar\u0131n destek\u00e7isi olan bir semav\u00ee kitapt\u0131r. Evet tasdiki ve her \u015feyin ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131n belirleyicisi, ve bir hidayettir, yani do\u011fru yolu g\u00f6steren b\u00fcy\u00fck bir rehber ve bir rahmettir ancak iman eden bir kavim i\u00e7in. \u00c7\u00fcnk\u00fc bundan faydalancak olanlar buna inanacak olanlard\u0131r. \u0130nanmayanlara gelince, onlar bu hidayetten ve rahmetten faydalanamazlar. G\u00f6klerin g\u00fcrlemesini ve ba\u015flar\u0131na y\u0131ld\u0131r\u0131mlar\u0131n d\u00fc\u015fmesini beklerler.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bundan dolay\u0131 bu s\u00fbreyi g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc anlam\u0131na gelen Ra&#8217;d S\u00fbresi takip eyleyecektir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>12-YUSUF: 1-2- Elif, L\u00e2m, R\u00e2. (Bunun anlam\u0131 i\u00e7in Yunus ve Bakara S\u00fbrelerinin ilk \u00e2yetlerine bak\u0131n\u0131z.) Allah bilir, bak\u0131n\u0131z a\u011f\u0131zlar\u0131ndan tek tek \u00e7\u0131kan o hece harfleri nas\u0131l il\u00e2h\u00ee s\u0131rlarla doludur. Bunlar, bu hece harfleri veya bu harflerle ba\u015flayan bu s\u00fbre, o m\u00fcbin kitab\u0131n \u00e2yetleridir. M\u00fcbin: H\u00fbd S\u00fbresi (11\/6) nde de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere den ismi faildi ki, &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12074,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1208,1207,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1926","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-12-yusuf","tag-12-yusuf-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1926","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1926"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1926\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12074"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1926"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1926"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1926"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}