{"id":1930,"date":"2010-11-18T22:47:46","date_gmt":"2010-11-18T22:47:46","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1930"},"modified":"2010-11-18T22:47:46","modified_gmt":"2010-11-18T22:47:46","slug":"10-yunus-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/10-yunus-tefsiri\/","title":{"rendered":"10-YUNUS SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>10-YUNUS:<\/p>\n<p>Elif-L\u00e2m-Ra, Allah bilir murad\u0131n\u0131! G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu s\u00fbre dahi hece harfleri ile ba\u015fl\u0131yor. Demek ki, bunda da remz\u00ee (sembolik) bir ifade var. \u00d6z\u00fcn\u00fc ak\u0131llar\u0131n kavrayamayaca\u011f\u0131 il\u00e2h\u00ee bir s\u0131r ve mucize s\u00f6z konusu oluyor. Bunun gibi s\u00fbre ba\u015flar\u0131ndaki harfler hakk\u0131nda Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131nda bilgi verilmi\u015fti. Burada da bununla ilgili olarak \u00f6zellikle rivayet olunmu\u015f bulunan baz\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fler vard\u0131r. Bunlar aras\u0131ndan birka\u00e7\u0131 \u015f\u00f6yledir:<\/p>\n<p>&#8211; Rab benim, Ben Rabb&#8217;im.<\/p>\n<p>&#8211; Ben Allah&#8217;\u0131m, g\u00f6r\u00fcr\u00fcm,<\/p>\n<p>&#8211; Ben Allah&#8217;\u0131m Rahm\u00e2n&#8217;\u0131m,<\/p>\n<p>anlamlar\u0131na remz oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. &#8216;dan isminin meydana geldi\u011fi de hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber bu harfleri i\u015faret olunan m\u00e2n\u00e2lara bir remz ve terkip olmaktan ziyade, do\u011frudan do\u011fruya anlam\u0131 Allah&#8217;a havale olunmas\u0131 gereken m\u00fcte\u015fabihattan olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla s\u0131n\u0131rs\u0131z ihtimaller i\u00e7inde bu anlamlar\u0131 da hat\u0131rlatmas\u0131 \u015feklinde anlamak daha uygun olur. Bu &#8220;hur\u00fbf-u mukatta&#8217;a&#8217;y\u0131 m\u00fcte\u015fabihattan saymayan tefsir \u00e2limlerinin a\u00e7\u0131klamalar\u0131na g\u00f6re ise de oldu\u011fu gibi her\u015feyden \u00f6nce s\u00fbrenin ismidir. \u0130kinci olarak elifba ve ebced (yani a, b, c, d) gibi herkesin bildi\u011fi hece harflerinin hem tek tek, hem de bile\u015fik durumlar\u0131n\u0131 anlatan yeni bir isimdir ki, m\u00e2n\u00e2l\u0131 kelimelerin asl\u0131 bulunan bu hece harflerini b\u00f6yle \u00f6zel bir \u015fekilde ihtar ederek, bu basit, s\u0131n\u0131rl\u0131 ve belirsiz harflerden Allah&#8217;\u0131n hikmetiyle s\u0131n\u0131rs\u0131z bir \u015fekilde anlaml\u0131 kelimeler ve c\u00fcmleler yap\u0131labildi\u011fini ve insanlar\u0131n bu sayede s\u00f6yleyip anlamak gibi b\u00fcy\u00fck bir nimete erdi\u011fini ve bundan bir\u00e7oklar\u0131n\u0131n gafil oldu\u011funu, asl\u0131nda bu durumun il\u00e2h\u00ee kudrete gayet ince bir delil demek oldu\u011funu g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne sermektir. \u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n nazm\u0131n\u0131n da o basit ve s\u0131n\u0131rl\u0131 alfabe harflerinden meydana gelmi\u015f olmakla beraber \u00f6b\u00fcr kel\u00e2mlar gibi de\u011fil, herkesin bildi\u011fi elifbay\u0131 yeni duyduklar\u0131 ve s\u0131rr\u0131na eremedikleri bu &#8220;Elif-L\u00e2m-Ra&#8221; gibi yepyeni bir \u015fekilde ve benzeri g\u00f6r\u00fclmemi\u015f bir sanat ve estetik anlay\u0131\u015f\u0131 ile ortaya koyan ve s\u00f6z dizmede usta olan b\u00fct\u00fcn edebiyat\u00e7\u0131lar\u0131 ve bela\u011fat\u00e7\u0131lar\u0131 bir benzerini meydana getirmekten aciz b\u0131rakan fevkalade sanatl\u0131 ve se\u00e7kin bir hikmetli kitap olmas\u0131, onun Allah taraf\u0131ndan indirilmi\u015f bir mucize ve bir peygamberlik belgesi oldu\u011funa delalet eden \u00e7ok a\u00e7\u0131k bir delil te\u015fkil etti\u011fini anlat\u0131r. B\u00fct\u00fcn ink\u00e2rc\u0131lara tehaddi ile (hodri meydan diyerek) meydan okur.<\/p>\n<p>Ayr\u0131ca \u00e7ok dikkate \u015fayan bir \u015feydir ki, &#8220;Elif-L\u00e2m-Mim&#8221; hece harflerinde b\u00fct\u00fcn harflere \u015famil olan bo\u011faz, dil, dudak, \u00fc\u00e7 mahrecin \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fc de i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 halde &#8220;Elif-L\u00e2m-Ra&#8221; hece harflerinde ise esas itibariyle bo\u011faz ve dil mahre\u00e7leri ile yetinilmi\u015ftir. Ger\u00e7i &#8220;elif&#8221; ve &#8220;l\u00e2m&#8221; isimlerinin telaffuzunda birer dudak harfi olan &#8220;fe&#8221; ve &#8220;m\u00eem&#8221; harflerine de i\u015faret varsa da yaz\u0131l\u0131\u015fta oldu\u011fu gibi &#8220;elif, l\u00e2m, m\u00eem&#8221; deki \u015fekliyle mevcut de\u011fildir. &#8220;Elif&#8221; aksay\u0131 halk denilen g\u0131rtla\u011f\u0131n en dip k\u0131sm\u0131ndan \u00e7\u0131kar, &#8220;l\u00e2m&#8221; ile &#8220;ra&#8221; ise a\u011f\u0131z i\u00e7inde dil ucundan \u00e7\u0131kar. (elif-l\u00e2m-m\u00eem&#8221; denilince i\u00e7erden ba\u015flay\u0131p dudaktan d\u0131\u015far\u0131ya \u00e7\u0131kan bir heceler dizisi s\u00f6z konusu oldu\u011fu halde, (elif-l\u00e2m-r\u00e2) denilince heceler hen\u00fcz a\u011f\u0131z i\u00e7inde ve dil ucunda \u00e7alkalan\u0131p durmaktad\u0131r. Bu zevke g\u00f6re, b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir ismi olabilirse de ancak bir s\u00fbre ismi olabilecek bir vahiy s\u0131rr\u0131 demek olur. Bununla beraber bunun Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir ismi oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir ki, bu da o zaman hen\u00fcz n\u00fczul\u00fcn tamam olmam\u0131\u015f bulunmas\u0131 itibariyle dikkate al\u0131nabilir.<\/p>\n<p>Allah bilir.<\/p>\n<p>Onlar, sana nazil olan ve ak\u0131llar\u0131 hayrette b\u0131rakan o bedi\u00ee harfler, yani bu s\u00fbre veya k\u00e2firlerin \u015fa\u015f\u0131p kald\u0131klar\u0131 ve bir t\u00fcrl\u00fc kabul etmek istemedikleri di\u011fer s\u00fbreler, o hikmetli kitab\u0131n \u00e2yetleridir.<\/p>\n<p>Hak\u00eem: Hikmetli, h\u00e2kim, muhkem, m\u00e2bihil-h\u00fck\u00fcm (kendisi ile h\u00fckmolunan), mahk\u00fbmun f\u00eeh (h\u00fckm\u00fc kesin olan) anlamlar\u0131na gelir ki, Kur&#8217;\u00e2n hakk\u0131nda herbiri ayr\u0131 a\u00e7\u0131lardan do\u011frudur. Esasen hikmet sahibi ve h\u00e2kim (h\u00fck\u00fcm veren) anlamlar\u0131na Hak\u00eem, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n esm\u00e2-i h\u00fcsnas\u0131ndan olmakla Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bu isimle adland\u0131r\u0131lmas\u0131, Allah&#8217;a olan nisbetini kuvvetle ifade etmek i\u00e7in bir mecaz demek olur.<\/p>\n<p>\u00c2yet (\u00e2yetler)&#8217;in kitab\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fcne izafeti de ya c\u00fcz&#8217;\u00fcn k\u00fclle izafeti \u015feklinde olur ki, me\u015fhur olan budur. Yani bu s\u00fbre, il\u00e2h\u00ee hikmetleri ve h\u00fck\u00fcmleri i\u00e7ine alm\u0131\u015f olarak nazil olmakta bulunan o muhkem kitab\u0131n, o Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Az\u00eem\u00fc\u015f\u015fan \u00e2yetlerinin bir k\u0131sm\u0131d\u0131r. Veya delilin medlule izafeti olmakla da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr: Nitekim &#8220;Elif-L\u00e2m-R\u00e2&#8221; hece harflerine i\u015faret oldu\u011funa g\u00f6re as\u0131l hikmetli kitap, m\u00e2n\u00e2 ve hece harflerinden meydana gelmi\u015f olup, o m\u00e2n\u00e2ya delalet eden il\u00e2h\u00ee naz\u0131m da onun \u00e2yetleri, yani delalet eden delilleri demek olur.<\/p>\n<p>Her iki takdirde de kitap hak\u00eem oldu\u011fu gibi ona izafetle \u00e2yetlerin dahi hak\u00eem oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r, ki, bu cihet H\u00fbd S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Bu \u00f6yle bir kitapt\u0131r ki, \u00e2yetleri (\u00f6nce) muhkem k\u0131l\u0131nd\u0131, sonra ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131kland\u0131.&#8221; (H\u00fbd, 11\/1) diye a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r. Gerek H\u00fbd S\u00fbresi&#8217;nde, gerek \u0130brahim S\u00fbresi&#8217;nde diye buyurulmu\u015f olmas\u0131 &#8220;\u00e2y\u00e2t\u00fc&#8217;l-kitab&#8221; izafetinde g\u00f6zlenen birinci vechi destekler g\u00f6r\u00fcnmektedir. Has\u0131l\u0131 Kur&#8217;\u00e2n, ilm\u00ee ve amel\u00ee y\u00f6nlerden il\u00e2h\u00ee hikmetle dopdolu, Hakk&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini i\u00e7ermek bak\u0131m\u0131ndan m\u00fcmin ve k\u00e2fir herkes hakk\u0131nda hakim ve \u00f6yle hakim ki, Kur&#8217;\u00e2n ne diyorsa, herkesin ba\u015f\u0131na gelecek olan h\u00fck\u00fcm olur. Be\u015fer fiilleri ve eylemleri hakk\u0131nda adalet ve iyilik konular\u0131nda h\u00fck\u00fcm vermeye esas ve \u00f6l\u00e7\u00fc edinilecek bir il\u00e2h\u00ee kanundur. Halka hidayet rehberi, itaatk\u00e2rlar\u0131 sevap ve cennetle m\u00fcjdeleyen, isyank\u00e2rlar\u0131 ikab ve cehennem ile inzar edip uyaran kesin h\u00fck\u00fcml\u00fc, gerek nazm\u0131, gerek m\u00e2n\u00e2s\u0131 her t\u00fcrl\u00fc noksandan \u00e2r\u00ee k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f, beyan ve bel\u00e2\u011fat\u0131 bed\u00ee&#8217; ve g\u00fc\u00e7l\u00fc, tahriften korunmu\u015f, \u00f6zellikle &#8220;\u00fcmm\u00fc&#8217;l-kitab&#8221; olan \u00e2yetleri, neshi kabil olmayacak \u015fekilde ebediyyen muhkem hakikatleri ve ezeli ahkam\u0131 dile getirir. Kur&#8217;\u00e2n bu \u00f6zellikleriyle Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finin en m\u00fckemmel \u015fahidi ve bir benzerinin ortaya konmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan parlak mucizesi olmak \u00fczere, inzaline, itmam\u0131na ve ahkam\u0131n\u0131n icras\u0131na Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kesin h\u00fckm\u00fc ve iradesiyle ili\u015fkili olmak bak\u0131m\u0131ndan &#8220;mahkum\u00fbn f\u00eeh&#8221;, yani bu vecihlerden her biri ile teker teker ve b\u00fct\u00fcn\u00fcyle topyek\u00fcn hakim bir kitapt\u0131r. \u0130\u015fte bu okuyaca\u011f\u0131n\u0131z s\u00fbresi de di\u011fer okuduklar\u0131n\u0131z ve daha okuyacaklar\u0131n\u0131z gibi o hakim kitab\u0131n bir k\u0131s\u0131m \u00e2yetleridir ki, bunlarda k\u00e2firleri \u015fa\u015f\u0131rtan il\u00e2h\u00ee s\u0131rlardan ve hikmetlerden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcp anlayacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>2- \u0130nsanlar i\u00e7in bir acaiplik mi oldu? Yani, insanlar i\u00e7in tuhaf bulunacak, \u015fa\u015f\u0131lacak, vukuuna inan\u0131lmayacak, garip kabul edilecek bir \u015fey mi oldu. Onlardan bir ere, melek de\u011fil, be\u015fer cinsinden olan bir erke\u011fe d\u00fcnya mal\u0131 ve m\u00fclk\u00fcne yani fazla bir servete ve ihti\u015fama sahip olmay\u0131\u015f\u0131 bak\u0131m\u0131ndan s\u0131radan insanlardan biri say\u0131lan ve fakat y\u00fcce faziletleri ve kudsi hasletleri bak\u0131m\u0131ndan b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011f\u0131n medar-\u0131 iftihar\u0131 durumunda en y\u00fcksek, en se\u00e7kin bir ferdi olan b\u00fcy\u00fck bir erke\u011fe, insanlar\u0131 inzar et, uyar diye vahyetmemiz, b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n ahirette ba\u015flar\u0131na gelecek korkun\u00e7 ahval ve deh\u015feti haber ver, k\u00fcf\u00fcr ve isyan\u0131n ak\u0131betinden korkut; iman edenlere de \u015funu m\u00fcjdele: Onlar\u0131n Rab&#8217;leri kat\u0131nda kendileri i\u00e7in muhakkak bir &#8220;kadem-i s\u0131dk&#8221; vard\u0131r.<\/p>\n<p>Kadem: kelimesi &#8220;k\u0131dem&#8221; benzeri olarak bir i\u015fte \u00f6nceli\u011fi bulunmak, yani bir hususta di\u011ferlerini ge\u00e7mi\u015f olmak; gerek h\u00e2l, gerek hay\u0131r, hasenat, bilgi, tecr\u00fcbe, r\u00fctbe v.s. bak\u0131m\u0131ndan ilerde olmak demektir. Bunun m\u00fcennesi &#8220;kademe&#8221; demektir ki, bu da dilimizde derece anlam\u0131na kullan\u0131l\u0131r. &#8220;Kadem&#8221; ayn\u0131 zamanda &#8220;ayak&#8221; anlam\u0131na gelir, yani aya\u011f\u0131n topuktan a\u015fa\u011f\u0131s\u0131, daha do\u011frusu taban\u0131 demektir. Bir \u015feyin mukaddemine , yani yar\u0131\u015fta en \u00f6nde gelenine ve kahraman\u0131na da s\u00f6ylenir. Filan\u0131n, filan hizmette k\u0131demi, veya kademi var demek, o i\u015fte \u00f6nceli\u011fi ve herkesten fazla hizmeti var demektir. &#8220;Filan\u0131n hay\u0131rda bir kademi vard\u0131r&#8221; demek, di\u011ferlerine \u00f6nayak olmu\u015f, cesaretle i\u015fin ba\u015f\u0131n\u0131 tutup ileri g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015f demek olur. &#8220;Kadem-i s\u0131dk&#8221; deyimine de m\u00fcfessirler, g\u00fczel amel, hay\u0131r i\u015flerinde ba\u015fta olmak, levh-i mahfuzda liste ba\u015f\u0131nda gelmek, birincilere takdir edilmi\u015f olan bir m\u00fckafata ermek, y\u00fcksek bir r\u00fctbe ve makam gibi m\u00e2n\u00e2lara tefsir etmi\u015flerdir. Fakat \u00e2yetin geli\u015finden (siyak\u0131ndan) anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131, ayr\u0131ca Hasen ve Katade&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere burada murad\u0131n peygamberimize mahsus \u015fefaat oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Kadem-i s\u0131dk: Peygamber (s.a.v.) Efendimiz&#8217;in Allah kat\u0131ndaki yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131, \u015fefaat makam\u0131 ve Kamer S\u00fbresi&#8217;nde gelece\u011fi \u00fczere &#8220;G\u00fc\u00e7l\u00fc padi\u015fah\u0131n huzurunda do\u011fruluk koltuklar\u0131nda (ho\u015fnutluk i\u00e7inde)d\u0131rlar&#8221; (Kamer, 54\/55) \u00e2yeti gere\u011fince, m\u00fcttakilerin cennetlerde Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n y\u00fcce kat\u0131nda tespit edilmi\u015f olan &#8220;s\u0131dk makam\u0131&#8221;na girmeleri i\u00e7in \u00f6nlerine d\u00fc\u015fen ve onlara yol g\u00f6steren delilleri ve \u00f6nderleri olmas\u0131 cihetlerini ifade eden bir \u00f6zel deyimdir. Yani, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n, bu kitab-\u0131 hakimi vahyetti\u011fi o erin, o z\u00e2t-\u0131 Muhammedi&#8217;nin Allah kat\u0131nda \u00f6yle y\u00fcksek bir de\u011feri, derecesi ve makam\u0131, \u00f6ylesine y\u00fcce bir s\u0131dk u emaneti vard\u0131r ki, Allah huzurunda m\u00fcminler i\u00e7in s\u0131dk ile \u015fefaat edecek ve \u00f6nlerine d\u00fc\u015f\u00fcp cennetlere ve o Mel\u00eek-i Muktedir (g\u00fc\u00e7l\u00fc melik) kat\u0131ndaki s\u0131dk makam\u0131na vas\u0131l olmalar\u0131na kadar onlara \u00f6nderlik yapacak rehberlik edecektir. \u015eu halde be\u015fer cinsinden bir ere Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n b\u00f6yle vahiy ve risalet vermesi, Allah kat\u0131nda onlara \u00f6nem verildi\u011fini ve \u015feref bah\u015fedildi\u011fini g\u00f6sterir, m\u00fcminler i\u00e7in de b\u00fcy\u00fck bir be\u015fareti ve m\u00fcjdeyi i\u00e7erir.<\/p>\n<p>\u015eimdi b\u00f6yle, bu inzar (korkutma) ve teb\u015fir (m\u00fcjdeleme) esas\u0131 \u00fczerine g\u00f6nderilmi\u015f olan o hikmetli kitab\u0131n \u00e2yetlerini vahiy yoluyla insanlar i\u00e7inden d\u00fcnya mal\u0131 ve r\u00fctbesi bak\u0131m\u0131ndan g\u00fcc\u00fc ve \u015f\u00f6hreti olmayan bir adama n\u00fcb\u00fcvvet ve kitap verilmesi, Allah taraf\u0131ndan insanlara peygamber olarak g\u00f6nderilmesi nas\u0131l olur da yak\u0131\u015f\u0131ks\u0131z, garip ve acaip bir \u015fey say\u0131l\u0131r? Ve nas\u0131l olur da bu hakikat, bu il\u00e2h\u00ee ihsan, insanl\u0131\u011f\u0131n medar-\u0131 iftihar\u0131 olmaz?&#8230; Bu durum o insanlar i\u00e7in bir ucube mi oldu ki, &#8220;K\u00e2firler dediler ki; hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz bu apa\u00e7\u0131k bir sihirbazd\u0131r.&#8221; Naf\u00ee, Ebu Amr, \u0130bn\u00fc Amir, Ebu Ca&#8217;fer ve Yakub k\u0131r\u00e2etlerinde okunur, o takdirde gelen \u00e2yetler ve vahiy olay\u0131n\u0131n kendisi kastedilerek &#8220;Bu hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz apa\u00e7\u0131k bir sihirdir.&#8221; anlam\u0131na gelir. K\u00e2firler, bu herhalde beli\u011f yani apa\u00e7\u0131k bir sihirbazd\u0131r veya apa\u00e7\u0131k bir sihirdir, dediler. O inzar\u0131 ve teb\u015firi i\u00e7eren hikmetli kitaba hak vahyi demek istemediler. Bununla beraber fevkalade y\u00fcksek olan icaz\u0131 ve hikmeti kar\u015f\u0131s\u0131nda b\u00fcy\u00fclenmi\u015f gibi hayrete kap\u0131lmaktan da kurtulamad\u0131lar; Peygamber&#8217;e sihirbaz, \u00fcstelik m\u00fcbin, usta, ileri derecede bir sihirbaz dediler. Vahiy ve n\u00fcb\u00fcvveti acaip ve garaip ile aldat\u0131c\u0131, g\u00f6z boyay\u0131c\u0131 sihirbazl\u0131k, o hikmetli kitab\u0131 da bir sihir gibi g\u00f6stermek istediler. \u00c7\u00fcnk\u00fc be\u015ferden birinin Allah&#8217;dan vahiy al\u0131p peygamber olmas\u0131n\u0131 acaip buluyorlar.<\/p>\n<p>\u00d6zellikle be\u015fer i\u00e7inde Arab\u00ee, Kurey\u015f\u00ee, Mekkelilerden se\u00e7ilip s\u00fcz\u00fclm\u00fc\u015f ihti\u015fams\u0131z bir zat\u0131n Allah taraf\u0131ndan kendilerine peygamber olmas\u0131ndan hi\u00e7 ho\u015flanm\u0131yorlar, b\u00e2ri bu Kur&#8217;\u00e2n iki beldenin birinden azametli bir adama inseydi &#8220;Bu Kur&#8217;\u00e2n iki kentten, b\u00fcy\u00fck bir adama indirilmeli de\u011fil miydi?&#8221; (Zuhruf, 43\/31) diyorlard\u0131. Bu \u00e2yetteki istifham\u0131, bir istifham-\u0131 ink\u00e2r\u00eedir ki, onlar\u0131n hayretine hayret ettirmek n\u00fcktesini ifade eder. Yani taacc\u00fcp ve ink\u00e2r edilecek, Allah&#8217;a yak\u0131\u015ft\u0131r\u0131lam\u0131yacak bir \u015fey mi var ortada? Allah&#8217;a yak\u0131\u015ft\u0131ramad\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u015fey, Allah&#8217;\u0131n be\u015fer cinsinden bir erke\u011fe vahiy g\u00f6nderip, onu insanlara peygamber yapmas\u0131 m\u0131d\u0131r? \u015ea\u015f\u0131lacak \u015fey bu de\u011fildir, as\u0131l \u015fa\u015f\u0131lacak \u015fey sizin buna sihir demeniz ve ink\u00e2r etmenizdir. Daha do\u011frusu b\u00fct\u00fcn insanlara inzar (korkutma) ve teb\u015f\u00eer (m\u00fcjde) yapacak peygamber melek cinsinden olsayd\u0131, as\u0131l o zaman \u015fa\u015fmak gerekirdi. Nitekim bunu beyan etmek \u00fczere &#8220;E\u011fer biz onu (peygamberi) bir melek k\u0131lsayd\u0131k, yine onu bir adam \u015fekline sokard\u0131k, onun peygamberli\u011fi hakk\u0131nda \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fecekleri yine \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcrd\u00fck.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/9) buyurulmu\u015ftur. Yine bunun gibi, \u0130sr\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;De ki; E\u011fer yery\u00fcz\u00fcnde uslu uslu dola\u015fan melekler olsa idi, elbette onlara g\u00f6kten peygamber olarak bir melek g\u00f6nderirdik.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/95) buyuruldu\u011fu \u00fczere, melekten peygamber meleklere veya melek hasletli kimselere yak\u0131\u015f\u0131rd\u0131. Zira peygamberli\u011fin faydal\u0131 olmas\u0131 i\u00e7in peygamber ile ona muhatap olanlar aras\u0131nda tecan\u00fcs\u00fcn bulunmas\u0131 b\u00fcy\u00fck \u00f6nem ta\u015f\u0131maktad\u0131r. B\u00f6yle il\u00e2h\u00ee vahye mazhar olup, Allah kat\u0131nda y\u00fcce risalet makam\u0131na ermi\u015f olan bir zat\u0131n durumuna erememekle beraber onun hemcinsi olarak yan\u0131nda, yak\u0131n\u0131nda bulunmak da b\u00fcy\u00fck bir mazhariyettir, ona inananlar i\u00e7in Allah kat\u0131nda \u00f6yle bir &#8220;kadem-i s\u0131dk&#8221;a nail olmak gibi b\u00fcy\u00fck bir mutluluk, b\u00fcy\u00fck bir bahtiyarl\u0131kt\u0131r. Bu bahtiyarl\u0131\u011f\u0131 hor g\u00f6r\u00fcp, y\u00fcks\u00fcn\u00fcp reddetmek ne kadar aptall\u0131k, ne b\u00fcy\u00fck budalal\u0131kt\u0131r! As\u0131l esef edilecek, as\u0131l hayret edilecek h\u00e2l i\u015fte budur.<\/p>\n<p>\u0130nsanlara harfleri \u00f6\u011freten, isimleri ve s\u00f6zleri t\u00fcretmeyi belleten, onlardan m\u00e2n\u00e2 \u00e7\u0131karma, anlama ve anlatma nimetini ihsan eden Rabb\u00fcl\u00e2lemin&#8217;in bir kuluna o vahyi veremiyece\u011fini, o inzar ve teb\u015firi yapam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131, o sad\u0131k ve m\u00fctevazi kulunu diledi\u011fi gibi y\u00fckseltemiyece\u011fini vehmetmek, bu Allah vergisi nimete dudak b\u00fck\u00fcp &#8220;nas\u0131l olur?&#8221; diye taacc\u00fcp etmek, Hakk&#8217;\u0131n hikmetine kar\u015f\u0131 gelmek, Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217;ne sihirbaz, \u00e2yetlerine sihr\u00ee demek, has\u0131l\u0131 il\u00e2h\u00ee saltanat\u0131 kontrol alt\u0131nda tutmaya kalk\u0131\u015fmak, ir\u015fad\u0131n\u0131, uyar\u0131s\u0131n\u0131 i\u011ffal sanmak ne kadar acaip bir tutum, ne tehlikeli bir hareket ve c\u00fcret bilir misiniz?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>3- Rabbiniz o Allah&#8217;d\u0131r ki, g\u00f6kleri ve yeri alt\u0131 g\u00fcnde yaratt\u0131, sonra ar\u015f \u00fczerine istiva etti (onu h\u00fckm\u00fc alt\u0131na ald\u0131), i\u015fi tedbir eyliyor. O&#8217;nun izni olmaks\u0131z\u0131n hi\u00e7 kimse \u015fefaat\u00e7i olamaz. \u0130\u015fte Rabbiniz olan Allah budur. O&#8217;na ibadet ediniz! H\u00e2l\u00e2 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp ibret almayacak m\u0131s\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>4- D\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcz hep O&#8217;nad\u0131r. Allah&#8217;\u0131n vaadi hakt\u0131r. Her\u015feyi ilk ba\u015ftan yaratan O&#8217;dur. Sonra iman edip salih amel i\u015fleyenleri hak ettikleri \u00f6l\u00e7\u00fcde m\u00fck\u00e2fatland\u0131rmak i\u00e7in geri d\u00f6nd\u00fcrecek olan yine O&#8217;dur. K\u00e2firlere de ink\u00e2r ettikleri i\u00e7in kaynar sudan bir i\u00e7ki ve ac\u0131kl\u0131 bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>5- O Allah&#8217;d\u0131r ki, senelerin say\u0131s\u0131n\u0131 ve hesab\u0131n\u0131 bilesiniz diye g\u00fcne\u015fi bir \u0131\u015f\u0131k, ay\u0131 da bir nur yapt\u0131. Ve aya menziller tayin etti. Allah bunu hak olarak yaratt\u0131. O, bilecek olan bir kavim i\u00e7in \u00e2yetlerini ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131klar.<\/p>\n<p>6- Elbette gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn birbiri ard\u0131nca de\u011fi\u015fip durmas\u0131nda ve Allah&#8217;\u0131n g\u00f6klerde ve yerde yaratt\u0131klar\u0131nda sak\u0131nan bir kavim i\u00e7in bir \u00e7ok delil vard\u0131r.<\/p>\n<p>3- Muhakkak ki, Rabbiniz, yani sizden bir eri, sizi uyars\u0131n ve m\u00fcjdelesin diye vahiyle \u015fereflendirip size peygamber olarak g\u00f6ndermesine hayret edip \u015fa\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131z ve hikmetli kitab\u0131na sihir dedi\u011finiz, sizin de malikiniz O Allah&#8217;d\u0131r ki, g\u00f6kleri ve yeri alt\u0131 g\u00fcnde yaratt\u0131. (\u00c2&#8217;r\u00e2f, 7\/45 \u00e2yetinde bununla ilgili izahat verilmi\u015fti, oraya bkz.) Bu g\u00f6kler ve yer yok iken onlar\u0131, a\u015fa\u011f\u0131 yukar\u0131 k\u00e2inat\u0131n b\u00fct\u00fcn b\u00f6l\u00fcmlerini (galaksilerini) \u00f6yle seri bir dereceleme ile yaratt\u0131ktan ba\u015fka sonra da ar\u015f \u00fczerine istiva eyledi. B\u00fct\u00fcn bu k\u00e2inat (Cosmos) m\u00fclk\u00fcn\u00fc h\u00fckm\u00fc alt\u0131na ald\u0131, yarat\u0131lm\u0131\u015f ne varsa hepsi \u00fczerinde, yani b\u00fct\u00fcn zerrelerin ve k\u00fcrelerin, cisimlerin ve ruhlar\u0131n ve b\u00fct\u00fcn kuvvet ve enerjilerin, g\u00fc\u00e7lerin, saltanatlar\u0131n ve iktidarlar\u0131n \u00fcst\u00fcnde h\u00fck\u00fcm ve saltanat\u0131n\u0131 icraya ba\u015flad\u0131. Yani i\u015fi tedbir ediyor, ar\u015f\u0131ndan arz\u0131na var\u0131ncaya kadar gerek c\u00fcz&#8217;\u00ee, gerek k\u00fcll\u00ee, k\u00e2inat\u0131n b\u00fct\u00fcn i\u015flerini tedbir ediyor, y\u00f6netiyor ve y\u00f6nlendiriyor. Her\u015feyin melek\u00fbtunu elinde tutuyor.<\/p>\n<p>Tedbir: Bir i\u015fin iyi bir sonuca ula\u015fmas\u0131 i\u00e7in ard\u0131n\u0131 ve ak\u0131betini, \u00f6n\u00fcn\u00fc sonunu, bilerek, hesap ederek g\u00f6zetmek, takdir ve idare etmek demektir ki, burada murad, b\u00fct\u00fcn i\u015flerin birbirine ba\u011fl\u0131 olarak geli\u015fmesini ve en son ak\u0131betini tayin eden Hakk&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc ve takdiridir.<\/p>\n<p>O \u00f6yle y\u00fcce bir Rab&#8217;d\u0131r ki, O&#8217;na kar\u015f\u0131 hi\u00e7bir \u015fefaat\u00e7i yoktur. Onun i\u015fine kar\u0131\u015facak, emrine ve tedbirine m\u00fcdahale edebilecek bir \u015feriki ve naziri, yani e\u015fi ve benzeri olmak \u015f\u00f6yle dursun, O&#8217;nun huzurunda hi\u00e7bir kimse i\u00e7in kendili\u011finden \u015fefaat edebilecek hi\u00e7bir yard\u0131mc\u0131 bile yoktur. Hi\u00e7bir zaman b\u00f6yle bir yard\u0131mc\u0131 yoktur. Ancak O&#8217;nun izninden sonra. Yani O izin verirse, O&#8217;ndan izin \u00e7\u0131karsa ancak o zaman bir \u015fefaat eden bulunabilir. Nebe S\u00fbresi&#8217;nde de &#8220;O g\u00fcn Rahman olan Allah&#8217;\u0131n izin verdiklerinden ba\u015fkas\u0131 tek kelime bile s\u00f6yleyemeyecek&#8230;&#8221; (Nebe&#8217;, 78\/38) buyuruldu\u011fu \u00fczere, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hikmetine ve rahmetine ba\u011fl\u0131 olarak verilen izin \u00fczerine konu\u015facak olan \u015fefaat\u00e7\u0131lar da do\u011fru ve savaptan, yani ger\u00e7ekten ve do\u011frudan ba\u015fka bir \u015fey s\u00f6yliyemiyecekler. Bu s\u0131dk u sadakat ve istikamet sahibi olan ve \u015fefaat etmekle izinli k\u0131l\u0131nanlar da ancak \u015fefaate l\u00e2y\u0131k olanlara \u015fefaat edebileceklerdir ki, bu liyakat\u0131n ilk \u015fart\u0131 imand\u0131r. Onun huzurunda m\u00fcminlere bir &#8220;kadem-i s\u0131dk&#8221; teb\u015firi ile, o inzar ve teb\u015fir emriyle o erke\u011fe bu kitab-\u0131 hakimin vahyolunmas\u0131 bu izin ve s\u0131dk ile ilgilidir. Yoksa kimin haddine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f ki, O&#8217;na yakla\u015fabilsin kimin haddine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f ki, O&#8217;nun h\u00fckm\u00fcne boyun e\u011fmesin.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Rabbiniz olan Allah O&#8217;dur. E\u015fi ve benzeri olmayan b\u00f6yle azametli bir z\u00fclcelaldir. \u0130\u015fte O&#8217;na ibadet ediniz. Yani, O&#8217;nun birli\u011fini, biricikli\u011fini bilerek, O&#8217;nu ger\u00e7ek mabud tan\u0131yarak, kemal-i ta&#8217;zim ile yaln\u0131zca O&#8217;na ibadet ediniz. Ta\u015ftan, a\u011fa\u00e7tan yap\u0131lm\u0131\u015f \u015fekil ve suretler \u015f\u00f6yle dursun, ne bir mele\u011fi, ne bir nebiyi O&#8217;na \u015ferik ko\u015fmay\u0131n\u0131z, O&#8217;nun indirdi\u011fi vahiy \u00e2yetlerine iman ediniz ve \u00e2yetlerinin ahk\u00e2m\u0131na uyunuz. H\u00e2l\u00e2 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp akl\u0131n\u0131z\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131za almaz m\u0131s\u0131n\u0131z? Bu hakikatleri bilip Rabbinizi bu azamet ve kibriyas\u0131n\u0131 hat\u0131r\u0131n\u0131za getirip bir d\u00fc\u015f\u00fcnmez misiniz? Akl\u0131n\u0131z\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131za toplay\u0131p, bu azametli kudret kar\u015f\u0131s\u0131nda haddinizi bilmez misiniz?<\/p>\n<p>4- Nihayet hepinizin toptan d\u00f6n\u00fcp varaca\u011f\u0131n\u0131z merci O&#8217;dur, d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcz O&#8217;nad\u0131r. &#8220;Andolsun ki, sizi ilk yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda oldu\u011fu gibi yine teker teker bize gelirsiniz&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/94) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 gibi, \u00f6l\u00fcm ile d\u00f6n\u00fc\u015f teker teker oldu\u011fu i\u00e7in, burada ihtar olunan toptan d\u00f6n\u00fc\u015ften murad da \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmek \u015feklinde olan r\u00fccudur. Nitekim bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 desteklemek a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturmak ve ispat i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Hakk&#8217;a Allah vaadi b\u00f6yledir. Ger\u00e7ekten ve kesin olarak Allah&#8217;\u0131n vaadi b\u00f6yledir. Muhakkak ki O, halk\u0131 bed&#8217; eder sonra onu iade eyler. Yaratmay\u0131 ilk ba\u015ftan ne\u015f&#8217;et-i \u00fbla (Ruhun bedene girmesi) ile yapar, sonra d\u00f6ner onu yeni ba\u015ftan ne\u015f&#8217;et-i uhra (\u00e2hirette yeniden dirilme) ile yarat\u0131r. \u0130\u015fte bu iade ve irca&#8217; \u015funun i\u00e7in yapar ki, \u0130man edip salih amel i\u015fleyenlere adaletle, yani zerre miktar\u0131 haks\u0131zl\u0131k yap\u0131lmamak kayd\u0131yla ecir ve m\u00fckafat versin. K\u00e2fir olanlara ise bunlara da hamimden bir \u015farap yani kaynar sudan bir i\u00e7ecek ve ac\u0131kl\u0131 bir azap vard\u0131r. Bunlar\u0131 da b\u00f6yle cezaland\u0131racakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2rda direnmeleri sebebiyle bunu hak etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>5- O, O&#8217;dur ki, yani bu yeniden d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc yaratacak ve cezay\u0131 verecek olan Allah, \u00f6yle bir yarat\u0131c\u0131, \u00f6yle bir d\u00fczenleyip tedbir edicidir ki, G\u00fcne\u015fi bir ziya yapt\u0131, ay\u0131 da bir nur yapt\u0131. Bu ifadelerden ziya ile nurun farkl\u0131 \u015feyler oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Bunlar\u0131n ikisi de asl\u0131nda karanl\u0131\u011f\u0131n kar\u015f\u0131t\u0131 olan ayd\u0131nl\u0131k olay\u0131n\u0131 ifade ettikleri, bunun da \u00e7e\u015fitli \u015fiddet derecelerine g\u00f6re birtak\u0131m mertebeleri bulundu\u011fu bilinen bir \u015feydir. Bunlar\u0131n hepsine nur ad\u0131 verilebilir. Fakat nur ziyadan daha geni\u015f kapsaml\u0131, ziya da nurdan daha belirgin ve kuvvetlidir. Ziyada a\u015f\u0131r\u0131 bir parlakl\u0131k, belli bir par\u0131ldama, kuvvetli bir yay\u0131lma ve \u015fiddet vard\u0131r. G\u00f6z kama\u015ft\u0131ran ve icab\u0131nda ac\u0131 veren birtak\u0131m \u00f6zellik bulunmaktad\u0131r. Nurda da mutlak olarak karanl\u0131\u011fa kar\u015f\u0131l\u0131k olan bir revnak, yumu\u015fak bir yay\u0131lma, s\u00fckun ve huzuru and\u0131ran bir safa ve letafet s\u00f6z konusudur. Bir tarife g\u00f6re de nur, ziyan\u0131n \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 ve \u015fua\u0131d\u0131r, karanl\u0131\u011f\u0131 gideren \u015fu&#8217;lesidir. Bu o demek olur ki, karanl\u0131\u011f\u0131n en yak\u0131n kar\u015f\u0131t\u0131 nurdur. Ziyada nurdan ba\u015fka birtak\u0131m \u00f6zellikler daha vard\u0131r. Mesela, ziyada \u0131s\u0131 ve yak\u0131c\u0131l\u0131k bulunabilir. Nitekim ziya \u0131s\u0131 veren ve vermeyen \u00f6zelliklere ayr\u0131\u015ft\u0131r\u0131labilir. Fakat nur, s\u0131rf zulmet kar\u015f\u0131t\u0131 olan ve ziyadan birtak\u0131m tahliller yoluyla al\u0131nabilen bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Ayr\u0131ca denilmi\u015ftir ki, ziya bizzat olana, nur araz yoluyla olana s\u00f6ylenilir. \u015eu halde burada ay nurunun g\u00fcne\u015f dolay\u0131s\u0131yla meydana geldi\u011fine i\u015faret vard\u0131r. \u0130sra S\u00fbresi&#8217;nde de gelecek olan &#8220;Gecenin \u00e2yetini sildik, yerine g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn \u00e2yetini ayd\u0131nlat\u0131c\u0131 yapt\u0131k.&#8221; (\u0130sra, 17\/12) il\u00e2h\u00ee beyan\u0131 ile bu konu daha \u00e7ok a\u00e7\u0131kl\u0131k kazanm\u0131\u015f olur. Bu suretle aya bir nur verilmi\u015f olmas\u0131 ay\u0131n mahv\u0131 meselesini de hat\u0131ra getirece\u011finden, burada g\u00fcne\u015fe tapanlara kar\u015f\u0131 g\u00fcne\u015fin de, ay\u0131n da sonradan yarat\u0131lm\u0131\u015f birer mahluk oldu\u011fu ve onlar \u00fczerindeki kudret ve hakimiyetin de Allah&#8217;a ait bulundu\u011fu, b\u00f6ylece uluhiyet ve rububiyet hakk\u0131n\u0131n yaln\u0131zca O&#8217;na mahsus oldu\u011fu iyice anlat\u0131ld\u0131ktan ba\u015fka, g\u00fcne\u015fin ziya yap\u0131lmas\u0131 bir ne\u015f&#8217;et-i \u00fbla, yani ilk ba\u015ftan yaratma i\u015fini, ay\u0131n da nur yap\u0131lmas\u0131 ne\u015f&#8217;et-i uhra, yani yeni ba\u015ftan yaratma i\u015fini ve bir iade i\u015flemini g\u00f6stermi\u015f oluyor ki, s\u00f6z\u00fcn ak\u0131\u015f\u0131 gere\u011fi olarak, bu ilk yaratma ve yeni ba\u015ftan yaratma kudreti asl\u0131nda g\u00fcne\u015fin ve ay\u0131n s\u00fcrekli hareketlerinde her an g\u00f6zlenip duran bir olayd\u0131r. L\u00e2kin ay\u0131n hallerinden ikinci yarat\u0131l\u0131\u015f demek olan ne\u015f&#8217;et-i uhraya delalet, daha a\u00e7\u0131k ve daha ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak g\u00f6zlenip okunmaktad\u0131r. Ger\u00e7ekten Allah Te\u00e2l\u00e2, g\u00fcnd\u00fcz \u00e2yeti olan g\u00fcne\u015fi ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda bizatihi ziya (\u0131\u015f\u0131k) kayna\u011f\u0131 olarak yaratm\u0131\u015f ve hen\u00fcz onu mahv ve tekvir etmedi\u011finden, o ziya kayna\u011f\u0131 istikrar\u0131n\u0131 bulmak \u00fczere \u015fimdi oldu\u011fu gibi d\u00f6n\u00fcp durmaya devam etmektedir. Gece \u00e2yeti olan ay\u0131 ise ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131p s\u00f6nd\u00fcrm\u00fc\u015f, yani ilk \u015feklini mahvetmi\u015f, de\u011fi\u015ftirmi\u015f ve ona ikinci bir yarat\u0131l\u0131\u015f a\u015famas\u0131 vererek ziyadan yans\u0131yan bir nur ihsan etmi\u015ftir. Yani, fiilinin g\u00fcne\u015fe taalluku bak\u0131m\u0131ndan in\u015fa ve aya taalluku bak\u0131m\u0131ndan tasyirdir.<\/p>\n<p>Evet Allah odur ki, g\u00fcne\u015fi bir ziya yapt\u0131, ay\u0131 da bir nur. Ve ona, yani aya birtak\u0131m menziller takdir etti. Ay, menzilden menzile seyreder ve her birinde nuru de\u011fi\u015fik tahavv\u00fclat ile belli bir miktar arzeyler. Araplar ay\u0131n menzillerini yirmi sekiz menzil sayarlard\u0131 ki, her birinde ay bir gece bulunur, b\u00fct\u00fcn menzillerin sonunda da bir veya iki gece gizlenir. Menzillerin isimleri de \u015f\u00f6yledir: E\u015f\u015feratan, Elb\u00fctayn, Ess\u00fcreyya, Eddeberan, Elhak&#8217;a, Elham&#8217;a, Ezzira, Ennesre, Ettarf, Elcebhe, Ezz\u00fcbre, Essarfe, El&#8217;avva, Essimak, Elfakr, Ezz\u00fcbana, El&#8217;iklil, Elkalb, E\u015f\u015fevle, Enneaim, Elbelde, Sa&#8217;d\u00fczzabih, Sa&#8217;d\u00fcb\u00fcla&#8217;, Sa&#8217;d\u00fcss\u00fc&#8217;\u00fbd, Sa&#8217;d\u00fcl&#8217;ahbiye, Elferu&#8217;ulmuahbar, Erre\u015fa ki, bunun bir ad\u0131 da Hut&#8217;tur.<\/p>\n<p>Bunlar o bur\u00e7lar, o menzillerdir ki, cahiliye devri araplar\u0131 envai m\u00fcstamtaray\u0131 (s\u0131\u011f\u0131n\u0131lacak y\u0131ld\u0131zlar\u0131) bunlara nisbet ederlerdi.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 Allah o ziyay\u0131 ve nuru yapt\u0131 ve o nura menzil menzil de\u011fi\u015fik miktarlar tayin etti ki, senelerin say\u0131s\u0131n\u0131 ve hisab\u0131 bilesiniz. Yani, o ziya ve nur &#8220;ihtilaf-\u0131 mekadir&#8221; denilen mikdarlar\u0131n de\u011fi\u015fmesi sayesinde, g\u00f6k cisimlerinden ve yer cisimlerinden, maddeden ve mekandan, ba\u015flang\u0131\u00e7 ve sonu\u00e7 noktalar\u0131n\u0131 idrak etmeye, anlamaya yarayacak olan madde, mek\u00e2n ve zaman fikrine, \u00e2det ve hesap bilgisine ge\u00e7ip, din\u00ee ve d\u00fcnyev\u00ee i\u015fleriniz i\u00e7in bilgi sahibi olas\u0131n\u0131z. Do\u011fumdan \u00f6l\u00fcme, d\u00fcnyadan ahirete do\u011fru \u00f6m\u00fcrlerinizin ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 g\u00f6steren senelerin adedini, aylar, g\u00fcnler, geceler v.s. sizi ilgilendiren ve ilgilenmeniz gereken vakitlerin hesab\u0131n\u0131 bilesiniz. Bunlar\u0131 bilesiniz ki, d\u00fcnyada yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n hesab\u0131n\u0131 Allah&#8217;a vermek i\u00e7in kendinizi ve amellerinizi muhasebe edecek hesab\u0131 belleyesiniz. \u0130\u015fte bu gibi sebeplerden dolay\u0131 Allah onu, ba\u015fka \u015fekilde de\u011fil, ancak hak ile, hikmet ile yaratt\u0131. Yani, o ziya ve nur ve o miktarlar ve menziller ile g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz o g\u00fcne\u015fi ve ay\u0131 bat\u0131l ve abes olarak yaratmad\u0131. Bunlar asl\u0131 olmayan birer hayal de\u011fildir. Yarat\u0131lm\u0131\u015f da kendili\u011finden olu\u015fmu\u015f \u015feyler, hele hele yarat\u0131c\u0131 kudret veya tap\u0131n\u0131lmaya lay\u0131k birer tanr\u0131 filan de\u011filler. Ayr\u0131ca geli\u015fig\u00fczel ve tesad\u00fcf eseri olarak veya bir oyun olsun diye yarat\u0131lm\u0131\u015f da de\u011filler. Allah bunlar\u0131, hak ile, \u00f6z\u00fcnde ger\u00e7ek birer mahluk olarak ve a\u00e7\u0131k bir hikmetle yaratt\u0131. Birtak\u0131m ger\u00e7eklerin dile gelmesinde i\u015fe yaras\u0131n diye yaratt\u0131.<\/p>\n<p>Hak kelimesi, mastar, s\u0131fat ve isim olur. Ve bundan dolay\u0131 de\u011fi\u015fik anlamlarda kullan\u0131l\u0131r. En genel olarak masdar m\u00e2n\u00e2s\u0131 &#8220;s\u00fcbut ve tahakkuk-\u0131 v\u00fccud&#8221; diye ifade olunur ise de bunun esas anlam\u0131nda bir mutabakat m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r ki, her\u015feyden \u00f6nce zihinde tasarlanan ile g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcnenin, ba\u015fka bir deyi\u015fle enf\u00fcs (subje) ile afak(obje)\u0131n ilim ile malumun (bilgi ile bilinenin) birbirine uygunlu\u011funu ifade eder.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 bazen d\u00fc\u015f\u00fcnceye, bazan da g\u00f6r\u00fclen objeye s\u00f6ylenir. D\u00fc\u015f\u00fcncenin g\u00f6zleme uygunlu\u011fu bak\u0131m\u0131ndan kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman isabet ve do\u011fruluk; s\u00f6z, fikir, icra, karar, ahkam ve iradenin maksada uygunlu\u011fu bak\u0131m\u0131ndan da adalet ve hikmet anlam\u0131na gelir ve o i\u015fin s\u0131fat\u0131 olur. D\u0131\u015f olaylar ve maddi konular i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman da tahakkuk (ger\u00e7ekle\u015fme) ve vuku demek olur. Frenkler \u00f6ncekine &#8220;verite&#8221;, ikinciye &#8220;realite&#8221; derler. \u00d6nceki s\u00fcbjenin, ikinci objenin \u00f6zelli\u011fidir fakat tek ba\u015f\u0131na de\u011fil biri \u00f6b\u00fcr\u00fcne uyum sa\u011flamak \u015fart\u0131yla. \u0130\u015fte hakikat ile ger\u00e7e\u011fin asl\u0131 bu iki \u015f\u0131kk\u0131n birbirine uyumu ve ba\u011fda\u015fmas\u0131 demek oldu\u011fundan, hak \u00f6z\u00fcnde ve \u015feklinde her bak\u0131mdan varolu\u015f, &#8220;v\u00fccub-i v\u00fccud&#8221; diye tarif edilir ki, bu da varl\u0131\u011f\u0131 zorunlu olan demek olur. V\u00fccub-i v\u00fccud ise ya bizatihi veya ligayrihi olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Bizatihi veya lizatihi v\u00fccub-i v\u00fccud, kendi \u00f6z varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n gere\u011fi olup hi\u00e7bir y\u00f6nden ba\u015fkas\u0131na muhta\u00e7 olmayan ve hi\u00e7bir noksan\u0131 kabul etmeyen ezel\u00ee ve ebed\u00ee b\u00fct\u00fcn kemal s\u0131fatlar\u0131n\u0131 kendinde toplayan V\u00e2cib Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya mahsustur ve &#8220;el-Hak&#8221; ism-i \u015ferifi O&#8217;nun g\u00fczel isimlerindendir. Hak Te\u00e2l\u00e2 enf\u00fcs\u00fcn ve afak\u0131n ve b\u00fct\u00fcn izafetlerin \u00fcst\u00fcnde onlar\u0131n uyum noktalar\u0131na ve v\u00fccub-i v\u00fccutlar\u0131na (zorunlu varolu\u015flar\u0131na) hakimdir. Hak ile hakikat\u0131n b\u00fct\u00fcn mertebeleri O&#8217;nundur, O&#8217;ndan dolay\u0131 ve O&#8217;nun i\u00e7indir. Yine b\u00fct\u00fcn enf\u00fcs ile afak\u0131n birbirlerine uygunlu\u011fu, hakkiyyeti ve tahakkuku, yani masivallah (Allah&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndakiler) b\u00fct\u00fcn\u00fcyle kendi zatlar\u0131ndan dolay\u0131 ve kendileri i\u00e7in, kendi icaplar\u0131 ve kendi haklar\u0131yla de\u011fil, ancak Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n icab\u0131 ile ve O&#8217;nun hakk\u0131 i\u00e7in var ve varolmu\u015flard\u0131r. Kendi kendilerine var olmalar\u0131 bat\u0131l oldu\u011fu halde, Allah&#8217;\u0131n yaratmas\u0131yla ve Allah i\u00e7in olmalar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan hakt\u0131rlar. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 bunlar vacib\u00fc&#8217;l-v\u00fccud ligayrihidirler, yani hak ligayrihidirler. Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n tayin etti\u011fi belli ecel ile ve belli miktar ile izafi ve nisbi bir \u015fekilde ve anlamda hak ismini al\u0131rlar. Her birinin s\u0131n\u0131r\u0131, vechi hak ile ilgili bir hakikat\u0131, birbirlerine kar\u015f\u0131 bir hukuku vard\u0131r. Nitekim &#8220;Biz g\u00f6kleri ve yeri ve aralar\u0131ndaki her \u015feyi hak ile ve belli bir ecele g\u00f6re yaratt\u0131k&#8230;&#8221; (Ahk\u00e2f, 46\/3) \u00e2yeti de bunu dile getirmektedir. Hak kelimesinin kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131ndaki \u00e7e\u015fitlilik &#8220;Hak ligayrihi&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n \u00e7e\u015fitli y\u00f6nlerine aittir. Ve b\u00fct\u00fcn anlamlar\u0131nda bunun kar\u015f\u0131t\u0131 &#8220;bat\u0131l&#8221;d\u0131r, ki; &#8220;imk\u00e2ns\u0131z, yokluk, yok olmak, hata, zul\u00fcm, abes ve bo\u015f&#8221; anlamlar\u0131na gelir. &#8220;Vacib lizatihi&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olan &#8220;el-Hakk&#8221; isminin \u00e7o\u011fulu yoktur. Di\u011fer anlamlarda &#8220;hak&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fulu olarak &#8220;hakaik&#8221; kullan\u0131l\u0131r. Hak kelimesi, bir de &#8220;vacib\u00fcn leh&#8221;, yani bir \u015feyin lehine, faydas\u0131na olan vacip m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir ki, bu da ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir ifade olmakla beraber \u00f6nceki esas m\u00e2n\u00e2n\u0131n bir ayr\u0131nt\u0131s\u0131 say\u0131l\u0131r. el-Hakk ismi \u015ferifi, bunun da mebde&#8217; ve zaman\u0131d\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n \u00e7o\u011fuluna da &#8220;hukuk&#8221; denilir ki, bunun da kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 &#8220;vacib\u00fcn aleyh&#8221; veya sadece &#8220;vacib&#8221;, &#8220;vecibe&#8221; ve kendi dil gelene\u011fimizde &#8220;vazife&#8221;, &#8220;g\u00f6rev&#8221;dir. B\u00fct\u00fcn hak ve hukukun mercii olan &#8220;Hak Te\u00e2l\u00e2&#8221;, vacib lizatihi oldu\u011fundan O&#8217;nun hukuku vard\u0131r: Uluhiyet ve Rububiyet (yani, Tanr\u0131l\u0131k ve Rabl\u0131k) O&#8217;nun hakk\u0131d\u0131r. Fakat aleyhine herhangi bir vecibe ve vazife tasavvur olunamaz. &#8220;Ne dilerse onu yapar.&#8221;(Buruc, 85\/16), &#8220;Yapt\u0131\u011f\u0131ndan sorumlu tutulmaz.&#8221;(Enbiy\u00e2, 21\/23), &#8220;Allah&#8217;\u0131n vaadi hakt\u0131r.&#8221; ve &#8220;Rabbin kendi \u00fczerine rahmeti yazd\u0131.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/12) \u00e2yetleri gere\u011fince kendinin kendisine g\u00f6rev k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 hususlar vard\u0131r. Ve ancak bu anlamda, yani Allah&#8217;\u0131n vaad etti\u011fi hususlar a\u00e7\u0131s\u0131ndan kullar\u0131n Allah \u00fczerinde hakk\u0131 s\u00f6z konusu edilebilir. Ve \u015feriat dilinde b\u00f6yle varid olmu\u015ftur. Bu \u00e2yetteki ifadesini \u0130bn\u00fc Cerir gibi baz\u0131 m\u00fcfessirler Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n isimlerinden olan ile tefsir etmi\u015fler ki, bu tefsire g\u00f6re harf-i cerri sebebiyye olmak gerekir. Bir\u00e7ok m\u00fcfessir ise bunu, &#8220;Biz g\u00f6kleri ve yeri ve ikisi aras\u0131ndaki her \u015feyi oyuncak olsun diye yaratmad\u0131k.&#8221; (Duhan, 44\/38), &#8220;Ey Rabbimiz! Bunu sen bo\u015funa yaratmad\u0131n&#8230;&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/190) \u00e2yetlerinin yard\u0131m\u0131yla bo\u015f, abes, bat\u0131l, oyuncak olmamak \u015feklinde, ayr\u0131ca y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n murad ve maksad\u0131na uygun bir \u00e7ok faydalar\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131na il\u00e2h\u00ee ilmi ve iradeyi i\u00e7ine alan bela\u011fatli ve hikmetli olarak yaratmak \u015feklinde tefsir etmi\u015flerdir ki, bu tefsir \u015fekline g\u00f6re, buradaki hak li\u011fayrihi m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ve &#8220;b\u00e2&#8221; harfi de m\u00fclabese i\u00e7indir.<\/p>\n<p>O y\u00fcce Yarat\u0131c\u0131 ilim ehli olan, bilen ve anlayan bir kavme \u00e2yetlerini tafsil eder, ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak bildirir. \u0130lmi olanlar ve bilme \u00f6zelli\u011fine sahip bulunanlard\u0131r ki, Hakk&#8217;\u0131n hikmet ve ahk\u00e2m\u0131na delalet eden tekvin\u00ee veya tenzil\u00ee \u00e2yetlerinin tafsilat\u0131na (ayr\u0131nt\u0131lar\u0131na) vak\u0131f olabilir ve onlardan faydalanabilir. \u0130limlerin geli\u015fmesi ve dal budak salmas\u0131 bu tafsil\u00ee bilgiler ile ili\u015fkili olarak sonsuz \u015fekilde geli\u015fme g\u00f6sterir. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bu tafsil ve terakkide cemiyetin ilim y\u00f6n\u00fcnden geli\u015fmi\u015fli\u011finin de \u00f6nemi vard\u0131r. Burada \u00f6zellikle ilim s\u0131fat\u0131n\u0131n zikredilmesi, hak konusunda az yukar\u0131da i\u015faret etti\u011fimiz mutabakat (uygunluk) kayd\u0131na bir i\u015farette bulunmakt\u0131r. Hakk\u0131n ilmi vard\u0131r ve ancak ilmi olanlar hak ile ilgilenir.<\/p>\n<p>6-7- Allah&#8217;\u0131n ilim ehli olan kavme ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131klayaca\u011f\u0131 \u00e2yetler acaba ne gibi \u00e2yetlerdir?<\/p>\n<p>\u015euras\u0131 kesindir ki, gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn ihtilaf edi\u015finde, yani gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn birbiri ard\u0131ndan geli\u015finde, s\u00fcrekli de\u011fi\u015fip durmalar\u0131nda ve Allah&#8217;\u0131n g\u00f6klerde ve yerde yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015feylerde, y\u00fcksekde g\u00fcne\u015f ve ay ve di\u011fer y\u0131ld\u0131zlar, g\u00f6k cisimleri ve bunlardaki ziya ve nur, miktar, y\u00f6r\u00fcnge, hareket ve \u00e7ekim konular\u0131 ve yer y\u00fcz\u00fc ve yer alt\u0131ndaki varl\u0131klar\u0131 ve zenginlikleriyle d\u00fcnyam\u0131zdaki b\u00fct\u00fcn olup bitenlerde, hepsinin en k\u00fc\u00e7\u00fck zerresindeki \u00f6zelliklere var\u0131ncaya kadar b\u00fct\u00fcn varl\u0131k \u00e7e\u015fitlerinde ittika edecek (yani inceliklerini bilip zararlar\u0131ndan korunacak) bir kavim i\u00e7in nice \u00e2yetler vard\u0131r. \u0130nsan olanlar\u0131n bunlar\u0131 ara\u015ft\u0131rmalar\u0131 gerekir. Yaln\u0131zca gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn ihtilaf ve ardarda geli\u015fi bile be\u015fer bilgisi a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n \u00f6zelli\u011fini anlama\u011fa ba\u015flang\u0131\u00e7 nedir, sonu\u00e7 ne olacakt\u0131r meselesini d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ahireti ve hesab\u0131 hat\u0131rlat\u0131p sevab\u0131 ve cezay\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmaya, hakka ve hukuka riayet etmeye ve Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan korunmak i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 g\u00f6zetmeye ve hak yolundan ayr\u0131lmamak hissini vermeye k\u00e2fi gelir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>7- Bize kavu\u015fmay\u0131 ummayanlar, d\u00fcnya hayat\u0131na raz\u0131 olup onunla tatmin bulanlar ve bizim \u00e2yetlerimizden gafil olanlar da vard\u0131r muhakkak.<\/p>\n<p>8- \u0130\u015fte bunlar\u0131n kendi elleriyle ettikleri y\u00fcz\u00fcnden varacaklar\u0131 yer cehennemdir.<\/p>\n<p>9. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz iman edip salih ameller i\u015fleyenleri, imanlar\u0131ndan dolay\u0131 Rableri hidayete erdirir. Na\u00eem cennetlerinde altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akar durur.<\/p>\n<p>10. Onlar\u0131n oradaki dualar\u0131: &#8220;Allah\u0131m, sen y\u00fccelerden y\u00fccesin&#8221;; sa\u011fl\u0131k dilekleri &#8220;sel\u00e2m&#8221;, dualar\u0131n\u0131n sonu da &#8220;\u00c2lemlerin Rabbi Allah&#8217;a hamdolsun.&#8221; diye \u015f\u00fckretmek olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Likam\u0131z\u0131 \u00fcmit etmeyenler, yani \u00f6ld\u00fckten sonra dirilip Allah huzuruna varmay\u0131 arzu etmeyenler veya Hakk&#8217;\u0131n huzurunda hesap vereceklerine ihtimal vermeyenler, bundan dolay\u0131 da &#8220;Bu da nerden \u00e7\u0131kt\u0131, \u00f6yle \u015fey mi olurmu\u015f?&#8221; diyerek bunu kabul edilemez g\u00f6r\u00fcp hesabtan ve ikabtan korkmayan veyahut h\u00fcsn-i cemal arzusunu duymay\u0131p Allah&#8217;\u0131n cemalini g\u00f6rmek \u00fcmit ve arzusunu ta\u015f\u0131mayanlar ve d\u00fcnya hayat\u0131na, pek al\u00e7ak ve pek yak\u0131n olan hayata raz\u0131 olup onunla mutmain olanlar, d\u00fcnya nimetleri ve zevkleri ile yetinip bununla kalbi s\u00fckunet bulanlar ve gelecekleri (istikballeri) tehlikelerden ar\u0131nm\u0131\u015f gibi, d\u00fcnyaya kanaat edip ilerisini d\u00fc\u015f\u00fcnmeyenler ve \u00e2yetlerimizden gafil bulunanlar, bir k\u0131sm\u0131na az \u00f6nce i\u015faret olundu\u011fu \u00fczere, k\u00e2inat kitab\u0131n\u0131n sahifelerinde ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f veya o a\u00e7\u0131klamalara dikkat \u00e7ekilmek \u00fczere indirilmi\u015f olan, d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n al\u00e7akl\u0131\u011f\u0131na, fanili\u011fine ve Allah&#8217;a kavu\u015fman\u0131n ger\u00e7ekli\u011fine ve \u00f6nemine delalet etmekte anlamlar\u0131 ittifak halinde olan, ilim ve ittika ile faydalan\u0131lmas\u0131 gereken il\u00e2h\u00ee delilleri, al\u00e2metleri ve i\u015faretleri asla g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmayan, d\u00fc\u015f\u00fcnmeyen ve tefekk\u00fcr etmeyen o ald\u0131r\u0131\u015fs\u0131z gafiller<\/p>\n<p>8- i\u015fte onlar, bu k\u00f6t\u00fc vas\u0131flarla vas\u0131flanm\u0131\u015f olan o imans\u0131zlar yok mu i\u015fte onlar\u0131n son yataklar\u0131 ate\u015ftir. Yani, o g\u00f6n\u00fcl verip yetindikleri ve mutmain olup huzura erdikleri d\u00fcnya hayat\u0131 ve zevkleri b\u00f6yle kendilerine kalacak de\u011fildir, cehenneme gideceklerdir: sebebi de kendi kazand\u0131klar\u0131 \u015feylerdir. D\u00fcnyada o \u00fcmitsizlik, o d\u00fcnyaperestlik, o gaflet huylar\u0131n\u0131 kesbetmi\u015f olmalar\u0131 ve g\u00f6n\u00fcl i\u015flerinin en k\u00f6t\u00fcs\u00fc bir \u00e7ok m\u00e2siyetlerin, g\u00fcnah ve fenal\u0131klar\u0131n kayna\u011f\u0131 olan bu k\u00f6t\u00fc huylar\u0131n kazan\u0131lmas\u0131n\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131k edinmi\u015f bulunmalar\u0131d\u0131r. Bunlara kar\u015f\u0131l\u0131k:<\/p>\n<p>9- \u0130man edip salih ameller, imana yar\u0131\u015fan i\u015fler yapanlar\u0131 muhakkak Rab&#8217;leri kendilerini, imanlar\u0131 sebebiyle dosdo\u011fru muradlar\u0131na erdirecek. Naim cennetlerinde altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akacak, \u00f6yle bir nimet ve saadet ak\u0131\u015f\u0131 ki,<\/p>\n<p>10- oradaki davalar\u0131, b\u00fct\u00fcn dua ve nidalar\u0131 s\u00fcbhanekellah\u00fcmme, yani Allah&#8217;\u0131m sen ne y\u00fccesin, ne b\u00fcy\u00fcks\u00fcn diye dua etmek olacak. \u00c7\u00fcnk\u00fc yok olma tehlikesinden ve gelecek endi\u015fesinden kurtulmu\u015f, Hakk&#8217;\u0131n vaadine ermi\u015f, r\u0131dvana kavu\u015fmu\u015f, aynelyakin iman\u0131 ge\u00e7mi\u015f, hakkalyakin imana ula\u015fm\u0131\u015f, art\u0131k ba\u015fka bir istek ve arzular\u0131 kalmam\u0131\u015f bulunaca\u011f\u0131ndan, dualar\u0131 hep b\u00f6yle, Allah&#8217;a, tesbih ve tenzih sunmaktan ibaret olacak ve orada tahiyyeleri, Allah&#8217;dan ve meleklerden ald\u0131klar\u0131 iltifat ve birbirlerine sunduklar\u0131 sa\u011fl\u0131k ve afiyet dilekleri, dil ucuyla s\u00f6ylenmi\u015f, nezaket s\u00f6zleri de\u011fil, sel\u00e2m, hep sel\u00e2m ve kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z sel\u00e2mettir. Ho\u015fa gitmeyen b\u00fct\u00fcn \u00e7irkinliklerden mutlak ve daimi bir sel\u00e2mettir. Ve davalar\u0131n\u0131n ahiri: dua ve niyazlar\u0131n\u0131n sonu, hakikaten elhamd\u00fc lillahi Rabbilalemin &#8220;hamd, \u00e2lemlerin Rabb&#8217;inedir&#8221; demekten ibaret olacakt\u0131r. Her tesbihin, her duan\u0131n, her dile\u011fin ve her t\u00fcrl\u00fc sevincin sonunda onlar &#8220;\u00c2lemlerin Rabbi Allah&#8217;a hamdolsun.&#8221; diyerek s\u00f6zlerini bitireceklerdir.<\/p>\n<p>Bu ifade bilindi\u011fi gibi Fatiha S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131d\u0131r. (Daha geni\u015f izahat i\u00e7in oraya bak\u0131n\u0131z). Nimeti verene bir \u00f6zel sayg\u0131 ifadesi demek olan hamdin zevki, nimeti takdirden meydana gelen y\u00fcksek bir sevin\u00e7 ve s\u00fcrur ifade etti\u011fi ve bunu a\u00e7\u0131k\u00e7a dile getirdi\u011fi ve bunun mertebelerinin izah\u0131 Fatiha s\u00fbresinde ge\u00e7mi\u015fti. Bundan dolay\u0131 burada nimetin ve nimeti verenin kadrini takdir edip, hakk\u0131na sayg\u0131 g\u00f6stermek zevkinin, Fatiha&#8217;dan anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere hidayet ve saadetin yaln\u0131zca ba\u015f\u0131 de\u011fil, b\u00fct\u00fcn nimetlerin ve saadetlerin sonucu, en son kemal mertebesi ve nihai gayesi oldu\u011fu ve bu suretle cennet nimetlerinin sonsuzlu\u011fu ve hakk\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131n her\u015feyin \u00fcst\u00fcnde oldu\u011fu g\u00f6sterilmektedir. Cennet ehli naim cennetleri i\u00e7inde, be\u015ferin kalbine do\u011fmam\u0131\u015f olan ebedi nimetler ve lezzetlerle lezzet al\u0131r ve nimetlenirken d\u00fcnya hayat\u0131nda bir\u00e7oklar\u0131n\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi nimete sahip olma h\u0131rs\u0131yla nimeti vereni unutmayacak veya al\u0131\u015fkanl\u0131k ile nimeti hor g\u00f6rmeyecek, &#8220;O mahiler ki, derya i\u00e7redir deryay\u0131 bilmezler.&#8221; cinsinden olmayacak, nimetin kadrini hakk\u0131yla bilecek, nimetleri vereni g\u00f6recek, O&#8217;nun hakk\u0131n\u0131, \u015fan ve azametini b\u00fct\u00fcn zevkiyle duyacak ve ger\u00e7ek tatminin nimete ula\u015fmakta de\u011fil, nimeti verene kavu\u015fmakta oldu\u011funu g\u00f6recektir. Onun i\u00e7n cennette hi\u00e7bir noksan ve hi\u00e7bir ihtiya\u00e7 bulunmad\u0131\u011f\u0131 ve ibadet i\u00e7in m\u00fckellefiyet dahi bulunmad\u0131\u011f\u0131 halde cennet ehli yine de en b\u00fcy\u00fck lezzetin ve heyecan\u0131n Cenab-\u0131 Kibriya&#8217;y\u0131 tekrim ve tenzih etmekle duyulaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6recek, Allah&#8217;a dua ve senadan ayr\u0131lmayacak. B\u00fct\u00fcn dua ve davalar\u0131 sadece Allah&#8217;\u0131 tesbih ve tahmid olacak. Yapt\u0131klar\u0131 her duada, Allah&#8217;dan ve meleklerden tahiyyat ve sel\u00e2m alarak bamba\u015fka bir saadete erecekler \u015fu halde dualar\u0131n\u0131n hepsi mutlaka hamd ile sona erecektir. D\u00fcnya hayat\u0131nda bu zevk ve lezzetin bir benzeri namazd\u0131r. Bundan gafil olan ve herhangi bir alay ve e\u011flence seyretmek i\u00e7in ko\u015fan \u00e7ocuklar ve cahiller, namaz\u0131 bir k\u00fclfet sayarak ancak bir teklif ve bask\u0131 alt\u0131nda k\u0131larlar ve ba\u015flar\u0131 dara d\u00fc\u015fmeden Allah&#8217;a dua ve ibadet etmezler.<\/p>\n<p>Arifler ise bunu b\u00fcy\u00fck bir zevk ve bir mirac bilirler. Nitekim Peygamber (s.a.v.) Efendimiz&#8217;i &#8220;Namaz benim g\u00f6z\u00fcm\u00fcn nurudur.&#8221; ve &#8220;Namaz m\u00fcminin mirac\u0131d\u0131r.&#8221; buyurmu\u015ftur. Yine, cennet ehlinin bu zevkine d\u00fcnya hayat\u0131nda iken eri\u015fmi\u015f olmak i\u00e7in m\u00fcsl\u00fcmanlar tahiyyatlar\u0131 selam oldu\u011fundan, her dua ve ibadetin sonunda bir fatiha okurlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc insanlar d\u00fcnyada elde ettikleri ve al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirdikleri ya\u015fay\u0131\u015fla ve ruh halleriyle \u00f6lecekler ve hangi halde \u00f6ld\u00fclerse onunla dirilip ha\u015frolacaklar. Ve bundan dolay\u0131 bir g\u00fcn\u00fc, mutlaka bir gecenin takip etmesi muhakkak ve sonucun da \u00f6l\u00fcm oldu\u011fu kesin olan bu d\u00fcnyayla yetinip onunla tatmin bulan, Allah&#8217;a kavu\u015fmayaca\u011f\u0131n\u0131 zannederek ya\u015fayanlar, \u00f6l\u00fcmden sonra elim bir azab yeri olan cehenneme giderken, iman ehli ve \u015f\u00fck\u00fcr ehli olanlar selam ve selamet tezah\u00fcratlar\u0131 aras\u0131nda &#8220;Hamd, \u00e2lemlerin Rabb&#8217;\u0131 olan Allah&#8217;a mahsustur.&#8221; diyerek cennete girecekler.<\/p>\n<p>\u015eimdi, Allah&#8217;a kavu\u015fmay\u0131 arzu veya \u00fcmit etmemek, d\u00fcnya hayat\u0131na raz\u0131 ve m\u00fctmain olmak Hakk&#8217;\u0131n \u00e2yetlerinden gafil olmak, dolay\u0131s\u0131yla seyyiatlar\u0131n\u0131n s\u00fcr\u00fckledi\u011fi \u015fekilde i\u015fledikleri g\u00fcnah ve hatalar\u0131ndan dolay\u0131 hak ettikleri azab\u0131, bir iyili\u011fi acele elde etmek istercesine acele ederek: &#8220;Hani Allah \u00f6yle kadir ve kahhar da neden k\u00e2firlere ve asilere hemen azab\u0131n\u0131 vermiyor, ne diye tehir ediyor? \u015eimdiden hesab\u0131m\u0131z\u0131 g\u00f6rse ya, ba\u015f\u0131m\u0131za ta\u015f ya\u011fd\u0131r\u0131verse ya!&#8221; m\u0131 diyorlar? Veya d\u00fcnyada ba\u015flar\u0131na bir s\u0131k\u0131nt\u0131 geliverse sabredemeyip &#8220;Allah can\u0131m\u0131z\u0131 alsa&#8221; m\u0131 diyorlar?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>11- E\u011fer Allah, insanlara, hayr\u0131 \u00e7ar\u00e7abuk istedikleri gibi, \u015ferri de alelacele verseydi, onlar\u0131n hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavu\u015fmay\u0131 ummayanlar\u0131 kendi hallerine b\u0131rak\u0131r\u0131z da azg\u0131nl\u0131klar\u0131 i\u00e7inde bocalay\u0131p giderler.<\/p>\n<p>12- \u0130nsana bir s\u0131k\u0131nt\u0131 dokundu\u011fu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikilirken bize dua eder. Kendisinden s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131 gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o s\u0131k\u0131nt\u0131 i\u00e7in bize hi\u00e7 yalvarmam\u0131\u015f gibi ald\u0131rmadan ge\u00e7er gider. \u0130\u015fte o a\u015f\u0131r\u0131 gidenlere yapt\u0131klar\u0131 \u015feyler b\u00f6yle g\u00fczel gelir.<\/p>\n<p>11-12- O m\u00fcsriflere, ki burada anlat\u0131lan fena huylarla vas\u0131flanm\u0131\u015f olanlard\u0131r. Bunlar asl\u0131nda hakk\u0131 tan\u0131mak ve g\u00fczel ameller yapmak i\u00e7in kendilerine bah\u015fedilmi\u015f olan ak\u0131l, zeka ve iradeyi, d\u00fcnya zevkleri ve d\u00fcnyan\u0131n ge\u00e7ici lezzetleri u\u011frunda k\u00f6t\u00fcye kullanarak, hakk\u0131n \u00e2yetlerinden gafil olarak, ebedi olan naim cennetlerini gelip ge\u00e7ici d\u00fcnya hayat\u0131na feda ederek \u00f6m\u00fcrlerini bo\u015f yere harcad\u0131klar\u0131 i\u00e7in m\u00fc\u015frik, zalim ve m\u00fccrimdirler.<\/p>\n<p>Ey bu kitap ile o peygamberin kendilerine g\u00f6nderildi\u011fi bug\u00fcnk\u00fc insanlar:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>13- Andolsun ki, sizden \u00f6nceki devirlerin bir \u00e7ok kavmini, peygamberleri kendilerine bir \u00e7ok belge ile geldikleri halde zulmettikleri ve imana gelmedikleri i\u00e7in helak ettik. \u0130\u015fte g\u00fcnahk\u00e2rlar toplulu\u011funu biz b\u00f6yle cezaland\u0131r\u0131r\u0131z.<\/p>\n<p>14- Sonra onlar\u0131n ard\u0131ndan sizi yery\u00fcz\u00fcne halifeler yapt\u0131k ki, bakal\u0131m nas\u0131l ameller i\u015fleyeceksiniz.<\/p>\n<p>13-14- Ki, nas\u0131l amel yapacaks\u0131n\u0131z bakal\u0131m, g\u00f6relim diye. Yani nice devirlerin helake u\u011frat\u0131lmas\u0131ndan sonra, sizin onlar\u0131n yerine istihlaf olunup ge\u00e7irilmenizin ve d\u00fcnyaya getirilmenizin hikmeti e\u011flenmeniz de\u011fil, iradenizle ortaya koydu\u011funuz emek ve gayretleriniz, faaliyetleriniz ve \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131zd\u0131r. &#8220;Hanginiz daha iyi i\u015fler yap\u0131yor diye sizi imtihan etmek i\u00e7indir.&#8221; (M\u00fclk, 67\/2) \u00e2yetinin de i\u015faret etti\u011fi gibi, en g\u00fczel amellere \u00e7al\u0131\u015fman\u0131z sorumlulu\u011funuzdur. \u00c7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131zda g\u00f6zetece\u011finiz en b\u00fcy\u00fck maksat, ameli g\u00fczelle\u015ftirmenizdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sizin amellerinizden zuhura gelecek g\u00fczellik Allah&#8217;\u0131n nazar\u0131na sunulacak, O&#8217;nun takdirini ve be\u011fenisini kazand\u0131\u011f\u0131nda, O&#8217;nun emriyle size o g\u00fczel ameller kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda &#8220;Naim cennetleri&#8221; verilecek ve size ebed\u00ee seadetler sunulacak. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 iyilik yapan ve yapt\u0131\u011f\u0131 iyili\u011fi en g\u00fczel \u015fekilde yapmaya \u00e7al\u0131\u015fan muhsinlere daha ileriki \u00e2yetlerde de g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere &#8220;En g\u00fczellere daha ziyadesiyle en g\u00fczel kar\u015f\u0131l\u0131k vard\u0131r.&#8221; (Yunus, 10\/26) vaadi b\u00f6ylece yerine gelmi\u015f olacak. Yoksa \u00e7irkin fiiller ve fenal\u0131klar yarat\u0131l\u0131\u015f gayesinin d\u0131\u015f\u0131nda olan \u015feylerdir.<\/p>\n<p>Halbuki ey Peygamber:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>15- B\u00f6yle iken, \u00e2yetlerimiz, kesin birer belge olarak kendilerine okundu\u011fu zaman, o bizimle kar\u015f\u0131la\u015fmay\u0131 ummayanlar, &#8220;Bundan ba\u015fka bir Kur&#8217;\u00e2n getir veya bunu de\u011fi\u015ftir.&#8221; dediler. De ki, &#8220;Onu kendili\u011fimden de\u011fi\u015ftiremem, benim a\u00e7\u0131mdan bu olacak bir \u015fey de\u011fildir. Ben ancak bana vahyolunana uyar\u0131m. Rabbime isyan edersem, \u015f\u00fcphesiz b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcn\u00fcn azab\u0131ndan korkar\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>16- De ki, &#8220;E\u011fer Allah dileseydi ben onu size okumazd\u0131m. O da onu hi\u00e7bir \u015fekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin i\u00e7inizde bundan \u00f6nce y\u0131llarca bulundum. Siz h\u00e2l\u00e2 akl\u0131n\u0131z\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131za toplamayacak m\u0131s\u0131n\u0131z?&#8221;<\/p>\n<p>17- Art\u0131k bir yalan\u0131 Allah&#8217;a iftira eden veya O&#8217;nun \u00e2yetlerini inkar edenden daha zalim kim olabilir? Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz o m\u00fccrimler iflah olmayacaklar.<\/p>\n<p>18- Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131yorlar da, kendilerine ne fayda, ne de zarar verebilecek olan \u015feylere tap\u0131yorlar ve &#8220;Bunlar bizim Allah kat\u0131nda \u015fefaat\u00e7ilerimizdir.&#8221; diyorlar. De ki, &#8220;Siz Allah&#8217;a g\u00f6klerde ve yerde O&#8217;nun bilmedi\u011fi bir \u015feyi mi haber veriyorsunuz?&#8221; Allah onlar\u0131n ortak ko\u015ftuklar\u0131 \u015feylerin hepsinden m\u00fcnezzehtir.<\/p>\n<p>19- \u0130nsanlar, asl\u0131nda bir tek \u00fcmmet idiler, sonra ihtilafa d\u00fc\u015f\u00fcp ayr\u0131 ayr\u0131 oldular. E\u011fer Rabbinden bir karar \u00e7\u0131kmam\u0131\u015f olsa idi, ihtilaf edip durduklar\u0131 \u015feyler hakk\u0131nda \u015fimdiye kadar aralar\u0131nda \u00e7oktan h\u00fck\u00fcm verilmi\u015f olurdu.<\/p>\n<p>20- Bir de &#8220;Ona Rabbinden daha ba\u015fka bir \u00e2yet indirilse ya!&#8221; diyorlar. De ki: &#8220;Gayb\u0131 bilmek ancak Allah&#8217;a mahsustur, bekleyiniz bakal\u0131m, ben de sizinle beraber bekleyece\u011fim \u015f\u00fcphesiz.&#8221;<\/p>\n<p>21- \u0130nsanlara dokunan bir s\u0131k\u0131nt\u0131dan sonra kendilerine bir rahmet tatt\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman, \u00e2yetlerimiz hakk\u0131nda derhal bir tak\u0131m hilek\u00e2rl\u0131klara giri\u015firler. De ki: &#8220;Allah&#8217;\u0131n hilesi daha \u00e7abuktur. Haberiniz olsun ki el\u00e7ilerimiz yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z hileleri yaz\u0131p duruyorlar&#8221;.<\/p>\n<p>22- Sizi karada ve denizde gezdirip dola\u015ft\u0131ran O&#8217;dur. Hatta gemilerde bulundu\u011funuz ve o gemiler, i\u00e7indekilerle beraber ho\u015f bir esinti ile ak\u0131p gittikleri ve tam keyiflendikleri s\u0131rada o gemilere \u015fiddetli bir f\u0131rt\u0131na gelir \u00e7atar ve her taraftan onlara dalgalar gelmeye ba\u015flar. B\u00fct\u00fcn\u00fcyle ku\u015fat\u0131l\u0131p art\u0131k bittiklerini san\u0131rlar. \u0130\u015fte o vakit tam ihlas ile Allah&#8217;a yalvar\u0131r ve dindar olurlar: &#8220;E\u011fer bizi buradan kurtar\u0131rsan, andolsun ki, \u015f\u00fckredenlerden olaca\u011f\u0131z.&#8221; derler.<\/p>\n<p>23- Sonra Allah onlar\u0131 oradan kurtar\u0131r, kurtulur kurtulmaz yery\u00fcz\u00fcnde \u00e7e\u015fitli ta\u015fk\u0131nl\u0131klara ba\u015flarlar. Ey insanlar ta\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131z s\u0131rf kendi zarar\u0131n\u0131zad\u0131r. \u015eu de\u011fersiz d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n bir s\u00fcre tad\u0131n\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131n\u0131z, sonra nas\u0131l olsa d\u00f6n\u00fcp bize geleceksiniz. Biz de b\u00fct\u00fcn yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 tek tek size haber verece\u011fiz.<\/p>\n<p>15- Ayetlerimiz kendilerine birer belge olarak okundu\u011fu zaman. Burada d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle s\u00f6z\u00fcn gere\u011fi muhatap zamiri ile denilmek gerekirken diyerek g\u0131yaba ge\u00e7ilmi\u015f olmas\u0131, hel\u00e2k edilen ge\u00e7mi\u015f devirlerin halk\u0131 gibi imans\u0131zl\u0131k eden, yani yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015flerin Allah kat\u0131nda makbule ge\u00e7mesine \u00f6nem vermeyen ve kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 hesaba katmayan, yarat\u0131l\u0131\u015f ve istihlaf (birini yerine ge\u00e7irme) gayesinin aksine hakk\u0131 ink\u00e2r edip, hakka kar\u015f\u0131 m\u00fccadeleye kalk\u0131\u015fan m\u00fccrimlerden y\u00fcz \u00e7evirmek ve bunlar\u0131 muhatapl\u0131k \u015ferefinden uzak tutmak i\u00e7indir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, bu \u015ferefsiz m\u00fccrimlerin cinayetlerini tek tek say\u0131p d\u00f6kmek \u00fczere Resulullah&#8217;a tevecc\u00fch buyurup ona tevcih-i kel\u00e2m eyleyen bir iltifat n\u00fcktesidir. Tilavet fiilinin diye muzari sigas\u0131yla gelmesi de tilavet yenilendik\u00e7e onlar\u0131n ge\u00e7mi\u015fteki c\u00fcr\u00fcmlerinin ve cevaplar\u0131n\u0131n ara s\u0131ra da olsa, mutlaka tekrarlanaca\u011f\u0131n\u0131 akla getirir ki, o takdirde me\u00e2l \u015fu demek olur:<\/p>\n<p>Ey hak peygamber! Senin g\u00f6nderildi\u011fin insanlar aras\u0131nda genellikle muhatap tutulmaya lay\u0131k olmayan, haktan ho\u015flanmayan \u00f6yle kimseler vard\u0131r ki, Hakk&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini g\u00f6steren ve \u015firkin (Allah&#8217;a ortak ko\u015fman\u0131n) bat\u0131l oldu\u011funu ortaya koyan \u00e2yetlerimiz, b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle birer kesin belge olarak onlara okundu\u011fu veya okunaca\u011f\u0131 zaman Bizimle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya geleceklerini ummayan, hakk\u0131n huzuruna \u00e7\u0131kacak y\u00fczleri bulunmayan, o kalpleri ve amelleri, d\u00fc\u015f\u00fcnceleri ve emelleri bozuk, hak ve hakikat d\u00fc\u015fmanlar\u0131, bundan ba\u015fka bir Kur&#8217;\u00e2n getir veya bunu de\u011fi\u015ftir, dediler veya derler. Yani i\u015fimize gelmiyen, ho\u015fumuza gitmeyen, olmas\u0131na ihtimal bile vermek istemedi\u011fimiz yeniden dirili\u015ften, Allah huzurundaki hesaptan, cezadan, ikabtan bahseden, Allah&#8217;dan ba\u015fka tap\u0131nd\u0131\u011f\u0131m\u0131z putlar\u0131m\u0131z\u0131 zemm ve ibtal eden, g\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fcn ve g\u00f6nl\u00fcm\u00fcz\u00fcn tesellisi o k\u0131ymetli ve sanatl\u0131 putlar\u0131m\u0131z\u0131 ay\u0131playan, bizim de ay\u0131p ve kusurlar\u0131m\u0131z\u0131 y\u00fczlerimize vuran ve bizi durmadan Allah&#8217;a y\u00f6nelmeye \u00e7a\u011f\u0131ran, do\u011fruluktan d\u00fcr\u00fcstl\u00fckten ayr\u0131lanlar\u0131 cehennem azab\u0131 ile tehdit edip duran, \u015fu d\u00fcnya hayat\u0131 i\u00e7inde yo\u011furulmu\u015f s\u00fcfli be\u015feriyetin haline ve mizac\u0131na uymayacak temiz ve ayn\u0131 zamanda faal ve m\u00fccahedeli y\u00fcksek ve nezih bir ya\u015fay\u0131\u015f isteyen bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 b\u0131rak da bize okuyacak ba\u015fka bir kitap, bizim huyumuza ve mizac\u0131m\u0131za uygun ba\u015fka bir okuma kitab\u0131 getir veya bunu b\u00fcsb\u00fct\u00fcn b\u0131rakma da biraz de\u011fi\u015ftir, tebdil ve ta\u011fyir et. Ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z baz\u0131 \u00e2yetlerini olsun ho\u015fumuza gidecek \u015fekilde de\u011fi\u015ftir. Bunda birtak\u0131m de\u011fi\u015fim tadilat ve tebdilat yap, ba\u015fka bir \u015fekle koy. Belki o vakit halimize ve \u00e7a\u011f\u0131m\u0131za uygun okuyabilece\u011fimiz bir \u015fey olur gibisinden dedikodular yayarlar, bununla da sanki Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 Peygamber&#8217;in kendisi yap\u0131yormu\u015f gibi bir ortam olu\u015fturmak isterler ve acaba bu suretle kand\u0131r\u0131p bir ka\u00e7 kelimesini tebdil ettirir de daha sonra bunu aleyhinde bir delil olarak kullanabilir miyiz, diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler.<\/p>\n<p>Sen de de ki: bana, onu kendi yan\u0131mdan de\u011fi\u015ftirmek diye bir\u015fey yoktur, ben hi\u00e7bir \u015feye de\u011fil, bana ne vahyolunuyorsa ben ancak ona uyar\u0131m. Yani, kesinlikle ve yaln\u0131zca vahye uyar\u0131m, onu hi\u00e7 tebdil ve ta\u011fyir etmeksizin bana vahyolundu\u011fu \u015fekliyle ona uyar\u0131m. \u015eayet baz\u0131 \u00e2yetlerde birtak\u0131m nesih ve tebdil olursa, o da ancak vahiy ile olur, b\u00f6yle bir\u015fey oldu\u011fu zaman ona da yine oldu\u011fu gibi uyar\u0131m. Bunun d\u0131\u015f\u0131nda ba\u015fka ihtimal yoktur. Zira muhakkak ki, ben Rabbime isyan etti\u011fim takdirde b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcn\u00fcn azab\u0131ndan korkar\u0131m. Yani vahye uymamak veya onu \u00e7ok az da olsa de\u011fi\u015ftirmek, beni terbiye edip yeti\u015ftiren ve o vahyi g\u00f6ndererek bana peygamberlik vermek suretiyle bana Rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren, \u00e2yetlerini a\u00e7\u0131klayan, emrini bildiren ve &#8220;Onun izni olmaks\u0131z\u0131n hi\u00e7bir yard\u0131m s\u00f6z konusu olmayan &#8221; (Yunus, 10\/3) o malik ve hakimin Allah&#8217;a isyan olur. Bunun cezas\u0131 da gayet korkun\u00e7 bir g\u00fcn\u00fcn pek korkun\u00e7 olan azab\u0131d\u0131r. Bunu bilen bir kimse nas\u0131l olur da \u00f6yle bir isyana c\u00fcr&#8217;et eder?<\/p>\n<p>16-Fakat bu senin kendi s\u00f6z\u00fcn, s\u0131rf kendi kendine ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn iddialar\u0131n, diyecek olurlarsa, yaln\u0131zca bu haberle kalmay\u0131p, bunu yani Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n vahiy oldu\u011funu ak\u0131l yoluyla da isbat etmek ve g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne sermek i\u00e7in ey Muhammed, de ki; e\u011fer Allah dileseydi ben size kar\u015f\u0131 bunu okumazd\u0131m bile ve Allah, size onunla ilgili hi\u00e7bir bilgi vermezdi. Benim dilimle size onu bildirmezdi, hi\u00e7 duyurmazd\u0131, sizi ondan haberdar bile etmezdi. Allah, benim bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 size okumam\u0131 ve size bunu bildirmemi dilemeseydi, ne ben bunu b\u00f6yle size okurdum, ne de benim d\u0131\u015f\u0131mda ba\u015fka bir yolla sizi ondan haberdar ederdi. Siz b\u00f6yle bir\u015feyi asla duymazd\u0131n\u0131z. Fakat Allah diledi\u011fi i\u00e7in b\u00f6yle oluyor. Zira bundan \u00f6nce bu kadar sene sizin aran\u0131zda \u00f6m\u00fcr s\u00fcrd\u00fcm durdum. Yani Kur&#8217;\u00e2n vahyolunup, peygamberlik verilmeden \u00f6nce b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bir \u00f6m\u00fcr denecek uzunca bir s\u00fcre, yani k\u0131rk y\u0131l kadar sizin i\u00e7inizde, sizinle birlikte ya\u015fad\u0131m, i\u00e7inizde bir \u00f6m\u00fcr ge\u00e7irdim, Ta \u00e7ocuklu\u011fumdan beri b\u00fct\u00fcn ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 ile hayat\u0131m\u0131 nas\u0131l ge\u00e7irdi\u011fimi bilirsiniz, ve pek\u00e2l\u00e2 bilirsiniz ki, ben b\u00fct\u00fcn o s\u00fcre i\u00e7inde bir\u015fey okuyor muydum? Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n gerek icazk\u00e2r nazm\u0131na, gerek i\u00e7indeki m\u00e2n\u00e2 ve hakikatlere ait size bir\u015fey s\u00f6yl\u00fcyor muydum? Naz\u0131m veya nesir olarak edebiyat ile hi\u00e7 me\u015fgul oldu\u011fum var m\u0131yd\u0131? Size \u015fairlik, hatiplik, m\u00fcelliflik tasl\u0131yor muydum? Okuma-yazma bilmeyen fakat \u015fiir ve in\u015fa ile u\u011fra\u015fan cahiliyye \u015fairleri kadar olsun \u015fiirle u\u011fra\u015f\u0131yor muydum? Bir g\u00fcn gelip \u00e2leme meydan okumak ve m\u00fcsabakaya davet etmek i\u00e7in haz\u0131rlan\u0131yor muydum? Kimseye tahakk\u00fcm etmek, didi\u015fmek, sald\u0131rmak gibi huylar\u0131m\u0131 hi\u00e7 g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc? Yalan s\u00f6ylemek \u015f\u00f6yle dursun, hakk\u0131mda bir \u015f\u00fcphe veya \u015faibe uyand\u0131racak bir davran\u0131\u015f\u0131m\u0131 g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc? Hepinizce iffet, do\u011fruluk, d\u00fcr\u00fcstl\u00fck, sadakat ve emanet sahibi olarak bilinen Muhammed\u00fc&#8217;l-emin ben de\u011fil miydim? Hi\u00e7 akl\u0131n\u0131z yok mu? Bir kerre ak\u0131l edip d\u00fc\u015f\u00fcnmez misiniz? Yani bana ve Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine kar\u015f\u0131 \u015fimdi s\u00f6yledi\u011finiz s\u00f6zler, etti\u011finiz tarizler, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z i\u015fler ve ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz teklifler hep ak\u0131ls\u0131zl\u0131k eseridir. Yoksa ba\u015fka hi\u00e7 bir delil, belge ve kan\u0131t olmadan, hi\u00e7bir habere gerek bulunmadan, yaln\u0131zca akl\u0131n\u0131z\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131za alsan\u0131z, benim bundan \u00f6nce i\u00e7inizde ge\u00e7irdi\u011fim o uzun s\u00fcre boyunca hayat\u0131m\u0131 ve ahlak\u0131m\u0131 bir d\u00fc\u015f\u00fcnseniz hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz beni tasdik edersiniz. Allah \u015fimdi de \u00f6nceki halimde kalmam\u0131 dileseydi, bana vahiy ve peygamberlik vermese idi benim bunlar\u0131 size okumam ve Allah taraf\u0131ndan bildirmem ve ilan etmem ihtimali yoktu. Ben kendi kendime ne b\u00f6yle b\u00fct\u00fcn bela\u011fat ve edebiyat sahiplerine meydan okuyan bir kitap meydana getirebilirdim, ne de b\u00fct\u00fcn insanlara kar\u015f\u0131 b\u00f6yle bir inzar ve teb\u015fir g\u00f6revinin, b\u00f6yle hi\u00e7 kimsenin tek ba\u015f\u0131na yapam\u0131yaca\u011f\u0131 a\u011f\u0131r y\u00fck\u00fcn alt\u0131na girebilirdim. L\u00e2kin i\u015fitiyorsunuz ki, \u015fimdi ben bunlar\u0131 size okuyorum ve tebli\u011f ediyorum. Bundan da anlaman\u0131z gerekir ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00f6yle de\u011fil b\u00f6yle olmas\u0131n\u0131 istedi: Bana e\u011fitim ve \u00f6\u011fretim ile elde edilemiyecek vahiy ve n\u00fcb\u00fcvvet ihsan etti ve bunlar\u0131 bildirdi. Bunlar size \u015fahsen benim de\u011fil, Rabbimizin bildirisi ve \u00f6\u011fretisidir. Ve ben O&#8217;nun vahyine uymaktan ba\u015fka bir\u015fey yapamam. B\u00fct\u00fcn g\u00fc\u00e7lerin ve sebeplerin \u00fcst\u00fcnde i\u015fleri tedbir eden ve merci-i k\u00fcll (her\u015feyin mercii) olan &#8220;O&#8217;nun izni olmadan hi\u00e7bir yard\u0131mc\u0131n\u0131n s\u00f6z konusu olmad\u0131\u011f\u0131&#8221; Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n emir ve iradesine m\u00fcdahele, O&#8217;nun \u00e2yetlerine itiraz yine hakk\u0131n \u00e2yetlerinden biri olan ak\u0131l ile asla ba\u011fda\u015fabilir bir\u015fey de\u011fildir. Siz nas\u0131l oluyor da Allah&#8217;\u0131n vahyini tebdil etmemi, onu de\u011fi\u015ftirip ba\u015fka bir \u015fekle sokmam\u0131 teklif ediyorsunuz? Hi\u00e7 Allah&#8217;dan korkmadan yalana ve iftiraya c\u00fcr&#8217;et ediyorsunuz?<\/p>\n<p>17- \u0130mdi bir yalan\u0131 Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 iftira edenden veya Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine yalan diyenden daha zalim kim olabilir? \u015euras\u0131 kesindir ki, m\u00fccrimler iflah olmazlar, felah bulmazlar. M\u00fccrimler aras\u0131nda zalimler, zalimler aras\u0131nda da en zalimler elbette hi\u00e7 felah bulmazlar.<\/p>\n<p>Yalan, \u00f6z\u00fc bak\u0131m\u0131ndan bir c\u00fcr\u00fcm, bir haks\u0131zl\u0131kt\u0131r, iftira onun daha zalimce olan\u0131d\u0131r, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 yalan ve iftira ise en zalimce olan\u0131d\u0131r. Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 ve indirdi\u011fi \u00e2yetleri veya delilleri ink\u00e2r etmek veya onun as\u0131ls\u0131z oldu\u011funu, yalan oldu\u011funu s\u00f6ylemek, iftiran\u0131n en zalimane yap\u0131lm\u0131\u015f olan\u0131d\u0131r ki, biri bat\u0131la hak demek zulm\u00fc, di\u011feri hakka bat\u0131l demek zulm\u00fcd\u00fcr. Peygamberlik taklidine kalk\u0131\u015fmak, m\u00fc\u015friklik etmek birinci \u015f\u0131ktan, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 ve peygamberi ink\u00e2r etmek ise ikinci \u015f\u0131ktan olan zul\u00fcmd\u00fcr. Bunlara benzer daha ba\u015fka zalimane i\u015fler bulunabilirse de bunlardan daha zalimanesi bulunamaz. Bat\u0131la hak veya hakka bat\u0131l demek zulm\u00fcn\u00fc irtikap eden iftirac\u0131lar\u0131n yapamayaca\u011f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve z\u00fclum yoktur. Ve b\u00f6ylece zulm\u00fcn zirvesine varan m\u00fcfteri m\u00fccrimlerin felah bulam\u0131yacaklar\u0131 muhakkakt\u0131r. Bu kadar b\u00fcy\u00fck zul\u00fcm ve c\u00fcrm\u00fc irtikap etmek ak\u0131ls\u0131zl\u0131\u011f\u0131 da Allah&#8217;a kavu\u015fma \u00fcmidi olmayanlar\u0131n \u00f6zelli\u011fidir. Ondan dolay\u0131 bunlar b\u00f6yle derler ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n de\u011fi\u015ftirilmesini isterler.<\/p>\n<p>18- Ve Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131rlar da kendilerine ne zarar, ne de fayda sa\u011flayacak \u015feylere taparlar. Aciz \u015fekil ve resimlerden, feti\u015flerden ve putlardan medet umarlar, onlardan teselli beklerler. Ve bunlar Allah kat\u0131nda bizim \u015fefaat\u00e7ilerimizdir derler. (En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;nde \u0130brahim Aleyhisselam ile ilgili k\u0131ssan\u0131n tefsirine bkz. (\u00e2yet: 74) Orada putperestli\u011fin do\u011fu\u015fu hakk\u0131nda gerekli bilgiler verilmi\u015fti. Burada da denilmi\u015ftir ki:<\/p>\n<p>1- Bunlar, her bir iklim i\u00e7in y\u00fcce ruhlardan birer belli ruh vard\u0131r diye inan\u0131yorlard\u0131. Bundan dolay\u0131 onlar ad\u0131na birer put yap\u0131p dikiyorlard\u0131 ve o puta tapmaktan maksatlar\u0131 o ruha tapmak ve onun yard\u0131m\u0131n\u0131 dilemek oluyordu.<\/p>\n<p>2- Y\u0131ld\u0131zlara tap\u0131yorlard\u0131 ve o y\u0131ld\u0131zlar ad\u0131na diktikleri putlara tap\u0131yorlar ve esas maksatlar\u0131 da o putun temsil etti\u011fi y\u0131ld\u0131za oluyordu.<\/p>\n<p>3- Putlara ait baz\u0131 t\u0131ls\u0131mlar uyduruyorlard\u0131 ve t\u0131ls\u0131mlarda bir tak\u0131m esrarl\u0131 g\u00fc\u00e7lerin bulundu\u011funa inan\u0131yor ve hayal ediyorlard\u0131. O konudaki beklentileri i\u00e7in de onlara tap\u0131yorlard\u0131.<\/p>\n<p>4- B\u00fcy\u00fck sayd\u0131klar\u0131 kimselerin suretlerini yap\u0131yorlar ve bu timsallere sayg\u0131 g\u00f6steriyor ve tap\u0131n\u0131yorlard\u0131. B\u00f6yle yapmakla o y\u00fcce ruhlar\u0131n, azizlerin kendilerine \u015fefaat edeceklerine inan\u0131yorlard\u0131. Allah kat\u0131nda onlar makbul kimseler olduklar\u0131 inanc\u0131yla onlardan \u015fefaat umuyorlard\u0131.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn putperestlik felsefesi bu d\u00f6rt \u015fekil i\u00e7inde \u00f6zetlenebilir. Bununla beraber \u00e2yetin i\u00e7eri\u011fi daha geni\u015f kapsaml\u0131d\u0131r. B\u00fct\u00fcn \u015firkin ve putperestli\u011fin k\u00f6k\u00fc do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;la kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya gelmeyi \u00fcmit edememek ve Hak Mabud&#8217;a kar\u015f\u0131 yalan ve hayalden fayda ve teselli beklemektir.<\/p>\n<p>Taif halk\u0131 el-L\u00e2t ad\u0131ndaki puta, Mekke ah\u00e2lisi &#8220;Uzza, Menat, H\u00fcbel, \u0130saf, N\u00e2ile&#8221; ad\u0131ndaki putlara taparlard\u0131. Hz. Peygamber&#8217;in, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne iman konusundaki uyar\u0131lar\u0131na kar\u015f\u0131 Taifli mitoloji \u015fairi ve filozof Nadr b. H\u00e2ris&#8217;in &#8220;K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc oldu\u011fu vakit el-L\u00e2t bana \u015fefaat eder.&#8221; dedi\u011fi rivayet olunmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Ey hak peygamber! Sen onlara kestirme bir cevap olarak, de ki, Allah&#8217;a onun g\u00f6klerde ve yerde bilgisi d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015fey bulundu\u011funu mu haber veriyorsunuz? B\u00fct\u00fcn gizlileri bilen Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bilgisinin ula\u015famad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek, v\u00fccud ve imkan\u0131n ortadan kalkmas\u0131 demek oldu\u011fundan, bu ifadede &#8220;putlar Allah kat\u0131nda bizim \u015fefaat\u00e7ilerimizdir&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fcn ger\u00e7ekte hi\u00e7 asl\u0131 olmayan ve olmak ihtimali bulunmayan bir yalan ile Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 a\u00e7\u0131k bir iftira oldu\u011funu gayet ac\u0131 bir istihza ile onlar\u0131n y\u00fcz\u00fcne vurma vard\u0131r. G\u00fcy\u00e2 putlar Allah kat\u0131nda kendilerine \u015fefaat edecekmi\u015f de bundan Allah&#8217;\u0131n haberi yokmu\u015f. H\u00e2\u015fa, s\u00fcme h\u00e2\u015fa! Allah onlar\u0131n ko\u015ftu\u011fu \u015firkten m\u00fcnezzeh ve y\u00fccedir.<\/p>\n<p>19- \u0130nsanlar asl\u0131nda bir tek \u00fcmmetten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil idi. Yani ilk yarat\u0131l\u0131\u015fta hepsi ayn\u0131 hukuk ve ayn\u0131 dine ba\u011fl\u0131 bir tek t\u00fcrden ibaret idi. Bug\u00fcnk\u00fc gibi birbirini insan yerine koymayan \u00e7e\u015fitli milletler ve cemaatlar yoktu. &#8220;Yery\u00fcz\u00fcnde y\u00fcr\u00fcyen hi\u00e7 bir hayvan ve iki kanad\u0131yla u\u00e7an hi\u00e7 bir ku\u015f yoktur ki, sizin gibi birer \u00fcmmet olmas\u0131nlar.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/38) \u00e2yetinin de i\u015faret etti\u011fi gibi, hayvanlar\u0131n ve ku\u015flar\u0131n her t\u00fcr\u00fc kendine mahsus bir yarat\u0131l\u0131\u015f kanununa ba\u011fl\u0131 bir \u00fcmmet oldu\u011fu gibi, insanlar da bir tek \u00fcmmet idi. (Bu \u00e2yetin Bakara S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en benzerinin tefsirine bkz. 2\/213) Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re: \u00c2dem Aleyhisselam devrinden Kabil ve Habil (Maide 5\/27-31) olay\u0131na kadar insanlar bir tek \u00fcmmet idi. \u0130dris Aleyhisselam zaman\u0131na kadar b\u00f6yleydi diyenler de olmu\u015ftur. Nuh tufan\u0131nda hi\u00e7bir k\u00e2fir kalmad\u0131\u011f\u0131ndan, tekrar k\u00fcfr\u00fcn yay\u0131lmas\u0131na kadar bir tek \u00fcmmet olduklar\u0131, ayr\u0131ca bug\u00fcn birbiriyle ihtilaf i\u00e7inde bulunan birtak\u0131m kavimlerin \u0130brahim Aleyhisselam zaman\u0131nda bir tek \u00fcmmet halinde bulunduklar\u0131 da s\u00f6z konusu edilmi\u015ftir, ki b\u00f6ylece buradaki &#8220;belli insanlar&#8221;dan maksat Arap ve \u0130brani gibi akraba kavimler demek oldu\u011fu, \u00f6b\u00fcrlerinin de asl\u0131nda onlar gibi oldu\u011fu mukayese yoluyla anlat\u0131lm\u0131\u015f olur. Nitekim tarihte dillerin \u00e7e\u015fitlili\u011fi (tebelb\u00fcl-i elsine) olay\u0131 da bu anlamda kavimlerin akrabal\u0131\u011f\u0131na benzer bir hadisedir.<\/p>\n<p>Daha sonra ihtilaf ettiler, ayr\u0131l\u0131klara d\u00fc\u015ft\u00fcler. Bir k\u0131sm\u0131 tevhid i-nanc\u0131n\u0131 b\u0131rakt\u0131, \u015firke ge\u00e7ti, sap\u0131tmalar ve yoldan \u00e7\u0131kmalar ba\u015flad\u0131. T\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc mabutlar pe\u015fine d\u00fc\u015f\u00fcp, birbirleriyle niza ve vuru\u015fmaya ba\u015flad\u0131lar. Birbirlerine kar\u015f\u0131 hak hukuk tan\u0131maz, her zulm\u00fc reva g\u00f6r\u00fcr \u00e7e\u015fitli soylara, gruplara ve milletlere ayr\u0131ld\u0131lar. \u00d6yle ki, ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir tek t\u00fcr olan insan soyu, hayvan t\u00fcrlerinden daha fazla say\u0131da cinslere b\u00f6l\u00fcnd\u00fcler.<\/p>\n<p>Rabbinden \u00e7\u0131km\u0131\u015f bir karar olmasa idi. Yani &#8220;Rabbin kendi \u00fczerine rahmeti yazd\u0131, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz sizi kesinlikle gelecek olan o g\u00fcnde bir araya toplayacak&#8230;&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/12), &#8220;Her \u00fcmmet i\u00e7in takdir edilmi\u015f bir ecel vard\u0131r, i\u015fte o ecelleri geldi\u011fi vakit ne bir an ileri, ne bir an geri gidebilirler.&#8221; (A&#8217;raf, 8\/34) buyuruldu\u011fu \u00fczere, her \u015feyden \u00f6nce rahmeti gerektiren veya azaba m\u00fcstahak olan her \u00fcmmete belli bir ecel takdir edip, her \u015feyin kesin \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcn\u00fc sa\u011flayacak olan h\u00fckm\u00fcn\u00fc k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne tehir etmi\u015f olmasa idi ve biraz \u00f6nce ge\u00e7en &#8220;E\u011fer Allah, insanlara, hayr\u0131 \u00e7ar\u00e7abuk istedikleri gibi, \u015ferri de \u00e7ar\u00e7abuk vermi\u015f olsayd\u0131, elbette onlara hemen ecelleri gelip \u00e7atard\u0131. Fakat Biz, Bize kavu\u015fmay\u0131 ummayanlar\u0131 kendi hallerine terk ederiz, onlar da bocalay\u0131p dururlar.&#8221; (Yunus, 10\/11) gibi daha \u00f6nce al\u0131nm\u0131\u015f il\u00e2h\u00ee kararlar olmasa idi. Anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fckleri her konuda derhal il\u00e2h\u00ee karar aralar\u0131nda h\u00fckm\u00fcn\u00fc icra ederdi. Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc derhal icra edilirdi. Yani, hakl\u0131yla haks\u0131z\u0131 o anda ay\u0131racak olan Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc kesin \u015fekilde derhal uygulan\u0131rd\u0131. Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine kar\u015f\u0131 k\u00fcf\u00fcr ve \u015firk ile ihtilaf \u00e7\u0131kar\u0131p esasen bir olan insanl\u0131\u011f\u0131 da\u011f\u0131n\u0131kl\u0131\u011fa ve par\u00e7alanmaya d\u00fc\u015f\u00fcrenlerin ba\u015flar\u0131na hemen k\u0131yamet kopar\u0131l\u0131p gerekli cezalar\u0131 verilmi\u015f, hepsinin can\u0131 an\u0131nda cehenneme t\u0131k\u0131lm\u0131\u015f olurdu. Fakat il\u00e2h\u00ee &#8220;kelime&#8221; \u00f6yle karara ge\u00e7mi\u015ftir ki, Allah Te\u00e2l\u00e2, insanlara kendilerinin acele ettikleri gibi belay\u0131 acele vermez, hemen cezaland\u0131r\u0131p helak edivermez, Allah&#8217;la kar\u015f\u0131la\u015fmak istemeyen k\u00e2firleri ecelleri gelinceye kadar, kendi ta\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131 i\u00e7inde bir s\u00fcre b\u0131rak\u0131r, onlar da bunu ihmal zannederek kalp k\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcyle ta\u015fk\u0131nl\u0131ktan ta\u015fk\u0131nl\u0131\u011fa, isyandan isyana yuvarlan\u0131r dururlar, durmadan azaplar\u0131n\u0131 artt\u0131racak fenal\u0131klar yaparlar.<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine kar\u015f\u0131 k\u00fcf\u00fcr ve \u015firk ile zul\u00fcm ve tu\u011fyandan dolay\u0131 \u00e7\u0131kan ayr\u0131l\u0131klar ve anla\u015fmazl\u0131klar \u00f6ylesine korkun\u00e7 boyutlardad\u0131r ki, bunun tabii sonucu ortaya \u00e7\u0131karacak tehlikeler d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, yery\u00fcz\u00fcnde be\u015feriyetin bir anda tepetaklak y\u0131k\u0131l\u0131p gitmesine yeter bir sebep te\u015fkil etti\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131r. Ger\u00e7ekten de &#8220;E\u011fer Allah, insanlar\u0131, elleriyle i\u015fledikleri (k\u00f6t\u00fcl\u00fckler) y\u00fcz\u00fcnden hemen cezaland\u0131racak olsayd\u0131, yery\u00fcz\u00fcnde k\u0131m\u0131ldayan bir canl\u0131 b\u0131rakmazd\u0131. Fakat onlar\u0131 belli bir vakte kadar tehir etmi\u015ftir&#8230;&#8221; (Fat\u0131r 35\/45) \u00e2yetinde de a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, il\u00e2h\u00ee kelimenin b\u00f6ylesine belli bir m\u00fchlet ile ahirete ertelenmesinde bir taraftan il\u00e2h\u00ee rahmetin gazab\u0131na \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bildiren, \u00f6b\u00fcr taraftan da gece ile g\u00fcnd\u00fcz, k\u00fcf\u00fcr ile iman gibi asl\u0131nda miza\u00e7lar\u0131 birbiriyle ba\u011fda\u015fmayan \u00e7e\u015fitli z\u0131tl\u0131klar\u0131, ayr\u0131l\u0131klar\u0131na ra\u011fmen d\u00fczene koyup idare eden il\u00e2h\u00ee kudretin tabiat \u00fcst\u00fcndeki hakimiyetini g\u00f6steren bir \u00e2yet ve delil vard\u0131r. \u00d6yle bir \u00e2yet ve b\u00fcrhan ki, anlayanlara b\u00fct\u00fcn g\u00f6klerin ve yerin ancak Hak sayesinde yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu, O&#8217;nun rahmeti ve adaleti ile ayakta durdu\u011funu g\u00f6sterir. Art\u0131k zul\u00fcm ve haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131n son derecesine varan o iftirac\u0131 veya ink\u00e2rc\u0131, bat\u0131l d\u00fc\u015fk\u00fcn\u00fc g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n felah bulmalar\u0131na imk\u00e2n var m\u0131?<\/p>\n<p>20-Fakat Allah&#8217;a kavu\u015fma \u00fcmidi ve hakk\u0131n huzuruna \u00e7\u0131kmaya y\u00fcz\u00fc olmayan ve ak\u0131llar\u0131n\u0131 bo\u015f yere harcay\u0131p putlardan \u015fefaat bekleyen o beyinsiz m\u00fccrimler, m\u00fcttakilerin anlayacaklar\u0131 gizli \u00e2yetleri ve incelikleri anlamak \u015f\u00f6yle dursun, pek iyi bildikleri Hz. Muhammed&#8217;in hayat\u0131 ve ahl\u00e2k\u0131 ile ortaya koydu\u011fu o canl\u0131 mucizenin ne anlama geldi\u011fini, neye yarad\u0131\u011f\u0131n\u0131, ona indirilen ve kendilerine en a\u00e7\u0131k bir dille ger\u00e7ekleri bildiren Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini bile ink\u00e2r ederler de Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine ve Rabl\u0131\u011f\u0131na, O&#8217;nun peygamberinin hak ve ger\u00e7ek peygamber oldu\u011funa hi\u00e7bir delil indirilmemi\u015f gibi bir de derler ki, Rabbinden ona bir \u00e2yet indirilse ya! B\u00f6ylesine inat ve b\u00f6ylesine b\u00fcy\u00fckl\u00fck kompleksi ile ba\u015fka bir mucize daha ister dururlar. Madem ki \u00f6yle diyorlar sen de de ki: Gayb ancak Allah&#8217;a mahsustur. Yani istedi\u011finiz ba\u015fka \u00e2yet, ba\u015fka mucize hen\u00fcz gaybd\u0131r, onun olup olmayaca\u011f\u0131n\u0131 bilemem.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc gayb\u0131 bilmek de onu zuhura getirmek de Allah&#8217;a mahsus bir i\u015ftir. Ger\u00e7i yaratma a\u00e7\u0131s\u0131ndan ele al\u0131nacak olursa g\u00f6r\u00fcnenlerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 da Allah&#8217;a mahsustur ve g\u00f6r\u00fclen \u00e2yetler de yine Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetleridir. Bu bak\u0131mdan her ikisi de Allah&#8217;\u0131n \u00e2yeti olmakta e\u015fit ise de, g\u00f6r\u00fclen ve gayb olmayan \u00e2yetler kullar taraf\u0131ndan da bilinebilir. Fakat gayb, kullar taraf\u0131ndan bilinemedi\u011fi i\u00e7in yaln\u0131zca Allah&#8217;a mahsustur. Onu Allah bildirmedik\u00e7e bilinemez. Bundan dolay\u0131 g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclen, mevcut olan \u00e2yetlerden ve mucizelerden ba\u015fka mucize g\u00f6nderip g\u00f6ndermeyece\u011fini ancak Allah bilir. Bununla beraber \u00f6yle bir \u015fey olamaz da denilemez. \u00d6yleyse bekleyiniz, onun ini\u015fini g\u00f6zleyiniz, \u015f\u00fcphesiz ben de sizinle beraber bekleyece\u011fim. Yani sizin bu kadar a\u00e7\u0131k, se\u00e7ik \u00e2yetleri ink\u00e2ra c\u00fcret ederek, daha ba\u015fka \u00e2yet ve mucize iste\u011finde \u0131srar etmeniz kar\u015f\u0131s\u0131nda bakal\u0131m Allah ne y\u00f6nde iradesini tecelli ettirecek, ba\u015f\u0131n\u0131za neler getirecek.<\/p>\n<p>Bu m\u00fc\u015friklere hem Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan ba\u015fka mucizeler de g\u00f6sterilmi\u015f oldu\u011funu anlatmak, hem de bu azg\u0131nl\u0131klar\u0131 zaruret halinde de\u011fil, nimet i\u00e7inde ve bollukta yapt\u0131klar\u0131n\u0131 ve nank\u00f6rl\u00fcklerini anlatmak ve g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne sermek i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>21- Ve Biz, insanlara, o beyinsiz ve baya\u011f\u0131 kimselere bir rahmet (yani s\u0131hhat ve bolluk gibi bir nimet) tatt\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131z vakit, nas\u0131l bilir misiniz? Kendilerine dokunmu\u015f olan bir k\u0131tl\u0131k ve yokluktan sonra, bir s\u0131k\u0131nt\u0131, bir zarar ve zaruretten, bir darl\u0131ktan, bir s\u0131k\u0131\u015f\u0131k durumdan sonra, yani onlar\u0131n \u00e7ektikleri bir s\u0131k\u0131nt\u0131dan sonra onlar\u0131 rahata ve refaha erdirdi\u011fimiz, her hangi bir rahmet zevkini ve ne\u015fesini tatt\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman derhal \u00e2yetlerimiz hakk\u0131nda mutlaka bir oyunlar\u0131 olur. Yani Allah Te\u00e2l\u00e2 onlara azab\u0131n\u0131 tatt\u0131rmadan ve ac\u0131 y\u00fcz\u00fc g\u00f6stermeden b\u00f6yle yapsalard\u0131 belki bir dereceye kadar bilgisizlik sebebiyle mazur g\u00f6r\u00fclebilirlerdi. Fakat \u00f6yle de\u011fil, insanlar\u0131n Allah&#8217;\u0131n sonsuz g\u00fcc\u00fc ve kudreti kar\u015f\u0131s\u0131nda nas\u0131l aciz ve zavall\u0131 olduklar\u0131n\u0131 fiilen g\u00f6steren bir tak\u0131m felaketler ve ac\u0131lardan sonra, il\u00e2h\u00ee rahmetten az\u0131c\u0131k bir\u015fey tad\u0131verince, Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerinin hakk\u0131na riayet edecek, verilen nimete \u015f\u00fckredecek yerde, o ac\u0131 g\u00fcnleri ve s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131 hemen unutup, gerek tekvin\u00ee, gerek tenzili (indirilmi\u015f) olan il\u00e2h\u00ee \u00e2yetleri g\u00f6zard\u0131 ederler. Onlar\u0131n hakk\u0131na riayet eylemek, onlardan ders ve ibret almak yerine, onlar ve onlarla bildirilen h\u00fck\u00fcmler aleyhine birtak\u0131m hilelere ba\u015fvurmak ve entrikalar \u00e7evirmek i\u00e7in yollar aramaya ba\u015flarlar. O s\u0131k\u0131nt\u0131 \u015fundan oldu, bundan oldu gibisinden mazeretler aramaya kalkarlar veya bu i\u00e7inde bulundu\u011fumuz nimet bizim \u00e7abam\u0131z ve dirayetimiz sayesinde elde edildi, derler. Allah ne diye bizim i\u015fimize kar\u0131\u015fs\u0131n, b\u00f6yle \u015fey olur mu \u015feklinde ileri geri konu\u015fmaya ba\u015flarlar. Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerinde bildirilen ir\u015fatlar\u0131 dinlemeyip Allah&#8217;a oyun oynamaya kalkarlar.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin n\u00fczul sebebinde, rivayet olundu\u011funa g\u00f6re: Allah Te\u00e2l\u00e2 Mekke halk\u0131n\u0131 yedi sene kurakl\u0131k ve k\u0131tl\u0131k ile s\u0131k\u0131nt\u0131ya u\u011fratm\u0131\u015f, nerdeyse helak olayazm\u0131\u015flar. Ebu S\u00fcfyan ve bir tak\u0131m ileri gleneler Hz. Peygmber&#8217;e gelmi\u015fler, &#8220;Bize dua et, e\u011fer faydal\u0131 ya\u011fmurlar ya\u011far bolluk olursa, seni tasdik ederiz.&#8221; demi\u015flerdi. Bunun \u00fczerine Resulullah dua eylemi\u015f, Allah Te\u00e2l\u00e2 da bol rahmet ihsan etmi\u015f, g\u00fczel ya\u011fmurlar ya\u011fm\u0131\u015f, bolluk ve bereket meydana gelmi\u015f, fakat onlar s\u00f6zlerinde durmam\u0131\u015f ve iman etmemi\u015fler ve bu rahmeti putlara mal eylemi\u015flerdi. Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine k\u00f6t\u00fc s\u00f6zler s\u00f6ylemeye ve Resulullah&#8217;a hile ve oyun etmeye devam etmi\u015flerdi. Bu konuda en \u00e7ok ileri gidenler de servet sahibi olan zenginlerdi. Yani Kurey\u015f&#8217;in para babalar\u0131yd\u0131. \u015eu halde \u00e2yetin inme sebebi bunlar olmakla beraber, esas hedefinin, bolluk zamanlar\u0131nda \u015f\u0131mar\u0131p il\u00e2h\u00ee \u00e2yetlerin hakk\u0131n\u0131 vermeyen ve ahk\u00e2m\u0131n\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fcmseyen genellikle b\u00fct\u00fcn nank\u00f6r isyank\u00e2rlar oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>Sen de ki, Allah mekir y\u00f6n\u00fcnden daha h\u0131zl\u0131d\u0131r. Ans\u0131z\u0131n belan\u0131z\u0131 veriverir. (Al-i \u0130mran S\u00fbresinde 3\/54. \u00e2yetin tefsirine bkz.) Yani sizin nimeti tadar tatmaz derhal ge\u00e7mi\u015f s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131 unutup hile ve daleverelere giri\u015fmeniz ne kadar h\u0131zl\u0131 olursa olsun, Allah&#8217;\u0131n o hileye kar\u015f\u0131 verece\u011fi ceza, size g\u00f6nderece\u011fi bela, sizin hilenizden ve oyunlar\u0131n\u0131zdan daha h\u0131zl\u0131 olur. Siz Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine kar\u015f\u0131 yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z hilek\u00e2rl\u0131ktan daha maksad\u0131n\u0131za ermeye vakit bulamadan belan\u0131z\u0131 bulmu\u015f olursunuz. Belki de siz hile yoluna girer girmez, niyet eder etmez, bir an i\u00e7in o rahmetin gazaba, o tatl\u0131 nimetlerin ac\u0131ya \u00e7evrildi\u011fini g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. Hatta i\u00e7inde bulundu\u011funuz nimetin hakk\u0131n\u0131zda hay\u0131r m\u0131 \u015fer mi oldu\u011funu bile bilmezsiniz. Onun belki hakk\u0131n\u0131zda bir nimet de\u011fil de sizi b\u00fcy\u00fck bir azaba s\u00fcr\u00fcklemek i\u00e7in bir istidra\u00e7 olmas\u0131 ihtimali de vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ey hilek\u00e2r insanlar! Bizim el\u00e7ilerimiz, siz ne hile yaparsan\u0131z yap\u0131n\u0131z hepsini yazarlar. Yani yapt\u0131klar\u0131n\u0131z gizli kalmak \u015f\u00f6yle dursun, amellerinizin yaz\u0131lmas\u0131yla g\u00f6revli bulunan meleklerinden de gizli kalmaz. Ne yaparsan\u0131z hepsi kesinlikle kayda ge\u00e7er ve yaz\u0131l\u0131r. \u015eu halde \u015funu unutmaman\u0131z gerekir ki, siz, Allah&#8217;\u0131n hak ile g\u00f6nderdi\u011fi \u00e2yetleri ve belgeleri hafife alarak e\u011flenirken, ba\u015f\u0131n\u0131za bir ba\u015fka \u00e2yet, Allah&#8217;\u0131n kaza ve bela \u00e2yeti gelir, bir anda a\u011fz\u0131n\u0131z\u0131n tad\u0131 bozulur. \u0130\u00e7inde bulundu\u011funuz nimet ve s\u0131hhat elinizden al\u0131n\u0131r, hi\u00e7 tahamm\u00fcl edemeyece\u011finiz pek ac\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131lara tebdil ve tahvil olunur. \u0130\u015fte o zaman imana gelir, yalvar\u0131r yakar\u0131rs\u0131n\u0131z, amma \u00e7oktan i\u015f i\u015ften ge\u00e7mi\u015f olur.<\/p>\n<p>22- O Allah odur ki, o aziz ve celil olan Rab&#8217;d\u0131r ki, sizi karada ve denizde gezdirir. Size k\u00e2h karada, k\u00e2h denizde seyir ve hareket edebilmek g\u00fc\u00e7 ve kabiliyetini veren ve \u00f6n\u00fcn\u00fczdeki engelleri kald\u0131ran, yaya veya binekli olarak gezip dola\u015fman\u0131za izin veren, bunu sa\u011flayan O&#8217;dur. Sizi karada da\u011flardan ta\u015flardan a\u015f\u0131rarak denizlerde ise kaypak ve oynak sular \u00fczerinde ak\u0131tarak seyrettirir, dola\u015ft\u0131r\u0131r. Allah sizin hayat\u0131n\u0131za a\u011fa\u00e7lardan ve daha pek \u00e7ok canl\u0131 t\u00fcrlerinden farkl\u0131 bir \u00f6zellik, bir hareketlilik kazand\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6yle ki, ta gemilerde bulundu\u011funuz, bu bir kavmin sosyal hayat\u0131n\u0131, bir devletin hayat\u0131n\u0131 da temsil eder ve onlar, o gemiler, ho\u015f bir r\u00fczgarla, i\u00e7indekilerle birlikte ak\u0131p gittikleri, burada yani &#8220;sizlerle&#8221; yerine onlarla diyerek muhataptan gaibe bir iltifat n\u00fcktesi yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, her insan i\u00e7inde bulundu\u011fu hali iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp tartamayaca\u011f\u0131 cihetle, bunda hem muhataplara kendi hallerini soyutlay\u0131p kar\u015f\u0131dan bakar gibi seyrettirmek ve d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmek, hem de bunlar\u0131n hallerini ba\u015fkalar\u0131na hat\u0131rlat\u0131p seyrettirmek i\u00e7in gayet ince bir tasvir sanat\u0131 bulunmaktad\u0131r, ve bu hal ile, bu ho\u015f r\u00fczgar ve esinti ile, bu tatl\u0131 gidi\u015fle tam ferahland\u0131klar\u0131 vakit bir de bakars\u0131n\u0131z ki, onlara, o gemilere, bir f\u0131rt\u0131na gelip \u00e7atm\u0131\u015ft\u0131r. Ve i\u00e7indekilere her yandan dalgalar gelmekte ve onlar art\u0131k bu dalgalarla kendilerini ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f sanmakta, yani daha bo\u011fulmam\u0131\u015flar, fakat b\u00fct\u00fcn d\u00fcnya kendilerine d\u00fc\u015fman kesilmi\u015f ve d\u00fc\u015fmanlar her taraflar\u0131n\u0131 ku\u015fatm\u0131\u015f, ka\u00e7ma kurtulma \u00e7areleri kalmam\u0131\u015f, kurtulu\u015f yollar\u0131 kapanm\u0131\u015f oldu\u011fu zann\u0131yla art\u0131k can korkusuyla kendilerini hakikaten mahvolmu\u015f ve helak olmu\u015f zanneylemekte, i\u015fte o zaman kalplerinden \u015firk ve ink\u00e2r\u0131 tamamen \u00e7\u0131kar\u0131p atm\u0131\u015f ve daha \u00f6nce tapm\u0131\u015f olduklar\u0131 \u015feylerin hepsinden ili\u015fkiyi kesmi\u015f ve Allah&#8217;dan ba\u015fka \u00fcmit bekleyecek, s\u0131\u011f\u0131nacak hi\u00e7bir mabud bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlam\u0131\u015f. &#8220;O&#8217;dur sizin hepinizin toptan merciiniz.&#8221; ger\u00e7e\u011fini zarur\u00ee olarak tasdik ve teslim etmi\u015f olduklar\u0131ndan dini, b\u00fct\u00fcn bir ihlas ile Allah&#8217;a tahsis ederek, ona \u015f\u00f6yle dua etmektedirler: Ahdimiz olsun ki, ey Rabbimiz, bizi bundan, bu tehlikeden kurtar\u0131rsan her hal \u00fc k\u00e2rda \u015f\u00fckredenlerden olaca\u011f\u0131z. Bunlar hep b\u00f6yle olur ve olmaktad\u0131r. \u0130nsan hayat\u0131 b\u00f6yle gidi\u015f ve de\u011fi\u015fim i\u00e7indedir. \u00d6nceki \u00e2yette g\u00f6sterildi\u011fi gibi, bazan bir ac\u0131y\u0131, bir sevin\u00e7 izler, bazan da bu \u00e2yette g\u00f6sterildi\u011fi gibi, en ferahl\u0131 bir anda b\u00fct\u00fcn \u00fcmitleri y\u0131kan bir ac\u0131kl\u0131 durum birdenbire insan\u0131n omuzlar\u0131na \u00e7\u00f6ker. Nimet ve bolluk zaman\u0131nda Allah&#8217;\u0131 tan\u0131mak istemeyen ve \u0130l\u00e2h\u00ee \u00e2yetleri anlamak ve uygulamak konusunda t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc hilelere sapan imans\u0131zlara Allah Te\u00e2l\u00e2, b\u00fct\u00fcn masivay\u0131 g\u00f6zlerinden ve g\u00f6n\u00fcllerinden silen b\u00f6yle tehlikeler ve belalar vererek onlara kendisini duyurur ve yalvart\u0131r. Her \u00fcmidin y\u0131k\u0131ld\u0131\u011f\u0131, her sebebin kesildi\u011fi b\u00f6yle zamanlarda, b\u00fct\u00fcn sebeplerin \u00fcst\u00fcnde ve \u00f6tesinde olan il\u00e2h\u00ee varl\u0131k, en ink\u00e2rc\u0131 kalplere bile varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u015firksiz ve \u015feriksiz olarak zorla duyurur, kabul ve tasdik ettirip iman ettirir. \u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131 bilmeyenler, bundan bilmelidirler ki, Allah budur. Bu seyri yapan, ho\u015f esintileri estiren ve f\u0131rt\u0131nalar koparan, dalgalarla ku\u015fatan o aziz ve celil Allah&#8217;d\u0131r. Di\u011fer \u00e2yetlere inanmayan ve b\u00f6yle m\u00fc\u015fk\u00fcl durumda kalmad\u0131k\u00e7a hakk\u0131 teslim etmeyen m\u00fcnkirleri ve hilek\u00e2rlar\u0131 imana getirecek \u00e2yet ve mucize ancak b\u00f6yle fiil\u00ee bir \u00e2yet demek olan tehlikeli olay\u0131n cezaland\u0131rmas\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey olmamas\u0131 gerekiyor. Ve i\u015fte, &#8220;ke\u015fke ba\u015fka bir \u00e2yet indirilse anlam\u0131na deyip duranlar, hep b\u00f6yle bir s\u0131k\u0131nt\u0131 \u00e2yeti demek olan bela ve musibet ararlar.<\/p>\n<p>23-Fakat s\u00f6z konusu s\u0131k\u0131nt\u0131 daimi ve ebed\u00ee olmay\u0131nca bunun h\u00fckm\u00fc de s\u00fcrekli olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc o s\u0131k\u0131nt\u0131y\u0131 g\u00f6r\u00fcnce \u00f6yle y\u00fcrekten and i\u00e7erek yalvar\u0131rlar da sonra Allah, kendilerini o s\u0131k\u0131nt\u0131dan kurtar\u0131nca, helak olma tehlikesini onlardan uzakla\u015ft\u0131r\u0131nca o k\u00fcstahlar yery\u00fcz\u00fcnde hemen ta\u015fk\u0131nl\u0131\u011fa ba\u015flar. Daima \u015f\u00fckretmek \u00fczere verdikleri s\u00f6zlerinden cayar, ahtlerini ve yeminlerini \u00e7i\u011fner, yine haddi a\u015f\u0131p sald\u0131rganl\u0131k yapmaya, yine k\u00fcfre ve \u015firke, yine fitne ve fesada ba\u015flarlar. Ey bu halde bulunan baya\u011f\u0131 ve k\u00fcstah kimseler Olsa olsa ta\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131z yaln\u0131zca kendi aleyhinize olur. Sald\u0131r\u0131lar\u0131n\u0131z\u0131n zarar\u0131 ger\u00e7ekte sald\u0131rd\u0131klar\u0131n\u0131za de\u011fil, yine kendinizedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o ta\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131n\u0131zla olsa olsa \u015fu ge\u00e7ici d\u00fcnya \u00e7\u0131kar\u0131n\u0131 elde edersiniz, yapaca\u011f\u0131n\u0131z b\u00fct\u00fcn kazan\u00e7, elde edece\u011finiz b\u00fct\u00fcn k\u00e2r d\u00fcnya mal\u0131ndan ibaret olur ki, bu asl\u0131nda oyuncak say\u0131lan bir faydalanmad\u0131r. Sonra da d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcz Biz&#8217;e olacakt\u0131r. Yani en sonunda ister istemez d\u00f6n\u00fcp Biz&#8217;e geleceksiniz, huzurumuzda toplanacaks\u0131n\u0131z. Biz de size, i\u015fte o zaman b\u00fct\u00fcn yapageldiklerinizi haber verece\u011fiz. Yani ne haltetti\u011finizi i\u015fte o zaman anlayacaks\u0131n\u0131z, amma i\u015f i\u015ften ge\u00e7mi\u015f bulunacak. Buradaki &#8220;haber verece\u011fiz&#8221; ifadesinin &#8220;Bakalam nas\u0131l ameller yapacaks\u0131n\u0131z.&#8221; (Yunus 10\/14) \u00e2yeti ile olan ili\u015fkisini ve benzerli\u011fini uzun uzun izaha gerek yoktur.<\/p>\n<p>\u015eimdi siz b\u00f6yle ister istemez d\u00f6n\u00fcp varaca\u011f\u0131n\u0131z Allah&#8217;la kar\u015f\u0131la\u015fmaya, Onun sevgisine, \u00e2yetlerine ve peygamberlerine \u00f6nem vermiyerek, raz\u0131 oldu\u011funuz ve u\u011frunda t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc ta\u015fk\u0131nl\u0131klar yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z o d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n ne mal oldu\u011funu bir d\u00fc\u015f\u00fcnmez misiniz?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>24- D\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n misali \u015f\u00f6yledir: G\u00f6kten indirdi\u011fimiz su ile, insanlar\u0131n ve hayvanlar\u0131n yedi\u011fi bitkiler birbirine kar\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Nihayet yery\u00fcz\u00fc s\u00fcslerini tak\u0131n\u0131p s\u00fcslendi\u011fi ve sahipleri kendilerini ona g\u00fcc\u00fc yeter sand\u0131klar\u0131 bir s\u0131rada, geceleyin veya g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn, ona emrimiz gelivermi\u015ftir, ans\u0131z\u0131n ona \u00f6yle bir t\u0131rpan at\u0131vermi\u015fiz de sanki bir g\u00fcn \u00f6nce orada hi\u00e7bir \u015fenlik yokmu\u015f gibi oluvermi\u015ftir. D\u00fc\u015f\u00fcnen bir kavim i\u00e7in \u00e2yetlerimizi i\u015fte b\u00f6yle a\u00e7\u0131klar\u0131z.<\/p>\n<p>24-Halbuki<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>25-25- Allah, selamet yurduna \u00e7a\u011f\u0131r\u0131yor ve diledi\u011fini de do\u011fru yola hidayet ediyor.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>26- \u0130yi i\u015f, g\u00fczel amel yapanlara daha g\u00fczeli ve daha fazlas\u0131yla kar\u015f\u0131l\u0131k vard\u0131r. Y\u00fczlerine ne kara bula\u015f\u0131r, ne de a\u015fa\u011f\u0131lan\u0131rlar. Cennet ehli i\u015fte bunlard\u0131r. Orada ebed\u00ee kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>27- K\u00f6t\u00fcl\u00fck kazanm\u0131\u015f olanlara gelince, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn cezas\u0131, misli kadard\u0131r. Ve onlar\u0131 bir a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k ve eziklik kaplar. Onlar i\u00e7in Allah&#8217;dan ba\u015fka hi\u00e7bir kurtar\u0131c\u0131 yoktur. Y\u00fczleri karanl\u0131k gecelerden bir par\u00e7aya b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015f gibidir. \u0130\u015fte onlar cehennem ehlidir. Orada ebed\u00ee kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>26- G\u00fczellik yapanlara, yani Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n be\u011fenisine lay\u0131k ve r\u0131zas\u0131na muvaf\u0131k g\u00fczel ameller yapanlara, yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fin hakk\u0131n\u0131 verenlere ki, nitekim Bakara S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Hay\u0131r, kim i\u015fini g\u00fczel yaparak \u00f6z\u00fcn\u00fc Allah&#8217;a teslim ederse onun m\u00fckafat\u0131 Rabb&#8217;inin yan\u0131ndad\u0131r&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/112) \u00e2yetinin tefsirinde de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Resul-i Ekrem (s.a.v.), ihsan\u0131n tarifinde &#8220;\u0130hsan, Allah&#8217;\u0131 g\u00f6r\u00fcr gibi ibadet etmendir, her ne kadar sen O&#8217;nu g\u00f6rm\u00fcyorsan da kesinkes O seni g\u00f6rmektedir.&#8221; buyurmu\u015ftur. \u0130\u015fte b\u00f6yle g\u00fczel i\u015f, vazife, ibadet, hasenat yapan muhsinler i\u00e7in daha g\u00fczeli, daha fazlas\u0131 vard\u0131r. Yapt\u0131klar\u0131 iyiliklerin daha g\u00fczeli olmak \u00fczere bir misli ecir ve sevap haz\u0131r olduktan ba\u015fka Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve kereminden bir de ziyade vard\u0131r ki, muzaaf (katmerli) bir usulle on kat\u0131ndan yediy\u00fcz kat\u0131na ve daha fazlas\u0131na do\u011fru gittik\u00e7e artar durur.<\/p>\n<p>Ziyade, ma\u011ffiret ve r\u0131dvan, H\u00fcsna cennet, ziyade de Allah&#8217;a m\u00fclaki olmakt\u0131r, dahi denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ve y\u00fczlerine ne toz konar, ne de bir zillet. Her bak\u0131mdan al\u0131nlar\u0131 ak, y\u00fczleri parlak ve ayd\u0131nl\u0131kt\u0131r. Yani, muradlar\u0131na erdikten ba\u015fka, can s\u0131kacak, utand\u0131racak, y\u00fcz k\u0131zartacak, haysiyet k\u0131racak, k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcrecek, her t\u00fcrl\u00fc leke ve kederden emin ve salim olurlar. Bir y\u00fcz karas\u0131 b\u00fct\u00fcn iyilikleri lekeleyece\u011fi ve zillet bula\u015fan nimetin k\u0131ymeti kalmayaca\u011f\u0131 gibi bu iffet ve nezahet olmay\u0131nca, o h\u00fcsna ve ziyade, yerini ve de\u011ferini bulmu\u015f olmaz. Bunun i\u00e7in Na\u00eem cennetlerine gireceklerin b\u00fct\u00fcn dualar\u0131 s\u00fcbhan olan Allah&#8217;\u0131 tenzih etmekle sel\u00e2m ve hamdde toplan\u0131yordu. \u0130\u015fte bunlar, y\u00fczlerine toz ve leke bula\u015fmayacak olan, bu i\u015flerini iyi yapan muhsinler, yukar\u0131da bahisleri ge\u00e7en cennet ehlidirler ve orada ebed\u00ee kalacaklar.<\/p>\n<p>27- Seyyiat kesbetmi\u015f, k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapm\u0131\u015f ve g\u00fcnah kazanm\u0131\u015f olan, Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u015f\u0131ndaki gayenin d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131k\u0131p \u015firk, k\u00fcf\u00fcr ve isyan gibi k\u00f6t\u00fcl\u00fcklere \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f, k\u00f6t\u00fc ameller, \u00e7irkin huylar kazanm\u0131\u015f olanlara ise her seyyienin, i\u015flenmi\u015f olan her bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn cezas\u0131 misli iledir. Yani hasenatta oldu\u011fu gibi bir ziyadele\u015fme s\u00f6z konusu de\u011fildir. \u0130hsana daha fazlas\u0131yla ihsanda bulunuldu\u011fu halde, seyyiatta adaletle muamele esast\u0131r. (En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;nin sonlar\u0131nda &#8220;Kim bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck i\u015flerse ancak misliyle ceza g\u00f6r\u00fcr.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/160) buyurulmaktad\u0131r. O \u00e2yetin tefsirine bkz.). Ve bunlar\u0131 bir zillet, bir a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k ve eziklik kaplar. Sadece y\u00fczleri k\u0131zarmakla kalmaz, her taraflar\u0131n\u0131 ku\u015fatan b\u00fcy\u00fck bir zillet ve horluk i\u00e7inde kal\u0131rlar. Allah&#8217;dan hi\u00e7bir kurtar\u0131c\u0131lar\u0131, koruyucular\u0131 yoktur. Allah&#8217;\u0131n elinden onlar\u0131 kurtaracak kimseleri yoktur. Allah&#8217;\u0131n kah\u0131r ve gazab\u0131ndan kurtar\u0131p koruyacak hi\u00e7bir kudret tasavvur olunamad\u0131\u011f\u0131 gibi, m\u00fcminlerde s\u00f6z konusu oldu\u011fu \u00fczere, Allah&#8217;\u0131n izniyle bir tak\u0131m \u015fefaat\u00e7ilerden yard\u0131m g\u00f6rmeleri s\u00f6z konusu de\u011fildir. \u00d6yle zelil, \u00f6yle hor ve hakir bir durumdad\u0131rlar ki, kimse onlar\u0131n hakk\u0131nda Allah&#8217;dan bir kurtar\u0131\u015f ricas\u0131nda da bulunamaz. Sanki y\u00fczleri bir karanl\u0131k gece par\u00e7as\u0131na b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015f, \u00e7aresizlik ve \u00fcmitsizlik i\u00e7inde, utan\u00e7 ve rezaletten y\u00fczleri kapkaranl\u0131k kesilmi\u015ftir. \u0130\u015fte cehennem ehli olanlar bunlard\u0131r ve orada ebed\u00ee kalacaklard\u0131r. \u0130man etmemi\u015f ve affa u\u011framam\u0131\u015f olduklar\u0131ndan, kazand\u0131klar\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fckler kendileriyle beraber ebed\u00eele\u015fmi\u015f ve kendileriyle birlikte cehenneme kadar gitmi\u015ftir. Kendileri cehennemde ebed\u00ee kal\u0131rlar, cezalar\u0131 da ebed\u00ee olarak s\u00fcrer gider.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>28- O g\u00fcn ki, hepsini mah\u015fere toplayaca\u011f\u0131z, sonra da o \u015firk ko\u015fanlara &#8220;Haydi yerlerinize! Siz de, ortak ko\u015ftuklar\u0131n\u0131z da!&#8221; diyece\u011fiz. Art\u0131k aralar\u0131n\u0131 iyice a\u00e7m\u0131\u015f\u0131z. O ortak ko\u015ftuklar\u0131 \u015feyler, &#8220;Siz bize tapm\u0131yordunuz ki.&#8221; diyecekler.<\/p>\n<p>29- &#8220;\u015eimdi sizinle bizim aram\u0131zda \u015fahit olarak Allah yeter. Sizin bize ibadet etti\u011finizden bizim haberimiz yoktur&#8221; (diyecekler).<\/p>\n<p>30- \u0130\u015fte burada herkes ge\u00e7mi\u015fte yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bulacak. Ve ger\u00e7ek mevlalar\u0131 olan Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fclecekler. \u0130ftira edip uydurduklar\u0131 \u015feyler de kendilerinden b\u00fcsb\u00fct\u00fcn uzakla\u015f\u0131p gidecek.<\/p>\n<p>28- Ve unutmamal\u0131 o g\u00fcn\u00fc ki, bunlar\u0131 toptan ha\u015fredece\u011fiz. Yani iyilik yapm\u0131\u015f olanlarla k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapm\u0131\u015f olanlar\u0131n hepsini, hen\u00fcz hesaba \u00e7ekmeden \u00f6nce bir araya toplay\u0131p hesap yerine y\u0131\u011faca\u011f\u0131z. Sonra o m\u00fc\u015friklere diyece\u011fiz ki, yerinize, yani siz ve \u015ferikleriniz, haydi durun yerinizde yahut oturun oturdu\u011funuz yerde, yahut herkes als\u0131n bakal\u0131m \u015fimdi yerini, davac\u0131 ve san\u0131k herkes kendine ayr\u0131lan yerini als\u0131n, siz ve ortaklar\u0131n\u0131z, hepiniz, Allah kat\u0131nda bunlar bizim \u015fefaat\u00e7ilerimiz diye iddia ettikleriniz, Allah&#8217;a ortak tuttuklar\u0131n\u0131z art\u0131k aralar\u0131n\u0131 a\u00e7m\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. Aralar\u0131ndaki vehme dayal\u0131 ili\u015fkilerin hepsini kesip, tamamen birbirlerinden ayr\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. Ve o \u015firk ko\u015ftuklar\u0131, o \u015fefaat umduklar\u0131, teselli ve m\u00fckafat bekledikleri o putlar, o \u015fuursuz \u015fekiller ve putlar, kendilerine tapan o m\u00fc\u015friklere \u015f\u00f6yle diyecekler: Siz bize ibadet etmiyordunuz,<\/p>\n<p>29- zira sizinle bizim aram\u0131zda \u015fahit olarak Allah yeter, ger\u00e7ek budur ki, biz sizin ibadetinizden kesinlikle habersizdik. Yani &#8220;her\u015feyi hakkiyle g\u00f6ren&#8221; Allah Te\u00e2l\u00e2 biliyor ki, sizin bize ibadet etti\u011finizden biz asla haberdar de\u011fildik. \u015eu halde siz tapt\u0131ysan\u0131z bize de\u011fil, kendi hevan\u0131za, kendi bat\u0131l hayallerinize tapm\u0131\u015fs\u0131n\u0131z, bize de iftira etmi\u015fsiniz. Biz b\u00f6yle bir \u015feyi asla kabul etmeyiz, reddederiz. B\u00fct\u00fcn sorumluluk kendinize aittir.<\/p>\n<p>30- \u0130\u015fte orada, o g\u00fcn o korkun\u00e7 yerde herkes, her can, daha \u00f6nce yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bulacak, herkes kendi kendini s\u0131nayacak, iyi veya k\u00f6t\u00fc amel veya tembellik yap\u0131p hi\u00e7bir \u015fey yapmamak \u015feklinde her ne yapt\u0131ysa ger\u00e7ekten tad\u0131p anlayacak. Ve o m\u00fc\u015frikler, Allah&#8217;la kar\u015f\u0131la\u015fmayacaklar\u0131n\u0131 sanan ve ondan ka\u00e7an o iftirac\u0131lar, ger\u00e7ek mevlalar\u0131 olan, hakiki malikleri ve sahipleri Allah&#8217;\u0131n huzuruna reddolunacak, hepsi oraya iade edilmi\u015f bulunacaklar. Allah kat\u0131nda bizim \u015fefaa\u00e7ilerimiz diye iftira ettikleri o hayal\u00ee tanr\u0131lar ve din ad\u0131na uydurduklar\u0131 b\u00fct\u00fcn evham ve hayaller yanlar\u0131ndan yok olup gitmi\u015f, ortadan kaybolup gitmi\u015f olacak ve onlar ac\u0131 ger\u00e7ekle ba\u015fba\u015fa kalacaklar.<\/p>\n<p>\u015eimdi halleri hik\u00e2ye olunan ve amellerinin sonu\u00e7lar\u0131 ve ak\u0131betleri beyan olunan o m\u00fc\u015friklere tevhidin hak din oldu\u011funa delalet eden \u015fu \u00e2yetleri ve belgeleri tebli\u011f i\u00e7in ey hak peygamber!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>31- De ki, &#8220;size g\u00f6kten ve yerden kim r\u0131z\u0131k veriyor? O, kulaklara ve g\u00f6zlere h\u00fckmeden kim? \u00d6l\u00fcden diriyi, diriden \u00f6l\u00fcy\u00fc \u00e7\u0131karan kim? \u0130\u015fleri idare eden kim?&#8221; Hemen &#8220;Allah&#8217;d\u0131r&#8221; diyecekler. De ki, &#8220;O halde Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 gelmekten sak\u0131nmaz m\u0131s\u0131n\u0131z?&#8221;<\/p>\n<p>32- \u0130\u015fte o Allah sizin ger\u00e7ek Rabbinizdir. Ger\u00e7e\u011fin d\u0131\u015f\u0131nda sap\u0131kl\u0131ktan ba\u015fka ne vard\u0131r? O halde haktan nas\u0131l \u00e7evriliyorsunuz?<\/p>\n<p>31- De ki, size g\u00f6kten ve yerden kim r\u0131z\u0131k veriyor? Hele o i\u015fitme ve g\u00f6rmeye malik olan kim? Onlara kim hakim bulunuyor? Yani Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi r\u0131z\u0131klardan yararlanmaya en \u00f6nemli iki ara\u00e7 olan i\u015fitme ve g\u00f6rme duyular\u0131n\u0131, duyular\u0131n en \u015fereflisi olan bu iki g\u00fcc\u00fc, bu iki nimeti size kim veriyor? Bunlar\u0131 yaratmaya ve d\u00fczenlemeye Allah&#8217;dan ba\u015fka kimin g\u00fcc\u00fc yeter? Veya bunlar\u0131 kim idare ediyor Bunlar \u00fczerinde kim tasarruf ediyor, bunlara kim h\u00fckmediyor? Kendi i\u00e7inizdeki bir olayda, d\u0131\u015f d\u00fcnyadaki bir olay\u0131 tecelli ettirip de size sizin d\u0131\u015f\u0131n\u0131zdaki ger\u00e7ekleri idrak ettiren, Hakk&#8217;\u0131n par\u0131lt\u0131s\u0131n\u0131 duyuran, \u00e2yetlerini i\u015fittiren, g\u00f6steren kim? Burada i\u015fitmenin tekil, g\u00f6rmenin \u00e7o\u011ful olarak gelmesi, g\u00f6rmenin i\u015fitmeden daha \u00e7ok oldu\u011funa i\u015faret i\u00e7in olsa gerektir. G\u00f6rmenin ve i\u015fitmenin malik, melik ve hakim olmak bak\u0131m\u0131ndan ifade etti\u011fi farklar\u0131 Fatiha S\u00fbresi&#8217;nde g\u00f6sterildi. Bunun hakk\u0131n tasdiki a\u00e7\u0131s\u0131ndan ifade etti\u011fi anlam da \u00c2l-i \u0130mran S\u00fbresi&#8217;nin &#8220;Allah, kendisinden ba\u015fka Tanr\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131na \u015fahitlik etti.&#8221; (3\/18) \u00e2yetinde ve En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;nin &#8220;O, (Allah) g\u00f6zleri g\u00f6r\u00fcr.&#8221;(6\/103) \u00e2yetlerinde ge\u00e7en, d\u0131\u015f d\u00fcnyan\u0131n tan\u0131nmas\u0131 ve alg\u0131lanmas\u0131 meseleleriyle ilgili olarak anlat\u0131lm\u0131\u015f idi. Do\u011fru g\u00f6rmek ve do\u011fru i\u015fitmek, hak ve hakikat\u0131 hissedip idrak etmek i\u015fi &#8220;De ki, ruh benim Rabbimin emrindendir.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/85) \u00e2yetinin anlam\u0131 kapsam\u0131nda oldu\u011fundan, b\u00fct\u00fcn bu i\u015flerin do\u011frudan do\u011fruya il\u00e2h\u00ee bir emir oldu\u011funu hat\u0131rlatan derin ve ince bir hakikate \u0131\u015f\u0131k tutar. Bunun &#8220;Kul nafile ibadetler sayesinde bana o derece yak\u0131nla\u015f\u0131r ki, nihayet ben O&#8217;nun g\u00f6rmesi, i\u015fitmesi ve duymas\u0131 olurum.&#8221; kudsi hadisinde de ifadesini bulan &#8220;\u015fuh\u00fbd bill\u00e2h&#8221; meselesine bir i\u015fareti de i\u00e7erdi\u011fini kaydetmeden ge\u00e7emiyece\u011fiz.<\/p>\n<p>Evet i\u015fitme ve g\u00f6rme harikas\u0131 ve bedias\u0131 kimin milkidir: Ve o kimdir ki, \u00f6l\u00fcden diri \u00e7\u0131kar\u0131yor ve diriden \u00f6l\u00fc \u00e7\u0131kar\u0131yor? D\u00fcn ortada yokken bug\u00fcn bir canl\u0131, bir ot, bir hayvan, bir insan meydana geliyor ve birtak\u0131m cans\u0131z maddelerden \u00e7\u0131k\u0131p geliyor ve sonra yine \u00f6l\u00fcyor. Yapan\u0131 olmadan bir olay\u0131n meydana gelmesi imk\u00e2ns\u0131z oldu\u011fundan, bu hayat ve \u00f6l\u00fcm olay\u0131n\u0131 yapan, canl\u0131lar\u0131 dirilten ve \u00f6ld\u00fcren kim? Al\u0131nan g\u0131da hayata d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcyor, gayr-i uzvi (inorganik) maddeler uzvile\u015fiyor, organik madde haline d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcyor: Nutfeden canl\u0131 oluyor, kandan nutfe olu\u015fuyor, sonradan da canl\u0131 maddeler canl\u0131l\u0131k \u00f6zelli\u011fini kaybedip \u00f6l\u00fcyor ki, tabiat a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman bunlar de\u011fi\u015fik ve z\u0131t karakterde maddelerdir, bunlar\u0131n birbirlerine d\u00f6n\u00fc\u015fmesi ve seleksiyon denilen ay\u0131klanmaya u\u011framas\u0131, asl\u0131nda tabiat\u0131n temel ilkesi olan ayniyet ve tekd\u00fczelik olay\u0131na ters d\u00fc\u015fen olu\u015fumlard\u0131r. Binaenaleyh genel anlamda tabiata ayk\u0131r\u0131 olaylard\u0131r. \u015eimdi bunlar\u0131 \u00e7\u0131karan, b\u00f6yle hayat ve \u00f6l\u00fcm gibi tabiatleri ve karakterleri, birbirine z\u0131t iki hadiseyi birbirine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcp sebebi sonu\u00e7, sonucu sebep yapan kim? B\u00f6yle tabiata ayk\u0131r\u0131 olu\u015flar\u0131 birbirine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcp duran tabiat \u00fcst\u00fc bir kudretin, tabiat \u00fczerindeki etkisini ve tedbirini anlamamak, bu kudreti g\u00f6rmezlikten gelmek ne m\u00fcmk\u00fcn? Ve emri tedbir eden kim? Yani yaln\u0131zca \u00e2yette s\u00f6z\u00fc edilen bir iki husus de\u011fil, bunlar gibi daha nice olaylar\u0131n ve olu\u015flar\u0131n y\u00f6netimini kim elinde tutuyor? Yaln\u0131zca yaratma meselesi de\u011fil, emir ve kumanda yoluyla cereyan etmekte olan k\u00e2inat nizam\u0131n\u0131, \u015fu koca \u00e2lemin d\u00fczenini y\u00fcr\u00fcten, bunu evirip \u00e7eviren kim? Bunlar\u0131 anlay\u0131nca derhal &#8220;Allah&#8217;d\u0131r&#8221; diyecekler. Bu sorular\u0131n cevab\u0131 gayet a\u00e7\u0131k ve anla\u015f\u0131l\u0131r oldu\u011fundan, m\u00fc\u015frikler bile bunlar\u0131 biraz d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcnce, b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 Allah yap\u0131yor demekte teredd\u00fct g\u00f6stermeyecekler. O halde, de ki; korkmuyor musunuz? Bu b\u00f6yle iken siz nas\u0131l oluyor da O&#8217;nun kahr\u0131ndan korkmaz, ona kar\u015f\u0131 \u015firk ve isyandan, emirlerine kar\u015f\u0131 gelmekten sak\u0131nmaz, ba\u015f\u0131n\u0131za gelecek felaketten kendinizi korumaz, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 b\u0131rak\u0131p O&#8217;nun himayesine ve korunmas\u0131na girmezsiniz?<\/p>\n<p>32- Duydunuz ya O, i\u015fte o kemal vas\u0131flar\u0131n\u0131n, o kudretin, o i\u015flerin, o yaratma ve y\u00f6netme i\u015finin sahibi bulunand\u0131r. \u0130\u015fte Allah, ger\u00e7ek Rabbinizdir. Uluhiyet yaln\u0131zca kendisinin hakk\u0131 olan tek mabud, hakikaten ve hakk\u0131yla malikiniz ve amirinizdir. Haktan sonras\u0131 da art\u0131k dalaletten ba\u015fka nedir ki? Hak ile dalal aras\u0131nda zaten ba\u015fka bir vas\u0131ta yoktur. Hakk\u0131 \u00e7i\u011fneyen, zaten kendili\u011finden dalalete d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olur. Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan ba\u015fka bir Rab, yoktur, bat\u0131ld\u0131r ve m\u00fczmahildir. Tevhid akidesinden ba\u015fka b\u00fct\u00fcn inan\u00e7lar dalalettir. O halde nas\u0131l y\u00fcz d\u00f6n\u00fcp \u00e7ekiliyorsunuz? Yani, haktan dalalete, tevhidden \u015firke, saadetten \u015fekavete nas\u0131l \u00e7evriliyorsunuz? Dalalete s\u00fcr\u00fcklenmeye nas\u0131l raz\u0131 olabiliyorsunuz? Nereye \u00e7ekip gitti\u011finizi bildi\u011finiz, anlad\u0131\u011f\u0131n\u0131z var m\u0131?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>33. Hak dinden \u00e7\u0131km\u0131\u015f fas\u0131klara Rabbinin kelimesi \u015f\u00f6yle ger\u00e7ekle\u015fti: Onlar art\u0131k imana gelmezler.<\/p>\n<p>33- \u0130\u015fte b\u00f6yle, yani Allah&#8217;\u0131n rabl\u0131\u011f\u0131 hak ve ger\u00e7ektir, hakk\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda ne varsa hepsi bat\u0131ld\u0131r. Onlar\u0131n da hak dinden \u00e7\u0131k\u0131p dalalete y\u00f6neldikleri ger\u00e7ekten kesinle\u015fti. Has\u0131l\u0131 b\u00fct\u00fcn bu olup bitenler ve a\u00e7\u0131klanan ger\u00e7ekler ba\u015ftan sona hak oldu\u011fu gibi, f\u0131sk\u0131 kesinlik kazanm\u0131\u015f olanlar \u00fczerine, yani k\u00fcf\u00fcrde inatla direnmi\u015f olanlar, k\u00fcf\u00fcrde zirveye ula\u015fm\u0131\u015f, yaln\u0131zca amel\u00ee anlamda fas\u0131k de\u011fil, fikr\u00ee ve itikad\u00ee anlamda da fas\u0131k olmu\u015f, mesela yukar\u0131da sorulan sorulara cevap verirken &#8220;bunlar\u0131 yaratan Allah&#8217;t\u0131r demiyecek kadar ink\u00e2rda ileri gitmi\u015f olanlar \u00fczerine, Rabb\u0131n Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kelimesi, yani \u015fu kel\u00e2m\u0131, \u015fu h\u00fckm\u00fc hak olmu\u015ftur: muhakkak ki, onlar iman etmezler. O fas\u0131klar, haktan b\u00f6ylesine y\u00fcz \u00e7evirmi\u015f, imandan b\u00f6ylesine mahrum ve b\u00fct\u00fcn\u00fcyle imans\u0131zl\u0131k seyyiat\u0131na ve sonucuna mahkumdurlar. Bunlar\u0131n \u00e7o\u011fu, f\u0131sk\u0131 ve dalaleti revacta tutan bir tak\u0131m felsefi zanlarla, vacibu&#8217;l-v\u00fccud olan Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na ait delillere kar\u015f\u0131 dolamba\u00e7l\u0131 yollarda hile katmaya u\u011fra\u015fan filozof taslaklar\u0131 ve ink\u00e2rc\u0131lar olmalar\u0131 dolay\u0131s\u0131yla bu noktada b\u00fct\u00fcn felsefi nazariyeleri y\u0131kacak \u015fekilde Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini ispat ve ikrar vard\u0131r. Bu ispat ve ikrar i\u00e7in felsefi d\u00fc\u015f\u00fcncede, biri varl\u0131k meselesi, \u00f6b\u00fcr\u00fc bilgi meselesi olmak \u00fczere bu iki meselenin temelini te\u015fkil eden sebeplilik ve idrak-i hak meselelerini ortaya atmak ve \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fturmakla, \u00f6zellikle bu iki meselenin \u00f6z\u00fcnde yatan &#8220;v\u00fccud-\u0131 Bar\u00ee&#8221; ve &#8220;tevhid-i \u0130l\u00e2h\u00ee&#8221; delillerini gayet ince ve son derece kapsaml\u0131 ve \u00f6zellikle filozoflar\u0131 en ziyade \u015fa\u015f\u0131rtan cesed ve ruh, madde ve suret, zihin ve d\u0131\u015f d\u00fcnya, afak ve enf\u00fcs, subje ve obje ikilemlerine dayanan indilik ve reybilik \u015f\u00fcphelerini k\u00f6k\u00fcnden halledecek ve kesip atacak \u015fekilde a\u00e7\u0131k ve kesin, ayn\u0131 zamanda y\u00fcksek d\u00fc\u015f\u00fcnceli hikmet ehlini ir\u015fad edecek olan bir \u00e7ok incelikleriyle beraber, esas meseleyi herkesin ak\u0131l derecesine g\u00f6re herkese a\u00e7\u0131k bir g\u00f6r\u00fc\u015fle sunacak \u015fekilde sade, a\u00e7\u0131k ve anla\u015f\u0131l\u0131r iki \u00e2yetle ayd\u0131nlat\u0131p, \u015firk \u00e7e\u015fitlerinin hepsini red ve iptal ederek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>1- Yarat\u0131l\u0131\u015f ve varl\u0131k meselesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan durum:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>34- De ki: &#8220;Allah&#8217;a e\u015f tuttu\u011funuz ortaklar\u0131n\u0131zdan, \u00f6nce yarat\u0131p, sonra da onu \u00e7evirip yeniden diriltecek var m\u0131?&#8221; De ki, &#8220;\u00d6nce yarat\u0131p, sonra da onu yeniden yaratacak olan Allah&#8217;d\u0131r. O halde nas\u0131l yoldan sapt\u0131r\u0131l\u0131yor, d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcyorsunuz?&#8221;<\/p>\n<p>35- De ki, &#8220;Ortak ko\u015ftuklar\u0131n\u0131zdan do\u011fru yolu g\u00f6sterecek olan var m\u0131d\u0131r?&#8221; Deki, &#8220;Allah, hak olan do\u011fru yola hidayet eder. O halde do\u011fru yola hidayet eden mi kendisine uyulmaya daha lay\u0131kt\u0131r, yoksa kendisine yol g\u00f6sterilmeyince onu bulamayan m\u0131 daha lay\u0131kt\u0131r. O halde ne oluyorsunuz? Nas\u0131l h\u00fckmediyorsunuz?&#8221;<\/p>\n<p>36- Onlar\u0131n bir\u00e7o\u011fu zandan ba\u015fka bir \u015feye uymaz. Zan ise haktan hi\u00e7 bir \u015feyin yerini tutmaz. \u015e\u00fcphesiz ki, Allah onlar\u0131n ne yapt\u0131klar\u0131n\u0131 bilir.<\/p>\n<p>34- De ki; ortak ko\u015ftuklar\u0131n\u0131zdan ilk ba\u015ftan yaratacak, sonra da onu d\u00f6n\u00fcp yani ba\u015ftan yaratacak kimse var m\u0131? Yani Tanr\u0131 aray\u0131\u015f\u0131nda insan\u0131n yarar ve zarar\u0131na hakim olan, \u00fcmit ve korkular\u0131nda son derece etkili bir merci aramakta ilk i\u015f, varl\u0131\u011f\u0131n ilk yarat\u0131l\u0131\u015f sebebini d\u00fc\u015f\u00fcnmektir. Bunun delili de yarat\u0131lm\u0131\u015f bulunan eserler ve onlar\u0131n sonradan yarat\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r. Ger\u00e7ek etki ve ilk sebep ancak ilk yarat\u0131l\u0131\u015f ve ortaya koyu\u015f olay\u0131ndad\u0131r. Yoksa tabiat olaylar\u0131n\u0131n ak\u0131\u015f\u0131nda k\u0131yam, s\u00fcdur, tevlid, kesb v.s. gibi sebeplerin hi\u00e7birinde hakiki etki ve illiyet yoktur. Bunlar yo\u011fu var etmezler, birbirlerini etkiliyerek yeni olu\u015fumlar ve varl\u0131klar meydana getirirler. Yaratmak ise yo\u011fu var etmek demektir. Sadece itibari varl\u0131klar\u0131, nisbetleri ve izafetleri ortaya koymak de\u011fildir. \u00d6zellikle yarat\u0131lm\u0131\u015f anlam\u0131na gelen ve &#8220;halk&#8221; ad\u0131 verilmeye en fazla lay\u0131k olan g\u00f6k cisimlerini ve di\u011fer varl\u0131klar\u0131 kendilerine mahsus miktar, kemmiyet ve \u00f6zelliklerde ve farkl\u0131l\u0131klarda takdir edip yaratmak demektir. (En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f taraf\u0131na bkz. \u00c2yet, 1-2). Kendini bilen herkes, kendisinin bir zaman \u00f6nce yok iken sonradan yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu bilir. Ve b\u00f6ylece bu \u00e2lemde yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131n\u0131n zincirleme olarak s\u00fcr\u00fcp gitti\u011fi de genellikle bilinmektedir. Daha \u00f6nce yarat\u0131lm\u0131\u015f bulunan bir sebebe ba\u011fl\u0131 olarak meydana gelen bu ara yarat\u0131l\u0131\u015f olaylar\u0131, bir \u00f6nceki a\u015faman\u0131n yak\u0131n sebep ve amillerinin etkisiyle meydana gelmi\u015f bulundu\u011fundan, bunlarda, ilk yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131nda oldu\u011fu gibi, bir yoktan yarat\u0131l\u0131\u015f \u015fartlar\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul etmek, yarat\u0131lan varl\u0131\u011f\u0131n do\u011fu\u015funu ve olu\u015funu haz\u0131rlayan sebep ve \u015fartlardaki inceli\u011fi b\u00fct\u00fcn ayr\u0131nt\u0131lar\u0131ndan soyutlay\u0131p kavrayabilmek hayli m\u00fc\u015fk\u00fcl g\u00f6r\u00fclebilir. Bununla beraber halen devam eden yarat\u0131l\u0131\u015f olaylar\u0131ndaki zincirin yaln\u0131zca bir halkas\u0131n\u0131n, yani orta yerdeki bir halkan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131, varl\u0131k \u00fczerinde h\u00fck\u00fcmran olan yarat\u0131c\u0131 g\u00fcc\u00fc tan\u0131maya ve nih\u00e2\u00ee \u00fcmid ve korkunun ilgili oldu\u011fu istenen hedefe ula\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131na yetmeyece\u011finden, yarat\u0131l\u0131\u015f kavram\u0131n\u0131 b\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ile ortaya koyamaz. Bundan dolay\u0131 ba\u015flang\u0131ca ve sonuca, mebde&#8217; ve me\u00e2da h\u00fckmeden yarat\u0131c\u0131y\u0131 daha iyi tan\u0131ma i\u00e7in genellikle en a\u00e7\u0131k ve en do\u011fru yol, b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flara varl\u0131k ve yoklu\u011fu b\u00fct\u00fcn boyutlar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa g\u00f6steren ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131, bir de niha\u00ee sonucu tasavvur ettirmektir. Herhangi bir \u015feyin, bir s\u0131n\u0131f yarat\u0131lm\u0131\u015f\u0131n, daha \u00f6nce benzeri olmayan ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131, ilk olay\u0131n, ilk modelin, ilk maddenin ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmak, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n b\u00fct\u00fcn niteli\u011fini ve \u00f6z\u00fcn\u00fc anlataca\u011f\u0131 ve yarat\u0131c\u0131 g\u00fcc\u00fcn, e\u015fyan\u0131n tabiat\u0131 \u00fcst\u00fcnde h\u00fck\u00fcmran bir ilk varl\u0131k oldu\u011funu g\u00f6sterece\u011fi gibi, varl\u0131k alan\u0131na \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f ve yarat\u0131lm\u0131\u015f olan bir \u015feyin sonradan yok oluverdi\u011fini g\u00f6rmek ve m\u00fclahaza etmek de tabiat safsatas\u0131ndan kurtulmaya, tabiat ilimlerini konu ve meselelerini tabiat\u0131n kendisinden de\u011fil, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n, daha do\u011frusu yaratan\u0131n \u00e2yetlerinden birer \u00e2yet olarak telakki etmeye k\u00e2fi gelecektir. Bundan dolay\u0131 Allah&#8217;\u0131 tan\u0131mak s\u00f6z konusu oldu\u011funda ilk ortaya konulacak soru \u015fudur: Ey imans\u0131zlar, ey Allah&#8217;a kavu\u015fma \u00fcmidi olmayan, ey yarat\u0131lm\u0131\u015flara yaratan r\u00fctbesi vermek isteyen m\u00fc\u015frikler! Sizin Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 kendilerinde bir etki, bir g\u00fc\u00e7; fayda ve zarar\u0131n\u0131zda O&#8217;na kar\u015f\u0131 bir hakimiyet vehim ve hayal edip de tapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z, birer ger\u00e7ek il\u00e2h gibi \u00fcmitler ba\u011flad\u0131\u011f\u0131n\u0131z ve yarat\u0131lm\u0131\u015f olmak bak\u0131m\u0131ndan sizin benzerleriniz olan, yani sizin gibi birer mahluk olan, ayr\u0131ca sebepler ve amiller silsilesi i\u00e7inde ak\u0131l ve idrakten de yoksun olduklar\u0131ndan dolay\u0131, ak\u0131l sahipleri \u00fczerinde hakimiyet ve tasarrufa g\u00fc\u00e7leri yetmedi\u011fi b\u00fct\u00fcn \u00e7\u0131plakl\u0131\u011f\u0131 ile ortada olan putlar ve benzeri \u015fekil ve suretler \u015f\u00f6yle dursun, ak\u0131l sahibi olanlardan bile bir yaratma olay\u0131n\u0131 ta ba\u015flang\u0131c\u0131ndan yapacak, sonra da onu yok edip tekrar yeni ba\u015ftan yaratmak suretiyle aynen iade edecek bir ki\u015fi veya bir cemaat var m\u0131d\u0131r? Yani, yoktur ve olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bir yarat\u0131lm\u0131\u015f\u0131n daha \u00f6nce ba\u015fka bir yarat\u0131k olmadan kendili\u011finden bir\u015fey yapmas\u0131na imk\u00e2n olmad\u0131\u011f\u0131 \u015f\u00fcphesizdir. Falan yarat\u0131k, ilk ba\u015ftan yaratabilir demek bir \u00e7eli\u015fkidir. O mahluk, akl-\u0131 evvel de farz edilse fiilinde kendisinin eseri olmayan bir ba\u015flang\u0131ca muhta\u00e7t\u0131r. En az\u0131ndan kendisinin bir yarat\u0131lm\u0131\u015f olarak mevcut olmas\u0131 gerekir. Mahlukat yaln\u0131zca sebepler ve varolu\u015f silsilesi g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutularak ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman, i\u00e7lerinde bu yarat\u0131l\u0131\u015f silsilesini kesip yarat\u0131l\u0131\u015fa ilk sebep ve ilk illet olan hakim bir kudreti bulmak muhaldir. \u00c7\u00fcnk\u00fc hangisi ilk yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131na ba\u015flang\u0131\u00e7 diye \u00f6ne s\u00fcr\u00fclecek olursa, ayn\u0131 anda g\u00f6r\u00fclecektir ki, o \u015fey sonradan yarat\u0131lm\u0131\u015f olan tali bir varl\u0131kt\u0131r. Halbuki yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131 ba\u015flam\u0131\u015f ve s\u00fcrekli olarak devam edip durmaktad\u0131r. Bundan dolay\u0131 \u00e7eli\u015fkiyi i\u00e7eren o tesels\u00fcl nazariyesine hikmet ehli (felsefeciler) tesels\u00fcl-i muhal&#8221; (m\u00fcmk\u00fcn olmayan tesels\u00fcl) demi\u015fler ve onun bat\u0131l oldu\u011funu kabul etmi\u015flerdir. M\u00fcmkinat ad\u0131 verilen b\u00fct\u00fcn m\u00fcmk\u00fcn varl\u0131klar\u0131n tesels\u00fcl\u00fc, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle yine m\u00fcmk\u00fcn olaca\u011f\u0131, m\u00fcmk\u00fcn\u00fcn var olabilmesi i\u00e7in kendi d\u0131\u015f\u0131nda bir sebebe ihtiya\u00e7 g\u00f6sterece\u011finden dolay\u0131, ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n, sebebinin yarat\u0131lm\u0131\u015flara dayand\u0131r\u0131lmas\u0131 muhal ve imk\u00e2ns\u0131zd\u0131r. Bunun Vacib\u00fc&#8217;l-v\u00fccuda isnad\u0131n\u0131n zaruri oldu\u011funu b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle ortaya konulmu\u015ftur. Velhas\u0131l bir yarat\u0131\u011f\u0131n, ilk yarat\u0131lan varl\u0131k da olsa onun ilk yaratan g\u00fc\u00e7 veya yarat\u0131l\u0131\u015fta ilk sebep olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir \u015feyin hem yarat\u0131lan, hem de yaratan olmas\u0131 a\u00e7\u0131k bir \u00e7eli\u015fkidir. Bu ger\u00e7ek en k\u00fc\u00e7\u00fck bir hat\u0131rlatma ile hemen anla\u015f\u0131labilecek kadar a\u00e7\u0131kt\u0131r. Mahlukun varl\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a ortada, yaratan\u0131n ise yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015feyin i\u00e7inde olamayaca\u011f\u0131 da a\u00e7\u0131k oldu\u011fundan, motoru yapan\u0131, yapt\u0131\u011f\u0131 motorun i\u00e7inde aramak bo\u015funa oldu\u011fu gibi, mahlukat\u0131 yaratan\u0131, yarat\u0131lm\u0131\u015f mahlukat ve tabiat varl\u0131klar\u0131 i\u00e7inde aramak da do\u011fru de\u011fildir. Yarat\u0131lm\u0131\u015flar aras\u0131nda ak\u0131ls\u0131z varl\u0131klar \u015f\u00f6yle dursun, ak\u0131l sahibi varl\u0131klar\u0131n bile yoktan yaratmas\u0131 hi\u00e7 m\u00fcmk\u00fcn m\u00fc? Sonra yarat\u0131lm\u0131\u015f olan bir varl\u0131k helak olup gitti\u011fi zaman onu yeni ba\u015ftan yaratabilecek bir mahluk var m\u0131d\u0131r? Bunun cevab\u0131 &#8220;hay\u0131r, m\u00fcmk\u00fcn de\u011fil&#8221;dir. Selb-i k\u00fcll\u00ee (k\u00f6k\u00fcnden ink\u00e2r) demek olan bu suali ortaya at\u0131lmakla \u015firkin temelsizli\u011fi, mesnetsizli\u011fi peki\u015ftirilmi\u015f olmaktad\u0131r. Bundan maksat da cidal olmay\u0131p sadece ir\u015fad ve b\u00fcrhan oldu\u011fundan o fas\u0131k m\u00fc\u015friklerin buna kar\u015f\u0131 ne diyeceklerine bakmadan, Resul\u00fcne \u015f\u00f6yle buyuruyor: De ki; Allah, ilk ba\u015ftan yarat\u0131r. Daha \u00f6nce bir yaratma olmadan, hi\u00e7bir mahlukun arac\u0131l\u0131\u011f\u0131na ve yard\u0131m\u0131na muhta\u00e7 olmadan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ta ilk ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131ndan yapar, ilk olarak yarat\u0131r. Allah vacibul-v\u00fccud ve lizatihi hakk oldu\u011fundan, yaratmas\u0131 ve i\u015fi, kadim olan zat ve s\u0131fat\u0131ndan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015fart ve sebebe ihtiya\u00e7 g\u00f6stermez. O, her\u015feyden daha \u00f6nce olan bir kadim ve evveldir. Ve her\u015fey ondan sonrad\u0131r. Yaratmaya ancak O ba\u015flayabilir. Olmayan\u0131 ancak O meydana getirir. Yaratma i\u015fini b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle ve ilkeleriyle O ortaya koyabilir. Basit bir dumandan toz, tozdan ta\u015f ve toprak, ta\u015ftan da bina yapar gibi \u00f6l\u00fcden diri, cemadat denilen kat\u0131 maddelerden birtak\u0131m canl\u0131lar yarat\u0131r. Kat\u0131 maddeden, ba\u015fka bir kat\u0131 madde, insandan ba\u015fka bir insan \u00fcretmek gibi, diriden diri \u00e7\u0131karmakla kalmaz. hi\u00e7bir canl\u0131 h\u00fccrecik yokken sudan hayat yapmak, \u00e7amurdan, topraktan ilk bitkiyi, ilk hayvan\u0131, ilk insan\u0131 ortaya \u00e7\u0131karmak gibi, herbiri tabiat ilke ve olaylar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan bile imk\u00e2ns\u0131z g\u00f6r\u00fclen ve tabiat kanunlar\u0131n\u0131 alt\u00fcst eden yepyeni bir yarat\u0131l\u0131\u015f \u015fekliyle yarat\u0131r. Her biri, tabiat \u00fcst\u00fc bir etkiyi gerektiren ilkleri yarat\u0131r. Tabiat varl\u0131klar\u0131na kendilerine mahsus \u00f6zellikleri veren ve ilkeleri d\u00fczenleyen de O oldu\u011fundan, \u00f6l\u00fcden diri \u00e7\u0131karmakla da kalmaz, b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n ta ilk madde ve suretine, ilk miktar ve faaliyetine var\u0131ncaya kadar b\u00fct\u00fcn\u00fcyle ilkba\u015ftan yaratmaya ba\u015flar. \u00d6yle ki, varl\u0131k, ger\u00e7ekte yegane yarat\u0131c\u0131s\u0131 olan Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131ndan ve s\u0131fat\u0131ndan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015farta ve sebebe ba\u011fl\u0131 olmaz. Varl\u0131k yoktan de\u011fil, yokluk \u00f6zelli\u011fine sahip herhangi bir m\u00fcmkinattan de\u011fil, bizatihi ve lizatihi var olan ve yokluk \u00f6zelli\u011fi asla bulunmayan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan gelir, O&#8217;nun yaratmas\u0131yla ba\u015flar. Allah, yaratmay\u0131 i\u015fte b\u00f6yle ba\u015ftan ve ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na yapar. Sonra onu geri iade eder. Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 bir yerden, bir noktadan ba\u015flat\u0131r ve bir sonuca ula\u015ft\u0131r\u0131r. Bu ilk \u00e2lemde yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bir nihayete ve ak\u0131bete erdirir, verdi\u011fi yarat\u0131l\u0131\u015f ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 kesip hel\u00e2k eder, kendinden ba\u015flatt\u0131\u011f\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 al\u0131p kendine irca eder ve sonra yeni ba\u015ftan yaratmayla ba\u015fka bir varolu\u015f \u00e2leminde onu yeniden diriltip iade eder. Allah, i\u015fte b\u00f6yle yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131na da sonuna da hakimdir. Biri olumsuz, \u00f6b\u00fcr\u00fc olumlu olan bu iki ilke sonu\u00e7 olarak \u015fu ger\u00e7e\u011fi ortaya koyar: &#8220;Hi\u00e7bir il\u00e2h yok, ancak Allah var&#8221;. Yarat\u0131lm\u0131\u015flar zincirinin durumu kar\u015f\u0131s\u0131nda Allah&#8217;\u0131n durumu b\u00f6yle iken, \u015eimdi siz nereden ifke (iftiraya) d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcl\u00fcyorsunuz, nas\u0131l oluyor da yoldan sapt\u0131r\u0131l\u0131yorsunuz!.. Yani, \u015fu pe\u015fine d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz \u015firk ve f\u0131sk ile nas\u0131l bir \u00e7\u0131kmaza, ne acaip bir bata\u011fa saplan\u0131yorsunuz, bunun fark\u0131nda m\u0131s\u0131n\u0131z? B\u00fct\u00fcn ba\u015flang\u0131c\u0131na ve sonucuna h\u00fckmeden bir y\u00fcce yarat\u0131c\u0131 olan Allah&#8217;\u0131 saymamak, mahluka tapmak ne kadar \u00e7\u0131kmaz bir sap\u0131kl\u0131k, ne kadar acaip bir bilgisizlik ve d\u00fc\u015f\u00fcncesizliktir, bir bilseniz&#8230; Siz art\u0131k eninde sonunda Allah&#8217;tan nas\u0131l kurtulursunuz? \u0130\u015fte varl\u0131k ve yarat\u0131l\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan mesele bundan ibarettir.<\/p>\n<p>35- 2- Bilgi ve marifet a\u00e7\u0131s\u0131ndan mesele \u015fudur:<\/p>\n<p>Ya Muhammed! De ki; sizin ortaklar\u0131n\u0131zdan hi\u00e7 hakka hidayet edecek, yol g\u00f6sterecek kimse var m\u0131? Yani insan\u0131n hayr\u0131n\u0131, \u015ferrini; faydas\u0131na ve zarar\u0131na olan hususlar\u0131 ay\u0131rdedip tespit eden, i\u015flerini nas\u0131l d\u00fczenlemesi gerekti\u011fini kendisine bildiren; hatalardan ve sap\u0131kl\u0131klardan, yanl\u0131\u015f d\u00fc\u015f\u00fcncelerden kurtararak, hakka ve do\u011fruya y\u00f6nlendirmek gibi en \u00f6nemli ihtiyac\u0131n\u0131 insana bildiren d\u00fc\u015f\u00fcncesinde ve i\u015flerinde hakk\u0131n emrinin ne noktada oldu\u011funu aray\u0131p bulmas\u0131na yard\u0131m eden kimse var m\u0131d\u0131r? Tanr\u0131&#8217;l\u0131\u011f\u0131n ilk ve en a\u015fa\u011f\u0131 derecesiyle ilgili i\u015flerden biri de her\u015feyden \u00f6nce hakka ve do\u011fruya ir\u015fad etmek, hak ile bat\u0131l\u0131 ay\u0131rmak, neyin hak, neyin bat\u0131l oldu\u011funu bildirmektir. Bunun i\u00e7in Tanr\u0131 aray\u0131\u015f\u0131nda ilk i\u015f olan sebep ara\u015ft\u0131rmas\u0131 ve yaratan ile yarat\u0131lan\u0131n durumunun g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde bulundurulmas\u0131d\u0131r. Bu konuda dahi ilk hedef ve maksat hakka hidayet ve do\u011fruya isabet meselesidir. O halde bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcls\u00fcn, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan ba\u015fka tap\u0131n\u0131lan \u015feyler i\u00e7inde, putlar gibi idraksiz ve \u015fuursuz cisimler \u015f\u00f6yle dursun &#8220;kim&#8221; denilebilecek cinsten ak\u0131ll\u0131 varl\u0131klar aras\u0131nda bile kendili\u011finden enf\u00fcs ile afak\u0131 birbirine uyumlu hale getirecek, hakka do\u011frudan do\u011fruya hidayet edecek, herhangi bir kimseye, kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunan veya bulunacak olan bir vak\u0131aya, ayniyle mevcut olan bir varl\u0131\u011fa do\u011fru te\u015fhis koyduracak, &#8220;ben&#8221; ile &#8220;benlik d\u0131\u015f\u0131&#8221;, ruh ile cisim, d\u00fc\u015f\u00fcnce ile d\u0131\u015fd\u00fcnya, subje ile obje, bilen ile bilinen, ak\u0131l ile makul aras\u0131ndaki ba\u011flant\u0131lar\u0131, ili\u015fki ve b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc, ilim ve isabeti kurup ger\u00e7ekle\u015ftirecek, &#8220;bu b\u00f6yledir&#8221; veya &#8220;de\u011fildir&#8221; diye do\u011fru h\u00fck\u00fcm verdirecek, ba\u015fka bir deyi\u015fle d\u0131\u015f d\u00fcnyadaki olaylar\u0131 vicdanda, vicdandaki olaylar\u0131 vicdan ve enf\u00fcs d\u0131\u015f\u0131nda tecelli ettirip de birbirinden ayr\u0131 \u00f6zelliklere sahip olan bu iki ayr\u0131 \u00e2lemin \u00fcst\u00fcnde birli\u011fe hakim olabilecek kim vard\u0131r? Tabii ki, hi\u00e7!&#8230; Gerek enf\u00fcs, gerek afak yarat\u0131lm\u0131\u015f\u0131n hepsi hak taraf\u0131ndan, hakkiyle ve hak olarak yarat\u0131lm\u0131\u015f, her biri bir ba\u015fka y\u00f6nden hakka mazhar k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olmakla beraber, hi\u00e7biri hakk\u0131n zat\u0131 ve kendisi olmad\u0131\u011f\u0131ndan, kendi zat\u0131nda zat\u0131n kemalini haiz de\u011fildir, eksiktir. Bunlarda; hakk\u0131n vecihleri \u00e7e\u015fitli, bilgi ve tan\u0131ma sonradan olma (hadis) ve izafi, d\u00fc\u015f\u00fcnen subje objeden ayr\u0131, Hakk&#8217;\u0131n hakikat\u0131n\u0131n bilinmesi ak\u0131l ve idrakin \u00fcst\u00fcnde, ak\u0131llar \u00e7aresiz, fikirler de\u011fi\u015fik; objelerin \u00e7o\u011fu nefs-i nat\u0131kadan, \u015fuur ve idrakten \u00e2ri, n\u00fcfus-\u0131 nat\u0131ka kendi mahiyetini ve mukadderat\u0131n\u0131 bile anlay\u0131p kavramaktan aciz; hakk\u0131n h\u00fckm\u00fc ise duygu ve d\u00fc\u015f\u00fcncenin \u00f6tesindeki bir tecelli, bir k\u0131v\u0131lc\u0131m\u0131d\u0131r. Binaenaleyh, Allah&#8217;dan ba\u015fka herkesin ve her\u015feyin kendi kendine hakka hidayet edebilece\u011fini sanmak bir \u00e7eli\u015fkidir. Ak\u0131llar bilginin, mant\u0131\u011f\u0131n ve hakk\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fcn yap\u0131c\u0131s\u0131 ve yarat\u0131c\u0131s\u0131 de\u011fildir, sadece anlay\u0131c\u0131s\u0131 ve kabul edicisidir. Felsefe tarihine biraz a\u015fina olanlar bilirler ki, felsefe ekollerinin en esasl\u0131 fark\u0131, bilgi meselesinin bu noktas\u0131nda ba\u015flar. Birbirine t\u0131pat\u0131p \u00e7ak\u0131\u015fmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan zihin olgusu ile d\u0131\u015f varl\u0131klar\u0131n, yani subje ile objenin kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak aralar\u0131nda nas\u0131l olup da bir uyum meydana geliyor ve bu iki ayr\u0131 olgunun birli\u011finden birle\u015fmesinden bilgi ve do\u011fru h\u00fck\u00fcm do\u011fuyor? Bu nas\u0131l oluyor da m\u00fcmk\u00fcn oluyor? Nefis denilen i\u00e7sel benlik, kendi d\u0131\u015f\u0131na uzan\u0131p da nas\u0131l afakile\u015fiyor? Ve nas\u0131l oluyor da d\u0131\u015f d\u00fcnyadaki bir ger\u00e7e\u011fi ke\u015ff ve idrak edip ona sar\u0131l\u0131yor? Ak\u0131l ve ilim oluyor? &#8220;Ben&#8221; denilen \u00f6z\u00fc g\u00f6zard\u0131 ederek \u015fu \u015f\u00f6yledir demek \u00e7eli\u015fki de\u011fil midir? Benim bende olan ak\u0131l ve bilgimin, bende olmayan bir bilinene uyum sa\u011flay\u0131p onunla b\u00fct\u00fcnle\u015fmesi ile ikinin birli\u011fi nas\u0131l ve ne hakla iddia olunabilir? &#8220;Ben&#8221; ve &#8220;ben d\u0131\u015f\u0131&#8221; ayn\u0131 \u015feydir, ya da &#8220;ben d\u0131\u015f\u0131&#8221; da &#8220;ben&#8221;dir demek \u00e7eli\u015fkiden ba\u015fka nedir? O halde &#8220;ben&#8221; denilen nefsin, kendi \u00f6z\u00fcne ve \u015fekline, kendi izlenim ve e\u011filimlerine, d\u0131\u015f d\u00fcnyada ger\u00e7eklik de\u011feri verip kendinden ge\u00e7mesi, olay\u0131n ger\u00e7ek delilini bulmak imk\u00e2n\u0131 olmayan ind\u00ee ve zoraki bir h\u00fck\u00fcmden ibaret olmaz m\u0131? Son devir Alman filozoflar\u0131ndan Kant&#8217;\u0131n da bahsetti\u011fi gibi, tabii bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman bu sual her zaman i\u00e7in ge\u00e7erlidir. Ve bu noktadan filozoflar ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 k\u0131sma ayr\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r:<\/p>\n<p>Bir k\u0131sm\u0131 bu su\u00e2li, \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fc olmayan bir sual kabul ederek, i\u015fi ger\u00e7ek diye bir\u015feyin bulunmad\u0131\u011f\u0131na ve onun bilinemezli\u011fine h\u00fckmetme noktas\u0131na kadar g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015flerdir ki, bunlar Sofistler ve ba\u015fka bir tabirle Husbuiyyedirler. Kimi &#8220;yok&#8221; inad\u0131nda \u0131srarl\u0131 olan \u0130nadiyye, kimi ilim ve fenne ger\u00e7ekte hi\u00e7bir k\u0131ymet vermeyip, b\u00fct\u00fcn bilgileri ind\u00ee ve enf\u00fcsi bir hadise, bir spek\u00fclasyon sayan \u0130ndiyye, kimi de tamamen bilinmezli\u011fe inanan L\u00e2edriye&#8217;dir. Bunlar \u0130ngiliz filozofu David Hiyum&#8217;dan itibaren son \u00e7a\u011flardaki felsefe ak\u0131mlar\u0131nda da g\u00f6r\u00fclmeye ba\u015flam\u0131\u015flar, bilgi meselesinde \u015f\u00fcphecili\u011fi yeniden g\u00fcndeme getirmi\u015flerdir: &#8220;Septik&#8221; yani, reybiyye ve \u015f\u00fcpheci \u00fcnvan\u0131n\u0131 alm\u0131\u015flard\u0131r. Fakat sualin \u00f6nemiyle beraber bunlardan her hangi birinin iddias\u0131 kabul edilmek gerekirse, ayn\u0131 zamanda en az\u0131ndan bir tek hakikat bilinmi\u015f, mesela hi\u00e7bir \u015feyin bilinemiyece\u011fi kesinlik kazanm\u0131\u015f olurdu. Her\u015feyde \u015f\u00fcphenin kendisinin bir ger\u00e7ek ve hakikat oldu\u011fu anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f ve kabul edilmi\u015f olaca\u011f\u0131ndan bunlar\u0131n hepsi, gerek\u00e7e diye \u00f6ne s\u00fcrd\u00fckleri \u00e7eli\u015fki silah\u0131yla kendi kendilerini de nakz ve iptal etmi\u015fler, mutlak olarak genelde bir hakikat\u0131n ve bilginin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ispata sebep olmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 di\u011fer bir k\u0131s\u0131m filozoflar galat ve hata ne kadar \u00e7ok olursa olsun, baz\u0131 hallerde insan d\u00fc\u015f\u00fcncesinin ger\u00e7e\u011fe ve do\u011fruya y\u00f6nelmesi ve ula\u015fmas\u0131 s\u00f6z konusu oldu\u011fundan, bunun nas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn olabildi\u011finin a\u00e7\u0131klanamamas\u0131ndan dolay\u0131 mutlak olarak ger\u00e7e\u011fi ink\u00e2ra kalk\u0131\u015fmak ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na haks\u0131zl\u0131ktan ibaret bir sap\u0131kl\u0131k ve nank\u00f6rl\u00fck olur. Ger\u00e7e\u011fin \u00e7e\u015fitli y\u00f6nlerden tecellisine ve ilimle fennin bunca ke\u015fiflerine ve geli\u015fmelerine ra\u011fmen, bilginin de\u011ferini ink\u00e2r etmek ve hakikat\u0131 bilmenin imk\u00e2ns\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 iddia etmek safsatad\u0131r, diyerek s\u00f6z konusu sualin halli i\u00e7in \u00e7aba g\u00f6stermi\u015flerdir. Bunlar da ikaniyye ve ihtibariyye diye iki k\u0131sma ayr\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. (Bu felsefi mezhepler hakk\u0131nda ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bilgi i\u00e7in &#8220;Mezahip ve Metalib&#8221; ad\u0131ndaki terceme eserimize bak\u0131n\u0131z). Fakat bunlar\u0131n \u00e7o\u011fu, vahdeti bulmak, \u00e7eli\u015fkilerden kurtulmak i\u00e7in Hakk&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131; enf\u00fcs ile afak\u0131n, ezhan ile a&#8217;yan\u0131n, ruh ile maddenin, \u015fekil ile suretin, velhas\u0131l b\u00fct\u00fcn tabiat varl\u0131klar\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde ele alacak yerde tabiat sevdas\u0131ndan vazge\u00e7meyerek, ya enf\u00fcse veya afaka irca etmeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 \u00e7eli\u015fkiden \u00e7\u0131kamam\u0131\u015f, ifrat veya tefritten kurtulamam\u0131\u015flard\u0131r. Kimi maddeyi surete irca ederek &#8220;ben d\u0131\u015f\u0131&#8221;n\u0131 &#8220;ben&#8221;de yok etmek ve Hakk&#8217;\u0131n kayna\u011f\u0131n\u0131 nefis yapmak isteyip, &#8220;enelhak&#8221; davas\u0131na kadar varm\u0131\u015f, kimi de sureti maddeye, enf\u00fcs\u00fc afaka irca ederek &#8220;ben&#8221;i &#8220;bend\u0131\u015f\u0131&#8221;nda yok ederek, ger\u00e7e\u011fin ve bilginin kayna\u011f\u0131n\u0131, ilimsiz temellerde aramaya kadar gitmi\u015flerdir. B\u00f6ylelikle bilenle bilinenin birli\u011fini sa\u011flad\u0131k zannetmi\u015flerdir ki, \u00f6nceki g\u00f6r\u00fc\u015f genellikle ikaniyye&#8217;nin, ikincisi de Maddeci Tedribiyye&#8217;nindir. Hakk\u0131 yaln\u0131zca nefse irca ile &#8220;ben&#8221;i hakk\u0131n zat\u0131 sayman\u0131n, has\u0131l\u0131 \u0130ndiyyeci&#8217;lik \u015firkine d\u00fc\u015fmekle ya nefislerin (ki\u015filerin) say\u0131s\u0131 kadar il\u00e2h farzetmeye veya manevi anlamda &#8220;idealist panteizm&#8221;e, yani her iki halde de nefse tapmaya g\u00f6t\u00fcr\u00fcr. Ba\u015fka bir deyi\u015fle akl\u0131 tanr\u0131la\u015ft\u0131rmaya ve ak\u0131l sahiplerini tanr\u0131s\u0131z b\u0131rakmaya m\u00fcncer olur. Ak\u0131l, duygudaki ayd\u0131nl\u0131k gibi, d\u00fc\u015f\u00fcnceyi d\u0131\u015far\u0131ya, benli\u011fi benlik d\u0131\u015f\u0131na ba\u011flayan bir ba\u011f halinde olup tamamen \u015fahsi de olmad\u0131\u011f\u0131ndan, ikani ekoldeki filozoflar, bunu hakk\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fcn faili ve ilmin kayna\u011f\u0131 saymak saplant\u0131s\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler: Nefsin afakile\u015fmesini ak\u0131l yoluyla izah etmek i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcncelerinin temelini ak\u0131l ile makul, nefs ile nefs \u00f6tesinin ak\u0131lda birle\u015fmesi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc \u00fczerine kurmu\u015flar. Bilgi ile bilinenin ayr\u0131 ayr\u0131 \u015feyler oldu\u011funu kabul etmekle beraber, \u00f6z\u00fc a\u00e7\u0131s\u0131ndan birle\u015fik oldu\u011funu ve binaenaleyh insan akl\u0131n\u0131n mutlak anlamda ve tam olarak ikan-\u0131 k\u00fclliye, yani Hakk&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131 idrak etmeye yetkili bulundu\u011funu zannedecek derecede ifrata varm\u0131\u015flarsa da akl\u0131n her h\u00fckm\u00fcnde hakikate ve do\u011fruya isabetle karar veremeyip hatalara d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc de s\u00f6zkonusudur. Ayr\u0131ca, mant\u0131k\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131 da ak\u0131l olmay\u0131p, bilakis h\u00fck\u00fcmde hakikate ve do\u011fruya isabetle karar verebilmek ve bilimsel ke\u015fifler yapabilmek i\u00e7in akl\u0131n, mant\u0131k v.s. gibi bir tak\u0131m kural ve ilkelere, bilimselli\u011fin gerektirdi\u011fi di\u011fer \u015fartlara uymak, hatta onlara zorunlu olarak ba\u011fl\u0131 kalmak durumunda oldu\u011fu ve faaliyetlerinde ilkeye ba\u011fl\u0131l\u0131k ihtiyac\u0131ndan b\u00fcsb\u00fct\u00fcn m\u00fcsta\u011fni kalmad\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce, akli yak\u00eenlerin esas\u0131n\u0131 te\u015fkil eden bedihi ilkelerle ilgili h\u00fck\u00fcmlerinde bile akl\u0131n mucit ve fail durumunda olmay\u0131p, Hak taraf\u0131ndan verilen bir bilgi arac\u0131 oldu\u011fu, yani bilgiyi alg\u0131layan ve kabullenen bir kabul edici oldu\u011fu, bilinen tabiri ile Hakk&#8217;\u0131n hitab\u0131n\u0131 anlamak i\u00e7in bir alet ve ara\u00e7tan ibaret bulundu\u011fu anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Nitekim ak\u0131llar\u0131n as\u0131rlarca yan\u0131na bile yana\u015famad\u0131\u011f\u0131 bir hakikat\u0131n, olay niteli\u011findeki \u015fehadetiyle derhal anla\u015f\u0131l\u0131p do\u011frulanabildi\u011fi m\u00fcnaka\u015fa g\u00f6t\u00fcrmeyecek \u015fekilde sabit olmu\u015ftur. Bundan dolay\u0131 Tedrip ve tecr\u00fcbeciler, insan bilgisinin kayna\u011f\u0131n\u0131, hakikate ve do\u011fruya ula\u015fman\u0131n temelini soyut ak\u0131ldan ziyade benlik d\u0131\u015f\u0131ndan gelen denemelerde aramak gerekti\u011finde \u0131srar eylemektedir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de bilgi ve akl\u00ee h\u00fck\u00fcm, d\u0131\u015f ger\u00e7eklerden ve olgulardan haberdar de\u011filse, onlarla ili\u015fkili bulunmuyorsa, i\u00e7g\u00f6zlemlerin ve bedahetlerin bile do\u011frulu\u011fu tasdik olunamaz, ilim ve yak\u00een Hak taraf\u0131ndan nereye verilmi\u015fse orada bulunur. Verilmeyen yerde bulunmaz. S\u0131rf akl\u00ee \u00e7abalarla hakikate ula\u015fmak m\u00fcmk\u00fcn olmaz. Bu suretle yukardaki sual, yani hakikate ula\u015fman\u0131n ve hidayete ermenin yolu ile ilgili olan sual, hakkiyle cevapland\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, daha do\u011frusu b\u00f6yle bir suale art\u0131k gerek kalmam\u0131\u015f olur. Ve hak h\u00fckm\u00fcn\u00fc veren tecr\u00fcb\u00ee bilgi, geli\u015fig\u00fczel izlenimler gibi tek tarafl\u0131 bir tak\u0131m basit etkilemelerden ibaret olmay\u0131p, mesele en az \u00fc\u00e7boyut \u00fczerine dayal\u0131 oldu\u011fundan, ki\u015finin kendinde yans\u0131yan bir olgunun kar\u015f\u0131s\u0131ndaki bir ger\u00e7e\u011fe yans\u0131mas\u0131yla vicdan\u0131ndaki tecr\u00fcbeye eri\u015fmesi, mesela, en basit bir misalle, \u015fu bir g\u00fcld\u00fcr deyip koklamak istedi\u011finde isabet edebilmesi, ayn\u0131 zamanda o konuda hatan\u0131n da m\u00fcmk\u00fcn olmas\u0131, yaln\u0131zca ve b\u00fct\u00fcn\u00fcyle benli\u011fin yap\u0131s\u0131na irca edilmesi halinde \u00e7eli\u015fkiden ba\u015fka bir sonu\u00e7 elde edilmez. Ki\u015fisel d\u00fc\u015f\u00fcnce, i\u00e7 g\u00f6zlem ki\u015finin ruhsal \u00f6zellikleri olarak kabul edilsin. Ancak d\u0131\u015f olay ve olgular\u0131n oldu\u011fu gibi ve b\u00fct\u00fcn\u00fcyle d\u0131\u015f d\u00fcnyadan edinilen alg\u0131lar\u0131n da ki\u015fili\u011fin \u00f6z\u00fcne irca edilmesi kat\u0131ks\u0131z bir \u00e7eli\u015fki ve tam bir indiyyecilik olur. Bunun i\u00e7in Tedribiyye filozoflar\u0131ndan bir k\u0131sm\u0131, \u0130kanilerin afak\u0131 enf\u00fcse ircalar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k, enf\u00fcs\u00fc afaka, ruhu cisme, sureti maddeye irca etmeye kalk\u0131\u015fm\u0131\u015flar, ruhsal olaylar\u0131 fizik olgularda, ilim ve marifetin kayna\u011f\u0131n\u0131 ilimsiz ilkelerde, Hakk&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131 maddede arama sevdas\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir ki, bu da ak\u0131l sahipleri \u00fczerinde \u015fuursuz maddeyi il\u00e2hla\u015ft\u0131rmak, puta tapmak demektir. Madde ve cisimlerin birli\u011fi ve b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc (panteist fizik) \u00fczerinde dola\u015fan mezhepler de bu cinstendir. Meseleyi ruhun cisme, cismin ruha, maddenin enerjiye, enerjinin maddeye d\u00f6n\u00fc\u015fmesi \u015feklinde a\u00e7\u0131klamaya kalk\u0131\u015fmak da daha \u00fcst\u00fcn bir yarat\u0131c\u0131n\u0131n etkisine ve d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmesine dayand\u0131r\u0131lmad\u0131k\u00e7a sebepsiz ve anlams\u0131z bir olay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f olmak \u00e7eli\u015fkisinden ba\u015fka bir\u015fey olmad\u0131\u011f\u0131 gibi bilgi ile varl\u0131\u011f\u0131n birbirinden farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve bir\u015fey bilinmekle onun varl\u0131\u011f\u0131nda bir de\u011fi\u015fiklik olmas\u0131n\u0131n gerekmedi\u011fi ger\u00e7e\u011fi a\u00e7\u0131s\u0131ndan da durum kesinlikle tutars\u0131z bir g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>Velhas\u0131l hangi a\u00e7\u0131dan ele al\u0131n\u0131rsa al\u0131ns\u0131n ilim ve marifet ve hakikat\u0131n elde edilmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan, yani mesele b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bir bilgi meselesi olarak ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 takdirde dahi enf\u00fcs ve afaktan hi\u00e7birinin s\u0131rf kendi \u00f6zellikleriyle a\u00e7\u0131klanamaz bir mesele oldu\u011fu ve konunun birinden biri \u00fczerine dayand\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131, hangisine istinad ettirilirse ettirilsin \u00e7eli\u015fkiden kurtulamayaca\u011f\u0131 m\u00fc\u015fk\u00fcl bir mesele olarak kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Ortak \u00f6zellikleri yarat\u0131lm\u0131\u015fl\u0131k olan varl\u0131klardan hi\u00e7birinin, kendi kendine kimseyi hakka hidayet etmesi ihtimali yoktur. Ger\u00e7i enf\u00fcste ve afakta Hakk&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na delalet eden \u00e2yetler ve d\u00fc\u015f\u00fcnenler i\u00e7in belgeler, melekler ve peygamberler ve bunlar arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla hidayet b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yok de\u011fildir, fakat bunlar\u0131n hi\u00e7 biri &#8220;Her\u015feye \u015fahid olan&#8221; Allah taraf\u0131ndan hidayet almad\u0131k\u00e7a kendi kendine ne hidayet edebilir, ne de hidayeti bulabilir. M\u00fc\u015frikler ne derse desinler, ya Muhammed sen, De ki, Allah, hakka hidayet eder. Halk aras\u0131nda mevcut olan yanl\u0131\u015f ve dalalin \u00e7oklu\u011funa kar\u015f\u0131l\u0131k hakikate ve do\u011fruya yol bulmak da g\u00f6r\u00fclen bir ger\u00e7ektir. Bu da ancak Allah&#8217;\u0131n hidayetidir. Biraz yukar\u0131da &#8220;G\u00f6rmenin ve i\u015fitmenin m\u00fclkiyeti kimindir?&#8221; sorusu ile de i\u015faret edildi\u011fi \u00fczere, g\u00f6rmeye ve i\u015fitmeye, ak\u0131llara ve idraklere, enf\u00fcse ve afaka hakim olan O, enf\u00fcs\u00fc de afak\u0131 da kendi varl\u0131\u011f\u0131ndan haberdar edip de hakk\u0131n h\u00fckm\u00fcne erdiren ve erdirecek olan ya da yine O&#8217;dur.<\/p>\n<p>O halde hakka hidayet eden kimse mi uyulmaya, (yani mabud tan\u0131nmaya) daha lay\u0131kt\u0131r, yoksa hidayet olunmad\u0131k\u00e7a asla kendili\u011finden hidayeti bulamayacak olan kimse mi? Yani hak meselesinden haberdar bile olmayan ak\u0131ls\u0131z \u015feyler \u015f\u00f6yle dursun, ak\u0131l bile Allah hidayet etmedik\u00e7e kendili\u011finden bir ilim ke\u015ffedemeyece\u011fi, kendi kendine hakk\u0131 ve do\u011fruyu bulamayaca\u011f\u0131 bir ger\u00e7ek iken, mabudluk tek ba\u015f\u0131na ve mutlak olarak h\u00e2di olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan ba\u015fka kimin hakk\u0131 olabilir? Bak\u0131n\u0131z bu ifadede ne veciz bir icaz vard\u0131r: &#8220;Men&#8221; tabiri ile ak\u0131ll\u0131 varl\u0131klar tahsis edilerek anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece gerek putlar gibi hissiz ve ak\u0131ls\u0131z, gerekse his sahibi oldu\u011fu halde akl\u0131 olmayan canl\u0131lar\u0131n hi\u00e7 kale al\u0131nmayaca\u011f\u0131 dolayl\u0131 olarak ihtar edilmi\u015f olmaktad\u0131r. Ayr\u0131ca &#8220;Ancak hidayete erdirilmi\u015f olan m\u00fcstesna.&#8221; ifadesi ile de \u00f6nceki sualdeki hidayetten murad bizzat ve bilfiil hidayet oldu\u011funa i\u015faret buyurulmu\u015ftur. Melekler, peygamberler, ve do\u011fru yolda olan ilim sahipleri, hakka hidayet edemez mi tarz\u0131ndaki bir gizli sualin cevab\u0131 da verilmi\u015f ve bunlardan hi\u00e7birine ibadet olunamayaca\u011f\u0131 da b\u00f6ylece anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla biraz sonra gelecek olan &#8220;Allah kendine bir o\u011ful edindi, dediler.&#8221; meselesine de bir haz\u0131rl\u0131k yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. kelimesi &#8220;yehtedi&#8221;nin idgaml\u0131s\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130mdi neyiniz var? Allah&#8217;dan ba\u015fka \u015feylerin arkas\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcp tap\u0131nmaya ne hakk\u0131n\u0131z var? Noluyor size? Yaz\u0131klar olsun size! Nas\u0131l h\u00fck\u00fcm veriyorsunuz? O yanl\u0131\u015f ve bat\u0131l inan\u00e7lara nas\u0131l saplan\u0131yor da putlardan \u015fefaat umuyor, yard\u0131m bekliyorsunuz? Yahut siz nas\u0131l h\u00fck\u00fcm verir, hakim olabilirsiniz? Hala anlam\u0131yor musunuz? Allah&#8217;dan ve Allah&#8217;\u0131n hidayetinden sarf-\u0131 nazarla siz \u015fu \u015f\u00f6yle, bu b\u00f6yle diye nas\u0131l h\u00fck\u00fcm verir, nas\u0131l hakka ve do\u011fruya yol bulabilirsiniz? Ve hatta kendi nefsiniz hakk\u0131nda &#8220;ben benim&#8221;, &#8220;ben var\u0131m&#8221; diye nas\u0131l h\u00fckmedip de kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 tan\u0131yabilirsiniz!&#8230; &#8220;Vard\u0131r&#8221; veya &#8220;yoktur&#8221; cinsinden do\u011fru h\u00fck\u00fcm, bir tek bilgi, bir nefsin d\u0131\u015f\u0131ndaki kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131na ink\u00e2r veya ispat ile bir kerecik olsun do\u011fru h\u00fck\u00fcm verebilmesi; zihin ile d\u0131\u015f varl\u0131klar\u0131n, fizik varl\u0131klar\u0131n \u00fcst\u00fcnde Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na ve birli\u011fine, hakimiyet hakk\u0131na ve ilahl\u0131\u011f\u0131na yeterli belge ve delil de\u011fil midir? O olmasa ruhlar\u0131n ve ak\u0131llar\u0131n maddi varl\u0131klar \u00fczerinde hakim olabilecek nesi vard\u0131r? \u0130sabetli olmayan hatal\u0131 h\u00fck\u00fcmlere h\u00fck\u00fcm m\u00fc denilir? Ve akl\u0131 olan haktan ba\u015fka bir gaye mi g\u00f6zetir?<\/p>\n<p>36-Varl\u0131k meselesi konusunda yarat\u0131l\u0131\u015f delili \u00f6yle, bilgi meselesi konusunda da hak ve hidayet delili b\u00f6yle iken, o iman etmek ihtimali olmayan fas\u0131k m\u00fc\u015friklerin sap\u0131kl\u0131klar\u0131n\u0131n sebep ve kayna\u011f\u0131na gelince onlar\u0131n \u00e7o\u011fu hi\u00e7 ba\u015fka de\u011fil, ancak bir zanna uyarlar. D\u00fc\u015f\u00fcnce ve eylemlerinde hakk\u0131 izlemezler de s\u0131rf nefislerinin zan ve tahminine uyarlar, \u00f6yle karar verirler. Az bir k\u0131sm\u0131 inat\u00e7\u0131l\u0131k, \u015f\u00fcphe ve hayal bile etmeden t\u0131pk\u0131 hayvanlar gibi veya cans\u0131z varl\u0131klar gibi k\u00f6r\u00fck\u00f6r\u00fcne ak\u0131nt\u0131ya kap\u0131l\u0131r giderler. Bir \u00e7oklar\u0131 da hakk\u0131 ve hakikat\u0131 kendi alg\u0131lad\u0131klar\u0131 gibi sanan, kendi ind\u00ee g\u00f6r\u00fc\u015flerine ba\u011f\u0131ml\u0131 zanneden, ilim ve marifeti uydurma \u015feylerden ibaret gibi farzeden nefislerinin tahmin ve hayalleri pe\u015finde ko\u015fan \u0130ndiyye (Dogmatik) ve Husbaniyye g\u00fcruhundand\u0131rlar. \u0130tikat ve yak\u00een nam\u0131na g\u00f6r\u00fc\u015f diye ileri s\u00fcrd\u00fckleri fikir ve felsefeleri, toplumsal konularda tutum ve eylemleri, h\u00fck\u00fcmde ve h\u00fckumette uyduklar\u0131 \u015fey nefsani tehakk\u00fcmlerden ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>Halbuki zan, haktan hi\u00e7 bir \u015fey ifade edemez. Zerrece m\u00fcsta\u011fni kalamaz. Zan ve hayal ne kadar \u015fairane ve ne kadar muhte\u015fem ve m\u00fctahakkim\u00e2ne olursa olsun, hi\u00e7bir zaman hak h\u00fckm\u00fcn sa\u011flayaca\u011f\u0131 fayday\u0131 sa\u011flayamaz. Hakk\u0131 bat\u0131l, bat\u0131l\u0131 hak, yarat\u0131c\u0131y\u0131 mahluk, yarat\u0131lm\u0131\u015f\u0131 yaratan, hayr\u0131 \u015fer, \u015ferri hay\u0131r zan ve telakki etmekle kimse kendisini hakk\u0131n sultas\u0131ndan ve h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131ndan kurtaramaz. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, Allah, onlar\u0131n b\u00fct\u00fcn yapt\u0131klar\u0131n\u0131 bilmektedir. Cezalar\u0131n\u0131 muhakkak verecektir. Onlar\u0131n zann\u0131, hi\u00e7 bir hakikat\u0131 de\u011fi\u015ftirmez.<\/p>\n<p>Yukar\u0131dan beri iki delilin anlat\u0131m\u0131ndan sonra bu \u00e2yetin siyak\u0131 ve \u00e2yette s\u00f6z\u00fc edilen ana fikrin icab\u0131 olarak, s\u00f6z\u00fcn \u00f6zellikle bu &#8220;bilmektedir&#8221; c\u00fcmlesiyle bitirilmesi, s\u00f6z konusu ikinci delilin il\u00e2h\u00ee ilmin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ispata nassoldu\u011funu ihtar eder. Ayr\u0131ca il\u00e2h\u00ee bilginin b\u00f6ylece sabit olmas\u0131, ahirette hakk\u0131 ink\u00e2r edenlere verilecek cezaya i\u015faret etmekte ve b\u00f6ylece bu zeyl c\u00fcmlesi, bilgiden ba\u015fka bir de ceza ile uyarmay\u0131 ifade etmektedir. Hatta as\u0131l hedefinin inzar ve tehdit oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir.<\/p>\n<p>Hem varl\u0131k, hem bilgi a\u00e7\u0131s\u0131ndan marifetullahta ak\u0131l sahiplerini ayd\u0131nlatmaya ve ir\u015fada k\u00e2fi olan bu deliller, hakk\u0131n takririnden ve duyurulmas\u0131ndan sonra kesinlikle bilinmelidir ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>37-61- 37- Bu Kur&#8217;\u00e2n, Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131 taraf\u0131ndan uydurulamaz, l\u00e2kin kendinden \u00f6nceki kitaplar\u0131 tasdik eder ve o kitab\u0131 (levh-i mahfuzu) ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131klar. Onda \u015f\u00fcphe edilecek hi\u00e7 bir \u015fey yoktur. \u00c2lemlerin Rabbi taraf\u0131ndan indirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>38- &#8220;Onu o (peygamber) uydurdu&#8221; mu diyorlar? De ki; &#8220;Haydi siz de onun gibi bir s\u00fbre getirin ve Allah&#8217;dan ba\u015fka, \u00e7a\u011f\u0131rabilece\u011finiz kim varsa onu da yard\u0131ma \u00e7a\u011f\u0131r\u0131n. E\u011fer s\u00f6z\u00fcn\u00fczde sad\u0131k iseniz (bunu yap\u0131n).<\/p>\n<p>39- Hay\u0131r. Onlar bilgileriyle kavrayamad\u0131klar\u0131, te&#8217;vili de kendilerine hi\u00e7 gelmemi\u015f olan bir \u015feyi yalan sayd\u0131lar. Bunlardan \u00f6nce gelip ge\u00e7enler de yine b\u00f6yle ink\u00e2r etmi\u015flerdi, amma bak zalimlerin ak\u0131beti nas\u0131l oldu.<\/p>\n<p>40- Onlardan ona (Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a) inanacaklar da var, inanmayacaklar da var. Rabbin fesat\u00e7\u0131lar\u0131 en iyi bilendir.<\/p>\n<p>41- E\u011fer seni ink\u00e2r etmeyi s\u00fcrd\u00fcr\u00fcrlerse, de ki; &#8220;Benim amelim bana, sizin ameliniz de size aittir. Benim yapaca\u011f\u0131m sizi ilgilendirmez, sizin yapaca\u011f\u0131n\u0131z da beni ilgilendirmez.&#8221;<\/p>\n<p>42- \u0130\u00e7lerinden seni dinlemeye gelenler de var. Sen, sa\u011f\u0131rlara, \u00fcstelik ak\u0131ls\u0131z da olanlara dinletebilir misin?<\/p>\n<p>43- \u0130\u00e7lerinden sana bakanlar da var. Fakat sen, k\u00f6rlere, \u00fcstelik basiretleri de yoksa hidayet edip yol g\u00f6sterebilecek misin?<\/p>\n<p>44- \u015euras\u0131 kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar.<\/p>\n<p>45- Allah&#8217;\u0131n onlar\u0131 ha\u015fredip toplayaca\u011f\u0131 g\u00fcnde, sanki onlar d\u00fcnyada g\u00fcnd\u00fcz bir par\u00e7a kalm\u0131\u015flar da aralar\u0131nda tan\u0131\u015fm\u0131\u015flar gibi olacak. Allah&#8217;\u0131n huzuruna \u00e7\u0131kacaklar\u0131na inanmam\u0131\u015f ve do\u011fru yolu tutmam\u0131\u015f olanlar hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz en b\u00fcy\u00fck ziyana u\u011fram\u0131\u015f olacaklar.<\/p>\n<p>46- Onlara vaad etti\u011fimizin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 sana g\u00f6stersek de, g\u00f6stermeden seni vefat ettirsek de, sonunda onlar\u0131n d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc bize olacak. Sonra onlar\u0131n ne yapacaklar\u0131na Allah \u015fahit olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>47- Her \u00fcmmetin bir peygamberi vard\u0131r. O peygamberleri gelince aralar\u0131nda adaletle h\u00fck\u00fcm verilir. Onlar hi\u00e7 zul\u00fcm g\u00f6rmezler.<\/p>\n<p>48- Onlar, &#8220;E\u011fer do\u011fru s\u00f6yl\u00fcyorsan\u0131z bu vaad ne zaman yerine gelecek?&#8221; diyorlar.<\/p>\n<p>49- De ki, &#8220;Ben, Allah&#8217;\u0131n diledi\u011finin d\u0131\u015f\u0131nda kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim&#8221;. Her \u00fcmmetin bir eceli vard\u0131r. Ecelleri gelince art\u0131k ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler.<\/p>\n<p>50- De ki: &#8220;O&#8217;nun azab\u0131 size geceleyin uykuda veya g\u00fcpe g\u00fcnd\u00fcz gelecek olsa, ne dersiniz? G\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n onu alelacele istemeleri i\u00e7in ne sebep vard\u0131r?&#8221;<\/p>\n<p>51- Bu azap meydana geldikten sonra m\u0131 iman edeceksiniz, yoksa \u015fimdi mi? Halbuki onun \u00e7ar\u00e7abuk gelmesini istiyordunuz.<\/p>\n<p>52- Sonra o zul\u00fcm yapanlara &#8220;Tad\u0131n bakal\u0131m \u015fu ebedi azab\u0131!&#8221; denilecek. Vaktiyle kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131zdan ba\u015fkas\u0131 ile mi cezaland\u0131r\u0131lacaks\u0131n\u0131z?&#8221;<\/p>\n<p>53- &#8220;O azap ger\u00e7ek mi?&#8221; diye sana soruyorlar. De ki; &#8220;Evet. Rabbim hakk\u0131 i\u00e7in o kesin bir ger\u00e7ektir. Ve siz bundan yakay\u0131 kurtaramazs\u0131n\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>54- Zul\u00fcm yapm\u0131\u015f olan herkes, azab\u0131 g\u00f6r\u00fcnce yery\u00fcz\u00fcndeki her \u015feyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak i\u00e7in) hepsini feda ederdi. Ve i\u00e7ten i\u00e7e pi\u015fmanl\u0131k duyard\u0131. Fakat aralar\u0131nda adaletle h\u00fck\u00fcm verilir ve hi\u00e7birine zul\u00fcm yap\u0131lmaz.<\/p>\n<p>55- Haberiniz olsun ki, g\u00f6klerde ve yerde ne varsa Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. A\u00e7\u0131n g\u00f6z\u00fcn\u00fcz\u00fc, Allah&#8217;\u0131n vaadi muhakkak ki, hakt\u0131r, ger\u00e7ektir. L\u00e2kin onlar\u0131n \u00e7o\u011fu bunu bilmezler.<\/p>\n<p>56- O, hem can veren, hem can aland\u0131r. Ve hepiniz O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp g\u00f6t\u00fcr\u00fcleceksiniz.<\/p>\n<p>57- Ey insanlar! Size Rabbinizden bir \u00f6\u011f\u00fct, g\u00f6n\u00fcller derdine bir \u015fifa, m\u00fcminlere bir hidayet ve rahmet geldi.<\/p>\n<p>58- De ki, &#8220;Allah&#8217;\u0131n ihsan\u0131yla ve rahmetiyle, yaln\u0131zca bunlarla sevin\u00e7 duysunlar. Bu, onlar\u0131n biriktirip durduklar\u0131ndan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>59- De ki, &#8220;Baksan\u0131za, Allah sizin i\u00e7in nice r\u0131z\u0131klar indirdi, siz onlardan bir k\u0131sm\u0131n\u0131 haram, bir k\u0131sm\u0131n\u0131 hel\u00e2l yapt\u0131n\u0131z&#8221;. De ki, &#8220;Size Allah m\u0131 izin verdi, yoksa siz Allah&#8217;a iftira m\u0131 ediyorsunuz?&#8221;<\/p>\n<p>60- Allah&#8217;a yalan\u0131 iftira edenler k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fc ne san\u0131yorlar? Allah, insanlara \u00e7ok ihsanda bulunmu\u015ftur, l\u00e2kin insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu \u015f\u00fckretmezler.<\/p>\n<p>61- Hangi i\u015fi yaparsan yap, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan ne okursan oku, ne i\u015fte \u00e7al\u0131\u015f\u0131rsan \u00e7al\u0131\u015f, unutmay\u0131n ki, siz ona dal\u0131p gitmi\u015fken, biz sizin \u00fczerinizde \u015fahidiz. Ne yerde, ne de g\u00f6kte zerre kadar hi\u00e7 bir \u015fey Rabbinin g\u00f6z\u00fcnden ka\u00e7maz. Ne zerreden daha k\u00fc\u00e7\u00fck, ne de ondan daha b\u00fcy\u00fck! Ancak bunlar\u0131n hepsi apa\u00e7\u0131k bir kitaptad\u0131r.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>62- A\u00e7\u0131n g\u00f6z\u00fcn\u00fcz\u00fc! Allah&#8217;\u0131n dostlar\u0131 \u00fczerine ne korku vard\u0131r, ne de onlar mahzun olurlar.<\/p>\n<p>63- Onlar ki, iman etmi\u015fler ve Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 gelmekten sak\u0131nm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>64- Onlara d\u00fcnya hayat\u0131nda da, ahiret hayat\u0131nda da m\u00fcjdeler vard\u0131r. Allah&#8217;\u0131n s\u00f6zlerinde de\u011fi\u015fiklik yoktur. \u0130\u015fte bu en b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015ftur.<\/p>\n<p>43- \u0130\u00e7lerinden sana bakanlar da var. Fakat sen, k\u00f6rlere, \u00fcstelik basiretleri de yoksa hidayet edip yol g\u00f6sterebilecek misin?<\/p>\n<p>44- \u015euras\u0131 kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar.<\/p>\n<p>45- Allah&#8217;\u0131n onlar\u0131 ha\u015fredip toplayaca\u011f\u0131 g\u00fcnde, sanki onlar d\u00fcnyada g\u00fcnd\u00fcz bir par\u00e7a kalm\u0131\u015flar da aralar\u0131nda tan\u0131\u015fm\u0131\u015flar gibi olacak. Allah&#8217;\u0131n huzuruna \u00e7\u0131kacaklar\u0131na inanmam\u0131\u015f ve do\u011fru yolu tutmam\u0131\u015f olanlar hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz en b\u00fcy\u00fck ziyana u\u011fram\u0131\u015f olacaklar.<\/p>\n<p>46- Onlara vaad etti\u011fimizin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 sana g\u00f6stersek de, g\u00f6stermeden seni vefat ettirsek de, sonunda onlar\u0131n d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc bize olacak. Sonra onlar\u0131n ne yapacaklar\u0131na Allah \u015fahit olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>47- Her \u00fcmmetin bir peygamberi vard\u0131r. O peygamberleri gelince aralar\u0131nda adaletle h\u00fck\u00fcm verilir. Onlar hi\u00e7 zul\u00fcm g\u00f6rmezler.<\/p>\n<p>48- Onlar, &#8220;E\u011fer do\u011fru s\u00f6yl\u00fcyorsan\u0131z bu vaad ne zaman yerine gelecek?&#8221; diyorlar.<\/p>\n<p>49- De ki, &#8220;Ben, Allah&#8217;\u0131n diledi\u011finin d\u0131\u015f\u0131nda kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim&#8221;. Her \u00fcmmetin bir eceli vard\u0131r. Ecelleri gelince art\u0131k ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler.<\/p>\n<p>50- De ki: &#8220;O&#8217;nun azab\u0131 size geceleyin uykuda veya g\u00fcpe g\u00fcnd\u00fcz gelecek olsa, ne dersiniz? G\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n onu alelacele istemeleri i\u00e7in ne sebep vard\u0131r?&#8221;<\/p>\n<p>51- Bu azap meydana geldikten sonra m\u0131 iman edeceksiniz, yoksa \u015fimdi mi? Halbuki onun \u00e7ar\u00e7abuk gelmesini istiyordunuz.<\/p>\n<p>52- Sonra o zul\u00fcm yapanlara &#8220;Tad\u0131n bakal\u0131m \u015fu ebedi azab\u0131!&#8221; denilecek. Vaktiyle kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131zdan ba\u015fkas\u0131 ile mi cezaland\u0131r\u0131lacaks\u0131n\u0131z?&#8221;<\/p>\n<p>53- &#8220;O azap ger\u00e7ek mi?&#8221; diye sana soruyorlar. De ki; &#8220;Evet. Rabbim hakk\u0131 i\u00e7in o kesin bir ger\u00e7ektir. Ve siz bundan yakay\u0131 kurtaramazs\u0131n\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>54- Zul\u00fcm yapm\u0131\u015f olan herkes, azab\u0131 g\u00f6r\u00fcnce yery\u00fcz\u00fcndeki her \u015feyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak i\u00e7in) hepsini feda ederdi. Ve i\u00e7ten i\u00e7e pi\u015fmanl\u0131k duyard\u0131. Fakat aralar\u0131nda adaletle h\u00fck\u00fcm verilir ve hi\u00e7birine zul\u00fcm yap\u0131lmaz.<\/p>\n<p>55- Haberiniz olsun ki, g\u00f6klerde ve yerde ne varsa Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. A\u00e7\u0131n g\u00f6z\u00fcn\u00fcz\u00fc, Allah&#8217;\u0131n vaadi muhakkak ki, hakt\u0131r, ger\u00e7ektir. L\u00e2kin onlar\u0131n \u00e7o\u011fu bunu bilmezler.<\/p>\n<p>56- O, hem can veren, hem can aland\u0131r. Ve hepiniz O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp g\u00f6t\u00fcr\u00fcleceksiniz.<\/p>\n<p>57- Ey insanlar! Size Rabbinizden bir \u00f6\u011f\u00fct, g\u00f6n\u00fcller derdine bir \u015fifa, m\u00fcminlere bir hidayet ve rahmet geldi.<\/p>\n<p>58- De ki, &#8220;Allah&#8217;\u0131n ihsan\u0131yla ve rahmetiyle, yaln\u0131zca bunlarla sevin\u00e7 duysunlar. Bu, onlar\u0131n biriktirip durduklar\u0131ndan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>59- De ki, &#8220;Baksan\u0131za, Allah sizin i\u00e7in nice r\u0131z\u0131klar indirdi, siz onlardan bir k\u0131sm\u0131n\u0131 haram, bir k\u0131sm\u0131n\u0131 hel\u00e2l yapt\u0131n\u0131z&#8221;. De ki, &#8220;Size Allah m\u0131 izin verdi, yoksa siz Allah&#8217;a iftira m\u0131 ediyorsunuz?&#8221;<\/p>\n<p>60- Allah&#8217;a yalan\u0131 iftira edenler k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fc ne san\u0131yorlar? Allah, insanlara \u00e7ok ihsanda bulunmu\u015ftur, l\u00e2kin insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu \u015f\u00fckretmezler.<\/p>\n<p>61- Hangi i\u015fi yaparsan yap, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan ne okursan oku, ne i\u015fte \u00e7al\u0131\u015f\u0131rsan \u00e7al\u0131\u015f, unutmay\u0131n ki, siz ona dal\u0131p gitmi\u015fken, biz sizin \u00fczerinizde \u015fahidiz.<\/p>\n<p>Ne yerde, ne de g\u00f6kte zerre kadar hi\u00e7 bir \u015fey Rabbinin g\u00f6z\u00fcnden ka\u00e7maz. Ne zerreden daha k\u00fc\u00e7\u00fck, ne de ondan daha b\u00fcy\u00fck! Ancak bunlar\u0131n hepsi apa\u00e7\u0131k bir kitaptad\u0131r.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>62- A\u00e7\u0131n g\u00f6z\u00fcn\u00fcz\u00fc! Allah&#8217;\u0131n dostlar\u0131 \u00fczerine ne korku vard\u0131r, ne de onlar mahzun olurlar.<\/p>\n<p>63- Onlar ki, iman etmi\u015fler ve Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 gelmekten sak\u0131nm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>64- Onlara d\u00fcnya hayat\u0131nda da, ahiret hayat\u0131nda da m\u00fcjdeler vard\u0131r. Allah&#8217;\u0131n s\u00f6zlerinde de\u011fi\u015fiklik yoktur. \u0130\u015fte bu en b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015ftur.<\/p>\n<p>62- \u0130yi bil ki, hakikaten, Allah&#8217;\u0131n velileri, o Allah dostlar\u0131 \u00fczerlerine korku yoktur, \u00fcstelik onlar mahzun da olmazlar. Allah korkusu her korkuyu silmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in ba\u015fka korku kalmam\u0131\u015ft\u0131r, m\u00fcjdeler vard\u0131r. \u0130lerisi daha g\u00fczel oldu\u011fu i\u00e7in de ge\u00e7mi\u015fle ilgili h\u00fcz\u00fcn yoktur. Evliyaullah \u00fcnvan\u0131, Allah&#8217;a dost olanlar, Allah i\u00e7in dost olanlar, Allah i\u00e7in birbirlerine destek olanlar gibi m\u00e2n\u00e2lara gelebilir. Velayet, muhabbet, dostluk, yard\u0131m ve vekaleten onun i\u015fine bakmak gibi anlamlar ifade eder. Bu \u00fcnvana kimlerin lay\u0131k olduklar\u0131 hakk\u0131nda tefsir \u00e2limlerinin naklettikleri baz\u0131 rivayetler vard\u0131r. Senedleri Taberi&#8217;de yer alm\u0131\u015f oldu\u011fu \u00fczere Sa\u00eed b. C\u00fcbeyr&#8217;den rivayet olunmu\u015ftur ki, Resulullah&#8217;a, evliyaullah\u0131n kimler oldu\u011fu sorulmu\u015f, o da \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;Onlar \u00f6yle kimselerdir ki, g\u00f6r\u00fcld\u00fckleri zaman Allah zikrolunur yad olunur&#8221;. Ba\u015fka bir rivayette ise &#8220;G\u00f6r\u00fcl\u00fcvermelerinden dolay\u0131 Allah hat\u0131rlan\u0131r&#8221;. Yak\u0131nlar\u0131nda bulunmak, halleri, duru\u015f ve davran\u0131\u015flar\u0131 derhal Allah&#8217;\u0131 hat\u0131rlat\u0131r. Ki, Abdullah b. Abbas &#8220;semt ve hey&#8217;et&#8221;leri yerine &#8220;ihbat ve sekinet&#8221;, yani, duru\u015flar\u0131 ve y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015fleri \u015feklinde tefsir etmi\u015ftir. Bunlar\u0131n d\u00fcnya mal\u0131na kazan\u00e7 yollar\u0131na sevgi ve d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fckleri yoktur. Ancak Allah i\u00e7in, Allah&#8217;da sevmek ile birbirlerine sevgi ve dostluk g\u00f6sterirler. &#8220;Allah u\u011frunda birbirini seven kimseler&#8221; olduklar\u0131 da rivayet olunmu\u015ftur(4). Nitekim \u00d6mer b. Hattap (r.a.)&#8217;tan rivayet olunmu\u015ftur ki, Resulullah (s.a.v) \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131ndan bir tak\u0131m insanlar vard\u0131r ki, enbiya de\u011filler, \u015fehidler de de\u011filler, amma k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde Allah kat\u0131ndaki makamlar\u0131ndan dolay\u0131 onlara nebiler ve \u015fehidler imrenerek bakacaklard\u0131r&#8221;. &#8220;Bunlar kimler? Ve ne gibi hay\u0131rl\u0131 ameller yapm\u0131\u015flard\u0131r? Bize bildir de biz de onlara sevgi ve yak\u0131nl\u0131k g\u00f6sterelim, ya Resulallah!&#8221; dediler. Resulullah: &#8220;Bunlar bir kavimdir ki, aralar\u0131nda ne akrabal\u0131k, ne de ticaret ve i\u015f ili\u015fkisi olmaks\u0131z\u0131n, Allah ruhu ile Allah&#8217;da sevi\u015firler. Vallahi y\u00fczleri bir nur ve kendileri de nurdan birer minber \u00fczerindedirler. \u0130nsanlar korktuklar\u0131 zaman bunlar korkmazlar, insanlar mahzun olduklar\u0131 zaman bunlar h\u00fcz\u00fcnlenmezler.&#8221;(5) buyurdu, hemen bu \u00e2yeti okudu:<\/p>\n<p>Ebu H\u00fcreyre&#8217;den ve Ebu Malik E\u015f&#8217;ari&#8217;den de ayni me\u00e2lde rivayetler bulunmaktad\u0131r. Bu rivayetlerin her biri bir ba\u015fka \u00f6zellikte tarif demek oldu\u011fundan, hepsinin toplam olarak anlam\u0131n\u0131 i\u00e7ine alan geni\u015f bir tarif ortaya konmu\u015ftur: &#8220;Allah&#8217;a ibadet ve taatle sevgi g\u00f6sterisinde bulunur, Allah da kendilerine keramet insan ederek dostlu\u011funu g\u00f6sterir&#8221;. Onlar i\u015fte b\u00f6yle kimselerdir ki, bu \u00e2yette daha a\u00e7\u0131k bir surette \u015f\u00f6yle beyan ve tefsir buyuruluyor:<\/p>\n<p>63-Yani evliyaullah onlar ki, iman etmi\u015flerdir ve ittika eder dururlar, tam bir iman ile il\u00e2h\u00ee emirleri ve h\u00fck\u00fcmleri ifa ve icraya devam ederler. Kendilerinden Allah r\u0131zas\u0131na ayk\u0131r\u0131 bir h\u00e2l, bir durum sad\u0131r olmamas\u0131 i\u00e7in dikkat ederler, her t\u00fcrl\u00fc haramdan ve \u015f\u00fcpheli \u015feylerden sak\u0131n\u0131rlar. \u0130\u015fte evliyaullah\u0131n hakiki tarifi budur. Birinci derecesi m\u00fcmin cinsinden olmak, ikinci derecesi de Allah korkusundan dolay\u0131 ittika hasletine sahip olmakt\u0131r ki, bunlar onlar\u0131n Allah&#8217;a y\u00f6nelmeleridir.<\/p>\n<p>64- D\u00fcnya ve ahiret hayat\u0131nda m\u00fcjde onlar\u0131nd\u0131r. Bu da onlar\u0131n \u00f6zellikleridir ki, Allah&#8217;\u0131n kendilerine kar\u015f\u0131l\u0131k olarak tevecc\u00fch\u00fc ve ikram\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte &#8220;evliyaullah&#8217;\u0131n ker\u00e2meti hakt\u0131r.&#8221; meselesinin temeli de budur. Allah&#8217;dan ba\u015fka dost ve veli tan\u0131mad\u0131klar\u0131, Allah&#8217;a ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fmekten korkup sak\u0131nd\u0131klar\u0131 ve ondan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feyden \u00e7ekinmedikleri, Allah da kendilerine dost oldu\u011fu i\u00e7in art\u0131k onlara ne korku vard\u0131r, ne de h\u00fcz\u00fcn. D\u00fcnyada da m\u00fcjdelenmi\u015fler, ahirette de m\u00fcjdelenmi\u015flerdir. Bu c\u00fcmleden olarak d\u00fcnyada. &#8220;Muhakkak ki, &#8220;Rabbimiz Allah&#8217;d\u0131r&#8221; deyip de sonra do\u011frulukta ve d\u00fcr\u00fcstl\u00fckte devam edenler \u00fczerine melekler \u015f\u00f6yle diyerek inerler: &#8220;Korkmay\u0131n, mahzun da olmay\u0131n, vaad olundu\u011funuz cennetle sevinin.&#8221; (Fussilet 41\/30). Ayr\u0131ca yine ahirette &#8220;Size sel\u00e2m olsun size, ho\u015f geldiniz cennete, ebedi kalmak \u00fczere buyurun girin i\u00e7ine.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/73) m\u00fcjdesine mazhar olacaklar.<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n kelimelerinde tebdil yoktur. Yani Allah&#8217;\u0131n bu vaadlerinde, bu m\u00fcjdeli s\u00f6zlerinde hi\u00e7bir de\u011fi\u015fme olmayacakt\u0131r. Allah&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fcn\u00fc de\u011fi\u015ftirecek, O&#8217;nun verilmi\u015f h\u00fckm\u00fcn\u00fc karar\u0131n\u0131 uygulamadan kald\u0131racak hi\u00e7 bir kuvvet yoktur, olmas\u0131 ihtimali de mevcut de\u011fildir. Mesela: Allah&#8217;\u0131n korkma, mahzun olma dedi\u011fini korkutacak, mahzun edecek hi\u00e7 bir g\u00fc\u00e7 ve ge\u00e7erli engel yoktur. Allah da asla verdi\u011fi s\u00f6zden d\u00f6nmez, verdi\u011fi s\u00f6z\u00fc yerine getirir. Bundan dolay\u0131 &#8220;Allah, hi\u00e7bir kavmi, o kavim kendi kendini de\u011fi\u015ftirip bozmad\u0131k\u00e7a de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011fratmaz.&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/11) \u00e2yeti uyar\u0131nca, evliyaullah dahi kendilerindeki o velayet hasletini, o iman ve ittikay\u0131 de\u011fi\u015ftirip bozmad\u0131k\u00e7a Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n, bu d\u00fcnya ve ahiret i\u00e7in verdi\u011fi s\u00f6z\u00fc, verdi\u011fi m\u00fcjdeyi de\u011fi\u015ftirmesi ihtimali yoktur. Bunlar ebedi m\u00fcjdelerdir. &#8220;\u0130\u015fte bu da b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015fun kendisidir.&#8221;<\/p>\n<p>Madem ki, evliyaullah b\u00f6yle m\u00fcjdelerle m\u00fcjdelenmi\u015ftir ve onlara hi\u00e7bir \u015fekilde korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklard\u0131r, \u00f6yleyse peygamberlik r\u00fctbesi daha y\u00fcksek oldu\u011fu i\u00e7in ey hak peygamber! Bilesin ki, sana hi\u00e7 korku ve h\u00fcz\u00fcn yoktur:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>65- Habibim, onlar\u0131n laflar\u0131 seni \u00fczmesin. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fan ve \u015feref b\u00fct\u00fcn\u00fcyle Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. O her \u015feyi i\u015fitiyor, hepsini g\u00f6r\u00fcyor.<\/p>\n<p>66. A\u00e7\u0131n g\u00f6z\u00fcn\u00fcz\u00fc! G\u00f6klerde kim var, yerde kim varsa hep Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na tapanlar dahi, Allah&#8217;a ortak ko\u015ftuklar\u0131na uymu\u015f olmuyorlar, ancak zanna uymu\u015f oluyorlar. Ve yalandan ba\u015fka bir \u015fey s\u00f6ylemiyorlar.<\/p>\n<p>65- Ve onlar\u0131n lak\u0131rd\u0131lar\u0131 seni mahzun etmesin. Yani k\u00e2firlerin, ortaklar\u0131na, yak\u0131n adamlar\u0131na, mallar\u0131na ve mevkilerine g\u00fcvenerek sana eza ve cefa etmeleri, sana tehditler y\u00f6neltmeleri seni mahzun etmesin. Sen bunlardan dolay\u0131 \u00fcz\u00fclme. \u015euras\u0131 kesindir ki, b\u00fct\u00fcn izzet yani g\u00fc\u00e7, kuvvet, \u015fan ve \u015feref Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. B\u00fct\u00fcn kudret ve \u00fcst\u00fcnl\u00fck, hakimiyet ve y\u00fccelik O&#8217;nundur. \u015eimdi a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 \u00fczere onlar\u0131n g\u00fcvendikleri b\u00fct\u00fcn kuvvetler de asl\u0131nda yine Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. O diledi\u011fi zaman hepsini ellerinden al\u0131r. O, semi ve alimdir. Onlar\u0131n s\u00f6ylediklerini i\u015fitir ve ne yapaca\u011f\u0131n\u0131 bilir. Nitekim &#8220;Ben ve resullerim kesinlikle galip geliriz.&#8221; anlam\u0131na (M\u00fcc\u00e2dele, 58\/21), &#8220;Muhakkak biz peygamberlerimize yard\u0131m edece\u011fiz.&#8221; (G\u00e2fir, 40\/51) diye yazm\u0131\u015f ve ayr\u0131ca &#8220;Biz sana pek \u00e7ok hay\u0131r vermi\u015fiz&#8230; sana bu\u011fzeden epterdir.&#8221; (Kevser 108\/1,3) buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>66- \u0130yi bil ki, g\u00f6klerde ve yerde her kim varsa hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Melekler, insanlar ve cinler ve ak\u0131l sahibi b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar Allah&#8217;\u0131n kulu ve m\u00fclk\u00fcd\u00fcr. \u015eu halde o k\u00e2firlerin b\u00fct\u00fcn g\u00fcvendikleri ve tapt\u0131klar\u0131 \u015feyler Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fc oldu\u011fu gibi kendileri de \u00f6yledir.<\/p>\n<p>Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na yalvaranlar da ortak ko\u015ftuklar\u0131 \u015feylerin ortak uyru\u011fu olamazlar. Yani, Allah&#8217;\u0131n \u015feriki, orta\u011f\u0131 yoktur. Uluhiyette ortakl\u0131k muhal ve imk\u00e2ns\u0131zd\u0131r. Allah&#8217;dan ba\u015fka ne varsa hepsi O&#8217;nun mahluku ve m\u00fclk\u00fc oldu\u011fundan, Allah&#8217;dan ba\u015fka \u015feylere dua ve ibadet eden, ba\u015fka tanr\u0131lar oldu\u011funu iddia eden ve onlara uymaya \u00e7al\u0131\u015fan m\u00fc\u015frikler de hakikatte Allah&#8217;a ortak olacak tanr\u0131lar bulmu\u015flar da onlar\u0131n uyru\u011fu (tebaas\u0131) olmu\u015f olamazlar. Bunlar ba\u015fka de\u011fil, olsa olsa zanna uymu\u015f olurlar, vehim ve hayal pe\u015finde ko\u015farak kendi ortaklar\u0131n\u0131 Allah&#8217;\u0131n ortaklar\u0131 san\u0131rlar ve yok yere onlara tanr\u0131l\u0131k payesi vermi\u015f olurlar. B\u00f6yle yapmakla ve onlara tapmakla Allah&#8217;dan yakalar\u0131n\u0131 kurtaracaklar\u0131n\u0131 san\u0131rlar. Ve bunlar sadece yalan atarlar. Meseleyi kendi m\u0131zraklar\u0131 ile \u00f6l\u00e7erler, kendi \u015fahsi g\u00f6r\u00fc\u015f ve tahminleri ile yalan s\u00f6ylemekten ba\u015fka bir\u015fey yapmazlar. S\u0131rf kendi arzu ve isteklerine uyarak yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131 yaratan, kulu tanr\u0131, uyan\u0131 uyulan farzeder, sa\u00e7ma sapan \u015feyler uydurur dururlar. Has\u0131l\u0131 ortaklar\u0131 yalan, tehditleri bo\u015f, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 isnad ettikleri her \u015fey bir hi\u00e7tir. Allah&#8217;\u0131n g\u00fcc\u00fc ve hakimiyeti alt\u0131nda, hepsi ona mahkumdur.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>67- O, \u00f6yle bir Allah&#8217;d\u0131r ki, i\u00e7inde dinlenesiniz diye sizin i\u00e7in geceyi, g\u00f6resiniz diye de g\u00fcnd\u00fcz\u00fc yapt\u0131. Elbette bunda s\u00f6z dinleyecek olan bir kavim i\u00e7in \u00e2yetler (ibretler) vard\u0131r.<\/p>\n<p>68- Dediler ki: &#8220;Allah, kendine \u00e7ocuk edindi&#8221;. O, b\u00f6yle \u015feylerden m\u00fcnezzehtir. O, m\u00fcsta\u011fnidir. G\u00f6klerde ve yerde ne varsa hepsi O&#8217;nundur. Bu hususta elinizde hi\u00e7 bir delil yoktur. Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 bilmedi\u011finiz bir \u015feyi neden s\u00f6yl\u00fcyorsunuz?<\/p>\n<p>69- De ki: Allah&#8217;a iftira edenler elbette felah bulmazlar.<\/p>\n<p>70- D\u00fcnyadaki zevkler \u00e7abuk biter. Sonra d\u00f6n\u00fc\u015fleri bize olacakt\u0131r. Daha sonra da ink\u00e2r ettiklerinden dolay\u0131 o \u00e7etin azab\u0131 biz onlara tatt\u0131raca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>67- O, yani y\u00fcce Allah odur ki, sizin i\u00e7in geceyi yapt\u0131, yani geceyi karanl\u0131k yapt\u0131 ki, i\u00e7inde sakin olas\u0131n\u0131z, zorluklar\u0131n\u0131 \u00e7ekti\u011finiz zahmetli hareketlerden kurtulup, i\u00e7inde s\u00fckun bulas\u0131n\u0131z. Yani hareketlilikten s\u00fckunete ge\u00e7esiniz, d\u0131\u015f d\u00fcnyadan ilgilenmeyi kesip, kendi kendinizle ba\u015fba\u015fa kal\u0131p dinlenesiniz, g\u00fcnd\u00fcz\u00fc de m\u00fcbs\u0131r, yani g\u00f6sterici yapm\u0131\u015ft\u0131r ki, etraf\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6r\u00fcp, hareket edebilesiniz, i\u015finize g\u00fcc\u00fcn\u00fcze bakas\u0131n\u0131z. Gecelerin her taraf\u0131 kaplayan karanl\u0131\u011f\u0131nda ya\u015fama g\u00fcc\u00fc elde etmek i\u00e7in bir dinlenme vesilesi, g\u00fcn \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda ise bir uyan\u0131kl\u0131k ve hareket vesilesi vard\u0131r.<\/p>\n<p>Hareket ve s\u00fckun ise yaln\u0131zca hayat olaylar\u0131 i\u00e7in de\u011fil, onun d\u0131\u015f\u0131ndaki b\u00fct\u00fcn fizik olaylar\u0131n\u0131n dahi asl\u0131n\u0131 ve \u00f6z\u00fcn\u00fc te\u015fkil eder. Bu iki kapsaml\u0131 hadise ki, ayd\u0131nl\u0131k ve karanl\u0131k gibi birbirleri ile birle\u015fmeleri ve bir araya gelmeleri kabil olmayan iki z\u0131t olgudurlar. Cisimler, kendiliklerinden ve s\u0131rf kendi \u00f6zellikleri ile ne s\u00fckundan harekete, ne de hareketten s\u00fckuna ge\u00e7ebilirler. \u0130\u015fte bu iki kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 z\u0131dd\u0131 birbirlerine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcp, yer de\u011fi\u015ftirterek k\u00e2inat olaylar\u0131na ak\u0131\u015f veren ve gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fc bunlarla ilgilendirterek, insanlar\u0131 k\u00e2h s\u00fckun hissi ile, k\u00e2h hareket hissi ile nimetlendiren ve de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011fratan ancak Allah&#8217;d\u0131r. Allah, i\u015fte b\u00f6yle b\u00fct\u00fcn nur ve zulmetin, b\u00fct\u00fcn hareket ve s\u00fckunetin yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve y\u00f6neticisidir. Genellikle insanlar gece ile g\u00fcnd\u00fczdeki s\u00fckunetten, hareketten ve zamandan etkilendikleri halde Allah ise zaman\u0131n da \u00fcst\u00fcnde h\u00fck\u00fcmran olan bir y\u00fcce yarat\u0131c\u0131d\u0131r. Muhakkak ki, bunda, gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn b\u00f6yle d\u00fczenlenmi\u015f olmas\u0131nda, bu ayd\u0131nl\u0131k ve karanl\u0131\u011f\u0131n ardarda geli\u015finde, bu s\u00fckun ve harekette, bu etraf\u0131n g\u00f6r\u00fcl\u00fc\u015f ve g\u00f6r\u00fclmeyi\u015finde, b\u00fct\u00fcn bu de\u011fi\u015fikliklerde gece ile g\u00fcnd\u00fcz i\u00e7inde meydana gelen zaman olgular\u0131nda ve tarih olaylar\u0131nda i\u015fitme \u00f6zelli\u011fi olup dinleyecek olan bir kavim i\u00e7in (elbette \u00e7ok, pek \u00e7ok) \u00e2yetler ve ibretler vard\u0131r. Yani b\u00fct\u00fcn mekan ve zaman akl\u00ee ve nakl\u00ee tevhid delilleri ile doludur.<\/p>\n<p>68-69-70- B\u00f6yle iken zan ve hayalin pe\u015fine d\u00fc\u015fen yalanc\u0131lar Allah, kendisine o\u011ful edindi, dediler. O\u011ful veya k\u0131z evlad edindi diye iftirada bulundular, yaratma ile \u00fcretme aras\u0131ndaki fark\u0131 anlayamad\u0131lar: Yaratmay\u0131 ve icad etmeyi do\u011furmak ve \u00fcretmek zannettiler. Sonradan olu\u015fu bir do\u011fum, olan\u0131 bir \u00e7ocuk, sebebi de bir baba veya ana gibi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcler. Do\u011furma ve do\u011fman\u0131n, her\u015feyden \u00f6nce bir yaratmaya ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu, yoktan bir yaratma ve icad olmadan, kendili\u011finden bir do\u011fumun olaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmenin bir \u00e7eli\u015fki olaca\u011f\u0131n\u0131 hesap edemediler. B\u00f6ylece \u00e2lemin y\u00fcce Yarat\u0131c\u0131&#8217;dan do\u011fma ve kopma suretiyle olu\u015fup meydana geldi\u011fine kail olarak, Allah&#8217;a k\u0131zlar ve o\u011fullar isnad\u0131nda ve iftiras\u0131nda bulundular. G\u00fcya ondan do\u011fmu\u015f ve \u00fcremi\u015f olan erkekli di\u015fili birtak\u0131m il\u00e2hlar kalabal\u0131\u011f\u0131 uydurarak onlara tapmaya ba\u015flad\u0131lar ki, i\u015fte puta tapanlar\u0131n, \u00e7ok tanr\u0131l\u0131 dinlerin mitolojileri hep bu uydurmalard\u0131r. Fakat daha garibi odur ki, varl\u0131\u011f\u0131n ancak yaratma ve icad ile m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu i\u015fiten, &#8220;yok iken yaratma&#8221; ilkesinden haberdar olanlardan bir k\u0131sm\u0131 da yine do\u011fum vehmine saplan\u0131p kald\u0131lar: &#8220;Melekler Allah&#8217;\u0131n k\u0131zlar\u0131, Uzeyr Allah&#8217;\u0131n o\u011flu, Mesih Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; dediler.<\/p>\n<p>B\u00f6yle diyenlerden bir k\u0131sm\u0131 da bunu ger\u00e7ek anlamda do\u011fmu\u015f olmak anlam\u0131na de\u011fil, evlatl\u0131k edinmi\u015f olmak anlam\u0131na tevil ederek, bir nevi \u015feref payesi olarak kendisine evlat yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve tanr\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan hisse verdi\u011fini iddia ettiler. Onun i\u00e7in bu \u00e2yette &#8220;ittihaz&#8221; yani, edindi deyimiyle di\u011ferlerinden daha ziyade olarak bu k\u0131s\u0131m belirgin hale getirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>S\u00fcbhanallah, ha\u015fa! Hi\u00e7 yarat\u0131c\u0131 baba olur mu? \u00c7\u00fcnk\u00fc do\u011furma bir \u00fcreme, bir b\u00f6l\u00fcnme ve bir noksanl\u0131kt\u0131r, evlat edinme de bir ihtiya\u00e7tan dolay\u0131d\u0131r. Halbuki O, ganidir, m\u00fcsta\u011fnidir, hi\u00e7bir \u015feye muhta\u00e7 olmamak bak\u0131m\u0131ndan yegane zengindir&#8230; Oysa bunu iddia edenlerin ellerinde bu konuda hi\u00e7bir belge ve delil yoktur&#8230;<\/p>\n<p>Peygamberli\u011fin kuvvetini ve ger\u00e7ekli\u011fini, Resul\u00fcn, Allah&#8217;a tevekk\u00fcl ve itimad\u0131n\u0131n y\u00fcksekli\u011fini ve k\u00e2firlere gelecek azab\u0131n \u015fiddetini tarihten baz\u0131 misaller getirerek a\u00e7\u0131klamak \u00fczere:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>71- Bir de onlara Nuh&#8217;un k\u0131ssas\u0131n\u0131 oku: Hani o bir zamanlar kavmine demi\u015fti ki: &#8220;Ey kavmim, e\u011fer benim aran\u0131zda duru\u015fum ve Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetleriyle \u00f6\u011f\u00fct veri\u015fim size a\u011f\u0131r geliyorsa, \u015funu bilin ki, ben yaln\u0131zca Allah&#8217;a dayanm\u0131\u015f\u0131md\u0131r, art\u0131k siz ve ortaklar\u0131n\u0131z her ne yapacaksan\u0131z toplan\u0131p b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcn\u00fczle karar veriniz. Sonra bu i\u015finiz size dert olmas\u0131n. Sonra bana ne yapacaksan\u0131z yap\u0131n, bana m\u00fchlet de vermeyin&#8221;.<\/p>\n<p>72- E\u011fer y\u00fcz \u00e7evirirseniz \u00e7evirin, ben de sizden bir \u00fccret istemedim ya! Benim m\u00fckafat\u0131m\u0131 ancak Allah verir. Ve ben O&#8217;nun emrine boyun e\u011fen m\u00fcsl\u00fcmanlardan olmakla emrolundum.<\/p>\n<p>73- Buna ra\u011fmen yine de onu ink\u00e2r ettiler. Biz de onu ve gemide kendisiyle beraber olanlar\u0131 kurtard\u0131k. Ve onlar\u0131 yery\u00fcz\u00fcne halifeler yapt\u0131k. \u00c2yetlerimizi ink\u00e2r edenleri ise suda bo\u011fduk. Bak i\u015fte uyar\u0131lanlar\u0131n ak\u0131beti nas\u0131l oldu.<\/p>\n<p>71-72-73- Tarih\u00ee misal yaln\u0131zca Nuh kavmi&#8217;nden ibaret de de\u011fildir:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>74- Sonra onun arkas\u0131ndan bir\u00e7ok peygamberleri kavimlerine g\u00f6nderdik. Onlara a\u00e7\u0131k mucizelerle geldiler. Fakat onlar bir defa yalan dediklerine sonuna kadar bir t\u00fcrl\u00fc inanmad\u0131lar. \u0130\u015fte biz, haddi a\u015fanlar\u0131n kalblerini b\u00f6yle m\u00fch\u00fcrleriz.<\/p>\n<p>75- Sonra bunlar\u0131n arkas\u0131ndan Musa ile Harun&#8217;u \u00e2yetlerimizle Firavun&#8217;a ve cemaatine g\u00f6nderdik. \u0130man etmeyi kibirlerine yediremediler ve g\u00fcnahk\u00e2r bir kavim oldular.<\/p>\n<p>76- Kendilerine taraf\u0131m\u0131zdan hak gelince, &#8220;Muhakkak ki bu, apa\u00e7\u0131k bir sihirdir.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>77- Musa dedi ki, &#8220;Size hak gelince, ona b\u00f6yle mi diyorsunuz? Bu sihir midir?&#8221; Halbuki sihirbazlar iflah olmazlar.<\/p>\n<p>78- Dediler ki: &#8220;Sen bizi, atalar\u0131m\u0131zdan kalan yoldan \u00e7eviresin de yery\u00fcz\u00fcnde saltanat ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmay\u0131z&#8221;.<\/p>\n<p>79- Firavun da: &#8220;Bana b\u00fct\u00fcn bilgili sihirbazlar\u0131 toplay\u0131p getirin!&#8221; dedi.<\/p>\n<p>80- Sihirbazlar gelince, Musa onlara: &#8220;Ortaya ne atacaksan\u0131z at\u0131n!&#8221; dedi.<\/p>\n<p>81- Onlar ortaya at\u0131nca Musa dedi ki, &#8220;Sizin yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u015fey sihirdir. Muhakkak ki, Allah onu iptal edecektir. \u015e\u00fcphe yok ki, Allah fesat\u00e7\u0131lar\u0131n i\u015flerini d\u00fcze \u00e7\u0131karmaz.&#8221;<\/p>\n<p>82- Allah, hakk\u0131n hak ve ger\u00e7ek oldu\u011funu kelimeleriyle ispat eder, g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n ho\u015funa gitmese de.<\/p>\n<p>83- Firavun ve adamlar\u0131n\u0131n kendilerini belaya u\u011frataca\u011f\u0131 korkusundan dolay\u0131 Musa&#8217;ya kendi kavminin bir oyma\u011f\u0131ndan ba\u015fka kimse iman etmedi. \u00c7\u00fcnk\u00fc orada Firavun \u00e7ok \u00fcst\u00fcn idi ve o kesinlikle a\u015f\u0131r\u0131 giden ta\u015fk\u0131nlardand\u0131.<\/p>\n<p>84- Musa dedi ki: &#8220;Ey kavmim! Siz ger\u00e7ekten Allah&#8217;a iman ettinizse, O&#8217;na samimiyetle teslim olan m\u00fcsl\u00fcmanlardan oldunuzsa art\u0131k O&#8217;na g\u00fcvenin!&#8221;<\/p>\n<p>85- Onlar da: &#8220;Biz Allah&#8217;a g\u00fcvendik. Ey Rabbimiz, bizi o zalim kavmin fitnesine u\u011fratma!&#8221; dediler.<\/p>\n<p>86- &#8220;Bizi rahmetinle o k\u00e2fir kavmin elinden kurtar!&#8221;<\/p>\n<p>87- Biz Musa ile karde\u015fine \u015f\u00f6yle vahyettik: &#8220;Kavminiz i\u00e7in M\u0131s\u0131r&#8217;da birtak\u0131m evler haz\u0131rlay\u0131n ve evlerinizi k\u0131bleye kar\u015f\u0131 yap\u0131n ve namaz\u0131 k\u0131l\u0131n ve m\u00fcminlere m\u00fcjde verin.&#8221;<\/p>\n<p>88- Musa dedi: &#8220;Ey Rabbimiz! Sen Firavun&#8217;a ve adamlar\u0131na \u015fu d\u00fcnya hayat\u0131nda g\u00f6z kama\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan sapt\u0131rs\u0131nlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onlar\u0131n mallar\u0131n\u0131 sil s\u00fcp\u00fcr ve kalblerine s\u0131k\u0131nt\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar o ac\u0131kl\u0131 azab\u0131 g\u00f6rmedik\u00e7e iman etmeyecekler.&#8221;<\/p>\n<p>89- Allah buyurdu: &#8220;Her ikinizin de duas\u0131 kesinlikle kabul olundu. Siz yine do\u011fru ve d\u00fcr\u00fcst olmaya devam edin. Kendini bilmeyenlerin yoluna sak\u0131n uymay\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>90- Ve sonra \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131 denizden a\u015f\u0131rd\u0131k. Firavun, d\u00fc\u015fmanca sald\u0131rmak i\u00e7in derhal adamlar\u0131n\u0131 ve askerlerini arkalar\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc. Ta ki, suda bo\u011fulmaya ba\u015flay\u0131nca &#8220;\u0130nand\u0131m, ger\u00e7ekten de \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n iman etti\u011finden ba\u015fka tanr\u0131 yoktur. Ben de ona teslim olanlardan\u0131m.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>91- \u015eimdi mi? Oysa bundan \u00f6nce hep isyan etmi\u015ftin ve fesat\u00e7\u0131lardan idin.<\/p>\n<p>92- Biz de bug\u00fcn senin bedenini arkandan gelenlere bir ibret olsun diye kurtaraca\u011f\u0131z. Bununla beraber, insanlar\u0131n bir\u00e7o\u011fu \u00e2yetlerimizden yine de gafildirler.<\/p>\n<p>93- Ger\u00e7ekten \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131 \u00e7ok g\u00fczel bir yurda yerle\u015ftirdik ve onlara ho\u015f nimetlerden r\u0131z\u0131klar verdik. Anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu. \u015e\u00fcphe yok ki, Rabbin, o anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fckleri konularda k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc aralar\u0131nda h\u00fck\u00fcm verecektir.<\/p>\n<p>94- Sana indirdiklerimizde herhangi bir \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fersen, senden \u00f6nce kitap okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmi\u015ftir. Sak\u0131n \u015f\u00fcphe edenlerden olma!<\/p>\n<p>95- Ve sak\u0131n Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini inkar edenlerden olma, sonra h\u00fcsrana u\u011frayanlardan olursun.<\/p>\n<p>96- Do\u011frusu, aleyhlerinde Rabbinin h\u00fckm\u00fc kesinle\u015fmi\u015f olanlar imana gelmezler.<\/p>\n<p>97- Onlara b\u00fct\u00fcn mucizeler hep birden gelse, yine de o ac\u0131kl\u0131 azab\u0131 g\u00f6r\u00fcnceye kadar inanmazlar.<\/p>\n<p>74-95- \u015eimdi \u015fu sana indirdiklerimizden, faraza az\u0131c\u0131k \u015f\u00fcphe edersen, bu \u00e2yet daha yukar\u0131daki k\u0131ssalar\u0131n do\u011frulunu te&#8217;yid ile Hz. Muhammed&#8217;in (s.a.v.) peygamberli\u011fini tasdik ve peki\u015ftirmek siyak\u0131nda gelmi\u015ftir. Bilindi\u011fi gibi, faraziye ne olmay\u0131, ne de m\u00fcmk\u00fcn olmay\u0131 gerektirmeyece\u011finden, burada da asl\u0131nda ne \u015f\u00fcphe etmeye, ne de ba\u015fkalar\u0131na sorup \u00f6\u011frenmeye ihtiya\u00e7 g\u00f6sterecek bir durum s\u00f6z konusu de\u011fildir. Ancak di\u011fer peygamberlerle ilgili k\u0131ssalar\u0131n fevkalade olaylar\u0131 i\u00e7ermesi, bunlar\u0131 haber veren Hz.Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fi hakk\u0131nda en k\u00fc\u00e7\u00fck bir \u015f\u00fcpheye ihtimal b\u0131rakmayan bir ifade g\u00fcc\u00fc ve heyecan verici bir kesinlik ortaya koyar. Yani ba\u015fka taraftan \u00f6\u011frenmek suretiyle de\u011fil, Allah taraf\u0131ndan sana g\u00f6nderilen vahiy ile, yukar\u0131da beyan olundu\u011fu \u00fczere, Firavun ve di\u011ferleriyle ilgili k\u0131ssalar\u0131n do\u011frulu\u011funda \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fct etmeye gerek yoktur. Sen de zaten bundan \u015f\u00fcphe etmezsin. Bununla beraber bilfarz, en ufak bir \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fecek olursun. Senden \u00f6nce kitap okuyan o kimselere sor. Yani bu anlat\u0131lan olaylar, kitap ehli kat\u0131nda bilinen ve kabul edilen olaylard\u0131r, onlar\u0131n kitaplar\u0131nda da yer almaktad\u0131r. Onlar, kendi kitaplar\u0131nda da yer alm\u0131\u015f bulunan bu k\u0131ssalardan ibret almay\u0131p h\u00e2l\u00e2 \u015firk ve k\u00fcf\u00fcrde devam ediyorlar. Buna ra\u011fmen onlar bunlar\u0131 inkar edemeyecekler ve &#8220;evet b\u00f6yledir&#8221; deyip tasdik etmeye mecbur kalacaklard\u0131r. Bundan \u00e7\u0131kan sonu\u00e7 i\u015fte \u015fudur:<\/p>\n<p>Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmi\u015ftir. Eski kitaplar\u0131 okumadan ve okuyanlardan i\u015fitmeden yaln\u0131zca Rabbinden indirilen vahy ile bilip haber verdi\u011fin hak ve ger\u00e7ektir. Art\u0131k bunlar eski kitaplar\u0131 okuyanlarca da kesin bir ger\u00e7ek olunca, her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcpheden uzak olarak ortaya \u00e7\u0131kar ki, bu verdi\u011fin haberler ve Bu Kur&#8217;\u00e2n Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na isnad olunmaz bir hakikatt\u0131r. Ve sana Rabb&#8217;inden hak vahiy, hak peygamberlik gelmi\u015f oldu\u011fu kesindir. Rabb&#8217;in Te\u00e2l\u00e2, bunu, b\u00f6yle \u00f6zellikle yemin ile te&#8217;kid ederek a\u00e7\u0131k\u00e7a beyan ve ilan etmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 sak\u0131n \u015f\u00fcphecilerden olma. Kesin ve yak\u00een inanc\u0131n ve Rabb&#8217;ine olan g\u00fcvenin asla sars\u0131lmas\u0131n. B\u00fct\u00fcn tevekk\u00fcl\u00fcn ile g\u00f6revine devam et!<\/p>\n<p>96-\u0130nanmayanlara gelince: Muhakkak ki, Rabb&#8217;inin kelimesi aleyhlerine kesinle\u015fmi\u015f olanlar, k\u00fcf\u00fcrlerine ve azaplar\u0131na Rabb&#8217;inin h\u00fckm\u00fc ve karar\u0131 kesinle\u015fmi\u015f bulunanlar kendilerine her t\u00fcrl\u00fc mucize, her t\u00fcrl\u00fc \u00e2yet gelmi\u015f olsa da -Firavun gibi bilfiil o ac\u0131kl\u0131 azab\u0131 g\u00f6zleriyle g\u00f6rmedik\u00e7e iman etmezler. Azapla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kalmad\u0131k\u00e7a inanmazlar. O vakit, o iman onlara bir fayda sa\u011flar m\u0131? Yani, yeis halindeki, \u00e7aresizlik i\u00e7indeki zorunluluktan kaynaklanan iman Allah kat\u0131nda makbul olur mu? \u0130\u015fte bu \u015fekilde bir soru akla gelirse:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>98- Fakat o vakit iman edip de imanlar\u0131 kendilerine fayda vermi\u015f bir kasaba olsayd\u0131? Ancak Yunus&#8217;un kavmi iman ettikleri vakit, d\u00fcnya hayat\u0131nda o rezillik azab\u0131n\u0131 \u00fczerlerinden kald\u0131rm\u0131\u015f ve bir s\u00fcre onlar\u0131 rahata kavu\u015fturmu\u015ftuk.<\/p>\n<p>97-\u0130nanmayanlara gelince: Muhakkak ki, Rabb&#8217;inin kelimesi aleyhlerine kesinle\u015fmi\u015f olanlar, k\u00fcf\u00fcrlerine ve azaplar\u0131na Rabb&#8217;inin h\u00fckm\u00fc ve karar\u0131 kesinle\u015fmi\u015f bulunanlar kendilerine her t\u00fcrl\u00fc mucize, her t\u00fcrl\u00fc \u00e2yet gelmi\u015f olsa da -Firavun gibi bilfiil o ac\u0131kl\u0131 azab\u0131 g\u00f6zleriyle g\u00f6rmedik\u00e7e iman etmezler. Azapla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kalmad\u0131k\u00e7a inanmazlar. O vakit, o iman onlara bir fayda sa\u011flar m\u0131? Yani, yeis halindeki, \u00e7aresizlik i\u00e7indeki zorunluluktan kaynaklanan iman Allah kat\u0131nda makbul olur mu? \u0130\u015fte bu \u015fekilde bir soru akla gelirse:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>98- Fakat o vakit iman edip de imanlar\u0131 kendilerine fayda vermi\u015f bir kasaba olsayd\u0131? Ancak Yunus&#8217;un kavmi iman ettikleri vakit, d\u00fcnya hayat\u0131nda o rezillik azab\u0131n\u0131 \u00fczerlerinden kald\u0131rm\u0131\u015f ve bir s\u00fcre onlar\u0131 rahata kavu\u015fturmu\u015ftuk.<\/p>\n<p>98- &#8220;Yunus kavmi m\u00fcstesna.&#8221; Yani, Yunus aleyhisselam&#8217;\u0131n kavminden ba\u015fka yeis halindeki iman\u0131n fayda sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 hi\u00e7bir memleket halk\u0131 yoktur. \u0130manlar\u0131, mutlaka daha \u00f6nce olmak gerekir ki, gelecek beladan korunmak m\u00fcmk\u00fcn olsun. Yoksa d\u00fcnyev\u00ee veya uhrev\u00ee, ge\u00e7ici veya ebedi herhangi bir azap gelip \u00e7at\u0131nca mutlaka h\u00fckm\u00fcn\u00fc icra eder. Hakk&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc b\u00f6yledir. Ve iyi bilmek gerekir ki, iman\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 ve yoklu\u011fu da yine Allah&#8217;\u0131n dilemesine ba\u011fl\u0131d\u0131r:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>99-109- 99- E\u011fer Rabbin dileseydi, yery\u00fcz\u00fcnde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde insanlar\u0131 hep m\u00fcmin olsunlar diye sen mi zorlayacaks\u0131n?<\/p>\n<p>100- Allah&#8217;\u0131n izni olmad\u0131k\u00e7a hi\u00e7bir ki\u015finin iman etmesi m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Ak\u0131llar\u0131n\u0131 kullanmayanlar \u00fczerine Allah bir u\u011fursuzluk y\u00fckler.<\/p>\n<p>101- De ki: &#8220;G\u00f6klerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bak\u0131n!&#8221; Fakat o uyarmalar ve o \u00e2yetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki!<\/p>\n<p>102- Onlar, kendilerinden \u00f6nce gelmi\u015f ge\u00e7mi\u015f olanlar\u0131n u\u011frad\u0131klar\u0131 felaket g\u00fcnleri gibisinden ba\u015fkas\u0131n\u0131 m\u0131 bekliyorlar? De ki, &#8220;Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerden olaca\u011f\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>103- Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtar\u0131r\u0131z. \u0130\u015fte biz b\u00f6yleyiz. M\u00fcminleri kurtarmak \u00fczerimize d\u00fc\u015fen bir g\u00f6revdir.<\/p>\n<p>104- De ki: &#8220;Ey insanlar! E\u011fer benim dinimde bir \u015f\u00fcpheniz varsa, \u015funu bilin ki, Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da sizin tapt\u0131klar\u0131n\u0131za tapmam. L\u00e2kin sizin de can\u0131n\u0131z\u0131 alacak olan Allah&#8217;a tapar\u0131m. Bana m\u00fcminlerden olmam emredilmi\u015ftir&#8221;.<\/p>\n<p>105- &#8220;Ayr\u0131ca y\u00fcz\u00fcn\u00fc tevhid dininden ay\u0131rma ve sak\u0131n m\u00fc\u015friklerden olma!&#8221; (diye emrolundum).<\/p>\n<p>106- &#8220;Ve Allah&#8217;dan ba\u015fka, sana faydas\u0131 da, zarar\u0131 da dokunmayacak olan \u015feylere yalvarma! E\u011fer yalvar\u0131rsan, o zaman hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz sen zalimlerden olursun.<\/p>\n<p>107- Ve e\u011fer Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O&#8217;ndan ba\u015fka giderecek yoktur. Ve e\u011fer sana bir hay\u0131r dilerse, o zaman da O&#8217;nun hayr\u0131n\u0131 engelleyebilecek kimse yoktur. O, l\u00fctfunu diledi\u011fi kuluna nasip eder. Allah \u00e7ok yarl\u0131\u011fay\u0131c\u0131, \u00e7ok esirgeyicidir.<\/p>\n<p>108- De ki: &#8220;Ey insanlar! \u0130\u015fte size Rabbinizden hak geldi. Art\u0131k kim hidayeti kabul ederse kendi can\u0131 i\u00e7in kabul etmi\u015f olur. Kim sap\u0131kl\u0131k ederse kendi zarar\u0131na sap\u0131kl\u0131k etmi\u015f olur. Ve ben sizin \u00fczerinize vekil de\u011filim.&#8221;<\/p>\n<p>109- Sana vahyolunana uy! Ve Allah h\u00fckm\u00fcn\u00fc verinceye kadar sabret. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, h\u00fck\u00fcm verenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>10-YUNUS: Elif-L\u00e2m-Ra, Allah bilir murad\u0131n\u0131! G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu s\u00fbre dahi hece harfleri ile ba\u015fl\u0131yor. Demek ki, bunda da remz\u00ee (sembolik) bir ifade var. \u00d6z\u00fcn\u00fc ak\u0131llar\u0131n kavrayamayaca\u011f\u0131 il\u00e2h\u00ee bir s\u0131r ve mucize s\u00f6z konusu oluyor. Bunun gibi s\u00fbre ba\u015flar\u0131ndaki harfler hakk\u0131nda Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131nda bilgi verilmi\u015fti. Burada da bununla ilgili olarak \u00f6zellikle rivayet olunmu\u015f bulunan baz\u0131 &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12057,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1212,1211,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1930","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-10-yunus","tag-10-yunus-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1930","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1930"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1930\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12057"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1930"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1930"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1930"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}