{"id":1932,"date":"2010-11-18T22:48:29","date_gmt":"2010-11-18T22:48:29","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1932"},"modified":"2010-11-18T22:48:29","modified_gmt":"2010-11-18T22:48:29","slug":"9-tevbe-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/9-tevbe-tefsiri\/","title":{"rendered":"9-TEVBE SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>9-TEVBE:<\/p>\n<p>&#8220;Ber\u00e2et&#8221; bu kelimenin as\u0131l k\u00f6k m\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;M\u00fcfredat&#8221; ve &#8220;Basair&#8221;de a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re herhangi bir \u00e7irkin \u015feyden kurtulmak ve uzakla\u015fmak demektir. Kad\u00ee Beydav\u00ee Bakara S\u00fbresi&#8217;nde (\u00e2yet 54) \u00e2yetinin tefsirinde der ki; bu terkibin asl\u0131 bir \u015feyin kendisinden olmayan \u015feylerden ar\u0131n\u0131p saf hale gelmesi, halis olmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. &#8220;Hasta hastal\u0131\u011f\u0131ndan, bor\u00e7lu borcundan beri oldu.&#8221; denildi\u011fi zaman kurtulmak anlam\u0131na s\u00f6ylenmi\u015f olur. &#8220;Allah \u00c2dem&#8217;i bal\u00e7\u0131ktan ber\u00e2e eyledi.&#8221; denildi\u011fi zaman safla\u015ft\u0131rmak \u015feklinde in\u015fa etmek anlam\u0131na kullan\u0131lm\u0131\u015f olur. Bu iki m\u00e2n\u00e2 ile de kelime dilimizde kullan\u0131lmaktad\u0131r: Mesela &#8220;Ber\u00e2at-i zimmet as\u0131ld\u0131r.&#8221; denildi\u011fi zaman, ba\u015f\u0131ndan itibaren in\u015fa suretiyle olan hulus, yani halislik ve selamet m\u00e2n\u00e2s\u0131 kastedilmi\u015f olur. Cezada su\u00e7tan ber\u00e2et etmek de b\u00f6yledir. L\u00e2kin bor\u00e7tan ber\u00e2et yine ayn\u0131 anlama gelebildi\u011fi gibi, daha ziyade ibra veya ar\u0131nma \u015feklinde olur ki, bu da tafassi denilen kurtulma yoludur. Hukuk terimi olarak kelimenin anlam\u0131 b\u00f6yle oldu\u011fu gibi, bir de bundan al\u0131narak kelimenin siyasette ve \u00f6zellikle diplomaside kullan\u0131lan m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r ki, \u00e2yette as\u0131l g\u00f6zetilmi\u015f olan m\u00e2n\u00e2 da budur. Nitekim Ebu Bekri Razi bunu a\u00e7\u0131klayarak &#8220;Ahkam-\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8221;da der ki; &#8220;Ber\u00e2et, dostluk antla\u015fmas\u0131n\u0131n kesilmesi, dokunulmazl\u0131\u011f\u0131n kald\u0131r\u0131lmas\u0131 ve sa\u011flanm\u0131\u015f olan eman (g\u00fcvence)\u0131n sona erdirilmesidir&#8221;. Fahreddin Raz\u00ee de tefsirinde der ki; &#8220;Beraetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 dokunulmazl\u0131\u011f\u0131n kald\u0131r\u0131lmas\u0131d\u0131r&#8221;. denilir ki, &#8220;Aram\u0131zda dokunulmazl\u0131k kesildi, aram\u0131zda ili\u015fki kalmad\u0131.&#8221; demektir. \u0130\u015fte burada ber\u00e2et herhangi bir \u00e7irkinlikten ve noksanl\u0131ktan salim olmak ve uzakla\u015fmak demek olan asl\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 korumakla birlikte bilhassa siyaset hukuku ve milletler aras\u0131 hukuk dilindeki \u0131st\u0131lah\u00ee anlam\u0131 ge\u00e7erlidir: &#8220;Sava\u015f \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 gerektiren bir ili\u015fki kesme&#8221; demektir. \u0130\u015fte b\u00f6ylece s\u00fbrenin ilk \u00e2yeti bir \u00fcltimatom ve ondan sonras\u0131 da bunun gerek\u00e7esi ve bu gerek\u00e7enin herkese duyurulmas\u0131 ve a\u00e7\u0131klanmas\u0131d\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Bu bir ber\u00e2ettir, yani bu \u00f6yle \u00f6nemli ve kesin bir ili\u015fki kesmedir, sald\u0131rmazl\u0131\u011f\u0131n sona erdirilmesidir, \u00f6yle bir \u00fcltimatomdur ki, Allah&#8217;tan ve Resul\u00fc&#8217;nden o antla\u015fma yapm\u0131\u015f oldu\u011funuz m\u00fc\u015friklere.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu \u00e2yet, &#8220;falandan falana mektuptur&#8221; denilmesi gibi bir ba\u015fl\u0131k \u00fcslubundad\u0131r. Fakat burada herhangi bir mektup veya s\u0131radan bir yaz\u0131n\u0131n de\u011fil, muntazam bir resm\u00ee tebli\u011fin, \u00f6zellikle diplomasi edebiyat\u0131n\u0131n \u00fcslubu, bir akit feshinin, bir \u00fcltimatom ba\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn gerekli unsurlar\u0131n\u0131 i\u00e7eren gayet a\u00e7\u0131k bir yaz\u0131\u015fman\u0131n \u00f6rne\u011fi vard\u0131r. Bundan \u00f6nce tebli\u011fin mahiyeti, yani ne id\u00fc\u011f\u00fc ortaya konmu\u015f, ikinci olarak g\u00f6nderen ve g\u00f6nderme arac\u0131, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak kime g\u00f6nderildi\u011fi ve onlar\u0131n kimler oldu\u011fu, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak da ilgililer tamam\u0131yla belirtilerek gayet veciz ve ayn\u0131 zamanda a\u00e7\u0131k ve etkili bir ifadeyle tarif edilmi\u015f ve g\u00f6sterilmi\u015ftir. Bununla k\u0131saca \u015fu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bu tebli\u011fin sebebi \u015firk ve m\u00fcsl\u00fcmanlarla \u00f6nceden yap\u0131lm\u0131\u015f olan antla\u015fmalard\u0131r. Demek oluyor ki, m\u00fcsl\u00fcmanlarla \u00f6nceden yap\u0131lm\u0131\u015f antla\u015fmas\u0131 olmayanlara, esasen b\u00f6yle bir ili\u015fki kesme ihbar\u0131n\u0131n yap\u0131lmas\u0131na l\u00fczum yoktur. Ancak m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ahitle\u015fme yapm\u0131\u015f olduklar\u0131 m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 do\u011frudan do\u011fruya antla\u015fmay\u0131 bozmaks\u0131z\u0131n, i\u015fin ba\u015f\u0131nda antla\u015fman\u0131n feshini ve ili\u015fkisinin kesildi\u011fini bildirmeleri laz\u0131m gelmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc a\u015fa\u011f\u0131da sebepleri a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 \u00fczere, Allah ve Resul\u00fc o ahitlerden beridirler. Bilindi\u011fi gibi, muahade ahitle\u015fmek demektir. Ahit ise mutlak anlamda akit ve s\u00f6zle\u015fme demek ise de as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 yemin ile yap\u0131lm\u0131\u015f olan akit demektir. En kuvvetli ve en ge\u00e7erli yemin ise Allah&#8217;a yap\u0131lan yemindir. Her m\u00fcsl\u00fcman\u0131n yapaca\u011f\u0131 yemin de b\u00f6yle bir yemindir. M\u00fc\u015frikler ise m\u00fc\u015frik olduklar\u0131 i\u00e7in onlar\u0131n g\u00f6z\u00fcnde Allah&#8217;a yap\u0131lan bir yeminin hi\u00e7bir h\u00fckm\u00fc ve k\u0131ymeti yoktur. Bundan dolay\u0131 yapt\u0131klar\u0131 ahdin hakk\u0131na Allah i\u00e7in riayet etmezler, inan\u00e7lar\u0131 gere\u011fi olarak herhangi bir \u015fekilde ahitlerini bozmaktan ka\u00e7\u0131nmazlar. Ve b\u00f6ylesine menfaat \u00fczerine kurulu bir ahit de zaten hakiki ve samimi bir ahit olmaz. Bununla beraber m\u00fcsl\u00fcmanlar i\u00e7in, her kiminle olursa olsun bir ahit yap\u0131lm\u0131\u015f ise onu sonradan kar\u015f\u0131 tarafa haber vermeden bozmaya kalk\u0131\u015fmak zul\u00fcm ve h\u0131yanet olur.<\/p>\n<p>Bu haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131 yapmak da m\u00fcsl\u00fcmana haram k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6yle bir ahitten kurtulmak i\u00e7in \u00fc\u00e7 yol vard\u0131r: Birincisi; ahit belli bir s\u00fcreye ba\u011fl\u0131 olarak yap\u0131lm\u0131\u015f ise o s\u00fcrenin dolmas\u0131n\u0131 beklemektir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi; istenildi\u011fi zaman feshedilebilece\u011fi \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak yap\u0131lm\u0131\u015fsa, o \u015farta g\u00f6re hareket etmektir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc; &#8220;Her hangi bir kavimden bir h\u0131yanet endi\u015fe edersen, hemen ahidlerini reddetti\u011fini d\u00fcped\u00fcz kendilerine bildir.&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/58) \u00e2yeti gere\u011fince kar\u015f\u0131 taraftan bir h\u0131yanet tehlikesi belirmesi kar\u015f\u0131s\u0131nda o s\u00f6zle\u015fmeyi y\u00fczlerine \u00e7almak (nebz) \u015fekliyle yap\u0131lacak olan fesihtir ki, bu suretle aldat\u0131p bask\u0131n etkisi yap\u0131lmam\u0131\u015f ve a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa d\u00fcr\u00fcstl\u00fck \u00e7er\u00e7evesinde davran\u0131lm\u0131\u015f olaca\u011f\u0131ndan h\u0131yanet edilmi\u015f olmaz .Ve bu \u015fekilde bu ber\u00e2et bir \u00f6nceki s\u00fbrede, Enf\u00e2l S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;nebiz&#8221; emrinin ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bir tatbikat\u0131 demektir ki, bu \u00e2yette b\u00f6yle bir ba\u015fl\u0131k alt\u0131nda bu hususlar k\u0131saca yer ald\u0131ktan sonra, bu \u00fcltimatomun i\u00e7eri\u011fi de \u015fu \u00e2yette \u00f6zetlenmi\u015ftir:<\/p>\n<p>2- \u0130mdi \u015fu andan itibaren yery\u00fcz\u00fcnde d\u00f6rt ay daha seyahat ediniz, gezip dola\u015f\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>&#8220;Seyahat&#8221;, suyun akmas\u0131 gibi, kolay\u0131na geldi\u011fi \u015fekilde yery\u00fcz\u00fcnde gezip dola\u015fmakt\u0131r, \u015fehirlerden ve beldelerden uzaklara var\u0131ncaya kadar istedi\u011fi yere gitmek ve seyr \u00fc sefer etmektir. Bu suretle seyahat anlam\u0131 i\u00e7inde serbest\u00e7e dola\u015fmak ve geni\u015f\u00e7e hareket etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Sonra al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f \u015fartlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131k\u0131laca\u011f\u0131ndan seyahat s\u0131ras\u0131nda yemek i\u00e7mek konular\u0131nda da bir nevi imsak ve perhiz gerekece\u011finden, bir bak\u0131ma oru\u00e7lunun seyahat edene benzetilmesi de onun \u00f6nemli bir haz\u0131rl\u0131\u011f\u0131 icap ettirmesinden dolay\u0131d\u0131r. Bu da ge\u00e7im s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131 olmamaya ve refaha ba\u011fl\u0131 bulunur. Bunun i\u00e7in &#8220;seyahat ediniz&#8221; s\u00f6z\u00fcnde &#8220;gidiniz veya seyr \u00fc sefer ediniz&#8221; s\u00f6z\u00fcnden daha fazla bir geni\u015flik ve m\u00fcsaade m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve daha ziyade haz\u0131rl\u0131kl\u0131 bulunmak ihtar\u0131 vard\u0131r. Emir \u015feklinde yap\u0131lm\u0131\u015f olan bu ihtar ve uyar\u0131dan maksat, mutlaka seyahata \u00e7\u0131k\u0131n\u0131z \u015feklinde bir emir de\u011fildir. Bu mutlak anlamda bir ibahad\u0131r ki, \u015f\u00f6yle demek olur:<\/p>\n<p>Ey bu haberin kendilerine eri\u015fti\u011fi ahit yapm\u0131\u015f olan m\u00fc\u015frikler, birdenbire ve habersiz bir \u015fekilde mu\u00e2hedenizin feshiyle haks\u0131zl\u0131\u011fa u\u011frat\u0131laca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 sanmay\u0131n, \u015fu andan itibaren size d\u00f6rt ay daha m\u00fchlet var. Bu s\u00fcre i\u00e7inde katil ve sava\u015f gibi sald\u0131r\u0131lardan uzak olarak, diledi\u011finiz gibi, geni\u015f geni\u015f haz\u0131rlanmakta serbestsiniz ve h\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. Ondan sonra ili\u015fkilerimiz tamamen kesilmi\u015f ve sava\u015f durumu ba\u015flam\u0131\u015f olaca\u011f\u0131ndan bu m\u00fcddet i\u00e7inde kendi can ve mal g\u00fcvenli\u011finizi iyice d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz, her t\u00fcrl\u00fc ihtiyat tedbirini al\u0131n\u0131z, harp haz\u0131rl\u0131klar\u0131 yapmak, savunmaya haz\u0131rlanmak, ka\u00e7acak veya s\u0131\u011f\u0131nacak bir yer bulmak gibi kendiniz i\u00e7in uygun g\u00f6r\u00fcp arzu edece\u011finiz hususlar\u0131n yerine getirilmesi konular\u0131nda gerek \u0130sl\u00e2m diyar\u0131nda, gerek yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn ba\u015fka b\u00f6lgelerinde bir seyyah durumunda diledi\u011finiz gibi iyice haz\u0131rlan\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Bu suretle \u00e2yetten maksad\u0131n b\u00f6ylesine bir serbestli\u011fi bildirmek ve uyar\u0131da bulunmak oldu\u011fu halde, bunun &#8220;d\u00f6rt ay daha seyahat edebilirsiniz&#8221; \u015feklinde bildirilmeyip de &#8220;seyahat ediniz&#8221; \u015feklinde bir emir kipiyle a\u00e7\u0131klanmas\u0131 iki n\u00fckteyi i\u00e7ine al\u0131r:<\/p>\n<p>Birisi, bu seyahat ve haz\u0131rl\u0131\u011f\u0131n onlardan istenen bir \u015fey gibi oldu\u011funa i\u015farettir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi; her ne yaparlarsa yaps\u0131nlar, her nereye giderlerse gitsinler, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne mahkum bulunduklar\u0131n\u0131 ifade etmektir. Hatta \u00e7ok \u00f6nemli olan bu husus ayr\u0131ca ve a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya konularak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>D\u00f6rt ay daha seyahat ediniz ve bununla beraber \u015funu da biliniz ki, siz \u00f6yle seyahat ve haz\u0131rl\u0131klarla Allah&#8217;\u0131 aciz b\u0131rakacak de\u011filsiniz. O&#8217;ndan ka\u00e7\u0131p kurtulacak de\u011filsiniz. Ve \u015furas\u0131 kesindir ki, Allah k\u00e2firleri hor ve hakir bir hale getirecek ve peri\u015fan edecektir.<\/p>\n<p>Bundan sonra eski itibarl\u0131 halinizi s\u00fcrd\u00fcrmenize imk\u00e2n yoktur. Ya k\u00fcf\u00fcrden ve \u015firkten vazge\u00e7ip Allah&#8217;\u0131n emrine boyun e\u011fer, teslim olursunuz, ya da d\u00fcnya ve ahirette peri\u015fan olursunuz.<\/p>\n<p>Bu d\u00f6rt ay\u0131n \u015eevval&#8217;dan itibaren Muharrem sonuna kadar olan d\u00f6rt ay oldu\u011fu hakk\u0131nda Z\u00fchr\u00ee&#8217;den bir kavil varsa da, di\u011fer tefsir \u00e2limleri, bu tebli\u011fin yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 Zilhicce&#8217;nin onuncu g\u00fcn\u00fcnden itibaren Reb\u00eeu&#8217;l-\u00e2hir&#8217;in onuna kadar ge\u00e7en d\u00f6rt ayl\u0131k s\u00fcre oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, do\u011frusu da budur. Zira Cessas&#8217;\u0131n da hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131 ve \u00fczerinde durdu\u011fu \u015fekilde raviler, bu s\u00fbrenin, Hz. Ebu Bekir&#8217;in hac emiri olarak Medine&#8217;den hareketinden sonra nazil oldu\u011fu konusunda ihtilaf etmemi\u015flerdir. \u015eu da var ki, o sene hen\u00fcz m\u00fc\u015friklerin \u00e2deti olan &#8220;nes\u00ee&#8217; &#8221; kalkmam\u0131\u015f oldu\u011fundan Zilhicce&#8217;nin onu say\u0131lan hac g\u00fcn\u00fc, ger\u00e7ekte Zilka&#8217;de&#8217;nin onu demek oldu\u011fu i\u00e7in s\u00f6z konusu d\u00f6rt ay\u0131n sonu da Reb\u00eeu&#8217;l-evvel ay\u0131n\u0131n onuncu g\u00fcn\u00fc demek oldu\u011fu da, Ebu Hayyan&#8217;\u0131n nakline g\u00f6re M\u00fccahid gibi baz\u0131 m\u00fcfessirler taraf\u0131ndan zikredilmi\u015ftir. \u015eu halde Muharrem sonu sadece \u00f6nceden antla\u015fmas\u0131 olmayan m\u00fc\u015frikler hesab\u0131na g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulmu\u015f olabilir. Bunun da ba\u015flang\u0131\u00e7 tarihinin \u015eevval&#8217;in ba\u015f\u0131ndan de\u011fil, yine \u00e2yetin ilan g\u00fcn\u00fc olan Zilhicce&#8217;nin onundan itibaren hesap edilmesi gerekir. Nitekim \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan b\u00f6yle rivayet de bulunmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>3- Velhas\u0131l bu, \u00f6ylesine kesin bir ber\u00e2ettir ki, Hacc-\u0131 ekber g\u00fcn\u00fc, Allah ve Resul\u00fc taraf\u0131ndan b\u00fct\u00fcn insanlara bir ezan, bir duyurudur, yani m\u00fcmin veya m\u00fcmin olmayan, ahit yapm\u0131\u015f ve yapmam\u0131\u015f olan herkese bir ezan, her s\u0131n\u0131f insan\u0131n kula\u011f\u0131na sokulacak olan ve a\u015fa\u011f\u0131da bildirildi\u011fi \u015fekilde bir ilan, bir ilamd\u0131r: ki Allah m\u00fc\u015friklerden kesinlikle beridir, Resul\u00fc de, ayn\u0131 \u015fekilde m\u00fc\u015friklerden beridir. Ve bunun i\u00e7indir ki, Allah Resul\u00fc, bu sene m\u00fc\u015friklerin de bulunabilece\u011fi hacda bulunmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Burada o seneki hacc\u0131n &#8220;ekber&#8221; diye vas\u0131fland\u0131r\u0131lmas\u0131nda bir ka\u00e7 m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r.<\/p>\n<p>1- Umreye &#8220;hacc-\u0131 asgar&#8221; yani &#8220;k\u00fc\u00e7\u00fck hac&#8221; denildi\u011finden ona g\u00f6re as\u0131l hac da b\u00fcy\u00fck hac, yani &#8220;hacc-\u0131 ekber&#8221; olmu\u015f olur. Hudeybiye antla\u015fmas\u0131ndan sonra hicretin yedinci senesinde kaza Umresi yap\u0131lm\u0131\u015f idi. (Bakara S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Hacc\u0131 ve umreyi Allah i\u00e7in tamamlay\u0131n.&#8221; (Bakara 2\/196) \u00e2yetinin tefsirine bak\u0131n\u0131z). Bu \u015fekilde o g\u00fcn &#8220;hacc-\u0131 asgar&#8221; olmu\u015f idi. Hicretin sekizinci senesinde Mekke fethi ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f ve \u0130sl\u00e2m&#8217;da ilk hac i\u015fte bu dokuzuncu sene ba\u015flam\u0131\u015f idi. \u015eu halde bu m\u00e2n\u00e2 ile bundan b\u00f6yle &#8220;hacc-\u0131 ekber&#8221; her sene yap\u0131lacak demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu anlamda &#8220;hacc-\u0131 ekber&#8221; demek, as\u0131l anlam\u0131yla hac g\u00fcn\u00fc demektir.<\/p>\n<p>2- Bir hac i\u015fini meydana getiren fiil ve hareketlerin en b\u00fcy\u00fck k\u0131sm\u0131, en esasl\u0131 menasiki demek olur ki, bu da her sene yap\u0131lan her hacda mevcuttur. Buradaki b\u00fcy\u00fckl\u00fck, bir hacc\u0131n di\u011fer haclara veya di\u011fer ibadetlere nisbetle b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc de\u011fil, ayn\u0131 hacc\u0131n kendi r\u00fck\u00fcnleri aras\u0131ndaki nisbet bak\u0131m\u0131ndad\u0131r. Ger\u00e7i bu &#8220;zikr-i c\u00fcz irade-i k\u00fcl&#8221; gibi bir mecazd\u0131r. Fakat bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n \u00e2yetteki b\u00fcy\u00fck hac g\u00fcn\u00fcn\u00fc tayin bak\u0131m\u0131ndan \u00f6zel bir de\u011feri ve anlam\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>3- M\u00fcsl\u00fcmanlarla m\u00fc\u015friklerin topland\u0131\u011f\u0131 pek b\u00fcy\u00fck bir topluluk ve \u0130sl\u00e2m diyar\u0131nda ilk ve son kere olarak yap\u0131lan ve bu ber\u00e2eti ilan etmekle fevkalade \u00f6nem kazanan muhte\u015fem ve azametli hac demek olur ki, bu ifadede, i\u015fte bu dokuzuncu senede ve Ebu Bekir&#8217;in emirli\u011finde yap\u0131lan hacc\u0131, mutlak anlamda ekber \u00f6zelli\u011fiyle tan\u0131tmaya y\u00f6nelik bir tahsis vard\u0131r. Yani bu suretle ve bu \u00f6zellikte bir hac, ne bundan evvel olmu\u015f, ne de olacakt\u0131r. Fakat hacc\u0131n bu m\u00e2n\u00e2 ile b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc biraz izaha muhta\u00e7 g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>4- \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n \u015fan\u0131n\u0131 ve izzetini, \u015firkin de d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131klayan hac demektir ki, bu m\u00e2n\u00e2 o seneki hacca uygun d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc gibi, ertesi sene Hz. Peygamber&#8217;in yapt\u0131\u011f\u0131 veda hacc\u0131na da \u00f6ncelikle uygun d\u00fc\u015fmektedir. Zira bu ilan ve beraetin as\u0131l h\u00fckm\u00fc o zaman yerine getirilmi\u015f ve &#8220;Bu g\u00fcn size dininizi kemale erdirdim.&#8221; (M\u00e2ide 5\/3) \u00e2yetinin n\u00fczul\u00fc ile \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n kemaliyle ilgili tecelli as\u0131l o g\u00fcn meydana gelmi\u015f ve &#8220;Hac menasikini benden al\u0131p \u00f6\u011frenin.&#8221; hadisi \u015ferifi uyar\u0131nca \u0130sl\u00e2mi anlamda hac as\u0131l veda hacc\u0131nda ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de ilk olarak Hz. Ebu Bekir&#8217;in emirli\u011finde yap\u0131lan birinci hac, yukar\u0131da a\u00e7\u0131klanan baz\u0131 \u00f6zellikleriyle o zamana kadar g\u00f6r\u00fclmemi\u015f bir hac ise de yine de b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc bir bak\u0131ma izafi bir b\u00fcy\u00fckl\u00fck say\u0131l\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hz. Peygamber&#8217;in bilfiil bulunmamas\u0131 ve m\u00fc\u015friklerin kat\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131, \u00e7\u0131plak tavaf ve &#8220;nes\u00ee&#8221; gibi baz\u0131 m\u00fc\u015frik \u00e2detlerinin hen\u00fcz ortadan kald\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla &#8220;ber\u00e2e&#8221;nin tam anlam\u0131yla ger\u00e7ekle\u015fememesinden dolay\u0131 o hac birtak\u0131m noksanl\u0131klar i\u00e7ermekteydi. Ve b\u00fct\u00fcn bunlardan dolay\u0131 o hacc\u0131n b\u00fct\u00fcn de\u011feri, ertesi sene yap\u0131lacak olan Hz. Peygamber&#8217;in de bulundu\u011fu hacca bir ba\u015flang\u0131\u00e7 olmas\u0131ndayd\u0131. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, bu sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z sebeplerden dolay\u0131 mutlak m\u00e2n\u00e2da ekber olan hac, Hz. Peygamber&#8217;in hacc\u0131d\u0131r. Ve &#8220;\u0130\u015fte b\u00fcy\u00fck hac g\u00fcn\u00fc budur&#8221; hadisi \u015ferifi de bunda zahirdir. Bununla beraber \u00e2yetin yaln\u0131zca Peygamber&#8217;in hacc\u0131na tahsisi de apa\u00e7\u0131k de\u011fildir. Zira veda hacc\u0131nda bu ilan\u0131n kendisi de\u011fil, h\u00fckm\u00fcn\u00fcn ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f olmas\u0131 s\u00f6z konusudur. \u00c2yette bahsedilen \u015fey ise ilan\u0131n kendisidir. Bunun i\u00e7in &#8220;Taberi Tefsiri&#8221;, \u0130bn\u00fc S\u00eerin&#8217;in &#8220;Yevmu&#8217;l-hacc\u0131l-ekberden murad\u0131n, Resulullah&#8217;\u0131n bulundu\u011fu ve kendisiyle birlikte \u00fcmmetinden de bir\u00e7oklar\u0131n\u0131n kat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 veda hacc\u0131d\u0131r.&#8221; dedi\u011fini naklettikten sonra, demi\u015ftir ki; bu m\u00e2n\u00e2 \u00e2yetteki &#8220;ezan&#8221; h\u00fckm\u00fcn\u00fcn ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi b\u00fcy\u00fck hac g\u00fcn\u00fcd\u00fcr ki, o da Hz. Peygamber&#8221;in hac yapt\u0131\u011f\u0131 senedir&#8221;. Bu da dolayl\u0131 ve kapal\u0131 bir istidlale muhta\u00e7t\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu halde \u00e2yetteki &#8220;hacc-\u0131 ekber&#8221; tabiri, yaln\u0131zca Ebu Bekir&#8217;in hacc\u0131na m\u00fcnhas\u0131r olmay\u0131p, Hz. Peygamber&#8217;in hacc\u0131na da \u00f6ncelikle delalet etmekte ise de bunu burada yaln\u0131zca Resul&#8217;\u00fcn hacc\u0131na tahsis etmek de do\u011fru de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u015eu halde gelelim &#8220;g\u00fcn&#8221; meselesine: Yevm, g\u00fcn demek oldu\u011fu gibi, genel olarak &#8220;vakit&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelebilir. Buna g\u00f6re &#8220;Hac g\u00fcn\u00fc&#8221;, hac vakti, hac zaman\u0131 anlam\u0131na gelebilirse de \u00e2yetin zahirine g\u00f6re, bunun hac zaman\u0131ndan bir g\u00fcn olmas\u0131d\u0131r. \u00dcstelik \u00f6yle bir g\u00fcn ki, d\u00f6rt ayl\u0131k yasa\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131 belirleyen bir g\u00fcn olabilsin. Halbuki yukar\u0131da verilen birinci, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc ve d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc m\u00e2n\u00e2lara g\u00f6re, &#8220;hacc-\u0131 ekber g\u00fcn\u00fc&#8221; demek, hacc-\u0131 ekber vakti demekten fazla bir\u015fey ifade etmez. Bu ise seneye ve aya ihtimali olsa da \u00e7ok \u00e7ok Arefe g\u00fcn\u00fcnden ba\u015flayarak Mina g\u00fcnlerinin sonuna kadar olan hac g\u00fcnlerinin i\u00e7ine al\u0131r. Nitekim baz\u0131 m\u00fcfessirler bu g\u00f6r\u00fc\u015fteler. \u0130bn\u00fc At\u0131yye, tefsirinde demi\u015ftir ki, hadislerden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re Hz. Ali, bu \u00e2yetleri Arefe g\u00fcn\u00fc Hz. Ebu Bekir&#8217;in hac hutbesinden hemen sonra okumu\u015f, fakat insanlar\u0131n hepsinin i\u015fitmedi\u011fini g\u00f6rm\u00fc\u015f, bir kere de Bayram g\u00fcn\u00fc Mina&#8217;da okumu\u015ftur. Hatta Hz. Ebu Bekir, o g\u00fcn Ebu Hureyre ve daha ba\u015fkalar\u0131n\u0131 Hz. Ali&#8217;ye yard\u0131mc\u0131 olmalar\u0131 i\u00e7in g\u00f6revlendirmi\u015f, bunlar da Z\u00fclmecaz v.s. Arap \u00e7ar\u015f\u0131lar\u0131nda bu i\u015fi takip etmi\u015flerdir. Buna g\u00f6re, S\u00fcfyan b. Uyeyne&#8217;nin de dedi\u011fi gibi, bu g\u00fcn\u00fcn hac g\u00fcnlerinin b\u00fct\u00fcn\u00fcne \u015f\u00e2mil olmas\u0131 a\u00e7\u0131kl\u0131k kazan\u0131yor. M\u00fccahid&#8217;in de hacc-\u0131 ekber g\u00fcn\u00fc, b\u00fct\u00fcn Mina g\u00fcnleridir, m\u00fc\u015friklerin Z\u00fclmecaz, Ukaz ve Mecenne&#8217;de bulunduklar\u0131 s\u0131rada i\u00e7lerinde &#8220;Bu seneden sonra m\u00fc\u015frikler m\u00fcsl\u00fcmanlarla birlikte hac yapamayacaklard\u0131r!&#8221; diye nida ettirilinceye kadar olan toplant\u0131 zamanlar\u0131d\u0131r, dedi\u011fi naklediliyor.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de Ebu H\u00fcreyre (r.a.)nin kendisinden de rivayet edilmi\u015ftir ki; &#8220;Resulullah (s.a.v.) Ali&#8217;yi, Ber\u00e2e S\u00fbresi ile m\u00fc\u015friklere g\u00f6nderdi\u011fi zaman ben de Ali ile beraberdim. Ben de nida ediyordum, hatta sesim k\u0131s\u0131ld\u0131 ve \u015f\u00f6yle s\u00f6ylemekle emrolunmu\u015ftuk: Bu seneden sonra bir m\u00fc\u015frik haccetmeyecek ve Beyti \u00fcryan (\u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak) tavaf etmeyecek, Cennete ancak m\u00fcmin olan girecek. Her kimin Resulullah ile aras\u0131nda bir ahit varsa onun da d\u00f6rt ayl\u0131k s\u00fcresi vard\u0131r. D\u00f6rt ay ge\u00e7tikten sonra Allah, m\u00fc\u015friklerden uzakt\u0131r, Resul\u00fc de.&#8221; demi\u015ftir. Fakat bu arada s\u00f6z konusu d\u00f6rt aya ba\u015flang\u0131\u00e7 te\u015fkil edecek belli bir g\u00fcn\u00fcn de belirlenmesi laz\u0131m gelir ki, &#8220;B\u00fcy\u00fck hac g\u00fcn\u00fc&#8221; deyiminden a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya \u00e7\u0131kacak m\u00e2n\u00e2n\u0131n s\u00f6zkonusu hac g\u00fcnlerinden bir teki olmas\u0131 gerekir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, b\u00fct\u00fcn m\u00fcfessirler bunu genel anlamda &#8220;hac g\u00fcnleri&#8221; \u015feklinde de\u011fil de, hac g\u00fcnlerinden belli bir g\u00fcn olarak g\u00f6stermi\u015flerdir. Bu da ancak &#8220;hacc-\u0131 ekber&#8221; deyiminin ikinci m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 g\u00f6zetmekle m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. B\u00f6ylece bu g\u00fcn &#8220;hacc-\u0131 ekber&#8221;in en b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcn\u00fc demek olacakt\u0131r. Bu da ya Arefe g\u00fcn\u00fc veya bayram\u0131n birinci g\u00fcn\u00fc olabilecektir. &#8220;Hac Arefedir.&#8221; hadisi \u015ferifine bak\u0131nca bu g\u00fcn Arefe g\u00fcn\u00fc olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Ve bu hadisi \u015ferife g\u00f6re, baz\u0131lar\u0131 bunun Arefe g\u00fcn\u00fc oldu\u011funa kail olmu\u015flard\u0131r ki, nakledildi\u011fine g\u00f6re Hz. \u00d6mer, Abdullah b. Z\u00fcbeyr, Ebu Cuhayfe, T\u00e2vus, Ata, Abdullah b. M\u00fcseyyeb bunlar aras\u0131ndad\u0131r. L\u00e2kin Bakara S\u00fbresi&#8217;nde de ( \u00e2yet, 197-203) izah olundu\u011fu gibi, &#8220;Hac Arefedir.&#8221; buyurulmas\u0131, Arafat vakfesine yeti\u015femeyenin hacca yeti\u015fememi\u015f olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndand\u0131r. Bu ise hacc\u0131n en b\u00fcy\u00fck k\u0131sm\u0131n\u0131n Arefe olmas\u0131n\u0131 gerektirmez, \u00e7\u00fcnk\u00fc yaln\u0131zca Arefe&#8217;yle hac tamamlanm\u0131\u015f olmaz. Hac ancak bayram g\u00fcn\u00fc tamam olabilir. Tavaf, kurban, remy-i cimar (\u015feytan ta\u015flama) ve halk (tra\u015f olma) gibi hacla ilgili g\u00f6revler ancak bayram g\u00fcn\u00fc tamamlanabilir. Ger\u00e7ekten de Peygamber Efendimiz, veda hacc\u0131nda bayram\u0131n birinci g\u00fcn\u00fc cemrelerin yan\u0131nda durup &#8220;\u0130\u015fte hacc-i ekber budur.&#8221; buyurdu\u011fu da rivayet edilmi\u015fti. Bu sebeple m\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011fu hacc-\u0131 ekber g\u00fcn\u00fcn\u00fcn Bayram&#8217;\u0131n birinci g\u00fcn\u00fc oldu\u011funa k\u00e2il olmu\u015flard\u0131r. Ebu Musa el-E\u015f&#8217;ar\u00ee, \u0130bn\u00fc Ebi Evfa, Mu\u011f\u0131yre \u0130bn\u00fc \u015eu&#8217;be, \u0130bn\u00fc C\u00fcbeyr, \u0130krime, \u015ea&#8217;b\u00ee, Z\u00fchr\u00ee, \u0130bn\u00fc Zeyd ve S\u00fcdd\u00ee bunlardand\u0131r.<\/p>\n<p>Sonu\u00e7 olarak denilebilir ki, s\u00fbrenin ba\u015f\u0131 m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 \u00f6nceden yap\u0131lm\u0131\u015f antla\u015fmalar\u0131n feshiyle mutlak olarak ber\u00e2etin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 ve bunun suret ve h\u00fckm\u00fcn\u00fc haber vererek ve ilan ederek, gere\u011finin yerine getirilmesini \u00f6nemle belirtmektedir. Ve i\u015f bu de herkese ilan ve ilam\u0131n l\u00fczumunu ihbar ve tarihini tesbit eden, tahakkukunu te&#8217;kid ve a\u015fa\u011f\u0131da gelece\u011fi \u00fczere sebep ve sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayan bir beyannamedir. Ba\u015ftaki ber\u00e2et &#8220;o kimselere&#8221; diye hen\u00fcz ula\u015fmak \u00fczere bulunan mutlak anlamda bir ber\u00e2attir. Bu ikinci ise ise diye ile s\u0131lalanm\u0131\u015f, bilfiil ger\u00e7ekle\u015fmeye ba\u015flam\u0131\u015f olan ber\u00e2ettir. Ve her ikisinde de ber\u00e2etin m\u00fcteallak\u0131 (ilgi alan\u0131) m\u00fc\u015frikler, ilan\u0131n m\u00fcteallak\u0131 ise gerek k\u00e2fir, gerek m\u00fcmin b\u00fct\u00fcn insanlard\u0131r. Yukar\u0131da ge\u00e7en \u00e7e\u015fitli rivayetlerden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, Hz. Ali bunu ilana memur edilmi\u015f, Arafattan itibaren Mina g\u00fcnlerinin nihayetine, yani kurban bayram\u0131n\u0131n \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00fcn\u00fcne kadar o sene hac vaktinde bu ilan yap\u0131lm\u0131\u015f ve bu arada d\u00f6rt ayl\u0131k s\u00fcrenin ba\u015flang\u0131c\u0131na bayram g\u00fcn\u00fc ba\u015flang\u0131\u00e7 olmu\u015ftur. Bu \u00f6zellikleriyle s\u00fbrenin ba\u015f\u0131 veciz ve a\u00e7\u0131k bir &#8220;nebz&#8221;, bir ili\u015fki kesme \u00fcltimatomu olmu\u015f, bu ikinci \u00e2yetten itibaren de b\u00fct\u00fcn esbab-\u0131 mucibesiyle ve a\u00e7\u0131k\u00e7a bir sava\u015f ilan\u0131 beyannamesini ihtiva etmektedir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Ey insanlar, hepiniz bilmi\u015f olas\u0131n\u0131z ki, Allah, m\u00fc\u015friklerden uzakt\u0131r. Resul\u00fc de. Bununla beraber tevbe ederseniz bu sizin i\u00e7in hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Yok e\u011fer y\u00fcz \u00e7evirirseniz, tevbeden vazge\u00e7erseniz veya \u0130sl\u00e2m&#8217;dan veya verdi\u011finiz s\u00f6z\u00fc tutmaktan y\u00fcz \u00e7evirirseniz ve yola gelmezseniz, iyi biliniz ki, siz Allah&#8217;\u0131 aciz b\u0131rakamazs\u0131n\u0131z. Onun azab\u0131ndan ka\u00e7\u0131p kurtulamazs\u0131n\u0131z. Ve ey Muhammed, o k\u00e2firleri el\u00eem bir azab ile m\u00fcjdele.<\/p>\n<p>4- Ahdini bozanlara a\u015fa\u011f\u0131da bildirildi\u011fi \u015fekilde d\u00f6rt aydan fazla m\u00fchlet tan\u0131ma, ancak o m\u00fc\u015frikler i\u00e7inde kendileriyle antla\u015fma yapm\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131z, \u00fcstelik size hi\u00e7bir \u015feyi eksik b\u0131rakmayanlar, yani antla\u015fma \u015fartlar\u0131ndan hi\u00e7birine riayetsizlik etmeyenler, size do\u011frudan do\u011fruya hi\u00e7bir zarar vermedikleri gibi, size kar\u015f\u0131 olan hi\u00e7bir kimseye de arka \u00e7\u0131kmayanlar (Nitekim Hz. Peygamber ile yapt\u0131klar\u0131 antla\u015fma \u015fartlar\u0131na riayet eden Beni Huzaa&#8217;ya sald\u0131ran Beni Bekr gibi ki, bunlara Kurey\u015f m\u00fc\u015frikleri silah yard\u0131m\u0131 yapm\u0131\u015flard\u0131), i\u015fte b\u00f6yle dolayl\u0131 yollardan bile zarar vermeyenlere, i\u015fte b\u00f6ylelerine antla\u015fmada belirlenen m\u00fcddetin dolmas\u0131na kadar s\u00fcre tan\u0131y\u0131n. Yani bunlar\u0131 o antla\u015fmaya uymayanlarla kar\u0131\u015ft\u0131rmay\u0131n ve bir tutmay\u0131n. \u00d6b\u00fcrleri gibi, bunlara da d\u00f6rt ayl\u0131k s\u00fcre bitince hemen sava\u015f a\u00e7maya kalk\u0131\u015fmay\u0131n. Bunlara onlar gibi muamele etmeyin. Antla\u015fma \u015fartlar\u0131nda belirlenen s\u00fcre doluncaya kadar bekleyin, o s\u00fcrenin tamam\u0131 tamam\u0131na bitmesini g\u00f6zetin ve siz de antla\u015fma \u015fartlar\u0131na uyun. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, m\u00fcttakileri muhakkak sever. S\u00f6zle\u015fme \u015fartlar\u0131na uymak da takvadand\u0131r. \u0130sterse kar\u015f\u0131 taraf m\u00fc\u015frik olsun, onlar aras\u0131nda bile ahdine riayet eden vefal\u0131 kimselerle etmeyen gaddarlar\u0131 e\u015fit tutmak takvaya ayk\u0131r\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, Resulullah ile m\u00fc\u015frikler aras\u0131nda &#8220;K\u00e2&#8217;be&#8217;yi tavaftan kimseyi engellememek ve Mekke \u015fehrinde kimse tehdit edilmemek ve korkutulmamak&#8221; \u00fczere bir genel s\u00f6zle\u015fme, ayr\u0131ca Huzaa, M\u00fcdlic v.s. Arap kabileleri ile o kabilelerin \u00f6zelliklerine g\u00f6re yap\u0131lm\u0131\u015f olan ve belli s\u00fcreleri i\u00e7eren ikili s\u00f6zle\u015fmeler vard\u0131. Ne zaman ki, Hz. Peygamber Teb\u00fck Seferi&#8217;ne \u00e7\u0131kt\u0131, o zaman sava\u015fa kat\u0131lmay\u0131p Medine&#8217;de kalan m\u00fcnaf\u0131klar, etrafa \u00e7e\u015fitli yalan haberler yaymaya ba\u015flad\u0131lar. Bunun \u00fczerine de m\u00fc\u015frikler ahitlerini bozmaya ba\u015flad\u0131lar. \u00d6yle ki Hz. Peygamber&#8217;in Teb\u00fck&#8217;ten d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcnde onlar\u0131n bir\u00e7o\u011fu ahitlerini bozmu\u015f bulunuyorlard\u0131. Bunun \u00fczerine yukar\u0131da da anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde bu s\u00fbre nazil olmu\u015f, ahitleri y\u00fczlerine f\u0131rlat\u0131l\u0131p at\u0131lm\u0131\u015f ve &#8220;nebz&#8221; edilmi\u015f oldu. Ancak Beni Damra ve Beni Kin\u00e2ne gibi pek az kabile ahitlerini bozmam\u0131\u015f idi. \u0130\u015fte genel bir &#8220;nebz&#8221;den sonra bu \u00e2yette \u00f6zel ve ikili antla\u015fmalara temas edilerek ahitlerine riayet etmi\u015f olan bu gibi kimselere, antla\u015fmalar\u0131n \u00f6zelli\u011fine g\u00f6re o antla\u015fmalarda belirtilen s\u00fcrenin sonuna kadar s\u00fcre tan\u0131nmas\u0131, istisnai bir durum olarak bildirilmektedir. Onlar bir noksan i\u015f yapmad\u0131k\u00e7a antla\u015fmada belirlenen s\u00fcrenin sonuna kadar onlara m\u00fchlet tan\u0131nmas\u0131 emrolunmaktad\u0131r. Yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, Hz. Ali taraf\u0131ndan d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc madde olarak ilan edilen ve &#8220;Her ahit sahibine ahdi itmam olunacakt\u0131r.&#8221; f\u0131kras\u0131 da bunu i\u00e7ermekteydi.<\/p>\n<p>Yine denilmi\u015ftir ki, en fazla s\u00fcresi bulunan antla\u015fma da Beni Kinane&#8217;nin bir oyma\u011f\u0131 ile yap\u0131lm\u0131\u015f olan bir antla\u015fmayd\u0131, onun da dokuz ayl\u0131k s\u00fcresi kalm\u0131\u015ft\u0131. O da tamamland\u0131. Demek ki, bu ilandan dokuz ay sonra Arap Yar\u0131madas\u0131&#8217;nda ahit sahibi hi\u00e7bir m\u00fc\u015frik kalmam\u0131\u015f oluyordu.<\/p>\n<p>5-B\u00fct\u00fcn bunlar bilindikten sonra \u015fimdi \u015fu haram aylar s\u0131yr\u0131l\u0131nca, ge\u00e7ip gidince ki bu aylar &#8220;Onlardan d\u00f6rt tanesi haram aylard\u0131r.&#8221; (Tevbe 9\/36) d\u00f6rt ayd\u0131r. &#8220;Sana haram aylarda sava\u015f yapmay\u0131 sorarlar&#8230;&#8221; (Bakara 2\/217) \u00e2yeti uyar\u0131nca normal senelerde ge\u00e7erli olan haram aylar ki, Zilka&#8217;de, Zilhicce, Muharrem ve bir de Recep diye bilinen aylar olmay\u0131p, \u00e2yetinde s\u00f6z konusu olan ve Kurban Bayram\u0131&#8217;ndan sonras\u0131n\u0131 i\u00e7ine alan d\u00f6rt ayl\u0131k s\u00fcredir. Bunun ilk elli g\u00fcn\u00fc bilinen haram aylar kapsam\u0131na giriyor ise de geriye kalan yetmi\u015f g\u00fcn\u00fc bunun d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. Fakat bu ilana g\u00f6re, s\u00f6z konusu g\u00fcnler de t\u0131pk\u0131 haram aylar gibidir. Bu arada \u015fu da anlat\u0131lm\u0131\u015f oluyor ki, s\u00f6zle\u015fmeyi i\u00e7eren herhangi bir ay da t\u0131pk\u0131 haram aylardan olur. Yani tan\u0131nan d\u00f6rt ayl\u0131k s\u00fcre i\u00e7inde sald\u0131r\u0131 veya sava\u015f yasakt\u0131r, ahitlerine riayet edenlerin m\u00fcddetleri bitinceye kadar da durum yine b\u00f6yledir. Fakat bu haram aylar \u00e7\u0131k\u0131nca, yani tan\u0131nan d\u00f6rt ayl\u0131k s\u00fcre dolunca, art\u0131k o m\u00fc\u015frikleri nerede bulursan\u0131z katlediniz, \u00f6ld\u00fcr\u00fcn\u00fcz. Yani d\u00f6rt aydan sonra art\u0131k onlarla aran\u0131zda sava\u015f durumu ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde onlar\u0131n sald\u0131r\u0131lar\u0131n\u0131 beklemeksizin hemen onlara sava\u015f a\u00e7\u0131n\u0131z, haram ve hel\u00e2l fark\u0131 g\u00f6zetmeden onlar\u0131 nerede bulursan\u0131z ve nas\u0131l \u00f6ld\u00fcrebilirseniz \u00f6ylece \u00f6ld\u00fcr\u00fcn\u00fcz. Bununla beraber s\u00fcnnette m\u00fcsle yapmaktan, yani burun ve kulak gibi organlar\u0131 kesmekten ve bir kimseyi durdurup, elini kolunu ba\u011flayarak ok ve benzeri aletlerle yava\u015f yava\u015f ve i\u015fkence ile \u00f6ld\u00fcrmekten menedilmi\u015ftir. Bundan ba\u015fka Hz. Peygamber buyurmu\u015ftur ki, &#8220;\u00d6ld\u00fcrme y\u00f6n\u00fcnden insanlar\u0131n en iffetlisi iman ehlidir.&#8221; Ve yine &#8220;\u00d6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz vakit g\u00fczellikle \u00f6ld\u00fcr\u00fcn.&#8221; diye buyurmu\u015ftur. \u0130\u015fin b\u00f6yle olmas\u0131 gerekti\u011fini \u015fu \u00e2yetler de ima yollu anlat\u0131r: Ve onlar\u0131 tutunuz, yakalay\u0131p esir ediniz. Demek oluyor ki, tutup esir almak m\u00fcmk\u00fcn iken hemen \u00f6ld\u00fcrmeye kalkmamal\u0131d\u0131r ve onlar\u0131 hasrediniz, bulunduklar\u0131 yerden \u00e7\u0131k\u0131p serbest\u00e7e dola\u015fmalar\u0131na, \u015furaya buraya gitmelerine izin vermeyiniz, onlar i\u00e7in her mersada oturunuz yani ka\u00e7\u0131rmamak, ge\u00e7irmemek i\u00e7in evine, i\u015fine veya ticaret i\u00e7in sefere gidecek her ge\u00e7idi tutup onlar\u0131 g\u00f6z alt\u0131nda bulundurunuz. Art\u0131k tevbe ederlerse, yani \u015firkten vazge\u00e7ip imana gelirlerse Namaz\u0131 k\u0131l\u0131p zekat\u0131 verirlerse, yani namaz ve zekat\u0131 kabul ederek m\u00fcsl\u00fcman olurlarsa hemen yollar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131n\u0131z, koymu\u015f oldu\u011funuz engelleri kald\u0131r\u0131n\u0131z, yukar\u0131da s\u00f6z konusu edilenlerden hi\u00e7birini yapmay\u0131n\u0131z, onlar\u0131 kendi hallerine b\u0131rak\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah gafurdur, rah\u00eemdir. \u0130mana girmelerinden dolay\u0131, daha \u00f6nce yapm\u0131\u015f olduklar\u0131 \u015feyleri, \u015firk, k\u00fcf\u00fcr ve haks\u0131zl\u0131klar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flar, \u00fcstelik iman ve taatlerine ecir ve sevap da verir. Demek ki, o m\u00fc\u015friklere ya \u00f6l\u00fcm ve esaret veya \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmekten ba\u015fka bir\u015fey b\u0131rak\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r. \u0130leride de gelece\u011fi \u00fczere, onlardan, ehl-i kitapta oldu\u011fu gibi, cizye dahi kabul edilmeyecektir. Hasan Basri rivayet etmi\u015ftir ki; esirlerden biri, Hz. Peygamber&#8217;e i\u015fittirecek \u015fekilde &#8220;Allah&#8217;a tevbe ederim, Muhammed&#8217;e tevbe etmem.&#8221; diye \u00fc\u00e7 kere ba\u011f\u0131rm\u0131\u015f, Peygamber Efendimiz de &#8220;B\u0131rak\u0131n\u0131z, hakk\u0131 ehline tan\u0131d\u0131.&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>6-Bu noktada tevbe ile ilgili olarak sava\u015fta kar\u015f\u0131 tarafa, harb\u00eeye tan\u0131nacak eman meselesine de dikkat \u00e7ekilerek buyuruluyor ki; Ve e\u011fer m\u00fc\u015friklerden biri sana isticare ederse, yani s\u00f6z konusu s\u00fcre sona erdikten sonra bile sana s\u0131\u011f\u0131n\u0131rsa, senden eman isterse, senin kendisine eman verip car olman\u0131, sald\u0131r\u0131dan himaye etmeni talep ederse sen de ona eman ver, ta ki, Allah kel\u00e2m\u0131n\u0131 dinlesin. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 ve ger\u00e7e\u011fin delillerini dinlesin, davet etti\u011fin dinin hakikat ve hakkaniyetine muttali olmak imk\u00e2n\u0131n\u0131 elde etsin. Zira o dili bilenler i\u00e7in yaln\u0131zca i\u015fitmek hakikat\u0131 anlamaya kafi gelebilir.<\/p>\n<p>Rivayet olunuyor ki, Hz. Ali&#8217;ye m\u00fc\u015friklerden bir adam geldi, &#8220;Bu s\u00fcre bittikten sonra \u015fayet bizden bir kimse Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 dinlemek i\u00e7in veya ba\u015fka bir ihtiya\u00e7 i\u00e7in Muhammed&#8217;e gelecek olsa hemen \u00f6ld\u00fcr\u00fclecek midir?&#8221; dedi. O da &#8220;Hay\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2 \u015f\u00f6yle buyuruyor.&#8221; dedi ve \u00e2yetini okudu. Hz. Ali&#8217;nin bu s\u00f6z\u00fc zahiren \u00e2yete ayk\u0131r\u0131 gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Zira \u00e2yette hacet zikredilmemi\u015f, yaln\u0131zca &#8220;Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 dinleyebilsin&#8221; diye buyurulmu\u015ftur. Bunun i\u00e7in denilmi\u015ftir ki, ihtiya\u00e7tan maksat, herhangi bir d\u00fcnya haceti de\u011fil dinle ilgili bir ihtiya\u00e7t\u0131r. Zira Peygamber Efendimiz&#8217;e gelecek olan kimse dinle ilgili bir ihtiya\u00e7 i\u00e7in gelir. Allah kel\u00e2m\u0131yla ilgili olan her t\u00fcrl\u00fc i\u015f, mesela inan\u00e7 problemleriyle ilgili sorabilece\u011fi her t\u00fcrl\u00fc soru ve alaca\u011f\u0131 cevaplar, onlara ait deliller genel olarak Allah kel\u00e2m\u0131n\u0131 dilemi\u015f olmak gibidir. Fakat dikkat olunursa, \u00e2yette aksine yasak getiren bir ifade ve ima yoktur. \u00d6yleyse haceti b\u00f6yle s\u0131n\u0131rlamaya da l\u00fczum yoktur. Zira \u00e2yette isticare mutlak anlamda eman dilemek \u015feklindedir. &#8220;T\u00e2 ki, Allah kel\u00e2m\u0131n\u0131 dinleyebilsin.&#8221; kayd\u0131 &#8220;eman&#8221;a de\u011fil, &#8220;fe ecirhu&#8221;ya m\u00fcteallakt\u0131r. Bu ise \u015fu demektir ki, eman dileyen hangi maksat ve hacetten dolay\u0131 dilerse dilesin, eman veren onun Allah kel\u00e2m\u0131n\u0131 dinleme imk\u00e2n\u0131na kavu\u015faca\u011f\u0131n\u0131, bu dinlemedeki hikmeti ve fayday\u0131 g\u00f6zeterek eman vermelidir. \u015eu halde dinleme isteyeni bu gaye ile, yani bir dini hacet ve talep ile eman dilerse ona eman vermek vacip olur. Fakat mutlak surette veya bir d\u00fcnya ihtiyac\u0131ndan dolay\u0131 eman dilerse ona mutlaka eman vermek vacip olmaz. Yerine g\u00f6re, caiz de olabilir, hatta reddi de vacip olabilir. \u015eu halde bu \u00e2yetten ba\u015fl\u0131ca \u015fu sonu\u00e7lar \u00e7\u0131kar\u0131labilir:<\/p>\n<p>1. Baz\u0131 \u00e2limler demi\u015flerdir ki; bir k\u00e2fir, itikat etmek i\u00e7in bizden iman ve tevhidin ve Hz. Peygamber&#8217;in n\u00fcb\u00fcvvetinin delillerini ve gerek\u00e7elerini \u00f6\u011frenme talebinde bulunursa, yani bu konuda ikna olmak isterse, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini ve Hz. Peygamber&#8217;in ger\u00e7ek peygamber oldu\u011funu anlatmak ve bu konudaki belge ve delileri ortaya koymak \u00fczerimize vacip olur. Ve bir harb\u00ee, b\u00f6yle bir talepte bulundu\u011fu zaman bu delilleri a\u00e7\u0131klay\u0131p belgeleri ortaya koymadan onu \u00f6ld\u00fcrmeye kalk\u0131\u015fmak caiz olmaz. Zira Allah Te\u00e2l\u00e2 yukar\u0131da a\u00e7\u0131klanan bunca ilandan ve s\u00fcrenin sona ermesinden sonra bile &#8220;ta ki, Allah kel\u00e2m\u0131n\u0131 i\u015fitebilsinler&#8221; diyerek onlara eman verilmesini emir buyurmu\u015ftur. Bu emir \u015funa delalet eder ki, her kim bizden i\u015fiyle ilgili bir \u015feyin tarifini talep eder ve bu konuda yard\u0131m dilerse ona o istedi\u011fi \u015feyi \u00f6\u011fretmek \u00fczerimize vacip olur.<\/p>\n<p>2. F\u0131k\u0131h \u00e2limleri demi\u015flerdir ki, bir harb\u00ee, d\u00e2r-\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8217;a dahil oluverirse kendisi de, mal\u0131 da ganimet olur. Ancak \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmek niyetiyle Allah kel\u00e2m\u0131n\u0131 i\u015fitmek gibi bir \u015fer&#8217;\u00ee maksat veya ticaret i\u00e7in eman dileyerek ve eman alarak girerse, hatta bir sabinin veya bir mecnunun verdi\u011fi eman ile dahi girerse, bunlar\u0131n verdi\u011fi eman\u0131n birer \u015f\u00fcpheli eman olmas\u0131na ra\u011fmen o harb\u00eenin sald\u0131r\u0131dan korunmas\u0131 vacip olur. Herhangi biri, \u0130sl\u00e2m diyar\u0131na bir el\u00e7ilik g\u00f6revi ile giderse el\u00e7ilik bizatihi emand\u0131r. Birisi dar-\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8217;daki bir mal\u0131n\u0131 almak i\u00e7in girer ve o mal\u0131n da eman\u0131 bulunursa, o mal\u0131n eman\u0131, ayn\u0131 zamanda sahibinin de eman\u0131 olur.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 \u00f6yle, o maksatla eman ver, sonra da onu g\u00fcvenlik i\u00e7inde g\u00fcvenli yerine ilet. Allah kel\u00e2m\u0131n\u0131 dinledikten sonra iman etmezse bile can\u0131 ve mal\u0131 sald\u0131r\u0131dan korunmu\u015f olarak onu g\u00fcvenli oldu\u011fu mahalline kadar, yani vatan\u0131na kadar ilet.<\/p>\n<p>Binaenaleyh dinleyicinin uzun s\u00fcre \u0130sl\u00e2m diyar\u0131nda tutulup bekletilmesi de caiz de\u011fildir. \u0130\u015fte bu, yani bu eman ve ibla\u011f emri \u015fundan dolay\u0131d\u0131r ki, bunlar ger\u00e7ekten bir \u015fey bilmez bir kavimdirler. \u0130man ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n hakikat\u0131n\u0131 ve ahkam\u0131n\u0131 bilmezler ve hatta bu Arap m\u00fc\u015frikleri her hususta cahil bir kavimdir. \u015eu halde eman laz\u0131md\u0131r ki, hakk\u0131 duysunlar da hi\u00e7bir mazaretleri kalmas\u0131n.<\/p>\n<p>Bu esaslar anla\u015f\u0131ld\u0131ktan sonra ber\u00e2enin hikmet ve sebeplerine gelelim:<\/p>\n<p>Bu ilan \u00fczerine antla\u015fma yapm\u0131\u015f olanlara kar\u015f\u0131 bu \u015fekilde bir ber\u00e2et ilan\u0131 ve ili\u015fki kesme, bir ahde vefas\u0131zl\u0131k ve \u015fu halde bir haks\u0131zl\u0131k, bir sald\u0131r\u0131 demek olmaz m\u0131, gibi bir \u015f\u00fcphe s\u00f6z konusu de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>7. O m\u00fc\u015friklerin Allah kat\u0131nda ve Resul\u00fc kat\u0131nda herhangi bir ahdi nas\u0131l olabilir? Ancak Mescid-i Haram yan\u0131nda antla\u015fma yapt\u0131klar\u0131n\u0131z var ki, bunlar size kar\u015f\u0131 do\u011fru durduk\u00e7a siz de onlara do\u011fru olun. Allah (hainlikten) sak\u0131nanlar\u0131 elbette sever.<\/p>\n<p>8. Onlarla nas\u0131l s\u00f6zle\u015fme olabilir ki, sizin aleyhinize ellerine bir f\u0131rsat ge\u00e7se, hakk\u0131n\u0131zda ne bir antla\u015fma g\u00f6zetirler, ne de bir yemin. Dil ucuyla sizi ho\u015fnud etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar, fakat kalbleri o kadar\u0131na da raz\u0131 olmaz. Zaten onlar\u0131n \u00e7o\u011fu fas\u0131kt\u0131rlar.<\/p>\n<p>9. Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini az bir \u00e7\u0131kara de\u011fi\u015ftirdiler de Allah yolundan engellediler. Ger\u00e7ekten de bunlar ne fena \u015feyler yapageldiler.<\/p>\n<p>10. Bir m\u00fcmin hakk\u0131nda ne bir yemin g\u00f6zetirler, ne de bir antla\u015fma. Bunlar i\u015fte b\u00f6yle haddi a\u015fan kimselerdir.<\/p>\n<p>11. E\u011fer tevbe ederler, namaz\u0131 k\u0131larlar, zekat\u0131 verirlerse dinde karde\u015fleriniz olurlar. Biz \u00e2yetleri, bilen bir kavme a\u00e7\u0131klar\u0131z.<\/p>\n<p>12. E\u011fer verdikleri s\u00f6zden sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzat\u0131rlarsa, o k\u00fcf\u00fcr \u00f6nc\u00fclerini hemen \u00f6ld\u00fcr\u00fcn. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n yeminleri yoktur. Ola ki, vazge\u00e7erler.<\/p>\n<p>7- O m\u00fc\u015frikler (yani ahitlerine riayet etmeyen m\u00fc\u015frikler) i\u00e7in Allah kat\u0131nda ve Resul\u00fc kat\u0131nda bir ahit nas\u0131l bulunur ki? B\u00f6yle do\u011fruluktan sapan kimselerin ger\u00e7ekte ahdi mi kal\u0131r? Ancak Mescid-i Haram yan\u0131nda kendileriyle antla\u015fma yapm\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131z m\u00fcstesnad\u0131r. Yani s\u00f6z konusu m\u00fc\u015frikler i\u00e7inde hen\u00fcz s\u00f6z\u00fcnde duranlar ve ahde vefa g\u00f6sterenler olabilir. Onun i\u00e7in yukar\u0131da da istisna edilmi\u015f, haklar\u0131nda &#8220;Onlar\u0131n s\u00fcresini, s\u00f6zle\u015fmedeki s\u00fcrenin bitimine kadar itmam et.&#8221; buyurulmu\u015ftur. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 bunlar size do\u011fru d\u00fcr\u00fcst davrand\u0131klar\u0131 m\u00fcddet\u00e7e siz de onlara kar\u015f\u0131 d\u00fcr\u00fcst olun. Yani yukar\u0131daki istisna ve s\u00f6zle\u015fme s\u00fcresinin sonuna kadar bekleme emri de mutlak de\u011fil, bu \u015farta ba\u011fl\u0131 olarak ge\u00e7erlidir. \u015eayet di\u011ferlerinin yapt\u0131klar\u0131 gibi, bunlarda s\u00fcrenin dolmas\u0131n\u0131 beklemeden ahitlerini bozarlarsa bunlar\u0131n da ahdi kalmaz. Yok e\u011fer s\u00fcrenin sonuna kadar uslu dururlarsa sizin de sonuna kadar s\u00f6z\u00fcn\u00fczde durman\u0131z gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, muhakkak ki, muttakileri sever.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu \u00e2yetin f\u00e2s\u0131las\u0131 ile yukar\u0131daki istisna \u00e2yetinin f\u00e2s\u0131las\u0131 ayn\u0131d\u0131r. B\u00f6ylece \u00e2yetler birbirine tercii bend ile ba\u011flanm\u0131\u015f gibidir. Bu ba\u011flant\u0131 ile o \u00e2yette s\u00f6z konusu edilen kimselerin bu \u00e2yette s\u00f6z konusu edilenlerle ayn\u0131 kimseler oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir. Zira \u00f6nceki istisna her zamanda, her devirde meydana gelebilecek olaylarla ilgili genel ve k\u00fcll\u00ee bir kavram \u00fczerinedir. Bu istisna da o \u00e2yetin as\u0131l n\u00fczul sebebi olanlara uygulanmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Acaba Mescid-i Haram yan\u0131nda antla\u015fma yapan bu insanlar kimlerdi? Kurey\u015f veya Huzaa denilmi\u015f ise de buradaki \u0131tlak (genel manada kullan\u0131lmas\u0131) ile onun do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Zira Kurey\u015f de, Huzaa da bu s\u00fbrenin n\u00fczul\u00fcnden bir sene \u00f6nce Mekke fethiyle birlikte \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmi\u015f idiler. Burada muahedeleri devam eden m\u00fc\u015frikler aras\u0131nda say\u0131lan bu m\u00fcstesnalar aras\u0131nda onlar\u0131n bulunmas\u0131 bu a\u00e7\u0131dan m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bunun i\u00e7in Beni Kinane ve Beni Damre denilmi\u015ftir. Fakat anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Beni Kinane&#8217;nin de hepsi de\u011fildir. Bu konuda en a\u00e7\u0131k rivayet, Taberi ve daha ba\u015fkalar\u0131n\u0131n kayd\u0131na g\u00f6re, \u0130bn\u00fc \u0130shak&#8217;\u0131n rivayetidir. Denilmi\u015ftir ki, bunlar Hudeybiye g\u00fcn\u00fc Hz. Peygamber ile Kurey\u015f aras\u0131nda yap\u0131lan antla\u015fmada belli s\u00fcrenin sonuna kadar Kurey\u015f&#8217;in ahdine dahil olmu\u015f bulunan Beni Bekir kabileleridir ki, bu antla\u015fmay\u0131 Kurey\u015f&#8217;den \u015fu belli oymak ile, yani \u015fu bilinen Kurey\u015f m\u00fc\u015frikleri ile Beni Bekir&#8217;den Beni D\u00fcil&#8217;den ba\u015fkalar\u0131 antla\u015fmay\u0131 \u00e7i\u011fnememi\u015flerdi. \u015eu halde Beni Bekir&#8217;den antla\u015fmay\u0131 bozmayanlar i\u00e7in &#8220;Size kar\u015f\u0131 do\u011fru ve d\u00fcr\u00fcst olduklar\u0131 m\u00fcddet\u00e7e&#8230;&#8221; \u00e2yetiyle s\u00f6z konusu m\u00fcddetin sonuna kadar s\u00f6zle\u015fme \u015fartlar\u0131na m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n da riayet etmeleri emrolundu. \u015eu halde mesele gayet ince ve naziktir. Zira buna g\u00f6re antla\u015fman\u0131n asl\u0131 Hudeybiye Mu\u00e2hedesi&#8217;dir. Hudeybiye, Mekke&#8217;nin yak\u0131n\u0131nda olmak bak\u0131m\u0131ndan \u00e2yette &#8220;Mescid-i Haram yan\u0131nda&#8230;&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bununla mu\u00e2hedenin \u00f6nemine ve kuvvetine ve bunu \u00e7i\u011fnemenin pek b\u00fcy\u00fck bir c\u00fcr\u00fcm oldu\u011funa da b\u00f6ylece i\u015faret edilmi\u015ftir. B\u00f6yle oldu\u011fu halde m\u00fc\u015frikler bu s\u00f6zle\u015fmeyi bozmu\u015flar, Kurey\u015f&#8217;in ahdine dahil olan Beni Bekir&#8217;den Beni D\u00fcil, Resulullah&#8217;\u0131n ahdine dahil Huzaa&#8217;ya sald\u0131rm\u0131\u015f, Kurey\u015f m\u00fc\u015frikleri sald\u0131ran tarafa silah yard\u0131m\u0131 yaparak sald\u0131rganlar\u0131 te\u015fvik edip desteklemi\u015f, bunun \u00fczerine s\u00f6z konusu mu\u00e2hede bozulmu\u015f ve bu sald\u0131r\u0131ya kar\u015f\u0131 koymak i\u00e7in harekete ge\u00e7ilmi\u015f, bu da Mekke&#8217;nin fethiyle sonu\u00e7lanm\u0131\u015ft\u0131. Huzaa kabilesi ile \u00e7\u00f6lde ya\u015fayan bir iki k\u00fc\u00e7\u00fck kabileden ba\u015fka Kurey\u015f, oldu\u011fu gibi \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 kabul eylemi\u015f, b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yeni bir durum ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. B\u00f6ylece Hudeybiye Mu\u00e2hedesi, esas itibariyle s\u00fcresinden \u00f6nce bozulmu\u015f ve ortadan kalkm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte dikkat \u00e7eken nokta buras\u0131d\u0131r ki, b\u00f6yle esas itibariyle ortadan kalkm\u0131\u015f olan bir s\u00f6zle\u015fmenin dolayl\u0131 yollardan ilgisi bulunan ve o mu\u00e2hedenin bozulmas\u0131na kat\u0131lmayan ve \u015fartlara do\u011fru d\u00fcr\u00fcst riayet edenler hakk\u0131nda, onun h\u00fckm\u00fcn\u00fc kalkmad\u0131\u011f\u0131 ve onlar bu d\u00fcr\u00fcst tutumlar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmek \u015fart\u0131yla mu\u00e2hedenin yaz\u0131l\u0131 s\u00fcresinin bitimine kadar ge\u00e7erli ve bu durumda bile onun \u015fartlar\u0131na uyman\u0131n ehl-i \u0130sl\u00e2m i\u00e7in bir zorunluluk oldu\u011fu ve onu hi\u00e7e saymaktan sak\u0131nmak gerekti\u011fi \u00f6nemle ihtar edilmektedir. Halbuki d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle as\u0131l taraf olan Kurey\u015f&#8217;in s\u00f6zle\u015fmeyi bozmas\u0131yla, yani asl\u0131n sukutu ile fer&#8217;in de sukut edece\u011fine h\u00fckmetmek laz\u0131mgelirdi. Demek oluyor ki, burada bu k\u0131yas\u0131n aksine, \u015f\u00fcpheli ahdin de ahit h\u00fckm\u00fcnde tutulmas\u0131, Allah ve Resul\u00fc kat\u0131nda diyanet, do\u011fruluk, Allah&#8217;tan sak\u0131nma ve hikmetin gere\u011fidir. Bunun b\u00f6yle oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Nitekim bundan dolay\u0131d\u0131r ki, \u0130sl\u00e2m fakihleri &#8220;\u015f\u00fcphe-i eman emand\u0131r&#8221; demi\u015flerdir. \u015eu halde burada ne kadar y\u00fcksek bir il\u00e2h\u00ee hukuk esas\u0131 bulundu\u011funu g\u00f6zden ka\u00e7\u0131rmamak gerekir.<\/p>\n<p>Ayr\u0131ca burada s\u00f6z konusu edilen Beni Bekr, &#8220;Taber\u00ee Tefsiri&#8221;nde a\u00e7\u0131k\u00e7a yer ald\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, Beni Kinane&#8217;nin bir kolu olan Beni Bekr&#8217;dir. demek ki, Beni Kinane ve bunlardan Beni Bekr kabilelerinin hepsi de ahde riayet etmi\u015f de\u011fillerdir. Zira Hudeybiye Mu\u00e2hedesini ilk \u00f6nce bozanlar bunlar i\u00e7inden Beni Duil olmu\u015ftur. \u015eu halde Beni Kinane veya Beni Bekr Huzaa&#8217;ya sald\u0131rmakla Hudeybiye Mu\u00e2hedesini bozdular denildi\u011fi zaman bunun i\u00e7inde Beni D\u00fcil&#8217;in de dolay\u0131s\u0131yla bulundu\u011funu anlamal\u0131d\u0131r. Yine bunun gibi, Beni Kinane veya Beni Bekr, ahitlerini bozmad\u0131lar denildi\u011fi zaman da i\u00e7lerinden Beni D\u00fcil&#8217;den ba\u015fkalar\u0131n\u0131 anlamak gerekir.<\/p>\n<p>8-Evet nas\u0131l olur? O m\u00fc\u015friklerin \u015fu halleri ile Allah ve Resul\u00fc kat\u0131nda bir ahdi nas\u0131l olabilir? Ki size bir \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011flarlarsa, ellerine bir f\u0131rsat ge\u00e7er de size kar\u015f\u0131 bir zafer elde ederlerse hakk\u0131n\u0131zda ne bir ill, ne de bir zimmet g\u00f6zetmezler.<\/p>\n<p>\u0130ll: Esas\u0131nda keskinlik veya parlakl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131narak feryad, yemin, ahit ve yak\u0131nl\u0131k anlamlar\u0131na kulan\u0131lan bir kelimedir. \u0130branice &#8220;ill&#8221; Arap\u00e7ala\u015fm\u0131\u015f olarak &#8220;il\u00e2h&#8221; anlam\u0131na geldi\u011fi de s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bu takdirde Allah ad\u0131na yap\u0131lm\u0131\u015f olan yemin demek olur.<\/p>\n<p>Zimmet: Korunmas\u0131 ve himayesi, gereken ve yitirilmesi de zemmi gerektiren her hangi bir i\u015f anlam\u0131na ahd \u00fc eman, taahh\u00fct, emanet ve g\u00f6rev demektir ki, bozulmas\u0131 ve riayet edilmemesi k\u0131nanmay\u0131 icap ettirir. \u0130\u015fte bu anlamdan al\u0131narak \u015feriatte bir ki\u015finin lehinde ve aleyhinde \u00eecaba (kabullenme) ve isticaba (kabul etmeye) ehil olmas\u0131 vasf\u0131na denilir ki, ahdi bulunan ki\u015fi diye de tarif edilir. Ba\u015fka bir deyi\u015fle hukuki \u015fahsiyyet, yahut bunu te\u015fkil eden m\u00fcmeyyiz vas\u0131f, yani hak ve vazife ehliyyeti demektir. \u00d6nceki l\u00fcgat m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile bor\u00e7 bir zimmettir. \u0130kinci \u015fer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2 ile ise zimmette olan \u015feydir. (\u00c2r\u00e2f S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Ben sizin Rabbiniz de\u011fil miyim? &#8220;Evet&#8221;, dediler.&#8221; (\u00e2yet: 172) \u00e2yetinin tefsirine bkz). Tasavvurdaki bor\u00e7 bu yarat\u0131l\u0131\u015ftaki anla\u015fma ile, yani insan varl\u0131\u011f\u0131ndaki tevhid ve marifet kabiliyeti ile, bilfiil bor\u00e7 da buna dayal\u0131 olarak bilfiil yap\u0131lan taahh\u00fct ile sabit ve ge\u00e7erli olur. \u00c2yet selb-i k\u00fcll\u00ee (tam olumsuzluk) ile varid oldu\u011funa g\u00f6re, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle hangi anlamda olursa olsun onlar ill (ahid) ve zimmet nam\u0131na hi\u00e7bir \u015fey tan\u0131mazlar demek olur. Yani bir f\u0131rsat bulurlarsa b\u00fct\u00fcn ahitlerine ra\u011fmen sizin hakk\u0131n\u0131zda ne Allah&#8217;\u0131, ne yeminlerini, ne yak\u0131nl\u0131klar\u0131n\u0131, ne de ahitlerini ve zimmetlerini tan\u0131mazlar, hepsini hi\u00e7e sayarlar. Ne kadar feryad etseniz, \u00e7a\u011f\u0131r\u0131p ba\u011f\u0131rsan\u0131z yine de tan\u0131mazlar. En keskin, en parlak kutsal haklara ve verdikleri ahde bakmazlar g\u00f6z g\u00f6re g\u00f6re size k\u0131yarlar, dilediklerini yaparlar. Bununla beraber b\u00fct\u00fcn bu m\u00e2n\u00e2lar, \u015fu iki noktayla \u00f6zetlenebilir: Ne il\u00e2h\u00ee, ne be\u015fer\u00ee hi\u00e7bir hakk\u0131 ve ahdi g\u00f6zetmezler. Sizden kendilerine sa\u011flanacak haklarda de\u011fil, kendilerinden size sa\u011flanacak haklarda sizin hakk\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6zetmezler. A\u011f\u0131zlar\u0131yla sizi raz\u0131 ve ho\u015fnud etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Vefak\u00e2rl\u0131ktan, dostluktan, insaniyyetten ve insaftan bahseder, iman ve taatten dem vururlar, kand\u0131rmak ve inand\u0131rmak i\u00e7in yeminler ederler. Verdikleri s\u00f6zler tam tersine \u00e7\u0131kt\u0131k\u00e7a as\u0131ls\u0131z mazeretlerle \u00f6z\u00fcr dilerler, uydurma sebepler ve bahaneler bulurlar. L\u00e2kin b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 sadece dil ucuyla yaparlar halbuki kalpleri hep \u00e7ekimser kal\u0131r, a\u011f\u0131zlar\u0131ndaki s\u00f6z g\u00f6n\u00fcllerinden ge\u00e7irdikleri niyyetlerle taban tabana z\u0131tt\u0131r. A\u011f\u0131zlar\u0131ndan \u00e7\u0131kanlar kuru ve bo\u015f laflardan ibarettir. Dostluk de\u011fil, iki y\u00fczl\u00fcl\u00fck yani ya\u011fc\u0131l\u0131kt\u0131r. Ve bunlar\u0131n pek \u00e7o\u011fu fas\u0131kt\u0131r. Taatten ve ahitten uzakla\u015fm\u0131\u015f, ald\u0131r\u0131\u015fs\u0131z ve inat\u00e7\u0131d\u0131rlar. Pek az bir k\u0131sm\u0131nda g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, haks\u0131zl\u0131ktan \u00e7ekinecek, namussuzluktan sak\u0131nacak ne bir inan\u00e7lar\u0131, ne k\u00f6t\u00fcl\u00fckten engelleyici insaflar\u0131, ne de bir insani yi\u011fitlikleri ve mertlikleri yoktur. Utanmaz ve arlanmaz kimselerdir.<\/p>\n<p>9- Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini az bir paraya satt\u0131lar. Ahitlerin yerine getirilmesini ve her hususta d\u00fcr\u00fcst davran\u0131lmas\u0131n\u0131 emreden Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini gayet az ve \u00f6nemsiz bir \u015feye, bir anl\u0131k d\u00fcnya ihtiraslar\u0131na de\u011fi\u015ftiler de Allah yolundan engellediler. Allah&#8217;\u0131n yolunu kestiler, Allah&#8217;a giden yola engeller koydular, Beytullah yolundan, hak dinden, \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmekten, ibadet ve itaatten vazge\u00e7irmeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar. Denilmi\u015ftir ki, Ebu S\u00fcfyan ve \u0130bn\u00fc Harb, Peygamber&#8217;in taraf\u0131n\u0131 tutanlar\u0131 bir yana b\u0131rak\u0131p, yaln\u0131zca kendi taraftarlar\u0131na bir ziyafet vermi\u015fti. Bu bir lokma yemek sebebiyle onlar da Ebu S\u00fcfyan&#8217;\u0131n tahrikiyle ahitlerini bozmu\u015flard\u0131. Hakikaten bunlar ne fena i\u015fler yap\u0131yorlard\u0131, yahut \u00f6tedenberi yapageldikleri \u015feyler kendileri i\u00e7in ne kadar fena oldu, ne kadar pahal\u0131ya mal oldu.<\/p>\n<p>10- Hi\u00e7bir m\u00fcmin hakk\u0131nda ne bir yemin, ne de bir ahit g\u00f6zetmezler. Yani b\u00fct\u00fcn\u00fcyle \u0130sl\u00e2m \u00fcmmeti hakk\u0131nda g\u00f6zetmedikleri gibi, m\u00fcminlerden bir tek ki\u015fi hakk\u0131nda bile hi\u00e7bir hakk\u0131 ve ahdi g\u00f6zetmezler. Ve i\u015fte bunlar o sald\u0131rganlar o tecav\u00fczk\u00e2r tutumlar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcren kimselerdir. Hak hukuk tan\u0131mayan, haddi a\u015fan, zul\u00fcm ve sald\u0131r\u0131dan, haks\u0131zl\u0131ktan geri kalmayan kimseler i\u015fte bunlard\u0131r. \u0130\u015fte sald\u0131rgan diye bunlara denir. Yoksa bunlara kar\u015f\u0131 usul\u00fcnce ber\u00e2et ilan edip sava\u015f a\u00e7acak olanlara de\u011fil. \u00c7\u00fcnk\u00fc esas sald\u0131rganlar bunlard\u0131r.<\/p>\n<p>11- \u0130mdi bunlar e\u011fer tevbe ederler, \u015firkten ve k\u00fcf\u00fcrden vazge\u00e7erlerse, namaz\u0131 k\u0131larlar, zekat\u0131 da verirlerse, o zaman dinde karde\u015flerinizdirler. Sizin lehinize olan onlar\u0131n da lehine, aleyhinize olan onlar\u0131n da aleyhine olmak \u00fczere b\u00fct\u00fcn hak ve g\u00f6revlerde sizinle e\u015fit olurlar. \u015eu halde m\u00fcsl\u00fcman olduklar\u0131 takdirde kendilerini karde\u015f biliniz ve onlara karde\u015f muamelesi ediniz. Ve biz bu \u00e2yetleri bilen ve anlayan kavme ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131klar\u0131z. Yani bu \u00e2yetlerin delalet ettikleri h\u00fck\u00fcmleri anlayacak, tan\u0131yacak olan bir kavme tafsilatl\u0131 olarak a\u00e7\u0131kl\u0131yoruz. Yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;anlamayan kavme&#8221; de\u011fil, ilmin de\u011ferini bilen, hakk\u0131 ve hukuku tan\u0131yan kimselere b\u00f6ylece ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak bildiriyoruz ki, onlar bu \u00e2yetlerden istifade ederler. Bu c\u00fcmle, bu \u00e2yetlerde gizlenmi\u015f bulunan derin m\u00e2n\u00e2 ve hikmetleri ve h\u00fck\u00fcmleri iyice d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp hakk\u0131n\u0131 takdir ve ifaya te\u015fvik i\u00e7in zeyl halinde bir ara c\u00fcmledir. Yani, Ey m\u00fcminler! Siz bu \u00e2yetlerdeki ayr\u0131nt\u0131l\u0131 a\u00e7\u0131klamalar\u0131n kadrini k\u0131ymetini biliniz, onlar\u0131 iyi anlay\u0131p, ahk\u00e2m\u0131 ile amel ediniz. Onlar da de\u011ferini bilirler ve tevbe edip \u0130sl\u00e2m&#8217;a girerlerse, size karde\u015f olma \u015ferefine ererlerse kendileri i\u00e7in b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015f olur. De\u011ferini anlamazlarsa o zaman kendileri bilirler.<\/p>\n<p>12- Ve e\u011fer ahitlerinden sonra yeminlerini de bozarlarsa ve sizin dininize ta&#8217;netmeye ba\u015flarlarsa, a\u00e7\u0131k\u00e7a ink\u00e2r edip, k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcrmeye ve s\u00f6vmeye kalkarlarsa ki, o m\u00fc\u015frikler hep b\u00f6yle yaparlar. \u0130\u015fte bu iki durumda siz de o k\u00fcf\u00fcr imamlar\u0131n\u0131 katlediniz. Yani yeminlerle tevsik ve te&#8217;yid ederek ahit verdikten sonra yeminlerini bozanlar ve dininize ta&#8217;n edenler k\u00fcf\u00fcrde ileri gitmi\u015f, k\u00fcf\u00fcr imam\u0131, k\u00fcf\u00fcr \u00f6nderi, k\u00fcf\u00fcr eleba\u015f\u0131s\u0131 olmu\u015f olurlar. \u015eu halde o zaman siz de \u00f6lmeyi ve \u00f6ld\u00fcrmeyi g\u00f6ze al\u0131p bunlarla \u00e7arp\u0131\u015f\u0131n\u0131z, bunlara kar\u015f\u0131 sava\u015f a\u00e7\u0131n\u0131z. \u015e\u00fcphesiz ki bunlar\u0131n asla yeminleri yoktur. Hakikatte onlar i\u00e7in, onlar\u0131n g\u00f6z\u00fcnde yemin denilen \u015fey yoktur. Kalplerinde yeretmi\u015f kutsal bir de\u011fer yoktur. Kalplerinde yeminin hi\u00e7bir yeri, hi\u00e7bir h\u00fckm\u00fc ve de\u011feri olmad\u0131\u011f\u0131ndan, b\u00fct\u00fcn yeminleri a\u011f\u0131zlar\u0131ylad\u0131r. A\u011f\u0131zlar\u0131yla ne kadar yemin etseler o da bo\u015ftur. Yapt\u0131klar\u0131 yemine riayet etmezler. Yemine inanmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in yemin bozmay\u0131 mahzurlu g\u00f6rmezler. Yeminleri olmad\u0131\u011f\u0131, inkarda bu kadar ileri gitmelerinden belli olmu\u015ftur. Bunlarla art\u0131k bir ahit, bir antla\u015fma yapmak imk\u00e2ns\u0131zd\u0131r. Bunlarla bir s\u00f6zle\u015fme yapabilmek yeminsizlikten kurtulmu\u015f olmalar\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bu da ancak onlara sava\u015f a\u00e7makla m\u00fcmk\u00fcn olur. Zira b\u00f6yle k\u00e2firler katl ve k\u0131talden ba\u015fka bir \u015feyden anlamazlar. Ba\u015fka bir \u015fekilde yola gelmezler.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 bu yemin tan\u0131mayan k\u00e2firlere, bu k\u00fcfr\u00fcn eleba\u015f\u0131lar\u0131na kar\u015f\u0131 sava\u015f a\u00e7\u0131n\u0131z ki vazge\u00e7sinler. O k\u00fcfre ve sizin dininize ta&#8217;nedip, s\u00f6v\u00fcp saymaya, o yeminsizli\u011fe ve ikide bir ahitlerini bozmaya bir son versinler.<\/p>\n<p>Yani onlar\u0131 yola getirmek niyyeti ve azmiyle onlara kar\u015f\u0131 sava\u015f a\u00e7\u0131n\u0131z. Onlara kar\u015f\u0131 sava\u015fmaktan as\u0131l maksad\u0131n\u0131z bu olsun. Yoksa sald\u0131rganlar\u0131n \u00e2deti oldu\u011fu gibi, s\u0131rf yak\u0131p y\u0131kmak ve yok etmek ve sadece kar\u015f\u0131 tarafa zarar vermek veya eziyet edip \u00f6ld\u00fcrmek amac\u0131yla olmas\u0131n.<\/p>\n<p>\u015eimdi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>13. Yeminlerini bozan, Peygamber&#8217;i yurdundan \u00e7\u0131karmaya azmeden ve \u00fcstelik ilk \u00f6nce size sald\u0131rmaya ba\u015flayanlara kar\u015f\u0131 sava\u015fmaz m\u0131s\u0131n\u0131z? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? E\u011fer m\u00fcmin iseniz her \u015feyden \u00f6nce Allah&#8217;dan korkmal\u0131s\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>14. Onlarla sava\u015f\u0131n ki Allah, sizin ellerinizle onlar\u0131n cezas\u0131n\u0131 versin ve &#8230; onlar\u0131 rezil ve r\u00fcsvay etsin, yard\u0131m\u0131yla sizi onlara muzaffer k\u0131ls\u0131n. Ve m\u00fcmin bir kavmin y\u00fcreklerini ferahland\u0131rs\u0131n.<\/p>\n<p>15. Ve kalblerindeki \u00f6fkeyi gidersin. Allah diledi\u011fine tevbeyi nasib eder. Allah her \u015feyi bilir, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>16. Yoksa siz hep kendi halinize terk olunaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 m\u0131 sand\u0131n\u0131z? Allah&#8217;\u0131n, i\u00e7inizden cihad edenleri ve Allah&#8217;tan, Resul\u00fc&#8217;nden, m\u00fcminlerden ba\u015fka kimseye s\u0131\u011f\u0131nmayan ve ba\u015fkaca s\u0131\u011f\u0131nacak bir yer aramayanlar\u0131 g\u00f6rmedi\u011fini mi (zannediyorsunuz)? Allah b\u00fct\u00fcn yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>13- B\u00f6yle bir kavimle sava\u015f yapmaz m\u0131s\u0131n\u0131z ki, yeminlerini bozdular ve Peygamber&#8217;i \u00e7\u0131karmak istediler. O Peygamber ki, i\u00e7lerinde bulundu\u011fu m\u00fcddet\u00e7e &#8220;Sen onlar\u0131n i\u00e7inde oldu\u011fun m\u00fcddet\u00e7e Allah onlara azab edici de\u011fildir.&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/33) Allah onlar\u0131 azaba u\u011fratmayacakt\u0131, yurtlar\u0131 selamet yurdu olacakt\u0131. L\u00e2kin onlar kendileri i\u00e7in ve b\u00fct\u00fcn \u00e2lemler i\u00e7in rahmet olan bir peygamberi bile aralar\u0131nda tutmak istemediler. Onu yerinden yurdundan etmek, kendi vatanlar\u0131n\u0131 da d\u00e2r-\u0131 harp yapmaktan \u00e7ekinmediler. Bunu \u00f6nce Mekke&#8217;de istediler, hicret vaki oldu. Bununla beraber i\u015fin pe\u015fini b\u0131rakmad\u0131lar, daha sonra Medine&#8217;den de kovup \u00e7\u0131karmak istediler. (Enf\u00e2l S\u00fbresi&#8217;nde 8\/30. \u00e2yetin tefsirine bkz.) Yahudilerle i\u015fbirli\u011fi ederek Ahzab olay\u0131n\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirdiler. Bir de &#8220;ihrac&#8221;\u0131n di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2s\u0131yla: Hudeybiye&#8217;den \u00f6nce ve sonra Hz. Peygamberi bir huruc hareketine ve sald\u0131rganl\u0131\u011fa zorlad\u0131lar. Ger\u00e7i b\u00fct\u00fcn tahriklere ra\u011fmen bunu ba\u015faramad\u0131lar, fakat \u00f6yle olsun istediler. Ve ilk \u00f6nce onlar size ba\u015flad\u0131lar. Size kar\u015f\u0131 sava\u015f a\u00e7an ilk \u00f6nce sald\u0131r\u0131y\u0131 ba\u015flatan onlar oldular. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta Resulullah onlara &#8220;Kitab-\u0131 M\u00fcbin&#8221; ile geldi, m\u00fcjdeler getirdi ve uyar\u0131da bulundu, \u00f6\u011f\u00fctler verdi ve birtak\u0131m ger\u00e7ekleri hat\u0131rlatt\u0131. Belgelerle, kan\u0131tlarla do\u011fruyu isbat etmeye \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131. Onlar bu konuda aciz kald\u0131lar. Belge ve b\u00fcrhanla m\u00fccadele etmeyi bir yana b\u0131rak\u0131p, k\u0131l\u0131\u00e7lara sar\u0131ld\u0131lar. Hz. Peygamber&#8217;i ve ona inananlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeye kalk\u0131\u015ft\u0131lar. Bu suretle kendi vatanlar\u0131n\u0131 d\u00e2r-\u0131 harb haline getirdiler, kendilerini de harb\u00ee durumuna d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fcler. M\u00fcsl\u00fcmanlarla aralar\u0131nda harp halini ortaya \u00e7\u0131karan \u00f6nce onlar oldular. Bu bir m\u00fctareke (ate\u015fkes) ahdi ile sonu\u00e7lanmadan \u00f6nce Bedir&#8217;de sava\u015fa azmettiler: Kervan ge\u00e7ip gittikten sonra bile, &#8220;Muhammed&#8217;e ve yan\u0131ndakilere \u00e7atmadan ve Bedir&#8217;de zevk u sefa yapmadan geri d\u00f6nmeyiz.&#8221; dediler. Orada ma\u011flup oldular, fakat Bedir&#8217;den Hudeybiye&#8217;ye kadar aralar\u0131nda bar\u0131\u015f sa\u011flanmad\u0131 ve hep sava\u015f durumu s\u00fcr\u00fcp gitti. Nihayet Mescid-i Haram civar\u0131nda, Hudeybiye&#8217;de arzular\u0131na g\u00f6re, bir mu\u00e2hede meydana geldi. Bunu bozan ilk sald\u0131r\u0131 da yine onlardan geldi. Bunun \u00fczerine Mekke&#8217;nin fethi ger\u00e7ekle\u015fti. Kurey\u015f m\u00fc\u015friklerinin bir\u00e7o\u011fu \u0130sl\u00e2m&#8217;a girdiler, girmeyenler de umumi aftan yararland\u0131lar. Bu kere de Huneyn Sava\u015f\u0131&#8217;na sebebiyet veren ilk sald\u0131r\u0131 da yine onlardan geldi. Nihayet yine rahat durmad\u0131lar. Teb\u00fck Seferi&#8217;ni f\u0131rsat bilerek i\u00e7erde ve d\u0131\u015farda ihtilal te\u015febb\u00fcslerinde bulundular. Buna g\u00f6re bu g\u00fcne kadar meydana gelen b\u00fct\u00fcn sald\u0131r\u0131lar\u0131n ilk ba\u015flat\u0131c\u0131s\u0131 onlard\u0131r. Yemini bozmak, Peygamberi \u00e7\u0131karma sevdas\u0131, sebepsiz yere sald\u0131r\u0131ya ge\u00e7mek, i\u015fte bu \u00fc\u00e7 sebepten her biri ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na birer sava\u015f sebebi oldu\u011fu halde bunlar\u0131n hepsi kendilerinde birle\u015fmi\u015f bulunan bir kavme kar\u015f\u0131 siz art\u0131k sava\u015fmaz m\u0131s\u0131n\u0131z? Bunlardan korkuyor musunuz? Bunlara kar\u015f\u0131 da sava\u015fm\u0131yacaksan\u0131z, bunun korkakl\u0131ktan ba\u015fka ne sebebi olabilir? E\u011fer \u00f6yleyse Allah korkman\u0131za daha lay\u0131kt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah izin vermezse onlar size ne zarar verebilir, ne de fayda sa\u011flayabilir. Hi\u00e7bir \u015fey yapamazlar. Fakat Allah&#8217;\u0131n ilan etti\u011fi bu emirlerine muhalefet edip onlarla sava\u015fmay\u0131 terketti\u011finiz takdirde ba\u015f\u0131n\u0131za gelecek il\u00e2h\u00ee gazap ve azaptan sizi ne onlar, ne de ba\u015fkas\u0131 kurtarabilir. E\u011fer siz m\u00fcminler iseniz bu b\u00f6yledir. \u0130man yaln\u0131zca Allah&#8217;dan korkmay\u0131 gerektirir. Yemine inananlar\u0131n yeminsizlere kar\u015f\u0131 sava\u015fmalar\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>14-O halde: onlarla sava\u015f\u0131n\u0131z, harbe giriniz ki Allah, onlar\u0131 sizin ellerinizle cezaland\u0131rs\u0131n, azaba u\u011frats\u0131n, sava\u015f\u0131n ac\u0131lar\u0131n\u0131 tatt\u0131rs\u0131n: \u00d6ls\u00fcnler, yaralans\u0131nlar ve esir olsunlar. Canlar\u0131ndan ve mallar\u0131ndan kay\u0131p versinler, ve onlar\u0131 zelil ve peri\u015fan etsin, ve sizi \u00fczerlerine mansur ve muzaffer k\u0131ls\u0131n, yard\u0131m\u0131yla galip getirsin, \u00fcst\u00fcn eylesin ve birtak\u0131m m\u00fcminlerin g\u00f6n\u00fcllerine ferahl\u0131k versin. Huzaa gibi, k\u00e2firlerin eza ve cefalar\u0131na katlanm\u0131\u015f, fakat onlara gerekli kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 verememi\u015f, halleri y\u00fcrekler ac\u0131s\u0131 olan bir tak\u0131m m\u00fcminlerin g\u00f6n\u00fcllerinde elem ve keder b\u0131rakmas\u0131n, onlar\u0131n g\u00f6n\u00fcl dertlerini \u015fifaya kavu\u015ftursun,<\/p>\n<p>15- ve kalblerindeki gayz\u0131, kin ve \u00f6fkeyi gidersin. Yani g\u00f6n\u00fcllere \u00f6yle bir \u015fifa versin ki, ihtiraslar\u0131 artt\u0131racak, yeni yeni \u00f6\u00e7lere sebebiyet verecek, sald\u0131rgan bir imtikam \u015feklinde olmas\u0131n, tam aksine hakk\u0131n yerini bulmas\u0131ndan zevk alacak olan m\u00fcminlerin kalplerindeki kinleri silsin, hakl\u0131 \u00f6fkelere sebep olan zul\u00fcm ve haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131, sald\u0131rganl\u0131\u011f\u0131 ortadan kald\u0131racak \u015fekilde gayzdan azade bir hayat ya\u015fats\u0131n, g\u00f6n\u00fclleri huzura kavu\u015ftursun.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, burada sava\u015f emri \u00fczerine be\u015f ayr\u0131 hikmet ve fayda bina edilmi\u015ftir. Ve bunlar (vav) harfi ile birbiri \u00fczerine atfedilerek be\u015fi birden &#8220;sava\u015f\u0131n\u0131z!&#8221; emrine cevap yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>1. Ta&#8217;zib, yani cezaland\u0131rma, su\u00e7luyu ve sald\u0131rgan\u0131 hak etti\u011fi cezaya \u00e7arpt\u0131rmak,<\/p>\n<p>2. \u0130hza, sald\u0131rgan\u0131 zelil ve peri\u015fan edip, ba\u015fkald\u0131ramaz duruma sokmak,<\/p>\n<p>3. Nusret: M\u00fcminlerin \u015fan ve \u015ferefini y\u00fccelmek,<\/p>\n<p>4. \u015eifay-\u0131 sadr: Ezilmi\u015f ve ac\u0131 \u00e7ekmi\u015f olan m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n g\u00f6n\u00fcllerine su serpip, ferahl\u0131k vermek,<\/p>\n<p>5. \u00d6fkeleri giderme: Hakk\u0131n yerini bulmas\u0131ndan dolay\u0131, galip taraf\u0131 da, ma\u011flup taraf\u0131 da yeni yeni kin ve \u00f6fkelerden korumak.<\/p>\n<p>Bu be\u015f maddelik gerek\u00e7e, b\u00fct\u00fcn\u00fc birden me\u015fru bir sava\u015f\u0131n gayelerini beyan ve hedefin ger\u00e7ekle\u015fmesini vaad etmektedir. Demek oluyor ki, sava\u015fta en ba\u015fta bir cezaland\u0131rma hikmeti vard\u0131r. Bir sava\u015f\u0131 ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131lacak y\u00fcksek ama\u00e7lara, her \u015feyden \u00f6nce \u00f6ld\u00fcrme, yaralama, tahribat ve mal kayb\u0131 gibi ac\u0131 yollardan gidilebilecektir. Fakat bu cezaland\u0131rma, yukar\u0131da da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 gibi, sava\u015f\u0131n tek ba\u015f\u0131na gayesi olamayaca\u011f\u0131 gibi, yaln\u0131zca bir eza ve cefadan ibaret olmamal\u0131d\u0131r. M\u00fcminler, bu il\u00e2h\u00ee azab\u0131 hak etmi\u015f olan bir kavme, o azab\u0131n uygulanmas\u0131yla g\u00f6revli bir el durumunda olduklar\u0131n\u0131 bilerek, haks\u0131z ve faydas\u0131z ezalardan sak\u0131nmal\u0131d\u0131rlar ki, yapt\u0131klar\u0131 i\u015f kullar\u0131n i\u015fi olmaktan \u00e7\u0131k\u0131p, hakk\u0131n cezaland\u0131rmas\u0131 haline d\u00f6n\u00fc\u015fs\u00fcn. Bu u\u011furda \u015fehid olanlar azaba u\u011framadan Allah&#8217;\u0131n rahmetine nail olabilsinler.<\/p>\n<p>Bu b\u00f6yle yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirde buna d\u00fc\u015fman\u0131n peri\u015fanl\u0131\u011f\u0131 ve al\u00e7akl\u0131\u011f\u0131 sonucu eklenecektir ki, bu da sava\u015f\u0131n ikinci hedefidir. Fakat bu da tek ba\u015f\u0131na bir gaye, bir hedef de\u011fildir. Bu da ancak hak ad\u0131na yap\u0131lan il\u00e2h\u00ee bir hizy oldu\u011fu takdirde ger\u00e7ek amac\u0131na ula\u015fm\u0131\u015f olacakt\u0131r ki, o da, m\u00fcminlerin b\u00fct\u00fcn\u00fcyle d\u00fc\u015fmanlar\u0131na \u00fcst\u00fcn gelmesi ve zafere kavu\u015fmas\u0131d\u0131r. Esas gaye de il\u00e2h\u00ee yard\u0131ma ve nusrete kavu\u015fmakt\u0131r. Yoksa d\u00fc\u015fmanlar zillete d\u00fc\u015fmekle beraber, m\u00fcminler de di\u011fer cihetten bir afete u\u011frayacak olursa harpten beklenen fayda sa\u011flanmam\u0131\u015f ve sava\u015f\u0131n gayesi ger\u00e7ekle\u015fmemi\u015f olur. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki s\u0131rf cezaland\u0131rma, sava\u015f\u0131n hedefi olamayaca\u011f\u0131 gibi, tek ba\u015f\u0131na d\u00fc\u015fman\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcrme gayretleri de \u00f6yledir. Sava\u015f\u0131n esas gayesi, Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m ve nusretini ve r\u0131zas\u0131n\u0131 kazanmakt\u0131r. Bu da g\u00f6n\u00fcllerdeki kin ve \u00f6fke ate\u015fini silecek, g\u00f6n\u00fcllere huzur ve ferahl\u0131k getirecek nihai bir hedefi ger\u00e7ekle\u015ftirmi\u015f olmal\u0131d\u0131r. Zira elde edilmi\u015f \u00f6yle zaferler olur ki, galiplerin ba\u015f\u0131na daha b\u00fcy\u00fck dertler a\u00e7ar, galip taraf\u0131n g\u00f6nl\u00fcn\u00fc ok\u015fayan \u00f6yle ge\u00e7ici ba\u015far\u0131lar olur ki, daha b\u00fcy\u00fck kin ve \u00f6fkeler sa\u00e7ar. \u0130\u015fte i\u015fin ba\u015f\u0131nda d\u00fc\u015fman\u0131 cezaland\u0131rma ve peri\u015fan etme gibi iki sebep, sonunda da g\u00f6n\u00fclleri huzura kavu\u015fturma ve \u00f6fkelerden ar\u0131nd\u0131rma gibi yine iki faide ile dengelenmi\u015f bulunan bu form\u00fcl, tam ortas\u0131nda ve i\u015fin merkezinde de il\u00e2h\u00ee yard\u0131m\u0131n yer almas\u0131yla esas sava\u015f\u0131n amac\u0131n\u0131n bu iman ve bu maksat \u00fczerine kurulu olmas\u0131n\u0131 gerekli k\u0131lar. \u00c2yetin muhtevas\u0131nda yer alm\u0131\u015f bulunan bu be\u015f temel ilkenin bu \u015fekilde tertip edilmi\u015f olmas\u0131 da buna i\u015faret eder. \u0130\u015fte bu ber\u00e2etin ilan\u0131 ve sava\u015f emirleri bu be\u015f hikmetin ve faydan\u0131n elde edilmi\u015f olmas\u0131yla ilgilidir. Bu emirler g\u00f6zetildi\u011fi ve bu niyetle hareket edildi\u011fi takdirde Cenab-\u0131 Hak, bunlar\u0131n ger\u00e7ekle\u015fece\u011fini vaad eyler. Bir de b\u00fct\u00fcn bu hikmetlerin \u00f6tesinde ve b\u00fct\u00fcn bunlara e\u015fde\u011fer ikinci bir hikmet daha vard\u0131r ki, o da yukar\u0131da &#8220;Umulur ki, onlar bu sald\u0131r\u0131lar\u0131na son verirler.&#8221; diye a\u00e7\u0131klanan, sava\u015fta gayelerin gayesi olarak g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutulmas\u0131 gereken ve sava\u015f\u0131 as\u0131l ibadet haline getiren il\u00e2h\u00ee hikmet budur. Bundan dolay\u0131 olsa gerek ki, \u00f6b\u00fcrleri de a\u00e7\u0131kland\u0131ktan sonra tekrar bu gayenin \u00f6nemini anlatmak ve belirlemek \u00fczere geriye d\u00f6n\u00fclerek, bunu ayr\u0131 bir c\u00fcmle halinde a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Ve Allah, kime dilerse ona tevbe nasib eder. O yeminsizlere kar\u015f\u0131 sava\u015fmayla ilgili olarak zikrolunan be\u015f faydan\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131na sebep olduktan ba\u015fka bunlar\u0131n meydana gelmesi, nihayet bir tevbe ile de ilgilidir ki, bu tevbe her iki taraf i\u00e7in de s\u00f6z konusu olabilir. Bir taraftan o s\u00f6z dinlemez ve verdi\u011fi s\u00f6z\u00fc tutmaz olan o k\u00e2firler, harbin ac\u0131s\u0131n\u0131 ve hakka iman edenlerin zaferini yak\u0131ndan g\u00f6rd\u00fck\u00e7e i\u00e7lerinde uyan\u0131k olanlar, bunun sonucunda da k\u00fcf\u00fcr ve g\u00fcnahtan tevbe edip iman ve \u0130sl\u00e2m&#8217;a d\u00f6nenler bulunur. Nitekim Mekke&#8217;nin fethi bunun \u00e7ok a\u00e7\u0131k bir \u00f6rne\u011fini vermi\u015fti. Beri taraftan b\u00f6yle bir harbin m\u00fcminler \u00fczerinde de b\u00fcy\u00fck bir e\u011fitici g\u00fcc\u00fc vard\u0131r. Onlar\u0131n imanlar\u0131n\u0131 g\u00fc\u00e7lendirir, hakka ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 artt\u0131r\u0131r, be\u015feriyet icab\u0131 i\u015flemi\u015f olduklar\u0131 g\u00fcnahlar\u0131ndan tevbe edip ar\u0131nmalar\u0131na sebep olur. Bunu tefsir \u00e2limleri \u00e7e\u015fitli y\u00f6nlerden ele al\u0131p a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r: Her\u015feyden \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n cihad emrini i\u00e7ine sindiremeyenler varsa bunlar sava\u015fa bizzat kat\u0131lmakla \u00f6yle bir g\u00fcnahtan fiilen tevbe etmi\u015f olurlar. \u0130kinci olarak, nusret ve zafer hadd-i zat\u0131nda \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir il\u00e2h\u00ee ihsand\u0131r. B\u00f6yle bir nimete ermi\u015f olanlar, bunun s\u00fcreklili\u011fini elde etmek i\u00e7in buna hamd ve \u015f\u00fckretmekle sevaba nail olurlar ve daha \u00e7ok tevbeye sar\u0131lm\u0131\u015f olurlar. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak nusret ve zafer, adaleti ve huzuru peki\u015ftirece\u011fi i\u00e7in \u00fcretimin artmas\u0131na, ticaretin geli\u015fmesine ve nimetlerin bollu\u011funa sebep olur. Halbuki, fena yollara ve haram lezzetlere sarfolunmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olan mallar\u0131n hel\u00e2l yollara akmas\u0131, bir\u00e7ok hay\u0131rlar\u0131n ve hizmetlerin yerine gelmesine sebep olaca\u011f\u0131 gibi, s\u0131k\u0131nt\u0131 ve darl\u0131\u011f\u0131n ortadan kalkmas\u0131yla insanlar\u0131n haramdan tevbe etmelerine de sebep olur. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak, insan\u0131n i\u00e7indeki nefsani meyiller, d\u00fcnya lezzetlerine a\u015f\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fck g\u00f6sterir. Bunu baz\u0131 hallerde &#8220;\u0130nsanlar yasakland\u0131klar\u0131 \u015feylere kar\u015f\u0131 d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fck g\u00f6sterirler.&#8221; hikmeti uyar\u0131nca, mahrumiyet ve yasaklar onlar\u0131n arzular\u0131n\u0131 kam\u00e7\u0131lar. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k insano\u011flu d\u00fcnya nimetlerinin ve lezzetlerinin ne kadar a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k, \u00f6nemsiz ve bo\u015f \u015feyler oldu\u011funu iyice anlar ve o vakit d\u00fcnya, g\u00f6z\u00fcnde k\u00fc\u00e7\u00fcl\u00fcr. D\u00fcnyaya \u00f6nem veren o a\u015f\u0131r\u0131 meyiller kendili\u011finden s\u00f6ner, bu da nefsin d\u00fcnyadan y\u00fcz \u00e7evirip y\u00fcce duygulara y\u00f6nelmesiyle sonu\u00e7lan\u0131r. \u0130\u015fte bu m\u00e2n\u00e2 Sad S\u00fbresi&#8217;nde S\u00fcleyman aleyhisselam&#8217;dan hikaye yoluyla ifade buyurulmu\u015ftur: &#8220;Bana benden sonra hi\u00e7bir kimseye gerekmeyecek bir m\u00fclk ba\u011f\u0131\u015fla.&#8221; (Sad, 38\/35) duas\u0131n\u0131n tefsirindeki vecihlerden biriydi. Yani \u00f6yle bir m\u00fclk ki, verildikten sonra art\u0131k nefsin d\u00fcnyadan herhangi bir beklentisi kalmaz. M\u00fclklerin ve devletlerin en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc olan b\u00f6yle bir m\u00fclk\u00fcn ve devletin eline ge\u00e7mesinden sonra anlar ki, d\u00fcnya b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bir hi\u00e7tir, d\u00fcnya zevkleri ve lezzetleri de bo\u015f ve faydas\u0131z \u015feylerdir. Bu anlay\u0131\u015ftan sonrad\u0131r ki kalb, d\u00fcnyadan y\u00fcz \u00e7evirir ve art\u0131k d\u00fcnyaya de\u011fer vermez olur, b\u00fcsb\u00fct\u00fcn Allah&#8217;a y\u00f6nelir. \u0130\u015fte harbin gayesine ve yap\u0131l\u0131\u015f \u015fekline g\u00f6re, genel anlamda toplum ahl\u00e2k\u0131 ve \u00f6zel anlamda fertlerin ahl\u00e2k\u0131 \u00fczerinde iyi ve k\u00f6t\u00fc bir tak\u0131m sonu\u00e7lar\u0131 vard\u0131r. Allah&#8217;\u0131n yap\u0131lmas\u0131n\u0131 emretti\u011fi sava\u015f ise yukar\u0131da tek tek a\u00e7\u0131klanan be\u015f hikmet ve faydan\u0131n elde edilmesine sebep oldu\u011fu gibi, sonu\u00e7ta da her iki taraf\u0131n \u00e7e\u015fitli bak\u0131mlardan tevbe edip Allah&#8217;a y\u00f6nelmesine de sebep olur. Fakat g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, burada s\u00f6z konusu edilen tevbenin herkese nasip olacak k\u00fclli bir tevbe de\u011fil de ancak Allah&#8217;\u0131n istediklerine nasip olacak bir tevbe oldu\u011fu \u00f6zellikle vurgulanm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc baz\u0131 kimselerde ink\u00e2r ve g\u00fcnahk\u00e2rl\u0131k huy ve karakter halini alm\u0131\u015ft\u0131r ki, bunlar ne bolluk zaman\u0131nda \u015f\u00fckretmeyi bilirler, ne de darl\u0131ktan ibret almay\u0131 ak\u0131l ederler. Yola gelmez ve hallerini d\u00fczeltmezler. Bunun aksine baz\u0131 kimselerde de do\u011fu\u015ftan iffet, takva ve iman huy ve karakter halindedir. Bunlar da bollukta ve darl\u0131kta huylar\u0131n\u0131 bozmazlar. Yine baz\u0131 insanlar vard\u0131r ki, onlar\u0131n huylar\u0131 \u00fczerinde darl\u0131k ve s\u0131k\u0131nt\u0131n\u0131n bolluktan daha fazla iyi etkisi g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Sonra \u015fan ve \u015f\u00f6hretin artmas\u0131, d\u00fcnya ve nimet kap\u0131lar\u0131n\u0131n kendilerine a\u00e7\u0131lmas\u0131 ile &#8220;E\u011fer Allah, kullar\u0131na r\u0131zk\u0131 bol bol verseydi, onlar yery\u00fcz\u00fcnde mutlaka azarlard\u0131.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/27) ta\u015fk\u0131nl\u0131k ve azg\u0131nl\u0131k g\u00f6sterirlerdi, adeta Firavun&#8217;la\u015f\u0131rlard\u0131. Refah ve bolluk \u00e7o\u011fu zaman g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, d\u00fcnyaya dald\u0131r\u0131r, \u015fehevat denilen zevklere s\u00fcr\u00fckler, gururu artt\u0131r\u0131r, hakk\u0131 unutturur, Allah yolundan engeller, bata\u011fa sapland\u0131r\u0131r ve bo\u011far.<\/p>\n<p>&#8220;Nefis bir bebek gibidir, onu kendi haline b\u0131rak\u0131rsan, b\u00fcy\u00fcy\u00fcp delikanl\u0131 oluncaya kadar s\u00fct emmeye devam eder, fakat onu s\u00fctten kesersen o da b\u00fcsb\u00fct\u00fcn vazge\u00e7er gider.&#8221;<\/p>\n<p>Bolluk ve ikbalin, d\u00fcnyay\u0131 anlamaya, hi\u00e7li\u011fini idrak edip ondan tiksinmeye, b\u0131k\u0131p usanmaya ve Allah&#8217;a y\u00f6nelmeye sebep olabilmesi i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n o kula hay\u0131r murad etmi\u015f olmas\u0131 laz\u0131md\u0131r. Bu, ancak o gibi kullara mahsustur. Ve insanlar\u0131n durumundaki bu de\u011fi\u015fik etkilerin ba\u015fka ba\u015fka sonu\u00e7lar vermesi de yine s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n istemesi ve iradesine ba\u011fl\u0131 bir \u015feydir. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bunlardan dolay\u0131, \u00e2yette tevbe hikmeti, \u00f6b\u00fcr \u00e2yetlerde oldu\u011fu gibi, mutlak olarak sava\u015f \u015fart\u0131na ba\u011flanmam\u0131\u015f, &#8220;Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fine&#8221; diye il\u00e2h\u00ee iradeye ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Ve Allah alimdir, hakimdir. Her\u015feyi bilir. Ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131, ne yapaca\u011f\u0131n\u0131 bilir. Her yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015f nice hikmetleri i\u00e7erir. Genellikle bu gibi &#8220;zeyl&#8221; ifadeleri zamir ile yetinilmeyip Allah ism-i celali ile birlikte gelir ki, bu daha \u00e7ok il\u00e2h\u00ee heybet ve korkuyu muhatab\u0131n ruhuna telkin i\u00e7indir. Yani o \u015fan ve azametine s\u0131n\u0131r olmayan Allah Te\u00e2l\u00e2 bu k\u0131tal emrini, bir hikmet ve bilgiye dayanarak vermi\u015ftir. \u015eu halde bu gibi emirler, kemal-i dikkat ve itina ile uyguland\u0131\u011f\u0131 zaman, bu hikmet ve faydalar\u0131n neler oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclecektir. Bunun sonunda birtak\u0131m hay\u0131rlar bulundu\u011fu hakk\u0131nda \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fcde d\u00fc\u015f\u00fclmemelidir. Ve bu il\u00e2h\u00ee emirlere kar\u015f\u0131 gelmekten son derece sak\u0131n\u0131lmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>M\u00fcminleri bu \u015fekilde ter\u011fip ve te\u015fvikten sonra sava\u015ftan \u00e7ekinenleri k\u0131nay\u0131p ay\u0131plamak ve canla ba\u015fla cihad edenlerin Allah kat\u0131nda y\u00fcce de\u011ferler kazand\u0131klar\u0131n\u0131 anlat\u0131p, daha da \u015fevklendirmek i\u00e7in buyuruluyor ki,<\/p>\n<p>16- Yoksa siz kendi halinize b\u0131rak\u0131laca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 m\u0131 zannettiniz? Cihad ile emrolunmayaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131, sizi ay\u0131klayacak ve ar\u0131nd\u0131racak s\u0131navlara \u00e7ekilmeyece\u011finizi, bulundu\u011funuz h\u00e2l \u00fczere terk olunaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 m\u0131 sand\u0131n\u0131z? Ve Allah&#8217;\u0131n i\u00e7inizden hakk\u0131yla cihad edenleri, Allah ve Resul\u00fc&#8217;nden ve bir de m\u00fcminlerden ba\u015fkas\u0131na s\u0131\u011f\u0131n\u0131p dost ve s\u0131rda\u015f tutmayanlar\u0131 hi\u00e7 bilmedi\u011fini mi san\u0131yordunuz? B\u00f6ylesine ihlasl\u0131 m\u00fccahitlere k\u0131ymet vermemi\u015f, sevap yazmam\u0131\u015f oldu\u011funu mu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordunuz? Hi\u00e7 \u00f6yle olur mu? Oysa Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n hepsinden haberdard\u0131r. Binaenaleyh \u00e7al\u0131\u015fan ile \u00e7al\u0131\u015fmayan\u0131, sava\u015fan ile sava\u015fmayan\u0131, Allah&#8217;dan, Resul\u00fc&#8217;nden ve m\u00fcminlerden ba\u015fka s\u0131\u011f\u0131n\u0131lacak, yan\u0131na sokulup dost olunacak ne bir yer ne bir kimse olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilerek hareket edenlerle bunun z\u0131dd\u0131n\u0131 yapanlar\u0131, m\u00fcnaf\u0131klar\u0131 ve onlar\u0131n neler yapt\u0131klar\u0131n\u0131 Allah&#8217;\u0131n bilmemesi ve ona g\u00f6re ecir ve sevap veya ceza vermemesi m\u00fcmk\u00fcn m\u00fc? Hi\u00e7 b\u00f6yle bir \u015fey olur mu?<\/p>\n<p>Art\u0131k bu m\u00fc\u015friklerin ili\u015fkide bulunmaya lay\u0131k hi\u00e7bir y\u00f6nleri, hi\u00e7bir meziyetleri, din\u00ee veya ahl\u00e2k\u00ee hi\u00e7bir haysiyyetleri yok mudur? \u015eimdiye kadar bunlar Mescid-i Haram&#8217;\u0131n tamir ve bak\u0131m\u0131na hizmet etmi\u015f ve hala az-\u00e7ok hizmet etmekte de\u011fil midirler? O halde bunlardan bu derece ber\u00e2et ilan edip ili\u015fkileri kesmeye ne gerek var? Bunlar b\u00f6ylesine a\u011f\u0131r bir muameleye lay\u0131k m\u0131d\u0131rlar? \u0130lh&#8230; Bu gibi sorular ve \u015f\u00fcpheler akla gelebilir veya ba\u015fkalar\u0131 bu y\u00f6nde birtak\u0131m sualler sorabilirse:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>17. M\u00fc\u015frikler kendi ink\u00e2rlar\u0131na kendileri \u015fahit olup dururlarken Allah&#8217;\u0131n mescidlerini imar etmeleri m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Onlar\u0131n b\u00fct\u00fcn yapt\u0131klar\u0131 bo\u015fa gitmi\u015ftir. Ve onlar ate\u015f i\u00e7inde ebedi olarak kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>18. Allah&#8217;\u0131n mescidlerini, ancak Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inanan, namaz\u0131 k\u0131lan, zekat\u0131 veren ve Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131ndan korkmayan kimseler imar ederler. \u0130\u015fte hidayet \u00fczere olduklar\u0131 umulanlar bunlard\u0131r.<\/p>\n<p>19. Siz hac\u0131lara su da\u011f\u0131tma ve Mescid-i Haram&#8217;\u0131 imar etme i\u015fiyle Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman edip, Allah yolunda cihad edenlerin yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fi bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah kat\u0131nda e\u015fit olamazlar. Allah zalimler toplulu\u011funa hidayet ihsan etmez.<\/p>\n<p>20. \u0130man edip de hicret edip, mallar\u0131yla, canlar\u0131yla Allah yolunda cihad edenler, Allah kat\u0131nda en b\u00fcy\u00fck dereceye sahiptirler. \u0130\u015fte bunlar murada ermi\u015f olan mutlu kullard\u0131r.<\/p>\n<p>21. Rab&#8217;leri, onlar\u0131 kendi kat\u0131ndan bir rahmet, bir r\u0131za ve bir cennetle m\u00fcjdeler ki o cennette onlar i\u00e7in bitmez t\u00fckenmez nimetler vard\u0131r.<\/p>\n<p>22. Onlar orada ebedi kal\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc en b\u00fcy\u00fck m\u00fck\u00e2fat Allah kat\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>17- M\u00fc\u015frikler kendi aleyhlerindeki k\u00fcfre kendileri \u015fahit olup durduklar\u0131 halde Allah&#8217;\u0131n mescidlerini imar etmeleri olur \u015fey de\u011fildir. \u015eu halde bunlar\u0131n Mescid-i Haram&#8217;\u0131 imar ettikleri veya edecekleri nas\u0131l tasavvur olunabilir? \u0130bn\u00fc Kesir ve Ebu Amr k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;Allah&#8217;\u0131n Mescidi&#8221; m\u00fcfred (tekil) sigas\u0131yla okunur ve as\u0131l maksad\u0131n Mescid-i Haram oldu\u011funu g\u00f6sterir. Yani m\u00fc\u015frikler kendileri k\u00e2fir olduklar\u0131n\u0131 gerek s\u00f6ylesinler, gerek s\u00f6ylemesinler, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine ve Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn hak peygamber oldu\u011funa inanmad\u0131klar\u0131n\u0131 kendi vicdanlar\u0131nda bilip dururken ve K\u00e2be&#8217;nin etraf\u0131na putlar dikip, bunlar\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda ibadet ederlerken, \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak tavaf eylemeleri ve daha ba\u015fka tutum ve davran\u0131\u015flar\u0131 ile kendi k\u00fcf\u00fcrlerine ve m\u00fc\u015frik olduklar\u0131na kendi yapt\u0131klar\u0131 \u015fahitlik ederken, yaln\u0131zca Allah&#8217;a ibadet edilmek \u00fczere bina edilmi\u015f olan Allah mescidlerini imar ediyor olmalar\u0131n\u0131n ger\u00e7ekte imarla ilgisi olamaz, \u00f6zellikle K\u00e2be&#8217;nin imar\u0131na ili\u015fkin hizmetlerinin ger\u00e7ekten hizmet olmas\u0131na imk\u00e2n ve ihtimal yoktur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bunlar\u0131n b\u00fct\u00fcn amelleri bo\u015fa gider. O ink\u00e2r ve \u015firk halinde iken yapt\u0131klar\u0131 Mescid tamirleri ve buna benzer hay\u0131rl\u0131 i\u015fleri ne varsa hepsi hebaen mensura (tamamen bo\u015f gitmi\u015f) olur ve bo\u015fa gider. Ve onlar ate\u015fte ebedi kal\u0131rlar, ahirette de ebedi olarak cehehnemde kalacaklar. S\u0131rf Allah i\u00e7in olmayan hi\u00e7bir amelin ebedi hayr\u0131 olamaz. Allah i\u00e7in bir bina veya herhangi bir amel yapmakla bunu yaparken Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na tapmak veya herhangi bir k\u00fcf\u00fcr i\u015flemek, bunun ikisi bir araya gelecek \u015fey de\u011fildir. Bunda samimiyetsizlikten daha ba\u015fka bir \u00e7eli\u015fki vard\u0131r. Bu \u00e7eli\u015fki de yap\u0131lan i\u015fleri siler s\u00fcp\u00fcr\u00fcr, hi\u00e7e indirir. Bundan dolay\u0131 k\u00e2firlerin bir yandan ink\u00e2rlar\u0131n\u0131 ve \u015firklerini a\u00e7\u0131\u011fa vurup \u00f6te yandan Allah mescidini imar etmeleri, kendileri a\u00e7\u0131s\u0131ndan inanmad\u0131klar\u0131 bir i\u015fi yapmalar\u0131 demektir. \u0130nanmadan yapt\u0131klar\u0131 i\u015ften hay\u0131r g\u00f6rmeyecekleri kesindir. Ayr\u0131ca maddi anlamda mescidi tamir ediyor ve ona iyi bak\u0131yor gibi g\u00f6r\u00fcnmeleri, asl\u0131nda onun as\u0131l manevi y\u00f6n\u00fcn\u00fc g\u00f6zard\u0131 etmelerine ve amac\u0131ndan sapt\u0131rmalar\u0131na y\u00f6nelik bir tahribatt\u0131r, onun ruhuna z\u0131mnen bir zarard\u0131r. &#8220;Zarar vermek i\u00e7in bir mescid edinenler &#8230;&#8221;(Tevbe, 9\/107 \u00e2yetinin tefsirine bak\u0131n\u0131z.) Mescidin imar\u0131 iki m\u00e2n\u00e2ya gelir. Birisi binas\u0131n\u0131n tamiri ve yenilenmesi, di\u011feri de ziyaret edilip i\u00e7inde ibadet edilmesidir. Nitekim Beytullah&#8217;\u0131 ziyaret etmeye imarla ayn\u0131 k\u00f6kten gelen &#8220;umre&#8221; ad\u0131 verilir. Mescidlere \u00e7ok\u00e7a giden ve i\u00e7lerinde \u00e7ok\u00e7a duran kimselere de yine ayn\u0131 k\u00f6kten olan &#8220;umm\u00e2r-\u0131 mes\u00e2cid&#8221; denilir. Ayn\u0131 \u015fekilde birisi, bir kimsenin meclisine \u00e7ok\u00e7a devam etti\u011fi zaman onun hakk\u0131nda &#8220;felan adam\u0131n muammir-i meclisi&#8221; denilir. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 bir mescidin imar\u0131, yani mamur hale gelmesi, hem binas\u0131n\u0131n bak\u0131m\u0131, hem de cemaat\u0131n\u0131n \u00e7oklu\u011fu ile m\u00fcmk\u00fcn olur. Hanelerin mamur olmas\u0131 da bu iki cihetin bir araya gelmesiyledir. Birisi umran\u0131 madd\u00ee, di\u011feri de umran-\u0131 manev\u00eedir. \u0130\u00e7inde Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in ibadet, zikir ve ilim tedrisi gibi taat ve faziletlerin devam etmesi ve o mescidin esas yap\u0131l\u0131\u015f gayesiyle ba\u011fda\u015fmayan faaliyetlerden korunmas\u0131yla m\u00fcmk\u00fcn olur. Bir mescid i\u00e7inde d\u00fcnya i\u015fiyle ilgili konu\u015fma bile onu kurulu\u015f amac\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kullanmak anlam\u0131na gelir ki, bu da onun imar\u0131n\u0131 ihlal etmek demektir. Bu konuda \u015fu hadisi \u015ferifler ne kadar dikkat \u00e7ekici uyar\u0131lard\u0131r: Resul-i Ekrem sallallah\u00fc aleyhi ve sellem&#8217;den varid olmu\u015ftur ki, &#8220;Mesciddeki konu\u015fma, t\u0131pk\u0131 hayvan\u0131n otu yiyip bitirdi\u011fi gibi hesanat\u0131 yiyip t\u00fcketir&#8221;. Yine Peygamber (s.a.v.) \u015fu hadisi kudsiyi de bildirmi\u015ftir; &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 buyurdu ki, yery\u00fcz\u00fcnde benim evlerim mescidlerdir ve oralardaki benim ziyaret\u00e7ilerim de onlar\u0131 mamur edenlerdir. \u0130mdi ne mutlu o kula ki, evinde temizlenir ve iyice temizlendikten sonra gelir beni evimde ziyaret eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc ziyaret\u00e7isine ikramda bulunmak ziyaret olunan \u00fczerine bir g\u00f6revdir&#8221;. Di\u011fer bir hadisi \u015ferifte &#8220;Her kim mescide \u00fclfet ederse Allah da ona \u00fclfet eder&#8221;. Bir ba\u015fka hadisde ise &#8220;Bir adam\u0131 mescidlere devam ediyor g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc onun m\u00fcmin oldu\u011funa \u015fahitlik ediniz&#8221;. Enes (r.a.)&#8217;den de rivayet olunmu\u015ftur ki, &#8220;Her kim bir mescidde bir kandil bulundurursa o mescidde o kandilin ziyas\u0131 devam etti\u011fi s\u00fcrece melekler ve Ar\u015f\u0131 ta\u015f\u0131yan y\u00fcce melekler o kimse i\u00e7in isti\u011ffar eder&#8221;. \u0130\u015fte buna g\u00f6re mescidleri bo\u015f lak\u0131rd\u0131lardan bile korumak gerekece\u011finden, bir mescide herhangi bir k\u00fcf\u00fcr ve \u015firk \u015f\u00f6yle dursun, herhangi bir f\u0131sk\u0131n ve k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnah\u0131n yakla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 bile o mescidin manev\u00ee imar\u0131na indirilen bir darbe say\u0131l\u0131rken, m\u00fc\u015friklerin yapt\u0131klar\u0131 nas\u0131l olur da imar olarak adland\u0131r\u0131labilir? Burada as\u0131l mesele m\u00fc\u015friklerin mescidleri imar edip etmemeleri ve bunun caiz olup olmamas\u0131 de\u011fildir. \u00c2yet, onlar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 temelden ge\u00e7ersiz say\u0131yor. Yani onlar\u0131n imarlar\u0131 imar de\u011fildir.<\/p>\n<p>18- Allah&#8217;\u0131n mescidlerini, onlar gibiler de\u011fil, ancak \u015fu kimseler imar ederler ki, onlar Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman ederler. Asl\u0131nda &#8220;mescid&#8221; kelimesi, &#8220;i\u00e7inde Allah&#8217;a secde edilen yer&#8221; demek oldu\u011fundan, Allah&#8217;a iman etmeyenlerin, Allah&#8217;a ibadet ve secde i\u00e7in bir yer bina etmeleri veya b\u00f6yle bir yerin Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in imar\u0131 ile yak\u0131ndan ilgilenmeleri aklen m\u00fcmk\u00fcn olabilecek bir \u015fey de\u011fildir. Sonra Allah&#8217;a ibadet ile me\u015fgul olman\u0131n as\u0131l faydas\u0131n\u0131n ahirette g\u00f6r\u00fclece\u011fi i\u00e7in ahirete iman etmeyenlerin ibadet i\u00e7in mescid yapmalar\u0131 da s\u00f6z konusu olamaz. Onlar ne iman ederler, ne ibadet bilirler, ne de mescid yaparlar. F\u0131rsat bulurlarsa mescidleri y\u0131karlar, y\u0131kamazlarsa onu mescidlikten \u00e7\u0131kar\u0131p ba\u015fka maksatlar i\u00e7in kullan\u0131rlar. \u015eu halde &#8220;Allah&#8217;\u0131n mescidi&#8221; tabirinden de a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere bunu imar i\u00e7in her \u015feyden \u00f6nce Allah&#8217;a ve ahirete iman etmi\u015f olmak \u015fartt\u0131r. Fakat bu yeterli bir \u015fart de\u011fildir. Bununla beraber namaz\u0131 k\u0131lan, yani namaz k\u0131lmak da \u015farttt\u0131r: Zira mescidlerin yap\u0131lmas\u0131ndaki as\u0131l maksat, i\u00e7inde namaz k\u0131l\u0131nmas\u0131d\u0131r. Namaz\u0131n l\u00fczumuna inanmayanlar mescid yapmak ihtiyac\u0131n\u0131 da duymayacaklard\u0131r. Namaz k\u0131lmayanlar da mescidlerin bo\u015f kal\u0131p manen harap olmas\u0131na sebep olurlar. Bununla beraber namaz k\u0131lmak da tek ba\u015f\u0131na yeterli de\u011fildir ve zekat\u0131 veren. Bu da \u015fartt\u0131r. Mescid imar\u0131n\u0131n mala ve zekata da ba\u011fl\u0131 olan bir yan\u0131 vard\u0131r. Farz olan zekat borcunu vermeyen, fakir ve kimsesizleri g\u00f6zetmeyenlerin mescid bina etmeleri veya mescidleri imar etmeyi d\u00fc\u015f\u00fcnmeleri onlardan beklenmeyecek bir harekettir. Bunun gibi, onlar\u0131n mescide gidip m\u00fcmin fakirlere zekat vermek de mescidlerin manev\u00ee imar\u0131yla ilgili bir konudur. Ancak bu da k\u00e2fi de\u011fildir. B\u00fct\u00fcn bunlarla beraber Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131ndan korkmayan kimseler. Ger\u00e7i insan bir\u00e7ok sebeplerden korkup \u00e7ekinebilir. Korkmamak elinden gelmez. Allah&#8217;dan korkmayanlardan da hi\u00e7 korkulmaz demek de\u011fildir. Fakat Allah&#8217;\u0131n emir ve yasaklar\u0131n\u0131 yerine getirmek i\u00e7in Allah korkusundan ba\u015fka hi\u00e7bir korkuyu saymayan, herhangi bir korku ile Allah r\u0131zas\u0131na y\u00f6nelik i\u015flerden vazge\u00e7meyen, \u015fahsi \u00e7\u0131karlar\u0131 ile Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 \u00e7at\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131n\u0131 \u00fcst\u00fcn tutan, Allah&#8217;\u0131n emretti\u011fi iyi i\u015fleri yapmak i\u00e7in \u015funun bunun k\u0131nanmas\u0131ndan veya bu y\u00fczden u\u011frayaca\u011f\u0131 zul\u00fcmlerden y\u0131lmayan, hatta gerekti\u011finde cihada ko\u015fmaktan veya Allah yolunda m\u00fccadele vermekten korkmayan, has\u0131l\u0131 \u00e7e\u015fitli korkular ve endi\u015feler ile Allah yolundan \u00e7\u0131kmayacak bir imana sahip olan ve bu \u00e2yette s\u00f6z\u00fc edilen d\u00f6rt hasleti \u015fahs\u0131nda bulunduran kimseler ancak Allah&#8217;\u0131n mescidlerini imar ederler. Bu \u00f6zelliklere sahip kimseler bulunmal\u0131d\u0131r ki, Allah&#8217;\u0131n mescidleri hakk\u0131yla imar edilebilsin. Yoksa ilk \u00fc\u00e7 haslet bulunup da iman ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n as\u0131l hakikat\u0131 ve \u00f6z\u00fc demek olan bu d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc haslet bulunmazsa mescidlerin mamur olmas\u0131na gayret edenler olmaz. G\u00fcn\u00fcn birinde bir k\u00e2firin veya zalimin ve hatta s\u0131radan bir c\u00fcretk\u00e2r\u0131n tehdidinden korkanlar kendi elleriyle mescidlerini y\u0131kmak al\u00e7akl\u0131\u011f\u0131n\u0131 bile g\u00f6sterebilirler. Madd\u00ee ve manev\u00ee anlamda mescidlere yap\u0131lacak sald\u0131r\u0131lardan ve sayg\u0131s\u0131zl\u0131klardan onlar\u0131 koruyamayan ve korumay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmeyen, yani ger\u00e7ek anlamda k\u00e2mil iman sahibi m\u00fcminlerden mahrum kalan mescidlerin ne servetle, ne de ba\u015fka bir yolla imarlar\u0131n\u0131 devam ettirebilmeleri ihtimali yoktur. Onun i\u00e7in \u0130\u015fte bunlar, yani bu d\u00f6rt hasleti \u015fahs\u0131nda toplam\u0131\u015f olan insanlar hidayeti bulmu\u015f, murada ermi\u015f kimselerden olabilirler. Yani do\u011frudan do\u011fruya ebed\u00ee saadeti elde edecek, Cennet&#8217;e nail olacak olanlar ancak bu \u00f6zellikleri ta\u015f\u0131yan cemaatlerin i\u00e7inde bulunabilirler. Bunlar\u0131n bile i\u00e7indekilerin hepsi i\u00e7in ger\u00e7ek hidayeti elde etmi\u015f olmas\u0131 kesin de\u011fildir. Olsa olsa yak\u0131n ihtimaldir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yard\u0131mc\u0131 fiili, umulur, m\u00fcmk\u00fcn, belki, gibi anlamlara gelir. \u0130\u015fin \u00f6z\u00fc, m\u00fcminler i\u00e7in bile b\u00f6yle olunca, art\u0131k m\u00fc\u015friklerin durumu nedir kolayl\u0131kla tasavvur olunabilir.<\/p>\n<p>19- Hac\u0131lara sakal\u0131k etmeyi ve Mescid-i Haram&#8217;\u0131n (yani K\u00e2be&#8217;nin) imar\u0131n\u0131, onun anahtarlar\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131mak, y\u0131k\u0131lan yerlerini tamir etmek ve temizlemek gibi hizmetleri Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman edip Allah yolunda cihad eden kimsenin i\u015fiyle bir mi tutuyorsunuz? Bu gibi hizmetleri iman ve cihad ehlinin amelleri gibi mi tuttunuz? \u0130man ve cihaddan sarf-\u0131 nazar ederek s\u0131rf imar ve sakal\u0131k i\u015fini fazilet, \u00f6nem ve de\u011fer a\u00e7\u0131s\u0131ndan iman ve cihadla ayn\u0131 \u015fey mi san\u0131yorsunuz? Bunlar hi\u00e7 birbiriyle k\u0131yas olunur mu? \u0130man\u0131 olup olmamak, cihadda bulunup bulunmamak bir yana, yaln\u0131zca imaret ve sakal\u0131k i\u015fini, isterse o i\u015f Mescid-i Haram&#8217;\u0131n sakal\u0131\u011f\u0131 olsun, hi\u00e7 iman edip Allah yolunda cihad edenlerin yapt\u0131\u011f\u0131 hizmetlere benzetmek olur mu? Bunlar Allah kat\u0131nda e\u015fit olamaz. Bunlar hadd-i zat\u0131nda e\u015fitlik kabul etmeyen ayr\u0131 ayr\u0131 \u015feylerdir. Bir kere az \u00f6nce anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere iman etmeden yap\u0131lan sakal\u0131k ve imar i\u015fleri bir hi\u00e7tir. \u0130manla yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirde bile ger\u00e7i hac\u0131lara su vermek ve bizzat K\u00e2be&#8217;nin umran\u0131na hizmet etmek Allah kat\u0131nda sevab\u0131 olan faziletli amellerdendir, ancak ne olursa olsun bu gibi hizmetler, Allah yolunda cihad eden m\u00fcminlerin iman, amel ve cihad\u0131na e\u015fde\u011fer olamazlar. Aralar\u0131nda o kadar b\u00fcy\u00fck bir fark vard\u0131r ki, onun buna benzetilmesi bile do\u011fru de\u011fildir. M\u00fc\u015friklerin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, imans\u0131z sakal\u0131k ve imaret hizmetini, iman ve cihada \u00fcst\u00fcn tutmak veya e\u015fit saymak \u015f\u00f6yle dursun, imanla beraber sakal\u0131k dahi cihadla bir tutulamaz. B\u00f6yle bir benzetme bile b\u00fcy\u00fck bir haks\u0131zl\u0131k ve zul\u00fcm olur.<\/p>\n<p>Ve Allah zalim olan kavme hidayet etmez. Zalimler toplulu\u011funu do\u011fru yola iletmez. Ger\u00e7ekten \u00fcst\u00fcn olan\u0131 a\u015fa\u011f\u0131 olana tercih etmeye muvaffak k\u0131lmaz. Zalimlere uyanlar ve kat\u0131lanlar da onlara eklenmi\u015f olur. Hidayete ermek do\u011frudan do\u011fruya meram\u0131na nail olmak i\u00e7in zul\u00fcmden ve zalimlerden uzakla\u015f\u0131p Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman ederek, Allah&#8217;dan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feyden korkmayan bir y\u00fcrekle Allah yolunda, din-i hak u\u011frunda b\u00fct\u00fcn cehdini sarfedip o m\u00fc\u015frikler, k\u00e2firler ve zalimlere kar\u015f\u0131 u\u011fra\u015fmak ve \u00e7al\u0131\u015fmak laz\u0131md\u0131r ki, zul\u00fcm ve h\u0131yanet korkular\u0131 bertaraf edilsin de b\u00fct\u00fcn Allah mescidleri mamur olsun, hak ve adalet, rahmet ve r\u0131za kap\u0131lar\u0131 a\u00e7\u0131ls\u0131n.<\/p>\n<p>Sak\u0131n bu e\u015fitsizlikten ve benzetilemez diye ortaya konulan g\u00f6r\u00fc\u015flerden sakal\u0131k ve imaretin cihaddan efdal oldu\u011fu gibi ters bir m\u00e2n\u00e2 \u00e7\u0131kar\u0131lmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131lmas\u0131n.<\/p>\n<p>20-21- \u0130man ve hicret edip Allah yolunda mallar\u0131yla, canlar\u0131yla cihad edenler, Allah kat\u0131nda derece bak\u0131m\u0131ndan en b\u00fcy\u00fckt\u00fcrler. Bunlar\u0131n y\u00fccelik mertebeleri ve \u00fcst\u00fcn de\u011ferleri hepsinden y\u00fcksektir. Ba\u015fkalar\u0131 sakal\u0131k ve imaret de dahil oldu\u011fu halde di\u011fer olgunluk ve faziletlerin hepsini elde etmi\u015f olsalar bile, bu m\u00fccahidlerin, s\u0131rf m\u00fccahid olduklar\u0131 i\u00e7in, Allah kat\u0131ndaki r\u00fctbe ve dereceleri yine de hepsinden \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. Ve i\u015fte ger\u00e7ekten kurtulu\u015fa erenler bunlard\u0131r. &#8220;Acaba&#8221;, &#8220;belki&#8221; &#8220;umulur ki&#8221; gibi ihtimal ve teredd\u00fct bildiren edat ve fiileri olmayan ger\u00e7ek ve mutlak anlamdaki kurtulu\u015f i\u015fte bunlara mahsustur. Bunlar\u0131n kurtulu\u015f ve necat\u0131na g\u00f6re di\u011ferlerinin durumu, sanki bir fevz \u00fc necat bile de\u011fildir. Nisa S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;M\u00fcminlerden \u00f6z\u00fcr sahibi olmaks\u0131z\u0131n evlerinde oturanlarla Allah yolunda mallar\u0131yla, canlar\u0131yla cihad edenler e\u015fit olamazlar.&#8221; (Nisa, 4\/95), &#8220;Allah cihad edenleri, evlerinde oturanlara pek b\u00fcy\u00fck ecirlerle \u00fcst\u00fcn tutmu\u015ftur. Onlara kat\u0131ndan derece derece l\u00fctfederek bir ma\u011ffiret ve rahmet ihsan etmi\u015ftir&#8230;&#8221; (Nisa, 4\/95-96) \u00e2yetiyle de m\u00fccahitlerin Allah kat\u0131ndaki yerlerini belirlemi\u015ftir. (Bu \u00e2yetlerin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetlerin sebeb-i n\u00fczul\u00fcnde rivayet olundu\u011funa g\u00f6re; M\u00fc\u015frikler, Yahudilere &#8220;Biz hac\u0131lara sakal\u0131k yap\u0131yoruz, Mescid-i Haram&#8217;\u0131n imar\u0131n\u0131 ve bak\u0131m\u0131n\u0131 \u00fcstlenmi\u015fiz. Biz mi efdaliz, Muhammed ve ashab\u0131 m\u0131?&#8221; demi\u015fler. Onlar da &#8220;Siz efdalsiniz&#8221; cevab\u0131n\u0131 vermi\u015fler. Ayr\u0131ca Hz. Ali, amcas\u0131 Hz. Abbas \u0130sl\u00e2m&#8217;a girdikten sonra, ona &#8220;Amca, hicret edip Resulullah&#8217;a kat\u0131lsan\u0131z.&#8221; demi\u015f, o da &#8220;Ben hicretten daha efdal bir halde de\u011fil miyim? Beytullah&#8217;\u0131 ziyaret edenlere su veriyorum ve Mescid-i Haram&#8217;\u0131 imar edip bak\u0131m\u0131n\u0131 sa\u011fl\u0131yorum.&#8221; diye cevap vermi\u015f. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yetler nazil olunca Hz. Abbas &#8220;Bana \u00f6yle geliyor ki, bu sakal\u0131k g\u00f6revini b\u0131rakaca\u011f\u0131m.&#8221; demi\u015f. Hz. peygamber de kendisine &#8220;Sakal\u0131k i\u015finize devam ediniz, \u00e7\u00fcnk\u00fc sizin onda hizmetiniz vard\u0131r.&#8221; buyurmu\u015f. &#8220;Sahih-i M\u00fcslim&#8221;de rivayet olundu\u011fu \u00fczere Numan b. Be\u015fir demi\u015ftir ki, &#8220;Resulullah&#8217;\u0131n minberi yan\u0131nda idim, bir adam, ben hac\u0131lara sakal\u0131k etsem de ba\u015fka hi\u00e7bir amel i\u015flemesem gam yemem, dedi. Bir ba\u015fkas\u0131 da ben Mescid-i Haram&#8217;\u0131 imar etsem de ba\u015fka hi\u00e7bir amel i\u015flemesem kendime dert etmem, dedi. Bir di\u011feri de Allah yolunda cihad etmek bu sizin s\u00f6ylediklerinizden daha efdaldir dedi. Bu bir Cuma g\u00fcn\u00fc idi. Derken \u00d6mer (r.a.) bunlara, susun, Resulullah&#8217;\u0131n minberinin dibinde b\u00f6yle sesinizi y\u00fckseltmeyin. Maamafih namaz\u0131 k\u0131ld\u0131ktan sonra bu ihtilaf etti\u011finiz meseleyi Resulullah&#8217;dan sorup \u00f6\u011freneyim, dedi. Daha sonra Allah Resul\u00fc&#8217;nden meseleyi sordu, Allah Te\u00e2l\u00e2 da bu \u00e2yeti inzal buyurdu&#8221;.<\/p>\n<p>\u015eimdi de bu b\u00fcy\u00fck fevz \u00fc necat\u0131n derecesinin y\u00fcceli\u011fi ve kesinli\u011fi \u015f\u00f6yle bir a\u00e7\u0131klama ile m\u00fcjdeleniyor:<\/p>\n<p>Onlar\u0131n Rabb&#8217;\u0131 olan Allah, kendilerine \u015funlar\u0131 m\u00fcjdeler: taraf\u0131ndan bir il\u00e2h\u00ee rahmet, fevkalade bir ihsan ve bir r\u0131dvan, hem raz\u0131, hem marz\u00ee olarak huzur \u0131 izzetine kabul buyuracak bir b\u00fcy\u00fck r\u0131za ve g\u00f6r\u00fclmedik cennetler ki, onlar i\u00e7in orada bitmez, t\u00fckenmez ve sonu gelmez bir nimet ve lezzet vard\u0131r. Hem nas\u0131l?<\/p>\n<p>22- o bahtiyarlar, o cennetlerde s\u00fcresiz kalmak, ebediyyen bulunmak \u00fczere ya\u015fayacaklar. O cennetlerin ne nimetlerine s\u0131n\u0131r var, ne de sahiplerine zeval var. \u015e\u00fcphe yok ki Allah, ancak O&#8217;nun kat\u0131nda bir b\u00fcy\u00fck ecir vard\u0131r. Sonu olan s\u0131n\u0131rl\u0131 amellere, sonsuz ve s\u0131n\u0131rs\u0131z m\u00fckafatlar verebilmek ancak O&#8217;na mahsustur. B\u00fct\u00fcn\u00fcyle d\u00fcnya ve d\u00fcnya ecirleri bunun yan\u0131nda pek k\u00fc\u00e7\u00fck kal\u0131r. D\u00fcnyada ba\u015fkalar\u0131ndan beklenecek herhangi bir ecir onun \u00f6l\u00fcm\u00fcyle sona erer. D\u00fcnya nimetlerinin hi\u00e7biri u\u011frunda can vermeye de\u011fmez. Allah kat\u0131ndaki ecir de d\u00fcnyalara s\u0131\u011fmaz. Ebedi oldu\u011fu i\u00e7in ona nail olan \u00f6ld\u00fckten sonra k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde de ondan faydalan\u0131r. &#8220;Yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ancak k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc size tamamen \u00f6denecektir.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/185) \u00e2yeti bunu a\u00e7\u0131k\u00e7a beyan eder. Bundan dolay\u0131 b\u00f6yle bir m\u00fckafat\u0131 elde etmek i\u00e7in i\u015flenecek amel, can vermek bile olsa, de\u011fer, yine de azd\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6yle oldu\u011fu i\u00e7in:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>23- Ey iman edenler! E\u011fer babalar\u0131n\u0131z ve karde\u015fleriniz imana kar\u015f\u0131l\u0131k k\u00fcf\u00fcrden ho\u015flan\u0131yorlarsa, onlar\u0131 dost edinmeyiniz. Sizden her kim onlar\u0131 dost edinirse i\u015fte onlar da zalimlerin ta kendileridir.<\/p>\n<p>24- Onlara de ki; e\u011fer babalar\u0131n\u0131z, o\u011fullar\u0131n\u0131z, karde\u015fleriniz, kad\u0131nlar\u0131n\u0131z, akrabalar\u0131n\u0131z, kabileniz, elde etti\u011finiz mallar, kesada u\u011framas\u0131ndan korktu\u011funuz ticaret, ho\u015fland\u0131\u011f\u0131n\u0131z evler ve meskenler, size Allah ve Resul\u00fcnden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, art\u0131k Allah&#8217;\u0131n emri gelinceye kadar bekleyin. Allah b\u00f6yle fas\u0131klar toplulu\u011funa hidayet nasip etmez.<\/p>\n<p>25- \u0130nk\u00e2r kabul etmez bir durumdur ki, Allah size bir\u00e7ok yerde yard\u0131m etti. \u00d6zellikle Huneyn G\u00fcn\u00fc ki, o g\u00fcn kendi \u00e7oklu\u011funuz size g\u00fcven vermi\u015fti de o g\u00fcn size onun bir faydas\u0131 olmam\u0131\u015ft\u0131. Yery\u00fcz\u00fc b\u00fct\u00fcn geni\u015fli\u011fine ra\u011fmen ba\u015f\u0131n\u0131za dar gelmi\u015fti. Sonra da bozguna u\u011frayarak gerisin geri d\u00f6n\u00fcp ka\u00e7maya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>26- Sonra Allah, Resul\u00fcn\u00fcn \u00fczerine ve m\u00fcminlerin \u00fczerine sekinetini (kalplere huzur veren rahmetini) indirdi ve g\u00f6zle g\u00f6rmedi\u011finiz ordular indirdi de kendisini tan\u0131mayan k\u00e2firleri azaba u\u011fratt\u0131. Ve o k\u00e2firlerin cezas\u0131 i\u015fte budur.<\/p>\n<p>27- Sonra b\u00fct\u00fcn bu olup bitenlerin arkas\u0131ndan Allah, diledi\u011fine tevbe nasib eder. Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir.<\/p>\n<p>23- Ey m\u00fcminler! Babalar\u0131n\u0131z\u0131, karde\u015flerinizi, imana kar\u015f\u0131 k\u00fcfr\u00fc benimseyip sevdikleri takdirde kendinize dost edinmeyiniz. Yani ba\u015fkalar\u0131 ve yabanc\u0131lar \u015f\u00f6yle dursun, velileriniz olan \u00f6z babalar\u0131n\u0131z\u0131, \u00f6z karde\u015flerinizi bile k\u00e2firli\u011fi m\u00fcminli\u011fe tercih edip de sevgi duyduklar\u0131 takdirde, hele hele k\u00fcf\u00fcrden vazge\u00e7me \u00fcmidi kalmad\u0131\u011f\u0131 takdirde onlar\u0131 kendinize dost edinmeyin, s\u0131rda\u015f tutmay\u0131n, onlar\u0131 veli tan\u0131may\u0131n, sizin \u00fczerinizdeki velayet haklar\u0131n\u0131 kabul etmeyin, ve onu kullanmalar\u0131na izin vermeyin, onlar\u0131n emirlerine uyup da k\u00fcfre hizmet etmeyin, k\u00fcfre yard\u0131mc\u0131 olmay\u0131n. Has\u0131l\u0131 yak\u0131nl\u0131k duygusunun etkisine kendinizi kapt\u0131r\u0131p da onlar\u0131 kendinize dost ve yard\u0131mc\u0131 saymay\u0131n, yak\u0131n akrabal\u0131\u011f\u0131, ve yak\u0131nlar\u0131n g\u00f6zetilmesi hakk\u0131ndaki il\u00e2h\u00ee emirleri, yukar\u0131dan beri durumlar\u0131 g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne serilen m\u00fc\u015friklerden ber\u00e2ete engel zannetmeyin. ve sizden her kim onlara dost olur dostlu\u011fu kabul eyleyip onlar\u0131n velayeti alt\u0131na girerse, onlar\u0131n isteklerine uyup onlara yard\u0131m ederse, onlara bel ba\u011flar, onlardan uzak durmazsa, i\u015fte onlar da (yani onlar\u0131n dostlu\u011funa bel ba\u011flayan ve velayetlerine s\u0131\u011f\u0131nanlar da) o zalimlerden ba\u015fkas\u0131 de\u011fillerdir. Zira velayet hakk\u0131n\u0131 ehlinin ve mevkiinin gayrine koymak da haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131 irtik\u00e2p etmektir. Allah b\u00f6yle yapanlara da hidayet nasib etmez.<\/p>\n<p>Bu ve bundan sonraki \u00e2yetin Mekke fethinden \u00f6nce, bu akrabal\u0131k ba\u011flar\u0131n\u0131 hicrete engel zannedenler hakk\u0131nda veya dinden d\u00f6n\u00fcp tekrar Mekke&#8217;ye d\u00f6nen dokuz ki\u015fi hakk\u0131nda n\u00e2zil oldu\u011funa ili\u015fkin iki rivayet varsa da bunlar n\u00fcz\u00fbl tarihi hakk\u0131ndaki esas rivayetlere ayk\u0131r\u0131 bulundu\u011fundan delil olarak kabul edilmeye lay\u0131k g\u00f6r\u00fclmemi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 Cessas&#8217;\u0131n &#8220;Ahkam-\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8221;da zikretti\u011fi \u00fczere, m\u00fcminler m\u00fcnaf\u0131klardan ay\u0131rdedilmek i\u00e7in bununla emrolunmu\u015flard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fcnaf\u0131klar, k\u00e2firlerle dostluk ili\u015fkilerine giriyor ve bulu\u015ftuklar\u0131 zaman onlara sayg\u0131 g\u00f6steriyor ve ikram ediyorlard\u0131, onlara velayet ve taraftarl\u0131k izhar ediyorlard\u0131. Allah Te\u00e2l\u00e2 da bu \u00e2yetteki emrini m\u00fcmin ile m\u00fcnaf\u0131k\u0131n fark\u0131na al\u00e2met k\u0131lm\u0131\u015f ve b\u00f6yle yapmayan\u0131n nefsine zulmetmi\u015f ve b\u00f6ylece cezaya hak kazanm\u0131\u015f oldu\u011funu haber vermi\u015ftir. Ancak \u015funu da unutmamak laz\u0131m gelir ki, Allah, k\u00e2fir olan anaya, babaya ihsan\u0131 ve belli \u00f6l\u00e7\u00fcler i\u00e7inde yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 dahi emreylemi\u015ftir. Nitekim Lokman S\u00fbresi&#8217;nde beyan buyuruldu\u011fu gibi: &#8220;Biz insana, anas\u0131yla babas\u0131na itaat etmesini emrettik&#8230; Bununla beraber ananla baban, bilmedi\u011fin bir \u015feyi Bana \u015firk ko\u015fman hususunda sana bask\u0131 yaparlarsa onlara itaat etme. Fakat onlarla d\u00fcnyada iyi ge\u00e7in&#8230;&#8221; (Lokman 31\/14, 15). Ayn\u0131 \u015fekilde Nis\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Allah&#8217;a ibadet edin, hi\u00e7bir \u015feyi ona ortak ko\u015fmay\u0131n, anaya babaya iyilik edin.&#8221; (Nisa, 4\/36) ve En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;De ki: &#8220;gelin size Rabb&#8217;inizin neleri haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ben okuyay\u0131m: Ona hi\u00e7bir \u015feyi ortak ko\u015fmay\u0131n. Anaya babaya iyilik edin.&#8221;. (En&#8217;\u00e2m, 6\/151. \u00e2yetin tefsirine bkz.) Bu \u00e2yetin ba\u015f\u0131 ile sonu g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulunduruldu\u011fu zaman anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bu \u00e2yet biraz yukar\u0131daki &#8220;Siz kendi halinize b\u0131rak\u0131laca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 m\u0131 san\u0131yordunuz? &#8221; \u00e2yetindeki &#8220;Allah&#8217;dan, Resul\u00fcnden ve m\u00fcminlerden ba\u015fkas\u0131na s\u0131\u011f\u0131nmazlar&#8230;&#8221; ifadesinin daha geni\u015f bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 \u015feklindedir. Bunun hikmeti de biraz ilerde gelecek olan \u00e2yetiyle g\u00f6sterilecektir.<\/p>\n<p>24- De ki, e\u011fer babalar\u0131n\u0131z, o\u011fullar\u0131n\u0131z, karde\u015fleriniz, zevceleriniz ve a\u015firetiniz, birlikte ya\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z, d\u00fc\u015f\u00fcp kalkt\u0131\u011f\u0131n\u0131z yak\u0131n akrabalar\u0131n\u0131z ve aile fertleriniz ve kazan\u0131p biriktirdi\u011finiz mallar, yani mal varl\u0131\u011f\u0131n\u0131z ve kesad\u0131ndan korkaca\u011f\u0131n\u0131z ticaret ve ho\u015funuza giden meskenler, i\u00e7lerinde ya\u015famak arzusunda bulundu\u011funuz evler, konaklar, k\u00f6\u015fkler, bah\u00e7eler, iller, obalar, yani b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bunlar, aile ve akrabalar, mal ve ticaret, vatan ve meskeninde rahat ve huzur i\u00e7inde oturmak, insan gruplar\u0131 aras\u0131nda ba\u015fl\u0131ca dostluk ve kayna\u015fma sebepleridir. Ve sava\u015f\u0131n bunlardan ay\u0131ran bir hicran taraf\u0131 vard\u0131r. Sava\u015f insanlar\u0131, sevgili babalardan, o\u011fullardan, karde\u015flerden, zevcelerden, h\u0131s\u0131m ve akrabadan, konu kom\u015fudan, e\u015ften dosttan ve hem\u015fehrilerden ay\u0131r\u0131r. U\u011fra\u015f\u0131p kazand\u0131\u011f\u0131 k\u0131ymetli mallardan eder, ticareti durdurur, rahat d\u00f6\u015feklerde yatmaya engel olur. Bu y\u00fczden de sava\u015f sevilecek \u015feylerden de\u011fildir. Bundan dolay\u0131 durup dururken sava\u015f \u00e7\u0131karmak da iyi de\u011fildir. Fakat rahat\u0131 sevmenin de bir s\u0131n\u0131r\u0131 vard\u0131r. Bunlar insano\u011flu a\u00e7\u0131s\u0131ndan ne son gaye ve maksatt\u0131r, ne de ebedi kurtulu\u015f i\u00e7in yeterli olan \u015feylerdir. Bunlara sevgi g\u00f6stermek, din ve Allah yoluna hizmete vesile oldu\u011fu m\u00fcddet\u00e7e g\u00fczel \u015feydir, din sevgisine ve Allah yolundaki hizmete ters d\u00fc\u015ft\u00fckleri ve engel olduklar\u0131 zaman da birer bela ve musibettirler. Bunlar\u0131 her sevgiye tercih edecek \u015fekilde sevenler, insanl\u0131kta ve ahl\u00e2kta y\u00fckselemezler, hakk\u0131 ve hukuku ihlal ederler, zul\u00fcm ve haks\u0131zl\u0131klara sebebiyet verirler, her t\u00fcrl\u00fc baya\u011f\u0131l\u0131\u011fa r\u0131za g\u00f6sterirler de gerekti\u011fi zaman Allah yolunda m\u00fccadele edemezler, cihada gidemezler. Can ve mal, evlat ve iyal kayg\u0131s\u0131yla her zillete, her al\u00e7akl\u0131\u011fa boyun e\u011ferler. Onun i\u00e7indir ki, bunlara \u015f\u00f6yle deniliyor: E\u011fer b\u00fct\u00fcn bu say\u0131lanlar size Allah ve Resul\u00fc&#8217;nden ve O&#8217;nun yolunda cihad etmekten daha sevgili ise o halde bekleyiniz ta ki, Allah&#8217;\u0131n emri gelsin. Bu durumda size yapaca\u011f\u0131n\u0131 yaps\u0131n, ba\u015f\u0131n\u0131za ne felaket verecekse versin, i\u015finizi bitirsin, belas\u0131n\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131za musallat etsin, ne haliniz varsa g\u00f6r\u00fcn. O vakit kurtulmak \u00fcmidi var m\u0131d\u0131r, yok mudur yak\u0131ndan g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. Var m\u0131 zannediyorsunuz? Hay\u0131r, asla yoktur. Biliniz ki, Allah fas\u0131k bir kavmi hidayet etmez. Yoldan \u00e7\u0131km\u0131\u015f fas\u0131klar g\u00fcruhuna do\u011fru yolu bulmay\u0131 nasip etmez. Yani siz, Allah&#8217;\u0131 ve Resul\u00fc&#8217;n\u00fc ve Allah yolunda cihad etmeyi, mal, m\u00fclk ve evlad u iyal sevgisine \u00fcst\u00fcn tutup, onlardan daha \u00e7ok sevmedik\u00e7e yapaca\u011f\u0131n\u0131z en iyi \u015fey, ba\u015f\u0131n\u0131za gelecek felaketi durup beklemektir. B\u00f6ylece Allah Te\u00e2l\u00e2 taraf\u0131ndan sizin iradi sevginize ve tercihinize ba\u011fl\u0131 olarak farz k\u0131l\u0131nan cihad\u0131 terketmekle siz taatten \u00e7\u0131km\u0131\u015f, vazifenizi yapmam\u0131\u015f, kendi mukadderetan\u0131z\u0131 kendiniz ihlal etmi\u015f fas\u0131klar olaca\u011f\u0131n\u0131zdan art\u0131k her t\u00fcrl\u00fc helaki ve cezay\u0131 bekleyip durman\u0131z gerekir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, \u00f6nceki \u00e2yet imana kar\u015f\u0131 k\u00fcfr\u00fcn velayetinden uzak durmay\u0131, ondan teberriyi emretmektedir. Bu \u00e2yet de Allah ve Peygamber sevgisine ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fen ve din\u00ee g\u00f6revlerin yerine getirilmesini engelleyen her t\u00fcrl\u00fc sevgi ve ili\u015fkiden uzak durmay\u0131 emrediyor. Bundan dolay\u0131 \u00f6nceki \u00e2yette yaln\u0131zca baba ve karde\u015fler zikredilmi\u015f oldu\u011fu halde bu \u00e2yette e\u015fler, \u00e7ocuklar ve hatta h\u0131s\u0131m akraba ve a\u015firet dahi zikredilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sevgi ve muhabbet bunlar\u0131n hepsinde ge\u00e7erli oldu\u011fu halde, velayet i\u015fi yaln\u0131zca baba ve karde\u015flere mahsustur, hatta zevce ve o\u011fullar i\u00e7in bile velayet mutad de\u011fildir. B\u00fct\u00fcn bunlara iyilikle emrolundu\u011fu halde, bilinmelidir ki, bunlar\u0131n hi\u00e7biri &#8220;Allah&#8217;a hi\u00e7bir \u015feyle ve hi\u00e7bir \u015fekilde \u015firk ko\u015fmay\u0131n\u0131z!&#8221; emrine g\u00f6re; bunlara g\u00f6sterilecek sevgi hi\u00e7bir zaman Allah&#8217;a \u015firk derecesine varmamal\u0131d\u0131r. Allah&#8217;a ve Resul\u00fc&#8217;ne ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fecek bir noktaya vard\u0131\u011f\u0131 zaman hepsi hi\u00e7e say\u0131lmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>25-Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 onlar nas\u0131l olur da dost edinilebilir? Allah sevgisine ve Allah korkusuna nas\u0131l olur da e\u015fde\u011fer tutulabilir? Ey m\u00fcminler! \u015euras\u0131 kesindir ki, Allah size bir\u00e7ok yerde yard\u0131m etti. Bedir, Ahzap, Kurayza, Nad\u0131r ve Hayber gibi nice yerlerde muzaffer k\u0131ld\u0131. Huneyn G\u00fcn\u00fc&#8217;nde de say\u0131 \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz sizi hayrete d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc vakit \u00e7ok olman\u0131z sizin i\u00e7in hi\u00e7bir \u015feye yaramam\u0131\u015ft\u0131. O kalabal\u0131kl\u0131\u011f\u0131na g\u00fcvendi\u011finiz ordunuz, size bir fayda vermemi\u015f, B\u00fct\u00fcn geni\u015fli\u011fine ra\u011fmen yery\u00fcz\u00fc ba\u015f\u0131n\u0131za dar gelmi\u015fti sonra da arkan\u0131z\u0131 d\u00f6nerek ka\u00e7m\u0131\u015ft\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>HUNEYN, Mekke ile Taif aras\u0131nda bir vadinin ismidir ki, m\u00fcsl\u00fcmanlarla Havazin ve Sek\u00eef aras\u0131ndaki sava\u015f burada olmu\u015ftu. \u015e\u00f6yle ki, Mekke&#8217;nin fethedilmesiyle Kurey\u015f&#8217;in \u00e7o\u011funlu\u011fu m\u00fcsl\u00fcman oldu, olmayanlar pek az kald\u0131 ve b\u00f6ylece \u0130slam dini daha geni\u015f bir alana yay\u0131lm\u0131\u015f oldu. Daha \u00f6nce Kurey\u015f&#8217;in taraftar\u0131 olan kabilelerin bir k\u0131sm\u0131 da m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n taraf\u0131na meyil g\u00f6sterdiler. Fakat Arap Yar\u0131madas\u0131&#8217;n\u0131n en b\u00fcy\u00fck kabilelerinden biri olan Havazin kabilesi ile Sakif kabilesi aralar\u0131nda anla\u015farak Hz. Peygamber ile sava\u015fmak \u00fczere s\u00f6z konusu Huneyn Vadisi&#8217;nde toplanmaya ba\u015flad\u0131lar. Bu kabilelerin sava\u015f konusunda e\u011fitimleri ve maharetleri vard\u0131, ayr\u0131ca bir s\u00fcreden beri Arap kabileleri aras\u0131nda m\u00fcsl\u00fcmanlara kar\u015f\u0131 k\u0131\u015fk\u0131rtma faaliyetlerini s\u00fcrd\u00fcr\u00fcyorlard\u0131. Topluca harekete ge\u00e7mek i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015flard\u0131. Mekke&#8217;nin fethi \u00fczerine kin ve \u00f6fkeleri kabarm\u0131\u015f ve Hz. Peygamber&#8217;in, kendilerinin \u00fczerine y\u00fcr\u00fcyece\u011fine kanaat getirmi\u015flerdi. Daha fazla bekleyecek olurlarsa, muhakkak silinip gideceklerine inanmaya ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131. Haz\u0131rl\u0131klar\u0131n\u0131 bitirip hemen harekete ge\u00e7mi\u015flerdi. Esasen Havazin ile Sakif d\u00f6rt bin kadar askere sahip idiyse de Beni Sa&#8217;d, Beni Bekir ve Beni C\u00fc\u015fem gibi daha ba\u015fka kabilelerin de kat\u0131lmas\u0131yla b\u00fcy\u00fck ve kalabal\u0131k bir ordu meydana gelmi\u015fti. Baz\u0131 rivayetlere g\u00f6re bu kuvvetlerin tamam\u0131n\u0131n toplam olarak yirmi binden daha fazla oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu sava\u015fa orta Arabistan Ka&#8217;b ve Kilab kabileleri kat\u0131lmam\u0131\u015flard\u0131. Havazin ile Sakif b\u00fct\u00fcn kad\u0131nlar\u0131n\u0131 ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 da getirmi\u015flerdi. B\u00f6yle yapmakla askerlerinin gayret ve yi\u011fitlik duygular\u0131n\u0131 harekete ge\u00e7irmek istemi\u015flerdi. Hz. Peygamber, b\u00f6yle b\u00fcy\u00fck bir ordunun topland\u0131\u011f\u0131n\u0131 haber ald\u0131, hi\u00e7 vakit kaybetmeden kar\u015f\u0131 haz\u0131rl\u0131klara ba\u015flad\u0131. Hatta Safvan b. \u00dcmeyye&#8217;den silah yard\u0131m\u0131 istedi. Safvan hen\u00fcz m\u00fc\u015friklerden idi, m\u00fcsl\u00fcman olmak i\u00e7in daha \u00f6nce iki ay m\u00fchlet istemi\u015fti, &#8220;Gasben mi alacaks\u0131n ey Muhammed?&#8221; diye sordu, &#8220;Hay\u0131r iade olunmak \u00fczere ve telef olanlar\u0131n bedeli \u00f6denmek \u015fart\u0131yla \u00f6d\u00fcn\u00e7 istiyorum.&#8221; cevab\u0131 verildi. O da &#8220;\u00f6yleyse mesele yok&#8221; dedi. Ve \u00fc\u00e7y\u00fcz z\u0131rh verdi. Nevfel b. Haris b. Abdulmuttalib dahi \u00fc\u00e7y\u00fcz m\u0131zrak \u00f6d\u00fcn\u00e7 verdi. Has\u0131l\u0131 Resul-i Ekrem, tedarikini ve haz\u0131rl\u0131klar\u0131n\u0131 tamamlay\u0131p oniki bin, baz\u0131 rivayetlere g\u00f6re belki biraz daha fazla bir kuvvetle Mekke&#8217;den \u00e7\u0131k\u0131p Huneyn taraf\u0131na do\u011fru y\u00fcr\u00fcd\u00fc. Bu askerin on bini zaten Mekke fethine kat\u0131lan ashab, \u00fcst taraf\u0131 da Mekke&#8217;nin yerlilerinden yeni \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmi\u015f olan kimselerdi. Hz. Peygamber&#8217;in ordusunda seksen kadar da m\u00fc\u015frik vard\u0131 ki, bunlardan biri de Safvan b. \u00dcmeyye idi. Daha sonra al\u0131nan esirlerin alt\u0131 bin kadar oldu\u011fu sahih rivayetlerle sabit oldu\u011funa g\u00f6re, \u0130sl\u00e2m ordusunun say\u0131ca d\u00fc\u015fman\u0131n toplam\u0131ndan daha fazla olmad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131yorsa da herhalde m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n o zamana kadar yapt\u0131klar\u0131 ve muzaffer olduklar\u0131 en b\u00fcy\u00fck sava\u015f bu idi. O zamana kadar g\u00f6r\u00fclmedik bir say\u0131 \u00e7oklu\u011funa ula\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kesindi. \u0130\u015fte bu g\u00f6r\u00fclmedik kuvvet baz\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ho\u015funa gitmi\u015f ve &#8220;Bu ordu yenilmez.&#8221; diyerek kendilerine b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcven gelmi\u015fti. Rivayete g\u00f6re, Seleme b. Selemeti&#8217;l-Ensari &#8220;Bu g\u00fcn say\u0131 azl\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 asla ma\u011flup olmay\u0131z.&#8221; demi\u015fti. Bu s\u00f6z de Hz. Peygamber&#8217;in ho\u015funa gitmemi\u015fti. Bu s\u00f6z\u00fc Hz. Peygamber&#8217;in s\u00f6yledi\u011fine ili\u015fkin rivayet ise zay\u0131f bir rivayettir. Ger\u00e7i bu s\u00f6z galibiyeti sadece say\u0131 \u00e7oklu\u011funa ba\u011fl\u0131 g\u00f6rmek m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan uzaksa da yine de say\u0131 \u00e7oklu\u011funa bel ba\u011flamak anlam\u0131na gelmektedir. Oysa &#8220;Zafer yaln\u0131zca Allah&#8217;dand\u0131r.&#8221; \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fcn\u00fc g\u00f6zetmemek gibi bir kibir ve gurur vard\u0131r ki, bu da yak\u0131\u015f\u0131k almayan bir kusurdur. \u00c2yette de uyar\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, \u015fimdiye kadar pek \u00e7ok yerde nail olduklar\u0131 zaferlerin hi\u00e7biri say\u0131 \u00e7oklu\u011funa dayanm\u0131yordu. Bu sefer m\u00fcsl\u00fcman askerlerinin say\u0131 \u00e7oklu\u011funu s\u00f6z konusu etmeleri onlardan beklenen ihlas ve tevekk\u00fcle ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fen bir tutum olmu\u015f oluyordu. Allah Te\u00e2l\u00e2 da Peygamberini muzaffer k\u0131lan\u0131n kendisi oldu\u011funu g\u00f6stermek i\u00e7in bu sava\u015fta \u00f6nce m\u00fcsl\u00fcman ordusunu hezimetle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya getirmi\u015f, ger\u00e7ek anlamda say\u0131 azl\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 de\u011fil, fakat \u00e7oklu\u011fa g\u00fcvenmekten dolay\u0131 onlar\u0131 yenilgiyle y\u00fczy\u00fcze getirmi\u015f, sonra da yine o durumdan kendilerini kurtarm\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7ekten de Huneyn Sava\u015f\u0131 ba\u015flar ba\u015flamaz m\u00fcsl\u00fcman saflar\u0131nda korkun\u00e7 bir panik ya\u015fanm\u0131\u015f. Beni S\u00fcleym askerleri ile Mekke&#8217;den yeni m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015f baz\u0131 askerler Halid b. Velid kumandas\u0131nda \u00f6nc\u00fc kuvvet olarak \u00f6nde gidiyorlard\u0131. Beni S\u00fcleym ilerlemi\u015fti ve bir hamlede d\u00fc\u015fman \u00fczerine h\u00fccuma ge\u00e7mi\u015flerdi. Bunu g\u00f6ren Mekkeliler de l\u00e2ubali bir \u015fekilde ganimet elde etmek \u00fczere ko\u015farlarken, \u00f6nceden vadiyi tutmu\u015f olan d\u00fc\u015fman kuvvetleri, gizlenmi\u015f olduklar\u0131 pusular\u0131ndan \u00e7\u0131karak birdenbire h\u00fccuma ge\u00e7mi\u015flerdi. Bu sald\u0131r\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00f6nc\u00fc kuvvetler \u00f6ylesine bir bozguna u\u011fray\u0131p ka\u00e7\u0131vermi\u015flerdi ki bu panik bir anda b\u00fct\u00fcn \u0130sl\u00e2m ordusunu sar\u0131vermi\u015fti. Bu haber k\u0131sa zamanda Mekke&#8217;ye bile eri\u015fmi\u015fti. \u0130manlar\u0131 zay\u0131f olan bir \u00e7ok yeni m\u00fcsl\u00fcman\u0131n kafalar\u0131 kar\u0131\u015fmaya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. Bu \u00f6yle bir bozgun olmu\u015ftu ki, merkezde Hz. Peygamber bile ancak birka\u00e7 yak\u0131n ashab\u0131yla yapayaln\u0131z kal\u0131vermi\u015fti. Oniki bin m\u00fcsl\u00fcman askerinin ka\u00e7maya mecbur kald\u0131\u011f\u0131 ok sa\u011fnaklar\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda yaln\u0131zca Fahr-i k\u00e2inat Efendimiz f\u00fctursuzca ve tela\u015fa kap\u0131lmadan so\u011fukkanl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 koruyabilmi\u015fti. Bir iman, sab\u0131r ve sebat timsali olarak peygamberlik mucizesini g\u00f6steriyor, il\u00e2h\u00ee bir heyecan ve cesaretle bindi\u011fi d\u00fcld\u00fcl\u00fc d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n \u00fczerine do\u011fru s\u00fcr\u00fcyordu, sanki b\u00fct\u00fcn k\u00fcf\u00fcr d\u00fcnyas\u0131na kar\u015f\u0131 tek ba\u015f\u0131na sava\u015f\u0131yordu. &#8220;Ben peygamberim, yalan yok; ben Abdulmuttalib&#8217;in o\u011fluyum.&#8221; diyor ve durmadan d\u00fcld\u00fcl\u00fcn\u00fc d\u00fc\u015fman\u0131n \u00fcst\u00fcne \u00fcst\u00fcne s\u00fcr\u00fcyordu. S\u00fcrd\u00fck\u00e7e de \u00f6n\u00fcndeki k\u00e2firler ka\u00e7\u0131yordu. Onlar kendisine hamle ettik\u00e7e durup bekliyordu, sonra kendisi hamle yap\u0131yordu. Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, bu kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 hamle on kereden fazla meydana geldi. Yaln\u0131zca amcas\u0131 Abbas ve amcas\u0131 o\u011flu Ebu S\u00fcfyan b. Abd\u00fclmuttalib ve onun o\u011flu Cafer ile Ali b. Ebi Talib, Rabia b. Haris, Fadl b. Abbas, \u00dcsame b. Zeyd, Eymen b. Ubeyd ki, Eymen b. \u00dcmmi Eymen&#8217;dir. Ehli Beyt&#8217;ten olan bunlarla bir de Ebubekir ve \u00d6mer, Hz. Peygamber&#8217;in yan\u0131ndan ayr\u0131lmam\u0131\u015flard\u0131. Resul-i Ekrem Efendimiz, yaln\u0131z ba\u015f\u0131na d\u00fcld\u00fcl\u00fc d\u00fc\u015fman \u00fczerine s\u00fcrerken Ebu S\u00fcfyan da binek \u00fczerinde gidiyordu. Amcas\u0131 Abbas ko\u015fmu\u015f, Hz. Peygamber daha ileri gitmesin diye d\u00fcld\u00fcl\u00fcn dizginlerini tutmu\u015ftu.<\/p>\n<p>26- Sonra Allah, Resul\u00fc&#8217;ne ve m\u00fcminlere sekinetini indirdi: kalblerine s\u00fckunet veren rahmetini g\u00f6nderdi&#8230; &#8230;Ve g\u00f6rmedi\u011finiz askerler indirdi. Bunlar meleklerdir. Ancak say\u0131lar\u0131n\u0131n be\u015f bin veya sekiz bin veya onalt\u0131 bin oldu\u011fu hakk\u0131nda \u00fc\u00e7 ayr\u0131 rivayet vard\u0131r. Muhtar olan kavle g\u00f6re, bunlar\u0131n inmeleri, esasen m\u00fcminlerin kalblerine g\u00fczel duygular telkin etmek suretiyle g\u00fc\u00e7 kazand\u0131rmak ve m\u00fc\u015friklerin kalblerine de korku salmak i\u00e7indi (Enfal S\u00fbresi 8\/9. \u00e2yetin tefsirine bkz.) O s\u0131rada Fahr-i \u00e2lem Efendimiz vadinin sa\u011f taraf\u0131n\u0131 tutup durmu\u015ftu. Hz. Abbas&#8217;\u0131n sesi gayet g\u00fcr oldu\u011fundan, ona &#8220;Ey Ensar, Ey Ashab&#8221; diye ba\u011f\u0131rmas\u0131n\u0131 teklif etti. O da ba\u011f\u0131r\u0131p \u015f\u00f6yle seslendi: &#8220;Ey Akabede biat eden Ensar! Ey biat\u00fcrr\u0131dvanda a\u011fa\u00e7 alt\u0131nda d\u00f6nmemek \u00fczere ant veren ashab! Ey ashab-\u0131 \u015fecere (a\u011fa\u00e7 Ashab\u0131) Ey ashab-\u0131 S\u00fbre-i Bakara (Bakara S\u00fbresi&#8217;nin Ashab\u0131)!&#8221; diye \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131. Ve nidalar biribirini izledi, sonra her taraftan &#8220;Lebbeyk, lebbeyk&#8221; sesleri gelmeye ba\u015flad\u0131 ve k\u0131sa zamanda derlenip toparland\u0131lar ve Hz. Peygamberin oldu\u011fu yere do\u011fru ko\u015fup gelmeye ba\u015flad\u0131lar. O vakit Hz. Peygamber bindi\u011fi hayvandan indi, &#8220;Ben o peygamberim, yalan yok. Ben Abdulmuttalib o\u011fluyum dedi, sonra &#8220;Allah\u0131m bize yard\u0131m\u0131n\u0131 g\u00f6nder&#8221; diyerek Allah&#8217;dan yard\u0131m diledi ve dua etti. Semadan melekler inip Resulullah&#8217;a yard\u0131m ettiler. Bozulmu\u015f olan asker \u00f6yle h\u0131zl\u0131 bir \u015fekilde derlenip toparland\u0131 ki, atlar\u0131 ko\u015famayanlar inip ko\u015fuyorlard\u0131. K\u0131sa zamanda m\u00fcminlerin hepsi tekrar Resul-i Ekrem&#8217;in yan\u0131nda topland\u0131lar ve yeniden sava\u015f d\u00fczeni ald\u0131lar. O korku ve tela\u015f\u0131 bir yana b\u0131rak\u0131p b\u00fct\u00fcn ciddiyetiyle cenge giri\u015ftiler. O vakit Resulullah bakt\u0131 ve &#8220;F\u0131r\u0131n k\u0131z\u0131\u015ft\u0131&#8221; buyurdu. Yerden bir avu\u00e7 toprak al\u0131p m\u00fc\u015frikler taraf\u0131na do\u011fru savurup att\u0131 &#8220;Bozguna u\u011fray\u0131n, Muhammed&#8217;in Rabbi hakk\u0131 i\u00e7in!&#8221; dedi. Ve hakikaten hezimete u\u011fram\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah o anda m\u00fcsl\u00fcmanlara b\u00f6yle yard\u0131m etti ve k\u00e2firleri de azaba u\u011fratt\u0131. Cezaland\u0131rd\u0131, \u00f6ld\u00fcler, yaraland\u0131lar, esir oldular, pek ac\u0131 bir yenilgiye u\u011frad\u0131lar. Mallar\u0131 ellerinden gitti\u011fi gibi, gayrete getirici ve te\u015fvik edici olur diye beraberlerinde getirdikleri \u00e7oluk \u00e7ocuklar\u0131 ve zevceleri de m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ellerine esir d\u00fc\u015ft\u00fcler. Her \u015feylerini sava\u015f meydan\u0131nda b\u0131rakmak zorunda kald\u0131lar. Bu da k\u00e2firlerin cezas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>27- Sonra Allah, yine de b\u00fct\u00fcn bu olup bitenlerin ard\u0131ndan diledi\u011fine tevbe nasib eder. Reisleri ve sava\u015fta ba\u015fkumandanlar\u0131 olan Malik b. Avf\u00ee Nadr\u00ee ile birlikte Havazin ve daha ba\u015fkalar\u0131ndan bir\u00e7oklar\u0131na nasib etti\u011fi gibi, m\u00fcsl\u00fcman olmaya muvaffak k\u0131lar, ve Allah \u011fafurdur onlar\u0131n ge\u00e7mi\u015fteki k\u00fcf\u00fcr ve masiyetlerine afv \u00fc ma\u011ffiret eder, rah\u00eemdir, onlara ayr\u0131ca rahmetinden ihsanda da bulunur.<\/p>\n<p>Resul-i Ekrem, Huneyn ve Evtas&#8217;ta al\u0131nan esirlerin ve ganimet mallar\u0131n\u0131n, Cirane&#8217;de muhafazas\u0131n\u0131 emrederek Taif \u00fczerine hareket etmi\u015fti. Onsekiz g\u00fcn kadar s\u00fcren Taif ku\u015fatmas\u0131n\u0131 kald\u0131rd\u0131ktan sonra Cirane&#8217;ye d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcnde erkekli kad\u0131nl\u0131 alt\u0131 bin esir, yirmid\u00f6rt bin deve k\u0131rk binden ziyade koyun ve ke\u00e7i ve d\u00f6rt bin okka kadar oldu\u011fu s\u00f6ylenen alt\u0131n ve g\u00fcm\u00fc\u015f nakit toplanm\u0131\u015f bulunmakta idi. Belki bir yerden esirlerini kurtarmak i\u00e7in m\u00fcracaat vaki olur diye on g\u00fcnden fazla orada durup bekledi ve oyaland\u0131. Kimse gelmeyince esirleri ve mallar\u0131 taksim etti. Daha sonra Havazin heyeti \u00e7\u0131ka geldi. Resulullah&#8217;a \u0130sl\u00e2m \u00fczere biat ettiler ve &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, sen insanlar\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131 ve en \u00e7ok hay\u0131r sevenisin, bizim e\u015flerimiz ve \u00e7ocuklar\u0131m\u0131z esir edildi, mallar\u0131m\u0131z al\u0131nd\u0131.&#8221; diyerek, mallar\u0131n\u0131n ve esir al\u0131nan yak\u0131nlar\u0131n\u0131n kendilerine geri verilmesini istediler. Resulullah, &#8220;Yan\u0131mdakileri g\u00f6r\u00fcyorsunuz, s\u00f6z\u00fcn en hay\u0131rl\u0131s\u0131 en do\u011frusudur. Bekledim gelmediniz, \u015fimdi iki yoldan birini se\u00e7iniz: Ya \u00e7oluk \u00e7ocu\u011funuzu, ya da mallar\u0131n\u0131z\u0131.&#8221; Bunun \u00fczerine &#8220;Biz soyumuza hi\u00e7bir \u015feyi denk tutmay\u0131z.&#8221; dediler. Sonra Resulullah aya\u011fa kalkt\u0131, m\u00fcsl\u00fcmanlara hitaben \u015fu konu\u015fmay\u0131 yapt\u0131. Allah&#8217;a hamd \u00fc senada bulunduktan sonra ashab\u0131na d\u00f6nerek, &#8220;Bunlar tevbe ettiler ve huzurumuza m\u00fcsl\u00fcman olarak geldiler. Biz de kendilerini \u00e7ocuklar\u0131 ve e\u015fleriyle mallar\u0131 aras\u0131nda birinden birini tercih etmekte serbest b\u0131rakt\u0131k. Onlar da soylar\u0131na hi\u00e7bir \u015feyi denk tutmayacaklar\u0131n\u0131 s\u00f6ylediler. \u015eimdi her kimin elinde bir esir varsa, g\u00f6n\u00fcl ho\u015flu\u011fuyla onu geri versin, b\u00f6yle yaparsa ne \u00e2l\u00e2, g\u00f6n\u00fcl r\u0131zas\u0131yla vermek istemezse bize sats\u0131n ve onun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6demek boynumuza bor\u00e7 olsun, ilk f\u0131rsatta onu \u00f6deyelim.&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine hepsi bir a\u011f\u0131zdan &#8220;Bu karara raz\u0131y\u0131z ve teslim ettik gitti.&#8221; dediler. Hz. Peygamber &#8220;Belli olmaz, belki i\u00e7inizde raz\u0131 olmayanlar vard\u0131r, temsilcilerinize s\u00f6yleyiniz de bunu bize iletsinler.&#8221; diye buyurdu. Sonra temsilcileri de &#8220;Hepsi raz\u0131 oldular.&#8221; diyerek ikrar verdiler. B\u00fct\u00fcn o esirler topluca serbest b\u0131rak\u0131d\u0131lar ve kurtuldular. Ancak Safvan b. \u00dcmeyye&#8217;ye d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f ve ondan hamile kalm\u0131\u015f olan bir kad\u0131n geri verilmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Taberani&#8217;nin rivayetine g\u00f6re; bu \u00e2yette i\u015fte Hz. Peygamber&#8217;in esirleri serbest b\u0131rakt\u0131rmas\u0131 konusundaki rahmete i\u015faret edilmi\u015ftir. Fakat g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, burada daha \u00f6nceki \u00e2yetlerde oldu\u011fu gibi mazi sigas\u0131 de\u011fil diyerek muzari s\u0131gas\u0131 irad buyurulmu\u015ftur. Buna g\u00f6re bunun esas ifade etmek istedi\u011fi \u015fey, bir sene \u00f6nceki Huneyn Vak&#8217;as\u0131&#8217;ndaki rahmet de\u011fil, bu kere, yukar\u0131dan beri a\u00e7\u0131klanan Ber\u00e2et ve \u00f6zellikle cihad\u0131n d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle rahmet ve ihsana ters d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc zann\u0131 ile \u00d6z babalar\u0131n\u0131z ve karde\u015fleriniz de olsa m\u00fc\u015frik ve k\u00e2firlere velayet verilmemesini emreden \u00e2yetin i\u00e7y\u00fcz\u00fcnde gizli olan rahmet ve gelecekte m\u00fcsl\u00fcmanlara sa\u011flayaca\u011f\u0131 fayday\u0131 a\u00e7\u0131klamaya y\u00f6neliktir. Has\u0131l\u0131 m\u00e2n\u00e2 \u015fudur:<\/p>\n<p>\u0130mana kar\u015f\u0131 k\u00fcfr\u00fc seven baba ve karde\u015flerden velayeti kald\u0131rmay\u0131, h\u0131s\u0131m akrabadan ili\u015fkiyi kesmeyi ve b\u00fct\u00fcn m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 bu kere ilan edilen ber\u00e2eti ve cihad emirlerini gayet \u00e7etin bulup, hakikatte rahmet ve ihsan hedefine ayk\u0131r\u0131 sanmay\u0131n. Huneyn Vak&#8217;as\u0131&#8217;nda oldu\u011fu gibi, bunun sonucunda da bir \u00e7ok kimseye tevbe nasib olacak ve nice nice ma\u011ffiret tecellisi ve rahmet meydana gelecek, nice fenal\u0131k ortadan silinip gidecektir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>28- Ey iman edenler! M\u00fc\u015frikler bir pisliktirler. Art\u0131k bu y\u0131ldan sonra Mescid-i Haram&#8217;a yakla\u015fmas\u0131nlar. E\u011fer yoksulluktan korkarsan\u0131z Allah sizi diledi\u011finde l\u00fctuf ve ihsan\u0131yla zenginle\u015ftirecektir. Allah ger\u00e7ekten al\u00eemdir, hak\u00eemdir.<\/p>\n<p>29- Kendilerine kitap verilenlerden olduklar\u0131 halde ne Allah&#8217;a, ne ahiret g\u00fcn\u00fcne inanmayan, Allah&#8217;\u0131n ve Resul\u00fcn\u00fcn haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 haram tan\u0131mayan ve hak dini din edinmeyen kimselere al\u00e7alm\u0131\u015f olduklar\u0131 halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar sava\u015f yap\u0131n.<\/p>\n<p>30- Yahudiler, &#8220;Uzeyir Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; dediler, H\u0131ristiyanlar da &#8220;Mesih Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221;, dediler. Bu onlar\u0131n kendi a\u011f\u0131zlar\u0131yla uydurduklar\u0131 s\u00f6zlerdir. Daha \u00f6nce ink\u00e2ra sapm\u0131\u015f olanlar\u0131n s\u00f6zlerine benzetiyorlar. Allah onlar\u0131 kahretsin, nas\u0131l da sapt\u0131r\u0131yorlar!<\/p>\n<p>31- Onlar, Allah&#8217;dan ba\u015fka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem o\u011flu Mesih&#8217;i de. Oysa onlar bir olan Allah&#8217;a ibadet etmekle emrolunmu\u015flard\u0131. Allah&#8217;dan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur. O, m\u00fc\u015friklerin ortak ko\u015ftu\u011fu \u015feylerden de m\u00fcnezzehtir.<\/p>\n<p>32- Allah&#8217;\u0131n nurunu a\u011f\u0131zlar\u0131yla s\u00f6nd\u00fcrmek istiyorlar, Allah da raz\u0131 olmuyor. Fakat k\u00e2firler istemeseler de Allah nurunu tamamlamay\u0131 diliyor.<\/p>\n<p>33- O \u00f6yle bir Allah&#8217;d\u0131r ki, Resul\u00fcn\u00fc hidayetle ve hak dinle b\u00fct\u00fcn dinlere \u00fcst\u00fcn k\u0131lmak i\u00e7in g\u00f6ndermi\u015ftir. M\u00fc\u015frikler ho\u015flanmasalar da<\/p>\n<p>28-Ey m\u00fcminler! M\u00fc\u015frikler pislikten ba\u015fka bir\u015fey de\u011filler. M\u00fc\u015frik olmalar\u0131 bak\u0131m\u0131ndan onlar s\u0131rf pislik demektirler. \u015eirk manev\u00ee pisliklerin en fenas\u0131d\u0131r. Ayr\u0131ca bunlar taharetlenmezler, gus\u00fcl ve abdest nedir bilmezler, cenabet gezerler, maddi pisliklerden sak\u0131nmazlar. Ne bedenleri, ne elbiseleri pislikten ar\u0131nmaz. Bu bak\u0131mdan da kendileri aynen ve bizzat pislik de\u011filse de \u00f6yle denecek kadar pisli\u011fe bulanm\u0131\u015f ve batm\u0131\u015f olan kimselerdir. Bundan dolay\u0131 da temiz de\u011fillerdir.<\/p>\n<p>Bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 hakk\u0131yla anlatabilmek i\u00e7in kas\u0131r suretiyle ve m\u00fcbala\u011fa s\u0131\u011fas\u0131yla &#8220;pislik&#8221; buyurulmu\u015ftur ki, ayniyle necasetten ba\u015fka bir \u015fey de\u011filler demektir. Bundan dolay\u0131 Abdullah b. Abbas&#8217;dan m\u00fc\u015frikler t\u0131pk\u0131 &#8220;K\u00f6pek ve domuz gibi ayn\u0131yla necistirler.&#8221; diye, Hasan Basr\u00ee&#8217;den de &#8220;Bir m\u00fc\u015frikle musafaha eden abdest als\u0131n.&#8221; diye birer g\u00f6r\u00fc\u015f varsa da g\u00fcn\u00fcm\u00fcz Caferileri gibi baz\u0131 \u015ei\u00ee gruplardan ba\u015fka b\u00fct\u00fcn mezhepler bu iki kavlin aksinedir.<\/p>\n<p>Zira \u00f6ylesine ayniyle necis olsalard\u0131 hi\u00e7bir \u015fekilde temizlenmeleri m\u00fcmk\u00fcn olmazd\u0131. Halbuki onlar da iman ve taharet ile temiz olabilirler. Sonra \u015fer&#8217;an da aklen de a\u00e7\u0131kt\u0131r ki, bu h\u00fck\u00fcm insan olarak yarat\u0131lmalar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan de\u011fildir, \u015firk gibi kendi kespleri a\u00e7\u0131s\u0131ndan ar\u0131z\u00ee bir durumdur. Bu husus \u00e7ok a\u00e7\u0131k ve \u00e2\u015fik\u00e2r oldu\u011fu i\u00e7indir ki, m\u00fcbala\u011fa s\u0131\u011fasiyle ayniyle pislik olarak g\u00f6sterilmelerinde bir bela\u011fat vard\u0131r. Yani m\u00fc\u015frikler de birer insan olmak bak\u0131m\u0131ndan aynen ve do\u011fu\u015ftan de\u011fil, m\u00fc\u015frik olmalar\u0131 dolay\u0131s\u0131yla itikat ve amel y\u00f6n\u00fcnden pisli\u011fe batm\u0131\u015flard\u0131r. Sanki bir pislik gibi i\u011frenilecek durumdad\u0131rlar. D\u0131\u015far\u0131dan pislikleri g\u00f6r\u00fcnmese bile \u015firkleri sebebiyle manen pistirler. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131:<\/p>\n<p>Bu seneden sonra Mescid-i Haram&#8217;a yakla\u015fmas\u0131nlar. Yani bu ilan\u0131n yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u015f bu dokuzuncu hicri seneden sonra onlar Mescid-i Haram&#8217;a yakla\u015fmaktan menedilmi\u015flerdir. Siz m\u00fcsl\u00fcmanlar da bu yasa\u011f\u0131n uygulanmas\u0131ndan sorumlu tutulacaks\u0131n\u0131z. \u00d6yleyse onlar\u0131 Mescid-i Haram&#8217;a yakla\u015ft\u0131rmay\u0131n\u0131z. Harem-i \u015eerif&#8217;in i\u00e7ine girmek ve orada herhangi bir hizmet ve g\u00f6rev yapmak \u015f\u00f6yle dursun, hatta yakla\u015fmas\u0131nlar bile. Harem-i \u015eerif&#8217;in s\u0131n\u0131r\u0131ndan i\u00e7eri ad\u0131m atamas\u0131nlar bile. Bu mutlak h\u00fckme g\u00f6re, hi\u00e7bir sebep ve maksada ve hatta seyahat ve el\u00e7ilik veya muhakeme i\u00e7in de Harem dahiline sokulmamalar\u0131 gerekir. Oraya girmeye ne haklar\u0131 vard\u0131r, ne de liyakatlar\u0131. \u015eu halde bu seneye kadar girmeleri mutad olanlar hakk\u0131ndaki team\u00fcl, art\u0131k bu seneden sonra neshedilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc pistirler, maddeten olmasa bile manen pistirler. Acaba ayin ve ibadet d\u0131\u015f\u0131nda baz\u0131 faydalar ve i\u015fler i\u00e7in de Harem dahiline ve Mekke&#8217;ye m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n izni ve g\u00f6zetimi alt\u0131nda girebilmelerine de cevaz yok mudur? \u0130mam Malik Hazretleri demi\u015ftir ki, gerek Mescid-i Haram&#8217;a, gerek di\u011fer mescidlere k\u00e2firlerin girmesi yasakt\u0131r. Ancak Resulullah&#8217;\u0131n, Medine&#8217;de Mescid-i Sa\u00e2det&#8217;te Sakif ve Necran heyetlerini kabul buyurdu\u011fu rivayetlerden bilindi\u011fine g\u00f6re, Mescid-i Haram&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki mescidlere baz\u0131 hallerde girebilmelerine izin verilebilece\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131yor. Ve bu \u00e2yetteki Mescid-i Haram&#8217;a ait olan bu h\u00fckme di\u011fer mescidleri de katman\u0131n \u00e2yetteki sarahat ve k\u0131yas a\u00e7\u0131s\u0131ndan do\u011fru olmayaca\u011f\u0131 da hesaba kat\u0131lmal\u0131d\u0131r. Bu y\u00f6n\u00fcyle konu, daha ziyade yukardaki &#8220;M\u00fc\u015frikler, vicdanlar\u0131na kar\u015f\u0131 kendi k\u00fcf\u00fcrlerine kendileri \u015fahit olup dururken Allah&#8217;\u0131n mescidlerini imar etmeleri kabil de\u011fildir.&#8221; (Tevbe, 9\/17) \u00e2yetinde m\u00fclahaza edilebilir. Halbuki orada da mutlak anlamda girme hakk\u0131d\u0131r ki, bu da baz\u0131 hallerde m\u00fcminlerin izniyle girmelerine engel say\u0131lamaz. \u0130mam \u015e\u00e2fii Hazretleri demi\u015ftir ki, k\u00e2firler, \u00f6zellikle Mescid-i Haram&#8217;dan menolunurlar. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, devlet ba\u015fkan\u0131 Mekke&#8217;de bulunsa, m\u00fc\u015friklerden bir el\u00e7i gelse devlet ba\u015fkan\u0131n\u0131n onu Harem b\u00f6lgesinin d\u0131\u015f\u0131nda Hil&#8217;de kar\u015f\u0131lamas\u0131 ve kabul etmesi gerekir. Yine \u015e\u00e2fii mezhebine g\u00f6re, gizlice Mekke&#8217;ye girmi\u015f olan bir k\u00e2fir, orada \u00f6lse ve m\u00fcsl\u00fcman san\u0131larak topra\u011fa verilmi\u015f olsa da durum sonradan a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131ksa, onun kemiklerinin \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131p Harem d\u0131\u015f\u0131na g\u00f6t\u00fcr\u00fclmesi gerekir, demi\u015flerdir. \u0130mam\u0131 Azam Ebu Hanife Hazretleri&#8217;nin mezhebine g\u00f6re, bunlar Mekke&#8217;de hac ve umreden yasaklanm\u0131\u015flard\u0131r. Mescid-i Haram&#8217;a yakla\u015fmas\u0131nlar demek, hacca ve umreye gelmesinler demektir. Zira Mescid-i Haram&#8217;a yakla\u015fmak, onunla ilgili olan i\u015flere ve ibadetlere mahsus olmak a\u00e7\u0131kt\u0131r ki, o da hac ile umredir. Nitekim yukar\u0131da da anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bu dokuzuncu hicri senede ve hac g\u00fcn\u00fcnde Hz. Ali bu ber\u00e2eyi ilan etti\u011finde, &#8220;Bu seneden sonra m\u00fc\u015frikler haccetmeyecek.&#8221; diye tebli\u011f eylemi\u015ftir. Ve i\u015fte \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131nda b\u00fct\u00fcn mezheplerce \u00fczerinde ittifak edilen cihet de bu yasaklamad\u0131r. Yani hac i\u00e7inde Harem dahiline girmelerine, Mekke, Arafat ve M\u00fczdelife vesair yerlerde m\u00fcsl\u00fcmanlarla birlikte hac menasikini icra etmelerine asla izin verilmez. O seneden sonra hac s\u0131rf m\u00fcsl\u00fcmanlara mahsustur. Ve \u0130sl\u00e2m usul\u00fc \u00fczere yap\u0131lacakt\u0131r. \u015eu halde ba\u015fka mescidlere ve hacla ilgili olmayan hususlarda onlara izin verilebilir, ancak dikkatli olmak ve ihtiyat\u0131 elden b\u0131rakmamak \u015fart\u0131yla.<\/p>\n<p>Denilebilir ki bu yasak, iktisad\u0131n kurallar\u0131na ayk\u0131r\u0131, halk\u0131n ticaret ve kazanc\u0131na engel de\u011fil midir? M\u00fc\u015frikler Mescid-i Haram&#8217;a yakla\u015fmaktan menedilip hacdan kesilince onlar\u0131n bu \u00e7evreye sa\u011flayageldikleri k\u00e2r ve faydalar da sona ermeyecek mi? Ve bu y\u00fczden Hicaz b\u00f6lgesi ve hatta b\u00fct\u00fcn Arabistan halk\u0131 zarar g\u00f6rmez mi? K\u00e2be bu a\u00e7\u0131dan da &#8220;\u0130nsanlar\u0131 ayakta tutan.&#8221; bir \u00e2mil, bir etken de\u011fil midir? \u00d6zellikle ba\u015fl\u0131ca gelir kaynaklar\u0131 hacc\u0131n bereketine ba\u011fl\u0131 bulunan bu &#8220;ot bitmez, ekin yeti\u015fmez&#8221; (\u0130brahim, 14\/37) vadinin halk\u0131 ge\u00e7im s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131 \u00e7ekmez mi? gibi birtak\u0131m sualler ve endi\u015feler hakl\u0131 olarak akla gelebilir. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bu \u00e7e\u015fit sorulara cevaben buyuruluyor ki;<\/p>\n<p>Ve e\u011fer fakir ve muhtac duruma d\u00fc\u015fmekten korkarsan\u0131z, Allah sizi ilerde kendi fazl u kereminden zengin edecektir. \u0130n\u015faallah: Yani dilerse. Ger\u00e7ekten de o seneden itibaren hay\u0131r ve bereket artmaya ba\u015flam\u0131\u015f. Tebale ve C\u00fcre\u015f ahalisi gibi bir\u00e7ok b\u00f6lge insanlar\u0131 m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015f. Mekke&#8217;ye eskisinden de fazla yiyecek sevkeylemi\u015fler. Sonra f\u00fctuhat devri ba\u015flay\u0131nca yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn her taraf\u0131ndan insanlar oraya ak\u0131n ak\u0131n gelmeye ba\u015flam\u0131\u015flar. B\u00fct\u00fcn bunlar Allah\u0131n emirlerinin icras\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f bulunan il\u00e2h\u00ee vaadlerdir. Bu vaadin in\u015fallah ile takyid edilmi\u015f olmas\u0131na gelince: Evvela b\u00fct\u00fcn \u00fcmitlerin Allah&#8217;a y\u00f6neltilmesi hikmetine, sonra da her fert, her durum ve her zaman bu refah\u0131n de\u011fi\u015fmez bir\u015fey olmayaca\u011f\u0131na i\u015farette bulunmak ve dikkat \u00e7ekmek i\u00e7indir. \u015e\u00fcphe yok ki, Allah al\u00eemdir, ahvalinizi, i\u00e7inizi d\u0131\u015f\u0131n\u0131z\u0131 \u00e7ok iyi bilir. Hak\u00eemdir. Engellemesini de ihsan\u0131n\u0131 da hikmetle yapar. Onun i\u00e7in siz ey m\u00fcminler, il\u00e2h\u00ee bilgiler ve il\u00e2h\u00ee hikmetlerle verilmi\u015f olan bu emirleri tutun, bu yasaklara uyun!<\/p>\n<p>29- Ne Allah&#8217;a, ne ahiret g\u00fcn\u00fcne inanmayan, Allah ve ahiret s\u00f6z\u00fc etseler bile, ger\u00e7ekte y\u00fcreklerinde ona yer vermeyen, d\u00fcnya ilelebet kendilerinin olacak ve \u00f6yle kalacakm\u0131\u015f gibi sanan, ak\u0131bet bir g\u00fcn gelip yapt\u0131klar\u0131ndan sorumlu tutulacaklar\u0131na \u00f6nem vermeyen, Allah ve Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn haram k\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu \u015feyleri haram saymayan, (yani haramdan ka\u00e7\u0131nmayan, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda, Peygamberin s\u00fcnnetinde ve hatta kendilerinin uyduklar\u0131n\u0131 s\u00f6yledikleri kitab\u0131n ve Peygamberin h\u00fck\u00fcmleriyle haram oldu\u011fu kesin olan \u015feylerin haraml\u0131\u011f\u0131n\u0131 tan\u0131mayan, hel\u00e2l veya haram her ne olursa olsun keyiflerinin istedi\u011fi gibi, g\u00fc\u00e7lerinin yetti\u011fi her \u015feye el uzatmay\u0131 m\u00fcbah g\u00f6ren ve sald\u0131ran) ve hak dinini din edinmeyen, (dinleri varsa da hak din de\u011fil, hakperest de\u011fildirler) din diye tan\u0131d\u0131klar\u0131, itaat ve teslimiyet g\u00f6sterdikleri \u015feyler varsa bile hakk\u0131 tan\u0131mak, hakka teslim olmak, hak yolunda y\u00fcr\u00fcmek, hak ve hukuku g\u00f6zetmeyi din ve diyanetin en m\u00fchim amac\u0131 olarak bilmeyen, Hakk&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerine, hak olan \u015feriat\u0131na itikat ve itaat edip hakk\u0131 ve hukuku korumay\u0131, Hakk\u0131n h\u00fck\u00fcmleriyle adalet icra edip, ger\u00e7ek mabud olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya ne zat\u0131nda, ne s\u0131fat\u0131nda, ne de fiileri ve h\u00fck\u00fcmlerinde hi\u00e7bir \u015ferik ve nazir tan\u0131madan, hal\u0131k veya mahluk her\u015feye, herkese hakk\u0131n\u0131 vermek demek olan bu hususlara hi\u00e7 \u00f6nem vermeyen, bu anlamda bir din ve diyanetleri bulunmayanlara kar\u015f\u0131 sava\u015f\u0131n! \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n kendilerine g\u00f6re dinleri varsa da bu ger\u00e7ek anlamda hak din de\u011fildir. Hatta k\u0131smen hak din de olsa, hakka mahsus olan halis bir hak din de\u011fildir. Onlar halis, muhlis hak din olan \u0130sl\u00e2m ile tedeyy\u00fcn etmezler, hak \u015feriat ile amel etmeyi kabul eylemezler. Bundan dolay\u0131 dinleri bat\u0131ldan ve haks\u0131zl\u0131ktan ar\u0131nm\u0131\u015f olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, dindarl\u0131klar\u0131 ve dinlerine ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131 da hakk\u0131yle bir dindarl\u0131k ve ba\u011fl\u0131l\u0131k de\u011fildir. Din nam\u0131na bile bir\u00e7ok zul\u00fcm ve haks\u0131zl\u0131k yapmaya elveri\u015fli bir a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k, gul\u00fcvv ve taassup sahibidirler. Bu bak\u0131mdan hak ve hukuk g\u00f6zetmeyen dindarl\u0131klar\u0131 da dinsizli\u011fe e\u015fit bir ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c7ok dikkat \u00e7ekici bir husustur ki, \u00e2yette &#8220;d\u00eenelhakk&#8221; &#8220;hak dini&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bu ise &#8220;Hak din&#8221; deyiminden daha kuvvetlidir. &#8220;Hak dini&#8221; deyimi, hak dinin \u00f6z\u00fcn\u00fc ve mahiyetini g\u00f6steren bir tam ve kamil s\u0131n\u0131r\u0131 belirler. \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n en b\u00fcy\u00fck ve kendine mahsus \u00f6zelli\u011fi bulunan hakperestlik esas\u0131na dayanan, hukukun h\u00fck\u00fcmlerini ve amac\u0131n\u0131, ayn\u0131 zamanda dinin de en b\u00fcy\u00fck amac\u0131 olarak tan\u0131tan, Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131n\u0131, b\u00fct\u00fcn haklar\u0131n temeli ve ba\u015flang\u0131c\u0131 sayan, umumun menfaatlar\u0131n\u0131 hesaba katan, her \u015feyin ve herkesin kendine mahsus bir hakk\u0131, bir hukuku bulundu\u011funu beyan ederek hakk\u0131n hakimiyetini ve haklar\u0131n kutsall\u0131\u011f\u0131n\u0131 ilan ederek, hak ve hukukun gereklerine g\u00f6re \u00f6dev ve g\u00f6revlerin verilmesini ve se\u00e7im usullerini emredip bildiren h\u00fck\u00fcmlerinin \u00f6nemine \u00f6zellikle tenbih yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah kat\u0131ndaki din \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/19) uyar\u0131nca V\u00e2cib\u00fclv\u00fccud olan Allah kat\u0131nda din, \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ibarettir. Yani dinin hakiki m\u00e2n\u00e2s\u0131 Allah&#8217;\u0131n emirlerine teslimiyettir. Ceza, sorumluluk vesaire gibi dinin \u00f6b\u00fcr anlamlar\u0131 hep bu m\u00e2n\u00e2dan \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. \u015eu halde teslimiyet neye ait ise o din ve diyanet de ona ait olmu\u015f olur. Bu da bat\u0131l veya haks\u0131z, isteyerek veya istemiyerek olabilir. Bundan dolay\u0131 bir\u00e7ok haks\u0131z dinler veya dindarl\u0131k anlay\u0131\u015flar\u0131 bulunabilir. O halde Allah dini de Allah&#8217;a teslimiyettir. Yani keyfe g\u00f6re bir teslimiyet de\u011fil, &#8220;\u0130sl\u00e2m, Allah i\u00e7in teslimiyet, Allah yoluna teslimiyettir.&#8221; Tam anlam\u0131yla ve her t\u00fcrl\u00fc didi\u015fmeden uzak salim bir ihlas ile itaat ve ba\u011fl\u0131l\u0131kt\u0131r ki, bunda \u0130sl\u00e2m kelimesinin tazammun etti\u011fi &#8220;silm = sulh&#8221; ve selamet mefhumlar\u0131n\u0131n hepsi vard\u0131r. &#8220;Kim \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ba\u015fka bir din ararsa ondan kabul olunmayacakt\u0131r.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran 3\/85). Dinin anlam\u0131 b\u00f6ylece bilindikten sonra demek hak \u0130sl\u00e2m, hakk\u0131n emretti\u011fi ve kabul etti\u011fi demektir. \u00d6zellikle hakka teslimiyet ve ba\u011flanmakla hakk\u0131n ahkam\u0131n\u0131 severek ve isteyerek ve hi\u00e7bir burukluk duymadan uygulamaktan ibaret olan \u0130sl\u00e2m demek oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya \u00e7\u0131kar. Has\u0131l\u0131, bir dinin hak olabilmesi ve hak s\u0131fat\u0131 ile an\u0131lmaya hak kazanabilmesi, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya izafet-i k\u00e2mile ile ait olmas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bu da kayna\u011f\u0131 ve amac\u0131 ile y\u00fcz\u00fcn\u00fc ve \u00f6z\u00fcn\u00fc hakka d\u00f6n\u00fcp, her\u015feyden \u00f6nce Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 ve hukukunu tan\u0131mas\u0131 ve ona \u00f6z\u00fcn\u00fc ba\u011flamas\u0131yla m\u00fcmk\u00fcn olur. &#8220;Biz g\u00f6kleri ve yeri ve aralar\u0131ndaki her \u015feyi hak ile ve belli bir ecele g\u00f6re yaratt\u0131k.&#8221; (Ahk\u00e2f, 46\/3) uyar\u0131nca her mahluka bir ecel-i m\u00fcsemma ile beraber verilmi\u015f olan bir hak bulundu\u011funu, o varl\u0131\u011f\u0131n hakk\u0131na sayg\u0131l\u0131 olmak Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131na sayg\u0131l\u0131 olmak demek oldu\u011funu bilerek Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131n hakk\u0131n\u0131 ve hatta her\u015feyin hakk\u0131n\u0131, hakk\u0131n emirleri \u00e7er\u00e7evesinde vermeye hizmet etmek, din-i hak ile dindar olmak demektir. Her hakikat\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131, hukukunun s\u0131n\u0131r\u0131yla ayakta durdu\u011fu gibi, dinin hakikat\u0131 da hakk\u0131n hakk\u0131 olmas\u0131nda, hakk\u0131 da hakka tahsis edilmi\u015f bulunmas\u0131ndad\u0131r. Onun i\u00e7in hak dini olmayan, yani hak ile ili\u015fkisi bulunmayan, hak meselesini g\u00f6zard\u0131 eden ve hakk\u0131n emri olmayan bir din, hak din olamaz. Hakk\u0131 g\u00f6zetmeyen ve onun gereklerini yerine getirmeyen bir dindarl\u0131k da hak dindarl\u0131k olamaz. Halbuki burada s\u00f6z konusu edilenler hak dinini kabul etmezler, hakka teslim olmazlar, hak ve hukuku tan\u0131mazlar, haram hel\u00e2l se\u00e7mezler ve haklara sald\u0131r\u0131rlar. Ayr\u0131ca izah olunaca\u011f\u0131 \u00fczere, yaln\u0131zca kullar\u0131n hukukuna de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n hukukuna, Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 olan dinin kurallar\u0131na da sald\u0131r\u0131rlar.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah&#8217;a inanmayan, ahireti hesaba katmayan, Allah ve Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 haram tan\u0131mayan ve hak dinini din edinmeyenlere, yani kendilerine kitap verilmi\u015f olanlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131na, a\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131 \u015fu \u00fc\u00e7 s\u0131fatla belirlenmi\u015f olan imans\u0131z, sayg\u0131s\u0131z ve haks\u0131z kimselere kar\u015f\u0131 sava\u015f\u0131n\u0131z. Ta ki, kendi elleriyle getirip cizyeyi versinler, k\u00fc\u00e7\u00fclm\u00fc\u015f olduklar\u0131 halde. Yani hak dini olan \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 kabul etmedikleri takdirde, kendilerine kitap verilmi\u015f iken hakka kar\u015f\u0131 gelen, o haks\u0131z , sayg\u0131s\u0131z ve sald\u0131rganlar\u0131n kuvvetleri t\u00fckenip \u0130sl\u00e2m eli, \u0130sl\u00e2m himayesi alt\u0131na girmeyi ve buna kar\u015f\u0131l\u0131k cizye vermeyi kabul ve taahh\u00fct edinceye, zimmetlerinde kesinle\u015fmi\u015f olan cizyeyi haz\u0131r elden, i\u00e7inde bulunduklar\u0131 a\u015fa\u011f\u0131 durumu unutmadan sayg\u0131l\u0131 bir \u015fekilde verecekleri hale gelinceye kadar sava\u015f\u0131n. Ve b\u00f6ylece onlardan n\u00fcfus ba\u015f\u0131na vergi al\u0131p, Allah&#8217;a ve ahirete imandan ayr\u0131lmayarak ve harama el uzatmayarak, hakk\u0131 hukuku g\u00f6zeterek, hak dinin emirlerini yerine getirin. Zira Allah&#8217;\u0131 ve ahireti unutup onlar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 yapacak, haram ve hel\u00e2l tan\u0131mayacak, Allah ve Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015feyleri haram saymayacak, kitap ve s\u00fcnneti g\u00f6zetmeyecek, hak dini ile amel etmeyecek olduktan sonra ne sava\u015f yapmaya, ne de cizye almaya hakk\u0131n\u0131z olmad\u0131\u011f\u0131 \u00e2\u015fik\u00e2rd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu vas\u0131flar cihad edenlerin de\u011fil, kendilerine kar\u015f\u0131 harb a\u00e7\u0131lacak olanlar\u0131n \u00f6zellikleridir. Cizye alman\u0131n de\u011fil, cizye vermenin sebepleridir. B\u00f6ylelerinin hakk\u0131 zaten galibiyet de\u011fil, ma\u011flubiyettir, cizye almak de\u011fil, cizye vermektir.<\/p>\n<p>&#8220;Cizye&#8221;, borcunu \u00f6dedi demek olan fiilinden bir nevi bor\u00e7 \u00f6deme anlam\u0131n\u0131 ifade eder. Taahh\u00fct sahibinin kendi ahdi gere\u011fince verece\u011fi vergi demektir ki, hayat\u0131n\u0131n ve h\u00fcrriyetlerinin korunmas\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda zimmetlerinde terett\u00fcp eder ve o \u015fartla \u00f6denmesi gereken bir vergi olur. Bunun Fars\u00e7a kelimesinin Arap\u00e7a&#8217;s\u0131 oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015f ise de bunda \u015fer&#8217;\u00ee ve hukuki a\u00e7\u0131dan dikkate al\u0131nmas\u0131 gereken bir \u00f6zellik yoktur.<\/p>\n<p>&#8220;An yedin&#8221; kayd\u0131 \u015fu m\u00e2n\u00e2lardan her biri i\u00e7in ge\u00e7erlidir:<\/p>\n<p>1. Haz\u0131r elden, \u00e7ekingenlik g\u00f6stermeden itaat ve h\u00fcrmetle, ayr\u0131ca takip ve tahsiline l\u00fczum g\u00f6stermiyecek \u015fekilde elini uzatarak,<\/p>\n<p>2. Elden, naklen ve geciktirmeden,<\/p>\n<p>3. Her biri kendi eliyle, vekili veya bir di\u011feri arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile de\u011fil,<\/p>\n<p>4. Eli i\u015f tutandan, g\u00fcc\u00fc yetenden, kesbe, kazan\u0131p \u00e7al\u0131\u015fmaya kadir olandan, b\u00fclu\u011fa ermi\u015f olandan ki, kazanc\u0131 ve geliri olmayanlardan aciz ve fakirlerden de\u011fil,<\/p>\n<p>Bu d\u00f6rt m\u00e2n\u00e2n\u0131n d\u00f6rd\u00fcnde de &#8220;yed&#8221; kelimesi cizyeyi veren el demek olur. Alan el olmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan ise:<\/p>\n<p>5. \u00dczerlerindeki elden dolay\u0131, yani kendi kendilerine canlar\u0131n\u0131 ve mallar\u0131n\u0131 ve di\u011fer hukuklar\u0131n\u0131 korumaktan aciz olmalar\u0131 sebebiyle \u00fczerlerinde bulunan koruyucu elin himayesine muhta\u00e7 olmalar\u0131ndan dolay\u0131, o elin hakk\u0131 olarak demek olur ki, buna g\u00f6re &#8220;el&#8221; kudret ve iktidar m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r.<\/p>\n<p>6. Uzat\u0131lan elden, yani onlara yap\u0131lan ihsandan ve in&#8217;amdan dolay\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc ma\u011flup olmak, kuvvet ve istiklalden mahrum kalmak pek b\u00fcy\u00fck bir zillet ve musibet olmakla beraber, b\u00f6yle bir zillet durumunda bile cizye vererek katile esaretten kurtulup hayat hakk\u0131na ve h\u00fcrriyete kavu\u015fmak, dinin icaplar\u0131n\u0131 yerine getiren \u00e2dil bir h\u00fck\u00fcmetin himayesi alt\u0131na girmek de b\u00fcy\u00fck bir nimete ve ihsana nail olmak demektir ki, bu da \u015f\u00fck\u00fcrle kar\u015f\u0131lanmas\u0131 gereken b\u00fcy\u00fck bir nimettir.<\/p>\n<p>Buraya kadar ileri s\u00fcr\u00fclen m\u00e2n\u00e2lar da bu nimetin hakk\u0131 ve gere\u011fidir. Ve i\u015fte &#8220;an yedin&#8221; kayd\u0131 b\u00fct\u00fcn m\u00e2n\u00e2lar\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 ve akla getirdi\u011fi i\u00e7in &#8220;zillete mahkum olmu\u015f ve k\u00fc\u00e7\u00fclm\u00fc\u015f olarak&#8221; kayd\u0131 da o zillet halini ihtard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o zillet hat\u0131rlanmad\u0131k\u00e7a bu nimetin kadri bilinmez.<\/p>\n<p>&#8220;Ahk\u00e2m&#8217;\u00fcl-Kur&#8217;\u00e2n&#8221;da Ebubekr Cessas demi\u015ftir ki; kayd\u0131ndan murad eza g\u00f6rmeleri ve g\u00fc\u00e7lerinin yetmiyece\u011fi sorumluluklara mecbur edilmeleri de\u011fil, sadece hafife al\u0131nmalar\u0131, itibar g\u00f6rmemeleri ve a\u015fa\u011f\u0131lanmalar\u0131d\u0131r&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, himaye olunmak ne kadar \u015fayan-\u0131 \u015f\u00fckran bir nimet olursa olsun, himaye eden durumunda olman\u0131n \u015ferefi ve \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc kar\u015f\u0131s\u0131nda yine de k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fckten, zillet ve minnettarl\u0131ktan ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu \u00e2yette cizye ehl-i kitap hakk\u0131nda varid olmu\u015ftur. Ancak mecusilerin de bundan yararlanmalar &#8220;Onlara ehl-i kitaba uygulanan usul\u00fc uygulay\u0131n\u0131z.&#8221; hadis-i \u015ferifi gere\u011fincedir. Onlar\u0131n cizye \u00f6deme konusunda ehl-i kitap gibi olduklar\u0131 hakk\u0131nda g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi vard\u0131r. Ancak onlar\u0131n kestikleri yenmez ve kad\u0131nlar\u0131n\u0131 nikahlamak da haramd\u0131r. Bu durum hadisi \u015ferifin devam\u0131 ile \u00fczerinde ittifak edilmi\u015ftir. Maide S\u00fbresi&#8217;nin bu konuyla ilgili &#8220;Bug\u00fcn size pak nimetler hel\u00e2l k\u0131l\u0131nd\u0131. Kendilerine kitap verilenlerin yeme\u011fi size hel\u00e2l oldu\u011fu gibi, sizin yeme\u011finiz de onlara hel\u00e2ldir.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/5 \u00e2yetine bkz.) Mecusilerin d\u0131\u015f\u0131nda kalan di\u011fer m\u00fc\u015friklere gelince: Yukar\u0131daki \u00e2yetlerde onlar i\u00e7in yaln\u0131zca \u0130sl\u00e2m zikredilmi\u015f, cizye \u00f6demelerine izin verilmemi\u015ftir. Burada da zaten cizye ehl-i kitaba mahsustur anlam\u0131na gelen bir tahsis, bir hasr yoktur. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, mesele ictihada b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130mam-\u0131 Azam Ebu Hanife&#8217;ye g\u00f6re; cizye mutlak olarak ehli kitaptan ve Arap olmayan m\u00fc\u015friklerden al\u0131n\u0131r, fakat Arap m\u00fc\u015friklerden al\u0131nmaz, onlara ancak \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmeleri teklif edilir. Ebu Yusuf&#8217;a g\u00f6re; ehli kitap olsun veya olmas\u0131n Arap&#8217;tan al\u0131nmaz. L\u00e2kin Arap olmayanlar\u0131n ehl-i kitap olanlar\u0131ndan da m\u00fc\u015frik olanlar\u0131ndan da al\u0131n\u0131r. \u0130mam \u015eafii&#8217;ye g\u00f6re; Arap olsun, Arap d\u0131\u015f\u0131 olsun ehl-i kitaptan al\u0131n\u0131r, gerek Arap, gerekse Arap d\u0131\u015f\u0131 putperestlerden al\u0131nmaz. \u0130mam Malik ve Evzai ise &#8220;k\u00fcffar\u0131n her t\u00fcrl\u00fcs\u00fcnden al\u0131n\u0131r&#8221; demi\u015flerdir.<\/p>\n<p>30-\u015eimdi ehl-i kitap i\u00e7inde Allah&#8217;a ve ahirete iman etmeyen kimseler bulunur mu? diye sorulacak olursa i\u015fte ispat\u0131 ve izah Yahudiler, &#8220;Uzeyr Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur.&#8221; dediler. Yahudilerden b\u00f6yle s\u00f6yleyenler olmu\u015ftu. Rivayet olundu\u011fu \u00fczere, Resulullah&#8217;\u0131n huzuruna Yahudi hahamlar\u0131ndan Sellam b. Mi\u015fkem, Numan b. Evfa, \u015eas b. Kays, ve Malik b. Sayf gelmi\u015flerdi ve bunu s\u00f6ylemi\u015flerdi. Fenhas b. Azura ad\u0131ndaki haham\u0131n &#8220;Allah fakirdir, biz zenginiz.&#8221; diye s\u00f6yledi\u011fi de ayr\u0131ca nakledilen rivayetler aras\u0131ndad\u0131r. Daha eski devirlerde de buna benzer \u015feyler s\u00f6yleyenler olmu\u015ftu. Bunun sebebi de yahudiler, Tevrat ile amel etmeyi b\u0131rakm\u0131\u015flar, peygamberlerini de \u00f6ld\u00fcrmeye ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131. Tevrat&#8217;\u0131 bilen kalmam\u0131\u015f, kimi \u00f6lm\u00fc\u015f, kimi \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f, kimi de unutmu\u015f gitmi\u015fti. Allah Te\u00e2l\u00e2 onu onlar\u0131n kalblerinden silmi\u015fti. Nihayet Tevrat ve Tabut (kutsal emanetlerin bulundu\u011fu sand\u0131k) ortadan kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Daha sonra Uzeyr Aleyhisselam, y\u00fcz senelik \u00f6l\u00fcmden sonra, Allah&#8217;a tazarru ve niyaz etmi\u015f, Tevrat&#8217;\u0131n h\u0131fz\u0131 kendisine ihsan olunarak, gen\u00e7 ya\u015f\u0131nda \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na gelmi\u015f ve ezberden Tevrat&#8217;\u0131 yeniden yazm\u0131\u015f. Ve i\u015fte o vakit &#8220;Bu ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc olmaz, muhakkak bu Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur.&#8221; demi\u015fler ve daha sonra h\u0131ristiyanlar\u0131n &#8220;\u0130sa Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; s\u00f6z\u00fcne bir kap\u0131 a\u00e7m\u0131\u015flar. Bu \u00e2yet n\u00e2zil oldu\u011fu zaman da yahudiler &#8220;Biz b\u00f6yle bir \u015fey s\u00f6ylemeyiz, bunun asl\u0131 yoktur&#8221; diye hi\u00e7bir itiraz ve ink\u00e2rda bulunmam\u0131\u015flard\u0131r. Ancak bu meselede olsun \u00fczerlerinde \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n harp tehlikesinin b\u00fcy\u00fck bir tesiri olmu\u015f ki, daha sonraki yahudilerden bu s\u00f6z i\u015fitilmez olmu\u015ftur. \u015eu halde hepsi de\u011filse bile i\u00e7lerinden baz\u0131lar\u0131 bir zamanlar &#8220;Uzeyr Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; dediler. Nasara da &#8220;Mesih Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; dediler. Esasen bunu s\u00f6yleyenler de bir k\u0131s\u0131m h\u0131ristiyanlar ise de sonradan hemen hepsi b\u00f6yle s\u00f6ylemeye ba\u015flad\u0131lar ve hatta b\u00f6yle s\u00f6ylemeyenleri k\u00e2firlikle itham ettiler. M\u00e2ide S\u00fbresi&#8217;nde verilen bilgilere bak\u0131n\u0131z (M\u00e2ide 5\/72,73). \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n do\u011fu\u015funa kadar bunlar bunu nesil ve evlat anlam\u0131na o\u011ful olarak s\u00f6yl\u00fcyorlard\u0131, sonra i\u00e7lerinden baz\u0131lar\u0131 bunun &#8220;Beytullah&#8221; tabiri gibi, s\u0131rf \u015feref ve itibar m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir izafet, bir mecaz oldu\u011funu iddia etmeye ba\u015flad\u0131lar&#8230;<\/p>\n<p>\u0130\u015fte o, yani yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; s\u00f6z\u00fc a\u011f\u0131zlar\u0131yla s\u00f6ylenmi\u015f s\u00f6zleridir. Bu, onlara ba\u015fkalar\u0131 taraf\u0131ndan isnad olunmu\u015f bir iftira de\u011fildir, bizzat kendi a\u011f\u0131zlar\u0131ndan \u00e7\u0131km\u0131\u015f olan bir s\u00f6zd\u00fcr. Fakat \u00f6yle bir s\u00f6z ki, ger\u00e7ekte hi\u00e7bir ciddi anlam\u0131 olmayan bo\u015f bir s\u00f6zd\u00fcr, kuru g\u00fcr\u00fclt\u00fcd\u00fcr, \u00e7eli\u015fkili ve sa\u00e7ma sapan bir \u015feydir. Onlar da zaten bunu bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 belirlemek i\u00e7in de\u011fil, m\u00e2n\u00e2s\u0131 anla\u015f\u0131lmaz bir laf olarak s\u00f6ylerler. Bunu s\u00f6ylemekle bundan \u00f6nce k\u00fcfre d\u00fc\u015fenlerin s\u00f6zlerine benzerler. Daha \u00f6nce s\u00f6z\u00fc edilen m\u00fc\u015frikler de &#8220;Melekler Allah&#8217;\u0131n k\u0131zlar\u0131d\u0131r.&#8221; diyerek k\u00e2fir oluyorlard\u0131 ki, yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n bu &#8220;o\u011ful&#8221; cinsinden s\u00f6zleri de t\u0131pk\u0131 ona benzer, onun gibi bir k\u00fcf\u00fcr ve \u015firktir. \u015eu halde bunlar ehl-i kitaptan olmakla beraber m\u00fc\u015friklere benzerler. Bu a\u00e7\u0131dan m\u00fc\u015frik say\u0131l\u0131rlar ve Allah&#8217;a m\u00fcmin de\u011fil k\u00e2firdirler. Allah onlar\u0131 kahretsin. Arap dilinde bu bir bedduad\u0131r ki, bundan k\u0131talin kendisi de\u011fil, gere\u011fi olan helak, kahr ve lanet kastedilir. T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de de biz bunu \u015fu deyimlerle ifade ederiz: Allah belalar\u0131n\u0131 versin, Allah canlar\u0131n\u0131 als\u0131n, Allah kahretsin, Allah&#8217;\u0131n k\u0131l\u0131c\u0131na u\u011fras\u0131nlar. Bunlar nereden \u00e7eliniyorlar? Nereden ba\u015ftan \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131yor, nas\u0131l oluyor da hak yoldan \u00e7evriliyorlar? Allah&#8217;a o\u011ful isnad etmek gibi fahi\u015f bir yalan ve iftiraya, bu kadar a\u00e7\u0131k bir k\u00fcfre ve \u015firke nas\u0131l sapt\u0131r\u0131l\u0131yorlar? Nereden, hangi noktadan, ne gibi sebeplerden ve ne y\u00fczden bu k\u00f6t\u00fc durumlara d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcl\u00fcyorlar? Bak\u0131n\u0131z \u015fu hale:<\/p>\n<p>31- Allah&#8217;dan ba\u015fka bir de hahamlar\u0131n\u0131 (yahudiler) ve rahiplerini (h\u0131ristiyanlar) kendilerine rab edindiler&#8221;. Allah&#8217;\u0131n emrine, hakk\u0131n h\u00fckm\u00fcne de\u011fil, onlar\u0131n h\u00fck\u00fcmlerine, onlar\u0131n iradelerine tabi oldular. Onlara Allah&#8217;a tapar gibi tapt\u0131lar, hatta Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p onlara tapt\u0131lar, Allah&#8217;\u0131n emirlerini b\u0131rak\u0131p, a\u00e7\u0131k\u00e7a Allah&#8217;\u0131n emirlerine ters d\u00fc\u015fen keyf\u00ee arzular\u0131na itaat eylediler. Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015feyleri onlar\u0131n emriyle hel\u00e2l g\u00f6rd\u00fcler. Allah&#8217;\u0131n &#8220;yapmay\u0131n&#8221; dedi\u011fi \u015feyleri yapt\u0131lar, &#8220;yap\u0131n&#8221; dediklerini de yapmad\u0131lar. Allah&#8217;\u0131n emir ve yasaklar\u0131n\u0131 de\u011fil de onlar\u0131n emir ve yasaklar\u0131n\u0131 dinlediler. Onlara, Allah&#8217;\u0131n emirlerini uygulayan, O&#8217;nun dininin h\u00fck\u00fcmlerini anlay\u0131p anlatan kimseler g\u00f6z\u00fcyle de\u011fil de, dinde sanki Allah gibi h\u00fck\u00fcmler vermeye ve kurallar koymaya yetkili imi\u015fler gibi bakt\u0131lar. Do\u011frudan do\u011fruya kendi yanlar\u0131ndan \u015feriat vaz&#8217;etmeye, dini h\u00fck\u00fcmler koymaya haklar\u0131 varm\u0131\u015f, sanki birer m\u00fcdebbir rabm\u0131\u015f gibi bakt\u0131lar. Onlar\u0131n iradelerine heva ve heveslerine uydular. Nitekim bu \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 hakk\u0131nda me\u015fhur Hatim-i T\u00e2\u00ee&#8217;nin o\u011flu Adiy demi\u015ftir ki: &#8220;Resulullah&#8217;a geldim, boynumda alt\u0131ndan bir ha\u00e7 vard\u0131, ki Adiy o zaman hen\u00fcz m\u00fcsl\u00fcman olmam\u0131\u015ft\u0131 ve h\u0131ristiyand\u0131, Resulullah Ber\u00e2et\u00fcn S\u00fbresi&#8217;ni okuyordu, bana &#8220;ya Adiy \u015fu boynundaki veseni at&#8221; buyurdu. Ben de \u00e7\u0131kard\u0131m att\u0131m. &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka hahamlar\u0131n\u0131 ve rahiplerini de rab edindiler.&#8221; anlam\u0131na olan \u00e2yetine geldi, ben, ya Resulallah, onlara ibadet etmezlerdi, dedim. Resulullah buyurdu ki: &#8220;Allah&#8217;\u0131n helal k\u0131ld\u0131\u011f\u0131na haram derler, siz de haram tan\u0131maz m\u0131yd\u0131n\u0131z? Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131na hel\u00e2l derler, sizde hel\u00e2l saymaz m\u0131yd\u0131n\u0131z?&#8221; Ben de &#8220;evet&#8221; dedim. &#8220;\u0130\u015fte bu onlara ibadettir.&#8221; buyurdu.<\/p>\n<p>Rebi&#8217; demi\u015ftir ki, &#8220;Bu rabl\u0131k \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;nda nas\u0131l idi?&#8221; diye Abdul&#8217;\u00e2li-ye&#8217;ye sordum. O da &#8220;Genellikle Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda hahamlar\u0131n s\u00f6zlerine ayk\u0131r\u0131 olan \u00e2yetler bulurlar, bununla beraber kitab\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc b\u0131rak\u0131rlar da hahamlar\u0131n s\u00f6zlerini tutarlard\u0131.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>Bu rivayetler \u015funu g\u00f6sterir ki, herhangi birini rab edinmi\u015f olmak i\u00e7in behemahal ona &#8220;rab&#8221; ad\u0131n\u0131 vermi\u015f olmak \u015fart de\u011fildir. Allah&#8217;\u0131n emrine uygun olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 hesaba katmayarak, onun emrine uymak ve \u00f6zellikle de dinin h\u00fck\u00fcmlerine ait olan hususlarda onu kural koymaya yetkili san\u0131p ne s\u00f6ylerse, ne emrederse do\u011fru farzetmek, ona uydu\u011fu zaman Allah&#8217;\u0131n emrine ters d\u00fc\u015fece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmeden hareket etmek, onun emirlerini taparcas\u0131na yerine getirmek onu rab edinmek ve ona tapmak demektir. \u015eu halde burada din \u00e2limlerine, ulul&#8217;emr ad\u0131 verilen devlet ba\u015fkanlar\u0131na itaat etmek, Allah&#8217;\u0131n emri olan bir farz de\u011fil midir? O halde yahudilerle h\u0131ristiyanlar\u0131n kendi \u00e2limleri ve y\u00f6neticileri demek olan &#8220;ahbar&#8221; ve &#8220;ruhban&#8221;a itaat etmeleri ni\u00e7in muaheze olunuyor? \u015eeklinde d\u00fc\u015f\u00fcnmeye gerek yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc burada s\u00f6z\u00fc edilen \u015fey, Allah i\u00e7in itaat ve teslimiyet de\u011fil, &#8220;min dunillah&#8221; olan, yani Allah&#8217;\u0131n emrine ters d\u00fc\u015fen itaattir. Ger\u00e7ekten de ilm\u00ee hakikatleri kabul ve \u00e2limlere itaat etmek ve sayg\u0131 g\u00f6stermek Allah&#8217;\u0131n emridir. Ve Allah&#8217;\u0131n emrine itaat de Allah&#8217;a itaatt\u0131r. Fakat bu do\u011frudan do\u011fruya de\u011fil &#8220;Allah&#8217;a, Resule ve sizden olan emir sahiplerine itaat ediniz.&#8221; (Nisa 4\/59) \u00e2yetinde de i\u015faret buyuruldu\u011fu \u00fczere Allah&#8217;a ve Resul\u00fc&#8217;ne itaat\u0131n bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc olarak ve ona ba\u011flanarak yap\u0131lacak olan bir itaatt\u0131r, Allah&#8217;a ve emirlerine ra\u011fmen bir itaat de\u011fildir. Allah i\u00e7in bir itaat demek, Allah&#8217;\u0131n emirleri do\u011frultusunda olan, en az\u0131ndan mahluka itaatte yarat\u0131c\u0131ya isyan bulunmayan bir itaat demektir. B\u00f6yle bir itaat hal\u0131ka isyan bulunmamak \u015fart\u0131yla me\u015fru olur. \u0130lmin h\u00fckm\u00fcn\u00fcn hak, emrin de maruf olmas\u0131 \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u0130lmin hakk\u0131, hak ve hakikat\u0131 izlemesinde, ger\u00e7ekle olan ili\u015fkisinde, hakk\u0131n emrine uygun d\u00fc\u015fmesinde ve daima Allah\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131rmas\u0131nda, hakk\u0131n ahk\u00e2m\u0131n\u0131 tan\u0131y\u0131p kavramas\u0131nda, has\u0131l\u0131 Allah i\u00e7in olmas\u0131ndad\u0131r. Yoksa ger\u00e7ekle uyum sa\u011flamayan, hak temeli \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcmeyen Allah&#8217;\u0131n hukukuna ayk\u0131r\u0131 olan, Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu kanun ve kurallara kar\u015f\u0131 gelmek isteyen kuruntular ne kadar s\u00fcslenirse s\u00fcslensin ilim de\u011fildir. Ve \u00e2limlerin de\u011feri, ilim zihniyetine ve haysiyetine ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131 ile \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fcr. Ulu&#8217;l-emr olmalar\u0131 s\u0131rf bilgileri ve ilm\u00ee haysiyetleri bak\u0131m\u0131ndand\u0131r. Yani emredilen marufu tan\u0131malar\u0131, uyulacak \u00e2yetin h\u00fckm\u00fcn\u00fc iyi bilmeleri ve ondan elde edilecek m\u00e2n\u00e2y\u0131 iyi kavramalar\u0131 sebebiyledir: &#8220;Bunlar\u0131n h\u00fck\u00fcm \u00e7\u0131karmaya g\u00fcc\u00fc yetenleri elbette onu anlarlard\u0131.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/83), &#8220;Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 i\u00e7inde O&#8217;ndan en \u00e7ok korkanlar \u00e2limlerdir.&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 35\/28) \u00f6zelliklerini ta\u015f\u0131malar\u0131 ve &#8220;E\u011fer bilmiyorsan\u0131z, ilim ve hikmet ehline dan\u0131\u015f\u0131n\u0131z.&#8221; (Nahl 16\/43) buyuruldu\u011fu \u00fczere, \u00e2limlerin ehl-i zikir olmalar\u0131 bak\u0131m\u0131ndand\u0131r. \u00c2lim, bilgi sahibi olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan hi\u00e7bir \u015feyin de\u011fil, ancak hakk\u0131n kuludur. Delillerin ve hakk\u0131n \u00e2yetlerinin emrindedir. L\u00e2kin delilin \u015ferefi bizzat kendinden de\u011fil, medlul\u00fc olan hakka delalet etmesi ve hakk\u0131n a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmas\u0131na yard\u0131mc\u0131 olmas\u0131 y\u00fcz\u00fcndendir. Hakk\u0131 bat\u0131l, bat\u0131l\u0131 hak yapmaya \u00e7al\u0131\u015fanlar ise ilm\u00ee haysiyetten mahrum birer ta\u011futturlar. \u0130lme ve ilmin ortaya koydu\u011fu verilere, Hak Te\u00e2l\u00e2 taraf\u0131ndan yarat\u0131lm\u0131\u015f ger\u00e7ekler oldu\u011fu bak\u0131m\u0131ndan itaat, Allah&#8217;\u0131n emrine itaat ve hakk\u0131n farizas\u0131n\u0131 yerine getirmektir. Hakka ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu m\u00fcddet\u00e7e ilme ve \u00e2lime uymamak ilim ve ulema d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Ancak Allah&#8217;\u0131n emirlerini g\u00f6zard\u0131 ederek \u00e2limlerde velev c\u00fcz&#8217;\u00ee bir h\u00fck\u00fcm vazetme yetkisi bulundu\u011funu, hatta bir zerrenin bile h\u00fckm\u00fcn\u00fcn yerini de\u011fi\u015ftirmeye yetkili olduklar\u0131n\u0131 kabul ve teslim eylemek Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na bir rabl\u0131k hissesi vermektir, onlar\u0131 &#8220;min dunillah&#8221; (Allah&#8217;\u0131n gerisinde) rab edinmektir. \u015eeytanlara, Ta\u011futlara, Nemrudlara, Firavunlara, putlara ve evsana tapmak nas\u0131l bir \u015firk ve k\u00fcf\u00fcr ise \u00e2limlere de haddinden fazla k\u0131ymet vermek \u00f6yledir. Mesela; do\u011fruyu yanl\u0131\u015f\u0131, hakk\u0131 bat\u0131l\u0131 ay\u0131rmaks\u0131z\u0131n hak ilminin gere\u011fi olmayan fikirlerini, s\u00f6zlerini, hakk\u0131n emrine dayanmayan, ondan kaynaklanmayan \u015fahsi g\u00f6r\u00fc\u015flerini, istek ve arzuya dayanan keyfi fetvalar\u0131n\u0131 ve iradelerini \u00fcst\u00fcn tutmak, sanki onlarda Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 hel\u00e2l, hel\u00e2l k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 da haram k\u0131lma yetkisi varm\u0131\u015f gibi, hakk\u0131 de\u011fi\u015ftirebilecek bir haklar\u0131 varm\u0131\u015f gibi, kas\u0131tl\u0131 sap\u0131kl\u0131klar \u015f\u00f6yle dursun, Allah&#8217;\u0131n emrine ayk\u0131r\u0131 oldu\u011fu a\u00e7\u0131k olan hatalar\u0131na bile itaat\u0131 caiz g\u00f6rmek, has\u0131l\u0131 Allah bu konuda ne buyuruyor, diye d\u00fc\u015f\u00fcnmeden, Allah&#8217;\u0131n emrine uymak gerekti\u011fini hesaba katmadan, onlara itaat dahi \u00f6yle bir \u015firk ve k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p ba\u015fkalar\u0131na tapmak demektir. Maalesef yahudiler ve h\u0131ristiyanlar i\u015fte b\u00f6yle yapm\u0131\u015flard\u0131r: Ahbar ve Ruhbanlar\u0131n\u0131 Rab edinmi\u015flerdir. Onlara ger\u00e7ekten Rab dememi\u015flerse bile Rab yerine koymu\u015flard\u0131r. Dinde h\u00fck\u00fcm koyabilme haklar\u0131n\u0131n oldu\u011funa inanm\u0131\u015flard\u0131r. Hele H\u0131ristiyanl\u0131k tarihinde ruhban s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n kutsal tan\u0131nmas\u0131 ve papalar\u0131n hata etmez say\u0131lmas\u0131 daha fazla resmiyet kazanm\u0131\u015f olan \u00e7ok a\u00e7\u0131k bir durumdur. Bunlar\u0131n din i\u015flerinde yetkili ve dinde her t\u00fcrl\u00fc tasarrufa salahiyetli olduklar\u0131n\u0131, ruhani meclislerin kararlar\u0131yla ve papan\u0131n emriyle dinin ahk\u00e2m\u0131n\u0131n ve kitab\u0131n kesin emirlerinin de\u011fi\u015ftirilecek derecede te&#8217;vil ve tebdil, hatta tahrif olunabilece\u011fini, namaz ve oru\u00e7 gibi temel ibadetlerin, haram ve hel\u00e2l ile ilgili b\u00fct\u00fcn kurallar\u0131n ve meselelerin istenilen \u015fekle konulabilece\u011fini, her t\u00fcrl\u00fc g\u00fcnah\u0131n affedilebilece\u011fini, hatta cennet ve cehennem anahtarlar\u0131n\u0131n papazlar\u0131n elinde olup, bunlar\u0131n isteyene sat\u0131labilece\u011fini ve b\u00fct\u00fcn bunlara hi\u00e7 kimsenin itiraza hakk\u0131 bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 iddia ve kabul edecek kadar imtiyazlar tan\u0131m\u0131\u015flard\u0131 ki, bu \u00e2yet i\u015fte b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 hat\u0131rlatmakta, muaheze etmektedir. Adiy ile ilgili olan hadisi \u015ferif de bunun asgari \u00f6l\u00e7\u00fcde bir bak\u0131ma tefsiridir. H\u0131ristiyanl\u0131kta ruhban s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n b\u00f6yle bir imtiyaz ve hakimiyetle &#8220;min dunillah&#8221; (Allah&#8217;\u0131n gerisinde) Rab edinilmelerine &#8220;klerikalizm&#8221; ad\u0131 verilir. Daha sonra bundan \u015fikayetle Protestanl\u0131k zuhur etmi\u015ftir. M\u00e2ide S\u00fbresi (\u00e2yet 64, 65)&#8217;ne bak\u0131n\u0131z. Daha sonra bu Rabl\u0131k imtiyaz\u0131, ruhban s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n elinden \u00e7\u0131km\u0131\u015f, parlamenterlere ge\u00e7mi\u015ftir. Bundan ba\u015fka protestanlar da dahil oldu\u011fu halde, ilk devir h\u0131ristiyanlar\u0131 i\u00e7indeki muvahhidlerden ilgisiz olarak, genelde h\u0131ristiyanlar aras\u0131nda yayg\u0131n h\u00e2l alm\u0131\u015f bir \u015firk vard\u0131r ki, b\u00fct\u00fcn di\u011fer \u015firk \u00e7e\u015fitlerinin temelini te\u015fkil eder. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Meryem o\u011flu Mesih&#8217;i de Rab edindiler. H\u0131ristiyanlar rahiplerini Rab yerine koyduktan ve onlar\u0131n laf\u0131yla &#8220;\u0130sa Mesih Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur.&#8221; dedikten ba\u015fka bir de &#8220;Meryem o\u011flu Mesih Rab&#8217;d\u0131r.&#8221; diye tutturdular. Ona b\u00f6yle \u00fc\u00e7\u00fczl\u00fc bir inan\u00e7la mabud ve il\u00e2h diye tapt\u0131lar. Rab kabul edip, Rabl\u0131\u011f\u0131 onda toplad\u0131lar. Oysa onlar, hakikatte bir tek il\u00e2ha tapmak ve ancak ona ubudiyet etmekle emrolunmu\u015f idiler ki O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h yoktur. Onlar\u0131n hepsi; yahudisi, h\u0131ristiyan\u0131, hahamlar\u0131 ve papazlar\u0131, ak\u0131l delilleriyle ve Allah kitaplar\u0131n\u0131n ortaya koydu\u011fu naslarla, il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmlerle ba\u015fkas\u0131na de\u011fil, sadece ve sadece Allah&#8217;a ibadet etmekle emrolunmu\u015flard\u0131. Mesih aleyhisselam\u0131n diliyle Allah&#8217;a ibadet ediniz ve O&#8217;na ayk\u0131r\u0131l\u0131ktan sak\u0131n\u0131n\u0131z. Benim de sizin de Rabbiniz olan Allah&#8217;a ibadet ediniz. Kim Allaha \u015firk ko\u015farsa, Allah ona cenneti haram k\u0131lacak ve yeri cehennem olacakt\u0131r.(M\u00e2ide, 5\/72) buyurulmu\u015ftu. Bakara S\u00fbresi&#8217;ne (\u00e2yet 87 ve 253) bak\u0131n\u0131z. B\u00f6yle iken bunlar bu hak emrinin aksine hareket ederek bir olan Allah&#8217;dan ba\u015fka Rablar da edindiler. Allah&#8217;a ve emirlerine kar\u015f\u0131 geldiler. Kendi nezahet-i s\u00fcbhaniyyesiyle tenzih O&#8217;na, o \u015firk ko\u015fanlar\u0131n \u015firkinden. Yani, onlar m\u00fc\u015friklere benzemekle kalm\u0131yorlar, bilfiil m\u00fc\u015friklik de ediyorlar ve Allah&#8217;a \u015firk ko\u015fuyorlar. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n uluhiyetinin \u015fan\u0131 ise gerek gizli, gerek a\u00e7\u0131k her t\u00fcrl\u00fc \u015firk \u015faibesinden uzakt\u0131r. O, kendi ezeli nezaheti ile m\u00fcnezzehtir. O&#8217;nun zat-\u0131 s\u00fcbhanisi hi\u00e7 kimsenin tenzihine muhta\u00e7 olmadan, O kendisini, onlar\u0131n a\u00e7\u0131k ve gizli \u015firk ko\u015fmalar\u0131ndan tenzih eyler. \u015eu halde Allah Te\u00e2l\u00e2, onlardan da &#8220;ber\u00ee&#8221;dir, onlar\u0131n \u015firklerinden de.<\/p>\n<p>32-Bunlar Allah&#8217;a ve ahirete imandan o kadar uzak bulunuyorlar ve \u00f6ylesine k\u00e2firlik ve imans\u0131zl\u0131k ediyorlar ki, Allah&#8217;\u0131n nurunu a\u011f\u0131zlar\u0131yla s\u00f6nd\u00fcrmek istiyorlar. Allah nurunun, yani uluhiyetin hakk\u0131yla tecellisini istemiyorlar, ondan ho\u015flanm\u0131yorlar. Sanki p\u00fcf deyip s\u00f6nd\u00fcr\u00fcvermek arzu ediyorlar. A\u011f\u0131zlar\u0131na bakmadan b\u00f6yle bir cinayet pe\u015finde ko\u015fuyorlar. Allah olmas\u0131n, olsa da i\u015flerine kar\u0131\u015fmas\u0131n, hakk\u0131n nuru par\u0131ldamas\u0131n, d\u00fcnyay\u0131 ayd\u0131nlatmas\u0131n, h\u00fck\u00fcm kendilerinin olsun arzusunu besliyorlar. Yalanla, ink\u00e2rla, yaygara ve propagandayla hak ve hakikat s\u00f6ner, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmaz gibi farzediyorlar. Allah kel\u00e2m\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rmak, tevhid dininin yay\u0131lmas\u0131na mani olmak, il\u00e2hi h\u00fck\u00fcmlerin ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 durdurmak, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131 Resulullah&#8217;\u0131n peygamberli\u011fini iptal etmek, Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131 laf ile, a\u011f\u0131z kalabal\u0131\u011f\u0131 ile kendilerine kul etmek, kendi haks\u0131zl\u0131klar\u0131na alet edip karanl\u0131kta bo\u011fmak istiyorlar. Allah ise \u00f6yle istemiyor, her ne olursa olsun, nurunu parlatmadan, onu tamamlamadan b\u0131rakmak istemiyor, ille de parlatmak istiyor k\u00e2firler ho\u015flanmasalar da. Allah, hakk\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karmak, tevhidin nurunu parlatmak, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 y\u00fcceltmek ve aziz etmek istiyor ki, bunun a\u00e7\u0131klamas\u0131 \u015fudur:<\/p>\n<p>33- O, odur ki, yani g\u00fcc\u00fcne ve kudretine s\u0131n\u0131r olmayan Allah, o k\u00e2dir-i mutlak ve kayyum olan Allah, \u00f6yle bir Allah&#8217;d\u0131r ki, O, kendi Resul\u00fcn\u00fc, hidayetle ve hak dinle g\u00f6nderdi. &#8220;Muttakilere mahza hidayet olarak&#8221; \u00e2yeti uyar\u0131nca takva ehlinden olanlar i\u00e7in ayniyle hidayet ve bir tevfik rehberi olarak, mahza istikamet olan kitab-\u0131 m\u00fcbin ile, Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 azim\u00fc\u015f\u015fan ile Resul\u00fc Muhammed Mustafa&#8217;ya (s.a.v.) peygamberlik verip, hak dini ile g\u00f6nderdi. Ger\u00e7ekten de her y\u00f6n\u00fcyle hakka tapmak demek olan, haktan daha kutsal bir \u015fey tan\u0131mayan, hakka tapmaktan ba\u015fka bir ibadet, hak sevgisinden ba\u015fka bir sevgi, hak korkusundan ba\u015fka bir korku tan\u0131mayan, Allah&#8217;\u0131 bir, Peygamber&#8217;i hak peygamber ve b\u00fct\u00fcn haklar\u0131 sayg\u0131ya lay\u0131k bilen, her i\u015fde, her hususta hakk\u0131 g\u00f6zeten, her \u015feyin hakk\u0131n\u0131, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan gelmi\u015f g\u00f6ren, her hususta hakk\u0131 izleyen \u0130sl\u00e2m dini ile g\u00f6nderdi ki, neticede onu her dine kar\u015f\u0131 izhar etsin, hepsinin \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kars\u0131n. Resul\u00fc&#8217;ne kar\u015f\u0131 m\u00fccadeleye ve itiraza kalk\u0131\u015facak olan di\u011fer dinlerin mensuplar\u0131na Res\u00fcl\u00fcn\u00fc galip getirsin, hakk\u0131n her kuvvete \u00fcst\u00fcn oldu\u011funu ve &#8220;Allah kat\u0131ndaki dinin, din-i \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ibaret&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran 3\/19) bulundu\u011funu ve hak dinin, di\u011fer dinleri neshedip ge\u00e7ersiz k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131, bu neshi bilfiil ispat ve ilan ederek (Bakara, 2\/106) ger\u00e7e\u011fi yerine yerle\u015ftirsin ve tevhidi ilan eylesin. B\u00fct\u00fcn iman ve taat\u0131n\u0131 hak noktas\u0131nda toplamayan, din meselesini, hak ve hukuk meselesinin d\u0131\u015f\u0131nda tutan, heva ve heveslere kap\u0131l\u0131p bat\u0131l\u0131n pe\u015finde ko\u015fan ve haks\u0131zl\u0131k yollar\u0131nda dola\u015fan, b\u00fct\u00fcn hamdin, her t\u00fcrl\u00fc ibadetin ancak Rabb\u00fc&#8217;l-\u00e2lemin ve maliki yevmiddin olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hakk\u0131 ve ancak O&#8217;na mahsus oldu\u011funu teslim etmeyen, \u015fu halde Hakk&#8217;a ve halka hakk\u0131n\u0131 vermeyen ve hakk\u0131na g\u00f6re muamele etmeyen dinlerin &#8220;Mal ve evlad\u0131n bir fayda vermeyece\u011fi, ancak Allah&#8217;a temiz bir kalble gelmenin fayda sa\u011flayaca\u011f\u0131 bir g\u00fcnde&#8221; (\u015euara, 26\/88,89) Hakk&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 kazand\u0131r\u0131p, ebedi selamet bah\u015fedecek hak bir din olam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131, ger\u00e7ekte Allah&#8217;\u0131n hak peygamberinin getirdi\u011fi hak dinin d\u0131\u015f\u0131nda ba\u015fka hi\u00e7bir dinin hak din olam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131, her\u015feyin hakk\u0131n\u0131n Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya nisbetle ge\u00e7erlilik kazanaca\u011f\u0131n\u0131, hayat hakk\u0131n\u0131n ancak Hakk&#8217;\u0131n hayat\u0131 ile ayakta durabilece\u011fini g\u00fcn \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131na \u00e7\u0131kar\u0131p tamamen izhar eylesin, velev m\u00fc\u015frikler istemeseler de. Onlara ra\u011fmen bu izhar\u0131 yaps\u0131n diye g\u00f6nderdi. Binaenaleyh Resul\u00fcn\u00fcn g\u00f6nderili\u015f hikmeti olan bu izhar\u0131 mutlaka yapacak ve Resul\u00fcn\u00fc g\u00f6revinde mutlaka ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131lacakt\u0131r. \u015eirki ve k\u00fcfr\u00fc peri\u015fan edecek, hak dinin tevhid dini oldu\u011funu ve Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131n\u0131n hi\u00e7bir ortakl\u0131k kabul etmedi\u011fini g\u00f6sterecek ve nurunu tamamlayacakt\u0131r. Bu ne bir \u015fiir, ne bo\u015f bir hayaldir. O hak peygamberi g\u00f6nderen Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hak vaadi olan bir hakikatt\u0131r. Ger\u00e7ekten de &#8220;Bu g\u00fcn size dininizi kemale erdirdim, nimet ve ihsan\u0131m\u0131 tamamlad\u0131m&#8221; (Maide 5\/3) buyuruldu\u011fu g\u00fcn, bu il\u00e2h\u00ee vaad ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f ve hakikat nuru ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f bulunuyordu. Ne putperestlik, ne Sabi\u00eelik, ne Mecusilik, ne Yahudilik, ne de H\u0131ristiyanl\u0131k hi\u00e7 biri \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda duram\u0131yor ve tutunam\u0131yordu. O g\u00fcnden itibaren b\u00fct\u00fcn \u00e2leme kar\u015f\u0131 \u015fu hakikat tamamen a\u00e7\u0131kl\u0131k kazan\u0131yordu ki, Allah&#8217;dan ba\u015fka il\u00e2h yoktur ve Muhammed Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fcd\u00fcr. Hak din ve diyanetin b\u00fct\u00fcn \u00fcsvesi, b\u00fct\u00fcn \u00f6rne\u011fi Muhammed&#8217;de, hidayetin b\u00fct\u00fcn s\u0131rlar\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da, b\u00fct\u00fcn h\u00fck\u00fcm Allah&#8217;dad\u0131r. Zuhur ve galebe hakk\u0131 ne Arab&#8217;\u0131n, ne Acem&#8217;indir, ne de \u015fu veya bu dinindir. Ancak Allah&#8217;\u0131nd\u0131r ve Allah Resul\u00fcn\u00fcn getirip hakkiyle tebli\u011f etti\u011fi ve uygulad\u0131\u011f\u0131 hak dindedir: &#8220;\u0130sl\u00e2m y\u00fccedir, onun \u00fcst\u00fcne y\u00fckselecek ba\u015fka bir\u015fey de yoktur&#8221;. Di\u011fer dinlere sar\u0131lanlar sar\u0131ld\u0131k\u00e7a batacak, hak dine sar\u0131lanlar sar\u0131ld\u0131k\u00e7a y\u00fckselecek. \u015eayet \u0130sl\u00e2m&#8217;a mensup olanlar geri kal\u0131p d\u00fc\u015f\u00fc\u015f g\u00f6sterirlerse \u0130sl\u00e2m&#8217;a s\u0131k\u0131 sar\u0131lmalar\u0131ndan de\u011fil, ona iyi sar\u0131lmay\u0131p, riayetsizlik ettiklerinden ve bu hususta di\u011fer dinlerin mensuplar\u0131na benzediklerinden, hakka itaat\u0131 b\u0131rak\u0131p, haks\u0131zl\u0131k, f\u0131sk, irtidat, dinsizlik ve inan\u00e7s\u0131zl\u0131k vadilerine sapt\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 olacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah k\u00e2fir olan kavme hidayet etmez.&#8221; (Bakara, 2\/264), &#8220;Allah zalim olan kavme hidayet etmez&#8221; (Bakara 2\/258) oldu\u011fu gibi, yine ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;Allah fas\u0131k olan kavme hidayet etmez.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/108) il\u00e2h\u00ee a\u00e7\u0131klamalar\u0131 mevcuttur. Yerde ve g\u00f6kte g\u00f6n\u00fcl r\u0131zas\u0131yla olmasa da zorla dahi olsa sonu\u00e7ta hak galip gelecektir. Eninde sonunda hakka boyun e\u011fmeyecek, ona yenilmeyecek hi\u00e7bir kimse ve hi\u00e7bir kuvvet yoktur: &#8220;De ki, Allah&#8217;\u0131n dininden ba\u015fkas\u0131n\u0131 m\u0131 ar\u0131yorsunuz ki, o Allah&#8217;a g\u00f6klerde ve yerde ne varsa, ister istemez hepsi boyun e\u011fmi\u015ftir ve hepsi O&#8217;na d\u00f6necektir.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran 3\/83)<\/p>\n<p>Fakat bu hahamlarla rahipler ni\u00e7in hakk\u0131n nurundan ho\u015flanm\u0131yorlar da ifke ve iftiraya sebep oluyorlar?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>34- Ey iman edenler, \u015furas\u0131 bir ger\u00e7ektir ki, yahudi hahamlar\u0131 ile h\u0131ristiyan rahiplerinin bir \u00e7o\u011fu insanlar\u0131n mallar\u0131n\u0131 haks\u0131z yere yerler ve Allah yolundan sapt\u0131r\u0131rlar. Bir de alt\u0131n ve g\u00fcm\u00fc\u015f\u00fc hazineye doldurup, onlar\u0131 Allah yolunda sarfetmeyenleri bu y\u00fczden ac\u0131kl\u0131 bir azap ile m\u00fcjdele!<\/p>\n<p>35- O g\u00fcn o alt\u0131n ve g\u00fcm\u00fc\u015flerin \u00fcst\u00fc cehennem ate\u015finde k\u0131zd\u0131r\u0131lacak da bunlarla al\u0131nlar\u0131, yanlar\u0131 ve s\u0131rtlar\u0131 da\u011flanacak (onlara): &#8220;\u0130\u015fte bu kendi can\u0131n\u0131z i\u00e7in saklay\u0131p biriktirdi\u011finiz \u015feydir. Haydi \u015fimdi tad\u0131n bakal\u0131m \u015fu biriktirdi\u011finiz \u015feyin tad\u0131n\u0131!&#8221; denilecek.<\/p>\n<p>34- Ey m\u00fcminler! \u015euras\u0131 bir hakikatt\u0131r ki, yahudi hahamlar\u0131yla h\u0131ristiyan rahiplerinden bir \u00e7o\u011fu, hepsi de\u011filse de muhakkak ki bir \u00e7o\u011fu insanlar\u0131n mallar\u0131n\u0131 bat\u0131l bir \u015fekilde yiyip geliyorlar. Yok yere, sebepsiz bir \u015fekilde, haks\u0131z yollardan, me\u015fru olmayan maksatlarla halk\u0131n mallar\u0131n\u0131, paralar\u0131n\u0131 al\u0131yor, haklar\u0131 olmad\u0131klar\u0131 halde onlardan yararlan\u0131yor, servetler y\u0131\u011f\u0131yorlar, ve Allah yolundan insanlar\u0131 engelliyorlar. O servetlerle ve o bat\u0131l intifa maksatlar\u0131yla halk\u0131 kendilerine ba\u011flay\u0131p, ta\u011fyir ve tahrif ettikleri, de\u011fi\u015ftirip durduklar\u0131 din kurallar\u0131na uymaya zorluyorlar, onlar\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8217;dan, do\u011fruluktan veya Tevrat ve \u0130ncil&#8217;de yaz\u0131l\u0131 olan gidi\u015fattan menediyorlar. B\u00f6ylece halka fena bir \u00f6rnek oluyorlar. Sanki para ile her \u015feyin \u00e7aresi bulunabilirmi\u015f veya para u\u011fruna her \u015feyi yapmak m\u00fcbahm\u0131\u015f gibi. Hatta hak ve hukuk de\u011fi\u015febilir, g\u00fcnahlar affolunabilirmi\u015f de haram hel\u00e2l demeden para kazanmak, hazineler y\u0131\u011fmak gerekiyormu\u015f gibi bir duygu ve d\u00fc\u015f\u00fcncenin halk aras\u0131nda yayg\u0131nla\u015fmas\u0131na sebep oluyorlar, insanlar\u0131 b\u00f6ylece hak yolundan sapt\u0131r\u0131yorlar, k\u00f6t\u00fc \u00f6rnek olup ba\u015ftan \u00e7\u0131kar\u0131yorlar. Ve onlar ki, alt\u0131n\u0131 ve g\u00fcm\u00fc\u015f\u00fc kenz yaparlar. Toplay\u0131p s\u0131ms\u0131k\u0131 saklarlar, t\u0131k\u0131z ederler. Alt\u0131n ve g\u00fcm\u00fc\u015f\u00fcn hakk\u0131, insanl\u0131\u011f\u0131n faydas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan yarat\u0131l\u0131\u015f hikmeti, m\u00fcbadele vas\u0131tas\u0131 olmas\u0131, yani para olarak al\u0131\u015fveri\u015fi kolayla\u015ft\u0131rmas\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131n ger\u00e7ek ihtiya\u00e7lar\u0131na harcanmas\u0131d\u0131r. \u00dcstelik &#8220;Sadece zenginler aras\u0131nda d\u00f6n\u00fcp dola\u015fan bir nimet, bir devlet ve kuvvet olmamas\u0131d\u0131r.&#8221; (Ha\u015fr 59\/7). Para b\u00fct\u00fcn halk aras\u0131nda tedav\u00fcl etmelidir ve ihtiya\u00e7lar\u0131n ehem olan\u0131 m\u00fchim olan\u0131na, \u015fiddetlisi hafifine tercih edilerek g\u00fczelce harcanmal\u0131d\u0131r. \u0130htiya\u00e7lar\u0131n \u00f6nceliklerine g\u00f6re sarfedilmesi gerekirken baz\u0131lar\u0131 onu ya \u00e7ar\u00e7ur eder, ya da tedav\u00fclden \u00e7ekerek, g\u00f6merek veya herhangi bir yerde gizleyerek, y\u0131\u011far ve s\u0131ms\u0131k\u0131 saklar, ve bunlar\u0131 Allah yolunda sarfetmezler. Allah i\u00e7in hakk\u0131n\u0131 vermezler. Allah yolundan engellemek i\u00e7in mallar\u0131n\u0131 sarfedenler \u015f\u00f6yle dursun, bunlar paray\u0131 toplay\u0131p saklamak suretiyle Allah yolunda sarftan menederler. Bu paralarla Allah yolundan sapt\u0131rmak i\u00e7in para harcayanlara kar\u015f\u0131 m\u00fccadele etmek varken, bunlar tutarlar paray\u0131 hi\u00e7bir i\u015fe yaramaz hale getirirler, tatil ve iptal eylerler. \u0130\u015fte bunlar yok mu? Kim olursa olsunlar, gerek o haham ve papazlardan, gerek onlara uyup, onlar\u0131 \u00f6rnek al\u0131p para saklayanlardan olsun, gerekse zekatlar\u0131n\u0131 vermeyen ve paralar\u0131n\u0131 saklayan m\u00fcsl\u00fcmanlardan olsun i\u015fte onlar\u0131, elem verici bir azapla m\u00fcjdele, ey Muhammed.<\/p>\n<p>35- Bu azap o g\u00fcn ki, o alt\u0131nlar ve g\u00fcm\u00fc\u015fler, \u00fczerlerinde yak\u0131lacak cehennem ate\u015finde k\u0131zd\u0131r\u0131lacak da bunlarla al\u0131nlar\u0131, yanlar\u0131 ve s\u0131rtlar\u0131 da\u011flanacak. \u0130\u015fte bu sizin nefisleriniz, kendi \u00f6z canlar\u0131n\u0131z i\u00e7in saklad\u0131klar\u0131n\u0131z \u015feylerdir, \u015fimdi tad\u0131n\u0131z bakal\u0131m \u015fu saklayageldi\u011finiz \u015feylerin tad\u0131n\u0131, bak\u0131n\u0131z bakal\u0131m tad\u0131 nas\u0131l imi\u015f denecek.<\/p>\n<p>\u015eimdi bunlar\u0131 dinleyip anlayanlar &#8220;Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inanmayanlara sava\u015f a\u00e7\u0131n\u0131z!&#8221; emrini acaba ne zaman yapal\u0131m diyecek olurlarsa, her\u015feyden \u00f6nce vakit tayin edebilmek i\u00e7in zaman ve takvim meselesini d\u00fczeltmek ve tesbit etmek \u015fart\u0131yla bunun icab\u0131na g\u00f6re her zaman i\u00e7in ayn\u0131 zamanda ve birlikte yap\u0131lmas\u0131n\u0131n l\u00fczumuna i\u015faret edilmek \u00fczere buyuruluyor ki;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>36- Do\u011frusu, Allah kat\u0131nda aylar\u0131n say\u0131s\u0131 oniki ayd\u0131r. G\u00f6kleri ve yeri yaratt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnk\u00fc Allah yaz\u0131s\u0131nda (b\u00f6yle yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r). Bunlardan d\u00f6rd\u00fc haram aylard\u0131r. Bu da do\u011fru olan dinin h\u00fckm\u00fcd\u00fcr. Bu sebeple bunlar hakk\u0131nda nefislerinize haks\u0131zl\u0131k yapmay\u0131n\u0131z. M\u00fc\u015frikler size kar\u015f\u0131 topyek\u00fcn sava\u015ft\u0131klar\u0131 gibi siz de onlara kar\u015f\u0131 topyek\u00fcn sava\u015f a\u00e7\u0131n. Ve iyi bilin ki, Allah m\u00fcttakilerle beraberdir.<\/p>\n<p>37- O &#8220;Nesi'&#8221; (denilen bir haram ay\u0131 geciktirmek \u00e2deti), olsa olsa k\u00fcf\u00fcrde fazlal\u0131kt\u0131r ki, k\u00e2firler onunla \u015fa\u015f\u0131rt\u0131l\u0131r, onu bir y\u0131l hel\u00e2l, bir y\u0131l haram sayarlar ki, Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131n say\u0131s\u0131na uydursunlar da Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 hel\u00e2l k\u0131ls\u0131nlar. \u0130\u015fte b\u00f6ylece kendilerine k\u00f6t\u00fc i\u015fleri g\u00fczel g\u00f6sterildi. Allah da k\u00e2fir olan bir kavmi do\u011fru yola iletmez.<\/p>\n<p>36- Allah kat\u0131nda (yani Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcnde ge\u00e7erli olan \u015fey), aylar\u0131n adedi muhakkak ki, oniki ay olmas\u0131d\u0131r. Ki \u015funun bunun uydurmas\u0131, faraziye ve nazariyesi veya kabul\u00fc ve benimsemesi de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n \u015fu g\u00f6kleri ve yeri yaratt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnk\u00fc kitab\u0131ndaki kayd\u0131, o g\u00fcn yaz\u0131lan yaz\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fc ve o g\u00fcn yazd\u0131\u011f\u0131 yaz\u0131n\u0131n ve takdirin gere\u011fi ve hak takviminin h\u00fckm\u00fc olarak, Allah taraf\u0131ndan kararla\u015ft\u0131r\u0131l\u0131p yaz\u0131lan yaz\u0131s\u0131nda bu b\u00f6yledir. Bunlardan d\u00f6rd\u00fc haram aylard\u0131r. D\u00f6rt h\u00fcrmetli ayd\u0131r ki, bunlarda yap\u0131lan g\u00fcnah\u0131n cezas\u0131, i\u015flenen ibadet ve taat\u0131n sevab\u0131 \u00f6b\u00fcrlerinden daha fazlad\u0131r. \u00d6nemli aylar olmalar\u0131 sebebiyle \u00f6b\u00fcr aylardan daha fazla sayg\u0131 g\u00f6sterilmesi laz\u0131mgelen ve &#8220;Sana haram aylarda sava\u015f yapmay\u0131 sorarlar. De ki, o aylarda sava\u015f yapmak b\u00fcy\u00fck g\u00fcnaht\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/217) buyurulan aylard\u0131r. Me\u015fhur tarifi ile &#8220;\u00fc\u00e7\u00fc serd, biri ferttir&#8221;. Hz. Peygamber Veda Hacc&#8217;\u0131ndaki Eyyam-\u0131 te\u015frik (te\u015frik g\u00fcnleri) ortas\u0131nda Mina&#8217;da irad buyurdu\u011fu me\u015fhur hutbesinde bu d\u00f6rt ay\u0131 beyan ederek \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;Bir sene oniki ayd\u0131r, bunlardan d\u00f6rd\u00fc haram olan aylard\u0131r, \u00fc\u00e7\u00fc ardarda gelen Zilka&#8217;de, Zilhicce ve Muharrem&#8217;dir, biri de Mudar kabilesinin Recebi&#8217;dir ki o da, Cemaziyel Ahir ile \u015ea&#8217;ban ay\u0131 aras\u0131ndad\u0131r.&#8221; \u0130\u015fte \u015fimdi zaman Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 ilk g\u00fcnk\u00fc \u015feklini alm\u0131\u015f oldu. Yani zaman \u00fczerindeki haks\u0131zl\u0131k ortadan kalkt\u0131, senenin aylar\u0131 \u00fczerinde oynamalara son verildi aylar ilk yarat\u0131l\u0131\u015ftaki gibi yerli yerine oturdu, yarat\u0131l\u0131\u015ftaki periyoduna girdi, herbiri ne ise o oldu, Zilhicce Zilhicce oldu. Muharrem Muharrem oldu ve hac kendi zaman\u0131nda yap\u0131ld\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir \u00f6nceki seneye kadar nesiy yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan, Ebubekir&#8217;in ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131nda yap\u0131lan dokuzuncu sene hacc\u0131 bile Zilhicce say\u0131larak Zilka&#8217;de&#8217;de yap\u0131lm\u0131\u015f idi. \u0130\u015fte \u015fimdi b\u00fct\u00fcn bu haks\u0131zl\u0131klar ortadan kalkt\u0131 ve hatta her bak\u0131mdan zaman yeni bir d\u00f6neme girdi.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte budur sapasa\u011flam din. Daha \u00f6nceleri yap\u0131lan Nesiy de\u011fil, dinin do\u011frusu budur. \u0130\u015fin asl\u0131 ve kadim usul budur. Her \u00fc\u00e7 senede bir ay ilave ederek senenin aylar\u0131n\u0131 on\u00fc\u00e7e \u00e7\u0131karmak, baz\u0131 seneler haram aylar\u0131n yerlerini de\u011fi\u015ftirerek yap\u0131lan Nesiy de\u011fil, do\u011frusu i\u015fte budur. \u0130sl\u00e2m dininin ahk\u00e2m\u0131na g\u00f6re, tutulmas\u0131 gereken do\u011fru hesap i\u015fte budur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu, s\u0131rf be\u015fer\u00ee bilgilerle, bir tak\u0131m itibari hesaplarla ortaya \u00e7\u0131kan ve nazari veya farazi esaslara oturtulan bir hesap de\u011fil, \u015fu g\u00f6r\u00fclen b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin t\u00fcm\u00fcn\u00fcn yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 cisimlerinin hareketleriyle say\u0131lar\u0131 hesap edilmi\u015f, bizzat yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n \u00fczerine yerle\u015ftirilmi\u015f olan bir takvimdir. Ay\u0131n, g\u00fcne\u015fin ve yerin hareketine ba\u011fl\u0131 bulunan ve G\u00f6ky\u00fcz\u00fc ile Yery\u00fcz\u00fc var edildi\u011fi ilk g\u00fcndenberi d\u00fczenlenmi\u015f bulunan ve &#8220;Ve Biz gece \u00e2yetini mahvettik, g\u00fcnd\u00fcz \u00e2yetini de \u00e7evrenizi g\u00f6rebilmenize m\u00fcsait k\u0131ld\u0131k&#8230;&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/12) uyar\u0131nca gece \u00e2yeti olan ay\u0131n tedricen mahvedilmesiyle yery\u00fcz\u00fcnden bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman onun \u00f6l\u00e7\u00fclerine yani, b\u00fcy\u00fcy\u00fcp k\u00fc\u00e7\u00fclmesine bir d\u00fczen verildi\u011fi g\u00fcn ba\u015flayan hilal de\u011fi\u015fimlerinin cari oldu\u011fu bu \u00e2lemi yaratan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n takdir ve takvimi ile sabit olan ve o g\u00fcndenberi koydu\u011fu nizam oldu\u011fu gibi s\u00fcr\u00fcp gelen ve herkes i\u00e7in Ay\u0131n Hilali ve Bediri kadar a\u00e7\u0131k ve a\u015fikar olan ve k\u0131ymetini yarat\u0131c\u0131s\u0131ndan alan, f\u0131trata uygun, a\u00e7\u0131k, anla\u015f\u0131l\u0131r ve dosdo\u011fru bir hesapt\u0131r. \u00dcstelik bu bir \u015feriatt\u0131r. Ta \u0130brahim ve \u0130smail aleyhimesselam zamanlar\u0131ndan beri Araplar buna veraset yoluyla ba\u011fl\u0131 ve ri\u00e2yetk\u00e2r olagelmi\u015flerdir. Cahiliyye devrinde bile &#8220;e\u015fhuru hurum&#8221;e sayg\u0131 g\u00f6sterirler ve sayg\u0131dan dolay\u0131 bu aylarda sava\u015f yapmaktan sak\u0131n\u0131rlard\u0131. Hatta bir adam babas\u0131n\u0131n veya karde\u015finin katiline rastlasa, ona sald\u0131rmaz, k\u00f6t\u00fc s\u00f6z bile s\u00f6ylemezdi. &#8220;Nes\u00ee&#8221; dedikleri de\u011fi\u015fikli\u011fi ihdas edinceye kadar bu yasa\u011fa sayg\u0131, bir dindarl\u0131k ve gelene\u011fe ba\u011fl\u0131l\u0131k \u00fczere s\u00fcr\u00fcp gidiyordu. Yerli yerinde, zaman\u0131 zaman\u0131nda bu yasa\u011fa sayg\u0131 ibadet ve taat olarak yeniden ge\u00e7erli olmak \u00fczere, hacc\u0131n Zilhice&#8217;de yap\u0131lmas\u0131 icap etmekteydi, nitekim \u00f6yle oldu.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re bu aylarda nefislerinize zulmetmeyiniz. Evvela uydurma say\u0131larla ve as\u0131ls\u0131z hesaplarla aylar hakk\u0131nda kendi kendinizi aldatmay\u0131n\u0131z. Allah&#8217;\u0131n tayin etti\u011fi vakitleri de\u011fi\u015ftirmeye kalkmay\u0131n\u0131z. Nesi gibi ileri geri bir tak\u0131m hayali itibarlarla haram\u0131 hel\u00e2l, hel\u00e2li haram yapmak haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131nda bulunmay\u0131n\u0131z. O zaman Zilhicce ay\u0131 Muharrem&#8217;in yerine gelir, Muharrem de Safer olur. Bunlar birbirlerinin yerine kayd\u0131r\u0131labilir sanmay\u0131n\u0131z. Sonra oniki ay\u0131n hepsinde de haramdan, g\u00fcnahtan ve haks\u0131zl\u0131ktan, \u00f6zellikle birbirinize zulmetmekten sak\u0131n\u0131n\u0131z. \u00d6zellikle bu sayg\u0131n aylarda b\u00fcsb\u00fct\u00fcn sak\u0131n\u0131n\u0131z. Bununla beraber m\u00fc\u015frikler nas\u0131l size kar\u015f\u0131 topyek\u00fcn sava\u015f yap\u0131yorlarsa siz de onlara kar\u015f\u0131 topyek\u00fcn sava\u015f\u0131n\u0131z. Yukar\u0131da beyan olundu\u011fu \u00fczere hangi kesimden ve hangi cinsten olursa olsun m\u00fc\u015friklerin hepsi cemaatlar\u0131yla birlikte size kar\u015f\u0131 sava\u015fa giri\u015ftikleri ve sava\u015fmay\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirdikleri gibi, siz de hepsine kar\u015f\u0131 b\u00fct\u00fcn m\u00fcminler bir araya gelerek, hepiniz birlik olarak onlara kar\u015f\u0131 topyek\u00fcn sava\u015f a\u00e7\u0131n\u0131z. Bu emirde \u015fu ayda veya bu ayda gibi bir kay\u0131t yoktur. Bu aylar\u0131n h\u00fcrmetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131, Allah i\u00e7in olan cihad\u0131n yasakl\u0131\u011f\u0131 de\u011fildir. M\u00fc\u015frikler taraf\u0131ndan bu h\u00fcrmet ihlal edildi\u011fi takdirde, bu yasa\u011f\u0131 korumak i\u00e7in Allah yolunda sava\u015f\u0131 bile g\u00f6ze alman\u0131n gerekti\u011fini a\u00e7\u0131klamakt\u0131r. Haks\u0131z olan sava\u015f her zaman ve her ayda haramd\u0131r. \u015eu halde haram olan aylarda daha fazla haramd\u0131r, &#8220;bunlarda sava\u015f b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah &#8221; oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoksa da haram hel\u00e2l tan\u0131mayan ve f\u0131rsat bulduk\u00e7a diledikleri gibi k\u0131tal ve sald\u0131r\u0131dan \u00e7ekinmeyen m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 genellikle Allah i\u00e7in sava\u015f emri, belli bir mekan ve zamanla s\u0131n\u0131rl\u0131 de\u011fildir. Bu her ne zaman ve hangi ayda icap ederse o zaman icras\u0131 farz olan ve terki ve tehiri caiz olmayan bir emirdir. Bu emre uymak da en b\u00fcy\u00fck taattir. Bunun terkinde veya tehirinde nefislere zul\u00fcm vard\u0131r ve b\u00fcy\u00fck tehlikeler s\u00f6z konusudur. Zira &#8220;Fitne sava\u015ftan daha b\u00fcy\u00fck belad\u0131r.&#8221; (Bakara 2\/217). Zul\u00fcmden korunmak da haram olan aylara sayg\u0131s\u0131zl\u0131k de\u011fil, bilakis ayniyle sayg\u0131d\u0131r. Has\u0131l\u0131 Haram Aylar, hakikaten sayg\u0131 g\u00f6sterilmeye ve sava\u015f yasa\u011f\u0131na uyulmaya lay\u0131k olan aylard\u0131r. Herhangi bir sebeple sayg\u0131s\u0131zl\u0131k yap\u0131p bu yasa\u011f\u0131 delmek ve ihlal etmek pek b\u00fcy\u00fck g\u00fcnaht\u0131r, nefislere zul\u00fcmd\u00fcr. Fakat m\u00fc\u015frikler bunlar\u0131n h\u00fcrmetini ihlal ederler. Yukar\u0131dan beri yap\u0131lagelen a\u00e7\u0131klamadan anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere bunlar da iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr. Bir k\u0131sm\u0131 hi\u00e7 h\u00fcrmet tan\u0131maz ve yasak dinlemez. Bu aylar\u0131n h\u00fcrmetli aylar oldu\u011funa inanmaz. Hangi ayda olursa olsun f\u0131rsat buldu\u011fu anda sald\u0131r\u0131ya ge\u00e7mekten, Allah&#8217;\u0131n nurunu s\u00f6nd\u00fcrmeye \u00e7al\u0131\u015fmaktan ve bo\u015f yere can yakmaktan ve mukaddesata sald\u0131rmaktan \u00e7ekinmez. Bunlar Arap m\u00fc\u015frikleri d\u0131\u015f\u0131nda kalan m\u00fc\u015friklerdir. Bir k\u0131s\u0131m\u0131 da vard\u0131r ki, mesela Arap m\u00fc\u015frikleri, &#8220;E\u015f-huru Hurum&#8221; denilen yasak aylar\u0131 tan\u0131rlar, bu aylarda sava\u015f yapman\u0131n, cinayet i\u015flemenin haram oldu\u011funu bilirler ve buna inan\u0131rlar. Bununla beraber Allah&#8217;\u0131n emretti\u011fi ve istedi\u011fi \u00f6l\u00e7\u00fcde titizlikle riayet etmezler. Allah&#8217;\u0131n aylar\u0131 \u00fczerinde hesap oyunlar\u0131 yaparak onlar\u0131 de\u011fi\u015ftirmeye kalkarlar. B\u00f6yle yapt\u0131klar\u0131 i\u00e7in bunlar da f\u0131rsat bulurlarsa, \u00f6b\u00fcrleri gibi haram ayd\u0131r veya Mescid-i Haram&#8217;d\u0131r demeden, mesela m\u00fcminler Arafat&#8217;ta iken bile sald\u0131r\u0131ya ge\u00e7ip onlar\u0131 do\u011framaktan \u00e7ekinmezler. Bunlara meydan\u0131 bo\u015f b\u0131rakmak ve h\u00fcrmetlerin en ziyade korunmas\u0131 gerekti\u011fi Haram Aylar&#8217;\u0131n h\u00fcrmeti ad\u0131na b\u00fct\u00fcn h\u00fcrmetlerin \u00e7i\u011fnenmesine, h\u00fcrmetin h\u00fcrmeti yok etmeye vesile edilmesine f\u0131rsat vermemek gerekir. Buna f\u0131rsat vermek nefislere zul\u00fcmd\u00fcr. Nitekim bu anlamda olmak \u00fczere Bakara S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmay\u0131n\u0131z.&#8221; (Bakara 2\/195) buyurulmu\u015ftur. Burada bu d\u00f6rt ay\u0131n h\u00fcrmetini, cahiliye devrinde oldu\u011fu gibi m\u00fc\u015frikler taraf\u0131ndan suistimal edilmemek, daha do\u011frusu m\u00fc\u015friklerin bunu suistimal etmelerine meydan vermemek gerekti\u011fi \u00fczerinde duruluyor. Bu yasaklar\u0131n hakk\u0131yle uygulanmas\u0131na engel olabilecek \u015firk ve cahiliye devri \u00e2detleri ve gelenekleri la\u011fvediliyor. Bu aylardaki sava\u015f yasa\u011f\u0131n\u0131n Allah yolunda cihada engel say\u0131lmamas\u0131, cihad emrinin durumun icab\u0131na g\u00f6re ve d\u00fc\u015fmanlar\u0131n tutumuna g\u00f6re uygulanmas\u0131 gerekti\u011fi, ancak bunun zaman ve mekan ile ba\u011fl\u0131 bir emir olmad\u0131\u011f\u0131 konusuna dikkat \u00e7ekiliyor. Zamana ve mekana ba\u011fl\u0131 olmayarak &#8220;M\u00fc\u015frikler size kar\u015f\u0131 nas\u0131l topyek\u00fcn sava\u015f yap\u0131yorlarsa, siz de onlara kar\u015f\u0131 topyek\u00fcn sava\u015f\u0131n.&#8221; buyurulmu\u015ftur ki, bu \u00e2yetin yukar\u0131s\u0131na olan ba\u011flant\u0131s\u0131 \u015f\u00f6yle bir mukadder suale cevap mahiyetindedir: &#8220;Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inanmayanlara kar\u015f\u0131 sava\u015f\u0131n\u0131z!&#8221; emrini ne vakit yerine getirelim? Cevap \u015fu ki, Allah&#8217;\u0131n vakitlerini de\u011fi\u015ftirmemek, yasaklara sayg\u0131l\u0131 olarak, zul\u00fcm ve haks\u0131zl\u0131ktan sak\u0131narak, hangi ayda olursa olsun icab etti\u011finde, hi\u00e7 gecikmeksizin topyek\u00fcn sava\u015fmak \u00fczere sava\u015f a\u00e7\u0131n\u0131z. \u015eu halde \u00e7o\u011funlu\u011fun dedi\u011fi gibi, bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, &#8220;Haram Aylar&#8221; kavram\u0131nda cahiliyye devrinin ne olursa olsun sava\u015f yapmama telakkisi ortadan kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah i\u00e7in olmayan ve cahiliyye devrinde s\u00fcr\u00fcp giden haks\u0131z adam \u00f6ld\u00fcrmeler \u0130sl\u00e2m dininde her ayda ve her zaman yasakt\u0131r. &#8216;den murad, m\u00fc\u015friklerin yapt\u0131\u011f\u0131 sava\u015flard\u0131r. Allah yolunda yap\u0131lacak olan cihad ise her zaman i\u00e7in haklara h\u00fcrmetin icab\u0131 olan en b\u00fcy\u00fck bir itaatt\u0131r. &#8220;Onlar\u0131 nerede yakalarsan\u0131z&#8221; (Bakara, 2\/191 ve Nisa, 4\/91) ile &#8220;Onlar\u0131 nerede bulursan\u0131z&#8221; (Tevbe, 9\/5) buyurulmu\u015ftur. Hill ve harem mekanda genellik ifade etti\u011fi gibi, bu \u00e2yet de zamanda mutlakl\u0131k ifade eder. Bundan dolay\u0131 buradaki &#8220;d\u00f6rd\u00fc Haram aylard\u0131r&#8221; dan maksat bu s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda ge\u00e7en &#8220;\u015eu haram aylar ge\u00e7ince&#8221; ve &#8220;Yery\u00fcz\u00fcnde d\u00f6rt ay daha gezip dola\u015fs\u0131nlar.&#8221; \u00e2yetlerindeki d\u00f6rt ay de\u011fildir. Yukar\u0131da da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Hz. Peygamber&#8217;in Veda hutbesinde a\u00e7\u0131klanan d\u00f6rt ayd\u0131r. Ancak Ata&#8217;dan naklen bildirilmi\u015ftir ki, gerek Harem-i \u015eerif&#8217;de, gerek Haram aylarda d\u00fc\u015fman h\u00fccuma ge\u00e7ip sald\u0131rmad\u0131k\u00e7a, yani \u00f6nce d\u00fc\u015fman sava\u015f\u0131 ba\u015flatmad\u0131k\u00e7a gaza etmek hel\u00e2l de\u011fildir. Bunlarda k\u0131talin haraml\u0131\u011f\u0131 neshedilmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7i bu yasak b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle ele al\u0131nmay\u0131p, sadece genel anlamda haram olma m\u00e2n\u00e2s\u0131na al\u0131nacak olursa diye haram aylar\u0131n haraml\u0131\u011f\u0131 takrir buyurulmas\u0131 buna uygun gibi zannedilebilir. Bundan dolay\u0131 &#8220;Bunlarda nefislerinize zul\u00fcm yapmay\u0131n!&#8221; nehyinin m\u00e2n\u00e2s\u0131, bu haram aylarda ba\u015flang\u0131\u00e7ta sava\u015f\u0131 hel\u00e2l saymak suretiyle kendinize zulmetmeyiniz, demek oldu\u011funu zannedenler de olmu\u015ftur. Cahiliyye devrinde al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f olan \u015fekavet (ter\u00f6r) sava\u015flar\u0131na g\u00f6re bu anlay\u0131\u015f do\u011fru ise de hakk\u0131n emri olan nefislere zul\u00fcm de\u011fildir, zulm\u00fc akamete u\u011fratmak i\u00e7in yap\u0131lmas\u0131 gereken cihad s\u00f6z konusu oldu\u011funda bu do\u011fru de\u011fildir. &#8220;Sava\u015f\u0131n\u0131z!&#8221; emrine de ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Nefislerin zulm\u00fc, sava\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 takdirde do\u011frusu bu \u00e2yete \u015f\u00f6yle m\u00e2n\u00e2 vermek gerekir: &#8220;Bu haram aylarda cihad\u0131 terk veya tehir etmek suretiyle d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131z\u0131n size sava\u015f a\u00e7mas\u0131na meydan verip, kendinizi k\u0131tala u\u011fratarak nefislerinize zulmetmeyiniz.&#8221;<\/p>\n<p>Bilfiil sald\u0131r\u0131ya ge\u00e7en bir d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131, savunmay\u0131 terk etmekte i\u015fte b\u00f6yle nefisleri k\u0131tale ve zulme maruz b\u0131rakmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulundu\u011fu gibi, haram helal, hukuk ve mukaddesat tan\u0131mayan ve f\u0131rsat buldu\u011fu zaman hi\u00e7 ac\u0131madan sald\u0131raca\u011f\u0131 bilinen Allah d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n sald\u0131r\u0131s\u0131na meydan vermekte dahi ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2 bulunmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu suretle \u00e2yette hak takvimi ile aylar\u0131n say\u0131lar\u0131 tesbit edildikten ve haram aylar\u0131n haraml\u0131\u011f\u0131 yeniden karar alt\u0131na al\u0131nd\u0131ktan sonra, haram\u0131n esas gere\u011fi ve hak dinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 canlara k\u0131ymaktan sak\u0131nmak \u015feklinde \u00f6zetlenmi\u015f ve bundan haram aylarda cihad\u0131n yasak oldu\u011funu anlamamak ve bilakis bu hak ve h\u00fcrmetin ihlali s\u00f6z konusu oldu\u011fu zaman, bu yasa\u011f\u0131 korumak i\u00e7in cihad\u0131n gerekli oldu\u011fu ve b\u00f6ylece cihad emrinin haram veya hel\u00e2l aylara ba\u011fl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 bir mutlak nass ile h\u00fckme ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r ki:<\/p>\n<p>&#8220;Size kar\u015f\u0131 topyek\u00fcn sava\u015f a\u00e7an m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 siz de topyek\u00fcn sava\u015f\u0131n!&#8221; ve her zaman hep b\u00f6yle yap\u0131n. Ve biliniz ki, Allah muttakilerle beraberdir. Her hususta b\u00f6yledir. \u015eu halde yapaca\u011f\u0131n\u0131z sava\u015fta da hep hakk\u0131 g\u00f6zeten, Allah r\u0131zas\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnen, hel\u00e2l ve haram\u0131 tan\u0131yan, \u015firk ahl\u00e2k\u0131ndan, keyfi hareketlerden, zul\u00fcm ve haks\u0131zl\u0131ktan, g\u00fcnahlardan, emre itaatsizlikten sak\u0131nan, vazifesini bilen kimseler olunuz.<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n emrine uyarak hepiniz hep birden uyum i\u00e7inde ve topluca hareket ediniz. Hakk\u0131yle korunursan\u0131z Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 ve nusreti sizinle olacak, sizin gibi m\u00fcttakilere yar olacakt\u0131r. B\u00f6yle olursan\u0131z ba\u015far\u0131ya ula\u015faca\u011f\u0131n\u0131zdan hi\u00e7 \u015f\u00fcphe etmeyiniz.<\/p>\n<p>37- O Nesi (denilen o tehir, yani ay\u0131 geriletme) i\u015fi k\u00fcf\u00fcrde bir ziyadelikten ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>&#8220;Nes\u00ee&#8217; &#8220;: kelimesi, lugat, \u00f6rf ve \u015feriat a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00fc\u00e7 ayr\u0131 anlama gelir:<\/p>\n<p>Lugat bak\u0131m\u0131ndan &#8220;nes\u00ee&#8221; hem masdar, hem s\u0131fat olarak kullan\u0131l\u0131r. Her\u015feyden \u00f6nce fiilinden masdar olarak gelir ki, esas anlam\u0131 tehir, etmek geri b\u0131rakmak demektir. Nitekim k\u0131r\u00e2etinde demektir. Al\u0131\u015fveri\u015fte &#8220;veresiye&#8221; demek olan ismi de yine bu k\u00f6kten gelir. Baz\u0131 hallerde gecikme bir ilave ile ilgili olur. O da ya tehirin gere\u011fi veya sonucu olur. Mesela eceli tehir etmek, \u00f6mr\u00fc artt\u0131rmak, \u00f6mr\u00fc uzatmak demektir. Bir seneye bir ay ziyade etmek demek, ertesi seneyi bir ay geciktirmek demektir. Yahut bunun aksine birinci seneden bir ay eksiltmek, ertesi seneyi bir ay erken ba\u015flatmak suretiyle ziyadele\u015ftirmek demek olur. Bundan dolay\u0131 &#8220;nes\u00ee&#8221; masdar\u0131 da bazan ziyade etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131l\u0131rsa da esas m\u00e2n\u00e2s\u0131 tehirdir. Ve bunda ziyadenin hi\u00e7 bulunmad\u0131\u011f\u0131 haller de olabilir. Mesela ayn\u0131 sene i\u00e7inde Muharrem ay\u0131, Safer, Safer ay\u0131 da Muharrem farzedilerek, bir geriye b\u0131rakma ve \u00f6ne alma yap\u0131l\u0131rsa sene yine oniki olarak kalm\u0131\u015f olur, bir eksiklik veya fazlal\u0131k olmaz. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, \u00e2limlerin \u00e7o\u011funlu\u011fu, \u00f6ne alma ve geriye b\u0131rakma m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 de\u011fil, \u00f6rfi ve \u015fer&#8217;\u00ee anlamda esas olan en kesin m\u00e2n\u00e2 olarak &#8220;tehir&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 \u00f6nemle vurgulam\u0131\u015flard\u0131r. Sonra &#8220;nes\u00ee&#8221;, bu tehir m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan &#8220;fail bim\u00e2n\u00e2 meful&#8221; olarak yani gecikmi\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na s\u0131fat olmu\u015ftur. Maktul m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;kat\u00eel&#8221; de b\u00f6yledir. Bundan ba\u015fka fail vezninde fail olarak &#8220;n\u00e2si&#8221; yani tehir eden m\u00e2n\u00e2s\u0131na da olabilir. Nitekim \u015fehid, \u015fahid demek de olabilir, me\u015fhud demek de olabilir. \u0130kinci olarak \u00f6rfle ilgili anlamda da Nes\u00eey kelimesi yine bu \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 ile ilgili bir isimdir. Birincisi masdar m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131narak bir \u00f6zel tehirin ismidir ki, ay\u0131 tehir etmek demektir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Araplar \u00f6tedenberi aylar\u0131 ger\u00e7ek y\u00f6n\u00fcyle kamer\u00ee aylar olarak tan\u0131yor, seneyi de g\u00f6k ay\u0131 senesi olarak oniki ay say\u0131yorlard\u0131. Hangi isimlerle sayarlarsa says\u0131nlar aylar\u0131 ve seneleri kamer\u00ee idi. \u0130brahim ve \u0130smail aleyhimesselam zaman\u0131ndan beri bu oniki aydan d\u00f6rd\u00fcn\u00fc haram aylar olarak biliyorlar ve bu aylardaki sava\u015f yasa\u011f\u0131na sayg\u0131 g\u00f6steriyorlard\u0131. Bu aylarda birbirleriyle sava\u015f yapm\u0131yorlar, ibadetle me\u015fgul oluyorlard\u0131. Bu aylara o kadar h\u00fcrmet ediyorlard\u0131 ki, hatta bir adam babas\u0131n\u0131n katiline bile rastlasa ona el uzatm\u0131yor, dokunmuyordu. Bu d\u00f6rt haram ay\u0131n ise Zilka&#8217;de Zilhicce, Muharrem \u00fc\u00e7\u00fc&#8221;Serd&#8221;, yani bir dizi, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc olan Recep de tek ba\u015f\u0131na idi. B\u00f6yle ardarda gelen \u00fc\u00e7 ay boyunca sava\u015f yapmamak, b\u00fct\u00fcn gelirleri gazvelere, \u00e7apul ve ganimet elde etmeye ba\u011fl\u0131 olan baz\u0131 kabilelere zor gelmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. Bundan dolay\u0131 gazve yapabilmek i\u00e7in bunlardan birini tehir ederek araya bo\u015f zaman koymaya \u00e7al\u0131\u015fmak i\u00e7in aylar\u0131n tertibi \u00fczerinde oynam\u0131\u015flard\u0131. B\u00f6ylece oniki ayda d\u00f6rt ayl\u0131k yasa\u011f\u0131 daha da k\u00fc\u00e7\u00fcltmek, hacc\u0131 da i\u015flerine gelen belli bir mevsimde tutabilmek i\u00e7in alt\u0131 ayda birer hafta olmak \u00fczere, yirmid\u00f6rt ayda, yani iki senede bir ay kazanmaya \u00e7al\u0131\u015farak o seneyi on\u00fc\u00e7 ay hesab\u0131yla daha uzatm\u0131\u015flar. D\u00f6rt ayl\u0131k haram aylardan \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fcn birarada gelmesini \u00f6nlemek i\u00e7in s\u00f6z konusu d\u00f6rt haftay\u0131 ikinci senenin sonuna bir ay olarak eklemi\u015fler ve o seneyi on\u00fc\u00e7 ay olarak kabul etmi\u015flerdi. Buna g\u00f6re bu on\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc ay senenin sonuna eklendi\u011finden Zilhicceden sonraki ay\u0131n da Muharrem olmas\u0131 gerekirken, araya soku\u015fturulan o bir ay y\u00fcz\u00fcnden Muharrem ay\u0131 Safer yerine kayd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oluyordu, ve b\u00fct\u00fcn aylar bulunmas\u0131 gereken yerlerinden bir ay geriye at\u0131lm\u0131\u015f oluyorlard\u0131. Bundan dolay\u0131 o ilave aya &#8220;Safer-i \u00e2hir&#8221; ad\u0131 verildi\u011fi gibi, bu tehir i\u015fine de &#8220;nes\u00eey&#8221; deniliyordu. Tehire u\u011frayan Muharrem&#8217;e de &#8220;Nes\u00eey&#8221; deniliyordu. Bu on\u00fc\u00e7 ayl\u0131k sene de Nes\u00eey senesi olmu\u015f oluyordu. B\u00f6ylece \u00f6zellikle e\u015fhuru hurum denilen yasak aylar\u0131 b\u00f6lmeyi hedef tutan bir nes\u00eey gelene\u011fi ihdas edilmi\u015f idi. \u0130ki sene bir ay say\u0131lmas\u0131 gereken yirmibe\u015f ay, tamam\u0131 tamam\u0131na iki sene say\u0131lm\u0131\u015f, ancak bunlardan birinci sene oniki, ikinci sene de on\u00fc\u00e7 olarak kabul edilmi\u015fti. B\u00f6ylece bir ay g\u00f6z g\u00f6re g\u00f6re i\u00e7 edilmi\u015fti. Oniki ay i\u00e7inde d\u00f6rt olan e\u015fhuru hurum yerlerinden oynat\u0131lmakla kalmam\u0131\u015f oniki bu\u00e7ukda d\u00f6rt nisbetine d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc. Ve bu minval \u00fczere her iki senede bir ay ilavesiyle yap\u0131lan nes\u00eey gelene\u011fi sayesinde yirmi be\u015f senenin de bir senesi \u00e7al\u0131nm\u0131\u015f oluyordu. Her yirmi be\u015f sene i\u00e7inde bir sene ortadan kayboluyor ve kaynay\u0131p gidiyordu. B\u00f6ylece yirmi be\u015f senede bir sene yok edildi\u011finden o senenin hacc\u0131 da umresi de, \u00f6teki ibadetleri de yap\u0131lmam\u0131\u015f oluyordu, h\u00fcrmetleri de terk ediliyordu.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re hac ancak birinci oniki ayl\u0131k sene ile onu izleyen ilk on\u00fc\u00e7 ayl\u0131k nes\u00eey senesinde kendi vaktinde yap\u0131lm\u0131\u015f oluyordu, ondan sonraki yirmi\u00fc\u00e7 senenin hac ve h\u00fcrmetleri hep vaktinin d\u0131\u015f\u0131nda yap\u0131lm\u0131\u015f oluyordu. Ve bu s\u00fcre i\u00e7inde aylar\u0131n h\u00fcrmetleri tamamen ger\u00e7ek vaktinin d\u0131\u015f\u0131nda kal\u0131yor, esas h\u00fcrmet zamanlar\u0131na denk gelen yasak g\u00fcnleri de ister istemez \u00e7i\u011fnenmi\u015f oluyordu. Ancak yirmi be\u015f sene sonra, yani yirmi alt\u0131nc\u0131 senenin aylar\u0131 tekrar yerli yerine kendi zaman\u0131na denk gelmi\u015f oluyordu. Ve ancak o zaman hac ve h\u00fcrmetler do\u011fru olarak kendi zamanlar\u0131nda yap\u0131labiliyordu. \u0130\u015fte Hz. Peygamber&#8217;in Veda Hacc\u0131, s\u00f6z konusu nes\u00ee&#8217;in sona erip yeniden aylar\u0131n yerli yerine geldi\u011fi b\u00f6yle bir senede yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, bu iki \u00e2yet gere\u011fince nes\u00ee&#8217;i iptal edip &#8220;Muhakkak ki zaman d\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131p, Allah&#8217;\u0131n g\u00f6kleri ve yeri yaratt\u0131\u011f\u0131 ilk g\u00fcnk\u00fc \u015feklini ald&#8221; buyurmu\u015ftu.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 \u00f6rfte masdar m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile &#8220;nes\u00ee&#8221; b\u00f6ylece ay\u0131 geriye almak, ertelemek demek olan \u00f6zel bir anlam ta\u015f\u0131r. Araplar aras\u0131nda s\u00fcr\u00fcp gelen \u015fekli, bu tehirin esas mahiyeti de\u011fil, bir \u00f6zel \u015fekli idi. Bunun Araplar aras\u0131ndaki uygulamas\u0131ndan ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc uygulamalar\u0131 da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Her erteleme bir nes\u00eey ile ilgilidir. Fakat her nes\u00eein Arap&#8217;taki \u015fekli gibi olmas\u0131 gerekmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc nes\u00eey aylar\u0131n ve senelerin say\u0131s\u0131nda hi\u00e7bir fazla ve eksik s\u00f6z konusu olmadan Muharrem&#8217;i Safer, Safer&#8217;i Muharrem, Ramazan&#8217;\u0131 \u015eaban yapmak gibi bir tak\u0131m takdim ve tehirlerle de yap\u0131labilir. Halbuki bu \u015fekilde yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, seneye ay ilave etmek gibi bir\u015fey yoktur. Beyan olunacak \u015fer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu nokta \u00e7ok \u00f6nem ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in tefsircilerin \u00e7o\u011funlu\u011fu nes\u00ee&#8217;in esas m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n ziyadeye mahsus olmay\u0131p, \u00f6zellikle tehir demek oldu\u011funu \u00f6nemle belirtmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece nes\u00ee&#8217;in birinci \u00f6rfi m\u00e2n\u00e2s\u0131 anla\u015f\u0131ld\u0131ktan sonra gelelim ikinci \u00f6rfi m\u00e2n\u00e2s\u0131na:<\/p>\n<p>Yukar\u0131daki a\u00e7\u0131klamalardan da anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bir de tehir edilen ay\u0131n kendisine dahi verilen bir isimdir ki, bu da lugattaki &#8220;fa\u00eel bilm\u00e2n\u00e2 mef\u00fbl&#8221; anlam\u0131na kullan\u0131lmaktad\u0131r. Yine yukar\u0131da verilen bilgilerden de anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 gibi, Araplar aras\u0131nda bu anlamda &#8220;nes\u00eey&#8221; Safer yap\u0131lan Muharrem ay\u0131 oluyordu. Ger\u00e7i Muharrem Safer&#8217;e tehir edilmekle senenin b\u00fct\u00fcn aylar\u0131 kendilerinden sonraki ay\u0131n yerine ge\u00e7iyor ve hepsi tehire u\u011fruyordu. Bundan dolay\u0131 da bu aylar\u0131n hepsine &#8220;nes\u00eey&#8221; ad\u0131 vermekte lugat a\u00e7\u0131s\u0131ndan hi\u00e7bir engel yoktu. Fakat onlar\u0131n tehire u\u011framas\u0131 bizzat ve ilk olmak dolay\u0131s\u0131yla de\u011fildi, en ba\u015ftaki Muharrem ay\u0131n\u0131n tehiri sebebiyle oluyordu. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 &#8220;Nes\u00eey&#8221; tabiri, hepsinin tehirine sebep olan Muharrem ay\u0131 i\u00e7in kullan\u0131l\u0131yordu. Daha a\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131 nes\u00eey, as\u0131l Muharrem&#8217;den ibaret de de\u011fildi, bir sene on\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc ay olarak Safer son say\u0131l\u0131p Muharrem&#8217;i Safer&#8217;e, Safer&#8217;i Reb\u00eeulevvel&#8217;e do\u011fru kayd\u0131ran ve di\u011fer sene say\u0131lmay\u0131p Saferi Muharrem sayd\u0131ran ve b\u00fct\u00fcn aylar\u0131 dola\u015ft\u0131ktan sonra onbirinci senede Zilhicce&#8217;yi Muharrem sayd\u0131ran, onikinci senede ise b\u00fct\u00fcn bir seneyi yuttuktan sonra Muharrem&#8217;i as\u0131l Muharrem olarak kendi yerine getiren ayd\u0131r. Bu ay Kamer\u00ee seneden b\u00fcy\u00fck olmak \u00fczere as\u0131l itibar edilen Kamer\u00ee olmayan senenin Kamer\u00ee aylar\u0131ndan fazla olan ve bir aya ba\u011fl\u0131 olmayan g\u00fcnlerini ba\u015flang\u0131\u00e7ta hesaba katmay\u0131p, ertesi seneye bir ay olarak eklenen ilave ay demektir. Bu hesaba g\u00f6re bu ilave ay ikinci bir Safer ay\u0131 say\u0131l\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece Muharrem &#8220;Nes\u00eey&#8221; olur ve tehir edilmi\u015f olurdu. Muharrem ay\u0131n\u0131n &#8220;nes\u00ee&#8217;i&#8221; hesaba al\u0131n\u0131p kaza edildi\u011fi sene de bu tehir edilmi\u015f olurdu. Bundan dolay\u0131 m\u00fcfesirler, bu &#8220;nes\u00eey&#8221; ay\u0131n\u0131 bazen Safer, bazen Muharrem diye isimlendirirler ki, Muharrem&#8217;den murad as\u0131l Muharrem de\u011fil itibari Muharrem oldu\u011fu gibi, Safer&#8217;den murad da Safer-i ahir demektir ki, bu ay Safer say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 sene, Safer ay\u0131 Muharrem, Reb\u00eeul&#8217;evvel de Safer say\u0131lm\u0131\u015f olurdu. Ve yine bundan dolay\u0131d\u0131r ki, &#8220;Kamus&#8221;da bu anlamda &#8220;Nes\u00ee&#8221; kelimesi &#8220;Nes\u00eey, Cahiliyye Araplar\u0131&#8217;n\u0131n tehire u\u011fratt\u0131klar\u0131 ayd\u0131r.&#8221; diye tarif edilmi\u015ftir. Bir\u00e7oklar\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re, \u00f6rfte nes\u00ee&#8217;in bu m\u00e2n\u00e2s\u0131 bir \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2&#8217;n\u0131n da esas\u0131d\u0131r. Birinci m\u00e2n\u00e2da daha ziyade &#8220;nesa&#8221; veya &#8220;insa&#8221; daha \u00e7ok bilinen m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Bunlardan ba\u015fka &#8220;ennes\u00eey&#8221; ismi, &#8220;fe\u00eel bi m\u00e2n\u00e2 f\u00e2il&#8221; olarak nes\u00ee hesaplar\u0131n\u0131 yapan ve bunu ilan eden &#8220;nes\u00eeci&#8221;ye \u00fcnvan olarak dahi kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu anlamda &#8220;nes\u00eey&#8221; &#8220;n\u00e2siy&#8221; demek olur. Ger\u00e7i m\u00e2n\u00e2 \u00e7ok kullan\u0131lan bir me\u015fhur m\u00e2n\u00e2 de\u011fildir. Hatta bunu bir\u00e7oklar\u0131 zay\u0131f bulup reddetmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte cahiliyye devri Araplar\u0131 aras\u0131nda bilinen ve kullan\u0131lan &#8220;ennes\u00eey&#8221; ismi, s\u0131ras\u0131yla bu m\u00e2n\u00e2larda m\u00fc\u015fterek olarak kullan\u0131l\u0131yordu. Ve bu \u00e2yet, bunlardan her birine teker teker i\u015fareti i\u00e7eriyor ve hepsini birlikte iptal ediyordu. \u00d6yle sebeplere ve \u00f6zelliklere dayanarak iptal eylemi\u015ftir ki, b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n sonucundan, \u015feriat\u0131n mutlak olarak haram k\u0131l\u0131p tekfir etti\u011fi genellikle geni\u015f anlaml\u0131 ve kapsaml\u0131 bir nesiy yasa\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r ki, bununla yaln\u0131zca cahiliyye devri Araplar\u0131&#8217;n\u0131n gelene\u011fi olan s\u00f6z konusu \u00f6zel nes\u00eey de\u011fil, ayn\u0131 zamanda benzer illet ve sebeplerle yap\u0131labilecek b\u00fct\u00fcn nes\u00eey t\u00fcrlerinin hepsinin k\u00fcf\u00fcr demek oldu\u011fu ortaya konulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin \u00f6ncesi ve sonras\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutuldu\u011fu zaman nes\u00ee&#8217;nin burada \u015fer&#8217;\u00ee anlamda kullan\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ki, as\u0131l \u00fczerinde durulmas\u0131 gereken m\u00e2n\u00e2 da budur. Bu da \u00e2yetten b\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ile anla\u015f\u0131l\u0131r ki, Arap gelene\u011finde mevcut olan b\u00fct\u00fcn nes\u00ee \u00e7e\u015fitlerinin hepsinin bat\u0131l oldu\u011funu ortaya koymaktad\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2 Muharrem ay\u0131n\u0131n haraml\u0131\u011f\u0131n\u0131 bir ba\u015fka aya tehir etmek, yani o ayda oldu\u011funa itikad etmek diye tarif edilmi\u015ftir. Bu tarif ger\u00e7i do\u011frudur, fakat eksiktir. \u00c2yetin \u00f6ncesi ve sonras\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131narak has\u0131l olacak m\u00e2n\u00e2y\u0131 \u015f\u00f6yle tarif etmek gerekecektir: Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 herhangi bir haram\u0131 hel\u00e2l k\u0131lmak maksad\u0131yla vakit tehiri, hatta o maksatla olmak \u00fczere yap\u0131lan herhangi bir tehir veya ilave nes\u00eeydir. \u015eer&#8217;i h\u00fck\u00fcmlerin ilgisi m\u00fckellefin fiili oldu\u011fundan, \u015fer&#8217;i m\u00e2n\u00e2larda aslolan masdar m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. \u00d6rfte isterse ikinci m\u00e2n\u00e2 daha me\u015fhur olsun. \u00c2yette en a\u00e7\u0131k olan m\u00e2n\u00e2 masdar m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. Zira belli ki, k\u00fcfr olan nes\u00eey, nes\u00eey yap\u0131lan ay veya nes\u00eey yapan ki\u015fi de\u011fil, nes\u00eey i\u015finin kendisidir. Bunun i\u00e7in m\u00fcfessirler bu \u00e2yetteki nes\u00eey kelimesinin do\u011frudan do\u011fruya a\u00e7\u0131k olan m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n masdar m\u00e2n\u00e2s\u0131 oldu\u011fu geciken ay m\u00e2n\u00e2s\u0131na al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 takdirde &#8216;deki ziyade k\u00fcfre sebeptir gibi bir tevil g\u00f6zetilmek laz\u0131m gelece\u011fini ve nes\u00eey yapan m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;nasi&#8221; olarak al\u0131nmas\u0131n\u0131n da esasen me\u015fhur olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, o takdirde de &#8220;k\u00fcf\u00fcrde ileri gitmi\u015f, fazla k\u00e2fir&#8221; \u015feklinde tevil edilmek gerekece\u011fini ihtar etmi\u015flerdir. Bununla beraber, bu m\u00e2n\u00e2lar \u00e2yetten ibare ile olmasa bile i\u015faret ile anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131nda da \u015f\u00fcphe yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc fiilin h\u00fckm\u00fc, failin ve mefulun h\u00fckm\u00fcn\u00fc de a\u00e7\u0131klar. &#8220;Onu hel\u00e2l sayarlar&#8221; ifadesindeki zamirin a\u00e7\u0131k\u00e7a aya raci olmas\u0131d\u0131r. O ihlal eden, yani hel\u00e2l kabul eden kimselerin de nes\u00eey i\u015fini yapanlar olmas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bunlar &#8220;nes\u00eey&#8221; kelimesinden i\u015faret yoluyla \u00e7\u0131kan m\u00e2n\u00e2lard\u0131r. \u00d6yleyse bu \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 derecesine g\u00f6re \u015f\u00f6yledir:<\/p>\n<p>1- Nes\u00eey yapmak k\u00fcf\u00fcrde ziyadelikten, a\u015f\u0131r\u0131l\u0131\u011fa gitmekten ibarettir. Ondan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Zira haram\u0131 hel\u00e2l saymak k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr.<\/p>\n<p>2- Nes\u00eey ay\u0131 ziyade k\u00fcfre sebeptir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir\u00e7ok haramlar\u0131 hel\u00e2l saymaya sebeptir.<\/p>\n<p>3- Nes\u00eey yapan k\u00fcf\u00fcrde ileri gitmi\u015f, fazla bir k\u00e2firdir. Nes\u00eey yapmakla k\u00e2firleri b\u00fcsb\u00fct\u00fcn sapt\u0131r\u0131r. Allah&#8217;\u0131n haramlar\u0131n\u0131 hel\u00e2l yapmak i\u00e7in haram ay\u0131, bir sene hel\u00e2l, bir sene haram yapar. Seneden seneye de\u011fi\u015ftirir dururlar.<\/p>\n<p>Bir de Ver\u015f ve Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;ya&#8221; harfinin te\u015fdidiyle hemzesiz olarak okunur. Bunda da iki vecih vard\u0131r: Birisi den &#8216;den kelimelerinde oldu\u011fu gibi &#8220;hemze&#8221;nin &#8220;ya&#8221;ya kalbedilmesiyle &#8216;\u00fcn muhaffefi olmas\u0131d\u0131r ki, ekseri dil bilginlerinin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc budur. Di\u011feri ise &#8220;Allah&#8217;\u0131 unuttular, Allah da onlar\u0131 unuttu.&#8221; (Tevbe, 9\/67) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi terk m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;nisyan&#8221;dan &#8220;mensil&#8221;, yani metruk demek olup, di\u011fer bir a\u00e7\u0131dan nes\u00eey ay\u0131n\u0131n ismi olmas\u0131d\u0131r. \u0130bn\u00fc Abbas, &#8220;Bir sene terk ederler, bir sene de Muharrem yaparlard\u0131.&#8221; demekle bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir. Demek ki, ay\u0131n tehiri a\u00e7\u0131s\u0131ndan olan m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade eden bir isim oldu\u011fu gibi, de terki a\u00e7\u0131s\u0131ndan olan m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade eden bir isimdir. Ger\u00e7ekten de yukar\u0131da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere i\u015f yaln\u0131zca bir tehir ile kalm\u0131yor, bir de terki gerektiriyordu. Bundan dolay\u0131 yirmi be\u015f senenin bir senesi tamamen terk edilip s\u0131v\u0131\u015ft\u0131r\u0131l\u0131yordu. Bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 ismi a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade etmedi\u011fi halde bilhassa bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade etmektedir. \u015eu halde bu nesiyy ismi bir vakitler T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de deyim olmu\u015f olan &#8220;Sivi\u015f senesi&#8221; tabirine benzemektedir. Ve \u00e2yette mefhumu &#8220;Onu bir sene hel\u00e2l, bir sene de haram sayarlar.&#8221; ifadesinin mefhumu da &#8220;Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 hel\u00e2l sayarlar.&#8221; ifadesinin sonucunda g\u00f6sterilmi\u015f demektir ki, me\u00e2li \u015fu demek olur: &#8220;O nesiy&#8221; kasten unutulup bo\u015f b\u0131rak\u0131lan ve terk edilen o mensi ve metruk ay, o sivi\u015f ay\u0131 &#8220;k\u00fcf\u00fcrde bir ziyadeden ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir.&#8221; Yani san\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi bir kazan\u00e7 de\u011fil, k\u00fcfr\u00fc artt\u0131rmaya yarayan bir sebeptir. K\u00e2firlikte daha ileri gitmek, normal k\u00fcf\u00fcrden daha fazla k\u00fcf\u00fcr yapmak ve yapt\u0131rmak i\u00e7in ziyade k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f bir ayd\u0131r. Bununla, yani &#8220;nes\u00ee&#8221; veya &#8220;nesiyy&#8221; ile k\u00e2firler idlal olunurlar.&#8221; Normal k\u00fcf\u00fcrlerine ilaveten sap\u0131kl\u0131ktan sap\u0131kl\u0131\u011fa s\u00fcr\u00fcklenirler.<\/p>\n<p>N\u00e2f\u00ee, \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, \u0130bn\u00fc \u00c2mir, \u00c2s\u0131m&#8217;dan \u015eube ve Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;ya&#8221;n\u0131n fethi ve &#8220;dad&#8221;\u0131n kesriyle (yadillu) okundu\u011funa g\u00f6re, bununla k\u00e2firler dalalete d\u00fc\u015ferler. Yani bu \u00f6yle bir \u015feydir ki, bunu k\u00e2fir olanlar yapar ve bu y\u00fczden de k\u00fcf\u00fcr \u00fczerine k\u00fcf\u00fcr ekleyerek b\u00fcsb\u00fct\u00fcn sapar giderler. Yakub k\u0131r\u00e2etinde yaln\u0131zca &#8220;dad&#8221;\u0131n kesriyle &#8220;yudillu&#8221; okundu\u011funa g\u00f6re \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 s\u00f6z konusudur: &#8220;Bununla k\u00e2firler idlal yaparlar.&#8221; Yani kendilerine uyanlar\u0131 b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yoldan \u00e7\u0131kar\u0131rlar, yahud aylar\u0131 tehire u\u011fratarak ve ekler yaparak nesiy yapan o nesici, bu nesiy fiili ve ay\u0131 ile k\u00e2firleri daha beter azd\u0131r\u0131r durur. Yahut &#8220;Allah bununla k\u00e2firleri dalalete d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr.&#8221; \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Onu (o nes\u00ee&#8217;i yahut nes\u00ee ay\u0131n\u0131, yani o tehir edilen veya sivi\u015ftirilen ay\u0131), bir sene hel\u00e2l, ve bir sene haram sayarlar. Ayn\u0131 ay\u0131 bir sene hel\u00e2l, yani h\u00fcrmetsiz bir ay kabul ederler, ertesi sene ayn\u0131 ay\u0131 haram, yani h\u00fcrmetli ay sayarlar. Mesela birinci sene Muharrem&#8217;e Safer derler onu hel\u00e2l ay sayarlar, ertesi sene de onu haram aylardan ilan ederler, h\u00fcrmetli bir ay sayarlar. Bunun nas\u0131l bir \u00e7eli\u015fki ve \u015fa\u015f\u0131rtmaca oldu\u011fu meydandad\u0131r. Halbuki bu ay ger\u00e7ekte ya hel\u00e2l ayd\u0131r, ya haram ayd\u0131r. Hel\u00e2l ise haram say\u0131lmas\u0131, haram ise hel\u00e2l say\u0131lmas\u0131 k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr.<\/p>\n<p>Dikkat etmek gerekir ki, bu ifadede yaln\u0131zca Araplar&#8217;\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 nes\u00ee&#8217;in de\u011fil, genel olarak nes\u00ee&#8217;in sonucundan do\u011fan bir \u00f6zellik vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc din\u00ee ibadetlerde esas olan zaman \u00f6l\u00e7\u00fcleri hep kamer\u00ee senedir. Bunun \u00fczerine fazla veya eksik her hangi bir ba\u015fka sene itibar edildi\u011finde, kamer\u00ee seneye g\u00f6re aylar ya ileri, ya geri olmak \u00fczere bir miktar farkedecektir. Bundan dolay\u0131 bu uygulamadan g\u00fcn \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcne ba\u011fl\u0131 olan namaz gibi ibadetler fazla etkilenmezse de hac ve oru\u00e7 gibi y\u0131la ba\u011fl\u0131 ibadetler ve di\u011fer i\u015fler \u00f6nemli \u00f6l\u00e7\u00fcde etkilenecek ve hi\u00e7biri kendi vaktinde yap\u0131lamayacak. \u015eu halde bir sene hel\u00e2l say\u0131lan bir ay, ertesi sene -velev k\u0131smen olsun haram say\u0131lm\u0131\u015f olma durumuna d\u00fc\u015fer, k\u0131smen de olsa baz\u0131 sapmalar meydana gelir. Ve birtak\u0131m \u00e7eli\u015fkili durumlar ortaya \u00e7\u0131kar. Mesela yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n dahi perhizleri ve bayramlar\u0131 esasen hep kamer\u00ee sene hesab\u0131na ve kamer\u00ee aylara g\u00f6re iken bunlar\u0131 sonradan g\u00fcne\u015f y\u0131l\u0131na tahvil edip de\u011fi\u015ftirmi\u015flerdir. O zaman eskiden perhiz ay\u0131 olan kamer\u00ee ay bir sene tam perhiz olmu\u015f ise ertesi sene bu de\u011fi\u015fme y\u00fcz\u00fcnden mutlaka be\u015f on g\u00fcn daha do\u011frusu onbir g\u00fcn o ay\u0131n perhizinden eksik yap\u0131lm\u0131\u015f olur. Hele bir ka\u00e7 sene sonra behemahal kendi g\u00fcnlerinin tamamen d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131km\u0131\u015f olur. \u0130\u015fte &#8220;Bir sene hel\u00e2l, bir sene haram k\u0131larlar.&#8221; tarifi ise bu iki halin ikisine de uygun d\u00fc\u015fmektedir, her ikisi i\u00e7in de do\u011frudur. \u00d6zellikle il\u00e2h\u00ee ifadesi, onu &#8220;Bir sene helal ba\u015fka bir sene haram k\u0131larlar.&#8221; anlam\u0131na dahi gelmektedir ki, bunun mutlaka ertesi sene olmas\u0131 da gerekmez. B\u00f6ylece \u00e2yetin kapsam\u0131ndaki geni\u015flik ortaya daha iyi \u00e7\u0131km\u0131\u015f olur. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 burada Araplar\u0131n bir sene nes\u00eey yap\u0131p, di\u011fer sene yapmad\u0131klar\u0131 ve &#8220;bu sene Safer hel\u00e2ldir, bu sene bu ay Safer&#8217;dir.&#8221; diye hel\u00e2l ve haram \u00e7eli\u015fkisini her sene yeniden ilan ettikleri anla\u015f\u0131lmakta ise de nes\u00ee&#8217;in ne oldu\u011funu ortaya koyan en bariz \u00f6zelli\u011fi onun \u015fer&#8217;\u00ee y\u00f6n\u00fcyle ilgili olmayan di\u011fer \u00f6zelliklerden ve \u015fekillerden soyutlanarak, yahudi, h\u0131ristiyan ve daha ba\u015fka din mensuplar\u0131n\u0131n nes\u00eey benzeri tasarruflar\u0131n\u0131 da i\u00e7ine alacak \u015fekilde geni\u015f bir perspektifle ifade edilmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 bir nes\u00ee&#8217;in, yani bir vakti tehir ve takdim etmenin k\u00fcf\u00fcr ve dalalet olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlamak i\u00e7in Araplar&#8217;\u0131n bu nes\u00eey i\u015fini nas\u0131l yapt\u0131klar\u0131n\u0131 tetkike de l\u00fczum yoktur. O cihet \u00e2yetin maksad\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. Bu husus ayd\u0131nl\u0131\u011fa kavu\u015ftuktan sonra, ayn\u0131 ay\u0131, bir sene helal, bir sene haram yapman\u0131n bir k\u00fcf\u00fcr, bir dalalet ve bir sap\u0131tma oldu\u011fu da gayet a\u00e7\u0131k olarak ortadad\u0131r. Binaenaleyh i\u015f bu kadarla kalsa nes\u00eey yapmak nisbeten basit ve kendi halinde bir k\u00fcf\u00fcrden ibaret kal\u0131rd\u0131. Fakat mesele burada kalm\u0131yor, birbirine ba\u011fl\u0131 olarak iki ayr\u0131 maksada \u00e2let olmak \u00fczere daha \u015fumull\u00fc ve daha yayg\u0131n bir \u015fekilde yap\u0131larak gayet sapt\u0131r\u0131c\u0131 ve \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 katmerli bir k\u00fcf\u00fcr halini al\u0131yor.<\/p>\n<p>Bak\u0131n\u0131z ayn\u0131 ay\u0131 bir sene hel\u00e2l, bir sene haram yapma \u015fa\u015f\u0131rtmacas\u0131n\u0131 ni\u00e7in yap\u0131yorlar? Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131n adedine uygulay\u0131p da Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131 hel\u00e2l k\u0131ls\u0131nlar diye b\u00f6yle yaparlar. Yani hakikaten haram aylar \u00f6zellikle falan falan aylar\u0131n kendileri de\u011fil de keyfe g\u00f6re d\u00f6rt ay imi\u015f, her hangisi olursa olabilirmi\u015f gibi. Sene i\u00e7inde herhangi d\u00f6rt aya h\u00fcrmet g\u00f6sterilirse h\u00fcrmetsizlikten kurtulunurmu\u015f gibi. Mesela Zilkade&#8217;de de hac yap\u0131lmakla sanki Zilhicce&#8217;de, yani vaktinde yap\u0131lm\u0131\u015f gibi, hac farz\u0131 yerine getirilmi\u015f olurmu\u015f. \u015eaban ay\u0131n\u0131 Receb saymakla Receb ay\u0131na mahsus olan h\u00fcrmet hakk\u0131 eda edilebilirmi\u015f sanki. \u0130lh&#8230; Ayr\u0131ca oniki ayda d\u00f6rt oran\u0131, on\u00fc\u00e7e d\u00f6rt oran\u0131 ile ayn\u0131 \u015feymi\u015f gibi. Aylar\u0131n kendilerine mahsus olan h\u00fcrmetleri \u00e7i\u011fnenmekle kalm\u0131yor, seneye ay eklenmek suretiyle bir ay \u015fa\u015f\u0131rtmacas\u0131n\u0131 senenin b\u00fct\u00fcn aylar\u0131na ve bu arada \u00f6zellikle ucunu haram aylara dokundurmak ve dolay\u0131s\u0131yla nes\u00eey olay\u0131n\u0131 hepsine uygulamak ve hepsini yerinden oynatarak onlara ait h\u00fcrmeti ba\u015fka aylara atmak ve bu suretle onlar\u0131n yerlerine kendi uydurduklar\u0131 d\u00f6rt ay\u0131 haram ay sayd\u0131rmak, sonu\u00e7ta da Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ne kadar yasak varsa hepsini hel\u00e2l yapmak i\u00e7in b\u00f6yle yaparlar. \u0130\u015fte nesiy \u015fa\u015f\u0131rtmacas\u0131ndan maksat b\u00f6yle bir sapt\u0131rma, b\u00f6ylesine geni\u015f boyutlu ve katmerli bir k\u00fcf\u00fcr olay\u0131n\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirme \u00e7abas\u0131d\u0131r. Bunun esas gayesinin bundan ba\u015fka bir\u015fey olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu talili a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6steriyor ki, cahiliyet gelene\u011finde nesiy sadece bir tek ay\u0131n tehirine ve h\u00fcrmetinin ihlal edilip haram say\u0131lmas\u0131na m\u00fcnhas\u0131r bir olay de\u011fildi. Dolay\u0131s\u0131yla b\u00fct\u00fcn haram aylara uygulan\u0131yordu. Bundan as\u0131l maksatlar\u0131 da bu idi. Birinci sene Muharrem&#8217;in Safer kabul edilip haram say\u0131lmas\u0131 sebebiyle o sene i\u00e7indeki d\u00f6rt ay da yer de\u011fi\u015ftirmeden dolay\u0131 hel\u00e2l say\u0131lm\u0131\u015f olacakt\u0131r. Gelecek senenin ba\u015f\u0131ndaki Muharrem&#8217;den itibaren bir ay geriletilmesi demek olaca\u011f\u0131 da a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu da s\u0131rf kamer\u00ee aylarla ifade olununca Muharrem ay\u0131n\u0131n Safer yap\u0131lmas\u0131 demek olur. Bundan dolay\u0131 tefsirlerde rivayet olunageldi\u011fi \u00fczere Muharrem&#8217;i Safer yaparlard\u0131 tarifi, asl\u0131nda giden seneyi bir ay artt\u0131r\u0131rlar, gelen seneyi de bir ay geciktirmi\u015f olurlard\u0131 demenin en a\u00e7\u0131k ifadesidir. Bu noktay\u0131 dikkatten uzak tutmamal\u0131d\u0131r. Gelen senenin Muharrem&#8217;i Safer itibar edilince Muharrem fazla ve helal bir ay olmu\u015f oluyordu ve o senenin son ay\u0131 olmu\u015f oluyordu. Oysa \u0130kinci senenin ilk ay\u0131 olmas\u0131 gerekirdi. E\u011fer bu bir ay geriletmenin her sene yeniden yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131, yani her sene yeni bir nes\u00eey yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kabul edilirse oniki senede tam bir sene i\u00e7 edilmi\u015f ve tamamen s\u0131v\u0131\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, on\u00fc\u00e7 sene oniki sene yap\u0131lm\u0131\u015f olur. Bir senesi de b\u00fct\u00fcn\u00fcyle ink\u00e2r edilmi\u015f ve hel\u00e2l k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olur. Ve aylar ancak on\u00fc\u00e7 senenin sonunda yani ond\u00f6rd\u00fcnc\u00fc sene kendi yerlerine oturmu\u015f olur. Nes\u00eey yap\u0131lan ay\u0131n h\u00fcrmetine ger\u00e7ek anlamda ancak o sene riayet edilmi\u015f olur. Bununla beraber bu senelerin hi\u00e7 birinde Muharrem ay\u0131, Hac edilen aydan sonra gelen ay olmaz. Fakat \u00e2yetin ifade etti\u011fi \u00fczere nes\u00eey olay\u0131 iki senede bir yap\u0131l\u0131rsa yirmibe\u015f senede bir sene \u00e7al\u0131nm\u0131\u015f olur ve ancak yirmi d\u00f6rt senede i\u00e7 edilmi\u015f olur ki, Araplar b\u00f6yle yap\u0131yorlard\u0131. E\u011fer ay tehiri iki seneden fazla bir s\u00fcrede olursa, o zaman s\u00f6z konusu i\u00e7 edilecek senenin s\u0131v\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 da daha fazla senelerin ge\u00e7mesini geretirir. Mesela yahudi ve kildani takvimiyle \u00fc\u00e7 senede tam bir ay i\u00e7 edilmesiyle otuzalt\u0131 senede, fakat h\u0131ristiyan takvimiyle otuz\u00fc\u00e7 senede tam bir sene \u00e7al\u0131nm\u0131\u015f olur. Hepsinde de bir ay\u0131n tehirinden itibaren h\u00fcrmetler yaln\u0131zca say\u0131lara uygulanabilir fakat zaman\u0131nda uygulanm\u0131\u015f olmaz. Yerlerinden al\u0131narak ba\u015fka yerlere kayd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olur. Mesele basit bir geciktirme olay\u0131ndan ibaret kalmay\u0131p nes\u00eey yapanlar\u0131n ortaya koyduklar\u0131 h\u00fcrmetlere sayg\u0131 g\u00f6sterilmi\u015f, Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu h\u00fcrmetlere riayet edilmemi\u015f ve hatta ink\u00e2r edilmi\u015f olur. Sonu\u00e7ta da bir senenin h\u00fcrmetleri ve ibadetleri hi\u00e7 yap\u0131lmam\u0131\u015f ve yerine getirilmemi\u015f olur. Ve devirler tekrarland\u0131k\u00e7a bu durum da s\u00fcrekli tekrarlanm\u0131\u015f olur. B\u00f6ylece sadece aylar\u0131n de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n koymu\u015f oldu\u011fu b\u00fct\u00fcn yasaklar\u0131n \u00e7i\u011fnenmesi, haramlar\u0131n hel\u00e2l kabul edilmesi al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirilmi\u015f olur ki, art\u0131k bunun ne kadar b\u00fcy\u00fck idlal ve sapt\u0131rma, ne \u00f6l\u00e7\u00fcde katmerli bir k\u00fcf\u00fcr oldu\u011fu tasavvur olunmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Demek ki, her zaman yap\u0131lmas\u0131 hel\u00e2l ve m\u00fcbah olan \u015feyler a\u00e7\u0131s\u0131ndan yap\u0131lan gecikmeler nes\u00eey ad\u0131n\u0131 almaz. Her hangi bir h\u00fcrmet kendi vaktinin d\u0131\u015f\u0131na kayd\u0131r\u0131l\u0131p hel\u00e2l say\u0131lmad\u0131k\u00e7a onda &#8220;nes\u00eey&#8221; anlam\u0131 bulunmaz. Yaln\u0131zca bir h\u00fcrmeti, yani Allah&#8217;\u0131n yasaklad\u0131\u011f\u0131 bir haram\u0131 hel\u00e2l saymak bir k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Bunu di\u011ferlerine bula\u015ft\u0131rmadan yaln\u0131zca bir ay\u0131n veya bir vaktin tehir edilmesi ve hel\u00e2l say\u0131lmas\u0131 \u00f6rf a\u00e7\u0131s\u0131ndan nes\u00eey say\u0131lmasa bile \u015fer&#8217;an nes\u00eey say\u0131l\u0131r. Ancak k\u00fcfr\u00fc katmerli olan bir nes\u00eey de\u011fil, basit bir nes\u00eey demek olur. Bir vaktin tehir ve hel\u00e2l say\u0131lmas\u0131n\u0131 ba\u015fka aylar\u0131n da hel\u00e2l say\u0131lmas\u0131na yol a\u00e7acak \u015fekilde bilinen \u00f6zellikleriyle yap\u0131lan nes\u00eey ise ne \u015fekilde olursa olsun basit bir k\u00fcf\u00fcrden ibaret kalmaz. Sebebiyet verdi\u011fi hel\u00e2l say\u0131lmalardan dolay\u0131, s\u00f6z konusu haram\u0131n fazlal\u0131\u011f\u0131 oran\u0131nda \u00e7ok\u00e7a bir k\u00fcf\u00fcr demektir. &#8216;d\u00fcr. Bunu uygulayanlar, bu yolu se\u00e7enler bir kere k\u00e2fir olmakla kalmazlar, olay\u0131n her tekrar\u0131nda yeniden bir kere daha k\u00fcfre d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olurlar. Haram olan\u0131 her helal say\u0131\u015flar\u0131nda yeniden k\u00fcfretmi\u015f olurlar, her seferinde k\u00fcf\u00fcrlerini yenilemi\u015f olurlar. Bu k\u00fcf\u00fcr hesaplar\u0131n\u0131 ne kadar ince ve gizli oyunlar kullanarak yaparlarsa halk i\u00e7in, avam i\u00e7in bunun fark\u0131na var\u0131lmas\u0131 o \u00f6l\u00e7\u00fcde gizli ve zor olaca\u011f\u0131ndan, sapt\u0131rma ve dalete d\u00fc\u015f\u00fcrme g\u00fcc\u00fc de o nisbette ziyade olmu\u015f olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131n ve sapt\u0131rma \u00e7abalar\u0131n\u0131n as\u0131l kayna\u011f\u0131 nedir bilir misiniz?<\/p>\n<p>Yapt\u0131klar\u0131 i\u015fin k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc kendilerine g\u00fczel g\u00f6sterilmi\u015ftir. S\u00fcsl\u00fc ve ho\u015f bir \u015feymi\u015f gibi g\u00f6sterilmi\u015ftir. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 aldan\u0131rlar. Say\u0131sal hesaplara \u00e7ok \u00f6nem veriyorlarm\u0131\u015f perdesi alt\u0131nda dinden zaman \u00e7al\u0131p Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 yasaklar\u0131 hel\u00e2l yapmay\u0131 ve kendilerine zulmetmeyi, birbirlerine haks\u0131zl\u0131k yapmay\u0131 d\u00fcnyada bir k\u00e2r sayarlar. Bunu bir meziyetmi\u015f san\u0131rlar. Dirayetli bir i\u015f beceriyorlarm\u0131\u015f hissine kap\u0131l\u0131p k\u00fcf\u00fcrde ileri gitmi\u015f olmaktan ho\u015flan\u0131rlar. Yapt\u0131klar\u0131 i\u015fi be\u011fenirler. Ve Allah k\u00e2firler g\u00fcruhuna hidayet etmez.&#8221; Genellikle k\u00e2firlere k\u00fcf\u00fcrlerinden dolay\u0131 iyiyi k\u00f6t\u00fcy\u00fc se\u00e7tirmez. Nes\u00eey yapanlar ve onlara kananlar da esasen Allah&#8217;a ve ahirete inanmayan k\u00e2firler olduklar\u0131ndan o sapma ve sap\u0131tma ile k\u00fcf\u00fcrde ziyadeli\u011fi kendilerine s\u00fcsl\u00fc ve g\u00fczel g\u00f6sterilir. Ve bundan dolay\u0131 k\u00fcf\u00fcrden k\u00fcfre, sap\u0131kl\u0131ktan sap\u0131kl\u0131\u011fa yuvarlan\u0131p giderler de do\u011fru yolu bir t\u00fcrl\u00fc bulamazlar.<\/p>\n<p>Bu nes\u00eey meselesini ve \u00f6zellikle cahiliyyet devri Araplar\u0131&#8217;n\u0131n nes\u00ee \u015feklini bir\u00e7oklar\u0131 iyice tasavvur edemedikleri i\u00e7in bu konuda tefsir kitaplar\u0131nda yer alan rivayetlerin tariflerini ve \u00e2yetinin gereklerine uygun olarak d\u00fczenledi\u011fimiz \u015fu cetveli buraya yerle\u015ftiriyoruz ki, bu g\u00f6stergede cahiliyet devri Araplar\u0131&#8217;n\u0131n yapt\u0131klar\u0131 nes\u00eey hesaplar\u0131 kolayl\u0131kla g\u00f6r\u00fclebilir. B\u00fcy\u00fck daire oniki nes\u00ee&#8217;de yirmi be\u015f senenin bir senesinin nes\u00eey yoluyla nas\u0131l i\u00e7 edildi\u011fini, yirmid\u00f6rt senede iki\u015fer sene s\u0131ras\u0131yla Muharrem yap\u0131l\u0131p, sene ba\u015f\u0131 say\u0131lan aylar\u0131 kendi adlar\u0131yla g\u00f6sterir ki, on\u00fc\u00e7 rakaml\u0131lar da on\u00fc\u00e7 ayl\u0131k nes\u00eelerdir, oniki ayl\u0131k rakaml\u0131lar da oniki ayl\u0131k kaza seneleridir. \u0130\u00e7indeki dairede ise o iki\u015fer senede Zilhicce yap\u0131l\u0131p haccedilen ve hac vakti farzeyledikleri mevsime tesad\u00fcf eden aylar\u0131 g\u00f6sterir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>\u0130\u015fte nes\u00eey b\u00f6yle, k\u00e2firlerin tutumlar\u0131 da \u00f6yle iken:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>38- Ey iman edenler! Size ne oldu ki, &#8220;Allah yolunda cihada \u00e7\u0131k\u0131n.&#8221; denilince oldu\u011funuz yere y\u0131\u011f\u0131l\u0131p kald\u0131n\u0131z. Yoksa ahiretten vazge\u00e7ip d\u00fcnya hayat\u0131na raz\u0131 m\u0131 oldunuz? Fakat d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n zevki ahiretin yan\u0131nda ancak pek az bir\u015feydir.<\/p>\n<p>39- E\u011fer topluca sava\u015fa kat\u0131lmazsan\u0131z, O sizi ac\u0131 bir azaba u\u011frat\u0131r ve yerinize ba\u015fka bir kavmi getirir ve siz O&#8217;na zerrece bir zarar veremezsiniz. Allah&#8217;\u0131n her\u015feye g\u00fcc\u00fc yeter.<\/p>\n<p>40- E\u011fer siz ona (Peygamber&#8217;e) yard\u0131m etmezseniz, Allah ona yard\u0131m eder. Hani o k\u00e2firler, onu Mekke&#8217;den \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 vakit sadece iki ki\u015fiden biri iken, ikisi de ma\u011farada bulunduklar\u0131 s\u0131rada arkada\u015f\u0131na &#8220;\u00dcz\u00fclme, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah bizimledir.&#8221; diyordu. Allah onun kalbine s\u00fck\u00fbnet ve kuvvet indirmi\u015fti ve onu g\u00f6rmedi\u011finiz bir orduyla desteklemi\u015fti. K\u00e2firlerin s\u00f6z\u00fcn\u00fc al\u00e7altm\u0131\u015ft\u0131. Y\u00fcce olan Allah&#8217;\u0131n kelimesidir. Ve Allah g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr, hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>41- Ey m\u00fcminler! \u0130ster hafif techizatla, ister a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 olarak seferber olun ve mallar\u0131n\u0131zla, canlar\u0131n\u0131zla Allah yolunda cihad edin. E\u011fer bilirseniz b\u00f6ylesi sizin i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>38- Ey iman etmi\u015f olanlar! \u0130man etmi\u015f olduklar\u0131 \u00f6tedenberi bilinenler, ne yap\u0131yorsunuz, size b\u00f6yle noldu ki, Allah yolunda seferber olunuz denildi\u011fi zaman, yere do\u011fru a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131n\u0131z, yere meylederek, yerin cazibesine kap\u0131larak, yani d\u00fcnya d\u00fc\u015f\u00fcncesine, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn \u00e7ekicili\u011fine dalarak i\u015fi a\u011f\u0131rdan ald\u0131n\u0131z, tembellik ve uyu\u015fukluk g\u00f6sterdiniz, yahut sefere \u00e7\u0131kmay\u0131 a\u011f\u0131r g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz, korku ve kederinizden yerlere y\u0131\u011f\u0131lakald\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, bu durum, hicretin dokuzuncu y\u0131l\u0131nda Teb\u00fck Seferi&#8217;ne \u00e7\u0131kmak \u00fczere seferberlik emredildi\u011fi zaman meydana gelmi\u015fti. O zaman Huneyn ve Taif seferinden yeni d\u00f6n\u00fclm\u00fc\u015f bulunuluyordu. Vakit de yaz s\u0131ca\u011f\u0131n\u0131n pek \u015fiddetli oldu\u011fu bir d\u00f6neme rastlam\u0131\u015ft\u0131 ve k\u0131tl\u0131k h\u00fck\u00fcm s\u00fcr\u00fcyordu. Bununla beraber Medine&#8217;nin hurmalar\u0131 yeti\u015fmi\u015f, g\u00f6lgeleri de g\u00fczelle\u015fmi\u015fti. Ayr\u0131ca gidilecek yer uzak, d\u00fc\u015fman da say\u0131ca \u00e7ok ve techizat bak\u0131m\u0131ndan da g\u00fc\u00e7l\u00fc idi. Rum askeri \u00fczerine gidilecekti. Buna g\u00f6re di\u011fer gazalardan daha fazla haz\u0131rl\u0131\u011fa ihtiya\u00e7 vard\u0131.<\/p>\n<p>Bu gibi sebeplerden dolay\u0131 bu seferberlik ilan\u0131 bir\u00e7oklar\u0131na a\u011f\u0131r gelmi\u015fti, bu orduya &#8220;Cey\u015fi Usret = Zorluk Ordusu&#8221; ad\u0131 verilmi\u015fti. B\u00f6yle bir\u00e7ok m\u00fc\u015fkilat i\u00e7inde te\u00e7hiz edilebilen piyade ve s\u00fcvarilerin toplam\u0131 yirmi bin ki\u015filik bir ordu ile Hz. Peygamber Teb\u00fck istikametine hareket buyurmu\u015f, bedev\u00ee kabilelerinden bir\u00e7oklar\u0131 ve m\u00fcminlerden baz\u0131lar\u0131 ve bir\u00e7ok m\u00fcnaf\u0131klar sefere kat\u0131lmam\u0131\u015flar, evlerinde kalm\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>Bu s\u00fbrenin n\u00fczul sebeplerinden bir \u00e7o\u011fu bu Teb\u00fck seferi s\u0131ras\u0131nda meydana gelmi\u015f oldu\u011fundan bu \u00e2yetten ba\u015flayarak o sefer s\u0131ras\u0131nda meydana gelmi\u015f olan bir\u00e7ok ho\u015fa gitmeyen durumlar\u0131 a\u00e7\u0131klamak ve tenkid etmek ve ondan sonra o gibi hallerin meydana gelmemesi i\u00e7in onlar\u0131 uyarmak suretiyle genel bir tevbek\u00e2rl\u0131k \u015fevkiyle m\u00fcminlere yeniden moral verilmi\u015ftir. \u015eu halde buradan itibaren &#8220;ber\u00e2et&#8221; konusu i\u00e7inde bulunan &#8220;tevbe&#8221; konusuna giriyoruz. \u0130lk \u00f6nce Allah yolunda cihad ve seferberlik emrine kar\u015f\u0131 a\u011f\u0131r davrananlar\u0131 k\u0131nayan bir ifadeyle s\u00f6ze ba\u015fland\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz. Bu hitab\u0131n &#8220;nes\u00eey&#8221; \u00e2yetinin hemen arkas\u0131nda yer almas\u0131 ne kadar anlaml\u0131d\u0131r. Asl\u0131nda bu \u00e2yetler n\u00fczul bak\u0131m\u0131ndan nes\u00eey \u00e2yetinden \u00f6nce gelmi\u015f oldu\u011fu halde, tertibinde onlardan sonraya konmas\u0131 g\u00f6sterir ki, bu hitap o g\u00fcnlerden ziyade ileride gelecek m\u00fcsl\u00fcmanlara y\u00f6neliktir.<\/p>\n<p>&#8220;Nefr&#8221; lugat anlam\u0131yla heyecan verici bir emirden dolay\u0131 f\u0131rlay\u0131p ileri \u00e7\u0131kmakt\u0131r. \u00dcrk\u00fcp ka\u00e7mak demek olan n\u00fcfur da bu k\u00f6kten gelmektedir. Fakat n\u00fcfur yaln\u0131zca ka\u00e7\u0131p kurtulmak i\u00e7in olumsuz anlamda kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde &#8220;nefr&#8221; d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 gaza i\u00e7in f\u0131rlay\u0131p \u00e7\u0131kmak anlam\u0131nda kullan\u0131l\u0131r. B\u00f6yle evlerinden \u00e7\u0131k\u0131p bir yere toplanan cemaate &#8220;nefir&#8221;, onlardan her birine nefer denilir. \u00d6nderin, insanlar\u0131 cihada te\u015fvik etmesine de istinfar ad\u0131 verilir ki, dilimizde buna &#8220;seferberlik emri&#8221;, Frenkler&#8217;de &#8220;mobilizasyon&#8221; denir. Yani halk\u0131 yerinden kald\u0131r\u0131p harekete ge\u00e7irmek demektir. S\u00f6z konusu istinfar, yani seferberlik ilan\u0131 ya genel, ya \u00f6zel anlamda olur. Genel anlamda olan\u0131na &#8220;nef\u00eer-i \u00e2m&#8221; denilir ki, bu bizim eski dilimizde de aynen kullan\u0131l\u0131rd\u0131. &#8220;Allah yolunda seferberlik edin!&#8221; mutlak ve genel anlamda oldu\u011fu i\u00e7in her iki \u015feklini de kapsam\u0131 i\u00e7ine almaktad\u0131r. Demek ki, Allah yolunda seferberlik emri verilince \u015fekline g\u00f6re hemen icabet etmek farzd\u0131r. Burada i\u015fi a\u011f\u0131rdan alanlar bile k\u0131nanm\u0131\u015ft\u0131r, azarlanm\u0131\u015ft\u0131r. Elbette bu a\u011f\u0131rdan alma i\u015fi m\u00fcminlerin hepsinde meydana gelmi\u015f de\u011fildir. Fakat bir b\u00fct\u00fcnl\u00fck meydana getirmesi gereken bir toplum i\u00e7inden baz\u0131lar\u0131n\u0131n a\u011f\u0131rdan almas\u0131, b\u00fct\u00fcn\u00fcn hareketini a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131r\u0131p aksataca\u011f\u0131ndan ve seferberli\u011fin vaktinde tamamlanamay\u0131p ordunun gecikmesine de sebep olaca\u011f\u0131ndan, bunun da zarar\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcmanlara dokunaca\u011f\u0131 bilindi\u011finden hitap \u015fekli b\u00f6yle irad buyurulmu\u015ftur, ki:<\/p>\n<p>Ni\u00e7in a\u011f\u0131r ald\u0131n\u0131z, d\u00fcnya hayat\u0131na (o al\u00e7ak hayata) raz\u0131 m\u0131 oldunuz? Fakat d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n menfaat\u0131 ahirette, ahiret hayat\u0131n\u0131n yan\u0131nda, pek az, pek a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k bir \u015feyden ba\u015fkas\u0131 de\u011fildir.<\/p>\n<p>39- E\u011fer nef\u00eer olmazsan\u0131z (yani Allah yolunda birlik olup, seferberlik halinde topyek\u00fcn sava\u015fa kat\u0131lamazsan\u0131z) O sizi, pek ac\u0131 bir azap ile cezaland\u0131r\u0131r. O sebeple Allah ba\u015f\u0131n\u0131za, kolay kolay alt\u0131ndan kalkamayaca\u011f\u0131n\u0131z ac\u0131 bir felaket getirir. O ho\u015fland\u0131\u011f\u0131n\u0131z, o u\u011fruna cihad\u0131 terk veya ihmal etti\u011finiz d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131z\u0131 k\u0131tl\u0131k, sefalet, ma\u011flubiyet ve mahkumiyet gibi \u00e7ok ac\u0131kl\u0131 sebeplerle elinizden al\u0131r, sizi peri\u015fan eder. Ve ba\u015fka bir kavimle size yer de\u011fi\u015ftirtir. Yerinizi, yurdunuzu sizin elinizden al\u0131r, ba\u015fka bir kavme verir. Emirlerini onlar\u0131n eliyle yerine getirir, onlara infaz ettirir. Siz iman\u0131 ve cihad\u0131 terk ederseniz, sizi yok eder, sizin yerinizi alacak ba\u015fka insanlara iman nasip etmek suretiyle onlar\u0131 peygamberine yard\u0131mc\u0131 k\u0131lar. Ve siz ona, o peygambere hi\u00e7bir zarar veremezsiniz ve Allah&#8217;\u0131n her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeter.<\/p>\n<p>40- E\u011fer siz ona, o peygambere gerek topluca (nefir halinde), gerek teker teker yard\u0131m etmezseniz, Allah ona kesinlikle yard\u0131m eder. Zira bu bir hakikattir ki, Allah onu mansur k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yard\u0131m\u0131na mazhar etmi\u015ftir. Hem bak\u0131n\u0131z ne kadar k\u0131sa bir zamanda K\u00e2firler onu yurdundan \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 vakit, Mekke&#8217;den \u00e7\u0131kmas\u0131na sebep olduklar\u0131 vakit, ikinin birisi iken, ki ikisi de ma\u011farada idiler, ikisi de o ma\u011farada bulunduklar\u0131 s\u0131rada, (bu ma\u011fara Mekke&#8217;nin G\u00fcney-Do\u011fu taraf\u0131nda Sevr da\u011f\u0131n\u0131n tepesinde bulunan bir ma\u011farad\u0131r. Enf\u00e2l S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;O vakit o k\u00fcfredenler, seni tutup hapsetmek veya \u00f6ld\u00fcrmek, yahut Mekke&#8217;den \u00e7\u0131karmak i\u00e7in sana tuzak kuruyorlard\u0131.&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/30) \u00e2yetinin tefsirine bkz.) i\u015fte tam o ma\u011farada iken o, arkada\u015f\u0131na, (biricik dostu ve yolda\u015f\u0131 olan Ebu Bekir&#8217;e): &#8220;Hi\u00e7 \u00fcz\u00fclme, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah bizimledir.&#8221; diyordu. Yani yard\u0131m\u0131yla ve korumas\u0131yla daima beraberimizdedir, g\u00f6zeticimiz ve yard\u0131mc\u0131m\u0131zd\u0131r. O, yak\u0131nlar\u0131na sahip \u00e7\u0131kacak, onlara h\u00fcz\u00fcn bile verdirmeyecek, nerede olursak olal\u0131m bizi koruyacak ve himayesi hep \u00fcst\u00fcm\u00fczde olacakt\u0131r. Art\u0131k bu kesin iken h\u00fczne yer yoktur, diyerek arkada\u015f\u0131na teselli veriyordu, onu h\u00fcz\u00fcnlenmekten men ediyordu. Rivayet olundu\u011fu \u00fczere, bu s\u0131rada m\u00fc\u015frikler izleri takip ede ede gelmi\u015fler, ma\u011faran\u0131n \u00f6n\u00fcnde ve \u00fcst\u00fcnde dola\u015f\u0131yorlard\u0131. Bu anda Ebu Bekir, korkmu\u015f ve \u00fcz\u00fclmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. &#8220;Ya Resulallah, ben \u00f6l\u00fcrsem, nihayet bir ki\u015fiyim, s\u0131radan bir insan\u0131m, fakat sen \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrsen Allah&#8217;\u0131n dini yok olur gider.&#8221; diyerek \u00fcz\u00fcnt\u00fcs\u00fcn\u00fcn as\u0131l sebebini dile getirmi\u015fti. Resulullah da o durumda, yani \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcleri Allah olan o ikinin ikincisine &#8220;neden \u015f\u00fcpheleniyorsun?&#8221; &#8220;\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc Allah olan bu iki i\u00e7in ne diye \u00fcz\u00fcl\u00fcyorsun?&#8221; Yani durum b\u00f6yle iken neye endi\u015fe ediyorsun, endi\u015fen niye? &#8220;\u00dcz\u00fclme Allah bizimle beraberdir.&#8221; dedi. Allah da derhal ona, o arkada\u015f\u0131n\u0131n \u00fczerine sekinetini indirdi. \u00d6yle h\u00fcz\u00fcn i\u00e7indeki bir anda bile peygamberinin g\u00f6nl\u00fcne herhangi bir &#8230;\u00fcn kondurmad\u0131ktan ba\u015fka onun feyzi ile arkada\u015f\u0131 S\u0131dd\u0131k&#8217;\u0131n h\u00fczn\u00fcn\u00fc def&#8217;edip kalbine bitmez t\u00fckenmez bir huzur ve itminan verdi, rahmetiyle onu h\u00fcz\u00fcnden bir anda uzakla\u015ft\u0131rd\u0131. \u015e\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcls\u00fcn, Mekke&#8217;de Resulullah&#8217;\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek maksad\u0131yla evini d\u00f6rt bir yandan ku\u015fatt\u0131klar\u0131 ve Resulullah&#8217;\u0131n onlara g\u00f6r\u00fcnmeden geceleyin \u00e7\u0131k\u0131p Ebu Bekir&#8217;in evine gidip, onu da yan\u0131na alarak Sevr da\u011f\u0131ndaki ma\u011faraya gitti\u011fi o hicret g\u00fcnleri ne tehlikeli g\u00fcnlerdi \u00c9\u00ca}Ve o kadar d\u00fc\u015fman\u0131n her taraf\u0131 didik didik arad\u0131klar\u0131 iki zat\u0131n bir \u0131ss\u0131z ma\u011farada sakland\u0131klar\u0131 korkulu saatler&#8230; Ve \u00f6yle bir zamanda bile Resulullah&#8217;\u0131n arkada\u015f\u0131na &#8220;\u00dcz\u00fclme, Allah kesinlikle bizimledir.&#8221; dedi\u011fi anlar \u00c9\u00ca}Ve i\u015fte b\u00f6yle bir anda bile Resulullah&#8217;\u0131n hi\u00e7bir h\u00fczn\u00fc caiz g\u00f6rmeyen o iman ve yak\u0131n hali, o iman, metanet ve sekineti, ne il\u00e2h\u00ee bir kuvvet, ne i&#8217;cazk\u00e2r bir m\u00fcjdedir \u00c9\u00ca}Sonra \u00f6yle kutsal bir endi\u015fe ve h\u00fcz\u00fcnle s\u0131zlayan bir g\u00f6n\u00fcl, bu m\u00fcjde \u00fczerine derhal onu tasdik edip il\u00e2h\u00ee bir sekinet ile o anda huzura kavu\u015fsunte S\u0131dd\u0131k&#8217;\u0131n kalbindeki sadakat ve imanu nas\u0131l bir sadakat, bu ne kadar y\u00fcksek bir iman!Ve o anda hakka&#8217;lyak\u00een tecelli eden il\u00e2h\u00ee beraberlik ve il\u00e2h\u00ee rahmetten inen rabbani sekinet ne ezeli bir hakikat, ne sonsuz bir rahmet ve nusrettir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah, Resul\u00fcn\u00fc b\u00f6ylesine m\u00fc\u015fk\u00fcl durumlarda bile yaln\u0131zl\u0131\u011fa terk etmedi. Daha d\u00fcn denecek k\u0131sa bir zaman \u00f6nce o durumlardan kurtar\u0131p Mekke&#8217;nin fatihi durumuna getirdi. Onu i\u015fte b\u00f6ylesine mansur ve muzaffer k\u0131ld\u0131 ve onu sizin g\u00f6rmedi\u011finiz ordularla destekledi ve o k\u00e2firlerin kelimesini, k\u00fcfre davetlerini s\u00fcfli k\u0131ld\u0131, onu al\u00e7altt\u0131k\u00e7a al\u00e7altt\u0131. \u00d6yle ki, en al\u00e7ak kelime o oldu. Birine k\u00e2fir demek en b\u00fcy\u00fck hakaret say\u0131l\u0131r oldu halbuki Allah&#8217;\u0131n kelimesi, (yani kelime-i tevhid ki), &#8220;Allah&#8217;dan ba\u015fka tapacak yoktur.&#8221; s\u00f6z\u00fc en y\u00fcce olan odur. En \u00fcst\u00fcn, en y\u00fcce kelimedir. Ve Allah aziz, (yani g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr), hakim (hikmet sahibi)dir. Yenilmez, yan\u0131lmaz, onunla u\u011fra\u015f\u0131lmaz, h\u00fckm\u00fcne, karar\u0131na kar\u015f\u0131 gelinmez, O&#8217;nun korudu\u011fu yok edilmez, kahretti\u011fi de kurtar\u0131lamaz. Sebepler O&#8217;na de\u011fil, O sebeplere h\u00fckmeder. H\u00fckm\u00fc ve tedbiri de ayniyle hikmettir. O&#8217;nun \u015fan\u0131 ve celali ba\u015fkalar\u0131n\u0131n yard\u0131m\u0131na muhta\u00e7 olmaktan m\u00fcnezzehtir. Kullar\u0131n Allah&#8217;\u0131n dinine yard\u0131m ve Allah&#8217;\u0131n kelimesini y\u00fcceltmek i\u00e7in nefir halinde topyek\u00fcn cihadla emrolunmalar\u0131 hem onun kullar\u0131 \u00fczerindeki bir hakk\u0131, izzeti ve \u015fan\u0131d\u0131r, hem de onlar\u0131n menfaatlar\u0131n\u0131n gere\u011fi olan bir hikmettir.<\/p>\n<p>41-Bundan dolay\u0131 &#8220;Allah i\u00e7in seferber olunuz.&#8221; denildi mi, hemen kendili\u011finizden hifafen ve sikalen ko\u015fup toplan\u0131n\u0131z. Yani gerek yeyni, gerek a\u011f\u0131r, hangi halde olursan\u0131z olunuz, yani gerek size kolay gelsin, gerek a\u011f\u0131r gelsin, gen\u00e7 ve ihtiyar, bekar ve evli, i\u015fsiz ve me\u015fgul, fakir ve zengin, piyade ve s\u00fcvari, ister a\u011f\u0131r silahlarla ister hafif silahlarla, kendi durumunuz ve silah durumunuz her ne ise sava\u015fa kat\u0131labilenleriniz, hepiniz hi\u00e7 beklemeden ak\u0131n ak\u0131n nefir olunuz, mallar\u0131n\u0131zla ve canlar\u0131n\u0131zla cihad ediniz. Hem malla, hem canla kat\u0131lmaya g\u00fcc\u00fc yeten ikisiyle birden, yaln\u0131z malla kat\u0131labilen mal\u0131yla, yaln\u0131z can\u0131yla kat\u0131lmaya g\u00fcc\u00fc yetenler de can\u0131yla g\u00fcc\u00fc yetti\u011fi \u00f6l\u00e7\u00fcde cihad etsin. Hepiniz topyek\u00fcn cihada kat\u0131l\u0131n\u0131z. B\u00f6yle topyek\u00fcn cihad sizin i\u00e7in hay\u0131rl\u0131d\u0131r, tamamen hay\u0131rd\u0131r, e\u011fer bilir iseniz. Yani hayr\u0131n ne oldu\u011funu bilmek melekesine ve duygusuna sahip iseniz biliniz bu sizin i\u00e7in hay\u0131rd\u0131r. Bilirseniz cihada ko\u015fars\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Bu kay\u0131t da hay\u0131r olan cihad\u0131n ilme, yani bu i\u015fi iyi bilmeye ba\u011fl\u0131 oldu\u011funa bilginin \u00f6z\u00fcn\u00fcn de hangi i\u015fin daha hay\u0131rl\u0131 oldu\u011funu bilmek demek oldu\u011funa i\u015faret vard\u0131r. \u015eu halde k\u0131l\u0131\u00e7la cihad\u0131n temeli dahi bilgidir, e\u011fitimdir. Ayr\u0131ca d\u0131\u015f d\u00fc\u015fmanlar\u0131 tan\u0131madan evvel ki\u015finin kendi kendisini tan\u0131mas\u0131, bilgisizlikten kurtulup cehaletini yenmesidir ki, bu da nefse kar\u015f\u0131 cihadd\u0131r. Buna &#8220;cihad\u0131 ekber&#8221; denilir. Taberi tefsirinde, Ber\u00e2et S\u00fbresi&#8217;nin ilk nazil olan \u00e2yetinin \u00e2yeti oldu\u011fu hakk\u0131nda iki ayr\u0131 rivayet zikrolunmu\u015ftur. M\u00fccahid&#8217;den de bu s\u00fbrenin ilk n\u00e2zil olan \u00e2yetinin (\u00e2yet, 25) oldu\u011fu hakk\u0131nda bir rivayet vard\u0131r ki, s\u00f6z konusu \u00e2yette il\u00e2h\u00ee nusret tarif olunmu\u015f ve Teb\u00fck Seferi i\u00e7in te\u015fvik ve ter\u011fib olarak gelmi\u015ftir, diye de naklolunmu\u015ftur. (Bu konuyla ilgili olarak bu s\u00fbrenin 91. ve 122. \u00e2yetlerin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>Ebu Bekir Cessas&#8217;\u0131n &#8220;Ahk\u00e2m\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8221;da zikretti\u011fi \u00fczere: Mal ile cihad iki \u015fekilde olur: Birisi mal\u0131n\u0131, sava\u015fta kendisine laz\u0131m olacak hayvan, silah alet ve edavat, ara\u00e7 gere\u00e7 erzak vs. gibi levaz\u0131m ve m\u00fchimmata sarfetmektir. Di\u011feri de \u00f6b\u00fcr m\u00fccahitlerin ihtiya\u00e7lar\u0131na harcamakt\u0131r. Nefisle, yani bizzat \u015fah\u0131s olarak kat\u0131laca\u011f\u0131 cihad ise t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr. Bizzat sava\u015fa kat\u0131lmak, sava\u015fa kat\u0131lacaklar\u0131 bilgilendirmek i\u00e7in e\u011fitim g\u00f6revi yapmak, cihad\u0131n ahkam\u0131n\u0131 ve \u00f6nemini anlatmak, bu konuda Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n emirlerini talim eylemek, komutan olarak bizzat sava\u015f\u0131 y\u00f6netmek, d\u00fc\u015fman\u0131n harekat\u0131, ihtiya\u00e7lar\u0131 ve eksikleri hakk\u0131nda bilgi toplamak i\u00e7in istihbarat g\u00f6revi yapmak ve sava\u015f hakk\u0131nda kendi bildiklerini ve tecr\u00fcbelerini ilgililere bildirmek ve Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in bu y\u00f6nde \u00e7e\u015fitli hizmetler vermek. Has\u0131l\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 g\u00fc\u00e7l\u00fc k\u0131lacak ve d\u00fc\u015fman\u0131 vehim ve \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcrecek her t\u00fcrl\u00fc \u00e7aba ve gayret bizzat sava\u015fa kat\u0131lmak say\u0131l\u0131r. \u015eu halde bu gibi hizmetlere ko\u015farken kendi cebinden harcayaca\u011f\u0131 paralar da mal ile cihada girer. Bu konuda Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in \u00e7aba harcamak, her\u015feyden \u00f6nce kendi nefsinin tembelli\u011fine ve ataletine kar\u015f\u0131, rahat\u0131na d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcne kar\u015f\u0131 yap\u0131lm\u0131\u015f bir fedak\u00e2rl\u0131kt\u0131r. Mal\u0131n\u0131, bu u\u011furda harcamas\u0131 da mala m\u00fclke olan ihtiras\u0131n\u0131 yenmeye y\u00f6nelik bir fedak\u00e2rl\u0131kt\u0131r. Bu da ki\u015finin kendisiyle ilgili ger\u00e7ek hayr\u0131 ve \u015ferri, fayda ve zarar\u0131 hakk\u0131yle ay\u0131rdedebilmesine, bu da y\u00fcce hayr\u0131 bilmesine ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Seferberlik emrine kar\u015f\u0131 a\u011f\u0131r davrananlara kesinlikle bir azarlama yap\u0131ld\u0131ktan sonra bu \u00e2yette &#8220;nefir-i \u00e2m&#8221;, yani topyek\u00fcn sava\u015f i\u00e7in seferberlik emri b\u00fct\u00fcn ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla tebli\u011f edilmi\u015ftir. Ard\u0131ndan da uydurma mazeretler g\u00f6sterip sava\u015fa kat\u0131lmayanlar\u0131n, bu konuda fedak\u00e2rl\u0131k g\u00f6steremeyenlerin al\u00e7akl\u0131klar\u0131n\u0131 ve m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n, nifak ve fitne \u00e7\u0131karmak i\u00e7in giri\u015ftikleri \u00e7e\u015fitli oyunlar\u0131 ve d\u00fc\u015ft\u00fckleri k\u00f6t\u00fc durumu tasvir ve a\u00e7\u0131klamak \u00fczere, Hz. Peygamber&#8217;e y\u00f6nelik bir hitap ile buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>42- E\u011fer o sefer, yak\u0131n bir ganimet ve kolay bir sefer olsayd\u0131 mutlaka pe\u015fine d\u00fc\u015fer gelirlerdi. Fakat o me\u015fakkatli yolculuk kendilerine uzun bir sefer geldi. Bununla beraber, &#8220;Bizim de g\u00fcc\u00fcm\u00fcz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere \u00e7\u0131kard\u0131k.&#8221; diyerek Allah&#8217;a yemin edecekler, nefislerini helake s\u00fcr\u00fckleyecekler. Allah biliyor ki, onlar iyice yalanc\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>43- Allah seni affetsin. Do\u011fru s\u00f6yleyenler kimler, ger\u00e7ekten yalanc\u0131lar kimlerdir, bunlar\u0131n iyice belli olmas\u0131n\u0131 beklemeden ni\u00e7in onlara izin verdin?<\/p>\n<p>44- Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inananlar, mallar\u0131yla ve canlar\u0131yla cihad etmeyi g\u00f6rev bildiklerinden (zaten geri kalmak i\u00e7in) senden izin istemezler. Allah o muttakilerin kimler oldu\u011funu bilir.<\/p>\n<p>45- Senden izin isteyenler, olsa olsa Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inanmayanlar olabilir. Onlar\u0131n kalbleri hep i\u015fkillidir. Bundan dolay\u0131 \u015f\u00fcphe i\u00e7inde bocalay\u0131p dururlar.<\/p>\n<p>46- E\u011fer sizinle beraber cihada \u00e7\u0131kmak isteselerdi, elbette onunla ilgili olarak bir tak\u0131m haz\u0131rl\u0131klar yaparlard\u0131. Fakat Allah davranmalar\u0131n\u0131 istemedi de onlar\u0131 yoldan al\u0131koydu ve (kendilerine): &#8220;oturun oturanlarla beraber&#8221; denildi.<\/p>\n<p>47. E\u011fer i\u00e7inizde sizinle beraber cihada \u00e7\u0131km\u0131\u015f olsalard\u0131, bozgunculuk etmekten ba\u015fka \u015feye yaramayacaklard\u0131 ve aran\u0131za fitne sokmak i\u00e7in u\u011fra\u015facaklard\u0131. \u0130\u00e7inizde onlar\u0131n laflar\u0131na kanacaklar da vard\u0131. Allah, o zalimleri iyi bilir.<\/p>\n<p>42-Ya Muhammed! E\u011fer o davet olunduklar\u0131 hedef, yak\u0131n bir kelepir ve orta halli bir sefer olsayd\u0131 kesinlikle pe\u015fine tak\u0131l\u0131rlard\u0131, hepsi arkana d\u00fc\u015fer, seninle yola \u00e7\u0131karlard\u0131. O kat\u0131lmayanlar evlerinde kalmazlard\u0131, Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in olmasa bile kolay elde edecekleri o menfaat i\u00e7in hemen arkandan gelirlerdi. L\u00e2kin o \u015fukka (yani o me\u015fakkatli uzun mesafe), onlara uzak geldi. O cihada kat\u0131lmayanlar, \u00f6yle zahmetli i\u015fe gelemezler, ba\u015far\u0131y\u0131 uzak g\u00f6r\u00fcrler, ihtimal verseler bile zahmet ve m\u00fccahede ile elde edilecek b\u00fcy\u00fck i\u015flere yana\u015fmazlar. Uzun mesafeler alarak d\u00fcnyan\u0131n en kuvvetli devletine Bizans ordular\u0131na kar\u015f\u0131 gidip g\u00f6\u011f\u00fcs g\u00f6\u011f\u00fcse cihad etmek gibi bir m\u00fchim hizmet ve \u015ferefli i\u015f, o kelepircilerin himmetlerinden al\u00e7ak uzak d\u00fc\u015ft\u00fc. Onun i\u00e7in sana uyup arkandan gelemediler, yerlerinde kald\u0131lar. G\u00f6receksin, yak\u0131nda bunlar, Allah&#8217;a yemin ederek &#8220;G\u00fcc\u00fcm\u00fcz yetseydi kesinlikle biz de sizinle beraber cihada \u00e7\u0131kard\u0131k.&#8221; diyecekler.<\/p>\n<p>Bu c\u00fcmle gaybden bir haberdir ve Teb\u00fck Seferi&#8217;nin ba\u015far\u0131 ile sona erece\u011fini bildiren bir m\u00fcjdedir. Yani siz onlar\u0131n uzak ve zahmetli g\u00f6r\u00fcp kat\u0131lmad\u0131klar\u0131 bu seferden yak\u0131nda zaferle d\u00f6neceksiniz ve o zaman onlar size kat\u0131lmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in \u00f6z\u00fcr beyan edecek ve size hulus \u00e7akmak i\u00e7in yalan yere yemin edecekler.<\/p>\n<p>Kendilerini helak eyliyecekler. Zira yalan yere yemin etmek kendini helake s\u00fcr\u00fcklemek demektir. Nitekim Peygamber (s.a.v.) Efendimiz demi\u015ftir ki; &#8220;Yalan yere yemin, yurtlar\u0131 \u0131ss\u0131z b\u0131rak\u0131r.&#8221; \u0130kinci bir m\u00e2n\u00e2 olarak, yemin edercesine, helak edercesine, par\u00e7alarcas\u0131na yemin edecekler. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir m\u00e2n\u00e2 da en \u00f6n safta \u00e7arp\u0131\u015f\u0131p \u00f6l\u00fcrcesine cihad edeceklerine dair yemin ederler. Yani &#8220;E\u011fer biz cihada kat\u0131lacak olsayd\u0131k \u00f6l\u00fcm tehlikesi kar\u015f\u0131s\u0131nda bile hi\u00e7 g\u00f6z k\u0131rpmadan sava\u015f\u0131rd\u0131k.&#8221; diye yemin edeceklerdi. \u0130\u015fte b\u00f6yle iddial\u0131 bir \u015fekilde yemin edecekler. Allah ise bilir ki, ger\u00e7ekte bunlar kesinlikle yalan s\u00f6yl\u00fcyorlar, yalanc\u0131d\u0131rlar. Gerek &#8220;g\u00fcc\u00fcm\u00fcz olsayd\u0131 beraber \u00e7\u0131kard\u0131k&#8221; bahanelerine, gerekse kendilerini g\u00f6z k\u0131rpmadan tehlikeye atacaklar\u0131na dair yapt\u0131klar\u0131 yemine, hepsine birden ait olmak \u00fczere yalan s\u00f6ylediklerini ifade ediyor. Yani dedikleri de, demek istedikleri de, yeminleri de yaland\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc cihada kat\u0131lmamalar\u0131n\u0131n sebebi g\u00fc\u00e7lerinin yetmeyi\u015fi de\u011fildi. G\u00fc\u00e7leri vard\u0131 ve isteselerdi \u00e7\u0131kabilirlerdi, \u00f6yle iken \u00e7\u0131kmad\u0131lar. Bu \u00e2yet dolay\u0131s\u0131yla delalet ve i\u015faret eder ki, sava\u015fa kat\u0131lacak g\u00fcc\u00fc olmayanlar &#8220;Hafif haz\u0131rl\u0131kla ve a\u011f\u0131r haz\u0131rl\u0131kla topyek\u00fcn sava\u015fa kat\u0131l\u0131n.&#8221; emrinin kapsam\u0131 i\u00e7ine girmezler. Bu emir, az \u00e7ok g\u00fcc\u00fc yetenlere ait bir emirdir.<\/p>\n<p>\u00d6zetle, Ya Muhammed, siz b\u00fct\u00fcn zorluklara ra\u011fmen bu seferde ba\u015far\u0131l\u0131 olacaks\u0131n\u0131z ve o al\u00e7aklar, o sava\u015fa kat\u0131lmayan yalanc\u0131lar ve o fitneci m\u00fcnaf\u0131klar, size hulus \u00e7akmak i\u00e7in, size yaranmak i\u00e7in yalan yere yeminler edip, sizi inand\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015facaklar ve kendilerini helak edercesine \u00e7aba harcayacaklar.<\/p>\n<p>43- Allah senden affetti. Bu hitap daha \u00f6nce Hudeybiye Olay\u0131 \u00fczerine nazil olmu\u015f ve Hz.Peygamber&#8217;in gelmi\u015f ge\u00e7mi\u015f ve gelecek kusurlar\u0131n\u0131n ba\u011f\u0131\u015flanm\u0131\u015f oldu\u011funu bildiren (Fetih 48\/2) \u00e2yetindeki m\u00fcjdeyi hat\u0131rlat\u0131r. Bu hat\u0131rlatma ise Teb\u00fck Seferi&#8217;nin Hudeybiye tarz\u0131nda me\u015fakkatli bir sefer oldu\u011funa ve baz\u0131 bak\u0131mlardan onun bir benzeri ve tamamlay\u0131c\u0131s\u0131 durumunda bulundu\u011funa ve arkas\u0131nda da onun gibi b\u00fcy\u00fck bir fethi gizledi\u011fine i\u015faret anlam\u0131na gelir. Yani nas\u0131l ki, Hudeybiye seferi ve muahedesi herkesin, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc itibariyle kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131, fakat sonu\u00e7ta Mekke&#8217;nin fethiyle noktaland\u0131\u011f\u0131 ve Arap yar\u0131madas\u0131nda \u015firkin ma\u011flubiyetine, \u0130slamiyet&#8217;in yay\u0131l\u0131p y\u00fccelmesine ba\u015flang\u0131\u00e7 olmu\u015fsa, yani yeni bir devir a\u00e7m\u0131\u015fsa, bu Teb\u00fck Seferi de onun gibi, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle zor ve me\u015fakkatli bir sefer olmas\u0131na ra\u011fmen m\u00fc\u015friklerden bir ber\u00e2et olarak \u0130sl\u00e2miyetin b\u00fct\u00fcn \u00e2leme yay\u0131lmas\u0131na ve zuhuruna bir ba\u015flang\u0131\u00e7 te\u015fkil edecek yepyeni bir feth-i m\u00fcbindir.<\/p>\n<p>Bununla beraber \u00f6rfteki anlam\u0131yla &#8220;afv&#8221; bir g\u00fcnah, bir kusur ile ilgili olaca\u011f\u0131ndan b\u00fct\u00fcn\u00fcyle g\u00f6z\u00fc, \u00f6z\u00fc ve gayreti takvaya y\u00f6nelik olan kurbiyyet (yak\u0131nl\u0131k) ehline ve masum kimselere bir af bildirisi ne kadar b\u00fcy\u00fck bir m\u00fcjdeyi i\u00e7ine al\u0131rsa als\u0131n, o \u00f6l\u00e7\u00fcde de endi\u015fe ve heyecana yol a\u00e7an bir \u00fcz\u00fcnt\u00fc sebebi olabilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kurbiyet ehli olan ebrar\u0131n as\u0131l hedefi, cezadan kurtulmak de\u011fil, zenbin kendisidir. Onlar\u0131n g\u00f6z\u00fcnde g\u00fcnah\u0131n i\u015flenmesi, ona verilecek cezadan daha a\u011f\u0131rd\u0131r. \u015eu halde b\u00fct\u00fcn gayeleri, Allah r\u0131zas\u0131n\u0131 aramak ve g\u00f6zetmek, y\u00fcceliklere eri\u015fmek olan, Allah taraf\u0131ndan kendilerine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f olan ve ictihada dayanan hususlarda bile Allah kat\u0131nda evla ve efdal olan\u0131 isabetle tayin edememekten ba\u015fka bir g\u00fcnah d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemiyecek olan bu gibi kimseler hakk\u0131nda sitem bile b\u00fcy\u00fck bir ceza yerine ge\u00e7ece\u011fi i\u00e7in, bunlara &#8220;affolundun&#8221; diye hitap etmek bile, onlar\u0131n temiz duygu ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerini ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir heyecanla harekete ge\u00e7irece\u011finden ve y\u00fcreklerini titretece\u011finden &#8220;Eyvah ben ne yapt\u0131m!&#8221; diye \u00fcz\u00fclmelerine sebep olur. Bu bak\u0131mdan &#8220;Allah seni affetsin.&#8221; m\u00fcjdesi bile, mesela &#8220;Allah senden raz\u0131 olsun.&#8221; gibi bir sevince vesile olmaz da daha fazla dikkatli olmaya y\u00f6nelik bir tenbih anlam\u0131 ifade eder. Bu makamda b\u00f6yle bir tenbihin ise hikmetleri ve n\u00fckteleri pek \u00e7oktur ve \u00f6nemlidir: Birincisi, Resulullah&#8217;\u0131n yukar\u0131dan beri yap\u0131lagelen \u00f6vg\u00fcleri, Allah&#8217;la beraberli\u011fi ve buna ba\u011fl\u0131 olarak zaferleri a\u00e7\u0131kland\u0131ktan sonra bu \u00e2yette yer alan b\u00f6ylesine sitem dolu bir hitaba ihtiya\u00e7 duyuluyordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu hitapta onun risaletinin ger\u00e7ekli\u011fi ve ge\u00e7erlili\u011fi ile beraber yine de bir kul, bir insan oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamakla h\u0131ristiyanlar\u0131n Hz. \u0130sa hakk\u0131nda d\u00fc\u015ft\u00fckleri a\u015f\u0131r\u0131l\u0131\u011fa benzer bir ifrattan m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 korumak hikmeti vard\u0131r ki, do\u011frudan do\u011fruya h\u0131ristiyanlara kar\u015f\u0131 gidilen Teb\u00fck Seferi ile ilgili bir olay i\u00e7inde ge\u00e7mi\u015f olmas\u0131 \u00e7ok anlaml\u0131d\u0131r. \u0130kincisi Resulullah&#8217;\u0131n ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 sorumlulu\u011fun y\u00fcceli\u011fi ve bunun ba\u015fkalar\u0131nkiyle k\u0131yas kabul etmeyecek bir inceli\u011fi bulundu\u011funu anlatmaktad\u0131r. \u00d6yle di\u011ferleri affa u\u011framakla sorumluluktan kurtulduklar\u0131 halde, Hz. Peygamber mutlak afla m\u00fcjdelenmi\u015f oldu\u011fu halde sorumlu tutuluyor. Demek ki o, bir g\u00fcnahtan dolay\u0131 de\u011fil, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n huzurunda bir anl\u0131k gafletten bile sorumlu tutulmaktad\u0131r. \u0130r\u015fad, hidayet, dikkat ve \u00f6\u011fretimden sorumludur. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetin Allah korkusunu ziyadele\u015ftirmek ve onlar\u0131 heyecanla tevbe etmeye te\u015fvik amac\u0131 ta\u015f\u0131maktad\u0131r. Allah Resul\u00fc bu a\u00e7\u0131dan dahi \u00fcmmetine \u00f6rnek k\u0131l\u0131nmaktad\u0131r. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc de ileride gelecek olan &#8220;Ey Nebi! K\u00e2firlere ve m\u00fcnaf\u0131klara kar\u015f\u0131 cihad et, onlara kar\u015f\u0131 kat\u0131 davran&#8230;&#8221; (Tevbe 9\/73) emrine bir ba\u015flang\u0131\u00e7 olmak \u00fczere, m\u00fcnaf\u0131klara kar\u015f\u0131 daha \u00e7etin olmas\u0131 gerekti\u011fi yolunda bir uyar\u0131d\u0131r. S\u00f6z\u00fcn geli\u015finden \u00e7\u0131kan as\u0131l sonu\u00e7 da budur. &#8220;Allah seni affetsin&#8221; hitab\u0131 \u00f6zellikle bu anlam ile a\u015fa\u011f\u0131daki izin istedi\u011fin irad\u0131na bir giri\u015f olmak \u00fczere gelmi\u015ftir ki, toplu m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015fu demek olur:<\/p>\n<p>Ey Muhammed! Allah senden gelmi\u015f ve gelecek olan b\u00fct\u00fcn kusurlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flad\u0131, \u00fcz\u00fcnt\u00fc verecek b\u00fct\u00fcn sebepleri ortadan kald\u0131rd\u0131 ve sildi, sana m\u00fc\u015fkilat \u00e7\u0131karmak isteyen azg\u0131nlar\u0131n zarar\u0131n\u0131 giderip senin i\u015flerini kolayla\u015ft\u0131rd\u0131. Senin kusur say\u0131labilecek neyin varsa hepsi, affolunabilecek her \u015feyin kesinlikle affolunmu\u015ftur. Sen \u00f6ylesine il\u00e2h\u00ee affa ve il\u00e2h\u00ee deste\u011fe sahipsin ve b\u00fct\u00fcn bunlarla m\u00fcjdelenmi\u015fsin.<\/p>\n<p>Fakat ni\u00e7in onlara izin veriverdin? O izin isteyenlere izin vermek i\u00e7in neden acele ettin? Yani i\u015fin icab\u0131, \u015feriat\u0131n h\u00fckm\u00fc, y\u00f6netimin esas\u0131, her \u015feyin ciddi sebeplere ve kuvvetli delillere dayanmas\u0131n\u0131, y\u00f6netilenler \u00fczerinde de etkili olmas\u0131n\u0131, birtak\u0131m faydalar\u0131n\u0131n g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcl\u00fcr \u015fekilde ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 gerektirir.<\/p>\n<p>Bir peygamberden beklenen de bunu en iyi ve en faydal\u0131 \u015fekilde uygulamakt\u0131r. B\u00f6yle iken neden sen onlara hemen izin veriverdin? Ger\u00e7ekten do\u011fruyu s\u00f6ylemi\u015f olanlar\u0131n durumu sana iyice belli oluncaya, yalandan mazeret uydurmad\u0131klar\u0131 kendi s\u00f6zlerinden ba\u015fka bir delil ile iyice ortaya \u00e7\u0131k\u0131ncaya, ve yalanc\u0131lar\u0131n kimler oldu\u011funu iyice bilinceye kadar beklemedin? O senden izin isteyenler i\u00e7inde mazeret iddia edenlerin aras\u0131nda do\u011fru s\u00f6yleyenler de vard\u0131, yalanc\u0131lar da vard\u0131. \u0130\u015fin icab\u0131 da; do\u011fru s\u00f6yleyenleri yalan s\u00f6yleyenlerden ay\u0131rmak ve gerekti\u011fi \u015fekilde, her birinin durumuna g\u00f6re muamele eylemek oldu\u011funda, bilhassa vahiy bulunmayan yerlerde ictihadda maslahat ve ictihad\u0131n gere\u011fi bu ay\u0131r\u0131m\u0131 hakk\u0131yla yapmak i\u00e7in mazeret iddias\u0131n\u0131 do\u011frulayan a\u00e7\u0131k ve kuvvetli bir delil ile do\u011fruluk ayan beyan ortaya \u00e7\u0131k\u0131ncaya kadar bekleyip ihtiyatl\u0131 davranmakt\u0131. Bekleseydin o yalanc\u0131lar\u0131 kesinlikle bilecektin. O zaman onlar mazur g\u00f6r\u00fclemeyecek ve izin alamayacaklard\u0131. B\u00f6ylece de yapt\u0131klar\u0131 nifak\u0131 yapamayacaklard\u0131. Ne diye onlara hemen izin verdin de biraz bekleyip durumu tahkik eylemedin.<\/p>\n<p>44-Halbuki Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman edenler canlar\u0131yla ve mallar\u0131yla cihad edeceklerinden dolay\u0131 senden izin istemezler. Cihad hususunda izin istemezler, geri kalmak istemezler. \u0130manlar\u0131 g\u00fc\u00e7l\u00fc olan m\u00fcminlerin cihad hususunda \u00e2deti, cihaddan kalmak i\u00e7in izin istemek de\u011fildir, istememektir. M\u00fcmin ise zaten izin istemez. Muhacirin&#8217;in ve Ensar&#8217;\u0131n ileri gelenleri, &#8220;Cihadda Resulullah&#8217;dan izin istemeyiz, \u00e7\u00fcnk\u00fc Rabbimiz, defalarca onu emretti ve bizi ona te\u015fvik eyledi. Elbette canlar\u0131m\u0131zla ve mallar\u0131m\u0131zla durmadan m\u00fccahede edece\u011fiz.&#8221; derlerdi. Hatta Hz. Peygamber, onlara kalmalar\u0131n\u0131, cihada kat\u0131lmamalar\u0131n\u0131 emretmi\u015f olsa onlar\u0131n g\u00fcc\u00fcne giderdi. Nitekim Teb\u00fck Seferi&#8217;nde, Hz. Ali&#8217;ye Medine&#8217;de kalmas\u0131n\u0131 emretti\u011finde Hz. Ali&#8217;nin g\u00fcc\u00fcne gitmi\u015fti. Sonra ona, &#8220;Ya Ali, Sen bana g\u00f6re, Musa&#8217;n\u0131n yan\u0131ndaki Harun gibisin&#8221; buyurarak raz\u0131 etmeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Biraz ilerde g\u00f6rece\u011fiz ki, niceleri cihada kat\u0131lamad\u0131klar\u0131 i\u00e7in \u00fcz\u00fcnt\u00fclerinden dolay\u0131 a\u011flay\u0131p duruyorlard\u0131. (Tevbe 9\/92) Ve Allah b\u00fct\u00fcn m\u00fcttakileri bilir. Kimler olduklar\u0131n\u0131 bilir, takvadaki derecelerini bilir, onlar\u0131n de\u011ferlerini bilir ve ona g\u00f6re onlara b\u00fcy\u00fck sevap verir. Ger\u00e7ek m\u00fcminlerin cihaddan kalmak i\u00e7in izin istememeleri takva sahibi olmalar\u0131ndand\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 b\u00fct\u00fcn m\u00fcttakileri ve \u00f6zellikle bunlar\u0131 bitmez t\u00fckenmez sevap ile taltif edecektir. \u015eu halde iman\u0131n h\u00fckm\u00fc ve gere\u011fi izin istememektir. M\u00fcmin olan iman\u0131ndan dolay\u0131 zaten izin istemez.<\/p>\n<p>45- Senden ancak \u015funlar izin isterler ki, onlar da zaten ne Allah&#8217;a inan\u0131rlar, ne ahirete. Aras\u0131ra inan\u0131r g\u00f6r\u00fcnseler bile, o iman \u00fczerinde s\u00fcreklilik g\u00f6steremezler. Onlar\u0131n kalblerini \u015f\u00fcphe sarm\u0131\u015ft\u0131r, \u015f\u00fcphecilik ruhlar\u0131na i\u015flemi\u015ftir. Art\u0131k bunlar, sapland\u0131klar\u0131 \u015f\u00fcphe batakl\u0131\u011f\u0131nda bocalay\u0131p dururlar. Ne yapsalar o \u015f\u00fcpheden kurtulamazlar. B\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131yla teredd\u00fctler i\u00e7inde ya\u015farlar, o \u015f\u00fcpheden bu \u015f\u00fcpheye, o ku\u015fkudan bu ku\u015fkuya yalpa yapar, yuvarlan\u0131r dururlar. Hatta reyblerinde ve \u015f\u00fcphelerinde bile s\u00fcreklilik ve sebat g\u00f6steremezler: \u0130mandan k\u00fcfre, k\u00fcf\u00fcrden imana mekik dokur dururlar. Bir \u00e7\u0131kar s\u00f6z konusu oldu\u011fu zaman m\u00fcmin olurlar, imana meyil g\u00f6sterirler, bir g\u00fc\u00e7l\u00fck, bir me\u015fakkat s\u00f6z konusu oldu\u011fu zaman k\u00fcfre do\u011fru kayarlar. B\u00f6ylece bazan imana do\u011fru giderler, cihada \u00e7\u0131kmak isterler, sonra d\u00f6ner evde kalmak i\u00e7in uydurma mazeretler \u00f6ne s\u00fcrer, izin almak isterler.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte cihaddan kalmak i\u00e7in izin istemek m\u00fcminlerin de\u011fil, b\u00f6yle inat\u00e7\u0131 ve imanlar\u0131 \u015f\u00fcpheli ki\u015filerin \u00e2detidir. O halde izin istemek, ayniyle k\u00fcf\u00fcr ve \u015fek demek de\u011filse de, m\u00fcminden s\u00fcdur etmesi normalin aksinedir ve d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle ger\u00e7ek ve samimi iman\u0131n gere\u011fine ayk\u0131r\u0131d\u0131r, ayr\u0131ca mazeret iddias\u0131nda yalan ihtimalini kuvvetlendirecek bir \u015f\u00fcphe delili te\u015fkil eder. \u015eu halde zahirde m\u00fcmin kabul edilen bir kimse cihaddan kalmak i\u00e7in \u00f6z\u00fcr beyan edip, izin istemeye kalkt\u0131\u011f\u0131 zaman do\u011frulu\u011fu belli ve kesin olsa bile, ona h\u00fckmedilmeyip bu iki \u00e2yet gere\u011fince sanki iman\u0131 sahte, s\u00f6z\u00fc duruma ayk\u0131r\u0131, do\u011frulu\u011fu \u015f\u00fcpheli ve yalan s\u00f6yledi\u011fi ihtimal dahilindeymi\u015f gibi ispata muhta\u00e7 bir dava olarak delil ve ispata havale olunmas\u0131 laz\u0131m gelmektedir.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetlerde F\u0131k\u0131h ilminin dava ve delillerin tercihi ile Usul-i F\u0131k\u0131h ilminin istidlal, tearuz ve tercih bahislerinin esas\u0131n\u0131 \u00f6\u011freten ve telkin eden gayet ince bir siyak bulunmaktad\u0131r. \u0130lk bak\u0131\u015fta bu iki \u00e2yet izin isteyen herkesin \u015fek ve \u015f\u00fcphe i\u00e7inde oldu\u011funa ve k\u00fcfr\u00fcne h\u00fckmedilmek laz\u0131m gelece\u011fini ifade ediyor san\u0131labilir. Fakat dikkat edilince meselenin \u00f6yle olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar. Zira \u00f6yle olsa idi izin isteyenler aras\u0131nda do\u011fruluklar\u0131 anla\u015f\u0131lacak olanlar bulunmazd\u0131. Halbuki bundan \u00f6nce &#8220;Do\u011fru s\u00f6yledikleri sence a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131k\u0131ncaya kadar&#8221; buyurulmu\u015ftur. Demek ki, tek ba\u015f\u0131na izin istemek ile k\u00fcf\u00fcr ve yalana hemen h\u00fckmolunmamakla beraber, yalan soyut akl\u00ee ihtimal olmaktan \u00e7\u0131k\u0131p \u015f\u00fcphe delili ile izalesi gereken bir a\u00e7\u0131k ihtimal olacak ve bundan dolay\u0131 s\u00f6z do\u011frulanmay\u0131p, bunun aksini iddia eden bir dava olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla delile havale edilecek, s\u00f6z konusu mazeret iddias\u0131n\u0131n do\u011frulu\u011fu ispat edilmedik\u00e7e izin hakk\u0131 do\u011fmayacak ve verilen izin de \u015fer&#8217;i izin olmam\u0131\u015f olacak, izin meselesinin, her\u015feyden \u00f6nce bu hukuki safhas\u0131 g\u00f6zetilmek gerekecektir. Bunun f\u0131kh\u0131 \u015fudur ki, cihad, Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 olarak sabit bir emir ve g\u00f6rev oldu\u011fundan, iman\u0131n gere\u011fi, buna kar\u015f\u0131 ink\u00e2r durumunda bulunmak de\u011fil, derhal icabet etmektir.<\/p>\n<p>D\u0131\u015f y\u00fcz\u00fcyle m\u00fcmin oldu\u011fu halde buna kar\u015f\u0131 mazeret haberi vererek izin isteyenler ise s\u00f6z konusu il\u00e2h\u00ee emri ne ikrar, ne de ink\u00e2r durumunda de\u011filler, sadece mazeretlerinin ger\u00e7ek oldu\u011funu savunma durumundalar. \u015eu halde iddialar\u0131n\u0131 ispat etmedik\u00e7e sadece kendi s\u00f6zleriyle do\u011frulanmazlar, ki bu durum cihad farz-\u0131 ayn oldu\u011fu haller i\u00e7in b\u00f6yledir. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Hz. Peygamber, izin isteyenlere izin verdi\u011fi zaman hen\u00fcz vahiy inmemi\u015f oldu\u011fundan, bu hukuki noktada \u015fu ictihadda bulunmu\u015f &#8220;Kel\u00e2mda aslolan do\u011fruluk, iman\u0131n icab\u0131 da yalan s\u00f6ylememektir. Bu izin isteyenler ise zahiri halde m\u00fcmindirler. O halde bunlar\u0131n zahir olan iman karinesiyle do\u011fruluklar\u0131 da a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu halde s\u00f6yledikleri ile tasdik olunmalar\u0131 ve izinli say\u0131lmalar\u0131 haklar\u0131d\u0131r. Hak zahir olunca onu tehir etmek caiz olmaz.&#8221; diye izin vermi\u015fti. Bunun \u00fczerine bu il\u00e2h\u00ee vahiy indi ve delile muhta\u00e7 olan bu muhakemat usul\u00fcn\u00fc talim buyurdu ki, bu a\u00e7\u0131dan bu \u00fc\u00e7 \u00e2yetin f\u0131kh\u00ee siyak\u0131 \u015fu olmu\u015f oluyor:<\/p>\n<p>Ger\u00e7i kel\u00e2mda aslolan ve iman\u0131n gere\u011fi olan \u015fey do\u011fruluktur, fakat iman ile do\u011frulu\u011fun ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 ona ayk\u0131r\u0131 veya ondan \u00fcst\u00fcn bir delilin bulunmad\u0131\u011f\u0131 durumlardad\u0131r. Burada ise a\u00e7\u0131ktaki iman ile beraber cihaddan kalmak i\u00e7in izin istemek de fiili bir durumdur. Halbuki &#8220;Senden ancak iman etmeyenler izin isterler&#8221; \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fcne g\u00f6re ve \u00f6tedenberi \u00e2det olan uygulamaya g\u00f6re, izin istemek d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle iman\u0131n gere\u011fine ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fmektedir. Buna g\u00f6re hi\u00e7 birisiyle istidlal edilmemek ve bir tercih sebebi aramak gerekir. Bu ise izin iste\u011fi taraf\u0131ndad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yete ve \u00e2dete g\u00f6re izin istemek yaln\u0131zca iman\u0131n h\u00fckm\u00fcnde de\u011fil, fazla olarak iman\u0131n kendisinde ve haberin \u00f6z\u00fcnde dahi \u015f\u00fcpheyi \u00e7eken \u00f6nemli bir belirti ve ipucudur. O halde bunun delil olarak ele al\u0131nmas\u0131, iman\u0131n ispat\u0131ndan veya o ki\u015finin k\u00fcfr\u00fcne h\u00fckmolunmas\u0131ndan daha fazla tercihe lay\u0131kt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunun tercihi iman\u0131n delaletini \u00f6nledikten ba\u015fka yalan ihtimalini artt\u0131r\u0131r ve do\u011frulu\u011fun aslolma \u00f6zelli\u011fini gev\u015fetir. \u015eu halde mazeret s\u00f6z\u00fc delilsiz bir kavl-i m\u00fccerret (delilsiz s\u00f6z) \u015feklinde kal\u0131r. Ayr\u0131ca m\u00fcmin hakk\u0131nda zahirin z\u0131dd\u0131na bir teklif s\u00f6z konusu olur. O zaman her s\u00f6ylenen do\u011fru s\u00f6z\u00fcn, do\u011frulu\u011funu kan\u0131tlamak i\u00e7in s\u00fcrekli bir delil getirme mecburiyeti do\u011far ve do\u011frulu\u011fu ispat olunmad\u0131k\u00e7a onun do\u011frulu\u011fu a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmam\u0131\u015f olur. Hakk\u0131n ve ger\u00e7e\u011fin a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmas\u0131 bu \u015fekilde delil getirmeyi g\u00f6zetmekle olacakt\u0131. O zaman, izin isteyenlerin aras\u0131nda kalbleri imans\u0131z, \u015fek ve teredd\u00fcd\u00fc huy edinmi\u015f, yalan yere yemin ederek yalan mazeretler \u00f6ne s\u00fcren bir tak\u0131m yalanc\u0131lar bulundu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kacak ve ger\u00e7ek mazeret sahipleri hakk\u0131nda da do\u011fru m\u00fcmin muamelesi edilmeyecekti. Bundan ba\u015fka bunlardan bir k\u0131sm\u0131n\u0131n imans\u0131zl\u0131klar\u0131n\u0131 ve yalanc\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 zaten mazeret uydurma \u015fekilleri de ima ediyordu ki, bu da k\u00fcf\u00fcr ve yalanlar\u0131na h\u00fckmetmek i\u00e7in yeterli olmasa bile, do\u011fruluklar\u0131n\u0131 ispat etmedik\u00e7e m\u00fcmin-i sad\u0131k tan\u0131nmayacak \u015f\u00fcpheli kimseler olduklar\u0131n\u0131 anlat\u0131yordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;haz\u0131rl\u0131\u011f\u0131m\u0131z yok&#8221; diye \u00f6z\u00fcr uyduruyor ve izin istiyorlard\u0131. Halbuki:<\/p>\n<p>46- \u00c7\u0131kmak isteselerdi, mutlaka onunla ilgili bir haz\u0131rl\u0131k haz\u0131rlarlard\u0131. Haz\u0131rlamalar\u0131 gerekirdi, durumlar\u0131 da buna elveri\u015fliydi. Madem ki, hi\u00e7bir haz\u0131rl\u0131k yapmam\u0131\u015flar, demek ki, sefere \u00e7\u0131kmak ve cihad etmek istemiyorlard\u0131. Demek ki, esas itibariyle cihad\u0131n zorunlulu\u011funa ve \u00f6nemine inanm\u0131yorlard\u0131. Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, b\u00f6ylece \u00f6z\u00fcr uydurup izin isteyenler, Abdullah b. Selul ve benzerleri kimseler idiler ki, bunlar ileri gelenlerden ve zenginlerden idiler.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu il\u00e2h\u00ee a\u00e7\u0131klamalardan Hz. Peygamber&#8217;in bunlara b\u00f6yle tahkikats\u0131z olarak izin vermesi il\u00e2h\u00ee hikmete tamamiyle ayk\u0131r\u0131 olan bir hata imi\u015f gibi bir zan has\u0131l olabilece\u011finden b\u00f6yle bir vehmi uzakla\u015ft\u0131racak, onun hakikat\u0131n i\u00e7y\u00fcz\u00fcnde de\u011fil, d\u0131\u015f y\u00fcz\u00fcnde meydana gelmi\u015f ve a\u015f\u0131r\u0131 ho\u015fg\u00f6r\u00fc ve iyimserlikten ve biraz da acelecilikten do\u011fmu\u015f bir usuls\u00fczl\u00fck oldu\u011funu, daha do\u011frusu enfaziletli olan\u0131n terki anlam\u0131na geldi\u011fini, bunun b\u00fcsb\u00fct\u00fcn hikmetsiz bir hata demek olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 dile getirmek ve Resulullah&#8217;\u0131 teselli etmek \u00fczere bir de meselenin onlar\u0131n cihada kat\u0131lmay\u0131\u015flar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc ve onlar\u0131n ruh hallerini beyan etmek \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>L\u00e2kin Allah onlar\u0131n gitmeye kalkmalar\u0131n\u0131 istemedi de kendilerini yerlerinde al\u0131koydu. Gitmelerini ho\u015f g\u00f6rmedi, \u00e7irkin k\u0131ld\u0131. Gitmeyi kendilerine ho\u015f g\u00f6stermedi de onlar\u0131 korkakl\u0131k ve tembellik ile tevkif edip, hapsetti, oturanlarla beraber oturunuz denildi. G\u00f6n\u00fcllerine, kar\u0131lar gibi, \u00e7oluk \u00e7ocuk ve zavall\u0131lar, acizler, ihtiyarlar ve emeklilerle beraber oturup kalmak duygusu telkin edildi. Onun i\u00e7in asla \u00e7\u0131kmak istemediler ve nolur nolmaz diyerek vaktiyle bir haz\u0131rl\u0131kta bile bulunmad\u0131lar. \u0130zin verilmekle de zaten resmen acizler ve emekliler kesimine kat\u0131lm\u0131\u015f oldular. Bu onlar\u0131n as\u0131l r\u00fcsvayl\u0131klar\u0131na g\u00f6re hafif kalmakla beraber bir bak\u0131ma bu izin yine de isabetli oldu. \u015eu kadar var ki, izin vermekte biraz teenni g\u00f6sterilseydi, ayr\u0131ca yalanc\u0131l\u0131klar\u0131 herkes\u00e7e bilinecekti, izinsiz olarak kalm\u0131\u015f olacaklar ve daha fazla rezil ve r\u00fcsvay olacaklard\u0131. Asl\u0131nda Allah, onlar\u0131n bu \u015ferefli \u0130sl\u00e2m ordusu i\u00e7inde yer almalar\u0131n\u0131 istememi\u015fti. Bunun s\u0131rr\u0131 ve hikmeti \u015fu idi:<\/p>\n<p>47- E\u011fer onlar i\u00e7inizde sefere \u00e7\u0131km\u0131\u015f olsalard\u0131, size fesattan ba\u015fka hi\u00e7bir katk\u0131da bulunmayacaklard\u0131 sizi fitneye ve tefrikaya d\u00fc\u015f\u00fcrmek maksad\u0131yla mutlaka aran\u0131zda ko\u015fu\u015fturup duracaklard\u0131 sizin i\u00e7inizde de onlar\u0131 dinleyecekler veya onlar ad\u0131na muhbirlik edecekler de vard\u0131. Yani o m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n fitne \u00e7\u0131karmaya y\u00f6nelik s\u00f6zlerine aldanabilecek zay\u0131f kimseler, yahut onlar lehine casusluk edebilecek ba\u015fka m\u00fcnaf\u0131klar da eksik de\u011fildi. Ki onlar olmay\u0131nca bunlar da fazla bir zarar yapamayacaklard\u0131. B\u00f6ylece onlar\u0131n uzak kalmalar\u0131, ordu i\u00e7inde bulunmalar\u0131ndan daha faydal\u0131 olacakt\u0131. Nitekim \u00f6yle olmu\u015ftur. \u0130\u015fte Allah, \u0130sl\u00e2m ordusunu, onlar\u0131n bu gibi \u015ferlerinden korumak i\u00e7in aralar\u0131n\u0131 ay\u0131rd\u0131, onlar\u0131n gitmelerini istemeyip, olduklar\u0131 yerde oturttu, al\u0131koydu. Bununla beraber yine de hemen izin verilmeseydi daha iyi olacakt\u0131. Ayn\u0131 fayda sa\u011flanmakla beraber m\u00fcsl\u00fcmanlara ka\u015f\u0131 nifaklar\u0131 daha \u00f6nceden kendileri taraf\u0131ndan a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f olacak ve evde oturmakla bulduklar\u0131 huzuru tadamayacak ve ordu aleyhine yayd\u0131klar\u0131 k\u00f6t\u00fc haberleri yayamayacaklard\u0131. Allah o zalimlerin hepsini tek tek bilir. \u0130\u00e7lerini, d\u0131\u015flar\u0131n\u0131, yapt\u0131klar\u0131n\u0131, yapacaklar\u0131n\u0131 b\u00fct\u00fcn geni\u015fli\u011fiyle ve kapsam\u0131yla bilir ve onlara ne yapaca\u011f\u0131n\u0131 da bilir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>48- \u015euras\u0131 kesindir ki, bunlar daha \u00f6nce de fitne \u00e7\u0131karmak istediler ve sana t\u00fcrl\u00fc i\u015fler \u00e7evirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve Allah&#8217;\u0131n emri onlar\u0131n zoruna gitmesine ra\u011fmen a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kt\u0131.<\/p>\n<p>49- \u0130\u00e7lerinden &#8220;Aman bana izin ver, ba\u015f\u0131m\u0131 derde sokma&#8221; diyen de var. Dikkat et, ba\u015flar\u0131n\u0131 as\u0131l kendileri derde soktular. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz cehennem, k\u00e2firleri elbette ku\u015fatacakt\u0131r.<\/p>\n<p>50- E\u011fer sana bir iyilik dokunursa fenalar\u0131na gider. E\u011fer sana bir musibet gelirse &#8220;Biz zaten tedbirimizi \u00f6nceden alm\u0131\u015ft\u0131k.&#8221; derler ve sevine sevine d\u00f6n\u00fcp giderler.<\/p>\n<p>51- De ki: &#8220;Hi\u00e7bir zaman bize Allah&#8217;\u0131n bizim i\u00e7in takdir etti\u011finden ba\u015fkas\u0131 dokunmaz. O bizim mevlam\u0131zd\u0131r. M\u00fcminler yaln\u0131zca Allah&#8217;a tevekk\u00fcl etsinler.&#8221;<\/p>\n<p>52- De ki: &#8220;Siz bizde iki g\u00fczelli\u011fin (Zafer veya \u015fehitli\u011fin) birinden ba\u015fkas\u0131n\u0131 m\u0131 g\u00f6zetirsiniz? Biz ise size Allah&#8217;\u0131n kendi kat\u0131ndan veya bizim elimizle bir azap indirmesini g\u00f6zetiyoruz. Haydi siz g\u00f6zetedurun, biz de sizinle beraber g\u00f6zetmekteyiz.&#8221;<\/p>\n<p>53- O m\u00fcnaf\u0131klara \u015funu da de ki; gerek isteyerek, gerek istemeyerek infak edip durun. O infak ettikleriniz sizden hi\u00e7bir zaman kabul edilmeyecektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc siz fas\u0131k bir kavimsiniz.<\/p>\n<p>54- \u0130nfaklar\u0131n onlardan kabul olunmamas\u0131na sebep, ger\u00e7ekte Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne inanmamalar\u0131, namaza ancak \u00fc\u015fene \u00fc\u015fene gelmeleri, verdiklerini de ancak istemeye istemeye vermeleridir.<\/p>\n<p>55- Onlar\u0131n mallar\u0131 da, evlatlar\u0131 da sak\u0131n seni imrendirmesin. Bu olsa olsa, Allah&#8217;\u0131n onlar\u0131 d\u00fcnya hayat\u0131nda bu gibi \u015feylerle azaba u\u011fratmas\u0131ndan ve canlar\u0131n\u0131n k\u00e2fir olarak \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 murat etmi\u015f olmas\u0131ndan ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>48- Allah bilir ya bunlar bundan evvel de fitne \u00e7\u0131karma sevdas\u0131na kap\u0131ld\u0131lar. M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 tefrikaya d\u00fc\u015f\u00fcrmek, ordu bozanl\u0131k etmek istediler.<\/p>\n<p>Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, bu defa da Hz. Peygamber, Teb\u00fck seferi i\u00e7in yola \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131nda Seniyyet\u00fc&#8217;l-veda&#8217; denilen tepede ordug\u00e2h\u0131n\u0131 kurmu\u015ftu. Abdullah b. \u00dcbeyy de adamlar\u0131yla geldi, o tepenin alt\u0131ndaki &#8220;Z\u00eecidde&#8221; denilen mevkiye kondu. Yan\u0131ndakiler az bir asker de\u011fildi. Ne zaman ki, Resulullah yola koyuldu, Abdullah b. \u00dcbeyy, di\u011fer teredd\u00fct i\u00e7inde olanlarla birlikte sefere kat\u0131lmaktan vazge\u00e7ip geri d\u00f6nd\u00fc. Bu arada Abdullah b. Nebtel ve Rifaa ibni Yezid b. Nabut dahi d\u00f6nd\u00fcler. Bunlar da Abdullah b. \u00dcbeyy gibi ileri gelen m\u00fcnaf\u0131klardan idiler. \u0130bn\u00fc \u00dcbeyy&#8217;in Avfo\u011fullar\u0131 ile, \u0130bn\u00fc Nebtel&#8217;in Amro\u011fullar\u0131 ile, \u0130bn\u00fc Nabut&#8217;un da Beni Kaynuka ile dostluk antla\u015fmalar\u0131 vard\u0131. Abdullah b. \u00dcbeyy, daha \u00f6nce Uhud Sava\u015f\u0131 s\u0131ras\u0131nda da fitne \u00e7\u0131karmak istemi\u015fti. (\u00c2l-i \u0130mran S\u00fbresi&#8217;nde \u00e2yet 122&#8217;nin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>Ve senin hakk\u0131nda birtak\u0131m i\u015fler \u00e7evirdiler. \u00c7evirdiler de ne oldu. Nihayet onlar\u0131n ho\u015flanmamalar\u0131na, ra\u011fmen hak geldi ve Allah&#8217;\u0131n emri a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kt\u0131.<\/p>\n<p>49- Onlardan bir k\u0131sm\u0131 da bana izin ver ve beni fitneye d\u00fc\u015f\u00fcrme diyordu. Yani benim ba\u015f\u0131m\u0131 derde sokma, izin versen de, vermesen de gitmeyece\u011fim, bari izin ver de beni g\u00fcnaha sokma, yahut ben sefere \u00e7\u0131karsam ailem peri\u015fan olacak, benim mahv\u0131ma sebep olma da bana izin ver, demek istiyordu. Baz\u0131 rivayetlere g\u00f6re, Cidd b. Kays ad\u0131ndaki m\u00fcnaf\u0131k, &#8220;Ensar bilir, ben kad\u0131nlara d\u00fc\u015fk\u00fcn\u00fcmd\u00fcr. \u015eu halde sar\u0131\u015f\u0131n kad\u0131nlarla, yani \u015eam taraflar\u0131ndaki sar\u0131\u015f\u0131n Rum k\u0131zlar\u0131 ile beni belaya sokma, lakin sana mal\u0131mla yard\u0131m edeyim de benim yakam\u0131 b\u0131rak.&#8221; demek c\u00fcretini bile g\u00f6stermi\u015fti.<\/p>\n<p>Bak, as\u0131l fitneye kendileri d\u00fc\u015ft\u00fcler. \u00d6yle demekle fitneden kurtulamad\u0131lar, as\u0131l fitnenin kendisine d\u00fc\u015ft\u00fcler. Kesindir ki, Cehennem elbette b\u00fct\u00fcn k\u00e2firleri ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>50- Sana bir iyilik isabet ederse bir g\u00fczel ba\u015far\u0131, bir zafer, bir ganimet nasip olursa onlar\u0131 fenala\u015ft\u0131r\u0131r, k\u0131skan\u00e7l\u0131klar\u0131ndan fenalar\u0131na gider, ve \u015fayet sana bir musibet u\u011frarsa, bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck gelirse, sava\u015flardan birinde bir zarar, musibet oldu\u011fu kesinlikle belli olan bir olay ba\u015f\u0131na gelecek olursa, kendi yapt\u0131klar\u0131n\u0131 be\u011fenip fikirleriyle kas\u0131larak, \u0130yi ki, biz daha \u00f6nceden i\u015fimizi ele ald\u0131k, derler. Yani uyan\u0131kl\u0131k ettik, ihtiyatl\u0131 davrand\u0131k, musibet bizi bulmadan i\u015fimizi g\u00f6rd\u00fck, yakam\u0131z\u0131 kurtard\u0131k, diye konu\u015fur dururlar. M\u00fcsl\u00fcmanlarla beraber olmay\u0131p, gazadan ka\u00e7\u0131nmalar\u0131 kavl\u00ee ve fiil\u00ee nifaklar\u0131yla k\u00e2firlere hizmet ve dostluk etmeleri gibi \u015feylerle iftihar eder, \u00f6v\u00fcn\u00fcrler ve bu nifak\u0131n k\u00e2firler kat\u0131nda reva\u00e7 bulaca\u011f\u0131n\u0131 ve bunun musibetten sonra de\u011fil, \u00f6nceden yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirde i\u015fe yarayaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler. Ve ferahl\u0131 ferahl\u0131 d\u00f6nerler, toplan\u0131p konu\u015ftuklar\u0131 yerden keyifli keyifli d\u00f6ner giderler veya k\u00e2firler taraf\u0131na d\u00f6n\u00fcverirler, sevine sevine d\u00f6neklik yaparlar.<\/p>\n<p>51-Bu gibilere kar\u015f\u0131 de ki; bize Allah&#8217;\u0131n bizim i\u00e7in takdir etti\u011finden ba\u015fkas\u0131 isabet etmez. Ac\u0131 tatl\u0131 ba\u015f\u0131m\u0131za her ne gelirse hepsi Allah&#8217;\u0131n yazd\u0131\u011f\u0131d\u0131r. O da sonu\u00e7 olarak mutlaka lehimizedir. D\u00fcnyaya veya ahirete ait menfaat\u0131m\u0131z ve hayr\u0131m\u0131z i\u00e7indir. O, bizim mevlam\u0131zd\u0131r, sahibimiz, yard\u0131mc\u0131m\u0131z ve veliyy-i umurumuzdur. \u00dczerimizdeki b\u00fct\u00fcn tasarruf ve velayet O&#8217;nundur. O nas\u0131l dilerse \u00f6yle yapar, istedi\u011fini yapmak O&#8217;nun hakk\u0131d\u0131r ve ne yaparsa hakk\u0131m\u0131zda hay\u0131rl\u0131s\u0131n\u0131 yapar. O bize hayat\u0131m\u0131zda ve \u00f6l\u00fcm\u00fcm\u00fczden sonra kendimizden daha evlad\u0131r.<\/p>\n<p>Ve i\u015fte bu y\u00fczdendir ki, b\u00fct\u00fcn m\u00fcminler yaln\u0131zca Allah&#8217;a tevekk\u00fcl etsinler. B\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fc ve kudreti ancak O&#8217;na ait bilsinler, yaln\u0131zca O&#8217;na bel ba\u011flay\u0131p ve her hususta sadece O&#8217;na g\u00fcvensinler, emrine ve takdirine g\u00f6n\u00fcl ho\u015flu\u011fu ile teslimiyet g\u00f6sterip gere\u011fince kulluk g\u00f6revlerini yerine getirmeye \u00f6zen g\u00f6stersinler. Allah&#8217;a ne kadar tevekk\u00fcl edilir, g\u00fcven duyulursa, iyi bilinmelidir ki O, daha da fazlas\u0131na lay\u0131kt\u0131r. Ve O&#8217;ndan ba\u015fka tevekk\u00fcl edilecek, bel ba\u011flanacak, g\u00fcc\u00fcne s\u0131\u011f\u0131n\u0131lacak hi\u00e7 bir merci yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc O &#8220;Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n g\u00fc\u00e7 ve kuvvetinden ba\u015fka g\u00fc\u00e7 ve kuvvet yoktur.&#8221; K\u00e2firler bunu bilmedikleri i\u00e7in, onlar a\u00e7\u0131s\u0131ndan en \u00e7ok bel ba\u011flanacak kuvvet nefistir san\u0131rlar ve &#8220;i\u015fimizi avucumuza ald\u0131k&#8221; diye b\u00f6b\u00fcrlenirler. Ve b\u00f6ylece her biri bir amir olmak, uluhiyetten bir hisse almak isterler. Bu \u015firk ve m\u00fcnazaa ile d\u00fcnyada \u015fikak ve nifak sa\u00e7ar dururlar. Halbuki az\u0131c\u0131k akl\u0131 olan bir kimse anlar ki, hakka dayanmayan fani bir nefsin, kendi kendine itimada lay\u0131k olan elinde hi\u00e7bir \u015feyi yoktur. Onun g\u00fcvendi\u011fi her\u015fey birer seraptan farks\u0131zd\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, k\u00e2fir ne kadar kendine g\u00fcvenirse g\u00fcvensin, kesinlikle bir g\u00fcn gelir, olaylar\u0131n ak\u0131\u015f\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda g\u00fcvenmi\u015f oldu\u011fu noktalar\u0131n hepsini kaybeder. Fakat hi\u00e7 bir \u015feye de\u011fil, ancak Allah&#8217;a itimat eden hakiki m\u00fcmin, \u00f6l\u00fcmden bile sars\u0131lmayarak kamil bir imanla Rabb&#8217;inin y\u00fcce kat\u0131na gider. Fakat \u015funu unutmamak gerekir ki, tevekk\u00fcl demek, g\u00f6revin ifas\u0131n\u0131 Allah&#8217;a havale etmek demek de\u011fildir, emri ve karar\u0131 Allah&#8217;a b\u0131rakmakt\u0131r. Allah&#8217;\u0131n emrini canla ba\u015fla yerine getirmeye \u00e7al\u0131\u015fmakt\u0131r. K\u0131sacas\u0131 tevekk\u00fcl &#8220;tefviz-i vazife de\u011fil, tefviz-i emrdir.&#8221; Bir\u00e7oklar\u0131 bu konuda gaflete d\u00fc\u015ferek, tevekk\u00fcl\u00fc, vazifeyi terk etmek san\u0131rlar. Yani kulluk g\u00f6revlerinin yerine getirilmesini Allah&#8217;a havale edip, emir ve komuta mercii olarak kendi kendilerini g\u00f6rmek isterler. Sanki kul vazifesiz oturacakm\u0131\u015f, namaz, oru\u00e7, zekat, cihad ilh&#8230; gibi g\u00f6revleri Allah Te\u00e2l\u00e2 ona emredip yapt\u0131rmayacakm\u0131\u015f da onun yerine Allah (ha\u015fa) yapacakm\u0131\u015f gibi bat\u0131l bir zihniyet ta\u015f\u0131rlar. \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n vaktiyle Hz. Musa&#8217;ya &#8220;Git, sen ve Rabbin ikiniz sava\u015f\u0131n\u0131z, i\u015fte biz burada oturup duraca\u011f\u0131z.&#8221; (Maide, 5\/24) dedikleri gibi, demek isterler. Bu ise Allah&#8217;a tevekk\u00fcl ve itimad de\u011fil, O&#8217;nun emrine g\u00fcvensizliktir, tevekk\u00fcls\u00fczl\u00fckt\u00fcr ve Allah korusun k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. &#8220;Allah hakk\u0131nda o \u00e7ok yan\u0131lt\u0131c\u0131 (\u015feytan) sizi yan\u0131lg\u0131ya d\u00fc\u015f\u00fcrmesin.&#8221; (Lokman 31\/33) \u00e2yetinde de uyar\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, bu olsa olsa \u015feytan yan\u0131ltmas\u0131d\u0131r. \u0130yi bilinmelidir ki, tevekk\u00fcl\u00fcn belirtisi emre g\u00f6n\u00fcl vermek ile vazife sevgisidir. Nitekim bu Allah yaz\u0131s\u0131, \u00e2yette s\u00f6z\u00fc edilen tevekk\u00fcl, cevap olarak \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klan\u0131yor:<\/p>\n<p>52- De ki, siz bize o iki g\u00fczelli\u011fin birinden ba\u015fkas\u0131n\u0131 beklemezsiniz. Yani bizim hakk\u0131m\u0131zda bekledi\u011finiz ak\u0131bet, her biri ak\u0131betlerin en g\u00fczeli olan iki \u015feyden biridir: Ya zaferdir, ya \u015fehitliktir. Bu ikisinden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Biz sonu\u00e7ta ya kesin bir zafer kazanacak, gazi olaca\u011f\u0131z, ya da \u015fehit d\u00fc\u015fece\u011fiz. Oysa sizin ba\u015fa geldi\u011fi takdirde musibet deyip ka\u00e7\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131z, halbuki bizim ba\u015f\u0131m\u0131za geldi\u011fi takdirde sevinece\u011fimiz \u015fehitlik de imrenip be\u011fendi\u011finiz ve k\u0131skand\u0131\u011f\u0131n\u0131z zafer kadar g\u00fczel bir ak\u0131bettir. Siz bunlar\u0131n her ikisinin de b\u00fcy\u00fck bahtiyarl\u0131k oldu\u011funu takdir edemezsiniz de birine sevinir, \u00f6b\u00fcr\u00fcne yerinirsiniz ve hakk\u0131m\u0131zda bu iki g\u00fczelli\u011fin birinden daha ba\u015fka g\u00f6zetebilecek bir ihtimal bulamazs\u0131n\u0131z: Ya zafer, ya \u015fehadet. \u0130\u015fte kaderimiz birbirinden g\u00fczel bu iki mutlu ak\u0131betin, bu Allah yaz\u0131lar\u0131n\u0131n kesinlikle birisidir. Biz de sizin i\u00e7in \u015fu iki ak\u0131betten birini bekleriz: Allah&#8217;\u0131n sizi, ya do\u011frudan do\u011fruya kendi kat\u0131ndan gelecek bir azapla ya da bizi ellerimizle meydana gelecek bir azapla cezaland\u0131rmas\u0131n\u0131, bu iki azaptan birisiyle azaba u\u011fratmas\u0131n\u0131 bekleriz. Yani sizin ak\u0131betiniz, Allah kat\u0131ndaki kaderiniz de, lay\u0131k\u0131n\u0131z da budur. \u0130\u015fte sizin i\u00e7in en fena olan bu iki ak\u0131bet, bizim a\u00e7\u0131m\u0131zdan bir iman konusudur ve ger\u00e7ekte b\u00fct\u00fcn\u00fcyle adaletin yerini bulmas\u0131 demek olan bir hay\u0131rd\u0131r. Onun i\u00e7in siz bekleyin, biz de sizinle beraber bekliyoruz.<\/p>\n<p>53-Buna kar\u015f\u0131l\u0131k &#8220;Biz malla olsun cihada kat\u0131l\u0131p hizmette bulunmad\u0131k m\u0131? Allah yolunda cihad edenlere para harcamad\u0131k m\u0131? Peki bu hay\u0131r de\u011fil midir? Asl\u0131nda &#8220;Zerre kadar iyilik yapan kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6recek de\u011fil midir.&#8221; (Zilzal, 99\/7). \u015eu hale g\u00f6re &#8220;Son hakk\u0131m\u0131z Allah kat\u0131nda neden azap olsun?&#8221; diyecek olurlarsa:<\/p>\n<p>De ki; istiyerek veya istemiyerek infak ediniz. Yani Allah yoluna diyerek sarfetti\u011finiz mallar\u0131n\u0131z\u0131, gerek Allah ve Resul\u00fc&#8217;nden istek ve zorlama olmadan kendili\u011finizden, gerek bir istek ve l\u00fczum \u00fczerine, her ne suretle sarfetmi\u015f olursan\u0131z olunuz sizden asla kabul edilmeyecek. Yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z harcamalar\u0131n\u0131z Allah kat\u0131nda bir hay\u0131r ve hasenat olmak \u00fczere nam ve hesab\u0131n\u0131za kaydolunmayacak ve kabul olunmayacakt\u0131r. Bundan dolay\u0131 ne g\u00f6recekseniz \u00f6nden g\u00f6receksiniz, ahirette ecrini g\u00f6remiyecek, azaptan kurtulam\u0131yacaks\u0131n\u0131z. Zira siz muhakkak ki, bir alay fas\u0131klar olup \u00e7\u0131kt\u0131n\u0131z. Kalben itaatten \u00e7\u0131k\u0131p temerr\u00fcd ettiniz. L\u00e2kin mutlak f\u0131sk, hayr\u0131n kabul\u00fcne mani olur mu? \u00d6zelikle istiyerek yap\u0131lan infak \u015feklinde itaatsizlik ne demektir? Denilecek olursa, \u015funu bilmeli ki,<\/p>\n<p>54- onlar\u0131 kendilerinden, nafakalar\u0131n\u0131 kabul olunmaktan engelleyen de ba\u015fka bir\u015fey de\u011fil, ancak \u015fu halleridir ki, bunlar hakikatte Allah&#8217;a ve Resul\u00fc&#8217;ne k\u00fcfrettiler, inanmay\u0131p ink\u00e2r ettiler. Ve namaza da ancak tembel tembel, \u00fc\u015fene \u00fc\u015fene, gelirler, ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc gelmezler infak\u0131 da ancak ho\u015flanmaya ho\u015flanmaya yaparlar, ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc yapmazlar. Yani Allah ve Resul\u00fc&#8217;ne kalben k\u00fcf\u00fcrleri devam etti\u011finden, namaz\u0131n ve infak\u0131n ne yerine getirilmesindeki sevaba, ne de terkinden dolay\u0131 g\u00fcnaha inanmad\u0131klar\u0131ndan, adeta namaz\u0131 bo\u015funa bir k\u00fclfet, infak\u0131 da bir cereme, bir zarar sayd\u0131klar\u0131ndan, bu gibi g\u00f6revleri yaparken, bunlar\u0131 kalben iman ve g\u00f6n\u00fcl ho\u015flu\u011fu ile seve seve ve Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in de\u011fil ba\u015fka bir maksat, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc kurtarmak i\u00e7in yaparlar. Bundan dolay\u0131 infak\u0131 bir istek ve benimseme s\u00f6z konusu olmadan g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte g\u00f6n\u00fcl ho\u015flu\u011fu ile yap\u0131yormu\u015f olsalar bile o nafakalar\u0131n Allah yoluna harcanmas\u0131 yine de canlar\u0131n\u0131 s\u0131kar. Bunu g\u00f6n\u00fclden isyan ederek ve istemeyerek verirler. \u015e\u00fcphe yok ki, bir kimsenin inanmad\u0131\u011f\u0131 bir \u015feyi yapmas\u0131, d\u0131\u015fardan belli etmese bile kendi i\u00e7inde mutlak bir isteksizlik konusudur. Has\u0131l\u0131 kabule engel olan mutlak f\u0131sk ve g\u00fcnah de\u011fil, k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Ve \u00f6nceki &#8220;kerhen&#8221; tabiri belli olan isteksizli\u011fi, ikinci &#8220;karihun&#8221; ise i\u00e7lerindeki mutlak isteksizli\u011fi ifade eder. Bir a\u00e7\u0131dan isteyerek yap\u0131l\u0131yormu\u015f gibi g\u00f6r\u00fclen \u015feyin, bir ba\u015fka a\u00e7\u0131dan isteksizlik olmas\u0131nda da bir \u00e7eli\u015fki yoktur. Burada a\u00e7\u0131klanmak istenen \u015fey m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n ruh halleridir. Art d\u00fc\u015f\u00fcnceyle yapt\u0131klar\u0131 ve g\u00f6n\u00fcll\u00fc olarak yap\u0131yormu\u015f gibi g\u00f6sterdikleri bu fiilleri, iyi niyete dayal\u0131 olarak yap\u0131lan \u00f6teki i\u015fleri ilgilendirmez. Mesela bir m\u00fcnaf\u0131\u011f\u0131n, m\u00fcsl\u00fcman m\u00fccahitlere s\u0131rf kendi arzu ve iste\u011fiyle Allah i\u00e7in diyerek bir infakta, bir yard\u0131mda bulunmas\u0131 ve bunun alt\u0131nda onlar\u0131 aldatma maksad\u0131n\u0131 gizlemesi, g\u00f6n\u00fcll\u00fc bir sarf olmakla beraber yine de bir taat ve ibadet de\u011fildir, bir isyand\u0131r. Ve bunda taat fikrinden bir i\u011frenme vard\u0131r.<\/p>\n<p>55- \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, onlar\u0131n ne mallar\u0131, ne evlatlar\u0131 seni imrendirmesin, sana bir bahtiyarl\u0131km\u0131\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnmesin. Allah onlara bu nimetleri ne diye b\u00f6yle \u00e7ok \u00e7ok veriyor diye hayrete d\u00fc\u015f\u00fcrmesin. Bunlar onlar i\u00e7in g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi birer nimet de\u011fildir. Allah ancak \u015funu murad ediyor, irade buyuruyor ki onlar\u0131 bunlar sebebiyle d\u00fcnya hayat\u0131nda azaba u\u011frats\u0131n. Bu y\u00fczden elemlere, kederlere ve dertlere giriftar eylesin. Bu dertlerle u\u011fra\u015f\u0131p dururken o b\u00fcy\u00fck ak\u0131beti d\u00fc\u015f\u00fcnmeye vakit bulamas\u0131nlar. Ve canlar\u0131 da k\u00e2fir olduklar\u0131 halde \u00e7\u0131ks\u0131n. B\u00f6ylece ilelebet vebal ve azab\u0131n\u0131 \u00e7eksinler.<\/p>\n<p>O m\u00fcnaf\u0131k k\u00e2firler \u00f6yle bir azap i\u00e7indedirler ki, bir de:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>56- Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz onlar, sizden olduklar\u0131na dair yemin de ederler. Halbuki sizden de\u011fildirler. Fakat onlar \u00f6yle bir kavimdirler ki, korkudan \u00f6dleri patl\u0131yor.<\/p>\n<p>57- E\u011fer s\u0131\u011f\u0131nacak bir yer veya bar\u0131nacak ma\u011faralar veyahut girilecek bir delik bulsalard\u0131 ba\u015flar\u0131n\u0131 diker o tarafa do\u011fru ko\u015farlard\u0131.<\/p>\n<p>58- \u0130\u00e7lerinde (toplad\u0131\u011f\u0131n) sadakalar hakk\u0131nda sana tariz eden (dil uzatan) ler de var. E\u011fer o sadakalardan kendilerine verilmi\u015fse ho\u015fnut olurlar, verilmemi\u015fse hemen k\u0131zarlar.<\/p>\n<p>59- Ne olurdu bunlar, Allah ve Resul\u00fcn\u00fcn kendilerine verdi\u011fine raz\u0131 olsalar da &#8220;Bize Allah yeter. Allah bize l\u00fctuf ve ihsan\u0131ndan yine lutfeder, verir. Bizim b\u00fct\u00fcn ra\u011fbetimiz Allah&#8217;ad\u0131r&#8221; deselerdi.<\/p>\n<p>56- \u00d6dleri patlar.<\/p>\n<p>57-58- Onlardan bir k\u0131m\u0131 sadakalar hakk\u0131nda sana lemzeder, imal\u0131 imal\u0131 s\u00f6z dokundurur veya gizli gizli s\u00f6z atar, seni arkandan \u00e7eki\u015ftirip ay\u0131plar.<\/p>\n<p>Bu hususta m\u00fcnferid birka\u00e7 olay rivayet edilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Huneyn ganimetlerinin b\u00f6l\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmesinde \u0130sl\u00e2m&#8217;a yeni girmi\u015f bulunan Mekke halk\u0131n\u0131, \u0130sl\u00e2m&#8217;a \u0131s\u0131nd\u0131rmak i\u00e7in, Hz. Peygamber onlara fazla fazla pay vermi\u015fti. \u0130bn\u00fc Zilhuveys\u0131ra ad\u0131 verilen Hurkus b. Z\u00fcheyr\u00ee Temim\u00ee &#8220;adaletli davran ya Resulallah&#8221; demi\u015f, Hz. Peygamber de &#8220;Yaz\u0131klar olsun sana, ben de adalet yapmazsam kim adalet yapar?&#8221; buyurmu\u015ftu. \u0130\u015fte bu Hurkus, daha sonraki y\u0131llarda Hariciler denilen ayr\u0131l\u0131k\u00e7\u0131 \u00e7etenin reisi olmu\u015ftu.<\/p>\n<p>Ancak ganimetlerden al\u0131nan paylar, &#8220;sadakalar&#8221; kavram\u0131na girmedi\u011finden, bu \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131yla dolayl\u0131 olarak ili\u015fkili oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir.<\/p>\n<p>Yine Huneyn g\u00fcn\u00fcnde bir de Ebu&#8217;l-C\u00fcvaz ad\u0131nda bir m\u00fcnaf\u0131k, &#8220;Adam\u0131n\u0131za baksan\u0131za, sadakalar\u0131n\u0131z\u0131 koyun \u00e7obanlar\u0131na payla\u015ft\u0131r\u0131yor ve adalet yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 san\u0131yor.&#8221; demi\u015fti.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bunlar, o sadakalardan kendilerine verilirse ho\u015fnud olurlar ve \u015fayet verilmezse hemen k\u0131zarlar. Sadaka almaya haklar\u0131n\u0131n olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmeden \u00f6fkelenirler.<\/p>\n<p>59- Ke\u015fke bunlar Allah&#8217;\u0131n ve Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn ganimetten (veya sadakadan) kendilerine verdi\u011fine raz\u0131 olsayd\u0131lar. Ve deseydiler Allah bize yeter. \u0130leride Allah bize yine fazla fazla verir, lutfeder, Resul\u00fc de ihsanda bulunur.<\/p>\n<p>Muhakkak ki, biz her\u015feyden \u00f6nce Allah&#8217;a ra\u011fbet eyleriz. Yani O&#8217;nun verdiklerine raz\u0131 olup b\u00f6yle deselerdi haklar\u0131nda daha hay\u0131rl\u0131 olurdu. Zira sadakalar\u0131n sarfolunaca\u011f\u0131 yerler hakk\u0131nda Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n muhkem a\u00e7\u0131klamas\u0131, kesin farz\u0131 ve Resul\u00fcne g\u00f6nderdi\u011fi d\u00fcst\u00fbru i\u015fte \u015fudur:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>60- Sadakalar ancak \u015funlar i\u00e7indir: Fakirler, yoksullar, o i\u015fte \u00e7al\u0131\u015fan g\u00f6revliler, m\u00fcellefe-i kul\u00fbb (kalbleri \u0130sl\u00e2m&#8217;a \u0131s\u0131nd\u0131r\u0131lacaklar), k\u00f6leler, bor\u00e7lular, Allah yolundakiler, yolda kalm\u0131\u015flar. Allah taraf\u0131ndan b\u00f6yle farz k\u0131l\u0131nd\u0131. Allah her \u015feyi bilendir, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>60- Sadakalar. &#8220;SADAKA&#8221;: \u0130nsan\u0131n mal\u0131ndan s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 olarak ay\u0131rd\u0131\u011f\u0131 vergidir. Allah&#8217;a sadakatla ba\u011fl\u0131 olmak anlam\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015f olan bir kavramd\u0131r. Sadaka vermek demek olan &#8220;tasadduk&#8221; kelimesi ayn\u0131 k\u00f6ktendir ve &#8220;sadakatle ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 aramak&#8221; anlam\u0131na gelir, Sadaka kavram\u0131nda \u00fc\u00e7 ana unsur vard\u0131r:<\/p>\n<p>1. Fakirlik, yani sadakaya muhta\u00e7 durumda olmak,<\/p>\n<p>2. Temlik, yani yap\u0131lan yard\u0131m\u0131n, sadaka diye verilen \u015feyin mutlaka alan\u0131n eline ge\u00e7mesi ve onda tasarruf edebilmesi,<\/p>\n<p>3. Allah i\u00e7in verilmi\u015f olmak.<\/p>\n<p>Sadaka, her\u015feyden \u00f6nce vacip veya nafile olmak \u00fczere iki k\u0131s\u0131md\u0131r ki, vacip olan k\u0131sm\u0131na &#8220;Zek\u00e2t&#8221; denilir. Her iki k\u0131sm\u0131n da bir\u00e7ok \u00e7e\u015fitleri vard\u0131r. Mesela tar\u0131m \u00fcr\u00fcnlerinden al\u0131nacak zek\u00e2ta &#8220;\u00f6\u015f\u00fcr&#8221; denilir. Ayr\u0131ca sevaim (hayvanlar), a\u011fnam (koyunlar), ticaret, nukud (nakit paralar), rikaz (defineler), meadin (madenler) ad\u0131 verilen ba\u015fka b\u00f6l\u00fcmleri vard\u0131r. Nefsin zek\u00e2t\u0131 olan &#8220;Sadaka-i f\u0131t\u0131r&#8221; vard\u0131r. G\u00f6r\u00fclen ve g\u00f6r\u00fclmeyen mallardan al\u0131nan bu zek\u00e2tlar\u0131n hepsi vacip olan sadakalar cinsindendir. Ve \u00e7o\u011ful olarak &#8220;Sadakat&#8221; kelimesi bunlar\u0131n hepsini kapsam\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Fakat \u00e2yetin sonundaki ba\u011flant\u0131 karinesiyle burada as\u0131l s\u00f6z konusu olan ve maksat olarak g\u00f6zetilen \u015fey farz olan sadakalar, yani zek\u00e2t \u00e7e\u015fitleridir. \u015eu halde toplu m\u00e2n\u00e2 \u015fudur:<\/p>\n<p>Meselenin i\u00e7y\u00fcz\u00fc ve \u00f6z\u00fc o m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n zannettikleri ve arzulad\u0131klar\u0131 gibi de\u011fil, bilinen b\u00fct\u00fcn \u00e7e\u015fitleri ile sadakalar ad\u0131 alt\u0131nda toplanan zek\u00e2t cinsinin hepsi m\u00fcnhas\u0131ran \u015funlar i\u00e7indir: Fakirler ve yoksullar i\u00e7indir. \u015e\u00f6yle ki, &#8220;Onlar\u0131n mallar\u0131nda dilenen ve dilenmeyen yoksullara ait belli bir hak vard\u0131r.&#8221; (Me&#8217;\u00e2ric, 70\/25) \u00e2yetinin de \u00f6ng\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u015fekilde vacip sadaka demek olan zek\u00e2t bunlar\u0131n belli ve bilinen haklar\u0131d\u0131r. Sadaka kavram\u0131 her\u015feyden \u00f6nce fakirlik kavram\u0131 ile birlikte ele al\u0131nmaktad\u0131r. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir hadisi \u015feriflerinde bunu \u015f\u00f6yle ifade buyurmu\u015flard\u0131r: &#8220;Ben sadakay\u0131 zenginlerinizden al\u0131p fakirlerinize vermekle emrolundum&#8221;. Bununla sadakan\u0131n fakirlere ait oldu\u011fu ve vacip olan sadakan\u0131n, zenginin bir l\u00fctfu de\u011fil, fakir kesimin zenginlerin zimmetine ge\u00e7mi\u015f bir hakk\u0131 demek oldu\u011fu, yani bir borcun sahibine geri \u00f6denmesi demek oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu kadar ki, bu hak, do\u011frudan do\u011fruya her fakir ki\u015finin kendi \u00f6z hakk\u0131 de\u011fil, fakir fukara kesiminin b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fcn genel bir hakk\u0131d\u0131r. Ayr\u0131ca bizzat kendilerinden bir s\u00f6zle\u015fmeyle veya gasp yoluyla al\u0131nm\u0131\u015f bir kazan\u0131lm\u0131\u015f hak de\u011fil, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n emri ile sabit olan hibe cinsinden bir hakt\u0131r, yani Allah hakk\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 sadaka ancak Allah i\u00e7in s\u0131dk u sadakatle verilir. Ne zenginin fakire minnet ve eza y\u00fcklemeye hakk\u0131 vard\u0131r, ne de bir fakirin bir zenginden istekte bulunmaya hakk\u0131 ve yetkisi vard\u0131r. Hatta her fakirin her sadakay\u0131 almaya hakk\u0131 ve yetkisi yoktur. Nitekim Hz. Peygamber soyundan, yani, seyyid olan bir fakirin zek\u00e2t almas\u0131 haramd\u0131r. Ancak tatavvu olan sadakadan alabilirler, bir de hediye kabul edebilirler. Yine bunun gibi soyundan geldi\u011fi kimselere ve kendi soyundan gelenlere zek\u00e2t ve vacip olan di\u011fer sadakalar verilmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc nafaka haklar\u0131 vard\u0131r. Ayr\u0131ca fakirlerin ellerinden al\u0131nm\u0131\u015f bor\u00e7, emanet veya gasp veya benzeri herhangi bir haklar\u0131n\u0131n geri verilmesinde sadaka m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulunmaz. Bunun i\u00e7indir ki, haram maldan verilen \u015feyler hakikatte sadaka olamaz, ya bir ba\u015fka hakk\u0131n k\u0131smen iadesi veya bir haks\u0131zl\u0131ktan ba\u015fka bir haks\u0131zl\u0131\u011fa ge\u00e7i\u015f anlam\u0131 ta\u015f\u0131r. Fakir, asl\u0131nda muhta\u00e7 olan, yani kendi geliri asli ihtiya\u00e7lar\u0131na yetmeyen kimse demek olmakla beraber, az bir gelire sahip olabilir, b\u00f6ylece fakir ve muhta\u00e7 durumda oldu\u011funu gizleyebilir, hatta bu y\u00fczden &#8220;\u0130ffetli ve \u00e7ekingen olduklar\u0131ndan, hallerini bilmeyenler onlar\u0131 zengin san\u0131rlar.&#8221; (Bakara, 2\/273) \u00e2yetinin tarifi ile cahiller onlar\u0131 zengin bile sanabilirler. Miskin ise d\u00fc\u015fk\u00fcn demektir. &#8220;Yersiz yurtsuz, evsiz barks\u0131z yoksul ve kimsesizler&#8221; (Beled, 90\/16) \u00e2yetinin de i\u015faretiyle yoksullu\u011fu d\u0131\u015far\u0131dan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman da belli olan ki\u015fi demektir. Miskinlik fakirlikten daha a\u015fa\u011f\u0131 bir durumda olmak anlam\u0131na gelir, \u00fcstelik acizlik ve zillet m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ifade eder. Bununla beraber aksine tefsir edenler de olmu\u015ftur. Has\u0131l\u0131 b\u00fct\u00fcn sadakalar her\u015feyden \u00f6nce fakirler ve yoksullar i\u00e7indir; &#8220;fukara ve mesakin&#8221; hakk\u0131d\u0131r, bunlar\u0131n menfaat\u0131na tahsis edilmi\u015ftir. A\u015fa\u011f\u0131da gelece\u011fi \u015fekilde di\u011ferlerine de yine onlar\u0131n menfaati sebebiyle veya fakirlik ve ihtiya\u00e7lar\u0131 dolay\u0131s\u0131yla verilecektir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Ve sadakalar \u00fczerindeki amillere. Yani toplan\u0131p biriktirilmesinde \u00e7al\u0131\u015fan tahsildarlar, katipler, koruyucular, bek\u00e7iler, mesela davar ve s\u0131\u011f\u0131r cinsinden toplanan zek\u00e2tlar\u0131n \u00e7obanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 yapanlar, has\u0131l\u0131 b\u00fct\u00fcn bu i\u015flerde g\u00f6revli olarak \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n hizmetleri kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak bu zek\u00e2tlardan \u00fccretleri verilir. Ve bu sebeple bunlar i\u00e7in sadaka verilmi\u015f olmaz, yapt\u0131klar\u0131 hizmete kar\u015f\u0131l\u0131k \u00fccret olmu\u015f olur. Ancak onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131 bu gibi hizmetler, sonucu itibariyle fakirlerin ihtiya\u00e7lar\u0131 y\u00f6n\u00fcnde yap\u0131lm\u0131\u015f hizmetler olur, onlar\u0131n menfaatine ait bulunur.<\/p>\n<p>\u0130mam Serahsi&#8217;nin &#8220;Mebsut&#8221; adl\u0131 eserinde zikredilmi\u015ftir ki Hz. Peygamber, gerek g\u00f6r\u00fcnen mallardan ve gerek g\u00f6r\u00fcnmeyen gizli kapakl\u0131 mallardan al\u0131nacak zek\u00e2tlar\u0131n tahsili i\u00e7in amiller tayin buyurdu. Hz. Osman&#8217;\u0131n hilafeti zaman\u0131nda g\u00f6r\u00fcnmeyen mallardan al\u0131nacak zek\u00e2t\u0131n tahsilindeki zorluk sebebiyle bunlar zengin m\u00fcminlerin kendi vicdanlar\u0131na terk edildi ve yaln\u0131zca g\u00f6r\u00fclen mallar\u0131n zek\u00e2tlar\u0131 \u00fczerine amiller g\u00f6revlendirmekle yetinildi, ki, o zamandan beri davar, \u00f6\u015f\u00fcr, madenler ve g\u00fcmr\u00fck memurlar\u0131 tayin edilmekle beraber, g\u00f6r\u00fcnmeyen mallardan al\u0131nacak zek\u00e2t m\u00fckelleflere b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f bulunmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>M\u00fcellefe-i kulub: Yani kalbleri \u0130sl\u00e2m dinine \u0131s\u0131nd\u0131r\u0131lacak olanlar. \u00c7e\u015fitli rivayetlerden \u00e7\u0131kan sonuca g\u00f6re, bunlar ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 k\u0131s\u0131m idiler. Bir k\u0131sm\u0131 baz\u0131 az\u0131l\u0131 k\u00e2firler idi ki Resulullah, bunlar\u0131n \u015ferlerini defetmek ve m\u00fcsl\u00fcmanlara eziyetlerini \u00f6nlemek, di\u011fer k\u00e2firlerle m\u00fc\u015friklere ve zek\u00e2t vermek istemeyenlere kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmalar\u0131n\u0131 sa\u011flamak ve \u0130sl\u00e2m taraf\u0131n\u0131 tutmalar\u0131 i\u00e7in b\u00f6yle ihsan ve yard\u0131mlarla kendilerini \u0130sl\u00e2m&#8217;a meyilli ki\u015filer yapard\u0131. Di\u011fer bir k\u0131sm\u0131 ise kabile reisi ve ileri gelen kimseler durumunda idi ki Hz. Peygamber, bunlara bol bol ikram ve ihsanda bulunur, kendi kabilelerinden \u0130sl\u00e2m&#8217;a girenlere eza ve cefa etmelerini \u00f6nlemeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rd\u0131. Kendilerinin ve emrindekilerin \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmeleri ve \u0130sl\u00e2m&#8217;da sebat etmeleri gibi bir tak\u0131m \u0130sl\u00e2m\u00ee ama\u00e7lar ve maslahatlar g\u00f6zetilirdi. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir k\u0131s\u0131m da \u0130sl\u00e2m&#8217;a yeni girmi\u015f, niyetleri ve iradeleri hen\u00fcz iyice peki\u015fmemi\u015f olan zay\u0131f karakterli ki\u015filer idi ki, fakir ve muhta\u00e7 olmasalar da kalbleri iyice \u0130sl\u00e2m&#8217;a \u0131s\u0131ns\u0131n, imanlar\u0131 peki\u015fsin ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 iyice benimsesinler diye \u00f6zellikle fazla fazla ikram ve ihsan g\u00f6r\u00fcyorlard\u0131. Ki Uyeyne b. H\u0131sn, Akra&#8217; b. H\u00e2bis ve Abbas b. Mirdas bunlar aras\u0131ndayd\u0131. \u0130\u015fte &#8220;m\u00fcellefet\u00fc&#8217;l-kulub&#8221; s\u0131fat\u0131 her \u00fc\u00e7 k\u0131sma da verilir. \u00dc\u00e7\u00fcnde de durumun gere\u011fine g\u00f6re, \u0130sl\u00e2m&#8217;a hizmet ile cihad\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve fakir fukaran\u0131n \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131n g\u00f6zetilmesi ve korunmas\u0131 gibi hikmetler s\u00f6z konusudur. Bununla beraber Hz. Peygamber taraf\u0131ndan birinci k\u0131sma verilen ihsan ve yard\u0131mlar\u0131n resmi sadakalardan verildi\u011fi hakk\u0131nda sarih ve kesin bir rivayet yoktur. Rivayetler bunun ganimetlerden verildi\u011fini g\u00f6steriyor. B\u00fcy\u00fck bir ihtimalle bunun &#8220;Biliniz ki, ganimet olarak elde etti\u011finiz bir \u015feyin be\u015fte biri muhakkak ki, Allah ve Resul\u00fc&#8217;ne aittir&#8230;&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/41) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fcnce, bilhassa Hz. Peygamber&#8217;in hissesi olan be\u015ftebirden verilmi\u015f olmas\u0131d\u0131r ki, bu da onun \u00f6z mal\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, \u0130mam \u015eafii gibi di\u011fer baz\u0131 imamlar buradaki &#8220;m\u00fcellefet\u00fc&#8217;l-kulub&#8221; vasf\u0131n\u0131n, gayr-i m\u00fcslimlere de\u011fil, m\u00fcsl\u00fcmanlara ait oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc savunmu\u015flard\u0131r. Bundan ba\u015fka Hz. Ebu Bekir&#8217;in hilafeti s\u0131ras\u0131nda yukar\u0131da ad\u0131 ge\u00e7enlerden Uyeyne b. H\u0131sn ile Ekra&#8217; b. Habis, ki ikisi de Necid&#8217;li idiler, gelmi\u015fler &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn halifesi, bizim tarafta otsuz, i\u015fe yaramaz bir k\u0131ra\u00e7 arazi var, onu bize ver, tahsis et.&#8221; demi\u015fler. Hz. Ebu Bekir de o araziyi onlara ikta&#8217; (ba\u011f\u0131\u015flama) yoluyla tahsis eylemi\u015f ve buna dair bir de yaz\u0131l\u0131 belge d\u00fczenleyip, \u015fahitlere imzalatm\u0131\u015f. Fakat o anda orada haz\u0131r olanlar aras\u0131nda Hz. \u00d6mer yoktu. Bu ikisi \u015fahit olsun diye \u00d6mer&#8217;e vard\u0131lar, durumu anlatt\u0131lar. Hz. \u00d6mer bunu i\u015fitince yaz\u0131lm\u0131\u015f olan yaz\u0131y\u0131 ellerinden ald\u0131 ve y\u0131rtt\u0131 att\u0131. Dedi ki; &#8220;Resulullah sizi \u0130sl\u00e2m&#8217;a \u0131s\u0131nd\u0131r\u0131yordu ve o g\u00fcn m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n say\u0131s\u0131 azd\u0131. \u015eimdi ise Allah Te\u00e2l\u00e2 m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131 \u00e7o\u011faltt\u0131. Gidiniz g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yetti\u011fi kadar \u00e7al\u0131\u015f\u0131p \u00e7abalay\u0131n\u0131z, siz size d\u00fc\u015feni yaparsan\u0131z Allah da sizi g\u00f6zetir.&#8221;<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine \u00f6fkelenerek Hz. Ebu Bekir&#8217;e m\u00fcracaat ettiler. Halife sen misin, \u00d6mer mi?&#8221; dediler. Ebu Bekir de &#8220;isterse odur&#8221; dedi, bu konuda \u00d6mer&#8217;e muvafakat etti\u011fini g\u00f6stermi\u015f oldu. Onun yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 yanl\u0131\u015f bulmad\u0131, ashabtan kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kan ve yanl\u0131\u015f bulan kimse de olmad\u0131.<\/p>\n<p>Bundan \u015fu hukuki sonu\u00e7 \u00e7\u0131kar ki; Hz. Ebu Bekir ikta\u0131 (ba\u011f\u0131\u015f\u0131) yapm\u0131\u015f ve hatta imzalam\u0131\u015fken sonradan Hz. \u00d6mer&#8217;in bunu engelleme i\u015fini yanl\u0131\u015f bulmayarak, kendi karar\u0131ndan r\u00fccu eylemi\u015ftir. Bu \u015funa delalet eder: Demek ki, bu meselede Hz. \u00d6mer&#8217;in hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2 ve maksad\u0131 derhal anlay\u0131p tasdik etmi\u015ftir. Yani &#8220;m\u00fcellef\u00fc&#8217;l-kulub&#8221;a yap\u0131lan \u00f6zel ba\u011f\u0131\u015flar ehl-i \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n az\u0131nl\u0131kta oldu\u011fu zamanlara mahsus bir uygulamad\u0131r. Ve bunda ictihada mesa\u011f yoktur. Zira Ebu Bekir ictihada yol g\u00f6rse idi imza etti\u011fi bir h\u00fckm\u00fcn feshini caiz g\u00f6rmezdi. Ashaptan bunu ink\u00e2r eden kimse \u00e7\u0131kmay\u0131nca da mesele sosyal bir mahiyet alm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131, seleften bir\u00e7oklar\u0131 &#8220;m\u00fcellefet\u00fc&#8217;l-kulub&#8221; hissesinin bu sebeple ortadan kalkm\u0131\u015f oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc savunmu\u015flard\u0131r ki, Hanef\u00ee mezhebi ile Malik\u00ee mezhebinin me\u015fhur g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc budur. Hanef\u00ee f\u0131k\u0131h\u00e7\u0131lar\u0131 icma ile bunun art\u0131k d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde olduklar\u0131ndan, bu olaya ashab\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fcn icma\u0131 \u015feklinde bakarlar ve derler ki: M\u00fcellefet\u00fc&#8217;l-kulub hissesi, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131nda ve Hz. Peygamber devrinde d\u00fc\u015fman\u0131n \u00e7ok, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n az olduklar\u0131 zamana ait bir uygulamayd\u0131. Daha sonra Hz. \u00d6mer&#8217;in de dikkat \u00e7ekti\u011fi \u015fekilde Allah Te\u00e2l\u00e2 m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131, b\u00f6yle &#8220;m\u00fcellefet\u00fc&#8217;l-kulub&#8221;un deste\u011fine muhta\u00e7 olmayacak \u015fekilde g\u00fc\u00e7l\u00fc k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eayed bundan b\u00f6yle m\u00fcsl\u00fcmanlar \u00f6yle bir \u015feye muhta\u00e7 olurlarsa ancak m\u00fccahedeyi terk ettiklerinden dolay\u0131 muhta\u00e7 olurlar. Ne zaman birlik ve dayan\u0131\u015fma i\u00e7inde olurlarsa, m\u00fcsl\u00fcmanlara ait olan mallardan ba\u011f\u0131\u015fta bulunmak suretiyle yabanc\u0131lar\u0131n deste\u011fini elde etmeye ihtiya\u00e7lar\u0131 kalmaz. Ve b\u00f6yle bir durumda, her \u015feyden \u00f6nce m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n aras\u0131ndaki birlik ve karde\u015fli\u011fin g\u00fc\u00e7lenmesi tedbirleri ile me\u015fgul olmalar\u0131 gerekir. Binaenaleyh m\u00fcsl\u00fcman fakirlerin hakk\u0131 olan sadakalardan, k\u00e2firlerin zenginleri \u015f\u00f6yle dursun, isterse yeni m\u00fcsl\u00fcman ad\u0131 alt\u0131nda baz\u0131 m\u00fchtedilere, e\u011fer fakir de\u011fillerse s\u0131rf te&#8217;lifi kulub (kalblerini \u0131s\u0131nd\u0131rmak) i\u00e7in hisse verilmesi kesinlikle ve evleviyetle caiz olmaz. Ayr\u0131ca hisse verilemez.<\/p>\n<p>Malikilerden Ebu Hayyan tefsirinde bu mesele ile ilgili g\u00f6r\u00fc\u015fler \u015f\u00f6ylece \u00f6zetlenmi\u015ftir: &#8220;\u00d6mer b. Hattab, Hasen, \u015e\u00e2&#8217;b\u00ee ve \u0130sl\u00e2m fukahas\u0131ndan bir grup, m\u00fcellefet\u00fc&#8217;l-kulub s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n g\u00fc\u00e7lenmesi ve yay\u0131lmas\u0131yla art\u0131k ortadan kalkt\u0131\u011f\u0131na kani olmu\u015flard\u0131r. Hanef\u00ee ve Malik\u00ee mezhebinin me\u015fhur olan g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc budur. Hanefi bilginlerinden baz\u0131lar\u0131 demi\u015flerdir ki, Ebu Bekir&#8217;in hilafeti zaman\u0131nda \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n g\u00fc\u00e7 ve kuvvet kazanmas\u0131 sebebiyle ashab-\u0131 kiram m\u00fcellefe hissesinin art\u0131k ortadan kalkm\u0131\u015f oldu\u011fu \u00fczerinde icma ettiler. Kad\u0131 Abdulvehhab demi\u015ftir ki; baz\u0131 durumlarda ihtiya\u00e7 has\u0131l olursa sadakattan hisse verilir. Bilginlerden bir\u00e7oklar\u0131 demi\u015ftir ki, m\u00fcellefet\u00fc&#8217;l-kulub k\u0131yamete kadar mevcuttur. \u0130bn\u00fc At\u0131yye demi\u015ftir ki, meselenin boyutlar\u0131 \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrsek, oralarda ihtilafa ihtiya\u00e7 oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Yunus demi\u015ftir ki, Z\u00fchri&#8217;ye sordum, bu konuda nesih bilmiyorum, dedi. Ebu Ca&#8217;fer-i Nuhas demi\u015ftir ki, bunlar hakk\u0131nda bu h\u00fck\u00fcm sabittir: Bir kimse telif&#8217;ten hisse almaya muhta\u00e7 olur ve onlardan m\u00fcsl\u00fcmanlara bir zarar gelmesinden endi\u015fe edilir veya daha sonra onlar\u0131n m\u00fcsl\u00fcman olmalar\u0131 umulursa verilir. Kad\u0131 Ebubekr \u0130bn\u00fc&#8217;l-Arabi de demi\u015ftir ki, bana g\u00f6re h\u00fck\u00fcm \u015f\u00f6yledir: \u0130sl\u00e2m kuvvetli olursa zail olurlar ve e\u011fer ihtiya\u00e7 bulunursa Resulullah&#8217;\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi paylar\u0131 verilir. Kitabu&#8217;t-Tahrir&#8217;de zikrolundu\u011fu \u00fczere, \u0130mam \u015eafii demi\u015ftir ki, \u00e2mil ve m\u00fcellefet\u00fc&#8217;l-kulub \u015fu zamanda ortadan kalkm\u0131\u015ft\u0131r, sekiz kesimden alt\u0131s\u0131 kalm\u0131\u015ft\u0131r. En faziletli olan bu alt\u0131s\u0131na sarfolunmas\u0131d\u0131r&#8230; Bununla beraber yeniden ortaya \u00e7\u0131karsa, \u015eafii mezhebinin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, her s\u0131n\u0131f\u0131n kendi hissesinin ge\u00e7erli olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ancak \u015funu da unutmamak laz\u0131md\u0131r ki, \u0130mam \u015eafii gibi, bir\u00e7oklar\u0131na g\u00f6re, &#8220;m\u00fcellefet\u00fc&#8217;l-kulub&#8221; ad\u0131n\u0131n, \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmemi\u015f olanlarla bir ili\u015fkisi yoktur. Nitekim zek\u00e2t konusunda s\u00f6z konusu sekiz s\u0131n\u0131f\u0131n tamam\u0131nda da \u0130sl\u00e2m \u015fart\u0131 genellikle bulunmas\u0131 istenen \u015fartt\u0131r. Gayr-i m\u00fcslim fakirlere zek\u00e2t de\u011fil, tatavvu sadakas\u0131 verilebilir.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak &#8220;f\u00ee sebilill\u00e2h&#8221; (Allahyolunda) kayd\u0131, en geni\u015f bir m\u00e2n\u00e2 ile ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman sadakalar\u0131n hepsinde vard\u0131r. Yukar\u0131da da i\u015faret edildi\u011fi \u00fczere Allah r\u0131zas\u0131 g\u00f6zetilmek sadakalar\u0131n \u00f6z\u00fcnde bulunmas\u0131 gereken bir kavramd\u0131r ve mahiyetine dahildir. Fakirlere, yoksullara, k\u00f6lelerin azad\u0131na ve bor\u00e7 y\u00fck\u00fc alt\u0131nda ezilenlere verilen sadakalarda da asl\u0131nda &#8220;f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r, yoksa onlara verilemezdi. Bunun b\u00f6yle oldu\u011fu biliniyor iken b\u00fct\u00fcn bunlar aras\u0131ndan bir de ayr\u0131ca &#8220;F\u00ee seb\u00eelillah&#8221; diye buyurulmas\u0131 bunun genel anlamda &#8220;f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h&#8221; kavram\u0131 i\u00e7inde \u00f6zellikle ba\u015fka bir &#8220;f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h&#8221; demek oldu\u011funu, yani genel anlam\u0131yla ele al\u0131nam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131 derhal ifade eder. Burada say\u0131lanlardan ba\u015fka olarak di\u011fer b\u00f6yle bir f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h demek gibi bir genelleme m\u00e2n\u00e2s\u0131na da olam\u0131yacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bundan sonra &#8220;yolda kalm\u0131\u015f&#8221; tahsisi b\u00f6yle bir m\u00e2n\u00e2ya engeldir. \u015eu halde bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;herhangi bir \u015fekilde f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h sarf i\u00e7in&#8221; demek de olamaz. Buradaki &#8220;f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h&#8221; zarf\u0131 esas itibariyle ne do\u011frudan do\u011fruya sadakan\u0131n, ne de sarf \u015feklinin zarf\u0131 de\u011fildir. Bundaki m\u00e2n\u00e2, &#8220;sadakalar ve f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h&#8217;d\u0131r&#8221; demekten ibaret olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, &#8220;k\u00f6leler hakk\u0131nda&#8221; ifadesinde oldu\u011fu \u00fczere &#8220;ve f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h sarf i\u00e7in&#8221; demekten ibaret de de\u011fildir. Sadakan\u0131n \u00f6b\u00fcrlerinden ba\u015fka \u00f6zellikle verilmesi gereken bir harcama yerine ait bir zarft\u0131r: &#8220;Allah yolundakiler i\u00e7in&#8221; demektir ki, Allah i\u00e7in olan bir ibadete kendini adam\u0131\u015f olanlar\u0131n \u00f6zel vas\u0131flar\u0131n\u0131 anlat\u0131r. Sadaka kavram\u0131 ili\u015fkisiyle de bunlar\u0131n muhta\u00e7lar\u0131 ve ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131lanmas\u0131 s\u00f6z konusu oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya \u00e7\u0131kar. Bu \u015fekilde burada &#8220;O fakirlere ki, onlar kendilerini Allah yoluna adam\u0131\u015flard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/273) \u00e2yetini \u00f6zetleyen bir m\u00e2n\u00e2 gizlidir. atf\u0131 da bunlar\u0131n en fazla &#8220;ibn-i seb\u00eel&#8221; (yolcu) kesimi ile yak\u0131n ili\u015fkisini akla getirir. Fakirler ile yoksullar, \u00e2miller (zek\u00e2tta g\u00f6revliler)le m\u00fcellefet\u00fc&#8217;l-kulub, rikab (k\u00f6leler) ile garimin (bor\u00e7lular) nas\u0131l yak\u0131n ili\u015fki i\u00e7inde iseler bunlar da \u00f6yle demek olur. Yani, bunlarda bir yolculuk, s\u00fcrekli yol tepme, bir sefer ve gurbet m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulunduktan ba\u015fka bu yolun Allah yolu olmas\u0131 ve bunlar\u0131n o yolda bir ihtisas, uzmanl\u0131k ve mecburiyetleri bulunmas\u0131, bir \u00f6zel yolculuk ile bir \u00f6zel ibadeti birle\u015ftiren bir durumda bulunmu\u015f olmalar\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Demek ki, di\u011fer harcama yerlerine verilen sadakalar dahi f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h (Allah yolunda) oldu\u011fu halde, bu harcama yerine verilen sadaka &#8220;iki kere f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h&#8221; demektir. Binaenaleyh burada &#8216;dan maksat \u00f6zel bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 vurgulamak oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ve bu m\u00e2n\u00e2, evvela cihad, ikinci olarak hac ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak da ilim tahsili i\u00e7in yolculuk etmek \u015feklinde ele al\u0131nabilir. Bu y\u00fczden &#8220;f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h&#8221; deyimi \u015feriat gelene\u011finde cihada ait bir kavram olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah i\u00e7in sefer ve kendini vakfetmek anlam\u0131nda en ba\u015fta gelen ibadet budur. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, b\u00fct\u00fcn tefsir ve f\u0131k\u0131h bilginleri bu m\u00e2n\u00e2 \u00fczerinde g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi i\u00e7indeler. Bununla beraber hacda da bu m\u00e2n\u00e2 bulunmaktad\u0131r. Yine tefsir ve f\u0131k\u0131h a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu m\u00e2n\u00e2 da \u00e2yetin kapsam\u0131 i\u00e7inde kabul olunmu\u015ftur. Ayr\u0131ca Suffe Ashab\u0131 gibi din ilimlerinin tahsiline kendini adam\u0131\u015f olanlar\u0131 da kapsam\u0131 i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 &#8220;Kendilerini Allah yoluna adam\u0131\u015f olan fakirler i\u00e7in&#8221; (Bakara 2\/273) \u00e2yetinin tefsirinde nakledilmi\u015ftir. Has\u0131l\u0131, &#8220;f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h&#8221; deyiminin sadece bir zarf veya s\u0131fat olarak kullan\u0131lmas\u0131 ile burada oldu\u011fu gibi bir lakap ve \u00fcnvan olarak kullan\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 aras\u0131nda \u00e7ok \u00f6nemli fark vard\u0131r. \u00d6nceki genel bir anlam, ikincisi \u00f6zel bir anlam ifade eder. \u00d6nceki m\u00e2n\u00e2 ile her ibadet, her hay\u0131r, her sadaka f\u00ee seb\u00eelill\u00e2hd\u0131r, yani Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 yolundad\u0131r. \u0130kinci m\u00e2n\u00e2 ile her sadaka f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h de\u011fildir, f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h sadaka, bir \u00f6zel harcama \u015feklidir ki, bilhassa \u00eel\u00e2-y\u0131 kelimetullah (Allah&#8217;\u0131n kelimesini y\u00fckseltme) yolunda olanlara verilen sadakad\u0131r. Bu fark\u0131n belli olmas\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r ki, b\u00fct\u00fcn tefsir bilginleri ve \u00f6nde gelen f\u0131k\u0131h \u00e2limleri bu &#8220;f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h&#8221; harcama yerinden as\u0131l murad olunanlar\u0131n m\u00fccahidler oldu\u011funda g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi i\u00e7indeler. \u015eu halde zekatta, yani vacip olan sadakalarda s\u00f6z konusu sekiz harcama yerinde birinin de f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h kayd\u0131yla m\u00fccahidlere yap\u0131lacak harcama oldu\u011fu kesindir. Abdullah \u0130bn\u00fc \u00d6mer (r.a.)&#8217;den &#8220;Hac da f\u00ee seb\u00eelill\u00e2hd\u0131r.&#8221; diye rivayet edilmi\u015ftir. Fahruddin Raz\u00ee, tefsirinde &#8220;M\u00fcfessirler, f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h&#8217;a gaza edenler dediler.&#8221; diyerek bir tesbit yapm\u0131\u015f ve m\u00fcctehid imamlar\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015flerinin de bu m\u00e2n\u00e2 \u00fczerine oldu\u011funu topluca bir ifadeyle anlatt\u0131ktan sonra \u015funu ilave ederek, &#8220;f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde lafz\u0131n d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc her \u00e7e\u015fit gaza ehline mahsus oldu\u011funu gerektirmez. Bu m\u00e2n\u00e2dan dolay\u0131 Kaffal, tefsirinde baz\u0131 f\u0131k\u0131h \u00e2limlerinin, \u00f6l\u00fclerin kefenlenip defnedilmesi, kaleler ve k\u0131\u015flalar yap\u0131lmas\u0131, camilerin yap\u0131m\u0131 ve onar\u0131m\u0131 gibi hay\u0131r \u00e7e\u015fitlerinin hepsine sadakalar\u0131n harcanmas\u0131n\u0131 caiz g\u00f6rd\u00fcklerini, \u00e7\u00fcnk\u00fc f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h ifadesinin hepsini kapsam\u0131 i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 nakletmi\u015flerdir.&#8221; demi\u015f, Kad\u00ee Beydav\u00ee de &#8220;K\u00f6pr\u00fc ve fabrika yapmak da denildi.&#8221; diyerek, bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc zay\u0131f bir ifadeyle kaydetmi\u015ftir. Ger\u00e7ekten de Raz\u00ee&#8217;nin bunu ifadenin zahirine ba\u011flayarak, bir \u00e7e\u015fit te&#8217;yid suretinde nakleylemesi do\u011fru de\u011fildir. Bunda hem isim siyak\u0131ndaki f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h l\u00e2fz\u0131n\u0131n me\u015fhur olan \u00f6zel m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan, hem de yukar\u0131dan beri a\u00e7\u0131klayageldi\u011fimiz \u015fekilde beyan\u0131n siyak\u0131ndan bir z\u00fch\u00fbl vard\u0131r. Sahih senetle gelen bir Hadisi \u015eerifte de dile geldi\u011fi gibi, Peygamber Efendimiz buyurmu\u015ftur ki, &#8220;Zengine sadaka hel\u00e2l olmaz, ancak f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h veya ibni seb\u00eel (yolcu) veyahut o kimse bunun d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r ki, yoksul bir kom\u015fusu vard\u0131r, kendisine verilen sadakay\u0131 o yoksul kom\u015fusuna iletmi\u015ftir&#8221;. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu hadisi \u015ferifteki f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h ifadesi her \u00e7e\u015fit hayrat\u0131 i\u00e7ine alacak \u015fekilde genel bir ifade de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u00d6yle bir anlama ihtimali bulunmad\u0131\u011f\u0131 gayet a\u00e7\u0131kt\u0131r. O halde \u00e2yetin tefsirinde bunu g\u00f6zard\u0131 ederek, her \u00e7e\u015fit hay\u0131r i\u00e7in ge\u00e7erli bir ifadeymi\u015f \u015feklinde anlamak nas\u0131l do\u011fru olabilir? \u015e\u00fcphesiz a\u00e7\u0131k ve ortada olan m\u00e2n\u00e2 m\u00fccahidlerdir. Bunda di\u011fer hay\u0131r \u00e7e\u015fitleri olsa olsa bir ihtimal olur ki, bununla nafile olan sadakalarda amel caiz olsa bile zek\u00e2t gibi vacip sadakalarda caiz olmaz. Mesela, zek\u00e2ta mahsuben cami veya misafirhane yapmakla zek\u00e2t borcu eda edilmi\u015f olmaz. Onlar vacip olan sadaka cinsinin d\u0131\u015f\u0131nda do\u011frudan do\u011fruya kendine mahsus ba\u015fka bir hay\u0131r ve ibadet olur. L\u00e2kin o hay\u0131r, vacip olan sadakan\u0131n yerine ge\u00e7mez, zekat say\u0131lmaz. Ancak m\u00fccahidlerin cihatta muhta\u00e7 olduklar\u0131 her t\u00fcrl\u00fc levaz\u0131m ve m\u00fchimmat, yani &#8220;Onlara kar\u015f\u0131 kuvvet haz\u0131rlay\u0131n.&#8221; (Enfal, 8\/60) \u00e2yetinin kapsam\u0131 i\u00e7inde olup da yaln\u0131zca kendi imk\u00e2nlar\u0131 ile tedarik edilmesi m\u00fcmk\u00fcn &#8220;cihad ihtiya\u00e7lar\u0131&#8221;n\u0131n hepsi bu f\u00ee seb\u00eelill\u00e2h harcama yerine girer. As\u0131l maksat ihtiya\u00e7lar\u0131n kar\u015f\u0131lanmas\u0131 oldu\u011fundan, ihtiyac\u0131n cinsine g\u00f6re, bunlar\u0131 m\u00fccahidlerin teker teker bizzat kendilerine de\u011fil de cihad konusuna, yani m\u00fccahidlerin \u015fah\u0131slar\u0131na de\u011fil de komutan\u0131n emrine veya ba\u015fkomutanl\u0131\u011fa verilmek suretiyle ihtiyac\u0131n kar\u015f\u0131lanabilece\u011fi, bunu b\u00f6yle \u00f6demenin yeterli olabilece\u011fi meselesi ayr\u0131ca \u00fczerinde durulabilecek ictihada ba\u011fl\u0131 bir konudur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu husus \u00f6demenin \u015fekli ile ilgili olan ve ayr\u0131nt\u0131 say\u0131labilecek bir meseledir. Sadaka sahibi, sadakas\u0131n\u0131 f\u00ee seb\u00eelillah olmak \u00fczere muhta\u00e7 olan m\u00fccahidlere temlik veya komutana teslim etmekle vacibi eda etmi\u015f olur. Kumandan da onu velayet yoluyla al\u0131p m\u00fccahidlerin cihattaki ihtiyac\u0131na yerli yerinde ve en uygun \u015fekilde harcamakla velayet g\u00f6revini ifa etmi\u015f ve emaneti yerine ula\u015ft\u0131rm\u0131\u015f olur. Ve ihtiyac\u0131n \u00f6zelli\u011fine g\u00f6re, m\u00fccahidlerin do\u011frudan do\u011fruya \u015fah\u0131slar\u0131 s\u00f6z konusu olmay\u0131p teker teker temlik gerekli olmayabilir. Mesela, yiyecek ve giyecek \u015fahsa tahsis edilebilir de a\u011f\u0131r silahlar birli\u011fin emrine tahsis edilir. Daha do\u011frusu kumandan\u0131n emrine verilir. Ve bu sadaka \u00f6b\u00fcrlerinden daha ziyade Allah hakk\u0131 olarak eda edilmi\u015f olur. Ve o halde &#8220;\u0130bn-i Seb\u00eel&#8221;(yolcu) meselesi de ayn\u0131 h\u00fckm\u00fcn kapsam\u0131 i\u00e7inde ele al\u0131nabilir.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 sadakalar\u0131n hepsi, i\u015fte bu sekiz harcama yeri i\u00e7indir ve bu s\u0131n\u0131flara mahsustur. Ve hepsinde sadakan\u0131n verilmesi ve al\u0131nmas\u0131 fakirlik ve ihtiya\u00e7 y\u00f6n\u00fcndendir. Yaln\u0131zca sadaka \u00fczerindeki amillerle m\u00fcellefet\u00fc&#8217;l-kulubun almalar\u0131 sadaka olarak de\u011fildir. Sadaka devlet ba\u015fkan\u0131 ad\u0131na topland\u0131\u011f\u0131 zaman da yine fakir fukaraya da\u011f\u0131t\u0131lmak \u00fczere tahsil olunur. Sonra da ba\u015fkan, ondan m\u00fcellefet\u00fc&#8217;l-kuluba, fakir m\u00fcsl\u00fcmanlara gelebilecek eza ve cefay\u0131 defetmek i\u00e7in, yine \u0130sl\u00e2m&#8217;a yard\u0131m olmak ve bir \u00e7e\u015fit m\u00e2li cihad\u0131 yerine getirmek \u00fczere verir. Amillere (vergi toplayan g\u00f6revlilere) de sadaka de\u011fil, \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak \u00fccret \u015feklinde \u00f6deme yapm\u0131\u015f olur. \u015eu halde sadaka alanlar\u0131n hepsi fakirlik ve ihtiya\u00e7 anlam\u0131 i\u00e7inde sadaka alabilir: &#8220;Ben sizin fakirlerinize \u00f6demek i\u00e7in zenginlerinizden sadaka almakla emrolundum.&#8221; hadisi \u015ferifinin i\u00e7eri\u011fi de g\u00f6sterir ki, yukar\u0131da s\u00f6z\u00fc edilen hadisteki \u00fc\u00e7 m\u00fcstesna dahi dahil olmak \u00fczere sadaka almas\u0131 hel\u00e2l olanlar\u0131n hepsi gerek asaleten, gerek vekaleten olsun kesinlikle ancak fakirlik sebebiyle alabilirler. Bu sekiz s\u0131n\u0131f, bu sekiz harcama yerinin sahipleri asl\u0131nda fakirlik ve ihtiyac\u0131n sebeplerini ve \u00e7e\u015fitlerini a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in tek tek s\u00f6z konusu edilmi\u015flerdir ki, fakirli\u011fin mutlak k\u0131sm\u0131 da vard\u0131r, izafi olan k\u0131sm\u0131 da vard\u0131r. \u015eu halde &#8220;fakirler ve yoksullar&#8221; ad\u0131 alt\u0131nda ele al\u0131namayacak hi\u00e7bir sadaka \u00e7e\u015fidi yoktur.<\/p>\n<p>Allah&#8217;dan fariza olarak bu b\u00f6yledir. Yani sadakalar, Allah taraf\u0131ndan ancak bunlar i\u00e7in bir fariza olmak \u00fczere farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Allah alimdir, hakimdir. Her\u015feyi ve herkesin durumunu, derecesini, neye hakk\u0131 olup, neye olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilir ve her\u015feyi yerli yerine koyar ki, haklar\u0131 hak sahiplerine iletmek, haklara ve g\u00f6revlere riayet edenlerle etmeyenlere de ona g\u00f6re hak ettiklerini vermek dahi O&#8217;nun hikmeti c\u00fcmlesindendir. Bundan dolay\u0131 Allah&#8217;\u0131n farz k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 sadakalar\u0131n bu sekiz s\u0131n\u0131f\u0131n d\u0131\u015f\u0131na harcanmas\u0131 caiz olmaz. O halde bunlardan b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn ayr\u0131 olan ve kalblerinin \u0130sl\u00e2m ile telifi kabil olmayan o h\u0131rsl\u0131, iki y\u00fczl\u00fc ve fitneci m\u00fcnaf\u0131klar sadakaya nas\u0131l ve nereden hak sahibi olabilirler? Ve onlara sadaka vermek nas\u0131l caiz olabilir?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>61- Yine onlar\u0131n i\u00e7inde \u00f6yleleri vard\u0131r ki, Peygamber&#8217;i incitiyorlar ve &#8220;O her s\u00f6yleneni dinleyen bir kulakt\u0131r.&#8221; diyorlar. De ki; &#8220;Sizin i\u00e7in bir hay\u0131r kula\u011f\u0131d\u0131r. Allah&#8217;a inan\u0131r, m\u00fcminlere inan\u0131r, ayr\u0131ca sizden iman edenlere de bir rahmettir&#8221;. Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fcn\u00fc incitenlere ac\u0131kl\u0131 bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>62- G\u00f6nl\u00fcn\u00fcz\u00fc ho\u015f etmek i\u00e7in gelir size yemin ederler. Bunlar e\u011fer m\u00fcmin iseler Allah&#8217;\u0131 ve Resul\u00fcn\u00fc raz\u0131 etmeleri daha do\u011frudur.<\/p>\n<p>63- Bilmiyorlar m\u0131 ki, kim Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne kar\u015f\u0131 gelirse, ona muhakkak ki i\u00e7inde ebedi kal\u0131nacak cehennem ate\u015fi vard\u0131r. \u0130\u015fte r\u00fcsvayl\u0131\u011f\u0131n b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc de budur.<\/p>\n<p>61-63- \u015eunlar da onlardand\u0131r ki, Peygambere eza ederler. M\u00fcnaf\u0131klardan bir k\u0131sm\u0131 aralar\u0131nda konu\u015furken Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hakk\u0131nda ileri geri konu\u015fmu\u015flar, i\u00e7lerinden baz\u0131lar\u0131 &#8220;Onun hakk\u0131nda b\u00f6yle dedikodu yapmay\u0131n\u0131z, korkar\u0131z ki, kula\u011f\u0131na gider, o zaman da bizim i\u00e7in iyi olmaz.&#8221; demi\u015fler. C\u00fclas b. S\u00fcveyd\u00ee, &#8220;Biz diledi\u011fimizi s\u00f6yleriz, sonra da onun yan\u0131nda s\u00f6yledi\u011fimizi ink\u00e2r ederiz, \u00fcst\u00fcne bir de yemin bast\u0131rd\u0131k m\u0131, o da hemen bizim do\u011fru s\u00f6yledi\u011fimize inan\u0131r, Muhammed duydu\u011funa inanan bir kulakt\u0131r.&#8221; demi\u015f. \u0130\u015fte bunu a\u00e7\u0131klamak \u00fczere buyuruluyor ki: Ve o bir kulakt\u0131r, derler. Yani ne s\u00f6ylenirse dinler, reddetmez, belirtilerine g\u00f6re kabul olunup olunmayaca\u011f\u0131 ay\u0131rdetmez, yutar, sanki kendisi b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bir kulaktan ibaretmi\u015f gibidir. Araplar casusa &#8220;ayn&#8221;, yani &#8220;g\u00f6z&#8221; dedikleri gibi, her s\u00f6ylenene kanan, her i\u015fitti\u011fine inanan saf kimseye de &#8220;\u00fcz\u00fcn&#8221; yani &#8220;kulak&#8221; derler. Hz. Peygamber de m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n kabahatlerini y\u00fczlerine vurmaz, merhamet ve kerem g\u00f6sterirdi. \u00d6zellikle yemine \u00e7ok sayg\u0131 g\u00f6sterirdi. Onlar da onun bu tutumunu, onun safl\u0131\u011f\u0131na verirlerdi. Ondan dolay\u0131 b\u00f6yle s\u00f6ylemi\u015flerdi.<\/p>\n<p>Ey Muhammed onlara de ki, sizin i\u00e7in bir hay\u0131r kula\u011f\u0131d\u0131r. Evet bir kulakt\u0131r, fakat sand\u0131\u011f\u0131n\u0131z gibi de\u011fil, bilseniz sizin hayr\u0131n\u0131za olan ne g\u00fczel bir kulakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o ba\u015fka bir\u015fey dinlemez hay\u0131r ve hak dinler ve sizi dinlerken de sizin hayr\u0131n\u0131za dinler, Allah&#8217;a iman eder, ve m\u00fcminlere de inan\u0131r. Dikkat edilirse birinci din\u00ee anlamda iman, ikinci lugat anlam\u0131yla inanmak demek oldu\u011fundan birincisi &#8220;ba&#8221; harf-i cerri ile, ikincisi &#8220;lam&#8221; harf-i cerri ile s\u0131ralanarak aralar\u0131ndaki fark anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yani Allah&#8217;a iman etti\u011fi i\u00e7in yemini dinler ve m\u00fcminlerin s\u00f6zlerine inan\u0131r, onlar\u0131 tasdik eder. Ve iman edenlere, (yani sizden iman\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya koyanlara) bir rahmettir. A\u00e7\u0131k\u00e7a ifade ettikleri iman\u0131 reddeylemez, kabul eyler, fakat hakikatte i\u015fin i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc anlamad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 de\u011fil, s\u0131rf m\u00fcminlere olan merhametinden, yumu\u015fakl\u0131\u011f\u0131ndan, sab\u0131r ve tahamm\u00fcl\u00fcnden dolay\u0131 s\u0131rlar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa vurmamak, ay\u0131plar\u0131n\u0131 y\u00fczlerine vurmay\u0131p, \u00f6rtbas etmek suretiyle kabul eyler. Halbuki; &#8220;Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217;n\u00fc \u00fczenlere, evet onlara ac\u0131kl\u0131 bir azap vard\u0131r. Bir de gelirler size yemin ederler, bununla sizin g\u00f6nl\u00fcn\u00fcz\u00fc almak isterler. Oysa Allah ve Resul\u00fc, r\u0131zas\u0131 kazan\u0131lmaya daha \u00e7ok lay\u0131kt\u0131r. E\u011fer inan\u0131yorlarsa bunun b\u00f6yle oldu\u011funu bilmeliler. Bilmiyorlar m\u0131 ki, kim Allah&#8217;a ve Resul\u00fc&#8217;ne s\u00fcrekli kar\u015f\u0131 gelirse ona muhakkak ki, cehennem ate\u015fi vard\u0131r, orada ebedi kalacakt\u0131r, i\u015fte r\u00fcsvayl\u0131\u011f\u0131n, peri\u015fanl\u0131\u011f\u0131n b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc odur.&#8221;<\/p>\n<p>Ayn\u0131 zamanda:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>64- M\u00fcnaf\u0131klar, kalblerindekileri b\u00fct\u00fcn\u00fcyle haber verecek bir s\u00fbrenin tepelerine inmesinden \u00e7ekinirler. De ki, alay edip durun bakal\u0131m, Allah o sizin \u00e7ekindi\u011finiz \u015feyi kesinlikle ortaya \u00e7\u0131karacakt\u0131r.<\/p>\n<p>65- E\u011fer kendilerine sorarsan, &#8220;Biz s\u0131rf lafa dalm\u0131\u015f, \u015fakala\u015f\u0131yorduk.&#8221; derler. De ki: &#8220;Allah ile, \u00e2yetleri ile ve peygamberi ile mi alay ediyorsunuz?&#8221;<\/p>\n<p>66- Bo\u015funa \u00f6z\u00fcr dilemeyin, iman ettik dedikten sonra k\u00fcfr\u00fcn\u00fcz\u00fc a\u00e7\u0131\u011fa vurdunuz. \u0130\u00e7inizden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 affetsek bile bir k\u0131sm\u0131n\u0131 su\u00e7lar\u0131nda \u0131srar ettikleri i\u00e7in azab\u0131m\u0131za u\u011frataca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>67- M\u00fcnaf\u0131klar\u0131n erkekleri de kad\u0131nlar\u0131 da birbirlerine benzerler. K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc emreder, iyilikten sak\u0131nd\u0131r\u0131rlar ve Allah yolunda harcamaktan ellerini s\u0131k\u0131 tutarlar. Allah&#8217;\u0131 unuttular da, Allah da onlar\u0131 unuttu. Ger\u00e7ekten de m\u00fcnaf\u0131klar hep f\u00e2s\u0131k kimselerdir.<\/p>\n<p>68- Allah, erkek kad\u0131n b\u00fct\u00fcn m\u00fcnaf\u0131klara ve b\u00fct\u00fcn k\u00e2firlere cehennem ate\u015fini ebed\u00ee olarak vaad buyurdu. O ate\u015f onlara yeter. Allah onlara l\u00e2net etmi\u015ftir. Onlara bitmez t\u00fckenmez bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>69- (Ey m\u00fcnaf\u0131klar!) siz de t\u0131pk\u0131 kendinizden \u00f6ncekiler gibisiniz. Oysa onlar sizden daha g\u00fc\u00e7l\u00fc, kuvvetli, mal ve evlat\u00e7a sizden daha varl\u0131kl\u0131 idiler. D\u00fcnya nimetlerinden paylar\u0131na d\u00fc\u015fen kadar zevk s\u00fcrd\u00fcler. Sizden \u00f6ncekiler k\u0131smetlerine d\u00fc\u015fen kadar\u0131yla nas\u0131l zevk s\u00fcrmek istedilerse siz de onlar gibi k\u0131smetinize d\u00fc\u015fen kadar\u0131yla zevk s\u00fcrmeye bakt\u0131n\u0131z, siz de sizden \u00f6nce bata\u011fa dalanlar gibi bata\u011fa dald\u0131n\u0131z. \u0130\u015fte bunlar\u0131n d\u00fcnyada ve ahirette b\u00fct\u00fcn amelleri heder olup gitti ve i\u015fte bunlar hep h\u00fcsran i\u00e7inde kalanlard\u0131r.<\/p>\n<p>70- Onlara, kendilerinden \u00f6ncekilerin; Nuh Kavmi&#8217;nin, \u00c2d&#8217;in, Sem\u00fbd&#8217;un, \u0130brahim Kavmi&#8217;nin, Medyen Ashab\u0131&#8217;n\u0131n ve o m\u00fc&#8217;tefikelerin haberi gelmedi mi? Onlar\u0131n hepsine peygamberleri delillerle gelmi\u015flerdi. Demek ki Allah, onlara zulmetmi\u015f de\u011fildi, l\u00e2kin onlar kendi kendilerine zulmediyorlard\u0131.<\/p>\n<p>64-70- De ki; &#8220;alay edin bakal\u0131m!&#8221; Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, Hz. Peygamber, Teb\u00fck seferine \u00e7\u0131karken m\u00fcnaf\u0131klardan bir s\u00fcvari b\u00f6l\u00fc\u011f\u00fc de \u00f6nde gidiyor ve kendi aralar\u0131nda Kur&#8217;\u00e2n&#8217;la, Peygamber&#8217;le alay ediyorlard\u0131: &#8220;\u015eu adama bak\u0131n, \u015eam kalelerini ve k\u00f6\u015fklerini fethetmek istiyor heyhat, heyhat!&#8230;&#8221; diyorlard\u0131. Allah Te\u00e2l\u00e2, Resul\u00fc&#8217;ne bunu haber verdi. Bunun \u00fczerine Hz. Peygamber &#8220;\u015eu b\u00f6l\u00fc\u011f\u00fc durdurunuz.&#8221; buyurdu ve yanlar\u0131na vard\u0131, &#8220;Siz \u015f\u00f6yle \u015f\u00f6yle dediniz.&#8221; dedi. Onlar da yemin ederek &#8220;Hay\u0131r, Ya Resulallah, hay\u0131r vallahi, ne senin, ne ashab\u0131n\u0131n hakk\u0131nda k\u00f6t\u00fc bir \u015fey s\u00f6ylemedik, sadece yol yorgunlu\u011funu unutturmak i\u00e7in \u015fakala\u015f\u0131p e\u011fleniyorduk.&#8221; diye cevap vermi\u015flerdi. Daha sonraki \u00e2yetler, bu \u00e7e\u015fit davran\u0131\u015flar\u0131 k\u0131nayan ve sonu\u00e7lar\u0131n\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcne dikkat \u00e7eken, m\u00fcminleri uyaran \u00e2yetlerdir. M\u00fcnaf\u0131klar ister kad\u0131n , ister erkek olsun, her zaman ve her yerde hep bu tutum i\u00e7indedirler.<\/p>\n<p>Onlara kar\u015f\u0131l\u0131k:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>71- Erkek ve kad\u0131n b\u00fct\u00fcn m\u00fcminler birbirlerinin dostlar\u0131 ve velileridirler. \u0130yili\u011fi emrederler, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten vazge\u00e7irirler, namaz\u0131 k\u0131larlar, zek\u00e2t\u0131 verirler, Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne itaat ederler. \u0130\u015fte bunlar\u0131 Allah rahmetiyle yarl\u0131\u011fayacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah az\u00eezdir, hak\u00eemdir.<\/p>\n<p>72- Allah m\u00fcmin erkeklere ve m\u00fcmin kad\u0131nlara, altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklard\u0131r. Hem de Adn cennetlerinde ho\u015f meskenler vaad etmi\u015ftir. Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 ise hepsinden b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. \u0130\u015fte as\u0131l b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015f da budur.<\/p>\n<p>71-72- Ve Adn cennetlerinde g\u00fczel, ho\u015f meskenler. Hay\u0131r kayna\u011f\u0131 ve ebedi ik\u00e2metg\u00e2h olan, g\u00f6zlerin g\u00f6rmedi\u011fi, kulaklar\u0131n i\u015fitmedi\u011fi ve insano\u011flunun akl\u0131na, hayaline getiremedi\u011fi gayet g\u00f6n\u00fcl safas\u0131yla dolu bir mutlulukla ya\u015fanacak g\u00fczel g\u00fczel meskenler ki, en ileri derecedeki iman ve hizmet ehline vadolunmu\u015ftur. Ve Allah&#8217;dan bir r\u0131dvan yani Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131ndan olan bir k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck \u015fey bile ekberdir, yani en b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. B\u00fct\u00fcn bu say\u0131lan cennet nimetlerinin hepsinden daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc her hayr\u0131n ve her mutlulu\u011fun, her \u015ferefin ve her y\u00fcceli\u011fin dayana\u011f\u0131 odur. Bunun do\u011frudan do\u011fruya vaad olunan nimetler dizisi i\u00e7inde g\u00f6sterilmemesi dikkat \u00e7ekici bir \u015feydir. Allah bilir, bunun hikmeti, her vaadin i\u00e7eri\u011finde her iki d\u00fcnya i\u00e7in ge\u00e7erli olan bir m\u00e2n\u00e2n\u0131n yatmas\u0131d\u0131r, denilmi\u015f. Fakat rivayet olunmu\u015ftur ki Allah Te\u00e2l\u00e2, cennet ehline &#8220;Raz\u0131 oldunuz mu? Ho\u015fnut musunuz?&#8221; Buyuracak, onlar da &#8220;Ey Rabbimiz, nas\u0131l olmay\u0131z ki, bize ba\u015fka kullar\u0131ndan hi\u00e7 birine vermedi\u011fin nimeti verdin.&#8221; diyecekler. Bunun \u00fczerine buyuracak ki, &#8220;Size bundan da b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc verece\u011fim.&#8221;, &#8220;Bundan daha \u00fcst\u00fcn ne olabilir?&#8221; diyecekler. \u0130\u015fte o zaman Allah Te\u00e2l\u00e2 buyuracak ki; &#8220;Size r\u0131dvan\u0131m\u0131 hel\u00e2l k\u0131laca\u011f\u0131m ve art\u0131k size sonsuza kadar hi\u00e7 gazap etmeyece\u011fim.&#8221;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>73- Ey Peygamber, k\u00e2firlerle ve m\u00fcnaf\u0131klarla sava\u015f. Onlara kar\u015f\u0131 kat\u0131 ol. Onlar\u0131n varacaklar\u0131 yer cehennemdir ve oras\u0131 ne k\u00f6t\u00fc bir yerdir.<\/p>\n<p>74- Onlar, k\u00f6t\u00fc bir \u015fey s\u00f6ylemedik, diyerek Allah&#8217;a yemin ederler. Onlar o k\u00fcf\u00fcr kelimesini kesinlikle s\u00f6ylediler. \u0130sl\u00e2m&#8217;a girdikten sonra yine k\u00e2firlik ettiler. Ve o ba\u015faramad\u0131klar\u0131 cinayeti tasarlad\u0131lar. Halbuki intikam almalar\u0131 i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n, Resul\u00fc ile onlar\u0131 l\u00fctfundan zenginle\u015ftirmi\u015f olmas\u0131ndan ba\u015fka bir sebep yoktu. E\u011fer tevbe ederlerse haklar\u0131nda hay\u0131rl\u0131 olur. Yok yana\u015fmazlarsa Allah onlar\u0131 d\u00fcnyada da, ahirette de ac\u0131kl\u0131 bir azaba u\u011frat\u0131r. Yery\u00fcz\u00fcnde onlar\u0131 koruyacak veya onlara yard\u0131m edecek bir kimse de bulunmaz.<\/p>\n<p>75- Yine onlardan kimi de Allah&#8217;a \u015f\u00f6yle ahdetmi\u015flerdi: &#8220;E\u011fer bize l\u00fctuf ve kereminden ihsan ederse biz de elbette zek\u00e2t\u0131 veririz ve kesinlikle salihlerden oluruz.&#8221; diye s\u00f6z vermi\u015flerdi.<\/p>\n<p>76- Ne zaman ki, Allah lutfedip onlara ihsanda bulundu, onlar da cimrilik edip y\u00fcz \u00e7evirdiler ve zaten yan \u00e7izip duruyorlard\u0131.<\/p>\n<p>77- Allah&#8217;a verdikleri s\u00f6z\u00fc tutmad\u0131klar\u0131 ve yalan s\u00f6yledikleri i\u00e7in, O da bu yapt\u0131klar\u0131n\u0131n sonucunu k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne kadar y\u00fcreklerinde s\u00fcr\u00fcp gidecek bir m\u00fcnaf\u0131kl\u0131\u011fa \u00e7evirdi.<\/p>\n<p>78- Allah&#8217;\u0131n, onlar\u0131n s\u0131rlar\u0131n\u0131 da, f\u0131s\u0131lt\u0131lar\u0131n\u0131 da bilip durdu\u011funu ve Allah&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn bilinmeyenleri bildi\u011fini h\u00e2l\u00e2 \u00f6\u011frenemediler mi?<\/p>\n<p>79-. M\u00fcminlerden zek\u00e2ttan fazla olarak kendi g\u00f6n\u00fclleriyle ba\u011f\u0131\u015fta bulunanlara, bir de g\u00fc\u00e7lerinin yetti\u011finden fazlas\u0131n\u0131 bulamayanlara bak\u0131p da onlarla alay edenleri Allah, maskaraya \u00e7evirmi\u015ftir. Onlara pek ac\u0131kl\u0131 bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>80- Onlar i\u00e7in Allah&#8217;dan ister ma\u011ffiret dile, ister dileme. Onlar i\u00e7in yetmi\u015f kere ma\u011ffiret dilesen de yine Allah onlar\u0131 affetmeyecektir. Bu, onlar\u0131n Allah&#8217;\u0131 ve Resul\u00fcn\u00fc ink\u00e2r etmelerinden dolay\u0131 b\u00f6yledir. Allah, b\u00f6ylesine ba\u015ftan \u00e7\u0131km\u0131\u015f fas\u0131klar g\u00fcruhuna hidayet etmez.<\/p>\n<p>73- K\u00e2firlere ve m\u00fcnaf\u0131klara kar\u015f\u0131 cihad a\u00e7! Ve onlara kar\u015f\u0131 kat\u0131 ol! Yumu\u015fak davranma. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, cihad yaln\u0131zca k\u0131l\u0131\u00e7 ile veya ba\u015fka silahlarla yap\u0131lan sava\u015fla olmaz. Yine bu ifadeden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re &#8220;cihad&#8221; kelimesi &#8220;k\u0131tal&#8221;, yani, &#8220;sava\u015f&#8221; kelimesinden daha geni\u015f kapsaml\u0131d\u0131r. Zira m\u00fcnaf\u0131klar, gizli k\u00e2fir olduklar\u0131 i\u00e7in, \u00f6b\u00fcr a\u00e7\u0131k k\u00e2firler gibi sava\u015f ve k\u0131tal \u015feklinde bir cihad s\u00f6z konusu edilemez. M\u00fcnaf\u0131klara kar\u015f\u0131 a\u00e7\u0131lacak cihad, delil ortaya koymak ve belgeleri a\u00e7\u0131klamak \u015feklinde tefsir edilmi\u015ftir. Ger\u00e7ekten de cihad k\u0131l\u0131\u00e7la, dille, yaz\u0131 ve yay\u0131n yoluyla veya daha ba\u015fka yollarla, ne \u015fekilde olursa olsun cehd ve gayret g\u00f6stermek, \u00e7al\u0131\u015f\u0131p u\u011fra\u015fmak, m\u00fccahede eylemek demektir ki, sava\u015f bunun sadece bir \u00f6zel \u00e7e\u015fididir.<\/p>\n<p>74- Onlar Allah&#8217;a yemin ediyorlar ve &#8220;Biz b\u00f6yle bir\u015fey demedik.&#8221; diyorlar. Halbuki o k\u00fcf\u00fcr kelimesini kesinlikle s\u00f6ylediler.<\/p>\n<p>Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re; Hz. Peygamber, Teb\u00fck seferinde iki ay kalm\u0131\u015f idi. Bu s\u0131rada Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetleri iniyor ve sefere kat\u0131lmayan m\u00fcnaf\u0131klar\u0131 ay\u0131pl\u0131yordu. Bu \u00e2yetleri ordu i\u00e7inde bulunan m\u00fcnaf\u0131klar da i\u015fitiyorlard\u0131. Bunlardan biri olan ve yukar\u0131da da ad\u0131 ge\u00e7en C\u00fclas b. S\u00fcveyd, &#8220;E\u011fer Muhammed&#8217;in Medine&#8217;de b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131m\u0131z karde\u015flerimiz, b\u00fcy\u00fcklerimiz ve ileri gelenlerimiz hakk\u0131nda s\u00f6yledikleri bu s\u00f6zleri do\u011fru ise biz e\u015f\u015feklerden de k\u00f6t\u00fcy\u00fcz.&#8221; diye bir s\u00f6z ka\u00e7\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. O mecliste haz\u0131r bulunan \u00c2mir b. Kays el-Ensari &#8220;Evet, vallahi Muhammed elbette do\u011frudur, sen de ger\u00e7ekten e\u015f\u015fekten betersin.&#8221; demi\u015fti ve tart\u0131\u015fma hemen Peygamber Efendimiz&#8217;e ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Bunun \u00fczerine C\u00fclas&#8217;\u0131 huzuruna getirtti, C\u00fclas da &#8220;Vallahi s\u00f6ylemedim.&#8221; diyerek yemin etti. \u00c2mir de iftirac\u0131 durumuna d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fc, ellerini kald\u0131rarak &#8220;Allah&#8217;\u0131m! Kulun ve Peygamberin olan Muhammed&#8217;e do\u011fruyu tasdik edecek, yalanc\u0131y\u0131 belli edecek \u00e2yet indir!&#8221; diye dua etti. Bu sebeple bu \u00e2yet nazil oldu. C\u00fclas da &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, bu \u00e2yette tevbeyi zikrediyor. Ger\u00e7ekten de ben o s\u00f6z\u00fc s\u00f6ylemi\u015ftim.&#8221; dedi ve cidden tevbek\u00e2r oldu. Ve \u0130sl\u00e2mlar\u0131ndan sonra k\u00fcfrettiler. Yani a\u00e7\u0131k\u00e7a m\u00fcsl\u00fcman olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6yledikten sonra, i\u00e7lerindeki k\u00fcfr\u00fc ortaya koydular. Ve nail olamad\u0131klar\u0131 bir kas\u0131tta bulundular. Teb\u00fck&#8217;ten Medine&#8217;ye d\u00f6n\u00fc\u015fte m\u00fcnaf\u0131klardan onbe\u015f ki\u015fi, geceleyin karanl\u0131kta bir yamac\u0131n k\u0131vr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bir tepede Hz. Peygamber&#8217;i bine\u011fi \u00fczerinde vurup u\u00e7uruma itmeye ittifakla karar vermi\u015flerdi. Ammar b. Yasir bine\u011fin yular\u0131ndan \u00e7ekiyordu, Huzeyfe ibnil-Yeman da arkas\u0131ndan s\u00fcr\u00fcyordu. Tam o s\u0131rada Huzeyfe develerin ayak seslerini ve bir silah \u015fak\u0131rt\u0131s\u0131 i\u015fitti, d\u00f6nd\u00fc bakt\u0131 ki, y\u00fczleri \u00f6rt\u00fcl\u00fc bir grup \u00fczerlerine do\u011fru geliyor. Bunun \u00fczerine Huzeyfe y\u00fcksek sesle &#8220;Kendinize gelin, Ey Allah d\u00fc\u015fmanlar\u0131, kendinize!&#8221; diye ba\u011f\u0131r\u0131nca, onlar da korkup ka\u00e7arlar.<\/p>\n<p>75-&#8220;Yine onlar i\u00e7inden \u00f6yleleri vard\u0131r ki, Allah&#8217;a ahit verirler.&#8221; Bu \u00e2yetin de Sa&#8217;lebe b. Hat\u0131p sebebiyle nazil oldu\u011fu rivayet edilir. \u015e\u00f6yle ki, Sa&#8217;lebe Hz. Peygamber&#8217;in huzuruna gelmi\u015f, &#8220;Ya Resulallah! Allah&#8217;a dua et de bana biraz mal versin.&#8221; demi\u015f. Peygamber (s.a.v.) de: &#8220;Ey Sa&#8217;lebe hakk\u0131n\u0131 eda etti\u011fin az mal, g\u00fc\u00e7 yetiremiyece\u011fin \u00e7ok maldan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221; buyurmu\u015f. Sa&#8217;lebe tekrar gelmi\u015f ve &#8220;Seni hak peygamber olarak g\u00f6nderen Allah&#8217;a yemin ederim ki, bana mal verirse, kesinlikle her hak sahibine hakk\u0131n\u0131 veririm.&#8221; demi\u015f. Bunun \u00fczerine Resulullah dua etmi\u015f, o da bir davar sahibi olmu\u015f derken o hayvan \u00fcredik\u00e7e \u00fcremi\u015f, onun hayvanlar\u0131na Medine dar gelmeye ba\u015flam\u0131\u015f, bir vadiye gitmi\u015f, \u00f6nce cemaat namazlar\u0131ndan, sonra da cumalardan kesilmi\u015f. Resulullah onu sormu\u015f, &#8220;Mal\u0131 \u00e7o\u011fald\u0131, vadiye s\u0131\u011fmaz oldu.&#8221; denilmi\u015f. Bunun \u00fczerine &#8220;Eyvah, yaz\u0131klar oldu Salebe&#8217;ye.&#8221; buyurmu\u015f. Sonra zek\u00e2t i\u00e7in ona iki tahsildar g\u00f6ndermi\u015f, bir\u00e7oklar\u0131 bu tahsildarlar\u0131 daha \u00f6nceden haz\u0131rlad\u0131klar\u0131 zekat mallar\u0131yla kar\u015f\u0131lam\u0131\u015flar. Salebe&#8217;ye vard\u0131klar\u0131 zaman Resulullah&#8217;\u0131n belli farz\u0131n \u00f6denmesini buyuran ferman\u0131n\u0131 okuyup zekat\u0131 istediklerinde, Sa&#8217;lebe &#8220;Bu cizye de neyin nesi oluyor? Bu istedi\u011finiz \u015fey cizyenin kendisi de\u011filse bile karde\u015fidir. Hele siz \u015fimdi gidin de ben bir d\u00fc\u015f\u00fcneyim.&#8221; demi\u015f.<\/p>\n<p>76- &#8220;Allah onlara fazl u kereminden ihsanda bulununca, onda cimrilik ederler ve y\u00fcz \u00e7evirip vazge\u00e7erler.&#8221; \u0130\u015fte bu \u00e2yet ona delalet etmektedir. Tahsildarlar d\u00f6n\u00fcp Hz. Peygamber&#8217;e geldiklerinde, daha onlar olup bitenler hakk\u0131nda bir\u015fey s\u00f6ylemeden, Hz. Peygamber, iki kere &#8220;Eyvah, yaz\u0131klar oldu, Sa&#8217;lebe&#8217;ye.&#8221; buyurmu\u015f. Bu \u00e2yetler, bu sebeple nazil olmu\u015ftur. Daha sonra Sa&#8217;lebe zek\u00e2t\u0131 al\u0131p getirmi\u015f, fakat Resulullah &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, beni, senin sadakan\u0131 kabul etmekten meneyledi.&#8221; buyurmu\u015ftur. Hz. Peygamber&#8217;in irtihalinden sonra Ebu Bekir&#8217;e getirmi\u015f, kabul etmemi\u015f, daha sonra Hz. \u00d6mer&#8217;e getirmi\u015f, o da kabul etmemi\u015f ve Hz. Osman&#8217;\u0131n halifeli\u011fi zaman\u0131nda kendisi de yok olup gitmi\u015f.<\/p>\n<p>77-B\u00f6ylece &#8220;Allah&#8217;a verdikleri s\u00f6z\u00fc tutmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in Allah da o s\u00f6z\u00fc k\u0131yamete kadar kalblerinde s\u00fcr\u00fcp gidecek bir nifaka (m\u00fcnaf\u0131kl\u0131\u011fa) \u00e7evirdi.&#8221; \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fc zuhura gelmi\u015fti.<\/p>\n<p>78- O m\u00fcnaf\u0131klar bilmediler mi ki Allah onlar\u0131n kalblerinde gizledikleri s\u0131rlar\u0131n\u0131 da, f\u0131s\u0131lt\u0131lar\u0131n\u0131 da elbette bilir ve Allah hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz Allam\u00fc&#8217;l-guyuptur. Yani Allah&#8217;\u0131n her bilinmeyeni kesinkes bilip durdu\u011funu bilmediler mi de o haltlar\u0131 i\u015flemeye c\u00fcret ettiler?<\/p>\n<p>79- Onlar ki, m\u00fcminlerden sadaka konusunda fazla fazla verenleri (yani farz olan zek\u00e2tlar\u0131ndan ba\u015fka nafile olarak da sadaka verenleri) k\u0131narlar. Bir de c\u00fchdlerinden, (takatlar\u0131ndan ba\u015fka bir\u015fey bulamayanlar\u0131) ay\u0131plarlar da onlarla alay eder, e\u011flenirler. Bu \u00e2yette tatavvu olarak sadaka vermenin faziletine dikkat \u00e7ekilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Tatavvu: \u00dczerine farz ve vacip olmad\u0131\u011f\u0131 halde fazladan bir ibadet yapmak ve taatta bulunmakt\u0131r ki, &#8220;nafile&#8221; ile e\u015f anlaml\u0131d\u0131r. Mesela sadakalarda tatavvu, vacip olan zek\u00e2ttan ba\u015fka fazladan sadaka vermektir, yahut kendisine zek\u00e2t d\u00fc\u015fmedi\u011fi halde sadaka vermektir ki, di\u011fer ibadetlerde de bu b\u00f6yledir.<\/p>\n<p>\u015e\u00f6yle rivayet olunmu\u015ftur ki, Hz. Peygamber, insanlar\u0131 sadaka vermeye te\u015fvik buyurmu\u015ftur. Bundan dolay\u0131 Abdurrahm\u00e2n b. Avf, k\u0131rk okka kadar alt\u0131n, bir okka k\u0131rk dirhem para ve bir rivayette d\u00f6rt bin dirhem getirmi\u015f ve &#8220;Sekiz bin dirhem param vard\u0131, yar\u0131s\u0131n\u0131 Rabb&#8217;ime ay\u0131rd\u0131m, yar\u0131s\u0131n\u0131 da evdekilere b\u0131rakt\u0131m.&#8221; demi\u015fti. Bunun \u00fczerine Hz. Peygamber, &#8220;Allah, verdi\u011fini de senin i\u00e7in m\u00fcbarek k\u0131ls\u0131n, evde al\u0131koydu\u011funu da.&#8221; duas\u0131nda bulunmu\u015ftu. Ger\u00e7ekten de Abdurrahm\u00e2n, daha sonra o kadar bollu\u011fa ve berekete eri\u015fmi\u015fti ki, vefat etti\u011fi zaman, miras\u0131n\u0131n sekizde biri d\u00f6rt han\u0131m\u0131na taksim edilince yaln\u0131zca d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc han\u0131m\u0131 olan Nadir, Seksen bin dirheme sulh olmu\u015ftu. Yine ashaptan As\u0131m b. Adiy de y\u00fcz vesek hurma getirmi\u015f, &#8220;Bu gece bir zat\u0131n hurmal\u0131\u011f\u0131n\u0131 sulamak i\u00e7in sabaha kadar g\u00fcndelik\u00e7i olarak \u00e7al\u0131\u015ft\u0131m, kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda iki s\u00e2&#8217; hurma kazand\u0131m, birini evime al\u0131koydum, birini de Rabb&#8217;im i\u00e7in getirdim.&#8221; demi\u015fti. Resulullah da zek\u00e2t olarak toplanan \u00f6teki hurmalar\u0131n \u00fcst\u00fcne d\u00f6kmesini emreylemi\u015fti. M\u00fcnaf\u0131klar ise Abdurrahm\u00e2n da, As\u0131m da &#8220;Sadakalar\u0131n\u0131 ba\u015fka de\u011fil, s\u0131rf g\u00f6steri\u015f ve isim yapmak i\u00e7in getirdiler, Ebu Ukayl&#8217;in getirdi\u011fi bir s\u00e2&#8217;hurmaya da Allah ve Resul\u00fc muhta\u00e7 de\u011fildi, l\u00e2kin o da kendisine s\u0131rf sadaka veriyor desinler diye getirdi.&#8221; \u015feklinde ileri geri dedikodu yapm\u0131\u015flar ve fiskos etmi\u015flerdi. \u0130\u015fte bu sebeple bu \u00e2yet nazil oldu.<\/p>\n<p>Allah, o m\u00fcnaf\u0131klar\u0131 maskara etti. Ve onlar i\u00e7in ac\u0131kl\u0131 bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>80-\u00d6yle ki, sen onlar i\u00e7in ister isti\u011ffar et, ister isti\u011ffar etme, bir \u015fey de\u011fi\u015fmez, her ikisi de e\u015fittir. Onlar i\u00e7in yetmi\u015f kere isti\u011ffar etsen de, (yani ne kadar \u00e7ok isti\u011ffar edersen et), yine de Allah onlar\u0131 kesinlikle affetmeyecektir, ba\u011f\u0131\u015flamayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Rivayet olunuyor ki, Abdullah b. \u00dcbeyy&#8217;in o\u011flu Abdullah \u00e7ok ihlasl\u0131 bir m\u00fcsl\u00fcman idi, babas\u0131n\u0131n hastal\u0131\u011f\u0131nda onun hakk\u0131nda Resulullah&#8217;\u0131n dua ve isti\u011ffar etmesini niyaz etmi\u015fti. Peygamber Efendimiz de etmi\u015f idi. Sonra bu \u00e2yet nazil oldu. Yedi, yetmi\u015f ve yediy\u00fcz gibi say\u0131lar mutlak olarak bir \u015feyin \u00e7ok \u00e7ok yap\u0131lmas\u0131 i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. B\u00f6yle olmakla beraber say\u0131lar\u0131n herbiri, esas itibariyle daha yukar\u0131s\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fcne ayk\u0131r\u0131 bir s\u0131n\u0131r\u0131 belirler. Bundan dolay\u0131 Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bunu dikkate alarak &#8220;Demek ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 izin verdi ben de yetmi\u015ften daha fazla isti\u011ffar ederim.&#8221;(1) demi\u015f ve bunu \u00fczerine &#8220;Ayn\u0131 \u015feydir, onlar i\u00e7in ister isti\u011ffar et, ister isti\u011ffar etme, Allah onlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamayacakt\u0131r.&#8221; (M\u00fcn\u00e2fik\u00fbn, 63\/6) \u00e2yeti nazil olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu, yani Allah&#8217;\u0131n onlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamay\u0131\u015f\u0131, senin isti\u011ffar\u0131na \u00f6nem vermedi\u011finden dolay\u0131 de\u011fil, \u015fu sebeptendir: \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar Allah&#8217;a ve Resul\u00fc&#8217;ne inanmad\u0131lar, kesinlikle ink\u00e2r ettiler. Allah da b\u00f6ylesine fas\u0131klar g\u00fcruhunu hidayete erdirmez. Yani, hadlerini a\u015fan, \u015f\u0131mar\u0131k ve k\u00fcstah\u00e7a tav\u0131r alan inat\u00e7\u0131 kimselere hidayet nasip etmez, onlar\u0131 ba\u015far\u0131ya ula\u015ft\u0131rmaz, maksatlar\u0131na nail eylemez.<\/p>\n<p>B\u00f6yle iken:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>81-86- 81- Sava\u015ftan geri kalan m\u00fcnaf\u0131klar, Resulullah&#8217;\u0131n hilaf\u0131na, onun sava\u015fa gitmesine kar\u015f\u0131l\u0131k, oturup kalmalar\u0131yla ferahlad\u0131lar ve mallar\u0131yla, canlar\u0131yla Allah yolunda cihad etmekten ho\u015flanmad\u0131lar, \u00fcstelik &#8220;Bu s\u0131cakta sava\u015fa gitmeyin.&#8221; dediler. De ki: &#8220;Cehennem ate\u015fi daha s\u0131cakt\u0131r.&#8221; Ke\u015fke anlayabilselerdi.<\/p>\n<p>82- Kazand\u0131klar\u0131 g\u00fcnah\u0131n cezas\u0131 olarak, art\u0131k az g\u00fcls\u00fcnler, \u00e7ok a\u011flas\u0131nlar.<\/p>\n<p>83- E\u011fer Allah, seni onlardan bir k\u0131sm\u0131n\u0131n yan\u0131na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcr de onlar ba\u015fka bir cihada seninle birlikte \u00e7\u0131kmak i\u00e7in senden izin isterlerse, de ki; &#8220;Art\u0131k siz hi\u00e7bir zaman benimle \u00e7\u0131kamayacaks\u0131n\u0131z. Daha \u00f6nce oturup kalmaktan ho\u015flan\u0131yordunuz. Bundan b\u00f6yle art\u0131k geride kalanlarla beraber oturup kal\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>84- Ve onlardan biri \u00f6l\u00fcrse asla namaz\u0131n\u0131 k\u0131lma ve kabirinin ba\u015f\u0131na gidip durma. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar Allah&#8217;\u0131 ve Resul\u00fcn\u00fc tan\u0131mad\u0131lar. Ve fas\u0131k olarak can verdiler.<\/p>\n<p>85- Onlar\u0131n ne mallar\u0131, ne de evlatlar\u0131 seni imrendirmesin. Allah, onlar\u0131 d\u00fcnyada bunlarla cezaland\u0131rmay\u0131 ve canlar\u0131n\u0131n k\u00e2fir olarak \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 murad ediyor, ba\u015fka de\u011fil.<\/p>\n<p>86- &#8220;Allah&#8217;a iman edin ve Resul\u00fc ile birlikte cihada gidin.&#8221; diye bir s\u00fbre indirildi\u011fi zaman, i\u00e7lerinden mal m\u00fclk sahibi olanlar senden izin istediler ve &#8220;B\u0131rak bizi oturanlarla beraber otural\u0131m.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>87- Onlar, oturanlarla beraber oturmaktan ho\u015fland\u0131lar. Kalblerine m\u00fch\u00fcr vuruldu. Bundan dolay\u0131 onlar anlay\u0131\u015fs\u0131zd\u0131rlar.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>88- Fakat Peygamber ve onunla beraber olan m\u00fcminler mallar\u0131yla, canlar\u0131yla cihad ettiler. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn hay\u0131rlar onlar\u0131nd\u0131r. Murada erenler de i\u015fte onlard\u0131r.<\/p>\n<p>89- Allah onlara, alt\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetler haz\u0131rlad\u0131. \u0130\u00e7lerinde ebedi kalacaklar. \u0130\u015fte o b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015f budur.<\/p>\n<p>87-88- Medine&#8217;deki m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n durumunu ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak belirledikten sonra, s\u00f6z\u00fc bedevilerin durumuna getirerek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>89-Medine&#8217;deki m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n durumunu ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak belirledikten sonra, s\u00f6z\u00fc bedevilerin durumuna getirerek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>90-91-92- 90- Bedevilerden \u00f6z\u00fcr bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne yalan s\u00f6yleyenler de oturdular kald\u0131lar. Bunlardan k\u00e2fir olanlara ac\u0131kl\u0131 bir azap isabet edecektir.<\/p>\n<p>91- Allah ve Resul\u00fc ad\u0131na nasihat ettikleri takdirde ne zay\u0131flara, ne hastalara, ne de verecek bir\u015fey bulamayan yoksullara sava\u015ftan kalmaktan dolay\u0131 bir g\u00fcnah yoktur. \u0130yilik edenleri ay\u0131plamaya bir yol yoktur. Allah gafurdur, rah\u00eemdir.<\/p>\n<p>92- Kendilerini bindirip sava\u015fa g\u00f6nderesin diye g\u00f6n\u00fcll\u00fc olarak sana geldiklerinde, &#8220;Sizi bindirecek bir\u015fey bulam\u0131yorum.&#8221; dedi\u011fin zaman, bu u\u011furda harcayacaklar\u0131 bir\u015fey bulamad\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 \u00fcz\u00fcl\u00fcp g\u00f6zlerinden ya\u015f d\u00f6ke d\u00f6ke geri d\u00f6n\u00fcp gidenlere de bir g\u00fcnah yoktur.<\/p>\n<p>93- K\u0131namaya yol, ancak zengin olduklar\u0131 halde geri kalmak i\u00e7in senden izin isteyenleredir. Bunlar geri kalanlarla beraber olmay\u0131 tercih ettiler. Allah da kalblerini m\u00fch\u00fcrledi. Onlar, art\u0131k ba\u015flar\u0131na gelece\u011fi bilmezler.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>94- Sava\u015ftan d\u00f6n\u00fcp yanlar\u0131na geldi\u011finizde size \u00f6z\u00fcr beyan edecekler. De ki: &#8220;\u00d6z\u00fcr beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmay\u0131z. Allah bize, sizin durumunuzdan haberler verdi&#8221;. Bundan sonra da Allah ve Resul\u00fc yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6recektir. Daha sonra da gizliyi ve \u00e2\u015fik\u00e2r\u0131 bilen Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz. O vakit O, size neler yapm\u0131\u015f oldu\u011funuzu tek tek haber verecektir.<\/p>\n<p>95- D\u00f6n\u00fcp de yanlar\u0131na geldi\u011finizde kendilerinden y\u00fcz \u00e7eviresiniz (hesaba \u00e7ekmekten vazge\u00e7esiniz) diye Allah&#8217;a yemin edecekler. Siz de onlardan y\u00fcz \u00e7evirin. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar ger\u00e7ekten murdar kimselerdir. Yapt\u0131klar\u0131n\u0131n cezas\u0131 olarak nihayet varacaklar\u0131 yer cehennemdir.<\/p>\n<p>96- Kendilerinden raz\u0131 olas\u0131n\u0131z diye size yemin ederler. E\u011fer siz onlardan raz\u0131 olursan\u0131z, \u015funu bilin ki Allah, o fas\u0131klar g\u00fcruhundan kesinlikle raz\u0131 olmaz.<\/p>\n<p>97- Bedeviler ink\u00e2r ve m\u00fcnaf\u0131kl\u0131k bak\u0131m\u0131ndan daha beterdirler. Bununla beraber Allah&#8217;\u0131n, Resul\u00fcne indirdi\u011fi (h\u00fck\u00fcmlerin) s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 bilmemeye daha yatk\u0131nd\u0131rlar. Allah al\u00eemdir, hak\u00eemdir,<\/p>\n<p>98- Bedevilerden kimi de var ki, verdi\u011fini angarya sayar ve sizin \u00fczerinize belalar gelmesini bekler. O \u00e7irkin belalar kendi ba\u015flar\u0131na olsun! Allah her\u015feyi i\u015fitendir, bilendir.<\/p>\n<p>99- Yine bedevilerden kimi de vard\u0131r ki, Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inan\u0131r ve harcad\u0131\u011f\u0131n\u0131 Allah kat\u0131nda yak\u0131nl\u0131klara ve Peygamber&#8217;in dualar\u0131n\u0131 almaya vesile sayar. Ger\u00e7ekten de bu, onlar i\u00e7in bir yak\u0131nl\u0131kt\u0131r. Allah onlar\u0131 rahmeti i\u00e7ine koyacakt\u0131r. \u015e\u00fcphesiz ki, Allah ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r ve rahmet edicidir.<\/p>\n<p>93-94- Yanlar\u0131na d\u00f6n\u00fcp geldi\u011finizde size \u00f6z\u00fcrler uyduracaklar. Yani siz m\u00fcmin gaziler, selametle, \u015fan ve \u015ferefle gazadan d\u00f6n\u00fcp yine onlar\u0131n yan\u0131 ba\u015flar\u0131na geleceksiniz ve kalbleri m\u00fch\u00fcrl\u00fc oldu\u011fundan dolay\u0131, bu sonucu ak\u0131l edemeyen ve geride kad\u0131nlarla beraber kalmaya raz\u0131 olarak, izin istemeye kalk\u0131\u015fan o zengin m\u00fcnaf\u0131klar, o zaman yani siz d\u00f6n\u00fcp yanlar\u0131na geldi\u011finiz zaman, al\u00e7akl\u0131klar\u0131n\u0131 anlayacak ve hak ettikleri itaptan s\u0131yr\u0131l\u0131p kurtulmak i\u00e7in m\u00fcnaf\u0131k\u00e7a yollarla birtak\u0131m \u00f6z\u00fcrler, bahaneler uyduracaklar. Fakat ey Muhammed, sen onlara de ki, \u00f6z\u00fcr uydurmay\u0131n \u00f6zr\u00fcm\u00fcz\u00fc kabul ettirece\u011fiz diye bo\u015funa \u00e7abalamay\u0131n hi\u00e7 a\u011fz\u0131n\u0131z\u0131 a\u00e7may\u0131n. Size asla inanmayaca\u011f\u0131z, Allah bizi haberlerinizden vahiy ve n\u00fcb\u00fcvvet yoluyla haberdar etti. Yalanc\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131z, m\u00fcnaf\u0131kl\u0131\u011f\u0131n\u0131z kesinle\u015fti. Bundan dolay\u0131 m\u00fcminlerin bu vahiy bilgileri kar\u015f\u0131s\u0131nda sizin s\u00f6yleyeceklerinize inanmas\u0131 ihtimali kalmad\u0131. Bundan b\u00f6yle yapaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 da Allah ve Resul\u00fc g\u00f6recek. Bakal\u0131m ne yapacaks\u0131n\u0131z, yine nifaka devam m\u0131 edeceksiniz, yoksa tevbek\u00e2r olup yola m\u0131 geleceksiniz? Her ne yapsan\u0131z Allah&#8217;dan ve Resul\u00fc&#8217;nden gizleyemezsiniz. Gizli veya a\u00e7\u0131k her i\u015finiz, her yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z g\u00f6r\u00fclecek, bilinecek. Sonra da zaten o her gizliyi ve a\u00e7\u0131\u011f\u0131 bilenin huzuruna g\u00f6nderileceksiniz. En sonunda yakalan\u0131p gizli veya a\u00e7\u0131k yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z b\u00fct\u00fcn i\u015flerinizin \u00f6z\u00fcne vak\u0131f olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n huzurunda dikileceksiniz. \u0130\u015fte o zaman O da size b\u00fct\u00fcn yapageldiklerinizi haber verecek. Yani k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde Allah cezan\u0131z\u0131 verecek, ne halt etti\u011finizi o zaman anlayacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>95- Siz d\u00f6n\u00fcnce ne sefilce \u00f6z\u00fcrler dileyecekler bilir misiniz?<\/p>\n<p>Gazadan d\u00f6n\u00fcp onlara geldi\u011finizde (sizi kand\u0131rmak i\u00e7in) Allah&#8217;a yeminler edecekler, kendilerine bo\u015f verip ald\u0131rmayas\u0131n\u0131z diye. Yani kabahatlerini g\u00f6rmiyesiniz, ay\u0131play\u0131p azarlamaktan vazge\u00e7esiniz, sarf-\u0131 nazar edesiniz diye. \u0130mdi siz de kendilerinden y\u00fcz \u00e7eviriniz. Yani onlar\u0131n arzu ettikleri gibi ho\u015fg\u00f6r\u00fc ve sevgiyle de\u011fil, uzakla\u015f\u0131p nefret g\u00f6stermek suretiyle y\u00fcz \u00e7eviriniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar pistirler. D\u0131\u015far\u0131dan g\u00f6r\u00fcnmese bile mutlaka i\u00e7leri pistir, niyetleri ve ruhlar\u0131 habistir. G\u00f6zle g\u00f6r\u00fclen cismani pisliklerden sak\u0131nmak nas\u0131l vacip ise bula\u015fmas\u0131 daha \u00e7abuk, zarar\u0131 daha fazla olan ruhan\u00ee ve ahl\u00e2k\u00ee pisliklerden sak\u0131nmak, uzak durmak da \u00f6yle, hatta daha \u00f6ncelikli olarak vaciptir. Me&#8217;valar\u0131, (yani, en son varacaklar\u0131 yerleri, son duraklar\u0131) cehennemdir. Kesiplerinin, (yani elde ettiklerinin) cezas\u0131 olarak.<\/p>\n<p>96- Yemin ederler sizi inand\u0131rmak i\u00e7in kendilerinden raz\u0131 olas\u0131n\u0131z diye. Yani sizin r\u0131zan\u0131z\u0131 elde etmek, sizi kand\u0131r\u0131p, g\u00f6nl\u00fcn\u00fcz\u00fc kazanmak i\u00e7in, fakat siz onlardan raz\u0131 olsan\u0131z, \u015f\u00fcphesiz ki Allah \u00f6yle fas\u0131klar g\u00fcruhundan raz\u0131 olmaz, olmayacakt\u0131r. Yani siz m\u00fcminlerin onlardan raz\u0131 ve ho\u015fnud olman\u0131z onlara bir fayda vermez. Onlara fayda vermek \u015f\u00f6yle dursun, sizin i\u00e7in bile zararl\u0131 olabilir.<\/p>\n<p>Denilmi\u015ftir ki, bunlar Cedd b. Kays, Mu&#8217;attib b. Ku\u015feyr gibi m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n yanda\u015flar\u0131 olan seksen kadar m\u00fcnaf\u0131k idiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) s\u00f6z konusu Teb\u00fck seferinden d\u00f6n\u00fcp Medine&#8217;ye te\u015frifinden sonra, bunlarla oturmamalar\u0131 ve konu\u015fmamalar\u0131 i\u00e7in ashab\u0131n\u0131 uyard\u0131.<\/p>\n<p>97- A&#8217;rabiler,&#8221;a&#8217;r\u00e2b&#8221; arab\u0131n \u00e7o\u011fulu zannedilmemelidir. Arabinin \u00e7o\u011fulu arab oldu\u011fu gibi, a&#8217;r\u00e2binin \u00e7o\u011fulu da a&#8217;r\u00e2bd\u0131r. Yani arab\u0131n tekili i\u00e7in arab\u00ee, denilir. A&#8217;rab, gerek Arap&#8217;tan, gerek Arab&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki kavimlerden \u00f6zellikle bedevi olanlara (\u00e7\u00f6lde ya\u015fayanlar\u0131na) denilir. Herhangi bir k\u00f6y ve kasabada yerle\u015fik olmay\u0131p badiyede konar g\u00f6\u00e7er olarak dola\u015fan g\u00f6\u00e7ebeler i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. Arap ise hem k\u00f6y ve kasabalarda yerle\u015fik olan, hem de g\u00f6\u00e7ebe ya\u015fayan b\u00fct\u00fcn Arap kavmi i\u00e7in kullan\u0131lmakla birlikte daha ziyade k\u00f6y ve kasabalarda yerle\u015fik olarak ya\u015fayan medeni k\u0131sm\u0131 i\u00e7in s\u00f6ylenir ki, bunlara &#8220;a&#8217;r\u00e2b&#8221; denmez. Bunlardan birine, yani \u015fehirli bir Arab&#8217;a &#8220;ya a&#8217;r\u00e2bi!&#8221; diye hitap edilecek olursa k\u0131zar, \u00f6fkelenir. Fakat her hangi bir bedevi a&#8217;r\u00e2biye &#8220;ya arabi&#8221; denilirse k\u0131zmaz, \u00fcstelik memnun olur, ho\u015funa gider. Bu fark bizim dilimize de ge\u00e7mi\u015f ve adeta a&#8217;r\u00e2b kelimesi, siyah, koca dudakl\u0131 zenci gibi bir anlamda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bunun asl\u0131n\u0131 bilmeyenler &#8220;arab&#8221; ile &#8220;a&#8217;r\u00e2b&#8221; laf\u0131zlar\u0131n\u0131n s\u00f6yleni\u015fini ay\u0131rdedemezler de halt ederler: A&#8217;rab diyecek yerde Arab derler. Velhas\u0131l Arap\u00e7a&#8217;daki Arab ve a&#8217;r\u00e2b, T\u00fcrk\u00e7e&#8217;deki T\u00fcrk ve T\u00fcrkmen gibidir. T\u00fcrkmen T\u00fcrk\u00fcn y\u00f6r\u00fc\u011f\u00fc oldu\u011fu gibi, a&#8217;r\u00e2b da Arab&#8217;\u0131n y\u00f6r\u00fc\u011f\u00fcd\u00fcr. Her a&#8217;r\u00e2bi de\u011fil, fakat genelde bedevi ve vah\u015fi olan a&#8217;r\u00e2b cinsi k\u00fcf\u00fcr ve nifak\u00e7a daha \u015fiddetlidir. Ya\u015fad\u0131klar\u0131 bir \u00e7e\u015fit \u00e7\u00f6l hayat\u0131n\u0131n gere\u011fi olarak huylar\u0131 daha sert, daha ilkel oldu\u011fundan k\u00fcf\u00fcr ve nifaklar\u0131 da daha \u015fiddetli, daha beterdir. Ve Allah&#8217;\u0131n, Resul\u00fc&#8217;ne indirdi\u011fi \u015feylerin (vahiy \u00e2yetlerinin) s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 bilmemeye daha yatk\u0131n, daha lay\u0131kt\u0131rlar. Hz. Peygamber&#8217;in sohbetlerinden uzak, onun mucizelerini yak\u0131ndan g\u00f6rmekten, kitap ve s\u00fcnnette bildirilen ibadet ve di\u011fer ahk\u00e2m\u0131n uygulan\u0131\u015f \u015feklini tan\u0131ma \u015ferefinden yoksun bulunduklar\u0131ndan dolay\u0131 tevhid inanc\u0131n\u0131n ve peygamberli\u011fin, ahiret akidesinin i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc, inceli\u011fini ve bunlarla ilgili delillerin ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131, \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmlerin kapsam ve s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 tam anlam\u0131yla bilemeyebilirler. Bu gibi konular\u0131n \u00f6z\u00fc hakk\u0131nda bilgisizli\u011fe medenilerden daha ziyade yatk\u0131nd\u0131rlar. F\u0131k\u0131h konular\u0131 \u015f\u00f6yle dursun, basit ilmihallerini bile bilemiyecek bir durumdad\u0131rlar. Nitekim buna i\u015faret olmak \u00fczere medeni munaf\u0131klar hakk\u0131nda &#8220;Ve Allah kalblerini m\u00fch\u00fcrlemi\u015ftir, o y\u00fczden onlar bu incelikleri anlamazlar.&#8221; diye f\u0131k\u0131htan yoksun olmakla; bedevi olan a&#8217;r\u00e2b hakk\u0131nda &#8220;Allah onlar\u0131n kalblerini m\u00fch\u00fcrlemi\u015ftir, o y\u00fczden onlar bilmezler.&#8221; diye bilgisizlikle vas\u0131fland\u0131r\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. Bununla beraber &#8220;a&#8217;r\u00e2b&#8221; cinsi yaln\u0131zca bunlara m\u00fcnhas\u0131r san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Bir \u00e7ok \u00e7e\u015fitleri olmakla beraber, iki ana b\u00f6l\u00fcme ayr\u0131labilirler.<\/p>\n<p>98-Bundan dolay\u0131 a&#8217;r\u00e2bilerden baz\u0131lar\u0131 vard\u0131r ki, yapaca\u011f\u0131 infak\u0131 bir cereme olarak sayar. Allah yolunda sarfedece\u011fi mal\u0131, sadaka nam\u0131yla verece\u011fi mal\u0131, bo\u015fa gitmi\u015f, telef olmu\u015f bir zarar, bir ziyan olarak g\u00f6r\u00fcr, \u00f6yle kabul eder. Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in vermedi\u011fi ve sevab\u0131n\u0131 \u00fcmid edemedi\u011fi i\u00e7in verdi\u011fi o mal, bir ma\u011fnem (ganimet) de\u011fil, bir ma\u011frem (cereme) olur. Sevindirici bir kazan\u00e7 de\u011fil, \u00f6l\u00fcmc\u00fcl bir dert, y\u00fcre\u011fine vurulmu\u015f bir d\u00fc\u011f\u00fcm olur. G\u00f6steri\u015f ve takiyye gibi art d\u00fc\u015f\u00fcncelerle verildi\u011finden kat\u0131ks\u0131z bir \u011faramet (ziyan) ve bir h\u00fcsran olur. Kendisi bunu b\u00f6yle telakki eder ve size daireler g\u00f6zetler durur. Yani bekler ki, devran d\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131p ba\u015f\u0131n\u0131za belalar getirsin, felaketler sizi d\u00f6rt bir yan\u0131n\u0131zdan sars\u0131n, \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz sona ersin de kendileri sadaka verme zahmetinden kurtulsunlar. Bela \u00e7emberi boyunlar\u0131na ge\u00e7sin, yani sizin hakk\u0131n\u0131zda temenni edip durduklar\u0131 o \u015fey, o bela ve musibet halkalar\u0131 hep kendi \u00fczerlerine konsun, k\u00f6t\u00fc niyetleri kendi ba\u015flar\u0131na gelsin, kendi aleyhlerine d\u00f6ns\u00fcn.<\/p>\n<p>Allah i\u015fitendir, bilendir. \u015eu halde infak ederken s\u00f6ylediklerini i\u015fitir, kalblerinde ne gizleyip , ne niyetler beslediklerini bilir.<\/p>\n<p>99-Bunlara kar\u015f\u0131l\u0131k yine a&#8217;r\u00e2bilerden bir k\u0131sm\u0131 vard\u0131r ki Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman eder ve yapaca\u011f\u0131 infak\u0131n Allah kat\u0131nda yak\u0131nl\u0131\u011fa vesile olaca\u011f\u0131n\u0131 kabul eder. O yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 sa\u011flamaya yarayaca\u011f\u0131na inan\u0131r ve yine o yak\u0131nl\u0131\u011fa vesile olan peygamberin salavat\u0131, yani dua ve isti\u011ffar\u0131na sebep olacak bir hay\u0131r sayar. Allah yolunda yapt\u0131\u011f\u0131 harcamalar\u0131n kendi hakk\u0131nda b\u00f6yle b\u00fcy\u00fck hay\u0131rlara vesile olacak ve ebedi hayat\u0131nda i\u015fine yarayacak bir az\u0131k olaca\u011f\u0131na inan\u0131r. B\u00f6yle inand\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in de bu yolu se\u00e7er ve seve seve takdim eder. Zira Peygamber (s.a.v) Efendimiz, b\u00f6yle sadaka verenler hakk\u0131nda hay\u0131r ve bereket ile duada bulunur ve onlar i\u00e7in Allah&#8217;dan ma\u011ffiret niyaz ederdi. Evet o infak, onlar i\u00e7in ger\u00e7ekten de bir yak\u0131nl\u0131kt\u0131r, b\u00fcy\u00fck bir yak\u0131nl\u0131kt\u0131r. Allah onlar\u0131 rahmetine dahil edecek, nimetine ve mutlulu\u011funa erdirecektir. Muhakkak ki Allah, \u011fafurdur, rah\u00eemdir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>100- Muhacir ve Ensar&#8217;dan \u0130sl\u00e2m&#8217;a ilk \u00f6nce girenlerin ba\u015fta gelenleri ve iyi amellerle onlar\u0131n ard\u0131nca gidenler var ya, i\u015fte Allah onlardan raz\u0131 oldu, onlar da Allah&#8217;dan raz\u0131 oldular ve onlara, altlar\u0131nda \u0131rmaklar akan cennetler haz\u0131rlad\u0131 ki, i\u00e7lerinde ebedi kalacaklar. \u0130\u015fte b\u00fcy\u00fck ve muhte\u015fem kurtulu\u015f budur.<\/p>\n<p>100- Muhacirler&#8217;den ve Ensar&#8217;dan o sab\u0131k\u00een-i evvel\u00een. Muhacirler&#8217;den ve Ensar&#8217;dan hicrette ve yard\u0131mda ba\u015fta gelen \u00f6nc\u00fcler, yani k\u0131bleteyne (her iki k\u0131bleye) namaz k\u0131lm\u0131\u015f ve Bedir Sava\u015f\u0131&#8217;nda bulunmu\u015f olanlar, yahut &#8220;Hakikaten Allah, o a\u011fa\u00e7 alt\u0131nda sana biat eden m\u00fcminlerden raz\u0131 olmu\u015ftur.&#8221; (Fetih, 48\/18) \u00e2yetinin delaletine g\u00f6re Hudeybiye&#8217;deki &#8220;b\u00eey&#8217;at\u00fcrr\u0131dvan&#8221;da bulunanlar ki, bu g\u00f6r\u00fc\u015f daha tercihe \u015fayand\u0131r. Zira Enf\u00e2l S\u00fbresi&#8217;nde (\u00e2yet 72)de ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Hudeybiye g\u00fcn\u00fcne kadar olan hicretlerin hepsi \u00f6nceki hicretler grubundand\u0131r. Ve bunlara ihsan ile, iyi ameller ile uyanlar. Yani g\u00fczel i\u015flerde sab\u0131k\u00een-i evvel\u00eene (ilklere) uyup, onlar gibi g\u00fczel i\u015fler yapan di\u011fer Muhacir ve Ensar, yahut k\u0131yamete kadar onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131 i\u015fleri \u00f6rnek alan ve onlar\u0131n izinden giden b\u00fct\u00fcn iyiliksever m\u00fcsl\u00fcmanlar ki, bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re, &#8220;sab\u0131k\u00een-i evvel\u00een&#8221;<\/p>\n<p>Muhacirler&#8217;le Ensar&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fc demek olur. \u00d6nceki m\u00e2n\u00e2 &#8216;daki &#8220;min&#8221; min-i teb&#8217;\u00eez\u0131yye oldu\u011funa g\u00f6redir, bu ikinci m\u00e2n\u00e2 da min-i beyaniyye oldu\u011funa g\u00f6redir. Velhas\u0131l sab\u0131kin-i evvelin olan Muhacir ve Ensar&#8217;dan ibaret b\u00fct\u00fcn Muhammed&#8217;in Ashab\u0131 ile onlara iyi g\u00f6zle bak\u0131p arkalar\u0131ndan giden, onlar\u0131 kendilerine \u00f6rnek alan ve onlara uyanlar&#8230; Allah onlardan raz\u0131, onlar da Allah&#8217;dan raz\u0131 olmu\u015flard\u0131r. Bu \u00f6zellikleri ta\u015f\u0131yanlar\u0131n hepsi &#8220;raz\u0131yye&#8221; ve &#8220;merz\u0131yye&#8221; mertebesini kazanm\u0131\u015flard\u0131r. Ve Allah, onlara \u00f6yle cennetler haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131r ki, altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akar durur. \u0130bn\u00fc Kesir k\u0131r\u00e2etinde bu \u00e2yet dahi, bir\u00e7ok yerdeki benzerleri gibi diye okunur. Ancak di\u011fer k\u0131r\u00e2etlerde burada &#8220;min&#8221; yoktur. &#8220;Onlar, orada ebedi kalacaklar. B\u00fcy\u00fck kurtulu\u015f da i\u015fte budur,&#8221; bu demektir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ek m\u00fcminlerin ve Hz. Peygamber&#8217;in ashab\u0131n\u0131 \u00f6rnek al\u0131p, izlerinden gidenlerin durumu b\u00f6yledir.<\/p>\n<p>\u00d6b\u00fcrlerine gelince:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>101- Hem \u00e7evrenizdeki bedevilerden m\u00fcnaf\u0131klar var, hem de Medine halk\u0131ndan m\u00fcnaf\u0131kl\u0131kta \u0131srar edenler var. Sen onlar\u0131 bilmezsin. Onlar\u0131 biz biliriz. Biz onlar\u0131 iki kere azaba u\u011frataca\u011f\u0131z. Daha sonra da b\u00fcy\u00fck bir azaba itilecekler.<\/p>\n<p>102- Onlardan bir k\u0131sm\u0131 g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 itiraf ettiler. Ve iyi bir amelle k\u00f6t\u00fc bir ameli kar\u0131\u015ft\u0131rd\u0131lar. Ola ki, Allah tevbelerini kabul eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah gafurdur, rah\u00eemdir.<\/p>\n<p>103- Onlar\u0131n mallar\u0131ndan sadaka al ki, onunla kendilerini temizlersin, tertemiz edersin. Bir de haklar\u0131nda hay\u0131r dua et. \u00c7\u00fcnk\u00fc senin duan kalblerini yat\u0131\u015ft\u0131r\u0131r. Allah i\u015fitendir, bilendir.<\/p>\n<p>104- Onlar bilmiyorlar m\u0131 ki, Allah kullar\u0131n\u0131n tevbesini kabul eder ve sadakalar\u0131 da al\u0131r. Allah tevbeleri kabul edendir, \u00e7ok merhametlidir.<\/p>\n<p>105- Ve de ki; &#8220;\u00c7al\u0131\u015f\u0131n! Yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 hem Allah g\u00f6recek, hem Resul\u00fc, hem de m\u00fcminler g\u00f6recektir. Sonra da gizliyi ve a\u00e7\u0131\u011f\u0131 bilen Allah&#8217;\u0131n huzuruna iletileceksiniz. \u0130\u015fte o zaman, neler yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 size O bildirecektir.<\/p>\n<p>106- Sava\u015fa kat\u0131lmayanlardan di\u011fer bir k\u0131sm\u0131n\u0131n aff\u0131 da Allah&#8217;\u0131n emrini beklemek i\u00e7in geri b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ya kendilerini cezaland\u0131r\u0131r ya da tevbelerini kabul eder. Allah al\u00eemdir, hak\u00eemdir.<\/p>\n<p>107- Bir de m\u00fcsl\u00fcmanlara zarar vermek, k\u00e2firlik etmek ve m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n aras\u0131na ayr\u0131l\u0131k sokmak ve daha \u00f6nce Allah ve Resul\u00fc&#8217;ne kar\u015f\u0131 sava\u015f a\u00e7m\u0131\u015f olan\u0131 beklemek i\u00e7in mescid yapanlar var. &#8220;\u0130yilikten ba\u015fka bir maksad\u0131m\u0131z yoktu.&#8221; diye yemin de edecekler. Fakat bunlar\u0131n kesinlikle yalanc\u0131 olduklar\u0131na Allah \u015fahittir.<\/p>\n<p>108- O mescit i\u00e7inde sen kesinlikle namaza durma. Ta ilk g\u00fcn\u00fcnde temeli takva \u00fczerine kurulan mescit elbette i\u00e7inde namaz k\u0131lmana daha lay\u0131kt\u0131r. Onun i\u00e7inde g\u00fcnahlar\u0131ndan ar\u0131nmay\u0131 seven ki\u015filer vard\u0131r. Allah da ar\u0131nm\u0131\u015f, ak pak olmu\u015f olanlar\u0131 sever.<\/p>\n<p>109- O halde binas\u0131n\u0131 Allah korkusu ve Allah r\u0131zas\u0131 \u00fczerine kurmu\u015f olan m\u0131 hay\u0131rl\u0131d\u0131r, yoksa binas\u0131n\u0131 y\u0131k\u0131lmak \u00fczere olan bir u\u00e7urumun kenar\u0131na kurup da onunla birlikte cehenneme yuvarlanan m\u0131 daha hay\u0131rl\u0131? Allah, zalimler g\u00fcruhunu hidayete erdirmez. 110- Onlar\u0131n kurmu\u015f olduklar\u0131 bu t\u00fcrl\u00fc binalar, kalpleri par\u00e7a par\u00e7a olmad\u0131k\u00e7a, kalblerinde bir nifak d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc olup kalacakt\u0131r. Allah, al\u00eemdir, hak\u00eemdir.<\/p>\n<p>101- Havalinizdeki bedev\u00ee a&#8217;r\u00e2bdan da (yani Medine&#8217;nin \u00e7evresinde bulunan a&#8217;r\u00e2bdan da ki, C\u00fcheyne, M\u00fczeyne, Eslem, E\u015fca&#8217;, Gifar gibi a\u015firetler Medine etraf\u0131nda konar g\u00f6\u00e7erlerdi). m\u00fcnaf\u0131klar vard\u0131r, ve Medine ahalisinden de bunlar da m\u00fcnaf\u0131kl\u0131kta temerr\u00fcd etmi\u015f, yani s\u00fcrt\u00fclm\u00fc\u015f, bilenmi\u015f ve uzmanl\u0131k kazanm\u0131\u015f, tamamiyle kaypakla\u015fm\u0131\u015flard\u0131r. \u00d6yle ki sen bile onlar\u0131 bilmezsin. \u015eah\u0131slar\u0131n\u0131, isimlerini, neseplerini bilmez de\u011fil, m\u00fcnaf\u0131k olduklar\u0131n\u0131 bilmezsin. Yani m\u00fcnaf\u0131kl\u0131kta o derece ileri gitmi\u015fler ve o derece maharet elde etmi\u015flerdir ki, s\u0131rlar\u0131n\u0131 gizlemeye, tak\u0131yye yapmaya, t\u00f6hmet alt\u0131nda kalma tehlikesi olan konulardan uzak durmaya, gerekti\u011finde ya\u011f gibi suyun \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kmaya \u00f6yle al\u0131\u015fm\u0131\u015flard\u0131r ki, kendilerini senden, senin o y\u00fcksek sezgi ve dirayetinden bile gizleyebilirler. Vahiy nazil olmad\u0131k\u00e7a sen bile onlar\u0131n m\u00fcnaf\u0131k olduklar\u0131n\u0131 bilemezsin, fark\u0131na varamazs\u0131n &#8220;onlar\u0131 Biz biliriz.&#8221; Biz onlar\u0131, muhakkak ki iki kere cezaland\u0131raca\u011f\u0131z. Ki bunun biri d\u00fcnya azab\u0131, biri kabir azab\u0131d\u0131r. Sonra azim (yani azametli) bir azaba u\u011frat\u0131lacaklar ki bu da k\u0131yamette ebedi olarak kalacaklar\u0131 cehennem azab\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>102-Yine onlardan, yani civardaki bedevilerden ve Medine halk\u0131ndan di\u011fer bir k\u0131s\u0131mlar\u0131 da vard\u0131r ki, g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 itiraf ettiler. \u00d6b\u00fcrleri gibi yalandan mazeret uydurmaya kalk\u0131\u015fmad\u0131lar. Huzur ve rahat d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc y\u00fcz\u00fcnden ba\u015fka hi\u00e7bir ciddi mazeretleri bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, bu sebeple gazaya gitmeyip evlerinde kald\u0131klar\u0131n\u0131, sonradan bu yapt\u0131klar\u0131n\u0131n fena bir \u015fey oldu\u011funu anlad\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00f6yleyip, kusurlar\u0131n\u0131 oldu\u011fu gibi itiraf ettiler, pi\u015fman olduklar\u0131n\u0131 dile getirdiler iyi bir i\u015fi ve di\u011fer bir k\u00f6t\u00fc i\u015fi birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rd\u0131lar. Yani, fena ameller de yapt\u0131lar, iyi ameller de yapt\u0131lar. Mesela, gazaya gittikleri de oldu, gitmedikleri de oldu, g\u00fcnah da i\u015flediler, tevbe ettiler, pi\u015fman da oldular, fakat do\u011fru s\u00f6ylediler. Bunlar sefere \u00e7\u0131kmay\u0131p evlerinde oturan emre uymayanlar idiler ki, bu \u00e2yet nazil olunca, bunlardan bir k\u0131sm\u0131 kendilerini Mescid-i Sa\u00e2det&#8217;in dire\u011fine ba\u011flay\u0131p cezaland\u0131rm\u0131\u015flard\u0131. Resulullah seferden d\u00f6n\u00fcnce \u00e2deti oldu\u011fu \u00fczere mescid&#8217;e girip iki rekat namaz k\u0131ld\u0131 ve bunlar\u0131 o halde g\u00f6rd\u00fc, &#8220;bu nedir?&#8221; diye sual buyurdu\u011funda, denildi ki, &#8220;Bunlar, siz \u00e7\u00f6zmeyince, kendilerini \u00e7\u00f6zmemeye yemin ettiler&#8221;. Bunun \u00fczerine Hz. Peygamber, &#8220;Ben de yemin ederim ki, haklar\u0131nda af emri \u00e7\u0131k\u0131ncaya kadar \u00e7\u00f6zmem.&#8221; buyurdu. \u0130\u015fte bunun \u00fczerine bu \u00e2yet nazil oldu: Ola ki, Allah tevbelerini kabul eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, \u011fafurdur, rah\u00eemdir.<\/p>\n<p>103-Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, \u00e7\u00f6z\u00fcld\u00fckten sonra &#8220;Ya Resulallah, i\u015fte bu mallar\u0131m\u0131zd\u0131r ki, bizi senden al\u0131koydu. \u015eimdi sen bunlar\u0131 tasadduk et (Allah yoluna da\u011f\u0131t) ve bizi temize \u00e7\u0131kar.&#8221; dediler. Peygamberimiz, &#8220;Mallar\u0131n\u0131zdan bir\u015fey almakla emrolunmad\u0131m.&#8221; diye cevap verdi, hemen sonra \u015fu \u00e2yet nazil oldu: Onlar\u0131n mallar\u0131ndan sadaka al ki, kendilerini onunla ar\u0131nd\u0131r\u0131p, tertemiz edesin.Yani, g\u00fcnah kirlerinden temizlenmelerine ve hasenatlar\u0131n\u0131n bereketlenmesine, ihlasl\u0131lar derecesine terfi edilmelerine sebep olas\u0131n. Bunun \u00fczerine Hz. Peygamber o mallar\u0131n hepsini de\u011fil, ifadesindeki min-i teb&#8217;iza riayet ederek \u00fc\u00e7te birini al\u0131p da\u011f\u0131tt\u0131.<\/p>\n<p>Bu rivayete g\u00f6re, burada al\u0131nmas\u0131 emrolunan sadaka, farz olan zek\u00e2t olmay\u0131p, o ayak s\u00fcr\u00fcy\u00fcp sava\u015fa kat\u0131lmayanlardan g\u00fcnahlara bir keffaret gibi al\u0131nan \u00f6zel bir sadaka demek olur. Hasan-\u0131 Basr\u00ee&#8217;nin s\u00f6z\u00fc budur. Bununla beraber bir varl\u0131k vergisi, bir vergi cezas\u0131 \u015feklinde de de\u011fil, oru\u00e7 ve yemin keffaretlerinde oldu\u011fu gibi, ibadet ve itaattaki bir kusurun aff\u0131, bir eksikli\u011fin giderilmesi niyetiyle al\u0131nan bir sadaka olmu\u015f olur. Fakat f\u0131k\u0131h \u00e2limlerinin pek \u00e7o\u011fu demi\u015flerdir ki, bundan as\u0131l murad farzolan zek\u00e2tt\u0131r. Yani yukar\u0131dan beri konunun ak\u0131\u015f\u0131 zenginler \u00fczerine oldu\u011fundan, siyak\u0131n icab\u0131 da bu oldu\u011fundan, bu \u00e2yetle zekat\u0131n zenginlere farz oldu\u011fu ve b\u00f6ylece su\u00e7lar\u0131n\u0131 itiraf eden bu asker ka\u00e7aklar\u0131n\u0131n g\u00fcnaha girmelerine de sebep mal sevgisi oldu\u011fundan tevbe ve nedametlerinin ge\u00e7erli olmas\u0131 ve dindarl\u0131klar\u0131n\u0131n sadakatli olmas\u0131, ancak farz olan zek\u00e2t\u0131 g\u00f6n\u00fcl r\u0131zas\u0131 ile ve seve seve vermelerine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Buna ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu i\u00e7indir ki, nifak kusurundan ancak b\u00f6yle kurtulup temizlenebilecekleri anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2 ise farz olan zek\u00e2ttan ba\u015fka tatavvu (nafile) olarak daha fazla vermelerine ve fazla fazla verdikleri takdirde bunun al\u0131n\u0131p kabul edilmesine mani de\u011fildir. Hz. Peygamber&#8217;in, &#8220;almakla emrolunmad\u0131m&#8221; buyurmas\u0131n\u0131n yukar\u0131da ad\u0131 ge\u00e7en Hat\u0131b b. Sa&#8217;lebe gibi bir tak\u0131m m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n sadakalar\u0131n\u0131n kabul edilmeyi\u015fi ile ilgili olmas\u0131 daha kuvvetli ihtimaldir.<\/p>\n<p>Velhas\u0131l burada &#8220;al!&#8221; emrinin, rivayete g\u00f6re g\u00fcnahlara keffaret niteli\u011finde nafile cinsinden olan sadakalar\u0131n Hz. Peygamber taraf\u0131ndan al\u0131n\u0131p kabul edilmesine delalet etse de farz olan zek\u00e2tlar\u0131n\u0131n al\u0131n\u0131p kabul edilmesine \u00f6ncelikle delalet edece\u011fi a\u015fik\u00e2rd\u0131r. Ve \u015furas\u0131 da bilinmektedir ki, Resulullah, kendi ad\u0131na sadaka almaktan menedilmi\u015fti. Peygamber evlad\u0131ndan ve soyundan olanlar\u0131n vacip olan sadakalar\u0131 kabul etmeleri haram oldu\u011fu gibi, Hz. Peygamber&#8217;in kendisine, vacip veya nafile her t\u00fcrl\u00fc sadaka haram idi. \u015eu halde Hz. Peygamber&#8217;in sadaka almas\u0131, kendi ad\u0131na sadaka almas\u0131 de\u011fil, Allah ad\u0131na sadaka almas\u0131d\u0131r. &#8220;Fakirlerinize verilmek \u00fczere zenginlerinizden sadaka almakla emrolundum.&#8221; hadisi \u015ferifinde de a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtildi\u011fi \u00fczere, devlet reisi s\u0131fat\u0131yla ve vazifesi gere\u011fi olarak sadakalar\u0131 al\u0131p, harcama yerlerine sarfetmek demektir. Bu \u00e2yet vergilerin toplanmas\u0131nda imam denilen devlet ba\u015fkan\u0131n\u0131n mutlaka bir sorumluluk ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131na ve g\u00f6rev y\u00fcklenmi\u015f oldu\u011funa delalet eder ki, k\u0131sm\u0131 da bununla ilgilidir. Bu m\u00fcnasebetle &#8220;Ahk\u00e2m-\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8221;da yer alm\u0131\u015f olan \u015fu sat\u0131rlar\u0131 buraya kaydedelim:<\/p>\n<p>&#8220;Bu \u00e2yet delalet eder ki, sadakalar\u0131 almak, devlet ba\u015fkan\u0131na aittir. M\u00fckellefler vergiyi do\u011frudan do\u011fruya fakirlere verirse yeterli olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc al\u0131nmas\u0131nda devlet ba\u015fkan\u0131n\u0131n hakk\u0131 yerine gelmemi\u015f olur. Bundan dolay\u0131 m\u00fckellefin boynundan zek\u00e2t borcu kalkm\u0131\u015f olmaz. Hz. Peygamber, davar ve s\u0131\u011f\u0131rla ilgili zek\u00e2tlar\u0131 toplamak \u00fczere amiller g\u00f6nderir ve onlar\u0131n sulama yerlerinde veya a\u011f\u0131llar\u0131nda say\u0131l\u0131p zek\u00e2tlar\u0131n\u0131n al\u0131nmas\u0131n\u0131 emrederdi. Peygamber (s.a.v) Efendimiz&#8217;in Sak\u0131f heyetine diye \u015fart ko\u015fmas\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 da budur. Yani s\u0131\u011f\u0131r, deve ve davarlar\u0131 (ki, bunlara meva\u015f\u00ee ad\u0131 verilir) sahipleri getirip vergi memurlar\u0131na haz\u0131r etmekle m\u00fckellef olmayacaklar, vergi memurlar\u0131 su ba\u015flar\u0131n\u0131, a\u011f\u0131llar\u0131 ve otlaklar\u0131 ve s\u00fcr\u00fclerin bulunmas\u0131 muhtemel olan yerleri dola\u015farak g\u00f6rd\u00fckleri s\u00fcr\u00fclerden zek\u00e2t\u0131 mahallerinde toplay\u0131p gidecekler. Hububat ve bah\u00e7e gelirlerinin zek\u00e2t\u0131 da yine b\u00f6yle toplanacakt\u0131r. Di\u011fer mallar\u0131n, yani gizli servet denilen alt\u0131n ve g\u00fcm\u00fc\u015f paralar\u0131n zek\u00e2t\u0131, sahipleri taraf\u0131ndan Hz. Peygamber&#8217;e g\u00f6t\u00fcr\u00fcl\u00fcrd\u00fc. Hz. Ebu Bekir ve Hz. \u00d6mer zaman\u0131nda da b\u00f6yle yap\u0131ld\u0131. Hz. Osman zaman\u0131nda da bir s\u00fcre bu minval \u00fczere topland\u0131. Sonra bir Ramazan g\u00fcn\u00fc bir hutbe irad edip: &#8220;Bu ay zek\u00e2tlar\u0131n\u0131z\u0131n ay\u0131d\u0131r. Her kimin \u00fczerinde zek\u00e2t borcu varsa \u00f6desin, geriye kalan mal\u0131n\u0131 temizlesin&#8221; dedi ve b\u00f6ylece do\u011frudan do\u011fruya yoksullara \u00f6denmesini herkesin kendisine b\u0131rakt\u0131 ve bundan dolay\u0131 bu mallardan devlet ba\u015fkan\u0131n\u0131n zek\u00e2t almas\u0131 hakk\u0131 sak\u0131t oldu. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2dil imamlardan birinin yapm\u0131\u015f oldu\u011fu bir s\u00f6zle\u015fmedir. Binaenaleyh \u00fcmmet \u00fczerinde h\u00fckm\u00fc ge\u00e7erlidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Peygamber Efendimiz &#8220;O, onlar\u0131n aleyhinde veya lehinde s\u00f6zle\u015fme yapar.&#8221; buyurmu\u015ftur. Hz. Peygamber&#8217;in meva\u015finin (zek\u00e2tl\u0131k mallar\u0131n) ve tar\u0131m \u00fcr\u00fcnlerinin zek\u00e2tlar\u0131n\u0131 toplamak \u00fczere vergi memurlar\u0131 (amiller) g\u00f6revlendirdi\u011fi gibi, nakitteki zek\u00e2tlar\u0131n toplanmas\u0131 i\u00e7in de amiller g\u00f6revlendirdi\u011fine ili\u015fkin bir bilgi bize ula\u015fmam\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu gibi mal ve servetler devlet reisinin bilgisi d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r, \u00f6tekiler gibi a\u00e7\u0131kta de\u011fildir. Onlar evlerde, d\u00fckkanlarda ve kapal\u0131 yerlerde saklanabilece\u011fi ve memurlar\u0131n da ev gibi yerlere girmelerinin caiz olamayaca\u011f\u0131 gibi, m\u00fckelleflere b\u00fct\u00fcn mallar\u0131n\u0131n ortaya konmas\u0131n\u0131 teklif etmek de caiz olmayaca\u011f\u0131ndan, bu \u00e7e\u015fit gizli mallar i\u00e7in memur g\u00f6nderilmemi\u015f idi. \u0130mama kendileri getirirlerdi, bu konuda kendi beyanlar\u0131 kabul edilirdi. Bununla beraber bu ticari mallar bir yerden bir yere ta\u015f\u0131n\u0131rken a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman bunlardan da vacip olan zek\u00e2t\u0131 toplamak i\u00e7in amiller tayin olundu\u011fu olmu\u015ftur. Nitekim \u00d6mer b. Abd\u00fclaziz, &#8220;M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ge\u00e7irdi\u011fi ticari mallardan her yirmi dinarda yar\u0131m dinar, zimmilerin ta\u015f\u0131d\u0131klar\u0131 mallardan da her yirmi dinarda bir dinar al\u0131nmas\u0131n\u0131, sonra bir sene ge\u00e7meden onlardan hi\u00e7bir \u015fey al\u0131nmamas\u0131n\u0131 ve bunu Hz. Peygamber&#8217;den dinleyen kimsenin kendisine haber vermi\u015f oldu\u011funu&#8221; amillerine yazm\u0131\u015f idi. Daha \u00f6nce de Hz. \u00d6mer ibni&#8217;l-Hattab, amillerine &#8220;m\u00fcsl\u00fcmanlardan \u00e7eyrek \u00f6\u015f\u00fcr, zimmilerden yar\u0131m \u00f6\u015f\u00fcr, harbilerden de bir tam \u00f6\u015f\u00fcr almalar\u0131n\u0131&#8221; yazm\u0131\u015ft\u0131. Ve m\u00fcsl\u00fcmanlardan al\u0131nan \u00e7eyrek \u00f6\u015f\u00fcr (yani k\u0131rkta bir) vacip olan zek\u00e2t olup, bunda nisap, havl (zaman) ve ger\u00e7ek m\u00fclkiyet gibi \u015fartlar da ge\u00e7erli olur. E\u011fer bu \u015fartlar tutmaz ve zek\u00e2t vacip h\u00fckm\u00fcne girmezse al\u0131nmazd\u0131. Bunda Hz. \u00d6mer, zek\u00e2tl\u0131k mallar\u0131n ve tar\u0131m \u00fcr\u00fcnlerinin zek\u00e2t\u0131nda Hz. Peygamber&#8217;in fiil\u00ee s\u00fcnnetine uymakla yetiniyordu. Zira ticari mallar da, t\u0131pk\u0131 di\u011fer hayvanat ve tar\u0131m \u00fcr\u00fcnleri gibi pazarlarda dola\u015fan zahiri mallardan olmu\u015ftu. Hz. \u00d6mer&#8217;in bu uygulamas\u0131na ashaptan bir kimse de itiraz edip kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmam\u0131\u015ft\u0131. \u015eu halde bu konuda bir icma&#8217; meydana gelmi\u015fti. \u0130\u015fte \u00d6mer b. Abd\u00fclaziz, Hz. Peygamber&#8217;den rivayet olunan hadis ile birlikte Hz. \u00d6mer&#8217;in bu uygulamas\u0131na da uyuyordu&#8230;ilh. (Bu mesele, F\u0131k\u0131h kitaplar\u0131nda, Kitabu&#8217;z-Zek\u00e2t&#8217;\u0131n \u00e2\u015fir adl\u0131 fasl\u0131nda bahis konusu edilir.)<\/p>\n<p>\u00d6zetle mallar\u0131ndan \u00f6yle bir sadaka al, ve sen onlar\u0131 salavatla, yani kendilerini dua ve isti\u011ffar ile taltif eyle, onurland\u0131r. Muhakkak ki, salavat\u0131n (hay\u0131r dua etmen) onlar i\u00e7in bir s\u00fck\u00fbnettir, Allah kat\u0131nda tevbelerinin kabul oldu\u011funa bir g\u00fcvencedir, bir g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Allah, i\u015fitendir, bilendir.<\/p>\n<p>104- &#8220;Onlar bilmezler mi ki:&#8230;&#8221; (Yine Medine ehlinden ve civar\u0131ndaki bedevilerden) di\u011fer bir k\u0131s\u0131mlar\u0131 da vard\u0131r ki; Allah&#8217;\u0131n emrinden dolay\u0131 irca olunmu\u015ftur, yani tehir edilmi\u015f, ertelenmi\u015flerdir. &#8220;\u0130rca&#8221; tehir etmek demektir ki, tevbelerinin kabul\u00fcne kesin g\u00f6z\u00fcyle bak\u0131lmayanlara &#8220;M\u00fcrcie&#8221; denilmesi de bundand\u0131r. kelimesinin asl\u0131 da dir. Nitekim \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, \u0130bn\u00fc \u00c2mir, As\u0131m&#8217;dan Ebubekir \u015eube ve Yakub k\u0131r\u00e2etlerinde okunur. M\u00fccahid&#8217;den rivayet olundu\u011funa g\u00f6re; bunlar K\u00e2&#8217;b b. M\u00e2lik, M\u00fcrare b. Reb\u00ee&#8217;, Hil\u00e2l b. \u00dcmeyye idi. Bunlar yukar\u0131da da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere kendilerini Mescid-i Neb\u00ee&#8217;nin direklerine ba\u011flayan Ebu L\u00fcb\u00e2be ve arkada\u015flar\u0131 gibi pi\u015fmanl\u0131k g\u00f6sterip tevbe ve \u00f6z\u00fcr dilemede acele etmemi\u015flerdi, halbuki Bedir&#8217;e i\u015ftirak etmi\u015fler ve Bedir Ashab\u0131&#8217;ndan idiler. Hz. Peygamber bunlara ait h\u00fckm\u00fc tehir eylemi\u015f ve ashab\u0131n\u0131 onlarla selam ve kel\u00e2mdan engellemi\u015fti. \u0130nsanlar bunlar hakk\u0131nda ihtilaf ediyorlard\u0131: Kimi &#8220;mahvoldular, hel\u00e2k oldular&#8221; gibi laflar ediyor, baz\u0131lar\u0131 da &#8220;Belki Allah kendilerini affeder.&#8221; diye konu\u015fuyorlard\u0131. B\u00f6ylece il\u00e2h\u00ee emrin gelmesi i\u00e7in bekletiliyorlard\u0131. Ya Allah bunlar\u0131 azaba u\u011fratacak, e\u011fer bulunduklar\u0131 halde kal\u0131rlarsa, veya tevbelerini kabul eyleyecektir. E\u011fer niyetleri halis olarak, ger\u00e7ekten tevbe ederlerse. Allah alimdir, hakimdir. \u015eu halde bu irca i\u015finde ve sonras\u0131nda o her\u015feyi bilmekte ve birtak\u0131m hikmetler g\u00f6zetmektedir. Bu i\u015fte Allah&#8217;\u0131n hikmetleri vard\u0131r.<\/p>\n<p>105-106- &#8220;Onlar bilmezler mi ki:&#8230;&#8221; (Yine Medine ehlinden ve civar\u0131ndaki bedevilerden) di\u011fer bir k\u0131s\u0131mlar\u0131 da vard\u0131r ki; Allah&#8217;\u0131n emrinden dolay\u0131 irca olunmu\u015ftur, yani tehir edilmi\u015f, ertelenmi\u015flerdir. &#8220;\u0130rca&#8221; tehir etmek demektir ki, tevbelerinin kabul\u00fcne kesin g\u00f6z\u00fcyle bak\u0131lmayanlara &#8220;M\u00fcrcie&#8221; denilmesi de bundand\u0131r. kelimesinin asl\u0131 da dir. Nitekim \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, \u0130bn\u00fc \u00c2mir, As\u0131m&#8217;dan Ebubekir \u015eube ve Yakub k\u0131r\u00e2etlerinde okunur. M\u00fccahid&#8217;den rivayet olundu\u011funa g\u00f6re; bunlar K\u00e2&#8217;b b. M\u00e2lik, M\u00fcrare b. Reb\u00ee&#8217;, Hil\u00e2l b. \u00dcmeyye idi. Bunlar yukar\u0131da da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere kendilerini Mescid-i Neb\u00ee&#8217;nin direklerine ba\u011flayan Ebu L\u00fcb\u00e2be ve arkada\u015flar\u0131 gibi pi\u015fmanl\u0131k g\u00f6sterip tevbe ve \u00f6z\u00fcr dilemede acele etmemi\u015flerdi, halbuki Bedir&#8217;e i\u015ftirak etmi\u015fler ve Bedir Ashab\u0131&#8217;ndan idiler. Hz. Peygamber bunlara ait h\u00fckm\u00fc tehir eylemi\u015f ve ashab\u0131n\u0131 onlarla selam ve kel\u00e2mdan engellemi\u015fti. \u0130nsanlar bunlar hakk\u0131nda ihtilaf ediyorlard\u0131: Kimi &#8220;mahvoldular, hel\u00e2k oldular&#8221; gibi laflar ediyor, baz\u0131lar\u0131 da &#8220;Belki Allah kendilerini affeder.&#8221; diye konu\u015fuyorlard\u0131. B\u00f6ylece il\u00e2h\u00ee emrin gelmesi i\u00e7in bekletiliyorlard\u0131. Ya Allah bunlar\u0131 azaba u\u011fratacak, e\u011fer bulunduklar\u0131 halde kal\u0131rlarsa, veya tevbelerini kabul eyleyecektir. E\u011fer niyetleri halis olarak, ger\u00e7ekten tevbe ederlerse. Allah alimdir, hakimdir. \u015eu halde bu irca i\u015finde ve sonras\u0131nda o her\u015feyi bilmekte ve birtak\u0131m hikmetler g\u00f6zetmektedir. Bu i\u015fte Allah&#8217;\u0131n hikmetleri vard\u0131r.<\/p>\n<p>107- \u015eunlar da vard\u0131r ki, Nafi, \u0130bn\u00fc Amir, Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;vav&#8221;s\u0131z okundu\u011funa g\u00f6re; ayr\u0131ca bir k\u0131ssa olarak, bir konu ba\u015fl\u0131\u011f\u0131 olarak, \u015funlar ki, bir mescid edindiler, kendileri i\u00e7in bir cami yapt\u0131lar zarara kalk\u0131\u015fmak \u00fczere, yani bununla m\u00fcsl\u00fcmanlara zarar vermeye \u00e7al\u0131\u015fmak, ve k\u00e2firlik etmek, i\u00e7lerindeki k\u00fcfr\u00fc g\u00fc\u00e7lendirmek, ve m\u00fcminler aras\u0131na tefrika (ayr\u0131l\u0131k) sokmak, onlar\u0131 biribirine d\u00fc\u015f\u00fcrmek, Allah&#8217;a ve Resul\u00fc&#8217;ne sava\u015f a\u00e7m\u0131\u015f, harbetmeye kalk\u0131\u015fm\u0131\u015f olan bir kimseye yatakl\u0131k yapmak, onun m\u00fcminler aleyhine g\u00f6zc\u00fcl\u00fck yapmas\u0131na yard\u0131mc\u0131 olmak i\u00e7in ki, bundan \u00f6nce, yani Teb\u00fck seferinden \u00f6nce sava\u015f yapm\u0131\u015ft\u0131, veya bu mescidi daha \u00f6nce yap\u0131p haz\u0131rlam\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>Rivayet olunuyor ki, Beni Amr b. Avf &#8220;Kuba&#8221; mescidini bina ettiklerinde Resulullah&#8217;a bir temsilci g\u00f6nderip oraya bir mescid yapt\u0131klar\u0131n\u0131 arzeylemi\u015fler ve gelip kendilerine namaz k\u0131ld\u0131rmas\u0131n\u0131 rica eylemi\u015flerdi. Peygamber Efendimiz de te\u015frif etmi\u015fler ve arzular\u0131n\u0131 yerine getirmi\u015flerdi. Bunlar\u0131n amca \u00e7ocuklar\u0131 demek olan Ben\u00ee Gunm b. Avf, bunlar\u0131 k\u0131skanm\u0131\u015flar, &#8220;Biz de bir mescid yapar\u0131z ve Resulullah&#8217;\u0131 davet ederiz, burada namaz k\u0131lar. Rahip Ebu Amir de \u015eam&#8217;dan geldi\u011fi vakit o da burada kal\u0131r ve ibadet eder.&#8221; demi\u015flerdi. O rahip Ebu Amir ki, Resulullah kendisine &#8220;el-Fas\u0131k&#8221; ad\u0131n\u0131 vermi\u015fti. Uhud Sava\u015f\u0131&#8217;nda \u015fehid d\u00fc\u015fen ve melekler taraf\u0131ndan gasledilen Hanzale (r.a.)&#8217;nin babas\u0131 olan bu Ebu Amir, cahiliyye devrinde H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa girmi\u015f, ilim tahsilinde bulunmu\u015f ve rahip olmu\u015ftu. Resulullah&#8217;\u0131n peygamberli\u011fi \u00fczerine itibar\u0131 sars\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan, Hz. Peygamber aleyhinde d\u00fc\u015fmanca dolaplar \u00e7evirmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. Mekke m\u00fc\u015friklerini tahrik ve te\u015fvik ederek Uhud Sava\u015f\u0131&#8217;na d\u00fc\u015fmanlar saf\u0131nda kat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Resulullah&#8217;a seslenerek: &#8220;Seninle sava\u015fa tutu\u015fan hangi kavmi bulursam, onlarla birlik olup sana kar\u015f\u0131 sava\u015faca\u011f\u0131m.&#8221; demi\u015f ve Huneyn Sava\u015f\u0131&#8217;na kadar hep b\u00f6yle yapm\u0131\u015ft\u0131. Huneyn&#8217;de Havazin kabileleri hezimete u\u011frad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn \u015eam&#8217;a ka\u00e7m\u0131\u015f ve ka\u00e7arken m\u00fcnaf\u0131klara &#8220;G\u00fcc\u00fcn\u00fcz yetti\u011fi kadar kuvvet ve silah haz\u0131rlay\u0131n\u0131z, ben Kayser&#8217;e gidece\u011fim ve asker getirip Muhammed&#8217;i ve ashab\u0131n\u0131 Medine&#8217;den \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131m.&#8221; diye haber g\u00f6ndermi\u015fti. Bundan dolay\u0131 onlar da Kuba Mescidi&#8217;nin biraz \u00f6tesinde ba\u015fka bir mescid yapm\u0131\u015flar ve Hz. Peygamber&#8217;e gelerek, &#8220;Sakatlar ve ihtiya\u00e7 sahipleri i\u00e7in k\u0131\u015f\u0131n ya\u011fmurlu havalarda hizmet vermek \u00fczere bir mescid bina ettik. Burada bize namaz k\u0131ld\u0131r\u0131p bereketle dua etmenizi arzu ediyoruz.&#8221; demi\u015flerdi. Resulullah da \u015fimdi sefere \u00e7\u0131kmak \u00fczereyim, me\u015fgul\u00fcm, in\u015fallah d\u00f6n\u00fcp geldi\u011fimizde k\u0131lar\u0131z.&#8221; buyurmu\u015ftu. Teb\u00fck&#8217;ten d\u00f6n\u00fc\u015fte tekrar m\u00fcracaat edip mescide gelmesini istediler. Bunun \u00fczerine i\u015fte bu \u00e2yetler nazil oldu. Sonra Hz. Peygamber, Malik b. Duh\u015fum, Ma&#8217;n b. Adiyy, Amir b. Seken ile Vah\u015f\u00ee&#8217;yi \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131, &#8220;Gidiniz \u015fu ahalisi zalim mescidi y\u0131k\u0131p yak\u0131n\u0131z!&#8221; buyurdu. Onlar da \u00f6yle yapt\u0131lar ve yerinin \u00e7\u00f6pl\u00fck yap\u0131lmas\u0131n\u0131 emreyledi. O fas\u0131k Ebu Amir de \u015eam&#8217;da kald\u0131 ve K\u0131nnesrin&#8217;de hel\u00e2k oldu.<\/p>\n<p>108- Onda ebediyyen k\u0131yama durma, kaim olma, yani o mescid-i d\u0131rarda durup da namaz k\u0131lma. Elbette ilk g\u00fcn\u00fcnden takva \u00fczerine temeli at\u0131lan bir mescid, Kuba mescidi ki, esas\u0131n\u0131 hicretin ilk g\u00fcnlerinde orada namaz k\u0131ld\u0131rmakla Resulullah bizzat atm\u0131\u015ft\u0131: Ve Kuba&#8217;da kald\u0131\u011f\u0131 Pazartesi, Sal\u0131, \u00c7ar\u015famba ve Per\u015fembe g\u00fcnleri be\u015f vakit namaz\u0131 cemaatle k\u0131ld\u0131rm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Bununla beraber &#8220;temeli takva \u00fczere at\u0131lan mescid&#8221;in Medine&#8217;deki Mescid-i Nebi oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Ebu Sa\u00eed el-Hudr\u00ee (r.a.)&#8217;den &#8216;y\u0131 Resulullah&#8217;a sordum, biraz \u00e7ak\u0131l ta\u015f\u0131 al\u0131p yere att\u0131 ve &#8220;\u0130\u015fte \u015fu mescidiniz, Medine mescidi.&#8221; buyurdu, demi\u015f oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir. Senin i\u00e7inde kaim olmana en \u00e7ok hak kazanm\u0131\u015f olan yerdir. \u0130\u00e7inde \u00f6yle rical (erkekler, yi\u011fitler) vard\u0131r ki gayet temiz olmay\u0131 severler. G\u00fcnahlardan, k\u00f6t\u00fc huylardan ve hasletlerden, maddi ve manevi pisliklerden iyice ar\u0131n\u0131p paklanmay\u0131, Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in tertemiz olmay\u0131 severler ve \u00f6yle olmaya gayret ederler. Allah da tertemiz olanlar\u0131 sever.<\/p>\n<p>Denilmi\u015ftir ki, bu \u00e2yet nazil olunca Resulullah maiyetinde bulunan bir grup Muhacir\u00een ile y\u00fcr\u00fcy\u00fcp Kuba mescidine vard\u0131, kap\u0131s\u0131nda biraz duraklad\u0131, bekledi, i\u00e7inde Ensar oturuyorlard\u0131. Bunun \u00fczerine onlara &#8220;Siz m\u00fcmin misiniz?&#8221; diye sordu, cemaat sustu, hi\u00e7 ses \u00e7\u0131karmad\u0131, sonra tekrar sordu, Hz. \u00d6mer (r.a.) &#8220;Ya Resulullah! \u015e\u00fcphesiz ki, m\u00fcminler, ben de onlarla beraberim.&#8221; dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu ki; &#8220;Kazaya raz\u0131 olur musunuz?&#8221; Onlar &#8220;evet&#8221; dediler. Buyurdu ki, &#8220;Belaya sabreder misiniz?&#8221; Onlar yine &#8220;evet&#8221; dediler. Buyurdu ki, &#8220;Bollukta \u015f\u00fckreder misiniz?&#8221; Onlar yine &#8220;evet&#8221; dediler. Bunun \u00fczerine Resulullah &#8220;K\u00e2be&#8217;nin Rabb&#8217;\u0131 hakk\u0131 i\u00e7in bunlar m\u00fcmindirler.&#8221; buyurdu ve sonra oturdu. Daha sonra &#8220;Ey Ensar toplulu\u011fu! Allah azim\u00fc\u015f\u015fan sizi meth \u00fc sena etti. Abdestte ne yap\u0131yorsunuz?&#8221; buyurdu. Onlar da &#8220;D\u0131\u015fk\u0131y\u0131 \u00fc\u00e7 ta\u015fla siliyoruz, sonra da su ile taharetleniyoruz.&#8221; dediler. Resulallah \u015fu \u00e2yeti tilavet buyurdu: &#8220;Onda tertemiz olmay\u0131 seven birtak\u0131m erkekler vard\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>Bir de denilmi\u015ftir ki, idrar kal\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131 su ile y\u0131karlard\u0131, hi\u00e7 c\u00fcn\u00fcp durmazlar, c\u00fcn\u00fcp iken uyku uyumazlard\u0131.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 tatahhur; taharette m\u00fcbala\u011fa etmek, temizlik hususunda titiz davranmakt\u0131r. \u015eer&#8217;\u00ee anlamda taharet hem necasetten, yani maddi pisliklerden, hem de hades denilen c\u00fcn\u00fcpl\u00fckten ve manevi kirlerden ar\u0131nmak demektir. Burada ise &#8220;d\u0131rar, k\u00fcf\u00fcr, tefrika ve \u0131rsad&#8221; gibi fena hasletlere kar\u015f\u0131l\u0131k olarak kullan\u0131lm\u0131\u015f olma karinesiyle tatahhurdan as\u0131l maksat, cisman\u00ee olandan ziyade kalb\u00ee olan taharet s\u00f6z konusudur. Yani g\u00fcnah, isyan, cimrilik ve tembellik gibi \u00e7irkin huylardan ve onlar\u0131n manevi lekelerinden iyice ar\u0131nmak demek oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ayr\u0131ca Hz. Peygamber&#8217;in sordu\u011fu &#8220;iman, sab\u0131r ve \u015f\u00fck\u00fcr&#8221; gibi sorular da konuya \u0131\u015f\u0131k tutmaktad\u0131r. \u015eu halde b\u00fct\u00fcn bu de\u011fi\u015fik rivayetler tefsirde tahsis m\u00e2n\u00e2s\u0131na de\u011fildir, yaln\u0131zca maneviyata m\u00fcnhas\u0131r b\u0131rak\u0131lmayarak, i\u015fin maddi anlamda temizli\u011fini de i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2 kapsam\u0131n\u0131n geni\u015f tutulmas\u0131 gerekti\u011fini beyana y\u00f6nelik oldu\u011fu g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde bulundurulmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>109- O halde binas\u0131n\u0131, yani dininin temelini Allah&#8217;dan bir takva ve r\u0131za \u00fczerine kuran m\u0131 daha hay\u0131rl\u0131? Yoksa binas\u0131n\u0131 \u00e7atlak ve \u00e7\u00f6kmeye meyilli bir y\u0131k\u0131nt\u0131n\u0131n kenar\u0131na kurup da bununla cehennem ate\u015fi i\u00e7ine y\u0131k\u0131lan m\u0131?<\/p>\n<p>&#8220;C\u00fcr\u00fbf&#8221;: dere kenar\u0131nda sel sular\u0131n\u0131n dibini yalay\u0131p oydu\u011fu, b\u0131\u00e7\u0131k \u00fczerinde kalan toprak veya \u00e7amur \u00e7\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131d\u0131r ki, her an y\u0131k\u0131lmaya haz\u0131r durumda bulunan bir yerdir. &#8220;H\u00e2r&#8221; da bunun geriden \u00e7atlam\u0131\u015f devrilmek \u00fczere olan bir \u00e7e\u015fididir ki, bunun \u00fczerine yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen binan\u0131n ne kadar \u00e7\u00fcr\u00fck bir yere, ne kadar \u00e7abuk g\u00f6\u00e7ecek bir zemine oturtulmu\u015f oldu\u011fu ve ne kadar \u00e7abuk \u00e7\u00f6kmeye mahkum bulundu\u011fu tasavvur olunsun. \u0130\u015fte din i\u015flerini nifak ve fitne \u00fczerine bina edenlerin vaziyeti tam buna benzer. Ve Allah, zalimler g\u00fcruhuna hidayet etmez. Necat ve selamette ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131lmaz.<\/p>\n<p>110- Onlar\u0131n, o zalim m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n bina ettikleri binalar\u0131, bu arada o yapt\u0131klar\u0131 mescid kalblerinde bir i\u015fkil (bir ku\u015fku ve endi\u015fe d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc) olmaktan \u00f6te gitmez. Yani, daima ve her hal \u00fc k\u00e2rda gerek yap\u0131l\u0131, gerek y\u0131k\u0131k halde bulunsun ikisinde de din\u00ee bir \u015f\u00fcphe ve ku\u015fkuya sebep olup duracakt\u0131r. Zira yap\u0131l\u0131 kald\u0131\u011f\u0131 halde \u00f6yle ayr\u0131 ve m\u00fcstakil bir toplanma yerinde kendi kendilerine toplan\u0131p kalblerindeki k\u00fcf\u00fcr ve nifak\u0131 birbirlerine yay\u0131p, a\u00e7\u0131klamalar\u0131, kendi \u015f\u00fcphe ve nifaklar\u0131n\u0131 artt\u0131rmaktan ba\u015fka bir \u015feye yaramayacakt\u0131r. Y\u0131k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde ise nifaklar\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131km\u0131\u015f ve anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 endi\u015fesini ta\u015f\u0131yacaklar\u0131ndan dolay\u0131 kinleri ve tela\u015flar\u0131 artacak. Bundan sonra ne gibi bir muameleye tabi tutulacaklar\u0131n\u0131 kestiremiyecekler ve y\u00fcrekleri korku ve ku\u015fku i\u00e7inde titreyip duracakt\u0131r. Ta kalbleri par\u00e7alan\u0131ncaya kadar b\u00f6yle kalacaklar. Yani o \u015f\u00fcphe ve nifak kayna\u011f\u0131 olan kalbleri iyice par\u00e7a par\u00e7a oluncaya kadar o \u015f\u00fcphe ve ku\u015fkular\u0131 s\u00fcr\u00fcp gidecek. Ancak kalbleri par\u00e7alan\u0131nca bitecek. Fakat o kalbler onlarda bulundu\u011fu m\u00fcddet\u00e7e o \u015f\u00fcphe ve fitne hastal\u0131\u011f\u0131ndan kurtulmalar\u0131 ihtimali yoktur. Allah her\u015feyi bilir, hikmet sahibidir. \u015eu halde onlar\u0131n b\u00fct\u00fcn hallerini bilir, kalblerinin gizledi\u011fi nifaka kadar her\u015feylerini iyice bilir ve onlar hakk\u0131nda verece\u011fi h\u00fck\u00fcmler hikmetsiz de\u011fildir, hepsi birtak\u0131m hikmetler i\u00e7ermektedir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>111- Allah, m\u00fcminlerden, canlar\u0131n\u0131 ve mallar\u0131n\u0131, kendilerine cennet vermek \u00fczere sat\u0131n alm\u0131\u015ft\u0131r: Allah yolunda \u00e7arp\u0131\u015facaklar da \u00f6ld\u00fcrecekler ve \u00f6ld\u00fcr\u00fclecekler. Bu, Tevrat&#8217;ta da, \u0130ncil&#8217;de de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da da Allah&#8217;\u0131n kendi \u00fczerine y\u00fcklendi\u011fi bir ahittir. Allah&#8217;dan ziyade ahdine riayet edecek kim vard\u0131r? O halde yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z al\u0131\u015f-veri\u015f ahdinden dolay\u0131 size m\u00fcjdeler olsun! Ve i\u015fte o b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015f budur.<\/p>\n<p>112- (Bunlar), O tevbek\u00e2r olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oru\u00e7lular, o r\u00fckua varanlar, o secdeye kapananlar, iyili\u011fi emredip, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten vazge\u00e7irenler, Allah&#8217;\u0131n hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklar\u0131n\u0131n \u00f6l\u00e7\u00fclerine riayet edenler)d\u0131r. M\u00fcjde ver o m\u00fcminlere, m\u00fcjde!<\/p>\n<p>111- Muhakkak ki, Allah m\u00fcminlerden canlar\u0131n\u0131 ve mallar\u0131n\u0131 sat\u0131n ald\u0131, \u015fununla ki, cennet m\u00fcnhas\u0131ran onlar\u0131n ola.<\/p>\n<p>Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re; Resul-i Ekreme, Akabe Gecesi, Mekke&#8217;de Ensar&#8217;dan yetmi\u015f ki\u015fi olarak biat ettikleri zaman, yani ikinci Akabe biat\u0131nda, Abdullah b. Revaha &#8220;Rabb&#8217;in ve kendin i\u00e7in bizden diledi\u011fini \u015fart ko\u015f.&#8221; demi\u015fti. Peygamber (s.a.v.) de: &#8220;Rabb\u0131m i\u00e7in O&#8217;na ibadet etmenizi ve hi\u00e7 bir \u015feyi O&#8217;na \u015firk ko\u015fmaman\u0131z\u0131, kendim i\u00e7in de beni, kendinizi ve mallar\u0131n\u0131z\u0131 nas\u0131l koruyup savunuyorsan\u0131z \u00f6yle koruyup savunman\u0131z\u0131 \u015fart ederim.&#8221; buyurdu. Onlar da &#8220;Bunu yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z takdirde bizim i\u00e7in ne var?&#8221; dediler. Hz. Peygamber &#8220;cennet&#8221; buyurdu. Bunun \u00fczerine &#8220;Bu al\u0131\u015f-veri\u015f k\u00e2rl\u0131d\u0131r, bu s\u00f6zle\u015fmeyi ne bozar\u0131z, ne de bozulmas\u0131n\u0131 kabul ederiz.&#8221; dediler. Sonra i\u015fte bu \u00e2yet nazil oldu. Bir g\u00fcn Hz. Peygamber, bu \u00e2yeti okurkan bir a&#8217;r\u00e2bi geldi &#8220;bu kimin s\u00f6z\u00fc?&#8221; dedi, Resulullah, &#8220;Allah kel\u00e2m\u0131d\u0131r.&#8221; diye cevap verdi. O a&#8217;r\u00e2bi &#8220;Vallahi bu \u00e7ok k\u00e2rl\u0131 bir al\u0131\u015f-veri\u015f, biz bunu ne bozar\u0131z, ne de bozulmas\u0131n\u0131 isteriz&#8221; dedi ve gazaya \u00e7\u0131kt\u0131, nihayet \u015fehid oldu&#8230;<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphe yok ki, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 o canlar ve r\u0131z\u0131k olarak ihsan etti\u011fi o mallar ba\u015ftan sona Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcd\u00fcr ve bundan dolay\u0131 Allah&#8217;\u0131n onlar\u0131 sat\u0131nalma yoluyla m\u00fclkiyetine ge\u00e7irmesi tasavvur olunam\u0131yaca\u011f\u0131ndan Fatiha S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yard\u0131m dileriz.&#8221; (Fatiha, 1\/5)&#8217;in tefsirinde de beyan olundu\u011fu \u00fczere burada Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n b\u00fcy\u00fck bir l\u00fctuf g\u00f6sterisi ile kullar\u0131n\u0131 cihada ve ibadete daveti ve teklifi vard\u0131r. Bunun hakikat\u0131 \u015fudur ki, Allah insanlara can ve mal vermi\u015f ve onlarda muvakkat bir tasarruf ve faydalanmaya da izin vermi\u015ftir. B\u00f6ylece kullar kendi \u015fah\u0131slar\u0131nda ve mallar\u0131nda ge\u00e7ici bir h\u00fcrriyet ve m\u00fclkiyet hakk\u0131 ile yine muvakkat bir tasarruf ve faydalanmaya maliktirler. Fakat kullar bunlar\u0131 s\u0131rf kendileri ve kendi r\u0131za ve ihtiyarlar\u0131 ad\u0131na sarf edecek olurlarsa, Allah&#8217;\u0131n ihsan\u0131 olan nimetleri, kendileri gibi fani olan maksatlar u\u011fruna t\u00fcketmi\u015f olacaklar ve ondan hi\u00e7 bir k\u00e2r ve menfaat elde edemeyecekler. Ecelleri geldi\u011finde her \u015feyden mahrum olarak b\u00fcsb\u00fct\u00fcn h\u00fcsran azab\u0131 ile kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kalacaklard\u0131r. Halbuki Allah&#8217;\u0131n ihsan\u0131 olan can ve mal\u0131, kendileri i\u00e7in ve kendi m\u00fclkleri olarak de\u011fil de, h\u00fcriyetlerini ve tasarruf haklar\u0131n\u0131 \u00e7ok iyi kullanarak g\u00f6n\u00fcl r\u0131zas\u0131yla Allah&#8217;a teslim ve Allah i\u00e7in ve Allah&#8217;\u0131n emrine, Allah&#8217;\u0131n yoluna sarfederlerse Allah onlar\u0131 heder etmeyecek ve kendilerini cennet ile sevapland\u0131rarak ebedi nimetlere erdirecektir. Yani fani olan lezzetlerin Allah i\u00e7in feda edilmesine kar\u015f\u0131l\u0131k ebedi olan hay\u0131r ve menfaatler elde edilecek. Fani hayat yerine baki hayat kaim olacakt\u0131r. Bir m\u00fcmin Allah yolunda sava\u015fa kat\u0131l\u0131r, can verir ve o yolda mal\u0131n\u0131 infak ederse, bu yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015f bo\u015fa gitmeyecek, ahirette ona kar\u015f\u0131l\u0131k Allah&#8217;dan cennet alacak ve ba\u015fkalar\u0131n\u0131n s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131ndan uzak olarak s\u0131rf nimetlerle dolu olan ebedi mutluluk i\u00e7inde ya\u015fayacakt\u0131r. \u0130\u015fte b\u00f6yle d\u00fczenlenmi\u015f olan bu d\u00fcnya ile ahiret, bu fani ile o ebedi ve baki ayn\u0131 anda bir yerde bir araya gelemiyece\u011finden, bu fani hayat\u0131 o baki hayatla de\u011fi\u015ftirme i\u015fini Allah, kulunun ihtiyar\u0131na terk etmi\u015ftir. Bu i\u015flem, bu yer de\u011fi\u015ftirme kulun se\u00e7im ve r\u0131zas\u0131 ile Allah&#8217;\u0131n kabul\u00fcne ba\u011fl\u0131 bulundu\u011fundan bu il\u00e2h\u00ee muamele sanki bir de\u011fi\u015fme, bir al\u0131\u015f-veri\u015f imi\u015f gibi temsil\u00ee bir \u00fcslup ile ifade buyurulmu\u015ftur. Yoksa ger\u00e7ekte kulun mal\u0131 da, can\u0131 da, ona kar\u015f\u0131l\u0131k olarak verilen cennet de hepsi Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcd\u00fcr. Asl\u0131nda Allah Te\u00e2l\u00e2, kendi m\u00fclk\u00fcn\u00fc, yine kendi m\u00fclk\u00fc ile de\u011fi\u015ftirecektir.<\/p>\n<p>Ancak bu de\u011fi\u015ftirme i\u015flemi, cebri olmay\u0131p yine de kulun r\u0131za ve ihtiyar\u0131na ba\u011flanm\u0131\u015f oldu\u011fundan Allah Te\u00e2l\u00e2 bu s\u00f6zle\u015fmenin \u015ferefini kullar\u0131na ba\u011f\u0131\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Sanki zengin bir velinin kendi velayeti alt\u0131ndaki fakir bir \u00e7ocu\u011fa sermaye vererek onu ticarete te\u015fvik etmek i\u00e7in d\u00fckkan a\u00e7t\u0131rmas\u0131 ve ba\u015fka m\u00fc\u015fteri aramay\u0131p sataca\u011f\u0131 mal\u0131 yaln\u0131zca kendisine satmak \u00fczere \u015fart ko\u015fup, her ald\u0131\u011f\u0131na da kat kat k\u00e2r vermesi gibi bir al\u0131\u015f-veri\u015f \u015feklinde temsil\u00ee ifade kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Benzersiz bir l\u00fctuf ve ihsan\u0131n hukuk diliyle ifade buyurulmas\u0131 demek olan bu temsil\u00ee anlat\u0131mla ayr\u0131ca hukuk\u00ee muamele ve s\u00f6zle\u015fmelerin temel \u00f6zelliklerini belirlemeye y\u00f6nelik bir s\u00f6zle\u015fme \u00f6rne\u011fi ortaya konmu\u015ftur. Ayr\u0131ca hukuk\u00ee muamelelerin din ve d\u00fcnya i\u015flerinde esas oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir. Yine burada g\u00f6sterilmek istenmi\u015ftir ki; hukuk\u00ee s\u00f6zle\u015fmelere dayanan al\u0131\u015f-veri\u015f akitleri ve bu yolla elde edilecek k\u00e2r ve kazan\u00e7lar, teberru ve ba\u011f\u0131\u015f yoluyla elde edilecek gelirlerden daha hay\u0131rl\u0131 ve daha \u015fereflidir. Be\u015ferin hayat\u0131n\u0131n ve mutlulu\u011fun hukuki s\u00f6zle\u015fmelere riayet ve s\u00f6z\u00fcnde durmak gibi insan\u00ee ve ahl\u00e2k\u00ee \u00f6zelliklere ba\u011fl\u0131 oldu\u011funa da i\u015faret vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu halde fiili, her\u015feyden \u00f6nce bu s\u00f6zle\u015fmenin taraflar\u0131n\u0131 belirliyerek i\u015fe ba\u015fl\u0131yor. Bu s\u00f6zle\u015fmenin Allah kat\u0131nda bir icab\u0131 ve kulun iman\u0131 da bu icab\u0131n kabul\u00fc demektir. Nitekim Hz. Hasan demi\u015ftir ki, &#8220;\u0130\u015fitiniz, vallahi, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n her m\u00fcmine satt\u0131\u011f\u0131 \u00f6yle k\u00e2rl\u0131 bir biat ve \u00f6yle a\u011f\u0131r basan bir kefedir ki, yer y\u00fcz\u00fcnde bu biate kat\u0131lmayan hi\u00e7bir m\u00fcmin yoktur&#8230;ilh&#8221;. Yani \u00e2yetin h\u00fckm\u00fc ve kapsam\u0131, n\u00fczul sebebi olarak bildirilen Akabe biat\u0131n\u0131 haber vermekten ibaret de\u011fildir, b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlere \u015famildir.<\/p>\n<p>Ca&#8217;feri Sad\u0131k Hz.lerinden de &#8220;bedenlerinizin Cennet&#8217;ten ba\u015fka fiyat\u0131 yoktur, onlar\u0131 ondan ba\u015fkas\u0131na satmay\u0131n\u0131z.&#8221; diye de nakledilmi\u015ftir. T\u00fcrk \u015eairi Fuz\u00fbl\u00ee&#8217;nin<\/p>\n<p>&#8220;C\u00e2n\u0131 c\u00e2n\u00e2n dilemi\u015f vermemek olmaz ey dil!&#8221;<\/p>\n<p>&#8221; Ne niz\u00e2 eyleyelim ol ne senindir, ne benim.&#8221; demesi de bu \u00e2yetin muhtevas\u0131na i\u015farettir.<\/p>\n<p>M\u00fcminler bu il\u00e2h\u00ee sat\u0131nalmaya kar\u015f\u0131 can ve mallar\u0131n\u0131 Allah&#8217;a nas\u0131l satacaklar, denilirse:<\/p>\n<p>Allah yolunda sava\u015f yaparlar, \u00f6ld\u00fcr\u00fcrler de, \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrler de. Gazi de olurlar, \u015fehid de. S\u00f6z konusu bedel Allah \u00fczerine hakt\u0131r ve bu Tevrat&#8217;da, \u0130ncil&#8217;de ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da verilen bir vaaddir. Yani bu al\u0131\u015fveri\u015fin fiyat\u0131 olan bu d\u00fcnyada pe\u015fin de\u011fil, ahirette \u00f6denecek olan bir m\u00fceccel vaaddir. Fakat \u015f\u00fcpheli bir vaat de\u011fil, Allah \u00fczerine sabit bir bor\u00e7tur, her \u015f\u00fcpheden uzakt\u0131r. Hem Tevrat&#8217;ta, hem \u0130ncil&#8217;de, hem de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da sabit olmu\u015f bir vaaddir. Hakk&#8217;\u0131n vaadidir. Allah&#8217;dan daha ziyade ahdini tutan, s\u00f6z\u00fcn\u00fc yerine getiren kim vard\u0131r? S\u00f6z\u00fcnden d\u00f6nmek \u015ferefli bir insana bile yak\u0131\u015fmazken Allah Te\u00e2l\u00e2 hakk\u0131nda b\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnceye kap\u0131lmak m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr? \u00d6yleyse ey m\u00fcminler! Yapm\u0131\u015f oldu\u011funuz bu al\u0131\u015f-veri\u015finizle istib\u015far ediniz, birbirinizi m\u00fcjdeleyip birlikte sevininiz, bayram ediniz. \u0130\u015fte o, yani bu al\u0131\u015f-veri\u015finize fiyat olmak \u00fczere size verilmesi, \u015fah\u0131slar\u0131n\u0131za tahsis olunmas\u0131 kesin bir Hakk vaadi olan Cennet, b\u00fcy\u00fck ve muhte\u015fem kurtulu\u015fun kendisidir. \u0130\u015fte o b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015f, ondan daha b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemeyen o ebedi felah ve necat i\u015fte budur.<\/p>\n<p>112-Bunlar, yani bu s\u00f6z\u00fc edilen m\u00fcminler o tevbek\u00e2rlar ki, \u00e2bidler, Allah&#8217;a ihlas ile ibadete devam edenler hamidler, gerek sevin\u00e7li, gerek s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 zamanlar\u0131nda, hangi durumda olurlarsa olsunlar Allah&#8217;a s\u00fcrekli hamd edenler seyyahlar, gezginler yani oru\u00e7lular. \u00c7\u00fcnk\u00fc Peygamber (s.a.v) Efendimiz &#8220;\u00dcmmetimin seyahati oru\u00e7tur.&#8221; buyurmu\u015ftur. Abdullah b. Mesud&#8217;dan, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan, Hz. Ai\u015fe&#8217;den, Ebu Hureyre ve daha ba\u015fkalar\u0131ndan rivayet yoluyla gelen tefsir budur. Orucun iki bak\u0131mdan seyahata benzerli\u011fi vard\u0131r: Birisi s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda da i\u015faret olundu\u011fu \u00fczere, seyahat eden kimse, i\u015fin icab\u0131 olarak gerek yiyip i\u00e7mek, gerek dinlenmek ve daha ba\u015fka nefsinin istekleri hususunda tutumlu davranmak ve baz\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131lara katlanmak zorunda kal\u0131r. Oru\u00e7 tutmak da insan\u0131 nefsani arzulardan uzak tutmak a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00e7ok \u00f6nemli bir yolculu\u011fa benzer. Birisi de seyahat, innsan\u0131n g\u00f6rmedi\u011fi, bilmedi\u011fi bir tak\u0131m \u015feylerle kar\u015f\u0131la\u015fmas\u0131na vesile olan bir d\u0131\u015f d\u00fcnya yolculu\u011fudur. Bunun gibi, oru\u00e7 da insan\u0131n kendi i\u00e7 d\u00fcnyas\u0131nda gizli kalm\u0131\u015f bir tak\u0131m \u00f6zelliklerin tan\u0131nmas\u0131na, m\u00fclk ve melek\u00fbt \u00e2leminin bir tak\u0131m s\u0131rlar\u0131na vak\u0131f olmas\u0131na vesile olur. Seyahat bir beden\u00ee riyazet oldu\u011fu gibi, oru\u00e7 da bir ruh\u00ee riyazet ve seyahatt\u0131r. Ayr\u0131ca Ata&#8217;dan yani seyahat edenlerin, m\u00fccahidler oldu\u011funa dair bir rivayet nakledilmi\u015ftir. Ebu Umame&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir ki, bir adam Hz. Peygamber&#8217;den seyahata \u00e7\u0131kmak i\u00e7in izin istemi\u015fti. Peygamber Efendimiz de ona &#8220;Benim \u00fcmmetimin seyahat\u0131 Allah yolunda cihad etmektir.&#8221; buyurmu\u015ftu. Bununla beraber bu \u00e2yetteki maksad\u0131n genel olarak yery\u00fcz\u00fcnde seyahat edenler demek oldu\u011funu s\u00f6yleyenler de olmu\u015ftur. Bunlardan bir k\u0131sm\u0131, &#8220;Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye hicret edenlerdir.&#8221; demi\u015flerdir. Bir k\u0131sm\u0131 da &#8220;\u0130lim tahsili i\u00e7in yolculuk yapanlard\u0131r&#8221; demi\u015flerdir. Ba\u015fkalar\u0131 da &#8220;Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 \u00e2yetleri ve yery\u00fcz\u00fcndeki gariplikleri g\u00f6r\u00fcp tan\u0131mak ve onlara ibretle bakmak i\u00e7in seyahat edenlerdir.&#8221; demi\u015flerdir ki, &#8220;De ki, yery\u00fcz\u00fcnde gezip, dola\u015f\u0131n ve olup bitenlere dikkatle bak\u0131n!&#8221; (Ankebut, 29\/20: Rum, 30\/42) \u00e2yetlerindeki emir gere\u011fince s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n kudretini eserlerinde g\u00f6r\u00fcp tan\u0131mak i\u00e7in seyahat edenler demek olur. (\u00c2l-i \u0130mran S\u00fbresi&#8217;nde \u00e2yet 137 nin tefsirine bak\u0131n\u0131z).<\/p>\n<p>R\u00fck\u00fb edenler, secde edenler. Yani r\u00fck\u00fb&#8217;uyla secdesiyle namaz\u0131 tam\u0131 tam\u0131na ve hakk\u0131yle k\u0131lanlar, maruf ile emredenler, yani iyili\u011fi belli olan, herkes\u00e7e iyilik oldu\u011fu bilinen konular\u0131 telkin ve tavsiye edenler, yani iman\u0131 ve Allah&#8217;a itaat\u0131 emredenler, m\u00fcnkerden (k\u00f6t\u00fcl\u00fckten, \u015firk, imans\u0131zl\u0131k ve g\u00fcnanlardan) nehyedenler Allah&#8217;\u0131n hududunu koruyanlar yani Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n beyan edip a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131, s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 kendisinin belirledi\u011fi ger\u00e7ekleri ve \u015feriat\u0131n kurallar\u0131n\u0131 ve bu kurallar\u0131n inceliklerini bilerek bunlara riayet edenler. \u015eeriat\u0131n inceliklerine titizlikle uyanlar ve insanlar\u0131 o yola y\u00f6nlendirenler. Velhas\u0131l o m\u00fcjdeye, o il\u00e2h\u00ee vaade lay\u0131k olan m\u00fcminler, b\u00fct\u00fcn bu g\u00fczel hasletlere, bu \u00fcst\u00fcn \u00f6zelliklere sahip olan, bunlar\u0131 kendi \u015fahs\u0131nda toplayanlard\u0131r. Ve b\u00f6yle olan m\u00fcminlere m\u00fcjde ver, onlar\u0131 m\u00fcjdele habibim ey Muhammed!<\/p>\n<p>Abdullah b. Abbas Hz.leri demi\u015ftir ki, &#8220;Allah m\u00fcminlerden canlar\u0131n\u0131 ve mallar\u0131n\u0131, kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda cennet vermek suretiyle sat\u0131n ald\u0131.&#8221; \u00e2yeti nazil oldu\u011funda, ashaptan birisi, &#8220;Ya Resulallah! \u015eayet o ki\u015fi zina da etse, h\u0131rs\u0131zl\u0131k da yapsa, i\u00e7ki de i\u00e7se bile mi?&#8221; demi\u015f ve i\u015fte bu &#8220;Tevbe edenler&#8230;&#8221; \u00e2yeti bunun \u00fczerine n\u00e2zil olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n m\u00fc\u015friklerden ne kadar beri oldu\u011funu iyice anlamal\u0131 ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>113- Ne peygambere, ne iman edenlere akraba bile olsalar cehennemlik olduklar\u0131 iyice belli olduktan sonra m\u00fc\u015friklere isti\u011ffar etmek yoktur.<\/p>\n<p>114- \u0130brahim&#8217;in babas\u0131 i\u00e7in isti\u011ffar etmesi de s\u0131rf ona vermi\u015f oldu\u011fu bir s\u00f6zden dolay\u0131 idi. B\u00f6yle iken onun bir Allah d\u00fc\u015fman\u0131 oldu\u011fu kendisine a\u00e7\u0131klan\u0131nca o i\u015ften vazge\u00e7ti. \u015e\u00fcphesiz ki \u0130brahim, \u00e7ok ba\u011fr\u0131 yan\u0131k, \u00e7ok halim birisi idi.<\/p>\n<p>115- Allah, bir kavmi hidayete erdirdikten sonra, nelerden sak\u0131nacaklar\u0131n\u0131 kendilerine iyice a\u00e7\u0131klamad\u0131k\u00e7a dalalete d\u00fc\u015f\u00fcrmez. Ger\u00e7ek \u015fu ki, Allah her \u015feyi bilir.<\/p>\n<p>116- Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz, g\u00f6klerin ve yerin m\u00fclk\u00fc Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. O, diriltir de, \u00f6ld\u00fcr\u00fcr de. Size O&#8217;ndan ba\u015fka ne bir dost vard\u0131r, ne de bir yard\u0131mc\u0131.<\/p>\n<p>113- Cumhur, yani b\u00fct\u00fcn tefsir \u00e2limleri, bu \u00e2yetin Ebu Talib hakk\u0131nda nazil oldu\u011funu nakletmi\u015flerdir ki, bunun dayana\u011f\u0131 da Said b. M\u00fcseyyeb, Z\u00fchr\u00ee, Amr b. Dinar ve Ma&#8217;mer&#8217;den gelen bir rivayettir. Demi\u015fler ki; Ebu Talib&#8217;in hal-i hayat\u0131nda Hz. Peygamber &#8220;Ey amcac\u0131\u011f\u0131m de.&#8221; Bu bir kelimedir ki, Allah&#8217;\u0131n huzurunda bunun ben senin lehinde delil olarak kullanay\u0131m.&#8221; dedi. Orada Ebu Cehl ile Abdullah ibni Ebi \u00dcmeyye de vard\u0131. Bunlar &#8220;Ey Ebu Talib, Abd\u00fclmuttalib&#8217;in milletinden vaz m\u0131 ge\u00e7eceksin?&#8221; dediler. Bunun \u00fczerine Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de &#8220;Yasaklanmad\u0131\u011f\u0131m s\u00fcrece ben de senin i\u00e7in isti\u011ffar edece\u011fim.&#8221; dedi. Sonra da i\u015fte bu &#8220;Peygamber ve m\u00fcminler i\u00e7in m\u00fc\u015friklere isti\u011ffar etmek diye bir\u015fey yoktur.&#8221; \u00e2yeti ile &#8220;Muhakkak ki, sen kendi istedi\u011fini hidayete erdiremezsin, ancak Allah diledi\u011fini hidayete erdirir.&#8221; (Kasas, 28\/56) \u00e2yeti nazil oldu.<\/p>\n<p>Bu rivayetlere g\u00f6re, bu \u00e2yetler ya Mekke&#8217;de nazil olmu\u015f, ya da bu \u00e2yetlerin n\u00fczul\u00fcne kadar senelerce Hz. Peygamber isti\u011ffara devam etmi\u015f demek olur ki, bunun ikisi de d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle akla uzak ihtimaller olarak g\u00f6r\u00fclmektedir. Baz\u0131 rivayetlerde de, bu \u00e2yetin Mekke fethinden sonra Hz. Peygamber&#8217;in, annesi \u00c2mine&#8217;nin kabrini ziyaret edip ona isti\u011ffar etmek istemesi dolay\u0131s\u0131yla nazil oldu\u011fu kaydedilmi\u015ftir. Baz\u0131lar\u0131 da bunun yukar\u0131da s\u00f6z konusu edilen &#8220;Onlara yetmi\u015f kere isti\u011ffar etsen de Allah onlar\u0131 affetmeyecektir&#8221; \u00e2yetiyle ilgili olarak nazil oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Abdullah b. Abbas&#8217;dan gelen bir rivayete g\u00f6re; bir k\u0131s\u0131m m\u00fcminler &#8220;Hz. \u0130brahim&#8217;in babas\u0131na isti\u011ffar etti\u011fi gibi biz de \u00f6lm\u00fc\u015flerimize isti\u011ffar edelim.&#8221; demi\u015flerdi, bu sebeple nazil oldu diye s\u00f6ylenmi\u015ftir. Baz\u0131 \u00e2limler burada isti\u011ffardan maksat namazd\u0131r, demi\u015fler. Ger\u00e7i cenaze namaz\u0131 da \u00f6l\u00fc hakk\u0131nda bir isti\u011ffard\u0131r, fakat ma\u011ffiret istemek demek olan isti\u011ffar, namazdan daha geni\u015f ve daha genel anlaml\u0131d\u0131r. Zahir olan da budur. &#8220;Onlar\u0131n cehennemlik olduklar\u0131 kendilerine a\u00e7\u0131kland\u0131ktan sonra (art\u0131k isti\u011ffar etmek yoktur.)&#8221;<\/p>\n<p>114-Bu a\u00e7\u0131klanma, ya k\u00fcf\u00fcr \u00fczere \u00f6ld\u00fckleri bilinmek, ya da \u00f6yle \u00f6lecekleri hakk\u0131nda vahiy gelmi\u015f olmak \u015feklinde olabilir. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, k\u00e2fir olarak \u00f6lece\u011fi hakk\u0131nda vahiy gelmemi\u015f ve hen\u00fcz hayatta bulunan k\u00e2firler i\u00e7in iman nasip olmas\u0131 umuldu\u011fundan, onlar i\u00e7in isti\u011ffar her zaman caiz olabilecektir. Nitekim Hz. \u0130brahim&#8217;in babas\u0131na isti\u011ffar\u0131 da bu bak\u0131mdan olmu\u015ftur. Bu anlat\u0131larak buyuruluyor ki;<\/p>\n<p>&#8220;\u0130brahim&#8217;in babas\u0131na isti\u011ffar\u0131 da s\u0131rf ona vermi\u015f oldu\u011fu bir vaatten dolay\u0131 idi&#8221;. Meryem S\u00fbresi&#8217;nde gelece\u011fi \u00fczere &#8220;(\u0130brahim) sel\u00e2m sana dedi, senin i\u00e7in Rabb&#8217;imden ma\u011ffiret dileyece\u011fim. \u00c7\u00fcnk\u00fc O bana \u00e7ok l\u00fctufk\u00e2rd\u0131r.&#8221; (Meryem, 19\/47) ayn\u0131 \u015fekilde M\u00fcmtehine&#8217;de de gelece\u011fi \u00fczere &#8220;Senin i\u00e7in afdileyece\u011fim.&#8221; (M\u00fcmtehine, 60\/4), \u015euar\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde de &#8220;Babam\u0131 da ba\u011f\u0131\u015fla, \u00e7\u00fcnk\u00fc, o sap\u0131klardand\u0131r.&#8221; (\u015euar\u00e2, 26\/86) &#8216;diye isti\u011ffarda bulunmu\u015ftu. Ne zaman ki ona, babas\u0131n\u0131n Allah&#8217;a d\u00fc\u015fman biri oldu\u011fu a\u00e7\u0131klan\u0131nca, o da isti\u011ffar etmekten vazge\u00e7ti, teberri eyledi, uzak durdu. Demek ki, babas\u0131 hakk\u0131ndaki vaad, onun hayatta olmas\u0131 ve imana gelmesinin \u00fcmid edilmesi \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131 idi. \u015e\u00fcphesiz ki, \u0130brahim bir evvah (\u00e7ok \u00e7ok ah eden, a\u011flayan s\u0131zlayan), bir halimdir.<\/p>\n<p>&#8220;Evvah&#8221;: m\u00fcbala\u011fa si\u011fas\u0131yla \u00e7ok ah eden demektir. Bilindi\u011fi \u00fczere, &#8220;ah&#8221; ve &#8220;of&#8221; bir ac\u0131ya ve h\u00fczne i\u015faret i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. \u0130nsano\u011flu \u015fiddetli bir ac\u0131 duydu\u011fu zaman adeta y\u00fcre\u011fi yanar ve nefesi daral\u0131r, bo\u011fulacak gibi olur, yanan nefesini \u00e7\u0131kar\u0131rken zarur\u00ee olarak bir ah \u00e7eker. Bunun i\u00e7in \u00e7ok ah \u00e7ekmenin, \u00e7ok ac\u0131 \u00e7ekmeye, ba\u011fr\u0131 yan\u0131kl\u0131\u011fa, a\u015fka ve Allah korkusuna delaleti vard\u0131r. Burada &#8220;evvah&#8221; i\u015fte b\u00f6yle bir m\u00e2n\u00e2 ili\u015fkisinden dolay\u0131 kinaye olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bizim dilimizde de bu anlam\u0131 ifade i\u00e7in &#8220;ince kalpli, yufka y\u00fcrekli, ba\u011fr\u0131 yan\u0131k, a\u015f\u0131k adam&#8221; gibi tabirler kullan\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;A\u015fk\u0131n elinden ve ettiklerinden ah!<\/p>\n<p>Ate\u015fiyle kalbimi yakt\u0131 b\u0131rakt\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>Me\u015fhur beyti de bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 pek iyi ifade eder. Dualar\u0131n en \u00e7ok kabule \u015fayan olanlar\u0131 bu ruh haliyle yap\u0131lan dualard\u0131r. Ashab ve Tabi\u00een&#8217;den olan ilk devir m\u00fcfessirleri &#8220;evvah&#8221; kelimesinin, bu m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 \u00e7e\u015fitli deyimlerle rivayet ve ifade etmi\u015flerdir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>1. &#8220;De&#8217;\u00e2&#8217; yani \u00e7ok \u00e7ok dua eden, hep dua ve niyaz ile me\u015fgul olan<\/p>\n<p>2. &#8220;Rah\u00eem&#8221; yani pek merhametli, \u00e7ok yumu\u015fak kalbli, yufka y\u00fcrekli.<\/p>\n<p>3. &#8220;M\u00fcmin&#8221;, yani \u00e7ok imanl\u0131,<\/p>\n<p>4. &#8220;M\u00fbkin&#8221; \u0130nanc\u0131nda \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fct bulunmayan,<\/p>\n<p>5. Ayr\u0131ca &#8220;Tevvab&#8221;, &#8220;muvaffak&#8221;, Allah&#8217;\u0131 \u00e7ok \u00e7ok zikreden, tesbih eden, isti\u011ffar eden, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131 \u00e7ok \u00e7ok okuyan, Allah korkusuyla a\u011flayan, s\u0131zlayan, ah, vah eden, dindarl\u0131\u011f\u0131n \u00f6z\u00fcne vak\u0131f olan, yani &#8220;fakih&#8221; olan ve benzeri anlamlar\u0131 i\u00e7eren bir kelimedir. Abdullah b. \u015eeddad&#8217;dan rivayet olunmu\u015ftur ki, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz &#8221; Evvah hu\u015f\u00fb i\u00e7inde yalvar\u0131p yakarand\u0131r.&#8221; buyurmu\u015f. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, her biri bir ba\u015fka g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan ortaya konulan bu m\u00e2n\u00e2lar, genelde birbirine \u00e7ok yak\u0131n olan \u015feylerdir ve hepsi de g\u00f6steriyor ki, maksat s\u0131rf a\u011flay\u0131p ah vah etmek de\u011fil, bir kalb \u00f6zelli\u011finin, bir ruh h\u00e2linin durumunu dile getirmektir. Bundan dolay\u0131 son devir tefsir \u00e2limleri bunun y\u00fcrek yufkal\u0131\u011f\u0131ndan, merhamet ve \u015fefkatten kinaye oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Gaflete d\u00fc\u015fmemek laz\u0131mgelir ki, \u00e2yette &#8220;evvah&#8221; buyurulduktan sonra bir de &#8220;halim&#8221; ile s\u0131fatland\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 \u00e7ok anlaml\u0131d\u0131r. Zira \u00e7ok ah etmek, ayn\u0131 zamanda bir hiddeti ve sab\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131 da ima edebilir. \u0130\u015fte &#8220;halim&#8221; s\u0131fat\u0131yla bundan sak\u0131n\u0131larak \u015fu anlat\u0131lm\u0131\u015f oluyor ki; \u0130brahim&#8217;in \u00e7ok \u00e7ok ah eden biri olmas\u0131, hiddetinden, sab\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131ndan ve tahamm\u00fcls\u00fczl\u00fc\u011f\u00fcnden kaynaklanan s\u0131k\u0131nt\u0131lardan de\u011fildi. O ger\u00e7ekten halim selim, hiddetten uzak, eza ve cefaya katlanan, mihnete sab\u0131rl\u0131 olmakla birlikte bir &#8220;evvah&#8221; idi. Bundan dolay\u0131 babas\u0131n\u0131n da her t\u00fcrl\u00fc eza ve cefas\u0131na sabreder, tahamm\u00fcl g\u00f6sterirdi. Yine de babas\u0131na kar\u015f\u0131 yumu\u015fakl\u0131kla ve r\u0131fk ile davran\u0131rd\u0131. Babas\u0131n\u0131n k\u00fcf\u00fcr ve dalalet yolunda olmas\u0131na y\u00fcre\u011fi s\u0131zlar, onun imana gelmesinden \u00fcmit kesmez ve s\u00fcrekli olarak onun selameti i\u00e7in dua ve isti\u011ffar ederdi. Fakat babas\u0131n\u0131n ger\u00e7ekten bir Allah d\u00fc\u015fman\u0131 oldu\u011fu kendisine a\u00e7\u0131klan\u0131nca, \u00f6ylesine bir evvah ve halim olan \u0130brahim Allah&#8217;a olan sevgisinden ve ha\u015fyetinden dolay\u0131, babas\u0131 i\u00e7in dua ve isti\u011ffar etmekten hemen vazge\u00e7ti. Demek ki, Allah d\u00fc\u015fmanlar\u0131 hakk\u0131nda dua ve isti\u011ffar\u0131n makbul olunma ihtimali olsa idi, \u0130brahim gibi duas\u0131 kabul birinin duas\u0131 makbul olunurdu. Ve o, isti\u011ffardan vazge\u00e7mezdi. \u015eu halde bundan da anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r ki, cehennem ehli olduklar\u0131 belli olanlara ne peygamberin, ne de m\u00fcminlerin isti\u011ffar etmeleri caiz de\u011fildir. O halde daha \u00f6nce isti\u011ffar etmi\u015f olanlar sorumlu tutulur mu? Hay\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc:<\/p>\n<p>115- Allah, bir kavme hidayet ettikten, onlar\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8217;a muvaffak k\u0131ld\u0131ktan sonra sak\u0131nacaklar\u0131 \u015feyleri kendilerine a\u00e7\u0131klay\u0131ncaya kadar onlar\u0131 sap\u0131kl\u0131\u011fa u\u011fratmaz, gerisin geri dalalete d\u00fc\u015f\u00fcrmez. Yani, il\u00e2h\u00ee ahk\u00e2m kendilerine beyan edilmeden \u00f6nce bilmeyerek yapt\u0131klar\u0131 hatalardan dolay\u0131 onlar\u0131 hak yoldan sapm\u0131\u015f olmakla vas\u0131fland\u0131rmaz ve itham etmez. Dalalete d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flere ili\u015fkin ahk\u00e2m\u0131 onlara uygulamas\u0131 \u00e2deti de\u011fildir. Zira Allah kesinlikle her \u015feyi bilir. Onlar\u0131n maksatlar\u0131n\u0131 ve mazeretlerini, s\u0131rf ak\u0131lla bilinemiyecek \u015feylerin a\u00e7\u0131klamas\u0131na muhta\u00e7 olduklar\u0131n\u0131 da bilir. Bundan dolay\u0131 korunmalar\u0131 gereken \u015feylerle ilgili h\u00fck\u00fcmleri de b\u00f6ylece a\u00e7\u0131klar.<\/p>\n<p>116- G\u00f6klerin ve yerin b\u00fct\u00fcn m\u00fclk\u00fc, b\u00fct\u00fcn saltanat\u0131 kesinlikle Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Onun bir zerresinde hi\u00e7 kimsenin hakk\u0131 ve ortakl\u0131\u011f\u0131 yoktur. O hem diriltir, hem \u00f6ld\u00fcr\u00fcr. Sizin i\u00e7in de Allah&#8217;dan ba\u015fka ne bir vel\u00ee vard\u0131r, ne de bir yard\u0131mc\u0131. Velayet hakk\u0131 ancak O&#8217;nun, inayet ve yard\u0131m yaln\u0131zca O&#8217;ndand\u0131r. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 b\u00fct\u00fcn masivadan uzakla\u015f\u0131p, O&#8217;na teslim olmal\u0131, \u00f6z\u00fcn\u00fc ona vermeli, g\u00f6z\u00fcn\u00fc O&#8217;nun r\u0131zas\u0131na dikmelidir.<\/p>\n<p>\u015eimdi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>117- Andolsun ki, Allah, yine peygambere ve en zor g\u00fcn\u00fcnde ona uyan Muhacirler&#8217;le Ensar&#8217;a, i\u00e7lerinden bir k\u0131sm\u0131n\u0131n kalbleri az kals\u0131n kayacak gibi olmu\u015fken, tevbe nasip etti de lutfedip tevbelerini kabul buyurdu. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, ger\u00e7ekten \u00e7ok \u015fefkatli, \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>118- Allah, haklar\u0131nda h\u00fck\u00fcm beklenen o \u00fc\u00e7 ki\u015fiyi de ba\u011f\u0131\u015flad\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc o derece bunalm\u0131\u015flard\u0131 ki, yery\u00fcz\u00fc b\u00fct\u00fcn geni\u015fli\u011fine ra\u011fmen onlara dar gelmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131, vicdanlar\u0131 da kendilerini s\u0131k\u0131nt\u0131ya sokmu\u015ftu. Allah&#8217;dan kurtulu\u015fun, ancak Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nmakta oldu\u011funu anlam\u0131\u015flard\u0131. Sonra da Allah, onlar\u0131 tevbek\u00e2r olmaya muvaffak k\u0131ld\u0131 da tevbelerini kabul buyurdu. \u015e\u00fcphesiz ki Allah, tevbeleri \u00e7ok \u00e7ok kabul edendir, \u00e7ok merhametli oland\u0131r.<\/p>\n<p>117- Yemin olsun ki Allah, peygamber \u00fczerine ve Muhacirin ile Ensar \u00fczerine tevbe ihsan etti. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kullar\u0131 \u00fczerine tevbe etmesi, onlara tevbe etmeyi nasip etmesi ve tevbelerini kabul eylemesi anlam\u0131na gelir. Buna g\u00f6re bu \u00e2yette &#8220;Allah&#8217;\u0131n peygambere tevbesi&#8221; yukar\u0131da ge\u00e7en &#8220;Alllah seni affetsin, ni\u00e7in onlara izin verdin?&#8221; \u00e2yetinin i\u00e7eri\u011fine bir cevap oldu\u011fu gibi, Muhacirler&#8217;e ve Ensar&#8217;a tevbesi de yine daha \u00f6nce Uhud ve Huneyn g\u00fcnlerinde yapt\u0131klar\u0131 dikkatsizlik ve tedbirsizlik hakk\u0131nda oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. Burada as\u0131l maksat, tevbenin faziletini ve \u00f6nemini, hatta peygamber de dahil olmak \u00fczere bundan hi\u00e7bir m\u00fcminin uzak kalamayaca\u011f\u0131n\u0131 bildirmektir, denilmi\u015f. Fakat \u0130bn\u00fc At\u0131yye&#8217;nin tefsirinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere en g\u00fczel m\u00e2n\u00e2 \u015fudur: As\u0131l tevbe r\u00fcc\u00fb&#8217; demek oldu\u011fundan, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bir kuluna tevbesi, o kulunu bir h\u00e2lden daha y\u00fcksek bir h\u00e2le getiren il\u00e2h\u00ee r\u00fcc\u00fb&#8217; demektir. Bu m\u00e2n\u00e2 dilimizdeki ifade \u015fekliyle Allah&#8217;\u0131n o kuluna inayet ve rahmetiyle nazar etmesi demek olur. Bu ise, g\u00fcnah h\u00e2linden taat h\u00e2line d\u00f6nd\u00fcrmek anlam\u0131na bir r\u00fcc\u00fb&#8217; olabilece\u011fi gibi, bir taat h\u00e2linden daha y\u00fcksek bir taat haline r\u00fcc\u00fb&#8217; da olabilir ki bu \u00e2yette peygambere tevbesi b\u00f6yledir. \u00c7\u00fcnk\u00fc gazan\u0131n meydana geli\u015finden ve onun s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131na tahamm\u00fcl g\u00f6steri\u015finden sonraki h\u00e2lini, gaza \u00f6ncesindeki h\u00e2linden daha m\u00fctekamil bir h\u00e2le irca&#8217; etmi\u015ftir. Muhacirin ile Ensar&#8217;a tevbesi ise, onlar\u0131n noksan bir h\u00e2lden bu gaza dolay\u0131s\u0131yla meydana gelen olaylar sebebiyle din u\u011frunda fedak\u00e2rl\u0131klar\u0131 ve itaatlar\u0131 ile daha olgun h\u00e2le gelmi\u015f olmalar\u0131 ihtimali s\u00f6z konusudur. Bir b\u00f6l\u00fck hakk\u0131ndaki tevbesi ise daha a\u015fa\u011f\u0131 durumda gufran ve r\u0131za h\u00e2line irca&#8217; eylemek demektir.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 onlar\u0131 bulunduklar\u0131 halde b\u0131rak\u0131vermedi de yine rahmet ve inayetiyle iltifat buyurdu. O Muhacirin ve Ensar ki, o zor an\u0131nda, o g\u00fc\u00e7l\u00fck ve s\u0131k\u0131nt\u0131 saatinde ona (peygambere) uyup, arkas\u0131ndan gittiler.<\/p>\n<p>&#8220;Usret&#8221;: Darl\u0131k, \u015fiddet ve yokluk demektir. S\u00e2at-i usret zorluk an\u0131 veya vakti demektir ki, &#8220;Y\u00fcreklerin g\u0131rtla\u011fa geldi\u011fi&#8221; (Ahzab 33\/10) buyurulan Hendek g\u00fcn\u00fcne ve daha ba\u015fka s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 g\u00fcnlere i\u015faret olabilirse de burada as\u0131l maksat Teb\u00fck Seferi s\u0131ras\u0131nda \u00e7ekilen s\u0131k\u0131nt\u0131lar, \u00f6zellikle bu seferin en s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 g\u00fcn\u00fc hakk\u0131ndad\u0131r. Nitekim yukar\u0131da da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Teb\u00fck Seferi&#8217;ne \u00e7\u0131kan orduya &#8220;G\u00fc\u00e7l\u00fck Ordusu&#8221; ad\u0131 verilmi\u015ftir. Bunun hakk\u0131nda Peygamber (s.a.v.) Efendimiz &#8220;G\u00fc\u00e7l\u00fck ordusunu kim donat\u0131rsa kendisine cennet vard\u0131r.&#8221; buyurmu\u015ftur. Hz. Osman (r.a.) bin deve ve bin dinar para vererek ordunun donat\u0131lmas\u0131na katk\u0131da bulunmu\u015ftu. Rivayet olunur ki Hz. Peygamber, m\u00fcbarek elinde dinarlar\u0131 bir yandan bir yana aktar\u0131rken &#8220;Bundan sonra Osman ne yapsa bir beis yok.&#8221; buyurmu\u015ftur. Ensar&#8217;dan bir zat da yedi y\u00fcz vesk (kile) bu\u011fday vermi\u015fti. Bu sefer boyunca gerek binit, gerek az\u0131k ve su y\u00fcz\u00fcnden \u00e7ok s\u0131k\u0131nt\u0131 \u00e7ekilmi\u015fti. O derece ki, on ki\u015fiye ancak bir deve d\u00fc\u015f\u00fcyordu. Onlar da n\u00f6betle\u015fe biniyorlard\u0131. Yiyecek konusunda o dereceye gelmi\u015flerdi ki, bir hurma tanesini iki ki\u015fi payla\u015f\u0131yordu. Hatta \u00f6yle zamanlar oldu ki, tad\u0131 bozulmu\u015f olan bir suyu i\u00e7ebilmek i\u00e7in bir\u00e7ok ki\u015fi ayn\u0131 hurma tanesini bir kere emerek i\u00e7ebiliyorlard\u0131. Hz. \u00d6mer demi\u015ftir ki, susuzluktan deveyi bo\u011fazlay\u0131p karn\u0131ndaki suyu i\u00e7iyorlard\u0131. Nihayet Hz. Peygamber ellerini kald\u0131r\u0131p ya\u011fmur i\u00e7in dua etti. Cenab-\u0131 Hak, \u00e7ok ge\u00e7meden bir bulut g\u00f6nderdi ve ya\u011fmur ihsan eyledi. Herkes i\u00e7ti ve kab\u0131n\u0131 doldurdu. Yine bu gazada a\u00e7l\u0131ktan develeri kesmek istediler, fakat Resulullah herkesin kab\u0131nda erzak d\u00f6k\u00fcnt\u00fcs\u00fc ve k\u0131r\u0131nt\u0131s\u0131 olarak ne kalm\u0131\u015fsa hepsinin bir yere toplanmas\u0131n\u0131 emreyledi. B\u00fct\u00fcn\u00fcnden bir sergi \u00fczerine \u00e7ok az bir\u015fey topland\u0131. Bereketine dua etti. Sonra &#8220;Herkes kab\u0131na yiyecek als\u0131n.&#8221; diye buyurdu. Allah&#8217;\u0131n inayetiyle hepsi kablar\u0131n\u0131 doldurdular ve geri kalan\u0131n\u0131 da yediler, kar\u0131nlar\u0131n\u0131 doyurdular, hatta biraz da artt\u0131. Bu ordunun miktar\u0131 otuzbin kadard\u0131. Bu gaza Resulullah&#8217;\u0131n son gazas\u0131 idi. Yukar\u0131da da i\u015faret olundu\u011fu \u00fczere, Medine&#8217;de Hz. Ali&#8217;yi yerine b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131. Bu sefer s\u0131ras\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir \u00e7arp\u0131\u015fma olmam\u0131\u015f, ancak d\u00fc\u015fman s\u0131n\u0131r\u0131na kadar gidilmi\u015fti. Ezrah, Eyle v.s. ahalisi cizyeye ba\u011flanm\u0131\u015f ve daha sonra da d\u00f6n\u00fcl\u00fcp gelinmi\u015fti.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Muhacirin ile Ensar, Hz. Peygamber&#8217;e b\u00f6yle s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 bir g\u00fcnde tabi oldular. \u00d6yle bir durumdan sonra ki, i\u00e7lerinden bir k\u0131sm\u0131n\u0131n kalbleri az kals\u0131n yam\u0131lacakt\u0131. Yani, s\u0131k\u0131nt\u0131 o kadar \u015fiddetli idi ki, bir k\u0131sm\u0131 hemen hemen Peygamber&#8217;den ayr\u0131l\u0131p seferden caymaya ba\u015flayacakt\u0131. Sonra Allah onlara nasip etti. Onlar\u0131n kalbini o kaypak d\u00fc\u015f\u00fcncelerden koruduktan ba\u015fka, \u00e7ektikleri s\u0131k\u0131nt\u0131lardan dolay\u0131 hepsine rahmet nazar\u0131 ile nazar\u0131n\u0131 \u00e7evirdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, onlara \u00e7ok rauf (\u015fefkatli), \u00e7ok rah\u00eem (merhametli)&#8217;dir.<\/p>\n<p>118- Geri b\u0131rak\u0131lan o \u00fc\u00e7 ki\u015fiye de (yani Ebu L\u00fcbabe ve arkada\u015flar\u0131 gibi tevbe ve itiraflar\u0131 derhal kabul olunmay\u0131p) &#8220;Haklar\u0131ndaki karar Allah&#8217;\u0131n emrine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f olan beklemeliler&#8230;&#8221;, i\u015fte o \u00fc\u00e7 ki\u015fiye de Allah tevbe verdi, ki, bunlar, Ka&#8217;b b. Malik, M\u00fcrare ibni&#8217;r-Reb\u00ee&#8217; ve Hil\u00e2l b. \u00dcmeyye idi ki bunlardan Ka&#8217;b, Akabe ehlinden di\u011fer ikisi de Bedir Ashab\u0131ndan idiler. Ta (o vakte kadar geri b\u0131rak\u0131ld\u0131lar) ki, yery\u00fcz\u00fc b\u00fct\u00fcn geni\u015fli\u011fine ra\u011fmen ba\u015flar\u0131na dar geliyordu. Zira hi\u00e7 kimse y\u00fczlerine bakm\u0131yor, onlarla ilgilenmiyor ve hi\u00e7bir yerde duram\u0131yor ve huzur bulam\u0131yorlard\u0131. Nefisleri de kendilerine dar geldi. Yani kendi vicdanlar\u0131na y\u00f6neldiklerinde, vicdanlar\u0131 da onlar\u0131 su\u00e7luyor, su\u00e7lu ve kusurlu buluyordu. \u0130\u00e7 huzuru ve g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131 bulam\u0131yorlar, kendi i\u00e7 d\u00fcnyalar\u0131 da kendilerine zindan kesiliyordu. Ve Allah&#8217;a ilticadan, O&#8217;na y\u00f6nelip s\u0131\u011f\u0131nmaktan ba\u015fka bir \u00e7\u0131kar yol olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 iyice anlad\u0131lar. Yani Allah&#8217;\u0131n gazab\u0131ndan kurtulmak i\u00e7in yine Allah&#8217;a ba\u015fvurup, tevbe ve isti\u011ffar etmekten ba\u015fka \u00e7are olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilfiil anlayarak, her\u015feyden \u00fcmitlerini kesip, b\u00fct\u00fcn \u00fcmitlerini ve beklentilerini Allah&#8217;dan ummaya ba\u015flad\u0131lar. Olanca g\u00fc\u00e7leriyle Allah&#8217;a y\u00f6neldiler. Allah&#8217;\u0131n gazab\u0131ndan yine Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131narak kurtulunaca\u011f\u0131n\u0131 umdular. Sonra da tevbe etsinler diye Allah onlara tevbe ihsan eyledi. Tevbelerinin kabul\u00fcn\u00fc bildiren \u00e2yet indirdi. Yahut tevbelerinde ger\u00e7ekten direnmeleri gerekti\u011fi yolunda onlara azim ve gayret verdi ve en sonunda da tevbelerini kabul eyleyip kendilerine tekrar lutf ile nazar\u0131n\u0131 \u00e7evirdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, kesinlikle tevvabd\u0131r, rah\u00eemdir. Tevbeleri \u00e7ok \u00e7ok kabul edici, yegane kabul edicidir. Fazl u keremine, ihsan ve rahmetine s\u0131n\u0131r olmayan yegane merhamet edici ancak O&#8217;dur. G\u00fcnahk\u00e2r\u0131n g\u00fcnah\u0131 ne kadar \u00e7ok, ne kadar b\u00fcy\u00fck olursa olsun, gerek kemiyet, gerek keyfiyet bak\u0131m\u0131ndan tevbesini kabul edi\u015findeki l\u00fctfu ve inayeti, rahmeti ve ihsan\u0131 s\u0131n\u0131rs\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>Buhar\u00ee&#8217;de rivayet olundu\u011fu \u00fczere, Ka&#8217;b b. Malik (r.a), Teb\u00fck&#8217;ten kal\u0131\u015f\u0131 hik\u00e2yesini anlatarak demi\u015ftir ki, Teb\u00fck Gazas\u0131&#8217;n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7bir sava\u015fta Resulullah&#8217;dan ayr\u0131 kalmad\u0131m, \u015fu kadar var ki, Bedir Gazas\u0131&#8217;nda da sava\u015fa kat\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131m, Fakat Bedir&#8217;e kat\u0131lmayan hi\u00e7bir kimseye itap buyurulmam\u0131\u015ft\u0131. O zaman Hz. Peygamber, Kurey\u015f Kervan\u0131&#8217;na diyerek yola \u00e7\u0131km\u0131\u015f ve Allah, onlarla d\u00fc\u015fmanlar\u0131 habersiz olarak kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya getirmi\u015fti. Ben Resulullah ile Akabe gecesinde \u0130sl\u00e2m \u00fczere misak yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman haz\u0131r bulunmu\u015f idim. Ger\u00e7i insanlar aras\u0131nda &#8220;Bedir&#8221; olay\u0131 daha \u00e7ok konu\u015fulur, fakat bana Akabe gecesindeki o toplant\u0131ya kar\u015f\u0131l\u0131k olarak Bedir olay\u0131n\u0131 verseler de\u011fi\u015fmek istemezdim. Durumum da \u015fu idi ki, ben hi\u00e7bir zaman Teb\u00fck seferinden kald\u0131\u011f\u0131m zamanki kadar g\u00fc\u00e7l\u00fc ve kuvvetli ve bolluk i\u00e7inde olmam\u0131\u015ft\u0131m. Vallahi daha \u00f6nce hi\u00e7bir zaman iki tane y\u00fck hayvan\u0131na sahip olmam\u0131\u015ft\u0131m, bu gaza s\u0131ras\u0131nda ise iki taneyi elde etmi\u015ftim. Hz. Peygamber de herhangi bir gazay\u0131 murad ettikleri zaman, kesinlikle bir ba\u015fka cihete do\u011fru y\u00f6nelirlerdi. Bu gaza ile gayet s\u0131cak bir zamanda ve uzak bir sefere, bir \u00e7\u00f6le, g\u00fc\u00e7l\u00fc ve kalabal\u0131k bir d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 y\u00f6nelik oldu\u011fundan ve iyi haz\u0131rlans\u0131nlar diye meseleyi m\u00fcsl\u00fcmanlara a\u00e7m\u0131\u015f, gidece\u011fi y\u00f6n\u00fc haber vermi\u015f idi. Onunla beraber gideceklerin say\u0131s\u0131 da \u00e7oktu. Bunlar belli bir deftere yaz\u0131lm\u0131\u015f da de\u011fildi. \u015eu halde bir adam aradan kaytar\u0131p kaybolsa hakk\u0131nda vahiy gelmedik\u00e7e onun durumu gizli kalaca\u011f\u0131n\u0131 san\u0131rd\u0131. \u00dcstelik mevsim, meyvelerin olgunla\u015ft\u0131\u011f\u0131 ve g\u00f6lgelerin g\u00fczelle\u015fti\u011fi bir zamana denk gelmi\u015f idi. B\u00f6yle bir zamanda Resulullah, sefer haz\u0131rl\u0131klar\u0131na giri\u015fmi\u015fti. Hz. Peygamber ve yan\u0131ndakiler techizatlar\u0131n\u0131 haz\u0131rlad\u0131lar, ben de onlarla beraber gidiyor, fakat bir haz\u0131rl\u0131k yapmadan d\u00f6n\u00fcp geliyordum. Kendi kendime de diyordum ki, g\u00fcc\u00fcm var, daha vakit de var, ne zaman olsa haz\u0131rl\u0131k yapabilirim&#8221;. Bir s\u00fcre b\u00f6yle ge\u00e7ti. Derken i\u015f birdenbire ciddile\u015fti. Bir sabah Resulullah ile beraberindeki m\u00fcsl\u00fcmanlar ans\u0131z\u0131n hareket edip yola \u00e7\u0131kt\u0131lar. Oysa ben haz\u0131rlanmam\u0131\u015ft\u0131m. &#8220;Bir iki g\u00fcn i\u00e7inde haz\u0131rlan\u0131r, arkalar\u0131ndan yeti\u015firim.&#8221; dedim. Onlar ayr\u0131ld\u0131ktan sonra haz\u0131rl\u0131k yapay\u0131m, baz\u0131 \u015feyleri tedarik edeyim diye gittim, yine de bir \u015fey yapamadan d\u00f6nd\u00fcm. Sonra yine gittim, yine bir\u015fey yapamadan d\u00f6nd\u00fcm. Ben bu halde iken onlar s\u00fcratle gittiler. Gaza ilerlledi. \u0130stedim ki, her ne olursa olsun, hemen bir bine\u011fe atlay\u0131p, gideyim, yeti\u015feyim. Ke\u015fke yapsayd\u0131m, l\u00e2kin k\u0131smet de\u011filmi\u015f yapamad\u0131m. Resulullah gittikten sonra Medine&#8217;de halk i\u00e7ine \u00e7\u0131k\u0131p dola\u015ft\u0131k\u00e7a mahzun oluyordum. Zira g\u00f6rd\u00fcklerim ya m\u00fcnaf\u0131k olarak mimli, ya da sakat ve \u00f6z\u00fcrl\u00fc kimselerdi. Teb\u00fck&#8217;e var\u0131ncaya kadar Resul-i Ekrem, beni hi\u00e7 an\u0131p sormam\u0131\u015f, fakat Teb\u00fck&#8217;te konaklay\u0131p otururken bir ara &#8220;Ka&#8217;b ne yapt\u0131?&#8221; buyurmu\u015f. Beni Seleme kabilesinden biri de &#8220;Onu b\u00fcrdeleri ve yan\u0131na bak\u0131\u015f\u0131 al\u0131koydu.&#8221; demi\u015f. Muaz b. Cebel de &#8220;Fena konu\u015ftun, vallahi biz onun hakk\u0131nda iyilikten ba\u015fka bir\u015fey bilmeyiz.&#8221; demi\u015f, Resulullah da s\u00fckut buyurmu\u015flar. Hz. Peygamber d\u00f6n\u00fc\u015f i\u00e7in yola \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 zaman beni bir merak sard\u0131, ne yapaca\u011f\u0131m, ne diyece\u011fim diye d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ba\u015flad\u0131m; yalan s\u00f6ylemek, yalan uydurmak akl\u0131mdan ge\u00e7iyordu, &#8220;Yar\u0131n d\u00f6n\u00fcp geldi\u011finde onun gazab\u0131ndan nas\u0131l kurtulaca\u011f\u0131m?&#8221; diyordum. Bu konuda yak\u0131nlar\u0131mdan akl\u0131 erenlerin hepsinden yard\u0131m istedim. Sonra ne zaman ki, Resulullah te\u015frif buyurdu, benden o bat\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcnceler birdenbire silindi gitti. Az\u0131c\u0131k yalan kar\u0131\u015facak bir \u015fey olsa asla kurtulamayaca\u011f\u0131ma kanaat getirdim ve kendimi toparlay\u0131p do\u011fruyu oldu\u011fu gibi s\u00f6ylemeye karar verdim. Resulullah seferden d\u00f6n\u00fcnce mescide u\u011frar, orada iki rek&#8217;at namaz k\u0131lar, sonra oturur, oradakilerle k\u0131sa bir g\u00f6r\u00fc\u015fme yapard\u0131. Yine \u00f6yle yapt\u0131. Sefere kat\u0131lmayanlar geldiler \u00f6z\u00fcrler dilemeye ba\u015flad\u0131lar, seksen ki\u015fi kadard\u0131lar. Resulullah da onlar\u0131n \u00f6z\u00fcrlerini kabul ederek d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle s\u00f6ylenenleri tasdik ediyor, i\u015fin i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc Allah&#8217;a havale ediyordu ve haklar\u0131nda isti\u011ffar ediyordu. Bunun \u00fczerine ben de vard\u0131m, selam verdi\u011fim zaman bana \u00f6fkeli bir g\u00fcl\u00fc\u015fle tebess\u00fcm etti, sonra da &#8220;Gel bakal\u0131m!&#8221; buyurdu, y\u00fcr\u00fcd\u00fcm yan\u0131na vard\u0131m, \u00f6n\u00fcnde oturdum. &#8220;Ne diye kald\u0131n, sen omuzuna biy&#8217;at alm\u0131\u015f de\u011fil miydin?&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine dedim ki: &#8220;Evet, vallahi ben ba\u015fka birinin, d\u00fcnya ehlinden birisinin huzurunda oturmu\u015f olsayd\u0131m, her halde bir \u00f6z\u00fcr uydurarak, onun gazab\u0131ndan kurtulaca\u011f\u0131m d\u00fc\u015f\u00fcncesine kap\u0131l\u0131rd\u0131m ve ger\u00e7ekten de bana bir ikna kuvveti ihsan edilmi\u015ftir. L\u00e2kin \u015fimdi \u015funu kesinkes bilmekteyim ki, bu g\u00fcn ben sana yalan s\u00f6ylesem, kendimden raz\u0131 etsem de, her h\u00e2lde \u00e7ok s\u00fcrmez Allah sana ger\u00e7e\u011fi bildirir ve bana kar\u015f\u0131 \u00f6fkelendirir. Ama \u015fu anda bana k\u0131zaca\u011f\u0131n do\u011fruyu s\u00f6ylesem, Allah&#8217;\u0131n beni affedece\u011fini umar\u0131m. Hay\u0131r, vallahi benim seferden kalmak i\u00e7in hi\u00e7bir \u00f6zr\u00fcm yoktu. Vallahi ben hi\u00e7bir zaman bu defa senden tehall\u00fcf etti\u011fim zamanki kadar bolluk i\u00e7inde olmad\u0131m.&#8221; dedim. Resulullah da &#8220;\u0130\u015fte bu ger\u00e7ekten do\u011fru s\u00f6yledi, o halde kalk, Allah senin hakk\u0131nda h\u00fckm\u00fcn\u00fc bildirinceye kadar bekle!&#8221; dedi. Ben de kalkt\u0131m, Beni Seleme&#8217;den baz\u0131 adamlar da s\u0131\u00e7ray\u0131p kalkt\u0131lar, arkamdan gelmeye ba\u015flad\u0131lar ve bana &#8220;Vallahi biz seni bundan \u00f6nce bir g\u00fcnah i\u015flemi\u015f olarak bilmiyorduk. Di\u011ferlerinin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, Resulullah&#8217;a bir \u00f6z\u00fcr uydurup s\u00f6yleyemedin, halbuki Resulullah&#8217;\u0131n sana isti\u011ffar\u0131 g\u00fcnah\u0131n\u0131 ba\u011f\u0131\u015flatmaya yeterdi.&#8221; dediler. Ve Allah biliyor, bana o kadar serzeni\u015fte bulundular ki, tekrar d\u00f6n\u00fcp kendimi yalanlamak istedim. Sonra onlara dedim ki, &#8220;Benim durumuma d\u00fc\u00e7ar olan ba\u015fka biri daha oldu mu?&#8221; Onlar &#8220;Evet oldu, iki ki\u015fi daha aynen senin s\u00f6yledi\u011fin gibi s\u00f6yledi, onlara da sana s\u00f6ylenen \u015fey s\u00f6ylendi.&#8221; dediler. &#8220;Kim onlar?&#8221; diye sordum, onlar da &#8220;Murare ibni&#8217;r-Reb\u00ee&#8217;il-Amri ve Hilal b. \u00dcmeyye el-Vak\u0131fi.&#8221; dediler ve Bedir&#8217;de bulunmu\u015f iki salih ve \u00f6rnek insan\u0131n ismini s\u00f6ylediler. Bunlar\u0131n isimlerini \u00f6\u011frenince, ben de tekrar Resulullah&#8217;a d\u00f6n\u00fcp, s\u00f6z\u00fcm\u00fc geri almaktan vazge\u00e7tim. Resulullah, kendisine ters d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f (tehall\u00fcf etmi\u015f) olanlar aras\u0131nda bu \u00fc\u00e7\u00fcm\u00fczle konu\u015fmaktan m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 menetti. \u0130nsanlar da bizden uzak durmaya ba\u015flad\u0131lar ve bize kar\u015f\u0131 surat ast\u0131lar, y\u00fcz vermez oldular. Hatta yery\u00fcz\u00fc, bana yabanc\u0131la\u015ft\u0131 da yabanc\u0131la\u015ft\u0131, art\u0131k benim tan\u0131d\u0131\u011f\u0131m yer de\u011fildi. B\u00f6ylece elli gece kald\u0131k, iki arkada\u015f\u0131m evlerine \u00e7ekildiler, i\u00e7erde oturup a\u011fl\u0131yorlard\u0131. Ben onlardan daha gen\u00e7, daha yi\u011fit idim, evden \u00e7\u0131kard\u0131m, cemaat ile namaza dururdum ve sokaklarda dola\u015f\u0131rd\u0131m ve hi\u00e7 kimse benimle konu\u015fmazd\u0131. Namazdan sonra Resulullah mecliste iken var\u0131r ona selam verirdim ve g\u00f6nl\u00fcmden acaba o da bana selam veriyor mu, selam\u0131m\u0131 al\u0131yor mu, dudaklar\u0131n\u0131 oynat\u0131yor mu, oynatm\u0131yor mu diye dikkatle bakard\u0131m, sonra bazan namaz\u0131 onun yak\u0131n\u0131nda k\u0131lard\u0131m, benim oldu\u011fum tarafa selam verece\u011fi zaman acaba bana g\u00f6z\u00fc ili\u015fir mi diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrd\u00fcm. Fakat ben onun taraf\u0131na bakt\u0131\u011f\u0131mda g\u00f6z\u00fcn\u00fc benden uzakla\u015ft\u0131r\u0131r, y\u00fcz\u00fcn\u00fc ba\u015fka tarafa d\u00f6nerdi. Bu durum bana bitmez t\u00fckenmez bir zaman gibi gelmeye ba\u015flad\u0131. \u0130nsanlar\u0131n cefas\u0131ndan b\u0131kt\u0131m, Ebu Katade&#8217;nin duvar\u0131ndan a\u015ft\u0131m, yan\u0131na gittim, bu benim amcam\u0131n o\u011flu idi ve akrabalar aras\u0131nda beni en \u00e7ok seven kimse idi, vard\u0131m selam verdim, vallahi selam\u0131m\u0131 almad\u0131, sonra ona &#8220;Ey Eba Katade!&#8221; dedim, &#8220;Allah a\u015fk\u0131na sana soruyorum; beni, Allah&#8217;\u0131 ve Resul\u00fcn\u00fc sever misin?&#8221; O sustu. Sonra tekrar ant verdim ve sordum, yine sustu, hi\u00e7 cevap vermedi. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc defa tekrar ant verdim ve sordum, o &#8220;Allah ve Resul\u00fc bilir.&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine g\u00f6zlerimden ya\u015f bo\u015fand\u0131 ve d\u00f6nd\u00fcm duvardan a\u015ft\u0131m. Ba\u015fka bir g\u00fcn de Medine&#8217;ye zahire satmaya gelmi\u015f olan \u015eaml\u0131 bir Nabt\u00ee &#8220;Beni K\u00e2&#8217;b b. Malik&#8217;e kim g\u00f6t\u00fcr\u00fcr?&#8221; diye soruyordu. Halk ona i\u015faretle bir\u015feyler anlatmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar. Sonra o bana geldi ve Gassan Meliki&#8217;nden bir mektup verdi, bir de bakt\u0131m ki, mektupta, &#8220;emma ba&#8217;d\u00fc&#8221; dedikten sonra \u015funlar\u0131 yaz\u0131yor: &#8220;Haber ald\u0131m ki, sahibin sana cefa etmekte imi\u015f, Allah ise seni yurdunda hakaret g\u00f6resin b\u00f6ylece heder olup gidesin diye yaratmam\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde bize kat\u0131l, biz de sana yak\u0131nl\u0131k g\u00f6sterelim&#8221;. Bunu okuyunca &#8220;Bu da ba\u015fka bir bela&#8221; dedim, tuttum onu hemen oca\u011fa att\u0131m, yakt\u0131m. Daha sonra o elliden k\u0131rk gece ge\u00e7mi\u015fti ki, bana Resulullah&#8217;\u0131n g\u00f6nderdi\u011fi bir el\u00e7i geldi &#8220;Resulullah, sana kar\u0131ndan uzak durman\u0131 emrediyor.&#8221; dedi. Ben &#8220;Bo\u015fayacak m\u0131y\u0131m? Yoksa ne yapaca\u011f\u0131m?&#8221; dedim. O &#8220;Hay\u0131r, sadece uzak duracaks\u0131n, ona yakla\u015fma!&#8221; dedi. O iki arkada\u015f\u0131ma da b\u00f6yle emir g\u00f6ndermi\u015fti. Bunun \u00fczerine ben de kar\u0131ma &#8220;Haydi sen ailenin yan\u0131na git, Allah bu i\u015fte h\u00fckm\u00fcn\u00fc verinceye kadar onlar\u0131n yan\u0131nda kal!&#8221; dedim. Hilal ibni \u00dcmeyye&#8217;nin kar\u0131s\u0131 da Resulullah&#8217;a gidip &#8220;Ya Resulallah! Hilal, hizmet\u00e7isi olmayan zavall\u0131, ya\u015fl\u0131 bir adam, ona hizmet etmemi \u00e7irkin g\u00f6r\u00fcr m\u00fcs\u00fcn?&#8221; diye sormu\u015f, Resullullah da &#8220;Hay\u0131r, ancak sana yana\u015fmas\u0131n!&#8221; buyurmu\u015f. Kad\u0131n da &#8220;Vallahi onda hi\u00e7bir \u015fey yapacak mecal yok, vallahi bu i\u015f oldu olal\u0131 beri durmadan a\u011fl\u0131yor.&#8221; demi\u015fti. Bunun \u00fczerine yak\u0131nlar\u0131mdan bir k\u0131sm\u0131 bana &#8220;Kar\u0131n hakk\u0131nda Resulullah&#8217;dan izin alsan, nitekim Hilal&#8217;in kar\u0131s\u0131na izin verdi.&#8221; dediler. Ben de &#8220;Vallahi bu konuda Resulullah&#8217;dan izin istemem. Ben gen\u00e7 bir adam\u0131m, izin istedi\u011fim takdirde Resulullah&#8217;\u0131n ne diyece\u011fini bilirim!&#8221; dedim. Bundan sonra on gece daha durdum, ta ki Resulullah&#8217;\u0131n bizimle konu\u015fmaya yasak koymas\u0131n\u0131n \u00fczerinden elli gece ge\u00e7ti. Ellinci gecenin sabah namaz\u0131nda sabah namaz\u0131n\u0131 k\u0131ld\u0131m ve evlerimizin birinin dam\u0131 \u00fcst\u00fcnde idim, \u00f6yle bir halde oturuyordum ki, t\u0131pk\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u00e2yettebildirdi\u011fi gibi, nefsim \u00fczerime \u00e7\u00f6km\u00fc\u015f beni s\u0131k\u0131yor gibiydi, yani g\u00f6nl\u00fcm bunalm\u0131\u015f da bunalm\u0131\u015f ve yer b\u00fct\u00fcn geni\u015fli\u011fine ra\u011fmen bana dar gelmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131, s\u0131k\u0131l\u0131yordum. Tam bu s\u0131rada Seli Tepesi \u00fczerinde y\u00fcksek sesle bana do\u011fru &#8220;Hey K\u00e2&#8217;b, K\u00e2&#8217;b b. Malik, m\u00fcjde, m\u00fcjde!&#8221; diye alabildi\u011fine ba\u011f\u0131ran birinin sesini i\u015fittim, hemen secdeye kapand\u0131m, anlad\u0131m ki, m\u00fcjdeli bir haber geldi. Resulullah, sabah namaz\u0131n\u0131 k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman bizim \u00fczerimize Allah&#8217;\u0131n tevbesini dilemi\u015f ve izin \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 halka ilan eylemi\u015f, onlar da bize m\u00fcjde vermeye ko\u015fmu\u015flar. Baz\u0131 m\u00fcjdeciler de \u00f6teki arkada\u015flar\u0131ma gitmi\u015fler, bana da bir zat k\u0131sra\u011f\u0131na binerek haber ula\u015ft\u0131rmaya ko\u015fturmu\u015f, ancak Eslem&#8217;den ko\u015fan adam\u0131n tepe \u00fcst\u00fcnden seslenmesi, bana k\u0131sraktan daha \u00e7abuk ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Sesini i\u015fitti\u011fim m\u00fcjdeci bana gelince s\u0131rt\u0131mda ne varsa \u00e7\u0131kard\u0131m iki par\u00e7ay\u0131 da ona giydirdim. Vallahi o anda ondan ba\u015fka giyecek bir\u015feyim yoktu. Sonra ben ba\u015fkalar\u0131ndan \u00f6d\u00fcn\u00e7 giyecek ald\u0131m ve hemen giyip Resulullah&#8217;a ko\u015ftum. \u0130nsanlar beni k\u00fcme k\u00fcme kar\u015f\u0131lad\u0131lar. Tevbeyi tebrik ediyorlar, &#8220;Allah&#8217;\u0131n tevbesi sana m\u00fcbarek olsun.&#8221; diyorlard\u0131. Nihayet vard\u0131m mescide girdim. Resulullah oturmu\u015f, bir k\u0131s\u0131m insanlar da etraf\u0131nda oturuyorlard\u0131. Talha b. Ubeydullah kalkt\u0131, hemen ko\u015farak bana geldi, benimle el s\u0131k\u0131\u015ft\u0131 ve tebrik etti. Vallahi ondan ba\u015fka Muhacir&#8217;den kimse bana aya\u011fa kalkmad\u0131.Talha&#8217;n\u0131n bu yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 hi\u00e7bir zaman unuttam. Ne zaman ki, Resulullah&#8217;a selam verdim, y\u00fcz\u00fc sevi\u00e7ten parl\u0131yordu, &#8220;Sana m\u00fcjde, anandan do\u011fdu\u011fun g\u00fcnden beri \u00fczerinden ge\u00e7en en hay\u0131rl\u0131 bir g\u00fcn ile.&#8221; buyurdu. Ben &#8220;Ya Resulallah, senin taraf\u0131ndan m\u0131, Allah taraf\u0131ndan m\u0131?&#8221; dedim. O &#8220;Hay\u0131r, Allah taraf\u0131ndan.&#8221; buyurdu. Resulullah Efendimiz sevin\u00e7li oldu\u011fu zaman y\u00fcz\u00fc bir ay par\u00e7as\u0131 gibi parlard\u0131, onun y\u00fcz\u00fcnden biz bunu anlard\u0131k. Ne zaman ki, huzurunda oturdum, &#8220;Ya Resulallah! Allah&#8217;a ve Resulullah&#8217;a verilen sadaka olmak \u00fczere mal\u0131mdan s\u0131yr\u0131lmam benim tevbemdendir.&#8221; dedim. Resulullah (s.a.v.) &#8220;Mal\u0131n\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 kendine al\u0131koy, bu senin i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221; buyurdu. Bunun \u00fczerine &#8220;Ben de Hayber&#8217;deki hissemi al\u0131korum.&#8221; dedim. Sonra &#8220;Ya Resulallah!&#8221; dedim, &#8220;Allah beni do\u011fru s\u00f6ylemem y\u00fcz\u00fcnden kurtard\u0131. \u015eu da tevbemden olsun ki, bundan b\u00f6yle hayatta oldu\u011fum m\u00fcddet\u00e7e do\u011frudan ba\u015fka bir s\u00f6z s\u00f6ylemeyece\u011fim&#8221;. Vallahi bu s\u00f6z\u00fc Resulullah&#8217;a s\u00f6yledi\u011fimden beri m\u00fcsl\u00fcmanlardan hi\u00e7bir kimseyi bilmiyorum ki, do\u011fru s\u00f6ylemekten dolay\u0131 Allah&#8217;\u0131n bana yapt\u0131\u011f\u0131 imtihan ve ikramdan daha g\u00fczelini ona yapm\u0131\u015f olsun. \u015eunu da belirteyim ki, Resulullah&#8217;a o s\u00f6z\u00fc s\u00f6yledi\u011fimden bu g\u00fcne kadar bilerek bir tek yalan s\u00f6ylemi\u015f de\u011filim. \u00d6mr\u00fcm\u00fcn geriye kalan k\u0131sm\u0131nda da Allah&#8217;\u0131n beni yalandan koruyaca\u011f\u0131na g\u00fcvenir ve \u00fcmid ederim. Allah Te\u00e2l\u00e2, Rasul\u00fc&#8217;ne \u015fu \u00e2yetleri indirmi\u015fti: \u015eimdi Allah&#8217;\u0131n bana ihsan etti\u011fi nimetler i\u00e7inde beni \u0130sl\u00e2m&#8217;a hidayet etmesinden sonra hi\u00e7 bir nimet yoktur ki, Resulullah&#8217;a yalan s\u00f6ylemeyeyim de helak olmayay\u0131m diye karar verdi\u011fim ve do\u011fru s\u00f6yledi\u011fim bu nimetten daha b\u00fcy\u00fck olsun. Benim i\u00e7in hidayetimden sonra en b\u00fcy\u00fck nimet budur. Nitekim yalan s\u00f6yleyenlerin hepsi helak oldular. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah yalan s\u00f6yleyenler hakk\u0131nda vahyini indirdi\u011fi zaman her hangi bir kimse i\u00e7in s\u00f6yledi\u011finin en fenas\u0131n\u0131 s\u00f6yledi. Tebareke ve Te\u00e2l\u00e2 onlar hakk\u0131nda buyurdu ki, &#8220;Yani, siz seferden d\u00f6n\u00fcp gelince size, yeminler ederek mazeret uyduracaklar&#8230;fakat \u015furas\u0131 bir ger\u00e7ektir ki, Allah fas\u0131k bir kavimden raz\u0131 olmaz.&#8221; Yine K\u00e2&#8217;b (r.a.) demi\u015ftir ki, &#8220;Biz \u00fc\u00e7\u00fcm\u00fcz, onlar o yeminleri ettikleri vakit, Resulullah&#8217;\u0131n onlar\u0131n mazeretlerini kabul edip kendilerine isti\u011ffar etti\u011fi kimselerden sonraya kald\u0131k. Bizim durumumuzu Allah a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar\u0131ncaya kadar Resulullah bizi &#8220;irca&#8217; &#8221; eyledi de bundan dolay\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2 bizim hakk\u0131m\u0131zda &#8220;Ve o geriye kalan \u00fc\u00e7 ki\u015fi&#8230;&#8221; diye buyurdu. Burada Allah&#8217;\u0131n s\u00f6z konusu etti\u011fi tehall\u00fcf, yani peygambere ters d\u00fc\u015f\u00fcp sava\u015fa kat\u0131lmamak anlam\u0131na de\u011fildir. Bizim tehall\u00fcf\u00fcm\u00fcz o yalan yere yemin edenlerden sonraya kalmam\u0131z ve hakk\u0131m\u0131zdaki h\u00fckm\u00fcn gecikmi\u015f olmas\u0131 anlam\u0131nad\u0131r&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>Din \u00e2limleri demi\u015flerdir ki; i\u015fte nasuh tevbesi b\u00f6yle K\u00e2&#8217;b b. Malik ile iki arkada\u015f\u0131n\u0131n tevbesi gibi olur. Ancak b\u00f6yle \u00e2yette de a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere tevbe ederken, yapt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnaha duydu\u011fu vicdan azab\u0131ndan dolay\u0131 d\u00fcnya ba\u015f\u0131na dar gelmeli, i\u00e7 d\u00fcnyas\u0131 kendisini s\u0131kt\u0131k\u00e7a s\u0131kmal\u0131 ve her \u015feyden kesilip Allah&#8217;a sadakat ve samimiyetle yalvar\u0131p, s\u0131\u011f\u0131nmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Nitekim \u015f\u00f6yle buyuruluyor:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>119- Ey iman edenler! Allah&#8217;dan korkun ve do\u011frularla beraber olun.<\/p>\n<p>120- Medine halk\u0131na ve civardaki bedevilere, Resulullah&#8217;\u0131n emrine ayk\u0131r\u0131 hareket etmek uygun olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, onun katland\u0131\u011f\u0131 zahmetlere \u00f6b\u00fcrlerinin katlanmaya yana\u015fmamalar\u0131 da yak\u0131\u015f\u0131k almaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n Allah yolunda \u00e7ektikleri hi\u00e7bir susuzluk, hi\u00e7bir yorgunluk ve hi\u00e7bir a\u00e7l\u0131k, ayr\u0131ca k\u00e2firleri \u00f6fkelendirecek ayak bast\u0131klar\u0131 hi\u00e7bir yer veya d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 elde ettikleri hi\u00e7bir ba\u015far\u0131 yoktur ki, kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda kendilerine salih bir amel yaz\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, g\u00fczel i\u015f yapanlar\u0131n m\u00fckafat\u0131n\u0131 zayi etmez.<\/p>\n<p>121- Onlar\u0131n, Allah yolunda yapt\u0131klar\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck veya b\u00fcy\u00fck her harcama veya ge\u00e7tikleri her vadi kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda, yapt\u0131klar\u0131 i\u015fin daha g\u00fczeliyle Allah&#8217;\u0131n kendilerini m\u00fck\u00e2fatland\u0131rmas\u0131 i\u00e7in sevap yaz\u0131lmamas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir.<\/p>\n<p>122- Bununla beraber m\u00fcminlerin hepsinin birden topyek\u00fcn sava\u015fa kat\u0131lmalar\u0131 uygun de\u011fildir. Her kabileden bir k\u0131s\u0131m insanlar da din ilimlerinde derinle\u015fmeli ve kabileleri sava\u015ftan d\u00f6n\u00fcp gelince onlar\u0131 uyarmal\u0131d\u0131r ki, b\u00f6ylece Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan sak\u0131n\u0131rlar.<\/p>\n<p>123- Ey iman edenler, \u00f6nce yak\u0131n \u00e7evrenizdeki k\u00e2firlerle sava\u015f\u0131n ki, sizde bir g\u00fc\u00e7 ve kuvvet oldu\u011funu g\u00f6rs\u00fcnler. Ve iyi bilin ki, Allah m\u00fcttakilerle beraberdir.<\/p>\n<p>119- Ey iman etmi\u015f olanlar Allah&#8217;a ittika ediniz. Allah&#8217;\u0131n raz\u0131 olmayaca\u011f\u0131 \u015feyleri yapmaktan sak\u0131n\u0131n\u0131z, raz\u0131 olaca\u011f\u0131 amellere sar\u0131l\u0131n\u0131z. Ve do\u011frularla beraber olunuz. \u0130manlar\u0131nda, ahitlerinde, hak dine olan ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131nda, gerek niyet, gerek s\u00f6z veya fiil olarak, yani her hususta do\u011fru ve d\u00fcr\u00fcst ki\u015filerle beraber olunuz. Onlarla yak\u0131nl\u0131k kurunuz, onlar\u0131n taraf\u0131n\u0131 tutunuz, has\u0131l\u0131 onlardan uzakla\u015f\u0131p ayr\u0131 kalmay\u0131n\u0131z. A\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131, m\u00fcnaf\u0131klardan sak\u0131n\u0131p Hz. Peygamber&#8217;in ve ashab\u0131n\u0131n yan\u0131nda olanlar\u0131n saf\u0131nda yer al\u0131n\u0131z. Onlar gibi, \u00f6z\u00fc do\u011fru, s\u00f6z\u00fc do\u011fru, i\u015fi do\u011fru olunuz. Onlarla beraber olunuz ve onlara uyunuz.<\/p>\n<p>120- Medine ahalisi ile civarlar\u0131ndaki bedeviler i\u00e7in (yani ne Medine halk\u0131na, ne de Medine civar\u0131nda ya\u015fayan bedevilere) Resulullah&#8217;a ters d\u00fc\u015fmek, ona ayk\u0131r\u0131 davranmak yoktur. Onun karar\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kmalar\u0131 ve onun \u00f6nem verip bizzat kat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bir gazadan geri kalmalar\u0131 yasakt\u0131r. Ve Resulullah&#8217;\u0131n bizzat \u00e7ekti\u011fi, katland\u0131\u011f\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131lara ald\u0131r\u0131\u015f etmeyip, \u00f6nemsememeleri de yasakt\u0131r. Yani kendi canlar\u0131n\u0131 Hz. Peygamber&#8217;den daha \u00e7ok sevmeleri, Peygamber&#8217;in kendilerini sak\u0131nd\u0131rmad\u0131\u011f\u0131 \u015feylerden kendilerinin sak\u0131nmak istemeleri de yasakt\u0131r. Onun \u00e7ekti\u011fi zahmetlerde, katland\u0131\u011f\u0131 zorluklarda, kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131 tehlikelerde hepsinin Peygamber&#8217;le beraber olmalar\u0131, onun emrinde bulunmalar\u0131 ve ondan kopmamalar\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re; Ebu Hayseme, yukar\u0131da ge\u00e7en (Tevbe 79) \u00e2yeti nazil olduktan sonra, kendisine ait hurma bah\u00e7eli\u011fine gitmi\u015f, g\u00fczel de bir e\u015fi varm\u0131\u015f, kad\u0131n g\u00f6lgeye has\u0131r\u0131 sermi\u015f, yayg\u0131y\u0131 yaym\u0131\u015f, taze hurma ve so\u011fuk su da haz\u0131rlam\u0131\u015f, kocas\u0131na sunmu\u015f. Bu Hayseme bakm\u0131\u015f ki koyu g\u00f6lge, taze hurma, so\u011fuk su, g\u00fczel kad\u0131n, Resulullah ise a\u00e7\u0131k g\u00fcne\u015fte ve r\u00fczgar alt\u0131nda, sonra kendi kendine &#8220;Vallahi bu, benim i\u00e7in hay\u0131r de\u011fil.&#8221; demi\u015f, hemen kalkm\u0131\u015f, k\u0131l\u0131c\u0131n\u0131 ku\u015fan\u0131p m\u0131zra\u011f\u0131n\u0131 alm\u0131\u015f, devesine bindi\u011fi gibi r\u00fczgar misali gitmi\u015f. Peygamber (s.a.v) de uzaktan yola bak\u0131yormu\u015f, tozu dumana katarak bir s\u00fcvarinin kendilerine do\u011fru geldi\u011fini g\u00f6rm\u00fc\u015f &#8220;Bu gelen Ebu Hayseme&#8217;dir.&#8221; buyurmu\u015f. Ger\u00e7ekten de gelen o imi\u015f, sonra Resulullah sevinmi\u015f ve ona dua ve isti\u011ffar etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu, yani Resulullah&#8217;a uymak ve itaat etmenin gere\u011fi \u015fu sebepten dolay\u0131d\u0131r ki, Allah yolunda onlara ne bir susuzluk, ne bir yorgunluk, ne de bir a\u00e7l\u0131k isabet etmez ve k\u00e2firleri k\u0131zd\u0131racak, \u00f6fkelendirecek hi\u00e7bir yeri \u00e7i\u011fnemezler ve d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 hi\u00e7bir ba\u015far\u0131 sa\u011flamazlar ki, mutlaka kendileri i\u00e7in bunlar\u0131n her biri ile salih bir amel, (yani en g\u00fczel ecre lay\u0131k, Allah kat\u0131nda makbul olan bir iyilik) yaz\u0131l\u0131r. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz Allah muhsinlerin (yani g\u00fczel i\u015f yapanlar\u0131n) ecrini zayi etmez. \u00d6zellikle ve \u00f6ncelikle bunlar\u0131n ecrini zayi etmeyece\u011fi kesindir.<\/p>\n<p>121- Ayr\u0131ca onlar k\u00fc\u00e7\u00fck veya b\u00fcy\u00fck bir nafaka sarfetmezler, bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi kesmezler, d\u00fc\u015fman\u0131n ge\u00e7ece\u011fi bir yolu kesip tutmazlar ki, bu da ancak onlar i\u00e7in yaz\u0131lm\u0131\u015f: Lehlerine, hay\u0131r ve sevap olarak kayda ge\u00e7irilmi\u015f olur, ki yapageldikleri amellerin daha g\u00fczel kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile (yani m\u00fckafat\u0131 ile) kendilerini m\u00fckafatland\u0131r\u0131r. M\u00fckafatland\u0131rmak istedi\u011fi i\u00e7in o yapt\u0131klar\u0131 i\u015flerden dolay\u0131 kendilerine sevap ihsan eder.<\/p>\n<p>122- Bununla beraber m\u00fcminler b\u00fct\u00fcn\u00fcyle hep birden, nefir olarak sava\u015fa kat\u0131lacak de\u011fillerdir. Yani daha yukar\u0131da &#8220;Sizinle topyek\u00fcn sava\u015fa tutu\u015ftuklar\u0131 gibi siz de m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 topyek\u00fcn sava\u015f\u0131n!&#8221; (Tevbe, 9\/36) ve &#8220;\u0130ster hafif, ister a\u011f\u0131r haz\u0131rl\u0131klarla hepiniz topyek\u00fcn sava\u015fa kat\u0131l\u0131n!&#8221; (Tevbe, 9\/41) buyurulmu\u015f olmak ve Medinelilerle civardaki bedevilerin sava\u015ftan kalmalar\u0131 caiz olmamakla beraber gerek gaza ve gerek ilim \u00f6\u011frenmek i\u00e7in yery\u00fcz\u00fcndeki b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlerin hepsinin birden ko\u015fup harekete ge\u00e7mesi do\u011fru de\u011fildir. Hepsinin birden sava\u015ftan kalmalar\u0131 do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, hepsinin birden seferber olmalar\u0131 da do\u011fru olmaz. O halde onlar\u0131n herbir oyma\u011f\u0131ndan, bir \u015fehir halk\u0131 veya b\u00fcy\u00fck bir kabile gibi herbir topluluktan bir taife, yani bir k\u0131s\u0131m, bir grup, bir cemaat kal\u0131p dinde tefakkuh etmeliler, k\u00fclfet ve zahmete katlan\u0131p dinin inceliklerini iyice ve derinlemesine \u00f6\u011frenmeliler ve nefir olup sava\u015fa kat\u0131lanlar\u0131 d\u00f6n\u00fcp geldikleri vakit, belki hazer ederler diye uyarmal\u0131lar. Yani halka \u00fcst\u00fcnl\u00fck taslamak ve tahakk\u00fcm etmek veya daha ba\u015fka d\u00fcnya \u00e7\u0131karlar\u0131 elde etmek gibi maksatlar u\u011fruna de\u011fil, s\u0131rf kendi halk\u0131n\u0131, \u00f6zellikle sava\u015fa kat\u0131l\u0131p da din e\u011fitim ve \u00f6\u011fretiminden uzak kalm\u0131\u015f olan din karde\u015flerini inzar ve ir\u015fad maksad\u0131 ile f\u0131k\u0131h ve din ilimleri \u00f6\u011frensinler, kalanlar da bu i\u015f i\u00e7in, yani e\u011fitim ve \u00f6\u011fretim i\u00e7in seferber olup toplans\u0131nlar. \u015eu halde dinde tefakkuh, yani derinli\u011fine bilgi edinme i\u015fi de bir farz-\u0131 kifayedir. Ve Allah yolunda cihaddan say\u0131lmaktad\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re, din ilimlerinin tahsili i\u00e7in de bir seferberlik s\u00f6z konusudur. Burada zamirleri nefir olan taifeye racidir.<\/p>\n<p>Fakat \u00e2yette di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 daha rivayet edilmi\u015ftir. \u015e\u00f6yle ki: M\u00fcminler cihaddan tehall\u00fcf edenler (kat\u0131lmay\u0131p evlerinde oturanlar) aleyhinde nazil olan il\u00e2h\u00ee a\u00e7\u0131klamalar\u0131 i\u015fitince bu sefer de hepsi cihad i\u00e7in seferberli\u011fe ko\u015fmaya ba\u015flam\u0131\u015flar, bunun \u00fczerine her oymaktan bir k\u0131sm\u0131n\u0131n cihada gitmesi bir k\u0131sm\u0131n\u0131n da kal\u0131p din ilimleri tahsil etmesi, bilgilerini derinle\u015ftirmesi ve kavmini uyar\u0131p bilin\u00e7lendirmesi emrolunmu\u015f. Ve b\u00f6ylece ilim belgelerle cihad, sava\u015f da k\u0131l\u0131\u00e7la cihad olmu\u015ftur. Her ikisinin de as\u0131l gayesi, Allah&#8217;\u0131n peygamber ve vahiy g\u00f6ndermesinin hikmeti olan nefse kar\u015f\u0131 cihad-\u0131 ekberi kazanmak oldu\u011fu b\u00f6ylece anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki &#8220;Dinde derinle\u015fsinler ve inzarda, uyar\u0131da bulunsunlar.&#8221; zamirleri sava\u015fa kat\u0131lanlara de\u011fil, kat\u0131lmay\u0131p kalanlara raci olmu\u015f demektir.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamalardan sonra &#8220;acaba sava\u015fa hangi d\u00fc\u015fmandan ba\u015flamal\u0131?&#8221; denecek olursa:<\/p>\n<p>123- Ey iman etmi\u015f olanlar o k\u00e2firlerden sizi velyedenlere, size yak\u0131n olanlara kar\u015f\u0131 sava\u015f\u0131n\u0131z. Yani sava\u015fta &#8220;Herkes kendi yak\u0131n\u0131ndaki d\u00fc\u015fmanla sava\u015fmal\u0131.&#8221; kural\u0131n\u0131 uygulay\u0131n\u0131z. Sen kendi yak\u0131n akraban\u0131 uyar! (\u015euara, 26\/214) emri ile Resululah&#8217;a evvela en yak\u0131n a\u015firetinin inzar edilip uyar\u0131lmas\u0131 emredilmi\u015f oldu\u011fu gibi, m\u00fcminler de her \u015feyden \u00f6nce en yak\u0131n d\u00fc\u015fmanlara kar\u015f\u0131 sava\u015fmak ve vuru\u015fmakla emrolunmu\u015flard\u0131r. Zira yak\u0131n olanlar sevgi ve kurtar\u0131lmaya daha lay\u0131kt\u0131rlar. Zarar da yak\u0131ndan gelir. En yak\u0131n tehlike demek olan yak\u0131n d\u00fc\u015fmanlar\u0131 b\u0131rak\u0131p da uzaktaki, isteseler de m\u00fcsl\u00fcmanlara fazla bir zarar veremeyecek durumdaki d\u00fc\u015fmanlarla u\u011fra\u015fmak sava\u015f\u0131n hikmetine ayk\u0131r\u0131 bir tutumdur. Ve onlar sizde bir \u015fiddet bulsunlar. Yani di\u011fer hususlarda iman\u0131n ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n inceli\u011fini, zerafetini korumakla birlikte, sava\u015f konusunda kararl\u0131, azimli, tavizsiz ve kat\u0131 bir tutum bulundu\u011funu, g\u00fc\u00e7l\u00fc ve sars\u0131lmaz bir zihniyet oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcp anlas\u0131nlar. Azim ve metanet sahibi sa\u011flam ve haz\u0131rl\u0131kl\u0131 oldu\u011funuzu onlara hissettiriniz. B\u00f6yle bir yol izleyiniz ve biliniz ki, Allah kesinlikle m\u00fcttakilerle beraberdir. Yani iman ehli olmak ve sava\u015fmak da takva cinsinden bir harekettir. Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 ve korumas\u0131 da daima korunanlarla beraberdir. D\u00fcnya sevgisiyle kalbleri \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f, y\u0131lg\u0131n m\u00fcnaf\u0131klar gibi, s\u0131k\u0131nt\u0131 ve \u00f6l\u00fcm korkusuyla k\u00e2firlere kar\u015f\u0131 sava\u015fmaktan \u00e7ekinmek de asl\u0131nda korunmak de\u011fil, kesinkes hel\u00e2ktir. Ve yak\u0131ndaki d\u00fc\u015fman\u0131 b\u0131rak\u0131p uzaktakine gitmekte de tehlike vard\u0131r.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>124- Bir s\u00fbre indirildi\u011fi zaman, i\u00e7lerinden biri \u00e7\u0131kar, &#8220;Bu s\u00fbre hanginizin iman\u0131n\u0131 artt\u0131rd\u0131?&#8221; der. Fakat m\u00fcminlere gelince, asl\u0131nda her inen s\u00fbre onlar\u0131n iman\u0131n\u0131 artt\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r ve onlar s\u00fcrekli olarak m\u00fcjdelenip duruyorlar.<\/p>\n<p>125- Kalblerinde bir hastal\u0131k olanlara gelince, onlar\u0131n da murdarl\u0131klar\u0131na (k\u00fcf\u00fcrlerine) murdarl\u0131k (k\u00fcf\u00fcr) katm\u0131\u015ft\u0131r ve k\u00e2fir olarak \u00f6l\u00fcp gitmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>126- Onlar (m\u00fcnaf\u0131klar) her y\u0131l bir veya iki kere kendilerinin \u00e7e\u015fitli belalara u\u011frat\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6rm\u00fcyorlar m\u0131? B\u00f6yle iken yine de tevbe etmiyor ve ibret alm\u0131yorlar.<\/p>\n<p>127- Aleyhlerinde bir s\u00fbre indirilince, &#8220;Sizi birisi g\u00f6r\u00fcyor mu?&#8221; diye birbirlerine g\u00f6z ederler, sonra da s\u0131v\u0131\u015f\u0131r giderler. Allah onlar\u0131n kalblerini (imandan) \u00e7evirmi\u015ftir. Bu y\u00fczden onlar anlay\u0131\u015fs\u0131z bir kavimdirler.<\/p>\n<p>124- Ne zaman bir s\u00fbre indirilirse onlardan bir k\u0131sm\u0131, baz\u0131lar\u0131, k\u00e2firlerden bir k\u0131s\u0131m demek olan o m\u00fcnaf\u0131klardan kimisi der ki; bu sizde hanginizde bir iman\u0131 ziyade etti? Bir iman ziyade etmek s\u00f6z\u00fc, mevcut bir imana daha y\u00fcksek bir kuvvet ve revnak vererek heyecan\u0131n\u0131 ve derecesini artt\u0131rmak veyahut bir ger\u00e7e\u011fi yeni ba\u015ftan tasdik ettirmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan daha geni\u015f kapsaml\u0131 bir ifadedir. Birincisi nitelik, ikincisi nicelik a\u00e7\u0131s\u0131ndan s\u00f6z konusu olan bir ziyade, bir fazlal\u0131kt\u0131r. Bir ger\u00e7e\u011fin kabul\u00fc anlam\u0131na iman bir b\u00fct\u00fcn demek oldu\u011fundan burada nicelik a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir artt\u0131rma de\u011fil, nitelik a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir geli\u015fme s\u00f6z konusudur. Bu bak\u0131mdan peygamberlerle s\u0131dd\u0131klar ile di\u011ferlerinin imanlar\u0131 aras\u0131nda derece fark\u0131 bulunur. Nitekim Hz. \u0130brahim&#8217;in &#8220;inanm\u0131yor musun?&#8221; il\u00e2h\u00ee su\u00e2line kar\u015f\u0131l\u0131k &#8220;\u0130nan\u0131yorum, l\u00e2kin kalbim mutmain olsun istiyorum.&#8221; (Bakara, 2\/260) demesi, iman ne\u015fesinin son mertebesini istemek i\u00e7indi. Yine bu a\u00e7\u0131dan ele al\u0131n\u0131nca &#8220;Haber, g\u00f6rmek gibi de\u011fildir.&#8221; kural\u0131 ge\u00e7erlidir. Gayb ile g\u00f6zlem, duygu ile g\u00f6rg\u00fc, bedahet ile istidlal aras\u0131nda, hatta m\u00fc\u015fahededen haf\u0131zada kalan hat\u0131ra ile bizzat g\u00f6r\u00fclen aras\u0131nda ancak tadarak, ya\u015fanarak erilebilen bir kuvvet ve a\u00e7\u0131kl\u0131k fark\u0131 vard\u0131r ki, bu fark ve a\u00e7\u0131kl\u0131k yak\u00eenin asl\u0131na de\u011fil, derecesine ve kuvvetine ait olan bir farkt\u0131r. L\u00e2kin iman, bir\u00e7ok objeye yak\u0131ndan ili\u015fkisi bak\u0131m\u0131ndan s\u00f6z konusu edildi\u011fi zaman, ona ba\u011fl\u0131 olarak \u00e7e\u015fitli tasdikler, birbirini izleyece\u011finden, bunda iman nicelik bak\u0131m\u0131ndan da artar gider. Mesela hem namaza, hem zekata inanmakta, yaln\u0131zca namaza inan\u0131p zekata inanmamaktan daha ziyade bir iman vard\u0131r. Bunun gibi, hem \u00f6nceki kitaplara, hem Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a inanan bir m\u00fcsl\u00fcmanda yaln\u0131zca Tevrat ve \u0130ncil&#8217;e inanan kimselerden daha ziyade iman vard\u0131r. B\u00f6ylece \u00e2yetle ortaya \u00e7\u0131kan g\u00f6rev ve ahkam\u0131n ziyadele\u015fmesi oran\u0131nda iman edilecek \u015feylerin say\u0131s\u0131 da artar gider. Ve bu bak\u0131mdan il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmlerin ayr\u0131nt\u0131lar\u0131na vak\u0131f olan din \u00e2limlerinin iman\u0131 her hal\u00fck\u00e2rda avamdan daha \u00e7ok olur. Nitelik bak\u0131m\u0131ndan ise durum bunun tam z\u0131dd\u0131 olabilir. Yani avamdan birinin icmal\u00ee iman\u0131ndaki kuvvet bir \u00e2limin tafsil\u00ee iman\u0131ndan daha g\u00fc\u00e7l\u00fc ve derece bak\u0131m\u0131ndan daha ileri olabilir. Bir de iman v\u00fccud\u00ee, k\u00fcf\u00fcr ise adem\u00ee oldu\u011fundan iman\u0131n \u00f6z\u00fcnde zaten k\u00fcfre g\u00f6re bir ziyadelik vard\u0131r. Bir k\u00e2fir imana kavu\u015ftu\u011fu zaman, \u00f6nceki durumuna g\u00f6re, d\u00fc\u015f\u00fcncesinde, bilgisinde ve kalbinde bir fazlal\u0131k elde etmi\u015f olur. Bundan dolay\u0131 &#8220;bu s\u00fbre, hanginize bir iman ziyade etti?&#8221; s\u00f6z\u00fc, gerek nitelik ve gerek nicelik a\u00e7\u0131s\u0131ndan iman\u0131n artmas\u0131n\u0131 ink\u00e2r anlam\u0131n\u0131 kapsad\u0131\u011f\u0131 gibi, asl\u0131nda iman\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 da toptan ink\u00e2r anlam\u0131n\u0131 da kapsar. \u0130\u015fte m\u00fcnaf\u0131klardan baz\u0131lar\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan herhangi bir s\u00fbre nazil olduk\u00e7a b\u00f6yle diyor, ileri geri konu\u015fuyordu. Sanki Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ne eski iman\u0131 yenileyen ve destekleyen, ne de yeniden iman etmeyi gerektiren hi\u00e7bir \u015fey yokmu\u015f gibi, hi\u00e7bir delil ve iddia, hi\u00e7bir uyar\u0131 ve m\u00fcjde, hi\u00e7bir ger\u00e7ek yokmu\u015f gibi g\u00f6stermek ve b\u00f6ylece aldat\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olanlar\u0131 i\u011ffal etmek i\u00e7in kendi aralar\u0131nda m\u00fcminlerle alay eder tarzda buna benzer sorular ortaya at\u0131yorlard\u0131. Alttan alta kurnazl\u0131klar yaparak k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2rlar\u0131n\u0131 \u00e7evrelerine bula\u015ft\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorlard\u0131. Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Ker\u00eem&#8217;de &#8220;O Allah ki, Resul\u00fc&#8217;n\u00fc hidayet ve hak din ile g\u00f6nderdi, onu b\u00fct\u00fcn dinlere a\u00e7\u0131k\u00e7a \u00fcst\u00fcn k\u0131lmak i\u00e7in. &#8221; (Tevbe , 9\/33; Fetih 48\/28; Saf 61\/9) buyurup dururken zaman\u0131m\u0131zda da bir k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131n, &#8220;Hz. Muhammed hayata ne getirdi?&#8221; diyerek ger\u00e7e\u011fi \u015f\u00fcpheli g\u00f6stermek ve tevhid nurunun sonsuz feyiz ve bereketini s\u0131n\u0131rl\u0131 kabul ettirmek istemeleri de t\u0131pk\u0131 o devirdeki m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n &#8220;Bu s\u00fbre, hanginizin iman\u0131n\u0131 artt\u0131rd\u0131.&#8221; demelerini taklitten \u00f6te bir\u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu ink\u00e2r veya istihzaya cevap olarak buyuruluyor ki: Fakat iman edenlere gelince o (yani gelen s\u00fbrelerden her biri), onlar\u0131n iman\u0131n\u0131 artt\u0131rd\u0131 ve onlar bundan sevin\u00e7 ve ne\u015fe duyuyorlar.\u0130man ne\u015fesi ile m\u00fcjdelenip bunun sevincini ya\u015f\u0131yorlar, \u015fen oluyorlar.<\/p>\n<p>125- Kalblerinde hastal\u0131k olanlara gelince de o gelen her s\u00fbre, onlar\u0131n murdarl\u0131klar\u0131 \u00fczerine bir murdarl\u0131k daha ekleyip murdarl\u0131klar\u0131n\u0131 artt\u0131r\u0131yor. Yani eski k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2rlar\u0131na, imans\u0131zl\u0131klar\u0131na, k\u00f6t\u00fc huylar\u0131na ve nifaklar\u0131na bir nifak daha ilave ediyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc her s\u00fbrenin geli\u015fiyle m\u00fcminlerin iman ne\u015fvesi peyderpey nas\u0131l art\u0131yorsa, ahl\u00e2klar\u0131 g\u00fczelle\u015fip nas\u0131l olgunla\u015f\u0131yorsa, buna kar\u015f\u0131l\u0131k ink\u00e2r edenlerin de her ink\u00e2r\u0131nda k\u00fcf\u00fcrleri, kat\u0131l\u0131klar\u0131 ve ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131klar\u0131 bir kat daha art\u0131yordu ve onlar nihayet k\u00e2fir olarak \u00f6ld\u00fcler<\/p>\n<p>126- Bak\u0131p da g\u00f6rm\u00fcyorlar m\u0131 ki, bunlar, -bu m\u00fcnaf\u0131klar her sene bir iki kere -yani bir ka\u00e7 defalar fitneye tutuluyorlar, kendilerine su\u00e7lar\u0131n\u0131 itiraf ettirecek durumlara d\u00fc\u015f\u00fcyorlar, Allah&#8217;\u0131n y\u00fcce huzurunda g\u00fcnahk\u00e2r olarak dikilmenin deh\u015fetini yad ettirecek, tevbeyi hat\u0131rlatacak t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc belalara, hastal\u0131k ve k\u0131tl\u0131k gibi musibetlere u\u011frat\u0131l\u0131yorlar, suikast haz\u0131rlamak, nifak \u00e7\u0131karmak dolay\u0131s\u0131yla r\u00fcsvay olmak, Resulullah cihada \u00e7\u0131kt\u0131k\u00e7a imans\u0131zl\u0131k y\u00fcz\u00fcnden ona ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fmek, can korkusuyla k\u0131vranmak gibi s\u0131k\u0131nt\u0131lara giriftar oluyorlar. Sonra da yine tevbe etmiyorlar \u00fcstelik bunlar ak\u0131llar\u0131n\u0131 ba\u015flar\u0131na al\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorlar.<\/p>\n<p>127- Her ne zaman bir s\u00fbre nazil olsa, bunlar birbirlerine bakarlar, sizi birisi g\u00f6zetliyor mu? diye biribirlerine g\u00f6z ederler. S\u00fbrenin kendileriyle ilgili etkisinden bunal\u0131r, vahiy meclisinden ka\u00e7mak isterler, fakat ka\u015f g\u00f6z i\u015faretlerini m\u00fcminlerden birisi g\u00f6r\u00fcverecek, bu konu\u015fulanlardan al\u0131nd\u0131klar\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131verecek, nifak ve hainlikleri meydana \u00e7\u0131k\u0131verecek diye gizlice oradan s\u0131v\u0131\u015f\u0131p gitmek isterler, sonra da s\u0131v\u0131\u015f\u0131p giderler. Allah, onlar\u0131n kalblerini \u00e7evirmi\u015ftir, o sebepten dolay\u0131d\u0131r ki, bunlar f\u0131kh\u0131 olmayan, anlay\u0131\u015ftan ve derin kavray\u0131\u015ftan uzak bir kavimdirler. \u0130\u015fin i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc anlamazlar, hakk\u0131 ve hakikat\u0131 tedebb\u00fcr ve takdir etmezler, yoksa derhal tevbek\u00e2r olur, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a sar\u0131l\u0131rlard\u0131.<\/p>\n<p>Ey \u0130nsanlar!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>128- Andolsun size i\u00e7inizden \u00f6yle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve \u015fereflidir. S\u0131k\u0131nt\u0131ya d\u00fc\u015fmeniz ona \u00e7ok a\u011f\u0131r gelir \u00fcst\u00fcn\u00fcze titrer, m\u00fcminlere gayet merhametli ve \u015fefkatlidir.<\/p>\n<p>129- E\u011fer ald\u0131rmazlarsa onlara de ki: Bana Allah yeter. O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h yoktur. Ben O&#8217;na dayanmaktay\u0131m ve O, o b\u00fcy\u00fck Ar\u015f&#8217;\u0131n Rabbidir.<\/p>\n<p>128- Yemin olsun ki, size hakikaten bir resul geldi \u00f6yle bir resul ki sizden biri, kendi i\u00e7inizden, kendi cinsinizden, melek de\u011fil, be\u015fer cinsinden, asl\u0131 ve nesebi belli, Arab\u00ee ve Kurey\u015f\u00ee, Harem ehlinden, sizin s\u0131k\u0131lman\u0131z ona a\u011f\u0131r gelir, g\u00fcc\u00fcne gider. Yani, azap g\u00f6rmeniz \u015f\u00f6yle dursun, bir tak\u0131m zahmete, s\u0131k\u0131nt\u0131ya u\u011framan\u0131z bile onu \u00fczer, son derece rahats\u0131z eder. Yahut sizi s\u0131kan, zorunuza giden \u015feyler be\u015feriyet icab\u0131 onu da \u00fczer, onun dayanma g\u00fcc\u00fc ve metin g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc, s\u0131k\u0131nt\u0131lara g\u00f6\u011f\u00fcs germesi, \u00fcz\u00fclmedi\u011finden de\u011fil, peygamber olu\u015fundand\u0131r. Bu tefsirlere g\u00f6re, c\u00fcmlenin tamam\u0131 bir s\u0131fat c\u00fcmlesidir. Fakat \u0130bn\u00fc Ku\u015feyr\u00ee&#8217;nin tercihine g\u00f6re, &#8220;az\u00eez&#8221; bir s\u0131fat, &#8220;aleyhi m\u00e2 anittum&#8221; da ayr\u0131 bir s\u0131fatt\u0131r. Buna i\u015faret olmak \u00fczere baz\u0131 mushaflarda &#8220;az\u00eez&#8221; kelimesinin \u00fczerine bir &#8220;c\u00eem&#8221; secavendi konmu\u015ftur ki, bunda daha ba\u015fka bir anlam vard\u0131r. Yani, bir resuld\u00fcr ki, az\u00eezdir; b\u00fcy\u00fck izzeti vard\u0131r. Sizi s\u0131k\u0131nt\u0131ya sokan \u015feyler onun aleyhine olur, ona a\u011f\u0131r gelir. O y\u00fcksek izzet sahibi peygamber, kendi cinsinin evlatlar\u0131n\u0131n zor durumda kalmas\u0131na raz\u0131 olmaz. Sizin cinsinizden olmas\u0131 ve izzet sahibi bulunmas\u0131 sebebiyle b\u00fct\u00fcn dertlerinizi ve kederlerinizi y\u00fcre\u011finde duyar, ac\u0131n\u0131z\u0131 hisseder. \u00dczerinize d\u00fc\u015fk\u00fcnd\u00fcr, size kar\u015f\u0131 pek h\u0131rsl\u0131d\u0131r. &#8220;(Ey Muhammed) sen onlar\u0131n yola gelmelerini ne kadar istesen de&#8221; (Nahl 16\/37) \u00e2yetinde de i\u015faret buyuruldu\u011fu \u00fczere hidayet ve iyili\u011finize, faydan\u0131za, hayr\u0131n\u0131za h\u0131rsl\u0131d\u0131r. \u00dczerinize toz kondurmak istemedi\u011fi gibi, sizi mutlulu\u011fun zirvesine eri\u015ftirmek, selamete \u00e7\u0131karmak, cennete ve r\u0131dvana kavu\u015fturmak i\u00e7in b\u00fct\u00fcn h\u0131rs\u0131yla ve var g\u00fcc\u00fcyle u\u011fra\u015f\u0131r. \u00dcstelik onun merhameti yaln\u0131zca Kurey\u015f&#8217;e, Arab&#8217;a, \u015fu veya bu kavme de\u011fil, hangi kavimden olursa olsun b\u00fct\u00fcn m\u00fcminleredir ki, o ra\u00fbftur. Re&#8217;feti \u00e7ok fazlad\u0131r, yani gayet ince bir \u015fefkati ve derin bir merhameti vard\u0131r. Rah\u00eemdir. F\u0131traten, do\u011fu\u015ftan, yarat\u0131l\u0131\u015ftan, Allah taraf\u0131ndan pek ziyade merhametlidir. G\u00fcnahk\u00e2rlara bile ac\u0131r. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bunlardan dolay\u0131 ey insanlar, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da s\u00f6z konusu olan m\u00fckellefiyetler, \u00f6zellikle bu Ber\u00e2et\u00fcn S\u00fbresi&#8217;nde yer alm\u0131\u015f olan tevbe, cihad vesaire hakk\u0131ndaki emirler, yasaklar, ikazlar ve itaplar, a\u011f\u0131r\u0131n\u0131za gitmemeli, g\u00f6nl\u00fcn\u00fcz\u00fc incitmemelidir. B\u00fct\u00fcn bunlar k\u00fcf\u00fcr ve nifak\u0131n zararlar\u0131na ve u\u011fursuzluklar\u0131na kar\u015f\u0131 genellikle m\u00fcminlere gayet b\u00fcy\u00fck bir sevgi ve \u015fefkatin tecellileridir. Onun i\u00e7in hi\u00e7 vakit ge\u00e7irmeden bunlara iman edip, gere\u011fince amel etmelisiniz.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, burada Resulullah&#8217;a Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimlerinden raif ve rauf ve rah\u00eem isimleri verilmi\u015ftir. Hasen ibn&#8217;l-Fadl demi\u015ftir ki Allah Te\u00e2l\u00e2, hi\u00e7bir peygambere, g\u00fczel isimlerinden iki isim birden vermedi, ancak bizim peygamberimiz hakk\u0131nda &#8220;ra\u00fbf ve rah\u00eem&#8221; buyurdu. Kendi zat-\u0131 s\u00fcbhanisi hakk\u0131nda da &#8220;Muhakkak ki, Allah insanlara ra\u00fbf ve rah\u00eemdir.&#8221; (Bakara, 2\/143; Hac, 22\/65) buyurdu. Ger\u00e7ekten de Resul\u00fc&#8217;ne bu isimleri vermesi ve onu b\u00f6yle vas\u0131fland\u0131rmas\u0131, onun hakk\u0131nda b\u00fcy\u00fck ikram ve tekr\u00eem demektir. Bundan da anla\u015f\u0131l\u0131r ki, Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimlerinin hepsi &#8220;Allah, Rahm\u00e2n ve Rab&#8221; gibi s\u0131rf Allah&#8217;a mahsus olan isimlerden de\u011fildir. Resulullah&#8217;\u0131n kendisi, il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2k ile m\u00fctahallik oldu\u011fundan dolay\u0131 m\u00fcminlere ra\u00fbf ve rah\u00eemdir. Getirdi\u011fi din de b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle, m\u00fcminler i\u00e7in ayniyle nimet ve rahmettir.<\/p>\n<p>129- Buna ra\u011fmen yine de y\u00fcz \u00e7evirirlerse (ya Muhammed) sen de onlara deki: Allah bana yeter, O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h yoktur, ancak O&#8217;na dayand\u0131m ve O, az\u00eem (yani azametli) Ar\u015f&#8217;\u0131n Rabbi&#8217;dir. B\u00fct\u00fcn k\u00e2inat\u0131 ku\u015fatm\u0131\u015f olan, en b\u00fcy\u00fck h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131n, en y\u00fcce saltanat\u0131n sahibi ve rabbidir. (\u00c2&#8217;raf S\u00fbresi&#8217;nde \u00e2yet 54&#8217;\u00fcn tefsirine bak\u0131n\u0131z)<\/p>\n<p>\u0130\u015fbu &#8216;den ba\u015flayan son iki \u00e2yetin Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan en son nazil olan \u00e2yet oldu\u011fu hakk\u0131nda bir rivayet vard\u0131r: Hz. \u00dcbeyy b. K\u00e2&#8217;b (r.a.)den &#8220;Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n Allah&#8217;a ahdi en yak\u0131n olan\u0131, yani en son nazil olan\u0131 &#8216;den itibaren iki \u00e2yettir.&#8221; diye rivayet bulunmaktad\u0131r. Bununla beraber Bakara S\u00fbresi&#8217;ndeki (\u00e2yet 281) \u00e2yetinin bundan da sonra nazil oldu\u011funa ili\u015fkin rivayet daha \u00e7ok tercihe \u015fayand\u0131r. Yine rivayet olundu\u011fu \u00fczere Hz. Peygamber&#8217;in vefat\u0131ndan sonra Mushaf cemolundu\u011fu zaman bu \u00e2yeti, Zeyd b. Sabit taraf\u0131ndan \u00e7ok ara\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ancak Z\u00fc&#8217;\u015f-\u015feh\u00e2deteyn yani, iki \u015fahit h\u00fckm\u00fcnde olan Huzeyme b. Sabit nezdinde bulunmu\u015ftu. Yani \u00e2yet, ashabdan bir\u00e7oklar\u0131n\u0131n ezberinde olmas\u0131na ra\u011fmen yaz\u0131l\u0131s\u0131 ancak Huzeyme&#8217;nin yan\u0131nda bulunmu\u015ftu. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kur&#8217;\u00e2n, yaln\u0131zca haf\u0131zlar\u0131n ezberinden de\u011fil, ondan ba\u015fka Hz. Peygamber zaman\u0131nda yaz\u0131lm\u0131\u015f ve en son arzada kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f sayfalar\u0131n da bir araya getirilmesi ve bu belgelerin de dikkate al\u0131nmas\u0131 ile bir mushafta toplanm\u0131\u015ft\u0131. Yazmakla g\u00f6revlendirilen Zeyd b. Sabit, bu iki \u00e2yeti, bir yerde yaz\u0131l\u0131 olarak bulmadan yazam\u0131yordu.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 kendi ifadesine g\u00f6re; &#8220;Ber\u00e2et\u00fcn S\u00fbresi&#8217;nin sonundaki bu iki \u00e2yeti bulamay\u0131p ara\u015ft\u0131rmaya ba\u015flam\u0131\u015f ve ancak Huzeyme&#8217;nin yan\u0131nda yaz\u0131l\u0131 olarak bulmu\u015f ve b\u00f6ylece ezberden bilinen bu iki \u00e2yetin kesin yaz\u0131l\u0131 belgesi de elde edilmi\u015f oldu.<\/p>\n<p>Ebu Davud&#8217;un s\u00fcneninde rivayet olundu\u011funa g\u00f6re; Ebu&#8217;d-Derd\u00e2 Hazretleri demi\u015ftir ki, &#8220;Her kim sabah ve ak\u015fam yedi kere derse Allah Te\u00e2l\u00e2, o kulun \u00f6nemsedi\u011fi \u015feylere kif\u00e2yet eder&#8221;.<\/p>\n<p>\u015eimdi Tevbe S\u00fbresi&#8217;nin hatimesi demek olan bu son k\u0131sm\u0131n\u0131n daha hangi m\u00e2n\u00e2 ve mazmunlar\u0131 i\u00e7erdi\u011fi Yunus S\u00fbresi&#8217;nden itibaren a\u015fa\u011f\u0131daki s\u00fbrelerde ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>9-TEVBE: &#8220;Ber\u00e2et&#8221; bu kelimenin as\u0131l k\u00f6k m\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;M\u00fcfredat&#8221; ve &#8220;Basair&#8221;de a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re herhangi bir \u00e7irkin \u015feyden kurtulmak ve uzakla\u015fmak demektir. Kad\u00ee Beydav\u00ee Bakara S\u00fbresi&#8217;nde (\u00e2yet 54) \u00e2yetinin tefsirinde der ki; bu terkibin asl\u0131 bir \u015feyin kendisinden olmayan \u015feylerden ar\u0131n\u0131p saf hale gelmesi, halis olmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. &#8220;Hasta hastal\u0131\u011f\u0131ndan, bor\u00e7lu borcundan beri oldu.&#8221; denildi\u011fi zaman kurtulmak anlam\u0131na &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12165,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1214,1213,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1932","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-9-tevbe","tag-9-tevbe-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1932","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1932"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1932\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12165"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1932"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1932"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1932"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}