{"id":1936,"date":"2010-11-18T22:52:37","date_gmt":"2010-11-18T22:52:37","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1936"},"modified":"2010-11-18T22:52:37","modified_gmt":"2010-11-18T22:52:37","slug":"7-araf-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/7-araf-tefsiri\/","title":{"rendered":"7-ARAF SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>7-ARAF:<\/p>\n<p>1- Allah ne kastetti\u011fini daha iyi bilir. (Bakara ve \u00c2l-i \u0130mran s\u00fbrelerinin ba\u015f\u0131na bkz.) Bununla beraber burada s\u00e2d m\u00fcnasebetiyle tefsirciler taraf\u0131ndan nakledilen baz\u0131 s\u00f6zler vard\u0131r: \u00d6zellikle \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan bir rivayete g\u00f6re &#8220;Ben Allah&#8217;\u0131m, bilir ve a\u00e7\u0131klar\u0131m.&#8221; demek oldu\u011fu nakledilmi\u015ftir. S\u00fcdd\u00ee &#8220;\u015fekil ve s\u00fbret veren&#8221; isminin muhaffefi (k\u0131salt\u0131lm\u0131\u015f h\u00e2li) oldu\u011funu, baz\u0131lar\u0131 &#8220;senin g\u00f6\u011fs\u00fcne geni\u015flik vermedik mi?&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat s\u00f6zc\u00fcklerin dilde \u00f6zel bir konuma dayanmayan bu gibi ihtimallerin binlercesi hat\u0131ra gelece\u011finden tefsirciler bunlara g\u00fcvenmenin caiz olmayaca\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. Bununla beraber \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan nakledilen m\u00e2n\u00e2, iki s\u00fbre aras\u0131ndaki s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi ve ilgi bak\u0131m\u0131nda dikkat \u00e7ekicidir. Her hal\u00fck\u00e2rda bu s\u00fbrenin de b\u00f6yle huruf-\u0131 mukattaa (kesik kesik harfler) ile ba\u015flamas\u0131, muhtevas\u0131n\u0131n &#8220;O&#8217;nun tevilini Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 bilmez.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/7) m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere, insan anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n duraca\u011f\u0131 baz\u0131 m\u00fcte\u015fabih hakikatleri ve remzi m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ihtiva etti\u011fine dair bir uyar\u0131y\u0131 ifade eder.<\/p>\n<p>2-\u015eu halde, Bakara ve \u00c2l-i \u0130mran&#8217;da oldu\u011fu gibi bu s\u00fbrede de ger\u00e7ek asl\u0131n\u0131 daha \u00e7ok bir a\u00e7\u0131klama ile ihata edemeyece\u011fimiz bir tak\u0131m iman hakikatleri kar\u015f\u0131s\u0131nda, aczimizi itiraf ederek ubudiyet secdesine kapanaca\u011f\u0131z. \u00d6zellikle yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131, teklif s\u0131rr\u0131, ahiret \u00e2lemi, peygamberlerlerin mucizeleri, Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rme meseleleri bu t\u00fcrdendir. \u015eu halde i\u015fte bu ba\u015fl\u0131\u011f\u0131nda da bizim d\u00fc\u015f\u00fcnebilece\u011fimiz m\u00e2n\u00e2 \u015fudur: Ey Resul\u00fcm Mustafa! Sence bilinen bu sesleriyle kulaklar\u0131nda \u00e7\u0131nlay\u0131p, kalbinde f\u0131s\u0131ldayan vahiy tecellileri bir kitapt\u0131r ki sana indirildi. \u015eu halde g\u00f6\u011fs\u00fcnde bundan bir darl\u0131k olmas\u0131n. Yani bunun Allah&#8217;tan indirilmi\u015f oldu\u011fundan \u015f\u00fcphen olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, sana y\u00fckledi\u011fi g\u00f6revin son derecede \u00f6nemli ve zor olu\u015fundan dolay\u0131 da s\u0131k\u0131lma. Bu sana indirildi ki bununla korkutas\u0131n, m\u00fcminlere de hat\u0131rlatas\u0131n. Yani bu kitab\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 m\u00fcminlere has zannedilmemelidir. Buna muhatap olacak olanlar ikidir: M\u00fcmin ve m\u00fcmin olmayan. \u0130nanmayan k\u00e2firler i\u00e7in bu m\u00fcbarek kitab bir korkutmad\u0131r. Sadece onlar\u0131n korkun\u00e7 sonlar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klama ve haber vermedir. Onlar bunlara inanmayacaklar ve inanmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in sak\u0131nmayacaklar. \u015eu halde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da kendileri i\u00e7in ac\u0131 \u015feylerden azab ve cezadan ba\u015fka bir \u015fey duymayacaklard\u0131r. Fakat onlar inanmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in ger\u00e7ek de\u011fi\u015fmi\u015f olmayacak, do\u011fru haber yerini bulacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan istifade edemeyecek kimseler \u00e7ok olabilir, ama Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc d\u0131\u015f\u0131nda kalabilecek hi\u00e7 kimse d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. \u015eu kadar ki, bu h\u00fck\u00fcm lehine olmaz da aleyhine olur. Mesela k\u00e2fir &#8220;Allah&#8217;\u0131n laneti zalimlerin \u00fczerine olsun.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/44) h\u00fckm\u00fcne inanmamakla bundan kurtulacak de\u011fildir, Bunun gibi, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 arkalar\u0131na atanlar, dinlemek, amel etmek istemeyenler b\u00f6yle yapmakla Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcnden kendilerini kurtarmak \u015f\u00f6yle dursun, aksine tamamen onun korkutucu h\u00fckm\u00fcne at\u0131lm\u0131\u015f olurlar. M\u00fcminlere gelince: Kur&#8217;\u00e2n, onlar hakk\u0131nda bir hat\u0131rlat\u0131c\u0131d\u0131r, iman ettikleri ve fakat ayr\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131 unutup geciktirdikleri \u015feyleri kendilerine hat\u0131rlat\u0131r, ak\u0131llar\u0131na getirir. M\u00fcminler Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 devaml\u0131 bir hat\u0131rlat\u0131c\u0131, bir rehber olmak \u00fczere ellerinde ve g\u00f6n\u00fcllerinde tutmal\u0131, herhangi bir hususta bir i\u015f yapacaklar\u0131 zaman onun a\u00e7\u0131k\u00e7a veya dolayl\u0131 yoldan bildirdiklerine m\u00fcracaat ile uyar\u0131 ve yol g\u00f6stermesine, iznine veya yasa\u011f\u0131na g\u00f6re hareket etmelidirler.<\/p>\n<p>3-4- Bu hat\u0131rlatma ve uyar\u0131 \u015f\u00f6yle ki: Ey Muhammed \u00fcmmeti! Rabbinizden size indirilen bu Kitaba uyunuz. Ve bunsuz birtak\u0131m dostun, bir yard\u0131mc\u0131n\u0131n, bir \u00e2mirin bizzat kendilerine ve kendilerinden olan s\u00f6z veya davran\u0131\u015flar\u0131na uyuvermeyiniz. Onlara uyup uymamak i\u00e7in \u00f6ncelikle Rabbinizden indirilmi\u015f olan bu Kitab&#8217;a uymay\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fc edininiz. Kitab&#8217;a ayk\u0131r\u0131 olan, Rabbinizin emir ve yasaklar\u0131na ayk\u0131r\u0131 bulunan hususlarda gizli a\u00e7\u0131k kimseye uymay\u0131n. Rabbinizi b\u0131rak\u0131p ba\u015fkalar\u0131n\u0131n arkas\u0131ndan, izinden gitmeyin. Siz pek az \u00f6\u011f\u00fct al\u0131r ve hat\u0131rlars\u0131n\u0131z. Halbuki nice karyeler (kentler); insan toplanan memleketler vard\u0131 ki, biz onlar\u0131 yok etmi\u015fizdir. \u00d6yle ki ona, o kente azab\u0131m\u0131z, azap darbemiz ans\u0131z\u0131n geliverdi. O s\u0131rada halk\u0131 yataklar\u0131na yatm\u0131\u015f, gece uykusuna dalm\u0131\u015f veya kayl\u00fble h\u00e2linde, ku\u015fluk uykusunda bulunuyorlard\u0131. K\u0131saca, ya L\u00fbt kavmi gibi gece yar\u0131s\u0131nda veya \u015euayb kavmi gibi g\u00fcpe g\u00fcnd\u00fcz dinlenme ve gaflet halinde azap kendilerini bast\u0131r\u0131verdi de<\/p>\n<p>5-Bu hat\u0131rlatma ve uyar\u0131 \u015f\u00f6yle ki: Ey Muhammed \u00fcmmeti! Rabbinizden size indirilen bu Kitaba uyunuz. Ve bunsuz birtak\u0131m dostun, bir yard\u0131mc\u0131n\u0131n, bir \u00e2mirin bizzat kendilerine ve kendilerinden olan s\u00f6z veya davran\u0131\u015flar\u0131na uyuvermeyiniz. Onlara uyup uymamak i\u00e7in \u00f6ncelikle Rabbinizden indirilmi\u015f olan bu Kitab&#8217;a uymay\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fc edininiz. Kitab&#8217;a ayk\u0131r\u0131 olan, Rabbinizin emir ve yasaklar\u0131na ayk\u0131r\u0131 bulunan hususlarda gizli a\u00e7\u0131k kimseye uymay\u0131n. Rabbinizi b\u0131rak\u0131p ba\u015fkalar\u0131n\u0131n arkas\u0131ndan, izinden gitmeyin. Siz pek az \u00f6\u011f\u00fct al\u0131r ve hat\u0131rlars\u0131n\u0131z. Halbuki nice karyeler (kentler); insan toplanan memleketler vard\u0131 ki, biz onlar\u0131 yok etmi\u015fizdir. \u00d6yle ki ona, o kente azab\u0131m\u0131z, azap darbemiz ans\u0131z\u0131n geliverdi. O s\u0131rada halk\u0131 yataklar\u0131na yatm\u0131\u015f, gece uykusuna dalm\u0131\u015f veya kayl\u00fble h\u00e2linde, ku\u015fluk uykusunda bulunuyorlard\u0131. K\u0131saca, ya L\u00fbt kavmi gibi gece yar\u0131s\u0131nda veya \u015euayb kavmi gibi g\u00fcpe g\u00fcnd\u00fcz dinlenme ve gaflet halinde azap kendilerini bast\u0131r\u0131verdi de<\/p>\n<p>6-7-Bu felaket bunlar\u0131n d\u00fcnyadaki azablar\u0131, bunun arkas\u0131ndan bir g\u00fcn gelecek genellikle kendilerine peygamber g\u00f6nderilmi\u015f olanlara elbette ve elbette soraca\u011f\u0131z. G\u00f6nderilen peygamberleri nas\u0131l, ne cevap ile kar\u015f\u0131lad\u0131n\u0131z. &#8220;El\u00e7ilere ne cevap verdiniz?&#8221; (Kasas, 28\/65) diye sorguya \u00e7ekece\u011fiz. Ve g\u00f6nderilmi\u015f olan b\u00fct\u00fcn peygamberlere de elbette ve elbette soraca\u011f\u0131z &#8220;Allah, el\u00e7ileri toplayaca\u011f\u0131 g\u00fcn: Size ne cevap verildi? der.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/109) buyru\u011fumca ne \u015fekilde, ne cevap ile kar\u015f\u0131land\u0131n\u0131z? diye su\u00e2l edece\u011fiz. \u0130ki t\u00fcrl\u00fc su\u00e2l vard\u0131r. Birisi azarlama ve \u00e7\u0131k\u0131\u015fma su\u00e2lidir. Nitekim bu m\u00e2n\u00e2 ile dilimizde &#8220;\u0130yi belle bunu ben sana sorar\u0131m.&#8221; denilir. Di\u011feri de anlay\u0131p \u00f6\u011frenmek i\u00e7in bilgi isteme su\u00e2lidir ki, bu m\u00e2n\u00e2ca da &#8220;Bilmiyorum soray\u0131m.&#8221; denilir. \u0130\u015fte &#8220;O g\u00fcn ne insana, ne de cinne g\u00fcnah\u0131ndan sorulmaz.&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/39) &#8220;Su\u00e7lulara g\u00fcnahlar\u0131ndan sorulmaz.&#8221; (Kasas, 28\/78) \u00e2yetlerinde insan ve cinden su\u00e7lular\u0131n hi\u00e7biri o g\u00fcn g\u00fcnahlar\u0131ndan sorulmaz buyrulmas\u0131 bu anlamdad\u0131r ki, su\u00e7lu olu\u015flar\u0131 y\u00fczlerinden belli. Su\u00e7lar\u0131 b\u00fct\u00fcn belgeleriyle bilinmi\u015f ve zabtedilmi\u015ftir. Kendilerinden veya \u015fundan bundan sorma\u011fa gerek yoktur, demektir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k burada kendilerine peygamber g\u00f6nderilenlere ve peygamberlere elbette ve elbette soraca\u011f\u0131z, buyrulmas\u0131 da b\u00fct\u00fcn ink\u00e2rc\u0131lar\u0131 b\u00fct\u00fcn peygamberler \u00f6n\u00fcnde azarlama ve \u00e7\u0131k\u0131\u015fma ile sorumlu tutaca\u011f\u0131z demektir. Bunun i\u00e7in buyruluyor ki: Elbette ve elbette soraca\u011f\u0131z da Kendilerine kar\u015f\u0131 bir ilim ile mutlaka ve mutlaka haber verip anlataca\u011f\u0131z. Peygamberler sorulduklar\u0131 zaman &#8220;Bizim bilgimiz yok, gizlileri bilen yaln\u0131z sensin, sen.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/109) diyecekler. Bunun \u00fczerine en gizli durumlar\u0131na var\u0131ncaya kadar hepsinin yapt\u0131klar\u0131n\u0131, i\u00e7lerini d\u0131\u015flar\u0131n\u0131 ilmimizle y\u00fczlerine vuraca\u011f\u0131z. Biz gaib de\u011fildik ki bilgimiz olmayan bir durumlar\u0131 bulunabilsin, a\u00e7\u0131k ve gizli her ne yapt\u0131larsa Allah hepsini g\u00f6r\u00fcp bilmekte ve tan\u0131k olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>8- Vezin (terazi) de o g\u00fcn hakt\u0131r: Her \u015feyin, her amelin en do\u011fru ve tamamen adalet ve hakkaniyetle tart\u0131s\u0131 da o g\u00fcnd\u00fcr. Ne olursa olsun o g\u00fcne kadar az \u00e7ok bir c\u00e2r\u00ee hesap, veya zaman tan\u0131ma ve m\u00fcsaade vard\u0131r. O g\u00fcn ise amel defterindeki her muamele en ince, en k\u00fc\u00e7\u00fck noktalar\u0131na var\u0131ncaya kadar hakk\u0131yla tart\u0131l\u0131p, leh ve aleyhteki alacak ve bor\u00e7 dengeleri tamamen ger\u00e7ekle\u015fecek, herkesin k\u00e2r ve zarar pusulalar\u0131, bilan\u00e7olar\u0131, belgeleri \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131p hesaplar\u0131 kapanacakt\u0131r.<\/p>\n<p>9- \u015eu halde Her kimin tart\u0131lar\u0131 a\u011f\u0131r gelir, iyilikleri k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinden, alacaklar\u0131 bor\u00e7lar\u0131ndan, k\u00e2rlar\u0131 zararlar\u0131ndan fazla \u00e7\u0131karsa i\u015fte bunlar ve ancak bunlar o fel\u00e2h bulmu\u015f (kurtulmu\u015f), muradlar\u0131na ermi\u015f olanlard\u0131r. \u00c7o\u011ful sigas\u0131yla &#8220;tart\u0131lar\u0131&#8221; t\u00e2birinden anla\u015f\u0131l\u0131r ki, her ki\u015fi i\u00e7in bile bir\u00e7ok tart\u0131lar vard\u0131r. K\u00e2r ve zarar hesab\u0131 hepsinin toplam\u0131ndan \u00e7\u0131kacakt\u0131r. Her kimin de tart\u0131lar\u0131 hafif gelir; iyilikleri k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinden, alacaklar\u0131 bor\u00e7lar\u0131ndan eksik \u00e7\u0131karsa i\u015fte bunlar da nefislerini ziyan etmi\u015f, kendilerini h\u00fcsranda b\u0131rakm\u0131\u015f olanlard\u0131r ki bunun sebebi, Bizim \u00e2yetlerimize zulmeder olmalar\u0131, devaml\u0131 olarak yalanlama ve ink\u00e2r ile hakk\u0131n\u0131 vermekten geri durmalar\u0131d\u0131r. \u015eu il\u00e2h\u00ee \u00e2yetlerin kapsad\u0131\u011f\u0131 ger\u00e7eklere ve hukuka dikkat ediniz:<\/p>\n<p>Ey insanlar!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>10- Do\u011frusu Biz sizi yery\u00fcz\u00fcnde, yerle\u015ftirdik, orada size ge\u00e7imlikler verdik; ne kadar da az \u015f\u00fckrediyorsunuz!<\/p>\n<p>11- Sizi yaratt\u0131k, sonra size bi\u00e7im verdik, sonra da meleklere: &#8220;\u00c2dem&#8217;e secde edin&#8221; dedik; hepsi secde ettiler, yaln\u0131z \u0130blis, secde edenlerden olmad\u0131.<\/p>\n<p>12- (Allah) buyurdu: &#8220;Sana emretti\u011fim zaman, seni secde etmekten al\u0131koyan nedir?&#8221; (\u0130blis): &#8220;Ben, dedi, ondan hay\u0131rl\u0131y\u0131m; beni ate\u015ften yaratt\u0131n, onu \u00e7amurdan yaratt\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>13- (Allah) buyurdu: &#8220;\u00d6yleyse oradan in, orada b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslamak senin haddin de\u011fildir. \u00c7\u0131k, \u00e7\u00fcnk\u00fc sen a\u015fa\u011f\u0131l\u0131klardans\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>14- (\u0130blis) dedi: (Bari) bana (insanlar\u0131n) tekrar diriltilecekleri g\u00fcne kadar s\u00fcre ver.&#8221;<\/p>\n<p>15- (Allah) buyurdu: &#8220;Haydi sen s\u00fcre verilmi\u015flerdensin.&#8221;<\/p>\n<p>16- &#8220;\u00d6yleyse, dedi, beni azd\u0131rmana kar\u015f\u0131l\u0131k, and i\u00e7erim ki, ben de onlar(\u0131 sapt\u0131rmak) i\u00e7in senin do\u011fru yolunun \u00fcst\u00fcne oturaca\u011f\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>17- &#8220;Sonra (onlar\u0131n) \u00f6nlerinden arkalar\u0131ndan, sa\u011flar\u0131ndan sollar\u0131ndan onlara sokulaca\u011f\u0131m ve sen, \u00e7oklar\u0131n\u0131 \u015f\u00fckredenlerden, bulmayacaks\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>18- (Allah) buyurdu: &#8220;Haydi, sen, yerilmi\u015f ve kovulmu\u015f olarak oradan \u00e7\u0131k. And olsun ki,onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduraca\u011f\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>19- (Sonra Allah, \u00c2dem&#8217;e hitab etti): &#8220;Ey \u00c2dem! Sen ve e\u015fin cennette durun, diledi\u011finiz yerden yeyin; fakat \u015fu a\u011faca yakla\u015fmay\u0131n, yoksa zalimlerden olursunuz.&#8221;<\/p>\n<p>20- Derken onlar\u0131n, kendilerinden gizli kalan \u00e7irkin yerlerini kendilerine g\u00f6stermek i\u00e7in onlara f\u0131s\u0131ldad\u0131: &#8220;Rabbiniz, ba\u015fka bir sebepten dolay\u0131 de\u011fil, s\u0131rf ikiniz de birer melek ya da ebed\u00ee kal\u0131c\u0131lardan olursunuz diye sizi \u015fu a\u011fa\u00e7tan men etti.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>21- Ve onlara: &#8220;Elbette ben size \u00f6\u011f\u00fct verenlerdenim.&#8221; diye de yemin etti.<\/p>\n<p>22- B\u00f6ylece onlar\u0131 aldatarak a\u015fa\u011f\u0131 sark\u0131tt\u0131 (\u00f6nceki mevkilerinden indirdi). A\u011fac\u0131(n meyvesini) tad\u0131nca, \u00e7irkin yerleri kendilerine g\u00f6r\u00fcnd\u00fc ve cennet yapraklar\u0131n\u0131 \u00fcst \u00fcste yamay\u0131p \u00fczerlerini \u00f6rtme\u011fe ba\u015flad\u0131lar. Rableri onlara seslendi: &#8220;Ben sizi o a\u011fa\u00e7tan men etmedim mi ve \u015feytan size apa\u00e7\u0131k d\u00fc\u015fmand\u0131r, demedim mi?&#8221;<\/p>\n<p>23- Dediler ki: &#8220;Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, e\u011fer bizi ba\u011f\u0131\u015flamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana u\u011frayacaklardan oluruz!&#8221;<\/p>\n<p>24- (Allah) buyurdu: &#8220;Birbirinize d\u00fc\u015fman olarak inin, sizin yery\u00fcz\u00fcnde bir s\u00fcreye kadar kal\u0131p ge\u00e7inmeniz gerekmektedir.&#8221;<\/p>\n<p>25- &#8220;Orada ya\u015fayacaks\u0131n\u0131z, orada \u00f6leceksiniz ve yine oradan (dirilip) \u00e7\u0131kar\u0131lacaks\u0131n\u0131z!&#8221; dedi.<\/p>\n<p>10- And olsun ki sizi yery\u00fcz\u00fcnde yerle\u015ftirdik, yerle\u015fik k\u0131ld\u0131k, onu size vatan, hayat ve \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fczde kararg\u00e2h yapt\u0131k veya \u00fczerinde tasarrufa g\u00fc\u00e7 ve kuvvet verdik. Ve onda sizin i\u00e7in bir\u00e7ok ge\u00e7imlikler, ya\u015fayacak, ge\u00e7inecek, faydalanacak sebepler, vas\u0131talar yarat\u0131p tahsis ettik, ki yer, g\u00fc\u00e7 ve ge\u00e7im sebepleri, di\u011fer bir deyimle vatan, iktidar, ge\u00e7im, bu esas nimetler ne b\u00fcy\u00fck il\u00e2h\u00ee ba\u011f\u0131\u015flardand\u0131r. Ve bunlardan dolay\u0131 insanlar, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 ne kadar hukuk ve g\u00f6revler ile \u015f\u00fck\u00fcr ve \u015f\u00fckran bor\u00e7ludur. B\u00f6yle iken siz pek az \u015f\u00fckr ediyorsunuz. Vatan olan yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn \u0131slah ve imar\u0131nda ve ge\u00e7im sebeplerinin elde edilmesinde Yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131 ve Yarat\u0131c\u0131n\u0131n emirlerini tan\u0131yarak g\u00fc\u00e7 ve kuvvetini yerli yerinde kullanan, bozgunculuk ve zul\u00fcmden, k\u00fcf\u00fcr ve ta\u015fk\u0131nl\u0131ktan sak\u0131nanlar az oldu\u011fu gibi \u015f\u00fckr edenlerin bile \u015f\u00fck\u00fcr ve ibadetlere ay\u0131rd\u0131klar\u0131 zaman ne kadar azd\u0131r. Oysa insanlar bunlardan ba\u015fka daha ne b\u00fcy\u00fck \u0130l\u00e2h\u00ee nimetlere \u015f\u00fckran bor\u00e7ludurlar bak\u0131n\u0131z:<\/p>\n<p>11- Andolsun ki biz sizi yaratt\u0131k. Siz hi\u00e7 bir \u015fey de\u011filken, siz insan cinsinden hi\u00e7bir ki\u015fi \u00e2lemde mevcut de\u011filken, siz hen\u00fcz \u015fu bulundu\u011funuz \u015fekil ve bi\u00e7imi almadan \u00f6nce ilk mayan\u0131z\u0131 takdir ve icad ettik. Sonra size bi\u00e7im verdik. Siz yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131nda \u015fekilsiz, organs\u0131z bir yarat\u0131k; yery\u00fcz\u00fcnde bir \u00e7amur ve baban\u0131z\u0131n belinde birer zerre, birer nutfe (sperma) oldu\u011funuz halde sizi ahsen-i takvim (en g\u00fczel bi\u00e7im) olan insan \u015fekline koyduk. Sonra da meleklere &#8220;\u00c2dem&#8217;e secde edin, ona boyun e\u011fip itaat ederek hizmet edin.&#8221; dedik.<\/p>\n<p>Bu hitaplar\u0131n bir ki\u015fiye veya s\u0131n\u0131fa de\u011fil, genel olarak insan cinsine, daha do\u011frusu insan toplumu t\u00fcr\u00fcne y\u00f6nelik oldu\u011fu ve bu m\u00fcnasebetle meleklerin \u00c2dem&#8217;e secdesi meselesinin de insan cinsine bir minnet siyak\u0131nda hat\u0131rlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Demek ki bu secde emri Hz. \u00c2dem&#8217;in \u015fahs\u0131na mahsus de\u011fil, soyu da dahil olmak \u00fczere cinsine aid bir \u015feref ve ayr\u0131cal\u0131kt\u0131r. \u00c2dem soyunda bizzat Hz. \u00c2dem&#8217;den daha faziletli olan ul\u00fc&#8217;l-azm b\u00fcy\u00fck peygamberler gibi \u015fah\u0131slar bulundu\u011fu \u015f\u00fcphesiz oldu\u011funa g\u00f6re de bu m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u015eu halde \u00c2dem&#8217;i yaln\u0131z ilk insan olmak \u00fczere de\u011fil, genellikle insan cinsinin mahiyetini temsil eden genel bir misal, ba\u015fka bir deyimle cins ismi olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek, \u00e2yetin s\u00f6zgelimine daha uygundur. Hz. \u00c2dem kendi ki\u015fili\u011finde fiilen sahip oldu\u011fu faziletler ve insan\u00ee melekelerden ba\u015fka b\u00fct\u00fcn soyunda g\u00f6r\u00fclecek olan fazilet ve melekelere de tasavvur\u00ee olarak sahip olmak bak\u0131m\u0131ndan, Ebu&#8217;l-Be\u015fer (insan\u0131n babas\u0131) olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zamand\u0131r ki, \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n, \u00c2dem soyunu; \u00c2dem&#8217;in bi\u00e7imlendirilmesinin, \u00c2dem soyunun bi\u00e7imlendirilmesini; \u00c2dem&#8217;e secdenin, b\u00fct\u00fcn insan cinsine secdeyi kapsad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koyar.<\/p>\n<p>&#8220;Sizi yery\u00fcz\u00fcnde halifeler yapan O&#8217;dur.&#8221; (F\u00e2t\u0131r,35\/39) m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da a\u00e7\u0131klayan bu \u00e2yetin anlam\u0131, bir\u00e7ok derin konular\u0131 kapsamaktad\u0131r. Fakat biz burada bu kadar i\u015faretle yetinece\u011fiz. Cenab-\u0131 Allah insanl\u0131\u011fa \u00f6yle bir \u015feref ba\u011f\u0131\u015flam\u0131\u015ft\u0131r ki, \u00c2dem&#8217;in meleklere de\u011fil, meleklerin \u00c2dem&#8217;e secde etmesini emretmi\u015ftir. D\u00fc\u015f\u00fcnelim ki bu yaratma, bu bi\u00e7imlendirme ve bu \u015fereflendirme nimetlerinden sonra, insanlar\u0131n Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na tapmalar\u0131 ne b\u00fcy\u00fck a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k ve ne b\u00fcy\u00fck nank\u00f6rl\u00fck olacak ve ne b\u00fcy\u00fck bir sorumluluk do\u011furacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Evet Allah, \u00c2dem ile insanl\u0131\u011f\u0131 yarat\u0131p bi\u00e7im verdikten sonra, meleklere \u00c2dem&#8217;e secde ediniz dedi de onlar da secde ettiler. Ancak \u0130blis secde edicilerden olmad\u0131. Olmad\u0131 da ne oldu?<\/p>\n<p>12- Allah ona &#8220;sana ne engel oldu da ben emretti\u011fimde secde etmemeye c\u00fcret ettin!&#8221; buyurdu. B\u00f6yle azarlay\u0131p sorguya \u00e7ekti. Buna kar\u015f\u0131 \u0130blis ne dedi bilir misiniz? Dedi ki Ben ondan hay\u0131rl\u0131y\u0131m. Yani daha faziletli, daha y\u00fckse\u011fim. B\u00f6yle olan\u0131n, a\u015fa\u011f\u0131 derecedekine secde etmesi ise uygun de\u011fildir. \u015eu halde bu emir, akla uygun ve ho\u015f de\u011fildir. \u0130\u015fte beni secdeden engelleyen, ondan y\u00fcksek olmam ve bu emri uygun g\u00f6rmememdir. Ben ondan hay\u0131rl\u0131y\u0131m. \u00c7\u00fcnk\u00fc beni ate\u015ften yaratt\u0131n onu ise \u00e7amurdan yaratt\u0131n. O davay\u0131 gerektirmek i\u00e7in bu mukayeseli \u00e7ifte su\u011fra (k\u00fc\u00e7\u00fck \u00f6nerme) \u015funu i\u00e7erir: Ate\u015f ise \u00e7amurdan hay\u0131rl\u0131d\u0131r, hay\u0131rl\u0131dan yarat\u0131lan da hay\u0131rl\u0131d\u0131r. \u015eu halde ate\u015ften yarat\u0131lan ben, \u00e7amurdan yarat\u0131lan \u00c2dem&#8217;den hay\u0131rl\u0131y\u0131m, bunun i\u00e7in secde etmedim. Demek oluyor ki bu zamana, yani \u00c2dem&#8217;e secde emrinin gelmesine kadar y\u00fcce Allah, \u0130blis&#8217;in duygular\u0131na dokunacak hi\u00e7bir emir ve teklif yapmam\u0131\u015f, bir imtihan etmemi\u015fti ve onun o zamana kadar isyan etmemesi ve melekler i\u00e7inde bulunmas\u0131, olaylar\u0131n kendi istek ve e\u011filimlerine uygun ger\u00e7ekle\u015fmesiyle de ilgili bulunuyordu. B\u00f6yle bir durumda olan t\u00e2atin ise sadece emir ve il\u00e2h\u00ee r\u0131zaya boyun e\u011fmekten kaynakland\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131kamazd\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n emrine, hem de nefsin r\u0131zas\u0131na uygun gelen hususlarda as\u0131l g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131n\u0131p itaat edilen mabud, Allah m\u0131, yoksa nefis mi, bu belirlenemez ve a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015famaz. Ne zaman ki \u00c2dem yarat\u0131l\u0131p, meleklerin ve o arada \u0130blis&#8217;in ona secde etmeleri emredilince, bu hepsi i\u00e7in bir imtihan olmu\u015f ve bu imtihan, \u0130blis&#8217;in duygular\u0131na dokunmu\u015f ve i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc ortaya \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131r. Ve o zaman Allah&#8217;\u0131n bildi\u011fi gibi melekler ve \u00c2dem taraf\u0131ndan da anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, \u0130blis&#8217;in ge\u00e7mi\u015fte meleklere arkada\u015fl\u0131k ve benzerli\u011fi &#8220;Allah&#8217;\u0131n kendilerine buyurdu\u011funa kar\u015f\u0131 gelmeyen ve kendilerine emredilen \u015feyi yapan melekler vard\u0131r.&#8221; (Tahrim, 66\/6) \u00f6zelli\u011fine ger\u00e7ekten sahip oldu\u011fu i\u00e7in de\u011fil, il\u00e2h\u00ee emir ile nefsin emri \u00e7at\u0131\u015fmad\u0131\u011f\u0131ndan ve isyana sebep bulunmamas\u0131ndan dolay\u0131 imi\u015f. Yoksa \u0130blis ger\u00e7ekte Allah&#8217;a de\u011fil, kendi zevkine taparm\u0131\u015f. Nitekim &#8220;\u00c2dem&#8217;e secde edin&#8221; diye onun zevk ve r\u0131zas\u0131na ayk\u0131r\u0131 ilk il\u00e2h\u00ee emir y\u00f6nelince, \u0130blis&#8217;in ilk i\u015fi secdeden ka\u00e7\u0131nma ile isyan, &#8220;secde etmekten seni al\u0131koyan nedir?&#8221; su\u00e2line kar\u015f\u0131 ilk s\u00f6z\u00fc de kibir ilan\u0131 ile inkar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa vurma ve azg\u0131nl\u0131k olmu\u015ftur. Bu \u015fekilde \u0130blis &#8220;ben ondan hay\u0131rl\u0131y\u0131m&#8221; derken, \u00f6ncelikle sadece ki\u015fisel duygular\u0131na uymu\u015f fakat bunu bir de ilim \u015feklinde s\u00fcsleyerek hakka dayand\u0131rmak i\u00e7in biri yalan &#8220;ben ondan hay\u0131rl\u0131y\u0131m&#8221;, biri de do\u011fru &#8220;beni ate\u015ften yaratt\u0131n, onu \u00e7amurdan yaratt\u0131n&#8221; iki mukaddimeyi birbirine ba\u011flay\u0131p do\u011fru mukaddemenin i\u00e7inde yanl\u0131\u015f bir tak\u0131m k\u00fcbra (b\u00fcy\u00fck \u00f6nerme)lar\u0131 gizleyerek iki su\u011fra (k\u00fc\u00e7\u00fck \u00f6nerme) ile iki mant\u0131k\u00ee k\u0131yas \u015feklinde bir bozuk g\u00f6r\u00fc\u015f y\u00fcr\u00fctm\u00fc\u015f ve do\u011fru olan yarad\u0131l\u0131\u015f \u00f6nermesinden yalan olan ki\u015fisel davas\u0131n\u0131 sonu\u00e7land\u0131rmaya kalk\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r ki, \u00e2lemde \u015feytanl\u0131k ve \u0130blisli\u011fin ilk \u00f6rne\u011fi olan bu s\u00f6zde, \u015feytanl\u0131\u011f\u0131n b\u00fct\u00fcn \u00f6z\u00fc ve asl\u0131 yer alm\u0131\u015f gibidir. Bu iki c\u00fcmle tahlil edilip incelenecek olursa, bunda ara\u015ft\u0131rma \u00e2d\u00e2b\u0131 ilmi, pisikoloji, ahl\u00e2k, istikra\u00ee (t\u00fcmevar\u0131mla ilgili), istintac\u00ee (sonu\u00e7 \u00e7\u0131karmak ile ilgili) mant\u0131k, hikmet-i tekvin (yaratma hikmeti) ve te\u015fr\u00ee (kanun koyma) gibi nice ilimlere de\u011finen a\u00e7\u0131k ve gizli bir\u00e7ok su\u00e7lar, hile ve oyunlar, yan\u0131lt\u0131c\u0131 s\u00f6zler g\u00f6r\u00fclecektir ki, bununla \u015feytan ve \u015feytanl\u0131\u011f\u0131n b\u00fct\u00fcn i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc anlamak m\u00fcmk\u00fcn olacakt\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak hay\u0131rdan geri durmay\u0131 uygun g\u00f6rmek i\u00e7in bilgisizlikle bilgiyi, yalan ile do\u011fruyu, k\u00f6t\u00fcl\u00fck ile hayr\u0131, kibir ile y\u00fcze g\u00fclmeyi, aldanmakla aldatmay\u0131 kat\u0131p kar\u0131\u015ft\u0131rarak, hay\u0131rl\u0131 olmay\u0131 hayra engel yapmak \u00e7eli\u015fkisini, ilmi bir ger\u00e7ek ve mant\u0131ki bir sonu\u00e7 \u015feklinde tasvir etmek, \u015feytan\u0131n birinci s\u0131fat\u0131 oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, ki\u015fisel gururu ile fikir ve zek\u00e2 \u015feklinde g\u00f6r\u00fcnmek isteyen bu ahmakl\u0131k ve cehaletin Hak hususunda ne kadar a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k bir durum oldu\u011funu bir d\u00fc\u015f\u00fcnmeli.<\/p>\n<p>\u015eimdi \u0130blis&#8217;in bu dava ve istidl\u00e2lindeki ba\u015fl\u0131ca hata ve yanl\u0131\u015f noktalar\u0131n\u0131 da kaydedelim:<\/p>\n<p>1- Her\u015feyden \u00f6nce \u0130blis soruya kar\u015f\u0131 durum ve g\u00f6revini takdir edememi\u015f, cevab\u0131 tariz ve \u00e7eki\u015fme tavr\u0131na d\u00f6kerek bahis ve s\u00f6zde makam gasb\u0131 sevdas\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u0130tiraf ve ba\u011f\u0131\u015flanma dileme yerine itiraza ve yanl\u0131\u015f \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>2- Nass (kesin il\u00e2h\u00ee buyruk) kar\u015f\u0131s\u0131nda k\u0131yas ve ictihada kalk\u0131\u015fm\u0131\u015f, a\u00e7\u0131k emre kar\u015f\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n delaletine ba\u015fvurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>3- &#8220;Beni ate\u015ften, onu \u00e7amurdan yaratt\u0131n.&#8221; demesi, asl\u0131nda do\u011frudur. Fakat \u0130blis bu iki yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131n\u0131 mukayese ile, bundan &#8220;ben ondan \u00fcst\u00fcn\u00fcm&#8221; sonucunu \u00e7\u0131karmak i\u00e7in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde hata etmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir taraftan yarat\u0131c\u0131n\u0131n yaratmas\u0131n\u0131 itiraf ile ona dikkat \u00e7ekiyor gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrken, di\u011fer taraftan hay\u0131r ve \u00fcst\u00fcnl\u00fckte bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 sadece madde ve unsurla s\u0131n\u0131rlam\u0131\u015f, f\u00e2ilin ihtisas\u0131n\u0131n nisbetine, \u015fekle, gayeye bakmam\u0131\u015ft\u0131r. \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda &#8220;\u0130ki elimle yaratt\u0131\u011f\u0131ma secde etmekten seni al\u0131koyan nedir?&#8221; (S\u00e2d, 38\/75) il\u00e2h\u00ee buyru\u011fuyla hat\u0131rlat\u0131lan hususi \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc &#8220;Onu d\u00fczenle (yip insan \u015feklini ver)di\u011fim ve ona ruhumdan \u00fcfledi\u011fim zaman (hemen ona secdeye kapan\u0131n)&#8221; (Hicr, 15\/29) il\u00e2h\u00ee buyru\u011fuyla hat\u0131rlat\u0131lan ruh ve s\u00fbreti &#8220;Ben yery\u00fcz\u00fcnde bir halife yarataca\u011f\u0131m.&#8221; (Bakara, 2\/30) il\u00e2h\u00ee buyru\u011fuyla hat\u0131rlat\u0131lan gayeyi g\u00f6z \u00f6n\u00fcne almay\u0131p yaln\u0131z madde ve unsura itibar etmek isteyen \u0130blis, \u00c2dem&#8217;de topraktan, kendisinde ate\u015ften ba\u015fka bir \u00f6zellik g\u00f6rmemi\u015f ve diriden \u00f6l\u00fc, \u00f6l\u00fcden diri yaratan ve e\u015fyan\u0131n \u00f6zellikleri ve \u00fcst\u00fcnl\u00fcklerini kereminden bah\u015feden Y\u00fcce Yarat\u0131c\u0131&#8217;y\u0131 maddeye mahkum gibi varsaym\u0131\u015ft\u0131r. Hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmemi\u015ftir ki, \u00e7amur ile ate\u015fin \u00f6z\u00fcndeki fark da sadece Yaratac\u0131&#8217;n\u0131n tahsisine bor\u00e7lu olan bir yarad\u0131l\u0131\u015f fark\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, \u00e2lim ge\u00e7inenlerin bir \u00e7o\u011funda g\u00f6r\u00fclegelen sadece maddeye y\u00f6neli\u015f (maddecilik) \u0130blis&#8217;in mesleklerinden bir meslektir. \u0130\u015fte yukarda i\u015faret edildi\u011fi \u00fczere bu yanl\u0131\u015f g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcyledir ki \u0130blis &#8220;Beni ate\u015ften yaratt\u0131n, onu ise \u00e7amurdan yaratt\u0131n.&#8221; k\u00fc\u00e7\u00fck \u00f6nermesi alt\u0131nda; &#8220;Ate\u015f \u00e7amurdan \u00fcst\u00fcnd\u00fcr, \u00fcst\u00fcn olandan yarat\u0131lan da \u00fcst\u00fcnd\u00fcr.&#8221; diye iki gizli b\u00fcy\u00fck \u00f6nermeye i\u015faret ederek, bunlar\u0131 birer a\u00e7\u0131k ger\u00e7ek ve m\u00fcselleme (yard\u0131mc\u0131 teorem) gibi varsaym\u0131\u015f ve bundan &#8220;Ben ondan daha hay\u0131rl\u0131y\u0131m.&#8221; sonucunu \u00e7\u0131karmak istemi\u015ftir. Oysa ikinci \u00f6nerme toptan do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, birinci \u00f6nerme de mutlak olarak do\u011fru de\u011fildir. Ger\u00e7ekte genellikle yarat\u0131l\u0131\u015f bak\u0131m\u0131ndan ikisi de mahluk olmak ve yarat\u0131c\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fcne mahkum bulunmak bak\u0131m\u0131ndan e\u015fit olduktan ba\u015fka, \u00f6zellik bak\u0131m\u0131ndan da topra\u011fa mahsus \u00f6zellikler, ate\u015fe mahsus \u00f6zelliklerden daha kapsaml\u0131 ve \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. Hele ahl\u00e2k\u00ee bir temsil ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, ate\u015fin hafifli\u011fine, hiddet ve \u015fiddetine, tela\u015f ve \u0131zd\u0131rab\u0131na, kibire e\u011filimli ve yay\u0131lmac\u0131 olmas\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k topra\u011f\u0131n vakar ve sakinli\u011fi, sab\u0131r ve dayan\u0131kl\u0131l\u0131\u011f\u0131, sebat\u0131, yumu\u015fakl\u0131\u011f\u0131, haya ve c\u00f6mertli\u011fi, se\u00e7kinlik ve olgunla\u015fma yetene\u011fi ne kadar y\u00fcksektir. \u0130blis gerek bilgi edinme noksanl\u0131\u011f\u0131ndan, gerek anlay\u0131\u015f\u0131ndaki bozukluktan, yani bilgiyi haktan de\u011fil nefsinden almak davas\u0131nda bulundu\u011fundan dolay\u0131 bunda da yanl\u0131\u015fa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ve yine bu yanl\u0131\u015f iledir ki, \u00c2dem&#8217;i s\u0131rf \u00e7amur, kendisini s\u0131rf bir ate\u015f seviyesinde mukayese etmi\u015f, \u00e7amurdan yarat\u0131lan \u00c2dem&#8217;in Allah&#8217;\u0131n se\u00e7kin k\u0131lmas\u0131 ile \u00e7amurdan b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ba\u015fka \u015ferefli bir duruma y\u00fckselece\u011fini, kendisinin de ate\u015ften b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ba\u015fka bir lanete u\u011frayaca\u011f\u0131n\u0131 anlayamam\u0131\u015ft\u0131r. Ve yaln\u0131z \u00c2dem&#8217;e kar\u015f\u0131 de\u011fil il\u00e2h\u00ee sual ve emre kar\u015f\u0131 da gurur ve bencillikle deyivermi\u015ftir. Bunun \u00fczerine:<\/p>\n<p>13- Allah buyurdu ki \u00f6yleyse in oradan, o bulundu\u011fun cennetten, yahut melekler toplumu i\u00e7inden. \u00c7\u00fcnk\u00fc senin orada b\u00fcy\u00fcklenip gururlanman olmaz. O y\u00fcce makam, haddini bilen taat ve tevazu sahibi kimselere mahsustur. O halde \u00e7\u0131k, sen art\u0131k k\u00fc\u00e7\u00fclenlerdensin. Kibirlenmek k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fckt\u00fcr; b\u00fcy\u00fcyecek olan b\u00fcy\u00fcklenmez, b\u00fcy\u00fcklenen mutlaka k\u00fc\u00e7\u00fcl\u00fcr, al\u00e7al\u0131r, k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcl\u00fcr. Y\u00fccelik s\u0131fatlar\u0131 kendisine ait olan Y\u00fcce Allah, bu emirle onu bulundu\u011fu makamdan derhal azledip indirdi. Kibirine kar\u015f\u0131l\u0131k k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fc\u011fe ve hakarete mahkum etti. Asl\u0131n\u0131n ate\u015f olmas\u0131na g\u00fcvenerek, hay\u0131rl\u0131l\u0131k ve fazileti kendisinde asl\u0131ndan intikal eden bir miras, elinden al\u0131nmaz bir ki\u015fisel \u00f6zellik gibi varsayarak bu imtihan zaman\u0131na kadar bulundu\u011fu o mutluluk makam\u0131ndan d\u00fc\u015fmeyece\u011fini zanneden ve bu zann\u0131yla: Yarat\u0131c\u0131&#8217;n\u0131n emrini ele\u015ftirme\u011fe kalk\u0131\u015fan \u0130blis&#8217;e bu il\u00e2h\u00ee emir, e\u015fyan\u0131n b\u00fct\u00fcn \u00f6zelliklerinin sadece bir Allah vergisi oldu\u011funu, bu \u015fekilde bir defada fiilen anlat\u0131verdi.<\/p>\n<p>14-Bu \u00f6fke hitab\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda, yarat\u0131klar\u0131n, varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n hi\u00e7bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlayan \u0130blis, derhal yok edilmesinden korkarak, zillet ve hakaretle olsun hayat\u0131 \u00f6l\u00fcme tercih ederek beni onlar\u0131n tekrar diriltilecekleri g\u00fcne kadar geciktir ve s\u00fcre tan\u0131, dedi. Yani, \u00c2dem ve soyunun \u00f6l\u00fcmden sonra diriltilmeleri zaman\u0131na kadar \u00f6ld\u00fcrme de ecelimi geri b\u0131rak, diye yalvar\u0131p yakard\u0131 ki o g\u00fcn &#8220;Sonra ona bir daha \u00fcflendi, birden onlar kalkt\u0131lar, bak\u0131yorlar.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/68) buyru\u011funca &#8220;O g\u00fcn insanlar, \u00e2lemlerin Rabbi&#8217;nin Divan\u0131nda dururlar.&#8221; (Mutaffifin, 83\/6) olan ikinci \u00fcfleme zaman\u0131d\u0131r. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, \u0130blis asl\u0131nda Y\u00fcce Yarat\u0131c\u0131&#8217;y\u0131 ink\u00e2r etmedi\u011fi gibi, \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmeyi de ink\u00e2r ediyor de\u011fildir; o biliyormu\u015f ki, \u00c2dem&#8217;in nesli ve soyu olacak, bir m\u00fcddet ya\u015fayacaklar, sonra \u00f6lecekler ve bir g\u00fcn gelip diriltilecekler. \u015eu halde \u0130blis&#8217;in k\u00fcfr\u00fc Allah&#8217;\u0131 ve ahireti ink\u00e2r \u015feklinde de\u011fil, emir ve y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ve amelin gere\u011fini ink\u00e2r ile tart\u0131\u015fma \u015feklindedir. Dikkate de\u011fer bir husustur ki \u0130blis, bu dirilme g\u00fcn\u00fcne kadar zaman iste\u011fi i\u00e7inde birinci nefha (\u00fcf\u00fcrme) devresini atlat\u0131p s\u00fcresiz olarak \u00f6l\u00fcmden kurtulmay\u0131 ve zillet ve hakaret i\u00e7inde de olsa yok olmadan sonsuzlu\u011fa ermeyi arzu etmi\u015f ve fakat bunu a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylemeyip, kurnazl\u0131k etmek istemi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme sonras\u0131nda \u00f6l\u00fcm yoktur. \u015eu halde bu derece hayata y\u00f6nelmek de \u0130blis&#8217;in hissi demektir.<\/p>\n<p>Hi\u00e7bir yarat\u0131\u011f\u0131n herhangi bir dilek ve duas\u0131n\u0131 toptan reddetmek, \u015f\u00e2n\u0131ndan olmayan ve &#8220;g\u00f6\u011f\u00fcslerde olan\u0131 bilen&#8221; y\u00fcce Allah, huzurundan kovdu\u011fu \u0130blis&#8217;in bile ricas\u0131n\u0131 mutlak suretle reddetmiyerek \u015f\u00fcphelenme, sen munzarindensin. Yani eceli tehir edilenlerdensin buyurdu. Fakat gayesine m\u00fcsaade etmedi, aksine, Hicr ve S\u00e2d s\u00fbrelerinde de gelece\u011fi \u00fczere bilinen vaktin g\u00fcn\u00fcne kadar bir ecelle geciktirdi ki, &#8220;S\u00fbra \u00fcflendi\u011fi g\u00fcn, g\u00f6klerde ve yerde bulunan kimseler, hep korku i\u00e7inde kal\u0131r. Yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n diledikleri m\u00fcstesna.&#8221; (Neml, 27\/87) buyru\u011fu \u00fczere ilk nefha (s\u00fbra \u00fcf\u00fcrme) g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. \u00c2dem&#8217;e secde emri \u0130blis&#8217;in i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc ortaya koyan ve meleklerden ay\u0131rdeden bir imtihan oldu\u011fu gibi \u0130blis&#8217;in geri b\u0131rak\u0131lmas\u0131 (zaman tan\u0131nmas\u0131) da \u00c2dem ve soyu hakk\u0131nda bir imtihan olacakt\u0131r. \u0130blis isyandan tevbe ve kurtulu\u015fu d\u00fc\u015f\u00fcnmeyip zillet i\u00e7inde hayat h\u0131rs\u0131yla ilgili olan bu istek ve duas\u0131nda, \u00c2dem&#8217;in hemen tevbeye acele edip ba\u011f\u0131\u015flanma ve rahmet istek ve duas\u0131yla k\u0131yaslan\u0131nca, aradaki fark\u0131n ne kadar \u00f6nemli oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130blis, dile\u011finin kabul\u00fcn\u00fc g\u00f6rd\u00fckten sonra, o uzun \u00f6mr\u00fcn\u00fc tevbe ve \u015f\u00fck\u00fcr ile kurtulu\u015fa kullanacak yerde \u015f\u00f6yle dedi: \u00d6yleyse beni az\u0131tman, azd\u0131rma ve sapt\u0131rmama izin vermen hakk\u0131 i\u00e7in elbette ben onlar i\u00e7in, o Adem cinsini az\u0131tmak i\u00e7in senin do\u011fru yoluna oturaca\u011f\u0131m. Sana, senin nimetine g\u00f6t\u00fcren iman, \u0130sl\u00e2m ve do\u011fruluk yolunu kesip pusuya duraca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>Sonra da mutlaka \u00f6nlerinden ve arkalar\u0131ndan, sa\u011flar\u0131ndan, ve sollar\u0131ndan onlara varaca\u011f\u0131m, d\u00f6rt y\u00f6nden, yani d\u00fc\u015fman\u0131n sald\u0131rabilece\u011fi her taraflar\u0131ndan sald\u0131raca\u011f\u0131m. Do\u011fru yoldan \u00e7evirip sap\u0131tmak, \u015fa\u015f\u0131r\u0131p soymak i\u00e7in ne yapabilirsem yapaca\u011f\u0131m. Sen de \u00e7o\u011funu \u015f\u00fckr eden, itaatk\u00e2r kimseler olarak bulmayacaks\u0131n. \u0130blis, bu son k\u0131sm\u0131 &#8220;\u015e\u00fcphesiz \u0130blis, onlar hakk\u0131ndaki zann\u0131n\u0131 do\u011fru \u00e7\u0131kard\u0131.&#8221; (Sebe, 34\/20) \u00e2yetinin delaletine g\u00f6re zannen s\u00f6ylemi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan cinsinden k\u00f6t\u00fcl\u00fck i\u00e7in bir\u00e7ok, hay\u0131r i\u00e7in bir ba\u015flang\u0131\u00e7 g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Baz\u0131 tefsircilerin nakline g\u00f6re de bunu meleklerden i\u015fitip s\u00f6ylemi\u015ftir. Onun bu k\u00f6t\u00fcl\u00fck azmine kar\u015f\u0131:<\/p>\n<p>Allah buyurdu ki \u00e7\u0131k oradan yenilmi\u015f ve kovulmu\u015f olarak \u00e7\u0131k. And olsun ki, onlardan her kim sana uyarsa, sizden, sizin hepinizden Cehennem&#8217;i doldururum, buna asla \u015f\u00fcpheniz olmas\u0131n. Demek ki \u0130blis&#8217;e uyanlar ondan, onun uydular\u0131ndan olduklar\u0131 gibi onun \u00e2k\u0131betine de mahk\u00fbmdurlar.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki Y\u00fcce Allah, \u0130blis&#8217;i \u00f6nce isyan\u0131ndan dolay\u0131 kovuvermemi\u015f, sorguya \u00e7ekmi\u015ftir. Sorgusunda \u00f6z\u00fcr beyan etme yerine kibir ve gururla g\u00f6sterdi\u011fi inat ve k\u00fcf\u00fcrden dolay\u0131 da bulundu\u011fu makamdan indirmi\u015f, yerinden \u00e7\u0131karm\u0131\u015f &#8220;in oradan \u00e7\u0131k, art\u0131k al\u00e7aks\u0131n, k\u00fc\u00e7\u00fcks\u00fcn&#8221; diye yerinden at\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcrerek, a\u015fa\u011f\u0131lam\u0131\u015f ve al\u00e7atm\u0131\u015f, birinci &#8220;\u00e7\u0131k&#8221; emrinin mutlak olu\u015funa g\u00f6re o anda bu \u00e7\u0131karman\u0131n hen\u00fcz ebed\u00ee bir kovma olmad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. E\u011fer \u0130blis uslan\u0131p edebini tak\u0131nsa, d\u00fczelmeye y\u00fcz tutsaym\u0131\u015f aff\u0131 muhtemel bulunuyormu\u015f. Nitekim, zaman tan\u0131ma ricas\u0131 bir dereceye kadar yerine getirilmi\u015ftir. Fakat bunun \u00fczerine \u015f\u00fck\u00fcr ve d\u00fczelme yerine b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn \u015f\u0131mar\u0131p hak yola ve iman edenlere ve do\u011fru yolda bulunanlara kar\u015f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fck etmeye ebediyyen, azmetti\u011fini ortaya koydu\u011fu zamand\u0131r ki emriyle tamamen k\u0131nanmaya, kovulmaya ve ahirette de kendisine uyanlarla beraber ebed\u00ee azaba mahk\u00fbm edilmi\u015ftir. Allah bunu, \u0130blis&#8217;in k\u00f6t\u00fcl\u00fck karar\u0131na ceza olarak belirlemi\u015f ve ona uyanlar\u0131 da ona katm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131lmas\u0131yla ger\u00e7ekle\u015fen bu imtihanda \u0130blis&#8217;in ki\u015fisel duygular\u0131na tabi olarak, melekler i\u00e7indeki mutluluk makam\u0131ndan bu bedbahtl\u0131k \u00e7ukuruna d\u00fc\u015fmesi ne kadar ac\u0131 ise, hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, meleklerin secde etme \u015ferefine kavu\u015fan \u00c2dem cinsinin b\u00f6yle apa\u00e7\u0131k bir d\u00fc\u015fman\u0131 bulunan yerilmi\u015f, kovulmu\u015f \u0130blis&#8217;in izine, huyuna uyarak, o y\u00fcce makamdan d\u00fc\u015fmesi ve onun k\u00f6t\u00fc sonuna ortak olmas\u0131, ondan daha ac\u0131 olacakt\u0131r. \u0130blis&#8217;in, yarat\u0131c\u0131y\u0131 ve ahireti inkar etmedi\u011fi halde bu d\u00fc\u015fme ve bedbahtl\u0131\u011f\u0131na sebep kibir ve gurur ile hissiyata tabi olmas\u0131 ve bu \u015fekilde arzusuna uygun olmayan hususlarda, il\u00e2h\u00ee emre sata\u015f\u0131p sald\u0131rma fikrinde bulunmas\u0131 olmu\u015ftur. Onda bu hasletin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131na da, insan\u0131n \u00f6zel bir \u015feref ile yarat\u0131lmas\u0131 ve secde emrini kazanmas\u0131 sebep olmu\u015ftur. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k \u0130blis&#8217;in ecelinin tehir olunmas\u0131nda da insan\u0131n d\u00fc\u015fmesine yak\u0131n sebep, kendi hatalar\u0131d\u0131r. Fakat bu hatalar\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak birbirleriyle ilgili y\u00f6nleri vard\u0131r. Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 serbest kalmak isteyen \u0130blis insan ile imtihan olmu\u015f bulundu\u011fu gibi, \u0130blis gibi serbest kalmak sevdas\u0131na d\u00fc\u015fecek olan insanlar da \u0130blis ile imtihan k\u0131l\u0131nm\u0131\u015flard\u0131r. \u015eu halde yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131yla \u0130blis&#8217;in d\u00fc\u015fmesine sebep olmu\u015f insanlar, kendi iradeleriyle onun ak\u0131betine d\u00fc\u015fmemek i\u00e7in yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131na bah\u015fedilen bu ezel\u00ee nimetin \u015f\u00fck\u00fcr hakk\u0131n\u0131 yerine getirmeli ve \u0130blis&#8217;in izine gitmekten son derece sak\u0131nmal\u0131d\u0131r. Ve bilmelidir ki, \u015fu k\u0131ssada \u0130blis&#8217;in g\u00f6sterdi\u011fi huylardan hangisi bir kimsede varsa, onda \u015feytandan bir huy var demektir. Ve onun d\u00fczeltilmesine \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nsan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n asl\u0131ndaki mevkii b\u00f6yle y\u00fcksek ve naziktir. Melekler secde ettiler, \u0130blis etmedi b\u00f6yle oldu. Ve dedik ki, ey \u00c2dem! Sen e\u015finle o cennette otur: \u0130blis&#8217;in kovularak \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131\u011f\u0131 o cennette dur. Bu cennetin Huld (ebedilik) cenneti veya g\u00f6k cennetlerinden bir cennet veya yery\u00fcz\u00fc cennetlerinden bir cennet olmas\u0131 hakk\u0131nda baz\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fler vard\u0131r ki, Bakara S\u00fbresi&#8217;nde buna dair baz\u0131 a\u00e7\u0131klamalar ge\u00e7mi\u015fti (Bakara, 2\/35). Burada da \u015funu kaydedelim ki \u0130blis&#8217;in emriyle indirilip \u00e7\u0131kar\u0131lan cennet hakk\u0131nda \u0130bn\u00fc Abb\u00e2s, (r.anh\u00fcma) &#8220;Huld cennetinde de\u011fil, Adn cennetinde idiler.&#8221; demi\u015ftir. \u015eu halde Adem&#8217;in yerle\u015ftirildi\u011fi de Adn cenneti demektir. &#8220;D\u00e2l&#8221; harfinin s\u00fck\u00fcnuyla &#8220;adn&#8221; ik\u00e2met demek oldu\u011funa ve &#8220;m\u00e2din&#8221; kelimesinin de asl\u0131 bu oldu\u011funa g\u00f6re &#8220;Cennet-i adn&#8221; ismi hilkat madeni ve asl\u00ee ikametg\u00e2h olan cennet anlam\u0131na i\u015faret eder. Bu ise \u00c2dem&#8217;in ilk varolu\u015f nimetini kazand\u0131\u011f\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015f cenneti m\u00e2n\u00e2s\u0131na i\u015faret eder. &#8220;Cennet-i adn&#8221; dahi Cennet\u00fc&#8217;l-Me&#8217;v\u00e2, Cennet\u00fc&#8217;n-Na\u00eem, Cennet\u00fc&#8217;l-Firdevs, D\u00e2r\u00fc&#8217;s-Sel\u00e2m, Cennet\u00fc&#8217;l-Huld, Cennet\u00fc&#8217;l-Ves\u00eele gibi ahiret cennetlerinden say\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funa g\u00f6re \u00c2dem&#8217;in ilk meskeni olan Adn cennetinin ahirette Huld cenneti ge\u00e7idinde ilk cennet olaca\u011f\u0131 ve bunda &#8220;\u0130\u015fte yapt\u0131klar\u0131n\u0131za kar\u015f\u0131l\u0131k size miras verilen cennet budur.&#8221; (Zuhruf, 43\/72) \u00e2yetinin m\u0131sdak\u0131nca (dosdo\u011fru delaletince) ba\u015flang\u0131\u00e7 ile sonun bir kavu\u015fma yeri bulunaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131labilir. Daha iyisini Allah bilir. Oturunuz da, neresinden dilerseniz yiyiniz, m\u00fcbaht\u0131r. Ancak bir \u015fu a\u011faca yakla\u015fmay\u0131n\u0131z, ki zalimlerden olursunuz, haddinizi tecav\u00fcz ve kendinize yaz\u0131k etmi\u015f bulunursunuz. Demek ki \u00c2dem ve Havva, cennette diledikleri gibi hareket edebilecek ve istedikleri yerde istediklerini yiyip nimetlenebilecek bir serbestlik ve hel\u00e2l k\u0131lma ile isk\u00e2n edilmi\u015f olmakla beraber bu yetki ve izin hi\u00e7 s\u0131n\u0131r\u0131 olmayan sonsuz bir h\u00fcrriyet ve m\u00fclk edinme olmay\u0131p, bir s\u0131n\u0131ra kadar idi ki, \u015fahsen veya cins olarak tek olan bu a\u011fa\u00e7 ve bunun meyvesi o s\u0131n\u0131r\u0131 belirlemi\u015f ve ona yakla\u015fmak, kendileri i\u00e7in yarad\u0131l\u0131\u015f\u00e7a m\u00fcmk\u00fcn ise de dinen ve hukuken yasaklanm\u0131\u015ft\u0131. Malumdur ki a\u011fa\u00e7 \u00f6rfte yer s\u0131n\u0131rlar\u0131ndan bir s\u0131n\u0131r\u0131, onun meyvesinden yemek de, davran\u0131\u015f s\u0131n\u0131rlar\u0131ndan bir s\u0131n\u0131r\u0131 g\u00f6sterir. Bu nokta, \u00c2dem&#8217;in cennette bile sorumluluktan kurtulmu\u015f olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bu a\u011fa\u00e7 civar\u0131, asl\u0131nda cennetten say\u0131lmakla beraber, \u00c2dem ve Havva i\u00e7in bir cennet de\u011fil bir imtihan alan\u0131 olacakt\u0131. Ve her kim olursa olsun ona y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n tayin etti\u011fi s\u0131n\u0131ra ve hukuk \u00e7izgisine tecav\u00fcz ederse haks\u0131zl\u0131k ve b\u00f6ylece kendine zulmetmi\u015f olaca\u011f\u0131ndan \u00c2dem ve Havva&#8217;ya da buna yakla\u015f\u0131rsan\u0131z zalimlerden olursunuz buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu isk\u00e2n ve tebli\u011f \u00fczerine \u015feytan, kendilerinden \u00f6rt\u00fcl\u00fcp gizlenen yerlerini meydana \u00e7\u0131karmak: cinsel organlar\u0131n\u0131n bulundu\u011fu yerleri a\u00e7mak i\u00e7in ikisine de bir vesvese (kuruntu, \u015f\u00fcphe) verdi. \u00c2dem ve Havva, bu zamana kadar yarad\u0131l\u0131\u015flar\u0131nda kendilerini utand\u0131racak ve tiksindirecek \u00e7irkin pis \u015feylerin \u00e7\u0131kmas\u0131na yer olacak ve \u00e7\u0131kacak k\u00f6t\u00fc yerlerini ne kendilerinden, ne de birbirlerinden g\u00f6rm\u00fcyorlar ve hatta bilmiyorlard\u0131. Ay\u0131blar\u0131 \u00f6rten y\u00fcce Yarat\u0131c\u0131 ba\u015flang\u0131\u00e7ta onu \u00f6rtm\u00fc\u015f, kendilerinden gizlemi\u015fti. Bir rivayete g\u00f6re bir nur ile g\u00f6r\u00fc\u015flerine kapal\u0131 idi. Di\u011fer bir rivayete g\u00f6re de t\u0131rnak \u00e7e\u015fidinden bir \u00f6rt\u00fc ile \u00f6rt\u00fcl\u00fc idi. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki insan ne kadar y\u00fcksek olursa olsun, bilkuvve ay\u0131ptan uzak de\u011fildir. Ve yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n b\u00fct\u00fcn kuvvetleri \u015f\u00f6yle dursun, fiilen ihtiva etti\u011fi par\u00e7alar\u0131na bile tamamen vak\u0131f olamaz. Bu \u015fekilde insan\u0131n yarad\u0131l\u0131\u015f\u0131 iyiye de k\u00f6t\u00fcye de yeteneklidir. Ve bu yetene\u011fin geli\u015fmesi yarat\u0131l\u0131\u015ftan sonra Allah&#8217;\u0131n emir ve yasa\u011f\u0131yla belirleyip s\u0131n\u0131rlad\u0131\u011f\u0131 faaliyet hududuna uymas\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcyle orant\u0131l\u0131d\u0131r. \u015eu halde yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n \u00f6ncesi, emir s\u0131n\u0131r\u0131yla denk oldu\u011fundan yarat\u0131l\u0131\u015f, ahsen-i takvim (en g\u00fczel bi\u00e7im) \u00fczerine olmakla beraber, irad\u00ee kuvvetin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan itibaren emre muhalefet imk\u00e2n dahilinde oldu\u011fundan, o ahsen-i takvimin i\u00e7inde bir de esfel-i safiline (a\u015fa\u011f\u0131lar a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na) d\u00fc\u015fme yetene\u011fi vard\u0131r ki, i\u015fte din ve il\u00e2h\u00ee emirler, insanl\u0131\u011f\u0131 bu d\u00fc\u015f\u00fc\u015ften korumaya y\u00f6nelik oldu\u011fu gibi, \u015feytan\u0131n azim ve karar\u0131 da bu insanlarda o ay\u0131plar\u0131n ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131yla bu d\u00fc\u015f\u00fc\u015fe y\u00f6neltmektir. Ve bunun i\u00e7in ilk yarat\u0131l\u0131\u015f gere\u011fince cennette olan \u00c2dem ve Havva&#8217;ya, kapal\u0131 olan ay\u0131p yerlerini a\u00e7mak i\u00e7in bir vesvese vermi\u015ftir.<\/p>\n<p>VESVESE lugatte h\u0131\u015f\u0131rt\u0131, f\u0131\u015f\u0131rt\u0131, f\u0131s\u0131lt\u0131 gibi gizli ses demektir. Bu m\u00fcnasebetle g\u00f6n\u00fclde birbiri arkas\u0131ndan gelip tekrar eden gizli s\u00f6ze vesvese ve bir nefse b\u00f6yle s\u00f6z b\u0131rakmaya da vesvese vermek denilir.<\/p>\n<p>\u015eeytan, \u00c2dem&#8217;e ve Havva&#8217;ya b\u00f6yle bir vesvese verdi ve dedi ki: Rabbiniz sizi bu a\u011fa\u00e7tan ba\u015fka bir sebeple de\u011fil ancak iki melek olaca\u011f\u0131n\u0131zdan veya ebed\u00ee kalaca\u011f\u0131n\u0131zdan dolay\u0131 men etti. Yani bundan yerseniz, ya yemek i\u00e7mek ihtiyac\u0131ndan melekler gibi m\u00fcsta\u011fn\u00ee olursunuz (ihtiya\u00e7 duymazs\u0131n\u0131z), yahut \u00f6l\u00fcm y\u00fcz\u00fc g\u00f6rmez, ebed\u00ee kal\u0131rs\u0131n\u0131z, diye bir taraftan onlar\u0131 \u00c2dem&#8217;e secde ile emredilmi\u015f olan meleklere imrendirmek, bir taraftan da madd\u00ee sebebin, il\u00e2h\u00ee takdiri de\u011fi\u015ftirebilece\u011fi \u015f\u00fcphesiyle ne olursa olsun bir sonsuzluk ve devaml\u0131l\u0131k sevdas\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcrmek istedi. Burada me\u015fhur bir su\u00e2l vard\u0131r: \u015eeytan cennetten kovulup \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu halde cennetteki \u00c2dem ve Havva&#8217;ya nas\u0131l vesvese verebilmi\u015ftir?. Buna kar\u015f\u0131, bir y\u0131lan arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla girdi diye bir k\u0131ssa nakli \u015f\u00f6hret bulmu\u015f ise de, bunu b\u00fcy\u00fck tefsirciler uygun g\u00f6rmemi\u015fler ve ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 \u015fekilde cevap vermi\u015flerdir:<\/p>\n<p>1- Hasan Basr\u00ee hazretleri demi\u015ftir ki: Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n vermi\u015f oldu\u011fu bir kuvvet ile, yerden g\u00f6\u011fe veya cennete vesvese ula\u015ft\u0131rabilmi\u015ftir. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re &#8220;hayye&#8221; (y\u0131lan) tabirinin, insan i\u00e7in y\u0131lan gibi zehirli bir hayat\u00ee kuvvetten kin\u00e2ye olmas\u0131 s\u00f6ylenebilir.<\/p>\n<p>2- Eb\u00fb M\u00fcslim \u0130sfeh\u00e2n\u00ee: Bu cennetin, yery\u00fcz\u00fc cennetlerinden biri oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde oldu\u011fu i\u00e7in, \u00c2dem ve \u0130blis ikisi de cennette idi demi\u015f. Ancak bunun su\u00e2le uygun olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>3- Di\u011fer bir tak\u0131m tefsirciler de demi\u015flerdir ki: &#8220;\u00c2dem ve Havva, bazan cennetin kap\u0131s\u0131na yak\u0131n gelirler, \u0130blis de d\u0131\u015fardan g\u00f6zetir, yakla\u015f\u0131rd\u0131; vesvese bu \u015fekilde meydana geldi.&#8221; \u00c2yetlerin delaletine bakarak, \u0130blis&#8217;in kovulmas\u0131 ve \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131n\u0131n, d\u00f6rt y\u00f6nden vesvese vermesi imk\u00e2n\u0131n\u0131 yok eder bir \u015fekilde olmad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131yor. Bunun i\u00e7in vesveseye imk\u00e2n bulup o maksatla \u00f6yle yapt\u0131.<\/p>\n<p>21- Ve inan\u0131n\u0131z ben sizin \u00f6\u011f\u00fct\u00e7\u00fclerinizden, iyili\u011finizi isteyenlerdenim, diye yeminle\u015fti. Yani yemin etti de<\/p>\n<p>22- ikisini de aldatarak sark\u0131tt\u0131. \u00c2dem ve Havva, hi\u00e7bir kimse yalan yere Allah&#8217;a yemin etmez sand\u0131lar, aldand\u0131lar.<\/p>\n<p>\u015eu halde ne zaman ki o a\u011fac\u0131 tatt\u0131lar, kendilerine k\u00f6t\u00fc yerleri beliriverdi. \u0130syan\u0131n u\u011fursuzlu\u011fu y\u00fcz g\u00f6sterdi, kapal\u0131 ve gizli olan cinsel yerleri a\u00e7\u0131l\u0131verdi, bunun \u00fczerine utan\u00e7lar\u0131ndan derhal \u00fczerlerine cennet yapra\u011f\u0131ndan yamalar yamamaya ba\u015flad\u0131lar. Denilmi\u015f ki bu yaprak incir yapra\u011f\u0131 idi. Rabb&#8217;leri y\u00fcce Allah da kendilerine \u015f\u00f6yle seslendi: Ben sizi o a\u011fa\u00e7tan men etmedim miydi? Ve mutlaka \u015feytan size a\u00e7\u0131k bir d\u00fc\u015fmand\u0131r, demedim miydi? Ki birincisi yasa\u011fa kar\u015f\u0131 gelmekten dolay\u0131, ikincisi de d\u00fc\u015fman s\u00f6z\u00fcne aldanmalar\u0131ndan dolay\u0131 dar\u0131lma ve azarlamad\u0131r. \u015eeytan\u0131n d\u00fc\u015fman oldu\u011funun hat\u0131rlat\u0131lmas\u0131, bu s\u00fbrede a\u00e7\u0131k\u00e7a ge\u00e7memi\u015f ise de bu sorunun gere\u011fine ve T\u00e2h\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Bu senin ve e\u015finin d\u00fc\u015fman\u0131d\u0131r.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/117) \u00e2yetinin belirtti\u011fine g\u00f6re, demek bu hat\u0131rlatma da yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>23-Bu azarlama\u011fa kar\u015f\u0131 \u00c2dem ve Havva bak\u0131n\u0131z ne dediler: Ey Rabbiniz, biz nefsimize zulm ettik, kendimize yaz\u0131k ettik. Ve e\u011fer sen bize ma\u011ffiret ve rahmet etmezsen, h\u00fcsrana u\u011frayanlardan olaca\u011f\u0131m\u0131z \u015f\u00fcphesizdir, dediler. Derhal durumu anlay\u0131p hatalar\u0131n\u0131 itiraf ve tevbe ve isti\u011ffara te\u015febb\u00fcs ederek il\u00e2h\u00ee rahmete s\u0131\u011f\u0131nd\u0131lar ki, bu yalvar\u0131\u015f kelimeleri Bakara S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;\u00c2dem Rabbinden birtak\u0131m kelimeler ald\u0131 (tevbe etti) bunun \u00fczerine (Allah)<\/p>\n<p>Onun tevbesini kabul etti.&#8221; (Bakara, 2\/37) \u00e2yetinde i\u015faret olunan kelimelerdir. \u0130l\u00e2h\u00ee suale kar\u015f\u0131 \u0130blis&#8217;in s\u00f6z\u00fc ge\u00e7en cevab\u0131yla, \u00c2dem ve Havva&#8217;n\u0131n bu cevaplar\u0131n\u0131 mukayese etmeli (kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmal\u0131) de bu kelimelerin derhal \u00c2dem&#8217;in kalbine gelmesi ne b\u00fcy\u00fck il\u00e2h\u00ee bir l\u00fctuf oldu\u011funu ve \u00c2dem&#8217;in mizac\u0131 ile \u0130blis&#8217;in i\u00e7y\u00fcz\u00fc aras\u0131nda ne b\u00fcy\u00fck bir fark bulundu\u011funu anlamal\u0131 ki, \u0130blis&#8217;in ate\u015f ve \u00e7amur k\u0131yaslamas\u0131ndaki cehaletinin s\u0131rr\u0131 bu noktada a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclmektedir. Denilmi\u015ftir ki, \u00c2dem be\u015f \u015fey ile bahtiyar (mutlu) oldu. Emre kar\u015f\u0131 gelmeyi itiraf etmek, pi\u015fmanl\u0131k duymak, nefsini k\u00f6t\u00fclemek, tevbeye te\u015febb\u00fcs etmek ve rahmetten \u00fcmidi kesmemek, \u0130blis de be\u015f \u015feyle bedbaht (mutsuz) oldu. G\u00fcnah\u0131n\u0131 kabul etmedi, pi\u015fmanl\u0131k duymad\u0131, kendini k\u0131namay\u0131p azg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 Allah&#8217;a ba\u011flad\u0131 ve rahmetten \u00fcmidini kesti. Bununla beraber il\u00e2h\u00ee emir ve yasaklara kar\u015f\u0131 gelmekle i\u015flenen herhangi bir g\u00fcnah affedilmi\u015f bile olsa, g\u00fcnah\u0131 i\u015fleyeni nez\u00e2het-i mutlaka (mutlak temizlik) mertebesinden indirme\u011fe sebep olacak demektir.<\/p>\n<p>24-\u00c7\u00fcnk\u00fc bu tevbe ve yakar\u0131\u015f \u00fczerine Allah buyurdu ki: \u0130niniz, baz\u0131n\u0131z baz\u0131n\u0131za d\u00fc\u015fmans\u0131n\u0131z. Ve size yery\u00fcz\u00fcnde bir vakte kadar bir yerle\u015fme ve yararlanma var.<\/p>\n<p>25-Yani Allah dedi ki: Onda, o yery\u00fcz\u00fcnde ya\u015fayacaks\u0131n\u0131z, ve orda \u00f6leceksiniz, ve yine ordan \u00e7\u0131kar\u0131lacaks\u0131n\u0131z, \u00f6ld\u00fckten sonra diriltilip toplanacaks\u0131n\u0131z. \u0130\u015fte Allah, siz insan cinsini yery\u00fcz\u00fcnde b\u00f6yle yerle\u015ftirdi. \u015eimdi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>26- Ey \u00c2demo\u011fullar\u0131, size \u00e7irkin yerlerinizi \u00f6rtecek giysi, s\u00fcslenecek elbise indirdik. Hay\u0131rl\u0131 olan, takva elbisesidir. \u0130\u015fte bu(nlar), Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerindendir, belki d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp \u00f6\u011f\u00fct al\u0131rlar.<\/p>\n<p>27- Ey \u00c2demo\u011fullar\u0131. \u015eeytan, ana baban\u0131z\u0131, \u00e7irkin yerlerini onlara g\u00f6stermek i\u00e7in elbiselerini soyarak cennetten \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 gibi, sizi de (\u015fa\u015f\u0131rt\u0131p) bir belaya d\u00fc\u015f\u00fcrmesin! \u00c7\u00fcnk\u00fc o ve kabilesi, sizin onlar\u0131 g\u00f6remeyece\u011finiz yerden sizi g\u00f6r\u00fcrler. Biz, \u015feytanlar\u0131, inanmayanlar\u0131n dostu yapt\u0131k.<\/p>\n<p>28- Onlar bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapt\u0131klar\u0131 zaman: &#8220;Babalar\u0131m\u0131z\u0131 bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti.&#8221; derler. De ki: &#8220;Allah k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc emretmez. Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 bilmedi\u011finiz \u015feyleri mi s\u00f6yl\u00fcyorsunuz?&#8221;<\/p>\n<p>29- De ki: &#8220;Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde y\u00fcz\u00fcn\u00fcz\u00fc O&#8217;na do\u011frultun ve dini yaln\u0131z kendisine has k\u0131larak O&#8217;na yalvar\u0131n. \u0130lkin sizi yaratt\u0131\u011f\u0131 gibi yine O&#8217;na d\u00f6neceksiniz.&#8221;<\/p>\n<p>30- (O) bir toplulu\u011fu do\u011fru yola iletti, bir toplulu\u011fa da sap\u0131kl\u0131k hak oldu. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, \u015feytanlar\u0131 Allah&#8217;tan ba\u015fka dostlar tuttular ve kendilerinin de do\u011fru yolda olduklar\u0131n\u0131 san\u0131yorlar.<\/p>\n<p>26- Ey \u00c2demo\u011fullar\u0131, muhakkak ki biz \u00fczerinize \u00e7irkin yerlerinizi \u00f6rter, avret yerlerini \u00f6rter bir elbise, bir de r\u00ee\u015f (yani g\u00fczellik ve \u00f6\u011f\u00fcnmek giysisi yahut servet ve refah) indirdik. Yerle, g\u00f6kle, i\u00e7le, d\u0131\u015fla, ferdle, toplumla, tabiatla, sanatla ilgili sebepleri yarat\u0131p ihsan ettik. \u00c2dem ve Havva cennette sakl\u0131 ve gizli otururlarken ay\u0131plar\u0131 a\u00e7\u0131larak yery\u00fcz\u00fcne gelmi\u015f olduklar\u0131 gibi, \u00c2demo\u011fullar\u0131ndan her biri de ana karn\u0131nda &#8220;d\u00f6l yata\u011f\u0131&#8221; i\u00e7inde sakl\u0131 ve gizli olarak r\u0131z\u0131klan\u0131p dururken \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak yery\u00fcz\u00fcne indiler. Sonra da ay\u0131plar\u0131n\u0131 \u00f6rtecek veya giyinip ku\u015fan\u0131p s\u00fcslenecek \u015fekilde fakirce veya zengince iki \u00e7e\u015fit elbise ile korunmaya ve \u00f6rt\u00fcnmeye ve hatta g\u00fczelle\u015fme ve s\u00fcslenmeye imk\u00e2n buldular. Bu arada, takva elbisesi takva hissi veya takva duygusu ile giyim yani hay\u00e2, utanma duygusu ve Allah korkusu ile giyilen ve Allah&#8217;\u0131n izniyle madd\u00ee manev\u00ee ay\u0131ptan, \u00e7irkinlikten, zarar ve tehlikeden koruyacak olan korunma elbisesi yok mu, bu, mutlak hay\u0131rd\u0131r. S\u0131rf faydad\u0131r. Elbise nimetinden faydalanma ve istifade as\u0131l bununlad\u0131r. Zira takva duygusu, korkusu ve iman\u0131, hay\u00e2 ve irfan\u0131 olanlar zorunlu olarak \u00e7\u0131plak bile kalsalar en az \u00c2dem ve Havva&#8217;n\u0131n yapraklarla \u00f6rt\u00fcnd\u00fckleri gibi ay\u0131p ve \u00f6rt\u00fclmesi gereken yerlerini \u00f6rter ve muhafaza ederler. Fakat takva duygusu olmayan g\u00fcnahk\u00e2rlar ne kadar giyinseler yine k\u0131\u00e7lar\u0131, a\u00e7\u0131lmaktan kurtulamazlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar, elbise nimetinin ay\u0131p ve \u00f6rt\u00fclmesi gerekeni \u00f6rtmek; s\u0131cak, so\u011fuk ve rahats\u0131z edici \u00e7irkinliklerden, hastal\u0131k sebeplerinden korunmak, d\u00fc\u015fmandan sak\u0131nmak ve nihayet g\u00fczel bak\u0131\u015f\u0131 cezbedecek ve k\u00f6t\u00fc bak\u0131\u015f\u0131 defedecek, hi\u00e7 kimsenin ne \u015fehvetinin heyecan\u0131na ve ne nefretinin geli\u015fmesine sebep olmayacak faydal\u0131 bir sima, edeb ve vakar rahatl\u0131\u011f\u0131 ile g\u00fczelle\u015fme gibi ger\u00e7ek fayda ve g\u00fczel maksatlar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnemezler. \u015eehvet, kibir ve gururla s\u00fcsl\u00fc p\u00fcsl\u00fc giysiler i\u00e7inde kibrini ilan etmek isterken, bir taraftan en k\u00f6t\u00fc yerini a\u00e7ar, hat\u0131r ve hayale gelmez zarar ve edepsizli\u011fe d\u00fc\u015ferler. Bunun i\u00e7in s\u00fcsl\u00fc elbise, giysi, \u015feref ve ihti\u015fam dahi hadd-i zat\u0131nda il\u00e2h\u00ee bir nimet olmakla beraber, bir\u00e7oklar\u0131n\u0131n g\u00f6zlerini kama\u015ft\u0131ran g\u00f6r\u00fcn\u00fcr \u00e7ekicili\u011fine ra\u011fmen hay\u0131r ve mutlak fayda de\u011fil, bir gurur met\u00e2\u0131d\u0131r. As\u0131l hay\u0131r, takva giysisidir ki, \u00f6rt\u00fclmesi gerekli yerlerin \u00f6rt\u00fclmesi (setr-i avret), namusu koruman\u0131n ilk \u015fart\u0131n\u0131 te\u015fkil eder. Bu, yani elbise indirilmesi, Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerindendir. \u0130nsanl\u0131\u011fa olan l\u00fctuf ve yard\u0131m\u0131n\u0131, ba\u011f\u0131\u015f ve rahmetini g\u00f6steren delillerinden ve alametlerindendir. Umulur ki bunu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler. Bundaki delalet vecihlerini, rabb\u00e2n\u00ee hikmeti d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr Allah&#8217;\u0131n nimetlerini hat\u0131rlar, tan\u0131r veya uslan\u0131p \u00e7irkinliklerden sak\u0131n\u0131rlar. Rivayet ediliyor ki, cahiliyye Araplar\u0131ndan bir tak\u0131mlar\u0131, bu c\u00fcmleden olarak Humus&#8217;tan olmayan A&#8217;rab yani bedev\u00eeler K\u00e2be&#8217;yi \u00e7\u0131plak olduklar\u0131 halde tavaf ederler ve i\u00e7inde Allah&#8217;a isyan etti\u011fimiz giysilerimizle tavaf etmeyiz, derlerdi. \u00c7o\u011funlukla erkekler g\u00fcnd\u00fcz, kad\u0131nlar gece tavaf ederler, kad\u0131nlar\u0131n g\u00fcnd\u00fcz tavaf ettikleri de olurdu. Kad\u0131n b\u00fct\u00fcn g\u00f6\u011f\u00fcslerini ve g\u00f6\u011f\u00fcslerindekileri a\u00e7ar ve hatta b\u00fcsb\u00fct\u00fcn \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak olur, ancak cinsel organ\u0131na \u015farap \u00fcst\u00fcne sinek konmu\u015f gibi hafif, seyrek bir pa\u00e7avra kor, &#8220;tavaf ederken beni kim ay\u0131plar&#8221;, der ve \u015fu:<\/p>\n<p>&#8220;Bug\u00fcn bunun bir k\u0131sm\u0131 veya hepsi a\u00e7\u0131l\u0131r, a\u00e7\u0131lan\u0131n\u0131 da hel\u00e2l etmem.&#8221; beytini s\u00f6ylerdi. \u0130\u015fte bu \u00e2yetler bu sebeple nazil olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>27- Ey \u00c2demo\u011fullar\u0131, sak\u0131n\u0131n \u015feytan sizi de belaya d\u00fc\u015f\u00fcrmesin. Ebeveyninizin (baban\u0131z\u0131n anan\u0131z\u0131n) k\u00f6t\u00fc yerlerini, (M\u00fccahid&#8217;in tefsirine g\u00f6re kendilerine fenal\u0131k veren g\u00fcnahlar\u0131n\u0131) kendilerine g\u00f6stermek i\u00e7in elbiselerini soyarak, \u00fczerlerindeki takva elbisesini s\u0131y\u0131rtarak cennetten \u00e7\u0131kmalar\u0131na sebep oldu\u011fu gibi sizi de aldat\u0131p fitne ve belaya d\u00fc\u015f\u00fcrmesin, sak\u0131n\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc o ve o kabilden olanlar sizi, sizin onlar\u0131 g\u00f6rmeyece\u011finiz y\u00f6nden g\u00f6r\u00fcrler. \u0130blis de cinden oldu\u011fundan, o \u015feytan ve onun hemcinsleri nesil ve insan askerleri g\u00f6z\u00fcnden gizlenebilen cin g\u00fcruhundand\u0131rlar. Ve hafiye ve casus gibi insan\u0131 g\u00f6rmedi\u011fi taraf\u0131ndan vurur avlarlar. Tefsirciler demi\u015flerdir ki, bundan insan\u0131n \u015feytan\u0131 hi\u00e7 g\u00f6rmeyece\u011fi san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. G\u00f6r\u00fclmeyecek y\u00f6nden g\u00f6rebilmek hi\u00e7 bir \u015fekilde g\u00f6r\u00fclememeyi gerektirmez. Ger\u00e7ekte bir insan bile di\u011fer insan\u0131 g\u00f6remiyece\u011fi y\u00f6nden g\u00f6rebilir, \u015feytan da insan\u0131 b\u00f6yle g\u00f6rmedi\u011fi taraf\u0131ndan aldat\u0131r ve hatta bazan g\u00f6r\u00fcn\u00fcr de \u015feytan oldu\u011funu sezdirmez, \u015feytan oldu\u011funu gizlemiyerek g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc de olur. &#8220;\u015eeytan sizi belaya u\u011fratmas\u0131n.&#8221; yasaklamas\u0131 da g\u00f6sterir ki, bir insan i\u00e7in \u015feytan\u0131n fitnesinden geri durmak ve \u00e7ekinmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Demek ki \u015feytan, g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcnmedi\u011fi halde bile onun \u015feytanl\u0131k ve aldatma noktalar\u0131 bilinebilir. Ve bilinemedi\u011fi halde bile takva giysisi, iman ve korku hissi onun fitnesine en kuvvetli bir engel te\u015fkil eder. \u0130nsan d\u0131\u015f\u0131yla ve i\u00e7iyle madd\u00ee ve manev\u00ee bak\u0131mdan silahlanm\u0131\u015f olur. Takva elbisesi, ile i\u00e7inden d\u0131\u015f\u0131ndan giyinmi\u015f bulunursa, \u015feytan ona g\u00f6rmedi\u011fi taraf\u0131ndan, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc halde bile etki edip aldatamaz. \u015eu halde \u015feytandan takva elbisesi ile sak\u0131n\u0131n. Muhakkak ki biz \u015feytanlar\u0131 iman etmeyen imans\u0131zlar\u0131n dostlar\u0131 (velileri, \u00e2mirleri, i\u015f ba\u015flar\u0131, ba\u015flar\u0131na bela olmu\u015f yak\u0131nlar\u0131, arkada\u015flar\u0131) k\u0131lm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. \u0130mans\u0131zl\u0131kla \u015feytanl\u0131k aras\u0131nda bir \u00e7ekicilik vard\u0131r. Korusuz bah\u00e7eye ha\u015ferelerin \u00fc\u015f\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc gibi &#8220;Muhakkak biz k\u00e2firlere \u015feytanlar\u0131 g\u00f6nderdik, onlar\u0131 g\u00fcnaha sevkediyorlar.&#8221; (Meryem, 19\/83) \u00e2yeti delaletince imans\u0131z kalblere de \u015feytanlar musallat olur. \u0130mans\u0131zlar \u015feytanl\u0131\u011f\u0131 sever, \u015feytana mahsus hasletlere, hareketlere meftun olurlar. Hay\u0131rs\u0131z, hay\u0131rs\u0131zla d\u00fc\u015fer kalkar, e\u015fkiyan\u0131n reisi, en b\u00fcy\u00fck haydut olur. Bunun gibi imans\u0131zlar\u0131n b\u00fct\u00fcn e\u011filimleri \u015feytanl\u0131kta oldu\u011fundan \u00f6nlerine \u015feytanlar d\u00fc\u015fer, ba\u015flar\u0131na \u015feytanlar ge\u00e7er ve art\u0131k onlar\u0131 diledikleri yere sevkeder, soydurur, soyarlar.<\/p>\n<p>28-Bu \u015fekilde \u015feytanlara d\u00fc\u015fk\u00fcn olduklar\u0131ndan, o imans\u0131zlar bir edepsizlik yapt\u0131klar\u0131 zaman da: biz atalar\u0131m\u0131z\u0131 bunun \u00fczerinde bulduk, Allah da bize b\u00f6yle emretti, dediler. Mesela k\u00f6t\u00fc yerleri a\u00e7mak eski bir \u00e2det ve bununla beraber Allah&#8217;\u0131n bir emri oldu\u011funu iddiaya kalk\u0131\u015ft\u0131lar. Ey b\u00fcy\u00fck Peygamber! Sen de ki: Muhakkak Allah edepsizli\u011fi emretmez. Edepsizlik, fenal\u0131k, g\u00fcnah eskiden beri bir \u00e2det olabilir, fakat \u015furas\u0131 muhakkakt\u0131r ki, Allah onu emretmez. Bir de tutup bilmedi\u011finiz \u015feyi Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 s\u00f6yl\u00fcyor musunuz? Bilmedi\u011finiz \u015feyi biliyormu\u015f gibi tutturup Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 yalan ve iftiraya kalk\u0131\u015fmak ne b\u00fcy\u00fck c\u00fcret ve cahillik!&#8230; Hi\u00e7bir dinde, hi\u00e7 bir peygambere hi\u00e7 bir vahyde, hi\u00e7 bir ak\u0131lda Allah&#8217;\u0131n edepsizli\u011fi emretti\u011fine veya edece\u011fine delalet edecek hi\u00e7 bir \u015fey yoktur. Ve iyi bilmek gerekir ki, insanlar\u0131 edepsizli\u011fe, terbiyesizli\u011fe, g\u00fcnaha davet eden r\u00fbh\u00ee ve fikr\u00ee d\u00fcrt\u00fclerin, ilim ile, ilham ile, vahy ile ilgisi yoktur. O, bir \u015feytan vesvesesinden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>29- De ki: Rabbim, adaleti ve itidali emretti, yani ifrat ve tefritten sak\u0131n\u0131p orta halli ve \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc olarak hareket ediniz, ve her mescidde y\u00fcz\u00fcn\u00fcz\u00fc ona do\u011frultun. Yani her secde zaman veya mek\u00e2n\u0131nda, her namaz veya namaz k\u0131l\u0131nan yerde y\u00fczlerinizi dosdo\u011fru ona, onun k\u0131blesine dikerek ibadetine y\u00f6neliniz. Namaz vakti nerede eri\u015firse, orada k\u0131l\u0131n\u0131z. Ve hepinizin y\u00fcz\u00fc bir d\u00fczende Allah&#8217;a d\u00f6nm\u00fc\u015f olarak s\u0131rf Allah i\u00e7in k\u0131l\u0131n\u0131z, kalblerinizde \u015firk eseri, y\u00fczlerinizde ayr\u0131l\u0131k ve e\u011frilik eseri bulunmayarak muntazam bir \u015fekilde k\u0131l\u0131n\u0131z. Ve Allah i\u00e7in dininizde samimi olarak Allah&#8217;a dua ediniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc o size nas\u0131l ba\u015flad\u0131 ise yine \u00f6yle d\u00f6neceksiniz. Yani Allah Te\u00e2l\u00e2 siz insanlar\u0131 ba\u015flang\u0131\u00e7ta yarat\u0131p, var edip d\u00fcnyaya getirdi\u011fi gibi yine \u00f6yle i\u00e2de edecek, ahirete gideceksiniz. \u015e\u00fcphe yok ki iade etmek, ba\u015flamadan daha kolayd\u0131r. Bir defa olan\u0131n, yine olabilece\u011finde \u015f\u00fcpheye yer yoktur. Bunun i\u00e7in tabiat davas\u0131na tutulup da ahireti inkar edenler, ilk \u00f6nce tabiat kanunlar\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131 bulunan &#8220;olan yine olur&#8221; kanununu d\u00fc\u015f\u00fcnmeli ve yaratmaya g\u00fcc\u00fc yeten Allah&#8217;\u0131n iadeye \u00f6ncelikle k\u00e2dir oldu\u011funu anl\u0131yarak ahirete inanmal\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>\u015eu halde ikinci olarak bilmelidir ki, bu d\u00fcnyaya \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak gelip az \u00e7ok t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc giysiler bulan insanlar\u0131n hepsi sonunda bu d\u00fcnya elbisesinden soyunup yine geldikleri gibi \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak olarak d\u00f6n\u00fcp gidecekler ve amellerinin cezas\u0131n\u0131 bulacaklard\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak \u015funu hi\u00e7 unutmamal\u0131d\u0131r ki, bu geli\u015f gidi\u015fte, bu ba\u015flama ve d\u00f6n\u00fc\u015fte tecelli eden b\u00fct\u00fcn h\u00fck\u00fcm ve kudret yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n oldu\u011funda hi\u00e7 \u015fek ve \u015f\u00fcphe yoktur. Analar, babalar, h\u0131s\u0131mlar, akrabalar, e\u015fler, dostlar, efendiler, beyler, h\u00e2kimler, krallar, devletler, milletler, insanlar, cinler, k\u0131saca b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar bir yere gelseler, kendi kendilerine bir ferdi ne ba\u015flang\u0131\u00e7 itibariyle canland\u0131rmaya g\u00fc\u00e7leri yeter, ne de sona erme itibariyle i\u00e2desine. &#8220;\u0130nsan\u0131, insan yapar&#8221; diyen nice iddiac\u0131lar, &#8220;Ben de diriltilir ve \u00f6ld\u00fcr\u00fcr\u00fcm.&#8221; (Bakara, 2\/258) diyen nice Nemrud&#8217;lar gelmi\u015f ge\u00e7mi\u015ftir ki, b\u00fct\u00fcn arzu ve iddialar\u0131na ra\u011fmen ne bir \u00e7ocuk yapabilmi\u015f, ne de kendisini \u00f6ld\u00fcrmeye gelen d\u00fc\u015fman\u0131n\u0131n can\u0131n\u0131 alabilmi\u015ftir. \u015eu halde ba\u015flang\u0131\u00e7 ve sona h\u00e2kim yaln\u0131z Allah oldu\u011fu i\u00e7in her g\u00fcn, her an ister istemez o sana do\u011fru y\u00fcr\u00fcmekte olan ortadaki insan da dininde Allah i\u00e7in ihlas sahibi olmal\u0131 ve ancak Allah&#8217;a dua edip yalvarmal\u0131 ve b\u00fct\u00fcn ihlas ve samimiyetle ona yalvar\u0131p, ona \u00e7a\u011f\u0131rmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>30-Ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131z gibi d\u00f6neceksiniz, \u00f6yle ki bir k\u0131sm\u0131n\u0131z\u0131 hidayet etmi\u015f, imana muvaffak k\u0131lmakla do\u011fru yolu tutturmu\u015f, bir k\u0131sm\u0131n\u0131z\u0131 da, \u00fczerlerine sap\u0131kl\u0131k hak olarak b\u0131rak\u0131vermi\u015f bir halde d\u00f6neceksiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, o ikinci k\u0131s\u0131m Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p \u015feytanlar\u0131 dost edinmi\u015flerdir. Bununla beraber kendilerini do\u011fru yolu tutmu\u015f hidayettedir, san\u0131rlar. \u00dczerlerine sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131n hak olmas\u0131nda ve ebed\u00ee dalalette b\u0131rak\u0131lmalar\u0131nda bu zann\u0131n b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi vard\u0131r. Bu zanlar\u0131 olmasayd\u0131 sap\u0131kl\u0131k \u00fczerlerine hak olmaz, hidayete gelmeleri m\u00fcmk\u00fcn olurdu.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>31- Ey \u00c2demo\u011fullar\u0131! Her mescide gidi\u015finizde g\u00fczel giysilerinizi giyin ve yiyin, i\u00e7in, fakat israf etmeyin, \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah israf edenleri sevmez.<\/p>\n<p>32- De ki: &#8220;Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 i\u00e7in \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 zinetleri ve tertemiz r\u0131z\u0131klar\u0131 kim haram k\u0131lm\u0131\u015f?&#8221; De ki: &#8220;Bunlar, bu d\u00fcnya hayat\u0131nda inananlar i\u00e7indir, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde de yaln\u0131z onlara mahsustur&#8221;. \u0130\u015fte b\u00f6ylece biz \u00e2yetleri bilen bir toplulu\u011fa uzun uzun a\u00e7\u0131kl\u0131yoruz.<\/p>\n<p>33- De ki: &#8220;Rabbim, sadece fuh\u015fiyat\u0131, onun a\u00e7\u0131k ve gizli olan\u0131n\u0131, g\u00fcnahlar\u0131, haks\u0131z yere isyan\u0131, haklar\u0131nda hi\u00e7 bir delil indirmedi\u011fi \u015feyleri Allah&#8217;a ortak ko\u015fman\u0131z\u0131 ve Allah hakk\u0131nda bilmedi\u011finiz \u015feyleri s\u00f6ylemenizi yasaklam\u0131\u015ft\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>34- Her \u00fcmmetin bir eceli vard\u0131r. O ecel geldi\u011finde, ne bir \u00e2n erteleyebilirler, ne de \u00f6ne alabilirler.<\/p>\n<p>31- Her mescid yan\u0131nda zinetinizi tutunuz. Yani gerek tavaf ve gerek namaz halinde elbisenizi \u00fczerinize al\u0131n\u0131z, en g\u00fczel h\u00e2l ve durumda bulununuz, \u00e7irkin yerlerini a\u00e7mak insan\u0131n en b\u00fcy\u00fck ay\u0131b\u0131 ve r\u00fcsvayl\u0131\u011f\u0131 oldu\u011fundan, esasen elbise, insan\u0131n bir zineti, s\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Bu da yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere en az avret yerlerini \u00f6rtmekten &#8220;r\u00ee\u015f&#8221; (g\u00fczellik ve \u00f6\u011f\u00fcnme elbisesi) derecesine kadar farkl\u0131d\u0131r ve en hay\u0131rl\u0131s\u0131 takva giysisidir. Bunun i\u00e7in setr-i avret (avret yerlerini \u00f6rtmek) insana her zaman farz oldu\u011fu gibi, \u00f6zellikle namazda ve tavafta da farzd\u0131r. Ve bir m\u00fcsl\u00fcman\u0131n namazda m\u00fcmk\u00fcn olan en g\u00fczel durum ve \u015fekilde bulunmas\u0131 s\u00fcnnettir ki, cemaat ile namazda saflar\u0131n intizam\u0131 ve c\u00e2miye giri\u015f \u00e7\u0131k\u0131\u015f ve oturu\u015f duru\u015fta edep ve hay\u00e2, vakar ve a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131l\u0131k da bu zinet ve g\u00fczel s\u00fbret anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n i\u015faretin de dahil olur. Nitekim \u00f6nceki \u00e2yetlerdeki y\u00fczleri do\u011frultma anlay\u0131\u015f\u0131nda da bu intizam i\u015fareti vard\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde \u00e2yetin i\u015faret ve e\u011filiminden \u015fu da anla\u015f\u0131l\u0131r ki, bir isl\u00e2m \u015fehrinin g\u00fczellik bak\u0131m\u0131ndan tanzim ve te\u015fkil\u00e2t\u0131nda c\u00e2mi ve c\u00e2mi civarlar\u0131 en g\u00fczel yerleri ve zinet merkezi noktalar\u0131 edinilmelidir. Bununla beraber b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n i\u00e7inde mescitlerin as\u0131l s\u00fcs\u00fc, ibadet ile mamurlu\u011fu ve ibadetle ilgilenen kimselerin h\u00e2l ve tav\u0131rlar\u0131d\u0131r. Fenalar, en g\u00fczel yerleri kirletir ve \u00e7irkinle\u015ftirir. \u0130yiler, en k\u00f6t\u00fc yerleri bile temizler, g\u00fczelle\u015ftirir. Bunun i\u00e7in as\u0131l istenen insanlar\u0131n iyili\u011fi ve g\u00fczelli\u011fi oldu\u011fundan buyurulmu\u015ftur ki: &#8220;Her mescide gidi\u015finizde g\u00fczel giysilerinizi giyiniz.&#8221; Ve yiyiniz, i\u00e7iniz, bununla beraber israf da etmeyiniz. Haram\u0131 hel\u00e2l k\u0131lmak veya hel\u00e2l\u0131 haram yapmak veya yemek ve i\u00e7mekte, s\u00fcs e\u015fyas\u0131nda h\u0131rs ve ifrat etmek gibi bir \u015fekilde orta hal s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 ge\u00e7meyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, yani Allah israf edenleri sevmez, i\u015flerine raz\u0131 olmaz, bu muhakkak. Bunun n\u00fczul sebebinde \u00e7\u0131plak tavaf \u00e2detinden ba\u015fka bir de \u015fu rivayet ediliyor ki: \u00c2miro\u011fullar\u0131, hacc g\u00fcnlerinde yemek ve ya\u011fl\u0131 yemezler, ancak bay\u0131l\u0131p d\u00fc\u015fmeyecek kadar k\u00fbt miktar\u0131 (\u00f6lmeyecek kadar yiyecek bir \u015fey) yerlerdi ve bu \u015fekilde haclar\u0131n\u0131 ulularlard\u0131.. M\u00fcsl\u00fcmanlar da b\u00f6yle yapmak istemi\u015fler bu \u00e2yet nazil olmu\u015ftur. Demi\u015fler ki bu \u00e2yette t\u0131bb\u0131n yar\u0131s\u0131 \u00f6zetlenmi\u015ftir. Biz bunu bir ka\u00e7 bak\u0131mdan anl\u0131yoruz: Birincisi: T\u0131p ger\u00e7i ba\u015fl\u0131ca hastal\u0131klar\u0131n ilim ile tedavi sanat\u0131nda \u00f6zetlenir. Fakat her ikisinden gaye s\u0131hhatt\u0131r. \u015eu halde s\u0131hhati koruma ba\u015ftan sona t\u0131bb\u0131n en b\u00fcy\u00fck \u015fart\u0131n\u0131 ve gayesini te\u015fkil etti\u011finden, t\u0131bb\u0131n bir yar\u0131s\u0131 s\u0131hhati koruma, di\u011fer bir yar\u0131s\u0131 da hastal\u0131klar\u0131 tedavi demektir. Bu \u00e2yet ise s\u0131hhati koruma (h\u0131fz\u0131&#8217;s- s\u0131hha)n\u0131n esasla ilgili \u015fartlar\u0131n\u0131 \u00f6zetlemi\u015ftir.<\/p>\n<p>32- De ki: Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 i\u00e7in \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 zineti (mesela pamuk, keten gibi bitkilerden, y\u00fcn ve ipek gibi hayvanlardan, z\u0131rh vb. gibi madenlerden \u00e7\u0131kan ve insanlar\u0131 s\u00fcsleyen giysiler gibi Allah zinetlerini). Ve r\u0131z\u0131k t\u00fcr\u00fcnden temiz ve lezzetli \u015feyleri: (k\u0131smet olup lezzet ve i\u015ftahla faydalan\u0131lacak, ho\u015f ho\u015f, temiz temiz \u00e7e\u015fitli yiyecek ve i\u00e7ecekleri) kim haram k\u0131lm\u0131\u015f? Bu bir inkar\u00ee istifham (soru)d\u0131r. Yani Allah&#8217;\u0131n \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 bu zinetleri ve tertemiz \u015feyleri haram k\u0131lmak kimsenin haddi de\u011fildir. \u015eu halde bu \u00e2yet yenecek ve giyilecek ve \u00e7e\u015fitli s\u00fcs e\u015fyalar\u0131nda aslolan\u0131n mubahl\u0131k oldu\u011funa delildir. \u0130bn\u00fc Abbas ve bir\u00e7ok tefsir bilgini zineti, giyilecek \u015feyler ile tefsir etmi\u015flerdir. Fakat di\u011fer bir g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re israf olmamak \u00fczere \u00e7e\u015fitli zinetlerin hepsini i\u00e7ine almaktad\u0131r ki, zahiri de budur. \u015eu halde her y\u00f6nden bedeni temizleme, hayvanlar ve di\u011ferlerinden \u00fczerine binilen binitler ve zinet e\u015fyalar\u0131n\u0131n her \u00e7e\u015fidi, zinet deyimi alt\u0131nda dahildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc hepsi zinettir. E\u011fer nebev\u00ee hadiste erkek i\u00e7in alt\u0131n, g\u00fcm\u00fc\u015f ve ipe\u011fin haram olmas\u0131 hakk\u0131nda \u00f6zellikle nass (d\u00een\u00ee delil) gelmemi\u015f olsayd\u0131 bunlar da bu genele dahil olurdu. De ki o zinet ve temiz \u015feyler bu d\u00fcnya hayat\u0131nda iman edenler i\u00e7in k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde halis olarak vard\u0131r. Yani o zinetler, o temiz \u015feyler, esas itibariyle, m\u00fcminler i\u00e7indir. \u00c7\u0131kar\u0131lmas\u0131n\u0131n hikmeti m\u00fcminlerin faydalanmas\u0131d\u0131r. Fakat bu, d\u00fcnya hayat\u0131nda k\u00e2firler de ona, t\u00e2bi olmak s\u00fbretiyle de olsa, i\u015ftirak ederler. Fakat k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde onlar yaln\u0131z bu d\u00fcnyadaki m\u00fcminlere mahsus olacak, k\u00e2firler asla ortak olamayacaklard\u0131r. \u0130kinci olarak o zinet ve temiz \u015feyler, bu d\u00fcnyada, her ne olursa olsun eksiklikten, tats\u0131zl\u0131ktan, kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131ktan, kederden uzak kalmaz. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde ise her t\u00fcrl\u00fc kederlerden uzak olarak vard\u0131r. O zaman o \u00f6zel zinet, ancak bu d\u00fcnya hayat\u0131nda iman etmi\u015f olanlar\u0131n olacak, k\u00e2firlere de sadece mahrumiyet ve ac\u0131 kalacakt\u0131r. \u0130\u015fte bilecek olan bir topluma \u00e2yetleri biz b\u00f6yle a\u00e7\u0131klar\u0131z.<\/p>\n<p>33- De ki: Rabb&#8217;im, ancak \u015funlar\u0131 haram k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r: B\u00fct\u00fcn fevah\u0131\u015fi, yani \u00e7irkinli\u011fi a\u00e7\u0131k, a\u015f\u0131r\u0131 olan fenal\u0131klar\u0131, \u00f6zellikle kad\u0131n tenas\u00fbl uzvu ile ilgili olan namussuzluklar\u0131, fuhu\u015f ve ahl\u00e2ka ayk\u0131r\u0131 olaylar\u0131 ki, gerek a\u00e7\u0131k olanlar\u0131 olsun, gerek gizli; mesela nik\u00e2h\u0131 caiz olmayan\u0131 nik\u00e2h etmek, b\u00e2yin tal\u00e2ktan sonra nik\u00e2h\u0131 yenilemeden kar\u0131 koca muamelesini devam ettirmek gizli fuh\u015fiyat (ahl\u00e2ka ayk\u0131r\u0131 olay) c\u00fcmlesindendir. Ve g\u00fcnah\u0131; b\u00fct\u00fcn g\u00fcnahlar\u0131, ak\u0131l ve \u015feriate uymayan her k\u00f6t\u00fc fiili, bilhassa bilinen g\u00fcnah\u0131 yani sarho\u015f edici i\u00e7ki kullanmay\u0131, sarho\u015f olmay\u0131, haks\u0131z yere isyan\u0131; haddini a\u015farak cana, mala, \u0131rza, yani haysiyet ve hukuka tecav\u00fcz\u00fc ve zulm\u00fc. &#8220;Haks\u0131z yere&#8221; kayd\u0131, isyan\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klama ve te&#8217;kittir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;hak yere&#8221; olan isyan olmaz. Allah&#8217;a hi\u00e7 bir delil indirmedi\u011fi herhangi bir \u015feyi ortak ko\u015fman\u0131z\u0131. Yani b\u00fct\u00fcn \u00e2lem bir Allah&#8217;a delil oldu\u011fu halde Allah&#8217;a ortak ko\u015fmak i\u00e7in ilm\u00ee bir kudreti olacak hi\u00e7bir burhan, hi\u00e7 bir delil yoktur. M\u00fc\u015friklik, delilsiz h\u00fcccetsiz \u015feytana uymaktan kaynaklanan bir cehalet ve aptall\u0131ktan ibaret bir nefs\u00ee arzudur. B\u00fct\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden, g\u00fcnahtan, isyandan daha b\u00fcy\u00fck bir haramd\u0131r. Ve Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 bilginiz olmayan \u015feyi s\u00f6ylemenizi, &#8220;Allah onu bize emretti&#8221; dedi\u011finiz gibi cahillik ve ink\u00e2r ile yalan s\u00f6yleyerek din ve h\u00fck\u00fcmler uydurmaya kalkman\u0131z\u0131. \u0130\u015fte Rabb&#8217;im o zinet ve temiz \u015feyleri de\u011fil, bunlar\u0131 haram k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r .Ve ilim \u015f\u00e2n\u0131ndan olanlara b\u00f6yle a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Art\u0131k ilim ehli, bunlar\u0131n i\u00e7indeki m\u00e2n\u00e2lar\u0131 istinbat eder, anlar, ona g\u00f6re tatbik ve istifade ederler.<\/p>\n<p>34-\u015eimdi sak\u0131n biz bu haramlar\u0131 yapageldik, bir felaketini g\u00f6rmedik, nice topluluklar da yap\u0131yor bir \u015fey olmuyor, demeyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc her \u00fcmmet, az veya \u00e7ok her topluluk, k\u00fc\u00e7\u00fck veya b\u00fcy\u00fck her toplum ve devlet i\u00e7in bir ecel; Allah kat\u0131nda tayin edilmi\u015f ve kararla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olan bir vakit ve m\u00fchlet vard\u0131r ki, azab veya helakleri ona bakar. Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 peygamberlerini yalanlayanlar\u0131n, yalanc\u0131lar\u0131n, dinsizlerin, m\u00fc\u015friklerin, isyanc\u0131lar\u0131n, g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n, edepsizlerin hepsi d\u00fcnyan\u0131n her taraf\u0131nda ve her zaman\u0131nda birden bire cezaland\u0131r\u0131l\u0131vermezler. \u00c7e\u015fitli \u00fcmmetlerden her birine ve hatta her \u00fcmmetten her ferde mahsus bir ecel, bir m\u00fcddet sonu vard\u0131r. Birini \u015fu kadar m\u00fcddet i\u00e7inde mahveden bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck, di\u011ferini mahvetmek i\u00e7in daha az veya daha \u00e7ok bir m\u00fcddete dayanm\u0131\u015f olur. \u015eu halde ecelleri geldi, m\u00fchletleri bitti mi, bir saat geri kalamazlar, ileri de gidemezler. Yani o eceli ne bir an ileri \u00e7ekebilirler, ne de geri. Ne uzatabilirler, ne k\u0131saltabilirler. Bi\u00e7ilen vakti gelince \u00e2n\u0131 \u00e2n\u0131nda derhal yakalan\u0131r, belalar\u0131n\u0131 bulurlar. Bu m\u00fcddeti ise ancak Allah bilir. \u015eu halde bir m\u00fcddet devam eden bu m\u00fcsaadeye aldan\u0131p da sonsuza de\u011fin b\u00f6yle gidecek sanmamal\u0131, f\u0131rsat elde iken hemen tevbek\u00e2r olup bir an \u00f6nce isyandan korunmaya ve Allah&#8217;\u0131n emirlerine yap\u0131\u015fmak s\u00fbretiyle gelece\u011fi temine \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r. \u0130bn\u00fc Abbas ve tefsircilerin \u00e7o\u011funlu\u011funun tercihine g\u00f6re bu \u00e2yetteki ecel, s\u00f6z geli\u015fine g\u00f6re mutlak \u00f6m\u00fcr m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmay\u0131p, &#8220;azab ve helak eceli&#8221; demek oldu\u011fundan &#8220;her \u00fcmmetin bir eceli vard\u0131r&#8221; kanunu, fertleri dinlerine ba\u011fl\u0131 olan bir \u00fcmmetin, d\u00fcnyan\u0131n sonuna kadar ya\u015fayabilmesine engel de\u011fildir. Bundan g\u00fcnah ve ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k i\u00e7inde ko\u015fan k\u00e2fir ve \u00e2si \u00fcmmetlerin bir m\u00fcddet n\u00e2il olduklar\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fteki refah ve safaya bak\u0131p da arkalar\u0131na d\u00fc\u015fmemek ve onlar\u0131 b\u00e2k\u00ee kalacak san\u0131p da ahl\u00e2k ve hareketlerini ve medeniyet tav\u0131rlar\u0131n\u0131 benimsenecek bir \u00f6rnek saymamak gerekti\u011fini anlamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>35- Ey \u00c2demo\u011fullar\u0131! Size i\u00e7inizden peygamberler gelip \u00e2yetlerimi anlatt\u0131klar\u0131nda, kim Allah&#8217;tan korkar ve kendini d\u00fczeltirse, i\u015fte onlar i\u00e7in korku yoktur. Onlar \u00fcz\u00fclmeyeceklerdir de.<\/p>\n<p>36- Kim de \u00e2yetlerimizi yalanlar ve onlara kar\u015f\u0131 b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslarsa, i\u015fte onlar cehennemliktirler ve orada ebed\u00ee olarak kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>37- Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 yalan uyduran yahut \u00e2yetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onlara Kitap&#8217;tan nasipleri eri\u015fir. Canlar\u0131n\u0131 alacak el\u00e7ilerimiz gelince onlara: &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka tapt\u0131klar\u0131n\u0131z nerede?&#8221; derler. Onlar: &#8220;O tapt\u0131klar\u0131m\u0131z bizden sap\u0131p ayr\u0131ld\u0131lar.&#8221; derler. B\u00f6ylece kendilerinin k\u00e2fir olduklar\u0131na bizzat \u015fahitlik ederler.<\/p>\n<p>38- Allah onlara: &#8220;Sizden \u00f6nce ge\u00e7mi\u015f cin ve insan topluluklar\u0131yla beraber cehennem ate\u015fine girin!&#8221; der. Cehenneme giren her \u00fcmmet kendi din karde\u015fine lanet eder. Nihayet hepsi oraya topland\u0131\u011f\u0131nda, sonrakiler \u00f6ncekiler hakk\u0131nda derler ki: &#8220;Rabbimiz ! \u0130\u015fte \u015funlar bizi do\u011fru yoldan sapt\u0131rd\u0131. Onlara cehennem ate\u015finden kat kat azab ver&#8221;. Allah der ki: &#8220;Herkesin azab\u0131 kat katt\u0131r, fakat siz bilemezsiniz&#8221;.<\/p>\n<p>39- \u00d6ncekiler de sonrakilere derler ki: &#8220;Sizin bizden bir \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz yoktur. O halde yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan dolay\u0131 azab\u0131 tad\u0131n&#8221;.<\/p>\n<p>40- Bizim \u00e2yetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezz\u00fcl etmeyenler var ya, i\u015fte onlara g\u00f6\u011f\u00fcn kap\u0131lar\u0131 a\u00e7\u0131lmayacak ve deve (veya halat) i\u011fne deli\u011finden ge\u00e7inceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. \u0130\u015fte su\u00e7lular\u0131 b\u00f6yle cezaland\u0131r\u0131r\u0131z.<\/p>\n<p>41- Onlara cehennemde ate\u015ften bir yatak, \u00fcstlerine de (ate\u015ften) \u00f6rt\u00fcler vard\u0131r. Biz zalimleri i\u015fte b\u00f6yle cezaland\u0131r\u0131r\u0131z.<\/p>\n<p>35-36-37 Yani insanlar i\u00e7inde Allah taraf\u0131ndan g\u00f6nderilip Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini tebli\u011f ve beyan eden hak peygamberlere kar\u015f\u0131 yalan uyduran, yalan yere peygamberlik taslay\u0131p din vazetmeye kalk\u0131\u015fan sahtek\u00e2r ve yalanc\u0131 iftirac\u0131lardan ve yahut Allah&#8217;tan gere\u011fince korkan ve do\u011fru m\u00fcminlerin z\u0131dd\u0131na &#8220;Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini yalanlayan k\u00e2firlerden daha zalim, daha haks\u0131z kim olabilir?&#8221; Bunlara kitaptan nasibleri erer, ecellerine g\u00f6re yaz\u0131lm\u0131\u015f, takdir edilmi\u015f olan r\u0131z\u0131klar\u0131ndan, \u00f6m\u00fcrlerinden, &#8220;\u0130nk\u00e2r edeni az bir s\u00fcre ge\u00e7indiririm.&#8221; (Bakara, 2\/126) \u00e2yeti delaletince asl\u0131nda &#8220;az bir \u015fey olan&#8221; d\u00fcnya nimetlerinden k\u0131smetlerini al\u0131rlar ve as\u0131l nasibleri olan y\u00fczkaras\u0131 ile giderler&#8230; Yani nihayet b\u00f6yle olurlar. Allah&#8217;tan gelen \u00f6l\u00fcm el\u00e7ileri, \u00f6l\u00fcm veya azab melekleri kar\u015f\u0131s\u0131nda Allah&#8217;tan ba\u015fka tapt\u0131klar\u0131n\u0131 kaybederler ve kendi k\u00e2firliklerine kendileri \u015fahitlik ederek can verirler.<\/p>\n<p>38-O zaman Allah der ve hatta bir\u00e7oklar\u0131na demi\u015ftir ki Cin ve insanlardan sizden \u00f6nce ge\u00e7en \u00fcmmetler i\u00e7inde ate\u015fe girin. Ge\u00e7mi\u015f ve gelenden her \u00fcmmet girdik\u00e7e hem\u015f\u00eeresine (arkas\u0131ndan gidip sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc din karde\u015fine) lanet eder. B\u00f6yle b\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fck girerler. Nihayet hepsi orada, o ate\u015fte birbirlerine uland\u0131klar\u0131nda sonrakileri (arkadan gidenleri veya sonra girenleri), \u00f6ncekiler hakk\u0131nda, d\u00fcnyada \u00f6ne d\u00fc\u015fen \u00f6nc\u00fcleri veya ate\u015fe \u00f6nce girenleri hakk\u0131nda Allah&#8217;a hitap ederek derler ki: Ey Rabb&#8217;imiz, \u015funlar yok mu, i\u015fte bizi bunlar \u015fa\u015f\u0131rtt\u0131lar. Onun i\u00e7in sen bunlara ate\u015ften katmerli bir azab ver. Buna kar\u015f\u0131 Allah, der ki: hepinize katmerli: her an artan katlama us\u00fbl\u00fcyle artan katmerli bir azab var. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir kerre, iki taraf sap\u0131kl\u0131kta ortakt\u0131r. \u0130kincisi \u00f6ndekilerin sap\u0131tmas\u0131, sonrakilerin de bu sap\u0131tmay\u0131 kabullenmeleri vard\u0131r. Uyan ile uyulan birbirinden kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 kuvvet alm\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u015fekilde bir taraf\u0131n sapmas\u0131 ve sap\u0131tmas\u0131, di\u011fer taraf\u0131n onlar\u0131 taklit ve k\u00fcf\u00fcrleri biri di\u011ferinin g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 ve azablar\u0131n\u0131 katlama art\u0131r\u0131r. Ve fakat siz bilmiyorsunuz. Herkes kendi ac\u0131s\u0131n\u0131 tatt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in bir b\u00f6l\u00fcm di\u011ferinin \u00e7ekti\u011fini bilmiyor. Yahut siz o katlaman\u0131n ula\u015faca\u011f\u0131 sonsuzu birden bilmezsiniz. \u015eu halde o azab\u0131n miktar ve \u015feklini, durumunu ve derecesini bilmezsiniz. Onu, her \u00e2n\u0131n\u0131 g\u00f6re g\u00f6re sonsuz zamanda takip edeceksiniz. Ancak \u015funu biliniz ki, hepinizinki katlamad\u0131r.<\/p>\n<p>39-Bu cevap \u00fczerine \u00f6ncekiler de sonrakilere der ki: Anla\u015f\u0131ld\u0131 ya, sizin bize kar\u015f\u0131 bir \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz, bir meziyet ve tercihe de\u011fer y\u00f6n\u00fcn\u00fcz yoktur. Azab\u0131 hak etmede hep e\u015fitiz. \u015eu halde siz de o azab\u0131, o katlama azab\u0131 tad\u0131n, o ac\u0131y\u0131 \u00e7ekin, \u00e7\u00fcnk\u00fc kazanc\u0131n\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>40-41- \u015eu muhakkak ki, \u00e2yetlerimizi yalanlayanlar, hay\u0131r ve \u015ferri, hak ve b\u00e2t\u0131l\u0131, ge\u00e7mi\u015fin sonu\u00e7lar\u0131n\u0131, \u015fimdiki zaman\u0131n ve gelece\u011fin gereksinimlerini a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa g\u00f6steren delillerimizi ve i\u015faretlerimizi yalan \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015fanlar, ve onlara kar\u015f\u0131 kibirlenenler, kendilerini daha y\u00fcksek say\u0131p, bunlar\u0131 nazar-\u0131 itibara almaya tenezz\u00fcl etmek istemeyenler yok mu, bunlara g\u00f6\u011f\u00fcn kap\u0131lar\u0131 a\u00e7\u0131lmaz, ruhlar\u0131 y\u00fckselemez, biraz f\u0131rlasalar bile y\u00fckseklere n\u00fcfuz edemezler, meleklerin s\u0131rlar\u0131na eremezler, d\u00fc\u015ferler, dua ve niyazlar\u0131 reddolunur. \u00dczerlerine feyz ve bereket inmez, ve cennete giremezler, t\u00e2 deve i\u011fnenin deli\u011fine girinceye kadar. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile: &#8220;Halat, i\u011fnenin deli\u011fine girinceye kadar&#8221;. \u00c7\u00fcnk\u00fc (el-Cemel) kelimesi bilindi\u011fi \u00fczere &#8220;deve&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi gibi, urgan ve halat m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir ki (c\u00fcmmel), (c\u00fcmel), (c\u00fcml) ve (c\u00fcm\u00fbl) de denilir. Baz\u0131 tefsirciler halat\u0131n ipli\u011fe bir \u00e7e\u015fit benzeyi\u015fine ve bundan dolay\u0131 i\u011fneye deveden \u00e7ok bir ilgisine g\u00f6re ikinci m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmi\u015flerse de tefsircilerin \u00e7o\u011fu birinci m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih ederler. Zira her iki m\u00e2n\u00e2n\u0131n ikisine g\u00f6re de bu bir darb-\u0131 meseldir ki, bizim &#8220;bal\u0131k kava\u011fa \u00e7\u0131k\u0131ncaya kadar&#8221; deyi\u015fimiz gibi bir \u015feyin m\u00fcmk\u00fcn olmayana ba\u011flanmas\u0131n\u0131 ifade eder. Bu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan ise birinci m\u00e2n\u00e2 daha bela\u011fatl\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6rf bak\u0131m\u0131ndan &#8220;i\u011fne deli\u011fi&#8221; k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fckte, &#8220;deve&#8221; b\u00fcy\u00fckl\u00fckte meseldir. Bir \u015feyin ufakl\u0131\u011f\u0131nda, inceli\u011finde m\u00fcbala\u011fa edilece\u011fi zaman, &#8220;i\u011fne deli\u011fi gibi&#8221; denilir. \u0130rilikte m\u00fcbala\u011fa i\u00e7in de &#8220;deve gibi&#8221; denir. \u00d6zellikle Arap dilinde bu \u00e7ok bilinir. &#8220;Halat&#8221; da misal olabilirse de, deve kadar mesel de\u011fildir. Bu y\u00f6nden olmayacak bir \u015feyi anlatmak i\u00e7in, irilikte mesel olan devenin, incelikte mesel olan i\u011fne deli\u011fine girmesiyle darb-\u0131 mesel \u015f\u00fcphesiz ki daha bela\u011fatl\u0131d\u0131r. Bir de deve, girebilece\u011fi yere kendi girer. Halat ise sokmaya dayanmaktad\u0131r. \u015eimdi devenin irili\u011finden ba\u015fka bizzat hareketli bir hayat sahibi olmas\u0131, sonra boynu, h\u00f6rg\u00fcc\u00fc, ayaklar\u0131yla , \u00f6zel \u015fekliyle de b\u00fct\u00fcn e\u011fri b\u00fc\u011fr\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ve acaibli\u011fiyle g\u00f6z \u00f6n\u00fcne getirildi\u011fi zaman i\u011fne deli\u011fine girmesinde uzakl\u0131k fikri ve m\u00fcmk\u00fcn olmayan\u0131 hayal etme \u00f6yle bir kuvvetle ortaya \u00e7\u0131kar ki, bu kuvvet halatta yoktur. Has\u0131l\u0131 her iki takdirde m\u00e2n\u00e2, o k\u00e2firlerin cennete girememelerini bir m\u00fcddet gayesi ile s\u0131n\u0131rlamak de\u011fil, onun m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k bir temsil ile anlatmaktad\u0131r. \u015eu halde devenin i\u011fne deli\u011finden ge\u00e7mesi, asl\u0131nda m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr de\u011fil midir, diye baz\u0131 ink\u00e2rc\u0131lar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi bo\u015f yere tart\u0131\u015fmalara dalmaya l\u00fczum yoktur.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>42- \u0130man edenler ve iyi amellerde bulunanlar -ki biz hi\u00e7 kimseye g\u00fcc\u00fcn\u00fcn \u00fcst\u00fcnde bir \u015fey teklif etmeyiz i\u015fte onlar cennet ehlidir ve orada ebed\u00ee olarak kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>43- Orada kalblerinde bulunan kini \u00e7\u0131kar\u0131p atar\u0131z. Onlar\u0131n altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akar. &#8220;Bizi buna erdiren Allah&#8217;a hamdolsun. E\u011fer Allah bizi do\u011fru yola sevk etmeseydi biz do\u011fru yola eri\u015femezdik. \u015e\u00fcphesiz Rabbimizin peygamberleri bize ger\u00e7e\u011fi getirmi\u015fler.&#8221; derler. Onlara \u015f\u00f6yle seslenilir: &#8220;\u0130\u015fte size cennet! Yapt\u0131klar\u0131n\u0131za kar\u015f\u0131l\u0131k buna varis oldunuz&#8221;.<\/p>\n<p>44- Cennet ehli, cehennem ehline: &#8220;Rabbimizin bize vaad etti\u011fini ger\u00e7ek bulduk. Siz de Rabbinizin size vaad etti\u011fini ger\u00e7ek buldunuz mu?&#8221; diye seslenirler. Onlar da &#8220;evet&#8221; derler. Bunun \u00fczerine aralar\u0131nda bir \u00e7a\u011f\u0131r\u0131c\u0131 \u015f\u00f6yle seslenir: &#8220;Allah&#8217;\u0131n laneti zalimler \u00fczerine olsun!<\/p>\n<p>45- Onlar, Allah&#8217;\u0131n yolundan men ederler ve onu e\u011friltmek isterler, ahireti de ink\u00e2r ederlerdi&#8221;.<\/p>\n<p>46- Cennetliklerle cehennemlikler aras\u0131nda bir perde vard\u0131r. A&#8217;raf \u00fczerinde de, her iki taraftakileri simalar\u0131ndan tan\u0131yan ki\u015filer vard\u0131r. Bunlar cennetliklere: &#8220;sel\u00e2m olsun size&#8221; diye seslenirler. Bunlar hen\u00fcz cennete girmemi\u015f, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir.<\/p>\n<p>47- G\u00f6zleri cehennemlikler taraf\u0131na \u00e7evrilince de :&#8221;Rabbimiz! Bizi zalim toplulukla beraber eyleme!&#8221; derler.<\/p>\n<p>48- A&#8217;raftakiler y\u00fczlerinden tan\u0131d\u0131klar\u0131 ki\u015filere seslenerek \u015f\u00f6yle derler: &#8220;Ne toplulu\u011funuz, ne de b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslaman\u0131z, size hi\u00e7 bir yarar sa\u011flamad\u0131&#8221;.<\/p>\n<p>49- &#8220;Allah onlar\u0131 hi\u00e7 bir rahmete erdirmiyecek, diye yemin etti\u011finiz kimseler bunlar m\u0131yd\u0131?&#8221; (Cennetliklere d\u00f6nerek): &#8220;Girin cennete, art\u0131k size ne korku vard\u0131r, ne de siz \u00fcz\u00fcleceksiniz&#8221; derler.<\/p>\n<p>50- Cehennemdekiler, cennettekilere: &#8220;Bize biraz su ak\u0131t\u0131n veya Allah&#8217;\u0131n size verdi\u011fi r\u0131z\u0131ktan bize de verin.&#8221; diye seslenirler. Cennettekiler de: &#8220;Allah, bunlar\u0131n ikisini de k\u00e2firlere haram k\u0131ld\u0131.&#8221; derler.<\/p>\n<p>51- Onlar ki, dinlerini bir e\u011flence ve oyun yerine koydular ve d\u00fcnya hayat\u0131 kendilerini aldatt\u0131. Onlar, bug\u00fcne kavu\u015facaklar\u0131n\u0131 nas\u0131l unuttular ve \u00e2yetlerimizi nas\u0131l ink\u00e2r ettilerse, biz de bug\u00fcn onlar\u0131 \u00f6yle unuturuz.<\/p>\n<p>42-45- Ve cennet ehline \u015f\u00f6yle seslenilir: \u0130\u015fte o, bu cennet, yani d\u00fcnyada vaad olundu\u011funuz cennet, g\u00f6nl\u00fcn\u00fczdeki b\u00fct\u00fcn kin ve nefreti silen, alt\u0131ndan \u0131rmaklar akan, i\u00e7inde b\u00f6yle hamd ederek d\u00e2im safa ile ebed\u00ee olaca\u011f\u0131n\u0131z bu cennettir. Siz buna varis k\u0131l\u0131nd\u0131n\u0131z. O sebeple ki, amel ediyordunuz. D\u00fcnyada g\u00fczel \u00e7al\u0131\u015f\u0131yor, iyi i\u015fler yap\u0131yordunuz. Cennet ehlinin bu ba\u015far\u0131y\u0131 kendilerinden de\u011fil, s\u0131rf Allah&#8217;dan ve Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m ve hidayetinden bilerek hamdetmelerine kar\u015f\u0131l\u0131k Allah taraf\u0131ndan bu ba\u015far\u0131lar\u0131 amellerinin sebebiyetine dayand\u0131r\u0131larak b\u00f6yle seslenilmesi kulluk terbiyesi ile il\u00e2h\u00ee l\u00fctfun ne b\u00fcy\u00fck bir tecellisidir. \u015eu halde insan \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131 ve fakat ba\u015far\u0131y\u0131 Allah&#8217;tan bilmeli, ameline ma\u011frur olmay\u0131p daima il\u00e2h\u00ee hidayete s\u0131\u011f\u0131nmal\u0131d\u0131r. Amel, cennete girmenin sebebidir, fakat Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 ile.<\/p>\n<p>Mirasta \u00f6l\u00fcden diriye ge\u00e7me m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulundu\u011fundan, buradaki miras \u00e7o\u011funlukla &#8220;felan \u015fey insana \u015feref verir&#8221; deyiminde oldu\u011fu gibi mutlak verme m\u00e2nas\u0131yla tefsir edilmek daha a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Fakat bir hadis-i \u015ferifte \u015f\u00f6yle gelmi\u015ftir: &#8220;Hi\u00e7 bir k\u00e2fir ve hi\u00e7 bir m\u00fcmin yoktur ki, hem cennette, hem cehennemde bir yeri olmas\u0131n. Ve \u015fu halde cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdikleri zaman cennet, cehennem ehline kald\u0131r\u0131l\u0131r g\u00f6sterilir. Oradaki yerlerine bakarlar ve kendilerine, i\u015fte siz Allah&#8217;a itaat ederek amel etmi\u015f olsayd\u0131n\u0131z, bunlar sizin makamlar\u0131n\u0131z idi, denilir. Sonra ey Cennet ehli, haydi amelleriniz sebebiyle siz bunlara varis olunuz, denilir. \u015eu halde onlar\u0131n yerleri cennet ehli aras\u0131nda b\u00f6l\u00fc\u015f\u00fcl\u00fcr&#8221;.<\/p>\n<p>Cennet ehli, cehennem ehline seslendi. Fahreddin R\u00e2z\u00ee&#8217;nin nakline g\u00f6re \u00e2limler demi\u015flerdir ki, bu \u00e2yetten, mesafenin uzakl\u0131\u011f\u0131n\u0131n sesi idrak etmeye -genellikle- engel olmad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r. Baz\u0131 \u00e2limler de \u00f6zellikle \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Seste \u00f6yle g\u00fc\u00e7, kuvvet vard\u0131r ki, yaln\u0131z uzakl\u0131k duyulmas\u0131na m\u00e2ni olmaz.&#8221; Kim bilir bu ger\u00e7ek, \u00f6ncekiler taraf\u0131ndan nas\u0131l bir hayret ve uzaksama ile kar\u015f\u0131lan\u0131rd\u0131? Fakat zaman\u0131m\u0131zda radyo ve televizyon ke\u015fiflerinin bu Kur&#8217;\u00e2n ger\u00e7e\u011fini nas\u0131l ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011fn\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz.<\/p>\n<p>46-47- Cennet ile cehennem aras\u0131nda bir perde ve A&#8217;rafta bir tak\u0131m kimseler vard\u0131r. Bu perde, Had\u00eed S\u00fbresinde ge\u00e7en &#8220;Aralar\u0131na kap\u0131l\u0131 bir s\u00fbr \u00e7ekilir ki, onun i\u00e7inde rahmet vard\u0131r, d\u0131\u015f y\u00f6n\u00fcnde de azab.&#8221; (Hadid, 57\/13) il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fcnde zikredilmi\u015f olan s\u00fbrdur.<\/p>\n<p>&#8220;A&#8217;raf&#8221; kelimesi &#8220;arf&#8221;\u0131n \u00e7o\u011fuludur. Arf ise her hangi bir y\u00fcksek yer demektir ki, bu m\u00fcnasebetle at\u0131n yelesine, horozun ibi\u011fine &#8220;arf&#8221; denilmi\u015ftir. Buna g\u00f6re A&#8217;raf, me\u015fhur g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re cennet ile cehennem aras\u0131ndaki perdenin, s\u00fbrun y\u00fcksek tepeleri demek olur. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan &#8220;s\u0131rat\u0131n \u015ferefeleri&#8221; diye bir g\u00f6r\u00fc\u015f de rivayet edilmi\u015ftir. Fakat Hasan-\u0131 Basr\u00ee hazretleri demi\u015ftir ki A&#8217;raf, marifet (bilmek) kelimesindendir. Ve m\u00e2n\u00e2: &#8220;Cennet ehli ile cehennem ehlini simalar\u0131ndan tan\u0131mak \u00fczere bir tak\u0131m kimseler vard\u0131r.&#8221; demektir. Kendisine bu kimseler, &#8220;iyilikleri ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri e\u015fit olan kimselerdir&#8221;, denildi\u011finde dizine vurmu\u015f, ve &#8220;bunlar, demi\u015f, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n cennet ehli ile cehennem ehlini tan\u0131mak ve birbirinden ay\u0131rmak \u00fczere tayin buyurdu\u011fu bir kavimdir. Vallahi bilmem belki bir k\u0131sm\u0131 beraberimizdedir&#8221;. Has\u0131l\u0131 A&#8217;raf \u00fczerindeki adamlar\u0131n tefsirinde ba\u015fl\u0131ca iki g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r: Birincisi: Ebu Huzeyfe ve di\u011ferlerinden rivayet edildi\u011fi \u00fczere bunlar amelde kusur etmi\u015f ve mizanda iyilikleri ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri e\u015fit gelmi\u015f Allah&#8217;\u0131 birleyen bir topluluktur ki, cennet ile cehennem aras\u0131nda bir m\u00fcddet kal\u0131rlar. Sonra Allah Te\u00e2l\u00e2 haklar\u0131nda bir h\u00fck\u00fcm verir. \u0130kincisi: Bunlar, peygamberler, \u015fehidler, hay\u0131rl\u0131lar, \u00e2limler veya adam \u015feklinde g\u00f6r\u00fcnen melekler gibi dereceleri y\u00fcksek birtak\u0131m z\u00e2tlard\u0131r, denilmi\u015f ki birincilere g\u00f6re &#8220;hen\u00fcz cennete girmemi\u015f, fakat girmeyi arzu edenlerdir.&#8221; kay\u0131tlar\u0131, seslenen A&#8217;raf ehlinin halini beyand\u0131r. Yani cennet ehli, cennete girmi\u015f, bunlar girmemi\u015flerdir. Fakat arzu ve \u00fcmit ederler. Onlara \u00f6zenirler de, &#8220;sel\u00e2m ve sel\u00e2met size&#8221; derler. \u0130kinciye g\u00f6re ise, o s\u0131rada cennet ehlinin h\u00e2lidir. Yani cennet ehlinin hen\u00fcz cennete girmemi\u015f ve girmek \u00fcmidinde bulunmu\u015f olduklar\u0131 s\u0131radad\u0131r ki A&#8217;raf ehli onlar\u0131 sel\u00e2metle m\u00fcjdelerler.<\/p>\n<p>48-51- &#8220;Simalar\u0131ndan tan\u0131d\u0131klar\u0131 kimselere.&#8221; Velid b. Mu\u011f\u00eere, Ebu Cehil \u00c2s b. V\u00e2il ve akranlar\u0131: &#8220;Allah Selm\u00e2n, Amm\u00e2r ve benzerlerini cennete koyacak da bizi cehenneme atacak ha, b\u00f6yle \u015fey olmaz. Allah bizim hizmet\u00e7ilerimizi, \u00e7obanlar\u0131m\u0131z\u0131 bizden \u00fcst\u00fcn tutmaz.&#8221; derlerdi ki, i\u015fte A&#8217;raf ehlinin &#8220;ne toplulu\u011funuz, ne de b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslaman\u0131z size hi\u00e7 bir \u015fey sa\u011flamad\u0131&#8221; diye ba\u011f\u0131rd\u0131klar\u0131 bunlar ve bu gibilerdir. Ve &#8220;bunlar m\u0131yd\u0131?&#8221; diye i\u015faret ettikleri de onlar\u0131n k\u00fc\u00e7\u00fcmsedikleri Selm\u00e2n ve Amm\u00e2r gibi iman ehli kimselerdir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>52- Ger\u00e7ekten onlara, bilgiye g\u00f6re a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z, inanan bir toplum i\u00e7in yol g\u00f6sterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik.<\/p>\n<p>53- \u0130lle onun te&#8217;vilini mi g\u00f6zetiyorlar? Onun te&#8217;vili geldi\u011fi (verdi\u011fi haberler ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131) g\u00fcn, \u00f6nceden onu unutmu\u015f olanlar derler ki: &#8220;Do\u011frusu Rabbimizin el\u00e7ileri ger\u00e7e\u011fi getirmi\u015f. \u015eimdi bizim \u015fefaat\u00e7ilerimiz var m\u0131 ki bize \u015fefaat etsinler, yahut tekrar geri d\u00f6nd\u00fcr\u00fclmemiz m\u00fcmk\u00fcn m\u00fc ki eski yapt\u0131klar\u0131m\u0131zdan ba\u015fkas\u0131n\u0131 yapal\u0131m?&#8221; Onlar, kendilerini zarara soktular ve uydurduklar\u0131 \u015feyler kendilerinden sapt\u0131, kaybolup gitti.<\/p>\n<p>52-53- O k\u00e2firler, ancak onun te&#8217;vilini g\u00f6zetirler. TE&#8217;V\u0130L, esasen bir \u015feyi sonucuna irca etmek, varaca\u011f\u0131na vard\u0131rmakt\u0131r. Yani d\u00fcnya hayat\u0131na ma\u011frur olan o k\u00e2firler bu kitaba iman etmezler de bakal\u0131m sonucu neye varacak, diye sonunu g\u00f6zetirler. \u0130man edeceklere bir hidayet ve rahmet olarak ilim \u00fczere a\u00e7\u0131klanan ve gelecek i\u00e7in haber verilen vaad ve tehditlerin ilerde bilfiil tatbikat\u0131yla vuku bulu\u015fta do\u011frulu\u011funun ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 beklerler. K\u0131sacas\u0131 i\u015fi ilerisine atarlar, ahirete inanmak i\u00e7in k\u0131yametin kopmas\u0131n\u0131, ahiretin bilfiil gelmesini, gelece\u011fin \u015fimdiki h\u00e2l olmas\u0131n\u0131 beklerler. Halbuki te&#8217;vili gelece\u011fi, o haberlerin tatbik olunaca\u011f\u0131 g\u00fcn, o k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc, bundan \u00f6nce onu unutanlar (hat\u0131rlar\u0131na getirmek ve ona g\u00f6re amel etmek istemiyenler) \u015f\u00f6yle diyeceklerdir: hakikaten Rabb&#8217;imizin resulleri hak emirle geldi, peygamberlerin dedikleri do\u011fruymu\u015f, olmaz sand\u0131\u011f\u0131m\u0131z oldu. \u015fimdi acaba bizim \u015fefaat\u00e7ilerimiz var m\u0131d\u0131r ki, bize \u015fefaat etseler de azaptan kurtarsalar, yahut geri \u00e7evrilsek, d\u00fcnyaya d\u00f6nd\u00fcr\u00fclsek de yapageldi\u011fimiz i\u015flerden ba\u015fkas\u0131n\u0131 yapsak. B\u00f6yle diyecekler. Fakat o g\u00fcn kendilerini ziyan etmi\u015f, ve iftira edegeldikleri \u015feyler; \u015fefaat\u00e7i olur diye uydurup bel ba\u011flad\u0131kar\u0131 putlar, o b\u00e2t\u0131l tanr\u0131lar yanlar\u0131ndan kaybolmu\u015f gitmi\u015f bulunacaklard\u0131r. Ve bunun b\u00f6yle olaca\u011f\u0131nda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>54- \u015e\u00fcphesiz Rabbiniz Allah, g\u00f6kleri ve yeri alt\u0131 g\u00fcnde yaratt\u0131, sonra Ar\u015f \u00fczerine h\u00fck\u00fcmran oldu. O, geceyi durmadan onu kovalayan g\u00fcnd\u00fcze b\u00fcr\u00fcy\u00fcp \u00f6rter; g\u00fcne\u015f, ay ve y\u0131ld\u0131zlar emrine \u00e2m\u00e2dedir. \u0130yi biliniz ki yaratma ve emir O&#8217;nundur. \u00c2lemlerin Rabbi olan Allah ne y\u00fccedir.<\/p>\n<p>55- Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, haddi a\u015fanlar\u0131 sevmez.<\/p>\n<p>56- D\u00fczeltildikten sonra yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk yapmay\u0131n. O&#8217;na, korkarak ve rahmetini umarak dua edin. Muhakkak ki Allah&#8217;\u0131n rahmeti, iyilik edenlere yak\u0131nd\u0131r.<\/p>\n<p>57- Rahmetinin \u00f6n\u00fcnde m\u00fcjdeci olarak r\u00fczgarlar\u0131 g\u00f6nderen O&#8217;dur. O r\u00fczgarlar, ya\u011fmur y\u00fckl\u00fc bulutlar\u0131 y\u00fcklenince, onu kurak bir memlekete g\u00f6nderir, sonra onunla ya\u011fmur ya\u011fd\u0131r\u0131r ve onunla her \u00e7e\u015fit \u00fcr\u00fcn\u00fc yeti\u015ftiririz. \u0130\u015fte Biz, \u00f6l\u00fcleri de b\u00f6yle diriltiriz. Gerekir ki d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, ibret al\u0131rs\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>58- G\u00fczel memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle \u00e7\u0131kar; k\u00f6t\u00fc olandan ise yarars\u0131z bitkiden ba\u015fka bir \u015fey \u00e7\u0131kmaz. \u0130\u015fte biz, \u015f\u00fckreden bir toplum i\u00e7in \u00e2yetleri b\u00f6yle a\u00e7\u0131klar\u0131z.<\/p>\n<p>54- Hakikaten Rabb&#8217;iniz (Sahib ve h\u00e2kiminiz, i\u015flerinizin kayna\u011f\u0131, efendiniz) ancak o Allah&#8217;t\u0131r ki g\u00f6kler ve yeri alt\u0131 g\u00fcnde yaratt\u0131. Ba\u015f\u0131n\u0131z \u00fcst\u00fcnde y\u00fckselen bir\u00e7ok g\u00f6kleri ve aya\u011f\u0131n\u0131z\u0131n alt\u0131nda \u00e7i\u011fnedi\u011finiz yeri, y\u00fccelikleri ve d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fckleriyle b\u00fct\u00fcn bu \u00e7e\u015fitli \u015feylerden her birini bir \u00f6l\u00e7\u00fc ile takdir ve bir zam\u00e2n\u00e2 tahsis ederek hepsini ezel ve ebede g\u00f6re ancak alt\u0131 g\u00fcn say\u0131lacak kadar s\u0131n\u0131rl\u0131 zamanlarda yaratt\u0131. Sonra da Ar\u015f \u00fczerine istiva eyledi. Al\u00e7akl\u0131, y\u00fcksekli bu \u00e7e\u015fitli yarat\u0131klar\u0131, birbirine benzemeyen ve hen\u00fcz bir tekrar ve birbirini takip devrine girmemi\u015f olan ilk yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131yla zaman zaman yaratt\u0131ktan sonra hepsini h\u00fckm\u00fc ve tasarrufu alt\u0131nda tutarak, e\u015fit bir \u015fekilde hepsine sahip ve merci olarak, hepsi \u00fczerinde diledi\u011fi gibi nizaml\u0131 ve muntazam bir ritimle h\u00fck\u00fcmlerini de tatbike giri\u015fti. Yerden g\u00f6klere, g\u00f6klerden Ar\u015f&#8217;a var\u0131ncaya kadar b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar onun h\u00fck\u00fcm ve idaresinin alt\u0131nda \u00e2ndan \u00e2na, halden hale, \u015fekilden \u015fekile, devirden devire, olu\u015f ve yok olu\u015f, farkl\u0131l\u0131k ve benzeyi\u015f ile de\u011fi\u015fip gitmekte; O ise son bulma ve bozulmadan, \u0131zt\u0131rab ve de\u011fi\u015fimden uzak tam bir h\u00e2kimiyet ve tam m\u00fclkiyet ile hepsi \u00fczerinde bir d\u00fcze h\u00e2kim; hepsinin \u00fcst\u00fcnde mutlak bir y\u00fccelik ile ulu, her \u015feyden \u00fcst\u00fcn b\u00fct\u00fcn devletlerden, saltanatlardan \u00fcst\u00fcn, y\u00fcceli\u011fin en y\u00fcksek misali olan Ar\u015f-\u0131 \u00e2l\u00e2 (en y\u00fcksek Ar\u015f)&#8217;dan da \u00fcst\u00fcn ve daima \u00fcst\u00fcn. Ve bununla beraber birbirlerine kar\u015f\u0131 mertebeleri ve dereceleri farkl\u0131 olan b\u00fct\u00fcn varl\u0131klara &#8220;Biz ona \u015fah damar\u0131ndan daha yak\u0131n\u0131zd\u0131r.&#8221; (Kaf, 50\/16) \u00e2yeti gere\u011fince nisbeti bir, adaletli ve hikmetli. &#8220;O&#8217;nun hi\u00e7 bir benzeri yoktur.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/11), &#8220;Her \u015feye \u015fahit&#8221; , (Sebe&#8217;, 34\/47), &#8220;Her \u015feyi ku\u015fat\u0131c\u0131d\u0131r&#8221; , (Secde, 41\/54) tek il\u00e2h olarak rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131 yerine getirmektedir ki, bu h\u00fck\u00fcmranl\u0131k kay\u0131ts\u0131z ve \u015farts\u0131z ve devaml\u0131d\u0131r. Yani Tevrat tercemelerinde denildi\u011fi gibi yaratmadan sonra \u00e7ekildi, dinlendi de\u011fil, yaratt\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar \u00fczerinde devaml\u0131 bir saltanat, h\u00e2kimiyet ve bir d\u00fcze yarat\u0131c\u0131l\u0131k ve rabl\u0131k ile i\u015fleri idare ve h\u00fck\u00fcmleri icra etmektedir.<\/p>\n<p>S\u0130TTET\u0130 EYY\u00c2M Alt\u0131 g\u00fcn: Baz\u0131 tefsirciler bu alt\u0131 g\u00fcn\u00fcn d\u00fcnya g\u00fcnleri denilen, bilinen g\u00fcnler diye kabul etmi\u015flerdir. Ger\u00e7ekte lugat bak\u0131m\u0131ndan &#8220;yevm&#8221; denilince \u00f6nce g\u00fcne\u015fin yery\u00fcz\u00fcne do\u011fmas\u0131yla bat\u0131\u015f\u0131 aras\u0131ndaki zaman m\u00fcddeti demek olan g\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131 akla gelir. Fakat hen\u00fcz yer ve g\u00fcne\u015fin bulunmad\u0131\u011f\u0131 yaratma s\u0131ras\u0131nda bu m\u00e2n\u00e2 ile bir g\u00fcn tasavvur olunamayaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir \u00e7ok yerlerinde oldu\u011fu gibi &#8220;yevm&#8221;in vakit m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi ve dil bak\u0131m\u0131ndan bilindi\u011finden burada da &#8220;alt\u0131 g\u00fcn&#8221;\u00fcn, &#8220;alt\u0131 vakit&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tefsir edilmesi laz\u0131m gelece\u011fi bir \u00e7ok tefsirci taraf\u0131ndan hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fcn ise bilinen g\u00fcne e\u015fit veya ondan k\u0131sa veya uzun olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Nitekim &#8220;Kim o g\u00fcn, sava\u015fmak i\u00e7in bir tarafa \u00e7ekilme, ya da ba\u015fka bir birli\u011fe kat\u0131lmak d\u0131\u015f\u0131nda arkas\u0131n\u0131 d\u00f6ner (ka\u00e7ar)sa&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/16) \u00e2yet-i kerimesinde &#8220;yevm&#8221; (g\u00fcn) b\u00f6yledir. &#8220;Sizin sayd\u0131\u011f\u0131n\u0131z (y\u0131llar) dan bin y\u0131l kadar s\u00fcren bir g\u00fcnde&#8221; (Secde, 32\/5) \u00e2yetinde, bizim sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z g\u00fcnlerle bin sene; di\u011fer &#8220;Miktar\u0131 elli bin y\u0131l s\u00fcren bir g\u00fcnde&#8221; (Me\u00e2ric, 70\/4) \u00e2yetinde ise, elli bin sene miktar\u0131 ile a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r ki, bunlar da &#8220;ahiret g\u00fcnleri&#8221; ad\u0131yla bilinir. Ve \u0130bn\u00fc Abbas, K\u00e2&#8217;b, M\u00fcc\u00e2hid, Dahh\u00e2k gibi b\u00fcy\u00fck tefsirciler de buna uygun tefsir etmi\u015flerdir. Buna g\u00f6re, &#8220;alt\u0131 g\u00fcnde&#8221; demek, miktar\u0131 binlerce seneye varan &#8220;alt\u0131 zamanda&#8221; demektir. Fakat a\u00e7\u0131klamadan kastedilen, bunlar\u0131n uzama miktar\u0131 de\u011fil, bu miktar\u0131n ezele, istiv\u00e2 (h\u00e2kimiyet)n\u0131n mutlak ve ebed\u00eeli\u011fine g\u00f6re alt\u0131 g\u00fcn denecek kadar s\u0131n\u0131rl\u0131 zamanlardan ibaret bulundu\u011funu anlatmak oldu\u011fundan &#8220;alt\u0131 g\u00fcn&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bununla beraber dikkate \u015f\u00e2y\u00e2nd\u0131r ki, burada rabl\u0131\u011f\u0131n, biri yaratma, biri h\u00e2kimiyet olmak \u00fczere iki tecelli mertebesi olup, \u00e2lemdeki varl\u0131klar\u0131n \u00f6nce s\u0131rf ola\u011fan\u00fcst\u00fc olan misalsiz bir yaratma ile ba\u015flay\u0131p, bundan sonra bir nizam seviyesine girdi\u011fi ve her iki durumda da Allah&#8217;\u0131n h\u00e2kimiyeti alt\u0131nda bulundu\u011fu anlat\u0131l\u0131rken, &#8220;alt\u0131 g\u00fcn&#8221; ile \u00f6zellikle g\u00f6kler ve yerin \u00e2det ve nizam dedi\u011fimiz tekrar etme, benzeme ve birbirini takip ile devam ve uzama devirlerinden \u00f6nce bulunan ve benze\u015fmeyen bir fark, \u00f6rneksiz bir icad ile s\u0131rf ola\u011fan\u00fcst\u00fc olan ilk yaratma anlar\u0131 g\u00f6sterilmi\u015ftir. S\u0131rf ola\u011fan\u00fcst\u00fcn\u00fcn mutlak olan nizam ve h\u00e2kimiyet devirlerine nisbetle alt\u0131 adedinin, say\u0131lar\u0131n derecelerine ve di\u011fer g\u00fcnlere oran\u0131 gibi \u00e7ok az oldu\u011funun ifade edilmi\u015f olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan di\u011fer baz\u0131 tefsircilerin dedi\u011fi gibi bu alt\u0131 zaman\u0131n d\u00fcnya g\u00fcnleri \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcyle ve hatta ondan daha az bir m\u00fcddet olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesinde daha uygun bir m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. Bu \u015fekilde iki yarat\u0131lma aras\u0131nda ge\u00e7en benzer devam anlar\u0131 h\u00e2kimiyet h\u00fckm\u00fcnde olmakla d\u00fcr\u00fcl\u00fcp b\u00fck\u00fclerek ve soyutlanarak \u00f6nce dumandan cisimlere, s\u0131cak ate\u015ften topra\u011fa, topraktan suya, sudan hayata ge\u00e7mek gibi yaln\u0131z ilk yarat\u0131lma anlar\u0131n\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekir. Sonra Fussilet S\u00fbresi (9-12. \u00e2yetleri)nde bu alt\u0131 g\u00fcn hakk\u0131nda baz\u0131 a\u00e7\u0131klamalar gelecektir, (oraya bak.) ki ona g\u00f6re bunun ikisi g\u00f6klere, d\u00f6rd\u00fc de yere ait g\u00f6r\u00fcnmektedir. Bununla beraber M\u00fcslim-i \u015ferifte rivayet edilen bir hadisin delaletine uyarak baz\u0131 tefsircilerin tercih ettikleri \u00fczere &#8220;alt\u0131 g\u00fcn&#8221;\u00fcn yaln\u0131z yery\u00fcz\u00fc ile ilgili olmas\u0131 da muhtemeldir ki, bu takdirde m\u00e2n\u00e2: &#8220;Rabb&#8217;\u0131n\u0131z ancak o Allah&#8217;t\u0131r ki g\u00f6kleri ve alt\u0131 g\u00fcnde yery\u00fcz\u00fcn\u00fc yaratt\u0131.&#8221; demek olur. Has\u0131l\u0131 i\u015f bu alt\u0131 g\u00fcn\u00fcn mahiyetinin tayini ve a\u00e7\u0131klamas\u0131 hususlar\u0131 Allah&#8217;\u0131n ilmine b\u0131rak\u0131lmas\u0131 gereken m\u00fcte\u015fabih bir m\u00e2n\u00e2 olmakla beraber, bundan kesin olarak \u015fu sonu\u00e7lara ula\u015fm\u0131\u015f oluruz:<\/p>\n<p>Birinci olarak, \u00e2lem kad\u00eem (ba\u015flang\u0131c\u0131 olmayan) de\u011fil, g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere bir olaylar toplam\u0131d\u0131r ki, varl\u0131\u011f\u0131nda da, devaml\u0131 olmas\u0131nda da yarat\u0131c\u0131 olan Allah&#8217;a muhta\u00e7t\u0131r. Ve yaln\u0131z onun h\u00fckm\u00fc alt\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak: \u00c2lemin toplam\u0131 ezel\u00ee olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, bir defada ve basit bir \u015fekilde yarat\u0131lm\u0131\u015f da de\u011fildir. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u00e7e\u015fitli zamanlarda birden \u00e7o\u011fa giden, bundan sonra \u00e7okluk i\u00e7inde bir terkib (sentez) ve toplanmaya dahil olan fakat sonu olan derece derece bir ilerleme ile yarat\u0131lm\u0131\u015f ve sonra bu ilerlemeye de\u011fi\u015fim ve benzeme i\u00e7inde tekrarlanma ve devam etme ile d\u00fczenli, bir \u015fekil verilmi\u015ftir ki, bu d\u00fczenli \u015feklin birbirlerini takibinin devam\u0131 da bir seviyede kendi kendine sabit ve karar k\u0131lm\u0131\u015f de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n h\u00e2kimiyeti alt\u0131nda de\u011fi\u015fmektedir.<\/p>\n<p>Bu derece derece ilerleme (tedric) m\u00e2n\u00e2s\u0131 m\u00fcnasebetiyle burada \u015fu iki soru me\u015fhurdur:<\/p>\n<p>Birincisi : Yaratmadaki bu derece derece ilerleme (tedric) &#8220;Bizim buyru\u011fumuz, yaln\u0131z bir tekdir, g\u00f6z a\u00e7\u0131p yumma gibidir.&#8221; (Kamer, 54\/50) \u00e2yetinin delaletine ayk\u0131r\u0131 de\u011fil midir? \u0130kincisi; bir defada yaratma, Allah&#8217;\u0131n kudretine delalette daha uygun olmaz m\u0131yd\u0131? Cevap: Hay\u0131r. Ger\u00e7i bir yaratma, bir haysiyetle hem bir defaya mahsus hem tedr\u00eec\u00ee olmaz. Bir defada olu\u015f, derece derece ilerlemeye ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Bununla beraber bir defa olu\u015f, tedr\u00eecin \u015fart\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Dereceleme \u00e7e\u015fitli yaratma anlar\u0131n\u0131n s\u0131ralanma ve devam\u0131 demek oldu\u011fundan aralar\u0131nda yorum itibariyle z\u0131tl\u0131k bulunan bir defada olu\u015f ve tedric aras\u0131nda ger\u00e7ekle\u015fme itibariyle mutlak um\u00fbm ve husus vard\u0131r. Her tedricde bir def&#8217;aten olu\u015f vard\u0131r, fakat her defada tedric yoktur. Ger\u00e7ekte Cenab-\u0131 Hak her neyin yarat\u0131lmas\u0131n\u0131 veya yok edilmesini isterse &#8220;ol&#8221; der ve derhal iste\u011fi diledi\u011fi \u015fekilde v\u00e2ki olur. Bir anda bir de\u011fil say\u0131lamayacak ve hesap edilemiyecek \u015feyler yarat\u0131p yok edebilir. Nitekim bir ya\u011fmur \u00e2n\u0131nda ne kadar say\u0131s\u0131z damlalar\u0131n yarat\u0131l\u0131p d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc ve bir do\u011fma \u00e2n\u0131nda hesab\u0131m\u0131za s\u0131\u011fmaz bir\u00e7ok hadiselerin bir anda v\u00e2ki oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Ve Hakk&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn i\u015fleri b\u00f6yle tek olan bir vicdan bak\u0131\u015f\u0131 ile g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Fakat bunun b\u00f6yle olmas\u0131, bak\u0131\u015flar\u0131n \u00e7o\u011falmas\u0131 ve devam etmesiyle, \u00e7e\u015fitli veya birle\u015fik yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131n \u00e7o\u011falma ve devam etme kudretini ortadan kald\u0131rmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc il\u00e2h\u00ee kudretin, hi\u00e7 bir \u015fekilde sona ermesi m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u015eu halde tek emrin, bir anda pek \u00e7ok \u015feyi yaratmaya k\u00e2fi gelmesi, buna kar\u015f\u0131l\u0131k yaratmalar aras\u0131nda \u00f6zel bir s\u0131ralama ile geli\u015ftirerek yaratma kudretine ayk\u0131r\u0131 da olmaz. Hem dereceleme zamanlar\u0131n\u0131n her birine g\u00f6re &#8220;Bizim buyru\u011fumuz yaln\u0131z tekdir.&#8221; (Kamer, 54\/50) h\u00fckm\u00fc do\u011frudur. Hem de toplam\u0131na g\u00f6re bir dereceleme silsilesi ve s\u0131ralamas\u0131 ge\u00e7erlidir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Yaln\u0131z bir defada yaratma, kudrete delalet etmede daha uygun da de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu tahsiste bir kudretin son bulmas\u0131 \u015f\u00fcphesi vard\u0131r ki, ikinci bir yaratmaya imk\u00e2n yok san\u0131l\u0131r. Tertip ve terkib ile yaratma kudreti de durdurulmu\u015f ve delilsiz b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f olur. Evet Allah dileseydi bug\u00fcnk\u00fc g\u00f6kleri ve yeri b\u00fct\u00fcn i\u00e7erikleriyle bir defada yaratmaya g\u00fcc\u00fc yeterdi. Fakat bu \u015fekilde d\u00fcnk\u00fc \u00e2lem olmaz, iki yarat\u0131lm\u0131\u015f aras\u0131nda bir s\u0131ralanma ve devam etme d\u00fc\u015f\u00fcncesine imk\u00e2n kalmazd\u0131. Diriden \u00f6l\u00fc, \u00f6l\u00fcden diri, ate\u015ften toprak, topraktan su, \u00e7amurdan hayat ortaya \u00e7\u0131kmak \u015f\u00f6yle dursun, gece ve g\u00fcnd\u00fcz birbirini takip etmez, insandan insan bile do\u011fmazd\u0131. Atalar\u0131m\u0131z yarat\u0131l\u0131rsa biz olmazd\u0131k, biz olursak onlar olmazd\u0131 ve yahut hepimiz olur, fakat ata evlat olmazd\u0131k ve \u015fimdiki yaratman\u0131n imk\u00e2n\u0131na delil bulamazd\u0131k. Ve o halde o \u00e2lem, bu \u00e2lem olmazd\u0131. Hi\u00e7 bir tedricen ilerleme olmadan b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar bir defada ve bir anda yarat\u0131lm\u0131\u015f olsayd\u0131, hi\u00e7 biri di\u011ferinin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na \u015fahit olamayaca\u011f\u0131ndan, hem yaratma delili bulunmaz, hem de e\u015fyan\u0131n tabiat\u0131 il\u00e2h\u00ee tasarrufa mahk\u00fbm ve emre \u00e2m\u00e2de k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaz; \u00e2lem, ezel\u00ee bir tabiat san\u0131l\u0131rd\u0131. Sonra &#8220;hi\u00e7 bir derecelere ay\u0131rma bulunmas\u0131n&#8221; demek, &#8220;rabbl\u0131k, il\u00e2hl\u0131k bulunmas\u0131n&#8221; demek oldu\u011fundan da gaflet edilmemelidir. \u015eu halde bir \u00e7ok def&#8217;aten yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131 da i\u00e7ine alan dereceleme ve s\u0131ralama ile yaratman\u0131n kudret ve yarat\u0131c\u0131n\u0131n il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131na delaleti a\u00e7\u0131s\u0131ndan pek b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi vard\u0131r. Ancak bu derecelemenin ilk yarat\u0131l\u0131\u015fta alt\u0131 g\u00fcne tahsisi meselesi kal\u0131r ki, bu da s\u0131rf il\u00e2h\u00ee bir irade meselesidir. Bu tercih, fikrinde h\u00fcr olan\u0131n se\u00e7imine aittir.<\/p>\n<p>\u0130ST\u0130V\u00c2: R\u00e2\u011f\u0131b der ki: &#8221; (istev\u00e2) fiilinin kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131 iki \u015fekildedir. Birisi iki veya daha \u00e7ok f\u00e2ile isnad olunur. denilir ki &#8220;Zeyd ve Amr e\u015fit oldu.&#8221; demektir. Nitekim &#8220;Bunlar, Allah kat\u0131nda e\u015fit olmazlar&#8221; (Tevbe, 9\/19), &#8220;Bilenlerle bilmiyenler bir olur mu?&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/9) buyurulmu\u015ftur. Di\u011feri de bir \u015feyin kendi z\u00e2t\u0131nda do\u011fru ve \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc olmas\u0131na denilir. &#8220;\u00dcst\u00fcn akla sahip (olan melek) do\u011fruldu.&#8221; (Necm, 53\/6) gibi ki, &#8220;Onlar\u0131n s\u0131rt\u0131na binip kurulman\u0131z i\u00e7in&#8221; (Zuhruf, 43\/13), &#8220;Sen ve yan\u0131nda bulunanlar, gemiye yerle\u015fti\u011finiz zaman&#8221; (M\u00fcmin\u00fbn, 23\/28), &#8220;G\u00f6vdesinin \u00fcst\u00fcne dikildi.&#8221; (Feth, 48\/29) ayn\u0131 \u015fekilde Arap kel\u00e2m\u0131nda &#8220;filan\u0131n i\u015fi mutedil oldu&#8221;, &#8220;filan i\u015f\u00e7ilerini idare etti&#8221; gibi ifadeler hep bu kabildendir. ile m\u00fcteadd\u00ee olmas\u0131nda bir ist\u00eel\u00e2 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 gerektirir. ile m\u00fcteaddi olmas\u0131nda da bizzat veya tedbirle son bulma m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 gerektirir. Bu \u015fekilde istiv\u00e2 lugatte, bir d\u00fcze olmak, istikrar etmek yani karar k\u0131lmak veya karar\u0131n\u0131 bulmak, ul\u00fbvvve isti&#8217;l\u00e2 yani y\u00fckselmek veya y\u00fcksek olmak, di\u011fer deyimle \u00fcst\u00fcn olmak, bir d\u00fcze kurulmak, e\u015fit veya benzer veya denk olmak, dosdo\u011fru varmak veya kasdetmek, isti&#8217;l\u00e2 etmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir.<\/p>\n<p>AR\u015e , esas itibariyle &#8220;sakf&#8221; demektir ki, bir binan\u0131n veya yerin y\u00fcksek muh\u00eetini te\u015fkil eder. Bir eve nisbette tavan\u0131, tavan\u0131na nisbette \u00fcst\u00fcndeki \u00e7at\u0131s\u0131, kubbesi, tepesindeki k\u00f6\u015fk\u00fc, tahtabo\u015fu, cihann\u00fcmas\u0131 (teras\u0131) hep Ar\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na dahildir. Buna ilave olarak \u00e7ad\u0131r ve \u00e7ardak gibi y\u00fckselen ve g\u00f6lge veren her \u015feye de denir. Bu \u015fekilde Ar\u015f anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n en kesin gere\u011fi ulvilik ve \u00fcst\u00fcnl\u00fck m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki ar\u015f, h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131n oturduklar\u0131 &#8220;taht&#8221; anlam\u0131nda me\u015fhur olmu\u015f ve taht\u0131n gere\u011fi olan m\u00fclkten , izzet ve saltanattan kinaye de yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. denilir ki, m\u00fclk\u00fcn istil\u00e2 edildi, y\u0131k\u0131ld\u0131, bozuldu demektir. M\u00fclk\u00fc k\u0131vam\u0131nda ve i\u015fi yolunda, emri muntazam ve ahenkli oldu\u011fu zaman da &#8220;Ar\u015f\u0131na h\u00e2kim oldu, m\u00fclk\u00fcn\u00fcn taht\u0131na yerle\u015fti.&#8221; denilir. Bunlardan ba\u015fka bir i\u015fi ayakta tutan \u015feye, bir \u015feyin esas\u0131na ve bir toplumun i\u015flerini idare eden ba\u015fkanlar\u0131na ve &#8220;avv\u00e2&#8217; &#8221; denilen kuzey taraf\u0131n alt yan\u0131nda Ac\u00fbz\u00fc&#8217;l-Esed (arslan burcunun ucundaki tak\u0131m y\u0131ld\u0131zlar\u0131) ve Av\u015f\u00fc&#8217;s-Sim\u00e2k (biri kuzey, di\u011feri g\u00fcneyde iki parlak y\u0131ld\u0131z) da denilen d\u00f6rt k\u00fc\u00e7\u00fck y\u0131ld\u0131za, tabuta ve kuyunun dibinden adam boyu kadar ta\u015fla \u00f6r\u00fcld\u00fckten sonra a\u011fz\u0131na kadar yukar\u0131s\u0131na yapt\u0131klar\u0131 ah\u015faba, aya\u011f\u0131n parmak taraf\u0131na do\u011fru y\u00fcz\u00fcndeki yumruca t\u00fcmse\u011fe ve ku\u015fun yuvas\u0131na da denilir. Ve bir\u00e7ok m\u00e2n\u00e2larda masdar da olur.<\/p>\n<p>\u00c2yet\u00fc&#8217;l-K\u00fcrs\u00ee&#8217;de a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere baz\u0131lar\u0131, &#8220;O&#8217;nun k\u00fcrs\u00fcs\u00fc, g\u00f6kleri ve yeri kaplam\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/255) \u00e2yetindeki K\u00fcrs\u00ee ile Ar\u015f&#8217;\u0131n bir \u015fey oldu\u011funu kabul etmi\u015flerdir ki, ikisini de &#8220;taht&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015f olarak d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015fler demektir. Fakat \u00e7o\u011funlukla nakledildi\u011fine g\u00f6re Ar\u015f, K\u00fcrs\u00ee&#8217;nin de \u00fcst\u00fcndedir. Bu \u015fekilde K\u00fcrs\u00ee, taht m\u00e2n\u00e2s\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse Ar\u015f onu kaplayan saray ve saray\u0131n tavan\u0131 gibi veya b\u00fct\u00fcn memleketin muh\u00eeti gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr Ve K\u00fcrs\u00ee, &#8220;Mevzii Kademi&#8217;l-Ar\u015f&#8221; (Ar\u015f&#8217;\u0131n aya\u011f\u0131n\u0131n yeri) oldu\u011fu rivayetine g\u00f6re &#8220;ba\u015f\u015fehir&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, Ar\u015f da &#8220;taht&#8221; mefh\u00fbmuyla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Ve bu iki m\u00e2n\u00e2 d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle Ar\u015f, \u015feriat dilinde \u00e2lemin hepsini saran, s\u0131n\u0131rlaman\u0131n ve be\u015fer akl\u0131n\u0131n takdirinin d\u0131\u015f\u0131nda, hakikati Allah&#8217;\u0131n ilmine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f bulunan y\u00fcksek bir muh\u00eet olmak \u00fczere yayg\u0131n olmu\u015ftur ki g\u00f6kler, cennet, sidre, K\u00fcrs\u00ee hep bunun alt\u0131nda tasavvur edilir. Bu bir sondur ki, \u00e2lem tasavvuru burada biter. Fakat Hakk&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 bitmez ve Sidre-i m\u00fcnteh\u00e2 ge\u00e7ilmeden Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n cemalinin m\u00fc\u015fahedesine erilmez. Nitekim Resulullah (s.a.v) Mi&#8217;rac&#8217;da Sidre-i m\u00fcnteha&#8217;y\u0131 ge\u00e7mi\u015fti. Birinci d\u00fc\u015f\u00fcnceye g\u00f6re Ar\u015f&#8217;\u0131n ihatas\u0131n\u0131n, mek\u00e2na ait bir ihata; ikinci d\u00fc\u015f\u00fcnceye g\u00f6re de manev\u00ee bir ihata (ku\u015fatma) kabilinden olmas\u0131 gerekir. \u015eimdi bu m\u00e2n\u00e2 \u015fekilleri ile y\u00fcksek nazm\u0131ndan \u015f\u00f6yle bir anlam ortaya \u00e7\u0131kar: &#8220;&#8230;..&#8221; Sonra da bir dize taht \u00fczerine kuruldu. &#8220;&#8230;&#8230;.&#8221; Fakat bundan ne anlamal\u0131d\u0131r?<\/p>\n<p>Burada \u00f6nce \u015funlar\u0131 dikkat nazar\u0131ndan uzak tutmamak gerekir:<\/p>\n<p>1- Bilinen m\u00e2n\u00e2s\u0131yla &#8220;taht&#8221;, bir h\u00fck\u00fcmdar\u0131n, h\u00fckumeti icra ederken \u00fczerine kuruldu\u011fu \u00f6zel, mahd\u00fbd bir cisimdir. Fakat as\u0131l \u00f6nemi, cisimli\u011finde de\u011fil, gere\u011fi olan h\u00fck\u00fcm, izzet ve saltanat\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>2- B\u00fct\u00fcn g\u00f6klerin \u00fcst\u00fcnde ve b\u00fct\u00fcn \u00e2lemi \u00e7evreleyen Ar\u015f&#8217;\u0131n bilinen mahdut &#8220;taht&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na, tamamen hakiki lugat m\u00e2n\u00e2s\u0131 olarak uyu\u015fmu\u015f olamayaca\u011f\u0131 \u015f\u00fcphesizdir. Bundan dolay\u0131 bunda muhakkak mecaz\u00ee ve kinay\u00ee bir m\u00e2n\u00e2n\u0131n bulunmas\u0131 ve daha do\u011frusu Ar\u015f ve taht cins ismi iken (el-Ar\u015f)&#8217;\u0131n \u015fer&#8217;\u00ee konumla bir \u00f6zel isim gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekir. Ve o halde bu Ar\u015fd&#8217;a cisim olma zarureti de iddia edilemez.<\/p>\n<p>3- Ar\u015f bir cism-i k\u00fcll olsun, fakat y\u00f6n ve cisimli\u011fin hepsi bunda son bulaca\u011f\u0131ndan, bunun \u00fcst\u00fcnde cisim, mek\u00e2n, y\u00f6n tasavvuru \u00e7eli\u015fkili olur. Burada &#8220;Sidret\u00fc&#8217;l- m\u00fcnteh\u00e2&#8221; anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131 iyi d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir.<\/p>\n<p>4- (Al\u00e2) kelimesinin hakiki m\u00e2n\u00e2s\u0131nda ne mek\u00e2na, ne zam\u00e2n\u00e2 ait bir zarfl\u0131k yoktur. Bu bir isti&#8217;l\u00e2 ifade eder. Ger\u00e7i ul\u00fbv (y\u00fckseklik) ve fevkiyyet (\u00fcstl\u00fck, \u00fcstte olmak) bir y\u00f6n anlat\u0131r. Fakat (el-Ar\u015f) anlay\u0131\u015f\u0131, b\u00fct\u00fcn mek\u00e2n ve y\u00f6nleri kaplad\u0131\u011f\u0131ndan, bu isti&#8217;l\u00e2da y\u00f6n de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f olamaz. Ve bundan dolay\u0131 &#8220;Ar\u015f \u00fczerine&#8221;, mek\u00e2n \u00fcst\u00fc ve y\u00f6n \u00fcst\u00fc, \u00e7ok y\u00fcksek bir y\u00fckseklik ile isti&#8217;l\u00e2 ifade eder ki, as\u0131l ger\u00e7ek isti&#8217;l\u00e2 (Y\u00fckseli\u015f) da budur. Bu, b\u00fct\u00fcn izafetleri alt\u0131na alan \u00f6yle bir isti&#8217;l\u00e2d\u0131r ki, hi\u00e7 bir kay\u0131t ve nicelikle \u015fartlanm\u0131\u015f olmad\u0131\u011f\u0131ndan ihata m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Biz bu y\u00fcksekli\u011fin ifade etti\u011fi m\u00e2l\u00fbl\u00fbn iz\u00e2fetini illet (sebeb)e, mahk\u00fbmun h\u00e2kime, netice itibariyle b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olanlar\u0131n, varl\u0131\u011f\u0131 vacib olana, b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar\u0131n yaratana olan etkilenme ve muhta\u00e7 olma nisbeti olmak \u00fczere kendi izafetimizle d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz.<\/p>\n<p>5- \u0130stiv\u00e2 ger\u00e7ekte s\u0131rf cisman\u00ee bir anlam de\u011fildir. Bunun cisman\u00ee olup olmad\u0131\u011f\u0131na, isnad olundu\u011fu f\u00e2ili veya medh\u00fbl\u00fc (dahil oldu\u011fu kelime) de bir kar\u00eene olur. Mesela &#8220;i\u015fine h\u00e2kim oldu&#8221; denildi\u011fi zaman bu istiv\u00e2n\u0131n cisman\u00ee olmad\u0131\u011f\u0131nda \u015f\u00fcphe yoktur. Ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;filan i\u015fine h\u00e2kim oldu&#8221; denildi\u011fi zaman da b\u00f6yledir. Burada ise f\u00e2il, &#8220;Kendisinin hi\u00e7 bir benzeri olmayan&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/11) Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. \u015eu halde Ar\u015f \u00fczerinde il\u00e2h\u00ee istiv\u00e2y\u0131 Allah ile Ar\u015f&#8217;\u0131n gerisindeki yarat\u0131klar aras\u0131nda bir uzakl\u0131k, bir mek\u00e2n\u00ee aral\u0131\u011f\u0131 gerektiren cisman\u00ee bir m\u00e2n\u00e2 ile d\u00fc\u015f\u00fcnmeye imk\u00e2n yoktur. Zira &#8220;Biz ona sizden daha yak\u0131n\u0131z, fakat siz g\u00f6rmezsiniz.&#8221; (V\u00e2k\u0131a, 56\/85).<\/p>\n<p>6- Bir h\u00fck\u00fcmdar\u0131n taht\u0131na oturup kurulmas\u0131 anlam\u0131nda bile as\u0131l kastedilen m\u00e2n\u00e2, cisman\u00ee bir oturu\u015f de\u011fil, h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k s\u0131fat\u0131yla nitelenmesidir. Bu \u00f6yle bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r ki, h\u00fck\u00fcmdar\u0131n taht sayesinde de\u011fil, taht\u0131n h\u00fck\u00fcmdar sayesinde ayakta durmas\u0131n\u0131 ifade eder. Ve bir h\u00fck\u00fcmdar\u0131n taht\u0131nda devaml\u0131l\u0131\u011f\u0131, cismen taht \u00fczerinde oturup kalmas\u0131 de\u011fil, h\u00e2kimiyetinde devaml\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve b\u00e2ki olmas\u0131 demek olur. Fakat bu m\u00e2n\u00e2 di\u011fer h\u00fck\u00fcmdarlarda ve tahtlarda tam, mutlak ve hakiki de\u011fil, ge\u00e7ici, nisb\u00ee ve \u00e2r\u0131z\u00eed\u0131r. Bunun mutlak hakikati ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya mahsustur. \u015eu halde istiv\u00e2dan bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n Allah&#8217;da z\u00e2t\u00ee, tam ve hatta tam\u0131n \u00fcst\u00fc mutlak ve hatta mutlak \u00fcst\u00fc ve hakiki yani cismaniyet ve r\u00fbh\u00e2niyet gibi imkan\u00ee bir v\u00fccud ile de\u011fil, zarur\u00ee bir v\u00fcc\u00fbd ile olu\u015fmu\u015f oldu\u011funu anlamak gerekir. Bunu anlayabilmek i\u00e7in de varl\u0131\u011f\u0131n ger\u00e7e\u011finin yaln\u0131z cisim ve cismaniyete mahsus olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve hatta cisimli\u011fin gelip ge\u00e7ici ve izaf\u00ee bir varl\u0131ktan ibaret bulundu\u011funu ve Hakk&#8217;\u0131 bilmek i\u00e7in cisim ve ruhun \u00fcst\u00fcne ge\u00e7ilmek gerekti\u011fini sezmek \u015fartt\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki, cisimden ba\u015fka varl\u0131k, cisman\u00ee y\u00fckseklikten ba\u015fka y\u00fckseklik duyamayanlar, bu konuda \u015fer&#8217;an bir dereceye kadar \u00f6z\u00fcrl\u00fc say\u0131l\u0131rlar.<\/p>\n<p>7- \u0130stiv\u00e2 bir f\u00e2ile isnat edilmi\u015f ve Ar\u015f&#8217;a da cer harfi ile ba\u011flanm\u0131\u015f bulundu\u011fu i\u00e7in, bunda Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n Ar\u015f seviyesi ile e\u015fitlik veya birli\u011fine de\u011fil, tersine Ar\u015f&#8217;tan \u00fcst\u00fcn y\u00fckseklik ve mutlak b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne delalet vard\u0131r. Yani &#8220;Ar\u015f ile beraber istiv\u00e2 etti&#8221; de\u011fil, &#8220;Arz \u00fczerine istiv\u00e2 etti&#8221;dir. Bu ise Allah&#8217;\u0131, \u00e2lemin kendisi ile birle\u015ftiren hul\u00fbl veya ittihat g\u00f6r\u00fc\u015flerini red ve iptal ile &#8220;her \u015feye \u015fahittir&#8221;, &#8220;her \u015feyi ku\u015fat\u0131c\u0131d\u0131r&#8221;, &#8220;onun hi\u00e7 benzeri yoktur&#8221; m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131n sonsuzlu\u011funu hat\u0131rlatan nezih bir tevhid ispat eder. \u015eu halde bunda bir te\u015fbihi (benzetme) de\u011fil, pek y\u00fcksek bir tenzihi tasdik etmek gerekir.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in bu meselede b\u00fcy\u00fck \u00e2limler \u015fu iki mezhepten biri \u00fczerindedirler: Birincisi Selef mezhebidir ki, Allah Te\u00e2l\u00e2n\u0131n mek\u00e2n ve y\u00f6nden y\u00fcksek oldu\u011funu kesin bir \u015fekilde tasdik etmekle beraber Ar\u015f \u00fczerine istiv\u00e2s\u0131 s\u0131fat\u0131na da &#8211; Allah&#8217;\u0131n irade etti\u011fi \u015fekilde &#8211; iman etmek ve tafsilat\u0131yla te&#8217;viline dalmay\u0131p, &#8220;Onun a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 ancak Allah bilir.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/7) \u00e2yetinin delaleti \u00fczere hakikatini Allah&#8217;\u0131n ilmine b\u0131rakmakt\u0131r. Ehl-i S\u00fcnnet\u00e7e as\u0131l tercih ve itimad edilmi\u015f olan da budur:<\/p>\n<p>&#8220;Ey day\u0131m\u0131n o\u011flu, Ar\u015f&#8217;\u0131n Rabb&#8217;\u0131, Ar\u015f\u0131n \u00fcst\u00fcndedir, fakat yerle\u015fme vasf\u0131 olmaks\u0131z\u0131n&#8221;.<\/p>\n<p>\u0130mam M\u00e2lik b. Enes hazretlerine bir g\u00fcn bir adam &#8220;istiv\u00e2 nas\u0131ld\u0131r?&#8221; diye bu \u00e2yetteki istiv\u00e2n\u0131n nas\u0131l oldu\u011funu sormu\u015f ve \u0130mam M\u00e2lik de biraz ba\u015f\u0131n\u0131 e\u011fip murakabeye dald\u0131ktan sonra v\u00fcc\u00fbdundan \u015fiddetli bir ter bo\u015fanm\u0131\u015f ve demi\u015ftir ki: &#8220;\u0130stiv\u00e2 mal\u00fbm; keyf (nas\u0131l), makul de\u011fil; buna inanmak vacib ve bu soru bid&#8217;att\u0131r. San\u0131yorum ki sen sap\u0131k bir adams\u0131n&#8221;. Bundan sonra emretmi\u015f, o adam\u0131 huzurundan \u00e7\u0131karm\u0131\u015flar. Ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2 selefin daha bir\u00e7o\u011fundan nakledilmi\u015ftir. Bizim Hanefilere g\u00f6re as\u0131l rivayet edilen de, &#8220;Ar\u015f \u00fczerine istiv\u00e2, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n keyfiyetsiz bir s\u0131fat\u0131&#8221; oldu\u011fudur.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, sonradan ortaya \u00e7\u0131k\u0131p istiv\u00e2dan tecs\u00eem (cisimlendirme) veya ittihat (birle\u015fme) \u015f\u00fcphesi \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015fan ve selefin s\u00f6zlerini bu konuda bir \u00e7e\u015fit kapal\u0131l\u0131\u011fa sevketmeye kalk\u0131\u015fan nefsine d\u00fc\u015fk\u00fcn kimselere kar\u015f\u0131 m\u00fcteahhir\u00een (sonra gelen \u00e2limler)in tercih ettikleri do\u011fru te&#8217;vil mezhebidir ki, akl\u00ee ve nakl\u00ee delillere g\u00f6re Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya nisbeti caiz olmayan b\u00e2t\u0131l ihtimalleri atarak caiz oldu\u011funda \u015f\u00fcphe edilemiyecek do\u011fru bir me\u00e2l ara\u015ft\u0131rmaya giri\u015fmektir. Bunda ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7, d\u00f6rt g\u00f6r\u00fc\u015f has\u0131l olmu\u015ftur:<\/p>\n<p>1- Yukarda g\u00f6sterildi\u011fi \u00fczere lisan \u00f6rf\u00fcnde &#8220;Ar\u015f&#8217;\u0131 h\u00fckm\u00fcne ald\u0131&#8221;, &#8220;m\u00fclk\u00fcn\u00fcn taht\u0131na yerle\u015fti&#8221; deyimleri, tam sahip olmakla i\u015fin intizam\u0131ndan kin\u00e2ye olarak kullan\u0131l\u0131r ki, &#8220;m\u00fclk\u00fc bozuldu&#8221;nun z\u0131dd\u0131d\u0131r. \u015eu halde &#8220;sonra Ar\u015f \u00fczerine h\u00fck\u00fcmr\u00e2n oldu&#8221; \u00e2yetinde de en a\u00e7\u0131k ve en olumlu m\u00e2n\u00e2 &#8220;b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar\u0131 \u00fczerinde devaml\u0131 emrini y\u00fcr\u00fctmek ve muntazam bir \u015fekilde h\u00fck\u00fcmleri icra etmek s\u00fbretiyle eksiksiz kudretin n\u00fcfuzu ve iradenin cereyan etmesinden&#8221; kinaye olmas\u0131d\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n ger\u00e7ekte hakikat\u0131 \u015f\u00fcphesiz oldu\u011fu gibi devam\u0131nda &#8220;O, geceyi, durmadan onu kovalayan g\u00fcnd\u00fcze b\u00fcr\u00fcy\u00fcp \u00f6rter; g\u00fcne\u015f, ay ve y\u0131ld\u0131zlar emrine \u00e2m\u00e2dedir.&#8221; ayn\u0131 \u015fekilde Y\u00fbn\u00fbs S\u00fbresinde &#8220;Sonra ar\u015f \u00fczerine h\u00fck\u00fcmr\u00e2n oldu, i\u015fleri nizama koyar.&#8221; (Y\u00fbn\u00fbs, 10\/3) buyurulmas\u0131 buna bir karine veya tefsirdir. Hasan-\u0131 Basr\u00ee hazretleri bunu &#8220;i\u015fine h\u00e2kim oldu&#8221; diye ifade etmi\u015ftir ki, ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 mecaz\u00ee isnat \u015feklinde g\u00f6stermi\u015f demektir. Yani istiv\u00e2n\u0131n Allah&#8217;\u0131n z\u00e2t\u0131na nisbeti hakikatte fiil ve emrinin vasf\u0131 olmas\u0131 itibariyledir. &#8220;Sonra&#8221; buyurulmas\u0131 da buna bir karine gibidir. \u0130lk yaratma lahza (an)lar\u0131 mukayesesi m\u00fcmk\u00fcn hi\u00e7 bir denk ve misal ile ge\u00e7memi\u015f olan ve hi\u00e7 bir tekrarlama ve benzeme devam\u0131n\u0131 i\u00e7ine almayan \u00e7e\u015fitli yarat\u0131klar\u0131n\u0131 yeniden yeniye yarat\u0131lmalar\u0131 ile cereyan etti\u011fi, di\u011fer deyi\u015fle alt\u0131 g\u00fcn hen\u00fcz tekrar etme devrine girmemi\u015f bulundu\u011fu i\u00e7in ilk \u00f6nce yaratma hi\u00e7 bir devaml\u0131l\u0131\u011f\u0131 i\u00e7ine alm\u0131\u015f olmayaca\u011f\u0131ndan o demlerde istiv\u00e2 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. O vakitler rabb\u00e2n\u00ee tecell\u00eeler &#8220;Onun Ar\u015f&#8217;\u0131 su \u00fczerinde idi.&#8221; (H\u00fbd, 11\/7) \u00e2yetinin delaleti \u00fczere hi\u00e7 bir seviyede durmayan \u00e7e\u015fitli bir cereyan\u0131 ifade eder. Mesela bir bulut, bir duman, ondan bir g\u00f6ksel cisim, ondan ate\u015f, ondan toprak, ondan su, ondan bitki ve hayvan yarat\u0131l\u0131r giderken bu fiilde hen\u00fcz bir \u00e2det, bir devaml\u0131l\u0131k, bir istiv\u00e2 yoktur. Hepsi ola\u011fan\u00fcst\u00fc, hepsi \u00e7e\u015fitlidir. Fakat yaratma b\u00f6yle soyut bir fark ve de\u011fi\u015fim cereyan\u0131ndan ibaret kalmam\u0131\u015f, de\u011fi\u015fim i\u00e7inde az \u00e7ok bir benzeme ile bir d\u00fcze tekrar ve devam etmi\u015f, genel bir de\u011fi\u015fim ile de\u011fi\u015fen ve i\u00e7erikleri ba\u015fka ba\u015fka bulunan yarat\u0131klardan sonra c\u00fcz&#8217;\u00ee de\u011fi\u015fim ile \u00e7e\u015fitli m\u00fcttefik ve benzer yarat\u0131klar da yarat\u0131lm\u0131\u015f, yarat\u0131lanlar de\u011fi\u015ftirilmeye ve d\u00fczeltilmeye, sonradan olma ve yok olma devam etmeye, mesela buluttan ate\u015f ve su, su ile topraktan hayat bir defa de\u011fil bir\u00e7ok defalar yarat\u0131lmaya ve giderek bitki bitkiden, hayvan hayvandan, insan insandan yap\u0131lmaya ba\u015flam\u0131\u015f ve art\u0131k o zamandan itibaren zamanda bir devir, \u00e7e\u015fitli i\u015flerde bir tertip ve devaml\u0131l\u0131k tecelli etmi\u015ftir ki, buna &#8220;s\u00fcnnetullah&#8221; (Allah&#8217;\u0131n s\u00fcnneti), &#8220;\u00e2detullah&#8221; (Allah&#8217;\u0131n \u00e2deti) denilir. Bu istiv\u00e2 vasf\u0131 bundan itibaren d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. \u0130\u015fte &#8220;yaratt\u0131, sonra istiv\u00e2 etti&#8221; ter\u00e2h\u00ee (gecikme)si de buna i\u015faret eder. Has\u0131l\u0131 istiv\u00e2, ne bir fiil, ne de s\u0131rf de\u011fi\u015fme ile de\u011fil, bir tekrarlama ve benzeyi\u015f nisbeti ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Bu ise zat\u0131nda \u00e7o\u011falmadan, artmadan, de\u011fi\u015fmeden m\u00fcnezzeh olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ancak fiilleri aras\u0131ndaki uyu\u015fma nisbeti itibariyle bir fiil\u00ee s\u0131fat\u0131 demek olur. Nitekim S\u00fcfy\u00e2n-\u0131 Sevr\u00ee hazretleri bunu: &#8220;Ar\u015f&#8217;da bir i\u015f yapt\u0131 ki, ona istiv\u00e2 ismi verdi.&#8221; diye ifade etmi\u015ftir. Di\u011fer baz\u0131 \u00e2limler de: Yani hepsi Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n &#8220;Sonra g\u00f6\u011fe y\u00f6neldi ve onlar\u0131 d\u00fczenledi.&#8221; (Bakara, 2\/29) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131klanan d\u00fczenlenmesiyle murad\u0131 \u00fczere istikamet ald\u0131 demi\u015ftir ki, bu da kin\u00e2yede an\u0131lan i\u015fin intizam\u0131 ile devam\u0131, iradenin cereyan\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n di\u011fer bir ifadesi olarak fiil s\u0131fat\u0131na i\u015faret demektir. Ancak bunda istiv\u00e2n\u0131n esas itibariyle yarat\u0131klar\u0131n vasf\u0131 olmas\u0131 hususunu tercih \u015f\u00fcphesi vard\u0131r. Halbuki \u00e2yet bu istiv\u00e2y\u0131 Ar\u015f&#8217;\u0131n da \u00fczerine ge\u00e7irmi\u015f olmak itibariyle Allah&#8217;a tahsis eylemi\u015f yani mahk\u00fbmun mahk\u00fbmiyete istiv\u00e2s\u0131n\u0131 de\u011fil, yaln\u0131z h\u00e2kimin h\u00e2kimiyette istiv\u00e2s\u0131n\u0131 anlatm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>2- \u0130stiv\u00e2n\u0131n, istil\u00e2 m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131d\u0131r ki, &#8220;Yaratt\u0131ktan sonra da ba\u015f\u0131ndan sonuna kadar hepsini kudret ve galibiyeti, vel\u00e2yet ve h\u00e2kimiyeti alt\u0131nda tuttu.&#8221; demek olur. Bunun &#8220;Her \u015feyi ku\u015fat\u0131c\u0131d\u0131r&#8221; (Secde, 41\/54) m\u00e2n\u00e2s\u0131yla m\u00fcnasebeti a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bununla beraber istil\u00e2, ihatadan daha \u015f\u00fbmull\u00fcd\u00fcr. Ger\u00e7i \u0130bn\u00fc Arab\u00ee, &#8220;biz istil\u00e2 m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir istiv\u00e2 bilmiyoruz&#8221; demi\u015f ise de \u015f\u00e2irin:<\/p>\n<p>&#8220;Bi\u015fr, k\u0131l\u0131\u00e7s\u0131z ve kan d\u00f6kmeden Irak&#8217;\u0131 ist\u00eel\u00e2 etti.&#8221; beytiyle \u015fahit getiririlerek buna cevap verildi\u011fi me\u015fhurdur.<\/p>\n<p>3- Ar\u015f&#8217;\u0131n, m\u00fclk ve memleket; istiv\u00e2n\u0131n, ist\u00eel\u00e2 m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131d\u0131r. Bu da \u00f6b\u00fcr m\u00e2n\u00e2larla yak\u0131ndan ili\u015fkili olmakla beraber, ayr\u0131ca baz\u0131 faydalara da i\u015faret etmektedir. Birincisi: n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131na \u00f6zellikle bir dikkat nazar\u0131n\u0131 celbedicidir. \u0130kincisi: Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n, kendilerini mutlak h\u00e2kim gibi sayan be\u015fer\u00ee saltanatlar \u00fcst\u00fcndeki y\u00fcksek hakimiyetine \u00f6b\u00fcr m\u00e2n\u00e2lardan daha \u00e7ok bir hat\u0131rlatmay\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n yaln\u0131z fiil\u00ee s\u0131fat\u0131 itibariyle de\u011fil, b\u00fct\u00fcn z\u00e2t\u00ee s\u0131fat\u0131yla y\u00fcce ve mutlak kem\u00e2linde \u0131srar eder. Ve bu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan (sonra) nin m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki gecikme, yaratma ve istiv\u00e2 aras\u0131nda de\u011fil, beyan mertebesine ait r\u00fctbeyle ilgili bir gecikme olur.<\/p>\n<p>4- Bir de \u015f\u00f6yle<\/p>\n<p>&#8220;Ar\u015f&#8217;\u0131 istiv\u00e2 etti&#8221;, yani Allah&#8217;a nisbette her \u015fey e\u015fittir. Hi\u00e7 bir \u015fey ona di\u011fer bir \u015feyden daha yak\u0131n de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2 bir mek\u00e2n\u0131 b\u0131rak\u0131p da, di\u011fer mek\u00e2na giren cisimler gibi de\u011fildir&#8221; diye de tefsir edilmi\u015ftir ki, il\u00e2h\u00ee nisbette, mesafeyi reddetme ve adaletin ispat\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan bilhassa dikkate \u015f\u00e2y\u00e2n bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Yani Allah Ar\u015f \u00fczerine \u00f6yle bir istil\u00e2 ile istiv\u00e2 etmi\u015ftir ki, g\u00f6kler ve g\u00f6klerde bulunanlar ona daha yak\u0131n, yer ve yerde bulunanlar daha uzak bir mevki ve mesafede de\u011fil, hepsi e\u015fit bir nisbettedirler. Bundan istiv\u00e2n\u0131n e\u015fitlik m\u00e2n\u00e2s\u0131na al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Zira maksat, e\u015fitli\u011fin l\u00fczumu veya gere\u011fi olan z\u00e2t\u00ee veya nisb\u00ee bir vas\u0131ft\u0131r. Nitekim istiv\u00e2n\u0131n di\u011fer m\u00e2n\u00e2lar\u0131 da e\u015fitlikten vazge\u00e7mekle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n mek\u00e2nl\u0131kta d\u00fc\u015f\u00fcnebilece\u011finiz misali, e\u015fit iki taraf aras\u0131ndaki ortan\u0131n ve dairenin \u00e7emberine g\u00f6re merkez konumundaki istiv\u00e2 ve ortada olmakt\u0131r ki, bunda e\u015fitlik oran\u0131 iki taraf veya \u00e7ember noktalar\u0131na ait olur. Ve orta ve merkezde ancak bunlara bir kararda nisbet edilmi\u015f olarak m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Bu \u015fekilde Ar\u015f ve Taht anlam\u0131, \u00e7evreleyen m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan ba\u015fka, bir de merkezcilik fikrini telkin eder. Fakat unutmamak gerekir ki, muh\u00eet (\u00e7evreleyen)in gerisinde olan \u00e7e\u015fitli noktalar\u0131n merkeze oran\u0131 e\u015fit de\u011fil, farkl\u0131 uzakl\u0131ktad\u0131r. Halbuki &#8220;O, g\u00f6kte de il\u00e2ht\u0131r, yerde de il\u00e2ht\u0131r.&#8221; (Zuhruf, 43\/84) \u00e2yeti delaletince il\u00e2h\u00ee nisbette b\u00f6yle bir farkl\u0131l\u0131k da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemeyece\u011finden bu tefsir, il\u00e2h\u00ee istiv\u00e2n\u0131n bu geometrik m\u00e2n\u00e2ya da \u00f6l\u00e7\u00fc olamayaca\u011f\u0131n\u0131 ve bunu anlamak i\u00e7in b\u00fct\u00fcn uzakl\u0131k ve mesafe kayd\u0131n\u0131n da kald\u0131r\u0131lmas\u0131 gerekece\u011fini \u00f6zellikle anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Ve ger\u00e7ekte mekan ve y\u00f6n, uzakl\u0131k ve mesafe anlay\u0131\u015flar\u0131 da Ar\u015f&#8217;\u0131n alt\u0131ndad\u0131r, &#8220;Ar\u015f&#8217;\u0131n \u00fczerinde&#8221; de\u011fildir. Allah, her \u015fey \u00fczerine bid\u00fcziye haz\u0131r ve n\u00e2z\u0131rd\u0131r. Onun t\u0131pk\u0131s\u0131na benzer hi\u00e7 bir \u015fey yoktur. \u015eu halde istiv\u00e2s\u0131 da, mahiyeti belli olan hi\u00e7 bir istiv\u00e2 ile k\u0131yas kabul etmez. \u0130l\u00e2h\u00ee zat\u0131 ve s\u0131fat\u0131 hakk\u0131nda varid olan kelimelerin, yaln\u0131zca lugata ait ger\u00e7eklerin m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla de\u011fil, birer \u015fer&#8217;\u00ee hakikat olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekir. Bunun i\u00e7in burada Ar\u015f ve Taht&#8217;\u0131n ulv\u00ee gerekleri olan h\u00fck\u00fcm ve saltanat\u0131n intizam, emir ve iradenin yerine getirilmesi, istil\u00e2 (zaptetme) ve isti&#8217;l\u00e2 (y\u00fckselme)&#8217;y\u0131, g\u00fcc\u00fcn s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 ve tam adaleti unutup da istiv\u00e2 kelimesinin lisanda oturma veya ayakta durma ve korunma ile istikrarda da kulan\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131, Allah t\u0131pk\u0131 bir taht, bir sandalye veya dam \u00fcst\u00fcnde duran bir \u015fah\u0131s vaziyetinde Ar\u015f&#8217;a dayanm\u0131\u015f bid\u00fcziye oturuyor veya dikiliyor veya yat\u0131yor gibi bir d\u00fc\u015f\u00fcnceye sahip olmak, aklen ve \u015fer&#8217;an pek b\u00fcy\u00fck bir cahillik olur. B\u00f6yle bir m\u00e2n\u00e2ya lafz\u0131n lugat bak\u0131m\u0131ndan m\u00fcsaadesi varsa da \u015fer&#8217;an ve aklen yoktur. Ve i\u015fte yukarda a\u00e7\u0131klanan m\u00e2n\u00e2lar bilhassa bunu anlatmak ve \u00f6yle vehmi defetmek i\u00e7indir ki, her biri do\u011fru bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Y\u00fcksek nazm\u0131n da hepsine hem dil, hem din ve hem ak\u0131l y\u00f6n\u00fcnden ihtimali ve m\u00fcsaadesi vard\u0131r. Bununla beraber en do\u011frusu bunlar\u0131 b\u00fct\u00fcn\u00fcyle d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve ihatas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan il\u00e2h\u00ee istiv\u00e2n\u0131n hakikatinde durmak laz\u0131m gelir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yaratma, g\u00f6kler ve yer, alt\u0131 g\u00fcn, Ar\u015f mefhumlar\u0131nda bile, idrakimizi a\u015fan bir esas\u0131 vard\u0131r. O halde b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n \u00fczerine taall\u00fbk eden istiv\u00e2n\u0131n hakikati, idrak seviyemizden pek y\u00fcksek oldu\u011funu itiraf etmelidir. Bu bak\u0131mdan iman edilecek tefsir Selef&#8217;in \u00e7o\u011funlu\u011funun mezhebine g\u00f6re tefsirdir ki \u015fudur: Allah, g\u00f6kleri ve yeri \u00f6zel vakitlerde yaratt\u0131, sonra da hud\u00fbs (sonradan olma) ve yok olma, bir yer tutma ve y\u00f6n \u015f\u00fcphelerinden m\u00fcnezzeh olarak murad etti\u011fi m\u00e2n\u00e2 ile Ar\u015f \u00fczerine istiv\u00e2 eyledi&#8221;. Fakat b\u00f6yle demek, bu y\u00fcksek naz\u0131mda bizim anlayabilece\u011fimiz hi\u00e7 bir m\u00e2n\u00e2 yoktur demek olmad\u0131\u011f\u0131ndan da gaflet edilmemek gerekir ki, bu \u00e2yetin devam\u0131 a\u00e7\u0131klay\u0131p izah edecektir.<\/p>\n<p>Baksan\u0131za: Geceyi g\u00fcnd\u00fcze b\u00fcr\u00fcyor. \u0130sti&#8217;l\u00e2 ve h\u00e2kimiyetin en geni\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcmlerinden olan bu iki z\u0131t yarat\u0131\u011f\u0131n birini di\u011ferine ard arda kaplay\u0131p duruyor. \u00c2lemin idaresinde \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 karanl\u0131\u011fa giydirip \u00f6rtt\u00fcrd\u00fckten sonra, bir de \u00e7evirip karanl\u0131\u011f\u0131 \u0131\u015f\u0131\u011fa giydiriyor. Onu ona \u00f6rt\u00fc yap\u0131p sard\u0131r\u0131yor. Burada hem &#8220;Geceyi g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn \u00fczerine doluyor.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/5) hem &#8220;G\u00fcnd\u00fcz\u00fc de gecenin \u00fczerine doluyor.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/5) kavramlar\u0131na, biri ibaresiyle biri de i\u015faretiyle olmak \u00fczere delalet vard\u0131r. I\u011f\u015f\u00e2, bab\u0131ndan olmak ve bunda birinci mef&#8217;\u00fbl\u00fcn m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan f\u00e2il olmas\u0131 as\u0131l bulunmak hasebiyle gecenin g\u00fcnd\u00fcz\u00fc ga\u015fyetme (\u00f6rtme)si yani &#8220;Geceyi, g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn \u00fczerine doluyor.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/5) kavram\u0131 ibaresiyle olmas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Yani her ak\u015fam g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00e2lemde ruhlar\u0131 ve nefisleri (objeleri ve subjeleri) isti&#8217;l\u00e2 etmi\u015f mul\u00fbt-\u0131 k\u00fcll (her \u015feyi ku\u015fatan) ve h\u00e2kim-i k\u00fcll (her\u015feye h\u00e2kim) gibi g\u00f6r\u00fcnen g\u00fcnd\u00fcz yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n; mek\u00e2n ve zamana ba\u011fl\u0131 yay\u0131lma ve devam\u0131yla ayd\u0131nl\u0131k hissini, hem g\u00f6z g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn\u00fc, hem \u00f6z g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn\u00fc bir ak\u015fam emriyle d\u00fcr\u00fcp karanl\u0131\u011f\u0131n, karanl\u0131k hissinin i\u00e7ine sokar, gece yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n isti&#8217;las\u0131 alt\u0131na verir. G\u00fcn ufuk ve histen kaybolur, karanl\u0131k i\u00e7inde his alt\u0131nda bir \u00e2leme girer, cihan ba\u015fka bir cihan olur. Parlayanlar s\u00f6ner, s\u00f6nenler d\u00f6ner, renkler ve \u015fekiller siyahlar giyer, yay\u0131lan mek\u00e2nlar d\u00fcr\u00fcl\u00fcr b\u00fck\u00fcl\u00fcr, durmaz zamanlar tutulur ge\u00e7ilir, g\u00f6zler karar\u0131r, g\u00f6n\u00fcller daral\u0131r ve siz art\u0131k g\u00fcnd\u00fcz\u00fc ve onun emrindeki her \u015feyi ve kendinizi gece i\u00e7inde, bir hayal alt\u0131nda sinmi\u015f, gizlenmi\u015f, ma\u011flub, mahk\u00fbm, hapsedilmi\u015f bulursunuz. Ve hatta \u00f6yle kendinizden ge\u00e7er, uyur, yokluk karanl\u0131\u011f\u0131na g\u00f6m\u00fcl\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. Hem ne halde kendinizden ge\u00e7irttirir? Bu, onu aceleci bir \u015fekilde isterken, yani g\u00fcnd\u00fcz geceyi veya aksi takdirde gece g\u00fcnd\u00fcz\u00fc te\u015fvik ile kand\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, heyecanland\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bir t\u00e2lib gibi b\u00fct\u00fcn s\u00fcrat ve h\u0131z\u0131yle aral\u0131ks\u0131z takip edip kovalarken, Allah te\u00e2l\u00e2 g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn bu aceleci iste\u011finin z\u0131dd\u0131na o ma\u011flub ve mahkum geceyi getirir bir anda tepesine ge\u00e7irir, bir anda g\u00e2libi ma\u011flub, ma\u011fluba g\u00e2lip k\u0131lar. Ve bu \u00f6rtmeyi diledi\u011fi kadar devam ettirir, bir kerre de\u011fil devaml\u0131 yapar. \u0130\u015fte bunu yapan Allah&#8217;t\u0131r. Bu \u00f6rtmede ilk \u00e2n\u0131 itibariyle bir yaratma m\u00fc\u015fahedesi ve bunun devam ve tekrar\u0131nda bir il\u00e2h\u00ee istiv\u00e2 delili vard\u0131r. Bu \u015fekilde ne g\u00fcnd\u00fcz geceyi ge\u00e7ip tamamen ma\u011flub edebiliyor, ne de gece g\u00fcnd\u00fcz\u00fc &#8220;Ne de gece g\u00fcnd\u00fcz\u00fc ge\u00e7er.&#8221; (Y\u00e2s\u00een, 36\/40) b\u00f6yle bir d\u00f6nme hareketinin devam etmesiyle disiplinli bir idare alt\u0131nda alt, \u00fcst, i\u00e7, d\u0131\u015f olarak d\u00f6ner d\u00f6ner giderler, bir d\u00fcziye Allah&#8217;\u0131n saltanat\u0131n\u0131 ilan ederler. Gerek mek\u00e2n ve gerek zaman, gerek \u00e2f\u00e2k (objeler) ve gerek enf\u00fcs (subjeler) a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00e2lem ne yaln\u0131z bir g\u00fcnd\u00fcz devleti olur, ne de yaln\u0131z gece. Ayn\u0131 \u015fekilde bunlar \u00e2lemin bir k\u0131sm\u0131nda daima biri, bir k\u0131sm\u0131nda da daima di\u011fer biri sabit ve devaml\u0131 olmak \u00fczere iki ba\u011f\u0131ms\u0131z devlet de te\u015fkil edemezler. Her biri, her an n\u00f6betle\u015fe kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak bir istiv\u00e2 noktas\u0131ndan ge\u00e7er, \u00fcst ve adaletli bir idarenin h\u00fck\u00fcm ve n\u00fcfuzu alt\u0131nda de\u011fi\u015fimle biri di\u011ferini \u00f6rt\u00fcp ve kaplay\u0131p emri alt\u0131na alarak devrederler. \u00d6yle bir idare ile devrederler ki, yaln\u0131z takip etme ve birle\u015fme ile kalmaz, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak biri di\u011ferini \u00f6rtmekle birbiri i\u00e7ine de girerler. G\u00fcnd\u00fcz gecenin ard\u0131nda, \u00f6n\u00fcnde, halef ve selefi (kendisinden sonra ve \u00f6nce geleni) olduktan ba\u015fka, alt\u0131nda veya \u00fcst\u00fcnde, i\u00e7inde veya d\u0131\u015f\u0131nda memuru ve t\u00e2bii de olur. D\u00fcnk\u00fc g\u00fcnd\u00fcz, hem bu gecenin \u00f6n\u00fcne ge\u00e7mi\u015ftir, hem de i\u00e7inde ve alt\u0131nda gizlenmi\u015ftir. Bununla beraber ne g\u00fcnd\u00fcz geceye d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcr, ne de gece g\u00fcnd\u00fcze: G\u00f6r\u00fcn\u00fcmleri sakl\u0131, de\u011fi\u015fimleri mazbut, fakat isti&#8217;l\u00e2lar\u0131 denk olarak ve n\u00f6betle\u015fe alt\u0131 \u00fcst\u00fcne getirilmi\u015f ve kararl\u0131. Halbuki g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn tabiat\u0131na ve aceleci talebine bak\u0131l\u0131nca, bir kerre n\u00fbr (\u0131\u015f\u0131k) karanl\u0131\u011f\u0131 \u00e7i\u011fnedikten, g\u00fcnd\u00fcz geceyi \u00f6rtt\u00fckten sonra bir daha b\u0131rakmamas\u0131, daima geceye h\u00e2kim kalmas\u0131, ist\u00eel\u00e2 etti\u011fi yerde s\u00f6nmemesi, yani istiv\u00e2s\u0131na mutlak bir \u015fekilde sahip olmas\u0131 gerekirdi. Ayn\u0131 \u015fekilde gecenin tabiat\u0131na bak\u0131l\u0131nca da g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn asla meydana \u00e7\u0131kmamas\u0131, gecenin Ar\u015f&#8217;\u0131n istiv\u00e2s\u0131na sahip olmas\u0131 gerekirdi. \u0130kisine birden bak\u0131l\u0131nca da aralar\u0131nda ne bir devir, ne bir hareket bulunmamas\u0131, her birinin di\u011ferini e\u015fit olarak durdurup faaliyetini engellemesi gerekirdi. Demek ki gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn talebi gibi yarat\u0131klara nisbet olunacak bir devaml\u0131l\u0131k, bir tabiat yok de\u011fildir. Herhangi bir \u015fey soyut olarak kendine ve kendi haline g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc takdirde bir devaml\u0131l\u0131k vasf\u0131n\u0131 kazan\u0131r ki, buna onun tabiat\u0131 veya z\u00e2t\u0131n\u0131n gere\u011fi denilir. Fakat tabiat, kendi kendine etkileyici ve h\u00e2kim de\u011fildir. Nitekim gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fc, tabiatlar\u0131n\u0131n gerektirdi\u011finin tersine mahk\u00fbm eden bu i\u015f, her ikisinin ve tabiat\u0131n \u00fcst\u00fcnde bir i\u015ftir. \u015eu halde hakiki gereklik (ic\u00e2b) de icat gibi tabiat \u00fcst\u00fcd\u00fcr. Mesela tabiat a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman harekete getirilen her hangi bir cismin uzayda sonsuza kadar do\u011fru hareket ile hareket edip gidece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr ki, buna atalet (tembellik) veya istish\u00e2b denir. Ger\u00e7ekte b\u00fct\u00fcn akl\u00ee hareketlerin mant\u0131k\u00ee gibi tasavvur olunan ve tabiat gere\u011fi denilen \u0131tt\u0131rat (birbirini takip etme) kanununun h\u00fckm\u00fc budur. Halbuki incelendi\u011fi zaman \u00e2lemde b\u00f6yle bir hareket yoktur. Bir z\u0131dd\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131 koymas\u0131na maruz olmayan ve tabiat gere\u011fi durdurulamayan ve de\u011fi\u015ftirilemeyen hi\u00e7 bir \u015fey bulunmuyor. \u0130\u015fte bu \u00f6yle bir noktad\u0131r ki, bize e\u015fyan\u0131n tabiat\u0131n\u0131n h\u00e2kim de\u011fil, mahk\u00fbm oldu\u011funu g\u00f6sterir. Olaylar\u0131 tayin ve icab eden gerekli sebebin tabiat \u00fcst\u00fc oldu\u011funu ve istish\u00e2b\u0131n ispat edici bir delil olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya \u00e7\u0131kar\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin mek\u00e2n ve zamanda, g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ve g\u00f6r\u00fcnmezde gece ve g\u00fcnd\u00fcz h\u00fckm\u00fcn\u00fcn d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kmad\u0131\u011f\u0131, \u00e2lemin tamamen veya k\u0131smen g\u00fcnd\u00fcz veya gece i\u00e7inde bulundu\u011fu, yani zaman zarf\u0131, mek\u00e2n zarf\u0131ndan daha geni\u015f olup, mek\u00e2n zarf\u0131n\u0131n, ya gece veya g\u00fcnd\u00fcz halinde bir zaman zarf\u0131 \u00e2n\u0131na s\u0131\u011fd\u0131\u011f\u0131, \u0131\u015f\u0131k ve karanl\u0131\u011f\u0131n uzamas\u0131yla gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn de zaman zarf\u0131 tabiat\u0131n\u0131n iki kar\u015f\u0131t s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 \u00e7izdi\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce, ikisi b\u00fct\u00fcn \u00e2lemi kaplayan \u0131\u015f\u0131k ve karanl\u0131\u011f\u0131, gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fc birbirine katan ve yarat\u0131l\u0131\u015flar \u00fczerinde etkili olan bu \u00f6rtme ve idare emri b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin \u00fcst\u00fcnde Yarat\u0131c\u0131 Allah&#8217;\u0131n &#8220;O, her g\u00fcn (her an) bir i\u015ftedir.&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/29) \u00e2yeti delaletince do\u011frudan do\u011fruya, bir emir ve tasarrufun ve Ar\u015f \u00fczerine rabban\u00ee istiv\u00e2n\u0131n her g\u00fcn tecelli eden g\u00f6r\u00fcnen bir delili oldu\u011fu derhal idrak olunur. Ayn\u0131 h\u00fck\u00fcm ve tasarruf, ayn\u0131 idare, ayn\u0131 delil, \u00e7ekme ve itme, hareket ve s\u00fck\u00fbn, s\u0131cak ve so\u011fuk, ya\u015f ve kuru, hayat ve \u00f6l\u00fcm, gam ve sevin\u00e7.. gibi b\u00fct\u00fcn \u00e7ift z\u0131tlar\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ve n\u00f6betle\u015fe d\u00f6nme ve h\u00fck\u00fcmlerinde art\u0131 ve eksi elektrik gibi b\u00fct\u00fcn \u00e7e\u015fitli tabiatlar\u0131n \u00e7ift olu\u015flar\u0131nda ve hatta tek tabiat\u0131n \u015fekillenmesinde bile cereyan eder. B\u00fct\u00fcn anla\u015fanlar\u0131n ayr\u0131l\u0131klar\u0131, ayr\u0131lar\u0131n birle\u015fmeleri, z\u0131tlar\u0131n d\u00f6nme ve n\u00f6betle\u015fmeleri do\u011frudan do\u011fruya yarat\u0131c\u0131 Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131klar\u0131n tabiat\u0131 \u00fczerinde h\u00e2kim olan istiv\u00e2s\u0131n\u0131 g\u00f6steren birer \u015fahittirler. Fakat gece ve g\u00fcnd\u00fcz bunlar\u0131n hepsini i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131ndan &#8220;gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn \u00f6rt\u00fcnmesi&#8221; tabiatlar \u00fczerindeki b\u00fct\u00fcn bu tasarruflar\u0131n g\u00f6r\u00fcnenlerde ve g\u00f6r\u00fcnmezlerde en genel ve en a\u00e7\u0131k bir resm\u00ee tebli\u011fi: &#8220;bu, onu aceleci bir \u015fekilde isterken&#8221; \u00e2yetindeki z\u0131t ili\u015fkinin i\u00e7ine alm\u0131\u015f oldu\u011fu b\u00fct\u00fcn kar\u015f\u0131t m\u00fcnasebetleri hat\u0131rlatmakla bu \u00f6rtme \u00e2n\u0131nda de\u011fi\u015fim mukadderat\u0131na u\u011frayan iki z\u0131dd\u0131n tabiat bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan bulunduklar\u0131 hallerini tasvir etmek ve bu hali tersine \u00e7eviren ve de\u011fi\u015ftiren \u00f6rtme emrinin tabiat \u00fcst\u00fc olan ve do\u011fru istiv\u00e2y\u0131 g\u00f6steren karakterini a\u00e7\u0131klamak ve ortaya \u00e7\u0131karmakt\u0131r.<\/p>\n<p>TALEB: Ayn veya m\u00e2n\u00e2 herhangi bir \u015feyin ele ge\u00e7mesi i\u00e7in varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131rma ve takip etme demektir.<\/p>\n<p>HAS\u00ceS : masdar\u0131ndan fail m\u00e2n\u00e2s\u0131nda fe\u00eel veya mef\u00fbl olarak veya m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir ki, burda biri talib (isteyen)in, biri de matl\u00fbb (istenilen)un h\u00e2lini g\u00f6sterir. Hass ise ilgi g\u00f6stererek ve te\u015fvik ederek kand\u0131r\u0131p k\u0131z\u0131\u015ft\u0131rmak veya kan\u0131p k\u0131z\u0131\u015fmak demektir ki, m\u00fcteadd\u00ee (ge\u00e7i\u015fli) ve laz\u0131m (ge\u00e7i\u015fsiz) da olur ve bir \u0131srar\u0131, aceleyi ve s\u00fcr&#8217;ati gerektirir. Bunun i\u00e7in &#8220;has\u00ees&#8221;, sadece s\u00fcratli veye s\u00fcratlendiren m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Bundan dolay\u0131 g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn geceyi has\u00ees olarak talebi de s\u00fcrat ve \u0131srar ile aral\u0131ks\u0131z bir \u015fekilde takip etmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tefsir edilmi\u015ftir. Bu takip ve s\u00fcr&#8217;at hallerinin b\u00f6yle hass ve taleb gibi iki ruh\u00ee kelimeyle ifadesi ise bir hayli ince n\u00fckteleri ve m\u00e2n\u00e2lar\u0131 akla getirir:<\/p>\n<p>\u00d6nce: bunda bu \u00f6rtme \u00e2n\u0131n\u0131n \u00f6nemini iyice d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmek i\u00e7in ruha ve ruh\u00ee olaylara bir dikkat nazar\u0131n\u0131 \u00e7ekmek vard\u0131r ki, bu da \u015fu faydalar\u0131 i\u00e7erir:<\/p>\n<p>Birincisi: Gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn hayat ve ruh\u00e2niyetle olan \u00f6nemli ilgisini hat\u0131rlat\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Ruh ve ruh\u00ee olaylarda olmadan mek\u00e2n ve zamanda hi\u00e7 bir takip ve hareket d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemiyece\u011fine i\u015faret eder.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Gece ve g\u00fcnd\u00fcz kavramlar\u0131n\u0131n yaln\u0131z \u00e2fak\u00ee (nesnel) de\u011fil, enf\u00fcs\u00ee (\u00f6znel) haysiyetle de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmelerinin gere\u011fini hat\u0131rlat\u0131r.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Bir g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn devam\u0131 demek olan ve iste\u011fi ile ifade olunan hareket, g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn kendisine isnad olunmas\u0131 gereken bir fiil, yani g\u00fcne\u015f \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u00f6zel meylini ifade eden bir tabi\u00ee fiili olmakla beraber, bunun s\u0131rf kendi kuvvetiyle kalmay\u0131p, d\u0131\u015f\u0131ndan m\u00fcn&#8217;akis, (tersine d\u00f6nm\u00fc\u015f) olan ve hass ile ifade edilen bu etkinin te&#8217;yid ve harekete ge\u00e7irmesi ile de ilgili oldu\u011fu ve hatta bu tabi\u00ee fiilin ma\u011flub edildi\u011fi \u00f6rtme s\u0131ras\u0131nda bu d\u0131\u015f etkinin fazlaca ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f bulundu\u011funa i\u015faret edilirken, bu hareketin ne yaln\u0131z mekanik, ne de yaln\u0131z dinamik olmay\u0131p iki hususu da i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 anlat\u0131ld\u0131ktan ba\u015fka, bunun birisinin &#8220;taleb&#8221;, birisinin de &#8220;hass&#8221; ile anlat\u0131lmas\u0131 her iki durumun s\u0131rf \u015fuurla ilgili de\u011filse bile, \u015fuur ile ilgili manev\u00ee bir emre r\u00e2ci olduklar\u0131na ve an\u0131lan \u00f6rtmenin b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n z\u0131dd\u0131na olarak v\u00e2ki oldu\u011funa i\u015faret edilmi\u015f bulunuyor. Ve sonra bu i\u015faretlerin sonucu olarak \u015fu anlat\u0131lm\u0131\u015f oluyor ki: An\u0131lan \u00f6rtme hem \u00e2f\u00e2k\u00ee (nesnel) , hem enf\u00fcs\u00ee (\u00f6znel)dir. Gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn \u00f6rtmesi \u00e2n\u0131nda il\u00e2h\u00ee istiv\u00e2n\u0131n delili olan hakk\u0131n i\u015fi; mek\u00e2n\u0131 zamanda, zaman\u0131 ruhta, ruhu bir emirde d\u00fcr\u00fcp u\u00e7urarak zihni d\u0131\u015fa uyu\u015fturan bir \u00f6rtme \u00e2n\u0131nda yani &#8220;Bizim buyru\u011fumuz yaln\u0131z biz tekdir, g\u00f6z a\u00e7\u0131p yumma gibidir.&#8221; (Kamer, 54\/50) \u00e2yetinin delaleti \u00fczere rabban\u00ee bir izafetten ibaret olan bir emirde, \u00f6zetle ortakl\u0131\u011f\u0131 reddeden bir kabullenme h\u00fckm\u00fcnde tecelli eder. Yoksa binlerce gece ve g\u00fcnd\u00fcz ge\u00e7irip de ruhu duymayanlar\u0131n bu tecelliden ve bu delilden haberleri bile olmaz.<\/p>\n<p>\u015euras\u0131 bilinmektedir ki, g\u00fcnd\u00fcz G\u00fcne\u015f&#8217;in, gece de di\u011fer g\u00f6k cisimlerinin bir saltanat\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ve bundan dolay\u0131 g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn s\u00fcratli ve h\u0131rsl\u0131 talebi G\u00fcne\u015f&#8217;in talebine d\u00f6ner. \u015eu halde g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn \u0131srarl\u0131 talebine ra\u011fmen geceye \u00f6rt\u00fcl\u00fc\u015f\u00fcndeki ma\u011flubiyet, G\u00fcne\u015f&#8217;in bir ma\u011flubiyeti demektir. Ger\u00e7ekte bununla G\u00fcne\u015f istil\u00e2 etmi\u015f oldu\u011fu bir memleketi bir anda terketmeye mecbur edildikten ba\u015fka oraya sarfedip yaym\u0131\u015f oldu\u011fu \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n da derhal s\u00f6nd\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f oldu\u011fu \u015f\u00fcphesizdir. G\u00fcnd\u00fcz\u00fcn geceyi \u00f6rtmesinde de di\u011fer cisimlerin h\u00fckm\u00fc b\u00f6yledir. Bunun i\u00e7in gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn bu \u00f6rtmesinden \u015fu da sabit olur ki Allah, G\u00fcne\u015f&#8217;i, Ay&#8217;\u0131 ve b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zar\u0131 da emrine m\u00fcsahhar (boyun e\u011fdirilmi\u015f) olarak yaratm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn\u00fc \u00c2mir k\u0131r\u00e2etinde okundu\u011funa g\u00f6re, G\u00fcne\u015f, Ay ve b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlar onun emrine boyun e\u011fmi\u015flerdir. Hi\u00e7 biri varl\u0131k ve fiilinde bizzat icad eden (mucid) ve gerekli k\u0131lan (mucib) de\u011fildir. Hi\u00e7 biri Allah&#8217;\u0131n emrine, irade ve tasarrufuna kar\u015f\u0131 direni\u015f ve muhalefet g\u00f6stermez ve g\u00f6steremez. Gerek g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn sultan\u0131 g\u00f6r\u00fcnen G\u00fcne\u015f, gerek gecenin melikleri gibi g\u00f6r\u00fcnen Ay ve y\u0131ld\u0131zlar, &#8220;Ve her g\u00f6\u011fe emrini vahyetti&#8221; (Fuss\u0131let, 41\/12) \u00e2yeti delaletince kendilerine verilen il\u00e2h\u00ee emre itaat ve uymak zorundad\u0131rlar. Yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131, mahiyetleri, tabiatleri, ald\u0131klar\u0131 emre uymaktan ibarettir. Allah, g\u00f6klere ve yere &#8220;\u0130stiyerek veya istemiyerek gelin. &#8221; (Fuss\u0131let, 41\/11) buyurmu\u015f, onlarda &#8220;\u0130stiyerek geldik.&#8221; (Fussilet, 41\/11) demi\u015flerdir. Hi\u00e7 biri kad\u00eem (ezel\u00ee) olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, mahk\u00fbmluktan az\u00e2de bir Ar\u015f&#8217;\u0131n istiv\u00e2s\u0131na sahip de de\u011fillerdir. Hepsi yarat\u0131lm\u0131\u015f mahl\u00fbk, hepsi il\u00e2h\u00ee iradeye t\u00e2bi, rabban\u00ee saltanat\u0131n icab\u0131na boyun e\u011fdirilmi\u015f, onun tedbir ve hikmeti ile evirip \u00e7evirmesine g\u00f6re cereyan eden g\u00f6revliler ve memurlard\u0131r. Y\u00fcr\u00fc derse y\u00fcr\u00fcrler, d\u00f6n derse d\u00f6nerler, dur derse dururlar, parla derse parlarlar, s\u00f6n derse s\u00f6nerler&#8230; Kendilerine ve kendi mukadderatlar\u0131na kendileri h\u00e2kim olmayan b\u00fct\u00fcn bu cisimler, kendi kendilerine ve s\u0131rf kendi adlar\u0131na ne bir \u015fey icad edebilirler, ne de bir \u015feye h\u00e2l ve \u015f\u00e2n icab edebilirler.<\/p>\n<p>\u0130yi bilmeli ki b\u00fct\u00fcn yaratmak da O&#8217;nundur, emir de.<\/p>\n<p>Ba\u015ftan sona takdir etme ve tekv\u00een (var etme) de O&#8217;nun, kabul etme ve \u015fer\u00eeat koyma da. \u015eu halde hacim ve miktar\u0131 bulunan yarat\u0131klar da O&#8217;nun m\u00fclk\u00fc, onlar \u00fczerinde cereyan eden hacimsiz miktars\u0131z emirler de. Yani yaratma da O&#8217;nun, y\u00fcr\u00fctme de O&#8217;nun; cisim ve cisimlikler, madde ve \u015fekil, O&#8217;nun icad ve yap\u0131s\u0131, onlar\u0131 y\u00fcr\u00fcten kuvvet ve ruh O&#8217;nun tesir ve izafeti. O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131 ne yoklu\u011fa v\u00fccut verebilir, ne de m\u00fcmk\u00fcnlere v\u00fccub. Var etme O&#8217;nun, vacib k\u0131lmak O&#8217;nun, harika O&#8217;nun, kanun O&#8217;nun, b\u00fct\u00fcn m\u00e2siv\u00e2 (Allah d\u0131\u015f\u0131nda her \u015fey) O&#8217;nun h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda yaratma ve emrinden ibaret. O ise her \u015feyi yaratan ve mutlak tasarruf sahibi, ger\u00e7ekte ne O&#8217;nun icad\u0131na dayanmayan bir mevcut bulunabilir, ne de onun emir ve icab\u0131na uymayan emirler, emir olabilir. Allah, \u00e2lemlerin Rabbi, \u00e7ok y\u00fcksek ve \u00e7ok b\u00fcy\u00fck. Hay\u0131r ve bereketine, y\u00fckseklik, \u015f\u00e2n\u0131na, kudretinin azametine s\u0131n\u0131r ve son yok. &#8220;Dikkat ediniz, yaratma da, emir de O&#8217;nundur.&#8221; tenbih ve \u00f6zetlemesinden sonra ak\u0131l sahibi \u00e2lemlerinin di\u011fer \u00e2lemlere \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ifade eden &#8220;\u00e2lemlerin Rabbi&#8221; vasf\u0131yla \u00f6zellikle ak\u0131ll\u0131lar \u00e2lemi \u00fczerindeki il\u00e2h\u00ee rabl\u0131\u011fa dikkat nazar\u0131n\u0131n \u00e7ekilmesi, hem \u00e2lemler i\u00e7inde ak\u0131l sahiplerinin \u00f6zel \u015ferefini, hem de Allah&#8217;\u0131n y\u00fccelik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn ak\u0131l \u00fcst\u00fc oldu\u011funu hat\u0131rlatmad\u0131r. Yani g\u00f6z\u00fc, \u00f6z\u00fc olanlar iyi dikkat etmelidir ki, g\u00f6kleri ve yeri vakit vakit yarat\u0131p \u015fu \u00e2lemin t\u00fcm\u00fcn\u00fc kuran ve hepsinin \u00fczerine e\u015fit olarak h\u00e2kim olarak duran, geceyi g\u00fcnd\u00fcz\u00fc birbirine katan, G\u00fcne\u015f ve Ay&#8217;\u0131 gezegenleri ve sabitleri ile b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlar\u0131 emri alt\u0131nda diledi\u011fi gibi yak\u0131p s\u00f6nd\u00fcrerek murad\u0131 \u00fczere y\u00fcr\u00fcten, \u00f6zetle b\u00fct\u00fcn yaratma ve emir kendinin olan Allah Te\u00e2l\u00e2 yaln\u0131z g\u00f6r\u00fcnen \u00e2lemin de\u011fil, ak\u0131llar ve ruhlar \u00e2leminin de Rabbidir. Ve bundan dolay\u0131 ululu\u011fu ve y\u00fcceli\u011fi, Ar\u015f \u00fczerinde istiv\u00e2s\u0131 b\u00fct\u00fcn cisman\u00ee y\u00fcceliklerin \u00fcst\u00fcnde oldu\u011fu gibi, yerden g\u00f6klere ge\u00e7erek, al\u00e7ak ve y\u00fcksek cisimleri ve ecr\u00e2m\u0131, uzakl\u0131klar\u0131 ve mesafeyi, nicelik ve nitelikleri dola\u015farak mek\u00e2n\u0131 ve zaman\u0131 d\u00fcr\u00fcp toplayan ve bir \u015fuur \u00e2n\u0131nda bu y\u00fccelik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn tecelli ve inki\u015f\u00e2f\u0131na \u015fahit olan ak\u0131llar ve ruhlar \u00e2leminin de \u00fcst\u00fcndedir.<\/p>\n<p>Ak\u0131l sahipleri, m\u00e2rifetullah (Allah&#8217;\u0131 tan\u0131ma) yolunda hem ak\u0131llar\u0131n\u0131n k\u0131ymetinden ve ak\u0131llar \u00e2leminin \u00f6zelli\u011finden gaflet etmemeli, hem de ak\u0131la haddinden fazla k\u0131ymet verip de ak\u0131llar \u00e2leminin y\u00fcceli\u011fi \u00fcst\u00fcnde y\u00fccelik ve hakimiyet yok sanmamal\u0131d\u0131r. Kendisinden gaflet edip de yaln\u0131z makul\u00fcne garkolan ak\u0131llar b\u00e2t\u0131ndan haberdar olmaz, yaln\u0131zca d\u0131\u015f tecellilere saplan\u0131r, Rabb\u0131n\u0131 da s\u0131rf d\u0131\u015fta g\u00f6rmek ister ve b\u00fct\u00fcn \u00fcmidini d\u0131\u015fardan bekler. Zanneder ki g\u00f6kteki G\u00fcne\u015f Rabb&#8217;\u0131ndan daha a\u00e7\u0131kt\u0131r ve o kendisinden daha y\u00fcksektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kendini duymayan Rabb\u0131n\u0131 da duymaz. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k kendini duyan ve fakat kendine tesir icra edip duran makul\u00fcnden gafletle yaln\u0131z kendine d\u00fc\u015fk\u00fcn, kendine ma\u011frur ve kendi \u00e2lemine dal\u0131p kalan ak\u0131llar da yaln\u0131zca b\u00e2t\u0131n\u00ee tecellilere saplan\u0131r. G\u00f6kteki G\u00fcne\u015f&#8217;i kendinde farzeder. Rabbini de hep kendinde veya kendi cinsinden bir ak\u0131l, bir ruh olarak g\u00f6rmek ister ve bu \u015fekilde kendini, \u00fcst\u00fcn\u00fc yok bir il\u00e2h veya il\u00e2h cinsinden sayar. \u00c7\u00fcnk\u00fc kendi haddini bilmez, haddini bilmeyen de Rabb&#8217;ini bilmez. Hakk\u0131n akla h\u00e2kim oldu\u011funu bilmez de, akl\u0131n hakka h\u00e2kim oldu\u011funu zanneder. Bilmez ki h\u00e2kimiyet istiv\u00e2s\u0131, ve G\u00fcne\u015f ve Ay \u00e2lemlerinin, ne de ak\u0131llar ve ruhlar \u00e2lemlerinindir. Her ikisinin \u00fcst\u00fcnde Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131nd\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ak\u0131llar \u00fcst\u00fcnde \u00f6yle bir kudret ve kuvveti, \u00f6yle bir y\u00fccelik ve azameti vard\u0131r ki, geceyi g\u00fcnd\u00fcze ge\u00e7irdi\u011fi gibi, ak\u0131llar\u0131 par\u00e7a par\u00e7a eder. \u00d6yle bir rahmet ve bereketi vard\u0131r ki, par\u00e7a par\u00e7a olmu\u015f sineleri g\u00fcnd\u00fcz\u00fc geceye ge\u00e7irdi\u011fi gibi G\u00fcne\u015f ve Ay&#8217;\u0131n \u00fcst\u00fcne ge\u00e7irir. Bunun i\u00e7in ey ak\u0131l sahipleri:<\/p>\n<p>55- Rabb&#8217;inize dua edin, yalvararak ve gizli olarak. \u00c2s\u0131m&#8217;dan Ebu Bekir \u015eu&#8217;be k\u0131r\u00e2etinde okunur ki, bir \u00e7e\u015fit korku ile demektir. Yani \u00f6nce haddinizi bilip Rabb&#8217;\u0131n\u0131z\u0131 tan\u0131y\u0131n\u0131z, istiv\u00e2, yaratma ve emir, y\u00fccelik ve ululuk, b\u00fct\u00fcn hay\u0131r ve bereket O&#8217;nun ve O&#8217;na mahsus oldu\u011funu ve kendinizin gece ve g\u00fcnd\u00fcz i\u00e7inde O&#8217;na her dem, her lahza muhta\u00e7 ve O&#8217;nun h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda ve rub\u00fbbiyetinde yarat\u0131k ve memur bulundu\u011funuzu ve hi\u00e7 bir zaman O&#8217;ndan m\u00fcsta\u011fni olamayaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 itiraf ediniz. \u0130kinci olarak o y\u00fccelik ve ululuk kar\u015f\u0131s\u0131nda O&#8217;na m\u00fcracaattan ve ihtiyac\u0131n\u0131z\u0131 sunarak arzular\u0131n\u0131z\u0131 talep ve niyaz etmekten yasaklanm\u0131\u015f olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 ve tersine do\u011frudan do\u011fruya istek ve duaya izinli ve hatta emredilmi\u015f bulundu\u011funuzu, Allah&#8217;\u0131n lutuf ve ihsan\u0131nda cimrilik olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve fakat yaratma ve emir, h\u00fck\u00fcm ve h\u00e2kimiyetin ona mahsus oldu\u011fundan isteklerinizi yerine getirmeye mecbur olmaktan uzak bulundu\u011funu biliniz de, ona g\u00f6re O&#8217;ndan dilekler dileyiniz, arzu ve ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131z\u0131 isteyiniz. \u0130steyiniz ama pervas\u0131zca veya ba\u011f\u0131r\u0131p \u00e7a\u011f\u0131rmakla de\u011fil, tam taz\u00eem ile yalvararak ve b\u00fct\u00fcn bir ihlas ile gizli yalvarma halinde. Zira muhakkak ki O, haddi a\u015fanlar\u0131 sevmez. Herhangi bir \u015feyde il\u00e2h\u00ee emrin tayin etti\u011fi s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fmak istiyenleri sevmez, haklar\u0131nda hay\u0131r murad etmez. \u015eu halde kendilerini talep ve duadan ihtiya\u00e7s\u0131z sayanlar\u0131 sevmedi\u011fi gibi, duan\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 a\u015fanlar\u0131 da sevmez, dualar\u0131n\u0131 kabul etmez.<\/p>\n<p>DUA: K\u00fc\u00e7\u00fc\u011f\u00fcn b\u00fcy\u00fckten, acizin g\u00fc\u00e7l\u00fcden ihtiya\u00e7 ve arzusunu ciddi olarak istemesi ve rica etmesi demek oldu\u011fundan fiil, s\u00f6z ve h\u00e2l olarak yalvarmak, ihl\u00e2s ve ciddilik, bir de istenilen \u015feyin isteyen ve kendisinden istenilenin h\u00e2l ve \u015fanlar\u0131na lay\u0131k ve uygun olmas\u0131, aralar\u0131ndaki nisbeti bozucu olmamas\u0131 duan\u0131n tarifinde dahil \u015fartlar\u0131ndand\u0131r. Bunun i\u00e7in duada yalvarma halinde bulunmamak varl\u0131\u011fa, pervas\u0131zl\u0131\u011fa, bir \u00e7e\u015fit \u00e7al\u0131ma delalet eder. Ufak bir sayg\u0131s\u0131zl\u0131k etmek, dua s\u0131n\u0131r\u0131ndan emir veya iltimas s\u0131n\u0131r\u0131na ge\u00e7en bir haddini a\u015fma olay\u0131 oldu\u011fu gibi, duay\u0131 gizli bir \u015fekilde yapmamak, ba\u011f\u0131r\u0131p \u00e7a\u011f\u0131rmak da ihlas s\u0131n\u0131r\u0131ndan g\u00f6steri\u015fe, dua s\u0131n\u0131r\u0131ndan \u015fikayet ve davaya ge\u00e7en bir hadsizli\u011fi kapsar. Nitekim sahih bir hadiste de \u015f\u00f6yle v\u00e2rid olmu\u015ftur: &#8220;Siz, ne bir sa\u011f\u0131ra, ne de bir g\u00e2ib (ortada olmayan)e dua ediyor de\u011filsiniz, \u015f\u00fcphesiz bir i\u015fitene ve yak\u0131na dua ediyorsunuz.&#8221; \u015eu halde dua gizlemek vacib de\u011filse, en az\u0131ndan mendubdur. Ne kadar ibrete \u015f\u00e2y\u00e2nd\u0131r ki, Cenab-\u0131 Allah gece ve g\u00fcnd\u00fczde ma\u011flubun \u00f6rt\u00fc ve \u00f6rt\u00fcnme i\u00e7indeki iste\u011fine yard\u0131m eder, zafer bah\u015feder de galibin pervas\u0131zca olan de\u011fersiz talebini tersine \u00e7evirir ve ba\u015f\u0131na ge\u00e7irir. Sonra duada lay\u0131k olmayan bir \u015fey istemek, mesela harika (mucize) istemek, peygamberlik mertebesi istemek ve yahut g\u00fcnah olan \u015feyler istemek de duada haddi a\u015fma c\u00fcmlesindendir. Bu son c\u00fcmle, \u00f6zellikle buna bir uyar\u0131y\u0131 i\u00e7ermektedir. Ayn\u0131 \u015fekilde duada fazla s\u00f6z s\u00f6yleme ve uzatma da haddi a\u015fma c\u00fcmlesindendir. Nitekim \u0130bn\u00fc M\u00e2ce&#8217;nin &#8220;S\u00fcnen&#8221;inde rivayet edilmi\u015ftir ki, Abdullah b. Mu\u011faffel hazretleri o\u011flunun &#8220;Allah&#8217;\u0131m, cennete girdi\u011fimde sa\u011f taraf\u0131ndaki beyaz k\u00f6\u015fk\u00fc senden dilerim.&#8221; diye dua etti\u011fini i\u015fitmi\u015f, o\u011flum, demi\u015f, Allah&#8217;tan cenneti iste ve ate\u015ften ona s\u0131\u011f\u0131n, ben Resulullah&#8217;dan dinledim ki &#8220;Bir kavim olacak duada haddi a\u015facaklar.&#8221; buyurdu. \u0130bn\u00fc At\u0131yye&#8217;nin ve Zemah\u015fer\u00ee&#8217;nin nakl ettiklerine g\u00f6re bu hadiste Resulullah: &#8220;Allah&#8217;\u0131m, senden cenneti ve ona yakla\u015ft\u0131ran s\u00f6z\u00fc ve i\u015fi dilerim, ate\u015ften ve ona yakla\u015ft\u0131ran s\u00f6z ve i\u015ften de sana s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m.&#8221; demesi ki\u015fiye yeterlidir, buyurmu\u015f ve &#8220;\u015e\u00fcphesiz O, haddi a\u015fanlar\u0131 sevmez.&#8221; \u00e2yetini okumu\u015f.<\/p>\n<p>56-K\u0131saca yalvararak ve gizleyerek dua ediniz, haddi a\u015fmay\u0131n\u0131z, ve yery\u00fcz\u00fcnde \u0131slah\u0131ndan sonra fesat \u00e7\u0131karmay\u0131n\u0131z. Allah Te\u00e2l\u00e2 yeri yarat\u0131p nizam\u0131na koymu\u015f, faydalar\u0131n\u0131za ve iyili\u011finize uygun bir \u015fekle sokmu\u015f. &#8220;Do\u011frusu biz yery\u00fcz\u00fcnde sizi yerle\u015ftirdik, orada size ge\u00e7imlikler verdik.&#8221; ve &#8220;Sizin i\u00e7in yery\u00fcz\u00fcnde belirli bir zamana kadar yerle\u015fme ve ge\u00e7im imk\u00e2n\u0131 vard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/36) \u00e2yetlerinin delaletince sizi onun \u00fczerinde yerle\u015ftirmi\u015f ve kudret vermi\u015f, bir vakte kadar onu size kararg\u00e2h, ge\u00e7im ve faydalanman\u0131z i\u00e7in bir yer yapm\u0131\u015f, fayda ve zarar\u0131n\u0131z\u0131 onun d\u00fczelme ve bozulmas\u0131na ba\u011flam\u0131\u015f ve bundan sonra sizi bunun \u0131slah ve ifsad\u0131ndan sorumlu tutmu\u015f. \u015eu halde siz isteyece\u011finizi emri dairesinde Allah&#8217;tan isteyiniz de yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn \u0131slah\u0131ndan sonra \u00fczerinde d\u00fc\u015fmanl\u0131k etmekle fesat \u00e7\u0131karmay\u0131n\u0131z, \u015firk ve isyana, azg\u0131nl\u0131k ve d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011fa sapmay\u0131n\u0131z. \u0130stek hedefiniz, \u015firk de\u011fil tevhid, k\u00fcf\u00fcr de\u011fil iman, isyan de\u011fil itaat, ihtilal de\u011fil intizam, zul\u00fcm de\u011fil adalet, y\u0131kma de\u011fil yapma, k\u0131saca bozmak de\u011fil yapmak, fesat de\u011fil iyilik olsun. \u0130nsan muhta\u00e7 oldu\u011fu her hangi bir \u015feyin, bir lokma ekme\u011fin, bir yudum suyun yoklu\u011fundaki fecaati d\u00fc\u015f\u00fcnmeli, bast\u0131\u011f\u0131 yerin nizam\u0131 bozulup \u00e7alkalanmaya ba\u015flamas\u0131ndaki deh\u015fetin \u015fiddetini hesap etmeli de her \u00e7e\u015fit bozgunculuktan sak\u0131nmal\u0131, daha iyisini yapamayaca\u011f\u0131 hi\u00e7 bir \u015feyi bozmamal\u0131 ve her nede tasarruf ederse bir iyilik fikri ile tasarruf etmeli, faydas\u0131z yere bir d\u00e2nenin bile bozulma ve yok olmas\u0131ndan sak\u0131nmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6yle yap\u0131n\u0131z ve hem korku, hem \u00fcmid halinde Rabbinize dua ediniz. Korku halinde \u00fcmidi, \u00fcmit halinde korkuyu b\u0131rakmayarak, daima ikisinin denklik noktas\u0131n\u0131 g\u00f6zeterek dua etmelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah hem cel\u00e2l sahibi, hem ikram sahibidir. \u00c2lemde Allah&#8217;\u0131n emri alt\u0131nda gece ve g\u00fcnd\u00fcz nas\u0131l birbirleriyle yar\u0131\u015f ederek gidiyorlarsa, korku ve \u00fcmid de \u00f6yledir. Bu iki ruh haleti insan\u0131n manev\u00ee yolda ilerlemesi (seyr \u00fc s\u00fcl\u00fbk\u00fc)nde iki kanat gibidir. Her hangisi at\u0131lsa insan yaral\u0131 bir ku\u015f gibi u\u00e7maktan mahrum kal\u0131r. Kalb ancak bunlar\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 \u00e7arp\u0131\u015fmas\u0131ndaki uygunluk ve denklikten do\u011frudan do\u011fruya Hak y\u00fcz\u00fcne bakan bir y\u00f6n al\u0131r. Duan\u0131n g\u00fczelli\u011fi de, kalbin bu istikametiyledir. B\u00f6yle dua edenler, duada ihsan mertebesine ermi\u015f muhsin (iyilik sever)lerden olurlar. \u015e\u00fcphesiz ki iyilik edenlere Allah&#8217;\u0131n rahmeti yak\u0131nd\u0131r. Hi\u00e7 bir hususta Allah iyilik yapanlar\u0131n ecrini zayi etmez. Duada iyilik edenlerin de dualar\u0131n\u0131 kabul eder, yak\u0131nda muratlar\u0131na erdirir.<\/p>\n<p>57- Ve O, o Allah&#8217;t\u0131r ki rahmetinin iki eli aras\u0131nda, yani \u00f6n\u00fcnde m\u00fcjdecileri olarak birtak\u0131m r\u00fczgarlar g\u00f6nderir. N\u00e2fi, \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, Ebu Cafer, Yakub k\u0131r\u00e2etlerinde , \u0130bn\u00fc \u00c2mir&#8217;de okundu\u011funa g\u00f6re rahmetinin \u00f6n\u00fcnde n\u00e2\u015fir (ne\u015fredici)leri olarak yayg\u0131n bir tak\u0131m r\u00fczgarlar g\u00f6nderir. &#8220;B\u00fc\u015fr&#8217;, &#8220;be\u015f\u00fbr&#8221;in \u00e7o\u011fulu; &#8220;n\u00fc\u015fr&#8221;, &#8220;ne\u015f\u00fbr&#8221;un \u00e7o\u011fuludur. &#8220;Resul&#8221; vezninde &#8220;ne\u015f\u00fbr&#8221;, &#8220;n\u00e2\u015fir&#8221; (yay\u0131nc\u0131) veya men\u015f\u00fbr (ne\u015fredilmi\u015f) m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Nun&#8217;un fethas\u0131yla &#8220;ne\u015fir&#8221; de ne\u015fretmek, yaymak ve ay\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdar oldu\u011fu gibi, &#8220;g\u00fczel r\u00fczgar&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na ve bundan bulutu yay\u0131p d\u00f6\u015feyen, ho\u015f ve yumu\u015fak r\u00fczgar m\u00e2n\u00e2s\u0131na isim de olur. Bu \u015fekilde \u0130bn\u00fc Kesir, Hamze, Kis\u00e2\u00ee k\u0131r\u00e2etlerinde okundu\u011funa g\u00f6re de: &#8220;Rahmetinin \u00f6n\u00fcnde ne\u015fr halinde r\u00fczgar g\u00f6nderir&#8221;. Ya\u011fmur ya\u011fd\u0131raca\u011f\u0131 nimet ve hayat ne\u015fredece\u011fi zaman \u00f6nce durgun havalar\u0131 oynat\u0131r, s\u00fck\u00fbnlar\u0131n\u0131 harekete \u00e7evirir. Hareketi berekete ba\u015flang\u0131\u00e7, sebep, delil ve el\u00e7i, m\u00fcjdeci ve n\u00e2\u015fir yapar, yayar, fakat her hareketi de\u011fil, \u00f6zel bir hareketi. \u00c7\u00fcnk\u00fc azap olan hareketler, azap habercisi olan r\u00fczgarlar da vard\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2 ile \u0130bn\u00fc \u00d6mer (r.anh)dan rivayet edilmi\u015ftir ki r\u00fczgar sekiz \u015fekildir; d\u00f6rd\u00fc azap, d\u00f6rd\u00fc rahmettir. Azap olanlar: Kas\u0131f, \u00e2s\u0131f, sarsar, ak\u00eem. Rahmet olanlar da: n\u00e2\u015fir\u00e2t, m\u00fcbe\u015f\u015fir\u00e2t, m\u00fcrsel\u00e2t, z\u00e2riyatt\u0131r. Bir nebev\u00ee hadiste de \u015f\u00f6yle varid olmu\u015ftur: &#8220;Ben, saba ile mansur oldum. \u00c2d, deb\u00fbr ile helak edildi, cen\u00fbb da cennet r\u00fczgar\u0131ndand\u0131r.&#8221; Hz. Ka&#8217;b&#8217;den de nakledilmi\u015ftir ki, Allah \u00fc\u00e7 g\u00fcn r\u00fczgar\u0131 hapsetse, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn \u00e7o\u011fu kokard\u0131. Has\u0131l\u0131 korkulacak hareketler, korkutucu olan r\u00fczgarlar da vard\u0131r. Fakat il\u00e2h\u00ee rahmetin m\u00fcjdecileri ve yay\u0131c\u0131lar\u0131 m\u00fcrsel\u00e2t ve z\u00e2riy\u00e2t\u0131 da onlar i\u00e7indedir. Bunun i\u00e7in \u00fcmidin korkudan, korkunun \u00fcmitten ayr\u0131lmamas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>Havan\u0131n eserlerinden rih ve r\u00fczgar: Hareketli hava demektir ki, y\u00f6nlerine, vas\u0131flar\u0131na g\u00f6re uyumlu veya uyumsuz bir \u00e7ok k\u0131s\u0131mlar\u0131 ve \u00e7e\u015fitleri vard\u0131r. Genel \u015fekilde y\u00f6nlere g\u00f6re d\u00f6rt veya sekiz r\u00fczgar esas gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr ve r\u00fczgarlar\u0131n olu\u015fumunda ve cereyan\u0131nda il\u00e2h\u00ee tasarrufa delalet eden pek \u00e7ok noktalar vard\u0131r. R\u00fczgar, hareket eden hava olmak itibariyle \u015f\u00fcphesiz ki bir tahrik ile meydana gelir. Havan\u0131n her hareketine de r\u00fczgar denilmedi\u011finden, r\u00fczgar g\u00f6ndermek, havay\u0131 bir noktadan di\u011fer noktaya \u00f6zel bir \u015fekilde hareket ettirmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7erir. Bir kerre bu hareket, havan\u0131n tabi\u00ee bir fiili de\u011fildir. Zira hava sakin de olur. Bunun i\u00e7in tabiat bilgisinde r\u00fczgar\u0131n olu\u015f sebebi havan\u0131n ald\u0131\u011f\u0131 s\u0131cakl\u0131k, yani so\u011fuk ve s\u0131cak de\u011fi\u015fimlerine nisbet olunur. \u015eu halde r\u00fczgar\u0131n olu\u015funun da gece ve g\u00fcnd\u00fcz meselesinde a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olundu\u011fu \u00fczere \u0131s\u0131 tabiat\u0131 ile so\u011fuk tabiat\u0131 aras\u0131ndaki galibiyet ve ma\u011flubiyet oranlar\u0131n\u0131n tahvil (de\u011fi\u015ftirme) ve tasrif (idare)ine r\u00e2cidir ki, bu da do\u011frudan do\u011fruya ve tabiat \u00fcst\u00fc bir Allah emridir. \u015eu halde gerek bir kural alt\u0131nda esen muntazam bir r\u00fczgar olsun, gerekse nizams\u0131z olsun, ikisi de bir tabiat\u0131 di\u011fer tabiata musallat etme demek oldu\u011fundan, do\u011frudan do\u011fruya rabban\u00ee bir tasarruf oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. \u015eu kadar ki nizaml\u0131 r\u00fczgarda \u00e2det ve uyum, nizams\u0131z r\u00fczgarda harika (\u00e2det \u00fcst\u00fcl\u00fck) galiptir. Onun i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n kudretini yaln\u0131z harikada aramak gafletinde bulunanlar, il\u00e2h\u00ee fiil ancak fevkalade r\u00fczgarlard\u0131r zannederler. Bununla beraber burada bahis konusu olan yaln\u0131z ilk hareket ettiren delilini te\u015fkil eden bu tahrik de\u011fildir. Bu tahrikin i\u00e7ermi\u015f oldu\u011fu daha baz\u0131 \u00f6zellikler ile beraber, bunun sonu\u00e7ta hayat ve nimete, ya\u011fmur gibi bir il\u00e2h\u00ee rahmete olan ilgisi ba\u015flang\u0131\u00e7 delaleti yani bundan sonra gelecek di\u011fer bir il\u00e2h\u00ee fiili haber verir bir \u015fekilde ak\u0131llar \u00e2lemi peygamberlik \u00e7e\u015fidini temsil etmesi, r\u00fczgar olay\u0131n\u0131n di\u011fer bir olay olan ya\u011fmur olay\u0131n\u0131 haz\u0131rlamas\u0131 ve vuku bulmadan \u00f6nce i\u015faret etmesi durumuna da bilhassa dikkat nazar\u0131 \u00e7ekilmi\u015ftir. Ve bu \u015fekilde hem yaratma, hem emir, hem maddiyat, hem maneviyat a\u00e7\u0131s\u0131ndan kudret ve il\u00e2h\u00ee hikmet tecellileri g\u00f6sterilerek ahiret ve peygamberlik meselesini hat\u0131rlatacak ve d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrecek misaller nakledilmi\u015ftir \u00d6zet olarak bir tak\u0131m r\u00fczgarlarda daha sonra gelecek olan il\u00e2h\u00ee rahmeti m\u00fcjdeleyen bir el\u00e7i, bir melek misali vard\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 bunlar\u0131 rahmetinin \u00f6n\u00fcnde m\u00fcjdeciler ve yay\u0131c\u0131lar olarak g\u00f6nderir.<\/p>\n<p>\u015eimdi kudrete bak\u0131n\u0131z ki nihayet o r\u00fczgarlar (havadan) a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r bulutlar\u0131 az ve hafif bir \u015fey gibi kald\u0131r\u0131p y\u00fcklendi\u011fi zaman, yani r\u00fczgarlar\u0131n f\u00e2idelerinden birisi de bulutlar\u0131 derleyip toplamak, yaymak ve ya\u011fmura muhta\u00e7 olan yerlere g\u00f6t\u00fcrmek i\u00e7in tepelerinde ta\u015f\u0131makt\u0131r. Fakat bu ta\u015f\u0131y\u0131\u015fta gayet dikkate de\u011fer bir husus vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc hava hafif, bulutlar ise a\u011f\u0131rd\u0131r. Hafifin a\u011f\u0131r\u0131 kald\u0131rmas\u0131 ise tabiat\u0131n tersidir. Ger\u00e7ekte burada bu a\u011f\u0131rl\u0131k ve \u0131kl\u00e2l (y\u00fcklenme, kald\u0131rma) ihtar\u0131n\u0131n tabiat ilimleri bak\u0131m\u0131ndan pek b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi vard\u0131r. Zannedilirdi ki, bulutlar havadan hafif su buhar\u0131ndan ibarettir. Halbuki as\u0131l bulut su buhar\u0131 hali de\u011fil, bizzat su taneciklerinin toplu hali oldu\u011fu sonradan farkedilmi\u015f ve suyun ise havadan a\u011f\u0131r oldu\u011fu bilinmekte oldu\u011fundan, bulutlar\u0131n hava bo\u015flu\u011funda muall\u00e2kta durmas\u0131 Fizik ilminde bir mesele te\u015fkil etmi\u015ftir. Ve izah\u0131nda iki g\u00f6r\u00fc\u015f has\u0131l olmu\u015ftur: Ba\u015flang\u0131\u00e7ta, &#8220;O su tanecikleri sabun k\u00f6p\u00fc\u011f\u00fc gibi bo\u015f ve i\u00e7lerinde hava hapsedilmi\u015f olup, bu hava d\u0131\u015fardaki havadan fazla bir \u0131s\u0131 derecesinde bulundu\u011fundan hafif olarak \u00fczerinde y\u00fcz\u00fcyor.&#8221; denilmi\u015f. Sonra bu g\u00f6r\u00fc\u015f \u00e7\u00fcr\u00fct\u00fclerek bulutlar\u0131 birle\u015ftiren su taneciklerinin i\u00e7i bo\u015f de\u011fil, dolgun bulundu\u011fu ve bundan dolay\u0131 her biri kendi hacmindeki havadan a\u011f\u0131r oldu\u011fu halde a\u015fa\u011f\u0131dan r\u00fczgar\u0131n tahrikiyle kum tanelerinin yukar\u0131 \u00e7\u0131kmas\u0131 gibi hava bo\u015flu\u011funda muall\u00e2k kalarak sa\u011fa sola hareket etti\u011fi kabul edilmi\u015ftir. \u00d6ncekine g\u00f6re balon ve gemi gibi hafifin a\u011f\u0131r \u00fczerinde duru\u015fu, ikinciye g\u00f6re de ku\u015f ve u\u00e7ak gibi a\u011f\u0131r\u0131n hafif \u00fczerinde duru\u015fudur ki &#8220;a\u011f\u0131r bulutlar\u0131 kald\u0131r\u0131p y\u00fcklendi\u011fi zaman&#8221; \u00e2yetinin hat\u0131rlatmas\u0131 da bunda a\u00e7\u0131kt\u0131r. Evet havadan a\u011f\u0131r olan su taneciklerini daha s\u0131cak hava ile doldurmakla k\u00f6p\u00fck haline koyarak hafiflendirip k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck baloncuklardan olu\u015fan bulut donanmalar\u0131n\u0131 hava \u00fczerinde tutmakta da b\u00fcy\u00fck bir sanat oldu\u011fu \u015f\u00fcphesiz ise de su taneciklerinin a\u011f\u0131rl\u0131klar\u0131n\u0131 oldu\u011fu gibi muhafaza etmekle beraber, onlardan daha hafif olan havan\u0131n s\u0131rf hareketten ald\u0131\u011f\u0131 kuvvetle o a\u011f\u0131r bulut k\u00fctlelerini kald\u0131r\u0131p y\u00fcklenmesi daha \u00e7ok dikkat \u00e7eken bir hadisedir ki, bunda hareketin \u00f6nemi ve hareket emrini veren muharrik (hareket ettirici)in, yaln\u0131z hareketle, hafiflik ve a\u011f\u0131rl\u0131k h\u00fck\u00fcmlerini de\u011fi\u015ftiren ve tabiatlerin h\u00fckm\u00fcn\u00fc tersine \u00e7eviren ve de\u011fi\u015ftiren mutlak bir kudrete sahip oldu\u011fu do\u011frudan do\u011fruya ortaya \u00e7\u0131kar. \u0130\u015fte bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 \u00f6\u011frenme sayesindedir ki, hareket ettirici kuvvet elde edilmesiyle u\u00e7aklar yap\u0131lm\u0131\u015f ve ku\u015f gibi hava \u00fczerinde u\u00e7ma ba\u015far\u0131s\u0131 elde edilmi\u015ftir. Bu a\u00e7\u0131klamadan anla\u015f\u0131l\u0131r ki r\u00fczgarlar\u0131 hareket ettirmekteki bu y\u00fcksek kudreti \u00f6zellikle hat\u0131rlatan bu &#8220;a\u011f\u0131r bulutlar\u0131 kald\u0131r\u0131p, y\u00fcklendi\u011fi zaman&#8221; kavram\u0131nda Muhammed aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n peygamberli\u011finin kesin delillerinden birisi olan ilm\u00ee bir mucize var demektir. Bir mucize ki, be\u015fer ilmi bunun do\u011frulu\u011funa bin seneden sonra vak\u0131f olabilmi\u015ftir. Bununla beraber i\u015f bununla kalm\u0131yor, Allah r\u00fczgara o kuvveti vermekle beraber onu onda atalet (cisimlerin bir hareket ettirici olmadan hareket edemiyecekleri) kural\u0131 \u00fczere bir tabiat istiv\u00e2siyle b\u0131rakm\u0131yor. Bu noktada irade tecellisini anlat\u0131yor ve kendi istiv\u00e2 hakimiyetini g\u00f6steriyor. Onun i\u00e7in g\u0131yab (\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131s)tan tekell\u00fcm (birinci \u015fah\u0131s)e d\u00f6nerek buyuruyor ki:<\/p>\n<p>Tam r\u00fczgarlar, a\u011f\u0131r bulutu kald\u0131r\u0131p y\u00fcklendikleri zaman biz o bulutu \u00f6l\u00fc bir belde i\u00e7in sevk ederiz de, o suyu o beldeye indiririz, ve o su ile her t\u00fcrl\u00fc meyveleri \u00e7\u0131kar\u0131r\u0131z ve \u00e7\u0131karagelmi\u015fizdir. \u0130\u015fte \u00f6l\u00fcleri, kabirlerinden, b\u00f6yle \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131z, \u015fimdi siz d\u00fc\u015f\u00fcnebilirsiniz. Bunlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr anlayabilirsiniz ki, yaratmak da emir de kendisinin olan ve tahrik ve irade ile bunlar\u0131 yapmaya ve \u00f6lm\u00fc\u015f bir beldeyi yeniden diriltmeye k\u00e2dir olan Rabb&#8217;\u0131n\u0131z\u0131n \u00f6l\u00fcleri diriltebilece\u011finde \u015f\u00fcphe yoktur. Fakat \u015funu da unutmamak laz\u0131m gelir ki, ya\u011fmur ya\u011fmakla her yer e\u015fit olarak meyve vermez, her topra\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7ta kuvveti bir olmaz.<\/p>\n<p>58-Ya\u011fmur ya\u011far ve iyi belde, topra\u011f\u0131 iyi olan arazinin Rabbinin izniyle nebat\u0131 iyi \u00e7\u0131kar. Ger\u00e7i Allah&#8217;\u0131n izni, iradesi ve kolayla\u015ft\u0131rmas\u0131 olmay\u0131nca hi\u00e7 bir \u015fey olmaz. Fakat Allah&#8217;\u0131n \u00e2detinde yaratma ile emir aras\u0131nda uyum bulundu\u011fundan ho\u015f ve iyi olan topra\u011f\u0131n mahsulleri de ya\u011fmurla &#8211; Allah&#8217;\u0131n izniyle bereketli, g\u00fczel ve kolayl\u0131kla \u00e7\u0131kar. Fena olan\u0131n ise, \u00e7\u0131kmaz, \u00e7\u0131karsa da ancak zorla, pek az ve faydas\u0131z bir \u015fey \u00e7\u0131kar, ya\u011fmurdan da istifade edilmez. \u015eu halde insan yerin iyili\u011findeki \u00f6nemi iyi takdir etmeli ve onun iyilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnde kendisinin de bir sorumlulu\u011fu bulundu\u011funu unutmamal\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte biz \u015f\u00fckredecek her hangi bir toplum i\u00e7indir ki, bu \u00e2yetleri b\u00f6yle \u00e7evirip t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc \u015fekillere kor, tekrar ederiz, ve daha edece\u011fiz. Yani bu beyan ve tasvir, insanlar i\u00e7in bir darb-\u0131 meseldir. Peygamberler, il\u00e2h\u00ee rahmetin m\u00fcjdeci ve yay\u0131c\u0131lar\u0131, y\u00fcklenmi\u015f olduklar\u0131 teklifler ve \u015feriatler, hayat\u0131n kendisiyle k\u00e2im oldu\u011fu saf su ile dolu a\u011f\u0131r bulutlar gibi Kur&#8217;\u00e2n kalblerin \u00e2b-\u0131 hayat\u0131 (hayat suyu), din ve m\u00e2rifet (bilgi), ebed\u00ee bir hayat olan il\u00e2h\u00ee rahmet; sorumlu ve muhatap olan insanlar da ya\u011fmurun indi\u011fi yerler gibi iki k\u0131s\u0131md\u0131r: Topraklar gibi insanlar\u0131n ve insan topluluklar\u0131n\u0131n da iyisi ve k\u00f6t\u00fcs\u00fc, m\u00fcmini k\u00e2firi vard\u0131r. \u0130yiler iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, Allah&#8217;\u0131n peygamberlerinden istifade eder, il\u00e2h\u00ee \u00e2yetleri d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve anmakla ibret al\u0131r, iman eder, hayat bulur, Allah&#8217;\u0131n nimetlerine \u015f\u00fckreder. Ahiret i\u00e7in g\u00fczel ameller ile g\u00fczel semereler verirler. Yarat\u0131l\u0131\u015f \u00e2yetlerinde ve \u015feriat koymada cereyan eden il\u00e2h\u00ee tasr\u00eef ve tasarruflar\u0131n, peygamberleri g\u00f6nderme ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 inzal etmenin hikmeti de bilhassa bunlar\u0131n faydalar\u0131 ve \u015f\u00fckran\u0131d\u0131r. \u00c7orak yer gibi fena olanlar ise Allah&#8217;\u0131n nimetlerini ve rahmetini ink\u00e2r ve k\u00fcf\u00fcr ile kar\u015f\u0131larlar, bu faydalanmadan mahrum kal\u0131rlar. Onlar\u0131n meyve vermelerine Allah&#8217;\u0131n izni taalluk etmez. Zorluk ve mahr\u00fbmiyet i\u00e7inde felakete yuvarlan\u0131r giderler. Nitekim peygamberlerin k\u0131ssalar\u0131 ve milletler tarihi buna \u015fahittir. Bunun i\u00e7in burada \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan sonra ba\u015flayan ve insan cinsinin peygamberli\u011finde yerle\u015ferek zaman\u0131 idare eden istiv\u00e2 h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda peygamberlik i\u015finde ilk yaratman\u0131n alt\u0131 g\u00fcn\u00fc misali \u00fczere harikalar\u0131 i\u00e7eren alt\u0131 devir te\u015fkil eden alt\u0131 peygamberin peygamberlik k\u0131ssalar\u0131yla yedincisinde &#8220;Muhakkak ki zaman, Allah&#8217;\u0131n g\u00f6kleri ve yeri yaratt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnk\u00fc h\u00e2li gibi devam etmektedir.&#8221; hadis-i \u015ferifin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n da delalet etti\u011fi \u00fczere Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finde tecelli eden peygamberlik h\u00fckm\u00fcn\u00fc anlatmak ve a\u00e7\u0131klamak \u00fczere yemin ile buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>59-64-59- Andolsun ki N\u00fbh&#8217;u el\u00e7i olarak kavmine g\u00f6nderdik de dedi ki: &#8220;Ey kavmim! Allah&#8217;a kulluk edin sizin O&#8217;ndan ba\u015fka bir il\u00e2h\u0131n\u0131z yoktur. Do\u011frusu ben, \u00fcst\u00fcn\u00fcze gelecek b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcn\u00fcn azab\u0131ndan korkuyorum.&#8221;<\/p>\n<p>60- Kavminden ileri gelenler dediler ki: &#8220;Biz seni apa\u00e7\u0131k bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcyoruz&#8221;.<\/p>\n<p>61- (N\u00fbh) dedi ki: &#8220;Ey kavmim! Bende herhangi bir sap\u0131kl\u0131k yok, ben \u00e2lemlerin Rabbi taraf\u0131ndan g\u00f6nderilmi\u015f bir el\u00e7iyim.&#8221;<\/p>\n<p>62- &#8220;Size Rabbimin g\u00f6nderdi\u011fi ger\u00e7ekleri duyuruyorum, size \u00f6\u011f\u00fct veriyorum ve Allah taraf\u0131ndan, sizin bilmedi\u011finiz \u015feyleri biliyorum.&#8221;<\/p>\n<p>63- (Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan) sak\u0131n\u0131p da rahmete nail olman\u0131z i\u00e7in, i\u00e7inizden sizi uyaracak bir adam vas\u0131tas\u0131yla size bir zikir(kitap) gelmesine \u015fa\u015ft\u0131n\u0131z m\u0131?&#8221;<\/p>\n<p>64- O&#8217;nu yalanlad\u0131lar, biz de O&#8217;nu ve O&#8217;nunla beraber gemide bulunanlar\u0131 kurtard\u0131k, \u00e2yetlerimizi yalanlayanlar\u0131 bo\u011fduk! \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, kalb g\u00f6zleri k\u00f6rle\u015fmi\u015f bir kavim idiler.<\/p>\n<p>65-72- 65- \u00c2d (kavmin)e de karde\u015fleri H\u00fbd&#8217;u (g\u00f6nderdik): &#8220;Ey kavmim! Allah&#8217;a kulluk edin, sizin O&#8217;ndan ba\u015fka bir il\u00e2h\u0131n\u0131z yoktur. (O&#8217;na kar\u015f\u0131 gelmekten) sak\u0131nmaz m\u0131s\u0131n\u0131z?&#8221; dedi.<\/p>\n<p>66- Kavminden ileri gelen k\u00e2firler dediler ki: &#8220;Biz seni bir \u00e7\u0131lg\u0131nl\u0131k i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcyoruz, ve ger\u00e7ekten seni yalanc\u0131lardan san\u0131yoruz.&#8221;<\/p>\n<p>67- (H\u00fbd), &#8220;Ey kavmim! Bende \u00e7\u0131lg\u0131nl\u0131k yok, ben \u00e2lemlerin Rabbi taraf\u0131ndan g\u00f6nderilmi\u015f bir el\u00e7iyim.&#8221; dedi. 68- &#8220;Size Rabbimin g\u00f6nderdi\u011fi ger\u00e7ekleri tebli\u011f ediyorum ve ben sizin i\u00e7in g\u00fcvenilir bir \u00f6\u011f\u00fct\u00e7\u00fcy\u00fcm.&#8221;<\/p>\n<p>69- &#8220;Sizi uyarmas\u0131 i\u00e7in i\u00e7inizden bir adam arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile, size bir zikir gelmesine \u015fa\u015ft\u0131n\u0131z m\u0131? D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ki (Allah) sizi, N\u00fbh kavminden sonra, onlar\u0131n yerine h\u00e2kimler yapt\u0131 ve yarat\u0131l\u0131\u015fta sizi onlardan \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131. Allah&#8217;\u0131n nimetlerini hat\u0131rlay\u0131n ki, kurtulu\u015fa eresiniz.&#8221;<\/p>\n<p>70- Dediler ki: &#8220;Ya, demek sen tek Allah&#8217;a kulluk edelim ve atalar\u0131m\u0131z\u0131n tapt\u0131klar\u0131n\u0131 b\u0131rakal\u0131m diye mi (bize) geldin? E\u011fer do\u011frulardan isen bizi tehdit etti\u011fin (o azab\u0131) bize getir!&#8221;<\/p>\n<p>71- (H\u00fbd) dedi ki: &#8220;Art\u0131k size Rabbinizden bir azap ve bir h\u0131\u015f\u0131m inmi\u015ftir. Haklar\u0131nda Allah&#8217;\u0131n hi\u00e7 bir delil indirmedi\u011fi, sadece sizin ve atalar\u0131n\u0131z\u0131n takt\u0131\u011f\u0131 kuru isimler hususunda benimle tart\u0131\u015f\u0131yor musunuz? Bekleyin \u00f6yleyse, \u015f\u00fcphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!<\/p>\n<p>72- Onu ve onunla beraber olanlar\u0131 rahmetimizle kurtard\u0131k ve \u00e2yetlerimizi yalanlay\u0131p da iman etmeyenlerin k\u00f6k\u00fcn\u00fc kestik.<\/p>\n<p>73-79- 73- Sem\u00fbd kavmine de karde\u015fleri S\u00e2lih&#8217;i (g\u00f6nderdik): &#8220;Ey kavmim dedi, Allah&#8217;a kulluk edin, sizin O&#8217;ndan ba\u015fka bir il\u00e2h\u0131n\u0131z yoktur. Size Rabbinizden a\u00e7\u0131k bir delil geldi. \u0130\u015fte \u015fu, Allah&#8217;\u0131n devesi, size bir mucizedir; b\u0131rak\u0131n onu Allah&#8217;\u0131n yery\u00fcz\u00fcnde yesin (i\u00e7sin), sak\u0131n ona bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck etmeyin, yoksa sizi ac\u0131 bir azap yakalar.&#8221;<\/p>\n<p>74- D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ki (Allah) \u00c2d&#8217;dan sonra sizi h\u00fck\u00fcmdarlar k\u0131ld\u0131. Ve yer y\u00fcz\u00fcnde sizi yerle\u015ftirdi: O&#8217;nun d\u00fczl\u00fcklerinde saraylar yap\u0131yorsunuz, da\u011flar\u0131nda evler yontuyorsunuz.<\/p>\n<p>Art\u0131k Allah&#8217;\u0131n nimetlerini hat\u0131rlay\u0131n da yery\u00fcz\u00fcnde fesat\u00e7\u0131lar olarak kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131k \u00e7\u0131karmay\u0131n.<\/p>\n<p>75- Kavminden b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslayan ileri gelenler, i\u00e7lerinden zay\u0131f g\u00f6r\u00fcnen m\u00fcminlere: &#8220;Siz, dediler, S\u00e2lih&#8217;in, ger\u00e7ekten Rabbi taraf\u0131ndan g\u00f6nderildi\u011fini biliyor musunuz?&#8221; (Onlar da): &#8220;(Evet), do\u011frusu biz onunla g\u00f6nderilene inananlar\u0131z!&#8221; dediler.<\/p>\n<p>76- B\u00fcy\u00fckl\u00fck taslayanlar: &#8220;Biz, sizin inand\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 ink\u00e2r edenleriz!&#8221; dediler.<\/p>\n<p>77- Derken di\u015fi deveyi bo\u011fazlad\u0131lar ve Rablerinin buyru\u011fundan d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kt\u0131lar; &#8220;Ey S\u00e2lih, e\u011fer hakikaten el\u00e7ilerdensen, bizi tehdit etti\u011fin (o azab\u0131) bize getir! &#8220;dediler.<\/p>\n<p>78- Bunun \u00fczerine hemen onlar\u0131, o sars\u0131nt\u0131 yakalad\u0131, yurtlar\u0131nda diz \u00fcst\u00fc \u00e7\u00f6kekald\u0131lar.<\/p>\n<p>79- S\u00e2lih de o zaman onlardan y\u00fcz \u00e7evirdi ve \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;Ey kavmim! And olsun ki ben size Rabbimin el\u00e7ili\u011fini tebli\u011f ettim ve size \u00f6\u011f\u00fct verdim, fakat siz \u00f6\u011f\u00fct verenleri sevmiyorsunuz.&#8221;<\/p>\n<p>80-83- 80- L\u00fbt&#8217;u da (peygamber olarak) g\u00f6nderdik. Kavmine dedi ki: &#8220;Sizden \u00f6nce \u00e2lemlerden hi\u00e7 birinin yapmad\u0131\u011f\u0131 fuhu\u015fu mu yap\u0131yor sunuz?<\/p>\n<p>81- \u00c7\u00fcnk\u00fc siz kad\u0131nlar\u0131 b\u0131rak\u0131p da \u015fehvetle erkeklere gidiyorsunuz. Belki de siz haddi a\u015fan bir kavimsiniz.<\/p>\n<p>82- Kavminin cevab\u0131: &#8220;Onlar\u0131 (L\u00fbt&#8217;u ve taraftarlar\u0131n\u0131) kentinizden \u00e7\u0131kar\u0131n, \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar, fazla temizlenen insanlarm\u0131\u015f! &#8220;demelerinden ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131.<\/p>\n<p>83- Biz de onu ve ailesini kurtard\u0131k, yaln\u0131z kar\u0131s\u0131(n\u0131 kurtarmad\u0131k) \u00e7\u00fcnk\u00fc o, geride kalanlardan oldu.<\/p>\n<p>84- Ve \u00fczerlerine bir (azab) ya\u011fmuru ya\u011fd\u0131rd\u0131k. Bak ki g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n sonu nas\u0131l oldu!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>84-85- Medyen&#8217;e de karde\u015fleri \u015euayb&#8217;\u0131 (g\u00f6nderdik): &#8220;Ey kavmim, dedi, Allah&#8217;a kulluk edin, sizin O&#8217;ndan ba\u015fka bir il\u00e2h\u0131n\u0131z yoktur. Size Rabbinizden a\u00e7\u0131k bir delil geldi: \u00d6l\u00e7\u00fcy\u00fc ve tart\u0131y\u0131 tam yap\u0131n, insanlar\u0131n e\u015fyalar\u0131n\u0131 eksik vermeyin, d\u00fczeltildikten sonra yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk yapmay\u0131n; e\u011fer inanan (insan)lar iseniz, b\u00f6ylesi sizin i\u00e7in daha iyidir!&#8221;<\/p>\n<p>86- Tehdit ederek, inananlar\u0131 Allah yolundan al\u0131koyarak ve o yolun e\u011frili\u011fini arayarak \u00f6yle her yolun ba\u015f\u0131nda oturmay\u0131n. D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ki siz az idiniz de O sizi \u00e7o\u011faltt\u0131. Bak\u0131n ki bozguncular\u0131n sonu nas\u0131l olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>87- E\u011fer i\u00e7inizden bir grup benimle g\u00f6nderilene inan\u0131r, bir grup da inanmazsa, Allah aram\u0131zda h\u00fckmedinceye kadar sabredin. O, h\u00fck\u00fcm verenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>85-87&#8211; S\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;Nice memleketler var ki biz onlar\u0131 helak ettik&#8230;&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/4) tehdidinin tarih\u00ee \u015fahidleriyle bir a\u00e7\u0131klamas\u0131na, Hz. \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131lmas\u0131ndan sonra b\u00fct\u00fcn insan topluluklar\u0131 ve \u00e7e\u015fitli kavimler \u00fczerindeki il\u00e2h\u00ee hakimiyyetin tecellisiyle peygamberlerin g\u00f6nderili\u015f hikmet ve neticelerine, \u015feriat ve dinlerin seyr ve tekam\u00fcl\u00fcne ve onlardaki maksatlar\u0131n ruhuna y\u00f6nelik pek m\u00fchim hakikatleri a\u00e7\u0131klay\u0131p ayd\u0131nlatan ve bir \u00e7ok s\u00fbrede \u00e7e\u015fitli ibret ve ikaz bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan geni\u015f\u00e7e anlat\u0131lacak veya i\u015faret edilecek olan bu k\u0131ssalardan, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n letafet (g\u00fczellik), ciddiyet ve bela\u011fat\u0131na bilhassa itina g\u00f6sterilerek okundu\u011fu zaman bunlardan al\u0131nacak olan ibret dersi ve ilham o kadar y\u00fcksek, a\u00e7\u0131k ve boldur ki, k\u00fct\u00fcphaneler dolusu tarih kitaplar\u0131 okunup ara\u015ft\u0131r\u0131lacak olsa elde edilecek ders, y\u00fckselmek i\u00e7in ba\u011flan\u0131lacak ibret d\u00fcsturlar\u0131 bunlardan ba\u015fkas\u0131 olmayacak ve bunlar\u0131n verdi\u011fi a\u00e7\u0131k ilham\u0131 vermeyecektir. \u00d6nceki kavimlerin b\u00fct\u00fcn masallar\u0131, eski eserleri, kaleme al\u0131nan kitaplar ve meydana gelen olaylar incelenmi\u015f olsa bunlar\u0131n ihtiva ettikleri bozukluklar ve hurafeler bir araya getirilerek insanl\u0131k hayat\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7 ve sonucu bak\u0131m\u0131ndan ifade edecekleri sabit hakikatlerin, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n s\u00f6z konusu bu k\u0131ssalar\u0131nda \u00f6zetle i\u015faret edilen esaslar\u0131n hududunu a\u015famad\u0131klar\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bu k\u0131ssalar\u0131n ihtiva ettikleri ger\u00e7ekler, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n indirilmesinden \u00f6nce dillerde ve kitaplarda o kadar bozulmu\u015f ve hurafelerle kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f idi ki, insanlar onlar\u0131 duyup dinledik\u00e7e din\u00ee hisleri, bir \u00e7ocu\u011fun masal dinlemekten ald\u0131\u011f\u0131 hayal\u00ee ne\u015f&#8217;e gibi bir \u015fey zannedecek hale gelmi\u015flerdi. Nitekim bug\u00fcn de dinler tarihini ve edebiyat\u0131 bu ruh hali ile takip etmek isteyenler pek \u00e7oktur. Tefsircilerden bir k\u0131sm\u0131, \u00f6zellikle \u00f6ncekiler bu k\u0131ssalar etraf\u0131nda, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n indirilmesinden \u00f6nce anlat\u0131lagelen \u00e7e\u015fitli rivayet ve hikayeleri nakl etmi\u015fler ve bununla Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n onlardaki bozulmalar\u0131 nas\u0131l bertaraf etti\u011fine ve insanlar\u0131 hayalden hakikate nas\u0131l g\u00f6t\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcne dair bir mukayese dersi vermi\u015flerdir. Fakat tefsir m\u00fctalaas\u0131na ehil olmayan bir \u00e7ok kimse de bu nakilleri, k\u0131ssalar\u0131n tefsiri gibi telakki etmi\u015f ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da anlat\u0131lan hususlardan ziyade bu rivayetlerin arkas\u0131nda ko\u015farak Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 hakikat yolundan aksi y\u00f6nde istifadeye kalk\u0131\u015fm\u0131\u015flar ve dini, s\u00fcnnetin d\u0131\u015f\u0131nda m\u00fccerred yorumlarda ve garip rivayetlerde aramak sevdas\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir. Bunlara kar\u015f\u0131l\u0131k, s\u0131rf tabii kalmak isteyenler de, \u00f6nceki insanlar\u0131 hi\u00e7 hesaba katmayarak harika cinsinden olan ve dillerde destan \u015feklinde dola\u015fan bu nakilleri &#8220;\u00f6ncekilerin masallar\u0131&#8221; deyip ge\u00e7mi\u015fler veya mutlak surette tabiate ba\u011flama yolunu se\u00e7mi\u015flerdir. Kur&#8217;\u00e2n ise, hakikatin bu ikisi aras\u0131nda bulundu\u011funu anlatmak i\u00e7in s\u00f6z konusu k\u0131ssalar\u0131 ne kadar g\u00fczel tebli\u011f etmi\u015f ve ne ciddi bir \u015fekilde tasvirini yapm\u0131\u015ft\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla bunlar\u0131 her k\u0131ssan\u0131n mevzu ve gayesine, tasvir tarz\u0131 ve m\u00fcnaka\u015fas\u0131na, yani her peygamberin davetinin asl\u0131na ve davetinin tebli\u011f bi\u00e7imi ve ispat\u0131na ve kavmiyle olan m\u00fcnaka\u015falar\u0131n\u0131n \u00fcslubuna, soru ve cevab\u0131n kapsad\u0131\u011f\u0131 ilmi ger\u00e7eklere ve edebi kurallara, neticede iman ve k\u00fcfr\u00fcn sonucuna sonra b\u00fct\u00fcn k\u0131ssalar aras\u0131ndaki ortak de\u011fere, y\u00fckseli\u015f ve geli\u015fme ahengine ayr\u0131 ayr\u0131 ve birlikte g\u00f6z atarak son derece ibretli bir tarzda okumal\u0131 ve bunlardan tarih sahnesinden silinen kavimlerin ya\u015fant\u0131lar\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fc\u015f ve helaklerine yol a\u00e7an sebebleri \u00e7\u0131kararak gelecek i\u00e7in ibret alman\u0131n yollar\u0131n\u0131 \u00f6\u011frenmelidir. G\u00f6r\u00fclecektir ki, b\u00fct\u00fcn d\u00fc\u015f\u00fc\u015f ve yok olma sebepleri, Hakk&#8217;\u0131n emrini dinlememeye, Allah&#8217;\u0131n rehber olarak g\u00f6nderdi\u011fi \u00f6nderlerin k\u0131ymetini bilmeme\u011fe ve sonu\u00e7ta \u015f\u00fckr\u00fcn yerine nank\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc koymaya ba\u011fl\u0131d\u0131r. Hak dini, insanl\u0131\u011f\u0131n koydu\u011fu sosyal bir kurum de\u011fil, sa\u011flam ve mutlu bir sosyal kurumun asl\u0131n\u0131 ve hareket tarz\u0131n\u0131 te\u015fkil eden il\u00e2h\u00ee bir m\u00fcessesedir. Ve her milletin hayat ve mutluluk kabiliyyeti, kalbini verdi\u011fi yarat\u0131c\u0131n\u0131n \u015fan\u0131yla uyum i\u00e7indedir. Onun i\u00e7in hepsi hi\u00e7, ancak Allah&#8217;\u0131n dini hakt\u0131r. \u0130nsanlara g\u00f6k kap\u0131lar\u0131n\u0131 a\u00e7acak olan kanun, Zeyd ve Amr&#8217;\u0131n kanunlar\u0131, arzu ve h\u0131rsl\u0131 istekleri de\u011fil, yaratma ve emretme hakk\u0131 kendisinde olan \u00e2lemlerin Rabbi&#8217;nin kanunudur. Yoksa d\u00fcnya bir tarafa toplansa, bir yapra\u011f\u0131n tabi oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fc\u015f ve y\u00fckseli\u015f kanununun il\u00e2h\u00ee konumunu de\u011fi\u015ftirme\u011fe g\u00fc\u00e7 yetiremezler. Nitekim insanlar\u0131 bela tufanlar\u0131ndan kurtaracak olan kurtulu\u015f gemisi de, Allah&#8217;\u0131n kanunundan ba\u015fkas\u0131yla in\u015fa edilemez.<\/p>\n<p>Peygamberlerin hatibi \u015euayb (a.s)&#8217;\u0131n bu tebli\u011fine kar\u015f\u0131:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>88- Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: &#8220;Ey \u015eu&#8217;ayb! Ya mutlaka seni ve seninle beraber inananlar\u0131 kentimizden \u00e7\u0131kar\u0131r\u0131z, ya da dinimize d\u00f6nersiniz!&#8221; Dedi ki; &#8220;\u0130stemesek de mi (bizi yurdumuzdan \u00e7\u0131karacak veya dinimizden d\u00f6nd\u00fcreceksiniz?)&#8221;<\/p>\n<p>89- (Andolsun ki), Allah bizi ondan (k\u00e2firlikten) kurtard\u0131ktan sonra tekrar sizin dininize d\u00f6nersek, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 iftira etmi\u015f oluruz. Rabbimiz Allah&#8217;\u0131n dilemesi hali m\u00fcstesna geri d\u00f6nmemiz bizim i\u00e7in olacak \u015fey de\u011fildir. Rabbimizin ilmi her \u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. Biz sadece Allah&#8217;a dayan\u0131r\u0131z. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz aras\u0131nda adaletle h\u00fckmet. \u00c7\u00fcnk\u00fc sen h\u00fckmedenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131s\u0131n.<\/p>\n<p>90- Kavminden ileri gelen k\u00e2firler dediler ki: &#8220;E\u011fer \u015eu&#8217;ayb&#8217;a uyarsan\u0131z o takdirde siz mutlaka ziyana u\u011frars\u0131n\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>91- Derken o (m\u00fcthi\u015f) sars\u0131nt\u0131 onlar\u0131 yakalay\u0131verdi, yurtlar\u0131nda diz \u00fcst\u00fc \u00e7\u00f6kekald\u0131lar.<\/p>\n<p>92- \u015eu&#8217;ayb&#8217;\u0131 yalanlayanlar, sanki yurtlar\u0131nda hi\u00e7 \u015fenlik tutmam\u0131\u015f gibi oldular. \u015eu&#8217;ayb&#8217;\u0131 yalanlayanlar var ya i\u015fte ziyana u\u011frayanlar, onlar oldular.<\/p>\n<p>93- (\u015eu&#8217;ayb) onlardan \u00f6teye d\u00f6nd\u00fc de: &#8220;Ey kavmim! dedi, ben size Rabbimin g\u00f6nderdi\u011fi ger\u00e7ekleri duyurdum ve size \u00f6\u011f\u00fct verdim, art\u0131k k\u00e2fir bir kavme nas\u0131l ac\u0131r\u0131m?&#8221;<\/p>\n<p>88-91- H\u00fck\u00fcm ve h\u00fck\u00fcmet m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;fetaha&#8221;dan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r ve yukar\u0131da ge\u00e7en &#8220;Allah aram\u0131zda h\u00fckm edinceye kadar sabredin&#8230;&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/87) va&#8217;dini taleb i\u00e7indir. C\u00fcs\u00fbm, &#8220;tav\u015fan\u0131n ve ku\u015fun uyudu\u011fu \u015fekilde iki baca\u011f\u0131 el ile kavrayarak g\u00f6\u011fs\u00fc \u00fczerine yere \u00e7\u00f6k\u00fcp yap\u0131\u015fmakt\u0131r&#8221;. Yani vatanlar\u0131nda \u00f6yle s\u00fcr\u00e7\u00fcp y\u00fcz\u00fc koyun \u00e7\u00f6kt\u00fcler ki, kendilerinde hareketten hi\u00e7 bir iz kalmad\u0131.<\/p>\n<p>92- \u015euayb&#8217;\u0131 yalanlayanlar sanki bu beldede safa s\u00fcrmemi\u015flerdi. \u015euayb&#8217;\u0131 yalanlayanlar, onu ve beraberindeki m\u00fcminleri kentimizden \u00e7\u0131kar\u0131r\u0131z diye tehdide kalk\u0131\u015fanlar, ona uyarsan\u0131z mutlaka ziyana u\u011frayanlardan olursunuz diyenler kendileri ziyana u\u011frad\u0131lar, \u015euayb ve ona tabi olanlar de\u011fil.<\/p>\n<p>93- Bunun \u00fczerine \u015euayb, onlardan y\u00fcz \u00e7evirdi. Ve dedi ki:<\/p>\n<p>Allah bilir ya ben size Rabb&#8217;imin el\u00e7ilik g\u00f6revini tebli\u011f ettim, bu felaketten kurtulmak i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n bildirdiklerini anlatt\u0131m ve emirlerini ula\u015ft\u0131rd\u0131m. Ve size gereken nasihat\u0131 yapt\u0131m, iyilikseverli\u011fimi g\u00f6sterdim, vazifemi tamamen yapt\u0131m, ancak siz dinlemediniz ink\u00e2r ettiniz. O halde ben \u015fimdi k\u00e2firler toplulu\u011funa nas\u0131l \u00fcz\u00fcl\u00fcr\u00fcm? Yani ilk \u00f6nce \u015euayb (a.s.) kavminin helak olmas\u0131ndan dolay\u0131 bir \u00fcz\u00fcnt\u00fc duydu, fakat onlar\u0131n \u00fcz\u00fcnt\u00fcye lay\u0131k olmad\u0131klar\u0131n\u0131 ve k\u00fcf\u00fcrleriyle azab\u0131 hak etmi\u015f olduklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek onlarla olan b\u00fct\u00fcn manev\u00ee ilgisini kesti. K\u0131sacas\u0131 &#8220;oh olsun&#8221; demedi, ancak &#8220;vah&#8221; etmenin de caiz olmayaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek ve b\u00f6yle s\u00f6yleyerek onlardan tamamen y\u00fcz \u00e7evirdi.<\/p>\n<p>B\u00f6yle \u015fiddetli azab ile k\u00f6kleri kaz\u0131n\u0131p yerle bir olan bu kavimlerin s\u00f6z konusu tarzda bir sonucu hak ettiklerini a\u00e7\u0131klamak ve alt\u0131nc\u0131 k\u0131ssaya ge\u00e7meden \u00f6nce bu be\u015f k\u0131ssadaki ibret tablolar\u0131n\u0131 \u00f6z olarak g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne sermek, yani olaylar\u0131n duyurulmas\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131p d\u00fczeltilecek olan sebeplerin gayesini anlatmak suretiyle buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>94- Biz hangi \u00fclkeye bir peygamber g\u00f6nderdiysek, onun halk\u0131n\u0131 -yalvar\u0131p yakars\u0131nlar diye mutlaka yoksulluk ve darl\u0131kla s\u0131km\u0131\u015f\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>95- Sonra k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc de\u011fi\u015ftirip yerine iyilik (bolluk) getirdik, nihayet \u00e7o\u011fald\u0131lar ve: &#8220;Atalar\u0131m\u0131za da b\u00f6yle darl\u0131k ve sevin\u00e7 dokunmu\u015ftu.&#8221; dediler ve hemen onlar\u0131, hi\u00e7 fark\u0131nda olmad\u0131klar\u0131 bir s\u0131rada ans\u0131z\u0131n yakalad\u0131k.<\/p>\n<p>96- (O) \u00fclkelerin halk\u0131 inan\u0131p (Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan) korunsalard\u0131, elbette \u00fczerlerine g\u00f6kten ve yerden bolluklar a\u00e7ard\u0131k; fakat yalanlad\u0131lar, biz de onlar\u0131 kazand\u0131klar\u0131yla yakalad\u0131k.<\/p>\n<p>97- Acaba o \u00fclkelerin halk\u0131, geceleyin uyurlarken kendilerine azab\u0131m\u0131z\u0131n gelmeyece\u011finden emin mi idiler?<\/p>\n<p>98- Yoksa o \u00fclkelerin halk\u0131, ku\u015fluk vakti e\u011flenirlerken onlara azab\u0131m\u0131z\u0131n gelmeyece\u011finden emin mi idiler?<\/p>\n<p>99- Allah&#8217;\u0131n tuza\u011f\u0131ndan (kurtulacaklar\u0131na) emin mi oldular? Ziyana u\u011frayan topluluktan ba\u015fkas\u0131, Allah&#8217;\u0131n tuza\u011f\u0131ndan emin olmaz.<\/p>\n<p>100- \u00d6nceki sahiplerinden sonra yery\u00fcz\u00fcne v\u00e2ris olanlara h\u00e2l\u00e2 \u015fu ger\u00e7ek belli olmad\u0131 m\u0131 ki: E\u011fer biz dileseydik onlar\u0131 da g\u00fcnahlar\u0131ndan dolay\u0131 musibetlere u\u011frat\u0131rd\u0131k! Biz onlar\u0131n kalplerini m\u00fch\u00fcrleriz de onlar (ger\u00e7ekleri) i\u015fitmezler.<\/p>\n<p>101- \u0130\u015fte o \u00fclkeler ki, sana onlar\u0131n haberlerinden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 anlat\u0131yoruz Andolsun ki, peygamberleri onlara apa\u00e7\u0131k deliller (mucizeler) getirmi\u015flerdi. Fakat \u00f6nceden yalanlad\u0131klar\u0131 ger\u00e7eklere iman edecek de\u011fillerdi. \u0130\u015fte o k\u00e2firlerin kalplerini Allah b\u00f6yle m\u00fch\u00fcrler.<\/p>\n<p>102- Onlar\u0131n \u00e7o\u011funda, s\u00f6zde durma (diye bir \u015fey) bulamad\u0131k. Ger\u00e7ek \u015fu ki, onlar\u0131n \u00e7o\u011funu yoldan \u00e7\u0131km\u0131\u015f bulduk.<\/p>\n<p>94- Hi\u00e7 bir \u00fclkeye hi\u00e7 bir peygamber g\u00f6ndermedik ancak \u015f\u00f6yle: Yani anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi mahvedilen k\u00f6ylerin, memleketlerin her hangi birine her hangi bir peygamber g\u00f6nderdiysek mutlaka \u015funlar\u0131 yapt\u0131k: \u00d6nce halk\u0131n\u0131 fakirlik, \u015fiddet, hastal\u0131k ve ihtiya\u00e7larla s\u0131kt\u0131k ki yakars\u0131nlar, kibirlerini at\u0131p hakka boyun e\u011fsinler, yumu\u015fay\u0131p yalvars\u0131nlar (Bu konuda bilgi i\u00e7in En&#8217;\u00e2m, 6\/43 \u00e2yetine bak\u0131n\u0131z).<\/p>\n<p>95- Sonra da k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc de\u011fi\u015ftirip yerine iyilik getirdik; ho\u015flanmad\u0131klar\u0131 darl\u0131k ve hastal\u0131k yerine, ho\u015flar\u0131na giden bolluk ve sa\u011fl\u0131k verdik. Yaln\u0131z peygamberin s\u00f6zl\u00fc ve ilm\u00ee ir\u015fadlar\u0131yla yetinilmeyip &#8220;&#8230; belki d\u00f6nerler diye onlar\u0131 iyilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerle imtihan ettik.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/168) \u00e2yeti gere\u011fince hem ac\u0131 hem tatl\u0131 \u015feylerle fiilen imtihan da edildiler. \u0130lk \u00f6nce s\u00f6z dinlemedikleri, dik ba\u015fl\u0131l\u0131k ettikleri i\u00e7in, yumu\u015fas\u0131nlar diye hem mal hem de beden y\u00f6n\u00fcyle darl\u0131\u011fa itildiler, ancak yine de yola gelmediler. Sonra da bu darl\u0131k, azab verme ve cezaland\u0131rmaya y\u00f6nelik olmay\u0131p terbiye maksad\u0131yla oldu\u011fu i\u00e7in, terbiyev\u00ee olan herhangi bir darl\u0131\u011f\u0131n devam\u0131 ise terbiye d\u0131\u015f\u0131 olaca\u011f\u0131 ve darl\u0131\u011f\u0131 takip eden geni\u015flik ve nimetin zevki ve sevincinin son derece hissedilir ve fevkalade dikkat \u00e7ekici olmas\u0131 y\u00f6n\u00fcyle darl\u0131k, geni\u015fli\u011fe d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcld\u00fc.<\/p>\n<p>Ta ki artt\u0131lar, &#8220;afiv&#8221; bazen \u00e7o\u011falmak, artmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. s\u00f6z\u00fc, &#8220;otlar \u00e7o\u011fald\u0131&#8221; anlam\u0131ndad\u0131r. &#8220;&#8230;ve sana Allah yolunda ne vereceklerini soruyorlar, de ki: Afv (yani ihtiya\u00e7tan fazlas\u0131n\u0131) verin&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/219) \u00e2yetinde yer alan afv\u0131n fazla m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funu daha \u00f6nce belirtmi\u015ftik. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re tefsircilerin \u00e7o\u011fu, \u00e2yeti \u015f\u00f6yle tefsir etmi\u015flerdir. Yani onlar, mal ve n\u00fcfus\u00e7a \u00e7o\u011fald\u0131lar, say\u0131 ve kuvvet y\u00f6n\u00fcnden fazlala\u015ft\u0131lar.<\/p>\n<p>K\u00e2mus&#8217;da beyan edildi\u011fi \u00fczere denildi\u011finde bununla &#8220;hayvan mer&#8217;ay\u0131 yak\u0131ndan otlad\u0131, uza\u011fa gitme\u011fe l\u00fczum g\u00f6rmeden yak\u0131ndan bol bol yedi&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 kastedilmektedir. Buna g\u00f6re, gerek bu m\u00e2n\u00e2, gerek afv&#8217;\u0131n me\u015fhur m\u00e2n\u00e2s\u0131 nazar-\u0131 itib\u00e2re al\u0131narak \u015f\u00f6yle bir anlam da verilebilir: K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc iyili\u011fe \u00e7evirmekle kendilerine o derece refah i\u00e7inde bir hayat temin ettik ki, hatta hayvan gibi bol bol yak\u0131ndan yediler, otlad\u0131lar ve nefislerini her t\u00fcrl\u00fc sorumluluk ve zorluktan muaf tuttular, nimet kendilerini \u015f\u0131martt\u0131, darl\u0131\u011f\u0131 unuttular hi\u00e7 bir \u015feye ald\u0131r\u0131\u015f etmediler. Ve muhakkak atalar\u0131m\u0131za s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 ve ferahl\u0131 anlar dokunmu\u015f dediler. Yani g\u00f6rd\u00fckleri s\u0131k\u0131nt\u0131 ve refah hallerinin Allah taraf\u0131ndan terbiyeye y\u00f6nelik bir sebeb ve hikmetle alakal\u0131 oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmediler. Bunlar\u0131, hi\u00e7 bir \u015fekilde uzakla\u015ft\u0131rmak ve elde etmek m\u00fcmk\u00fcn olmayan tabii veya zorunlu i\u015flerden sayd\u0131lar. Adam sen de darl\u0131k, bolluk, fakirlik, zenginlik, hastal\u0131k, sa\u011fl\u0131k, gaml\u0131 veya sevin\u00e7li haller \u00f6teden beri ola\u011fan \u015feylerdir, dediler. Peygamberlerin \u00f6\u011frettikleri gibi din ve ahl\u00e2k ile insanlar\u0131n iradelerini kullanmalar\u0131yla bunlardan uzakla\u015fma ve onlar\u0131 elde etmenin m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 fikrini benimsediler. K\u0131sacas\u0131 Taber\u00ee Tefsirinde de zikredildi\u011fi \u015fekilde &#8220;k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden tevbe etmek suretiyle s\u0131k\u0131nt\u0131dan kurtulman\u0131n; nimete \u015f\u00fckretmekle refah ve g\u00fczellikleri devam ettirme ve art\u0131rman\u0131n m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funa&#8221; inanmad\u0131lar. S\u00f6zl\u00fc, fiil\u00ee ac\u0131 ve tatl\u0131 ihtarlara \u00f6nem vermediler. Yahut \u00f6ylesine rahata erdiler ki s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131, vaktiyle atalar\u0131n\u0131n bazan ba\u015flar\u0131na gelmi\u015f tarihi bir \u015fey gibi g\u00f6sterdiler. \u0130\u015fte tam o vakit biz de kendilerini o \u015fuursuz hallerinde, hayallerine gelmeyecek \u015fekilde birden bire tutup bast\u0131r\u0131verdik. Birden bire tutmaktan maksad, \u00c2d ve L\u00fbt kavminde oldu\u011fu gibi yaln\u0131z helakin bir anda ve g\u00f6z a\u00e7\u0131p kapay\u0131ncaya kadar ge\u00e7en s\u00fcre i\u00e7erisinde olmas\u0131 de\u011fil, Sem\u00fbd kavminde oldu\u011fu gibi yakalaman\u0131n ans\u0131z\u0131n ba\u015flay\u0131p, helakin bir m\u00fcddet devam etmesi demektir. Baz\u0131 kavimler, birden yakalan\u0131p birden mahvedilmi\u015f, baz\u0131lar\u0131 da birdenbire yakalan\u0131p s\u00fcr\u00fcne s\u00fcr\u00fcne mahvedilmi\u015flerdir. B\u00fct\u00fcn mesele, bu yakalama ba\u015flamadan evvelki uyanmadad\u0131r. Zira yakalama ba\u015flay\u0131nca &#8220;&#8230;. Rabb&#8217;inin baz\u0131 i\u015faretleri geldi\u011fi g\u00fcn, daha \u00f6nce inanmam\u0131\u015f, ya da iman\u0131nda bir hay\u0131r kazanmam\u0131\u015f olan kimseye, art\u0131k inanmas\u0131 bir fayda sa\u011flamaz&#8230;&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/158) \u00e2yetinde ifade edilen g\u00fcn gelmi\u015f \u00e7atm\u0131\u015f olur. \u0130\u015fte o kentlerin halk\u0131 b\u00f6yle azab\u0131 hak etmi\u015f olarak mahvedildiler, hem de en kuvvetli en keyifli anlar\u0131nda birdenbire yakalanarak tarih sahnesinden silindiler.<\/p>\n<p>96- E\u011fer o mahvedilen memleketlerin halk\u0131 iman ve ittik\u00e2 etmi\u015f, yani peygamberlerin tebli\u011f etmi\u015f olduklar\u0131 \u015feylere inanm\u0131\u015f ve onlar\u0131n gere\u011fini yerine getirmek suretiyle korunulmas\u0131 laz\u0131m gelen \u015feylerden korunup sak\u0131nm\u0131\u015f olsalard\u0131 elbette \u00fczerlerine yerin g\u00f6\u011f\u00fcn hay\u0131r ve bereketlerini a\u00e7ard\u0131k. Her taraflar\u0131ndan azab\u0131n yerine bolluk ve bereket ya\u011far, her i\u015fleri yolunda gider, mutluluk ve refahlar\u0131 artard\u0131. ve fakat yalanlad\u0131lar, inan\u0131p korunmad\u0131lar. Bundan dolay\u0131 biz de kendilerini kazan\u0131p durduklar\u0131 k\u00fcf\u00fcr ve isyanlar\u0131yla k\u0131sacas\u0131 &#8220;&#8230; atalar\u0131m\u0131za da b\u00f6yle darl\u0131k ve sevin\u00e7 dokunmu\u015ftu&#8230; &#8221; (A&#8217;raf, 7\/95) diyerek l\u00e2ub\u00e2lilikleriyle yakalay\u0131verdik.<\/p>\n<p>97- \u00d6nceki kent ehlinden maksat, helak edilmi\u015f olan kent halk\u0131 idi. Burada zikredilen &#8220;netice f\u00e2s\u0131&#8221; ile, ya\u015fayan b\u00fct\u00fcn kent halk\u0131ndan s\u00f6z edilmi\u015ftir. Ger\u00e7i baz\u0131 tefsirciler bunu da, \u00f6ncekilerle ilgili g\u00f6rm\u00fc\u015flerse de bu m\u00fcnasip de\u011fildir. Burada uygun olan m\u00e2n\u00e2 \u015fudur: \u015eimdi b\u00fct\u00fcn kent halk\u0131 -ba\u015fta Mekke halk\u0131 olmak \u00fczere medeniyyyet hayat\u0131 ya\u015fayan b\u00fct\u00fcn halk kendilerine be&#8217;simizin (\u015fiddetli azab\u0131m\u0131z\u0131n) uyurlarken gece bask\u0131n\u0131 halinde gelivermesinden emin mi oldular?<\/p>\n<p>98-*} Veya kent halk\u0131 ku\u015fluk vakti oynay\u0131p dururlarken kendilerine azab\u0131m\u0131z\u0131n gelivermesinden emin mi oldular?<\/p>\n<p>99- K\u0131sacas\u0131 Allah&#8217;\u0131n tuza\u011f\u0131ndan emin mi oldular? Allah\u0131n mekri (tuza\u011f\u0131) ifadesi, O&#8217;nun, kullar\u0131n\u0131 yava\u015f yava\u015f ve umulmad\u0131k bir y\u00f6nden cezaland\u0131rmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir isti\u00e2redir. E\u011fer \u00f6yle ise Allah&#8217;\u0131n tuza\u011f\u0131na, h\u00fcsr\u00e2na u\u011frayan topluluktan ba\u015fkas\u0131, yani tabiatlar\u0131nda Allah&#8217;\u0131n kendilerine bah\u015fetmi\u015f oldu\u011fu ibret kabiliyetini, ger\u00e7ek delilleri d\u00fc\u015f\u00fcnme ve delillere dayanarak sonu\u00e7 \u00e7\u0131karma yetene\u011fini kaybederek nefislerini zayi etmi\u015f olan h\u00fcsran ehlinden ba\u015fkas\u0131 emin olmaz.<\/p>\n<p>100- \u015eu yery\u00fcz\u00fcne \u00f6nceki sahiplerinden sonra v\u00e2ris olanlara, yani \u00f6nceden bu vatanlar\u0131n sahibi iken helak olmu\u015f bulunanlar\u0131n bug\u00fcn yerlerini yurtlar\u0131n\u0131 i\u015fgal ederek onlar\u0131n ard\u0131ndan gelenlere ve \u00f6zellikle Mekke ve etraf\u0131ndaki halka Allah \u015fu ger\u00e7e\u011fi anlatmad\u0131 m\u0131 ki dilesek biz onlar\u0131 da o ge\u00e7enler gibi g\u00fcnahlar\u0131ndan dolay\u0131 musibetlere u\u011frat\u0131rd\u0131k. Evet \u015f\u00fcphe yok ki di\u011fer \u00e2yet ve delillere bakmadan kendilerini onlara v\u00e2ris k\u0131lm\u0131\u015f olmakla bu ger\u00e7e\u011fi anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Ve fakat biz kalblerini tab&#8217;eder, m\u00fch\u00fcrleriz de onlar bunu ve bu \u00e7e\u015fit ger\u00e7ekleri duymazlar.<\/p>\n<p>101- \u0130\u015fte o kentler, o mahvolup y\u0131k\u0131lan memleketler, Ey Muhammed! Onlar\u0131n \u00f6nemli haberlerinden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 sana naklediyoruz ve edece\u011fiz. Yemin olsun ki onlara Peygamberleri beyyinelerle \u015fekk ve \u015f\u00fcphe g\u00f6t\u00fcrmez a\u00e7\u0131k ve kesin deliller ve mucizelerle geldiler de \u00f6nce yalanlad\u0131klar\u0131 hakikatlere delillerden sonra da iman etmeleri ihtimali olmad\u0131, inad ettiler de ettiler Allah k\u00e2firlerin kalblerini i\u015fte b\u00f6yle m\u00fch\u00fcrler, k\u00fcfr\u00fc onlara b\u00f6yle tabiat k\u0131lar.<\/p>\n<p>102- \u0130\u015fte o kentler, o mahvolup y\u0131k\u0131lan memleketler, Ey Muhammed! Onlar\u0131n \u00f6nemli haberlerinden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 sana naklediyoruz ve edece\u011fiz. Yemin olsun ki onlara Peygamberleri beyyinelerle \u015fekk ve \u015f\u00fcphe g\u00f6t\u00fcrmez a\u00e7\u0131k ve kesin deliller ve mucizelerle geldiler de \u00f6nce yalanlad\u0131klar\u0131 hakikatlere delillerden sonra da iman etmeleri ihtimali olmad\u0131, inad ettiler de ettiler Allah k\u00e2firlerin kalblerini i\u015fte b\u00f6yle m\u00fch\u00fcrler, k\u00fcfr\u00fc onlara b\u00f6yle tabiat k\u0131lar.<\/p>\n<p>103-104-Hz. Musa k\u0131ssas\u0131 burada di\u011ferlerinden daha fazla dikkate al\u0131ns\u0131n diye \u00f6zellikle ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak uzun uzad\u0131ya anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hz. Musa&#8217;n\u0131n mucizeleri \u00f6b\u00fcr peygamberlerinkinden daha kuvvetli ve bundan dolay\u0131 Musa kavminin cehalet ve zulm\u00fc di\u011ferlerinden daha bask\u0131nd\u0131r.<\/p>\n<p>Kelimesi yukar\u0131dan beri g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n pek\u00e7ok yerinde ge\u00e7en, siyaset ve sosyoloji ilimleri a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00e7ok dikkat \u00e7ekici bir deyim olan bir kelimedir. Tefsir \u00e2limleri bunu ileri gelenler ve e\u015fraf anlam\u0131yla tefsir ederler. Fakat maksad\u0131n, ileri gelenlerin ve e\u015fraf\u0131n ferdiyetleri bak\u0131m\u0131ndan olmay\u0131p, onlar\u0131n cemiyetleri ve h\u00fckm\u00ee \u015fahsiyetleri bak\u0131m\u0131ndan \u00f6nemli oldu\u011funun ve zaten \u00f6nde gelmenin ve \u015ferefin sosyal bir anlam ifade etti\u011finin g\u00f6zden ka\u00e7\u0131r\u0131lmamas\u0131, laz\u0131m gelir. &#8220;Kamus&#8221;un beyan\u0131na g\u00f6re &#8220;cebel&#8221; vezninde &#8220;mele&#8221; \u015fu m\u00e2n\u00e2lara gelir:<\/p>\n<p>1- Te\u015f\u00e2v\u00fcr; yani birbiriyle m\u00fc\u015f\u00e2vere,<\/p>\n<p>2- E\u015fr\u00e2f ve ilye; yani bir kavmin e\u015fraf\u0131 ve b\u00fcy\u00fckleri, \u00f6nde gelenleri, g\u00f6zdeleri, ileri gelen y\u00fcksek tabakas\u0131 ki, halk\u0131n g\u00f6z\u00fcn\u00fc dolduranlar.<\/p>\n<p>3- Cemaat,<\/p>\n<p>4- Arzu etmek ve sanmak,<\/p>\n<p>5- Kavmin isti\u015fare edilen, akl\u0131 eren ve s\u00f6z\u00fc dinlenen heyeti, se\u00e7kinleri, temsilci heyeti. Yani heyet, delege.<\/p>\n<p>6- Tecemmu, toplant\u0131 halindeki meclis,<\/p>\n<p>7- Hulk, yani huy.<\/p>\n<p>Ra\u011f\u0131b da &#8220;M\u00fcfredat&#8221;\u0131nda \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Mele'&#8221; bir rey \u00fczerine bir araya gelip \u015fekil ve g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc g\u00f6zleri, k\u0131ymet ve \u00f6nemi g\u00f6n\u00fclleri dolduran cemaat demektir ki bir \u00e7ok \u00e2yette ge\u00e7mi\u015ftir. Bir de mele&#8217; daha genel anlamda olmak \u00fczere, g\u00fczel y\u00fczl\u00fclerden meydana gelen halka denir. \u0130lh&#8230; Bundan da anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r ki, biri genel, \u00f6b\u00fcr\u00fc \u00f6zel olan bu iki m\u00e2n\u00e2, &#8220;mele'&#8221; kelimesinin ba\u015fl\u0131ca iki m\u00e2n\u00e2s\u0131 olup, di\u011ferleri bunlar\u0131n uzant\u0131lar\u0131d\u0131r. Esas\u0131nda dolgunluk anlam\u0131n\u0131 i\u00e7ine alan bu kelime, toplant\u0131, m\u00fc\u015favere, g\u00fczel heyet, \u015feref ve y\u00fccelik, rey ve istek kavramlar\u0131yla da ili\u015fkisi y\u00fcz\u00fcnden \u00e7e\u015fitli anlamlar i\u00e7in kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, b\u00fct\u00fcn bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n hepsini i\u00e7ine alan en m\u00fchim m\u00e2n\u00e2 Ra\u011f\u0131b&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 birinci m\u00e2n\u00e2d\u0131r. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu m\u00e2n\u00e2, zaman\u0131m\u0131zda Frenklerin &#8220;sosyete&#8221; ad\u0131n\u0131 verdikleri cemiyet m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki, bunda bir maksat \u00fczere toplanm\u0131\u015f olmak, bir de iyi anla\u015fma ve uzla\u015fma ve k\u0131ymet, en esasl\u0131 anlam\u0131 te\u015fkil eder. Mesela bir dernek, bir kabine ve bir parlamento, bir ordu ve her hangi bir toplumun b\u00fct\u00fcn\u00fc ad\u0131na s\u00f6z s\u00f6ylemeye yetkili ki\u015filerin bir araya gelip bir heyet te\u015fkil etmesi hep birer &#8220;mele&#8217; &#8221; demek olur. Ve \u00f6nde gelen e\u015frafa &#8220;mele&#8217; &#8221; denilmesi de bu y\u00fczdendir. Yoksa \u00f6nde gelen e\u015fraf\u0131n birbiriyle didi\u015fme ve \u00e7eki\u015fmelerini ifade eden da\u011f\u0131n\u0131kl\u0131k ve kopukluk h\u00e2li ve tek tek her birinin durumu &#8220;mele&#8217; &#8221; t\u00e2birinin anlam\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda kal\u0131r. Bundan dolay\u0131 \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 &#8220;Sonra da Musa&#8217;y\u0131 \u00e2yetlerimiz ve mucizelerimizle y\u00fckl\u00fc olarak Firavun&#8217;a ve onun etraf\u0131nda toplan\u0131p halk\u0131n g\u00f6z\u00fcn\u00fc dolduran tantanal\u0131 heyetine peygamber olarak g\u00f6nderdik.&#8221; demek olur. Ger\u00e7i di\u011fer bir \u00e2yette &#8220;Firavun&#8217;a ve kavmine&#8221; (Neml, 27\/12) buyuruldu\u011funa g\u00f6re Hz. Musa, Firavun&#8217;a ve b\u00fct\u00fcn kavmine g\u00f6nderilmi\u015fti. Fakat burada bilhassa \u015fu incelik g\u00f6sterilmi\u015ftir ki, Firavun kavminin geriye kalanlar\u0131, onun etraf\u0131nda toplanm\u0131\u015f olan esas meclise ba\u011fl\u0131 olduklar\u0131ndan fazlaca bir \u00f6neme haiz de\u011fildiler. Firavun ve etraf\u0131ndakiler, kavmin hepsini temsil ediyorlard\u0131.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Hz. Musa, &#8220;\u00e2yetlerimizle&#8221; ifadesinin i\u015faret etti\u011fi bir\u00e7ok mucize ile her\u015feyden \u00f6nce bunlara g\u00f6nderildi. Onlar da o \u00e2yetlere zulmettiler, yani Musa&#8217;n\u0131n peygamberli\u011finin do\u011frulu\u011funa al\u00e2met ve belge olan o a\u00e7\u0131k mucizelerin hakk\u0131n\u0131 vermediler, onlar\u0131n kesin delaletini yalan say\u0131p ink\u00e2r ettiler ve k\u00fcfrettiler. Hakikat\u0131 kabul etmeyip fesatlar \u00e7evirdiler. \u015fimdi bak fesat\u00e7\u0131lar\u0131n ak\u0131beti nas\u0131l oldu? \u0130\u015fte a\u015fa\u011f\u0131da gelece\u011fi \u00fczere k\u0131ssalar\u0131n\u0131 dikkatle oku, hallerine bak da ibret al:<\/p>\n<p>Biz g\u00f6nderdik, Musa da var\u0131p dedi ki: Ey Firavun Ben hakikaten \u00e2lemlerin Rabb&#8217;i taraf\u0131ndan g\u00f6nderilen bir peygamberim,<\/p>\n<p>105-106- Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 hak olandan ba\u015fka bir \u015fey s\u00f6ylememeye hak kazanm\u0131\u015f\u0131m. Yani, hakk\u0131m ve \u015fan\u0131m ancak do\u011fruyu s\u00f6ylemektir. N\u00e2fi k\u0131r\u00e2etinde okundu\u011funa g\u00f6re; &#8220;Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 haktan ba\u015fkas\u0131n\u0131 s\u00f6ylememem kendi \u00fczerime bir bor\u00e7tur, bir g\u00f6revdir.&#8221; Bir peygamberin birinci \u00f6zelli\u011fi ve g\u00f6revi do\u011fru s\u00f6ylemektir. Ben size Rabbinizden bir belge ile geldim. Yani s\u00f6z\u00fcm kuru bir iddiadan, bo\u015f bir davadan ibaret de\u011fildir. \u015e\u00fcphe ve teredd\u00fcde meydan b\u0131rakmaz, a\u00e7\u0131k, se\u00e7ik ve kesin bir b\u00fcrhan\u0131m, belgem var, inanmazsan\u0131z ispata haz\u0131r\u0131m. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131 benimle g\u00f6nder. Hz. Musa&#8217;n\u0131n Firavun&#8217;a ilk tebli\u011fi i\u015fte bu oldu. Buna kar\u015f\u0131 Firavun: &#8220;E\u011fer, sen bir \u00e2yetle, bir mucize ile geldinse haydi onu getir, e\u011fer o sad\u0131klardan, (yani do\u011fruluklar\u0131 ile tan\u0131nan o peygamberlerden) biri isen b\u00f6yle yapman gerekir. Musa&#8217;n\u0131n tebli\u011fine kar\u015f\u0131 Firavun&#8217;un bu s\u00f6zleri usul\u00fcnce yap\u0131lm\u0131\u015f bir talep demektir. Bunda hen\u00fcz bir haks\u0131zl\u0131k yoktur. Ancak &#8220;e\u011fer, e\u011fer&#8221; diyerek \u015fart edatlar\u0131n\u0131 s\u0131k s\u0131k tekrar etmesinde bir nezaketsizlik ve bir tela\u015f eseri s\u00f6z konusudur.<\/p>\n<p>107-Bunun \u00fczerine Musa hemen asas\u0131n\u0131 b\u0131rak\u0131verdi, b\u0131rak\u0131nca ne g\u00f6rs\u00fcnler o as\u00e2 kocaman bir y\u0131lan, apa\u015fik\u00e2r bir ejderha oluverdi. Bir ejderha ki, i\u015fi hemen hallediyor. Bu konuda bir\u00e7ok rivayet vard\u0131r: Sa\u00eed b. C\u00fcbeyr&#8217;in, Abdullah b. Abbas&#8217;dan nakletti\u011fi \u015fekilde i\u015fin \u00f6zeti \u015fudur: Hz. Musa, as\u00e2s\u0131n\u0131 koyuverince kocaman bir y\u0131lan olmu\u015f, Firavun&#8217;a do\u011fru akmaya ba\u015flam\u0131\u015f. Firavun, y\u0131lan\u0131n \u00fczerine do\u011fru gelmekte oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcnce taht\u0131ndan f\u0131rlam\u0131\u015f, aman bunu zaptet diye Hz. Musa&#8217;ya yalvarm\u0131\u015f, o da onu tutmu\u015f&#8230;<\/p>\n<p>Burada \u015fundan gaflet etmemek laz\u0131md\u0131r ki, bu gibi de\u011fi\u015fikli\u011fe hakikat\u0131n tersy\u00fcz edilmesi denilmez. Zira ger\u00e7e\u011fi ve g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc as\u00e2 olan \u015fey, ger\u00e7e\u011fiyle ve g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle b\u00fcsb\u00fct\u00fcn y\u0131lan oluvermi\u015f de\u011fildir. Ger\u00e7ekle g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f yani bu iki hakikat daima bilgimizdeki yerini korurlar, hi\u00e7biri di\u011ferine kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmaz. L\u00e2kin as\u00e2 maddesinin as\u00e2 suretinden \u00e7\u0131k\u0131p y\u0131lan \u015feklini almas\u0131 ve o \u015fekle b\u00fcr\u00fcnmesi veya d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte ayn\u0131 \u015fekilde as\u00e2 kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 korudu\u011fu halde zihinde onun yok edilerek yerine y\u0131lan \u015feklinin konulmas\u0131 daima m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Nitekim biz bir mumu bin \u015fekle sokar\u0131z, her \u015feklin kendi varl\u0131\u011f\u0131 di\u011ferlerinden farkl\u0131 olur da mum, yine mum olarak kal\u0131r. &#8220;Hakikat\u0131n de\u011fi\u015ftirilmesi caiz olmaz.&#8221; prensibini imk\u00e2n ve v\u00fccub gibi ezeli hakikatlere tahsis etmek me\u015fhur ise de do\u011fru de\u011fildir. Bu prensip tenakuz (\u00e7eli\u015fki) kanununun di\u011fer bir ifadesidir ki, hi\u00e7bir \u015feyi \u00f6z\u00fcnden de\u011fi\u015ftirmek m\u00fcmk\u00fcn olmaz demektir. Mesela as\u00e2ya as\u00e2, y\u0131lana da y\u0131lan denir demektir.<\/p>\n<p>108- Musa bir de elini koynundan \u00e7ekip \u00e7\u0131kard\u0131, ne g\u00f6rs\u00fcnler bembeyaz!&#8230; B\u00fct\u00fcn bakanlar\u0131n hayret ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 gerektiren bir surette par\u0131l par\u0131l parlayan bir beyaz. Yani yarat\u0131l\u0131\u015ftan beyaz de\u011fil, fakat \u00f6yle g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor.<\/p>\n<p>Rivayet olunuyor ki, Hz. Musa biraz fazlaca esmer imi\u015f, \u00f6nce elini yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015fekliyle g\u00f6sterir, sonra koynuna sokar \u00e7\u0131kar\u0131rm\u0131\u015f, eli bembeyaz, lekesiz bir \u015fekilde par\u0131l par\u0131l parlarm\u0131\u015f. Tekrar bir daha koynuna sokar \u00e7\u0131kar\u0131rm\u0131\u015f, bu defa da eski esmer rengine d\u00f6nermi\u015f.<\/p>\n<p>Biri il\u00e2h\u00ee gazap ve cel\u00e2lin, biri de Rabbani rahmet ve l\u00fctfun birer \u00f6rne\u011fi ve tecellisi demek olan ve do\u011frudan do\u011fruya O&#8217;nun ilk yarat\u0131c\u0131 olarak kudretinden ba\u015fka bir tesir ile meydana gelmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemeyen bu iki al\u00e2met, Hz. Musa&#8217;n\u0131n Allah taraf\u0131ndan g\u00f6nderilen bir peygamber oldu\u011funu ispata fazlas\u0131yla yeterli birer mucize iken nas\u0131l haks\u0131zl\u0131kla kar\u015f\u0131land\u0131 bilir misiniz?<\/p>\n<p>109- Firavun kavmi i\u00e7inden o mele&#8217;, Firavun&#8217;un dan\u0131\u015fma meclisi olan o topluluk, o \u00f6zel heyet &#8220;bu her halde \u00e7ok bilgi\u00e7, \u00e7ok mahir bir sihirbazd\u0131r,<\/p>\n<p>110- sizi yerinizden, yurdunuzdan \u00e7\u0131karmak istiyor. \u015eu halde ne emredersiniz?&#8221; dediler. \u015euar\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde bu &#8220;ne emredersiniz&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fc Firavun&#8217;un s\u00f6yledi\u011fi ifade buyuruluyor. Demek ki, onun dan\u0131\u015fma meclisi, onun g\u00f6r\u00fc\u015f ve tekliflerini tasdik edip destekleyerek gere\u011fini m\u00fczakereye sunduklar\u0131ndan dolay\u0131 bu s\u00f6z yaln\u0131zca ba\u015fkan\u0131n s\u00f6z\u00fc de\u011fil, ayn\u0131 zamanda cemiyetin s\u00f6z\u00fc olmu\u015ftur. Burada &#8220;siz ne d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyor, ne diyorsunuz, ne teklif ediyorsunuz?&#8221; yerine &#8220;ne emredersiniz?&#8221; denilmi\u015f olmas\u0131, \u00e7ok dikkat \u00e7ekicidir. D\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle bu deyim, Firavun h\u00fck\u00fcmetinin y\u00f6netim ve i\u015fleri y\u00fcr\u00fctme yetkisinin bu dan\u0131\u015fma meclisinin elinde bulundu\u011funu g\u00f6sterir. &#8220;O sizi yerinizden \u00e7\u0131karmak istiyor.&#8221; c\u00fcmlesi de bu dan\u0131\u015fma meclisinin tamamen M\u0131s\u0131r&#8217;\u0131n yerli halk\u0131ndan meydana gelmi\u015f bir heyet oldu\u011funu akla getirir. Ebussu\u00fbd tefsirinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re; baz\u0131 tefsir \u00e2limleri, meselenin halk oyuna sunuldu\u011funu ve hitab\u0131n b\u00fct\u00fcn M\u0131s\u0131r halk\u0131na yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 bile \u00f6ne s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. Yani bu &#8220;Siz ne emredersiniz?&#8221; hitab\u0131n\u0131n dan\u0131\u015fma meclisi taraf\u0131ndan M\u0131s\u0131r halk\u0131na s\u00f6ylendi\u011fini beyan etmi\u015flerdir. Buna verilen &#8220;Onu ve karde\u015fini beklet.&#8221; cevab\u0131 bizzat Firavun&#8217;a hitap olarak g\u00f6sterilmi\u015ftir. Bu ise muhataplar\u0131n do\u011frudan do\u011fruya Firavun ile konu\u015fabilir bir mevkide bulunan kimseler oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a anlatt\u0131\u011f\u0131ndan \u00e2yetin zahirine g\u00f6re, meselenin kamuoyuna sunulmu\u015f oldu\u011fu sabit de\u011fil ise de her halde M\u0131s\u0131rl\u0131lar&#8217;dan meydana gelen bir cemiyetin veya heyetin isti\u015faresine sunuldu\u011fu ve bunlara da: &#8220;Siz ne emredersiniz?&#8221; denildi\u011fi kesindir. B\u00f6yle demek ise o cemiyetin Firavun h\u00fck\u00fcmetinde karar yetkisine sahip oldu\u011funu itiraf etmek demektir. Bu da &#8220;Ben sizin en y\u00fcce Rabbinizim.&#8221; (N\u00e2zi\u00e2t, 79\/24) demekte olan Firavun&#8217;un g\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc dava a\u00e7\u0131s\u0131ndan en b\u00fcy\u00fck bir \u00e7eli\u015fkidir. Demek oluyor ki Firavun, \u00f6nemli bir olay\u0131n s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131 alt\u0131nda kal\u0131nca tanr\u0131l\u0131k davas\u0131n\u0131 ge\u00e7ici olarak da olsa bir tarafa b\u0131rak\u0131p, kullar\u0131 sayd\u0131\u011f\u0131 adamlar\u0131ndan ve memurlar\u0131ndan meydana gelen toplulu\u011fa veya kendi halk\u0131na kar\u015f\u0131 &#8220;ne emrediyorsunuz?&#8221; diyerek, emir sizindir, siz benim amirim veya efendimsiniz dercesine sahte ve riyak\u00e2rca bir tabasbus tavr\u0131 tak\u0131narak, sanki tehlike kendisiyle ilgili de\u011filmi\u015f de halkla ilgiliymi\u015f ve bundan dolay\u0131 da s\u00f6z sahibi onlarm\u0131\u015f gibi g\u00f6stermi\u015ftir ki, bunda Firavun sihirbazl\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u00f6nemli bir misali vard\u0131r. Hz. Musa&#8217;dan &#8220;E\u011fer do\u011frulardan isen haydi getir bakal\u0131m onu!&#8221; diye mucize talep etti\u011fine g\u00f6re, anla\u015f\u0131l\u0131yor ki Firavun daha \u00f6nce sad\u0131k peygamberlerin gelmi\u015f ve hepsinin de mucizeler getirmi\u015f oldu\u011funa vak\u0131ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu halde demek ki, g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde olup biten as\u00e2 ve &#8220;beyaz el&#8221; mucizelerinin de ger\u00e7ekten birer mucizeden ba\u015fka bir \u015fey olam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131 anlamam\u0131\u015f de\u011fildir. Fakat hakikat\u0131n kabul\u00fcn\u00fc kendi d\u00fc\u015f\u00fcncesine ve \u00f6zellikle siyasi \u00e7\u0131karlar\u0131na ayk\u0131r\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015f ve bir de zaman\u0131nda sihir ve hokkabazl\u0131k gibi tezvir ve g\u00f6zboyama sanatlar\u0131n\u0131n \u00e7ok yayg\u0131n olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla kendi emrinde yan\u0131lt\u0131lmaya m\u00fcsait bir s\u00fcr\u00fc halk bulundu\u011fundan halk\u0131n siyasi \u00e7\u0131karlar\u0131na ve vatanseverlik duygular\u0131na ve damarlar\u0131na basarak Hz. Musa&#8217;y\u0131 b\u00fct\u00fcn M\u0131s\u0131rl\u0131lar&#8217;\u0131 vatanlar\u0131ndan s\u00fcr\u00fcp \u00e7\u0131karmak isteyen gizli bir d\u00fc\u015fman gibi g\u00f6stermi\u015f ve onun b\u00f6yle bir art d\u00fc\u015f\u00fcncesi varm\u0131\u015f da gizliyormu\u015f gibi tan\u0131tmaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece Hz. Musa&#8217;n\u0131n hak davas\u0131n\u0131 sihir, kendi \u00e7arp\u0131k g\u00f6r\u00fc\u015flerini de ger\u00e7ekmi\u015f gibi satmak istemi\u015f ve bu meseleyi \u015f\u00fbr\u00e2n\u0131n m\u00fczakeresine o \u015fekilde sunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>111-Buna kar\u015f\u0131 o mele&#8217;, o dan\u0131\u015fma meclisi ve baz\u0131 kavle g\u00f6re halk, &#8220;onu ve karde\u015fini beklet, yani hemen bir\u015fey yapma da biraz oyala, bir m\u00fcddet salla, ve \u015fehirlere toplay\u0131c\u0131lar, derleyiciler g\u00f6nder,<\/p>\n<p>112- sihirbazl\u0131kta bilgili ve mahir ne kadar sihirbaz varsa hepsini sana bulup getirsinler.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>Derhal bir sald\u0131r\u0131ya ge\u00e7meyi m\u00fcnasip g\u00f6rmeyip bu \u015fekilde bir tecr\u00fcbe ve imtihan teklif ettiler. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, ne olursa olsun m\u00fc\u015faverenin, ger\u00e7e\u011fin a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmas\u0131na do\u011fru \u00f6zel bir faydas\u0131 vard\u0131r. Burada bir &#8220;ve karde\u015fini&#8221; ifadesiyle Hz. Musa&#8217;n\u0131n yan\u0131nda karde\u015fi Harun&#8217;un da bulundu\u011fu g\u00f6steriyor.<\/p>\n<p>&#8220;Med\u00e2in&#8221;; medeniyet kelimesinin asl\u0131 olan medinenin \u00e7o\u011fuludur ki, b\u00fcy\u00fck \u015fehir demektir. Ve bu kelimenin i\u015ftikak\u0131nda ba\u015fl\u0131ca iki g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r: Birincisi medine, ba\u015f\u0131ndaki m\u00eem harfi kelimenin asl\u0131ndan olmak \u00fczere &#8220;fe\u00eele&#8221; vezninde olup k\u00f6k\u00fcnden al\u0131nm\u0131\u015f ve t\u00fcretilmi\u015ftir. &#8220;M\u00fcd\u00fcn&#8221; belli bir yerde ik\u00e2met etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Fakat kelimeleri gibi \u00e7ekimi terk edilmi\u015ftir. Bu \u015fekilde medine insan hayat\u0131na ili\u015fkin her t\u00fcrl\u00fc ihtiyac\u0131n kar\u015f\u0131lanmas\u0131n\u0131 i\u00e7ine alan yer veya b\u00f6yle bu \u00f6zellikteki bir yerde ik\u00e2met eden sosyal topluluk kavram\u0131yla b\u00fcy\u00fck \u015fehirlere isim olmu\u015ftur. \u0130kincisi ba\u015f\u0131ndaki &#8220;m\u00eem&#8221; harfi z\u00e2it ve &#8220;y\u00e2&#8221; harfi as\u0131l olmak \u00fczere k\u00f6k\u00fcnden al\u0131nm\u0131\u015f olup, &#8220;ma&#8217;\u00ee\u015fet&#8221; gibi &#8220;mef&#8217;ile&#8221; vezninde veya medy\u00fbnenin muhaffefi olmakla asl\u0131nda &#8220;mef&#8217;\u00fble&#8221; veznindedir. maddesi ise m\u00fclk ve taat, ceza ve siyaset m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fundan bu \u015fekilde med\u00eene, m\u00fclk ve taat yeri, memleket veya inzibat ve siyaset alt\u0131nda, meml\u00fbke anlam\u0131yla b\u00fcy\u00fck \u015fehirlere isim olmu\u015f olur. Birinci takdirde \u00e7o\u011fulu hemze ile ikinci takdirde ise gibi y\u00e2 ile olmak laz\u0131m gelir. Halbuki k\u0131r\u00e2etlerin hepsinde hemze ile varid olmu\u015f ve \u00f6yle okunmu\u015ftur. Demek ki, tercih edilen birinci g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr. Baz\u0131 m\u00fcfessirler taraf\u0131ndan denilmi\u015ftir ki, burada (med\u00e2in)&#8217;den murad, M\u0131s\u0131r&#8217;\u0131n Sa\u00eed \u015fehirleri idi. Sihirbazlar\u0131n b\u00fcy\u00fckleri ve en mahirleri Sa\u00eed i\u00e7lerinde idi ve baz\u0131 rivayetlere g\u00f6re yetmi\u015f kadar usta sihirbaz toplanm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>113-116- Toplanan sihirbazlar Firavun&#8217;a geldiler&#8230;<\/p>\n<p>Ne zaman ki, onlar atacaklar\u0131n\u0131 ortaya att\u0131lar, insanlar\u0131n g\u00f6zlerini b\u00fcy\u00fclediler, asl\u0131 olmad\u0131k t\u00fcrl\u00fc hayaller g\u00f6sterdiler. ve halka son derece deh\u015fet verdiler, ve pek b\u00fcy\u00fck bir sihir ortaya koydular.<\/p>\n<p>Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, iri iri halatlar\u0131, uzun uzun s\u0131r\u0131klar\u0131 ve sopalar\u0131 ortaya at\u0131p b\u00fct\u00fcn vadiyi sanki birbirine binmi\u015f y\u0131lanlarla doluymu\u015f gibi m\u00fcthi\u015f bir manzara i\u00e7inde g\u00f6sterdiler. Denilmi\u015f ki, bunun s\u0131rr\u0131 civa idi. A\u011fa\u00e7tan ve deriden yap\u0131lm\u0131\u015f bir tak\u0131m iplerin ve sopalar\u0131n i\u00e7lerine \u00f6zel olarak doldurulmu\u015f civa, yerin ve g\u00fcne\u015fin \u0131s\u0131s\u0131yla \u0131s\u0131nd\u0131k\u00e7a bunlar oynay\u0131p k\u0131vr\u0131larak hareket ediyorlar ve ortada korkun\u00e7 bir\u00e7ok y\u0131lan dola\u015f\u0131yormu\u015f manzaras\u0131 arz eyliyorlard\u0131.<\/p>\n<p>(Bakara S\u00fbresi&#8217;nde sihir hakk\u0131ndaki a\u00e7\u0131klamaya bak\u0131n\u0131z: 2\/102)<\/p>\n<p>117- Biz de Musa&#8217;ya &#8220;asan\u0131 b\u0131rak\u0131ver&#8221; diye vahyettik. Burada vahyin ilham m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu hakk\u0131nda V\u00e2hid\u00ee&#8217;nin, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan bir rivayeti vard\u0131r. Fakat ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2da vahiy olmas\u0131 daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. B\u0131rak\u0131r b\u0131rakmaz, bir de ne g\u00f6rs\u00fcnler, asa, onlar\u0131n uydurmalar\u0131n\u0131 derleyip toplay\u0131p yutuyor.<\/p>\n<p>118-B\u00f6ylece hakikat oldu\u011fu gibi ortaya \u00e7\u0131kt\u0131, sabit oldu ve onlar\u0131n b\u00fct\u00fcn yapt\u0131klar\u0131 bat\u0131l olup gitti. Gitti de<\/p>\n<p>119-120- Firavun ve adamlar\u0131 ma\u011flup oldular ve k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015ft\u00fcler, kendilerini k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcren bir yenilgiye u\u011frad\u0131lar. \u00c7\u00fcnk\u00fc sihirbazlar, o \u00fcmit ba\u011flad\u0131klar\u0131 usta sihirciler y\u0131k\u0131l\u0131p secdelere kapand\u0131lar ve ger\u00e7e\u011fin etkisiyle imana geldiler, kendilerini tutamay\u0131p y\u00fcz\u00fc koyun yere kapand\u0131lar.<\/p>\n<p>121-122- &#8220;\u00c2lemlerin Rabbine, Musa ile Harun&#8217;un Rabbine, (yani Musa ile Harun&#8217;un davet ettikleri Rabbe,) iman ettik.&#8221; dediler. Zira bu olay\u0131n, sihir s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde ve ondan bamba\u015fka il\u00e2h\u00ee bir i\u015f oldu\u011funu iyice anlad\u0131lar ve Hz. Musa&#8217;n\u0131n Allah taraf\u0131ndan g\u00f6nderilmi\u015f bir hak peygamber oldu\u011funa hemen karar verip ona iman getirdiler. Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re; sihirbazlar\u0131n iman etmesiyle \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n da pek \u00e7o\u011fu iman ettiler.<\/p>\n<p>\u00c2limler demi\u015flerdir ki, bu \u00e2yet ilmin fazileti hakk\u0131nda en b\u00fcy\u00fck delillerdendir. \u00c7\u00fcnk\u00fc di\u011ferleri bilgisizliklerinden dolay\u0131 &#8220;Bu bir sihirdir.&#8221; denilince \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015ft\u00fcler, halbuki bu sihirbazlar sihrin s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 ve ne demek oldu\u011funu bilmeleri ve konuya vak\u0131f bulunmalar\u0131 sayesinde Hz. Musa&#8217;n\u0131n as\u00e2s\u0131 ile meydana gelen olay\u0131n sihirden bamba\u015fka bir\u015fey oldu\u011funu, bunun g\u00f6z boyac\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve insan g\u00fcc\u00fcyle olabilecek bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 hemen anlay\u0131p, bunun il\u00e2h\u00ee bir mucize olmas\u0131 laz\u0131m geldi\u011fini an\u0131nda farkettiler. E\u011fer bu hususta bilgileri ve maharetleri olmasayd\u0131 ve sihrin \u00f6z\u00fcne hakkiyle vak\u0131f olmasalard\u0131, o zaman kendi kendilerine &#8220;Belki bu bizden daha iyi biliyormu\u015f, onun i\u00e7in bizim bilmedi\u011fimiz ve yapamayaca\u011f\u0131m\u0131z bir sihir yapm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; diyebilirlerdi. Fakat b\u00f6yle demediler ve bu hususta hi\u00e7 \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fcde d\u00fc\u015fmediler ve kendilerini tutamayarak derhal k\u00fcf\u00fcrden imana ge\u00e7tiler. \u015eu halde sihir ilminde bile ihtisas bu kadar faydal\u0131 sonu\u00e7lar verirse, Hakk&#8217;\u0131n birli\u011fi itikad\u0131nda ve tevhid inanc\u0131nda ihtisas, insanl\u0131\u011f\u0131n geli\u015fmesine ne kadar y\u00fcksek faydalar sa\u011flar bir d\u00fc\u015f\u00fcnmeli.<\/p>\n<p>123- Bu \u015fekilde k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015fen Firavun, davet etti\u011fi ve pek m\u00fchim menfaatler vaad eyledi\u011fi sihirbazlar\u0131n bu kadar kalabal\u0131k halk \u00f6n\u00fcnde Hz. Musa&#8217;n\u0131n peygamberli\u011fini tasdik edivermelerini g\u00f6r\u00fcnce, bunun kamuoyunda Hz. Musa lehine \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc bir delil kabul edilece\u011finden korktu\u011fu i\u00e7in buna bir \u00e7are d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve bir \u015feytanl\u0131k yapmak istedi ve derhal halk\u0131n zihnine baz\u0131 \u015f\u00fcpheler sokarak fikirlerini buland\u0131rmak i\u00e7in sihirbazlar\u0131 azarlay\u0131p tehdit etti. Dedi ki &#8220;ben size izin vermeden \u00f6nce ona iman ettiniz \u00f6yle mi?&#8221; Vicdanlara bask\u0131 yapmak isteyen ve fakat kalblerin iman ve kanaatinin kendi hakimiyetinin s\u0131n\u0131r\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda kald\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6ren Firavun h\u00e2l\u00e2 hakk\u0131 kabul edip ona teslim olmuyor, sihir meselesini \u00e7\u00f6zmek i\u00e7in yetki ve iht\u0131saslar\u0131n\u0131 be\u011fenip takdir ederek toplad\u0131\u011f\u0131 ve b\u00f6ylece bir bilirki\u015fi heyeti gibi ba\u015fvurdu\u011fu sihirbazlar\u0131n kanaatleri kendisi i\u00e7in \u00f6l\u00e7\u00fc olmas\u0131 gerekirken, bu konuda kendisinin onlara uymas\u0131 gerekece\u011fini hesaba katm\u0131yor ve asl\u0131nda onlar\u0131n iman etmelerine de\u011fil de bu i\u015fi kendisinden izin almadan yapmalar\u0131na kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131yormu\u015f ve hakka iman etmek onun iznine ba\u011fl\u0131ym\u0131\u015f gibi g\u00f6stererek, iman i\u00e7in kendisinden izin al\u0131nmam\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131 t\u00f6hmet ve su\u00e7 sebebi say\u0131yor. Ve b\u00f6ylece b\u00fct\u00fcn meseleyi h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k \u015feref ve haysiyetinin ihl\u00e2l edilmesi ve \u015fahs\u00ee gururunun \u00e7i\u011fnenmesi noktas\u0131na toplay\u0131p demi\u015f oluyor ki: &#8220;E\u011fer siz iyi niyetle hareket etmi\u015f olsayd\u0131n\u0131z, benim taraf\u0131mdan davet edilmi\u015f olman\u0131z bak\u0131m\u0131ndan kanaatinizin sonucunu \u00f6nce bana arzetmi\u015f olman\u0131z ve bunun ilan\u0131 i\u00e7in benden izin alman\u0131z gerekmez miydi? Halbuki siz benim iznim ve iradem olmadan birdenbire ona iman ediverdiniz. \u015e\u00fcphesiz ki, bu bir hiledir, bir oyundur. \u00d6yle bir hiledir ki, siz bunu \u015fehirde kurdunuz. Yani m\u00fcsabaka meydan\u0131na \u00e7\u0131kmadan \u00f6nce Musa ile \u015fehirde bir araya gelip kararla\u015ft\u0131rd\u0131n\u0131z ki, as\u0131l halk\u0131n\u0131 M\u0131s\u0131r&#8217;dan \u00e7\u0131karas\u0131n\u0131z diye bunu yapt\u0131n\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, Allah&#8217;a ve peygamberine iman edilince haks\u0131zl\u0131k ve tahakk\u00fcm yollar\u0131n\u0131n kapanaca\u011f\u0131n\u0131 anlayan Firavun, bu s\u00f6z\u00fcyle kamuoyunu yan\u0131ltmak ve heyecan vermek i\u00e7in siyasi bir entrika \u00e7eviriyor ve tamamiyle aleyhine sonu\u00e7lanan bu yar\u0131\u015fmay\u0131 kendi iddias\u0131n\u0131 ispat eden bir olaym\u0131\u015f gibi g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yor ve as\u0131l kendisi sihirbazl\u0131k ve \u015farlatanl\u0131k yap\u0131yor. B\u00f6ylece Hz. Musa&#8217;n\u0131n peygamberli\u011fine oldu\u011fu gibi, onu tasdik eden sihirbazlar\u0131n iman\u0131 ve davran\u0131\u015flar\u0131 hakk\u0131nda da yok yere \u015f\u00fcpheler uydurup ortaya at\u0131yor ve kamuoyunu buland\u0131r\u0131yor. Her \u015feyden \u00f6nce diyor ki: &#8220;Bunlar\u0131n b\u00f6yle ans\u0131z\u0131n iman edivermeleri, ger\u00e7ekten mucizenin kuvvetini takdir etmekten do\u011fan samimi bir iman de\u011fil, muhakkak \u00f6nceden haz\u0131rlanm\u0131\u015f bir dan\u0131\u015f\u0131kl\u0131 d\u00f6v\u00fc\u015ft\u00fcr, bir hiledir. Bunlar \u00e7evre \u015fehirlerden toplan\u0131p M\u0131s\u0131r&#8217;a geldiklerinde veya daha \u00f6nce Musa ile gizlice bulu\u015fmu\u015flar, aralar\u0131nda anla\u015f\u0131p, uyu\u015fmu\u015flar. Musa bunlara sihir \u00f6\u011freten b\u00fcy\u00fckleri ve reisleri imi\u015f. S\u00f6z birli\u011fi etmi\u015fler ve halk\u0131 aldatmak i\u00e7in b\u00f6yle hareket etmeye karar vermi\u015fler. Yoksa bunlar birbirlerine ger\u00e7ekten rakip olsalard\u0131, benim taraf\u0131mdan da bir izin ve irade olmadan b\u00f6yle birdenbire secdelere kapanarak ona iman ediverirler mi idi?<\/p>\n<p>\u0130kinci bir husus, bunlar\u0131 b\u00f6yle davranmaya sevk eden as\u0131l maksatlar\u0131na gelince diyor ki: Bunlar b\u00f6yle sihirbazl\u0131kla h\u00fck\u00fcmetin n\u00fcfuzunu k\u0131rarak memlekette ihtil\u00e2l yapacaklar, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131 arkalar\u0131na al\u0131p, M\u0131s\u0131r&#8217;\u0131n yerli halk\u0131n\u0131, yani K\u0131pt\u00ee ahaliyi M\u0131s\u0131r&#8217;dan s\u00fcr\u00fcp \u00e7\u0131karacaklar. H\u00fck\u00fcmetlerini ala\u015fa\u011f\u0131 edip, yerlerini yurtlar\u0131n\u0131 zaptedecekler. B\u00fct\u00fcn dertleri budur.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Firavun, kamuoyunu &#8220;vatan elden gidiyor&#8221; endi\u015fesine ve tela\u015f\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcp Musa ve ona iman edenler aleyhinde galeyana getirmek i\u00e7in halk\u0131n zihnine bu iki \u015f\u00fcpheyi f\u0131rlat\u0131p atm\u0131\u015ft\u0131r ki, &#8220;\u0130\u015fte Allah, k\u00e2firlerin kalblerini b\u00f6yle m\u00fch\u00fcrler.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/101) \u00e2yetinin delalet etti\u011fi m\u00e2n\u00e2 gere\u011fince kalbleri m\u00fch\u00fcrlenmi\u015f olan ve Firavun tabiatinde bulunan k\u00e2firler de onun mesle\u011fine uyarak, hak peygamberleri politikac\u0131 birer sihirbaz, mucizelerini de birer sihir gibi g\u00f6rmek ve g\u00f6stermek isterler. Bu g\u00fcn bile Hz. Musa&#8217;n\u0131n as\u00e2 ve &#8220;beyaz el&#8221; mucizelerini, Firavun&#8217;un sihirbazlar\u0131n\u0131n civa oyunlar\u0131 gibi g\u00f6z boyamaktan ibaret bir sihir sanat\u0131 veya bir hurafe gibi tan\u0131tt\u0131rmak isteyen ve Hakk&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine &#8220;t\u0131ls\u0131ml\u0131 yalan&#8221; diyen ne k\u00e2firler ve karanl\u0131k bir odada ellerini koynundaki fosfor tozuna bat\u0131r\u0131p \u00e7\u0131karmak suretiyle par\u0131ldatarak Hz. Musa&#8217;n\u0131n yed-i beyza (beyaz el) mucizesi taslamaya kalk\u0131\u015fan ne sahtek\u00e2rlar vard\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 da bunlar\u0131 tekzip vadisinde de\u011fil, te&#8217;vil vadisinde y\u00fcr\u00fcyerek ilhada sapm\u0131\u015flar ve demi\u015flerdir ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ve daha \u00f6nceki din kitaplar\u0131n\u0131n verdi\u011fi bu bilgiler do\u011frudur, fakat m\u00e2n\u00e2s\u0131 herkesin zahiren anlad\u0131\u011f\u0131 gibi de\u011fildir. Bunlar kinayeli ve temsil\u00ee, di\u011fer bir deyi\u015fle remz\u00ee bir tak\u0131m m\u00e2n\u00e2lar ifade ederler. Yani Musa&#8217;n\u0131n as\u00e2s\u0131 ve beyaz eli ayr\u0131 ayr\u0131 \u015feyler de\u011fil, bir \u015feydir. Bu \u015fu demektir ki, Hz. Musa&#8217;n\u0131n Firavun&#8217;a kar\u015f\u0131 ortaya koydu\u011fu h\u00fccceti (belgesi), pek a\u00e7\u0131k ve \u00e7ok ezici idi, bu mucize ortaya at\u0131l\u0131nca muhaliflerin s\u00f6zlerini ge\u00e7ersiz k\u0131lmak ve fesatlar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa vurmak bak\u0131m\u0131ndan bat\u0131lc\u0131lar\u0131n dayanmak istedikleri b\u00fct\u00fcn belgeleri ve delilleri bir anda yalay\u0131p yutan bir ejdarha gibi idi ve haddizat\u0131nda \u00e7ok a\u00e7\u0131k ve ayd\u0131nl\u0131k olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan da bir beyaz el \u00f6zelli\u011fiyle vas\u0131fland\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Nitekim &#8220;filan\u0131n falan ilimde yed-i beyzas\u0131 vard\u0131r&#8221; denilir ki bir g\u00fc\u00e7l\u00fc mevkii, tart\u0131\u015fma kabul etmez bir bilgisi ve yetkisi vard\u0131r demek anlam\u0131na gelir.<\/p>\n<p>Fakat b\u00f6yle bir te&#8217;vil esas itibariyle tabiat fikrine saplanarak mucizeyi ink\u00e2r etmek ve ilk yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131n\u0131 hesaba almamaktan kaynaklanmaktad\u0131r. Bunlar &#8220;bir as\u00e2n\u0131n y\u0131lan oldu\u011funu g\u00f6z\u00fcm\u00fczle g\u00f6rsek yine inanmay\u0131z, Firavun gibi, bir sihir deriz ve bundan dolay\u0131 da bir haber-i sad\u0131k ve bir tevat\u00fcr ile b\u00f6yle bir \u015fey i\u015fitti\u011fimiz zaman da onu te&#8217;vil eyleriz.&#8221; demek istiyorlar. Bunlar\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcncesine g\u00f6re, g\u00fcya Kur&#8217;\u00e2n Hz. Musa&#8217;n\u0131n h\u00fcccet ve belgesinin yaln\u0131zca kuvvetinden ve parlakl\u0131\u011f\u0131ndan, k\u00e2firlerin de b\u00f6ylesine g\u00fc\u00e7l\u00fc ve parlak bir belgeyi bile kabul etmediklerinden bahsetmi\u015f de haddizat\u0131nda o parlak belgenin neden ibaret oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a bildirmemi\u015f ve tasrih etmemi\u015f farz olunuyor. Daha do\u011frusu koskoca bir y\u0131lan yutulup yok ediliyor ve yaland\u0131r demek isteniliyor. Bu bak\u0131mdan burada \u015fu su\u00e2lin \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fturulmas\u0131 laz\u0131m gelir: Rivayeti sabit olan bir nakl\u00ee delil kar\u015f\u0131s\u0131nda akl\u0131n ve dirayetin yeri nedir? Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz ki, nakli anlayacak olan da ak\u0131ld\u0131r. Bundan dolay\u0131 ak\u0131l ve dirayet g\u00f6z ard\u0131 edildi\u011fi zaman ortada ne ak\u0131l kal\u0131r, ne de nakil. L\u00e2kin ayn\u0131 zamanda unutmamak gerekir ki, ak\u0131l ger\u00e7ek bilginin yarat\u0131c\u0131s\u0131 de\u011fil, al\u0131c\u0131s\u0131 ve kabul edicisidir. O bilgiyi \u00fcretmez, al\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki, ilmin konusu soyut d\u00fc\u015f\u00fcnce de\u011fil, olaylar ve onlarla ilgili haberlerdir. Nakle dayanan bilgi de i\u015fte o edinilen haberler c\u00fcmlesindendir. Bu da akla bilmedi\u011fi ve g\u00f6rmedi\u011fi \u015feylerin yeniden yeniye bir ak\u0131\u015f\u0131d\u0131r. Akl\u0131n elde etti\u011fi ve edece\u011fi \u015feyler de iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr. Birincisi e\u015fi benzeri ge\u00e7memi\u015f olan ve benzetmesiz, k\u0131yass\u0131z al\u0131nan \u015feylerdir ki, akl\u0131n ilk elde ettikleri hep b\u00f6yle bu yolla meydana gelir. Bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 bir daha tekerr\u00fcr etmeksizin m\u00fcnferit olaylar olarak kal\u0131r, bir k\u0131sm\u0131 da tekerr\u00fcr ederek \u00e7o\u011fal\u0131r gider. Tekerr\u00fcr ettik\u00e7e her biri kendi benzerleriyle birle\u015ftirilip bir araya getirilerek k\u0131yas ve \u00f6l\u00e7\u00fc te\u015fekk\u00fcl eyler ve bunlar kendi hudutlar\u0131 i\u00e7inde birer kal\u0131p, birer \u00f6l\u00e7\u00fc birimi fikri olu\u015ftururlar. Bu suretle ikincisi de e\u015fi ve benzeri ge\u00e7mi\u015f bulunan \u015feylerdir ki, bunlara da k\u0131yas\u00ee ve fenn\u00ee tabir olunur. Ve bu sayede bilinenlerden bilinmesi gerekenler de \u00e7\u0131kart\u0131l\u0131r. Genellikle ak\u0131l denilince bu \u015fekilde k\u0131yas-\u0131 fikr\u00ee prensibi anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan ak\u0131lla ilgili \u015feyler yaln\u0131zca bunlardan ibaret san\u0131l\u0131r. Halbuki bunun kayna\u011f\u0131 olan birinci k\u0131s\u0131m at\u0131l\u0131verdi\u011fi takdirde ak\u0131l, k\u0131yas ve fen de k\u00f6k\u00fcnden yok edilmi\u015f olur. Bundan dolay\u0131 g\u00f6zlem, haber alma ve nakil esaslar\u0131n\u0131 al\u0131p kabul etmek i\u00e7in b\u00fct\u00fcn dirayetini yaln\u0131zca kendi k\u0131yas anlay\u0131\u015f\u0131 ile s\u0131n\u0131rlamaya kalk\u0131\u015facak olursa, o zaman \u0130blis&#8217;in d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc hataya d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f ve kendi bilgi sermayesini kendi eliyle yak\u0131p y\u0131km\u0131\u015f olur. Bu durumda fevkal\u00e2de \u00f6zellikler ta\u015f\u0131yan yeni bilgilerden \u00fcst\u00fcn malumattan mahrum kalm\u0131\u015f olaca\u011f\u0131ndan e\u015fini, benzerini g\u00f6rmemi\u015f oldu\u011fu tarihi bilgilerden herhangi biri kar\u015f\u0131s\u0131nda, kendi akl\u0131 \u00e7eli\u015fkiye d\u00fc\u015fmedik\u00e7e onlar\u0131 tamamen kendi anlay\u0131\u015f\u0131na g\u00f6re irca ederek te&#8217;vil edecek derecede ink\u00e2r vadisine sapmamal\u0131d\u0131r. Akl\u0131n mutlak olarak ink\u00e2ra ancak bir noktada hakk\u0131 vard\u0131r ki, o da \u00f6z\u00fcnde \u00e7eli\u015fki bulunan, yani bir \u015feyin ayn\u0131 anda hem var hem yok olmas\u0131n\u0131 gerektiren \u015feydir. Allah&#8217;\u0131n e\u015fi ve benzeri bulunmas\u0131 m\u00fcmten\u00ee oldu\u011fundan, \u00f6z\u00fcnde \u00e7eli\u015fki olan her \u015fey de m\u00fcmten\u00eedir. \u00d6z\u00fcnde \u00e7eli\u015fki bulunmayan her \u015fey de imk\u00e2n ve mant\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan m\u00fcmk\u00fcn ve caizdir. Onun benzeri olan olaylar\u0131n azl\u0131\u011f\u0131 ve \u00e7oklu\u011fu, s\u0131k s\u0131k tekerr\u00fcr eden veya ender g\u00f6r\u00fclebilen cinsten olup olmamas\u0131 tamamen ayr\u0131 bir konudur. Baz\u0131 \u015feyler pekala m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu halde hi\u00e7bir zaman vukua gelmez. Mesela kanatl\u0131 bir insan m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr, fakat vukuu hi\u00e7 duyulmam\u0131\u015ft\u0131r. Baz\u0131 \u015feyler m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu halde nadiren meydana gelir. Bir say\u0131 ve grup olu\u015fturmaz. Di\u011fer bir\u00e7ok \u015feyler de m\u00fcmk\u00fcn ve s\u00fcrekli olur. \u0130lmin ba\u015far\u0131l\u0131 oldu\u011fu alan da bunlar\u0131n alan\u0131d\u0131r. Lakin b\u00f6yle m\u00fckerrer ve mutad olan olaylar\u0131n bulunmas\u0131, mutad olmayan nadir olaylar\u0131n ink\u00e2r\u0131n\u0131 gerektirmez, ink\u00e2ra hak kazand\u0131rmaz. \u015eu halde ak\u0131l, ger\u00e7ekten olmu\u015f bir haber kar\u015f\u0131s\u0131nda kald\u0131\u011f\u0131 zaman dirayet a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nce o haberin s\u0131hhat ve de\u011ferini tespit ettikten sonra \u015funu dikkate almak zorundad\u0131r: Nakledilen haber basit ve \u00e2detlere uygun a\u00e7\u0131dan m\u0131 bahis konusu ediliyor, yoksa \u00e2detlerin ve al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f\u0131n aksine bir a\u00e7\u0131dan m\u0131 bahis konusu ediliyor? E\u011fer alel\u00e2de olmak \u00fczere naklediliyorsa bunda akl\u0131n dirayet a\u00e7\u0131s\u0131ndan g\u00f6revi, onun m\u00fcmk\u00fcn olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131rmak ve kendi a\u00e7\u0131s\u0131ndan ge\u00e7erli olan genel \u00f6l\u00e7\u00fcye vurmakt\u0131r. Genellikle ilmin ve fennin i\u015fi budur. Ve e\u011fer nakil onu harikul\u00e2de olmak \u00fczere kayd ve il\u00e2n ediyorsa o zaman dirayetin g\u00f6revi, onu ba\u015fka olaylara irca ve tatbik etmek de\u011fil, o \u015feyi kendisiyle mukayese ederek, onun imk\u00e2n-\u0131 zat\u00eesini d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve kendi \u00f6z\u00fcnde bir \u00e7eli\u015fkiyi i\u00e7erip i\u00e7ermedi\u011fini aramakt\u0131r. \u00c7eli\u015fki bulunmad\u0131\u011f\u0131 takdirde ink\u00e2r veya te&#8217;vile gitmeden, onu nadir ve garip bir olay olmak \u00fczere kaydeylemektir. \u00d6zellikle nakle dayanan ilimlerin bir vazifesi de bu gibi n\u00e2dir ve \u00f6zel olaylar\u0131 yitirmeden gelecek nesillere haber vermektir. \u0130\u015fte il\u00e2h\u00ee kitaplar bizi bunlar\u0131n en sabit ve kesin olanlar\u0131ndan haberdar ederek fikirlerimizi bo\u011fan tabiat \u00e7emberinden kurtar\u0131r. \u0130lim ve fen zihniyetinde (logique des csiences) \u015fu prensip ge\u00e7erlidir: M\u00fcsbet ilim, m\u00fcnferit ve n\u00e2dir olan vakalar\u0131 ret ve inkar etmez, fakat onun as\u0131l amac\u0131, genelleme yapmak oldu\u011fundan genelde tekrar eden normal vakalar\u0131 izler ve onlar\u0131n m\u00fc\u015fterek \u00f6zelliklerini tan\u0131maya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r ve m\u00fc\u015fterek karakterlerini bulup kaydeder, ilh&#8230; Bunun i\u00e7in mesela, tabiat kanunlar\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda m\u00fcnferit ve n\u00e2dir vakalar olmaz veya olamaz demek, her \u015feyden \u00f6nce ilim zihniyetine ters d\u00fc\u015fmektir, ilme iftirad\u0131r. Bir k\u0131s\u0131m yazarlar\u0131n edebiyat ad\u0131na uydurduklar\u0131 romanlar\u0131, hik\u00e2yeleri, hayal ve yalanlar\u0131 tarih k\u0131l\u0131\u011f\u0131na sokarak halk\u0131n tarih fikrini bozmak ve kar\u0131\u015ft\u0131rmak istedikleri, s\u0131rf bu maksatla masal ve sihir kitaplar\u0131 yazd\u0131klar\u0131 bilinmektedir. Baz\u0131lar\u0131n\u0131n da rivayetin s\u0131hhatini dikkate almaks\u0131z\u0131n her i\u015fitti\u011fi garip ve acaip \u015feyi tarih nam\u0131na kayd ve nakletmeleri ilmin nakil a\u00e7\u0131s\u0131ndan g\u00fcvenilirli\u011fini ihlal eder, bozarsa, zaman\u0131m\u0131zda oldu\u011fu gibi, baz\u0131lar\u0131n\u0131n da tarih a\u00e7\u0131s\u0131ndan sa\u011flam ve s\u0131hhatli haberlerle gelen garip ve harika olaylar\u0131, \u015fimdiki zamanda ve m\u00fcsbet ilimde benzerine rastlanm\u0131yor diye toptan ret ve ink\u00e2r etmeleri ayn\u0131 \u015fekilde sap\u0131kl\u0131k ve halk efk\u00e2r\u0131n\u0131 tarih feyzinden mahrum eylemektir.<\/p>\n<p>Fahruddin Raz\u00ee der ki: \u00c2det ve al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131n yolundan \u00e7evrilmesini caiz g\u00f6rmek zor ve m\u00fc\u015fk\u00fcld\u00fcr. Ak\u0131l sahipleri bu konuda \u0131st\u0131rap i\u00e7indedirler. Ve bu konuda ilim ehli i\u00e7in \u00fc\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f meydana gelmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Birincisi, genel olarak caiz g\u00f6rmektir. Mesela gerek insan\u0131n, gerek her hangi bir hayvan veya bitkinin, bunlardan herhangi birinin, ne madde, ne m\u00fcddet, ne as\u0131l, ne tohum, ne terbiye bulunmaks\u0131z\u0131n bir anda meydana gelmesini caiz g\u00f6r\u00fcrler. Yine mesela tek bir cevherin, b\u00fcnye ve miza\u00e7, r\u00fctubet ve terkip has\u0131l olmaks\u0131z\u0131n \u00e2lim, k\u00e2dir, \u00e2k\u0131l, kahir ve diri olabilmesini caiz g\u00f6r\u00fcrler. Mesela g\u00f6z\u00fc olan bir kimsenin g\u00fcpe g\u00fcnd\u00fcz tepesinde duran g\u00fcne\u015fi g\u00f6rmemesini, bununla beraber End\u00fcl\u00fcs gibi uzak bat\u0131da ya\u015fayan bir k\u00f6r\u00fcn gece karanl\u0131\u011f\u0131nda uzak do\u011fudaki a\u011flayan bir \u00e7ocu\u011fu g\u00f6rebilmesini m\u00fcmk\u00fcn sayarlar ki, bizim ve ashab\u0131m\u0131z\u0131n, yani Ehl-i S\u00fcnnet&#8217;in kanaati budur.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, genel olarak imk\u00e2ns\u0131z saymakt\u0131r, m\u00fcmten\u00ee kabul etmektir ki, bu da tabiat\u00e7\u0131 filozoflar\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de bir k\u0131sm\u0131n\u0131 caiz g\u00f6r\u00fcp, bir k\u0131sm\u0131n\u0131 imk\u00e2ns\u0131z kabul eylemektir ki, bu da Mu&#8217;tezile&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Bu arada en \u00e7ok m\u00fcnaka\u015fa konusu olan ikinci g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr. Tabiat\u00e7\u0131 filozoflar, ola\u011fan\u00fcst\u00fcl\u00fcklerin meydana gelebilece\u011fine ihtimal vermezler ve imk\u00e2n\u0131n\u0131 ink\u00e2r ederler. Derler ki; as\u00e2n\u0131n y\u0131lana d\u00f6n\u00fc\u015fmesini caiz g\u00f6rmek m\u00fcsbet ilimden gereklilik prensibinin ortadan kalkmas\u0131na sebep olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u00fc\u00e7\u00fck bir as\u00e2dan kocaman bir y\u0131lan\u0131n do\u011fdu\u011funu kabul etti\u011fimiz zaman bir saman \u00e7\u00f6p\u00fcnden veya bir arpa tanesinden bir delikanl\u0131 insan\u0131n do\u011fabilece\u011fini de kabul etmi\u015f oluruz. Bu kabul olundu\u011fu takdirde ise \u015fimdi g\u00f6zlerimizle g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz \u015fu insan\u0131n da anas\u0131z babas\u0131z olarak \u015fu anda birdenbire meydana geliverdi\u011fini de caiz g\u00f6rm\u00fc\u015f oluruz. O halde \u015fimdi g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz Zeyd&#8217;in d\u00fcn g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz Zeyd olmay\u0131p \u015fimdi bir anda has\u0131l oluvermi\u015f di\u011fer bir \u015fah\u0131s olmas\u0131na ihtimal vermi\u015f oluruz. \u0130nsan akl\u0131na bu gibi ihtimallerin kap\u0131s\u0131n\u0131 a\u00e7anlar\u0131n ise ger\u00e7ek ak\u0131l sahiplerinin g\u00f6z\u00fcnde delilik veya bunakl\u0131k ile mahk\u00fbm edilecekleri bilinen bir husustur. B\u00f6ylece bunlar\u0131n olabilece\u011fini caiz g\u00f6rseydik, da\u011flar\u0131n altuna, deniz sular\u0131n\u0131n kana, \u00e7\u00f6pl\u00fckteki topra\u011f\u0131n una, evdeki unun tuza d\u00f6n\u00fc\u015fmesini de caiz g\u00f6r\u00fcrd\u00fck. B\u00f6yle bir kabul ise zarur\u00ee olan ilimleri iptal eder ve ge\u00e7ersiz k\u0131lar, insan akl\u0131n\u0131n safsataya dalmas\u0131n\u0131 gerektirir ki, bu kesinlikle b\u00e2t\u0131ld\u0131r ve im\u00e2ans\u0131zd\u0131r. \u015eu halde bu sonuca \u00e7\u0131kan o caiz g\u00f6rmeler ve kabul etmeler de bat\u0131ld\u0131r. Ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n var olmalar\u0131 ancak \u015fu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz \u015fekilde ve belli kurallara ba\u011fl\u0131 olarak m\u00fcmk\u00fcn olur. Bu yolun ve bu kural\u0131n aksine bir olu\u015f m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u0130\u015fte tabiat\u00e7\u0131 filozoflar bu d\u00fc\u015f\u00fcnce ve bu istidl\u00e2l ile derler ki, biz bu yolla daha i\u015fin ba\u015flang\u0131c\u0131nda laz\u0131mgelen bilgisizli\u011fi ve olumsuzluklar\u0131 kendimizden def ederiz. Yani e\u015fyan\u0131n al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f olan yollardan var olaca\u011f\u0131n\u0131 de\u011fi\u015fmez tan\u0131makla ve ola\u011fan\u00fcst\u00fcl\u00fckleri imk\u00e2ns\u0131z saymak suretiyle kendilerini \u015f\u00fcphecilikten kurtard\u0131klar\u0131n\u0131 ve kesin bilgiye sahip olduklar\u0131n\u0131 san\u0131rlar. Halbuki bu d\u00fc\u015f\u00fcnce ile ka\u00e7\u0131nmak istedikleri o ihtimaller, ger\u00e7ekte \u00f6yle laz\u0131m gelmektedir ki, savu\u015fturulmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>\u015eu k\u00e2inat\u0131m\u0131zda s\u00fcrekli olarak meydana gelen olaylar, ya m\u00fcessir (etken) siz olarak meydana geliyor veya bir m\u00fcessir (etken) ile meydana geliyor. Bunda \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir ihtimal yoktur. Her iki h\u00e2lde de zikr olunan ihtimallerin gereklili\u011fi meydandad\u0131r. Zira etkensiz denildi\u011fi surette bu kabul akl\u0131n sebeplilik prensibine a\u00e7\u0131k\u00e7a ayk\u0131r\u0131 olmakla susmaya mecbur edilmesi de kesinlikle gereklidir.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc varl\u0131klar\u0131n etkensiz ve yarat\u0131c\u0131s\u0131z kendi kendine tesad\u00fcfen meydana gelivermesi caiz g\u00f6r\u00fcl\u00fcnce, bir insan\u0131n kendi kendine anas\u0131z, babas\u0131z olarak meydana gelemiyece\u011fi, da\u011flar\u0131n alt\u0131na, denizlerin kana, topraklar\u0131n una, unun tuza d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcvermiyece\u011fi nas\u0131l sa\u011flanabilir? \u00c7\u00fcnk\u00fc baz\u0131 \u015feylerin kendi kendine ve her hangi bir etken olmaks\u0131z\u0131n, tesad\u00fcfen has\u0131l oldu\u011funu caiz g\u00f6rmek, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n da etken olmaks\u0131z\u0131n meydana gelmesini caiz g\u00f6rmekten farkl\u0131 de\u011fildir. \u015eu h\u00e2lde bu takdirde kendi fikirleriyle ve kabul ettikleri ilkelerle susmaya mecbur edilmeleri kesindir.<\/p>\n<p>\u0130kinci takdirde, yani varl\u0131klar\u0131n bir etkenden dolay\u0131 meydana gelmi\u015f oldu\u011fu fikrine gelince ki, tabiat\u00e7\u0131 filozoflar\u0131n \u00e7o\u011funun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de budur: Bunda da iki ihtimal vard\u0131r: O etken ya zorunlu etkendir veya iste\u011fe ba\u011fl\u0131 etken ve faildir. Zorlama ile etken oldu\u011fu takdirde bu zorlama ya hi\u00e7bir tercih ediciyle ili\u015fkili olmaks\u0131z\u0131n etkenin bizzat zorlamas\u0131 olacakt\u0131r veya bir tercih edicinin se\u00e7imine ba\u011fl\u0131 olarak yap\u0131lm\u0131\u015f bir zorlama olacakt\u0131r. Fakat bizzat zorlay\u0131c\u0131 olsa idi, yani vacib\u00fc&#8217;l-v\u00fcc\u00fbd (varl\u0131\u011f\u0131 kendinden) bizzat bir tabiat olarak etken olsa, b\u00fct\u00fcn \u015fu k\u00e2inattaki varl\u0131klar\u0131n kad\u00eem olmas\u0131 ve \u00e2lemde hi\u00e7bir de\u011fi\u015fikli\u011fin bulunmamas\u0131 gerekirdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc kad\u00eem ve daimi olan sebebin zorlamas\u0131n\u0131n do\u011frudan bir de\u011fi\u015fken &#8220;h\u00e2dis&#8221;e (sonradan olana) sebep olmas\u0131 \u00e7eli\u015fkidir. \u015eu halde s\u00f6z konusu failin tercihsiz bizzat zorlay\u0131c\u0131 olmas\u0131 ihtimali ortadan kalkar. O halde bizzat varl\u0131klar aras\u0131ndaki muhtelif durumlara g\u00f6re, bir tercih edicinin bizzat icab\u0131na ba\u011fl\u0131 olmas\u0131 ihtimali kal\u0131r ki, buna icabiye (determinizm) tabir olunur. Bu takdirde ise \u015f\u00f6yle bir sonuca h\u00fckmetmek laz\u0131m gelir:<\/p>\n<p>Bu k\u00e2inat\u0131n olaylar\u0131, varl\u0131klar aras\u0131ndaki durumlar\u0131n ve orant\u0131lar\u0131n, \u00f6zellikle g\u00f6k cisimlerinin de\u011fi\u015fen durumlar\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak de\u011fi\u015fmektedir. Ve herhangi bir vakitte meydana gelen belli bir olay\u0131n o vakte mahsus k\u0131l\u0131narak adland\u0131r\u0131lmas\u0131 da bunun i\u00e7indir. Yani, daha \u00f6nce meydana gelmi\u015f olan olaylar\u0131n etkileri sonucunda ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f olan zarur\u00ee bir durumdur. \u015eu halde g\u00f6klerde ve cisimlerde garip bir \u015fekil ve \u00e7ok \u00f6zel bir durum ortaya \u00e7\u0131k\u0131p da yepyeni bir de\u011fi\u015fikli\u011fe, mesela denizlerin ya\u011f oluvermesine veya bir anda bir hayvan veya bir insan zuhur edivermesine sebep olmayaca\u011f\u0131, b\u00f6yle bir \u015feyi gerektirmiyece\u011fi ne ile temin olunabilir? O halde zikr olunan gerektirici \u015fart ve sebeplerin hepsi bir anda yeniden geri gelebilir.<\/p>\n<p>Nihayet etkenin diledi\u011fini yapar oldu\u011fu ve eserini kendi iradesiyle tercih etti\u011fi takdire gelelim &#8211; ki do\u011frusu budur hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz bu takdirde de s\u00f6z konusu ihtimaller yine tamamen mevcuttur. Kudretine s\u0131n\u0131r d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemeyen ve istedi\u011fini yapan, ne dilerse onu yaratabilir. Ve bundan dolay\u0131 tabiat\u00e7\u0131 filozoflar\u0131n ka\u00e7\u0131nmak istedikleri ihtimaller her durumda kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Yani, ola\u011fan\u00fcst\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc caiz g\u00f6rmekten do\u011fan ihtimaller, ilim anlay\u0131\u015f\u0131m\u0131zda bizi sofistli\u011fe ve \u015f\u00fcphecili\u011fe g\u00f6t\u00fcrecekse o gibi ihtimallerin hi\u00e7 bir durumda ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131na imk\u00e2n yoktur. Ola\u011fan\u00fcst\u00fcn\u00fcn imk\u00e2ns\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ispat edebilecek hi\u00e7bir delil de mevcut de\u011fildir ve bizim varl\u0131klara ait bilgimiz nisb\u00ee ve izaf\u00ee \u00f6zellikte alel\u00e2de bir bilgi olmaktan ileri gidemez. Mutlak ve tam ilim Allah&#8217;a mahsustur. Sofistlik ve \u015f\u00fcphecilik b\u00e2t\u0131l, fakat varl\u0131klar hakk\u0131nda tam bilgi iddias\u0131 da b\u00e2t\u0131ld\u0131r.<\/p>\n<p>Zaman\u0131m\u0131z felsefelerinde bu mesele \u015fu \u015fekilde ele al\u0131nmaktad\u0131r: Tabiat ilimlerindeki bilgimizin, kesinlik a\u00e7\u0131s\u0131ndan de\u011feri nedir? Tabiat ilimlerinin konusunu meydana getiren genel kurumlar \u015fa\u015fmaz ve de\u011fi\u015fmez k\u00e2nunlar m\u0131d\u0131r, de\u011fil midir? Bunlar\u0131 \u015fa\u015fmaz ve de\u011fi\u015fmez zarur\u00ee ilkeler olarak kabul edenler varsa da bunlar bu konunun esas otoriteleri de\u011filler. B\u00f6yle bir fikir tabiat ilimlerindeki geli\u015fmeyi ink\u00e2r etmek ve bir tak\u0131m yeni ke\u015fifler ile bu gibi temel kurallarda da tadilat ve de\u011fi\u015fiklik meydana gelebilece\u011fine ihtimal vermemektir. Bunun i\u00e7in bunlara kar\u015f\u0131l\u0131k septik yani \u015f\u00fcpheci ve ihtimalci bulunan niceleri vard\u0131r. Bu ikisi aras\u0131nda en g\u00fczel \u00e7\u00f6z\u00fcm, Alman filozofu Kant&#8217;\u0131n getirdi\u011fi \u00e7\u00f6z\u00fcmd\u00fcr. Kant demi\u015ftir ki, tabiat ilimleri g\u00f6zlem ve deneyden al\u0131nm\u0131\u015f, elde edilmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in onun prensipleri zarur\u00ee de\u011fil, asertoriktir. Mant\u0131kta &#8220;mutlaka-i amme&#8221; ad\u0131 verilen bu teoriler, bilfiil v\u00e2ki olan\u0131 bildirirler. Yani bunlar deneyden elde edilmi\u015ftir ve deneyde b\u00f6yle meydana geldi\u011fi i\u00e7in b\u00f6yledirler. Yoksa b\u00f6yle olmalar\u0131 gerekli ve zorunlu oldu\u011fu i\u00e7in b\u00f6yle de\u011filler. \u015eu halde bunlar\u0131n daima ve zorunlu olarak b\u00f6yle olmas\u0131 gerekti\u011fine ve aksinin m\u00fcmk\u00fcn olamayaca\u011f\u0131na h\u00fckm olunamaz. Yar\u0131nki bir deneyin bizi ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc bir sonuca g\u00f6t\u00fcrmesi ve bug\u00fcn g\u00f6rmedi\u011fimiz \u015feylerin meydana \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterebilmesi olas\u0131d\u0131r. Kant&#8217;\u0131n bu \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fc, tabiat ilimlerinde kesinlik ve zorunluluk bulundu\u011funu iddia edenlerle \u015f\u00fcphecilik aras\u0131nda orta yollu bir \u00e7\u00f6z\u00fcm oldu\u011fundan, \u0130sl\u00e2m kel\u00e2mc\u0131lar\u0131n\u0131n da konuya yakla\u015f\u0131mlar\u0131na uygun d\u00fc\u015fmektedir.<\/p>\n<p>&#8220;Mevak\u0131f&#8221; ve &#8220;\u015ferhi&#8221;nde der ki; &#8220;Ola\u011fan d\u0131\u015f\u0131 olaylar\u0131n ve mucizelerin meydana geli\u015fi, g\u00f6klerin ve yerin ve ikisi aras\u0131ndaki \u015feylerin ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan ve sonra bunlar\u0131n y\u0131k\u0131l\u0131p yok olu\u015fundan daha garip ve daha acaip \u015feyler de\u011fildir. Ola\u011fand\u0131\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 veya mucizeyi caiz g\u00f6rmek sofistlik, \u015f\u00fcphecilik olur demek bir demagojidir. Bizim, ola\u011fan\u00fcst\u00fclerden baz\u0131lar\u0131n\u0131n vukua gelmeyi\u015fine, mesela d\u00fcn g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz bir da\u011f\u0131n bu g\u00fcn alt\u0131n oluvermedi\u011fine h\u00fckmetmemiz, o da\u011f\u0131n haddizat\u0131nda alt\u0131n olma imk\u00e2n\u0131na ayk\u0131r\u0131 de\u011fildir. Nitekim elle tutulan belli bir cismin belli bir durumda bulundu\u011funu g\u00f6r\u00fcr, onun varl\u0131\u011f\u0131na kesinlikle h\u00fckmederiz. Bununla beraber o cismin orada olmay\u0131p, yerinde ba\u015fka bir cismin bulundu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmemize onun durumu engel te\u015fkil etmez. Ger\u00e7ekten de o cismin hem orada oldu\u011fu kesin bilgimiz i\u00e7indedir, hem de orada bulunmamas\u0131, asl\u0131nda m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu yine kesin bilgimiz i\u00e7indedir. Ne kesin olay, aksinin imk\u00e2n\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131r\u0131r, ne de aksinin imk\u00e2n\u0131 bizim g\u00f6zlemimizi ve olay\u0131 ihl\u00e2l edecek bir \u015f\u00fcpheyi gerektirir. \u0130\u015fte b\u00f6yle \u00e2det denilen tecr\u00fcbe ve ola\u011fan \u015feyler dahi, duyular gibi bilgi sebeplerinden biridir. \u015eu halde duyular\u0131m\u0131zda oldu\u011fu gibi, \u00e2det bak\u0131m\u0131ndan da biz, bir \u015feyin varl\u0131\u011f\u0131na kesin g\u00f6z\u00fcyle bakar\u0131z. Bununla beraber o \u015feyin aksi dahi her zaman i\u00e7in m\u00fcmk\u00fcn olur. Mesela, \u00e2dete g\u00f6re biz kesinlikle biliriz ki, y\u0131lan y\u0131landan olur ve belli bir s\u00fcre i\u00e7inde olur. Fakat bu bizim kesin bilgimiz, yer y\u00fcz\u00fcnde ilk yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131nda oldu\u011fu gibi, y\u0131lan\u0131n di\u011fer bir \u015feyden meydana gelmesine, veya birdenbire yarat\u0131l\u0131vermesi imk\u00e2n\u0131na ayk\u0131r\u0131 olmaz. Biz, birincisini vaki, ikincisini m\u00fcmk\u00fcn biliriz.<\/p>\n<p>Bundan ba\u015fka \u015fu da unutulmamak laz\u0131mgelir ki, \u00e2lemde mucize dahi her zaman olagelmi\u015f olan bir \u00e2det h\u00fckm\u00fcndedir. Her as\u0131rda her zaman harikul\u00e2de yarat\u0131l\u0131\u015flar ve olaylar bulunagelmi\u015ftir. Ak\u0131l ve insaf\u0131 olanlar i\u00e7in bunlar\u0131 ink\u00e2r etmeye imkan yoktur. \u0130lh&#8230;<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de k\u00e2inattaki olaylar birbirine z\u0131t iki cins olu\u015flar\u0131n dengesine ba\u011fl\u0131 olarak m\u00fcl\u00e2haza olunmaktad\u0131r. Bunlardan birisi olumlular\u0131n uyumu, di\u011feri de olumsuzlar\u0131n uyumudur ki, her hangi bir \u015feyi bilmek bu iki uyumdan onun hissesine d\u00fc\u015feni tayin eylemek, yani olumlu ve uygun \u00f6zellikleri benzerlerine eklemek, olumsuz ve ayk\u0131r\u0131 \u00f6zellikleri de di\u011ferlerinden ay\u0131rdetmektir. E\u011fer \u00e2lemde tabiat dedi\u011fimiz, yaln\u0131z bir tek genel uyum olsa idi biz ne bir olay g\u00f6rebilir ne de varl\u0131klar\u0131 birbirlerinden ay\u0131rdedebilirdik. Halbuki her tan\u0131ma ve ay\u0131rdetme, \u00e2det dedi\u011fimiz ola\u011fan olu\u015flar\u0131n baz\u0131 \u00f6zelliklerinin ondan kopup de\u011fi\u015fmesi ve bir anlamda onda k\u0131sm\u00ee bir ola\u011fan\u00fcst\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn olu\u015fmas\u0131 sonucunda meydana gelmektedir. Ve cinslerden t\u00fcrlere, t\u00fcrlerden fertlere kadar her \u015fey, fas\u0131l, m\u00fcmeyyiz, m\u00fc\u015fahhas ad\u0131n\u0131 verdi\u011fimiz bu ola\u011fan\u00fcst\u00fcl\u00fck ve de\u011fi\u015fiklik sebebiyle ay\u0131rdedilebilmektedir. Bu ola\u011fan\u00fcst\u00fcl\u00fck ve ayk\u0131r\u0131l\u0131klar sayesindedir ki, biz iki z\u0131ttan ikisinin de m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu bildi\u011fimiz gibi, v\u00e2k\u0131 olunca da onlar\u0131 birbirinden ay\u0131r\u0131r\u0131z. Ve b\u00f6ylece k\u00e2inatta bir tek de\u011fil \u00e7ok say\u0131da de\u011fi\u015fik \u00e2detlerin ve tabiatlerin bulundu\u011funu biliriz. Birinin m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu bilmemiz, di\u011ferinin v\u00e2k\u0131 oldu\u011funu bilmemizi engellemez ve de\u011fi\u015fik \u00e2detlere ili\u015fkin de\u011fi\u015fik k\u0131yaslar\u0131m\u0131z ve \u00f6l\u00e7\u00fc birimlerimiz vard\u0131r. Ger\u00e7i tabiat\u0131n uyumu ve \u00e2det deyimleri, yarat\u0131l\u0131\u015ftan beri s\u00fcr\u00fcp gelen uyumlar i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r ve bundan dolay\u0131 bu uyumun z\u0131dd\u0131 olan ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 olaylar da ola\u011fan d\u0131\u015f\u0131 ve harikul\u00e2de vs. gibi adlarla bunlardan ay\u0131rdedilir. L\u00e2kin uyumlar, genelden \u00f6zele do\u011fru \u00e7e\u015fitli b\u00f6l\u00fcmlere ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, birbirine benzemeyen \u00e7e\u015fitli ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 olaylar da de\u011fi\u015fik olmak bak\u0131m\u0131ndan kendi aralar\u0131nda yine bir uyumu, bir ayr\u0131cal\u0131k d\u00fczenini meydana getirirler. Bunlar da \u00f6b\u00fcrlerinden bu \u00f6zellikleri ile ay\u0131rdedilirler. Ve bundan dolay\u0131 fas\u0131l, m\u00fcmeyyiz, m\u00fc\u015fahhas, m\u00fcstesna, n\u00e2dir, gar\u00eeb, h\u00e2rikul\u00e2de&#8230; gibi genel kavramlarla ifade olunabilirler. \u0130\u015fte peygamberlerin mucize denilen al\u00e2met-i f\u00e2rikalar\u0131 da bu \u015fekilde onlar\u0131 ba\u015fkalar\u0131ndan ay\u0131rdettiren ve davalar\u0131n\u0131 tasdik ettirmeyi ama\u00e7layan ay\u0131r\u0131c\u0131 \u00f6zelliklerindendir ki, bunlar da \u00e2lemde teh\u00e2l\u00fcf (birbirine benzemeyi\u015f) ve tam\u00e2y\u00fcz (\u00fcst\u00fcn olma) \u00f6zelli\u011fine sahip ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 bir il\u00e2h\u00ee \u00e2det ve gelenektir. \u0130nsan, varl\u0131klar\u0131n s\u0131n\u0131fland\u0131r\u0131lmas\u0131nda canl\u0131lar s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131 te\u015fkil eden olumlu uyumlar i\u00e7inde bir t\u00fcr iken ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 oldu\u011fu ayk\u0131r\u0131l\u0131k olaylar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda canl\u0131lar s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n nas\u0131l bir harikas\u0131n\u0131 meydana getiriyor ise, peygamberlik olaylar\u0131 da insan t\u00fcr\u00fc denilen olumlu uyumlar i\u00e7inde b\u00f6yle bir harika te\u015fkil etmi\u015ftir ki, bunlar\u0131n meydana geli\u015fleri ola\u011fanl\u0131k fikri ve k\u0131yas yolu ile anla\u015f\u0131lamaz. Ancak bizzat g\u00f6zlem ve haber ile bilinebilir. Nitekim varl\u0131klar\u0131n say\u0131m\u0131n\u0131 ve istatistik d\u00f6k\u00fcm\u00fcn\u00fc yapmadan soyut ak\u0131lla ve k\u0131yasla varl\u0131klar\u0131n s\u0131n\u0131fland\u0131rmas\u0131n\u0131 yapmaya kalk\u0131\u015fmak bir cehalettir. Telgraf ve telefon ke\u015ffedilmeden evvel bat\u0131daki bir adam\u0131n do\u011fudaki biriyle bir iki saniye i\u00e7inde haberle\u015febilece\u011fini soyut ak\u0131l ve k\u0131yas ile tayin etmek m\u00fcmk\u00fcn olmazd\u0131. Fakat \u00e2det olmayan b\u00f6yle bir \u015feyin imk\u00e2n\u0131na ak\u0131l ve fennin cevaz vermiyece\u011fini iddia etmek de ak\u0131l ve fen ad\u0131na bir iftira olurdu. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunun olabilece\u011fini varsaymak ve m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6rmek hi\u00e7bir \u00e7eli\u015fkiyi gerektirmez. B\u00fct\u00fcn bilgiyi yaln\u0131zca akl\u00ee k\u0131yasa mahsus k\u0131lmak ve akl\u0131n kabiliyet ve g\u00f6revlerini unutup, akl\u00ee k\u0131yas ile \u015fimdiki zamandan ileriye do\u011fru kesin h\u00fck\u00fcmler \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015fmak nas\u0131l bir haks\u0131zl\u0131k ise ayn\u0131 \u015fekilde \u015fimdiki zamandan ge\u00e7mi\u015f zamana do\u011fru kesin h\u00fck\u00fcmler \u00e7\u0131karmak ondan daha b\u00fcy\u00fck bir haks\u0131zl\u0131kt\u0131r. Ve i\u015fte zaman\u0131m\u0131zda bulunanlar\u0131n &#8220;Biz her bak\u0131mdan eski insanlardan daha geli\u015fmi\u015f ve daha y\u00fckse\u011fiz, \u015fu halde bizim ilim ve irademizin yapamad\u0131\u011f\u0131 bir \u015feyi onlar\u0131n yapmas\u0131na imk\u00e2n olmad\u0131\u011f\u0131 \u00f6ncelikle sabittir.&#8221; gibi bir ki\u015fisel k\u0131yasla h\u00fck\u00fcm \u00e7\u0131karmaya ve &#8220;semav\u00ee kitaplar\u0131n \u00e2yetleri ve \u00fcmmetlerin tevat\u00fcrleri&#8221; ile nakledilegelen e\u015fsiz ve benzersiz olaylar\u0131 ink\u00e2r ve te&#8217;vile sapmalar\u0131, ilme ve be\u015feriyetin geli\u015fmesine zarar veren bir zorbal\u0131ktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. ve bunu yapanlar genellikle \u015fu iki s\u0131n\u0131f\u0131n i\u00e7inde bulunurlar: Birisi haddizat\u0131nda bir harika olan ilim ve irade olay\u0131na, \u00e2det ve tabiat denilen \u015feyin mutlak hakim olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren \u00e7e\u015fitli t\u00fcrlere ayr\u0131\u015fmas\u0131na kar\u015f\u0131 k\u00f6r bir tabiat\u00e7\u0131l\u0131k taassubunda \u0131srar eden donuk kafal\u0131 kendini be\u011fenmi\u015flerdir ki, farkl\u0131l\u0131klar\u0131 say\u0131lam\u0131yacak kadar \u00e7ok olan b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin en b\u00fcy\u00fck ola\u011fan uyumunun, bir hud\u00fcs ve de\u011fi\u015fkenlik prensibine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve birer prensip olarak ele al\u0131nan \u00e7e\u015fitli ve de\u011fi\u015fik olu\u015flardan her birinin daha \u00f6nce benzeri g\u00f6r\u00fclmemi\u015f bir sonradan olu\u015f veya bir de\u011fi\u015fme harikas\u0131yla ba\u015flayageldi\u011fini ve b\u00fct\u00fcn tekam\u00fcl a\u015famalar\u0131n\u0131n da hep b\u00f6yle bir \u00f6zel harika olu\u015fla meydana geldi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmezler. Her g\u00fcn, her lahza c\u00e2mit denilen kat\u0131 varl\u0131klar\u0131n hayata d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcp durdu\u011funu g\u00f6r\u00fcrler de g\u00f6rd\u00fckleri bu de\u011fi\u015fikli\u011fi \u015fart ve mutlak san\u0131rlar. Bu anlay\u0131\u015ftaki bir tabiat davas\u0131n\u0131n b\u00e2t\u0131l oldu\u011funu g\u00f6steren \u015fey, asl\u0131nda yine tabiat olaylar\u0131n\u0131n cereyan \u015feklidir. Tabiat davas\u0131n\u0131n ge\u00e7ersizli\u011fini ortaya koyan as\u0131l de\u011fi\u015fme ve at\u0131l\u0131mlar\u0131 m\u00fcmk\u00fcn ve ola\u011fan tan\u0131rlar ve her de\u011fi\u015fikli\u011fe o de\u011fi\u015fkenin tabiat\u0131 \u00fczerine d\u0131\u015fardan etki eden bir etkenin gerekti\u011fi konusunda da teredd\u00fct etmezler de sonra o de\u011fi\u015fikli\u011fin h\u0131z\u0131nda ve s\u00fcresinde baz\u0131 derece farklar\u0131n\u0131 mutlak olarak imk\u00e2ns\u0131z gibi g\u00f6r\u00fcrler ve bunun imk\u00e2ns\u0131z oldu\u011funu iddia ederler. D\u00fc\u015f\u00fcnmezler ki, bir as\u00e2n\u0131n s\u00fcre a\u015f\u0131m\u0131 ile \u00e7\u00fcr\u00fcy\u00fcp k\u00f6m\u00fcr olarak uzviyet de\u011fi\u015ftirmesi ola\u011fan oldu\u011fu ve bu olayda hi\u00e7bir \u00e7eli\u015fki bulunmad\u0131\u011f\u0131 gibi ayn\u0131 hadisenin birdenbire ve daha b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde olabilece\u011fini tasavvur etmekte ve b\u00f6yle bir olay\u0131 g\u00f6zlem veya haber vermekte tabiatteki at\u0131l\u0131m a\u00e7\u0131s\u0131ndan hi\u00e7bir \u00e7eli\u015fki yoktur. Buna g\u00f6re \u00f6b\u00fcr\u00fcn\u00fc kabul ve itiraf edenlerin berikine m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6z\u00fcyle bakmamas\u0131 ak\u0131ldan de\u011fil, ak\u0131ls\u0131zl\u0131ktan ve as\u0131l hayat\u0131n s\u0131rr\u0131na erememekten ve ilk yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131ndaki kudreti hesaba katamamaktan do\u011fan bir cehalettir. Bunlar d\u00fc\u015f\u00fcnmezler ki, toprak ve topraktan canl\u0131 \u00fcretmek tekniklerini bilmeyenlerin &#8220;b\u00f6yle \u015fey olmaz&#8221; demeleri, bu normal olu\u015flar kar\u015f\u0131s\u0131nda bir taassuptur. \u015e\u00fcphe yok ki, insan\u0131n b\u00fct\u00fcn \u00fcmit ve beklentisini mucizelere ba\u011flay\u0131p da yarat\u0131l\u0131\u015ftaki normal ak\u0131\u015f\u0131 ihmal etmesi ve uzun bir tarihin sonucu olan bilimsel g\u00f6zlem ve deneylerin ortaya koydu\u011fu sonu\u00e7lar\u0131 hi\u00e7e sayarak, \u00e7al\u0131\u015f\u0131p elde etmenin, \u00fcretmenin, bilgi ve iradenin, e\u011fitimin ve \u015fahs\u00ee te\u015febb\u00fcs\u00fcn feyzini, icaplar\u0131n\u0131 hesaba katmadan, yarat\u0131l\u0131\u015fta mevcut olan bu defineleri i\u015fletip yararlanmaya \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131p da s\u0131rf g\u00f6kten inecek bir sofra bekleyip durmas\u0131, has\u0131l\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya yaln\u0131zca harika ve mucize a\u00e7\u0131s\u0131ndan tevekk\u00fcl edip bel ba\u011flay\u0131p da normal \u00e2det ve mant\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan tevekk\u00fcl etmemesi do\u011fru yoldan ayr\u0131lmakt\u0131r. Bunun i\u00e7in Kur&#8217;\u00e2n, dikkatleri, harikalardan ziyade normalde cereyan eden s\u00fcnnet ve \u00e2detlere, kanun ve kurallara, \u015feriate ve ilkelere do\u011fru \u00e7ekmi\u015ftir. S\u00fcnnet-i seniyye de bid&#8217;at\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131 yermi\u015ftir. Fakat ayn\u0131 zamanda \u00e2detler ve s\u00fcnnetler kar\u015f\u0131s\u0131nda harikalar\u0131n, genel ve ola\u011fan gidi\u015fat\u0131n kurallar\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda kalan bir tak\u0131m garip ve n\u00e2dir olaylar\u0131n m\u00fcmk\u00fcn bulundu\u011funu, hat\u0131ra ve hayale gelmez a\u00e7\u0131lardan umulmaz hadiseler, \u00fcmitler, korkular do\u011fabilece\u011fini bilmemek yani, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ola\u011fan gidi\u015f d\u0131\u015f\u0131nda bir\u015fey yaratmayaca\u011f\u0131n\u0131 zannetmek de Y\u00fcce Yarat\u0131c\u0131&#8217;n\u0131n sonsuz kudretini donuk ve kat\u0131 bir tabiat mant\u0131\u011f\u0131yla s\u0131n\u0131rlamaya kalk\u0131\u015fmakt\u0131r ki, sebeplere ve olaylara \u00f6nc\u00fcl\u00fck eden ilk yarat\u0131\u015f\u0131 unutma sonucu ak\u0131l ile mant\u0131\u011f\u0131n durdu\u011fu s\u0131n\u0131rda imans\u0131zl\u0131kla toptan bir karamsarl\u0131k i\u00e7inde bo\u011fulup kalmakt\u0131r. Bunun i\u00e7in yukar\u0131da &#8220;Rabb&#8217;\u0131n\u0131z o Allah&#8217;t\u0131r ki g\u00f6kleri ve yeri alt\u0131 g\u00fcnde yaratt\u0131, sonra emri Ar\u015f \u00fczerine h\u00fck\u00fcmran oldu. O, geceyi, durmadan onu kovalayan g\u00fcnd\u00fcze b\u00fcr\u00fcy\u00fcp \u00f6rter. G\u00fcne\u015fi, ay\u0131 ve y\u0131ld\u0131zlar\u0131 buyru\u011funa boyun e\u011fmi\u015f vaziyette (yaratan O&#8217;dur). \u0130yi bilin ki yaratma ve emir O&#8217;nundur. \u00c2lemlerin Rabb&#8217;i Allah ne uludur!&#8221; (A&#8217;raf, 7\/54) \u00e2yetinde ilk yarat\u0131\u015f ile istiv\u00e2 meselesine, il\u00e2h\u00ee yarat\u0131\u015f ile i\u015flerin y\u00f6netili\u015finin ba\u015flang\u0131c\u0131na ve bunlar\u0131n cereyan \u015fekline dikkat \u00e7ekilerek, varl\u0131klar\u0131n gerek yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda, gerek ak\u0131\u015f\u0131nda y\u00f6netici g\u00fcc\u00fcn, e\u015fyan\u0131n kendi tabiat\u0131 olmay\u0131p hepsinin \u00fcst\u00fcnde, Ar\u015f \u00fczerine mutlak h\u00fck\u00fcmran olan Allah Te\u00e2l\u00e2 oldu\u011fu ihtar olunduktan sonrad\u0131r ki, bir taraftan harikalar\u0131, di\u011fer taraftan s\u00fcr\u00fcp giden ola\u011fan d\u00fczeni bunun izleyece\u011fi tekam\u00fcl seyrini i\u00e7ine alan peygamberler k\u0131ssalar\u0131na girilmi\u015f ve ancak ilk yarat\u0131\u015f misali ile tasavvur ve tasdik edilmesi gereken peygamberler mucizeleri de bu a\u00e7\u0131dan zikredilmi\u015f ve bunlar\u0131 ink\u00e2r edenler hakk\u0131nda &#8220;Allah k\u00e2firlerin kalbini i\u015fte b\u00f6yle m\u00fch\u00fcrler&#8221; (A&#8217;raf, 7\/101) buyurulmu\u015f ve bununla tabiat\u0131 putla\u015ft\u0131rman\u0131n bir kalb m\u00fch\u00fcrlenmesinden, di\u011fer bir deyi\u015fle kalbin, daha \u00f6nce edindi\u011fi intibalar\u0131n d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kam\u0131yacak ve art\u0131k yeni bir hakikat duyam\u0131yacak, bilgide ve imanda hi\u00e7 bir geli\u015fme g\u00f6steremiyecek \u015fekilde kendi manev\u00ee hayat\u0131na ve duyarl\u0131l\u0131\u011f\u0131na son verilip, donmas\u0131ndan ileri geldi\u011fine \u00f6zel \u015fekilde i\u015faret edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00d6neminden dolay\u0131 biraz uzat\u0131r gibi oldu\u011fumuz bu meseleyi, yani mucizenin m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu meselesini \u00e7a\u011f\u0131m\u0131z\u0131n ilim ve fen zihniyetine g\u00f6re \u00f6zet olarak \u015f\u00f6yle \u00e7\u00f6zebiliriz:<\/p>\n<p>Tabiat kanunlar\u0131 denilen ve varl\u0131klar\u0131n tabiatleri \u00fczerinde hakim g\u00f6r\u00fcnen genel kurallar, \u00f6nce g\u00f6zlem, sonra deney, daha sonra da sonu\u00e7 olarak tespit edilip ortaya konulan ve genelle\u015ftirilen tek d\u00fcze ve uyumlu olu\u015flard\u0131r. Bunlar i\u00e7inde en \u00f6nemlisi de sebepliliktir. Bir olay\u0131n sebebi tecr\u00fcbe ile ve ayn\u0131 sebep ve \u015fartlar alt\u0131nda tekrar tekrar denenerek ayn\u0131 sonuca ula\u015f\u0131labildi\u011fi takdirde bu deneysel bulgu zihnen b\u00fct\u00fcn benzerlerine genelle\u015ftirilerek bir genel teori ortaya konur. Bu genelle\u015ftirmeye &#8220;istikra&#8221; ve o teoriye de &#8220;bir tabiat kanunu&#8221; ad\u0131 verilir. L\u00e2kin tabiat ilimlerindeki b\u00fct\u00fcn bilgiler hen\u00fcz b\u00f6yle sebep-sonu\u00e7 gibi teoriler haline gelebilmi\u015f de\u011fildir&#8230;<\/p>\n<p>Bu hale gelebilmi\u015f olan tabiat ilimleri ancak Fizik ile Kimya&#8217;d\u0131r. Onlar\u0131n da kendi alanlar\u0131na giren b\u00fct\u00fcn olaylar\u0131 kapsad\u0131\u011f\u0131 iddia olunamaz. Hayat ilmi ise hen\u00fcz bu halden uzakt\u0131r. Fizik ve Kimya&#8217;da da bir\u00e7ok olaylar\u0131n \u00e7e\u015fitli sebeplerden birine ba\u011fl\u0131 olarak, veya birinin daha a\u011f\u0131r basmas\u0131yla meydana geldi\u011fi de bilinmektedir. Mesela bir fabrikaya, bir su hareket enerjisi verebildi\u011fi gibi, bir buhar, bir elektrik de verebilir. Bunlardan ba\u015fka b\u00fct\u00fcn bu sebepler olaylar\u0131 meydana getirebildi\u011finden dolay\u0131 sebeplerin sebepleri, sebeplerin sebepler ilh&#8230; birli\u011fine ba\u011fl\u0131 olan b\u00fct\u00fcn sebepler ve kuvvetler zinciri hesaba kat\u0131lmak ve ona g\u00f6re, tali sebepler konusundaki bilgimizin de\u011feri \u00f6l\u00e7\u00fclmek gerekir. Halbuki illet ve sebepler konusundaki b\u00fct\u00fcn bilgilerimizi inceden inceye de\u011ferlendirirken \u015funu itiraf etmemiz gerekir ki, biz b\u00fct\u00fcn olaylar\u0131n sebeplerini bilmedi\u011fimizden bir olay\u0131n da b\u00fct\u00fcn sebeplerini bilmiyoruz demektir. Ger\u00e7ekte baz\u0131 olaylar hakk\u0131nda bildi\u011fimiz ve tatbik etti\u011fimiz sebepler, kuvvetler hem eksik, hem de zahir\u00ee ve nisb\u00eedir. Ne k\u00fcll\u00ee illettir, ne de mutlak ve hak\u00eek\u00ee illettir. Hakik\u00ee ve mutlak sebep k\u00f6kten bir yaratma ve icatt\u0131r, k\u00fcll\u00ee illet de her\u015feyi yaratan olmak laz\u0131mgelir. \u015eu halde bizim en iyi bilgimizi te\u015fkil eden sebeplilik d\u00fczeni hakk\u0131ndaki bilgimiz tam ve mutlak de\u011fil, c\u00fcz&#8217;\u00ee ve nisb\u00eedir. Ve o halde bilgi alan\u0131m\u0131za giren sebepleri, \u00e2di ve s\u0131n\u0131rl\u0131 kuvvetleri ink\u00e2ra hakk\u0131m\u0131z olmamakla beraber, bunlara birer genel illet ve sebep gibi ba\u011flanarak &#8220;filan \u015fey asla olmaz&#8221; demeye ve mutlak kudreti \u00e2ciz sanmaya da hakk\u0131m\u0131z yoktur. Me\u011fer ki, o \u015feyin olmas\u0131n\u0131 farzetmek onun yoklu\u011funu gerektirecek bir \u00e7eli\u015fki olsun: Biri pozitif biri negatif iki elektrik ak\u0131m\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131la\u015fmas\u0131nda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz gibi voltaj, bir anda s\u0131f\u0131ra iniversin. Ruhu bir yana b\u0131rakal\u0131m, bir \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n yanmas\u0131yla s\u00f6nmesi aras\u0131ndaki h\u0131z bile bize ne kadar h\u0131zl\u0131 bir \u015fekilde yaratma ve yok etmenin m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu g\u00f6sterir. Fakat kalbleri donuk bir tabiat halini alm\u0131\u015f olanlar, bu imk\u00e2nlar\u0131 g\u00f6rmezler de kafalar\u0131n\u0131n durdu\u011fu her noktada mutlak anlamda karamsarl\u0131\u011fa bo\u011fulur kal\u0131rlar. Bunlardan ba\u015fka bir s\u0131n\u0131f daha vard\u0131r ki, istek ve \u00e7\u0131karlar\u0131na ayk\u0131r\u0131 gibi g\u00f6r\u00fcnen hak ve hakikatleri kabul etmek istemezler ve ona kar\u015f\u0131 direnip m\u00fccadele etmek i\u00e7in her haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6ze almaktan da \u00e7ekinmezler. \u0130\u015fte Firavun bunlardand\u0131r ve bu gibi hallere Firavunluk denilir.<\/p>\n<p>Firavun, Musa mucizesi hakk\u0131nda uydurdu\u011fu ve ortaya att\u0131\u011f\u0131 sihir \u015f\u00fcphesi \u00fczerine yap\u0131lan tecr\u00fcbe ve imtihan neticesinde hak ve hakikat\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131yla kendisinin ma\u011flup olup k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve davet edip \u00f6ne s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc sihirbazlar\u0131n ger\u00e7e\u011fe teslim olarak iman ediverdiklerini g\u00f6r\u00fcnce, hemen bunun bir oyun ve hile oldu\u011funu ortaya att\u0131, arkas\u0131ndan \u015fu tehdidi ekledi: Siz yak\u0131nda anlayacaks\u0131n\u0131z, yani bu hilenize kar\u015f\u0131 bak\u0131n size neler yapaca\u011f\u0131m;<\/p>\n<p>124- elbette ve elbette ellerinizi ve ayaklar\u0131n\u0131z\u0131 \u00e7apraz\u0131na kestirece\u011fim, sonra da hepinizi elbette ve elbette \u00e7arm\u0131ha gerdirece\u011fim.&#8221; Ger\u00e7ekten de sihirbazlar\u0131n iman\u0131, hakiki iman olmay\u0131p da \u00f6yle oyun ve pazarl\u0131kl\u0131 bir iman olsa idi bu tehdit ve bu ceza kendilerine lay\u0131k olurdu. B\u00f6ylesine sert bir tehdit de \u00fczerlerinde etkili olur, d\u00fc\u015f\u00fcnce ve tutumlar\u0131ndan cayd\u0131rabilirdi. Halbuki Allah&#8217;a, Resul\u00fcne ve ahirete iman\u0131 olmayan ve imans\u0131zl\u0131ktan dolay\u0131 hakka kar\u015f\u0131 sava\u015f a\u00e7maya c\u00fcret eden yol kesiciler hakk\u0131nda etkili olabilecek olan o gibi \u00fcrk\u00fct\u00fcc\u00fc tehditler, kalbleri Allah sevgisi ile \u00e7arpan ve ahirete ger\u00e7ekten iman ile hak yoluna giden m\u00fcminlerin, m\u00fccahitlerin kanaatlerini durdurabilmek \u015f\u00f6yle dursun, aksine zulm\u00fc ve haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131 ortadan kald\u0131rmaya y\u00f6nelik olan \u00e7aba ve azimlerini daha da artt\u0131rmaktan ve imanlar\u0131n\u0131 g\u00fc\u00e7lendirmekten ba\u015fka bir sonu\u00e7 vermez. Zaten iman\u0131n ciddiyeti ve g\u00fcc\u00fc de bu gibi imtihanlarla kendini g\u00f6sterir ve a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar. Sihirbazlar daha \u00f6nce sihir konusunda bilgili ve mahir ki\u015filer olduklar\u0131ndan dolay\u0131 imanlar\u0131nda b\u00f6yle bir hile ve oyun \u015f\u00fcphesi b\u00fcsb\u00fct\u00fcn sebepsiz say\u0131lmazd\u0131. B\u00f6yle bir \u015f\u00fcpheyi de ancak b\u00f6yle bir imtihan silebilirdi. \u0130l\u00e2h\u00ee hikmet, Musa&#8217;n\u0131n mucizesinin bir sihir olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcpheden uzak bir \u015fekilde ortaya koymak ve a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karmak istedi\u011fi i\u00e7in b\u00f6yle bir rekabet ve tecr\u00fcbe ortam\u0131nda secdelere kapanarak hakk\u0131 tasdik ediveren sihirbazlar\u0131n imanlar\u0131 hakk\u0131nda da her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcphenin giderilmesini, onlar\u0131n imanlar\u0131ndaki samimiyet ve ciddiyetlerini kesinlikle ispat etmi\u015ftir. Allah Te\u00e2l\u00e2, kendilerini, hak ve halk kar\u015f\u0131s\u0131nda b\u00f6yle bir imtihana tabi tuttu ve ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131ld\u0131 da Firavun&#8217;un bu tezvir ve tehdidi kar\u015f\u0131s\u0131nda tam bir diren\u00e7le<\/p>\n<p>125- \u015f\u00f6yle dediler: &#8220;\u015e\u00fcphe yok ki, biz nihayet Rabbimize d\u00f6nece\u011fiz.&#8221; Bu c\u00fcmle \u015fu m\u00e2n\u00e2lara gelebilmektedir:<\/p>\n<p>1- Biz nas\u0131l olsa \u00f6lece\u011fiz, sen istesen de \u00f6lece\u011fiz, istemesen de \u00f6lece\u011fiz. Bu bak\u0131mdan ba\u015f\u0131m\u0131za gelmesi muhakkak olan \u00f6l\u00fcm, \u00f6lmek bak\u0131m\u0131ndan ha senin taraf\u0131ndan olmu\u015f, ha olmam\u0131\u015f, bizce ayn\u0131d\u0131r. Sebepler de\u011fi\u015fik olsa da \u00f6l\u00fcm bir ve muhakkak. Senin bizi \u00f6l\u00fcmden kurtaramayaca\u011f\u0131n da muhakkak. Bundan dolay\u0131 senin bu tehdidin h\u00fck\u00fcms\u00fcz ve anlams\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>2- Sen bizi keser, asarsan, biz \u015fehid olur ve muhakkak Rabbimizin rahmetine ve sevab\u0131na kavu\u015furuz. Binaenaleyh bu tehdidinden korkmak \u015f\u00f6yle dursun, hak yolunda can vermeyi cana minnet sayar\u0131z.<\/p>\n<p>3- Biz \u00f6l\u00fcp de sen sa\u011f kalacak de\u011filsin. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, gerek biz ve gerek sen hepimiz \u00f6l\u00fcp Rabbimizin huzuruna varaca\u011f\u0131z. Binaenaleyh o aram\u0131zda h\u00fck\u00fcm verecektir. Hakl\u0131y\u0131 haks\u0131z\u0131, zalim ile mazlumu ay\u0131racakt\u0131r.<\/p>\n<p>126- Halbuki sen bizden hi\u00e7bir sebeple de\u011fil, ancak Rabbimizin \u00e2yetleri bize gelince onlara iman ettik diye intikam almaya kalk\u0131yorsun. Yani, ger\u00e7e\u011fi ortaya \u00e7\u0131karan deliller kar\u015f\u0131s\u0131nda, bat\u0131l\u0131 terkedip hakk\u0131 ikrar eylemek, k\u0131z\u0131lacak, cezay\u0131 gerektirecek, tehdit ve korkutma ile vazge\u00e7irilecek bir fenal\u0131k, bir kabahat de\u011fil, tam aksine iftihar olunacak, takdir ve tebrik ile \u00f6rnek al\u0131nacak en g\u00fczel, en hay\u0131rl\u0131 bir fazilet oldu\u011fu ve vicdanlar\u0131m\u0131zdan silinip \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir kesinlik ile sabit olan b\u00f6yle bir imandan ve idrakten, seni memnun etmek i\u00e7in vazge\u00e7mek de g\u00fcc\u00fcm\u00fcz\u00fcn d\u0131\u015f\u0131nda bulundu\u011fu halde, sen s\u0131rf bu iman\u0131m\u0131zdan, bu faziletimizden ve do\u011fruyu s\u00f6yledi\u011fimizden dolay\u0131 bize su\u00e7lulara k\u0131z\u0131yor gibi k\u0131z\u0131yorsun, intikam almaya kalk\u0131yorsun ki, bu ne b\u00fcy\u00fck zul\u00fcmd\u00fcr! Sihir ve dalaverede galip geldi\u011fimiz takdirde en yak\u0131nlar\u0131ndan k\u0131lacak kadar \u00f6d\u00fcller ve arma\u011fanlar vaad ederken, bize b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 b\u0131rakt\u0131rarak ve sihirdeki meharetimize ra\u011fmen her t\u00fcrl\u00fc nefsaniyeti unutturup yenilgimizi itiraf ettirerek kalbimizi kazanan ger\u00e7e\u011fi dile getirdi\u011fimiz zaman bizi as\u0131p kesmeye kalk\u0131yorsun. Bu ne b\u00fcy\u00fck cehalet, ne b\u00fcy\u00fck vicdans\u0131zl\u0131k ve ne b\u00fcy\u00fck haks\u0131zl\u0131k!&#8230;<\/p>\n<p>\u0130\u015fte iman eden sihirbazlar, Firavun&#8217;un tehditlerine kar\u015f\u0131 pek b\u00fcy\u00fck bir ibret ve nasihati i\u00e7eren ve imanlar\u0131nda hi\u00e7bir \u015f\u00fcpheye yer b\u0131rakmayan bu kesin ve a\u00e7\u0131k cevab\u0131 verdiler. Ve Allah&#8217;a y\u00f6nelip Ey Rabbimiz, bize sab\u0131r ya\u011fd\u0131r, yani su gibi her taraf\u0131m\u0131z\u0131 kaplayacak, bizi \u015firk, isyan, k\u00fcf\u00fcr, hile ve sihir g\u00fcnahlar\u0131ndan y\u0131kayacak, paklay\u0131p ar\u0131nd\u0131racak b\u00fcy\u00fck ve feyizli bir sab\u0131r ver. Ve can\u0131m\u0131z\u0131 m\u00fcsl\u00fcman olarak al, diye dua ettiler. \u0130manlar\u0131ndaki ciddiyeti, kararlar\u0131ndaki \u015fiddet ve kuvveti \u00f6l\u00fcm\u00fc bile hafife alarak ispat eylediler. Bunun \u00fczerine Firavun, tehdidini icra etti mi, etmedi mi? Bunda ayr\u0131 ayr\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fler bildirilmi\u015ftir. Abdullah b. Abbas&#8217;dan naklen baz\u0131lar\u0131 &#8220;G\u00fcn\u00fcn ba\u015f\u0131nda sihirbaz idiler, sonunda \u015fehid oldular.&#8221; diye nakletmi\u015fler. Di\u011fer baz\u0131lar\u0131 da, bu tehdidin yerine getirildi\u011fi a\u00e7\u0131k\u00e7a bildirilmedi\u011fi i\u00e7in bunun icra edilmedi\u011fine k\u00e2il olmu\u015flard\u0131r. Lakin bizce \u00e2yetlerin siyak\u0131 bunun uyguland\u0131\u011f\u0131n\u0131 and\u0131r\u0131yor. Bu insanlar imanlar\u0131nda sebat g\u00f6stererek \u00f6lmeyi cana minnet bilmi\u015fler ve hak yolunda \u015fehid olmu\u015flard\u0131r. Ve bu uygulaman\u0131n neticesinin, Firavun&#8217;un aleyhine \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 kesindir. Musa&#8217;n\u0131n mucizesi bunlar\u0131n \u015fehid olmas\u0131na neden engel olmad\u0131, diye bir sual da sorulamaz. Zira Musa&#8217;n\u0131n mucizesi hakk\u0131ndaki \u015f\u00fcphelerin giderilmesi bununla m\u00fcmk\u00fcn olacakt\u0131. Mucizenin amac\u0131 da Musa&#8217;n\u0131n peygamberlik davas\u0131ndaki do\u011frulu\u011funu ispat idi. En bilgili, en mahir sihirbazlar\u0131n bu imanla bilfiil canlar\u0131n\u0131 feda etmeleri iledir ki, imanlar\u0131n\u0131n ciddiyeti ve Musa mucizesinin sihir olmad\u0131\u011f\u0131 tamam\u0131yla ve kesin olarak ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Fakat bununla beraber Firavun&#8217;un oyunlar\u0131, propagandas\u0131, zulm\u00fc ve korku salarak sindirme siyaseti kendi kavmi \u00fczerinde etkisini s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, \u015fu halde ger\u00e7ekler a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda sihir ve dolamba\u00e7l\u0131 oyunlar\u0131n ge\u00e7ici de olsa bir etkisi bulundu\u011funu ink\u00e2r etmenin do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 buradan anlayabiliriz. Nitekim:<\/p>\n<p>127- Firavun&#8217;un kavminden o mele&#8217;, o meclis \u00fcyeleri Musa&#8217;y\u0131 ve kavmini b\u0131rakacak m\u0131s\u0131n? Yani sihirbazlar\u0131 as\u0131p kesip de Musa&#8217;y\u0131 ve kavmini, yani \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131 b\u0131rakacak m\u0131s\u0131n ki, yery\u00fcz\u00fcnde fesat \u00e7\u0131kars\u0131nlar, ve b\u0131rakacak m\u0131s\u0131n ki, o Musa, seni ve il\u00e2hlar\u0131n\u0131 terk etsin&#8221; dediler. B\u00f6yle diyerek Firavun&#8217;u Hz. Musa aleyhine k\u00f6r\u00fcklediler ve harekete ge\u00e7irmek istediler. Bilindi\u011fi gibi, &#8220;Marife olarak zikir ve marife olarak tekrarda ikinci ki\u015fi \u00f6ncekinin ayn\u0131d\u0131r.&#8221; kural\u0131na g\u00f6re, buradaki kelimesinin yukar\u0131da zikri ge\u00e7en &#8216;in ayn\u0131 olmas\u0131d\u0131r. O halde Musa&#8217;n\u0131n cezalanmas\u0131n\u0131 isteyenler, daha \u00f6nce Musa hakk\u0131nda: &#8220;Muhakkak ki, bu bilgili bir sihirbazd\u0131r.&#8221; diyerek ona sihir isnad edenlerdir. Ayr\u0131ca &#8220;onu ve karde\u015fini beklet, toplay\u0131c\u0131lar\u0131 \u015fehirlere g\u00f6nder&#8230;&#8221; diyerek Firavun&#8217;u b\u00f6yle bir tecr\u00fcbe ve imtihana girmeye te\u015fvik etmi\u015f olan cemiyet erk\u00e2n\u0131d\u0131r. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bunlar Firavun&#8217;un &#8220;bu oyunu siz daha \u00f6nce, \u015fehirde tasarlay\u0131p haz\u0131rlad\u0131n\u0131z&#8221; dedi\u011fini, arkas\u0131ndan da &#8220;hepinizi asaca\u011f\u0131m!&#8221; tehdidini savurdu\u011fu ve bununla beraber Musa&#8217;ya hi\u00e7 ili\u015fmeyip serbest b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcnce, bir taraftan sihirbazlar\u0131 davete sebep olduklar\u0131ndan dolay\u0131 su\u00e7un kendilerine raci olaca\u011f\u0131ndan korkuyorlar. Di\u011fer taraftan Musa&#8217;n\u0131n serbest b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131ndan endi\u015fe ediyorlar. Bu iki korku ve endi\u015fe aras\u0131nda Firavun&#8217;un mizac\u0131na hulul ederek mevkilerini g\u00fc\u00e7lendirmek ve sa\u011flama almak istiyorlar. Ger\u00e7e\u011fin a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmas\u0131na sebep olan \u00f6nceki kararlar\u0131n\u0131n sonucunu g\u00f6zard\u0131 etmek i\u00e7in Firavun&#8217;dan fazla Firavunluk politikas\u0131na giri\u015fiyorlar: Firavun&#8217;un damar\u0131na basarak, onu, Musa ve \u0130srailo\u011fullar\u0131 aleyhine tahrik ve te\u015fvik etmeye ba\u015fl\u0131yorlar. &#8220;\u015eimdi sen sihirbazlar\u0131 kesip de i\u015fin ba\u015f\u0131 olan Musa&#8217;y\u0131 ve kavmini memlekette bozgunculuk yaps\u0131nlar diye mi b\u0131rakacaks\u0131n? Hem onlar\u0131n \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131 fesat, yaln\u0131zca M\u0131s\u0131r halk\u0131 aleyhine olmayacak, daha ziyade senin aleyhine olacak, bu halk\u0131n, senin hakk\u0131ndaki d\u00fc\u015f\u00fcnce ve inanc\u0131n\u0131 bozacaklar, seni ve il\u00e2hlar\u0131n\u0131 terk edecekler, milli b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ortadan kald\u0131racaklar. Hi\u00e7 bunlar b\u0131rak\u0131l\u0131r m\u0131?&#8221; dediler.<\/p>\n<p>Burada &#8220;seni ve il\u00e2hlar\u0131n\u0131&#8221; denilmesinde Firavun&#8217;un tapt\u0131\u011f\u0131 bir tak\u0131m mabudlar varm\u0131\u015f gibi anla\u015f\u0131l\u0131r. Bundan da eski M\u0131s\u0131rl\u0131lar&#8217;\u0131n tanr\u0131 diye tapt\u0131klar\u0131 Bakara, G\u00fcne\u015f v.s. gibi il\u00e2hlar hat\u0131ra gelebilir. Halbuki Firavun kendisinden \u00fcst\u00fcn bir il\u00e2h kabul etmiyor, &#8220;Ben sizin en b\u00fcy\u00fck Rabbinizim.&#8221; diyordu. (N\u00e2zi\u00e2t, 19\/24). \u015eu halde &#8220;senin il\u00e2hlar\u0131n&#8221; s\u00f6z\u00fc senin tapt\u0131\u011f\u0131n, senin ibadet etti\u011fin mabudlar\u0131n demek de\u011fil, senin ho\u015flan\u0131p, kabul etti\u011fin, tap\u0131ls\u0131n diye izin verdi\u011fin mabudlar, anlam\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015f demektir.<\/p>\n<p>Bununla beraber bu mabudlar da esas itibariyle Firavun&#8217;un arzu ve heveslerine r\u00e2ci olaca\u011f\u0131ndan &#8220;seni ve senden daha \u00fcst\u00fcn\u00fc yok diye tapt\u0131\u011f\u0131n kendi heves ve arzular\u0131n\u0131 terk edecekler&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na anla\u015f\u0131lmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>Buna cevap olarak Firavun dedi ki: &#8220;o\u011fullar\u0131n\u0131 takt\u00eel ederiz, kad\u0131nlar\u0131n\u0131 da b\u0131rak\u0131r\u0131z, ve hi\u00e7 \u015f\u00fcpheniz olmas\u0131n ki, biz onlar\u0131n \u00fcst\u00fcnde k\u00e2hir h\u00fck\u00fcmranlar\u0131z.&#8221; Yani onlara daha \u00f6nce yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi, diledi\u011fimizi yine de yapar\u0131z, merak etmeyin. G\u00fcya Firavun, bu son c\u00fcmle ile ma\u011flubiyet endi\u015fesini ve ezikli\u011fini silmek ve adamlar\u0131na moral vermek istiyor. Fakat ne kadar dikkat \u00e7ekicidir ki, Musa hakk\u0131nda hi\u00e7bir \u015fey s\u00f6ylemiyor. Zira as\u00e2dan \u00f6yle g\u00f6z\u00fc y\u0131lm\u0131\u015f, Musa&#8217;dan \u00f6yle korkmu\u015f idi ki, ona sald\u0131rmak \u015f\u00f6yle dursun, ismini bile s\u00f6ylemekten \u00e7ekiniyordu. Musa denildi\u011fi zaman, yerden g\u00f6\u011fe a\u011fz\u0131n\u0131 a\u00e7m\u0131\u015f, kendisini yutmaya haz\u0131r bir ejderhan\u0131n \u00fczerine at\u0131ld\u0131\u011f\u0131 hayali zihninde canlan\u0131yordu. Lakin bu korkusunu gizlemeye ve konuyu kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131p ba\u015fka taraflara \u00e7ekmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yor ve cevab\u0131nda g\u00fcya Musa&#8217;n\u0131n ismini bile anmaya tenezz\u00fcl etmiyormu\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnerek \u015fu fikri ima etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yordu: Musa&#8217;n\u0131n \u015fahsen hi\u00e7bir \u00f6nemi yoktur.<\/p>\n<p>Onun b\u00fct\u00fcn kuvvet kayna\u011f\u0131 kavmi ve kabilesidir, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;d\u0131r. O ne yaparsa bunlarla yapabilir. Biz ise onlar\u0131 kahredici g\u00fcc\u00fcm\u00fczle, ezici y\u00f6netimimizle istedi\u011fimiz gibi ezeriz ve ezece\u011fiz. O\u011fullar\u0131n\u0131 \u00e7ok \u00e7ok katletmek, kad\u0131nlar\u0131n\u0131 ve k\u0131zlar\u0131n\u0131 al\u0131koymak suretiyle say\u0131sal varl\u0131klar\u0131n\u0131 azaltaca\u011f\u0131z, g\u00fc\u00e7 ve kuvvetlerini yok edece\u011fiz. \u00c7o\u011fal\u0131p ba\u015fkald\u0131rmalar\u0131na meydan vermeyece\u011fiz. Emin olun ki, biz onlar\u0131n tepesine binmi\u015f olarak bunu her zaman yapabiliriz. Art\u0131k bu \u015fartlar alt\u0131nda Musa ne yapabilir ki, onu k\u00e2le al\u0131yor, endi\u015feye kap\u0131l\u0131yorsunuz. \u0130\u015fte Firavun&#8217;un ve Firavuncular\u0131n siyaseti budur. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k:<\/p>\n<p>128- Musa, kavmine, Firavun&#8217;un takt\u00eel karar\u0131n\u0131 i\u015fitip tela\u015fa d\u00fc\u015ft\u00fckleri zaman, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na \u015fu iki emri ve iki m\u00fcjdeyi tebli\u011f ederek, onlar\u0131 teskin etmek i\u00e7in dedi ki: Allah&#8217;a isti\u00e2ne ediniz, yani Allah dilemeyince hi\u00e7 kimsenin bir\u015fey yapamayaca\u011f\u0131n\u0131 ve b\u00fct\u00fcn kuvvet ve kudretin Allah&#8217;\u0131n elinde oldu\u011funu biliniz, \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fmeyiniz de Allah&#8217;dan yard\u0131m isteyiniz. Kalblerinizi, fikirlerinizi, emellerinizi, kuvvetlerinizi ve varl\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 Allah&#8217;ta birle\u015ftiriniz de \u00f6z ve s\u00f6z birli\u011fiyle Allah diyerek \u00e7al\u0131\u015f\u0131n\u0131z, ve sabrediniz. Firavun&#8217;un s\u00f6zlerinden tela\u015fa kap\u0131l\u0131p, Allah, bu adama neden yapaca\u011f\u0131n\u0131 yapm\u0131yor diyerek acele etmeyiniz, metanetli ve sab\u0131rl\u0131 olunuz. Muhakkak ki, yery\u00fcz\u00fc Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. \u015eu halde M\u0131s\u0131r da O&#8217;nundur, onu, kullar\u0131ndan kime dilerse ona miras yapar. Babadan o\u011fula kalan miras gibi, elden ele ge\u00e7irir, \u00e2k\u0131bet de m\u00fcttakilerindir. Hay\u0131rl\u0131 son, ba\u015far\u0131l\u0131 sonu\u00e7, sayg\u0131s\u0131zlar\u0131n \u015fu veya bu kavmin de\u011fil, korunanlar\u0131nd\u0131r ki, Allah&#8217;tan isti\u00e2ne ve sab\u0131r bu korunman\u0131n ilk \u015fartlar\u0131d\u0131r. \u015eu halde siz ey \u0130srailo\u011fullar\u0131, Allah&#8217;\u0131n emretti\u011fi \u015fekilde korunursan\u0131z \u00e2k\u0131bet sizindir, M\u0131s\u0131rl\u0131lar korunursa onlar\u0131nd\u0131r, hepiniz korunursan\u0131z \u00e2k\u0131bet hepinizin olur. Ve o zaman arada anla\u015fmazl\u0131k kalmaz. O halde hepiniz korununuz.<\/p>\n<p>129-L\u00e2kin Musa&#8217;n\u0131n kavmi, mutlak anlamdaki bu iki m\u00fcjdeden de teselli bulmad\u0131lar ki, Musa&#8217;ya Biz, dediler, &#8220;sen bize gelmeden \u00f6nce de eziyet g\u00f6r\u00fcyorduk, sen geldikten sonra da g\u00f6r\u00fcyoruz.&#8221; \u00d6ncekiyle Hz. Musa&#8217;n\u0131n do\u011fumundan \u00f6nceki yap\u0131lan eziyeti ve erkek \u00e7ocuklar\u0131n kesilmesi i\u015fkencesini, sonrakiyle de bu defa yap\u0131laca\u011f\u0131 s\u00f6ylenen taktil v.s. tehditleri kastediyorlar. Ger\u00e7i \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n, Firavun ile adamlar\u0131n\u0131n elinde k\u00f6le say\u0131lmalar\u0131, a\u011f\u0131r i\u015flerde kullan\u0131lmalar\u0131, \u00e7ok a\u011f\u0131r vergiler alt\u0131nda ezilmeleri gibi daha bir\u00e7ok \u00e7ektikleri eziyetler vard\u0131 ve onlar\u0131n bu s\u00f6zleri b\u00fct\u00fcn bu \u00e7ektikleri eziyetleri de i\u00e7ine al\u0131yor olabilir. Fakat o eziyetler Musa y\u00fcz\u00fcnden olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in s\u00f6z\u00fcn as\u0131l hedefi olamaz. \u015eu halde bu s\u00f6z, biz \u015fimdiye kadar senden bir fayda de\u011fil, hep zarar g\u00f6rd\u00fck gibi bir \u015fikayeti ima etmekle beraber Firavun&#8217;un zulm\u00fcne kar\u015f\u0131 \u015fiddetli bir ac\u0131y\u0131 ve bir kurtulu\u015f arzusunu da dile getirir.<\/p>\n<p>Musa, kendi kavminin b\u00f6yle \u00e7aresizlik i\u00e7inde s\u0131zland\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcnce Umulur ki dedi, Rabb&#8217;iniz d\u00fc\u015fman\u0131n\u0131z\u0131 yok eder, sizi de yery\u00fcz\u00fcnde halife yapar, il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmlerinin icras\u0131na sizi halifeler yapar da bakar, nas\u0131l amel edeceksiniz, g\u00fczel i\u015fler mi yapacaks\u0131n\u0131z, \u00e7irkin i\u015fler mi? Bilfiil a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131ks\u0131n da ona g\u00f6re iyiye iyi, k\u00f6t\u00fcye k\u00f6t\u00fc son m\u00fckafat\u0131n\u0131z\u0131 veya cezan\u0131z\u0131 versin, i\u015fte b\u00f6yle m\u00fcjde verdi.<\/p>\n<p>Acaba bu m\u00fcjde ger\u00e7ekle\u015fti mi? Bundan sonra Firavun kavminin ve \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n halleri ne oldu? Buna gelelim:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>130- Ger\u00e7ekten biz, Firavun s\u00fcl\u00e2lesini, senelerce k\u0131tl\u0131k ve gelir noksanl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde tutup k\u0131vrand\u0131rd\u0131k ki, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp ibret als\u0131nlar.<\/p>\n<p>131- Fakat kendilerine iyilik geldi\u011fi zaman, i\u015fte bu bizim hakk\u0131m\u0131zd\u0131r, dediler, ba\u015flar\u0131na bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck gelince de, i\u015fte bu Musa ile yan\u0131ndakilerin u\u011fursuzlu\u011fu y\u00fcz\u00fcnden, dediler. \u0130yi bilin ki, onlar\u0131n u\u011fursuzlu\u011fu Allah kat\u0131ndand\u0131r. L\u00e2kin \u00e7o\u011fu bunu bilmezler.<\/p>\n<p>132- &#8220;Ve sen b\u00fcy\u00fclemek i\u00e7in her ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak de\u011filiz,&#8221; dediler.<\/p>\n<p>133- Biz de kudretimizin ayr\u0131 ayr\u0131 al\u00e2metleri olmak \u00fczere ba\u015flar\u0131na tufan, \u00e7ekirge, ha\u015fereler, kurba\u011falar ve kan g\u00f6nderdik, yine inad edip direndiler ve \u00e7ok m\u00fccrim (su\u00e7lu) bir kavim oldular.<\/p>\n<p>134- Ne zaman ki, azap \u00fczerlerine \u00e7\u00f6kt\u00fc, dediler ki, &#8220;Ey Musa! Bizim i\u00e7in Rabbine dua et, sana olan ahdi h\u00fcrmetine e\u011fer bizden bu azab\u0131 kald\u0131r\u0131r uzakla\u015ft\u0131r\u0131rsan, yemin olsun ki, sana kesinlikle iman edece\u011fiz. Ve \u0130srailo\u011fullar\u0131n\u0131 seninle birlikte g\u00f6nderece\u011fiz.&#8221;<\/p>\n<p>135- Ne zaman ki, belli bir s\u00fcreye kadar onlardan azab\u0131 kald\u0131rd\u0131k, derhal yeminlerini bozdular.<\/p>\n<p>136- Biz de, \u00e2yetlerimizi ink\u00e2r ettikleri ve onlara kulak vermedikleri i\u00e7in kendilerinden intikam ald\u0131k da hepsini denizde bo\u011fduk.<\/p>\n<p>137- Ve o h\u0131rpalan\u0131p ezilmekte olan kavmi de yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn, bereketle donatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z do\u011fusuna ve bat\u0131s\u0131na miras\u00e7\u0131 yapt\u0131k. Ve b\u00f6ylece Rabbinin, \u0130srailo\u011fullar\u0131na olan o g\u00fczel vaadi, sab\u0131rlar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden ger\u00e7ekle\u015fti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binalar\u0131 yerle bir ettik.<\/p>\n<p>130- Ger\u00e7ekten de Firavun s\u00fcl\u00e2lesini y\u0131llar boyu, gelirlerini k\u0131smak ile s\u0131kmaya ba\u015flad\u0131k. Sene y\u0131l anlam\u0131na oldu\u011fu gibi, bilhassa \u015fiddetli kurakl\u0131k ve k\u0131tl\u0131k y\u0131l\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir ki, burada b\u00f6yle tefsir edilmi\u015ftir. Ve bu anlama g\u00f6re &#8220;sin\u00een&#8221; kelimesinde iki lugat vard\u0131r. En me\u015fhuru, cem-i m\u00fczekker-i salim gibi &#8220;vav&#8221; ile ve &#8220;ya&#8221; ile \u00eerab olunup, ref&#8217; halinde ve nasb haliyle cerr halinde okumak ve izafet halinde &#8220;n\u00fbn&#8221; un d\u00fc\u015fmesiyledir ki, \u00e2yet bu l\u00fcgat \u00fczeredir. Di\u011feri, &#8220;ennecm&#8221; ve &#8220;eddeberan&#8221; gibi \u00e7ok kullan\u0131lan isimlerden olarak munsarif veya gayr-i munsarif m\u00fcfred \u00eerabiyle \u00eerablanarak &#8220;ya&#8221; muhafaza edilir ve &#8220;n\u00fbn&#8221; izafette de sabit kal\u0131r. Nitekim \u015fair: demi\u015ftir. Bir hadisi \u015ferifte de iki lugat \u00fczere ve &#8220;Allah\u0131m, onlar \u00fczerine, Yusuf&#8217;un k\u0131tl\u0131k seneleri gibi k\u0131tl\u0131k senesi ver.&#8221; diye v\u00e2rid olmu\u015ftur ki, Kurey\u015f m\u00fc\u015frikleri aleyhinde bir bedduad\u0131r. Burada &#8220;Biz her hangi bir \u00fclkeye bir peygamber g\u00f6nderdiysek, onun halk\u0131n\u0131 yalvar\u0131p yakars\u0131nlar diye mutlaka yoksulluk ve darl\u0131kla s\u0131km\u0131\u015f\u0131zd\u0131r.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/94) i\u00e7eri\u011finin daha ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131klamas\u0131 vard\u0131r. Bu suretle Firavun kavmi hakk\u0131nda da bu il\u00e2h\u00ee s\u00fcnnet uygulanm\u0131\u015f ve ans\u0131z\u0131n helak edilmemi\u015flerdir ki, d\u00fc\u015f\u00fcnebilsinler, uyan\u0131k olsunlar diye. Yani bu, bir ihtar ve uyar\u0131 idi ki, ak\u0131llar\u0131n\u0131 ba\u015flar\u0131na als\u0131nlar, \u00e7e\u015fitli durumlar\u0131 mukayese etsinler, hadlerini bilsinler, Allah&#8217;\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcns\u00fcnler de hakk\u0131n emrine kar\u015f\u0131 direnmekten ve azg\u0131nl\u0131ktan vazge\u00e7sinler, k\u00fcf\u00fcrden ve zul\u00fcmden tevbe etmeye imk\u00e2n bulsunlar diye yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Zira bu gibi tasarrufat\u0131n ve tabiat kuvvetlerine h\u00fckmetmenin insan g\u00fcc\u00fcn\u00fcn \u00fcst\u00fcnde oldu\u011funa \u015f\u00fcphe yoktur. Ve bu gibi afetleri normal ve ola\u011fan saymaya da imk\u00e2n yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc tabiat olsa idi ya daimi olarak bolluk veya tekd\u00fczeli\u011fe ba\u011fl\u0131 olarak s\u00fcrekli k\u0131tl\u0131k olmas\u0131 gerekirdi. Bu gibi olaylar ise tabiat\u0131n de\u011fi\u015fkenli\u011fine ili\u015fkin olaylard\u0131r ve bunlar\u0131n tabiatler \u00fczerinde hakim olan Rabban\u00ee kudretin iradesinin eseri oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, nimet bollu\u011fu ve refah i\u00e7inde ya\u015fayan ve kendi \u00fcst\u00fcnde hi\u00e7bir kuvvet ve kudret tan\u0131mayan, tan\u0131mak istemeyen, hakka kar\u015f\u0131 sava\u015f a\u00e7mak isteyen ma\u011frur bir kavmin iktisadi hayat\u0131na vurulan bu gibi semavi darbeler, hen\u00fcz c\u00fcr\u00fcmlerinin cezas\u0131 olmamakla beraber, kendilerine hadlerini ve durumlar\u0131n\u0131 bildiren ve bu hallerine devam ettikleri takdirde aday olduklar\u0131 ak\u0131beti ihtar eden birer il\u00e2h\u00ee uyar\u0131 oldu\u011funu ve bunlar\u0131 ba\u015flar\u0131na getiren Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n, kendilerini her zaman i\u00e7in mahvetmeye g\u00fcc\u00fc yeten bir mutlak hakim bulundu\u011funu ve bundan dolay\u0131 il\u00e2h\u00ee emirlere kar\u015f\u0131 direnmekten ve inad etmekten sak\u0131nmak gerekti\u011fini ilan eden fiil\u00ee \u00e2yetler, tabi\u00ee al\u00e2metlerdir. Bir musibetin bin nasihatten daha etkili bir terbiye arac\u0131 oldu\u011fu da ak\u0131ldan \u00e7\u0131kar\u0131lmamal\u0131d\u0131r. \u015eimdi bu \u00e2yetten \u015fu sonu\u00e7lar \u00e7\u0131kar\u0131labilir:<\/p>\n<p>1- \u0130nsan hayat\u0131nda ekonomik \u015fartlar\u0131n pek b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi vard\u0131r. Bir toplum i\u00e7in ekonomik hayat\u0131n sars\u0131nt\u0131ya u\u011framas\u0131 veya kaybolmas\u0131, bir hel\u00e2k i\u015fareti veya ba\u015flang\u0131c\u0131d\u0131r. Genelde \u00fcretim yolunda oldu\u011fu zaman, ferd\u00ee anlamdaki s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131n giderilmesine \u00e7are bulunabilirse de, b\u00fct\u00fcn iktisadi hayat\u0131n \u015fartlar\u0131n\u0131n bozulmas\u0131, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle toplumun felaketine sebep olabilir. \u0130ktisad\u0131n \u015fartlar\u0131 ise iki esasta toplan\u0131r: Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015ftan verdi\u011fi zenginlikler ile o zenginlikleri i\u015fleyip de\u011ferlendirecek insanlar\u0131n ahl\u00e2k\u0131. \u0130nsanlar\u0131n ahl\u00e2k\u0131n\u0131n bozulmas\u0131, yarat\u0131l\u0131\u015ftan gelen feyiz ve bereketin kesilmesine sebep olabilir. Yarat\u0131l\u0131\u015ftan gelen feyiz ve bereketlerin kesilmesi ise b\u00fct\u00fcn\u00fcn hel\u00e2ki demek olur. \u015eu halde ahl\u00e2kl\u0131l\u0131\u011f\u0131n \u00f6z\u00fcn\u00fcn, ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya kullukta, yani insanlar\u0131n kendi heva ve heveslerine de\u011fil, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n koymu\u015f oldu\u011fu il\u00e2h\u00ee nizama, hay\u0131r nizam\u0131na uymak ve ba\u011flanmak, \u015fer ve fesattan ka\u00e7\u0131nmak ve ittikada aranmas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>2- Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n rahmetinin geni\u015fli\u011fini anlamal\u0131 ki, Firavun kavmi gibi, her bak\u0131mdan hel\u00e2ke hak kazanm\u0131\u015f olan bir kavmi bile hemen hel\u00e2k etmeyip, onlar\u0131 daha \u00f6nceden s\u00f6zl\u00fc ve fiil\u00ee bir tak\u0131m uyar\u0131lar ile kendine gelmeye davet ediyor. \u015eu halde insanlar Allah&#8217;\u0131n rahmetinden mahrum kalmamak i\u00e7in hakk\u0131n \u00e2yetlerini tan\u0131mal\u0131, firavunlar\u0131 ve onlar\u0131n sihirli oyunlar\u0131n\u0131 bir yana b\u0131rakmal\u0131, Allah adamlar\u0131n\u0131n nasihat\u0131n\u0131 dinlemeli, hi\u00e7 olmazsa musibetlerden ibret almal\u0131 da sonu\u00e7ta Allah&#8217;\u0131n aman vermez kudretli eli uzand\u0131\u011f\u0131 zaman, hakk\u0131n ink\u00e2rc\u0131s\u0131 ve d\u00fc\u015fman\u0131 halinde yakalanmaktan korunmal\u0131d\u0131r. \u0130man\u0131 olan hadisi \u015ferifinde beyan buyuruldu\u011fu \u00fczere bir delikten iki kere sokulmaz. Ge\u00e7mi\u015fteki felaketlerden ibret al\u0131r da tekerr\u00fcr\u00fcne sebep olmazlar. Fakat kalbleri m\u00fch\u00fcrlenmi\u015f olanlar\u0131n b\u00fct\u00fcn ibret ve intibah kabiliyetleri s\u00f6ner de \u015f\u00e2irin:<\/p>\n<p>Ge\u00e7mi\u015ften adam ibret al\u0131rm\u0131\u015f ne masal \u015fey&#8230;<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7bin senelik k\u0131ssa yar\u0131m hisse mi verdi?<\/p>\n<p>Tarihi tekerr\u00fcr diye tarif ediyorlar.<\/p>\n<p>Hi\u00e7 ibret al\u0131nsayd\u0131 tekerr\u00fcr m\u00fc ederdi?<\/p>\n<p>dedi\u011fi gibi tarihteki felaketler \u015fekilden \u015fekile tekerr\u00fcr eder, gider.<\/p>\n<p>131- Nitekim k\u00fcfr\u00fc ve zulm\u00fc huy edinmi\u015f olan Firavun kavmi, bu il\u00e2h\u00ee uyar\u0131lardan sonra uyanmad\u0131lar da kendilerine iyilik geldi\u011fi zaman, (refah geldi\u011fi s\u0131ralar) bu s\u0131rf bize ait dediler, ve kendilerine bir fenal\u0131k, bir k\u0131tl\u0131k ve s\u0131k\u0131nt\u0131 ve herhangi bir musibet gelirse Musa ile yan\u0131ndakilere u\u011fursuzluk isnad ederler, tatayy\u00fcr ve te\u015fe&#8217;\u00fcm eylerler onlar\u0131n u\u011fursuzlu\u011funa yorarlard\u0131. \u0130yi bak, onlar\u0131n t\u00e2irleri ancak Allah kat\u0131ndad\u0131r. Yani u\u011fur veya u\u011fursuzluk say\u0131lacak ku\u015flar\u0131, b\u00fct\u00fcn talihleri, bahtlar\u0131, yarat\u0131l\u0131\u015ftan iyi veya k\u00f6t\u00fc b\u00fct\u00fcn nasipleri ancak Allah kat\u0131ndad\u0131r &#8220;hepsi Allah kat\u0131ndand\u0131r&#8221; (Nis\u00e2, 4\/78), ve l\u00e2kin \u00e7oklar\u0131 bilmezler. Bilmedikleri i\u00e7in de \u015funa buna isnad ederler. Yahut u\u011fursuzlu\u011fun sebebi ancak Allah kat\u0131ndad\u0131r. Ba\u015flar\u0131na gelen ve gelecek olan musibetler ancak Allah taraf\u0131ndand\u0131r da \u00e7o\u011fu bunu bilmezler. (\u0130sra, 17\/13. \u00e2yetin tefsirine bkz.) Cahiliye devrinde &#8220;\u0131y\u00e2fet-i tayr&#8221; denilen bir falc\u0131l\u0131k gelene\u011fi vard\u0131. Bir yere gidecekleri zaman bir ku\u015f u\u00e7ururlar, ku\u015f sa\u011fa giderse u\u011fur, sola giderse u\u011fursuzluk sayarlard\u0131. Yine bunun gibi, karga ve benzeri ku\u015flar\u0131n \u00e7\u0131\u011fl\u0131k atmas\u0131ndan da u\u011fursuzluk anlam\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131rlard\u0131. Bundan dolay\u0131 herhangi bir \u015feyden u\u011fursuzluk beklemeye, yani u\u011fursuzluk say\u0131p ku\u015fkulanmaya &#8220;tatayy\u00fcr&#8221; denilmi\u015f, gerek ku\u015f, gerek ba\u015fka \u015fey olsun \u015fom kabul edilen \u015feylere de &#8220;tayr, t\u00e2ir, t\u0131y\u00e2re&#8221; ad\u0131 verilmi\u015ftir. Ger\u00e7i esas itibariyle u\u011fur veya u\u011fursuzluktan daha genel anlaml\u0131d\u0131r. Fakat hep \u015fom olan \u015feylerde kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ve tatayy\u00fcr de daima u\u011fursuzluk demek olmu\u015ftur. Hz. Peygamber (s.a.v.) &#8220;U\u011fursuzluk ve bayku\u015f yoktur.&#8221; hadis-i \u015ferifi ile &#8220;t\u0131yereyi&#8221; yasaklam\u0131\u015f ve iptal etmi\u015ftir. Bununla beraber cahiliye \u00e2deti olan bu tatayy\u00fcr meselesine avam aras\u0131nda \u00e7o\u011funlukla rastlan\u0131l\u0131r. Mesela, bizim \u00fclkemizde bayku\u015fla u\u011fursuzluk d\u00fc\u015f\u00fcncesine kap\u0131lanlar pek \u00e7oktur. Hatta h\u00fcma ku\u015fu mutlulukta, bayku\u015f u\u011fursuzlukta birer atas\u00f6z\u00fc gibi edebiyat\u0131m\u0131za girmi\u015ftir. \u0130\u015fte Arap\u00e7a &#8220;t\u00e2ir&#8221; deyimi de b\u00f6yle bayku\u015f gibi u\u011fursuzluk sebebi say\u0131lan her hangi bir ku\u015f veya h\u00fcm\u00e2 gibi u\u011fur veya bayku\u015f gibi u\u011fursuzluk say\u0131lan mutlak ku\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan, istiare yoluyla \u015fer sebebi m\u00e2n\u00e2s\u0131na veya hay\u0131r sebebi m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131l\u0131r ki, \u015fer sebebi i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda bayku\u015f, hay\u0131r sebebi i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda talih ku\u015fu, baht ku\u015fu demek gibidir. Bundan ba\u015fka bir de Araplar &#8220;Mal\u0131 kavim aras\u0131nda u\u00e7urdum da her birine kendi hissesi u\u00e7tu, yani nasibi erdi.&#8221; derler. Nitekim bizim dilimizde de \u015furadan buradan keyfe g\u00f6re gelen mallara da &#8220;tayyarat&#8221; denildi\u011fi bilinmektedir. Bu a\u00e7\u0131dan ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda bir kimsenin kaderden u\u00e7an nasibi, k\u0131smeti, baht\u0131, talihi, \u015fans\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Firavun kavminin baht\u0131na bak\u0131n\u0131z ki Allah Te\u00e2l\u00e2, onlara, Musa gibi ulu bir peygamber g\u00f6ndermi\u015f, ba\u015flar\u0131na b\u00f6yle bir devlet ve talih ku\u015fu u\u00e7urmu\u015f da onlar bununla kendilerini mutlu ve bahtiyar bilecek ve ona uyup huzur bulacak yerde tutmu\u015flar onu ve ona uyanlar\u0131, kendileri i\u00e7in u\u011fursuzluk sebebi saymaya kalkm\u0131\u015flar. \u0130\u015fte il\u00e2h\u00ee takdirden kendi hisselerine d\u00fc\u015fen nasipleri bu bedbahtl\u0131k, bu kalb kat\u0131l\u0131\u011f\u0131 olmu\u015ftur. Bu \u015fom d\u00fc\u015f\u00fcnce, bu anlay\u0131\u015fs\u0131zl\u0131k, bu bozuk ruh hali, onlar\u0131n Allah kat\u0131nda sabit olan u\u011fursuzluklar\u0131n\u0131n esas sebebi olmu\u015f, tairleri de b\u00f6ylece kendi boyunlar\u0131na tak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu ne bahts\u0131zl\u0131kt\u0131r ki, uyans\u0131nlar ve kendilerine gelsinler diye Allah, kendilerini s\u0131k\u0131nt\u0131ya d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fck\u00e7e \u015fomlu\u011fun sebebi kendi amelleri oldu\u011funu bilmediler de Musa&#8217;dan bildiler.<\/p>\n<p>132- ve &#8220;Bizi b\u00fcy\u00fclemek i\u00e7in bize her ne \u00e2yet getirirsen getir, her ne mucize g\u00f6sterirsen g\u00f6ster, biz sana yine de inanacak de\u011filiz.&#8221; dediler. K\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2rda bu kadar kararl\u0131 olmaktan daha u\u011fursuz ne olabilir?<\/p>\n<p>133- Bunun \u00fczerine biz de onlar\u0131n ba\u015f\u0131na t\u00fbfan, \u00e7ekirge, ha\u015fereler, kurba\u011falar ve kan g\u00f6nderdik.<\/p>\n<p>&#8220;Tufan&#8221;: Basra dilcileri &#8220;tufan&#8221; \u0131n tavaftan geldi\u011fini ve onun \u00e7o\u011fulu oldu\u011funu s\u00f6ylediler. K\u00fbfe dilcileri ise bunun asl\u0131nda &#8220;r\u00fcchan&#8221; gibi masdar oldu\u011funu ileri s\u00fcrd\u00fcler ki, m\u00fcbala\u011fa i\u00e7in tesmiye bilmasdar demektir. \u0130bn\u00fc At\u0131yye&#8217;nin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re; tufan, tavaf eden her \u015feye \u015famil olur. Ancak \u015fiddetli su ve ya\u011fmurda kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 daha \u00e7oktur. Zeccac demi\u015ftir ki, tufan, herhangi bir \u015feyin \u00e7ok ve yayg\u0131n olan\u0131 ve b\u00fct\u00fcn kavmi i\u00e7ine alacak geni\u015flikte olan\u0131d\u0131r. Nitekim bir\u00e7ok \u015fehirleri kapsam\u0131na alan su bask\u0131nlar\u0131na tufan denilir. Bunun gibi, katliam bir tufan ve silip s\u00fcp\u00fcren \u00f6l\u00fcm, yani s\u00fcp\u00fcr\u00fcc\u00fc \u00f6let; k\u0131ran, salg\u0131n \u00f6l\u00fcm de bir tufan demektir&#8230; \u0130lh. M\u00fccahid ve Vehb&#8217;den nakledildi\u011fine g\u00f6re; Yemen leh\u00e7esinde t\u00e2\u00fbn hastal\u0131\u011f\u0131na, yani koleraya tufan denilirmi\u015f. Eb\u00fb K\u0131l\u00e2be dahi &#8220;c\u00fcderi&#8221; yani \u00e7i\u00e7ek hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131n ilk \u00f6nce Firavun kavminde meydana gelen bir salg\u0131n, bir tufan oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Velhas\u0131l lugat a\u00e7\u0131s\u0131ndan tufan kendi dilimizde de bilindi\u011fi ve kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, \u015fiddetli ya\u011fmur, sel ve su bask\u0131n\u0131 anlam\u0131na olmakla beraber, herhangi bir \u015feyin \u00e7oklu\u011fu ve bollu\u011fu i\u00e7in de kullan\u0131l\u0131r. Fakat \u00e7o\u011funlukla bu m\u00e2n\u00e2ya, hele tek ba\u015f\u0131na kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman tamamiyle &#8220;sel&#8221; anlam\u0131na gelir. Bu \u015f\u00f6hretin sebebi de Nuh tufan\u0131d\u0131r. Ve bunun i\u00e7in buradaki tufan\u0131n ne oldu\u011fu hakk\u0131nda zikrolunan m\u00e2n\u00e2lar \u00e7er\u00e7evesinde de\u011fi\u015fik nakiller yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ve Hz. Ai\u015fe&#8217;den &#8220;mevt-i carif&#8221; yani s\u00fcp\u00fcr\u00fcc\u00fc \u00f6l\u00fcm, diye bir rivayet nakledilmi\u015f ise de \u00e7o\u011funlukla tefsir \u00e2limleri Abdullah ibn\u00fc Abbas&#8217;dan rivayet olunan &#8220;bo\u011fucu sel&#8221; felaketi m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 tercih etmi\u015flerdir ki, bu da tufan\u0131n en yayg\u0131n olan kendi m\u00e2n\u00e2s\u0131 demektir. Bu tufan\u0131n da bir hafta boyunca aral\u0131ks\u0131z ya\u011fan \u015fiddetli bir ya\u011fmur veya Nil nehrinin ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir ta\u015fmas\u0131 ile meydana gelen b\u00fcy\u00fck bir sel tufan\u0131 oldu\u011fu hakk\u0131nda iki ayr\u0131 rivayet vard\u0131r ki, bizce bu ikisinin bir arada olmu\u015f olmas\u0131nda \u00e7eli\u015fkili bir durum yoktur. Bu tufan M\u0131s\u0131r halk\u0131n\u0131 evleri i\u00e7inde bas\u0131p ve tahrip etmi\u015f, bununla beraber i\u00e7lerinde bulunan \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na zarar\u0131 dokunmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Cer\u00e2d&#8221;: Bilinen ekin \u00e7ekirgesidir ki, b\u00fct\u00fcn ye\u015fil \u00fcr\u00fcnleri \u00e7ok k\u0131sa s\u00fcrede yer bitirir, \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak eder. Bu demektir ki, tufandan sonra biten kuvvetli ve g\u00fcr ekinleri yemi\u015f bitirmi\u015ftir.<\/p>\n<p>&#8220;Kummel&#8221;: Hakk\u0131nda bir ka\u00e7 tefsir vard\u0131r: Birincisi hen\u00fcz tohumundan yeni \u00e7\u0131km\u0131\u015f ve kanatlanmam\u0131\u015f \u00e7ekirge yavrusudur ki, buna ve gayet k\u00fc\u00e7\u00fck kar\u0131ncalara dahi denilir. \u0130kincisi bu\u011fdaya d\u00fc\u015fen g\u00fcvedir ki, bu\u011fday biti denilir. Bu iki m\u00e2n\u00e2 Abdullah b. Abbas&#8217;dan rivayet edilmi\u015ftir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc siyah renkli k\u00fc\u00e7\u00fck b\u00f6cekler, yani ba\u015fta bit olmak \u00fczere genellikle siyah kabuklu k\u00fc\u00e7\u00fck ha\u015fereler ki bu m\u00e2n\u00e2, Hasen ve Sa\u00eed b. C\u00fcbeyr&#8217;den nakledilmi\u015ftir. Daha \u00f6nceki g\u00f6r\u00fc\u015flerle birlikte ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda, a\u015fa\u011f\u0131da gelece\u011fi \u015fekilde \u00e7e\u015fitli tefsirlerin hepsini i\u00e7ine almaktad\u0131r. Nitekim Habib b. Sabit, &#8220;cu&#8217;lan&#8221; yani bok b\u00f6cekleri diye, Ebu Ubeyde &#8220;hamnan&#8221; denilen bir nevi kurd ve kene diye, Ebu Atay-\u0131 Horasan\u00ee ve Zeyd b. Eslem, kummeli maruf, yani kehle dedi\u011fimiz bilinen bittir, kummel de kaml de birer lugatt\u0131r, diye zikretmi\u015flerdir. Ve \u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;den hikaye edilerek, pire oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Has\u0131l\u0131 &#8220;Kummel&#8221; Firavun kavminin ya \u00fcr\u00fcnlerine, ya bedenlerine veya her ikisine birden \u00fc\u015f\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olan \u00e7e\u015fitli cinsteki k\u00fc\u00e7\u00fck ha\u015ferelerdir.<\/p>\n<p>&#8220;Dafadi'&#8221;: D\u0131fda&#8217;\u0131n \u00e7o\u011fulu ki, kurba\u011fa demektir. Ba\u015flar\u0131na kurba\u011fa ya\u011fm\u0131\u015f ve her taraflar\u0131na dolmu\u015f.<\/p>\n<p>&#8220;Dem&#8221;: Kan demektir. Cumhurun kavline g\u00f6re i\u00e7ecekleri su da kan olmu\u015f Nil nehri kan olarak akm\u0131\u015f. Fakat Zeyd b. Eslem gibi baz\u0131lar\u0131 demi\u015ftir ki, bu kan ruaf, yani burun kanamas\u0131 idi, Allah ba\u015flar\u0131na bu belay\u0131 sarm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Bu \u00e7e\u015fitli g\u00f6r\u00fc\u015fler ve rivayetler i\u00e7inde pek\u00e7ok tefsirci a\u00e7\u0131klamalar\u0131 \u00f6zet olarak \u015fu \u015fekilde rivayetle nakledilegelmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Sekiz g\u00fcn geceli g\u00fcnd\u00fczl\u00fc \u015fiddetli bir ya\u011fmur ya\u011fm\u0131\u015f, kimse evinden d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kamam\u0131\u015f, seller evlere dolmu\u015f, bo\u011fazlar\u0131na kadar su i\u00e7inde kalm\u0131\u015flar, aralar\u0131nda bulunan \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n evlerine ise bir \u015fey olmam\u0131\u015f. B\u00f6ylece bir hafta boyunca b\u00fct\u00fcn M\u0131s\u0131r bir deniz gibi olmu\u015f, i\u015ften g\u00fc\u00e7ten kalm\u0131\u015flar. Bu bo\u011fulma tehlikesi alt\u0131nda Hz. Musa&#8217;ya ba\u015fvurup &#8220;Rabbine dua et, bu belay\u0131 ba\u015f\u0131m\u0131zdan kald\u0131r da sana iman edelim.&#8221; demi\u015fler. O da dua etmi\u015f, tehlike savu\u015fmu\u015f, fakat bundan sonra bitkiler \u00f6yle f\u0131\u015fk\u0131rm\u0131\u015f ki, arazide benzeri g\u00f6r\u00fclmemi\u015f bir feyiz ve bereket ihtimali ba\u015f g\u00f6stermi\u015f. Bunu g\u00f6r\u00fcnce &#8220;Bizim korktu\u011fumuz \u015fey, bir musibet de\u011filmi\u015f, me\u011fer bir b\u00fcy\u00fck hay\u0131rm\u0131\u015f.&#8221; demi\u015fler, iman etmekten vazge\u00e7mi\u015fler. Bunun \u00fczerine Allah \u00e7ekirge \u00e2feti g\u00f6ndermi\u015f, ekinlerini ve meyva bah\u00e7elerini yiyen \u00e7ekirge s\u00fcr\u00fcleri evlerine, tavanlar\u0131na ve elbiselerine kadar \u00fc\u015f\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, yine Musa Aleyhisselam&#8217;a ko\u015fup feryad etmi\u015fler, Allah Te\u00e2l\u00e2 da bir r\u00fczgar g\u00f6ndermi\u015f \u00e7ekirgeleri s\u00fcr\u00fcp denize d\u00f6km\u00fc\u015f. Bakm\u0131\u015flar ki, geriye kalan \u00fcr\u00fcnleri kendilerine yetecek &#8220;Eh bu kalan bize yeti\u015fir.&#8221; demi\u015fler, yine iman etmemi\u015fler. Bunun \u00fczerine Allah Te\u00e2l\u00e2, onlara bitleri musallat etmi\u015f, \u00e7ekirgeden arta kalan \u00fcr\u00fcnleri yemeye, elbise ve bedenlerine kadar girip kanlar\u0131n\u0131 emmeye ba\u015flam\u0131\u015f. Hz Musa&#8217;ya \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc defa gelip yine feryad etmi\u015fler, Allah&#8217;\u0131n izniyle bu bela da ba\u015flar\u0131ndan uzakla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f. &#8220;Art\u0131k&#8221; demi\u015fler, &#8220;senin bir sihirbaz oldu\u011funda hi\u00e7 \u015f\u00fcphemiz kalmad\u0131.&#8221; Daha sonra deniz taraf\u0131ndan gayet yo\u011fun bir karalt\u0131 \u00e7\u0131km\u0131\u015f ve ba\u015flar\u0131na kurba\u011falar ya\u011fmaya ba\u015flam\u0131\u015f, \u00f6yle ki, yerleri yurtlar\u0131 kurba\u011fa ile dolmu\u015f. Her hangi bir \u00f6rt\u00fcye veya yiyece\u011fe el atsalar, hemen bir kurba\u011fa \u00e7\u0131kar, a\u011f\u0131zlar\u0131na, burunlar\u0131na at\u0131l\u0131rm\u0131\u015f. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc defa tekrar gelip yine yalvarm\u0131\u015flar, o da kendilerinden kuvvetli bir ant alarak Allah&#8217;a dua etmi\u015f, Allah Te\u00e2l\u00e2, bu kurba\u011fa belas\u0131n\u0131 da bir ya\u011fmurla s\u00fcr\u00fcp denize d\u00f6km\u00fc\u015f ve onlardan uzakla\u015ft\u0131rm\u0131\u015f, lakin onlar yine antlar\u0131n\u0131 bozmu\u015flar, k\u00fcf\u00fcr ve fesattan vazge\u00e7memi\u015fler. Bunun \u00fczerine de Allah Te\u00e2l\u00e2 kan g\u00f6ndermi\u015f, i\u00e7ecekleri ve kullanacaklar\u0131 sular kan olmu\u015f kalm\u0131\u015f. Birisi bir \u0130srailo\u011flu&#8217;nun a\u011fz\u0131ndan bir yudum su sormak (emmek) istese o bile kan kesilirmi\u015f veyahut s\u00fcrekli olarak burunlar\u0131ndan kan f\u0131\u015fk\u0131r\u0131rm\u0131\u015f. Sonra bu \u00e2fetlerin her birinin s\u00fcresi hakk\u0131nda da \u00e7e\u015fitli rivayetler vard\u0131r. Bu arada Hz. Musa&#8217;n\u0131n sihirbazlara galip gelmesinden sonra Firavun kavmi i\u00e7inde on sene kald\u0131\u011f\u0131 ve bu mucizelerini bu m\u00fcddet i\u00e7inde g\u00f6sterdi\u011fi de rivayet olunmu\u015ftur. Fakat Ebu Hayyan&#8217;\u0131n da hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde, \u015fundan gaflet olunmamal\u0131d\u0131r ki, bunlar\u0131n niteli\u011fi ve s\u00fcreleri, yani ne \u015fekilde ve ne kadar bir zaman i\u00e7inde meydana geldi\u011fi hakk\u0131ndaki haberlerin kayna\u011f\u0131 \u0130srailiyat denilen \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n nakil ve rivayetleridir. \u00c2yette, nitelik ve s\u00fcre hakk\u0131nda hi\u00e7bir bilgi ve i\u015farete yer verilmeksizin ancak bu gibi felaketlerin onlara g\u00f6nderildi\u011fi zikr olunmu\u015ftur ve buyurulmu\u015ftur ki;<\/p>\n<p>Mufassal mufassal \u00e2yetler olarak, yani, her biri ayr\u0131 ayr\u0131 birer a\u00e7\u0131k delil olarak g\u00f6nderildi. Onlardan her biri Musa&#8217;n\u0131n hak peygamberli\u011fine ve Allah&#8217;\u0131n kudretinin sonsuzlu\u011funa ve Firavun kavminin hel\u00e2ke do\u011fru gitti\u011fine, hak ve hakikat\u0131 anlay\u0131p bir an \u00f6nce Allah&#8217;a iman edip, yalvarmalar\u0131na, tevbe edip yola gelmelerine delalet eden a\u00e7\u0131k, se\u00e7ik belgeler idi. Onlar kibre kap\u0131ld\u0131lar, b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslad\u0131lar, iman etmeyi kibirlerine yediremediler. Ve bunlar b\u00f6yle m\u00fccrimler, g\u00fcnahk\u00e2rlar s\u00fcr\u00fcs\u00fc bir kavim idiler. \u00d6yle ahlaks\u0131z bir kavim ki, tepelerine bela indimi,<\/p>\n<p>134- &#8220;Ey Musa! Rabbine, sana verdi\u011fi nebilik ahdi ile yalvar, bizim i\u00e7in O&#8217;na dua et, yemin olsun ki, e\u011fer bizden bu belay\u0131 uzakla\u015ft\u0131r\u0131rsan, kesinkes sana iman edece\u011fiz ve \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131 seninle birlikte mutlaka ve mutlaka g\u00f6nderece\u011fiz.&#8221; derlerdi.<\/p>\n<p>135- Eri\u015fecekleri bir vakte (yani bir m\u00fcddete) kadar, kendilerinden azab\u0131 kald\u0131rd\u0131km\u0131 hemen ahitlerini bozarlard\u0131. O ferahl\u0131\u011f\u0131 ebediyyen s\u00fcrecekmi\u015f san\u0131rlard\u0131. Azab\u0131n biri giderse, arkas\u0131ndan bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n gelebilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmezlerdi, hatta ka\u00e7 defa tekerr\u00fcr\u00fcne ra\u011fmen d\u00fc\u015f\u00fcnmezlerdi. \u0130lk f\u0131rsatta yine s\u00f6zlerinden cayar, yeminlerini bozarlard\u0131. B\u00f6yle ahl\u00e2ks\u0131z ve tutars\u0131z bir kavim idiler.<\/p>\n<p>136- En sonunda biz de onlardan intikam ald\u0131k, yani nimeti kald\u0131rd\u0131k, b\u00fcsb\u00fct\u00fcn bela ve musibete u\u011framalar\u0131n\u0131 irade eyledik de kendilerini denizde bo\u011fduk, garkeyledik. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yetlerimizi ink\u00e2r ettiler ve b\u00fct\u00fcn parlakl\u0131\u011f\u0131na ra\u011fmen onlar\u0131 g\u00f6rmezlikten geldiler. Hep yalan diyorlard\u0131, ders almak i\u00e7in bir kere olsun onlar\u0131 dikkate alm\u0131yorlard\u0131. Uyanma kabiliyetleri b\u00fct\u00fcn\u00fcyle t\u00fckenmi\u015f idi. \u015eimdi Allah&#8217;\u0131n kudretini d\u00fc\u015f\u00fcnmeli ki, il\u00e2h\u00ee \u00e2yetlere kar\u015f\u0131 bu kadar insafs\u0131z olan zalim ve bozguncular\u0131n ve kendi g\u00fc\u00e7 ve kuvvetlerine ma\u011frur olarak, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n nesillerini mahvetmek isteyen gafil ve kibirli m\u00fccrimlerin \u00e2k\u0131betleri i\u015fte b\u00f6yle bir belaya u\u011framak oldu.<\/p>\n<p>137-\u0130\u015fte bunlar\u0131 gark ettik, suda bo\u011fduk, ve kah\u0131r alt\u0131nda ezilmekte olan kavmi, -yani \u0130srail kavmini\u015f yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn bereketle donatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z do\u011fular\u0131na ve bat\u0131lar\u0131na miras\u00e7\u0131 k\u0131ld\u0131k. Daha sonra \u0130srailo\u011fullar\u0131, Firavun&#8217;un suda bo\u011fuldu\u011fu yerin do\u011fusunda bulunan \u015eam ve bat\u0131s\u0131nda bulunan M\u0131s\u0131r arazisinin b\u00fcy\u00fck bir k\u0131sm\u0131na malik olmu\u015flard\u0131r, Firavun&#8217;lardan ve Amalika&#8217;dan sonra oralarda diledikleri gibi tasarruf etmi\u015flerdi. Ve b\u00f6ylece ya Muhammed, Rabbinin o g\u00fczel s\u00f6z\u00fc, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na kar\u015f\u0131 sab\u0131rlar\u0131 sebebi ile tamam oldu, yerini buldu. Kasas S\u00fbresi&#8217;nde de gelece\u011fi \u00fczere &#8220;Biz de istiyorduk ki, orada ezilmekte olanlara lutfedelim, onlar\u0131 \u00f6nder yapal\u0131m ve kendilerini Firavun&#8217;un m\u00fclk\u00fcne miras\u00e7\u0131 k\u0131lal\u0131m&#8221;. Onlara orada kuvvet ve \u00fcst\u00fcnl\u00fck verelim de Firavun&#8217;a, H\u00e2m\u00e2n&#8217;a ve ordular\u0131na korktuklar\u0131 \u015feyi bir g\u00f6sterelim.&#8221; (Kasas, 27\/5-6) diye beyan olunan ve daha \u00f6nce Musa&#8217;n\u0131n diliyle \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na &#8220;Umulur ki, Rabb&#8217;i-niz, d\u00fc\u015fman\u0131n\u0131z\u0131 hel\u00e2k eder de sizi yery\u00fcz\u00fcne miras\u00e7\u0131 k\u0131lar.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/129) diye m\u00fcjdelenen il\u00e2h\u00ee vaad \u0130srailo\u011fullar\u0131 hakk\u0131nda tamamen ger\u00e7ekle\u015fti. \u015euras\u0131 \u00e7ok dikkat \u00e7ekicidir ki, sadece sab\u0131rlar\u0131 sebebiyle ger\u00e7ekle\u015fti. Firavun&#8217;un ve kavminin yapageldikleri sanat eserlerini, sanat diye ortaya koyduklar\u0131 \u015feyleri ve y\u00fckselttikleri, diktikleri k\u00f6\u015fkleri veya diktikleri bah\u00e7eleri yerle bir ettik, ba\u015flar\u0131na ge\u00e7irdik. Medeniyetlerini ve m\u00e2m\u00fbrelerini, H\u00e2m\u00e2n&#8217;\u0131n k\u00f6\u015fk\u00fc gibi y\u00fcksek binalar\u0131 harebeye \u00e7evirdik. \u0130\u015fte \u00f6zetle Firavun kavminin durumu ve \u00e2k\u0131beti!<\/p>\n<p>\u015eimdi de &#8220;bakacak ki, nas\u0131l yapacaks\u0131n\u0131z&#8221; (A&#8217;raf, 7\/129) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fc uyar\u0131nca bundan b\u00f6yle \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n k\u0131ssas\u0131na ge\u00e7elim, bir de onlar\u0131n neler yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 izleyelim: Firavun kavmini bat\u0131rd\u0131k;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>138- Ve \u0130srailo\u011fullar\u0131n\u0131n denizden ge\u00e7melerini sa\u011flad\u0131k? Derken bir kavme vard\u0131lar ki, onlar, kendilerine mahsus bir tak\u0131m putlara tap\u0131yorlard\u0131. Dediler ki; Ey Musa! Onlar\u0131n tanr\u0131lar\u0131 gibi, sen de bize bir tanr\u0131 yap! Musa da onlara dedi ki: Siz ger\u00e7ekten cahillik eden bir kavimsiniz.<\/p>\n<p>139- \u00c7\u00fcnk\u00fc o g\u00f6rd\u00fcklerinizin i\u00e7inde bulunduklar\u0131 din, yok olmaya mahk\u00fbmdur ve b\u00fct\u00fcn yapt\u0131klar\u0131 bat\u0131ld\u0131r.<\/p>\n<p>140- Sizi \u00e2lemlere \u00fcst\u00fcn k\u0131lan Allah oldu\u011fu halde, ben size O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h m\u0131 arayay\u0131m! dedi.<\/p>\n<p>141- Hani sizi, Firavun s\u00fcl\u00e2lesinin elinden kurtard\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman, hat\u0131rlasan\u0131za, size azab\u0131n k\u00f6t\u00fcs\u00fcn\u00fc yap\u0131yorlard\u0131; o\u011fullar\u0131n\u0131z\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcyorlar, k\u0131zlar\u0131n\u0131z\u0131 sa\u011f b\u0131rak\u0131yorlard\u0131. Bunda sizin i\u00e7in Rabbiniz taraf\u0131ndan b\u00fcy\u00fck imtihan vard\u0131.<\/p>\n<p>138- Derken bir kavme u\u011frad\u0131lar ki, o kavim kendilerine mahsus bir tak\u0131m putlara tap\u0131yorlard\u0131, o putlara \u00f6nem veriyorlard\u0131. Bu kavim Lahm ve C\u00fczam kabilesinden bir boy olup Rif kasabas\u0131nda sakin bulunuyorlard\u0131. Bunlar\u0131n M\u0131s\u0131r&#8217;da deniz kenar\u0131ndaki me\u015fhur Rakka kasabas\u0131na, yani M\u0131s\u0131r Rakka&#8217;s\u0131na konduklar\u0131 s\u00f6ylenmi\u015f, Hz. Musa&#8217;n\u0131n sava\u015fla emrolundu\u011fu Ken&#8217;\u00e2n\u00eeler&#8217;den bir grup olduklar\u0131 da s\u00f6ylenmi\u015ftir ki, siyak\u0131na bu daha uygundur. B\u00f6ylece bunlar\u0131n putlar\u0131n\u0131n ger\u00e7ekten Bakare veya ta\u015ftan, a\u011fa\u00e7tan vesaireden Bakare fig\u00fcrleri, yani inek \u015fekilleri oldu\u011fu da zikredilmi\u015ftir. Fakat Kur&#8217;\u00e2n bize \u015funu anlat\u0131yor ki, bu k\u0131ssada dikkat \u00e7ekici \u00f6nemli nokta her hangi bir kavim veya her hangi bir put olursa olsun, genel olarak ve mutlak anlamda putperestli\u011fin bat\u0131l, temelsiz ve yok olmaya mahk\u00fbm bir \u015fey olmakla beraber yine de baz\u0131 cahilleri \u00e7eken ve aldatan yanlar\u0131n\u0131n bulundu\u011fu kesindir. \u0130\u015fte b\u00f6yle baz\u0131 fenal\u0131klar\u0131n s\u0131rf g\u00f6renek yoluyla avama bula\u015fmas\u0131nda, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndaki alt\u0131n buza\u011f\u0131 fitnesine ba\u015flang\u0131\u00e7 olan ilk k\u00fcf\u00fcr meylinin b\u00f6yle bir g\u00f6renek y\u00fcz\u00fcnden meydana gelmi\u015f bulunmas\u0131ndad\u0131r. Nitekim \u0130srailo\u011fullar\u0131 o kavmi g\u00f6r\u00fcnce, Ey Musa, dediler, bunlar\u0131n kendilerine mahsus olan il\u00e2hlar\u0131 gibi, bize mahsus da bir il\u00e2h yap! Yani, i\u00e7lerinde b\u00f6yle diyenler oldu ki, bu da kurtulu\u015ftan sonra \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n k\u00fcfre olan ilk meyilleridir. Buna kar\u015f\u0131 Musa &#8220;Kesinlikle siz cahillik ediyorsunuz&#8221; dedi. Yapma bir il\u00e2h istemek, \u015fu veya bu kavme mahsus il\u00e2hlar olabilece\u011fini sanmak ve puta tapan bir kavmin putlar\u0131na imrenmek, cahillikten ba\u015fka hi\u00e7bir \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>139- O putlara tapanlar yok mu, i\u015fte onlar, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz, bunlar\u0131n i\u00e7inde bulunduklar\u0131, din diye i\u00e7ine d\u00fc\u015ft\u00fckleri \u015fey, par\u00e7alan\u0131p y\u0131k\u0131lmaya mahk\u00fbm ve ibadet diye yapt\u0131klar\u0131 \u015feyler b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bat\u0131ld\u0131r, bir hi\u00e7tir. Maksatlar\u0131 onlarla Allah&#8217;a yakla\u015fmak bile olsa, yine de hi\u00e7tir, k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr.<\/p>\n<p>140- Ben, dedi, size Allah&#8217;tan ba\u015fka bir il\u00e2h m\u0131 arayaca\u011f\u0131m, isteyece\u011fim? Bu m\u00fcmk\u00fcn de\u011fil. Halbuki, O, sizi b\u00fct\u00fcn bildi\u011finiz \u00e2lemlere \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131. Ba\u015fkalar\u0131na vermedi\u011fi nimeti size verdi. Bunu size Allah&#8217;tan ba\u015fka kim verebilir? Ve Allah&#8217;\u0131n bu nimetlerine kar\u015f\u0131 nank\u00f6rl\u00fck edip ba\u015fka il\u00e2h aramaya kalk\u0131\u015fanlar\u0131n h\u00e2li nice olur?<\/p>\n<p>141-Cahillik etmeyin! Ve Allah taraf\u0131ndan size yap\u0131lan \u015fu uyar\u0131y\u0131 hi\u00e7 unutmay\u0131n: &#8220;D\u00fc\u015f\u00fcnsenize, sizi Firavun s\u00fcl\u00e2lesinin elinden kurtard\u0131\u011f\u0131m\u0131z zamanlar\u0131, onlar size azab\u0131n k\u00f6t\u00fcs\u00fcn\u00fc ediyorlard&#8221;<\/p>\n<p>B\u00f6yle oldu:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>142- Ve Musa&#8217;ya otuz geceye vaat verdik ve s\u00fcreye bir on gece daha ekledik ve b\u00f6ylece Rabbinin mikat\u0131 (tayin etti\u011fi vakit) tam k\u0131rk gece oldu. Musa, karde\u015fi Harun&#8217;a \u015f\u00f6yle dedi: Kavmim i\u00e7inde benim yerime ge\u00e7, \u0131slaha \u00e7al\u0131\u015f ve bozguncular\u0131n yolundan gitme!<\/p>\n<p>143- Ne zaman ki, Musa, mikat\u0131m\u0131za geldi, Rabbi ona kel\u00e2m\u0131yla ihsanda bulundu. &#8220;Ey Rabbim, g\u00f6ster bana kendini de bakay\u0131m sana&#8221;. dedi. Rabbi ona buyurdu ki; &#8220;Beni katiyyen g\u00f6remezsin ve l\u00e2kin da\u011fa bak, e\u011fer o yerinde durabilirse, sonra sen de beni g\u00f6receksin&#8221;. Daha sonra Rabbi da\u011fa tecelli edince onu yerle bir ediverdi, Musa da bayg\u0131n d\u00fc\u015ft\u00fc. Ay\u0131l\u0131p kendine gelince, &#8220;Sen s\u00fcbhans\u0131n&#8221;, &#8220;tevbe ettim, sana d\u00f6nd\u00fcm ve ben inananlar\u0131n ilkiyim,&#8221; dedi.<\/p>\n<p>142- Bir de Musa&#8217;ya otuz geceye vaad verdik ve onu bir onla tamamlad\u0131k, b\u00f6ylece Rabb&#8217;inin m\u00eekat\u0131 tam k\u0131rk geceye tamamland\u0131. Burada Bakara S\u00fbresi&#8217;ndeki (\u00e2yet 51) \u00e2yetin daha ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak bir anlat\u0131m\u0131 vard\u0131r. Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, Musa aleyhisselam, M\u0131s\u0131r&#8217;da iken \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na, Allah d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131 hel\u00e2k ederse kendilerine bir kitap getirece\u011fini vaad etmi\u015f ve Firavun hel\u00e2k olunca Musa, o vaad olunan kitab\u0131 Allah&#8217;tan niyaz eylemi\u015f, Allah Te\u00e2l\u00e2 da otuz g\u00fcn oru\u00e7 tutmas\u0131n\u0131 emreylemi\u015f idi ki, o ay Zilka&#8217;de idi ve Zilhicce&#8217;den tutulacak on g\u00fcnle k\u0131rk g\u00fcne eri\u015fiyordu. \u00d6yle anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, ilk otuz g\u00fcn tutulan oru\u00e7la ve daha ba\u015fka Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 ibadetlerle bir \u00f6zel ar\u0131nma ve bir riyazat olmu\u015f ve sonraki o g\u00fcnde de Tevrat&#8217;\u0131n n\u00fczul\u00fc ve kel\u00e2m olay\u0131 meydana gelmi\u015ftir. Bu k\u0131rk\u0131n g\u00fcnd\u00fczleri de m\u00eekate dahil bulundu\u011fu halde, yaln\u0131zca buyurulmas\u0131, g\u00f6k ay\u0131n\u0131n geceden ba\u015flamas\u0131 ve bundan dolay\u0131 da k\u0131rk gece hesab\u0131yla tamam olmas\u0131 hikmetine ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu tefsir \u00e2limleri beyan etmi\u015flerdir. Bundan \u00f6zellikle \u015funu anlayabiliriz ki, Allah ehlinin b\u00fcy\u00fck bir ayd\u0131nl\u0131\u011fa ve tecelli sabah\u0131na erebilmeleri i\u00e7in geceler kadar karanl\u0131k \u0131st\u0131rap saatleri ile \u00e7ile doldurmalar\u0131 gerekmektedir. \u0130l\u00e2h\u00ee feyizler daha ziyade geceleri vaki olur. Ve b\u00fct\u00fcn ba\u015far\u0131 sabahlar\u0131, \u0131st\u0131rap gecelerinin seherlerini izleyerek meydana \u00e7\u0131kar. Hz. Musa&#8217;n\u0131n bu \u00e7ilesinde k\u0131rk sanki tek ba\u015f\u0131na tam bir gece, son on da onun seher vakti gibidir. Baz\u0131 rivayetlerde dahi yer ald\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bu seherin fecr-i sad\u0131k (do\u011fru sabah) saatlerini and\u0131ran sonlar\u0131na do\u011fru Hz. Musa, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kel\u00e2m\u0131na mazhar olmu\u015f ve \u015fu tecelliye ermi\u015ftir:<\/p>\n<p>143- Vakta ki Musa, karde\u015fini yerine halef b\u0131rak\u0131p m\u00eekat\u0131m\u0131za, tayin etti\u011fimiz \u00f6zel vakitte geldi ve Rabb&#8217;i kel\u00e2m\u0131yle onu murad\u0131na erdirdi. Meleklere olan kel\u00e2m\u0131 gibi arac\u0131s\u0131z fakat perde arkas\u0131ndan ona s\u00f6z s\u00f6yledi &#8220;onu, \u00f6zel konu\u015fmak i\u00e7in yakla\u015ft\u0131rd\u0131k&#8221; (Meryem, 19\/52) il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fc delalet eder ki bu kel\u00e2m &#8220;mecv\u00e2&#8221; idi. Musa aleyhisselam il\u00e2h\u00ee kel\u00e2m\u0131 her cihetten i\u015fitiyordu, diye bir rivayet vard\u0131r. Bu da g\u00f6sterir ki, Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 i\u015fitmek, mahlukat\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 i\u015fitmek gibi de\u011fildir. Rabb&#8217;i onu, do\u011frudan do\u011fruya fakat perde arkas\u0131ndan kel\u00e2miyle mutlu edip, kel\u00eem k\u0131l\u0131nca, Allah kel\u00e2m\u0131n\u0131n \u015fevk ve ne\u015fesiyle Musa&#8217;da Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rme arzusu uyand\u0131 ve galeyana geldi de Ey Rabbim, bana g\u00f6ster kendini, bak\u0131p g\u00f6reyim seni dedi. Yani perdeyi kald\u0131r, bana bizzat tecelli et de didar\u0131n\u0131 g\u00f6rmeyi nasibeyle diye yalvard\u0131. Rabbi ona dedi ki, beni katiyyen g\u00f6remeyeceksin, vel\u00e2kin da\u011fa bak, &#8220;e\u011fer yerinde durabilirse sen de beni g\u00f6receksin. Bunun \u00fczerine Rabbi, da\u011fa tecelli edince, ki bu bir izafi tecellidir yani, zat\u0131ndaki b\u00fct\u00fcn azamet ve kudret-i mutlakas\u0131 ile de\u011fil, azamet ve kudretinden bir lemha zuhur, emir ve iradesinden bir par\u00e7as\u0131n\u0131n da\u011fa \u00e7arpmas\u0131yla onu hurdaha\u015f eyledi, unufak yap\u0131p yerle bir etti. Hamze, Kisa\u00ee, Halef-i \u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde okundu\u011funa g\u00f6re, &#8220;d\u00fcmd\u00fcz ediverdi&#8221;, yani, da\u011f gidip, yeri d\u00fcmd\u00fcz oluverdi, h\u00f6rg\u00fc\u00e7s\u00fcz bir deve gibi oluverdi.<\/p>\n<p>&#8220;Dekk&#8221;: Esasen &#8220;dakk&#8221; gibi bir \u015feyi ezip unufak etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdar olup bunun ismi mef\u00fbl\u00fc olan &#8220;medkuk&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir ki, burada m\u00e2n\u00e2 b\u00f6yledir. ise h\u00f6rg\u00fc\u00e7s\u00fcz deve veya gibi tepe ve s\u0131rt demektir. Birinci m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re da\u011f hi\u00e7 kalmam\u0131\u015f, ikincisine g\u00f6re de k\u00fc\u00e7\u00fck bir s\u0131rt, k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck bir tepe haline gelmi\u015f demek olur. Me\u015fhur olan kavle g\u00f6re bu da\u011f T\u00fbr-\u0131 s\u00eena idi, fakat di\u011fer bir da\u011f oldu\u011fu da nakledilmi\u015ftir. Bunun &#8220;Zebiyr&#8221; da\u011f\u0131 veya Medyen&#8217;deki &#8220;Erriyn&#8221; da\u011f\u0131 veya b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yok olup gitmi\u015f olan bir ba\u015fka da\u011f oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir ki, Hz. Musa&#8217;n\u0131n \u00fczerinde bulundu\u011fu da\u011f de\u011fil, kar\u015f\u0131dan bakt\u0131\u011f\u0131 bir da\u011f demek olur.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 Rabb&#8217;inin tecellisine da\u011f dayanamad\u0131 &#8220;dekk&#8221; yahut &#8220;dekk\u00e2&#8221; oldu, Musa da \u015fiddetle bayg\u0131n d\u00fc\u015ft\u00fc. S\u00f6z konusu bu tecelli ile iki olay meydana geldi: Biri da\u011f\u0131n par\u00e7alan\u0131p ufalanmas\u0131, di\u011feri de Musa&#8217;n\u0131n bay\u0131l\u0131p yere d\u00fc\u015fmesi. Demek ki Musa, da\u011f dolay\u0131s\u0131yla olan bir izafi tecelliye bile dayanamay\u0131p bay\u0131ld\u0131, tam ve mutlak bir zat\u00ee tecelli olsayd\u0131, b\u00fct\u00fcn d\u00fcnya ve muhtemelen b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat bir anda yok olacakt\u0131. \u0130\u015fte &#8220;Sen beni katiyyen g\u00f6remeyeceksin.&#8221; buyurulmas\u0131n\u0131n esas hikmeti de bu idi. Yoksa haddizat\u0131nda Allah tecelliden ka\u00e7\u0131nm\u0131\u015f ve lutufta cimrilik etmi\u015f de\u011fildir, h\u00e2\u015f\u00e2, O&#8217;nda buhul ve cimrilik yoktur, mesele tecelliye tahamm\u00fcldedir. Bu fen\u00e2 \u00e2leminde O&#8217;nu g\u00f6rmeye tahamm\u00fcl olunamaz. O halde bu il\u00e2h\u00ee kel\u00e2mdan, \u00f6l\u00fcm ve fen\u00e2 \u00e2leminin sona erdi\u011fi bek\u00e2 \u00e2leminde, yani ahirette dahi Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmenin m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlamaya kalk\u0131\u015fmak do\u011fru de\u011fildir.<\/p>\n<p>Ne zaman ki, Musa ay\u0131ld\u0131, Seni tenzih ederim, Sen s\u00fcbhans\u0131n Ey Rabbim, dedi. Fani g\u00f6zlerle g\u00f6r\u00fcnmekten ger\u00e7ekten de m\u00fcnezzehsin. Sana tevbe ettim, \u00e7\u00fcnk\u00fc iznine uygun olmayan bir dilekte bulundum, ve ben m\u00fcminlerin evveliyim, inananlar\u0131n ilkiyim. Bu d\u00fcnyada &#8220;Sen beni g\u00f6remezsin&#8221; tecellisine ilk iman eden benim.<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine Cenab-\u0131 Allah, onu teselli etmek, g\u00f6nl\u00fcn\u00fc ho\u015f eylemek ve peygamberlik vazifesini tayin ve tesbit etmek i\u00e7in:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>144- Allah buyurdu: Ey Musa! Sana verdi\u011fim peygamberlikle ve kel\u00e2m\u0131mla seni insanlar \u00fczerine se\u00e7kin k\u0131ld\u0131m. Sana verdi\u011fime s\u0131k\u0131 sar\u0131l ve \u015f\u00fckredenlerden ol!<\/p>\n<p>145- Ve onun i\u00e7in o levhalarda her \u015feyden yazd\u0131k, nasihat ve h\u00fck\u00fcmlerin ayr\u0131nt\u0131lar\u0131na ait her\u015feyi (belirttik). Haydi bunlara s\u0131k\u0131 sar\u0131l, kavmine de emret, onlar da en g\u00fczeline sar\u0131ls\u0131nlar. Size yak\u0131nda o fas\u0131klar\u0131n yurdunu g\u00f6sterece\u011fim.<\/p>\n<p>146- Yery\u00fcz\u00fcnde haks\u0131z yere b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslayanlar\u0131, \u00e2yetlerimizi anlamaktan uzak tutaca\u011f\u0131m. Onlar ki, b\u00fct\u00fcn \u00e2yetlerimizi g\u00f6rseler de onlara iman etmezler. Do\u011fru yolu g\u00f6rseler de o yolu tutup gitmezler. E\u011fer sap\u0131kl\u0131k yolunu g\u00f6r\u00fcrlerse tutar onu izlerler. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar \u00e2yetlerimizi ink\u00e2r etmeyi \u00e2det edinmi\u015fler ve onlardan hep gafil olagelmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>147- \u00c2yetlerimizi ve ahiretteki kar\u015f\u0131la\u015fmay\u0131 ink\u00e2r edenlerin amelleri hepten bo\u015fa gitmi\u015ftir. \u00c7ekecekleri ceza kendi yapt\u0131klar\u0131ndan ba\u015fkas\u0131 m\u0131 olacakt\u0131r?<\/p>\n<p>144-145- &#8220;Onun i\u00e7in o levhalarda yazd\u0131k&#8230;&#8221; \u00d6nceki \u00e2yette zikr olunan peygamberli\u011fi beyand\u0131r. O yaz\u0131l\u0131 levhalar\u0131n say\u0131s\u0131, maddesi, boyutlar\u0131 hakk\u0131nda \u00e7e\u015fitli rivayetler vard\u0131r. Say\u0131s\u0131, on veya yedi idi veya iki idi denilmi\u015f. Maddesi, yani madeni, Cibril&#8217;in getirdi\u011fi z\u00fcmr\u00fct veya ye\u015fil zeberced veya k\u0131rm\u0131z\u0131 yakut idi, yahut il\u00e2h\u00ee emirle Musa&#8217;n\u0131n yonttu\u011fu bir ta\u015ftan idi veya bir a\u011fa\u00e7 levha idi denilmi\u015f ilh&#8230; Fakat do\u011frusu bu konuda ciddi bir delil yoktur. Kur&#8217;\u00e2n bu konuda bilgi vermiyor.<\/p>\n<p>&#8220;\u015eimdi onlar\u0131 kuvvetle tut&#8221;! Bu ifade &#8220;Biz ona dedik ki; bunlar\u0131 kuvvetle tut!&#8221; demek anlam\u0131ndad\u0131r. Yani yazm\u0131\u015ft\u0131k da bunlar\u0131 demi\u015ftik: onlar\u0131 kuvvetle tut, iyi sar\u0131l, s\u0131k\u0131 tut, diye s\u00f6ylemi\u015ftik. Kavmine de emret, en g\u00fczelini als\u0131nlar, yani o levhalarda yaz\u0131lanlar\u0131n hepsi g\u00fczeldir. Bununla beraber bir k\u0131sm\u0131 bir k\u0131sm\u0131ndan daha g\u00fczel olanlar vard\u0131r. Mesela affetmek ve ba\u011f\u0131\u015flamak k\u0131sastan, farz ve vacipler mubahlardan daha g\u00fczeldir. Yine bunun gibi, \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2lara ihtimali olanlar\u0131n baz\u0131 ihtimaller g\u00f6zetilerek yap\u0131lan yorum ve tefsirleri di\u011ferlerinden daha g\u00fczel olabilir. \u015eu halde senin kavmin daima daha iyi ve daha g\u00fczel olan\u0131 ve efdal olan\u0131 tercih etsin, efdali ihtiyar edip se\u00e7sinler ki, size yak\u0131n bir gelecekte fas\u0131klar\u0131n yurdunu g\u00f6sterece\u011fim. Bu hem bir m\u00fcjde, hem de bir tehdit demektir: Bunda bir taraftan f\u0131sk u f\u00fcc\u00fbr i\u00e7inde \u00f6m\u00fcr ge\u00e7iren zorbalar kavminin diyarlar\u0131na girip onlara miras\u00e7\u0131 olacaklar\u0131n\u0131 vaad eden bir m\u00fcjde vard\u0131r. Buna da ancak i\u015flerin ve amellerin en g\u00fczeline sar\u0131ld\u0131klar\u0131 zaman eri\u015febileceklerinden amellerin en iyisine sar\u0131lmaya te\u015fvik ve ter\u011fib vard\u0131r. Di\u011fer taraftan yurtlar\u0131na girince g\u00f6receksiniz ki, fas\u0131klar\u0131n \u00e2k\u0131betleri ne fecidir? diye f\u0131sk u f\u00fcc\u00fbrdan uzak tutmaya veya \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan zuhur edecek fas\u0131klara i\u015faret ve cehennemi ihtar vard\u0131r.<\/p>\n<p>146-Bak da g\u00f6r fas\u0131klara ne olacak. Haks\u0131z olarak yery\u00fcz\u00fcnde kibre kap\u0131l\u0131p b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslayanlar\u0131, \u00e2yetlerimden \u00e7evirece\u011fim, men edip uzak tutaca\u011f\u0131m. Kalbleri \u00f6ylesine m\u00fch\u00fcrlenecek ki, gerek yarat\u0131l\u0131\u015fta, gerek kitapta olan, yani gerek tekvin\u00ee, gerek te\u015fr\u00ee&#8217;\u00ee anlamda il\u00e2h\u00ee \u00e2yetlerin ifade etti\u011fi \u015fan, \u015feref ve saadeti tadamayacaklar, onlar\u0131n i\u00e7erdi\u011fi ger\u00e7ekleri g\u00f6remeyecekler, ve her bir \u00e2yeti g\u00f6rseler bile ona inanmayacaklar. Olgunluk ve do\u011fruluk g\u00f6rseler de o yolu tutamayacaklar, sap\u0131kl\u0131k ve azg\u0131nl\u0131k yolunu g\u00f6r\u00fcrlerse o yola d\u00fc\u015fecekler, has\u0131l\u0131 b\u00fct\u00fcn hisleri ve sa\u011f duyular\u0131 tersine d\u00f6necek, o sarf veya o kibirlenme veya bu aksine gidi\u015f \u015fu iki sebeple olur: \u00c2yetlerimizi ink\u00e2r etmi\u015f olmalar\u0131, yani gidi\u015flerinin fenal\u0131\u011f\u0131n\u0131, hakk\u0131n aleyhlerinde oldu\u011funu g\u00f6steren, hayr ile \u015ferri, hak ile bat\u0131l\u0131 ay\u0131rdetmek i\u00e7in indirilmi\u015f bulunan \u00e2fak\u00ee (objektif) ve enf\u00fcs\u00ee (subjektif) delillerimizi, mucize ve al\u00e2metlerimizi asl\u0131 olmayan birer hurafe gibi saymalar\u0131d\u0131r. Yoksa ne kibre kap\u0131l\u0131rlar, ne de bu hale d\u00fc\u015ferlerdi, ikincisi de o \u00e2yetlerimizden g\u00e2fil olmalar\u0131d\u0131r. Yani okuyup ara\u015ft\u0131rmadan, anlay\u0131p dinlemeden uzak kald\u0131klar\u0131 \u00e2yetlerimizi \u00e2mellerinde dikkate almamalar\u0131, hem bilgi alan\u0131nda, hem uygulama alan\u0131nda onlardan gafil olmalar\u0131, uzak kalmalar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>147- Halbuki \u00e2yetlerimiz ve ahiretteki kar\u015f\u0131la\u015fmay\u0131 ink\u00e2r edenlerin, her i\u015fin sonunda bir hesap ve ceza g\u00fcn\u00fcn\u00fcn gelece\u011fini ink\u00e2r eyleyenlerin b\u00fct\u00fcn amelleri haptolur: Yani fakirlere iyilik ve zavall\u0131lara yard\u0131m gibi yapt\u0131klar\u0131 ne kadar iyi amelleri varsa hepsi bo\u015fa gider. Sonunda hi\u00e7 birinin hayr\u0131n\u0131 g\u00f6remezler. B\u00fct\u00fcn emekleri heder, b\u00fct\u00fcn \u00e2k\u0131betleri zarar ve felaket olur. Sonu\u00e7 olarak b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n b\u00f6yle olmas\u0131, mutlak bir kadercili\u011fin (cebr) gere\u011fi de\u011fildir. Ancak \u00f6tedenberi yapageldikleri amel ve i\u015flerin, ink\u00e2r\u0131n, k\u00fcfr\u00fcn, ve gafletin cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekerler. Nitekim.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>148- Musa&#8217;n\u0131n arkas\u0131ndan kavmi, tutmu\u015f s\u00fcs tak\u0131lar\u0131ndan b\u00f6\u011f\u00fcren bir buza\u011f\u0131 heykeli edinmi\u015flerdi. O buza\u011f\u0131n\u0131n kendilerine bir s\u00f6z s\u00f6ylemedi\u011fini ve bir yol g\u00f6steremedi\u011fini g\u00f6rmemi\u015fler miydi? Fakat yine de onu tanr\u0131 edindiler ve zalimlerden oldular.<\/p>\n<p>149- Ne zaman ki, ellerine k\u0131ra\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcld\u00fc (yapt\u0131klar\u0131na pi\u015fman oldular), o zaman sap\u0131tm\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fcler. &#8220;Yemin olsun ki; e\u011fer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi ba\u011f\u0131\u015flamazsa, muhakkak biz k\u00f6t\u00fc ak\u0131bete d\u00fc\u015fenlerden olaca\u011f\u0131z.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>150- Musa, \u00f6fkeli ve \u00fcz\u00fcnt\u00fcl\u00fc olarak kavmine d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcnde \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;Bana arkamdan ne k\u00f6t\u00fc bir halef oldunuz! Rabbinizin emriyle d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fc beklemeden acele mi ettiniz?&#8221; Elindeki levhalar\u0131 b\u0131rakt\u0131 ve karde\u015fi Harun&#8217;u ba\u015f\u0131ndan tutarak kendine do\u011fru \u00e7ekmeye ba\u015flad\u0131. Harun, &#8220;Ey anam\u0131n o\u011flu!&#8221; dedi, &#8220;inan ki, bu kavim beni g\u00fc\u00e7s\u00fcz buldu, az daha beni \u00f6ld\u00fcr\u00fcyorlard\u0131, sen de bana b\u00f6yle yaparak d\u00fc\u015fmanlar\u0131 sevindirme ve beni bu zalim kavimle bir tutma.&#8221;<\/p>\n<p>151- Musa dedi ki: &#8220;Ey Rabbim! Beni ve karde\u015fimi ba\u011f\u0131\u015fla! Bizi rahmetinin i\u00e7ine al. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.&#8221;<\/p>\n<p>152- \u015e\u00fcphesiz o buza\u011f\u0131y\u0131 tanr\u0131 edinenlere Rablerinden bir gazap, d\u00fcnya hayat\u0131nda iken de bir zillet eri\u015fecektir. \u0130\u015fte biz, iftirac\u0131lar\u0131 b\u00f6yle cezaland\u0131r\u0131r\u0131z.<\/p>\n<p>153- O k\u00f6t\u00fc amelleri i\u015fleyip de sonra arkas\u0131ndan tevbe ve iman edenler i\u00e7in hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, Rabbin bundan sonra yine de affedici ve merhamet edicidir.<\/p>\n<p>154- Musa&#8217;n\u0131n \u00f6fkesi ge\u00e7ince levhalar\u0131 ald\u0131. Onlardaki yaz\u0131da, ancak Rablerinden korkanlar i\u00e7in bir hidayet ve rahmet vard\u0131.<\/p>\n<p>148- Musa&#8217;n\u0131n kavmi de Musa&#8217;n\u0131n arkas\u0131ndan, (yani m\u00eekatte iken,) s\u00fcs tak\u0131lar\u0131ndan bir buza\u011f\u0131, daha do\u011frusu b\u00f6\u011f\u00fcren bir buza\u011f\u0131 heykelini put edindiler, yapt\u0131lar ve tutup tapt\u0131lar. (T\u00e2h\u00e2 S\u00fbresi \u00e2yet 83-98&#8217;e bkz.)<\/p>\n<p>&#8220;Cesed&#8221;: Eti ve kan\u0131 olan cisim demek oldu\u011fundan, baz\u0131 tefsir \u00e2limleri bunun et ve kana d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f bulundu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Lakin \u00e7o\u011funlukla m\u00fcfessirler, ruhlu veya ruhsuz her hangi bir kat\u0131 cisme &#8220;cesed&#8221; denildi\u011finden, bunun alt\u0131ndan yap\u0131lm\u0131\u015f ruhsuz bir cisim, buza\u011f\u0131 \u015feklinde bir heykel oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Hen\u00fcz et ve kan gibi organik maddelerin insan teknolojisi ile yap\u0131labildi\u011fi bilinmedi\u011finden, biz de bunu b\u00f6yle anlamak isteriz. \u00c2yette cesedin &#8220;icil&#8221; kelimesinden bedel yap\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 da buna i\u015faret eder. Ger\u00e7i puta tapanlar g\u00f6rene\u011fe, kendi heva ve heveslerine uyarak kap\u0131ld\u0131klar\u0131 putlara ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 akla uygun g\u00f6stermek i\u00e7in bir tak\u0131m meziyetleri ve \u00f6zellikleri onlara isnad ederler. L\u00e2kin g\u00f6rmediler mi ki, o cesed, kendilerine ne bir s\u00f6z s\u00f6yleyebiliyor, ne de bir yol g\u00f6sterebiliyordu? \u015eu halde baya\u011f\u0131 bir insan kadar bile de\u011feri olmayan bir cesedin tanr\u0131l\u0131kla ne ilgisi olabilir? Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz onlar bunun b\u00f6yle oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyorlard\u0131, fakat onu ittihaz ettiler, onun cazibesine kap\u0131l\u0131p, ona tap\u0131nd\u0131lar, ve bunlar bir s\u00fcr\u00fc zalimler idiler. Ger\u00e7e\u011fi bulunmas\u0131 gereken yerin d\u0131\u015f\u0131na koyuyorlar, hakk\u0131n \u00e2yetlerinin hakk\u0131n\u0131 vermiyorlar, g\u00f6zlerini, kulaklar\u0131n\u0131, ak\u0131llar\u0131n\u0131 yok say\u0131yorlar, Musa&#8217;n\u0131n verdi\u011fi bilgilerden gaflet ediyorlar ve bu suretle kendi kendilerine zulmediyorlard\u0131. Has\u0131l\u0131 bunu yaparken zalim idiler ve bu i\u015f, onlar\u0131n ilk yapt\u0131klar\u0131 bir haks\u0131zl\u0131k da de\u011fildi.<\/p>\n<p>149- Bu c\u00fcmle istiare veya kinaye veya temsil tarik\u0131yle \u015fiddetli pi\u015fmanl\u0131k ifade eden bir tabirdir. Bir insan bir i\u015fe pi\u015fman olup aciz duruma d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc vakit denilir. Bunun pi\u015fmanl\u0131k veya a\u015f\u0131r\u0131 pi\u015fmanl\u0131k ifade etti\u011fi, b\u00fct\u00fcn dil bilginlerinin \u00fczerinde g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fine vard\u0131\u011f\u0131 bir husus olmakla beraber, tahlilinde ve ne gibi anlam ili\u015fkilerinden dolay\u0131 bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade etti\u011fi meselesinde g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f ve bir\u00e7ok vecihler zikredilmi\u015ftir ki, biz bunlardan \u00f6nemli olan bir ka\u00e7\u0131n\u0131 dile getirmekle yetinece\u011fiz:<\/p>\n<p>1- Pi\u015fmanl\u0131k duyan kimse \u00fcz\u00fcnt\u00fcs\u00fcnden parma\u011f\u0131n\u0131 \u0131s\u0131r\u0131r veya ba\u015f\u0131n\u0131 e\u011fip \u00e7enesini iki elinin aras\u0131na alarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr. Bu \u015fekilde sanki o insan b\u00fct\u00fcn pi\u015fmanl\u0131\u011f\u0131 ile eline d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr, eli de d\u00fc\u015f\u00fclen yer durumuna gelmi\u015ftir, meskutun fih olmu\u015ftur. B\u00f6ylece mechul fiilin tahtinde m\u00fcstetir olarak &#8220;h\u00fcve&#8221; zamiriyle, ayn\u0131 fiilin masdar\u0131 olan &#8220;sukut&#8221;a isnad olunarak, veya mef&#8217;\u00fblun f\u00eehi mech\u00fbl fiilinin n\u00e2ib-i faili olarak c\u00fcmlesi ellerine sukut vak\u0131 oldu veya ellerini \u0131s\u0131rd\u0131lar anlam\u0131yla a\u015f\u0131r\u0131 pi\u015fmanl\u0131ktan kinaye yap\u0131lm\u0131\u015f demektir.<\/p>\n<p>2- Araplar derler. Ve bu \u015fekilde kalbdeki bir ho\u015fnutsuzlu\u011fu sanki el \u00fczerinde veya avu\u00e7 i\u00e7inde olmu\u015f gibi tasvir ederler ki, burada &#8220;yed&#8221; kelimesi kalb veya ruhtan mecazd\u0131r. Bunun gibi ifadesinde dahi &#8220;yed&#8221; nefis m\u00e2n\u00e2s\u0131na mecaz ve nin naibi faili de tahtinde m\u00fcstetir ve mahzuf fiiline raci olan bir &#8220;h\u00fcve&#8221; zamiri olarak, bu c\u00fcmle, isti\u00e2re bilkin\u00e2ye veya temsiliyye suretiyle &#8220;G\u00f6n\u00fcllerine pi\u015fmanl\u0131k d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcld\u00fc.&#8221; demek olur.<\/p>\n<p>3- K\u0131ra\u011f\u0131 demek olan tan al\u0131nm\u0131\u015f olarak &#8220;k\u0131ra\u011f\u0131 d\u00fc\u015ft\u00fc, k\u0131ra\u011f\u0131land\u0131&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade edebilir. Bundan dolay\u0131 &#8220;karland\u0131k, \u00fczerimize kar ya\u011fd\u0131&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;s\u00fclicna&#8221; denildi\u011fi gibi, de &#8220;ellerine k\u0131ra\u011f\u0131 d\u00fc\u015ft\u00fc&#8221; demek olur. K\u0131ra\u011f\u0131 hem so\u011fukla ilgili, hem de az bir s\u0131cakl\u0131k ile derhal eriyiveren bir \u015fey oldu\u011fundan, eline k\u0131ra\u011f\u0131 d\u00fc\u015fen insan hem \u00fcz\u00fclm\u00fc\u015f, hem de eline bir\u015fey ge\u00e7memi\u015f demektir. Bu bak\u0131mdan bu deyim, sonunda eline hi\u00e7bir \u015fey ge\u00e7memi\u015f ve o zamana kadar yapt\u0131klar\u0131 bo\u015fa gitmi\u015f ve pi\u015fman olmu\u015f olanlar hakk\u0131nda bir darb-\u0131 mesel olmu\u015ftur. Ve ilk olarak Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da varid olmu\u015f bir mesel oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. Vahidi&#8217;nin nakletti\u011fi bu vecih, bizce &#8220;Ke\u015f\u015faf&#8221; sahibinin tercih etti\u011fi birinci vecihten daha a\u00e7\u0131k ve daha g\u00fczeldir. Buna g\u00f6re \u00e2yetin anlam\u0131 \u015fu olur: Ne zaman ki, ellerine k\u0131ra\u011f\u0131 d\u00fc\u015ft\u00fc ve kendilerinin sapm\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fcler, i\u015fte o zaman \u015eayet Rabb&#8217;imiz bize merhamet etmez ve bizi ba\u011f\u0131\u015flamazsa biz h\u00fcsrana u\u011frayanlardan oluruz, dediler. T\u00e2h\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde (\u00e2yet 83-98) verilen bilgilerden de anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere, bu pi\u015fmanl\u0131k, Hz. Musa&#8217;n\u0131n Tur da\u011f\u0131ndaki mikattan d\u00f6nd\u00fckten sonra olmu\u015ftur. Fakat burada yapt\u0131klar\u0131 i\u015flerin b\u00fct\u00fcn\u00fcyle pi\u015fmanl\u0131\u011fa d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc topluca anla\u015f\u0131lmak i\u00e7in \u00f6nce zikredilmi\u015f, bu i\u015fin nas\u0131l oldu\u011fu da bu \u00e2yetin bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 \u015feklinde verilmi\u015ftir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>150- &#8220;Esef&#8221;: hem \u015fiddetli \u00f6fke, hem de \u015fiddetli \u00fcz\u00fcnt\u00fc ve h\u00fcz\u00fcn anlam\u0131na gelir ve yerine g\u00f6re her iki anlama da kullan\u0131l\u0131r. Nitekim &#8220;Bizi eseflendirenlerden, (yani \u00f6fkelendirenlerden) intikam\u0131m\u0131z\u0131 ald\u0131k.&#8221; (Zuhruf, 43\/55) buyurulmu\u015ftur. Esef, nefsin ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131 bir k\u00f6t\u00fc ve \u00e7irkin \u015fey kar\u015f\u0131s\u0131nda tak\u0131nd\u0131\u011f\u0131 tav\u0131rd\u0131r ki, o h\u00e2l \u00fcstlerden gelirse h\u00fcz\u00fcn ve s\u0131k\u0131nt\u0131, astlardan gelirse \u00f6fke ve k\u0131zg\u0131nl\u0131k sebebi olur. \u015eu halde Musa&#8217;n\u0131n esefi, kavmine kar\u015f\u0131 \u015fiddetli \u00f6fke ve gazap, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 da h\u00fcz\u00fcn ve \u00fcz\u00fcnt\u00fc demek olur. Her iki bak\u0131mdan ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda burada kelime, bir yandan &#8220;\u015fiddetli \u00f6fke&#8221;, di\u011fer yandan &#8220;h\u00fcz\u00fcnl\u00fc&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tefsir olunmu\u015ftur ki, birincisi Ebudderda&#8217;n\u0131n kavli olarak bir\u00e7ok tefsir \u00e2limi taraf\u0131ndan tercih edilmi\u015ftir. Zira \u00e2yette s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi &#8220;\u00f6fke&#8221; \u00fczerinedir. Yani k\u0131zarak ve son derece k\u0131zarak, demektir.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 Hz. Musa&#8217;n\u0131n, m\u00eekattan d\u00f6nerken, arkas\u0131nda b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 kavminin buza\u011f\u0131ya tapt\u0131\u011f\u0131ndan haberi vard\u0131. Allah taraf\u0131ndan bu bilgi kendisine verilmi\u015fti. Bundan dolay\u0131 \u00e7ok a\u015f\u0131r\u0131 bir \u00f6fkeyle d\u00f6nm\u00fc\u015f ve gelir gelmez kavmine demi\u015ftir ki; benden sonra bana ne kadar k\u00f6t\u00fc halef oldunuz: Siz benim, sizi \u015firkten ve k\u00fcf\u00fcrden uzakla\u015ft\u0131r\u0131p tek Allah inanc\u0131na ba\u011flamak i\u00e7in ne yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131, O&#8217;na nas\u0131l ibadet etti\u011fimi, sizi bu yola nas\u0131l sevketti\u011fimi, &#8220;onlar\u0131n il\u00e2hlar\u0131 gibi bize de bir put yap!&#8221; dedi\u011finiz zaman size neler s\u00f6yledi\u011fimi g\u00f6rd\u00fckten sonra, benim yoklu\u011fumda benim ahdime riayet etmeyerek, arkamdan ne fena \u015feyler yapt\u0131n\u0131z ve buza\u011f\u0131ya tapt\u0131n\u0131z, benim yerime ge\u00e7en ve b\u00f6yle fenal\u0131klar\u0131 \u00f6nlemesi gerekenleriniz de bunu \u00f6nlemediniz ha! Halbuki haleflerin vazifesi, kendilerini oraya getirenlerin ahitlerine riayet etmek de\u011fil midir? Rabbinizin emrini ivdiniz mi? Yani dinini ve emirlerini acele edip hemen b\u0131rak\u0131verdiniz mi? Yahut da Rabbinizin bana vaad etti\u011fi k\u0131rk gecelik m\u00eekat s\u00fcresi dolmadan bu kadar acele ettiniz, vaktinden \u00f6nce bitmesini istediniz, otuz g\u00fcn ge\u00e7er ge\u00e7mez beni \u00f6ld\u00fc farzettiniz \u00f6yle mi? Peygamberlerin \u00f6l\u00fcm\u00fcnden bir zaman sonra bir\u00e7ok \u00fcmmetin dinlerini bozmas\u0131 gibi, siz de acele edip hemen din de\u011fi\u015ftirmeye mi kalkt\u0131n\u0131z? Ve yahut alelacele Rabb\u0131n\u0131z\u0131n sizi kahretmesini ve gazab\u0131n\u0131 m\u0131 istediniz? B\u00f6yle dedi ve levhalar\u0131 b\u0131rakt\u0131. O levhalar ki, onlar hakk\u0131nda &#8220;bunlar\u0131 kuvvetle tut,&#8221; s\u0131k\u0131 sar\u0131l &#8220;buyurulmu\u015ftu. Denilmi\u015f ki, yere b\u0131rak\u0131l\u0131nca o levhalar k\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ve bundan dolay\u0131 i\u00e7indeki bilgilerin yedide alt\u0131s\u0131 yok olmu\u015f, ancak birisi kalm\u0131\u015f. G\u00f6\u011fe \u00e7ekilenlerde &#8220;her\u015feyin ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131klanmas\u0131&#8221; varm\u0131\u015f, geriye kalanlarda da &#8220;hidayet ve rahmet&#8221; varm<\/p>\n<p>L\u00e2kin Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerinde, o levhalar\u0131n k\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade eden her hangi bir bilgi yoktur. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Hz. Musa, dinin temeli ve kendisi demek olan tevhid inanc\u0131n\u0131n b\u00f6yle k\u0131sa bir zaman i\u00e7inde sars\u0131nt\u0131ya u\u011framas\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda, esas meseleyi k\u00f6k\u00fcnden halletmek i\u00e7in ayr\u0131nt\u0131lara ili\u015fkin olan hidayet ve rahmetin faydal\u0131 sonu\u00e7lar\u0131 durumunda bulunan levhalar\u0131 ge\u00e7ici bir s\u00fcre i\u00e7in bir tarafa b\u0131rakm\u0131\u015f ve her\u015feyden \u00f6nce karde\u015fini b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcyle kendine \u00e7ekmek te\u015febb\u00fcs\u00fcnde bulunmu\u015ftur. Bu olayda esas tevhid inanc\u0131nda meydana gelen bir sars\u0131nt\u0131 ve toplumsal bir bunal\u0131m ve inan\u00e7 zaaf\u0131 konusunda, ayr\u0131nt\u0131 ve teferruat say\u0131lan t\u00e2l\u00ee meselelerin bir tarafa b\u0131rak\u0131larak, s\u0131k\u0131y\u00f6netim ilan\u0131na misal olabilecek bir \u00f6zellik var demektir.<\/p>\n<p>Musa levhalar\u0131 b\u0131rakt\u0131 ve karde\u015finin ba\u015f\u0131ndan tuttu kendine do\u011fru \u00e7ekmeye ba\u015flad\u0131. Bundan \u015funlar anla\u015f\u0131l\u0131r:<\/p>\n<p>1- Din i\u015finde \u00f6z karde\u015fi de olsa hat\u0131ra g\u00f6n\u00fcle bakm\u0131yor.<\/p>\n<p>2- Karde\u015fini kendi yerine halef b\u0131rakm\u0131\u015f oldu\u011fundan, her \u015feyden \u00f6nce hesap sormaya ondan ba\u015fl\u0131yor.<\/p>\n<p>3- Karde\u015f ile i\u015fbirli\u011fi etmek en \u00f6nemli i\u015f oldu\u011fundan, \u00f6nce karde\u015f ile i\u015fbirli\u011fi etmek gerekti\u011fini g\u00f6steriyor.<\/p>\n<p>Buna kar\u015f\u0131 karde\u015fi ey anam\u0131n o\u011flu, dedi. Hz. Harun, Hz. Musa&#8217;n\u0131n \u00f6z karde\u015fi yani ana-baba ayn\u0131 olan bir karde\u015fi oldu\u011fu halde ona b\u00f6yle hitap etmesi, anan\u0131n sevgi ve \u015fefkatte mesel olmas\u0131 ve ana hakk\u0131n\u0131n, \u00f6zellikle Hz. Musa \u00fczerinde daha b\u00fcy\u00fck ve daha \u00f6nemli bir yeri olmas\u0131, bir de analar\u0131n\u0131n m\u00fc&#8217;mine bulunmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla karde\u015finin \u015fefkat ve merhamet duygular\u0131n\u0131 harekete ge\u00e7irmek amac\u0131na y\u00f6nelik bir belagat anlam\u0131 i\u00e7erir. Yani Ey benim, ana gibi \u015fefkatli ve merhametli olmas\u0131 gereken sevgili karde\u015fim, ger\u00e7ekten de bu kavim, beni zay\u0131f ve g\u00fc\u00e7s\u00fcz g\u00f6rd\u00fcler, \u00f6ld\u00fcrmeye kalkt\u0131lar ve az kald\u0131 \u00f6ld\u00fcreceklerdi. \u015eu halde d\u00fc\u015fmanlar\u0131 benimle \u015fematet ettirme yani bana, d\u00fc\u015fmanlar\u0131 sevindirecek bir \u015fey yapma! \u015e\u00e2ir:<\/p>\n<p>&#8220;Yani, \u00f6l\u00fcm d\u00fc\u015fmanlar\u0131n sevinmesinden daha hafiftir.&#8221; demi\u015f. Ve beni o zalimler g\u00fcr\u00fbhuyla beraber sayma. Yani, ben onlardan da yapt\u0131klar\u0131 i\u015flerden de uzak kald\u0131m. Ne yapt\u0131klar\u0131 i\u015flere kat\u0131ld\u0131m, ne de onlar\u0131 \u00f6nlemeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rken onlara s\u00f6z dinletebildim. \u015eu halde ben onlar\u0131n hak ettikleri hesaba \u00e7ekilmeye m\u00fcstehak de\u011filim. \u0130\u015fte Hz. Harun, karde\u015finin \u015fiddetli \u00f6fkesini b\u00f6yle zarif ve bel\u00ee\u011f bir yumu\u015fakl\u0131kla<\/p>\n<p>151- &#8220;Ey Rabbim, beni ve karde\u015fimi ba\u011f\u0131\u015fla!&#8221; dedi. Evvela kendisi i\u00e7in isti\u011ffar eyledi, sonra da karde\u015fine kar\u015f\u0131 yapt\u0131\u011f\u0131 muamele, karde\u015finin g\u00fcnah\u0131ndan dolay\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 itiraf ederek, ona kar\u015f\u0131 bir \u00f6z\u00fcr dileme ve ona yap\u0131lacak sertlikten dolay\u0131 sevinecek d\u00fc\u015fmanlara kar\u015f\u0131 karde\u015fine sevgi g\u00f6sterisi say\u0131lacak bir davran\u0131\u015fta bulundu. Ayr\u0131ca karde\u015fi ad\u0131na da Allah&#8217;dan ma\u011ffiret dilemesi, o zalimler toplulu\u011funa kar\u015f\u0131 sava\u015fmas\u0131 gerekti\u011fi halde bu i\u015fi Musa&#8217;n\u0131n d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcne de\u011fin geciktirmi\u015f olmas\u0131ndan dolay\u0131 onun da isti\u011ffara muhta\u00e7 oldu\u011funu a\u00e7\u0131\u011fa vurmak anlam\u0131 ta\u015f\u0131r. &#8220;Ma\u011ffiret edip ba\u011f\u0131\u015flamakla kalma, ayr\u0131ca bizi rahmetinin ve fazlas\u0131yla nimetinin ve ikram\u0131n\u0131n i\u00e7inde bulundur. Sen erham\u00fcrrahiminsin, merhametlilerin en merhametlisisin.&#8221; \u015eu halde kuvvetle \u00fcmid ederiz ki, d\u00fcnyada da, ahirette de hep rahmetinin i\u00e7inde bulunuruz.<\/p>\n<p>152- Buza\u011f\u0131y\u0131 il\u00e2h edinenler, tevbe edenlerin ve bu i\u015ften vazge\u00e7enlerin h\u00fckm\u00fc bundan sonra ayr\u0131ca g\u00f6sterilmi\u015f olmas\u0131 karinesiyle yani, buza\u011f\u0131 heykelini yapan Samir\u00ee ve taraftarlar\u0131 gibi, bu fitneyi \u00e7\u0131kar\u0131p ortaya s\u00fcren ve buna tapmada \u0131srar eyleyenler yok mu? Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz ilerde bunlara il\u00e2h\u00ee bir gazap, ak\u0131l ermez uhrev\u00ee bir felaket ve ceza gelecektir. D\u00fcnya hayat\u0131nda da m\u00fcthi\u015f bir zillete d\u00fc\u00e7ar olacaklard\u0131r. Bu \u00f6ylesine gariplik zilletidir ki, b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyaya darb-\u0131 mesel olmu\u015ftur ve o meskenettir ki, kendilerine ve evlatlar\u0131na \u015famil olagelmi\u015ftir. Bu arada Samir\u00ee&#8217;ye mahsus olan bir zillet de vard\u0131r ki, T\u00e2h\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde gelece\u011fi \u00fczere &#8220;temas etmeme&#8221; (\u00e2yet 97) iptil\u00e2s\u0131 ile halk i\u00e7ine \u00e7\u0131kmaktan ve insan aras\u0131na kat\u0131lmaktan engellemedir. Ve i\u015fte biz, b\u00fct\u00fcn iftirac\u0131lar\u0131 b\u00f6yle cezaland\u0131r\u0131r\u0131z. Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 din uydurmaya kalk\u0131\u015fanlar\u0131 sonunda hep b\u00f6yle bir gazaba ve zillete u\u011frat\u0131r\u0131z. \u015eu halde bunu yaln\u0131zca \u0130srailo\u011fullar\u0131 i\u00e7indeki buza\u011f\u0131c\u0131lara mahsus ve m\u00fcnhas\u0131r zannetmemelidir.<\/p>\n<p>153-Bununla beraber K\u00f6t\u00fc i\u015fler yapanlar, hangi k\u00f6t\u00fc i\u015f olursa olsun yap\u0131p da sonra arkas\u0131ndan tevbe edip, ger\u00e7ekten iman edenler, yani s\u00f6z konusu buza\u011f\u0131c\u0131lar gibi, fenal\u0131kta diretmeyip cidden tevbe edenler, iman edip onun gere\u011fini yerine getirenler \u015funu iyi bilsinler ki, Rabb&#8217;in tevbeden sonra elbette gaf\u00fbrdur, rah\u00eemdir. Daha \u00f6nce yukar\u0131da da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;\u015eayet Rabb&#8217;imiz bize merhamet etmeyecek ve ba\u011f\u0131\u015flam\u0131yacak olursa biz kesinlikle h\u00fcsrana u\u011frayanlardan oluruz.&#8221; diyenlerin dileklerine verilecek kar\u015f\u0131l\u0131k ve cevap da bunun i\u00e7indedir.<\/p>\n<p>154- Ne zaman ki, Musa&#8217;n\u0131n \u00f6fkesi dindi, gazab\u0131 s\u00f6nd\u00fc ve ge\u00e7ti, k\u0131zg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 s\u00fck\u00fbnete d\u00f6nd\u00fc, yani sakinle\u015fip o h\u00e2l kendisinden gitti.<\/p>\n<p>Burada s\u00fckunet denilen sakinle\u015fmenin, &#8220;susmak&#8221; anlam\u0131na olan &#8220;s\u00fck\u00fbt&#8221; deyimi ile ifade olunmas\u0131nda \u00e7ok g\u00fczel ve zarif bir isti\u00e2re vard\u0131r ki, o da \u015f\u00f6yle bir tasvir ifade eder: Gazap denilen \u00f6fke sanki Musa&#8217;n\u0131n \u00fczerinde h\u00fckmeden bir \u00e2mire benziyordu ve a\u011fz\u0131n\u0131 a\u00e7m\u0131\u015f Musa&#8217;y\u0131, durmadan \u015fiddete sar\u0131lmaya te\u015fvik ediyordu: Kavmine \u015f\u00f6yle de, b\u00f6yle s\u00f6yle, \u015funu yap, bunu kes, levhalar\u0131 b\u0131rak, karde\u015fini ba\u015f\u0131ndan tut \u00e7ek vs&#8230; diye emirler veriyordu, Harun&#8217;un yumu\u015fak ba\u015fl\u0131l\u0131\u011f\u0131, ihlas ve samimiyeti ve tatl\u0131 dili \u00fczerine o gazap susuverdi ve o vakit Musa b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 levhalar\u0131 tekrar eline ald\u0131 ki, ald\u0131\u011f\u0131 levhalar\u0131n n\u00fcshas\u0131nda, yaz\u0131s\u0131nda bir h\u00fcd\u00e2, yani bir hidayet ve hakk\u0131n beyan\u0131, bir rahmet, hay\u0131r ve olgunlu\u011fa ir\u015fad eden bir n\u00eemet vard\u0131. Fakat bu herkese de\u011fil, Rab&#8217;leri i\u00e7in y\u00fcreklerinde korku ta\u015f\u0131yanlara, yani Allah i\u00e7in g\u00fcnahlardan korkup sak\u0131nanlara mahsus bir hidayet ve rahmet vard\u0131.<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine \u015fu \u015fekilde tevbeye ba\u015flad\u0131lar:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>155- Bir de Musa, m\u00eekat\u0131m\u0131z i\u00e7in (tayin etti\u011fimiz vakitte tevbe i\u00e7in) kavminden yetmi\u015f erkek se\u00e7ti. Ne zaman ki, bunlar\u0131 o sars\u0131nt\u0131 yakalad\u0131, i\u015fte o zaman Musa: &#8220;Rabbim! dedi, dileseydin bunlar\u0131 da, beni de daha \u00f6nce hel\u00e2k ederdin. \u015eimdi bizi, i\u00e7imizdeki o beyinsizlerin yapt\u0131klar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden hel\u00e2k mi edeceksin? O i\u015f de senin imtihan\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildi. Sen bu imtihanla diledi\u011fini sap\u0131kl\u0131kta b\u0131rak\u0131r, diledi\u011fini de hidayete erdirirsin. Bizim velimiz sensin. Art\u0131k bizi ba\u011f\u0131\u015fla, merhamet et, sen ba\u011f\u0131\u015flayanlar\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131s\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>156- &#8220;Ve bize hem bu d\u00fcnyada bir iyilik yaz, hem de ahirette. Biz ger\u00e7ekten de tevbe edip senin hidayetine d\u00f6nd\u00fck.&#8221; Buyurdu ki, azab\u0131m var, onu diledi\u011fime isabet ettiririm, rahmetim de vard\u0131r , o ise her \u015feyi kaplam\u0131\u015f ve ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. Onu da \u00f6zellikle korunanlara, zekat\u0131n\u0131 verenlere ve \u00e2yetlerimize inananlara mahsus k\u0131laca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>157- Onlar ki, o \u00fcmm\u00ee peygambere uyarlar, yanlar\u0131ndaki Tevrat ve \u0130ncil&#8217;de yaz\u0131lm\u0131\u015f bulacaklar\u0131 o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onlar\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden al\u0131koyar, temiz ve ho\u015f \u015feyleri kendilerine hel\u00e2l k\u0131lar, murdar ve k\u00f6t\u00fc \u015feyleri de \u00fczerlerine haram k\u0131lar, s\u0131rtlar\u0131ndan a\u011f\u0131r y\u00fckleri indirir, \u00fczerlerindeki ba\u011flar\u0131 ve zincirleri k\u0131rar atar, i\u015fte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle sayg\u0131 g\u00f6steren, ona yard\u0131mc\u0131 olan ve onun peygamberli\u011fi ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, i\u015fte as\u0131l murada eren kurtulmu\u015flar onlard\u0131r.<\/p>\n<p>155- Ve Musa, kendi kavminden m\u00eekat\u0131m\u0131z i\u00e7in yetmi\u015f adam se\u00e7ti, en iyileri olmak \u00fczere yetmi\u015f ki\u015fi se\u00e7ip ay\u0131rd\u0131 ve tayin etti\u011fimiz vakitte tevbe i\u00e7in onlar\u0131 ald\u0131 getirdi. Bu m\u00eekata da, bundan \u00f6nce ge\u00e7en m\u00eekata da konu\u015fma m\u00eekat\u0131 diyenler olmu\u015fsa da, gerek Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Ker\u00eem&#8217;deki k\u0131ssalar\u0131n hepsinin birlikte g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131n\u0131\u015f\u0131na, gerek bu konudaki di\u011fer rivayetlere g\u00f6re, bunun buza\u011f\u0131ya tapma olay\u0131ndan sonra tevbe i\u00e7in yap\u0131lm\u0131\u015f olan bir ba\u015fka m\u00eekat oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Ancak \u00f6nceki m\u00eekat\u0131n otuz gece, bunun da d\u00f6nd\u00fckten sonra ona bir ek ve tamamlay\u0131c\u0131 olmak \u00fczere, on gece i\u00e7inde meydana gelmi\u015f ve b\u00f6ylece her ikisinin birlikte tam k\u0131rk geceye tamamlanm\u0131\u015f olmas\u0131 da ihtimalden uzak de\u011fildir. Ebu M\u00fcslim&#8217;in kail oldu\u011fu bu g\u00f6r\u00fc\u015fte di\u011fer rivayetlerin uzla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 var demektir. Rivayet olunuyor ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 Hz. Musa&#8217;ya, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan se\u00e7ilecek bir tak\u0131m kimselerin gelip, buza\u011f\u0131ya tapmalar\u0131ndan dolay\u0131 \u00f6z\u00fcr dilemelerini ve geriye kalanlar\u0131n da tevbelerinin kabul edilmesi i\u00e7in niyazda bulunmalar\u0131n\u0131 emretmi\u015f ve bunun i\u00e7in bir vakit tayin etmi\u015fti. Hz. Musa da yetmi\u015f ki\u015fi se\u00e7mi\u015fti: \u015e\u00f6yle ki, oniki boy olan \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n her boyundan alt\u0131 ki\u015fi se\u00e7mi\u015f idi. Bu ise yetmi\u015ften fazla tuttu\u011fundan, ikiniz kals\u0131n diye de emretmi\u015f, fakat kimlerin kalaca\u011f\u0131 konusunda uyu\u015famad\u0131klar\u0131ndan, kalana da kat\u0131lanlar kadar ecir var, dedi. K\u00e2leb ile Y\u00fb\u015fa&#8217; kald\u0131lar. Musa da yetmi\u015f ki\u015fiyle gitti. Onlara, oru\u00e7 tutmalar\u0131n\u0131, temizlenmelerini ve elbiselerini de temiz tutmalar\u0131n\u0131 emretti. Bunlarla T\u00fbr-i S\u00eena&#8217;ya do\u011fru yola \u00e7\u0131kt\u0131. Daha yakla\u015ft\u0131klar\u0131nda, da\u011f\u0131 bir sis kaplad\u0131. Musa da onlarla beraber sisin i\u00e7ine girdi, hepsi secdeye kapand\u0131lar. Allah Te\u00e2l\u00e2, Musa&#8217;ya diledi\u011fi gibi emirler veriyor ve yasaklar\u0131 bildiriyordu, onlar da i\u015fitiyorlard\u0131 ki, tevbe i\u00e7in nefislerini \u00f6ld\u00fcrmeleri gerekiyordu. (Bakara S\u00fbresi&#8217;nde 54. \u00e2yetin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>Yine rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, sis a\u00e7\u0131l\u0131nca, onlar tuttular &#8220;Biz Allah&#8217;\u0131 a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa g\u00f6rmedik\u00e7e sana iman etmeyece\u011fiz.&#8221; diyerek Musa&#8217;ya kafa tuttular. \u0130htimal ki, bununla &#8220;Sen i\u015fitti\u011fimiz bu sesin Allah&#8217;\u0131n sesi oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyor nefislerinizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcn\u00fcz diyenin Allah oldu\u011funu bildiriyorsun, fakat biz Allah&#8217;\u0131 g\u00f6remeyince senin bu s\u00f6z\u00fcn\u00fcn do\u011frulu\u011funu tasdik edemeyiz.&#8221; demek istiyorlar. Nefislerini \u00f6ld\u00fcrmek emrini a\u011f\u0131r buluyorlard\u0131. \u0130nanam\u0131yorlar ve inanmak istemiyorlar, ona inanmay\u0131 Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rme \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131yorlard\u0131 ve Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmeyi, kel\u00e2m\u0131n\u0131 i\u015fitmeye benzetiyorlard\u0131. \u0130\u015fte o zaman bir &#8220;recfe&#8221;ye, bir sars\u0131nt\u0131ya tutuldular o sars\u0131nt\u0131 bunlar\u0131 tutup sarsmaya ba\u015flay\u0131nca, yani Bakara S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere (\u00e2yet 55, 56) onlar\u0131 y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7arpt\u0131 veya da\u011fda bir zelzele oldu, onlar da d\u00fc\u015f\u00fcp bay\u0131ld\u0131lar ve belki \u00f6ld\u00fcler. Bunun \u00fczerine Musa Ey Rabbim, dedi; &#8220;dileseydin bunlar\u0131 daha \u00f6nce, (yani buraya gelmeden \u00f6nce, buza\u011f\u0131ya tapanlara engel olmad\u0131klar\u0131 s\u0131rada, g\u00f6revlerini ihmal edip o sap\u0131klara kar\u015f\u0131 koymad\u0131klar\u0131 ve onlardan uzak durmad\u0131klar\u0131 s\u0131rada da) helak ederdin, beni de \u00f6yle yapabilirdin, daha \u00f6nce seni g\u00f6rmek iste\u011finde bulundu\u011fum zaman mahveyleyebilirdin. Bu s\u00f6zle \u00f6nceki aff\u0131 dile getirip, onunla sonraki aff\u0131 da elde etmek istemi\u015ftir. Yani, bizi g\u00fcnahlar\u0131m\u0131z y\u00fcz\u00fcnden hel\u00e2k etmek isteseydin, o vakit ederdin. Biz o zamanlar hel\u00e2ke daha \u00e7ok m\u00fcstehak idik ve bunu yapmaya hi\u00e7 bir engel yoktu. Ancak Sen o zaman bizim hel\u00e2kimizi dilememi\u015f idin. O zaman lutfettin, bizi hel\u00e2k etmedin de \u015fimdi i\u00e7imizden baz\u0131 sef\u00eehlerin, kafas\u0131zlar\u0131n, yani dinin hikmetini bilmez, aya\u011f\u0131 kayacak noktalarda kendini tutamaz, hafif ak\u0131ll\u0131lar\u0131n, yapt\u0131klar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden bizi hel\u00e2k mi edeceksin?<\/p>\n<p>Etme ya Rabbi Bu ancak Senin fitnendir. Bu beyinsizlerin i\u00e7ine d\u00fc\u015ft\u00fckleri fitne, s\u0131rf Senden gelen bir mihnet, bir imtihan ve iptilad\u0131r. Bu cihetle onlar bir anlamda mazur say\u0131l\u0131rlar. Zira onlara kel\u00e2m\u0131n\u0131 i\u015fittirdin Sana meftun oldular, duramad\u0131lar, kendilerine hakim olamay\u0131p, bir fasit k\u0131yas ile daha fazlas\u0131na arzu duydular da Seni g\u00f6rmek istediler. Sen b\u00f6yle fitneyle diledi\u011fini \u015fa\u015f\u0131rt\u0131rs\u0131n, o kendini tutamaz olur. Diledi\u011fine hidayet eder, bir hakikat\u0131 anlat\u0131rs\u0131n, onun iman\u0131 kuvvet kazan\u0131r da benzeri olaylarda sars\u0131lmaz olur. Sen bizim yegane velimizsin. D\u00fcnya ve ahiret i\u015flerimizde hakimimiz yard\u0131mc\u0131m\u0131z, koruyucumuz ve s\u0131\u011f\u0131naca\u011f\u0131m\u0131z ancak sensin. \u015eu halde bizi ma\u011ffiret eyle, g\u00fcnahlar\u0131m\u0131z\u0131 ba\u011f\u0131\u015fla, kusurlar\u0131m\u0131z\u0131 \u00f6rtbas eyle, ve bize merhamet eyle, bizi rahmetine ve nimetine nail eyle, Sen, bizim velimiz oldu\u011fun gibi, ma\u011ffiret edenlerin, kusur ba\u011f\u0131\u015flayanlar\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131s\u0131n, garazs\u0131z, ivazs\u0131z, kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z en g\u00fczel ma\u011ffireti ancak sen yapars\u0131n. Yani tekrar tekrar niyaz ederim ve yalvar\u0131r\u0131m ki, bize en hay\u0131rl\u0131 bir ma\u011ffiret ver, bu recfeden (sars\u0131nt\u0131dan) ve bu hel\u00e2kten bizi kurtar.<\/p>\n<p>156- Ve bizim i\u00e7in bu d\u00fcnyada bir hasene yaz, bu sars\u0131nt\u0131dan kurtarmakla beraber bize nimet ve afiyet ihsan eyle, g\u00fczel i\u015fler yapabilecek g\u00fczel bir hayat ortam\u0131 ihsan eyle, \u015fiddetten, me\u015fakkatten, fenal\u0131ktan ar\u0131nm\u0131\u015f, \u00f6n\u00fc sonu temiz bir hayat tayin ve tesbit eyle, bize bu \u00f6zelliklere sahip bir ya\u015fay\u0131\u015f tarz\u0131 takdir eyle, onu yaz da kolay kolay de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011fram\u0131yacak \u015fekilde sabit k\u0131l da bize kendi kendimizi \u00f6ld\u00fcrtme, ahirette de yine \u00f6yle yap, yani g\u00fczel bir \u00e2k\u0131bet takdir edip, g\u00fczel g\u00fczel sevaplar yaz, ahiret yurdumuzun da cennet ve s\u0131rf felah ve mutluluk olmas\u0131 yaz\u0131ls\u0131n ve hi\u00e7 de\u011fi\u015fmez \u015fekilde sabit olsun, \u00e7\u00fcnk\u00fc biz sana d\u00f6nd\u00fck, yeniden hidayete geldik, tevbe ettik, yani sen, &#8220;k\u00f6t\u00fcl\u00fckler yapt\u0131ktan sonra ard\u0131ndan tevbe edip inananlara kar\u015f\u0131 muhakkak Rabb&#8217;\u0131n (o tevbe ve imandan sonra) elbette \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayan, \u00e7ok merhamet edendir.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/153) diye tevbeden sonra ma\u011ffiret ve rahmeti kesin olarak vaad buyurdun. Biz de tevbemizin kabul\u00fc i\u00e7in b\u00fct\u00fcn kavmimiz nam\u0131na sana ba\u015fvurduk, sana geldik. \u015eu halde heyet halindeki bu m\u00fcracaat\u0131m\u0131z\u0131 kabul eyle ve bizi ma\u011ffiret ve rahmet ile geri g\u00f6nder, bize hem bu d\u00fcnyada, hem de ahirette hasene, yani iyilik yaz.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte o sars\u0131nt\u0131 \u00fczerine Musa, Rabbine b\u00f6yle yalvard\u0131, \u00f6z\u00fcr dileyip, ba\u011f\u0131\u015flanmay\u0131 istedi, dileklerini ve tevbelerini sundu , buna ne cevap ald\u0131 bilir misiniz?<\/p>\n<p>Allah buyurdu ki, azab\u0131m benimdir, bununla kimi dilersem onu musibete u\u011frat\u0131r\u0131m. Yani azab\u0131m\u0131n \u00f6zelli\u011fi budur, onunla kimi dilersem cezaland\u0131r\u0131r\u0131m, ona azab\u0131m\u0131 mutlaka ula\u015ft\u0131r\u0131r\u0131m, o da mutlaka isabet al\u0131r, ka\u00e7\u0131p kurtulamaz, rahmetim ise her \u015feyi kapsam\u0131 i\u00e7ine alm\u0131\u015ft\u0131r. D\u00fcnyada m\u00fcmin, k\u00e2fir, sorumlu, sorumsuz, hatta \u015fey ad\u0131n\u0131 alabilen her varl\u0131k ve her ne varsa hepsini kaplam\u0131\u015f, hepsini ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r, onlar\u0131n hepsine \u015f\u00e2mil olmu\u015ftur. \u0130lerde meydana gelecek ve varl\u0131k \u00e2leminde zuhur edecek olan \u015feylerin hepsine \u015f\u00e2mil olmak \u00fczere rahmetim her\u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. Rahmetimin \u00f6zelli\u011fi de budur. Hi\u00e7bir \u015fey yoktur ki, ilk varolu\u015fundan itibaren Allah&#8217;\u0131n rahmetinden nasibini almam\u0131\u015f olsun. Rahmetin ona dar gelece\u011fi, yetmiyece\u011fi ve yeti\u015fmeyece\u011fi hi\u00e7bir \u015fey yoktur. Onun rahmetinin d\u0131\u015f\u0131nda bir\u015fey tasavvur etmek dahi m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Ancak bunun b\u00f6yle olmas\u0131, her \u015feyin rahmetten e\u015fit pay almas\u0131 gerekti\u011fini ortaya koymaz. \u0130\u015fin ba\u015f\u0131nda oldu\u011fu gibi sonunda da ayn\u0131 rahmete mazhar olmas\u0131n\u0131 gerektirmez. Rahmeti her \u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015f oldu\u011fu halde, o her \u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015f ve kaplam\u0131\u015f olan rahmeti i\u00e7inden her kimi azab\u0131na u\u011fratmak isterse, ona azab\u0131n\u0131 isabet ettirir, h\u00fckm\u00fcne ve iradesine kimse m\u00fcdahele edemez, itiraz da edemez, azab\u0131 ayn\u0131yla isabet ve sevap olur. \u015eu halde ya bu azabda da o kimseler i\u00e7in bir rahmet vard\u0131r, veya o kimseler merhamete lay\u0131k olmaktan \u00e7\u0131km\u0131\u015flar, azaba hak kazanm\u0131\u015flard\u0131r. Has\u0131l\u0131 Allah&#8217;\u0131n rahmeti genel ve her \u015feyi kapsam\u0131na alan bir rahmettir. Yarat\u0131lm\u0131\u015f olup da bundan nasibini almam\u0131\u015f olan hi\u00e7bir \u015fey yoktur. Hatta bu s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere, \u0130blis bile \u00f6nceleri cennette ya\u015fam\u0131\u015f ve &#8220;bana m\u00fchlet ver&#8221; dile\u011fi dahi bir zaman i\u00e7in yerine getirilmi\u015ftir. Ancak bu genellikte ve geni\u015flikte zorunluluk yoktur: Gelecek a\u00e7\u0131s\u0131ndan herkes hakk\u0131nda s\u00f6z konusu rahmetin mutlaka devam etmesi mecburiyeti yoktur. \u0130l\u00e2h\u00ee irade ve murad gerektirince kim olursa olsun azab ile isabete u\u011frar, onunla m\u00fcptela k\u0131l\u0131n\u0131r.<\/p>\n<p>Burada \u015funlar\u0131 g\u00f6zden ka\u00e7\u0131rmamak gerekir:<\/p>\n<p>1- Azap ile ilgili beyanda gelecek zaman kipiyle &#8220;isabet ettirece\u011fim&#8221; buyuruldu\u011fu halde rahmet konusunda ge\u00e7mi\u015f zaman kullan\u0131larak &#8220;her\u015feyi kaplad\u0131&#8221; buyurulmas\u0131 g\u00f6sterir ki, rahmetin geni\u015fli\u011fi ba\u015flang\u0131\u00e7 a\u00e7\u0131s\u0131ndan, azap me\u015fiyyeti (dile\u011fi) de \u015fimdiki zaman veya gelecek zaman a\u00e7\u0131s\u0131ndan s\u00f6z konusudur. Demek ki rahmet i\u015fin asl\u0131d\u0131r, azap da ayr\u0131nt\u0131s\u0131d\u0131r. Yani aslolan rahmet, yarat\u0131c\u0131n\u0131n zat\u0131n\u0131n gere\u011fidir, azab ise kullar\u0131n durumlar\u0131 gere\u011fidir.<\/p>\n<p>2- Azab\u0131n il\u00e2h\u00ee istek ve iradeye ba\u011flanmas\u0131, rahmetin gelecek zamanda da yine ona ba\u011flanmas\u0131n\u0131 gerektirir. Madem ki, kimi dilerse onu cezaland\u0131racakt\u0131r, o halde rahmetini de kimi dilerse ona ihsan edecektir.<\/p>\n<p>3- &#8220;Azab\u0131m\u0131, kime dilersem ona isabet ettirece\u011fim.&#8221; kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131yla rahmetteki &#8220;rahmetim her\u015feyi kaplad\u0131&#8221; genel h\u00fckm\u00fcn\u00fc devam ve gelecek zaman bak\u0131m\u0131ndan da bir tahsis anlam\u0131 vard\u0131r. ilerde azab g\u00f6rmesi murad olunanlar ge\u00e7mi\u015f zaman kipinde &#8220;her\u015fey&#8221; kapsam\u0131 i\u00e7inde iken, sonra \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f oluyor, \u0130\u015fin ba\u015f\u0131nda rahmetin i\u00e7inde iken sonra azab\u0131n sahas\u0131na giriyor ve azaba d\u00fc\u00e7ar oluyor. Demek ki, il\u00e2h\u00ee rahmetin kapsam\u0131na girmeyen hi\u00e7bir \u015fey yok, lakin azab\u0131 tadan da olacak, tatmayan da.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Hz. Musa, &#8220;bize d\u00fcnyada da g\u00fczellik yaz, ahirette de&#8221; diye dua etmekle kendi kavmine d\u00fcnya ve ahiret hayat\u0131nda iyili\u011fin ve rahmetin zorunlu k\u0131l\u0131nmas\u0131n\u0131 ve b\u00f6ylece azap imkan ve ihtimalinin ortadan kalkmas\u0131n\u0131 talep etmi\u015f oldu\u011fundan, buna kar\u015f\u0131l\u0131k rahmet \u00fcmidi g\u00fc\u00e7lendirilmekle birlikte onun ahiret azab\u0131n\u0131n kald\u0131r\u0131lmas\u0131 yolundaki z\u0131mn\u00ee talebi, i\u015fin ba\u015f\u0131nda gayet a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde reddedilmi\u015f ve daha sonra k\u0131smen kabul edilerek \u015f\u00f6yle buyurulmu\u015ftur:<\/p>\n<p>Ben o rahmeti, (silinmez bir \u015fekilde yaz\u0131lmas\u0131n\u0131 istedi\u011fin o haseneyi ilerde) o kimselere yazaca\u011f\u0131m ki, onlar takva ehli olacaklar, her t\u00fcrl\u00fc vazifelerini yap\u0131p yerine getirdikleri halde isyandan ve \u015f\u00fcpheli \u015feylerden ka\u00e7\u0131p korunacaklar. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta olmasa bile sonu\u00e7ta elden geldi\u011fince korunacaklar, ve zekat\u0131 verecekler, bu ifadelerde Musa kavmine \u00e7ok \u00f6nemli sitemler ve tarizler vard\u0131r. Yani \u015fimdiki seninkiler gibi, takvay\u0131 ve zekat\u0131 \u00f6nemsiz g\u00f6rmeyecekler, onlar\u0131 umursamazl\u0131ktan gelmiyecekler, harislik ve cimrilik etmiyecekler, ve onlar\u0131n hepsi b\u00fct\u00fcn \u00e2yetlerimize kesintisiz iman edecekler. G\u00f6sterdi\u011fin bu b\u00fcy\u00fck mucizelerden sonra \u015fu seninkilerin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, ink\u00e2ra ve nank\u00f6rl\u00fc\u011fe sapmayacaklar &#8220;inand\u0131lar, sonra ink\u00e2r ettiler, sonra bir daha inand\u0131lar, sonra yine ink\u00e2r ettiler ve k\u00fcf\u00fcrde a\u015f\u0131r\u0131 gittiler&#8221; (Nis\u00e2, 4\/137) \u00e2yetinde buyuruldu\u011fu gibi zikzaklar\u0131 \u00e7izmeyecekler, o takva ehli m\u00fcttakiler, o ger\u00e7ek imanl\u0131lar kimlerdir bilir misin?<\/p>\n<p>157- \u0130\u015fte onlar o kimselerdir ki, o \u00fcmm\u00ee resul&#8217;e, o okumas\u0131 yazmas\u0131 olmayan \u00fcmm\u00ee Peygamber&#8217;e ba\u011flan\u0131p g\u00f6n\u00fcll\u00fc olarak ona uyacaklar. \u0130leride belli bir kitapla g\u00f6nderece\u011fimiz o b\u00fct\u00fcn kavimlerin m\u00fcjdecisine, okur yazar olmad\u0131\u011f\u0131 halde ba\u015ftan sona b\u00fct\u00fcn bilgileri g\u00f6\u011fs\u00fcnde toplay\u0131p, \u00fcmmetine her \u015feyi haber verecek olan o \u00fcmm\u00ee peygambere, b\u00f6yle ola\u011fan\u00fcst\u00fc \u00f6zellikler ta\u015f\u0131yan m\u00fcmtaz mucizelerin sahibi ahir zaman nebisine can u g\u00f6n\u00fclden uyup itaat edecekler, yani s\u00f6zde, i\u015fte ve inan\u00e7ta onun arkas\u0131ndan gidecekler.<\/p>\n<p>&#8220;\u00dcmm\u00ee&#8221;, ism-i mensubunda \u00fc\u00e7 t\u00fcrl\u00fc nisbet ihtimal dahilindedir:<\/p>\n<p>1- Ana anlam\u0131na olan &#8220;\u00dcmm&#8221; nisbetidir ki, sanki &#8220;anas\u0131ndan do\u011fdu\u011fu hal \u00fczere kalm\u0131\u015f&#8221;, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndaki safiyet ve f\u0131trat hi\u00e7 de\u011fi\u015fmeden oldu\u011fu gibi durumunu korumu\u015f, sonradan yeni yeni de\u011fi\u015fikliklere u\u011framam\u0131\u015f ve hi\u00e7bir \u015fekilde bozulmam\u0131\u015f anlam\u0131n\u0131 ifade eder.<\/p>\n<p>2- \u00dcmmete mensub olmak, yani Arap \u00dcmmeti&#8217;ne mensup olmak demek olur ki, &#8220;Biz hesap ve yaz\u0131 bilmeyen bir \u00fcmmetiz.&#8221; ifadesi uyar\u0131nca Araplar asl\u0131nda hesap kitap bilmez bir kavim olmakla tan\u0131n\u0131yor idiler.<\/p>\n<p>3- \u00dcmm\u00fcl-kura&#8217;ya mensup, yani Mekke&#8217;li demektir. Ve bu \u00fc\u00e7 nisbenin \u00fc\u00e7\u00fcnde de &#8220;\u00fcmm\u00ee&#8221; okuyup yazmaya u\u011fra\u015fmam\u0131\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen bir vas\u0131ft\u0131r, bir \u00f6zelliktir. \u00dcmm\u00eelik s\u0131radan insanlar hakk\u0131nda kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman genelde ilim eksikli\u011fini ifade eden bir noksanl\u0131k s\u0131fat\u0131 iken, yani bir \u00fcmm\u00eenin okuyup yazanlardan daha bilgili olmas\u0131 Allah taraf\u0131ndan ola\u011fan durumun aksine olarak, \u00e7al\u0131\u015f\u0131p \u00e7aba g\u00f6stermeden il\u00e2h\u00ee bilgilerle donat\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 ve vehb\u00ee ilimlere sahip olmas\u0131 peygamber i\u00e7in f\u0131trat y\u00fcceli\u011fine delalet eder. \u0130lm\u00ee y\u00fcceli\u011fi ve kem\u00e2li, okuyup yazanlar\u0131 aciz b\u0131rakan bir peygamber hakk\u0131nda &#8220;\u00fcmm\u00ee&#8221;lik, her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcpheyi ortadan kald\u0131ran ve onun do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;tan g\u00f6nderildi\u011fini her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcpheden ar\u0131nm\u0131\u015f olarak ispat eden harikulade bir \u00fcst\u00fcn \u00f6zelliktir, yani ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir mucizedir. Bu bak\u0131mdan &#8220;o resul, o \u00fcmm\u00ee neb\u00ee&#8221; vasf\u0131yla an\u0131lmas\u0131, &#8220;o risaleti ve n\u00fcb\u00fcvveti a\u00e7\u0131k olan mucize sahibi peygamber&#8221; demekten daha a\u00e7\u0131k se\u00e7ik bir belagat \u00f6rne\u011fidir. Nitekim T\u00fcrk \u015eairi Fuz\u00fbl\u00ee, bunu \u015fu beytiyle dile getirmi\u015ftir:<\/p>\n<p>B\u00e2ki mucizler ne hacet vasf-\u0131 hak isbat\u0131na,<\/p>\n<p>C\u00e2hil iken el, senin ilmin yeter b\u00fcrhan sana.<\/p>\n<p>O Resul, o \u00fcmm\u00ee Neb\u00ee ki, onu onlar, (yani, ey Musa, senin kavminden onun zaman\u0131nda gelecek olanlar,) yanlar\u0131ndaki Tevrat ve \u0130ncil&#8217;de onu yaz\u0131l\u0131 olarak bulacaklar, ismiyle ve vas\u0131flar\u0131yla onun o oldu\u011funda vicdanlar\u0131 \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fmeyecek, &#8220;onu kendi o\u011fullar\u0131n\u0131 tan\u0131r gibi tan\u0131yacaklar&#8221; (Bakara 2\/146. Ayr\u0131ca Bakara, 2\/133. \u00e2yetin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Cenab-\u0131 Hak, Hz. Musa&#8217;ya m\u00eekatte ve Tevrat&#8217;ta \u00e2lemlere rahmet olan son peygamberi bildirmi\u015f ve istenilen rahmet ve iyili\u011fin onun \u00fcmmeti i\u00e7in yaz\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 vaad ederek, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan ona yeti\u015feceklerin ona iman etmelerini ve uymalar\u0131n\u0131 b\u00f6ylece te\u015fvik ve ter\u011fip etmi\u015ftir. Tevrat&#8217;tan sonra ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan \u00f6nce \u0130ncil&#8217;in gelece\u011fini dahi b\u00f6ylece vahiy yoluyla haber verip a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Tevrat&#8217;ta Mesih ve \u0130ncil, Tevrat ve \u0130ncil&#8217;de peygamberlerin sonuncusu olan rahmet nebisi Hz. Muhammed Mustafa ile Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Ker\u00eem, ismen olmasa bile vas\u0131flar\u0131yla ve \u00f6zellikleriyle yaz\u0131l\u0131 idi ve yer almaktayd\u0131. Hz. Muhammed peygamber olarak g\u00f6nderildi\u011fi s\u0131rada Tevrat&#8217;\u0131 ve \u0130ncil&#8217;i hakkiyle okuyup anlayan kitap ehli, Hz. Musa&#8217;n\u0131n duada istedi\u011fi rahmet ve haseneye kavminin ancak Hz. Muhammed&#8217;e uymak sayesinde nail olabileceklerini ellerindeki kitaplar\u0131nda yaz\u0131l\u0131 olarak buluyorlard\u0131. &#8220;Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu hakkiyle okuyorlar ve ona iman ediyorlar&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/121).<\/p>\n<p>O \u00dcmm\u00ee Neb\u00ee onlara marufu, hakk\u0131 ve adaleti, akl\u0131n ve naklin g\u00fczel g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc hay\u0131rl\u0131 \u015feyleri ki \u00f6zeti Allah&#8217;\u0131n emrine sayg\u0131, yaratt\u0131klar\u0131na da sevgi ve \u015fefkattir o i\u015fte bunu emredecek, ve onlar\u0131 m\u00fcnkerden, (ink\u00e2r edilmesi ve sak\u0131n\u0131lmas\u0131 gereken \u00e7irkin \u015feylerden) nehyeyleyecek ki, takvan\u0131n \u00f6z\u00fc de bu y\u00fcce hasletlerin i\u00e7indedir. \u0130yili\u011fi emretmek, rahmeti gerektirir, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten yasaklamak da azab sebeplerini ortadan kald\u0131rmaya vesile olur. Ve onlara b\u00fct\u00fcn o tayyibat\u0131, (g\u00fczel ve ho\u015f olan \u015feyleri) hel\u00e2l k\u0131larak &#8220;Yahudilerden haks\u0131zl\u0131k edenlerin zulm\u00fc y\u00fcz\u00fcnden kendilerine, daha \u00f6nce hel\u00e2l k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olan g\u00fczel \u015feyleri de haram k\u0131ld\u0131k.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/160) \u00e2yeti uyar\u0131nca, Ey Musa, senin kavmine haram k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olan g\u00fczel, ho\u015f ve temiz nimetlerin hepsini, onlara hel\u00e2l ve me\u015fru k\u0131lacak. &#8220;Allah&#8217;\u0131n size helal k\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu g\u00fczel \u015feyleri haram k\u0131lmay\u0131n\u0131z!&#8221; (M\u00e2ide 5\/87), &#8220;Yerdeki g\u00fczel \u015feylerden hel\u00e2l ve ho\u015f olarak yiyiniz!&#8221; (Bakara 2\/168), &#8220;Kendilerine nelerin helal k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 sana sorarlar. De ki, size b\u00fct\u00fcn g\u00fczel \u015feyler hel\u00e2l k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (M\u00e2ide 5\/4) ve &#8220;De ki, Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 i\u00e7in ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 zineti, temiz ve ho\u015f yiyecekleri kim haram k\u0131lm\u0131\u015f?&#8230;&#8221; (\u00c2r\u00e2f, 7\/32) \u00e2yetlerinde m\u00fcjdelenen bu h\u00fck\u00fcmler tek tek yaz\u0131l\u0131p o kitapta yer alacak, ger\u00e7ekten de temiz ve lezzetli olan hi\u00e7bir \u015fey, i\u00e7ine bir murdarl\u0131k kar\u0131\u015fmad\u0131k\u00e7a o \u00fcmmete haram olmayacak, israf edilmedik\u00e7e yarat\u0131l\u0131\u015ftan ho\u015f ve lezzetli olan \u015feyleri yemek ve i\u00e7mek g\u00fcnah say\u0131lmayacak ve bunlar azap sebebi olmayacak. Ve b\u00fct\u00fcn habis olan \u015feyleri \u00fczerlerine haram k\u0131lacak, gerek le\u015f, gerek kan, domuz eti, \u015farap v.s. gibi maddi murdarl\u0131k ile gerek kumar, faiz, r\u00fc\u015fvet ve sahtek\u00e2rl\u0131k gibi ba\u015fkalar\u0131n\u0131n hakk\u0131 olan manev\u00ee anlamda murdarl\u0131k ile murdar olmu\u015f bulunan \u015feylerin hepsini haram ve gayr-i me\u015fru k\u0131lacak. Zira murdarl\u0131\u011f\u0131n her \u00e7e\u015fidi yarat\u0131l\u0131\u015ftan azab sebebi oldu\u011fundan, Allah&#8217;\u0131n rahmetini kazanmak ancak bunlardan ka\u00e7\u0131nmakla m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr, bunlardan ka\u00e7\u0131nmaya ba\u011fl\u0131d\u0131r. Herhangi bir cihetten bir murdarl\u0131\u011f\u0131 bulunmayan ger\u00e7ek bir g\u00fczel nimetin hi\u00e7biri haram k\u0131l\u0131nmam\u0131\u015f olmak ve haram k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olan \u015feylerin de mutlaka bir a\u00e7\u0131dan murdarl\u0131\u011f\u0131 bulunmak ne b\u00fcy\u00fck rahmet ve b\u00f6yle bir hayat ne kadar \u015f\u00fckre lay\u0131k bir g\u00fczel hayatt\u0131r. Bunlardan ba\u015fka \u0131srarlar\u0131n\u0131, (a\u011f\u0131r y\u00fcklerini) ve \u00fczerlerinde bulunan ba\u011flar\u0131, tomruklar\u0131 s\u0131rtlar\u0131ndan atacak, o zamana kadar &#8220;\u00d6yleyse haydi nefsinizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcn bakal\u0131m.&#8221; (Bakara, 2\/54) gibi m\u00fckellef bulunduklar\u0131 ve alt\u0131nda ezile geldikleri a\u011f\u0131r m\u00fckellefiyetleri neshedecek, k\u00fclfetsiz, harecsiz, kolayl\u0131k ve m\u00fcsamaha \u00fczerine kurulu bir \u015feriat getirecek. Velhas\u0131l \u015fimdi senin kavmin i\u00e7in istedi\u011fin rahmet ve iyilik ancak o zaman bu \u015fekilde yaz\u0131lm\u0131\u015f olacakt\u0131r. \u015eu halde o \u00fcmm\u00ee neb\u00eeye, (yaln\u0131zca senin kavminden de\u011fil, hangi kavimden olursa olsun, b\u00fct\u00fcn) iman edenler ve onu d\u00fc\u015fmanlar\u0131na kar\u015f\u0131 m\u00fcdafaa ile y\u00fcceltenler ve ona yard\u0131mc\u0131 olanlar, dini yaymak ve onun emirlerini uygulamak i\u00e7in hizmeti ve yard\u0131m\u0131 g\u00f6rev edinenler, ve onunla beraber indirilmi\u015f bulunan o nura uyup arkas\u0131ndan gidenler, yani hem onun peygamberli\u011fiyle birlikte getirdi\u011fi Kur&#8217;\u00e2n nuruna, hem s\u00fcnnet ve siretine, emrine ve nehyine cidden uyup arkas\u0131ndan giden ve bu vas\u0131flarla ona ger\u00e7ek birer ashab ve etb\u00e2\u0131 olanlar i\u015fte ey Musa, onlar ve ancak onlard\u0131r felah bulanlar. Yani, ancak o \u00fcmm\u00ee neb\u00eenin b\u00fct\u00fcn bu evsaf ile vas\u0131flanm\u0131\u015f olan ashab ve etba&#8217;\u0131d\u0131r ki, o senin haklar\u0131nda yaz\u0131lmas\u0131n\u0131 istedi\u011fini rahmete, o d\u00fcnya ve ahiret iyili\u011fine kesinlikle erecek ve azabdan b\u00fct\u00fcn\u00fcyle kurtulacaklard\u0131r. O rahmet, o hasene, o felah \u015fimdi bilhassa sizin i\u00e7in de\u011fil, ileride genellikle b\u00fct\u00fcn kavimlerin ve b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n girmesine uygun d\u00fc\u015fen, bu \u00f6zellik ve bu \u015fartlar ile bir umum\u00ee rahmet olmak \u00fczere onlar i\u00e7in yaz\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Rabb&#8217;i, Musa&#8217;n\u0131n o duas\u0131na Bakara S\u00fbresi&#8217;nin giri\u015finde de k\u0131saca yer alan bu cevab\u0131 verdi. Nitekim En&#8217;\u00e2m s\u00fbresinde de &#8220;O, kendi nefsinde rahmeti yazd\u0131, muhakkak ki sizi k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde bir araya toplayacakt\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m 6\/12) buyurdu. Demek ki, Hz. Muhammed&#8217;in (s.a.v.) peygamberli\u011fine kadar &#8220;rahmetim her \u015feyi ku\u015fatt\u0131&#8221; \u00f6nermesi ile &#8220;azab\u0131m\u0131 diledi\u011fime isabet ettiririm&#8221; \u00f6nermesi kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 denge halinde duran belli bir vakte kadar da h\u00fckm\u00fcn\u00fc y\u00fcr\u00fcten ge\u00e7ici bir durum idi. Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finden itibaren ona iman ve ittiba \u015fartiyle zorunlu ve genel bir kural oldu. Yani rahmet \u00f6nermesi ile azab \u00f6nermesi birbirinden ayr\u0131larak b\u00fct\u00fcn be\u015feriyet i\u00e7in d\u00fcnyev\u00ee ve uhrev\u00ee rahmetin yollar\u0131n\u0131, \u015fart ve gereklerini b\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131yla ve kesinli\u011fiyle g\u00f6sterecek ve azabdan ebediyyen kurtulmay\u0131 sa\u011flayacak bir tevhid dini, bir um\u00fbm\u00ee \u015feriat yaz\u0131ld\u0131, kararla\u015ft\u0131r\u0131l\u0131p tespit edildi. Ve buna uymak, yaln\u0131zca rahmeti elde etmenin imkanlar\u0131n\u0131 getirmedi, ayn\u0131 zamanda azab ihtimalinin \u00f6n\u00fcn\u00fc kesen v\u00fccub-i rahmetin de \u015fart\u0131 oldu. Binaenaleyh bu \u00f6zellikleri ta\u015f\u0131mayanlar hakk\u0131nda rahmetin m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 ve onlardan rahmetin b\u00fcsb\u00fct\u00fcn kesilmi\u015f oldu\u011fu s\u00f6ylenemez. Bir k\u0131sm\u0131 i\u00e7in azab isabeti muhakkakt\u0131r, di\u011fer bir k\u0131sm\u0131 i\u00e7in de \u00f6zel bir rahmet ihtimal dahilindedir. &#8220;De ki, ey kendi kendilerine yaz\u0131k etmi\u015f olan kullar\u0131m, Allah&#8217;\u0131n rahmetinden \u00fcmit kesmeyiniz! (Z\u00fcmer 39\/53) buyurulmu\u015ftur. Musa aleyhisselam, bu v\u00fccub-i rahmet \u015feriat\u0131n\u0131 o tevbe m\u00eekat\u0131nda \u00f6zellikle kendisi ve kavmi i\u00e7in istemi\u015fti. Allah Te\u00e2l\u00e2 da bunun ancak b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011fa g\u00f6nderilecek ahir zaman peygamberinin peygamberli\u011fine ve onun \u015feriat\u0131na uymaya ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu buyurmak suretiyle bu m\u00fcjdeyi umuma mahsus olarak vaad buyurdu. \u0130\u015fte Musa k\u0131ssas\u0131n\u0131n sonu\u00e7ta d\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131p vard\u0131\u011f\u0131 nokta, bu rahmet \u015feriat\u0131n\u0131n ve ahir zaman nebisinin ileride gelece\u011fi meselesidir. Yukar\u0131dan beri anlat\u0131lan di\u011fer peygamber k\u0131ssalar\u0131n\u0131n da esas maksad\u0131, ve son hedefi budur. Ve i\u015fte bu alt\u0131 peygamber k\u0131ssas\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131nda ge\u00e7en &#8220;Rabbiniz o Allah&#8217;t\u0131r ki, g\u00f6kleri ve yeri alt\u0131 g\u00fcnde yaratt\u0131, sonra ar\u015f\u0131 istiv\u00e2 etti, h\u00fckm\u00fc alt\u0131na ald\u0131.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/54) \u00e2yetindeki il\u00e2h\u00ee istiv\u00e2n\u0131n bu olu\u015fumda bir tecellisi vard\u0131r. &#8220;Muhakkak ki, zaman, Allah&#8217;\u0131n g\u00f6kleri ve yeri yaratt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnk\u00fc \u015fekliyle d\u00f6n\u00fcp dola\u015fmaktad\u0131r.&#8221; hadisi \u015ferifi gere\u011fince. Hz. Muhammed&#8217;in zaman\u0131ndan itibaren zaman, ge\u00e7mi\u015f zamanlardaki ak\u0131\u015f\u0131na bir son veriyor ve rahm\u00e2n\u00ee bir istiv\u00e2 ile yepyeni bir tarih devri a\u00e7\u0131l\u0131yor ki, ge\u00e7mi\u015f zamanlar\u0131n ilkel harikalar\u0131 ve ufak tefek \u015feriatlar\u0131 bu dinde b\u00fcy\u00fck, dengeli ve ahenkli bir genel d\u00fczen haline girecek, &#8220;kendilerine nimet verdi\u011fin, ihsanda bulundu\u011fun kullar\u0131n yolu&#8230;&#8221; her \u015feyden \u00f6nce herkese a\u00e7\u0131k olan bu ana cadde ile herkes ve her kavim i\u00e7in kesin bir rahmete ve kurtulu\u015fa y\u00fcr\u00fcmek imk\u00e2n\u0131 has\u0131l olacakt\u0131r. \u0130\u015fte Tevrat ve \u0130ncil&#8217;in i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 o a\u00e7\u0131klama ve o vaad kar\u015f\u0131s\u0131nda Hz. Musa&#8217;n\u0131n bir genel Resul, yani b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011fa g\u00f6nderilmi\u015f bir peygamber olmad\u0131\u011f\u0131 ve \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131, ahir zamanda gelecek peygamberi tan\u0131maya sevk ve te\u015fvik etti\u011fi ne kadar a\u00e7\u0131k olarak ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor. Bundan dolay\u0131, Musa k\u0131ssas\u0131n\u0131n bu noktas\u0131nda a\u00e7\u0131k ve kesin bir rahmet vaadi ile, \u00e2lemlere rahmet olan Hatem\u00fc&#8217;l-enbiya&#8217;ya, b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011fa peygamber olarak g\u00f6nderildi\u011fini ilan etmesi emrediliyor ve buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Ya Muhammed!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>158- De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah&#8217;\u0131n resul\u00fcy\u00fcm. O Allah ki, g\u00f6klerin ve yerin b\u00fct\u00fcn m\u00fclk\u00fc O&#8217;nundur. O&#8217;ndan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur. \u00d6ld\u00fcren de, dirilten de O&#8217;dur. Bundan dolay\u0131 gelin, Allah&#8217;a ve resul\u00fcne iman edin. Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn kel\u00e2mlar\u0131na iman etmi\u015f bulunan o \u00fcmm\u00ee peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz.<\/p>\n<p>158- Ya Muhammed de ki; ey insanlar! Ey n\u00e2s ad\u0131 alt\u0131nda toplanm\u0131\u015f olan b\u00fct\u00fcn be\u015fer cemaati, muhakkak ki ben size, sizin hepinize Allah&#8217;\u0131n resul\u00fcy\u00fcm, yani di\u011fer peygamberler gibi, yaln\u0131z kendi kavmime mahsus bir risalet ve \u015feriatle de\u011fil, genel peygamberlik ile hepinize, insanlara ve cinlere g\u00f6nderilmi\u015f peygamberim. Tebli\u011f edece\u011fim il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmler,, sadece bir kavmin kurtulu\u015f ve saadetine de\u011fil, hepinizin ve dolay\u0131s\u0131yla b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n iyili\u011fine ve yarar\u0131nad\u0131r. Ben \u00f6yle bir Allah&#8217;\u0131n peygamberiyim ki, g\u00f6klerin ve yerin m\u00fclk\u00fc ve h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131 O&#8217;nundur. O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h yoktur, hakikatte il\u00e2h ancak O&#8217;dur, O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131na tap\u0131nmak bat\u0131ld\u0131r, ge\u00e7ersizdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc hem can verir, hem can al\u0131r. Hayat da O&#8217;nun elindedir, \u00f6l\u00fcm de. Diriye de O hakimdir, \u00f6l\u00fcye de. O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fc yoktur. B\u00fct\u00fcn korku ve \u00fcmitlerin tek kayna\u011f\u0131 olup tap\u0131lmaya ve ibadet edilmeye lay\u0131k olan ancak O&#8217;dur. \u015eu halde Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n o \u00fcmm\u00ee nebisi olan peygamberine, yani Tevrat ve \u0130ncil&#8217;de yaz\u0131l\u0131 oldu\u011fu gibi, ashab ve uyanlar\u0131na rahmet ve kesin kurtulu\u015f vaad edilmi\u015f bulunan Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn kelimelerine, kel\u00e2mlar\u0131na, kitaplar\u0131na, \u00e2yetlerine ve mucizelerine iman eden yani davetini her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fctten uzak, tam bir inan\u00e7la yapan resul\u00fcne iman ediniz ve ona can u g\u00f6n\u00fclden uyunuz ki, hidayete erebilesiniz. Yaz\u0131lm\u0131\u015f olan o rahmet ve kurtulu\u015f yolunu dosdo\u011fru tutmu\u015f olas\u0131n\u0131z. Art\u0131k yahudilerin, &#8220;Muhammed aleyhisselam kendi kavmi olan Arab&#8217;a g\u00f6nderilmi\u015f bir peygamberdir, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na ve di\u011fer kavimlere g\u00f6nderilmi\u015f bir genel peygamber de\u011fildir, \u0130ncil&#8217;in de asl\u0131 yoktur, genel peygamber ancak Musa&#8217;d\u0131r, demeleri asl\u0131nda Musa&#8217;y\u0131 tan\u0131mamakt\u0131r. Onlar\u0131n bu tutumlar\u0131 Tevrat&#8217;\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 tahrif ve tekzip etmekten ibaret bir zul\u00fcm ve \u00f6tedenberi huy edinegeldikleri bir haks\u0131zl\u0131ktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bununla beraber:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>159- Musa&#8217;n\u0131n kavminden do\u011fru yolu g\u00f6steren ve do\u011frulukla adalet yapan bir topluluk da vard\u0131.<\/p>\n<p>160- Biz onlar\u0131 oniki kabileye, o kadar \u00fcmmete ay\u0131rd\u0131k. Ve kavmi kendisinden su istedi\u011fi zaman Musa&#8217;ya, elindeki as\u00e2 ile ta\u015fa vur, diye vahyettik, vurunca hemen o ta\u015ftan oniki p\u0131nar akmaya ba\u015flad\u0131. Halk\u0131n her biri su alaca\u011f\u0131 yeri iyice \u00f6\u011frendi. Bulutu da \u00fczerlerine g\u00f6nderdik, g\u00f6lgeledik. Onlara kudret helvas\u0131 ve b\u0131ld\u0131rc\u0131n indirdik. Size r\u0131z\u0131k olarak ihsan etti\u011fimiz nimetlerin temizinden yiyiniz, dedik. Onlar zulm\u00fc bize yapmad\u0131lar, lakin kendi kendilerine zulmediyorlard\u0131.<\/p>\n<p>161- Ve o vakit onlara denilmi\u015fti ki; \u015eu \u015fehre yerle\u015fin ve orada diledi\u011finiz \u015feylerden yiyin, &#8220;hitta&#8221; (g\u00fcnahlar\u0131m\u0131z\u0131 ba\u011f\u0131\u015fla.) deyin ve secde ederek kap\u0131s\u0131ndan girin ki, su\u00e7lar\u0131n\u0131z\u0131 ba\u011f\u0131\u015flayal\u0131m. \u0130yilere nimetlerimizi daha da artt\u0131raca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>162- \u0130\u00e7lerinden bir k\u0131s\u0131m zalimler, s\u00f6z\u00fc de\u011fi\u015ftirdiler, kendilerine s\u00f6ylenenden ba\u015fka \u015fekle soktular. Zulm\u00fc al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirdikleri i\u00e7in biz de \u00fczerlerine g\u00f6kten azap ya\u011fd\u0131rd\u0131k.<\/p>\n<p>163- Bir de onlara, o deniz k\u0131y\u0131s\u0131ndaki \u015fehrin ba\u015f\u0131na gelenleri sor. O s\u0131rada onlar cumartesi yasa\u011f\u0131na riayet etmiyorlard\u0131. Cumartesi g\u00fcn\u00fc bal\u0131klar ak\u0131n ak\u0131n geliyorlard\u0131, yasak olmad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn gelmiyorlard\u0131. Yoldan \u00e7\u0131k\u0131p sap\u0131kl\u0131k yapt\u0131klar\u0131 i\u00e7in biz de onlar\u0131 i\u015fte b\u00f6yle s\u0131n\u0131yorduk.<\/p>\n<p>164- \u0130\u00e7lerinden bir topluluk, &#8220;Allah&#8217;\u0131n hel\u00e2k edece\u011fi, ya da \u00e7etin bir azapla cezaland\u0131raca\u011f\u0131 bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz&#8221; dedi\u011fi vakit, o uyar\u0131da bulunanlar dediler ki; &#8220;Rabbiniz taraf\u0131ndan mazur g\u00f6r\u00fclmemiz i\u00e7in, bir de belki g\u00fcnahlardan sak\u0131n\u0131rlar diye.&#8221;<\/p>\n<p>165- Onlar yap\u0131lan bunca nasihat\u0131 unuttuklar\u0131 zaman, o k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nd\u0131ranlar\u0131 kurtard\u0131k, o zalimleri de fena hareketlerinden dolay\u0131 \u015fiddetli bir azaba u\u011fratt\u0131k.<\/p>\n<p>166- B\u00f6ylece onlar kibre kap\u0131l\u0131p yasak k\u0131l\u0131nan \u015feylerden vazge\u00e7meyince, biz de onlara, hor ve zelil maymunlar olun, dedik.<\/p>\n<p>167- O Vakit Rabbin i\u015fte \u015fu ahdi ilan edip bildirdi ki: K\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne kadar onlara en k\u00f6t\u00fc muameleyi yapacak olan kimseleri ba\u015flar\u0131na g\u00f6nderecektir. Muhakkak ki, Rabbin h\u0131zla cezaland\u0131rand\u0131r ve yine muhakkak ki O, \u00e7ok affedici, \u00e7ok merhametlidir.<\/p>\n<p>168- Ve onlar\u0131 yery\u00fcz\u00fcnde bir\u00e7ok \u00fcmmetlere ay\u0131rd\u0131k. \u0130\u00e7lerinde iyi olanlar\u0131 da vard\u0131, olmayanlar\u0131 da. Onlar\u0131 biz, bazan nimetlerle, bazan da musibetlerle imtihana \u00e7ektik. Sonunda belki hakka d\u00f6nerler diye.<\/p>\n<p>169- Derken kitab\u0131 (Tevrat&#8217;\u0131) miras alan bozuk bir nesil bunlar\u0131n yerini ald\u0131. Bize nas\u0131l olsa ma\u011ffiret edilecek diyerek, \u015fu al\u00e7ak d\u00fcnya mal\u0131n\u0131 al\u0131yorlar, yine onun gibi bir mal ve r\u00fc\u015fvet gelse onu da al\u0131rlar. Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 haktan ba\u015fka bir \u015fey s\u00f6ylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitab\u0131n h\u00fckm\u00fc \u00fczere misak al\u0131nmam\u0131\u015f m\u0131yd\u0131? Ve onun i\u00e7indekileri okuyup \u00f6\u011frenmemi\u015fler miydi? Oysa ahiret yurdu Allah&#8217;tan korkanlar i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. H\u00e2l\u00e2 akl\u0131n\u0131z\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131za almayacak m\u0131s\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>170- Kitaba sar\u0131lanlara ve namaz\u0131 k\u0131lmaya devam edenlere gelince, biz o iyilerin ecrini hi\u00e7bir zaman yitirmeyiz.<\/p>\n<p>159- Musa kavminden bir \u00fcmmet, (\u00fcst\u00fcn bir cemaat) var d\u0131 ki, hakk\u0131 g\u00f6zeterek hidayet ederler, halk\u0131 ir\u015fad ederek do\u011fru yola iletirlerdi, ve hakk\u0131 g\u00f6zeterek adaletle h\u00fckmederlerdi, adaleti yerine getirirlerdi. Bunlar\u0131n kimler oldu\u011fu hakk\u0131nda muhtelif rivayetler vard\u0131r. Fakat \u00e2yetten a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan \u015fudur ki, ilk zamanlarda Musa kavmi i\u00e7indeki Peygamberler ve onlara uyan adil h\u00fck\u00fcmdarlar, hakk\u0131 ve hukuku g\u00f6zeten rabbaniler, hahamlar ve y\u00f6neticiler, bir de halk aras\u0131ndan bunlara uyan bir k\u0131s\u0131m iyi insanlar ki, daha sonra son peygambere iman edenler bu iyilerin halefleridir. \u015eu halde Musa kavminin hepsi, yukar\u0131da k\u00f6t\u00fc halleri bildirilenler gibi haks\u0131z ve zalim insanlar de\u011fildiler. \u00c7e\u015fitli boylara, de\u011fi\u015fik \u00fcmmet ve cemaatlere ayr\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>160-\u00d6nce Biz, onlar\u0131 sibt sibt oniki boya, oniki \u00fcmmete ay\u0131rm\u0131\u015ft\u0131k ki, boylardan her biri bir \u00fcmmet halinde bir nakib ile idare olunuyorlard\u0131. Bunlar\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fc Musa&#8217;n\u0131n idaresinde bulunmakla beraber, kendi \u00f6zel i\u015flerinde ayr\u0131 ayr\u0131 birer cemaat halindeydiler. Ve kavmi Musa&#8217;ya istiska i\u00e7in yani, ya\u011fmur duas\u0131 i\u00e7in m\u00fcracaat etti\u011fi Bakara S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;Musa da kavmi i\u00e7in su istedi\u011fi&#8221; (Bakara, 2\/60) zaman, kendisine \u015f\u00f6yle vahyetmi\u015ftik: as\u00e2n ile ta\u015fa vur! vurunca, ta\u015ftan oniki p\u0131nar s\u0131zd\u0131, derken f\u0131\u015fk\u0131rmaya ba\u015flad\u0131. Nitekim Bakara S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;f\u0131\u015fk\u0131rd\u0131&#8221; (2\/60) buyurulmu\u015ftur. B\u00f6ylece halk\u0131n her bir kesimi, su i\u00e7ecekleri yeri kesinkes bildi. Her bir boy, kendilerine mahsus bir p\u0131nara, \u00f6zel bir su kayna\u011f\u0131na, bir nimete kavu\u015fmu\u015f oldu. Bildiler ki, daima ve \u00f6zellikle su i\u00e7mek i\u00e7in yaln\u0131z ya\u011fmur duas\u0131 yeterli de\u011fil, ta\u015flar\u0131 k\u0131r\u0131p p\u0131narlar, kaynaklar bulup \u00e7\u0131karmak ve yapmak da laz\u0131md\u0131r. As\u0131l su i\u00e7ilecek yerler b\u00f6yle kaynaklar ve p\u0131narlard\u0131r. Ve bildiler ki, Allah kuru ta\u015flardan b\u00f6yle p\u0131narlar ak\u0131tmaya da k\u00e2dirdir. Bunun i\u00e7in \u00fcmmet denilen y\u00f6neticiler iyi y\u00f6netici olmal\u0131 ve ba\u015f\u0131nda da iyi bir ba\u015fkan bulunmal\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte Musa kavminin oniki \u00fcmmete ayr\u0131lmas\u0131 ve ayn\u0131 zamanda hepsinin ba\u015f\u0131nda Musa&#8217;n\u0131n bulunmas\u0131, herbirinin ayn\u0131 yerden \u00e7\u0131kan ayr\u0131 ayr\u0131 p\u0131narlara ve b\u00f6yle \u00f6zel nimetlere ermesiyle ilgilidir. Hepsi ayn\u0131 k\u00f6kten geliyordu, ama hepsinin me\u015frebi bir de\u011fildi. Bundan ba\u015fka \u00fcstlerine bulutu g\u00f6lgelik yapm\u0131\u015ft\u0131k. \u00d6yle ki, Tih sahras\u0131nda gittikleri yere birlikte gidiyor, durduklar\u0131 yerde duruyordu. \u00dczerlerine menn ve selva, (yani kudret helvas\u0131 ve b\u0131ld\u0131rc\u0131n) indirmi\u015ftik, size verdi\u011fimiz r\u0131z\u0131klar\u0131n en iyisinden, en ho\u015fa gideninden yiyiniz, demi\u015ftik. \u0130\u015fte bunlar asl\u0131nda anla\u015fmazl\u0131\u011fa yatk\u0131n idiler, T\u00eeh sahras\u0131nda hayretle dola\u015f\u0131p duruyorlarken, beyinlerindeki herc\u00fc merce, haset ve didi\u015fmeye engel olacak ve bununla beraber onlar\u0131n \u00f6zelliklerini b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yok etmeyecek bir taksim \u015fekli ve bir te\u015fkilat ile oniki \u00fcmmet halinde bir kavim olarak Musa&#8217;n\u0131n y\u00f6netimi ve peygamberli\u011fi alt\u0131nda birle\u015ftirilmi\u015f ve bu suretle hem \u00f6zel, hem genel nimetlerle ihsana u\u011fram\u0131\u015f idiler. B\u00f6yleyken \u00e7oklar\u0131 nank\u00f6rl\u00fck ettiler. ve buna kar\u015f\u0131 zul\u00fcm ve nank\u00f6rl\u00fck edenler bize de\u011fil, ve l\u00e2kin kendilerine zulmeyliyor, kendilerine yaz\u0131k ediyorlard\u0131. \u015eu halde bundan b\u00f6yle de haks\u0131zl\u0131k ederlerse yine \u00f6yledir. Nitekim:<\/p>\n<p>161- Ey Resul\u00fcm! O vakti de onlara hat\u0131rlat ki, hani bir zamanlar kendilerine, \u015fu karyede sakin olun denilmi\u015fti&#8230;<\/p>\n<p>Bakara S\u00fbresi&#8217;nde bu k\u0131ssa, &#8220;giriniz!&#8221; emriyle (2\/58) giri\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015f idi. Burada ise &#8220;sakin olunuz!&#8221; emriyle iskan ve ikamet a\u00e7\u0131s\u0131ndan hat\u0131rlat\u0131l\u0131yor ki, ayn\u0131 k\u0131ssay\u0131 bir ba\u015fka bak\u0131mdan ele almak gerekti\u011fini de ihtard\u0131r. Bundan dolay\u0131 da tekrar de\u011fildir, ayr\u0131ca bir ba\u015fka a\u00e7\u0131dan d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekti\u011fini de belirtmedir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da m\u00fckerrer gibi san\u0131lan k\u0131ssalar\u0131n ve \u00e2yetlerin hepsinin b\u00f6yle bir\u00e7ok \u00f6zel y\u00f6nleri ve durumlar\u0131 bulunmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>162- Sonra i\u00e7lerinden bir k\u0131s\u0131m zalimler, kendilerine s\u00f6ylenen s\u00f6zleri, ba\u015fka bir s\u00f6ze tebdil ettiler, de\u011fi\u015ftirdiler. Mesela onlara &#8220;h\u0131tta&#8221; deyiniz, yani orada y\u00fck\u00fcn\u00fcz\u00fc y\u0131k\u0131p, ik\u00e2met ediniz, Allah&#8217;tan ba\u011f\u0131\u015flanma dileyiniz, denildi\u011fi halde, sanki &#8220;h\u0131nta&#8221; yani, bu\u011fday deyiniz, denilmi\u015f gibi diye ba\u011f\u0131rmaya ba\u015flad\u0131lar ve Tevrat&#8217;\u0131 b\u00f6yle tahrif ettiler. L\u00e2kin bunu yapanlar o zalimler g\u00fcruhu idi. Zalimler, o kavmin hepsi de\u011fildi, fakat i\u00e7lerinden \u00e7o\u011fu b\u00f6yleydi:<\/p>\n<p>163-164- Bir de onlara, denizin k\u0131y\u0131s\u0131ndaki veya denize naz\u0131r olan o karyenin h\u00e2lini sor. Yani o kasaba ahalisinin ba\u015f\u0131na nas\u0131l bir bela geldi\u011fini \u0130srailo\u011fullar\u0131 \u00e7ok iyi bilirler. Sen bir sor da kendileri s\u00f6ylesinler. (Bakara, 2\/56. \u00e2yetin tefsirine bkz.) Bu kasaba Medyen veya Taberiyye denilmi\u015f ise de \u00e7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, Medyen ile Tur aras\u0131nda bulunan &#8220;Eyle&#8221; kasabas\u0131 oldu\u011fudur. Onlar o vakit Cumartesi yasa\u011f\u0131n\u0131 \u00e7i\u011fniyorlard\u0131. Dinleri gere\u011fince Cumartesi g\u00fcn\u00fc b\u00fct\u00fcn i\u015fleri tatil edip, ibadet edecek yerde bal\u0131k avl\u0131yorlard\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc sebt yapt\u0131klar\u0131 vakit, yani Cumartesi yasa\u011f\u0131na uyduklar\u0131 g\u00fcn, bal\u0131klar onlara a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa s\u00fcr\u00fcler halinde geliyorlard\u0131, zira o g\u00fcn bal\u0131klar sald\u0131r\u0131ya u\u011framamaya al\u0131\u015fm\u0131\u015flard\u0131, o g\u00fcn kendilerine dokunulmayaca\u011f\u0131n\u0131 hissediyorlard\u0131, ka\u00e7m\u0131yorlard\u0131.<\/p>\n<p>Sebt yasa\u011f\u0131na riayet etmeleri bal\u0131klar\u0131n bu suretle o civara \u0131s\u0131n\u0131p al\u0131\u015fmas\u0131na da sebep olmu\u015f oluyordu. Sebt yapmad\u0131klar\u0131 g\u00fcn ise gelmiyorlard\u0131. Yani, di\u011fer g\u00fcnlerde avlanmak korkusundan dolay\u0131 \u00f6yle gelmezlerdi. Cumartesi yasa\u011f\u0131na riayet etmedikleri g\u00fcn hi\u00e7 gelmeyeceklerdi ve art\u0131k o kasaban\u0131n ye\u015filli\u011finin ve g\u00fczelli\u011finin sebebi olan ekonomisi ve ticareti s\u00f6necek, zenginli\u011fi gidecekti. L\u00e2kin o fas\u0131k ve sald\u0131rgan halk, Cumartesi g\u00fcnleri bal\u0131klar\u0131n \u00f6yle ak\u0131n ak\u0131n gelmesine imrendiler, h\u0131rslar\u0131n\u0131 tutamad\u0131lar da dinlerinin emrini dinlemediler, yasak demeyip bal\u0131klar\u0131 avlamaya ba\u015flad\u0131lar. Ve b\u00f6ylece sebtin kutsall\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00e7i\u011fnediler. \u0130\u015fte o vakit bunlar ne oldular, sor da s\u00f6ylesinler. \u0130\u015fte biz onlar\u0131 b\u00f6ylece, i\u015fledikleri f\u0131sk u f\u00fccurdan dolay\u0131 belaya \u00e7arpt\u0131rd\u0131k. O sayg\u0131s\u0131z ve sald\u0131rgan \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131, \u00f6tedenberi f\u0131sk edegelmeleri, Allah&#8217;\u0131n emirlerine itaat etmekten ka\u00e7\u0131p, a\u00e7\u0131k\u00e7a yasaklar\u0131 \u00e7i\u011fnemeyi al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirmeleri, huy edinmeleri sebebiyle b\u00f6yle imtihanlara \u00e7eker, belaya u\u011frat\u0131r\u0131z. Yoksa f\u0131skta \u0131srar etme \u00e2detleri ve huylar\u0131 olmasa idi, b\u00f6yle a\u011f\u0131r belalara u\u011frat\u0131lmazlard\u0131.<\/p>\n<p>&#8220;Onlardan bir toplum dedi ki:&#8221; Bu c\u00fcmle c\u00fcmlesi \u00fczerine ma&#8217;tuftur. Ve o kasaba halk\u0131n\u0131n yasa\u011f\u0131 \u00e7i\u011fnemede s\u00fcrekli \u0131srar\u0131 ve bu konuda s\u00f6z dinlemeye yana\u015fmamas\u0131 \u00fczerine i\u00e7lerindeki baz\u0131 iyilerin h\u00e2l ve ak\u0131betlerini beyand\u0131r. Yani o vakitler i\u00e7lerinden bir \u00fcmmet, iyiliksever bir cemaat onlara \u015f\u00f6yle demi\u015fti. Allah&#8217;\u0131n, hel\u00e2kini murad etti\u011fi, b\u00fcsb\u00fct\u00fcn helaklerini de\u011filse bile, \u00e7etin bir azap ile cezaland\u0131rmay\u0131 murad etti\u011fi b\u00f6yle bir kavme ne diye va&#8217;z u nasihat edip duruyorsunuz? Yani, o kasaba halk\u0131 iki k\u0131s\u0131m idi. Bir k\u0131sm\u0131 fas\u0131k ve sald\u0131rgan tak\u0131m\u0131 idi, bir k\u0131sm\u0131 da dindar ve iyiliksever insanlar idi ki, bunlar az\u0131nl\u0131kta kalm\u0131\u015f idiler, o sald\u0131rganlara s\u00f6z ge\u00e7iremiyorlar, onlar\u0131 \u00f6nleyemiyorlard\u0131. Bu iyiler de iki gruba ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131: O iyilerden bir grup u\u011fra\u015fm\u0131\u015f, didinmi\u015f, ac\u0131 tatl\u0131 dil d\u00f6km\u00fc\u015f, zor veya kolay her yoldan giderek ve her usul\u00fc deneyerek zahmetler \u00e7ekmi\u015f, nasihat etmi\u015f, ama onlara s\u00f6z dinletememi\u015f, nihayet b\u0131km\u0131\u015f ve \u00fcmitsizli\u011fe kap\u0131lm\u0131\u015f, Allah&#8217;dan bu halka bir bela gelece\u011fine karar vermi\u015f, o halka kin ve \u00f6fke duymaya ba\u015flam\u0131\u015f, sesini kesmi\u015f, bir k\u00f6\u015feye \u00e7ekilip sinmi\u015f idiler. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bu bezginler o fas\u0131klara g\u00f6re say\u0131ca az olmakla beraber, yine de \u00fcmmet denilecek kadar bir cemaat olu\u015fturuyorlard\u0131 ve kendi aralar\u0131nda bir tak\u0131m toplant\u0131lar\u0131 vard\u0131. Bunlar i\u00e7inde say\u0131ca \u00e7ok az denecek bir ba\u015fka grup daha vard\u0131 ki, onlar \u00fcmitsizli\u011fe kap\u0131lm\u0131yorlar, b\u00fct\u00fcn zorluklara g\u00f6\u011f\u00fcs gererek ve her t\u00fcrl\u00fc zahmete katlanarak, o s\u00f6z dinlemez halka vaaz ve nasihata devam ediyorlard\u0131. \u0130\u015fte bunlar, o azg\u0131n halk\u0131 yola getirmek i\u00e7in vaaz ve nasihate devam ettik\u00e7e, s\u00f6z konusu o \u00fcmitsizler grubu da bunlara &#8220;Ne diye kendinizi bo\u015funa yoruyorsunuz? Ni\u00e7in bo\u015f yere vaaz ediyorsunuz?&#8221; yollu uyar\u0131larda bulunuyorlar, &#8220;Siz ni\u00e7in Allah&#8217;\u0131n hel\u00e2k edece\u011fi veya bela verece\u011fi b\u00f6yle azg\u0131n bir kavme vaaz ve nasihat edip duruyorsunuz?&#8221; \u015feklinde s\u00f6zler s\u00f6yleyip, onlar\u0131 yapt\u0131klar\u0131 i\u015flerden vazge\u00e7irmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorlard\u0131. Onlar halk\u0131 b\u00fcsb\u00fct\u00fcn kendi haline b\u0131rakmak, ne g\u00f6recekleri varsa g\u00f6rs\u00fcnler, demek istiyorlard\u0131. Ve b\u00f6yle derken bir &#8220;farz-\u0131 kif\u00e2ye&#8221;nin b\u00fcsb\u00fct\u00fcn terkedilmi\u015f olmas\u0131 ile hepsinin g\u00fcnahk\u00e2r olabileceklerini de d\u00fc\u015f\u00fcnmemi\u015flerdi. L\u00e2kin onlar bu farz-\u0131 kif\u00e2yeden; vaaz ve nasihat g\u00f6revinden vazge\u00e7mediler ve cevap vererek \u015f\u00f6yle dediler: Rabbinize kar\u015f\u0131 bir mazeret olsun diye, bir de belki bir dereceye kadar sak\u0131n\u0131rlar diye, yani bizim vaaz ve nasihat\u0131m\u0131z iki sebebe dayanmaktad\u0131r: Birisi ve birincisi s\u0131rf Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 bir mazeretimiz olsun diye, Allah taraf\u0131ndan hesaba \u00e7ekilece\u011fimiz vakit, &#8220;ni\u00e7in k\u00f6t\u00fcl\u00fckten vazge\u00e7irme g\u00f6revinizi yapmad\u0131n\u0131z?&#8221; azarlamas\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k elimizde bir mazeret bulunsun diye, Allah kat\u0131nda b\u00f6yle bir ithamla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kalmamak i\u00e7in. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u00f6t\u00fcl\u00fckten vazge\u00e7irme hen\u00fcz hayatta olanlara son nefese kadar bir farz-\u0131 kifayedir. \u0130kincisi de yeis yani \u00fcmitsizlik, d\u00fcnyada hi\u00e7bir hususta caiz de\u011fildir. Ve ne kadar g\u00fcnahkar olursa olsun halk\u0131n tevbe ve ittikas\u0131n\u0131 arzu ve \u00fcmid etmek de bir vazifedir. Ger\u00e7i bu h\u00e2l b\u00f6yle devam ederse sonucunun bir hel\u00e2ke veya azaba varaca\u011f\u0131 muhakkakt\u0131r. Fakat insanlar\u0131n hali de\u011fi\u015fiktir, kaderin s\u0131rr\u0131 da vukua gelmeden \u00f6nce bilinebilen bir \u015fey de\u011fildir. Nereden bilebilirsin, bu g\u00fcne kadar s\u00f6z dinlemeyen bu halk belki yar\u0131n dinleyiverir ve belki yapt\u0131klar\u0131ndan vazge\u00e7er, k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden sak\u0131nmaya ba\u015flar. B\u00fcsb\u00fct\u00fcn sak\u0131nmazsa bile k\u0131smen sak\u0131n\u0131r, belki bu y\u00fczden u\u011frayacaklar\u0131 azap da hafifler. Ne olursa olsun nasihate devam etmek, onu terketmekten daha iyidir. Nasihat\u0131 b\u00fct\u00fcn\u00fcyle b\u0131rakmakta hi\u00e7 bir \u00fcmit yoktur. Fakat nasihate devam etmenin hi\u00e7 olmazsa az\u0131c\u0131k da olsa sak\u0131nd\u0131rmaya sebep olmas\u0131 umulur. Hi\u00e7bir tepki g\u00f6rmeyen fenal\u0131k her halde daha kolay yay\u0131l\u0131r ve k\u0131sa zamanda meydan al\u0131r. Herhangi bir fenal\u0131\u011f\u0131n k\u00f6k\u00fcn\u00fc kurutmak m\u00fcmk\u00fcn olmazsa, h\u0131z\u0131n\u0131 kesmek de \u00f6nemli bir i\u015ftir, bunu g\u00f6zard\u0131 etmemelidir. Felaket mukadder ise nasihat g\u00f6revini yerine getirenler Allah kat\u0131nda mazur g\u00f6r\u00fcl\u00fcrler. Anlamal\u0131 ki, iyiler k\u00f6t\u00fclerden ne \u00e7ekmi\u015f, ne kadar u\u011fra\u015fm\u0131\u015flar. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k k\u00f6t\u00fcler de ne kadar \u0131srar etmi\u015f, her t\u00fcrl\u00fc nasihate ra\u011fmen k\u00f6t\u00fcl\u00fckte direnmi\u015fler.<\/p>\n<p>165-Sonu\u00e7ta o kavim, o azg\u0131n ahali Ne zaman ki, yap\u0131lan o nasihatlar\u0131 unuttular, hi\u00e7 \u00f6nem vermez, sanki hi\u00e7 yap\u0131lmam\u0131\u015f gibi hat\u0131rlar\u0131na bile getirmez oldular, i\u015fte o zaman k\u00f6t\u00fcl\u00fckten vazge\u00e7irmeye \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131 kurtard\u0131k, o zalimleri de, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc itiyad ettiklerinden dolay\u0131 \u00e7etin bir azapla yakalad\u0131k. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2ca; yoksullukla k\u0131vrand\u0131ran bir azapla tuttuk muahaze ettik. Bundan sonra usland\u0131lar m\u0131? Hay\u0131r, aksine azd\u0131k\u00e7a azd\u0131lar, hi\u00e7 bir g\u00fcnahtan \u00e7ekinmez, hi\u00e7bir yasaktan sak\u0131nmaz, her fenal\u0131\u011f\u0131 yapar oldular. Kendilerini engellemeye \u00e7al\u0131\u015fanlara da d\u00fc\u015fman olup, kin duymaya ba\u015flad\u0131lar.<\/p>\n<p>166- Ne zaman ki, o yasakland\u0131klar\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerde daha da ileri gitmeye ba\u015flad\u0131lar, b\u00fcsb\u00fct\u00fcn a\u015f\u0131r\u0131 gidip isyana koyuldular. i\u015fte o zaman biz de kendilerine, al\u00e7ak, zel\u00eel, her taraftan ho\u015ft ho\u015ft diye kovulan a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k maymunlar olun, dedik. Bir tekvin\u00ee emirle insanl\u0131ktan \u00e7\u0131kar\u0131p maymunlara \u00e7evirdik. &#8220;\u0130\u015fte bu k\u0131ssay\u0131, o zaman haz\u0131r olanlara ve sonradan gelenlere bir ibret, m\u00fcttakilere de bir \u00f6\u011f\u00fct yapt\u0131k.&#8221; (Bakara, 2\/66) Bu olay\u0131n Davud aleyhisselam zaman\u0131nda meydana geldi\u011fi rivayet olunuyor. Nitekim &#8220;\u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan ink\u00e2r edenler hem Davud&#8217;un, hem de Meryem o\u011flu \u0130sa&#8217;n\u0131n diliyle lanetlendiler&#8230;&#8221; (M\u00e2ide 5\/78) \u00e2yetinde de zaten buna i\u015faret vard\u0131r. (Ayr\u0131ca M\u00e2ide, 5\/60. \u00e2yetin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>167-Ey Resul\u00fcm! Onlara i\u015fte bu k\u0131ssay\u0131 sor, o vakti de an ve hat\u0131rlat ki, Rabbin, \u015funa izin vermeyi gerekli g\u00f6rm\u00fc\u015f, yani \u015funu kesinlikle yerine getirmi\u015f ve uygulam\u0131\u015ft\u0131 ki, Elbette onlar\u0131n, o b\u00fct\u00fcn Musa kavmi&#8217;nin \u00fczerine k\u0131yamete kadar \u00f6yle bir kimse g\u00f6nderecek ki, kendilerini azab\u0131n en k\u00f6t\u00fcs\u00fcne peyleyecek. Daha \u00f6nce M\u0131s\u0131r&#8217;da iken Hz. Musa&#8217;n\u0131n \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na ilk m\u00fcjdesinde &#8220;Allah, sizi yery\u00fcz\u00fcnde ba\u015fkalar\u0131n\u0131n yerine ge\u00e7irecek ve bakacak ki, nas\u0131l hareket ediyorsunuz.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/129) buyurulmu\u015ftu. S\u00fcleyman aleyhisselam zaman\u0131na kadar \u0130srailo\u011fullar\u0131, aralar\u0131ndaki k\u00f6t\u00fclere pek hayat hakk\u0131 tan\u0131mazlard\u0131, onlar\u0131 te&#8217;d\u00eep ve ta&#8217;z\u00eep ederek, gerekirse yok ederek cezaland\u0131r\u0131rlard\u0131. \u0130yilerin bu m\u00fccadele ve m\u00fccahedeleri sebebiyle il\u00e2h\u00ee rahmet sayesinde y\u00fckselen ve kalk\u0131nan kavim, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn b\u00fcy\u00fck bir k\u0131sm\u0131na miras\u00e7\u0131 olmu\u015ftu, \u00fcn\u00fc do\u011fuyu ve bat\u0131y\u0131 tutmu\u015ftu. S\u00fcleyman aleyhisselam zaman\u0131ndan biraz sonra art\u0131k o parlak d\u00f6nem sona ermi\u015f, \u0130srail kavmi, bundan b\u00f6yle ba\u015flar\u0131nda iyi y\u00f6neticiler bulunmas\u0131na genellikle tahamm\u00fcl edemez olmu\u015flard\u0131. Fas\u0131k ve zalim kimselere boyun e\u011fmeye raz\u0131 olmu\u015flard\u0131. Bir kavmin b\u00f6yle bir halde bulunmas\u0131 ise &#8220;Ey Rabbim! Bizim ba\u015f\u0131m\u0131za azap ve bela getirecek kimseleri g\u00f6nder.&#8221; der gibi fiili bir taleptir. \u0130\u015fte o vakit Hak Te\u00e2l\u00e2, \u0130srailo\u011fullar\u0131 \u00fczerine azap eyleyecek, onlar\u0131 belaya s\u00fcr\u00fckleyecek ve nihayet k\u0131yamete kadar en k\u00f6t\u00fc azab\u0131 uygulayacak kimseler musallat etmeyi gerekli g\u00f6rm\u00fc\u015f ve vacip k\u0131lm\u0131\u015f ve \u015fu halde Buht\u00fc Nassar&#8217;a m\u00fcsaade edip, \u0130srail kavmi aleyhine b\u00f6yle bir azab\u0131 icap ve icra eylemi\u015ftir. Bu durum, art\u0131k onlar\u0131n hepsi hakk\u0131nda bir ceza olmu\u015ftur. \u015e\u00fcphesiz Rabb&#8217;in, azab\u0131 s\u00fcratli oland\u0131r, h\u0131zla ceza verendir. Onun azab\u0131, O&#8217;nun dilemesi ile hemen geliverir. Nitekim bir g\u00fcn geldi onlara Buht\u00fc Nassar&#8217;\u0131 g\u00f6nderiverdi de devletlerini peri\u015fan etti, yurtlar\u0131n\u0131 harebeye \u00e7evirdi, eli silah tutabilenleri katliama u\u011frat\u0131p, k\u0131zlar\u0131n\u0131 ve kad\u0131nlar\u0131n\u0131 esir, geriye kalanlar\u0131 da a\u011f\u0131r vergilere mahk\u00fbm eyledi. Onlar bu zillet alt\u0131nda kald\u0131 gitti ki, i\u015fte d\u00fcnyada azab\u0131n en k\u00f6t\u00fcs\u00fc de budur. Yine de \u015f\u00fcphe yok ki, O senin Rabbin, daima gaf\u00fbrdur, rah\u00eemdir. Tevbe edenlere ve sana uyanlara ma\u011ffireti ve rahmeti s\u0131n\u0131rs\u0131zd\u0131r. Rabbin b\u00f6ylesine gaf\u00fbr, rah\u00eem olmakla beraber, \u00f6ylesine cezas\u0131 h\u0131zl\u0131 geldi\u011finden \u00fczerlerine o kimseyi g\u00f6nderdik,<\/p>\n<p>168- ve onlar\u0131, (o Musa kavmini) yery\u00fcz\u00fcnde par\u00e7a par\u00e7a eyledik, bir\u00e7ok \u00fcmmetlere, cemaatlere ay\u0131rd\u0131k. \u00d6nceleri oniki boy halinde ayr\u0131lm\u0131\u015f olmalar\u0131, Hz. Musa&#8217;n\u0131n peygamberli\u011fi ve y\u00f6netimi alt\u0131nda kavimlerinin birli\u011fini ve b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bozmayan bir te\u015fkilat, y\u00fckselmelerinin sebebi olan bir nimet idi. Ancak bu sonraki b\u00f6l\u00fcnme, k\u00f6t\u00fc azaptan itibaren ba\u015flayan par\u00e7alanma ve \u00e7\u00f6z\u00fclme, \u015fevketlerine ve devletlerine son veren bir kader \u00e7izgisi oldu. Yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn her yan\u0131na peri\u015fan bir surette da\u011f\u0131ld\u0131lar ve art\u0131k bir g\u00fc\u00e7, bir kuvvet toplayamaz oldular. Bu da\u011f\u0131lan gruplar\u0131n i\u00e7lerinden baz\u0131lar\u0131 salah ehli, iyi insanlar idiler. Medine&#8217;de gelip Hz. Peygamber&#8217;e iman edenler gibi, yukar\u0131da \u00f6zellikleri anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde ger\u00e7ekten &#8220;Hakka y\u00f6nlendiren ve do\u011frulukla adaleti yerine getiren bir \u00fcmmet idiler.&#8221; \u0130\u015fte i\u00e7lerinde b\u00f6yle iyiler oldu\u011fu gibi, baz\u0131lar\u0131 da daha a\u015fa\u011f\u0131 durumdayd\u0131lar. \u0130yili\u011fe \u00e7ok yak\u0131n ve yatk\u0131n olanlardan tutunuz da derece derece ta alt basamaklara kadar al\u00e7alm\u0131\u015f olan kimseler de bulunuyordu. Demek ki, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n devletleri y\u0131k\u0131l\u0131p yurtlar\u0131 tarumar edildikten sonra b\u00f6yle da\u011f\u0131lmalar\u0131, i\u00e7lerinde iyilerin hi\u00e7 bulunmad\u0131\u011f\u0131ndan de\u011fil, k\u00f6t\u00fclerin \u00e7oklu\u011fundan ve genel olarak y\u00f6netimin ve i\u015flerin k\u00f6t\u00fclerin eline ge\u00e7mi\u015f olmas\u0131ndan ve onlar taraf\u0131ndan temsil edilmelerinden dolay\u0131 idi. Par\u00e7aland\u0131klar\u0131 zaman bile i\u00e7lerinde baz\u0131 salih ve iyi insanlar vard\u0131, a\u015fa\u011f\u0131l\u0131klar\u0131 da vard\u0131. Ve Biz onlar\u0131 (yani par\u00e7alara ayr\u0131lm\u0131\u015f olan \u00e7e\u015fitli gruplar\u0131), hem hasenat ile (yani s\u0131hhat, servet ve refah ile), hem de bunlar\u0131n z\u0131dd\u0131 olan k\u00f6t\u00fcl\u00fckler (yani hastal\u0131k, k\u0131tl\u0131k ve yokluk) ile imtihan ettik. Allah, onlar\u0131 \u0130ranl\u0131lar ve Romal\u0131lar gibi de\u011fi\u015fik kavimlerin eli alt\u0131nda ibret al\u0131nacak bir \u00e7ok ac\u0131 tecr\u00fcbelerden ge\u00e7irdi ki vazge\u00e7eler, k\u00f6t\u00fc huylar\u0131ndan d\u00f6neler, k\u00fcf\u00fcrden ve g\u00fcnah i\u015flemekten tevbe edip Hakk&#8217;a d\u00f6neler, salaha y\u00fcz tutalar diye. Fakat i\u00e7lerinden salaha y\u00f6nelenler olduysa da pek \u00e7o\u011fu d\u00f6nmediler. Hz. Muhammed&#8217;in asr\u0131ndan \u00f6nce b\u00f6yleydiler.<\/p>\n<p>169- Sonra onlara arkalar\u0131ndan daha bozuk birtak\u0131m kimseler halef oldular. Bunlar iyice dejenere kimselerdi. Oysa kitaba miras\u00e7\u0131 olmu\u015flard\u0131. Tevrat, \u00f6ncekilerden bunlara miras kalm\u0131\u015ft\u0131, bunlar\u0131n ellerine ge\u00e7mi\u015fti, okumas\u0131n\u0131 yazmas\u0131n\u0131 \u00f6\u011frenmi\u015flerdi, e\u011fitim, \u00f6\u011fretim, fetva ve h\u00fck\u00fcm verme mevkilerine ge\u00e7mi\u015flerdi. L\u00e2kin kendileri kitaba sahip \u00e7\u0131km\u0131yor, onun h\u00fck\u00fcmlerine sar\u0131lm\u0131yor ve uymuyorlard\u0131, ancak onu diledikleri gibi, i\u015flerine geldikleri gibi kullan\u0131yorlard\u0131. Bak\u0131n\u0131z neler yap\u0131yorlard\u0131? \u015eu ednan\u0131n araz\u0131n\u0131 al\u0131yorlar. \u015eu al\u00e7ak veya en yak\u0131n \u00e2lemin, ge\u00e7ici \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131 elde ediyor, hakk\u0131 de\u011fi\u015ftiriyorlard\u0131, bir de ileride bize ma\u011ffiret edilecek diyorlar, nas\u0131l olsa ma\u011ffiret olunaca\u011f\u0131z diye h\u00fck\u00fcm veriyorlar, kendi yanlar\u0131ndan g\u00fcnah ba\u011f\u0131\u015fl\u0131yorlar. Ve b\u00f6yle derken \u015fayet kendilerine ald\u0131klar\u0131na benzer bir ba\u015fka fayda gelirse, bir r\u00fc\u015fvet daha sunulursa yine al\u0131yorlar, tevbe etmiyorlar, tevbe etmedikleri halde ma\u011ffiret olunacaklar\u0131na h\u00fckmediyorlar da bu suretle baya\u011f\u0131 servetler ve d\u00fcnya mal\u0131 i\u00e7in kitap ile oynuyorlar. Vaktiyle kendilerinden Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 haktan ba\u015fka bir \u015fey s\u00f6ylemiyeceklerine dair o kitab\u0131n misak\u0131 al\u0131nmad\u0131 m\u0131? Miras\u00e7\u0131 olduklar\u0131 ve mensup bulunduklar\u0131 o kitap gere\u011fince, \u00fczerlerinde b\u00f6yle bir misak yok mu? Evet vard\u0131r ve al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Ve onlar o kitaptaki bilgileri ders ettiler. O misak\u0131 ve bu g\u00fcn ink\u00e2r ettikleri ger\u00e7ekleri, o Resul, o \u00fcmmi Neb\u00ee, o ittika konular\u0131n\u0131 vaktiyle tekrar tekrar okudular ve okutup \u00f6\u011frettiler. Yani Tevrat&#8217;ta yaz\u0131l\u0131 olan b\u00fct\u00fcn bilgileri \u00e7ok iyi biliyorlar. Ve ey r\u00fc\u015fvet\u00e7iler! Art\u0131k ak\u0131l etmez misiniz ki, ahiret yurdu m\u00fcttaki olanlar i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r, yani \u00f6yle haks\u0131z kazan\u00e7lardan, r\u00fc\u015fvetten ve irtikaptan sak\u0131nan, uzak durup korunanlar i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>170- O kitaba s\u0131k\u0131 s\u0131k\u0131ya sar\u0131lanlar ve sar\u0131lmay\u0131 sa\u011flayanlar, ve namaz\u0131 k\u0131l\u0131p k\u0131ld\u0131ranlar ise muhakkakki, biz b\u00f6yle iyilik yapanlar\u0131n ecrini, sevab\u0131n\u0131 zayi etmeyiz, yitirip kaybetmeyiz.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu \u00f6\u011f\u00fctlerden ders almayan ve kitaba s\u0131k\u0131 sar\u0131lmaya yana\u015fmayan o bozuk kimselere, biri \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na \u00f6zel olarak yap\u0131lm\u0131\u015f zorlama misak\u0131, \u00f6b\u00fcr\u00fc genel olarak b\u00fct\u00fcn insanlara \u015famil olan f\u0131trat misak\u0131, her iki misak\u0131n da yeniden ilan ve ihtar\u0131 emriyle Hz. Peygamber&#8217;e buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>171- Hani bir zamanlar biz o da\u011f\u0131 g\u00f6lgelik gibi tepelerine \u00e7ekmi\u015ftik de \u00fczerlerine d\u00fc\u015f\u00fcyor zannettikleri bir s\u0131rada demi\u015ftik ki; &#8220;size verdi\u011fimiz kitab\u0131 kuvvetle tutun ve i\u00e7indekini hat\u0131r\u0131n\u0131zdan \u00e7\u0131karmay\u0131n, umulur ki korunursunuz.&#8221;<\/p>\n<p>172- Bir de Rabbin, \u00c2demo\u011fullar\u0131ndan, bellerindeki z\u00fcrriyetlerini al\u0131p da onlar\u0131 kendi nefislerine \u015fahit tutarak: Ben sizin Rabbiniz de\u011fil miyim?&#8221; dedi\u011fi vakit, &#8220;pek\u00e2l\u00e2 Rabbimizsin, \u015fahidiz&#8221; dediler. (Bunu) k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc &#8220;Bizim bundan haberimiz yoktu.&#8221; demeyesiniz diye (yapm\u0131\u015ft\u0131k).<\/p>\n<p>173- Yahut, atalar\u0131m\u0131z daha \u00f6nce \u015firk ko\u015fmu\u015flard\u0131. Biz onlardan sonra gelen bir nesil idik, \u015fimdi o bat\u0131l yolu tutanlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden bizi hel\u00e2k mi edeceksin, demeyesiniz diye (yapm\u0131\u015ft\u0131k).<\/p>\n<p>174- Ve i\u015fte biz, \u00e2yetleri b\u00f6yle ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131kl\u0131yoruz ki, belki d\u00f6nerler.<\/p>\n<p>175- Onlara, kendisine \u00e2yetlerimizi sundu\u011fumuz o adam\u0131n k\u0131ssas\u0131n\u0131 da anlat; \u00e2yetlerden s\u0131yr\u0131l\u0131p \u00e7\u0131kt\u0131, derken onu \u015feytan arkas\u0131na takt\u0131, en sonunda da helak olanlardan oldu.<\/p>\n<p>176- Ve e\u011fer dileseydik onu o \u00e2yetlerle y\u00fcceltirdik, fakat o al\u00e7akl\u0131\u011fa sapland\u0131 kald\u0131 ve kendi keyfinin ard\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fc. Art\u0131k onun ibret verici hali o k\u00f6pe\u011fin haline benzer ki, \u00fczerine varsan da dilini uzat\u0131r solur, b\u0131raksan da solur. \u0130\u015fte bu, \u00e2yetlerimizi ink\u00e2r eden kavmin misalidir. Bu k\u0131ssay\u0131 iyice anlat, belki biraz d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler.<\/p>\n<p>177- \u00c2yetlerimizi ink\u00e2r edip, s\u0131rf kendilerine zulmeden o kavmin hali ne kadar k\u00f6t\u00fcd\u00fcr!<\/p>\n<p>178- Allah kime hidayet ederse, o hidayete erer, kimi de dalalette b\u0131rak\u0131rsa, i\u015fte onlar h\u00fcsrana u\u011frayanlar\u0131n ta kendileri olurlar.<\/p>\n<p>179- Andolsun ki, cinlerden ve insanlardan bir\u00e7o\u011funu cehennem i\u00e7in yaratt\u0131k. Onlar\u0131n kalbleri vard\u0131r, fakat onunla ger\u00e7e\u011fi anlamazlar. G\u00f6zleri vard\u0131r, fakat onlarla g\u00f6rmezler. Kulaklar\u0131 vard\u0131r, fakat onlarla i\u015fitmezler. \u0130\u015fte bunlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da a\u015fa\u011f\u0131d\u0131rlar. Bunlar da gafillerin ta kendileridir.<\/p>\n<p>180- Oysa en g\u00fczel isimler Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Bundan dolay\u0131 Allah&#8217;a onlarla dua edin. Onun isimlerinde sap\u0131kl\u0131k eden m\u00fclhidleri (ink\u00e2rc\u0131lar\u0131) terkedin. Onlar yak\u0131nda yapt\u0131klar\u0131n\u0131n cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekecekler. 181- Yine bizim yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131z insanlardan \u00f6yle bir \u00fcmmet var ki, onlar hakka yol g\u00f6sterirler ve o hak ile adaleti yerine getirirler.<\/p>\n<p>171- Natk : Bir \u015feyi h\u0131zla \u00e7ekmek demektir ki, bunun sonucu olarak, bir \u015feyi yerinden kopar\u0131p atmak anlam\u0131yla da tefsir edilir. Nitekim erkekten z\u00fcrriyet tohumunu \u00e7ekip koparan rahime denilir. Ve bir hadisi \u015ferifte buyurulmu\u015f ki, &#8220;Bakireler ile evlenmeye \u00f6zenin, \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n rahimleri daha \u00e7ekici ve a\u011f\u0131zlar\u0131 daha temizdir ve aza en fazla kanaat edenler de onlard\u0131r.&#8221; demektir. Di\u011fer yerlerde &#8220;\u00fcstlerine T\u00fbr&#8217;u y\u00fckselttik&#8221; buyurulmas\u0131na g\u00f6re burada &#8220;nakt&#8221;\u0131n da bu anlama gelmesi gerekir ki, o zaman \u015f\u00f6yle demek olur: Ya Muhammed! Kendilerine verilen kitaba s\u0131k\u0131 sar\u0131lmayan o Yahudi soyuna, o vakti de hat\u0131rlat ki, hani o da\u011f\u0131 \u015fiddetle \u00e7ekerek bir dam gibi \u00fcstlerine kald\u0131rm\u0131\u015ft\u0131k, Onlar da onu ger\u00e7ekten \u00fcstlerine d\u00fc\u015fecek zannetmi\u015flerdi. Yani, yola gelmedikleri takdirde o da\u011f\u0131n tepelerine d\u00fc\u015fece\u011fine \u00f6ylesine inanm\u0131\u015flard\u0131 ki, sanki da\u011f d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f de alt\u0131nda kalm\u0131\u015flar gibi korku ve ac\u0131 i\u00e7inde kalm\u0131\u015flar, hemen yerlere kapanm\u0131\u015flard\u0131. \u0130\u015fte b\u00f6yle bir tehdit ve tazyik alt\u0131nda k\u0131vran\u0131rlarken, kendilerine \u015f\u00f6yle demi\u015ftik: Size verdi\u011fimizi kuvvetle tutun, g\u00f6nderdi\u011fimiz kitaba ciddiyetle, samimiyetle, b\u00fct\u00fcn zorluklara katlanarak, azimle sar\u0131l\u0131n, onu s\u0131ms\u0131k\u0131 tutun. Veyahut haydi bakal\u0131m, tepenize indirmekte oldu\u011fumuz bu da\u011f\u0131, bu korkun\u00e7 mucizeyi ellerinizle tutun, \u00f6nlemeye g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yeterse bunu durdurun. Ve haydi bundaki m\u00e2n\u00e2y\u0131 (yani kitaptaki veya bu da\u011f mucizesindeki m\u00e2n\u00e2y\u0131, emirleri, nehiyleri, vaatleri, ve tehditleri) an\u0131n, belleyin, hi\u00e7bir zaman da hat\u0131r\u0131n\u0131zdan \u00e7\u0131karmay\u0131n ki, fenal\u0131ktan korunabilesiniz, b\u00f6yle zorla ve zor ile kendilerinden itaat misak\u0131 al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131 ki, buna &#8220;ilcai = zorla misak&#8221; ad\u0131 verilir. Ve genellikle rivayet \u015fekli de \u015fudur:<\/p>\n<p>Tevrat h\u00fck\u00fcmleri a\u011f\u0131r ve \u00e7etin oldu\u011fundan dolay\u0131 \u0130srailo\u011fullar\u0131, bunlar\u0131 kabule yana\u015fmam\u0131\u015flar, Allah da T\u00fbr&#8217;u \u00fczerlerine kald\u0131rm\u0131\u015f, kabul ederseniz ne \u00e2l\u00e2, yoksa bu da\u011f tepenize inecek denilmi\u015f, da\u011f\u0131n durumunu g\u00f6r\u00fcnce hepsi d\u00fc\u015f\u00fcp sol ka\u015flar\u0131 \u00fczerine secdeye kapanm\u0131\u015flar ve secdede de da\u011f\u0131n \u00fczerlerine d\u00fc\u015fme korkusundan sa\u011f g\u00f6zleri ile de bir taraftan da\u011fa bakarlarm\u0131\u015f. \u0130\u015fte bunun i\u00e7in Yahudiler secde edecekleri zaman b\u00f6yle yaparlar ve &#8220;Bu secde bizi cezadan kurtaran secdedir.&#8221; derlermi\u015f. (Bakara S\u00fbresi, 2\/63, Nisa S\u00fbresi, 4\/145. \u00e2yetlerin tefsirlerine bkz.)<\/p>\n<p>\u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n ayk\u0131r\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131, zor ve bask\u0131 g\u00f6rmeyince hakka boyun e\u011fmeme huylar\u0131n\u0131 anlatan bu k\u0131ssan\u0131n hat\u0131rlat\u0131lmas\u0131ndaki m\u00e2n\u00e2, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne ve kudretine kar\u015f\u0131 koyman\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131, g\u00f6n\u00fcl r\u0131zas\u0131yla itaat etmeyenlerin, nihayet zorla boyun e\u011fmeye mecbur olageldiklerini ve o dayan\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan zorlama ve bask\u0131 mucizesinin h\u00fckm\u00fc unutulmamak gerekti\u011fini bildirmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o ve onun gibi il\u00e2h\u00ee bask\u0131lar\u0131n her zaman m\u00fcmk\u00fcn bulundu\u011funu ve as\u0131l insanl\u0131\u011f\u0131n, o duruma d\u00fc\u015fmeden, h\u00fcrriyet i\u00e7inde ve g\u00f6n\u00fcl r\u0131zas\u0131yla hakk\u0131n emrine boyun e\u011fmede ve kitaba sar\u0131lmada oldu\u011funu anlatmakt\u0131r. Ger\u00e7i her isyanda da\u011flar yerinden oynay\u0131vermez, her vakit Hz. Musa&#8217;n\u0131n mucizesi gibi bir mucize olmaz, fakat Allah&#8217;\u0131n emrini tan\u0131mayan ve hakk\u0131n koydu\u011fu ahkam ile m\u00fccadele etmek sevdas\u0131nda bulunanlar\u0131n \u015funu bilmeleri gerekir ki, Allah Te\u00e2l\u00e2, her zaman i\u00e7in da\u011flar kadar belalar\u0131 insanlar\u0131n ba\u015f\u0131na y\u0131kmaya k\u00e2dir bir y\u00fccelik sahibidir.<\/p>\n<p>Cisimler aras\u0131ndaki \u00e7ekim kuvveti bir anda de\u011fi\u015febilir, O&#8217;nun emri ve iradesiyle de\u011fil da\u011flar, d\u00fcnyalar bile y\u00f6r\u00fcngesinden \u00e7\u0131kabilir. Akl\u0131 olanlar herhangi bir zelzelenin, bir volkan\u0131n nas\u0131l bir g\u00fcc\u00fcn eseri oldu\u011funu ve bu g\u00fcc\u00fcn ne demek oldu\u011funu unutmamal\u0131lar. Bir tak\u0131m insanlar, bunlar\u0131n insanlar\u0131n i\u015fledi\u011fi g\u00fcnahlarla hi\u00e7 ili\u015fkisi yoktur diye bilir bilmez konu\u015fur dururlar ki, bu ger\u00e7ekten \u00e7ok yanl\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc yerin ve g\u00f6klerin melek\u00fbtu yaln\u0131zca Allah&#8217;\u0131n elindedir, O&#8217;nun irade ve idaresindedir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7i b\u00fct\u00fcn tabiat olaylar\u0131 be\u015ferin g\u00fcnahlar\u0131na ceza de\u011fildir. Lakin hepsinin insan hayat\u0131yla yak\u0131ndan ilgili oldu\u011fu, ufak bir sis olay\u0131n\u0131n bile insanlar\u0131 etkiledi\u011fi kesindir. Hi\u00e7bir olay yoktur ki, insanlar\u0131n isyana c\u00fcret etti\u011fi Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kudretini g\u00f6stermi\u015f olmas\u0131n, yine hi\u00e7bir olay yoktur ki, insanlar i\u00e7in kar\u015f\u0131 konulmas\u0131 imk\u00e2ns\u0131z bir il\u00e2h\u00ee kudretin azametini, y\u00fcceli\u011fini g\u00f6stermesin. ibretle bakanlar, b\u00f6yle bir kudretin sahibine kar\u015f\u0131 nas\u0131l bir tutum ve davran\u0131\u015f i\u00e7inde olmalar\u0131 gerekti\u011fini g\u00f6r\u00fcrler ve kendilerine \u00e7eki d\u00fczen verirler. Tabiat kuvvetleri nas\u0131l kar\u015f\u0131 konulmaz bir \u00f6zelli\u011fe sahipse, Allah&#8217;\u0131n insan hayat\u0131 i\u00e7in koydu\u011fu din kurallar\u0131 da \u00f6yle bir kesinli\u011fe sahiptir. \u00c7\u00fcnk\u00fc her ikisi de ayn\u0131 \u015fekilde il\u00e2h\u00ee iradenin eseridir. Ben burada kendi i\u015fimle g\u00fcc\u00fcmle me\u015fgul iken filan yerde bir da\u011f\u0131n \u00e7\u00f6kmesi, zelzelede binlerce insan\u0131n hayat\u0131n\u0131 kaybetmesi, benim g\u00fcnah\u0131m\u0131n, veya orada ya\u015fayanlar\u0131n g\u00fcnahlar\u0131n\u0131n eseri de\u011filse bile, bana, onu yapan kudrete kar\u015f\u0131 g\u00fcnahlar\u0131m\u0131n tehlikeli sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 ihtar eden bir uyar\u0131, bir tehdit oldu\u011funda, o kudretin bana kar\u015f\u0131 da bir zorlamay\u0131 i\u00e7ermi\u015f bulundu\u011funda \u015f\u00fcphe mi vard\u0131r? Bundan ba\u015fka Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n, do\u011frudan do\u011fruya insanlar\u0131n i\u015fledikleri k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerle ilgili olan o kadar \u00e2yetleri vard\u0131r ki, kendi g\u00fcc\u00fcn\u00fcn sonsuzlu\u011funu g\u00f6steren \u00e2yetleri de o kadar \u00e7oktur ki, bunlar say\u0131ya gelmez. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn \u00e2yetler, kendi g\u00f6n\u00fcl r\u0131zas\u0131yla Allah&#8217;\u0131n emrine itaat etmeyenleri, fenal\u0131ktan korunmak istemeyenleri, Allah Te\u00e2l\u00e2, her\u015feyden \u00f6nce bu cebr\u00ee \u00e2yetlerle ve tedbirlerle ittikaya davet eder. H\u00fcr iken esir eyler. Bununla da yola gelmeyenleri ebedi azab\u0131na \u00e7arpt\u0131r\u0131r. Bunun i\u00e7in insanlar\u0131n, \u015fu f\u0131tr\u00ee misak\u0131 ak\u0131lda tutmalar\u0131 icab eder:<\/p>\n<p>172- Ey Resul\u00fcm! Onlara o vakti de hat\u0131rlat ki, hani Rabbin, \u00c2demo\u011fullar\u0131&#8217;ndan, (\u015fimdikilerden tutunuz da nesilden nesile ta Hz. \u00c2dem&#8217;e var\u0131ncaya kadar \u00c2dem o\u011fullar\u0131n\u0131n z\u00fcrriyet sahibi olanlar\u0131ndan zincirleme olarak her birinin) bellerinden z\u00fcrriyetlerini ald\u0131, yani kudret eliyle se\u00e7ip ay\u0131rd\u0131, v\u00fccuda getirdi. &#8220;ve onlar\u0131 kendi kendilerine kar\u015f\u0131 \u015fahit tuttu,&#8221; \u015fahit yapt\u0131, kendi varl\u0131klar\u0131ndan bile habersiz olan o \u015fuursuz h\u00fccrelere &#8220;Ben&#8221; ve &#8220;Ben \u00f6tesi&#8221; \u015fuurunun, bilfiil mebdeini verdi: Her birine \u015fuhud ve \u015fehadet f\u0131trat\u0131n\u0131, kendi varl\u0131\u011f\u0131nda hakk\u0131n etkisini duymak ve duyurmak, itiraf etmek, tan\u0131kl\u0131k eylemek yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131, insanl\u0131k ruhunu verip, hepsini varl\u0131\u011f\u0131na ve birli\u011fine \u015fahit k\u0131ld\u0131 da k\u0131larken Rabbiniz de\u011fil miyim? Dedi. \u00dczerinizde diledi\u011fim gibi tasarruf eden ve etmek hakk\u0131 bulunan yegane malikiniz, m\u00fcrebbiniz, yeti\u015ftirip geli\u015ftireniniz, yarat\u0131c\u0131n\u0131z ve hakiminiz oldu\u011fuma \u015fahitsiniz, \u015fahitlik edeceksiniz de\u011fil mi? diyerek, hitab-\u0131 nefs\u00eesi ile hitap eden ve emanetini y\u00fckleyen rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ikrar ettirdi. Hepsi de &#8220;evet dediler,&#8221; evet pekala Rabb&#8217;imizsin, biz buna \u015fahidiz dediler. Terbiye ve emaneti kabul edip \u015fahitli\u011fi taahh\u00fct eylediler. Has\u0131l\u0131 insan hi\u00e7bir \u015fey de\u011fil iken, \u00e2lemlerin Rabb&#8217;\u0131n\u0131n, rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131n gere\u011fi olarak, bir \u00fcreme ve geli\u015fme kanununun etkisi alt\u0131nda yaratmas\u0131n\u0131n ve terbiyesinin eseri olarak \u015fuursuz zerreler halinde meydana \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131p b\u00fct\u00fcn duygular\u0131 ve zevkleriyle \u015fuurlu birer insan f\u0131trat\u0131na ge\u00e7tiler, birer insan kimli\u011fi ve ki\u015fili\u011fi ald\u0131lar, hi\u00e7bir muhalefette bulunmadan ve bulunamadan il\u00e2h\u00ee takdire uydular, o vakit onlarda ink\u00e2r, k\u00fcf\u00fcr ve inat yoktu, d\u0131\u015f d\u00fcnyadan hi\u00e7bir \u015fey tan\u0131m\u0131yorlard\u0131. \u0130\u015fte b\u00f6yle kendileri hi\u00e7bir \u015fey de\u011fil iken bir z\u00fcrriyet halinde sulb (bel)den al\u0131n\u0131p, ana rahminde d\u00f6llenme ve b\u00fcy\u00fcmeye at\u0131lan ve mutlak &#8220;Ben&#8221; ve &#8220;ben \u00f6tesi&#8221; ili\u015fkisi i\u00e7inde zaruri bir \u015fahitlik ve g\u00f6r\u00fcnt\u00fc, bir etki-tepki ili\u015fkisinin sonucu olan bir \u015fuur f\u0131trat\u0131na girip, m\u00fckemmel bir ak\u0131l ve idrak, bir anlama ve anlatma, bir irade ve h\u00fcr se\u00e7im hayat\u0131n\u0131n geli\u015fmesine do\u011fru giden, b\u00fct\u00fcn olu\u015fum s\u00fcreci i\u00e7indeki faaliyetlerinde yaln\u0131zca<\/p>\n<p>O&#8217;nun emrine, kanununa boyun e\u011fiyor ve ancak O&#8217;ndan yard\u0131m ve destek al\u0131yorlar. Ve gerekti\u011finde bunun b\u00f6yle oldu\u011funu s\u00f6ylemeyi, \u015fahitlik edip dile getirmeyi de bir boyun borcu biliyorlard\u0131. \u0130\u015fte \u00c2dem&#8217;in ilk evlad\u0131ndan itibaren herkes Rabbinin verdi\u011fi ve emretti\u011fi insan f\u0131trat\u0131n\u0131, O&#8217;nun verdi\u011fi v\u00fccuda \u015fuhudu al\u0131p kabul etmekle Rabb&#8217;i ile kendisi aras\u0131nda b\u00f6yle bir icap ve kabul\u00fcn sonucu olan bir f\u0131tri akit (do\u011fal bir s\u00f6zle\u015fme) alt\u0131na girmi\u015f ve kendi varl\u0131\u011f\u0131nda Rabb&#8217;ine \u015fahitli\u011fi ve O&#8217;na kullu\u011fu taahh\u00fct etmi\u015ftir. \u0130\u015fte bu mukavele ve f\u0131tr\u00ee misak, insanl\u0131\u011f\u0131n dindarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131d\u0131r. Bu nokta dindarl\u0131\u011f\u0131n oldu\u011fu kadar, hukukun, ahl\u00e2k\u0131n, sosyal hayat\u0131n ve medeniyetin de ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131d\u0131r, \u00e7ekirde\u011fidir. Bir\u00e7ok tefsir \u00e2limi, demi\u015flerdir ki, burada bu \u015fahit tutma ve misak alma olay\u0131, temsili bir m\u00e2n\u00e2dad\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 f\u0131tratlar\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131nda tevhid inanc\u0131na ve \u0130sl\u00e2m&#8217;a kabiliyetli olarak yaratm\u0131\u015f, objektif ve subjektif delillerle Allah&#8217;\u0131n rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131 alg\u0131layabilecek \u015fekilde ve \u0130sl\u00e2m&#8217;a yatk\u0131n olarak halketmi\u015f oldu\u011funu b\u00f6yle bir temsil\u00ee istiare (sembolik bir ifade) yoluyla tasvir etmi\u015ftir. \u015e\u00f6yle ki: Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n be\u015fer varl\u0131\u011f\u0131na ak\u0131l ve basireti yarat\u0131l\u0131\u015ftan ihsan etmesi ve bunlar i\u00e7in i\u00e7 d\u00fcnyada ve d\u0131\u015f d\u00fcnyada bir tak\u0131m deliller meydana koymas\u0131 ve b\u00f6ylece onlar\u0131 m\u00fckemmel bir \u015fekilde donat\u0131p kendi Rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmeye, tan\u0131maya y\u00f6neltmesi, di\u011fer taraftan insanlar\u0131n da do\u011fu\u015ftan gelen bu donan\u0131mlarla Allah&#8217;\u0131 tan\u0131maya y\u00f6nelmi\u015f olmalar\u0131, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n onlar\u0131 emir ve hitap yoluyla itirafa sevketmesi, onlar\u0131n da teredd\u00fct etmeden bunu kabul ve icabete ko\u015fmalar\u0131 \u015feklinde benzetme ve istiare olarak tasvir buyurulmu\u015ftur. Nitekim &#8220;Daha sonra g\u00f6k ile yere buyurdu: Her ikiniz de ister istemez gelin, dedi, onlar da isteyerek geldik, dediler.&#8221; (Fussilet, 41\/11) \u00e2yetinde de emre icabet b\u00f6yle bir temsil\u00ee yolla ifade buyurulmu\u015ftur. Bunda da bilinen \u015fekliyle ve ger\u00e7ek hayatta oldu\u011fu gibi kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 konu\u015fma ve s\u00f6zle\u015fme \u015feklinde bir mukavele d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekli de\u011fildir. Sanki \u00f6yle denilmi\u015f ve kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda \u00f6yle cevap al\u0131nm\u0131\u015f gibi hukuk\u00ee ge\u00e7erlili\u011fi olan kuvvetli bir f\u0131tr\u00ee misak vard\u0131r. Yani, bu s\u00f6zle\u015fme dille s\u00f6ylenmi\u015f, s\u00f6zl\u00fc ve ikrara dayanan kel\u00e2mi mahiyette bir misak de\u011fildir, bir marifet kuvvetinin, bir tan\u0131ma olgusunun do\u011fal durumu a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir fiil\u00ee misak demektir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ve di\u011fer semavi kitaplarda bunun gibi temsil\u00ee anlat\u0131mlar\u0131n bulundu\u011fu herkes\u00e7e bilinen bir \u015feydir. Bu t\u00fcrl\u00fc anlat\u0131mlar herkes taraf\u0131ndan kolay anla\u015f\u0131lmay\u0131 sa\u011flar. Kel\u00e2mc\u0131lar da hep bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc savunmu\u015flard\u0131r. Fakat dikkat edilirse burada ba\u015fka \u00f6nemli bir nokta vard\u0131r. As\u0131l mesele insanlar\u0131n yaln\u0131zca i\u00e7 d\u00fcnya ve d\u0131\u015f d\u00fcnyadaki delillerden hareketle Allah inanc\u0131na kavu\u015fmalar\u0131 de\u011fil, insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131n\u0131n bilfiil bu delillerden biri olmas\u0131, her insan\u0131n, bizzat kendi varl\u0131\u011f\u0131yla ve cinsinin varl\u0131\u011f\u0131yla Rabbin varl\u0131\u011f\u0131na ve birli\u011fine \u015fahitlik etmekte olu\u015fu, kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n Rabbin varl\u0131\u011f\u0131na delil olu\u015fudur. Hen\u00fcz bu \u015fahitli\u011fi kendisi akl\u0131 ve dili ile yapmam\u0131\u015f olsa bile, bizzat yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131yla bunu deruhte etmi\u015f olu\u015fudur. Ba\u015fka bir deyi\u015fle insanlar i\u00e7in Allah&#8217;\u0131 tan\u0131ma, Rabbin birli\u011fine inanma, hakka boyun e\u011fme meselesi, yani iman ve \u0130sl\u00e2m meselesi, yaln\u0131zca bilimsel delillerle elde edilecek s\u0131rf nazari bir bilgi meselesi olmay\u0131p, kendi f\u0131trat\u0131nda yarat\u0131l\u0131\u015ftan var olan ve \u015fuhud-i nefs\u00ee (i\u00e7 g\u00f6zlem) denilen kendi i\u00e7ini duyma ve genel olarak kendisinin kendisi oldu\u011funu tan\u0131ma \u015fuuru ile birlikte kendi varl\u0131\u011f\u0131nda, daha do\u011frusu varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u00f6z\u00fcnde ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f olan kesin bir tan\u0131mad\u0131r. \u015eu kadar ki, kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n fark\u0131nda olma gibi a\u00e7\u0131k se\u00e7ik de\u011fildir, kendini tan\u0131man\u0131n alt\u0131nda yatan bir gizli \u015fuurdur ki, a\u00e7\u0131k bilin\u00e7 ile duyulup fark\u0131na var\u0131lmas\u0131 dikkatini kendi i\u00e7inde keskinle\u015ftirmeye veya i\u00e7ten ve d\u0131\u015ftan gelen bir uyar\u0131c\u0131ya muhta\u00e7 olan bir fark\u0131na varmad\u0131r. Zira insan\u0131n b\u00f6yle sezgi yoluyla duymu\u015f olup da bilin\u00e7 yoluyla fark\u0131na varamad\u0131\u011f\u0131 bir tak\u0131m derin olgular\u0131 vard\u0131r ki, bir veya m\u00fckerrer uyar\u0131c\u0131lar sayesinde onun fark\u0131na var\u0131r. \u0130\u015fte Allah inanc\u0131n\u0131n temeli olan i\u00e7imizdeki il\u00e2h\u00ee sezgi de mutlak anlam\u0131yla &#8220;benlik \u00f6tesi&#8221; bilinci gibi, b\u00f6yle \u015fuhud\u00ee bir tan\u0131mad\u0131r. Nefis f\u0131trat\u0131 i\u00e7inde merkezle\u015fmi\u015f bir i\u00e7g\u00fcd\u00fcd\u00fcr. Daha sonra bu \u015fahitli\u011fi eda ve ifa etmeyen, yani ikrar edip yerine getirmeyen, hat\u0131rlatma ve uyar\u0131lara ra\u011fmen ink\u00e2r ve k\u00fcf\u00fcrde \u0131srar edenler, ya kendi vicdan\u0131na kar\u015f\u0131 direnmi\u015f ya da f\u0131trat\u0131 bozulmu\u015f, kendilerinde yarat\u0131l\u0131\u015ftan ihsan edilen bu tabiat kalmam\u0131\u015f olan, yani kavlen veya fiilen bu ahdi bozmu\u015f ve kendilerine yaz\u0131k etmi\u015f olan zavall\u0131lard\u0131r. Nitekim Frans\u0131z filozofu Auguste Comte, insan \u00fc\u00e7 h\u00e2l ge\u00e7irir: &#8220;Birinci devirde il\u00e2h\u00ee, ikinci devirde tabiat\u00fcst\u00fc, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc devirde de tabi\u00ee olur.&#8221; dedi\u011fi zaman \u00f6nce bu f\u0131trat\u0131 hissedip itiraf ediyor, sonra da kendinde o f\u0131trat\u0131n bozulmu\u015f ve bozuklu\u011fun kesinle\u015fmi\u015f oldu\u011funu ilan eylemi\u015ftir ki, bu durum onun b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6rmesinde de\u011fil, yaln\u0131zca kendi nefsindeki de\u011fi\u015fmeyi ve f\u0131trat bozuklu\u011funu g\u00f6rerek, b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 da haks\u0131z yere kendine k\u0131yas etmesindendir. Halbuki terakki ve tekam\u00fcl, f\u0131trat\u0131n bozulmas\u0131nda de\u011fil, geli\u015fmesinde ve inki\u015faf etmesindedir. Zaten f\u0131trat\u0131n bozulmas\u0131 &#8220;Sonra onlar\u0131n yerini dejenere olmu\u015f bir nesil ald\u0131.&#8221; \u00e2yetinde de g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, bir gerilemedir. \u015eimdi mesele &#8220;marifetullah&#8221; denilen Allah&#8217;\u0131 tan\u0131ma duygusunun, \u00f6yle bir f\u0131tr\u00ee bilgi ve insan\u0131n buna \u015fahitlik etme g\u00f6revini y\u00fcklenmi\u015f bir f\u0131tr\u00ee \u015fahit olmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan ele al\u0131n\u0131nca, bu misak\u0131n s\u0131rf tekvini (yarat\u0131l\u0131\u015fla ilgili) olmay\u0131p, ayn\u0131 zamanda emri ve kel\u00e2m\u0131, yani s\u00f6ze ba\u011fl\u0131 bir \u00f6zelli\u011fi de bulundu\u011funda \u015f\u00fcphe etmemek gerekir. Zira mesele yaln\u0131zca ilk yarat\u0131l\u0131\u015f an\u0131n\u0131 ilgilendirmiyor, ayn\u0131 zamanda hayatta oldu\u011fu m\u00fcddet\u00e7e bunu insan\u0131n kendi i\u00e7inde hissetmesi olgusunu da ilgilendiriyor. Mesele bilin\u00e7 ve i\u00e7g\u00f6zlem ile de yak\u0131ndan ilgilidir. Yaln\u0131zca yarat\u0131l\u0131\u015fa ait tekvini bir olay olsa idi, daha sonra bu \u015fehadeti eda etmeyen hi\u00e7 kimse bulunmamak gerekirdi. Ve nefse ait \u015fahitli\u011fin s\u00f6z konusu oldu\u011fu her hangi bir bilin\u00e7 olay\u0131 ise her hal \u00fc k\u00e2rda lafz\u00ee kel\u00e2m ile de\u011filse de, nefs\u00ee kel\u00e2m ile ilgili olmaktan uzak kalmazd\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc ruh, bir il\u00e2h\u00ee emir oldu\u011fundan b\u00fct\u00fcn ruhsal olaylar\u0131 ve bilin\u00e7le alg\u0131lanabilen \u015feyleri, fark\u0131na var\u0131labilen olaylardan say\u0131lmak gerekir. Her \u015fuurda ruhsal bir tebli\u011f vard\u0131r ki, kel\u00e2m\u0131n da \u00f6z\u00fc odur. \u015euur ile ilgili olmayan olu\u015f ve sezgilerde bu tebli\u011f yoktur. Bundan dolay\u0131 bir ruhun, bir \u015fuur g\u00fcc\u00fcn\u00fc yaratmas\u0131, ayn\u0131 zamanda onu kendisine duyurmas\u0131, yani ifadeye zorlamas\u0131n\u0131 da gerektirir. \u015eu halde s\u00f6z konusu misak tekvin\u00ee olmakla beraber, ruhsal ve s\u00f6zel \u00f6zelli\u011fi de haiz oldu\u011fundan, buna mukavele demek de do\u011fru olur. Ancak bu hitap lafz\u00ee kel\u00e2m ile de\u011fil, meleklere oldu\u011fu gibi, nefs\u00ee kel\u00e2m ile yap\u0131lm\u0131\u015f bir tebli\u011f \u015feklinde alg\u0131lanmal\u0131d\u0131r. Al\u0131\u015f bir tekvin, \u015fahit getirme ise ruh \u00fcflemeyle ilgili bir tekvin ve tebli\u011f &#8220;Rabbiniz de\u011fil miyim?&#8221; hitab\u0131 benlik \u00f6tesinden bir takrir, buna kar\u015f\u0131 &#8220;Evet Rabb&#8217;imizsin&#8221; de bu tekvin, \u015fahit getirme ve takrire mutlak bir boyun e\u011fme, ruhsal bir kabullenme ve gere\u011fini yerine getirmeyi taahh\u00fct etmedir. Her insan\u0131n, insanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u00f6z\u00fcn\u00fc olu\u015fturan &#8220;ben&#8221; ve &#8220;ben de\u011fil&#8221; bilincinin i\u00e7inde i\u015fte bu taahh\u00fct yatmaktad\u0131r. &#8220;Ben sizin Rabbiniz de\u011fil miyim?&#8221; hitab\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131nda &#8220;dedik ki&#8221; veya &#8220;diyerek&#8221; \u015feklinde bir m\u00fcteall\u00e2k\u0131n bulunmay\u0131p bunun mukadder (gizli) b\u0131rak\u0131lmas\u0131 da bunun bir lafz\u00ee kel\u00e2m de\u011fil, nefs\u00ee kel\u00e2m oldu\u011funa i\u015faret eder. Sonra bilinmektedir ki, \u015fer&#8217;\u00ee ve hukuk\u00ee anlamda bir s\u00f6zle\u015fme akdinin hakikat\u0131 bir icap ile bir kabul\u00fcn aras\u0131ndaki ba\u011flant\u0131d\u0131r. Bu icap ve kabul\u00fcn, her zaman lafz\u00ee kel\u00e2m ile olmas\u0131 da \u015fart de\u011fildir. As\u0131l akit, iki ki\u015finin bir maksatta birle\u015fmesi, fikir birli\u011fi etmesidir. Taraflardan r\u0131zaya, yani itiraz\u0131n terkine delalet eden her hangi bir hareket de icap ve kabul olabilir. \u015eu halde bu misak, s\u0131rf ak\u0131l ve istidlal g\u00fcc\u00fcn\u00fcn tekvin\u00ee anlamda dahi olsa \u015feriat ve hukuk a\u00e7\u0131s\u0131ndan ge\u00e7erli olan hakiki bir akit ve misak demektir.<\/p>\n<p>Ancak bu bak\u0131mdan s\u00f6z konusu mukaveleye, mukavele diyebilmek yine de temsil\u00ee ve mecazi bir anlam ta\u015f\u0131r. Fakat a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z m\u00e2n\u00e2 ile bu tekvinin ruhi olmas\u0131 ve bir nefsi kel\u00e2m \u00f6zelli\u011fini de ta\u015f\u0131mas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan buna mukavele ad\u0131 verilmesi dahi hakikat olur. Nitekim ilk devir tefsir \u00e2limleri de bunu bir temsil de\u011fil, bir hakikat olarak rivayet ve izah etmi\u015flerdir. Bundan dolay\u0131 form\u00fcl\u00fc sadece bir temsil de\u011fil, ayn\u0131 zamanda bir hakikattir.<\/p>\n<p>Gelelim bu misak\u0131n ne vakit meydana geldi\u011fine: Bu hususta da \u00fc\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Bir\u00e7oklar\u0131 z\u00fcrriyetin, baba sulb\u00fcnden ilk yarad\u0131l\u0131\u015f\u0131nda ve daha ana rahmine konulmadan \u00f6nce meydana geldi\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, bunlar \u00e2yetteki \u015fahit tutma ve hitaba mazhar olma zaman\u0131n\u0131n bu zaman oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bu &#8220;ahiz&#8221; (olma) zaman\u0131, z\u00fcrriyetin sulbden ana rahmine kondu\u011fu zaman de\u011fil, z\u00fcrriyetin baba sulb\u00fcnde varl\u0131k alan\u0131na \u00e7\u0131kmas\u0131, ilk meydana gelmesi demek oldu\u011funu savunmu\u015flard\u0131r. Ger\u00e7ekten de z\u00fcrriyet, nesil ve evlad demek olmakla birlikte, bunun as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 gayet k\u00fc\u00e7\u00fck kar\u0131nca demek olan &#8220;zerr&#8221;den veya sa\u00e7\u0131lmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 gayet k\u00fc\u00e7\u00fck kar\u0131nca demek olan &#8220;zerr&#8221;den veya sa\u00e7\u0131lmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;z\u00fcrur&#8221;dan al\u0131nm\u0131\u015f olarak \u00fcreme suyu i\u00e7indeki canl\u0131 zerreciklerdir ki, hem tekli anlam\u0131yla, hem \u00e7o\u011ful anlam\u0131yla kullan\u0131l\u0131r. \u015eu halde bu g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, bu \u015fahid tutma (i\u015fhad) ve &#8220;elest\u00fc&#8221; hitab\u0131, baban\u0131n sulb\u00fcnden \u00e7\u0131kan bu zerrelere, ilk \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 s\u0131rada, yani yarat\u0131l\u0131r yarat\u0131lmaz yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu da bu z\u00fcrriyetin b\u00fct\u00fcn insan varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kapsayan bir canl\u0131, yani b\u00fcy\u00fcmeye aday bir insanc\u0131k oldu\u011funu kabul etmekle m\u00fcmk\u00fcn olur. L\u00e2kin bizim a\u00e7\u0131m\u0131zdan bu b\u00f6yle de\u011fildir. Ve hatta &#8220;Biz onu \u015fekilden \u015fekile sokarak yaratt\u0131k.&#8221; (M\u00fcminun 22\/14) ve benzeri Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerine de zahiren ters d\u00fc\u015fmektedir. O zerrecikler bilfiil insan de\u011fil, bilkuvve bir insanc\u0131k say\u0131labilir, ancak d\u00f6llenme sonucunda bir insan olabilmeye aday bir h\u00fccrenin ve belki hen\u00fcz hayvani hayat haline gelmemi\u015f bitkisel hayatta bulunan bir tohumcu\u011fun, bundan insan yarat\u0131lacakt\u0131r ihtimaline binaen, insan say\u0131lmas\u0131 ve insan yerine konulmas\u0131 bizce do\u011fru de\u011fildir. Buna hen\u00fcz insan\u00ee ruh bile \u00fcflenmemi\u015ftir. O halde bunlar\u0131n kendi nefislerine \u015fahit tutulmalar\u0131 ve hitaba muhatap olmalar\u0131 uzak bir temsil ihtimalinden ba\u015fka bir anlam ifade etmez. Bu arada baz\u0131lar\u0131 daha da ileri giderek, demi\u015flerdir ki, z\u00fcrriyetler \u00fczerindeki bu misak, kendi babalar\u0131n\u0131n de\u011fil, ta \u00c2dem aleyhisselam\u0131n sulb\u00fcnden \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131klar\u0131 zaman yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu m\u00e2n\u00e2da rivayet olunmu\u015f baz\u0131 hadisler vard\u0131r ki, bunlardan birinin \u00f6zet olarak anlam\u0131 \u015fudur: Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00c2dem aleyhisselam\u0131n zahr(s\u0131rt)\u0131ndan k\u0131yamete kadar yarataca\u011f\u0131 z\u00fcrriyeti \u00e7\u0131kard\u0131 ve onlara &#8220;Ben Rabbiniz de\u011fil miyim?&#8221; dedi, onlar da &#8220;evet Rabbimizsin&#8221; dediler ve o g\u00fcn takdir kalemi k\u0131yamete kadar olacak \u015feyleri yazd\u0131, bitirdi. Yani, &#8220;K\u0131yamete kadar ne kadar insan gelecekse hepsi \u00c2dem&#8217;in sulb\u00fcnden \u00e7\u0131kan z\u00fcrriyetlerle yaz\u0131l\u0131p takdir edildi ve bundan b\u00f6yle be\u015ferde \u00fcreme il\u00e2h\u00ee bir kanun oldu.&#8221; B\u00fct\u00fcn insanlar zincirleme olarak o z\u00fcrriyetlerden gelecek onlar\u0131n s\u00fcl\u00e2lesi z\u00fcrriyetlerden olacak ve bunun d\u0131\u015f\u0131nda \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi ba\u015fka \u00e2demler, k\u0131yamete kadar bir daha yarat\u0131lmayacak. \u00c2dem&#8217;in sulb\u00fcnden \u00e7\u0131kan z\u00fcrriyetlerden her biri b\u00f6yle kendi s\u00fcl\u00e2leleri olacak olan z\u00fcrriyetleri de zincirleme olarak ve \u00fcreme \u00f6zelli\u011fini de bir potansiyel kuvvet halinde kazanm\u0131\u015f olarak yaratan ve terbiye eden y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fcne ve kanununa zorunlu bir \u015fekilde uymu\u015f bulunarak meydana gelecekler. Nihayet O&#8217;nun birli\u011fini ve Rab&#8217;l\u0131\u011f\u0131n\u0131 tan\u0131y\u0131p itiraf eylemek \u00fczere bir terbiye, bir \u00f6zellik kazanmak suretiyle belli bir taahh\u00fcde ve misaka ba\u011flanm\u0131\u015flard\u0131r. Bunun i\u00e7in bir k\u0131s\u0131m tefsir \u00e2limleri, \u00e2yetteki misak\u0131 da hadisi \u015ferifteki bu misaktan ibaret gibi anlam\u0131\u015flar ve misak vaktinin \u00c2dem&#8217;in sulb\u00fcnden zuhura geldikleri s\u0131rada oldu\u011funa h\u00fckmeylemi\u015flerdir. L\u00e2kin hadiste &#8220;\u00c2dem&#8217;in s\u0131rt\u0131ndan&#8221; \u00e2yette ise &#8220;\u00c2dem o\u011fullar\u0131n\u0131n s\u0131rtlar\u0131ndan z\u00fcrriyetlerini (alm\u0131\u015f) ve onlar\u0131 kendilerine \u015fahit tutmu\u015f.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/172) buyurulmu\u015ftur. Ayr\u0131 ayr\u0131 m\u00e2n\u00e2lar ifade eden bu de\u011fi\u015fik kelimelere iyice dikkat edildi\u011fi zaman aradaki fark\u0131 g\u00f6rmemek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Hadis, be\u015ferin \u00fcreme kanununun ilk uygulama alan\u0131na kondu\u011fu zaman meydana gelen ilk z\u00fcrriyet kapsam\u0131nda bir potansiyel kuvvet olarak ger\u00e7ekle\u015fmeye ba\u015flayan t\u00fcr\u00fcn toptan misak\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131kl\u0131yor. \u00c2yet ise bu kanun uyar\u0131nca bilfiil meydana gelen z\u00fcrriyetin her birinin kendine mahsus olan ferd\u00ee misak\u0131n\u0131 ifade ediyor. Bundan dolay\u0131 hadis, \u00e2yetin ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 kanunun ba\u015flang\u0131\u00e7 \u015feklini, \u00e2yet de hadisin z\u0131mmen (kapal\u0131 bir \u015fekilde) ve topluca ifadesinin her nesilde ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak nas\u0131l meydana geldi\u011fini a\u00e7\u0131klay\u0131p ifade etmektedir. Bunun i\u00e7in \u00e2yet ile hadis, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak birbirini izah etmekle beraber ifade ettikleri \u015fey t\u0131pat\u0131p birbirinin ayn\u0131 ve e\u015fiti de\u011fildir. Genel olarak ve topluca insan t\u00fcr\u00fcn\u00fcn misak\u0131 \u00c2dem&#8217;in sulb\u00fcnden ba\u015flam\u0131\u015f, fakat ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak ki\u015filerin misak\u0131 da bilfiil kendi babalar\u0131n\u0131n sulb\u00fcnden ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Yani Zeyd&#8217;in misak\u0131, Amr&#8217;\u0131n misak\u0131 de\u011fildir, analar\u0131n ve babalar\u0131n misaklar\u0131 da evlatlar\u0131n misak\u0131 de\u011fildir. Fakat t\u00fcr olarak birbirine benzer ve hepsi de bir k\u00f6ke ba\u011fl\u0131 ve ayn\u0131 rabl\u0131k ilkesine racidirler. Asl\u0131nda taahh\u00fcd\u00fcn mahiyeti de bu terbiyenin m\u00fcrebbisi, bu kanunun koyucusu olan y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n nimetine \u015f\u00fck\u00fcrd\u00fcr. O&#8217;nun koydu\u011fu h\u00fck\u00fcmlere boyun e\u011fmek, birli\u011fini ve rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131 itiraf ve ilan eylemektedir ki, \u0130sl\u00e2m budur. \u015eu halde bu \u00e2yet gere\u011fince herkesin ki\u015fisel taahh\u00fcd\u00fcn\u00fcn ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131, t\u00fcr\u00fcn taahh\u00fcd\u00fcn\u00fcn ba\u015flang\u0131c\u0131 olan \u00c2dem&#8217;in sulb\u00fcnden saymak do\u011fru de\u011fildir. Bir de t\u00fcr\u00fcn b\u00fct\u00fcn fertleriyle toptan varl\u0131\u011f\u0131, s\u0131rf v\u00fccud-i zihn\u00ee (zihni varl\u0131k) kabilinden oldu\u011fu ve bu bak\u0131mdan \u00c2dem ismi t\u00fcr\u00fcn bir temsilcisi say\u0131lmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan hadisteki ruhi misak \u00c2dem&#8217;le birlikte b\u00fct\u00fcn be\u015fer t\u00fcr\u00fcn\u00fcn bir misak\u0131 diye ifade edenler de olmu\u015ftur. Nitekim K\u00e2&#8217;b-i Kuraz\u00ee&#8217;den b\u00f6yle bir rivayet de vard\u0131r. Bu rivayetten, haks\u0131z yere ruhlar\u0131n tenas\u00fch\u00fc (reankarnasyon) fikrine sapanlar da olmu\u015ftur. Halbuki \u00e2yet, tenas\u00fch fikrinin tamamiyle kar\u015f\u0131s\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>2- \u0130bn\u00fc At\u0131yye&#8217;nin ifadesine g\u00f6re, baz\u0131lar\u0131 da bu misak ve teahh\u00fcd\u00fcn zaman\u0131n\u0131n, b\u00fclu\u011fa erme \u00e7a\u011f\u0131 oldu\u011funa kail olmu\u015flard\u0131r. Zira bir z\u00fcrriyetin nefsine tamamiyle \u015fahitli\u011fi, kendisinden z\u00fcrriyet \u00e7\u0131kmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc bulu\u011f zaman\u0131nda meydana gelir. Ve tam anlam\u0131yla kendini tan\u0131maya ba\u015flamas\u0131 da o vakittir. \u00c2yette ise &#8220;ahz&#8221; (alma) ve &#8220;i\u015fhad&#8221; (\u015fahit getirme) s\u00f6z konusu edilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 bul\u00fb\u011fa ermeyenlerin hen\u00fcz taahh\u00fctleri yok demektir. Ve \u00e2yetten bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlamak hususunda iki vecih vard\u0131r: Birisi zamirleri z\u00fcrriyete irca olunmakla beraber, z\u00fcrriyete tam ve kamil veled, &#8220;ahze&#8221; de \u0131st\u0131fa-y\u0131 b\u00e2li\u011f (ergenin se\u00e7mesi) m\u00e2n\u00e2s\u0131 vermek ve bu suretle ahz ve i\u015fhad zaman\u0131n\u0131 birle\u015ftirmek veya &#8220;ahz&#8221; zaman\u0131 ile &#8220;i\u015fhad&#8221; zaman\u0131n\u0131 ay\u0131r\u0131p, misak\u0131n evvelini, &#8220;ahz&#8221; vaktinden &#8220;i\u015fhad&#8221; vaktine kadar devam eden bir s\u00fcre i\u00e7inde ba\u015flam\u0131\u015f ve &#8220;i\u015fhad&#8221; vakti olan b\u00fcl\u00fb\u011f zaman\u0131nda taahh\u00fcd\u00fcyle tamam olmu\u015f diye anlamakt\u0131r. \u0130kincisi bu zamirleri z\u00fcrriyete de\u011fil, &#8220;Beni \u00c2dem&#8221;e irca etmektir ki, bu suretle \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131, \u00c2demo\u011fullar\u0131&#8217;ndan her biri sulblerinden z\u00fcrriyetlerin \u00e7\u0131kmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 ve bu suretle nefislerini duyup kendilerine kar\u015f\u0131 kendi \u00f6z ger\u00e7eklerine ve Allah&#8217;\u0131n nimetleriyle terbiyesine \u015fahid olduklar\u0131 s\u0131rada bu b\u00fcl\u00fb\u011flar\u0131yla diye Allah&#8217;\u0131n nimetini ve terbiyesini kabul edip, O&#8217;nun rabl\u0131\u011f\u0131na boyun e\u011fip, birli\u011fini tasdik ile Allah&#8217;\u0131 tan\u0131may\u0131 ve O&#8217;na kulluk etmeyi taahh\u00fct ettiler. B\u00fcl\u00fb\u011f h\u00fckm\u00fc gelince &#8220;bali\u011f olmay\u0131z ve bu zevki duymay\u0131z demediler&#8221; demek olur. Bu g\u00fczel bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r, fakat b\u00fcl\u00fb\u011f vakti bu misak\u0131n akti ve taahh\u00fcd\u00fc zaman\u0131 de\u011fil, bilfiil icras\u0131 zaman\u0131 oldu\u011funu da unutmamak laz\u0131m gelir.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in:<\/p>\n<p>3- Bir\u00e7ok tefsir \u00e2limleri, bu misak\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131n, z\u00fcrriyetin baba sulb\u00fcnden \u00e7\u0131k\u0131p ana rahmine d\u00fc\u015fmesiyle ba\u015flam\u0131\u015f ve orada alak (kan p\u0131ht\u0131s\u0131), mud\u011fa (bir \u00e7i\u011fnem et), \u0131zam (kemik) ve etlenme a\u015famalar\u0131ndan ve terbiyelerinden ge\u00e7erek yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 belirgin hale gelip &#8220;Sonra onu ba\u015fka bir yarat\u0131l\u0131\u015fla meydana getirdik.&#8221; uyar\u0131nca ruh \u00fcflenerek insan \u015feklini ald\u0131\u011f\u0131 zaman taahh\u00fcd\u00fcn\u00fcn meydana gelmesiyle tamam olmu\u015f oldu\u011funu ve b\u00fclu\u011f zaman\u0131 gelince de bu taahh\u00fcd\u00fcn bilfiil icras\u0131 vaktinin gelmi\u015f olaca\u011f\u0131n\u0131, yani teklif ve vazifenin ba\u015flang\u0131\u00e7 zaman\u0131 bulundu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. F\u0131k\u0131h Usul\u00fc&#8217;nde beyan olundu\u011fu \u00fczere her ferdin insani \u015fahsiyeti, hukuk\u00ee ehliyeti bu misak ile bu taahh\u00fct zaman\u0131ndan ba\u015flar ve b\u00fcl\u00fb\u011f zaman\u0131na kadar geli\u015fmesini tamamlay\u0131p tekemm\u00fcl eder. B\u00fcl\u00fb\u011fdan ba\u015flayarak da g\u00f6revler ve sorumluluklar tevecc\u00fch eyler. Bunun ilk hukuk\u00ee sonucu hayat hakk\u0131d\u0131r. \u00c7ocuk ana karn\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc andan itibaren ana-babas\u0131na ve topluma onun hayat hakk\u0131n\u0131 g\u00f6zetmek bir vazife olur. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, d\u00fc\u015f\u00fck yapmak bir su\u00e7tur. Ve bunun i\u00e7indir ki, \u00e7ocuk d\u00fc\u015f\u00fcrmeye sebep olanlar\u0131n diyet \u00f6demeleri gerekir. Ana karn\u0131ndaki cen\u00eene irs (miras) ve vasiyet sahih ve ge\u00e7erlidir ve s\u00f6z konusu cen\u00eenin b\u00fclu\u011funa kadar lehine olan b\u00fct\u00fcn tasarruflar da yine ge\u00e7erlidir. Bundan evvel, yani \u00e7ocuk ana rahmine d\u00fc\u015fmeden \u00f6nce ise z\u00fcrriyetin insani \u015fahsiyeti ve haklar\u0131 belli de\u011fildir. Ancak baba sulb\u00fcnde zuhura gelmesiyle birlikte m\u00fcphem ve \u015f\u00fcpheli birtak\u0131m haklar\u0131 vard\u0131r. Mesela, azil, din a\u00e7\u0131s\u0131ndan mekruhtur. \u015eimdi \u00e2yetin i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 baz\u0131 imalar\u0131 da hesaba katarak me\u00e2lini \u015f\u00f6yle ele almal\u0131y\u0131z: zamirleri z\u00fcrriyete raci&#8217; olmakla birlikte babalar\u0131 olan \u00c2demo\u011fullar\u0131&#8217;na veya hepsine de ruc\u00fbu ihtimali vard\u0131r ve &#8220;sizin Rabb&#8217;iniz de\u011fil miyim?&#8221; sorusunun anlatt\u0131\u011f\u0131 minnet m\u00e2n\u00e2s\u0131, s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi dolay\u0131s\u0131yla bu uyar\u0131 \u015fu anlamlar\u0131 hat\u0131ra getirmektedir: Bilindi\u011fi \u00fczere insan, insan olmadan \u00f6nce kendini duymazken, sonra duyar ve tan\u0131maya ba\u015flar &#8220;ben benim&#8221; der. \u0130\u015fte bunu diyebilmek, onu ona veren Rabb&#8217;ine gizli bir duygu ile boyun e\u011fmeyi ve kendi i\u00e7inde O&#8217;na \u015fahitlik etmeyi gerektirir. \u0130nsan\u0131n b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131yla kendi benli\u011fini tan\u0131mas\u0131 ve m\u00fc\u015fahede etmesi de b\u00fcl\u00fb\u011fa erdi\u011fi andan ba\u015flar. \u00c2demo\u011fullar\u0131&#8217;ndan bir baban\u0131n sulb\u00fcnden bir z\u00fcrriyetin al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 anda Rabb&#8217;inin bu h\u00fckm\u00fcne \u00f6yle bir zevkle boyun e\u011fmesi ve uymas\u0131, O&#8217;nun rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131n i\u015fine \u00f6yle bir \u015fahitli\u011fi vard\u0131r ki, bu anda b\u00fct\u00fcn heyecan\u0131yla nefsini duyarken adeta kendinden ge\u00e7er de Rabb&#8217;\u0131n\u0131n verdi\u011fi nimetin zevkine gark olur. Kendisinin baba sulb\u00fcndeki halini kendisine hat\u0131rlatan bu anda, o baban\u0131n nefsinde Rabbinin &#8220;Ben sizin Rabbiniz de\u011fil miyim?&#8221; hitab\u0131na &#8220;evet Rabbimizsin&#8221; demekten ba\u015fka hakim bir duygu yoktur. Ve her insan b\u00fcl\u00fb\u011f an\u0131nda bu zevki ve heyecan\u0131 kendinde duyar ve m\u00fc\u015fahede eder. Bunu m\u00fc\u015fahede edebilmesi de daha \u00f6nce Rabbinin emrine uyup insanl\u0131k ruhunu almas\u0131n\u0131n bir sonucudur. \u015eimdi babadaki bu zevk ve ne\u015fve de hakikatte ondan al\u0131nan z\u00fcrriyet dolay\u0131s\u0131yla kendini hat\u0131rlay\u0131p Rabb&#8217;ine taahh\u00fcd\u00fcn\u00fc yerine getirmesi i\u00e7indir. O z\u00fcrriyetin baba sulb\u00fcnde il\u00e2h\u00ee yaratma ile belirlenip sperma h\u00fccreciklerinin yine Allah&#8217;\u0131n y\u00f6nlendirmesi alt\u0131nda bir birle\u015fme sonucunda \u015fevkle ana rahmine ge\u00e7mek i\u00e7in harekete ge\u00e7irilmesi y\u00fcz\u00fcndendir. Her insan asl\u0131nda b\u00f6yle bir z\u00fcrriyet iken Rabb&#8217;\u0131n\u0131n terbiyesine uyarak ana rahminde takdir edilen r\u0131z\u0131klarla beslenip al\u00e2k ve mud\u011fa a\u015famalar\u0131ndan ge\u00e7erek belli bir \u015fekle b\u00fcr\u00fcnd\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f ve en sonunda &#8220;sonra onu ba\u015fka bir yarat\u0131\u015fla yaratt\u0131k&#8221; gere\u011fince s\u0131rf Rabbani bir emir olan ruh \u00fcflenmek suretiyle kendisine mahsus bir yap\u0131ya ve \u015fahsiyete sahip k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte Rabbinin hitab\u0131n\u0131 kendi nefsinde duyup kendi varl\u0131\u011f\u0131na kar\u015f\u0131 yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131 itiraf etmi\u015f O&#8217;nun birli\u011fine ve rabl\u0131\u011f\u0131na \u015fahitlik etme g\u00f6revini \u00fcstlenmi\u015f bir ki\u015fi olarak insan \u015fahsiyeti kazanm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Ben sizin Rabbiniz de\u011fil miyim?&#8221; hitab\u0131na &#8220;evet Rabbimizsin&#8221; demi\u015ftir. Her insan yarat\u0131l\u0131\u015ftan gelen bir bilin\u00e7le b\u00f6yle bir taahh\u00fcd\u00fcn alt\u0131ndad\u0131r. Kendini tan\u0131ma nimetinin gere\u011fi, ki\u015finin haddini bilmesi ve kendisini yaratana \u015fahitlik ederek O&#8217;nun h\u00fckm\u00fcne boyun e\u011fmesidir. \u015eu halde kendini tan\u0131man\u0131n tekemm\u00fcl etti\u011fi b\u00fcl\u00fb\u011f \u00e7a\u011f\u0131ndan itibaren Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 bu \u015fehadet g\u00f6revini ve kullu\u011funu yerine getirmesi insan\u0131n vazifesidir.<\/p>\n<p>Biz \u015fahitlik ettik, yani \u00c2demo\u011fullar\u0131n\u0131n sulb\u00fcnden al\u0131n\u0131p kendi \u00f6z\u00fcne kar\u015f\u0131 \u015fahit olabilir ger\u00e7ek bir insan f\u0131trat\u0131 verilen her z\u00fcrriyetin \u00fczerinde yarat\u0131l\u0131\u015ftan b\u00f6yle bir taahh\u00fct bulundu\u011funa Biz azimu\u015f\u015fan \u015fahitlik ettik: &#8220;Allah \u015fahitlik etti ki, kendisinden ba\u015fka tanr\u0131 yoktur. Buna meleklerle birlikte ilim sahibi olanlar da adalet ve hakkaniyetle \u015fahitlik ettiler.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/18) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fc gere\u011fince \u015fahitlik ettik. O \u015fahitlik alma, &#8220;elest&#8221; ve &#8220;bel\u00e2&#8221; vaktini onlara \u00e2yetimizde hat\u0131rlatt\u0131k ki, ey k\u00e2firler, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde, i\u015fin sonucu b\u00fct\u00fcn boyutlar\u0131yla ortaya \u00e7\u0131k\u0131nca, biz bundan kesinlikle gafil idik demeyesiniz. Kendi nefsimizi duymak, ruh ve \u015fuur sahibi olmak, hakk\u0131 kabul etmeyi ve kendimiz \u00fczerinde Sen&#8217;in rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve birli\u011fini tasdik eylemenin bir taahh\u00fct oldu\u011funu ve kendimizi duyman\u0131n, kendi varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n Senin varl\u0131\u011f\u0131na, birli\u011fine ve Rabl\u0131\u011f\u0131na bir \u015fahit bulundu\u011funu ger\u00e7ek bir bilin\u00e7le a\u00e7\u0131k\u00e7a duymuyorduk, gizli olan bu taahh\u00fcd\u00fc bize a\u00e7\u0131k\u00e7a hat\u0131rlat\u0131p anlatma l\u00fctfunda bulunmad\u0131n diye itiraz etmiyesiniz.<\/p>\n<p>173- Veya \u015firki daha \u00f6nce atalar\u0131m\u0131z yapt\u0131, onu biz de\u011fil, fakat onlar \u00e7\u0131kard\u0131lar. Ve biz onlardan gelen bir z\u00fcrriyet idik. Kendimizden haberimiz yok, yol ve delil bilmez, atalar\u0131m\u0131z\u0131n istedikleri yere s\u00fcr\u00fcklenmi\u015f at\u0131lm\u0131\u015f, \u015fuursuz, aciz, buna mecbur kalm\u0131\u015f kimseler idik, g\u00fcnah bizim de\u011fil, onlar\u0131nd\u0131r. Bu g\u00fcnah mecburi olarak bizim \u00fczerimizde kalm\u0131\u015f olan bir mirast\u0131r. &#8220;\u015eimdi o iptalcilerin yapt\u0131klar\u0131 g\u00fcnah ve su\u00e7la bizi sorumlu tutup hel\u00e2k mi edeceksin, demeyesiniz.&#8221; Zira size o k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc gelmeden haber verildi ki, her z\u00fcrriyetin kendi ba\u015f\u0131na bir taahh\u00fcd\u00fc vard\u0131r. Evvela z\u00fcrriyetler babalar\u0131n\u0131n sulb\u00fcnden al\u0131nd\u0131, \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131, ayr\u0131ld\u0131, onlardan ayr\u0131 bir f\u0131trat ve g\u00f6rev verildi. \u00d6yle s\u0131rf z\u00fcrriyet olarak \u015fuursuz b\u0131rak\u0131lmad\u0131. Kendi nefisleri kendilerine duyuruldu. Kendilerinden de ba\u015fka z\u00fcrriyetler \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131 ve bu suretle kendiniz kendinize kar\u015f\u0131, Rabbinizin &#8220;Ben sizin Rabbiniz de\u011fil miyim?&#8221; hitab\u0131na do\u011frudan do\u011fruya \u015fahit oldunuz l\u00e2kin \u015fahitli\u011finizi yerine getirmediniz ve \u015firke gittiniz. \u015eu halde sizler babalar\u0131n\u0131z\u0131n taahh\u00fcd\u00fcnden de\u011fil, bizzat kendi taahh\u00fcd\u00fcn\u00fczden ve kendi su\u00e7unuzdan sorumlu olacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>174- \u0130\u015fte Biz \u00e2yetlerimizi b\u00f6yle a\u00e7\u0131klar, ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla b\u00f6yle ortaya koyar\u0131z, ve bu ayr\u0131nt\u0131l\u0131 a\u00e7\u0131klamay\u0131, o taklit\u00e7iler belki ger\u00e7e\u011fe d\u00f6nerler diye yapar\u0131z.<\/p>\n<p>175-Ey Resul\u00fcm, onlara hat\u0131rlat. ve kendilerine \u015fu al\u00e7a\u011f\u0131n k\u0131ssas\u0131n\u0131 da oku ki, o al\u00e7a\u011fa \u00e2yetlerimizi vermi\u015ftik, ilm\u00ee ve din\u00ee haysiyeti vard\u0131. \u0130\u015fte o al\u00e7ak, \u00e2yetlerimizden s\u0131yr\u0131ld\u0131 \u00e7\u0131kt\u0131 da onu \u015feytan kendisine uydurdu, o da sap\u0131klardan biri oldu.<\/p>\n<p>176- Ve e\u011fer dileseydik hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz Biz onu o \u00e2yetlerle y\u00fckseltirdik. L\u00e2kin o al\u00e7ak, yere sapland\u0131, d\u00fcnya ve sefalete meyletti, kendi heva ve hevesine uydu da o \u00e2yetlerden s\u0131yr\u0131ld\u0131, dinden \u00e7\u0131kt\u0131, al\u00e7ald\u0131k\u00e7a al\u00e7ald\u0131. Demek ki, y\u00fckselmesine il\u00e2h\u00ee irade meydan vermedi, kendi haline b\u0131rak\u0131ld\u0131 da bu d\u00fc\u015f\u00fc\u015ften kurtulamad\u0131. Bunun Hz. Musa zaman\u0131nda \u0130srailo\u011fullar\u0131 \u00e2limlerinden Bel&#8217;am b. Ebr veya Ken&#8217;an\u00eeler&#8217;den Bel&#8217;am b. Baura nam\u0131nda birisi oldu\u011funa veya Araplar&#8217;dan \u00dcmeyye b. Ebissalti Sakaf\u00ee hakk\u0131nda nazil oldu\u011funa dair bir ka\u00e7 rivayet vard\u0131r. Bel&#8217;am&#8217;\u0131n baz\u0131 il\u00e2h\u00ee kitaplara bilgisi vard\u0131, duas\u0131 makbul bir veli iken Arz-\u0131 Mukaddes&#8217;e girme meselesinde Hz. Musa&#8217;n\u0131n veya Yu\u015fa&#8217;n\u0131n aksine d\u00fcnya sevgisi ile zorbalara arka \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. \u00dcmeyye b. Ebissalt da baz\u0131 din kitaplar\u0131n\u0131 okumu\u015f ve bir peygamberin gelece\u011fine inanm\u0131\u015ft\u0131, o gelecek peygamberin kendisi olmas\u0131 \u00fcmidine kap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. O s\u0131rada Hz. Muhammed&#8217;e peygamberlik verilince hasedinden dolay\u0131 k\u00fcfre sapm\u0131\u015ft\u0131r. Diyebiliriz ki, as\u0131l k\u0131ssa Bel&#8217;am oldu\u011fu halde n\u00fczul sebebi \u00dcmeyye olmu\u015ftur. Fakat \u00e2yet \u015funu g\u00f6steriyor ki, k\u0131ssadan maksat herhangi bir \u015fahs\u0131n tarifi de\u011fil, onun halini dile getirmek ve karakterini s\u00f6z konusu etmektir. Madem ki, o heva ve hevesine uydu, dinden s\u0131yr\u0131l\u0131p \u00e7\u0131kt\u0131 ve insanl\u0131k bak\u0131m\u0131ndan al\u00e7ald\u0131, i\u015fte art\u0131k onun temsili bir k\u00f6pek temsili gibidir, sen onu sevketsen de kehler, b\u0131raksan da kehler, yani onu yorsan da dilini \u00e7\u0131kar\u0131p solur, kendi haline b\u0131raksan da dilini \u00e7\u0131kar\u0131p solur, hi\u00e7bir zaman \u0131st\u0131raptan, ac\u0131dan kurtulamaz. K\u00f6pe\u011fin en a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k hali de ba\u015fka hi\u00e7bir hayvanda bulunmayan bu soluyu\u015ftur. \u0130\u015fte o kimsenin halindeki d\u00fc\u015f\u00fc\u015f, k\u00f6pe\u011fin mesel olmu\u015f olan bu a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k hali gibidir. Yani al\u00e7alman\u0131n en son kertesidir. &#8220;Onlar\u0131 uyarsan da, uyarmasan da birdir.&#8221; (Bakara, 2\/5). \u0130\u015fte bu mesel \u00e2yetlerimizi ink\u00e2r eden o kavmin meselesidir, ki onlar, &#8220;Tevrat&#8217;\u0131 miras alan ve onu \u015fu al\u00e7ak d\u00fcnyan\u0131n \u00e7\u0131karlar\u0131na de\u011fi\u015fen o bozuk nesildir.&#8221; O ink\u00e2rc\u0131 kavimdir. \u0130\u015fte sen onlara bu k\u0131ssay\u0131 anlat ki, belki biraz d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler. \u0130\u00e7lerinde bundan ders alacaklar bulunur. Yani sen, bu ihtimali de hesaba katarak anlat.<\/p>\n<p>177- Bak ne \u00e7irkin mesele mazhar o kavim ki, \u00e2yetlerimizi ink\u00e2r ettiler ve \u00fcstelik kendi kendilerine zulmediyorlard\u0131. Kendilerinde az\u0131c\u0131k d\u00fc\u015f\u00fcnce olanlar, kendilerinin bu \u00e7irkin hallerini ve bu \u00e7irkin mesellerini bir kere d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp de utanmaz m\u0131?<\/p>\n<p>178-Fakat Allah kimi hidayete erdirirse hidayeti bulan o olur. Kimi de dalalette b\u0131rak\u0131rsa, h\u00fcsrana d\u00fc\u015fenler de i\u015fte onlard\u0131r.<\/p>\n<p>179- Ger\u00e7ekten de yemin olsun ki cinlerden ve insanlardan bir \u00e7o\u011funu da cehennem i\u00e7in yaratt\u0131k, ki bunlar h\u00fcsranlar\u0131na haklar\u0131nda ezeli h\u00fck\u00fcm verilmi\u015f mahluklard\u0131r. L\u00e2kin s\u0131rf cebir tarikiyle ve kendilerinin yapt\u0131klar\u0131 ve sebep olduklar\u0131 \u015feyler hesaba kat\u0131lmadan ve dikkate al\u0131nmadan cehennemlik olmu\u015f de\u011fillerdir. Asl\u0131nda ba\u015flang\u0131\u00e7ta &#8220;ahseni takvim&#8221;, yani en g\u00fczel bi\u00e7imde yarat\u0131lm\u0131\u015f, \u015fuur f\u0131trat\u0131n\u0131 taahh\u00fct etmi\u015f iken sonra &#8220;esfeli safiline&#8221; d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f ve cebren kurtar\u0131lmalar\u0131na il\u00e2h\u00ee me\u015fiyetin ilgisiz kalm\u0131\u015f olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndand\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 ezeli ilmiyle biliyordu ki, bunlar ileride irade ve h\u00fcrriyet sahibi olduklar\u0131 zaman taahh\u00fctlerini yerine getirmeyecekler ve g\u00f6revlerini yapmayacaklar, f\u0131tratlar\u0131ndaki emaneti, \u015f\u00fchudu ve marifeti ve di\u011fer g\u00fc\u00e7lerini hak yolunda kullanmayacaklard\u0131r, &#8220;Al\u00e7akl\u0131\u011fa saplan\u0131p kalacaklar ve heveslerine uyacaklard\u0131r.&#8221; \u0130\u015fte o zaman Allah, onlar\u0131n kalplerini ve ruhsal melekelerini m\u00fch\u00fcrleyecek, hakk\u0131 duymak kabiliyetleri kapanacak, bundan b\u00f6yle onlara \u00f6yle bir yarat\u0131l\u0131\u015f ve huy verecek ki, art\u0131k s\u0131rf cehennemlik olacaklar. Allah bunun b\u00f6yle olaca\u011f\u0131n\u0131, son durumlar\u0131n\u0131n cehenneme varaca\u011f\u0131n\u0131 bile bile onlar\u0131 yaratt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in ta ba\u015flang\u0131\u00e7ta, sonu cehennemlik bir\u00e7ok halk yaratm\u0131\u015f oluyordu. Bu ise Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n onlar\u0131 do\u011frudan do\u011fruya cehenneme zorlamas\u0131 de\u011fil, cennete zorlamas\u0131, sonu bir taraftan cennete, bir taraftan cehenneme giden, k\u00e2rl\u0131 olabilece\u011fi gibi, zarar\u0131 da olan bir hayata, k\u00e2r yolunu taahh\u00fct ettirerek atmas\u0131 fakat taahh\u00fctlerinin yerine getirilmesini kendilerine b\u0131rakmas\u0131 ve onlar\u0131n \u00fcstlerine y\u00fcklemesidir. \u015e\u00fcphe yok ki, bu taahh\u00fcd\u00fcn yerine getirilmeyece\u011fini bile bile o y\u00fcklemeyi yapmak, sonu\u00e7 olarak onlar\u0131n lehine de\u011fil, aleyhlerine olan bir durumdur. Allah dileseydi onlar\u0131 taahh\u00fctlerini yapmaya zorlayabilirdi ya da hi\u00e7 yaratmazd\u0131. O zaman da yokluk ve zorunluluk kendileri hakk\u0131nda hayat ve h\u00fcr se\u00e7imden daha hay\u0131rl\u0131 olurdu. Bu onlar a\u00e7\u0131s\u0131ndan belki ho\u015flan\u0131lmayan bir \u015feydir, ama sonu\u00e7 bak\u0131m\u0131ndan daha hay\u0131rl\u0131 oldu\u011fu kesindir. Bunu Allah neden dilemedi? Bu nokta s\u0131rf O&#8217;nun iradesine ba\u011fl\u0131d\u0131r ve hi\u00e7bir \u015fekilde m\u00fcnaka\u015fa edilebilir bir \u015fey de\u011fildir. O&#8217;nun iradesine m\u00fcdahele olunamaz. O ne mecburdur, ne de sorumludur. &#8220;Yapt\u0131\u011f\u0131ndan sorumlu de\u011fildir.&#8221; (Enbiya 21\/23), ba\u015f\u0131na buyruk ve ortaks\u0131zd\u0131r. O&#8217;na bir \u015feyi vacip k\u0131labilecek veya iradesine s\u0131n\u0131r koyabilecek hi\u00e7bir \u015fey yoktur. (En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;nde 25. \u00e2yetin tefsirine ve yine ayn\u0131 s\u00fbrenin 112. \u00e2yetinin Cin ve \u0130ns hakk\u0131ndaki a\u00e7\u0131klamas\u0131na bak\u0131n\u0131z.)<\/p>\n<p>Burada mutlak zorunluluk (cebr-i mahz) olmad\u0131\u011f\u0131na dikkat \u00e7ekilerek buyuruluyor ki, onlar\u0131n kalbleri vard\u0131r. Kendilerine duyacak bir kalb verilmemi\u015f ve f\u0131trattaki misaka ba\u011flanmam\u0131\u015f de\u011fillerdir. L\u00e2kin bu kalblerle f\u0131k\u0131h etmezler, yani i\u015fi derinden derine anlamazlar. Kendi vicdan\u0131nda duyulmas\u0131 ve fark\u0131na var\u0131lmas\u0131 gereken \u015feye dikkat etmezler, gere\u011fi gibi duyup anlamazlar, g\u00f6zleri de vard\u0131r. L\u00e2kin bunlarla g\u00f6r\u00fclecek \u015feyi g\u00f6rmezler, kulaklar\u0131 da vard\u0131r. L\u00e2kin bunlarla i\u015fitmezler, i\u015fitilecek \u015feyi dinleyip duymazlar. Has\u0131l\u0131 Allah&#8217;\u0131n ak\u0131l ve duygu kuvvetlerini insan gibi ve gerekti\u011fi \u015fekilde kullanmazlar. \u0130\u015fte bunlar en&#8217;\u00e2m (hayvan) gibidirler. G\u00f6n\u00fcllerinde, g\u00f6zlerinde ve kulaklar\u0131nda insanl\u0131\u011fa mahsus olan m\u00e2n\u00e2 ve \u015fuur bulunmaz. Hayvan gibi sadece bir g\u00f6vde ve ses ile insan olunur san\u0131rlar ve yaln\u0131zca g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f ile ilgilenirler. Veya b\u00fct\u00fcn duygular\u0131 ve idrakleri m\u00fcnhas\u0131ran bu d\u00fcnya hayat\u0131ndaki ge\u00e7im sebeplerine y\u00f6neliktir. Belki bunlar hayvandan da daha a\u015fa\u011f\u0131, daha \u015fa\u015fk\u0131nd\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc en&#8217;\u00e2m denilen a\u015fa\u011f\u0131 canl\u0131lar, yarat\u0131l\u0131\u015ftan ve do\u011fu\u015ftan gelen ama\u00e7lar\u0131ndan sapmazlar, se\u00e7ebilecekleri kadar menfaat ve mazarratlar\u0131n\u0131 se\u00e7erler, onlar\u0131 elde etmeye g\u00fcc\u00fc yetti\u011fi kadar \u00e7aba g\u00f6sterir, tehlikelerden korunmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Hi\u00e7bir uzvunu yarat\u0131l\u0131\u015f gayesinin d\u0131\u015f\u0131nda kullanmaz, ileri gitmese de geri de kalmaz, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirmez. Onlar ise aksine geli\u015fmeye ve ebedi mutlulu\u011fa aday olan yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131ndan gere\u011fi gibi yararlanmazlar, yararlanmak \u015f\u00f6yle dursun onun bozulmas\u0131na sebep olurlar da ebedi azaba g\u00f6t\u00fcren bir yola girerler.<\/p>\n<p>Ve i\u015fte onlar o gafillerin ta kendileridir. Tam anlam\u0131yla gafil diye i\u015fte bunlara denilir. Zira beyinleri ve kalbleri var, fakat \u015fuurlar\u0131 yoktur. Nefislerine kar\u015f\u0131 \u015fahit olmu\u015flard\u0131r da kendi \u00f6zlerinden haberleri olmaz, f\u0131tratlar\u0131ndaki misak ve taahh\u00fcd\u00fc duymazlar, ald\u0131rmazlar. Kendi i\u00e7 g\u00f6zlemleriyle, f\u0131kh-\u0131 nefs\u00ee denilen kendi i\u00e7 dikkatleriyle duymad\u0131klar\u0131 gibi, d\u0131\u015far\u0131dan g\u00f6zlerine sokulan \u00e2yetlerin, kitab\u0131n ve kulaklar\u0131na okunan hak kel\u00e2m\u0131n\u0131n verdi\u011fi haberlerin \u015fahitli\u011fiyle de duymazlar. V\u00fccud var, vicdan nam\u0131na bir \u015feyleri yoktur. Dini, bir vehim; kitab\u0131, bir e\u011flence; il\u00e2h\u00ee kel\u00e2m\u0131, bir mus\u0131ki diye kar\u015f\u0131larlar. il\u00e2h\u00ee i\u015flerle d\u00fcnya i\u015fleri aras\u0131ndaki inceli\u011fin fark\u0131na varmaz, kimin kulu olduklar\u0131n\u0131, neye veya kime tapacaklar\u0131n\u0131 bilmezler. G\u00f6n\u00fclleri bo\u015f heva, g\u00f6zleri \u015fekil ve resim, kulaklar\u0131 anlams\u0131z sesler, m\u00fcsemmas\u0131z isimler pe\u015finde dola\u015f\u0131r durur. Kendilerine kalb, g\u00f6z, kulak verip yaratan, yarat\u0131l\u0131\u015ftan kendilerini rabl\u0131k m\u00eesak\u0131na taahh\u00fct ettiren, Sem\u00ee (i\u015fiten), Bas\u00eer (g\u00f6ren) ve e\u015fi-benzeri olmayan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc \u015firkler ko\u015farlar, gafletlerinden dolay\u0131 Allah&#8217;\u0131 anmazlar, anarlarsa bile O&#8217;nun m\u00fcnezzeh \u015fan\u0131na lay\u0131k olmayan isim, s\u0131fat ve \u00f6zelliklerle anarlar.<\/p>\n<p>180- Halbuki Allah&#8217;\u0131n esma-i h\u00fcsnas\u0131 (g\u00fczel isimleri) vard\u0131r. En g\u00fczel isimler O&#8217;nundur. Ger\u00e7i Allah zat\u0131nda birdir (ehaddir) ve zat\u0131n\u0131n ismi Allah&#8217;d\u0131r. Fakat say\u0131 olan bir gibi e\u015fi ve benzeri bulunabilecek \u015fekilde bir birlikle de\u011fil, e\u015fi ve benzeri bulunmayan \u00fcst\u00fcn bir birlikle birdir. Zat\u0131nda yaln\u0131zca vahid de\u011fil, ehaddir: Cem\u00e2l ve cel\u00e2liyle, b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar\u0131ndaki kemaliyle vahid ve her \u015feyin Rabb&#8217;i olan bir Samed&#8217;dir. Bundan dolay\u0131 zati, izafi, s\u00fcbut\u00ee, selb\u00ee, fiil\u00ee ve manev\u00ee \u00f6zellikleri ve bu \u00f6zellikleri dile getiren isimleri vard\u0131r. \u0130l\u00e2h\u00ee hitapta yer alan &#8220;Biz, \u015fehadet ettik, yaratt\u0131k.&#8221; gibi \u00e7o\u011ful kiplerindeki azamet ve ihti\u015fam, i\u015fte il\u00e2h\u00ee s\u0131fat ve isimlerin bir araya gelmesinden do\u011fan azamet ve y\u00fcceli\u011fi dile getirir ki, Allah y\u00fcce ismi, b\u00fct\u00fcn bu s\u0131fat ve isimlerin hepsini i\u00e7ine alan bir y\u00fcce isimdir. Allah ismi, Allah&#8217;\u0131n kendisi gibi, e\u015fi ve benzeri olmayan bir isimdir. S\u0131fat ve isimlerin \u00e7oklu\u011fu, zat\u0131n \u00e7oklu\u011funu gerektirmeyece\u011finden o isim ve s\u0131fatlar\u0131n her biri Allah&#8217;\u0131n e\u015fsiz \u00f6zelliklerinden birine delalet eder. \u00c2dem&#8217;e \u00f6\u011fretilen de isimlerin en g\u00fczelleridir. Daha do\u011frusu en g\u00fczel isimler Allah&#8217;a mahsustur. \u00d6yleyse ey m\u00fcminler, O&#8217;na o isimlerle dua ediniz, O&#8217;nu onlarla \u00e7a\u011f\u0131r\u0131n\u0131z veya O&#8217;nu bu g\u00fczel isimlerle adland\u0131r\u0131p an\u0131n\u0131z. Ve O&#8217;nun isimlerinde ilhad (yani yamukluk) edenleri terk ediniz. Mesela bedev\u00eelerin &#8220;Ey ikram ve y\u00fcceliklerin babas\u0131, ey aky\u00fczl\u00fc, ey kurtar\u0131c\u0131!&#8221; demeleri gibi, yanl\u0131\u015f d\u00fc\u015f\u00fcnceye ve k\u00f6t\u00fc zanna sebebiyyet verecek bozuk ifadelerden ve hadd-i zat\u0131nda herhangi bir en \u00fcst d\u00fczeydeki kemali de ifade etmeyen isimlerden uzak durunuz. Veya &#8220;Rahm\u00e2n&#8221; ismini tan\u0131mak istemeyen m\u00fc\u015frikler gibi, sap\u0131k d\u00fc\u015f\u00fcnceyle esm\u00e2-i h\u00fcsnan\u0131n (g\u00fczel isimlerin) baz\u0131lar\u0131ndan yan \u00e7izmek isteyen, mesela Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da yer alan &#8220;G\u00fc\u00e7l\u00fc, intikam alan, b\u00fcy\u00fckl\u00fck sahibi, zorlu&#8221; gibi azamet ve sonsuz kudret ifade eden il\u00e2h\u00ee isimlerin g\u00fczelli\u011fine itiraz etmeye kalk\u0131\u015fan, ya da Allah&#8217;a mahsus olan esm\u00e2-i h\u00fcsnay\u0131 Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na da aynen \u0131tlak edip vermeye kalkan, veyahut Arap m\u00fc\u015friklerinin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, Allah&#8217;\u0131n isimlerinden baz\u0131s\u0131n\u0131 al\u0131p m\u00fcennes sigas\u0131yla Allah isminden el-L\u00e2t, el-Az\u00eez isminden el-Uzza \u015feklinde kendi putlar\u0131na isim koyduklar\u0131 gibi bir \u00e7e\u015fit isim t\u00fcretme yoluna sapan, mesela \u015funa buna il\u00e2h, (m\u00fczik il\u00e2h\u0131, gen\u00e7li\u011fin il\u00e2h\u0131, futbol il\u00e2h\u0131 vs.) &#8220;il\u00e2he, mabud, mabude, rezzak, hall\u00e2k diyen dinsizlere bakmay\u0131n\u0131z, onlara uymay\u0131n\u0131z, onlar\u0131n ink\u00e2rlar\u0131n\u0131 kendilerine b\u0131rak\u0131n\u0131z. Onlar yapt\u0131klar\u0131n\u0131n cezas\u0131n\u0131 g\u00f6receklerdir.<\/p>\n<p>181-Cehennem i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015f olan b\u00f6yle gafillere, b\u00f6yle dinsizlere kar\u015f\u0131l\u0131k yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131z kimselerden \u00f6yle bir bir \u00fcmmet, \u00f6yle \u00fcst\u00fcn bir cemaat de vard\u0131r ki, hakka sar\u0131larak rehberlik ederler ve yol g\u00f6sterirler ve hakkiyle adalet eylerler. \u015eu halde bunlar\u0131n oy birli\u011fiyle ortaya koyduklar\u0131 kararlara uymak, arkalar\u0131ndan gitmek hidayettir ve b\u00fct\u00fcn bunlar Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerindendir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>182- \u00c2yetlerimizi ink\u00e2r edenlere gelince, biz onlar\u0131, bilemiyecekleri y\u00f6nlerden derece derece d\u00fc\u015f\u00fc\u015fe yuvarlayaca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>183- Ayr\u0131ca ben onlara m\u00fchlet de veririm. Fakat benim tuzak kurup hel\u00e2k edi\u015fim pek \u00e7etindir.<\/p>\n<p>184- Onlar arkada\u015flar\u0131nda herhangi bir cinnet bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmediler mi? O, a\u00e7\u0131k bir uyar\u0131c\u0131dan ba\u015fka biri de\u011fildir.<\/p>\n<p>185- Allah&#8217;\u0131n g\u00f6klerdeki ve yerdeki m\u00fclkiyet ve tasarrufuna, Allah&#8217;\u0131n yaratm\u0131\u015f oldu\u011fu herhangi bir \u015feye ve ecellerinin ger\u00e7ekten yakla\u015fm\u0131\u015f olmas\u0131 ihtimaline hi\u00e7 bakmad\u0131lar m\u0131? Art\u0131k bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan sonra ba\u015fka hangi s\u00f6ze inanacaklar.<\/p>\n<p>186- Allah kimi sapt\u0131r\u0131rsa onu yola getirecek bir kimse yoktur. O, onlar\u0131 kendi h\u00e2llerine b\u0131rak\u0131r ve kendi azg\u0131nl\u0131klar\u0131 i\u00e7inde yuvarlan\u0131p giderler.<\/p>\n<p>187- Sana, ne zaman kopacak diye k\u0131yamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yaln\u0131zca Rabbimin kat\u0131ndad\u0131r. Onu tam vaktinde koparacak olan O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131 de\u011fildir. Onun a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131na g\u00f6klerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ans\u0131z\u0131n gelecektir. Sanki sen onu \u00e7ok iyi biliyormu\u015fsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah kat\u0131ndad\u0131r. Fakat insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bunu bilmezler.<\/p>\n<p>188- De ki, ben kendi kendime Allah&#8217;\u0131n diledi\u011finden ba\u015fka ne bir menfaat elde etmeye, ne de bir zarar\u0131 \u00f6nlemeye malik de\u011filim. Ben e\u011fer gayb\u0131 bilseydim daha \u00e7ok hay\u0131r yapard\u0131m ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck denilen \u015fey yan\u0131ma u\u011framazd\u0131. Ben iman edecek bir kavme m\u00fcjde veren ve uyaran bir peygamberden ba\u015fka biri de\u011filim.<\/p>\n<p>182-183- O ink\u00e2rc\u0131lara bilmiyecekleri bir taraftan istidrac yapar\u0131z.<\/p>\n<p>&#8220;\u0130stidrac&#8221;, asl\u0131nda derece derece \u00e7\u0131karmak veya indirmek demek olup, bir kimseyi arzusuna g\u00f6re bir noktaya kadar tedricen g\u00f6t\u00fcr\u00fcp haberi olmayacak bir \u015fekilde felakete atmak anlam\u0131na bir deyim olmu\u015ftur ki, o kimse onu kendi yarar\u0131na bir terakki, hay\u0131rl\u0131 bir geli\u015fme zanneder, ger\u00e7ekte onun i\u00e7in o durum, bir anlamda u\u00e7uruma s\u00fcr\u00fcklenmek demektir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n istidrac yapmas\u0131 da uzun s\u00fcre bir kimse hakk\u0131nda hay\u0131rl\u0131 olmayan nimetler verip onun da bunu l\u00fctuf olarak g\u00f6rmesi ve kendi tuttu\u011fu yolun kendisi i\u00e7in hay\u0131r oldu\u011funu sanmas\u0131, bundan dolay\u0131 da gitgide gurur, kibir ve ta\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 artt\u0131rmas\u0131 ve en sonunda da b\u00fct\u00fcn\u00fcyle hayal k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011fray\u0131p en ac\u0131 ve en feci bir \u015fekilde hakk\u0131nda azab h\u00fckm\u00fcn\u00fcn ger\u00e7ekle\u015fmesidir ki, bu \u00e7ok \u00e7etin bir azap olur. D\u0131\u015f y\u00fcz\u00fcyle lutuf gibi g\u00f6r\u00fclen o nimetler, i\u015fin i\u00e7 y\u00fcz\u00fc a\u00e7\u0131s\u0131ndan ger\u00e7ekten bir kah\u0131rd\u0131r. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 buna bir keyd (hile, oyun) ad\u0131 verilmi\u015ftir. Bu bir zavall\u0131n\u0131n ba\u015fvurdu\u011fu bir hile bir keyd de\u011fildir, K\u00e2dir-i Mutlak olan Allah&#8217;\u0131n, o kulun azab\u0131n\u0131 \u015fiddetlendirmek i\u00e7in l\u00fctuf \u015feklinde ortaya koydu\u011fu bir kah\u0131r ve hesaba \u00e7ekme y\u00f6ntemidir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu istidracta manev\u00ee bir zorlama vard\u0131r. Fakat kulun ink\u00e2r\u0131na ba\u011fl\u0131 bir ayr\u0131nt\u0131 ve o ink\u00e2r\u0131n bir cezas\u0131 olan, yani kulun kendi h\u00fcr iradesi ile yapt\u0131\u011f\u0131 bir se\u00e7ime ili\u015fkin olan ve \u00f6mr\u00fcn belli bir noktas\u0131ndan ba\u015flayan bir zorlama (cebr) \u015fekli oldu\u011fundan, esas itibar\u0131yla bir mutlak cebr de\u011fildir.<\/p>\n<p>184- Bir defa olsun d\u00fc\u015f\u00fcnmediler mi ki, arkada\u015flar\u0131nda, yani ne zamandan beri bir arkada\u015f olarak g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcp konu\u015ftuklar\u0131 ve her bak\u0131mdan \u00e7ok iyi tan\u0131d\u0131klar\u0131 ve dostlu\u011fundan yararlan\u0131p durduklar\u0131 Muhammed&#8217;in \u015fahs\u0131nda cinnet nam\u0131na bir \u015fey yoktur. O bir uyar\u0131c\u0131dan ba\u015fka biri de\u011fildir.<\/p>\n<p>Hasen ve Kat\u00e2de&#8217;den rivayet olunmu\u015ftur ki, Hz. Peygamber bir gece Safa Tepesi&#8217;ne \u00e7\u0131km\u0131\u015f, Kurey\u015f&#8217;i boy boy, oymak oymak \u00e7a\u011f\u0131rm\u0131\u015f, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n azab\u0131ndan sak\u0131nmalar\u0131n\u0131 hat\u0131rlatarak nasihat etmi\u015fti. \u0130\u00e7lerinden birisi &#8220;Bu adam iyice delirmi\u015f, sabaha kadar ba\u011f\u0131racak.&#8221; demi\u015f. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet nazil olmu\u015f.<\/p>\n<p>185-186- G\u00f6klerin ve yerin melek\u00fbt\u00fcne hi\u00e7 bakmad\u0131lar m\u0131? G\u00f6klerin ve yerin melek\u00fbt\u00fc demek, g\u00f6klerin ve yerin memleketini yaratan ve y\u00f6neten hayret verici rabl\u0131k ve saltanat g\u00fcc\u00fc demektir. Yani \u00e2yetlerimizi ink\u00e2r edip, yalan sayanlar b\u00fct\u00fcn bu \u00e2lemlerin d\u00fczenine ve Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 herhangi bir \u015feye -bir kere olsun hi\u00e7 bakmad\u0131lar m\u0131? Bak\u0131p da bunun ne b\u00fcy\u00fck bir kudret oldu\u011funu, b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131 ve her \u015feyi yaratan, ayakta tutan ve y\u00f6neten Allah&#8217;\u0131n kudretinin ne b\u00fcy\u00fck bir kudret oldu\u011funu ve b\u00fct\u00fcn bunlarda s\u00fcr\u00fcp giden rabban\u00ee d\u00fczenin ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 bir an olsun d\u00fc\u015f\u00fcnmediler mi? K\u00e2inat varl\u0131klar\u0131ndan gerek her biri ve gerek o varl\u0131klar\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fc birden y\u00fcce yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na delalet eden bir delil ve O&#8217;nun birli\u011fini dile getiren bir kitap de\u011fil midir? Bunlara dikkat etmek ve bir insan ile bunlar aras\u0131ndaki bir bak\u0131\u015f\u0131n nas\u0131l bir b\u00fct\u00fcnl\u00fck, nas\u0131l Hakk&#8217;a g\u00f6t\u00fcren bir ba\u011flant\u0131 ve nas\u0131l bir tevhid \u00e2yeti oldu\u011funu iyice d\u00fc\u015f\u00fcnmek insan olman\u0131n bir gere\u011fi de\u011fil midir? B\u00fct\u00fcn\u00fcyle k\u00e2inat\u0131n ve b\u00fcy\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck her \u015feyin g\u00f6zlere sundu\u011fu ve sunaca\u011f\u0131 bu melek\u00fbt\u00ee manzara, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine ve Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerinin de dile getirdi\u011fi rabl\u0131\u011f\u0131n i\u015flerine yan\u0131lmaz bir \u015fahit oldu\u011funa \u015f\u00fcphe mi vard\u0131r. Onlar buna bir kere olsun bakmad\u0131lar m\u0131? Ve \u015f\u00f6yle bir g\u00f6z at\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcnmediler mi? \u015e\u00f6yle bir tehlike vard\u0131r: Olabilir ki, kendilerinin eceli yakla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Ba\u015flar\u0131na k\u0131yamet kopmak \u00fczeredir. Art\u0131k bundan -bu \u00e2yetleri de ink\u00e2r ettikten veya ecelden- sonra, hangi s\u00f6ze inanacaklar?<\/p>\n<p>187- Resul\u00fcm! sana o saati soruyorlar, onun demiri ne vakit at\u0131lacak? diyorlar. Yani k\u0131yametin kopaca\u011f\u0131 zaman ne vakittir, &#8220;bu i\u015f ne zaman olacak?&#8221; diyorlar. Bir rivayete g\u00f6re, yahudilerden, baz\u0131lar\u0131 H\u0131sl b. Ebi Ku\u015feyr, \u015eemuyil b. Zeyd Hz. Peygamber&#8217;e gelmi\u015fler. Onu imtihan i\u00e7in &#8220;Ya Muhammed, e\u011fer sen peygamber isen bize k\u0131yametin kopaca\u011f\u0131 vakti haber ver, \u00e7\u00fcnk\u00fc biz onu biliyoruz, do\u011fru s\u00f6ylersen sana iman edece\u011fiz.&#8221; demi\u015fler. Ancak belli bir vakit s\u00f6yleyecek olursa onu yalanlamaya da kararl\u0131 imi\u015fler. Bunun \u00fczerine i\u015fte bu \u00e2yet nazil olmu\u015f. Bir ba\u015fka rivayette Kurey\u015f&#8217;den baz\u0131lar\u0131 gelmi\u015fler &#8220;Ya Muhammed, seninle bizim aram\u0131zda bir yak\u0131nl\u0131k var, bundan dolay\u0131 bize \u00f6zel olarak onun vaktini l\u00fctfen bildir.&#8221; demi\u015fler. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet nazil olmu\u015f. \u00c2yetlerin toplam ifadesinden \u015fu anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bu olaylar\u0131n ikisi de olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yette iki kere &#8220;sana sorarlar&#8221; buyurulmas\u0131 da bunun iki kere oldu\u011funa i\u015faret say\u0131labilir. O g\u00f6klerde ve yerde, (yukar\u0131larda ve a\u015fa\u011f\u0131da, y\u00fckseklerde ve al\u00e7akta, d\u0131\u015f d\u00fcnyada ve i\u00e7 d\u00fcnyada), a\u011f\u0131r geldi. A\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 hepsinin tahamm\u00fcl\u00fcn\u00fcn d\u0131\u015f\u0131nda ve dayan\u0131lmaz boyutta oldu. Onun \u015fiddetine ne yer dayanabilir, ne de g\u00f6kler. Onun koptu\u011fu s\u0131rada etrafa sa\u00e7t\u0131\u011f\u0131 korkuya ne g\u00f6k ehli dayanabilir, ne de yery\u00fcz\u00fcndeki canl\u0131lar. K\u0131yametin vaktini, yani ne zaman kopaca\u011f\u0131n\u0131 ke\u015ff ve belirleme i\u015fi o kadar a\u011f\u0131r ve g\u00fc\u00e7 bir mesele ki, bunu Allah&#8217;tan ba\u015fka bilen bulunmaz. &#8220;O size olsa olsa ans\u0131z\u0131n gelecektir&#8221;. Ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc gelmiyecektir. Sanki sen, bunu pek\u00e7ok s\u00f6z konusu etmi\u015fsin,&#8221; \u0131srarla ve itina ile ara\u015ft\u0131r\u0131p ke\u015ffetmi\u015fsin, uzun uzad\u0131ya sora sora \u00f6\u011frenmi\u015fsin gibi, ya da peygamber olman dolay\u0131s\u0131yla mutlaka bilmen laz\u0131m gelirmi\u015f gibi durmadan soruyorlar. K\u0131yametin ne zaman kopaca\u011f\u0131ndan kesinlikle haberdar imi\u015fsin veya bunu bildirmek l\u00fctfunda bulunabilirmi\u015fsin veya bununla b\u00f6b\u00fcrlenirmi\u015fsin gibi sana soruyorlar. &#8221; De ki, onun bilgisi Allah kat\u0131ndad\u0131r&#8221; . Vel\u00e2kin insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bunu bilmezler, yani bunun b\u00f6yle Allah kat\u0131nda oldu\u011funun bilgisine sahip de\u011filler, \u00e7\u00fcnk\u00fc insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu ilim ehli de\u011filler. Bu meselenin bilgisinin ancak Allah kat\u0131nda oldu\u011funu bilmezler ve insanlar\u0131n bilebilece\u011fi \u015feylerden oldu\u011funu san\u0131rlar da o y\u00fczden sorarlar. Bilir bilmez konu\u015furlar, k\u0131yamet ha bug\u00fcn, ha yar\u0131n kopacak, yok daha kopmayacak, \u00e7\u00fcnk\u00fc yerin tebedd\u00fcl\u00fcne, g\u00fcne\u015fin s\u00f6nmesine, g\u00f6klerin d\u00fcr\u00fcl\u00fcp b\u00fck\u00fclmesine daha milyonlarca sene vard\u0131r veya bunlar\u0131n hi\u00e7birinin asl\u0131 yoktur gibisinden konu\u015fur dururlar.<\/p>\n<p>188- De ki, ben kendi kendime ne bir menfaat sa\u011flamaya, ne de zarar vermeye malik de\u011filim, ancak Allah dilerse o ba\u015fka, O&#8217;nun diledi\u011finden ba\u015fkas\u0131n\u0131 yapamam. Ve e\u011fer ben kendi kendime gaybi bilebilseydim, daha \u00e7ok hay\u0131r yapard\u0131m, ve bana o k\u00f6t\u00fcl\u00fck, (o dokunabilen elem ve zarar) dokunmazd\u0131. Yani benim durumum \u015fimdiki gibi bir be\u015fer, bir kul hali olmazd\u0131, Rab olmam laz\u0131m gelirdi. Bu ise muhal olan bir \u015feydir. Ben, bir uyar\u0131c\u0131dan ba\u015fka bir\u015fey de\u011filim, iman eden bir kavim i\u00e7in de bir m\u00fcjdeciyim. Uyarmak ve m\u00fcjde vermek i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015f bir kulum, ha\u015fa rabl\u0131k davas\u0131nda de\u011filim. Demi\u015flerdir ki, ilim ba\u015fka \u015fey, kudret ba\u015fka \u015feydir.<\/p>\n<p>Yaln\u0131zca bilgi, tek ba\u015f\u0131na bilenden her t\u00fcrl\u00fc zarar\u0131 bertaraf etmeye yeterli de\u011fildir. \u015eu halde gayb\u0131 bilmek rabl\u0131\u011f\u0131 gerektirmez. Buradaki yani k\u00f6t\u00fcl\u00fckten maksat, bilgi sayesinde bertaraf edilmesi m\u00fcmk\u00fcn olan zarar anlam\u0131nad\u0131r. L\u00e2m-\u0131 tarif, cinse de\u011fil, ahde hamledilmi\u015ftir. Nitekim &#8220;bana hi\u00e7bir zarar dokunmazd\u0131&#8221; buyurulmam\u0131\u015ft\u0131r, &#8220;bana o zarar dokunmazd\u0131&#8221; buyurulmu\u015ftur. Burada \u015funa da dikkat etmek gerekir ki, burada s\u00f6z konusu edilen \u015fey, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle gayb\u0131 bilmektir. B\u00fct\u00fcn gayb\u0131 bilmek, vacip ve m\u00fcmk\u00fcn olan k\u0131s\u0131mlar\u0131yla gayb\u0131n hepsini bilmek demektir ki, bunun i\u00e7inde m\u00fcmk\u00fcn olan her \u015feyi yapabilmek de dahildir. Yani kendisi i\u00e7in, kendi kendine ve kendi illiyetiyle b\u00fct\u00fcn gayb\u0131 bilmek, vacib\u00fclv\u00fccud ve mutlak kudret sahibi olmay\u0131 da gerekli k\u0131lar.<\/p>\n<p>\u015eimdi burada yarat\u0131l\u0131\u015f misak\u0131n\u0131n ve nefislerin \u015fahit tutulmas\u0131n\u0131n biraz daha a\u00e7\u0131klanmas\u0131 sadedinde s\u00fbrenin sonunu ba\u015flang\u0131c\u0131na, bir nevi ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak ba\u011flamak ve son olarak s\u00fbrenin maksad\u0131n\u0131 bir kere daha \u00f6zetlemek \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>189- Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla s\u00fck\u00fbnet bulsun diye e\u015fini de ondan yaratan Allah&#8217;t\u0131r. O, e\u015fini kucaklay\u0131p sar\u0131l\u0131nca (ona yakla\u015f\u0131nca), e\u015fi hafif bir y\u00fck y\u00fcklendi (h\u00e2mile kald\u0131). Bir m\u00fcddet b\u00f6yle ge\u00e7ti, derken y\u00fck\u00fc a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah&#8217;a \u015f\u00f6yle dua ettiler: &#8220;E\u011fer bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak \u015f\u00fckredenlerden olaca\u011f\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>190- Fakat Allah, kendilerine salih bir evlat verince, her ikisi de tuttular verdi\u011fi evlatlar \u00fczerine ona ortak ko\u015fmaya ba\u015flad\u0131lar. Allah, onlar\u0131n ko\u015ftuklar\u0131 \u015firkten m\u00fcnezzehtir.<\/p>\n<p>191- Hi\u00e7bir \u015fey yaratmayan ve kendileri yarat\u0131lm\u0131\u015f olan putlar\u0131 m\u0131 Allah&#8217;a ortak ediyorlar, ona e\u015f ko\u015fuyorlar?<\/p>\n<p>192- Bu putlar, ne o tap\u0131nanlara, ne de kendi kendilerine yard\u0131m edebilirler.<\/p>\n<p>193- E\u011fer siz onlar\u0131 do\u011fru yola \u00e7a\u011f\u0131rsan\u0131z, size uymazlar. Onlar\u0131 ha \u00e7a\u011f\u0131rm\u0131\u015fs\u0131n\u0131z, ha \u00e7a\u011f\u0131rmay\u0131p susmu\u015fsunuz, hi\u00e7 fark etmez.<\/p>\n<p>194- Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p tapt\u0131klar\u0131n\u0131z da t\u0131pk\u0131 sizin gibi kullard\u0131r. E\u011fer iddian\u0131zda do\u011fru iseniz haydi onlar\u0131 \u00e7a\u011f\u0131r\u0131n da size cevap versinler.<\/p>\n<p>195- Onlar\u0131n y\u00fcr\u00fcyecek ayaklar\u0131, tutacak elleri, g\u00f6recek g\u00f6zleri veya i\u015fitecek kulaklar\u0131 m\u0131 var? De ki: &#8220;Haydi \u00e7a\u011f\u0131r\u0131n o ortaklar\u0131n\u0131z\u0131, sonra bana istedi\u011finiz tuza\u011f\u0131 kurun ve elinizden gelirse g\u00f6z a\u00e7t\u0131rmay\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>196- &#8220;Zira benim velim, o kitab\u0131 indiren Allah&#8217;t\u0131r. Ve O, salih kullar\u0131na sahip \u00e7\u0131kar.&#8221;<\/p>\n<p>197- &#8220;Sizin Allah&#8217;tan ba\u015fka tapt\u0131klar\u0131n\u0131z ise ne size yard\u0131m edebilirler, ne de kendi kendilerine yard\u0131mlar\u0131 dokunur.&#8221;<\/p>\n<p>198- &#8220;Siz onlar\u0131 do\u011fru yola \u00e7a\u011f\u0131racak olsan\u0131z da duymazlar.&#8221; Onlar\u0131n sana bakt\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn, bakarlar, ama g\u00f6rmezler.<\/p>\n<p>199- Sen yine de affa sar\u0131l, iyili\u011fi emret ve cahillerden y\u00fcz \u00e7evir.<\/p>\n<p>200- E\u011fer \u015feytandan bir vesvese, bir g\u0131c\u0131k gelirse hemen Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n. Muhakkak ki, Allah hakk\u0131yla i\u015fiten, kemaliyle bilendir.<\/p>\n<p>201- Allah&#8217;tan korkanlar, kendilerine \u015feytandan bir vesvese ili\u015fti\u011fi zaman, durup d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler de derhal kendi basiretlerine sahib olurlar.<\/p>\n<p>202- \u015eeytanlar\u0131n karde\u015flerine gelince, onlar \u00f6b\u00fcrlerini sap\u0131kl\u0131\u011fa s\u00fcr\u00fcklerler, sonra da yakalar\u0131n\u0131 b\u0131rakmazlar.<\/p>\n<p>203- Onlara (arzular\u0131na g\u00f6re) bir \u00e2yet getirmedi\u011fin zaman, derleyip toplasayd\u0131n ya derler, sen de de ki; ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyar\u0131m, i\u015fte b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bu Kur&#8217;\u00e2n, Rabbinizden gelen basiretlerdir (kalp g\u00f6z\u00fcn\u00fc a\u00e7acak beyanlard\u0131r), iman eden bir kavim i\u00e7in hidayettir, rahmettir.<\/p>\n<p>204- Kur&#8217;\u00e2n okundu\u011fu zaman, hemen susup onu dinleyin, umulur ki, rahmete n\u00e2il olursunuz.<\/p>\n<p>205- Sabah ak\u015fam demeden, kendi i\u00e7inden, korkarak ve yalvararak, al\u00e7ak sesle Rabbini an ve gafillerden olma.<\/p>\n<p>206- Zira Rabbinin kat\u0131nda olanlar, Allah&#8217;a kulluk etmekten asla kibirlenmezler, O&#8217;nu tenzih eder, \u015fan\u0131n\u0131 ulularlar ve yaln\u0131zca O&#8217;na secde ederler.<\/p>\n<p>189- O Allah ki, sizi bir tek nefisten yaratt\u0131. Yani siz, &#8220;an\u0131l\u0131r bir \u015fey&#8221; de\u011fildiniz, yoktunuz ve hi\u00e7 biriniz, hi\u00e7 yoktan kendi kendinize ve kendi g\u00fcc\u00fcn\u00fczle olmad\u0131n\u0131z. Her biriniz iptida bir nefisten, bir z\u00fcrriyet olarak yarat\u0131ld\u0131n\u0131z. Hi\u00e7 birinizin bizzat iki tane babas\u0131 da yoktur, iki tane benli\u011fi de. Fert fert, kabile kabile, boy boy, soy soy, hepiniz bu \u015fekilde bir insan nefsinden yarat\u0131lm\u0131\u015f birer s\u00fcl\u00e2le, birer silsile olarak bir \u00e7e\u015fit mahluksunuz.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte sizi b\u00f6yle niceli\u011finizle ve niteli\u011finizle \u00f6l\u00e7\u00fcp bi\u00e7ip yaratan K\u00e2dir-i Mutlak olan o yarat\u0131c\u0131d\u0131r ki, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle gayb\u0131 bilen O&#8217;dur. Allah Te\u00e2l\u00e2, \u00f6nce bir nefis, bir be\u015fer olarak \u00c2dem&#8217;in \u015fahs\u0131n\u0131, ondan da sizi yaratt\u0131, hepinizi bir tek t\u00fcr yapt\u0131.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, &#8220;nesf-i vahide&#8221; nekredir. Bir ferd-i m\u00fcnte\u015fire delalet eder. Bundan dolay\u0131, her \u015feyden \u00f6nce insan t\u00fcr\u00fcn\u00fcn ba\u015flang\u0131c\u0131 olan \u00c2dem&#8217;in \u015fahs\u0131 i\u00e7in ge\u00e7erli oldu\u011fu kadar, sonu\u00e7 itibariyle muhataplar\u0131n s\u0131n\u0131flar\u0131na g\u00f6re, z\u00fcrriyet babas\u0131 olan her ki\u015fi i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Yani, ifade yaln\u0131zca ge\u00e7mi\u015f zamandaki \u00c2dem&#8217;i de\u011fil, \u015fimdiki zamandaki olaylar\u0131 da tek tek i\u00e7ine al\u0131r. (Nisa S\u00fbresi&#8217;nin birinci \u00e2yetine bkz.) Bunun i\u00e7in k\u0131ssan\u0131n ba\u015ftaraf\u0131 \u00c2dem ile Havva&#8217;n\u0131n do\u011frudan do\u011fruya \u015fah\u0131slar\u0131yla ilgili iken sonu evlatlar\u0131n\u0131n \u015firk halini tasvirle son bulacakt\u0131r. Nitekim bundan dolay\u0131, buradaki tek nefisten murad, Kurey\u015f&#8217;in atas\u0131 olan Kusayy oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir ki, bu da k\u0131ssan\u0131n Kurey\u015f m\u00fc\u015friklerine uygulanmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 \u00e2yetin anlam\u0131; &#8220;Ey Kurey\u015f, ey Arap kabileleri, ey Arap ve Arap olmayan \u00c2dem soylar\u0131 ve ey \u00c2dem evlatlar\u0131! Allah sizin hepinizi bir s\u00fclale, bir tek cins, bir cemiyet, bir \u00fcmmet olmak \u00fczere bir nefisten, bir tinet ve ruhtan yaratt\u0131. \u015eimdi siz &#8220;Biz bir nefisten de\u011fil, iki nefisten, bir baba ile bir anadan, bir \u00c2dem nevi ile bir Havva nevinden yarat\u0131ld\u0131k&#8221; m\u0131 diyeceksiniz? Bu size do\u011fru gibi gelebilir. Fakat Allah, o nefsin e\u015fini de ondan k\u0131ld\u0131. \u00c2dem nefsi, veya be\u015fer\u00ee nefis veya insani nefis denilen o bir tek nefsin e\u015fi olan di\u015fisini de, yani Havva&#8217;y\u0131 da ondan yapt\u0131 ve onun cinsinden k\u0131ld\u0131. Ayn\u0131 bir nefisten, onun par\u00e7as\u0131 veya e\u015fi olarak hem erkek, hem di\u015fi yaratt\u0131. Tabiattaki tekd\u00fczeli\u011fin z\u0131dd\u0131na olarak ayn\u0131 k\u00f6kten ikinci bir t\u00fcr yarat\u0131p \u00f6b\u00fcr\u00fcne \u00e7ift, yani e\u015f yaratt\u0131. Ve bu suretle onun e\u015fini de kendi cinsinden k\u0131ld\u0131. Erkekleri \u00c2dem&#8217;den yarat\u0131p da kad\u0131nlar\u0131 ba\u015fka bir k\u00f6kten ba\u015fka bir cinsten yaratmad\u0131. \u0130nsan\u0131n e\u015fini yine insandan yapt\u0131. \u015eu halde erkek bir nevi insan, kad\u0131n bir nevi insan olmakla beraber ikisi de ayn\u0131 k\u00f6kten, ayn\u0131 cinstendir. \u0130kisi de insand\u0131r, ikisi de be\u015ferdir. Ve biri \u00f6b\u00fcr\u00fcn\u00fcn tamamlay\u0131c\u0131s\u0131, e\u015fidir. &#8220;Size sizin nefisleriniz cinsinden e\u015fler k\u0131ld\u0131.&#8221; (Nahl 16\/72) Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, siz erke\u011finiz ve di\u015finizle iki ayr\u0131 nefisten de\u011fil, bir nefis cinsindensiniz. Allah onun e\u015fini de onun nefsinin cinsinden k\u0131ld\u0131 ki, o erkek nefis, o di\u015fi nefis olan e\u015fine s\u00fckun bulsun diye. Onda kendinden bir \u00f6zellik g\u00f6r\u00fcp onunla \u00fcnsiyyet etsin ve aralar\u0131nda izdivac\u0131 sa\u011flamak suretiyle heyecan\u0131n\u0131 yat\u0131\u015ft\u0131racak bir sevgi ve itminan bulsun da ondaki emanet bunda karar k\u0131ls\u0131n. Bunun i\u00e7indir ki, izdivactan sonra aralar\u0131nda uyum ve s\u00fckun bulunmad\u0131\u011f\u0131, \u00f6fke ve nefret bulundu\u011fu zaman bo\u015fanma ve ayr\u0131lma me\u015fru kabul edilmi\u015ftir. Zira il\u00e2h\u00ee h\u00fckme g\u00f6re kar\u0131-kocal\u0131\u011f\u0131 ge\u00e7erli k\u0131lan \u015fey aralar\u0131ndaki uyum ve s\u00fck\u00fbndur. Bir tek nefisten erkek ve di\u015fi nevilerinin yarat\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131n hikmeti de budur. Bundan dolay\u0131 erkek ile di\u015fi birbirine nik\u00e2hland\u0131. Bunun \u00fczerine ne zaman ki, erkek di\u015fisini iyice b\u00fcr\u00fcd\u00fc o zaman kad\u0131n hafif bir y\u00fck y\u00fcklendi, bir h\u00fccrecik al\u0131p bir z\u00fcrriyet y\u00fcklenmi\u015f oldu, bununla bir s\u00fcre gitti, derken yava\u015f yava\u015f a\u011f\u0131rla\u015fmaya ba\u015flad\u0131, ne zaman ki, o y\u00fck b\u00fcsb\u00fct\u00fcn a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131, onun do\u011fumu yakla\u015ft\u0131, i\u015fte o vakit Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131n eserini a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa hissettiler ve bunun sonunun iyi de, k\u00f6t\u00fc de olabilece\u011fini, bu a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n bir nimet de, bir felaket de olabilece\u011fini sezdiler ve b\u00fct\u00fcn tesirin Allah&#8217;tan oldu\u011funu anlad\u0131lar. Has\u0131l\u0131 &#8220;Ben sizin Rabbiniz de\u011fil miyim?&#8221; il\u00e2h\u00ee hitab\u0131n\u0131n anlam\u0131n\u0131 bizzat kendi ruhlar\u0131nda duyup anlad\u0131lar ve ya\u015fad\u0131lar. \u0130kisi de Rableri Allah&#8217;a dua ettiler ahdimiz olsun ki, ey Rabbimiz, e\u011fer sen bize bir salih yara\u015f\u0131kl\u0131 eli aya\u011f\u0131 d\u00fczg\u00fcn, ya\u015famaya ve kendi cinsimizden nesiller \u00fcretmeye elveri\u015fli herhangi bir nesil ihsan edersen biz, baba, ana ve gelecek olan evlat ve nesillerimizle hepimiz birden mutlak ve muhakkak olarak \u015f\u00fckredenlerden, senin verdi\u011fin nimetlerin hepsine \u015f\u00fckretmeyi huy edinen kullar\u0131ndan olaca\u011f\u0131z, dediler. Bu h\u00e2l \u00c2dem ile Havva&#8217;da b\u00f6yle oldu\u011fu gibi, ger\u00e7ek bir izdivac ile bir araya gelmi\u015f e\u015fler, yani b\u00fct\u00fcn ana ve babalar da do\u011fumun yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131 anlarda duyulan a\u011f\u0131rl\u0131k s\u0131ras\u0131nda ayn\u0131 sevin\u00e7, ne\u015fe, tela\u015f ve endi\u015feyi ya\u015farlar. Fakat i\u015fin ilerisi b\u00f6yle de\u011fildir.<\/p>\n<p>190- Sonra Allah Te\u00e2l\u00e2 o ana-babaya bir salih nesil verdi, tam istedikleri gibi sa\u011flam ve s\u0131hhatli bir \u00e7ocuk verdi, sonra o \u00e7ocuk b\u00fcy\u00fcd\u00fc, sa\u011flam biri oldu\u011fu bilfiil ortaya \u00e7\u0131kt\u0131 ve ger\u00e7ekle\u015fti, evlendi ve onun da \u00e7ocuklar\u0131 oldu ve bunlardan da analar, babalar yeti\u015fti, \u00e7o\u011fald\u0131. O zaman o ilk anan\u0131n ve ilk baban\u0131n evlatlar\u0131 veya torunlar\u0131 olarak onlar\u0131n yerini alan ana ve babalar, erkekli ve di\u015fili bir \u00e7ok \u00e7iftler Allah&#8217;\u0131n kendilerine verdi\u011fi evlatta Allah&#8217;a bir tak\u0131m \u015ferikler ko\u015fmaya ba\u015flad\u0131lar. Bazan Allah&#8217;\u0131n rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131 unutup, &#8220;bu bir tabiat olay\u0131d\u0131r&#8221; diyerek tabiat\u0131 Allah&#8217;a ortak ko\u015ftular. Bazan da \u00e7ocuklar\u0131na Abd\u00fc\u015f\u015fems, Abd\u00fcllat, Abd\u00fcluzza vb&#8230; isimler koyarak, esasen bir tek cins, bir tek \u00fcmmet olan insanlar\u0131 bu \u015fekilde ayr\u0131 ayr\u0131 cinsler haline getirdiler (&#8220;\u0130nsanlar bir tek \u00fcmmetten ba\u015fka de\u011fildi&#8221; \u00e2yetinin tefsirine bkz. Yunus, 10\/19).<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 ilk yarat\u0131l\u0131\u015fta \u015firk yoktu, onu daha sonraki nesiller uydurdular. Bununla beraber o kadar da eski bir gelenektir ki, onlar onu \u00c2dem ile Havva&#8217;dan ba\u015flam\u0131\u015f bir ilk g\u00fcnah sand\u0131lar. Anla\u015f\u0131ld\u0131 ki, Allah m\u00fc\u015friklerin \u015ferik tuttuklar\u0131 \u015feylerin hepsinden uzakt\u0131r. Yukar\u0131dan beri koydu\u011fu h\u00fck\u00fcmlerdeki hikmet ve kudreti, eserleri ve nimetleri ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak anlat\u0131lan y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ve birli\u011fi ne kadar a\u00e7\u0131kt\u0131r ve bizzat be\u015ferin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 olay\u0131nda ne kadar belirgindir. Yukar\u0131daki tesniye (ikil) sigas\u0131ndan sonra burada diyerek \u00e7o\u011ful kipi kullan\u0131lmas\u0131 \u015firkin faillerinde izah etti\u011fimiz kullan\u0131l\u0131\u015fa bir i\u015fareti dahi i\u00e7ermi\u015f oldu\u011fundan gaflet edilmemelidir. B\u00f6yle bir y\u00fcce yarat\u0131c\u0131ya kar\u015f\u0131 onlar\u0131 m\u0131 ortak ko\u015fuyorlar ki, onlar hi\u00e7bir \u015fey yaratamaz, hi\u00e7bir \u015feyin yarat\u0131c\u0131s\u0131 olamazlar kendileri yarat\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r, mahlukturlar ve s\u00fcrekli olarak benzerleri yap\u0131l\u0131r durur.<\/p>\n<p>191- Sonra Allah Te\u00e2l\u00e2 o ana-babaya bir salih nesil verdi, tam istedikleri gibi sa\u011flam ve s\u0131hhatli bir \u00e7ocuk verdi, sonra o \u00e7ocuk b\u00fcy\u00fcd\u00fc, sa\u011flam biri oldu\u011fu bilfiil ortaya \u00e7\u0131kt\u0131 ve ger\u00e7ekle\u015fti, evlendi ve onun da \u00e7ocuklar\u0131 oldu ve bunlardan da analar, babalar yeti\u015fti, \u00e7o\u011fald\u0131. O zaman o ilk anan\u0131n ve ilk baban\u0131n evlatlar\u0131 veya torunlar\u0131 olarak onlar\u0131n yerini alan ana ve babalar, erkekli ve di\u015fili bir \u00e7ok \u00e7iftler Allah&#8217;\u0131n kendilerine verdi\u011fi evlatta Allah&#8217;a bir tak\u0131m \u015ferikler ko\u015fmaya ba\u015flad\u0131lar. Bazan Allah&#8217;\u0131n rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131 unutup, &#8220;bu bir tabiat olay\u0131d\u0131r&#8221; diyerek tabiat\u0131 Allah&#8217;a ortak ko\u015ftular. Bazan da \u00e7ocuklar\u0131na Abd\u00fc\u015f\u015fems, Abd\u00fcllat, Abd\u00fcluzza vb&#8230; isimler koyarak, esasen bir tek cins, bir tek \u00fcmmet olan insanlar\u0131 bu \u015fekilde ayr\u0131 ayr\u0131 cinsler haline getirdiler (&#8220;\u0130nsanlar bir tek \u00fcmmetten ba\u015fka de\u011fildi&#8221; \u00e2yetinin tefsirine bkz. Yunus, 10\/19).<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 ilk yarat\u0131l\u0131\u015fta \u015firk yoktu, onu daha sonraki nesiller uydurdular. Bununla beraber o kadar da eski bir gelenektir ki, onlar onu \u00c2dem ile Havva&#8217;dan ba\u015flam\u0131\u015f bir ilk g\u00fcnah sand\u0131lar. Anla\u015f\u0131ld\u0131 ki, Allah m\u00fc\u015friklerin \u015ferik tuttuklar\u0131 \u015feylerin hepsinden uzakt\u0131r. Yukar\u0131dan beri koydu\u011fu h\u00fck\u00fcmlerdeki hikmet ve kudreti, eserleri ve nimetleri ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak anlat\u0131lan y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ve birli\u011fi ne kadar a\u00e7\u0131kt\u0131r ve bizzat be\u015ferin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 olay\u0131nda ne kadar belirgindir. Yukar\u0131daki tesniye (ikil) sigas\u0131ndan sonra burada diyerek \u00e7o\u011ful kipi kullan\u0131lmas\u0131 \u015firkin faillerinde izah etti\u011fimiz kullan\u0131l\u0131\u015fa bir i\u015fareti dahi i\u00e7ermi\u015f oldu\u011fundan gaflet edilmemelidir. B\u00f6yle bir y\u00fcce yarat\u0131c\u0131ya kar\u015f\u0131 onlar\u0131 m\u0131 ortak ko\u015fuyorlar ki, onlar hi\u00e7bir \u015fey yaratamaz, hi\u00e7bir \u015feyin yarat\u0131c\u0131s\u0131 olamazlar kendileri yarat\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r, mahlukturlar ve s\u00fcrekli olarak benzerleri yap\u0131l\u0131r durur.<\/p>\n<p>192- \u00dcstelik ne onlara, (yani tap\u0131nanlar\u0131na) bir yard\u0131mda bulunabilirler, ne de kendi kendilerini kurtarmaya g\u00fc\u00e7leri yeter. Y\u00fcce yarat\u0131c\u0131ya \u015ferik tutulup mabud edinilen o yarat\u0131klar, o putlar, ne kendilerine tapan putperestlerine yard\u0131m edebilmek, ne de ba\u015flar\u0131na gelecek felaketi \u00f6nleyebilmek durumundad\u0131r. Bu bir yana, kendilerine y\u00f6nelik tehlikelerden kendilerini kurtaracak durumda bile de\u011filler. \u0130badet edilen bir mabud, haddi zat\u0131nda kendisine sald\u0131r\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir durumda olmal\u0131d\u0131r ve kendisine tap\u0131nanlara yard\u0131m edebilmelidir.<\/p>\n<p>193-194-Onlar\u0131n ba\u015fkalar\u0131na yard\u0131m edebilmeleri \u015f\u00f6yle dursun ey m\u00fc\u015frikler siz onlar\u0131 hidayete davet edecek, do\u011fru yola ve iyi bir maksada \u00e7a\u011f\u0131racak olsan\u0131z size tabi olmazlar davetinize uyarak arkan\u0131za d\u00fc\u015fmezler, dualar\u0131n\u0131za da icabet etmezler. Onlara kar\u015f\u0131 ha dua etmi\u015fsiniz, ha susmu\u015fsunuz, e\u015fittir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sizin Allah&#8217;tan ba\u015fka yalvar\u0131p durdu\u011funuz o putlar\u0131n\u0131z (veya tanr\u0131 yerine koydu\u011funuz kimseler) hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz sizin gibi kullard\u0131rlar.<\/p>\n<p>195-Yani sizin gibi ak\u0131ls\u0131z, \u015fuursuz heykeller, ya da heykel gibi bedenlerdir. Bu tabir, m\u00fc\u015friklerin t\u0131pk\u0131 kendileri gibi, meml\u00fbk (k\u00f6le) durumunda olan bir tak\u0131m insanlara tapt\u0131klar\u0131n\u0131 da i\u015faret yoluyla ifade ederse de as\u0131l murat bu de\u011fildir, kendilerinin, tapt\u0131klar\u0131 put ve feti\u015fler gibi e\u015fya cinsinden olan o varl\u0131klara benzediklerini ba\u015flar\u0131na vurmakt\u0131r ki, bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 da &#8220;Onlar\u0131n y\u00fcr\u00fcyecek ayaklar\u0131 m\u0131 var ki onunla y\u00fcr\u00fcs\u00fcnler, onlar\u0131n tutacak elleri mi var ki tutsunlar&#8230;&#8221; ifadeleri a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>Ey Muhammed! Sen o m\u00fc\u015friklere de ki, haydi b\u00fct\u00fcn ortaklar\u0131n\u0131z\u0131 (veya Allah&#8217;a ortak tutarak tapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131) \u00e7a\u011f\u0131r\u0131n\u0131z, sonra hepiniz elele verip hep birlikte bana kar\u015f\u0131 ne hile yapabilirseniz, ne tuzak kurabilirseniz kurunuz, elinizden geleni arkaya b\u0131rakmay\u0131n\u0131z, bana bir an bile m\u00fchlet vermeyiniz, s\u00fcre de tan\u0131may\u0131n\u0131z. Bana kar\u015f\u0131 yapmay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz \u015feylerin bence hi\u00e7 \u00f6nemi yoktur.<\/p>\n<p>196-\u00c7\u00fcnk\u00fc muhakkak olan \u015fu ki, benim velim, yard\u0131mc\u0131m, koruyucum ve kurtar\u0131c\u0131m Allah&#8217;t\u0131r. O ki, bu kitab\u0131 indirmektedir. Sizin hi\u00e7bir \u015fey yapamayaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 ve kendisinin bana veli oldu\u011funu ve bana yard\u0131m edece\u011fini bildirmektedir. Ve O, b\u00fct\u00fcn iyilere veli olur, sahip \u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>197- Sizin, onun d\u0131\u015f\u0131nda \u00f6teki yalvard\u0131klar\u0131n\u0131z ise ne size yard\u0131m edebilirler, ne de kendi kendilerine bir faydalar\u0131 dokunur. Ne sizi kurtarabilirler, ne de kendi kendilerini.<\/p>\n<p>198- Ve siz onlar\u0131 hidayete \u00e7a\u011f\u0131rsan\u0131z (yani do\u011frulu\u011fa veya herhangi bir konuda size yard\u0131mc\u0131 olmaya veya sizi hakka iletmek i\u00e7in rehberlik etmeye davet ederseniz), sizi i\u015fitmezler bile. Ey dinleyici! Sen onlar\u0131 sana bak\u0131yorlar g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn halbuki g\u00f6rmezler. Kar\u015f\u0131lar\u0131nda duran ve g\u00f6r\u00fclebilen varl\u0131klara bakarlar, ama g\u00f6rmeleri yoktur, basiretleri de yoktur. Ke\u015f\u015faf m\u00fcellifi gibi, baz\u0131 tefsir \u00e2limleri bu ifadelerin yaln\u0131zca putlara ait oldu\u011funu sanm\u0131\u015flar ve demi\u015flerdir ki, putlar\u0131na bir tak\u0131m k\u0131ymetli ta\u015flardan, inci boncuktan g\u00f6z manzaras\u0131 veren \u015feyler tak\u0131yorlard\u0131. Bu takdirde ise \u00e2yette bir tekrar \u015faibesi s\u00f6z konusu \u00f6nceki benzerinin sadece tekrar\u0131, ba\u015fa vurmak gibi bir tekid olaca\u011f\u0131ndan \u00f6nceki \u00e2yet s\u0131rf bir ba\u015fa vurma, ikincisi ise tap\u0131lmas\u0131 caiz olanla olmayan\u0131 fark ettirmek amac\u0131na y\u00f6neliktir demi\u015flerdir. Fakat do\u011frusunu isterseniz \u00e2yetlerde tekrar yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc o m\u00fc\u015friklerin ortaklar\u0131 yaln\u0131zca tapt\u0131klar\u0131 cans\u0131z putlardan ibaret de\u011fildir. &#8220;Onlar da sizin gibi kullard\u0131r.&#8221; \u00e2yetinde de ihtar olundu\u011fu \u00fczere, \u00f6nceki \u00e2yet, m\u00fc\u015friklerin tapt\u0131klar\u0131 cans\u0131z putlar a\u00e7\u0131s\u0131ndan, bu k\u0131s\u0131m i\u00e7indeki benzer \u00e2yet, m\u00fc\u015friklerin tapt\u0131klar\u0131 ve tanr\u0131 yerine koyduklar\u0131 reisleri a\u00e7\u0131s\u0131ndan ge\u00e7erlidir. Ger\u00e7ekten de M\u00fccahid, Hasan Basr\u00ee ve S\u00fcdd\u00ee, buradaki &#8220;ted&#8217;\u00fbh\u00fcm&#8221;\u00fcn &#8220;h\u00fcm&#8221; zamirlerinin k\u00fcffara ait oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, zahir olan da budur. Bunlar hakk\u0131nda &#8220;i\u015fitmezler, g\u00f6rmezler&#8221; buyurulmas\u0131 da kulaklar\u0131na laf girmez, g\u00f6zleri g\u00f6rse de ak\u0131llar\u0131 ermez demektir. Bu noktada biz bir m\u00e2n\u00e2 daha seziyoruz ki, o da \u015fudur: Allah&#8217;tan ba\u015fka kendisine tap\u0131n\u0131lan \u015feylerin hi\u00e7 birisi, kar\u015f\u0131s\u0131nda kendisine ibadet eden bir kulun i\u00e7 d\u00fcnyas\u0131nda \u00e7alkalanan ac\u0131lar\u0131n\u0131, g\u00f6nl\u00fcnden ge\u00e7en arzu ve isteklerini, \u00fcmit ve dileklerini i\u015fitmez ve g\u00f6rmez. Bir hasta yatar k\u0131vran\u0131r, kar\u015f\u0131s\u0131na b\u00fct\u00fcn sevdikleri toplan\u0131r, ona bakarlar, fakat o hastan\u0131n neler \u00e7ekti\u011fini ve g\u00f6nl\u00fcnden neler ge\u00e7irdi\u011fini ger\u00e7ek y\u00f6n\u00fcyle ne g\u00f6r\u00fcrler, ne de anlarlar, ne de ger\u00e7ek anlamda ona yard\u0131m edebilirler. \u015eu halde kar\u015f\u0131lar\u0131ndaki o hastay\u0131 ger\u00e7ek anlamda g\u00f6r\u00fcyor ve i\u015fitiyor de\u011fillerdir. \u0130\u015fte Allah&#8217;tan ba\u015fka tap\u0131lanlar\u0131n hali budur. Bu a\u00e7\u0131dan onlar\u0131n hepsi birer put ve heykel gibidirler. Hi\u00e7birinden do\u011frudan do\u011fruya bir yard\u0131m gelmesi s\u00f6z konusu de\u011fildir. Allah ise, sem\u00ee ve bas\u00eerdir, gayblar\u0131n bilicisidir yani, hakkiyle g\u00f6ren, i\u015fiten ve gaybleri bilendir. Bundan dolay\u0131 Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na tap\u0131nmak bo\u015ftur, bat\u0131ld\u0131r ve hi\u00e7tir. Allah da her \u015feyin Rabbi olmakla beraber, iyilere, yarat\u0131l\u0131\u015ftan gelen f\u0131tr\u00ee \u00f6zellikleri ve kabiliyetleri bozulmam\u0131\u015f olan iman ve g\u00fczel huy ehline dost olur. Bundan dolay\u0131 \u015firk gelene\u011finin, f\u0131trat ve ak\u0131l a\u00e7\u0131s\u0131ndan nas\u0131l tutars\u0131z bir \u015fey oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a ispat edildikten sonra en b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015fu ve b\u00fct\u00fcn ahl\u00e2k g\u00fczelliklerini i\u00e7ine alan \u015fu \u00e2yetle Hz. Peygamber&#8217;e buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>199- Aff\u0131 ele al, insanlar ile ili\u015fkilerinde evvela ho\u015fg\u00f6r\u00fc ve kolayl\u0131k taraf\u0131n\u0131 g\u00f6zet; insanlar\u0131n i\u015flerinden, \u00f6nce sana kolay gelenleri al ve kolayca yerine gelecekleri yap. Kendilerine zor gelecek, zorluk verecek \u015feyleri isteme, \u015fiddet ve zorluk taraftar\u0131 olma. Ayr\u0131ca affedici ol, herkesin eksi\u011fine, kusuruna bakma, kusurlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamak, \u00f6z\u00fcr dileyenleri affetmek senin \u00f6nde gelen hasletin, en ba\u015f \u00f6zelli\u011fin olsun. \u0130nsanlardan vergi alaca\u011f\u0131n zaman halka zorluk ve s\u0131k\u0131nt\u0131 vermeyecek \u015fekilde hayat\u00ee ihtiya\u00e7lar\u0131ndan fazla olan mallardan vergi al. \u00d6rfe uygun olanla emreyle yani, affedici olay\u0131m, aff\u0131 g\u00f6zeteyim derken, \u00f6rf ile emretmeyi terketme, fakat emredece\u011fin, bir emir verece\u011fin zaman \u00f6rf ile emret. Emretti\u011fin i\u015f \u00f6rfe uygun olsun, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda veya kendini bilen ak\u0131l sahipleri kat\u0131nda maruf, yani yap\u0131lmas\u0131 ve yerine getirilmesi gerekli, varl\u0131\u011f\u0131 yoklu\u011fundan hay\u0131rl\u0131, olmas\u0131 olmamas\u0131ndan faydal\u0131 oldu\u011fu kabul edilen, g\u00fczel ve yararl\u0131 bir \u015fey olsun.<\/p>\n<p>&#8220;Urf, \u00c2rife, M\u00e2ruf&#8221;: &#8220;Yani, yap\u0131lmas\u0131 gerekli olan, olmas\u0131 olmamas\u0131ndan hay\u0131rl\u0131 bilinen her bir i\u015f \u00f6rft\u00fcr.&#8221; Ba\u015fka bir deyi\u015fle &#8220;g\u00fczel ve faydal\u0131 olan her i\u015f&#8221; demektir. \u00d6rf diye de tarif edilir ki, &#8220;insanlarca iyili\u011fi bilinen ve kabul olunan \u015feydir.&#8221; Bu demektir ki, insanlar aras\u0131nda birbirlerine kar\u015f\u0131 \u00f6tedenberi iyilik olarak yapageldikleri ve iyilik olarak bildikleri, gere\u011fine inand\u0131klar\u0131 ve faydas\u0131n\u0131 kabul ettikleri, itiraf eyledikleri, \u00fcrk\u00fcp b\u00f6yle \u015fey mi olurmu\u015f diyerek reddetmeye ve kar\u015f\u0131 koymaya yeltenmedikleri \u015feydir. Bu da, yukar\u0131da tarif etti\u011fimiz \u00f6b\u00fcr anlamlar\u0131n i\u00e7inde ise de onlardan bir anlamda daha \u00f6zeldir. Burada \u015fu iki noktadan gaflet etmemek gerekir: birincisi, \u00f6rf ile emretmek demek &#8220;her \u00f6rf&#8221;, veya &#8220;her m\u00e2ruf&#8221; emredilmesi gerekli olan \u015fey demek de\u011fildir. Yani her emrin \u00f6rfe uygun olmas\u0131 gerekir, fakat her \u00f6rf\u00fcn mutlaka emredilmesi gerekli de\u011fildir. \u0130kincisi insanlar aras\u0131nda yay\u0131lm\u0131\u015f, \u015fuy\u00fb bulmu\u015f, iyi k\u00f6t\u00fc her \u015fey, her \u00e2det ve gelenek \u00f6rf demek de\u011fildir. Bilgisizlik ve sap\u0131kl\u0131k sayesinde veya zorba y\u00f6neticilerin zoruyla halka kabul ettirilmi\u015f ve al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f bir tak\u0131m k\u00f6t\u00fc al\u0131\u015fkanl\u0131klar ve gelenekler vard\u0131r ki, bunlar\u0131n \u00e7o\u011fu bat\u0131l ve \u00e7irkin \u015feyler oldu\u011fundan hadd-i zat\u0131nda emredilmesi de\u011fil, onlar\u0131n nehyedilip yasaklanmas\u0131 ve ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131 gerekir ki, bunlar asl\u0131nda k\u00f6t\u00fc \u015feylerden say\u0131l\u0131rlar. Hatta bunlar\u0131n bir \u00e7o\u011fu sahiplerinin g\u00f6z\u00fcnde bile \u00e7irkindir. Kendi nefislerine uygulanmas\u0131n\u0131 istemezler ve ink\u00e2r ederler.<\/p>\n<p>Yukar\u0131dan beri Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da anlat\u0131l\u0131p a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, k\u00e2firlerde, zalimlerde, fas\u0131klarda \u00e2det olmu\u015f ve al\u0131\u015fkanl\u0131k haline gelmi\u015f nice k\u00f6t\u00fc \u00e2detler ve gelenekler vard\u0131r ki, \u015firk ve puta tapmak \u00e2deti bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda gelir. Hz. Peygamber bunlar\u0131 emretmek de\u011fil, bunlarla sava\u015fmak i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015ftir. \u015eu halde yukar\u0131dan beri b\u00fct\u00fcn bu fena \u00e2detlerin, Kur&#8217;\u00e2n taraf\u0131ndan k\u0131nanan \u00e7irkin geleneklerin k\u00f6t\u00fclenmesi ve yasaklanmas\u0131 istenirken, \u00f6zellikle \u015firk \u00e2detinin yarat\u0131l\u0131\u015ftan gelmeyip, daha sonra ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f bir \u015fey olmas\u0131yla \u00e7irkinliklerden bulundu\u011fu ispat olunarak iptali i\u00e7in &#8220;\u00f6rf ile emret&#8221; buyurulurken, \u00f6rf\u00fcn soyut bir kavram olarak ele al\u0131n\u0131p her t\u00fcrl\u00fc \u00f6rf ve \u00e2det demek olabilece\u011fini sanmak \u00e7ok yanl\u0131\u015f bir \u015fey olur. Her maruf olan \u015fey emredilmeye lay\u0131k olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, her \u00e2det ve gelenek de \u00f6rf demek de\u011fildir, her \u00f6rf de \u00e2det de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u00d6rf, marifet ve itiraf ile ilgili oldu\u011fundan dolay\u0131 &#8220;\u00f6rf ile emret!&#8221; ifadesi \u015funa da i\u015faret eder ki, emrolunacak \u015fey, ya emredilir edilmez f\u0131traten kabul ve itiraf edilebilecek bir \u015fey olmal\u0131, yani haddi zat\u0131nda bilinen ve kabul edilmi\u015f olan bir\u015fey olmal\u0131, ya da \u00f6nce genel anlamda ne oldu\u011fu iyice tarif edilip tan\u0131t\u0131ld\u0131ktan sonra emrolunmal\u0131d\u0131r. \u0130nsanlar\u0131n kafas\u0131na girmeyen, havsalas\u0131 almayan veya almak ihtimali bulunmayan karma\u015f\u0131k \u015feyler halka emredilmemelidir. Nitekim Fatiha S\u00fbresi&#8217;nde ve Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f taraflar\u0131nda \u00f6nemli ilkeler iyice a\u00e7\u0131klan\u0131p belirlendikten sonrad\u0131r ki, ilk emir olarak &#8220;Ey insanlar Rabbinize ibadet edin!&#8221; (Bakara, 2\/21) hitab\u0131na yer verilmi\u015ftir. Yine b\u00f6ylece Mekke devrinde nazil olmu\u015f olan s\u00fbrelerden \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n temel ilkeleri, f\u0131trata uygun olan ana esaslar\u0131 iyice tarif edilip a\u00e7\u0131kland\u0131ktan ve bu suretle ehli \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ruhunda bir m\u00fc\u015fterek de\u011ferler ve inan\u00e7lar ortam\u0131 olu\u015fturduktan, yani bir kamu vicdan\u0131 ve \u015fer&#8217;\u00ee \u00f6rf meydana getirdikten sonrad\u0131r ki, ibadet ve \u00f6teki g\u00f6revlere ili\u015fkin emirler Medine devrinde nazil olan s\u00fbrelerde peyderpey emredilmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Has\u0131l\u0131 bir emir, bir iyili\u011fi ve fayday\u0131 i\u00e7ermeli veya ama\u00e7lamal\u0131d\u0131r. Emrolunan i\u015f, ne derece maruf olursa o derece ge\u00e7erli olur, o derece kabul g\u00f6r\u00fcr. Herkese \u015famil olan emirler de herkesin bilgi ve anlay\u0131\u015f derecesine uygun olmal\u0131d\u0131r ki, yanl\u0131\u015f anla\u015f\u0131lmaya veya istismara meydan vermeden kolayl\u0131kla uygulanabilir olsun, halk\u0131n kar\u015f\u0131 koymas\u0131na, red ve ink\u00e2r etmesine meydan vermesin, ya da halka bask\u0131 yoluyla uygulanmas\u0131na gerek kalmas\u0131n. Bu \u00e2yet ahl\u00e2k ilmi, kanun yapma ve y\u00f6netim bilgisi a\u00e7\u0131lar\u0131ndan o kadar geni\u015f kapsaml\u0131 bir d\u00fcsturdur ki, bunun inceliklerini ve ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 say\u0131p d\u00f6kmeye imk\u00e2n yoktur.<\/p>\n<p>Bununla beraber o m\u00fc\u015frikler gibi cahillik edenlere gelince: cahillerden y\u00fcz\u00fcn\u00fc \u00e7evir. O kendini ve Rabbini bilmez cahillerin ahmak\u00e7a s\u00f6zlerine, ak\u0131ls\u0131zca i\u015flerine misliyle mukabelede bulunmaya kalk\u0131\u015fma. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn ahl\u00e2k y\u00fcceliklerini i\u00e7ine alan bu \u00e2yeti kerimenin bir tefsiri gibi olmak \u00fczere \u015fu hadis-i kudsi de varid olmu\u015ftur: yani, &#8220;faziletlerin en y\u00fckse\u011fi, seninle ili\u015fkisini keseni senin aray\u0131p sorman, seni mahrum b\u0131rakana senin ihsanda bulunman ve sana zulmedeni senin affetmendir.&#8221; Yine rivayet olunmu\u015ftur ki, bu \u00e2yet nazil olunca peygamber efendimiz; &#8220;Gazap ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f iken bu nas\u0131l olur ya Rabbi?&#8221; deyince, arkas\u0131ndan \u015fu \u00e2yet nazil olmu\u015ftur:<\/p>\n<p>200- Ve e\u011fer \u015feytandan bir g\u0131c\u0131k seni g\u0131c\u0131klayacak olursa, yani seni emrolundu\u011fun \u015feyin tersine y\u00f6nlendirmek i\u00e7in k\u0131zd\u0131rmak veya ba\u015fka bir yolla galeyana getirecek \u015feytani bir tahrik kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunacak olursan, onun \u015ferrinden hemen Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n. Allah&#8217;\u0131n nimetinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve cezas\u0131n\u0131n \u015fiddetini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp yard\u0131m ve korumas\u0131na iltica ederek, g\u00f6nl\u00fcnden O&#8217;na s\u0131\u011f\u0131n veya dilinle ve g\u00f6nl\u00fcnle O&#8217;na s\u0131\u011f\u0131nmada bulun, muhakkak ki, Allah i\u015fitir ve bilir. Kalbinle de yapsan kendisine s\u0131\u011f\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilir.<\/p>\n<p>201- Muhakkak ki, m\u00fcttaki olanlar kendilerine \u015feytandan bir tayf \u00e7ok az bir hayal eseri bir \u015fey dokundu\u011fu vakit bile hemen durup d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler, Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nmak gerekti\u011fini hat\u0131rlarlar ve hemen g\u00f6zlerini d\u00f6rt a\u00e7arlar, kendi hatalar\u0131n\u0131n nerede oldu\u011funu ve \u015feytan\u0131n hilesinin nereden geldi\u011fini g\u00f6r\u00fcrler ve hemen yanl\u0131\u015ftan sak\u0131n\u0131rlar. Bu \u00e2yet Resulullah&#8217;a olan bu hitab\u0131n, b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlere genel anlamda bir hitap oldu\u011funa i\u015faret eden bir tenbih niteli\u011fini ta\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>202- \u015eeytanlar\u0131n karde\u015fleri olanlar, yani gizli \u015feytanlar\u0131n, insan cinsinden olan \u015feytanlar\u0131n karde\u015fleri olanlar ise onlara (yani o cin \u015feytanlar\u0131na) i\u011fvada yard\u0131mc\u0131 olur imdat ederler. Sonra da kendilerini k\u0131samazlar, m\u00fcttakiler gibi k\u00f6t\u00fcl\u00fckten \u00e7ekip geri tutamazlar, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten vazge\u00e7ip kendilerini \u00e7ekip \u00e7eviremezler.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 \u015feytanlara kap\u0131ld\u0131k\u00e7a kap\u0131l\u0131rlar, aldand\u0131k\u00e7a aldan\u0131rlar, sapt\u0131k\u00e7a saparlar, hel\u00e2k batakl\u0131\u011f\u0131na batar giderler.<\/p>\n<p>203-Nitekim sen onlara bir \u00e2yet getirmedi\u011fin zaman, yani zaman zaman oldu\u011fu gibi vahiyde belli bir s\u00fcre kesinti oldu\u011fu zaman, o \u015feytanlar\u0131n karde\u015fleri demek ki, derleyip toparlayamad\u0131n ha, derler. B\u00f6yle demekle \u00f6b\u00fcr \u00e2yetleri de Hz. Peygamber&#8217;in \u015furadan buradan derleyip toparlad\u0131\u011f\u0131n\u0131, kendi hesab\u0131na \u015furadan buradan toplay\u0131p s\u00f6yledi\u011fini ima ederek, onun peygamberli\u011fine sata\u015fmaya ve dil uzatmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Bu ise \u015feytandan bir tayf&#8217;a, bir hayale ve bir g\u0131c\u0131klamaya misaldir. Resul\u00fcm de ki; ben Rabbimden bana vahyolunandan ba\u015fka hi\u00e7 bir \u015feye uymam. Bu Kur&#8217;\u00e2n Rabb&#8217;iniz kat\u0131ndan gelen basiretlerdir. T\u0131pk\u0131 kalblerde hakk\u0131 g\u00f6rmeye, do\u011fruyu anlamaya yard\u0131mc\u0131 olan basiretler gibi Rabb&#8217;inizin ihsan\u0131d\u0131r. Ve iman edecek olan her hangi birkavim i\u00e7in bir hidayet rehberi ve bir rahmettir. \u015eu halde sayg\u0131s\u0131zl\u0131k etmeyin, iman edin.<\/p>\n<p>204- Ve ey m\u00fcminler hatta ey insanlar! Kur&#8217;\u00e2n okundu\u011fu vakit namazda, hutbede veya herhangi bir yerde ve mecliste hemen kulak verip onu dinleyin, ve a\u011fz\u0131n\u0131z\u0131 tutup susun ki, rahmete erdirilesiniz, rahmete erdirilmeniz arzu edilsin. Zira susmak iyice dinlemeye, iyi dinlemek de basirete, o da iman ve salih amellere, iman ve ameller de il\u00e2h\u00ee rahmete ve nimete ermeye sebep ve yoldur.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, buradaki &#8220;dinleme ve susma&#8221; ile ilgili emirler okunmaya ba\u011fl\u0131 olarak \u015fart k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. K\u0131r\u00e2et (okumak) ise bir ihtiyari i\u015ftir ki, ak\u0131ll\u0131 ve konu\u015fan bir insan\u0131n a\u011fz\u0131ndan \u00e7\u0131kan\u0131 anlamaya ve anlatmaya y\u00f6nelik bir maksat ta\u015f\u0131yan sesli olarak okumak demektir. Nitekim vahiy mele\u011fi olan Cebrail&#8217;in i\u015fi bile asl\u0131nda bir k\u0131r\u00e2et (okuma) de\u011fil bir ikra, yani okutmakt\u0131r. Allah&#8217;\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015f ise vahyi indirmek ve k\u0131r\u00e2eti yaratmakt\u0131r. Bundan dolay\u0131 ak\u0131ll\u0131 olmayandan ve cans\u0131z varl\u0131klardan sad\u0131r olan seslere k\u0131r\u00e2et denilemeyece\u011fi gibi, aks-i sadadan, yani sesin yank\u0131lanmas\u0131ndan meydana gelen i\u015fe de k\u0131r\u00e2et denilemez. Bunun i\u00e7indir ki, fakihler bir k\u0131r\u00e2etin yank\u0131lanmas\u0131ndan has\u0131l olan yank\u0131ya k\u0131r\u00e2et ve til\u00e2vet h\u00fckm\u00fc terett\u00fcp etmiyece\u011fini ve mesela til\u00e2vet secdesi az\u0131m gelmeyece\u011fini beyan etmi\u015flerdir. Bir kitab\u0131 sessiz olarak okumaya k\u0131r\u00e2et denilemiyece\u011fi gibi, \u00e7alan veya \u00e7\u0131nlayan yank\u0131 yapan bir sesi dinlemek de k\u0131r\u00e2et dinlemek demek de\u011fildir, bir \u00e7\u0131nlamay\u0131 dinlemektir. \u015eu halde Kur&#8217;\u00e2n okuyan bir okuyucunun sesini aksettiren gramafondan veya radyodan gelen sese de k\u0131r\u00e2et denilemez. Bu gibi sesler bir k\u0131r\u00e2et de\u011fil, bir k\u0131r\u00e2etin yank\u0131s\u0131 ve yans\u0131mas\u0131d\u0131r, bunlara dinleme ve susma emrinin h\u00fckm\u00fc terett\u00fcp etmez. Yani dinlenilmesi ve susulmas\u0131 vacip olan Kur&#8217;\u00e2n, gramafonda \u00e7al\u0131nan Kur&#8217;\u00e2n de\u011fil, bir insan taraf\u0131ndan okunan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;d\u0131r. Bununla beraber dinlenilmesi vacip veya m\u00fcstehap olmamaktan, bunun dinlenilmesinin caiz olmad\u0131\u011f\u0131 veya dinlenilmemesinin vacip oldu\u011fu san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Zira Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 gramafonda \u00e7almak ba\u015fka bir i\u015f, \u00e7al\u0131nan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 dinlemek de ba\u015fka bir i\u015ftir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 gramafonda \u00e7almak, onu \u00f6teki \u00e7alg\u0131lar aras\u0131na sokmak caiz g\u00f6r\u00fclemiyecek bir i\u015f oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Nitekim Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 okumak, Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 b\u00fcy\u00fck bir ibadet oldu\u011fu halde, ona gerekli sayg\u0131n\u0131n g\u00f6sterilmedi\u011fi bir yerde veya bir mecliste okumak bir kabahattir. Fakat okunmu\u015f bulunursa onu dinlemek kabahat de\u011fildir, dinlenmemesi kabahattir. Mesela, hamamda Kur&#8217;\u00e2n okuyan g\u00fcnaha girer de onu dinleyen g\u00fcnaha girmez. Nerede olursa olsun okunan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 dinlemek sevapt\u0131r, dinlememek sevap de\u011fildir. Bunun gibi, bir ses yank\u0131s\u0131 dahi olsa gramafonda \u00e7al\u0131nan veya radyoda \u00e7al\u0131nan bir Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 dinlemek vacip de\u011fildir diye onu dinlememek vacipmi\u015f gibi zannedilmemelidir. Zira tam anlam\u0131yla bir k\u0131r\u00e2et de\u011filse bile yine de k\u0131r\u00e2et benzeri bir \u015feydir.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc nefs\u00ee kel\u00e2ma delalet etmektedir. \u015eu halde dinlenilmesi vacip veya m\u00fcstehap de\u011filse bile en az\u0131ndan caizdir, evlad\u0131r ve hatta ona da sayg\u0131s\u0131zl\u0131k etmek caiz de\u011fildir. \u00d6yle bir h\u00e2l kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunan bir m\u00fcsl\u00fcman, lay\u0131k olmayan yere konmu\u015f bir Kur&#8217;\u00e2n sahifesi kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunuyormu\u015f gibidir ki, ona kar\u015f\u0131 l\u00e2ubalilik etmemesi ve elinden geldi\u011fi kadar onu oradan al\u0131p lay\u0131k oldu\u011fu yere kald\u0131rmas\u0131 dindarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n gere\u011fidir.<\/p>\n<p>205-\u0130\u015fte ey Muhammed! Onlar\u0131 s\u00f6yle ve nefsinde Rabbini zikret, bir tazarru ve yakar\u0131\u015f ile ve bir nevi korku ile yani korkarak, \u00e7ekinerek ve yalvararak, yakararak, kalben ve fikren sesli olmayan bir s\u00f6z ile, yani s\u0131rr\u00ee olan\u0131n biraz \u00fcst\u00fcnde, yaln\u0131zca kendin i\u015fitecek kadar, k\u0131r\u00e2et veya dua veyahut dil ile yap\u0131lan zikirlerden g\u00fczel tefekk\u00fcre engel olmayacak \u015fekilde sabahlar\u0131 ve ak\u015famlar\u0131, (i\u015fte b\u00f6ylece) i\u00e7inden Rabbini zikretmeyi kendine vird et, ve gafillerden olma. Kalbin daima uyan\u0131k olsun ve Allah&#8217;\u0131 zikretmeye devam et.<\/p>\n<p>\u0130nsan varl\u0131\u011f\u0131nda ruh ile bedenin \u00e7ok tuhaf bir ili\u015fkisi vard\u0131r ki, d\u00fc\u015f\u00fcnce ile duygu, vicdan ile ak\u0131l insan\u0131n ruhsal varl\u0131\u011f\u0131nda bir b\u00fct\u00fcnl\u00fck te\u015fkil eder. Bu ili\u015fkide \u015fahsiyet b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc meydana gelir. Bu birlik Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini tan\u0131maya do\u011fru a\u00e7\u0131lan bir pencere durumundad\u0131r. Bu ili\u015fki sebebiyledir ki, ruhta meydana gelen bir etki bedene de etki eder ve bedende meydana gelen bir etkinin ruhta da bir tak\u0131m sonu\u00e7lar\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. \u00c7ok s\u0131radan bir misal olmak \u00fczere ek\u015fi bir \u015fey hayal etti\u011fimiz zaman bile a\u011f\u0131z sulan\u0131r, bir faciay\u0131 anlat\u0131rken bile ba\u015f a\u011fr\u0131s\u0131, heyecan veya bayg\u0131nl\u0131k meydana gelebilir ki, bunlar ruhtan bedene gelen etkinin g\u00f6stergeleridir. Ayn\u0131 \u015fekilde bedende meydana gelen bir tak\u0131m yara ve hastal\u0131klar\u0131n ac\u0131s\u0131 ruhta duyulur veya bedende tekrarlanan bir tak\u0131m i\u015flerin etkisiyle ruhta kuvvetli bir meleke meydana gelir ki, bunlar da bedenden ruha gelen etkinin izleridir. B\u00f6ylece insanda g\u00fczel tefekk\u00fcre engel olmayacak \u015fekilde ve kendi kendisinin duyaca\u011f\u0131 kadar diliyle zikir al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 yerle\u015fti\u011fi zaman bu zikirden hayal \u00e2leminde bir eser meydana gelir. Ve bundan ruha bir nur y\u00fckselir, sonra bu nurlar ruhtan tekrar dile, dilden hayale yans\u0131yarak ak\u0131p gider. Kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 aynalar gibi s\u00fcrekli olarak birbirini takviye eder ve destekler. Bunun say\u0131sal art\u0131\u015f\u0131na da s\u0131n\u0131r yoktur ve bu sonsuz denizin y\u00fcce ve kutsal makam ve mertebeleri nihayetsizdir. Marifet yolculu\u011fu i\u015fte bu s\u0131n\u0131rs\u0131z denizde Hakk&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na do\u011fru y\u00fcr\u00fcmek ve yol almakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu yolculu\u011fun yegane gemisi nefis ye\u011fane d\u00fcmeni de Allah&#8217;\u0131 zikirdir. Tam gaflet mutlak tehlikedir ve herbir gaflet an\u0131 bile bir tehlike ihtimalini i\u00e7erir.<\/p>\n<p>206- Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz Rabbinin huzurundakiler, &#8220;Meleklerin de Ar\u015f&#8217;\u0131n etraf\u0131n\u0131 \u00e7epe\u00e7evre ku\u015fatm\u0131\u015f olarak Rablerine hamd ile tesbih ettiklerini g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn.&#8221; (Z\u00fcmer 39\/75) buyurulan Mukarrabin Melekleri ki, mele-i \u00e2la denilen y\u00fcce meleklerdir. O&#8217;na ibadette b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslamazlar. O&#8217;nu tesbih ederler ve hepsi O&#8217;na hamdederler, secde ederler. \u015eu halde sen de \u00f6yle yap.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu m\u00e2n\u00e2 sebebiyledir ki, bu \u00e2yet okundu\u011fu vakit til\u00e2vet secdesi yapmak me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimizden \u00f6ylece rivayet olunmu\u015ftur ki; &#8220;\u00c2dem o\u011flu secde \u00e2yetini okuyup da secde etti\u011fi zaman \u015eeytan a\u011flayarak \u00e7ekilir ve kendi kendine &#8220;vay!&#8221; diyerek hay\u0131flan\u0131r, bu adam, secde ile emrolundu, secde etti, ona cennet var, bense secde ile emrolundum isyan ettim, bana da ate\u015f var&#8221;. Demek ki, bu zikir, ibadet ve secde iledir ki, \u00c2&#8217;raf&#8217;tan Cennet&#8217;e yol a\u00e7\u0131lacak ve Cennet ganimetlerine oradan erilecektir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>7-ARAF: 1- Allah ne kastetti\u011fini daha iyi bilir. (Bakara ve \u00c2l-i \u0130mran s\u00fbrelerinin ba\u015f\u0131na bkz.) Bununla beraber burada s\u00e2d m\u00fcnasebetiyle tefsirciler taraf\u0131ndan nakledilen baz\u0131 s\u00f6zler vard\u0131r: \u00d6zellikle \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan bir rivayete g\u00f6re &#8220;Ben Allah&#8217;\u0131m, bilir ve a\u00e7\u0131klar\u0131m.&#8221; demek oldu\u011fu nakledilmi\u015ftir. S\u00fcdd\u00ee &#8220;\u015fekil ve s\u00fbret veren&#8221; isminin muhaffefi (k\u0131salt\u0131lm\u0131\u015f h\u00e2li) oldu\u011funu, baz\u0131lar\u0131 &#8220;senin g\u00f6\u011fs\u00fcne geni\u015flik vermedik &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12143,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1218,1217,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1936","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-7-araf","tag-7-araf-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1936","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1936"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1936\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12143"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1936"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1936"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1936"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}