{"id":1938,"date":"2010-11-18T22:54:06","date_gmt":"2010-11-18T22:54:06","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1938"},"modified":"2010-11-18T22:54:06","modified_gmt":"2010-11-18T22:54:06","slug":"6-enam-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/6-enam-tefsiri\/","title":{"rendered":"6-EN&#8217;AM SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>6-EN&#8217;AM:<\/p>\n<p>Hamd hep Allah&#8217;a, ki ba\u015flar\u0131n \u00fcst\u00fcndeki g\u00f6kleri ve ayaklar\u0131n alt\u0131ndaki yeri yaratt\u0131 ve karanl\u0131klar\u0131 ve nuru yapt\u0131. \u015eu halde onun bunlar \u00fczerindeki m\u00fclk ve saltanat\u0131, sahipli\u011fi, yaln\u0131z var olduklar\u0131ndan sonraki tedbir ve olgunla\u015fmalar\u0131, sonra gelen ar\u0131zalar \u00fczerinde cereyan eden, z\u00e2t\u0131 ve tabiatlar\u0131na mahkum bulunan ba\u011f\u0131ml\u0131 ve hasta bir m\u00fclk ve sahiplik de\u011fil, daha \u00f6nce yaratma ve yapma ile b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131na da h\u00e2kim olan bir m\u00fclk ve saltanatt\u0131r. Ve bunun i\u00e7in b\u00fct\u00fcn hamd ve sen\u00e2, b\u00fct\u00fcn ululama ve te\u015fekk\u00fcr ancak ve ancak Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131d\u0131r. Z\u00e2t ve s\u0131fat\u0131 bak\u0131m\u0131ndan Allah&#8217;a mahsustur.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da be\u015f s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda g\u00fczel kelimesi zikredilmi\u015ftir. Birinci olarak F\u00e2tiha&#8217;da &#8220;Hamd \u00e2lemlerin Rabb&#8217;i olan Allah&#8217;a mahsustur.&#8221; \u0130kincisi bu s\u00fbrede &#8220;Hamd, g\u00f6kleri ve yeri yaratan, karanl\u0131klar\u0131 ve nuru var eden Allah&#8217;a mahsustur.&#8221; \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc Kehf s\u00fbresinde &#8220;Hamd, kuluna Kitab indiren Allah&#8217;a mahsustur&#8221;. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc Sebe s\u00fbresinde &#8220;Hamd, g\u00f6klerde ve yerde bulunanlar\u0131n hepsi kendisinin olan Allah&#8217;a mahsustur&#8221;. Be\u015fincisi F\u00e2t\u0131r s\u00fbresinde<\/p>\n<p>&#8220;Hamd, g\u00f6kleri yaratan, melekleri el\u00e7iler yapan Allah&#8217;a mahsustur&#8221; buyurulmu\u015ftur ki hepsi F\u00e2tiha&#8217;daki &#8220;hamd, \u00e2lemlerin Rabb&#8217;i olan Allah&#8217;a mahsustur.&#8221; hamdiyle \u00e2lemlerde il\u00e2h\u00ee m\u00fclkiyetin \u00e7e\u015fitleri ile a\u00e7\u0131klama ve izah\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>M\u00e2ide s\u00fbresinin sonundan ge\u00e7ilerek burada g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, g\u00f6kler ve yer hakk\u0131nda &#8220;halk&#8221; (yaratmak), karanl\u0131klar ve nur hakk\u0131nda &#8220;ca&#8217;l&#8221; (yapmak) denilmi\u015ftir. Tefsirciler diyorlar ki &#8221; = ca&#8217;l&#8221; de &#8221; = halk&#8221; gibi bir in\u015f\u00e2 ve yaratmad\u0131r. \u015eu kadar ki &#8220;halk&#8221;, tekv\u00eenle ilgili in\u015f\u00e2ya tahsis edimi\u015f ve bir takdir ve tesviye m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r. Yani halk (yaratma)da, yarat\u0131lan\u0131n her y\u00f6n\u00fcyle \u00f6zel kaderlerini yoktan var eden ve takdir eden \u00f6nc\u00fc bir kapsay\u0131c\u0131 ilim ve ona g\u00f6re gerek maddesiz ve gerek bir maddeden yapma ve d\u00fczen verme m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Ve bu \u015fekilde f\u0131trat (tabiat) anlam\u0131, halk (yaratma) ve hilkat (yarat\u0131l\u0131\u015f) anlam\u0131ndan bir c\u00fczd\u00fcr. Ca&#8217;l (yapma) ise bu \u00e2yette oldu\u011fu gibi tekv\u00een\u00ee in\u015f\u00e2 ile &#8220;Allah, bah\u00eere diye bir \u015fey yapmam\u0131\u015ft\u0131r&#8221; (M\u00e2ide, 5\/103) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi te\u015fr\u00ee\u00ee in\u015f\u00e2dan daha genel oldu\u011fu gibi, bundan ba\u015fka &#8220;ca&#8217;l&#8221;de bir tasy\u00eer (de\u011fi\u015ftirme) ve tazm\u00een (boynuna y\u00fckleme) m\u00e2n\u00e2s\u0131, yani mef&#8217;\u00fbl\u00fcn di\u011fer bir \u015fey ile zarfl\u0131k veya g\u00e2iyyet (g\u00e2yelik) veya ba\u015flang\u0131\u00e7l\u0131k veya di\u011fer herhangi bir sebeple m\u00fcnasebeti m\u00e2n\u00e2s\u0131 da vard\u0131r ki, bu \u015fey arada k\u00e2h gizli bir kay\u0131t olarak ve k\u00e2h ikinci bir mef&#8217;\u00fbl \u015feklinde kel\u00e2m\u0131n esas\u0131 olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Birincide &#8220;ca&#8217;l&#8221;, gizli bir \u015fekilde de olsa, mukayyed bir mef&#8217;\u00fble teall\u00fbk eder. &#8220;Karanl\u0131klar\u0131 ve nuru var etti&#8221;; &#8220;Ve ikisinin aras\u0131na bir engel koydu&#8221; (Furk\u00e2n, 25\/53); &#8220;Orada (yerde) sabit da\u011flar var etti&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/3); &#8220;Bize kat\u0131ndan bir koruyucu ver.&#8221; (Nis\u00e2&#8217;, 4\/75) \u00e2yetlerinde oldu\u011fu gibi. \u0130kincisinde ise &#8220;Geceyi dinlenme zaman\u0131 yapm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/96); &#8220;Parmaklar\u0131n\u0131 kulaklar\u0131na t\u0131karlar&#8221; (Bakara, 2\/19) \u00e2yetlerinde oldu\u011fu gibi iki mef&#8217;\u00fble teall\u00fbk eder. Ve yerine g\u00f6re bu ikinci \u015feyin bir gizli kay\u0131t veya kel\u00e2m\u0131n esas\u0131 olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ay\u0131rmak gerekir ki, bu m\u00e2n\u00e2lar dilimizde &#8220;yapmak&#8221; ve &#8220;k\u0131lmak&#8221; kelimeleriyle ifade olunabilir. Nitekim karanl\u0131k yapt\u0131, ayd\u0131nl\u0131k yapt\u0131, geceyi g\u00fcnd\u00fcz, g\u00fcnd\u00fcz\u00fc gece yapt\u0131, karanl\u0131\u011f\u0131 ho\u015f olmayan, ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ho\u015f k\u0131ld\u0131 denilebilir.<\/p>\n<p>Demek olur ki, karanl\u0131klar (zul\u00fcm\u00e2t)\u0131n ve n\u00fbrun mec&#8217;\u00fbliyet (yap\u0131lm\u0131\u015fl\u0131\u011f)i, birinin di\u011feri ile ard arda gelmesi, g\u00f6kler ve yerdeki \u015feylerin varl\u0131\u011f\u0131, yarat\u0131l\u0131\u015f gayesinde birer kar\u015f\u0131t hadise olmalar\u0131 itibariyledir. Ve bundan zulmetin kendisinin, nur gibi, varl\u0131\u011fa ait bir \u015fey ve asl\u00ee yoklu\u011fun mevcut \u015feyler olmas\u0131 ve e\u015fya nazar-\u0131 itibare al\u0131nmaks\u0131z\u0131n zaman\u0131n, gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn, hadd-i zat\u0131nda mevcut bulunmas\u0131 laz\u0131m gelmez. Demek ki M\u00e2ni&#8217;cilerin dedi\u011fi gibi zulum\u00e2t (karanl\u0131klar)\u0131n ve n\u00fbrun biri \u015ferri yaratan, biri hayr\u0131 yaratan iki ilk ba\u015flang\u0131\u00e7 olmalar\u0131 \u015f\u00f6yle dursun; bunlar, g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 dolay\u0131s\u0131yle ikinci derecede ve dolayl\u0131 olarak var edilmi\u015f, nisb\u00ee ve izaf\u00ee birer hadiseden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildirler. Zul\u00fcm\u00e2t\u0131n n\u00fbrdan \u00f6nce getirilmesi, yarat\u0131lm\u0131\u015f \u015feylerde asl\u00ee yoklu\u011fun melekelerden \u00f6nce olmas\u0131na i\u015farettir. &#8220;Zul\u00fcm\u00e2t&#8221;\u0131n \u00e7o\u011ful, &#8220;n\u00fbr&#8221;un tekil olarak gelmesi de, zulmetin \u00e7okluk, \u015firk ve ayr\u0131\u015f\u0131m ile ilgili bulundu\u011funa ve bunda tek ve tekli\u011fin \u00e7oklukta kaybolmas\u0131na; n\u00fbrun ise tevhid ile ilgili oldu\u011funa ve bunda \u00e7oklu\u011fun tekde kayboldu\u011funa bir tenbih gibidir. Ve bu \u00e7o\u011ful ve \u00f6nce getirme ile tekil getirme ve geriye b\u0131rakmada, zul\u00fcm\u00e2t ve n\u00fbrun, g\u00f6kler ve yer karinesine ayr\u0131ca bir g\u00fczel kabul edi\u015fi (h\u00fcsn-i tekabb\u00fcl\u00fc) de vard\u0131r. Sonra karanl\u0131klar ve nurdan maksad, gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn birbirini izlemelerinde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere hissedilen iki z\u0131t hadise oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Zira laf\u0131zlar\u0131n lugattaki hakikatleri budur. Bununla birlikte n\u00fbr, ferahl\u0131\u011fa; karanl\u0131k, kederlere sebep olmak bak\u0131m\u0131ndan, bunlar k\u00fcf\u00fcr ve iman, cehalet ve ilim, keder ve sevin\u00e7, \u015fer ve hay\u0131r gibi maneviyatta imandan da uzak de\u011fildirler. Ve hatta bu m\u00e2n\u00e2larda mec\u00e2z-\u0131 m\u00fcte\u00e2ref (me\u015fhur mecaz) olmak \u00fczere kullan\u0131l\u0131rlar. Bundan dolay\u0131 tefsirciler bununla tefsir etmi\u015fler, Vahid\u00ee de, zul\u00fcm\u00e2t ve n\u00fbrun hissedilen ve anla\u015f\u0131lan her ikisini i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir ki um\u00fbm-\u0131 mec\u00e2z demek olur. Hakikatte bilgi ve tevhid delili olan n\u00fbrun yaln\u0131z objektif (\u00e2f\u00e2k\u00ee = nesnel) ve madd\u00ee bir hadise olmas\u0131nda \u0131srar etmek do\u011fru de\u011fildir. Bundan subjektif ve objektif, madd\u00ee ve manev\u00ee olman\u0131n bir anla\u015fmas\u0131, bir kavu\u015fma bak\u0131\u015f\u0131 vard\u0131r ki, biz ona idrak, g\u00f6rme ve vicdan \u015fuuru ismini veririz. \u015eu halde n\u00fbrda, her halde, bir m\u00e2n\u00e2 g\u00f6zetilmeli , hissedilen ve akla uygun olan toplay\u0131c\u0131 bir genel m\u00e2n\u00e2 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmelidir. Hislerin \u00e7e\u015fitlili\u011fine ra\u011fmen n\u00fbr\u00fbn tekil olarak gelmesi de hepsinin, \u015fuurun nurunda ve idrakte topland\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlat\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah \u00f6yle \u00e2lemlerin Rabbidir ki maddiy\u00e2t ve m\u00e2neviy\u00e2tiyle g\u00f6kleri ve yeri yaratm\u0131\u015f, karanl\u0131klar\u0131 ve n\u00fbru yapm\u0131\u015ft\u0131r. Sonra b\u00fct\u00fcn bu nimetlere nank\u00f6rl\u00fck edip k\u00fcfredenler O yaratan Rab&#8217;lar\u0131na bu yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131 veya bunlardan baz\u0131lar\u0131n\u0131 denk tutuyorlar. Bir k\u0131sm\u0131 tutuyor e\u015fyan\u0131n tabiat\u0131na tap\u0131yor bir k\u0131sm\u0131 tutuyor y\u0131ld\u0131zlara, g\u00fcne\u015fe tap\u0131yor. Bir k\u0131sm\u0131 tutuyor hay\u0131r il\u00e2h\u0131, \u015fer il\u00e2h\u0131, Yezdan ve Ehremen diye karanl\u0131\u011fa ve n\u00fbra tap\u0131yor, bir k\u0131sm\u0131 tutuyor s\u0131ca\u011fa, ate\u015fe tap\u0131yor, bir k\u0131sm\u0131 tutuyor ta\u015flara, topraklara, madenlere ve bunlardan yapt\u0131klar\u0131 putlara tap\u0131yor, bir k\u0131sm\u0131 tutuyor bitkilere ve hayvanlara tap\u0131yor, bir k\u0131sm\u0131 insanlara tap\u0131yor. Bir k\u0131sm\u0131 tutuyor Firavun ve Nemrud gibi azg\u0131n Ta\u011futlara tap\u0131yor. Bir k\u0131sm\u0131 da \u0130sa ve anas\u0131 veya Melekler gibi Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na tap\u0131yorlar. Ki b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n yarat\u0131c\u0131 Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 ne b\u00fcy\u00fck bir k\u00fcf\u00fcr, ne kadar bir utanmazl\u0131k oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>2-Acaba bunlar bu k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2r\u0131n sorumlulu\u011funu hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorlar, o y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n kendilerine hi\u00e7bir \u015fey yapamayaca\u011f\u0131n\u0131 m\u0131 san\u0131yorlar? Ey insanlar! O \u00f6yle bir Allah&#8217;t\u0131r ki, sizin hepinizi bir \u00e7amurdan yaratt\u0131. Allah, yeri yaratt\u0131\u011f\u0131 zaman \u00fczerinde hayattan hi\u00e7bir eser yoktu, o hayats\u0131z yer maddelerinden \u00e7amur, \u00e7amurdan da bitki, hayvan, insan yaratt\u0131 ve sonra o insan\u0131n sulb\u00fcnden o \u00e7amurun bir se\u00e7im \u00f6rne\u011fi olarak \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 &#8220;de\u011fersiz bir su&#8221; i\u00e7indeki zerreciklerden devaml\u0131 bir s\u00fcl\u00e2le olarak sizleri yaratt\u0131 ve yaratmaktad\u0131r. Sizin ilk maddeniz bir \u00e7amurdan ibarettir. Onu insan yapan Allah&#8217;t\u0131r. Burada me\u015fhur tefsir budur: Allah Te\u00e2l\u00e2 insanlar\u0131 \u00c2dem&#8217;den, \u00c2dem&#8217;i de bir \u00e7amurdan yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Fahreddin R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;Bence bunda di\u011fer bir vecih daha vard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki, insan, meni ile hay\u0131z kan\u0131ndan yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r .Bunlar ise kandan, kan da g\u0131dalardan do\u011far. G\u0131dalar da ya hayvansal veya bitkiseldir. Hayvansal oldu\u011fu takdirde o hayvan\u0131n do\u011fu\u015f niteli\u011findeki durumu, insan\u0131n do\u011fu\u015fundaki hali gibidir. Kala kala bitkisel g\u0131dalar kal\u0131r. Bundan dolay\u0131 sabit ki insan, dolay\u0131s\u0131yla bitkisel g\u0131dalardan, bitkisel g\u0131dalar da \u015f\u00fcphe yok ki \u00e7amurdan do\u011fmu\u015ftur. Ve o halde her insan bu \u015fekilde ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u00e7amurdan yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7amurdan d\u00f6l suyu, d\u00f6l suyundan kalb, beyin, karaci\u011fer ve di\u011ferleri gibi s\u0131fatta, s\u00fbrette, renkte, \u015fekilde \u00e7e\u015fitli cihazlar ve uzuvlar do\u011fmas\u0131 ve te\u015fekk\u00fcl etmesi ise kendi kendine olabilecek bir \u015fey de\u011fildir. Bu benzersiz sanat\u0131 ancak hikmetli bir takdir edici ve merhametli idarecinin takdir ve tedbiri ile m\u00fcmk\u00fcn olabilir.&#8221; \u00c7\u00fcnk\u00fc yok, kendi kendine var olamaz. Kendili\u011finden do\u011fma (jeneraspon spontane), sebepsiz, illetsiz hud\u00fbs (olu\u015f) m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir ve bat\u0131ld\u0131r. \u00d6zellikle b\u00f6yle bir se\u00e7me ile b\u00f6yle bir insan v\u00fccudunun tesad\u00fcfen ve cahilce bir \u015fekilde meydana gelmesi \u00f6ncelikle bat\u0131l ve m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. R\u00e2z\u00ee&#8217;nin bu hat\u0131rlatmas\u0131 h\u00e2l-i haz\u0131rda g\u00f6r\u00fclen ve bilinen hayat\u00ee olaylar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmekle yaln\u0131z \u00c2dem Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n de\u011fil, her insan\u0131n \u00e7e\u015fitli devirler i\u00e7inde \u00e7amurdan ay\u0131klanmakla yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu g\u00f6stermesi ve \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n ayd\u0131nlatma ve a\u00e7\u0131klamas\u0131 itibariyle ger\u00e7ekten \u00f6nemi h\u00e2izdir. Ancak bu m\u00fc\u015fahede, me\u015fhur tefsirde oldu\u011fu gibi ilk insan\u0131n, ilk men\u00ee&#8217;nin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 bir izah olmak \u00fczere d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmedik\u00e7e meselenin b\u00fct\u00fcn incele\u011fiyle kavran\u0131lm\u0131\u015f olaca\u011f\u0131 \u015f\u00fcphelidir. Zira insan t\u00fcr\u00fcn\u00fcn yery\u00fcz\u00fcnde ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na kadar \u00e7\u0131k\u0131lmay\u0131nca, her insan\u0131n men\u00eeden \u00f6nce \u00e7amurdan yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu hakk\u0131yla ortaya \u00e7\u0131kamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc her ferdin yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 baba menisi ve annenin hay\u0131z kan\u0131, topraktan ald\u0131\u011f\u0131 g\u0131das\u0131ndan \u00f6ncedir.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 &#8220;Men\u00eeden, hakir bir sudan&#8221; (Secde, 32\/8) d\u0131r. D\u00f6lde men\u00eenin, rahimde hay\u0131z kan\u0131 ve yumurtan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 da men\u015feinin bitkisel olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla topra\u011fa ve suya bor\u00e7lu ise de, bunlar\u0131n kana benze\u015fmesi daha \u00f6nce o d\u00f6l ve rahimin hayat\u00ee tabiat\u0131na, bu da do\u011fdu\u011fu meni ve hay\u0131z kan\u0131na bor\u00e7ludur. \u015eu halde meseleyi her y\u00f6nden tahlil (analiz) etmi\u015f olmak i\u00e7in \u00e7amurun, insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olmas\u0131 ilk men\u00ee ve hay\u0131z kan\u0131n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na kadar d\u00f6nd\u00fcr\u00fclmek gerekir ki, bu da birinci olarak \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmekle m\u00fcmk\u00fcn olur. Bu m\u00fcnasebetle zaman\u0131m\u0131z\u0131n fenn\u00ee teorilerini bir g\u00f6zden ge\u00e7irmek faydal\u0131 olacakt\u0131r:<\/p>\n<p>Bug\u00fcnk\u00fc teorilere g\u00f6re gerek hayvansal ve gerek bitkisel hayat\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 son analizde bir &#8220;sell\u00fbl&#8221;e yani bir h\u00fccreye dayanmaktad\u0131r. Bir bitki, bir hayvan, bir insan bedeninin b\u00fct\u00fcn doku uzuvlar\u0131, mikroskop ile muayene olunabilen gayet k\u00fc\u00e7\u00fck yuvarlak veya uzun bir tak\u0131m h\u00fccrelerin ince bir sanatla dokunmas\u0131ndan meydana gelmi\u015ftir. Hayat ve canl\u0131l\u0131\u011f\u0131n ilk \u00f6rne\u011fi bu h\u00fccrededir ki, biz bunlar\u0131 insanlar hakk\u0131nda \u00c2dem&#8217;in s\u0131rt\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131lan zerrecikler diye d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz. H\u00fccre, h\u00fccreden do\u011farak \u00e7o\u011fal\u0131r. Bir h\u00fccre, hava, su ve di\u011fer yery\u00fcz\u00fcne ait maddelerle g\u0131dalan\u0131r ve onlar h\u00fccrenin i\u00e7inde organizmaya benze\u015fir. Bundan di\u011fer h\u00fccreler do\u011far ve t\u00fcm\u00fcnden de bir canl\u0131 beden dokunur, meydana gelir. Ve bu \u015fekilde bitki t\u00fcrleri, hayvan t\u00fcrleri ve bu arada insanlar birli veya ikili olarak kendi esas h\u00fccresi \u00fczerinde bir s\u00fclale (soy) takip ederler. Bir insan\u0131n olu\u015fumunun ba\u015flang\u0131c\u0131 olan ilk h\u00fccre, anas\u0131n\u0131n rahminde bir yumurta h\u00fccresiyle onu a\u015f\u0131layan bir men\u00ee h\u00fccresinin olu\u015fturduklar\u0131 a\u015f\u0131lanan bir h\u00fccre olmak \u00fczere mutalaa olunur ki horoz tohumuyla a\u015f\u0131lanm\u0131\u015f bir tavuk yumurtas\u0131 bunun tam de\u011filse de zahir\u00ee bir \u00f6rne\u011fi gibidir. \u015eimdi, her h\u00fccreye &#8220;kendi tabiatiyle kendisi yarat\u0131yor&#8221; demek, yoktan, sebepsiz, illetsiz bir eser tasavvur etmek oldu\u011fu i\u00e7in nas\u0131l bir \u00e7eli\u015fki ve m\u00fcmk\u00fcns\u00fcz ise, &#8220;b\u00fct\u00fcn \u00fcretken h\u00fccrelerin yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve bunlar\u0131 bir beden olarak dokuyup v\u00fccuda getiren yap\u0131c\u0131s\u0131 da ilk h\u00fccredir&#8221; demek de ondan daha b\u00fcy\u00fck bir \u00e7eli\u015fki ve m\u00fcmk\u00fcns\u00fczl\u00fckt\u00fcr. \u00c7ocu\u011fu yaratan ve ya\u015fatan kendisi veya anas\u0131 &#8211; babas\u0131d\u0131r zannetmek gibi a\u00e7\u0131k bir cahilliktir. \u015e\u00fcphe yok ki bir h\u00fccreden bir men\u00eenin kar\u0131\u015f\u0131m\u0131ndan y\u00fczlerle, binlerle, milyonlarla milyarlarla h\u00fccre yaratan ve bunlar\u0131 dokuyarak vas\u0131flar\u0131 ve \u015fekilleri, faydalar\u0131 ve tabiatlar\u0131, \u00e7e\u015fitli uzuv ve ayg\u0131ttan olu\u015fmu\u015f m\u00fckemmel bir beden, bir hayat makinesi halinde i\u015fleten ince sanat, bunlar\u0131n hepsi \u00fczerinde h\u00e2kim olan bir \u00fcst\u00fcn il\u00e2h\u00ee kudretin en m\u00fckemmel \u015fahididir. Ve b\u00f6yle oldu\u011fu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir \u00e7ok \u00e2yetlerinde de g\u00f6sterilecektir. Fakat bu \u00e2yetten \u00e7\u0131kan mesele, yaln\u0131z bundan ibaret kalm\u0131yor. O ilk h\u00fccrenin men\u015feinin ne oldu\u011fu da g\u00f6steriliyor ki, b\u00fct\u00fcn hayat\u0131 yaratanan\u0131n kudreti, o bir h\u00fccreye ait olmas\u0131 gibi bir yanl\u0131\u015f anla\u015f\u0131lmaya da meydan kalmas\u0131n. Bug\u00fcn fenciler diyorlar ki, hayat ve canl\u0131l\u0131k b\u00f6yle bir h\u00fccreye, bir tohuma d\u00f6n\u00fcc\u00fcd\u00fcr ve Past\u00f6r deneyine g\u00f6re de gerek bitkisel ve gerek hayvansal her canl\u0131, her organizma muhakkak kendi cinsinden b\u00f6yle bir tohum ile ge\u00e7mi\u015ftir. Yani bir s\u00fclaledir. &#8220;Jenerasyon spontane&#8221; (kendi kendine do\u011fum) yoktur ve olamaz. \u0130lletsiz, sebepsiz bir hadisenin olamayaca\u011f\u0131n\u0131 anlatan bu ifadeden bir\u00e7oklar\u0131 yanl\u0131\u015f sonu\u00e7lar \u00e7\u0131karm\u0131\u015f ve yarat\u0131c\u0131 kudreti ink\u00e2ra kadar varm\u0131\u015flard\u0131r. Halbuki bu noktada fennin geni\u015fce tahlil edemedi\u011fi ve bununla beraber k\u0131sa yoldan halleyledi\u011fi ikinci bir safha vard\u0131r. Zira yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn ve yery\u00fcz\u00fc \u00fczerinde hayat\u0131n kad\u00eem (ezel\u00ee) olmay\u0131p fen ve mant\u0131k bak\u0131m\u0131ndan bilindi\u011fi gibi, &#8220;h\u00fccrenin bile\u015fik ve yarat\u0131lm\u0131\u015f ve buna g\u00f6re sonradan olma&#8221; oldu\u011fu da kesin olarak bilinmektedir. Hatta organik kimyada ve ilm-i ensac (dokubilim)da h\u00fccrelerin terkipleri ve \u015fekilleri ile ilgili bir hayli bilgi de vard\u0131r. Cans\u0131z birtak\u0131m basit maddelerden canl\u0131 bir organik h\u00fccre meydana gelmi\u015f bulunuyor. Ger\u00e7i fen bilimleri bu maddelerin sanatla terkibinden bir h\u00fccre yapam\u0131yor. Fakat h\u00fccrenin bile\u015fik ve yarat\u0131lm\u0131\u015f ve sonradan olma oldu\u011fu da her \u015f\u00fcpheden uzak olarak biliniyor. Zaten zincirleme do\u011fum tasavvuru da her h\u00fccrenin olu\u015f ve sonlulu\u011funu tasavvur etmektir. \u015eu halde, &#8220;h\u00fccre i\u00e7inde h\u00fccre ve daha \u00f6nce yery\u00fcz\u00fcnde ilk insan veya ilk hayvan veya ilk bitki h\u00fccresi nas\u0131l ve nereden yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r?&#8221; sorusu vard\u0131r. Buna kar\u015f\u0131 be\u015fer fenni: &#8220;Nas\u0131l yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 hen\u00fcz bilmiyorum, fakat \u015furas\u0131 muhakkakt\u0131r ki her halde yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn basit maddelerinden yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu nokta ilmen ve aklen kesindir. Zira terkiplerinde yery\u00fcz\u00fcnde bulunabilen basit maddeler g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor.&#8221; cevab\u0131n\u0131 vermekte ve bu noktada mesele kimyadan ve hayat bilgisinden &#8220;ay\u0131klama kanunu&#8221; ile il\u00e2h\u00ee hikmet sahas\u0131na ge\u00e7mektedir. Sebepsiz, kendi kendine &#8220;sonradan olma&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;Jenerasyon spontane&#8221; do\u011fum veya bizzat do\u011fum hadd-i zat\u0131nda \u00e7eli\u015fki oldu\u011fu i\u00e7in, ak\u0131l ve ilim bak\u0131m\u0131ndan zorunlu olarak imkans\u0131z ve ayn\u0131 zamanda h\u00fccrenin sonradan olma ve yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu da kesin olarak bilindi\u011finden, bu konuda Past\u00f6r teorisi daha \u00e7ok felsef\u00ee demek olan &#8220;ay\u0131klama&#8221; d\u00fc\u015f\u00fcncesine gerek g\u00f6stermeden fenni, do\u011frudan do\u011fruya yarat\u0131c\u0131n\u0131n kudretine dayand\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ay\u0131klamay\u0131 bahis konusu etmenin sonucu da bunu isbattan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Yoksa &#8220;her canl\u0131 kendi cinsine mahsus bir tohumdan olur. &#8220;Jenerasyon spontane&#8221; yoktur&#8221; diyen Past\u00f6r bu s\u00f6z\u00fc ile ba\u015flang\u0131\u00e7 h\u00fccrelerinin k\u0131dem ve ezel\u00eeli\u011fini iddia etmek gibi bir \u00e7eli\u015fkiyi benimsemek istememi\u015ftir. Past\u00f6r bilirdi ki canl\u0131 h\u00fccreler ilm\u00ee bak\u0131mdan en fazla olarak y\u00fcz derece \u0131s\u0131ya bile tahamm\u00fcl edemez, yok olur. Hatta bundan dolay\u0131d\u0131r ki deney yerine koydu\u011fu \u015fi\u015felerindeki sular\u0131 ve onlardaki organik maddeleri bu \u015fekilde dezenfekte etmi\u015ftir. \u015eu halde jeoloji ilmine g\u00f6re sonradan olu\u015fan ve bir zamanlar binlerce derece \u0131s\u0131 i\u00e7inde bulunan yery\u00fcz\u00fc \u00fczerinde kad\u00eem ve ezeli bir canl\u0131 h\u00fccrenin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 nas\u0131l kabul etmi\u015f ve d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f olabilir? \u015eayet ettiyse b\u00f6yle bir iddian\u0131n ne ilm\u00ee k\u0131ymeti olur? \u015eu halde ilkel h\u00fccre her halde sonradan olmu\u015f ve yery\u00fcz\u00fc maddelerinden olu\u015fmu\u015ftur. Fakat kendi kendine do\u011fum ve olu\u015f da bat\u0131l oldu\u011fundan bunun yaratma ve var edilmesi bizzat yarat\u0131c\u0131 Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ezel\u00ee kudretine dayal\u0131, ona delil ve \u015fahittir. Bu konuda ilk h\u00fccrenin yery\u00fcz\u00fcne di\u011fer g\u00f6k cisimlerinden gelip gelmedi\u011fini varsaymaya kalk\u0131\u015fmak da s\u00f6z\u00fc uzatmaktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Has\u0131l\u0131 insan i\u00e7inde insan\u0131n, h\u00fccre i\u00e7inde h\u00fccrenin do\u011fum ve olu\u015fumu ile hayat \u00f6z\u00fcn\u00fcn devam etmesi g\u0131dalanmakla ilgili, g\u0131dalanman\u0131n ise yerden, \u00e7amurdan yarat\u0131larak gelen bir tahvil ve temsil g\u0131das\u0131 demek oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu \u015fekilde yere ait maddelerin be\u015ferin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na, k\u0131smen de olsa, bir ba\u015flang\u0131\u00e7 oldu\u011fu da a\u00e7\u0131k ve yarat\u0131c\u0131n\u0131n kudretini bu tahvil ve temsil \u015feklindeki ay\u0131klamadan anlayarak meseleyi k\u0131sa kesmek de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ancak bunun yarat\u0131c\u0131 sebebini g\u0131dalanma ve temsil kudretinde farzetmek, bu kudreti de s\u0131rf o insan veya o h\u00fccrenin daha \u00f6nceki bir insan veya h\u00fccreden kal\u0131t\u0131m yoluyla ge\u00e7en hayatla ilgili kuvvetin eseri olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek m\u00fcmk\u00fcn ve hatta al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f bulundu\u011fundan bu hal i\u00e7inde insan\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u00e7amurdan yarat\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 esas\u0131na hen\u00fcz kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131k ve benzerlikten uzak bir \u015fekilde a\u00e7\u0131\u011fa kavu\u015fmu\u015f nazariyle bak\u0131lamaz. Ve Past\u00f6r&#8217;\u00fcn g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc takip edenler de bu devam eden b\u00f6l\u00fcm i\u00e7inde yarat\u0131c\u0131 sebebi, ilk h\u00fccrenin sahip bulundu\u011fu canl\u0131ya ait g\u00fc\u00e7de g\u00f6zetebilirler. Fakat mesele, yer \u00fczerinde ilk olu\u015fan h\u00fccrede m\u00fctalaa olunur. Hem de sebepsiz, illetsiz olma, kendi kendine do\u011fma m\u00fcmk\u00fcns\u00fcz oldu\u011fu ve h\u00fccrenin kad\u00eem (evveli olmayan) ve ezel\u00ee olamay\u0131p zorunlu olarak sonradan olmu\u015f bulundu\u011fu unutulmayarak m\u00fctelaa edilirse; o zaman gerek Past\u00f6rc\u00fcler ve gerek \u0131st\u0131fa (ay\u0131klama) c\u0131lar, herkes zorunlu olarak itiraf etmek zorundad\u0131rlar ki, be\u015ferin ilkel maddesi, yer maddelerinden, yerin \u00e7amurundand\u0131r. Fakat be\u015fer o \u00e7amurun s\u00fcz\u00fclm\u00fc\u015f, ay\u0131klanm\u0131\u015f bir \u015fekil ve s\u00fbretidir. &#8220;Men\u00eeden, \u00e7amurdan&#8221;. (M\u00fbmin\u00fbn, 23\/ 12)<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah o yarat\u0131c\u0131d\u0131r ki insanlar\u0131 ba\u015flang\u0131\u00e7ta b\u00f6yle bir \u00e7amurdan yaratt\u0131, sonra bir ecel kaza etti, takdir ve h\u00fckmedip bizzat icra mevkiine koydu, her d\u00fcnyaya gelene \u00f6l\u00fcm\u00fcne kadar bir ecel ile vakit tayin etti ki, her eceli yetenin \u00f6lmekte oldu\u011fu a\u00e7\u0131k ve hepinizin bildi\u011fi ve g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc bir husustur. Bundan ba\u015fka takdir ve isimlendirilmi\u015f bir ecel, bir ecel-i m\u00fcsemm\u00e2 da onun kat\u0131nda, onun huzurunda vard\u0131r. Ki bu da bu d\u00fcnya hayat\u0131ndaki g\u00fczel-\u00e7irkin b\u00fct\u00fcn fiillerin \u00f6l\u00fcmden sonra sorumluluk vakti, yani saat ve k\u0131yametin eceli, yahut \u00f6l\u00fcmden sonra dirilmenin eceli ki, bu hen\u00fcz kaza edilmemi\u015f, fiil\u00ee durumu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz bir durum de\u011fil, g\u00e2ibdir. Fakat takdir edilmi\u015f ve isimlendirilmi\u015ftir. Sonra Allah&#8217;\u0131n huzurunda muhakkak icra ve infaz edilecek. &#8220;Bir b\u00f6l\u00fck cennette, bir b\u00f6l\u00fck ate\u015ftedir&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/7) durumu ebed\u00ee olarak ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Yukarlarda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere ecel, bir vakit veya o vaktin sonu demektir. Mesela &#8220;\u015eu bor\u00e7, bir sene vakitle s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r&#8221; denildi\u011fi zaman bir sene bir eceldir. Sonra &#8220;eceli geldi&#8221; denildi\u011fi zaman da, &#8220;senenin sonu geldi&#8221; demek olur. Ve bu \u00e2yette her iki m\u00e2n\u00e2 caizdir. Bununla beraber birincide vakit, ikincide son m\u00e2n\u00e2s\u0131 daha uygundur. \u015eu halde insan\u0131n d\u00fcnyada eceli demek, \u00f6l\u00fcm\u00fcne kadar \u00f6mr\u00fcn\u00fcn m\u00fcddeti veya onun sonu, \u00f6l\u00fcm \u00e2n\u0131 demektir. \u00d6ld\u00fc\u011f\u00fc anda bu ecel gelmi\u015f ve yetmi\u015f olur. Herhangi m\u00e2n\u00e2 tasavvur edilirse edilsin bu \u00f6m\u00fcr, bu ecel birdir. Bir kere tahakkuk eder. Bir insan i\u00e7in bu \u00f6l\u00fcme kadar iki ecel tasavvuruna imkan yoktur. Ve \u00f6l\u00fcm, her ne sebeple olursa olsun, ecel yetmi\u015f, \u00f6m\u00fcr bitmi\u015f olur. Ve art\u0131k ona, &#8220;ecelsiz \u00f6ld\u00fc&#8221; demek \u00e7eli\u015fkiden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. O g\u00fcn anla\u015f\u0131l\u0131r ki, ezelde takdir edilen ve vakti kararla\u015ft\u0131r\u0131lan bu, bug\u00fcn tahakkuk edip fiilen kaza edilen, yerine getirilen de budur. Fakat bunun kazas\u0131yla, bu ecel yetmekle insan\u0131n , v\u00fcc\u00fbdun her \u015feyi, her i\u015f bitmi\u015f olmaz. Bundan sonra da di\u011fer bir ecel, bir son gelecektir. Bu ecel de bu m\u00fcddetin sonunda ve Allah&#8217;\u0131n huzurunda iyi ve k\u00f6t\u00fc her sorumluluk son bulacak, soru ve hesap tamam olup d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn defterleri kapanacak, ondan sonra ya ebed\u00ee olarak sevap veya ebed\u00ee olarak azab devresi gelecektir. Ve i\u015fte burada &#8220;takdir edilmi\u015f ecel O&#8217;nun kat\u0131ndad\u0131r&#8221;, bu sonu\u00e7, bu nihayettir ki, buna k\u0131yamet, saat, \u00f6l\u00fcmden sonra Allah&#8217;\u0131n diriltece\u011fi g\u00fcn, toplanma g\u00fcn\u00fc, su\u00e2l g\u00fcn\u00fc, hesap g\u00fcn\u00fc, ceza g\u00fcn\u00fc, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc, ay\u0131rma g\u00fcn\u00fc denilir. &#8220;Ve \u015f\u00fcphesiz ahiret yurdu, i\u015fte as\u0131l hayat odur&#8221; (Ankeb\u00fbt, 29\/64) bu aral\u0131ktan itibaren tecelli ve tahakkuk edecektir. Ve art\u0131k buna son yoktur. \u00d6l\u00fcm ecelinden ba\u015fka bir ecel olan bu ecel-i m\u00fcsemm\u00e2 (takdir olunan ecel), ecelin nihayet m\u00e2n\u00e2s\u0131 itibariyle ahiret b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn ba\u015flang\u0131c\u0131 olan saat ve vakit m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle de \u00f6l\u00fcmden o saate kadar olan &#8220;berzah&#8221; m\u00fcddetiyle tefsir edilir ki me\u00e2l birdir. Do\u011fru ve m\u00fbteber tefsir, bu m\u00e2n\u00e2lard\u0131r. Bununla birlikte baz\u0131 tefsirciler di\u011fer farkl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fler de s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, bunlardan -\u00f6zellikle- baz\u0131lar\u0131n\u0131 hat\u0131rlatal\u0131m:<\/p>\n<p>1- Ebu M\u00fcslim demi\u015ftir ki: &#8220;Kaza olunan birinci ecel ge\u00e7mi\u015flerin, yani vefat eden \u015fah\u0131slar ve ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetlerin ecelleridir. \u0130kinci ecel de hen\u00fcz vefat etmemi\u015f bulunanlar\u0131n \u00f6l\u00fcm ecelleridir ki bunu ancak Allah bilir&#8221;. Buna g\u00f6re bahis konusu her \u015fah\u0131s i\u00e7in ancak bir \u00f6l\u00fcm eceli demek olur ki, kelimelerinin nekre (belirsiz) getirilmelerine g\u00f6re zahirin tersidir. Birinci ecel herkesin ge\u00e7en \u00f6mr\u00fcn\u00fcn miktar\u0131, ikinci ecel de kalan \u00f6mr\u00fcn\u00fcn miktar\u0131 demek de b\u00f6yledir. Hatta bizce burada birinci eceli, \u015fah\u0131slar\u0131n eceli; ikinci eceli &#8220;Her bir \u00fcmmet (millet) i\u00e7in bir ecel vard\u0131r&#8221; (\u00c2r\u00e2f, 7)34) \u00e2yetinin delaleti \u00fczere milletlerin eceli; yani birisi ferd\u00ee \u00f6l\u00fcm eceli, di\u011feri mill\u00ee \u00f6l\u00fcm eceli olmak \u00fczere d\u00fc\u015f\u00fcnmek de akla gelir. Fakat rivayet edilen \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2 bunu i\u00e7ine al\u0131r. ikisini de i\u00e7erir.<\/p>\n<p>2- Baz\u0131lar\u0131 da demi\u015f ki, her insan\u0131n iki eceli vard\u0131r. Birisi tabi\u00ee eceller, ikincisi ihtir\u00e2m\u00ee (yok etmekle ilgili) eceller. Tabi\u00ee ecel \u015fudur: Mizac, d\u0131\u015f ar\u0131zalardan korunmu\u015f olsayd\u0131 \u00f6mr\u00fcn\u00fcn kalan m\u00fcddeti felan zamana kadar varacakt\u0131. Yok etmekle ilgili ecelde, bo\u011fulma, yanma, zehirli b\u00f6cek sokma ves\u00e2ire gibi d\u0131\u015f etkenlerden g\u00fc\u00e7 bir sebep ile meydana gelendir. Fahreddin R\u00e2z\u00ee bunu \u0130sl\u00e2m filozoflar\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc diye nakletmi\u015ftir ki, maksat tabiblerdir. Tabibler aras\u0131nda bir tabi\u00ee \u00f6m\u00fcr teorisi vard\u0131r. Ve nitekim tabiblerimizin dilinde tabi\u00ee ecele, ecel-i m\u00fcsemm\u00e2 (takdir edilmi\u015f ecel); yoketmekle ilgili ecele de, ecel-i kaz\u00e2 (kaza eceli) demek \u00e2det olmu\u015ftur. B\u00f6yle bir telakki, \u00f6l\u00fcm \u00f6ncesi hayatta sebeplere, sa\u011fl\u0131k bilgisine, tedaviye, d\u0131\u015fa ait korunmalara riayetin faydalar\u0131n\u0131 g\u00f6stermek a\u00e7\u0131s\u0131ndan faydal\u0131d\u0131r. Fakat bunu iki ecel diye anlamak do\u011fru de\u011fildir. Yani bir insan\u0131n, biri tabi\u00ee (do\u011fal), biri yok etmekle ilgili olmak \u00fczere iki eceli yoktur. Ya do\u011fal veya yok etmekle ilgili bir eceli vard\u0131r. Zira fiilen v\u00e2ki olacak olan ecel, bunlar\u0131n ancak biridir. Di\u011feri bir imkandan ibarettir. \u0130mkan \u015fekilleri \u00e7e\u015fitli ve hatta sonsuz olabilir. Fakat v\u00e2ki olan birdir. Hakikaten \u00f6m\u00fcr, ecel de o v\u00e2ki olandan ibarettir. Allah&#8217;\u0131n takdir ve kaza etti\u011fi de odur. Allah&#8217;\u0131n bildi\u011fi \u015fa\u015fmaz; O m\u00fcmk\u00fcn\u00fc m\u00fcmk\u00fcn, v\u00e2k\u00ee olan\u0131 v\u00e2k\u00ee olan olarak bilir. \u015eu halde tabi\u00ee ve helakle ilgili ecel ay\u0131r\u0131m\u0131; m\u00fcmk\u00fcn ecel, vuku bulan ecel diye bir ay\u0131r\u0131m yapmak gibidir. D\u0131\u015f sebeplerin helakiyle \u00f6lenin tabi\u00ee olarak \u00f6lmesi m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu gibi, tabi\u00ee olarak \u00f6lenin de haric\u00ee sebeplerle \u00f6lmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Fakat, o her halde bunlar\u0131n yaln\u0131z biriyle \u00f6lecektir. Halbuki ecel denildi\u011fi zaman m\u00fcmk\u00fcn\u00fc de\u011fil, vuku bulan\u0131 anlamak gerekir. Vuku bulan, v\u00e2ki olmadan \u00f6nce hen\u00fcz imkan sahas\u0131ndad\u0131r. \u015eu halde hen\u00fcz \u00f6lmeyen bir kimsenin korunma sebeplerine uymas\u0131 me\u015fru ve hatta g\u00f6revdir. Fakat vuku bulan\u0131n, v\u00e2ki olmas\u0131yla imkan sahas\u0131 kapanm\u0131\u015f, ecel tahakkuk etmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 o zaman da g\u00f6rev, vuku bulana teslim olmakt\u0131r. Sonra &#8220;tabi\u00ee \u00f6m\u00fcr&#8221; s\u00f6z\u00fc de soyut bir teoridir. \u00d6l\u00fcm, her ne olsa, bir yok etme ve tahrip etme olmaktan \u00e7\u0131kmaz. \u0130htiyarlama, esasen bir helak etme eseridir, yoksa tabiat\u0131n tabiat olmak \u00fczere gere\u011fi, devaml\u0131l\u0131ktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. D\u0131\u015fa ait tesir ile yok etme bahis konusu olmay\u0131nca, tabi\u00ee \u00f6mr\u00fcn sonsuz olmas\u0131 gerekirdi. Demek ki h\u00fck\u00fcm, tabiatte de\u011fil, tabiat\u0131 yaratandad\u0131r. O halde tabiat s\u00f6z\u00fc bir yan\u0131ltma ve \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcrmedir. Bu gibi s\u00f6zlerle insanlar kesin bir olgu olan \u00f6l\u00fcmde bile \u015f\u00fcphelere d\u00fc\u015fer dururlar. Nitekim buyuruluyor ki: Sonra, ey k\u00e2firler siz tutar \u015fek ve teredd\u00fct edersiniz ha! Yani Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n sizi ve sizin ilk maddenize var\u0131ncaya kadar b\u00fct\u00fcn as\u0131llar\u0131n\u0131z\u0131 yaratan yarat\u0131c\u0131 ve size takdir ve h\u00fckmetti\u011fi ecel gelinceye kadar hayat\u0131n\u0131z\u0131 veren bir hayat verici k\u00e2dir oldu\u011fu, nefsinizdeki g\u00f6r\u00fclen eserlerle sabit ve muhakkak. Ve b\u00f6yle maddeler yaratmaya ve onlarda hayatlar icad etmeye ve sonra bu hayat\u0131 diledi\u011fi ecele kadar s\u00fcrekli k\u0131lmaya g\u00fcc\u00fc yeten yarat\u0131c\u0131 Allah&#8217;\u0131n, bu yaratma ve diriltmeyi bir daha yapmaya kudreti \u00f6ncelikle belli bulundu\u011fu halde, siz kalkar Allah&#8217;\u0131n kudretinden \u015f\u00fcphe eder, niteli\u011fini kavray\u0131p anlayamad\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u015feylerden dolay\u0131, Allah kat\u0131nda tayin ve takdir edilmi\u015f olan bu ecel-i m\u00fcsemm\u00e2da, bu sorumluluk g\u00fcn\u00fc hakk\u0131nda \u015f\u00fcpheler, teredd\u00fctler \u00e7\u0131kar\u0131r, Allah&#8217;a k\u00fcf\u00fcrler eder, kendinizi, yahut g\u00f6\u011fe veya yere mensub yarat\u0131klar\u0131 Allah&#8217;a denk tutars\u0131n\u0131z \u00f6yle mi?<\/p>\n<p>3- Halbuki O Allah hem g\u00f6klerde, hem yerde ibadet edilen bir Allah&#8217;t\u0131r. Sizin s\u0131rr\u0131n\u0131z\u0131, cehrinizi, gizlinizi, a\u00e7\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 bilir. \u0130yi k\u00f6t\u00fc, gizli a\u015fik\u00e2r her ne kazan\u0131yor, her neyi hak ediyorsan\u0131z onu da bilir. O takdir edilen ecel gelince hak ettiklerinizi tamamen verir.<\/p>\n<p>4-Ey Muhammed bu k\u00e2firlere Rablerinin \u00e2yetlerinden, yani Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n il\u00e2hl\u0131k ve birli\u011fine, kudret ve h\u00fck\u00fcmlerine delalet eden tenzil\u00ee (indirme\u011fe ait) veya tekv\u00een\u00ee (yaratmaya ait) delillerinden hi\u00e7bir \u00e2yet de gelmez ki, ancak onlar y\u00fcz \u00e7evirmi\u015f bulunurlar, iltifat etmezler.<\/p>\n<p>5-Bunun i\u00e7in hakk\u0131, yani Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131, kendilerine gelince yalanlad\u0131lar. B\u00f6yle en b\u00fcy\u00fck hakk\u0131 yalanlayanlar di\u011ferlerine nas\u0131l iltifat ederler? Fakat onlara, ne ile alay etmekte bulunduklar\u0131n\u0131n m\u00fcthi\u015f haberleri muhakkak gelecek.<\/p>\n<p>6-Hak ile alay etmenin ne oldu\u011funu o zaman anlayacaklard\u0131r. G\u00f6rmediler mi onlardan \u00f6nce biz ne kadar karn helak ettik?<\/p>\n<p>KARN, iki m\u00e2n\u00e2ya gelir. Birisi zamandan bir m\u00fcddete yak\u0131n olan \u00fcmmet, bir zaman ahalisi olan sosyal toplum ki &#8220;\u00dcmmetlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131 benim zaman\u0131mdaki \u00fcmmetimdir&#8221; hadis-i \u015ferifi bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Bunda sivrilmek veya yakla\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Bu yakla\u015fma veya fertlerin birbirine yakla\u015fmas\u0131 veya bir peygamber, bir \u00e2lim, bir reis gibi b\u00fcy\u00fck bir \u015fahsiyete yakla\u015fmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p>Di\u011feri de zaman m\u00fcddetinin kendisine denir ki, as\u0131r gibi \u00e7o\u011funlukla y\u00fcz sene takdir edilmi\u015ftir. Burada maksat, \u00f6ncekidir. Yani biz, zaman zaman ne sivrilmi\u015f \u00fcmmetler, ne topluluklar helak ettik ki bu yery\u00fcz\u00fcnde size vermedi\u011fimiz g\u00fc\u00e7 ve kuvveti onlara vermi\u015ftik. Yani yery\u00fcz\u00fcnde onlara \u00f6yle mekan ve vatan verdik ve o vatanda onlar\u0131 \u00f6yle yerle\u015ftirdik, kararla\u015ft\u0131rd\u0131k ve kendilerine \u00f6yle kuvvetler, \u00e2letler, servetler vermi\u015ftik ki, ey Mekke&#8217;liler, size o kadar kuvvet, g\u00fc\u00e7 ve kudret vermedik. Ve \u00fczerlerine g\u00f6\u011f\u00fc, seman\u0131n feyzini g\u00f6ndermi\u015f de g\u00f6ndermi\u015ftik. Ve nehirleri \u00f6yle yapm\u0131\u015ft\u0131k ki altlar\u0131ndan ak\u0131yor da ak\u0131yordu. Yani b\u00f6yle cennet gibi vatanlarda \u00fcstlerinden altlar\u0131ndan nimetlere gark olmu\u015f olarak ucuzluk, bolluk i\u00e7inde, nehirler, ba\u011flar, bah\u00e7eler, meyveler aras\u0131nda safa ile ya\u015f\u0131yorlard\u0131. Derken biz o \u00fcmmetleri g\u00fcnahlar\u0131 sebebiyle mahvettik, yok ettik. O kuvvetler, bu servetler kendilerini kurtaramad\u0131, hepsi mahvoldu. Ve arkalar\u0131ndan yerlerine di\u011fer nesiller, ba\u015fka toplumlar meydan getirdik ve ortaya koyduk. Has\u0131l\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2 sizden \u00f6nceki \u00c2d ve Sem\u00fbd ve di\u011ferleri gibi kavimleri, g\u00fcnahlar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden helak edip ecellerini yetirmeye ve yerlerine ba\u015fkalar\u0131n\u0131 koyup onlarla yery\u00fcz\u00fcn\u00fc d\u00fczeltmeye ve imar etmeye k\u00e2dir oldu\u011fu gibi, size de b\u00f6yle yapmaya k\u00e2dirdir. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, \u00fcmmetlerin ecellerinin gelmesinde g\u00fcnahlar\u0131n ve hatalar\u0131n sebep olu\u015fu m\u00fchimdir. Ve bu ecel, sorumluluk ecelinden bir and\u0131r. Bununla beraber b\u00f6yle olmas\u0131 ne onun takdir edilmi\u015f olmas\u0131na engeldir, ne de ecelin birden fazla olu\u015funu gerektirir. Ancak \u015fu sabit olur ki, bir \u00fcmmet vazifelerinde kusur etmezse, onun pek uzun m\u00fcddet devam ve bakas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olacakt\u0131r. Ve herhalde helak olan \u00fcmmetlerin helak olu\u015f sebepleri kendi g\u00fcnahlar\u0131 olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>7-Ey Muhammed biz yukardan senin \u00fczerine k\u00e2\u011f\u0131tta yaz\u0131l\u0131 m\u00fccessem bir kitap indirseydik de, onlar g\u00f6zleriyle g\u00f6rd\u00fckten ba\u015fka, ona elleriyle de dokunsayd\u0131lar, o k\u00fcfre al\u0131\u015fm\u0131\u015f olanlar mutlaka, &#8220;Bu a\u00e7\u0131k bir sihirden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil&#8221; derlerdi. kayd\u0131, dokunma hissinin, g\u00f6rme hissinden daha yak\u0131n ve daha kuvvetli oldu\u011funu ve yaln\u0131z g\u00f6z\u00fcn aldanabilece\u011fi yerde dokunman\u0131n aldanmayaca\u011f\u0131n\u0131 i\u015faret eder.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin ini\u015f sebebi Abdullah b. Ebi \u00dcmeyye olmu\u015ftur. Resulullah&#8217;a kar\u015f\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a inat ederek, &#8220;Sana iman etmem, t\u00e2 ki g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131kas\u0131n, sonra bir kitap indiresin ki, onda; &#8216;Aziz olan Allah&#8217;dan Abdullah b. Ebi \u00dcmeyye&#8217;ye&#8217; diye yaz\u0131lm\u0131\u015f olsun ve bana, seni tasdik etmemi emretsin ve bununla beraber bunu da yapsan tasdik edece\u011fimi sanm\u0131yorum&#8221; demi\u015fti. Fakat sonra iman etmi\u015f ve T\u00e2if&#8217;te \u015fehit olmu\u015ftur. \u0130\u015fte nefislerinde hakka inanmamak karar\u0131n\u0131 verip hak delillere iltifat etmeyen ve bundan dolay\u0131 Peygamber&#8217;in do\u011frulu\u011funa inanmayan ve inanmak istemeyen k\u00e2firler, peygamberli\u011fi bir sihir, bir g\u00f6z boyac\u0131l\u0131\u011f\u0131, bir hilek\u00e2rl\u0131k kabilinden g\u00f6stermek istedikleri i\u00e7in Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n mucizelerine ve \u00f6zellikle Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n i&#8217;caz\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda ilk s\u00f6z olarak: &#8220;Bu a\u00e7\u0131k bir sihir&#8221; dedikleri gibi, istedikleri \u015fekilde, elleriyle tutulur m\u00fccessem bir kitap, bir mektup da indirilmi\u015f olsa ona da ayn\u0131 \u015fekilde: &#8220;Bu a\u00e7\u0131k bir sihir&#8221; derlerdi.<\/p>\n<p>8-Ve hatta dediler ki, bunun \u00fczerine (bu kitab\u0131n yahut bu kitap ile beraber Muhammed&#8217;in \u00fczerine) a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa bir melek indirilse ya!. Mademki melek iniyormu\u015f, indirilse de biz de g\u00f6rsek ya! Nadr b. Haris, yine Abdullah b. Ebi Umeyye, Nevfel b. Halid, Hz. Peygamber&#8217;e &#8220;Ey Muhammed, biz sana asla inanmay\u0131z, me\u011fer ki bize Allah taraf\u0131ndan bir mektup getiresin, beraberinde de d\u00f6rt melek gelip o mektubun Allah taraf\u0131ndan oldu\u011funu ve senin onun Resul\u00fc oldu\u011funa \u015fahitlik etsin&#8221; demi\u015flerdi. Nitekim &#8220;Ona kendisiyle beraber uyar\u0131c\u0131 olarak bir melek indirilmeli de\u011fil miydi?&#8221; (Furk\u00e2n, 25\/7) de gelecektir. Halbuki dedikleri gibi bir melek indirseydik, her i\u015f bitirilirdi. Olacak olur, k\u0131yametleri kopard\u0131. Sonra kendilerine g\u00f6z a\u00e7t\u0131r\u0131lmaz, bir an m\u00fchlet verilmezdi, derhal mahvolurlard\u0131. Peygamber&#8217;in haber vermek, Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan korkutmak i\u00e7in g\u00f6nderildi\u011fi azab hemen tatbik edilmi\u015f bulunurdu ve peygamber g\u00f6nderilmesinin hikmeti, m\u00e2n\u00e2s\u0131 kalmazd\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc mele\u011fi hakiki suretiyle g\u00f6rmeye g\u00fc\u00e7leri yetmez, y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7arpmaktan daha m\u00fcthi\u015f bir \u015fekilde helak olurlard\u0131. \u00d6zellikle ki o Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 getiren Cibril&#8217;dir. Ve onun bir sayha (ba\u011f\u0131rma)s\u0131 bir memleketi mahvetmeye yeterli olmu\u015ftur. Peygamberler i\u00e7inde bile pek nadir ki\u015filer onu ger\u00e7ek s\u00fbretiyle \u00e7ok az g\u00f6rebilmi\u015ftir. Vahy s\u0131ras\u0131nda Peygamber&#8217;in nas\u0131l bir bask\u0131 i\u00e7inde kendisinden ge\u00e7ti\u011fi de bilinmektedir.<\/p>\n<p>9-Bunun i\u00e7in biz onu (o g\u00f6nderdi\u011fimiz peygamber&#8217;i be\u015fer de\u011fil, dedikleri gibi) melek yapsayd\u0131k, mutlaka onu bir adam yapar, bir erkek \u015fekline koyar da g\u00f6nderirdik. Nas\u0131l ki Resulullah&#8217;a da Cebrail \u00e7ok defa Dihyet\u00fc&#8217;l-Kelb\u00ee \u015fekline girerek inerdi. Bazan da Peygamber&#8217;le beraber sahabeye de gayet beyaz elbiseli ve \u00e7ok siyah sa\u00e7l\u0131 bir adam \u015feklinde g\u00f6r\u00fcn\u00fcrd\u00fc. \u00dczerinde hi\u00e7bir yolculuk al\u00e2metleri g\u00f6r\u00fcnmez ve Sahabe&#8217;den hi\u00e7biri de tan\u0131mazd\u0131. Vahy hadislerinde &#8220;Ve bazan melek bana bir adam gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrd\u00fc&#8221; buyuruldu\u011fu mal\u00fbmdur. Cebr\u00e2il&#8217;in bir Arab \u015feklinde geldi\u011fi; iman\u0131, \u0130sl\u00e2m\u0131, ihsan\u0131, sorarak \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 \u00f6\u011fretti\u011fi de me\u015fhurdur. Ve nas\u0131l ki Hz. Meryem&#8217;e &#8220;do\u011fru bir erkek&#8221; (Meryem, 19\/17) \u015feklinde g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fc. Ayn\u0131 \u015fekilde Hz. \u0130brahim&#8217;e ve Hz. L\u00fbt&#8217;a melekler misafir \u015feklinde gelmi\u015flerdi.<\/p>\n<p>Bunda buyurulmas\u0131 dikkate \u015f\u00e2y\u00e2nd\u0131r. Bununla mele\u011fin, kad\u0131n \u015feklinde g\u00f6nderilmesi ihtimali bulunmad\u0131\u011f\u0131 -\u00f6zellikle- anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Zira bu k\u00e2firler, melekleri kad\u0131n \u015feklinde hayal ediyorlard\u0131. Bu gibi b\u00e2t\u0131l inan\u00e7lardan yasaklamak ve \u00e7ekindirmek i\u00e7in g\u00f6nderilece\u011fi bahis konusu olan mele\u011fin kad\u0131n \u015feklinde g\u00f6nderilmesi ise, o kanaat\u0131 desteklemek demek olaca\u011f\u0131ndan, hikmetin z\u0131dd\u0131 fiil\u00ee bir \u00e7eli\u015fki olurdu. Melekler ger\u00e7ekte onlar\u0131n hayalleri gibi dilber k\u0131zlar de\u011fildir. Hatta onlara kar\u015f\u0131 kad\u0131n \u015feklinde g\u00f6r\u00fcnmeleri bile muhtemel de\u011fildir. Buna i\u015faret edilerek buyurulmu\u015ftur ki: Peygamber&#8217;i melek g\u00f6nderecek olsayd\u0131k, herhalde bir erkek \u015fekline kor da g\u00f6nderirdik. Ve \u015fimdi onlar\u0131 yapt\u0131klar\u0131 hileyi o zamanda biz kendilerine yapm\u0131\u015f olurduk; onlar\u0131 ayn\u0131 g\u00fc\u00e7l\u00fc\u011fe ve hileye fazlas\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcrm\u00fc\u015f olurduk. \u015eimdi Peygamber, be\u015fer oldu\u011fundan dolay\u0131 kendilerine benzer g\u00f6stererek &#8220;Bu da sizin gibi bir insandan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir&#8221; (M\u00fbmin\u00fbn, 23\/24) diye hile ve ink\u00e2ra kalk\u0131\u015fan k\u00e2firler, o zaman da mele\u011fi insan \u015feklinde g\u00f6recekler ve ona: &#8220;Biz senin melek oldu\u011funu ne bilelim, sende bizim gibi bir be\u015fersin&#8221; diyeceklerdi. Melek oldu\u011funa inanmayacaklar, getirdi\u011fi delilleri dinlemeyecekler, peygamberli\u011fini kabul ve tasdik etmiyeceklerdi. Fazla olarak bu \u015f\u00fcphe ve g\u00fc\u00e7l\u00fck yaln\u0131z onlar\u0131n hileleri olmakla kalmayacak, Allah kendilerini b\u00f6yle bir kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131k kar\u015f\u0131s\u0131nda bulundurmu\u015f olacakt\u0131.<\/p>\n<p>10- Ey Muhammed, kasem olsun ki, senden \u00f6nce bir \u00e7ok peygamberlerle alay edildi de onlarla e\u011flenenleri, alay sebebi sayd\u0131klar\u0131 ger\u00e7ek sar\u0131p ku\u015fat\u0131verdi. Alaylar\u0131n\u0131n vebal bask\u0131s\u0131 alt\u0131nda mahvoldular.<\/p>\n<p>11-\u015eu halde sen o k\u00e2firlerin yalanlama ve inatlar\u0131ndan m\u00fcteessir ve \u00fcmitsiz olma da, onlara \u015f\u00f6yle de: Yery\u00fcz\u00fcnde gezip dola\u015f\u0131n da, sonra bak\u0131n hakk\u0131 yalanlayanlar\u0131n sonu nas\u0131l ve ne imi\u015f? Allah, onlar\u0131 nas\u0131l yerlere ge\u00e7irmi\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcz de ibret al\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Bu emirlerle g\u00f6steriliyor ki, \u00f6nce mekanla ilgili hareket; ikinci olarak, bunun alt\u0131ndaki zamanla ilgili hareket ile olaylar\u0131n niteli\u011fi, yeri ve mertebelerinde oldu\u011fu gibi m\u00fc\u015fahede; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, bu m\u00fc\u015f\u00e2hedede ba\u015ftan sona gelen veya sondan ba\u015fa giden bir tertip ak\u0131m\u0131 i\u00e7inden sonun niteli\u011finde durmakla onu almak ve idrak etmek; d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak, buna k\u0131yas ile \u015fahidden g\u00f6r\u00fcnmeyen (g\u00e2ib)e ge\u00e7i\u015f ve bak\u0131\u015f, fikrin, itibar\u0131n asl\u00ee \u015fartlar\u0131ndand\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu ibretin sonucunu a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Ey Muhammed:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>12- De ki: &#8220;G\u00f6klerde ve yerde olanlar kimindir?&#8221; &#8220;Allah&#8217;\u0131nd\u0131r&#8221; de. O, rahmet etmeyi kendi nefsine yazm\u0131\u015ft\u0131r. Sizi, varl\u0131\u011f\u0131nda asla \u015f\u00fcphe olmayan k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde toplayacakt\u0131r. Ama kendilerini zarara sokanlar inanmazlar.<\/p>\n<p>13- Gecede, g\u00fcnd\u00fczde bar\u0131nan her \u015fey O&#8217;nundur. O, i\u015fitendir, bilendir.<\/p>\n<p>14- De ki: &#8220;G\u00f6kleri ve yeri yoktan var eden, besleyen, fakat kendisi beslenmeyen Allah&#8217;tan ba\u015fka dost mu tutay\u0131m?&#8221; &#8220;Ben \u0130sl\u00e2m olanlar\u0131n ilki olmakla emrolundum&#8221; de ve sak\u0131n Allah&#8217;a ortak ko\u015fanlardan olma.<\/p>\n<p>15- De ki: &#8220;E\u011fer Rabbime isyan edersem, b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcn\u00fcn azab\u0131ndan korkar\u0131m&#8221;.<\/p>\n<p>16- O g\u00fcn kimden azab giderilirse, ku\u015fkusuz Allah ona rahmet etmi\u015ftir. \u0130\u015fte apa\u00e7\u0131k kurtulu\u015f budur.<\/p>\n<p>17- Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine kendisinden ba\u015fka a\u00e7acak yoktur. Ve e\u011fer sana bir hay\u0131r dokundursa, ku\u015fkusuz O, her\u015feyi yapabilendir.<\/p>\n<p>18- O, kullar\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde tam h\u00e2kimdir. O, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir, her\u015feyden haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>12- &#8220;De ki, yerde ve g\u00f6klerdekiler kimindir? Yine de ki: Allah&#8217;\u0131nd\u0131r.&#8221; Burada birinci olarak g\u00f6steriliyor ki, ilmin hakikat\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131, illet (sebeb)in idraki; ilm\u00ee ara\u015ft\u0131rman\u0131n ba\u015f\u0131 da sebebi ara\u015ft\u0131rmakt\u0131r. Ve kalbin inanmas\u0131, illet ile ma&#8217;l\u00fbl (sebep ile illetli) aras\u0131ndaki nedensellik nisbetinin niteli\u011fini anlamaktad\u0131r. \u0130kinci olarak g\u00f6steriliyor ki, ilmi ara\u015ft\u0131rmalar\u0131n iki \u00f6nemli esas\u0131 vard\u0131r: Biri soru sormak, di\u011fer cevap vermektir. Bilmek i\u00e7in ilk \u00f6nce ne arad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmek, sorusunu tayin ve tasvir etmek laz\u0131md\u0131r. Ger\u00e7i sorunun tasviri, yani meseleyi ortaya koyu\u015f, ilmin yar\u0131s\u0131d\u0131r denir. Demek ki ilk g\u00f6rev g\u00f6klerdeki ve yerdeki \u015feylere bak\u0131p, bunlardaki de\u011fi\u015fmeleri g\u00f6rmek ve hepsinin sebebini ara\u015ft\u0131r\u0131p, &#8220;bunlar kimin?&#8221; sorusunu sormak ve buna nefsinde &#8220;Allah&#8217;\u0131n&#8221; cevab\u0131n\u0131 almakt\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, bu soru ve cevab\u0131n, &#8220;de ki, de ki&#8230;&#8221; diye, gayet sade bir \u015fekilde \u00f6\u011fretme emri de iki ger\u00e7e\u011fi i\u015faret eder? Birincisi g\u00f6steriyor ki, bu soru ve o anda bu cevap da Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n insan kalbine bir emri ve ilh\u00e2m\u0131d\u0131r. O, &#8220;bunu sor&#8221; ve arkas\u0131ndan da &#8221; \u015fu cevab\u0131 ver&#8221; diye emrediyor.<\/p>\n<p>Bu \u015fekilde bunlarda Allah&#8217;a delalet eden subjektif (i\u00e7ed\u00f6n\u00fck) alametler oluyorlar. Ve Allah&#8217;\u0131n i\u00e7 olaylarda h\u00e2kim bulundu\u011funu isbat ediyorlar. \u0130kincisi, demek ki g\u00f6klere ve yere bakanlar i\u00e7in bu soru son derece zorunlu ve a\u00e7\u0131k oldu\u011fu gibi, buna &#8220;Allah&#8217;\u0131n&#8221; cevab\u0131n\u0131 vermek de o kadar zorunlu ve a\u00e7\u0131kt\u0131r. Zira g\u00f6klerin ve yerin de\u011fi\u015fimlerini ve etkilendiklerini g\u00f6rmek ve bunlar\u0131n bir y\u00f6netici sahibe muhta\u00e7 oldu\u011funu hissetmek, Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 duymak demektir. Zaten &#8220;Allah&#8221; demek, bunlar\u0131n t\u00fcm sebebi, yarat\u0131c\u0131s\u0131, sahibi, h\u00e2kimi demektir. O halde bu soruya kar\u015f\u0131 &#8220;lill\u00e2h&#8221; (Allah&#8217;\u0131nd\u0131r) cevab\u0131, a\u00e7\u0131k bir tahlil\u00ee \u00f6nermeden ibarettir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu \u015fekilde \u00f6nce b\u00fct\u00fcn mek\u00e2nl\u0131 varl\u0131klar\u0131 i\u00e7ine alan g\u00f6kler ve yer ile mekan ve mekanl\u0131 hadiseler, sonra, &#8220;Gece ve g\u00fcnd\u00fczde bar\u0131nan her \u015fey O&#8217;nundur&#8221; \u00e2yetiyle zaman ve zamanl\u0131 olaylar g\u00f6sterilerek ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hem mekan ve mekanl\u0131lara, hem de zaman ve zamanl\u0131lara sahip ve malik oldu\u011fu beyan edilerek, yap\u0131c\u0131 olan Allah&#8217;\u0131n ispat\u0131 ve ahiret meselelerinin ger\u00e7e\u011fi ve \u00f6z\u00fc anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, s\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;G\u00f6kleri ve yeri yaratt\u0131, karanl\u0131klar\u0131 ve n\u00fbru var etti&#8221; f\u0131kralar\u0131 da mekanl\u0131 ve zamanl\u0131 bu iki g\u00f6r\u00fc\u015f noktas\u0131n\u0131 \u00f6zetlemi\u015f ve &#8220;halk&#8221; (yaratma) ve &#8220;ca&#8217;l&#8221; (var etme) h\u00fck\u00fcmleriyle de sebeplik (illiyet) kanunu ve sebeplik (illiyet) m\u00e2n\u00e2s\u0131na i\u015faret edilmi\u015f olmakla bu \u00e2yetler, o \u00e2yetin bir geli\u015fmesidir.<\/p>\n<p>Bu cevaptan sonra s\u0131ra, bu e\u015fya (varl\u0131klar) dan ve bu sebeplik nisbetinden Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n z\u00e2t\u00ee ve manev\u00ee s\u0131fatlar\u0131na delil ve \u015fahit getirerek anlamaya ve ona g\u00f6re her yerde sorusunu tasvir ve cevab\u0131n\u0131 tahrir ede ede Allah&#8217;\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek zaman \u00fczerinde ba\u015flang\u0131\u00e7 (mebde) dan son (me\u00e2d) a y\u00fcr\u00fcmeye gelir. Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>O Allah ki kendine rahmeti yazd\u0131. Yani b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flara sahip ve h\u00e2kim, ac\u0131maya ve k\u0131zmaya e\u015fit olarak k\u00e2dir ve her ne isterse yapmak onun kar\u015f\u0131 konulmaz hakk\u0131 oldu\u011fu ve onun \u00fcst\u00fcnde etkileyecek bir gerektirici ve hak \u00f6l\u00e7\u00fc bulunmad\u0131\u011f\u0131 halde, bizzat kendini lutuf ve ihsan yoluyla b\u00fct\u00fcn m\u00fclk\u00fcne rahmeti benimseyip kendi mukaddes zat\u0131na &#8211; istiyerek- zorunlu k\u0131ld\u0131, rahmeti ahl\u00e2k edindi. B\u00fct\u00fcn bu varl\u0131klar\u0131 rahmetiyle yaratt\u0131 ve b\u00fct\u00fcn hadiselerin cereyan\u0131 O&#8217;nun rahmet sat\u0131rlar\u0131 oldu. \u015eu halde Allah ile yarat\u0131klar\u0131 aras\u0131ndaki yaratma ve Rab&#8217;l\u0131k nisbeti, Allah taraf\u0131ndan evvelen ve bizzat gelen ve beklenen h\u00fck\u00fcm ve tesir rahmetten ibarettir. Gazap h\u00fck\u00fcmleri evvelen ve bizzat Allah&#8217;\u0131n ahl\u00e2k\u0131n\u0131n gere\u011fi de\u011fil, yaratma y\u00f6n\u00fcnden, yani halk\u0131n, gerek kendi aralar\u0131ndaki \u00e7o\u011falma nisbeti ve gerek il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2ktan uzakla\u015fmalar\u0131 gere\u011fi olarak ikinci derecede ve t\u00e2li bir \u015fekilde sonradan eklenir. Ve bu eklenme de il\u00e2h\u00ee rahmetin gere\u011fidir. Ac\u0131n\u0131n yarat\u0131lmas\u0131, kendili\u011finden kastedilmi\u015f de\u011fil, tatl\u0131ya y\u00f6n vermek, onun h\u00fckm\u00fcn\u00fc muhafaza etmek ve gelip ge\u00e7ici lezzetlerden ebed\u00ee lezzetlere ge\u00e7mek i\u00e7indir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n rahmetinin c\u00fcmlesindendir ki insanlar\u0131 da ba\u015flang\u0131\u00e7ta sa\u011flam f\u0131trat \u00fczere yaratm\u0131\u015f, ak\u0131l, se\u00e7enek ve h\u00fcrriyet vermi\u015f, i\u00e7te ve d\u0131\u015fta alametler koymak, peygamberler g\u00f6ndermek, kitaplar indirmek ile bilgi ve tevhidine hidayet eylemi\u015f, rahmet ve r\u0131zas\u0131n\u0131n gereklerine davet, \u00f6fke ve azab\u0131na sebep olan hallerden \u00e7ekindirmi\u015ftir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kendine rahmeti yazm\u0131\u015f olmas\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r ki, bu rahmeti, nimeti ve h\u00fcrriyeti k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131p, b\u00f6yle Allah&#8217;tan y\u00fcz \u00e7eviren, Allah&#8217;\u0131n f\u0131trat\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirmeye ve bozmaya kalk\u0131\u015fan, \u00e2yetlerden ve delillerden uzakla\u015fan, kitaplar\u0131 yalanlayan ve peygamberlerle alay eden, \u00f6zetle il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2k\u0131n z\u0131dd\u0131na, gazab\u0131 gerektirecek \u015feyleri benimseyenler hakk\u0131nda ceza vermekte acele etmez, tevbe ve s\u0131\u011f\u0131nmay\u0131 kabul eder, yoksa sizi de \u00e7oktan o mahvolan ve yok olanlar\u0131n yan\u0131na g\u00f6nderirdi. Fakat yine Allah&#8217;\u0131n rahmeti kendine yazm\u0131\u015f olmas\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r ki bu m\u00fchlet tan\u0131ma sonsuza dek gidemez, elbette bunun tayin edilmi\u015f bir eceli vard\u0131r. Ve elbette Allah, r\u0131zas\u0131n\u0131n tersi olan bu c\u00fcretleri gadap h\u00fck\u00fcmleriyle kar\u015f\u0131layacak, rahmetinin nizam\u0131n\u0131 sonsuza kadar devam ettirecektir.<\/p>\n<p>Ey yalanlay\u0131c\u0131lar, bunun i\u00e7in kasem olsun ki o rahm\u00e2n ve rah\u00eem olan Allah k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne kadar (o akibetlerini g\u00f6rece\u011finiz) ge\u00e7mi\u015fteki yalanlay\u0131c\u0131larla beraber hepinizi kabirlerde ve mah\u015fer yerinde toplayacak da r\u0131zas\u0131na do\u011fru gidenleri ebed\u00ee rahmetiyle sevindirirken, sizin de \u015firk ve g\u00fcnahlar\u0131n\u0131z\u0131n cezas\u0131n\u0131 verecektir. Bunda, bu toplamada ve bu k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fcn gelece\u011finde hi\u00e7 \u015fek ve \u015f\u00fcphe yoktur. Nefislerine zarar verenler, yani kendilerinin il\u00e2h\u00ee rahmetten sermayeleri olan asl\u00ee f\u0131trat\u0131, sel\u00eem akl\u0131, \u00f6zel yetene\u011fi k\u00f6t\u00fcye kullanmakla kaybedenlerdir ki onlar bu ger\u00e7e\u011fe inanmazlar. Ve bu \u015fekilde kendi kendilerine zulmetmi\u015f olurlar. \u0130yi bilmeli ki g\u00fcn bug\u00fcn, saat bu saat de\u011fildir. Bug\u00fcn tatl\u0131 g\u00f6r\u00fcnenler yar\u0131n ac\u0131, bug\u00fcn ac\u0131 gelenler yar\u0131n tatl\u0131 olabilir. Zaman denilen bir \u015fey vard\u0131r, \u015fimdiki zaman\u0131 gelecek takip eder. Gecelerin g\u00fcnd\u00fczleri, g\u00fcnd\u00fczlerin geceleri gelir.<\/p>\n<p>13-G\u00f6kler ve yer Allah&#8217;\u0131n oldu\u011fu gibi gece ile g\u00fcnd\u00fczde sakin olan (gecelerin karanl\u0131\u011f\u0131 ve g\u00fcnd\u00fczlerin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde mesken tutan, gizli a\u00e7\u0131k, durgun ve hareketli) her \u015fey de O&#8217;nundur. Ve O sem\u00ee&#8217; ve al\u00eemdir: B\u00fct\u00fcn duyulanlar\u0131 tamamiyle i\u015fitir ve her \u015feyi tamamiyle bilir. O&#8217;ndan gizli kalacak ne bir s\u00f6z vard\u0131r, ne de bir fiil. \u015eu halde \u00f6fkeden \u00f6nce, rahmeti kendine yazm\u0131\u015f ve bundan dolay\u0131 rahmeti, \u00f6fkesini ge\u00e7mi\u015f olan Allah&#8217;tan ba\u015flang\u0131\u00e7 olarak \u00f6fke (gadab) gelmiyor diye, sonu\u00e7 olarak da gelmez, nefislerin k\u00f6t\u00fc kullan\u0131lmas\u0131n\u0131n hi\u00e7 sorumlulu\u011fu olmaz san\u0131p da nefslere zarar vermemeli, ahirete inanmal\u0131 ve o g\u00fcn i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>14- Ey Muhammed, De ki: Ben, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131 m\u0131 vel\u00ee tutaca\u011f\u0131m? G\u00f6kleri ve yeri yaratan, b\u00fct\u00fcn f\u0131tratlar\u0131 yapan Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na m\u0131 g\u00f6n\u00fcl verip dostlu\u011funa s\u0131\u011f\u0131naca\u011f\u0131m, mabut tan\u0131yaca\u011f\u0131m? Halbuki o yaratan, yaratt\u0131ktan ba\u015fka yedirir de, r\u0131z\u0131k verir, faydaland\u0131r\u0131r da; buna kar\u015f\u0131l\u0131k kendisi yedirilmez, yemek ve faydalanmadan ve her t\u00fcrl\u00fc ihtiya\u00e7tan uzak ve ihtiya\u00e7s\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6yle kendili\u011finden zengin ve kendili\u011finden ihsan edici olan yaratan\u0131 b\u0131rak\u0131p da, kendisi muhta\u00e7 olanlara, ba\u015fkas\u0131ndan faydalanma durumunda bulunanlara tapmak, aklen bile ne kadar \u00e7irkin ve aptall\u0131k oldu\u011fu da a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>F\u00c2TIR = kelimesi, &#8220;fatr&#8221; k\u00f6k\u00fcnden ism-i f\u00e2ildir ki, &#8220;f\u0131trat&#8221; bunun bin\u00e2-i nev&#8217;i veya h\u00e2s\u0131l-\u0131 masdar\u0131d\u0131r. Dilimizde de pek \u00e7ok kullan\u0131lan bu kelimenin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 biraz a\u00e7\u0131kl\u0131yal\u0131m: \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan rivayet edilmi\u015ftir ki, &#8220;Ben, demi\u015f, f\u00e2t\u0131r\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 iyice bilmiyordum. Nihayet bana iki \u00e2r\u00e2b\u00ee bir kuyu hakk\u0131nda muhakemeye geldiler, birisi &#8216;Ben ba\u015flad\u0131m, ilk ben kazd\u0131m&#8217; dedi.&#8221; \u0130bn\u00fc&#8217;l-Enb\u00e2r\u00ee de \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r ki: &#8220;Fatr&#8221;\u0131n asl\u0131, bir \u015feyi ba\u015flang\u0131c\u0131nda \u015fakketmek, yarmakt\u0131r&#8221;. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, dilimizdeki &#8220;yaratmak&#8221; kelimesi daha \u00e7ok bununla ilgilidir. Ve bunun izah\u0131 \u015fudur. Sonradan olan varl\u0131klar, olay v\u00fccuda gelmezden yokturlar, g\u00f6r\u00fcnmezdirler. G\u00f6klerde ve yerde varl\u0131klar ve s\u00fbfl\u00ee cisimler b\u00fct\u00fcn madd\u00ee k\u00e2inat\u0131 bir tarafa b\u0131rakarak mutlak feza d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman ve mesela sakin ve tenha bir yerde g\u00f6z yumuldu\u011fu veya karanl\u0131k bir yerde veya bir gecede \u00e7evreye bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman hi\u00e7bir noktada bir yar\u0131k, bir delik g\u00f6r\u00fcnmez, hepsi karanl\u0131kta, yoklukta, biti\u015fik, kapan\u0131k, biti\u015fmi\u015f bir halde bulunur ki, insanlara mutlak yokluk ancak bu \u015fekilde a\u00e7\u0131klanabilir. Nitekim &#8220;Ku\u015fkusuz g\u00f6klerle yer biti\u015fik idi, biz onlar\u0131 ay\u0131rd\u0131k&#8221; (Enbiy\u00e2, 21\/30) \u00e2yeti gelecektir. Ve sonra bu h\u00e2l i\u00e7inde bir noktadan bir varl\u0131\u011f\u0131n belirdi\u011fi, mesela bir \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n, bir y\u0131ld\u0131z\u0131n do\u011fdu\u011fu an tasavvur edilirse bunun o noktada fezay\u0131 yar\u0131p orada bir varl\u0131k, bir delik, bir pencere gibi zuhur etti\u011fi g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Ve i\u015fte sonradan olan varl\u0131klar\u0131n ilk varl\u0131k \u00e2n\u0131, yok olan fezan\u0131n b\u00f6yle bir yar\u0131l\u0131\u015f\u0131d\u0131r. Bu yar\u0131lma, bu yar\u0131\u015f &#8220;fatr&#8221; ve bu ilk yar\u0131l\u0131\u015ftaki varl\u0131k hali bir f\u0131tratt\u0131r. Yaratmak ve yarat\u0131l\u0131\u015f da budur. \u015eu halde f\u0131trat, bir \u00f6nc\u00fcl ilim ile takdir etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da i\u00e7ine alm\u0131\u015f olan &#8220;halk&#8221; (yaratma) anlam\u0131n\u0131n ikinci c\u00fcz&#8217;\u00fcd\u00fcr. Ve bu itibar iledir ki, yaratmak (halk) ve yarat\u0131l\u0131\u015f (hilkat), fatr ve f\u0131trat e\u015f anlaml\u0131 olarak kullan\u0131l\u0131r. Yoktan yarat\u0131l\u0131\u015f b\u00f6yle oldu\u011fu gibi, bir asli maddeden yarat\u0131l\u0131\u015f da b\u00f6yledir. Bir maddeden di\u011fer bir cismin, bir varl\u0131\u011f\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 ilk \u00f6nce b\u00f6yle bir yar\u0131lma ile ba\u015flar. Bir yar\u0131lma ki, hem \u00f6nceki maddeyi, hem de fezay\u0131 yarm\u0131\u015ft\u0131r. Bir varl\u0131ktan, di\u011fer bir varl\u0131\u011f\u0131n kopmas\u0131; bir tohumdan bir \u00e7imenin \u00e7\u0131kmas\u0131; bir h\u00fccreden bir h\u00fccrenin do\u011fmas\u0131 hep bir yar\u0131lmad\u0131r. Bu yar\u0131lma, \u00f6nceki maddeye g\u00f6re bir y\u0131k\u0131m ve bozulma, fakat ondan \u00e7\u0131kan yeni varl\u0131\u011fa g\u00f6re de bir \u0131slah yar\u0131lmas\u0131 ve varl\u0131kt\u0131r. \u0130lk yar\u0131\u015fs\u0131z maddeyi \u00e7\u0131kar\u0131\u015fta ise, hi\u00e7bir bozma m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. O, s\u0131rf iyi olan bir ay\u0131rmad\u0131r. i\u015fte ilk \u00f6nce mekanl\u0131kta a\u00e7\u0131k olan bu m\u00e2n\u00e2 dolay\u0131s\u0131yla, herhangi bir \u015feyin madde ile gerek ge\u00e7mi\u015f olsun ve gerek olmas\u0131n bilfiil olan ilk icad ve var etmeye &#8220;fatr&#8221; ve ilk varl\u0131\u011f\u0131na ait durumuna &#8220;f\u0131trat&#8221; ad\u0131 verilmi\u015ftir ki, bu f\u0131trat\u0131n devam\u0131 i\u00e7indeki uyuma da &#8220;tabiat&#8221; ismi verilir. Bunun i\u00e7in f\u0131trat, tabiattan \u00f6ncedir. Tabiat\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131, f\u0131trat h\u00e2linin devam\u0131 ve tekrar\u0131 mertebesinden ba\u015flayan bir uydusudur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte &#8220;g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131c\u0131s\u0131&#8221; olan Allah hem b\u00fct\u00fcn f\u0131tratlar\u0131 yapar yarat\u0131r, hem de onlar\u0131n tayin edilmi\u015f olan devamlar\u0131 ve birbiri ard\u0131s\u0131ra kesilmeksizin s\u00fcrmeleri i\u00e7in muhta\u00e7 olduklar\u0131 do\u011fal ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 da bah\u015feder, lutfeder. Ve kendisi her ihtiya\u00e7tan uzakt\u0131r. Bu yaratma ve ihsan\u0131na kar\u015f\u0131 kullar\u0131ndan, yaratt\u0131klar\u0131ndan hi\u00e7bir fayda maksad\u0131 g\u00f6zetmez. Ancak ikinci durumda ebed\u00ee rahmetine ula\u015fmakla onlar\u0131 gadab\u0131ndan korumak i\u00e7in kendine, emirlerine ve h\u00fck\u00fcmlerine teslim olmay\u0131 ve uymay\u0131 ister.<\/p>\n<p>Ey Muhammed, De ki: Bana, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n (Allah&#8217;a nefsini teslim etmekle ihl\u00e2s \u00fczere uyanlar\u0131n) birincisi olmam emredildi. &#8220;Ve sak\u0131n Allah&#8217;a ortak ko\u015fanlardan olma&#8221; buyuruldu. Bana bu emir ve yasak son derece kesin ve kat&#8217;\u00eedir.<\/p>\n<p>15- De ki: E\u011fer bu emir ve yasa\u011fa uymazsam herhalde b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcn\u00fcn azab\u0131ndan korkar\u0131m.<\/p>\n<p>16- Her kim ki o g\u00fcn kendisinden azab d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcr ve defedilirse, (\u00c2s\u0131m&#8217;dan Ebu Bekr \u015eu&#8217;be rivayeti, Hamze ve Kis\u00e2\u00ee k\u0131r\u00e2eti malum sigas\u0131yla okundu\u011funa g\u00f6re m\u00e2n\u00e2: &#8221; Ondan Allah azab\u0131 bertaraf ederse&#8221;) i\u015fte Allah o kimseye hakikaten rahmet etmi\u015ftir. Ve i\u015fte o a\u00e7\u0131k bir kurtulu\u015f, o a\u00e7\u0131k, kat&#8217;\u00ee hal\u00e2s, o aranan b\u00fcy\u00fck murad da budur.<\/p>\n<p>17-Ey insan, bir de Allah sana bir durr (yani bir ac\u0131, bir h\u00fcz\u00fcn, bir korku veya bunlar\u0131n birine veya hepsine sebep olacak hastal\u0131k, fakirlik veya di\u011ferleri gibi bir s\u0131k\u0131nt\u0131, bir bask\u0131) dokundurursa, onu o Allah&#8217;tan ba\u015fka a\u00e7acak yoktur. Ve e\u011fer sana bir hay\u0131r dokundurursa, yani zarar\u0131 defeder veya lezzet, sevin\u00e7 veya bunlar\u0131n birine ve her ikisine sebep olan s\u0131hhat, zenginlik, zafer gibi bir fayda verirse, O, her \u015feye k\u00e2dirdir de. \u015eu halde onu devam ettirmeye ve kald\u0131rmaya da k\u00e2dirdir.<\/p>\n<p>18- K\u0131saca o k\u00e2dir, kullar\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde kahredicidir. Alttan tesir etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r ve ma\u011flub olmas\u0131 ihtimalli bir etkileyici de\u011fil; her y\u00f6nden \u00fcst\u00fcn, daima galip ve kahredici bir k\u00e2dirdir. Ne zarar\u0131na kar\u015f\u0131 konulabilir, ne de hayr\u0131 engellenir; zarar, O&#8217;nun zarar\u0131; hay\u0131r, O&#8217;nun hayr\u0131d\u0131r. Ve O fiilerinde hikmet sahibi; kullar\u0131n\u0131n hallerinden haberdar ve bilendir. Hem tek hikmet sahibi ve haberdard\u0131r ki, O hikmet sahibi ve haberdar olmasayd\u0131, hikmet ve hay\u0131r ni\u015faneleri nereden gelirdi? \u015eu halde b\u00f6yle zararlar\u0131 a\u00e7an, hayr\u0131 ku\u015fatan, k\u00e2dir (g\u00fc\u00e7l\u00fc) ve k\u00e2hir (kahredici), hikmet sahibi ve haberdar olan bir Allah&#8217;\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131na ba\u015fkas\u0131 nas\u0131l dost, yak\u00een edinilir de tek ba\u015f\u0131na ve ortak olarak tanr\u0131 tan\u0131nabilir&#8230;<\/p>\n<p>Bu hak\u00eem ve hab\u00eer fas\u0131las\u0131 (\u00e2yet sonu olu\u015fu) ve bu hikmet ve hay\u0131r noktas\u0131nda hikmet ilminin en m\u00fchim esas\u0131n\u0131 te\u015fkil eden hakk\u0131n \u015fahidi ve men\u00e2t-\u0131 yak\u00een (kesin ili\u015fki yeri) meselesi ile Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;a ait peygamberli\u011fi yerle\u015ftirmek, tesbit etmek siyak\u0131nda buyuruluyor ki,<\/p>\n<p>Ey Muhammed:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>19- De ki: &#8220;\u015eahitlik y\u00f6n\u00fcnden hangi \u015fey daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr?&#8221;. De ki: &#8220;Allah, benimle sizin aran\u0131zda \u015fahittir ve bana bu Kur&#8217;\u00e2n vahyolundu ki, onunla hem sizi, hem de sizden sonra kendisine ula\u015fan herkesi uyaray\u0131m. Allah&#8217;la beraber ba\u015fka il\u00e2hlar oldu\u011funa siz ger\u00e7ekten \u015fahitlik eder misiniz?&#8221; De ki: &#8220;Ben buna \u015fahitlik etmem&#8221;. &#8220;O, ancak ve ancak bir tek il\u00e2ht\u0131r ve ger\u00e7ekten ben, sizin ortak tuttu\u011funuz \u015feylerden uza\u011f\u0131m&#8221;de.<\/p>\n<p>20 &#8211; Kendilerine Kitap verdi\u011fimiz kimseler, Peygamber&#8217;i, kendi o\u011fullar\u0131n\u0131 bildikleri gibi, bilirler. Kendilerine yaz\u0131k edenler var ya! \u0130\u015fte onlar iman etmezler.<\/p>\n<p>21- Allah&#8217;a iftira ederek yalan uydurandan veya \u00e2yetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki zalimler kurtulu\u015fa eremezler.<\/p>\n<p>22- O g\u00fcn hepsini mah\u015fere toplayaca\u011f\u0131z. Sonra Allah&#8217;a ortak ko\u015fanlara: &#8221; Hani nerede o Allah&#8217;a ortak sayd\u0131\u011f\u0131n\u0131z ortaklar\u0131n\u0131z?&#8221; diyece\u011fiz.<\/p>\n<p>23- Sonra, (Onlar): &#8220;Rabbimiz, Allah&#8217;a yemin ederiz ki, biz m\u00fc\u015friklerden de\u011fildik&#8221; demekten ba\u015fka bir \u00f6z\u00fcr bulamayacaklar.<\/p>\n<p>24- Bak, vicdanlar\u0131na kar\u015f\u0131 nas\u0131l yalan s\u00f6ylediler! O uydurduklar\u0131 putlar da kendilerinden kaybolup gitti.<\/p>\n<p>19-24-Rivayet ediliyor ki Mekke&#8217;liler: &#8220;Ey Muhammed, Allah senden ba\u015fka bir peygamber bulamad\u0131 m\u0131? Biz, seni tasdik eden bir kimse g\u00f6rm\u00fcyoruz. Yahudilere ve h\u0131ristiyanlara da senden sorduk, onlar da kendilerinde senin peygamberli\u011fine dair bir haber olmad\u0131\u011f\u0131 fikrinde bulunuyorlar. \u015eu halde bize senin peygamberli\u011fine \u015fahitlik edecek bir \u015fahit g\u00f6ster&#8221; demi\u015fler ve bu \u00e2yet, bu sebeple inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u015eahitli\u011fi en b\u00fcy\u00fck olan hangi \u015feydir, de. Allah, de. Benimle sizin aran\u0131zda o \u015fahit. As\u0131l \u015fahitlik, hakk\u0131n huzuruna kesin ilim, \u015fahitli\u011fi yerine getirmek de o ilmi haber verme ve tebli\u011fdir. Kesin ilmin ilgili yeri ve ba\u015flang\u0131c\u0131 s\u00f6zde, zihinde, vicdanda de\u011fil; zihnin vuku bulana ve bizzat kendisine uygunlu\u011funda, yani hakk\u0131n kendisindedir. Hakk\u0131n kendine \u015fahitli\u011fidir ki, kesinli\u011fin hakikatini olu\u015fturur. Binlerle, y\u00fczbinlerle ki\u015fi bir \u015fey hakk\u0131nda, &#8220;\u015fu \u015f\u00f6yledir&#8221; diye ittifakla \u015fahitlikte bulunsalar, e\u011fer ger\u00e7ekte o \u015fey \u00f6yle de\u011filse, bunlar yalanc\u0131 \u015fahitten ba\u015fka bir \u015fey olmazlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fahitlikleri, hakk\u0131n kendine \u015fahitli\u011fine dayanm\u0131\u015f de\u011fildir. Halbuki &#8220;Allah, kendisinden ba\u015fka il\u00e2h yoktur, diye \u015fahitlik etti&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/18) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, hi\u00e7bir \u015feyin Allah&#8217;\u0131n ilmi d\u0131\u015f\u0131nda bizzat kendisi yoktur. Varl\u0131klar\u0131n kendilerine \u015fahitlikleri de, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kendine ve onun hakk\u0131nda onlara \u015fahitli\u011fine dayanmaktad\u0131r. B\u00fct\u00fcn deliller, tecr\u00fcbeler, istidlaller Allah&#8217;\u0131n \u015fahitli\u011fine d\u00f6nmek ve birer hak al\u00e2met olmak itibariyledir ki, ilim ifade ederler. Hi\u00e7bir kalb ve vicdan da kendi nefsinde Allah&#8217;\u0131 \u015fahit g\u00f6stermeden kendi kendine hi\u00e7bir \u015fey hakk\u0131nda \u015fahitlik edemez, hatta kendine bile \u015fahitlik edemez. Yani o vicdandaki ifade vicdan\u0131n de\u011fil, v\u00fccudun bir ifade ve \u015fahitli\u011fi olmas\u0131 sebebiyledir ki kesin olur. Kesin bilginin, kendi kesinli\u011fi de kendi v\u00fcc\u00fbdunda, kendi ayn\u00eeli\u011finde bulunur. O var oldu\u011fu yerde var, yok oldu\u011fu yerde yoktur. Onun kendi varl\u0131\u011f\u0131, kendi ayn\u00eeli\u011fi ise, Allah&#8217;\u0131n ilmindedir. Ve onun bir ifadesi, bir al\u00e2metidir. S\u00fcbjektif ve objektif hi\u00e7bir \u015fey Allah&#8217;\u0131n \u015fahitli\u011fine dayanmadan ve bir il\u00e2h\u00ee \u015fahitlik olmadan kendine \u015fahitlik edemez. Allah&#8217;\u0131n \u015fahit olmad\u0131\u011f\u0131 \u015fahitlik bulunamaz ve Allah \u015fahit g\u00f6sterilmeden hi\u00e7bir \u015fahitlik yap\u0131lamaz. Has\u0131l\u0131 Allah&#8217;tan b\u00fcy\u00fck bir \u015fey ve Allah&#8217;\u0131n \u00fcst\u00fcnde hi\u00e7bir bilgin ve haberdar olan d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Ve Allah&#8217;tan b\u00fcy\u00fck \u015fahit de tasavvur olunamaz. Allah&#8217;\u0131n \u015fahitli\u011fi de her \u015feyden \u00f6nce lutfetti\u011fi kesin ilim ile ortaya \u00e7\u0131kar. O da bah\u015fetti\u011fi kalbde bulunur. Ve onun \u015fahidi \u00f6nce Allah ile kendisi olur. Peygamberlik vahyi i\u015f bu &#8220;de ki, de ki&#8221; emirlerinin g\u00f6sterdi\u011fi \u00fczere zorlay\u0131c\u0131 bir hakk\u0131 koyma, bir \u00f6zel yarat\u0131l\u0131\u015f olarak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcn\u00fcrcesine bir emri ve \u015fahitli\u011fidir. Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;a ait peygamberlik de her\u015feyden \u00f6nce Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kendi zat\u0131ndaki ilmi ve Muhammed aleyhissel\u00e2m\u0131n kalbindeki \u015fahitli\u011fi ile sabittir. Muhammed (s.a.v.)&#8217;in Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc oldu\u011funu ve bu davada do\u011fru ki\u015fi oldu\u011funu hen\u00fcz hi\u00e7 kimse bilmez, hi\u00e7 kimse \u015fahitlik etmezse Allah \u015fahittir. Onu Muhammed\u00ee kalbteki \u015fahitli\u011fiyle isbat eden Allah, dilerse b\u00fct\u00fcn i\u00e7lerde ve d\u0131\u015flarda da kendisine \u015fahitlik etti\u011fi say\u0131s\u0131z ve hesaps\u0131z \u015fahitler yaratarak isbat eder ve nitekim etmi\u015ftir. \u0130yi bilmek gerekir ki peygamberlik vahyi sadece bir ilham almak de\u011fil, il\u00e2h\u00ee zorlama ile bir il\u00e2h\u00ee \u015fahitli\u011fi almak ve ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 kesin zorlama ile g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcrcesine bilmektir. Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Ey Muhammed, en b\u00fcy\u00fck \u015fahitli\u011fin, Allah&#8217;\u0131n \u015fahitli\u011fi oldu\u011funu s\u00f6yle ve Allah&#8217;\u0131 \u015fahit getirerek de ki, &#8220;sizinle benim aramda \u015fahit O&#8217;dur&#8221;. ve bana bu Kur&#8217;\u00e2n vahyolundu ki, bununla kar\u015f\u0131mdaki sizleri ve gaibte (ortada olmayan) bunun eri\u015fti\u011fi ve vas\u0131l oldu\u011fu herkesi korkutay\u0131m, o korkun\u00e7 sonu\u00e7tan korunmak i\u00e7in sak\u0131nd\u0131ray\u0131m. Demek ki Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmleri, onun indi\u011fi zamanda mevcut olanlara mahsus de\u011fildir. Onlardan sonra k\u0131yamete kadar, gelecek olanlar\u0131 da tamamen i\u00e7ine al\u0131r. Ancak Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n yeti\u015fmedi\u011fi, kulaklar\u0131na eri\u015fmedi\u011fi kimseler cezaland\u0131r\u0131lmazlar.<\/p>\n<p>B\u00f6yle s\u00f6yle ve o m\u00fc\u015frikleri korkutmak i\u00e7in \u015funu da ilave et: Muhakkak Allah&#8217;\u0131n emrinde ba\u015fka il\u00e2hlar var diye ger\u00e7ekten siz mi \u015fahitlikte bulunuyorsunuz? Ger\u00e7ekten siz mi buna \u015fahitlik ediyorsunuz? Ben ona \u015fahitlik etmem, de!. Ben, ancak: &#8220;Allah tek bir il\u00e2ht\u0131r&#8221; diye \u015fahitlik ederim. &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka il\u00e2h yoktur diye \u015fahitlik ederim&#8221; ve herhalde ben sizin Allah&#8217;a ortak tuttu\u011funuz \u015feylerden uza\u011f\u0131m, de. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki bir kimse \u0130sl\u00e2m&#8217;a girerken &#8220;Ben \u015fahitlik ederim ki Allah&#8217;tan ba\u015fka il\u00e2h yoktur, ve \u015fahitlik ederim ki Muhammed onun kulu ve resul\u00fcd\u00fcr&#8221; \u015fehadetinden sonra, &#8220;ve ben sizin ortak tuttu\u011funuz \u015feylerden uza\u011f\u0131m&#8221; \u00e2yetinin delaleti \u00fczere a\u00e7\u0131k\u00e7a da di\u011fer dinlerden uzak oldu\u011funu bildirmelidir. Bununla beraber &#8220;hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur&#8221; olumsuzlu\u011fu esas itibariyle bu uzak olmay\u0131 i\u00e7ermi\u015f bulundu\u011fundan \u00e2limler bu a\u00e7\u0131kl\u0131k kazand\u0131rmaya m\u00fcstehab demi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n peygamberli\u011fini ink\u00e2r etmelerine gelince: &#8220;Kendilerine kitap verdiklerimiz onu, o\u011fullar\u0131n\u0131 bildikleri gibi bilirler.&#8221; (Bakara, 2\/146) \u00e2yetinin tefsirine bkz.<\/p>\n<p>Son zamanlarda tertip ettirilmi\u015f olan ve &#8220;Tarih-i \u0130sl\u00e2m&#8221; diye terc\u00fcme edilen ve bast\u0131r\u0131lan eserin m\u00fcellifi \u0130talyan Kaytano demi\u015f ki: &#8220;Muhammed hi\u00e7bir zorluk kar\u015f\u0131s\u0131nda y\u0131lmam\u0131\u015f, hi\u00e7 \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fmemi\u015f, kanaati asla sars\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r. Onda \u00f6yle bir kendine g\u00fcvenme vard\u0131r ki, bunun s\u0131rr\u0131 anla\u015f\u0131lamam\u0131\u015f ve kendisiyle beraber g\u00f6m\u00fcl\u00fcp gitmi\u015ftir&#8221;. Belliki bu s\u00f6z ger\u00e7e\u011fi hem itiraf etme, hem de bozmad\u0131r. Belliki bir insan\u0131n bu derece kendisine g\u00fcvenmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemeyece\u011finden buna bir s\u0131r diye isim vermi\u015ftir. Bu s\u0131r, onun kendine g\u00fcveninin s\u0131rr\u0131 de\u011fil, Hakk&#8217;a, Allah&#8217;a g\u00fcveninin s\u0131rr\u0131d\u0131r ki, o da neb\u00eelik ve Resull\u00fc\u011f\u00fc ve Allah&#8217;\u0131n emir ve \u015fahitli\u011fi ile peygamberli\u011fine olan kesin bilgisi ve davas\u0131ndaki do\u011fruluk ve sadakat\u0131n\u0131n delilidir. Resulullah, hi\u00e7bir zaman nefsine g\u00fcvenmemi\u015f, daima ve daima Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n tebli\u011flerine dayanm\u0131\u015f ve g\u00fcvenmi\u015ftir. &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131 m\u0131 dost edinece\u011fim?&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/14), &#8220;Ben \u0130sl\u00e2m olanlar\u0131n ilki olmakla emrolundum&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/14),<\/p>\n<p>&#8220;Allah, benimle sizin aran\u0131zda \u015fahittir.&#8221; (En&#8217;am, 6\/19), &#8220;Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah&#8217;a dayand\u0131m. hi\u00e7bir canl\u0131 yoktur ki O, onun per\u00e7eminden tutmu\u015f olmas\u0131n. &#8220;Ger\u00e7ekten Rabbin her \u015feyin koruyucusudur.&#8221; (H\u00fbd, 11\/57), &#8220;Ben, i\u015fimi Allah&#8217;a b\u0131rak\u0131yorum. \u015e\u00fcphesiz Allah kullar\u0131 g\u00f6r\u00fcr.&#8221; (M\u00fcmin, 40\/44) demi\u015ftir. Rivayet edilen dualar\u0131nda da geldi\u011fi \u00fczere: &#8220;Ey g\u00f6klerin ve yerin Rabbi olan Rabbim sona s\u00f6z veririm ki, beni nefsime havale etme, zira sen beni nefsime havale eder, kendime b\u0131rak\u0131rsan, nefsim beni \u015ferre yakla\u015ft\u0131r\u0131r ve hay\u0131rdan uzakla\u015ft\u0131r\u0131r.&#8221; diye dua eden Resulullah&#8217;a nefsine g\u00fcvendi\u011fine dair yap\u0131lan isnat iftiradan ba\u015fka ne olur? Nefse g\u00fcvenmek, kendini bilmemek, Allah&#8217;\u0131 tan\u0131mamak, kendini ve kendi isteklerini hak ba\u015flang\u0131\u00e7, il\u00e2h edinmekten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Kur&#8217;\u00e2n, ba\u015ftan ba\u015fa, bunun bir cahillik ve sap\u0131kl\u0131ktan ibaret oldu\u011funu ispat ve daima Allah&#8217;a tevekk\u00fcl ve dayanma emirleri ile doludur. Daima Allah&#8217;a kullu\u011fa davet eden ve kendisinin Allah&#8217;\u0131n kulu ve Resul\u00fc oldu\u011funa \u015fahit getirip duran Peygamber (s.a.v)&#8217;in peygamberli\u011fini ink\u00e2r etmek i\u00e7in, ona b\u00f6yle bir il\u00e2hl\u0131k davas\u0131 isnad\u0131 ne kadar a\u00e7\u0131k bir iftira, sonra buna bir s\u0131r tasavvuruna kalk\u0131\u015f\u0131lmas\u0131 ne garib bir sap\u0131kl\u0131kt\u0131r. E\u011fer nefse g\u00fcvenmekten maksad, do\u011frulu\u011funa g\u00fcveni, peygamberli\u011fine iman ve bilgisindeki kesin g\u00fcc\u00fc ise, do\u011fruluk ve kat&#8217;i iman da nefse dayanmak de\u011fil, hakka dayanmakt\u0131r. Do\u011fru sanarak ve inanarak vuku bulan\u0131n tersini s\u00f6yleyen kimseye do\u011fru denemez. Do\u011fru olan kimsenin de do\u011frulu\u011funa emin olabilmek i\u00e7in nefsine, inanc\u0131na de\u011fil, hakka ba\u011flanm\u0131\u015f olmas\u0131 ve hakk\u0131 temsil etmi\u015f bulunmas\u0131 laz\u0131m gelir. Bir insan i\u00e7in g\u00fcvensizlik, g\u00fcvenememek ve g\u00fcvenilememek b\u00fcy\u00fck bir rezillik, \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fct m\u00fcthi\u015f bir kalb hastal\u0131\u011f\u0131 ve b\u00fcy\u00fck bir felakettir. Fakat nefse g\u00fcvenmek de bir meziyet ve fazilet de\u011fil, ondan daha k\u00f6t\u00fc bir gurur ve aptall\u0131kt\u0131r. Bunu bir meziyet gibi kabul edenler, Allah&#8217;\u0131 bilmeyen ve kendilerini hakk\u0131n kendisi sanan gururlu ki\u015filerdir. Ne garip bilgisizliktir ki, aya\u011f\u0131n\u0131 bir yere dayamadan dikilemedi\u011fini pek \u00e2l\u00e2 bilen ve dayanmak i\u00e7in bir deste\u011fe g\u00f6z at\u0131p duran bu kibirliler, nefse g\u00fcvenmekten bahsederler ve bunu bir fazilet gibi tavsiye ederler. Halbuki nefse g\u00fcvenmek \u00e7\u00fcr\u00fck bir tahtaya dayanmakt\u0131r ve hi\u00e7bir \u015feye itimat etmemektir ki, b\u00f6yleleri, hi\u00e7 kimse i\u00e7in g\u00fcvenmeye de\u011fer olamazlar. Kendi d\u0131\u015f\u0131ndan nefes al\u0131p vermeye muhta\u00e7 olan bir f\u00e2ni ki\u015finin kendine g\u00fcveni davas\u0131 kadar g\u00fcl\u00fcn\u00e7 ne d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir? Evet insan, g\u00fcvenmeli ve g\u00fcvenilir olmal\u0131d\u0131r. Bu, hem ihtiya\u00e7, hem bir vazifedir. Ve bunun i\u00e7indir ki insan, ne olursa olsun, kulluktan \u00e7\u0131kamaz. Fakat g\u00fcvenip dayan\u0131lan \u015fey ne kadar kuvvetli ve g\u00fcvene lay\u0131k olursa, itimad\u0131n k\u0131ymeti de onunla uyumlu olur. Nefis, bug\u00fcn olmazsa yar\u0131n y\u0131k\u0131l\u0131r. O, kendi kendine dayand\u0131\u011f\u0131 zaman, birinde olmazsa, ikincisinde aldan\u0131r ve aldat\u0131r. Ak\u0131l da hi\u00e7bir ilkeye tutunmadan, hi\u00e7bir \u015fey bilemez. \u00c2lemde herhangi bir \u015feye dayan\u0131lsa, sonucu yine dayan\u0131ks\u0131zl\u0131kt\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc f\u00e2n\u00ee (\u00f6l\u00fcml\u00fc)dir. \u00d6lmeyecek diri, ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Ve bundan dolay\u0131 itimad\u0131n fazileti, ancak Allah&#8217;a itimattad\u0131r. Ve ancak Allah&#8217;a itimat edenlerdir ki &#8220;Kopmayan, sa\u011flam bir kulpa yap\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r&#8221;. (Bakara, 2\/256) ve bunlar kendilerini Hakk&#8217;a teslim eden ve Hak u\u011frunda hi\u00e7bir fedak\u00e2rl\u0131ktan \u00e7ekinmeyen sad\u0131klar, samimi kimselerdir. Allah&#8217;\u0131 bilmeyen ve Rabbini kendinde g\u00f6rmek isteyen g\u00fcvensizler de bunu anlayamazlar, bir nefse g\u00fcvenme san\u0131rlar. Kendine g\u00fcvenme ile nefsi feda etme aras\u0131ndaki \u00e7eli\u015fki de a\u00e7\u0131k oldu\u011fundan \u015fa\u015farlar, Allah&#8217;a dayanma deseler Hakk&#8217;\u0131 itiraf etmi\u015f olacaklar\u0131ndan \u00e7ekinirler; bilmiyoruz bu bir s\u0131r, bir bilmece derler, bir t\u00fcrl\u00fc iman edemezler. \u0130talyan tarih\u00e7isi de: &#8220;Muhammed&#8217;de bir s\u0131r vard\u0131 ki, bu s\u0131r b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131yla Hakk&#8217;a dayanmas\u0131n\u0131n, Allah&#8217;a teslim olma ve uymas\u0131n\u0131n s\u0131rr\u0131d\u0131r. Ve i\u015fte bu s\u0131r, bu n\u00e2m\u00fbs-\u0131 ekber (b\u00fcy\u00fck s\u0131r sahibi, Cebrail), neb\u00eelik ve peygamberliktir. Onun bir Allah Resul\u00fc oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yok. Fakat peygamber olmayanlar\u0131n da o Cebr\u00e2il&#8217;i g\u00f6rmelerine ve bu s\u0131rr\u0131n i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc anlayabilmelerine ihtim\u00e2l yoktur&#8221; deseydi do\u011fru s\u00f6ylemi\u015f olacakt\u0131. Fakat \u0130sl\u00e2m tarihinden, Muhammed Aleyhissil\u00e2m&#8217;\u0131n hayat\u0131ndan hem bu hakikati anlam\u0131\u015f, hem de Allah&#8217;\u0131 ve peygamberli\u011fi tasdik etmi\u015f olmamak i\u00e7in tahrif etmeden s\u00f6yleyememi\u015ftir. Peygamberlikten daha \u00f6nce haberdar olmu\u015f bulunan kitap ehlinin Muhammed (s.a.v)in peygamberli\u011fini o\u011fullar\u0131n\u0131 bildikleri gibi bildiklerine; fakat kendilerine yaz\u0131k etmi\u015f, f\u0131trat vergisi olan iman yeteneklerini kaybetmi\u015f olduklar\u0131ndan dolay\u0131 Hakk&#8217;a iman edemediklerine bu da bir misal te\u015fkil etmi\u015ftir. Bunun \u00fczerine Allah&#8217;a iftiran\u0131n ne b\u00fcy\u00fck bir zul\u00fcm oldu\u011fu ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n her \u015feye \u015fahit olmas\u0131na ra\u011fmen, yalan s\u00f6yleyen yalanc\u0131lar\u0131n neticede yalanlar\u0131n\u0131 ink\u00e2r durumuna d\u00fc\u015fecek, al\u00e7ak, ac\u0131kl\u0131 bir d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fck ve sorumlulu\u011fa tutulmu\u015f olacaklar\u0131n\u0131 beyan ile korkutmaya devam edilip buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>&#8220;Allah&#8217;a iftira ederek yalan uydurandan veya \u00e2yetlerini yalanl\u0131yandan daha zalim kim olabilir? Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki zalimler kurtulu\u015fa eremezler.&#8221;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>25- \u0130\u00e7lerinden seni dinleyenler de vard\u0131r, fakat biz, onu anlamalar\u0131na engel olmak i\u00e7in kalblerinin \u00fcst\u00fcne \u00f6rt\u00fcler, kulaklar\u0131n\u0131n i\u00e7ine de a\u011f\u0131rl\u0131k koyduk. Onlar, b\u00fct\u00fcn delilleri g\u00f6rseler bile yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle tart\u0131\u015f\u0131rlar. Ve o k\u00e2firler: &#8220;Bu, \u00f6ncekilerin masallar\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir&#8221; derler.<\/p>\n<p>26- Onlar, insanlar\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a iman etmekten menederler, hem de kendileri ondan uzak dururlar. B\u00f6ylece yaln\u0131z kendilerini mahvediyorlar ama fark\u0131nda de\u011filler.<\/p>\n<p>27- Onlar\u0131n, ate\u015fin \u00fczerinde durdurulduklar\u0131 zaman: &#8220;Ne olurdu d\u00fcnyaya d\u00f6nd\u00fcr\u00fclseydik, Rabb&#8217;imizin \u00e2yetlerini yalanlamasayd\u0131k da m\u00fcminlerden olsayd\u0131k&#8221; dediklerini bir g\u00f6rsen!<\/p>\n<p>28- Hay\u0131r, daha \u00f6nce gizleyip durduklar\u0131 kar\u015f\u0131lar\u0131na \u00e7\u0131kt\u0131 da ondan, yoksa geri \u00e7evrilselerdi yine menedildikleri \u015feyi yapmaya d\u00f6nerlerdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar yalanc\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>29- Dediler ki:&#8221; D\u00fcnya hayat\u0131m\u0131zdan ba\u015fka bir hayat yoktur, biz diriltilecek de\u011filiz&#8221;.<\/p>\n<p>30- Rablerinin huzurunda durdurulduklar\u0131 zaman onlar\u0131 bir g\u00f6rsen! Rableri onlara \u015f\u00f6yle der: &#8220;Bu, bir ger\u00e7ek de\u011fil midir?&#8221;. Onlar da: &#8220;Rabbimize yemin ederiz ki ger\u00e7ektir&#8221; derler. Rableri de onlara: &#8220;\u00d6yleyse ink\u00e2r\u0131n\u0131z sebebiyle azab\u0131 tad\u0131n!&#8221; der.<\/p>\n<p>31- Allah&#8217;\u0131n huzuruna \u00e7\u0131kmay\u0131 yalanlayanlar, ger\u00e7ekten h\u00fcsrana u\u011fram\u0131\u015flard\u0131r. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc ans\u0131z\u0131n gelince onlar, g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 s\u0131rtlar\u0131na y\u00fcklenmi\u015f olarak \u015f\u00f6yle derler: &#8220;D\u00fcnyada yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z kusurlardan dolay\u0131 yaz\u0131klar olsun bize!&#8221; Bak\u0131n y\u00fcklendikleri g\u00fcnah ne k\u00f6t\u00fcd\u00fcr!<\/p>\n<p>32- D\u00fcnya hayat\u0131, e\u011flence ve oyundan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Ahiret yurdu ise, Allah&#8217;tan korkanlar i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Akl\u0131n\u0131z\u0131 kullanmaz m\u0131s\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>25- Ebu S\u00fcfy\u00e2n, Velid, Nadr, Utbe, \u015eeybe, \u00dcmeyye, Ebu Cehil ve arkada\u015flar\u0131 Resulullah&#8217;\u0131 Kur&#8217;\u00e2n okurken dinlemi\u015fler, Nadr&#8217;a demi\u015fler ki: &#8220;Ey K\u00e2t\u00eele&#8217;nin babas\u0131 Muhammed ne diyor?&#8221; O da: &#8220;K\u00e2be&#8217;yi, Beyti yapana kasem ederim ki ne diyor bilmem, ancak dilini oynat\u0131yor. Ve benim ge\u00e7mi\u015f as\u0131rlardan size s\u00f6yledi\u011fim gibi \u00f6ncekilerin masallar\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyor&#8221; demi\u015f. Nadr&#8217;\u0131n \u015fiirleri varm\u0131\u015f, Acem diyar\u0131nda R\u00fcstem ve \u0130sfendiyar hikayeleri gibi bir tak\u0131m hikayeler toplay\u0131p manzum h\u00e2le getirmi\u015f, Kurey\u015flilere okur, dinlerlermi\u015f. Ebu S\u00fbfy\u00e2n: &#8220;Ben onun s\u00f6ylediklerinin baz\u0131s\u0131n\u0131 do\u011fru buluyorum&#8221; demi\u015f, Ebu Cehil de: &#8220;Sak\u0131n bunun hi\u00e7bir \u015feyini ikrar etme&#8221; demi\u015f, o da: &#8220;\u00d6l\u00fcm bana ondan daha kolayd\u0131r&#8221; demi\u015f ve bu \u00e2yet bunlar hakk\u0131nda nazil olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>FIKIH, bir \u015feyi, bir s\u00f6z\u00fc sebep ve hikmetiyle zevkine vararak anlamak ve hatta tatbik edecek \u015fekilde anlamakt\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Ekinne&#8221; kelimesi, &#8221; = kin\u00e2n&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur ki kat kat \u00f6rt\u00fcler demektir. Herkesin tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131 garip ve \u00e7irkin \u00f6rt\u00fcler m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Yani biz de kalblerine kat kat ve g\u00f6r\u00fclmedik \u00f6rt\u00fcler koymu\u015fuzdur ki, dinledikleri Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 f\u0131kh\u00ee zevkle anlamalar\u0131na engeldir. Ve hatta kulaklar\u0131nda bir a\u011f\u0131rl\u0131k vard\u0131r, dinlediklerini iyice duymazlar bile. Burada Bakara s\u00fbresinin &#8220;Allah onlar\u0131n kalblerini m\u00fch\u00fcrledi&#8221; (Bakara, 2\/7) \u00e2yetinin anlam\u0131 vard\u0131r. Ger\u00e7i hak kulaklara izinleri olmadan girer. Fakat kula\u011f\u0131n kulak olmas\u0131 ve onun ard\u0131nda a\u00e7\u0131k bir kalb bulunmas\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n izni de \u015fartt\u0131r. Hak ne kadar a\u00e7\u0131k olursa olsun engelli kulaklara ve kalplere giremez; duymak, anlamak da yarat\u0131l\u0131\u015fta Allah vergisi olan bir yetenektir. Ve sonra Allah taraf\u0131ndan bir engel konulmamas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Allah bunlara da yarat\u0131l\u0131\u015f bak\u0131m\u0131ndan kulak ve kalb vermemi\u015f de\u011fildir. Fakat o kalbler \u00f6yle birikimlere sar\u0131lm\u0131\u015f ve \u00f6yle bir hilkat ve tabiat i\u00e7inde \u00f6rt\u00fclm\u00fc\u015f kalm\u0131\u015f ve bundan dolay\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131nda hakka y\u00f6nelmi\u015f olan kabiliyetleri \u00f6yle kapanm\u0131\u015f, sona ermi\u015ftir ki, bundan b\u00f6yle hak delili dinleseler de\u011fil ya, g\u00f6rseler bile yine inanamazlar. Asl\u00ee f\u0131trat\u0131 kapatan bu \u00f6rt\u00fcler, bu engeller, ak\u0131llar\u0131n, sihir, masal gibi yanl\u0131\u015f usullere tutulmas\u0131, bat\u0131l inan\u0131\u015flara saplanmas\u0131; nefislerin isteklere ve ihtiraslara b\u00fcr\u00fcnmesidir ki, herhangi bir \u015fah\u0131sta bunlar m\u00fch\u00fcrlenip tabiat (huy) haline geldi mi art\u0131k onda hakk\u0131 anlamak ve kabul etmek kabiliyeti kalmaz, iman etme yetene\u011fi s\u00f6ner. Yarat\u0131l\u0131\u015ftaki bu yetenek ve istidad\u0131n derecesi \u015fah\u0131\u015ftan \u015fah\u0131sa de\u011fi\u015fir. Kiminde s\u00fcratli, kiminde a\u011f\u0131r, kiminde \u015fiddetli, kiminde hafiftir. Kiminde az, kiminde daha \u00e7ok bir zamanda s\u00f6ner veya geli\u015fir. Bu de\u011fi\u015fme derecesi, bizzat il\u00e2h\u00ee irade ve istek eseridir. Ancak herkes derecesine g\u00f6re verilmi\u015f olan f\u0131tr\u00ee g\u00fcc\u00fcn ba\u015f\u0131ndan, s\u00f6nebilece\u011fi zamana kadar ge\u00e7ecek zaman zarf\u0131ndaki se\u00e7iminden, k\u00f6t\u00fc veya iyi kullan\u0131m\u0131ndan sorumludur. \u00d6l\u00fcmden sonra kimse bir \u015fey kazanamayaca\u011f\u0131 gibi, bir Ruh\u00e2n\u00ee \u00f6l\u00fcm demek olan kabiliyetin sona ermesi ve al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n yerle\u015fmesinden sonra da b\u00f6yledir. G\u00f6zler bakar, kulaklar dinler, fakat hi\u00e7 yeni bir \u015fey duymaz, her ne al\u0131rsa tabiat\u0131 onu eski ald\u0131\u011f\u0131 kararlar\u0131na benzetir. O art\u0131k onun i\u00e7in yeni bir ger\u00e7ek de\u011fil &#8221; eskilerin masallar\u0131&#8221; olur kal\u0131r. \u00d6l\u00fcm Allah&#8217;\u0131n emir ve iradesiyle oldu\u011fu gibi, engellerin konmas\u0131 ve kabiliyetin s\u00f6nmesi de Allah&#8217;\u0131n emir ve iradesiyledir. Bunun i\u00e7in &#8220;biz yapt\u0131k&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bu da kulun kabiliyeti m\u00fcddeti i\u00e7indeki istek ve se\u00e7imine dayanacak olan sorumlulu\u011fa ayk\u0131r\u0131 de\u011fildir. O engelleri koyan Allah oldu\u011fu halde sorumluluk neden, sorusu akla gelmez. Yukarda &#8220;kendilerine yaz\u0131k edenler&#8221; beyan\u0131yla bu \u015f\u00fcpheye yer olmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6sterilmi\u015ftir. Bu nokta ayaklar\u0131n kayaca\u011f\u0131 yerler oldu\u011fundan dikkat etmek gerekir. Herkes bilmelidir ki, ilk \u00f6nce kendisine Allah&#8217;\u0131n rahmeti olarak az veya \u00e7ok bir ecel ile, bir yarat\u0131l\u0131\u015f sermayesi verilmi\u015ftir. Bu, bir g\u00fcn olur t\u00fckenir, bu k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131larak bitirilirse Allah bir daha vermeye mecbur de\u011fildir. Bir g\u00fcn gelir ki b\u00fct\u00fcn engelleri \u00f6n\u00fcne y\u0131\u011far ve ondan sonra bu k\u00f6t\u00fcye kullanman\u0131n sorumluluk devri gelir. \u015eu halde f\u0131rsat elde iken ve onun azl\u0131\u011f\u0131na \u00e7oklu\u011funa itiraz etmeyerek o rahmeti b\u00fcy\u00fctmeli, ebed\u00ee rahmete ermelidir. (Bakara S\u00fbresine bak.) Yoksa bu \u00e2yette g\u00f6sterilen k\u00e2firler gibi yetenekleri kapan\u0131nca taptaze en g\u00fczel nimetler \u00f6nlerine konur da tadamaz, &#8220;bunlar eskimi\u015f kokmu\u015f \u015feylerdir&#8221; diye m\u00fccadele eder.<\/p>\n<p>&#8220;Es\u00e2t\u00eer&#8221; kelimesi k\u00f6k\u00fcnden al\u0131nm\u0131\u015f bir \u00e7o\u011ful s\u00eega (kipi)d\u0131r ki, tekili &#8220;\u00fcstur&#8221; ve &#8220;\u00fcst\u00fcre&#8221; veya est\u0131r&#8221;, &#8220;estire&#8221; veya &#8220;estara&#8221;d\u0131r. Yahut &#8216;in \u00e7o\u011fulu &#8220;s\u00fct\u00fbr&#8221;, &#8220;s\u00fct\u00fbr&#8221;un \u00e7o\u011fulu&#8221; estar&#8221;, &#8220;estar&#8221;\u0131n, \u00e7o\u011fulu da &#8220;es\u00e2t\u00eer&#8221; dir. Bunun kendi lafz\u0131ndan tekili olmayan &#8220;ab\u00e2d\u00eed&#8221; ve &#8220;\u015fem\u00e2t\u00eet&#8221; gibi bir \u00e7o\u011ful ismi oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Fahreddin R\u00e2z\u00ee der ki, &#8220;\u00c7o\u011funluk, &#8220;yani \u00f6ncekilerin yazd\u0131klar\u0131 \u015feyler&#8221; diye tefsir etmi\u015flerdir. \u0130bn\u00fc Abbas, &#8220;es\u00e2t\u00eeru&#8217;l-evvel\u00een&#8221;in m\u00e2n\u00e2s\u0131: demi\u015ftir ki, &#8220;\u00f6ncekilerin yazd\u0131klar\u0131 s\u00f6zleri&#8221; demektir. Baz\u0131lar\u0131 &#8220;es\u00e2t\u00eer&#8221;\u0131n, t\u00fcrreh\u00e2t yani hurafeler, bat\u0131llar, uydurma, sa\u00e7ma, masal demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat bu, tefsir de\u011fil, m\u00e2n\u00e2d\u0131r. &#8220;Es\u00e2t\u00eer&#8221;, sa\u00e7ma sapan \u015feyler demek oldu\u011fu i\u00e7in de\u011fil, \u00f6ncekilerin masallar\u0131 R\u00fcstem ve \u0130sfendiyar hikayeleri gibi faydas\u0131z s\u00f6zler oldu\u011fu i\u00e7indir ki &#8220;es\u00e2t\u00eeru&#8217;l-evvel\u00een&#8221;, t\u00fcrreh\u00e2t (uydurma, sa\u00e7ma sapan \u015feyler) ile tefsir olunmu\u015ftur&#8230; Demek ki \u00f6nce &#8220;es\u00e2t\u00eer&#8221; kelimesinin as\u0131l mefh\u00fbmu yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun bir hurafe (uydurma) olup olmamas\u0131 ise kelimenin delalet etti\u011fi m\u00e2n\u00e2s\u0131 de\u011fildir. Esas itibariyle yaz\u0131lm\u0131\u015f olan bir \u015feyin tesbiti ve istenilen \u00f6nemli bir haber vermeyi i\u00e7ermesi gerekir. \u015eu nokta haber verilmesi gerekli bir husustur ki, &#8220;es\u00e2t\u00eer&#8221;in tekili olarak, zikredilen \u00fcstur, \u00fcst\u00fbre, est\u0131r, est\u0131re, estare kelimelerinin, Yunanca &#8220;isturya&#8221; kelimesiyle ilgili oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Frenkler de buna &#8220;istuvar = histoire&#8221; demi\u015flerdir. Biz de bug\u00fcn bunu tarih diye terc\u00fcme ediyoruz. \u015eu halde &#8220;es\u00e2t\u00eer&#8217;in as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 bug\u00fcnk\u00fc tabirimizce &#8220;tarihler&#8221; demektir. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki Arap\u00e7a&#8217;da \u00fcst\u00fbre, est\u0131ra gibi tekil kelimelerin kullan\u0131lmas\u0131 n\u00e2dirdir. Genellikle &#8220;es\u00e2t\u00eer&#8221; kullan\u0131lm\u0131\u015f ve bunun i\u00e7in takd\u00eer\u00ee \u00e7o\u011fulluk g\u00f6sterilmi\u015ftir. Ve kelimenin ucme (asl\u0131 Arap\u00e7a olmayan kelime)den Arap\u00e7ala\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu da a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Yani es\u00e2t\u00eer, Arap\u00e7a&#8217;d\u0131r. Fakat &#8220;ust\u00fbre&#8221;nin Arap\u00e7a olup olmad\u0131\u011f\u0131 \u015f\u00fcphelidir. \u00dcst\u00fbre Yunanca, &#8220;do\u011fru haber ve haber alma&#8221; diye tarif edilen &#8220;isturya&#8221;n\u0131n ayn\u0131 de\u011filse, herhalde ikisi ortak bir asla d\u00f6ner. Nitekim Fars\u00e7a&#8217;da &#8220;muhkem = sa\u011flam&#8221; demek olan &#8220;\u00fcstuvar&#8221; kelimesi de bu asla dahildir. Has\u0131l\u0131 &#8220;es\u00e2t\u00eer&#8221;, Frenklerin &#8220;istuvar&#8221; dedikleridir. Bu da bug\u00fcn &#8220;tarih&#8221; diye terceme edildi\u011fine g\u00f6re &#8220;es\u00e2t\u00eeru&#8217;l-evvel\u00een&#8221;, eskilerin tarihi (tarih-i kadim) demek olur. Ancak bunda tarih kelimesinin ifade etti\u011fi vakit tayini m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmayarak mutlaka ge\u00e7mi\u015f zaman, \u00f6nceki zaman m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Zira vakit tayini m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tarih, \u0130sl\u00e2m\u00ee bir kelimedir. Ve Frenklerin &#8220;istuvar&#8221; kelimesinde esasen bu m\u00e2n\u00e2 yoktur. Ve demek ki, es\u00e2t\u00eeru&#8217;l-evvel\u00een deyimi de kelimelerin m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re turreh\u00e2t (sa\u00e7ma sapan), hurafeler demek de\u011fildir. Bunlar es\u00e2t\u00eer i\u00e7inde bir \u00e7ok efsaneler bulundu\u011fundan ve daha do\u011frusu &#8220;es\u00e2t\u00fbru&#8217;l-evvel\u00een&#8221; efsane halinde kald\u0131\u011f\u0131ndan sa\u00e7ma sapan ve uydurmalar m\u00e2n\u00e2lar\u0131, es\u00e2t\u00eeru&#8217;l-evvel\u00een deyiminin bir gere\u011fi olmu\u015f ve bunun hafifletilmi\u015fi olarak &#8220;es\u00e2t\u00eer, kelimesi de Araplarca uydurmalardan kinaye olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ve bunun i\u00e7in &#8220;Kamus&#8221;ta da &#8220;es\u00e2t\u00eer&#8221;in &#8220;nizams\u0131z s\u00f6z&#8221; yani &#8220;sa\u00e7ma&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi g\u00f6sterilmi\u015ftir. Nitekim zaman\u0131m\u0131zda da tarih-i kadim (eski tarih) ve hatta tarih kelimelerini v\u00e2h\u00ee, bo\u015f \u015feyler m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullananlar vard\u0131r. &#8220;O tarihe kar\u0131\u015fm\u0131\u015f, bu art\u0131k tarih olmu\u015f&#8221; denildi\u011fi zaman, yalan olmu\u015f, masal olmu\u015f, sadece l\u00e2fta kalm\u0131\u015f, yahut ad\u0131, ismi yerle\u015fmi\u015f, me\u015fhur olmu\u015f m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan her biri kastedilebilir. Bu \u015fekilde Araplarca esas olarak &#8220;mest\u00fbr\u00e2t-\u0131 evvel\u00een&#8221; demek olan &#8220;es\u00e2t\u00eeru&#8217;l-evvel\u00een&#8221; T\u00fcrklerin masal, Yunanl\u0131lar\u0131n &#8220;misus&#8221;, Frenklerin &#8220;mit&#8221; dedikleri eski kahramanl\u0131k hikayeleri, ge\u00e7mi\u015f zaman efsaneleri, destanlar\u0131 olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f ve uydurma, hurafeler m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eimdiki zamana, ge\u00e7mi\u015fe ba\u011flanmadan hi\u00e7bir \u015fey bilinmez, ge\u00e7mi\u015fi \u015fimdiki zamana ba\u011fl\u0131yarak olaylar i\u00e7indeki zaman cereyan\u0131n\u0131 bir devaml\u0131 sat\u0131r haline koyan tarih de \u015f\u00fcphesiz ki ist\u00fcvar (tarih) olan sat\u0131rlardan ibarettir. Bu sat\u0131rlar\u0131n tarih olabilmesi de i\u00e7inde bulundu\u011fu olaylar\u0131 ge\u00e7mi\u015ften elde etti\u011fi bilgilere ve haber almalara ba\u011flamas\u0131ylad\u0131r. Bu olaylar ise, yaln\u0131z dereden tepeden s\u00f6zlerden ibaret olmay\u0131p, fikirleri ve d\u00fc\u015f\u00fcnceleri, zaman\u0131n i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnceleri ve hayalleri de i\u00e7ine al\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir zamanda vuku bulan bir hayal dahi o zaman\u0131n olaylar\u0131ndand\u0131r. Halbuki vuku bulma zaman\u0131, yazma zaman\u0131na g\u00f6re ge\u00e7mi\u015f zaman oldu\u011fu gibi, esas itibariyle yazma ve sat\u0131ra ge\u00e7irme sanat\u0131 da ge\u00e7mi\u015f zamana g\u00f6re sonrad\u0131r. \u015eu halde yaz\u0131lanlar, \u015fimdiki zaman\u0131 ge\u00e7mi\u015fe ba\u011flarken, ge\u00e7mi\u015fteki yaz\u0131lanlar\u0131 takip etmek mecburiyetinde bulundu\u011fu gibi, yaz\u0131 sanat\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan itibaren ba\u015flayan ilk yaz\u0131lanlar da kendinden \u00f6nce gelen ve yaz\u0131lmam\u0131\u015f olan ge\u00e7mi\u015f zamanlar\u0131 dil ve fikir bak\u0131m\u0131ndan elde etti\u011fi haberlerden ve eserlerden alarak yazmaya mecburdur. Bunun i\u00e7indir ki, ge\u00e7mi\u015flerin tarihi ilk \u00f6nce en \u00e7ok a\u011f\u0131zlarda dola\u015fan s\u00f6zler olarak sat\u0131ra ge\u00e7mi\u015f ve sonra da sadr (g\u00f6\u011f\u00fcs) dan sat\u0131ra ge\u00e7erken nice nice de\u011fi\u015fmelere u\u011fram\u0131\u015f olur. \u015eu halde es\u00e2t\u00eer, mest\u00fbr\u00e2t, istuvar, tarih, masal ve hurafeler demek olmad\u0131\u011f\u0131 halde, bunlar\u0131n daha \u00f6ncesi bulunan es\u00e2t\u00eeru&#8217;l-evvelin, ge\u00e7mi\u015flerin tarihi, masal ve efsane ile e\u015fanlaml\u0131 gibi olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Yunanl\u0131lar, masallar, tarih\u00ee efsaneler yazmay\u0131 bir edeb\u00ee sanat saym\u0131\u015flar ve bu \u015fekilde bir \u00e7ok tanr\u0131lar ve yar\u0131 tanr\u0131lar ve eski kahramanl\u0131k hikayeleri yazm\u0131\u015flard\u0131r ki, Frenkler bu sanata ve bunlar\u0131 inceleme ilmine &#8220;Mitoloji&#8221; derler ve bunu &#8220;istuvar fabuleuse=efs\u00e2nev\u00ee tarih&#8221; ve &#8220;siyans de mit=masallar ilmi&#8221; diye tarif de ederler ve bundan en \u00e7ok &#8220;Hind\u00fb-yi Avrup\u00e2\u00ee&#8221; dedikleri Hind, F\u00fcrs, Yunan, Latin, Cerman, Islav, Selt kavimlerinin ilk masallar\u0131n\u0131 kastederler. Ve bunlar\u0131 ilkel insanlar\u0131n hislerini, hayallerini, d\u00fc\u015f\u00fcncelerini, inan\u00e7lar\u0131n\u0131, bilgilerini anlamak i\u00e7in delil ve ilmin ilkel kaynaklar\u0131 sayanlar da Tarih, Felsefe, Dinler bunlardan \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r derler. Ve Felsefe Tarihinde, Dinler Tarihinde Mitolojiye \u00f6nemli bir esas g\u00f6z\u00fcyle bakarlar. B\u00f6yle demenin, tarih masald\u0131r, felsefe masald\u0131r, ilim ve din masald\u0131r demek olmad\u0131\u011f\u0131 ise a\u00e7\u0131kt\u0131r. Fakat bir\u00e7oklar\u0131 bundan Tarihin, Felsefenin, \u0130lmin, Dinin ve \u00f6zellikle dinin bir masal demek oldu\u011fu kuruntusuna kap\u0131larak yeni yeni masallar uydurmakla yeni tarihler, yeni felsefeler, yeni dinler, ilimler icad ve ke\u015ffedilebilece\u011fi zann\u0131na kap\u0131lm\u0131\u015flar; hak dinin bir ger\u00e7ek oldu\u011funu, hayallerin, masallar\u0131n bile ger\u00e7e\u011fin yans\u0131mas\u0131 ve sapmas\u0131 demek oldu\u011funu anlamam\u0131\u015flard\u0131r. Bunlar, hak ve bat\u0131l\u0131 ay\u0131rmayarak b\u00fct\u00fcn dinlere &#8220;es\u00e2t\u00eeru&#8217;l-evvel\u00een &#8220;(ge\u00e7mi\u015flerin masallar\u0131) ve hurafeler derler. Ve b\u00f6yledir diye m\u00fccadele ederler. Bu da kalblerinin hurafelerle dolu olmas\u0131ndan ve bu engeller i\u00e7inde ger\u00e7e\u011fi anlama f\u0131tr\u00ee kabiliyetini kaybetmi\u015f bulunmas\u0131ndan do\u011far. \u0130\u015fte bu \u00e2yet bize g\u00f6steriyor ki Kur&#8217;\u00e2n &#8220;bu ancak ge\u00e7mi\u015flerin masallar\u0131d\u0131r&#8221; diyen k\u00e2firler de bunlardan ve bunlar\u0131n \u00f6nc\u00fclerindendir. &#8220;Es\u00e2t\u00eeru&#8217;l-evvel\u00een&#8221; demekle de \u015f\u00f6yle demi\u015f oluyorlar: &#8220;Evvela diyorlar, Kur&#8217;\u00e2n il\u00e2h\u00ee bir vahiy, bir hak kitap de\u011fil, bunun kayna\u011f\u0131, ilham kayna\u011f\u0131 eskiden yaz\u0131lm\u0131\u015f olan sat\u0131rlardan ve mektuplardan ibaret, Muhammed bunu eski kitaplardan al\u0131p al\u0131p yazd\u0131r\u0131yor. \u015eu halde bu bir mucize de\u011fil, hatta bunda yeni bir hakikat olmad\u0131ktan ba\u015fka hi\u00e7bir ger\u00e7ek de yoktur. Zira bu sadece &#8216;masallar&#8217; de\u011fil, &#8216;ge\u00e7mi\u015flerin masallar\u0131&#8217;ndan, &#8216;ge\u00e7mi\u015flerin masallar\u0131&#8217; gibi hakikatte m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmayan bo\u015f sat\u0131rlardan, yalan hurafelerden, masallardan ibarettir. O, bunlar\u0131 yazd\u0131r\u0131p yazd\u0131r\u0131p s\u00f6yl\u00fcyor&#8221; diye bir sata\u015fma da yap\u0131yorlar. Furkan s\u00fbresinde gelece\u011fi \u00fczere &#8220;\u00d6ncekilerin masallar\u0131, onlar\u0131 yazd\u0131rm\u0131\u015f, sabah ak\u015fam onlar kendisine okunuyor&#8221; (Furkan, 25\/5) diyorlar. Kalblerinin bozuklu\u011fundan dolay\u0131 &#8220;ahsen\u00fc&#8217;l-hadis&#8221; (s\u00f6zlerin en g\u00fczeli) olan hak kel\u00e2m\u0131 ile ge\u00e7mi\u015flerin masallar\u0131n\u0131 ve hurafelerini ay\u0131ramayacak ve farkedemeyecek bir halde bulunuyorlar ki, be\u015feriyeti ger\u00e7ekleri bozan hurafelerden kurtar\u0131p Allah&#8217;tan ba\u015fka bir \u015feye tap\u0131lmamas\u0131n\u0131n l\u00fczumunu \u00f6\u011freterek do\u011fru yol olan ger\u00e7e\u011fin caddesine g\u00f6t\u00fcren ve bir mucize beyan eden dil ile hidayet eden Kur&#8217;\u00e2n ile Muhammed (s.a.v.) be\u015feriyete ne getirmi\u015f diyenler de bunlar\u0131n \u00f6\u011frencileridir.<\/p>\n<p>26-27- \u00d6b\u00fcrleri ise hem Kur&#8217;\u00e2ndan, Peygamber&#8217;den yasaklarlar, halk\u0131 Hakk&#8217;a imandan menederler, hem de kendileri uzak ka\u00e7arlar. b\u00f6yle yapmakla ise ancak kendilerini helak ederler de haberleri olmaz. Sen bunlar\u0131n, bu k\u00e2firlerin, yalanlay\u0131c\u0131lar\u0131n ate\u015fe tutulduklar\u0131, tutulup da ah geri d\u00f6nd\u00fcr\u00fclseydik de Rabb\u0131m\u0131z\u0131n \u00e2yetlerini, olaylar\u0131 ve sonu\u00e7lar\u0131 vuku bulmadan \u00f6nce haber veren delilleri ve i\u015faretlerini yalanlamasayd\u0131k. Biz de o m\u00fcminlerden olsayd\u0131k dedikleri zaman hallerini bir g\u00f6rsen..! O ne feci, ne k\u00f6t\u00fc bir sonu\u00e7 olacakt\u0131r. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta hakk\u0131 ink\u00e2r edip yalanlayanlar, yanl\u0131\u015f yola gidenler, neticede b\u00f6yle ate\u015fe d\u00fc\u015fer, hatalar\u0131n\u0131n cezalar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrler ve g\u00f6rd\u00fckleri zaman yapt\u0131klar\u0131na ister istemez pi\u015fman olurlar da geri d\u00f6nmek ve do\u011fru gitmek arzusunda bulunurlar. Fakat zanneder misiniz ki bu k\u00e2firlerin o zamanki pi\u015fmanl\u0131klar\u0131 ve iman etme arzular\u0131 ciddi ve do\u011fru bir iman eseridir?<\/p>\n<p>28-29- Hay\u0131r, bundan \u00f6nce gizledikleri k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri, k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131c\u0131l\u0131klar\u0131, \u00e7irkin amelleri kar\u015f\u0131lar\u0131na \u00e7\u0131kar, y\u00fczlerine vurulur da bu ondand\u0131r, ondan rahats\u0131z olduklar\u0131 i\u00e7indir. Yoksa geri \u00e7evrilmi\u015f olsalard\u0131 yine d\u00f6necek, herhalde yasakland\u0131klar\u0131 yasaklar\u0131 yapacaklard\u0131. \u015e\u00fcphe yok ki bunlar bu s\u00f6zlerinde, bu vaadlerinde yalanc\u0131d\u0131rlar. D\u00fcnyada b\u00f6yle ka\u00e7 defalar ba\u015flar\u0131 s\u0131k\u0131\u015fm\u0131\u015f, pi\u015fmanl\u0131klar g\u00f6stermi\u015flerdir de ilk f\u0131rsatta yine eski yapt\u0131klar\u0131n\u0131 yapm\u0131\u015flard\u0131r. Ve demi\u015flerdir ki:<\/p>\n<p>30-31- Sen bunlar\u0131n, bu k\u00e2firlerin, yalanlay\u0131c\u0131lar\u0131n ate\u015fe tutulduklar\u0131, tutulup da ah geri d\u00f6nd\u00fcr\u00fclseydik de Rabb\u0131m\u0131z\u0131n \u00e2yetlerini, olaylar\u0131 ve sonu\u00e7lar\u0131 vuku bulmadan \u00f6nce haber veren delilleri ve i\u015faretlerini yalanlamasayd\u0131k. Biz de o m\u00fcminlerden olsayd\u0131k dedikleri zaman hallerini bir g\u00f6rsen..! O ne feci, ne k\u00f6t\u00fc bir sonu\u00e7 olacakt\u0131r. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta hakk\u0131 ink\u00e2r edip yalanlayanlar, yanl\u0131\u015f yola gidenler, neticede b\u00f6yle ate\u015fe d\u00fc\u015fer, hatalar\u0131n\u0131n cezalar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrler ve g\u00f6rd\u00fckleri zaman yapt\u0131klar\u0131na ister istemez pi\u015fman olurlar da geri d\u00f6nmek ve do\u011fru gitmek arzusunda bulunurlar. Fakat zanneder misiniz ki bu k\u00e2firlerin o zamanki pi\u015fmanl\u0131klar\u0131 ve iman etme arzular\u0131 ciddi ve do\u011fru bir iman eseridir? Hay\u0131r, bundan \u00f6nce gizledikleri k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri, k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131c\u0131l\u0131klar\u0131, \u00e7irkin amelleri kar\u015f\u0131lar\u0131na \u00e7\u0131kar, y\u00fczlerine vurulur da bu ondand\u0131r, ondan rahats\u0131z olduklar\u0131 i\u00e7indir. Yoksa geri \u00e7evrilmi\u015f olsalard\u0131 yine d\u00f6necek, herhalde yasakland\u0131klar\u0131 yasaklar\u0131 yapacaklard\u0131. \u015e\u00fcphe yok ki bunlar bu s\u00f6zlerinde, bu vaadlerinde yalanc\u0131d\u0131rlar. D\u00fcnyada b\u00f6yle ka\u00e7 defalar ba\u015flar\u0131 s\u0131k\u0131\u015fm\u0131\u015f, pi\u015fmanl\u0131klar g\u00f6stermi\u015flerdir de ilk f\u0131rsatta yine eski yapt\u0131klar\u0131n\u0131 yapm\u0131\u015flard\u0131r. Ve demi\u015flerdir ki: Hayat, \u015fu bizim i\u00e7inde bulundu\u011fumuz al\u00e7ak hayattan, d\u00fcnya hayat\u0131ndan ibarettir. Biz \u00f6ld\u00fckten sonra bir daha dirilecek, yeniden dirilip bir daha hayata gelecek de\u011filiz ya&#8230; Ahireti g\u00f6rseler de d\u00f6nseler yine b\u00f6yle diyecekler ve \u00f6yle yapacaklard\u0131.<\/p>\n<p>K\u00fcf\u00fcr ve isyanlar bunlara bu kadar devaml\u0131 bir huy olmu\u015ftur. Bunun i\u00e7in ne d\u00f6nebilirler, ne d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcrler. \u00d6yle diyen yalanc\u0131lar\u0131n, Rab&#8217;lar\u0131n\u0131n, yani Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n huzuruna sevkedilip durdurulduklar\u0131 zaman hallerini bir g\u00f6rsen !&#8230; Neler olacak neler !&#8230; Allah, muhakkak ezel\u00ee hitabiyle: Nas\u0131l bu \u00f6l\u00fcmden sonra dirilme hak de\u011fil miymi\u015f? diyecek. Evet ey Rabb&#8217;im hakm\u0131\u015f, Rab&#8217;\u0131m\u0131za kasem olsun ki hakm\u0131\u015f (do\u011fruymu\u015f), diyecekler. Allah muhakkak buyuracak ki: \u00d6yle ise \u015fimdi ac\u0131 m\u0131 tatl\u0131 m\u0131 azab\u0131 tad\u0131n\u0131z, \u00e7\u00fcnk\u00fc siz buna inanm\u0131yor ink\u00e2r ediyordunuz. Ebed\u00ee zarara dald\u0131lar o kimseler ki Allah&#8217;a kavu\u015fmay\u0131, Allah&#8217;\u0131n huzuruna varacaklar\u0131n\u0131 yalan sayd\u0131lar. T\u00e2 vakit ve saat kendilerine ans\u0131z\u0131n gelinceye kadar ink\u00e2r ettiler de o zaman vay ba\u015f\u0131m\u0131za gelenlere, eyvah bu konudaki kusurlar\u0131m\u0131za. Ey hasretlerimiz, gel gel, tam s\u0131ras\u0131d\u0131r, dediler. O durumdaki b\u00fct\u00fcn a\u011f\u0131rl\u0131klar\u0131yla g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 s\u0131rtlar\u0131na y\u00fcklenmi\u015f bulunurlar. Bak\u0131n\u0131z, ne k\u00f6t\u00fc bir y\u00fck, ne \u00e7ekilmez veballer y\u00fckleniyorlar. Bu \u00e2yette, \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmeyi ve k\u0131yameti ink\u00e2r edenlerin di\u011fer bir halleri a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r ki, birisi h\u00fcsran, birisi de b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlar, veballer \u00e7ekmektir.<\/p>\n<p>H\u00dcSRAN, b\u00fcy\u00fck sevab\u0131n, devaml\u0131 nimetin elden \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 ve kaybolmas\u0131n\u0131 g\u00f6rmek. V\u0130ZR ve VEBAL de b\u00fcy\u00fck azab\u0131n i\u00e7inde kalmakt\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2, kuds\u00ee ruha cevherini bu cismani \u00e2leme g\u00f6ndermi\u015f ve ona \u015fu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz cismani aletleri ve cesetle ilgili edev\u00e2t\u0131 vermi\u015f, ak\u0131l ve d\u00fc\u015f\u00fcnce ihsan etmi\u015f ki, bu aletleri ve edevat\u0131, bu hisleri ve melekeleri kullanmakla b\u00fcy\u00fck faydalar\u0131, \u00f6l\u00fcmden sonra ortaya \u00e7\u0131kacak hak bilgileri ve faziletli ahl\u00e2k\u0131 kazans\u0131n. \u015eu halde insan bu alet ve edevat\u0131, bu akl\u00ee ve fikr\u00ee kuvvetini \u015fu s\u0131n\u0131rl\u0131 ve hel\u00e2k edici lezzetleri ve \u015fu bitmeye mahkum saadetleri kazanmakta kullan\u0131rsa, \u00f6mr\u00fcn\u00fcn sonuna geldi\u011fi zaman telafisi m\u00fcmk\u00fcn olmayacak \u015fekilde zararlara gark oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn sermayesi bo\u015fa gitti\u011fi gibi, ho\u015fa gider sand\u0131\u011f\u0131 ve kazanmaya ko\u015ftu\u011fu kazanc\u0131 da bo\u015fa gider, kesilir. Art\u0131k elinde ne sermayeden bir \u015fey kal\u0131r, ne de k\u00e2rdan. Bu ise ink\u00e2r\u0131 hi\u00e7 m\u00fcmk\u00fcn olmayan a\u00e7\u0131k ziyand\u0131r. Bir insan \u00f6l\u00fcm\u00fc ne kadar normal g\u00f6r\u00fcrse g\u00f6rs\u00fcn, hatta isterse onu hayat\u0131n ac\u0131lar\u0131na kar\u015f\u0131 bir kurtar\u0131c\u0131 gibi kar\u015f\u0131lamak istesin, onun i\u00e7in bu zarar\u0131 g\u00f6rmek ve bunun can yakan ac\u0131lar\u0131yla g\u00f6zlerini kapay\u0131p en b\u00fcy\u00fck lezzet bildi\u011fi bu \u00e2leme ebed\u00ee bir h\u00fcz\u00fcnl\u00fc \u00fcmitsizlik i\u00e7inde hasretle veda edip gitmek ka\u00e7\u0131n\u0131lmazd\u0131r. Fakat bu zarar ve hasret, bu ebed\u00ee ac\u0131, \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmeyi ve k\u0131yameti ink\u00e2r eden ve bu d\u00fcnyan\u0131n aceleci saadetini ve gelip ge\u00e7ici lezzetlerini, saadetin sonu ve olgunluklar\u0131n nihayeti sayanlara mahsustur. \u00d6ld\u00fckten sonra dirilmeye ve k\u0131yamete iman etmi\u015f olan ve ahiret g\u00fcn\u00fc i\u00e7in l\u00fczumlu ve \u00f6nemli haz\u0131rl\u0131klar\u0131 elde etmeye ko\u015fan iman ehline gelince: Bunlar, o ayr\u0131l\u0131k \u00e2n\u0131nda, gurbet ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan vicdan\u0131n\u0131n sevgilisi olan c\u00e2n\u00e2n\u0131n semtine (Allah&#8217;\u0131n huzuruna) do\u011fru davet olunmu\u015f bir yanm\u0131\u015f \u00e2\u015f\u0131k Ruhuyla u\u00e7ar giderler.<\/p>\n<p>Saat, zaman\u0131n k\u0131s\u0131mlar\u0131ndan az bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn ismidir ki, gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn yirmi d\u00f6rt b\u00f6l\u00fcm\u00fcnden bir b\u00f6l\u00fcmd\u00fcr. Elif-l\u00e2m ile (es-s\u00e2at\u00fc) de hesap ve sorumluluk g\u00fcn\u00fc olan k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fcn ismidir. O g\u00fcn hesab\u0131n s\u00fcratine binaen, &#8220;bir hesap saati&#8221; demektir. \u0130kinci bir g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re de k\u0131yametin koptu\u011fu zaman\u0131n ismidir ki Allah&#8217;tan ba\u015fka kimsenin bilmedi\u011fi bir saatle ans\u0131z\u0131n bast\u0131raca\u011f\u0131ndan dolay\u0131 b\u00f6yle isim verilmi\u015ftir. Allah kat\u0131nda bilinen saat demek olur. Nitekim \u00e2yette de &#8220;ans\u0131z\u0131n&#8221; buyurulmu\u015ftur. An\u0131lan hasret ve hasret \u00e7ekmenin ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 \u00f6l\u00fcm zaman\u0131 da, ahirete ge\u00e7i\u015fin bir ba\u015flang\u0131c\u0131 ve giri\u015fi olmak itibar\u0131yla \u00f6l\u00fcm de k\u0131yamet cinsinden say\u0131l\u0131p o ad ile an\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>32-Hayat\u0131, d\u00fcnya hayat\u0131ndan ibaret sananlar anlamal\u0131 ki d\u00fcnya hayat\u0131, yaln\u0131z d\u00fcnya hayat\u0131 olma bak\u0131m\u0131ndan e\u011flence ve oyundan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Dipsiz, sonu karanl\u0131k bir gafletten, faydas\u0131z oyuncaktan ibarettir. Bunun ge\u00e7i\u015f anlar\u0131n\u0131, lezzet say\u0131lan \u015feylerini bir lahza d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp de \u00f6l\u00fcm\u00fc g\u00f6z \u00f6n\u00fcne getirenler bunda asla teredd\u00fcd etmezler. Bunun i\u00e7indir ki hayat, d\u00fcnya hayat\u0131d\u0131r diyenlerin en b\u00fcy\u00fck zevki, onu ve sonucunu unutmak i\u00e7in bo\u015f \u015feylerle e\u011flenmekte, oyunlarla vakit \u00f6ld\u00fcrmekte bulurlar. (\u0130bn\u00fc \u00c2mir k\u0131r\u00e2etine g\u00f6re \u015feklindedir) Ve herhalde d\u00e2r-\u0131 uhr\u00e2, ahiret evi, son vatan, ahiret hayat\u0131 evi, e\u011flence ve oyundan, k\u00fcf\u00fcr ve g\u00fcnahlardan korunan m\u00fcttak\u00eeler hakk\u0131nda hay\u0131rl\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o devaml\u0131 hayat, halis faydalar, ebed\u00ee lezzetlerdir. \u015eu halde, ey insanlar ak\u0131l etmez misiniz, akl\u0131n\u0131z yok mu ki d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n ne oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp de takvaya (Allah korkusuna) sar\u0131las\u0131n\u0131z. \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, \u00c2s\u0131m&#8217;dan Ebu Bekir \u015eu&#8217;be, Hamze, Kis\u00e2\u00ee, Halef\u00fb&#8217;l-\u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde okundu\u011funa g\u00f6re: Hayat, d\u00fcnya hayat\u0131ndan ibaret deyip de \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmeyi ve k\u0131yameti ink\u00e2r edenlerin hi\u00e7 akl\u0131 yok mu ki bu kadar gaflete dalarlar da e\u011flence ve oyun arkas\u0131nda ko\u015farlar ve bu sevda ile Allah&#8217;\u0131 Peygamber&#8217;i, ahireti ink\u00e2r eder, k\u00fcf\u00fcr ve g\u00fcnahlardan sak\u0131nmazlar.<\/p>\n<p>K\u00e2firlerin yalanlama ve pat\u0131rt\u0131lar\u0131na kar\u015f\u0131 Resulullah&#8217;\u0131 teselli ve takviye etmek i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Ey Muhammed:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>33 &#8211; Onlar\u0131n s\u00f6ylediklerinin seni \u00fczd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc elbette biliyoruz. Onlar asl\u0131nda seni yalanlam\u0131yorlar, fakat, o zalimler Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ink\u00e2r ediyorlar.<\/p>\n<p>34- Senden \u00f6nce de peygamberler yalanlanm\u0131\u015ft\u0131. Kendilerine yard\u0131m\u0131m\u0131z gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah&#8217;\u0131n s\u00f6zlerini de\u011fi\u015ftirecek hi\u00e7bir kimse yoktur. \u015e\u00fcphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir k\u0131sm\u0131 gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>35- E\u011fer onlar\u0131n y\u00fcz \u00e7evirmesi sana a\u011f\u0131r geldiyse, haydi g\u00fcc\u00fcn yetiyorsa yerin i\u00e7ine (inebilece\u011fin) bir delik, ya da g\u00f6\u011fe (\u00e7\u0131kabilece\u011fin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onlar\u0131 hidayet \u00fczerinde toplard\u0131. O halde cahillerden olma!<\/p>\n<p>36- Daveti ancak dinleyenler kabul ederler. \u00d6l\u00fclere gelince, Allah onlar\u0131 diriltir, sonra O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcrler.<\/p>\n<p>33- Ey Muhammed, biz \u00e7ok iyi biliyoruz. (N\u00e2fi k\u0131r\u00e2etinde ) Onlar\u0131n s\u00f6ylemekte olduklar\u0131 s\u00f6zler herhalde seni \u00fcz\u00fcyor, fakat \u00fczmesin. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar hakikatte seni yalanlamazlar. (N\u00e2fi ve Kis\u00e2\u00ee k\u0131raatlerinde if&#8217;\u00e2l b\u00e2b\u0131ndan okundu\u011funa g\u00f6re, &#8220;seni yalana nisbet etmezler, sana yalanc\u0131 demezler&#8221;) Ve fakat zalimler Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ink\u00e2r ederler.<\/p>\n<p>Rivayet ediliyor ki Ebu Cehil: &#8220;Biz seni yalanlam\u0131yoruz, sen bizim kanaatimize g\u00f6re do\u011frusun. Biz ancak senin getirdi\u011fini yalanl\u0131yoruz&#8221; demi\u015f. Ayn\u0131 \u015fekilde Kurey\u015f&#8217;ten H\u00e2ris b. \u00c2mir: &#8220;Ey Muhammed, vallahi sen bize hi\u00e7 yalan s\u00f6ylemedin, fakat biz sana uyarsak yerimizden olaca\u011f\u0131z, bundan dolay\u0131 iman etmiyoruz&#8221; demi\u015f ve bu \u00e2yet de bunlar sebebiyle inmi\u015ftir. Muhammed (s.a.v.)&#8217;in hayat\u0131n\u0131 ve ahl\u00e2k\u0131n\u0131 az \u00e7ok bilen k\u00e2firlerin ink\u00e2rlar\u0131nda kendi vicdanlar\u0131na kar\u015f\u0131 tutunabildikleri \u015f\u00fcphenin b\u00fct\u00fcn durumu \u015fudur: &#8220;Hz. Muhammed kendi vicdan\u0131nda yalanc\u0131 de\u011fildir. O, bile bile, kimseyi aldatmaya yeltenmez, nebilik ve peygamberlik iddias\u0131n\u0131 da uydurma ve aldatma yoluyla yapmam\u0131\u015ft\u0131r. Belki nebilik ve peygamberli\u011fin s\u0131hhatini hayal etmi\u015f ve kendi vicdan\u0131nda kendinin peygamber oldu\u011funa inanm\u0131\u015f, bu iman ve inan\u00e7 ile bu iddiada bulunmu\u015ftur. Fakat onun inand\u0131\u011f\u0131 neb\u00eelik ve peygamberlik, haber verdi\u011fi yeniden dirilmek ve k\u0131yamet gibi \u015feyler, hadd-i zat\u0131nda ve ger\u00e7ekte olamayacak ve inan\u0131lamayacak \u015feylerdir. \u015eu halde davas\u0131 yalan de\u011fil, yanl\u0131\u015ft\u0131r. O, aldatmaz, fakat aldanm\u0131\u015f, o peygamber de\u011fil, fakat kendini peygamber sanm\u0131\u015ft\u0131r&#8221; derler. Son Avrupa tarih\u00e7i veya filozoflar\u0131n\u0131n \u00e7o\u011funlukla iddialar\u0131 da budur: &#8220;Hz. Muhammed, kendi vicdan\u0131nda, kendi nebilik ve peygamberli\u011finin do\u011fru ve hak oldu\u011funa emin idi. Vefat\u0131na kadar da bu iman ve itimad\u0131 hi\u00e7 sars\u0131lmad\u0131, bu bir tarih\u00ee ger\u00e7ektir&#8221; diyorlar. Bununla beraber peygamberli\u011fine iman da etmiyorlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc nebilik ve peygamberli\u011fin haddi zat\u0131nda vuku bulan hak bir i\u015f olabilece\u011fine inanm\u0131yorlar. Nebilik ve peygamberli\u011fin vuku bulan bir i\u015f olabilece\u011fi kabul edildi\u011fi takdirde, ilim ve tarih bak\u0131m\u0131ndan peygamberlik ve mucizelerinin delilleri di\u011fer peygamberlerden daha \u00e7ok a\u00e7\u0131k ve zahir bulunan Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n peygamberli\u011fini ink\u00e2r etmenin a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa bir d\u00fc\u015fmanl\u0131k etme oldu\u011funu biliyorlar. Bunlar b\u00f6yle kendi g\u00f6n\u00fcllerinde nebilik ve resulluk olamaz, d\u00fcnya hayat\u0131ndan ba\u015fka hayat, \u00f6l\u00fcmden sonra dirilme m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir gibi ki\u015fisel bir bask\u0131, bir ukde tutmu\u015flar ve kendi deyimlerince bu d\u00fc\u011f\u00fcmden, bu ukdeden Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;a ait peygamberli\u011fin de m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bundan dolay\u0131 Hz. Muhammed&#8217;in Ruh\u00ee sadakatine ve faziletli ahl\u00e2k\u0131na ra\u011fmen peygamberli\u011fine inanmas\u0131nda yanl\u0131\u015f bulundu\u011funu iddiaya kalk\u0131\u015f\u0131yorlar. \u0130\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2 bu \u00e2yette g\u00f6steriyor ki, b\u00fct\u00fcn bu \u015f\u00fcpheler, bu yalanlama ve ink\u00e2rlar do\u011frudan do\u011fruya Hz. Peygamber&#8217;e de\u011fil, Allah&#8217;a y\u00f6nelik bir yalanlama ve ink\u00e2rd\u0131r. Ger\u00e7ekte m\u00fcmk\u00fcn olan ve makul olmayan hi\u00e7bir \u00e7eli\u015fkiyi gerektirmeyen neb\u00eelik ve risaleti, yaratma ve \u00f6l\u00fcmden sonra tekrar diriltmeyi imkans\u0131z saymak Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n kudretine inanmamaktan do\u011far. Bu da her tarafta a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik olan hakk\u0131n delillerinin, Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerinin haklar\u0131n\u0131 teslim etmemek, delaletlerini inat\u00e7\u0131 bir \u015fekilde ink\u00e2r etmek haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131ndan ileri gelir. Bu ise nefse bir zul\u00fcmd\u00fcr. B\u00f6yle zulme al\u0131\u015fan ve hakk\u0131n delillerine b\u00fct\u00fcn inceli\u011fiyle k\u0131ymet vermeyen zalimler, b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlerin Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n kudretine delalet edip duran a\u00e7\u0131k deliller oldu\u011funu ink\u00e2r ederler. Ve bu \u015fekilde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 ve Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n peygamberli\u011fini de ink\u00e2rc\u0131 bir surette reddederler.&#8221; Kur&#8217;\u00e2n ve Muhammed yok&#8221; demezler, fakat Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerinde, Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kan hakk\u0131n delillerinin Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n ilim ve kudretine a\u00e7\u0131k delaletini tan\u0131mazlar, &#8220;Bunlar, Allah&#8217;\u0131n eseri de\u011fil, Muhammed&#8217;in eseri&#8221; derler. Has\u0131l\u0131 yalanlamalar\u0131, bizzat Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n \u015fahs\u0131na de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n kudretini ve kudretinin delillerini ink\u00e2r etmek zulm\u00fcne d\u00f6ner ki, bu da zalimlerin \u00e2detidir. Ve bundan dolay\u0131 bu haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131n, bu c\u00fcretin cezas\u0131n\u0131 verecek olan Allah, \u00e7ekecek olan da kendileridir.<\/p>\n<p>34- Ey Muhammed, kasem olsun ki senden \u00f6nce bir\u00e7ok peygamber b\u00f6yle zalimler taraf\u0131ndan yalanland\u0131lar da, yalanlanma ve ez\u00e2 edilmelerine kar\u015f\u0131 sab\u0131r ve sebat ettiler. Nihayet kendilerine yard\u0131m\u0131m\u0131z eri\u015fti. \u015eu halde sen de bunlar\u0131 \u00f6rnek al ve yard\u0131m\u0131m\u0131z gelinceye kadar sabret, b\u00f6yle sabredenlere Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 eri\u015fir. Allah&#8217;\u0131n kelimelerini, vaadlerini de\u011fi\u015ftirebilecek hi\u00e7bir kuvvet yoktur. Allah, g\u00f6nderilen peygamber kullar\u0131m\u0131za \u015fu s\u00f6z\u00fcm\u00fcz ge\u00e7mi\u015fti: &#8220;Mutlaka kendilerine yard\u0131m edilecektir ve galip gelecek olanlar, mutlaka bizim ordumuzdur.&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/171-173), &#8220;Allah, elbette ben ve peygamberlerim galip gelece\u011fiz diye yazm\u0131\u015ft\u0131r&#8221;, (M\u00fccadele, 58\/21) buyurmu\u015ftur. Bu kelimeler, bu vaadler her halde yerini bulacakt\u0131r. \u015e\u00fcphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden, onlar\u0131n hallerinden ve m\u00fchim olaylar\u0131ndan hayli bilgi de geldi.<\/p>\n<p>Ki bu \u00e2yet de i\u015fte onlardan biridir.<\/p>\n<p>35- E\u011fer o k\u00e2firlerin, zalimlerin y\u00fcz \u00e7evirmeleri sana \u00e7ok a\u011f\u0131r geliyor, g\u00f6z\u00fcnde b\u00fcy\u00fcyor, sab\u0131r ve tahamm\u00fcl edilmez bir \u015fey gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyorsa, sen kendi ba\u015f\u0131na, yerin derinliklerine i\u015fler bir delik veya g\u00f6kte \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kacak bir merdiven bulup da onlara tek bir \u00e2yet, iman ettirecek bir harika getirmeye g\u00fcc\u00fcn yeterse hi\u00e7 durma yap. Allah dilemi\u015f olsayd\u0131 hepsini do\u011fruluk \u00fczerinde toplar, hepsine iman nasip eder, imanl\u0131 bir tek toplum yapard\u0131. Mademki yapmam\u0131\u015f, demek ki dilememi\u015ftir. O dilemeyince de sen hangi \u00e2yeti getirsen, hangi harikay\u0131 g\u00f6stersen iman ettiremezsin. \u015eu halde sak\u0131n cahiller g\u00fcruhundan olma, onlar\u0131 imana getirmek i\u00e7in hemen yerlere ge\u00e7ip veya g\u00f6klere \u00e7\u0131k\u0131p da bir \u00e2yet, bir zorlay\u0131c\u0131 mucize arayacak derecede h\u0131rslanma da sabret.<\/p>\n<p>36-\u00c7\u00fcnk\u00fc davete, duyanlar, i\u015fitme g\u00fcc\u00fc bulunanlar icabet eder. \u00d6l\u00fcleri de Allah ba&#8217;s eder, diriltir. \u015eu halde bug\u00fcn duymayanlar yar\u0131n duyabilirler, bug\u00fcn iman etmiyenler yar\u0131n edebilirler. Sonra da duyan duymayan, iman eden etmeyen hepsi Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcrler, hay\u0131r veya \u015fer cezalar\u0131n\u0131 bulurlar.<\/p>\n<p>Evet, \u00f6l\u00fc gibi duygusu olmayan, i\u015fitmek istemiyenler, Allah&#8217;\u0131n bu kadar a\u00e7\u0131k \u00e2yetlerini hi\u00e7e sayd\u0131lar ha!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>37- Dediler ki: &#8220;Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli de\u011fil miydi?&#8221; De ki: &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki Allah, bir mucize indirmeye k\u00e2dirdir, fakat \u00e7oklar\u0131 bilmezler&#8221;.<\/p>\n<p>38- Yery\u00fcz\u00fcnde y\u00fcr\u00fcyen hi\u00e7bir hayvan ve iki kanad\u0131yla u\u00e7an hi\u00e7bir ku\u015f yoktur ki, sizin gibi birer \u00fcmmet olmas\u0131nlar. Biz kitapta hi\u00e7bir \u015feyi eksik b\u0131rakmam\u0131\u015f\u0131zd\u0131r, sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplan\u0131rlar. 39- \u00c2yetlerimizi yalanlayanlar, karanl\u0131klar i\u00e7inde kalm\u0131\u015f sa\u011f\u0131r ve dilsizlerdir. Allah diledi\u011fi kimseyi \u015fa\u015f\u0131rt\u0131r, diledi\u011fi kimseyi de do\u011fru yola koyar.<\/p>\n<p>37-*} Ve: &#8220;ona Rabbinden bir \u00e2yet indirilse ya&#8221; dediler. \u0130nen \u00e2yetleri duymad\u0131lar ink\u00e2r ettiler de, Peygamber&#8217;e kendi g\u00f6n\u00fcllerince bir \u00e2yet ve al\u00e2met, bir mucize indirilmesini hor g\u00f6r\u00fcr bir itiraz \u015feklinde talep ve temenni ettiler. Ey Muhammed sen de ki: Allah bir \u00e2yet, bir al\u00e2met, bamba\u015fka bir mucize indirmeye \u015f\u00fcphesiz k\u00e2dirdir. \u0130ndirmezse g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011f\u00fcnden de\u011fil, hikmetindendir. Ve fakat onlar\u0131n \u00e7o\u011fu bilmezler. \u0130lim, \u015fanlar\u0131ndan de\u011fildir. \u00c2yeti, delili ve al\u00e2meti farketmezler, ondan al\u0131nmas\u0131 gereken ilmi almazlar. \u0130neni anlamad\u0131klar\u0131 gibi, inece\u011fi de anlamazlar. \u0130stediklerinin kendilerine faydal\u0131 ve peygamber g\u00f6ndermesinden kastedilen hikmeti, korkutma ve teklife uygun olup olmayaca\u011f\u0131n\u0131 ve indirilmekte olan ve bunca akla uygun delilleri i\u00e7eren \u00e2yetlerden istidl\u00e2l edemeyen ve faydalanamayanlar\u0131n tek olaylardan hi\u00e7 istidl\u00e2l edemeyeceklerini, faydalanamayacaklar\u0131n\u0131; delil ve \u00e2yetin as\u0131l \u00f6nemi, olaylar\u0131 olmadan \u00f6nce anlatmas\u0131nda olmak itibariyle, istenilen tek olay ve harikan\u0131n bir delil de\u011fil, bir medl\u00fbl, bir sonu\u00e7 olaca\u011f\u0131n\u0131 ve bundan dolay\u0131 olay\u0131n kendisinin hadd-i zat\u0131nda da\u011flar\u0131n ba\u015fa ge\u00e7mesi gibi bir mus\u00eebet ve bela olabilece\u011fini ve \u00f6zellikle ink\u00e2rc\u0131lar\u0131n b\u00fct\u00fcn ihtiyar\u00ee g\u00fc\u00e7lerini reddederek ink\u00e2rlar\u0131n\u0131 zorlay\u0131c\u0131 bir \u015fekilde s\u00f6k\u00fcp alacak ve giderecek olan bir olay\u0131n, bir kudret \u00e2yetinin kendilerini kahredecek ve yok edecek bir fiil\u00ee mus\u00eebetten ba\u015fka bir \u015fey olmayaca\u011f\u0131n\u0131 ve bunun ise kendilerine de\u011fil, ancak ba\u015fkalar\u0131na bir ibret ve \u00e2yet olaca\u011f\u0131n\u0131 bilmezler de \u00f6yle cahilce temenn\u00eelerde bulunurlar ve dediklerinin yap\u0131lmas\u0131n\u0131 Allah&#8217;\u0131n kudretini ink\u00e2ra ve hak \u00e2yetleri yalanlamaya vesile edinirler. &#8220;O Peygamber de ona \u015f\u00f6yle bir mucize inse ya!&#8221; derler, dururlar. Ger\u00e7i i\u00e7lerinde bilenler ve heveslerine uyup s\u0131rf inat ve serke\u015flik i\u00e7in b\u00f6yle diyenler de vard\u0131r. Fakat \u00e7o\u011fu bilmezler. Peygamber ise cahillere, azg\u0131nlara uymak i\u00e7in de\u011fil, bildirmek ve haber vermekle Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan korkutmak ve ir\u015fad etmek i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015ftir. E\u011fer onlar duysalar bilselerdi vuku bulan \u015feyde Allah&#8217;\u0131n kudretine delalet eden fiil\u00ee alametler mi yoktur?<\/p>\n<p>38- Ey ink\u00e2r edenler, yerde debelenen hi\u00e7bir hayvan, ve iki kanad\u0131yla u\u00e7an hi\u00e7bir ku\u015f yoktur ki, sizin benzeriniz \u00fcmmetler olmas\u0131n. Bu \u00e2yetin sevki iki \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr: Birisi ilmi ve ahirete iman\u0131 olmay\u0131p, hayat\u0131, bu d\u00fcnya hayat\u0131ndan ibaret sananlar\u0131n genellikle hayvanlardan fazla bir meziyete sahip olmad\u0131klar\u0131n\u0131 anlatmakt\u0131r ki &#8220;\u0130\u015fte onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da sap\u0131k&#8221; (\u00c2r\u00e2f, 7\/179) \u00e2yetindeki gibidir. Nitekim ikinci \u00e2yet de bunu a\u00e7\u0131klar. Di\u011fer bir \u015fekil de: Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n delillerinin g\u00fcc\u00fcn\u00fc anlamak i\u00e7in, di\u011fer hayvanlar\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131nda ve hayat tarzlar\u0131nda insanlar\u0131n istifade edece\u011fi pek \u00e7ok s\u0131rlar bulundu\u011funu hat\u0131rlatmakt\u0131r. Ki \u00e7o\u011funlukla tefsirciler bu \u015fekli tercih etmi\u015flerdir. Yani hepsi sizin gibi ba\u015flang\u0131\u00e7ta topraktan yarat\u0131lm\u0131\u015f, bir hayat tarz\u0131na mazhar edilmi\u015f, bir nizam alt\u0131na al\u0131nm\u0131\u015f; hepsi sizin gibi r\u0131z\u0131klar\u0131, ecelleri bi\u00e7ilmi\u015f, takdir edilmi\u015f zamana kadar yer i\u00e7er, g\u0131das\u0131n\u0131 al\u0131r; hepsi sizin gibi birbirine \u00e7e\u015fitli \u015fekiller i\u00e7inde bir benze\u015fme ve cinsiyet ta\u015f\u0131r. Hepsi sizin gibi toplan\u0131r, birbirleriyle tan\u0131\u015f\u0131r, yana\u015f\u0131r veya ka\u00e7ar, kokla\u015f\u0131r veya d\u00f6\u011f\u00fc\u015f\u00fcr. Hepsi sizin gibi birbirinden do\u011far, \u00fcrer; hepsi sizin gibi bir as\u0131ldan \u00e7\u0131kar, \u00e7o\u011fal\u0131r, \u00e7e\u015fitlenir. Yaratan\u0131n kudreti, h\u00fckm\u00fc ve tesiriyle tekden \u00e7\u0131kan bu \u00e7e\u015fitlenme ve ayr\u0131\u015fma i\u00e7inde hepsi sizin gibi bir hayvan\u00ee hayat ya\u015fayan \u00e7e\u015fitli b\u00f6l\u00fckler ve farkl\u0131 s\u0131n\u0131flard\u0131r. Yerde s\u00fcr\u00fcnenleri, havada u\u00e7anlar\u0131 ile, her \u00e7e\u015fit size, bir benzeme y\u00f6n\u00fcn\u00fc i\u00e7ererek, hepsi sizin denginizdir. Siz de s\u0131n\u0131flar\u0131n\u0131z ve \u00e7e\u015fitli \u00f6zelliklerinizle onlar\u0131n bir benzerisiniz; hepsi, il\u00e2h\u00ee takdir ve Allah&#8217;\u0131n tedbiri dairesinde \u00f6zel nizamlar ve h\u00fckmedici kanunlar alt\u0131na konulmu\u015f korunan haller, kurala ba\u011fl\u0131 i\u015fler, g\u00f6r\u00fcnen ve y\u00fcr\u00fcyen hususlar sizin gibi birer \u00fcmmet ve bundan dolay\u0131 size birer ibret dersidirler. Hepsi asl\u00ee yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131 ve varl\u0131k nizamlar\u0131yle il\u00e2h\u00ee kudretin birer deliller manzumesi ve hikmet kitab\u0131n\u0131n \u00e2yetleridirler. Biz kitapta hi\u00e7bir \u015feyi geride b\u0131rakmad\u0131k ve kusur i\u015flemedik, hi\u00e7bir \u015feyi eksik b\u0131rakmay\u0131p, hepsini nizam\u0131na ba\u011flad\u0131k, kitaba yazd\u0131k. B\u00fct\u00fcn hilkat bir kitap ve b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar o kitap muhtevas\u0131n\u0131n kelimelerini ve delalet ettikleri \u015feyleri ifade eden nak\u0131\u015flar (s\u00fcsler) ve yaz\u0131lard\u0131r. \u00c2lemde cereyan edecek olan b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar\u0131n, iri ufak, y\u00fcksek ve al\u00e7ak her \u015feyin durumlar\u0131 levh-i mahf\u00fbzda tamamen ve a\u00e7\u0131k bir bi\u00e7imde yaz\u0131lm\u0131\u015f, hi\u00e7biri ihmal edilmemi\u015ftir. &#8220;Allah&#8217;\u0131n ilk yaratt\u0131\u011f\u0131 kalem&#8221; ve &#8220;Olacak \u015feyleri kalem yazm\u0131\u015f bitirmi\u015ftir&#8221; . Hak ilim kalblere o kitaptan nazil olur. Ve ilk kalemin yazd\u0131\u011f\u0131 bu yaz\u0131, tesbit etti\u011fi bu nizam sayesindedir ki varl\u0131klar\u0131 tetkik etmek ve incelemekle bilgiler, ilimler, fikirler edinilir, kitaplar yaz\u0131l\u0131r ve tasnif edilir, ge\u00e7mi\u015f ve gelece\u011fin kanunlar\u0131 sezilir. Hadiselerin gidi\u015fat\u0131ndan ezel ve ebedin kelimeleri ve \u00e2yetleri okunur. Ve hele yerde hareket eden hayvanlar\u0131n, kanat denilen iki basit yelpaze ile yerden kalk\u0131p g\u00f6\u011fe do\u011fru f\u0131rlayan, u\u00e7an ku\u015flar\u0131n hareketlerinde ve kaderlerinde etken olan kudret nizam\u0131n\u0131n, hareket kanununun ve hayat\u0131n, bunlar\u0131n sonu\u00e7lar\u0131n\u0131n inceleme ve tetkikinden b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 temsil eden insanl\u0131\u011f\u0131n ne gibi hayatlara aday oldu\u011funu ve bu konuda ne kadar il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcm ve tekliflerin cereyan\u0131na uymak zorunda bulundu\u011funu ve Allah&#8217;\u0131n yazd\u0131\u011f\u0131 yaz\u0131lar\u0131n kesinli\u011fini ve s\u0131rf hayvan\u00ee hayat ya\u015famak isteyenlerin bunlardan ve kendi tabiat ve yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131ndan ne kadar gaflet etti\u011fini az \u00e7ok anlamak m\u00fcmk\u00fcn olur. Bu b\u00f6yle oldu\u011fu gibi Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da da insanl\u0131\u011f\u0131n muhta\u00e7 oldu\u011fu deliller ve il\u00e2h\u00ee tekliflerden hi\u00e7bir \u00f6nemli \u015fey terk ve ihmal edilmemi\u015f, hepsi k\u0131saltmadan uzatmaya veya uzatmadan k\u0131saltmaya giden bir g\u00fczel beyan ile muhkem ve m\u00fcte\u015fabih \u00e7e\u015fitli \u015fekiller, a\u00e7\u0131k veya gizli deliller ve i\u015faretler i\u00e7inde hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015f ve ihtar edilmi\u015ftir ki &#8220;ancak sizin gibi birer \u00fcmmettirler.&#8221; ihtar\u0131 da bu c\u00fcmledendir. Bunlar g\u00f6sterir ki Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n gayb kudretinde, levh-i mahfuzunda bulunmayan ve bulunamayacak olan hi\u00e7bir \u00e2yet yoktur. O k\u00e2dir olan Allah yarat\u0131l\u0131\u015fa, kanun koymaya ait, kavl\u00ee ve fiil\u00ee her \u00e2yeti indirebilir. O&#8217;nu da kitab\u0131na yazm\u0131\u015f, nizam\u0131na ba\u011flam\u0131\u015f hi\u00e7bir ihmal ve kusur etmemi\u015ftir. Fakat \u00e2yetin faydal\u0131 olmas\u0131, az \u00e7ok bir benzerlik ifade ederek \u00e7e\u015fitli \u015fekiller i\u00e7inde benzerden benzere delalet etmesinde ve dolay\u0131s\u0131yla bir tafsilat\u0131 \u00f6zetlemesinde ve bir b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011fe i\u015faret etmesindedir. Olaylar\u0131 yaln\u0131z tafsilat\u0131ndan okumak ve her olay\u0131 tek tek d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve bilhassa ya\u015famak istiyenler hi\u00e7bir \u00e2yet okuyamazlar. Bizzat olaylar\u0131n i\u00e7inde bo\u011fulmu\u015f kalm\u0131\u015f, kendileri ba\u015fkalar\u0131na ibret olmu\u015f olurlar. Mesela filan\u0131n ba\u015f\u0131na da\u011f y\u0131k\u0131lm\u0131\u015f, filan\u0131 y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7arpm\u0131\u015f, bunu teker teker d\u00fc\u015f\u00fcnmekte hi\u00e7bir m\u00e2n\u00e2 yoktur. O, kalemin kurudu\u011fu bir olayd\u0131r. Onun bir ibret olabilmesi, benzer da\u011flar\u0131n, benzer ba\u015flara y\u0131k\u0131l\u0131p d\u00fc\u015febilece\u011fini ve Allah&#8217;\u0131n buna k\u00e2dir oldu\u011funu ve bundan dolay\u0131 bundan sak\u0131nmak ve korkmak laz\u0131m geldi\u011fini anlatmas\u0131 itibariyledir. Havada ku\u015fun kanad\u0131yla u\u00e7tu\u011funu g\u00f6r\u00fcp de ondan u\u00e7ma kanunlar\u0131n\u0131 ve o kanunlar\u0131 yazan Allah&#8217;\u0131n kudretini anlamaya \u00e7al\u0131\u015fanlar i\u00e7indir ki, ku\u015flar\u0131n u\u00e7mas\u0131 bir \u00e2yet olur. B\u00fct\u00fcn hayvanlar\u0131n b\u00f6yle birer \u00e2yet oldu\u011funu anlamayan ve benzerliklerden sonu\u00e7 \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015fmayanlara ne kadar \u00e2yetler indirilse bo\u015ftur. \u0130ndirilen bu kadar \u00e2yetlere ald\u0131rmay\u0131p da, &#8220;bir \u00e2yet indirilse ya&#8221; diyenler, \u00e2yeti anlar ve dinler olsalard\u0131, g\u00f6zleri \u00f6n\u00fcnde benzerleri olan hayvanlardan gere\u011fi gibi ibret dersi al\u0131rlar ve nas\u0131l bir hayvan\u00ee hayat ya\u015fad\u0131klar\u0131n\u0131 anlarlard\u0131 da, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n neler yaratmaya k\u00e2dir bulundu\u011funu ve hayat\u0131n i\u00e7inde bulunduklar\u0131 d\u00fcnya hayat\u0131ndan ibaret olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 takdir ederler ve \u00f6yle d\u00fcnya hayat\u0131na sar\u0131l\u0131p Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini yalanlamaz ve ink\u00e2r etmezlerdi. Allah&#8217;\u0131n kudretini anlamal\u0131 ki, ne yerde s\u00fcr\u00fcnen hayvanlar takdir edilmi\u015f olan hayatlar\u0131n\u0131 ya\u015famak i\u00e7in muhta\u00e7 bulunduklar\u0131 r\u0131z\u0131ktan mahrum kal\u0131rlar, ne de havada u\u00e7an ku\u015flar Allah&#8217;\u0131n yazd\u0131\u011f\u0131 s\u0131n\u0131rlar\u0131 ge\u00e7ebilirler. Hepsinin halleri ve hareketleri korunmu\u015f, hayat ser\u00fcvenleri b\u00fct\u00fcn zamanlar\u0131yla &#8220;\u00dcmm\u00fc&#8217;l-kitab&#8221;da yaz\u0131lm\u0131\u015f ve zabtedilmi\u015ftir. Debelenir ko\u015farlar, u\u00e7ar sekerler. Sonra b\u00fct\u00fcn bu \u00fcmmetler Rab&#8217;lar\u0131 huzurunda toplan\u0131rlar. Ahirete sevkedilir, \u00e2lemlerin Rabbinin b\u00fcy\u00fck huzurunda toplan\u0131rlar da o zaman birbirlerinden ac\u0131lar\u0131n\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131rlar. Nebev\u00ee hadiste geldi\u011fi \u00fczere boynuzsuzlar boynuzlulardan \u00f6clerini al\u0131rlar. hi\u00e7bir hayvan yoktur ki hakk\u0131nda bu yaz\u0131lmam\u0131\u015f bulunsun, bu sonu\u00e7 ba\u015f\u0131na gelmiyecek olsun.<\/p>\n<p>39-Kitapta hi\u00e7bir \u015fey eksik b\u0131rak\u0131lmad\u0131\u011f\u0131 halde bizim \u00e2yetlerimizi yalanlayanlar ise, sa\u011f\u0131rd\u0131rlar. Onlar\u0131 duymazlar, gere\u011fi gibi d\u00fc\u015f\u00fcnecek ve anlayacak \u015fekilde i\u015fitmezler ve bundan dolay\u0131 &#8220;ge\u00e7mi\u015flerin masallar\u0131&#8221; derler. Ve \u00e2yetlerden saymazlar da ba\u015fka \u00e2yet isterler. Ve dilsizdirler. Hakk\u0131 s\u00f6yleyemezler. Ve onun i\u00e7in davetine icabet edemezler. T\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc karanl\u0131klar i\u00e7indedirler. K\u00fcf\u00fcr, cahillik, inat, taklit, nefsin iste\u011fi ve ihtiras karanl\u0131klar\u0131 i\u00e7inde \u00f6nlerindekini g\u00f6rmezler, karanl\u0131kta yuvarlan\u0131r giderler. Evet Allah kimi dilerse onu sap\u0131kl\u0131kta b\u0131rak\u0131r. Onda dal\u00e2let yarat\u0131r. Kendi yolundan sap\u0131t\u0131r. Sap\u0131kl\u0131k onun devaml\u0131 tabiat\u0131 olur kal\u0131r. Allah&#8217;\u0131n duyurmad\u0131\u011f\u0131na kimse bir \u015fey duyuramaz. Allah&#8217;\u0131n s\u00f6yletmedi\u011fine kimse bir \u015fey s\u00f6yletemez. Allah&#8217;\u0131n g\u00f6stermedi\u011fine kimse bir \u015fey g\u00f6steremez, Allah&#8217;\u0131n \u015fa\u015f\u0131rtt\u0131\u011f\u0131n\u0131 kimse yola getiremez. A\u011f\u0131z, dil, g\u00f6z, kulak verdikten sonra da Allah dilerse o dili s\u00f6yletmez, o g\u00f6ze g\u00f6stermez, o kula\u011fa i\u015fittirmez. Ger\u00e7i yukarda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Allah kendine rahmeti yazm\u0131\u015f, hidayet f\u0131trat\u0131 \u00fczere yapm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6nce bizzat, O&#8217;ndan zorla sapt\u0131rmak gelmez. Allah&#8217;\u0131n sapt\u0131rmas\u0131, kulun sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 istemeye y\u00f6nelik bir k\u00f6t\u00fc se\u00e7imi ile ilgilidir. Fakat yerde s\u00fcr\u00fcnen hayvanlar ile havada u\u00e7an ku\u015flar\u0131n farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131 kabilinden f\u0131trat\u0131n derecelerinin farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131, s\u0131rf onun istemesinin eseri oldu\u011fu gibi, kulun istemesinin yerine gelmesi ve onun basmas\u0131 ve m\u00fch\u00fcrlemesi de s\u0131rf onun istemesinin eseridir. Baz\u0131s\u0131nda y\u00fczlerle talebten sonra basmad\u0131\u011f\u0131 sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131, di\u011fer baz\u0131s\u0131nda bir ka\u00e7 talep ile basar. Ve her kimi dilerse onu do\u011fru bir yola koyar ki, \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcyen do\u011fruca gider, maksad\u0131na erer.<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini yalanlayan, do\u011fru yolundan ka\u00e7\u0131nan ve Allah&#8217;dan ba\u015fka mabudlara tap\u0131nan m\u00fc\u015friklere, yarat\u0131l\u0131\u015fta zorunlu olarak tespit edilmi\u015f bulunan birlik \u00e2yetini tasdik ile, kendi nefislerindeki yalan \u00e7eli\u015fkilerini a\u00e7\u0131klamak ve sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in, ey Muhammed:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>40- De ki: &#8220;Kendinizi hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcn\u00fcz m\u00fc, Allah&#8217;\u0131n azab\u0131 size gelse veya k\u0131yamet vakti gelse, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na m\u0131 yalvar\u0131rs\u0131n\u0131z? E\u011fer s\u00f6z\u00fcnde do\u011fru kimselerseniz cevap verin&#8221;.<\/p>\n<p>41- Hay\u0131r, yaln\u0131z o Allah&#8217;a yalvar\u0131rs\u0131n\u0131z. O da dilerse kald\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 istedi\u011finiz belay\u0131 kald\u0131r\u0131r ve o zaman ortak ko\u015ftu\u011funuz \u015feyleri unutursunuz.<\/p>\n<p>42- \u015e\u00fcphesiz ki senden \u00f6nceki \u00fcmmetlere de peygamberler g\u00f6nderdik. Bize yalvars\u0131nlar diye onlar\u0131 darl\u0131k ve s\u0131k\u0131nt\u0131 ile yakalay\u0131p cezaland\u0131rd\u0131k.<\/p>\n<p>43- Hi\u00e7 olmazsa kendilerine bask\u0131n\u0131m\u0131z geldi\u011fi zaman olsun, yalvarmal\u0131 de\u011filler miydi? Fakat kalbleri kat\u0131la\u015ft\u0131 ve \u015feytan yapt\u0131klar\u0131n\u0131 kendilerine g\u00fczel g\u00f6sterdi.<\/p>\n<p>44- Kendilerine hat\u0131rlat\u0131lanlar\u0131 unuttuklar\u0131nda, onlara her \u015feyin kap\u0131s\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131k. Nihayet kendilerine verilen o nimetlerle sevinip zevke dal\u0131nca onlar\u0131 azab\u0131m\u0131zla ans\u0131z\u0131n yakalay\u0131verdik. Hemen \u00fcmitsizli\u011fe kap\u0131l\u0131p \u015fa\u015fk\u0131na d\u00f6nd\u00fcler.<\/p>\n<p>45- B\u00f6ylece zulmeden kavmin k\u00f6k\u00fc kesildi. \u00c2lemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a hamdolsun.<\/p>\n<p>40- Bu deyim Arap dilinde benzeri bulunmayan bir soru ve teacc\u00fcb kelimesidir ki, derin bir hayret ortaya koymak s\u00fbretiyle &#8220;bana haber veriniz&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. K\u00e2ideye g\u00f6re bunun tam m\u00e2n\u00e2s\u0131: &#8220;sen kendinizi g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc s\u00f6yle&#8221; demek gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de, Nahiv ilminde bu \u015fekilde fail ve mef&#8217;\u00fbl olmay\u0131p, k\u0131yasa uymayan bir terkip oldu\u011fu beyan edilir. Ve &#8220;sen seni g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc? &#8220;sen, sizi g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc?&#8221; yerinde bir tekit ve tefsir m\u00e2n\u00e2s\u0131nda bulundu\u011fu ve t\u00fcm\u00fcyle &#8220;acaib, haydi haber ver veya haber veriniz&#8221; me\u00e2linde kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00f6steriliyor. de &#8220;hemze&#8221; soru i\u00e7indir ki, teacc\u00fcp (\u015fa\u015fma) ve ihbar (haber verme) bunun gere\u011fidir. Bu fiil, g\u00f6zle g\u00f6rmeden veya &#8220;g\u00f6rmeye isabet etmek, ci\u011fere n\u00fcfuz etmek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na re&#8217;y ve itikaddan veya iki mef&#8217;\u00fbl\u00fcne teadd\u00ee eden ef&#8217;\u00e2l-i kul\u00fbbdan, b\u00e2b\u0131nda b\u00e2k\u00ee ilim m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6r\u00fc\u015f veyahut bab\u0131nda b\u00e2k\u00ee olmay\u0131p haber verme m\u00e2n\u00e2s\u0131na olan ilm\u00ee g\u00f6r\u00fc\u015f olmak \u00fczere d\u00f6rt i\u015ftikak (t\u00fcreme) ile kullan\u0131l\u0131r. \u0130lk \u00fc\u00e7\u00fcnde kelimenin asl\u0131ndan olan ikinci hemze ya tahkik veya beyne beyne teshil ile okunur ve hazfi caiz olmaz. Ve muhatab\u0131n de\u011fi\u015fmesine g\u00f6re gibi, t\u00e2 harfi (f\u00e2il zamiri) de\u011fi\u015fir ve f\u00e2ili g\u00f6sterir, buna gibi, k\u00e2f &#8216;\u0131n biti\u015fmesi caiz olmaz. Fakat haber verme m\u00e2n\u00e2s\u0131na ilm\u00ee g\u00f6r\u00fc\u015ften oldu\u011fu zaman hemzenin tahkiki ve beyne beyne teshili, hazfi ve elife ibd\u00e2l ile meddi de caiz olur. Nitekim \u00e7o\u011funluk (c\u00fcmhur) k\u0131r\u00e2etlerinde tahk\u00eek ile, N\u00e2fi ve Ebu Cafer&#8217;de teshil ile, K\u0131s\u00e2\u00ee&#8217;de \u0131sk\u00e2t ile ve Ver\u015f&#8217;de ibd\u00e2l (hemzenin elife \u00e7evrilmesi) ile okunmu\u015ftur ki, bu ibd\u00e2l Sarf ilmi k\u00e2idesine ayk\u0131r\u0131 olmakla beraber Arap kel\u00e2m\u0131nda vard\u0131r. Sonra i\u015f bu &#8220;bana haber verin&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda muhatab\u0131n de\u011fi\u015fmesine g\u00f6re gibi t\u00e2 &#8216;n\u0131n, \u00f6nceki gibi de\u011fi\u015fmesi caiz oldu\u011fu gibi, t\u00e2 m\u00fcfred m\u00fczekkerdeki h\u00e2li \u00fczere meft\u00fbh (\u00fcst\u00fcnl\u00fc) kalmakla beraber, muhatab\u0131n de\u011fi\u015fti\u011fine i\u015faret i\u00e7in sonuna gibi \u00e7e\u015fitli \u015fekilde biti\u015fik k\u00e2f &#8216;\u0131n kat\u0131lmas\u0131 da caiz olur ki, bu durum, bu fiile mahsustur. Buna g\u00f6re kelimesi yerinde olarak &#8220;bana haber veriniz&#8221; demektir. Yani zamiri, mef&#8217;\u00fbl de\u011fil, f\u00e2ilin de\u011fi\u015fti\u011fine delalet eden bir harftir. Basral\u0131lar\u0131n izah\u0131 budur. Fakat Kis\u00e2\u00ee bunun birinci mef&#8217;\u00fbl makam\u0131nda oldu\u011funa k\u00e2ni olmu\u015ftur. Bu \u015fekil ile m\u00e2n\u00e2 yine &#8220;bana haber verin&#8221; olmakla beraber ile , ile aras\u0131nda esas itibariyle ince bir zevk fark\u0131 vard\u0131r. Kalbin v\u00e2ki&#8217;de kendine ve kendinde meydana gelen \u015feylerle ilgili vicdan\u0131ndan, yani bir \u015fu\u00fbra \u015fuurdan; ise mutlak bir \u015fuur vicdan\u0131ndan sormak ve soru\u015fturmak demek olur. Nitekim bu \u00e2yette sorusu bu subjektif fiil olan dua ile ilgili vicdana y\u00f6nelmi\u015f. &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na m\u0131 dua ediyorsunuz?&#8221; buyurulmu\u015ftur. Gelecek olan \u00e2yetinde de &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka bunlar\u0131 size geri verecek tanr\u0131 kimdir&#8221; (En\u00e2m, 6\/46) buyurulmu\u015f, nefislere d\u0131\u015flar\u0131ndan v\u00e2ki olacak gelmelerle ilgili vicdana y\u00f6neltilmi\u015ftir ki, K\u0131s\u00e2\u00ee mezhebi hem Nahve ait k\u0131yasa uygun, hem de bu ince fark\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karm\u0131\u015f olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan bizce daha \u00e7ok dikkate \u015fayand\u0131r.<\/p>\n<p>Ey Muhammed, m\u00fc\u015friklere de ki: Genellikle her biriniz kendinizi g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz, anlad\u0131n\u0131z m\u0131? Kendinize, vicdan\u0131n\u0131za ger\u00e7ekten \u015fuurunuz var m\u0131? Varsa \u015funu bana s\u00f6yleyiniz, haber veriniz bakay\u0131m! E\u011fer size Allah&#8217;\u0131n -d\u00fcnyada y\u0131k\u0131l\u0131p gitmi\u015f \u00fcmmetlere gelen- azab\u0131 gelirse, veya gelece\u011fi kesin olan saat gelir, ba\u015f\u0131n\u0131za k\u0131yamet koparsa, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na m\u0131 dua eder ve s\u0131\u011f\u0131n\u0131rs\u0131n\u0131z? Yani vicdanlar\u0131n\u0131z\u0131n derinliklerine inerek kendinizi iyice yoklay\u0131n\u0131z, tart\u0131n\u0131z bakay\u0131m, b\u00f6yle yok edici dert ve felaket kar\u015f\u0131s\u0131nda bulundu\u011funuz veya i\u00e7ine d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz ac\u0131kl\u0131 ve m\u00fcthi\u015f bir zamanda nas\u0131l bir ruh hali i\u00e7inde bulunursunuz? B\u00fct\u00fcn \u00fcmitleriniz silinir, \u00f6lm\u00fc\u015f gibi tamamen \u00fcmitsizli\u011fe mi d\u00fc\u015fersiniz? Yoksa hen\u00fcz can\u0131n\u0131z \u00e7\u0131kmad\u0131k\u00e7a yine bir kurtulu\u015f \u00fcmidi besler, derinden derine bir kurtar\u0131c\u0131ya s\u0131\u011f\u0131nma hissiyle inler misiniz? E\u011fer inlerseniz, o zaman samimi kalbinizden kime s\u0131\u011f\u0131n\u0131r, kime \u00e7a\u011f\u0131r\u0131r yalvar\u0131rs\u0131n\u0131z? Allah&#8217;a m\u0131, yoksa Allah&#8217;tan ba\u015fka tanr\u0131 tan\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131z putlar\u0131n\u0131za m\u0131? E\u011fer siz do\u011fru kimselerseniz ger\u00e7ekte Allah&#8217;tan ba\u015fka il\u00e2hlar vard\u0131r iddias\u0131nda yalanc\u0131 de\u011filseniz s\u00f6yleyiniz, \u00f6yle bir zamanda Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131ndan \u00fcmit bekler, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na dua ve niyaz eder misiniz?<\/p>\n<p>41- Hay\u0131r, ancak Allah&#8217;a dua edersiniz, her ne umarsan\u0131z O&#8217;ndan umar ve yaln\u0131z O&#8217;na niyaz edersiniz, O da dilerse dua etti\u011finiz azab\u0131, s\u0131k\u0131nt\u0131y\u0131 a\u00e7ar, ba\u015f\u0131n\u0131zdan defeder, ve o zaman siz Allah&#8217;a ortak tuttu\u011funuz \u015feyleri unutur, evvelce tap\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131z di\u011fer il\u00e2hlar\u0131n\u0131z\u0131 o m\u00fcddet i\u00e7inde terkeder, hat\u0131r\u0131n\u0131za bile getirmezsiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc zarar\u0131 a\u00e7maya g\u00fcc\u00fc yeten tek merci ancak Allah oldu\u011fu ak\u0131llar\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda ve vicdan\u0131n derinliklerinde mevcuttur. \u0130\u015fin ciddili\u011fi ve korkunun deh\u015feti di\u011ferlerini siler s\u00fcp\u00fcr\u00fcr ve o zaman Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131n hi\u00e7 oldu\u011funu vicdanlar a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa duyar, ak\u0131llar idrak eder, yeter ki ak\u0131l kalm\u0131\u015f, vicdan donmam\u0131\u015f bulunsun.<\/p>\n<p>42-Ey Muhammed, sen emin ol ki senden \u00f6nce bir \u00e7ok \u00fcmmetlere biz peygamberler g\u00f6nderdik. B\u00f6yle tan\u0131mad\u0131lar, k\u00fcfrettiler de biz de onlar\u0131 \u015fiddetli fakirlik, ge\u00e7im darl\u0131\u011f\u0131 ve hastal\u0131klar ve \u00e2fetlerle s\u0131kt\u0131k, fakirlik ve zaruretle tuttuk bask\u0131 yapt\u0131k. Ki tazarru etsinler, d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fcklerini anlay\u0131p isyanlar\u0131na tevbe etsinler, aff\u0131m\u0131za s\u0131\u011f\u0131ns\u0131nlar, yani bu h\u00e2l i\u00e7inde tevbe ve tazarru etmeleri m\u00fcmk\u00fcn ve muhtemel idi.<\/p>\n<p>43- \u015eimdi bask\u0131m\u0131z kendilerine geldi\u011fi s\u0131rada boyun e\u011fip, s\u0131\u011f\u0131nsalard\u0131 ya, ve fakat s\u0131\u011f\u0131nmad\u0131lar, gittik\u00e7e kalpleri kat\u0131la\u015ft\u0131. Uyanma kabiliyetlerini kaybettiler, fakirli\u011fe ve zarurete al\u0131\u015ft\u0131lar. \u015eeytan da yap\u0131p durduklar\u0131n\u0131 allad\u0131 pullad\u0131 kendilerine ho\u015f g\u00f6sterdi. Yapt\u0131klar\u0131n\u0131 fena diye de\u011fil, iyi yap\u0131yoruz diye yapmaya, \u015ferri hay\u0131r, g\u00fcnah\u0131 sevap saymaya ba\u015flad\u0131lar. Art\u0131k tevbe ve d\u00f6n\u00fc\u015f ihtimali kalmad\u0131, vicdanlar dondu, ak\u0131llar tutuldu, az\u0131tt\u0131lar da az\u0131tt\u0131lar.<\/p>\n<p>44-Ba\u015flang\u0131\u00e7ta fakirlik ve ihtiya\u00e7, mahl\u00fbkun asl\u00ee yoklu\u011funun gere\u011fi ve mahiyetinin l\u00fczumlu unsurudur. Onu defeden ve yok eden de Allah&#8217;\u0131n rahmetidir. O rahmetin eksilmesi ile ortaya \u00e7\u0131kan fakirlik, zaruret ve s\u0131k\u0131nt\u0131 ise, isyanlar ve serseri insanlara hadlerini ve kendi kendilerine bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman durumlar\u0131n\u0131n gere\u011fini hissettirerek ve g\u00f6stererek kurtulu\u015f ve kulluk hissi uyand\u0131racak bir fiil\u00ee al\u00e2met ve il\u00e2h\u00ee hat\u0131rlat\u0131c\u0131d\u0131r. Ve bundan dolay\u0131 ihtar etti\u011fi m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlayanlar i\u00e7in bir nimettir. Fakat bunun, bu ihtar edici kuvveti ve ir\u015fad edici delaleti devaml\u0131 de\u011fil, belli bir m\u00fcddet ile s\u0131n\u0131rlanm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in b\u00f6yle bir il\u00e2h\u00ee s\u0131k\u0131nt\u0131ya tutulanlar, onu ilk \u00f6nce nimet bilmeli ve s\u00fcratli bir \u015fekilde uyanarak nefsin ba\u015f kald\u0131rmas\u0131n\u0131 k\u0131rmal\u0131 ve kulluk aczini hemen anlay\u0131p tevbe ve yalvar\u0131\u015f ile Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nmal\u0131 ve \u0131slah yoluna d\u00f6nmelidir. Bu uyan\u0131kl\u0131l\u0131k ne kadar \u00e7abuk olursa, d\u00fcnya ve ahiret faydas\u0131 da o kadar m\u00fchim olur. Bunu anlay\u0131p tevbek\u00e2r olanlar d\u00fcnyada olmazsa, herhalde ahirette istifade ederler. En \u015fiddetli olan ilk tesir anlar\u0131 ge\u00e7tik\u00e7e ihtar\u0131n kuvveti azal\u0131r, daha \u00e7ok kuvvetlendirmeye ihtiya\u00e7 duyulur ve gittik\u00e7e uyanma ihtimali azal\u0131r ve zor elde edilir. Nihayet o s\u0131n\u0131rl\u0131 m\u00fcddet biter, s\u0131k\u0131nt\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn uyar\u0131c\u0131 kuvveti de t\u00fckenir, bir al\u0131\u015fkanl\u0131k ve tabiat haline gelir ve kalb \u00f6yle kat\u0131la\u015f\u0131r ki, art\u0131k ondan sonraki ba\u015fkald\u0131rma alabildi\u011fine \u015fiddetlenir. Art\u0131k bask\u0131 ve \u015fiddetin hi\u00e7bir terbiye edici hassas\u0131 kalmaz. Bunun i\u00e7in terbiye edici bir hikmet ve maksatla tatbik olunacak bask\u0131 ve \u015fiddet, uzun ve devaml\u0131 olmamal\u0131d\u0131r. \u0130l\u00e2h\u00ee hikmet, bask\u0131y\u0131, \u015fiddeti ve nihayet azab etmeyi, fesad\u0131 \u0131slah, k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri s\u0131n\u0131rlama, durdurma ve temizlemek i\u00e7in tatbik eder. Fakirli\u011fin ve zaruretin kayna\u011f\u0131 olan k\u00f6t\u00fcl\u00fcklere kar\u015f\u0131 bask\u0131y\u0131 art\u0131rmak ise, o k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri \u00e7o\u011faltmak demek olur. Bunun kurtulma ihtimali varsa, zorlamada de\u011fil, kolayla\u015ft\u0131rmadad\u0131r. &#8220;Bir \u015fey s\u0131k\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman geni\u015fler&#8221; S\u0131k\u0131\u015ft\u0131rma ile kat\u0131la\u015fm\u0131\u015f olan kalbleri yumu\u015fat\u0131rsa, kolayla\u015ft\u0131rma ve geni\u015fletme yumu\u015fatabilir Ve art\u0131k bu geni\u015fletme ve geni\u015fleme onlara ya kurtulu\u015fu kazand\u0131r\u0131r veya patlat\u0131r bitirir. Ve her iki takdirde k\u00f6t\u00fcl\u00fckler sonsuz b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f, k\u00f6t\u00fclerin arkas\u0131 al\u0131nm\u0131\u015f olur. \u015eu halde o kat\u0131 kalbliler ne zamanki hat\u0131rlat\u0131ld\u0131klar\u0131 ibretleri unuttular. Evvela derece derece kolayla\u015ft\u0131rmay\u0131 ifade eden peygamberlerin hat\u0131rlatmalar\u0131, ikinci olarak tevbe ve teslimiyet telkin eden \u015fiddet ve zaruret ihtarlar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve uyan\u0131k olmak ihtimalleri kalmad\u0131. O zaman \u00fczerlerine her \u015feyin kap\u0131s\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131k. O \u015fiddet ve s\u0131k\u0131nt\u0131dan sonra onlara \u00f6yle bir h\u00fcrriyet ve refah verdik ki, madd\u00ee manev\u00ee b\u00fct\u00fcn engelleri kald\u0131rd\u0131k, her taraftan \u00fczerlerine nimetler sald\u0131rd\u0131k, iyi k\u00f6t\u00fc her \u015fey kendilerine bol bol a\u00e7\u0131k bulunuyordu. Her t\u00fcrl\u00fc rahatlar, s\u0131hhatler, zaferler, ba\u015far\u0131lar, zevkler, sefalar \u00f6nlerinde \u00e2m\u00e2de idi. Ne arzu etseler bulacak ne isteseler yapabilecek bir hale geldiler. Kendilerine, kendi iradelerinden ba\u015fka yasaklayacak ve kay\u0131tlayacak hi\u00e7bir \u015fey g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyordu. \u00d6yle serbest bir imtihana kondular ve \u00f6yle derece derece y\u00fckselmeleri artt\u0131 ki nihayet bu h\u00fcrriyet ve refah ile ferahland\u0131lar. Tuttuklar\u0131 yolun iyi oldu\u011funa ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n kendi haklar\u0131 oldu\u011funa ve her sorumluluktan kurtulmu\u015f olduklar\u0131na h\u00fckmettiler. hi\u00e7bir kay\u0131t, hi\u00e7bir kayg\u0131 duymaz oldular. Her \u015fey kendilerininmi\u015f, Allah ve ahiret yokmu\u015f gibi zevk ve sefaya dald\u0131lar, keyiflerini \u00e7att\u0131lar. Tam b\u00f6yle ferahland\u0131klar\u0131, &#8220;gel keyfim gel&#8221; dedikleri s\u0131rada kendilerini birden bire bast\u0131r\u0131p yakalay\u0131verdik. O saat iblis gibi b\u00fct\u00fcn \u00fcmitleri kesildi. \u00dcmitsizlik ve tam mahrumiyet i\u00e7inde donakald\u0131lar. Bundan b\u00f6yle onlar, sonsuz bir hasret i\u00e7indedirle<\/p>\n<p>45- Art\u0131k o zulmeden, \u015f\u00fck\u00fcr yerine k\u00fcfreden kavmin ard\u0131 al\u0131nd\u0131, k\u00f6k\u00fc kesildi. Arkalar\u0131nda hi\u00e7 kimse b\u0131rak\u0131lmad\u0131, hepsi yok edildi ve bu \u015fekilde zul\u00fcmlerine son verildi. B\u00f6yle zalimleri bile her t\u00fcrl\u00fc hat\u0131rlatmay\u0131 yapt\u0131ktan ve Allah&#8217;\u0131n her t\u00fcrl\u00fc rahmet eserini g\u00f6sterip her imtihandan ge\u00e7irdikten sonra azab etmek ve yok etmek ve yery\u00fcz\u00fcn\u00fc bu t\u00fcrl\u00fc zul\u00fcm ve \u015ferlerden kurtarmak elbette Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 i\u00e7in pek b\u00fcy\u00fck \u015f\u00fckranlara lay\u0131kt\u0131r. Her nimet gibi bunun da hamd ve \u015f\u00fckr\u00fc \u00e2lemlerin Rabb&#8217;i olan Allah&#8217;ad\u0131r, O&#8217;nun hakk\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ey Muhammed, sen Allah&#8217;a hamdet de, hamd etmeyen nank\u00f6rlere:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>46- De ki: &#8220;S\u00f6yleyin bakal\u0131m, e\u011fer Allah kulaklar\u0131n\u0131z\u0131 ve g\u00f6zlerinizi al\u0131r da kalblerinize m\u00fch\u00fcr vurursa, Allah&#8217;tan ba\u015fka onlar\u0131 size getirecek tanr\u0131 kimdir?&#8221;. Dikkat et, \u00e2yetlerimizi nas\u0131l t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc a\u00e7\u0131kl\u0131yoruz, sonra da onlar y\u00fcz \u00e7eviriyorlar?<\/p>\n<p>47- De ki: &#8220;S\u00f6yler misiniz bana! Size Allah&#8217;\u0131n azab\u0131 ans\u0131z\u0131n veya a\u00e7\u0131k\u00e7a gelirse, zalim toplumdan ba\u015fkas\u0131 m\u0131 helak olur?&#8221;<\/p>\n<p>48- Biz peygamberleri, ancak rahmetimizin m\u00fcjdecileri ve azab\u0131m\u0131z\u0131n habercileri olmak \u00fczere g\u00f6ndeririz. Art\u0131k kim iman edip durumunu d\u00fczeltirse, onlara hi\u00e7 korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>49- \u00c2yetlerimizi yalanlayanlara gelince, yapmakta olduklar\u0131 fenal\u0131klar y\u00fcz\u00fcnden onlara azap dokunacakt\u0131r.<\/p>\n<p>46- De ki: \u015eunu bana haber veriniz. E\u011fer Allah kulaklar\u0131n\u0131zdaki i\u015fitmek ve g\u00f6zlerinizdeki g\u00f6rmek g\u00fcc\u00fcn\u00fc al\u0131verir, duyan kulaklar\u0131n\u0131z\u0131 sa\u011f\u0131r, g\u00f6ren g\u00f6zlerinizi k\u00f6r ediverir, ve kalblerinizi m\u00fch\u00fcrleyiverirse, yani m\u00fch\u00fcrler, hay\u0131r ve hidayeti anlamayacak bir hale koyar veya deliler gibi ak\u0131llar\u0131 giderir veya hi\u00e7bir \u015fey duyamayacak \u015fekilde kalblerinizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcr, b\u00fct\u00fcn \u015fuurunuzu al\u0131verirse, Allah&#8217;tan ba\u015fka onu size getirecek il\u00e2h kim?. Yani i\u015fitir kulaklar\u0131n\u0131z, g\u00f6r\u00fcr g\u00f6zleriniz, duyar kalbleriniz var; bunlar\u0131 g\u00f6r\u00fcyor, biliyorsunuz de\u011fil mi? \u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131n en \u015ferefli g\u00fc\u00e7leri olan bu ara\u00e7lar\u0131 size veren Allah dilerse sa\u011f\u0131rlar, k\u00f6rler, yan\u0131lanlar, delirenler, uyuyanlar, bay\u0131lanlar, \u00f6lenlerde yapt\u0131\u011f\u0131 gibi sizden yine alabilir. Bunu da g\u00f6r\u00fcyor, biliyorsunuz de\u011fil mi? Allah bunlardan birini veya hepsini al\u0131rsa, sa\u011f\u0131rlar\u0131n kulaklar\u0131, k\u00f6rlerin g\u00f6zleri a\u00e7\u0131ld\u0131\u011f\u0131, delilerin ay\u0131ld\u0131\u011f\u0131, uyuyanlar\u0131n uyand\u0131\u011f\u0131 gibi diledi\u011fi zaman yine verebiliyor. Bunu da g\u00f6r\u00fcyorsunuz de\u011fil mi? Peki ama Allah bunlar\u0131 al\u0131r ve vermek istemezse size onlar\u0131 al\u0131p getirecek geri verebilecek hi\u00e7bir kimse, Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir kudret d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir mi? Ve hele sizin il\u00e2h diye tap\u0131nd\u0131klar\u0131n\u0131zdan birinin bunlar\u0131 iade edebilmesine imkan var m\u0131d\u0131r? Hay\u0131r, de\u011fil mi? O halde Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve birli\u011fini ve kudretini nas\u0131l ink\u00e2r ediyorsunuz? Ve nas\u0131l olup da Allah&#8217;tan ba\u015fka il\u00e2h var diyorsunuz. Ve nas\u0131l oluyor da \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmenin ve k\u0131yametin imkan\u0131na ve bunlar\u0131 Resul\u00fcne tebli\u011f edebilece\u011fine inanm\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>Ey muhatab, bak biz \u00e2yetleri nas\u0131l tasrif ediyoruz, nas\u0131l \u00e7e\u015fitlendiriyoruz? Ve nas\u0131l \u015fekilden \u015fekle koyuyoruz. Bir v\u00fccutta kulaklar yap\u0131yoruz, g\u00f6zler yap\u0131yoruz, kalbler yap\u0131yoruz, bunlar\u0131 al\u0131yoruz veriyoruz; bir kalbe hem kulaktan, hem g\u00f6zden, hem de kendinden ni\u015fanlar veriyor, delaletler telkin ediyoruz. Onlara hem varl\u0131klar\u0131n\u0131 duyuruyoruz, hem yokluklar\u0131n\u0131; ayn\u0131 bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 k\u00e2h kulaklara koyuyoruz, k\u00e2h g\u00f6zlere sokuyoruz, k\u00e2h do\u011frudan do\u011fruya kalbe b\u0131rak\u0131yoruz. Bir m\u00e2n\u00e2, k\u00e2h bir ses olup kulaklarda \u00e7\u0131nl\u0131yor, k\u00e2h bir nak\u0131\u015f olup g\u00f6zlerde par\u0131ld\u0131yor, k\u00e2h bir ac\u0131 ve tad veya s\u0131rf bir ak\u0131l olup kalbleri oynat\u0131yor. Bir ses, bir nak\u0131\u015f, bir ak\u0131l, k\u00e2h ge\u00e7mi\u015fleri \u00e7ekip getiriyor, k\u00e2h geleceklere \u00e7ekip g\u00f6t\u00fcr\u00fcyor, k\u00e2h bir nimetin cazibesi ile istekleri \u00e7ekip imrendiriyor ve k\u00e2h bir cezay\u0131 uzakla\u015ft\u0131ran \u015feyle nefretler, korkular sa\u00e7\u0131yor; bir ses na\u011fmeden na\u011fmeye, duraktan dura\u011fa \u00e7e\u015fitli nitelikler i\u00e7inde diziliyor, kulaklara d\u00f6k\u00fcl\u00fcyor; do\u011fru ve e\u011fri, k\u0131r\u0131k veya k\u0131r\u0131k olmayan hareketler, s\u00fckunetler bir \u0131\u015f\u0131k ile \u00e7e\u015fitli \u015fekiller kazan\u0131p g\u00f6zlere sokuluyor. B\u00fct\u00fcn bunlar ayn\u0131 bir m\u00e2n\u00e2 ile bir \u015fuur, bir idrak, bir nur olup kalblere iniyor, zihinde izlenim b\u0131rak\u0131yor, derken o \u015fuur ve idrak o kalbten yine ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2 ile harekete ge\u00e7iyor, \u00e7e\u015fitli, birbirine benzer, birbirinin ayn\u0131 \u015fekiller ve nitelikler ile nefislerden, bedenlerden birer fiil olarak \u00e7\u0131k\u0131yor. \u00d6nceki gibi a\u011f\u0131zlardan ses, ellerden yaz\u0131 olarak yava\u015f yava\u015f yay\u0131l\u0131yor ve b\u00fct\u00fcn bu tasarruflar ve de\u011fi\u015fmelerde o kulaklar\u0131, g\u00f6zleri, kalbleri, v\u00fccutlar\u0131 birle\u015ftiren ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2lar sabit ve ayn\u0131 medl\u00fbller ebed\u00ee kal\u0131p gidiyor. Fezan\u0131n derinlikleri, zaman\u0131n uzamas\u0131 i\u00e7inde kalblerde duyulup haf\u0131zalarda tutulan, dillerde s\u00f6ylenip kulaklarda i\u015fitilen, ellerle sayfalara yaz\u0131l\u0131p g\u00f6zlerle g\u00f6r\u00fclen, a\u011f\u0131zlarla okunan ve bu \u015fekilde tekrar tekrar yay\u0131l\u0131p ya\u015fayan ve fakat bunlar\u0131n hi\u00e7birine girmi\u015f olmay\u0131p o derinlikleri ve uzunluklar\u0131 kald\u0131rarak bir noktada, bir vicdan par\u0131lt\u0131s\u0131nda toplayan o ebed\u00ee m\u00e2n\u00e2lar ve de\u011fi\u015fmez hakikatlardir ki tek olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131, kudret ve tasarrufunun kemalini g\u00f6steren hak \u00e2yetlerin asl\u0131, z\u00e2t ve hak s\u0131fat\u0131n\u0131n ifadesi olan ve Allah&#8217;\u0131n tebli\u011fi ve ifadeye g\u00fcc\u00fc yeten en bela\u011fatl\u0131 bir m\u00fctekellim (konu\u015fan) oldu\u011funu da isbat eden Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n, Kel\u00e2mullah (Allah kel\u00e2m\u0131n)\u0131n kendisidirler. Bak\u0131n\u0131z Allah o \u00e2yetleri Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131nda ne tertiplere, ne \u00fcsl\u00fbblara, ne naz\u0131mlara koyuyor: K\u00e2h yapmaya, k\u00e2h yoketmeye, k\u00e2h iadeye y\u00f6nlendiriyor. K\u00e2h tek bir tenbih ve ihtar yap\u0131yor, k\u00e2h hisleri harekete getirip te\u015fvikler, korkutmalar sa\u00e7\u0131yor, k\u00e2h g\u00f6kleri ve yeri gezdirip ufuklar\u0131 dola\u015ft\u0131r\u0131yor, k\u00e2h kalblerin, vicdanlar\u0131n derinliklerine indirip i\u00e7 d\u00fcnyalar\u0131 g\u00f6steriyor, k\u00e2h akl\u00ee prensipler tertibiyle mant\u0131klar i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcnmeden g\u00f6r\u00fcnmeyeni anlat\u0131yor. K\u00e2h ayn\u0131 anlay\u0131\u015f\u0131, ayn\u0131 haberi, ayn\u0131 m\u00fc\u015fahedeyi, ayn\u0131 \u00e2yeti bir bedi\u00ee sanat ile \u015fekilden \u015fekle, s\u00fbretten s\u00fbrete, naz\u0131mdan nazma, \u00e7e\u015fitli ve pek \u00e7ok \u00e2yetler yap\u0131yor ve k\u00e2h \u00e7ok \u00e7e\u015fitli \u00e2yetleri bir \u00e2yete d\u00f6k\u00fcp geni\u015fleri k\u0131salt\u0131yor. \u00d6zetle hakikatin durumlar\u0131n\u0131 nas\u0131l bir harf, bir kelime h\u00e2line getiriyor, o harfleri ve kelimeleri nas\u0131l s\u00eeg\u00e2 (kip)lara \u00e7ekiyor da, o a\u00e7\u0131k deliller ile kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131, birli\u011fini, tasarruf kudretini kulaklara, g\u00f6zlere, kalblere nas\u0131l tebli\u011f ediyor? Sonra da onlar bu \u00e2yetlerden nas\u0131l y\u00fcz \u00e7eviriyorlar?<\/p>\n<p>47- Ey Muhammed de ki: Vicdan\u0131n\u0131z\u0131 iyi tart\u0131n da \u015funu bana iyi haber veriniz: E\u011fer size Allah&#8217;\u0131n azab\u0131 hi\u00e7bir delil ve alameti olmaks\u0131z\u0131n birdenbire veya \u00f6nce deliller ve emarelerini g\u00f6stererek a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa gelirse, zalimler g\u00fcruhundan, yani k\u00fcfr\u00fc iman yerine koyan sizden ba\u015fkas\u0131 m\u0131 helak olacak? Hay\u0131r.<\/p>\n<p>48-49-Bir de o k\u00e2firler peygamberli\u011fin mahiyetini ve g\u00f6revlerini, peygamberlerin g\u00f6nderili\u015f hikmetini bilmezler de, Peygamber&#8217;den vazife ve selahiyeti d\u0131\u015f\u0131nda \u015feyler isterler. Halbuki biz \u00f6teden beri g\u00f6nderdi\u011fimiz peygamberleri ba\u015fka de\u011fil, ancak birer m\u00fcjdeci ve Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan korkutucu olarak g\u00f6ndeririz. B\u00fct\u00fcn peygamberler kavimlerini sevindirecek \u015feyleri haber verip m\u00fcjdelemek ve zarar verecek \u015feyleri haber verip korkutmak ve sak\u0131nd\u0131rmak, itaatlar\u0131 ve itaatlar\u0131n sevab\u0131n\u0131, g\u00fcnahlar\u0131 ve g\u00fcnahlar\u0131n cezas\u0131n\u0131 haber vermek ve tebli\u011f etmek i\u00e7in g\u00f6nderilir. Yoksa haber verilen \u015feylerin meydana gelmesi ve meydana getirilmesine onlar\u0131n asla kar\u0131\u015fma haklar\u0131 yoktur, o Allah&#8217;a aittir. Peygamberin g\u00f6revi ac\u0131 ve tatl\u0131 do\u011fru haberler vermektir. \u015eu halde kim iman edip durumunu d\u00fczeltirse, onlara hi\u00e7bir korku yoktur.<\/p>\n<p>Bu bilindikten sonra d\u00e2vay\u0131 a\u00e7\u0131kl\u0131yarak ve o k\u00e2firlerin sorular\u0131na cevap olarak ey Muhammed:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>50- De ki: &#8220;Size Allah&#8217;\u0131n hazineleri benim yan\u0131mdad\u0131r, demiyorum. Gayb\u0131 da bilmiyorum. Ve size, ben bir mele\u011fim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum.&#8221; De ki: &#8220;K\u00f6r ile g\u00f6ren bir olur mu? Hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmez misiniz?&#8221;<\/p>\n<p>51- Rablerinin huzurunda toplanacaklar\u0131ndan korkanlar\u0131 Kur&#8217;an&#8217;la uyar. Onlar i\u00e7in Allah&#8217;tan ba\u015fka ne bir dost, ne de bir \u015fefaat\u00e7i vard\u0131r. Gerekir ki Allah&#8217;tan korkarlar.<\/p>\n<p>52- S\u0131rf Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 dileyerek sabah ak\u015fam Rab&#8217;lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onlar\u0131n hesab\u0131ndan sen sorumlu de\u011filsin, onlar da senin hesab\u0131ndan sorumlu de\u011filler. Onlar\u0131 yan\u0131ndan kovdu\u011fun takdirde zalimlerden olursun.<\/p>\n<p>53- Biz onlardan kimini kimi ile, &#8220;Allah aram\u0131zdan bunlara m\u0131 lutfunu lay\u0131k g\u00f6rd\u00fc&#8221; desinler diye, i\u015fte b\u00f6yle imtihan ettik. Allah, \u015f\u00fckredenleri daha iyi bilen de\u011fil midir?<\/p>\n<p>54- \u00c2yetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara \u015f\u00f6yle s\u00f6yle: Selam olsun size! Rabbiniz rahmeti kendi \u00fczerine yazd\u0131. Sizden her kim bilmeyerek bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck i\u015fleyip de sonra arkas\u0131ndan tevbe eder, kendini d\u00fczeltirse, muhakkak ki O, ba\u011f\u0131\u015flayan, esirgeyendir&#8221;.<\/p>\n<p>55- Su\u00e7lular\u0131n tuttu\u011fu yol a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131ks\u0131n diye, \u00e2yetleri i\u015fte b\u00f6yle geni\u015f\u00e7e a\u00e7\u0131kl\u0131yoruz.<\/p>\n<p>50-51-K\u0131r\u00e2et: kelimesi \u00c2s\u0131m&#8217;dan \u015eu&#8217;be, Hamze, K\u00ees\u00e2\u00ee ve Halef\u00fc&#8217;l-\u00c2\u015fir&#8217;e g\u00f6re &#8220;y\u00e2&#8221; harfi ile \u015feklinde okunur. kelimesi de N\u00e2fi ve Ebu Cafer&#8217;e g\u00f6re &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131n nasb\u0131 ile \u015feklinde okunur.<\/p>\n<p>&#8220;HAZA\u0130N&#8221; kelimesi, dilimizde &#8220;hazine&#8221; veya &#8220;hazne&#8221; denilen &#8220;hiz\u00e2ne&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur ki, ellerin eri\u015femiyece\u011fi bir \u015fekilde mal biriktirilen, saklan\u0131lan mek\u00e2n\u0131n ad\u0131d\u0131r. Yani m\u00e2n\u00e2: &#8220;Ben, Allah&#8217;\u0131n kudret hazineleri bendedir, bana teslim edilmi\u015ftir, ben onlarda tek ba\u015f\u0131ma veya izinli olarak diledi\u011fim gibi tasarruf ederim, diyemem, b\u00f6yle bir iddiada bulunmam&#8221; demektir. Buna g\u00f6re \u00e2yetler indirmek veya azab indirmek veya da\u011flar\u0131 alt\u0131n yapmak vesaire gibi \u015feyler bana ait de\u011fildir. Bana: &#8220;Sen, Allah taraf\u0131ndan el\u00e7iysen Allah&#8217;tan iste de bize d\u00fcnya saadetlerini bol bol versin, yoksa peygamberli\u011fine inanmay\u0131z.&#8221; demeye hakk\u0131n\u0131z yoktur. Onlar benim elimde de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n elindedir. Diledi\u011fine m\u00fclk veren, diledi\u011finden m\u00fclk\u00fc alan, diledi\u011fini \u00fcst\u00fcn k\u0131lan, diledi\u011fini zel\u00eel eden &#8220;biyedihi&#8217;l-hayr&#8221; (hay\u0131r elinde olan) O&#8217;dur. Ben gayb\u0131 da bilmem. Bilgim d\u0131\u015f\u0131nda bulunan Allah&#8217;\u0131n fiil ve bilgilerini bilirim diye iddia da etmem. Kahinlik taslamam. Di\u011fer bir \u00e2yette de &#8220;E\u011fer ben gayb\u0131 bilseydim, elbette \u00e7ok hay\u0131r elde ederdim ve bana k\u00f6t\u00fcl\u00fck dokunmazd\u0131. Ben, sadece inanan bir kavim i\u00e7in bir uyar\u0131c\u0131 ve m\u00fcjdeciyim&#8221; (\u00c2r\u00e2f, 7\/188) \u015feklinde gelecektir. \u015eu halde bana: &#8220;O k\u0131yamet ne zaman?&#8221; veya &#8220;Azab ne zaman?&#8221; gibi gayba ait sorular sorman\u0131z\u0131n da bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. Ben size &#8220;bir mele\u011fim&#8221; de demem; bir melek oldu\u011fumu da iddia etmem. Bundan dolay\u0131 &#8220;Yahut g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131kmal\u0131s\u0131n&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/93) diye be\u015ferde \u00e2det olmayan g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131kmak gibi ola\u011fan\u00fcst\u00fc fiilleri bana teklif etmeye veya benim meleklerde bulunmayan yemek i\u00e7mek gibi insana ait vas\u0131flar\u0131m\u0131 peygamberli\u011fime engel say\u0131p, &#8220;Bu peygambere ne oluyor ki yemek yiyor, \u00e7ar\u015f\u0131larda geziyor?&#8221; (Furk\u00e2n, 25\/7) demeye de hakk\u0131n\u0131z yoktur. Ben ba\u015fka bir \u015feye de\u011fil, ancak bana g\u00f6nderilen vahye uyar\u0131m, ona t\u00e2bi olurum. Gayba dair verdi\u011fim haberler benim kendimden de\u011fil, Allah&#8217;dan bana gelen vahiylerdir ve Allah&#8217;\u0131n ilmini tebli\u011fdir. &#8220;Allah gayb\u0131n\u0131, diledi\u011fi peygamberden ba\u015fka bir kimseye bildirmemi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, onlar\u0131n \u00f6n\u00fcne ve arkas\u0131na g\u00f6zetleyiciler koyar.&#8221; (Cinn, 72\/26-27) \u00e2yetinin delaletine g\u00f6re Allah gayb\u0131na hi\u00e7 kimseyi haberdar etmez ve h\u00e2kim k\u0131lmaz. Ancak se\u00e7ti\u011fi ve em\u00een k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 Resul m\u00fcstesnad\u0131r. Ona \u00f6n\u00fcnden ve arkas\u0131ndan korucular koyar, temin eder ve o \u015fekilde ona g\u00f6rmedi\u011fi ve bilmedi\u011fi baz\u0131 gayblar\u0131 vahyeder, haber verir; haberin i\u00e7eri\u011fi o Resul\u00fcn yan\u0131nda haz\u0131r olmad\u0131\u011f\u0131, g\u00f6r\u00fcnmedi\u011fi halde, vahy ve haber fiil\u00ee bir \u015fekilde g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ve hay\u0131r bulunur. Ve onun bizzat bilmedi\u011fi gayb, bu sayede \u00e2yet ve alametiyle bildi\u011fi olur. Vas\u0131ta ile de olsa, bilinen \u015fey her y\u00f6n\u00fcyle gayb olmaz. Bilinen, mutlak gayb de\u011fil, haber verilen gaybd\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki, be\u015fer ilminin hepsi bir haber, bir \u00f6nerme mahiyetinde ortaya \u00e7\u0131kar ve be\u015fer ilminin hakk\u0131, haber vermesi, hakk\u0131n zat\u0131 de\u011fil, \u00e2yet ve alametinin kalbde haz\u0131r olmas\u0131yla bir kel\u00e2m\u00ee delalettir. Ve bunun zaman\u0131 Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kendine \u015fahitli\u011fidir. Hissedilen ve g\u00f6r\u00fcnenlerde bile kulaklara, g\u00f6zlere ve onlar arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla kalbe gelen e\u015fyan\u0131n zat\u0131 de\u011fil, e\u015fyan\u0131n alametleridir. Ve en a\u00e7\u0131k, en sarih \u00e2yet, hakk\u0131n kel\u00e2m\u0131; en a\u00e7\u0131k ilim de Hakk&#8217;\u0131n haber vermesidir. Vahiy de Allah kel\u00e2m\u0131 olan Hakk&#8217;\u0131n \u00e2yetlerinin kalbe zorla girmesidir. Peygamberlik de Allah&#8217;tan vahiy almak ve gere\u011fince amel etmekten ibarettir. Peygamber vahiy ile Hakk&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini g\u00f6r\u00fcr ve haber verir. Elbette duyan, duymayana kar\u015f\u0131 delildir. Ve peygamberlerle peygamber olmayanlar\u0131n fark\u0131, g\u00f6zl\u00fclerle k\u00f6rlerin fark\u0131 gibidir. K\u00f6rler g\u00f6remedikleri, \u015feyleri ancak g\u00f6renlerin haber vermelerini dinleyerek duyma yoluyla istifade edecekleri gibi, peygamber olmayanlar da peygamberlerden \u00f6yle istifade edebilirler. K\u00f6rlere g\u00f6zl\u00fclerin delilleri ve al\u00e2metleri olan renkleri anlatmak m\u00fcmk\u00fcn olmaz. Sa\u011f\u0131r ve deli de\u011fillerse \u00f6nlerindeki u\u00e7urumu s\u00f6yleyerek sak\u0131nd\u0131r\u0131p korundurmak ve duyma \u00e2letleri ve kalb sayesinde do\u011fru yollar\u0131 anlatmak m\u00fcmk\u00fcn olur. Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>K\u00f6r ile g\u00f6ren e\u015fit olur mu? \u015eimdi siz bir d\u00fc\u015f\u00fcnmez misiniz, de! Ve bu vahy ile o kimseleri korkut ki, Rablerinin huzurunda toplanmaktan korkarlar. O halde ki kendilerinin ondan, \u00e2lemlerin Rabbinden ba\u015fka ne bir dostlar\u0131, ne de bir \u015fefaat\u00e7ileri yoktur. Gerek vukuuna inanmakla olsun ve gerek imkan ve ihtimal \u00fczerine \u015fek ve teredd\u00fctle olsun kalblerinde b\u00f6yle bir ha\u015fr (toplanma) korkusu, bir ahiret hissi bulundu\u011fu halde, korunmayan veya korunmas\u0131n\u0131 bilmeyen, dolay\u0131s\u0131yla muttak\u00ee olmayanlar\u0131 korkut, ki bunlar belki korunurlar. Yani bunlar i\u00e7inde bu sayede ittika edecek, korunacak olanlar vard\u0131r. Ger\u00e7i ha\u015fr ve ahireti tamamen ink\u00e2r edenler yahut ahirete inanmakla beraber Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan kendilerini kesin kurtarabilecek Allah&#8217;tan ba\u015fka yak\u0131nlar\u0131 veya \u015fefaat\u00e7\u0131lar\u0131 bulundu\u011funa kat&#8217;i \u015fekilde inanm\u0131\u015f bulunanlar, mesela putlar\u0131n\u0131n ve di\u011fer il\u00e2h tan\u0131d\u0131klar\u0131n\u0131n ve babalar\u0131n\u0131n, dedelerinin, pirlerinin ve Allah&#8217;\u0131n izni olmadan peygamberlerinin Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 kendilerine sahip olup \u015fefaat edece\u011fine inanm\u0131\u015f olanlar korkutulmalar\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011filseler de, Allah&#8217;dan ba\u015fka dost ve \u015fefaat\u00e7\u0131lar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131na inanan veya ihtimal verenler, korkmalar\u0131 ve tesir alt\u0131nda kalmalar\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olanlard\u0131r.<\/p>\n<p>52-B\u00f6yle gere\u011fince korunmayanlar\u0131 korkutma emrinden sonra, muttak\u00eelere ikram ve m\u00fcjdelemek i\u00e7in buyuruluyor ki: Ve \u015f\u00f6yle muttak\u00eeleri kovma ki sabah ak\u015fam (yani her zaman) Rablerine dua ve ibadet ederler ve ederken s\u0131rf onun (o \u00e2lemlerin Rabbinin) cemalini, r\u0131zas\u0131n\u0131 isterler. Samimi niyet ile ve ancak Allah&#8217;a d\u00f6nerek daima dua ve ibadet ederler. Onlar\u0131n hesaplar\u0131ndan hi\u00e7bir \u015fey sana ait de\u011fil. Senin hesab\u0131ndan hi\u00e7bir \u015fey de onlara ait de\u011fildir, ki muhasebe vazifesi veya endi\u015fesiyle onlar\u0131 ko\u011fas\u0131n. \u015eu halde ko\u011fma, ki zalimlerden olursun.<\/p>\n<p>Rivayet ediliyor ki Kurey\u015f&#8217;in ileri gelenlerinden birtak\u0131mlar\u0131 Hz. Peygamber&#8217;e u\u011fram\u0131\u015flar, yan\u0131nda Suheyb, Cenab, Bil\u00e2l, Amm\u00e2r, Selm\u00e2n ve di\u011fer fakir m\u00fcsl\u00fcmanlar bulunuyormu\u015f. &#8220;Ey Muhammed, sen kavminden vazge\u00e7tin de bunlara m\u0131 raz\u0131 oldun? Biz bunlar\u0131n arkas\u0131ndan m\u0131 gidece\u011fiz? Bunlar\u0131 yan\u0131ndan kovsan biz senin meclisine gelir konu\u015furuz, belki de uyar\u0131z&#8221; demi\u015fler. Resulullah &#8220;Ben m\u00fcminleri kovmam&#8221; (\u015euar\u00e2, 26\/114) buyurmu\u015f. &#8220;O halde biz geldi\u011fimiz zaman bunlar\u0131 kald\u0131r, gitti\u011fimiz zaman yan\u0131nda oturt&#8221; demi\u015fler. Hz. \u00d6mer de &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc yapsan bakal\u0131m ne olacak?&#8221; demi\u015f. Sonra onlara \u0131srar etmi\u015fler ve bunun yaz\u0131lmas\u0131n\u0131 istemi\u015fler, Resulullah da yaz\u0131lmas\u0131 i\u00e7in bir sayfa ile Hz. Ali&#8217;yi \u00e7a\u011f\u0131rtm\u0131\u015f ve bu \u00e2yet &#8221; &#8220;e kadar bu sebeple nazil olmu\u015ftur. Bunun \u00fczerine Resulullah (s.a.v.) sayfay\u0131 atm\u0131\u015f ve Hz. \u00d6mer s\u00f6z\u00fcnden dolay\u0131 \u00f6z\u00fcr dilemi\u015ftir. Selman ve Cenab (rad\u0131yallahu anh\u00fcm\u00e2) demi\u015flerdir ki, &#8220;Bu \u00e2yet bizler hakk\u0131nda nazil oldu, Resulullah bizimle beraber oturur ve biz kendisine dizimiz m\u00fcbarek dizine dokununcaya kadar yakla\u015f\u0131rd\u0131k ve istedi\u011fi zaman yan\u0131m\u0131zdan kalkard\u0131. Sonra Kehf s\u00fbresinde &#8220;Nefsini, sabah ak\u015fam, r\u0131zas\u0131n\u0131 istiyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut&#8221; (Kehf, 18\/28) \u00e2yeti nazil oldu ve bundan dolay\u0131 biz kalkmadan, kalkmay\u0131 terk buyurdu ve dedi ki: &#8220;Hamdolsun Allah&#8217;a ki, \u00fcmmetimden bir kavim ile beraber nefsime sabrettirmemi bana emretmeden beni \u00f6ld\u00fcrmedi, hayat sizinle, \u00f6l\u00fcm sizinle&#8221;.<\/p>\n<p>53-Zira b\u00f6yle bir fitne ile, yani kovmaya ve hakarete lay\u0131k san\u0131lan fakirleri ve zay\u0131flar\u0131 iman ve ihlas ile memnun ve ikram etmek gibi bir imtihan iledir ki onlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 di\u011fer k\u0131sm\u0131yla imtihan ettik. \u015eunlar\u0131 m\u0131 Allah aram\u0131zdan lutuf ve nimetine lay\u0131k g\u00f6rd\u00fc? desinler diye fitneye d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fck, birbirleriyle denedik. Nefislerine, mevki ve zenginliklerine ma\u011frur olarak di\u011ferlerinin ve \u00f6zellikle d\u00fc\u015fk\u00fcn fakir ve zay\u0131flar k\u0131sm\u0131n\u0131 hakir g\u00f6renleri, bir g\u00fcn gelir Allah onlarla s\u0131nar, kendilerine vermedi\u011fini onlara verir, kar\u015f\u0131lar\u0131na \u00e7\u0131kar\u0131r, gururlar\u0131n\u0131 k\u0131rar. O zaman onlar o nimetlerin esas\u0131 bir il\u00e2h\u00ee ihsandan ibaret oldu\u011funu, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n diledi\u011fine diledi\u011fini vermekte oldu\u011funu anl\u0131yarak kulluk aczlerini idrak eder ve Hakk&#8217;a nefislerini teslim edip tevbek\u00e2r olurlarsa, bu imtihanda kazanm\u0131\u015f olurlar. Fakat kibir ve gururlar\u0131n\u0131 yenecek yerde b\u00fcsb\u00fct\u00fcn az\u0131t\u0131r ve servetlerimiz veya asaletlerimiz veya zekalar\u0131m\u0131z, ilimlerimiz, sosy\u00e2l mevkilerimizle bizler dururken Allah b\u00f6yle d\u00fc\u015fk\u00fcn, z\u00fc\u011f\u00fcrt, baya\u011f\u0131 kimseleri mi bizim \u00f6n\u00fcm\u00fcze d\u00fc\u015f\u00fcrecek veya kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131karacak? B\u00f6yle \u015fey olmaz diye fazilet ehlinin faziletini ink\u00e2r etmeye ve Allah&#8217;\u0131n takdirine kar\u0131\u015fmaya kalk\u0131\u015ft\u0131lar m\u0131, bu art\u0131k onlar\u0131n imtihanda kaybettikleri, zaman\u0131n de\u011fi\u015fmesinin en derin u\u00e7urumlar\u0131na yuvarlanmaya ba\u015flad\u0131klar\u0131 g\u00fcnd\u00fcr. Ve i\u015fte Allah o gururlular\u0131, zalimleri bu sonuca getirmek i\u00e7in b\u00f6yle bir fitne ve imtihana d\u00fc\u015f\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Temsili g\u00f6steriyor ki bu imtihan\u0131n \u00e7e\u015fitli \u015fekilleri bulunmakla beraber ba\u015f\u0131 ve en \u00f6nemlisi maddeyle gururlananlar\u0131n k\u00fcf\u00fcr ve g\u00fcnahk\u00e2rl\u0131\u011f\u0131na, sak\u0131nmas\u0131zl\u0131\u011f\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k fakirlere ve zay\u0131flara Allah&#8217;a iman ve ihlas nimetinin lutfedilmesidir. Ve bu \u00e2yet bunu a\u00e7\u0131klamakla &#8220;sak\u0131n kovma&#8230; yoksa zalimlerden olursun&#8221; yasa\u011f\u0131n\u0131n s\u0131r ve hikmetine i\u015faret etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Acaba Allah \u015f\u00fckreden kullar\u0131n\u0131 onlardan ve herkesten daha iyi biliyor de\u011fil midir? Ki bu gururlu nank\u00f6rler, o samimi korunanlara Allah&#8217;\u0131n nimet vermesini uzak g\u00f6r\u00fcyor ve onlar\u0131n kovulmalar\u0131n\u0131 istiyorlar? \u015eu halde sak\u0131n onlar\u0131 kovma!<\/p>\n<p>54- &#8220;\u00c2yetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara \u015f\u00f6yle s\u00f6yle: &#8216;Selam olsun size, Rabb&#8217;\u0131n\u0131z rahmeti kendi \u00fczerine yazd\u0131, sizden biri bilmeyerek bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck i\u015fleyip de sonra arkas\u0131ndan tevbe eder kendini d\u00fczeltirse, muhakkak ki O, ba\u011f\u0131\u015flayan, merhamet edendir.&#8221; diyerek bu \u015fekilde m\u00fcjdele!<\/p>\n<p>55- B\u00f6yle t\u00e2 yukar\u0131lardan beri gelen duruma uygun a\u00e7\u0131klamalarla biz \u00e2yetleri a\u00e7\u0131klar\u0131z ve g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n yolunun tamamen ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 i\u00e7in k\u0131r\u00e2etine g\u00f6re: &#8220;g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n yolunu senin a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturman, kesip atman i\u00e7indir&#8221; ki daha a\u00e7\u0131klayaca\u011f\u0131z:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>56- De ki: &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki bana, Allah&#8217;tan ba\u015fka yalvard\u0131klar\u0131n\u0131za ibadet etmem yasakland\u0131&#8221;. De ki: &#8220;Sizin \u00e7arp\u0131k isteklerinize uymayaca\u011f\u0131m, (e\u011fer uyarsam) o zaman sap\u0131tm\u0131\u015f olur, do\u011fru yolda gidenlerden olmam\u0131\u015f olurum&#8221;.<\/p>\n<p>57- De ki: &#8220;Ben Rabbimden apa\u00e7\u0131k bir delile dayanmaktay\u0131m, siz ise onu yalanlad\u0131n\u0131z. O \u00e7abuk gelmesini istedi\u011finiz azab benim elimde de\u011fildir, h\u00fck\u00fcm ancak Allah&#8217;a aittir, ger\u00e7e\u011fi O anlat\u0131r ve O, hakk\u0131 b\u00e2t\u0131ldan ay\u0131rdedenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>58- De ki: &#8220;Sizin \u00e7abuk gelmesini istedi\u011finiz azab benim elimde olsayd\u0131, benimle sizin aran\u0131zdaki durum herhalde sonu\u00e7lanm\u0131\u015f olurdu. Allah, zulmedenleri en iyi bilendir&#8221;.<\/p>\n<p>59- Gayb\u0131n anahtarlar\u0131 O&#8217;nun kat\u0131ndad\u0131r, onlar\u0131 O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131 bilmez, karada ve denizde olanlar\u0131 O bilir ve bir yaprak d\u00fc\u015fmez ki, onu O bilmesin; ne topra\u011f\u0131n karanl\u0131klar\u0131nda bir tane, ne de kuru ve ya\u015f hi\u00e7bir \u015fey yoktur ki, o her\u015feyi a\u00e7\u0131klayan Kitap&#8217;ta bulunmas\u0131n.<\/p>\n<p>60- Sizi geceleyin \u00f6l\u00fc gibi uyutan, g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn ne yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 bilen, sonra \u00f6l\u00fcm \u00e2n\u0131 gelinceye kadar g\u00fcnd\u00fczleri sizi uyand\u0131r\u0131p kald\u0131ran O&#8217;dur. Sonunda da d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcz ancak O&#8217;nad\u0131r. Sonra b\u00fct\u00fcn yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 size O haber verecektir.<\/p>\n<p>61- O, kullar\u0131 \u00fczerinde h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcr ve size koruyucular g\u00f6nderir, sonunda sizden birinize \u00f6l\u00fcm geldi\u011fi vakit el\u00e7ilerimiz, hi\u00e7 eksiklik yapmadan, onun can\u0131n\u0131 al\u0131rlar.<\/p>\n<p>62- Sonra da ger\u00e7ek Mevl\u00e2lar\u0131na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcrler. Dikkatli olun, h\u00fck\u00fcm ancak O&#8217;nundur ve O, hesap g\u00f6renlerin en s\u00fcratlisidir.<\/p>\n<p>63- De ki: &#8220;Bizi bu tehlikeden kurtar\u0131rsa elbette \u015f\u00fckredenlerden olaca\u011f\u0131z&#8221; diye gizli ve a\u015fik\u00e2r O&#8217;na yalvar\u0131p dururken, karan\u0131n ve denizin karanl\u0131klar\u0131ndan sizi kim kurtar\u0131r?<\/p>\n<p>64- De ki: &#8220;Allah, sizi ondan ve b\u00fct\u00fcn s\u0131k\u0131nt\u0131lardan kurtar\u0131r, sonra da siz yine ortak ko\u015fars\u0131n\u0131z&#8221;.<\/p>\n<p>65- De ki: &#8220;O&#8217;nun \u00fcst\u00fcn\u00fczden ve ayaklar\u0131n\u0131z\u0131n alt\u0131ndan azab g\u00f6ndermeye, yahut sizi f\u0131rkalara ay\u0131r\u0131p kiminizin kiminize h\u0131nc\u0131n\u0131 tatt\u0131rmaya g\u00fcc\u00fc yeter&#8221;. Bak, \u00e2yetlerimizi nas\u0131l inceden inceye a\u00e7\u0131kl\u0131yoruz ki, onlar iyice anlas\u0131nlar.<\/p>\n<p>66- Kavmin o (Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131) yalan sayd\u0131, halbuki o ger\u00e7ektir . De ki: &#8221; Ben sizin vekiliniz de\u011filim&#8221;.<\/p>\n<p>67- Her haberin kararla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bir zaman\u0131 vard\u0131r, siz de onu yak\u0131nda bileceksiniz.<\/p>\n<p>56-59- N\u00e2fi, \u0130bn\u00fc Kesir, \u00c2s\u0131m, Ebu Ca&#8217;fer k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;sad&#8221; ile, geri kalanlar\u0131n k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;dad&#8221; ile okunur ki, birisi &#8216;dan, di\u011feri &#8216;dand\u0131r. &#8216;n\u0131n asl\u0131, bir i\u015fi tamamiyle ay\u0131rmak, ay\u0131r\u0131p bitirmektir ki, &#8220;kesip atmak&#8221; diye de s\u00f6ylenir. kelimesinin k\u00f6k\u00fc de yasaklamak (men&#8217;etmek) tir.. B\u00e2t\u0131l\u0131 yasaklamas\u0131 bak\u0131m\u0131ndand\u0131r ki, h\u00fck\u00fcm denilmi\u015ftir. &#8220;Kasas&#8221; ve &#8220;k\u0131ssa&#8221;dan kel\u00eemesi, bir haberi tebli\u011f etmek yerine getirmektir ki, T\u00fcrk\u00e7e &#8221; ay\u0131tmak&#8221; denilir. Bunu &#8220;ay\u0131ltmak&#8221; masdar\u0131yle kar\u0131\u015ft\u0131rmamal\u0131d\u0131r. Kaz\u00e2, s\u00f6zler ve fiiller veya her ikisi ile olur. &#8220;Kass&#8221; ise s\u00f6zl\u00fc olur. \u0130z g\u00fctmek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir ve o zaman fiil\u00ee olur. \u00d6zetle h\u00fck\u00fcm ve hakimiyette, kaza ve kad\u0131l\u0131kta biri ilm\u00ee, biri amel\u00ee (pratik) iki durum vard\u0131r. &#8220;Kass&#8221; daha \u00e7ok bunun ilm\u00ee taraf\u0131na, &#8220;kaza&#8221; da daha \u00e7ok pratik ve icra taraf\u0131na bakar. Ve hak ve bat\u0131l\u0131 ay\u0131rmak, bunlar\u0131n sonu\u00e7lar\u0131d\u0131r. \u015eu halde burada hem te\u015fri\u00ee (kanun koyma ile ilgili) ve ilm\u00ee, hem de icra\u00ee ve amel\u00ee h\u00fck\u00fcm ve hakimiyetin ancak Allah&#8217;a mahsus ve il\u00e2h\u00ee h\u00fckm\u00fcn hem hak, hem hay\u0131r oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>De ki: Evdi\u011finiz \u015fey, &#8220;Sen peygambersen g\u00f6kten ba\u015f\u0131m\u0131za ta\u015f ya\u011fd\u0131r veya bize ac\u0131kl\u0131 bir azab getir.&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/32) diye acele istedi\u011finiz azab benim elimde olsayd\u0131, benim aramla sizin aran\u0131zda i\u015f kesilir biterdi, bana kalsa ben onu hemen yapard\u0131m. Fakat Allah, zalimleri ve onlara yapaca\u011f\u0131n\u0131 daha iyi bilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn gayb\u0131n anahtarlar\u0131 O&#8217;nun kat\u0131ndad\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;MEFTAH&#8221;, mim&#8217;in fethiyle mek\u00e2n (yer), a\u00e7\u0131lacak yer demektir. Mim&#8217;in kesriyle de &#8220;miftah&#8221; \u00e2let ismi olup anahtar demektir. Yani daha a\u00e7\u0131lmam\u0131\u015f, v\u00fccuda gelmemi\u015f, bizim ilmimiz ula\u015fmam\u0131\u015f o kadar gayb hazineleri vard\u0131r ki b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n kap\u0131lar\u0131 veya anahtarlar\u0131 ancak Allah&#8217;\u0131n kat\u0131nda, Allah&#8217;\u0131n elindedir. Onlar\u0131, O&#8217;ndan ba\u015fka kimse bilmez. O, b\u00fct\u00fcn bu gayblar\u0131 bildi\u011fi gibi, h\u00e2l-i haz\u0131rdaki b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131 da, b\u00fct\u00fcn teferruat ve k\u0131s\u0131mlar\u0131na var\u0131ncaya kadar bilir. Mesela karada ve denizde ne varsa hepsini de bilir. Ve hi\u00e7bir yaprak d\u00fc\u015fmez ki herhalde onu bilmesin ne yerin karanl\u0131klar\u0131na d\u00fc\u015fer bir tane, ne ya\u015f, ne de kuru hi\u00e7bir \u015fey yoktur ki herhalde hepsi Allah&#8217;\u0131n kat\u0131nda bir a\u00e7\u0131k kitapta olmas\u0131n. G\u00f6r\u00fcnmeyen ve g\u00f6r\u00fcnen, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen ve hissedilen, b\u00fct\u00fcnler ve k\u0131s\u0131mlar, b\u00fcy\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck, d\u00fc\u015fme ve karar bulma, hareket ve durgunluk, hayat ve \u00f6l\u00fcm, has\u0131l\u0131 olmu\u015f olacak, gizli a\u00e7\u0131k her \u015fey b\u00fct\u00fcn geni\u015fli\u011fi, b\u00fct\u00fcn inceli\u011fiyle gayet a\u00e7\u0131k ve d\u00fczg\u00fcn bir kitaptad\u0131r. Yani Allah&#8217;\u0131n ilminde veya Levh-i mahf\u00fbzdad\u0131r. Hem m\u00fcfred\u00e2t\u0131 hem nizamlar\u0131n silsilesi ile Allah kat\u0131nda belli ve kaydedilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Kara ve deniz olaylar\u0131ndan sonra d\u00fc\u015fme olaylar\u0131n\u0131n yaprak ve tane ile temsil olunmas\u0131, b\u00fct\u00fcn g\u00f6k cisimlerinin birer yaprak ve tane gibi &#8220;durma kanunlar\u0131&#8221; na tabi bulundu\u011funa dair bir delaleti i\u00e7erir. Ve dikkate \u015fayand\u0131r ki bu delalet, varl\u0131klardan nas\u0131l ve ne \u015fekilde okunabilirse, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan da o kadar okunabilmektedir. Do\u011frudan do\u011fruya cisimlerin duru\u015f ve hareketleri ifade olunmay\u0131p da yapra\u011f\u0131n ve tanenin duru\u015funun a\u00e7\u0131klanmas\u0131, hem Allah&#8217;\u0131n bilgilerinin \u00e7okluk ve inceli\u011fini tasvir etmek, hem de insanlara g\u00f6re durma kanunlar\u0131n\u0131n yapraklar ve tanelerde a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik bir cereyan ve cisimlerde gizli ve istidl\u00e2le dayal\u0131 oldu\u011funa ve yerde karanl\u0131klara bir tane d\u00fc\u015fmesinin g\u00f6k bo\u015flu\u011funda cisimlerin duru\u015f ve hareketlerini bilmeye bir anahtar te\u015fkil edebilece\u011fine bir i\u015farettir. Bu \u00e2yetin \u00f6nce g\u00f6r\u00fcnmeyenden g\u00f6r\u00fcnene, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclenden hissedilene, sonra derece derece hissedilenden d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclene, g\u00f6r\u00fcnenden g\u00f6r\u00fcnmeyene giden \u00f6yle bir ince tertip vard\u0131r ki, bunun ne a\u00e7\u0131klamas\u0131 biter, ne incelikeri t\u00fckenir.<\/p>\n<p>60- O Allah, o k\u00e2dirdir ki geceleyin sizi vefat ettirir; uyutur, kendinizden ge\u00e7irir, nefislerinizi sizden al\u0131r, kabzeder, ve o halde g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131z, elinizle yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z, elde etti\u011finiz \u015feyleri, siz bilmezken, O bilir.<\/p>\n<p>CERH , as\u0131l lugatta, bilindi\u011fi \u00fczere, bir \u015feye tesir icra edip zedelemektir. Bunun gere\u011fi olarak ele ge\u00e7irmek, kazanmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda da bilinmektedir. Nitekim bedenin el, ayak, di\u015f, dil gibi etkili ve \u00e2mil uzuvlar\u0131na &#8220;c\u00e2riha&#8221; ve &#8220;cev\u00e2rih&#8221; ad\u0131 verilir ki, &#8220;k\u00e2sibe&#8221; (kazanan) ve &#8220;kev\u00e2sib&#8221; (kazananlar) demektir. Ve burada cerh, bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. : &#8220;K\u00f6t\u00fcl\u00fckleri kazand\u0131lar&#8221; demek oldu\u011fu gibi. \u0130bn\u00fc At\u0131yye, as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131yla cerh (yaralamak)den olmas\u0131n\u0131n ihtimal dahilinde bulundu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Fakat kazanmak ve \u00e7al\u0131\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 hem bunu i\u00e7erir, hem makam karinesi (durumu) ile ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 gibi genellikle tefsirlerin rivayeti de budur. Yani, siz o g\u00fcn uyumazdan \u00f6nce organlar\u0131n\u0131z\u0131n hareketleriyle birtak\u0131m tesirler icra etmi\u015f, i\u015fler yapm\u0131\u015f, madd\u00ee veya manev\u00ee, hay\u0131r veya \u015fer birtak\u0131m \u015feyler kazanm\u0131\u015f bulunuyorsunuz ki, bunlar sizin amellerinizdir. Bedenininizin, organlar\u0131n\u0131z\u0131n y\u0131pranmas\u0131, yaralanm\u0131\u015f olmas\u0131 da bu kazan\u0131lm\u0131\u015flar c\u00fcmlesindendir. Siz g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn uyan\u0131k iken kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131z ve hatta kendi elinizle yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z bu i\u015flerin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 bilmezsiniz de, baz\u0131s\u0131n\u0131 bilirsiniz. Fakat gece oldu mu Allah d\u00fc\u015f\u00fcnme yetene\u011finizi sizden al\u0131r, siz \u00f6l\u00fc gibi kendinizden ge\u00e7ersiniz, \u015fuur ve idrakinize sahip ve malik olamazs\u0131n\u0131z. O zaman g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn bildiklerinizi ve kendi eseriniz olmak \u00fczere en yak\u0131n bildiklerinizi bile bilemez olursunuz. Halbuki siz b\u00f6yle \u00f6l\u00fc bir halde iken Allah onlar\u0131n hepsini bilir.<\/p>\n<p>Sonra g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn yine sizi diriltir. Bedeninizde zedelenen, uzuvlar\u0131n\u0131zdan \u00f6len k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131z\u0131 uykuda haberiniz olmadan telaf\u00ee ederek yeniler ve sizden ald\u0131\u011f\u0131 \u015fuur ve idraklerinizi yine sabahleyin size geri verip \u00f6nceki gibi madd\u00ee ve manev\u00ee hayat\u0131n\u0131zla sizi tekrar diriltir, uyand\u0131r\u0131r ve o zaman siz geceyi g\u00fcnd\u00fcz\u00fc farkeder, kendinizi ve ge\u00e7mi\u015f kazan\u00e7lar\u0131n\u0131z\u0131 hi\u00e7 kaybetmemi\u015f, arada hi\u00e7bir durgunluk fas\u0131las\u0131 ge\u00e7memi\u015f gibi bilir tan\u0131rs\u0131n\u0131z. Bunun, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp anlayanlar i\u00e7in manev\u00ee hayat a\u00e7\u0131s\u0131ndan a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme oldu\u011fu apa\u00e7\u0131k olduktan ba\u015fka, madd\u00ee hayat bak\u0131m\u0131ndan da b\u00f6yledir. Her iki hayat, her g\u00fcn, her gece ve hatta her \u00e2n b\u00f6yle r\u00fbh\u00e2n\u00ee ve cisman\u00ee bir &#8220;\u00f6ld\u00fckten sonra dirilme&#8221; i\u00e7indedir. Bunu, bir\u00e7oklar\u0131 mecaz\u00ee bir m\u00e2n\u00e2 ile dirilme kabul ederlerse de cidd\u00ee bir \u015fekilde ilm\u00ee bir g\u00f6zle bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, bunun tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla bir &#8220;ba&#8217;s&#8221; (dirilme) oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar. Bir yapra\u011f\u0131n, bir tanenin, bir ta\u015f\u0131n d\u00fc\u015fmesiyle y\u0131ld\u0131zlar\u0131n hareketlerindeki d\u00fc\u015fme ve genel \u00e7ekim ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da nas\u0131l bir ve ondan bunlar\u0131 \u00e7\u0131karmak nas\u0131l ilm\u00ee ise, uyuyup uyanmaktan \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmeyi anlamak ondan daha a\u00e7\u0131k bir ger\u00e7ektir. Gayet normal bir mesele gibi g\u00f6r\u00fcnen uyuyup uyanmak meselesi, gerek organlar\u0131n g\u00f6revleri ilmi ve gerek psikoloji ilmi a\u00e7\u0131s\u0131ndan son derece dikkate \u015fayan ve \u00f6neme haizdirler. Her g\u00fcn y\u0131pran\u0131p \u00f6len organ k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131n ve her gece duran ilm\u00ee idraklerin tekrarlanmas\u0131 ve ayn\u0131lar\u0131n\u0131n geri verilmesi i\u00e7inde, gidip gelerek ayn\u0131 hayat\u0131 devam ettirme ve ayn\u0131 nefsin \u015fahsiyet ve birli\u011fini ifade edip durmas\u0131, il\u00e2h\u00ee hikmet ilmi bak\u0131m\u0131ndan, ruhun bizzat bir ve ebed\u00ee olu\u015funa delaletten \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na, b\u00e2k\u00ee olu\u015funa, birli\u011fine, tekrar ve iade edilen ruh ve cisme ait tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla \u00f6ld\u00fckten sonra diriltme kudretine delalet eden \u015fahidler ve kesin delillerdendir ki, bununla \u00f6l\u00fcmden sonra dirilmenin yaln\u0131z m\u00fcmk\u00fcn olmas\u0131 de\u011fil, bilfiil vaki oldu\u011fu da g\u00f6r\u00fcl\u00fcp durmaktad\u0131r. \u0130\u015fte Allah, insanlar\u0131 her gece b\u00f6yle vefat ettiriyor ve onlar uyurken madd\u00ee manev\u00ee neleri varsa hepsini biliyor ve ertesi g\u00fcn aynen iade edip diriltiyor ki, takdir edilmi\u015f bir ecel tamamlans\u0131n, yaz\u0131lm\u0131\u015f olan vakit, \u00f6m\u00fcr tamam olsun. Bu b\u00f6yle oldu\u011fu gibi, sonra o saat gelince d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcz yine O&#8217;nad\u0131r. Nihayet yine yaln\u0131z O&#8217;na d\u00f6nersiniz. Ondan sonra da O size bu hayatta yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 haber verecektir.<\/p>\n<p>61- Ve O, kullar\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde tek g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr. O, yoklu\u011fu varl\u0131k ile, varl\u0131\u011f\u0131, yok etmek ve bozmakla ve her \u015feyi z\u0131dd\u0131yle, ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131 karanl\u0131k, karanl\u0131\u011f\u0131 ayd\u0131nl\u0131k, geceyi g\u00fcnd\u00fcz, g\u00fcnd\u00fcz\u00fc gece, s\u0131ca\u011f\u0131 so\u011fuk, so\u011fu\u011fu s\u0131cak ile kahreder. Ve \u00fczerinize koruyucular g\u00f6nderir.<\/p>\n<p>Onlar, sizi ve amellerinizi muhafaza ve kontrol ederler. Ki bunlar: &#8220;Onlar\u0131n her birini \u00f6n\u00fcnden ve arkas\u0131ndan izleyen melekler vard\u0131r, onu Allah&#8217;\u0131n emriyle korurlar&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/11); &#8220;(\u0130nsan), hi\u00e7bir s\u00f6z s\u00f6ylemez ki yan\u0131nda (onu) g\u00f6zetleyen, dediklerini zabteden (bir melek) bulunmas\u0131n&#8221; (K\u00e2f, 50\/18); &#8220;Muhakkak ki \u00fczerinizde koruyucu (melek)lar vard\u0131r. \u015eerefli yaz\u0131c\u0131lar. Her yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 bilirler&#8221; (\u0130nfit\u00e2r, 82\/10-12) \u00e2yetlerinde a\u00e7\u0131klanan meleklerdir ki, din lisan\u0131nda &#8220;hafeza (koruyucu) melekler&#8221; denilir. Filozoflar, &#8220;\u00e7e\u015fitli unsurlar\u0131 ve z\u0131t tabiatlar\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131p birle\u015ftirerek bunlara bir mizac ve \u00f6zel duygular vermesi ve bu mizac ve hisler ile onlar\u0131 tedbirli bir nefsi, his, hareket ve d\u00fc\u015f\u00fcnce kuvvetini kabul etmeye yetenekli k\u0131lmas\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kahredicili\u011fi, yani kudretinin her kudretin \u00fcst\u00fcnde kahredicili\u011fi ve galibiyeti c\u00fcmlesindendir. Ve hafaza (koruyucu melekler)dan maksat, o nefisler ve tedbirli ruhlar, o g\u00fc\u00e7ler ve r\u00fbh\u00ee melekelerdir&#8221; demi\u015flerdir. Fakat bu izah\u0131n eksik oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>Nihayet herhangi birinize \u00f6l\u00fcm geldi\u011fi, \u00f6l\u00fcm\u00fcn sebepleri eri\u015fti\u011fi zaman, onu da taraf\u0131m\u0131zdan el\u00e7ilerimiz \u00f6ld\u00fcr\u00fcr, emrimizle ruhunu al\u0131rlar. (Hamze k\u0131r\u00e2etinde im\u00e2le ile okunur). Tefsircilerin bir k\u0131sm\u0131, bu &#8220;Resuller&#8221;in, bu \u00f6l\u00fcm meleklerinin, yine &#8220;koruyucu melekler&#8221;den ibaret oldu\u011funa k\u00e2ni olmu\u015flar ve &#8220;hafeza&#8221;y\u0131 &#8220;\u00f6l\u00fcm mele\u011fi&#8221;nin yard\u0131mc\u0131lar\u0131ndan saym\u0131\u015flard\u0131r. Fakat \u00e7o\u011funluk, \u00f6l\u00fcm el\u00e7ileri olan \u00f6l\u00fcm mele\u011fi ve yard\u0131mc\u0131lar\u0131n\u0131n, koruyucu el\u00e7ilerinden ba\u015fka oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. \u00d6zet olarak her y\u00f6n\u00fcyle il\u00e2h\u00ee h\u00fckm\u00fcn alt\u0131ndas\u0131n\u0131z. Hayat\u0131n\u0131z, \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcz Allah&#8217;\u0131n emri ile ve Allah&#8217;\u0131n koruma ve kontrol ve \u00f6l\u00fcm el\u00e7ileri, g\u00f6revlileri elinde cereyan eder. Ve bu el\u00e7iler kusur etmezler. Ne korumada, ne \u00f6l\u00fcmde zerre kadar bir kusur etmez, vazifelerini yapar, Allah&#8217;\u0131n emrini geciktirmeden yerine getirirler.<\/p>\n<p>62- Sonra o \u00f6lenler hep hak mevlalar\u0131 (efendileri, dostlar\u0131) olan Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcrler. Hi\u00e7birinde ne kendilerinin, ne di\u011fer bat\u0131l dostlar\u0131n h\u00fck\u00fcm ve tasarrufu kalmaz, hepsi ister istemez Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne teslim edilirler. Dikkatli olunuz ki h\u00fck\u00fcm ancak Allah&#8217;\u0131nd\u0131r ve O, hesap g\u00f6renlerin en s\u00fcratlisidir. Dileyince bir anda b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat\u0131n hesab\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcverir.<\/p>\n<p>63-64- De ki: Kimdir o ki sizi karan\u0131n ve denizin karanl\u0131klar\u0131ndan kurtar\u0131r? \u00d6yle bir haldeki (Yak\u00fbb k\u0131r\u00e2etinde&#8217;nun s\u00fckunu ve \u015feddesiz olarak okunur) siz ona a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa ve gizliden gizliye yalvararak \u015f\u00f6yle dua edersiniz: (\u00c2s\u0131m&#8217;dan Ebu Bekr \u015eu&#8217;be riv\u00e2yetinde &#8220;havf&#8221;den okunur). Yani siz ona \u015fiddetli bir korku i\u00e7inde \u00fcmitlenip yalvararak \u015f\u00f6yle dua eder ve s\u0131\u011f\u0131n\u0131rs\u0131n\u0131z. Kasem olsun ki e\u011fer o, bizi bundan kurtar\u0131rsa muhakkak biz \u015f\u00fckredenlerden olaca\u011f\u0131z, dersiniz. (\u00c2s\u0131m, Hamze, Kis\u00e2\u00ee, Halef\u00fc&#8217;l-\u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinin d\u0131\u015f\u0131ndaki k\u0131r\u00e2etlere g\u00f6re okunur ki, muhatab sigas\u0131yla &#8220;kurtar\u0131rsan&#8221; demektir) De ki: O Allah&#8217;t\u0131r ki sizi o karanl\u0131klardan ve her s\u0131k\u0131nt\u0131dan kurtar\u0131r durur, sonra siz d\u00f6ner O&#8217;na ortak ko\u015fars\u0131n\u0131z, s\u00f6z\u00fcn\u00fcz\u00fc yerine getirmez, \u015f\u00fckretmezsiniz, (N\u00e2fi&#8217;, \u0130bn\u00fc Kesir, \u0130bn\u00fc \u00c2mr, \u0130bn\u00fc Zekv\u00e2n ve Yakub k\u0131r\u00e2etlerinde okunur).<\/p>\n<p>65- De ki: O Allah&#8217;\u0131n size \u00fcst\u00fcn\u00fczden ve ayaklar\u0131n\u0131z\u0131n alt\u0131ndan bir azab g\u00f6ndermeye, \u00fcstten azab, y\u0131ld\u0131r\u0131m d\u00fc\u015fmek, ta\u015f ya\u011fmak, tufan olmak gibi g\u00f6k \u00e2fetleri; ayaklar\u0131n alt\u0131ndan azab da, zelzele olmak, yerin g\u00f6\u00e7mesi, su ve ate\u015f \u00e7\u0131kmas\u0131 gibi yer \u00e2fetleri hakk\u0131nda a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u0130bn\u00fc Abbas hazretleri valilerin zulm\u00fc, terbiyesizlerin k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc, demi\u015ftir ki \u00fcstten azab, alttan azab demektir. Baz\u0131 tefsirciler de ba\u015ftan veya alttan gelen hastal\u0131klar ve musibetler ile tefsir etmi\u015flerdir. \u00c2yet, hepsini ihtimali i\u00e7ine almaktad\u0131r. veya sizi f\u0131rkalara ay\u0131rmaya, (\u015e\u0130YA&#8217; kelimesi, \u015fia&#8217;n\u0131n \u00e7o\u011fulu, \u015f\u00eea da birbirlerinin arkas\u0131ndan giderek bir em\u00eere veya reise taraftar olan f\u0131rka demektir) veya sizi f\u0131rka f\u0131rka birbirinize ge\u00e7irmeye, yani her biri bir ba\u015fkana taraftar olmu\u015f ve \u00e7e\u015fitli isteklere ayr\u0131lm\u0131\u015f muhtelif f\u0131rkalara par\u00e7alay\u0131p birbirinizle \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131rmaya, ve bir k\u0131sm\u0131n\u0131za, di\u011fer bir k\u0131sm\u0131n\u0131z\u0131n (\u00f6ld\u00fcrme ve ba\u015fka \u015feyler gibi) k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve \u015fiddetini ac\u0131 ac\u0131 tatt\u0131rmaya g\u00fcc\u00fc yeter. Ve bunlara g\u00fcc\u00fc yeten ancak odur. &#8220;Bak, \u00e2yetlerimizi nas\u0131l inceden inceye a\u00e7\u0131kl\u0131yoruz ki, ak\u0131llar\u0131n\u0131 ba\u015flar\u0131na als\u0131nlar.&#8221; Bu \u00e2yetlerin muhtevas\u0131nda yukarda ge\u00e7en baz\u0131 \u00e2yetlerin m\u00e2n\u00e2lar\u0131 de\u011fi\u015fik di\u011fer bir \u015fekil ve surette ifade edilmi\u015f oldu\u011fundan burada bunun hikmeti beyan buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>66- De ki: Ben sizin \u00fczerinize bir vekil de\u011filim. Allah&#8217;\u0131n kudreti bana tevdi ve havale edilmi\u015f de\u011fildir. \u015eu halde ne onun size yapaca\u011f\u0131 azab\u0131 yapabilirim, ne de sizi ondan muhafaza edebilirim. Ben ancak bir Resul\u00fcm, bir el\u00e7i, bir haberciyim, Allah&#8217;\u0131n vahyetti\u011fi emirleri, haberleri ve h\u00fck\u00fcmleri O&#8217;nun ad\u0131na nisbet ederek haber verir, tebli\u011f ederim.<\/p>\n<p>67- Her haberin, her haber verilen \u015feyin kararla\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bir zaman vard\u0131r. Sizin azab\u0131n\u0131z da bu c\u00fcmledendir. Siz de ba\u015f\u0131n\u0131za gelece\u011fi yak\u0131nda bilirsiniz. B\u00f6yle de!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>68- \u00c2yetlerimiz hakk\u0131nda m\u00fcnasebetsizli\u011fe dalanlar\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn zaman hemen onlardan uzakla\u015f ki, ondan ba\u015fka s\u00f6ze dals\u0131nlar. E\u011fer \u015feytan bunu sana unutturursa hat\u0131rlad\u0131ktan sonra hemen kalk, o zalimler toplulu\u011fuyla oturma.<\/p>\n<p>69- Allah&#8217;tan korkanlara o zalimlerin hesab\u0131ndan bir sorumluluk yoktur. Fakat bu bir hat\u0131rlatmad\u0131r. Gerekir ki sak\u0131n\u0131rlar.<\/p>\n<p>70- Dinlerini bir oyun ve bir e\u011flence edinen ve kendilerini d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n aldatt\u0131\u011f\u0131 kimseleri b\u0131rak! Ve hi\u00e7bir kimsenin kazand\u0131\u011f\u0131 \u015fey y\u00fcz\u00fcnden kendisini helake atmamas\u0131n\u0131, kendisi i\u00e7in Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7 bir dost ve hi\u00e7bir \u015fefaat\u00e7i bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 Kur&#8217;\u00e2n ile hat\u0131rlat. O, azaptan kurtulmak i\u00e7in b\u00fct\u00fcn var\u0131n\u0131 feda etse, kendisinden al\u0131nmaz. Onlar kazand\u0131klar\u0131 \u015fey y\u00fcz\u00fcnden helake u\u011frat\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. Onlar i\u00e7in, ink\u00e2r ettiklerinden dolay\u0131 kaynar bir i\u00e7ecek ve can yak\u0131c\u0131 bir azab vard\u0131r.<\/p>\n<p>68-69-70- HAVD, e\u011flence tarz\u0131nda ve a\u015f\u0131r\u0131 derecede dalmak demektir. Nis\u00e2&#8217; s\u00fbresinde ge\u00e7en &#8220;Allah size Kitap&#8217;da indirmi\u015ftir ki: Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerinin ink\u00e2r edildi\u011fini ve onlarla alay edildi\u011fini i\u015fitti\u011finiz zaman, onlar (bu s\u00f6z\u00fc b\u0131rak\u0131p) ba\u015fka bir s\u00f6ze dal\u0131ncaya kadar onlarla beraber oturmay\u0131n&#8221; (Nis\u00e2, 4\/140) \u00e2yeti de bunun tefsiri oldu\u011fundan, hitab\u0131n, genel hitap oldu\u011funu, dalman\u0131n ve y\u00fcz \u00e7evirmenin m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6stermi\u015ftir. \u015eu halde baz\u0131 l\u00fczumsuz yere s\u00f6z uzatanlar\u0131n kuruntuya d\u00fc\u015ft\u00fckleri gibi, bundan il\u00e2hiy\u00e2t meselesinde derinle\u015fme ve incelemenin, istidl\u00e2l ve m\u00fcnazaran\u0131n Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine dalmakt\u0131r diye haram oldu\u011funu \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015fmamal\u0131, ancak delil ile u\u011fra\u015f\u0131rken m\u00e2n\u00e2dan gaflet edecek derecede dalg\u0131nl\u0131\u011fa da d\u00fc\u015fmemelidir. Has\u0131l\u0131 ey m\u00fcmin, hadlerini bilmeyerek \u00e2yetlerimize dal\u0131p e\u011flenenleri, k\u00f6t\u00fclemeye giri\u015fenleri, ink\u00e2r ve alay etmeye kalk\u0131\u015fanlar\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn zaman, (ki Mekke&#8217;de Kurey\u015f m\u00fc\u015frikleri b\u00f6yle yap\u0131yorlard\u0131), onlardan \u00e7ekil, yanlar\u0131nda oturma. (\u0130bn\u00fc \u00c2mir k\u0131r\u00e2etinde tef&#8217;ilden ) \u015fayet \u015feytan sana unutturursa, seni me\u015fgul eder, bu yasaklamay\u0131 unutmana sebep olursa, ki bu ihtimal, hitab\u0131n her m\u00fcmine genel olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r. Hat\u0131rlad\u0131ktan sonra o zalimler g\u00fcruhuyla beraber oturma. Zalim\u00een = denmesi lafa dalma (havd) mefhumunda s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fma m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulundu\u011funa i\u015faret etmek ve yasaklama sebebini genelle\u015ftirme ile b\u00fct\u00fcn zalimlerle beraber oturman\u0131n da yasakland\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamakt\u0131r.<\/p>\n<p>Dinlerini e\u011flence ve oyuncak edinen ve d\u00fcnya hayat\u0131 kendilerini aldatm\u0131\u015f olanlar\u0131 b\u0131rak!. Yani d\u00fcnya hayat\u0131na dal\u0131p, din i\u015flerini keyif ve isteklerine g\u00f6re e\u011flence ve oyun kabilinden tutanlar veya din ad\u0131na e\u011flence ve oyun gibi g\u00f6n\u00fcl e\u011flendirip aldatmaktan ba\u015fka faydas\u0131 olmayan \u015feylere tutunanlar\u0131 veya sorumlu olduklar\u0131 hak dini d\u00fcnya hayat\u0131na aldanarak, sonucu ve ahireti hesaba katmayarak e\u011flence ve oyuncak yerine koyup alay edenleri veya dini, d\u00fcnyaya ait gayeleri i\u00e7in e\u011flence edinenleri, \u00f6zetle dinleri oyuncaktan ibaret olan ve dini oyuncak sayanlar\u0131 terket, bunlarla birlikte olma, ve onlara kar\u0131\u015fma.<\/p>\n<p>&#8220;Bunlar\u0131 b\u0131rak&#8221; emri, &#8220;onlarla birlikte olmay\u0131 ve onlara kar\u0131\u015fmay\u0131 yasaklama&#8221; ve &#8220;B\u0131rak onlar\u0131, kendilerine vaad edilen g\u00fcnlerine kavu\u015funcaya kadar dals\u0131n, oynas\u0131nlar&#8221; (Zuhruf, 43\/83) kabilinden onlar\u0131 bir tehdit ve korkutma (inzar) oldu\u011funa ve yoksa &#8220;korkutma, bir \u015fey s\u00f6yleme&#8221; demek olmad\u0131\u011f\u0131na i\u015faret edilerek buyuruluyor ki: &#8220;hi\u00e7 kimsenin, kazand\u0131\u011f\u0131 \u015fey y\u00fcz\u00fcnden kendisini helake atmamas\u0131 gerekti\u011fini, kendisi i\u00e7in Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir dost ve hi\u00e7bir \u015fefaat\u00e7i bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 Kur&#8217;\u00e2n ile hat\u0131rlat.&#8221;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>71- De ki: &#8220;Biz Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da bize fayda veya zarar vermeyen \u015feylere mi yalvaral\u0131m? Allah bizi do\u011fru yola kavu\u015fturduktan sonra ard\u0131m\u0131za m\u0131 d\u00f6nelim? Arkada\u015flar\u0131, bize gel, diye do\u011fru yola \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131klar\u0131 halde yery\u00fcz\u00fcnde \u015fa\u015fk\u0131n \u015fa\u015fk\u0131n dola\u015f\u0131p, \u015feytanlar\u0131n ayartarak u\u00e7uruma \u00e7ektikleri ahmak gibi mi olal\u0131m?&#8221;. De ki: &#8220;Allah&#8217;\u0131n g\u00f6sterdi\u011fi yol, yegane do\u011fru yoldur. Bize, b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlerin Rabb&#8217;ine teslim olmam\u0131z emrolundu&#8221;.<\/p>\n<p>72- Bize: &#8220;Namaz\u0131 dosdo\u011fru k\u0131l\u0131n, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 gelmekten sak\u0131n\u0131n&#8221; (diye emredildi), toplanaca\u011f\u0131n\u0131z yer O&#8217;nun huzurudur.<\/p>\n<p>73- G\u00f6kleri ve yeri, yerli yerince yaratan O&#8217;dur. Bir \u015feye &#8220;ol&#8221; dedi\u011fi g\u00fcn hemen oluverir. O&#8217;nun s\u00f6z\u00fc hakt\u0131r. &#8220;S\u00fbr&#8221;a \u00fcf\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc g\u00fcn de m\u00fclk ancak O&#8217;nundur. O, gizliyi ve a\u00e7\u0131\u011f\u0131 bilendir. O, hikmet sahibi, her \u015feyden haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>71-72-73- De ki: Biz, (il\u00e2hl\u0131k s\u0131fatlar\u0131n\u0131n hepsine sahip ve her menfaat ve zarara g\u00fcc\u00fc yeten) Allah&#8217;dan vazge\u00e7erek, bize, kendi kendilerine ne menfaat ve ne zarar bile veremiyecek olan \u015feylere, cans\u0131z putlara, aciz yarat\u0131klara, yap\u0131lm\u0131\u015f \u015feylere mi yalvaraca\u011f\u0131z? Ve Allah bize hidayet ettikten, do\u011fru yolu g\u00f6sterdikten sonra arkam\u0131za m\u0131 d\u00f6nece\u011fiz? &#8220;Bize gel&#8221; diye kendine \u00e7a\u011f\u0131r\u0131p duran arkada\u015flar\u0131 varken, yery\u00fcz\u00fcnde \u015fa\u015fk\u0131n ve sersem kalarak \u015feytanlar\u0131n arzu ve hevese \u00e7ekip \u015fa\u015f\u0131rtt\u0131\u011f\u0131 \u015fa\u015fk\u0131n ki\u015fi gibi mi olaca\u011f\u0131z? Bunun n\u00fczul sebebi, Hz. Ebu Bekir&#8217;in o\u011flu Abdurrahman&#8217;\u0131n iman etmeden \u00f6nceki h\u00e2li oldu\u011fu hakk\u0131nda bir rivayet vard\u0131r ki, Peygamberimiz, babas\u0131 ve di\u011fer ashab kendini m\u00fcsl\u00fcman olmaya davet ettikleri halde, o tersine tutmu\u015f, babas\u0131 Hz. Ebu Bekir&#8217;i puta tap\u0131c\u0131l\u0131\u011fa davet etmeye kalk\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131 deniliyor.<\/p>\n<p>De ki: Rehber ancak Allah rehberidir, ancak Allah hidayetidir, ki hidayettir. Ve bize \u00f6zellikle \u00e2lemlerin Rabbine teslim olal\u0131m ve ba\u011flanal\u0131m ve namaz\u0131 dosdo\u011fru k\u0131l\u0131n\u0131z, ve Allah&#8217;dan lay\u0131k\u0131yla korkunuz, diye emrolundu ve buyuruldu ki, &#8220;nihayet hepinizin ha\u015frolup toplanaca\u011f\u0131n\u0131z ancak O&#8217;dur&#8221;. Ve O, o yarat\u0131c\u0131d\u0131r ki, g\u00f6kleri ve yeri hak ile (yerli yerince) yaratt\u0131. G\u00f6kler ve yer ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir, yarat\u0131lm\u0131\u015f olduklar\u0131 kesindir, yarat\u0131c\u0131lar\u0131n\u0131n ancak Allah oldu\u011fu muhakkakt\u0131r. Ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n Hak&#8217;la yak\u0131ndan ilgileri, Hakk&#8217;a delaletleri, Hakk&#8217;\u0131n eseri olduklar\u0131 kesindir. \u015eu halde bat\u0131l, hi\u00e7bir zaman sebep ve yarat\u0131l\u0131\u015f gayesi olmaz. Ve bu g\u00f6kler ve yerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131, e\u011flence ve oyuncak, bat\u0131l, yersiz ve hikmetsiz olamaz. Hepsi Hak&#8217;ta toplanacak ve Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n huzurunda ha\u015frolunacakt\u0131r. Ne zaman olacak denilirse &#8220;O, &#8216;ol!&#8217; diyece\u011fi g\u00fcn hemen olur&#8221; s\u00f6z\u00fc, O&#8217;nun hak kel\u00e2md\u0131r, &#8220;ol&#8221; dedi\u011fi g\u00fcn, olacakt\u0131r. Ve s\u00fbra \u00fcf\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc k\u0131yamet borusu \u00e7al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn m\u00fclk, h\u00fck\u00fcm ve saltanat tamamen ve ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak O&#8217;nun, ancak O&#8217;nundur. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00fbr \u00fcf\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc g\u00fcn meydana \u00e7\u0131kacak olan gayb (gizliy)\u0131 ve y\u0131k\u0131lacak olan bug\u00fcnk\u00fc g\u00f6r\u00fclenleri bilen O&#8217;dur. Ve hikmet sahibi O, her \u015feyden haberdar olan O&#8217;dur.<\/p>\n<p>B\u00f6yle de ve o hikmet sahibi ve her \u015feyden haberdar olan\u0131n haber vermesiyle \u015funu an:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>74- \u0130brahim, babas\u0131 \u00c2zer&#8217;e demi\u015fti ki: &#8220;sen putlar\u0131 tanr\u0131 m\u0131 ediniyorsun? Do\u011frusu ben seni ve kavmini a\u00e7\u0131k bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcyorum&#8221;.<\/p>\n<p>75- B\u00f6ylece biz \u0130brahim&#8217;e g\u00f6klerin ve yerin melek\u00fbtunu (muhte\u015fem varl\u0131klar\u0131n\u0131) g\u00f6steriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.<\/p>\n<p>76- \u00dczerine gece bast\u0131r\u0131nca, bir y\u0131ld\u0131z g\u00f6rd\u00fc:&#8221;Rabb&#8217;im budur&#8221; dedi. Y\u0131ld\u0131z bat\u0131nca da:&#8221; Ben batanlar\u0131 sevmem&#8221; dedi.<\/p>\n<p>77- Ay&#8217;\u0131 do\u011farken g\u00f6rd\u00fc: &#8220;Rabb&#8217;im budur&#8221; dedi. O da bat\u0131nca: &#8220;Yemin ederim ki, Rabbim bana do\u011fru yolu g\u00f6stermeseydi, elbette sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fen topluluktan olurdum&#8221; dedi.<\/p>\n<p>78- G\u00fcne\u015f&#8217;i do\u011farken g\u00f6r\u00fcnce: &#8220;Rabb&#8217;im budur, bu hepsinden b\u00fcy\u00fck&#8221; dedi. O da bat\u0131nca dedi ki: &#8220;Ey kavmim! Ben sizin (Allah&#8217;a) ortak ko\u015ftu\u011funuz \u015feylerden uza\u011f\u0131m&#8221;.<\/p>\n<p>79- &#8220;Ben y\u00fcz\u00fcm\u00fc tamamen, g\u00f6kleri ve yeri yoktan var edene \u00e7evirdim ve art\u0131k ben asla Allah&#8217;a ortak ko\u015fanlardan de\u011filim&#8221;.<\/p>\n<p>80- Kavmi onunla tart\u0131\u015fmaya ba\u015flad\u0131. O da onlara dedi ki: &#8220;Beni do\u011fru yola eri\u015ftirdi\u011fi halde Allah hakk\u0131nda benimle m\u00fccadele mi ediyorsunuz? O&#8217;na ortak ko\u015ftuklar\u0131n\u0131zdan hi\u00e7 korkmuyorum, ancak Rabbimin diledi\u011fi \u015fey hari\u00e7. Rabbim ilmiyle her \u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. Hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmez misiniz?&#8221;<\/p>\n<p>81- &#8220;Hakk\u0131nda hi\u00e7bir delil indirmedi\u011fi halde, siz Allah&#8217;a ortak ko\u015fmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak ko\u015ftuklar\u0131n\u0131zdan nas\u0131l korkar\u0131m?&#8221; E\u011fer bilirseniz s\u00f6yleyin, bu iki topluluktan hangisi g\u00fcven i\u00e7inde olmaya daha lay\u0131kt\u0131r?<\/p>\n<p>82- \u0130man edenler ve imanlar\u0131n\u0131 zul\u00fcm ile kar\u0131\u015ft\u0131rmayanlar&#8230; \u0130\u015fte g\u00fcven onlar\u0131nd\u0131r ve do\u011fru yolu bulanlar da onlard\u0131r.<\/p>\n<p>74- M\u00e2ide S\u00fbresinin 69. \u00e2yetinde de a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;\u0130brahim \u00fcmmeti&#8221; (millet-i \u0130br\u00e2him) olan &#8220;Haniflik&#8221; ilk \u00f6nce ve bizzat S\u00e2bie&#8217;nin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 oluyordu. S\u00e2bie ise, &#8220;ash\u00e2b\u0131 e\u015fh\u00e2s&#8221; (\u015fah\u0131slara tapanlar) ve &#8220;ash\u00e2b-\u0131 hey\u00e2kili&#8217;n-n\u00fcc\u00fbm&#8221; (y\u0131ld\u0131z heykellerine tapanlar) olarak iki k\u0131sma ayr\u0131l\u0131yor ve her ikisi de r\u00fbh\u00e2niyet taassubuna ve meleklere kulluk etme fikrine d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcyor ve bundan bir tarafta cisimli be\u015feri r\u00fbh\u00e2n\u00eelikten soyutlamakla a\u015fa\u011f\u0131lan\u0131yor; di\u011fer taraftan be\u015fer\u00ee ta\u011fut (azg\u0131n)lar\u0131n ortak ko\u015fma ve tanr\u0131l\u0131k davas\u0131na vesile yap\u0131l\u0131yordu. Ve \u0130brahim aleyhissel\u00e2m bunlar\u0131 k\u0131rmak i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015fti. Burada g\u00f6rece\u011fiz ki \u00f6nce puta tapanlar\u0131n a\u00e7\u0131k sap\u0131kl\u0131klar\u0131, ikinci olarak y\u0131ld\u0131zlara tapanlar\u0131n nazar\u00ee sap\u0131kl\u0131klar\u0131 a\u00e7\u0131klanarak ve be\u015ferin melek\u00fbte ula\u015fmas\u0131 g\u00f6sterilerek Allah&#8217;\u0131 birlemenin isbat\u0131 ile Hanifli\u011fin esas\u0131 tesbit edilmi\u015f ve be\u015fer\u00ee n\u00fcb\u00fcvvet anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ve nihayet metafizik unsurlar\u0131n, melek ve \u015feytan gibi gizli kuvvetleri be\u015fer il\u00e2h\u0131 sayarak tanr\u0131l\u0131kta ortak eden ruhlara tapanlar\u0131n felsef\u00ee sap\u0131kl\u0131klar\u0131n\u0131 iptal eden tevhid delilleri a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130brahim Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n faziletini itiraf etmeyen millet yok gibidir. Arap m\u00fc\u015frikleri onun evlatlar\u0131 ve mensublar\u0131 olduklar\u0131n\u0131 ikrar etmek s\u00fbretiyle \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc itiraf ediyorlard\u0131. Yahudiler, h\u0131ristiyanlar ve m\u00fcsl\u00fcmanlar da onu b\u00fcy\u00fcklemi\u015fler ve y\u00fcksek kadrini itiraf etmi\u015flerdir. Bu b\u00fcy\u00fck mevki, b\u00f6yle \u00e2lemin \u00e7o\u011funlu\u011funun faziletini ve y\u00fcksek mertebesini itiraf etmesi, Hz. \u0130brahim Halil aleyhissel\u00e2m kadar hi\u00e7 kimseye nasib olmam\u0131\u015ft\u0131. &#8220;Allah\u0131m, Muhammed (s.a.v)in ve yak\u0131nlar\u0131n\u0131n \u015fereflerini daima y\u00fccelt, \u0130brahim ile yak\u0131nlar\u0131n\u0131n \u015fereflerini y\u00fccelti\u011fin gibi \u015e\u00fcphesiz b\u00fct\u00fcn hamdler ve y\u00fccelikler ancak sana mahsustur&#8221;. &#8220;Allah&#8217;\u0131m, Muhammed (s.a.v)&#8217;e ve yak\u0131nlar\u0131na bereketlerini art\u0131r, \u0130brahim ve yak\u0131nlar\u0131na bereketlerini art\u0131rd\u0131\u011f\u0131n gibi. \u015e\u00fcphesiz b\u00fct\u00fcn hamdler ve y\u00fccelikler sana mahsustur&#8221;. Bunun sebebi, &#8220;Bana verdi\u011finiz s\u00f6z\u00fc tutun ki, ben de size verdi\u011fim s\u00f6z\u00fc tutay\u0131m&#8221; (Bakara, 2\/40), &#8220;Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yard\u0131m bekleriz&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/5) \u00e2yetlerinin delaletince Rab ile kul aras\u0131ndaki f\u0131tr\u00ee s\u00f6zle\u015fmedir. \u0130brahim aleyhissel\u00e2m bu kulluk ahdini tutmu\u015f ve Allah Te\u00e2l\u00e2 buna k\u0131saca da, geni\u015fce de \u015fahitlik etmi\u015ftir. K\u0131sacas\u0131 iki \u00e2yettedir: Birincisi &#8220;Rabbi bir zaman \u0130brahim&#8217;i bir tak\u0131m kelimelerle s\u0131nam\u0131\u015f, o da onlar\u0131 tamamlam\u0131\u015ft\u0131&#8221; (Bakara, 2\/124) \u00e2yeti ki, onun kulluk ahdini tamamlad\u0131\u011f\u0131na dair bir il\u00e2h\u00ee \u015fahitliktir. \u0130kincisi de &#8220;Rabb&#8217;i ona: &#8216;isl\u00e2m ol&#8217; dedi. O da: &#8216;\u00c2lemlerin Rabb&#8217;ine teslim oldum&#8217; dedi&#8221; (Bakara, 2\/131) \u00e2yetidir.<\/p>\n<p>Tafs\u00eele gelince: Hz. \u0130brahim, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini ispat ve ona ortak ko\u015fmay\u0131 y\u0131kmak i\u00e7in bir\u00e7ok yerde, birinci olarak babas\u0131yla &#8220;Sen putlar\u0131 tanr\u0131 m\u0131 ediniyorsun?&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/74) ve &#8220;Babac\u0131\u011f\u0131m, i\u015fitmeyen, g\u00f6rmeyen ve sana hi\u00e7bir \u015fey kazand\u0131rmayacak olan \u015feylere ni\u00e7in tap\u0131yorsun?&#8221; (Meryem, 19\/42) diye. \u0130kinci olarak kavmiyle hemen yukarda me\u00e2li arzedilen En&#8217;\u00e2m S\u00fbresinin 76-81 nci \u00e2yetlerinde ge\u00e7en m\u00fccadelesi ile. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak zaman\u0131n\u0131n h\u00fck\u00fcmdar\u0131 ile &#8220;Benim Rab&#8217;im ya\u015fat\u0131r ve \u00f6ld\u00fcr\u00fcr&#8221; (Bakara, 2\/258) diye m\u00fcnazara etmi\u015f, D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak k\u00e2firler ile &#8220;Nihayet (\u0130brahim) onlar\u0131 par\u00e7a par\u00e7a etti, yaln\u0131z onlar\u0131n b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc b\u0131rakt\u0131&#8221; (Enbiy\u00e2, 21\/58) \u00e2yetinin delaletine g\u00f6re putlar\u0131n\u0131 k\u0131rarak, fiil\u00ee bir \u015fekilde tart\u0131\u015fma yapm\u0131\u015f, sonra kavmi &#8220;Onu yak\u0131n, tanr\u0131lar\u0131n\u0131za yard\u0131m edin&#8221; (Enbiy\u00e2, 21\/68) demi\u015fler, ate\u015flere at\u0131lm\u0131\u015f. Sonra &#8220;Muhakkak ki ben r\u00fcyamda seni kesti\u011fimi g\u00f6r\u00fcyorum&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/102) diye Allah&#8217;\u0131n emrine o\u011flunu adam\u0131\u015f, has\u0131l\u0131 kalbini irfana, dilini burhana, bedenini ate\u015fe, \u00e7ocu\u011funu kurbana, mal\u0131n\u0131 misafir ve iyilik yapmaya teslim ve tahsis ederek kulluk ve sevgide kahramanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ispat etmi\u015f ve sonra &#8220;Benden sonrakiler, i\u00e7inde beni iyi dille an\u0131lanlardan eyle, beni Na\u00eem cennetinin v\u00e2rislerinden k\u0131l, babam\u0131 da ba\u011f\u0131\u015fla, \u015f\u00fcphesiz o sap\u0131klardan biriydi, yarat\u0131lanlar\u0131n diriltilecekleri g\u00fcn beni rezil etme, o g\u00fcn ne mal, ne de o\u011fullar fayda verir&#8221; (\u015euar\u00e2, 26\/84-88) diye Rabbine yalvarm\u0131\u015f ve niyaz eylemi\u015f ve bundan dolay\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n lutuf ve ihsan\u0131 da duas\u0131na icabet etmek suretiyle iste\u011finin yerine getirilmesini ve tahkikini gerektirmi\u015ftir. Arap m\u00fc\u015frikleri de an\u0131lan\u0131n \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc itiraf ettiklerinden dolay\u0131 onlara kar\u015f\u0131 &#8220;De ki: biz Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da bize fayda veya zarar vermeyen \u015feylere mi yalvaral\u0131m?&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/71) davetini ispat ve a\u00e7\u0131klama sadedinde Allah Te\u00e2l\u00e2 Hz. \u0130brahim&#8217;in kavmiyle olan tart\u0131\u015fmas\u0131n\u0131 ve il\u00e2h\u00ee melek\u00fbte n\u00e2il olu\u015funu bir delil ve ge\u00e7mi\u015ften bir \u00f6rnek, bir ibret dersi olmak \u00fczere hat\u0131rlatmakla ve i\u015fin ba\u015f\u0131nda puta tap\u0131c\u0131lar\u0131n apa\u00e7\u0131k sap\u0131kl\u0131klar\u0131n da hat\u0131rlatmak s\u00fbretiyle buyurmu\u015ftur ki:<\/p>\n<p>\u00d6yle de ve \u015funu hat\u0131rlat hani \u0130brahim babas\u0131 Azer&#8217;e (veyahut Yakub k\u0131r\u00e2etinde &#8220;r\u00e2 = &#8220;n\u0131n zammiyle okundu\u011funa g\u00f6re, \u0130brahim&#8217;in babas\u0131na: &#8220;Ey \u00c2zer!&#8221;) putlar\u0131 bir s\u00fcr\u00fc il\u00e2h m\u0131 tutuyorsun? Muhakkak ben seni ve kavmini a\u00e7\u0131k bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcyorum, demi\u015fti. Ruh sahibi olan be\u015ferin gerek insan heykeli olsun ve gerek y\u0131ld\u0131z ve melek heykeli farz edilsin, cans\u0131z putlara kar\u015f\u0131 al\u00e7alma ve tap\u0131nma ne a\u00e7\u0131k bir sap\u0131kl\u0131kt\u0131r. \u0130brahim bunu babas\u0131 veya babas\u0131 yerinde amcas\u0131 olan \u00c2zer&#8217;den ba\u015flayarak kavminin y\u00fcz\u00fcne vurmaktan ve onlar\u0131 ir\u015fad etmekten \u00e7ekinmemi\u015fti.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yette Hz. \u0130brahim&#8217;in babas\u0131n\u0131n isminin &#8220;\u00c2zer&#8221; oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Tarih kitaplar\u0131nda ise S\u00fcryanice &#8220;T\u00e2rah&#8221; oldu\u011fu me\u015fhurdur. O halde Yakub ve \u0130srail gibi, biri isim, biri lakab olmak \u00fczere &#8220;\u00c2zer&#8221; ve &#8220;T\u00e2rah&#8221; diye iki ismi var demektir. R\u00e2\u011f\u0131b &#8220;M\u00fcfred\u00e2t&#8221;\u0131nda, &#8220;\u00c2zer&#8217;in, T\u00e2rah&#8217;\u0131n Arap\u00e7ala\u015fm\u0131\u015f\u0131 denilmi\u015f oldu\u011funu da nakletmi\u015f ise de, bunu tefsirciler hi\u00e7 dikkat nazar\u0131na almam\u0131\u015flard\u0131r. Bu derece b\u00fcy\u00fck bir de\u011fi\u015fme ile Arap\u00e7ala\u015ft\u0131rmada ucme (Arap\u00e7a olmayan kelime) kokusu kalmam\u0131\u015f olaca\u011f\u0131ndan kelime &#8220;hatem&#8221; gibi munsarif olmak gerekirdi. Baz\u0131lar\u0131 da \u00c2zer&#8217;in, H\u00e2rezm lugat\u0131 ve \u015feyh-i herim yani pek kocam\u0131\u015f ihtiyar demek oldu\u011funu ve bir de bir put ismi oldu\u011funu dahi s\u00f6ylemi\u015flerdir. Baz\u0131lar\u0131 da demi\u015ftir ki, \u0130brahim Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n babas\u0131 T\u00e2rah&#8217;t\u0131r, \u00c2zer de amcas\u0131d\u0131r. Amcaya ve dedeye de baba denilir. Nitekim Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da Yakub&#8217;un \u00e7ocuklar\u0131ndan hikaye edilerek &#8220;Senin tanr\u0131n ve atalar\u0131n \u0130brahim, \u0130smail ve \u0130shak&#8217;\u0131n tanr\u0131s\u0131 olan tek tanr\u0131ya kulluk edece\u011fiz&#8221; (Bakara, 2\/133) buyurulmu\u015ftur. Ve Hz. \u0130smail, Hz. Yakub&#8217;un amcas\u0131 oldu\u011fu halde baba denilmi\u015ftir, \u015e\u00eea&#8217;n\u0131n tercih etti\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f budur. Bunlar, &#8220;Hz. \u0130brahim ve babas\u0131, Hz. Peygamber&#8217;in dedelerindendir. Halbuki &#8220;Secde edenler aras\u0131nda dola\u015fman\u0131 da (g\u00f6r\u00fcyor)&#8221; (\u015euar\u00e2, 26\/219) \u00e2yetinin delaletine g\u00f6re Peygamber&#8217;in ecdad\u0131nda k\u00e2fir yoktur. \u00c2zer ise k\u00e2firdir. Bir de bu \u00e2yetten ve bilhassa Yakub K\u0131r\u00e2etine g\u00f6re, Hz. \u0130brahim \u00c2zer&#8217;e ismini s\u00f6yleyerek ve sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131n\u0131 y\u00fcz\u00fcne vurarak hitap etti\u011fi g\u00f6steriliyor ki babaya iyilik ve ihsan bir din\u00ee g\u00f6rev oldu\u011fu halde \u0130brahim aleyhissel\u00e2m gibi bir b\u00fcy\u00fck peygamberin babas\u0131na b\u00f6yle eza ve cefa edici bir sesleni\u015fi caiz g\u00f6rmiyece\u011fi a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u015eu halde bu iki engelleyici karine g\u00f6sterir ki \u00c2zer, \u0130brahim&#8217;in ger\u00e7ek manas\u0131yla babas\u0131 de\u011fildir&#8221; diyorlar. Fakat bunlar Kur&#8217;\u00e2n&#8217;n zahirine kar\u015f\u0131 zorlama ve taassubdur. Zira Hz. Peygamber&#8217;in nesebine asla sifah (ahmak, cahil, m\u00fcsrif) kar\u0131\u015fmam\u0131\u015f, hepsi nikahtan gelmi\u015f oldu\u011funda teredd\u00fct yoksa da &#8220;secde edenler aras\u0131nda dola\u015fman\u0131 da (g\u00f6r\u00fcyor)&#8221; \u00e2yetinde sulb\u00ee hareketler m\u00e2n\u00e2s\u0131 kesin olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, Hz. \u0130brahim&#8217;in tutumu da &#8220;E\u011fer anne ve baban seni, bilmedi\u011fin bir \u015feyi bana ortak ko\u015fmaya zorlarlarsa, onlara itaat etme, d\u00fcnya i\u015flerinde onlara gayet iyi davran&#8221; (Lokman, 31\/15) mefhumundan haric de\u011fildir. Sonra tarih kitaplar\u0131nda me\u015fhur olan T\u00e2rah isminin kayna\u011f\u0131 nihayet yahudi ve h\u0131ristiyan haberlerine, bu da Tevrat&#8217;a dayanm\u0131\u015f olabilir. Bu ise Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00c2zer \u015feklindeki haberine kar\u015f\u0131 koyabilecek bir kuvveti h\u00e2iz de\u011fildir. Onlar Kur&#8217;\u00e2n \u00fczerine de\u011fil, Kur&#8217;\u00e2n onlar \u00fczerine koruyucu ve g\u00f6zc\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cerir tefsirinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere Muhammed b. \u0130shak demi\u015ftir ki: &#8220;\u00c2zer, Hz. \u0130brahim&#8217;in babas\u0131d\u0131r. Ve K\u00fbfe civar\u0131nda K\u00fbs\u00e2 kasabas\u0131 ahalisinden bir adam oldu\u011fu bize zikredilen haberler c\u00fcmlesindendir.&#8221; Ebu Hayy\u00e2n tefsirinde de, &#8220;marangoz, m\u00fcneccim (astrolog) ve m\u00fchendis oldu\u011funu ve Nemrud&#8217;un da y\u0131ld\u0131zlara ve geometriye merak\u0131 oldu\u011fundan, onun yan\u0131nda ilgi ve alakaya mazhar oldu\u011funu zikretmi\u015flerdir. Ve K\u00fbfe civar\u0131nda K\u00fbs\u00e2 denilen bir kasabadan idi, M\u00fccahid b\u00f6yle demi\u015ftir. Ve Hz. \u0130brahim de bu kasabada do\u011fdu, denilmi\u015f. Bundan ba\u015fka \u00c2zer&#8217;in Harran halk\u0131ndan oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir&#8221; diye nakletmi\u015ftir. &#8220;Mu&#8217;cem\u00fc&#8217;l-B\u00fcld\u00e2n&#8221;da K\u00fbs\u00e2 \u00fc\u00e7 yerdedir. Babil topra\u011f\u0131nda, Irak civar\u0131nda, Mekke&#8217;de. Irak K\u00fbs\u00e2&#8217;s\u0131 ikidir: K\u00fbsettar\u00eek, K\u00fcserrub\u00e2, \u0130brahim Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n kabri ve do\u011fumu buradad\u0131r. Ve bunlar\u0131n ikisi de B\u00e2bil topra\u011f\u0131ndad\u0131r. Hz. \u0130brahim burada ate\u015fe at\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi, mevcut ve hayal edilen herhangi bir \u015feyin hayalini temsil eden, yap\u0131lm\u0131\u015f cans\u0131z putlar\u0131n \u00f6n\u00fcnde insanl\u0131\u011f\u0131 a\u015fa\u011f\u0131layan puta tap\u0131c\u0131lar\u0131n a\u00e7\u0131k sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 hat\u0131rlat\u0131ld\u0131ktan sonra, buna sebep olan ve heykele tapanlar denilen y\u0131ld\u0131za tapmalar\u0131n da nazar\u00ee sap\u0131kl\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6stermek ve bir be\u015fer olan Hz. \u0130brahim&#8217;in<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n lutfuyla b\u00fct\u00fcn g\u00f6klerin ve yerin h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131na ula\u015fmas\u0131n\u0131 ve bilgi sahibi olmas\u0131n\u0131, bu sayede insanl\u0131\u011f\u0131 Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na esir ve mahkum olma kayd\u0131ndan kurtarmakla, insanl\u0131\u011f\u0131n y\u00fcz\u00fcn\u00fc do\u011frudan do\u011fruya ve yaln\u0131z Allah&#8217;a y\u00f6neltmek i\u00e7in Allah&#8217;\u0131 birlemeyi ve Hanifli\u011fi nas\u0131l ispat etti\u011fini ve anlatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>75- Ve i\u015fte b\u00f6yle a\u00e7\u0131k bir g\u00f6steri\u015fle biz \u0130brahim&#8217;e g\u00f6klerin ve yerin melek\u00fbtunu g\u00f6steriyorduk. Y\u0131ld\u0131zlar\u0131, Ay ve G\u00fcne\u015f&#8217;i ile g\u00f6kleri ve yeri g\u00f6z\u00fcne g\u00f6sterdikten ba\u015fka, t\u00fcm\u00fcyle b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin bir m\u00fclk, bir saltanata tabi olan bir memleket oldu\u011funu ve bu memleketi zabt ve idare eden rabl\u0131k s\u0131rlar\u0131n\u0131 ve h\u00fck\u00fcmranl\u0131k saltanat\u0131n\u0131 kalbine bildiriyorduk. B\u00fct\u00fcn bunlar yerde bir cisman\u00ee be\u015fer olan \u0130brahim&#8217;in ruhunda \u015fekilleniyor ve tahakkuk ediyordu. \u0130brahim g\u00f6r\u00fcyordu ki yer ve zaman\u0131yla b\u00fct\u00fcn bu \u00e2lemleri toplay\u0131p \u0130brahim&#8217;in nefsine indiren, maddeleri ve maneviyat\u0131yla ona ba\u011flay\u0131p hepsini birden idare ve tedbir eden rabbani kudret, hepsinin sahibi ve h\u00e2kimi bulunan, ortak ve benzeri olmayan bir tek kudretten ibarettir. Ve \u0130brahim, ona g\u00f6kteki y\u0131ld\u0131zlardan daha uzak de\u011fildir. Y\u0131ld\u0131zlar\u0131n g\u00f6kte birer yerleri, mevkileri varsa, yerdeki \u0130brahim&#8217;in, hepsinin \u00fcst\u00fcnde bir \u015ferefi vard\u0131r. B\u00f6yle bir \u015ferefi ta\u015f\u0131yan bir mahlukun ve onun kavminin ve hemcinsinin, o hakiki malik gerisinde herhangi bir mahluka kul, k\u00f6le olup al\u00e7almas\u0131 pek b\u00fcy\u00fck bir sap\u0131kl\u0131k, pek tehlikeli bir k\u00fcf\u00fcr, bir nank\u00f6rl\u00fckt\u00fcr. \u0130\u015fte \u0130brahim&#8217;e bu h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6steriyorduk ki \u00f6yle desin, ve tam inananlardan olsun.<\/p>\n<p>76-\u015eu halde \u0130brahim ne zaman ki gece, karanl\u0131\u011f\u0131yla ba\u015f\u0131na \u00e7\u00f6k\u00fcp ortal\u0131\u011f\u0131 \u00f6rtt\u00fc, o zaman bir y\u0131ld\u0131z, gezegenlerden bir y\u0131ld\u0131z g\u00f6rerek bu benim Rabbim ha! dedi. Evvela bir y\u0131ld\u0131z\u0131n, bir insan\u0131 terbiye edebilece\u011fini uzak g\u00f6rerek etraf\u0131ndakilere bir tariz yapt\u0131. \u00c7ok ge\u00e7meden o y\u0131ld\u0131z ge\u00e7ip bat\u0131nca, ben, batanlar\u0131 sevmem dedi. Bununla il\u00e2hl\u0131k ve kullukta sevginin en m\u00fchim esas oldu\u011funu, fakat haraket etme ve batman\u0131n tesir delili de\u011fil, yarat\u0131lm\u0131\u015fl\u0131k, etkilenme, mahkum olma, sonradan yarat\u0131lm\u0131\u015fl\u0131k ve yok olma delili oldu\u011funu ve bundan dolay\u0131, batan\u0131n tanr\u0131 olamayaca\u011f\u0131n\u0131 ve batana sevgi g\u00f6stermenin sonu bo\u015fa \u00e7\u0131kacak bir sap\u0131kl\u0131k oldu\u011funu ve Rabb&#8217;\u0131n bunda etkili ve bunu hareket ettirici olan ve zevalden uzak bulunan bir yarat\u0131c\u0131 kudret olmas\u0131 gerekti\u011fini anlatt\u0131\u011f\u0131 gibi, \u00f6zellikle batma ve do\u011fmaya dikkat nazar\u0131n\u0131 \u00e7ekmekle y\u0131ld\u0131zlar\u0131n batmalar\u0131ndan dolay\u0131 onlar\u0131n yerine putlar\u0131 koyanlar\u0131n sap\u0131kl\u0131klar\u0131n\u0131, ve \u00e7eli\u015fkilerini de g\u00f6sterdi. Zira batmalar\u0131ndan dolay\u0131 as\u0131llar\u0131n\u0131n yeterli olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 teslim ettikleri halde, o batanlar\u0131n yap\u0131lm\u0131\u015f heykellerine sayg\u0131 g\u00f6stermek ne b\u00fcy\u00fck \u00e7eli\u015fkidir.<\/p>\n<p>77-Bunun ard\u0131ndan ne zamanki Ay&#8217;\u0131 do\u011farken g\u00f6rd\u00fc, ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2 ile bu benim rabbim ha! dedi. Bu da bat\u0131nca hem rabbine olan iman\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayarak &#8220;bu benim rabbim&#8221; s\u00f6zlerinin benimseme olmay\u0131p, hasm\u0131 susturma ve reddetme oldu\u011funu anlatmak, hem de, her an Rabb&#8217;\u0131na olan ihtiyac\u0131n\u0131 itiraf etmek suretiyle hidayetini nasip etti\u011fine te\u015fekk\u00fcr etmek i\u00e7in dedi ki: Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok Rabb&#8217;\u0131m bana hidayet etmese, ben de muhakkak o sap\u0131klar g\u00fcruhundan olacakt\u0131m. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn mesele, ruh ve cismin, i\u00e7 ve d\u0131\u015f\u0131n birle\u015fti\u011fi bir \u00e2n i\u00e7inde ortaya \u00e7\u0131kan bir duygu ve idrake dayan\u0131yor. Bu, g\u00f6r\u00fc\u015f ve g\u00f6steri\u015f olmaz veya f\u00e2ni olan\u0131 ebed\u00ee zannetmek gibi bir isabetsizlik oluverirse sap\u0131kl\u0131k muhakkakt\u0131r. Ve birden bire Ay&#8217;\u0131n parlakl\u0131k ve \u00e7ekicili\u011fine kap\u0131l\u0131vermek de hayli zor. \u015eu halde do\u011fru ve isabetli olan, ak\u0131l ve idraki veren Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bir anl\u0131k ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131lmas\u0131 ve hidayeti olmasa, karanl\u0131ktaki insanl\u0131k Ay&#8217;a da tapacak, y\u0131ld\u0131za da tapacak, puta da tapacak.<\/p>\n<p>78-Bundan sonra ne zaman ki G\u00fcne\u015f&#8217;i do\u011farken g\u00f6rd\u00fc. Ve \u00fczerindeki gecenin karanl\u0131\u011f\u0131 tamamen a\u00e7\u0131l\u0131p g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn sabah\u0131na erdi. Bu benim rabb\u0131m ha! Bu hepsinden b\u00fcy\u00fck, dedi. Ve daha b\u00fcy\u00fck bir tariz (ta\u015flama) yapt\u0131. Sonra bu da bat\u0131nca, muhakkak ben, sizin Rabbime ortak ko\u015ftu\u011funuz \u015feylerden uza\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>79- Ben hanif, tertemiz bir Allah&#8217;\u0131 birleyici olarak b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131mla, y\u00fcz\u00fcm\u00fc b\u00fct\u00fcn i\u00e7eri\u011fiyle \u015fu g\u00f6kleri ve yeri yaratan y\u00fcksek ve kuds\u00ee zata d\u00f6nd\u00fcrd\u00fcm. Ve ben, m\u00fc\u015friklerden de\u011filim, dedi. \u0130lerdenberi m\u00fc\u015friklere asla i\u015ftirak etmedi\u011fini a\u00e7\u0131klayarak, tevhide kesin inanc\u0131n\u0131 ilan etti ve Hanifli\u011fi de ispat ve takrir eyledi.<\/p>\n<p>80-81-82- Kavmi de kendisine kar\u015f\u0131 m\u00fccadele ve hafif g\u00f6rmek suretiyle delil yar\u0131\u015f\u0131na kalk\u0131\u015ft\u0131lar, \u00fcst\u00fcn gelme fikrine d\u00fc\u015ft\u00fcler. Cevap olarak \u0130brahim onlar\u0131n s\u00f6zl\u00fc ve fiil\u00ee m\u00fccadele ve tehditlerini de hafife alarak ve sevgi a\u00e7\u0131s\u0131ndan ve sonra korku a\u00e7\u0131s\u0131ndan il\u00e2h ve kul olman\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini anlatarak tam \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc temin eden \u015fu delil ile dedi ki: &#8220;Allah beni do\u011fru yola \u00e7\u0131karm\u0131\u015fken, siz h\u00e2l\u00e2 benimle O&#8217;nun hakk\u0131nda m\u0131 tart\u0131\u015f\u0131yorsunuz? BenO&#8217;na ortak tan\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u015feylerden korkmam, Rabbim dilemedik\u00e7e onlar bana bir\u015fey yapamaz, Rabb&#8217;imin ilmi her\u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r, iyice bir d\u00fc\u015f\u00fcnmez misiniz? Hem Allah&#8217;a e\u015f ko\u015ftuklar\u0131n\u0131zdan nas\u0131l korkar\u0131m ben? Siz, hakk\u0131nda Allah&#8217;\u0131n bir delil indirmedi\u011fi \u015feyi O&#8217;na ortak yapmaktan korkmazken! \u015eu halde iki taraftan hangisi g\u00fcvenilmeye daha lay\u0131k? E\u011fer biliyorsan\u0131z s\u00f6yleyin. \u0130man edip, inan\u00e7lar\u0131na hi\u00e7bir haks\u0131zl\u0131k kar\u0131\u015ft\u0131rmam\u0131\u015f olanlar, i\u015fte onlar g\u00fcvenlik i\u00e7indedirler, do\u011fru yolda olanlar da onlard\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>83- \u0130\u015fte bunlar, kavmine kar\u015f\u0131 \u0130brahim&#8217;e verdi\u011fimiz delillerimizdir. Diledi\u011fimizi derecelerle y\u00fckseltiriz. Muhakkak Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.<\/p>\n<p>84- Biz ona \u0130shak&#8217;\u0131 ve Yakub&#8217;u da hediye ettik: Hepsine de do\u011fru yolu g\u00f6sterdik. Nitekim daha \u00f6nce Nuh&#8217;a ve onun soyundan Davud&#8217;a, S\u00fcleyman&#8217;a, Eyyub&#8217;a, Yusuf&#8217;a, Musa&#8217;ya ve Harun&#8217;a da yol g\u00f6stermi\u015ftik. Biz g\u00fczel davrananlara b\u00f6yle kar\u015f\u0131l\u0131k veririz.<\/p>\n<p>85- Zekeriyya, Yahya, \u0130sa ve \u0130lyas&#8217;a da (hidayet ettik). Hepsi de salih kullar\u0131m\u0131zdand\u0131.<\/p>\n<p>86- \u0130smail, Elyesa, Yunus ve Lut&#8217;u da (hidayete erdirdik). Hepsini \u00e2lemlere \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131k.<\/p>\n<p>87- Babalar\u0131ndan, \u00e7ocuklar\u0131ndan ve karde\u015flerinden baz\u0131lar\u0131n\u0131 da (\u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131k). Onlar\u0131 se\u00e7tik ve do\u011fru yola ilettik.<\/p>\n<p>88- \u0130\u015fte bu, Allah&#8217;\u0131n do\u011fru yoludur. Kullar\u0131ndan diledi\u011fini o do\u011fru yola iletir. E\u011fer onlar Allah&#8217;a ortak ko\u015fsalard\u0131, yapt\u0131klar\u0131 b\u00fct\u00fcn amelleri bo\u015fa giderdi.<\/p>\n<p>89- \u0130\u015fte onlar, kendilerine kitap, h\u00fck\u00fcm (hikmet ve h\u00fck\u00fcmranl\u0131k) ve peygamberlik verdi\u011fimiz kimselerdir. Bunlar, ona inanmayacak olurlarsa, yerlerine, onu tan\u0131mamazl\u0131k etmiyecek bir toplum getiririz.<\/p>\n<p>90- Bunlar, Allah&#8217;\u0131n hidayet etti\u011fi kimselerdir. Sen de onlar\u0131n hidayetine uy. De ki:&#8221;Ben ona kar\u015f\u0131l\u0131k sizden bir \u00fccret istemiyorum. O, sadece b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlere bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr.<\/p>\n<p>83- Ve i\u015fte \u015fu, yani o g\u00f6rme ve kesin inanma ve bu hidayet ve delil, bizim b\u00fcy\u00fckl\u00fck delilimizdir. Biz bunu kavmine kar\u015f\u0131 \u0130brahim&#8217;e verdik. Kendilerini y\u0131ld\u0131zlardan ve hatta y\u0131ld\u0131zlar\u0131n suret ve heykellerinden daha d\u00fc\u015f\u00fck bir mevkide g\u00f6rerek, insanl\u0131\u011f\u0131 zelil eden kavmine kar\u015f\u0131 \u0130brahim&#8217;in, y\u0131ld\u0131zlardan, Ay ve G\u00fcne\u015f&#8217;ten, g\u00f6kler ve yerden daha y\u00fckse\u011fe ge\u00e7erek do\u011frudan do\u011fruya &#8220;g\u00f6kleri ve yeri yaratan&#8221;a y\u00f6nelecek ve Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na boyun e\u011fmeye tenezz\u00fcl etmeyecek derecelerde y\u00fcksekli\u011fini ispat ve \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc temin eden bu delil, \u0130brahim&#8217;in kendisinin de\u011fil, b\u00fcy\u00fck \u015fan sahibi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Biz b\u00fcy\u00fck \u015fan sahibi olan<\/p>\n<p>Allah kimi dilersek derecelerini y\u00fckseltiriz. \u015eu halde bu, \u0130brahim&#8217;e mahsus bir durum de\u011fildir. Allah&#8217;\u0131n se\u00e7mesine mazhar olan b\u00fcy\u00fck Allah dostlar\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fcklerinde cereyan eden bir s\u00fcnnettir. Ey Muhammed, hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok senin Rabbin b\u00f6yle bir hikmet sahibi, b\u00f6yle bir bilendir.<\/p>\n<p>84-88-Bak \u0130brahim&#8217;e daha ne verdik. Ona \u0130shak ile Yakub&#8217;u da ihsan ettik. Hepsini hidayete erdirdik, do\u011fru yolda ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131ld\u0131k, em\u00een k\u0131ld\u0131k. Daha \u00f6nce Nuh&#8217;a hidayet etmi\u015ftik. O da puta tapanlarla u\u011fra\u015ft\u0131 ve onlara \u00fcst\u00fcn geldi. \u015eu halde \u0130brahim, kendi hidayetinden ba\u015fka hem b\u00fcy\u00fck dedesinin, hem de \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n hidayete ermesiyle de bahtiyar oldu. Ve neslinden Davud ve S\u00fcleyman&#8217;a da hidayet ettik. Bu kelimesindeki zamirin bahis konusu \u0130brahim olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan ona r\u00e2ci olmas\u0131, yani ilerde gelece\u011fi \u00fczere ond\u00f6rt peygamberin \u0130brahim Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n neslinden olmas\u0131 ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor. Fakat Lut Aleyhissel\u00e2m, \u0130brahim&#8217;in neslinden de\u011fil, karde\u015finin o\u011flu ve ayn\u0131 \u015fekilde Yunus Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n da onun neslinden olmad\u0131\u011f\u0131 ve ib\u00e2re (metin) de zamirin yak\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fc de as\u0131l kaide gere\u011fi oldu\u011fu i\u00e7in, bir \u00e7ok tefsirciler bunu zikri yak\u0131n olan Nuh Aleyhissel\u00e2m&#8217;a g\u00f6ndermi\u015flerdir. \u0130bn\u00fc Abbas, &#8220;Ger\u00e7i b\u00fct\u00fcn peygamberlerin i\u00e7inde Hz. \u0130brahim&#8217;e ne ana, ne baba taraf\u0131ndan do\u011fum itibariyle kat\u0131lmayanlar vard\u0131r. Nitekim Lut karde\u015finin o\u011fludur. Bununla beraber hepsi \u0130brahim&#8217;in nesline dayan\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc amca da babadan say\u0131l\u0131r.&#8221; demi\u015ftir ki, bu m\u00e2n\u00e2 s\u00f6z\u00fcn geli\u015fine daha uygundur. Nuh&#8217;a g\u00f6nderildi\u011fi takdirde bu yoruma ihtiya\u00e7 kalmazsa da, o zaman konunun sevki \u0130brahim&#8217;den Nuh&#8217;a de\u011fi\u015ftirilmi\u015f olacakt\u0131r. Bununla beraber \u00e2yeti, c\u00fcmlesine ba\u011flamak da caizdir. O zaman bunlar, &#8220;onun neslinden&#8221; kapsam\u0131nda dahil olmaks\u0131z\u0131n Hz. \u0130brahim&#8217;e yard\u0131mc\u0131 olarak bah\u015fedilmi\u015f olur. Ve ger\u00e7ekte insan\u0131n kendi sulb\u00fcnden gelen evlad\u0131na da &#8220;nesli&#8221; denilmez ve iki karde\u015f olan \u0130smail ve \u0130shak kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 da bu ba\u011flamay\u0131 gerektirir. Dikkate \u015fayand\u0131r ki bu \u00e2yetlerde onsekiz peygamber zikredilmi\u015f ve bunlar\u0131n zikri bir g\u00fczel s\u0131n\u0131fland\u0131rmaya t\u00e2bi tutularak Hz. \u0130brahim etraf\u0131nda toplanm\u0131\u015ft\u0131r. Hz. Nuh puta tapanlarla u\u011fra\u015fan ilk peygamber, \u0130shak ve Yakub b\u00fct\u00fcn \u0130srailo\u011fullar\u0131 peygamberlerinin asl\u0131, bu arada baba o\u011ful m\u00fclk ve saltanat ile se\u00e7kin, imtihan ve g\u00fczel sab\u0131r ile se\u00e7kin, iki karde\u015f, \u00e2ciz b\u0131rakma kuvveti, heybet ve ezici g\u00fc\u00e7, kitap ve \u00f6zel \u015feriat ile se\u00e7kin, z\u00fchd ve ruhaniyet ve fedek\u00e2rl\u0131kta \u00f6rnek olmu\u015ftur. \u0130lyas, \u0130dris Aleyhissel\u00e2m oldu\u011fu hakk\u0131nda bir rivayet varsa da \u0130srailo\u011fullar\u0131 peygamberlerinden olmas\u0131 daha tercih edilir. Harun Aleyhissel\u00e2m soyundan oldu\u011fu nakledilmi\u015f ve &#8220;\u0130lyas b. Yasin b. Firhas b. Azzar b. Harun&#8221; denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>H\u0131z\u0131r oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Zira \u0130sa ve H\u0131z\u0131r gibi \u0130lyas&#8217;\u0131n da hen\u00fcz hayatta oldu\u011funa dair baz\u0131 eserler vard\u0131r. Ebu Hayyan tefsirinde der ki: &#8220;\u0130lyas, \u0130sa&#8217;ya yak\u0131n olarak zikredilmi\u015ftir. Hen\u00fcz \u00f6lmemi\u015f olmakta ortakt\u0131rlar&#8221;. \u0130lyas&#8217;a yahudiler ve h\u0131ristiyanlar &#8220;\u0130lya&#8221; derler. Yuhanna \u0130ncili&#8217;nin ba\u015f taraflar\u0131nda, &#8220;Yahudiler Oru\u015filim&#8217;den Yahya&#8217;ya &#8216;sen kimsin?&#8217; diye soru sormak \u00fczere kahinler ile Lev\u00eeliler g\u00f6nderdikleri zaman onun \u015fahitli\u011fi budur: yani ikrar edip ink\u00e2r etmeyerek: &#8216;Ben Mesih de\u011filim&#8217; diye ikrar etti ve ona: &#8216;\u00d6yle ise nesin, \u0130lya m\u0131s\u0131n?&#8217; diye sorduklar\u0131nda o da: &#8216;de\u011filim&#8217; dedi. &#8216;Sen o peygamber misin?&#8217; dediklerinde: &#8216;hay\u0131r&#8217; diye cevap verdi. &#8216;\u00d6yle ise Mesih yahut \u0130lya, ya o peygamber olmad\u0131\u011f\u0131n halde, ni\u00e7in vaftiz ediyorsun?&#8217; dediler&#8221; diye yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki \u0130lya, \u0130lyas; o peygamber de peygamberlerin sonuncusu Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;d\u0131r. \u0130lya, Rafiz\u00eeler taraf\u0131ndan &#8220;Ali&#8221; ismine de tatbik edilmi\u015ftir. Hitab\u0131n Hz. Peygamber&#8217;e y\u00f6nelmi\u015f olmas\u0131 itibariyle peygamberin dedesi olan ve \u0130shak ve Yakub zincirinin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bulunan Hz. \u0130smail di\u011fer bir s\u0131n\u0131f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olarak buraya b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f ve teker teker faziletleri bak\u0131m\u0131ndan Elyesa, Yunus, Lut Aleyhissel\u00e2m da onunla beraber bir s\u0131n\u0131fta say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Elyasa , Yu\u015fa b. N\u00fbn&#8217;dur, diyenler olmu\u015fsa da Elyesa&#8217; b. Ahtub b. el-Acuz&#8217;dur, diye tashih ediliyor. (Bu kelime Hamze, Kis\u00e2\u00ee ve Halefu&#8217;l-\u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde l\u00e2m &#8216;\u0131n \u015feddesiyle \u015feklinde okunur).<\/p>\n<p>89- \u0130\u015fte onlar, kendilerine kitap, h\u00fck\u00fcm (hikmet ve h\u00fck\u00fcmranl\u0131k) ve peygamberlik verdi\u011fimiz kimseler, \u015fu halde buna \u015funlar k\u00fcfrederlerse, yani bu \u00fc\u00e7\u00fcne veya (kitap ve h\u00fckm\u00fc i\u00e7ine almas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan daha \u00f6zet olmak \u00fczere) Kurey\u015f k\u00e2firleri hi\u00e7 iman etmezlerse hi\u00e7 \u00f6nemleri yoktur. \u015e\u00fcphesiz ki biz o kitap, h\u00fck\u00fcm ve peygamberli\u011fe \u00f6yle bir kavmi vekil yapm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r ki, bunlar onu hi\u00e7bir zaman ink\u00e2r etmezler. Daima iman ve \u015f\u00fck\u00fcr ile sar\u0131l\u0131r, g\u00fcven ve hidayete mazhar olurlar. Mekke k\u00e2firlerine kar\u015f\u0131 Ensar ve Medine&#8217;lileri; arap k\u00e2firlerine kar\u015f\u0131 di\u011fer kavimlerin m\u00fcminleri; b\u00fct\u00fcn k\u00e2firlere kar\u015f\u0131 b\u00fct\u00fcn \u00c2dem o\u011fullar\u0131ndan peygamber, sahabe, t\u00e2bi\u00een ve her m\u00fcmin ve hatta melekler bu kavimdendir.<\/p>\n<p>90- \u0130\u015fte ey Muhammed! Bu an\u0131lan ve se\u00e7ilip kendilerine kitap, h\u00fck\u00fcm ve peygamberlik verilerek \u00e2lemlere \u00fcst\u00fcn tutulmu\u015f olan iyilik severler ve salihlerdir ki Allah kendilerini &#8220;i\u015fte g\u00fcven onlar\u0131nd\u0131r ve do\u011fru yolu bulanlar da onlard\u0131r.&#8221; \u00e2yeti delaletince hidayete erdirmi\u015ftir. \u015eu halde sen ancak onlar\u0131n hidayetine uy. Ge\u00e7mi\u015ften \u00f6rnek olmak \u00fczere bunlar\u0131n hepsinin tuttuklar\u0131 iman tevhidi, do\u011fruluk, dine ba\u011fl\u0131l\u0131k, fazilet ve c\u00f6mertlik, kitap, hikmet, peygamberlik, \u00f6zetle hidayet yolunu tut, ba\u015fkalar\u0131na bakma! Bu kelimesinin sonundaki sakin he zamir de\u011fil, h\u00e2-i sekit (sekte h\u00e2s\u0131)d\u0131r. Yani vak\u0131f halinde dal &#8216;\u0131n harekesini muhafaza eden m\u00fccerred bir harftir. Bunun i\u00e7in s\u00e2kin (harekesiz) okunur. Ve Hamze, Kis\u00e2\u00ee, Yakub, Halef\u00fc&#8217;l- \u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde vas\u0131l h\u00e2linde hazfedilir, okunmaz. Ancak \u0130bn\u00fc \u00c2mir k\u0131r\u00e2etinde &#8220;h\u00fcd\u00e2&#8221; kelimesine r\u00e2ci zamirdir. Vas\u0131l halinde esre ile veya med ile okunur.<\/p>\n<p>Ve i\u015fte \u0130brahim k\u0131ssas\u0131n\u0131 anman\u0131n hikmet ve gayesi budur. Bunlara uyup y\u00fcz\u00fcn\u00fc ancak Allah&#8217;a tut ve hi\u00e7bir \u015feyden korkmayarak ve ba\u015fkas\u0131ndan hi\u00e7bir \u015fey beklemiyerek Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini tebli\u011f et. Onlar gibi sen de, De ki: Ben, bu i\u015f, bu tebli\u011f kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda sizden bir \u00fccret, bir kar\u015f\u0131l\u0131k istemem, o Kur&#8217;\u00e2n ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil, b\u00fct\u00fcn ak\u0131l sahibi \u00e2lemlerine Allah taraf\u0131ndan bir hat\u0131rlatma ve uyar\u0131d\u0131r. Bu bir ferde, bir s\u0131n\u0131fa veya bir kavme mahsus de\u011fildir. Allah i\u00e7in herkese, muhta\u00e7 ve sorumlu olduklar\u0131 \u015feyleri hat\u0131rlatmakt\u0131r, genel bir rahmettir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>91- Onlar: &#8220;Allah insanlara hi\u00e7bir \u015fey g\u00f6ndermemi\u015ftir&#8221; demekle, Allah&#8217;\u0131 gere\u011fi gibi tan\u0131yamad\u0131lar. De ki: Musa&#8217;n\u0131n insanlara ayd\u0131nl\u0131k ve hidayet olmak \u00fczere getirdi\u011fi, sizin par\u00e7a par\u00e7a k\u00e2\u011f\u0131tlara \u00e7evirdi\u011finiz, bir k\u0131sm\u0131n\u0131 belli etti\u011finiz, bir\u00e7o\u011funu gizledi\u011finiz; sizinle babalar\u0131n\u0131z\u0131n, sayesinde bilmedi\u011finiz bir\u00e7ok \u015feyleri \u00f6\u011frendi\u011finiz Kitab&#8217;\u0131 kim g\u00f6nderdi? (Onlara kar\u015f\u0131 sen) &#8220;Allah&#8221; de. Sonra onlar\u0131 b\u0131rak, bo\u015f laflara dalarak oyalans\u0131nlar.<\/p>\n<p>92- Bu Kitap (Kur&#8217;\u00e2n), kendinden \u00f6nceki kitaplar\u0131 tasdik eden, \u015fehirler anas\u0131 (Mekke) halk\u0131n\u0131 ve \u00e7evresindeki b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011f\u0131 uyarman i\u00e7in indirdi\u011fimiz m\u00fcbarek bir kitapt\u0131r. Ahiret g\u00fcn\u00fcne iman edenler bu Kitab&#8217;a da iman ederler ve onlar namazlar\u0131na da devaml\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>93- Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 yalan uyduran, yahut kendisine hi\u00e7bir \u015fey vahyolunmad\u0131\u011f\u0131 halde: &#8220;bana vahyedildi&#8221; diyen ve: &#8220;Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi gibi bir kitap da ben indirece\u011fim&#8221; diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini \u00f6l\u00fcm \u015fiddeti i\u00e7indeyken bir g\u00f6rsen! Melekler onlara ellerini uzat\u0131rlar ve:&#8221; Ruhunuzu teslim edin. Bug\u00fcn, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 haks\u0131z \u015feyler s\u00f6yledi\u011finizden ve O&#8217;nun \u00e2yetlerine kar\u015f\u0131 b\u00f6b\u00fcrlenmenizden dolay\u0131 al\u00e7alt\u0131c\u0131 bir azapla cezaland\u0131ralacaks\u0131n\u0131z&#8221; derler.<\/p>\n<p>94- Bug\u00fcn, sizi ilk defa yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131z zamanki gibi yapayaln\u0131z huzurumuza geldiniz, size verdi\u011fimiz her\u015feyi arkan\u0131zda b\u0131rakt\u0131n\u0131z. Allah&#8217;\u0131n size g\u00f6re orta\u011f\u0131 olduklar\u0131n\u0131 iddia ederek yard\u0131mlar\u0131na, \u015fefaatlar\u0131na g\u00fcvendi\u011finiz ortaklar\u0131 yan\u0131n\u0131zda g\u00f6rm\u00fcyoruz. Aran\u0131zdaki b\u00fct\u00fcn ba\u011flar art\u0131k kesilmi\u015f, g\u00fcvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmi\u015ftir.<\/p>\n<p>91-*} Allah&#8217;\u0131 hakk\u0131yle takdir etmediler, cel\u00e2l ve cem\u00e2l s\u0131fatlar\u0131n\u0131 lay\u0131k\u0131yla tan\u0131mad\u0131lar. Her \u015feye g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetti\u011fine, rahm\u00e2n ve rah\u00eem oldu\u011funa iman etmediler, nimet ve rahmetinin kadrini bilmediler, hukukuna riayet, il\u00e2hl\u0131k \u015fan\u0131na h\u00fcrmet etmediler, has\u0131l\u0131 takdirsizlik ve nank\u00f6rl\u00fck yapt\u0131lar. \u00c7\u00fcnk\u00fc, Allah insanlara hi\u00e7bir \u015fey inzal etmedi, dediler. B\u00f6yle demekle yaln\u0131z insanl\u0131k hakk\u0131nda bir takdirsizlik de\u011fil, Allah hakk\u0131nda takdirsizlik ettiler, insanlara Allah&#8217;\u0131n en b\u00fcy\u00fck rahmet ve nimeti olan vahyi, peygamber g\u00f6ndermeyi mutlak bir \u015fekilde ink\u00e2r etmek k\u00fcstahl\u0131\u011f\u0131nda bulundular, S\u00e2b\u00eeli\u011fe sapt\u0131lar ve \u00f6yle bir \u015fekilde sapt\u0131lar ki hissedileni ve mak\u00fbl olan\u0131 tan\u0131mayan sofesta\u00eelerin ve be\u015feri il\u00e2h tan\u0131mak istiyenlerin: &#8220;Allah, biz insanlar\u0131n i\u015fine kar\u0131\u015fmaz&#8221; dedikleri gibi, Allah&#8217;\u0131n be\u015fere indirdi\u011fi hi\u00e7bir \u015fey yokmu\u015f veya be\u015ferde her ne varsa Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 taraf\u0131ndan veya be\u015ferin kendisinden imi\u015f gibi s\u00f6z ettiler. \u015e\u00fcphe yok ki bu gibi \u00e7irkin s\u00f6z s\u00f6ylemeye c\u00fcr&#8217;et etmek bir nank\u00f6rl\u00fck huyundan, bu da nank\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve Allah&#8217;\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve kudretini takdir edememekten ileri gelen, \u00e7irkin bir cahillik ve ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131kt\u0131r. Allah dedi\u011fi zaman ne dedi\u011fini bilmeyen, bu b\u00fcy\u00fck ismin ne kadar sonsuz bir kudret ve kemal ifade etti\u011fini gere\u011fi gibi d\u00fc\u015f\u00fcnmeyenlerdir ki b\u00f6yle c\u00fcretlerde bulunurlar. &#8220;Allah, be\u015fere bir \u015fey indirmedi&#8221; s\u00f6z\u00fc, bir m\u00fc\u015frik s\u00f6z\u00fc oldu\u011fu ve yukardan beri anla\u015f\u0131lageldi\u011fi \u00fczere Mekke m\u00fc\u015friklerinin de bu fikirde bulundu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Fakat bunu Medine&#8217;de yahudilerin hahamba\u015f\u0131lar\u0131ndan M\u00e2lik b. Sayf&#8217;\u0131n s\u00f6ylemi\u015f olmas\u0131d\u0131r ki bu \u00e2yetin inmesine sebep olmu\u015ftur. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>M\u00e2lik b. Sayf, iri ve \u015fi\u015fman bir adamm\u0131\u015f. Resulullah&#8217;\u0131n yan\u0131na gelmi\u015f, konu\u015furken Resulullah kendisine: &#8220;Musa&#8217;ya Tevrat&#8217;\u0131 indiren Allah&#8217;a and vererek soruyorum, &#8216;Allah \u015fi\u015fman bilgine bu\u011fzeder&#8217; diye Tevrat&#8217;ta buluyorsun de\u011fil mi? Halbuki sen \u015fi\u015fman bilginsin, Yahudilerin yedirdi\u011fi \u015feylerden \u015fi\u015fmanlam\u0131\u015fs\u0131n&#8221; buyurmu\u015f. Orada bulunanlar g\u00fclm\u00fc\u015fler, Malik b. Sayf k\u0131zm\u0131\u015f, Hz. \u00d6mer&#8217;e d\u00f6n\u00fcp: &#8220;Allah hi\u00e7bir be\u015fere bir \u015fey indirmemi\u015ftir&#8221; demi\u015f, Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n peygamberli\u011fini ink\u00e2rda mub\u00e2l\u00e2\u011fa etmek i\u00e7in, \u00f6fkesinden m\u00fc\u015frikler gibi hepsini ink\u00e2r edivermi\u015f. Sonra bu s\u00f6z\u00fcnden dolay\u0131 yahudiler tutmu\u015flar kendisini ba\u015fkanl\u0131ktan indirip yerine K\u00e2b b. E\u015fref&#8217;i ge\u00e7irmi\u015fler. Bu \u00e2yetin, n\u00fczul sebebinde me\u015fhur olan \u00e7o\u011funluk g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc budur. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bu \u00e2yet, bu s\u00fbrenin Medine&#8217;de sonradan inmi\u015f olan birka\u00e7 \u00e2yeti c\u00fcmlesinden oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir. Ger\u00e7ekte yukardan beri s\u00f6z\u00fcn geli\u015f \u015fekli, m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 oldu\u011fu halde, burada yahudi de ilave edilerek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>\u00d6yle diyen takdirsizlere kar\u015f\u0131 de ki: Musa&#8217;n\u0131n insanlar i\u00e7in bir nur olarak, bir hidayet olarak getirdi\u011fi kitab\u0131 (yani Tevr\u00e2t&#8217;\u0131) kim inzal etti? O nur ve hidayet ki siz onu k\u0131rtaslar yap\u0131yorsunuz, ayd\u0131nlan\u0131p amel edecek yerde par\u00e7a par\u00e7a ka\u011f\u0131tlara koyuyor, kuru evrak haline getiriyorsunuz, bunlar\u0131 meydana \u00e7\u0131kar\u0131p g\u00f6steri yap\u0131yor ve bir \u00e7o\u011funu gizliyorsunuz. Yani gizliyor ve bozuyorsunuz, meydana koyduklar\u0131n\u0131zla da amel etmiyor, kalbinize koymuyorsunuz. Fakat \u0130bn\u00fc Kesir ve Ebu Amr k\u0131r\u00e2etlerinde g\u00e2ib (\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131s) kipiyle okunur ki, &#8220;onu ka\u011f\u0131tlar yap\u0131yorlar, istediklerini meydana \u00e7\u0131kar\u0131p, bir \u00e7o\u011funu gizliyorlar&#8221; demektir. Bunda yahudilerden hitap (ikinci \u015fah\u0131s) ile de\u011fil, g\u0131yab (\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131s) ile t\u00e2bir buyurulmu\u015ftur. E\u011fer \u00f6b\u00fcr k\u0131r\u00e2et olmasayd\u0131, bu \u00e2yetin de Mekke&#8217;de ve m\u00fc\u015frikler sebebiyle inmi\u015f oldu\u011funa h\u00fckmedilebilirdi. Ancak bu \u015fekilde Tevrat&#8217;\u0131n inzalinin ve yahudilerin durumlar\u0131n\u0131n m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 nas\u0131l bir \u00e7eli\u015fki maddesi olarak s\u00f6ylenilebilece\u011fi sorusu v\u00e2rid olurdu. Fakat bunun da sebebi yok de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Mekke m\u00fc\u015friklerine g\u00f6re de Musa&#8217;ya Tevrat&#8217;\u0131n ini\u015fi ve yahudilerin durumu, herkes\u00e7e bilinmekteydi. Onun i\u00e7in &#8220;E\u011fer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha do\u011fru yolda olurduk.&#8221; diyorlard\u0131. \u015eu halde bu iki k\u0131r\u00e2etin toplam\u0131 bize, \u015funu ifade eder ki, \u00e2yetin inmesinde hem yahudilerin, hem m\u00fc\u015friklerin sebep olmalar\u0131 vard\u0131r. Her ikisi de Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n peygamberli\u011fini ink\u00e2r i\u00e7in &#8220;Allah hi\u00e7bir be\u015fere bir \u015fey indirmedi&#8221; demi\u015flerdir. Fakat esas n\u00fczul sebebi yahudinin s\u00f6ylemesi olmu\u015f ve s\u00f6zlerinin \u00e7eli\u015fki maddesi \u00f6nce Tevrat ve takdirsizliklerinin misali de ona kar\u015f\u0131 ald\u0131klar\u0131 vaziyet ile g\u00f6sterilmi\u015ftir Bundan ba\u015fka daha genel olmak ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a da temas etmek \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Bir de size, ne kendinizin, ne atalar\u0131n\u0131z\u0131n bilmedi\u011finiz ilimler \u00f6\u011fretildi. \u015eu halde, bunlar\u0131 size indiren, \u00f6\u011freten hakiki \u00f6\u011fretici kim? Ey Muhammed, o takdirsizler buna ne derlerse desinler, sen Allah&#8217;d\u0131r, de. Sonra onlar\u0131 b\u0131rak, dald\u0131klar\u0131 b\u00e2t\u0131l i\u00e7inde oynaya dursunlar.<\/p>\n<p>92- Bu Kur&#8217;\u00e2n da, bizim indirdi\u011fimiz \u00f6yle bir kitapt\u0131r ki, m\u00fcbarektir. Feyzi, cihan\u0131 tutacakt\u0131r. \u00d6n\u00fcndekini tasdik edici, teyid edici ve iyiyi k\u00f6t\u00fcden ay\u0131r\u0131c\u0131d\u0131r. Ondaki n\u00fbr ve hidayet bunun tasdikinden ge\u00e7erek artacak, kuvvetlenecek ve geli\u015fecektir. Biz onu bunun i\u00e7in (yani \u00e2lemleri hat\u0131rlatmak, bereket ve tasdik i\u00e7in) ve bir de \u00dcmm\u00fc&#8217;l-Kur\u00e2&#8217;y (\u015fehirlerin anas\u0131n)\u0131 ve b\u00fct\u00fcn \u00e7evresindeki kimseleri uyaras\u0131n diye indirdik. Ve ahirete iman eden, sonlar\u0131n\u0131 kurtarmak isteyenlerdir ki buna iman ederler, ve bunlar namazlar\u0131 \u00fczerinde koruyucu kesilirler. B\u00fct\u00fcn \u015fehirlerin anas\u0131, merkezi demek olan (\u00dcmm\u00fc&#8217;l-kur\u00e2) Mekke&#8217;nin bir ismidir ki cihan\u0131n merkezi, b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n k\u0131blesi demek gibidir. Uyarma, Mekke&#8217;nin kendisine de\u011fil, halk\u0131na olaca\u011f\u0131 bilindi\u011finden m\u00e2n\u00e2, mecaz veya mecaz isnad\u0131 suretiyle &#8220;\u00dcmm\u00fc&#8217;l-kur\u00e2 halk\u0131&#8221; demektir. da buna karinedir. \u015e\u00fcphe yok ki &#8220;Mekke&#8221; denilmeyip de &#8220;\u00dcmm\u00fc&#8217;l-kur\u00e2&#8221; denilmesi, Mekke&#8217;yi \u00e2lemdeki b\u00fct\u00fcn \u015fehirlerin bir mutlak merkezi gibi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmek i\u00e7indir. Ve bundan dolay\u0131 de, merkez ve \u00e7evre kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131yla b\u00fct\u00fcn yer \u00e7evresinde bulunanlar\u0131n hepsi demek olur. Bununla beraber &#8220;\u00dcmm\u00fc&#8217;l-kur\u00e2&#8221; merkezlik m\u00e2n\u00e2s\u0131 dikkat nazar\u0131na al\u0131nmaks\u0131z\u0131n &#8220;Mekke&#8221; demek gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, &#8216;dan Mekke \u00e7evresi, Mekke civar\u0131, bundan da nihayet Arap Yar\u0131madas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Bu ihtimale g\u00f6re Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n n\u00fczul hikmeti yaln\u0131zca Mekke ve Arap Yar\u0131madas\u0131 halk\u0131n\u0131n uyar\u0131lmas\u0131na mahsusmu\u015f gibi bir kuruntu akla gelebilece\u011finden &#8220;Mekke ve etraf\u0131n\u0131 uyarman i\u00e7in&#8221; buyurulmad\u0131\u011f\u0131 gibi, &#8220;\u00dcmm\u00fc&#8217;l-kur\u00e2 ve etraf\u0131n\u0131 uyarman i\u00e7in&#8221; de buyurulmay\u0131p at\u0131f v\u00e2v\u0131 ile &#8220;ve \u00dcmm\u00fc&#8217;l-kur\u00e2 ve etraf\u0131n\u0131 uyarman i\u00e7in&#8221; buyurulmu\u015f ve bununla Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n n\u00fczul\u00fcn\u00fcn, Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n peygamberli\u011finin yaln\u0131z Arap milletini uyarma hikmetine mahsus olmad\u0131\u011f\u0131 ve bir \u00e2yet yukar\u0131s\u0131ndaki &#8220;O Kur&#8217;\u00e2n, \u00e2lemler i\u00e7in ancak bir uyarmad\u0131r&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla, bereketlerinin kapsam\u0131n\u0131n geni\u015fli\u011finden gaflet etmemek gerekti\u011fi ve \u00f6zellikle &#8220;Ey Muhammed! Biz seni ancak b\u00fct\u00fcn insanlara bir m\u00fcjdeci ve uyar\u0131c\u0131 olarak g\u00f6nderdik&#8221; (Sebe&#8217;, 34\/28) \u00e2yetinin kapsam\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat gariptir ki b\u00fct\u00fcn bunlara kar\u015f\u0131 yahudilerden bir grup, bu &#8220;ve \u00dcmm\u00fc&#8217;l-kur\u00e2 ve etraf\u0131n\u0131 uyarman i\u00e7in&#8221; \u00e2yet-i kerimesinden Hz.Muhammed (s.a.v)in yaln\u0131z Araplara g\u00f6nderilmi\u015f bir peygamber oldu\u011funu delil getirmeye kalk\u0131\u015fm\u0131\u015flar, yani onun peygamberli\u011fini itiraf etmekle beraber her millete de\u011fil, Araplara mahsus bir peygamber oldu\u011fu iddias\u0131nda bulunmu\u015flard\u0131r. Bunlar yahudilerden &#8220;\u0130seviyye mezhebi&#8221; ad\u0131yla an\u0131l\u0131rlar ki, bug\u00fcn ayd\u0131n ge\u00e7inen avrupal\u0131lardan bir k\u0131sm\u0131n\u0131n Arap olmayan m\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda bu yahudi f\u0131rkas\u0131n\u0131n mezhebini ve politikas\u0131n\u0131 yaymaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz. Be\u015ferde vuku bulmu\u015f bir i\u015f olan peygamberli\u011fi ink\u00e2r etmenin, Allah&#8217;\u0131 gere\u011fi gibi takdir etmemekten do\u011fan bir c\u00fcret, bir nank\u00f6rl\u00fck ve herhangi bir peygamberin peygamberli\u011fini ve herhangi bir kitab\u0131n inmesini kabul ettikten sonra b\u00fct\u00fcn peygamberleri ve kitaplar\u0131 tasdik ve teyid eden ve onlardan daha a\u00e7\u0131k ve daha feyizli olarak indirilmi\u015f bulunan m\u00fcbarek Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 ve Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n neb\u00eeli\u011fini ink\u00e2r etmenin ise bundan ba\u015fka a\u00e7\u0131k bir \u00e7eli\u015fki oldu\u011fu anlat\u0131lmakla peygamberlik i\u015fi tespit ve teyid ediliyor. Ve peygamberlik meselesinin Allah&#8217;\u0131n s\u0131fatlar\u0131 meselesinin bir dal\u0131 oldu\u011funu, irfan ve ahl\u00e2k, sorumluluk duygusu ve \u00e2k\u0131bet endi\u015fesi ile ilgisini tesbit ettikten sonra, Allah&#8217;a yalan isnad eden, yalan yere peygamberlik iddia eden veya Allah&#8217;a, Peygamber&#8217;e rekabet etmeye kalk\u0131\u015fan iftirac\u0131lar, yalanc\u0131lar, sahtek\u00e2rlar ve haddini bilmezler hakk\u0131nda korkutma ve uyarma olarak da \u015f\u00f6yle buyuruluyor :<\/p>\n<p>93-94- Ve kimdir o kimseden daha zalim ki, Allah&#8217;a yalan iftira etmi\u015ftir. Mesela yalanc\u0131 M\u00fcseyleme (M\u00fcseylemet\u00fb&#8217;l-kezzab) ve Esved Ans\u00ee gibi, &#8220;Allah beni peygamber g\u00f6nderdi&#8221; diye yalandan peygamberlik iddia etmeye veya Amr b. Luhay ve benzerleri gibi kendi kendine din uydurmaya, h\u00fck\u00fcmler koymaya kalk\u0131\u015fm\u0131\u015f veya herhangi bir \u015fekilde Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 yalan uydurmu\u015f, Allah&#8217;a ilgisi caiz ve lay\u0131k olmayan bir \u015fey isnat etmi\u015f, veya kendisine hi\u00e7bir \u015fey vahyedilmemi\u015fken, bana vahyedildi, demi\u015ftir. \u00d6zetle ya herhangi bir \u015fekilde bir yalan iftira etmi\u015f veya \u00f6zellikle vahy iddias\u0131yla iftira etmi\u015ftir. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile: &#8220;Bana vahyolundu, ona hi\u00e7bir \u015fey vahyolunmad\u0131&#8221; demi\u015f, kendine vahiy iddia etmi\u015f ve Peygamber&#8217;e vahyi ink\u00e2r etmi\u015ftir. Yalan\u0131n iki b\u00fcy\u00fck \u00e7e\u015fidini toplam\u0131\u015f, yo\u011fa var, vara yok diye kat kat b\u00fcy\u00fck bir yalan s\u00f6ylemi\u015f demek olur. Ve o kimseden ki, Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi \u00e2yetler gibi ben de indirece\u011fim, demi\u015ftir. Allah ile rekabete, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n benzerini yazmaya, Peygamber&#8217;le boy \u00f6l\u00e7\u00fc\u015fmeye kalk\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Nitekim T\u00e2if&#8217;li Nadr b. Haris ve yardaklar\u0131, &#8220;E\u011fer istesek bunun (Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n) ayn\u0131s\u0131n\u0131 biz de s\u00f6yleriz&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/31) demi\u015fler, &#8220;Ekin ekenlere, ekmek yapanlara, pi\u015firi\u015f pi\u015firenlere, lokma edenlere kasem olsun&#8221; diye sa\u00e7malar s\u00f6ylemi\u015flerdir. Ve i\u015fte \u015fu zikrolunan misaller bu \u00e2yetin n\u00fczul\u00fcne sebep olmu\u015flard\u0131r ki, bunlar\u0131n baz\u0131s\u0131 Mekke&#8217;de, baz\u0131s\u0131 Medine&#8217;de vaki olmu\u015f bulundu\u011fundan bu \u00e2yetin de Mekke olaylar\u0131na da i\u015faret ederek Medine&#8217;de indi\u011fi rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ey muhatap sen bir g\u00f6rsen b\u00fct\u00fcn bu zalimlerin gamer\u00e2t-\u0131 mevte d\u00fc\u015ft\u00fckleri, \u00f6l\u00fcm\u00fcn pen\u00e7elerine ge\u00e7ip \u015fiddetten \u015fiddete at\u0131ld\u0131klar\u0131, ve melekler ellerini uzatarak, haydi bakal\u0131m canlar\u0131n\u0131z\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131n, yahut kendinizi kurtar\u0131n. Bug\u00fcn siz hakaret ve zillet azab\u0131yla cezalanacaks\u0131n\u0131z, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 do\u011fru olmayan\u0131 s\u00f6yl\u00fcyordunuz, ve ayetlerine kar\u015f\u0131 kibirleniyordunuz. Gururunuza yediremiyor, onlara imandan, d\u00fc\u015f\u00fcnmeden ka\u00e7\u0131n\u0131yordunuz, ve g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz ya ey zalimler bug\u00fcn, bize ilk defa sizi yaratt\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi teker teker, yaln\u0131z ba\u015f\u0131n\u0131za geldiniz, ve size verdi\u011fimiz \u015feylerin hepsini arkan\u0131zda b\u0131rakt\u0131n\u0131z. O \u015fefaat\u00e7ilerinizi de sizinle beraber g\u00f6rm\u00fcyoruz. Onlar\u0131 ki siz, kendinizde ortakd\u0131rlar diye sanm\u0131\u015ft\u0131n\u0131z. Varl\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u00fczerinde bunlar\u0131n il\u00e2hl\u0131k hissesine sahip birtak\u0131m ortaklar olduklar\u0131n\u0131 ve Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 size \u015fefaat edeceklerini san\u0131yordunuz. Art\u0131k aran\u0131zda ebed\u00ee kesilme v\u00e2ki oldu. N\u00e2fi&#8217;, Hafs, Kis\u00e2i, Ebu Ca&#8217;fer&#8217;den ba\u015fkas\u0131n\u0131n k\u0131r\u00e2etinde n\u00fbn&#8217;un \u00f6tresiyle okundu\u011funa g\u00f6re, art\u0131k aran\u0131z sonsuza dek a\u00e7\u0131ld\u0131, b\u00fct\u00fcn ili\u015fkiler kesildi, tarumar oldu, ve zannetti\u011finiz o hayaller, o kuruntular sizden kaybolup gitti, diye taraf\u0131m\u0131zdan hitap tebli\u011f edildi\u011fi zaman g\u00f6rsen!.. Neler olacakt\u0131r neler!&#8230;<\/p>\n<p>Bunlar\u0131 g\u00f6z\u00f6n\u00fcne getirmeli de Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 haks\u0131zl\u0131kta, takdirsizlikte bulunmamal\u0131d\u0131r. Ger\u00e7ekte:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi:<\/p>\n<p>95- \u015e\u00fcphesiz ki taneleri ve \u00e7ekirdekleri yaran Allah&#8217;t\u0131r. O, \u00f6l\u00fcden diriyi \u00e7\u0131kar\u0131r, diriden de \u00f6l\u00fcy\u00fc \u00e7\u0131karan O&#8217;dur. \u0130\u015fte Allah budur. O halde nas\u0131l y\u00fcz \u00e7evirirsiniz?<\/p>\n<p>96- Karanl\u0131\u011f\u0131 yar\u0131p tanyerini a\u011fartan O&#8217;dur. Geceyi, dinlenmek i\u00e7in; G\u00fcne\u015f&#8217;i, Ay&#8217;\u0131 (vakitlerinizi) hesaplamak i\u00e7in yaratm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte bu, her \u015feye galip gelen ve her \u015feyi bilen Allah&#8217;\u0131n takdiridir.<\/p>\n<p>97- Kara ve denizin karanl\u0131klar\u0131nda yolunuzu bulas\u0131n\u0131z diye y\u0131ld\u0131zlar\u0131 sizin i\u00e7in yaratan O&#8217;dur. \u015e\u00fcphesiz biz, bilen bir toplum i\u00e7in \u00e2yetleri geni\u015f bir \u015fekilde a\u00e7\u0131klad\u0131k.<\/p>\n<p>98- Sizi bir tek candan yaratan O&#8217;dur. Sonra sizin i\u00e7in bir karar yeri, bir de emanet yeri vard\u0131r. Biz \u00e2yetlerimizi, anlayan bir toplum i\u00e7in apa\u00e7\u0131k beyan ettik.<\/p>\n<p>99- G\u00f6kten suyu indiren O&#8217;dur. Onunla her \u00e7e\u015fit bitkiyi \u00e7\u0131kard\u0131k, o bitkiden bir ye\u015fillik \u00e7\u0131kard\u0131k, ondan da birbiri \u00fczerine binmi\u015f taneler; hurman\u0131n tomurcu\u011fundan sarkan salk\u0131mlar, \u00fcz\u00fcm ba\u011flar\u0131, zeytin ve nar (bah\u00e7eleri) \u00e7\u0131kar\u0131yoruz. (Bunlar\u0131n) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunla\u015fmas\u0131na bak\u0131n! Bunlarda inanan bir toplum i\u00e7in ibretler vard\u0131r.<\/p>\n<p>100- Onlar, Allah&#8217;a cinlerden de ortak ko\u015ftular. Halbuki onlar\u0131 yaratan O&#8217;dur. Bilgileri olmadan O&#8217;na o\u011fullar, k\u0131zlar uydurdular. O&#8217;nun \u015f\u00e2n\u0131 onlar\u0131n uydurduklar\u0131 s\u0131fatlardan m\u00fcnezzeh ve y\u00fccedir.<\/p>\n<p>101- G\u00f6kleri ve yeri yoktan var eden O&#8217;dur. E\u015fi de olmad\u0131\u011f\u0131 halde, nas\u0131l olur da \u00e7ocu\u011fu olur? Her \u015feyi yaratan O&#8217;dur. Ve O, her\u015feyi bilendir.<\/p>\n<p>95- Kelimesi \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, Yakub&#8217;dan Ravh k\u0131r\u00e2etlerinde ism-i f\u00e2il s\u00eegas\u0131yla \u015feklinde okunur.<\/p>\n<p>Allah, taneleri ve \u00e7ekirdekleri yarand\u0131r. \u00d6l\u00fcden diri \u00e7\u0131kar\u0131r, ve diriden \u00f6l\u00fc \u00e7\u0131karand\u0131r, i\u015fte Allah budur. B\u00f6yle b\u00fct\u00fcn tabiatlar \u00fczerinde h\u00e2kim olur yarat\u0131c\u0131 ve yoktan var edicidir.<\/p>\n<p>FALK , yarmak, \u00e7atlatmakt\u0131r. HABB &#8220;habbe&#8221;nin; NEV\u00c2 da \u00e7ekirdek demek olan &#8220;nev\u00e2t&#8221; \u0131n \u00e7o\u011fulu yerinde cins ismidir. Habb, tane, ot tohumlar\u0131na; nev\u00e2t, \u00e7ekirdek de a\u011fa\u00e7 tohumlar\u0131na delalet eder. Bununla beraber ot ve a\u011fa\u00e7 ikisi de bitkisel oldu\u011fundan, nev\u00e2t\u0131 tanenin i\u00e7indeki bitkisel maya gibi d\u00fc\u015f\u00fcnmek m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan daha uygun olacakt\u0131r ki, bir tanenin i\u00e7indeki \u00f6z, bu maya, bir hurma veya \u00fcz\u00fcm tanesinin i\u00e7indeki \u00e7ekirdek gibidir. Buna nev\u00e2t kelimesinin k\u00fc\u00e7\u00fclt\u00fclm\u00fc\u015f\u00fc olarak &#8220;n\u00fcveyye&#8221; de denilir ki Frans\u0131zlar\u0131n &#8220;nuvoyya&#8221; deyimi bundan al\u0131nm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bak\u0131n\u0131z bir tane, bir \u00e7ekirdek bir yere d\u00fc\u015fer, bir m\u00fcddet ge\u00e7irince Allah o tane, o \u00e7ekirdek i\u00e7inden bir hareket, bir bas\u0131n\u00e7, bir filizlenme meydana getirir, onu alt\u0131ndan, \u00fcst\u00fcnden yarar, \u00e7atlat\u0131r; s\u00fck\u00fbn halini, hareket haline; biti\u015fme halini, ayr\u0131lma haline \u00e7evirir, \u00dcstteki \u00e7atlaktan bir \u00e7enekli veya iki \u00e7enekliler olarak havaya y\u00fckselen a\u011fa\u00e7, alt\u0131ndaki \u00e7atlaktan topra\u011fa ge\u00e7en ve sa\u00e7ak denilen a\u011fa\u00e7 \u00e7\u0131kar ve o tane, o \u00e7ekirdek, \u00f6nce b\u00f6yle biri yukar\u0131 y\u00fckselen, biri a\u015fa\u011f\u0131ya inen iki \u00e7e\u015fit tabiatta bulunan iki a\u011fac\u0131n biti\u015fme sebebi olur. Parmakla eziliverecek kadar ince ve yumu\u015fak olan o sa\u00e7aklar, sert \u00e7uvald\u0131zlar\u0131n, sivri b\u0131\u00e7aklar\u0131n n\u00fcfuz edemeyece\u011fi derecede sert olan yerleri ve baz\u0131 zaman kaskat\u0131 ta\u015flar\u0131 bile \u00e7atlat\u0131r, aralar\u0131na girer ve sonra bir bitki, bir a\u011fa\u00e7 \u00fczerinde o kadar \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 ve m\u00fckemmel bir \u015fekilde \u00e7e\u015fitli tabiatlar kazan\u0131r ve bu \u00e7e\u015fitli tabiatlar\u0131n hepsi \u00f6yle bir ahenk ve nizam ile i\u015fler, \u00e7al\u0131\u015f\u0131r ki acaiblik ve inceliklerinin a\u00e7\u0131klama ve izah\u0131 t\u00fckenmez. Bir tabiattan yar\u0131l\u0131p \u00e7\u0131kan kabuk, a\u011fa\u00e7, \u00f6z, damar, k\u00f6k, g\u00f6vde, dallar, yapraklar, \u00e7i\u00e7ekler, \u0131\u015f\u0131klar bu \u00e7e\u015fitli tabiatlar\u0131n her biri b\u00fct\u00fcn tabiat kuvvetleri \u00fczerinde h\u00fck\u00fcm ve tesir icra eden ve sanat ve g\u00fc\u00e7 a\u00e7\u0131klayan yarat\u0131c\u0131 kudretin aciz b\u0131rakan delillerinden olan birer \u00e2lemdirler. Bunlar\u0131 daha geni\u015f bir zevk ile seyretmek istiyenler bitkilerin anatomisini, dokular\u0131n\u0131, uzv\u00ee maksatlar\u0131n\u0131 incelesinler ve mutalaa etsinler. Sonra \u00e7atlaktan \u00e7atla\u011fa, f\u0131trattan f\u0131trata ge\u00e7en, s\u0131fatlar\u0131, \u00f6zellikleri, renkleri, \u015fekilleri, tadlar\u0131, tabiatlar\u0131 \u00e7e\u015fitli olan bu farkl\u0131 cisimlerin ortak mesa\u00eelerinden asl\u00ee gaye olan meyve do\u011far. Bir tane veya bir \u00e7ekirdek yerine kat kat kutular, kaplar i\u00e7inde y\u00fczlercesi meydana gelir. Ve her biri olgunla\u015f\u0131nca yeni bir \u00e2lem olmak i\u00e7in bitti\u011fi yerden kopar, topraklara kat\u0131lmak \u00fczere yere at\u0131l\u0131r. \u00c7\u0131k\u0131\u015f yeri bir ve tabiat\u0131n, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n, mevsimlerin, unsurlar\u0131n tesirleri, \u015fartlar\u0131 e\u015fit oldu\u011fu halde bir taneden, bir \u00e7ekirdekten bu kadar \u00e7e\u015fitli cisimler ve tabiatlar\u0131n \u00e7atlay\u0131p \u00e7\u0131kmas\u0131, tabiatlar\u0131n ve unsurlar\u0131n de\u011fil, hikmet sahibi merhametli, g\u00fc\u00e7l\u00fc ve diledi\u011fini yapan, varl\u0131\u011f\u0131 kendinden olan Allah&#8217;\u0131n takdir ve tedbirinin eseri oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Toprakta \u00e7ekirdekten bunlar\u0131 bitirip \u00e7\u0131karan yarat\u0131c\u0131 kudret ne ise, yine toprakta bunlardan \u00e7ekirde\u011fi bitiren yarat\u0131c\u0131 kudret de odur. Gerek taneyi, \u00e7ekirde\u011fi yararak bitki ve a\u011fa\u00e7lar \u00e7\u0131karmak ve gerek bir yar\u0131lmadan tane, \u00e7ekirdek yaratmak, her iki m\u00e2n\u00e2s\u0131yla &#8220;taneyi ve \u00e7ekirde\u011fi yaran&#8221; O&#8217;dur. \u015eu halde do\u011frudan do\u011fruya topraktan tane ve \u00e7ekirde\u011fi yarat\u0131p \u00e7\u0131karan da O&#8217;dur. O, b\u00f6yle \u00f6l\u00fcden diri \u00e7\u0131kar\u0131r. Diriden \u00f6l\u00fcy\u00fc \u00e7\u0131karan da O&#8217;dur. Ve bu m\u00e2n\u00e2 hayvanlarda daha derin ve daha b\u00fcy\u00fck \u015f\u00fcm\u00fbl ve g\u00fczellik ile a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u0130\u015fte Allah bu yarma ve f\u0131trat\u0131 yapan, \u00f6l\u00fcden diri ve diriden \u00f6l\u00fc \u00e7\u0131karan ve tabiatlar \u00fczerinde hakim olan mutlak g\u00fc\u00e7l\u00fc, diledi\u011fini yapand\u0131r. \u015eu halde ondan nas\u0131l \u00e7evrilir de ba\u015fkas\u0131na tapars\u0131n\u0131z? Yahut O&#8217;ndan, O&#8217;nun h\u00fckm\u00fcn\u00fcn ve kudretinin tesirinden nerede kurtulacaks\u0131n\u0131z? Gerek hayatta olun, gerek \u00f6l\u00fcmde; gerek hayvanlara kar\u0131\u015f\u0131n, gerek otlara; gerek yere ge\u00e7in, gerek g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131k\u0131n; gerek karanl\u0131kta bulunun gerek ayd\u0131nl\u0131kta; has\u0131l\u0131 hi\u00e7bir halde, hi\u00e7bir noktada onun elinden kurtulamazs\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>96-Zira sabah\u0131 \u00e7atlatan; karanl\u0131klar\u0131 yar\u0131p sabah yapan, ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131 aksettirip tan att\u0131ran O&#8217;dur. O geceyi dinlenme yeri yapan; dinlenecek, istirahat edecek bir s\u00fck\u00fbnet okyanusu, G\u00fcne\u015f ve Ay&#8217;\u0131 da hesap yapm\u0131\u015ft\u0131r. (\u00c2s\u0131m, Hamze, K\u00ees\u00e2\u00ee ve Halef\u00fc&#8217;l-\u00c2\u015fir&#8217;den ba\u015fka imamlar okunur). Yokluk karanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 yar\u0131p tan att\u0131rarak yo\u011fu var eden ve ufku, sabah ve g\u00fczellikle a\u00e7\u0131p v\u00fccuda, hayata uyan\u0131kl\u0131k, hareket ve faaliyet veren ve geceleyin bunlar\u0131 gizliyerek heyecanlar\u0131n\u0131 teskin etmek ve yorgunluklar\u0131 dinlendirmek i\u00e7in bir s\u00fck\u00fbn perdesi \u00e7eken yine O&#8217;dur. G\u00fcnd\u00fcz\u00fcn alameti olan G\u00fcne\u015f ve gecenin alameti olan Ay bunlar\u0131n yap\u0131c\u0131s\u0131 ve \u00e2mili de\u011fil, hesap vas\u0131talar\u0131d\u0131r. Hepsi hesapl\u0131 yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ve insanlar faaliyet ve s\u00fck\u00fbnlar\u0131n\u0131n hesab\u0131n\u0131 vermekle m\u00fckellef bulunduklar\u0131ndan, Allah Te\u00e2l\u00e2 miktarlar\u0131n\u0131 ve say\u0131lar\u0131n\u0131 tayin ve tahsis ederek hesab\u0131 da yaratm\u0131\u015f, G\u00fcne\u015f ve Ay&#8217;\u0131 bu hareket ve s\u00fck\u00fbnun hesab\u0131na birer alamet yapm\u0131\u015ft\u0131r. b\u00fct\u00fcn bunlar, bu \u00e7atlamalar, bu yap\u0131c\u0131lar, bu hesaplar o aziz ve al\u00eemin takdiridir. Ne hesaps\u0131z, takdirsiz, geli\u015fi g\u00fczel, keyfe g\u00f6re oluvermi\u015f bir tesad\u00fcft\u00fcr, ne de yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmeyen k\u00f6r bir tabiat\u0131n birbirini takip etmesidir. B\u00f6yle bir varl\u0131k ve yokluk, karanl\u0131k ve ayd\u0131nl\u0131k, hareket ve s\u00fck\u00fbn gibi ikisi de bir yere gelmek ihtimali bulunmayan \u00e7e\u015fitli ve \u00e7eli\u015fkili tabiatlar\u0131n her birine birer belli \u00f6l\u00e7\u00fcy\u00fc tahsis ederek birer s\u0131n\u0131r koyup, sonsuz ihtilaflar\u0131na ra\u011fmen hepsini bir telif ve terkib nizam\u0131 i\u00e7inde kesin bir hesap ile y\u00fcr\u00fctmek, elbette hi\u00e7bir tabiata boyun e\u011fmeyen e\u015fsiz bir \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn ve kudretin, gizli ve a\u00e7\u0131\u011f\u0131 g\u00f6ren, bilen, sonsuz bir g\u00fc\u00e7l\u00fc ilmin sahibi olan bir aziz ve bilenin a\u00e7\u0131k eseri ve g\u00fczel yap\u0131s\u0131d\u0131r. \u015eu halde o yarat\u0131c\u0131 ve var edici olan Allah yaln\u0131z k\u00e2dir (g\u00fc\u00e7l\u00fc) de\u011fil, ortak ve benzeri yok bir \u00fcst\u00fcn ve bilgindir de. Bunu hesaba almay\u0131p da ondan y\u00fcz \u00e7evirmek ve onun izzeti alt\u0131nda ve ilminde bulunan tabiat veya hayata veya astronomiye ait g\u00fc\u00e7lere ba\u011flan\u0131p tapmak ve sonra onun hesab\u0131ndan kurtulmak nas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn olur? Halbuki:<\/p>\n<p>97- O hem \u00f6yle bir Allah&#8217;t\u0131r ki, sizi y\u0131ld\u0131zlar i\u00e7in de\u011fil, y\u0131ld\u0131zlar\u0131 sizin i\u00e7in, yani kara ve denizin karanl\u0131klar\u0131nda bunlarla do\u011fru yolu bulas\u0131n\u0131z, bunlar\u0131n delaletiyle hedefinizi, y\u00f6nlerinizi ve k\u0131blenizi, madd\u00ee manev\u00ee yolunuzu do\u011frultas\u0131n\u0131z diye yapm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde bunlar size ilgileri bak\u0131m\u0131ndan \u00fczerinizde hakim ve idareci birer mabud de\u011fil, menfaatlerinize hizmet veren birer hidayet fan\u00fbs (cam kap)u ve rahmet alametleridirler. \u015e\u00fcphe yok ki biz bilgi sahibi olanlar i\u00e7in bu \u00e2yetleri a\u00e7\u0131klad\u0131k. Birinci olarak g\u00f6kteki y\u0131ld\u0131zlar gibi nokta nokta ay\u0131rt edilerek veciz bir \u015fekilde \u00e7oklukla zikir ve beyan edilen bu \u00e2yetler herkese hidayet olmakla beraber \u00f6yle ilm\u00ee noktalard\u0131r ki bunlardan ilim ehli olanlar, bilmek \u015fan\u0131ndan bulunanlar istifade ederler. \u0130kinci olarak bunlar\u0131n hilkat kitab\u0131nda, toprak ve denizde, yer ve g\u00f6kte, bitkilerde ve hayvanlarda, hava bo\u015flu\u011fu ve astronomide o kadar \u00e7ok tafsilat\u0131 vard\u0131r ki, bunlardan faydalanmak da ilim ehli olanlara, ilm\u00ee kabiliyeti bulunanlara mahsustur. Bundan dolay\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlar, bu prensipleri esas kabul ederek Botanik, Zooloji, Aritmatik, Astronomi, Meteoroloji, G\u00f6kbilim, Matematik ilimlerini \u00f6\u011frenmeye \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131rlar. Has\u0131l\u0131 bu Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetleri o kadar geni\u015f bilimleri i\u00e7erirler ki bunun a\u00e7\u0131klama ve tafs\u00eelinde &#8220;De ki: Rabb&#8217;imin s\u00f6zlerini yazmak i\u00e7in deniz m\u00fcrekkeb olsa, bir ayn\u0131 da ona ilave edilse Rabb&#8217;imin s\u00f6zleri bitmeden, denizler t\u00fckenirdi&#8221; (Kehf, 18\/109) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fc ge\u00e7erlidir.<\/p>\n<p>98- Yine o \u00f6yle bir Allah&#8217;t\u0131r ki sizi ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir nefisten yaratt\u0131. Bir candan, bir \u00c2dem&#8217;den ne\u015f&#8217;et ettirdi, \u00fcretti. (Nis\u00e2 s\u00fbresinin ba\u015f\u0131na bak.) sonra bir m\u00fcstekar (karar yeri) ve m\u00fcstevda (emanet yeri) var. \u00c7e\u015fit \u00e7e\u015fit.<\/p>\n<p>M\u00dcSTEKARR ve M\u00dcSTEVDA, istikrar (yerle\u015fme) ve ist\u00eeda (emanet b\u0131rakma) m\u00e2n\u00e2s\u0131na mimli masdar veya yerle\u015fme yeri veya emanet yeri m\u00e2n\u00e2s\u0131na yer ismi olur. Yani hepiniz bir nefisten meydana gelmi\u015f oldu\u011funuz halde her birinizin bir istikrar haliniz, bir ist\u00eeda haliniz var. S\u0131rt omurgas\u0131ndan rahime, rahimden d\u00fcnyaya, d\u00fcnyadan kabre, k\u00e2h yerle\u015fme, k\u00e2h emanet olarak b\u0131rak\u0131lma, iki n\u00f6betle\u015fen h\u00e2l i\u00e7indesiniz; yahut kiminiz istikrar yeri, kiminiz ist\u00eeda yeri, baz\u0131n\u0131z erkek, baz\u0131n\u0131z di\u015fi. Yahut kiminizin yerle\u015fme yeriniz, kiminizin emanet b\u0131rakma yeri var; baz\u0131n\u0131z d\u00f6l sahibi, baz\u0131n\u0131z rahim sahibi; baz\u0131n\u0131z\u0131n kararg\u00e2h\u0131, evi, vatan\u0131 var, baz\u0131n\u0131z gurbette, yolculukta veya g\u00f6\u00e7ebe. (\u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, Yakub&#8217;dan Ravh k\u0131r\u00e2etlerinde kaf&#8217;\u0131n esresiziyle ism-i fail olarak okunur ki bu \u015fekilde ism-i mef&#8217;\u00fbldur. \u0130stikrar laz\u0131m oldu\u011funda ism-i mef&#8217;\u00fbl olamaz. Fakat ist\u00eed\u00e2 iki mef&#8217;\u00fbl\u00fcne ta&#8217;diye eder ki birisi emanet b\u0131rak\u0131lan \u015fey, di\u011feri de kendine emanet edilen \u015feydir. Ve bunun ikisine de &#8220;m\u00fcstevda&#8221; denilir ve burada birincisidir . \u015eu halde bu k\u0131r\u00e2ete g\u00f6re m\u00e2n\u00e2: Hepiniz bir nefisten meydana getirilmi\u015f oldu\u011funuz halde kiminiz yerle\u015fmi\u015f bulunuyor, istikrar halinde; kiminiz de hen\u00fcz emanet halinde. Yani kiminiz hen\u00fcz \u00e7\u0131k\u0131\u015f yeri olan sulb (bel omurgas\u0131n)dan ayr\u0131lmam\u0131\u015f orada duruyor; kiminiz rahime tevdi edilmi\u015f do\u011fmak \u00fczere bulunuyor. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile: Kiminiz, rahimde yerle\u015fmi\u015f; kiminiz hen\u00fcz sulbde emanet bulunuyor. Yahut kiminiz bilfiil yarat\u0131lm\u0131\u015f; kiminiz de hen\u00fcz kuvve (his=duygu) halinde. Yahut kiminiz karar\u0131n\u0131 bulmu\u015f, erginlik ve kemaline ermi\u015f, kiminiz de hen\u00fcz velayet ve vesayet alt\u0131nda. Yahut kiminiz yerle\u015fmi\u015f; medeni veya ikamet eden; kiminiz yolcu veya gezegen nihayet bir k\u0131sm\u0131 \u00f6lm\u00fc\u015f, bir k\u0131sm\u0131 d\u00fcnyada. Has\u0131l\u0131 kaynak bir, olu\u015f \u00e7e\u015fitli, yap\u0131c\u0131 ve durumlar, birbirini takib etme de ve de\u011fi\u015fim i\u00e7inde hem birlik, hem halinde de\u011fi\u015fik de de\u011fi\u015fik! \u015eu halde normal bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131yla bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman ilim ve fenin en b\u00fcy\u00fck kanunu olan tabiat\u0131n muntazam bir \u015fekilde birbirini takip etmesi kaidesi gere\u011fince bu \u00e7e\u015fitlenme ve de\u011fi\u015fmenin olamamas\u0131 ve bu ne\u015f&#8217;etin bulunamamas\u0131 gerekirdi. E\u011fer bu olaylar olmasayd\u0131 da mesele tabiat itibariyle teorik olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclseydi, bu meydana gelmelere m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir \u00e7eli\u015fki g\u00f6z\u00fcyle bak\u0131lmas\u0131 laz\u0131m gelirdi. Halbuki \u00e2leme g\u00f6re bile, tek kaynaktan \u00e7ok \u00fcr\u00fcn ve birbirine uymayan \u015feyin meydana gelmesi ola\u011fan bir i\u015ftir. Ve olay, olayd\u0131r. Demek ki olay\u0131n sebebi, madde ve kayna\u011f\u0131n tabiat\u0131 de\u011fil, yarat\u0131c\u0131d\u0131r. Maddeye ve kayna\u011f\u0131n tabiat\u0131na eklenen her hadisede yeni bir yaratma vard\u0131r. Yani maddesiz icat etme gibi z\u00e2t ve yarat\u0131c\u0131n\u0131n s\u0131fat\u0131ndan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015farta dayanmayan bir yolun icad\u0131, bununla beraber bu icad\u0131, ge\u00e7mi\u015f icada uydurarak ve ba\u011flayarak onu b\u00fcy\u00fcten ve art\u0131ran bir takdir ve bir g\u00fczel sanat vard\u0131r. Maddeyi kendi tabiat\u0131nda devam ettirmeyip de yarmak ve ona onda bulunmayan bir \u00e7e\u015fitlenme ve de\u011fi\u015fim vererek tekden \u00e7ok, uyandan uymayan ve uymayandan uyan \u00e7\u0131kararak bir\u00e7ok dallar ve \u00e7e\u015fitli \u015fubeler meydana getirmekte de ilk maddeyi yoktan icat etme gibi madde ve maddenin tabiat\u0131 d\u0131\u015f\u0131ndan gelen a\u00e7\u0131k bir yaratma ve tesir, yarat\u0131c\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na, ilim ve kudretine delalet eden bir g\u00fczel sanat okunur ki, bunun delalet \u00e7e\u015fitleri tabiat\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 olan istikrar ve birbirini takip etmenin z\u0131dd\u0131 olup, onu tamamen veya k\u0131smen de\u011fi\u015ftiren yeniliklerin, de\u011fi\u015fimlerin varl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Her ist\u00eed\u00e2 (emanet b\u0131rakma), her yenilik, her sonradan olu\u015f, her \u00e2r\u0131z olu\u015flar, her de\u011fi\u015fim bir yaratma delili ve bunun i\u00e7in de her devaml\u0131l\u0131k, her birbirini takip etme, her uygunluk, her niz\u00e2m, bir sanat delili&#8217;dir. &#8220;Bir&#8221;in \u00e7ok, de\u011fi\u015fkenin uygun olmas\u0131 bir \u00e7eli\u015fki oldu\u011fu halde, &#8220;bir&#8221;den \u00e7ok, uygundan de\u011fi\u015fken yap\u0131lmas\u0131 ancak yaratma ve meydana getirme ile m\u00fcmk\u00fcn olur. Baz\u0131lar\u0131 yoktan ebediyi yaratmay\u0131 illet (sebep) ve tez\u00e2y\u00fcf-i illiyet (sebebin daralmas\u0131) k\u00e2idesine z\u0131t zannederler. Tabiate g\u00f6re bir de yoktan yaratmak, yoklu\u011fun sebebi m\u00e2n\u00e2s\u0131na tefsir edilmesine g\u00f6re bu zan do\u011frudur. \u00c7\u00fcnk\u00fc yoklu\u011fun sebebi, sebebin yoklu\u011fu demek olaca\u011f\u0131ndan, bu takdirde ne sebep kal\u0131r, ne de sebebin baki olmas\u0131. Halbuki olaylar i\u00e7in sebep gereklidir. Tabiat, sebep farzedildi\u011fi zamanda da her ba\u015fkala\u015f\u0131m ve de\u011fi\u015fim noktas\u0131n\u0131n ebedili\u011fe ve illetin daralmas\u0131 kanununa ayk\u0131r\u0131 oldu\u011fu a\u00e7\u0131k bir olayd\u0131r. Fakat yaratmada sebep, yarat\u0131c\u0131 olmak \u00fczere d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, ne sebebin ebedili\u011fi, ne de sebenin daralmas\u0131, hi\u00e7biri di\u011ferine z\u0131t olmam\u0131\u015f olur. Ve hatta yaratma anlay\u0131\u015f\u0131d\u0131r ki, bu kanunu tesbit ve teyit eder. Ancak sebebin daralmas\u0131, sebep olunan\u0131n sebebe dayanmas\u0131 ve sebepten fazla bir kudret ifade edememesi m\u00e2n\u00e2s\u0131na anla\u015f\u0131lmal\u0131, sebep olunan\u0131n muhakkak sebebine uygunlu\u011fu m\u00e2n\u00e2s\u0131na tel\u00e2kki edilmemelidir. Zira illetlinin illetine uygunlu\u011fu da m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bir okka, bir okkay\u0131 \u00e7ekemez. Hakiki illeti mal\u00fbl\u00fcn\u00fcn dengi olamaz. Bir fark ve \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7ermek gereklidir. Sebep illetlisine kendinden bir \u015fey vermez, onda eserini yarat\u0131r. Yoksa sebep t\u00fckenir, sebebin ebed\u00eeli\u011fi kalmaz. Ve bunun i\u00e7in sebep, mal\u00fbl\u00fcn asl\u0131 de\u011fil, yarat\u0131c\u0131 ve var edicisidir. Tohum ve a\u011fa\u00e7, baba ve evlat, k\u00f6kler ve dallar birbirinin sebep ve mal\u00fbl\u00fc de\u011fil; sebep ve m\u00fcsebbebi, yani olu\u015f yolu ve emanet edilen yeridir. Bunlar\u0131n emanet b\u0131rak\u0131lmas\u0131 ve devaml\u0131l\u0131klar\u0131 da beka ve sebebin daralmas\u0131n\u0131n, yarat\u0131c\u0131 olan Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ve tesirinin \u00e7e\u015fitli delaletleridir. K\u00f6k ile dal aras\u0131nda de\u011fi\u015fim ve farkl\u0131l\u0131k ne kadar \u00e7ok ve devaml\u0131l\u0131k ve birbirini takip etme ne kadar az olursa, orada tabiat\u0131n h\u00fckm\u00fc o kadar az ve yarat\u0131c\u0131n\u0131n tesiri o \u00f6l\u00e7\u00fcde \u00e7ok g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Ger\u00e7i en az hareket ve s\u00fck\u00fbn gibi iki z\u0131t m\u00e2n\u00e2ya kabiliyetten uzak olan s\u00fck\u00fbn ve mutlak istikrar i\u00e7inde bulunan hi\u00e7bir madde yoktur. Ve hatta yaln\u0131z hareket bile tabiat\u0131n k\u00fcll\u00ee (t\u00fcmel) kanunu olan birbirini takip etme ve yeknesakl\u0131\u011fa ayk\u0131r\u0131, yenilik ve de\u011fi\u015fim ifade eden bir z\u0131tl\u0131k ve istida (emanet b\u0131rakma)d\u0131r. Fakat maddenin par\u00e7alar\u0131ndaki bu ba\u015fkala\u015fma ve de\u011fi\u015fim \u00e7o\u011funlukla gizli oldu\u011fu i\u00e7in, yaln\u0131z madde fikrine do\u011fru inildik\u00e7e tabiat\u0131n h\u00fckm\u00fc daha a\u00e7\u0131k ve madde ebed\u00ee ve devaml\u0131 gibi anla\u015f\u0131l\u0131r. Bununla beraber basit maddelerde de\u011fi\u015fme hissedildi\u011fi zaman da, basitlikleri sebebiyle, yaratmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 daha b\u00fcy\u00fck bir a\u00e7\u0131kl\u0131kla g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bu \u015fekilde cans\u0131z maddeler ve madenler \u00fczerindeki yaratma m\u00e2n\u00e2s\u0131 bitkilere, hayvanlara do\u011fru ge\u00e7ildik\u00e7e artan bir \u00f6l\u00e7\u00fcde artar, yaratman\u0131n delilleri daha \u00e7ok ortaya \u00e7\u0131kar. \u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n \u00fcremesi ve insana mahsus hayata gelince, insan ferdleri aras\u0131ndaki durumlar\u0131n farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131 hepsinden \u00e7ok oldu\u011fu i\u00e7in, burada kudret ve yarat\u0131c\u0131n\u0131n sanat\u0131, delilleri daha \u00e7ok, daha geni\u015f ve bununla beraber birle\u015ftirme ve a\u00e7\u0131klaman\u0131n \u00e7oklu\u011fundan do\u011fan tasavvur ve i\u00e7eri\u011fi daha problemdir. \u0130\u015fte &#8220;karar yeri ve emanet yeri&#8221;, b\u00fct\u00fcn bu delilleri ve \u00e2yetlerin delalet \u015fekillerini, b\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131kl\u0131k ve ilm\u00ee ay\u0131klamas\u0131yla g\u00f6steren bir kanundur. Ve hi\u00e7bir filozof, hi\u00e7bir felsefe &#8220;\u0131tt\u0131rat (birbirini takip etme) ve te\u011f\u00e2y\u00fcr (birbirine uymama)&#8221; korunma ve de\u011fi\u015fme, ebed\u00eelik ve daralma kanununu bu kadar g\u00fczel ve bu kadar geni\u015flik ve ay\u0131klamas\u0131yla \u00f6zetleyememi\u015ftir. \u015eu halde burada \u00f6nce insan cinsinin tek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ine alan Hz.\u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f ve olu\u015funun durumu ile hi\u00e7 me\u015fgul olmadan her ailede, her kavim ve kabilede g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz vechile bir as\u0131ldan, bir \u0131rktan bir\u00e7ok kimselerin devaml\u0131 olarak \u00fcremesi ve \u00e7o\u011fal\u0131p gittiklerini ifade eden \u00fcreme kanununun i\u015faret etti\u011fi \u00e7e\u015fitlenme ve de\u011fi\u015fim \u00e7oklu\u011fu kesinlikle isbat eder ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 yaln\u0131z men\u015fe (kaynak)lerin yarat\u0131c\u0131s\u0131 de\u011fil, b\u00fct\u00fcn geni\u015fli\u011fiyle her \u00e7e\u015fit olu\u015fumlar\u0131n da yarat\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki &#8220;karar yeri ve emanet yeri&#8221;nin analiz ve a\u00e7\u0131klamas\u0131 o kadar y\u00fcksek ve derin bir hikmet d\u00fcst\u00fbrudur ki, bununla \u00f6b\u00fcr \u00e2yetlerin delalet vecihlerindeki en ince bir ba\u015flang\u0131\u00e7, a\u00e7\u0131klama ve izah yap\u0131lm\u0131\u015f bulunmuyor. \u015eu halde bunu anlamak, di\u011fer \u00e2yetleri de a\u00e7\u0131klamak ve geni\u015fletmek demek olaca\u011f\u0131 ve bu da onlardan daha derin, daha ince bir ilm\u00ee uzmanl\u0131\u011f\u0131 gerektirece\u011fi cihetle buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Biz bu \u00e2yetleri f\u0131k\u0131h ehli (anlay\u0131\u015fl\u0131) olan, nefsinde ince ve derin bir anlay\u0131\u015f\u0131 bulunan hikmet sahibi kimseler i\u00e7in a\u00e7\u0131klad\u0131k. Yani a\u00e7\u0131klamadan istifade edebilmek i\u00e7in sadece ilim ehli olmak yeterli de\u011fil, kendini bilmi\u015f olmak da \u015fartt\u0131r. Yukar\u0131larda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;f\u0131kh&#8221; as\u0131l lugatta bir \u015feyi sebep ve hikmetiyle anlamak, ince anlay\u0131\u015f ile anlamak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki, bunda &#8220;nefsi bilmek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 da yer alm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla \u015funa i\u015faret edilmi\u015ftir ki, bundan \u00f6nceki \u00e2yetlerin ilm\u00ee a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131n \u015fartlar\u0131ndan biri de, insanlar\u0131n kendilerini ve nefislerinin hallerini tan\u0131malar\u0131d\u0131r. Normal ilim ehli olanlar kendilerini bilmeyi hesaba katmadan her\u015feyi anlay\u0131verdiklerini san\u0131rlar. Halbuki objektif deliller, subjektif delillerle bilinir ve do\u011fru karar ikisinin uyu\u015fmas\u0131yle verilir. \u015eu halde insan\u00ee geli\u015fme ve subjektif hayat anla\u015f\u0131l\u0131p farkedilmedik\u00e7e objektif geli\u015fme hakk\u0131ndaki ilim sa\u011flam olmaz. \u0130nsana has geli\u015fme ise, bitkisel ve hayvansal geli\u015fmeden daha derli toplu oldu\u011fu i\u00e7in kendini bilmek daha zor ve kendini unutmamak \u015fart\u0131yla objektif m\u00fct\u00e2laa zor oldu\u011fundan ve &#8220;karar yeri ve emanet yeri&#8221;nin analizi bu a\u00e7\u0131klamay\u0131 da i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131ndan birincisinde &#8220;bilen bir kavim i\u00e7in&#8221; ile yetinildi\u011fi halde burada &#8220;derin anlay\u0131\u015fl\u0131 bir kavim i\u00e7in&#8221; buyurularak daha \u00e7ok tahsis edilmi\u015ftir .\u015eu halde kendini bilmiyenler i\u00e7in ne kadar a\u00e7\u0131klama yap\u0131lsa bo\u015ftur. Nefsini bilenler i\u00e7in de ger\u00e7ekte mevcut olan a\u00e7\u0131klamay\u0131 anlamak i\u00e7in bu \u00e2yet en b\u00fcy\u00fck tetkik ve tahlil anahtar\u0131d\u0131r. Ve hatta b\u00f6yle nefsini bilenler yine bu \u00e2yetteki d\u00fcst\u00fbrun i\u015faret etti\u011fi etrafl\u0131ca al\u00e2metlerin kendisidirler. Bunun i\u00e7in ince anlay\u0131\u015fl\u0131lara bu derli toplu nokta hat\u0131rlat\u0131ld\u0131ktan sonra ayn\u0131 d\u00fcstur i\u00e7inde &#8220;taneyi ve \u00e7ekirde\u011fi \u00e7atlatan&#8221; anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klama ve se\u00e7im silsilesi ve geli\u015fmeyi a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karmak ve bu konuda unsurlar\u0131 bir etkin ba\u015flang\u0131\u00e7 gibi d\u00fc\u015f\u00fcnenleri reddetmek i\u00e7in, en m\u00fchim hayat\u00ee esaslar olan ve bir zamanlar basit ve ebed\u00ee san\u0131lan suyun inmesinden ba\u015flamak suretiyla bunun \u00fczerinde tecelli eden ve insan toplumunun hayat\u0131n\u0131n devam\u0131 ve saadetinin esaslar\u0131yla ilgilenen rahmet \u00e2yetleri ve kudret delilleri gayet ilm\u00ee ve bununla beraber gayet hiss\u00ee bir analiz ve sentez ile herkese g\u00f6sterilerek \u015f\u00f6yle buyurulmu\u015ftur:<\/p>\n<p>99- Ve yine O, \u00f6yle bir Allah&#8217;t\u0131r ki, y\u00fcksekten bir su indirdi. \u015eimdi kudret ve rahmete bak\u0131n ki, biz b\u00fcy\u00fck \u015f\u00e2n sahibi bir su indirdik de, bununla her \u015feyin bitkisini \u00e7\u0131kard\u0131k. Tane ve \u00e7ekirdeklerin, her t\u00fcrl\u00fc bitkinin insanlar ve hayvanlar gibi bitki ile g\u0131dalanan veya madenler ve di\u011ferleri gibi bitkilere g\u0131da olarak onlara d\u00f6n\u00fc\u015fecek ve ayn\u00eele\u015fecek olan her \u015feyin bitkiselli\u011fini, bitkisel g\u00fcc\u00fcn\u00fc, yeti\u015fme ve geli\u015fme \u00f6zelli\u011fini fiile \u00e7\u0131kard\u0131k. Ve bundan dolay\u0131 ondan (o bitkiden veya o \u015feyden) taze bir ye\u015fillik, bir \u00e7im \u00e7\u0131kard\u0131k. Bir ye\u015fillik ki, ondan birbirine binmi\u015f taneler \u00e7\u0131kar\u0131r\u0131z. Bu\u011fday, arpa, \u00e7avdar gibi tah\u0131l ba\u015faklar\u0131 havadan h\u00fccum edecek d\u00fc\u015fmanlara kar\u015f\u0131 harp nizam\u0131 alm\u0131\u015f, m\u0131zraklar\u0131n\u0131 uzatm\u0131\u015f s\u00fcvari b\u00f6l\u00fckleri gibi ne g\u00fczel birikmi\u015ftirler. Ve hurma a\u011fac\u0131ndan, tomurcu\u011fundan da, yak\u0131nlara sarkm\u0131\u015f salk\u0131mlar olur. Ve daha t\u00fcrl\u00fc \u00fcz\u00fcmlerden ba\u011flar (yani \u00fcz\u00fcm ba\u011flar\u0131), ve zeytin ve nar, birbirine hem benzeyen, hem de benzemeyen. (Bu benzeyi\u015f ve benzemeyi\u015f kayd\u0131, yukarda istikrar (yerle\u015fme) ve ist\u00eeda (emanet b\u0131rakma) ile ifade olunan birbirini takip etme ve z\u0131tla\u015fma d\u00fcst\u00fbrunun mant\u0131k nokta-i nazar\u0131ndan daha a\u00e7\u0131k bir ifadesidir). \u015eimdi bunun bir meyve verdi\u011fi zamanki ham meyvesine bak\u0131n, bir de kem\u00e2le eri\u015fine. Arada ne b\u00fcy\u00fck bir fark vard\u0131r ve bu farkta ne \u00f6nemli bir terbiye feyzi, ne a\u00e7\u0131k bir terakk\u00ee feyzi!.. Her halde bunda iman edecek olanlar i\u00e7in (Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na, birli\u011fine, kudretine il\u00e2hl\u0131k hikmetine delalet eden) bir \u00e7ok \u00e2yetler vard\u0131r.<\/p>\n<p>Suyun inmesi, bitkilerin, \u00e7imin \u00e7\u0131kart\u0131lmas\u0131, &#8220;indirdi&#8221;, &#8220;\u00e7\u0131kard\u0131k&#8221; diye ge\u00e7mi\u015f zaman kipiyle (mazi si\u011fas\u0131yle) ifade edilmi\u015f oldu\u011fu halde, &#8220;birbirine binmi\u015f taneler&#8221; k\u0131sm\u0131 &#8220;\u00e7\u0131kar\u0131r\u0131z&#8221; diye gelecek zaman kipiyle ve kelimesinin s\u0131fat\u0131 olarak g\u00fc\u00e7 h\u00e2linde g\u00f6sterilmesi ve tomurcu\u011fun, salk\u0131mlar\u0131n bu minv\u00e2l \u00fczere bunlara atfedilmesi dikkate \u015f\u00e2y\u00e2nd\u0131r. Bununla Mekke&#8217;de bu \u00e2yetin indi\u011fi s\u0131rada \u0130sl\u00e2m dininin hen\u00fcz o \u00e7im, o tomurcuk misalinde oldu\u011funa, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n g\u00f6kden inen bir rahmet bulundu\u011funa m\u00fcminlerin gelecekleri o cennetler ve olgunla\u015fm\u0131\u015f meyveler gibi olaca\u011f\u0131na da i\u015faret edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Fahreddin R\u00e2z\u00ee der ki: Burada \u00f6nce hububat, sonra hurma, \u00fcz\u00fcm, zeytin, nar d\u00f6rt \u00e7e\u015fit a\u011fa\u00e7 zikredilmi\u015f ve ekin (ziraat), a\u011fa\u00e7lardan \u00f6ne al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ekin g\u0131da, a\u011fa\u00e7lar\u0131n meyveleri yemi\u015ftir. G\u0131da ise yemi\u015ften \u00f6ncedir. Sonra hurma, di\u011fer yemi\u015flerden \u00f6ne al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Zira hurma, Araba g\u00f6re g\u0131da yerindedir. Bir de filozoflar, hurma a\u011fac\u0131yla hayvan aras\u0131nda bir \u00e7ok hususta benzerlik bulmu\u015flard\u0131r ki, bu kadar benzerlik, di\u011fer bitki t\u00fcrlerinde bulunmaz. Bu m\u00e2n\u00e2ya i\u015faret olarak Peygamberimiz (s.a.v.) demi\u015ftir ki: &#8220;Halan\u0131z Nahle&#8217;ye (hurmaya) ikram ediniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc o \u00c2dem&#8217;in t\u00eenetinin kal\u0131t\u0131m\u0131ndan yarat\u0131ld\u0131&#8221;. Hurman\u0131n arkas\u0131ndan da \u00fcz\u00fcm zikredilmi\u015ftir. Zira \u00fcz\u00fcm, meyve t\u00fcrlerinin en \u015fereflisidir. \u0130lk ortaya \u00e7\u0131kan filizlerinden son haline kadar kendisinden faydalan\u0131l\u0131r. Filizinden ilk zamanlarda incecik ye\u015fil iplikler \u00e7\u0131kar ki ek\u015fimtrak lezzetli bir tad\u0131 vard\u0131r. Ve bundan yemek yapmak da m\u00fcmk\u00fcn olur. (yapra\u011f\u0131ndan edilen fayda da bilinmektedir) Sonra koruk \u00e7\u0131kar ki, bu da gerek hastalara ve gerek sa\u011flamlara ho\u015f bir yiyecektir .Bundan ince zevk, safral\u0131lara faydal\u0131 \u015furuplar da yap\u0131l\u0131r. Yemeklere konacak ek\u015fi de kaynat\u0131l\u0131r ki ek\u015fili kaynat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n en lezzetlilerindendir. Tam \u00fcz\u00fcm olunca da yemi\u015flerin en tatl\u0131s\u0131, en i\u015ftahl\u0131s\u0131d\u0131r. Ya\u015f \u00fcz\u00fcm\u00fc ask\u0131ya asarak bir sene veya daha \u00e7ok biriktirip saklamak da m\u00fcmk\u00fcn olabilir. Ve bu ger\u00e7ekten biriktirilip saklanan yemi\u015flerin en tatl\u0131s\u0131d\u0131r. Sonra \u00fcz\u00fcmden yenilecek d\u00f6rt \u015fey yap\u0131l\u0131r: Kuru \u00fcz\u00fcm, pekmez, sirke, \u015farap. Bu d\u00f6rt \u015feyin faydalar\u0131n\u0131 anlatmak ise ciltlerle kitaplara dayan\u0131r. Ger\u00e7i \u015farab\u0131 \u015feriat haram etmi\u015ftir. Bununla beraber Cen\u00e2b-\u0131 Allah bunun hakk\u0131nda &#8220;\u0130nsanlar i\u00e7in baz\u0131 faydalar vard\u0131r, ancak (i\u00e7ki ve kumar\u0131n) g\u00fcnahlar\u0131 faydalar\u0131ndan \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr&#8221; (Bakara, 2\/219) buyurmu\u015ftur. \u00dcz\u00fcm\u00fcn en g\u00fczel \u015feyi \u00e7ekirde\u011fidir. Doktorlar bundan bir tak\u0131m tertipler yaparlar ki zay\u0131f ve nemli mideler i\u00e7in \u00e7ok b\u00fcy\u00fck faydalar\u0131 olur. (Ger\u00e7ekten zaman\u0131m\u0131z doktorlar\u0131 da \u00fcz\u00fcm \u00e7ekirdeklerinin \u00e7i\u011fneyip ezerek yemek, \u015fart\u0131yle faydalar\u0131n\u0131n \u00e7ok b\u00fcy\u00fck oldu\u011funu beyan etmekte bununla ittifak halindedirler) Has\u0131l\u0131 \u00fcz\u00fcm &#8220;yemi\u015flerin sultan\u0131&#8221; denmesine de\u011fer bir meyvedir. Ayn\u0131 \u015fekilde zeytinden de faydalanmak pek \u00e7oktur, tanesi yenir, ya\u011f\u0131n\u0131n da yemek ve di\u011fer hususlarda ne kadar b\u00fcy\u00fck faydas\u0131 ve \u00e7ok kullan\u0131l\u0131r oldu\u011fu mal\u00fbmdur. Nara gelince, nar ger\u00e7ekten acaip bir meyvedir. Bu \u00f6nce d\u00f6rt \u015feyden olu\u015fmu\u015f bir cisimdir. Kabu\u011fu, zarlar\u0131, \u00e7ekirde\u011fi, suyu. \u0130lk \u00fc\u00e7\u00fc yani kabu\u011fu, zarlar\u0131, \u00e7ekirde\u011fi, so\u011fuk, kuru, yo\u011fun, tutucudur. Hem bu s\u0131fatlarda \u00e7ok kuvvetlidir. Suyu ise bunlar\u0131n z\u0131dd\u0131na olarak gayet tatl\u0131, yumu\u015fak ve yumu\u015fakl\u0131\u011fa \u00e7ok yak\u0131n bir i\u00e7ecektir. Ve huyu, tabiat\u0131 mutedil olanlara \u00e7ok uygundur. Zay\u0131f miza\u00e7l\u0131 olanlar\u0131 takviyesi vard\u0131r. Bir y\u00f6nden g\u0131da ve bir y\u00f6nden de ila\u00e7t\u0131r. \u015eu halde nar, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman \u00fc\u00e7 k\u0131s\u0131m\u0131ndaki tam yo\u011funluk ve suyundaki yumu\u015fakl\u0131k ve itid\u00e2l ile yarat\u0131c\u0131 Te\u00e2l\u00e2 bunda iki de\u011fi\u015fik z\u0131dd\u0131 toplam\u0131\u015f gibidir. Yani bunda &#8220;benzeyen ve benzemeyen&#8221; mefh\u00fbmundaki uygunluk ve z\u0131tl\u0131k kanununun a\u00e7\u0131k bir \u00f6rne\u011fi vard\u0131r.<\/p>\n<p>100-Has\u0131l\u0131 her\u015feyin gerek ba\u015flang\u0131c\u0131nda ve gerek geli\u015fme s\u00fcresinin her lahzas\u0131nda hem ilim ehline, hem ince ve hikmetli anlay\u0131\u015f ehline, hem b\u00fct\u00fcn iman yetene\u011fi olanlara Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n il\u00e2hl\u0131k eserleri, kudret ve tek olu\u015funun delilleri a\u00e7\u0131k ve doludur. B\u00f6yle iken Allah&#8217;a cinleri t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc ortaklar yapt\u0131lar. Cin genel ad\u0131 alt\u0131nda bulunan, g\u00f6zlerden gizli karanl\u0131k yarat\u0131klara veya g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcnmez, tabiat \u00f6tesi kuvvetlere ve r\u00fbh\u00e2n\u00ee cevherlere il\u00e2hl\u0131ktan veya rabl\u0131ktan veya yarat\u0131c\u0131l\u0131ktan pay vererek Allah&#8217;a denk veya daha a\u015fa\u011f\u0131 ortak yapt\u0131lar. Kimi meleklere, kimi \u015feytan cinsine, kimi hepsine \u00e7e\u015fitli adlarla tapt\u0131lar veya z\u00e2t\u00ee kudret ve tesir isnat ettiler. Tefsircilerin beyan\u0131na g\u00f6re buradaki &#8220;cin&#8221;, melekleri ve \u015feytanlar\u0131 da i\u00e7ine alan bir genel m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn\u00fc Abbas demi\u015ftir ki: &#8220;Cin kelimesi, istitar (gizlenme- \u00f6rt\u00fcnme) den t\u00fcremi\u015ftir. Melekler ve b\u00fct\u00fcn r\u00fbh\u00e2n\u00eeler de g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcnmezler ve sanki g\u00f6zlerden gizli gibidirler. Bu yorum iledir ki \u0130blis de cinden say\u0131l\u0131r. Meleklere ve r\u00fbh\u00e2n\u00eelere de cin denilmi\u015ftir&#8221;. Yukarda putlar ve y\u0131ld\u0131zlar gibi hissedilen ve fizik\u00ee \u015feylerden ortak kabul edenlerin, puta tapanlar\u0131n, y\u0131ld\u0131zlara ve heykellere tapanlar\u0131n sap\u0131kl\u0131klar\u0131 beyan olunduktan sonra, burada da bunlar\u0131n felsef\u00ee kayna\u011f\u0131 olan ruha tapanlar\u0131n sap\u0131kl\u0131klar\u0131, yani melekler, \u015feytan, ak\u0131l, nefis, madde, kuvvet, tabiat gibi gizli ve fizik \u00f6tesi sebeplere ba\u011flananlar\u0131n ve bunlar\u0131 &#8220;\u00fc\u00e7 tanr\u0131&#8221; ve &#8220;arac\u0131&#8221; sayanlar\u0131n sap\u0131kl\u0131klar\u0131 beyan olunmu\u015ftur. Baz\u0131 tefsircilerin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re bu \u00e2yet, &#8220;melekler, Allah&#8217;\u0131n k\u0131zlar\u0131d\u0131r&#8221; diyenler dolay\u0131s\u0131yla n\u00e2zil olmu\u015f ve meleklere &#8220;cin&#8221; denilmi\u015ftir. Meleklere Allah&#8217;\u0131n k\u0131zlar\u0131 demek de cevher\u00ee ortakl\u0131\u011f\u0131 gerektiren do\u011furtma fikriyle S\u00e2bie mezhebindekilerin meleklere tapmalar\u0131yla ilgilidir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan bir rivayete g\u00f6re de i\u015f bu &#8220;Allah&#8217;a cinleri ortaklar yapt\u0131lar&#8221;, Saff\u00e2t s\u00fbresindeki<\/p>\n<p>&#8220;Onlar, Allah ile cinler aras\u0131nda bir soy ba\u011f\u0131 uydurdular&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/158) \u00e2yetinin de delaleti \u00fczere, Allah ile \u015feytan aras\u0131nda bir soy ilgisi gerektiren kar\u015f\u0131t iki karde\u015f gibi sayarak, &#8220;Hay\u0131rlar\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131 Allah, \u015ferrin yarat\u0131c\u0131s\u0131 \u015feytand\u0131r&#8221; diyen z\u0131nd\u0131klar hakk\u0131nda nazil olmu\u015ftur ki, bu \u015fekilde birinci olarak Mecus\u00eelerin inanc\u0131na ve ikinci olarak buna benzeyenlerle ilgili olur. Zira b\u00fct\u00fcn Mecus\u00eeler, bu \u00e2lemdeki b\u00fct\u00fcn t\u00fcm hay\u0131rlar n\u00fbrdan ve di\u011fer deyimle tanr\u0131dan, b\u00fct\u00fcn \u015ferler de zulmetten ve di\u011fer deyimle Ehremen&#8217;dendir, diye bir ikili\u011fe k\u00e2ni olduklar\u0131ndan genel m\u00e2n\u00e2da &#8220;Seneviyye&#8221; ad\u0131n\u0131 alm\u0131\u015flard\u0131r. Ve esas itibariyle Zerd\u00fc\u015ft&#8217;\u00fcn &#8220;Zend&#8221; hitab\u0131na nisbetini ifade eden Fars\u00e7adaki &#8220;zendik&#8221; ve Arap\u00e7ada &#8220;z\u0131nd\u0131k&#8221; ve bunun \u00e7o\u011fulu olarak &#8220;zen\u00e2d\u0131ka&#8221; b\u00fct\u00fcn Mecus\u00eelerin lakab\u0131d\u0131r. B\u00fct\u00fcn Mecus\u00ee mezheplerinde anas\u0131 ve k\u0131z karde\u015fi gibi mahremleri (kendileriyle evlenilmesi dinen haram k\u0131l\u0131nanlar\u0131) ile evlenmek hel\u00e2l say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, yine Mecus\u00eeler i\u00e7inde haram ve helal h\u00fck\u00fcmlerine inanmayan &#8220;Hurremd\u00een\u00eeler&#8221; denilen eski bir &#8220;\u0130b\u00e2hiyye mezhebi&#8221; ve ayn\u0131 \u015fekilde b\u00fct\u00fcn kad\u0131nlarda ve mallarda, ot, su, mer&#8217;a gibi \u015feylerde ortakl\u0131\u011f\u0131 kabul eden ve &#8220;Mezdekiyye&#8221; denilen bir &#8220;\u0130\u015ftir\u00e2k\u0131yye mezhebi&#8221; de bulundu\u011fu \u00fczere, z\u0131nd\u0131k \u00f6zellikle dinsiz ve inan\u00e7s\u0131z m\u00e2n\u00e2s\u0131na da \u00e2det olmu\u015f ise de, esasen z\u0131nd\u0131klar Zerd\u00fc\u015ft&#8217;\u00fcn &#8220;Zendevasta&#8221; isimli eseri dolay\u0131s\u0131yla b\u00fct\u00fcn Mecus\u00eeler demektir. Mecus\u00eelerin, hiss\u00ee bir g\u00f6r\u00fc\u015f i\u015faret eden nur ve zulmet isimleriyle ifade ettikleri bu ikilik inan\u00e7lar\u0131 s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda &#8220;karanl\u0131klar\u0131 ve ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131 var eden. B\u00f6yleyken k\u00e2firler h\u00e2l\u00e2 Rablerine ba\u015fkalar\u0131n\u0131 e\u015fit say\u0131yorlar&#8221; y\u00fcksek s\u00f6z\u00fc ile detayl\u0131 bir \u015fekilde k\u00f6t\u00fclendi\u011fi gibi &#8220;Yezdan&#8221; ve Ehremen veya H\u00fcrm\u00fcz ve Ehremen diye fizik \u00f6tesi ve manevi bir g\u00f6r\u00fc\u015f ifade eden \u015firkleri de burada cin denilmesiyle k\u00f6t\u00fclenmi\u015f ve reddolunmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Ehremen \u0130sl\u00e2m&#8217;da \u0130blis denilendir. Ve \u0130blis, &#8220;Cinlerden olan \u0130blis Rabbinin emrinden \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131&#8221; (Kehf, 18\/50) \u00e2yeti delaletince cindendir. Ger\u00e7i tefsircilerin ve &#8220;el-Milel ve&#8217;n-Nihal&#8221;de \u015eehrist\u00e2n\u00ee&#8217;nin beyanlar\u0131 \u00fczere Mecus\u00eelerin bu konuda bir \u00e7ok ihtilaflar\u0131 vard\u0131r. \u0130\u00e7lerinden biri hay\u0131r ba\u015flang\u0131c\u0131, biri \u015fer ba\u015flang\u0131c\u0131 olan iki esas\u0131n ikisinin de ayn\u0131 derecede ezel\u00ee oldu\u011funu kabul eden ve tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla Seneviyye olan M\u00e2nivviyye ve Mezdekiyye gibi mezhepler bulundu\u011fu gibi, bu iki asla tam denk olmak \u00fczere \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir as\u0131l daha ekleyerek teslis (\u00fc\u00e7leme inan\u0131\u015f)i kabullenen Disaniyye ve Merk\u00fbniyye gibi mezhepler de vard\u0131r. Ve Mecus\u00eelerin pek \u00e7o\u011fu ve \u00f6zellikle Kiyumresiyye, Zervaniyye, Zerd\u00fc\u015ftiyye, Meshiyye gibi as\u0131l ve eski Mecus\u00eeler bu iki z\u0131t asl\u0131, varl\u0131\u011f\u0131n v\u00fcc\u00fbbu ve kudret a\u00e7\u0131s\u0131ndan ayn\u0131 derecede tutmad\u0131klar\u0131 ve \u00e7\u00fcnk\u00fc Ehremen&#8217;in ezel\u00ee olmay\u0131p tesad\u00fcf veya do\u011fum veya yaratma veya mesh suretiyle sonradan olma oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f bulunduklar\u0131 i\u00e7in, Mecus\u00eelikle H\u0131ristiyanl\u0131k aras\u0131nda bir \u015firk dini tutan Maniviyye tarz\u0131nda tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla Seneviyye de\u011fildirler. Fakat b\u00fct\u00fcn bunlarla beraber yine hepsi ve hatta hay\u0131r ba\u015flang\u0131c\u0131 olan nur ile \u015fer ba\u015flang\u0131c\u0131 olan zulmet veya Ehremen&#8217;in ikisinin de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n yaratma ve icad\u0131yla sonradan olma olduklar\u0131na k\u00e2ni olan Zerd\u00fc\u015ft\u00eeler de dahil oldu\u011fu halde, hepsi bu \u00e2lemi idare etmede Allah&#8217;a Ehremen&#8217;i ortak yapmakta, yani hay\u0131r Allah&#8217;tan ve \u015fer \u0130blistendir, davas\u0131nda birliktirler ve bu m\u00e2n\u00e2 ile genel olarak Seneviyyedirler. \u015eehrist\u00e2n\u00ee der ki: &#8220;B\u00fct\u00fcn Mecus\u00eeler, hay\u0131r ve \u015ferri, fayda ve zarar\u0131, kurtulu\u015f ve fesad\u0131 aralar\u0131nda tamamen payla\u015fm\u0131\u015f yani birisi yaln\u0131z hay\u0131r ba\u015flang\u0131c\u0131, biri de yaln\u0131z \u015fer ba\u015flang\u0131c\u0131 olan iki esas\u0131 kabullendiler, birine nur ve birine zulmet, Fars\u00e7a olarak Yezd\u00e2n ve Ehremen ad\u0131 verdiler.&#8221; Bu konuda bunlar\u0131n bir\u00e7ok mezhepleri varsa da, Mecus\u00ee meselelerinin hepsi iki k\u00e2ide \u00fczerinde toplan\u0131r. Birincisi nurun zulmet ile anla\u015fma sebebi; ikincisi de nurun zulmetten kurtulu\u015fu meselesidir. Anla\u015fmay\u0131 ba\u015flang\u0131\u00e7, kurtulu\u015fu son sayarlar. B\u00fct\u00fcn Mecus\u00eeler, bu \u015fekilde, iki esas ispat ederler. Bununla beraber as\u0131l Mec\u00fbs\u00eeler, bu iki asl\u0131n ikisinin de ezel\u00ee ve ebed\u00ee olmas\u0131 caiz olamayaca\u011f\u0131na, n\u00fbrun ezel\u00ee, zulmetin sonradan olma oldu\u011funa k\u00e2nidirler. Sonra da bunun &#8220;sonradan olma&#8221; hususunda ihtil\u00e2f ederler. Asl\u0131 \u015fer olan Zulmet veya Ehremen&#8217;in sonradan olu\u015fu, N\u00fbr ve Yezdan&#8217;dan m\u0131 oldu? Hayr\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olan Nur veya Yezdan c\u00fcz&#8217;\u00ee bir \u015fey meydana getirmiyorsa, nas\u0131l olur da asl\u0131 \u015fer olan Ehremen&#8217;i meydana \u00e7\u0131kar\u0131r? Bunu o ortaya \u00e7\u0131karmam\u0131\u015fsa, kim \u00e7\u0131karabilir? Ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lmam\u0131\u015f de\u011filse terkip ve anla\u015fma nas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn olur? \u0130\u015fte bunlar Mecus\u00eelerin \u00e7\u0131kmaya ait noktalar\u0131d\u0131r&#8221;. Kiyumres\u00eelere g\u00f6re, Nur, benim bir muhalifim olsa nas\u0131l olur, diye bir d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f ve huyu n\u00fbra uygun olmayan bu k\u00f6t\u00fc fikirden zulmet has\u0131l olmu\u015f ve buna Ehremen denilmi\u015f. Ehremen, \u015fer, fitne, fesat, zarar veren huylu oldu\u011fundan Nura kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131p tabiat\u0131 ve s\u00f6z\u00fc ile ona muhalefet etmi\u015f ve bundan dolay\u0131 Nurun askeriyle Zulmetin askeri aras\u0131nda sava\u015f olmu\u015f, sonra melekler araya girmi\u015f, s\u00fcfli \u00e2lem Ehremen&#8217;in olmak \u00fczere anla\u015fm\u0131\u015flar. Bu antla\u015fma, yedi bin sene s\u00fcrecek, sonra Ehremen \u00e2lemi bo\u015falt\u0131p Nura teslim edecekmi\u015f. Zerv\u00e2nilere g\u00f6re de Nur, \u00f6nce hepsi nurdan birtak\u0131m r\u00fbh\u00e2n\u00ee \u015fah\u0131slar\u0131 ke\u015ffetmi\u015f, fakat Zervan ad\u0131ndaki en b\u00fcy\u00fck \u015fah\u0131s bir \u015feyde \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f ve bu \u015f\u00fcpheden Ehremen \u015feytan meydana gelmi\u015f. Baz\u0131 Zerv\u00e2n\u00eeler de demi\u015fler ki, b\u00fcy\u00fck Zervan, bir o\u011flu i\u00e7in 9999 sene h\u00fcz\u00fcnle inlemi\u015f, olmam\u0131\u015f; sonra &#8220;her halde bu \u00e2lem hi\u00e7bir \u015fey de\u011fil&#8221; diye kendinde bir fikir olu\u015fmu\u015f ve bundan dolay\u0131 o merak\u0131ndan Ehremen ve bu ilminden H\u00fcrm\u00fcz ikiz olarak do\u011fmu\u015f. H\u00fcrm\u00fcz, \u00e7\u0131k\u0131\u015f kap\u0131s\u0131na daha yak\u0131n iken Ehremen \u015feytan hile edip anas\u0131n\u0131n karn\u0131n\u0131 yarm\u0131\u015f ve \u00f6nce \u00e7\u0131k\u0131p d\u00fcnyay\u0131 zaptetmi\u015f. Zerd\u00fc\u015ft de bu iki asl\u0131n z\u0131dd\u0131 olup \u00e2lemin varl\u0131klar\u0131n\u0131n iki ba\u015flang\u0131c\u0131 oldu\u011funu, bunlar\u0131n anla\u015fmas\u0131ndan bile\u015fikler ve bu bile\u015fiklerden \u00e7e\u015fitli \u015fekiller meydana geldi\u011fini ve bununla beraber bu iki z\u0131dd\u0131n ikisi de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n yaratmas\u0131 ve meydana getirmesiyle olu\u015ftu\u011funu ve bu kar\u0131\u015f\u0131m ve bile\u015fimin yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131n Allah Te\u00e2l\u00e2 oldu\u011funu ve bundan dolay\u0131 Allah&#8217;\u0131n tek olup, z\u0131dd\u0131, dengi ve zat\u0131nda orta\u011f\u0131 bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015fse de asl\u0131 \u015fer olan Ehremen&#8217;in z\u0131dd\u0131yle beraber yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 ve bunlar\u0131n kar\u0131\u015f\u0131m\u0131n\u0131 tek olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya nisbet etti\u011fi halde Ehremen&#8217;in varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 Allah&#8217;a nisbet etmek caiz de\u011fildir diye \u0131srar\u0131 noktas\u0131nda an\u0131lan susmaya mecbur olmaktan ve \u00e7eli\u015fkiden kurtulamam\u0131\u015f ve bir de tek olan ilk yarat\u0131c\u0131n\u0131n gerisinde, biri hayr\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131, biri de \u015ferrin yarat\u0131c\u0131s\u0131 iki z\u0131t ba\u015flang\u0131\u00e7 kabul etmekle \u00e2lemin idaresinde birincisi ilk yarat\u0131c\u0131 ve mizac\u0131n\u0131n sebebi olan tek Yezdan (tanr\u0131); ikincisi hayr\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olan mahl\u00fbk Nur veya H\u00fcrm\u00fcz veya Melek; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc \u015ferrin ba\u015flang\u0131c\u0131 ve mahl\u00fbk olan\u0131 Zulmet veya Ehremen veya \u0130blis olmak \u00fczere \u00fc\u00e7 idareci tanr\u0131 farzeden \u00fc\u00e7gen bir \u015firke de d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr ki, bu \u015firk bir z\u0131dd\u0131, dengi ve orta\u011f\u0131 olmay\u0131p tek olan yarat\u0131c\u0131, biri de onun yarat\u0131p meydana getirdi\u011fi ve sentez yapt\u0131\u011f\u0131 Melek ve \u015eeytan iki mahl\u00fbk ba\u015flang\u0131c\u0131n sentez \u00f6zeti ve bu \u00e2lemdeki hay\u0131r ve \u015ferrin, kurtulu\u015f ve fesad\u0131n, temizlik ve \u00e7irkinli\u011fin ortak yarat\u0131c\u0131s\u0131 bir yarat\u0131lm\u0131\u015f tanr\u0131 olmak \u00fczere, bir y\u00f6nden ortaks\u0131z yarat\u0131c\u0131, ezel\u00ee bir tanr\u0131; bir taraftan da ikiz bir Melek ve \u015eeytan ortakl\u0131\u011f\u0131ndan ibaret bir sonradan olma tanr\u0131 aras\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f \u00e7eli\u015fkili bir Senev\u00ee \u015firki durumundad\u0131r. \u015eu halde Zerd\u00fc\u015ft yaln\u0131z hay\u0131r, Allah&#8217;tan ve \u015fer \u0130blisten demek tarz\u0131nda Senev\u00eelik ile kalmam\u0131\u015f, hay\u0131r Melekten, \u015fer \u0130blis&#8217;ten olmak \u00fczere hay\u0131r ve \u015fer Melek ve \u0130blis ortakl\u0131\u011f\u0131ndan, bu ortakl\u0131k da Allah&#8217;dan demek tarz\u0131nda bir senev\u00eeli\u011fe kani olmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamadan anla\u015f\u0131l\u0131r ki \u0130bn\u00fc Abbas hazretlerinden nakledilen n\u00fczul sebebinde Zenad\u0131ka hay\u0131r yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve \u015fer yarat\u0131c\u0131s\u0131 iki karde\u015f Senev\u00eeli\u011fi, &#8220;Onlar , Allah ile cinler aras\u0131nda bir soy ba\u011f\u0131 uydurdular&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/158) \u00e2yeti delaletince neseb deyimleri b\u00fct\u00fcn Mecus\u00ee mezheplerinin esaslar\u0131na i\u015fareti i\u00e7erir. Hem hepsinin bir Senev\u00eelilikte topland\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015f, hem de Mecus\u00eelik yerine Zen\u00e2dika lakab\u0131n\u0131 se\u00e7erek \u00f6zellikle Zerd\u00fc\u015ftlere dikkat nazar\u0131n\u0131 \u00e7ekmi\u015ftir. \u015eu halde \u00e2yetteki Cin di\u011fer Mecus\u00eelere g\u00f6re yaln\u0131z \u015eeytana sarfedilmi\u015f olmas\u0131 gerekirse de baz\u0131 Zerv\u00e2n\u00eelerle Zerd\u00fc\u015ftlere g\u00f6re Ehremen&#8217;e ve H\u00fcrm\u00fcz&#8217;e yani \u015eeytan ve Mele\u011fe, Cin ve Peri&#8217;ye \u015f\u00e2mildir. Ve bu m\u00e2n\u00e2 ile \u00e2yet, nakledilen n\u00fczul sebebinin ikisine de uygun olduktan ba\u015fka s\u00f6z\u00fcn geli\u015finden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, gerek Senevviyye ve gerek teslis (\u00fc\u00e7leme) ve gerekse di\u011fer \u015fekillerde olsun fizik \u00f6tesi ve r\u00fbh\u00e2n\u00ee \u015firklerin hepsini a\u00e7\u0131k\u00e7a i\u00e7erir. Ve bu i\u00e7eri\u011fi a\u00e7\u0131k\u00e7a anlatmak i\u00e7indir ki &#8220;bir ortak olarak&#8221; de\u011fil &#8220;cinlerden ortaklar&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bundan ba\u015fka &#8220;cinlerden ortaklar&#8221; fizik\u00ee mahiyette fail tasavvur olunan tabiat kuvvetleri gibi, gizli ve \u00f6rt\u00fcl\u00fc sebeplere ba\u011fl\u0131 felsef\u00ee ve felsefe d\u0131\u015f\u0131 \u015firklerin de t\u00fcrlerini i\u00e7erebilecektir. Zira cinnin genel anlam\u0131nda yaln\u0131z g\u00f6r\u00fcnmeyen ve ancak bir \u015fekile girme halinde g\u00f6r\u00fclebilen kuvvetler ve soyut r\u00fbh\u00e2niyet de\u011fil, g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclmek \u015f\u00e2n\u0131ndan olmakla beraber \u00f6rt\u00fcl\u00fc ve gizli bir halde bulunan b\u00fcy\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck cisimler, \u015fah\u0131slar ve gizli topluluklar bile dahil olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 Allah&#8217;\u0131 gere\u011fince takdir etmeyen k\u00e2firler ona cinleri t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc ortaklar tuttular, halbuki onlar\u0131 Allah yaratt\u0131. Yani cinler de Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Nitekim o m\u00fc\u015friklerin \u00e7o\u011fu bunu esas itibariyle itiraf ederler. \u0130tiraf etmeyenlerin de etmesi gerekir. \u015eu halde yarat\u0131lan\u0131 yaratan\u0131na ortak ve rakib saymaya kalk\u0131\u015fman\u0131n ve Allah&#8217;\u0131n izni olmaks\u0131z\u0131n cinlerin \u00e2lemde ve insanlar \u00fczerinde bir tesir yapabileceklerini farzetmenin ve bu \u015fekilde yaratan\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131na kar\u015f\u0131 bir \u00e2cizli\u011fine ihtimal vermenin b\u00fcy\u00fck bir aptall\u0131k, sap\u0131kl\u0131k ve a\u00e7\u0131k bir haks\u0131zl\u0131k oldu\u011fu a\u015fik\u00e2rd\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re kelimesinin sonundaki zamir cine r\u00e2cidir. Ve bunda cinlerin de ak\u0131l sahibi olduklar\u0131na tenbih vard\u0131r. Bu zamirin cinne de\u011fil nun f\u00e2ili olan m\u00fc\u015friklere g\u00f6nderilmesi de ihtimal dahilindedir. Ve bu \u015fekilde m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur: Halbuki bu m\u00fc\u015friklerin kendilerini yaratan cinler de\u011fil Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Bundan dolay\u0131 yaratana kar\u015f\u0131 cinleri ortak saymaya kalk\u0131\u015fmak ve onlarda Allah&#8217;\u0131n izni d\u0131\u015f\u0131nda bir tesir hayal etmek ne b\u00fcy\u00fck k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Halbuki bir tak\u0131mlar\u0131, cinleri, perileri, gizli kuvvetleri Allah&#8217;a ortaklar sayd\u0131lar. Bir tak\u0131mlar\u0131 da Allah&#8217;a o\u011fullar ve k\u0131zlar uydurdular. Allah hakk\u0131nda do\u011fma ve do\u011furma hayal ettiler ve bu \u015fekilde Allah&#8217;tan do\u011fmu\u015f erkek ve di\u015fi il\u00e2hlar uydurdular ve bunlar\u0131 Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131 veya k\u0131zlar\u0131 diye il\u00e2h cinsinden say\u0131p tanr\u0131 edindiler, Allah&#8217;\u0131 bunlarla, bunlar\u0131 putlarla temsil etmeye kalk\u0131\u015ft\u0131lar. &#8220;Melekler, Allah&#8217;\u0131n k\u0131zlar\u0131d\u0131r&#8221; diyen Arap m\u00fc\u015frikleri ve S\u00e2bieleri bu c\u00fcmleden oldu\u011fu gibi, &#8220;H\u00fcrm\u00fcz ve Ehremen Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131d\u0131r&#8221; diyen baz\u0131 mecus\u00eeler, &#8220;\u00dczeyr Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur&#8221; diyen baz\u0131 Yahudiler, &#8220;Mesih Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur&#8221; diyen h\u0131ristiyanlar da bu c\u00fcmledendir. Yaratmada ortaya \u00e7\u0131kma ve meydana getirmeyi kabul eden filozoflar da bunlara benzer. Hep bunlar\u0131 hi\u00e7bir ilme dayal\u0131 olmayarak ve ne dediklerini bilmiyerek uydurdular. Allah&#8217;a ortak, o\u011ful veya k\u0131z evlat uydurmaya kalk\u0131\u015fanlar &#8220;il\u00e2h&#8221; ve &#8220;o\u011ful&#8221; dedikleri zaman ne s\u00f6ylediklerini bilmeyen cahiller ve iftirac\u0131d\u0131rlar. &#8220;\u0130l\u00e2h ikidir veya \u00fc\u00e7t\u00fcr&#8221; diye Allah&#8217;a zat\u0131nda veya s\u0131fat\u0131nda veya fiillerinde, az veya \u00e7ok, denk veya a\u015fa\u011f\u0131, e\u015fit veya z\u0131t bir ortak, bir arkada\u015f veya rakib sayanlar, ne dediklerini bilmez cahiller, iftirac\u0131lar oldu\u011fu gibi; o\u011ful veya k\u0131z \u00e7ocuk isnat edenler de ayn\u0131 \u015fekilde ne dedi\u011fini bilmeyen ortak ve ayn\u0131 cins isnat etmi\u015f cahiller ve iftirac\u0131lard\u0131r.<\/p>\n<p>\u015ean\u0131 y\u00fcce olan Allah kendini bunlardan tenzih eder ve O&#8217;nun y\u00fcce zat\u0131, bunlar\u0131n b\u00f6yle cahilce ve iftira edercesine vas\u0131fland\u0131rmalar\u0131ndan mukaddes ve y\u00fccedir. Gerek z\u0131tl\u0131k, gerek benzerlik ve ayn\u0131 cinstenlik \u015fekliyle olsun, her \u00e7e\u015fit ortakl\u0131k ve ayn\u0131 \u015fekilde ayn\u00eelik ve ayn\u0131 cinstenlikle ortakl\u0131\u011f\u0131 gerektiren do\u011furmak ve do\u011fmak gibi vas\u0131flar haddi zat\u0131nda il\u00e2hl\u0131k vasf\u0131na uymayan, il\u00e2h anlay\u0131\u015f\u0131yla \u00e7eli\u015fkilidirler. Bunlar bir \u00e7e\u015fit noksan, acizlik ve ihtiya\u00e7 ifade eden sonradan olma vas\u0131flard\u0131r. \u0130l\u00e2hl\u0131k ger\u00e7e\u011fi ise, her noksandan uzak ve y\u00fcce bir kem\u00e2ldir. \u015eu halde Allah&#8217;\u0131n zat\u0131 ve hakikati hakk\u0131nda ortakl\u0131k ve \u00e7ocuk m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Ve bunu anlamak i\u00e7in ba\u015fka bir delile ihtiya\u00e7 da yoktur. Bizzat il\u00e2h anlay\u0131\u015f\u0131 bu imkans\u0131zl\u0131\u011f\u0131 ispata yeterlidir. Zira il\u00e2h anlay\u0131\u015f\u0131nda en y\u00fcksek bir y\u00fccelik ile bir yarat\u0131c\u0131l\u0131k ve g\u00fczellik vasf\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>101-Allah&#8217;\u0131n ortak ve \u00e7ocu\u011fu nas\u0131l olabilir ki, O, b\u00fct\u00fcn g\u00f6klerin ve yerin, benzersiz yarat\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. B\u00fct\u00fcn ulv\u00ee ve s\u00fbfl\u00ee \u00e2lemden hi\u00e7biri yokken, \u00f6rnek olacak, ayn\u00eelik ifade edecek kanun, as\u0131l , madde, \u015fekil, n\u00fcmune, \u00f6rnek denecek hi\u00e7bir \u015fey mevcut de\u011filken, ilk \u00f6nce bunlar\u0131 benzersiz meydana getiren ve yaratan, her t\u00fcr\u00fcn ilk ferdini, ilk \u00f6rne\u011fini yarat\u0131p yoktan v\u00fccuda getiren ve b\u00f6yle icat etme \u00e2deti ve zat\u0131na mahsus fiil\u00ee s\u0131fat\u0131 olan ve bundan dolay\u0131 misali, e\u015fi ve benzeri bulunmak ve tasavvur edilmek ihtimali olmayan ve onun varl\u0131\u011f\u0131 ve icad\u0131 olmadan bir yokun v\u00fccuda gelmesi ve herhangi bir \u015feyin var olarak ayakta durmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan y\u00fcce yarat\u0131c\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bilinmektedir ki ibda, \u00f6rne\u011fi ge\u00e7ememi\u015f olan bir \u015feyi meydana getirmek ve yapmakt\u0131r. Nisb\u00ee ibda&#8217; az \u00e7ok bir \u00f6rnek ile ilgili olabilirse de, hakik\u00ee ibda hi\u00e7bir \u00f6rnek ve as\u0131l ile ge\u00e7ilmi\u015f olamaz. B\u00f6yle hi\u00e7bir \u00f6rne\u011fi ge\u00e7meden icad olunan \u00f6rneksiz g\u00fczel ve fevkal\u00e2de \u015feye ibda edilmi\u015f veya bed\u00e2et (g\u00fczellik)le s\u0131fatlanm\u0131\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na bed\u00ee&#8217; denildi\u011fi gibi, bunu meydana getiren ve ibda \u00e2deti olan m\u00fcbdi (yap\u0131c\u0131y)e da bed\u00ee&#8217; denilir ki, musrih m\u00e2n\u00e2s\u0131nda sarih, m\u00fcsmi&#8217; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda sem\u00ee&#8217; gibi, m\u00fcf&#8217;\u00eel veya f\u00e2il m\u00e2n\u00e2s\u0131nda fe\u00eeldir. Ve buna bed\u00ee&#8217; denilmesinde, m\u00fcbdi isminin ifade etmedi\u011fi bir devam ve sabit olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Ve her iki m\u00e2n\u00e2 ile bed\u00ee denildi\u011fi zaman bir \u00f6rneksizlik, benzersizlik, g\u00fczellik ve fevkal\u00e2delik anlam\u0131 vard\u0131r ki, b\u00fct\u00fcn g\u00f6kler ve yer b\u00f6yle bed\u00e2yi (g\u00fczellikler) ile dolu bir g\u00fczelliktir. Bununla birlikte her ne olursa olsun icad edilmi\u015f olan \u015feylere bed\u00ee denilmesi, ancak ge\u00e7mi\u015f \u00f6rne\u011fi olmamak bak\u0131m\u0131ndan izaf\u00ee (g\u00f6reli) ve nisb\u00eedir. Bir emsalsiz \u015feyi meydana getiren, benzerlerini de getirebilir. Ve bir\u00e7ok emsalsiz \u015feyler bulunabilir. \u015eu halde hakiki m\u00fbcid, bed\u00ee-i mef&#8217;\u00fbl de\u011fil, bedii f\u00e2ildir. Yani daima icad eden, hakik\u00ee m\u00fcbdi (ger\u00e7ek m\u00fbcid)dir. Bu n\u00fckteden dolay\u0131 &#8220;g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131c\u0131s\u0131&#8221; isim tamlamas\u0131yla g\u00f6kler ve yerin de \u00f6rneksiz yarat\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131na i\u015faret edilmi\u015f olmakla beraber, ba\u015ftan sona kadar denk ve benzeri bulunmak ihtimali olmayan tek ve emsalsiz yarat\u0131c\u0131n\u0131n g\u00f6kler ve yer de\u011fil, onlar\u0131n e\u015fsiz yarat\u0131c\u0131s\u0131 olan Allah Te\u00e2l\u00e2 oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f, g\u00f6klerin ve yerin izaf\u00ee g\u00fczellikleri benzersiz yap\u0131c\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve yaratma s\u0131fat\u0131n\u0131 kendilerinde az \u00e7ok temsil eden bir misal ve uygunluk ifade eden bir delalet olarak de\u011fil, ancak mal\u00fblun yap\u0131c\u0131 illetine, sonradan olan\u0131n yap\u0131c\u0131s\u0131na, sanat\u0131n sanatk\u00e2r\u0131na delaleti gibi nisb\u00ee ve intik\u00e2l\u00ee bir iltiz\u00e2m\u00ee (benimsemeli) delalet ile delil ve alamet olarak ifade ettikleri ve Allah denildi\u011fi zaman b\u00fct\u00fcn emsalsiz yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131 olan tek var edicinin anla\u015f\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fi g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Burada \u015funu iyi d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir ki, ibd\u00e2&#8217;\u0131n tarifinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bedi\u00ee bir eser demek gelecekteki bir \u00f6rne\u011fi de\u011filse de, ge\u00e7mi\u015f bir \u00f6rne\u011fi olmayan benzersiz bir eser demektir. O, bir kanun, bir mukayese ile v\u00fccuda gelmez. \u0130lk \u00f6rnek onunla ba\u015flar, ayn\u00eelik, \u00e7e\u015fitlenme, kanun ondan sonra meydana gelir. Bununla beraber, yoklu\u011fun kendi kendine var olmas\u0131, zat\u0131 itibariyle yok olan\u0131n bizatihi var olmas\u0131, yani bizzat olma (tekevv\u00fcn bizatihi) m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir, bir a\u00e7\u0131k \u00e7eli\u015fkidir. Yaln\u0131z maddi sebep, yani bilfiil yok olan, bir \u015feyin d\u00fc\u015f\u00fcnce halinde bulundu\u011fu bir as\u0131l ve kaynaktan kendi kendine fiile \u00e7\u0131kmas\u0131 veya yaln\u0131z s\u00fbr\u00ee (g\u00f6steri\u015ften ibaret) sebep, yani yok olan bir \u015feyin yaln\u0131z bir \u00f6rnekten yine yap\u0131c\u0131s\u0131z kendi kendine bir \u015fekil kazanmas\u0131 veya her ikisi de yeterli de\u011fildir. D\u00fc\u015f\u00fcncede gerek bulunsun, gerek bulunmas\u0131n, bilfiil mevcut olmayan herhangi bir \u015feyin var olmas\u0131, herhalde bir yap\u0131c\u0131 sebebe, yani onu fiilen icad edecek bir m\u00fbcide (icat ediciye) muhta\u00e7t\u0131r. Ve ancak o zamand\u0131r ki, bizatihi tekevv\u00fcn (kendi kendine olma) \u00e7eli\u015fkisi kalkm\u0131\u015f olur. Bir f\u00e2ilin madd\u00ee veya s\u00fbr\u00ee sebebe bir \u015fey ilave etmesiyledir ki yeni bir varl\u0131k tasavvuru m\u00fcmk\u00fcn olabilir. Yoksa yine kendi kendine olma \u00e7eli\u015fkisi ortaya \u00e7\u0131kar. \u015eu halde ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131yla yap\u0131c\u0131 sebebi, yo\u011fu var eden, v\u00fcc\u00fbd yapan bir g\u00fc\u00e7 sahibi var demektir ki, gerek az \u00e7ok bir \u00f6rne\u011fi ihtiva eden bir as\u0131l ve maddeden \u00e7\u0131karma ve yapma suretiyle olsun, gerek bununla beraber di\u011fer bir \u00f6rne\u011fi taklit etme \u015fekliyle olsun, ikisinde de bizzat mevcut olmayan bir \u015feyi bilfiil var yapmak ve bundan dolay\u0131 varl\u0131\u011fa yepyeni bir \u015fey eklemek vard\u0131r. O halde madd\u00ee sebep ve g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015ften ibaret olan sebeb (illet-i s\u00fbriyye), yap\u0131c\u0131 sebepten ihtiya\u00e7s\u0131z olmad\u0131\u011f\u0131 halde, yap\u0131c\u0131 sebep ger\u00e7ekte bunlara muhta\u00e7 de\u011fildir ve ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131nad\u0131r. Bunun i\u00e7in olaylar\u0131n sonradan olmas\u0131nda madd\u00ee ve s\u00fbr\u00ee sebep at\u0131labilir ve fakat yap\u0131c\u0131 sebep at\u0131lamaz. Ve ger\u00e7ek yap\u0131c\u0131 sebep fiilinde ne madd\u00ee sebebe, ne de g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015ften ibaret olan sebebe, kanuna, mahk\u00fbm ve muhta\u00e7 de\u011fildir. O maddesiz veya \u00f6rneksiz, yahut hi\u00e7biri olmaks\u0131z\u0131n da icad yapabilecek tek f\u00e2il, tek icad\u00e7\u0131d\u0131r. Yani tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla yarat\u0131c\u0131d\u0131r. Fiilinde madde ve \u015fekilde muhta\u00e7 olmayan yarat\u0131c\u0131 f\u00e2ilin eserine kendi zat\u0131ndan bir madde veya \u015fekil ve \u00f6rnek verdi\u011fini farzetmek de \u00e7eli\u015fki olur. Demek ki hakiki yarat\u0131c\u0131, tam yaratma ile yapt\u0131\u011f\u0131 ilk g\u00fczel eserini icad ederken ne kendinden bir par\u00e7a ay\u0131r\u0131p d\u0131\u015far\u0131 f\u0131rlatmak gibi bir de\u011fi\u015fim yapm\u0131\u015f, ne de kendinden bir \u00f6rnek edinip kendini taklit ve temsil etmi\u015f olamaz. Zira de\u011fi\u015fim, madd\u00ee illetde; benzeyi\u015f de s\u00fbr\u00ee illetde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Halbuki yaratmada bunlar yok, ancak f\u00e2il ve fiil vard\u0131r. \u015eu halde yarat\u0131c\u0131 f\u00e2ile g\u00f6re sebebin de\u011fi\u015fimi, ortaya \u00e7\u0131kma, do\u011fma, yok olma ve de\u011fi\u015fiklik yok, ancak b\u00e2k\u00ee olma ve fiil vard\u0131r. \u0130lk mahl\u00fbkun yarat\u0131lmas\u0131ndan sonrad\u0131r ki, madd\u00ee sebep ve s\u00f6zde sebep d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Ve bunun i\u00e7in ilk yarat\u0131lm\u0131\u015f eser olan ilk mahl\u00fbk ile yarat\u0131c\u0131 f\u00e2il aras\u0131nda ne bir ortaya \u00e7\u0131kma ve ayr\u0131lma d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir, ne de z\u00e2t ve s\u0131fat bak\u0131m\u0131ndan fiilen bir ortakl\u0131k, bir hemcinslik, bir ayn\u00eelik bulunabilir. Madde ve misal b\u00f6yle yarat\u0131lan ilk mahl\u00fbk ile ba\u015flar. G\u00fc\u00e7ler, benzeyi\u015fler, kanunlar, t\u00fcrler, cinsler ona d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcr. O, benzeyen ve benzemeyen \u015feylerin asl\u0131 ve kayna\u011f\u0131d\u0131r. De\u011fi\u015fim ve benzeyi\u015f, geli\u015fme hep ondan sonrad\u0131r. Ve ona eklenmi\u015f olan her de\u011fi\u015fim, farkl\u0131l\u0131k, yenilik, tekam\u00fcl de yarat\u0131c\u0131 f\u00e2ilin ba\u015ftan bir yaratmas\u0131d\u0131r ki, buna &#8220;ol&#8221; emri denilir, e\u015fsiz eserlere de &#8220;Allah&#8217;\u0131n kelimesi&#8221; denilir. Bu \u015fekilde ger\u00e7ek f\u00e2il hi\u00e7bir dengi ge\u00e7meyen yaratma fiiline g\u00f6re yarat\u0131c\u0131; \u00f6rne\u011fi ge\u00e7en ve o \u00f6rne\u011fe benzemekle beraber bir ayr\u0131l\u0131k ve farkl\u0131l\u0131k ifade eden ve c\u00fcz&#8217;\u00ee yaratmay\u0131 i\u00e7ermi\u015f olan fiiline g\u00f6re de yap\u0131c\u0131d\u0131r. Madd\u00ee sebebi yaratmas\u0131 itibariyle var eden ve s\u00f6zde sebebi yaratmas\u0131 itibariyle de tasvir eden (ressam)dir. H\u00e2lik (yarat\u0131c\u0131) ve b\u00e2ri (yaratan) isimleri de hepsinden geneldir. Yaratma (halk), var etme, icat (ibd\u00e2) ve yapma (in\u015f\u00e2)dan daha geneldir. Ve unutulmamak gerekir ki bu yapmadaki \u00e7e\u015fitli \u015fekillere yak\u0131n benzerlikler hakiki f\u00e2ile de\u011fil, \u00f6rne\u011fi ge\u00e7mi\u015f olan ilk yarat\u0131\u011fa benzeyi\u015ftir. F\u00e2ilin sanat\u0131 hepsinde yaratmad\u0131r. Hatta in\u015f\u00e2 etmedeki benzerlik de O&#8217;nun yaratmas\u0131d\u0131r. Has\u0131l\u0131 k\u00fcll\u00ee (t\u00fcmel) veya c\u00fcz&#8217;i (tikel) bir yaratma olmadan hi\u00e7bir \u015fey kendi kendine yoktan v\u00fcc\u00fbda gelemez. Bunun i\u00e7in yaratma ve yarat\u0131c\u0131 delilleri daima varl\u0131klar\u0131n de\u011fi\u015fik olmalar\u0131nda, sonradan olu\u015flar\u0131nda, yenili\u011finde, has\u0131l\u0131 yaratma noktalar\u0131ndad\u0131r. Varl\u0131klar\u0131n benzeyi\u015fleri i\u00e7indeki farkl\u0131l\u0131k ve de\u011fi\u015fim ile c\u00fcz&#8217;\u00ee yarat\u0131l\u0131\u015f noktalar\u0131, s\u0131rf yaratman\u0131n ve yarat\u0131c\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n delilleri, burhan ve kudretinin alametleridir. Varl\u0131klara basiret g\u00f6z\u00fcyle bir bak\u0131lacak olursa g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ki, ba\u015flang\u0131\u00e7ta yaratmaya dayanmayan hi\u00e7bir \u015fey bulunmayaca\u011f\u0131 gibi, sonunda da c\u00fcz&#8217;\u00ee yaratmaya dayanmayan hi\u00e7bir \u015fey yoktur. Ve bunun i\u00e7indir ki, varl\u0131klar\u0131n par\u00e7alar\u0131ndan hi\u00e7biri tasavvur\u00ee ve temess\u00fcl\u00ee ilim ile tamamen bilinemez, tam ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla tarif olunamaz. Bilinirse g\u00f6rmekle bilinir veya baz\u0131 \u015fekilleriyle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Ve bunlardan toplam\u0131ndaki mutlak yaratma derhal anla\u015f\u0131l\u0131r ki, bu bak\u0131\u015f, g\u00f6kler ve yer toplam\u0131na bir bak\u0131\u015ft\u0131r. Ve bunun i\u00e7in burada do\u011frudan do\u011fruya yaln\u0131z yaratmay\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in &#8220;g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131c\u0131s\u0131&#8221; buyurulmu\u015f, &#8220;o ikisinde olanlar&#8221; diye i\u00e7erikleri eklenmemi\u015f, onlar daha sonra &#8220;her \u015feyi yaratt\u0131&#8221; ile g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u015eimdi yukarda \u0130brahim k\u0131ssas\u0131nda zikredilen uf\u00fbl (y\u0131ld\u0131z, Ay vb. batmas\u0131) ve hud\u00fbs (sonradan olma) ve bundan \u00f6nceki \u00e2yetlerde a\u00e7\u0131klanacak halk (yaratma), \u00f6l\u00fcden diri ve diriden \u00f6l\u00fc \u00e7\u0131karma, ca&#8217;l (meydana getirme, yapma) ve tahsis, in\u015f\u00e2 (yapma), istikrar ve istid\u00e2 (emanet b\u0131rakma), inzal (indirme) ve inbat (yerden bitirme), te\u015f\u00e2b\u00fch (benze\u015fme) ve benzememe, ismar (meyve verme) ve ikmal (tamamlama) kavramlar\u0131ndan sonra, ibd\u00e2&#8217; (icad etme), icad eden, \u00f6rneksiz olarak icad etme kavramlar\u0131 da iyice tasavvur edilir ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, b\u00fct\u00fcn g\u00f6kler ve yerin icad\u0131n\u0131n bir mucidi bulundu\u011fu ve onun bunlar\u0131 s\u0131rf fiil olan ve hi\u00e7bir \u00f6rne\u011fi ge\u00e7meyen icad\u0131yla icad etmi\u015f oldu\u011fu ve bundan dolay\u0131 o mucidin o g\u00f6kler ve yerde, yani b\u00fct\u00fcn \u00e2lemde hi\u00e7bir dengi ve \u00f6rne\u011fi bulunmak ve tasavvur edilmek ihtimali olmayan e\u015fsiz g\u00fczelliklerin mucidi, hakiki bir yarat\u0131c\u0131 oldu\u011fu ve do\u011frudan onun icad\u0131na dayanmayan hi\u00e7bir hadisenin mevcut olamayaca\u011f\u0131 kesin \u015fekilde sabit olur ki i\u015fte Allah o g\u00f6klerin ve yerin yoktan var edicisidir. Ve bunu s\u00e2bi\u00eeler, Zerd\u00fc\u015ft dininde olanlar, yahudi ve h\u0131ristiyanlar da teslim ve itiraf ederler. B\u00f6yleyken tutarlar da bir de ona \u00e7ocuk uydururlar. Ve d\u00fc\u015f\u00fcnmezler ki, do\u011fmak da icad etmeye dayanan ve var etmeden sonra olan bir de\u011fi\u015fmedir. \u0130cad\u0131n m\u00fbcidi, benze\u015fmeden uzak oldu\u011fu halde, baba ve \u00e7ocuk aras\u0131nda bir ortakl\u0131k unsuru, z\u00e2t, s\u0131fat ve fiillerde bir hemcinslik ve benzerlik vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ve bunun i\u00e7indir ki, Allah&#8217;a \u00e7ocuk isnat edenler, o \u00e7ocu\u011fa il\u00e2hl\u0131k da isnad eder, il\u00e2h diye tap\u0131n\u0131rlar. \u00c7ocuk isnad\u0131, \u015firk isnad\u0131n\u0131 gerektirir. Halbuki yok olan\u0131n, kendi kendine var olmas\u0131 imkans\u0131z oldu\u011fu gibi, kendi kendine do\u011fmas\u0131 da imkans\u0131z oldu\u011fundan baban\u0131n bir \u00e7ocuk do\u011furmas\u0131 ve ona kendisinden cevher\u00ee (asla ait) bir par\u00e7a ve bir misal verip k\u0131smen madd\u00ee ve \u015fekil itibariyle bir sebep olabilmesi, o babada bir de\u011fi\u015fim ve etkilenmeyi meydana getiren mucid (icad edici) f\u00e2ilin bir fiil var etmesine dayanmaktad\u0131r ki, il\u00e2h da o mucid f\u00e2ildir. \u00d6zetle il\u00e2h, m\u00fbcid ve yarat\u0131c\u0131, benzeme ve hemcins olmaktan uzak demek oldu\u011fu halde ayn\u0131 zamanda ona \u00e7ocuk, hemcinslik ve benzerlik isnat etmek bir \u00e7eli\u015fkiden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Ve ne dedi\u011fini bilmemektir. \u015eu halde g\u00f6klerin ve yerin var edicisi olan b\u00f6yle bir icad etme g\u00fcc\u00fcne sahip ve \u00e2lemlerin t\u00fcm\u00fcne benzeme ve hemcinslikten uzak bulunan ulu mucidin (yarat\u0131c\u0131n\u0131n) ayn\u0131 ve \u00f6rne\u011fi bulunabilece\u011fini ve onun zat\u0131nda bir b\u00f6l\u00fcnme ve ayr\u0131lma, bir de\u011fi\u015fme, bir eksilme veya artma ve herhangi bir ihtiya\u00e7 has\u0131l olabilece\u011fini varsaymak ve benzersiz bir f\u00e2il olan mucidin herhangi bir yarat\u0131\u011f\u0131 meydana getirmesi i\u00e7in kendini par\u00e7alayarak bir \u00e7ocuk \u00e7\u0131karmaya muhta\u00e7 olaca\u011f\u0131 anlay\u0131\u015f\u0131nda bulunmak ne b\u00fcy\u00fck \u00e7eli\u015fki ve cahillik, ne kadar a\u00e7\u0131k bir iftirad\u0131r? Do\u011fmak ve do\u011furmak, ancak ibda (var etme)dan sonra, g\u00f6kler ve yer dahilinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Halbuki g\u00f6klere ve yere bile \u00e7ocuk isnat etmek akla uygun de\u011filken, onlar\u0131n ulu mucidine bir hemcinslik ve denklik ifade eden o\u011ful ve k\u0131z isnad\u0131 nas\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr ve caiz g\u00f6r\u00fcl\u00fcr? Her halde do\u011fum ve ortaya \u00e7\u0131kma (sud\u00fbr) davas\u0131 bat\u0131ld\u0131r. \u0130cad etmeye, do\u011furtma demek ger\u00e7ekten bir \u00e7eli\u015fki ve cahilliktir. O icad\u0131n mucidinin \u00e7ocu\u011fu nas\u0131l veya nereden olur ki? Bir han\u0131m\u0131, bir e\u015fi yoktur. Halbuki \u00e7ocuk i\u00e7in anne laz\u0131md\u0131r. Ger\u00e7i baba olmad\u0131\u011f\u0131 halde yaln\u0131z bir anne ile \u00e7ocuk tasavvur olunabilir. Nitekim bir anadan t\u00fcreyen -mo-nomer- birtak\u0131m canl\u0131lar vard\u0131r. \u0130sa&#8217;da da bu ink\u00e2ra aklen hak yoktur. Fakat anas\u0131z \u00e7ocuk d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez, b\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00e7eli\u015fki olur. Zira \u00e7ocuk kavram\u0131nda ana zorunludur. Bunun i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n bir \u00e7ocu\u011fa v\u00e2lid, yani baba olmas\u0131n\u0131 tasavvur ederken o \u00e7ocuktan \u00f6nce ona anne ve Allah&#8217;a han\u0131m ve e\u015f olabilecek di\u015fi bir e\u015f tasavvur etmek gerekir. Halbuki her t\u00fcrl\u00fc sonradan olma ve ihtiya\u00e7 kusurlar\u0131ndan uzak, g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131c\u0131s\u0131 olan tek cel\u00e2l sahibi Allah&#8217;\u0131n bir e\u015fi, bir kar\u0131s\u0131 olmas\u0131 imkans\u0131zd\u0131r. \u015eu halde Allah&#8217;\u0131n bir ana olmas\u0131 imkans\u0131z oldu\u011fu gibi, do\u011furma yoluyla bir \u00e7ocu\u011fa baba olmas\u0131 da imkans\u0131zd\u0131r. Yani ne ana olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr, ne de baba. Ve bu imkans\u0131zl\u0131k onun noksan\u0131ndan, k\u0131s\u0131rl\u0131\u011f\u0131ndan de\u011fil, icad\u0131n mucidi oldu\u011fundan dolay\u0131 mutlak kemalinden ve noksans\u0131zl\u0131\u011f\u0131ndand\u0131r. O b\u00fct\u00fcn g\u00f6kleri ve yeri yaratm\u0131\u015f, her diledi\u011fi \u015feyi de yaratm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>G\u00f6klerin ve yerin b\u00fct\u00fcn i\u00e7eri\u011fini, bu arada babalar\u0131, analar\u0131, \u00e7ocuklar\u0131 ve bu arada ona baba ve ortak oldu\u011fu iddia edilenlerin hepsini ve \u0130sa&#8217;n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131, onlardan ortaya \u00e7\u0131kan yarat\u0131klar\u0131n da hepsini O yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Basit maddeler de O&#8217;nun mahl\u00fbku, bile\u015fikler de O&#8217;nun mahlukudur. Madde de O&#8217;nun mahl\u00fbku, s\u00fbret (\u015fekil) de O&#8217;nun mahlukudur. Cisimler de O&#8217;nun mahluku, ruhlar da O&#8217;nun mahlukudur. Hissedilenler de O&#8217;nun mahl\u00fbku, d\u00fc\u015f\u00fcnceler de O&#8217;nun mahlukudur. G\u00f6r\u00fcnen \u00e2lem de O&#8217;nun mahluku, g\u00f6r\u00fcnmeyen \u00e2lem de O&#8217;nun mahlukudur. Hay\u0131r yapanlar da O&#8217;nun mahl\u00fbku, \u015fer i\u015fleyenler de O&#8217;nun mahlukudur. Cinler de O&#8217;nun mahluku, insanlar da O&#8217;nun mahlukudur. Has\u0131l\u0131 kendisinden ba\u015fka bug\u00fcne kadar v\u00fcc\u00fbde gelen b\u00fct\u00fcn m\u00e2siv\u00e2 (Allah&#8217;dan ba\u015fka her \u015fey) O&#8217;nun icad\u0131 ve yaratmas\u0131d\u0131r. O ancak kendisini yaratmam\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc kendisi ezel\u00ee ve ebed\u00ee olarak v\u00e2cib\u00fc&#8217;l-v\u00fcc\u00fbd (varl\u0131\u011f\u0131 zat\u0131n\u0131n gere\u011fi), diri ve kayy\u00fbm (her\u015feyi tutup koruyan)d\u0131r. Bir de ortak yaratmam\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc O&#8217;nun orta\u011f\u0131n\u0131n bulunmas\u0131 imkans\u0131zd\u0131r. Yarat\u0131lan\u0131n, ezel\u00ee yarat\u0131c\u0131ya ortak olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir; kendisi i\u00e7in bir sonu\u00e7suzluk, bir eksiklik de\u011fil, mutlak kem\u00e2ldir. Varl\u0131k ve kudret a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00f6yle oldu\u011fu gibi, O, her\u015feyi de bilendir. Ondan hi\u00e7bir \u015feyin gizlenmesine de imk\u00e2n yoktur. &#8220;Her \u015feyi yaratt\u0131&#8221; ifadesinden sonra zamir ile &#8220;O, onu bilendir&#8221; buyurulmay\u0131p da &#8220;Her \u015feyi bilendir&#8221; diye &#8220;\u015fey&#8221; kelimesinin nekre (belirsiz) olarak izhar edilmesi, bu iki \u015feyin \u015f\u00fcmul ve faydalanmada farkl\u0131 olduklar\u0131na i\u015faret eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Her \u015feyi yaratt\u0131&#8221; da &#8220;\u015fey&#8221;den Allah&#8217;\u0131n kendisi aklen m\u00fcstesn\u00e2d\u0131r. &#8220;Her \u015feyi bilendir&#8221; de ise m\u00fcstesna de\u011fildir. Yani Allah, hem kendini, hem kendinin d\u0131\u015f\u0131ndakileri, her\u015feyi tamamiyle ve ayn\u0131yle bilir. Onun ilmi, \u015fekillenme, \u00f6rne\u011fe ba\u011flanma ve bir \u015fekle girme suretiyle de\u011fil, ayn\u00ee ve ihata edicidir. Ve hatta her \u015feyin ayn\u0131 ve kendisi Allah&#8217;\u0131n ilmindedir. Onun i\u00e7in yaratma ve icad etmeye g\u00fcc\u00fc yeten ancak O&#8217;dur. Halbuki O&#8217;nun d\u0131\u015f\u0131ndakiler, O&#8217;nun gibi her \u015feyi bilmez. \u015eu halde var olma ve g\u00fcc\u00fc yetme bak\u0131m\u0131ndan hi\u00e7bir \u015fey Allah&#8217;a denk olamayaca\u011f\u0131 gibi, ilim itibar\u0131yla de \u00f6yledir. Ne g\u00f6klerde ve yerde, ne de par\u00e7a ve b\u00f6l\u00fcmlerinde, ne cisimlerde, ne ruhlarda; ne meleklerde, ne \u015feytanda, ne insanda; ne a\u00e7\u0131kta, ne kapal\u0131da, k\u0131saca b\u00fct\u00fcn k\u00e2inatta Allah&#8217;a ne bir denk, ne de hemcins veya ortak yoktur. Ve olmas\u0131 ihtimali de yoktur. Allah&#8217;a ortak tasavvuru, bilgisizlik ve \u00e7eli\u015fkiden ibaret ve m\u00fcmk\u00fcn olmayan\u0131 tasavvurdan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. \u00c7ocuk tasavvuru da \u015firk tasavvurundan ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ey bunlar\u0131 i\u015fitenler:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>102- \u0130\u015fte Rabbiniz Allah bu! O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h yoktur; O, her \u015feyin yaratan\u0131d\u0131r. O&#8217;na kulluk edin, O her \u015feye vekildir.<\/p>\n<p>103- G\u00f6zler onu g\u00f6remez, O ise b\u00fct\u00fcn g\u00f6zleri g\u00f6r\u00fcr; O, l\u00fctuf sahibidir, her \u015feyden haberlidir.<\/p>\n<p>104- Muhakkak size Rabbinizden basiretler (kalb g\u00f6zleri) geldi. Art\u0131k kim hakk\u0131 g\u00f6r\u00fcrse faydas\u0131 kendisine, kim de k\u00f6rl\u00fck ederse zarar\u0131 kendisinedir. Ben sizin bek\u00e7iniz de\u011filim!<\/p>\n<p>105- \u0130\u015fte b\u00f6ylece \u00e2yetleri t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc \u00e7evirip a\u00e7\u0131kl\u0131yoruz ki, onlar sana: &#8220;Sen bunlar\u0131 bir yerlerden okuyup \u00f6\u011frenmi\u015fsin&#8221; desinler ve bilen bir toplum i\u00e7in de onu iyice beyan edelim.<\/p>\n<p>106- Rabbinden sana vahyedilene uy. O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h yoktur. Ortak ko\u015fanlardan da y\u00fcz \u00e7evir.<\/p>\n<p>107- Allah dileseydi, ortak ko\u015fmazlard\u0131. Biz, seni onlar \u00fczerine bek\u00e7i yapmad\u0131k, sen onlara vekil de de\u011filsin!<\/p>\n<p>102- \u0130\u015fte odur ki, yani \u015fu an\u0131lan s\u0131fat\u0131n mevs\u00fbf (s\u0131fatlanan)\u0131, g\u00f6klerin ve yerin icad edeni, e\u015fden, \u00e7ocuktan uzak, her \u015feyi yaratan, her\u015feyi bilen en mukaddes ve ulu zatt\u0131r ki, O da Allah&#8217;t\u0131r. Z\u00e2t\u0131 ve s\u0131fat\u0131 bak\u0131m\u0131ndan ibadete lay\u0131k hak bir il\u00e2ht\u0131r. &#8220;Allah&#8221; denince ancak onu anlamal\u0131d\u0131r. Rabb\u0131n\u0131zd\u0131r; sahibiniz, terbiyeciniz, veli nimetinizdir. &#8220;Rab&#8221; denince de ancak O&#8217;nu anlamal\u0131d\u0131r. Ba\u015fka il\u00e2h yok, ancak O vard\u0131r. Ba\u015fkas\u0131n\u0131n mabud olmaya, ibadet ve kulluk edilmeye hakk\u0131 yoktur. Bu hak, ancak O&#8217;nundur. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, her \u015feyin yarat\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. Bunu tekrar sanmamal\u0131d\u0131r. Zira birinci &#8220;her \u015feyin yarat\u0131lmas\u0131&#8221;, ge\u00e7mi\u015fe ait, bu ise gelece\u011fe bakmaktad\u0131r. Yani bundan \u00f6nce her \u015feyi yaratm\u0131\u015f olan O oldu\u011fu gibi, bundan b\u00f6yle gelecekte de her\u015feyin yarat\u0131c\u0131s\u0131 O&#8217;dur. \u0130l\u00e2hl\u0131k, mabudluk da yoktan varedicinin yarat\u0131c\u0131n\u0131n hakk\u0131d\u0131r. \u015eu halde siz de ancak O&#8217;nu mabud tan\u0131y\u0131n\u0131z, O&#8217;na ibadet ve kulluk ediniz de ondan ba\u015fkas\u0131na tapmakla kendinizi d\u00fc\u015f\u00fcrmeyiniz. O, b\u00fct\u00fcn bu s\u0131fat ile beraber her \u015fey \u00fczerine ve her\u015feye kar\u015f\u0131 vekildir de. Her hususta ve her \u015feye kar\u015f\u0131 O&#8217;na dayan\u0131l\u0131r ve tevekk\u00fcl olunur ve her i\u015f O&#8217;nun tasarruf ve idaresine teslim edilir. Yani b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klardan her birinin de Allah&#8217;\u0131n yaratmas\u0131yla asil oldu\u011fu bir hakk\u0131 vard\u0131r. Ve bu \u015fekilde bir sebepler \u00e2lemi ve insan\u0131n o sebepler ile ilgisi de vard\u0131r ki, Allah onlar\u0131n hepsini hak ve adaletle yaratm\u0131\u015ft\u0131r Ve insan\u0131n, hem yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131n, hem kendisinin ve hem onlar\u0131n hakk\u0131n\u0131 teslim etmesi gerekir. Bununla beraber insan\u0131n hakk\u0131 bu sebeplerden hi\u00e7birine kesinlikle mahkum olmamas\u0131d\u0131r. Sebeplere h\u00e2kim olamayan ve onlara tapma mevkiinde bulunan insanlar her \u015feyden ve o \u00f6l\u00e7\u00fcde Hak&#8217;tan ve yarat\u0131c\u0131dan uzakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc sebepler bir ka\u00e7 \u015feyden ibaret de\u011fil, say\u0131lamayacak kadard\u0131r. Bunlar\u0131n hepsine boyun e\u011fmekle ne onlar\u0131n hakk\u0131 verilir, ne insan\u0131n, ne de yarat\u0131c\u0131n\u0131n. Zira hi\u00e7bir \u015fey, hatta insan ve melekten resul (el\u00e7i)ler de yarat\u0131c\u0131n\u0131n yerini tutacak vekil olamaz. Fakat yarat\u0131c\u0131 hepsinin \u00fczerinde Rab ve malik oldu\u011fu gibi, her \u015feye kar\u015f\u0131 vekildir de. O, her \u015feye kar\u015f\u0131, her \u015feyin hakk\u0131n\u0131 m\u00fcdafaa eder ve hakk\u0131 yerine getirir, i\u015fleri ve menfaatlar\u0131 d\u00fczeltir ve tanzim eder. Hem kendi ad\u0131na asl\u00ee velayet, hem yarat\u0131klar\u0131 ad\u0131na vekillik velayetini toplayan, her hususta em\u00een ve mutemed olan bir y\u00f6neticidir. Bunun i\u00e7in \u00f6zellikle O&#8217;na kullukla, O&#8217;nun haklar\u0131na ve emirlerine uymakla her \u015feyin hakk\u0131 yerine getirilir. Ve O&#8217;na dayanmak ve teslim olmak, O&#8217;ndan yard\u0131m istemek, ve emir almakla kendisinden ba\u015fka herhangi bir \u015feyin, herhangi bir sebebin h\u00fckm\u00fcne galebe olunup her ihtiya\u00e7 bitirilebilir. \u015eu halde e\u011fri ve \u00e7\u0131kmaz yollar\u0131 b\u0131rak\u0131p da tevhid ve ihl\u00e2s ile do\u011frudan do\u011fruya bir Allah&#8217;a kulluk etmek yaln\u0131z bir hak ve vazife de\u011fil, ayn\u0131 zamanda Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na kar\u015f\u0131 ma\u011flub olmas\u0131 ihtimali olmayan bir dayanma noktas\u0131ndan sonsuz bir kuvvet ve yarat\u0131lm\u0131\u015f\u0131 yaratana yakla\u015ft\u0131ran \u00e7ok y\u00fcksek bir \u015feref ve h\u00fcrriyet, ebed\u00ee bir saadet feyzi kazanmakt\u0131r. &#8220;Sadece Allah taraftarlar\u0131 kurtulu\u015fa ermi\u015flerdir&#8221; (M\u00fcc\u00e2dele, 58\/22), &#8220;Muhakkak ki, Allah taraflar\u0131 \u00fcst\u00fcn geleceklerdir&#8221; (M\u00e2ide, 5\/56) neticesine ermektir. &#8220;Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yard\u0131m bekleriz&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/5) anla\u015fmas\u0131 bu, do\u011fru yol budur. Ve bundan dolay\u0131 hi\u00e7bir \u015feye de\u011fil, ancak Allah&#8217;a dayanarak yaln\u0131z Allah&#8217;a ibadet ve kulluk ediniz, b\u00fct\u00fcn \u00fcmit ve sevginizi ve b\u00fct\u00fcn korku ve ha\u015fyetinizi ona ba\u011flayarak ve her i\u015finizi ona \u0131smarlayarak, b\u00fct\u00fcn istek ve se\u00e7imlerinizi onun emirleri ve ir\u015fadlar\u0131na ba\u011flayarak hareket ediniz. Ona samimi ibadetle d\u00fcnya ve ahirete ait ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131z\u0131n yerine getirilmesine \u00e7al\u0131\u015f\u0131n\u0131z. O&#8217;nun yaratmas\u0131 ve emri, yard\u0131m ve izni olmadan ne insanlar, ne cinler hi\u00e7biri bir i\u015f g\u00f6remez.<\/p>\n<p>103-Ger\u00e7i O&#8217;nu b\u00fct\u00fcn g\u00f6zler anlayamaz ve hatta kendinden ba\u015fka hi\u00e7bir g\u00f6z O&#8217;nu kavray\u0131p ihata edemez ve fakat O, g\u00f6zlerin hepsini idrak ve ihata eder, g\u00f6r\u00fcr, bilir. G\u00f6zler kendini anlayamazken, onlar\u0131 anlayan, anlatan, g\u00f6ren, g\u00f6steren, ger\u00e7e\u011fi bilen ancak O&#8217;dur. Burada d\u0131\u015f idrak meselesine de dikkat \u00e7ekilmi\u015ftir. Bir canl\u0131n\u0131n kendi d\u0131\u015f\u0131ndaki g\u00f6r\u00fclenleri g\u00f6rebilmesi ve anla\u015f\u0131lanlar\u0131 anlamas\u0131 i\u00e7in, \u00f6yle bir \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 i\u015f ve \u00f6yle bir \u015ferefli durumdur ki, ak\u0131l bunun en derin noktas\u0131n\u0131 anlayamaz. B\u00fct\u00fcn hakimler ve filozoflar bunu izah etmekten \u00e2cizdirler. Mesela g\u00f6z\u00fcmle kar\u015f\u0131mda bir minare g\u00f6r\u00fcyorum, ne g\u00f6z\u00fcm minareye kadar gitmi\u015f ve ne minare gelip g\u00f6z\u00fcme girmi\u015ftir. Bununla beraber benim g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm, yaln\u0131z o minareden yans\u0131yan \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n i\u00e7erdi\u011fi ve k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck g\u00f6z\u00fcme bast\u0131\u011f\u0131 hurda minare resminden ibaret de de\u011fildir. Ben, g\u00f6z\u00fcmdeki minare resmini de\u011fil, uzaktaki b\u00fcy\u00fck minarenin kendisini g\u00f6r\u00fcyorum ve g\u00f6z\u00fcm\u00fc yumdu\u011fum zaman da onu bende de\u011fil, oldu\u011fu yerde idrak ediyorum. Hatta dikkat edilirse g\u00f6rme arac\u0131 kabul edilen \u0131\u015f\u0131k bile bana, benim g\u00f6z\u00fcme kavu\u015fmas\u0131 an\u0131nda \u0131\u015f\u0131k oluyor ve o zaman parl\u0131yor ve g\u00f6rme dedi\u011fin olay da o zaman meydana geliyor. Ve o anda ben, yerindeki minareyi alg\u0131l\u0131yorum. Bu nas\u0131l olabiliyor? \u0130\u015fte bu d\u0131\u015f idrak i\u015finin s\u0131r ve mahiyeti ak\u0131llar\u0131n, idrak ve kavray\u0131\u015f\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. B\u00fct\u00fcn fen ilimleri, felsefeler, bunu ihata edebilmekten uzak kalm\u0131\u015f ve filozoflar bu noktada ya \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k veya safsatadan ba\u015fka bir \u015fey yapamam\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber bu, vaki olan bir i\u015ftir. Ve benim minareyi g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm bir ger\u00e7ektir. Allah Te\u00e2l\u00e2 bunu yapm\u0131\u015f ve yapmaktad\u0131r. Ve ak\u0131llar\u0131n alg\u0131layamad\u0131\u011f\u0131 bu ger\u00e7e\u011fin en derin noktas\u0131n\u0131 ve mahiyetini idrak ve ihata eden de ancak O&#8217;dur. G\u00f6zler onu idrak ve ihata edemezken, O g\u00f6zleri idrak ve ihata eder ve ayn\u0131 ger\u00e7ek b\u00fct\u00fcn idrak edilen \u015feylerde b\u00f6yledir. Ve O lutuf sahibi ve her \u015feyden haberdard\u0131r. Ve lutuf sahibi ve her \u015feyden haberdar olan ancak odur. \u0130drakin nuru gibi her lutuf O&#8217;nundur. Her \u015feyi bilen, her do\u011fru haberi veren ancak odur. Bundan dolay\u0131 hem O&#8217;nu d\u00fcrb\u00fcnlerle, teleskoplarla aramaya kalkmamal\u0131, hem de g\u00f6zler g\u00f6rm\u00fcyor diye, g\u00f6zlerden, g\u00f6n\u00fcllerden uzak, ihtiya\u00e7lardan, dileklerden, do\u011fru do\u011fru haberdar olmaz san\u0131p da O&#8217;ndan d\u00f6nmemeli, e\u011fri yollara sapmamal\u0131d\u0131r. O lutuf sahibi ve her \u015feyden haberdar olan en g\u00f6rmeyen g\u00f6zleri g\u00f6r\u00fcr, en gizli, en duyulmaz san\u0131lan \u015feylerden, g\u00f6n\u00fcllerin hi\u00e7 kimselere a\u00e7\u0131lamayan s\u0131rlar\u0131ndan ve e\u011filimlerinden haberdard\u0131r. O, onlara kendilerinden yak\u0131nd\u0131r. O&#8217;na ibadet etmek ve i\u015fleri \u0131smarlamak i\u00e7in \u015fart, O&#8217;nu g\u00f6rmek de\u011fil, O&#8217;nun g\u00f6rmesi, lutuf sahibi ve her \u015feyden haberdar olmas\u0131 ve O&#8217;na ihlas ve tevhid ile z\u00e2t ve s\u0131fatlar\u0131na, fiilerine ve lutuflar\u0131na iman edilmesidir.<\/p>\n<p>104- \u015eimdi ey Hak Mabud&#8217;dan d\u00f6n\u00fcp Hak resul\u00fc yalanlayanlar, muhakkak size Rabbinizden basiretler -kalb g\u00f6z\u00fcyle g\u00f6r\u00fclecek uyar\u0131c\u0131lar, \u015fahitler- geldi. G\u00f6ze g\u00f6re basar (g\u00f6rme) ne ise, kalbe g\u00f6re basiret de odur. G\u00f6zlerin g\u00f6rmesine sebep olan ve g\u00f6r\u00fcc\u00fc kuvvet denilen g\u00f6rme n\u00fbruna g\u00f6z (g\u00f6rme duyusu) denildi\u011fi gibi; kalbin g\u00f6rmesine sebep olan ve dilimizde kalb g\u00f6z\u00fc de denilen alg\u0131lay\u0131c\u0131 kuvvete ve \u00f6zellikle bunun zek\u00e2, anlay\u0131\u015f ve firaset denilen, g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ve g\u00f6r\u00fcnmez bir i\u015fe dikkat ve n\u00fcfuz ile, gere\u011fi gibi idrak eder bir derecede a\u00e7\u0131k ve parlak olmas\u0131 haline &#8220;basiret&#8221; denilir ki, bir il\u00e2h\u00ee nurdur. Ayn\u0131 \u015fekilde ba\u015f g\u00f6z\u00fcyle has\u0131l olan ve g\u00f6rmek denilen tam ve k\u00e2mil anlay\u0131\u015fa &#8220;basar&#8221; denildi\u011fi gibi, kalb g\u00f6z\u00fcyle has\u0131l olan tam ve k\u00e2mil idrake, ger\u00e7ek ve \u015f\u00fcphesiz bilgiye de &#8220;basiret&#8221; denir. Bundan ba\u015fka basiret, delil, h\u00fcccet ve burhana, \u015fahide, dikkat ve iman ile ibret al\u0131nacak hidayet sebeplerine de s\u00f6ylenir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar, idrak g\u00fcc\u00fcn\u00fc kuvvetlendirir, basiret ve idrake sebep olur. Ve bu m\u00e2n\u00e2ca basiret, \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2lar\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc basiretin kendisi de en b\u00fcy\u00fck delil, en b\u00fcy\u00fck \u015fahid ve beyyine, en b\u00fcy\u00fck ibret dayana\u011f\u0131d\u0131r ve onsuz hi\u00e7bir \u015fey idrak olunamaz. Burada da basiretler, ya birinci m\u00e2n\u00e2ya veyahut onu da i\u00e7ine alan bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc m\u00e2n\u00e2ya olarak Kur&#8217;\u00e2n ve \u00f6zellikle yukarda v\u00e2sid olan a\u00e7\u0131k \u00e2yetlerdir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu \u00e2yetler basar (g\u00f6rme) ve basirete dikkat nazar\u0131n\u0131 \u00e7ekerek, genel bir \u015fekilde, do\u011frudan do\u011fruya hakk\u0131 bilmeye ula\u015fman\u0131n idrak ile olaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir. Bu \u00e2yet ile i\u015faret olunuyor ki, m\u00fc\u015friklerde basiret fiili yoksa da, idrak g\u00fcc\u00fc Allah taraf\u0131ndan b\u00fct\u00fcn be\u015fer yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na verilmi\u015ftir. Ve sonra Muhammed (s.a.v)&#8217;in kalbine vahyedilen a\u00e7\u0131k \u00e2yetler ile de b\u00fct\u00fcn o idrakleri kuvvetlendirecek ve ikinci m\u00e2n\u00e2 ile bizzat bas\u00eeret ve tam idraki olu\u015fturabilecek olan il\u00e2h\u00ee deliller tebli\u011f edilmi\u015ftir. Ve \u015fu halde herkesin bu basiret nurlar\u0131na kar\u015f\u0131 kalb g\u00f6zlerini yummay\u0131p kendindeki idrak g\u00fcc\u00fcne bakmas\u0131 ve bu \u015fekilde bas\u00eeretlerden istifade ederek bilfiil bas\u00eerete ve ger\u00e7ek bilgiye erme g\u00f6revini se\u00e7mesi kalm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde her kim kalb g\u00f6z\u00fcyle bakar, Rabbinden gelen bu delilleri basiret ile hakk\u0131 g\u00f6rmek ister de iman ederse bu kendi lehinedir, kendi menfaatinedir. Ve her kim k\u00f6rl\u00fck eder, kalb g\u00f6z\u00fcn\u00fc yumar, k\u00f6r olursa, bu k\u00f6rl\u00fck ve nank\u00f6rl\u00fck de kendi aleyhinedir, kendi zarar\u0131nad\u0131r. &#8220;Ger\u00e7ek \u015fu ki, g\u00f6zler k\u00f6r olmaz, fakat s\u00eenelerdeki kalbler k\u00f6r olur&#8221; (Hacc, 22\/46) \u00e2yetinin delaleti \u00fczere as\u0131l k\u00f6rl\u00fck g\u00f6z k\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc de\u011fil, kalb k\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcd\u00fcr ki, bundaki zarar\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131 ve sonu yoktur. Ey kalb g\u00f6z\u00fc k\u00f6r olanlar! Bu takdirde ben de sizin \u00fczerinize bir koruyucu de\u011filimdir. Yani Allah, verdi\u011fi idrake, g\u00f6nderdi\u011fi delillere k\u00f6rl\u00fck eden sizin gibi nank\u00f6r k\u00e2firlerin, m\u00fc\u015friklerin ihtiyar\u00ee fiillerinde koruyucusu ve himayecisi de\u011fildir, tersine kar\u015f\u0131s\u0131ndad\u0131r. Yak\u0131nda gelece\u011fi \u00fczere g\u00f6zlerini ve kalblerini \u00e7evirir. K\u00f6rl\u00fck ve sap\u0131kl\u0131k yarat\u0131r, kendilerini k\u00f6r\u00fck\u00f6r\u00fcne ta\u015fk\u0131nl\u0131klara, karanl\u0131klara b\u0131rak\u0131r ve bundan koruyacak ve karanl\u0131klardan n\u00fbra \u00e7\u0131karacak di\u011fer bir dost koruyucu da m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. K\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne rastgelene sar\u0131l\u0131rsan\u0131z, onlar da sizi tutar, karanl\u0131ktan karanl\u0131\u011fa, zarardan zarara, s\u00fcr\u00fcklerler. K\u0131saca her \u015feyin koruyucusu ve yarat\u0131c\u0131lar\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131 olan Allah, &#8220;\u0130man edenlerin dostu olup, onlar\u0131 karanl\u0131klardan n\u00fbra \u00e7\u0131kar\u0131r&#8221;. (Bakara, 2\/257) M\u00fc\u015friklerden uzak ve k\u00e2firlerin d\u00fc\u015fman\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar ,Allah&#8217;\u0131n koruma ve himaye i\u00e7in verdi\u011fi ve g\u00f6sterdi\u011fi basiretlere k\u00f6rl\u00fck etmi\u015f, Allah&#8217;\u0131n muhafaza ve korumas\u0131na tenezz\u00fcl etmemi\u015f ve \u00e7ekinmi\u015flerdir. Ve bu hususta sorumluluk kendilerine aittir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, burada ibsar (bakmak) ve \u00e2m\u00e2 (k\u00f6r olmak) fiilleri kullara isnad edilmek ve bunlardan birini tercih ve se\u00e7mekle koruma g\u00f6revinin kula ait oldu\u011fu anlat\u0131larak, yaratan\u0131 birleme meselesine kar\u015f\u0131 kuruntuya d\u00fc\u015f\u00fclebilecek olan bir cebr (zorlama) sorusunun halliyle b\u00fcy\u00fck bir uyarma vard\u0131r. Basiret k\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc eden kimselere kendi &#8220;ene&#8221;si, yani benli\u011fi, bizzat muhaf\u0131z olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, y\u00fcce yarat\u0131c\u0131 da onlara haf\u00eez (koruyucu) \u015ferefli ismiyle muamele etmez.<\/p>\n<p>Ve i\u015fte bizim anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131za g\u00f6re Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n g\u00f6nderdi\u011fi basiretlere k\u00f6rl\u00fck ve hakk\u0131na nank\u00f6rl\u00fck eden k\u00e2firlere, m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 &#8220;Kim k\u00f6rl\u00fck ederse ben size bek\u00e7i de\u011filim.&#8221; buyurmas\u0131 bu m\u00e2n\u00e2 iledir. Ve \u00e2yette &#8220;Sizin Rabbiniz&#8221; (\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc sah\u0131\u015ftan) m\u00fctekellimine (birinci \u015fahsa) iltifat (d\u00f6n\u00fc\u015f) vard\u0131r. Burada tefsirciler &#8220;haf\u00eez&#8221; (koruyucu) \u015ferefli ismini ceza veya m\u00fckafat vermek \u00fczere amelleri kontrol ve muhafaza eden &#8220;rak\u00eeb&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tefsir ettiklerinden dolay\u0131, bu \u00e2yet Peygamber&#8217;in lisan\u0131 \u00fczere varid olmu\u015ftur, diyorlar. Ve bunu: &#8220;Ey Muhammed! De ki, sizin \u00fczerinize koruyucu, yani amellerinizi, kontrol ve koruyarak azarlayacak olan rak\u00eeb (kontrolc\u00fc) ben de\u011filim, Allah&#8217;t\u0131r, ben ancak bir el\u00e7iyim&#8221; me\u00e2linde tefsir ediyorlar. Fakat biz bu yorumu pek de uygun bulmuyoruz.<\/p>\n<p>105- Ve i\u015fte biz b\u00f6yle \u00e2yetleri t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc \u00e7evirip a\u00e7\u0131klar\u0131z. Ger\u00e7ek vecihleri ve \u00e7e\u015fitli \u015fekilleriyle ifade eder i&#8217;cazk\u00e2r, g\u00fczel bir nizam ile halden hale devam ettirir, \u015fekilden \u015fekle koyar\u0131z. Bir taraftan nurlar sa\u00e7ar, g\u00f6zlerden ge\u00e7irir, basiretler a\u00e7ar\u0131z; di\u011fer y\u00f6nden bunlar\u0131 lay\u0131k olmayan g\u00f6zlere g\u00f6stermez, basiretleri ba\u011flar, k\u00f6rl\u00fck ve karanl\u0131klar i\u00e7inde b\u0131rak\u0131r\u0131z. Bu tasrif ve tasarrufu \u015fu sonu\u00e7 ve hikmet i\u00e7in yapar\u0131z ki sen ders g\u00f6rm\u00fc\u015fs\u00fcn, \u00e7ok okumu\u015fsun (yani bu, \u00e2yetler ve Kur&#8217;\u00e2n tahsil etmeye ve incelemeye dayanan bir\u00e7ok ilimler ve bilgiler ile ilgilidirler. Bir \u00fcmm\u00ee okuma yazma bilmeyen bunlar\u0131 bilemez ve bunlar vahyile de olmaz. Demek ki sen kimsenin haberi olmadan gizlice ders alm\u0131\u015fs\u0131n) desinler. \u0130bn\u00fc Kesir ve Ebu Amr k\u0131r\u00e2etlerine g\u00f6re m\u00fcd\u00e2rese etmi\u015fsin, yani kitap ehli, okumu\u015f birtak\u0131m kimselerle m\u00fczakere etmi\u015fsin, bu bilgileri o \u015fekilde ediniyorsun ve s\u00f6ylediklerini vahyile de\u011fil, o m\u00fczakere ile s\u00f6yl\u00fcyorsun desinler. \u0130bn\u00fc \u00c2mir k\u0131r\u00e2etine g\u00f6re okunmas\u0131 halinde, bunlar, yani senin okudu\u011fun \u015feyler zaman\u0131 ge\u00e7mi\u015f, bug\u00fcn i\u00e7in h\u00fckm\u00fc kalmam\u0131\u015f eski \u015feyler desinler. Has\u0131l\u0131 bunlardan birini s\u00f6yleyerek, hem Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00f6nemini ve senin bir ilm-i led\u00fcnn\u00eey (Allah bilgisi ve s\u0131rlar\u0131 ilmin)e ermi\u015f olman\u0131 gizli kapakl\u0131 itiraf, hem de vahy ve peygamberli\u011fi ink\u00e2r ile k\u00fcf\u00fcr ile Allah&#8217;a ortak ko\u015fmada \u0131srar etsinler. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k biz de bu \u00e2yetlerin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 bilecek olanlara, ilim \u015fan\u0131ndan bulunanlara beyan edelim ve a\u00e7\u0131kl\u0131yal\u0131m:<\/p>\n<p>106-107-Ey Muhammed! Sen Rabb&#8217;inden sana vahyedilene uy. O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h yok, O&#8217;na bak, ve m\u00fc\u015friklerden y\u00fcz \u00e7evir, ne derlerse desinler bakma. Allah dileseydi onlar da m\u00fc\u015frik olmazlard\u0131, iman\u0131 isteklerine b\u0131rakmaz, ortak ko\u015fmaktan korur, zorla m\u00fcmin yapard\u0131. Mademki m\u00fc\u015friktirler, demek ki Allah imanlar\u0131n\u0131 dilememi\u015f ve onlar\u0131 \u015firkten ve \u015firkin gereklerinden korumam\u0131\u015ft\u0131r. Biz seni onlar\u0131n \u00fczerine bek\u00e7i de tayin etmedik. \u015eu halde ne onlar\u0131 ortak ko\u015fmaktan, ne ba\u015flar\u0131na gelecek felaketten koruyabilirsin, ne de bundan dolay\u0131 sorumlu olursun. Ve sen onlar \u00fczerine vekil de de\u011filsin. Onlar taraf\u0131ndan vekil de\u011filsin ki, iyilik veya k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerine, i\u015fleri idare etmek i\u00e7in onlara bakas\u0131n. Allah&#8217;\u0131n vekili de de\u011filsin ki, \u015firklerinden dolay\u0131 \u00fczerlerine \u00e7ullan\u0131p Allah&#8217;\u0131n onlara yapaca\u011f\u0131 azarlama ve cezay\u0131 veya d\u00fczeltmeleri yapmak yetkisini ta\u015f\u0131yas\u0131n. K\u0131saca sen ancak Allah&#8217;\u0131n emirlerini ve h\u00fck\u00fcmlerini tebli\u011f ve haber vermekle y\u00fck\u00fcml\u00fc bir el\u00e7isin. Bunun i\u00e7in Rabb&#8217;\u0131ndan sana ne vahyedilirse ona uy ve Allah&#8217;a ortak ko\u015fanlara bakma.<\/p>\n<p>Ey inananlar!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i Serifi<\/p>\n<p>108- Onlar\u0131n Allah&#8217;tan ba\u015fka yalvard\u0131klar\u0131na s\u00f6vmeyin ki, onlar da bilmeyerek s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015f\u0131p Allah&#8217;a s\u00f6vmesinler. Biz, her \u00fcmmete yapt\u0131klar\u0131 i\u015fi b\u00f6yle s\u00fcsl\u00fc g\u00f6sterdik. Sonunda d\u00f6n\u00fc\u015fleri Rablerinedir. O, onlara ne yapt\u0131klar\u0131n\u0131 haber verir.<\/p>\n<p>108- Ey m\u00fcminler, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na yalvaranlara, tapanlara s\u00f6v\u00fcp de cahillikle at\u0131larak Allah&#8217;a s\u00f6vmelerine sebep olmay\u0131n. Yani onlara tapt\u0131klar\u0131, kendilerince h\u00fcrmet ettikleri \u015feyleri kar\u0131\u015ft\u0131rarak mesela &#8220;kahrolsun tapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z&#8221; veya &#8220;dini \u015f\u00f6yle b\u00f6yle&#8221; gibi bir s\u00f6vme ve k\u00fcfretmekle hitap ederek s\u00f6\u011ferseniz, vicdanlar\u0131na, hissiyatlar\u0131na basm\u0131\u015f olursunuz. Onlar da k\u0131zarak ve bilgisizliklerinden dolay\u0131 ayniyle kar\u015f\u0131l\u0131k verdikleri zann\u0131nda bulunarak, &#8220;biz de sizinkine&#8221; diye, sizin s\u00f6ylediklerinizi iade eder ve bunun ona denk olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmezler ve bu \u015fekilde hak s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 a\u015farak Allah&#8217;a s\u00f6vm\u00fc\u015f olurlar. Ve siz bu k\u00fcfretmeye sebep olmu\u015f olursunuz. \u015eu halde siz onlar\u0131n k\u00fcf\u00fcrlerine, \u015firklerine s\u00f6vece\u011fiz diye b\u00f6yle k\u00fcfretmeye sebep olmay\u0131n. K\u00fcfretme ve s\u00f6vme, genelde ahl\u00e2ka uygun bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, asl\u0131 itibariyle bat\u0131l\u0131, k\u00fcfr\u00fc hakir g\u00f6rmek ve de\u011fersiz g\u00f6stermek gibi me\u015fr\u00fb ve g\u00fczel say\u0131lm\u0131\u015f da olsa, b\u00f6yle k\u00fcfretmeye ve k\u00fcfr\u00fcn artmas\u0131na sebep olacak olan s\u00f6vme ve k\u00fcfretmeye sebeb olmak s\u00fbretiyle bir k\u00fcf\u00fcr demektir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, F\u0131k\u0131h kitaplar\u0131nda, her kim olursa olsun, dinine k\u00fcfretmek elf\u00e2z-\u0131 k\u00fcf\u00fcr (k\u00fcf\u00fcr laf\u0131zlar\u0131n)den say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131, herhangi bir milletin, ne kadar bat\u0131l olursa olsun mukaddes sayd\u0131klar\u0131 \u015feylere s\u00f6vmekten sak\u0131nmal\u0131d\u0131r. Biz, b\u00f6yle her \u00fcmmete amelini s\u00fcslemi\u015fizdir. Kimisinin iyili\u011fine ba\u015far\u0131, kimisinin k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcne al\u00e7altma olmak \u00fczere her birine \u00e7e\u015fitli duygular, karekterler, zevkler, telakkiler vererek yapt\u0131klar\u0131n\u0131 ho\u015f g\u00f6stermi\u015fizdir. \u0130\u015fin asl\u0131 hay\u0131r olsun, \u015fer olsun, k\u00fcf\u00fcr olsun, iman olsun, taat olsun, isyan olsun, hepsi, yapt\u0131klar\u0131n\u0131 be\u011fenerek, g\u00fczel kabul ederek yaparlar. Ve sevdiklerini m\u00fcdafaa etmek i\u00e7in heyecanlara d\u00fc\u015ferler. Ho\u015flan\u0131p ho\u015flanmamak gibi duygular iste\u011fe ba\u011fl\u0131 de\u011fil zorlamaklad\u0131r. Ger\u00e7ek ve hayr\u0131n yolu, s\u0131rf zevk ve duygularda de\u011fil, yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere basiretlerdedir. Basireti b\u0131rak\u0131p da yaln\u0131z zevk, s\u00fcs ve duygular\u0131n arkas\u0131ndan gidenler, bir\u00e7ok k\u00f6t\u00fc \u015feyleri iyi kabul ederek yapmaya mecbur olurlar. Allah, onlar\u0131 yanl\u0131\u015f telakkilerinden korumaz, tersine kendilerine iyiyi k\u00f6t\u00fc, k\u00f6t\u00fcy\u00fc iyi g\u00f6sterir. Hepsi yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 kendi lehine iyi yap\u0131yorum diyerek yapar. Fakat yaln\u0131z onlar\u0131n de\u011fer yarg\u0131lar\u0131yla ve \u00f6zellikle Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 g\u00f6zetmeyip yaln\u0131z s\u00fcse, zevke uyan telakkileriyle ve yaln\u0131z kendi ho\u015flanmalar\u0131na dayanan amelleriyle i\u015f bitmez. Sonra d\u00f6n\u00fc\u015fleri, m\u00fcracaatlar\u0131, hepsinin Rabb&#8217;\u0131, i\u015fin sahibi olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;da biter. O s\u00fcs\u00fcn ilk ne\u015fesi ge\u00e7er, n\u00f6bet sonuna, neticelerine gelir. O ilk olu\u015fun bir son olu\u015fu, \u00f6ld\u00fckten sonra bir dirilmesi ve o zaman \u00e2lemlerin Rabbi&#8217;nin huzurunda bir dikilmesi vard\u0131r. O zaman \u00e2lemlerin Rabb&#8217;i onlar\u0131n \u00f6nce yapt\u0131klar\u0131 amellerinin ne oldu\u011funu kendilerine derhal haber verir. O g\u00fcnde s\u00fcsl\u00fc g\u00f6r\u00fcp be\u011fenerek yapmay\u0131 \u00e2det haline getirdikleri i\u015flerin s\u00fcsl\u00fc m\u00fc, s\u00fcss\u00fcz m\u00fc, ac\u0131 m\u0131, tatl\u0131 m\u0131, g\u00fczel mi, \u00e7irkin mi, ne oldu\u011funu sonunda anlarlar.<\/p>\n<p>\u015eimdi m\u00fc\u015friklerin baz\u0131 i\u015flerini haber vermek ve Allah&#8217;\u0131n, i\u015flerin d\u00f6n\u00fc\u015f yeri oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamak s\u00fbretiyle buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>109- M\u00fc\u015frikler, kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair en a\u011f\u0131r yeminleriyle Allah&#8217;a yemin ettiler. De ki: &#8220;Mucizeler ancak Allah kat\u0131ndad\u0131r&#8221;. Onlara mucizeler geldi\u011finde de iman etmeyeceklerini siz nerden bileceksiniz?<\/p>\n<p>110- Biz onlar\u0131n kalblerini ve g\u00f6zlerini \u00e7eviririz de, onlar, ilkin iman etmedikleri gibi, gene de iman etmezler. Biz de onlar\u0131 ta\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131 i\u00e7erisinde k\u00f6r ve \u015fa\u015fk\u0131n b\u0131rak\u0131r\u0131z.<\/p>\n<p>109-110- M\u00fc\u015frikler g\u00fc\u00e7lerinin yetti\u011fi en kuvvetli yeminlerle Allah&#8217;a yemin de ettiler ki, herhalde kendilerine bir \u00e2yet, istedikleri bir mucize gelse (bu c\u00fcmleden olarak Safa tepesi alt\u0131n olsa) muhakkak ve muhakkak iman edeceklermi\u015f. Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re baz\u0131 m\u00fcminler de bunlar\u0131n bu yeminlerine bakarak istedikleri \u00e2yetin inmesiyle iman edecekleri \u00fcmidine d\u00fc\u015ft\u00fcler. Ey Muhammed De ki: \u00c2yetler ancak Allah&#8217;\u0131n kat\u0131ndad\u0131r. Yani onlara g\u00fcc\u00fc yetecek olan ancak O&#8217;dur. Diledi\u011fini a\u00e7\u0131klar, diledi\u011fini a\u00e7\u0131klamaz, hi\u00e7biri benim kudret ve iste\u011fimle de\u011fildir. Siz bilmezsiniz ki, O istedikleri \u00e2yet geldi\u011fi zaman da iman etmezler. Ve biz onlar\u0131n g\u00f6n\u00fcllerini ve g\u00f6zlerini \u00e7eviririz. G\u00f6n\u00fclleri bir tarafa, g\u00f6zleri ba\u015fka tarafa d\u00f6ner, hayret ve teredd\u00fct i\u00e7inde kal\u0131rlar. \u0130lk defa iman etmedikleri gibi, yine hakk\u0131 anlamaz, \u00e2yeti g\u00f6rmezler, iman etmezler. Ve kendilerini basiretsizlikleri ile tu\u011fyanlar\u0131 i\u00e7inde b\u0131rak\u0131r\u0131z, k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne yuvarlan\u0131r giderler. Yani ilk \u00f6nceki imans\u0131zl\u0131klar\u0131, iman sebebi olacak mucizeler olmad\u0131\u011f\u0131ndan de\u011fil, inat ve azg\u0131nl\u0131klar\u0131ndan ve hak, do\u011fru \u00e2yetleri g\u00f6rmemezlik ettiklerinden dolay\u0131d\u0131r. Ve bundan dolay\u0131 Allah onlar\u0131 k\u00fcf\u00fcr azg\u0131nl\u0131klar\u0131na b\u0131rakmaya takdir etmi\u015ftir. Allah onlar\u0131 bu ta\u015fk\u0131nl\u0131ktan korumayacak, m\u00fcminlere verdi\u011fi hidayeti ve iman yard\u0131m\u0131n\u0131 vermeyecek, k\u00f6rl\u00fcklerinde b\u0131rakacak, bast\u0131racak, &#8220;Kim k\u00f6rl\u00fck ederse, ben sizin \u00fczerinize bir bek\u00e7i de\u011filim&#8221; s\u0131rr\u0131 tamamen ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Onun i\u00e7in bir \u00e2yet de\u011fil:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>111- E\u011fer biz onlara melekleri indirseydik, \u00f6l\u00fcler de kendileriyle konu\u015fsayd\u0131 ve her \u015feyi toplay\u0131p kar\u015f\u0131lar\u0131na getirseydik, Allah&#8217;\u0131n diledikleri hari\u00e7, yine de inanacak de\u011fillerdi, fakat \u00e7oklar\u0131 bunu bilmezler.<\/p>\n<p>111- Hatta biz onlara b\u00fct\u00fcn melekleri indirmi\u015f olsak. &#8220;Bize melekler indirilmeli de\u011fil miydi?&#8221; (Furkan, 25\/21), &#8220;Bize melekleri getirmeliydin&#8221; (Hicr, 15\/7) diye istedikleri mucizeyi g\u00f6ndersek, Ve \u00f6l\u00fcler kendilerine s\u00f6ylese, &#8220;Babalar\u0131m\u0131z\u0131 diriltip getiriniz de \u015fahitlik etsinler&#8221; (Duh\u00e2n, 44\/36) diye istedikleri mucize de yap\u0131lsa, ve \u00fczerlerine her \u015feyi kefil olarak toplasayd\u0131k da, &#8220;Allah&#8217;\u0131 ve b\u00fct\u00fcn melekleri kefil olarak getir&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/92) diye istedikleri mucizeyi de g\u00f6stersek, Allah dilemedik\u00e7e hi\u00e7bir zaman iman etmeleri ihtimali yoktur. Ve bundan dolay\u0131 onlara \u00e2yet indirmek bo\u015funad\u0131r. Ve fakat pek\u00e7o\u011fu bilmezler. Her t\u00fcrl\u00fc mucize gelse Allah dilemeyince hi\u00e7bir \u015fey yapamayacaklar\u0131n\u0131 bilmezler de, sadece kendilerine g\u00fcvenir, azg\u0131nl\u0131k ve inatlar\u0131nda kalmak i\u00e7in \u00f6yle yalan yere yemin ederler. Bunun i\u00e7in sen onlara bakma ve imanlar\u0131na \u00fcmit edip, istedikleri mucizeyi istemeye kalkma da, &#8220;Mucizeler, Allah kat\u0131ndad\u0131r&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/109) de, Allah&#8217;a b\u0131rak!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>112- Biz b\u00f6ylece, her peygambere insan ve cin \u015feytanlar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015fman yapt\u0131k. Bunlar birbirini aldatmak i\u00e7in s\u00fcsl\u00fc s\u00f6zlerle vesvese verirler.<\/p>\n<p>Rabbin dileseydi onu yapamazlard\u0131. Art\u0131k onlar\u0131 iftiralar\u0131 ile ba\u015fba\u015fa b\u0131rak.<\/p>\n<p>113- Bir de ahirete iman etmeyenlerin kalbleri, o yald\u0131zl\u0131 s\u00f6ze kans\u0131n, ondan ho\u015flans\u0131n ve i\u015fledikleri su\u00e7lar\u0131 i\u015flemeye devam etsinler diye b\u00f6yle yaparlar.<\/p>\n<p>114- Allah, size Kitab&#8217;\u0131 (Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131) a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olarak indirdi\u011fi halde, ondan ba\u015fka bir hakem mi arayay\u0131m? Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n, ger\u00e7ekten Rabbin kat\u0131ndan hak olarak indirilmi\u015f oldu\u011funu bilirler. O halde sak\u0131n \u015f\u00fcphe edenlerden olma.<\/p>\n<p>115- Rabbinin s\u00f6z\u00fc hem do\u011fruluk\u00e7a, hem de adalet\u00e7e tamamlanm\u0131\u015ft\u0131r. O&#8217;nun s\u00f6zlerini de\u011fi\u015ftirebilecek hi\u00e7 kimse yoktur. O, i\u015fitendir, bilendir.<\/p>\n<p>116- E\u011fer yery\u00fcz\u00fcndekilerin \u00e7o\u011funlu\u011funa uyarsan seni Allah yolundan sapt\u0131r\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar sadece &#8220;zann&#8221;a uyarlar ve sa\u00e7malarlar.<\/p>\n<p>117- \u015e\u00fcphesiz ki Rabbin, yolundan kimlerin sapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00e7ok iyi bilir. O, do\u011fru yolda olanlar\u0131 da \u00e7ok iyi bilir.<\/p>\n<p>112-113-Ey Muhammed! B\u00f6yle, yani her \u00fcmmete amellerini s\u00fcsledi\u011fimiz gibi, yahut sana onlar\u0131 d\u00fc\u015fman k\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi her peygambere de insan ve cin \u015feytanlar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015fman k\u0131ld\u0131k. Sevgi ve \u00fclfeti veren Allah oldu\u011fu gibi, d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve nefreti veren, dostu dost, d\u00fc\u015fman\u0131 d\u00fc\u015fman yapan da Allah&#8217;t\u0131r. Ve d\u00fc\u015fman\u0131 bulunmak, peygamberler aras\u0131nda yaln\u0131z sana \u00f6zg\u00fc de\u011fil, hepsinde cereyan eden bir kurald\u0131r. \u0130nsan ve cin \u015feytanlar\u0131 her peygambere d\u00fc\u015fman olagelmi\u015ftir. &#8220;\u0130nsan ve cin \u015feytanlar\u0131&#8221; tamlamas\u0131n\u0131n, &#8220;beyaniyye&#8221; veya &#8220;lamiyye&#8221; olmas\u0131 hakk\u0131nda iki g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r: Beyaniyye oldu\u011funa g\u00f6re, &#8220;insandan olan \u015feytanlar ve cinden olan \u015feytanlar&#8221; demek olur. Ve \u015feytanlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131n insan cinsinden, bir k\u0131sm\u0131n\u0131n da cin cinsinden oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Lamiyye oldu\u011funa g\u00f6re de &#8220;insanlara mahsus&#8221;, yani insanlara musallat, insan aldatmaya mahsus \u015feytanlar; &#8220;cinne mahsus&#8221;, cinn\u00eeleri aldatmaya mahsus \u015feytanlar demek olur. Ve bu \u015fekilde \u015feytan\u0131n, ne insan, ne cin de\u011fil, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir cins oldu\u011fu ve fakat bir k\u0131sm\u0131n\u0131 insana, bir k\u0131sm\u0131 da cinne musallat olmak \u00fczere iki \u00e7e\u015fidi bulundu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. \u0130krime, Dahh\u00e2k, S\u00fcdd\u00ee, Kelb\u00ee gibi baz\u0131 tefsirciler iz\u00e2fetin lamiyye olmas\u0131 ve ba\u015fkal\u0131k ifade etmesi as\u0131l oldu\u011fundan dolay\u0131, \u015feytanlar\u0131n insan ve cinden ba\u015fka bir cins ve hepsinin \u0130blis&#8217;in \u00e7ocuklar\u0131 oldu\u011funa k\u00e2ni olmu\u015flard\u0131r. Fakat \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan Ata, M\u00fcc\u00e2hid, Hasen ve Kat\u00e2de beyaniyye iz\u00e2feti tercih ederek demi\u015flerdir ki, \u015feytan, insan ve cinden herhangi bir isyanc\u0131 ve inat\u00e7\u0131d\u0131r. Yani gerek insan ve gerek cinden olsun serke\u015f, kibirli, fitneci, inat\u00e7\u0131, ele avuca s\u0131\u011fmaz, kaypak, yola gelmez olanlar\u0131n hepsine \u015feytan denilir. (Bakara s\u00fbresi 14.\u00e2yetin tefsirine bkz.) Ad\u0131 ge\u00e7enler demi\u015flerdir ki, cinden de \u015feytanlar vard\u0131r, insanlardan da \u015feytanlar vard\u0131r. Ve cinden olan \u015feytan m\u00fcmini aldatmaktan aciz kal\u0131nca inat\u00e7\u0131 bir insana, yani bir insan \u015feytan\u0131na gider ve m\u00fcmini aldatmaya te\u015fvik eder. Ve b\u00f6yle insanlardan \u015feytanlar bulundu\u011funa \u015funu delil g\u00f6stermi\u015flerdir: &#8220;Hz. Peygamber (s.a.v.) Ebu Zer (r.a)&#8217;e: &#8216;Cin ve insan \u015feytanlar\u0131ndan Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nd\u0131n m\u0131?&#8217; buyurmu\u015ftu. Ebu Zer: &#8216;\u0130nsan\u0131n da \u015feytanlar\u0131 var m\u0131d\u0131r?&#8217; dedi. &#8216;Evet onlar, cin \u015feytanlar\u0131ndan daha \u015ferlidir&#8217; buyurdu.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bir\u00e7ok tefsirciler, bu \u00e2yette bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yetin geli\u015fi, k\u00e2firlerin d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fcklerine kar\u015f\u0131 Resulullah&#8217;a teselli verme hakk\u0131ndad\u0131r. \u015eu halde insan \u015feytanlar\u0131, g\u00f6ze g\u00f6r\u00fcn\u00fcr \u015feytan insanlar; cin \u015feytanlar\u0131 da g\u00f6ze g\u00f6r\u00fcnmez, bak\u0131\u015flardan gizli \u015feytanlar demek olur. Bilinmektedir ki ins, insan t\u00fcr\u00fc, be\u015fer, \u00e2demo\u011flu demektir. Tekilinde &#8220;ins\u00ee&#8221; denilir. Ve buna kar\u015f\u0131 olan cin de al\u0131\u015f\u0131lmam\u0131\u015f, gizli, r\u00fbh\u00e2n\u00ee bir yarat\u0131k demek olur ki, bunun tekiline de &#8220;cinn\u00ee&#8221; denilir Ve iki sayfa \u00f6nce a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere cin biri daha genel, biri daha \u00f6zel olmak \u00fczere iki m\u00e2n\u00e2 ile tefsir edilmi\u015ftir F\u00eeruz\u00e2b\u00e2d\u00ee &#8220;Bes\u00e2ir&#8221; inde bunu \u015f\u00f6yle \u00f6zetleyerek demi\u015ftir ki: Cin hakk\u0131nda iki t\u00fcrl\u00fc g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: Cin mutlaka duyular\u0131n hepsinden gizlenmi\u015f olan r\u00fbh\u00e2n\u00eelere denilir ki, insan kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Bu \u015fekilde melekler ve \u015feytanlar cinin i\u00e7ine dahil olur. \u015eu halde melekler ile cin aras\u0131nda mutlak umum ve hususluk vard\u0131r. Her melek cindir, her cin melek de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Cin, r\u00fbh\u00e2n\u00eelerin bir k\u0131sm\u0131na denilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc r\u00fbh\u00e2n\u00eeler \u00fc\u00e7 k\u0131s\u0131md\u0131r:<\/p>\n<p>1- Hay\u0131rl\u0131lard\u0131r ki, meleklerdir.<\/p>\n<p>2- \u015eerlilerdir ki, \u015feytanlard\u0131r.<\/p>\n<p>3- Hay\u0131rl\u0131lar\u0131 da \u015ferlileri de i\u00e7ine alan ortadakilerdir ki, \u00f6zel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla cin taifesidir.<\/p>\n<p>Demek olur ki, burada cin, insan kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 zikredildi\u011fi &#8220;K\u00e2firler, cinleri Allah&#8217;a ortaklar yapt\u0131lar&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/100),<\/p>\n<p>&#8220;Cinlerden olan \u0130blis ise Rabb&#8217;inin emrinden \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131&#8221; (Kehf, 18\/50) \u00e2yetlerinde oldu\u011fu gibi genel m\u00e2n\u00e2ya sarf edilmi\u015ftir. &#8220;Cin \u015feytanlar\u0131&#8221; iz\u00e2fet-i bey\u00e2niyyesiyle de melekler ve di\u011fer hay\u0131rl\u0131 cinler, \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Kamus&#8221;ta an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;ins&#8221;, bir insan\u0131n \u00f6zellikle hissetti\u011fi h\u00e2lis dost ve ahbablar\u0131na da denir ki, &#8220;en\u00ees&#8221; (dost) demek gibidir. Be\u015fer t\u00fcr\u00fcne insan ve ins denilmesi de i\u015fte bu kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 anla\u015fma m\u00e2n\u00e2s\u0131 itibariyle bir insan\u0131n veya bir k\u0131s\u0131m insanlar\u0131n arkada\u015fl\u0131klar\u0131ndan kay\u0131p ve bak\u0131\u015flardan gizli bulunan yabanc\u0131lar\u0131 ve perde arkas\u0131nda hareket edenleri de &#8220;ins&#8221; kar\u015f\u0131t\u0131 olan &#8220;cin&#8221; kavram\u0131na sokmak gerekecektir. Bu \u015fekilde genel anlam\u0131yla cin, yukarda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fit r\u00fbh\u00e2n\u00eeler ile beraber be\u015fer t\u00fcr\u00fcnden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 da i\u00e7ine alm\u0131\u015f bulunur. Ve bu be\u015fer k\u0131sm\u0131, di\u011ferine g\u00f6re cinnin \u00f6zel m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve \u00f6zel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla insin en yak\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131t\u0131 demek olur. Ger\u00e7i seleften, cinnin bu m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a nakledilmi\u015f de\u011filse de, me\u015fhur oldu\u011fu \u00fczere ins ve cinnin toplam\u0131na (sekaleyn) denilmesi bu konuda a\u00e7\u0131k gibidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu en az\u0131ndan baz\u0131 cinlerin de insan gibi a\u011f\u0131rl\u0131\u011fa haiz oldu\u011funa i\u015faret eder. Halbuki r\u00fbh\u00e2n\u00eeler, gerek soyutlar ve gerek ecs\u00e2m-\u0131 l\u00e2tife (latif cisimler) diye tarif edilsin, her iki de\u011ferlendirme de madd\u00eeler kar\u015f\u0131t\u0131 olduklar\u0131ndan bilinen m\u00e2n\u00e2s\u0131yla a\u011f\u0131rl\u0131k kavram\u0131ndan hari\u00e7tirler .Ve bundan dolay\u0131 (insanlar ve cinler) her halde ruh ve ak\u0131l sahibi olan ve yo\u011fun maddeyi i\u00e7eren, biri anla\u015fma dairesinde anla\u015f\u0131lan ve a\u00e7\u0131k; biri de anla\u015fma dairesinden gizli ve \u00f6rt\u00fcl\u00fc iki kar\u015f\u0131t a\u011f\u0131rl\u0131k demek olur. Ve \u00f6zellikle gizli topluluklar halinde hareket eden be\u015fer k\u0131sm\u0131n\u0131n, esas s\u00f6zl\u00fck itibariyle &#8220;cin toplumu&#8221; kavram\u0131nda bulunu\u015fu hususunda \u015f\u00fcphe yoktur. Ancak cin anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131 buna tahsis etmek, al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f ve al\u0131\u015f\u0131lmam\u0131\u015f b\u00fct\u00fcn be\u015fer t\u00fcr\u00fcnden ba\u015fka gizli cin yoktur, demek de do\u011fru de\u011fildir. Zira &#8220;Cinleri de daha \u00f6nce (v\u00fccudun g\u00f6zeneklerine) n\u00fcfuz eden g\u00fc\u00e7l\u00fc bir ate\u015ften yaratt\u0131k&#8221; (H\u0131cr, 15\/27) \u00e2yeti gere\u011fince cinlerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 insanlardan \u00f6ncedir. Ve bu \u00e2yette de cin, a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, genel m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ve Allah Te\u00e2l\u00e2 il\u00e2h\u00ee hikmetiyle her peygambere, insan ve cin \u015feytanlar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015fman k\u0131lm\u0131\u015f ve bu d\u00fc\u015fmanl\u0131k, peygamberlerin g\u00f6nderili\u015finin bir gere\u011fi, bir hikmeti , cereyan eden bir s\u00fcnneti olmu\u015ftur. Ve nitekim &#8220;K\u00e2firler, bunu ba\u015fkalar\u0131ndan \u00f6\u011frendin desinler ve bilen bir kavme a\u00e7\u0131klayal\u0131m diye \u00e2yetleri geni\u015f\u00e7e izah ederiz&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/105) \u00e2yeti ile de buna i\u015faret buyurulmu\u015ftu.<\/p>\n<p>Peygamberlere d\u00fc\u015fman olan ve bir k\u0131sm\u0131 g\u00f6r\u00fcnen, bir k\u0131sm\u0131 g\u00f6r\u00fcnmeyen bu insan ve cin \u015feytanlar\u0131 birbirlerine gurur i\u00e7in, aldatmak i\u00e7in s\u00f6z yald\u0131z\u0131 (i\u00e7i bozuk, d\u0131\u015f\u0131 s\u00fcsl\u00fc aldat\u0131c\u0131 s\u00f6zler) vahyederler.<\/p>\n<p>Yani vahyeder gibi s\u00fcratli bir \u00eem\u00e2 ve i\u015faretle \u00f6yle yalanc\u0131, yald\u0131zl\u0131 s\u00f6zler telkin ederler ki, bunlar\u0131n sadece d\u0131\u015f\u0131ndaki s\u00fcs\u00fcne bakanlar aldan\u0131rlar, \u015feytanl\u0131klar\u0131na hayran olurlar. (Vahyin \u00e7e\u015fitleri ile m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve tarifi Nis\u00e2 s\u00fbresinin sonlar\u0131nda &#8220;\u015e\u00fcphesiz Biz Nuh&#8217;a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyetti\u011fimiz gibi sana da vahyettik&#8221; (Nis\u00e2, 4\/163) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f idi, oraya bak.) Yani genel m\u00e2n\u00e2da vahy, biri hak vahiy, biri bat\u0131l vahiy olmak \u00fczere iki \u00e7e\u015fittir. Ve bunun ikisini de i\u00e7ine alan en um\u00fbm\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131yla vahiy, &#8220;s\u00fcratli bir i\u015faret ile s\u00f6z&#8221; demektir. Ger\u00e7ek vahiy, hak vahiy ve il\u00e2h\u00ee zorlama olmakla beraber, s\u00fcratli bir \u00eem\u00e2 ve i\u015faretle gizli \u015fekilde verilen bat\u0131l telkinlere de mecaz\u00ee olarak vahiy denilir. \u015eeytanl\u0131kla olanlar da vahiy veya ilham\u0131 hep bu mecaz\u00ee m\u00e2n\u00e2da kullanarak falan ve falandan \u015feytanl\u0131k icra ederler, ilham alm\u0131\u015f derler. Ve i\u015fte \u015feytanlar\u0131n bu \u015feytanl\u0131\u011f\u0131, peygamberlere d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve ger\u00e7ek vahiye rekabet i\u00e7in birbirlerine dayanmaktaki ve ayn\u0131 zamanda gurur ile aldat\u0131c\u0131, yald\u0131zl\u0131 s\u00f6zler uydurup telkin etmekteki s\u00fcratlerini anlatmak i\u00e7in bu \u00e2yetteki \u00eem\u00e2, bu mecaz\u00ee anlamda s\u00f6ylenmi\u015f ve fakat &#8220;gurur i\u00e7in yald\u0131zl\u0131 s\u00f6z&#8221; kar\u00eene-i m\u00e2ni&#8217;a (engelleyici kar\u00eene)s\u0131 konularak do\u011fru fiil gafletten ve k\u00f6t\u00fc anlamadan korunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u00d6zet olarak her peygambere d\u00fc\u015fman olan insan ve cin \u015feytanlar\u0131 \u00f6yle yaparlar. Ve fakat Rabb&#8217;\u0131n dilemi\u015f olsayd\u0131 o \u015feytanlar bunu (bu d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131, bu s\u00fcratli telkini, bu yald\u0131z\u0131, bu bozgunculu\u011fu ) yapamazlard\u0131. Ya onlara o kudreti vermez veya verdi\u011fi halde engel olur, yapt\u0131rmazd\u0131. Demek ki onlar\u0131n bunu yapabilmeleri ve yapmalar\u0131 da Rabb&#8217;\u0131n\u0131n dilemesiyledir. Ve demek ki bunda onun bir hikmeti vard\u0131r. \u015eu halde sen onlar\u0131 iftiralar\u0131na b\u0131rak. B\u0131rak ki, belalar\u0131n\u0131 bulsunlar. Onlar o yapt\u0131klar\u0131na aldanmak i\u00e7in ve ahirete, \u00e2k\u0131bete inanmayanlar\u0131n g\u00f6n\u00fclleri ona, (o telkin ettikleri yald\u0131zl\u0131 s\u00f6ze veya o gurura) meyletsin diye, ve bu imans\u0131zlar ondan ho\u015flans\u0131nlar, r\u0131zalar\u0131yla kendilerini be\u011fensinler, o yald\u0131za g\u00f6n\u00fcl verip hayran olsunlar diye, ve i\u015flemekte bulunduklar\u0131 fenal\u0131klar\u0131 i\u015flesinler diye yaparlar. Ki b\u00fct\u00fcn bu fenal\u0131klar\u0131n ba\u015f\u0131nda Allah&#8217;tan ba\u015fka hakem aramak su\u00e7u vard\u0131r. \u015eu halde senin onlara diyece\u011fin \u015fudur:<\/p>\n<p>114-115- Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131 m\u0131 hakem isteyece\u011fim? Halbuki o size bu en m\u00fckemmel Kitab (Kur&#8217;\u00e2n)\u0131 a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olarak (yani hi\u00e7bir \u015f\u00fcphe ve ba\u015fka \u015feylere benzeyi\u015fe mahal kalmayacak \u015fekilde fas\u0131lal\u0131 \u00e2yetleriyle hak, b\u00e2t\u0131ldan ay\u0131rd edilerek beyan edilmi\u015f ve a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f bir halde) indirdi, h\u00fckm\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131klad\u0131. Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne kar\u015f\u0131, h\u00fckm\u00fcne m\u00fcracaat edilebilecek hi\u00e7bir hakem tasavvur olunamayaca\u011f\u0131 gibi, il\u00e2h\u00ee h\u00fckm\u00fc anlamak ve tebli\u011f etmek i\u00e7in de di\u011fer \u00e2yetlerin, mucizelerin delaleti, icaz\u0131, kitab\u0131n mucizesi kadar kuvvetli, a\u00e7\u0131k ve tafsilatl\u0131 de\u011fildir. Onlar\u0131n sadece bir icazdan ibaret olan delaleti, m\u00fccmel (kapal\u0131), belirsiz, a\u00e7\u0131klamas\u0131z ve devams\u0131zd\u0131r. Kitab\u0131n mucizesi ise onlar\u0131n hepsinin icaz delaletini i\u00e7erdikten ba\u015fka a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f, vaz\u0131h, mufassal ve daimdir de. Mesela &#8220;Ay&#8217;\u0131n yar\u0131lmas\u0131&#8221; (\u015fakk-\u0131 kamer) mucizesinden &#8220;Muhammed, Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217;d\u00fcr&#8221; h\u00fckm\u00fc ancak k\u0131saca ve bir an i\u00e7in anla\u015f\u0131l\u0131r. Ve bundan istifadenin gerek a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ve gerek devam\u0131 kelama dayan\u0131r. &#8220;K\u0131yamet yakla\u015ft\u0131, Ay yar\u0131ld\u0131&#8221; (Kamer, 54\/1) s\u00fbresi ise ayn\u0131 h\u00fckm\u00fc daha geni\u015f icaz vecihleri ile a\u00e7\u0131k\u00e7a ve sarih bir bi\u00e7imde ifade eder. Ve her zaman i\u00e7in ifade eder. Ve herhangi bir hakimin h\u00fckm\u00fc, s\u00f6zl\u00fc ve fiil\u00ee olabilirse de as\u0131l a\u00e7\u0131k h\u00fck\u00fcm, s\u00f6zl\u00fc h\u00fck\u00fcmd\u00fcr. Ve \u00f6zellikle il\u00e2m ve tescil edilen s\u00f6zl\u00fc h\u00fck\u00fcmd\u00fcr ki, bir de\u011fil, binlerce fiile sebep ve misal te\u015fkil eder. K\u0131saca kitab\u0131n mucizesi, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne delalet i\u00e7in, di\u011fer mucizelerin \u00fcst\u00fcnde a\u00e7\u0131k ve derin, y\u00fcksek bir delildir. \u0130\u015fte burada bu m\u00e2n\u00e2 hat\u0131rlat\u0131larak buyuruluyor ki, Allah size di\u011fer mucizelere muhta\u00e7 olmayacak olan b\u00f6yle mufassal bir kitap indirmi\u015f ve bu \u015fekilde h\u00fckm\u00fcn\u00fc kesin olarak beyan ve tebli\u011f etmi\u015f oldu\u011fu halde, ben \u015fimdi \u015feytanlar\u0131n yald\u0131zl\u0131 s\u00f6zlerine meyledece\u011fim de, aram\u0131zda hakl\u0131y\u0131 haks\u0131z\u0131 ay\u0131rmak i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc b\u0131rak\u0131p, ona kar\u015f\u0131 Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131 m\u0131 hakem se\u00e7ece\u011fim? Hay\u0131r, asla! Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Kurey\u015f m\u00fc\u015friklerinin bir problemleri oldu\u011fu zaman bir k\u00e2hini hakem yap\u0131p, h\u00fckm\u00fcne uymak \u00e2detleri oldu\u011fu gibi Resulullah&#8217;a da:&#8221;Seninle aram\u0131zda yahudi bilginlerinden ve istersen h\u0131ristiyan piskoposlar\u0131ndan bir hakem se\u00e7elim, bakal\u0131m onlar\u0131n kitab\u0131nda sana dair bir \u015fey varsa bize haber versinler&#8221; diye bir teklifte bulunmu\u015flard\u0131 ki, bu \u00e2yetle buna cevap verilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ve bizim kendilerine kitap verdi\u011fimiz kimseler bilirler ki, muhakkak o Kitab (yani Kur&#8217;\u00e2n) Rabb&#8217;\u0131ndan hak ile indirilmi\u015ftir. \u015eu halde sak\u0131n \u015f\u00fcphelenenlerden olma, \u015f\u00fcpheliler gibi birtak\u0131mlar\u0131n\u0131n ink\u00e2rlar\u0131ndan etkilenip de ba\u015fka hakem teklif edenlere r\u0131za g\u00f6sterme. &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka bir hakem mi isteyeyim?&#8221; de. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz bu kitap sana Rabb&#8217;\u0131ndan indirilmi\u015f hak bir kelimedir. Ve senin Rabb&#8217;\u0131n\u0131n kelimesi, do\u011fru s\u00f6z olmakta da tam, adalet\u00e7e de tam, son derece tamd\u0131r. Yani Kur&#8217;\u00e2n, ihb\u00e2r\u00ee (haberle ilgili), in\u015f\u00e2i (dilek kipine ait) iki y\u00f6n\u00fc i\u00e7ine alan bir Allah kel\u00e2m\u0131d\u0131r ki, birinde istenen do\u011fruluk, birinde istenen de adalettir. Kur&#8217;\u00e2n haberleri ve vaadleri y\u00f6n\u00fcyle tamamen do\u011frudur, ger\u00e7e\u011fin kendisidir; yalandan, \u015f\u00fcpheden uzakt\u0131r. Kanunlar\u0131 ve h\u00fck\u00fcmleri y\u00f6n\u00fcyle de tamamen adalettir, do\u011frulu\u011fun kendisidir, zul\u00fcmden, e\u011fri b\u00fc\u011fr\u00fcl\u00fckten uzakt\u0131r. Rabbinin kelimelerini de\u011fi\u015ftirebilecek, ona kar\u015f\u0131 hakimlik, ay\u0131rtmanl\u0131k, d\u00fczelticilik edecek hi\u00e7bir \u015fey, hi\u00e7bir kimse yoktur. Ne kimse O&#8217;nun kelimelerini kald\u0131r\u0131p yerine daha do\u011fru ve daha adaletlisini koyabilir, ne de ayn\u0131s\u0131n\u0131. S\u00f6z, O&#8217;nun s\u00f6z\u00fc; kanun, O&#8217;nun kanunu; kitap, O&#8217;nun kitab\u0131; h\u00fck\u00fcm, O&#8217;nun h\u00fckm\u00fcd\u00fcr. \u015eu halde Allah&#8217;tan ba\u015fka hakem iste\u011fi nas\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr ve caiz g\u00f6r\u00fclebilir ki, O, daima hem i\u015fiten, hem bilendir de. Gizli, a\u00e7\u0131k her s\u00f6z\u00fc i\u015fitti\u011fi, her \u015feyi bildi\u011fi gibi iddiac\u0131lar\u0131n davalar\u0131n\u0131 i\u015fitir, niyetlerini ve maksatlar\u0131n\u0131 bilir. Ve b\u00fct\u00fcn yarg\u0131lanacaklar\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015flerini bildikten ba\u015fka, g\u00f6r\u00fcnmeyen yanlar\u0131n\u0131 da bilir. \u00d6yle yarg\u0131lar ve \u00f6yle h\u00fck\u00fcm verir. Art\u0131k kim O&#8217;nun h\u00fckm\u00fcn\u00fc bozabilir? Ve kim O&#8217;nun h\u00fckm\u00fcnden kurtulabilir? Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc b\u00f6yle. Di\u011ferlerine gelince:<\/p>\n<p>116-117- E\u011fer sen yery\u00fcz\u00fcnde bulunanlar\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011funa itaat edecek, uyacak, onlardan hakem yapacak olursan, seni Allah&#8217;\u0131n yolundan, \u015feriat\u0131ndan sapt\u0131r\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar h\u00fck\u00fcmlerinde ilme, hak delile de\u011fil, ancak zan ve vehme t\u00e2bi olurlar. Ne inan\u00e7lar\u0131nda kesinlik, ne kanunlar\u0131nda, \u00f6l\u00e7\u00fclerinde hakl\u0131l\u0131k, ne de h\u00fck\u00fcmlerinde isabet bulunur. Ve onlar ba\u015fka de\u011fil, ancak kendi m\u0131zraklar\u0131yla \u00f6l\u00e7er, ki\u015fisel, nefs\u00e2n\u00ee \u00f6l\u00e7\u00fc ve tahminleriyle keyiflerine g\u00f6re h\u00fck\u00fcm verir, yalan s\u00f6ylerler. Mesela &#8220;Allah, be\u015fere bir \u015fey indirmedi&#8221; derler, Allah&#8217;a ortak ve \u00e7ocuk isnat ederler, putlar\u0131 ve heykelleri yak\u0131nla\u015fma arac\u0131 sayarlar. Hakl\u0131y\u0131 haks\u0131z, haks\u0131z\u0131 hakl\u0131, \u00e7\u0131kar\u0131rlar, helale haram, harama helal derler. Le\u015fi helal sayarlar, deveyi ve benzerlerini haram ederler. Ger\u00e7ekte yaln\u0131z Rabb&#8217;\u0131nd\u0131r ki, en \u00e7ok bilen O&#8217;dur. Yolundan sapan\u0131 bilir. Do\u011fru yolda gidenleri en iyi bilen de O&#8217;dur.<\/p>\n<p>\u015eu halde, Allah&#8217;tan ba\u015fka hakem ve h\u00e2kim arayanlara uymay\u0131n ve Allah yolundan \u015fa\u015fmay\u0131n da:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>118- E\u011fer Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine iman ediyorsan\u0131z, Allah&#8217;\u0131n ad\u0131 an\u0131larak kesilen hayvanlardan yiyin.<\/p>\n<p>119- Size ne oluyor da Allah&#8217;\u0131n ad\u0131 an\u0131larak kesilenlerden yemiyorsunuz? Halbuki O size, mecbur kalman\u0131z\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda haram olan \u015feyleri geni\u015fce a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Do\u011frusu bir\u00e7oklar\u0131 bilmeden keyiflerine uyarak insanlar\u0131 do\u011fru yoldan sapt\u0131r\u0131yorlar. Muhakkak ki, Rabbin, s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fanlar\u0131 \u00e7ok iyi bilir.<\/p>\n<p>120- G\u00fcnah\u0131n a\u00e7\u0131\u011f\u0131n\u0131 da, gizlisini de b\u0131rak\u0131n! G\u00fcnah kazananlar, yapt\u0131klar\u0131n\u0131n cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekecekler.<\/p>\n<p>121- \u00dczerlerine Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lmam\u0131\u015f olanlardan yemeyin, \u00e7\u00fcnk\u00fc onu yemek yoldan \u00e7\u0131kmakt\u0131r. \u015eeytanlar, dostlar\u0131na, sizinle m\u00fccadele etmeleri i\u00e7in telkinde bulunurlar. E\u011fer onlara uyarsan\u0131z, muhakkak ki, Allah&#8217;a ortak ko\u015fanlardan olursunuz.<\/p>\n<p>118-119- \u00dczerine yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lm\u0131\u015f olan \u015feylerden yiyin. Ki Allah bunu size mubah k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. E\u011fer Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine ger\u00e7ekten inan\u0131yorsan\u0131z? B\u00f6yle yapars\u0131n\u0131z, bu \u00e2yetlerin h\u00fckm\u00fcne de inan\u0131r, bu yemeyi mubah bilirsiniz. Ba\u015fka ad tan\u0131maz, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcnden ba\u015fkas\u0131na uymazs\u0131n\u0131z. &#8220;An\u0131lanlardan&#8221; buyurulmas\u0131 g\u00f6sterir ki, yenecek \u015feyler &#8220;besmele&#8221;li \u015feylerden olacakt\u0131r. Fakat &#8220;besmele&#8221; \u00e7ekilenlerin hepsi de yenebilecek de\u011fildir. Bu konuda a\u00e7\u0131klama vard\u0131r. Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki: \u00dczerine Allah&#8217;\u0131n ismi zikredilmi\u015f \u015feylerden size ne oluyor da yemeyeceksiniz? Allah size, zorunlu oldu\u011funuz \u015fey hari\u00e7 olmak \u00fczere, haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015feyleri a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f, haram\u0131 helaldan ay\u0131rt edip beyan etmi\u015fken, besmele \u00e7ekilmi\u015f \u015feylerden yememenize, yani yemeyi caiz g\u00f6rmemenize bir sebebiniz, deliliniz bulunma ihtimali var m\u0131d\u0131r ki, bunlardan yemiyeceksiniz? Bu a\u00e7\u0131klama yukarda Bakara s\u00fbresinde &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki Allah, size le\u015fi, kan\u0131, domuz etini, bir de Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 ad\u0131na kesilenleri haram k\u0131ld\u0131&#8221; (Bakara, 2\/173) ve daha geni\u015f olarak M\u00e2ide s\u00fbresinde &#8220;Size le\u015f&#8230; haram k\u0131l\u0131nd\u0131&#8221; (M\u00e2ide, 5\/3) \u00e2yetlerinde ge\u00e7mi\u015ftir. Bu s\u00fbrede gelece\u011fi \u00fczere &#8220;\u00dczerlerine Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lmam\u0131\u015f olanlardan yemeyin&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/121) \u00e2yeti ile ba\u015flay\u0131p, biraz sonra &#8220;De ki: Bana vahyolunanlarda, yiyen bir ki\u015finin yedi\u011fi her hangi bir \u015feyin haram oldu\u011funa dair bir h\u00fck\u00fcm bulam\u0131yorum. Ancak&#8230;&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/145) \u00e2yeti ile tamamen \u00f6zetlenmi\u015ftir ki, ini\u015fe g\u00f6re bu s\u00fbre, tertibe g\u00f6re de \u00f6b\u00fcrleri \u00f6ncedir. Ve her biri, ba\u015fkas\u0131n\u0131 teyit edici ve a\u00e7\u0131klayac\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu da \u015f\u00fcphesizdir ki, bir\u00e7oklar\u0131 bir ilme dayanmayarak s\u0131rf keyif ve istekleriyle sap\u0131t\u0131rlar. Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc aramayarak ve onu bildiren bir do\u011fru delili, fikir ve incelemesine cidd\u00ee olarak esas tutmay\u0131p, kendi keyfini, e\u011filimlerini, g\u00f6nl\u00fcn\u00fcn istemesini veya istememesini \u00f6l\u00e7\u00fc kabul ederek harama helal, helale haram der ve bu \u015fekilde halk\u0131 \u015fa\u015f\u0131rt\u0131r, sapt\u0131r\u0131rlar. Her halde s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fanlar\u0131 \u00e7ok iyi bilen, (kimlerin hak s\u0131n\u0131rdan bat\u0131la, helalden harama ge\u00e7mi\u015f olduklar\u0131n\u0131 en \u00e7ok bilen ve cezalar\u0131n\u0131 verecek olan) ancak Rabbindir. Ey Muhammed! \u015eu halde siz onun emrini dinleyin, Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lm\u0131\u015f \u015feylerden yeyin.<\/p>\n<p>120- Ve g\u00fcnah\u0131n a\u00e7\u0131\u011f\u0131n\u0131 da, gizlisini de terk edin. K\u00f6t\u00fc fiilin a\u00e7\u0131\u011f\u0131n\u0131 da yapmay\u0131n, gizlisini de. G\u00fcnah\u0131n a\u00e7\u0131\u011f\u0131, k\u00f6t\u00fc fiilin a\u00e7\u0131\u011f\u0131 deyimi, ilk \u00f6nce iki m\u00e2n\u00e2y\u0131 i\u00e7ine al\u0131r: Birisi a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa, alen\u00ee olarak yap\u0131lan k\u00f6t\u00fc fiil; di\u011feri de, isterse gizli yap\u0131ls\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc, k\u00f6t\u00fc oldu\u011fu a\u00e7\u0131k ve besbelli olan fiil demektir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k g\u00fcnah\u0131n gizlisi de iki \u00e7e\u015fit demek olur ki, birisi gizli yap\u0131lan k\u00f6t\u00fc fiil, birisi de isterse a\u00e7\u0131ktan yap\u0131ls\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc gizli, yani fenal\u0131\u011f\u0131 ba\u015ftan a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa anla\u015f\u0131lmaz, sonradan meydana \u00e7\u0131kar ve bundan dolay\u0131 ilk \u00f6nce g\u00fcnah oldu\u011funun anla\u015f\u0131lmas\u0131 bir delil ve habere dayanan k\u00f6t\u00fc fiildir. Bundan ba\u015fka bir fiil ya zina, h\u0131rs\u0131zl\u0131k vesaire gibi uzuvlar ile yap\u0131l\u0131r veya inan\u00e7s\u0131zl\u0131k, hased, kibir gibi s\u0131rf kalb ile yap\u0131l\u0131r. Ve &#8220;g\u00fcnah\u0131n a\u00e7\u0131\u011f\u0131 ve gizlisi&#8221; deyimi bu fark\u0131 da i\u00e7erse, bu \u00f6ncekilerin i\u00e7inde dahildir. K\u0131saca g\u00fcnah, k\u00f6t\u00fcl\u00fck, k\u00f6t\u00fc fiil demektir. Ve bunun bir zahiri (g\u00f6r\u00fcneni) vard\u0131r, bir de bat\u0131n\u0131 (g\u00f6r\u00fcnmeyeni). Zahiri, ya kendisi, ya k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc veya her ikisi a\u00e7\u0131k ve belli olan; bat\u0131n\u0131 da buna kar\u015f\u0131l\u0131k ya kendisi, ya k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc veya her ikisi gizli olan\u0131d\u0131r. Kendisini gizli olmas\u0131 da ya s\u0131rf kalbe ait i\u015flerden olmas\u0131yla olur veya tenhada yap\u0131lmas\u0131yla olur. Ve bunlar\u0131n hepsinden sak\u0131nmak gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ne olursa olsun g\u00fcnah kazananlar, kazand\u0131klar\u0131 g\u00fcnahlar\u0131yla ilerde cezalanacaklard\u0131r. \u015eu halde a\u00e7\u0131k olan\u0131n cezas\u0131 var da, gizli olan\u0131n cezas\u0131 yok zannetmemeli, hepsinden sak\u0131nmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yet, b\u00fct\u00fcn haram olanlar\u0131n h\u00fck\u00fcmleri hakk\u0131nda bir t\u00fcmel (k\u00fcll\u00ee) esas\u0131 beyan etmektedir.Yani Allah&#8217;\u0131n yasaklad\u0131\u011f\u0131, haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015feyler, a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa herkesin anlay\u0131verece\u011fi a\u00e7\u0131k fiillerden, a\u00e7\u0131k k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden ibaret de\u011fildir. \u00d6yle gizli ve bat\u0131n\u00ee fenal\u0131klar da vard\u0131r ki, herkes i\u00e7in ke\u015ff ve de\u011ferlendirmesi, anlama ve idraki zor veya imkans\u0131zd\u0131r. Ve i\u015fte Allah&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klay\u0131p ve beyan etti\u011fi haramlar\u0131n, g\u00fcnahlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 ve hatta \u00e7o\u011funlu\u011fu b\u00f6yle insanlar\u0131n kendi ak\u0131llar\u0131 ve takdirleriyle anlay\u0131p idrak edemiyecekleri gizli k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerdir ki, bunlar ancak \u015feriatin gelmesi, haber vermesi ve Allah&#8217;\u0131n ir\u015fad\u0131 ile bilinebilir. Ve bu \u015fekilde herkes i\u00e7in aklen a\u00e7\u0131k ve malum bulunan k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden ba\u015fka, aklen gizli ve bat\u0131n olan bir\u00e7ok k\u00f6t\u00fcl\u00fckler de dinen a\u00e7\u0131k ve malum bulunur. Ve hepsinin zarar\u0131ndan, cezas\u0131ndan \u00e7ekinmek, ancak \u015feriata yap\u0131\u015fmakla m\u00fcmk\u00fcn olur. Ve b\u00f6yle \u015fer&#8217;\u00ee a\u00e7\u0131klama ile &#8220;Helal a\u00e7\u0131kt\u0131r ve haram da a\u00e7\u0131kt\u0131r.&#8221; Bununla beraber bu ikisinin ortas\u0131nda \u015f\u00fcpheli g\u00f6r\u00fclecek gizli baz\u0131 \u015feyler daha vard\u0131r ki, bunlar da gizli g\u00fcnaha dahildirler. Bunlar\u0131 anlay\u0131p terkedebilmek de &#8220;Seni \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcreni, seni \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcrmeyene b\u0131rak&#8221; hadisinin delaletince, a\u00e7\u0131k, belli ve kesin \u015fekilde bilinen \u015fer&#8217;\u00ee bir beyan ve ilm\u00ee bir asla ictihad ile irca edilerek ve kat\u0131larak \u015f\u00fcpheli taraf\u0131n at\u0131lmas\u0131 ile m\u00fcmk\u00fcn olur ki, nefse ait isteklere dayanmakla ilme dayanma fark\u0131n\u0131n en \u00e7ok dikkatle g\u00f6zetilece\u011fi nokta da bu noktad\u0131r.<\/p>\n<p>121-K\u00f6t\u00fcl\u00fck ne olursa olsun k\u00f6t\u00fc, onu kazananlar i\u00e7in sonunda cezay\u0131 gerektirici bir zarar verici oldu\u011fundan, Allah Te\u00e2l\u00e2 g\u00fcnah\u0131n a\u00e7\u0131\u011f\u0131n\u0131 da, gizlisini de terketmeyi emreder.<\/p>\n<p>Ve bunun i\u00e7in gelecekte a\u00e7\u0131klanan ve beyan olunan haramlar\u0131n fenal\u0131\u011f\u0131 ve haram olu\u015funun hikmeti hepinizin nazar\u0131nda a\u00e7\u0131k olmasa bile, Allah&#8217;\u0131n ilmine dayanarak ve emrine uyarak g\u00fcnah\u0131n a\u00e7\u0131\u011f\u0131n\u0131 da, gizlisini de a\u00e7\u0131kta ve gizlide g\u00f6z\u00fcn\u00fczle ve g\u00f6nl\u00fcn\u00fczle terk ediniz. Ve \u00fczerine Allah&#8217;\u0131n ismi zikredilmedik \u015feyden yemeyiniz. Bunun yenmesi, i\u00e7ilmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen her \u015feye um\u00fbm\u00ee olmas\u0131 ihtimali yok de\u011fildir. Nitekim bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde At\u00e2&#8217;n\u0131n bu um\u00fbma tutunarak: &#8220;Gerek yiyecek ve gerek i\u00e7eceklerden her ne olursa olsun Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lmam\u0131\u015f olan her \u015fey haramd\u0131r&#8221; dedi\u011fi de nakledilmi\u015ftir. Fakat di\u011fer fakihlerin hepsi ve ba\u015fka bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde At\u00e2 da bundan maksad\u0131n kesme ve bo\u011fazlama meselesi oldu\u011funda ittifak etmi\u015flerdir. Hakikatte gelecek olan 145. \u00e2yet de bunu gerektirmektedir. \u015eu halde ism-i mevs\u00fbl ve \u015fer&#8217;\u00ee ahd ile bo\u011fazlanmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen hayvanlardan ibaret olur. Ve \u00fczerine Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lmayan, bo\u011fazlanmas\u0131 ve yenmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen ve fakat \u00fczerine Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131larak bo\u011fazlanmam\u0131\u015f olan, yani besmelesi olmayan \u015feyler demektir. Bu da zahiri \u00fczere \u00fc\u00e7 \u015feye muhtemel olur:<\/p>\n<p>1- Le\u015f ki, kesilmeden \u00f6lm\u00fc\u015ft\u00fcr, besmelesizdir.<\/p>\n<p>2- Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131n ismi an\u0131larak kesilmi\u015f oland\u0131r ki &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in kesilen&#8221;dir.<\/p>\n<p>3- Kesilmi\u015f, fakat ne ba\u015fkas\u0131n\u0131n, ne de Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lmam\u0131\u015f oland\u0131r ki, buna &#8220;metr\u00fbk\u00fc&#8217;t- tesmiye&#8221; (tesmiyesi (Allah&#8217;\u0131n isminin an\u0131lmas\u0131) terkedilmi\u015f) denir. Ve bunda iki h\u00e2l m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr: Birisi Allah&#8217;\u0131n ismi hat\u0131ra gelmekle beraber, an\u0131lmas\u0131 terkedilmi\u015f oland\u0131r ki, buna &#8220;amden metr\u00fbku&#8217;t-tesmiye&#8221; (bilerek tesmiyesi terkedilen) denir. Biri de unutuldu\u011fundan dolay\u0131 terkedilmi\u015f oland\u0131r ki, buna da &#8220;unutarak tesmiyesi terkedilmi\u015f&#8221; denilir. Ve &#8220;\u00fczerine Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lmayan&#8221; \u00e2yetinin mutlak zahirine g\u00f6re, unutarak tesmiyesi terkedilenin de di\u011ferleri gibi yenmesinin haram oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. \u0130bn\u00fc \u00d6mer, \u0130bn\u00fc S\u00eer\u00een ve daha baz\u0131lar\u0131ndan, Dav\u00fbd-i Zahir\u00ee&#8217;den bu g\u00f6r\u00fc\u015f rivayet edilmi\u015ftir. Ger\u00e7i le\u015f ve Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in kesilen bu yasaklamada, tesmiye bulunmamak m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile dahil olduklar\u0131ndan dolay\u0131, bunun bilerek tesmiyenin terk edilmesine \u015f\u00fcm\u00fbl\u00fc hepsinden a\u00e7\u0131k ise de, g\u00f6rece\u011finiz vech ile unutman\u0131n girmesine engel vard\u0131r. Hatta \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee daha geni\u015f ve a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olan 145. \u00e2yette tesmiyenin terkedilmi\u015f olmas\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6sterilmedi\u011finden dolay\u0131 onun zahirini, bunun zahirine tercih ederek buradaki &#8220;\u00fczerine Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lmayan&#8221; k\u0131sm\u0131n\u0131, &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in kesilen&#8221; k\u0131sm\u0131na tahsis etmi\u015f ve kesen m\u00fcsl\u00fcman ve kitap ehli oldu\u011fu takdirde gerek isteyerek ve gerek unutarak besmelesi terk edilenin yenmesinin helal oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir ki, bu g\u00f6r\u00fc\u015f \u0130bn\u00fc Eb\u00ee Leyl\u00e2 ve Evz\u00e2\u00ee gibi daha baz\u0131 kimselerden de rivayet edilmi\u015ftir. Fakat avlama ve kesmeyle ilgili olarak M\u00e2ide ve Hacc s\u00fbrelerinde varid olan &#8220;Ve \u00fczerlerine Allah&#8217;\u0131n ad\u0131n\u0131 an\u0131n&#8221; (M\u00e2ide, 5\/4), &#8220;Kurbanl\u0131klar s\u0131ra s\u0131ra dizilip bo\u011fazlanacaklar\u0131 zaman, mutlaka Allah&#8217;\u0131n ad\u0131n\u0131 an\u0131n. Yan \u00fcst\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcp canlar\u0131 \u00e7\u0131k\u0131ncada onlardan yiyin&#8221; (Hacc, 22\/36) ve burada bu &#8220;\u00dczerine Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lmayandan yemeyin&#8221; yasa\u011f\u0131yla, kendisinden \u00f6nceki &#8220;\u00dczerine Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131landan yiyin&#8221; emrinin tam kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131ndan kesme ve avda tesmiyenin farz olu\u015fu \u00e7ok a\u00e7\u0131k belirgin olarak anla\u015f\u0131lmakta oldu\u011fu ve kurtulu\u015f m\u00fcmk\u00fcnken tercihe gitmek de caiz olamayaca\u011f\u0131 i\u00e7in, tesmiyenin farz olu\u015funa ve tesmiyeyi terk etmenin haraml\u0131\u011f\u0131na do\u011frudan do\u011fruya delalet eden bu \u00e2yetlerin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ihmal etmek elbette kabule lay\u0131k g\u00f6r\u00fclemez. Hakikatte \u0130mam-\u0131 Azam Ebu Hanife hazretleri de: &#8220;E\u011fer m\u00fcsl\u00fcman tesmiyeyi kasten terk ederse yenmez, unutur da terk ederse yenir&#8221; demi\u015ftir ki, \u0130mam M\u00e2lik&#8217;ten de M\u00e2lik\u00ee mezhebince en se\u00e7kin rivayet budur. \u0130bn\u00fc At\u0131yye bunun cumhur (\u00e7o\u011funluk) g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Hz. Ali&#8217;den, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan, M\u00fccahid&#8217;den, At\u00e2 b. Eb\u00ee Rabah&#8217;tan, S\u00e2id b. M\u00fcseyyeb&#8217;den, \u0130bn\u00fc \u015eihab ve Tavus&#8217;tan rivayet edilmi\u015ftir ki, bu zatlar, &#8220;\u00dczerine tesmiye olunup da kesilenin yenmesinde sak\u0131nca yoktur&#8221; demi\u015flerdir. Bir de Hz. Ali, yani besmele meselesi ancak din \u00fczerine dayanm\u0131\u015ft\u0131r, demi\u015f, \u0130bn\u00fc Abbas da: &#8220;M\u00fcsl\u00fcman\u0131n Allah&#8217;\u0131 anmas\u0131 kalbindedir ve Allah&#8217;a ortak ko\u015fmada ismin faydas\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, dinde de unutman\u0131n zarar\u0131 yoktur&#8221; demi\u015ftir ki, bilerek terk etmenin zarar\u0131n\u0131 ifade eder. Do\u011frusu dikkat olunursa bu \u00e2yetin unutmaya de\u011fil, ancak bilerek terk etmeye y\u00f6nelmi\u015f oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc unutana fas\u0131k denilmiyece\u011fi \u00fczerinde ittifak edilmi\u015ftir . F\u0131sk, ancak kastetmeye nisbet olunur. Burada ise buyuruluyor ki, ve \u015fu muhakkak ki bu, herhalde bir f\u0131skt\u0131r, (emre uymaktan \u00e7\u0131kmakt\u0131r). Ve hatta \u015fimdi g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere baz\u0131 hallerde dinden \u00e7\u0131kmak ve \u015firke d\u00fc\u015fmektir. Yani kurbanl\u0131k ve av \u00fczerine Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lmamak veya an\u0131lmayandan yemek her biri de bir f\u0131sk (itaatsizlik)t\u0131r. \u0130\u015fte &#8220;yemeyin&#8221; yasaklamas\u0131, b\u00f6yle f\u0131sk ile sebep g\u00f6sterilerek tekit buyurulmu\u015ftur ki, bu, hem tesmiyeyi terk etmekten yasaklamay\u0131, hem de yemekten yasaklamay\u0131 i\u00e7ine al\u0131r ve kastetmeyi gerektirir. \u015eu halde bo\u011fazlamada besmele \u00e7ekmek, hem bir \u015fart olarak farzd\u0131r, hem de oru\u00e7ta imsak farz oldu\u011fu halde unutup yemekle bozulmad\u0131\u011f\u0131 gibi, unutmakla tesmiyeyi terk etmek de bo\u011fazlamay\u0131 ifsad etmi\u015f olmaz. Burada besmele denilmeyip de tesmiye denilmesinin de sebebi vard\u0131r. Zira tesmiye, Allah ismini herhangi bir sekilde anmakt\u0131r ve besmeleden daha geneldir. Mesela &#8220;Allah\u00fc ekber&#8221; (Allah en b\u00fcy\u00fck) veya &#8220;s\u00fcbhanallah&#8221; veya &#8220;l\u00e2il\u00e2he illallah&#8221; demek de bir tesmiye, bir anmad\u0131r. Arap\u00e7adan ba\u015fka lisan ile de olabilir. Besmele ise veya sadece demektir ve \u00f6zel bir tesmiyedir. \u00c2yetlerde emredilen de mutlak Allah&#8217;\u0131n an\u0131lmas\u0131 oldu\u011fundan farz, besmele de\u011fil, tesmiye (Allah&#8217;\u0131n an\u0131lmas\u0131)dir. Fakat bu tesmiyenin besmele ile olmas\u0131 da s\u00fcnnettir. Ve bo\u011fazlamada tesmiyenin s\u00fcnneti sadece demektir. &#8220;Bismill\u00e2hi Allah\u00fc ekber&#8221; demek daha faziletlidir. Yemekte tesmiyenin s\u00fcnneti de &#8216; dir. (Bkz. M\u00e2ide s\u00fbresinin 3-5 inci \u00e2yetleri)<\/p>\n<p>\u00d6zetle \u00fczerine Allah&#8217;\u0131n ismi zikredilmeyen \u015feyi yemeyiniz ve bunun a\u00e7\u0131k\u00e7a ba\u015fka fenal\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve a\u00e7\u0131k bir zarar\u0131n\u0131 anlamasan\u0131z bile, herhalde bir f\u0131sk (itaatsizlik) oldu\u011funu, gizli ve manevi zarar\u0131 ve bir cezas\u0131 bulundu\u011funu muhakkak biliniz. Ey m\u00fcminler \u015fu da muhakkak ki \u015feytanlar, dostlar\u0131na sizinle m\u00fccadele etmeleri i\u00e7in vahyeder gibi, gizli gizli telkinlerde bulunurlar. Bu emirlerin aksine olarak Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lan\u0131 yemeyin de an\u0131lmayan\u0131 yeyin, derler. &#8220;\u015eey\u00e2t\u00een&#8221;den maksad\u0131n, gizli \u015feytanlar, \u0130blis ve askerleri, yani cin \u015feytanlar\u0131; bunlar\u0131n dostlar\u0131ndan, maksad\u0131n da insan \u015feytanlar\u0131 ve t\u00e2bileri oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bir de \u0130krime&#8217;den bir rivayette denilmi\u015ftir ki, &#8220;\u015fey\u00e2t\u00een&#8221;den maksat, inat\u00e7\u0131 mecus\u00eeler, dostlar\u0131ndan maksat da Kurey\u015f m\u00fc\u015frikleridir. Bunlar aras\u0131nda cahiliyye devrinde dostluk ve yaz\u0131\u015fmalar cereyan ederdi. Le\u015fin haram olmas\u0131n\u0131n nazil olmas\u0131 \u00fczerine \u0130ran mecus\u00eeleri, Kurey\u015f m\u00fc\u015friklerine: &#8220;Muhammed ve ashab\u0131, Allah&#8217;\u0131n emrine uyduklar\u0131n\u0131 san\u0131yorlar, sonra da kendilerinin kesti\u011finin helal, Allah&#8217;\u0131n kesti\u011finin haram oldu\u011fu kanaatinde bulunuyorlar&#8221; diye yazm\u0131\u015flard\u0131. \u0130\u015fte \u015feytanlar insanlara b\u00f6yle telkinler ile le\u015fleri, g\u00f6r\u00fcn\u00fcr g\u00f6r\u00fcnmez pislikleri yedirmeye ve Allah&#8217;\u0131n emrinin tersine sevk etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Ve \u015fayet siz onlara itaat edecek olursan\u0131z, muhakkak ve muhakkak m\u00fc\u015frik olursunuz. Bunun i\u00e7in bo\u011fazlan\u0131p veya avlanarak yenecek \u015feyler \u00fczerine Allah&#8217;\u0131n ismini anmamak veya \u00fczerine Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lmayan \u015feylerden yemek sadece bir f\u0131sk olarak kalmaz. \u015eirk veya \u015firke sebep de olur. Halbuki m\u00fcmin, m\u00fc\u015frike benzer mi?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>122- \u00d6l\u00fc iken hidayetle diriltti\u011fimiz, kendisine insanlar aras\u0131nda y\u00fcr\u00fcyecek bir n\u00fbr verdi\u011fimiz kimse, karanl\u0131klar i\u00e7inde kal\u0131p, ondan \u00e7\u0131kamayan kimse gibi olur mu? Fakat k\u00e2firlere, yapt\u0131klar\u0131, b\u00f6yle s\u00fcsl\u00fc g\u00f6sterilir.<\/p>\n<p>122- &#8220;K\u00e2firlere yapt\u0131klar\u0131 b\u00f6yle s\u00fcsl\u00fc g\u00f6sterilir.&#8221; Yani yukarda &#8220;Her \u00fcmmete amelini s\u00fcslemi\u015fizdir&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/108) buyurulmam\u0131\u015f m\u0131yd\u0131? \u0130\u015fte k\u00e2firlere amellerinin s\u00fcslenmesi b\u00f6yledir. \u015eeytanlar\u0131n yald\u0131zl\u0131 telkinleri itibariyle \u015feytanlar taraf\u0131ndan ve o telkinler esnas\u0131nda yaratma yoluyla da Allah taraf\u0131ndand\u0131r. Ve bu s\u00fcsleme y\u00fcz\u00fcndendir ki, k\u00e2firler yapt\u0131klar\u0131n\u0131 be\u011fenir ve karanl\u0131klardan \u00e7\u0131kamazlar.<\/p>\n<p>Hem bu, yaln\u0131z Mekke&#8217;lilere mahsus da de\u011fildir:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>123- B\u00f6ylece, her kentte ileri gelenleri, oran\u0131n su\u00e7lular\u0131 yapt\u0131k ki, orada hileler \u00e7evirsinler. Halbuki bunlar, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ba\u015fkas\u0131na de\u011fil kendilerine yap\u0131yorlar da fark\u0131na varm\u0131yorlar.<\/p>\n<p>124- Onlara bir \u00e2yet geldi\u011fi zaman: &#8220;Allah&#8217;\u0131n peygamberlerine verilenin ayn\u0131s\u0131 bize de verilmedik\u00e7e iman etmeyiz&#8221; derler. Allah peygamberli\u011fini kime verece\u011fini daha iyi bilir. Su\u00e7lu olanlara, yapt\u0131klar\u0131 hilelerinden dolay\u0131 Allah kat\u0131ndan bir zillet ve \u015fiddetli bir azap eri\u015fecektir.<\/p>\n<p>123- B\u00f6yle (yani bu s\u00fcsleme \u015fekliyle amelleri kendilerine s\u00fcslenen \u015feytan ve \u015feytan dostu, Peygamber d\u00fc\u015fman\u0131 b\u00fcy\u00fck k\u00e2firler gibi) her karye (her k\u00f6y ve kent, her belde ve her memleket) de de ileri gelenleri o memleketin m\u00fccrimleri (su\u00e7lular\u0131) k\u0131ld\u0131k ki, o memlekette k\u00f6t\u00fcl\u00fckler yaps\u0131nlar, hileler, hilek\u00e2rl\u0131klar yaps\u0131nlar. Halbuki onlar, o hileyi ba\u015fkalar\u0131na de\u011fil, ancak kendilerine yap\u0131yorlar, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 aldat\u0131yoruz san\u0131yorlar, halbuki kendilerini aldat\u0131yorlar da haberleri olmuyor. Bulundu\u011fu ve \u00f6zellikle ba\u015f\u0131nda bulundu\u011fu memlekette hakka ve o memleketin halk\u0131na kar\u015f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapan, hile ve hilekarl\u0131kla entrika \u00e7eviren o b\u00fcy\u00fck m\u00fccrimler bilmezler ki, aldatt\u0131klar\u0131 vatanda\u015flar ba\u015fkalar\u0131 de\u011fil, yine kendileridir. Onlar\u0131n zararlar\u0131, aldanmalar\u0131, kendilerinin zararlar\u0131, aldanmalar\u0131d\u0131r. Bilmezler ki, halk\u0131n zarar\u0131, memleketin zarar\u0131d\u0131r ve memleketin zarar\u0131, herkesten \u00f6nce ba\u015f\u0131nda bulunanlar\u0131n zarar\u0131d\u0131r. Bilmezler ki, o memleket d\u00fc\u015f\u00fcnce, ilk \u00f6nce d\u00fc\u015fen kendileri olacakt\u0131r. Bilmezler ki, Hak Te\u00e2l\u00e2 aldanmaz. Hakka k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapmaya \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n o k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri, &#8220;K\u00f6t\u00fc tuzak, ancak sahibine dolan\u0131r&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 35\/43) \u00e2yeti gere\u011fince sonunda kendilerini ku\u015fat\u0131r, ba\u015flar\u0131na patlar. Bu \u00e2yet, Resulullah&#8217;\u0131n ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 zamanda yaln\u0131z Mekke&#8217;nin ve Arabistan&#8217;\u0131n de\u011fil, d\u00fcnyan\u0131n her memleketinin b\u00f6yle fesat ve fenal\u0131k i\u00e7inde bulundu\u011funu, m\u00fccrimlerin, hilekarlar\u0131n y\u00fcze \u00e7\u0131k\u0131p, ileri gelenlerin en hilekar m\u00fccrimlerden ibaret oldu\u011funu ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n d\u00fc\u015fmeye ve azaba mahk\u00fbm olduklar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamakla beraber, Mekke m\u00fc\u015friklerinin d\u00fc\u015fmanl\u0131k, k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve bozgunculuklar\u0131na kar\u015f\u0131 teselli etmek, di\u011fer taraftan cihan\u015f\u00fcm\u00fbl olan peygamberlik g\u00f6revinin \u00f6nemini hat\u0131rlatmak ve her memleketin ileri gelenlerine, b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyan\u0131n i\u015flerini y\u00fcr\u00fctenlere b\u00fcy\u00fck bir ders vermektedir.<\/p>\n<p>124-Bak\u0131n\u0131z bu b\u00fcy\u00fck m\u00fccrimlerin kibirlerine, hakka kar\u015f\u0131 m\u00fccadelelerine, hilelerine, \u015fuursuzluklar\u0131na ki, bir taraftan, kendilerine bir \u00e2yet gelirse muhakak iman edeceklerine g\u00fc\u00e7leri yetti\u011fi kadar yemin ettiler, di\u011fer taraftan kendilerine bir \u00e2yet (Resul\u00fcn do\u011frulu\u011funa delalet eden bir al\u00e2met) geldi\u011fi zaman da, Allah&#8217;\u0131n resullerine verilenin ayn\u0131s\u0131 bize verilinceye kadar biz buna asla inanmay\u0131z dediler. Kendilerine peygamberler gibi Cibril gelip vahiy ve peygamberlik verilmedik\u00e7e ve bu \u015fekilde neb\u00eelik ve res\u00fbll\u00fc\u011f\u00fc, peygamberlerden sad\u0131r olan mucizeleri kendi nefislerinde g\u00f6r\u00fcp ve tecr\u00fcbe etmedik\u00e7e, her ne delil g\u00f6sterilirse g\u00f6sterilsin Peygamber&#8217;e ve peygamberli\u011fe inanmayacaklar\u0131n\u0131 s\u00f6ylediler. Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Velid b. Mu\u011fire, &#8220;Peygamberlik hak olsayd\u0131, ben ona senden lay\u0131k olurdum, \u00e7\u00fcnk\u00fc ben senden b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcm ve senden zenginim&#8221; demi\u015fti. Ebu Cehil de: &#8220;Abd\u00fcmen\u00e2f o\u011fullar\u0131 bizimle \u015feref konusunda yar\u0131\u015ft\u0131lar, nihayet tam &#8216;feres-i rih\u00e2n&#8217; yani ko\u015fuda denk iki at gibi oldu\u011fumuz s\u0131rada: &#8216;bizden bir Peygamber var ona vahyolunuyor&#8217; dediler, vallahi biz buna asla raz\u0131 olmay\u0131z ve ebedi olarak t\u00e2bi olmay\u0131z. Me\u011fer ki ona geldi\u011fi gibi bize de vahiy gelsin&#8221; demi\u015fti. Ve daha di\u011fer bir\u00e7oklar\u0131 da kendilerine vahiy ve peygamberlik verilmesini istemi\u015flerdir. &#8220;Hay\u0131r, onlardan her biri, kendisine apa\u00e7\u0131k sahifeler verilmesini istiyor&#8221; (M\u00fcddessir, 74\/52).<\/p>\n<p>Sonra birtak\u0131mlar\u0131 da ilim ve fen ad\u0131na, &#8220;E\u011fer nebilik ve peygamberlik m\u00fcmk\u00fcn olsayd\u0131 bu kadar ilim ve fennimizle bizim o peygamber denilenlerden daha \u00f6ncelikle peygamber olmam\u0131z ve peygamberli\u011fi nefsimizde g\u00f6r\u00fcp, tecr\u00fcbe edebilmemiz gerekirdi. Mademki biz peygamber olam\u0131yoruz ve peygamberli\u011fi kendimizde deneyemiyoruz, o halde bir \u00f6rne\u011fini nefsimizde ilm\u00ee olarak g\u00f6r\u00fcp, tecr\u00fcbe edinceye kadar akl\u00ee, nakl\u00ee her ne delil g\u00f6sterilirse g\u00f6sterilsin hi\u00e7bir kitaba inanmay\u0131z, hurafe der ge\u00e7eriz&#8221; diyegelmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Allah risaletini yani peygamberlik g\u00f6revini (\u0130bn\u00fc Kesir ve Hafs&#8217;tan ba\u015fka k\u0131r\u00e2etlere g\u00f6re risaletlerini) kime verece\u011fini daha iyi bilir. M\u00fccrim (su\u00e7lu) olanlara Allah yan\u0131nda k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fck ve yapt\u0131klar\u0131 hile sebebiyle gayet \u015fiddetli bir azab isabet edecektir. Kibir ve b\u00fcy\u00fcklenmelerine kar\u015f\u0131l\u0131k Allah&#8217;\u0131n huzurunda d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fck ve hakaret, hilelerinden dolay\u0131 da \u015fiddetli azap ile kar\u015f\u0131la\u015facaklar ve azaba u\u011frayacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131saca:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>125- Allah kimi hidayete erdirmek isterse, onun g\u00f6nl\u00fcn\u00fc \u0130sl\u00e2m&#8217;a a\u00e7ar. Kimi de sapt\u0131rmak isterse, sanki g\u00f6\u011fe y\u00fckseliyormu\u015f gibi, g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc dar ve s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 yapar. Allah, inanmayanlar\u0131 i\u015fte b\u00f6yle pislik i\u00e7inde b\u0131rak\u0131r.<\/p>\n<p>126- \u0130\u015fte Rabbinin do\u011fru yolu budur. \u015e\u00fcphesiz biz, hat\u0131rlay\u0131p ibret alan bir kavim i\u00e7in \u00e2yetleri geni\u015f bir \u015fekilde a\u00e7\u0131klad\u0131k.<\/p>\n<p>127- Onlar i\u00e7in Rableri kat\u0131nda sel\u00e2met yurdu vard\u0131r. Yapt\u0131klar\u0131 iyi amellerden dolay\u0131, Allah onlar\u0131n dostudur.<\/p>\n<p>125-126-127-K\u0131r\u00e2et : \u0130bn\u00fc Kesir k\u0131r\u00e2etinde &#8220;y\u00e2&#8221;n\u0131n s\u00fck\u00fbnu ile \u015feddesiz , \u015feklinde, di\u011fer k\u0131r\u00e2etlerde ise \u015feddeli olarak okunur; \u015feklindeki &#8220;meyyit&#8221; ve &#8220;meyt&#8221; gibi, m\u00e2n\u00e2 birdir. Nafi ve \u00c2s\u0131m&#8217;dan Ebu Bekir k\u0131r\u00e2etinde &#8230; &#8220;r\u00e2&#8221;n\u0131n kesriyle \u015feklinde, di\u011fer k\u0131r\u00e2etlerde fetha ile \u015feklinde okunur. Biri do\u011frudan do\u011fruya s\u0131fat-\u0131 m\u00fc\u015febbehe, biri de m\u00fcb\u00e2la\u011fa olarak masdarla tavs\u00eefdir ki, son derece dar ve cidd\u00ee olarak darl\u0131k, t\u0131kanm\u0131\u015f kalm\u0131\u015f ve a\u00e7\u0131lmaz, ge\u00e7ilmez t\u0131kan\u0131kl\u0131k demektir. \u0130bn\u00fc Kesir k\u0131r\u00e2etinde &#8216;\u0131n s\u00fck\u00fbnu ile &#8220;su\u00fbd&#8221;dan \u015feklinde; \u00c2s\u0131m&#8217;dan Ebu Bekir k\u0131r\u00e2etinde &#8220;elif&#8221; ile den \u015feklinde; di\u011ferlerinde (sad ve ay\u0131n te\u015fdidi ve elifsiz olarak) okunur ki, \u00f6b\u00fcr\u00fcn\u00fcn asl\u0131 bunun asl\u0131 da &#8216;d\u00fcr.<\/p>\n<p>\u015eimdi Allah her kime hidayet diler, do\u011fruca kendine erdirmek isterse \u0130sl\u00e2m i\u00e7in g\u00f6nl\u00fcn\u00fc a\u00e7ar. Hakk\u0131 ve hak teklifleri kabul i\u00e7in nefsine \u00f6yle bir yetenek verir ki, iman ve itaatle g\u00f6\u011fs\u00fc geni\u015fler, kalbi ferahlan\u0131r, ne\u015feli olur. Bilinmektedir ki g\u00f6\u011f\u00fcs geni\u015fli\u011fi kuvvete, teneff\u00fcs ve tahamm\u00fcle delalet eder. G\u00f6\u011fs\u00fcn a\u00e7\u0131lmas\u0131, geni\u015f geni\u015f nefes almas\u0131 da kalbin ferahlanmas\u0131n\u0131 gerektirir. Ve bu \u015fekilde g\u00f6\u011fs\u00fcn ferahlanmas\u0131, hem kuvvet ve tahamm\u00fclden, hem de sevinme ve ferahlanmadan kinaye olur. Burada \u0130sl\u00e2m i\u00e7in g\u00f6\u011fs\u00fcn a\u00e7\u0131lmas\u0131 da, nefse hakk\u0131 seve seve kabul etmeye haz\u0131r, engel ve z\u0131tl\u0131ktan ar\u0131nm\u0131\u015f bir yetenek bah\u015f etmekten kinayedir. Nitekim Peygamber (s.a.v)&#8217;e bu g\u00f6\u011fs\u00fcn a\u00e7\u0131lmas\u0131 hakk\u0131nda soru soruldu\u011fu zaman buyurmu\u015ftur ki, &#8220;Bir nurdur ki, Allah onu m\u00fcminin kalbine atar, o da onunla ferahlan\u0131r, a\u00e7\u0131l\u0131r&#8221;. Bunun \u00fczerine Ashab: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, onun tan\u0131nacak bir emaresi var m\u0131d\u0131r?&#8221; demi\u015fler, Resulullah da: &#8220;Evet, ebedilik evine y\u00f6nelme, aldanma evi (d\u00fcnya evi)nden uzakla\u015fma ve \u00f6l\u00fcme, gelmeden \u00f6nce, haz\u0131rlanmakt\u0131r&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah, hidayetini istedi\u011fi kimsenin kalbine b\u00f6yle bir nur verir, o kimse de iman ve \u0130sl\u00e2m ile son derece sevinir ve geni\u015fler. Hakk\u0131 kabul ve hak teklifleri yerine getirmekten can\u0131 s\u0131k\u0131lmaz, zahmet ve \u0131st\u0131rap duymaz, tersine ne\u015fe ve sevin\u00e7 duyar. Allah kimi de yolundan \u015fa\u015f\u0131rtmak ve sapt\u0131rmak dilerse, g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc daralt\u0131r, s\u0131kar, son derece t\u0131kar bunalt\u0131r. Hem \u00f6yle normal ve k\u0131saca bir yoku\u015fa de\u011fil, sanki dik yukar\u0131 g\u00f6\u011fe t\u0131rman\u0131yormu\u015f gibi olur. G\u00f6\u011fe t\u0131rmanmak kendisine nas\u0131l yap\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir y\u00fck ve zahmet ise, iman ve \u0130sl\u00e2m, hakk\u0131 kabul ve itaat etmek de ona o derece g\u00fc\u00e7 gelir. \u0130sl\u00e2m ve do\u011fruluk deyince can\u0131 s\u0131k\u0131l\u0131r, daral\u0131r, bunal\u0131r. &#8220;Of&#8221; der, dayan\u0131r, t\u0131kan\u0131r, yan b\u00fcker, yoldan \u00e7\u0131kar, i\u00e7inden \u00e7\u0131k\u0131lmaz bataklara batar gider. O art\u0131k geni\u015flemeyi, do\u011frulukta ve selamette de\u011fil, e\u011frilikte ve felakette arar. \u0130\u015fte Allah, iman etmeyenlerin \u00fczerine pisli\u011fi, o son derece nefret ve tiksinmekle kar\u015f\u0131lanmas\u0131 laz\u0131m gelen k\u00fcf\u00fcr, azab ve \u0131st\u0131rab\u0131n\u0131 b\u00f6yle g\u00f6\u011fs\u00fcn daralmas\u0131 ve kalb t\u0131kanmas\u0131yla y\u00fckler ve tahsis eder. B\u00f6yle yard\u0131ms\u0131z b\u0131rakmaklad\u0131r ki, Allah onlar\u0131 k\u00fcf\u00fcr pisli\u011finin, k\u00fcf\u00fcr azab\u0131n\u0131n istilas\u0131 alt\u0131nda b\u0131rak\u0131r. Ve bu (yani isl\u00e2m) g\u00f6\u011fs\u00fcn geni\u015flemesi ile hakka itaat ve uymak Rabbinin dosdo\u011fru, e\u011filmez, b\u00fck\u00fclmez yoludur, art\u0131k tefekk\u00fcr edecek, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp anlayacak olanlar i\u00e7in bu yolun b\u00fct\u00fcn alametlerini, ni\u015fanlar\u0131n\u0131, belliklerini Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da \u015f\u00fcphesiz a\u00e7\u0131klad\u0131k ve beyan ettik. Bunlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnen, hat\u0131rda tutup hayat\u0131nda tatbik ederek giden kavim, z\u00fcmre i\u00e7in hepsinin Rabb&#8217;\u0131 olan Allah Te\u00e2l\u00e2 kat\u0131nda bir &#8220;d\u00e2r\u00fcssel\u00e2m&#8221; (sel\u00e2met evi) vard\u0131r. Ve Allah onlar\u0131n o hayatta yapt\u0131klar\u0131 amelleri sebebiyle vel\u00eesi, veliyy\u00fc&#8217;l-emri, dostu, yard\u0131mc\u0131s\u0131d\u0131r. es-Sel\u00e2m Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimlerinden bir isim veya &#8220;sel\u00e2met&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdar veya diye selam verip alman\u0131n ismidir ki, bu \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2dan her biriyle her korkudan s\u00e2lim &#8220;selamet evi, selamet vatan\u0131&#8221; demek olur. O halde:<\/p>\n<p>\u015eimdi \u015funu iyi d\u00fc\u015f\u00fcn:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>128- (Allah), onlar\u0131n hepsini toplad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn, cinlere: &#8220;Ey cin toplulu\u011fu! \u0130nsanlar\u0131n \u00e7o\u011funu yoldan \u00e7\u0131kard\u0131n\u0131z&#8221; der. \u0130nsanlardan cinlerin dostu olanlar da \u015f\u00f6yle derler: &#8220;Rabbimiz! Biz birbirimizden faydaland\u0131k. Nihayet bize tayin etti\u011fin vademize ula\u015ft\u0131k&#8221;. Allah da:&#8221;Sizin dura\u011f\u0131n\u0131z cehennemdir. Orada, Allah&#8217;\u0131n dilemesi m\u00fcstesna, ebedi olarak kalacaks\u0131n\u0131z&#8221; der. \u015e\u00fcphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her \u015feyi bilendir.<\/p>\n<p>129- \u0130\u015fte biz b\u00f6ylece, kazand\u0131klar\u0131 g\u00fcnahlardan dolay\u0131 zalimlerin bir k\u0131sm\u0131n\u0131, di\u011fer bir k\u0131sm\u0131na dost yapar\u0131z.<\/p>\n<p>130- (Allah) &#8220;Ey cin ve insan toplulu\u011fu! \u0130\u00e7inizden size \u00e2yetlerimi anlatan ve bug\u00fcn\u00fcn\u00fcze kavu\u015faca\u011f\u0131n\u0131z hususunda sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?&#8221; deyince onlar: &#8220;Kendi aleyhimize \u015fahidiz&#8221; derler. D\u00fcnya hayat\u0131 onlar\u0131 aldatt\u0131 ve kendilerinin k\u00e2fir olduklar\u0131na \u015fahitlik ettiler.<\/p>\n<p>128-129- D\u00fc\u015f\u00fcn ki, bir g\u00fcn gelecek Allah o insan ve cinnin hepsini bir yere toplayacak. Ey cin toplulu\u011fu, ey cin cemaati, ey gizli \u015feytan cemiyetleri, insanlardan \u00e7o\u011funa g\u00f6z diktiniz. \u00c7ok aldat\u0131p ve sap\u0131tt\u0131n\u0131z, pek \u00e7oklar\u0131n\u0131 az\u0131tt\u0131n\u0131z, insanl\u0131ktan \u00e7\u0131kard\u0131n\u0131z, cin s\u00fcr\u00fcs\u00fcne katt\u0131n\u0131z da yard\u0131mc\u0131lar\u0131n\u0131z\u0131 toplumunuzu \u00e7o\u011falt\u0131n\u0131z ha! diyerek ha\u015fredecek. O cin toplumunun insanlardan olan dostlar\u0131 da o halde diyecek ki: Ey Rabbimiz, biz birbirimizden faydaland\u0131k. Cinler, insanlara \u015fehvet yollar\u0131n\u0131 ve vas\u0131talar\u0131n\u0131 g\u00f6sterdiler. Hile, tuzak, yalan s\u00f6yleme, yalan haberler, sihir ve efsun usullerini, e\u011fri yollardan gidip yalan dolanla i\u015f yapmak, fesat sa\u00e7\u0131p gizlenmek \u00e7arelerini \u00f6\u011frettiler. Bu \u015fekilde insan, cinden faydaland\u0131, zevkler, sefalar yapt\u0131. \u0130nsanlar\u0131n bunlar\u0131 r\u0131zalar\u0131yla kabul etmelerinden ve kolayl\u0131k g\u00f6stererek yard\u0131mda bulunmalar\u0131ndan da cin faydaland\u0131, murad ve maksad\u0131na erdi. \u015eu halde bu konuda sorumluluk yaln\u0131z cin dostlar\u0131m\u0131z\u0131n de\u011fildir. Do\u011frusu biz birbirimizden istifade ettik. Ve bizim i\u00e7in tayin ve tesbit etti\u011fin ecelimize yettik, bize verdi\u011fin m\u00fchletin sonuna erdik. Yani s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda &#8220;Belli bir s\u00fcre (Allah&#8217;\u0131n) kendi kat\u0131ndad\u0131r. B\u00f6yle iken siz hala \u015f\u00fcphe ediyorsunuz&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/2) diye beyan edilen ecel-i m\u00fcsemma (belli s\u00fcre), bu m\u00fcddetin sonu, bu ha\u015fr ve k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc geldi \u00e7att\u0131 diye g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 itiraf etmekle cin dostlar\u0131na yard\u0131m ve sorumluluklar\u0131na ortak olacaklar. Allah da ne diyecek bilir misiniz? muhakkak diyecek ki ve hatta ezelde demi\u015ftir ki, o ate\u015f, cehennem ate\u015fi, oturacak yeriniz ikametg\u00e2h\u0131n\u0131z, yata\u011f\u0131n\u0131zd\u0131r. Orada insan ve cin hepiniz ebed\u00ee olarak kalacaks\u0131n\u0131z, ancak Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fi m\u00fcddet m\u00fcstesna. buyurulmay\u0131p da, buyurulmas\u0131ndan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, cehennemde ebed\u00ee kalmaktan bu istisna baz\u0131 \u015fah\u0131slara de\u011fil, baz\u0131 zamanlara aittir. Ve beyan olundu\u011funa g\u00f6re Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fi baz\u0131 zamanlar k\u00e2firler, ate\u015ften \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131p so\u011fu\u011fa, \u00e7ok so\u011fu\u011fa at\u0131lacak, sonra yine ate\u015fe d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceklerdir. \u015e\u00fcphesiz ki Rabb&#8217;\u0131n, hem hikmet sahibi, hem her \u015feyi bilendir. Yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 hikmetle sa\u011flam yapar, insan ve cin b\u00fct\u00fcn hepsinin de gizli a\u00e7\u0131k b\u00fct\u00fcn hallerini ve lay\u0131k olduklar\u0131 cezalar\u0131 bilir. H\u00fckm\u00fcn\u00fc, iste\u011fini bilerek verir. \u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131n hepsini \u00f6yle diyerek ha\u015fredece\u011fi ve cin dostu insan\u0131n \u00f6yle, hikmet sahibi ve her \u015feyi bilen Rabb&#8217;\u0131n\u0131n da b\u00f6yle dedi\u011fi g\u00fcn\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcn. Ve i\u015fte biz zalimleri kazanageldikleri (kazanmay\u0131 \u00e2det edindikleri) kazan\u00e7lar\u0131 sebebiyle birbirlerine b\u00f6yle dost yapar\u0131z. Kazan\u00e7lar\u0131, \u00e2detleri birbirine benzeyenler, birbirlerini g\u00f6rmeseler bile uzaktan uza\u011fa birbirlerine dost olurlar, birbirlerini m\u00fcdafaa ederler ve sorumluluklar\u0131na kat\u0131l\u0131rlar. \u0130nsan ve cinden olan zalimler, haks\u0131zlar da kazan\u00e7ta ortakl\u0131k ve benzerliklerinden dolay\u0131 biri di\u011ferini mazur g\u00f6stermek isterken ha\u015fir g\u00fcn\u00fc g\u00fcnah\u0131 itiraf etmede, sorumluluk ve cezada birbirlerine i\u015ftirak ederek, hem kendi c\u00fcr\u00fcmlerini ikrar, hem dostlar\u0131 aleyhinde \u015fahitlik ederler ki, il\u00e2h\u00ee hikmet ilminde bu bir kurald\u0131r. Bunun i\u00e7in ha\u015fir g\u00fcn\u00fcnde Allah &#8220;Ey cin toplumu, insanlardan \u00e7o\u011funu yoldan \u00e7\u0131kard\u0131n\u0131z&#8221; diye cin toplulu\u011funu insan hesab\u0131na azarlad\u0131\u011f\u0131 zaman cin hi\u00e7bir cevap vermedi\u011fi halde, onlar\u0131n insanlardan olan dostlar\u0131, dostluklar\u0131 gere\u011fince ortaya at\u0131larak sorumlulu\u011fu \u00fczerlerine alarak cinleri mazur g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rken birbirlerinden istifade ederek m\u00fc\u015ftereken g\u00fcnahk\u00e2r olduklar\u0131n\u0131 itiraf edecekler ve bu \u015fekilde, cinnin ayr\u0131, insan\u0131n ayr\u0131 bir topluluk de\u011fil, hepsinin bir toplum, ayn\u0131 vicdan, ayn\u0131 kazan\u00e7, ayn\u0131 sorumluluk ta\u015f\u0131yan ve ayn\u0131 cezay\u0131 haketmi\u015f bulunan bir sosyal toplum olduklar\u0131n\u0131 ikrar ve isbat edeceklerdir. Ve hikmet sahibi ve her \u015feyi bilen \u00e2lemlerin Rabbinin de &#8220;Ate\u015f duracak yerinizdir, orada ebed\u00ee olarak kalacaks\u0131n\u0131z, Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fi hari\u00e7&#8221; h\u00fck\u00fcm\u00fcn\u00fc verirken hepsine birden \u015fu azarlama hitab\u0131n\u0131 yapacakt\u0131r:<\/p>\n<p>130-135-Hele \u015fu halde bulunan zalimler nas\u0131l kurtulu\u015fa erebilirler ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>136- Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 ekin ve hayvanlardan Allah&#8217;a bir hisse ay\u0131rmakta ve kendilerince: &#8220;Bu, Allah&#8217;a ait; \u015fu da ortaklar\u0131m\u0131za ait&#8221; demektedirler. Ortaklar\u0131 i\u00e7in olan hisse Allah&#8217;a ula\u015fmamakta, fakat Allah&#8217;a ayr\u0131lan hisse ortaklar\u0131na ula\u015fmaktad\u0131r. Verdikleri h\u00fck\u00fcm ne k\u00f6t\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>137- Yine ortaklar\u0131, m\u00fc\u015friklerden \u00e7o\u011funa evlatlar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeyi g\u00fczel g\u00f6sterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler, hem de dinlerini kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131p bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlard\u0131. O halde onlar\u0131, uydurduklar\u0131yla ba\u015f ba\u015fa b\u0131rak!<\/p>\n<p>138- Zanlar\u0131nca dediler ki:&#8221;Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunlar\u0131 bizim diledi\u011fimizden ba\u015fkas\u0131 yiyemez. Bunlar da s\u0131rt\u0131na binilmesi yasaklanm\u0131\u015f hayvanlar.&#8221; Bir k\u0131s\u0131m hayvanlar\u0131 da \u00fczerlerine Allah&#8217;\u0131n ad\u0131n\u0131 anmadan bo\u011fazlarlar. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 Allah&#8217;a iftira ederek yaparlar. Allah onlar\u0131 iftiralar\u0131yla cezaland\u0131racakt\u0131r.<\/p>\n<p>139- Dediler ki: &#8220;Bu hayvanlar\u0131n kar\u0131nlar\u0131ndakiler sadece erkeklerimize ait olup kad\u0131nlar\u0131m\u0131za haramd\u0131r&#8221;. E\u011fer \u00f6l\u00fc do\u011farsa o zaman hepsi onda ortakt\u0131r. Bu nitelemelerinden dolay\u0131 Allah onlar\u0131n cezas\u0131n\u0131 verecektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc O hikmet sahibidir, her \u015feyi bilendir.<\/p>\n<p>140- Bilgisizlik y\u00fcz\u00fcnden beyinsizce \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrenler ve Allah&#8217;\u0131n kendilerine verdi\u011fi r\u0131zk\u0131, Allah&#8217;a iftira ederek haram k\u0131lanlar muhakkak ki, ziyana u\u011frad\u0131lar. Bunlar, do\u011fru yoldan sapm\u0131\u015flard\u0131r; hidayete erecek de de\u011fillerdir.<\/p>\n<p>136- M\u00fc\u015frikler, di\u011fer zul\u00fcmlerinden ba\u015fka bir de tuttular Allah&#8217;a yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015feylerden, has\u0131lat ve hayvanlardan bir hisse ay\u0131rd\u0131lar. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k bir hisse de uydurduklar\u0131 ortaklara ay\u0131rd\u0131lar da kendilerince, \u015fu Allah&#8217;\u0131n, \u015fu da ortaklar\u0131m\u0131z\u0131n, dediler. Fakat ortaklar\u0131na ait olan Allah&#8217;a ula\u015fmaz, Allah u\u011fruna sarfedilmez. Allah&#8217;a ait olan ise ortaklar\u0131na ula\u015f\u0131r, onlar u\u011fruna sarfedilir. Bundan dolay\u0131 netice itibariyle hi\u00e7birinin hayr\u0131 olmaz, hepsi yok olur gider. Bunlar\u0131n h\u00fck\u00fcmleri ne fena h\u00fck\u00fcmd\u00fcr! Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131na ba\u015fkalar\u0131n\u0131 ortak etmek, Allah i\u00e7in dediklerinde de Allah&#8217;\u0131n \u015feriat\u0131n\u0131 de\u011fil, kendi kanaatlar\u0131n\u0131 esas edinmek ve sonra uydurup, uyduklar\u0131 ortaklar\u0131n\u0131 Allah&#8217;a tercih edip sonunda Allah i\u00e7in hi\u00e7bir \u015fey yapmam\u0131\u015f olmak ve Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 ve kendilerine nasip etti\u011fi m\u00e2l ve men\u00e2li (var\u0131 yo\u011fu) bu \u015fekilde bo\u015fu bo\u015funa sarf ve yok etmek, hi\u00e7bir hay\u0131r kazanmamak, ne cahilce, ne zalimce, ne talihsizce bir h\u00fck\u00fcmd\u00fcr, ne b\u00fcy\u00fck zarard\u0131r!<\/p>\n<p>Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Arap m\u00fc\u015frikleri ekip diktikleri ekinlerden ve yeti\u015ftirdikleri deve, s\u0131\u011f\u0131r, koyun, ke\u00e7i hayvanlar\u0131ndan baz\u0131 \u015feyleri kendi fikirlerince Allah i\u00e7in, baz\u0131 \u015feyleri de di\u011fer il\u00e2hlar\u0131 ad\u0131na tayin eder, ay\u0131r\u0131rlar ve bir \u015fahs\u0131n gelirlerinden b\u00f6yle iki \u00e7e\u015fit masraf \u00e7\u0131kard\u0131. Allah i\u00e7in dediklerini misafire ve fakirlere, di\u011fer il\u00e2hlar\u0131 i\u00e7in ay\u0131rd\u0131klar\u0131n\u0131 da onlar\u0131n masraflar\u0131na ve huzurlar\u0131nda yap\u0131lacak \u00e2yine, kesilecek kurbanlara hizmet\u00e7i \u00fccreti ve ba\u015fka \u015feylere harcarlard\u0131. Sonra bakarlar Allah i\u00e7in diye ay\u0131rd\u0131klar\u0131 iyi \u00e7\u0131kar, yeti\u015fip b\u00fcy\u00fcrse d\u00f6nerler onu il\u00e2hlar\u0131na tahsis ederler. Fakat il\u00e2hlar\u0131 i\u00e7in ay\u0131rd\u0131klar\u0131 iyi \u00e7\u0131karsa, onu onlar ad\u0131na b\u0131rak\u0131rlar. &#8220;Allah zengindir, bunlar fakirdir&#8221; derler. Ve bu \u015fekilde il\u00e2hlar\u0131n\u0131 Allah&#8217;a tercih ederler ve Allah i\u00e7in ay\u0131rd\u0131klar\u0131n\u0131 onlara sarfederler, fakat onlar i\u00e7in ay\u0131rd\u0131klar\u0131n\u0131 Allah i\u00e7in sarfetmezlerdi ki, i\u015fte bu \u00e2yetlerde Arap m\u00fc\u015friklerinin ak\u0131l ve fikir kabul etmez cahillik ve sap\u0131kl\u0131klar\u0131na, iktisad\u00ee ve sosyal hayatlar\u0131ndaki peri\u015fanl\u0131klarla ilgili baz\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri a\u00e7\u0131klan\u0131rken, \u00f6nce bu \u00e2yet ile bu \u00e2det ve mezhebe i\u015faret olunarak, bunun amel\u00ee a\u00e7\u0131dan b\u00fct\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin esas\u0131 ve asl\u00ee sebebi oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir .Bununla beraber \u00e2yetin ifade \u015fekli iyice d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman anla\u015f\u0131l\u0131r ki, bu yaln\u0131z Arap m\u00fc\u015friklerinin bu \u00e2det ve mezhebini tasvir etmek de\u011fil, b\u00fct\u00fcn m\u00fc\u015frikli\u011fin amel\u00ee bak\u0131m\u0131ndan milletleri yok yere masraflara soktu\u011fu ve nas\u0131l ekonomik hastal\u0131\u011fa d\u00fc\u00e7ar edip, d\u00een\u00ee, d\u00fcnyev\u00ee peri\u015fanl\u0131klarla ak\u0131bet zarar\u0131na s\u00fcr\u00fckledi\u011fini g\u00f6stermektedir. Burada iman ile \u015firki, \u00f6nce biri inanca, biri amele ait olmak \u00fczere iki a\u00e7\u0131dan d\u00fc\u015f\u00fcnmelidir. \u00d6nce inan\u00e7 a\u00e7\u0131s\u0131ndan Allah&#8217;\u0131 birleyen bir m\u00fcminin Allah&#8217;tan ba\u015fka hakem ve Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcnden ba\u015fka h\u00fck\u00fcm tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, b\u00fct\u00fcn i\u015f ve hareketlerinde yaln\u0131z o \u00f6l\u00e7\u00fcden hareket etmesi ve bundan dolay\u0131 k\u00e2r ve kazanc\u0131nda Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fc ad\u0131na bir kazan\u00e7 sevdas\u0131nda bulunmayaca\u011f\u0131 gibi, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fc ad\u0131na bir masraf da yapmamas\u0131 ve ne harcarsa yaln\u0131z hak ve adaletli olan Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc ad\u0131na ve yaln\u0131z il\u00e2h\u00ee kanuna uygun bir harcama se\u00e7mesi gerekir. Ve b\u00f6yle olan harcamalar\u0131n da hepsi sonu\u00e7 itibariyle hay\u0131rl\u0131 ve faydal\u0131 olur. \u0130nan\u00e7 bak\u0131m\u0131ndan b\u00f6yle olan Allah&#8217;\u0131 birleyen bir m\u00fcmin bu iman ve inanc\u0131n\u0131 amel a\u00e7\u0131s\u0131ndan da b\u00f6yle tatbik edebilirse, inan\u00e7 ve amel bak\u0131m\u0131ndan tam m\u00fcmin, k\u00e2mil bir m\u00fcsl\u00fcman olur. Ve &#8220;\u00e2k\u0131bet\u00fc&#8217;d-d\u00e2r&#8221; (d\u00fcnya yurdunun sonu) onun, o inan\u00e7 ve amelde bulunanlar\u0131n olur. Bu inanc\u0131n\u0131 amellerinde tatbik etmezse, o zaman da inan\u00e7 bak\u0131m\u0131ndan m\u00fcmin olmakla beraber, amel bak\u0131m\u0131ndan bir m\u00fc\u015frik durumunda bulunur ve fas\u0131k olur. Ve bundan dolay\u0131d\u0131r ki, zorunlu da olsa m\u00fc\u015friklerin uyru\u011fu alt\u0131nda kal\u0131p h\u00fck\u00fcmlerine ve amellerine uyup ve i\u015ftirak etmek mecburiyetinde bulunanlar inan\u00e7 veya amelle ilgili \u015firke s\u00fcr\u00fcklenmekten uzak kalamazlar. Kalb ve inan\u00e7 itibariyle kar\u015f\u0131 olmakla beraber, amel bak\u0131m\u0131ndan muvafakat\u0131 amel\u00ee \u015firki, kalben r\u0131za g\u00f6stermek ise itik\u00e2d\u00ee \u015firki gerektirece\u011finden yukarda<\/p>\n<p>&#8220;E\u011fer onlara itaat ederseniz muhakkak m\u00fc\u015frik olursunuz&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/121) buyurulmu\u015ftu. K\u0131saca tevhidin ilk amel\u00ee neticesi her yapt\u0131\u011f\u0131 masraf\u0131 yaln\u0131z Allah i\u00e7in yapt\u0131ran amel\u00ee bir ekonomidir. \u015eirke gelince, inan\u00e7 a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u015firk, Allah&#8217;tan ba\u015fka gizli veya a\u00e7\u0131k tapacak tanr\u0131, h\u00fckm\u00fcne uyulacak hakem tan\u0131mak demek oldu\u011fu i\u00e7in, bir m\u00fc\u015frik hareketlerinde bazan Allah&#8217;\u0131 da hesaba katmak his ve ihtiyac\u0131ndan uzak kalamamakla beraber, \u00e7o\u011funlukla kendisine daha yak\u0131ndan etkili sayd\u0131\u011f\u0131 di\u011fer tanr\u0131lar\u0131, ortaklar\u0131 ad\u0131na y\u00fcr\u00fcr ve bunun i\u00e7in kazanc\u0131nda Hakk&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne ayk\u0131r\u0131 emeller takibetti\u011fi gibi, harcamas\u0131nda da zararl\u0131, haks\u0131z ve beyh\u00fbde olarak o il\u00e2hlar\u0131 ad\u0131na birtak\u0131m vergilere ve masraflara mahkum olur. Ve art\u0131k onun b\u00fct\u00e7esinde iki masraf vard\u0131r: Birisi Hakk&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n zat\u00ee varl\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131, s\u0131rf kendi \u015fahsi duygusuyla ihtiya\u00e7 hissetti\u011fi c\u00fcz&#8217;\u00ee bir hak ve hay\u0131r masraf\u0131; birisi de \u015firk h\u00fckm\u00fcn\u00fcn y\u00fckledi\u011fi beyhude, bo\u015f ve hay\u0131rs\u0131z s\u0131rf t\u00fcketim olan masraft\u0131r ki, memleketleri y\u0131kan, milletleri ezip harab eden hayat\u00ee ve ahl\u00e2k\u00ee krizlerin, sosyal \u0131zt\u0131raplar\u0131n en \u00f6nemli sebeplerinden biri olan kriz ve ekonomik sefaletin sebebi \u00f6zellikle bu masraft\u0131r. Bu, o masraft\u0131r ki, hi\u00e7biri Allah i\u00e7in olmaz, bo\u015funa t\u00fcketimden, say\u0131lmaktan ba\u015fka bir \u015fey ifade etmez. Tersine Allah i\u00e7in ayr\u0131lan kazan\u00e7lar\u0131 da kendine \u00e7eker, sarf\u0131na veya g\u00fczel sarf edilmesine engel olur. Ve art\u0131k bu durumda bulunanlar\u0131n hi\u00e7bir hay\u0131rlar\u0131 olmaz. B\u00fct\u00fcn i\u015fleri ve b\u00fct\u00fcn kazan\u00e7lar\u0131 \u015feytanlar u\u011fruna bo\u015fu bo\u015funa telef olur gider. Ve i\u015fte &#8220;Fakat ortaklar\u0131na ait olan Allah&#8217;a ula\u015fmaz, Allah&#8217;a ait olan ise ortaklar\u0131na ula\u015f\u0131r&#8221; kavram\u0131, b\u00fct\u00fcn \u015firkin bu k\u00f6t\u00fc sonucuna i\u015faret etmekte ve hat\u0131rlatmaktad\u0131r. Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>137- Ve b\u00f6yle iki \u00e7e\u015fit masrafa sevk edip, Allah i\u00e7in ayr\u0131lan\u0131 da \u015firk u\u011fruna sarf ettirerek ekonomik felaketi art\u0131rmak ve buna sebep olan o \u00e7irkin \u015firk h\u00fck\u00fcmlerini s\u00fcsleyip ho\u015f g\u00f6stermek s\u00fbretiyledir ki o tapt\u0131klar\u0131 ve adlar\u0131na masraflar yapt\u0131klar\u0131 ortaklar\u0131, o insan ve \u015feytanlar\u0131, m\u00fc\u015friklerin \u00e7o\u011funa evlatlar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeyi s\u00fcsledi ve ho\u015f g\u00f6sterdi. Kazand\u0131klar\u0131n\u0131 \u00e7ektiler, zaruretlere d\u00fc\u015ft\u00fcler, ak\u0131llar\u0131n\u0131, fikirlerini, hislerini kuruntularla ifsat ettiler, ha\u015fyet-i iml\u00e2k yani z\u00fc\u011f\u00fcrtl\u00fck korkusu ve birtak\u0131m b\u00e2t\u0131l zorlamalar ile yeti\u015fmi\u015f evlatlar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeyi, putlara kurban etmeyi, k\u0131zlar\u0131n\u0131 diri diri mezarlara g\u00f6mmeyi, \u00e7ocuk d\u00fc\u015f\u00fcrmeyi ve bu \u015fekilde kendi nesillerini kendilerine k\u0131rd\u0131rmay\u0131 bir iktisad, bir ak\u0131l, bir namus, bir din i\u015fi gibi iyi bir \u015fey diye telkin ettiler. Ve bu s\u00fcslemeyi o ortaklar, iki maksat i\u00e7in yapt\u0131lar: M\u00fc\u015frikleri helak etmek i\u00e7in ve dinlerini kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131p bozmak i\u00e7in, ki burada kastedilen Hz. \u0130brahim ve \u0130smail&#8217;den kendilerine miras kalan dinleridir. Ve fakat Rabb&#8217;\u0131n dilemi\u015f olsayd\u0131 bu s\u00fcslemeyi veya bu \u00f6ld\u00fcrme i\u015fini yapamazlard\u0131. Mademki yap\u0131yorlar, demek ki dilememi\u015ftir. Ve demek ki Rabb&#8217;in onlar\u0131n d\u00fcnya ve ahirette hel\u00e2k edilmelerini dilemi\u015ftir. \u015eu halde sen onlar\u0131 uydurduklar\u0131 iftiralar\u0131na b\u0131rak. B\u0131rak ki, yok olsunlar.<\/p>\n<p>138-Bunlar bu \u015fekilde birtak\u0131m h\u00fck\u00fcmler uydurarak bir de dediler ki: \u015funlar, dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir, bunlar\u0131 bizim dilediklerimizden ba\u015fka kimse yiyemez. Bu s\u0131rf kendi zanlar\u0131ncad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlardan kendilerinin dilemedi\u011fi nice kimseler yer ve diledikleri nice kimseler de yiyemez. Gerek yarat\u0131l\u0131\u015fa ve gerek kanun koymaya h\u00e2kim olan irade, onlar\u0131n de\u011fil, Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Onlar ise bu h\u00fckm\u00fc verirken Allah taraf\u0131ndan hi\u00e7bir delil ve h\u00fcccete dayanm\u0131\u015f de\u011fil, yaln\u0131z kendi kanaatlerince b\u00f6yle s\u00f6ylemi\u015flerdir. \u015eunlar da dediler, birtak\u0131m hayvanlard\u0131r ki, s\u0131rtlar\u0131 haram edilmi\u015ftir: Binilmesi, y\u00fck y\u00fckletilmesi ve her hangi bir \u015fekilde kullan\u0131lma ve faydalan\u0131lmas\u0131 haramd\u0131r. Yani be\u015f nesil do\u011furan deve, putlara adanan deve, soyundan on d\u00f6l al\u0131nan devedir. (Bak. M\u00e2ide, 5\/103. \u00e2yet) \u015eunlar da di\u011fer bir hayvanlard\u0131r, dediler ki, bunlar \u00fczerlerine Allah&#8217;\u0131n ismini anmazlar. Putlar\u0131 ad\u0131na keserler veya \u00fczerinde hacca gitmez, &#8220;lebbeyk Allah\u00fcmme&#8221; demezlerdi. Hep bu h\u00fck\u00fcmleri, bu taksimi Allah&#8217;a iftira ederek uydurdular. Yapageldikleri, \u00e2det edindikleri iftiralar\u0131yla Allah onlar\u0131n cezalar\u0131n\u0131 verecektir.<\/p>\n<p>139-140- Bir de dediler, \u015fu hayvanlar\u0131n kar\u0131nlar\u0131ndakiler, kendilerince s\u0131rtlar\u0131 haram edilen be\u015f nesil do\u011furan develerin, putlara adanan develerin, gebe develerin yavrular\u0131, sadece erkeklerimize helal, kad\u0131nlar\u0131m\u0131za haramd\u0131r. Fakat bu haram olu\u015f, o hayvanlar\u0131n kar\u0131nlar\u0131ndaki yavrular\u0131 diri oldu\u011fu takdirdedir. Ve \u015fayet \u00f6l\u00fc ise, \u00f6l\u00fc do\u011farsa, o zaman erkek kad\u0131n hepsi bunda ortakt\u0131rlar. B\u00f6yle dediler ve bu \u015fekilde kad\u0131nlara yaln\u0131z \u00f6l\u00fc hayvana i\u015ftirak edebilmekten ba\u015fka bir hak tan\u0131m\u0131yarak zul\u00fcm ve hakaret ettiler. Allah onlara bu vas\u0131fland\u0131rmalar\u0131n\u0131n (bu helal ve haram vas\u0131flar\u0131n\u0131n) cezas\u0131n\u0131 verecektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, hikmet sahibi ve her \u015feyi bilendir. B\u00f6yle haks\u0131zl\u0131klar\u0131 cezas\u0131z b\u0131rakmaz.<\/p>\n<p>Hass\u00e2f&#8217;\u0131n &#8220;Kitab\u00fb&#8217;l-Evk\u00e2f&#8221;\u0131nda nakletti\u011fine g\u00f6re Hz. Ai\u015fe (r.anh\u00e2) k\u0131z evlatlar\u0131n\u0131 mahrum ederek yaln\u0131zca erkek evlatlara yap\u0131lan vak\u0131flar\u0131 da bu cahiliye (\u0130sl\u00e2m \u00f6ncesi) \u00e2detine benzetmi\u015f ve bu \u00e2yeti okumu\u015ftur.<\/p>\n<p>K\u0131saca, kad\u0131nlar\u0131 ancak \u00f6lm\u00fc\u015f hayvana lay\u0131k farzedip bu derece d\u00fc\u015f\u00fck g\u00f6rmek ve mahrum etmek de evlat \u00f6ld\u00fcrmek gibi cezay\u0131 gerektirir ve ziyand\u0131r. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, ilimsizlikle beyinsizlik ve aptall\u0131k y\u00fcz\u00fcnden evlatlar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrenler ve Allah&#8217;\u0131n kendilerine ikram etti\u011fi helal r\u0131zk\u0131, Allah&#8217;a iftira ederek, haram edenler muhakkak zarardad\u0131rlar. Bunlar muhakkak do\u011fru yoldan sapm\u0131\u015flard\u0131r ve asla do\u011fru yola gidenlerden de\u011fildirler. Bu h\u00e2l ile kurtulu\u015fa ermelerine imkan yoktur.<\/p>\n<p>Halbuki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>141- Asmal\u0131 ve asmas\u0131z (\u00fcz\u00fcm) bah\u00e7eleri, hurmalar\u0131, \u00fcr\u00fcnleri \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit ekinleri, zeytinleri ve narlar\u0131, birbirine benzer ve benzemez bi\u00e7imde yaratan O&#8217;dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat g\u00fcn\u00fc de hakk\u0131n\u0131 (zekat ve sadakas\u0131n\u0131) verin; ama israf etmeyin, \u00e7\u00fcnk\u00fc O, israf edenleri sevmez.<\/p>\n<p>142- Hayvanlardan da (\u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit yaratt\u0131). Kimi y\u00fck ta\u015f\u0131r, kiminin y\u00fcn\u00fcnden d\u00f6\u015fek yap\u0131l\u0131r. Allah&#8217;\u0131n size verdi\u011fi r\u0131z\u0131ktan yiyin ve \u015feytan\u0131n ad\u0131mlar\u0131na uymay\u0131n (pe\u015finden gitmeyin); \u00e7\u00fcnk\u00fc o, sizin i\u00e7in apa\u00e7\u0131k bir d\u00fc\u015fmand\u0131r.<\/p>\n<p>143- Sekiz \u00e7ift: Koyundan iki, ke\u00e7iden iki. De ki: &#8220;(Allah), iki erke\u011fi mi haram k\u0131ld\u0131 yoksa iki di\u015fiyi mi, ya da iki di\u015finin rahimlerinde bulunan yavrular\u0131 m\u0131? E\u011fer do\u011fru iseniz bana ilimle haber verin.&#8221;<\/p>\n<p>144- Ve deveden iki, s\u0131\u011f\u0131rdan iki. De ki: (Allah), &#8220;\u0130ki erke\u011fi mi haram k\u0131ld\u0131, yoksa iki di\u015fiyi mi, ya da iki di\u015finin rahimlerinde bulunan yavrular\u0131 m\u0131? Yoksa, Allah&#8217;\u0131n size b\u00f6yle vasiyet etti\u011fine \u015fahitler mi oldunuz? (O&#8217;nun yan\u0131nda m\u0131yd\u0131n\u0131z?). B\u00f6yle hi\u00e7bir bilgiye dayanmadan, insanlar\u0131 sapt\u0131rmak i\u00e7in, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? \u015e\u00fcphesiz Allah, o zalimler toplulu\u011funu do\u011fru yola iletmez&#8221;<\/p>\n<p>145- De ki: &#8220;Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse i\u00e7in haram edilmi\u015f bir \u015fey bulam\u0131yorum. Ancak le\u015f, veya ak\u0131t\u0131lm\u0131\u015f kan, yahut domuz eti &#8211; ki bu ger\u00e7ekten pistir- yahut Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 ad\u0131na kesilmi\u015f bir hayvan olursa, bunlar haramd\u0131r. Ama kim \u00e7aresiz kal\u0131rsa, (ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131na) tecav\u00fcz etmemek ve zaruret s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 a\u015fmamak \u00fczere (bunlardan yiyebilir)&#8221; \u00c7\u00fcnk\u00fc Rabbin \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayand\u0131r, merhamet edendir.<\/p>\n<p>146- Yahudilere b\u00fct\u00fcn t\u0131rnakl\u0131 hayvanlar\u0131 haram k\u0131ld\u0131k. S\u0131rtlar\u0131nda, yahut ba\u011f\u0131rsaklar\u0131nda bulunan, ya da kemi\u011fe kar\u0131\u015fan ya\u011flar d\u0131\u015f\u0131nda, s\u0131\u011f\u0131r ve koyunun da, ya\u011flar\u0131n\u0131 onlara haram ettik. Sald\u0131rganl\u0131klar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden onlar\u0131 b\u00f6yle cezaland\u0131rd\u0131k. Biz elbette do\u011fru s\u00f6yleyenleriz.<\/p>\n<p>147- E\u011fer seni yalanlad\u0131larsa, de ki: &#8220;Rabbiniz geni\u015f rahmet sahibidir. Bununla beraber O&#8217;nun azab\u0131 da su\u00e7lu toplumdan geri \u00e7evrilmez.&#8221;<\/p>\n<p>148- Allah&#8217;a ortak ko\u015fanlar diyecekler ki: &#8220;Allah dileseydi ne biz ortak ko\u015fard\u0131k, ne de atalar\u0131m\u0131z ortak ko\u015fard\u0131, hi\u00e7bir \u015feyi de haram k\u0131lmazd\u0131k.&#8221; Onlardan \u00f6nce yalanlayanlar da b\u00f6yle s\u00f6ylemi\u015flerdi de sonunda azab\u0131m\u0131z\u0131 tatm\u0131\u015flard\u0131. De ki: &#8220;Yan\u0131n\u0131zda bize \u00e7\u0131karabilece\u011finiz bir bilgi mi var? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece sa\u00e7mal\u0131yorsunuz.&#8221;<\/p>\n<p>149- De ki: &#8220;En kesin ve \u00fcst\u00fcn delil, Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah isteseydi, elbette hepinizi do\u011fru yola iletirdi.&#8221;<\/p>\n<p>150- De ki: &#8220;Haydi, Allah bunu yasak etti diye tan\u0131kl\u0131k edecek \u015fahitlerinizi getirin.&#8221;. E\u011fer onlar \u015fahitlik ederlerse, sen onlarla beraber \u015fahitlik etme. \u00c2yetlerimi yalanlayanlar\u0131n ve ahirete inanmayanlar\u0131n keyiflerine uyma. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar Rablerine ba\u015fkas\u0131n\u0131 denk tutuyorlar.<\/p>\n<p>141-142- Halbuki Allah o y\u00fcce yarat\u0131c\u0131d\u0131r ki, ma&#8217;r\u00fb\u015f ve gayr\u0131 ma&#8217;r\u00fb\u015f cennetler, yani yap\u0131l\u0131 yap\u0131s\u0131z, \u00e7ardakl\u0131 \u00e7ardaks\u0131z, k\u00f6\u015fkl\u00fc k\u00f6\u015fks\u00fcz ba\u011flar, hurmal\u0131klar, ekinler ki her birinin yemi\u015fleri farkl\u0131, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytinler, narlar meydana getirdi. Yani b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 yenilmesi ve faydalan\u0131lmas\u0131 i\u00e7in yaratt\u0131. Bu \u00e2yetin bir benzeri yukarda ge\u00e7mi\u015fti. Fakat orada, Y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na, g\u00fcc\u00fcne ve \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmeye delil olmas\u0131 y\u00f6n\u00fcnde geldi\u011fi i\u00e7in, sonunda icad ve icad gayesine dikkat \u00e7ekmek amac\u0131yla &#8220;Meyve verirken ve olgunla\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman her birinin meyvesine bak\u0131n&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/99) buyrulmu\u015ftu. Burada ise, onu hat\u0131rlatmakla beraber, m\u00fc\u015friklerin r\u0131zk konusundaki bask\u0131 ve iftiralar\u0131na, yasaklay\u0131p haram k\u0131lma iddialar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n, yaratmas\u0131ndaki ihsan ve iyili\u011fi ortaya koyma ve \u00fcr\u00fcnlerle hayvanlardan yararlanmada helal ve m\u00fcbah olu\u015fun as\u0131l oldu\u011funu belirtmek \u00fczere gelmi\u015f bulundu\u011fu i\u00e7in buyruluyor ki: her biri meyve verdi\u011fi zaman meyvesinden yiyin, bunda serbestsiniz. Bununla beraber hasat g\u00fcn\u00fc hakk\u0131n\u0131 da verin, muhta\u00e7 olanlara da yedirin.<\/p>\n<p>Gerek yerken ve gerek hakk\u0131n\u0131 verirken israf da etmeyin. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah israf edenleri sevmez. \u00d6yleyse &#8220;B\u00fcsb\u00fct\u00fcn eli a\u00e7\u0131k da olma; sonra k\u0131nan\u0131r, pi\u015fmanl\u0131k i\u00e7inde kal\u0131rs\u0131n&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/29) h\u00fckm\u00fcnce tutumlu olmak ve m\u00fc\u015friklerin d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc iktisad\u00ee sefaletten sak\u0131nmak gerekir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki burada, \u00fcr\u00fcnlerin hasat g\u00fcn\u00fc, yani kesilip topland\u0131klar\u0131 vakit, yerine getirilmesi gerekli olan de\u011fi\u015fmez bir hak bulundu\u011funa i\u015faret edilmekte ve bunun verilmesi emredilmektedir. Ancak bu hakk\u0131n \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc ve kimlere verilmesi gerekti\u011fi a\u00e7\u0131klanmay\u0131p mutlak ve kapal\u0131 b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun zekat, yani \u00f6\u015f\u00fcr ve yar\u0131m \u00f6\u015f\u00fcr oldu\u011fu hakk\u0131nda rivayetler varsa da, zekat \u00e2yetleri Medine&#8217;de nazil olmu\u015f bulundu\u011funa g\u00f6re, Mekke&#8217;de nazil olan bu \u00e2yetteki hakk\u0131n, ondan ba\u015fka bir vacip sadaka oldu\u011fu ve miktar\u0131n\u0131n belirlenmesinde, m\u00fckellefin israftan ka\u00e7\u0131nmas\u0131 kayd\u0131yla kendi takdirine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu; bununla beraber, sadece hay\u0131rseverlik gere\u011fi verilecek nafile bir sadaka de\u011fil, bunda bir y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck de bulundu\u011fu a\u00e7\u0131klan\u0131yor ki, yine Mekke d\u00f6neminde nazil olan Z\u00e2riy\u00e2t s\u00fbresindeki &#8220;Onlar\u0131n mallar\u0131nda dilenci ve yoksul i\u00e7in bir hak vard\u0131r&#8221; (Z\u00e2riy\u00e2t, 51\/19) \u00e2yeti, ayn\u0131 \u015fekilde Me\u00e2ric s\u00fbresindeki &#8220;Onlar\u0131n mallar\u0131nda, isteyene ve isteyemedi\u011fi i\u00e7in mahrum kalm\u0131\u015fa belli bir hisse vard\u0131r&#8221; (Me\u00e2ric, 70\/24-25) \u00e2yeti, bunun daha genel bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 demektir ki, &#8220;s\u00e2il&#8221; (dilenci) ve &#8220;mahrum&#8221;a (yoksula, dilenemedi\u011fi i\u00e7in mahrum kalana) verilecek bir hak oldu\u011funu g\u00f6sterir. Bununla beraber bu \u00e2yetteki hak, mutlak oldu\u011fu i\u00e7in, zekat emrinin yerine getirilmesiyle, bu hakk\u0131n da yerine getirilmi\u015f olaca\u011f\u0131, yani bu emrin, \u00f6\u015fr\u00fc de kapsad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Cenn\u00e2t&#8221; \u00fczerine atfedilmi\u015ftir. \u00d6nceki \u00e2yette \u00fcr\u00fcnlerin, bundan sonra da hayvanlar\u0131n genel olarak helal oldu\u011fu a\u00e7\u0131klan\u0131yor.<\/p>\n<p>HAMULE, &#8216;n\u0131n fethas\u0131yla, y\u00fck g\u00f6t\u00fcren, a\u011f\u0131rl\u0131k \u00e7eken y\u00fckl\u00fc demektir ki, \u00e7ekti\u011fi y\u00fcke &#8216;n\u0131n \u00f6tresiyle &#8220;humule&#8221; denilir. Bunu, dilimizde fethal\u0131 olarak (hamule) \u015feklinde s\u00f6yleyenler, yanl\u0131\u015f s\u00f6ylerler.<\/p>\n<p>FER\u015e, d\u00f6\u015fek demektir ki, burada kastedilen, d\u00f6\u015fek gibi yere d\u00f6\u015fenen, yat\u0131r\u0131l\u0131p kesilen veya y\u00fcnlerinden, k\u0131llar\u0131ndan d\u00f6\u015fekler, yayg\u0131lar, sergiler, postekiler yap\u0131lan veya yery\u00fcz\u00fcne serilip yay\u0131lan demektir. Yani en&#8217;\u00e2m denilen yumu\u015fak (huylu) hayvanlardan da hamule ve fer\u015f; y\u00fckler ta\u015f\u0131yan ve yat\u0131r\u0131l\u0131p kesilen \u015feyler yaratt\u0131. Allah&#8217;\u0131n size helal k\u0131l\u0131p r\u0131z\u0131k yapt\u0131\u011f\u0131 \u015feylerden yiyin \u015feytan\u0131n izlerine uymay\u0131n. Uyup da, Allah&#8217;\u0131n helal olarak belirledi\u011fi r\u0131z\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131, m\u00fc\u015friklerin: &#8220;\u015eu bahiredir (binilmez, s\u00fct\u00fc sa\u011f\u0131lmaz devedir), haramd\u0131r; \u015fu s\u00e2ibedir (puta adanm\u0131\u015f devedir, sa\u011f\u0131lmaz ve binilmez) haramd\u0131r&#8221; dedikleri gibi (Bkz. M\u00e2ide, 5\/103) haram k\u0131lma\u011fa, kendi kendine helal-haram h\u00fck\u00fcmler koyma\u011fa veya ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131na tecav\u00fcz etme\u011fe kalk\u0131\u015fmay\u0131n. &#8220;\u015eeytan, sizin i\u00e7in apa\u00e7\u0131k bir d\u00fc\u015fmand\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Yukarda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Arap m\u00fc\u015frikleri, Allah&#8217;a iftira ederek, \u00fcr\u00fcnler gibi hayvanlar\u0131n da baz\u0131lar\u0131n\u0131; k\u00e2h erke\u011fini, k\u00e2h di\u015fisini, k\u00e2h di\u015finin rahmindekini haram k\u0131l\u0131yorlard\u0131. \u0130sl\u00e2m\u00ee h\u00fck\u00fcmler nazil olmaya ba\u015flay\u0131nca Resulullah ile m\u00fccadeleye kalk\u0131\u015ft\u0131lar. Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re hatipleri M\u00e2lik b. Avf b. Ebi&#8217;l-Ahvas\u0131&#8217;l-C\u00fc\u015femi idi. &#8220;Ey Muhammed, demi\u015fti, duyduk ki sen birtak\u0131m \u015feyleri helal k\u0131l\u0131yormu\u015fsun.&#8221; Resulullah da buyurmu\u015ftu ki: &#8220;Siz birtak\u0131m \u015feyleri asl\u0131 olmadan haram k\u0131ld\u0131n\u0131z. Y\u00fcce Allah, \u015fu sekiz e\u015fi yenilmesi ve istifade edilmesi i\u00e7in yaratm\u0131\u015f oldu\u011fu halde, sizin dedi\u011finiz haram k\u0131lma nereden geldi, erke\u011finden mi di\u015fisinden mi?&#8221; Bu sual \u00fczerine M\u00e2lik b. Avf. erke\u011finden diye sebep g\u00f6sterse, erke\u011fin hep haram olmas\u0131 gerekecek; di\u015fisiden diye sebep g\u00f6sterse, b\u00fct\u00fcn di\u015filerin haram olmas\u0131 gerekecek; rahimi sebep g\u00f6sterse, ikisi de \u00f6yle olacak; haraml\u0131\u011f\u0131 be\u015finci veya yedinci yahut herhangi bir nesile tahsis etse, bu neden, ne i\u00e7in? Hayret i\u00e7inde kal\u0131p susmu\u015f. &#8220;Niye konu\u015fmuyorsun?&#8221; buyrulmu\u015f. M\u00e2lik: &#8220;Hay\u0131r, sen s\u00f6yle ben dinleyeyim&#8221; demi\u015fti. \u0130\u015fte &#8220;Hamule ve Fer\u015f&#8221; olarak yarat\u0131lan ve yenilmesi helal k\u0131l\u0131nan hayvanlar a\u00e7\u0131klanarak buyruluyor ki: Yani, a\u015fa\u011f\u0131da oldu\u011fu gibi sekiz e\u015f yaratt\u0131 ki:<\/p>\n<p>143-144-145- ZEVC: Cinsinden bir di\u011feri ile beraber bulunan demektir ki, bunlardan her biri, di\u011ferine g\u00f6re zevc, yani e\u015f, kendi kendine fert diye adland\u0131r\u0131l\u0131r. Ve bundan dolay\u0131 zevc ikisinin de\u011fil, ikiden birinin di\u011ferine g\u00f6re ismidir. \u0130kisine birden &#8220;zevc\u00e2n, zevceyn&#8221; denilir. \u015eu halde zevc, tam anlam\u0131yla bizim &#8220;\u00e7ift&#8221; dedi\u011fimiz de\u011fil, &#8220;e\u015f&#8221; yani bir \u00e7iftin her bir tekidir. Mesela &#8220;sekiz \u00e7ift&#8221; dedi\u011fimiz zaman &#8220;onalt\u0131 e\u015f&#8221; anla\u015f\u0131l\u0131r. &#8220;Sem\u00e2niyete ezv\u00e2c&#8221; ise, \u00e2yette a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere ikisi koyun, ikisi ke\u00e7i, ikisi deve, ikisi s\u0131\u011f\u0131r cinsinden olmak \u00fczere, erkek ve di\u015fi d\u00f6rt \u00e7ift, fakat sekiz e\u015ftir. Bu \u00e2yetlerde g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki &#8220;en&#8217;\u00e2m&#8221; (hayvanlar) denilen bu sekiz e\u015fin helal olu\u015funu ispat ve anlatmak i\u00e7in burada pek g\u00fczel bir &#8220;tahric ve tenk\u00eeh-i men\u00e2t&#8221; usul\u00fc g\u00f6sterilmi\u015ftir. \u00d6nce sekiz e\u015f, diye bir sayma, ikinci olarak koyun, ke\u00e7i, deve ve s\u0131\u011f\u0131r olmak \u00fczere d\u00f6rt cins, bunlar\u0131n birbirlerine benzerliklerine g\u00f6re iki\u015fer iki\u015fer grupland\u0131rma; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, her grup ve \u00e7iftten haram say\u0131lmas\u0131 muhtemel olan erkeklik, di\u015filik veya rahimde bulunmak \u00fczere \u00f6zelliklerini ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bir \u015fekilde belirleme; d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak, bunlar\u0131n hi\u00e7biri ile haram olman\u0131n bir ilgisi ve temay\u00fcl\u00fcn\u00fcn varl\u0131k veya yoklu\u011funun kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 l\u00fczumu, devaml\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve yans\u0131mas\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde g\u00f6stererek, hi\u00e7birinde yarat\u0131l\u0131\u015f bak\u0131m\u0131ndan haram olma sebebinin bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bundan dolay\u0131 ne erke\u011finin, ne di\u015fisinin haram olmad\u0131klar\u0131n\u0131 ispat etmi\u015ftir ki, i\u015fte us\u00fbl ilminde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, bir m\u00fcctehidin f\u0131kh\u00ee k\u0131yas ile ictihad edip dini h\u00fck\u00fcmler tesbit etmesinin esas\u0131 da b\u00f6yle &#8220;tahric ve tenkih-\u0131 men\u00e2t&#8221;t\u0131r. Bu ilmi metod, bu \u00e2yetlerde, b\u00f6yle en g\u00fczel bir \u015fekilde g\u00f6sterildikten sonra, helal ve haram meselelerinde yaln\u0131z bu akl\u00ee metodun, yani k\u0131yas\u0131n yeterli olmayaca\u011f\u0131n\u0131 ve k\u0131yas\u0131n ilm\u00ee ve f\u0131kh\u00ee olmak i\u00e7in men\u00e2t\u0131n, yani illetin, sabit bir as\u0131la, de\u011fi\u015fmez bir kurala dayanmas\u0131 gerekti\u011fini, bu sabit asl\u0131n da ba\u015fka bir \u00f6l\u00e7\u00fc ile de\u011fil, ancak vahiy ile sabit olabilece\u011fini anlatmak i\u00e7in fasl-\u0131 hitab olmak \u00fczere \u015f\u00f6yle buyruluyor: Ey Muhammed, de ki: &#8220;Bana vahyedilmi\u015f olanda yiyecek olan kimseye haram k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f bir yiyecek bulmuyorum ancak, le\u015f olmas\u0131, yani tezkiyesiz olarak, T\u00fcrk\u00e7esi b\u0131sm\u0131l olmayarak (besmelesiz) \u00f6lm\u00fc\u015f bulunmas\u0131 ki, kendi kendine \u00f6lm\u00fc\u015f, bo\u011fulmu\u015f, ta\u015fla veya odunla vurularak \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f, y\u00fcksekten d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, boynuzlanm\u0131\u015f, canavar par\u00e7alayarak \u00f6lm\u00fc\u015f hayvanlar\u0131n hepsini i\u00e7ine al\u0131r. (Bkz: M\u00e2ide, 5\/3) Yahut, d\u00f6k\u00fclm\u00fc\u015f kan olmas\u0131 ki, ci\u011fer, dalak ve kesimden sonra damarlarda kalm\u0131\u015f olan kan kal\u0131nt\u0131s\u0131 bunun d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. Yahut domuz eti olmas\u0131 \u00e7\u00fcnk\u00fc domuz eti pisliktir, yani mutlaka necistir, pistir. Bu gerek\u00e7eden anla\u015f\u0131l\u0131r ki, ne kadar pis \u015feyler varsa hepsi \u00f6ncelikle haramd\u0131r ve haram olduklar\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Nitekim &#8220;Onlara \u00e7irkin \u015feyleri haram k\u0131lar&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/157) \u00e2yetiyle bu genel bir nassa ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Ve bu \u015fekilde &#8220;\u00e7\u00fcnk\u00fc o pisliktir&#8221; ifadesi le\u015f ve d\u00f6k\u00fclm\u00fc\u015f kan\u0131n haraml\u0131\u011f\u0131na da delalet yoluyla sebep olmaktad\u0131r. M\u00e2ide s\u00fbresinde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere \u015farap da &#8220;rics&#8221; (pislik) oldu\u011fu i\u00e7in, buna di\u011fer alkoll\u00fc i\u00e7kiler de dahildir. Yukarda ge\u00e7en &#8220;G\u00fcnah\u0131n a\u00e7\u0131\u011f\u0131n\u0131 da gizlisini de b\u0131rak\u0131n&#8221; (En&#8217;\u00e2m 6\/120) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 da g\u00f6sterir ki &#8220;rics&#8221; de, zahir ve bat\u0131n, yani a\u00e7\u0131k ve gizli olmaktan daha geneldir. \u015eu halde yaln\u0131z d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle pis olanlar de\u011fil, b\u00e2t\u0131nen (m\u00e2nen, g\u00f6r\u00fcnmez) pis olanlar da haramd\u0131r. Yahut bir f\u0131sk olmas\u0131, yani onunla Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na hayk\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 m\u00fcstesnad\u0131r ki, bunlar haramd\u0131rlar. Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na hayk\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olmak demek, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131n ismi an\u0131larak kesilenler demektir. Bununla beraber kayd\u0131, &#8220;Kesilirken \u00fczerine Allah&#8217;\u0131n ad\u0131 an\u0131lmayan hayvanlar\u0131 yemeyin. \u00c7\u00fcnk\u00fc onu yemek, yoldan \u00e7\u0131kmakt\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/121) buyru\u011fu gere\u011fince bilerek Besmele&#8217;yi terketmenin; ayn\u0131 \u015fekilde M\u00e2ide s\u00fbresinin 3. \u00e2yetindeki &#8220;Putlar \u00fczerine bo\u011fazlanan hayvanlar ve fal oklar\u0131yla \u015fans araman\u0131z size haram k\u0131l\u0131nd\u0131. Bunlar f\u0131skt\u0131r (insan\u0131 yoldan \u00e7\u0131karan k\u00f6t\u00fc \u015feylerdir)&#8221; buyru\u011fu gere\u011fince putlar \u00fczerine kesilen hayvanlar ile kumar k\u0131smetlerinin de &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 ad\u0131na kesilenler&#8221; kabilinden oldu\u011funa i\u015farettir. Sonra her kim \u00e7aresiz bulunur, helal bir yiyecek bulamaz da a\u015f\u0131r\u0131 a\u00e7l\u0131k h\u00e2linde zorunlu olarak bunlardan yemek mecburiyetinde kal\u0131rsa ba\u011f\u00ee ve m\u00fctecaviz olmad\u0131\u011f\u0131, yani di\u011fer bir zor durumda kalm\u0131\u015f kimsenin elindekini almad\u0131\u011f\u0131 ve yemekte zaruret miktar\u0131n\u0131 a\u015fmad\u0131\u011f\u0131 takdirde \u015e\u00fcphesiz Rabbin ba\u011f\u0131\u015flayand\u0131r, merhamet edendir; bundan sorumlu tutmaz. (Bakara, 2\/173 ve M\u00e2ide, 5\/3 \u00e2yetlerine bkz.) Demek ki, \u00e7aresiz i\u00e7in yemek hususunda haram olan hi\u00e7bir \u015fey yoktur; ancak &#8220;sald\u0131rganl\u0131k&#8221; ve &#8220;a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k&#8221; s\u0131n\u0131rlamas\u0131 vard\u0131r. \u015eu halde zor durumda bulunmayanlar i\u00e7in sald\u0131rganl\u0131k ve a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k \u00f6ncelikle haramd\u0131r. \u015eu halde, \u00f6nceki d\u00f6rt \u015feyde \u00f6zetlenen haramlar, zor durumda kalan\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndakilere mahsus oldu\u011fu halde, ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131na tecav\u00fcz ederek mal\u0131n\u0131 yemek ve bir de zarurette zarurete g\u00f6re, geni\u015flikte geni\u015fli\u011fe g\u00f6re s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015f\u0131p israf etmek, genel olarak herkese haramd\u0131r. \u0130nsan\u0131n yiyece\u011fine, mal\u0131na, hukukuna tecav\u00fcz, b\u00f6yle herkese genel olarak haram olunca, kendine tecav\u00fcz\u00fcn daha \u00e7ok \u00f6ncelikle ve kuvvetle haram oldu\u011fu da ister istemez anla\u015f\u0131l\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde b\u00fct\u00fcn bu a\u00e7\u0131klamalarda insana a\u00e7\u0131k ve gizli olarak zarar veren herhangi bir \u015feyin de haram oldu\u011fu ve genellikle haram olma sebebinin pislik, k\u00f6t\u00fcl\u00fck, sald\u0131rganl\u0131k ve a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k, bu d\u00f6rtten birine, bunlar\u0131n da insana madd\u00ee veya manev\u00ee, a\u00e7\u0131k veya gizli zarar anlay\u0131\u015f\u0131na, bunun da il\u00e2h\u00ee h\u00fckme dayand\u0131\u011f\u0131 ve bunlar\u0131n ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 bundan \u00f6nceki \u00e2yetlerde g\u00f6sterildi\u011fi \u00fczere &#8220;tahr\u00eek-i menat&#8221; veya &#8220;tenk\u00eeh-\u0131 menat&#8221; veya &#8220;tahk\u00eek-i menat&#8221; ile bu as\u0131llara d\u00f6nd\u00fcrerek anlamak gerekti\u011fi de anla\u015f\u0131l\u0131r ki, bunlar, gerek di\u011fer \u00e2yetlerde, gerek peygamberimizin s\u00fcnnetinde etrafl\u0131ca a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Y\u0131rt\u0131c\u0131 canavarlar\u0131n, ku\u015flar\u0131n, pis b\u00f6ceklerin ve zehirlilerin haraml\u0131\u011f\u0131 da hep bu sebep ve as\u0131llarla ilgilidir. \u0130\u015fte bu \u015fekilde burada Resulullah&#8217;a olunan vahiyde, haram k\u0131l\u0131nan yiyeceklerin bu istisnalarla say\u0131l\u0131p a\u00e7\u0131klanan \u015feylerle s\u0131n\u0131rl\u0131 bulundu\u011fu bildirilmi\u015ftir. Demek ki Mekke&#8217;de bu \u00e2yetin inmesine kadar, yiyeceklere ait olarak, bunlardan ba\u015fka haram bulunmad\u0131\u011f\u0131 muhakkakt\u0131r. Acaba sonradan oldu mu olmad\u0131 m\u0131? Ger\u00e7i bu \u00e2yet, di\u011fer hususlarda oldu\u011fu gibi, yiyecek hususunda da daha sonra di\u011fer haram k\u0131lmalar\u0131n vahyolunmas\u0131na ayk\u0131r\u0131 ve engel de\u011fildir. Nitekim M\u00e2ide s\u00fbresindeki a\u00e7\u0131klamalar ini\u015f bak\u0131m\u0131ndan bundan sonrad\u0131r. Bununla beraber bir\u00e7ok m\u00fcfessir, bu \u00e2yetin muhkem \u00e2yetlerden oldu\u011funu nakledip a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r. \u015eu halde bu konuda Kitab ve S\u00fcnnette bundan sonra gelen a\u00e7\u0131klamalar, bu \u00e2yetin d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015feyi haram k\u0131lmam\u0131\u015f, yani bundaki s\u0131n\u0131rlamay\u0131 neshetmemi\u015f; aksine bunu a\u00e7\u0131klay\u0131p teker teker saym\u0131\u015ft\u0131r. Nitekim Bakara s\u00fbresi Medine&#8217;de nazil oldu\u011fu halde onda da &#8220;Allah size sadece&#8230; haram k\u0131ld\u0131.&#8221; (Bakara, 2\/173) diye yine &#8220;kasr&#8221; ile gelmi\u015ftir. Bunun i\u00e7in, baz\u0131lar\u0131n\u0131n dedi\u011fi gibi, buradan istisna m\u00fcnkat\u0131dir, bu ise kasr ifade etmez, demesi de ge\u00e7erli olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc ittifakla &#8220;kasr&#8221; edat\u0131d\u0131r. \u015eu halde mat&#8217;\u00fbm\u00e2t (yenecek \u015feyler) tabirinin me\u015frubat\u0131 (i\u00e7ecekleri) da kapsad\u0131\u011f\u0131 kabul edilirse, &#8220;rics&#8221; kavram\u0131 i\u00e7inde \u015farap ve di\u011fer sarho\u015fluk veren \u015feylerin de haraml\u0131\u011f\u0131na, daha Mekke&#8217;de iken i\u015faret buyrulmu\u015f demektir. Bununla beraber bu s\u00fbrede bu \u00e2yetin Meden\u00ee olan birka\u00e7 \u00e2yet aras\u0131nda bulundu\u011fu hakk\u0131nda da bir rivayet vard\u0131r. Bu durumda \u00e2yetin, muhkem \u00e2yetlerden oldu\u011fu daha iyi anla\u015f\u0131l\u0131r. Yani h\u00fckm\u00fcnde hi\u00e7bir nesh olmad\u0131\u011f\u0131 muhakkakt\u0131r. Ancak b\u00f6yle olmas\u0131 &#8220;pislik, k\u00f6t\u00fcl\u00fck, sald\u0131rganl\u0131k ve a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k&#8221; sebeplerinin baz\u0131 \u015feylerde ger\u00e7ekle\u015fmesi gizli olabilece\u011fi i\u00e7in, le\u015f, ak\u0131t\u0131lm\u0131\u015f kan, domuz eti, &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 ad\u0131na kesilenler&#8221; ve herkes\u00e7e bilinen pisliklerden ba\u015fka \u015feyleri kapsay\u0131p kapsamad\u0131\u011f\u0131 bak\u0131m\u0131ndan yoruma gerek duyulan baz\u0131 y\u00f6nlerinin bulunmas\u0131na da engel de\u011fildir.<\/p>\n<p>146-Hz. Peygambere vahyedilen b\u00f6yle. Daha \u00f6nce Yahudi olanlara da her t\u0131rnakl\u0131y\u0131 haram k\u0131ld\u0131k. Zufur, t\u0131rnak demektir. Fakat Arap\u00e7ada \u00e7e\u015fitli hayvanlar\u0131n t\u0131rnaklar\u0131na ayr\u0131 ayr\u0131 isimler verilmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in zufur kelimesinin kullan\u0131lmas\u0131, tamamen lisan\u0131m\u0131zdakinin ayn\u0131 de\u011fildir. Mesela at ve kat\u0131r gibi tek t\u0131rnakl\u0131ya &#8220;h\u00e2fir&#8221;; s\u0131\u011f\u0131r davar ve ceylan gibi \u00e7atal t\u0131rnakl\u0131ya &#8220;z\u0131lf&#8221;; deveninkine &#8220;huff&#8221;; canavarlar\u0131n pen\u00e7esine ve y\u0131rt\u0131c\u0131 ku\u015flar\u0131n \u00e7engellerine &#8220;m\u0131hleb&#8221; ve di\u011ferlerine &#8220;zufur&#8221; denilir. Bunlar\u0131n hepsine de ger\u00e7ek olarak &#8220;zufur&#8221; denilir mi, denilmez mi? Bu konu ihtilafl\u0131d\u0131r. Kamus&#8217;ta der ki: &#8220;M\u0131hleb y\u0131rt\u0131c\u0131 canavarlar\u0131n pen\u00e7esine ve y\u0131rt\u0131c\u0131 ku\u015fun \u00e7engeline denir ki, kaynak veya \u00e7\u0131ynak tabir olunur.&#8221; Bir g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re m\u0131hleb, avc\u0131 olan ku\u015fun; zufur ise avc\u0131 olmayan\u0131n \u00e7\u0131yna\u011f\u0131na denilir. Demek ki, bu g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, mesela \u00e7ayla\u011f\u0131n \u00e7engeline bu sebeple, zufur denmez; ama me\u015fhur g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re zufur m\u0131hleb&#8217;den daha geneldir. \u015eu halde ser\u00e7e, tavuk ittifakla &#8220;z\u00ee-zufur&#8221; (zufurlu); atmaca, \u015fahin ittifakla &#8220;z\u00ee-mihleb&#8221; (mihlebli), ihtilafla &#8220;z\u00ee-zufur&#8221; (zufurlu) da dahildir. Sonra h\u00e2fire, z\u0131lfa zufur veya z\u00ee-zufur denilmesinin mecaz oldu\u011fu da tefsirlerde a\u00e7\u0131klan\u0131yor. Ancak mec\u00e2z olmakla beraber, b\u00f6yle isimlendirildi\u011fi de ink\u00e2r edilmi\u015f de\u011fildir. Ve i\u015fte bu m\u00e2n\u00e2da zufur, bizim t\u0131rnak tabirimize uygundur. Daha sonra dilimizde t\u0131rnak, b\u00f6yle hepsinden genel oldu\u011fu ve tek t\u0131rnakl\u0131, \u00e7atal t\u0131rnakl\u0131 da denildi\u011fi halde, mutlak s\u00fbrette &#8220;t\u0131rnakl\u0131 hayvan&#8221; s\u00f6z\u00fcnden \u00f6rfte kedi k\u00f6pek vb. y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvanlar akla gelir. Fahruddin R\u00e2z\u00ee bu \u00e2yette de bu m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015f ve &#8220;z\u00ee-zufur&#8221;u m\u0131hlebli y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvanlar ve ku\u015flar ve avc\u0131 hayvanlar ile tefsir etmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Abbas, M\u00fccahid, \u0130bn\u00fc C\u00fcbeyr, Kat\u00e2de ve S\u00fcdd\u00ee&#8217;den ise bunun aksine deve ve deve ku\u015fu, \u00f6rdek, kaz vb. gibi parmaklar\u0131 a\u00e7\u0131k olmayan hayvanlar diye nakledilmi\u015ftir ki, Zecc\u00e2c&#8217;\u0131n tercihi de budur. \u0130bn\u00fc Zeyd, bundan maksad\u0131n, bilhassa deve oldu\u011funu; Dahh\u00e2k ise deve ku\u015fu ve yaban e\u015fe\u011fi oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Ger\u00e7i bu tahsisler \u00e2yetin geneline g\u00f6re zay\u0131f ise de, bunlar\u0131 da kapsad\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan \u00f6zel bir \u00f6nemi vard\u0131r. Kelb\u00ee, &#8220;ku\u015flardan her m\u0131hlebli, hayvanlardan her h\u00e2firli, y\u0131rt\u0131c\u0131lardan her az\u0131 di\u015fli&#8221; demi\u015ftir. Kuteb\u00ee &#8220;burada zufur, h\u00e2fir yerindedir. Buna hayvanlardan her h\u00e2firi bulunan dahil olur. H\u00e2fire isti\u00e2re yoluyla zufur ad\u0131 verilmi\u015ftir&#8221; demi\u015f; Sa&#8217;leb, &#8220;avlanmayan zufurlu, avlanan m\u0131hleblidir&#8221; demi\u015f; Nakka\u015f da: &#8220;Bu de\u011fi\u015fmez de\u011fil, \u00e7\u00fcnk\u00fc aslan zufurludur&#8221; demi\u015f. Zemah\u015fer\u00ee de: &#8220;deve, ku\u015flar ve y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvanlar gibi parmakl\u0131 olanlar&#8221; diye tefsir etmi\u015ftir ki, bir\u00e7ok tefsircinin tercihi de budur. Ve bunda beygir gibi tek t\u0131rnakl\u0131lar dahil de\u011fildir. B\u00fct\u00fcn bunlardan anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re tabirinin deveyi kapsamas\u0131 \u00e7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Fakat, isterse mecaz olsun h\u00e2fir&#8217;e de zufur denildi\u011fi ink\u00e2r edilmi\u015f de\u011fildir. Bundan dolay\u0131 bizim anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131za g\u00f6re s\u0131\u011f\u0131r ve koyun dahil olmamak \u00fczere gerek beygir gibi tek t\u0131rnakl\u0131 olsun, gerek parmak veya parmak belirtileri bulunsun, t\u0131rna\u011f\u0131 bulunan hayvanlar\u0131n genelini kapsam\u0131\u015f olmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc burada zufurlu, s\u0131\u011f\u0131r ve koyun ile kar\u0131\u015f\u0131k gibi zikredilmi\u015ftir. Yahudiler, gevi\u015f getirmekle beraber \u00e7atal t\u0131rna\u011f\u0131 bulunan hayvanlar\u0131n helal ve bu iki \u00f6zellik bulunmayan hayvanlar\u0131n haram oldu\u011funu s\u00f6ylemekte olduklar\u0131na g\u00f6re s\u0131\u011f\u0131r, koyun, ke\u00e7i ve benzeri gibi hem gevi\u015f getiren, hem \u00e7atal t\u0131rnakl\u0131 olanlardan ba\u015fkas\u0131 kendilerine haram olmu\u015f oluyor. Bu \u015fekilde deve gevi\u015f getirse de \u00e7atal t\u0131rnakl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan; domuz \u00e7atal t\u0131rnakl\u0131 ise de gevi\u015f getirmedi\u011finden; beygir, e\u015fek, kat\u0131r vesairede ikisi de bulunmad\u0131\u011f\u0131ndan haram oluyorlar. Genel olarak ku\u015flar ve bal\u0131klarda dahi bu iki \u00f6zellik bulunmad\u0131\u011f\u0131ndan onlar\u0131n da haram olmas\u0131 gerekiyor. Halbuki bal\u0131k haram k\u0131l\u0131nmam\u0131\u015f oldu\u011fu i\u00e7in, yahudilerin kendi ifadeleri, kendilerine haram k\u0131l\u0131nanlar\u0131n tarifi konusunda do\u011fru de\u011fil demektir. \u015eu halde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bal\u0131klar\u0131 kapsamamak ve s\u0131\u011f\u0131r ve koyun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olmak \u00fczere buyurulmas\u0131, hem bu y\u00f6n\u00fc hat\u0131rlatma, hem de yahudiler hakk\u0131ndaki haram k\u0131lman\u0131n kapsam\u0131n\u0131n \u00e7oklu\u011funu ve bask\u0131n\u0131n \u015fiddetini a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f olma bak\u0131m\u0131ndan, domuz ve y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvanlarla birlikte tek t\u0131rnakl\u0131lar\u0131n, devenin ve b\u00fct\u00fcn ku\u015flar\u0131n da kendilerine haram k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir. O halde m\u00e2n\u00e2 \u015fudur: Yahudilere s\u0131\u011f\u0131r ve koyun dahil olmamak \u00fczere di\u011fer t\u0131rnakl\u0131 hayvanlar\u0131n hepsini haram k\u0131ld\u0131k. s\u0131\u011f\u0131r ve davardan da her ikisinin i\u00e7 ya\u011flar\u0131n\u0131, don ya\u011flar\u0131n\u0131 onlara haram ettik. Ancak her ikisinin s\u0131rtlar\u0131n\u0131n veya ba\u011f\u0131rsaklar\u0131n\u0131n ta\u015f\u0131m\u0131\u015f oldu\u011fu ya\u011flar yahut bir kemi\u011fe kar\u0131\u015fm\u0131\u015f olan ya\u011flar -ki kuyruk ya\u011f\u0131 b\u00f6yledir- bu \u00fc\u00e7\u00fc haram k\u0131l\u0131nmad\u0131. \u015eu halde onlara haram k\u0131l\u0131nan s\u0131\u011f\u0131r ve davar i\u00e7 ya\u011flar\u0131, g\u00f6mlek ya\u011f\u0131 denilen don ya\u011f\u0131yla b\u00f6breklerin ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 ya\u011flar demek olur. Yahudilere olan bu yasa\u011f\u0131 sald\u0131rganl\u0131klar\u0131 sebebiyle onlara ceza olarak yapt\u0131k, yoksa asl\u0131nda bunlar\u0131n hepsi kendilerine haram de\u011fildi. Bir zamanlar b\u0131ld\u0131rc\u0131n etleriyle beslenmi\u015flerdi. Sonra sald\u0131rganl\u0131k ve zul\u00fcmleri; peygamberleri \u00f6ld\u00fcrme, faiz alma, hak yolundan engelleme, haram yeme, helal\u0131 haram, haram\u0131 helal sayma gibi sald\u0131rganl\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131, sonradan kendileri bir\u00e7ok temiz r\u0131z\u0131klardan mahrum edildiler. &#8220;Yahudileri yapt\u0131klar\u0131 zul\u00fcmden, \u00e7ok kimseyi Allah yolundan \u00e7evirmelerinden dolay\u0131, kendilerine helal k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f temiz ve ho\u015f \u015feyleri onlara yasaklad\u0131k.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/160. \u00e2yete bkz.) Ve muhakkak ki biz do\u011fru s\u00f6yleriz. Haber vermede de, iyi ve sak\u0131nd\u0131r\u0131c\u0131 \u015feyleri vaad etmede de do\u011fru s\u00f6yleriz. \u015eu halde b\u00f6yle sald\u0131rganl\u0131\u011fa ceza olarak &#8220;yasak&#8221; haberi ve uyar\u0131s\u0131n\u0131n da do\u011frulu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Allah&#8217;\u0131n helal k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 haram, haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 helal sayanlar, sonunda bask\u0131 ve mahrumiyetle (yoksunlukla) cezalan\u0131rlar.<\/p>\n<p>147- Bunun i\u00e7in ey Muhammed. Seni yalanlarlarsa -\u00f6zellikle yahudiler- &#8220;Hay\u0131r, bize haram k\u0131l\u0131nanlar b\u00f6yle de\u011fildi veya bu yasaklama, sald\u0131rganl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n cezas\u0131 olarak de\u011fil, ta asl\u0131ndan b\u00f6yleydi. Bu haram k\u0131lma ve ceza vahyi, bu haber ve tehdit yaland\u0131r&#8221; diyecek olursa &#8220;\u0130srailo\u011fullar\u0131na b\u00fct\u00fcn yiyecekler helaldi&#8230;&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/93 \u00e2yetine bkz.) De ki Rabbiniz geni\u015f bir rahmet sahibidir. Zorlamay\u0131 ve bask\u0131y\u0131 sevmez; her g\u00fcnaha kar\u015f\u0131 sorgulay\u0131p cezaland\u0131rmaz, tevbeyi kabul eder, rahmeti \u00f6fkesinden geni\u015f ve \u00f6ncedir. Bununla beraber g\u00fcnahk\u00e2rlar toplulu\u011fundan O&#8217;nun \u015fiddetli bask\u0131s\u0131 ve azab\u0131 geri \u00e7evrilemez, uzakla\u015ft\u0131r\u0131lamaz. Genellikle g\u00fcnahk\u00e2rlara ne kadar zaman tan\u0131n\u0131rsa tan\u0131ns\u0131n, g\u00fcnahta devam ettikleri halde sonunda o geni\u015f rahmetten yoksun ve bir azaba mahkum olurlar ki, bu red ve ink\u00e2r edilemez. \u015eu halde sald\u0131rganl\u0131\u011fa ceza olarak yasa\u011f\u0131n genelle\u015ftirilip \u015fiddetlendirilmesi ink\u00e2r olunamayaca\u011f\u0131 gibi, o geni\u015f rahmet ile ba\u015flang\u0131\u00e7ta kazand\u0131klar\u0131 geni\u015flik ve serbestli\u011fe g\u00fcvenip aldanarak hakk\u0131 yalanlamak s\u00fbretiyle b\u00fcy\u00fck su\u00e7 i\u015fleyen g\u00fcnahk\u00e2rlar da, ba\u015flang\u0131\u00e7ta cezaland\u0131r\u0131lmasalar bile, sonunda il\u00e2h\u00ee bask\u0131 ve azab ile, geni\u015flikleri darl\u0131\u011fa, se\u00e7me serbestlikleri de zorlamaya d\u00f6n\u00fc\u015ferek \u015fiddetli azab\u0131 tatmaya mecbur olurlar. Ve bundan kurtulmaya imkan bulamazlar.<\/p>\n<p>S\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131, Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n rahmeti \u00e7ok geni\u015f olmakla beraber, g\u00fcnahk\u00e2rlara er veya ge\u00e7 azab\u0131 da kesindir. \u015eu halde Allah&#8217;\u0131n iradesini ilgilendiren \u015feylerin baz\u0131lar\u0131n\u0131n ceza ve azab oldu\u011fu da muhakkakt\u0131r. \u0130l\u00e2h\u00ee takdirde insan i\u00e7in serbestlik de var, zorlama da vard\u0131r. Yukardan beri anla\u015f\u0131lageldi\u011fi ve \u00f6zellikle \u00e2yetiyle \u00f6zetlendi\u011fi \u00fczere, il\u00e2h\u00ee, buyruklar, emir ve yasak, helal ve haram, sevap ve ceza mecburiyette de\u011fil serbestlikte vard\u0131r. T\u00e2at, bu buyruklara serbest\u00e7e uymak; g\u00fcnah ise bu buyruklara yine serbest\u00e7e kar\u015f\u0131 gelmektir. B\u00f6yle serbest davran\u0131\u015flar\u0131 ve kulun dilemesini yaratmay\u0131 takdir, \u0130l\u00e2h\u00ee iradeyi, kulun iradesine ba\u011flamak ve tertib demek oldu\u011fundan, bunlar da kaza ve kaderdir, s\u0131rf zorlama de\u011fildir. Ger\u00e7i Allah dilemeyince kimse bir \u015fey yapamaz. Ancak, su\u00e7un takdir edilmesi ve il\u00e2h\u00ee iradeye yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 de\u011fil, su\u00e7lunun r\u0131zas\u0131 bak\u0131m\u0131ndand\u0131r. Nitekim &#8220;Ondan ho\u015flans\u0131nlar ve i\u015fledikleri su\u00e7lar\u0131 i\u015fleme\u011fe devam etsinler..&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/113) buyrulmu\u015ftur. Rah\u00eem olan Allah, g\u00fcnaha raz\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in ona ceza ve azab takdir etti\u011fi \u015feyleri de g\u00fcnah olarak takdir eylemi\u015f. Bunlar\u0131 se\u00e7ebilmek i\u00e7in insanlara anlama ve sezme yetene\u011fi, peygamber, kitab, ak\u0131l ve hikmet de vermi\u015ftir. Buna kar\u015f\u0131 g\u00fcnahk\u00e2r\u0131n arzu etti\u011fi su\u00e7 ve g\u00fcnaha izin vermesi de, g\u00fcnaha r\u0131zas\u0131ndan de\u011fil, kulun r\u0131zas\u0131n\u0131 yerine getirme ve diledi\u011fini ger\u00e7ekle\u015ftirerek sorumlulu\u011funu ortaya koymak i\u00e7indir. Ve bu iste\u011fin yerine getirilmesi, kulun r\u0131zas\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in, ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir rahmet ve fakat, o g\u00fcnah, Allah&#8217;\u0131n ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131 ve kat\u0131nda cezay\u0131 gerektiren bir i\u015f oldu\u011fu i\u00e7in de sonu\u00e7 itibariyle bir azabt\u0131r. Ve bundan dolay\u0131d\u0131r ki, Allah&#8217;\u0131n su\u00e7lulara zaman tan\u0131mas\u0131 ve dileklerini yerine getirmesi, sonu\u00e7 olarak onlara acil cezadan daha b\u00fcy\u00fck ve \u00f6nlenmesi imkans\u0131z bir azab ve cezaya terk ve r\u0131za demek oldu\u011fundan &#8220;\u0130\u015fte k\u00e2firlere yapt\u0131klar\u0131, \u00f6yle s\u00fcsl\u00fc g\u00f6sterilmi\u015ftir&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/122), &#8220;Rabbin dileseydi onu yapamazlard\u0131. Art\u0131k onlar\u0131, uydurduklar\u0131 \u015feylerle ba\u015fba\u015fa b\u0131rak.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/112), &#8220;Allah isteseydi ortak ko\u015fmazlard\u0131.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/107) buyurulmu\u015ftur. Madem ki Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fi \u015feyler aras\u0131nda rahmete kar\u015f\u0131l\u0131k ceza ve azab da muhakkakt\u0131r, o halde Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n her irade ve yaratmas\u0131n\u0131n, her y\u00f6nden r\u0131zas\u0131n\u0131 gerektirdi\u011fi ve sak\u0131ncas\u0131n\u0131n bulunmad\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenemez. Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131n delilini iradesi hakk\u0131nda de\u011fil, emir ve yasa\u011f\u0131nda aramal\u0131d\u0131r. \u015eu halde &#8220;E\u011fer Rabbin dileseydi onu yapamazlard\u0131.&#8221; buyuruldu\u011fundan dolay\u0131 &#8220;Allah istemeseydi filan g\u00fcnah yap\u0131lamazd\u0131; mesela yalan s\u00f6ylenemezdi; o halde g\u00fcnahta, yalan s\u00f6ylemekte sak\u0131nca yoktur, Allah buna raz\u0131d\u0131r&#8221; \u015feklinde bir yakla\u015f\u0131mla Allah\u0131n a\u00e7\u0131klamalar\u0131n\u0131 yalanlamaya kalk\u0131\u015fmak, bile bile ate\u015fe at\u0131lmakt\u0131r.<\/p>\n<p>148-B\u00f6yle iken bu ink\u00e2r, m\u00fcmk\u00fcn olmayan il\u00e2h\u00ee tebli\u011flere kar\u015f\u0131 o \u015firki al\u0131\u015fkanl\u0131k edinmi\u015f olan m\u00fc\u015frikler, &#8220;Allah dilemi\u015f olsayd\u0131 ne biz ne de atalar\u0131m\u0131z m\u00fc\u015frik olmaz ve hi\u00e7bir \u015feyi haram k\u0131lmazd\u0131k&#8221; diyecekler. &#8220;Diyecekler&#8221; buyrulmas\u0131ndan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki bunlar, bunu, bu \u00e2yetlerin inmesi s\u0131ras\u0131nda daha s\u00f6ylememi\u015fler, fakat bundan sonra muhakkak s\u00f6yleyecekler ve bu onlar\u0131n gelecekte bir k\u00fcf\u00fcrleri olacakt\u0131r. \u015eu halde bu \u00e2yet, \u00f6ncekiler gibi onlar\u0131n ge\u00e7mi\u015fteki olaylar\u0131n\u0131 de\u011fil, gelecekteki s\u00f6zlerini, su\u00e7lar\u0131n\u0131, olmadan \u00f6nce haber verme ve cevab\u0131n\u0131 g\u00f6stermedir. Ger\u00e7ekten m\u00fc\u015frikler daha sonra bunu s\u00f6ylemi\u015fler ve bu haberin do\u011frulu\u011fu da ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir. Nitekim Nahl s\u00fbresinde &#8220;Allah&#8217;a ortak ko\u015fanlar, &#8216;Allah isteseydi ne biz, ne de atalar\u0131m\u0131z, O&#8217;ndan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feye tapmazd\u0131k ve O&#8217;nsuz hi\u00e7bir \u015feyi haram k\u0131lmazd\u0131k&#8217; dediler.&#8221; (Nahl, 16\/35) \u00e2yeti m\u00e2zi si\u011fas\u0131yla bu ger\u00e7ekle\u015fmeyi a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r ki, bunlar, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n, Allah kat\u0131ndan ger\u00e7ek bir vahy oldu\u011funu apa\u00e7\u0131k g\u00f6stermektedir. Yani m\u00fc\u015frikler bu do\u011fru delillere kar\u015f\u0131 \u015firk ve haram k\u0131lmadan vaz ge\u00e7memek ve seni yalanlamak i\u00e7in tutunacak hi\u00e7bir \u015fey bulamayacak ve ancak \u015firk ve haram k\u0131lmama k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ink\u00e2r ve Allah taraf\u0131ndan tasvibini iddia ederek diyeceklerdir ki: &#8220;Allah, bizim m\u00fc\u015frik olmam\u0131z\u0131 ve bahsedilen \u00fcr\u00fcn ve hayvanlardan hi\u00e7bir \u015feyi haram k\u0131lmamam\u0131z\u0131 dilemi\u015f olsayd\u0131 biz bunlar\u0131 yapamazd\u0131k; ya bize se\u00e7me h\u00fcrriyeti vermez, hepimizi imana mecbur k\u0131lar veya bize yard\u0131m eder, iman\u0131 tercih ettirir ve daha ne yapar yapar \u015firk ve haram k\u0131lmaya engel olurdu da ne biz, ne de atalar\u0131m\u0131z m\u00fc\u015frikli\u011fi ve o haram k\u0131lmay\u0131 istesek de istemesek de yapamazd\u0131k. Fakat biz bunlar\u0131 atalar\u0131m\u0131zdan beri yapt\u0131k. Demek ki \u015fimdiye kadar bizim hakk\u0131m\u0131zda Allah, ge\u00e7mi\u015fimiz i\u00e7in bunun z\u0131dd\u0131n\u0131 dilememi\u015f, bizim diledi\u011fimiz bu m\u00fc\u015frikli\u011fi ve haram k\u0131lmay\u0131 dilemi\u015ftir.&#8221; \u0130\u015fte bu \u015fartl\u0131 \u00f6nermenin anlam\u0131 ve mant\u0131k\u00ee sonucu budur. Ve bu kadarla bu s\u00f6z do\u011frudur. Ve &#8220;Rabbin dileseydi onu yapamazlard\u0131.&#8221; il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fcn\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. Bundan do\u011fru bir sonu\u00e7 almak gerekince, &#8220;art\u0131k ne yapal\u0131m cezam\u0131za raz\u0131y\u0131z&#8221; demek gerekir. Fakat s\u00f6z\u00fcn geli\u015finden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, onlar bunu itiraza bahane ederek &#8220;Madem ki ge\u00e7mi\u015fimiz i\u00e7in Allah ba\u015fka dilememi\u015f, b\u00f6yle dilemi\u015f ve biz b\u00f6yle yapm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r; demek ki bunlar bizim r\u0131zam\u0131z gibi Allah&#8217;\u0131n da r\u0131zas\u0131na uygundur. Ve yaln\u0131z bir uydurmam\u0131z de\u011fil, Allah&#8217;tand\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah raz\u0131 olup dilemesiydi biz nas\u0131l iftira eder, yalan s\u00f6yleyebilirdik; o halde gelece\u011fimiz i\u00e7in de bunda bir sak\u0131nca yoktur.<\/p>\n<p>\u015eu halde \u015firk ve haram k\u0131lman\u0131n yasak ve su\u00e7 oldu\u011funa inanmay\u0131z, \u00f6nce yapt\u0131k yine yapar\u0131z; e\u011fer bunda bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck var da Allah raz\u0131 de\u011filse, bundan b\u00f6yle bizi zorla ve fiilen \u00f6nlesin, yoksa biz kendi iste\u011fimizle vaz ge\u00e7meyiz&#8221; gibi b\u00e2t\u0131l bir sonu\u00e7 \u00e7\u0131karmak isteyecekler ve b\u00f6yle derken, her yaratmay\u0131 dilemenin, mutlak r\u0131zay\u0131 ve sak\u0131ncas\u0131z oldu\u011funu ve kaderin zorlamay\u0131 gerektirmeyece\u011fini; olaylar\u0131n hepsinin ve m\u00fcmk\u00fcn olan her insan fiilinin onun lehine ve \u00e7\u0131kar\u0131na olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve mesela Allah&#8217;\u0131n iradesiyle ate\u015fin insan\u0131 yakabildi\u011fini ve zehirlerin \u00f6ld\u00fcr\u00fcbilece\u011fini; ayn\u0131 \u015fekilde Allah, bir yalanc\u0131n\u0131n yalan s\u00f6ylemesine ve bir iftirac\u0131n\u0131n iftira etmesine m\u00fcsaade etmi\u015f olmakla, yalan\u0131n ger\u00e7ek olmayaca\u011f\u0131n\u0131 ve bunun gibi, yaratma ve il\u00e2h\u00ee irade ile, m\u00fc\u015frikin \u015firke ve haram k\u0131lmaya imkan bulmas\u0131ndan \u015firk ve haram\u0131n da aslen sabit olmas\u0131 gerekmeyece\u011fini ve d\u00fcn sak\u0131ncas\u0131 g\u00f6r\u00fclmeyen bir \u015feyin veya fiilin, yar\u0131n sak\u0131ncal\u0131 g\u00f6r\u00fclebilece\u011fini; ge\u00e7mi\u015fte fiilen ger\u00e7ekle\u015fen olaylara bakarak, \u0130l\u00e2h\u00ee irade ve kaderin h\u00fckm\u00fc bir dereceye kadar bilinmi\u015f olsa bile, gelece\u011fi ilgilendiren il\u00e2h\u00ee takdirin ve kaderin h\u00fckm\u00fcn\u00fcn, insanlar i\u00e7in gizli ve bilinmeyen oldu\u011funu; bununla beraber bu \u015firk ve haram k\u0131lma y\u00fcz\u00fcnden evlatlar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek ziyan\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcnlerin ge\u00e7mi\u015fleri hakk\u0131nda da bunlar\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ink\u00e2r etmelerinin yalan olaca\u011f\u0131n\u0131; ayn\u0131 \u015fekilde yine ge\u00e7mi\u015fte peygamberleri ve Hakk&#8217;\u0131n delillerini ink\u00e2r edenlerin nice cezalar g\u00f6rd\u00fcklerini ve sonra il\u00e2h\u00ee iradeyi tek delil kabul ederek, \u015firki red ile iman\u0131 ve helalin tasdikini yaln\u0131z ona ba\u011flamak, tevhidin hakikatini ve Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n tek yarat\u0131c\u0131 ve h\u00e2kim oldu\u011funu, \u015firk ve haram k\u0131lmaya hi\u00e7bir delil ve kan\u0131t bulunmayaca\u011f\u0131n\u0131 dolayl\u0131 yoldan itiraf demek oldu\u011fu halde, tevhidden \u015firki, helal k\u0131lmadan haram k\u0131lmay\u0131, iradeden zorlamay\u0131 anlama ve isbata kalk\u0131\u015fman\u0131n nas\u0131l bir \u00e7eli\u015fki oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmeyecekler ve anlamak istemeyeceklerdir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ey Muhammed, b\u00f6yle -bu yalanlama gibi- yani \u00f6yle diyecek olan ve \u00f6yle s\u00f6yleyerek ortak ko\u015fman\u0131n ve \u00fcr\u00fcn ve hayvanlar\u0131 haram k\u0131lman\u0131n Allah taraf\u0131ndan yasaklanm\u0131\u015f ve azab ve cezay\u0131 gerektiren su\u00e7 oldu\u011funu ink\u00e2r edecek olan Kurey\u015f m\u00fc\u015friklerinin fiilerinden zorunlu yapt\u0131r\u0131m ile engellenmemi\u015f ve haber verilen ceza ve azab\u0131 hen\u00fcz tatmam\u0131\u015f olduklar\u0131ndan dolay\u0131, b\u00e2t\u0131l zanlar\u0131na g\u00f6re, varsay\u0131mlar ile do\u011frudan yanl\u0131\u015f ve b\u00e2t\u0131l sonu\u00e7lar \u00e7\u0131kararak seni yalanlamalar\u0131 gibi- dir ki bunlardan \u00f6ncekiler -yani ge\u00e7mi\u015f peygamberlerin \u00fcmmetleri- ceza ve azab\u0131m\u0131z\u0131 tad\u0131ncaya kadar yalanlama i\u015fini yapt\u0131lar da, sonunda o ink\u00e2r ettikleri azab\u0131m\u0131z\u0131 tatt\u0131lar. \u015eu halde, o m\u00fc\u015friklerin gelece\u011fi ge\u00e7mi\u015fe k\u0131yas ederken ge\u00e7mi\u015fte ceza olmad\u0131 zannetmeleri de yaland\u0131r. Ey Muhammed, sen \u00f6yle diyecek olan m\u00fc\u015friklere \u015f\u00f6yle de yan\u0131n\u0131zdan bir ilim; delil g\u00f6sterme\u011fe de\u011fer bildi\u011finiz bir \u015fey var m\u0131 ki, bize onu \u00e7\u0131karas\u0131n\u0131z? Yoksa bu dolayl\u0131 yoldan \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131n\u0131z sonu\u00e7 ilim de\u011fil, cehalettir. Bu s\u00f6yledi\u011finiz kaz\u0131yye-i \u015fart\u0131yye (\u015fartl\u0131 \u00f6nerme) den \u00e7\u0131karmak istedi\u011finiz sonu\u00e7 \u00e7\u0131kmaz. Bununla, \u015firk ve haram k\u0131lmada isabetinizi ispat de\u011fil, nihayet ger\u00e7ekte m\u00fc\u015frik oldu\u011funuzu, \u00fcr\u00fcn ve hayvanlar\u0131 haram k\u0131lm\u0131\u015f bulundu\u011funuzu ikrar ve yalanc\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 ispat etmi\u015f oluyorsunuz. Bu s\u00f6zde ilme de\u011fil zan ve kuruntuya uyuyorsunuz. Atalar\u0131n\u0131zdan beri bu yalan ve iftiraya imkan bulabildi\u011finizden, yalanc\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131n emri vaki olmas\u0131ndan, yalan\u0131n da ger\u00e7ekte do\u011fru olmas\u0131 gerekti\u011fini ve \u0130l\u00e2h\u00ee iradeye uygun bulundu\u011funu varsay\u0131yorsunuz. Ve siz ba\u015fka bir \u015fey yapm\u0131yor, ancak kendi g\u00f6nl\u00fcn\u00fcze g\u00f6re varsay\u0131mlarda bulunuyor, yalan s\u00f6yl\u00fcyorsunuz. Hakk\u0131 ve do\u011fruyu nefsin ger\u00e7e\u011fe uygunlu\u011funda de\u011fil, ger\u00e7e\u011fin nefse uygunlu\u011funda ar\u0131yor ve apa\u00e7\u0131k olan ilm\u00ee ve ger\u00e7ek deliliyle ve \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcyle \u00f6l\u00e7m\u00fcyor, sadece ki\u015fisel e\u011filimlerinizle \u00f6l\u00e7\u00fcyor, nas\u0131l arzu ve tahmin ederseniz hak \u00f6yle olur varsay\u0131yorsunuz da, istememeniz, g\u00f6rmemeniz, anlamaman\u0131z, ink\u00e2r veya de\u011fi\u015ftirmenizle ger\u00e7ek de\u011fi\u015fir san\u0131p kendinizi aldat\u0131yorsunuz. Hatta kendi eyleminizi ve \u00f6znelli\u011finizi bile tam anlam\u0131yla de\u011ferlendirmiyor, serbest\u00e7e yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z i\u015flerle \u0130l\u00e2h\u00ee iradenin, sizin iradenizi takip etti\u011fini ve bu y\u00fczden bir\u00e7ok hatalar ile \u00fcz\u00fcnt\u00fcler, zararlar \u00e7ekti\u011finizi d\u00fc\u015f\u00fcnmeyip kuru ink\u00e2r ile sorumluluktan kurtulaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 san\u0131yorsunuz.<\/p>\n<p>149-Ey Muhammed, \u015fu halde, en kesin ve \u00fcst\u00fcn delil Allah&#8217;\u0131nd\u0131r, de. Yani madem ki siz ilme ve ger\u00e7ek delillere \u00f6nem vermeyip hayat\u0131n\u0131z\u0131n istedi\u011fi varsay\u0131mlarda bulunuyor ve delil olmaya de\u011fer bir bilginiz olmadan, eyleminizin yalan\u0131n\u0131z\u0131n cezas\u0131n\u0131 ink\u00e2r ediyorsunuz, o halde aleyhinizde &#8220;O&#8217;nun azab\u0131, su\u00e7lu toplumdan geri \u00e7evrilmez&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/147) h\u00fckm\u00fcn\u00fc uygulamak i\u00e7in su\u00e7lulu\u011funuz, iftirac\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131z, yalanc\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131z davas\u0131n\u0131 en g\u00fczel \u015fekilde ispat edecek, son derece a\u00e7\u0131k, sa\u011flam ve de\u011fi\u015fmez, bozulmas\u0131 ve ge\u00e7ersiz k\u0131l\u0131nmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan delil, Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, d\u0131\u015fta ve i\u00e7te bu kadar deliller, ge\u00e7mi\u015f ve \u015fimdiki toplumlarda bir\u00e7ok ibret \u00f6rnekleri ortaya koymu\u015f ve geni\u015f rahmetiyle size g\u00f6z, kulak, ak\u0131l, anlay\u0131\u015f ve diledi\u011fini se\u00e7me yetene\u011fi vermi\u015f, Kitap ve Peygamber g\u00f6ndermi\u015f &#8220;Do\u011frusu size Rabbinizden bas\u00eeretler (g\u00f6n\u00fcl g\u00f6zleri, ger\u00e7ekleri anlama yetenekleri) geldi. Art\u0131k kim ger\u00e7e\u011fi g\u00f6r\u00fcrse yarar\u0131 kendisine, kim de ger\u00e7e\u011fe k\u00f6r olursa zarar\u0131 kendisinedir. Ben sizin \u00fczerinize bek\u00e7i de\u011filim&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/104) buyurmu\u015f, davran\u0131\u015flar\u0131n\u0131z\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve onlar\u0131 r\u0131za veya raz\u0131 etmeyle ho\u015flanarak zevkinizle, kazanman\u0131zla ve bu durumda sorumlulu\u011fu, lezzeti ve \u00fcz\u00fcnt\u00fcy\u00fc size ait olmak \u00fczere yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bunun sonunda bir ha\u015fr ve ceza g\u00fcn\u00fcn\u00fcn gelece\u011fini ve zalimlerin kurtula\u015fa eremeyece\u011fini anlat\u0131p, bu helal ve haram h\u00fck\u00fcmlerini a\u00e7\u0131klamak ve sonunda s\u00f6z\u00fcn\u00fc bildirmek ve sizin bunlara kar\u015f\u0131 tutunmak isteyece\u011finiz bu istidl\u00e2linizin (herhangi bir delile dayanarak sonu\u00e7 \u00e7\u0131karmas\u0131n\u0131n) bo\u015f ve ge\u00e7ersiz oldu\u011funu bildirmi\u015ftir. Bir de \u0130l\u00e2h\u00ee delilin etkisini ve g\u00fczelli\u011fini anlamal\u0131 ki, siz bunun kar\u015f\u0131s\u0131nda tutunacak, s\u00f6yleyecek bir \u015fey bulam\u0131yorsunuz da, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 yaln\u0131z Onun iradesiyle lehinize delil g\u00f6sterip sonuca varmak istiyorsunuz; bu ise tamamen sizin aleyhinize bir delildir. Bu bak\u0131mdan en kesin ve \u00fcst\u00fcn delil (hucceti b\u00e2l\u0131\u011fa) Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah dileseydi biz bu \u015firk ve haram k\u0131lmay\u0131 yapamazd\u0131k&#8221; demek, Allah&#8217;\u0131n iradesine kar\u015f\u0131 gelebilecek hi\u00e7bir irade olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 itiraf etmektir. Bu ise Allah&#8217;\u0131n orta\u011f\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve Allahtan ba\u015fka ibadet edilecek bir varl\u0131k, bir yarat\u0131c\u0131 ve mutlak h\u00e2kim bulunamayaca\u011f\u0131n\u0131 ve b\u00fct\u00fcn \u015firk davalar\u0131n\u0131n ge\u00e7ersiz oldu\u011funu itiraf etmektir. O halde siz bu istidl\u00e2l ile \u015firk ve haram k\u0131lman\u0131n do\u011frulu\u011funu ispata kalk\u0131\u015fmakta \u00e7eli\u015fki i\u00e7indesiniz. Kendi davan\u0131z\u0131 bozup ge\u00e7ersiz k\u0131l\u0131yor ve tevh\u00eedi ispat etmi\u015f bulunuyorsunuz; sonra da d\u00f6n\u00fcp bununla \u015firki ispat ve tevhidi bozdu\u011funuzu zannedip, peygamberi yalanlamaya kalk\u0131\u015f\u0131yorsunuz. \u015eu halde bu il\u00e2h\u00ee irade delili sizin lehinizde de\u011fil, tamamen aleyhinizde en kesin ve \u00fcst\u00fcn olan \u0130l\u00e2h\u00ee bir kan\u0131tt\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde \u015funu unutmamak gerekir ki siz, Allah&#8217;\u0131n iradesinin ayr\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131, ge\u00e7mi\u015f ve gelecekteki tecellilerini ve alakalar\u0131n\u0131 tamamen bilemezsiniz, onu ancak O bilir. &#8220;Gayb\u0131n (g\u00f6r\u00fcnmez bilginin) anahtarlar\u0131 O&#8217;nun yan\u0131ndad\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/59) ve siz, O&#8217;nun iradesinden de\u011fil, kendi iradenizden sorumlusunuzdur. Ve Allah&#8217;\u0131n geni\u015f rahmetiyle baz\u0131 fiillerinizde size irade verdi\u011fi ve sizin hakk\u0131n\u0131zda kendi iradesinin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 sizin iradenize, istek ve kazanc\u0131n\u0131za ba\u011fl\u0131 ve ilgili k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve &#8220;Ama kim mecbur kal\u0131rsa, ba\u015fkas\u0131na sald\u0131rmadan ve s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fmadan (bunlardan) yemesinde bir g\u00fcnah yoktur&#8221; (Bakara, 2\/173) buyru\u011funca, m\u00fckellefiyet ve sorumlulu\u011funuzun bu k\u0131sma ait oldu\u011fu da muhakkakt\u0131r. Allah dilemeden sizin hi\u00e7bir \u015fey yapamayaca\u011f\u0131n\u0131z nas\u0131l apa\u00e7\u0131k ise, Allah&#8217;\u0131n baz\u0131 \u015feyleri de sizin dilemeniz \u00fczerine ve sizin r\u0131zan\u0131z ve iste\u011finizle yapt\u0131\u011f\u0131 ve bu \u015fekilde de bir\u00e7ok \u015feyler yaratt\u0131\u011f\u0131 daha a\u00e7\u0131kt\u0131r ki, i\u015fte sizin sorumlulu\u011funuz bu noktada, geni\u015f rahmeti ve su\u00e7lular\u0131n cezaland\u0131r\u0131lmas\u0131 bu noktadad\u0131r. \u0130man ve ibadet de bu t\u00fcrdendir. O halde sizin sorumlulu\u011fu ink\u00e2r etmek i\u00e7in kendi iradenizi b\u0131rak\u0131p da Allah&#8217;\u0131n, ayr\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131 bilmedi\u011finiz iradesiyle istidlal etmeniz veya Allah&#8217;\u0131n sizin iradenize ba\u011flad\u0131\u011f\u0131 iradesini aksine de\u011fi\u015ftirmeye kalk\u0131\u015f\u0131p iradenizi Allah&#8217;\u0131n iradesine ba\u011flaman\u0131z ve \u015fu halde O dilemeseydi biz m\u00fc\u015frik olmazd\u0131k; o halde O dilemeyince iman etmeyiz demeniz, Allah&#8217;\u0131n tamamen aleyhinizde a\u00e7\u0131k ve kesin bir delilidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n iradesini tutanak ediniyorsunuz, hem de Allah&#8217;\u0131n dilemedi\u011fini diliyorsunuz. Ni\u00e7in m\u00fc\u015frikli\u011fi, yalanc\u0131l\u0131\u011f\u0131 be\u011fenip tercih ediyorsunuz da, imanda, do\u011frulukta zorlama istiyorsunuz. Sonra da \u015firkinizin, iftiran\u0131z\u0131n cezas\u0131n\u0131 i\u015fitti\u011finiz zaman, Allah iman\u0131m\u0131z\u0131 dilemedi ki, iman edelim, diyerek itiraza kalk\u0131\u015f\u0131yorsunuz. Ne biliyorsunuz ki, siz iman etmek dilerseniz Allah dilemeyecekti? Niye bilmiyorsunuz ki, Allah size dileyin dedi de siz dilemediniz? Madem ki irade Allah&#8217;\u0131nd\u0131r, elbette Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fi olur, dilemedi\u011fi olmaz, bu muhakkakt\u0131r. O halde siz dileseniz de dilemeseniz de \u015firk, bat\u0131l ve m\u00fc\u015friklerin kurtulu\u015fa ermeyece\u011fi, g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n ve yalanc\u0131lar\u0131n ceza g\u00f6rece\u011fi de muhakkakt\u0131r. Evet Allah herkese genel olarak do\u011fru yolu dilemi\u015f olsayd\u0131 m\u00fc\u015frik olsun, olmas\u0131n hepinizi do\u011fru yola iletir, imanda ba\u015far\u0131ya ula\u015ft\u0131r\u0131rd\u0131. Fakat siz de biliyorsunuz ki, hepinizi do\u011fruya iletmemi\u015ftir; kiminiz do\u011fru yolda, kiminiz sap\u0131kl\u0131ktad\u0131r. Ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n belirlenmesinde ihtilaf etseniz bile, \u015funda ittifak edersiniz ki, kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kan \u00e7\u0131kmayan (muhalif-muvaf\u0131k), inanan ve ink\u00e2r eden hepiniz do\u011fru yolda de\u011filsinizdir. Demek ki Allah hepinizin genel hidayetini, topluca do\u011fru yola ula\u015fmas\u0131n\u0131 dilememi\u015f, hidayet isteyene hidayet, sap\u0131kl\u0131k isteyene de sap\u0131kl\u0131k dilemi\u015ftir. \u015eu halde il\u00e2h\u00ee irade de bir k\u0131sm\u0131n\u0131z\u0131n, yani do\u011fru yolda olmayanlar\u0131n kurtulu\u015fa ermeyece\u011fi ceza ve azab g\u00f6rece\u011fi belli ve muhakkakt\u0131r. O halde ceza ve azab\u0131 ink\u00e2r edenler do\u011fru yolda de\u011fildirler. Ve bunlar\u0131n ceza ve azab g\u00f6receklerini red ve ink\u00e2r etmek de m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u0130\u015fte bu hususta il\u00e2h\u00ee irade ile istidlalden al\u0131nacak do\u011fru sonu\u00e7 budur. Yoksa m\u00fc\u015friklerin, su\u00e7lular\u0131n ve yalanc\u0131lar\u0131n ger\u00e7ekte var olmalar\u0131ndan, yani Allah&#8217;\u0131n bunlar\u0131 yaratmas\u0131 ve kendi dilekleri olan su\u00e7luluklar\u0131n\u0131 irade etmi\u015f olmas\u0131ndan o su\u00e7un, o yalan\u0131n, o \u015firk ve haram k\u0131lman\u0131n da Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n emrine, r\u0131zas\u0131na isnad edilmesi gerekmez. Allah kat\u0131nda su\u00e7lunun su\u00e7lulu\u011fu muhakkak, su\u00e7u ve su\u00e7unun cezas\u0131 da muhakkak; yalanc\u0131n\u0131n yalanc\u0131l\u0131\u011f\u0131 muhakkak ve il\u00e2h\u00ee iradeye uygundur, r\u0131zas\u0131na uygun de\u011fildir. Fakat s\u00f6yledi\u011fi yalan\u0131n anlam\u0131 pratikte ger\u00e7ekle\u015fmez. Allah&#8217;\u0131n ne iradesine, ne de r\u0131zas\u0131na uygun de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yalanla il\u00e2h\u00ee irade ilgili olsayd\u0131 yalan olmaz ger\u00e7ek olurdu. \u0130\u015fte \u015firk ve haram k\u0131lma, \u00fcr\u00fcn ve hayvanlar da b\u00f6yledir. M\u00fc\u015frik var, su\u00e7u da var, cezas\u0131 da vard\u0131r. Bunlarla il\u00e2h\u00ee iradenin ilgisi vard\u0131r, fakat m\u00fc\u015fri\u011fin iddia etti\u011fi, Allah\u0131n ortaklar\u0131 olmas\u0131 ve haram yaland\u0131r.Bunlarla il\u00e2h\u00ee iradenin ve il\u00e2h\u00ee r\u0131zan\u0131n ilgisi yoktur. Ceza da bundand\u0131r.<\/p>\n<p>150-Ey Muhammed! Allah&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131k ve kesin deliline kar\u015f\u0131 hi\u00e7 delilleri olmayan ve tutunmak isteyecekleri il\u00e2h\u00ee irade dahi aleyhlerinde bulunan o m\u00fc\u015friklere Haydi bu iddia etti\u011finiz haram k\u0131lmay\u0131 Allah&#8217;\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131na tan\u0131kl\u0131k eden \u015fahitlerinizi getirin de. Yani bu \u00fcr\u00fcn ve hayvanlar atalar\u0131m\u0131zdan beri Allah&#8217;\u0131n iradesiyle haramd\u0131r diye m\u00fc\u015frik halk\u0131 aldatan \u015feytanlar\u0131n\u0131 ve kodamanlar\u0131n\u0131 da haz\u0131r etmelerini s\u00f6yle ki delilin tebli\u011fi tamam olsun. Bunun \u00fczerine e\u011fer gelip &#8220;Evet bu \u00fcr\u00fcn ve hayvanlar\u0131 Allah haram k\u0131ld\u0131, biz buna Allah i\u00e7in \u015fahidiz&#8221; diye tan\u0131kl\u0131k ederlerse sen onlarla beraber tan\u0131kl\u0131k etme. Bizim \u00e2yetlerimizi yalanlayanlar\u0131n ve ahirete iman etmeyenlerin ve kendilerinin Rabbi olan y\u00fcce Allah&#8217;a ba\u015fkas\u0131n\u0131 denk tutanlar\u0131n hi\u00e7birisinin keyiflerine uyma. Yani \u00f6yle tan\u0131kl\u0131k edecek olanlar b\u00fct\u00fcn bu haldedir, hak delilleri yalanlarlar. Yalanda sak\u0131nca g\u00f6rmezler, Allah&#8217;a bile ortak ko\u015far, haktan saparlar ve b\u00f6ylelerinin yapaca\u011f\u0131 tan\u0131kl\u0131k, s\u0131rf g\u00f6n\u00fcllerinin keyfinden, yalanc\u0131 \u015fahitlikten ba\u015fka bir \u015fey olmaz. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu, fas\u0131las\u0131yla bu \u00e2yet, s\u00fbrenin birinci \u00e2yetine bir terci (d\u00f6nd\u00fcrme) olmu\u015ftur. \u015eu halde &#8220;Bu b\u00f6yledir; \u00e7\u00fcnk\u00fc Rabbin, halk\u0131 habersiz iken \u00fclkeleri zul\u00fcm ile helak edici de\u011fildir.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/131) ger\u00e7e\u011fi ve &#8220;De ki: Ey kavmim! G\u00fcc\u00fcn\u00fcz yetti\u011fince yapaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 yap\u0131n, ben de yapaca\u011f\u0131m\u0131 yap\u0131yorum. Yak\u0131nda (d\u00fcnya) yurdu (nu)n sonunun kime ait olaca\u011f\u0131n\u0131 bileceksiniz. Muhakkak ki zulmedenler, asla kurtulu\u015fa eremezler.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/135) iyi ve sak\u0131nd\u0131r\u0131c\u0131 \u015feylerin vaad edilmesi tamamen peki\u015ftirme ve sa\u011flamla\u015ft\u0131rma ve ink\u00e2rc\u0131lar\u0131n ge\u00e7mi\u015fte, gelecekte her \u00e7e\u015fit haks\u0131zl\u0131klar\u0131 ispat ve her t\u00fcrl\u00fc tutamaklar\u0131 iptal olundu\u011fu bu noktada, ba\u015ftan buraya kadar \u00f6zet bir bak\u0131\u015f\u0131 geriye d\u00f6nd\u00fcrme daha ihtar edilerek tevhid ve peygamberli\u011fin do\u011frulu\u011fu ve a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 en g\u00fczel bir \u015fekilde vurguland\u0131ktan sonra, dosdo\u011fru yol olan Allah&#8217;\u0131n dininin esas\u0131n\u0131 olu\u015fturan emirler ve yasaklar, bilhassa kapsad\u0131klar\u0131 haraml\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6zetlenerek buyruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>151- De ki: Rabbinizin size neleri haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 okuyay\u0131m: O&#8217;na hi\u00e7bir \u015feyi ortak ko\u015fmay\u0131n, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla \u00e7ocuklar\u0131n\u0131z\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeyin, sizin de onlar\u0131n da r\u0131zk\u0131n\u0131 biz veriyoruz. K\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin a\u00e7\u0131\u011f\u0131na da, gizlisine de yakla\u015fmay\u0131n. Haks\u0131z yere Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 cana k\u0131ymay\u0131n. D\u00fc\u015f\u00fcnesiniz diye Allah size bunlar\u0131 emretti.<\/p>\n<p>152- Yetimin mal\u0131na yakla\u015fmay\u0131n; yaln\u0131z erginlik \u00e7a\u011f\u0131na eri\u015finceye kadar (mal\u0131na) en g\u00fczel bi\u00e7imde (yakla\u015fabilir ve uygun \u015fekilde harcayabilirsiniz). \u00d6l\u00e7\u00fc ve tart\u0131y\u0131 tam adaletle yap\u0131n. Biz kimseye g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetti\u011finden fazlas\u0131n\u0131 teklif etmeyiz. S\u00f6yledi\u011finiz zaman da, yak\u0131n\u0131n\u0131z da olsa \u00e2dil olun ve Allah&#8217;a verdi\u011finiz s\u00f6z\u00fc tutun. \u00d6\u011f\u00fct al\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcnesiniz diye Allah bunlar\u0131 size emretmi\u015ftir.<\/p>\n<p>153- \u0130\u015fte benim do\u011fru yolum budur; ona uyun. Sizi O&#8217;nun yolundan ay\u0131racak ba\u015fka yollara uymay\u0131n. (Azab\u0131ndan) korunman\u0131z i\u00e7in Allah size b\u00f6yle tavsiye etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>151- Geliniz de size Rabbinizin as\u0131l haram k\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131 okuyay\u0131m. \u0130bn\u00fc Abbas Hazretleri demi\u015ftir ki: Bu \u00e2yetler di\u011fer mukaddes kitaplar\u0131n hi\u00e7birinden neshedilip y\u00fcr\u00fcrl\u00fckten kald\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f muhkem ayetlerdir. Bunlar, \u00e2demo\u011fullar\u0131n\u0131n hepsine haramd\u0131r. Ve &#8220;Kitab\u0131n anas\u0131 olan muhkem (a\u00e7\u0131k anlaml\u0131) \u00e2yetlerdir&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/7) Bunlarla amel eden cennete girer, etmeyen cehennem. K\u00e2&#8217;b\u00fc&#8217;l-Ahbar da demi\u015ftir ki: Bu \u00e2yetler Tevrat&#8217;\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131d\u0131r. Bu \u015fekilde b\u00fct\u00fcn \u015feriatler bunlar \u00fczerinde toplanm\u0131\u015f, bunlar\u0131n Musa Aleyhissel\u00e2m&#8217;a indirilen &#8220;kelim\u00e2t-\u0131 a\u015fere&#8221; (on emir) oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bunu B\u00fcka\u00ee isimli eserinde \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klar: Yani bu \u00e2yetler y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n Musa aleyhissel\u00e2ma yazd\u0131\u011f\u0131 &#8220;elvah\u0131 cevher&#8221; de ilk yazd\u0131\u011f\u0131 on \u00e2yeti kapsamaktad\u0131r ki \u015funlard\u0131r: \u015eirkten, yalan yere yemin etmekten, ana babaya kar\u015f\u0131 gelmekten, \u00f6ld\u00fcrmekten, zinadan, h\u0131rs\u0131zl\u0131ktan, yalan ve iftiradan, ba\u015fkas\u0131n\u0131n elindekine g\u00f6z dikmekten nehiy (yasaklama); cumartesiye sayg\u0131 ile emir&#8217;dir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu (say\u0131lanlar) dokuzdur. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n birincisi de s\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndan beri a\u00e7\u0131klanagelen tek Allah inanc\u0131d\u0131r ki, bu \u015firk&#8217;in yasaklanmas\u0131 i\u00e7inde olmakla beraber, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u00e2yetle bilhassa a\u00e7\u0131klan\u0131p \u00f6zetlenmi\u015ftir. \u015eu halde bunlar \u00f6nce ve sonra bir esasta yer alm\u0131\u015f olan ve hak dinin esaslar\u0131n\u0131 meydana getiren ve y\u00fczy\u0131llar boyu gelen toplumlar\u0131n de\u011fi\u015fmesiyle de\u011fi\u015fmeyen on h\u00fck\u00fcmd\u00fcr. \u015e\u00f6yle ki: O&#8217;na hi\u00e7bir \u015feyi ortak ko\u015fmay\u0131n\u0131z. \u0130man a\u00e7\u0131s\u0131ndan Allah&#8217;a herhangi bir \u015feyi, hi\u00e7bir \u015fekilde ortak iddia etmeyiniz, amel a\u00e7\u0131s\u0131ndan Allah&#8217;a isyan ve itaats\u0131zl\u0131k olan hususta ba\u015fkas\u0131na itaat etmeyiniz. Ve anne baban\u0131za ihsan, yani baba ve anan\u0131za iyilik ve g\u00fczellik ediniz. Burada haramlar\u0131n yani yasaklar\u0131n a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 s\u00f6ylenmi\u015f iken b\u00f6yle bir emrin, yasaklamalar aras\u0131nda ne m\u00fcnasebetle getirilmi\u015f oldu\u011fu sorusu akla gelebilir. Fakat, \u00f6nce haramlar\u0131 a\u015fa\u011f\u0131da oldu\u011fu gibi okuyay\u0131m denilip de birtak\u0131m yasaklar ve emirler anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, i\u015fte o haramlar bu a\u00e7\u0131klamalar i\u00e7indeki yasaklard\u0131r demek olur. Ve maksad\u0131n yaln\u0131z haramlar\u0131 de\u011fil, onlarla s\u0131k\u0131 ilgisi bulunan emirleri de a\u00e7\u0131klamak oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. \u0130kinci olarak, bununla \u015fu da g\u00f6sterilmi\u015f olur ki, haram yaln\u0131z a\u00e7\u0131k\u00e7a yasaklamadan de\u011fil, bazen emirden de anla\u015f\u0131l\u0131r. Bundan dolay\u0131 usul ilminde \u015fu kaide tesbit edilmi\u015ftir ki: Bir \u015feye emir, z\u0131dd\u0131n\u0131n haram k\u0131l\u0131nmas\u0131n\u0131 gerektirir, e\u011fer haram k\u0131lmamak emirden kastedileni ortadan kald\u0131racaksa; de\u011filse kerahetini gerekli k\u0131lar. \u0130\u015fte gerek bu ve gerek gelecek olan emirleri de hep b\u00f6yledir. \u015eu halde &#8220;ana baban\u0131za ihsan ediniz&#8221; emri, &#8220;onlar\u0131 asla incitmeyiniz&#8221; nehyini de gerekli k\u0131lar. Yani ana babay\u0131 incitmek o kadar haramd\u0131r ki, ak\u0131l ve hayale getirilecek \u015fey de\u011fildir. Onlar hakk\u0131nda ancak ihsan vazifesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmelidir ve ancak o yap\u0131lmal\u0131d\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, bu ifade \u015fekli \u015funa da i\u015faret eder ki, ana babaya ihsan bu kadar y\u00fcksek bir g\u00f6rev olmakla beraber, Allah&#8217;a ortak ko\u015fmay\u0131 gerekli k\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Yani ana baba, evlatlar\u0131n\u0131n Allah&#8217;a isyan etmesiyle memnun olacaklar ise, onlar\u0131 bu \u015fekilde memnun etme\u011fe \u00e7al\u0131\u015fmak, Allah&#8217;a \u015firk anlam\u0131na gelece\u011finden, yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r ve haramd\u0131r. Nitekim Lokman s\u00fbresindeki &#8220;E\u011fer onlar seni, hakk\u0131nda bir bilgin olmayan bir \u015feyi bana ortak ko\u015fman i\u00e7in zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla d\u00fcnyada iyi ge\u00e7in.&#8221; (Lokman, 31\/15) \u00e2yeti ve benzerleri ile bu a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Yoksulluktan dolay\u0131 \u00e7ocuklar\u0131n\u0131z\u0131 da \u00f6ld\u00fcrmeyiniz. Bu da haramd\u0131r. Ana babaya ihsan evlad\u0131n g\u00f6revi oldu\u011fu gibi, evlad\u0131n hayat hakk\u0131na tecav\u00fcz etmemek, korumak da ana baban\u0131n g\u00f6revidir. \u0130sr\u00e2 s\u00fbresinde &#8220;\u00c7ocuklar\u0131n\u0131z\u0131 yoksulluk korkusuyla \u00f6ld\u00fcrmeyiniz&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/31) buyrulmu\u015ftur ki, buradaki bir delaleti izaht\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;fiilen yoksulum, besleyemeyece\u011fim&#8221; diye \u00e7ocu\u011fu \u00f6ld\u00fcrmek haram olunca, fakir de\u011filken, fakir olmak korkusu ile \u00f6ld\u00fcrmenin haram olaca\u011f\u0131 \u00f6ncelikle anla\u015f\u0131l\u0131r. Ve i\u015fte bunlar\u0131n her biri bir \u00e2yette h\u00fckme ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Bilgisizlik y\u00fcz\u00fcnden beyinsizce, \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrenler muhakkak ki, ziyana u\u011frad\u0131lar&#8230;&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/140) buyru\u011fundan da anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere Arap m\u00fc\u015frikleri, k\u0131z \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 diri diri kabirlere g\u00f6m\u00fcyorlard\u0131 ki, buna (k\u0131z\u0131n\u0131 diri diri g\u00f6mmek) tabir olunur. Ve bunu baz\u0131s\u0131 cahiliye gayretiyle, baz\u0131s\u0131 da yoksulluk nedeniyle veya korkusuyla yap\u0131yorlard\u0131 ve ger\u00e7ekte as\u0131l sebep bu korkuydu. Bu d\u00fc\u015f\u00fcnceyle idi ki, \u015feytan onlara \u00e7ocuk \u00f6ld\u00fcrmeyi ho\u015f g\u00f6steriyordu. Ger\u00e7ekte evlada kar\u015f\u0131 meydana gelen bu cinayete \u00e7o\u011funlukla etken olan en \u00f6nemli sebep, beslemek endi\u015fesidir. Bunun kar\u015f\u0131s\u0131nda di\u011fer sebepler s\u00f6z\u00fcn\u00fc etmeyecek kadar h\u00fck\u00fcms\u00fczd\u00fcr, azd\u0131r. \u015eu halde bilhassa bu sebebin reddiyle di\u011fer zay\u0131f sebepler ve vehimlerin reddedilmi\u015f olaca\u011f\u0131nda \u015f\u00fcphe yoktur. Sonra bu yasak, Arap m\u00fc\u015friklerinin k\u0131z evlad\u0131 hakk\u0131nda \u00e2detlerini, bilhassa ama\u00e7 edinmekle birlikte, h\u00fckm\u00fcn\u00fcn onlarla s\u0131n\u0131rlanm\u0131\u015f olmad\u0131\u011f\u0131 ve \u00e7ocuk d\u00fc\u015f\u00fcrmek cinayetlerini de kapsad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131, gerek yoksul olunuz ve gerek zengin, gerek zay\u0131f olunuz gerek kuvvetli, evlada bakmakla yoksul kalmaktan korkup, onlar\u0131 herhangi bir \u015fekilde \u00f6ld\u00fcrmeyiniz. Sizi ve onlar\u0131 r\u0131z\u0131kland\u0131ran, besleyen ve besleyecek olan biziz. Yani siz de\u011filsiniz. O halde r\u0131z\u0131k elde etme\u011fe g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yetmemesi nedeniyle a\u00e7l\u0131\u011fa veya \u00f6l\u00fcme mahkum oldu\u011funuza h\u00fckmedip de \u00f6ld\u00fcrme cinayetini i\u015flemeye kalk\u0131\u015fmay\u0131n\u0131z. Ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklere yakla\u015fmay\u0131n\u0131z. Gerek a\u00e7\u0131\u011f\u0131 olsun, gerek gizlisi. Yani zina ve liv\u00e2ta (homoseks\u00fcellik) gibi her \u00e7e\u015fit fuhu\u015f, gerek rezil m\u00fc\u015friklerin yapt\u0131klar\u0131 gibi a\u00e7\u0131k genelevlerde olsun ve gerek se\u00e7kin denilenlerin yapt\u0131klar\u0131 gibi dost tutarak gizli bir \u015fekilde olsun, hepsi haram olduktan ba\u015fka bunlar\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131, sebebleri ve yollar\u0131 da haramd\u0131r. A\u00e7\u0131k veya gizli fuh\u015fu yapmak \u015f\u00f6yle dursun, onlara yakla\u015fmay\u0131n\u0131z bile. &#8220;Zinaya yakla\u015fmay\u0131n, \u00e7\u00fcnk\u00fc o, a\u00e7\u0131k bir k\u00f6t\u00fcl\u00fckt\u00fcr&#8230;&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/32) buyru\u011funca, &#8220;Fahi\u015fe&#8221;den anla\u015f\u0131lan zinad\u0131r; fakat &#8220;fev\u00e2hi\u015f&#8221; diye \u00e7o\u011ful getirilmesi, zina t\u00fcr\u00fcnden olan her \u00e7e\u015fit k\u00f6t\u00fc i\u015fi, yani dilimizdeki ifadesiyle her nevi fuh\u015fiyyat\u0131 (her t\u00fcr k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc) kapsad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade eder. Bundan dolay\u0131 baz\u0131 m\u00fcfessirler bunu, genel olarak (g\u00fcnah, su\u00e7) ile tefsir edip &#8220;G\u00fcnah\u0131n a\u00e7\u0131\u011f\u0131n\u0131 da gizlisini de b\u0131rak\u0131n&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/120) buyru\u011funa d\u00f6nd\u00fcrm\u00fc\u015f ise de, gerek \u00e2yetin ifade \u015fekli ve gerek rivayet a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu m\u00e2n\u00e2 burada pek a\u00e7\u0131k de\u011fildir. \u00d6zellikle bunun \u00e7ocuk \u00f6ld\u00fcrme ile mutlaka birisini \u00f6ld\u00fcrme yasaklar\u0131 aras\u0131nda s\u00f6ylenmesi g\u00f6steriyor ki, bunda da bir \u00f6ld\u00fcrme m\u00e2n\u00e2s\u0131, vard\u0131r. Yani fuh\u015fiyyat \u00f6z\u00fcnde bir b\u00fcy\u00fck su\u00e7 ve cinayet olmakla birlikte, bir de evlat \u00f6ld\u00fcrme h\u00fckm\u00fcndedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc zina sonucu do\u011fan \u00e7ocuk, tehlikelerle ve \u00f6l\u00fcmle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131yad\u0131r, \u00f6l\u00fc h\u00fckm\u00fcndedir. Nitekim Resulullah azl hakk\u0131nda bile &#8220;Bu gizli bir \u00f6ld\u00fcrme (diri diri g\u00f6mmek)dir&#8221; buyurmu\u015ftur. \u015eu halde fuh\u015fiyyat\u0131n gizli a\u00e7\u0131k ne kadar katillikleri kapsad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlamal\u0131.<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131, yani \u0130sl\u00e2m ile olsun andla\u015fma ile olsun, kan\u0131n\u0131 korunmu\u015f ve muhterem, katlini haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 herhangi bir kimseyi de \u00f6ld\u00fcrmeyiniz. Ancak sabit bir hak ile olursa ba\u015fka. M\u00fcsl\u00fcman bir kimse aleyhine bu hak peygamberimizin: &#8220;M\u00fcsl\u00fcman bir kimsenin kan\u0131 helal olmaz. Ancak \u015fu \u00fc\u00e7 sebepten birisi ile olur: \u0130mandan sonra k\u00fcf\u00fcr, evlendikten sonra zina ve haks\u0131z yere bir kimseyi \u00f6ld\u00fcrmek&#8221; hadisiyle a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere \u00fc\u00e7 sebeple sabit olur. Maide s\u00fbresinde ise gayri m\u00fcslimi de kapsamak \u00fczere: &#8220;Kim, bir cana k\u0131ymam\u0131\u015f yahut yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk yapmam\u0131\u015f birisini \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse&#8221; (M\u00e2ide, 5\/32) diye de \u00f6zetlenmi\u015f ve &#8220;Allah ve El\u00e7isiyle sava\u015fanlar\u0131n ve yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk yapma\u011fa \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n cezas\u0131 ya \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeleri, ya as\u0131lmalar\u0131&#8230;&#8221; (Maide, 5\/33) buyrulmu\u015ftur. Bu bozgunculu\u011fun m\u00fcsl\u00fcmandan ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 durumunda hak sebebi d\u00f6rde ula\u015fm\u0131\u015f olur. K\u0131saca di\u011fer \u015feylerde helal as\u0131l, haram ayr\u0131 bir delil ile sabit olursa da n\u00fcfus bunun aksinedir. \u0130nsan \u00f6ld\u00fcrmede as\u0131l olan haram olmakt\u0131r. Helal olmas\u0131 ayr\u0131 bir delil ile sabit olur.te bu emri ve yasa\u011f\u0131, bu be\u015f buyru\u011fu Rabbiniz size tavsiye etti, l\u00fctuf ve rahmetiyle kesin bir \u015fekilde emredip ahid verdi. (Nis\u00e2 s\u00fbresindeki 11. \u00e2yetine bkz.) Ki ak\u0131l edesiniz. Yani bu yasaklanan haramlar\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcne bu tavsiyelerin faydas\u0131, akl\u0131 olanlar i\u00e7in apa\u00e7\u0131k ortada oldu\u011fundan siz ak\u0131llar\u0131n\u0131z\u0131 kullanmakla nefislerinizi ba\u011flay\u0131p bu haramlardan menedesiniz.<\/p>\n<p>152- Ve yetim mal\u0131na yakla\u015fmay\u0131n\u0131z. Hi\u00e7bir \u015fekilde sald\u0131rmay\u0131n\u0131z; bu da haramd\u0131r. Ancak kuvvetlerine erinceye, r\u00fc\u015fd\u00fcne ula\u015f\u0131ncaya kadar -koruma, art\u0131rma ve zaman\u0131nda teslim gibi- en g\u00fczel \u015fekilde yakla\u015fma -m\u00fcmk\u00fcn olan en g\u00fczel vel\u00e2yet ve vesayet- m\u00fcstesn\u00e2. O zaman &#8220;E\u011fer onlarda bir olgunluk g\u00f6r\u00fcrseniz, hemen mallar\u0131n\u0131 kendilerine verin.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/6. \u00e2yete bkz.) \u00d6l\u00e7\u00fcy\u00fc ve teraziyi denk ve tam tutunuz. Hem eksik veya fazla \u00f6l\u00e7\u00fc kullanmay\u0131n\u0131z, hem de \u00f6l\u00e7er ve tartarken eksik veya fazla yapmay\u0131n\u0131z, a\u011fd\u0131rmay\u0131n\u0131z ki, eksi\u011fi fazlas\u0131 haramd\u0131r. \u015eu halde yetim mal\u0131 olmasa bile ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131na tecav\u00fcz de haramd\u0131r. \u015eu kadar ki biz bir kimseye g\u00fcc\u00fcnden ba\u015fkas\u0131n\u0131 teklif etmeyiz. O halde adalet ve e\u015fitlik asl\u0131nda zor bir \u015fey ise de, buna da g\u00fcc\u00fcn\u00fcz kadar uymakla y\u00fck\u00fcml\u00fcs\u00fcn\u00fcz, g\u00fcc\u00fcn\u00fcz\u00fcn yeti\u015fmedi\u011fi affedilmi\u015ftir. Ve s\u00f6z s\u00f6yledi\u011finiz zaman \u00e2dil olunuz. Yani gerek h\u00fck\u00fcm vermede, gerek \u015fahitlikte ve gerekse herhangi bir hususta bir s\u00f6z s\u00f6yledi\u011finiz zaman hakk\u0131n\u0131, do\u011frusunu s\u00f6yleyiniz. Adalet ve hakka ayk\u0131r\u0131 s\u00f6ylemeyiniz ki, bu da haramd\u0131r. Lehinde veya aleyhinde s\u00f6yleyece\u011finiz kimse isterse akraban\u0131zdan olsun. Yine do\u011fru s\u00f6yleyiniz, taraf tutmay\u0131n\u0131z. Ve Allah&#8217;\u0131n ahidlerini yerine getiriniz; gerek Allah&#8217;\u0131n size teklif etmi\u015f oldu\u011fu ahidleri, emirleri, yasaklar\u0131 ve gerek sizin Allah&#8217;a veya Allah ad\u0131na ba\u015fkalar\u0131na verdi\u011finiz ahidleri, nezirleri, yeminleri, akidleri, ge\u00e7erli olan her \u00e7e\u015fit taahh\u00fctleri tamamen yerine getiriniz- Ahdi bozmak da haramd\u0131r. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu emirden anla\u015f\u0131lan v\u00fcc\u00fbb ve z\u0131dd\u0131n\u0131n haraml\u0131\u011f\u0131, iman ve amel hududunun kapsad\u0131\u011f\u0131 her \u00e7e\u015fit emirleri ve yasaklar\u0131 ile b\u00fct\u00fcn ahidleri i\u00e7ine almaktad\u0131r. \u015eu halde &#8220;g\u00fcnah\u0131n a\u00e7\u0131\u011f\u0131n\u0131 da gizlisini de b\u0131rak\u0131n&#8221; emri ve buraya kadar ge\u00e7en ibadetler, helal ve haram vs. h\u00fck\u00fcmleri hep burada dahildir. \u0130\u015fte bunlar\u0131, bu teklifleri Rabbiniz size tavsiye -ve te&#8217;k\u00eeden emir- etti ki \u00f6\u011f\u00fct al\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcnesiniz. Bunlar\u0131 iyice hat\u0131r\u0131n\u0131zda tutas\u0131n\u0131z ve i\u00e7indeki derin kapsam\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnesiniz ve gere\u011fini yerine getiresiniz.<\/p>\n<p>153- Ve i\u015fte bu, yani yukar\u0131dan beri a\u00e7\u0131klanagelen tek Allah inanc\u0131 ile \u015fu iki \u00e2yette Allah&#8217;\u0131n tavsiye etti\u011fi bu emirler ve yasaklar, bu on h\u00fck\u00fcm benim dosdo\u011fru yolumdur. Do\u011frudan do\u011fruya tuttu\u011fum yolum; caddem, dinimin esas\u0131 ve a\u00e7\u0131k ve geni\u015f yolumdur. Bunun i\u00e7in siz de buna, bu benim yoluma uyunuz ve t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc yollara gitmeyiniz. \u00c7e\u015fitli dinler, mezhepler, bid&#8217;at ve sap\u0131kl\u0131k olan \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit yollar arkas\u0131nda dola\u015fmay\u0131n\u0131z ki Sizi par\u00e7a par\u00e7a edip Allah yolundan da\u011f\u0131tmas\u0131n. D\u00e2rim\u00ee&#8217;nin M\u00fcsned&#8217;inde de kaydedildi\u011fi \u00fczere \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud Hazretleri demi\u015ftir ki: &#8220;Resulullah bize bir d\u00fcz \u00e7izgi \u00e7izdi, &#8216;bu r\u00fc\u015fd yoludur&#8217; dedi. Sonra bunun sa\u011f\u0131ndan ve solundan bir\u00e7ok \u00e7izgiler daha \u00e7izdi &#8216;bunlar da birtak\u0131m yollard\u0131r ki, her birinde bir \u015feytan vard\u0131r, ona \u00e7a\u011f\u0131r\u0131r.&#8217; dedi. Sonra da bu \u00e2yetleri okudu&#8221;. K\u0131saca Allah&#8217;a gidilir san\u0131lan bir\u00e7ok yollar vard\u0131r. Nitekim &#8220;Allah&#8217;a yol, yarat\u0131klar\u0131n nefisleri kadard\u0131r, yani o kadar \u00e7oktur&#8221; denilmi\u015f. Fakat b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n i\u00e7inde ger\u00e7ekten Allah yolu, Allah&#8217;a ula\u015ft\u0131ran ve Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu, Allah ve el\u00e7ileri taraf\u0131ndan davet olunan hak yol, do\u011fru yol bir tanesidir ki, taraftarlar\u0131n\u0131 toplayan, birle\u015ftiren, da\u011f\u0131tmayan, aldatmayan tevhid yoludur. Herhangi bir hususta hak birdir, b\u00e2t\u0131l \u00e7oktur. Ger\u00e7i her bir olan\u0131n hak olmas\u0131 gerekmezse de, hak mutlaka birdir. \u00c7e\u015fitli yer ve zamanlarda hakk\u0131n h\u00fckm\u00fc farkl\u0131l\u0131k g\u00f6sterebilir. D\u00fcn hak olan\u0131n her zaman i\u00e7in hak olmas\u0131 gerekmez. Bat\u0131daki bir kimse i\u00e7in hak olan\u0131n, do\u011fudaki i\u00e7in de hak olmas\u0131 gerekmez. Ve bu \u015fekilde hak \u00e7ok olur gibi zannedilebilirse de her birinde hakk\u0131n h\u00fckm\u00fc birdir, \u00e7ok olmaz. \u015eirk, k\u00f6k\u00fcnden b\u00e2t\u0131ld\u0131r. Sonra hi\u00e7bir zaman farkl\u0131l\u0131k ve de\u011fi\u015fiklik g\u00f6stermeyen ve il\u00e2h\u00ee dinlerin, semav\u00ee kitaplar\u0131n hi\u00e7birinde nesh edilmi\u015f olmay\u0131p hepsinde emir ve tavsiye edilmi\u015f olan birtak\u0131m as\u0131l h\u00fck\u00fcmler vard\u0131r ki, b\u00fct\u00fcn dinler bu noktada ittifak eder. \u0130\u015fte yukarda a\u00e7\u0131klanan on h\u00fck\u00fcm de bu \u00e7e\u015fittendir. Bu \u00e2yetle a\u00e7\u0131klan\u0131yor ki, bu emirler ve yasaklar\u0131n ilgisi yaln\u0131z muhataplara mahsus de\u011fil, Hz. Peygamberi de kapsar. Ve Resulullah bunlar\u0131 s\u00fcrekli olarak yerine getirmi\u015ftir. Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n \u00f6teden beri emri ve tavsiye etti\u011fi bu prensipler, Peygamberin do\u011frudan do\u011fruya tuttu\u011fu yoldur. Ve Peygamberin tuttu\u011fu yol Allah yoludur. Ve Allah yolunu bulmak isteyenler, Peygambere uyup, bunlar\u0131 tutmal\u0131d\u0131r. Ve bunun esas\u0131 &#8220;Allah&#8217;a hi\u00e7bir \u015feyi ortak ko\u015fmay\u0131n\u0131z&#8221; buyru\u011funca tek Allah inanc\u0131nda birle\u015fmektir. Bu birle\u015fme de Peygambere uymakla ger\u00e7ekle\u015fir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah&#8217;a verdi\u011finiz s\u00f6z\u00fc tutun&#8221; emri, ancak bu \u015fekilde uygulan\u0131r. Bu h\u00fck\u00fcmleri yerine getirmeyen ve bunlardaki haramlardan ka\u00e7\u0131nmayan; yani Allah&#8217;a ortak ko\u015fan veya ana babaya k\u00f6t\u00fcl\u00fck eden veya evlad\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcren veya fuhu\u015f ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapan veya haks\u0131z yere insan \u00f6ld\u00fcren veya yetim mal\u0131na el uzatan veya \u00f6l\u00e7\u00fcy\u00fc, teraziyi denk ve tam tutmayan, ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131na tecav\u00fcz eden veya s\u00f6z s\u00f6yledi\u011fi zaman adalet ve haktan ayr\u0131lan veya Allah&#8217;\u0131n ahidlerini yerine getirmeyen veya Peygamber yoluna uymay\u0131p, t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc yollara saparak tevhidden ayr\u0131lan kimseler ayr\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015fer , peri\u015fan olurlar. \u0130\u015fte bunu, Peygamber yoluna uymak ve di\u011fer farkl\u0131 yollara uymamak hususunu Allah size tavsiye etti ki korunas\u0131n\u0131z. K\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden sak\u0131n\u0131p ayr\u0131l\u0131k ve ayk\u0131r\u0131l\u0131ktan kurtularak tevhid dairesinde \u0130l\u00e2h\u00ee korumada bulunas\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc ittifak (birlik), il\u00e2h\u00ee bir kuvvettir. Birlik olanlar, ayr\u0131 olanlara daima \u00fcst\u00fcn gelirler. Fakat b\u00e2t\u0131lda ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckte birli\u011fin h\u00fckm\u00fc de \u00e7abuk kaybolmakt\u0131r. Ger\u00e7ek kuvvet, hakta birle\u015fmektir. Bu da Peygambere uymak ve bu esaslara tutunup, daima birlik y\u00f6n\u00fcn\u00fc tutmakla olur.<\/p>\n<p>Evet bunlar\u0131 b\u00f6yle \u00f6teden beri tavsiye ettik:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>154- Sonra iyilik edenlere(nimetimizi) tamamlamak, her \u015feyi a\u00e7\u0131klamak ve do\u011fru yola iletici ve rahmet olmak \u00fczere Musa&#8217;ya Kitab&#8217;\u0131 verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklar\u0131na inans\u0131nlar.<\/p>\n<p>154-Evet onlar\u0131 \u00f6nde ve sonda tavsiye ettik. Sonra da Musa&#8217;ya kitab\u0131 -Tevrat\u0131- tamamen yapt\u0131\u011f\u0131 ihsan \u00fczerine -yani o tavsiye olunan h\u00fck\u00fcmleri g\u00fczel bir \u015fekilde tebli\u011f ve tatbik etmesi \u00fczerine- yahut gerek Musa ve gerek ona uyarak g\u00fczel ahl\u00e2k edinen, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00fczel yapan ve bu \u015fekilde o tavsiyeleri de g\u00fczelce uygulayan herhangi bir kimseye nimeti tamamlamak ve her \u015feyi a\u00e7\u0131klamak, yani Allah&#8217;\u0131n ahidlerini yerine getirmek i\u00e7in dinde muhta\u00e7 olduklar\u0131 her \u015feyi, ayr\u0131 ayr\u0131 a\u00e7\u0131klamak ve bir hidayet ve rehber ve bir rahmet olmak i\u00e7in verdik ki onlar -Musa&#8217;n\u0131n toplumu olan o \u0130srailo\u011fullar\u0131- Rablerinin, yani y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n huzuruna varacaklar\u0131na iman ederler. \u00d6ld\u00fckten sonra dirilmeye inan\u0131p m\u00fckafat ve cezay\u0131 tasdik ederler. Bu b\u00f6yle iken, yahudiler sald\u0131rganl\u0131klar\u0131n\u0131n cezas\u0131n\u0131 nas\u0131l yalanlarlar?<\/p>\n<p>Tevrat b\u00f6yle oldu\u011fu gibi \u015fimdi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>155- \u0130\u015fte bu (Kur&#8217;\u00e2n) da m\u00fcbarek bir Kitap&#8217;t\u0131r. Onu biz indirdik. Ona uyun ve Allah&#8217;tan korkun ki, size rahmet edilsin.<\/p>\n<p>156- (Onu size indirdik ki:) &#8220;Kitap, sadece bizden \u00f6nceki iki toplulu\u011fa (yahudi ve h\u0131ristiyanlara) indirildi; biz ise, onlar\u0131n okumas\u0131ndan habersizdik (o kitaplar\u0131 okuyam\u0131yor ve dillerini anlayam\u0131yorduk)&#8221; demeyesiniz.<\/p>\n<p>157- Yahut: &#8220;E\u011fer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha \u00e7ok do\u011fru yolda olurduk&#8221;, demeyesiniz. \u0130\u015fte size de Rabbinizden a\u00e7\u0131k delil, hidayet ve rahmet geldi. Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini yalanlay\u0131p, onlardan y\u00fcz \u00e7evirenden daha zalim kim olabilir? \u00c2yetlerimizden y\u00fcz \u00e7evirenleri, y\u00fcz \u00e7evirmeleri sebebiyle azab\u0131n en k\u00f6t\u00fcs\u00fcyle cezaland\u0131raca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>155-156- \u0130\u015fte bu da, bu Kur&#8217;\u00e2n da b\u00fcy\u00fck bir Kitapt\u0131r. Bir Kitap ki, onu biz indirdik. Bir Kitap ki, m\u00fcbarek, feyz ve bereketine s\u0131n\u0131r yoktur. \u015eu halde buna uyun ve kar\u015f\u0131 gelmekten sak\u0131n\u0131n ki rahmetimize erebilesiniz. Biz bunu indirdik ki Kitab ancak bizden \u00f6nceki iki topluma -yahudi ve h\u0131ristiyanlara- indirildi. Ve \u015f\u00fcphesiz biz onlar\u0131n \u00f6\u011fretiminden kesinlikle habersizdik; o kitab\u0131n anlatt\u0131\u011f\u0131 bilgi ve h\u00fck\u00fcmlerden habersiz bulunuyorduk, demeyesiniz, k\u0131yamette b\u00f6yle \u00f6z\u00fcr beyan etmeyesiniz. Yani yukarda tavsiye edilen genel h\u00fck\u00fcmleri bildiren Kitab\u0131n \u015fu topluma veya bu topluma indirilmi\u015f olmas\u0131, o Kitab\u0131n sadece onlara ait olmas\u0131n\u0131 ve h\u00fck\u00fcmlerle yaln\u0131z onlar\u0131n y\u00fck\u00fcml\u00fc olmas\u0131n\u0131 gerektirmez. Ger\u00e7i Kitab\u0131n inmesinden hi\u00e7 haberi olmamak bir \u00f6z\u00fcr olu\u015fturursa da, yahudilerin Tevrat&#8217;\u0131nda ve h\u0131ristiyanlar\u0131n \u0130ncil&#8217;inde oldu\u011fu gibi, bir defa ini\u015f ger\u00e7e\u011fi duyulup yayg\u0131nla\u015ft\u0131ktan sonra &#8220;Biz O kitab\u0131n dilini bilmiyoruz, okuyup anlayamay\u0131z ve konular\u0131 da her zaman bilmiyoruz&#8221; diye \u00f6z\u00fcr ileri s\u00fcrmek de caiz olmaz. Bir Kitab\u0131n ini\u015fi duyulduktan sonra, her toplumun onu \u00f6\u011frenmesi ve genel h\u00fck\u00fcmlerini bellemesi m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. En az\u0131ndan o toplum i\u00e7inde baz\u0131lar\u0131, onun dilini ve anla\u015f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in gereken \u015fartlar\u0131n\u0131, imkan \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde \u00f6\u011frenip, di\u011ferlerine de s\u00f6zl\u00fc veya yaz\u0131l\u0131 olarak tebli\u011f edebilirler. Arap m\u00fc\u015frikleri aras\u0131nda da s\u00f6z konusu h\u00fck\u00fcmleri kapsayan semav\u00ee Kitaplardan bir veya iki Kitab\u0131n, daha \u00f6nce iki topluma inmi\u015f bulundu\u011fu ve bu \u015fekilde yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n Ehl-i Kitab olduklar\u0131 biliniyordu; bununla beraber onlar, bunlar\u0131n genel h\u00fck\u00fcmlerinden habersiz bulunuyordu. Bu habersizlik, onlar i\u00e7in asl\u0131nda m\u00fc\u015friklikte \u0131srar a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir \u00f6z\u00fcr olmamakla birlikte, okuyup yazmalar\u0131, mektep- medreseleri olmayan \u00fcmm\u00ee (okuma yazma bilmeyen) bir toplum olduklar\u0131ndan dolay\u0131, Arab m\u00fc\u015friklerinin \u00e7o\u011funlu\u011funa nisbetle, bu habersizlikte bir \u00f6z\u00fcr \u015f\u00fcphesi bulunabilirdi. \u0130\u015fte herkese feyz ve bereket ve rahmetin genelle\u015ftirilmesi i\u00e7in indirilen Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n Arap\u00e7a olarak indirilmesi,<\/p>\n<p>K\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde, o ha\u015fr ve ne\u015fr, o ceza ve azab g\u00fcn\u00fcnde, bu gibi \u00f6z\u00fcr ve bahanelere imkan b\u0131rakmamak ve kitab\u0131n h\u00fck\u00fcmlerinin sadece indirildi\u011fi topluma has olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, onun inmesi i\u015fitildikten sonra onu okuma ve okutmas\u0131yla, \u00f6\u011fretimiyle u\u011fra\u015fmay\u0131p, h\u00fck\u00fcmlerinden habersizli\u011fin bir \u00f6z\u00fcr say\u0131lmayaca\u011f\u0131n\u0131 kesin bir \u015fekilde anlatmak gibi bir hikmeti de ta\u015f\u0131maktad\u0131r.<\/p>\n<p>157-Bu m\u00fcbarek Kitap indirildi ki, yar\u0131n ahirette \u00f6yle \u00f6z\u00fcr beyan etmeyesiniz veyahut Bize Kitap indirilmi\u015f olsayd\u0131 muhakkak biz onlardan daha \u00e7ok do\u011fru yolda olurduk. Daha iyi anlar, daha iyi uygular, daha do\u011fru giderdik demeyesiniz. Ger\u00e7i Kitab\u0131n h\u00fck\u00fcmleri geneldir ama, ne yapal\u0131m ki, kendi dilimizde olmad\u0131\u011f\u0131ndan biz onlar kadar olamad\u0131k, yoksa bu halimizde bile bir\u00e7ok hususlarda zekam\u0131z\u0131, \u00fcst\u00fcnl\u00fcklerimizi g\u00f6stermi\u015f olan bizlere, bir de kendi dilimizde bir kitap verilmi\u015f olsayd\u0131, neler yapmaz, ne ba\u015far\u0131lar g\u00f6stermezdik! Ne \u00e7are ki Allah vermedi, diye \u00f6z\u00fcr ve \u00f6v\u00fcnmeye kalk\u0131\u015fmayas\u0131n\u0131z. Art\u0131k muhakkak ki size Rabbinizden, benzersiz bir beyyine (a\u00e7\u0131k delil) ve b\u00fcy\u00fck bir hidayet rehberi ve rahmet geldi. Bunun \u00fczerine Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini yalanlayan ve insanlar\u0131 onlardan \u00e7eviren; hem do\u011fru yoldan sapm\u0131\u015f, hem de ba\u015fkalar\u0131n\u0131 sapt\u0131ran kimselerden daha zalim, daha haks\u0131z kim olabilir? Halk\u0131, \u00e2yetlerimizden \u00e7evirenleri, bu \u00e7evirmeyi, sap\u0131tmay\u0131 \u00e2det edindiklerinden dolay\u0131 azab\u0131n k\u00f6t\u00fcs\u00fcyle cezaland\u0131raca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>Bunlar, b\u00f6yle sap\u0131tmay\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131k edinenler:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>158- (\u0130nanmak i\u00e7in) ille meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin gelmesini, ya da Rabbinin baz\u0131 \u00e2yetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin (azab) i\u015faretlerinin geldi\u011fi g\u00fcn, daha \u00f6nce iman etmemi\u015f, yahut iman\u0131nda bir hay\u0131r kazanmam\u0131\u015f kimseye, art\u0131k inanmas\u0131 bir fayda sa\u011flamaz. De ki: &#8220;Bekleyin; biz de beklemekteyiz.&#8221;<\/p>\n<p>158- Onlar ba\u015fka bir \u015feye de\u011fil, ancak kendilerine o meleklerin, &#8220;Melekler de ellerini uzatm\u0131\u015f: &#8216;Haydi canlar\u0131n\u0131z\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131n!&#8217; (der)&#8221; (En&#8217;am, 6\/93) buyru\u011funca, ellerini uzat\u0131p canlar\u0131n\u0131z\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131n bakal\u0131m diyecek olan \u00f6l\u00fcm veya azab meleklerinin gelmesine yahut Rabbinin gelmesine, k\u0131yamet kopup &#8220;Melekler s\u0131ra s\u0131ra dizili oldu\u011fu halde Rabbin geldi\u011fi zaman, ki cehennem de o g\u00fcn getirilmi\u015ftir. \u0130\u015fte o g\u00fcn insan anlar, ama art\u0131k anlaman\u0131n kendisine ne faydas\u0131 var?&#8221; (Fecr, 89\/22-23) buyru\u011funca, haklar\u0131nda en son il\u00e2h\u00ee h\u00fckm\u00fcn ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131na, veya Rabbinin baz\u0131 \u00e2yetlerinin gelmesine &#8220;\u00dczerimize g\u00f6kten ta\u015f ya\u011fd\u0131r&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/32), &#8220;Yahut zannetti\u011fin gibi \u00fczerimize g\u00f6kten par\u00e7alar d\u00fc\u015f\u00fcrmelisin&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/92) dedikleri \u015fekilde ba\u015flar\u0131na ta\u015f ya\u011fmas\u0131 veya g\u00f6\u011f\u00fcn par\u00e7alan\u0131p \u00fczerlerine d\u00fc\u015fmesi veya k\u0131yamet alametlerinin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 gibi fiilen yok olmaya delalet eden ve kendilerini inanmaya mecbur edecek olan birtak\u0131m alametlerin gelmesine bakarlar, bunlardan birisi olmay\u0131nca iman etmezler. Fakat O g\u00fcn ki, Rabbinin baz\u0131 \u00e2yetleri gelecektir. Ondan \u00f6nce iman etmi\u015f veya iman\u0131nda bir hay\u0131r kazanm\u0131\u015f olmayan hi\u00e7bir kimseye o g\u00fcnk\u00fc iman\u0131 fayda vermeyecektir. Can \u00e7eki\u015fme halinde oldu\u011fu gibi o g\u00fcn art\u0131k teklifin zaman\u0131 ge\u00e7mi\u015f, sorumluluk zaman\u0131 ba\u015flam\u0131\u015f, iman ile kazan\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn hi\u00e7bir hay\u0131r kalmam\u0131\u015f olur. &#8220;H\u0131\u015fm\u0131m\u0131z\u0131 g\u00f6rd\u00fckleri zaman inanmalar\u0131, kendilerine bir fayda sa\u011flamad\u0131&#8221; (M\u00fcmin, 40\/85) buyru\u011fu \u00fczere cezan\u0131n a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc b\u00f6yle yeis (\u00fcmitsizlik) zaman\u0131nda iman kabul edilmez ve hi\u00e7bir fayda vermez. \u0130man\u0131n kabul olunmas\u0131 haz\u0131r ve g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclende de\u011fil, gayb ve gelecekle ilgili olmas\u0131nda, \u00e2\u015fik\u00e2re de\u011fil delilli olmas\u0131nda ve gelecek i\u00e7in bir hay\u0131r kazanma\u011fa imkan bulunacak kadar \u00f6nce bulunmas\u0131ndad\u0131r. Olacak olmaya ba\u015flad\u0131ktan sonra inanmakta fayda yoktur. Olaca\u011fa, olmadan \u00f6nce inanmal\u0131 ki, zarar\u0131ndan kurtulmak i\u00e7in i\u015fe yarayacak haz\u0131rl\u0131kta bulunulabilsin. Mesela &#8220;Bir g\u00fcn gelecek ki, ink\u00e2rc\u0131lar\u0131n, yalanc\u0131lar\u0131n, k\u00f6t\u00fclerin, su\u00e7lu g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n cezas\u0131 verilecek; bir g\u00fcn gelecek ki, al\u0131m sat\u0131m olmayacak, dostluk, \u015fefaat yap\u0131lmayacak, kimse kimseden bir iyilik g\u00f6rmeyecek&#8221; denildi\u011fi zaman, &#8220;\u00d6yle \u015fey mi olur, hele bakal\u0131m, o g\u00fcn gelsin de \u00e7aresine bakar\u0131z&#8221; deyip de inanmayan, inan\u0131p da \u00f6yle bir g\u00fcne yarar bir iyilik kazanmayan kimseler, o g\u00fcn\u00fcn geldi\u011fini g\u00f6r\u00fcp, i\u00e7ine d\u00fc\u015ft\u00fckleri zaman, ister istemez inan\u0131rlarsa da, o g\u00fcn bu imandan kendileri i\u00e7in hi\u00e7bir fayda olmaz, i\u015f i\u015ften ge\u00e7mi\u015f bulunur. K\u0131saca, Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n iki t\u00fcrl\u00fc &#8220;\u00e2yetleri&#8221; vard\u0131r. Bir k\u0131sm\u0131 gelecekteki olaylar\u0131 yokluklar\u0131nda, yani ger\u00e7ekle\u015fmeden \u00f6nce haber verip bildiren \u00e2yetler ve delillerdir ki, sonunda faydas\u0131 olacak iman, bu \u00e2yetleri onaylay\u0131p inanmakt\u0131r. Ahiret bununla kazan\u0131l\u0131r. Peygamber, Kitap, ilim bu \u00e2yetlerdendir; m\u00fcmin ve k\u00e2fir fark\u0131 bu \u00e2yetlere g\u00f6redir. Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n di\u011fer baz\u0131 \u00e2yetleri de vard\u0131r ki, bunlar olaylar\u0131n fiilen ger\u00e7ekle\u015fmeye ba\u015flad\u0131klar\u0131n\u0131 ve il\u00e2h\u00ee kudretin halen tecellisini g\u00f6sterirler ve \u00f6nceki \u00e2yetlerin terc\u00fcmesi ve tasdik\u00e7isi do\u011frulay\u0131c\u0131s\u0131 olurlar. Bunlar gelince h\u00fckm\u00fcn\u00fc zorunlu olarak yerine getirir, inanmama ihtimali kalmaz, fakat inanman\u0131n faydas\u0131 olmaz. Bundan kurtulursa \u00f6nce haberi olup da inanan ve ona g\u00f6re korunabilenler kurtulurlar. \u015eimdi, \u00f6nceki \u00e2yetler t\u00fcr\u00fcnden olan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bu \u00e2yeti ve bu b\u00f6l\u00fcm\u00fc bu \u015fekilde g\u00f6steriyor ki, bu ikinci k\u0131s\u0131m \u00e2yetler de bir g\u00fcn olup gelecektir. Ve bu g\u00fcn bu \u00e2yetleri yalanlayan ve halk\u0131 do\u011fru yoldan sapt\u0131ranlar o g\u00fcn o inanmad\u0131klar\u0131 olaylar\u0131 g\u00f6r\u00fcp inanacaklar, fakat onlara olmadan \u00f6nce iman etmeyen veya iman\u0131nda bir hay\u0131r kazanmayanlara o g\u00fcn imanlar\u0131 hi\u00e7bir fayda sa\u011flamayacakt\u0131r. \u015eu halde imanlar\u0131ndan kesin olarak yararlanabilecek olanlar o g\u00fcnden \u00f6nce iman etmi\u015f ve iman\u0131nda hay\u0131r kazanm\u0131\u015f olan, yani iman ile ameli salihi toplam\u0131\u015f bulunanlard\u0131r. Bununla beraber, \u00f6nce iman etmi\u015f, fakat bir hay\u0131r kazanmam\u0131\u015f olanlar, ayn\u0131 \u015fekilde sonraki iman\u0131n da olsun bir hay\u0131r kazanmaya imkan bulmu\u015f olanlar\u0131n imanlar\u0131n\u0131n faydas\u0131z kalmayaca\u011f\u0131 da anla\u015f\u0131l\u0131yor, \u00c7\u00fcnk\u00fc c\u00fcmlesi c\u00fcmlesine atfedilmi\u015ftir. Bu \u015fekilde nefyi, iman\u0131n \u00f6ne ge\u00e7mesi veya imanda hay\u0131r kazanmak, bu ikisine tekrar ile m\u00fcteall\u0131k olarak nefse s\u0131fat oldu\u011fundan o g\u00fcn, ne iman\u0131n \u00f6ne ge\u00e7mesi, ne de imanda hay\u0131r kazanmak, hi\u00e7birisi bulunmayan kimseye iman\u0131n faydas\u0131 olmayaca\u011f\u0131n\u0131 ifade eder. \u015eu halde hem iman\u0131n \u00f6ne ge\u00e7mesi (\u00f6nceden iman edilmesi), hem imanda hay\u0131r kazanmak, ikisi veyahut en az birisi bulunan o g\u00fcn, Mu&#8217;tezile&#8217;nin dedi\u011fi gibi iman\u0131 fayda etmez denemeyecektir. Aksine, mefhum-\u0131 muhalifinden (z\u0131t anlam\u0131ndan), bunlar\u0131n birisinin bile faydadan uzak olamayaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r. Z\u0131t m\u00e2n\u00e2 ile istidl\u00e2l (delil g\u00f6stererek sonu\u00e7 \u00e7\u0131karma) caiz olmad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, bunlardan birinin faydas\u0131 bu \u00e2yet ile ispat olunamazsa da bu \u00e2yet ile ink\u00e2r da edilemez. Bununla beraber di\u011fer \u00e2yetlerde ve hadislerde bunlardan birinde de faydadan uzak olmayaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren delaletler yok de\u011fildir.<\/p>\n<p>Burada \u015fu noktay\u0131 da hat\u0131rlatma\u011fa de\u011fer buluyoruz: G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki \u00e2yette c\u00fcmlesinde kayd\u0131 var, buna atfedilen c\u00fcmlesinde bu kay\u0131t yoktur. Us\u00fbl ilminde ve Arap\u00e7a kitaplar\u0131nda da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, matufun aleyhin kayd\u0131n\u0131 ma&#8217;tufta da g\u00f6z\u00f6n\u00fcne almak zorunlu de\u011fildir. &#8220;\u00c2lim olan Zeyd ve Amr bana geldi.&#8221; denildi\u011fi zaman Amr&#8217;\u0131n da \u00e2lim olmas\u0131 gerekmez. B\u00f6yle oldu\u011fu halde Ke\u015f\u015f\u00e2f ve di\u011fer birtak\u0131m tefsirciler bunu; &#8220;Yani, \u00f6nce iman etmemi\u015f veya etmi\u015fse de o imanda bir hay\u0131r kazanmam\u0131\u015f bulunan kimseye o g\u00fcnk\u00fc iman\u0131 yarar sa\u011flamaz&#8221; diye tefsir etmi\u015flerdir ki, bunun \u00f6zeti, \u00e2yeti &#8220;daha \u00f6nce iman etmemi\u015f veya iman\u0131nda daha \u00f6nce hi\u00e7bir hay\u0131r kazanmam\u0131\u015f&#8230;&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcnmektir. Bunda ise hay\u0131r kazanmak k\u0131sm\u0131nda bile iman\u0131n o g\u00fcnden \u00f6nce olmas\u0131 \u015fart ko\u015fulmu\u015f, fakat hayr\u0131n kazan\u0131lmas\u0131 da o g\u00fcnden \u00f6nce olmakla \u015fart ko\u015fulmam\u0131\u015f demek olur. \u015eu halde imans\u0131z hay\u0131r, faydal\u0131 olamazsa da, eskiden iman\u0131 olan, o g\u00fcn bile imkan bulur bir hay\u0131r kazanabilirse faydas\u0131n\u0131 g\u00f6rmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Ger\u00e7ekte Akaid \u00e2limleri, yeis halinde iman kabul edilmezse de, yeis halindeki tevbe kabul olur demeleri de buna uygundur. Ancak buna kar\u015f\u0131 o g\u00fcn hay\u0131r kazanmak m\u00fcmk\u00fcnse, imana ni\u00e7in faydal\u0131 olmas\u0131n; de\u011filse, iman gibi hay\u0131r kazanman\u0131n da o g\u00fcnden \u00f6nce olmas\u0131 gerekmez mi, sorusu sorulur. Ve bu d\u00fc\u015f\u00fcnce iledir ki, hem iman\u0131n, hem hay\u0131r kazanman\u0131n o g\u00fcnden \u00f6nce olmas\u0131 gere\u011fi akla gelir. Bu \u015fekilde ise \u00e2yet &#8220;daha \u00f6nce iman etmemi\u015f, veya daha \u00f6nceki iman\u0131nda \u00f6nceden hi\u00e7bir hay\u0131r i\u015flememi\u015f&#8230;.&#8221; anlam\u0131nda demek olur. M\u00e2n\u00e2 bu oldu\u011fu takdirde gelecekte birinci k\u0131sm\u0131n hi\u00e7 h\u00fckm\u00fc yok demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o zaman yaln\u0131z ge\u00e7mi\u015f iman\u0131nda hi\u00e7bir fayda olmayacak demek olur. Nitekim Mutezile b\u00f6yle anlam\u0131\u015flard\u0131r. Halbuki m\u00e2n\u00e2 bu olsayd\u0131 &#8220;iman\u0131nda hi\u00e7bir hay\u0131r kazanmam\u0131\u015f olan bir kimseye iman\u0131 fayda vermez&#8221; denilmesi yeterli olurdu. \u015eu halde biz &#8220;kazanmak&#8221; k\u0131sm\u0131nda &#8220;\u00f6nceden&#8221; kayd\u0131n\u0131, g\u00f6z\u00f6n\u00fcne almay\u0131, karine olarak g\u00f6rm\u00fcyoruz ve zahire g\u00f6re kay\u0131ts\u0131z olarak m\u00fcl\u00e2haza etmek gerekti\u011fini s\u00f6yl\u00fcyoruz. Ve \u00f6yle anl\u0131yoruz ki, bu baz\u0131 \u00e2yetlerin gelmesi hay\u0131r kazanmay\u0131 genelde imkans\u0131z k\u0131lmayacakt\u0131r. Mesela \u00f6l\u00fcm hastal\u0131\u011f\u0131nda oldu\u011fu gibi olay tamamlanmadan iman edip, hay\u0131r kazanman\u0131n m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu k\u0131sa bir zaman da bulunabilecektir. Ve o halde bir k\u00e2fir, o g\u00fcn alametlerin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 \u00fczerine iman eder ve o iman ile bir hay\u0131r kazanma\u011fa imkan da bulabilirse, yeis (\u00fcmitsizlik) ve ceza tamamen ger\u00e7ekle\u015fmemi\u015f oldu\u011fundan, bu iman\u0131n da fayda verebilmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Yani iman\u0131n kabul edilebilmesi ve faydal\u0131 olabilmesi i\u00e7in, mutlaka o imandan sonra bir hay\u0131r kazanma\u011fa imkan bulunmal\u0131d\u0131r. K\u0131yamet alametleri gibi yeis belirtilerinin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan \u00f6nce, uygun durumda iman\u0131n kabul\u00fc i\u00e7in, sadece iman\u0131 kazanmak yeterli olabilecektir; fakat o al\u00e2metlerin \u00e7\u0131kmas\u0131ndan itibaren iman i\u00e7in fiilen hay\u0131r kazanm\u0131\u015f olmak da \u015fartt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc vakit daralm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc olay tamam olunca ceza ve yeis tamam olacak, hayra imk\u00e2n kalmayacak ve art\u0131k iman\u0131n da bir faydas\u0131 olmayacakt\u0131r. S\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131, \u00e2yetteki birinci k\u0131sm\u0131nda iman o g\u00fcnden \u00f6nce olmakla kay\u0131tlanm\u0131\u015ft\u0131r. Ancak hay\u0131r kazanm\u0131\u015f olsun olmas\u0131n iman\u0131 s\u00e2b\u0131k (\u00f6nceden var) demektir. \u0130kinci k\u0131s\u0131mda ise iman\u0131, hay\u0131r kazanmakla kay\u0131tl\u0131d\u0131r. Fakat gerek iman ve gerek kazanmak &#8220;\u00f6nceden&#8221; olmakla kay\u0131tl\u0131 de\u011fildir. \u0130man\u0131 s\u00e2b\u0131kla hay\u0131r kazanmaya ihtimal oldu\u011fu gibi, o g\u00fcnk\u00fc iman ile m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu taktirde, hay\u0131r kazanmaya da ihtimali vard\u0131r. Ve tekrar, bu iki kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 husus aras\u0131ndad\u0131r. Ve i\u015fte o g\u00fcn bunlar\u0131n hi\u00e7birisine sahip olmam\u0131\u015f kimsenin iman\u0131 asla yarar sa\u011flamayacakt\u0131r. Hay\u0131r kazanmaya yak\u0131n sab\u0131k (\u00f6nceden var olan) iman, kesin olarak makbul ve faydal\u0131; sab\u0131k olan m\u00fccerred iman veya hay\u0131r kazanmaya yak\u0131n l\u00e2h\u0131k (sonradan olan) imandan her biri de faydadan uzak olmayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Kim zerre a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131nca hay\u0131r yapm\u0131\u015fsa onu g\u00f6r\u00fcr&#8221;. (Zilz\u00e2l, 99\/7) \u015eu halde iman ve hay\u0131r kazanmak \u00f6nceden olmal\u0131; bununla beraber herhangi bir ac\u0131 verici olay\u0131n al\u00e2metleri ba\u015flam\u0131\u015f da olsa, tamam olmadan tam \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fmemeli, o zaman olsun hemen iman edip hay\u0131r kazanmaya acele etmelidir. Mesela k\u0131yamet al\u00e2metleri ortaya \u00e7\u0131kmaya ba\u015flam\u0131\u015f da olsa, hen\u00fcz kopup bitmemi\u015fse, iman ile salih amelden vazge\u00e7memelidir. Fakat, \u00f6nceden iman\u0131 olmayanlar\u0131n ve hay\u0131r kazanmaya al\u0131\u015fmam\u0131\u015f bulunanlar\u0131, o g\u00fcn bu imkandan da yararlanabilecekleri \u00e7ok \u015f\u00fcphelidir. Hele ink\u00e2r ve yalanlamay\u0131, sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ve hak yoldan sapt\u0131rmay\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131k etmi\u015f olanlar, olay tamam olup hi\u00e7bir \u015fey yapmak imkan\u0131 kalmay\u0131ncaya kadar iman ve hayra yana\u015fmaz, bunu da atlataca\u011f\u0131z san\u0131rlar. Ondan sonra iman edecek olsalar da, imanlar\u0131n\u0131n bir faydas\u0131 olma ihtimali kalmaz. \u015eimdi onlar bug\u00fcn gelmeyecek zanneder ve gelece\u011fini haber verip bildiren Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini yalanlarlar da olay\u0131n al\u00e2metlerinden ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feye de\u011fer vermezler ama, mutlaka o g\u00fcn gelecek ve o \u00e2yetler (al\u00e2metler)de ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r. Ey Peygamber! &#8220;G\u00f6zleyiniz, biz hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz g\u00f6zl\u00fcyoruz&#8221; de. Yani siz m\u00fc\u015frikler o \u00fc\u00e7 \u015feyden diledi\u011finizi g\u00f6zleyiniz ki, ne bekledi\u011finizi g\u00f6resiniz. Biz m\u00fcminler, sizin o k\u00f6t\u00fc sonunuzu g\u00f6rmek i\u00e7in onlar\u0131 tam bir inan\u00e7la g\u00f6zl\u00fcyoruz, diye onlar\u0131 korkut ve m\u00fcminleri m\u00fcjdele. Ger\u00e7ekte &#8220;Bedr&#8221; den itibaren bu korkutma ve m\u00fcjdenin ger\u00e7ekle\u015fmesi g\u00f6r\u00fclme\u011fe ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphesiz:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>159- Dinlerini par\u00e7a par\u00e7a edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hi\u00e7bir ili\u015fkin yoktur. Onlar\u0131n i\u015fi Allah&#8217;a kalm\u0131\u015ft\u0131r, sonra (Allah) onlara yapt\u0131klar\u0131n\u0131 haber verecektir.<\/p>\n<p>160- Kim iyilik getirirse, ona o (getirdi\u011fi)nin on kat\u0131 vard\u0131r. Kim k\u00f6t\u00fcl\u00fck getirirse, sadece onun dengiyle cezaland\u0131r\u0131l\u0131r; onlar haks\u0131zl\u0131\u011fa u\u011frat\u0131lmazlar.<\/p>\n<p>159- Muhakkak ki dinlerini par\u00e7alay\u0131p ay\u0131ranlar, dinin baz\u0131 h\u00fck\u00fcmlerini tan\u0131y\u0131p, baz\u0131s\u0131n\u0131 tan\u0131mayarak par\u00e7alayan veya dinlerini ger\u00e7ek tevhidde toplamay\u0131p, \u00e7e\u015fitli emeller, mabudlar, metb\u00fblar (kendisine uyulan) ve t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc yollarla \u00e7atalland\u0131ran veya din, insan\u0131n i\u00e7 d\u00fcnyas\u0131na ve ruhuna aittir, d\u0131\u015f\u0131na ve cismine kar\u0131\u015fmaz din insan\u0131n filan i\u015fine hakim ise de filan i\u015fine kar\u0131\u015fmaz; din ba\u015fka, millet ba\u015fkad\u0131r, demek gibi bir tav\u0131rla dinlerini bir\u00e7ok i\u015flerinden ay\u0131ranlar. Hamze ve Kis\u00e2\u00ee k\u0131r\u00e2etlerinde okundu\u011funa g\u00f6re, bu \u015fekillerden biriyle hak dinlerinden ayr\u0131lmaya kalk\u0131\u015fanlar; g\u00fcc\u00fcn\u00fc birlik i\u00e7in de\u011fil, ayr\u0131l\u0131k i\u00e7in harcayanlar ve grup grup olanlar, yani her biri ayr\u0131 bir ba\u015fkana ve ba\u015fka bir duygu ve iste\u011fe taraftarl\u0131k ederek grup grup olup ayr\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015fenler ki, m\u00fc\u015frikler ba\u015ftan ba\u015fa b\u00f6yle olduklar\u0131 gibi yahudi ve h\u0131ristiyanlar da b\u00f6yle olmu\u015flar ve ne yaz\u0131k ki, m\u00fcsl\u00fcmanlar da her d\u00fc\u015f\u00fc\u015f d\u00f6nemlerinde bu durumlara d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v) buyurmu\u015ftu ki: &#8220;Yahudiler yetmi\u015f bir gruba ayr\u0131ld\u0131, birinden ba\u015fka hepsi cehennemdedir. H\u0131ristiyanlar yetmi\u015f iki gruba ayr\u0131ld\u0131, birinden ba\u015fka hepsi cehennemdedir. \u00dcmmetim de yetmi\u015f \u00fc\u00e7 gruba ayr\u0131lacakt\u0131r, birinden ba\u015fka hepsi cehennemdedir.&#8221; &#8220;O bir tane kurtulan grup kimlerdir ya Resulallah&#8221; sorusuna kar\u015f\u0131 da: &#8220;Onlar benim ve ashab\u0131m\u0131n \u00fczerinde gitti\u011fimiz yolda gidenlerdir&#8221; buyurmu\u015ftu. Bundan da anla\u015f\u0131l\u0131r ki yahudilerden bir, h\u0131ristiyanlardan bir, m\u00fcsl\u00fcmanlardan bir olmak \u00fczere \u00fc\u00e7 kurtulmu\u015f grup (f\u0131rka-\u0131 n\u00e2ciye) yoktur. Her zaman i\u00e7in bir kurtulmu\u015f grup vard\u0131r ki, o da peygamberin ve ashab\u0131n\u0131n y\u00fcr\u00fcd\u00fckleri hak yol ve s\u0131rat\u0131 m\u00fcstakim (dosdo\u011fru yol) olan tevhid yolunda y\u00fcr\u00fcyenlerdir. Di\u011ferlerine gelince: Sen onlardan hi\u00e7bir \u015feyde ilgili de\u011filsin. Dinlerini ay\u0131ranlar ve grup grup olanlar\u0131n ayr\u0131l\u0131klar\u0131ndan, durumlar\u0131ndan ve felaketlerinden ne sorumlusun, ne de haklar\u0131nda Allah&#8217;tan bir \u015fey sorup isteme\u011fe yetkilisin; ne onlar\u0131n sana tutunma\u011fa ve gittikleri yolu sana isnad etme\u011fe haklar\u0131 vard\u0131r, ne de senin onlara \u015fefaat etmeye yetkin. Onlara yap\u0131lacak i\u015f, uygulanacak emir, yaln\u0131z Allah&#8217;a aittir. Ne yapaca\u011f\u0131n\u0131 ancak O bilir. Sonra zaman\u0131 gelince O, onlara ne yapt\u0131klar\u0131n\u0131 haber verecektir. O zaman<\/p>\n<p>160- Allah&#8217;a bir hasene (iyilik) ile gelmi\u015f olana onun on misli iyilik vard\u0131r. Baz\u0131 tefsirciler bu on misli takdirinin belli bir say\u0131 ile s\u0131n\u0131rlama anlam\u0131nda olmay\u0131p &#8220;Sen bana bir iyilik yaparsan, ben on kat\u0131n\u0131 yapar\u0131m&#8221; denildi\u011fi gibi, genel olarak katlanmadan kin\u00e2ye oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ve bu konuda: &#8220;Mallar\u0131n\u0131 Allah yolunda harcayanlar\u0131n durumu her ba\u015fa\u011f\u0131nda y\u00fcz dane olmak \u00fczere yedi ba\u015fak veren bir danenin durumu gibidir. Allah diledi\u011fine kat kat verir.&#8221; (Bakara, 2\/261) \u00e2yetini delil g\u00f6stermi\u015flerdir. Di\u011fer tefsircilere g\u00f6re ise, a\u015fere (on), a\u00e7\u0131klaman\u0131n en az\u0131d\u0131r ki, en az bire on muhakkakt\u0131r, demek olur ve a\u00e7\u0131k olan da budur. Hangisi olursa olsun, demekki sevap, bir hak kazanmaktan ibaret de\u011fil, bir \u00fcst\u00fcnl\u00fckt\u00fcr. \u0130l\u00e2h\u00ee lutuf bir iyili\u011fe fazlas\u0131yla kat kat ecir ve sevap verecektir. \u015eu halde, iyilik ne g\u00fczel \u015feydir ve \u0130l\u00e2h\u00ee rahmet ne kadar geni\u015ftir. Demek ki herkes yapt\u0131\u011f\u0131 iyili\u011fin mutlaka birka\u00e7 mislini ve en az on kat\u0131n\u0131 alacakt\u0131r. Yeter ki yapt\u0131\u011f\u0131 iyilik olsun. O halde bir di\u011ferinin daha fazla olmas\u0131ndan dolay\u0131 lutuf ve il\u00e2h\u00ee ihsan\u0131 k\u0131skanmaya ve ni\u00e7in falana bin verdi de, bana on verdi diye itiraza kalk\u0131\u015fmaya hak yoktur. K\u00f6t\u00fcl\u00fck ile gelmi\u015f olan da ancak o k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn misliyle (dengiyle) cezalan\u0131r. Yani affolunmay\u0131p cezaland\u0131\u011f\u0131 zaman, fazla de\u011fil, yapt\u0131\u011f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn tam dengi bir k\u00f6t\u00fcl\u00fckle ceza g\u00f6r\u00fcr, ayn\u0131 adaletle muamele edilir. Ve hi\u00e7birine zulmedilmez. Ne iyilik sahiplerine, yapt\u0131klar\u0131 iyilikten eksik ecir ve sevap verilir, ne de k\u00f6t\u00fcl\u00fck sahiplerine, k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinden fazla ceza verilir. Buna kar\u015f\u0131 k\u00fcf\u00fcr (ink\u00e2r) d\u00fcnya gibi ge\u00e7ici bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck de\u011fil mi? O halde s\u00fcrekli azab cezas\u0131 bunun nas\u0131l bir dengi olur? Bu ceza, su\u00e7tan fazla olmayacak m\u0131? denemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u00fcf\u00fcr, Allah&#8217;\u0131n emrini red ve ink\u00e2rd\u0131r. Hakk\u0131 bir an bile ink\u00e2r etmek ebed\u00ee yaland\u0131r. K\u00e2firin her k\u00fcfr\u00fc ve k\u00fcfr\u00fcn\u00fcn her \u00e2n\u0131 ebedi bir k\u00f6t\u00fcl\u00fckt\u00fcr. Ba\u015fka bir deyimle, Hakk&#8217;\u0131n herhangi bir emrine kar\u015f\u0131 ink\u00e2r, Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n rahmetinden ebed\u00ee bir kesilmedir. Elbette bu ebed\u00ee k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn, ebed\u00ee kesilmenin cezas\u0131 da ebed\u00ee azapt\u0131r. \u0130l\u00e2h\u00ee rahmete ula\u015fmak i\u00e7in, s\u0131n\u0131rl\u0131 bir zaman zarf\u0131nda verilen bir f\u0131rsat\u0131, bir sebebi toptan reddetmek, o rahmetten ebed\u00ee olarak yoksunluk demek oldu\u011fu ne kadar a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>O dinlerini par\u00e7a par\u00e7a edenlere:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>161- De ki: Rabbim, beni do\u011fru yola iletti. Dosdo\u011fru dine, Allah&#8217;\u0131 birleyen \u0130brahim&#8217;in dinine. O, ortak ko\u015fanlardan de\u011fildi.<\/p>\n<p>162- De ki: Benim namaz\u0131m, ibadetim, hayat\u0131m ve \u00f6l\u00fcm\u00fcm hep \u00e2lemlerin Rabbi Allah i\u00e7indir.<\/p>\n<p>163- Onun orta\u011f\u0131 yoktur. Bana b\u00f6yle emrolundu ve ben m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ilkiyim.<\/p>\n<p>164- De ki: Allah her\u015feyin Rabbi iken, ben O&#8217;ndan ba\u015fka Rab mi arayay\u0131m? Herkesin kazand\u0131\u011f\u0131 yaln\u0131z kendisine aittir. Kendi (g\u00fcnah) y\u00fck\u00fcn\u00fc ta\u015f\u0131yan hi\u00e7 kimse, bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n (g\u00fcnah) y\u00fck\u00fcn\u00fc ta\u015f\u0131maz. Sonra d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcz Rabbinizedir. O, ayr\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz ger\u00e7e\u011fi size haber verecektir.<\/p>\n<p>165- Sizi yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn halifeleri yapan, size verdi\u011fi \u015feylerde, sizi denemek i\u00e7in, kiminizi kiminizden derecelerle \u00fcst\u00fcn k\u0131lan O&#8217;dur. \u015e\u00fcphesiz Rabbin, cezas\u0131 \u00e7abuk oland\u0131r ve O, ba\u011f\u0131\u015flayan, esirgeyendir.<\/p>\n<p>161- \u015e\u00f6yle de: Muhakkak ki beni Rabbim bir s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eeme; do\u011fru ve d\u00fcz bir caddeye istikametin kendisi olan, dosdo\u011fru bir dine yani hanif hali, bir Allah&#8217;a y\u00f6nelmi\u015f olan \u0130brahim milletine hid\u00e2yet etti. Ve \u0130brahim, m\u00fc\u015friklerden de\u011fildi. Onun milletine mensup oldu\u011funu iddia eden Mekkeliler ve yahudiler ile h\u0131ristiyanlar gibi dini ay\u0131ranlardan de\u011fildi.<\/p>\n<p>162-KIYEMEN: K\u0131yam m\u00e2n\u00e2s\u0131na ve m\u00fcbala\u011fa \u015fekliyle masdarla nitelemedir. Fethas\u0131, \u015fedde ve kesresiyle k\u0131r\u00e2etleri de vard\u0131r ki, pek do\u011fru ve sabit demektir. Bu sa\u011flam dinin amel\u00ee \u00f6zelli\u011fini \u00f6zetle a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in \u015f\u00f6yle de: Muhakkak benim namaz\u0131m ve ibadetlerim, yahut kurbanlar\u0131m ve hayat\u0131m ve \u00f6l\u00fcm\u00fcm \u00e2lemlerin Rabbi olan Allah&#8217;\u0131nd\u0131r.<\/p>\n<p>Hepsi Allah i\u00e7indir.<\/p>\n<p>163- O&#8217;nun hi\u00e7 orta\u011f\u0131 yoktur. Yani her ibadet, her i\u015f bu inan\u00e7, bu niyet ve ihlas ile yap\u0131lmal\u0131d\u0131r. Ve bana ancak bu, bu tevhid ve ihlas emredildi. Ben ise m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ilkiyim, yani Allah&#8217;\u0131n emrine teslim olanlar\u0131n birincisiyim, en \u00f6n\u00fcndeyim. Bu c\u00fcmle Hz. Peygamberin, kendisine emredilen \u0130l\u00e2h\u00ee emirlere s\u00fcratle uyup yerine getirmesini ve o emirlerin kendine mahsus olmay\u0131p, herkese bunlar\u0131n emredildi\u011fini ve b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcman olanlar\u0131n ona uymas\u0131 gerekti\u011fini a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>164-\u0130nk\u00e2rc\u0131lar\u0131n Hz. Peygambere: &#8220;Ey Muhammed! Gel bizim dinimize d\u00f6n, d\u00fcnya ve ahiret ne istersen biz kefil oluruz&#8221; ve m\u00fcminlere: &#8220;Geliniz, bizim yolumuza gidiniz, g\u00fcnahlar\u0131n\u0131z bizim boynumuza olsun&#8221; demelerine kar\u015f\u0131 de ki: Allah her \u015feyin Rabbi iken ben O&#8217;ndan ba\u015fka bir Rab mi isteyece\u011fim? Halbuki herkes hi\u00e7bir \u015fey kazanmaz ki, sorumlulu\u011fu kendi \u00fczerine olmas\u0131n hem vebal (g\u00fcnah) y\u00fcklenen hi\u00e7bir kimse di\u011ferinin vebalini (g\u00fcnah\u0131n\u0131) \u00e7ekmez. Yani ne g\u00fcnah yapmakta, ne de cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekmekte vekalet (vekillik) cereyan etmez. Herkes yapt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnah\u0131 kendi yapar ve cezas\u0131n\u0131 kendi \u00e7eker. \u015eu halde birinin di\u011ferine &#8220;Sen \u015funu \u015f\u00f6yle yap da g\u00fcnah\u0131, cezas\u0131 yaln\u0131z benim boynuma olsun&#8221; demesi yaland\u0131r. G\u00fcnah yapan yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131n cezas\u0131n\u0131 \u00e7eker; \u00f6yle deyip yalan s\u00f6yleyen, g\u00fcnaha te\u015fvik eden de, bu yalan\u0131n\u0131n, bu te\u015fvik ve aldatmas\u0131n\u0131n, bu k\u00f6t\u00fc taahh\u00fcd\u00fcn\u00fcn cezas\u0131n\u0131 \u00e7eker. Ba\u015fkas\u0131n\u0131n g\u00fcnah\u0131n\u0131 y\u00fcklenmeyi \u00fczerine alan bu yalanc\u0131 m\u00fcteahhid, kendi taahh\u00fcd\u00fcn\u00fcn cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekmekle di\u011ferini kurtaramaz. \u015euras\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r ki, b\u00f6yle demek, g\u00fcnah\u0131n failinden ba\u015fka kimseye zarar\u0131 olmaz demek de\u011fildir. Ancak her fiil, f\u00e2iline (yap\u0131c\u0131s\u0131na) nisbet olunur ve her g\u00fcnah\u0131n, ilgili olanlara ilgisi oran\u0131nda al\u00e2kas\u0131 bulunur, demektir. Sonra, siz ne kadar ihtil\u00e2f ederseniz ediniz, sonunda hepinizin d\u00f6n\u00fc\u015f makam\u0131 Rabbinizdir. Hepinizin Rabbinize bir d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc, bir d\u00f6n\u00fcm\u00fc olacakt\u0131r. O zaman O size ihtil\u00e2f etmekte oldu\u011funuz \u015feyleri haber verecektir. O vakit, sonucu g\u00f6recek, ak\u0131 karay\u0131 se\u00e7ecek, ac\u0131y\u0131 tatl\u0131y\u0131 tadacaks\u0131n\u0131z. \u015eu halde bug\u00fcn d\u00fcnyada herhangi bir i\u015fi yapaca\u011f\u0131n\u0131z zaman, ba\u015fka d\u00fc\u015f\u00fcnceleri, farkl\u0131 dinleri, mezhepleri, arzular\u0131 b\u0131rak\u0131n\u0131z da, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z, yapaca\u011f\u0131n\u0131z i\u015fin, ba\u011flanaca\u011f\u0131n\u0131z din ve mezhebin, Allah kat\u0131nda ne oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnerek ve bu son sorumlulu\u011fu hesab ederek, samimi bir niyet ve ihl\u00e2s ile hareket ediniz.<\/p>\n<p>165-Ve O, O Allaht\u0131r ki, sizi yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn halifeleri k\u0131ld\u0131. Bu yery\u00fcz\u00fcnde nice \u00fcmmetler gelmi\u015f ge\u00e7mi\u015f, Peygamberlerin sonuncusunun g\u00f6nderildi\u011fi siz insanlar, siz Muhammed \u00fcmmeti, hepsinin halefi olmu\u015f, yerlerine konulmu\u015f bulunuyorsunuz. Allah&#8217;\u0131n bundan b\u00f6yle yery\u00fcz\u00fcnde, sahiplik edecek, y\u00f6netecek ve h\u00fck\u00fcmleri uygulayacak olan g\u00f6revlileri, sorumlular\u0131 sizsiniz. Y\u00fcce Allah &#8220;Ben yery\u00fcz\u00fcnde bir halife yarataca\u011f\u0131m&#8221; (Bakara, 2\/30), \u0130l\u00e2h\u00ee buyru\u011funun \u00c2dem&#8217;e takdir etti\u011fi ve meleklere bile nasib etmedi\u011fi bu y\u00fcksek makam ve \u015ferefe, bundan b\u00f6yle topyek\u00fcn sizi tayin edip bu a\u011f\u0131r sorumluluk ve emaneti size verdi. Ve baz\u0131n\u0131z\u0131 di\u011ferinin \u00fczerinde dereceler ile y\u00fckseltti. Bir k\u0131sm\u0131n\u0131z\u0131 ak\u0131l, ilim, \u015feref, makam, mal ve r\u0131z\u0131k gibi birtak\u0131m \u00f6zelliklerde bir\u00e7ok derecelerle di\u011ferlerinin \u00fczerine \u00e7\u0131kard\u0131 ki size verdi\u011fi \u015feylerde hepinizi imtihan etsin, imtihan muamelesi yaps\u0131n, verileni yerinde g\u00fczelce kullanmakla \u015f\u00fckredip etmeyeni ay\u0131rs\u0131n. En g\u00fczel amel yapanlar\u0131 se\u00e7sin de, gelecekte verece\u011fini ona g\u00f6re kazanc\u0131n\u0131zla versin. Bu \u00e2lem, b\u00f6yle bir imtihan \u00e2lemi ve yar\u0131\u015fmad\u0131r ve bug\u00fcnk\u00fc durum, d\u00fcnk\u00fc imtihan\u0131n bir sonucudur. Yar\u0131nki durum da bu imtihan\u0131n bir sonucu olacakt\u0131r. Ve bu \u015fekilde Muhammed \u00fcmmeti, yaln\u0131z kendi fertleri ve s\u0131n\u0131flar\u0131 aras\u0131nda de\u011fil, topyek\u00fcn halef oldu\u011fu ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetler ile de bir imtihana tabidir ve onlardan ibret al\u0131p yar\u0131\u015fmay\u0131 kazanmak ihtiyac\u0131ndad\u0131r. Ve derecelerinin farkl\u0131 olmas\u0131 da bu imtihan ve m\u00fcsabakan\u0131n gereklerindendir. Bunun sonucunda nice y\u00fckseklerdekiler d\u00fc\u015febilir .Ve nice a\u015fa\u011f\u0131dakiler \u00e7\u0131kabilir. Bunun i\u00e7in \u00fcst derecede bulunanlar\u0131n tehlikeleri daha \u00e7ok, sorumluluklar\u0131 daha a\u011f\u0131rd\u0131r. O halde d\u00fcnyada mevki ve mertebe y\u00fcksekli\u011fine ma\u011frur olmamal\u0131, hakk\u0131yla \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u00fcksekten d\u00fc\u015fmenin ac\u0131s\u0131 daha b\u00fcy\u00fck, k\u00fc\u00e7\u00fckten b\u00fcy\u00fcmenin zevki daha y\u00fcksektir. Ey Muhammed \u015f\u00fcphe yok ki Rabbinin cezas\u0131 \u00e7abuktur. Verdi\u011fi nimet sermayesinin hakk\u0131n\u0131 yerine getirmeyen ve \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc yapmayan ink\u00e2rc\u0131lara ve ba\u015fkald\u0131ranlara, ne kadar y\u00fcksek mevkide olurlarsa olsunlar, Rabbin diledi\u011fi zaman bir anda belalar\u0131n\u0131 verir. Zaten her gelecek olan yak\u0131nd\u0131r. Bununla beraber \u015f\u00fcphe yok ki, O muhakkak gaf\u00fbr (ba\u011f\u0131\u015flayan), rah\u00eem (merhamet eden) dir. G\u00f6revine \u00e7abalayan, imtihanda ba\u015far\u0131l\u0131 olmaya \u00e7al\u0131\u015fan \u015f\u00fck\u00fcr ve t\u00e2at sahiplerinin kusurlar\u0131n\u0131 ba\u011f\u0131\u015flar, ay\u0131plar\u0131n\u0131 \u00f6rter ve sonunda kendilerini \u00e7e\u015fitli rahmet ve saadetle umduklar\u0131na kavu\u015fturur. \u015eimdi bir bu s\u00fbrenin Mekke&#8217;de nazil oldu\u011fu zaman, bir de ondan sonra \u0130sl\u00e2m Tarihinin safhalar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, bu \u00e2yetin gelece\u011fe y\u00f6nelik ne kadar mucizeleri ihtiva etti\u011fi ve daha etmekte bulundu\u011fu hi\u00e7bir \u015f\u00fcpheye yer vermeyecek \u015fekilde ortaya \u00e7\u0131kar. Demek ki Hz. Muhammed (s.a.v)in peygamber olarak g\u00f6nderilmesiyle insan hayat\u0131na b\u00fct\u00fcn ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetleri de ge\u00e7ecek yeni bir tarih a\u00e7\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;En&#8217;\u00e2m&#8221; s\u00fbresi burada bitti. \u015eimdi bu \u00e2yetin i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 halife k\u0131lma ve imtihan\u0131n, ge\u00e7mi\u015ften beri olu\u015f \u015feklini canland\u0131r\u0131p a\u00e7\u0131klayacak olan &#8220;A&#8217;raf&#8221; s\u00fbresini dinleyelim:<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>6-EN&#8217;AM: Hamd hep Allah&#8217;a, ki ba\u015flar\u0131n \u00fcst\u00fcndeki g\u00f6kleri ve ayaklar\u0131n alt\u0131ndaki yeri yaratt\u0131 ve karanl\u0131klar\u0131 ve nuru yapt\u0131. \u015eu halde onun bunlar \u00fczerindeki m\u00fclk ve saltanat\u0131, sahipli\u011fi, yaln\u0131z var olduklar\u0131ndan sonraki tedbir ve olgunla\u015fmalar\u0131, sonra gelen ar\u0131zalar \u00fczerinde cereyan eden, z\u00e2t\u0131 ve tabiatlar\u0131na mahkum bulunan ba\u011f\u0131ml\u0131 ve hasta bir m\u00fclk ve sahiplik de\u011fil, daha \u00f6nce &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12131,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1220,1219,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1938","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-6-enam","tag-6-enam-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1938","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1938"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1938\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12131"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1938"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1938"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1938"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}