{"id":1940,"date":"2010-11-18T22:55:30","date_gmt":"2010-11-18T22:55:30","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1940"},"modified":"2010-11-18T22:55:30","modified_gmt":"2010-11-18T22:55:30","slug":"5-maide-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/5-maide-tefsiri\/","title":{"rendered":"5-MA\u0130DE SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>5-MA\u0130DE:<\/p>\n<p>Bu s\u00fbrenin di\u011ferlerinde bulunmayan onsekiz farz\u0131 i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131klan\u0131yor. Ebu Hayyan&#8217;\u0131n kaydetti\u011fi \u00fczere, Araplar\u0131n ilk filozofu me\u015fhur el- Kindi&#8217;ye \u00f6\u011frencileri: &#8220;Ey filozof, bize \u015fu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir dengini yap\u0131ver&#8221; demi\u015fler. O da: &#8220;Peki, hepsinin de\u011fil ama, bir k\u0131sm\u0131n\u0131n benzerini yapay\u0131m&#8221; demi\u015f. Ve bir \u00e7ok g\u00fcnler \u00e7ekilip kapanm\u0131\u015f, sonra \u00e7\u0131km\u0131\u015f: &#8220;Vallahi demi\u015f buna ne bizim kudretimiz yetecek, ne de ba\u015fka birinin. Mushaf&#8217;\u0131 a\u00e7t\u0131m, M\u00e2ide suresi \u00e7\u0131kt\u0131, bakt\u0131m vefa (s\u00f6zde durma)y\u0131 s\u00f6ylemi\u015f, d\u00f6nekli\u011fi yasaklam\u0131\u015f, bir genel tahlil yapm\u0131\u015f, sonra bir istisna istisna eylemi\u015f, sonra da kudret ve hikmetinden haber vermi\u015f ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 iki sat\u0131ra s\u0131\u011fd\u0131rm\u0131\u015f, bunu ise hi\u00e7 kimse ciltlerle yaz\u0131 yazmadan ifade edemez.&#8221;<\/p>\n<p>UKUD: Akdin \u00e7o\u011fuludur. Akd, belgeye ba\u011flanm\u0131\u015f anla\u015fma demektir ki, bir \u015feyi di\u011ferine sa\u011flam \u015fekilde ba\u011flayan ba\u011f ve d\u00fc\u011f\u00fcme, mesela ip d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcne benzetilmi\u015ftir. Yani anla\u015fma as\u0131l lugatta s\u0131k\u0131 ba\u011flamak ve d\u00fc\u011f\u00fcmlemek, sa\u011flam ba\u011f ve d\u00fc\u011f\u00fcm demek olup, bundan nakledilerek bir kimsenin bir \u015feyi benimsemesi veya ba\u015fkas\u0131n\u0131 susmaya mecbur ederek kendini veya di\u011ferini ba\u011flamas\u0131na veya kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ba\u011flanmalar\u0131na akid ad\u0131 verilmi\u015ftir ki, itikad da bundand\u0131r. \u015eu halde her akid icab ve kabule dayanmay\u0131p, baz\u0131lar\u0131 yaln\u0131z raz\u0131 olmakla da anla\u015fma yap\u0131lm\u0131\u015f olur ki, adaklar ve gelecekle ilgili yeminler bu t\u00fcrdendir<\/p>\n<p>AH\u0130D de as\u0131l lugatta bir \u015feyi halden hale saklay\u0131p g\u00f6zetlemektir. B\u00f6yle g\u00f6zlenmesi istenen, gerekli g\u00f6r\u00fclen belgelere de ahid (anla\u015fma) ismi verilir. Bu \u00f6l\u00e7\u00fc ile ahid ve akid anlamda\u015f demek iseler de, akid kelimesi, &#8220;mis\u00e2k&#8221; gibi daha \u00e7ok ihk\u00e2m (sa\u011flamla\u015ft\u0131rma) ifade eder.<\/p>\n<p>VEFA ve \u0130FA ise ahid ve akdin gere\u011fini yerine getirmek, icab\u0131n\u0131 tamamen icra eylemektir. Burada \u00e7o\u011fulu muhall\u00e2 bi&#8217;l-l\u00e2m (l\u00e2m harfiyle s\u00fcslenmi\u015f yani harfi tarifli) olan , &#8220;el-ukud&#8221;, isti\u011frak ifade eder ki, gerek Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kullar\u0131na gerekli k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve anla\u015fma yapt\u0131\u011f\u0131 teklifleri ve dine ait h\u00fck\u00fcmleri gerek kullar\u0131n kendiliklerinden Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 ba\u011fland\u0131klar\u0131 adaklar\u0131 ve yeminleri, gerekse insanlar\u0131n kendi aralar\u0131nda sahih olarak anla\u015ft\u0131klar\u0131 emanetler, muameleler ve di\u011ferleriyle ilgili her \u00e7e\u015fit akidleri i\u00e7ine al\u0131r. Hatta harb ehli, zimmet ehli, Haric\u00eeler ve di\u011fer insanlar ile yap\u0131lan anla\u015fmalar da dahildir. \u015eu halde bundan \u015fu kural ortaya \u00e7\u0131kar ki, &#8220;akidler de aslolan s\u0131hhattir, me\u011fer ki bozulmas\u0131na bir delil gelmi\u015f olsun&#8221;. Bunun i\u00e7in herhangi bir akidde s\u00f6z, s\u0131hhat davac\u0131s\u0131n\u0131n,delil fesad davac\u0131s\u0131n\u0131nd\u0131r. Me\u011ferki o akidde fesad\u0131n bat\u0131l olmas\u0131ndan ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2 ifade etmemi\u015f olsun. \u00c7\u00fcnk\u00fc bat\u0131l olma iddias\u0131, akdin yoklu\u011funu iddia ve varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ink\u00e2r demektir. Bunda ise delil, v\u00fccut ve s\u0131hhat iddiac\u0131s\u0131na y\u00f6nelir. \u00c7\u00fcnk\u00fc emri yerine getirmek, sahih olarak mevcut olan akde y\u00f6neliktir. Akid, sabit ve aktedilmi\u015f de\u011filse yerine getirilecek bir \u015fey yoktur. Ebu Bekir R\u00e2z\u00ee bu f\u0131kh\u00ee m\u00e2n\u00e2 ile &#8220;Ahk\u00e2m-\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8221;da der ki: &#8216;Akidleri yerine getirin&#8217;, ukud (akidler) isminin ula\u015fm\u0131\u015f oldu\u011fu b\u00fct\u00fcn akidlerin yerine getirilmesini gerektirir. \u015eu halde herhangi bir akdin caiz olmas\u0131 veya fasit olmas\u0131nda veya her hangi bir ada\u011f\u0131n s\u0131hhat ve l\u00fczumunda anla\u015famad\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fc ile delil getirmek sahih olur&#8221;. Fakat akidler her \u00e7e\u015fit dini sorumluluklardan daha genel oldu\u011fu ve halbuki dini teklifler i\u00e7inde mendublar ve m\u00fcstehaplar\u0131n da varl\u0131\u011f\u0131 bilindi\u011fi i\u00e7in, bu &#8220;\u00eef\u00e2 ediniz&#8221; emrinin de v\u00fccub ve nedben daha genel bir m\u00e2n\u00e2ya y\u00fcklenilmesi gerekece\u011finin de unutulmamas\u0131 laz\u0131m gelir. Nitekim bunu Ebu&#8217;s-Suud a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6stermi\u015ftir. Netice olarak dinin \u00f6z\u00fcn\u00fcn, Allah ve kullarla sa\u011flam birtak\u0131m anla\u015fmalar ve mukaveleler yapmak ve sahih olarak aktedilen anla\u015fmalar ve akidleri ifa etmek suretiyle h\u00fckm\u00fcn\u00fc yerine getirmek demek oldu\u011fu bu s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda genel bir esas olarak \u00f6zetlenip buyurulmu\u015ftur ki:<\/p>\n<p>Ey iman etmi\u015f olan m\u00fcminler, ba\u011fland\u0131\u011f\u0131n\u0131z b\u00fct\u00fcn akid (anla\u015fma)leri ifa ediniz. Yani ilk \u00f6nce iman bir akiddir. Ve siz bu akid ile Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 bir tak\u0131m s\u00f6zle\u015fmeler ve akidler yapt\u0131n\u0131z, ba\u011fland\u0131n\u0131z. Sonra kendili\u011finizden veya kendi aran\u0131zda veya b\u00fct\u00fcn insanlar aras\u0131nda birtak\u0131m akidler daha yapar ba\u011flan\u0131rs\u0131n\u0131z. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bu akidleri ifa ediniz. Dinin k\u00f6k\u00fc, iman\u0131n h\u00fckm\u00fc, Allah&#8217;\u0131n emri k\u0131saca budur. \u015eimdi s\u00fbrenin ismiyle uyu\u015fmu\u015f olmak \u00fczere \u00f6nce ge\u00e7im vas\u0131talar\u0131ndan ba\u015fl\u0131yarak bunun biraz a\u00e7\u0131klamas\u0131na gelelim:<\/p>\n<p>Size \u00e7e\u015fitli hayvanlar helal k\u0131l\u0131nd\u0131. Bunlardan faydalan\u0131r ve helal helal yiyebilirsiniz. Ancak haram olmas\u0131 okunan veya a\u015fa\u011f\u0131da gelece\u011fi \u00fczere okunacak olanlar m\u00fcstesna. Ki bu c\u00fcmleden olarak gelecektir.<\/p>\n<p>Daha \u00f6nce bilhassa \u015fu dikkat \u00e7ekicidir ki siz ihraml\u0131 iken avlanmay\u0131 helal k\u0131lamayaca\u011f\u0131n\u0131z, ihram halinde avlanmay\u0131 ve av eti yemeyi caiz g\u00f6remeyece\u011finiz halde \u00e7e\u015fitli hayvanlar, baz\u0131 m\u00fcstesna ile helal k\u0131l\u0131nd\u0131. Yani ey m\u00fcminler, siz hayvan \u00f6ld\u00fcrmek caiz olmayan ihram halinde avdan ve av eti yemekten yasaklanm\u0131\u015fs\u0131n\u0131z. Fakat bu halde bile bir akdin meyvesi olmak \u00fczere et yemekten mahrum b\u0131rak\u0131lmad\u0131n\u0131z. Siz ihraml\u0131 iken, av olmamak \u015fart\u0131yla ihramda bulunmayanlar\u0131n kestikleri hayvanlardan yiyebilirsiniz ki, bu helal ve haram olma birer il\u00e2h\u00ee akiddir. Ve b\u00f6yle ba\u015fkas\u0131n\u0131n kesti\u011fi hayvan\u0131n etini yiyebilmeniz, herhalde kendi aran\u0131zda yapaca\u011f\u0131n\u0131z al\u0131\u015f-veri\u015f ve hibe gibi bir akdin meyvesidir. \u015eu halde bununla akidlerin faydalar\u0131n\u0131 ve \u0130sl\u00e2m dininde ge\u00e7iminizin nas\u0131l geni\u015fletildi\u011fini takdir edin ve bu helal ve haram\u0131 ifa eyleyin de helali haram, haram\u0131 helal yapmay\u0131n\u0131z. \u0130lerde \u00e2yetinde a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclecektir ki, ihram halinde haram olan av, deniz av\u0131 de\u011fil kara av\u0131d\u0131r. Buradaki av da kara hayvanlar\u0131, demek olan behime-i en&#8217;\u00e2mdan istisna yerinde bulunmak bak\u0131m\u0131ndan buna bir i\u015fareti i\u00e7erir. &#8220;Behime&#8221;, esasen akl\u0131 olmayan herhangi bir hayvan demektir ki &#8220;\u0130bham&#8221; (kapal\u0131 b\u0131rakma) m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Sonra bu isim kara ve denizde ya\u015fayan d\u00f6rt ayakl\u0131 hayvanlarda daha \u00e7ok kullan\u0131larak onlara tahsis edilmi\u015ftir. Burada helal k\u0131l\u0131nan ise mutlak beh\u00e2im (hayvanlar) de\u011fil, kara ve denizde ya\u015fayan d\u00f6rt ayakl\u0131 hayvanlard\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;EN&#8217;AM&#8221; da (ne&#8217;am) \u0131n \u00e7o\u011fulu olup, En&#8217;am s\u00fbresinde: &#8220;Hayvanlardan da kimi y\u00fck ta\u015f\u0131r, kiminin t\u00fcy\u00fcnden d\u00f6\u015fek yap\u0131l\u0131r. Allah&#8217;\u0131n size verdi\u011fi r\u0131z\u0131ktan yiyin&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/142), &#8220;Sekiz \u00e7ift (hayvan), koyundan iki, ke\u00e7iden iki&#8221;. (En&#8217;\u00e2m, 6\/143) &#8220;Ve deveden iki, s\u0131\u011f\u0131rdan iki&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/144) diye a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere ehli hayvanlardan deve, s\u0131\u011f\u0131r, davar, yani koyun ve ke\u00e7iye s\u00f6ylenir ki, yumu\u015fakl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na olan &#8220;nu&#8217;\u00fbmet&#8221;den al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Pen\u00e7eliler \u015f\u00f6yle dursun beygir, kat\u0131r, e\u015fek gibi &#8220;hafir&#8221; denilen tek t\u0131rnakl\u0131 hayvanlar bile &#8220;en&#8217;\u00e2m&#8221;da dahil de\u011fildirler. Nitekim Nahl s\u00fbresinde &#8220;Hayvanlar\u0131 da yaratt\u0131.<\/p>\n<p>Onlarda sizin i\u00e7in \u0131s\u0131nman\u0131z\u0131 sa\u011flayan \u015feyler ve daha bir \u00e7ok yararlar vard\u0131r. Ve onlardan kimini de yersiniz&#8221; (Nalh, 16\/5), &#8220;Binmeniz ve s\u00fcs i\u00e7in atlar\u0131, kat\u0131rlar\u0131 ve e\u015fekleri ve daha sizin bilmedi\u011finiz nice \u015feyler yaratmaktad\u0131r&#8221;. (Nalh, 16\/8) buyurulmu\u015ftur. \u015eu halde &#8220;behimet\u00fc&#8217;l-en&#8217;\u00e2m&#8221; terkib-i iz\u00e2fi (isim tamlama)si ya &#8220;\u00e7am a\u011fac\u0131&#8221; gibi izafet-i beyaniyye olup &#8220;en&#8217;\u00e2m denilen kelimeler&#8221; demektir ki, bu \u015fekilde di\u011fer bir \u00e2yetteki &#8220;Size okunup a\u00e7\u0131klananlar d\u0131\u015f\u0131ndaki hayvanlar sizin i\u00e7in helal k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r&#8221;. (Hacc, 22\/30) gibi do\u011frudan do\u011fruya en&#8217;\u00e2m\u0131n helal olu\u015fu nasla bildirilmi\u015f ve bunlara benzeyen ceylan, geyik ve di\u011ferleri gibi av hayvanlar\u0131 en&#8217;\u00e2ma kat\u0131larak helal k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olur. Veya &#8220;behime&#8221; den maksad en&#8217;\u00e2m\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndan olarak izafet-i l\u00e2miye-i te\u015fbihiyye ile &#8220;en&#8217;\u00e2m gibi olan beh\u00e2im&#8221; demektir ki, bu \u015fekilde de gevi\u015f getirmek ve k\u00f6pek di\u015fleri olmamak bak\u0131m\u0131ndan en&#8217;\u00e2me benzeyen geyik ve di\u011fer vah\u015fi hayvanlar\u0131n helal oldu\u011fu ve helal olma sebebine i\u015faret edilmi\u015f olur. En&#8217;\u00e2m\u0131n helal olmas\u0131 ise daha \u00f6nce di\u011fer nass (din\u00ee metin) ile a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f oldu\u011fu gibi, buradan da m\u00fc\u015febbeh\u00fcn bih (benzetilen) bir as\u0131l olmak \u00fczere yine bi&#8217;l-i\u015f\u00e2re (i\u015faretle) anla\u015f\u0131l\u0131r. Ve bundan &#8220;av\u0131 helal saymaks\u0131z\u0131n&#8221; h\u00e2l k\u0131sm\u0131 ile av\u0131n istisnas\u0131 (hari\u00e7 tutulmas\u0131) bir istisn\u00e2-i muttas\u0131l (biti\u015fik istisna) yerinde bulunaca\u011f\u0131 &#8220;beh\u00eeme&#8221; kayd\u0131 da te&#8217;kide de\u011fil, te&#8217;sise sarfedilmi\u015f olup fazla bir menfaat ifade edece\u011finden baz\u0131 tefsirciler bu \u015fekli tercih etmi\u015flerdir. Fakat bunda ihram durumuna bakarak kel\u00e2m\u0131, s\u0131rf haram k\u0131lmaya y\u00f6neltmek vard\u0131r. Ki, &#8220;akidleri ifa edin&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fcn ak\u0131\u015f\u0131na pek de uygun de\u011fildir. Zira vah\u015fi hayvanlardan faydalanmak ava dayand\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, bunu m\u00fcteakip ihram halinde av\u0131n yasaklanmas\u0131 a\u00e7\u0131klan\u0131rken ihram haline g\u00f6re bu helal olman\u0131n hi\u00e7 h\u00fckm\u00fc kalmam\u0131\u015f ve o halde kelam\u0131n geli\u015fi b\u00fcsb\u00fct\u00fcn haram bulmaya y\u00f6nelmi\u015f ve \u015fu halde bu yasaklama halinde en&#8217;am\u0131n helal olmas\u0131ndan faydalanma ve anla\u015fmalar\u0131n semerelerinden isifade etme hususu nasla bildirilmemi\u015f ve bu \u0130sl\u00e2m nimeti ile ba\u015fa kakma m\u00e2n\u00e2s\u0131 g\u00f6sterilmemi\u015f olacakt\u0131r. Gerek bu ince beyan zevki ve gerekse en&#8217;am\u0131n asl\u0131nda helal olu\u015funun bilinmesi sebebiyle tefsircilerin \u00e7o\u011fu da birinci izafet-i beyaniyye \u015feklini tercih etmi\u015flerdir. Ki bunda &#8220;behime&#8221; lafz\u0131 helal olma sebebini ara\u015ft\u0131rmamakla beraber, buna i\u015faret etme n\u00fcktesinden de uzak de\u011fildir. Vah\u015fi hayvanlar\u0131n bunun h\u00fckm\u00fcne girmesine vas\u0131ta olur. Ve her iki takdirde behime-i en&#8217;am (kara hayvanlar\u0131), deniz hayvanlar\u0131n\u0131 i\u00e7ine almaz.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu il\u00e2h\u00ee nimetlere kar\u015f\u0131 acaba bu helal ve haram olma ni\u00e7in b\u00f6yle oluyor? Ni\u00e7in hayvanlar, ihraml\u0131 ve ihrams\u0131z b\u00fct\u00fcn hallerde m\u00fcbah k\u0131l\u0131n\u0131r da, avlanmak bazan m\u00fcbah, bazan haram oluyor? Hayvanlar\u0131n hepsi can de\u011fil midir?<\/p>\n<p>Nas\u0131l oluyor da il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmde bu hayvanlar\u0131n, isterse baz\u0131lar\u0131 insanlara helal olabiliyor, gibi birtak\u0131m d\u00fc\u015f\u00fcncelere de gerek yoktur. Helal ve haram\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini sebeplerini aramaktan \u00e7ok Allah&#8217;a kullukla yerine getirmelidir. Zira \u015f\u00fcphe yoktur ki Allah neyi irade ederse onu h\u00fckmeder. H\u00fckm\u00fcnde serbesttir. Yani esas itibar\u0131yla b\u00fct\u00fcn h\u00fck\u00fcmler onun istek ve iradesine tabidir. \u0130l\u00e2h\u00ee irade \u00fczerinde tesir icra etmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen hi\u00e7bir sebep, hi\u00e7bir kuvvet yoktur. Ger\u00e7i bir\u00e7ok defalar ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Allah Te\u00e2l\u00e2 hikmet sahibi oldu\u011fundan Allah&#8217;\u0131n tekliflerinin dayana\u011f\u0131 da kullar\u0131n iyilikleri ve menfaatleridir. Ve \u015fu halde bu helal ve haram da bir\u00e7ok y\u00fcksek hikmetleri i\u00e7ermektedir. Fakat b\u00fct\u00fcn bu hikmetler, il\u00e2h\u00ee iradenin meyveleri ve s\u0131ralanm\u0131\u015f h\u00fck\u00fcmlerinden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildirler. As\u0131l h\u00fckm\u00fcn sebebi, o hikmetler, o iyilikler de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n iradesidir. Mesela insan, hayvanlara tercih edilmi\u015f ve en&#8217;am (hayvanlar) insana mahsus hayat\u0131n iyili\u011fine di\u011ferlerinden daha elveri\u015fli yarat\u0131lm\u0131\u015f ve bu gibi f\u0131tri hikmet ve iyiliklerden dolay\u0131 en&#8217;am helal k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f denebilece\u011fi farzedilsin. Fakat buna kar\u015f\u0131 acaba bu hilkat, bu nizam niye b\u00f6yle olmu\u015f? Bunda ne zaruret varm\u0131\u015f, sorusu derhal ortaya \u00e7\u0131kar. Bunun ise tek cevab\u0131 Allah&#8217;\u0131n b\u00f6yle istemi\u015f ve b\u00f6yle h\u00fckmetmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. \u015eu halde esas itibariyle bunlar\u0131n hi\u00e7 birinde \u00f6zel zaruret yoktur, hepsi m\u00fcmk\u00fcn olan \u015feylerdendir. B\u00fct\u00fcn gereklili\u011fin, zaruretin ve g\u00fczelli\u011fin kayna\u011f\u0131 Allah&#8217;t\u0131r. H\u00fck\u00fcm, hikmet, hukuk, \u015feriat hep bu iradenin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131d\u0131r. Ve bunun i\u00e7in tekliflerin g\u00fczel ve \u00e7irkin olu\u015fu da her \u015feyden \u00f6nce yaratan ve yarat\u0131lan, Allahl\u0131k ve kulluk \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcyle Allah&#8217;\u0131n iradesine dayanmaktad\u0131r. \u0130lim ve hukuk hikmeti ne kadar derinle\u015ftirilirse derinle\u015ftirilsin, esas\u0131nda hukuk konusundan d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kamaz.<\/p>\n<p>2-As\u0131l hikmet e\u015fyan\u0131n tabiat\u0131 de\u011fil, onlar\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve &#8220;her \u015feyi ku\u015fat\u0131c\u0131&#8221; olan Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Din a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu helal ve haram da s\u0131rf onun iradesinin eseridir. Bunun i\u00e7in: Ey iman edenler ne Allah&#8217;\u0131n \u015fe\u00e2irine, yani iradesini g\u00f6steren merasim ve dini sorumluluklar\u0131na, ibadet ve taatlar\u0131na ni\u015fane olan\u0131 i\u015faret edici al\u00e2metlerine, mesela hacc i\u00e7in ihram , mikatlar, cemreler, Safa ve Merve, Me\u015f&#8217;ar-i haram, Arefe ve r\u00fckun, tavaf ve sa&#8217;y, kurban, tra\u015f olma ve \u0131hlal gibi menasik denilen \u015fiarlara ve ne bu al\u00e2metlerden say\u0131lan haram aya, yani sava\u015f haram olan receb, zilkade, zilhicce, muharrem d\u00f6rt aydan birine (Bakara S\u00fbresi 2\/194. \u00e2yetine bkz.) ve ne hedye, yani Kabe&#8217;ye hediye edilen kurbanl\u0131klara, ne de k\u0131l\u00e2delere, yani kurbanl\u0131k ni\u015fanesi olmak \u00fczere kurbanl\u0131klara herhangi bir \u015feyden tak\u0131lan gerdanl\u0131klara ve \u00f6zellikle bunlar\u0131n tak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gerdanl\u0131kl\u0131 kurbanl\u0131klara, ve Kabe&#8217;ye do\u011fru gelenlere, Rabblar\u0131ndan hem bir fadl (d\u00fcnyaya ait bir ticaret) ve hem ho\u015fnutluk \u00fcmit ederek ziyaret kastedenlere h\u00fcrmetsizlik etmeyin. Yani b\u00fct\u00fcn alametlere h\u00fcrmet edin, h\u00fcrmeti terketmeyin. Bu c\u00fcmleden olarak haram aya sava\u015f ve nesi&#8217; (haram ay\u0131 tehir etmek) s\u00fbretiyle riayetsizlikte bulunmay\u0131n, hediye kurbanl\u0131k ve gerdanl\u0131klar\u0131n h\u00fcrmetini ihlal etmeyin, di\u011ferlerinin sevk ettiklerine h\u00fccum etmeyin. Kendinizin kurbanl\u0131k g\u00f6t\u00fcr\u00fcp, ona bir ni\u015fane takman\u0131z da ihraml\u0131n\u0131n yapaca\u011f\u0131 i\u015flerdendir. \u00d6yle ise bozmay\u0131n, derhal elbisenizi \u00e7\u0131kar\u0131p ihrama girmekle ve bundan sonra bunlar\u0131n etlerini sadaka olarak vermekle bu h\u00fcrmeti koruyun. Hem ziyaret, hem ticaret kast\u0131yla Kabe&#8217;ye gelenleri yasaklamay\u0131n, hac\u0131lar\u0131n yolunu kesmeyin. Kabe&#8217;ye d\u0131\u015fardan gelenler de Mekke&#8217;ye ihrams\u0131z girmesin. Avlanacaksan\u0131z ihramdan ve Harem&#8217;den \u00e7\u0131k\u0131p, h\u0131lle (harem d\u0131\u015f\u0131na) girdi\u011finiz zaman avlan\u0131n. O zaman Harem d\u0131\u015f\u0131nda avlanmaya izin var. Fakat harem av\u0131, ne ihraml\u0131, ne ihrams\u0131z hi\u00e7 bir halde caiz de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bir zamanlar sizi Mescid-i Haram&#8217;dan yasaklamalar\u0131 sebebiyle bir kavme olan bu\u011fz (k\u0131zg\u0131nl\u0131k) sizi kendilerine taarruz ve tecav\u00fcz\u00fcn\u00fczle g\u00fcnaha sokmas\u0131n, \u015fe\u00e2rie h\u00fcrmetsizlik etmek c\u00fcrm\u00fcne d\u00fc\u015f\u00fcrmesin. \u0130bn\u00fc Kesir ve Ebu Amr k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;hemze&#8221;nin esreriyle okundu\u011funa g\u00f6re: Bir toplum sizi Mescid-i Haram&#8217;dan men ederlerse, onlara bu\u011fz ve kininiz \u015fe\u00e2ire h\u00fcrmetsizlik ederek kendilerine tecav\u00fcz etmeniz suretiyle sizi g\u00fcnaha sokmas\u0131n. iyilik ve takva \u00fczerinde yard\u0131mla\u015f\u0131n da, g\u00fcnah ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k \u00fczerinde yard\u0131mla\u015fmay\u0131n, ve Allah&#8217;tan korkun, bu emirlere kar\u015f\u0131 gelmekten \u00e7ekinin. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n azab\u0131 \u00e7ok \u015fiddetlidir, dayan\u0131l\u0131r \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re bu \u00e2yetin ba\u015fl\u0131ca ini\u015f sebebi Benu Dubey&#8217;a b. Sa&#8217;lebe&#8217;den Hutam b. Hindi Bekri olay\u0131 olmu\u015ftur .Bu Hutam Medine&#8217;ye gelmi\u015f, atlar\u0131n\u0131 Medine d\u0131\u015f\u0131nda bir yere b\u0131rakm\u0131\u015f, yaln\u0131zca Peygamberimizin huzuruna varm\u0131\u015f, bir kavmin davet\u00e7isi oldu\u011funu ve arkada\u015flar\u0131yla beraber gelip m\u00fcsl\u00fcman olacaklar\u0131n\u0131 vaad etmi\u015f. \u00c7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman Resulullah: &#8220;Bu adam bir g\u00fcnahkar y\u00fcz\u00fcyle girdi ve bir hain kafas\u0131yla \u00e7\u0131kt\u0131&#8221; buyurmu\u015f. Sonra Medine&#8217;den \u00e7\u0131km\u0131\u015f, Medine halk\u0131n\u0131n yay\u0131lmakta olan develerine rastgelmi\u015f s\u00fcrm\u00fc\u015f g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015f ve \u015fu recez bahriyle s\u00f6ylenmi\u015f \u015fiiri s\u00f6yleyerek gitmi\u015f:<\/p>\n<p>(1) Haber al\u0131n\u0131nca takip edilmi\u015f, yeti\u015filememi\u015f, ertesi sene yani kaza Umresi senesi Bekir b. Vail hac\u0131lar\u0131 yan\u0131nda Yem\u00e2me&#8217;den \u00e7\u0131km\u0131\u015f, hacca gelmi\u015f ve beraberinde hayli ticaret mal\u0131 varm\u0131\u015f. S\u00fcr\u00fcp g\u00f6t\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc develerden bir \u00e7o\u011funu gerdanl\u0131klarla s\u00fcsleyip Kabe&#8217;ye hediye olarak sevk etmi\u015f. M\u00fcsl\u00fcmanlar kar\u015f\u0131dan bunlar\u0131n geldiklerini i\u015fitince kar\u015f\u0131lay\u0131p vurmak i\u00e7in Resulullah&#8217;tan izin istemi\u015fler, bu \u00e2yet inmi\u015f, izin verilmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Kaza Umresi zilkade ay\u0131nda vaki oldu\u011fundan &#8220;e\u015f-\u015eehra&#8217;l-Haram&#8221; \u00f6nceden ve bizzat buna i\u015faret demektir. Di\u011fer taraftan \u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;in rivayetine g\u00f6re Mekke&#8217;nin fethi senesi m\u00fc\u015frikler de Kabe&#8217;yi ziyarete geliyorlar ve Umre&#8217;ye giriyorlard\u0131. M\u00fcsl\u00fcmanlar, &#8220;ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc bunlar m\u00fc\u015frik, biz de bunlar\u0131 b\u0131rakmayal\u0131m bask\u0131n edelim&#8221; demi\u015fler. &#8220;Kabe&#8217;ye do\u011fru gelenlere engel olmay\u0131n&#8221; \u00e2yeti nazil olmu\u015f, Hudeybiye&#8217;yi hat\u0131rlatan k\u0131sm\u0131 da buna daha \u00e7ok yatk\u0131nd\u0131r.<\/p>\n<p>Bu rivayetlerde g\u00f6sterilen n\u00fczul sebebine g\u00f6re yaln\u0131z m\u00fcsl\u00fcman hac\u0131lar\u0131n de\u011fil, m\u00fc\u015friklerin bile Kabe&#8217;yi ziyaretten yasaklanmamalar\u0131n\u0131 emreder ve ho\u015fnutluk iste\u011fi kendi mezheplerine g\u00f6re &#8220;kendi kanaatlar\u0131nca&#8221; demektir. O halde Berae s\u00fbresinde: &#8220;M\u00fc\u015frikler, nefislerinin k\u00fcfr\u00fcn\u00fc g\u00f6re g\u00f6re Allah&#8217;\u0131n mescidlerini onaramazlar&#8221; (Tevbe, 9\/17), &#8220;M\u00fc\u015frikler pisliktir, art\u0131k bu y\u0131llar\u0131ndan sonra Mescid-i Haram&#8217;a yakla\u015fmas\u0131nlar&#8221; (Tevbe, 9\/28) \u00e2yetleriyle hicri dokuzuncu seneden sonra m\u00fc\u015frikler Mescid-i Haram&#8217;a yakla\u015fmaktan yasakland\u0131klar\u0131 zaman bu um\u00fbm neshedilmi\u015f, yaln\u0131z m\u00fcsl\u00fcman hac\u0131lara mahsus kalm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 \u015fekilde h\u00fckm\u00fc de Bakara s\u00fbresinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;Onlar\u0131 nerede yakalarsan\u0131z \u00f6ld\u00fcr\u00fcn&#8221; (Bakara, 2\/191) gibi genelle\u015ftirme \u00e2yetleriyle neshedilmi\u015ftir. \u00c2limlerin \u00e7o\u011funlu\u011funun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de budur. Fakat baz\u0131 \u00e2limler haram ayda h\u00fccum harbinin yasaklanmas\u0131n\u0131n baki oldu\u011funa ve taarruzu yasaklayan h\u00fckm\u00fcn\u00fcn kald\u0131r\u0131lmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahip olduklar\u0131 gibi, esasen de m\u00fcsl\u00fcmanlardan ba\u015fkas\u0131na \u015famil olmad\u0131\u011f\u0131na ve \u00e7\u00fcnk\u00fc sevap arzusu ve il\u00e2h\u00ee r\u0131za m\u00e2n\u00e2s\u0131yla m\u00fcminlerin \u015fiar\u0131nda a\u00e7\u0131k bulundu\u011funa, dolay\u0131s\u0131yla m\u00fc\u015friklerin yasaklanmas\u0131n\u0131 emreden Ber\u00e2e \u00e2yetlerinin bununla ilgisi olamayaca\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahip olmu\u015flard\u0131r. Bunun i\u00e7in Hasen (r.a.), &#8220;M\u00e2ide s\u00fbresinde neshedilmi\u015f \u00e2yet yoktur&#8221; demi\u015f. Ebu Meysere&#8217;nin, &#8220;Bu s\u00fbrede onsekiz farz vard\u0131r ve bunda neshedilmi\u015f \u00e2yet yoktur&#8221; dedi\u011fi de nakledilmi\u015f ve bu konuda yukarda an\u0131lan: &#8220;M\u00e2ide s\u00fbresi, n\u00fczul bak\u0131m\u0131ndan Kur&#8217;an\u0131n sonlar\u0131ndad\u0131r, helalini helal, haram\u0131n\u0131 haram kabul edin.&#8221; hadis-i \u015ferifi ile de delil getirilmi\u015ftir ki, bunlar s\u00fbrenin tamam\u0131n\u0131n Veda hacc\u0131 senesinde inmi\u015f oldu\u011fu rivayetine taraftar olmu\u015flar demektir. Bununla beraber M\u00e2ide s\u00fbresinin iki \u00e2yetinin d\u0131\u015f\u0131nda neshedilmi\u015f \u00e2yet bulunmad\u0131\u011f\u0131 hakk\u0131nda da b\u00fct\u00fcn tefsircilerin ittifak\u0131 vard\u0131r. Hz. Ebu Bekir&#8217;in hacc ile g\u00f6revlendirildi\u011fi hicri dokuzuncu seneye kadar Arap m\u00fc\u015friklerinin hacdan yasaklanmad\u0131klar\u0131 bilinmektedir. Zikredilen Ber\u00e2e \u00e2yetlerinin ini\u015fi \u00fczerine bu seneden sonra yasaklad\u0131klar\u0131nda ve hicr\u00ee onuncu senesinde Resulullah&#8217;\u0131n bizzat ba\u015fkanl\u0131k yapt\u0131\u011f\u0131 Veda hacc\u0131nda k\u00e2firlerden hi\u00e7 birinin yakla\u015ft\u0131r\u0131lmad\u0131\u011f\u0131nda da ihtilaf yoktur. Fakat mesele bundan \u00f6nce k\u00e2firlerin yasaklanmamas\u0131, yasaklanmaya dair bir emir varid olmamas\u0131ndan m\u0131d\u0131r? Yoksa yasaklanmamalar\u0131 bu \u00e2yet ile emredilmi\u015f olmamas\u0131ndan, yani k\u00e2firleri de i\u00e7ine alm\u0131\u015f bulundu\u011fundan m\u0131d\u0131r? \u0130\u015fte ihtilaf bu noktadad\u0131r. Ve bilinmektedir ki nesih, nass\u0131n kalan\u0131ndakinin kesinli\u011fine zarar vermeyece\u011finden, her iki \u015fekilde k\u0131sm\u0131n\u0131n \u00f6nce ve sonra m\u00fcsl\u00fcman hac\u0131lar\u0131n hacdan yasaklanmalar\u0131 h\u00fckm\u00fcndeki h\u00fckm\u00fc kat&#8217;i ve muhkemdir. Ber\u00e2e \u00e2yeti de m\u00fc\u015frikler aleyhinde muhkemdir. Ve bug\u00fcn ihtilaf\u0131n semeresi, ancak &#8220;haram ay&#8221; meselesinde a\u00e7\u0131k\u00e7a olabilecektir. Zira baz\u0131 \u00e2limlerin dedi\u011fi gibi burada nesih yoksa m\u00fcsl\u00fcmanlar &#8220;haram ay&#8221; denilebilen d\u00f6rt ay\u0131n hi\u00e7birinde sald\u0131r\u0131c\u0131 olarak harp ilan etmeye izinli de\u011fillerdir. \u00c7o\u011funlu\u011fun dedi\u011fi gibi nesih varsa, l\u00fczumuna g\u00f6re, gerek savunma ve gerek sald\u0131r\u0131 sava\u015f\u0131 edebilmek i\u00e7in bu d\u00f6rt ay da di\u011fer aylar gibidir. Daha \u00f6nce mevcut olan &#8220;haram aylar&#8221; kayd\u0131 bug\u00fcn kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Biz de \u00e7o\u011funluk ile beraber bu kanaatteyiz.<\/p>\n<p>Sonra bu \u00e2yetin hacc aylar\u0131nda asayi\u015fin korunmas\u0131na her zamandan \u00e7ok ve \u00f6zel bir \u015fekilde dikkatli davran\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fine \u00e7ok ciddi olarak i\u015faret etti\u011finde de \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>&#8220;Siz ihraml\u0131 oldu\u011funuz zaman avlanmay\u0131 helal sayman\u0131z hari\u00e7&#8221; istisnas\u0131na dair olan bu a\u00e7\u0131klamadan sonra, &#8220;haram olduklar\u0131 size okunacak olanlar m\u00fcstesna&#8221; istisnas\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131na gelelim:<\/p>\n<p>3- &#8220;\u00c7e\u015fitli hayvanlar size helal k\u0131l\u0131nd\u0131&#8221;, fakat size \u015funlar haram edildi.<\/p>\n<p>1- Meyte, (le\u015f yani, kesilmeden \u00f6len, daha do\u011frusu tezkiyesiz \u00f6len.) Meyte, canl\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u00f6l\u00fc demek de\u011fil, hi\u00e7 bir haric\u00ee tesir olmadan \u00f6len demek de de\u011fil, mezbuh (kesilmi\u015f) kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u00f6l\u00fc, &#8220;kesilmeden ruhu ayr\u0131lan&#8221; tam \u015fer&#8217;i m\u00e2n\u00e2s\u0131yla s\u00f6ylenecek olursa kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u00f6l\u00fcd\u00fcr ki, a\u015fa\u011f\u0131da gelecek olan &#8220;ancak tezkiye ettikleriniz&#8221; ifadesi bu kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 g\u00f6sterecektir.<\/p>\n<p>2- Dem, yani kan ki, maksad ak\u0131t\u0131lm\u0131\u015f kan oldu\u011fu di\u011fer bir yerde, bu c\u00fcmleden olarak En&#8217;am s\u00fbresi 145. nci \u00e2yette a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Meyte (le\u015f) meyte, kan da kan oldu\u011fu i\u00e7in bizzat kendileri pis ve haramd\u0131rlar. Fakat kan\u0131n b\u00f6yle haram olu\u015fu \u015funu anlat\u0131r ki, le\u015fin haram olmas\u0131nda, akabilecek kan\u0131n tamamen i\u00e7inde kalm\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131n da az \u00e7ok bir hissesi vard\u0131r. Ve le\u015fin m\u00e2n\u00e2s\u0131na bu dahildir. Baz\u0131 m\u00fc\u015frikler le\u015fi yerler ve &#8220;Kendi \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz\u00fc yiyorsunuz da Allah&#8217;\u0131n \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ni\u00e7in yemiyorsunuz?&#8221; derlermi\u015f. Ayn\u0131 \u015fekilde kan\u0131 barsaklara doldururlar ve k\u0131zart\u0131r misafirlerine yedirirlermi\u015f.<\/p>\n<p>3- Domuz eti, ki, En&#8217;am s\u00fbresinde &#8220;Muhakkak o pistir&#8221; (En&#8217;am, 6\/145) buyuruldu\u011fu \u00fczere domuzun kendisi aynen pistir. Domuz eti de, domuz eti oldu\u011fu i\u00e7in bizzat haramd\u0131r. Domuz kendisi genel m\u00e2n\u00e2da haram oldu\u011fu halde, burada denilmeyip de (domuz eti) denilmesi a\u015fa\u011f\u0131daki tezkiye istisnas\u0131na bunun i\u00e7in bir ilgisi olamayaca\u011f\u0131n\u0131 iyice anlatmak i\u00e7indir.<\/p>\n<p>4- Kesilirken \u00fcst\u00fcne Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131n ismi \u00e7ekilen&#8221; ve mesela &#8220;bi&#8217;smi&#8217;l-l\u00e2ti ve&#8217;l-uzz\u00e2&#8221; (L\u00e2t ve Uzz\u00e2&#8217;n\u0131n ismiyle) denilen ki, beraberinde &#8220;Bismillah&#8221; gerek denilsin ve gerek denilmesin. Bu da Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131 ad\u0131na kesildi\u011fi i\u00e7in haramd\u0131r. Hayvan\u0131 yaratan, insan\u0131n emrine veren ve buna onu kesmek hak ve kudretini l\u00fctfeden Allah oldu\u011fu halde, o hayvan\u0131 Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131n ad\u0131na kesmek b\u00fcy\u00fck bir zul\u00fcm, bir \u015firktir. B\u00f6yle kesilen bir hayvan da manev\u00ee ve hukuk\u00ee durumuyla murdar ve haramd\u0131r.<\/p>\n<p>Bu d\u00f6rt, esast\u0131r. Bundan sonrakiler, dinen bunlar\u0131n \u015fum\u00fcl\u00fcne dahildir. Onun i\u00e7in bir \u00e7ok \u00e2yetlerde yaln\u0131z bunlar\u0131n zikredilmesiyle yetinilmi\u015ftir. Fakat cahiliye devrinde bir tak\u0131m kimseler le\u015fi yemedikleri halde, le\u015fi &#8220;bir harici tesiri olmaks\u0131z\u0131n kendi kendine \u00f6len&#8221; diye kabul ederler ve ger\u00e7ekte le\u015f kabilinden olan, gelecekte g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere \u00f6l\u00fcleri yerlerdi ki, m\u00fcsl\u00fcmanlar d\u0131\u015f\u0131nda b\u00f6yle kimseler hala vard\u0131r. \u015eu halde burada dini bak\u0131mdan le\u015fin k\u0131s\u0131mlar\u0131ndan baz\u0131lar\u0131 \u015fu \u015fekilde a\u00e7\u0131klan\u0131yor:<\/p>\n<p>5 &#8211; Bo\u011fulan, yani gerek tak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 iple ve gerek kemend ile ve gerek el ile ve gerek a\u011fa\u00e7 ve ta\u015f aras\u0131na s\u0131k\u0131\u015farak, \u00f6zetle herhangi bir \u015fekilde nefesi t\u0131kanarak bo\u011fulup \u00f6len.<\/p>\n<p>6- Vurulmu\u015f, yani yak\u0131ndan veya uzaktan her hangi bir darbe ile vurulup \u00f6lm\u00fc\u015f olan.<\/p>\n<p>7- Tereddi eden, yani y\u00fcksekten a\u015fa\u011f\u0131 veya bir kuyuya, bir suya d\u00fc\u015f\u00fcp \u00f6len.<\/p>\n<p>8- Tosu\u015fan, yani s\u00fcs\u00fclm\u00fc\u015f ve s\u00fcsm\u00fc\u015f olan. At veya di\u011fer bir hayvan tekmesiyle \u00f6len de bu m\u00e2n\u00e2da olmakla beraber, daha \u00f6nce mevk\u00fbze (vurulmu\u015f) de dahildir.<\/p>\n<p>9- Canavar\u0131n yedi\u011fi, y\u0131rt\u0131c\u0131 bir hayvan taraf\u0131ndan telef edilen. Belki bundan maksat hayvan\u0131n bo\u011faz\u0131na giden de\u011fil, art\u0131\u011f\u0131 ve hatta y\u0131rtt\u0131\u011f\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>SEBU&#8217;, n\u00e2b denilen sivri di\u015fleri bulunan arslan, kaplan, kurt, k\u00f6pek ve di\u011ferleri gibi \u00e2det olarak sald\u0131ran, kapan, y\u0131rtan, \u00f6ld\u00fcren her hangi bir y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvan demektir ki, pen\u00e7e denilir. Pen\u00e7esi bulunan y\u0131rt\u0131c\u0131 ku\u015flar da ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da dahildir. Dilimizde canavar (c\u00e2nver) ismi \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Biri, canl\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na, genelde hayvan demektir ki, bu kullan\u0131\u015f \u015fimdi kalmam\u0131\u015f denecek kadar azd\u0131r. \u0130kincisi \u00f6zellikle domuza veya kurda s\u00f6ylenmesidir ki, kara canavar, boz canavar diye ayr\u0131l\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc cana sald\u0131ran y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvan demektir, \u00f6rf\u00fcm\u00fczde canavar\u0131n as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 budur. &#8220;Sebu&#8221; da bu demektir. Cahiliye devrinde le\u015fi yemeyenler i\u00e7inde de m\u00fcnhanika&#8221; (bo\u011fulup \u00f6len) dan buraya kadar say\u0131lan be\u015f \u00f6l\u00fcy\u00fc yiyenler bulunuyordu. Nitekim bug\u00fcn h\u0131ristiyanlar domuz etini yedikleri, gibi, darbe ile vurularak \u00f6len (mevkuzey)i de yerler ve \u00f6zellikle domuzu tepesinden a\u011f\u0131r bir demirle vurarak yerler. G\u00fcya bunlar\u0131, dahili bir sebeple \u00f6lmeyip , bir insan veya hayvan fiil ve tesiriyle \u00f6lm\u00fc\u015f olduklar\u0131ndan le\u015f gibi de\u011fil, kesilmi\u015f gibi telakki ederler. Halbuki bunlar\u0131n be\u015fi de kesmek suretiyle kanlar\u0131 ak\u0131t\u0131lmam\u0131\u015f oldu\u011fundan tamamen le\u015ftirler ve haramd\u0131rlar.<\/p>\n<p>Ancak tezkiye ettikleriniz m\u00fcstesnad\u0131r. Yani hen\u00fcz canlar\u0131 \u00e7\u0131kmadan yeti\u015fip kesmek suretiyle hayatlar\u0131na son verdikleriniz haram de\u011fildir. \u015eu halde debelenirlerken, hen\u00fcz g\u00f6z\u00fcn\u00fc k\u0131rpar veya kuyru\u011funu oynat\u0131r veya baca\u011f\u0131n\u0131 depretirken bile yeti\u015fip kesilebilenler helal olur. Baz\u0131 tefsirciler bu istisnas\u0131n\u0131n istisna-i munkat\u0131 oldu\u011funa, yani yukarda zikredilen hi\u00e7birini haram olmaktan \u00e7\u0131karm\u0131\u015f olmay\u0131p, hepsine kar\u015f\u0131l\u0131k olarak helal olan\u0131 ayr\u0131ca g\u00f6stermi\u015f bulundu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Ger\u00e7ekte b\u00fct\u00fcn kelimeler \u015fer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2 ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc takdirde bu istisnan\u0131n neticesi, le\u015f ve haram olanlarla kesilmi\u015f ve helal olanlar\u0131n kar\u015f\u0131t\u0131n\u0131 ifade etmekten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Di\u011fer baz\u0131 tefsirciler ise bu istisnan\u0131n en sondaki &#8220;canavar\u0131n yedi\u011fi&#8221; k\u0131sm\u0131na tahsis edilmi\u015f bir istisna-i muttas\u0131l oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Zira laf\u0131z bak\u0131m\u0131ndan en yak\u0131n olan budur. Bir de bunun lugat anlam\u0131yla, \u015fer&#8217;\u00ee anlam\u0131 aras\u0131nda bir fark yoktur .Halbuki kendinden \u00f6nceki nat\u0131ha (s\u00fcs\u00fclm\u00fc\u015f), yukardan a\u015fa\u011f\u0131ya d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, vurulmu\u015f, bo\u011fulmu\u015f, lugat anlamlar\u0131ndan ba\u015fka \u00f6l\u00fcm m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da i\u00e7ine alm\u0131\u015f olarak le\u015f k\u0131s\u0131mlar\u0131ndan birer \u015fer&#8217;\u00ee isimdirler. \u015eu halde onlara nazaran istisna ancak munkat\u0131 istisna olabilir. Bir istisna ise hem muttas\u0131l, hem munkati&#8217; olamayaca\u011f\u0131 ve muttas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn iken munkat\u0131ya gidilemeyece\u011fi i\u00e7in, bu da muttas\u0131l olarak yaln\u0131z sonuncuya ba\u011fl\u0131 olabilir. Ancak bunlar\u0131n mevt (\u00f6l\u00fcm) m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ine almalar\u0131, as\u0131l anlamlar\u0131na nazaran de\u011fil, istisnay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckten sonra, haram olma h\u00fckm\u00fcne g\u00f6re oldu\u011fu ve \u015fer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2lar\u0131 da bununla ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse istisnas\u0131n\u0131n, kendisinden \u00f6nceki dan &#8220;m\u00fcnhanika&#8221; (bo\u011fulmu\u015f)ya kadar be\u015finden bir muttas\u0131l istisna oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Mesela &#8220;m\u00fcnhanika&#8221; (bo\u011fulmu\u015f)n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131, l\u00fcgat m\u00e2n\u00e2s\u0131 bak\u0131m\u0131ndan \u00f6lm\u00fc\u015f ve \u00f6lmemi\u015f olan\u0131 i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131ndan, hen\u00fcz \u00f6lmeden kesilebilenler haram olmaktan \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f, \u00f6lm\u00fc\u015f olanlar da haram k\u0131sm\u0131nda kalm\u0131\u015f olur. Hakikatte Hz. Ali, \u0130bn\u00fc Abbas, Hasen, Katade, bunun &#8220;m\u00fcnhanika&#8221; (bo\u011fulmu\u015f)dan, &#8220;canavar\u0131n yedi\u011fi&#8221; ne kadar hepsinin istisna oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015fler. Tefsircilerin \u00e7o\u011fu da bunu tercih etmi\u015flerdir. Bununla beraber bu \u00fc\u00e7 ba\u011flama \u015feklinin hi\u00e7birinde \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fckme g\u00f6re bir ihtilaf yoktur. Daha yukar\u0131daki d\u00f6rde gelince: Bu istisnan\u0131n onlara hi\u00e7 biti\u015fmesi ve onlardan bir \u015feyi haram olmaktan \u00e7\u0131karmas\u0131 ihtimali yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc kesilmi\u015f olan\u0131n bir daha kesilmesi m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131ndan bir kerre \u00fcn e biti\u015fmedi\u011fi kesinlikle bilinmektedir. Bunu atlay\u0131p da daha \u00fcst\u00fcndekilere ba\u011flanamayaca\u011f\u0131 da dil kurallar\u0131 ile bilinmektedir. Bundan ba\u015fka yukarda hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u00fczere domuzun kesilmesi m\u00fcmk\u00fcn ise de, etin kesilmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Ayn\u0131 \u015fekilde kan ve le\u015f de b\u00f6yledir. Bunun i\u00e7in hi\u00e7 kimse bu istisnan\u0131n &#8220;m\u00fcnhanika&#8221;dan daha yukar\u0131s\u0131na ba\u011flanma ihtimalini s\u00f6ylememi\u015flerdir. Ancak t\u00fcm\u00fcm\u00fcn m\u00fcnkat\u0131&#8217; oldu\u011funu s\u00f6yleyenler bulunmu\u015ftur. \u015eu halde, o d\u00f6rt i\u00e7inden tezkiye (kesmek)ile helal say\u0131lmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen hi\u00e7bir \u015fey akla gelmez. Gelelim tezkiyeye:<\/p>\n<p>TEZK\u0130YE, s\u00fcl\u00e2s\u00ee (\u00fc\u00e7 harfli) sinden (tef&#8217;il) dir ki zekat yapmak demektir. Burada &#8220;zekat\u0131na yeti\u015fmek&#8221; diye tefsir olunmu\u015ftur &#8220;As\u00e2&#8221; vezninde &#8220;zek\u00e2&#8221; ve &#8220;nec\u00e2t&#8221; vezninde &#8220;zek\u00e2t&#8221;, kesmek yani bo\u011fazlamak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bu maddenin asl\u0131n\u0131n , lugatte bir tamamlanmak m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilgili oldu\u011fu a\u00e7\u0131klan\u0131yor. Nitekim ate\u015fin parlamas\u0131na denilir ki, tamam\u0131 parlama demektir. Ayn\u0131 \u015fekilde anlay\u0131\u015fa &#8220;zeka&#8221; denilir ki, tamam\u0131 anlama demektir. Sonra ya\u015f\u0131n kemaline &#8220;zeka&#8221; denilir ki, gen\u00e7li\u011fin sonuna gelip tamam olmas\u0131 demektir. \u0130\u015fte hayvan\u0131 bo\u011fazlamak da, kan\u0131n\u0131 ak\u0131tarak ve v\u00fccudunun normal s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131n\u0131 teskin ederek hayat\u0131na tamamen son vermek demek oldu\u011fundan zeka ve zekat denilmi\u015ftir. \u0130\u015fte kelimenin l\u00fcgat bak\u0131m\u0131ndan m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve esas\u0131 budur. Ve bundan \u015fer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2ya nakledilerek zekat bir \u015fer&#8217;\u00ee isim olmu\u015ftur ki, lugatta m\u00e2n\u00e2s\u0131 olan kesmekten bir y\u00f6nden daha \u00f6zel ve bir y\u00f6nden daha geneldir. \u00d6nce daha \u00f6zeldir: \u00c7\u00fcnk\u00fc gerek bu \u00e2yet ve gerek di\u011fer naslara g\u00f6re \u015fer&#8217;\u00ee zekatta zekat\u0131n yeri ve kesilecek k\u0131s\u0131m, alet, diyanet, besmele gibi baz\u0131 \u00f6zel \u015fartlar gereklidir. \u015eu halde her kesilen temiz de\u011fildir. \u0130kinci olarak, \u015fer&#8217;\u00ee zekatta da kesmek as\u0131l olmakla beraber av hayvanlar\u0131nda oldu\u011fu gibi kesmeye g\u00fc\u00e7 yetmedi\u011fi zaman yaln\u0131z yaralama ve kan ak\u0131tma ile veya kesilmesi \u00e2det olmayan bal\u0131kda herhangi bir haric\u00ee sebep ile \u00f6l\u00fcm\u00fcn ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 \u015fer&#8217;an zekat olmaya yeterlidir. Halbuki bunlara ne dinen, ne lugat bak\u0131m\u0131ndan bo\u011fazlama denilmez. Bu \u015fekilde \u015fer&#8217;\u00ee zekat, iste\u011fe ba\u011fl\u0131 zekat ve zorunlu zekat ad\u0131yla iki k\u0131s\u0131md\u0131r. \u0130ste\u011fe ba\u011fl\u0131 zekat m\u00fcmk\u00fcn olan yerde zorunlu zekat yeterli olmaz. Bunlar\u0131 biraz a\u00e7\u0131kl\u0131yal\u0131m:<\/p>\n<p>\u00d6nce bo\u011fazlanacak olan hayvanda kesilme yeri &#8220;Lebbe&#8221; denilen boyun dibinden, yani gerdandan \u00e7ene alt\u0131na kadard\u0131r. Resulullah &#8220;Gerdanda ve bo\u011fazda&#8221; buyurmu\u015ftur. \u0130mam-\u0131 Azam Ebu Hanife demi\u015ftir ki:&#8221; Bo\u011faz\u0131n alt\u0131, ortas\u0131, \u00fcst\u00fc, hepsinde bo\u011fazlamada bir mahzur yoktur&#8221;.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak kesilmesi vacip olan \u015fey denilen d\u00f6rt \u015feydir ki, yani nefes borusu olan g\u0131rtlak, yani yenip i\u00e7ilen \u015feylerin ge\u00e7ti\u011fi yemek borusu, bir de \u015fah damarlar\u0131 denilen iki damar ki, nefes borusu ile yemek borusu bunlar\u0131n aras\u0131ndad\u0131r. Bunlar\u0131n d\u00f6rd\u00fc de g\u00fczelce kesildi mi zekat (kesme) tamam\u0131yla ve s\u00fcnneti \u00fczere yap\u0131lm\u0131\u015f olur. Bu d\u00f6rtten eksik kesilirse Hanefi mezhebi imamlar\u0131 evdac\u0131n \u00e7o\u011fu kesilirse yenir, bunlar\u0131n herhangi taraftan olursa olsun \u00fc\u00e7\u00fc kesilirse yenir&#8221; demi\u015fler. Bununla beraber Ebu Yusuf \u015funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r ki: &#8220;Nefes borusu, yemek borusu ve iki damar\u0131n biri kesilmedik\u00e7e yenmez&#8221;. \u0130mam Malik ve Leys ise: &#8220;Evdac ve nefes borusu kesilmelidir, birisi b\u0131rak\u0131l\u0131rsa olmaz&#8221; demi\u015flerdir. Sevr\u00ee de: &#8220;Evdac kesilirse, nefes borusu kesilmese bile mahzur yoktur&#8221; demi\u015f, \u0130mam \u015eafii hazretleri de: &#8220;Zekat (kesmen)\u0131n yetecek en alt derecesi nefes borusu ile yemek borusunu kesmektir, iki damar da kesilmelidir. Bununla beraber, bunlar kesilmez de nefes borusu ile yemek borusu kesilirse caiz olur&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak: \u00c2let, evdac (nefes ve yemek borular\u0131 ile iki \u015fah damar\u0131n)\u0131 yar\u0131p kan\u0131 f\u0131\u015fk\u0131rtabilecek keskince herhangi bir alette mahzur yoktur, zekat (kesme) do\u011frudur. Yerinde duran dip ve t\u0131rnak ile yarmak caiz de\u011fildir. \u00c7\u0131km\u0131\u015f t\u0131rnak veya kemik veya boynuz veya di\u015f ile yarmak mekruhtur. Ayn\u0131 \u015fekilde k\u00f6r b\u0131\u00e7akla da mekruhtur. Peygamberimiz buyurmu\u015ftur: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 her \u015feye ihsan\u0131 yazm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeyi haketmi\u015f birini \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz zaman, \u00f6ld\u00fcrmeyi bile g\u00fczel yap\u0131n\u0131z. Hayvan kesti\u011finiz zaman da bo\u011fazlamay\u0131 g\u00fczel yap\u0131n\u0131z, her biriniz b\u0131\u00e7a\u011f\u0131n\u0131 bilesin ve kesece\u011fi hayvan\u0131 rahat\u00e7a yat\u0131rs\u0131n.&#8221;<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc, diyanet, yani kesenin M\u00fcsl\u00fcman veya kitap ehli olmas\u0131. M\u00fcsl\u00fcman ise ihramda bulunmamas\u0131.<\/p>\n<p>Be\u015finci, besmele \u00e7ekilmesi.<\/p>\n<p>Alt\u0131nc\u0131, zorunlu zekat (kesim) olan av meseleleri bundan sonra da gelecektir. \u0130\u015fte \u015fer&#8217;\u00ee kesim budur. \u015eu halde (zal) harfi ile olan bu maddeyi, (zay) ile olan ve esasen &#8220;temizlik ve \u00fcreme&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen (zeka), (zekat) tezkiye maddesiyle kar\u0131\u015ft\u0131rmamal\u0131d\u0131r. B\u00f6yle bir yanl\u0131\u015f ile &#8220;temizledi\u011finiz ve tezkiye etti\u011finiz m\u00fcstesnad\u0131r&#8221; gibi bir m\u00e2n\u00e2 vermeye kalk\u0131\u015fmamal\u0131d\u0131r. Tezkiye ile pis hayvan temizlenmez, temiz hayvan pis \u00f6lmekten kurtar\u0131l\u0131r. Bu a\u00e7\u0131klama ve izahtan maksad\u0131m\u0131z, zaman\u0131m\u0131zda bir doktorun m\u00fcsl\u00fcmanlara domuz eti yedirmek i\u00e7in yazd\u0131\u011f\u0131 bir risalede d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f oldu\u011fu sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 hat\u0131rlatmakt\u0131r. Bilinmektedir ki, domuz etinde zararl\u0131 bir mikrop (tri\u015fin) bulundu\u011fu son zamanlarda fen bilgileriyle anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu zat da, \u00f6nce Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da domuz etinin haram k\u0131l\u0131nmas\u0131n\u0131, domuz oldu\u011fu i\u00e7in aynen de\u011fil, ancak bu mikroptan dolay\u0131 oldu\u011funa kendince bir karar vermi\u015f, sonra domuz etinde malum olan bu mikrobun ilmen ve kimya ile yok edilebildi\u011fini okumu\u015f ve bunun domuzu temizlemek demek oldu\u011funa da h\u00fckmetmi\u015f, bunun \u00fczerine (z\u00e2l) ile (z\u00e2y)\u0131; ile \u0131; ile yi ay\u0131rmayarak istisnas\u0131n\u0131 ele alm\u0131\u015f bunun temizlemek demek oldu\u011funu ve domuz etine kadar hepsini i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131n\u0131, tahlil ve kimyev\u00ee tasfiyenin de bir temizleme olmas\u0131 hasebiyle domuz etini temizliyece\u011fini, dolay\u0131s\u0131yla domuz etinin kesmekle helal olmad\u0131\u011f\u0131 halde, kimyev\u00ee tasfiye ile helal olabilece\u011fini, di\u011ferlerinde de ayn\u0131 h\u00fckm\u00fcn cereyan edece\u011fini iddia etmi\u015ftir. Halbuki burada ve maddelerinin fark\u0131n\u0131 bir kenara koyarak bile b\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnce tarz\u0131na imkan yoktur. Zira bu d\u00fc\u015f\u00fcnceye g\u00f6re domuz \u00f6l\u00fcs\u00fcn\u00fcn yenmesi caiz olacak da, mesela bo\u011fulmak \u00fczere bulunan bir koyunu \u00f6lmeden kesip yemek caiz olmayacak. Bu \u015fekilde temizlemek m\u00e2n\u00e2s\u0131yla kesmeyi de i\u00e7ine al\u0131r, denecek olursa, o zaman domuzun da kesilip yenmesi caiz g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f olacak ve domuz eti haram de\u011fildir, denilmi\u015f olacakt\u0131r .Ve e\u011fer bunun domuzla ilgisi olmad\u0131\u011f\u0131 itiraf edilecek ise, ayn\u0131 kelimenin kavram\u0131 oldu\u011fu iddia edilen mikrop tasfiyesinin domuzla ilgisinden bahsetmek b\u00fcy\u00fck \u00e7eli\u015fki olu\u015fturacakt\u0131r. Sonra unutmamak gerekir ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 domuz etinin sade mikrobu de\u011fil, kendisidir. Buna kar\u015f\u0131 domuzun yaln\u0131z bu mikroptan dolay\u0131 pis ve haram oldu\u011funu ve bunda madd\u00ee veya manev\u00ee daha ba\u015fka sebep ve hikmetler bulunamayaca\u011f\u0131n\u0131 iddia etmek ise ba\u015ftan bir tehakk\u00fcm ve bir haks\u0131zl\u0131kt\u0131r. Daha sonra etin i\u00e7indeki mikroplar\u0131 kimya yoluyla yok edip \u00f6ld\u00fcrmek, etin kendisinde tasfiye denebilecek bir kimyev\u00ee tahlil yapmak da de\u011fildir. \u015eu halde buna bir temizleme demek de yanl\u0131\u015ft\u0131r. E\u011fer maksat, tam anlam\u0131yla bir tahlil veya kimyev\u00ee etki ise herhangi bir et, sun&#8217;\u00ee veya tabi\u00ee bir \u015fekilde kimya ile tam bir tahlil ve de\u011fi\u015ftirmeye tabi tutuldu\u011fu zaman o art\u0131k et ismini kaybeder, di\u011fer bir niteli\u011fe d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr ve ba\u015fka bir isim al\u0131r; dinen onun helal ve haraml\u0131\u011f\u0131 da yeni ald\u0131\u011f\u0131 isim ve niteli\u011fe g\u00f6re ayr\u0131ca d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr ve takdir edilir. Nitekim pis olan bir \u015fey yan\u0131p k\u00fcl oldu\u011fu zaman temiz olur. Domuz kemiklerinden elde edilecek olan k\u00f6m\u00fcr veya fosforun di\u011ferlerinden fark\u0131 olmaz, fakat bunlar ba\u015fka meselelerdir.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamadan sonra konumuza d\u00f6nelim:<\/p>\n<p>10 &#8211; Dikili ta\u015flar (putlar) \u00fczerine bo\u011fazlananlar. Bu k\u0131s\u0131m, &#8220;Kesilirken \u00fcst\u00fcne Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131n ismi \u00e7ekilenler.&#8221; \u00fczerine atfolunmu\u015ftur, bu da haramd\u0131r. Demek ki her kesme, \u015fer&#8217;\u00ee kesme de\u011fildir.<\/p>\n<p>NUSUB, &#8221; mansub&#8221; (dikilmi\u015f) m\u00e2n\u00e2s\u0131na tekil, veya &#8220;nisab&#8221;\u0131n veya &#8220;nusbe&#8221; nin \u00e7o\u011fuludur, bunun \u00e7o\u011fulu da &#8220;ensab&#8221; gelir. Baz\u0131 tefsirciler bunu &#8220;asn\u00e2m&#8221; (putlar) diye tefsir etmi\u015flerdir. Fakat di\u011ferleri &#8220;asn\u00e2m&#8221; ile &#8220;ensab&#8221;\u0131n fark\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015flerdir. \u015e\u00f6yle ki &#8220;asn\u00e2m&#8221;, resimli ve nak\u0131\u015fl\u0131 ta\u015flar, putlard\u0131r. &#8220;Nusub&#8221; ise dikili ta\u015flard\u0131r ki, resimli veya nak\u0131\u015fl\u0131 olmas\u0131 \u015fart de\u011fildir, vesen (put) gibidir. Nitekim Adiy b. H\u00e2tim boynunda ha\u00e7 ile geldi\u011fi zaman Peygamberimiz : &#8221; Boynundan \u015fu putu at&#8221; buyurmu\u015f, ha\u00e7&#8217;a vesen demi\u015fti. Demek ki &#8220;Nusub&#8221; resimli ve nak\u0131\u015fl\u0131 olmas\u0131 \u015fart olmayarak evsan (putlar) kabilinden h\u00fcrmet i\u00e7in konulmu\u015f ve dikilmi\u015f ta\u015flard\u0131r ki, zaman\u0131m\u0131zda &#8220;\u00e2kide&#8221; derler. Bunlar tek par\u00e7a bir ta\u015ftan, ibaret olabilec\u011fi gibi, bir\u00e7ok ta\u015flar\u0131n birle\u015fmesinden de olabilir ve sadece bir y\u0131\u011f\u0131n halinde de bulunabilir. &#8220;Nusub&#8221;\u0131n tekil ve \u00e7o\u011ful olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesi de bundand\u0131r. &#8220;Ensab&#8221; da bir\u00e7ok nusublar demektir.<\/p>\n<p>K\u0131saca cahiliye devrinde Kabe&#8217;nin etraf\u0131nda b\u00f6yle dikilmi\u015f veya konulmu\u015f birtak\u0131m ta\u015flar vard\u0131 ki, bunlara h\u00fcrmet ve tazim ederler ve \u00fczerlerinde kurban keserlerdi. Hatta bunlara bile kurban keserlerdi. Mekke&#8217;de oldu\u011fu gibi di\u011fer Arap beldelerinde de b\u00f6yle sayg\u0131 ve h\u00fcrmet edilen putlar vard\u0131 ki &#8220;Sa&#8217;d&#8221; dedikleri ta\u015f da bunlardan biri idi. \u0130\u015fte M\u00fccahid, Katade ve di\u011ferlerinin dedikleri gibi nusub (dikili ta\u015flar) bu ta\u015flard\u0131r. M\u00fccahid&#8217;in a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re cahiliye insanlar\u0131 bunlar\u0131n \u00fczerinde kurban keserler ve isterlerse bunlar\u0131 daha ho\u015flar\u0131na giden di\u011fer ta\u015flarla da de\u011fi\u015ftirirledi. \u0130bn\u00fc Abbas hazretlerinden de : &#8221; Bunlar \u00fczerinde kurban keserler ve bunlar \u00fczerinde ihramdan \u00e7\u0131karlard\u0131&#8221; diye nakledilmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Cerir demi\u015ftir ki:&#8221; Bunlar asn\u00e2m (putlar) de\u011fildirler, sanem resimli olur. Bunlar ise \u00fc\u00e7y\u00fcz altm\u0131\u015f kadar dikilmi\u015f ta\u015flard\u0131. &#8220;Derler ki, \u00fc\u00e7y\u00fcz\u00fc Huz\u00e2a&#8217;da idi. Kurbanlar\u0131 kestikleri zaman, bunlar\u0131n Kabe&#8217;ye gelen taraflar\u0131na kanlar\u0131 serperler ve etleri yar\u0131p bu ta\u015flar\u0131n \u00fcstlerine korlard\u0131. M\u00fcsl\u00fcmanlar: Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, cahiliye halk\u0131 Kabe&#8217;ye kan ile sayg\u0131 g\u00f6sterirlerdi. Bu ise bize daha \u00e7ok lay\u0131k de\u011fil mi? demi\u015fler. Peygamberimiz &#8220;hay\u0131r&#8221; dememi\u015fti. Bunun \u00fczerine &#8220;Onlar\u0131n ne etleri, ne de kanlar\u0131 Allah&#8217;a ula\u015fmaz. Fakat sizin takvan\u0131z ona ula\u015f\u0131r&#8221;. (Hacc, 22\/37) \u00e2yeti inmi\u015ftir.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 haram etmi\u015ftir. Bunlar ya a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa dir veya o kabildendir, o m\u00e2n\u00e2dad\u0131r. Bu \u015fekilde iki m\u00e2n\u00e2 ile tefsir edilmi\u015ftir. Birisi, &#8220;l\u00e2m&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak &#8220;putlar i\u00e7in bo\u011fazlanan&#8221; demektir. Fakat bunun, c\u00fcmlesinden oldu\u011fu a\u00e7\u0131klamaya muhta\u00e7 de\u011fildir. Di\u011feri, &#8220;Putlara kar\u015f\u0131, yani ona bir h\u00fcrmeti i\u00e7ererek \u00fczerinde veya dibinde ve yan\u0131nda her ne ad\u0131na olursa olsun kesilen&#8221; demektir ki, bu \u015fekilde bo\u011fazlan\u0131rken dikili ta\u015flar\u0131n veya putlar\u0131n veya di\u011fer bir ad\u0131n an\u0131l\u0131p an\u0131lmamas\u0131ndan daha genel olur. Ve hatta dikili ta\u015flar (putlar)a h\u00fcrmet fikri beslemek \u00fczere yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n ismi an\u0131lsa bile yine haram olur. Bu ise m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olmakla beraber a\u00e7\u0131k de\u011fildir. Dolay\u0131s\u0131yla delil olarak g\u00f6sterilmesi, le\u015fe nazaran bo\u011fulmu\u015f hayvan ve di\u011ferleri gibi m\u00fchim bir fayday\u0131 i\u00e7ermektedir. \u00d6zetle her halde dikili ta\u015flar (putlar) \u00fczerinde ve \u00fcst\u00fcnde kesilene mahsus de\u011fildir. Ve bununla yaln\u0131z kesilenin haram olmas\u0131 de\u011fil, bir kesme tarz\u0131n\u0131n haram olu\u015fu da a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bu m\u00e2n\u00e2larla haram oldu\u011fundan dolay\u0131d\u0131r ki, bir \u00e2mirin veya b\u00fcy\u00fcklerden birinin geli\u015finden dolay\u0131 kurban kesmek haramd\u0131r. Fakat Allah i\u00e7in misafire ikram veya fakirlere sadaka olarak da\u011f\u0131tmak \u00fczere kesmek caizdir.<\/p>\n<p>11- Ezlam, yani zarlarla k\u0131smet istemeniz veya alman\u0131z. Cahiliye Araplar\u0131 bir yolculu\u011fa, bir harbe, bir ticarete, bir nikaha, k\u0131saca m\u00fchim bir i\u015fe te\u015febb\u00fcs edecekleri zaman \u00fc\u00e7 zar ile bir k\u0131smet \u00e7ekerlermi\u015f. Zar\u0131n birinde ,&#8221; Rabbim emretti&#8221;, yahut &#8220;yap&#8221; diye emir, di\u011ferinde, &#8220;Rabbim yasaklad\u0131&#8221;, yahut &#8220;yapma&#8221; diye yasak yaz\u0131l\u0131; biri de bo\u015f olurmu\u015f. Torbaya elini sokar, birini \u00e7eker, emir \u00e7\u0131karsa yaparlar, yasak \u00e7\u0131karsa yapmazlar, bo\u015f \u00e7\u0131karsa bir daha \u00e7alkalarlarm\u0131\u015f. \u0130\u015fte burada b\u00f6yle falc\u0131l\u0131k yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Cumhur (\u00e7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc budur. Bu \u015fekilde &#8220;istiksam&#8221;, r\u0131z\u0131k ve di\u011fer ihtiya\u00e7larla ilgili hay\u0131r ve \u015fer, k\u0131smeti bilme sevdas\u0131 demek olur. Kaffal tefsirinde der ki: &#8220;Bu istiks\u00e2m (k\u0131smet isteme) , cahiliye devrinin bir bulu\u015fu idi ve yenecek \u015feyler hakk\u0131nda yapt\u0131klar\u0131na da uygun idi. \u00c7\u00fcnk\u00fc dikili ta\u015flara kesmek Kabe&#8217;nin yan\u0131nda yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, orada bulunduklar\u0131 zaman bunu da orada yaparlard\u0131.&#8221; M\u00fccahid, burada &#8220;ezl\u00e2m&#8221; (zarlar)&#8217;\u0131n Fars ve Rumlar&#8217;\u0131n kumar oynad\u0131klar\u0131 k\u00fcp \u015feklinde olan tavla zarlar\u0131 ile Arab&#8217;\u0131n ok gibi olan zarlar\u0131ndan daha genel oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Bununla beraber Arab&#8217;da k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ak\u0131l ta\u015flar\u0131ndan zarlar oldu\u011fu da nakledilmi\u015ftir. Diyorlar ki, as\u0131l Arab&#8217;\u0131n zarlar\u0131 \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fit idi: Birisi, zikrolundu\u011fu \u00fczere \u00fc\u00e7 zar ki herkes kendisi edinebilirdi. \u0130kincisi, yedi zar ki Kabe&#8217;nin i\u00e7inde &#8220;Hubel&#8221; denilen putun yan\u0131nda dururdu. Birinde yaz\u0131l\u0131 ki, diyet i\u015flerinde bu yediyi \u00e7ekerler, kime \u00e7\u0131karsa diyet ona laz\u0131m gelirdi. Birinde (evet), di\u011ferinde (hay\u0131r) yaz\u0131l\u0131. \u00c7ekerler, \u00e7\u0131kan ile amel ederlerdi. Birinde (sizden), birinde (biti\u015fik),birinde (sizden ba\u015fkas\u0131) yaz\u0131l\u0131, bir insan\u0131n kendilerinden olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 tan\u0131mak i\u00e7in \u00e7ekerler. \u00c7\u0131kana uyarlard\u0131. Birinde de yaz\u0131l\u0131 idi. Su i\u00e7in \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131nda da bunu \u00e7ekerlerdi. Bu yedi zar kahinlerin ve hakimlerin yan\u0131nda da Hubel&#8217;in yan\u0131nda gibi bulunurdu. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de on zar ki Bakara s\u00fbresinde &#8220;Sana \u015farap ve kumardan soruyorlar&#8221; (Bakara, 2\/219) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131klanan kumar ve piyango zarlar\u0131 idi. Baz\u0131 tefsirciler burada &#8220;zarlarla k\u0131smet isteme&#8221;den maksad\u0131n yine bu meysir (kumar) oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Hakikatte bunun yenecek \u015feylerle m\u00fcnasebeti a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Dikili ta\u015flar \u00fczerine bo\u011fazlananlar&#8221;\u0131n bir taksim \u015fekli demektir. Bu \u015fekilde &#8220;istiksam&#8221; k\u0131smet almak demek olur. Bununla beraber fal ve k\u0131smet aramak da r\u0131z\u0131k ve yemek meseleleriyle ilgilidir. Netice olarak bir m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re falc\u0131l\u0131k, bir m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re de kumarc\u0131l\u0131k yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Kumar ayr\u0131ca yasaklanm\u0131\u015f oldu\u011fundan \u00e7o\u011funluk burada \u00f6b\u00fcr m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmi\u015flerdir. Ve her iki \u015fekilde &#8220;kur&#8217;a&#8221;n\u0131n da her \u015feyde caiz olamayaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bunlar fas\u0131kl\u0131kt\u0131r bu say\u0131lan haramlara el uzatmak, Allah&#8217;a itaattan ve Allah yolundan \u00e7\u0131kmakt\u0131r. \u015eu halde m\u00fcsl\u00fcmanlar bunlara asla el uzatmamal\u0131d\u0131rlar. Sofralar\u0131n\u0131, kursaklar\u0131n\u0131, \u015fah\u0131slar\u0131n\u0131, toplumlar\u0131n\u0131 bu gibi k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden temizlemelidirler.<\/p>\n<p>Bug\u00fcn, \u015fu \u015fimdiki zamanda, \u015fu son y\u0131llar zarf\u0131nda veya \u00f6zellikle \u015fu \u00e2yetin indi\u011fi \u015fu g\u00fcnde, \u015fu demde. Ki bu \u00e2yet hicr\u00ee onuncu y\u0131lda, Veda Hacc\u0131&#8217;nda Arefe g\u00fcn\u00fc olan cuma g\u00fcn\u00fc ikindiden sonra, Peygamber Efendimiz Arafat&#8217;da &#8220;Adba&#8221; ad\u0131ndaki k\u0131ymetli devesinin \u00fczerinde vakfede iken nazil olmu\u015ftu. Devenin kollar\u0131 vahyin \u015fiddeti ile, \u00fczerinden basan saadet y\u00fck\u00fcn\u00fcn a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131na dayanamay\u0131p \u00e7\u00f6k\u00fcvermi\u015fti.<\/p>\n<p>Bug\u00fcn k\u00e2firler sizin dininizden art\u0131k \u00fcmitlerini kestiler. Bu dini bozmak ve sizi kendilerine \u00e7evirmekten veya bu dine kar\u015f\u0131 size \u00fcst\u00fcn gelmekten \u00fcmitlerini kestiler. \u015eu halde siz o k\u00e2firlerden korkmay\u0131n, korkup da yemenizde, i\u00e7menizde ve di\u011fer fiil ve hareketlerinizde onlara g\u00f6z yummay\u0131 hat\u0131r\u0131n\u0131za getirmeyin, onlardan endi\u015fe etmeyin de ancak benden korkun, benden korkun da emirlerimi, yasaklar\u0131m\u0131 tamamen icra edin ve anla\u015fmalar\u0131n\u0131z\u0131 g\u00fczelce yerine getirin, bug\u00fcn sizin dininizi kemaline erdirdim, size b\u00fct\u00fcn iman, akaid ve ahl\u00e2k kurallar\u0131n\u0131 koydum ve en m\u00fckemmel te\u015fr\u00ee usul\u00fc ve ictihat kanunlar\u0131n\u0131 \u00f6\u011frettim, bundan sonra bu ahk\u00e2m\u0131n, bu helal ve haram\u0131n nesholunma (kald\u0131r\u0131lma)s\u0131 ihtimali kalmad\u0131, ve size nimetimi tamamlad\u0131m. Tevfik ve hidayetle tam saadete eri\u015ftirdim, galip ve muzaffer k\u0131ld\u0131m. Mekke&#8217;yi fethetmeyi ve cahiliyye ni\u015fanelerini y\u0131kmay\u0131, m\u00fc\u015frikleri Kabe&#8217;ye yakla\u015fmaktan ve \u00e7\u0131plak tavaf etmekten yasaklayarak, sizi bug\u00fcn tam emniyet ve \u00fcst\u00fcnl\u00fckle hacc\u0131 eda etmeyi ve h\u00fck\u00fcmlerini yerine getirdi\u011finiz \u015fu mesut makama ula\u015fmay\u0131 nasip ettim.<\/p>\n<p>M\u00fccahedelerinizin meyvelerini toplatt\u0131rarak, \u00f6zetle sizi kuvvetli bir g\u00fcce ve hakim bir devlete mazhar k\u0131l\u0131p tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla &#8220;Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yard\u0131m dileriz&#8221; (Fatiha, 1\/4) diyebilen tek sosyal toplum haline getirerek bulundu\u011funuz \u015fu mukaddes makamda, &#8220;Allah\u0131m, ben senin emir ve ferman\u0131na her zaman uyar\u0131m, her zaman itaat ederim. Senin orta\u011f\u0131n yoktur. Davetine sadakatle icabet ederim. \u015e\u00fcphesiz hamd de, nimet de, m\u00fclk de, sana mahsustur. Emir ve davetine uyar\u0131m&#8221; diye Allah&#8217;\u0131n kelimesini y\u00fccelten, \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc ilan eden, al\u0131nlar\u0131 ak, g\u00f6n\u00fclleri pak, se\u00e7kin ve y\u00fcce bir Muhammed \u00fcmmeti k\u0131ld\u0131m da &#8220;size olan nimetimi tamamlayay\u0131m&#8221; (Bakara, 2\/150) vaadimi yerine getirdim, ve size din olmak \u00fczere \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 be\u011fendim, ona raz\u0131 oldum ki, Allah kat\u0131nda be\u011fenilen din ba\u015fkas\u0131 de\u011fil, ancak odur. \u0130\u015fte say\u0131lan haramlar, bu en m\u00fckemmel din ve bu tam nimet ve bu \u0130sl\u00e2m c\u00fcmlesindendir. \u015eu halde m\u00fcsl\u00fcmanlar bundan b\u00f6yle ba\u015fka tebli\u011fleri beklemeyerek ve bu haramlar\u0131n kald\u0131r\u0131labilece\u011fini hat\u0131ra getirmiyerek bu din gere\u011fince akitlerini yerine getirmeye \u00f6zen g\u00f6stermeye ve il\u00e2h\u00ee minetler ile nimetlenmi\u015f olmaya devam etmelidir.<\/p>\n<p>Eser sahipleri (r\u00e2viler) demi\u015flerdir ki, bug\u00fcnden sonra Hz. Peygamber (s.a.v.) nihayet seksenbir veya sekseniki g\u00fcn kadar ya\u015fad\u0131 ve bundan sonra dini h\u00fck\u00fcmlerde ne bir fazla, ne bir nesh, ne bir tebdil (de\u011fi\u015ftirme) vaki olmad\u0131. Bununla Hz. Peygamber&#8217;e peygamberlik g\u00f6revinin sonu ve b\u00f6ylece vefat\u0131n\u0131n yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131 haber verilmi\u015f oluyordu. Rivayet ediliyor ki, Hz. Peygamber (s.a.v.) bu \u00e2yeti okudu\u011fu zaman ashab-\u0131 kiram ger\u00e7ekten sevinmi\u015f ve pek b\u00fcy\u00fck sevin\u00e7ler g\u00f6stermi\u015fler ve fakat Hz. Ebu Bekir a\u011flam\u0131\u015ft\u0131. Soruldu\u011funda: &#8220;Bu \u00e2yet Res\u00fblullah&#8217;\u0131n vefat\u0131n\u0131n yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steriyor&#8221; demi\u015f ve bundan tebli\u011f vazifesinin sona erdi\u011fini anlam\u0131\u015ft\u0131. Ve yine rivayet edildi\u011fine g\u00f6re ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 Hz. \u00d6mer de anlam\u0131\u015ft\u0131. Bakara s\u00fbresinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere en \u00e7ok tercih edilen rivayete g\u00f6re &#8220;Bir g\u00fcnden korkunuz ki, o g\u00fcn hepiniz Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz&#8221; (Bakara, 2\/281) \u00e2yeti de bundan sonra ertesi g\u00fcn Kurban Bayram\u0131n\u0131n birinci g\u00fcn\u00fc inmi\u015f ve seksenbir g\u00fcn sonra Peygamberimizin vefat\u0131 vuku bulmu\u015ftu. Rivayet edilir ki, Hz. \u00d6mer&#8217;in halifeli\u011fi zaman\u0131nda bir g\u00fcn yahudilerden birisi: &#8220;Ey m\u00fcminlerin emiri, siz kitab\u0131n\u0131zda okuyorsunuz, bir \u00e2yet var; e\u011fer bu, bizim yahudi toplumuna inmi\u015f olsayd\u0131, o g\u00fcn biz bayram yapard\u0131k&#8221; demi\u015f. &#8220;Hangi \u00e2yet?&#8221; diye sormu\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f. Hz. \u00d6mer (r.a.) de: &#8221; Biz o g\u00fcn\u00fc ve o g\u00fcn bunun Hz. Peygamber (s.a.v)&#8217;e nazil oldu\u011fu yeri tan\u0131r\u0131z. Cuma g\u00fcn\u00fc Arefe&#8217;de bulunuyordu&#8221; buyurmu\u015f ve o g\u00fcn\u00fcn bayram\u0131m\u0131z oldu\u011funa i\u015faret etmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan da bayram g\u00fcn\u00fc ve cuma g\u00fcn\u00fc, iki bayram\u0131n birle\u015fti\u011fi bir g\u00fcnde indi&#8221; diye nakledilmi\u015ftir. den buraya kadar gelen aziz hitaplar\u0131 haram olan yiyeceklerin beyan\u0131 s\u0131ras\u0131nda bir mu&#8217;tar\u0131za c\u00fcmlesi siyak\u0131nda toplanm\u0131\u015ft\u0131r ki, bunun hikmeti de bu haramlar\u0131n bir zarar ve bask\u0131 de\u011fil, bir k\u00e2mil din ve tam bir nimet c\u00fcmlesinden oldu\u011funu ve Allah kat\u0131nda ho\u015fnut olunan \u0130sl\u00e2m dininin sa\u011flam h\u00fck\u00fcmlerinden bulundu\u011funu ve m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n bu \u00e7irkinliklere asla tenezz\u00fcl etmemeleri gerekti\u011fini \u00f6zellikle anlatmak suretiyle haram\u0131 tekit ve ondan \u00e7ekinmeyi anlatmakt\u0131r. \u015eu halde bunu takip eden bu mu&#8217;tar\u0131za c\u00fcmlesine de\u011fil, \u00f6ncesindeki haramlara ba\u011fl\u0131d\u0131r. Fakat bu mu&#8217;tar\u0131za c\u00fcmlesinin tekit durumuyla yukarda i\u015faret etti\u011fimiz \u00fczere bu ba\u011flant\u0131ya \u015f\u00f6yle bir ifade siyak\u0131 verilmi\u015f oluyor:<\/p>\n<p>\u015eimdi m\u00fcminler bug\u00fcn bu dini olgunlu\u011fa erdiklerinden ve b\u00f6yle pisliklerden kurtulup temiz ve saf tam bir nimete erdiklerinden dolay\u0131 Allah&#8217;a teslim olmak ve ba\u011flanmakla hamd ve \u015f\u00fck\u00fcr etsinler, bayram yaps\u0131nlar ve sak\u0131n Allah&#8217;a itaatten \u00e7\u0131k\u0131p da harama el s\u00fcrmesinler ve bu haramlar\u0131n helal olabilece\u011fini hat\u0131rlar\u0131na getirmesinler, ancak her kim bir mahmesada yani kar\u0131n kas\u0131\u011fa ge\u00e7mi\u015f \u00f6l\u00fcmden ve \u00f6l\u00fcm\u00fcn ba\u015flamas\u0131ndan korkulur bir a\u00e7l\u0131k halinde s\u0131k\u0131\u015f\u0131k durumda olur da, bir g\u00fcnaha meyletmeyerek, yani zaruret miktar\u0131n\u0131 ge\u00e7miyerek veya di\u011fer bir \u00e7aresiz durumda olan\u0131n elinden almayarak bunlardan yerse Allah gafurdur, rah\u00eemdir, cezaland\u0131rmaz. Zaruretler, haram olan \u015feyleri mubah k\u0131lar. Fakat muztar olmak, ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131n\u0131 iptal etmez. Nitekim bu m\u00e2n\u00e2 Bakara s\u00fbresinde &#8220;ba\u015fkas\u0131na sald\u0131rmadan ve s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fmadan&#8221; (Bakara, 2\/173) diye ifade olunmu\u015f idi.<\/p>\n<p>Haram edilen \u015feylerin bu \u015fekilde a\u00e7\u0131klanmas\u0131ndan hemen sonra bunlar\u0131n z\u0131dd\u0131 olan helallerin a\u00e7\u0131klanmas\u0131 siyak\u0131nda buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>4- Sana, kendilerine neyin helal k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 soruyorlar. De ki: &#8220;Size iyi ve temiz \u015feyler helal k\u0131l\u0131nd\u0131.&#8221; Allah&#8217;\u0131n size \u00f6\u011fretti\u011finden \u00f6\u011freterek yeti\u015ftirdi\u011finiz avc\u0131 hayvanlar\u0131n sizin i\u00e7in tuttuklar\u0131n\u0131 yiyin ve \u00fczerine Allah&#8217;\u0131n ad\u0131n\u0131 an\u0131n (besmele \u00e7ekin), Allah&#8217;tan korkun. Muhakkak Allah, hesab\u0131 \u00e7abuk g\u00f6rendir.<\/p>\n<p>5- Bug\u00fcn size iyi ve temiz \u015feyler helal k\u0131l\u0131nd\u0131. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal oldu\u011fu gibi, sizin yiyece\u011finiz de onlara hel\u00e2ldir. Ve m\u00fcminlerden iffetli h\u00fcr kad\u0131nlar ve sizden \u00f6nce kendilerine kitap verilenlerden namuslu h\u00fcr kad\u0131nlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaks\u0131z\u0131n, namuslu bir \u015fekilde mehirlerini \u00f6dedi\u011finiz takdirde, size hel\u00e2ldir. Her kim iman\u0131 ink\u00e2r ederse, ameli bo\u015fa gitmi\u015f olur ve o, ahirette zarara u\u011frayanlardand\u0131r.<\/p>\n<p>4- Ey Muhammed, \u00fcmmetin sana \u015funu sorarlar veya soruyorlar:<\/p>\n<p>Kendilerine neler hel\u00e2l k\u0131l\u0131nd\u0131? \u0130krime ve Muhammed b. Ka&#8217;b&#8217;den nakledildi\u011fine g\u00f6re Cebrail aleyhisselam: &#8220;Biz k\u00f6pek bulunan eve girmeyiz&#8221; demi\u015f oldu\u011fundan dolay\u0131 Hz. Peygamber k\u00f6peklerin \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesini emretmi\u015f ve Ebu Rafi&#8217;i bununla g\u00f6revlendirmi\u015f. O da Medine&#8217;deki k\u00f6pekleri hep \u00f6ld\u00fcr\u00fcp Avali&#8217;ye (\u015fehrin d\u0131\u015f\u0131ndaki y\u00fcksek k\u0131s\u0131mlara) kadar varm\u0131\u015f. Bunun \u00fczerine As\u0131m b. Adiy ve Sa&#8217;d b. Hayseme ve Uveym b. Sa&#8217;d gelmi\u015fler: &#8220;Bize ne hel\u00e2l k\u0131l\u0131nd\u0131 ey Allah&#8217;\u0131n Resulu?&#8221; demi\u015fler. Resullullah susmu\u015f, sonra bu \u00e2yet nazil olmu\u015ftur. Hakim Ebu Abdullah &#8220;Sahih&#8221;inde senediyle rivayet etti\u011fi \u00fczere Ebu R\u00e2f\u00ee demi\u015ftir ki: &#8220;Resulullah bana k\u00f6peklerin \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesini emretti. \u0130nsanlar geldiler: &#8216;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesini emretti\u011fin bu \u00fcmmetten bize ne helal k\u0131l\u0131nd\u0131?&#8217; dediler, Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00e2yetlerini indirdi.&#8221; Bundan ba\u015fka Sa\u00eed b. C\u00fcbeyr demi\u015ftir ki, &#8220;Adiy b. Hatim ve Zeyd\u00fclhayl : &#8216;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, biz k\u00f6peklerle ve do\u011fanlarla av avlar\u0131z, \u00c2li D\u0131r&#8217;in ve \u00c2li Ebi Havriyye&#8217;nin k\u00f6pekleri yaban s\u0131\u011f\u0131rlar\u0131n\u0131, yaban e\u015feklerini ve geyikleri al\u0131rlar. Baz\u0131s\u0131n\u0131 kesmeye yeti\u015firiz, baz\u0131s\u0131 da \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcr kesmeye yeti\u015femeyiz. Halbuki Allah Te\u00e2l\u00e2 le\u015fi haram k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde bize bunlardan neler helal oluyor?&#8217; demi\u015flerdi. Bu \u00e2yet bu sebeple indi.&#8221; Buna g\u00f6re bu soru istisnas\u0131na ait, ve cevap da tezkiye (kesme) nin \u015fer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klama ve izah sadedinde gelmi\u015f demek olur ki, s\u00f6z gelimine \u00e7ok uygundur. \u00d6nceki rivayet, bu \u00e2yetlerin ini\u015finin, haram k\u0131lma \u00e2yetinden \u00f6nce oldu\u011funa; ikinci rivayet de sonra oldu\u011funa delalet etmektedir. Bundan sonraki &#8220;bug\u00fcn size helal k\u0131l\u0131nd\u0131&#8221;, &#8220;bug\u00fcn dininizi ikmal ettim&#8221; den ba\u015fka bir g\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re de, bu \u00e2yetlerin ini\u015fleri ba\u015fka ba\u015fka oldu\u011funu kabul etmek zor olacakt\u0131r. denilen g\u00fcnlerin birbirinden ba\u015fka g\u00fcnler olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k ve belli bulundu\u011fundan, bunlar yaln\u0131z Arefe g\u00fcn\u00fcn\u00fc de\u011fil, M\u00e2ide s\u00fbresinin b\u00fct\u00fcn n\u00fczul zaman\u0131n\u0131 kaplayan Muhammed (a.s.)&#8217;\u0131n son senesini tek zaman olarak ifade etmekte ve bu \u015fekilde gerek haram\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131 ve gerek helalin a\u00e7\u0131klamas\u0131 \u00e2yetlerinin n\u00fczul tarihi a\u00e7\u0131s\u0131ndan ya hakikaten veya h\u00fckmen biti\u015fik ve yak\u0131n bulunduklar\u0131n\u0131 anlatmaktad\u0131r. &#8220;B\u00f6yle soruyorlar&#8221; diye sorunun vaki olu\u015funu hikaye de\u011fil, &#8221; sorarlar&#8221; diye olmu\u015f ve m\u00fcmk\u00fcn\u00fc i\u00e7ine alacak \u015fekilde daha genel bir soru tasavvur edilmesi gerekir. O halde her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcpheyi kald\u0131rmak ve defetmek i\u00e7in:<\/p>\n<p>Ey Muhammed, \u015f\u00f6yle s\u00f6yle: size iyi ve g\u00fczel \u015feyler helal k\u0131l\u0131nd\u0131. K\u00f6t\u00fc ve \u00e7irkin \u015feyler de\u011fil, nitekim &#8220;Onlara g\u00fczel \u015feyleri helal, \u00e7irkin \u015feyleri haram k\u0131lar&#8221; (A&#8217;raf, 7\/157) buyurulmu\u015ftur. \u015eu halde \u0130sl\u00e2m midesine, \u0130sl\u00e2m sofras\u0131na pis \u015feyler de\u011fil, ho\u015f \u015feyler konmal\u0131d\u0131r. Daha \u00f6nce de i\u015faret edildi\u011fi \u00fczere &#8220;tayyib&#8221; lugatta &#8220;m\u00fcstelezz&#8221; yani ho\u015flan\u0131lan temiz ve ho\u015f \u015fey demektir. Haram olma \u015f\u00fcphesi bulunmayan &#8211; izin verilen- helale de buna benzeterek &#8220;tayyib&#8221; denilir. Zira zarar\u0131 olmamak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda birle\u015firler. \u0130bn\u00fc Cerir, Taberi gibi baz\u0131 tefsirciler burada &#8220;tayyibat&#8221;, &#8220;helaller&#8221; diye tefsir etmi\u015flerse de &#8220;helaller helal k\u0131l\u0131nd\u0131&#8221; demek tutuk bir ifade olaca\u011f\u0131ndan tefsircilerin \u00e7o\u011fu ve m\u00fcctehidler bunun &#8220;lezzet ve i\u015ftah duyulan temiz ve ho\u015f \u015feyler&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlanmas\u0131n\u0131n vacib oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015flerdir. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2, &#8220;Ho\u015fa giden ve i\u015ftah hissedilen her temiz \u015fey size helal k\u0131l\u0131nd\u0131&#8221; demektir. Fakat bundan herkesin her ho\u015funa giden \u015feyin helal oldu\u011funu da sanmamal\u0131d\u0131r. Muhakkakt\u0131r ki, k\u00f6t\u00fc al\u0131\u015fkanl\u0131k ile huy ve ahl\u00e2k\u0131 bozulmu\u015f kimselerin zevk ve takdirine itibar yoktur. \u0130bret, selim tabiatad\u0131r. Ve &#8220;tayyibat&#8221; ancak selim tabiatl\u0131 ki\u015filerin tiksinmeyip ho\u015fland\u0131klar\u0131 \u015feylerdir. Yoksa \u00e7\u00f6l halk\u0131 ve zorluklar i\u00e7inde ya\u015fayanlar her \u00e7e\u015fit hayvan\u0131 ho\u015flan\u0131p yiyebilirler. Ger\u00e7i &#8220;Yerde olanlar\u0131n hepsini sizin i\u00e7in yaratt\u0131&#8221; \u00e2yeti delaletince mubah olmak esast\u0131r. Ve bu um\u00fbma g\u00f6re insandan ba\u015fka her hayvandan, her bitkiden ve her \u015feyden yemek suretiyle de faydalanman\u0131n mubah olmas\u0131 laz\u0131m gelirdi. Fakat &#8220;Onlara temiz \u015feyleri helal, murdar olanlar\u0131 haram k\u0131lar.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/157) delaleti \u00fczere bu um\u00fbmdan hab\u00e2is (\u00e7irkin ve k\u00f6t\u00fc \u015feyler) \u00e7\u0131kar\u0131larak helal, tayyibata tahsis edilmi\u015f ve dolay\u0131s\u0131yla asl\u00ee mubah olmay\u0131 kayda ba\u011flamak i\u00e7in, bu b\u00fcy\u00fck bir esas ve genel bir kanun olmu\u015ftur ki; helal ve haram\u0131n tayininde \u00f6zel delil bulunmad\u0131k\u00e7a buna m\u00fcracat olunur. Ve \u00e7irkin \u015feyleri ay\u0131rt etmeyenlerin zevkine itibar olunmaz. Cahiliye Araplar\u0131, yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere le\u015fi veya le\u015f kabilinden bir hayli \u015feyleri yedikleri halde, tayibattan olan en&#8217;am (hayvanlar) dan baz\u0131lar\u0131n\u0131, En&#8217;am s\u00fbresinde a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 \u00fczere deve), s\u00e2ibe (puta adanan deve), vas\u00eele (erkek ve di\u015fi olarak ikiz do\u011fan yavrular), ham (on kere d\u00f6l al\u0131nan deve) adlar\u0131yla kendilerine haram ederler yemezlerdi. Bunlar\u0131n temiz oldu\u011funa h\u00fckmettikeri halde baz\u0131 vehimlerinden dolay\u0131 yemezlerdi. Buna kar\u015f\u0131 temiz olan her \u015feyin helal oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f ve bu h\u00fck\u00fcm: &#8220;De ki: &#8216;Allah&#8217;\u0131n, kullar\u0131 i\u00e7in \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 s\u00fcs\u00fc ve g\u00fczel r\u0131z\u0131klar\u0131 kim haram etti?&#8217; (Araf, 7\/32) \u00e2yetiyle de tekit edilmi\u015ftir ki, sebepler ve n\u00fczul hikmeti yan\u0131nda bu \u00e2detin kat&#8217;i \u015fekilde kalkmas\u0131 da vard\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki, bu &#8220;tayyibat&#8221;da kara ve deniz hayvanlar\u0131ndan ba\u015fka, ku\u015flar\u0131n ve hatta b\u00fct\u00fcn bitkilerin de ho\u015flar\u0131 dahildir. Ve sonra helal olan her hayvan\u0131n b\u00fct\u00fcn k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131n da helal olmas\u0131 gerekmeyece\u011fini ve kesilmi\u015f olan hayvanlar\u0131n k\u0131s\u0131mlar\u0131 meyan\u0131nda bulunan hab\u00e2is (\u00e7irkin \u015feyler)in de haram oldu\u011funa i\u015faret etmektedir.<\/p>\n<p>\u00d6zetle selim tabiat\u0131n ve sa\u011flam f\u0131trat\u0131n ho\u015fland\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn tayyibat (ho\u015f ve g\u00fczel \u015feyler) helal k\u0131l\u0131nd\u0131 &#8220;Allah&#8217;\u0131n size \u00f6\u011fretti\u011finden \u00f6\u011freterek yeti\u015ftirdi\u011finiz avc\u0131 hayvanlar\u0131n sizin i\u00e7in tuttuklar\u0131n\u0131 yiyin&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>CEV\u00c2R\u0130H, &#8220;cariha&#8221;n\u0131n \u00e7o\u011fuludur ki, esas olarak &#8220;cerh&#8221;den al\u0131nm\u0131\u015f olup, tesir m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle &#8220;kasibe&#8221; (kazanan) m\u00e2n\u00e2s\u0131na isim olmu\u015ftur. \u015eu halde cevarih, kevasib demektir. Bunun i\u00e7in el, ayak ve a\u011f\u0131z gibi yaralama ve kazanma aleti olan organa cevarih denildi\u011fi gibi, av tutan y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvanlara ve ku\u015flara da kavasib ve cevarih denilir ki, burada maksat budur. &#8220;M\u00fckellib\u00een&#8221;, &#8220;m\u00fckellib&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. M\u00fckellib, teklib eden yani y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvanlar\u0131 ava dadand\u0131r\u0131p al\u0131\u015ft\u0131ran, avc\u0131l\u0131k talim edip \u00f6\u011freten demektir ki; bir k\u00f6pek, sahibi taraf\u0131ndan k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131ld\u0131\u011f\u0131 yere gider, \u00e7a\u011f\u0131r\u0131l\u0131nca gelir, av\u0131 tutunca habseder yemez, sahibi almak isteyince ka\u00e7maz, zorlay\u0131nca dinler ve bunu en az \u00fc\u00e7 kere yap\u0131p \u00e2det edinirse \u00f6\u011frenmi\u015f say\u0131l\u0131r. Ahmed b. Hanbel ikiyi, Hasen\u00fc&#8217;l-Basri biri yeterli g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu \u00f6\u011fretime teklib denilmesi ta\u011flib yoluylad\u0131r. Zira \u00e7o\u011funlukla \u00f6\u011fretilen k\u00f6peklerdir. Bununla beraber her y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvana da k\u00f6pek (kelb) denir. Nitekim Ebu Leheb&#8217;in o\u011flu Utbe, \u015eam seferine giderken Resulullah: &#8220;Allah&#8217;\u0131m buna kelblerinden bir kelbi musallat et&#8221; diye dua etmi\u015f, Utbe&#8217;yi de yolda arslan yemi\u015f idi. Bunun i\u00e7in bu e\u011fitimin bilinen k\u00f6pe\u011fe mahsus oldu\u011fu san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2 \u015fudur: Bir de kelb ve di\u011fer y\u0131rt\u0131c\u0131lar meyan\u0131ndan ava al\u0131\u015ft\u0131rarak Allah&#8217;\u0131n size \u00f6\u011fretti\u011fi anlay\u0131\u015flardan e\u011fitim yapt\u0131rarak \u00f6\u011fretti\u011finiz e\u011fitilmi\u015f avc\u0131 hayvanlar helal k\u0131l\u0131nd\u0131. \u015eu halde bunlardan bu \u015fekilde faydalan\u0131r, besler, al\u0131r satars\u0131n\u0131z. Fakat yemeye gelince kendilerini de\u011fil. Size imsak ettikleri, tutuverdikleri avlardan yiyiniz. Dikkat edilmesi gerekir ki, de\u011fil, dir. Tuttuklar\u0131n\u0131n hepsini de\u011fil; bir k\u0131sm\u0131n\u0131, g\u00fczel k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131 yiyiniz. Sonra mutlaka &#8220;yakalad\u0131klar\u0131&#8221; de\u011fil, &#8220;size tutuverdikleri&#8221; dir. Yani kendilerine de\u011fil, size tutuverdiklerini yiyiniz. \u015eu halde bir k\u00f6pek e\u011fitilmi\u015f olursa ve avc\u0131 taraf\u0131ndan sevkedilir de bir av\u0131 tutar, yaralar, \u00f6ld\u00fcr\u00fcr de avc\u0131 ona \u00f6lm\u00fc\u015f oldu\u011fu halde yeti\u015firse helaldir. E\u011fitilmi\u015f y\u0131rt\u0131c\u0131n\u0131n yaralamas\u0131, bo\u011fazlama yerine ge\u00e7en bir kesmedir. O, onun bir aletidir. Di\u011fer par\u00e7alay\u0131c\u0131lar ve ayn\u0131 \u015fekilde ok, m\u0131zrak, t\u00fcfek de b\u00f6yledir. Muhakkak diriyken yeti\u015filip bo\u011fazlanmas\u0131 \u015fart de\u011fildir Zira o zaman e\u011fitilmi\u015f ile e\u011fitilmemi\u015fin fark\u0131 yoktur. Fakat cevarih (yaralay\u0131c\u0131lar) kavram\u0131 gere\u011fince yaralama gereklidir. Yaralamadan bo\u011far veya \u00e7arpar da \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse baz\u0131lar\u0131, &#8220;size yakalad\u0131klar\u0131ndan&#8221;, zahir\u00ee olarak mutlakt\u0131r, diyerek yine yenir demi\u015fse de, do\u011frusu bunun bo\u011fulmu\u015f veya vurularak \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f olandan fark\u0131 yoktur, ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2ya dahildir, yenmez. Sonra e\u011fitilmi\u015f k\u00f6pek, yaralam\u0131\u015f ve \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f olmakla beraber, biraz da yemi\u015f bulunursa bu da yenmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc o onu kendisine tutmu\u015f demektir. &#8220;Size tuttuklar\u0131&#8221; de\u011fildir. Bununla beraber Selman-\u0131 Farisi&#8217;den, Sa&#8217;d b. Ebi Vakkas&#8217;dan, \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;den, Ebu H\u00fcreyre&#8217;den yenir diye rivayet de edilmi\u015ftir. Malik ve Evz\u00e2i yenir demi\u015flerdir. Ancak bu meselede k\u00f6pek ile ku\u015f ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ve ku\u015fun yemi\u015f olmas\u0131n\u0131n helal olmas\u0131na engel olmayaca\u011f\u0131 g\u00f6sterilmi\u015ftir ki, Hanef\u00ee mezhebi bunu kabullenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu \u015fekilde bunlar\u0131n tuttuklar\u0131ndan yiyin, ve \u00fcst\u00fcne Allah&#8217;\u0131n ismini an\u0131n. Yani k\u00f6pe\u011fi ve ku\u015fu salarken &#8220;besmele \u00e7ekin&#8221; ve her halde Allah hesab\u0131 s\u00fcratli oldu\u011fundan emirlerine kar\u015f\u0131 gelmekten sak\u0131n\u0131n.<\/p>\n<p>5- &#8220;Bug\u00fcn sizin dininizi ikmal ettim, size olan nimetimi tamamlad\u0131m&#8221; diye tekit ve belgelendi\u011fi gibi yine ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2 ile helallerin vurgulanmas\u0131 ve ondan sonra genellenmesi dolay\u0131s\u0131yla buyuruluyor ki: Bug\u00fcn size b\u00fct\u00fcn tayyibat, her \u00e7e\u015fit ho\u015f nimetler helal k\u0131l\u0131nd\u0131. Bir de kitap ehlinin yiyece\u011fi, yani gerek bu tayyibattan kestikleri ve avlad\u0131klar\u0131 ve gerek ekmek ve di\u011ferleri gibi yiyecekleri size helal, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. Yani yedirir ve satabilirsiniz. &#8220;Taam&#8221;dan maksad\u0131n ne oldu\u011fu hakk\u0131nda \u00fc\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r: Birincisi, kurbanl\u0131k demektir. \u0130kincisi, ekmek ve meyve gibi kesilmeye muhta\u00e7 olmayand\u0131r ki, Zeydiyye imamlar\u0131ndan nakledilen budur. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, kurbanl\u0131klar ve di\u011fer her \u00e7e\u015fit yiyece\u011fi i\u00e7ine al\u0131r. \u00c7o\u011funluk birinci g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc tercih etmi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kurbanl\u0131ktan ba\u015fkas\u0131n\u0131n yiyecek olmas\u0131nda sahibine tahsisi yoktur. Kurbanl\u0131k ise kesicinin fiiliyle yiyecek olabilir. Ve bunun i\u00e7in kitap ehline ba\u011flanmas\u0131n\u0131n bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ahk\u00e2m-\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da Ebu Bekir er-R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;\u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan, Ebu&#8217;d-Derd\u00e2&#8217;dan, Hasen ve M\u00fccahid, \u0130brahim, Kat\u00e2de ve S\u00fcddi&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir ki den maksad kurbanl\u0131klard\u0131r. Ger\u00e7ekte g\u00f6r\u00fcnen de bunu gerektirir. Ger\u00e7i yiyecek lafz\u0131n\u0131 genel m\u00e2n\u00e2da kullansak, gerek kurbanl\u0131klar\u0131n\u0131 ve gerek di\u011fer yiyeceklerini i\u00e7ine al\u0131r. Fakat daha a\u00e7\u0131k olan \u00f6zellikle kurbanl\u0131klar kastedilmektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ekmek, zeytin ya\u011f\u0131 ve di\u011fer yiyeceklerin h\u00fckm\u00fc, onu imal edenlerin \u00f6zellikleriyle ayr\u0131l\u0131k arzetmez. Bunlarda mecus\u00ee veya kitab\u00ee (semav\u00ee bir kitaba inanan ki\u015fi)nin fark\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131nda kimsenin \u015f\u00fcphesi yoktur. Haramlarda s\u00f6ylendi\u011fi \u00fczere kesilmeden \u00f6lenlerin de gerek m\u00fcsl\u00fcman ve gerek kitab\u00ee ve gerek mecus\u00ee ve di\u011fer her kim taraf\u0131ndan \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f olursa olsun haram oldu\u011funda m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ihtilaf\u0131 yoktur. \u015eu halde diye \u00f6zellikle kitap ehlinin yiyece\u011finin m\u00fcbah say\u0131lmas\u0131ndaki maksad\u0131, bilhassa dinlerin de\u011fi\u015fmesi ile h\u00fckm\u00fc de\u011fi\u015fen kurbanl\u0131klara yorumlamak vacib olur. Yani a\u00e7\u0131klaman\u0131n faydas\u0131, \u00f6zellikle kurbanl\u0131klar itibar\u0131yla ortadad\u0131r. Belli ki kitap verilenler, kitab\u0131 olmayanlardan ihtirazd\u0131r (yani onlar\u0131 h\u00fckm\u00fcn d\u0131\u015f\u0131nda b\u0131rakmakt\u0131r). Halbuki yiyecek hususunda kitap ehli ile di\u011ferlerinin fark\u0131 ancak kurbanl\u0131klar ve av meselelerindedir. Kitap ehlinin le\u015fine, domuz etine ve \u015farab\u0131na var\u0131ncaya kadar her yiyece\u011fi helal olmad\u0131\u011f\u0131, haram edilenlerden bulundu\u011fu gibi, kitab\u00ee olmayanlar\u0131n her yiyece\u011finin haram olmad\u0131\u011f\u0131 da bilinmektedir. \u015eu halde kitap ehlini se\u00e7erek di\u011ferlerinden ay\u0131ran bu \u00f6zel mubahl\u0131\u011f\u0131n faydas\u0131 ancak kurbanl\u0131klarda a\u00e7\u0131kt\u0131r. Demek ki yiyecek g\u00fczel ve temiz \u015feylerden olmak \u015fart\u0131yla genel m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere b\u0131rak\u0131lsa da, bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 ve beyan\u0131n hedefi, \u00f6zellikle kitap ehlinin kestikleri ve avlad\u0131klar\u0131n\u0131n helal oldu\u011funu g\u00f6stermek ve bu \u015fekilde kesmek i\u00e7in diyanet, yani m\u00fcsl\u00fcman veya kitap ehli olmak \u015fart oldu\u011funu anlatmakt\u0131r. Bununla beraber &#8220;kendilerine kitap verilenlerin kurbanl\u0131\u011f\u0131&#8221; denilmi\u015f olsayd\u0131, o zaman di\u011fer yiyeceklerin haram olmas\u0131, \u015f\u00fcphesi ortaya \u00e7\u0131kacak ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 yiyecek yedirmenin caiz olaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lamayacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in yine &#8220;yiyecek&#8221; kelimesini, g\u00fczel ve ho\u015f, temiz \u015feylerden olmal\u0131 \u015fart\u0131yla kurbanl\u0131klar ve di\u011ferlerinden daha genel olmak \u00fczere, as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve ancak kitap ehlinin di\u011ferlerinden fark\u0131n\u0131n, kurbanl\u0131klar itibar\u0131yla oldu\u011funu da m\u00e2s\u00eekaleh (s\u00f6z\u00fcn kendisi i\u00e7in getirildi\u011fi \u015fey) olarak anlamak, yani kurbanl\u0131klar\u0131n helal olmas\u0131n\u0131 ibarenin delaletiyle, di\u011ferlerinin helal olu\u015funu da i\u015faretin delaletiyle almak gerekecektir. Ve bundan dolay\u0131d\u0131r ki, Ebu Bekir Raz\u00ee kurbanl\u0131klar hakk\u0131nda &#8220;azher: daha a\u00e7\u0131k &#8221; deyimini kullanm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eunu da unutmamak gerekir ki &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in kesilen&#8221; mutlak \u015fekilde haram idi. Kitap ehli ise g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte tevhid (Allah&#8217;\u0131 bir kabul ettiklerini) iddia ettiklerinden dolay\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f durumlar\u0131na bakarak kurbanl\u0131klar\u0131nda Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131n ad\u0131n\u0131 ilan etmezler demektir. \u015eu halde bir yahudi veya h\u0131ristiyan\u0131n kesti\u011fini acaba ne ad ile kesti diye ara\u015ft\u0131rmaya kalk\u0131\u015fmayarak ve d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fleriyle yetinerek yemek caizdir. Fakat bir h\u0131ristiyan\u0131n, mesela bir koyunu keserken veya ava k\u00f6pe\u011fini salarken &#8220;Mesih&#8217;in ad\u0131na&#8221; dedi\u011fini bizzat duyan bir m\u00fcsl\u00fcman\u0131n da o koyundan veya avdan yemesi caiz olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunun &#8220;Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in kesilen&#8221; oldu\u011fu \u015f\u00fcphesiz bir \u015fekilde malumu olmu\u015ftur. Kitap ehlinin d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle yetinmek caiz olunca, m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k iddias\u0131nda bulunan herhangi bir kimsenin de d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle yetinmenin caiz olaca\u011f\u0131nda ve dolay\u0131s\u0131yla gerek ehl-i s\u00fcnnet olsun ve gerek olmas\u0131n \u0130sl\u00e2ma ait mezheplerden hepsinin kurbanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n helal oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Me\u011fer ki -Allah korusun- dinden d\u00f6nm\u00fc\u015f olsun. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fcrted (dinden d\u00f6nen), kitap ehline da kat\u0131lsa kesti\u011fi asla yenmez.<\/p>\n<p>Yiyecek \u00e7e\u015fidinden olan bu temiz ve ho\u015f \u015feylerden ba\u015fka m\u00fcminlerden muhsane olanlar, yani h\u00fcr ve namuslu m\u00fcsl\u00fcman kad\u0131nlar ve k\u0131zlar, bunlardan ba\u015fka kitap ehlinden olan muhsaneler, yani h\u00fcr ve namuslu kad\u0131nlar ve k\u0131zlar da ihsan ederek yani namuslu bir \u015fekilde nikah\u0131n\u0131z alt\u0131na alarak ne metres tutmakla a\u00e7\u0131ktan ne de dost tutmak suretiyle gizlice zina etmiyerek \u00fccretleri olan mehirlerini kendilerine verdi\u011finiz takdirde sizin i\u00e7in helaldirler.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, yiyecek hususunda iki taraftan izin verilmi\u015f, m\u00fcsl\u00fcmanlara hem kitap ehlinin yiyeceklerini yemek, hem de kitap ehline m\u00fcsl\u00fcman yeme\u011fini yedirmek suretiyle kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 al\u0131\u015f veri\u015f helal k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f, fakat nikah hususunda bu helal olma bir tarafa tahsis edilmi\u015f, yaln\u0131z m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n kitap ehlinden namus dairesinde nikah ile kad\u0131n almalar\u0131 helal k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f ve bununla daha \u00f6nce Bakara s\u00fbresinde ge\u00e7en &#8220;\u0130man etmedik\u00e7e m\u00fc\u015frik kad\u0131nlar\u0131 nikahlamay\u0131n&#8221; (Bakara, 2\/221) yasaklamas\u0131, kitap ehli kad\u0131nlar hakk\u0131nda kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak m\u00fcsl\u00fcman kad\u0131nlar\u0131n\u0131n kitap ehliyle evlenmelerine asla izin verilmemi\u015f, bu cihet asl\u0131 ve ge\u00e7mi\u015fteki haraml\u0131\u011f\u0131 \u00fczerine b\u00e2k\u00ee k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130lk \u00f6nce &#8220;O, yery\u00fcz\u00fcnde ne varsa hepsini sizin i\u00e7in yaratt\u0131 &#8221; (Bakara, 2\/29) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, insana ait nefis ve \u0131rz meselelerinde mubah olmak de\u011fil, haram olmak esast\u0131r. \u0130kinci olarak bu asl\u00ee ve ezel\u00ee haraml\u0131k &#8220;Allah&#8217;a ortak ko\u015fan erkekler de inan\u0131ncaya kadar, onlarla (kad\u0131nlar\u0131n\u0131z\u0131) evlendirmeyin&#8221; (Bakara, 2\/221) yasaklamas\u0131 ile tekit edilmi\u015f ve a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak Nisa s\u00fbresinde &#8220;Allah, m\u00fcminlere kar\u015f\u0131 k\u00e2firlere asla yol vermeyecektir.&#8221; (Nisa, 4\/141) ile bu haraml\u0131k ve yasaklama daha genel \u015fekilde a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r da. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak b\u00fct\u00fcn helallerin \u00f6zetlenip a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 bu \u00e2yette, yiyecek her iki taraftan incelenerek nikah i\u00e7in de bu beyan sergisi a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu halde, kitap ehlinden kad\u0131n alman\u0131n m\u00fcsl\u00fcmanlara helal olu\u015fu a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f ve tersinden s\u00fckut edilmi\u015ftir ki, bunda zaruret beyan\u0131 denilen bir kasr (tahsis) vard\u0131r . Ve bu \u015fekilde m\u00fcsl\u00fcman kad\u0131nlar\u0131n\u0131n kitap ehli ile evlendirilmesinin asla bahis konusu olamayaca\u011f\u0131 hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015f, asl\u00ee ve ge\u00e7mi\u015fteki haraml\u0131\u011f\u0131 \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc defa olarak anlat\u0131lm\u0131\u015f ve belgelenmi\u015ftir. \u00c7ok a\u00e7\u0131k olan ve asr-\u0131 saadetten beri \u00fcmmetin ittifak\u0131 ile de bilinen bu meseleyi hat\u0131rlatmam\u0131za sebep zaman\u0131m\u0131zda \u0130sl\u00e2m\u00ee delilleri bilmeyen baz\u0131 cahillerin Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da buna dair bir nass (dini delil) bulunup bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 sormalar\u0131 olmu\u015ftur. Halbuki bu gibi, haraml\u0131k as\u0131l olan meselelerde, izin verilmemi\u015f olmas\u0131 yeterli bir delildir. \u015eu halde bu gibiler hakk\u0131nda yasaklama var m\u0131 diye de\u011fil, izin var m\u0131 diye sormak laz\u0131m gelir.<\/p>\n<p>Burada gerek yiyecek ve gerek nikah b\u00f6l\u00fcmlerindeki kitap verilenler, kitap ehli olan yahudi ve h\u0131ristiyanlard\u0131r. Hz. Ali (r.a.) Arap h\u0131ristiyanlar\u0131ndan Beni Ta\u011flib hakk\u0131nda: &#8220;Bunlar h\u0131ristiyanl\u0131ktan, \u015farap i\u00e7mekten ba\u015fka bir \u015fey anlamam\u0131\u015flar. Ve \u015fu halde h\u0131ristiyan h\u00fckm\u00fcne dahil de\u011fildirler&#8221; demi\u015f. \u0130mam \u015eafi\u00ee de bunu tercih etmi\u015f ise de \u00e7o\u011funluk ve Hanef\u00ee imamlar\u0131, kitab\u0131n zahirine g\u00f6re b\u00fct\u00fcn Arap h\u0131ristiyanlar\u0131n\u0131n kestiklerinde de bir mahzur yoktur, demi\u015flerdir. Ancak \u0130bn\u00fc Abbas nikah b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde kitap ehlinden maksad\u0131n harb\u00ee (d\u00fc\u015fman \u00fclkesinde) olmayanlar oldu\u011funu ve dolay\u0131s\u0131yla harb\u00ee olan yahudi ve h\u0131ristiyan kad\u0131nlar\u0131n\u0131 nikah etmenin caiz olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftir. Fakat bunda da \u00e2limlerin \u00e7o\u011funlu\u011fu \u00e2yetin mutlak olmak \u00fczere harb\u00ee ve zimm\u00ee d\u00fc\u015fman \u00fclkesindekileri de, \u0130sl\u00e2m devleti tebas\u0131ndaki yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131 da i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bu bak\u0131mdan harb\u00ee olan kitap ehlinden kad\u0131n alman\u0131n haram de\u011fil, bir zaruret bulunmad\u0131k\u00e7a nihayet mekruh oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Kitap ehlinden ba\u015fkas\u0131na gelince: Bunlardan mecusiler hakk\u0131nda Resullullah: &#8220;Mecusilere kitap ehli muamelesi yap\u0131n\u0131z, fakat kad\u0131nlar\u0131n\u0131 nikah etmemek ve kestiklerini yememek \u015fart\u0131yla&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bununla beraber d\u00fcnyada kitap ehline yiyecek ve kad\u0131n y\u00f6n\u00fcyle verilen bu \u00f6zelliklerden dolay\u0131 ahiret a\u00e7\u0131s\u0131ndan da b\u00f6yle san\u0131lmas\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc, her kim bu imana yani en m\u00fckemmel dine ve \u0130sl\u00e2m \u015feriat\u0131na k\u00fcfrederse b\u00fct\u00fcn ameli tutulur, Ve ahirette zarar edenlerden olur. \u015eu halde bunlar\u0131n yiyeceklerini yerken veya kad\u0131nlar\u0131n\u0131 al\u0131rken iman\u0131 bozmaktan, dinden d\u00f6nme tehlikesine d\u00fc\u015fmekten son derece \u00e7ekinmelidir. Ve bundan dolay\u0131d\u0131r ki, d\u00fc\u015fman \u00fclkesinde ya\u015fayan bir kad\u0131n\u0131 almak mekruhtur. &#8220;Sizin ho\u015funuza gitse, de inanan bir cariye, Allah&#8217;a ortak ko\u015fan bir kad\u0131ndan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/221).<\/p>\n<p>\u0130l\u00e2h\u00ee anla\u015fma ve akidlerden helal ve haram h\u00fck\u00fcmlerinin a\u00e7\u0131klanmas\u0131 s\u0131ras\u0131nda dinin kemale erdirilmesi ve nimetin tamamlanmas\u0131 ile Allah&#8217;\u0131n ahdinin (vaadinin) yerine getirilmi\u015f oldu\u011fu anlat\u0131ld\u0131ktan ve bu c\u00fcmleden olmak \u00fczere d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n maksatlar\u0131ndan olan sofran\u0131n g\u00fczel ve temiz \u015feyleri, Nis\u00e2 s\u00fbresinin &#8220;Size helal olan kad\u0131nlardan al\u0131n&#8221; (Nis\u00e2, 4\/3) kavram\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayarak temiz ve g\u00fczel \u015feyleri aile ile birle\u015ftirerek m\u00fcsl\u00fcman toplumuna sunulduktan ve nihayet bundan b\u00f6yle anla\u015fmay\u0131 yerine getirme h\u00fckm\u00fcn\u00fcn tamamen kulluk g\u00f6revine y\u00f6neldi\u011fi, bunun da iman akdi ile \u0130sl\u00e2m&#8217;a ait h\u00fck\u00fcmleri yerine getirmeye ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu i\u015faret edildikten ve bu d\u00fcnyan\u0131n bir de ahireti bulundu\u011fu hat\u0131rlat\u0131ld\u0131ktan sonra &#8220;\u0130yi kad\u0131nlar, iyi erkeklere&#8221; (Nur, 24\/26) \u00e2yetinin delaleti \u00fczere ahirete ait nimetleri kemale erdirmek i\u00e7in, bu en m\u00fckemmel dinin imandan sonra kulluk anahtar\u0131 olan temizlik emrinden ba\u015flamakla kulluk akdini belgelemek i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>6 &#8211; Ey iman edenler! Namaz k\u0131lmaya kalkt\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman, y\u00fczlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi y\u0131kay\u0131n. Ba\u015flar\u0131n\u0131z\u0131 meshedin, iki topu\u011fa kadar da ayaklar\u0131n\u0131z\u0131 y\u0131kay\u0131n. E\u011fer c\u00fcn\u00fcp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmi\u015fse yahut kad\u0131nlara dokunmu\u015fsan\u0131z, su da bulamam\u0131\u015fsan\u0131z, temiz bir topra\u011fa teyemm\u00fcm edin. Bunun i\u00e7in de y\u00fczlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir g\u00fc\u00e7l\u00fck \u00e7\u0131karmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve \u015f\u00fckredesiniz diye de \u00fczerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.<\/p>\n<p>7- Allah&#8217;\u0131n, \u00fczerinizdeki nimetini ve &#8220;\u0130\u015fittik, itaat ettik&#8221; dedi\u011finizde sizden ald\u0131\u011f\u0131 ve kendisiyle sizi ba\u011flad\u0131\u011f\u0131 ahdini hat\u0131rlay\u0131n. Allah&#8217;tan korkun, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah g\u00f6\u011f\u00fcslerin \u00f6z\u00fcn\u00fc \u00e7ok iyi bilir.<\/p>\n<p>6- Bu \u00e2yete, teyemm\u00fcm \u00e2yeti denilmi\u015ftir ki, Buhari ve M\u00fcslim&#8217;de Hz. Ai\u015fe&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere, ad\u0131 ge\u00e7enin gerdanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc seferde geceleyin susuz bir yerde kal\u0131n\u0131p abdest almak m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 nazil olmu\u015f ve bu gibi durumlarda abdest yerine teyemm\u00fcm\u00fc emretmi\u015ftir. Ger\u00e7i bu \u00e2yet, ilk \u00f6nce abdestin farzlar\u0131n\u0131 tesbit etmekte ve b\u00f6ylece ayn\u0131 zamanda bir &#8220;abdest \u00e2yeti&#8221; oldu\u011fu muhakkak bulunmakta ise de, abdest ba\u015flang\u0131\u00e7ta bu \u00e2yet ile me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olmay\u0131p, ta Mekke&#8217;de namazla beraber farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f ve hatta \u0130sl\u00e2m&#8217;da hi\u00e7bir zaman abdestsiz namaz k\u0131l\u0131nmam\u0131\u015f oldu\u011fu bilindi\u011finden, bununla abdestin farz olu\u015fu do\u011frudan do\u011fruya de\u011fil, taharet (temizlik) h\u00fck\u00fcmlerini \u00e7\u0131karmada esas al\u0131nmak \u00fczere, takrir yoluyla tesbit edilmi\u015f ve bunun ismi abdestten \u00e7ok teyemm\u00fcme dayand\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Sahabeden Alkame b. el-Fe\u011fra (r.a.) demi\u015ftir ki: &#8220;Bu \u00e2yeti ininceye kadar Resullullah su d\u00f6km\u00fc\u015f (k\u00fc\u00e7\u00fck abdestini yapm\u0131\u015f) olursa, abdest almad\u0131k\u00e7a ne konu\u015fur, ne de selam al\u0131rd\u0131. Biz s\u00f6yleriz, o s\u00f6ylemez, biz selam veririz, o vermez ve almazd\u0131.&#8221; Yani Ebu Hayyan&#8217;\u0131n da nakletti\u011fi \u00fczere Resullulllah, bu \u00e2yetten \u00f6nce abdestsiz bir i\u015f yapmak \u015f\u00f6yle dursun, s\u00f6z bile s\u00f6ylemezdi. \u015eu halde bunun ini\u015fi abdestin her i\u015fi i\u00e7in de\u011fil, namaz i\u00e7in farzoldu\u011funu a\u00e7\u0131klamakla Resulullah&#8217;a bir ruhsat ifade etmi\u015ftir. An\u0131lan sefer, ifk (iftira) k\u0131ssas\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 Ben\u00ee Mustalik Gazvesi oldu\u011funa, bunun da hicr\u00ee alt\u0131nc\u0131 sene \u015faban ay\u0131nda Hudeybiye seferinden \u00f6nce vuku bulundu\u011funa g\u00f6re bu \u00e2yet, M\u00e2ide s\u00fbresinin ilk inen \u00e2yetlerinden ve hatta bu s\u00fbrenin Hudeybiye&#8217;den sonra inmi\u015f oldu\u011fu s\u00f6ylendi\u011fine g\u00f6re ini\u015finin ba\u015flang\u0131c\u0131 olan ilk \u00e2yeti demek olur. Fakat unutmamak gerekir ki, Nis\u00e2 s\u00fbresinde &#8220;Ey iman edenler, siz sarho\u015f oldu\u011funuz halde namaza yakla\u015fmay\u0131n&#8221; (Nisa&#8221;, 4\/43) \u00e2yetinde de ge\u00e7mi\u015fti.<\/p>\n<p>KIR\u00c2ET: \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, As\u0131m&#8217;dan Ebu Bekir \u015eu&#8217;be, Hamze, Ebu Cafer, Halef\u00fc&#8217;l-\u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde ( = l\u00e2m) cer ile esre \u015feklinde; geri kalanlarda yani N\u00e2fi, \u0130bn\u00fc \u00c2mir, \u00c2s\u0131m&#8217;dan Hafs, Kisai, Yakub k\u0131r\u00e2etlerinde nasb ile \u00fcst\u00fcn \u015feklinde okunur. Nasb (\u00fcst\u00fcn), ayaklar\u0131n\u0131, y\u00fcz ve el gibi &#8220;y\u0131kay\u0131n&#8221; emrine ba\u011flanmas\u0131nda, cerr (esre) de &#8220;meshedin&#8221; h\u00fckm\u00fcne ba\u011flanmas\u0131nda a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ve bu iki k\u0131r\u00e2etin birbirine uyumu a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir mezheb ihtilaf\u0131 ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Zira birine g\u00f6re ayaklar y\u0131kanacak, di\u011ferine g\u00f6re de mesh ile yetinilebilecek g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Bunun en g\u00fczel en do\u011fru \u00e7\u00f6z\u00fcm \u015fekli, \u00e7\u0131plak ayaklar\u0131n y\u0131kanmas\u0131, me\u015fhur s\u00fcnnet ile sabit oldu\u011fu \u00fczere abdestle giyilmi\u015f mest ve fotin \u00fczerine de meshedilmesidir. Ehl-i s\u00fcnnetin \u00e7o\u011funlu\u011funun mezhebi budur. &#8220;Kaff\u00e2l Tefsiri&#8221;nde, sahabeden yaln\u0131z \u0130bn\u00fc Abbas ve Enes b. Malik, tabiinden \u0130krime ve \u015ea&#8217;bi ve Ebu Cafer Muhammed b. Aliyyi&#8217;l-B\u00e2k\u0131r&#8217;dan, &#8220;ayaklarda abdestin farz\u0131, mesh&#8221; oldu\u011fu nakledilmi\u015ftir ki, \u015eia&#8217;dan \u0130mamiyye&#8217;nin mezhebi budur. B\u00fct\u00fcn fakihlerin \u00e7o\u011funlu\u011fu ve tefsirciler ise, &#8220;ayaklarda abdestin farz\u0131, y\u0131kamak&#8221; oldu\u011funu beyan etmi\u015flerdir. Zahiriye&#8217;nin ba\u015fkan\u0131 olan Davud-\u0131 \u0130sfahan\u00ee de: &#8220;Her ikisinin cem&#8217;i (toplanmas\u0131) vacib&#8221; oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir ki, bu da Zeydiye imamlar\u0131ndan Nas\u0131r Lilhakk&#8217;\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Hasen\u00fc&#8217;l-Basr\u00ee ile Muhammed b. Cerir et-Taberi de m\u00fckellefin, meshetme ile y\u0131kama aras\u0131nda serbest oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bunlar\u0131n tart\u0131\u015fmas\u0131 f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131nda geni\u015f\u00e7e yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Burada ancak \u015fu kadar s\u00f6yleye-lim ki, \u00e7\u0131plak ayaklara meshetmeyi caiz g\u00f6rmek \u00e2yetin sonunda &#8220;sizi temizlemek istiyor&#8221; diye a\u00e7\u0131klanan temizlik hikmetine kesin olarak ayk\u0131r\u0131 bulundu\u011fu ve hele y\u0131kanmam\u0131\u015f kirli ayaklarla camilere girmenin, temizlik \u015f\u00f6yle dursun, normal temizlik ile bile uyu\u015fmas\u0131n\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 ortadad\u0131r. Nitekim ayaklar\u0131n\u0131 g\u00fczelce y\u0131kamam\u0131\u015f ve \u00f6k\u00e7elerinde biraz kuruluk kalm\u0131\u015f olanlar hakk\u0131nda Resulullah &#8220;Vay \u015fu \u00f6k\u00e7elerin ate\u015ften haline&#8221; buyurmu\u015f ve tekrar y\u0131kanmas\u0131n\u0131 emretmi\u015ftir. Bir de maksat mesh olsayd\u0131 gibi sadece demek yeterli olur. &#8220;Topuklara kadar&#8221; kayd\u0131na hi\u00e7 de gerek kalmazd\u0131. Bu da farz\u0131n esas\u0131n\u0131n y\u0131kamak oldu\u011funa ve meshin buna dayanmas\u0131 laz\u0131m geldi\u011fine i\u015faret eder. K\u0131saca ayaklar hakk\u0131nda y\u0131kamak emri muhkem, mesh emri m\u00fccmeldir ve y\u00fcksek s\u00fcnnet ile a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. t\u0131pk\u0131 Nis\u00e2 s\u00fbresindeki gibi de okunmu\u015ftur. (Nis\u00e2, 4\/43 \u00e2yetine bkz.)<\/p>\n<p>Ey iman edenler! Malum ya, imandan sonra ilk vazife namazd\u0131r. Siz namaza kalkt\u0131\u011f\u0131n\u0131z, yani namaza kalkmak istedi\u011finiz zaman y\u00fczlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi y\u0131kay\u0131n\u0131z ve ba\u015flar\u0131n\u0131za meshediniz, iki topu\u011fa kadar ayaklar\u0131n\u0131z\u0131 da. Yani ayaklar\u0131n\u0131z\u0131 da y\u0131kay\u0131n\u0131z, yahut mesli ise meshediniz. Bu temizlikler yap\u0131lmadan namaz, namaz olmaz. &#8220;Allah, taharetsiz hi\u00e7bir namaz\u0131 kabul etmez&#8221;. Buna &#8220;tuh\u00fbr: temizlik&#8221; ve &#8220;vudu: abdest&#8221; denilir ve i\u015fte abdestin farz\u0131 bunlard\u0131r. Ve g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu da d\u00f6rt \u015feyden, ibarettir: \u00dc\u00e7 y\u0131kama, bir mesh. \u0130mam \u015eafii, bunlar\u0131n tertibi de dahil olmak ve bir de niyetsiz ibadet olamayaca\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle niyet de hesaba kat\u0131lmak \u00fczere alt\u0131; Ahmed b. Hanbel hazretleri de y\u00fczde a\u011f\u0131z ve burun i\u00e7lerinin de dahil oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle mazmaza (a\u011f\u0131za su verme) ve istin\u015fak (buruna su vermey)i de kat\u0131p sekiz saym\u0131\u015ft\u0131r. Hanefilerde ise niyet, tertip, a\u011f\u0131z ve buruna su vermek s\u00fcnnettir. Ve abdestin daha birtak\u0131m s\u00fcnnetleri ve edebleri vard\u0131r ki, bunlar\u0131 tamamlay\u0131c\u0131d\u0131r. Hepsinin ba\u015f\u0131nda besmele vard\u0131r. \u00c2yetin zahirine bak\u0131nca, her namaza kalkarken ayr\u0131ca bir abdest almak gerekir gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bunun i\u00e7in Z\u00e2hir\u00eeler, her namaz i\u00e7in ayr\u0131ca bir abdestin farz oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. \u00c7o\u011funlukla Peygamberimizin ve Ra\u015fid Halifelerin b\u00f6yle yapt\u0131klar\u0131 da muhakkakt\u0131r. Fakat bunlar farz de\u011fil, s\u00fcnnettirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc Mekke&#8217;nin fethi g\u00fcn\u00fc Peygamberimiz, be\u015f vakit namaz\u0131 bir abdest ile k\u0131lm\u0131\u015f, Hz. \u00d6mer de: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, bundan \u00f6nce yapmad\u0131\u011f\u0131n bir \u015fey yapt\u0131n&#8221; demi\u015f, cevab\u0131nda &#8220;Bilerek yapt\u0131m ey \u00d6mer&#8221; buyurulmu\u015f oldu\u011fu da rivayet olarak sabittir ki, bu isteyerek yapma ile cevaz (izin) g\u00f6sterilmi\u015ftir. Sonra \u00e2yetin tamamiyle zahirine bak\u0131lacak olursa, abdestin ancak namaza kalk\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman al\u0131nabilmesi gerekecek ve dolay\u0131s\u0131yle otururken abdest al\u0131p da, namaza kalkmak da yeterli olmayacakt\u0131r. Bunu ise Z\u00e2hiriyye de s\u00f6ylememi\u015ftir. Demek olur ki, bu noktada \u00e2yetin zahiri kastedilmedi\u011fi ittifakla sabit oldu\u011fundan gerek halin delaleti ve gerek teyemm\u00fcm f\u0131kralar\u0131nda hades (k\u00fc\u00e7\u00fck veya b\u00fcy\u00fck abdessizlik)in a\u00e7\u0131klanmas\u0131 karineleriyle \u00e2yetin mutlak olu\u015fu ya hitab\u0131n abdesti olmayanlara tahsis edilmesi veya yani &#8220;abdestiniz olmad\u0131\u011f\u0131 halde namaza kalkt\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla kay\u0131tlanarak tefsir edilmesi gerekir. Ve o halde abdestin v\u00fccubunun sebebi, mutlak namaz\u0131 irade etmek de\u011fil, abdestsizlik \u015fart\u0131yla namaz\u0131 irade etme demek olur ki, \u00e7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de budur. Sonra dikkate \u015fayand\u0131r ki, &#8220;ba\u015flar\u0131n\u0131z\u0131 meshediniz&#8221; de\u011fil, &#8220;ba&#8221; ile buyurulmu\u015ftur. Bu ise &#8220;ba\u015f\u0131n\u0131zla meshediniz&#8221; demek gibidir. Nas\u0131l ki &#8220;mendile sildim&#8221; demekle &#8220;mendil ile sildim&#8221; demek aras\u0131nda fark vard\u0131r. Burada meshin ba\u015fa yap\u0131laca\u011f\u0131 ve ba\u015f\u0131n mesh aleti olamayaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k oldu\u011fu halde, ( = ba)&#8217;n\u0131n getirilmesi bir alet m\u00e2n\u00e2s\u0131na i\u015faret, bu ise \u00f6rf bak\u0131m\u0131ndan bir elden ibaret olmakla, bu ifade \u015feklinden ve bir de &#8220;nas\u0131ye&#8221; hadisinden Hanefi imamlar\u0131, &#8220;Elinizi \u00f6l\u00e7\u00fc tutarak elinizle ba\u015f\u0131n\u0131za meshediniz&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015fler ve meshin farz\u0131, &#8220;c\u00fcz&#8217;\u00ee bir harekette tam bir el mikdar\u0131, di\u011fer deyimle nas\u0131ye mikdar\u0131, di\u011fer deyi\u015fle d\u00f6rtte biri&#8221; oldu\u011funu ve tamam\u0131n\u0131 meshin s\u00fcnnet oldu\u011funu beyan etmi\u015flerdir. Fakat \u0130mam Malik ve Ahmed b. Hanbel tamam\u0131na meshin farz oldu\u011funu, \u0130mam \u015eafi\u00ee de bir parmak dokunman\u0131n yeterli bulundu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir.<\/p>\n<p>YIKAMANIN MAH\u0130YET\u0130: Suyu \u00e2z\u00e2n\u0131n \u00fczerinden tamamen ak\u0131tmakt\u0131r. O\u011fmak \u015fart de\u011fildir. \u015eu halde su damlamad\u0131k\u00e7a y\u0131kama denmez. Abdest, hadesten taharet yani itibar\u00ee ve g\u00f6r\u00fclmeyen bir kirlilikten temizlik oldu\u011fu i\u00e7in bununla necaset (madd\u00ee pislik)ten temizlenmek i\u00e7in olan y\u0131kamay\u0131 birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rmamal\u0131d\u0131r. Necasetten temizlenmede, pislik iyice kayboluncaya kadar y\u0131kamak ve gere\u011fine g\u00f6re o\u011fmak veya silmek gerekli ise de abdestte bu gibi temizli\u011fe engel olan kir ve pislikler daha \u00f6nce kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olaca\u011f\u0131ndan g\u00f6r\u00fcnmeyen hadesi kald\u0131rmak i\u00e7in bir defa y\u0131kamak yeterli olabilir, farz\u0131 bu kadard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc emir, tekrar\u0131 gerektirmez, fakat iki defa daha iyi olur. Ve \u00fc\u00e7 defa tekrar s\u00fcnnettir, o\u011fmak da s\u00fcnnettir. Ancak \u0130mam Malik, o\u011fmak farzd\u0131r demi\u015ftir.<\/p>\n<p>MESH: Esasen bir \u015feye dokunmak ve \u00f6rfte el s\u00fcrmektir. D\u00eenen de farz\u0131, dokunmakt\u0131r. \u015eu halde ba\u015fa meshetmek, taze, kullan\u0131lmam\u0131\u015f bir ya\u015fl\u0131\u011f\u0131n istenen mikdara isabet etmesi demektir. Bundan tekrar s\u00fcnnet de\u011fildir. Fakat hafif\u00e7e bir sa\u00e7 d\u00fczeltmesi olabilir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte namaz\u0131n \u015fartlar\u0131ndan biri b\u00f6yle abdesttir. fakat bunun yeterli olmas\u0131, c\u00fcn\u00fcp olmad\u0131\u011f\u0131 takdirdedir. Ve e\u011fer c\u00fcn\u00fcp iseniz, yani r\u00fcyada veya uyan\u0131kken f\u0131\u015fk\u0131rarak meninin inzal (inme)i ve inzal olmasa (inmese) bile iltikai hitaneyn (erkek ve kad\u0131n\u0131n s\u00fcnnette kesilen yerleri, yani tenas\u00fcl uzuvlar\u0131n\u0131n birle\u015fmesi) olmu\u015f ise iyice temizleniniz kendinizi ba\u015ftan t\u0131rna\u011fa tamamen y\u0131kay\u0131p temizleyiniz, guslediniz ki Nis\u00e2 s\u00fbresinde &#8220;gusledinceye kadar&#8221; (Nisa&#8217;, 4\/43) diye &#8220;i\u011ftisal&#8221; (gusletme) ile tabir edilmi\u015fti. Burada tekell\u00fcf (zahmet verici, zorlay\u0131c\u0131) sigasiyle &#8220;tetahh\u00fcr&#8221; denilmi\u015f ve gusletmede m\u00fcbala\u011fa edilmesinin gere\u011fi g\u00f6sterilmi\u015ftir. Bunun i\u00e7in zorlu\u011fa varmamak \u00fczere m\u00fcmk\u00fcn olan her taraf y\u0131kanmal\u0131 ve hatta a\u011f\u0131z burun i\u00e7leri bile y\u0131kanmal\u0131d\u0131r. Abdestte s\u00fcnnet olan a\u011fz\u0131 \u00e7alkalama ve buruna su \u00e7ekme gus\u00fclde farzd\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat bu gus\u00fcl ve o abdest mazeret bulunmad\u0131\u011f\u0131 takdirdedir. ve e\u011fer hasta olur, veya seferde bulunur, veya herhangi biriniz hel\u00e2dan gelir, veya kad\u0131na dokunursunuz da bir su bulamazsan\u0131z, yani ya gerekli ara\u015ft\u0131rmadan sonra ger\u00e7ekten bulamaz veya hastal\u0131k veya sefer aramaya engel veya kullanmaya engel oldu\u011fundan dolay\u0131 arama veya kullanmaya g\u00fc\u00e7 ve \u00e7are bulamazsan\u0131z, o zaman abdest veya gus\u00fcl yerine ho\u015f ve temiz bir toprakla teyemm\u00fcm ediniz. Niyet ediniz de o topraktan y\u00fczlerinize ve kollar\u0131n\u0131za meshediniz. Hastal\u0131k ve yolculuk kay\u0131tlar\u0131, suyu bulmaya veya kullanmaya engel olan \u00f6z\u00fcrleri; heladan gelmek veya kad\u0131na dokunmak da abdesti veya gusl\u00fc gerektiren sebepleri; suyu bulamamak da bunlar\u0131n yerine teyemm\u00fcm\u00fcn s\u0131hhatinin \u015fart\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir. A\u00e7\u0131kt\u0131r ki, heladan gelmek, bedenden bir necasetin \u00e7\u0131kmas\u0131ndan kinayedir ki, dilimizde abdest bozmak denilir. Hanefilerce durum b\u00f6yledir. Fakat \u0130mam \u015eafi\u00ee sebileyn (idrar ve d\u0131\u015fk\u0131 yollar\u0131n) dan \u00e7\u0131kmas\u0131 demi\u015f, \u0130mam Malik de iki yol (idrar ve d\u0131\u015fk\u0131 yollar\u0131n)dan \u00e7\u0131kmas\u0131 al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f olan pislikten demi\u015ftir.<\/p>\n<p>(Nis\u00e2 4\/43. \u00e2yetinde teyemm\u00fcm\u00fcn, sa\u00eedin m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ve daha baz\u0131 izahlar ge\u00e7mi\u015f oldu\u011fundan oraya bak\u0131n\u0131z.) Burada fazla olarak kayd\u0131 zikredilmi\u015f ve bu \u015fekilde teyemm\u00fcmde yaln\u0131z kasd ve niyet ile mesh yeterli olmay\u0131p temiz topra\u011fa dokunmak da gerekti\u011fi i\u015faret edilmi\u015ftir. &#8216;in ibtida veya teb&#8217;\u00eez olmas\u0131 ihtimali vard\u0131r. \u0130btida oldu\u011funa g\u00f6re elin temiz topra\u011fa dokunmas\u0131 yeterlidir. Teb&#8217;\u00eez oldu\u011funa g\u00f6re de muhakkak elden y\u00fcze ve kollara da biraz bir \u015fey s\u00fcr\u00fclmesi laz\u0131m gelir. Birincisi Hanefi mezhebinin, ikincisi de \u015eafi\u00ee mezhebinin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Ta\u015fa, mermere ve madene teyemm\u00fcm caiz olup olmayaca\u011f\u0131 hakk\u0131ndaki ihtilaf\u0131n kayna\u011f\u0131 budur. \u0130btida olmas\u0131 ruhsat, teb&#8217;\u00eez olmas\u0131 ihtiyatt\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi sak\u0131n &#8220;bu k\u00fclfetler, zahmetler nedir?&#8221; demeyiniz. Bu taharet (temizlik) veya teyemm\u00fcm emirleriyle Allah&#8217;\u0131n iste\u011fi size bir bask\u0131 yapmak s\u0131k\u0131nt\u0131 ve zahmete ko\u015fmak de\u011fil, fakat o sizi tathir etmek, madd\u00ee manev\u00ee, g\u00f6r\u00fcn\u00fcr g\u00f6r\u00fcnmez pisliklerden ve g\u00fcnahlardan temizlemek ve size nimetini tamamlamak ister ki \u015f\u00fckredesiniz, d\u0131\u015f\u0131n\u0131z ve i\u00e7iniz temizlenip nimetin zevkini tadas\u0131n\u0131z, nimet vereni ve nimet verenin hakk\u0131n\u0131 g\u00f6resiniz. \u015eu halde dinde g\u00fc\u00e7l\u00fck \u00e7\u0131karma yoktur. Dine ait teklifleri k\u00fclfet ve zahmet de\u011fil, bir nimet tan\u0131mal\u0131d\u0131r. Abdestin, gusl\u00fcn, teyemm\u00fcm\u00fcn hikmeti, madd\u00ee pakl\u0131k ve manev\u00ee temizliktir. G\u00fczel ve temiz \u015feyler, temiz ki\u015filer i\u00e7in oldu\u011fundan temizlik, nimet ve saadetin tamamlanmas\u0131na sebeptir. Bu da \u015f\u00fckretmeye sebeptir. \u015e\u00fck\u00fcr de: &#8220;Andolsun \u015f\u00fckrederseniz elbette size nimetimi art\u0131r\u0131r\u0131m&#8221;. (\u0130brahim, 14\/7) \u00e2yeti gere\u011fince nimet ve saadetin artmas\u0131na sebeptir. Bu \u015fekilde tamam\u0131n \u00fcst\u00fcnde nimet ve saadet sonsuz bir artma ile cereyan edip gidecek demektir. Yukarda &#8220;size nimetimi tamamlad\u0131m&#8221; buyuruldu\u011fu halde, ondan sonra burada &#8220;size olan nimetini tamamlamak i\u00e7in&#8221; buyurulmas\u0131, daha do\u011frusu ini\u015fte \u00f6nceli\u011fi bulunan bu \u00e2yetin, bu vechile tertipte geriye b\u0131rak\u0131lmay\u0131 g\u00f6sterir ki, orada nimeti tamamlamak, izaf\u00ee ve d\u00fcnyaya ait bir tamamlamad\u0131r. Burada daha tamamlanmas\u0131 vaad olunan nimet de ebed\u00ee ve sonsuz olan ahirete ait nimettir. Bu sebeple bunda &#8220;K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir&#8221; (Al-i \u0130mran, 3\/185), &#8220;O g\u00fcnden sak\u0131n\u0131n ki, o g\u00fcn hepiniz Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz, sonra herkese kazand\u0131\u011f\u0131 tastaman verilecek ve onlara hi\u00e7 haks\u0131zl\u0131k edilmiyecektir&#8221; (Bakara, 2\/281) kavramlar\u0131na i\u015faret vard\u0131r. Nihayet burada \u015fu da anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, nimet ve saadetin en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc \u015f\u00fckran (te\u015fekk\u00fcr etme, iyilik bilme) dir. Ve en mesut kimseler te\u015fekk\u00fcr hissi ile dolu olanlard\u0131r. Ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na erme zevki bunun i\u00e7indedir. (Fatiha s\u00fbresinde ye bkz.)<\/p>\n<p>7-\u00d6zetle, nimetin artmas\u0131 \u015f\u00fck\u00fcr ile, \u015f\u00fck\u00fcr de nimeti unutmamakla ayakta duraca\u011f\u0131ndan bu temizlikleri yap\u0131n\u0131z ve Allah&#8217;\u0131n size olan nimetini ve \u00f6zellikle \u0130sl\u00e2m nimetini unutmay\u0131n\u0131z, zikir ve fikrinizden \u00e7\u0131karmay\u0131n\u0131z, daima anmakla \u015f\u00fckrediniz ki, namaz bu \u015f\u00fck\u00fcr c\u00fcmlesindendir. Ve o m\u00eesak\u0131 an\u0131p \u00eefa ediniz ki, Allah onunla sizi &#8220;i\u015fittik ve itaat ettik&#8221; dedi\u011finiz zaman belgelemi\u015f, sa\u011flamla\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Burada Bakara s\u00fbresinin sonundaki: &#8220;\u0130\u015fittik, itaat ettik! Rabbimiz, bizi ba\u011f\u0131\u015flaman\u0131 dileriz! D\u00f6n\u00fc\u015f sanad\u0131r&#8221; (Bakara, 2\/285) iman ve belgelemelerine bir i\u015faret bulundu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu m\u00eesaktan maksat, Akabe gecesinde ve Beyatu&#8217;r-R\u0131dvan&#8217;da vaki olan m\u00eesak (anla\u015fma) oldu\u011fu ve Peygamberimiz ile olan bu m\u00eesak\u0131n Allah&#8217;a isnad edilmesi &#8220;Muhakkak ki sana beyat edenler, s\u00f6z verenler, ger\u00e7ekte Allah&#8217;a beyat etmektedirler.&#8221; (Feth, 48\/10) \u00e2yetinin delaletine dayanm\u0131\u015f bulundu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015f ise de, bunun \u00e2lemin yarat\u0131lmas\u0131 ve \u00c2dem&#8217;in hilkati konular\u0131n\u0131n i\u00e7inde olup, Fatiha&#8217;da &#8220;Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yard\u0131m dileriz&#8221; (Fatiha, 1\/4) diye aktedilen ve sonra a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n Peygamber&#8217;e kolay ve zor, sevin\u00e7 ve keder, b\u00fct\u00fcn durumlarda i\u015fitmek ve itaat etmek esas\u0131 \u00fczere iman, ittiba ve bey&#8217;atlar\u0131yla belgelenen ve dolay\u0131s\u0131yla b\u00fct\u00fcn anla\u015fmalar\u0131 i\u00e7ine alan ezel\u00ee ahd olmas\u0131 daha a\u00e7\u0131k ve daha tercih olunand\u0131r. M\u00fccahid, bu m\u00eesakdan maksad, A&#8217;raf s\u00fbresinin 172. \u00e2yetinde a\u00e7\u0131klanan &#8220;Ben sizin Rabbiniz de\u011fil miyim? &#8220;Evet&#8221; dediler&#8221; (A&#8217;raf, 7\/172) anla\u015fmas\u0131 oldu\u011funu; S\u00fcdd\u00ee de, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n tevhid ve \u015feriatler hakk\u0131nda tayin etmi\u015f oldu\u011fu akl\u00ee ve \u015fer&#8217;\u00ee deliller oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ve ilm-i kel\u00e2mc\u0131lar\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu bunu tercih etmi\u015flerdir ki, bunlar\u0131n hepsi ayn\u0131 yoruma d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcrler. \u00c7\u00fcnk\u00fc as\u0131l m\u00eesak birdir. Fazlala\u015fan bunun \u00e7e\u015fitli \u015fekilde belgelenmesidir. Bu hat\u0131rlatman\u0131n \u00f6zeti, &#8220;s\u00f6zle\u015fmeleri yerine getirin&#8221; gere\u011finin kabul\u00fc ge\u00e7mi\u015f oldu\u011funu hat\u0131rlatmakla yerine getirilmesini belgelemektir. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yle demek olur:<\/p>\n<p>Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131z\u0131n b\u00fct\u00fcn ge\u00e7mi\u015f safhalar\u0131nda ve mutlak acizli\u011finizin h\u00fck\u00fcm s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc varl\u0131\u011f\u0131n\u0131za ait devrelerinizde, f\u0131trat olarak ba\u011flanm\u0131\u015f oldu\u011funuz ve sonra ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131z\u0131n s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131, emellerinizin kayna\u015ft\u0131\u011f\u0131 \u015fuurlu demlerinizde ak\u0131l ve fikrinizle samimi kalbinizden kopan yalvarmalar\u0131n\u0131zla &#8220;i\u015fittik ve itaat ettik&#8221; diye kuvvetli s\u00f6zle\u015fmelerle belgeledi\u011finiz o kulluk s\u00f6z\u00fcn\u00fc, semerelerini vermeye, nimetlerine ermeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131z geni\u015flik g\u00fcnlerinde ve ba\u015far\u0131l\u0131 oldu\u011funuz s\u0131rada unutuvermeyiniz de, o \u0130sl\u00e2m nimetini ve iman hidayetini te\u015fekk\u00fcr zevkiyle an\u0131p, akitlerinizi tamamen yerine getirin, ve Allah&#8217;dan korkunuz da, bunlar\u0131 unutup nank\u00f6rl\u00fck etmeyiniz, kalbinizi bozmay\u0131n\u0131z, \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah sinelerinizde gizlenen en gizli \u015feyleri bilir.&#8221; \u015eu halde yaln\u0131z cisim ve g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fle ilgili temizlik ile de\u011fil, hem cisman\u00ee, hem r\u00fchan\u00ee, hem zahir\u00ee, hem bat\u0131n\u00ee tam bir temizlik ile temiz ve pak olarak olgun bir kullukla Allah&#8217;\u0131n huzuruna geliniz ve nimetin tamam\u0131na erip \u015f\u00fckrediniz.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>8- Ey iman edenler, Allah i\u00e7in hakk\u0131 ayakta tutanlar ve adaletle \u015fahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizli\u011fe sevketmesin. Adaletli olun, \u00e7\u00fcnk\u00fc o, takvaya daha yak\u0131nd\u0131r. Allah&#8217;tan korkun. \u015e\u00fcphesiz Allah, yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>9- Allah, iman edenlere ve salih amel i\u015fleyenlere \u015f\u00f6yle vaad etmi\u015ftir: Onlar i\u00e7in ma\u011ffiret ve b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat vard\u0131r.<\/p>\n<p>10- \u0130nk\u00e2r eden ve \u00e2yetlerimizi yalanlayanlara gelince, i\u015fte onlar, cehennemliktirler.<\/p>\n<p>8-9-10-Tevhid dininin ahl\u00e2k\u00ee gayesini, sosyal ve siyas\u00ee hikmetini \u00f6zetleyen bu \u00e2yetin benzeri Nis\u00e2 s\u00fbresinde ge\u00e7mi\u015f idi. Fakat orada &#8220;Adaleti tam yerine getirerek, Allah i\u00e7in \u015fahidler olun&#8221; (Nis\u00e2, 4\/135), burada ise &#8220;Allah i\u00e7in hakk\u0131 ayakta tutanlar olun.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Ger\u00e7i iki m\u00e2n\u00e2n\u0131n birbirini gerektirmi\u015f oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Elbette adaletle ayakta duran, Allah i\u00e7in ayakta ; Allah i\u00e7in ayakta olan da adaletle \u015fahitlik eden olur. \u015eu halde ifade s\u0131rf kel\u00e2mda bir sanat g\u00f6sterme ve \u00e7e\u015fitlenmeden ibaret san\u0131labilir. Fakat dikkat edilirse anla\u015f\u0131l\u0131r ki, orada as\u0131l maksad, Tu&#8217;me olay\u0131nda oldu\u011fu gibi sevgi ve iltimas yerlerinde adalet ve hakk\u00e2niyeti g\u00f6zetmek, kendisi ve sevdi\u011fi yak\u0131nlar\u0131 aleyhinde bile olsa hakk\u0131 (do\u011fruyu) itiraf ve adaleti yerine getirmek idi. Burada ise maksad, d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve nefret yerlerinde adalet ve hakkaniyeti g\u00f6zetmek, d\u00fc\u015fman\u0131n lehinde bile hak ve adaleti tutmak ve tatbik etmektir. Yani orada dahil\u00ee siyaset, burada ise haric\u00ee siyaset g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. \u0130kinci olarak, orada s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi kullara adalet ile Allah&#8217;a ihtisas ve kullu\u011fu temindir. Burada ise Allah&#8217;a ihtisas ve kulluk ile kullara adaleti temindir. Her iki bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131yla da birincide adaletle ayakta durmakla, burada Allah i\u00e7in ayakta durmakla ba\u015flaman\u0131n uygun oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u015eu halde:<\/p>\n<p>Ey m\u00fcminler, yaln\u0131z abdest al\u0131p namaz k\u0131lmakla kalmay\u0131n\u0131z ve ancak o zaman Allah huzurunda k\u0131yam edilir zannetmeyiniz, daima Allah i\u00e7in ayakta olunuz, yapman\u0131z gereken her i\u015fe Allah i\u00e7in sar\u0131l\u0131p Allah i\u00e7in h\u00fck\u00fcmler icra ve i\u015fleri idare ediniz, hep adalet ve hakkaniyet \u015fahitleri olarak hakk\u0131 yerine getiriniz. Her fiiliniz ve s\u00f6z\u00fcn\u00fcz Allah i\u00e7in olsun. Her y\u00f6nden adalet ve hak \u015fahidi olunuz, adaleti yerine getirmede numune-i imtisal (\u00f6rnek insan) olunuz. Ve bir kavme \u015fiddetli kininiz veya onlar\u0131n size kini ve d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131 sizi adaletsizli\u011fe sevketmesin. \u015eu halde haklar\u0131nda do\u011fru \u015fahitlik ve adilane h\u00fckmetmeye veya i\u015fkenceye, iftiraya, harbe girmeyenleri \u00f6ld\u00fcrmeye, s\u00f6z\u00fcnden d\u00f6nme vesaire gibi helal olmayan \u015feyleri yapmakla zul\u00fcm ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k yapmaya, g\u00fcnaha sokmaya sebep olmas\u0131n. Adalet yap\u0131n\u0131z ki, o takvaya daha yak\u0131nd\u0131r. Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131na girmek i\u00e7in en yak\u0131n vas\u0131tad\u0131r. Art\u0131k haric\u00ee siyasette d\u00fc\u015fman olan k\u00e2firler hakk\u0131nda adalet bu derece \u00f6nemli vacip olunca, dahil\u00ee siyasette ve m\u00fcsl\u00fcmanlar hakk\u0131nda adaleti yerine getirmenin ne b\u00fcy\u00fck bir fariza (g\u00f6rev) oldu\u011funu ve Nisa s\u00fbresi \u00e2yetine ne kadar \u00f6nem vermek laz\u0131m geldi\u011fini k\u0131yas ediniz. Evet, adalet b\u00f6yle y\u00fcksek ve takvaya en yak\u0131n bir g\u00f6revdir. Fakat takvan\u0131n ayn\u0131s\u0131 da de\u011fildir. Bunun i\u00e7in adalet yap\u0131n\u0131z, ve Allah&#8217;dan korkunuz. En y\u00fcksek gaye budur. B\u00fct\u00fcn kurtulu\u015f, b\u00fct\u00fcn i\u015f bundad\u0131r. Allah&#8217;dan korkmayan adalet de yapamaz. \u015eu halde emirlerine ve h\u00fck\u00fcmlerine kar\u015f\u0131 gelmekten sak\u0131n\u0131p, Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131na giriniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r&#8221; iyi veya k\u00f6t\u00fc, hi\u00e7bir i\u015ften gaflet etmez ve hi\u00e7birisini h\u00fck\u00fcms\u00fcz b\u0131rakmaz.<\/p>\n<p>O her i\u015ften haberdar olan Allah, iman edip, temizlik, namaz, adalet ve takva gibi g\u00fczel ameller yapan ve akidlerini yerine getiren kimselere \u015f\u00f6yle vaad etti:<\/p>\n<p>1- Onlara hem ba\u011f\u0131\u015flama, hem de b\u00fcy\u00fck m\u00fckafat vard\u0131r.<\/p>\n<p>2- \u0130nkar eden ve \u00e2yetlerimizi -ki, i\u015fte bu adalet ve takva emirleri ve vaad ve tehdit haberleri de bu c\u00fcmledendir- yalan sayanlar. Bunlar da hep cehennemliktirler. bir de \u0130\u015fte sonu\u00e7ta amellerin cezas\u0131 ya o, ya budur. Bu iki kanun, Allah&#8217;\u0131n de\u011fi\u015fme kabul etmeyen vaadidir. Buna d\u00fcnyada bir mis\u00e2l olmak \u00fczere:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>11 &#8211; Ey iman edenler! Allah&#8217;\u0131n size olan nimetini hat\u0131rlay\u0131n. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecav\u00fcze) yeltenmi\u015fti de, O (Allah) onlar\u0131n ellerini sizden \u00e7ekmi\u015fti. Allah&#8217;tan korkun. M\u00fcminler yaln\u0131z Allah&#8217;a dayans\u0131nlar.<\/p>\n<p>11-Bunun n\u00fczul sebebi hakk\u0131nda biri genel, biri de \u00f6zel olmak \u00fczere iki vecih rivayet edilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1. \u0130\u015fin ba\u015flang\u0131c\u0131nda m\u00fc\u015frikler galip ve \u00e7ok, m\u00fcsl\u00fcmanlar ise ma\u011flub ve yenik idiler. M\u00fc\u015frikler, devaml\u0131 \u015fekilde m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 belaya sokmak, basmak, \u00f6ld\u00fcrmek, ya\u011fmalamak istiyorlar. Allah Te\u00e2l\u00e2 da onlar\u0131 maksatlar\u0131ndan menediyor, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 koruyordu. Bu \u015fekide az zaman i\u00e7inde \u0130sl\u00e2m kuvvetlendi, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n g\u00fcc\u00fc b\u00fcy\u00fcd\u00fc ve m\u00fc\u015friklerin elleri k\u0131r\u0131ld\u0131. \u0130\u015fte burada bu kurtulu\u015f nimeti hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>2. \u00d6zel bir olay\u0131 hat\u0131rlatm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn\u00fc Abbas ve M\u00fck\u00e2til&#8217;in beyanlar\u0131na g\u00f6re, Hz. Peygamber (s.a.v.) Beni \u00c2mir&#8217;e bir seriyye (k\u00fc\u00e7\u00fck s\u00fcvari m\u00fcfrezesi) g\u00f6ndermi\u015fti. Bi&#8217;r-i Me\u00fbne&#8217;de hepsi \u015fehit olmu\u015flar, ancak bir kay\u0131p aramakta olan \u00fc\u00e7 ki\u015fi kurtulmu\u015flard\u0131 ki, bunlardan birisi Amr b. \u00dcmeyye ed-Damr\u00ee idi. Bununla di\u011fer biri Resulullah&#8217;a durumu haber vermek i\u00e7in beraber gittiler. Yolda Beni Amir&#8217;den olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6yleyen iki ki\u015fiye rastlad\u0131lar. \u0130kisini de \u00f6ld\u00fcrd\u00fcler.<\/p>\n<p>Me\u011fer bunlar Ben\u00ee Selim&#8217;den imi\u015fler. Resulullah&#8217;tan eman (eminlik)lar\u0131 varm\u0131\u015f, bunu bilmediler ve hata etmi\u015f oldular. Bundan dolay\u0131 Ben\u00ee Selim geldiler, diyet istediler. Bunun \u00fczerine Res\u00fbl-i Ekrem (s.a.v.) y\u00fcksek maiyyetlerinde d\u00f6rt se\u00e7kin dostu Ebu Bekir, \u00d6mer, Osman, Ali (r.anh\u00fcm) bulunduklar\u0131 halde \u00e7\u0131kt\u0131lar, Ben\u00ee Nadir&#8217;e vard\u0131lar. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar kendileriyle sava\u015f yap\u0131lmamak ve taraflar\u0131ndan diyetlere yard\u0131m olmak \u00fczere Res\u00fblullah ile anla\u015fma yapm\u0131\u015flard\u0131. Hz. Peygamber (s.a.v.) : &#8221; Ashab\u0131mdan biri benim eman verdi\u011fim iki ki\u015fiyi vurdu. Bana diyetleri gerekti. Buna sizin yard\u0131mda bulunman\u0131z\u0131 istiyorum&#8221; buyurdu. Onlar da:&#8221; Buyurunuz, yeme\u011fimizi yiyiniz, iste\u011finizi veririz&#8221; derler ve aralar\u0131nda Peygamber&#8217;e ve ashab\u0131na bir su-i kast yapmaya da karar verirler. At\u00e2&#8217;n\u0131n rivayetine g\u00f6re, \u00fczerine dam\u0131n \u00fcst\u00fcnden b\u00fcy\u00fck bir ta\u015f yuvarlat\u0131p ezmek i\u00e7in karar verirler ve haz\u0131rlarlar. Bu esnada Cebrail inip hemen durumu haber verir. Resullullah, derhal kalkar hareket eder. Yahudiler: &#8220;\u00c7\u00f6mleklerimiz kayn\u0131yor&#8221; derler. Resul-i Ekrem niyetlerinin vahy ile haber verildi\u011fini s\u00f6yler ve a\u00e7\u0131l\u0131r. Bu \u00e2yetin ini\u015f sebebi, \u00f6zellikle bu olay olmu\u015ftur.&#8221; Kavm&#8221;den maksad, bu Ben\u00ee Nadir yahudileridir. Bunun gibi daha birtak\u0131m olaylar vard\u0131r ki baz\u0131lar\u0131 Nis\u00e2 s\u00fbresinde &#8220;korku namaz\u0131 &#8221; (salatu&#8217;l-havf)n\u0131 emreden &#8220;Sen de i\u00e7lerinde bulunup namaz k\u0131ld\u0131rd\u0131\u011f\u0131n zaman, onlardan bir b\u00f6l\u00fck seninle beraber namaza dursun&#8230;&#8221; (Nis\u00e2, 4\/102) \u00e2yetinde ge\u00e7mi\u015f idi.<\/p>\n<p>Yani ey m\u00fcminler! Allah&#8217;\u0131n nimetleri yaln\u0131z hayra ula\u015fmak kabilinden olanlar de\u011fildir. \u015eerden koruma \u015fekliyle olan nice nimetler de vard\u0131r. Bunun i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n size \u015fu nimetini de unutmay\u0131n\u0131z, \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc eda ediniz, Hani bir kavim size ellerini uzatmak istemi\u015flerdi de, Allah onlar\u0131n ellerini sizden menetmi\u015fti. O zaman bunu Allah&#8217;tan ba\u015fka kim yapabilirdi? \u015eu halde m\u00fcminler bunlar\u0131 unutmas\u0131nlar da ancak Allah&#8217;a tevekk\u00fcl etsinler ve dayans\u0131nlar. Allah&#8217;dan ba\u015fka itimad ve istinad olunacak hi\u00e7bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilsinler. O ahl\u00e2ks\u0131zlar gibi d\u00fcnyaya veya \u015funa buna meylederek ve dayanarak Allah&#8217;\u0131n anla\u015fmalar\u0131n\u0131 bozmaktan sak\u0131ns\u0131nlar, akitlerini yerine getirsinler ve ancak Allah&#8217;a dayanarak i\u00e7te ve d\u0131\u015fta adalet ve takva ile h\u00fck\u00fcmleri icra ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 ilan etsinler.<\/p>\n<p>Bak\u0131n\u0131z anla\u015fmay\u0131 bozmak ne kadar \u00e7irkin ve sonucu ne fecidir:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>12 &#8211; Allah, \u0130srailo\u011fular\u0131ndan s\u00f6z alm\u0131\u015ft\u0131. \u0130\u00e7lerinden on iki m\u00fcfetti\u015f g\u00f6ndermi\u015ftik&#8230; Allah \u015f\u00f6yle demi\u015fti: &#8221; Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namaz\u0131 dosdo\u011fru k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131z, zekat\u0131 verdi\u011finiz, peygamberlerime iman etti\u011finiz ve onlara yard\u0131mda bulundu\u011funuz, (mallar\u0131n\u0131z\u0131) Allah yolunda g\u00fczelce sarfetti\u011finiz takdirde, g\u00fcnahlar\u0131n\u0131z\u0131 mutlaka \u00f6rter ve sizi alt\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra k\u00fcfrederse, dosdo\u011fru yoldan sapm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>13- S\u00f6zlerini bozduklar\u0131 i\u00e7in onlar\u0131 lanetledik ve kalblerini kat\u0131la\u015ft\u0131rd\u0131k. Kelimeleri yerlerinden de\u011fi\u015ftiriyorlar. Uyar\u0131ld\u0131klar\u0131 \u015feyden pay almay\u0131 unuttular. \u0130\u00e7lerinden pek az\u0131 hari\u00e7, daima onlardan hainlik g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn. Yine de onlar\u0131 affet, ald\u0131rma. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah g\u00fczel davrananlar\u0131 sever.<\/p>\n<p>14- &#8220;Biz h\u0131ristiyan\u0131z&#8221; diyenlerden de s\u00f6z alm\u0131\u015ft\u0131k. Onlar da kendilerine hat\u0131rlat\u0131lan \u015feylerin \u00e7o\u011funu unutmu\u015flard\u0131. Biz de onlar\u0131n aras\u0131na, k\u0131yamete kadar s\u00fcrecek kin ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k soktuk. Allah, ne yapm\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131 onlara &#8211; elbette- haber verecektir.<\/p>\n<p>12- Bir zamanlar Allah, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan da s\u00f6z alm\u0131\u015ft\u0131. Ve onlardan on iki nakib (m\u00fcfetti\u015f) g\u00f6ndermi\u015ftik. Birinci c\u00fcmlede &#8220;Allah&#8221;, ikincide &#8221; biz&#8221; diye g\u0131yabdan tekell\u00fcme iltifat (d\u00f6nme), b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve ululu\u011fun ortaya konmas\u0131 veya nakibleri Hz. Musa arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla g\u00f6nderdi\u011fine i\u015faret i\u00e7indir.<\/p>\n<p>Nakib, tefti\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131na dan veya m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak vezninde m\u00fcfetti\u015f veya tefti\u015f veya tecr\u00fcbe olunmu\u015f emin (inan\u0131l\u0131r) ve itimad olunur m\u00e2n\u00e2s\u0131na olup bir kavmin durumlar\u0131n\u0131 bilen ve i\u015flerine g\u00fc\u00e7lerine kefil olan amir ve eminlerine s\u00f6ylenir ki, reis (ba\u015fkan) den ba\u015fkad\u0131r, gibi. Zeccac&#8217;\u0131n beyan\u0131na g\u00f6re bu kelimenin asl\u0131, geni\u015f delik demek olan den oldu\u011fu i\u00e7in bizim &#8220;kula\u011f\u0131 delik&#8221; deyiminden anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z &#8220;s\u0131rlara \u00e2\u015fina olma&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ine alan bir anlam vard\u0131r. \u0130srailo\u011fullar\u0131 on iki s\u0131bt (torun) olduklar\u0131ndan, her s\u0131bttan bir nakib g\u00f6nderilmi\u015ftir. M\u00fccahid, Kelb\u00ee ve Sudd\u00ee demi\u015flerdir ki, bu nakibler, Musa (a.s.)&#8217;\u0131n harp ile g\u00f6revlendirilmi\u015f oldu\u011fu Cebbarlar \u015fehrine gidip durumlar\u0131n\u0131 \u00f6\u011frenmek ve d\u00f6n\u00fcp peygamberleri Musa&#8217;ya haber vermek i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015flerdi. Gittiler, birtak\u0131m b\u00fcy\u00fck cisimler ve bir kuvvet, heybet g\u00f6rd\u00fcler ve korktular, d\u00f6nd\u00fcler; gelir gelmez de kavimlerine s\u00f6ylediler, bildirdiler. Halbuki Musa (a.s.) onlar\u0131 s\u00f6ylemekten yasaklam\u0131\u015ft\u0131. Fakat s\u00f6zlerinde durmad\u0131lar, cayd\u0131lar. Yaln\u0131z Yehud\u00e2 s\u0131bt\u0131ndan Kaleb b. Yufenna ile, Efr\u00e2im b. Yusuf s\u0131bt\u0131ndan Yu\u015fa b Nun s\u00f6zlerinde durdular ki, ileride gelecek olan &#8220;Allah&#8217;tan korkanlardan iki adam dedi&#8221; (M\u00e2ide 5\/23) \u00e2yeti bunlar hakk\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Firavun&#8217;un suda bo\u011fulmas\u0131ndan sonra Allah Te\u00e2l\u00e2 \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na \u015eam topraklar\u0131nda Kenanl\u0131lar\u0131n zalimlerinin oturduklar\u0131 Eriha&#8217;ya gitmelerini emretmi\u015f ve &#8220;Ben, buray\u0131 size vatan ve kararg\u00e2h olmak \u00fczere yazd\u0131m. Gidiniz i\u00e7indekilerle sava\u015f ediniz, yard\u0131mc\u0131n\u0131z benim&#8221; demi\u015f. Hz. Musa&#8217;ya da verilen emirlerin yerine getirilmesi i\u00e7in, her s\u0131bttan kavmine kefil olacak bir nakib ve emin se\u00e7mesini emretmi\u015fti. Hz. Musa nakibleri se\u00e7ti ve \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan s\u00f6z ald\u0131, nakibler bunlara kefil oldular ve bu \u015fekilde hep birlikte hareket ettiler. Kenan topraklar\u0131na yakla\u015ft\u0131klar\u0131 zaman nakibleri, an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, tefti\u015f ve gizli \u015feyleri \u00f6\u011frenmeleri i\u00e7in g\u00f6nderdi.<\/p>\n<p>Ve Allah \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na demi\u015fti ki: ben sizinle beraberim. Yani ilmimle, kudretimle yan\u0131n\u0131zda haz\u0131r\u0131m, emin olunuz sizi ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131laca\u011f\u0131m. \u015e\u00f6yle ki: E\u011fer siz namaz\u0131 do\u011fru bir \u015fekilde k\u0131larsan\u0131z, ve zekat\u0131 verir, ve b\u00fct\u00fcn peygamberlerime inan\u0131r, ve onlar\u0131 m\u00fcdafaa ederseniz -&#8220;Ta&#8217;zir&#8221;in asl\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc defedecek bir i\u015f yapmakt\u0131r. Kabahatli kimselere yap\u0131lan yola getirme ve terbiyeye ta&#8217;zir denilmesi de k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri yasaklama ve iyilikleri savunma olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndand\u0131r.- Bunlardan ba\u015fka bir de Allah&#8217;a karz-\u0131 hasen (bor\u00e7 verme) ile bor\u00e7 verirsiniz. Yani farz vergi olan zekatdan ba\u015fka s\u0131rf kendi arzunuzla Allah i\u00e7in sadakalar, yard\u0131mlar verir ve verdiklerinizin m\u00fckafat ve kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 Allah taraf\u0131ndan muhakkak \u00f6denece\u011fine inanmakla beraber, onu bug\u00fcn d\u00fcnyada almak ve g\u00f6rmek sevdas\u0131nda bulunmaz ve ahiret sevab\u0131n\u0131 ve s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek verirseniz; i\u015fte namaz\u0131 k\u0131lma, zekat\u0131 verme, b\u00fct\u00fcn peygamberlere iman, bunlar\u0131 d\u00fc\u015fmanlara kar\u015f\u0131 savunma, Allah&#8217;a bor\u00e7 verme, bu be\u015f \u015feyi yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z takdirde muhakkak ve muhakkak taraf\u0131n\u0131zdan g\u00fcnahlar\u0131n\u0131z\u0131 \u00f6rtece\u011fim ve mutlaka sizi altlar\u0131ndan, \u0131rmaklar akan cennetlere koyaca\u011f\u0131m. Bundan sonra, yani bu s\u00f6z almadan ve bu \u015fart ve tekit edilmi\u015f vaadden sonra her kim de k\u00e2firlik eder, peygamberlerin hepsine iman etmezse, a\u00e7\u0131k yolun ortas\u0131nda g\u00f6z g\u00f6re g\u00f6re sapm\u0131\u015f, hi\u00e7bir mazeret kabul etmiyecek \u00e7irkin bir hata yapm\u0131\u015f, a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa en b\u00fcy\u00fck tehlikelere at\u0131lm\u0131\u015f olur. \u015eu halde bundan \u00f6nce k\u00fcfredenler hakk\u0131nda bir mazeret kuruntusu olsa bile bundan sonrakiler i\u00e7in b\u00f6yle bir \u015fey bahis konusu olamaz. \u0130\u015fte \u0130srailo\u011fullar\u0131 vaktiyle b\u00f6yle ir\u015fad edilmi\u015f ve bu \u015fartlar alt\u0131nda b\u00f6yle sa\u011flam ve tekit edilmi\u015f bir s\u00f6zle\u015fmeye ba\u011flanm\u0131\u015f idi, fakat bozdular.<\/p>\n<p>13-\u015eu halde ba\u015fka bir sebeple de\u011fil, ancak s\u00f6zle\u015fmelerini bozduklar\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r ki biz de onlar\u0131 lanetledik<\/p>\n<p>Bu lanetin tefsirinde \u00fc\u00e7 \u015fekil zikredilmi\u015ftir: Ata&#8217;n\u0131n a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re, rahmetimizden kovduk ve uzakla\u015ft\u0131rd\u0131k demektir ki, as\u0131l mefhumu ve detayl\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. Hasen ve Mukatil: &#8220;\u00e7evirdik, \u015fekillerini maymunlara ve domuzlara \u00e7evirdik&#8221; demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015fler. \u0130bn\u00fc Abbas hazretleri de: &#8220;Rezil ettik, \u00fczerlerine cizyeleri, a\u011f\u0131r vergileri bast\u0131rd\u0131k&#8221; diye tefsir etmi\u015ftir ki, misal ile a\u00e7\u0131klamakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6zetle s\u0131rf s\u00f6zle\u015fmeyi bozmak y\u00fcz\u00fcndendir ki, ba\u015flar\u0131na felaketler ya\u011fd\u0131rd\u0131k. ve kalplerini kasvet i\u00e7erisinde b\u0131rakt\u0131k, ne s\u00f6ylense duymaz, hak ve adalet tan\u0131maz, haks\u0131zl\u0131k ve zul\u00fcmden ka\u00e7\u0131nmaz, Allah&#8217;dan korkmaz, \u00fcmitsizlikten kurtulmaz bir hale getirdik. Hamze ve Kisa\u00ee k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;ya&#8221;n\u0131n \u015feddesiyle ve &#8220;elif&#8221;siz olarak okunur ki, kalp veya hileli ak\u00e7e (para) demektir. Yani kalblerini kalp para gibi bozuk ve d\u00fc\u015fk\u00fcn bir hale getirdik. Bunun i\u00e7in kelimeleri yerlerinden de\u011fi\u015ftirerek bozarlar. Kelimeleri \u015furaya buraya \u00e7ekerek kel\u00e2m\u0131 (s\u00f6z\u00fc) de\u011fi\u015ftirirler. Bu onlar\u0131n \u00f6yle bir \u00e2deti olmu\u015ftur ki, di\u011ferleri bir yana, Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 ve arzular\u0131na uymayan il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmleri bozar ve de\u011fi\u015ftirirler. Nitekim Tevrat&#8217;taki &#8220;recm&#8221; \u00e2yetini reisler hakk\u0131nda &#8220;tahmim&#8221; yani &#8220;k\u00f6m\u00fcrle y\u00fcz karalamak&#8221; diye yorumlamaya kalk\u0131\u015fm\u0131\u015flard\u0131. F\u0131rsat bulunca kelimeleri de ba\u015fkala\u015ft\u0131r\u0131rlar. Fakat \u00e7o\u011funlukla buna imkan bulamad\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 bozgunculuklar\u0131n\u0131, k\u00f6t\u00fc yorum ile yaparlar. Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 bozmaktan daha b\u00fcy\u00fck bir kalb kat\u0131l\u0131\u011f\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmez. (Nis\u00e2 s\u00fbresindeki &#8220;Yahudilerden \u00f6yleleri var ki, kelimeleri yerlerinden de\u011fi\u015ftiriyorlar&#8221; (Nis\u00e2, 4\/46 \u00e2yetine bak.)<\/p>\n<p>Yine kalblerinin kat\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan ve bozuklu\u011fundan dolay\u0131 hat\u0131rlat\u0131ld\u0131kar\u0131 ve ihtar olunduklar\u0131 \u015feylerden en m\u00fchim bir k\u0131sm\u0131n\u0131 da unuttular, Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile, hat\u0131rlat\u0131ld\u0131klar\u0131, belletildikleri \u015feylerin bir k\u0131sm\u0131ndan tad almay\u0131, faydalanmay\u0131 unuttular, hat\u0131rlar\u0131na getirmez veya getiremez oldular ki, peygamberlerin sonuncusu olan peygamberimize iman bu c\u00fcmledendir. Ey Muhammed, sen de bunlardan daima bir hiyanete muttali olur durursun. Yani bunlar\u0131n \u00e2detleri budur. Ge\u00e7mi\u015fleri, peygamberlere s\u00f6zle\u015fmeyi bozmak ve \u00f6ld\u00fcrmek ile hiyanet edegeldikleri gibi, sonra gelenleri de sana hainlik eder dururlar, s\u00f6zle\u015fmelerini bozarlar, d\u00fc\u015fmanlar\u0131na yard\u0131mda bulunurlar, seni \u00f6ld\u00fcrmeye ve zehirlemeye te\u015febb\u00fcs etmek isterler. Ancak biraz\u0131 m\u00fcstesna. Ki \u00e7o\u011funlu\u011fun a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re bunlar iman etmi\u015f olanlard\u0131r. Bununla beraber denilmi\u015f ki, bu azl\u0131\u011f\u0131n k\u00fcf\u00fcr \u00fczere kalm\u0131\u015f olmakla beraber, siyasi a\u00e7\u0131dan yapt\u0131klar\u0131 s\u00f6zle\u015fmede duran ve hainlik etmeyenler olmas\u0131 da muhtemeldir. Bu kadar k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin ve hainliklerin say\u0131lmas\u0131ndan sonra bunlara hi\u00e7 em\u00e2n vermeyiniz. Hemen mahvediniz ve yok ediniz tarz\u0131nda bir emir verilecek gibi gelirken bak\u0131n\u0131z ne buyuruluyor:<\/p>\n<p>\u015eimdi ey Muhammed, sen bunlardan ge\u00e7mi\u015fteki hainliklerini affet. Onlara ald\u0131rma, ge\u00e7mi\u015fi Allah&#8217;a b\u0131rak ve gelece\u011fe bak. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;muhakkak Allah iyilik yapanlar\u0131 sever&#8221;. Affetmek ve ald\u0131rmamak da ihsan (iyilik yapma) d\u0131r. Sen ise b\u00fcy\u00fck ahl\u00e2k, g\u00fczel ahl\u00e2k ile g\u00f6nderilmi\u015fsin. Bu affetme ve ald\u0131rmama emrinin, m\u00fcstesna olan az kimselere mi, yoksa di\u011ferlerine de mi ait oldu\u011fu bahis konusu olmu\u015ftur. Baz\u0131 tefsirciler m\u00fcstesnaya ait oldu\u011funu, yani Hz. Peygamber&#8217;e iman edenlerin ge\u00e7mi\u015fteki g\u00fcnahlar\u0131na veya iman etmemekle beraber s\u00f6z\u00fcnde duranlar\u0131n ufak tefek kusurlar\u0131na ald\u0131rmay\u0131p affetmeyi emretti\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat bunun b\u00f6yle hainlikten istisna edilmi\u015f olanlara ba\u011flanmas\u0131 laf\u0131z itibar\u0131yla yak\u0131n olmakla beraber, m\u00e2n\u00e2 y\u00f6n\u00fcyle kusurlu ve a\u00e7\u0131k de\u011fildir. Do\u011frusu burada bu \u00e2yetin inmesinden \u00f6nce vaki olan hainliklere ait olmak \u00fczere, hainlere ibare ile ve m\u00fcstesnalara \u00f6ncelikle ve delaletle olmak \u00fczere hepsine kar\u015f\u0131 genel bir af ve ald\u0131rmama emredilmi\u015f ve bu \u015fekilde \u00e2lemlere rahmet olan Hz. Peygamber&#8217;e \u00f6nce el uzatmak isteyen hainlere kar\u015f\u0131 bile kin ve intikam hissinden uzak olarak adaletten ba\u015fka g\u00fczel ahl\u00e2k ile muamele etmesi emredilmi\u015ftir. Aff\u0131n, genelde vaki olan su\u00e7a sarfedilmi\u015f olaca\u011f\u0131 malumdur. Bununla beraber bunlarda hainli\u011fin devam edip duraca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kland\u0131ktan sonra &#8220;onlar\u0131 affet&#8221; buyurulmas\u0131, bu aff\u0131n gelece\u011fe de bir ili\u015fkisine i\u015faretten uzak de\u011fildir. Ve i\u015fte tefsircileri d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcren de bu nokta olmu\u015ftur. Fakat bu y\u00f6nle affetme ve ald\u0131rmaman\u0131n b\u00fct\u00fcn gelecekte her su\u00e7a ve hatta her hainli\u011fe umum ve \u015f\u00fcmul\u00fcn\u00fc (kapsam\u0131n\u0131) ifade eden hi\u00e7bir kay\u0131t yoktur. Nihayet bununla her hainli\u011fin cezaland\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131n vacib olmad\u0131\u011f\u0131 ve baz\u0131lar\u0131n\u0131n aff\u0131 caiz ve hatta mendub oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc mutlak emir esasen ne umum ifade eder, ne de tekrar. \u015eu halde burada yahudilerin bu kadar cinayetlerden sonra muhakkak cezaland\u0131r\u0131lmalar\u0131 gerekir gibi bir zan defedilmi\u015f ve \u0130sl\u00e2m dininin musamahas\u0131 g\u00f6sterilmi\u015ftir. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2n\u0131n \u00f6zeti: &#8220;ge\u00e7mi\u015fi affet, gelecekte de her hainli\u011fi cezaland\u0131rma taraftar\u0131 olma&#8221; demek olur. Kat\u00e2de bunun Ber\u00e2e (Tevbe) s\u00fbresindeki &#8220;Allah&#8217;a inanmayanlarla sava\u015f\u0131n&#8221; (Tevbe, 9\/29) \u00e2yetiyle, baz\u0131lar\u0131 seyf (k\u0131l\u0131\u00e7) \u00e2yeti ile, baz\u0131lar\u0131 da Enfal s\u00fbresindeki, &#8220;Bir kavmin, (s\u00f6zle\u015fmeye) hainlik yapmas\u0131ndan korkarsan, sen de ayn\u0131 \u015fekilde onlara at, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah hainleri sevmez.&#8221; (Enfal, 8\/58) \u00e2yetiyle h\u00fckm\u00fcn\u00fcn kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat &#8220;ge\u00e7mi\u015fte ve gelecekte yahudilerin hi\u00e7bir hainli\u011fini, hi\u00e7bir su\u00e7unu cezaland\u0131rma&#8221; demek olmad\u0131\u011f\u0131 gibi; sava\u015f ve \u00f6ld\u00fcrme emirleri de, &#8220;hi\u00e7bir af yapma&#8221; demek olmad\u0131\u011f\u0131ndan, bunlarla nesih s\u00f6z\u00fc \u00e7o\u011funluk kat\u0131nda b\u00e2t\u0131ld\u0131r. Ancak yukarda ge\u00e7en (Enfal, 8\/58) \u00e2yeti dikkat \u00e7ekicidir. Fakat yerinde g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere bunu da neshin aff\u0131 de\u011fil, belki buradaki \u00f6zetlemeyi bir a\u00e7\u0131klama olarak kabul etmek gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc nebz (atma) emri bile bir izindir. Ve ondan sonra vuku bulacak tevbe ve m\u00fcracaat\u0131n kabul\u00fc de yasak de\u011fildir.<\/p>\n<p>14- \u0130srailo\u011fullar\u0131 b\u00f6yle oldu\u011fu gibi &#8220;biz h\u0131ristiyanlar\u0131z&#8221; diyenlerden, kendilerine &#8220;h\u0131ristiyan&#8221; ad\u0131 veren, h\u0131ristiyan olduklar\u0131 iddias\u0131nda bulunan h\u0131ristiyanlardan da biz \u00f6ylece s\u00f6z alm\u0131\u015ft\u0131k. Bunlar da \u0130ncil gere\u011fince Allah&#8217;a ve peygamberlerine iman edecekler, Tevrat ve di\u011fer Allah&#8217;dan inen kitaplar ile amel edeceklerdi ki, bu arada hak ruh olan Hatem\u00fc&#8217;l- Enbiya (Peygamberlerin sonuncusu) Resulullah Efendimiz de -\u00f6zellikle- dahil idi. Fakat \u00e7ok ge\u00e7meden bunlar da s\u00f6zlerinden, kendilerine an\u0131l\u0131p hat\u0131rlat\u0131lan \u015feylerden m\u00fchim bir k\u0131sm\u0131n\u0131, en \u00e7ok haz ve nasib alacaklar\u0131 esasl\u0131 noktalar\u0131 terkedip unuttular, anla\u015fmalar\u0131n\u0131 bozdular, bu c\u00fcmleden olarak Allah&#8217;\u0131 birlemek (tevhid) ve hak ruh olan son Peygamber&#8217;e iman bu aradad\u0131r. Unuttuklar\u0131ndan biz de aralar\u0131nda k\u0131yamete kadar kin ve d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131 k\u0131\u015fk\u0131rtt\u0131k. Birbirlerini k\u00fcfre nisbet edip kin ve nefret sa\u00e7t\u0131lar, birbirlerinin kanlar\u0131n\u0131 d\u00f6kt\u00fcler, k\u0131yamete kadar da d\u00f6keceklerdir, ne yapt\u0131klar\u0131n\u0131, ne sanat i\u015flediklerini de Allah ileride kendilerine haber verecektir. O zaman sanatlar\u0131n\u0131n cezas\u0131n\u0131 g\u00f6recekler, ac\u0131s\u0131n\u0131 tadacaklar, ne yapt\u0131klar\u0131n\u0131 anlayacaklard\u0131r. Bu c\u00fcmle, \u015fiddetli bir azab ile korkutma ve tehdittir. Nitekim dilimizde de: &#8220;Ben sana bu yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlat\u0131r\u0131m&#8221; demek, \u015fiddetli bir tehdit ifade eder. &#8220;Allah&#8221; isminin a\u00e7\u0131k\u00e7a ge\u00e7mesi de b\u00fcy\u00fckl\u00fck terbiyesi i\u00e7indir. Yapt\u0131klar\u0131na &#8220;sanat&#8221; denilmesi de iki n\u00fckteyi i\u00e7erir ki, \u00f6nce bunlar\u0131n bu k\u00f6t\u00fc i\u015flerde becerikli oldu\u011funu, andla\u015fmay\u0131 bozmay\u0131, kitab\u0131 ihmal etmeyi, kin ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k sa\u00e7may\u0131 ve daha birtak\u0131m k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri sanat edindiklerini bildirir. \u0130kinci olarak, bunlar\u0131n sanayi ile \u00f6\u011f\u00fcnd\u00fcklerine i\u015faret ederek, yahudilerin ticaret sevdas\u0131yla dini, Allah&#8217;\u0131 ve ahireti unutmalar\u0131 \u00e7o\u011funlukla ticarette zarar ve ziyan ile tasvir olundu\u011fu gibi; bunlar\u0131n da sanat sevdas\u0131yla Allah&#8217;\u0131, peygamberi, din ve diyaneti unutmalar\u0131 zararl\u0131 bir sanat olarak tasvir edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Azab etme ve cezaland\u0131rman\u0131n &#8220;haber verir&#8221; diye &#8220;tenbie&#8221;, yani haber verme ve bildirme ile ifade edilmesi de bunlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131 k\u00f6t\u00fc, i\u015flerin ahirete ait neticeleriyle hakikatinden &#8220;D\u00fcnya hayat\u0131ndan sadece (g\u00f6r\u00fcnen) d\u0131\u015f y\u00fcz\u00fc bilirler, ahiretten ise onlar tamamen gafildirler&#8221; (Rum, 30\/7) \u00e2yeti gere\u011fince gafil bulunduklar\u0131na ve ba\u015flar\u0131na k\u0131yamet kopmadan fenal\u0131klar\u0131n\u0131 anlamayacaklar\u0131na i\u015faret eder. B\u00fct\u00fcn bunlarla beraber bu c\u00fcmlede, gelecekteki hitaplar ve beyanlar\u0131 destekleyici bir s\u00f6z ve haz\u0131rlama m\u00e2n\u00e2s\u0131 da vard\u0131r. Zira bu arada yapt\u0131klar\u0131n\u0131n baz\u0131lar\u0131 haber verilecektir. Bunun i\u00e7in bu noktada her iki kitap ehline hitab\u0131 y\u00f6neltmek ile buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>15 &#8211; Ey kitap ehli! Kitaptan gizlemi\u015f oldu\u011funuz \u015feylerin \u00e7o\u011funu a\u00e7\u0131klayan, \u00e7o\u011fundan da vazge\u00e7en peygamberimiz size geldi. Ayr\u0131ca size, Allah&#8217;tan bir nur ve apac\u0131k bir kitap da gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>16 &#8211; Allah o kitabla r\u0131zas\u0131na uygun hareket edenleri selamet yollar\u0131na iletir. Onlar\u0131 izniyle karanl\u0131klardan ayd\u0131nl\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar\u0131r ve onlar\u0131 dosdo\u011fru yola sevk eder.<\/p>\n<p>17- Muhakkak ki, &#8220;Allah, ancak Meryemo\u011flu \u0130sa Mesih&#8217;tir&#8221; diyenler k\u00e2fir olmu\u015flard\u0131r. (Onlara) de ki: &#8221; Allah, Meryemo\u011flu \u0130sa Mesih&#8217;i, anas\u0131n\u0131 ve b\u00fct\u00fcn yery\u00fcz\u00fcndekileri helak etmek istese O&#8217;na kim engel olabilir? &#8221; G\u00f6klerin, yerin ve ikisi aras\u0131ndakilerin m\u00fclkiyeti sadece Allah&#8217;a aittir. O, diledi\u011fini yarat\u0131r. Allah, her \u015feye kadirdir.<\/p>\n<p>18- Yahudiler ve h\u0131ristiyanlar, &#8220;Biz Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131 ve sevgilileriyiz&#8221; dediler. De ki: &#8221; O halde ni\u00e7in g\u00fcnahlar\u0131n\u0131zdan \u00f6t\u00fcr\u00fc (Allah ) size azab ediyor?&#8221; Hay\u0131r, siz de O&#8217;nun yarat\u0131klar\u0131ndan birer insans\u0131n\u0131z. O diledi\u011fini ba\u011f\u0131\u015flar, diledi\u011fine azab eder. G\u00f6klerin, yerin ve ikisi aras\u0131nda bulunan her \u015feyin m\u00fclk\u00fc Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Nihayet d\u00f6n\u00fc\u015f de O&#8217;nad\u0131r.<\/p>\n<p>19- Ey kitap ehli! Peygamberlerin aras\u0131n\u0131n kesildi\u011fi bir s\u0131rada size Resul\u00fcm\u00fcz geldi, ger\u00e7ekleri a\u00e7\u0131kl\u0131yor ki, (yar\u0131n k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde): &#8220;Bize bir m\u00fcjdeleyici ve uyar\u0131c\u0131 gelmedi&#8221; demeyiniz. \u0130\u015fte m\u00fcjdeleyici ve uyar\u0131c\u0131 geldi. Allah, her \u015feye kadirdir.<\/p>\n<p>15-16- Ey Kitap ehli, ey Tevrat ve \u0130ncil ile kendilerinden s\u00f6z al\u0131nm\u0131\u015f yahudi ve h\u0131ristiyanlar! Muhakkak kitaplar\u0131n\u0131zda \u00f6zel vas\u0131flar\u0131 an\u0131larak vaad edilmi\u015f ve m\u00fcjdelenmi\u015f olan Res\u00fbl\u00fcm\u00fcz Muhammed aleyhisselam size geldi. O mensup oldu\u011funuz kitab\u0131n i\u00e7eri\u011finden gizlemekte oldu\u011funuz, haz almay\u0131 unuttu\u011funuz \u015feylerin bir\u00e7o\u011funu size a\u00e7\u0131k\u00e7a beyan ediyor, bir \u00e7o\u011fundan da affediyor y\u00fcz\u00fcn\u00fcze vurmuyor. A\u00e7\u0131klad\u0131klar\u0131 ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olan din\u00ee esaslar\u0131 i\u00e7erdi\u011fi, dolay\u0131s\u0131yla di\u011ferlerinden m\u00fcsta\u011fni oldu\u011fu i\u00e7in, onlar\u0131 dikkatinize havale ediyor ve din\u00ee bir zaruret bulunmad\u0131k\u00e7a sizi te\u015fhir ve zelil etmek istemiyor. \u015eimdi size Allah&#8217;tan her t\u00fcrl\u00fc \u015fek ve sap\u0131kl\u0131k zulmetleri (karanl\u0131klar\u0131)ni yok eden bir nur ve i&#8217;cazl\u0131 bir beyan ile do\u011fru yolu a\u00e7\u0131klayan bir kitab-\u0131 m\u00fcbin -yani Kur&#8217;\u00e2n- geldi ki, Allah bununla r\u0131zas\u0131 arkas\u0131nda giden, yani Allah&#8217;a iman ile r\u0131zas\u0131n\u0131 arayan kimseleri selamet yollar\u0131na ( = es-Selam, Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimlerinden oldu\u011funa g\u00f6re) Allah yollar\u0131na hidayet eder, do\u011frultur, ve onlar\u0131 izin ve kolayla\u015ft\u0131rmas\u0131yla karanl\u0131klardan nura, (ceh\u00e2let, k\u00fcf\u00fcr ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k zulmetlerinden tevhidin yak\u00een nuruna) \u00e7\u0131kar\u0131r. Bunlar\u0131 do\u011fru bir yola, dosdo\u011fru bir caddeye, hak bir kanuna g\u00f6t\u00fcr\u00fcr ki, art\u0131k bundan sonras\u0131 selamet ve kurtulu\u015fun kendisidir. Bu caddeden sapmaks\u0131z\u0131n gidenler do\u011fruca giderler, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na ererler. &#8220;Nimet verdi\u011fin kimselerin yoluna, kendilerine gazab edilmi\u015f olanlar\u0131n ve sapm\u0131\u015flar\u0131n yoluna de\u011fil&#8221; (Fatiha, 1\/6-7)<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki burada \u00f6nce yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n kitaplar\u0131nda t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc yorumlar, bozmalar ile gizlemeye u\u011fra\u015ft\u0131klar\u0131 Resulullah&#8217;\u0131n peygamberli\u011fi meselesi kendilerine a\u00e7\u0131ktan haber verilerek hepsi do\u011fru yola davet edilmi\u015f ve bunlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131 i\u015flerde Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 hesaba katmad\u0131klar\u0131 ve selameti nur ve a\u00e7\u0131kl\u0131kta ve do\u011frulukta de\u011fil, karanl\u0131klarda, sapa ve e\u011fri yollarda arad\u0131klar\u0131na da i\u015faret edilmi\u015ftir. Bu ise Allah&#8217;a imans\u0131zl\u0131ktan do\u011fdu\u011fu i\u00e7in bu arada \u00f6zellikle Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini, birle\u015fme davas\u0131yla gizleyenlerin k\u00fcf\u00fcrleri pek a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde anlat\u0131lmak ve c\u00fcz&#8217;i akl\u0131 bulunup hitaba de\u011fer olabilecek hi\u00e7 kimsenin b\u00f6yle apa\u00e7\u0131k bir k\u00fcfr\u00fc benimseyemeyece\u011fi de anlat\u0131lmak \u00fczere hitaptan g\u0131yaba ge\u00e7ilerek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>17-*} &#8220;Allah, o Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih&#8217;dir&#8221; diyenler yemin olsun ki \u015f\u00fcphesiz k\u00fcfrettiler. Burada bunu kimlerin s\u00f6yledi\u011fi a\u00e7\u0131klanm\u0131yor. Fakat bunlar\u0131n, &#8220;yahudi de\u011fil ancak h\u0131ristiyan\u0131z&#8221; diyenler aras\u0131nda bulunaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. H\u0131r\u0131stiyanlar\u0131n bunu ink\u00e2r ettikleri nakledilmi\u015ftir. Ger\u00e7ekte genel de teslis (\u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h)e kani olan h\u0131ristiyanlar\u0131n b\u00f6yle tek ba\u015f\u0131na birlik isnad\u0131n\u0131 ink\u00e2r etmesi laz\u0131m gelir gibi de g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bunun i\u00e7in baz\u0131 tefsirciler, bu s\u00f6z h\u0131ristiyanlar\u0131n aras\u0131nda ittihad\u0131 benimseyen belirsiz bir k\u0131sm\u0131n mezhebi bulundu\u011funu, baz\u0131s\u0131 ise bu \u00e2yetin &#8220;Yakubiyye mezhebi&#8221;, gelecek olan &#8220;Muhakkak Allah \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcd\u00fcr, diyenler k\u00e2fir olmu\u015flard\u0131r&#8221; (M\u00e2ide, 5\/73) \u00e2yetinin de Keldaniyye mezhebi hakk\u0131nda nazil oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Di\u011fer tahkik (kritik)\u00e7i tefsirciler ise, &#8220;h\u0131ristiyanlar\u0131z&#8221; diyenlerin hepsinin mezheplerinin, a\u00e7\u0131k\u00e7a olmasa bile benimseme a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00f6yle oldu\u011funu anlatm\u0131\u015flard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar genellikle Mesih&#8217;e il\u00e2h (tanr\u0131) dedikleri gibi, &#8220;eb (baba), o\u011ful, ruh, \u00fc\u00e7 il\u00e2h, bir il\u00e2ht\u0131r. Uluhiyet (Allahl\u0131k) cevheri birdir&#8221; diye, \u00fc\u00e7l\u00fc inanma alt\u0131nda bir de tevhid (tek il\u00e2h inanc\u0131) iddia ettiklerinden, ger\u00e7ekte &#8220;Allah, Mesih&#8217;ten ibarettir&#8221; demi\u015f oluyorlar. Ger\u00e7ekte h\u0131ristiyanlar\u0131n \u00fc\u00e7l\u00fc inan\u0131\u015f\u0131n\u0131n iki y\u00fcz\u00fc vard\u0131r ki, birisi \u015firk, birisi birliktir. \u015eirk ile azarland\u0131klar\u0131 zaman tevhid y\u00fcz\u00fcnden g\u00f6r\u00fcn\u00fcrler, ittihad ile mu\u00e2heze edildikleri zaman da; &#8221; biz \u00fc\u00e7 diyoruz&#8221; derler. H\u0131ristiyanlar, baba, o\u011ful, ruhul-kud\u00fcs diye ay\u0131rd\u0131klar\u0131 \u00fc\u00e7 il\u00e2h\u0131, bir Allah olmak \u00fczere birle\u015ftirdikleri zaman bu birlikte Mesih&#8217;i kastederler. Baba ve Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs&#8217;\u00fcn o\u011fulda cesetlendi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler ki, i\u015fte &#8220;Allah, Meryemo\u011flu Mesih&#8217;ten ibaret&#8221; dedikleri budur. K\u00fcf\u00fcr olmas\u0131 i\u00e7in &#8221; Mesih, il\u00e2ht\u0131r&#8221; demek bile yeterli oldu\u011funda, \u015f\u00fcphe yok ise de, b\u00f6yle demek, &#8220;Mesih, il\u00e2ht\u0131r&#8221; veya &#8220;Allah, Mesih&#8217;tir&#8221; demenin ayn\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in buna h\u0131ristiyan mezheplerinin hangisinin a\u00e7\u0131k ve hangisinin gizli bir \u015fekilde temas edece\u011fini biraz d\u00fc\u015f\u00fcnelim:<\/p>\n<p>Birincisi: &#8220;Allah&#8221; bir \u00f6zel isim oldu\u011fu gibi, Meryemo\u011flu Mesih isminin de bir \u015fahs\u0131 ifade eden bir \u00f6zel isim oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bunun i\u00e7in &#8220;Allah, Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih&#8217;dir&#8221; demek, Allah ile Mesih aras\u0131nda, &#8220;Mesih \u0130sad\u0131r&#8221; demek gibi tam bir \u015fahs\u00ee birli\u011fi iddia etmektir. Ve b\u00f6yle diyenler Mesih&#8217;i ancak lahut (Allah)tan ibaret bir \u015fahs\u00ee h\u00fcviyet farzetmi\u015f olurlar. Ve Meryem&#8217;in o\u011flu olan bir insan\u00ee \u015fah\u0131stan insanl\u0131\u011f\u0131 uzakla\u015ft\u0131r\u0131p, onu yaln\u0131z Allah olarak alm\u0131\u015f olurlar. Bu \u015fekilde, &#8220;Allah, Mesih&#8217;tir&#8221; demek, &#8220;Mesih Allah&#8217;t\u0131r&#8221; demenin ayn\u0131d\u0131r. Mant\u0131k bak\u0131m\u0131ndan birisi di\u011ferine &#8220;aks&#8221; olur.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, resm\u00ee h\u0131ristiyanlar\u0131n iddia ettikleri gibi Mesih&#8217;in Allah&#8217;tan ba\u015fka insanl\u0131k taraf\u0131 bulundu\u011fu, Mesih&#8217;in hem tam bir il\u00e2h, hem de tam bir insan ve hatta k\u00fcll\u00ee bir insan oldu\u011fu tasavvur edildi\u011fine g\u00f6re an\u0131lan s\u00f6z: &#8220;Allah bir insand\u0131r veya bir \u00e7e\u015fit insand\u0131r&#8221; demek gibi bir c\u00fcz&#8217;i birli\u011fi veya hul\u00fbl (ba\u015fka cisme girme) iddia etmek olur. Bu takdirde, &#8220;Allah, Meryem&#8217;in o\u011flu Mesihtir&#8221; s\u00f6z\u00fc, &#8221; Mesih aynen Allah&#8221;t\u0131r&#8221; demek olmasa da &#8220;Mesih&#8217;in bir k\u0131sm\u0131: bir c\u00fcz&#8217;\u00fc Allah&#8217;t\u0131r, Mesih&#8217;in d\u0131\u015f\u0131nda Allah yoktur; fakat Mesih&#8217;te Allah&#8217;tan ba\u015fka bir \u015fey de bulunabilir&#8221; demek olur.<\/p>\n<p>Mesih hakk\u0131nda b\u00fct\u00fcn h\u0131ristiyanlar\u0131n inanc\u0131 \u00fc\u00e7 mezhebe ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r: Bir k\u0131s\u0131m\u0131 Mesih&#8217;de ancak bir tabiat, di\u011fer k\u0131sm\u0131 iki tabiat tasavvur ederler. Bir tabiat tasavvur edenlerin baz\u0131s\u0131 yaln\u0131z be\u015fer demi\u015f, di\u011fer baz\u0131s\u0131 da yaln\u0131z Allah oldu\u011funu iddia etmi\u015ftir. Birisine g\u00f6re Mesih il\u00e2h de\u011fil, ancak bir insand\u0131r. Di\u011ferine g\u00f6re de insan de\u011fil, ancak bir il\u00e2ht\u0131r. Di\u011ferleri ise Mesih&#8217;te biri Allah, biri insan iki tabiat var demi\u015fler ve bu be\u015fer\u00ee olu\u015fun k\u00fcll\u00ee veya c\u00fcz&#8217;\u00ee olup olmad\u0131\u011f\u0131ndan da bahsetmi\u015flerdir. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u0130skenderiye papazlar\u0131ndan olup Aryan mezhebinin sahibi olan Aryos ve taraftarlar\u0131 ger\u00e7ekten muvahhid (Allah&#8217;\u0131 birleyen) idiler. Bunlar \u0130sa (a.s.)&#8217;\u0131n bir kelimetullah (Allah&#8217;\u0131n kelimesi) oldu\u011funu ve fakat Allah&#8217;\u0131n a\u015fa\u011f\u0131s\u0131nda olup mahluk (yarat\u0131lm\u0131\u015f) oldu\u011funu ve Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n bir il\u00e2h de\u011fil yarat\u0131lm\u0131\u015f olgun bir insan oldu\u011funu benimsiyorlard\u0131. Aryos H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 ilk kabul eden \u0130stanbul&#8217;un kurucusu I. Konstantinin zaman\u0131nda idi. Konstantin kendisi ve birka\u00e7 halefi bu mezhepte bulunuyorlard\u0131. H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n resmen ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan daha \u00f6nce Antakya patri\u011fi olan \u015eem\u015fat&#8217;l\u0131 Pols ve buna uyanlar da ger\u00e7ekten tevhid ehli idiler. Bu zat, &#8220;\u0130sa (a.s.) di\u011fer peygamberler gibi Allah&#8217;\u0131n kulu ve resul\u00fcd\u00fcr. Allah onu Meryem&#8217;in rahminde e\u015fkalsiz yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Hz. \u0130sa bir insand\u0131r, onda il\u00e2hl\u0131k yoktur. Kelime nedir, Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs nedir, bilmem&#8221; diyordu. Ayn\u0131 \u015fekilde h\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n resmen ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131ndan sonra I. Kostantin&#8217;in o\u011flu II. Konstantin zaman\u0131nda \u0130stanbul patri\u011fi bulunan Makdonyos da yaln\u0131z tevhidi kabul ediyor Hz. \u0130sa yarat\u0131lm\u0131\u015f bir kul, bir insand\u0131r, di\u011fer peygamberler gibi bir nebi ve Allah&#8217;\u0131n resul\u00fcd\u00fcr, \u0130sa Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs ve Allah&#8217;\u0131n bir kelimesidir, fakat Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs ve kelime mahlukturlar&#8221; diyordu. B\u00fct\u00fcn bu mezhepler, bir Allah tan\u0131yor ve Hz. \u0130sa&#8217;da yaln\u0131z bir il\u00e2h durumu g\u00f6r\u00fcyorlard\u0131 ki, as\u0131l &#8220;Apostolik&#8221; yani &#8220;Havari mezhebi&#8221; say\u0131lmas\u0131 gereken H\u0131ristiyanl\u0131k inanc\u0131n\u0131n da b\u00f6yle olmas\u0131 gerekirdi. \u00c2yetin bu mezheplerle ilgisi yoktur. Fakat yine I. Konstantin zaman\u0131nda (M.325) tarihinde \u0130znik&#8217;te toplanan ilk konsilde (H\u0131ristiyan ruhani meclisinde) iki bin k\u0131rksekiz piskopos toplan\u0131p i\u00e7lerinden -Aryos hari\u00e7 b\u0131rak\u0131lmak ve onun aleyhinde birle\u015fmek \u00fczere- \u00fc\u00e7y\u00fcz onsekiz ki\u015fi se\u00e7ilmi\u015f ve bunlar \u0130skenderiye patri\u011finin ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda toplanarak Aryos&#8217;u k\u00e2fir ilan ederek ve teslis (\u00fc\u00e7l\u00fc inan\u00e7)i kabul edip ilk olarak H\u0131ristiyanl\u0131k kanunlar\u0131n\u0131 koymu\u015flard\u0131r. Bunlar\u0131n kabul ve yayd\u0131klar\u0131 inan\u00e7 \u015fu idi: &#8220;Biz her\u015feyin sahibi, g\u00f6r\u00fclenin g\u00f6r\u00fclmiyenin yap\u0131c\u0131s\u0131 olan bir il\u00e2h babaya ve bir o\u011fula: bir Allah&#8217;\u0131n bir o\u011flu, b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n ilki ve yarat\u0131lm\u0131\u015f de\u011fil babas\u0131n\u0131n cevherinden bir hak il\u00e2htan bir hak il\u00e2h, b\u00fct\u00fcn \u00e2lemler ve her \u015fey onun eliyle yarat\u0131lm\u0131\u015f bizim i\u00e7in ve bizim kurtulu\u015fumuz i\u00e7in g\u00f6kten inmi\u015f ve Ruhu&#8217;l-Kud\u00fcsten cesetlenip bakire Meryem&#8217;den do\u011fmu\u015f ve Filatos zaman\u0131nda as\u0131l\u0131p defnedilmi\u015f olan ve sonra \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00fcn kalk\u0131p g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131kan ve babas\u0131n\u0131n sa\u011f\u0131nda oturan ve \u00f6l\u00fclerle diriler aras\u0131nda h\u00fck\u00fcm vermek i\u00e7in bir kere daha gelmeye haz\u0131r bulunan Yesu Mesih&#8217;e iman ederiz. Bir de Ruhu&#8217;l-kud\u00fcse, babas\u0131ndan \u00e7\u0131kacak olan hak ruha ve g\u00fcnahlar\u0131 affetmek i\u00e7in bir vaftize (ma&#8217;mudiyeye) ve katolik, kutsal bir Mesih cemaatine ve bedenlerimizin dirilece\u011fine ve sonsuz daim\u00ee hayata da iman ederiz ve &#8216;bir zaman var idi ki Allah&#8217;\u0131n o\u011flu yoktu&#8217; diyenlerle &#8216;Allah&#8217;\u0131n o\u011flu kendisiyle tek cevher de\u011fildir&#8217; diyenlerin Katolik kilisesi taraf\u0131ndan k\u00e2fir ilan olunacaklar\u0131n\u0131 beyan ederiz.&#8221; demi\u015fler ve art\u0131k bu &#8220;Mukarrerat mezhebi&#8221; resmen ilan edilmi\u015f idi.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bunlar, ilk iman k\u0131sm\u0131nda \u00f6nce Allah&#8217;\u0131 Mesih&#8217;ten ba\u015fka gibi g\u00f6sterdikleri halde, ikinci Yesu hakk\u0131nda: &#8220;babas\u0131n\u0131n cevherinden, bir hak il\u00e2htan bir hak il\u00e2h&#8221; diye \u00fc\u00e7 asl\u0131 (ekanim-i teslisi) toplay\u0131p \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fc de il\u00e2hl\u0131kta baba cevherinde birle\u015ftirmi\u015fler, sonra da Mesih&#8217;i bulup Allah&#8217;\u0131n sa\u011f taraf\u0131na yani \u00fcst\u00fcne oturtmu\u015flard\u0131r ki, bunun: &#8220;Allah&#8217;\u0131 makam\u0131ndan indirmek ve ger\u00e7ekten Allah Mesih&#8217;ten ibarettir&#8221; demek oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Sonra bunlar\u0131n ikinci iman k\u0131sm\u0131nda Ruh&#8217;ul-kud\u00fcs&#8217;\u00fc: &#8220;babas\u0131ndan \u00e7\u0131kacak olan hak ruh&#8221; diye vas\u0131fland\u0131r\u0131p ve tefsir ederek ay\u0131rmalar\u0131 da dikkate \u015fayand\u0131r. Do\u011frusu bununla ge\u00e7mi\u015f kitaplardaki son peygamber m\u00fcjdesini tesbit etmi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu k\u0131s\u0131m \u00f6zellikle \u0130ncil&#8217;deki &#8220;Ben gidece\u011fim ve size benden sonra kendi nefsinden s\u00f6ylemeyen Far\u0131klit, hak ruh gelecek ve her\u015feyi \u00f6\u011fretecek ve benim s\u00f6yledi\u011fim \u015feyleri de size hat\u0131rlatacakt\u0131r.&#8221; diye Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n kendisinden sonra gelece\u011fini m\u00fcjdeledi\u011fi ahir zaman peygamberine ait oldu\u011fu \u00e7ok a\u00e7\u0131kt\u0131r. Burada Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs&#8217;\u00fcn, &#8220;hak ruh&#8221; diye tefsir edilmesi ve bunun o zaman hen\u00fcz g\u00f6nderilmi\u015f olmay\u0131p ileride Allah taraf\u0131ndan gelece\u011fini anlatmak \u00fczere h\u0131ristiyanlar\u0131n deyi\u015fiyle&#8221; babas\u0131ndan \u00e7\u0131kacak olan&#8221; diye vas\u0131fland\u0131r\u0131lmas\u0131 ve bir de Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n bir daha gelmesi meselesinden sonra bunun ayr\u0131ca a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olmas\u0131 tamamen g\u00f6sterir ki, bu Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs&#8217;ten maksat, ilk defa \u0130sa&#8217;n\u0131n kendisinden cesetlendi\u011fi s\u00f6ylenen Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs\u00fcn ayn\u0131 de\u011fil, sonradan Allah&#8217;tan gelecek olan ruhu&#8217;l-hak (hak ruh) ile tefsir edilmi\u015f bir Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs&#8217;-t\u00fcr. Bundan da do\u011frudan do\u011fruya son peygambere iman kasdedilmi\u015f bulundu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. O zaman \u0130znik Konsili hen\u00fcz Muhammed (s.a.v.)&#8217;in g\u00f6nderilmesi kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunmad\u0131\u011f\u0131ndan bunu kendi terimlerine g\u00f6re kitaplar\u0131ndan bir gelecek m\u00fcjde olarak \u00f6zetlemi\u015fler ve belli bir niyete tabi olmam\u0131\u015flard\u0131r. Ger\u00e7ekte ge\u00e7mi\u015f kitaplarda Allah&#8217;tan gelece\u011fi vaad edilen o hak ruh, bu karardan \u00fc\u00e7 as\u0131r sonra Muhammed (s.a.v.)&#8217;in g\u00f6nderilmesi ile gelmi\u015f ve Allah taraf\u0131ndan hitab\u0131yla Kitap ehline bu ger\u00e7e\u011fi hat\u0131rlatm\u0131\u015f ve ihtar eylemi\u015ftir. \u0130znik konsili, Mesih&#8217;e iman k\u0131s\u0131m\u0131nda samimiyet (ihlas) ve a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 benimsemeyip &#8220;Onlar\u0131n aralar\u0131na d\u00fc\u015fmanl\u0131k soktuk.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/14) \u00e2yetinin delaleti \u00fczere, s\u0131rf Aryos ve Ary\u00e2nileri k\u00fcfre nisbet etmek i\u00e7in harekete ge\u00e7mi\u015f, \u0130sa&#8217;n\u0131n hakikatinin yarat\u0131lmam\u0131\u015f ve fakat Meryem&#8217;den do\u011fmu\u015f olmak gibi \u00e7eli\u015fkili birtak\u0131m vas\u0131flarla vas\u0131fland\u0131rm\u0131\u015f ve il\u00e2h\u00ee hakikat ile cevherde birle\u015ftirerek bir taraftan \u00fc\u00e7leme (teslis), bir taraftan birleme ve sonra Mesih&#8217;in Allah&#8217;a \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc davalar\u0131n\u0131 i\u00e7ine alan bat\u0131l oldu\u011fu apa\u00e7\u0131k bir muamma ile hakk\u0131 \u00f6rtm\u00fc\u015f, bozmu\u015f ve bu \u015fekilde gelecek nesilleri i\u00e7in a\u00e7\u0131k ve ortada olan ger\u00e7ekleri ink\u00e2ra vesile olacak bir m\u00fcnaka\u015fa ba\u015flang\u0131c\u0131 ve bir dalalet (sap\u0131kl\u0131k) muammas\u0131 koymu\u015f bulundu\u011fundan; Allah ile peygamberi, m\u00e2lik ile m\u00fclk\u00fc, yaratan ile yarat\u0131lan\u0131 birbirine kar\u0131\u015ft\u0131ran bu sap\u0131kl\u0131k d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc, g\u00f6zleri, g\u00f6n\u00fclleri, karartm\u0131\u015f, Allah bilinmez olmu\u015f, Allah&#8217;tan gelece\u011fine iman edilen &#8220;Hak ruh&#8221; b\u00fcsb\u00fct\u00fcn unutulmu\u015f, sonraki katolikler de &#8220;bunun o\u011fuldan, yani Mesih&#8217;den \u00e7\u0131kmas\u0131 \u015fartt\u0131r&#8221; diye bir \u015fart daha eklemi\u015f; o ezeli m\u00fcjde, o nur-i m\u00fcbin (a\u00e7\u0131k nur) parlad\u0131\u011f\u0131 ve &#8220;Biz O&#8217;nu Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs ile te&#8217;yit ettik&#8221; (Bakara, 2\/87) \u00e2yeti delaletince Hz. Mesih&#8217;i kudsiyetiyle tasdik ve teyit ederek b\u00fct\u00fcn be\u015feriyete hak dini \u00f6\u011fretmek ve Mesih&#8217;in davetini hakk\u0131yla hat\u0131rlat\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc ve yery\u00fcz\u00fcnde il\u00e2h\u00ee melek\u00fbtu b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlere g\u00f6nderdi\u011fi halde, &#8220;bu H\u0131ristiyanl\u0131k i\u00e7inden ve H\u0131ristiyanl\u0131k kilisesinden \u00e7\u0131kmad\u0131&#8221; diye ink\u00e2ra sap\u0131lm\u0131\u015f ve hala sap\u0131lmaktad\u0131r. Sonraki h\u0131ristiyanlar do\u011fruyu ink\u00e2r hususunda daha \u00e7ok ifrata (a\u015f\u0131r\u0131l\u0131\u011fa) gitmi\u015f olmakla beraber, b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n sap\u0131tma kayna\u011f\u0131 \u0130znik konsilinin bu \u00e7eki\u015fkili muammas\u0131 oldu\u011fundan , &#8220;Allah, Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih&#8217;ten ibarettir&#8221; diyen birlik ve hulul (ba\u015fka \u015feye girme) k\u00fcfr\u00fcnden yaln\u0131z Panteistler, Monofozitler, Yakubiler de\u011fil, \u0130znik konsilinden itibaren Melekan\u00eeler yani Katolik ve Ortadokslar da sorumludurlar.<\/p>\n<p>Tefsirciler burada H\u0131ristiyan mezheplerinden ba\u015fl\u0131ca Melek\u00e2iyye, Nesturiyye ve Yakubiyye mezheplerini bahis konusu etmi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlara \u00e7e\u015fitli mezheplerin prensipleri nazar\u0131yle bak\u0131labilir. \u015eu halde ger\u00e7e\u011fi anlamak i\u00e7in bu mezheplere bir g\u00f6z atmak gerekecektir:<\/p>\n<p>MELKA\u0130YYE YAHUT MEL\u0130KiYYE VEYA MELK\u0130T MEZHEB\u0130: Esasen \u0130bran\u00ee dilinden &#8220;melk&#8221; kelimesinden al\u0131nm\u0131\u015f olup, &#8220;h\u00fck\u00fcmdar f\u0131rkas\u0131&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla Katolikli\u011fe ve Ortadokslu\u011fa verilmi\u015f bir isimdir. Ve bug\u00fcn Rum katoliklerine &#8220;Melkit&#8221; denilmektedir. Frenklerin &#8220;Larus&#8221; lugat\u0131nda der ki: Melkit, \u00d6t\u00fckenler taraf\u0131ndan katoliklere verilmi\u015f bir isimdir. Ve o zamandan beri Grek ortadokslar\u0131nda kalm\u0131\u015ft\u0131r. Be\u015ferel lugat\u0131nda ise &#8220;M. 451 tarihinde toplanan d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc konsilin karar\u0131na tabi olanlar\u0131n ismidir ve bu isim o zaman \u00d6t\u00fckenler taraf\u0131ndan Ortadokslara verilmi\u015ftir&#8221; denilir. IV. hicri as\u0131rda yeti\u015fmi\u015f olan End\u00fcl\u00fcsl\u00fc \u0130bn\u00fc Hazm &#8220;Fisal&#8221; isimli eserinde demi\u015ftir ki : &#8220;Bug\u00fcn H\u0131ristiyan mezheplerinin ba\u015fl\u0131calar\u0131 Melekaniyye, Nest\u00fbriyye, Yakubiyye olmak \u00fczere \u00fc\u00e7t\u00fcr. Ve en b\u00fcy\u00fckleri Melek\u00e2niyye f\u0131rkas\u0131d\u0131r ki, Habe\u015f ve Nube&#8217;den ba\u015fka h\u0131ristiyan memleketlerinden her birinin b\u00fct\u00fcn ahalisinin ve \u0130sl\u00e2m memleketlerinden Afrika, Sicilya ve End\u00fcl\u00fcs h\u0131ristiyanlar\u0131n\u0131n hepsinin ve \u015eam h\u0131ristiyanlar\u0131n\u0131n \u00e7o\u011funun mezhebidir&#8221;. Ebu Hayy\u00e2n da End\u00fcl\u00fcs h\u0131ristiyanlar\u0131n\u0131n Melek\u00e2ni oldu\u011funu ve &#8220;Mesih Allah&#8217;t\u0131r&#8221; dediklerini s\u00f6yl\u00fcyor. \u0130lk \u0130znik konsilinden sonra Konstantin&#8217;in o\u011flu II. Konstantin zaman\u0131nda \u0130stanbul Patri\u011fi olan &#8220;Makdunyos&#8221;, Aryos gibi Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs ve kelimenin yararat\u0131lm\u0131\u015f (mahl\u00fbk) oldu\u011funu ve \u0130sa&#8217;n\u0131n mahluk bir insan ve bir peygamber oldu\u011funu a\u00e7\u0131klayarak tek tevhidi benimsemi\u015f, II. Konstantin de bunu desteklemi\u015fti. Sonra b\u00fcy\u00fck &#8220;Tedus&#8221; zaman\u0131nda y\u00fczelli piskoposun toplanmas\u0131yla Konstantiniye&#8217;de ikinci konsilde bu Makdunyos ve taraftarlar\u0131 aforoz edilmi\u015f ve Aryos\u00ee&#8217;lerden sonra Makdun\u00eeler de kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f mezheplerden olmu\u015ftur. Bundan sonra Ermenistan&#8217;\u0131n istiklalini kazand\u0131\u011f\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck Tedus &#8220;Teodosios&#8221; zaman\u0131nda (M. 428) \u0130stanbul patriklerinden &#8220;Nestoryos&#8221; Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n tek olup baba, o\u011ful, Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs ,yani v\u00fccud, ilim, hayat \u00fc\u00e7 esas\u0131 bulundu\u011funu ve Ekanim-i Selase (\u00fc\u00e7 as\u0131l) Allah&#8217;\u0131n zat\u0131 \u00fczere ne fazla, ne de &#8220;o odur&#8221; \u015feklinde ayn\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131; Hz.\u0130sa&#8217;da biri ruhan\u00ee ve il\u00e2h\u00ee, biri de cisman\u00ee ve il\u00e2h\u00ee iki \u015fahsiyet bulundu\u011funu, Meryem&#8217;den do\u011fan ancak insan olup, il\u00e2h\u0131n ancak il\u00e2hdan do\u011fdu\u011funu ; kelimenin \u0130sa&#8217;n\u0131n cesedi ile birle\u015fmesi Melk\u00e2niye&#8217;nin dedi\u011fi gibi uyu\u015fma ve z\u0131rhlanma suretiyle olmay\u0131p g\u00fcne\u015fin pencereye veya barda\u011fa do\u011fmas\u0131 gibi do\u011fmak suretiyle oldu\u011funu kabul etmi\u015ftir. Bu \u015fekilde Nesturiyye mezhebi kurulmu\u015f oldu\u011fundan Efsus (Efes- Ayaslu\u011f) \u015fehrinde ikiy\u00fcz piskopostan ibaret \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc konsil toplan\u0131p bunu aforozla lanetleyerek s\u00fcrm\u00fc\u015fler (M.431), b\u00f6ylece Nest\u00fbr\u00eelik de kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f mezheplerden olmu\u015ftur. Fakat Nestoryos durmam\u0131\u015f, Yukar\u0131 M\u0131s\u0131r&#8217;a gitmi\u015f, mezhebini yaym\u0131\u015f ve tabileri \u00e7o\u011fal\u0131p muhalifleriyle harp ve \u00f6ld\u00fcrme vaki olmu\u015f ve bir zaman bu mezhep s\u00f6nm\u00fc\u015f; sonra Nusaybin Matran\u0131 &#8220;Bersuma&#8221; taraf\u0131ndan tekrar diriltilmi\u015f, Musul, Irak, Faris (\u0130ran) ve Horasan h\u0131ristiyanlar\u0131na galip gelmi\u015f olup bug\u00fcn Musul ve civar\u0131nda mevcuttur. Nestorili\u011fe kar\u015f\u0131 m\u00fccadele ederken \u0130stanbul patriklerinden &#8220;\u00d6t\u00fckes&#8221; tersine, Hz. \u0130sa&#8217;da il\u00e2htan ibaret olmak \u00fczere ancak bir tabiat bulundu\u011funu ve cesetlenmesinden itibaren il\u00e2h\u0131n be\u015feri yutmu\u015f oldu\u011funu ve \u015fu halde \u00f6ld\u00fcrme ve asman\u0131n il\u00e2ha taalluk etti\u011fini iddia etmi\u015f ve bu \u015fekilde Frenklerin &#8220;Monofizit veya Monofizim&#8221; dedikleri &#8220;\u015fahs\u00ee birlik&#8221; mezhebi ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f bulundu\u011fundan, ge\u00e7mi\u015fte an\u0131lan k\u00fc\u00e7\u00fck Teodosios&#8217;un halefi Merk\u0131yan zaman\u0131nda (M.451) \u0130stanbul&#8217;da Kad\u0131k\u00f6y&#8217;de \u00fc\u00e7y\u00fcz otuz piskoposdan ibaret d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc konsil \u00d6t\u00fcken aleyhinde toplanm\u0131\u015f, fakat bu toplant\u0131da Yakub\u00eeler \u00e7\u0131k\u0131p muhalefette bulunmu\u015f, konsilin karar\u0131n\u0131 benimseyen \u00e7o\u011funluk mezhebine muhalifleri, Melkit ad\u0131n\u0131 vermi\u015fler. Bundan sonra Y\u00e2kubilik de hayli yay\u0131lm\u0131\u015f, Merkiye&#8217;nin halefi b\u00fcy\u00fck Liyon&#8217;dan sonra k\u00fc\u00e7\u00fck Liyon, ondan sonra Zenun, ondan sonra Nestas hep Yakubi mezhebinde imi\u015fler. Sonra Yustin h\u00fck\u00fcmete ge\u00e7ince Y\u00e2kubilerden pek \u00e7o\u011funu \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f, daha sonra Yustanos zaman\u0131nda da M\u0131s\u0131r \u015fehirlerinde Melekan\u00eeler aras\u0131nda bir ihtilal ve \u00f6ld\u00fcrmeler olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130\u015f bu Y\u00e2kubiyye mezhebi, ilk \u00f6nce \u0130stanbul rahiplerinden olup Antakya Patri\u011fi olan Yakub Berdeai (Jakop Barada) ya mensubtur ki, Monofizitlerin en tutucusu say\u0131l\u0131r. \u015eu halde bu mezheb bir \u00e7ok Monofizit mezheplerinin esas\u0131 demek oldu\u011fundan, hepsi bu ad alt\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Bunlar da ek\u00e2nim-i sel\u00e2se (\u00fc\u00e7 esas)yi benimseyen ve \u00fc\u00e7 konsil karar\u0131na tabi olmakla beraber, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcye kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131karak kelimenin, et ve kana d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve dolay\u0131s\u0131yla Allah&#8217;\u0131n tamamen Mesih oldu\u011funu, Mesih&#8217;in cesedinden g\u00f6r\u00fcnen o ve hatta &#8220;o odur&#8221; tarz\u0131nda ayn\u0131 bulundu\u011funu iddia etmi\u015flerdir. Bir k\u0131sm\u0131, &#8220;Mesih Allah&#8217;t\u0131r&#8221; diye a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade etmi\u015fler; bir k\u0131sm\u0131, &#8220;\u0130l\u00e2h insanl\u0131k ile ortaya \u00e7\u0131k\u0131p Mesih&#8217;in insanl\u0131\u011f\u0131 hakk\u0131n mazhar\u0131 oldu, fakat ne bir c\u00fcz&#8217;\u00fcn hul\u00fbl\u00fc, ne de sade bir s\u0131fat h\u00fckm\u00fcnde olan kelimenin birle\u015fmesi yoluyla de\u011fil, belki ayn\u0131 ve mesela mele\u011fin insan \u015feklinde g\u00f6r\u00fcnmesi gibi&#8221; demi\u015flerdir. \u00c7o\u011funlu\u011fu Mesih, tek cevher, tek esast\u0131r. Bununla beraber iki cevherdendir diye iddia etmi\u015fler, bazan cevher yerine &#8220;iki tabiattan bir tabiatt\u0131r&#8221; deyimini kullanm\u0131\u015flar ve dolay\u0131s\u0131yla kadim olan Allah&#8217;\u0131n cevheriyle sonradan olan insan\u0131n cevherinin, nefis ile beden gibi birle\u015fip bir cevher, bir esas olduklar\u0131n\u0131; ancak &#8221; il\u00e2h insan oldu&#8221; denilemeyip, tersine &#8220;insan il\u00e2h oldu&#8221; denilece\u011fini s\u00f6ylemi\u015fler. Nitekim k\u00f6m\u00fcr ate\u015fe at\u0131l\u0131r ve &#8220;k\u00f6m\u00fcr ate\u015f oldu&#8221; denilir de, &#8220;ate\u015f k\u00f6m\u00fcr oldu&#8221; denilmez. Ger\u00e7ekte ise o ne mutlak ate\u015f, ne mutlak k\u00f6m\u00fcr de\u011fil, bir kordur&#8221; demi\u015fler, kelimenin de insan-\u0131 k\u00fcll\u00ee ile de\u011fil, bir insan-\u0131 c\u00fcz&#8217;\u00ee, yani bir \u015fah\u0131s ile tamamen birle\u015fti\u011fini s\u00f6ylemi\u015fler ve bununla beraber bu birle\u015fmeye kar\u0131\u015fma ve z\u0131rhlanma, hul\u00fbl (kar\u0131\u015fma), de\u011fi\u015fme de demi\u015fler, fakat bu hul\u00fblu suyun s\u00fcte kar\u0131\u015fmas\u0131 gibi c\u00fcz&#8217;i hul\u00fbl ile de\u011fil, aynaya insan suretinin hululiyle temsil etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Melk\u00e2\u00eeler ise Mesih&#8217;in insanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n c\u00fcz&#8217;\u00ee ve \u015fahs\u00ee de\u011fil, bir k\u00fcll\u00ee insanl\u0131k oldu\u011funa k\u00e2nidirler. Ve bundan dolay\u0131d\u0131r ki, papalarda ve azizlerde bundan bir hisse ile kudsiyet tasavvur etmektedirler. End\u00fcl\u00fcsl\u00fc \u0130bn\u00fc Hazm vaktiyle Yakubilerin M\u0131s\u0131r&#8217;a ba\u011fl\u0131 yerlerde bulunduklar\u0131n\u0131, Nube&#8217;nin hepsi, Habe\u015f&#8217;in hepsi ve her ikisinin k\u0131rallar\u0131n\u0131n Yak\u00fbb\u00ee olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftir. &#8220;Larus&#8221; ta diyor ki: &#8220;Monofizitler kuvvetli olarak te\u015fekk\u00fcl etmi\u015flerdi ve bug\u00fcn \u00fc\u00e7 m\u00fcstakil (ba\u011f\u0131ms\u0131z) kiliseye sahiptirler: &#8220;Ermeni kilisesi, Suriye Yakubiyye kilisesi, M\u0131s\u0131r K\u0131pt kilisesi.&#8221; \u0130\u015fte Katolikleri ve Ortadokslar\u0131 i\u00e7ine alan Melk\u00e2niyye, bundan sonra Nesturiyye, bundan sonra da b\u00fct\u00fcn Monofozistleri temsil etmek \u00fczere Yakubbiye bu \u00fc\u00e7 mezheb muvahhid (Allah&#8217;\u0131 birleyen) Aryon\u00eelerden y\u00fcz \u00e7evirerek di\u011fer h\u0131ristiyan f\u0131rkalar\u0131n\u0131n ba\u015fl\u0131ca mezheplerini i\u00e7ine almaktad\u0131r ki, zaman\u0131m\u0131zda bilhassa protestanl\u0131\u011f\u0131 da bu arada saymak gerekir. \u0130sl\u00e2m dininin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f ve tesiri \u00fczerine II. hicr\u00ee as\u0131rdan (H. 145) itibaren kiliselerdeki Hz. \u0130sa, Meryem, Havariler ve di\u011fer ba\u015fkanlar\u0131n resimlerine kulluk etmenin (ibadetin) puta tap\u0131c\u0131l\u0131k oldu\u011funu anl\u0131yan ve m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n itiraz\u0131ndan aciz kalm\u0131\u015f olan h\u0131ristiyanlar i\u00e7inde &#8220;\u0130konoklast&#8221; putk\u0131ranlar ad\u0131yla bir gurup ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f oldu\u011fu gibi, \u0130stanbul&#8217;un m\u00fcsl\u00fcmanlar taraf\u0131ndan fethi ve bu \u015fekilde Do\u011fu Roma&#8217;n\u0131n y\u0131k\u0131lmas\u0131n\u0131 takip eden hicr\u00ee IX. asr\u0131n sonlar\u0131nda ve milad\u00ee XVI. asr\u0131n ba\u015flar\u0131nda Almanya&#8217;da &#8220;Luter&#8221; adl\u0131 rahibin papalara kar\u015f\u0131 dini ve siyasi itirazlar ve ne\u015friyat\u0131yla ba\u015flayan ve &#8220;reform&#8221; denilen hareket ile protestanl\u0131k ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f ve ondokuzuncu konsil olan Latirant Sinodun&#8217;da aforoz edilmi\u015f ve bundan sonra siyas\u00ee tesirler ile geli\u015ferek bir\u00e7ok \u015fubelere ayr\u0131lm\u0131\u015f ve nihayet \u0130sve\u00e7, Danimarka, Prusya, \u0130ngiltere, Amerika&#8217;da resm\u00ee mezhep olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>H\u0131ristiyanl\u0131kta &#8220;reform&#8221; denilen, din\u00ee ve siyas\u00ee tahriklerden \u00e7\u0131kan mezheplerin ve f\u0131rkalar\u0131n t\u00fcm\u00fcne Protestanl\u0131k denilir ki, bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 o zaman \u0130ncil ve ak\u0131l ad\u0131na papalar\u0131 protesto ederek Roma kilisesinden ayr\u0131lan katoliklerle kurulmu\u015f, bir k\u0131sm\u0131 da bizzat protestan cemaatlerinin sinesinden t\u00fcremi\u015ftir. Bu \u015fekilde di\u011fer h\u0131ristiyan f\u0131rkalar\u0131n\u0131n toplam\u0131na e\u015fit denecek kadar protestan f\u0131rkalar\u0131 has\u0131l olmu\u015ftur. Ba\u015fl\u0131calar\u0131 Luteranizm, Kalvinizm, Presbiteranizm, Angilikanizm, Anabaptizm f\u0131rkalar\u0131d\u0131r. Angilikanizm denilen \u0130ngiltere&#8217;nin resmi mezhebi katolikli\u011fe en yak\u0131n mezheptir. Aralar\u0131ndaki ba\u015fl\u0131ca fark, \u0130ngilizlerin papay\u0131 tan\u0131may\u0131p, kral\u0131 amir ve hakim tan\u0131malar\u0131, papazlar\u0131n bekarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u0130ngiltere&#8217;de yasak olu\u015fu, \u0130ncil&#8217;in tercemesiyle ayinin \u0130ngilizce yap\u0131lmas\u0131 hususlar\u0131ndan ibarettir. Kilisenin eski durumuyla ruh\u00e2n\u00ee reislerin derece s\u0131ralamas\u0131 tamamen b\u00e2kidir.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn protestanlar\u0131n da \u00fc\u00e7l\u00fc inan\u00e7 (teslis) ve Mesih&#8217;in il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131 davas\u0131nda Melk\u00e2\u00eelerden yani katoliklerden fark\u0131 yoktur. Bunlar da onlar gibi \u00fc\u00e7 esasa (ek\u00e2nim-i sel\u00e2se) ve Mesih&#8217;te iki tabiat ile il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131n birle\u015fmesine kanidirler. Genel \u015fekilde farklar\u0131 ba\u015fl\u0131ca birka\u00e7 noktada \u00f6zetlenmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Birincisi: Protestan kiliseleri M\u00fcrcie (g\u00fcnah i\u015flemek insana zarar vermez diyen) dirler. Kurtulu\u015f i\u00e7in inanmay\u0131 yeterli g\u00f6r\u00fcrler ve amele pek \u00f6nem vermezler. Bunlarca inanman\u0131n \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc, katoliklerde oldu\u011fu gibi papalar veya konsiller taraf\u0131ndan tayin ve tefsir edilen anane de\u011fil, ferdin ak\u0131l ve dan\u0131\u015fmas\u0131yla inceleme ve tefsir yap\u0131lmak \u00fczere kitaplar, yani &#8220;Ahd-i atik&#8221; denilen Tevrat ve ona dahil olanlar ile &#8220;Ahd-i cedid&#8221; denilen d\u00f6rt \u0130ncil ve ekleridir. Bunlar, hakimiyet ve selahiyeti Pasteur dedikleri &#8220;ruhani reisler heyetlerine&#8221; da\u011f\u0131t\u0131rlar. Ve bunlar\u0131n se\u00e7iminde ba\u015fl\u0131ca baz\u0131 kimselere se\u00e7me selahiyeti vermek suretiyle kilise h\u00fck\u00fcmetinde sad\u0131klara da bir hisse b\u0131rak\u0131rlar. \u015eu halde ferd\u00ee ak\u0131l davas\u0131 da mutlak de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Protestanl\u0131kta ruhbaniyet, yani papazlar\u0131n bekarl\u0131\u011f\u0131 \u015fart\u0131 kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ve pek \u00e7ok protestan kiliselerinde \u0130sa&#8217;n\u0131n \u00e7arm\u0131ha gerilmi\u015f bir resminden ba\u015fka put bulundurulmaz.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Protestanlar, g\u00fcnah\u0131n do\u011fu\u015ftan ve takdirin ezelden oldu\u011fu inanc\u0131n\u0131 b\u00fct\u00fcn \u015fiddetiyle benimserler. Buna ger\u00e7i katolikler de kanidirler. Fakat protestanlar akla \u00f6nem vermi\u015f olduklar\u0131 iddias\u0131nda bulunduklar\u0131 ve halbuki \u00fc\u00e7l\u00fc (teslis) inanc\u0131 ve Mesih&#8217;in il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131 ve bununla beraber Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n as\u0131lmas\u0131 inanc\u0131n\u0131n ak\u0131l ile uyu\u015fmad\u0131\u011f\u0131 da a\u00e7\u0131k bulundu\u011fu i\u00e7in, bu noktada insanlar\u0131n do\u011fu\u015ftan g\u00fcnahk\u00e2r oldu\u011funu ve bu g\u00fcnahtan ancak \u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h ve \u0130sa&#8217;n\u0131n as\u0131ld\u0131\u011f\u0131na inanmakla kurtulman\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olaca\u011f\u0131n\u0131, bunun ise bir ak\u0131l i\u015fi de\u011fil, bir ezel\u00ee takdir ve Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 i\u015fi oldu\u011funu en esasl\u0131 bir inan\u00e7 olarak benimsemi\u015fler ve bununla davay\u0131 kazanacaklar\u0131n\u0131 sanm\u0131\u015flard\u0131r. Mutlak m\u00e2n\u00e2da ezel\u00ee takdir inanc\u0131 do\u011fru olmakla beraber, genel olarak, g\u00fcnah\u0131n do\u011fu\u015ftan olu\u015fu davas\u0131 insanlar\u0131 isyana s\u00fcr\u00fcklemekten ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, sonra bunun tek aff\u0131n\u0131n \u00e7aresi \u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h ve as\u0131lma inanc\u0131yla m\u00fcmk\u00fcn olaca\u011f\u0131 iddias\u0131 da hak ve ak\u0131l ile alay etmekten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir (Al-i \u0130mran s\u00fbresine bak)<\/p>\n<p>Protestanl\u0131kta en \u00e7ok hakim olan ruh, papalar\u0131n n\u00fcfuzunu k\u0131rmak ve Roma kilisesinin hakimiyeti akl\u0131ndan \u00e7\u0131kmak arzusu olmu\u015ftur. Ger\u00e7ekte H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n esas\u0131n\u0131n \u0130ncil-i \u015eerif olmas\u0131 gerekirdi. G\u00fcya Katolik kilisesinin esas\u0131 da bu idi. Fakat ger\u00e7ekte eldeki \u0130ncillerinin ilk \u0130znik konsiline kadar do\u011fruluk ve s\u0131hhatini temin edecek hi\u00e7bir ilm\u00ee vas\u0131ta yoktur. \u00d6nce bunlar\u0131n her biri bir zat\u0131n yazmas\u0131 oldu\u011fundan, nihayet bir tek ki\u015finin haberinde sonu\u00e7lan\u0131yordu. E\u011fer d\u00f6rt ki\u015finin d\u00f6rd\u00fc de bir tabaka insanlar\u0131ndan olsalard\u0131, d\u00f6rt \u0130ncil&#8217;in birle\u015fmi\u015f oldu\u011fu noktalar, d\u00f6rt r\u00e2v\u00eenin haber vermesine dayanm\u0131\u015f olabilirdi. Fakat bu bile hen\u00fcz bir tevat\u00fcr olabilmekten uzak idi. Halbuki bunlar i\u00e7inde Havarilerden olarak yaln\u0131z &#8220;Yuhanna&#8221; (Senjan) vard\u0131r. Bunun ise kendisinden rivayeti sa\u011flam olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, di\u011ferlerinin de kimlerden almak suretiyle rivayet etmi\u015f olduklar\u0131 belli de\u011fildir. \u015eu halde ittifak ettikleri noktalarda da bir mertebede d\u00f6rt rivayetin birle\u015fmesi yoktur. Sonra bunlar\u0131n ilk yaz\u0131ld\u0131klar\u0131 dilin \u0130br\u00e2n\u00eece oldu\u011funda, Yunanca, Latince ve di\u011fer dillere \u00f6nce bundan terceme ve nakledilmi\u015f olu\u011funda &#8211; adeta- ittifak var demektir. Hatta \u0130bn\u00fc Hazm bunda hi\u00e7 ihtilaf olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 nakletmi\u015ftir. Halbuki mevcut tercemelerin en son Yunancaya dayand\u0131\u011f\u0131 g\u00f6sterilmektedir. \u00d6zetle eldeki d\u00f6rt \u0130ncil&#8217;in resmiyeti, yaln\u0131z \u0130znik konsiline dayanmaktad\u0131r. Ve ondan \u00f6nce bunlar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 isbat edecek ilmi vesikalar kay\u0131pt\u0131r. Bunun i\u00e7in H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n &#8220;mukaddes kitaplar&#8221; ad\u0131na dayand\u0131\u011f\u0131 \u0130nciller, esas itibariyle Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim gibi b\u00fct\u00fcn k\u0131r\u00e2et \u015fekilleriyle kat&#8217;i ve m\u00fctevatiren sabit bir nass, bir kitab-\u0131 m\u00fcbin (a\u00e7\u0131k kitap) olmak \u015f\u00f6yle dursun; M\u00fcsl\u00fcmanl\u0131kta metin ve senetleriyle rivayet ve dirayet bak\u0131m\u0131ndan cerh ve ta&#8217;dil edilerek tahric ve tenk\u0131h (ay\u0131klama) ve tesbit edilmi\u015f olan hadis kitaplar\u0131 gibi sahih ve ilm\u00ee bir rivayet ananesine ve \u015fahitli\u011fine bile dayal\u0131 de\u011fildir. Eldeki \u0130nciller&#8217;in b\u00fct\u00fcn resmi vesikalar\u0131 &#8220;authenticite&#8221;si Hz. \u0130sa&#8217;dan tam \u00fc\u00e7 as\u0131r sonra gelen ilk konsillerin kabullerine dayan\u0131r. \u015eu halde ilk konsillerin tam selahiyeti teslim edilmedik\u00e7e ne eldeki \u0130ncillerin inan\u00e7 dayana\u011f\u0131 olabilecek bir k\u0131ymeti kal\u0131r, ne de H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n. Bunun i\u00e7in akla \u00f6nem verdikleri iddias\u0131nda bulunan protestanlar\u0131n, hi\u00e7bir zaman ak\u0131l ile uyu\u015fmad\u0131\u011f\u0131 ittifakla sabit olan teslis (\u00fc\u00e7l\u00fc inan\u00e7) ananesinde ve Mesih&#8217;in tanr\u0131l\u0131\u011f\u0131 davas\u0131ndaki tutuculuklar\u0131 ve hatta Mesih&#8217;in tanr\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 ink\u00e2r etti\u011finden dolay\u0131 &#8220;Mi\u015fel Serve&#8221; ad\u0131ndaki \u0130spanyal\u0131 bir doktoru ate\u015fle yakmalar\u0131 bir r\u00fbh\u00ee sap\u0131kl\u0131k oldu\u011fu gibi, ananeyi ve konsillerin selahiyetlerini ink\u00e2r eden ak\u0131llar\u0131n s\u0131rf o anane ile sabit olan \u0130ncil tercemelerini s\u0131hhatli, sa\u011flam bir inan\u00e7 delili gibi ileri s\u00fcrmeleri de ondan daha garip bir fikr\u00ee \u00e7eli\u015fki olu\u015fturur.<\/p>\n<p>Netice itibariyle Aryos ve di\u011ferleri gibi eski h\u0131ristiyanlar istisna edildikten sonra Katolik, Ortadoks, Nest\u00fbr\u00ee, Yak\u00fbb\u00ee, Protestan ve di\u011fer hi\u00e7bir H\u0131r\u0131stiyan mezhebi yoktur ki inan\u00e7lar\u0131n\u0131n esas\u0131n\u0131 teslis (\u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h inanc\u0131) te\u015fkil etmesin ve Mesih&#8217;in tanr\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul etmesin. Halbuki kendi lugatlar\u0131nda teslis (\u00fc\u00e7leme), &#8220;se\u00e7kin \u00fc\u00e7 \u015fahs\u0131n ancak bir il\u00e2h te\u015fkil etmesidir&#8221; diye tarif edilmektedir. \u015eu halde b\u00fct\u00fcn h\u0131ristiyanlar, baba, o\u011ful, Ruhu&#8217;l-kud\u00fcs ad\u0131yla herbiri se\u00e7kin ve ayn\u0131 derece e\u015fit birer \u015fah\u0131s sayd\u0131klar\u0131 \u00fc\u00e7 esas (ek\u00e2nim-i sel\u00e2se)\u0131n \u00fc\u00e7\u00fc birden Yesu Mesih&#8217;te bir il\u00e2h olu\u015fturdu\u011funa ve &#8220;Allah, Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih&#8217;ten ibaret&#8221; oldu\u011funa kanidirler. Ancak Mesih&#8217;te Allah&#8217;tan ba\u015fka bir cevher, bir tabiat daha olup olmad\u0131\u011f\u0131nda, yani &#8220;Mesih Allah&#8217;t\u0131r&#8221; denilip denilmeyece\u011finde ihtilaf etmi\u015flerdir. Monofizitler, Yakubiler ona da kanidirler, di\u011ferleri de\u011fildir. Ve bunun i\u00e7indir ki, h\u0131ristiyanlar\u0131n \u00e7o\u011fu mezheplerinin panteizm, yani &#8220;vahdet-i v\u00fcc\u00fbd&#8221; teorisi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 iddia ederler. Hatta Monofizitler bile Mesih&#8217;in cevherinin ve tanr\u0131l\u0131k cevherinin tek ve bir oldu\u011funa kani olmakla beraber, mutlak cevher birli\u011fini kabul etmediklerinden mezheplerini panteizmden ayr\u0131 tan\u0131mak isterler. Bununla beraber yine &#8220;h\u0131ristiyan\u0131z&#8221; diyenler i\u00e7inde &#8220;vahdet-i v\u00fccud&#8221;u benimseyenler de vard\u0131r. &#8220;Metalib ve Mez\u00e2hib&#8221; adl\u0131 eserimizde Avrupa felsefe tarihlerinden nakledildi\u011fi \u00fczere Pavlos&#8217;un zaman\u0131nda ya\u015fayanlardan olup Atina&#8217;da h\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 yayarken idam edilen &#8220;Denis&#8221;in h\u0131ristiyanl\u0131kta vahdet-i v\u00fccud mezhebinin kurucular\u0131ndan oldu\u011fu ve bunun bir\u00e7ok zamanlar gizli bir \u015fekilde yay\u0131la yay\u0131la nihayet ondokuzuncu as\u0131rda protestanl\u0131k i\u00e7inde Almanya&#8217;da resmi mezhep haline ge\u00e7ti\u011fi a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Demek olur ki \u00e2yet: &#8220;Muhakkak k\u00fcfredenler, &#8216;Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih Allah&#8217;t\u0131r&#8217; demi\u015flerdir&#8221; \u015feklinde olsayd\u0131, h\u0131ristiyan mezheplerinin ancak bir k\u0131sm\u0131na ili\u015fmi\u015f bulunacakt\u0131. Halbuki :<\/p>\n<p>&#8220;Muhakkak k\u00fcfredenler, &#8216;Allah, Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih&#8217;tir&#8217; dediler&#8221; buyurulmu\u015f olmakla teslis (\u00fc\u00e7leme) iddia edenlerin hepsinin inan\u00e7lar\u0131n\u0131 i\u00e7ine alm\u0131\u015f ve burada bunlar\u0131n yaln\u0131z \u015firk ve \u00e7okluk ifade eden \u00fc\u00e7leme a\u00e7\u0131s\u0131ndan de\u011fil, \u00f6zellikle bunun alt\u0131nda iddia ettikleri tevhid bak\u0131m\u0131ndan k\u00e2fir olduklar\u0131 a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Teslis (\u00fc\u00e7leme) bak\u0131m\u0131ndan k\u00fcf\u00fcrleri Nisa s\u00fbresinde &#8220;Allah \u00fc\u00e7t\u00fcr demeyin&#8221; (Nis\u00e2, 4\/171) \u00e2yeti ile a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 gibi, ilerde &#8220;K\u00fcfredenler, &#8216;Muhakkak Allah, \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcd\u00fcr&#8217; dediler&#8221; (M\u00e2ide, 5\/73) \u00e2yetiyle de ikisi birden g\u00f6sterilecektir. Ve her ne olursa olsun, &#8220;Allah, Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih&#8217;tir&#8221; diyenlerin k\u00e2fir olduklar\u0131nda \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>Ey Muhammed sen o k\u00e2firlere de ki: \u015eimdi Allah, Meryem o\u011flu Mesih&#8217;i ve onun asl\u0131 olan anas\u0131n\u0131 ve bunlar gibi b\u00fct\u00fcn \u015fu yery\u00fcz\u00fcnde bulunan kimselerin hepsini, ister azab etmek ister kurtarmak \u015feklinde olsun, helak ve yok etmek isterse, buna kar\u015f\u0131 Allah&#8217;tan yerde ve g\u00f6kte kim bir \u015fey kurtarmaya k\u00e2dir olabilir ki, tanr\u0131l\u0131ktan ufak bir hisseye sahip olsun? \u015e\u00fcphe yok ki, hi\u00e7 bir kimse. Demek ki b\u00fct\u00fcn bunlar, hakikatte yok olabilirler. O halde bunlardan biri olan Mesih&#8217;in \u015fahs\u0131 veya nevi veya cinsi nas\u0131l il\u00e2h olabilir? Hepsinin yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve hakimi olan Allah devaml\u0131 sizin \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve as\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 iddia ve bu \u015fekilde yok olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu itiraf etmekte bulundu\u011funuz Mesih&#8217;in \u00fcst\u00fcnde oldu\u011funu Allah&#8217;tan korkmadan nas\u0131l ink\u00e2r edersiniz? Allah&#8217;\u0131n dilemesine kar\u015f\u0131 anas\u0131n\u0131 \u00f6l\u00fcmden kurtaramayan ve Allah dilemezse kendini ve hatta bir k\u0131l\u0131n\u0131 kurtarmak ihtimali bulunmayan Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih onu \u015fahs\u0131yla, asliyle, \u00e7e\u015fidiyle, cinsiyle ve mensup oldu\u011fu b\u00fct\u00fcn \u00e2lemi ile helak ve yok etmeye g\u00fcc\u00fc yeten Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya nas\u0131l e\u015fit tutulur? Ve nas\u0131l olur da Mesih&#8217;in Allah ile birle\u015fmesi veya Allah&#8217;\u0131 i\u00e7ine almas\u0131 iddia edilir? \u0130lmi, kudret ve iradesi her \u015feyi kaplam\u0131\u015f olan \u015fan\u0131 b\u00fcy\u00fck Allah&#8217;\u0131, Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih&#8217;in \u015fahsiyetine veya nevine veya cinsiyetine indirerek fanilerle \u00e7evrilmi\u015f farzedip de a\u00e7\u0131ktan veya gizliden, &#8220;Allah, Mesih&#8217;ten ibarettir&#8221; demekten daha b\u00fcy\u00fck bir k\u00fcf\u00fcr m\u00fc tasavvur edilir? Bu ne \u00e7eli\u015fki, bu ne k\u00fcf\u00fcr, bu ne c\u00fcret? Yery\u00fcz\u00fcnde bulunan b\u00fct\u00fcn ruh sahiplerinin, ak\u0131l sahiplerinin, insanlar\u0131n \u00f6legeldikeri ve \u00f6lmekte bulunduklar\u0131 belli. Mesih&#8217;ten \u00f6nce d\u00fcnyaya gelmi\u015f, Mesih&#8217;i do\u011furmu\u015f ve onun asl\u0131 ve anas\u0131 olmu\u015f olan Hz.Meryem&#8217;in de bu fanilerden oldu\u011fu ve Mesih&#8217;in anas\u0131 olmakla \u00f6l\u00fcmden kurtulamad\u0131\u011f\u0131 da belli. Sonra Mesih&#8217;in de vefat\u0131 ve semaya y\u00fckseltilmesi muhakkak. Demek ki b\u00fct\u00fcn bunlar, ne olursa olsunlar, hi\u00e7 kimsenin kar\u015f\u0131 koyamayaca\u011f\u0131 h\u00fckmedici bir kudrete boyun e\u011fmi\u015flerdir. \u0130\u015fte hak il\u00e2h, bu kudretin sahibi olan Allah&#8217;t\u0131r. \u015eu halde bunlar\u0131n ya\u015famas\u0131 ve \u00f6l\u00fcm\u00fc, yok olmas\u0131 veya baki olmas\u0131 s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n kudretine ve iradesine mahkumdur. O dilerse, diledi\u011fi kadar durdurur, dilerse yok eder. \u015eayet Allah diler de yok etmezse, onlar yine, ger\u00e7ekte yok olabilmesi m\u00fcmk\u00fcn olmaktan \u00e7\u0131kmazlar. Allah yok olmalar\u0131n\u0131 dileyecek olursa Allah&#8217;\u0131n iradesine kar\u015f\u0131 kendi kendilerini tutamazlar, \u00e7\u00fcnk\u00fc manen hastad\u0131rlar. Bu zaruretten dolay\u0131d\u0131r ki h\u0131ristiyanlar \u00f6nce bir baba il\u00e2ha inan\u0131rlar. \u015eimdi farzedelim ki bunlar\u0131n hi\u00e7 biri daha \u00f6lmemi\u015ftir. Hen\u00fcz bir be\u015fer hayat\u0131 vard\u0131r ve hen\u00fcz Mesih vefat etmemi\u015ftir. Fakat bununla, gerek Mesih ve gerek di\u011ferleri ve gerek t\u00fcm\u00fc, yok olmas\u0131 kabil olmaktan \u00e7\u0131kamazlar.<\/p>\n<p>Kendi nefislerindeki aciz ve zati imkandan kurtulamazlar. E\u011fer Allah Te\u00e2l\u00e2 bundan b\u00f6yle bunlar\u0131 yok etmeyi dileyiverirse, ne bunlardan, ne de semaviler gibi bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndakilerden Allah&#8217;\u0131n kudret ve iradesine kar\u015f\u0131 gelip dayan\u0131p da en ufak bir \u015fey olsun kurtaracak, koruyacak ve devaml\u0131 k\u0131labilecek hi\u00e7bir kimse, hi\u00e7bir kuvvet tasavvur olunamaz. \u015eu halde Mesih&#8217;in \u015fahs\u0131, nevi, cinsi, haddi zat\u0131nda yok olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn ve fani olmaktan kurtulamaz. Bunlar bizzat de\u011filse d\u00fc\u015f\u00fcnce ile fanidirler. Fani, yok olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olan herhangi bir \u015fahs\u0131n veya t\u00fcr\u00fcn veya cinsin il\u00e2h say\u0131lmas\u0131 ise haks\u0131zd\u0131r, bat\u0131ld\u0131r. Ger\u00e7ek il\u00e2h olan Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 ink\u00e2rd\u0131r, zarard\u0131r. \u0130l\u00e2hl\u0131k, her t\u00fcrl\u00fc acizlik ve noksanl\u0131k \u015faibesinden uzak \u00fcst\u00fcn bir kudret ve hakim irade ifade eder. Ve hakk\u0131yla il\u00e2h demek, zat ve s\u0131fatlar\u0131na, eserlerine ve h\u00fck\u00fcmlerine ve hatta varl\u0131klardan hi\u00e7 birisine O&#8217;nun kudretinden ba\u015fka ve O&#8217;na ciddi olarak kar\u015f\u0131 koyabilecek hi\u00e7bir kuvvet taalluk etmeyen ve etmek ihtimali bulunmayan her \u015feyin sahibi, her \u015feyin hakimi, her \u015feyi i\u00e7ine alan demektir. Hak il\u00e2h\u0131n hakk\u0131, kudretine kar\u015f\u0131 tesir edebilecek hi\u00e7bir kuvvetin d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclememesidir. Bunun i\u00e7in, isterse d\u00fc\u015f\u00fcnce seviyesinde olsun, herhangi bir fani veya faniler toplam\u0131 il\u00e2h olamaz. Bunlardan biri veya bir k\u0131sm\u0131 veya hepsi Allah ile zat veya s\u0131fat bak\u0131m\u0131ndan k\u00fcll\u00ee (t\u00fcm) veya c\u00fcz&#8217;\u00ee bir \u015fekilde birle\u015femez.<\/p>\n<p>Her \u00e7e\u015fit birle\u015fme, kat\u0131l\u0131m, hul\u00fbl (ba\u015fkas\u0131na girme) veya ittihad (birle\u015fme) k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. \u0130l\u00e2h olmak ba\u015fka, il\u00e2h\u00ee olmak yine ba\u015fkad\u0131r. Mesih&#8217;in \u00f6ld\u00fcr\u00fclme ve as\u0131lmas\u0131n\u0131 iddia eden h\u0131ristiyanlar, onun helakinin ve fani olu\u015funun m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu ikrar ve itiraf etmekte olduklar\u0131ndan, bunlar\u0131n hem bu davalar\u0131n\u0131 reddetmek ve hem ikrarlar\u0131yla kendilerini susmaya mecbur etmek i\u00e7in \u00e2yette yaln\u0131z &#8220;Allah Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih&#8217;i helak etmeyi dilerse&#8221; demek yeterli iken bununla yetinilmeyip, ger\u00e7e\u011fi hem ilzam\u00ee (susturucu), hem burhan\u00ee (delilli) bir \u015fekilde beyan etmek ve anlatmak \u00fczere &#8220;anas\u0131n\u0131 ve yery\u00fcz\u00fcndekilerin hepsini&#8221;, at\u0131flar\u0131 da eklenmi\u015ftir ki, \u00e7ok dikkate \u015fayand\u0131r. Bununla azdan \u00e7o\u011fa do\u011fru giden bir bak\u0131\u015f istikras\u0131 \u00f6\u011fretilerek Mesih&#8217;in \u00f6nce anas\u0131na, ikinci olarak yery\u00fcz\u00fcndeki b\u00fct\u00fcn ruh sahipleri, ak\u0131l sahipleri be\u015fer cinsine dahil ve bunlarla birtak\u0131m hususlarda cins birli\u011fi ve aynilik oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015f ve bu \u015fekilde Mesih ve anas\u0131n\u0131n yok ve fani olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olup il\u00e2h olamayacaklar\u0131 \u00f6nce a\u00e7\u0131k\u00e7a ve \u00f6zellikle, ikinci olarak b\u00fct\u00fcn i\u00e7inde gizli ve tekitli olarak isbat edilmi\u015f ve hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bu ifade de Mesih&#8217;i, \u015fahs\u00ee be\u015fer veya k\u00fcll\u00ee be\u015fer ile d\u00fc\u015f\u00fcnen h\u0131ristiyan mezheplerinin hepsine i\u015faret olunarak &#8220;Muhakkak Allah, Meryem&#8217;in o\u011flu \u0130sa&#8217;d\u0131r&#8221; iddias\u0131n\u0131n gerek \u015fahs\u00ee birlik ile \u015fahs\u00ee ittihad ve aynilik \u00fczere ve gerek t\u00fcr ve cinse ait vahdet (birlik) ile c\u00fcz&#8217;\u00ee birle\u015fme ve tazammun (i\u00e7ine alma) \u015feklinde olsun b\u00fct\u00fcn ihtimalleriyle bat\u0131l ve k\u00fcf\u00fcr oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yani Allah, Mesih&#8217;in ne ayn\u0131, ne c\u00fcz&#8217;\u00fc, ne de c\u00fcz&#8217;\u00eesi ve ferdidir. Ancak onun \u00fcst\u00fcnde yarat\u0131c\u0131s\u0131, sahibi, hakimidir. Di\u011fer deyimle Mesih, Allah&#8217;\u0131n ne ayn\u0131, ne c\u00fcz&#8217;\u00fc, ne t\u00fcm\u00fc, ne de k\u00fcllisi de\u011fil, a\u015fa\u011f\u0131s\u0131d\u0131r. Sonra de ve laf\u0131zlar\u0131 \u00e2mm olmakla, yerdekilerle beraber, g\u00f6ktekiler ve melekler de dahil olmak \u00fczere b\u00fct\u00fcn masivallah (Allah&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndakiler)\u0131 i\u00e7ine alm\u0131\u015f bulunduklar\u0131ndan Allah&#8217;\u0131n zat\u0131ndan ba\u015fka her \u015feyin yok olmas\u0131n\u0131n m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funa i\u015faret ile, b\u00fct\u00fcn Allah&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndakilerden il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131 ink\u00e2r etmi\u015f ve \u015fu halde b\u00fct\u00fcn \u00e2lemler veya k\u0131s\u0131mlar\u0131ndan hi\u00e7 birisinin de Allah ile aynili\u011fi veya k\u00fcll\u00ee, c\u00fcz&#8217;\u00ee bir birle\u015fmesi m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131na ve b\u00f6yle s\u00f6zlerin yaln\u0131z Mesih hakk\u0131nda de\u011fil, di\u011ferleri hakk\u0131nda da s\u00f6ylenmesi Allah&#8217;a k\u00fcfretmek oldu\u011funa i\u015faret etmi\u015ftir. \u015eu halde Allah&#8217;\u0131 \u00e2lemde yok etmeye u\u011fra\u015fan vahdet-i v\u00fccut davalar\u0131 da bat\u0131l ve k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr.<\/p>\n<p>\u00d6zetle ne Mesih il\u00e2h olabilir, ne de \u00e2lem ve \u00e2lemin k\u0131s\u0131mlar\u0131ndan herhangi bir \u015fey. \u00c7\u00fcnk\u00fc il\u00e2h, ger\u00e7ekte zeval (sona erme)den uzak ve \u00fcst\u00fcn bir kudretin i\u015fe kar\u0131\u015fmas\u0131ndan azade olmal\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131n ise hepsi yok olabilir. Allah bunlar\u0131n baki kalmas\u0131n\u0131 istemeyip ve yok olmalar\u0131n\u0131 isteyecek olursa hepsi derhal mahv olur. Allah&#8217;\u0131n il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131nda ve b\u00fct\u00fcn bunlar \u00fczerine diledi\u011fi gibi tasarruf hakk\u0131, kudreti ve hakimiyetinde ise asla \u015f\u00fcbhe yoktur. Zira, b\u00fct\u00fcn g\u00f6kler ve yer ve aralar\u0131ndaki b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131n m\u00fclk ve melek\u00fbtu tamamen ve yaln\u0131zca Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Yani b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar \u00fczerinde var etme ve yok etme, ya\u015fatma ve \u00f6ld\u00fcrme ve di\u011fer herhangi bir \u015fekilde mutlak tasarruf ve hakimiyet hakk\u0131 Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. \u015eu halde Allah diledi\u011fini baki k\u0131lar, diledi\u011fini yok eder. Ve b\u00f6yle yapmakla ne bir haks\u0131zl\u0131k etmi\u015f olur, ne de bir kar\u015f\u0131 konulmaya maruz kal\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki, Mesih de bunlar\u0131n i\u00e7inde ve Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc alt\u0131ndad\u0131r. Bunun b\u00f6yle oldu\u011funu h\u0131ristiyanlar\u0131n da bilmesi gerekir. Zira inan\u00e7lar\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131nda &#8220;her \u015feyin sahibi, g\u00f6r\u00fclen ve g\u00f6r\u00fclmeyenin yap\u0131c\u0131s\u0131 ve yarat\u0131c\u0131s\u0131 bir il\u00e2ha inanma&#8221; vard\u0131r. B\u00f6yleyken Mesih&#8217;i hi\u00e7 bir \u015fey de\u011filmi\u015f gibi Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fc saymazlar, sonra d\u00f6n\u00fcp Allah&#8217;a e\u015fit tutarlar, sonra d\u00f6n\u00fcp Allah&#8217;\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7irerek sa\u011f taraf\u0131na ge\u00e7irtir oturturlar. Ve bu \u015fekilde ba\u015fkanl\u0131k ve hakimiyeti ona verirler de art\u0131k &#8220;Allah, d\u00fcn Meryem&#8217;den do\u011fan ve Allah&#8217;\u0131n takdirine kar\u015f\u0131 gelemeyip as\u0131lan ve \u00e7\u0131k\u0131p \u00fcst\u00fcne oturan Mesih&#8217;ten ibarettir.&#8221; diye hem Allah&#8217;a, hem Mesih&#8217;e k\u00fcfrederler. Ve sonra da Mesih&#8217;in insanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 genelle\u015ftirerek \u00e2b\u00e2-i yes\u00fbiyyeye (ruhban babalar\u0131na) bile il\u00e2hl\u0131k hissesi vermek isterler. Bunlar Allah&#8217;\u0131n, her\u015feyin maliki, Mesih&#8217;in de yok olmas\u0131n\u0131n m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu itiraf ettikten sonra, d\u00f6nerler Mesih&#8217;in yok olmas\u0131n\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 iddia etmek i\u00e7in \u015f\u00f6yle bir tak\u0131m \u015f\u00fcpheler ve safsatalar da serdederler. &#8220;Mesih&#8217;in Allah kat\u0131nda \u00f6zel bir \u015ferefi yok mudur? Baksan\u0131za onun do\u011fumu di\u011ferlerine benziyor mu? O, mucizeleriyle birtak\u0131m \u00f6l\u00fcleri diriltirken, k\u00f6rlerin g\u00f6zlerini a\u00e7arken, \u00e7amurdan ku\u015f yap\u0131p u\u00e7ururken Allah&#8217;tan baz\u0131 \u015feyleri kurtarm\u0131\u015f, Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131na i\u015ftirak etmi\u015f olmuyor mu? \u015eu halde Allah ona ve onun arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla bu \u00e2leme kendi cevherinden bir \u015fey vermemi\u015f midir? O halde Allah&#8217;\u0131n cevherinin yok olu\u015fu kabil olur mu? &#8221; derler. \u0130\u015fte bu gibi \u015f\u00fcpheler ve vehimleri de reddetmek ve ortadan kald\u0131rmak i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Allah ne dilerse yarat\u0131r ve diledi\u011fi gibi yarat\u0131r. \u015eu halde ne Mesih&#8217;i bir anadan yaratmas\u0131nda ve ne ona \u00f6zel bir \u015feref verip onun eliyle de yaratma ve \u00f6ld\u00fcrme i\u015fini yapmas\u0131nda hi\u00e7 bir \u015f\u00fcpheye yer yoktur. Allah, \u0130sa&#8217;y\u0131 b\u00f6yle yaratmakla ona bir il\u00e2hl\u0131k cevheri vermi\u015f olmaz ve hele bunlarla Mesih&#8217;in Allah&#8217;a e\u015fitli\u011fi ve ileri ge\u00e7mesi hi\u00e7 gerekmez. Yani Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ic\u00e2d\u0131 (ya\u015fatmas\u0131) kendi zat\u0131ndan d\u0131\u015far\u0131ya bir \u015fey kopar\u0131p atmak \u015fekliyle de\u011fildir. Varl\u0131klardan hi\u00e7 biri ondan ayr\u0131lmaz, do\u011fmaz, sud\u00fbr etmez, ortaya \u00e7\u0131kmaz; o her \u015feye kendini, kendinden bir par\u00e7ay\u0131 vermez. B\u00f6yle bir tasavvur, Allah&#8217;\u0131n zat\u0131nda ayr\u0131lma ve bo\u015falma tasavvurudur ki, m\u00fcmk\u00fcn olmayan\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmektir. Allah do\u011furmaz, yarat\u0131r; hem de neyi diler ve nas\u0131l dilerse \u00f6yle yarat\u0131r. Dilerse ba\u015flang\u0131\u00e7ta g\u00f6klerin ve yerin sahas\u0131n\u0131 ve basit \u015feyleri yaratt\u0131\u011f\u0131 gibi, bir asli madde olmadan da yarat\u0131r. Dilerse bunlar\u0131n aralar\u0131ndaki mahl\u00fbklar\u0131 yaratt\u0131\u011f\u0131 gibi bir as\u0131ldan yarat\u0131r. Bunu da ya ba\u015flang\u0131\u00e7 olarak topraktan bitkileri ve hayvanlar\u0131 ve \u00c2dem&#8217;i yaratt\u0131\u011f\u0131 gibi, dilerse cinsin z\u0131dd\u0131 bir as\u0131ldan in\u015fa eder (yapar) veya dilerse ayn\u0131 cins bir as\u0131ldan yapar. Bunu da dilerse bir erkekten di\u015fi yaratmak suretiyle \u00e7e\u015fitlendirir, nitekim \u00c2dem&#8217;den Havva&#8217;y\u0131 b\u00f6yle yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Dilerse bir di\u015fiden erkek yaratmak suretiyle \u00e7e\u015fitlendirir, nas\u0131l ki \u0130sa&#8217;y\u0131 da b\u00f6yle yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Dilerse hem erkek, hem di\u015fiden yarat\u0131r ki, di\u011fer insanlar\u0131 da b\u00f6yle yaratm\u0131\u015f ve yaratmaktad\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde dilerse diride \u00f6l\u00fcm yarat\u0131r, dilerse \u00f6l\u00fcde hayat yarat\u0131r. Dilerse \u00e7ok yarat\u0131r, dilerse nadir ve benzersiz yarat\u0131r. Dilerse hi\u00e7 bir mahluk hizmetinde kullanmadan yarat\u0131r, dilerse be\u015feri sanatlarda oldu\u011fu gibi di\u011fer bir mahluku arac\u0131 yaparak yarat\u0131r ki, i\u015fte \u0130sa&#8217;n\u0131n eliyle ku\u015f yaratmas\u0131, \u00f6l\u00fcleri diriltmesi de bu kabildendir.<\/p>\n<p>\u015eu halde \u0130sa da Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u011f\u0131d\u0131r, bunlar da . Ve \u0130sa bunlar\u0131 yaparken Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 gelmi\u015f, Allah&#8217;tan bir \u015fey kurtarm\u0131\u015f ve kendi tanr\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015f de\u011fil, ancak Allah&#8217;\u0131n iradesini yerine getirmi\u015f ve ancak Allah&#8217;\u0131n il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ispat etmi\u015ftir. Yoksa Allah istemeseydi \u0130sa bunlar\u0131n hi\u00e7birini yapamazd\u0131. \u0130\u015fte Allah b\u00f6yle her diledi\u011fini diledi\u011fi gibi yarat\u0131r. Bir Meryem&#8217;den bir Mesih de yarat\u0131r ve onun arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla \u00f6l\u00fclerde hayat da yarat\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;t\u0131r. Ve Allah her\u015feye tam kudretle k\u00e2dirdir. Ve her \u015feye kar\u015f\u0131 mutlak k\u00e2dirdir. Allah&#8217;\u0131n kudreti hi\u00e7bir \u015fekilde kay\u0131t ve tahdide tabi de\u011fildir. Her \u015feye tam kudretle g\u00fcc\u00fc yetti\u011finden diledi\u011fi \u015feyi yarat\u0131r ve onda diledi\u011fi kadar kudret ve \u015feref de yarat\u0131r. Sonra her \u015feye kar\u015f\u0131 mutlak k\u00e2dirdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yaratmak, yarat\u0131c\u0131n\u0131n kendinden bir\u015fey koparmak, kendi zat\u0131ndan, kendi kudretinden bir\u015fey eksiltmek demek olmad\u0131\u011f\u0131ndan, b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar ve onlarda yarat\u0131lm\u0131\u015f olan kudretler Allah&#8217;\u0131n kudretini kendilerine nakletmi\u015f de\u011fildirler. B\u00fct\u00fcn \u015fahsi aczleriyle onun hakimiyetinin alt\u0131nda elege\u00e7irilmi\u015f mahkumlard\u0131r. B\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar ve onlardaki g\u00fc\u00e7ler Allah&#8217;\u0131n ve kudretinin par\u00e7alar\u0131 ve de\u011fi\u015fmeleri de\u011fil, eserleridirler. Eserler ise eseri yapan\u0131n ayn\u0131 veya bir k\u0131sm\u0131 de\u011fil, ancak delilidir. Yarat\u0131klar, biri di\u011ferinden do\u011fabilir, sebep olabilir, de\u011fi\u015febilir. Bunun i\u00e7in varl\u0131klarda yok olma, de\u011fi\u015fme, se\u00e7ilme, tekam\u00fcl ve derecelerin de\u011fi\u015fimi cereyan eder. Fakat b\u00fct\u00fcn bunlar, e\u015fyan\u0131n Allah&#8217;a g\u00f6re de\u011fil, birinin di\u011ferine g\u00f6re olan ilgileridir. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn e\u015fyan\u0131n Allah&#8217;a nisbeti, yarat\u0131\u011f\u0131n yaratan\u0131na mahkumiyet ve delaletleridir. B\u00fct\u00fcn bu degi\u015fimlerden, bu nisbetlerden e\u015fyan\u0131n ve e\u015fyadaki kuvvet ile kudretin asl\u0131nda aczi ve yoklu\u011fu ve hepsinin \u00fcst\u00fcnde illet-i k\u00fcl ve muhit-i k\u00fcl (her\u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015f) olan il\u00e2h\u00ee kudretin tek hakimiyeti ve hakimiyetinin baki olu\u015fu okunur. Bunun i\u00e7indir ki yaln\u0131z e\u015fyan\u0131n tabiat\u0131n\u0131 incelemekle u\u011fra\u015fan fen bilimleri bile bilgilerinin ba\u015f\u0131na illiyyet (nedensellik) ve baka-y\u0131 illet (illetin bak\u00e2s\u0131) kanununu yazarlar. Ve illetin de\u011fi\u015fmesinden, illetin b\u00e2ki olu\u015funa ula\u015f\u0131rlar. Yukar\u0131larda da hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u00fczere fencilerin illetin de\u011fi\u015fmesi ve baka-y\u0131 illet deyimleri aras\u0131nda g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte bir \u00e7eli\u015fki vard\u0131r. Ve bunun halli \u015fudur: &#8220;\u0130lletin de\u011fi\u015fimi&#8221; deyimi, yarat\u0131lm\u0131\u015f \u015feylerdeki yarat\u0131\u011f\u0131n kudret ve kudretinin ifadesidir ki, maksat, illetlinin ve izafinin illetinin de\u011fi\u015fimidir. Baka-y\u0131 illet de, hakiki illetin de\u011fi\u015fiminden azade olarak mutlak hakimiyetini g\u00f6sterir. Has\u0131l\u0131 &#8220;yok olan ve de\u011fi\u015fen baki ve daim oland\u0131r&#8221; demek \u00e7eli\u015fki oldu\u011fundan akl\u0131n ve naklin \u015fu noktada kesin bir uyu\u015fmas\u0131 vard\u0131r ki, de\u011fi\u015fime mahkum olan e\u015fya gerek eksilmek ve gerek geli\u015fmek \u00fczere y\u00fcr\u00fcs\u00fcn, bunlar\u0131n b\u00fct\u00fcn kemalleri ve kudretleri izafidir. Ve hepsi tamamen, ebedi, sonu olmaktan ve noksanl\u0131klar\u0131n m\u00fcnezzeh olan il\u00e2h\u00ee y\u00fcksek kudretin esiridir. Allah her \u015feye ve her \u015feye kar\u015f\u0131 k\u00e2dirdir ve hi\u00e7bir \u015fey Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 k\u00e2dir de\u011fildir. Allah&#8217;tan ba\u015fka her \u015fey asl\u0131nda acizdir. Bu da il\u00e2h\u00ee kudretin h\u00fckm\u00fcyledir. Mesih de aciz, Muhammed de aciz, be\u015fer de aciz, melek de acizdir. Yer ve g\u00f6kleriyle ve aralar\u0131ndaki b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat\u0131yla \u00e2lemin b\u00fct\u00fcn sistemleri de acizdir. Allah, bunlar\u0131 her an ya\u015fatmakla ve yok etmekle ve hepsinin \u00fczerinde m\u00fclk ve melek\u00fbtunu a\u00e7\u0131klay\u0131p durmaktad\u0131r. Ve \u015fu halde, &#8220;Allah, Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih&#8217;den ibarettir&#8221; diyenlerin k\u00e2fir olduklar\u0131ndan \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>18- Bir de yahudiler ve h\u0131ristiyanlar, &#8216;biz Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131 ve sevgilileriyiz&#8217; dediler. Kendilerinin ba\u015fka insanlara benzemediklerini, di\u011fer halka kar\u015f\u0131 Allah kat\u0131nda b\u00f6yle bir se\u00e7kinlikleri oldu\u011funu iddia ettiler ve gurur ile Allah&#8217;tan korkmaz oldular. \u015eu halde m\u00fcsl\u00fcmanlar Allah&#8217;a tevekk\u00fcl ederken ve dayan\u0131rken, her ne yapsak Allah bizi sever san\u0131p da b\u00f6yle bir gurura d\u00fc\u015fmemeli ve Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 olduklar\u0131n\u0131 unutmamal\u0131d\u0131rlar. Bunu h\u0131ristiyanlar\u0131n s\u00f6yledikleri belli ise de yahudilerin s\u00f6yleyip s\u00f6ylemedikleri bahis konusu olmu\u015ftur. Fakat \u0130bn\u00fc Abbas (r.a)&#8217;dan rivayet edildi\u011fine g\u00f6re n\u00fczul sebebi as\u0131l yahudiler olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Resul-i Ekrem (s.a.v), yahudilerden bir toplulu\u011fu \u0130sl\u00e2m dinine davet etmi\u015f ve Allah&#8217;\u0131n azab\u0131yla korkutmu\u015f idi. Buna kar\u015f\u0131: &#8220;Bizi bununla m\u0131 tehdit ediyorsun, &#8220;biz Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131 ve sevdikleriyiz&#8221; demi\u015flerdir. H\u0131ristiyanlara gelince, \u0130ncil&#8217;de &#8220;Mesih ben babama ve baban\u0131za gidiyorum&#8221; dedi diye bir f\u0131kra nakletmektedirler. &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131y\u0131z&#8221; deyiminin bir \u00f6zel imtiyaz davas\u0131 oldu\u011fu belli, fakat bunu ne gibi bir anlam d\u00fc\u015f\u00fcnerek s\u00f6yledikleri inceleme noktas\u0131 olarak g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Denilmi\u015f ki yahudiler bununla &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; dedikleri \u00dczeyr&#8217;e mensub olduklar\u0131n\u0131, h\u0131ristiyanlar da &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; dedikleri Mesih&#8217;e intisablar\u0131n\u0131 kastedmi\u015fler ve intisab ile kendilerini \u015feref ve imtiyazda Allah&#8217;\u0131n torunlar\u0131 h\u00fckm\u00fcnde tutmu\u015flard\u0131r demek olur. Yahut do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;a intisablar\u0131n\u0131 kasdederek Allah&#8217;\u0131n kendilerine bir baba gibi \u015fefkatli ve esirgeyici ve kendilerinin Allah yan\u0131nda sevgili o\u011fullar\u0131 gibi nazlanabilecek derecede yak\u0131n ve k\u0131ymetli olduklar\u0131n\u0131 idda etmi\u015flerdir ki, her iki \u015fekilde &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131&#8221; deyimi mecaz demek olur. Di\u011fer yerlerde de i\u015faret etti\u011fimiz \u00fczere ge\u00e7mi\u015f dinlerde ve \u00f6zellikle \u0130branice dilinde Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya ra\u00fbf (\u015fefkatli) ve rah\u00eem (merhametli) m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan mecaz olarak &#8221; = baba&#8221; denmesi caiz g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n da bu m\u00e2n\u00e2 ile duas\u0131nda ve vaazlar\u0131nda bu deyimi kulland\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve fakat bunun sonradan k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131larak hakikat gibi kabul edilmeye ba\u015fland\u0131\u011f\u0131n\u0131 baz\u0131 \u00e2limler zikretmi\u015flerdir ki, i\u015fte o\u011ful deyimi de bu k\u00f6t\u00fcye kullanma c\u00fcmlesindendir. Nitekim as\u0131l \u0130br\u00e2n\u00eece \u0130ncil&#8217;de (ibn) ve (veled) deyimleri bulunmad\u0131\u011f\u0131 halde (baba) deyiminin g\u00fcya buna l\u00fczum g\u00f6stermekle izin vermi\u015f olmas\u0131 zann\u0131yla sonraki \u0130nciller&#8217;e konulmu\u015f oldu\u011funu naklediyorlar. Muhtemel ki bunda yahudilerin &#8220;\u00dczeyr, Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur&#8221; demi\u015f olmalar\u0131 da bir misal tutulmu\u015ftur. Baz\u0131 h\u0131ristiyanlar Mesih hakk\u0131nda &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; deyiminin \u015feref ve yak\u0131nl\u0131ktan mecaz oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat bunun samimi olmay\u0131p bir perde arkas\u0131na gizlenme oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. \u00c7\u00fcnk\u00fc yukarda s\u00f6ylendi\u011fi \u00fczere \u0130znik konsilinin yay\u0131nlad\u0131\u011f\u0131 inan\u00e7 esaslar\u0131nda &#8220;babas\u0131n\u0131n cevherinden&#8221; diye a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olmas\u0131, bunu do\u011fum g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcyle bir hakikat gibi isnat ettiklerini g\u00f6stermektedir. Ancak kendileri hakk\u0131nda &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131&#8221; demelerinin mecaz kast\u0131yla oldu\u011funu kabul etmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bu \u015fekilde &#8220;Allah&#8217;\u0131n dostlar\u0131&#8221; atf\u0131n\u0131n bir atf-\u0131 tefsir olmas\u0131 gerekecektir. Bu da \u00e2yetin zahirinin z\u0131dd\u0131d\u0131r. Biz, birtak\u0131m h\u0131ristiyan\u0131n ve bu c\u00fcmleden protestanlar\u0131n bu evlatl\u0131k iddias\u0131na s\u0131k\u0131 bir \u015fekilde sar\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz. Halbuki mecaz olan bir ifadeye bu kadar \u015fiddetli bir ba\u011fnazl\u0131kla sar\u0131lman\u0131n sebebi izah edilemez. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki bunlar, &#8220;biz Allah&#8217;\u0131n evlatlar\u0131y\u0131z&#8221; demekle, Allah oldu\u011funu iddia ettikleri Mesih&#8217;e ba\u011fland\u0131klar\u0131n\u0131 kastediyorlar. Fakat bunun genel \u015fekilde mecaz olarak de\u011fil, yine do\u011fum g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc takip ederek ve bir ger\u00e7ek gibi d\u00fc\u015f\u00fcnerek s\u00f6yl\u00fcyorlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar Mesih&#8217;in insanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 c\u00fcz&#8217;\u00ee ve \u015fahs\u00ee de\u011fil, bir n\u00e2sut-i k\u00fcll\u00ee (t\u00fcm insanl\u0131k) \u015feklinde d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcklerinden ve bu t\u00fcm insanl\u0131k ile de b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7ine alan bir m\u00e2n\u00e2 de\u011fil, h\u0131ristiyanl\u0131k t\u00fcremesi i\u00e7inde bir \u00f6zel k\u0131s\u0131m kastettiklerinden dolay\u0131 Mesih&#8217;e &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; derken, onu Allah ile bir cevherde birle\u015ftirdikleri gibi, kendilerini de &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131&#8221; veya &#8220;Allah&#8217;\u0131n evlad\u0131 &#8221; ad\u0131yla anarken Mesih&#8217;in cevheri ile birle\u015ftiklerini s\u00f6ylemek istiyorlar. Bu \u015fekilde bu deyim cahil h\u0131ristiyan halk\u0131na g\u00f6re bir mecaz, se\u00e7kinlerine g\u00f6re de bir hakikat gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyor. Nitekim Cizvit papazlar\u0131ndaki &#8220;ruhb\u00e2n babalar&#8221; deyimi de bunun bir \u00e7o\u011falt\u0131lm\u0131\u015f\u0131d\u0131r. Ve i\u015fte h\u0131ristiyanlar\u0131n teslis (\u00fc\u00e7l\u00fc inan\u00e7), muammas\u0131n\u0131 gizli bir ukde (d\u00fc\u011f\u00fcm) olarak benimseyip takip etmelerinin hikmeti, il\u00e2h ile be\u015fer\u00ee bir k\u0131sm\u0131n do\u011fumu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcyle birle\u015ftirerek kendilerinden babalar ve o\u011fullar silsilesi i\u00e7inde bir uluhiyet hanedan\u0131 olu\u015fturmak sevdas\u0131 ve bu \u015fekilde kendilerini her \u00e7e\u015fit sorumluluktan azade say\u0131p, di\u011fer halk ve insan y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131 \u00fczerinde bir sahip olma hakk\u0131 ve mutlak bir tasarruf ve hakimiyet iddia etme hayalidir ki, &#8220;biz Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131 ve sevgilileriyiz&#8221; dedikleri zamanda &#8220;biz bir uluhiyet hanedan\u0131y\u0131z&#8221; demek isterler ve kendilerinde b\u00f6yle bir \u00f6zel imtiyaz farzederler. Her halde \u00e2yet bize g\u00f6steriyor ki, gerek yahudi ve gerek h\u0131ristiyanlar verdikleri s\u00f6z\u00fc bozmak suretiyle hak dinden \u00e7\u0131km\u0131\u015f, hakiki veya mecazi bir il\u00e2hlar do\u011fu\u015fu hayali tutturarak kendilerini &#8220;her \u015feye k\u00e2dir&#8221; olan Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 de\u011fil, o\u011fullar\u0131 ve evlatl\u0131\u011f\u0131 ve \u00f6zellikle dostlar\u0131 ve dengi saymak gururuna d\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler, Allah&#8217;\u0131n haklar\u0131n\u0131 ve kullar\u0131n haklar\u0131n\u0131 tan\u0131maz ve Allah&#8217;tan korkmaz olmu\u015flard\u0131r. Ve bu gurur kendilerinin felaket sebepleri olmu\u015f ve olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Ey Muhammed, sen onlara de ki: \u00d6yle de Allah sizi g\u00fcnahlar\u0131n\u0131zla ni\u00e7in azab edip duruyor ya? \u00d6ld\u00fcr\u00fclmelere mi u\u011framad\u0131n\u0131z? Esaretlere mi d\u00fc\u015fmediniz? Nimetler, devletler mi kaybetmediniz, ba\u015fka hayvan \u015fekillerine d\u00f6n\u00fc\u015fmeye mi u\u011frat\u0131lmad\u0131n\u0131z? Hay\u0131r, siz Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131 veya dostlar\u0131 de\u011fil, ak\u0131l sahibi olarak yaratt\u0131\u011f\u0131 yarat\u0131klar cinsinden bir be\u015fer, derisi, aplak, aciz, fakat anlay\u0131\u015f sahibi bir mahluksunuz; haddiniz, hududunuz bu, durumunuz budur. Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u011f\u0131 ve onun kudret ve iradesine mahkum bulunmak bak\u0131m\u0131ndan di\u011ferlerinden hi\u00e7bir fark\u0131n\u0131z yoktur. Ne olsan\u0131z bir mahluk olmaktan kurtulamazs\u0131n\u0131z. Allah&#8217;\u0131 sevenler, hi\u00e7 Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kar, g\u00fcnaha girer mi? Sonra Allah sevdiklerine azab eder mi? Allah ise yarat\u0131klar\u0131na kar\u015f\u0131 hi\u00e7bir hususta mecbur de\u011fildir. Mutlak diledi\u011fini yapand\u0131r. Diledi\u011fini affeder, g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 hasenat (sevaplar) ile \u00f6rter, rahmet ve sevgisine mazhar eder. Ki bunlar Allah&#8217;a ve peygamberlerine iman eden ve imanlar\u0131nda sebat edenler aras\u0131nda bulunurlar diledi\u011fine de azab eder. K\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinin azab\u0131n\u0131 \u00e7ektirir. Allah&#8217;a ortak ko\u015fan, yarat\u0131lan\u0131 yaratan yerine koyanlar i\u00e7in de bu azab muhakkakt\u0131r. &#8220;Allah, kendisine ortak, ko\u015fulmas\u0131n\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamaz, bundan ba\u015fka diledi\u011fini ba\u011f\u0131\u015flar&#8221; (Nis\u00e2, 4\/116) \u0130\u015fte yarat\u0131lan\u0131n, yaratan kar\u015f\u0131s\u0131ndaki yeri, bu iki dilemenin e\u015fit olarak mutlak ihtimal dairesinde olmas\u0131d\u0131r. Ve b\u00f6yle olmakta sizin be\u015fer cinsi i\u00e7indeki di\u011fer halktan hi\u00e7bir ayr\u0131cal\u0131\u011f\u0131n\u0131z yoktur. D\u00fcn \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak bulundu\u011funuz, yal\u0131n ayak ba\u015f\u0131 a\u00e7\u0131k zaruretler i\u00e7inde k\u0131vrand\u0131\u011f\u0131na g\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz, insan yerine koymay\u0131p her t\u00fcrl\u00fc hakarete lay\u0131k g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz bir fert veya bir kavim, yar\u0131n bakars\u0131n\u0131z ki Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve ma\u011ffiretine ermi\u015f tepenize \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Bug\u00fcn saadetlere g\u00f6m\u00fclm\u00fc\u015f, cihana hakim olmu\u015f, gelece\u011fini temin etmi\u015f sand\u0131\u011f\u0131n\u0131z bir fert veya toplum \u00f6b\u00fcr g\u00fcn bakars\u0131n\u0131z ki Allah&#8217;\u0131n bir belas\u0131na \u00e7atm\u0131\u015f, helak olmu\u015f, ate\u015fler i\u00e7inde yanmakta, \u0131st\u0131raplar i\u00e7inde k\u0131vranmaktad\u0131r. Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 b\u00fct\u00fcn insan cinsi \u015fu iki takdirin n\u00f6betle\u015fme ihtimaline e\u015fit bir \u015fekilde mahkumdur. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn g\u00f6kler ve yer ve bunlar\u0131n aralar\u0131ndaki b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131n hepsi Allah i\u00e7in bir m\u00fclk, bir h\u00fck\u00fcmet, bir saltanatt\u0131r. Bu memleketin, bu h\u00fck\u00fcmetin, bu saltanat\u0131n hepsi tamamen ve m\u00fcstakil olarak Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcd\u00fcr. Ve hepsi Allah&#8217;a, m\u00fclk\u00fc olmakla mensubdur. Varl\u0131klardan hi\u00e7birinin Allah&#8217;a mahlukluk, kulluk ve mahkumiyetten ba\u015fka bir \u015fekilde ba\u011fl\u0131l\u0131k iddia etmeye hakk\u0131 yoktur. Hepsi onun m\u00fclk\u00fc ve melek\u00fbtu alt\u0131nda boynunu e\u011fmi\u015f ve mahkumdur. Allah, b\u00fct\u00fcn bunlar \u00fczerinde yaratma, zabt ve idare, yaratma ve yok etme, can verme ve \u00f6ld\u00fcrme, takdir etme ve cezaland\u0131rma ile diledi\u011fi gibi tasarruf eder. Ve bu hak ancak O&#8217;nundur.<\/p>\n<p>\u015eu halde bunlar i\u00e7inde bir zerre kadar olan \u015fu yer \u00fczerinde \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak olarak yarat\u0131lan ve yerdeki varl\u0131klar\u0131n az bir k\u0131sm\u0131ndan ibaret olan be\u015fer cinsi ve be\u015fer i\u00e7inden bir k\u0131s\u0131m halk nas\u0131l olurda \u00f6yle bir iddiada bulunabilir? Halbuki en sonunda var\u0131lacak, ba\u015fvurulacak olan yegane merci de ancak O&#8217;dur. Bug\u00fcn bu iddiada bulunanlar da, di\u011ferleri gibi O&#8217;nun h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda bu d\u00fcnyadan \u00e7ekilip ahirete gitmeye ve gittikleri zaman da ba\u015fkas\u0131na de\u011fil, ancak O&#8217;na varmaya ve O&#8217;nun huzurunda hesap verip, itaatlar\u0131n\u0131n veya isyanlar\u0131n\u0131n, iyilik veya k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinin ac\u0131 veya tatl\u0131 cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekmeye mecburdurlar. Bu b\u00f6yle iken idrak sahibi olan insanl\u0131k bunu nas\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcnmez ve nas\u0131l Allah&#8217;a isyandan \u00e7ekinmez de \u00f6yle bat\u0131l gururlara saplan\u0131r?<\/p>\n<p>\u015eimdi bu \u00e7\u0131k\u0131\u015fma ve ihtardan sonra davette bir nezaket olmak \u00fczere iltifat yoluyla buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>19-20- Ey kitap ehli, peygamberlerin ard\u0131n\u0131n kesilmesine kar\u015f\u0131, yani vahiylerin kesildi\u011fi ve eserlerinin unutulmas\u0131, bozulmas\u0131 ve tahrif edilmesi ile y\u0131k\u0131lmaya y\u00fcz tuttu\u011fu ve hak dinin bilinemez, tan\u0131namaz hale geldi\u011fi bir fetret (kesilme) zaman\u0131nda size o Resul\u00fcm\u00fcz Muhammed (s.a.v) geldi, sizin i\u00e7in, siz insanlar\u0131n selamet ve saadeti i\u00e7in, ac\u0131 tatl\u0131 her t\u00fcrl\u00fc h\u00fck\u00fcmleri ve haberleri, hakk\u0131 a\u00e7\u0131kl\u0131yor ki, yar\u0131n ahirette Allah&#8217;\u0131n huzuruna var\u0131p hesaba \u00e7ekildi\u011finiz zaman, &#8220;Bize ne bir m\u00fcjdeci, ne de Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan korkutucu geldi, daha \u00f6nce gelenlerin de eserleri bozulmu\u015f, y\u0131k\u0131lm\u0131\u015f, biz fetret i\u00e7in de kalm\u0131\u015ft\u0131k.&#8221; demeyesiniz, b\u00f6yle \u00f6z\u00fcr g\u00f6stermeyesiniz i\u015fte size tam bir m\u00fcjdeci ve korkutucu geldi. Bundan b\u00f6yle, \u00f6yle bir mazeret g\u00f6stermeye de hakk\u0131n\u0131z kalmad\u0131. Allah da her \u015feye kadirdir. \u015eu halde insanlardan peygamber g\u00f6ndermeye, hem bunu bir zaman cereyan eden bir s\u00fcnnet (\u00e2det) yaparak devaml\u0131 ardarda g\u00f6ndermeye, hem de bunlar\u0131 kesintiye u\u011frat\u0131p fetretler (aral\u0131klar) yaratmaya ve sonra bu aral\u0131klar i\u00e7inde unutulan ger\u00e7ekleri hat\u0131rlatacak ve her \u015feyi \u00f6\u011fretip a\u00e7\u0131klayacak ve insanl\u0131\u011f\u0131n b\u00fct\u00fcn hata ve sayg\u0131s\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kesecek bir Peygamber yarat\u0131p g\u00f6ndermeye de kadirdir. \u00d6zetle kahretmeye de g\u00fcc\u00fc yeter, lutfa da. O halde en \u00e7ok ir\u015fada muhta\u00e7 oldu\u011funuz bir zaman aral\u0131\u011f\u0131nda g\u00f6nderilmi\u015f olan bu \u015fanl\u0131 Peygamber&#8217;in, bu il\u00e2h\u00ee nimetin k\u0131ymetini takdir ediniz, a\u00e7\u0131klamalar\u0131na kulak verip itaat ediniz. Eskisi gibi ink\u00e2r ve k\u00fcf\u00fcrden, s\u00f6zle\u015fmeyi bozmaktan sak\u0131n\u0131n\u0131z ve bu sayede g\u00fcnahlar\u0131n\u0131z\u0131n affolunmas\u0131n\u0131 isteyiniz. Ve biliniz ki her ne olsan\u0131z, sonunda d\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131p &#8220;d\u00f6n\u00fc\u015f ona ve her\u015feye k\u00e2dir&#8221; olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n huzuruna varacaks\u0131n\u0131z ve ona kar\u015f\u0131 fetret (iki peygamber aras\u0131 zaman)te kalanlar gibi bir mazeret g\u00f6stermeye de ink\u00e2r bulamayacaks\u0131n\u0131z, b\u00fct\u00fcn sorumluluk \u00fczerinize y\u00fcklenip kalacak ve kendi azab\u0131n\u0131z\u0131 kendi eliniz ve kendi iste\u011finizle bile bile haz\u0131rlam\u0131\u015f olacaks\u0131n\u0131z. Ey yahudi ve h\u0131ristiyanlar! Siz bug\u00fcn de Allah&#8217;\u0131n huzurunda bulundu\u011funuzu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz. Elinizi kalbinize koyup vicdan selametiyle bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrseniz, \u0130brahim&#8217;in duas\u0131, Musa&#8217;n\u0131n haber vermesi, \u0130sa&#8217;n\u0131n m\u00fcjdesi olan o Peygamber, o hak ruh, o m\u00fcjdeci ve korkutucu hen\u00fcz bize gelmedi, diyemezsiniz. Fetretler i\u00e7inde karmakar\u0131\u015f\u0131k olmu\u015f, bin t\u00fcrl\u00fc de\u011fi\u015fiklik ve tahriplere u\u011fram\u0131\u015f ve bununla beraber yine delalet ve a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131yla bu Peygamber&#8217;in gelece\u011fini bildirmi\u015f olan Tevrat ve \u0130ncil&#8217;den sonra Muhammed Res\u00fblullah&#8217;\u0131n geldi\u011fini ve Kur&#8217;\u00e2n\u0131n her \u015f\u00fcpheden uzak olarak varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ink\u00e2r edemezsiniz.<\/p>\n<p>Ey Muhammed! Sen bu a\u00e7\u0131klama c\u00fcmlesinden olmak \u00fczere \u015funu da hat\u0131rlat:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>20- Musa kavmine \u015f\u00f6yle demi\u015fti: &#8220;Ey kavmim! Allah&#8217;\u0131n \u00fczerinizdeki nimetini hat\u0131rlay\u0131n. O, i\u00e7inizden peygamberler \u00e7\u0131kard\u0131. Sizi h\u00fck\u00fcmdarlar yapt\u0131. Ve \u00e2lemlerde hi\u00e7bir kimseye vermedi\u011fini size verdi.&#8221;<\/p>\n<p>21- &#8220;Ey kavmim, Allah&#8217;\u0131n size yazd\u0131\u011f\u0131 kutsal topra\u011fa girin, geriye d\u00f6nmeyin, yoksa kayba u\u011frars\u0131n\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>22- Onlar da: &#8220;Ey Musa! Orada zorba bir kavim var. Onlar oradan \u00e7\u0131kmad\u0131k\u00e7a biz oraya asla giremeyiz. E\u011fer oradan \u00e7\u0131karlarsa, \u015f\u00fcphesiz biz de gireriz&#8221; dediler.<\/p>\n<p>23- Allah&#8217;tan korkan ve Allah&#8217;\u0131n kendilerine nimet verdi\u011fi iki adam \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;Onlar\u0131n \u00fczerlerine kap\u0131dan girin. Oradan girerseniz muhakkak galip gelirsiniz. E\u011fer lay\u0131k\u0131yla inan\u0131yorsan\u0131z yaln\u0131z Allah&#8217;a dayan\u0131n.<\/p>\n<p>24- Kavmi Musa&#8217;ya: &#8220;Ey Musa! Onlar orada oldu\u011fu s\u00fcrece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb&#8217;in gidin sava\u015f\u0131n. Biz burada oturaca\u011f\u0131z&#8221; dediler.<\/p>\n<p>25- Musa: &#8220;Ey Rabbim! Ben, kendimle karde\u015fimden ba\u015fkas\u0131na s\u00f6z ge\u00e7iremiyorum, art\u0131k bizimle bu f\u00e2s\u0131k kavmin aras\u0131n\u0131 ay\u0131r&#8221; dedi.<\/p>\n<p>26- Allah Musa&#8217;ya \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;K\u0131rk sene o mukaddes yer onlara haram k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Yery\u00fcz\u00fcnde \u015fa\u015fk\u0131n \u015fa\u015fk\u0131n dola\u015facaklar. O f\u00e2s\u0131k kavim i\u00e7in \u00fcz\u00fclme!&#8221;.<\/p>\n<p>Hani bir zaman Musa kavmine \u015f\u00f6yle demi\u015fti: Ey benim kavmim, Allah&#8217;\u0131n size olan nimetini an\u0131p y\u00e2dediniz. O zamanki nimetini ki, i\u00e7inizde peygamberler yaratt\u0131 ve sizi h\u00fck\u00fcmdarlar k\u0131ld\u0131 ve size \u00e2lemlerden hi\u00e7birisine vermedi\u011fi \u015feyler verdi. \u00c2lemde hi\u00e7bir kavimde \u0130sr\u00e2ilo\u011fullar\u0131&#8217;ndaki kadar \u00e7ok peygamber g\u00f6nderilmemi\u015f oldu\u011fu bilinmektedir. \u00d6nce Y\u00e2k\u00fbb&#8217;un evlatlar\u0131 Esbat (torunlar), sonra Musa, Harun, Y\u00fb\u015f\u00e2 ve bu c\u00fcmleden Hz. Musa&#8217;n\u0131n kavminden se\u00e7ip beraber Tur da\u011f\u0131na gittikleri yetmi\u015f zat ve daha sonra nice \u0130srailo\u011flu peygamberi gelmi\u015ftir. Ancak \u00e2yetin ilerisinden kesin bir \u015fekilde anla\u015f\u0131l\u0131yor ki Hz. Musa bu hat\u0131rlatmay\u0131 yapt\u0131\u011f\u0131 zaman \u0130sr\u00e2ilo\u011fullar\u0131 hen\u00fcz Arz-\u0131 Mukaddes&#8217;e girmemi\u015f ve daha bir vatan tutmam\u0131\u015f ve hen\u00fcz h\u00fck\u00fcmdarlar devrine ermemi\u015fti. O s\u0131rada da Musa, Harun ve yetmi\u015f zat ile tahakkuk etmi\u015f ise de &#8220;sizi h\u00fck\u00fcmdarlar k\u0131ld\u0131&#8221; demek nas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn olabilir? Ger\u00e7i bunun vaki olu\u015funun tahakkukuna dayanarak, istikbalden mazi ile tabir olarak k\u0131lacakt\u0131r, k\u0131laca\u011f\u0131 muhakkakt\u0131r veya ezelde b\u00f6yle takdir etmi\u015ftir&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 ve dolay\u0131s\u0131yla peygamberlerden b\u00fct\u00fcn \u0130srailo\u011fullar\u0131 peygamberleri, h\u00fck\u00fcmdarlardan da b\u00fct\u00fcn \u0130srailo\u011fullar\u0131 h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131n\u0131n kasdedilmi\u015f olmas\u0131 muhtemeldir. Bu \u015fekilde me\u00e2lin \u00f6zeti \u015f\u00f6yledir: &#8220;Ey benim kavmim! Muhakkak ki Allah sizin i\u00e7inizde daha bir\u00e7ok peygamberler yapacak ve sizi h\u00fck\u00fcmdarlar k\u0131lacak. Saltanatlara erdirecek ve size di\u011ferlerine vermedi\u011fi \u015feyleri verecek. \u015eimdi Allah&#8217;\u0131n bunlar\u0131 yapt\u0131\u011f\u0131 veya takdir etti\u011fi zaman size olan nimetini an\u0131n ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn de ona g\u00f6re hareket edin.&#8221; demek olur. Ve Hz. Musa&#8217;n\u0131n bu hat\u0131rlatmas\u0131n\u0131n o g\u00fcnk\u00fc bulunduklar\u0131 zam\u00e2n\u00e2 de\u011fil, s\u0131rf gelece\u011fe ait bir nimeti, ezeli bir takdiri gaybdan m\u00fcjdeleme ve haber verme \u015feklinde kabul edilmesi gerekir. Ger\u00e7ekte \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n M\u0131s\u0131r&#8217;dan \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131ndan Hz. Yahya&#8217;y\u0131 \u00f6ld\u00fcrd\u00fckleri ve Hz. \u0130s\u00e2&#8217;y\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeye te\u015febb\u00fcs ettikleri zamana kadar i\u00e7lerinden b\u00fcy\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck pek \u00e7ok peygamber ve krallar gelmi\u015f ve bu arada Hz. Davud ve S\u00fcleyman saltanat\u0131 gibi peygamberlik ve h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131 \u015fahs\u0131nda toplayan emsalsiz saltanatlar da ge\u00e7mi\u015f bulundu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Ve burada \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n o zamana kadar ba\u015fka milletlere nasip olmayan en mesut devirlerine i\u015faret de yok de\u011fildir. Fakat as\u0131l maksat bu olsayd\u0131 &#8220;i\u00e7inizde peygamberler ve krallar yapt\u0131&#8221; denilmesi gerekir ve bu daha veciz ve daha a\u00e7\u0131k olurdu. Halbuki buyurulmakta baz\u0131s\u0131n\u0131 peygamber ve hepsini h\u00fck\u00fcmdar yapan bir m\u00e2n\u00e2 kastedilmi\u015f oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Bunun i\u00e7in tefsircilerin b\u00fcy\u00fcklerinden S\u00fcdd\u00ee ve di\u011ferleri burada &#8220;m\u00fcl\u00fck&#8221; (h\u00fck\u00fcmdarlar)\u00fcn = &#8220;h\u00fcr olanlar&#8221; demek oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015fler ve h\u00fcrriyetten maksat ta tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla h\u00fcrriyet, yani \u015fahs\u00ee ve siyas\u00ee h\u00fcrriyeti i\u00e7ine alan bir m\u00e2n\u00e2 oldu\u011funu anlatm\u0131\u015flar da demi\u015flerdir ki: &#8220;Siz \u00f6nceleri K\u0131bt kavminin elinde bulundu\u011funuz, hizmet\u00e7i, k\u00f6le ve cizye ehli derecesinde ma\u011flub ve mahkum oldu\u011funuz halde, sizi kurtar\u0131p kendinize m\u00e2lik, \u015fahs\u00ee, siyas\u00ee insanl\u0131k hukukunuza sahip, kendinizi anlamaya ve i\u015flerinizi idare etmeye k\u00e2dir h\u00fcrler k\u0131ld\u0131; art\u0131k kimsenin kulu, k\u00f6lesi, hizmet\u00e7isi de\u011filsiniz ve cizye ehli gibi bir galibiyetin \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc alt\u0131nda ve istilas\u0131nda bulunmuyorsunuz. Hem \u015fahsen h\u00fcr, hem de toplum ve siyaset bak\u0131m\u0131ndan h\u00fcrs\u00fcn\u00fcz&#8221; demektir. Ve bu m\u00e2n\u00e2, hem \u00e2yetin nazm\u0131na daha uygun ve hem de daha \u00e7ok faydalar\u0131 i\u00e7ine almaktad\u0131r. Bu \u015fekilde Hz. Musa&#8217;n\u0131n bu hat\u0131rlatmas\u0131 yaln\u0131z vaad edilen nimeti ve gelece\u011fi haber verme de\u011fil, vaki olan nimeti ve gerekli sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 hat\u0131rlatmad\u0131r ki, me\u00e2lin \u00f6zeti \u015fu demek olur: Ey benim kavmim, Allah sizin i\u00e7inizde peygamberler yaratt\u0131 ve sizin hepinizi esirlikten ve mahkumiyetten kurtar\u0131p sultanl\u0131k demek olan h\u00fcrriyete erdirdi ve size \u00f6yle ola\u011fan\u00fcst\u00fc \u015feyler ihsan etti ki \u015fimdiye kadar hi\u00e7bir kavme nasip etmemi\u015ftir. \u015eu halde ey h\u00fcr \u00fcmmetim, Allah&#8217;\u0131n bu nimetlerinin de\u011ferini biliniz, kendinizi iyi idare ediniz. Peygamberlerinizin Allah taraf\u0131ndan size haber verdi\u011fi ve tebli\u011f ettikleri ve edecekleri hususlar\u0131 g\u00fczel r\u0131zan\u0131zla gere\u011fi gibi icra ve tatbik ediniz de bu nimetlerden yararlanmay\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n bu iyiliklerinden istifade etmeyi biliniz.&#8221; demek olur ki, h\u00fcrriyet sultanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n as\u0131l k\u0131ymet ve \u00f6nemi kendine sahip ve hukukuna malik olman\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve faydas\u0131 l\u00e2ubalilik (ciddiyetsizlik) de\u011fil, insan\u0131 ger\u00e7ekten mesut edecek maksatlara ve iyiliklere gayret sarfetmek i\u00e7in iyi se\u00e7imdir. Bu ise ilk \u00f6nce ilim ve irfana dayan\u0131r. Buna da her zaman ve her \u015fah\u0131s i\u00e7in \u015fahs\u00ee ak\u0131l ve ferd\u00ee (tek ba\u015f\u0131na) tecr\u00fcbe k\u00e2fi gelmez. Her \u015feyden \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n \u00f6zel bir yard\u0131m\u0131na yani peygamberlerin haber vermesine ihtiya\u00e7 vard\u0131r. \u015eu halde genellikle h\u00fcrriyetten istifade edebilmek i\u00e7in peygamberlere iman, verdikleri haberlere ve ir\u015fadlar\u0131na ba\u015fvurmak ve itaat etmek gerekir. Allah da bunlar\u0131 vermi\u015ftir.<\/p>\n<p>21-O halde Allah&#8217;\u0131n bu nimetlerini hat\u0131rlay\u0131n\u0131z da: Ey benim kavmim, Arz-\u0131 Mukaddes (mukaddes topraklara) giriniz ki, Allah onu sizin i\u00e7in yazd\u0131, yani size vatan ve mesken olmak \u00fczere takdir ve k\u0131smet etti, &#8220;Levh-\u0131 mahfuz&#8221;a yazd\u0131. \u015eu halde buna emin olarak ve ba\u015fka bir endi\u015feye t\u00e2bi olmayarak azim ve gayret edip oraya giriniz ve gerisin geri ard\u0131n\u0131za d\u00f6nmeyiniz. \u0130mans\u0131zl\u0131k edip dinden d\u00f6nmeyiniz veya sebats\u0131zl\u0131k edip kar\u015f\u0131n\u0131zdakilerden ka\u00e7may\u0131n\u0131z, M\u0131s\u0131r&#8217;a ve M\u0131s\u0131r&#8217;daki esaret haline d\u00f6nmeye kalkmay\u0131n\u0131z ki hepiniz hi\u00e7bir \u015fey elde edemeyen kimseler olursunuz, d\u00fcnya ve ahirette zarara d\u00fc\u015fer, her\u015feyden mahrum kal\u0131r, ziyana u\u011frar, ziyan olursunuz. Yani k\u0131smetiniz geride de\u011fil, ileridedir. Bu k\u0131smet de mutlak de\u011fil, iman ve itaat, m\u00fccedele ve sebat ile \u015fartlanm\u0131\u015f ve kay\u0131tlanm\u0131\u015ft\u0131r. Nitekim yukarda &#8220;E\u011fer namaz\u0131n\u0131z\u0131 k\u0131lar, zekat\u0131n\u0131z\u0131 verir ve peygamberlerime inan\u0131rsan\u0131z, muhakkak ben sizinle beraberim&#8221; (M\u00e2ide, 5\/12) buyurulmu\u015ftu. \u0130\u015fte o g\u00fcnahlar\u0131n \u00f6rt\u00fclmesi ve o cennetlere girmek bu \u015fartlar alt\u0131nda ve Arz-\u0131 Mukaddes&#8217;e girmekle m\u00fcmk\u00fcn olacakt\u0131r. Yoksa haliniz berbatt\u0131r. Allah&#8217;\u0131n emrini, peygamberlerin tebli\u011fini dinlemeyecek olursan\u0131z, h\u00fcrriyet, esirlikten daha \u00e7ok, zarara sebep olur. Haydi azmediniz ve gayret g\u00f6steriniz de oraya giriniz.<\/p>\n<p>ARZ-I MUKADDES (Mukaddes yer): Temiz ve m\u00fcbarek yer demektir ki, Kud\u00fcs&#8217;te &#8220;Beyt-i Makdis&#8221;in bulundu\u011fu yerdir. Vaktiyle bir\u00e7ok peygamberin oturdu\u011fu yer oldu\u011fundan b\u00f6yle isim verilmi\u015ftir. Bir rivayete g\u00f6re \u0130brahim Aleyhisselam L\u00fcbnan da\u011f\u0131na \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman Allah Te\u00e2l\u00e2: &#8220;Bak, g\u00f6z\u00fcn nereye kadar yeti\u015firse oras\u0131 mukaddestir ve gelecek nesline mirast\u0131r&#8221; buyurmu\u015f. Bunun tayin ve takdirinde &#8220;Tur&#8221; yani da\u011f ve havalisi denilmi\u015f. D\u0131me\u015fk, Filistin ve \u00dcrd\u00fcn&#8217;\u00fcn bir k\u0131sm\u0131 denilmi\u015f, \u015eam topra\u011f\u0131 da denilmi\u015ftir. Hz. Musa M\u0131s\u0131r&#8217;dan, \u00e7\u0131kt\u0131ktan sonra \u015eam arazisinde yerle\u015fme vaad edildi\u011fi ve \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n buna &#8220;arz-\u0131 mev\u00e2\u0131d = vaad olunan arz&#8221; dedikleri de s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cerir et-Taberi der ki: &#8220;En do\u011frusu Allah&#8217;\u0131n peygamberi Musa Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n dedi\u011fi gibi &#8220;arz-\u0131 mukaddes&#8221; (mukaddes yer) demekle yetinilmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fu yer veya bu yer olmas\u0131n\u0131n do\u011frulu\u011fu hakikati ancak haber ile bilinebilir. Halbuki bu konuda kesin \u015feh\u00e2det denebilecek hi\u00e7bir haber yoktur. \u015eu kadar ki bu &#8220;mukaddes arz F\u0131rat ile Ar\u00ee\u015f-i M\u0131sr (el-Ari\u015f) aras\u0131ndaki sahadan da hari\u00e7 olmayacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn tevil (yorum) ve siyer ehli ile \u00e2limlerin bu hususu haber vermekte ittifaklar\u0131 vard\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>22-Musa&#8217;n\u0131n bu teklifine kar\u015f\u0131 kavmi ne dediler bilir misiniz? Ey Musa o dedi\u011fin yerde \u00f6yle bir kavim var ki, hepsi zorba, yani kar\u015f\u0131 konulmaz, istedi\u011fini zorla, cebren ve ezerek yapt\u0131r\u0131r, yahut boylar\u0131na yeti\u015filmez, iri, g\u00fc\u00e7l\u00fc kuvvetli, dev gibi adamlar onlar oradan \u00e7\u0131kmad\u0131k\u00e7a biz asla oraya girmeyiz. \u015eu halde onlar \u015fayet oradan \u00e7\u0131karlarsa biz de muhakkak gireriz, dediler. Allah&#8217;a ve peygambere kar\u015f\u0131 geldiler. Girme emrini kabul etmeyi,&#8221; deve i\u011fnenin deli\u011finden ge\u00e7erse&#8221; kabilinden, m\u00fcmk\u00fcn olmayan \u015farta ba\u011flamak istediler ve sanki &#8220;bal\u0131k kava\u011fa \u00e7\u0131karsa biz de oraya gireriz&#8221; demi\u015f oldular. Yukarda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere on iki el\u00e7i casusluk i\u00e7in g\u00f6nderildiklerinde iri iri korkun\u00e7 bir tak\u0131m cisimler ve manzaralar ve bir kuvvet ve heybet g\u00f6rm\u00fc\u015fler, tutulmu\u015f, tehlikelere maruz kalm\u0131\u015flar, korkmu\u015flar ve d\u00f6nd\u00fckleri zaman ikisinden ba\u015fkas\u0131 kavimlerine durumu a\u00e7\u0131klay\u0131p yaym\u0131\u015flar ve korkutmu\u015flar.<\/p>\n<p>Tefsirciler temsil\u00ee bir ifade ile naklederler ki, Musa Aleyhisselam el\u00e7ileri durumu \u00f6\u011frenmek i\u00e7in g\u00f6nderdi\u011fi zaman bu zorbalardan biri bunlar\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015f ve hepsini tutmu\u015f, bah\u00e7esinden getirmekte oldu\u011fu bir meyve ile beraber torbas\u0131na koyup kral\u0131n \u00f6n\u00fcne g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015f, sa\u00e7\u0131vermi\u015f ve &#8220;Garib de\u011fil mi bunlar bizimle harp etmek istiyorlar&#8221; demi\u015f. Kral da: &#8220;Haydi arkada\u015f\u0131n\u0131za gidiniz ve g\u00f6rd\u00fcklerinizi haber veriniz&#8221; diye bunlar\u0131 sal\u0131vermi\u015f, korku i\u00e7inde gelmi\u015fler, olay\u0131 Hz. Musa&#8217;ya anlatm\u0131\u015flar, o da bunu kimseye s\u00f6ylememelerini emretmi\u015f, fakat dinlememi\u015fler, ancak i\u00e7lerinden Musa&#8217;n\u0131n yi\u011fiti Nun o\u011flu Yu\u015f\u00e2 ile Musa&#8217;n\u0131n damad\u0131 Yuhanna o\u011flu K\u00e2leb i\u015fi kolayla\u015ft\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flar, \u00e7ok g\u00fczel, \u00e7ok ho\u015f, nimeti bol bir memleket, ahalisinin g\u00f6vdeleri iri, bedenleri kuvvetli ise de kalbleri zay\u0131f demi\u015fler. Di\u011fer on ki\u015fi ise halk\u0131n g\u00f6zlerini korkutmu\u015f, y\u0131ld\u0131rm\u0131\u015flar, sava\u015ftan \u00e7ekinmelerine sebep olmu\u015flard\u0131r. Bu nakilde zorba h\u00fck\u00fcmetinin kuvvetli bir zab\u0131ta te\u015fkil\u00e2t\u0131 bulundu\u011fu ve \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n kendilerine sald\u0131rma hilesinde oldu\u011funu \u00f6\u011frenmi\u015f bulunduklar\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015f demektir ki, bunlar\u0131n kuvvetlerini ve iriliklerini tasvir yolunda \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc hikayeleri, masallar\u0131 vard\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak bu zorbalar h\u00fck\u00fcmetini ba\u015f\u0131 g\u00f6kte gururlu ve kibirli bir \u015fahin misaliyle temsil demek olan &#8220;Ac&#8221; yahut &#8220;Unuk o\u011flu Uc&#8221; masal\u0131 bu arada nakledilir ki, fevk\u00e2l\u00e2de b\u00fcy\u00fck ve k\u0131ymetli de olsa zorba bir h\u00fck\u00fcmetin Allah&#8217;\u0131n kudreti ile ans\u0131z\u0131n bir darbe (vurup) alt\u0131nda mahvolup yok olabilece\u011fini anlat\u0131r. Dilimizde &#8220;ucu boluk&#8221; diye bilinen bu tarihi masal\u0131 burada nakletmek konunun anla\u015f\u0131lmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan faydal\u0131d\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Vekiller casuslu\u011fa \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 zaman Unuk o\u011flu Uc ile kar\u015f\u0131la\u015fm\u0131\u015flar ki \u00fc\u00e7bin \u00fc\u00e7y\u00fcz otuz\u00fc\u00e7 ar\u015f\u0131n uzunlu\u011funda boyu varm\u0131\u015f ve \u00fc\u00e7bin senedir ya\u015f\u0131yormu\u015f. Rastlad\u0131klar\u0131 zaman ba\u015f\u0131nda bir deste odun varm\u0131\u015f. Bunlar\u0131 tutmu\u015f o destenin i\u00e7ine koymu\u015f, kar\u0131s\u0131na g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015f: &#8220;Bak bunlar bizimle sava\u015fmak arzusunda bulunuyorlar&#8221; diye \u00f6n\u00fcne at\u0131vermi\u015f. &#8220;\u015eunlar\u0131 aya\u011f\u0131m\u0131n alt\u0131nda ezivereyim mi?&#8221; demi\u015f. O da: &#8220;Hay\u0131r \u00f6yle yapma, b\u0131rak gitsinler, g\u00f6rd\u00fcklerini kavimlerine haber versinler&#8221; demi\u015f, b\u0131rak\u0131vermi\u015fler. Onlar da bunlar\u0131n durumlar\u0131n\u0131 g\u00f6zden ge\u00e7irmi\u015fler. G\u00f6rm\u00fc\u015fler ki, \u00fcz\u00fcmlerinin bir salk\u0131m\u0131n\u0131 d\u00f6rt be\u015f ki\u015fi g\u00f6t\u00fcrebiliyor. Nihayet \u00e7\u0131km\u0131\u015flar, birbirlerine:&#8221;E\u011fer bunlar\u0131 \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na haber verirseniz, Allah&#8217;\u0131n peygamberine kar\u015f\u0131 dinden d\u00f6nerler, \u00f6yle ise gizleyelim, yaln\u0131z Musa ve Harun Aleyhisselam&#8217;a s\u00f6yleyelim, onlar ne fikirde bulunacaklarsa bulunsunlar&#8221; demi\u015fler ve aralar\u0131nda b\u00f6yle anla\u015fma yapm\u0131\u015flar ve yanlar\u0131na bir tane de \u00fcz\u00fcm alm\u0131\u015flar ki bir adam a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131nda varm\u0131\u015f. Fakat geldiklerinde K\u00e2leb ile Y\u00fb\u015f\u00e2&#8217;dan ba\u015fkas\u0131 s\u00f6zlerinde durmam\u0131\u015flar, her biri kendi torunlar\u0131na harbi yasaklamaya ve g\u00f6rd\u00fcklerini anlatmaya ba\u015flam\u0131\u015flar.<\/p>\n<p>Daha sonra Musa&#8217;n\u0131n ordug\u00e2h\u0131 bir fersah (\u00fc\u00e7mil veya be\u015f kilometre) kare imi\u015f. Uc gelmi\u015f, bunlara bakm\u0131\u015f, d\u00f6nm\u00fc\u015f da\u011fdan bu asker mikdar\u0131nda ve de\u011firmenta\u015f\u0131 \u015feklinde kocaman bir kaya yontup ordunun \u00fczerine bast\u0131rmak i\u00e7in ba\u015f\u0131na alm\u0131\u015f, Allah Te\u00e2l\u00e2 da bir H\u00fcdh\u00fcd g\u00f6ndermi\u015f, ba\u015f\u0131na g\u00f6re kayan\u0131n ortas\u0131n\u0131 oymu\u015f. Delinmi\u015f birden bire Uc&#8217;un bo\u011faz\u0131na ge\u00e7mi\u015f, ge\u00e7ince sendelemi\u015f y\u0131k\u0131lm\u0131\u015f. \u00c7abalarken kar\u015f\u0131dan Hz. Musa y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f. Boyu on ar\u015f\u0131n imi\u015f, on ar\u015f\u0131n da \u00e2s\u00e2s\u0131 varm\u0131\u015f. On ar\u015f\u0131n da s\u0131\u00e7ram\u0131\u015f bu otuz ar\u015f\u0131n y\u00fckseklikte ancak topu\u011funa yeti\u015fmi\u015f vurmu\u015f, fakat \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f. Bunun \u00fczerine etraftan han\u00e7erlerle \u00fc\u015f\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler ve ba\u015f\u0131n\u0131 koparm\u0131\u015flar.<\/p>\n<p>Bu, bir devletin y\u0131k\u0131l\u0131\u015f \u015feklini temsildir. Unuk o\u011flu Uc bir h\u00fckm\u00ee \u015fah\u0131s, fakat tarih\u00ee bir masald\u0131r. O zaman Arz-\u0131 mukaddes&#8217;te oturup h\u00fck\u00fcm s\u00fcren bir kavmin timsalidir. Ahad (birler), A\u015ferat (onlar), Miat (y\u00fczler), ul\u00fcf (binler) rakamlar\u0131n mertebelerinden her birinin ilk ferd say\u0131s\u0131 olan &#8220;\u00fc\u00e7&#8221; adedine \u00e7arp\u0131m\u0131n\u0131n sonucu bulunan \u00fc\u00e7bin \u00fc\u00e7y\u00fcz otuz\u00fc\u00e7 say\u0131s\u0131 Fisagorilerin say\u0131 k\u00f6rletmesine kaynak te\u015fkil eden gizli bir usul (metod) ile bu devletin h\u00fckm\u00fcn\u00fcn dairesini, arazisini, maddi kuvvetini g\u00f6sterir. Bununla \u00fc\u00e7bin \u00fc\u00e7y\u00fcz otuz \u00fc\u00e7 ar\u015f\u0131n, Hz. Musa&#8217;n\u0131n on ar\u015f\u0131n boyu iki taraf\u0131n maddi bak\u0131mdan mukayese edilmesine bir \u00f6l\u00e7\u00fc te\u015fkil eder. \u00dc\u00e7bin sene, bu kavmin eskili\u011fini, ba\u015f\u0131ndaki odun, parlamas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olan bir fitneyi temsildir ki, bu casuslar\u0131n geli\u015fi ve tutulu\u015flar\u0131 da bu fitneye bir ek olmu\u015f demektir. Kad\u0131n, h\u00fck\u00fcmdar\u0131n \u015fehveti ve maiyeti; \u00fcz\u00fcm, servet ve ziraat\u0131n feyz ve bereketi; ta\u015f, o devrin manc\u0131n\u0131k ve di\u011ferleri ile harp ara\u00e7lar\u0131; bak\u0131\u015f ve d\u00f6n\u00fc\u015f \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n gelmesinden sonraki tedbirler ve haz\u0131rl\u0131klar; H\u00fcdh\u00fcd, il\u00e2h\u00ee tasarruf; ta\u015f\u0131n delinmesi, h\u00fck\u00fcmet merkezi (ba\u015f \u015fehir)nin fesat ve da\u011f\u0131lmas\u0131; bo\u011faz\u0131na ge\u00e7mesi, harbe ait tedbirlerin tepkisi ve i\u00e7 ihtil\u00e2l; sendeleyip y\u0131k\u0131lmak devletin y\u0131k\u0131lmas\u0131; bu s\u0131rada Hz. Musa&#8217;n\u0131n y\u00fcr\u00fcmesi, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n sonradan sald\u0131rmas\u0131; \u00fc\u00e7bin k\u00fcs\u00fcra nisbette Musa&#8217;n\u0131n on ar\u015f\u0131n boyu \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n ve bulunduklar\u0131 arazinin miktar\u0131d\u0131r. As\u00e2, Hz. Musa&#8217;n\u0131n i&#8217;caz\u0131n\u0131n g\u00fcc\u00fc ve bunun on ar\u015f\u0131n boyu, harp yoluyla y\u00fcr\u00fcn\u00fclen mesafe; on ar\u015f\u0131n s\u0131\u00e7rama, hi\u00e7 harp edilmeksizin i\u015fgal edilen mesafe; otuzar ar\u015f\u0131n y\u00fckseklik, \u00fc\u00e7bin \u00fc\u00e7y\u00fcz kus\u00fbra nisbetle yok edilen kuvvet ve i\u015fgal edilen arazi; topuktan vurulup \u00f6lmek, koca bir devlet ve memleketin kenar\u0131ndan ve g\u00fczerg\u00e2h\u0131ndan az bir yerin i\u015fgaliyle y\u0131k\u0131l\u0131vermesi ve nihayet etraftan \u00fc\u015f\u00fc\u015f\u00fcp ba\u015f\u0131n\u0131 koparmak, h\u00fck\u00fcmetin yok olmas\u0131 ve memleketin kom\u015fu kavimler taraf\u0131ndan b\u00f6l\u00fc\u015f\u00fcl\u00fcp istila edilmesidir.<\/p>\n<p>\u0130lk bak\u0131\u015fta bundan \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n Arz-\u0131 Mukaddes&#8217;e giri\u015fi Hz. Musa&#8217;n\u0131n hayat\u0131nda olmu\u015f gibi san\u0131l\u0131rsa da, bunun yanl\u0131\u015f oldu\u011fu s\u00f6yleniyor. \u015eu halde Hz. Musa&#8217;n\u0131n da \u015fahs\u0131 de\u011fil, maneviyat\u0131 ve dini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f demek olur.<\/p>\n<p>\u015eimdi bunlar\u0131 nakletmekten maksad\u0131m\u0131z, efsanelere kar\u015f\u0131 Kur&#8217;\u00e2n a\u00e7\u0131klamalar\u0131n\u0131n sa\u011flaml\u0131k ve eminli\u011fini anlatmakt\u0131r. Kur&#8217;\u00e2n bize g\u00f6steriyor ki, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n bu gibi efsaneleri, boyunu g\u00f6klere \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 Aclar\u0131n, Uclar\u0131n, devlerin as\u0131l ve hakikat\u0131 iki kelimeden ibarettir: &#8220;zorba bir kavim&#8221;. Bu ve bu gibi ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetlerin k\u0131ssalar\u0131nda do\u011frudan do\u011fruya Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n sa\u011flam ifadesine dikkat etmek ve bulu\u015flar\u0131, hayalden ger\u00e7e\u011fe nas\u0131l y\u00f6netti\u011fini anlamak gerekir. Tefsircilerin bu gibi yerlerde b\u00f6yle hikayeleri nakletmekten maksatlar\u0131, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 bunlarla tefsir ve a\u00e7\u0131klama fikrini vermek de\u011fil, Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim&#8217;in sa\u011flam beyanlar\u0131 ile ge\u00e7mi\u015f riv\u00e2yetlerin durumlar\u0131n\u0131 \u00f6l\u00e7mek i\u00e7in bir \u00f6l\u00e7\u00fc ve misal vermektir. Bunu farkedemeyen ve ay\u0131ram\u0131yanlar, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 bunlara d\u00f6nd\u00fcrerek d\u00fc\u015f\u00fcnmenin gerekece\u011fi zann\u0131na d\u00fc\u015ferek pek \u00e7ok hata etmi\u015f olurlar. Allah Te\u00e2l\u00e2 bu gibi hat\u0131rlatmalar ile m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n di\u011fer kitap ehli gibi efsaneler pe\u015finde dola\u015fmamalar\u0131n\u0131 ve hak dini vehimlerde ve hayaletlerde de\u011fil, ger\u00e7ek hakikatte aramalar\u0131n\u0131 hat\u0131rlatm\u0131\u015f ve bunun i\u00e7in kitab\u0131na &#8220;Kitab-\u0131 m\u00fcbin&#8221; (a\u00e7\u0131k kitap), &#8220;Kitab-\u0131 hak\u00eem&#8221; (hikmetli kit\u00e2p) demi\u015f &#8220;O&#8217;nda muhkem \u00e2yetler vard\u0131r, onlar kitab\u0131n asl\u0131d\u0131r&#8221; (Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/7) buyurmu\u015ftur. Hakikat m\u00fcmk\u00fcn iken mecaza gidilmemesinin l\u00fczumunu \u00f6\u011fretmi\u015ftir. (Bakara s\u00fbresinde 26.nc\u0131 \u00e2yete ve Al-i \u0130mr\u00e2n s\u00fbresine bak.)<\/p>\n<p>23-K\u0131saca \u0130srailo\u011fullar\u0131 Hz. Musa&#8217;ya kar\u015f\u0131 &#8220;Biz arz-\u0131 mukaddes (mukaddes yer)e girmeyiz&#8221; diye dayatt\u0131lar. Ancak korkanlardan, yani Allah&#8217;dan ve Allah&#8217;\u0131n emrine kar\u015f\u0131 gelmekten korkanlardan iki er -rivayetlerin \u00e7o\u011funa g\u00f6re Yu\u015f\u00e2 ve K\u00e2leb- ki Allah ikisine de nimet vermek suretiyle mesut etmi\u015fti, bunlar dediler ki, \u00fczerlerine kap\u0131y\u0131 tutunuz, giriniz, \u00e7\u00fcnk\u00fc onu tutup girdiniz mi, siz muhakkak galipsiniz. \u015eu halde b\u00f6yle yap\u0131n\u0131z ve ancak Allah&#8217;a dayan\u0131n\u0131z, e\u011fer Allah&#8217;a ve Musa&#8217;n\u0131n peygamberli\u011fine inan\u0131yorsan\u0131z b\u00f6yle yap\u0131n\u0131z. Allah&#8217;tan korkan ve mesud olan bu iki er,<\/p>\n<p>Hz. Musa&#8217;n\u0131n peygamberli\u011fine, vaadindeki ve verdi\u011fi haberindeki do\u011frulu\u011funa hakk\u0131yla iman etmi\u015f olduklar\u0131ndan, g\u00f6rd\u00fckleri kuvvet ve heybete ra\u011fmen, Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfuyla, s\u00f6zlerinde durarak, bu \u015fekilde itimat ve g\u00fcvenilirliklerini a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flar ve kavimlerini itaate te\u015fvik etmi\u015fler ve s\u00fcr\u00fcklemi\u015fler ve bunlar ba\u015flang\u0131\u00e7ta bu sebatta Allah&#8217;\u0131n nimetine mazhar olduklar\u0131 gibi, sonra mukaddes arza girme nimetine de eri\u015fmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Ba\u015fka bir rivayete g\u00f6re \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n korkmakta olduklar\u0131 zorbalar kavminden iki adam demektir. Bunlar, Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 ile Hz. Musa&#8217;ya iman edip gelmi\u015fler ve zorbalar\u0131n i\u00e7lerinin d\u0131\u015flar\u0131 gibi kuvvetli olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bildiklerinden bu \u015fekilde te\u015fvikte bulunmu\u015flard\u0131r. Dahh\u00e2k, Said b. C\u00fcbeyr ve Kaff\u00e2l bu m\u00e2n\u00e2ya k\u00e2nidirler. Fakat \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2 tercih edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>&#8220;el-b\u00e2b&#8221;dan maksat, zorbalar memleketinin kap\u0131s\u0131, yani giri\u015fi, g\u00fczerg\u00e2h\u0131 demek olan bir \u015fehir veya bu \u015fehrin kap\u0131s\u0131d\u0131r. \u0130bn\u00fc Ebi N\u00fcceym&#8217;in M\u00fccahid&#8217;den rivayetinde (zorbalar\u0131n \u015fehri) diye v\u00e2rid olmu\u015ftur. Ve bunun &#8220;Eriha&#8221; oldu\u011fu da nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>24-Acaba Musa&#8217;n\u0131n kavmi bu garantiye kar\u015f\u0131 ne yapt\u0131lar? B\u00fcsb\u00fct\u00fcn az\u0131t\u0131p dediler ki: Ey Musa, muhakkak ki onlar orada bulunduk\u00e7a, biz o yere ebed\u00ee olarak girmeyiz, kap\u0131 \u015f\u00f6yle dursun o yere sonsuza dek ayak basmay\u0131z. \u015eu halde sen Rabbinle git de ikiniz harbediniz, biz muhakkak burada oturaca\u011f\u0131z, yani bir ad\u0131m ileri gitmeyiz.<\/p>\n<p>25-Hz. Musa, bunlar\u0131n sap\u0131kl\u0131k ve inad\u0131n\u0131, ink\u00e2rlar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcnce tam h\u00fcz\u00fcn ve k\u0131rg\u0131nl\u0131kla ve il\u00e2h\u00ee rahmet ve icabeti \u00e7ekecek olan bir kalb inceli\u011fi ile Allah&#8217;a \u015fikayet ederek, \u015f\u00f6yle dedi: Ey Rabb&#8217;im! ben kendimden ba\u015fkas\u0131na malik de\u011filim, bir can\u0131m var ki, kudretim, iradem, h\u00fckm\u00fcm ancak ona ge\u00e7er, bir de karde\u015fime, yahut karde\u015fimin de benim gibi. \u015eu halde bizimle \u015fu itaatten \u00e7\u0131kan, isyanda \u0131srar eden sap\u0131k kavmin aras\u0131n\u0131 ay\u0131r, yani bize bizim haketti\u011fimize, onlara da kendi hakettiklerine g\u00f6re h\u00fckmedip aram\u0131z\u0131 ay\u0131r. Demek ki Hz. Musa, ya o iki ki\u015fiye bile tamamen inanmayarak veya din karde\u015fi m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 kastedip, onlar\u0131 da hesaba katarak b\u00f6yle dua etti.<\/p>\n<p>26-Allah Te\u00e2l\u00e2 da, buyurdu ki o isyan ve bu dua sebebiyle bunlara o vaad edilen &#8220;mukaddes yer&#8221; k\u0131rk sene haram edilmi\u015ftir. Yani oraya girmeleri \u015fer&#8217;\u00ee bir \u015fekilde haram k\u0131lma ile dinen haram olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na de\u011fil, men (yasaklama) m\u00e2n\u00e2s\u0131na tekv\u00een\u00ee haram etme ile k\u0131rk sene mahrum k\u0131l\u0131nm\u0131\u015flard\u0131r. Bu m\u00fcddet i\u00e7erisinde hi\u00e7biri oraya giremeyecek. \u015eu kara yerde Tih i\u00e7inde nereye gittiklerini bilemeyecek, a\u00e7\u0131kta vatans\u0131z, \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015f ve sersem, serseri olarak dola\u015facaklard\u0131r. Bu h\u00fck\u00fcm, h\u00fcrriyetlerini k\u00f6t\u00fcye kullanan, peygamberlerini dinlemeyen o sap\u0131klar hakk\u0131nda Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n k\u00f6t\u00fc bir cezas\u0131d\u0131r. Belli ki bu ifadeden bunlar\u0131n hepsi bu m\u00fcddeti dolduracak ve sonra kurtulacaklar m\u00e2n\u00e2s\u0131 anla\u015f\u0131lmaz. \u00d6lenler \u00f6lecek, kalanlar girmek isterlerse girebilecek demek olur. Hatta baz\u0131 tefsirciler demi\u015flerdir ki, &#8220;k\u0131rk sene&#8221;, &#8220;tahrim&#8221; (haram k\u0131lma)n\u0131n de\u011fil, nin kayd\u0131d\u0131r. \u015eu halde haram k\u0131lma, mutlakt\u0131r. M\u00fcddet ile kay\u0131tlanan Tih&#8217;dir. Yani t\u00eeh halinde de nihayet k\u0131rk sene kalacaklar, fakat bunlara giri\u015ften mahrum kalma hali devaml\u0131 olacak, \u00e7\u00fcnk\u00fc o zamana kadar hepsi \u00f6lecek, ancak evlatlar\u0131 olan yeni nesil girecektir.<\/p>\n<p>\u015ea\u015f\u0131r\u0131p son derece hayrette kalmak; isim olarak i\u00e7inden \u00e7\u0131k\u0131lmaz, yol bulunmaz ova, \u00e7\u00f6l demektir. Bunun i\u00e7in \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n mahkum olduklar\u0131 bu \u00e7\u00f6le &#8220;Sahray-\u0131 Tih&#8221; (Tih \u00e7\u00f6l\u00fc) denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Acaba bu m\u00fcddet i\u00e7erisinde Musa ve Harun Aleyhissel\u00e2m ne oldular? Nakledildi\u011fine g\u00f6re bu meselede rivayetler \u00e7e\u015fitlidir. Baz\u0131lar\u0131 Tih&#8217;te kalmad\u0131lar, demi\u015ftir ki, \u00e2yetin zahiri de bunu g\u00f6steriyor. Di\u011fer baz\u0131lar\u0131 ise kavimleriyle beraber Tih&#8217;te kald\u0131klar\u0131n\u0131, fakat bunun kendileri hakk\u0131nda bir azab olmay\u0131p, \u0130brahim&#8217;e ate\u015fin so\u011fuk ve selam olmas\u0131 gibi rahat ve selamet oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bunu s\u00f6yleyenler de \u015fu noktada fikir ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir: Acaba Harun ile Musa Tih&#8217;de mi vefat ettiler, yoksa \u00e7\u0131kt\u0131lar m\u0131? Bir k\u0131sm\u0131 Tih&#8217;de \u00f6nce Harun&#8217;un, bir sene sonra da Musa&#8217;n\u0131n \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fcne, bundan sonra vasisi ve k\u0131zkarde\u015finin o\u011flu Yu\u015f\u00e2 b. Nun peygamberlik g\u00f6reviyle yerine ge\u00e7erek, K\u00e2leb de hayatta oldu\u011fu halde yeni nesil ile \u00e7ok ge\u00e7meden ve hatta bir rivayette Musa&#8217;n\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fcnden \u00fc\u00e7 ay sonra Arz-\u0131 mukaddes&#8217;i fethetti\u011fine k\u00e2ni olmu\u015flard\u0131r ki, yayg\u0131n olan da budur. Di\u011fer bir k\u0131sm\u0131 ise Hz. Musa&#8217;n\u0131n vefat\u0131ndan \u00f6nce Tih&#8217;den \u00e7\u0131k\u0131p zorbalarla harp etti\u011fini ve \u00fcst\u00fcn gelip Arz-\u0131 Mukaddes&#8217;in bir k\u0131sm\u0131na girmi\u015f oldu\u011funu nakletmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>&#8220;Tih&#8221; kelimesi hem masdar, hem isim oldu\u011fundan dolay\u0131 &#8220;Tih&#8217;de kalmak&#8221; deyimi iki m\u00e2n\u00e2 ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmelidir: Birisi, hayretler i\u00e7inde sersem bir \u015fekilde kalmak; di\u011feri de \u00e7\u00f6lde kalmak. \u015e\u00fcphe yok ki, birinci m\u00e2n\u00e2 peygamberler hakk\u0131nda tasavvur edilemez. \u00c2yette gelen, azab ve ceza ifade eden ise bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2 ile Musa ve Harun Aleyhisselam Tih&#8217;te kalmam\u0131\u015flard\u0131r. Fakat \u00e7\u00f6lde kalmak genelde b\u00f6yle de\u011fildir. Bir \u00e7\u00f6lde yerine getirilen vazifenin zor da olsa bir ceza ve azab olmas\u0131 gerekmez. Nitekim peygamberlerin \u00e2lemde en b\u00fcy\u00fck zahmetlere u\u011fram\u0131\u015f olduklar\u0131 ve bu imtihan\u0131n onlar hakk\u0131nda bir azab de\u011fil, peygamberlik makam\u0131 gere\u011finden bulundu\u011fu da bilinmektedir.\u015eu halde Musa ve Harun Tih&#8217;te &#8220;yet\u00eeh\u00fbn&#8221; (azab ve ceza i\u00e7inde) de\u011fildiler. Fakat \u00e7\u00f6lde yine \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n ba\u015f\u0131nda bulunuyorlard\u0131 demek olur. Hatta bu sayededir ki, \u0130srailo\u011fullar\u0131 bu ceza ve terbiye esnas\u0131nda &#8220;Bunun \u00fczerine ta\u015ftan oniki su kayna\u011f\u0131 f\u0131\u015fk\u0131rd\u0131.&#8221; (Bakara, 2\/60), &#8220;Ve bulutu \u00fcst\u00fcn\u00fcze g\u00f6lgelik \u00e7ektik, size kudret helvas\u0131 ve b\u0131ld\u0131rc\u0131n indirdik.&#8221; (Bakara, 2\/57) mucizelerinden istifade etmeye devam etmi\u015fler ve yeni bir nesil yeti\u015ftirmi\u015flerdi. Yoksa k\u0131rk y\u0131lda de\u011fil, k\u0131sa bir zamanda tamamen y\u0131k\u0131l\u0131p giderlerdi. Arz-\u0131 mukaddes&#8217;e girme meselesine gelince, Beyt-i Makdis mevkisine ve \u015eam topra\u011f\u0131na giri\u015f, Hz. Y\u00fb\u015f\u00e2 zaman\u0131nda olmakla beraber, ilk hareket ve zorbalar\u0131 ilk ma\u011fl\u00fbb eden darbeyle &#8220;b\u00e2b&#8221;e (kap\u0131ya) giri\u015f, Hz. Musa&#8217;n\u0131n hayat\u0131nda vaki olmu\u015f oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor.<\/p>\n<p>\u015eu halde ey Musa b\u00f6yle sap\u0131k kavme, sap\u0131klar g\u00fcruhuna \u00fcz\u00fclme, bunlar cezay\u0131 haketmi\u015flerdir. Rivayet edilir ki, Musa Aleyhissel\u00e2m duas\u0131na ned\u00e2met etmi\u015f, bunun \u00fczerine b\u00f6yle buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ey Muhammed, sen onlara bu k\u0131ssay\u0131 hat\u0131rlat, yine uyanmazlarsa sen de b\u00f6yle sap\u0131klara \u00fcz\u00fclme ve sonraki cinayetlerinin h\u00fckm\u00fcne bir haz\u0131rl\u0131k yapmak \u00fczere:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>27- Onlara \u00c2dem&#8217;in iki o\u011fluyla ilgili haberi hakk\u0131yle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmu\u015flard\u0131, birinden kabul edilmi\u015f, di\u011ferinden kabul edilmemi\u015fti. (Kurban\u0131 kabul edilmeyen, \u00f6tekine):&#8221; Seni \u00f6ld\u00fcrece\u011fim&#8221; demi\u015fti. Di\u011feri ise \u015f\u00f6yle demi\u015fti: &#8220;Allah, yaln\u0131z kendisinden korkanlardan kabul eder&#8221;.<\/p>\n<p>28- &#8220;Allah&#8217;a yemin ederim ki, sen beni \u00f6ld\u00fcrmek i\u00e7in bana el uzatsan da, ben seni \u00f6ld\u00fcrmek i\u00e7in sana el uzatacak de\u011filim, ben \u00e2lemlerin Rabb&#8217;i olan Allah&#8217;tan korkar\u0131m.<\/p>\n<p>29- &#8220;Ben isterim ki sen, benim g\u00fcnah\u0131m\u0131 da, kendi g\u00fcnah\u0131n\u0131 da y\u00fcklenip ate\u015f halk\u0131ndan olas\u0131n! Zalimlerin cezas\u0131 budur&#8221;.<\/p>\n<p>30- Bunun \u00fczerine kurban\u0131 kabul edilmeyenin nefsi kendisini, karde\u015fini \u00f6ld\u00fcrmeye te\u015fvik etti ve onu \u00f6ld\u00fcrd\u00fc. B\u00f6ylece zarara u\u011frayanlardan oldu.<\/p>\n<p>31- Derken Allah bir karga g\u00f6nderdi, ona karde\u015finin cesedini nas\u0131l g\u00f6mece\u011fini g\u00f6stermek i\u00e7in topra\u011f\u0131 e\u015feliyordu. &#8220;Yaz\u0131klar olsun bana, \u015fu karga kadar olup da karde\u015fimin cesedini g\u00f6mmekten \u00e2ciz miyim ben?&#8221; dedi ve pi\u015fman olanlardan oldu.<\/p>\n<p>27- Bunlara kar\u015f\u0131 \u00c2dem&#8217;in iki o\u011flunun veya iki \u00e2dem o\u011flunun k\u0131ssas\u0131n\u0131 da hakkiyle oku. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar bu k\u0131ssan\u0131n tam uygun tipidirler. Tefsircilerin \u00e7o\u011fu bu iki \u00c2dem o\u011flu, Hz. \u00c2dem&#8217;in o\u011fullar\u0131 olan K\u00e2bil ile H\u00e2bil oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015fler, Hasen ve Dahh\u00e2k ise k\u0131ssan\u0131n sonundaki &#8220;bundan dolay\u0131d\u0131r ki&#8221; \u00e2yetinin karinesiyle bunlar\u0131n \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan iki \u015fah\u0131s oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Her halde dikkat edilmesi gerekir ki, k\u0131ssadan faydalanmak i\u00e7in \u015fah\u0131slar\u0131n h\u00fcviyet (kimlik) lerinin tayini laz\u0131m olmad\u0131\u011f\u0131ndan mutlak olarak &#8220;Adem&#8217;in iki o\u011flu&#8221; buyurulmu\u015f, &#8220;hakk\u0131yle&#8221; kayd\u0131yla da efsanelere de\u011fil, olay\u0131n zat\u00ee ger\u00e7e\u011fine dikkat \u00e7ekilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc K\u00e2bil ve H\u00e2bil k\u0131ssas\u0131 ad\u0131yla da acaib ve tuhaf bir \u00e7ok \u015feyler s\u00f6ylenmi\u015ftir. Yani bu k\u0131ssa bir olayd\u0131r. Mesela bunun hayal edilen bir olay oldu\u011fu d\u00fcn\u00fc\u015f\u00fclse bile, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n durumlar\u0131 bunun hakiki bir konusunu te\u015fkil eder, bu onlara hakk\u0131yla okunur. \u015eu halde hata olmak ihtimalinden kurtulmayacak olan t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc rivayetleri ve a\u00e7\u0131klamalar\u0131 bir yana b\u0131rakarak yaln\u0131z Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n nass\u0131n\u0131 takip etmelidir. Bir hadis-i \u015ferifte g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr ki, &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 size iki \u00c2dem o\u011flu ile bir darb-\u0131 mesel getirdi, bunun hayr\u0131n\u0131 tutun, \u015ferrini b\u0131rak\u0131n&#8221;. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Bir zaman iki \u00e2dem o\u011flu birer kurban sunmu\u015flard\u0131 da, her nedense birininki kabul edilmi\u015f, di\u011ferininki kabul edilmemi\u015f idi. &#8220;Kurban&#8221;, \u00f6rf\u00fcm\u00fczde Allah&#8217;a yakla\u015fmak i\u00e7in kesilen kurbanl\u0131\u011fa denirse, de as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 Allah&#8217;a yakla\u015fmak i\u00e7in sunulan herhangi bir \u015fey demektir ki, gerek kurbanl\u0131k ve gerek di\u011fer sadakalardan daha geneldir. Herhangi bir delil ile birinin kurban\u0131n\u0131n kabul\u00fc, di\u011ferinin ise kabul edilmeyi\u015fi anla\u015f\u0131l\u0131nca, kurban\u0131 kabul edilmeyen di\u011ferini \u00e7ekemiyerek, yemin olsun ki, seni \u00f6ld\u00fcrece\u011fim, dedi. \u00d6b\u00fcr\u00fcde dediki: Allah ancak yeterince korunanlardan kabul eder.<\/p>\n<p>28-29-\u015eu halde Allah&#8217;tan kork, niyyetini d\u00fczelt, e\u011fer sen beni \u00f6ld\u00fcrmek i\u00e7in elini uzat\u0131rsan, ben seni \u00f6ld\u00fcrmek i\u00e7in elimi uzatacak de\u011filim, \u00e7\u00fcnk\u00fc ben \u00e2lemlerin Rabb&#8217;i olan Allah&#8217;dan muhakkak korkar\u0131m. Ben bu \u015fekilde \u015funu isterim ki, beni g\u00fcnaha sokmayas\u0131n da, hem benim g\u00fcnah\u0131m, hem de kendi g\u00fcnah\u0131nla d\u00f6n\u00fcp gidesin, bu iki g\u00fcnah\u0131 y\u00fcklenerek can verip Hakk&#8217;\u0131n huzuruna varas\u0131n da. ate\u015fe gireceklerden olas\u0131n, zira zalimlerin cezas\u0131 budur&#8221;.<\/p>\n<p>Burada iki soru vard\u0131r: Birincisi &#8220;Hi\u00e7bir g\u00fcnahk\u00e2r, ba\u015fkas\u0131n\u0131n g\u00fcnah y\u00fck\u00fcn\u00fc ta\u015f\u0131maz&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/15) oldu\u011fu halde katil olan, \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin g\u00fcnah\u0131n\u0131 nas\u0131l y\u00fcklenir?<\/p>\n<p>Bu nokta birka\u00e7 \u015fekilde izah edilmi\u015ftir: Bir hadis-i \u015ferifte: &#8220;S\u00f6\u011f\u00fc\u015fen iki ki\u015finin s\u00f6yledikleri ba\u015fl\u0131yana aittir, zulme u\u011frayan\u0131 haddi a\u015fmad\u0131k\u00e7a.&#8221; S\u00f6\u011f\u00fc\u015fenlerin b\u00fct\u00fcn s\u00f6yledikleri ba\u015flayana aittir. Yani ilk ba\u015flayan hem aynen kendinin g\u00fcnah\u0131n\u0131, hem de sebep oldu\u011fundan dolay\u0131 arkada\u015f\u0131n\u0131n g\u00fcnah\u0131n\u0131n bir ayn\u0131n\u0131 y\u00fcklenir. Fakat mazlum (zulme u\u011frayan), haddi a\u015f\u0131p daha ileri gitmedik\u00e7e buyuruldu\u011fu gibi, burada da &#8220;benim g\u00fcnah\u0131m&#8221; demek, \u015fayet sana kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131k vererek el uzat\u0131rsam, girece\u011fim g\u00fcnah\u0131n bir ayn\u0131 demektir. \u015eu halde biri tecav\u00fcz eder, di\u011feri de kar\u015f\u0131l\u0131k verir de, her ikisi de \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrlerse, ba\u015flayan iki cinayet di\u011feri de bir cinayet i\u015flemi\u015f olur. Beriki, kar\u015f\u0131l\u0131k vermeyecek olursa, bu bir cinayetten de kurtulur. Fakat katil yine iki cinayet yapm\u0131\u015f ve iki g\u00fcnah y\u00fcklenmi\u015f bulunur ki, birisi mazlumu \u00f6ld\u00fcrmek, di\u011feri kendini cezaya lay\u0131k bulup ate\u015fe atmak cinayetidir. Bundan ba\u015fka &#8220;benim g\u00fcnah\u0131m&#8221; demek, muzaf\u0131n hazfi ile yani beni \u00f6ld\u00fcrmek g\u00fcnah\u0131, de bundan \u00f6nceki g\u00fcnah\u0131n. Bu c\u00fcmleden olarak, &#8220;kurban\u0131n\u0131n kabul edilmemesine sebep olan g\u00fcnah\u0131n&#8221; demek de olabilir ki, bu m\u00e2n\u00e2 \u0130bn\u00fc Abb\u00e2s, \u0130bn\u00fc Mes&#8217;\u00fbd, Hasen ve Kat\u00e2de hazretlerinden de nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, bir insan i\u00e7in kendinin Allah&#8217;a isyan etmesini istemek caiz olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, ba\u015fkas\u0131n\u0131n isyan\u0131n\u0131 isteme de caiz de\u011fildir. O halde b\u00f6yle bir muttaki (Allah&#8217;dan gere\u011fince korkan)nin di\u011feri hakk\u0131nda iki g\u00fcnah istemesi nas\u0131l caiz olur? Buna da iki cevap vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi, bu s\u00f6zden as\u0131l maksat, di\u011ferinin g\u00fcnaha girmesini istemek de\u011fil; ne kendinin, ne de onun g\u00fcnaha girmemesini istemek, g\u00fcnahtan uzakla\u015ft\u0131racak bir nasihat vermektir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, isyan istemek caiz de\u011filse de isyan edenin cezaland\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 istemek caizdir. Bu itibar ile m\u00e2n\u00e2, ben g\u00fcnaha girmek istemem, sen \u0131srar edersen ben de senin Allah&#8217;tan cezan\u0131 isterim, demek de olabilir. Fakat birincisi daha uygundur.<\/p>\n<p>30-Bu takva, bu bar\u0131\u015f fikri, bu hay\u0131r dileme, bu nasihat, bu karde\u015flik hissi \u00fczerine kurban\u0131 kabul edilmeyen zalimin nefsi, nefs\u00e2niyeti kendisine karde\u015finin \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesini g\u00fczel g\u00f6sterdi, yani vazge\u00e7irmek \u015f\u00f6yle dursun, b\u00f6yle b\u00fcy\u00fck bir cinayeti g\u00fcya bir itaat zevkiyle endi\u015fesiz yap\u0131labilecek, engelden uzak, arzusuna itaat eden ve boyun e\u011fen bir \u015fey gibi g\u00f6sterdi, kolayla\u015ft\u0131rd\u0131 ve hatta cesaretlendirdi. Derler ki &#8220;istedi\u011fi gibi otlamak i\u00e7in, otlak \u00f6n\u00fcne bol bol seriliverdi&#8221; demektir. Burada &#8220;tatvic&#8221; bu m\u00e2n\u00e2da &#8220;tavc&#8221; dan tef&#8217;il veznidir. Bu \u015fekilde nefsi ona bu cinayeti bir otlak gibi \u00f6n\u00fcne serilmi\u015f pek itaat edici ve ho\u015f bir \u015fey g\u00f6sterdi veya isyan\u0131 bir taat gibi yap\u0131lmas\u0131 gerekli bir \u015fey gibi sayd\u0131rd\u0131 da karde\u015fini \u00f6ld\u00fcrd\u00fc. Ve \u015fu halde zarar edenlerden oldu. Bununla kendisine bir fayda temin etmek ihtimali olmad\u0131ktan ba\u015fka, dininde de, d\u00fcnyas\u0131nda da zarar etti, h\u00fcsran (zarar) lar i\u00e7inde kald\u0131.<\/p>\n<p>31-\u0130lk \u00f6nce \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc insan\u0131n cesedini ne yapaca\u011f\u0131n\u0131 \u015fa\u015f\u0131rd\u0131, sonra Allah bir karga g\u00f6nderdi ki, yeri de\u015feliyordu. Bu g\u00f6nderi\u015f veya bu e\u015feleyi\u015f ona karde\u015finin ay\u0131b\u0131n\u0131, yani ortada g\u00f6r\u00fcnmesi \u00e7irkin bir h\u00e2l alan le\u015fini nas\u0131l \u00f6rt\u00fcp gizleyece\u011fini g\u00f6stermek i\u00e7indi. Katil, kargan\u0131n bu hareketinden ilham edilmi\u015f olarak Eyvahlar olsun, vay bana ben \u015fu karga kadar olup da karde\u015fimin le\u015fini g\u00f6m\u00fcp gizlemekten \u00e2ciz oldum ha..!&#8221; dedi ve \u015fu halde ned\u00e2met eden g\u00fcruhdan oldu, ned\u00e2meler i\u00e7inde kald\u0131. \u0130\u015fte:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>32- Bunun i\u00e7indir ki, \u0130sr\u00e2ilo\u011fullar\u0131&#8217;na: &#8220;Kim, bir cana k\u0131ymayan veya yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk \u00e7\u0131karmayan bir nefsi \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse, b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f gibi olur. Kim de bir nefsin ya\u015famas\u0131na sebep olursa, b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 ya\u015fatm\u0131\u015f gibi olur&#8221; h\u00fckm\u00fcn\u00fc yazd\u0131k (farz k\u0131ld\u0131k). \u015e\u00fcphesiz ki onlara peygamberlerimiz a\u00e7\u0131k delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onlar\u0131n bir\u00e7o\u011fu yery\u00fcz\u00fcnde a\u015f\u0131r\u0131 gitmektedirler.<\/p>\n<p>32- S\u0131rf bundan dolay\u0131, yani \u00e2dem o\u011flunun karde\u015fini hem de salih ve muttaki (Allah&#8217;dan l\u00e2y\u0131k\u0131yla korkan) ve hay\u0131r d\u00fc\u015f\u00fcnen bir karde\u015fini bile haks\u0131z yere \u00f6ld\u00fcrmesi v\u00e2ki olan bir i\u015f ve bu k\u0131ssa mefhumunun \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na hakk\u0131yle uymu\u015f olmas\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r ki; \u0130srailo\u011fullar\u0131 \u00fczerine \u015f\u00f6yle yazd\u0131k. Yani onlara indirilmi\u015f olan kitaplarda emrimizle \u015fu h\u00fck\u00fcmler yaz\u0131l\u0131p farz ve kanun yap\u0131ld\u0131 ki her kim insan nefislerinden bir nefsi, ne k\u0131sas\u0131 gerektiren bir nefsi \u00f6ld\u00fcrme, ne de yery\u00fcz\u00fcnde kan\u0131n\u0131 heder edecek bir bozgunculuk kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olmayarak, yani bu iki sebepten biri bulunmayarak, \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse, bunun -kendisi de dahil oldu\u011fu halde- b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f gibi oldu\u011fu muhakkak. \u00c7\u00fcnk\u00fc haks\u0131z yere birini \u00f6ld\u00fcren katil, genellikle ya\u015fama hakk\u0131 tan\u0131mam\u0131\u015f, kanlar\u0131n haraml\u0131\u011f\u0131na, nefislerin masumlu\u011funa sald\u0131rm\u0131\u015f, adam \u00f6ld\u00fcrmeye yol a\u00e7m\u0131\u015f, ba\u015fkalar\u0131na da cesaret vermi\u015f olur. \u015eu halde bir kimseyi \u00f6ld\u00fcren herkesi \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f gibi, Allah&#8217;\u0131n gazab\u0131n\u0131 ve b\u00fcy\u00fck azab\u0131n\u0131 haketmi\u015f olur da hayat hakk\u0131 kalmaz, kan\u0131 bo\u015fa gider ve \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi vacib olur. \u0130\u015fte haks\u0131z yere adam \u00f6ld\u00fcrme, b\u00f6yle genel bir zarard\u0131r. Bu gibi adam \u00f6ld\u00fcrmelerine sevkeden ve herkesin zarar\u0131n\u0131 gerektirecek ve genel asayi\u015fi bozacak fesat, e\u015fkiyal\u0131k, ihtilal de b\u00f6yledir. Bunun i\u00e7in b\u00f6yle bir katil veya bozguncuyu \u00f6ld\u00fcren herkesi \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f gibi de\u011fil, belki hakk\u0131 yerine getirmi\u015f veya bir kurtarma yapm\u0131\u015f olur. Her kim de bir nefse hayat verir, yani affetmek veya \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesine engel olmak veya herhangi bir yok olma sebebinden kurtarmak suretiyle hayat\u0131n\u0131n devam etmesine sebep olursa sanki insanlar\u0131n hepsine hayat vermi\u015f, birine yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 -kendisi de dahil oldu\u011fu halde- hepsine yapm\u0131\u015f gibi olur.<\/p>\n<p>Bilinmektedir ki, herhangi bir te\u015fbih (benzetme), m\u00fc\u015febbeh (benzeyen) ile m\u00fc\u015febbeh\u00fcn bih (kendine benzetilen) in her y\u00f6nde ve b\u00fct\u00fcn h\u00fck\u00fcmlerde e\u015fit olmalar\u0131n\u0131 gerektirmez. \u015eu halde bundan herkesi ilgilendiren \u00f6ld\u00fcrmek veya hayat vermenin, bir ki\u015fiyi ilgilendiren adam \u00f6ld\u00fcrme ve hayat vermeden hi\u00e7bir \u015fekilde fark\u0131 yoktur demek anla\u015f\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Her iki f\u0131kradaki tepkilerden maksad, adam \u00f6ld\u00fcrmenin zarar\u0131n\u0131, ki\u015fiye hayat vermenin de genel bir fayda oldu\u011funu a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde anlatmak ve dolay\u0131s\u0131yla adam \u00f6ld\u00fcrmeye kar\u015f\u0131 k\u0131sas olarak (\u00f6ld\u00fcreni \u00f6ld\u00fcrerek) ve yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk su\u00e7una kar\u015f\u0131 ceza olarak \u00f6ld\u00fcrme ve idam\u0131n me\u015frulu\u011funu tesbit ile adam \u00f6ld\u00fcrmeye sald\u0131rmaktan korkutmak ve hayat\u0131 muhafaza etmeye te\u015fviktir.<\/p>\n<p>Fakat burada iki soru vard\u0131r: \u00d6nce \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na bu h\u00fck\u00fcmlerin yaz\u0131l\u0131p vacib olmas\u0131 ni\u00e7in &#8220;bundan dolay\u0131&#8221; olsun? Vaktiyle K\u00e2bil&#8217;in H\u00e2bil&#8217;i o \u015fekilde \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f olmas\u0131, \u0130sr\u00e2ilo\u011fullar\u0131&#8217;na bu h\u00fck\u00fcmlerin vacib olmas\u0131 i\u00e7in ne m\u00fcnasebette sebep ve illet olabiliyor? Bunu \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na tahsis etmenin sebebi nedir? &#8220;Bundan dolay\u0131 insanlara yazd\u0131k&#8221; veya &#8220;\u00e2dem o\u011fullar\u0131na yazd\u0131k&#8221; buyurulmak gerekmez miydi? \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 Hasen ve Dahh\u00e2k an\u0131lan k\u0131ssadaki \u00f6ld\u00fcrmenin bizzat Hz. \u00c2dem&#8217;in sulb\u00fcnden gelen iki o\u011fullar\u0131 aras\u0131nda de\u011fil, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;nda vuku buldu\u011funa ve iki \u00e2dem o\u011flundan maksad \u0130sr\u00e2ilo\u011fullar\u0131&#8217;ndan iki ki\u015fi demek oldu\u011funa ve \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;nda b\u00f6yle bir \u00f6ld\u00fcrme olay\u0131n\u0131n olmas\u0131, bu h\u00fck\u00fcmlerin inmesi i\u00e7in belirli bir sebep te\u015fkil etti\u011fine k\u00e2ni olmu\u015flard\u0131. Fakat \u00e7o\u011funlu\u011fun a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re k\u0131ssa b\u00f6yle de\u011fildir. O halde bunu, \u015f\u00f6yle anlamak gerekir: k\u0131ssaya de\u011fil, k\u0131ssan\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki etkin m\u00e2n\u00e2lara aittir. \u015e\u00f6yle ki, insan \u00f6ld\u00fcrmek, ger\u00e7ekte, b\u00fcy\u00fck bir zul\u00fcm, h\u00fcsran ve nedametin sonu\u00e7lar\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey olmayan b\u00fcy\u00fck bir cinayettir. \u0130nsan olanlar\u0131n bundan son derece sak\u0131nmalar\u0131 gerekir. Halbuki insanl\u0131kta bu zul\u00fcm olagelen bir i\u015ftir. Hatta iki \u00e2dem o\u011flunun biri, iyi bir karde\u015fine bu zulm\u00fc pek hazin bir \u015fekilde yapm\u0131\u015f ve felaketi dillere destan olmu\u015ftur. Bu \u00f6nce bir menfaat kastinden de\u011fil, s\u0131rf bir zarar verme arzusundan, bir \u00e7ekememe ve nefsaniyetten do\u011fmu\u015f, hem de ihtiras\u0131n co\u015fmas\u0131na uygun bir hal i\u00e7inde de\u011fil, Allah&#8217;a sunulan bir ibadetin, bir kurban takdim etmenin kabul edilip edilmemesinden ve Allah&#8217;\u0131n iradesine raz\u0131 olmamaktan do\u011fan bir haset (\u00e7ekememezlik), bir haset ki, buna kar\u015f\u0131 en y\u00fcksek bir takva hissi ile \u00f6ne s\u00fcr\u00fclen hay\u0131r dileme, bar\u0131\u015f severlik ve insanl\u0131\u011f\u0131n her t\u00fcrl\u00fc temiz hislerini g\u0131c\u0131klamaya yeterli olacak olan en ahl\u00e2k\u00ee, en akla uygun nasihatlar ve m\u00e2nev\u00ee \u00e7ekindirmeler asla faydal\u0131 olmuyor. Tersine b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 cinayetin te\u015fvik edici sebepleri yerine koyuyor. Kendine kar\u015f\u0131 elini kald\u0131rmayan, kald\u0131rmak istemeyen ve iyi bir karde\u015f olmaktan ba\u015fka bir arzu beslemeyen o g\u00fczel karde\u015fine, &#8220;Seni \u00f6ld\u00fcrmek ne kolay, ne tatl\u0131 \u015feymi\u015f&#8221; diyerek sald\u0131r\u0131p k\u0131yd\u0131r\u0131yor. Sonra da zararlara, nedametlere d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcyor ve \u00f6yle bir felaket haline getiriyor ki, ilk \u00f6nce o y\u00fcksek karde\u015finin sarih ve a\u00e7\u0131k \u00f6\u011f\u00fctlerini ve ir\u015fadlar\u0131n\u0131 dinlemeyen o kafa, Allah&#8217;\u0131n emri ile en sonunda pislikler arkas\u0131nda dola\u015fan bir kargan\u0131n hareketlerinden eyvahlar \u00e7ekerek uyanma dersi almaya ve ona g\u0131btalar ederek nedametler \u00e7ekmeye mecbur oluyor. \u0130\u015fte be\u015feriyette adam \u00f6ld\u00fcrme cinayetinin v\u00e2ki olan bir i\u015f olmas\u0131ndan dolay\u0131, buna kar\u015f\u0131 dayanmak ve genel \u015fekilde me\u015fru bir hak oldu\u011fu gibi, \u00f6zellikle bu olay veya bu k\u0131ssada cinayete sevkeden ve yap\u0131lmas\u0131n\u0131 kolayla\u015ft\u0131ran ruh hali, bu c\u00fcmleden olarak hased, nefs\u00e2niyet ve fiil\u00ee kar\u015f\u0131 koyma olmad\u0131\u011f\u0131 zaman cinayete te\u015fvik etme hasleti \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;nda \u00e7ok a\u00e7\u0131k ve k\u0131ssan\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 bunlar\u0131n hallerine tamamen uygun oldu\u011fundan dolay\u0131, bunlar hakk\u0131nda daha \u00e7ok \u015fiddetli h\u00fck\u00fcmler indirilmi\u015f; hem k\u0131sas, hem de &#8220;yery\u00fcz\u00fcnde bir fesat&#8221; su\u00e7una kar\u015f\u0131 idam cezas\u0131 farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f, ferdin hayat hakk\u0131, umumun hayat hakk\u0131na e\u015fit ve ferdi kurtarma, umumu kurtarma m\u00e2n\u00e2s\u0131nda oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Acaba bunlarda h\u00e2l\u00e2 bu ruh haleti var m\u0131d\u0131r? \u015eu halde bu \u015fiddete h\u00e2l\u00e2 gerek var m\u0131d\u0131r? Ve bu h\u00fck\u00fcm bug\u00fcn ge\u00e7erli olmal\u0131 m\u0131d\u0131r? Yoksa yaln\u0131z nasihat yeterli midir? Allah biliyor ki bunlara bizim nice peygamberlerimiz a\u00e7\u0131k deliller ile geldiler, bu konuda a\u00e7\u0131k ve kesin delillerle a\u00e7\u0131klamalarda bulundular. Ard\u0131ndan bunlar\u0131n bir\u00e7o\u011fu bundan sonra da yery\u00fcz\u00fcnde h\u00e2l\u00e2 israf etmekte, f\u0131rsat bulduk\u00e7a adam \u00f6ld\u00fcrme ve fesat \u00e7\u0131karmada pervas\u0131zca ifrat etmektedirler. Hatta bundan sonrad\u0131r ki peygamberleri \u00f6ld\u00fcrmeye kalk\u0131\u015ft\u0131lar ve nice nice ihtilaller \u00e7\u0131kard\u0131lar. \u015eu halde yery\u00fcz\u00fcnde bunlar ve bu gibi israf\u00e7\u0131lar bulunduk\u00e7a, bunlara kar\u015f\u0131 yaln\u0131z s\u00f6zl\u00fc ve ahirete \u00e2it deliller ile yetinilmeyip, fiil\u00ee deliller olan \u015fiddetli h\u00fck\u00fcmlerin tatbiki, b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n hayat hakk\u0131n\u0131 korumak ve yery\u00fcz\u00fcnde fesat\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n i\u015flenmesine kar\u015f\u0131 koymak i\u00e7in her zaman hak bir kanundur.<\/p>\n<p>Hakikatte:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>33- Allah ve Resul\u00fcne kar\u015f\u0131 sava\u015fan ve yery\u00fcz\u00fcnde fesat \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n cezas\u0131, ancak \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeleri veya as\u0131lmalar\u0131 yahut ayak ve ellerinin \u00e7aprazlama kesilmesi, ya da yery\u00fcz\u00fcnde ba\u015fka bir yere s\u00fcrg\u00fcn edilmeleridir. Bu, d\u00fcnyada onlar i\u00e7in bir zillettir. Ahirette ise onlar i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir azab vard\u0131r.<\/p>\n<p>34- Ancak kendilerini yakalaman\u0131zdan \u00f6nce tevbe edenler ba\u015fka. Bilin ki Allah, \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayan ve \u00e7ok merhamet edendir.<\/p>\n<p>33-Bu \u00e2yetin n\u00fczul sebebi hakk\u0131ndaki rivayetler \u015funlard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Kitap ehlinden bir kavim hakk\u0131nda inmi\u015ftir ki, Hz. Peygamber ile aralar\u0131nda s\u00f6zle\u015fme yapm\u0131\u015flard\u0131, s\u00f6zle\u015fmelerini bozdular ve yol kesip yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk yapmaya kalk\u0131\u015ft\u0131lar. (\u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan bir rivayet).<\/p>\n<p>2- M\u00fc\u015frikler hakk\u0131nda inmi\u015ftir. (\u0130krime&#8217;den, Hasen\u00fc&#8217;l-Basri&#8217;den ve Al\u00e2&#8217;dan rivayet)<\/p>\n<p>3- Olaylar\u0131 me\u015fhur olan Ureyneliler hakk\u0131nda inmi\u015ftir ki, Uk\u00fbl, Ureyne ve Beciyle&#8217;den bir k\u0131s\u0131m halk yoksulluk ve hastal\u0131k i\u00e7inde olduklar\u0131 halde Medine&#8217;ye gelmi\u015fler, m\u00fcsl\u00fcman olduklar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flar, Resulullah kendilerini zekattan toplanan beyt\u00fc&#8217;l-m\u00e2l develerinin otlad\u0131klar\u0131 yere g\u00f6ndererek bunlar\u0131n s\u00fctlerinden i\u00e7ip ge\u00e7inmelerini ve hastal\u0131klar\u0131n\u0131 da bu develerin sidikleriyle tedavi etmelerini emretmi\u015f, varm\u0131\u015flar. Bir m\u00fcddet sonra tamamen s\u0131hhatlerini kazan\u0131p iyile\u015ftikten sonra dinden d\u00f6nm\u00fc\u015fler, \u00e7obanlar\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcp develeri s\u00fcrm\u00fc\u015fler ve yollar\u0131 kesip \u0131rza da tecav\u00fcz ederek ka\u00e7m\u0131\u015flar, fakat takip edilerek yakalanm\u0131\u015flard\u0131. (Enes b. M\u00e2lik, Urve b. Z\u00fcbeyr ve daha baz\u0131 zevattan rivayet)<\/p>\n<p>4- Ebu B\u00fcrde de denilen Hil\u00e2l b. Uveymir\u00ee Eslem\u00ee&#8217;nin kavmi hakk\u0131nda inmi\u015ftir ki, Peygamberimiz bu Hil\u00e2l ile &#8220;ne iyili\u011fine, ne k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcne yard\u0131m etmemek; ona gelen m\u00fcsl\u00fcmanlar emanl\u0131 olup heyecana d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmemek ve ayn\u0131 \u015fekilde her kim Res\u00fblullah&#8217;a gitmek \u00fczere Hil\u00e2l&#8217;e u\u011frarsa emanl\u0131 olup heyecana d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmemek&#8221; \u00fczere &#8220;bar\u0131\u015f anla\u015fmas\u0131&#8221; (akd-i muv\u00e2dea) yapm\u0131\u015ft\u0131. Bir g\u00fcn Kin\u00e2ne o\u011fullar\u0131ndan bir k\u0131s\u0131m halk m\u00fcsl\u00fcman olmak maksad\u0131yla gelirken Hil\u00e2l&#8217;in kavmine u\u011fram\u0131\u015f, o g\u00fcn de Hil\u00e2l orada yokmu\u015f, kavmi tutmu\u015flar bunlar\u0131n yollar\u0131n\u0131 kesmi\u015fler ve kendilerini \u00f6ld\u00fcr\u00fcp mallar\u0131n\u0131 alm\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>Bu rivayetlerin toplam\u0131ndan anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere \u00e2yetin ini\u015fi, her halde yol kesme haydutlu\u011fu ile ilgilidir. Fakat baz\u0131lar\u0131 bu h\u00fckm\u00fcn k\u00e2firlere mahsus oldu\u011funa, baz\u0131lar\u0131 da f\u00e2s\u0131k m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 da i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131na k\u00e2ni olmu\u015flard\u0131r ki, fakihlerin \u00e7o\u011funun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc budur.<\/p>\n<p>Peygamber&#8217;le harb etmek ak\u0131l ve \u00e2det bak\u0131m\u0131ndan m\u00fcmk\u00fcn olabilirse de, Allah ile sava\u015fmak ne aklen ne de \u015fer&#8217;an m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131ndan her halde mecazd\u0131r. Halbuki bir lafz\u0131n hem hakikat, hem mecaz olmas\u0131 caiz olamaz. \u015eu halde burada sava\u015f, hem Allah&#8217;a ve hem peygamberine ilgisi itibariyle mecaz olmak gerekir. \u015eu halde &#8220;muharebe&#8221; lafz\u0131, ya Allah ve Resul\u00fcn\u00fcn emirlerine ve h\u00fck\u00fcmlerine kar\u015f\u0131 gelmekten mecazd\u0131r. Veya o emirler ve h\u00fck\u00fcmleri tatbik ve icra eden Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na sava\u015ftan mecazd\u0131r. Sonra bu sava\u015f\u0131n bilinen m\u00e2nas\u0131yla a\u00e7\u0131k sava\u015f olmad\u0131\u011f\u0131 da gerek siyak (s\u00f6z geli\u015fin)tan ve gerekse n\u00fczul sebeplerinden anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Zira g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bunda esirlik ve cizye gibi h\u00fck\u00fcmler yoktur. Tefsircilerin \u00e7o\u011funlu\u011fu ve fakihler, harbin asl\u0131, bir selb (zorla alma) m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ine almas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan bu sava\u015ftan maksat, yol kesmek demek oldu\u011funu beyan etmi\u015fler ve buna &#8220;b\u00fcy\u00fck h\u0131rs\u0131zl\u0131k&#8221; ad\u0131n\u0131 vermi\u015flerdir. Baz\u0131lar\u0131 da gerek, \u015fehir d\u0131\u015f\u0131nda ve gerek i\u00e7inde olsun. Yani a\u00e7\u0131ktan h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011fa kalk\u0131\u015fmak demi\u015flerdir. Bu m\u00e2n\u00e2da ise m\u00fcste&#8217;min (em\u00e2n alarak \u0130sl\u00e2m \u00fclkesinde bulunan gayr-i m\u00fcslim), z\u0131mm\u00ee (gayr-i m\u00fcslim vatanda\u015f), harb\u00ee (m\u00fcste&#8217;min ve z\u0131mm\u00ee olmayan gayr-i m\u00fcslim), k\u00e2firlerden vaki olabilece\u011fi gibi, fas\u0131k m\u00fcsl\u00fcmanlar taraf\u0131ndan da olabilir. \u00d6zetle bunlar, biri di\u011ferini koruyarak toplan\u0131p kuvvetli bir engel te\u015fkil eden ve bu \u015fekilde gerek m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ve gerek \u0130sl\u00e2m tabiyetinde veya himayesinde bulunanlar\u0131n canlar\u0131na veya mallar\u0131na veya \u0131rzlar\u0131na kasteden ve asayi\u015flerini bozan sosyal ve siyasi sap\u0131kl\u0131k erbab\u0131d\u0131r. Ve bu \u00e2yette bunlar\u0131n cezas\u0131 olan din\u00ee ceza a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Allah ve Resul\u00fcne sava\u015f a\u00e7an, yani Allah&#8217;\u0131n ve Resul\u00fcn\u00fcn emirlerine ve h\u00fck\u00fcmlerine fiilen kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmakla Allah&#8217;a ve Resulullah&#8217;a harp vaziyeti alan ve yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk i\u00e7in ko\u015fan, cana veya mala veya \u0131rza sald\u0131rmaya veya tarla ve nesli yok etmeye giri\u015fmek ve ihmalcilik ile hak (do\u011fru) nizam\u0131 ve halk\u0131n asayi\u015fini bozmak ve ifsat etmek i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fan kimselerin su\u00e7lar\u0131n\u0131n derecelerine g\u00f6re cezalar\u0131 \u015fundan ibarettir:<\/p>\n<p>\u00d6ld\u00fcr\u00fclmeleri, yani adam \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015fler ise k\u0131sas yoluyla de\u011fil, aff\u0131 caiz olmamak \u00fczere cezay\u0131 tatbik ederek \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeleri veya as\u0131lmalar\u0131, yani hem adam \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015fler, hem de mal alm\u0131\u015f veya \u0131rza tecav\u00fcz etmi\u015flerse diri olarak as\u0131l\u0131p, s\u00fcng\u00fc ile \u00f6ld\u00fcr\u00fclecek, yahut \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fckten sonra \u00f6l\u00fc olarak as\u0131larak halka g\u00f6sterilmeleri, veya ellerinin ve ayaklar\u0131n\u0131n \u00e7apraz kesilmesi, yani adam \u00f6ld\u00fcrmemi\u015fler de yaln\u0131z mal alm\u0131\u015flar ise, biri sa\u011fdan, biri soldan olmak \u00fczere birer elleriyle birer ayaklar\u0131n\u0131n kesilmesi, veya bulunduklar\u0131 yerden s\u00fcr\u00fclmeleri, (yani bunlar\u0131n hi\u00e7birisini yapm\u0131\u015f olmay\u0131p yaln\u0131z yolda tehdit etmi\u015fler ise yery\u00fcz\u00fcnden s\u00fcr\u00fclmeleri), hapsedilmeleri veya bulunduklar\u0131 yerden di\u011fer bir yere s\u00fcr\u00fclmeleri.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah&#8217;a ve peygamberine harp vaziyeti alarak silahlan\u0131p bozgunculuk yapanlar\u0131n derecelerine g\u00f6re tayin edilen cezalar\u0131, yani \u015fer&#8217;\u00ee cezalar\u0131 bu \u015fekilde \u00f6ld\u00fcrmek veya asmak veya kesmek veya s\u00fcrg\u00fcne g\u00f6ndermekten ibarettir. Bilinmektedir ki, herhangi bir sava\u015f\u0131n mahiyeti bu d\u00f6rd\u00fcn birinin d\u0131\u015f\u0131nda kalmaz ve bu cezalar bunlar\u0131n gerektirdikleri fiillerin mahiyeti gere\u011fi olarak hakk\u0131yle kar\u015f\u0131l\u0131klar\u0131d\u0131r. A&#8217;ta&#8217;dan, Kat\u00e2de&#8217;den, Hasen&#8217;den buradaki tekrarlar\u0131n, yani &#8221; =ev&#8221; at\u0131f harfinin tahyir (iki \u015feyden birini se\u00e7mek) i\u00e7in oldu\u011funa dair baz\u0131 rivayetler vard\u0131r. Buna g\u00f6re \u00e2mir bunlara bu d\u00f6rt cezadan birisini tatbik etmeye mecbur, fakat i\u015fin gerektirdi\u011fi duruma g\u00f6re bunlardan birini se\u00e7mekte serbesttir demek olur. Fakat cumhur (\u00e2limlerin \u00e7o\u011funlu\u011fu) bunun gerek rivayet ve gerek dirayet bak\u0131m\u0131ndan do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve tekrar\u0131n se\u00e7im yapmak de\u011fil, yukarda g\u00f6sterildi\u011fi \u00fczere su\u00e7un derecelerine g\u00f6re da\u011f\u0131t\u0131m ve taksim etmek i\u00e7in oldu\u011funu ve \u015fu halde veliyy\u00fc&#8217;l-emr (\u00e2mir)in bu konuda se\u00e7me hakk\u0131 olmay\u0131p, su\u00e7un derecesine g\u00f6re cezay\u0131 yerine getirmekle y\u00fck\u00fcml\u00fc bulundu\u011funu, mesela hapis yatmas\u0131 gerekeni kesmek, kesmek gerekeni \u00f6ld\u00fcrmek ve yaln\u0131z \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi gerekeni asamayaca\u011f\u0131 gibi, bunun z\u0131dd\u0131n\u0131 da yapamayaca\u011f\u0131n\u0131 ve hi\u00e7bir \u015fekilde affetme hakk\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. Hakikatte katili hapsetmekle yetinmek ve katil olmayan\u0131 asabilmek gibi rivayet ve dirayet bak\u0131m\u0131ndan akla uymayan bir &#8220;istedi\u011fini se\u00e7me&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n bat\u0131l oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Fakat biz burada \u015funu s\u00f6yleyebiliriz ki &#8221; = ev&#8221; edat\u0131, hakikatte se\u00e7meye ve b\u00f6lmeye muhtemeldir. Ger\u00e7i burada taksim (b\u00f6lmek) ve tevzi (da\u011f\u0131tmak) rivayet ve dirayet bak\u0131m\u0131ndan tercih edilmi\u015f ve se\u00e7ilmi\u015ftir. Fakat bununla tahyir (se\u00e7im yapma) ihtimalinin mutlak bat\u0131l ve h\u00fck\u00fcms\u00fcz olmas\u0131 da gerekmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00fcrg\u00fcne g\u00f6ndermeyi \u00e2z\u00e2 kesmeye, kesmeyi \u00f6ld\u00fcrmeye, \u00f6ld\u00fcrmeyi asmaya \u00e7\u0131karabilecek \u015fekilde, cezay\u0131 \u015fiddetlendirme \u015feklinde bir se\u00e7im yapma asla caiz olamamakla beraber, tersine asmay\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeye, \u00f6ld\u00fcrmeyi uzuv kesmeye, uzuv kesmeyi hapse indirebilecek \u015fekliyle cezay\u0131 hafifletme suretinde bir se\u00e7me ve bir selahiyet d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi akla yatk\u0131n ve m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Se\u00e7im yapma ihtimali, asl\u0131nda mevcud ve baz\u0131 rivayetler de nakledilmi\u015f oldu\u011fu halde bu imkan b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ink\u00e2r edilemez ve edilemeyince de zaten &#8220;cezalar, \u015f\u00fcphelerle d\u00fc\u015fer&#8221; oldu\u011fu i\u00e7in h\u00e2l ve zaman\u0131n de\u011fi\u015fmesine g\u00f6re cezay\u0131 hafifletici olmak \u00fczere, gerekti\u011fi zaman bu ihtimali de d\u00fc\u015f\u00fcnmek do\u011fru olabilecektir. Bu m\u00e2n\u00e2, bir lafz\u0131 ayn\u0131 zamanda hem se\u00e7im yapmaya, hem de tenvi\u00e2 (\u00e7e\u015fitlendirmeye) yorumlayarak iki m\u00e2n\u00e2y\u0131 bir delalette toplamak de\u011fil, \u00e7e\u015fitli durumlar ve farkl\u0131 zamanlara g\u00f6re iki m\u00e2n\u00e2y\u0131 s\u0131rayla d\u00fc\u015f\u00fcnerek bir \u00e7e\u015fit se\u00e7ime ihtimal veren taksim ile &#8220;iki ihtimalle amel olarak&#8221; her \u015f\u00fcpheden uzak bir m\u00e2n\u00e2 almakt\u0131r ki, hem cezan\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131na, hem de genel k\u00e2idelerden hafifletme h\u00fck\u00fcmlerine \u00e7ok uygundur.<\/p>\n<p>Bilinmektedir ki salb (asman)\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 kollar\u0131ndan bir yere germektir. Nitekim &#8220;salib&#8221; bundan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee hazretlerinin asman\u0131n \u00f6l\u00fc olarak yap\u0131lmas\u0131n\u0131, yani \u00f6nce \u00f6ld\u00fcr\u00fcp, m\u00fcsl\u00fcman ise namaz\u0131 da k\u0131l\u0131nd\u0131ktan sonra as\u0131l\u0131p, herkese g\u00f6sterilmesini tercih etmi\u015ftir ki, faydal\u0131 oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Bir yere s\u00fcrg\u00fcne g\u00f6ndermeye gelince, esasen nefy, idam etmek, yok etmek demektir. Halbuki burada \u00f6ld\u00fcrme ve asmaya kar\u015f\u0131l\u0131k zikredilmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;asma&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. O halde hayatta olan bir kimsenin b\u00fct\u00fcn yery\u00fcz\u00fcnden s\u00fcr\u00fclmesi ancak hapsetme demek olabilir ki, Arap dilinde nefy bu m\u00e2n\u00e2ya da kullan\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131nda fikir ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 yoktur. \u0130mam-\u0131 Azam Ebu Hanife hazretleri ve pek \u00e7ok dil bilgini bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmi\u015flerdir. Ger\u00e7i bulundu\u011fu memleketten di\u011fer bir beldeye \u00e7\u0131karmaya veya d\u00e2r-\u0131 \u0130sl\u00e2m (m\u00fcsl\u00fcman memleketin) den \u00e7\u0131karmaya da nefy (s\u00fcrg\u00fcn) denilebilirse de, bunun ikisi de sak\u0131ncadan uzak olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in caiz g\u00f6r\u00fclmemi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc maksat, \u015ferri defetmektir. Halbuki bir haydutu di\u011fer bir memlekete sevketmek, orada bulunan Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na zarar vermekten uzak de\u011fildir. B\u00fcsb\u00fct\u00fcn \u0130sl\u00e2m memleketinden gayr-i m\u00fcslimlerin memleketine \u00e7\u0131karmak ise gayr-i m\u00fcslimlere bir \u015fahs\u0131n kat\u0131lmas\u0131n\u0131 arzu etmek demek oldu\u011fundan hi\u00e7 caiz olmaz demi\u015flerdir. Bununla beraber \u015fah\u0131slar\u0131n ve yerlerin de\u011fi\u015fmesine g\u00f6re an\u0131lan sak\u0131ncan\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmayaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131rsa, di\u011fer bir memlekete s\u00fcrg\u00fcn etmenin caiz oldu\u011fu s\u00f6yleyenler de vard\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak \u00d6mer b. Abd\u00fclaziz hazretlerinden bu m\u00e2n\u00e2 rivayet edilmi\u015ftir. Daha \u00f6nce Tih\u00e2me \u00e7\u00f6l\u00fcn\u00fcn en uza\u011f\u0131nda &#8220;Dehlek&#8221;, Habe\u015f&#8217;te &#8220;N\u00e2s\u0131&#8217; &#8221; birer s\u00fcrg\u00fcn yeri idi denilmi\u015ftir. Dilimizde de nefy, bu m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131lmaktad\u0131r. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee de demi\u015ftir ki, burada nefy&#8217;in iki m\u00e2n\u00e2ya gelme ihtimali vard\u0131r. Birisi, e\u011fer bunlar adam \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f, mal alm\u0131\u015f ve yakalanm\u0131\u015f iseler, cezalar\u0131 yerine getirilir. E\u011fer yakalanmam\u0131\u015f iseler devaml\u0131 takip edilirler. \u0130\u015fte bu \u015fekilde nefyden maksad, bunlar\u0131n h\u00fck\u00fcmetten korkarak bir beldeden bir beldeye devaml\u0131 \u015fekilde ka\u00e7\u0131p gitmesidir. \u0130kincisi, yaln\u0131z korkutmak ile kalm\u0131\u015f, adam \u00f6ld\u00fcrmemi\u015f ve mal almam\u0131\u015f olanlar da devaml\u0131 olarak takip edilir. Fakat tutulduklar\u0131 zaman tazir edilir (\u015fer&#8217;\u00ee haddin d\u0131\u015f\u0131nda hakimin uygun g\u00f6rece\u011fi bir ceza ile cezaland\u0131r\u0131l\u0131r)ler ve hapsedilirler. Bunlar hakk\u0131nda da nefyden maksat yaln\u0131z hapistir. \u0130m\u00e2m \u015e\u00e2fi\u00ee&#8217;nin nefyi b\u00f6yle iki hale g\u00f6re m\u00e2n\u00e2land\u0131rmas\u0131 bizim tahyir (se\u00e7me) ve taksim etme meselelerindeki hat\u0131rlatmam\u0131za benzer. Bir de \u015e\u00e2fi\u00ee&#8217;nin bu ifadesi hapsin had (\u015fer&#8217;\u00ee ceza) de\u011fil, tazir mahiyetinde oldu\u011funu g\u00f6stermektedir. Hakikatte hapis miktar\u0131 tayin edilmemi\u015f oldu\u011funa g\u00f6re b\u00f6yle olmas\u0131 gerekir. \u015eu halde bunun \u015fer&#8217;\u00ee ceza (had) olmas\u0131, hapsin asl\u0131na g\u00f6redir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah ve Resul\u00fcyle sava\u015f eden ve yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk etmek i\u00e7in, ko\u015fanlar\u0131n cezalar\u0131 ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil, ya \u00f6ld\u00fcr\u00fclmek, ya as\u0131lmak, ya elleri ayaklar\u0131n\u0131n \u00e7apraz olarak kesilmesi veya yery\u00fcz\u00fcnden nefyolunmak (s\u00fcr\u00fclmek)t\u0131r. Fakat bu cezan\u0131n k\u0131salt\u0131lmas\u0131 (veya tahsisi) mutlak de\u011fil, izafidir. Zir\u00e2 bu ceza bunlar\u0131n s\u0131rf d\u00fcnyadaki d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fck ve rezaletleridir. Bundan ba\u015fka bunlar i\u00e7in ahirette pek b\u00fcy\u00fck bir azab daha vard\u0131r. Ki bunlar\u0131n hi\u00e7biriyle k\u0131yas edilmesi m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir.<\/p>\n<p>34- Ancak sizin kudretiniz kendilerine yeti\u015fmeden, yakalanmalar\u0131 tahakkuk etmeden \u00f6nce tevbe etmi\u015f olanlar m\u00fcstesnad\u0131rlar. O zaman biliniz ki Allah \u015f\u00fcphesiz affedicidir, merhamet edicidir. \u015eu halde bu \u015fekilde tevbe edenler hakk\u0131nda Allah&#8217;\u0131n hukuku davas\u0131 takip edilmez ve s\u00f6ylenen cezalardan hi\u00e7biri tatbik edilmez. Ancak \u015fahs\u00ee hukuk davas\u0131 kal\u0131r. Adam \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015flerse \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin v\u00e2risleri isterse affederler, dilerlerse mahkemece su\u00e7lar\u0131 sabit olduktan sonra k\u0131sas ettirebilirler (\u00f6ld\u00fcrtt\u00fcrebilirler). Tevbe ile d\u00fc\u015fen h\u00fck\u00fcm, \u00f6ld\u00fcrmenin had cezas\u0131 olarak yerine getirilmesinin vacib olmas\u0131d\u0131r, caiz olmas\u0131 de\u011fildir. Ayn\u0131 \u015fekilde mal alm\u0131\u015flarsa, mal sahipleri mallar\u0131n\u0131n geri verilmesini veya tazminini (sebep olduklar\u0131 zarar ve ziyan\u0131 \u00f6demelerini) isteyebilirler ve davada serbesttirler. Sonra gerek b\u00f6yle ve gerekse sava\u015f durumu almadan bozgunculukta ko\u015fanlar hakk\u0131nda gerek Allah&#8217;\u0131n hukuku ve gerekse kullar\u0131n hukuku dolay\u0131s\u0131yla \u00fbl\u00fc&#8217;l-emr (m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n en yetkili \u00e2mirinin) bir de ta&#8217;zir (had cezas\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda cezalar verme) yetkisi vard\u0131r ki, had cezas\u0131n\u0131 gerektirecek dereceye \u00e7\u0131kmayan m\u00fcnker\u00e2t (dince yap\u0131lmas\u0131 \u00e7irkin bulunan hususlar)da tatbik edilir. Geni\u015f bilgisi f\u0131k\u0131h ilmine aittir. Genel kaidesi \u015fudur: Bir m\u00fcnker (dince \u00e7irkin bulunan bir \u015fey)i i\u015fleyen her \u015fah\u0131s, cezaland\u0131r\u0131labilir.<\/p>\n<p>\u015eimdi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>35- Ey inananlar, Allah&#8217;tan korkun, O&#8217;na yakla\u015fmaya yol aray\u0131n ve O&#8217;nun yolunda cihad edin ki, kurtulu\u015fa eresiniz.<\/p>\n<p>36- B\u00fct\u00fcn yery\u00fcz\u00fcndekiler ve bir o kadar\u0131 daha ink\u00e2r edenlerin olsa, bunlar k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fcn azab\u0131ndan kurtulmak i\u00e7in hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onlar i\u00e7in can yak\u0131c\u0131 bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>37- Cehennem ate\u015finden \u00e7\u0131kmak isterler. Ama oradan \u00e7\u0131kacak de\u011fillerdir. Onlar i\u00e7in devaml\u0131 bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>35- Ey Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne iman edenler! Siz o s\u00f6zle\u015fmelerini bozanlara, o k\u00e2firlere, o f\u00e2s\u0131klara, o bozgunculu\u011fa ko\u015fanlara benzemeyiniz de, Allah&#8217;dan lay\u0131k\u0131yle korkunuz. Allah&#8217;\u0131n cezas\u0131ndan, azab\u0131ndan korkunuz, \u00e7irkinliklerden sak\u0131n\u0131n\u0131z, \u015fayet bir g\u00fcnaha d\u00fc\u015ft\u00fcn\u00fczse hemen tevbe ediniz. Zira anlad\u0131n\u0131z ki gaf\u00fbr (\u00e7ok affedici), rah\u00eem (\u00e7ok ac\u0131y\u0131c\u0131) olan Allah&#8217;\u0131n azab ve cezas\u0131 da pek b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Fakat takva (Allah&#8217;tan gere\u011fince korkma)y\u0131 yaln\u0131z fenal\u0131k yapmamaktan ve yaln\u0131z ka\u00e7\u0131nmaktan ibaret menfi (olumsuz) bir huy kabul etmeyiniz. K\u0131ssada dinlediniz ki muttak\u00ee \u00e2dem o\u011flunun karde\u015finin karar verdi\u011fi cinayete kar\u015f\u0131 bile Allah korkusuyla elini uzatmak istememesi ve yaln\u0131z \u00f6\u011f\u00fct ile yetinmesi, kendisini \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeden kurtarmaya yetmedi. \u015eu halde k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden ka\u00e7\u0131nmakla yetinmeyip, tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla korununuz da Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131na girmek ve aff\u0131na ve rahmetine ermek i\u00e7in Allah&#8217;dan vesile de isteyin. Bo\u015f durmay\u0131p, yaln\u0131z iman ve korku ile yetinmeyip, Allah&#8217;a yak\u0131nl\u0131k i\u00e7in vesile de aray\u0131n\u0131z. En uygun sebeplere te\u015febb\u00fcs etmek suretiyle Allah&#8217;\u0131n sevgisine lay\u0131k g\u00fczel ameller yapmaya iradenizi sarfediniz de ve Allah yolunda, \u0130sl\u00e2m dini u\u011frunda, do\u011fru yol \u00fczerinde g\u00fcc\u00fcn\u00fcz\u00fc bolca kullanmakla m\u00fccalede ediniz, dahil\u00ee ve haric\u00ee engel ve zorluklara g\u00f6\u011f\u00fcs gerip hak d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131 yeniniz.<\/p>\n<p>Dilimizde bilindi\u011fi \u00fczere &#8220;vesile&#8221;, kendisiyle bir gayeye ula\u015f\u0131lan, yani yakla\u015f\u0131lan sebep, yakla\u015fma sebebi demektir ki &#8220;m\u00e2bihittakarrub&#8221; (kendisiyle yakla\u015f\u0131lan \u015fey) m\u00e2n\u00e2s\u0131na, sadece &#8220;kurbet&#8221; (yakla\u015fma) da denilir. Nitekim Hasen, M\u00fccahid, At\u00e2, Abdullah b. Kesir gibi bir \u00e7ok selef tefsircileri &#8220;yani yak\u0131nl\u0131k&#8221; diye tefsir etmi\u015flerdir. Kat\u00e2de, Allah&#8217;a itaat ve ho\u015fnut olaca\u011f\u0131 amel ile yakla\u015f\u0131n\u0131z, diye anlatm\u0131\u015f; S\u00fbdd\u00ee de: &#8220;yani istemek ve yak\u0131nl\u0131k&#8221; diye ifade etmi\u015ftir ki, hem &#8220;ibti\u011f\u00e2&#8221; (isteme)yi, hem &#8220;vesile&#8221;yi a\u00e7\u0131klamakt\u0131r. \u0130bn\u00fc Zeyd de, &#8220;muhabbet (sevgi) ile Allah&#8217;a kendinizi sevdirmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131n\u0131z&#8221; demi\u015f ve, &#8220;Onlar\u0131n tapt\u0131klar\u0131 da Rab&#8217;lerine bir yol arar, her biri Allah&#8217;a daha \u00e7ok yakla\u015fmak i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131r&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/57) \u00e2yetini okumu\u015ftur. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2n\u0131n \u00f6zeti: &#8220;Biz m\u00fcminiz, Allah bizi yaln\u0131z iman ile sever deyip de ciddiyetsiz olmay\u0131n\u0131z, Allah&#8217;dan korkunuz, k\u00f6t\u00fc ahl\u00e2ktan ve \u00e7irkin amelden sak\u0131n\u0131n\u0131z sonra yaln\u0131z korkmak ve sak\u0131nmakla da kalmay\u0131n\u0131z, iradenizi sarfedip gerekli sebeplere de te\u015febb\u00fcs ediniz, Allah&#8217;\u0131n emirlerini yerine getiriniz ve bununla da kalmay\u0131n\u0131z, Allah&#8217;a yakla\u015fmak i\u00e7in daima vesile aray\u0131n\u0131z, her f\u0131rsattan istifade ile kendi g\u00f6nl\u00fcn\u00fcz ve iste\u011finizle farzlar ve vacipler d\u0131\u015f\u0131nda g\u00fczel g\u00fczel i\u015fler, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na uygun ameller yaparak kendi taraf\u0131n\u0131zdan da kendinizi Allah&#8217;a sevdirmek isteyiniz, isteyerek, yalvararak \u00e7al\u0131\u015f\u0131n\u0131z ve u\u011fra\u015f\u0131n\u0131z&#8221; demektir. Ve bunda &#8220;M\u00fcmin kulum bana nafile ibadetlerle yakla\u015fmaya devam eder&#8221; kuds\u00ee hadisinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n yerle\u015ftirilmi\u015f bulundu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. &#8220;Ves\u00eele cennette bir makamd\u0131r&#8221; hadis-i \u015ferifi vesilenin ahirete ait \u00f6nemini anlat\u0131r. K\u0131saca vesile, laz\u0131md\u0131r. Ve onu bulmak i\u00e7in isteyip aramak ve ba\u015fvurmak da gereklidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc vesilenin vesilesi de iman ve ittika (korunma) ile istek ve iradedir. Ve \u015fu halde as\u0131l vesile Allah&#8217;a yakla\u015fma kasd\u0131 ve sevme arzusudur. Ve i\u015fte bu kast ve niyet ile sebepleri ara\u015ft\u0131rma, g\u00fczel ahl\u00e2k ve g\u00fczel amel gibi Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na uygun ho\u015f vesileler haz\u0131rlamakla kulluk i\u00e7in ko\u015fmay\u0131 emretmektedir. Ve bunun i\u00e7indir ki, buna, m\u00fccahede emri kat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130man, ittik\u00e2 ile; ittik\u00e2, vesileyi aramakla; vesileyi arama da, m\u00fccahede ile tamam olur.<\/p>\n<p>\u015eimdi imandan sonra bu \u00fc\u00e7 emri yerine getiriniz ve bunlara da inan\u0131p ko\u015funuz ki kurtulu\u015fa ermeyi \u00fcmit edersiniz.<\/p>\n<p>36-37-Zira hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki o k\u00fcfredenler, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fcn azab\u0131ndan fidye verip nefislerini kurtarmak i\u00e7in, mesela b\u00fct\u00fcn yery\u00fcz\u00fcndeki \u015feylerin toplam\u0131 daha bir o kadar\u0131yla beraber kendilerinin olsa, hepsini feda etmek isterler, ama kendilerinden kabul olunmaz, ve onlara mahsus elem verici bir azab vard\u0131r, ate\u015ften ka\u00e7mak isterler halbuki onlar ondan \u00e7\u0131kamazlar, \u00e7\u0131kmak istedik\u00e7e k\u00fcfr\u00fcn gere\u011fi olarak yine i\u00e7ine at\u0131l\u0131rlar. Ve bunlar\u0131n hakk\u0131 k\u00f6kl\u00fc ve ebed\u00ee bir azabt\u0131r. \u015eu halde siz bunlara asla benzemeyin ve bunlardan korkup \u00e7ekinmeyin de ancak Allah&#8217;tan korkun ve Allah&#8217;a yakla\u015fmak i\u00e7in vesile isteyin, sebeplerini haz\u0131rlay\u0131n da bunlarla m\u00fccahede edin ve yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n da d\u00fcnyadaki cezalar\u0131n\u0131 verin. Ve bu c\u00fcmleden olmak \u00fczere:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>38- H\u0131rs\u0131zl\u0131k eden erkek ve kad\u0131n\u0131n, yapt\u0131klar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k Allah&#8217;dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima \u00fcst\u00fcnd\u00fcr, hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>39- Kim yapt\u0131\u011f\u0131 haks\u0131zl\u0131ktan sonra tevbe eder, halini d\u00fczeltirse, \u015f\u00fcphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah ba\u011f\u0131\u015flayan, merhamet edendir.<\/p>\n<p>38-S\u0130RKAT, lugatta &#8220;ba\u015fkas\u0131n\u0131n mal\u0131n\u0131 gizli olarak almakt\u0131r&#8221; ki, dilimizde h\u0131rs\u0131zl\u0131k denir. H\u0131rs\u0131z\u0131n \u00e7o\u011funlukla g\u00f6z dikti\u011fi, \u00e7almak istedi\u011fi mal, ra\u011fbet edilen mallardan olur. Yoksa al\u0131nmas\u0131 \u00e2det olarak normal kar\u015f\u0131lanan \u015feylerin al\u0131n\u0131verilmesini \u00f6rf tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla bir h\u0131rs\u0131zl\u0131k saymaz. H\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n mahiyetinde mal sahibinin koruma ve g\u00f6zetimini \u00e7almaya kalk\u0131\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Bunun i\u00e7in h\u0131rs\u0131zl\u0131k fiilinin cezay\u0131 gerektirecek derecede tam anlam\u0131yla olu\u015fmas\u0131 iki \u015farta ba\u011fl\u0131d\u0131r ki, birisi al\u0131nan mal\u0131n az \u00e7ok be\u011fenilebilecek bir \u00f6l\u00e7\u00fcye ula\u015fmas\u0131, di\u011feri de bir mekanda veya muhaf\u0131zl\u0131 bir yerde saklanm\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r. Ancak \u0130bn\u00fc Abbas, \u0130bn\u00fc Z\u00fcbeyr, Hasen\u00fc&#8217;l-Basri ne miktar\u0131n, ne de saklaman\u0131n, \u015fart olmad\u0131\u011f\u0131na ve az\u0131n, \u00e7o\u011fun h\u0131rs\u0131zl\u0131k olup ceza laz\u0131m gelece\u011fine k\u00e2ni olmu\u015flard\u0131r ki, Z\u00e2hiriye mezhebinden D\u00e2v\u00fbd-u \u0130sfah\u00e2ni&#8217;nin ve H\u00e2ric\u00eelerin g\u00f6r\u00fc\u015fleri de budur. Ger\u00e7i az veya bek\u00e7isiz, a\u00e7\u0131ktaki bir mal\u0131 al\u0131vermek de h\u0131rs\u0131zl\u0131k kabilinden ise de, bu genellemenin tam bir hakikat oldu\u011fu \u015f\u00fcphelidir. Zira \u00f6rf\u00fcn m\u00fcsaade etti\u011fi miktar\u0131 al\u0131vermek bir terbiyesizlik olmakla beraber ne a\u00e7\u0131\u011f\u0131na gasb, ne de habersiz al\u0131nmas\u0131na h\u0131rs\u0131zl\u0131k denilivermedi\u011fi de bilinmektedir. Halbuki cezalar her y\u00f6nden kesin ve yak\u00een\u00ee ve \u015f\u00fcphe ile d\u00fc\u015ft\u00fcklerinden, eli kesilecek h\u0131rs\u0131za tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ve \u015f\u00fcphesiz olarak s\u00e2rik (h\u0131rs\u0131z erkek) veya s\u00e2rika (h\u0131rs\u0131z kad\u0131n) denilebilmek i\u00e7in nisab (belli miktar) ve h\u0131rz (saklama) her halde \u015fart olmal\u0131d\u0131r. Ve bunu isbat i\u00e7in rivayet edilen haberler hi\u00e7 dikkat nazar\u0131na al\u0131nmasa bile, h\u0131rs\u0131zl\u0131k kelimesinin tam \u00f6rfi m\u00e2n\u00e2s\u0131 bunu gerektirir. Ve f\u0131k\u0131h\u00e7\u0131lar\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu bunda ittifak etmi\u015flerdi. Ancak nisab\u0131n \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde ihtilaf etmi\u015flerdir. Bir kerre d\u00f6rtte bir dinar veya \u00fc\u00e7 dirhemden a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na itibar eden olmam\u0131\u015f ve \u0130mam-\u0131 Azam Ebu Hanife hazretleri madr\u00fbb (bas\u0131lm\u0131\u015f, damgalanm\u0131\u015f) olmak \u00fczere on dirhem g\u00fcm\u00fc\u015f ak\u00e7e k\u0131ymetine ula\u015famayana itibar edilmiyece\u011fini yani bunun a\u015fa\u011f\u0131s\u0131nda ta&#8217;zir (haddin d\u0131\u015f\u0131nda ceza) yap\u0131l\u0131rsa da, had (\u015fer&#8217;\u00ee ceza) laz\u0131m gelmeyece\u011fini g\u00f6stermi\u015ftir ki, bir dinara e\u015fit demektir. Hakikatte ba\u015fkas\u0131n\u0131n bir &#8220;tane&#8221; sini \u00e7almak bile lugat ve \u00f6rf bak\u0131m\u0131ndan bir h\u0131rs\u0131zl\u0131k olsa da, kesinlik demek olan cezalarda \u015f\u00fcphenin muteber oldu\u011funda s\u00f6z olmad\u0131\u011f\u0131ndan, fiil\u00ee h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n ceza ve nek\u00e2l olan \u015fer&#8217;\u00ee cezay\u0131 gerektirecek bir su\u00e7 olmas\u0131 \u015f\u00fcphe-i ib\u00e2ha (bir \u015feyin al\u0131nmas\u0131n\u0131n mubah oldu\u011fu hakk\u0131ndaki \u015f\u00fcphe)dan, \u015f\u00fcbhe-i hak (bir \u015feyin al\u0131nmas\u0131n\u0131n hak oldu\u011fu hakk\u0131ndaki \u015f\u00fcphe)dan, \u015f\u00fcphe-i \u0131zt\u0131rar (bir \u015feyin al\u0131nmas\u0131n\u0131n zaruri oldu\u011fu hakk\u0131ndaki \u015f\u00fcphe)dan da uzak olmas\u0131 gerekir. Halbuki bir mal\u0131n muhafaza edilmemesi bir m\u00fcsamaha ve dolay\u0131s\u0131yla bir ib\u00e2ha \u015f\u00fcphesi te\u015fkil edece\u011fi gibi; bir \u015fahs\u0131n az bir miktarda bir mal\u0131 \u00e7almaya tenezz\u00fcl etmesi de her halde bir zaruret \u015f\u00fcphesinden uzak de\u011fildir. \u0130lk \u00f6nce zekat, sadakalar gibi infak h\u00fck\u00fcmleriyle \u00e7aresizli\u011fin defedilmesinin sebepleri temin edildikten &#8220;Onlar\u0131n mallar\u0131nda dilenci ve yoksul i\u00e7in bir hak vard\u0131r&#8221; (Z\u00e2riy\u00e2t, 51\/19) buyurulduktan ve haramlardan zaruret halleri istisna edildikten sonrad\u0131r ki, Hak Te\u00e2l\u00e2 h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n cezas\u0131n\u0131 emretmi\u015ftir. Bu genel \u015fartlar alt\u0131nda ise h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011fa cesaret eden bir elin \u0130sl\u00e2m sosyal kurumu i\u00e7inde kangren olmu\u015f bir uzuv gibi kesilmesi gerekli olur. Fakat fakirlerin hakk\u0131n\u0131 vermeyen, \u0131zt\u0131rab sahiplerinin ac\u0131s\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeyen ve tersine o zorlu\u011fu g\u00fcnden g\u00fcne \u015fiddetlendiren bir sosyal toplumun h\u0131rs\u0131zlara kar\u015f\u0131 durumu, b\u00fcy\u00fck \u00e7apta h\u0131rs\u0131zl\u0131k yapanlar\u0131n durumuna benzemekten kurtulamaz. \u015eu halde zorlama veya zaruret \u015f\u00fcphesi ile kesin bir ceza ve nek\u00e2le hak kazanmak sabit olamaz. Nitekim Hz. \u00d6mer bir k\u0131tl\u0131k senesinde h\u0131rs\u0131zl\u0131k cezas\u0131n\u0131 tatbik etmemi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc herkesin s\u0131k\u0131nt\u0131 ve ihtiya\u00e7la kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya geldi\u011fi b\u00f6yle bir zamanda infak (fakire da\u011f\u0131tma) g\u00f6revinin gere\u011fi gibi yap\u0131lamayaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k oldu\u011fundan, her fert hadd-i zat\u0131nda s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 olmasa bile, zaruret \u015f\u00fcphesi i\u00e7indedir. \u015eu halde mal\u0131n a\u00e7\u0131kta b\u0131rak\u0131lmas\u0131 bir \u015f\u00fcphe-i ib\u00e2ha olaca\u011f\u0131 gibi, normal durumlarda \u00e7al\u0131nan mal\u0131n bir s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131n\u0131n el uzatabilece\u011fi az miktardan fazla bir nisabda bulunmamas\u0131 da \u015f\u00fcphe-i \u0131zt\u0131rardan uzak olamayaca\u011f\u0131ndan h\u0131rs\u0131zl\u0131k fiilinin hakkiyle ceza ve nek\u00e2l olan cezay\u0131 gerektiren bir su\u00e7 olmas\u0131 i\u00e7in hem nisab\u0131n, hem saklaman\u0131n, muhafaza etmenin \u015fart olmas\u0131 gerekir. Ve bu \u015fartlar, h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n lugat anlam\u0131ndan olmasa bile, hakk\u0131yla ceza ve nek\u00e2l olan m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan bi&#8217;l-i\u015fare (i\u015faret yoluyla) sabit, bundan ba\u015fka hem kitab\u0131n genel k\u00e2ideleri, hem de Resulullah&#8217;\u0131n y\u00fcksek s\u00fcnneti ile teyit edilmi\u015ftir ki, daha geni\u015f a\u00e7\u0131klamas\u0131 F\u0131k\u0131h ilmine aittir.<\/p>\n<p>\u00d6zetle, h\u0131rs\u0131za bir \u00f6z\u00fcr \u015f\u00fcphesi b\u0131rakmamak i\u00e7in her halde bir nis\u00e2b\u0131n da \u015fart oldu\u011fu kesindir. Ancak bu nis\u00e2b\u0131n mikdar\u0131 \u00fczerinde ictihatlar yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ve fakihler nebevi s\u00fcnnete bakarak bunun d\u00f6rtte bir dinar ile bir dinar veya on dirhem aras\u0131nda d\u00f6n\u00fcp dola\u015ft\u0131\u011f\u0131nda da ittifak etmi\u015fler, \u015e\u00e2fi\u00ee gibi kimisi en k\u00fc\u00e7\u00fc\u011f\u00fc, \u0130m\u00e2m-\u0131 Azam gibi kimisi de en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc tercih etmi\u015flerdir ki, \u015f\u00fcpheden tamamen uzak olan da budur. Acaba on dirhemden fazla bir miktar kabul\u00fcne imkan yok mudur? Biz buna &#8220;vard\u0131r&#8221; cevab\u0131n\u0131 vermek istiyoruz ve nis\u00e2b miktar\u0131n\u0131n, bu iki s\u0131n\u0131r aras\u0131nda d\u00f6n\u00fcp dola\u015ft\u0131\u011f\u0131nda ittifak edilmi\u015f oldu\u011funa k\u00e2ni de\u011filiz. Mademki mikdar\u0131n as\u0131l meselesi \u00fczerinde ictihatlar yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r .Ve madem ki bu konuda \u015f\u00fcphe meselesinin b\u00fcy\u00fck bir \u00f6nemi vard\u0131r. O halde bunun ictihada ait mahiyetini muhafaza eden bir zaman meselesi oldu\u011funu kabul etmek gerekir. E\u011fer b\u00f6yle olmasayd\u0131 m\u00fcctehidlere en \u00e7ok ve en az fikirlerini veren misaller, haberler sabit olmazd\u0131. Bir dinar, bir miskal alt\u0131n demektir ki, o zaman ond\u00f6rt k\u0131rat olan vezn-i sebi (yedi dinar = on dirhem) dirhemiyle on dirhem g\u00fcm\u00fc\u015f, k\u0131ymet\u00e7e buna e\u015fit idi. On iki dirhem say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 da varsa da bu daha k\u00fc\u00e7\u00fck bir dirhem \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Ve buna g\u00f6re d\u00f6rtte bir dinara \u00fc\u00e7 dirhem denir. Nitekim bug\u00fcn bizde me\u015fhur olan onalt\u0131 k\u0131ratl\u0131k dirhem ile sekiz dirhem on iki k\u0131rat tutar ki, mecidiyeden biraz fazlad\u0131r. Demek ki o zamanlar alt\u0131n-g\u00fcm\u00fc\u015f fark\u0131 ortalama olarak bir on, \u015fimdi ise biz g\u00f6r\u00fcyoruz ki bu fark be\u015f alt\u0131 misli artm\u0131\u015ft\u0131r. Bir miskal alt\u0131n sekiz on dirhem de\u011fil, k\u0131rk elli dirhem g\u00fcm\u00fc\u015f kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131na \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Alt\u0131n g\u00fcm\u00fc\u015f fark\u0131 b\u00f6yle oldu\u011fu gibi, e\u015fya ile nukut (paralar) aras\u0131nda da bu farkl\u0131l\u0131k a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bir zaman bir miskal alt\u0131na e\u015fit olup \u015f\u00fcphe-i \u0131zt\u0131r\u00e2r\u0131 kald\u0131ran on dirhem g\u00fcm\u00fc\u015f, bug\u00fcn i\u00e7in o zaman\u0131n \u00fc\u00e7 dirhem g\u00fcm\u00fc\u015f\u00fcnden daha a\u015fa\u011f\u0131 bir k\u0131ymette bulundu\u011funda \u015f\u00fcphe olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, bug\u00fcn\u00fcn bir miskal alt\u0131n\u0131 da b\u00f6yledir. \u015eu halde nisab miktar\u0131, \u015f\u00fcphe-i \u0131zt\u0131rar\u0131n defedilmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan zaman\u0131n de\u011fi\u015fmesiyle de\u011fi\u015fir.<\/p>\n<p>Bu \u00f6rneklerden istifade ile zaman\u0131m\u0131za g\u00f6re \u015f\u00fcpheye yer b\u0131rakmayacak \u015fekilde bir mikdar tayini caiz ve hatta laz\u0131md\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc: &#8220;Kim a\u00e7l\u0131ktan daral\u0131r, g\u00fcnaha istekle y\u00f6nelmeden bunlardan yemek zorunda kal\u0131rsa ona g\u00fcnah yoktur&#8221; (M\u00e2ide, 5\/3) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fcn\u00fcn \u015fer&#8217;\u00ee cezada da ge\u00e7erli oldu\u011funda s\u00f6z olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, bunun \u015f\u00fcphesinin de ge\u00e7erli oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Ve i\u015fte nisab miktar\u0131 o g\u00fcnah\u0131 ve ona kar\u015f\u0131 ceza ve nek\u00e2li haketmeyi tayin edecek olan bir \u00f6l\u00e7\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>Ey m\u00fcminler h\u0131rs\u0131z erkek ve h\u0131rs\u0131z kad\u0131n\u0131n da, yani \u015f\u00fcphe ve mazeretten \u00e2z\u00e2de olarak h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kan gerek erkek ve gerek kad\u0131n h\u0131rs\u0131zlar\u0131n da kazand\u0131klar\u0131 i\u015fe bir ceza, Allah&#8217;tan bir nek\u00e2l, yani bir daha yapmamalar\u0131 i\u00e7in hakk\u0131yle bir ba\u011f, bir tu\u015fak, bir kelep\u00e7e olmak \u00fczere ellerini kesiniz. \u0130bn\u00fc Mesud mushaf\u0131nda oldu\u011fundan dolay\u0131, \u00f6nce sa\u011f elini, tekrar ederse sol elini de kesiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah hem az\u00eez (\u00fcst\u00fcn), hem hak\u00eem (hikmet sahibi)dir. Emrine kar\u015f\u0131 gelinmez, h\u00fckm\u00fcn\u00fc hikmetle verir. &#8220;Hak&#8221; O&#8217;nun y\u00fcksek himayesinde, ceza O&#8217;nun hikmeti c\u00fcmlesindendir. Zul\u00fcm ve bozgunculu\u011fa raz\u0131 olmayan, hay\u0131r ve hakka \u00e7al\u0131\u015fmak i\u00e7in el ve kudret ihsan eden; Allah&#8217;dan gere\u011fince korkmay\u0131, vesile aramay\u0131, m\u00fccahedeyi emreden; fakirleri korumak, s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 olanlar\u0131 g\u00f6zetmek, d\u00fc\u015fk\u00fcnlere yard\u0131m etmek i\u00e7in bu kadar \u00e2yetler ve h\u00fck\u00fcmler indiren; infak, zekat, sadakalar, yard\u0131mla\u015fma h\u00fck\u00fcmleriyle g\u00fcc\u00fc olanlara vazifeler farz k\u0131lan, zenginlerin mallar\u0131ndan dilencilere, d\u00fc\u015fk\u00fcnlere belli bir hak veren Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bu emirlerini, bu h\u00fck\u00fcmlerini icra ve tatbik eden m\u00fcsl\u00fcman, sosyal toplumu i\u00e7inde Allah&#8217;tan korkmayarak, Allah&#8217;a yakla\u015fmak i\u00e7in g\u00fczel vesileler dile\u011finde bulunmayarak ve Allah yolunda m\u00fccahede etmek i\u00e7in nefsinin, \u015fehvetinin isteklerine sabredemeyerek ba\u015fkas\u0131n\u0131n hukukuna gizlice el uzatmak kendisinin ne hakk\u0131, ne de hakk\u0131 oldu\u011fu \u015f\u00fcphesi bulunmayan bir mal\u0131 Allah g\u00f6rm\u00fcyormu\u015f gibi \u00e7almaya kalk\u0131\u015fmak elbette Allah&#8217;\u0131n izzetine bir tecav\u00fcz ve gizliden gizliye bir harptir. Ve b\u00f6yle bir elin cezas\u0131 da kesilmektir. \u015eu halde su\u00e7 ile ceza aras\u0131nda denklik yok zannedilmesin. Zira bu ceza yaln\u0131z mal\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 de\u011fil, gizli bir hainlik ve Allah&#8217;\u0131n izzetine bir tecav\u00fcz olan h\u0131rs\u0131zl\u0131k fiilinin cezas\u0131d\u0131r. Bu el kendini ate\u015fe sokmu\u015f veya k\u0131l\u0131ca uzatm\u0131\u015ft\u0131r. Bu, gerek ona ve gerek ona uyup azacak olanlara Allah taraf\u0131ndan \u00f6yle sabit bir kelep\u00e7edir. Bununla hem h\u0131rs\u0131z fesad (bozgunculuk)tan temizlenir, hem de di\u011ferleri. Sonra Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n izzetine bu \u015fekilde tecav\u00fcz edenleri bu cezaya lay\u0131k k\u0131lmas\u0131 ve b\u00f6yle devaml\u0131 bir kelep\u00e7eye koyup haddini bildirmesi yaln\u0131z bir k\u0131zg\u0131nl\u0131k eseri de\u011fil, s\u0131rf hikmettir. Bu ceza tatbik edilen sosyal toplumda h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n k\u00f6k\u00fc kesilir. Kesilmeye lay\u0131k el bulunmaz olur. O \u015fart ile ki, hakk\u0131yle tatbik edilsin ve her \u015f\u00fcpheden s\u00e2lim olarak tatbik edilsin de hi\u00e7bir haks\u0131zl\u0131\u011fa meydan verilmesin. Aksi halde Allah&#8217;\u0131n izzet ve hikmeti de ters \u015fekilde ortaya \u00e7\u0131kar. Haks\u0131z yere bir mal \u00e7alan elin cezas\u0131 kesilmek olursa, haks\u0131z yere bir el \u00e7alan ellerin cezas\u0131n\u0131n ne olmas\u0131 laz\u0131m gelece\u011fi tasavvur olunsun!<\/p>\n<p>39- Yani h\u0131rs\u0131zl\u0131k yap\u0131p kendi elinin kesilmesine sebep olarak kendine zulmetmi\u015f olan h\u0131rs\u0131z erkek veya h\u0131rs\u0131z kad\u0131ndan herhangi birisi eli kesildikten sonra tevbe edip h\u00e2lini d\u00fczeltirse Allah affedici ve merhametli oldu\u011fu i\u00e7in tevbesini -her halde- kabul eder. Ve ahirette ona ba\u015fka azab yapmaz, rahmet ve ma\u011ffiret eder. \u015eu halde eli kesilmi\u015f ve tevbek\u00e2r olmu\u015f olanlara daha \u00f6nce h\u0131rs\u0131zl\u0131k etmi\u015f diye k\u00f6t\u00fc g\u00f6zle bakmamal\u0131, ac\u0131y\u0131p yard\u0131mda bulunmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu tevbe, cezan\u0131n tatbikinden \u00f6nce olursa ceza d\u00fc\u015fer mi, d\u00fc\u015fmez mi? \u00c7o\u011funluk ve Hanefiler, &#8220;mal sahibi affetmedik\u00e7e olmaz&#8221;, \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee ise, bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde &#8220;olur&#8221; demi\u015ftir. Ger\u00e7ekte zul\u00fcmden maksat nefsine de\u011fil, ba\u015fkas\u0131na olan h\u0131rs\u0131zl\u0131k oldu\u011fu takdirde bu \u00e2yet, bunu ifade etmi\u015f olaca\u011f\u0131 ve yukardaki b\u00fcy\u00fck h\u0131rs\u0131zl\u0131k erbab\u0131n\u0131n tevbeleri meselesi de bir itibar ile bunu teyit edece\u011fi i\u00e7in, biz de bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih edece\u011fiz. Ancak bu \u015fekilde &#8220;durumunu d\u00fczeltirse&#8221; \u015fart\u0131 gere\u011fince iyi h\u00e2linin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 i\u00e7in t\u00e2ziren (\u015fer&#8217;\u00ee bir had cezas\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda) uygun bir m\u00fcddet hapis ve \u00e7al\u0131nan mal yok edilmi\u015f ise \u00f6detilmesi laz\u0131m gelece\u011finden gaflet edilmemelidir. Had (el kesme) cezas\u0131 icra edildi\u011fi takdirde ise &#8220;yapt\u0131klar\u0131na ceza olarak&#8221; ifadesinin delaletince, fiilin tam cezas\u0131 verilmi\u015f ve &#8220;haketme&#8221; de kazanma m\u00e2n\u00e2s\u0131nda dahil bulunmu\u015f olaca\u011f\u0131ndan \u00f6denmesi laz\u0131m gelmez. Fakat aynen mevcut ise geriye al\u0131n\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc kazan\u0131lm\u0131\u015f de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu h\u00fck\u00fcmler ve Allah&#8217;\u0131n emirlerinin \u015fiddeti ve insanl\u0131k \u00e2leminde bu gibi cezalar\u0131 haketmi\u015f fesad erbab\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 \u00e2lemlere rahmet olan Resulullah&#8217;\u0131n kalbinde bir korku ve hayrete, bir h\u00fcz\u00fcn ve \u00fcz\u00fclmeye yol a\u00e7abilece\u011finden, bunu yasaklamakla adalet h\u00fck\u00fcmlerinin yerine getirilmesine sevketmek i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Ey Muhammed!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>40- G\u00f6klerin ve yerin m\u00fclk\u00fcn\u00fcn Allah&#8217;a ait oldu\u011funu, diledi\u011fine azap edip diledi\u011fini de ba\u011f\u0131\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmedin mi? Allah her\u015feye k\u00e2dirdir.<\/p>\n<p>41- Ey peygamber, a\u011f\u0131zlar\u0131yla &#8220;inand\u0131k&#8221; deyip, kalbleriyle inanmam\u0131\u015f olanlardan ve yahudilerden k\u00fcf\u00fcrde yar\u0131\u015f edenler seni \u00fczmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen di\u011fer bir toplulu\u011fa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden de\u011fi\u015ftirirler, &#8220;e\u011fer size bu verilirse al\u0131n, bu verilmezse sak\u0131n\u0131n&#8221; derler. Allah birini \u015fa\u015f\u0131rtmak isterse, sen onun i\u00e7in Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 hi\u00e7bir \u015fey yapamazs\u0131n. Onlar \u00f6yle kimselerdir ki, Allah, onlar\u0131n kalblerini temizlemek istememi\u015ftir. Onlar i\u00e7in d\u00fcnyada rezillik var ve yine onlar i\u00e7in ahirette de b\u00fcy\u00fck bir azab vard\u0131r.<\/p>\n<p>42- Onlar, yalana \u00e7ok kulak verirler ve \u00e7ok haram yerler. E\u011fer sana gelirlerse, ister aralar\u0131nda h\u00fckmet, ister onlardan y\u00fcz \u00e7evir. E\u011fer onlardan y\u00fcz \u00e7evirirsen, sana hi\u00e7bir zarar veremezler. E\u011fer aralar\u0131nda h\u00fckmedersen adaletle h\u00fckmet. \u015e\u00fcphesiz Allah, adaletli davrananlar\u0131 sever.<\/p>\n<p>43- \u0130\u00e7inde Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc bulunan Tevrat yanlar\u0131nda dururken seni nas\u0131l hakem yap\u0131yorlar da ondan sonra da d\u00f6n\u00fcveriyorlar? Onlar inan\u0131c\u0131 de\u011fillerdir.<\/p>\n<p>44- \u0130\u00e7inde hidayet ve n\u00fbr bulunan Tevrat&#8217;\u0131, elbette biz indirdik. M\u00fcsl\u00fcman olan peygamberler, yahudiler hakk\u0131nda h\u00fckmederler, kendilerini Tanr\u0131ya adam\u0131\u015f z\u00e2hitler, \u00e2limler de, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131 korumakla g\u00f6revlendirildiklerinden (onunla h\u00fck\u00fcm verirler) ve onun Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131 oldu\u011funa \u015fahitlik ederlerdi. \u0130nsanlardan korkmay\u0131n, benden korkun, \u00e2yetlerimi az bir paraya satmay\u0131n. Kim Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fiyle h\u00fckmetmezse, i\u015fte onlar k\u00e2firlerin ta kendileridir.<\/p>\n<p>45- Biz Tevrat&#8217;ta onlara, cana can, g\u00f6ze g\u00f6z, buruna burun, kula\u011fa kulak, di\u015fe di\u015f ve yaralara kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 k\u0131sas (\u00f6de\u015fme) yazd\u0131k. Bununla beraber kim k\u0131sas hakk\u0131n\u0131 ba\u011f\u0131\u015flarsa, bu kendi g\u00fcnahlar\u0131na keffaret olur. Ve kim Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fiyle h\u00fckmetmezse, i\u015fte onlar zalimlerin ta kendileridir.<\/p>\n<p>46- O peygamberlerin ard\u0131ndan, yanlar\u0131ndaki Tevrat&#8217;\u0131 do\u011frulay\u0131c\u0131 olarak Meryemo\u011flu \u0130sa&#8217;y\u0131 g\u00f6nderdik ve ona i\u00e7inde hidayet ve nur olan, kendinden \u00f6nceki Tevrat&#8217;\u0131 tasdik eden ve Allah&#8217;dan korkanlar i\u00e7in bir hidayet rehberi ve bir \u00f6\u011f\u00fct olan \u0130ncil&#8217;i verdik.<\/p>\n<p>47- \u0130ncil ehli de Allah&#8217;\u0131n ona indirdikleriyle h\u00fckmetsinler. Kim, Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi ile h\u00fckmetmezse, i\u015fte onlar f\u00e2s\u0131klar\u0131n ta kendileridir.<\/p>\n<p>48- Sana da (ey Muhammed) ge\u00e7mi\u015f kitaplar\u0131 tasdik eden ve onlar\u0131 kollay\u0131p koruyan Kitab (Kur&#8217;\u00e2n)\u0131 hak ile indirdik. Onlar\u0131n aralar\u0131nda Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi ile h\u00fckmet. Onlar\u0131n arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz i\u00e7in bir \u015feriat ve yol belirledik. E\u011fer Allah dileseydi sizi tek bir \u00fcmmet yapard\u0131, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. \u00d6yleyse iyiliklere ko\u015fun. Hepinizin d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc Allah&#8217;ad\u0131r. O, ihtilafa d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz \u015feyleri size haber verir.<\/p>\n<p>49- Aralar\u0131nda Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fiyle h\u00fckmet. Onlar\u0131n keyiflerine uyma. Allah&#8217;\u0131n sana indirdi\u011finin bir k\u0131sm\u0131ndan seni sapt\u0131rmalar\u0131ndan sak\u0131n. E\u011fer Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcnden y\u00fcz\u00e7evirirlerse, bil ki Allah, bir k\u0131s\u0131m g\u00fcnahlar\u0131 sebebiyle onlar\u0131 musibete u\u011fratmak istiyor. Muhakkak ki insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu yoldan \u00e7\u0131kanlard\u0131r.<\/p>\n<p>50- Yoksa cahiliyye h\u00fckm\u00fcn\u00fc m\u00fc ar\u0131yorlar? kesinlikle bilen bir toplum i\u00e7in Allah&#8217;tan daha g\u00fczel h\u00fck\u00fcm veren kim olabilir?<\/p>\n<p>40-N\u00dcZUL SEBEB\u0130: Ebu Hureyre, Ber\u00e2 b. \u00c2zib, \u0130bn\u00fc Abbas ve daha bir\u00e7oklar\u0131ndan gelen rivayetlerin \u00f6zetine g\u00f6re Tevrat&#8217;ta \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan zina edenlere recm (ta\u015flanmak suretiyle \u00f6ld\u00fcr\u00fclme) emredilmi\u015fti ve bunu tatbik ediyorlard\u0131. Nihayet bir g\u00fcn b\u00fcy\u00fcklerinden birisi zina etmi\u015f, recm i\u00e7in toplanm\u0131\u015flar, fakat ileri gelen se\u00e7kinler ve memleketin sayg\u0131n ki\u015fileri kalkm\u0131\u015flar, yasaklam\u0131\u015flar. Sonra zay\u0131flardan birisi zina etmi\u015f, bunu recm etmek i\u00e7in toplanm\u0131\u015flar. Bu defa da d\u00fc\u015fk\u00fcnler g\u00fcr\u00fbhu kalkm\u0131\u015f, &#8220;Arkada\u015f\u0131n\u0131z\u0131 recm etmedik\u00e7e bunu da etmeyin, ikisini de recm edin&#8221; demi\u015fler. Bunun \u00fczerine, &#8221; mesele zorla\u015ft\u0131, geliniz bir \u00e7aresine bakal\u0131m&#8221; demi\u015fler. Recmi b\u0131rak\u0131p tahmime karar vermi\u015fler ki, y\u00fcnden \u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f, zifte bulanm\u0131\u015f bir kam\u00e7\u0131 ile k\u0131rk kam\u00e7\u0131 vururlar, y\u00fcz\u00fcn\u00fc karalarlar, ters y\u00fcz\u00fcne bir e\u015fe\u011fe bindirip dola\u015ft\u0131r\u0131r te\u015fhir ederlermi\u015f. Peygamberimiz Medine&#8217;ye \u015feref verinceye kadar b\u00f6yle yap\u0131yorlarm\u0131\u015f. Ber\u00e2 b. \u00c2zib (r.a.) den rivayet edildi\u011fi \u00fczere birg\u00fcn Resulullah Medine&#8217;de b\u00f6yle bir yahudinin dola\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131na bizzat rastlam\u0131\u015f, \u00e2limlerinden birini \u00e7a\u011f\u0131rm\u0131\u015f, &#8220;Sizde zina eden kimsenin cezas\u0131 b\u00f6yle midir?&#8221; diye sormu\u015f, &#8220;evet&#8221; demi\u015f. &#8220;Musa&#8217;ya Tevrat&#8217;\u0131 indiren Allah i\u00e7in s\u00f6yle, kitab\u0131n\u0131zda zina edenin cezas\u0131n\u0131 b\u00f6yle mi buluyorsunuz?&#8221; deyince, &#8220;B\u00f6yle yemin vermeseydin s\u00f6ylemezdim, do\u011frusu recimdir&#8221; demi\u015f ve k\u0131ssay\u0131 nakletmi\u015ftir. Sonra yahudi ileri gelenlerinden Y\u00fcsre ad\u0131nda bir kad\u0131n Hayber ileri gelenlerinden bir yahudi ile zina yapm\u0131\u015f, tutmu\u015flar, Kureyza o\u011fullar\u0131ndan bir tak\u0131mlar\u0131n\u0131 Resulullah&#8217;a g\u00f6ndermi\u015fler, &#8220;Sorunuz bakal\u0131m zina hakk\u0131nda ona indirilen h\u00fck\u00fcm nedir? Korkar\u0131z ki bizi r\u00fcsvay eder, \u015fayet celd (deynekle vurma cezas\u0131) derse tutunuz, recim (ta\u015flamayla \u00f6ld\u00fcrme cezas\u0131) derse sak\u0131n\u0131n\u0131z&#8221; demi\u015fler. Gelmi\u015fler, sormu\u015flar. Ebu Hureyre (r.a.)&#8217;\u0131n rivayetine g\u00f6re: &#8220;\u015eu adam ihsan\u0131ndan (namuslu ya\u015famas\u0131ndan) sonra namuslu bir kad\u0131n ile zina etti, seni hakem yap\u0131yoruz, h\u00fck\u00fcm ver&#8221; demi\u015fler. Bunun \u00fczerine Peygamberimiz kalkm\u0131\u015f yahudilerin dershanelerine gitmi\u015f, &#8220;Ey yahudi toplumu, bana en bilgininizi \u00e7\u0131kar\u0131n\u0131z&#8221; buyurmu\u015f, onlar da Abdullah b. S\u00fbriya&#8217;y\u0131 \u00e7\u0131karm\u0131\u015flar, Kureyza o\u011fullar\u0131ndan baz\u0131lar\u0131n\u0131n rivayetine g\u00f6re o g\u00fcn \u0130bn\u00fc S\u00fbriya ile beraber Ebu Yasir b. Ahtab&#8217;\u0131 ve Vehb b. Yeh\u00fbd\u00e2&#8217;y\u0131 da \u00e7\u0131karm\u0131\u015flar ve &#8220;\u0130\u015fte bunlar bizim bilginlerimiz&#8221; demi\u015fler. Resulullah biraz konu\u015fmu\u015f, nihayet &#8220;Kalanlar i\u00e7inde Tevrat&#8217;\u0131 en iyi bilen budur&#8221; diye \u0130bn\u00fc S\u00fbriya&#8217;y\u0131 g\u00f6stermi\u015flerdir ki, hen\u00fcz gen\u00e7 ve ya\u015f\u00e7a di\u011ferlerinden k\u00fc\u00e7\u00fck ve tek g\u00f6zl\u00fc imi\u015f, Resulullah bununla tenha kalm\u0131\u015f ve meseleyi a\u00e7m\u0131\u015f, &#8220;Ey \u0130bn\u00fc S\u00fbriya Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na olan nimetlerine ant vererek s\u00f6yl\u00fcyorum. Namuslu hayat\u0131ndan sonra zina eden kimse hakk\u0131nda Allah&#8217;\u0131n Tevrat&#8217;ta recm ile h\u00fckmetti\u011fini bilmiyor musun?&#8221; buyurmu\u015f, o da: &#8220;Allah i\u00e7in evet, ey Kas\u0131m&#8217;\u0131n babas\u0131 (Muhammed)! Bunlar senin Allah taraf\u0131ndan g\u00f6nderilmi\u015f bir peygamber oldu\u011funu kesin bir \u015fekilde bilirler ve fakat haset ediyor (k\u0131skan\u0131yor) lar&#8221; demi\u015f. Resulullah da oradan \u00e7\u0131km\u0131\u015f, gelip h\u00fckm\u00fcn\u00fc vermi\u015f, zina eden erkek ve zina eden kad\u0131n\u0131n ikisinin de recmini emretmi\u015f. Beni Osman b. Galip, b. Necc\u00e2r mescidinin kap\u0131s\u0131 \u00f6n\u00fcnde recmedilmi\u015fler. Fakat \u0130bn\u00fc S\u00fbriya b\u00f6yle dedi\u011fi halde, sonradan d\u00fc\u015f\u00fck karekterli yahudilerin sald\u0131r\u0131s\u0131yle ink\u00e2r etmi\u015f ve i\u015fte \u00e2yeti ve tahrif olay\u0131 bunlar\u0131 hat\u0131rlatarak nazil olmu\u015ftur. Bir de \u0130krime ve Kat\u00e2de ve daha baz\u0131lar\u0131n\u0131n rivayetine g\u00f6re Beni Nadir yahudileri Beni Kureyza&#8217;dan daha haysiyetli ve \u015ferefli imi\u015f. Bunun i\u00e7in Beni Kureyza&#8217;dan biri Beni Nadir&#8217;den birini \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcr. Fakat Beni Kureyza&#8217;dan birini \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse y\u00fcz vesak (1 vesak = 200 kg) hurma diyet al\u0131n\u0131rm\u0131\u015f. \u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;in rivayetine g\u00f6re Huyey b. Ahteb\u00ee, Nadir&#8217;li i\u00e7in iki diyet, Kureyzal\u0131 i\u00e7in bir diyet h\u00fckmedermi\u015f. Sonra Ben\u00ee Nadir&#8217;den biri, Beni Kureyza&#8217;dan birini \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f, Beni Kureyza da Peygamberimizin h\u00fckm\u00fcne m\u00fcracaat etmi\u015fler. Buna i\u015faret olarak inmi\u015ftir. Has\u0131l\u0131 bu \u00e2yetler m\u00fcsl\u00fcman olmayanlar\u0131n, \u0130sl\u00e2m\u0131n h\u00fckm\u00fcne m\u00fcracaat\u0131 hakk\u0131nda nazil olmu\u015ftur. Ve bu arada onlar\u0131n ahl\u00e2k\u0131 ve m\u00fcracaattan maksatlar\u0131 da bildirilmi\u015ftir. Fakat bu \u00e2yetlerin siyak\u0131nda zinaya dair a\u00e7\u0131kl\u0131k bulunmad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re as\u0131l n\u00fczul sebebi olan hadise ikinci rivayet dolay\u0131s\u0131yla bir \u00f6ld\u00fcrme olay\u0131 olmak \u00fczere daha uygun g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Bundan dolay\u0131 \u00f6nceki olay n\u00fczul sebebi olmaktan \u00e7ok \u00e2yetin istidr\u00e2d (bir konudan di\u011ferine ge\u00e7me) yoluyla i\u015faret etti\u011fi ge\u00e7mi\u015f olaylar c\u00fcmlesinden olabilir. Bir de \u0130bn\u00fc At\u0131yye, do\u011fru rivayete g\u00f6re recm meselesini as\u0131l meydana koyup yahudi bilginlerini r\u00fcsvay edenin Abdullah b. Sel\u00e2m oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir.<\/p>\n<p>41- &#8220;Ey peygamber!&#8221; Peygamberlik \u00fcnvan\u0131yla nid\u00e2, \u015f\u00e2n y\u00fckseltmek ve kalbi takviye etmek suretiyle vazife yapmaya sevketmek ve &#8220;k\u00fcfre ko\u015fanlar seni \u00fczmesin&#8221; tecellisine g\u00fczelce haz\u0131rlamak i\u00e7indir. Zira ink\u00e2ra ko\u015fanlar seni \u00fczmesin, demek, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte k\u00e2firleri Peygamber&#8217;i \u00fczecek hareketlerden yasaklamakla beraber, ger\u00e7ekte: &#8220;Sen bunlardan dolay\u0131 \u00fcz\u00fclme&#8221; diye Peygamber&#8217;i yasaklamad\u0131r. H\u00fcz\u00fcn ise insan\u0131n elinde olmayan hareketlerden oldu\u011fu i\u00e7in, bundan maksat, yasaklama de\u011fil, teselli etmek ve \u00fcz\u00fcnt\u00fcy\u00fc gidermektir. Ve bunda adaleti ve hakk\u0131 tan\u0131mayanlara kar\u015f\u0131 ger\u00e7e\u011fi anlatmak ve h\u00fck\u00fcm icra etmenin -\u00e2det olarak- \u00fcz\u00fclmeye sebep oldu\u011funa da i\u015faret vard\u0131r. &#8220;gerek a\u011f\u0131zlar\u0131yla &#8220;inand\u0131k&#8221; deyip, kalpleri ile inanmam\u0131\u015f olanlardan ve gerekse yahudilerden (olsun)&#8221; Bu ifade k\u00fcfre ko\u015fanlar\u0131 a\u00e7\u0131klamakt\u0131r. Yani bunlar a\u011f\u0131zlar\u0131yla &#8220;biz inand\u0131k&#8221; diyen ve fakat kalblerinde iman olmayan m\u00fcnaf\u0131klarla yahudilerden imi\u015f. H\u00fck\u00fcm, n\u00fczul sebebine ve say\u0131l\u0131 \u015fah\u0131slara tahsis edilmi\u015f olmay\u0131p \u00e2mm (genel) olmak i\u00e7in belirli vas\u0131flar\u0131yla tarif olunarak buyuruluyor ki, bunlar:<\/p>\n<p>1- dirler, yani pek \u00e7ok yalan dinleyicidirler. Do\u011fru s\u00f6z bunlar\u0131n ho\u015funa gitmez, onu dinlemekten i\u00e7leri s\u0131k\u0131l\u0131r, fakat yalana gelince seve seve dinlerler, memnun olurlar. Yalanlar, romanlar, masallar, propagandalar, uydurmalar, iftiralar, ara bozuculuk, ya\u011fc\u0131l\u0131k bunlar\u0131n \u00e7ok ho\u015flanarak dinledikleri \u015feylerdir. Ve bu hal onlarda bir al\u0131\u015fkanl\u0131k olmu\u015ftur. Bunun i\u00e7in daima yalanc\u0131lara mahkum olurlar. Bundan dolay\u0131,<\/p>\n<p>2- dirler. Yani sana gelmeyen ve geriden geriye insanlar\u0131, \u015fa\u015f\u0131rt\u0131p yanl\u0131\u015f i\u015f yapt\u0131ran di\u011fer bir kavmi dinlerler ki as\u0131l k\u00fcfr\u00fcn, yalan\u0131n kayna\u011f\u0131 bunlard\u0131r. Bunlar \u00f6yle bozgunculuk yaparlar ki yerli yerine mahallesine konduktan sonra hak kelimeleri bozarlar, asli yerlerinden \u00e7\u0131kar\u0131rlar. G\u00fcya bunlara g\u00f6re s\u00f6z do\u011fruyu anlatmak, do\u011fruyu ve ger\u00e7e\u011fi a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in de\u011fil; hakikati \u00f6rtmek, aldatmak i\u00e7in konulmu\u015ftur. Kendileri hep e\u011fri s\u00f6yledikten ba\u015fka belli ve a\u00e7\u0131k s\u00f6zleri hatta il\u00e2h\u00ee kel\u00e2m ve kitaplar\u0131 da bozarlar. Baksan\u0131za recm \u00e2yetine ne yapt\u0131lar!<\/p>\n<p>Bu gelmeyenlerin Fedek yahudileri olduklar\u0131 da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bu f\u0131kra bunlar\u0131n yaln\u0131z i\u00e7erde, perde arkas\u0131nda tahrik yapanlar\u0131na mahsus olmay\u0131p siyas\u00ee durumlar\u0131na ve yabanc\u0131 telkinlerine t\u00e2bi bulunduklar\u0131na da i\u015fareti i\u00e7ermektedir. Yani k\u00fcfre ko\u015fanlar en \u00e7ok yabanc\u0131 telkinlerine kulak verenlerdir.<\/p>\n<p>B\u00f6yle perde arkas\u0131ndan kel\u00e2m bozarak ve niyetine hile katarak yalan dinleyicileri tahrik edenler sana ve senin mahkemene gelenlere \u015f\u00f6yle h\u00fck\u00fcm verilirse tutun, verilmezse sak\u0131n yana\u015fmay\u0131n, derler, k\u00fcf\u00fcr telkin ederler. O yalan dinleyiciler de bunlara aldan\u0131r k\u00fcfre ko\u015farlar. Ve her kim ki, Allah onun fitneye d\u00fc\u015fmesini isterse, art\u0131k sen onun i\u00e7in Allah&#8217;tan hi\u00e7bir \u015fey kurtarmaya sahip olamazs\u0131n. \u015eu halde bunlar seni \u00fczmesin. \u00c7\u00fcnk\u00fc, bunlar \u00f6yle kimselerdir ki, Allah bunlar\u0131n kalblerinin temizlenmesini istememi\u015ftir. Kalblerini bu \u015fekilde bozmu\u015f ve m\u00fch\u00fcrlemi\u015ftir. \u015e\u00fcphe yok ki Allah bu kalblerin de temizlenmesini isteseydi, bunlar\u0131n da kurtulmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olurdu, fakat istememi\u015ftir,. Bunu &#8220;Ni\u00e7in istememi\u015ftir?&#8221; denemez. Zira Allah&#8217;\u0131n iradesi illet (sebeb) lerin ba\u015flang\u0131c\u0131d\u0131r. (Bu s\u00fbrenin ba\u015f\u0131na ve Bakara s\u00fbresinin 6.\u00e2yetinin tefsirine bkz.) Bu her iki k\u0131s\u0131m\u0131n hakk\u0131 dir. Yani, onlar i\u00e7in d\u00fcnyada bir rezillik yine onlar i\u00e7in ahirette b\u00fcy\u00fck bir azab vard\u0131r. Bunlar,<\/p>\n<p>42-3- yalan dinleyici, haram yiyicidirler. R\u00fc\u015fvet al\u0131rlar, yalan oldu\u011funu bildikleri bir davay\u0131 dinler h\u00fckmederler veya ettirmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Basit bir menfaat i\u00e7in yalan\u0131 ya\u011flarlar, arabozuculuk ve kand\u0131rma pe\u015finde ko\u015farlar, r\u00fc\u015fvetle bile bile yalanc\u0131 \u015fahit dinlerler, yalan yere \u015fahitlik ederler, para al\u0131r haks\u0131zlar\u0131n, yalanc\u0131lar\u0131n yalan\u0131n\u0131 yay\u0131nlarlar, yalanlar uydurup para \u00e7ekerler.<\/p>\n<p>SUHT, (sin)in zamm\u0131 (\u00f6tr\u00fcs\u00fc) ve &#8220;&#8221; (h\u00e2)n\u0131n s\u00fck\u00fbniyle ve \u0130bn\u00fc Kesir, K\u0131s\u00e2i, Ebu Cafer ve Yak\u00fbb k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;&#8221; (h\u00e2)n\u0131n zamm\u0131 (\u00f6tr\u00fcs\u00fc) ile \u015feklinde, haram mal demektir ki, bir \u015feyin k\u00f6k\u00fcn\u00fc kaz\u0131mak m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;saht&#8221; ten al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Haram da bereketi olmad\u0131\u011f\u0131 ve ev bark y\u0131kt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in &#8220;suht&#8221; diye isimlendirilmi\u015ftir. Bir hadis-i \u015ferifte &#8220;Haram\u0131n bitirdi\u011fi her ete en lay\u0131k olan \u015fey ate\u015ftir&#8221; diye rivayet edilmi\u015ftir. Suht, her t\u00fcrl\u00fc haram\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Bununla beraber \u00e7o\u011funlukla sahibinin gizlemek zorunlulu\u011funu duydu\u011fu bir ay\u0131p, bir \u00e2r olan, basit ve al\u00e7ak menfaatlerde kullan\u0131l\u0131r. Nitekim Hz. \u00d6mer, Osman, Ali, \u0130bn\u00fc Abbas, Ebu Hureyre ve M\u00fccahid&#8217;ten rivayet olarak suht, &#8221; r\u00fc\u015fvet, fahi\u015fenin ald\u0131\u011f\u0131 \u00fccret, erkek hayvan\u0131n d\u00f6l\u00fc kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 al\u0131nan \u00fccret, \u015farap paras\u0131, kendi kendine \u00f6lm\u00fc\u015f hayvan sat\u0131\u015f\u0131ndan al\u0131nan para, k\u00e2hine verilen \u00fccret, masiyet i\u00e7in verilen \u00fccret diye a\u00e7\u0131klama yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 bunlara biraz daha eklemi\u015f, baz\u0131lar\u0131 da \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud hediye-i \u015fefaat (arac\u0131l\u0131k hediyesin)i de a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u015eimdi ey Muhammed, bunlar sana h\u00fckm\u00fcn vermen i\u00e7in gelirlerse, dilersen duru\u015fmalar\u0131na bak, aralar\u0131nda h\u00fck\u00fcm ver, tart\u0131\u015fmay\u0131 kes; dilersen bakma, y\u00fcz\u00fcn\u00fc \u00e7evir, kendi kendilerine ne halleri varsa g\u00f6rs\u00fcnler, yani serbestsin. \u015eayet sen onlardan y\u00fcz \u00e7evirirsen, sana hi\u00e7 bir zarar veremezler. Ve e\u011fer h\u00fck\u00fcm verirsen, aralar\u0131nda adaletli ve \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc h\u00fckmet, . Allah adalet yapanlar\u0131 elbette sever. At\u00e2, Neh\u00e2v\u00ee, \u015ea&#8217;b\u00ee, Kat\u00e2de, \u0130bn\u00fc Cerir, Esamm, Ebu M\u00fcslim, Ebu Sevr demi\u015flerdir ki, &#8220;M\u00fcsl\u00fcman hakimler i\u00e7in de bu ihtiyar (serbestlik) h\u00fckm\u00fc b\u00e2kidir, dilerlerse h\u00fckmederler, dilerlerse vazge\u00e7erler.&#8221; Fakat \u0130bn\u00fc Abbas, M\u00fccahid, \u0130krime, Hasen, At\u00e2-i Horas\u00e2n\u00ee, \u00d6mer b. Abdilaziz ve Z\u00fchri, &#8220;Bu serbestlik h\u00fckm\u00fc, gelecek olan &#8216;aralar\u0131nda Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fiyle h\u00fckmet&#8217; emriyle kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde ba\u015f vurduklar\u0131 zaman bunlar\u0131 kendi hakimlerine g\u00f6ndermek caiz de\u011fildir.&#8221; demi\u015flerdi. Halbuki bir iki noktada daha nesh s\u00f6z\u00fc ge\u00e7mi\u015f idi. Hanefi \u00e2limleri de h\u00fck\u00fcm vermeyi reddetmenin caiz olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bu c\u00fcmleden olarak \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee ehl-i zimmet (m\u00fcsl\u00fcman devletin gayr-i m\u00fcslim tebeas\u0131) duru\u015fma istedikleri zaman, m\u00fcsl\u00fcman hakimlerine h\u00fck\u00fcm vermek vacibtir. Fakat m\u00fcsl\u00fcmanlarla bir m\u00fcddete kadar anla\u015fm\u0131\u015f olan taraflar aras\u0131nda h\u00fck\u00fcm vermek vacib de\u011fil, muhayyer (serbest)dir demi\u015ftir. Serbest b\u0131rakma h\u00fckm\u00fc bir taraf\u0131n ba\u015fvurusu, v\u00fcc\u00fbb h\u00fckm\u00fc de iki taraf\u0131n r\u0131zalar\u0131yla m\u00fcracaatlar\u0131 haline yorumlan\u0131rsa neshe ihtiya\u00e7 kalmaks\u0131z\u0131n yard\u0131m ve arabuluculuk m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6r\u00fcn\u00fcr.<\/p>\n<p>\u015eimdi bunlar\u0131n hakeme ba\u015fvurmalar\u0131 fikri do\u011fruluktan ve iyi niyetten do\u011fmay\u0131p, s\u0131rf arzular\u0131na bir \u00e7are aramak maksad\u0131yla oldu\u011funu beyan etmek i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>43- Yanlar\u0131nda Tevrat, Tevrat&#8217;ta Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc varken onlar seni nas\u0131l tahkim ediyorlar, ne diye hakem yap\u0131yorlar? Sonra da nas\u0131l d\u00f6n\u00fcyorlar? Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne ve kendilerinin iman iddia ettikleri Kitab&#8217;a imanlar\u0131 yok da ondan. O halde bunlar asla m\u00fcmin de\u011fillerdir. Ne Tevrat&#8217;a iman ederler, ne Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a; ancak arzular\u0131, \u015fehvetleri arkas\u0131nda ko\u015farlar. Bunun i\u00e7in sen bunlar\u0131n k\u00fcfre ko\u015fmalar\u0131ndan dolay\u0131 \u00fcz\u00fclme.<\/p>\n<p>44-\u0130yi amma, Tevrat ile h\u00e2l\u00e2 amel caiz olabilir mi? Baz\u0131 \u015fartlar alt\u0131nda evet. \u00c7\u00fcnk\u00fc hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz biz, Tevrat&#8217;\u0131 bir hidayet ve nuru i\u00e7eren bir kitap olarak indirdik. B\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcman olan, dinleri Allah&#8217;a teslim ve uymaktan ibaret bulunan peygamberler bununla yahudiler hakk\u0131nda h\u00fckmederler. Peygamberlerin &#8220;\u0130sl\u00e2m&#8221; ile vas\u0131fland\u0131r\u0131lmalar\u0131, \u0130sl\u00e2m\u0131n \u015ferefini ortaya \u00e7\u0131karmak i\u00e7in genel bir \u00f6vg\u00fc s\u0131fat\u0131d\u0131r ki, nebiler i\u00e7inde &#8220;Allah kat\u0131nda muhakkak ki din \u0130sl\u00e2md\u0131r&#8221; . (Al-i \u0130mran, 3\/19) \u00e2yetinde anlat\u0131lm\u0131\u015f olan \u0130sl\u00e2m\u0131 din edinmedik hi\u00e7bir fert bulunmad\u0131\u011f\u0131na i\u015faretle yahudilere tariz (ta\u015flamay)i ifade eder. Kel\u00e2m\u0131n zahiri, b\u00fct\u00fcn peygamberleri i\u00e7ine al\u0131r ki, &#8220;Hangisi olsa yahudiler hakk\u0131nda bununla h\u00fckmeder, dolay\u0131s\u0131yla &#8220;Muhammed de..&#8221; demek olur. Bununla beraber bu h\u00fckm\u00fcn yahudiler hakk\u0131nda olmas\u0131 karinesiyle maksad, Musa&#8217;dan \u0130sa&#8217;ya kadar olan peygamberlerdir denilmi\u015f. Baz\u0131lar\u0131 da den maksad\u0131, \u0130brahim dini \u00fczere olan peygamberlerdir, demi\u015fler. \u0130krime: &#8220;Muhammed (s.a.v.) ve ondan \u00f6nceki peygamberler&#8221; diye belirtmi\u015f; Hasen ve S\u00fcdd\u00ee de: &#8220;Yahudilere h\u00fckm\u00fc y\u00f6n\u00fcyle, \u00f6zellikle Muhammed Aleyhissel\u00e2m kastedilmi\u015ftir&#8221; demi\u015fler. \u00c7\u00fcnk\u00fc kelam\u0131n sevkedili\u015finin asl\u0131, Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;a ait olan h\u00fckm\u00fc isbat etmektir. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2n\u0131n \u00f6zeti, yahudilere hakem olma durumunda bulunan her peygamber, bununla onlara h\u00fckmeder. \u015eu halde Muhammed aleyhissel\u00e2m da.. Bunlardan ba\u015fka b\u00fct\u00fcn kendini Tanr\u0131ya adam\u0131\u015f z\u00e2hitler ve y\u00fcksek \u00e2limler de. &#8220;Rabb\u00e2n\u00ee &#8221; ve &#8220;Rabb\u00ee&#8221; kelimelerinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00c2l-i \u0130mran s\u00fbresinde &#8220;Nice peygamber var ki, kendileriyle beraber bir\u00e7ok erenler \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131lar&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/146) \u00e2yetinde ge\u00e7mi\u015f idi ki, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan rivayete g\u00f6re, &#8220;Rabb\u00e2n\u00ee, insanlar \u00fczerinde ilim ile siyaset icra eden ve b\u00fcy\u00fck ilimden \u00f6nce k\u00fc\u00e7\u00fck bilgiler ile terbiye eden&#8221; ilim ve iyilik erbab\u0131 demek oluyordu.&#8221; Ahbar&#8221; da &#8220;&#8221; (h\u00e2)n\u0131n kesri ve fethiyle kelimesinin \u00e7o\u011fuludur ki &#8220;tahbir &#8221; ve &#8220;tahsin&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;h\u0131br&#8221; kelimesinden al\u0131nm\u0131\u015f ve &#8220;m\u00fcrekkeb&#8221; demek olan &#8220;h\u0131br&#8221; ile de ilgili olarak ilm-i tahbir, yani tahriren (yazarak) veya takriren (anlatarak) g\u00fczelle\u015ftirme, s\u00fcsleme ve yazarak tesbit ve devam ettirmeye \u00e7al\u0131\u015fan yahut g\u00fczel kalem sahibi olan y\u00fcksek \u00e2limler demektir. Esas\u0131nda bu m\u00e2n\u00e2 ile yahudi \u00e2limlerine &#8220;ahb\u00e2r&#8221; denilmi\u015ftir. Fakat burada maksad, do\u011fru ve tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla bilginler olan yahudi fakihleridir. Zemah\u015feri der ki: &#8220;Rabb\u00e2niyyun ve ahbar, Harun Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n evlatlar\u0131ndan peygamberlerin yolunu benimseyen z\u00e2hidler ve \u00e2limlerdir.&#8221;<\/p>\n<p>\u00d6zetle yaln\u0131z peygamberler de\u011fil, varisleri olan hakiki z\u00e2hitler ve \u00e2limler, imamlar ve fakihler de bununla h\u00fckmederler. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu peygamberler, z\u00e2hidler ve bilginler Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131, hakikaten Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131ndan olan\u0131 korumakla g\u00f6revlendirilmi\u015f ve bunun \u00fczerine \u015fahit olmu\u015f bulunduklar\u0131ndan, bu sebep ve bu haysiyetle \u00f6yle h\u00fckmederler. Ki bu koruma iki \u015fekildedir: Birincisi kalblerinde hissetmek ve dilleriyle \u00f6\u011fretmek, e\u011fitmek ve beyan etmek. Di\u011feri de h\u00fck\u00fcmlerine uyup, gere\u011fince amel ederek korumakt\u0131r. \u015eu halde insanlardan korkmay\u0131n, benden korkun, benim \u00e2yetlerimi az bir de\u011fere satmay\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc her kim Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi kitap ile h\u00fckmetmez, onun hakimiyetini tan\u0131mazsa, i\u015fte bunlar o k\u00e2firlerdir. Ki bunlar i\u00e7in elem verici azab, devaml\u0131 azab vard\u0131r .Bunlar ate\u015ften \u00e7\u0131kmak isteseler de \u00e7\u0131kamazlar.<\/p>\n<p>45-46-Biz Tevrat&#8217;\u0131 indirdik ve onda bu yahudilerin \u00fczerine \u015f\u00f6yle yazd\u0131k, \u015f\u00f6yle farz k\u0131ld\u0131k ki elbette cana can, g\u00f6ze g\u00f6z, buruna burun, kula\u011fa kulak, di\u015fe di\u015f ve seviyelerine g\u00f6re yaralar birbirine k\u0131sast\u0131r. Yahut can cana kar\u015f\u0131l\u0131kt\u0131r, g\u00f6z g\u00f6ze kar\u015f\u0131l\u0131kt\u0131r, burun buruna kar\u015f\u0131l\u0131kt\u0131r, kulak kula\u011fa kar\u015f\u0131l\u0131kt\u0131r, di\u015f di\u015fe kar\u015f\u0131l\u0131kt\u0131r ve benzerleri bunlar gibi benzeyi\u015fleri m\u00fcmk\u00fcn olan yaralar birbirine k\u0131sast\u0131r. Kis\u00e2\u00ee k\u0131r\u00e2etinde hepsi ref&#8217; ile okunmu\u015ftur ki, her biri birer c\u00fcmle olarak c\u00fcmlesine m\u00e2n\u00e2 cihetiyle ba\u011flanmakla, &#8220;\u015funu da yazd\u0131k, \u015funu da, \u015funu da &#8220;diye fiilinin mef&#8217;\u00fbl\u00fc olur. \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, \u0130bn\u00fc Amir k\u0131r\u00e2etlerinde ref (\u00f6tr\u00fc) ile okunur ki, tafsilat verdikten sonra h\u00fckm\u00fcn genellemesi ve \u00f6zeti olur. N\u00e2fi, \u00c2s\u0131m, Hamze k\u0131r\u00e2etlerinde ise hepsi &#8220;nefse&#8221; atfedilerek mensub (\u00fcst\u00fcnl\u00fc) okunur ve &#8220;k\u0131s\u00e2s&#8221; hepsinin haberi olabilir. G\u00f6sterdi\u011fimiz iki me\u00e2l bunlar\u0131 hat\u0131rlatmakt\u0131r. Bununla beraber h\u00fck\u00fcm de\u011fi\u015fmez. Yani ya\u015fama hakk\u0131na bilerek zulmedilip haks\u0131z yere \u00f6ld\u00fcr\u00fclen insan\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinden dolay\u0131, \u00f6ld\u00fcrenin de tam hakk\u0131 bir cand\u0131r. Yok edilen bir hakk\u0131n tam gere\u011fi de ayniyle \u00f6denmektir. Bir can da bir cana tamamen e\u015fit ve kar\u015f\u0131l\u0131kt\u0131r. Ve hayat hakk\u0131 e\u015fittir. \u015eu halde \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin hakk\u0131n\u0131n esas\u0131, katilin can\u0131yla k\u0131sas olunmakt\u0131r. Bir can yerine bir candan fazla almak veya noksan vermek haks\u0131zl\u0131kt\u0131r, zul\u00fcmd\u00fcr. Me\u011fer ki hak sahibi noksan\u0131 almaya raz\u0131 olsun. Ayn\u0131 \u015fekilde bir g\u00f6z k\u00f6r edenin tam borcu bir g\u00f6zd\u00fcr. G\u00f6rme dereceleri isterse, e\u015fit olmas\u0131n. Ya\u015fama hakk\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir g\u00f6z de bir g\u00f6z\u00fcn dengidir. \u015eu halde g\u00f6z\u00fc k\u00f6r edenin tam borcu da nihayet g\u00f6z\u00fcn\u00fc verip k\u00f6r olmakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir g\u00f6z, bir g\u00f6z\u00fcn dengi, k\u00f6rl\u00fck k\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcn k\u0131sas\u0131d\u0131r. Fazlas\u0131 fazla, noksan\u0131 noksand\u0131r. Burun, kulak, di\u015f.. hepsinde de ayn\u0131 benzerlik ge\u00e7erlidir. Ve bu \u00f6l\u00e7\u00fc \u00fczere e\u015fitlik ve benzeyi\u015fin korunmas\u0131, kesinlikle m\u00fcmk\u00fcn olan her uzvun kesilmesidir. Her ya\u015fam\u0131n k\u0131sas\u0131 kendi dengidir. Bir ekleminden parmak veya el ve ayak veya dibinden zeker (erkeklik organ\u0131) ve \u00fcnseyeyn (iki husye = iki yumurtal\u0131k) kesilmek veya eti ezmeden veya kemi\u011fi k\u0131rmadan ba\u015f yarmak gibi denkli\u011fin korunmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olan yaralar ayn\u0131 ayn\u0131na takas olur. Fakat et par\u00e7alanmak, kemik k\u0131r\u0131lmak veya i\u00e7e girmi\u015f olmak gibi benzeme ve e\u015fitli\u011fin muhafazas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan veya \u00f6l\u00fcm tehlikesi bulunan yaralar b\u00f6yle de\u011fildir. K\u0131sas, tam dengi dengine kar\u015f\u0131lama ve takas demek oldu\u011fundan, denklik bulunmayan veya denkli\u011fin korunamamas\u0131 ihtimali bulunan yaralamalara k\u0131sas yap\u0131lamaz. \u015eu halde bunlar tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla \u00f6denemeyip zaruri olarak tam makul bir dengi olmayan maliyet itibariyle, yani er\u015f (sakatlanan bir uzuv i\u00e7in yaralayandan al\u0131nan \u015fer&#8217;i diyet, kan paras\u0131) veya h\u00fck\u00fcmet-i adl (bilirki\u015finin tayin edece\u011fi tazminat) ile \u00f6detilebilir. K\u0131sas, tam bir \u00f6detme oldu\u011fu i\u00e7in bunda kul haklar\u0131n\u0131n al\u0131nmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla, Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 ve um\u00fbmun hakk\u0131 da \u00f6detilmi\u015f olur. Ve ba\u015fka hi\u00e7bir ceza gerekmez. Fakat k\u0131sas edilemeyince ba\u015fka \u015fekilde \u00f6detilme eksik demek olaca\u011f\u0131ndan er\u015f (\u015fer&#8217;\u00ee diyet) ile tazminattan ba\u015fka tazir olarak bir ceza haketmesi ortadan kalkmaz.<\/p>\n<p>Sonra \u015funu da unutmamak gerekir ki, k\u0131sas, \u015feriat sahibine g\u00f6re yerine getirilmesi \u00f6ncelikle ve bizzat kastedilmi\u015f olmak \u00fczere me\u015fr\u00fb k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f bir h\u00fck\u00fcm de\u011fil; tecav\u00fcz edilen, yok edilen bir hakk\u0131n gere\u011fi olmak ve hayat (ya\u015fama) hakk\u0131n\u0131n mas\u00fbniyet (dokunulmazl\u0131\u011f)ini temin etmek i\u00e7in me\u015fr\u00fb k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Yani cana can, g\u00f6ze g\u00f6z yaz\u0131lmak, can almak, g\u00f6z \u00e7\u0131karmak i\u00e7in de\u011fil; cana dokundurmamak, g\u00f6z \u00e7\u0131kartmamak i\u00e7indir. \u015eu halde:<\/p>\n<p>Her kim k\u0131sas hakk\u0131n\u0131 tasadduk eder, affederse bu kendisine bir keffarettir. Yani k\u0131sas \u00f6ncelikle bir kul hakk\u0131d\u0131r. Bunun Allah&#8217;\u0131n hukukundan bir g\u00f6rev, bir fariza olmas\u0131, \u015fahsi hukuk dolay\u0131s\u0131yla ger\u00e7ekle\u015fir. Hak sahibi ise hakk\u0131n\u0131n al\u0131nmas\u0131na da, d\u00fc\u015fmesine de sahiptir. O halde hak sahibi taraf\u0131ndan talep ve dava olunmad\u0131k\u00e7a k\u0131sas yap\u0131lamaz. Ancak istedi\u011fi zaman yerine getirilmesi farz olursa da, bu talep kendisine farz de\u011fil, hatta affetmesi mend\u00fbbtur. \u015eeriat\u0131n sahibi Allah Te\u00e2l\u00e2 k\u0131sas istemeyi emretmek \u015f\u00f6yle dursun, tersine affa te\u015fvik etmek i\u00e7in tasadduk ve keffaret diye tabir etmi\u015ftir. Bu hakk\u0131n\u0131 affeden, b\u00fct\u00fcn g\u00fcnahlar\u0131n\u0131n ba\u011f\u0131\u015flanmas\u0131na vesile olacak b\u00fcy\u00fck bir sadaka yapm\u0131\u015f olacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu af, bir insana bir hayat kazand\u0131rmakt\u0131r. Buna da b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 ihy\u00e2 etmi\u015f kadar bir sevap vaad edilmi\u015ftir. Demek ki k\u0131sas, Allah kat\u0131nda icras\u0131 (yap\u0131lmas\u0131) istenildi\u011fi i\u00e7in de\u011fil, &#8220;Sizin i\u00e7in k\u0131sasta hayat vard\u0131r. Ey ak\u0131l sahipleri, umulur ki gere\u011fince sak\u0131n\u0131rs\u0131n\u0131z&#8221; (Bakara, 2\/179) \u00e2yetinin delaleti \u00fczere hayat hakk\u0131na zul\u00fcm ve tecav\u00fcz vah\u015fetlerinden ve cinayetlerinden insan hayat\u0131n\u0131 korumak i\u00e7in me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7i k\u0131sas da bir yok etmeyi i\u00e7erir ve bir zarara zarar ile kar\u015f\u0131l\u0131k verme gibi anla\u015f\u0131labilir. Fakat bu yok etme hakk\u0131, hayat\u0131 kald\u0131ran bir cinayet ve vah\u015feti yok etmektir. Bu ise hayat hakk\u0131n\u0131n ya\u015famas\u0131 demektir. Bunun i\u00e7in d\u00fcnyada adalet ve e\u015fitli\u011fe k\u0131sastan daha b\u00fcy\u00fck bir misal g\u00f6sterilemez ve zaten k\u0131sas\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131, e\u015fitlik ve tam bir denklik demektir. Ya\u015fama hakk\u0131n\u0131 yok eden bir caninin ya\u015fama hakk\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kendi g\u00f6z\u00fcyle g\u00f6rmesi ne b\u00fcy\u00fck bir adalet manzaras\u0131d\u0131r. Sonra hak ve adaletin bu g\u00fc\u00e7l\u00fc manzaras\u0131 alt\u0131nda hayat hakk\u0131n\u0131n kendi kazanc\u0131yla ortadan kalkt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6ren bir kimseyi affedip de, kendisine yeniden bir hayat hakk\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamada da \u00f6yle y\u00fcksek, \u00f6yle kutsal bir ihsan (iyilik yapma) manzaras\u0131 vard\u0131r ki, insanl\u0131k \u00e2leminde bundan daha g\u00fczel, daha y\u00fcksek bir iyilik \u00f6rne\u011fi g\u00f6sterilemez, &#8220;Kim o kimseyi (hayat\u0131n\u0131 kurtarmak s\u00fbretiyle) ya\u015fat\u0131rsa, b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 ya\u015fatm\u0131\u015f gibi olur&#8221;. (M\u00e2ide, 5\/32)<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcm, bir taraf\u0131nda b\u00f6yle bir adalet manzaras\u0131, bir taraf\u0131nda da b\u00f6yle bir iyilik manzaras\u0131 g\u00f6r\u00fclen bir hidayet ve nurdur. Yahudiler ise kitaplar\u0131nda yaz\u0131lan bu il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmler ile de h\u00fckmetmez oldular. Ve her kimki Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi h\u00fck\u00fcmlerle h\u00fckmetmezse, i\u015fte bunlar da o zalimlerdir, o haks\u0131zlar g\u00fcruhundan ba\u015fka bir\u015fey de\u011fillerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc zul\u00fcm herhangi bir \u015feyin hakk\u0131n\u0131 vermemek, onu Allah&#8217;\u0131n tayin etti\u011fi uygun olan yerinden ba\u015fkas\u0131na koymakt\u0131r. Allah&#8217;\u0131n h\u00fckmedilmek i\u00e7in indirdi\u011fi, bildirdi\u011fi, yazd\u0131rd\u0131\u011f\u0131 h\u00fck\u00fcmler ile h\u00fckmetmemek de \u00f6nce Cen\u00e2b-\u0131 Hakk&#8217;\u0131n kanununun hakk\u0131n\u0131 vermemektir. Bu da hi\u00e7bir \u015feyin hakk\u0131n\u0131 vermemek, ya ifrat (\u00e7ok ileri gitmek) veya tefr\u00eet (ihmal) etmektir. Zulm\u00fcn zul\u00fcm, zalimin zalim olmas\u0131n\u0131 tayin eden h\u00fckm\u00fcn ve bu h\u00fckme \u00f6l\u00e7\u00fc olarak al\u0131nan delil de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n indirdi\u011fi h\u00fck\u00fcmler ve hak kaidelerdir. \u015eu halde bununla h\u00fckmetmemek, zul\u00fcm ile adaleti, zalim ile mazlumu ve bunlar aras\u0131ndaki do\u011fruluk orant\u0131s\u0131n\u0131 birbirinden ay\u0131rmamak ve se\u00e7memektir. Zul\u00fcm ve zalimi ay\u0131rmayan, ay\u0131rmak istemeyen, Hakk \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fc g\u00f6rmeyen ve g\u00f6rmek istemeyenler ise zalimlerin ba\u015flar\u0131d\u0131rlar ve as\u0131l zalim bunlard\u0131r. Ve bunlar Nadir o\u011fullar\u0131 ve Kureyza o\u011fullar\u0131 olaylar\u0131nda oldu\u011fu gibi yahudilere yahudilik g\u00f6revini tatbik etmeyen zalimler g\u00fcruhundand\u0131rlar. Fakat \u015funu da bilmek gerekir ki, Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi h\u00fck\u00fcm, Tevrat&#8217;tan ve Tevrat&#8217;takilerden ibaret de\u011fildir. Tevrat&#8217;\u0131 indirdikten ba\u015fka bir de biz, o peygamberlerin izleri \u00fczere arkalar\u0131ndan Meryemo\u011flu \u0130sa&#8217;y\u0131, \u00f6n\u00fcndeki Tevrat&#8217;\u0131 tasdik edici olarak g\u00f6nderdik. \u015eu halde Tevrat&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcyle amel, onun tasdiki ile \u015fartlanm\u0131\u015f olmak \u00fczere bir daha teyit edildi. Bu \u015fekilde \u0130sa&#8217;y\u0131 g\u00f6nderdik. Ona da \u0130ncil&#8217;i bir hidayet ve nuru i\u00e7ine alm\u0131\u015f, ve \u00f6n\u00fcndeki Tevrat&#8217;\u0131 tasdik ve teyid edici, ve yeterince korunanlara bir hidayet ve \u00f6\u011f\u00fct olarak verdik.<\/p>\n<p>47- \u0130ncil ehli de Allah&#8217;\u0131n bunda indirdi\u011fi tasdik, hidayet ve \u00f6\u011f\u00fct ile h\u00fckmetsin. Hamze k\u0131r\u00e2etinde (l\u00e2m) \u0131n esresi ve (mim)in fethas\u0131yle \u015feklinde okunur ve mef&#8217;\u00fbl\u00fcn leh olmak \u00fczere e atfolur ki,&#8221; muttakilere hidayet ve \u00f6\u011f\u00fct olmak \u00fczere ve \u0130ncil ehlinin bundaki tasdik, hidayet ve il\u00e2h\u00ee \u00f6\u011f\u00fct ile h\u00fckmetmeleri i\u00e7in verdik&#8221; demektir. Demek ki \u0130sa, ge\u00e7mi\u015f peygamberlerin izinde olmakla beraber, ba\u011f\u0131ms\u0131z bir \u015feriat ile g\u00f6nderilmi\u015f bir resuld\u00fcr. Ve yahudilik bununla son bulmu\u015f yani neshedilmi\u015f (h\u00fckm\u00fc kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f)tir. Bundan b\u00f6yle \u0130sa ve \u0130ncil&#8217;in tasdikini d\u00fc\u015f\u00fcnmeden Tevrat ile do\u011frudan do\u011fruya ve genel olarak amel etmek caiz de\u011fildir. \u0130sa ve \u0130ncil&#8217;i tan\u0131may\u0131p yahudilik iddia edenler, ger\u00e7ekte k\u00e2fir ve zalimdirler. Fakat bunlar kendi dava ve inan\u00e7lar\u0131na g\u00f6re \u0130ncil h\u00fck\u00fcmleri ile mutlak olarak sorumlu tutulamazlarsa da Tevrat h\u00fck\u00fcmleriyle mutlaka y\u00fck\u00fcml\u00fc tutulurlar. H\u00e2l\u00e2 mutlak amel edilmesi gerekli Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131 oldu\u011funa iman\u0131n l\u00fcz\u00fcmunu iddia eden yahudiler Tevrat ile h\u00fckmetmedikleri veya Tevrat gere\u011fince aleyhlerine verilen h\u00fckme itiraz ettikleri takdirde kendi davalar\u0131n\u0131 bozmu\u015f, k\u00fcf\u00fcrlerini ve zul\u00fcmlerini itiraf etmi\u015f ve kendilerinin kendi nazarlar\u0131nda da k\u00e2fir ve zalim olduklar\u0131n\u0131 ispatlam\u0131\u015f olurlar. \u015eu halde Tevrat ile yahudiler aleyhine h\u00fck\u00fcm ve y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck b\u00f6yle oldu\u011fu gibi h\u0131ristiyanlar hakk\u0131nda da \u0130ncil b\u00f6yledir. O halde \u0130ncil ehli, yani h\u0131ristiyanlar\u0131n hakk\u0131 da \u0130ncil ile mutlak, Tevrat ile de \u0130ncil&#8217;in tasdiki dairesinde mukayyed olarak h\u00fckmetmek ve bu \u015fekilde verilen h\u00fck\u00fcmleri kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z kabul etmektir. Ve her kim Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi h\u00fck\u00fcmlerle h\u00fckmetmezse i\u015fte bunlar da o fas\u0131klard\u0131r. Yani Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcnden veya imandan \u00e7\u0131km\u0131\u015f kimselerdir. Mesela Tevrat&#8217;taki k\u0131sas h\u00fck\u00fcmlerinden sonra \u0130ncil&#8217;de mukabele bi&#8217;l-misil (yap\u0131lan muameleyi aynen tekrarlama suretiyle) yapmay\u0131p her halde affetmeyi emreden bir h\u00fck\u00fcm nazil olmu\u015f ise, \u0130ncil ehli k\u0131sas talep edememeli de\u011fil, fakat sabit olmas\u0131ndan sonra affetmelidir. Etmedi\u011fi takdirde kendi nazar\u0131nda da zar\u00fbri olarak fas\u0131kt\u0131r. Ya Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne iman etti\u011fi halde, o h\u00fck\u00fcmden d\u0131\u015far\u0131ya \u00e7\u0131km\u0131\u015f isyan eden bir fas\u0131kt\u0131r. Veya o g\u00fcn onu kalben de tan\u0131mamak veya k\u00fc\u00e7\u00fcmsemekle imandan \u00e7\u0131km\u0131\u015f k\u00e2fir bir fas\u0131kt\u0131r, ve her iki halde fas\u0131k cezas\u0131na lay\u0131kt\u0131r. \u015eu halde Tevrat&#8217;a uygun h\u00fckm\u00fc kabul etmeyen yahudiler, \u0130ncil&#8217;e uygun h\u00fckm\u00fc kabul etmeyen h\u0131ristiyanlar kendi g\u00f6r\u00fc\u015flerinde ve inan\u00e7lar\u0131nda da k\u00e2fir veya zalim veya fas\u0131kt\u0131rlar veya hepsidirler. Ayn\u0131 \u015fekilde bunlara benzeyenler de bunlar gibidirler. K\u00fcf\u00fcrleri, il\u00e2h\u00ee h\u00fckm\u00fc ink\u00e2r etmelerinden veya hakir g\u00f6rmelerinden; zul\u00fcmleri, \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc hak olan il\u00e2h\u00ee h\u00fckm\u00fc at\u0131p, ba\u015fka h\u00fck\u00fcmler ile h\u00fckmettiklerinden; fas\u0131kl\u0131klar\u0131 da hak h\u00fck\u00fcmden \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r. \u015eu halde ya bu \u00fc\u00e7 vasf\u0131n hepsi birliktedir veya her biri h\u00fck\u00fcmden \u00e7ekinmeye ilave olan bir h\u00e2le g\u00f6re ba\u011f\u0131ms\u0131z s\u0131fatlardand\u0131r.<\/p>\n<p>48-Tevrat ve \u0130ncil b\u00f6yle. Fakat Allah&#8217;\u0131n inzal etti\u011fi bunlardan ibaret de de\u011fil. Ey Muhammed as\u0131l kitab\u0131, o k\u00e2mil kitap olan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 da hakk\u0131yla hakka yak\u0131n olarak yani hakk\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131, hakk\u0131n vas\u0131tas\u0131, hak inzal ile sana indirdik, kitap cinsinden, Allah kat\u0131ndan indirilmi\u015f kitaplar c\u00fcmlesinden \u00f6n\u00fcnde bulunan\u0131 tasdik edici, ve onun \u00fczerine m\u00fcheymin, yani di\u011fer kitaplar \u00fczerine emin bir nezaret\u00e7i ve \u015fahit, kontrolc\u00fc ve h\u00e2kim olmak \u00fczere hakk\u0131yle indirdik. Ki bu kitap hem m\u00fcheymin (koruyucu) olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bizzat muhafazas\u0131 alt\u0131nda olarak bozulma ve tahriften masun (dokunulmaz olarak) kalacak. Hem di\u011fer kitaplar\u0131n amel edilmesi gerekli olarak i\u00e7ermi\u015f olduklar\u0131 do\u011fru h\u00fck\u00fcmleri kaybolma ve bozulmadan koruyacak, \u015f\u00e2hitli\u011fiyle hakikatleri d\u00fczeltecek ve bozuklar\u0131 iptal edecek ve bunun tasdikinden ge\u00e7meyen yahut buna ayk\u0131r\u0131 olan di\u011fer kitaplar ve ge\u00e7mi\u015f \u015feriatlerin h\u00fck\u00fcmleriyle amel etmek caiz olmayacakt\u0131r. Bu kitap onlar \u00fczerinde tasdik ve teyidine ba\u015fvuruda bulunulacak emin bir merci, bir koruyucu ve mur\u00e2k\u0131b, bir hak \u015fahid olacakt\u0131r .Ve art\u0131k Tevrat veya \u0130ncil ile h\u00fckm\u00fcn mutlak olmas\u0131 da bununla mukayyed bulunacakt\u0131r.<\/p>\n<p>M\u00dcHEYM\u0130N kelimesi, &#8220;heymene&#8221;den ism-i f\u00e2il olarak bir \u015fey \u00fczerine r\u00e2k\u0131b (g\u00f6zetici) ve haf\u0131z (koruyucu) olan \u015fahit ve em\u00een (inan\u0131lan) demektir. Diyorlar ki, bu vezinde dan, yani bu be\u015f kelimeden ba\u015fka kelime yoktur. Baz\u0131 lugat\u00e7\u0131lar bunun yerine ; yerine kabilinden olarak korkudan emin k\u0131lmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na den bir ism-i f\u00e2il oldu\u011funa k\u00e2ni olmu\u015flar ise de an\u0131lan benzerler mevcut iken, b\u00f6yle bir tasavvurun gereksiz bir zorlama oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn\u00fc Kuteybe bunun lafz\u0131n\u0131n in ism-i tas\u011firi (k\u00fc\u00e7\u00fcltme ismi) zannetmi\u015f ise de Ebu&#8217;l-Abbas M\u00fcberred bundan sak\u0131nd\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;m\u00fcheymin&#8221; Allah&#8217;\u0131n isimlerindendir de.<\/p>\n<p>\u015eu halde sen, onlar, o sana gelenler aras\u0131nda her kim olursa olsun Allah&#8217;\u0131n hak ile indirdi\u011fi Kitap ile h\u00fckmet, sana gelen haktan saparak onlar\u0131n isteklerine, e\u011fri arzular\u0131na uyma. Zira arzulara uyulmamak i\u00e7in sizden her birine yani siz \u0130sl\u00e2m \u00fcmmetinden yahut siz \u00fcmmetlerden her birinize, biz bir \u015fir&#8217;a, hak maks\u00fbda g\u00f6t\u00fcr\u00fcr \u00f6zel birer yol ve bir minh\u00e2c, yani b\u00fct\u00fcn o yollar\u0131 i\u00e7ine alan um\u00fbm\u00ee bir cadde, a\u00e7\u0131k bir yol tayin ettik.<\/p>\n<p>\u015e\u0130R&#8217;A, \u015eER\u0130A, ME\u015eRAA, as\u0131l lugatta bir \u0131rmak veya herhangi bir su kayna\u011f\u0131ndan su i\u00e7mek veya almak i\u00e7in gidilen yol demektir. Bunda insanlar\u0131n ebed\u00ee hayata ve ger\u00e7ek saadete ermesi i\u00e7in Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n koyup teklif etti\u011fi \u00f6zel h\u00fck\u00fcmlere ve do\u011fru yola isti\u00e2re yoluyla isim verilmi\u015ftir ki din demektir. Ya kapal\u0131 bir \u015feyi yar\u0131p a\u00e7mak, beyan ve a\u00e7\u0131klamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;\u015feraa&#8221; masdar\u0131ndan veya bir \u015feye girmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;\u015furu&#8217; &#8220;dan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Birincisi \u015f\u00e2ria (yol g\u00f6stericiye), ikincisi s\u00e2like (yola girene) g\u00f6re m\u00fcnasebeti demek olur.<\/p>\n<p>Minh\u00e2c da, v\u00e2z\u0131h, a\u00e7\u0131k yol demektir. \u015eir&#8217;a Frans\u0131zca &#8220;procede&#8221;, minh\u00e2c da &#8220;methode&#8221; kelimeleriyle terceme olunabilir. Baz\u0131lar\u0131 \u015fir&#8217;a ile minh\u00e2c\u0131n bir m\u00e2n\u00e2dan ibaret olup tekit i\u00e7in tekrar edildi\u011fine ve her ikisinden de maksad\u0131n &#8220;din&#8221; demek oldu\u011funa k\u00e2ni olmu\u015flard\u0131r. Di\u011ferleri ise aralar\u0131n\u0131 ay\u0131rm\u0131\u015flar ve demi\u015fler ki, \u015fir&#8217;a mutlak \u015feriatten, tarikat da mek\u00e2rim-i \u015feriat (\u015feri\u00e2t\u0131n k\u0131ymetleri)ten ibarettir. Minh\u00e2cdan maksad budur. \u015eu halde \u015feriat \u00f6nce, tarikat sonrad\u0131r demi\u015fler. M\u00fcberred, &#8220;\u015fir&#8217;a tarik\u0131n (yolun) ba\u015flang\u0131c\u0131, minh\u00e2c da devaml\u0131 tarik (yol)tir&#8221; demi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Enb\u00e2r\u00ee de, \u015fir&#8217;a o tariktir ki, bazan a\u00e7\u0131k ve bazan kapal\u0131 olabilir; minh\u00e2c ise her halde a\u00e7\u0131k olur, demi\u015ftir. Ger\u00e7ek budur ki, \u00e2yette \u015fir&#8217;a ve minh\u00e2c bir m\u00e2n\u00e2dan ibaret de\u011fildir. \u015eir&#8217;a, zamanlar\u0131n ve zeminlerin, ahv\u00e2l (durumlar)in de\u011fi\u015fmesiyle de\u011fi\u015febilen dinin f\u00fcr\u00fbu (dallar\u0131); minh\u00e2c da daima sabit, a\u00e7\u0131k ve devaml\u0131 olan dinin as\u0131llar\u0131d\u0131r ki, \u015fir&#8217;a bunun \u015fubeleri ve \u00e7e\u015fitleri demektir. Her milletin mensub oldu\u011fu peygambere indirilen \u00f6zel h\u00fck\u00fcmler birer \u015fir&#8217;a; Allah&#8217;a, peygamberlere, ahirete iman gibi bunlar\u0131n hepsinin m\u00fc\u015fterek ve birlik olduklar\u0131 usul (as\u0131llar) da minh\u00e2cd\u0131r. Bu iki durum dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r ki bazen peygamber ve \u015feriatlar\u0131n ihtilaf noktas\u0131n\u0131, bazan da, &#8220;O size, dinden Nuh&#8217;a tavsiye etti\u011fini, sana vahyetti\u011fimizi, \u0130brahim&#8217;e, Musa&#8217;ya ve \u0130sa&#8217;ya tavsiye etti\u011fimizi \u015feriat (hukuk d\u00fczeni) yapt\u0131. \u015e\u00f6yle ki: Dini do\u011fru tutun ve onda ayr\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015fmeyin&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/13) \u00e2yeti gibi ittifak noktas\u0131n\u0131 g\u00f6steren \u00e2yetler g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Nitekim burada da \u00f6nce birbirlerinin izlerinden g\u00f6nderilen peygamberlerin ve kitaplar\u0131n sonrakileri \u00f6ndekilerini tasdik ettikleri, ikinci olarak bu devaml\u0131l\u0131k ve tasdik i\u00e7inde \u015fer\u00eeatlar\u0131n ve \u00fcmmetlerin \u00e7e\u015fitli olduklar\u0131 a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun birisi &#8220;Peygamberlerden hi\u00e7 birinin aras\u0131n\u0131 ay\u0131rmay\u0131z&#8221; (Bakara, 2\/285), birisi de, &#8220;Biz, peygamberlerden kimini kiminden \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131k&#8221; (Bakara, 2\/253) \u00e2yeti dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r. \u0130ncil&#8217;in, \u00f6n\u00fcndeki Tevrat&#8217;\u0131; Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n, \u00f6n\u00fcndeki Tevrat, \u0130ncil, b\u00fct\u00fcn kitap cinsini tasdik edici ve birini di\u011ferinden derecelerine g\u00f6re tem\u00e2y\u00fcz edici olarak indiklerini a\u00e7\u0131klad\u0131ktan sonra, bu \u00e2yet bize g\u00f6steriyor ki, ge\u00e7mi\u015f ve \u015fimdiki \u00fcmmetlerden \u00e7e\u015fitli \u00fcmmetlere, nefsani arzular\u0131na uymamalar\u0131 i\u00e7in \u00f6nce hallerine m\u00fcnasip birer \u015fir&#8217;a ve minh\u00e2c verilmi\u015ftir. Mesela Hz. Musa&#8217;dan \u0130sa&#8217;n\u0131n g\u00f6nderilmesine kadar olan \u00fcmmetin \u015fir&#8217;as\u0131 Tevrat&#8217;ta ve \u0130sa&#8217;n\u0131n g\u00f6nderilmesinden Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n g\u00f6nderilmesine kadar olan \u00fcmmetin \u015fir&#8217;as\u0131 \u0130ncil&#8217;de, Muhammed Aleyhisel\u00e2m&#8217;\u0131n g\u00f6nderilmesinden itibaren mevcut olan \u00fcmmetin \u015fir&#8217;as\u0131 da Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dad\u0131r. Ve b\u00fct\u00fcn bu \u015fir&#8217;alar\u0131n birlik ve sona erici olduklar\u0131 bir k\u00fcll\u00ee minhac\u0131 (yolu) vard\u0131r ki, bunda hepsi m\u00fc\u015fterektir ve bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dad\u0131r. Bu \u015fekilde Kur&#8217;\u00e2n, \u0130sl\u00e2m dini, Muhammed&#8217;e ait \u015feriat, her kitab\u0131n, her \u015feriat\u0131n esas\u0131n\u0131 ihtiva eden ve mevcut olan her \u00fcmmetin hareketlerine hakim ve rehber olacak \u015fir&#8217;as\u0131n\u0131 toplay\u0131c\u0131 olan bir hak yoldur. &#8220;O, kiminizi kiminizden derecelerle \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131&#8221;. (En&#8217;\u00e2m, 6\/165). \u015eu halde h\u00fckm\u00fcn, herkesin keyfine ve arzusuna uymakla de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi \u015fir&#8217;a ve minh\u00e2c ile olmas\u0131 vaciptir. Mademki Allah \u00e7e\u015fitli zamanlarda, \u00e7e\u015fitli \u00fcmmetlere bir istif\u00e2 (se\u00e7im) ve geli\u015fme silsilesi ile birer \u015fir&#8217;a ve minh\u00e2c g\u00f6ndermi\u015f ve sonra gelen \u00f6nce geleni tasdik edici ve hakim k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O halde sonra gelen \u015feriat\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan itibaren \u00f6nce gelen \u015feri\u00e2t \u00fcmmetinin de \u015feriati oldu\u011funda, yani yahudilerin h\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 ve her ikisinin \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 tan\u0131malar\u0131 gerekti\u011finde \u015f\u00fcphe yoksa da \u00f6nce gelen \u015feriat, sonra gelmi\u015f olan \u00fcmmetin de \u015feriat\u0131 m\u0131d\u0131r, de\u011fil midir? \u00c2limler, F\u0131k\u0131h Usul\u00fc ilminde ve bu \u00e2yetin tefsirinde bunu bahis konusu etmi\u015flerdir. Bir k\u0131s\u0131m, mademki bu a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere her \u00fcmmete bir \u015feriat tahsis olunmu\u015ftur; o halde \u00f6nce gelmi\u015f olan \u015feriat, sonra gelmi\u015f olan \u00fcmmetin \u015feriat\u0131 de\u011fildir. Ve \u015fu halde &#8220;bizden \u00f6ncekilerin \u015feriat\u0131, bizim \u015feriat\u0131m\u0131z&#8221; de\u011fildir, demi\u015fler. Di\u011fer bir k\u0131sm\u0131 ise: &#8220;Bizden \u00f6nceki \u00fcmmetin \u015feriati, bizim de \u015feriat\u0131m\u0131zd\u0131r; fakat mutlaka de\u011fil, mens\u00fbh olmamak (h\u00fckm\u00fc kald\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f olmas\u0131) \u015fart\u0131yla&#8221; demi\u015flerdir. Buna g\u00f6re \u0130ncil veya \u0130sa&#8217;n\u0131n s\u00fcnneti ile h\u00fckm\u00fc kald\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f olan Tevrat h\u00fck\u00fcmleri h\u0131ristiyanlar\u0131n da \u015feriat\u0131 oldu\u011fu gibi, Kur&#8217;\u00e2n ve Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n s\u00fcnneti ile h\u00fckm\u00fc kald\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f olan Tevrat ve \u0130ncil&#8217;in h\u00fck\u00fcmleri m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n da \u015feriat\u0131 demektir. Ve \u015fu halde h\u00fckm\u00fc kald\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f olan, yani \u0130sl\u00e2m&#8217;a ait nasslara ayk\u0131r\u0131 olmayan yahudi ve h\u0131ristiyan h\u00fck\u00fcmleri ile m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n amel etmesi caiz olacakt\u0131r. Fakat ger\u00e7ek \u015fudur ki yani &#8220;bizden \u00f6nceki \u00fcmmetlerin \u015feriati bizim de \u015feriatimizdir; fakat mutlak olarak de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda ve Resul\u00fcn\u00fcn s\u00fcnnette nakletmi\u015f olmas\u0131 \u015fart\u0131yla&#8221;. \u015eu halde h\u00fckm\u00fc kald\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f olmak, ayk\u0131r\u0131 bulunmamak yeterli de\u011fil; Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ve Peygamber&#8217;in tasdikinden ge\u00e7mi\u015f olmas\u0131 da \u015fartt\u0131r. Bu \u015fekildedir ki, ge\u00e7mi\u015f \u015feriatler, bizim \u015feriatimizden bir par\u00e7ad\u0131r ve bizim \u015feriatimiz, hepsini i\u00e7ermektedir. Bunun i\u00e7in Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n, ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetler, Tevrat ve \u0130ncil hakk\u0131nda nakletti\u011fi k\u0131ssalar\u0131 ve h\u00fck\u00fcmleri onlardaki a\u00e7\u0131klamalara g\u00f6re de\u011fil, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ifadesine ve Resulullah&#8217;\u0131n beyan\u0131na g\u00f6re anlamak gerekti\u011fi gibi; &#8220;Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da filan h\u00fck\u00fcm, yahudi veya h\u0131ristiyan veya di\u011ferleri hakk\u0131ndad\u0131r. Mesela yahudilere aittir, \u015fu halde biz m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n \u015feriati de\u011fildir&#8221; demekle de kalmamal\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte Allah b\u00f6yle her \u00fcmmete bir \u015feriat vermi\u015f ve onlar\u0131n hepsini de Muhammed \u00fcmmetine tahsis etti\u011fi \u015feriatte &#8220;\u00f6n\u00fcndekini tasdik edici ve ona \u015fahit olarak&#8221; hakk\u0131yla nazil olan bu en m\u00fckemmel kitap ile minh\u00e2c (\u015feriat)\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8217;da toplam\u0131\u015ft\u0131r. \u00fc<\/p>\n<p>Ey insanlar, ey \u00e7e\u015fitli \u00fcmmetler Allah dileseydi sizi, \u00f6nce gelen sonra gelen hepinizi, insanl\u0131\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131nda oldu\u011fu gibi, bir \u00fcmmet k\u0131lard\u0131 da, be\u015fer tarihi silsilesinde \u00e7e\u015fitli \u00fcmmetler yaratmaz, bir\u00e7ok peygamber, bir\u00e7ok \u015feriat g\u00f6ndermezdi. B\u00fct\u00fcn insanlar, hayvan \u00e7e\u015fitlerinin her birinde oldu\u011fu gibi devaml\u0131, yeknasak (bitiveye) bir hayat i\u00e7inde ge\u00e7er giderdi.<\/p>\n<p>Fakat b\u00f6yle yapmad\u0131 ve \u00f6yle dilemedi de, bir\u00e7ok \u00fcmmetler ve zamanlar\u0131na, hallerine g\u00f6re \u00e7e\u015fitli \u015feriatler yapt\u0131. Yapt\u0131 da \u00f6nce yok iken Musa ile Tevrat ehlini ve ondan sonra \u0130sa ile \u0130ncil ehlini ve en sonunda Muhammed (s.a.v.) ile Kur&#8217;\u00e2n ehlini yaratt\u0131 ve her birinize bir \u015fir&#8217;a ve minhac (yol) verdi ki her birinizi, size vermi\u015f oldu\u011fu \u015feriatler hakk\u0131nda da denesin, tecr\u00fcbe yolundan ge\u00e7irsin de o minh\u00e2c (yol) \u00fczerinde yar\u0131\u015f yapt\u0131rs\u0131n. \u015eu halde siz de hep hay\u0131r i\u015flere, sonucu en g\u00fczel olan \u015feylere ko\u015funuz, yar\u0131\u015f ediniz de nefse ait arzular\u0131n\u0131za, keyiflerinize uyup kalmay\u0131n\u0131z ve bu do\u011fru yolda fikir ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na girmeyiniz. Zira bug\u00fcn ihtilaf ederseniz, yar\u0131n d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcz b\u00fct\u00fcn Allah&#8217;ad\u0131r. O, hakk\u0131nda ihtilaf ettiklerinizi size haber verir.<\/p>\n<p>49-Ey Muhammed, sana bu hak kitab\u0131 bir de \u015fu emri indirdik ki, &#8220;Aralar\u0131nda Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi ile h\u00fckmet, onlar\u0131n heveslerine uyma!&#8221; Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re yahudilerden bir kalabal\u0131k toplanm\u0131\u015flar, &#8220;haydi bakal\u0131m Muhammed&#8217;e gidelim, belki bir fitneye d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr dininden \u015fa\u015f\u0131rt\u0131r\u0131z&#8221; demi\u015fler. Varm\u0131\u015flar: &#8220;Ey Kas\u0131m&#8217;\u0131n babas\u0131 (Muhammed) demi\u015fler, bilirsin ki biz yahudilerin \u00e2limleri ve \u00f6nde gelenleriyiz biz sana t\u00e2bi olursak, b\u00fct\u00fcn yahudiler de tabi olurlar. \u015eimdi bizimle has\u0131mlar\u0131m\u0131z aras\u0131nda bir dava var, senin huzurunda muhakeme olal\u0131m, sen de bizim lehimize h\u00fck\u00fcm ver de, biz de iman edelim, seni tasdik edelim.&#8221; Resulullah bundan y\u00fcz \u00e7evirmi\u015f ve bu \u00e2yet nazil olmu\u015ftur. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2, duru\u015fmadan \u00e7ekinme, fakat h\u00fck\u00fcm vermeye gelince, Allah&#8217;\u0131n bildirdi\u011fi hak ile h\u00fck\u00fcm ver de, onlar\u0131n isteklerine, haks\u0131z arzular\u0131na uyma. Ve iyi sak\u0131n ki, onlar seni, Allah&#8217;\u0131n sana indirdi\u011fi \u015fir&#8217;a ve minh\u00e2c (yol)\u0131n bildirdi\u011fi hak h\u00fck\u00fcmlerin tamam\u0131ndan \u015f\u00f6yle dursun, birisinden bile aldat\u0131p \u015fa\u015f\u0131rtamas\u0131nlar, hi\u00e7bir \u015fekilde fitneye d\u00fc\u015f\u00fcrmesinler, h\u00fckm\u00fcnde k\u00fcf\u00fcrden, zul\u00fcmden, sap\u0131kl\u0131ktan hi\u00e7bir eser bulunmas\u0131n. \u015eayet onlar bunu kabul etmeyip ba\u015fkas\u0131n\u0131 isterlerse o zaman bil ki, her halde Allah onlara ba\u015fka bir sebeple de\u011fil, g\u00fcnahlar\u0131n\u0131n bir k\u0131s\u0131m sebebiyle bir bela vermek istiyor. Ki Allah&#8217;\u0131n iradesine kar\u015f\u0131 gelmenin ihtimali olmad\u0131\u011f\u0131 bellidir. Bu bir k\u0131s\u0131m g\u00fcnahlar, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc kabul etmemek, hakka ayk\u0131r\u0131 h\u00fck\u00fcm isteme g\u00fcnah\u0131d\u0131r. Bunun bu \u015fekilde ifadesi \u015fu m\u00e2n\u00e2lara i\u015faret eder: \u00d6nce gizliye g\u00f6re bu g\u00fcnah, a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylenmesi lay\u0131k g\u00f6r\u00fclmeyen pek b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnaht\u0131r. Haks\u0131zlar bile hakl\u0131 gibi g\u00f6r\u00fcnerek haks\u0131zl\u0131k pe\u015finde dola\u015f\u0131rlar. \u015eu halde a\u00e7\u0131ktan haks\u0131zl\u0131k istemenin ve Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc kabul etmemenin ne b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnah oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcls\u00fcn! \u0130kinci olarak, bu sevdada bulunanlar\u0131n pek \u00e7ok g\u00fcnahlar\u0131 vard\u0131r. Ve bu b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah onlardan biridir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, Allah d\u00fcnyada her g\u00fcnah ile cezaland\u0131rmaz, tecil eder (sonraya b\u0131rak\u0131r). &#8220;E\u011fer Allah, insanlar\u0131, yapt\u0131klar\u0131 her haks\u0131zl\u0131kla cezaland\u0131rsayd\u0131, yery\u00fcz\u00fcnde tek canl\u0131 b\u0131rakmazd\u0131.&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 16\/61) veya affeder, fakat do\u011fru oldu\u011fu kesin olarak bilinen bir h\u00fckm\u00fc kabul etmemenin g\u00fcnah\u0131 v\u00e2ki oldu mu, bunun her halde cezaland\u0131r\u0131laca\u011f\u0131n\u0131n ve bunlar\u0131n haks\u0131zl\u0131kla muhakkak bir felakete u\u011frayacaklar\u0131n\u0131n bilinmesi laz\u0131m gelir. B\u00f6yle olmakla beraber insanlar\u0131n bir\u00e7o\u011fu f\u00e2s\u0131kd\u0131rlar, mal\u00fbm ve muayyen bulunan do\u011fru s\u0131n\u0131rlardan \u00e7\u0131kmakta \u0131srarl\u0131d\u0131rlar. Ve i\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, hakk (do\u011fru) olan h\u00fck\u00fcmleri tebli\u011fden sonra h\u00fck\u00fcm ve h\u00fck\u00fcmete l\u00fczum vard\u0131r. Ve hakimlerin hak ile h\u00fckmetmeleri ve bu sap\u0131klar g\u00fcruhundan olmamalar\u0131 vacibdir. Yoksa haks\u0131z h\u00fck\u00fcm ve h\u00fck\u00fcmet, mus\u00eebeti \u00e7abukla\u015ft\u0131rmaktan ba\u015fka bir \u015fey yapmaz.<\/p>\n<p>50-Bu b\u00f6yle iken o ilim ve din iddias\u0131nda bulunanlar, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne raz\u0131 olmay\u0131p da k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe meyletme, dalkavukluk, garazk\u00e2rl\u0131k, e\u015fitsizlik gibi haks\u0131z davaya t\u00e2bi olan cahiliyet h\u00fckm\u00fc, cahiliyet kanunu mu istiyorlar? Halbuki h\u00fck\u00fcm ve h\u00e2kimiyeti Allah&#8217;tan daha g\u00fczel olan kim vard\u0131r? Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcnden daha g\u00fczel hangi h\u00fck\u00fcm, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcyle h\u00fckmeden hakimden daha g\u00fczel h\u00fckmedecek hangi h\u00e2kim d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir? Fakat bu soru herkese de\u011fil, \u00eek\u00e2n (sa\u011flam bilgi) sahibi olan kimseler, topluluklar i\u00e7indir. Bunu ancak sa\u011flam bilgi ehli olanlar takdir eder. Yoksa k\u00fcf\u00fcr ve \u015f\u00fcphe i\u00e7inde bulunanlar, kalblerinde hastal\u0131k olanlar, bir zalimin haks\u0131z h\u00fckm\u00fcne &#8220;daha g\u00fczeldir&#8221; demekten \u00e7ekinmezler.<\/p>\n<p>Rivayete g\u00f6re bu \u00e2yet, Ben\u00ee Nad\u00eer ve Ben\u00ee Kureyza yahudileri aras\u0131ndaki adam \u00f6ld\u00fcrme olay\u0131ndan dolay\u0131 Peygamberimizden h\u00fck\u00fcm talep etmeleri ve Peygamberimiz taraf\u0131ndan musavat (e\u015fitlik) ile h\u00fckmedilmesi \u00fczerine Ben\u00ee Nadir&#8217;in bu e\u015fitlik h\u00fckm\u00fcne raz\u0131 olmayarak cahiliye \u00e2deti \u00fczere \u00fcst\u00fcnl\u00fck sevdas\u0131nda bulunmalar\u0131 sebebiyle nazil olmu\u015ftur. Bu sebebe g\u00f6re, yahudilerin \u0130sl\u00e2m yoluna, Muhammed Aleyhisel\u00e2m&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne iman ve ittiba etmemekle yaln\u0131z Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ve Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;a de\u011fil, kendi dinleri ve kitaplar\u0131 oldu\u011funu iddia ettikleri Tevrat&#8217;\u0131 ve Musa \u015feriat\u0131n\u0131 da tan\u0131may\u0131p mutlak il\u00e2h\u00ee h\u00fckm\u00fc ink\u00e2r ederek cahiliye h\u00fck\u00fcmleri pe\u015finde ko\u015fmak istediklerini beyan ve isbat etmekle; hem iman iddialar\u0131na ra\u011fmen k\u00fcf\u00fcr, hem ilim ve \u015feref iddialar\u0131na ra\u011fmen cehalet, bozgunculuk ve azab\u0131 haketmeleriyle cezaland\u0131rm\u0131\u015f ve sebebin \u00f6zelli\u011fiyle beraber mefhumun genelli\u011fine g\u00f6re de bu h\u00fckm\u00fcn yaln\u0131z yahudilere mahsus olmay\u0131p h\u0131ristiyan ve di\u011ferleri hakk\u0131nda da b\u00f6yle oldu\u011funu ve dolay\u0131s\u0131yla \u0130sl\u00e2m \u015feriat\u0131n\u0131n, umumun \u015feriat\u0131 ve herkesin yolu olup, bunu tan\u0131mayan yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n kendi din ve \u015feriatlerini de tan\u0131mam\u0131\u015f olacaklar\u0131n\u0131 anlatm\u0131\u015f ve bu \u015fekilde m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n \u00fcmmetler aras\u0131 vazifelerindeki geni\u015fli\u011fin \u00f6nemini g\u00f6stermi\u015ftir.<\/p>\n<p>O halde:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>51- Ey iman edenler! Yahudileri ve h\u0131ristiyanlar\u0131 dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlar\u0131 dost edinirse, \u015f\u00fcphesiz o onlardan olur. \u015e\u00fcphesiz Allah, zalim kavmi do\u011fru yola iletmez.<\/p>\n<p>52- Kalblerinde hastal\u0131k bulunanlar\u0131n :&#8221; Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz&#8221; diyerek, onlar\u0131n aras\u0131na ko\u015fu\u015ftuklar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn. Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder veya kat\u0131ndan bir emir (i\u015f) getirir de i\u00e7lerinde gizlediklerine pi\u015fman olurlar.<\/p>\n<p>53- \u0130man edenler: &#8220;Sizinle beraber olduklar\u0131na dair, Allah&#8217;a b\u00fct\u00fcn g\u00fc\u00e7leriyle yemin edenler bunlar m\u0131?&#8221; derler. Onlar\u0131n b\u00fct\u00fcn amelleri bo\u015fa gitmi\u015ftir ve kaybedenlerden olmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>54- Ey iman edenler! Sizden kim dininden d\u00f6nerse, bilsin ki Allah yak\u0131nda \u00f6yle bir toplum getirir ki, Allah onlar\u0131 sever, onlar da Allah&#8217;\u0131 severler; m\u00fcminlere kar\u015f\u0131 yumu\u015fak, k\u00e2firlere kar\u015f\u0131 da onurlu ve \u015fiddetlidirler; Allah yolunda m\u00fccahede eder, hi\u00e7bir k\u0131nay\u0131c\u0131n\u0131n k\u0131namas\u0131ndan da korkmazlar. Bu, Allah&#8217;\u0131n bir l\u00fctfudur, onu diledi\u011fine verir. Allah, geni\u015f ihsan sahibidir, her \u015feyi \u00e7ok iyi bilendir.<\/p>\n<p>55- Sizin as\u0131l dostunuz Allah&#8217;t\u0131r, O&#8217;nun Resul\u00fcd\u00fcr ve namazlar\u0131n\u0131 k\u0131lan zekatlar\u0131n\u0131 veren ve r\u00fck\u00fb eden m\u00fcminlerdir.<\/p>\n<p>56- Kim Allah&#8217;\u0131, O&#8217;nun Resul\u00fcn\u00fc ve m\u00fcminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah&#8217;\u0131n taraftarlar\u0131 galip geleceklerdir.<\/p>\n<p>57- Ey iman edenler! Sizden \u00f6nce kendilerine kitap verilmi\u015f olanlardan ve k\u00e2firlerden, dininizi alay ve e\u011flence konusu yapanlar\u0131 dost edinmeyin. E\u011fer (ger\u00e7ekten) iman ediyorsan\u0131z, Allah&#8217;dan gere\u011fince korkun.<\/p>\n<p>58- Namaza \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman, onu alay ve e\u011flence konusu yaparlar. Bu onlar\u0131n, ak\u0131llar\u0131n\u0131 kullanmayan bir toplum olmalar\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>59- De ki: &#8220;Ey kitap ehli! Sadece Allah&#8217;a, bize indirilene ve bizden \u00f6nce indirilene inand\u0131\u011f\u0131m\u0131z i\u00e7in mi bizden ho\u015flanm\u0131yorsunuz? Oysa \u00e7o\u011funuz yoldan \u00e7\u0131km\u0131\u015flars\u0131n\u0131z&#8221;.<\/p>\n<p>60- De ki: &#8220;Allah kat\u0131nda cezaya \u00e7arpt\u0131r\u0131lma bak\u0131m\u0131ndan bunlardan daha k\u00f6t\u00fcs\u00fcn\u00fc size haber vereyim mi? Allah, kimlere lanet etmi\u015f ve gazab\u0131na u\u011fratm\u0131\u015fsa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve \u015feytana tapanlar yapm\u0131\u015fsa, i\u015fte bunlar\u0131n makam\u0131 daha k\u00f6t\u00fcd\u00fcr ve onlar d\u00fcz yoldan daha \u00e7ok sapm\u0131\u015flard\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>61- Onlar, size geldikleri zaman, &#8220;iman ettik&#8221; dediler. Oysa yan\u0131n\u0131za k\u00e2fir olarak girip, k\u00e2fir olarak \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131r. Allah, onlar\u0131n gizlediklerini \u00e7ok iyi bilir.<\/p>\n<p>62- Onlardan \u00e7o\u011funu, g\u00fcnah i\u015flemede, d\u00fc\u015fmanl\u0131kta ve haram yemede yar\u0131\u015f ederken g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn. Bu yapt\u0131klar\u0131 \u015feyler ne k\u00f6t\u00fcd\u00fcr!<\/p>\n<p>63- Ger\u00e7ek dindarlar\u0131n ve din bilginlerinin, onlar\u0131 g\u00fcnah olan bir s\u00f6z s\u00f6ylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yapt\u0131klar\u0131 \u015fey ne k\u00f6t\u00fcd\u00fcr!<\/p>\n<p>64- Yahudiler, &#8220;Allah&#8217;\u0131n eli \u00e7ok s\u0131k\u0131d\u0131r&#8221; dediler. S\u00f6yledikleri s\u00f6z sebebiyle onlar\u0131n elleri ba\u011flans\u0131n ve lanete u\u011fras\u0131nlar! Aksine Allah&#8217;\u0131n elleri a\u00e7\u0131kt\u0131r, diledi\u011fi gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlar\u0131n \u00e7o\u011funun azg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve k\u00fcfr\u00fcn\u00fc azd\u0131r\u0131yor. Biz, onlar\u0131n aralar\u0131na t\u00e2 k\u0131yamete kadar d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve kin atm\u0131\u015f\u0131zd\u0131r. Ne zaman sava\u015f i\u00e7in bir ate\u015f yakm\u0131\u015flarsa, Allah onu s\u00f6nd\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Onlar yery\u00fcz\u00fcnde boz\u011funculu\u011fa ko\u015farlar. \u015e\u00fcphesiz Allah bozguncular\u0131 sevmez.<\/p>\n<p>65- E\u011fer kitap ehli iman etmi\u015f ve lay\u0131k\u0131yla korunmu\u015f olsalard\u0131, onlar\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerini \u00f6rter, nimeti bol olan cennetlere koyard\u0131k.<\/p>\n<p>66- E\u011fer onlar, Tevrat&#8217;\u0131, \u0130ncil&#8217;i ve kendilerine indirileni gere\u011fince uygulasalard\u0131, hem \u00fcstlerindeki, hem de ayaklar\u0131n\u0131n alt\u0131ndaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onlar\u0131n aras\u0131nda \u0131l\u0131ml\u0131 bir grup da vard\u0131. B\u00f6yle olmakla beraber onlar\u0131n \u00e7o\u011funun yapt\u0131klar\u0131 ne kadar k\u00f6t\u00fcd\u00fcr!<\/p>\n<p>67- Ey \u015fanl\u0131 Resul! Rabbinden sana indirileni tebli\u011f et! E\u011fer bunu yapmazsan O&#8217;nun peygamberlik g\u00f6revini yapmam\u0131\u015f olursun. Allah seni insanlardan korur. Do\u011frusu Allah, k\u00e2firler toplumunu do\u011fru yola iletmez.<\/p>\n<p>68- De ki: &#8220;Ey kitap ehli! Tevrat&#8217;\u0131, \u0130ncil&#8217;i ve Rabbinizden size indirileni uygulamad\u0131k\u00e7a bir esas \u00fczerinde de\u011filsiniz. \u015e\u00fcphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onlar\u0131n \u00e7o\u011funun azg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve ink\u00e2r\u0131n\u0131 art\u0131racakt\u0131r. \u015eu halde k\u00e2fir olan bir toplum i\u00e7in \u00fcz\u00fclme!<\/p>\n<p>69- Muhakkak ki inananlar, yahudiler, sabiiler ve h\u0131ristiyanlardan kim Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman eder ve g\u00fczel amel i\u015flerse, onlar i\u00e7in bir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>70- Andolsun biz, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan s\u00f6z ald\u0131k ve onlara peygamberler g\u00f6nderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131 bir \u015fey getirmi\u015fse, bunlardan bir k\u0131sm\u0131n\u0131 yalanlam\u0131\u015flar, bir k\u0131sm\u0131n\u0131 da \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015flerdir.<\/p>\n<p>71- Onlar, bir fitne kopmayacak sand\u0131lar, k\u00f6r ve sa\u011f\u0131r kesildiler. Sonra Allah onlar\u0131n tevbesini kabul etti. Sonra yine onlar\u0131n \u00e7o\u011fu k\u00f6r, sa\u011f\u0131r kesildiler. Allah, onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyor.<\/p>\n<p>72- Andolsun, &#8220;Allah, Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih&#8217;tir&#8221; diyenler elbette k\u00e2fir olmu\u015flard\u0131r. Oysa Mesih onlara: &#8220;Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah&#8217;a ibadet edin. Kim Allah&#8217;a ortak ko\u015farsa, \u015f\u00fcphesiz Allah ona cenneti haram k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ve onun varaca\u011f\u0131 yer cehenemdir. Zalimlerin yard\u0131mc\u0131lar\u0131 da yoktur&#8221; demi\u015fti.<\/p>\n<p>73- &#8220;Allah, \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcd\u00fcr&#8221; diyenler elbette k\u00e2fir olmu\u015flard\u0131r. Oysa tek il\u00e2htan ba\u015fka il\u00e2h yoktur. E\u011fer s\u00f6ylediklerinden vazge\u00e7mezlerse, elbette onlardan ink\u00e2r edenlere ac\u0131 bir azap dokunacakt\u0131r.<\/p>\n<p>74- H\u00e2l\u00e2 Allah&#8217;a tevbe edip O&#8217;ndan af dilemiyorlar m\u0131? Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayand\u0131r, \u00e7ok merhamet edendir.<\/p>\n<p>75- Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih (\u0130sa), sadece bir peygamberdir. Ondan \u00f6nce de peygamberler gelip ge\u00e7mi\u015ftir. Anas\u0131 da dosdo\u011fru bir kad\u0131nd\u0131r. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara \u00e2yetleri nas\u0131l a\u00e7\u0131kl\u0131yoruz. Sonra yine bak nas\u0131l y\u00fcz \u00e7eviriyorlar!<\/p>\n<p>51- Yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131 dostlar edinmeyin. Onlara vel\u00ee olmay\u0131n\u0131z de\u011fil, onlar\u0131 vel\u00ee tutmay\u0131n\u0131z, itimat edip de y\u00e2r tan\u0131may\u0131n\u0131z, yardakl\u0131k etmeyiniz. Vel\u00e2yetlerine, h\u00fck\u00fcmlerine yard\u0131mlar\u0131na m\u00fcracaat etmek, m\u00fchim i\u015flerin ba\u015f\u0131na getirmek \u015f\u00f6yle dursun, onlara ger\u00e7ek bir dost gibi tam bir samimiyetle itimat edip de kendinizi kapt\u0131rmay\u0131n\u0131z. \u00d6zetle onlar\u0131 dost olur san\u0131p da yak\u0131n dostlar\u0131n\u0131z gibi s\u0131k\u0131 f\u0131k\u0131 beraberliklere dalmay\u0131n\u0131z, tuzaklar\u0131na d\u00fc\u015fmeyiniz, isteklerine i\u015ftirak etmeyiniz. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki &#8220;Yahudiler ve h\u0131ristiyanlara dostlar olmay\u0131n\u0131z&#8221; buyurulmam\u0131\u015f, &#8220;Yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131 dost edinmeyiniz&#8221; buyurulmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah sizi, din hakk\u0131nda sizinle sava\u015fmayan ve sizi yurtlar\u0131n\u0131zdan \u00e7\u0131karmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez.&#8221; (M\u00fcmtehine, 60\/8) buyurulmu\u015ftur. \u015eu halde m\u00fcminler yahudi ve h\u0131ristiyanlara iyilik etmekten, dostluk yapmaktan, onlara \u00e2mir olmaktan yasaklanm\u0131\u015f ve men edilmi\u015f de\u011fil, onlar\u0131 dost edinmekten, yardakl\u0131k etmekten yasaklanm\u0131\u015flard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar m\u00fcminlere y\u00e2r olmazlar. Nihayet baz\u0131lar\u0131 baz\u0131lar\u0131n\u0131n dostlar\u0131, birbirlerinin y\u00e2r\u00e2n\u0131 (dostlar\u0131) d\u0131rlar. Yani yahudiler birbirinin, h\u0131ristiyanlar da birbirinin dostlar\u0131d\u0131rlar. Ne Yahudiler, kendilerinden olmayana dost olur, ne de h\u0131ristiyanlar. Bunlar\u0131n dostluklar\u0131 kendilerine mahsustur. Bu da hepsi aras\u0131nda de\u011fil, baz\u0131s\u0131 aras\u0131ndad\u0131r. Ve siz m\u00fcminlerden her kim onlar\u0131 dost tan\u0131r, veli edininirse, \u015f\u00fcphe yok ki, o da onlardand\u0131r. Onlara benzemi\u015f, onlar\u0131n huyunu kapm\u0131\u015ft\u0131r. O art\u0131k hakka de\u011fil, onlara ve isteklerine hizmet eder. Netice itibariyle onlardan say\u0131l\u0131r. Ahirette onlarla beraber ha\u015frolunur. \u00c7\u00fcnk\u00fc: Allah zalimler guruhunu her halde do\u011fru yola \u00e7\u0131karmaz. \u015eu halde Yahudileri ve h\u0131ristiyanlar\u0131 dost edinenler de onlardan olur, ba\u015flar\u0131n\u0131 kurtaramazlar.<\/p>\n<p>52-\u015eimdi ey Muhammed, kalblerinde hastal\u0131k olanlar\u0131, (Bakara, 2\/10. \u00e2yetin tefsirine bkz) \u0130bn\u00fc \u00dcbeyy ve benzeri m\u00fcnaf\u0131klar\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn ki yahudi ve h\u0131ristiyanlar i\u00e7inde onlar\u0131n dostluk ve yard\u0131mlar\u0131 konusunda h\u0131zla ko\u015fu\u015furlar, korkar\u0131z ki devir aleyhimize d\u00f6ner, ba\u015f\u0131m\u0131za bir felaket gelir derler.<\/p>\n<p>&#8220;Daire&#8221;, d\u00fcnyan\u0131n ba\u015f ucunda d\u00f6n\u00fcp dola\u015fan felaket ve ink\u0131l\u00e2b demektir. Bunlar, ahireti hesaba almaz, hakk\u0131n \u00fcst\u00fcn gelmesine, \u0130sl\u00e2m\u0131n y\u00fckselmesine bel ba\u011flamaz, tersine bir devrim oluverip devletin k\u00e2firlere ge\u00e7mesini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr ve \u00f6yle bir halde onlardan istifade edebilece\u011fini de \u00fcmit eder ve bu \u00fcmit ile \u00f6z\u00fcrleri kabahatlerinden b\u00fcy\u00fck olmak \u00fczere bu \u015fekilde itiraz ederler. Bununla g\u00fcya bir darl\u0131k zaman\u0131nda m\u00fcsl\u00fcmanlara bir hizmet etmek fikriyle ak\u0131ll\u0131ca bir ihtiyatta bulunuyorlarm\u0131\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnmek isterler. Halbuki ger\u00e7ekte Resulullah&#8217;\u0131n ba\u015far\u0131s\u0131ndan ve \u0130sl\u00e2m dininin ger\u00e7eklerinden \u015f\u00fcphe ederler. \u0130htilaf ve ink\u0131l\u00e2b pe\u015finde ko\u015farlar. Rivayet olunuyor ki, bu s\u00f6z\u00fc m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n reisi Abdullah b. \u00dcbeyy s\u00f6ylemi\u015ftir. Ben\u00ee Kureyza yahudileri Peygambere kar\u015f\u0131 bir sava\u015f durumu ald\u0131klar\u0131 zaman Ub\u00e2de b. S\u00e2mit (r.a.): &#8220;Benim bu yahudilerden pek \u00e7ok dostum var, fakat ben bunlar\u0131n dostluklar\u0131ndan Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne s\u0131\u011f\u0131n\u0131yor, Allah ve Resul\u00fcne dostluk ediyorum&#8221; demi\u015fti. Abdullah b. \u00dcbeyy de: &#8220;Ben \u00f6yle bir adam\u0131m ki felaketlerden korkar\u0131m, dostlar\u0131mdan vazge\u00e7emem&#8221; demi\u015f bu \u00e2yetler nazil olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u00d6yle amma devrin bu gibi ihtimalleri i\u00e7inde kendilerinden ba\u015fka kimseye dost olmayanlardan \u00fcmit beklemektense Allah&#8217;\u0131n peygambere ve m\u00fcsl\u00fcmanlara fetihler veya ba\u015fka \u015fekilde ferahl\u0131k ihsan edivermesi veyahut kendi taraf\u0131ndan bir emir ile o dost dediklerine hat\u0131r ve hayale gelmez bir felaket verivermesi ve dolay\u0131s\u0131yla bu m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n g\u00f6n\u00fcllerinde gizledikleri \u015feylere n\u00e2dim olmalar\u0131 pek yak\u0131n ve Allah&#8217;tan daha \u00e7ok beklenen bir ihtimaldir. Ki bu, bir il\u00e2h\u00ee vaaddir. Allah&#8217;\u0131n kudretiyle yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n kudret ve ahl\u00e2klar\u0131 kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131l\u0131nca, hadd-i zat\u0131nda yak\u0131n olan bu il\u00e2h\u00ee vaad ile de kesinlik kazanan bu ihtimal ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi zaman, bunlar\u0131n bu hallerini g\u00f6ren m\u00fcminler ne der bilir misiniz?<\/p>\n<p>53- O zaman da m\u00fcminler bu m\u00fcnaf\u0131klara i\u015faret ederek ve bunlar\u0131n \u00fcmit bekledikleri o ma\u011flub ve peri\u015fan dostlar\u0131na hitap ederek y\u00fczlerine kar\u015f\u0131 veya kendi aralar\u0131nda derler ki: Hayret, her halde sizinle beraber olduklar\u0131na &#8220;E\u011fer sizinle sava\u015f\u0131l\u0131rsa mutlaka size yard\u0131m ederiz&#8221; (Ha\u015fr, 59\/11) diye g\u00fc\u00e7lerinin yetebildi\u011fi yeminlerle Allah&#8217;a kasem edenler, \u015funlar m\u0131yd\u0131lar? Bak\u0131n\u0131z ne oldular: B\u00fct\u00fcn amelleri, b\u00fct\u00fcn gayretleri bo\u015fa gitti de hepsi hi\u00e7bir \u015fey elde edemeyen kimseler oldular. (Nitekim s\u00fbrenin yukar\u0131s\u0131nda &#8220;her kim bu imana k\u00fcfrederse b\u00fct\u00fcn ameli tutulur. O ahirette de zarar edenlerden olur.&#8221; (Maide, 5\/5) buyurulmu\u015f idi)<\/p>\n<p>As\u0131m, Hamze, Kis\u00e2\u00ee, Halef\u00fc&#8217;l-\u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde v\u00e2v-\u0131 isti&#8217;n\u00e2fiyye ve l\u00e2m&#8217;\u0131n ref&#8217;iyle \u015feklinde, N\u00e2fi, \u0130bn\u00fc Kesir, \u0130bn\u00fc \u00c2mir ve Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;v\u00e2v&#8221;s\u0131z \u015feklinde okunur ki, ikisi de mukadder soruya cevap olacak istin\u00e2f c\u00fcmlesidir ve m\u00e2n\u00e2 birdir. Ebu Amr, Yak\u00fbb k\u0131r\u00e2etlerinde ise at\u0131f v\u00e2v\u0131 ve l\u00e2m&#8217;\u0131n nasbiyle \u015feklinde okunur ki, bu da \u00fczerine at\u0131ft\u0131r. Sonundaki k\u0131sm\u0131n\u0131n den bir haber ve teacc\u00fcb istifh\u00e2m m\u00e2n\u00e2s\u0131na dahil olarak m\u00fcminlerin s\u00f6zlerinden olmas\u0131 da muhtemeldir. Ve bu takdirde m\u00e2n\u00e2: &#8220;Onlar bunlar m\u0131d\u0131rlar? Allah&#8217;\u0131n kudretine bak\u0131n ki b\u00fct\u00fcn \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 ne kadar bo\u015fa gitti de ne b\u00fcy\u00fck zarara d\u00fc\u015ft\u00fcler? &#8221; demek olur. Fakat g\u00f6sterdi\u011fimiz \u00fczere bunun sonucu hali \u00f6zetleyen tek ba\u015f\u0131na il\u00e2h\u00ee bir kelam, bir isti&#8217;naf c\u00fcmlesi olmas\u0131 daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u0130\u015fte yahudileri ve h\u0131ristiyanlar\u0131 dost edinmek b\u00f6yle nifak (iki y\u00fczl\u00fcl\u00fck, ara bozuculuk) gibi bir kalb hastal\u0131\u011f\u0131ndan do\u011far ve dinden d\u00f6nmeye sebep olur. Bunun da sonucu amellerin bo\u015fa gitmesi ile t\u00fcmden zarardan ba\u015fka bir \u015fey olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc dinden d\u00f6nmenin cezas\u0131 budur. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki &#8220;g\u00f6rd\u00fcn&#8221; buyurulmam\u0131\u015f, &#8220;g\u00f6r\u00fcyorsun&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bu ise istikb\u00e2l (gelecek) ve devaml\u0131l\u0131k fiilidir. Demek ki bunlar ge\u00e7mi\u015fe ait de\u011fil, gelece\u011fe ait ve benzerleri bir\u00e7ok defalar g\u00f6r\u00fclecek olaylard\u0131r. Bunun i\u00e7in \u015fimdi de mutlak dinden d\u00f6nenlerin hallerine ge\u00e7ilerek, N\u00e2fi, \u0130bn\u00fc Amir, Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etlerinde (id\u011fams\u0131z) okunur, buyuruluyor ki, b\u00fct\u00fcn bunlar Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n v\u00e2ki olmadan \u00f6nce haber verdi\u011fi olaylar c\u00fcmlesindendir. \u0130bn\u00fc Ka&#8217;b, Dahh\u00e2k, Hasen, Kat\u00e2de, \u0130bn\u00fc C\u00fcreyc ve di\u011ferleri demi\u015flerdir ki, bu \u00e2yet k\u0131yamete kadar b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlere hitaben nazil olmu\u015ftur. Yani bu \u00e2yet, sebebi h\u00e2ss (\u00f6zel), h\u00fckm\u00fc \u00e2mm (genel) olan di\u011fer baz\u0131 \u00e2yetler gibi \u00f6zel bir sebep ve belli bir olay \u00fczerine de\u011fil, do\u011frudan do\u011fruya b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlere genel m\u00e2n\u00e2da dinden d\u00f6nmenin bir h\u00fckm\u00fcn\u00fc anlatmak i\u00e7in inmi\u015ftir. Tefsirciler burada, bu \u00e2yetin haber veri\u015fine uygun olmak \u00fczere, sonra \u00e7e\u015fitli zamanlarda meydana gelen onbir irtidat (dinden d\u00f6nme) olay\u0131ndan bahsetmi\u015flerdir ki, \u00fc\u00e7\u00fc Resulullah&#8217;\u0131n vefat\u0131ndan \u00f6nce v\u00e2ki olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>1- Ben\u00ee M\u00fcdlic (M\u00fcdlic o\u011fullar\u0131)in dinden d\u00f6nmeleridir ki, reisleri Zuhmar denilen Esved\u00fc&#8217;l-Ans\u00ee&#8217;dir. Bu bir kahin idi, Yemen&#8217;de peygamberlik iddia ve baz\u0131 beldeleri istila edip Resulullah&#8217;\u0131n memurlar\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karm\u0131\u015f idi. Peygamberimiz de Yemen valisi Mu\u00e2z b. Cebel&#8217;e ve Yemen&#8217;in ileri gelenlerine yazd\u0131, Allah Te\u00e2l\u00e2 da onu Feyr\u00fbz-i Deylem\u00ee&#8217;nin eliyle helak etti. Gece vakti bas\u0131l\u0131p \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc, o gece Resulullah bunu haber verdi, m\u00fcsl\u00fcmanlar sevindiler ve ertesi g\u00fcn idi ki, Peygamberimizin vefat\u0131 vuku buldu. Sonra rebiulevvelin sonunda da Yemen&#8217;den haber geldi.<\/p>\n<p>2- M\u00fcseylemet\u00fc&#8217;l-Kezz\u00e2b&#8217;\u0131n kavmi olan Ben\u00ee Hanife (Hanife o\u011fullar\u0131)nin dinden d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Bu yalanc\u0131 da peygamberlik iddia etmi\u015f, Resulullah&#8217;a \u015f\u00f6yle yazm\u0131\u015ft\u0131: &#8220;Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi M\u00fcseylime&#8217;den, Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc Muhammed&#8217;e: \u015eimdi, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn yar\u0131s\u0131 benim, yar\u0131s\u0131 senindir&#8221;. Peygamberimiz de \u015f\u00f6yle cevap vermi\u015fti: Muhammed Resulullah&#8217;dan Museylemet\u00fc&#8217;l-Kezz\u00e2b&#8217;a: &#8220;Bundan sonra \u015fimdi, muhakkak yery\u00fcz\u00fc Allah&#8217;\u0131nd\u0131r, onu kullar\u0131ndan diledi\u011fine verir, sonu\u00e7 Allah&#8217;tan lay\u0131k\u0131yle korkanlar\u0131nd\u0131r&#8221;. (Ar\u00e2f, 7\/128) sonra buna Hz. Ebu Bekir halife oldu\u011fu zaman asker g\u00f6nderip harp etti ve Hz. Hamza&#8217;n\u0131n katili Vah\u015fi eliyle \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc. Vah\u015fi: &#8220;Ben cahiliye zaman\u0131nda insanlar\u0131n hay\u0131rl\u0131s\u0131n\u0131, m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011f\u0131m zaman\u0131nda da insanlar\u0131n en \u015ferlisini \u00f6ld\u00fcrd\u00fcm&#8221; derdi.<\/p>\n<p>3- Tuleyha b. Huveylid&#8217;in kavmi olan Ben\u00ee Esed (Esed o\u011fullar\u0131)&#8217;in dinden d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr ki, Tuleyha da Peygamberimizin vefat\u0131 s\u0131ralar\u0131nda peygamberlik iddia etmi\u015fti. Buna da Hz. Ebu Bekir, H\u00e2lid b. Velid&#8217;i g\u00f6nderdi. Sava\u015ftan sonra Tuleyha yenildi, \u015eam&#8217;a ka\u00e7t\u0131. Bundan sonra \u0130sl\u00e2m&#8217;a girdi ve \u00e7ok g\u00fczel m\u00fcsl\u00fcman oldu ki, \u0130ran harpleri gibi b\u00fcy\u00fck sava\u015flarda en g\u00fczel hizmet eden b\u00fcy\u00fcklerdendir.<\/p>\n<p>Di\u011fer yedi f\u0131rka da Peygamberimizin vefat\u0131ndan sonra Hz. Ebu Bekir zaman\u0131nda dinden d\u00f6nm\u00fc\u015f idi ki bunlar:<\/p>\n<p>4- (1) Uyeyne b. H\u0131sn&#8217;\u0131n kabilesi Fezare,<\/p>\n<p>5- (2) Kurre b. Selemet\u00fc&#8217;l- Kurey\u015fi&#8217;nin kavmi Gatafan,<\/p>\n<p>6- (3) F\u00fbc\u00e2e b. Abdi Y\u00e2leyl&#8217;in kavmi Ben\u00ee Selim,<\/p>\n<p>7- (4) M\u00e2lik b. N\u00fcveyre&#8217;nin kabilesi Ben\u00ee Yerbu,<\/p>\n<p>8- (5) Secah binti M\u00fcnzir&#8217;in kavmi olan Temim&#8217;in bir k\u0131sm\u0131 ki, bu Secah M\u00fcseylemet\u00fc&#8217;l-Kezz\u00e2b ile evlenmi\u015fti ve k\u0131ssas\u0131 me\u015fhurdur. Ebu&#8217;l-Al\u00e2 el-Mearri adl\u0131 kitab\u0131nda \u015f\u00f6yle demi\u015ftir.<\/p>\n<p>M\u00e2n\u00e2s\u0131: Secah dul kald\u0131, M\u00fcseylime de onu sevdi. D\u00fcnya insanlar\u0131 i\u00e7inde o bir yalanc\u0131 kad\u0131n, \u00f6teki de yalanc\u0131 bir erkektir&#8221;.<\/p>\n<p>9- (6) E\u015f&#8217;as b. Kays&#8217;in kavmi Kinde.<\/p>\n<p>10- (7) Hutam b. Zeyd&#8217;in kavmi Beni Beler b. V\u00e2il. Allah Te\u00e2l\u00e2, Hz. Ebu Bekr&#8217;in eliyle b\u00fct\u00fcn bu yedi f\u0131rka d\u00f6nmelerinin de i\u015flerini bitirdi, s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 defetti.<\/p>\n<p>11- Cebele b. Eyhem&#8217;in kavmi olan Gass\u00e2n ki, bu Cebele de Hz. \u00d6mer zaman\u0131nda \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmi\u015fti: Bir fakire vurmu\u015f oldu\u011fu bir tokattan dolay\u0131, k\u0131sas yap\u0131larak bir tokat yiyece\u011fini anlay\u0131nca gururuna yediremeyip dinden d\u00f6nm\u00fc\u015f ve Rum beldelerine ka\u00e7m\u0131\u015f idi ki, k\u0131ssas\u0131 me\u015fhurdur.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu olaylar, sadece ferd\u00ee bir dinden d\u00f6nme halinde kalmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>54-Has\u0131l\u0131, ey iman ehli, sizden fert veya topluluk her kim dininden d\u00f6nerse bilmi\u015f olsun ki Allah onlar\u0131n belalar\u0131n\u0131 verip, yerlerine di\u011fer bir kavim (toplum) getirecektir. \u00d6yle bir kavim ki hem Allah onlar\u0131 sever, d\u00fcnya ve ahiret hay\u0131rlar\u0131n\u0131 murad eder, hem de onlar Allah&#8217;\u0131 severler, itaat\u0131na ko\u015far, isyandan ka\u00e7arlar. \u00d6yle bir kavim ki, m\u00fcminlere kar\u015f\u0131 al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fc, dost ve merhametli, k\u00e2firlere kar\u015f\u0131 izzetli, g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcrler, Allah yolunda m\u00fccahede ederler, k\u0131nayan\u0131n k\u0131namas\u0131ndan korkmazlar, yani hem cihad ederler, hem de dinlerinde pek sad\u0131kt\u0131rlar. Vazife yapman\u0131n gere\u011fini g\u00f6rd\u00fcler mi, m\u00fcnaf\u0131klar gibi \u015funun bunun hat\u0131r\u0131na, g\u00f6nl\u00fcne bakmaz, dedikodudan sak\u0131nmaz, vazifelerini yaparlar. Bu hal, bu vas\u0131flar ise s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n lutfu ve ihsan\u0131d\u0131r. O, bunu kime dilerse verir, dileyene de verir. \u015eu halde hi\u00e7 biriniz \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fmeyiniz, d\u00fc\u015f\u00fcp de k\u00e2firlerin pe\u015finde ko\u015fmay\u0131n\u0131z. Allah&#8217;tan, b\u00f6yle vas\u0131flara sahip bir toplum olmay\u0131 isteyiniz, dileyiniz. Fakat bunu zorla al\u0131n\u0131r bir hak da zannetmeyiniz, inhisar (tekelcilik) fikrine sapmay\u0131n\u0131z. Allah, hem ihsan\u0131 \u00e7ok olan, hem \u00e7ok bilendir. Lutuflar\u0131 ve ihsan\u0131 \u00e7ok, ihsan\u0131na engel olan ve kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kan yoktur. Onu hi\u00e7bir \u015fey ba\u011flayamaz, en \u00fcmitsiz zamanda, en umulmad\u0131k yerden, en umulmaz kimselerde neler neler yarat\u0131r! Nas\u0131l yarat\u0131r, bunu O bilir. Zira o her \u015feyi bilir. \u015eu halde lutuf ve ihsan\u0131n\u0131 kimlere ve ne \u015fekilde verece\u011fini de bilir. Bu \u015fereflere, bu h\u00fcrriyete, bu izzet ve istiklale ermek istiyenler ba\u015fkalar\u0131n\u0131n de\u011fil, ancak Allah&#8217;\u0131n dostlu\u011funa ko\u015fmal\u0131, Allah&#8217;\u0131n sevgili Peygamberine, m\u00fcminlere kafa tutmamal\u0131, sevmeli ve yard\u0131m etmelidir.<\/p>\n<p>Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, dinden d\u00f6nme bir olaya mahsus olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, bu kavim de belli bir kavimden ibaret de\u011fildir. Dinden d\u00f6nenlerin zararlar\u0131na kar\u015f\u0131 olmak ve onlar\u0131n terkettikleri saadet mevkiini i\u015fgal etmek \u00fczere k\u0131yamete kadar zaman zaman n\u00f6betle gelecek ve i&#8217;l\u00e2-y\u0131 kelimetullah (Allah&#8217;\u0131n kelimesini y\u00fckseltmek) ile \u0130sl\u00e2m&#8217;a hizmet edecek bir\u00e7ok toplumlara i\u015farettir ki, an\u0131lan vas\u0131flar bunlar\u0131n m\u00fcmeyyiz (ay\u0131r\u0131c\u0131) vas\u0131flar\u0131n\u0131 ve birle\u015fme y\u00f6nlerini te\u015fkil eder. \u015eu halde bunlar\u0131n hepsini ancak al\u00eem olan (\u00e7ok iyi bilen) Allah Te\u00e2l\u00e2 bilir. Fakat gerek ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan sonra ve gerek eserlere g\u00f6re ortaya \u00e7\u0131kmadan \u00f6nce baz\u0131lar\u0131n\u0131 tayin ve tasavvur etmek m\u00fcmk\u00fcn olabilece\u011finden tefsirciler bunlar\u0131 kaydetmi\u015flerdir:<\/p>\n<p>1- Hz. Hasen, Kat\u00e2de, Dahh\u00e2k, \u0130bn\u00fc C\u00fcreyc demi\u015flerdir ki, bunlar Ebu Bekir ve arkada\u015flar\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc dinden d\u00f6nenlerle bunlar sava\u015ft\u0131lar.<\/p>\n<p>2- Ebu Bekir, \u00d6mer ve arkada\u015flar\u0131d\u0131r. Zira Resulullah&#8217;\u0131n devrinden sonra m\u00fccahedeler bunlar\u0131n halifelikleri zaman\u0131nda olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>3- S\u00fbdd\u00ee demi\u015ftir ki, bu \u00e2yet \u00f6nce Ensar hakk\u0131ndad\u0131r. Zira ilk \u00f6nce k\u00e2firlere kar\u015f\u0131 Resulullah&#8217;a yard\u0131m eden ve dinin ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131na yard\u0131mc\u0131 olan bunlard\u0131r.<\/p>\n<p>4- Yemen ehlidir. Zira H\u00e2kim&#8217;in &#8220;el-M\u00fcstedrek&#8221; inde sahih senet ile rivayet edildi\u011fi \u00fczere bu \u00e2yet indi\u011fi zaman Peygamberimiz Ebu Musa&#8217;l- E\u015f&#8217;ar\u00ee (r.a.)ye i\u015faret buyurarak &#8220;bunun kavmi&#8221; buyurmu\u015ftur. Ve hakikaten bunlar Resulullah zaman\u0131nda \u00e7ok m\u00fccahedeler ve hizmetler etmi\u015fler ve Hz. \u00d6mer&#8217;in fetihlerinin \u00e7o\u011fu da bunlar\u0131n eliyle olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>5- F\u00fcrs (fars, eski \u0130ran) kavmidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yine sahih rivayette geldi\u011fi \u00fczere Peygamberimizden sorulmu\u015f, m\u00fcbarek elleriyle Selm\u00e2n-\u0131 Faris\u00ee (r.a.)&#8217;nin omuzuna vurup: &#8220;bu ve bunun arkada\u015flar\u0131&#8221; buyurmu\u015f, sonra da: &#8220;\u0130man, S\u00fcreyya&#8217;ya ba\u011fl\u0131 olsa, Acem soyundan olan birtak\u0131m insanlar her halde uzan\u0131r al\u0131rlard\u0131&#8221; buyurulmu\u015ftur ki, bu hadis-i \u015ferifte \u0130m\u00e2m-\u0131 Az\u00e2m Ebu Hanife hazretlerinin menk\u0131belerine de delalet vard\u0131r.<\/p>\n<p>6- Denilmi\u015f ki, bunlar Neha&#8217;den ikibin, Kinde&#8217;den be\u015fbin ve di\u011fer insanlardan \u00fc\u00e7 bin ki\u015fi idiler ki, Kadisiye g\u00fcn\u00fc cihad ettiler.<\/p>\n<p>S\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131 bu kavmi, bir zamana mahsus tek bir kavimden ibaret kabul etmemek, imandan sonra herhangi bir \u015fekilde \u0130sl\u00e2m&#8217;dan y\u00fcz \u00e7evirenlerin kendilerine mevkiyi terketmeye mecbur olduklar\u0131 ve olacaklar\u0131 herhangi bir kavim olarak anlamal\u0131d\u0131r. Ve burada itikat (iman) itibar\u0131yla dinden d\u00f6nme de\u011fil, amel bak\u0131m\u0131ndan da dinden d\u00f6nme bahis konusudur. Vaktiyle yahudilerin h\u0131ristiyanlara, h\u0131ristiyanlar\u0131n m\u00fcsl\u00fcmanlara mevkiyi terkettikleri gibi, \u0130sl\u00e2m nimetinin kadrini bilmeyen nank\u00f6rler de onun k\u0131ymetini bilecek, \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc eda edecek yeni bir m\u00fcsl\u00fcman kavme mevkiyi terketmeye mecbur olacaklard\u0131r. \u0130nsanl\u0131k tarihi, \u0130sl\u00e2m tarihi bunun b\u00fcy\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck misalleriyle doludur. Fertleri, k\u00fc\u00e7\u00fck toplumlar\u0131 b\u0131rakal\u0131m da en b\u00fcy\u00fck misallerini alal\u0131m: \u00d6nce Araplar, kavimden kavime bu hizmeti yapm\u0131\u015flar, bundan sonra Emevilerin son zamanlar\u0131nda oldu\u011fu gibi bu hizmet, Araptan Aceme do\u011fru ge\u00e7mi\u015f, hadis-i \u015ferifin de g\u00f6sterdi\u011fi \u00fczere Fars kavmi madd\u00ee ve manev\u00ee olarak \u0130sl\u00e2m&#8217;a \u00e7ok b\u00fcy\u00fck hizmetler etmi\u015f, sonra bunlar da ayn\u0131 hale gelmi\u015f, bu defa da Allah T\u00fcrkleri g\u00f6ndermi\u015f, Araplar\u0131n, Farslar\u0131n k\u0131ymetini bilemeyip kaybettikleri \u0130sl\u00e2m devletini ele alarak \u0130stanbul&#8217;a ve oradan yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn her k\u0131tas\u0131na yaym\u0131\u015flard\u0131r. \u015eu halde &#8220;Ebn\u00e2-i F\u00e2ris&#8221; hadisinin delaleti ve \u0130stanbul&#8217;un fethi ile ilgili hadisin a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ve &#8220;Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder ve kat\u0131ndan bir emir getirir.&#8221; (Maide, 5\/52) il\u00e2h\u00ee vaadinin mutlak olu\u015fu ve i\u015fareti ile T\u00fcrkler de, m\u00fcjdesine girmi\u015flerdir. Demek ki, onlar da bu nimetin kadrini, k\u0131ymetini bilmez, k\u00fcf\u00fcr ve k\u00fcfr\u00e2na do\u011fru giderlerse yerlerini Allah&#8217;\u0131n g\u00f6nderece\u011fi di\u011fer bir topluma terketmeye mecbur olacaklard\u0131r. Ve kim bilir lutfu geni\u015f ve ilmi \u00e7ok olan Allah k\u0131yamete kadar daha ne toplumlar g\u00f6nderecektir. \u0130\u015fte t\u00e2 yukar\u0131dan &#8220;Allah&#8217;\u0131n \u00fczerinizdeki nimetini an\u0131n&#8221; hat\u0131rlatmas\u0131ndan beri gelen ve daha devam edecek olan a\u00e7\u0131klamalar\u0131n geli\u015f ve ak\u0131\u015f\u0131na g\u00f6re me\u00e2lin \u00f6zeti bu noktada toplanmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>55-\u015eu halde ey m\u00fcminler, dininizin k\u0131ymetini biliniz, hi\u00e7bir toplumun tekelinde olmay\u0131 kabullenmeyen bu geni\u015f Hakk&#8217;\u0131n feyzini, bu il\u00e2h\u00ee lutfu, bu y\u00fcksek h\u00fcrriyeti b\u0131rak\u0131p da ba\u015fkalar\u0131n\u0131n dostlu\u011fu arkas\u0131na d\u00fc\u015fmeyiniz. Sizin her m\u00e2n\u00e2s\u0131yla veliniz (dostunuz), \u00e2miriniz, sevgiliniz, yard\u0131mc\u0131n\u0131z ba\u015fkas\u0131 de\u011fil, ancak Allah ve Allah&#8217;a t\u00e2bi olarak Resul\u00fc, Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne t\u00e2bi olarak m\u00fcminlerdir. \u00d6yle m\u00fcminler ki, Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n emirlerine boyun e\u011ferek rekatlar\u0131yla g\u00fczelce namaz k\u0131larlar ve Allah&#8217;\u0131n emrine uyarak, isteyerek, r\u0131za g\u00f6stererek zekatlar\u0131n\u0131 verirler, yahut r\u00fck\u00fbda olduklar\u0131 halde zekat verirler.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin ini\u015f sebebi hakk\u0131nda birka\u00e7 rivayet vard\u0131r: Birincisi, Ub\u00e2de b. S\u00e2mit hazretlerinin yukarda nakledilen s\u00f6z\u00fc ve m\u00fcminlerden maksad umumdur. \u0130kincisi, \u0130krime&#8217;nin rivayetine g\u00f6re Hz. Ebu Bekir&#8217;dir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, Ata&#8217;n\u0131n \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan rivayetine g\u00f6re de Hz. Ali&#8217;dir. Ebu Zerr&#8217;den de: &#8220;Bir g\u00fcn mescidde \u00f6\u011fle namaz\u0131n\u0131 k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131k, bir dilenci: &#8216;Ey Rabbim \u015fahid ol Resulullah&#8217;\u0131n mescidine geldim, dilendim, kimse bana bir \u015fey vermedi&#8217; diye \u015fikayet etti. Hz. Ali daha namaz k\u0131l\u0131yordu ve r\u00fck\u00fbda idi. Dilenciye ser\u00e7e parma\u011f\u0131ndaki bir y\u00fcz\u00fc\u011f\u00fc i\u015faret etti, o da gitti ald\u0131, Resulullah bak\u0131yordu: &#8216;Allah&#8217;\u0131m, karde\u015fim Musa senden: &#8216;Rabbim! benim g\u00f6\u011fs\u00fcm\u00fc a\u00e7, bana i\u015fimi kolayla\u015ft\u0131r, dilimden d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc \u00e7\u00f6z ki, s\u00f6z\u00fcm\u00fc anlas\u0131nlar, bana \u00e2ilemden bir vezir ver, karde\u015fim Harun&#8217;u; onunla arkam\u0131 kuvvetlendir, onu i\u015fime ortak yap&#8217; (T\u00e2h\u00e2 20\/25-32) diye niyaz etti, sen de: &#8216;Senin pazunu karde\u015finle kuvvetlendirece\u011fiz ve ikinize bir yetki verece\u011fiz&#8217; (Kasas, 28\/35) diye Tevrat&#8217;\u0131 indirdin. Allah\u0131m, ben de peygamberin Muhammed&#8217;im, benim de g\u00f6\u011fs\u00fcme geni\u015flik ver, i\u015fimi kolayla\u015ft\u0131r, bana da \u00e2ilemden Ali&#8217;yi vezir yap ve bununla arkama kuvvet ver&#8217; dedi. Hen\u00fcz bu kelimeleri tamamlamadan Cebr\u00e2il indi, &#8216;Ey Muhammed oku: dedi.&#8221; diye bir rivayet vard\u0131r. Bu iki rivayete g\u00f6re (iman edenler) den maksat belli \u015fah\u0131st\u0131r diyenler olmu\u015f ve bundan dolay\u0131d\u0131r ki \u015e\u00eea, Hz. Ali&#8217;nin imameti meselesinde bu \u00e2yet ile istidl\u00e2l etmek istemi\u015flerdir. \u015e\u00fcphe yok ki Ebu Bekir ve Ali c\u00fcmlesindedirler, fakat yaln\u0131z de\u011fil.<\/p>\n<p>56- &#8220;Kim Allah&#8217;\u0131, Resul\u00fcn\u00fc ve m\u00fcminleri dost edinirse (bilsin ki) Allah&#8217;\u0131n taraftarlar\u0131 galip geleceklerdir.&#8221; Hizb, lugatta bir \u015fahs\u0131n fikrine t\u00e2bi olup kendisiyle beraber bulunan arkada\u015flar\u0131d\u0131r ki, kendilerini s\u0131k\u0131\u015ft\u0131ran bir i\u015f i\u00e7in toplanm\u0131\u015f kimseler demektir. &#8220;Hizbullah&#8221; tabirini tefsirciler, &#8220;Allah&#8217;\u0131n taraftar\u0131&#8221;, &#8220;Allah&#8217;\u0131n yard\u0131mc\u0131lar\u0131&#8221;, &#8220;Allah&#8217;\u0131n dostlar\u0131&#8221;, &#8220;Allah&#8217;\u0131n ordusu&#8221; diye \u00e7e\u015fitli tabirlerle tefsir etmi\u015flerdir. Yani ger\u00e7ekte galip olanlar, ancak Allah ordusu veya Allah dostlar\u0131 yahut Allah yard\u0131mc\u0131lar\u0131 ya da Allah taraftarlar\u0131, Allah f\u0131rkas\u0131d\u0131r. As\u0131l vel\u00e2yet Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Di\u011ferlerinin \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte veya ge\u00e7icidir.<\/p>\n<p>57-Bunun i\u00e7in: &#8220;Ey iman edenler! Sizden \u00f6nce kendilerine kitap verilmi\u015f olanlardan ve k\u00e2firlerden dininizi alay ve e\u011flence konusu yapanlar\u0131 dost edinmeyin.&#8221; G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki \u00f6nceki yasak um\u00fbmi \u015fekilde yaln\u0131z yahudi ve h\u0131ristiyanlara mahsus idi. Burada ise yasak b\u00fct\u00fcn k\u00e2firlere genelle\u015ftirilmi\u015ftir. Ve ayn\u0131 zamanda bu yasak, kitap ehlinin \u0130sl\u00e2m dinini alaya alan ve k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00f6renlerine tahsis olunmu\u015ftur. Bunun n\u00fczul sebebinde deniliyor ki, Rif\u00e2a b. Zeyd ile S\u00fcveyd b. H\u00e2ris g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015flar, m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015fler, sonra m\u00fcnaf\u0131kl\u0131\u011fa giri\u015fmi\u015fler, m\u00fcsl\u00fcmanlardan birtak\u0131m kimselerin de bunlara sevgisi varm\u0131\u015f, bu \u00e2yet bunlar hakk\u0131nda inmi\u015ftir. \u015eu halde d\u0131\u015ftan m\u00fcsl\u00fcman g\u00f6r\u00fcn\u00fcp i\u00e7inden k\u00fcf\u00fcr ve nifak ta\u015f\u0131mak, dini \u00e7irkin maksatlara alet yapmak, dini e\u011flence ve oyuncak yerine koymakt\u0131r ve bununla \u00f6nce m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa vurarak, m\u00fcsl\u00fcmanlara i\u00e7lerinden fesat sa\u00e7mak isteyen d\u00f6nme k\u00e2firlere dikkat nazar\u0131 celbedilmi\u015ftir. Bununla beraber sebep hass (\u00f6zel) olmakla beraber h\u00fck\u00fcm \u00e2mm ( genel)d\u0131r ve her \u00e7e\u015fit alay\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Bunun i\u00e7in bu mutlak s\u00f6zden sonra alay etmenin \u00f6zel bir \u00e7e\u015fidini beyan ile \u015f\u00f6yle buyuruluyor:<\/p>\n<p>58- O k\u00e2firleri de dost edinmeyiniz ki, namaza \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131z, yani ezan okudu\u011funuz zaman o ezan veya namaz\u0131 e\u011flence ve oyun yerine tutar, alay ederler. Bu da bunlar\u0131n ak\u0131ls\u0131z bir toplum olmalar\u0131ndan do\u011far. Bu ak\u0131ls\u0131zl\u0131klar\u0131 c\u00fcmlesindendir ki, m\u00e2n\u00e2s\u0131z \u00e7anlar\u0131 dinlerler de tevhide, namaz ve kurtulu\u015fa \u00e7a\u011f\u0131ran y\u00fcksek m\u00e2n\u00e2l\u0131 g\u00fczel ezanlardan ho\u015flanmazlar.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yet \u00f6nce ezan\u0131n me\u015fru oldu\u011funa, ikinci olarak onunla alay etmenin ve hafife alman\u0131n k\u00fcf\u00fcr oldu\u011funa delalet etmektedir. Bunun i\u00e7in ezana icabet etmek vacibtir. Bu \u00e2yetin ini\u015f sebebinde de \u015fu iki rivayet vard\u0131r: Ezan okununca m\u00fcsl\u00fcmanlar namaza kalkt\u0131klar\u0131nda yahudiler g\u00fcl\u00fcp alay ederek &#8220;Kalkt\u0131lar, kalkmaz olsunlar; k\u0131ld\u0131lar, k\u0131lmaz olsunlar; r\u00fbk\u00fb ettiler, etmez olsunlar&#8221; derlermi\u015f. S\u00fbddi&#8217;nin rivayetine g\u00f6re Medine&#8217;de bir h\u0131ristiyan varm\u0131\u015f, m\u00fcezzinin &#8220;Ben \u015fahitlik ederim ki, muhakkak Muhammed Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fcd\u00fcr&#8221; dedi\u011fini i\u015fitti\u011fi zaman &#8220;Allah yalanc\u0131y\u0131 yaks\u0131n&#8221; dermi\u015f. Bir gece hizmet\u00e7isi elinde bir ate\u015f ile odas\u0131na giderken bir k\u0131v\u0131lc\u0131m s\u0131\u00e7ram\u0131\u015f, hane halk\u0131 da uykuda imi\u015f, derken bir yang\u0131n \u00e7\u0131km\u0131\u015f, h\u0131ristiyan da b\u00fct\u00fcn \u00e2ilesi ile beraber yanm\u0131\u015f gitmi\u015f, bu \u00e2yet de bunun \u00fczerine inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>59-\u015eimdi Kitap ehlinin m\u00fcsl\u00fcmanlar hakk\u0131nda besledikleri fesat fikri ile dini alaya alma ve k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00f6rmelerine kar\u015f\u0131 cevap, ceza, \u00f6\u011f\u00fct ve ir\u015fad olmak \u00fczere buyuruluyor ki: &#8220;De ki: Ey kitap ehli! Sadece Allah&#8217;a, bize indirilene ve bizden \u00f6nce indirilene inand\u0131\u011f\u0131m\u0131z i\u00e7in mi bizden ho\u015flanm\u0131yorsunuz.&#8221;<\/p>\n<p>NAKM bir \u015feyden ho\u015flanmamakt\u0131r ki, nimetin z\u0131dd\u0131 ve azab demek olan &#8220;nikmet&#8221; bundan veya bu m\u00e2n\u00e2 ondan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131. Bu \u00e2yette pek g\u00fczel bir &#8220;k\u0131yas-\u0131 muhassem&#8221; (ikilem) vard\u0131r. Yani ey kitap ehli, sizin bizden ho\u015flanmaman\u0131z, bizi ay\u0131plaman\u0131z, dinimizi be\u011fenmemeniz, ba\u015fka bir \u015feyden de\u011fil, ancak iki sebepten dolay\u0131d\u0131r: Birisi, bizim Allah&#8217;a ve Allah taraf\u0131ndan bize, bizim Peygamberimiz Muhammed Mustafa&#8217;ya indirilen \u015feriat ve yola, Kitap ve S\u00fcnnete ve bundan \u00f6nce ge\u00e7en peygamberlere indirilmi\u015f olan kitaplara ve bu arada Tevrat ve \u0130ncil&#8217;e de iman etmemiz; di\u011feri de sizin \u00e7o\u011funuzun f\u00e2s\u0131k olmas\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte bizi be\u011fenmemenize ve bize k\u0131zman\u0131za bu iki \u015feyden ba\u015fka sebep yoktur. Bizim iman\u0131m\u0131z sizden geni\u015f ve sizin esaslar\u0131n\u0131z\u0131 da i\u00e7ine almaktad\u0131r. Sizin ise hem iman sahan\u0131z ve vicdan\u0131n\u0131z dar, hem de \u00e7o\u011funuz f\u00e2s\u0131k ve vicdans\u0131z. \u015e\u00fcphe yok ki, birincisi olan iman ve vicdan geni\u015fli\u011fi ay\u0131planacak bir \u015fey de\u011fil, takdir edilmesi gereken bir hakt\u0131r. \u015eu halde sizin bizden ho\u015flanmaman\u0131z\u0131n tek sebebi f\u00e2s\u0131kl\u0131\u011f\u0131n\u0131z ve vicdans\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131zd\u0131r. Ger\u00e7ekte dar kafal\u0131lar y\u00fcksek kafal\u0131lar\u0131, vicdans\u0131zlar vicdanl\u0131lar\u0131, g\u00fcnahk\u00e2rlar do\u011frular\u0131 sevmezler ve onlar\u0131 rahats\u0131z etmek i\u00e7in ellerinden geleni yaparlar. Ellerinden gelirse bir yudum suda bo\u011fmak isterler. B\u00fcy\u00fcklerin k\u0131ymeti de bunlara tahamm\u00fcl etmek ve m\u00fccahede eylemektir. Demek oluyor ki bu \u00e2yet, kitap ehline cevap verirken, ilk \u00f6nce m\u00fcsl\u00fcmanlara bir derstir. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fcsl\u00fcmanlar toplum olarak bu cevab\u0131 verebilmek i\u00e7in, bu geni\u015f ve kuvvetli imana sahip olmas\u0131 ve \u00e7o\u011funlu\u011fun g\u00fcnahk\u00e2r olmamas\u0131 laz\u0131m gelir. Yoksa yahudilerin ve h\u0131ristiyanlar\u0131n g\u00fcnahlar\u0131na i\u015ftirak edip de onlara kendini be\u011fendirmeye \u00e7al\u0131\u015fmak veya onlara galip gelme \u00fcmidini beslemek hem hakka iftira ve hem kendini rezil etmektir.<\/p>\n<p>60- &#8220;Nebe'&#8221;, m\u00fchim haber demektir. Buradaki ism-i i\u015faretin mu\u015f\u00e2run&#8217;ileyhi hakk\u0131nda ve \u015ferriyyet (\u015ferlik, k\u00f6t\u00fcl\u00fck) hususunda s\u00f6z edilmi\u015ftir. Bir rivayete g\u00f6re yahudilerden bir k\u0131sm\u0131 gelmi\u015fler, Resulullah&#8217;a dinini sormu\u015flar, Resulullah &#8220;Allah&#8217;a, bize indirilene, \u0130brahim&#8217;e, \u0130smail&#8217;e, \u0130shak&#8217;a, Yakub&#8217;a ve torunlar\u0131na indirilene, Musa ve \u0130sa&#8217;ya verilene ve di\u011fer peygamberlere Rableri taraf\u0131ndan verilene inand\u0131k, onlar aras\u0131nda ay\u0131r\u0131m yapmay\u0131z, biz Allah&#8217;a teslim olanlar\u0131z&#8221; (Bakara, 2\/136) diye cevap vermi\u015f. \u0130sa&#8217;y\u0131 i\u015fittikleri zaman, &#8220;Biz, sizin dininizden daha k\u00f6t\u00fc dini bilmiyoruz&#8221; demi\u015fler. Bu \u00e2yet bunun \u00fczerine inmi\u015f. \u015eu halde bunlar dine &#8220;\u015fer&#8221; (k\u00f6t\u00fc) dediklerinden dolay\u0131, &#8220;Sizin \u015fer dedi\u011finizden daha k\u00f6t\u00fcs\u00fcn\u00fc size haber vereyim ki, o sizin din ad\u0131n\u0131 verdi\u011finiz kendi halinizdir.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na m\u00fcc\u00e2rat yoluyla \u015fer denilmi\u015f ve de ay\u0131planan dine i\u015farettir denilmi\u015f ise de, biz bu ini\u015f sebebine kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmamakla beraber \u015fu m\u00e2n\u00e2y\u0131 daha a\u00e7\u0131k buluyoruz: Ey Muhammed, o kitap ehline \u015f\u00f6yle de: Daha k\u00f6t\u00fcs\u00fcn\u00fc \u00e7ok \u00f6nemli bir \u015fekilde haber vereyim mi? \u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131n lanetledi\u011fi (Bkz: Bakara, 5\/13) ve kendilerine gazab etti\u011fi, ve kendilerinden maymunlar ve domuzlar yapt\u0131\u011f\u0131, ve bir de ta\u011futa tapan, ta\u011futa kulluk eden kimseler. i\u015fte bunlar mevkice daha fena ve do\u011fru yoldan daha \u00e7ok sapm\u0131\u015f kimselerdir.<\/p>\n<p>&#8220;K\u0131rade&#8221; (maymunlar) ve &#8220;han\u00e2zir&#8221; (domuzlar) yap\u0131lanlar\u0131n, yani g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f ve manev\u00ee bak\u0131mlar\u0131ndan mesih (\u00e7irkin bir \u015fekle giri\u015f) denilen, bu hale getirilenlerin &#8220;ash\u00e2b-\u0131 sebt&#8221; (cumartesi g\u00fcn\u00fc ehli) oldu\u011fu, bunlar\u0131n gen\u00e7lerinin maymun, ihtiyarlar\u0131n\u0131n da domuz k\u0131l\u0131\u011f\u0131na konulmu\u015f bulundu\u011fu s\u00f6yleniyor ki, ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetlerde ve \u00f6zellikle \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;nda b\u00f6yle mesh (ba\u015fka bir hayvan k\u0131l\u0131\u011f\u0131na \u00e7evrilme) ler bilinmektedir. H\u0131ristiyanlarda da \u0130sa&#8217;n\u0131n sofra arkada\u015flar\u0131 hakk\u0131nda mesih rivayet edilmi\u015ftir. Bunun i\u00e7in baz\u0131 tefsirciler, k\u0131rade (maymun) cumartesi ehli; han\u00e2zir (domuzlar), \u0130sa&#8217;n\u0131n sofra arkada\u015flar\u0131d\u0131r, demi\u015flerdir ki, Bakara s\u00fbresinde ash\u00e2b-\u0131 sebt hakk\u0131nda yaln\u0131z &#8220;A\u015fa\u011f\u0131l\u0131k maymunlar olun&#8221; (Bakara, 2\/65) buyuruldu\u011funa g\u00f6re bu daha uygun olsa gerektir. \u0130nsanlar\u0131n b\u00f6yle hayvan h\u00e2line konulmas\u0131na &#8220;mesih&#8221; denilir ki, ya yaln\u0131z manev\u00ee veyahut hem s\u00fbr\u00ee (g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f itibariyle) ve hem manev\u00ee olmak \u00fczere iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr: Manev\u00ee mesih ahl\u00e2k\u00ee d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fck do\u011furan de\u011fi\u015fme; s\u00fbr\u00ee ve manev\u00ee mesih de ahl\u00e2k\u00ee d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fckle beraber hayat\u0131 d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fck do\u011furan de\u011fi\u015fimdir ki, buna &#8220;hakiki mesh&#8221; de denir. Mems\u00fbh olanlar (de\u011fi\u015fime u\u011frayanlar) da \u00fcreme (ten\u00e2s\u00fcl) olmaz. \u015eu halde, &#8220;maymun ve domuz oldular&#8221; demek, &#8220;hayvan cinslerinden maymun ve domuz \u00fcremesi yapan bir \u00e7e\u015fit oldular&#8221; demek de\u011fil, tamam\u0131 sefalet i\u00e7inde t\u00fckenmeye ve sonu\u00e7suzlu\u011fa mahkum oldular demektir. Bununla birlikte insan\u0131n maymundan genesation (do\u011fma, do\u011fum) yoluyla tekam\u00fcl etti\u011fini iddia edenlerin yine insan\u0131n da do\u011fum yoluyla maymuna d\u00f6nece\u011fini bir kanun gibi d\u00fc\u015f\u00fcnmeleri gerekir. Ve bu \u00e2yet bunlara da bir cevap ve inzar (korkutmay)\u0131 i\u00e7erir. \u00c2yette, lanetten gadab (k\u0131zmay)e, k\u0131zmadan mesh (hayvana d\u00f6nd\u00fcrmey)e, mesihden ta\u011futa ibadet (\u015feytana kullu\u011f)e do\u011fru giden beyan silsilesi g\u00f6steriyor ki, bunlar\u0131n hepsinin toplam\u0131 de\u011fil, her biri bir \u015ferdir. Ve bunlar i\u00e7inde en a\u015fa\u011f\u0131s\u0131 lanet, en yukar\u0131s\u0131 da \u015feytana tapmakt\u0131r. Demek ki \u015feytana tapmak, bunlar\u0131n hepsini gerekli k\u0131lan bir \u015fer ba\u015flang\u0131c\u0131d\u0131r. Bunlar \u00f6nce mel\u00fbn olur, Allah&#8217;\u0131n rahmetinden uzakla\u015ft\u0131r\u0131l\u0131rlar. \u0130kinci olarak uzakla\u015ft\u0131r\u0131lmakla kalmaz Allah&#8217;\u0131n gazab\u0131 ba\u015flar\u0131na \u00e7\u00f6ker, elemler ve belalar i\u00e7inde k\u0131vran\u0131rlar. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak maymun gibi bir insan taklit\u00e7isi, karars\u0131z, de\u011fi\u015fken, sahtek\u00e2r, bir bak\u0131ma zeki, insan\u0131n her yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 derhal taklit eder, fakat ger\u00e7ekte ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmez, taklid derdiyle her felakete at\u0131l\u0131r, sevkedilir, gayet \u00e7irkin, surats\u0131z bir maskaral\u0131k \u00f6rne\u011fi veya domuz gibi canavar, boynu b\u00fck\u00fclmez, kafas\u0131 tuttu\u011funa gider, her k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc yapar, her pisli\u011fi yer, derisi bile deb\u00e2\u011fat (tabaklama) kabul etmez, \u00e7irkin, nefret edilen, kahredilmi\u015f bir cinayet ve al\u00e7akl\u0131k timsali olur giderler. (Ta\u011futun m\u00e2n\u00e2s\u0131 i\u00e7in Bakara s\u00fbresinin 256. \u00e2yetine bkz.) &#8220;Ta\u011fut&#8217;a tapt\u0131&#8221;. &#8220;Abede = &#8221; fiil-i mazi olarak veya &#8216;ye m\u00e2tuf olup demektir. Fakat Hamze k\u0131r\u00e2etinde = b\u00e2&#8217;n\u0131n zamm\u0131 (\u00f6tr\u00fcs\u00fc) ile ve = te&#8217;nin cerri (esresi) ile izaf\u00ee terkip (isim tamlamas\u0131) olarak \u015feklinde okunur ki, bu \u015fekilde de &#8220;k\u0131rade&#8221; ve &#8220;han\u00e2zir&#8221;e m\u00e2t\u00fbftur. &#8220;yekuz&#8221; vezninde s\u0131fatt\u0131r.<\/p>\n<p>61-Bunlar, ey m\u00fcminler size geldikleri zaman &#8220;inand\u0131k&#8221; derler, inanm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcrler, halbuki k\u00e2fir girer, k\u00e2fir \u00e7\u0131karlar. G\u00f6n\u00fcllerinde ne k\u00fcf\u00fcrler, ne fesatlar gizlerler ve d\u00fc\u015f\u00fcnmezler ki, bu gizledikleri k\u00fcf\u00fcr ve m\u00fcnaf\u0131kl\u0131ktan Allah gafil de\u011fil, onlar\u0131 kendilerinden daha \u00e7ok bilir.<\/p>\n<p>62-Ey Muhammed veya ey muhatap bunlar\u0131n hepsi de\u011fil, fakat \u00e7o\u011funu g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn ki g\u00fcnah, d\u00fc\u015fmanl\u0131k, haram\u0131 yemek, bu \u00fc\u00e7\u00fcne devaml\u0131 ko\u015farlar, at\u0131l\u0131rlar ki yalanc\u0131l\u0131k, k\u00fcf\u00fcrbazl\u0131k etmek, zulmetmek d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n; r\u00fc\u015fvet de suht (haram)\u0131n en a\u00e7\u0131k misallerindendir. (Bkz: M\u00e2ide, 5\/42) Bu yapt\u0131klar\u0131 amel ne kadar k\u00f6t\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>63- Rabb\u00e2n\u00eeler yani ba\u015flar\u0131nda rabb\u00e2n\u00eelik iddias\u0131nda bulunan \u00e2mirleri, politikac\u0131lar\u0131 ve ahb\u00e2r denilen \u00e2limleri bunlar\u0131 yalan s\u00f6ylemekten ve haram yemekten yasaklasalar ya! Fakat yasaklam\u0131yorlar, en az susmakla olsun destekliyorlar. Her halde bu i\u015fledikleri \u00e7ok fena bir sanat. Demek ki bunlar bunu sanat edinmi\u015fler, \u00e7ok \u00e7irkin bir siyaset sanat\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir. Ve b\u00fct\u00fcn sorumlulu\u011fun esas\u0131 bunlardad\u0131r. Ve halk\u0131n ahl\u00e2k\u0131n\u0131, dinini bozan bunlard\u0131r. Ta\u011fut bunlar\u0131n i\u00e7indedir. Ve anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, z\u00e2hitlerin sorumlulu\u011fu, \u00e2limlerden daha \u00f6ncedir. \u00c2limler demi\u015flerdir ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da \u00e2limleri tevbih eden (azarlayan) \u00e2yetler i\u00e7inde en \u015fiddetlisi, en korkuncu budur. \u0130bn\u00fc Mub\u00e2rek hazretleri de bu \u00e2yetin i\u00e7eri\u011fini \u015fu beytiyle ifade etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>64-&#8220;Dini en \u00e7ok bozanlar melikler, k\u00f6t\u00fc bilginler (hahamlar) ve din adamlar\u0131 (papazlar) d\u0131r.&#8221; Yahudiler, Allah&#8217;\u0131n eli ba\u011fl\u0131d\u0131r, s\u0131k\u0131d\u0131r, dediler. Bu s\u00f6z, mahc\u00fbr (kullan\u0131lmaktan menedilmi\u015f)dur, ba\u011fl\u0131d\u0131r, diledi\u011fi gibi tasarrufa yetkili de\u011fildir, her istedi\u011fini yapamaz ve \u015fu halde istedi\u011fi gibi infak ve ihsan da edemez, dard\u0131r, bol r\u0131z\u0131k veremez demek oldu\u011fu gibi, eli s\u0131k\u0131d\u0131r, tabiat\u0131nda cimrilik ve tutmak vard\u0131r, vermek istemez, isteyemez demek de olabilir. Yani ya do\u011frudan do\u011fruya c\u00f6mertli\u011fin ink\u00e2r\u0131 veya kudretin ink\u00e2r\u0131 ile beraber c\u00f6mertli\u011fin ink\u00e2r\u0131ndan kinayedir. Arap dilinde &#8220;gulliyet&#8221; deyimi, cimrilik ve pintilikten; &#8220;bast-\u0131 yed&#8221; de el a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 gibi c\u00f6mertlik ve keremden kinaye olur. Ve onun i\u00e7in hakikaten el bulunmayan yerde de kullan\u0131l\u0131r. Dilimizde &#8220;eli ba\u011fl\u0131&#8221; demek, &#8220;el darl\u0131\u011f\u0131&#8221; gibi bir darl\u0131k, fakirlik veya aciz olma ve engel m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade eder. El s\u0131k\u0131l\u0131\u011f\u0131 ise, esasen yine darl\u0131ktan al\u0131nm\u0131\u015f olmakla beraber bu m\u00e2n\u00e2 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeksizin servet ve kudreti de varken do\u011frudan do\u011fruya cimrilik ve yarat\u0131l\u0131\u015ftan pintili\u011fi ifade eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc kin\u00e2yeler, ya bir mertebe veya mertebelerle gerekli yerlerde kullanmak demektir. Arap\u00e7a &#8220;gulliyet&#8221; ise, her iki m\u00e2n\u00e2ya m\u00fcsaittir. Nitekim &#8220;Elini boynuna as\u0131p ba\u011flama&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/29) \u00e2yetinde el s\u0131k\u0131l\u0131\u011f\u0131 de de el ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 &#8216;zaruret&#8217; ve s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Yahudiler derken, eli, hem ba\u011fl\u0131, hem s\u0131k\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 kastetmi\u015fler ki, cevapta &#8220;hay\u0131r, onun eli a\u00e7\u0131kt\u0131r, diledi\u011fine infak eder&#8221; buyurulmu\u015f, hem kudret ve hem tam irade ile c\u00f6mertlik isbat olunmu\u015ftur. \u015eu halde yahudilerin bu s\u00f6z\u00fc, &#8220;Allah her istedi\u011fini yapamaz ve her istedi\u011fini veremez, onun i\u00e7in bol bol r\u0131z\u0131k da veremez, yoksa yahudilere hi\u00e7 darl\u0131k \u00e7ektirmez, her \u015feyi ihsan ederdi&#8221; me\u00e2linde oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Abbas, \u0130krime ve Dahh\u00e2k demi\u015flerdir ki, \u00f6nce bolluk ve ucuzluk i\u00e7inde bulunan ve hatta bulunduklar\u0131 yerlerde halk\u0131n en zengini olan yahudilerin sonradan Allah&#8217;a isyanlar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden darl\u0131\u011fa ve s\u0131k\u0131nt\u0131ya d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olmalar\u0131ndan dolay\u0131, bu s\u00f6z\u00fc Finhas b. Azura s\u00f6ylemi\u015f ve bu \u00e2yet bu sebeple inmi\u015ftir. Muk\u00e2til ise \u0130bn\u00fc Suriye ve Azir b. Eb\u00ee Azir&#8217;in de Finhas ile beraber olduklar\u0131n\u0131 ve hatta istikraz (\u00f6d\u00fcn\u00e7 para alma) \u00e2yetlerine kar\u015f\u0131, &#8220;Muhakkak Allah fakirdir, biz ise zenginiz&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/181) dedikleri gibi B\u00fcht\u00fcnnassar ve h\u0131ristiyanlar taraf\u0131ndan Beyt-i Makdis&#8217;in tahribi olaylar\u0131na da: &#8220;E\u011fer Allah&#8217;\u0131n eli ba\u011fl\u0131 olmasayd\u0131 bunlar\u0131 bizden men ederdi&#8221; dediklerini riva-yet etmi\u015ftir. Yahudilerin bu s\u00f6z\u00fc Resululllah&#8217;\u0131n ash\u00e2b\u0131n\u0131n \u00e7ok fakirlik ve ihtiya\u00e7 i\u00e7inde bulunduklar\u0131 s\u0131rada: &#8220;Muhammed&#8217;in Allah&#8217;\u0131 fakir, eli ba\u011fl\u0131d\u0131r, onun i\u00e7in onlar\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131dan kurtaram\u0131yor&#8221; \u015feklinde m\u00fcsl\u00fcmanlarla alay etmek i\u00e7in s\u00f6ylemi\u015f olmalar\u0131 ihtimali de s\u00f6ylenmi\u015ftir. \u00c2yette bunun z\u00e2hitlerin ve bilginlerin sanatlar\u0131n\u0131 k\u0131naman\u0131n hemen akabinde s\u00f6ylenmi\u015f olmas\u0131 sebebiyle s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi (siyak\u0131) bize \u015funu i\u015faret ediyor ki, bu s\u00f6z\u00fcn yahudilerin bilginleri taraf\u0131ndan s\u00f6ylenmi\u015f olmas\u0131 itibariyle hepsine nisbet edilmi\u015ftir. Ve demek oluyor ki, bu s\u00f6z yahudilerin inan\u00e7 ve ahl\u00e2klar\u0131yla ilgili bir d\u00fcstur mahiyetinde \u00f6zetlenmi\u015f ve herkesin anlayabilece\u011fi bir ifade ile anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Buna g\u00f6re bunda ba\u015fl\u0131ca iki mesele vard\u0131r: Birisi, sonraki yahudilerin Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131ndaki felsefi g\u00f6r\u00fc\u015fleri; di\u011feri de buna ba\u011fl\u0131 olarak ahl\u00e2k ve iktisatta tutturduklar\u0131 cimrilik ve pintilik d\u00fcsturlar\u0131 ki, bunlar yukarda an\u0131lan k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin sebeplerinden en \u00f6nemlisini te\u015fkil eder. Demek oluyor ki, yahudi bilginleri sonradan tabiat (huy) ve icab (gerekircilik) nazariye (g\u00f6r\u00fc\u015f)sine saparak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla istedi\u011fini yapabilen (f\u00e2il-i muhtar) olmad\u0131\u011f\u0131 ve il\u00e2h\u00ee kudret ve iradenin tabiat kanunlar\u0131 ile ba\u011f\u0131ml\u0131 ve mahdut olup onun \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kamayaca\u011f\u0131, di\u011fer deyimle Allah k\u00e2inat\u0131 yaratt\u0131ktan sonra art\u0131k dinlenmeye \u00e7ekilip h\u00fck\u00fcm ve kudretini &#8220;biz Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131 ve dostlar\u0131y\u0131z&#8221; dedikleri gibi, yaratt\u0131klar\u0131na tevdi etmi\u015f olmakla, onlara diledi\u011fi gibi sevap veremeyece\u011fi ve ceza yapamayaca\u011f\u0131 ve bu \u015fekilde eli ba\u011flanm\u0131\u015f, lutuf ve ihsan\u0131 gayet daralm\u0131\u015f oldu\u011fu ve b\u00f6ylece yahudilerin bunu b\u00f6yle bilip gere\u011fince her hususta cimrilik ve pintili\u011fi iktisat kanunu edinmeleri gerekti\u011fi fikrine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler ve bu fikir alt\u0131nda Allah&#8217;\u0131n hem rahmetinden \u00fcmitsiz ve hem gazab\u0131ndan emin olarak o fena sanata girmi\u015fler, k\u0131sacas\u0131 &#8220;Allah&#8217;\u0131n eli ba\u011fl\u0131d\u0131r&#8221; demi\u015fler. Kendi elleri ba\u011flanm\u0131\u015f da \u00f6yle s\u00f6ylemi\u015fler ve s\u00f6yledikleriyle lanetlenmi\u015flerdir. Elleri ba\u011flans\u0131n ve s\u00f6zleriyle lanet olunsunlar!. Bu k\u0131s\u0131m, ya bu s\u00f6zlerinin sebep ve sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 haber vermek veya bu sebeple aleyhlerine dua etmeyi \u00f6\u011freten ve telkin eden bir in\u015fa (dilek)d\u0131r.<\/p>\n<p>Hay\u0131r, Allah&#8217;\u0131n iki eli de a\u00e7\u0131kt\u0131r. Yed-i cem\u00e2li (cem\u00e2l eli) de a\u00e7\u0131k, yed-i cel\u00e2li (cel\u00e2l eli) de. H\u00e2\u015f\u00e2 o cimri de\u011fil, mutlak c\u00f6merttir, \u00e2ciz de\u011fil, mutlak k\u00e2dir (g\u00fc\u00e7l\u00fc)dir. Nas\u0131l dilerse \u00f6yle verir, isterse verir, isterse vermez; isterse az verir, isterse \u00e7ok; isterse hesap ile verir, isterse hesaps\u0131z; isterse sebep ile verir, isterse sebepsiz; hem zengin, kerim, hem mutlak k\u00e2dir; hem iste\u011fini yapan, hem mutlak r\u0131z\u0131k vericidir. Ne vermeye mecburdur ne vermemeye; ne vermekle zenginli\u011fi t\u00fckenir, ne vermemekle cimri olmas\u0131 gerekir. Ne kudretini kan\u0131tlayacak bir g\u00fc\u00e7 vard\u0131r, ne de iradesini yasaklayacak bir kanun. Kudretleri s\u0131n\u0131rlayan kay\u0131tlar, iradeleri zorlayan kanunlar Allah \u00fczerinde de\u011fil, ancak ve ancak yarat\u0131klar \u00fczerinde h\u00e2kimdir. Onlar\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131ndan \u00e7\u0131kmaya yol bulamayacak olanlar yarat\u0131c\u0131 de\u011fil, yarat\u0131k olanlard\u0131r. (Bu konuda Bakara 2\/212; Al-i \u0130mr\u00e2n, 3\/26-27; N\u00fbr, 24\/38; \u0130sr\u00e2&#8217;, 17\/30; Sebe&#8217;, 34\/36; Z\u00fcmer, 39\/52; \u015e\u00fbr\u00e2, 42\/12, 27; Tal\u00e2k, 65\/2-3; Z\u00e2riy\u00e2t, 51\/58 \u00e2yetlerinin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>TENB\u0130H: Biraz \u00f6nce i\u015faret etti\u011fimiz \u00fczere dilimizde &#8220;filan\u0131n eli a\u00e7\u0131k&#8221; denildi\u011fi zaman bilinir ki bu tabirlerde &#8220;el&#8221; kelimesinin m\u00fcfred (tekil) olarak bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 kastedilmez ve &#8220;eli a\u00e7\u0131k&#8221; terkibi b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bir kelime gibi m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan mecaz, daha do\u011frusu kin\u00e2ye olur. Hakiki m\u00e2n\u00e2 m\u00fcmk\u00fcn olsa bile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmez. Sah\u00ee, c\u00f6mert olan kimsenin iyilik etme ve verme s\u0131ras\u0131nda daima elini uzat\u0131p a\u00e7makta ve herkes ondan alaca\u011f\u0131n\u0131 almakta olmas\u0131 gibi esasa ait kullanmaya sebep olan gerekli \u015fey kimsenin hat\u0131r\u0131na gelmez. Hatta o derecedeki bazan hakiki m\u00e2n\u00e2 m\u00fcmk\u00fcn bile olmaz. Mesela iki kolu dibinden kesilmi\u015f olan bir kimse bile ger\u00e7ekte c\u00f6mert olursa ona &#8220;eli a\u00e7\u0131k&#8221; denir. \u0130\u015fte Arap\u00e7ada &#8220;eli a\u00e7\u0131kt\u0131r&#8221; da t\u0131pk\u0131 b\u00f6yledir. &#8220;\u0130ki eli a\u00e7\u0131kt\u0131r&#8221; ise bunun tekit ile mubala\u011fas\u0131d\u0131r ki, kendisinde cimrilikten asla eser olmay\u0131p devaml\u0131 ve son derece vergili oldu\u011funu ifade eder. Ve bunlarda &#8220;yed&#8221; (el) kelimesinin ne tekil ne tesniyesi (ikili)nde \u00f6zel bir m\u00e2n\u00e2 asla kastedilmi\u015f veya d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f de\u011fildir. Ve bunun Arap dilinde bir\u00e7ok misalleri vard\u0131r. Mesela: &#8220;\u0130ki elin a\u00e7\u0131lmas\u0131 koruya bol bir ya\u011fmur verdi. Dereleri ve tepeleri de onun nimetine \u015f\u00fckretti.&#8221; diyen \u015fairin derelerinin, tepelerinin feryad\u0131n\u0131 \u015f\u00fckredilmi\u015f k\u0131lan kuvvetli bir ya\u011fmuru koruya ihsan eden tabirinde asla &#8220;el&#8221; tasavvur etmeyip, s\u0131rf nimeti yaymay\u0131 kasteddi\u011fi \u015f\u00fcphesizdir. Ayn\u0131 \u015fekilde Lebid: &#8220;So\u011fu\u011fun yular\u0131 poyraz\u0131n elinde olunca r\u00fczgar sabah\u0131 bir a\u011f\u0131rl\u0131k g\u00f6r\u00fcr.&#8221; diye so\u011fu\u011fun yular\u0131n\u0131 poyraz\u0131n elinde g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc r\u00fczgar sabah\u0131, m\u00fccerred (soyut) bir temsil\u00ee isti\u00e2re ile poyraz\u0131n tesirini ve so\u011fu\u011fun \u015fiddetini anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Demek ki &#8220;r\u00fczgar gibi el&#8221; tasavvuru, m\u00fcmk\u00fcn olmayan \u015feylere bile dilde el isnad\u0131 ve hatta m\u00fcfret bir m\u00e2n\u00e2 kastedilmeyerek isnad\u0131 pek \u00e7oktur. \u0130\u015fte y\u00fcksek nazm\u0131nda da m\u00e2n\u00e2s\u0131yla c\u00f6mertli\u011fi tekit edilmi\u015f y\u00fcksek kudret ve k\u00e2mil irade kastedilmi\u015f oldu\u011fundan &#8220;yed&#8221;in ne hakiki, ne hakiki olmayan hi\u00e7bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeyerek tamlaman\u0131n toplam\u0131ndan kinayeye ait bir m\u00e2n\u00e2 kastedildi\u011finde teredd\u00fcde yer yoktur. Ancak bundan &#8220;yed&#8221;in bilinen m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeksizin (Allah&#8217;\u0131n eli) denilmesinin yasaklanm\u0131\u015f olmay\u0131p caiz ve me\u015fru oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Hakikatte Allah&#8217;a &#8220;el&#8221; nisbet eden bir\u00e7ok \u00e2yet ve hadis vard\u0131r ki, bunlar\u0131n baz\u0131s\u0131, say\u0131 beyan olunmaks\u0131z\u0131n &#8220;Allah&#8217;\u0131n eli, onlar\u0131n ellerinin \u00fcst\u00fcndedir.&#8221; (Feth, 48\/10), \u00e2yeti ve &#8220;Allah&#8217;\u0131n eli toplumla beraberdir.&#8221;, hadisi gibi mutlakt\u0131r. Bu \u00e2yet, ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;(Allah) dedi ki: &#8216;Ey \u0130blis, iki elimle (bizzat kudretimde) yaratt\u0131\u011f\u0131ma secde etmekten seni al\u0131koyan nedir?&#8217; (S\u00e2d, 38\/75) \u00e2yeti &#8220;Allah&#8217;\u0131n iki eli de sa\u011fd\u0131r.&#8221; hadisi gibi baz\u0131s\u0131nda &#8220;iki yed&#8221; (iki el) zikredilmi\u015ftir. Baz\u0131s\u0131nda da \u00e7o\u011ful gelmi\u015ftir &#8220;Ellerimizin yapt\u0131klar\u0131ndan kendilerine nice hayvanlar yaratt\u0131k&#8221; (Yas\u00een, 36\/71) \u00e2yeti gibi. Bunlardan ise bir akaid (inan\u00e7) meselesi has\u0131l olmu\u015ftur. Selef \u00e2limleri demi\u015flerdir ki, &#8220;Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da Allah&#8217;a yed (el) isnat edilmi\u015f oldu\u011fu ve &#8220;Zat\u0131na benzer hi\u00e7bir \u015fey yoktur&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/11) gere\u011fince yedullah (Allah&#8217;\u0131n eli)\u0131n bizim bildi\u011fimiz \u00f6zel cisim olamayaca\u011f\u0131 da ak\u0131l ve nakil gere\u011fince bilindi\u011fi i\u00e7in, biz &#8216;Allah&#8217;\u0131n yedi (eli) vard\u0131r&#8217; diye iman eder ve hakikatini Allah&#8217;\u0131n ilmine b\u0131rak\u0131r\u0131z, yorumuna kalk\u0131\u015fmay\u0131z&#8230;&#8221;. Yani bunu m\u00fcte\u015fabihlerden tan\u0131m\u0131\u015flar ve &#8220;O (Kur&#8217;\u00e2n)\u0131n tevilini ancak Allah bilir&#8221; (\u00c2li \u0130mr\u00e2n, 3\/7) demi\u015flerdir. Fakat sonradan baz\u0131 M\u00fccessime mezhebinde olanlar ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, Kelam \u00e2limleri bunlar\u0131n muhkem \u00e2yetlere g\u00f6re her birini makam\u0131na uygun bir m\u00e2n\u00e2 ile yorum ve izah\u0131n\u0131 caiz g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir.<\/p>\n<p>Arap dilinde (el) kelimesi \u00e7e\u015fitli \u015fekillerde kullan\u0131lagelmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1. Bilinen \u00f6zel uzvun ismi ki k\u00e2h bile\u011fe ve k\u00e2h koltu\u011fa kadar s\u00f6ylenir.<\/p>\n<p>2. Nimet m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki \u00e7o\u011fulunda kullan\u0131l\u0131r. &#8220;Yan\u0131mda filan\u0131n nimeti \u00e7o\u011fald\u0131.&#8221; &#8220;Filan\u0131n bende bir nimeti var ki onun \u00fczerine kendisine te\u015fekk\u00fcr ediyorum.&#8221; denilir. Dilimizde bu m\u00e2n\u00e2 pek bilinmemektedir. Fakat &#8220;efendim elinizin alt\u0131nda ya\u015f\u0131yay\u0131m&#8221; denildi\u011fi zaman da nimetiniz ve yard\u0131m\u0131n\u0131z sayesinde demek olur.<\/p>\n<p>3. Kuvvet ve kudret m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Nitekim &#8220;kuvvetlerin ve ak\u0131llar\u0131n sahibi&#8221; diye tefsir edilmi\u015ftir. S\u00eebeveyh&#8217;in nakletti\u011fi \u00fczere araplar derler ki, maksat tam kudreti ink\u00e2r etmektir. Yani &#8220;Senin buna pek kudretin yoktur&#8221; demektir. Dilimizde de bu m\u00e2n\u00e2 \u00e7ok bilinir. Mesela &#8220;El, elden \u00fcst\u00fcnd\u00fcr ar\u015fa var\u0131ncaya kadar&#8221; denilir ki, &#8220;Kudret, kudretten \u00fcst\u00fcnd\u00fcr, ancak Allah&#8217;\u0131n kudretinin \u00fcst\u00fcnde hi\u00e7bir kudret yoktur&#8221; demektir. Ayn\u0131 \u015fekilde, &#8220;Filan\u0131n bunda eli var, yahut parma\u011f\u0131 var&#8221; denildi\u011fi zaman da tesiri, etkisi var demektir ki, bu da kudret m\u00e2n\u00e2s\u0131na ayn\u0131 k\u00f6ktendir. Bu c\u00fcmleden olmak \u00fczere dilimizde &#8220;el&#8221;, \u00e2let ve i\u015f yapma arac\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131l\u0131r, &#8220;Bu i\u015fte filan\u0131n eli filand\u0131r; filan, filan\u0131n eli aya\u011f\u0131d\u0131r&#8221; denildi\u011fi zaman bu m\u00e2n\u00e2 kastedilir. Bu kullanma \u015fekli, Arap\u00e7a&#8217;da da yok de\u011fildir.<\/p>\n<p>4. &#8220;M\u00fclk&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. &#8220;\u015eu arazi filan\u0131n yedindedir&#8221; denilir ki, m\u00fclkiyeti alt\u0131nda veya tasarrufundad\u0131r, demek olur. Nitekim &#8220;Nikah ba\u011f\u0131 elinde bulunan erkek&#8221; (Bakara, 2\/237) demek, nikah\u0131 akdetmek selahiyetine sahip olan demektir.<\/p>\n<p>5. Yard\u0131m\u0131n ve \u00f6zelle\u015ftirmenin \u015fiddeti m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki, &#8220;Ben bunu elimle yapt\u0131m&#8221; demek, &#8220;kendim yapt\u0131m&#8221; demek oldu\u011fu gibi, &#8220;\u0130tina ettim, \u00e7ok \u00f6zel \u015fekilde \u00f6nem verdim, \u015fu halde bence b\u00fcy\u00fck bir k\u0131ymeti vard\u0131r&#8221; demek de olur. \u00c2dem hakk\u0131nda &#8220;Kendi iki elimle yaratt\u0131\u011f\u0131m&#8221; (S\u00e2d, 38\/75) buyurulmas\u0131 bu cihetle bir \u00f6zel \u015ferefi beyand\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya nisbet edilen &#8220;yed&#8221; de birincideki m\u00e2n\u00e2dan ba\u015fka hepsi i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ebu&#8217;l- Hasen el-E\u015f&#8217;ar\u00ee (Allah ona rahmet eylesin) baz\u0131 s\u00f6zlerinde demi\u015ftir ki, &#8220;Yedullah (Allah&#8217;\u0131n eli), z\u00e2tullah (Allah&#8217;\u0131n z\u00e2t\u0131) ile k\u00e2im bir s\u0131fatt\u0131r ki kudretten ba\u015fkad\u0131r. Ve \u0131st\u0131fa (se\u00e7me) yoluyla tekvin (yaratma) bunun \u015fan\u0131ndand\u0131r&#8221;. Fakat E\u015f&#8217;ar\u00ee&#8217;nin, tekv\u00een s\u0131fat\u0131n\u0131 kudret s\u0131fat\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcne g\u00f6re b\u00f6yle demesi, yed (el) mutlak kudret de\u011fil, bir \u00f6zel kudrettir m\u00e2n\u00e2s\u0131na kabul edilebilir. \u00c2limlerin \u00e7o\u011fu da Allah Te\u00e2l\u00e2 hakk\u0131nda yed (el)in, kudretten veya nimetten ibaret oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat &#8220;hay\u0131r, onun iki eli a\u00e7\u0131kt\u0131r&#8221; da bu konular\u0131n cereyan etmesine hi\u00e7 de l\u00fczum yoktur. Zira bu, yahudilerin kinayesine yine kin\u00e2ye ile &#8211; bilindi\u011fi \u00fczere- bir cevap oldu\u011fu i\u00e7in, bunun yorumu bilinemeyecek olan m\u00fcte\u015fabihlerden olmad\u0131\u011f\u0131 ve \u015fu halde buradaki &#8220;yed&#8221; (el) den bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n hi\u00e7biri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeyerek c\u00f6mertlik ve kudretin do\u011frudan do\u011fruya tamlamadan kin\u00e2\u00ee m\u00e2n\u00e2 olmak \u00fczere anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 unutulmamal\u0131d\u0131r. Ve bundan dolay\u0131 burada, &#8220;Allah&#8217;\u0131n iki kudreti ne demektir? &#8221; diye bir soruya da yer yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc tesniye (ikil), yukarda hat\u0131rlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, c\u00fcmlenin m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re s\u0131rf mub\u00e2l\u00e2\u011fa ve tekit i\u00e7indir. Bununla beraber &#8220;Allah&#8217;\u0131n iki eli de sa\u011fd\u0131r.&#8221; hadisinde oldu\u011fu gibi burada da &#8220;yed&#8221; (el)in kin\u00e2yeden vazge\u00e7erek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekirse iki &#8220;yed&#8221;in biri &#8220;a\u00e7\u0131k el&#8221;, biri de &#8220;kapal\u0131 el&#8221; olmak \u00fczere il\u00e2h\u00ee kudretin cem\u00e2l ve cel\u00e2li durumlar\u0131n\u0131 anlamak gerekir. Nitekim cel\u00e2l eserini g\u00f6stermek \u00fczere buyuruluyor ki: Ve her halde Rabbinden sana indirilen bu Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetleri o yahudilerden bir\u00e7o\u011funun ta\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve k\u00fcfr\u00fcn\u00fc art\u0131racakt\u0131r. Bundan sonra bunlar ta\u011futluk (\u015feytanl\u0131k)ta daha ileri gideceklerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc laneti haketmi\u015f olanlar &#8220;Allah onlar\u0131n kalblerini temizlemeyi istemedi.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/41) h\u00fckm\u00fcne mahkum olmu\u015f zalimlerdir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n fiil\u00ee hidayeti ise muttakiler ve m\u00fcminler i\u00e7indir. &#8220;Muttakiler i\u00e7in yol g\u00f6stericidir&#8221; (Bakara, 2\/2); &#8220;Allah onunla bir\u00e7o\u011funu sapt\u0131r\u0131r ve yine onunla bir\u00e7o\u011funu yola getirir.&#8221; (Bakara, 2\/26); &#8220;Biz Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan m\u00fcminlere \u015fifa ve rahmet olan \u015feyler indiriyoruz. (Ama Kur&#8217;\u00e2n) zalimlerin ziyan\u0131n\u0131 art\u0131rmaktan ba\u015fka bir katk\u0131da bulunmaz.&#8221; (\u0130sr\u00e2&#8217;, 17\/82). Fakat bunlar\u0131n k\u00fcf\u00fcr ve ta\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndan endi\u015feye de yer yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;biz onlar\u0131n aras\u0131na, k\u0131yamete kadar d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve kin atm\u0131\u015f\u0131z&#8221; d\u0131r. Bunun i\u00e7in &#8220;ne zaman sava\u015f i\u00e7in bir ate\u015f yakm\u0131\u015flarsa Allah onu s\u00f6nd\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr.&#8221; \u015eu halde bunlar hi\u00e7 bir zaman hakiki bir kuvvet ve \u00fcst\u00fcnl\u00fck bulamazlar. Yery\u00fcz\u00fcnde daima fesat \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r dururlar. Allah ise fesat\u00e7\u0131lar\u0131 sevmez, fesat\u00e7\u0131l\u0131\u011fa ko\u015fanlar\u0131n cezas\u0131n\u0131 verir. Ve vermek i\u00e7in yed-i kudreti (kudret eli) ba\u011fl\u0131 de\u011fildir. Onlara lanet eder, s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131r ve azab eder de eder. Bununla beraber yed-i rahmeti (rahmet eli) de ba\u011fl\u0131 de\u011fildir.<\/p>\n<p>65-Bunun i\u00e7in Kitap ehli fesat\u00e7\u0131l\u0131\u011fa ko\u015fmaktan tevbek\u00e2r olup iman etseler ve lay\u0131k\u0131yla korunsalar, fesattan sak\u0131n\u0131p rahmet eline talip olsalard\u0131, b\u00fct\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerini &#8211; istedikleri gibi- kendilerinden muhakkak \u00f6rter, onlar\u0131 ebed\u00ee nimet cennetlerine koyar mesut ederdik.<\/p>\n<p>66- Bunlar iman edip Tevrat ve \u0130ncil&#8217;i ve Rablerinden kendilerine indirilen di\u011fer kitaplar\u0131 ve \u00e2yetleri ikame etseler, yani her t\u00fcrl\u00fc tahriften uzak olarak g\u00f6zlerinin \u00f6n\u00fcne dikip hi\u00e7 birinden nasiplerini unutmaks\u0131z\u0131n bunlar\u0131n i\u00e7ermi\u015f oldu\u011fu il\u00e2h\u00ee anla\u015fmalar\u0131 yerine getirseler ve bu \u015fekilde muttak\u00ee olsalard\u0131 -ki o zaman Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n peygamberli\u011fine iman etmi\u015f olacaklard\u0131- bu takdirde hem \u00fcstlerinden ve hem ayaklar\u0131n\u0131n alt\u0131ndan yiyecekler, her taraflar\u0131ndan Allah&#8217;\u0131n nimetine garkolacaklard\u0131 da, s\u0131k\u0131nt\u0131lar i\u00e7inde kal\u0131p cimrilik ve pintilik derdiyle &#8220;Allah&#8217;\u0131n eli ba\u011fl\u0131d\u0131r&#8221; demeyecekler, lanet ve gazaba lay\u0131k olmayacaklar, hem ahiret ve hem d\u00fcnya saadetine ereceklerdi. Bunlara Tevrat ve \u0130ncil&#8217;den ba\u015fka &#8220;kendilerine Rablerinden indirilen&#8221; den maksad, di\u011fer peygamberlere inmi\u015f olan \u015ea&#8217;ya Kitab\u0131, Habbuk Kitab\u0131, D\u00e2niyel Kitab\u0131 gibi Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n g\u00f6nderilece\u011finin m\u00fcjdeleriyle dolu bulunan kitaplar ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bu \u00e2yetler gibi kitap ehline hitap ederek indirilen \u00e2yetlerdir. in bir\u00e7ok m\u00e2n\u00e2lara ihtim\u00e2li vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: Yaln\u0131z alt &#8211; \u00fcst de\u011fil, her y\u00f6nde bolluktan kin\u00e2yedir ki; hi\u00e7bir y\u00f6nden yoksulluk g\u00f6rmeyecek, ba\u015ftan aya\u011fa nimete gark olarak devaml\u0131 nimetleneceklerdi demek olur.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Yukar\u0131dan yemek, ya\u011fmur ve di\u011ferleri gibi g\u00f6kten gelenlerden istifade etmek; ayak alt\u0131ndan yemek yery\u00fcz\u00fcne ait mahsullerden faydalanmakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Yukardan yemek, a\u011fa\u00e7lar\u0131n meyvelerine; a\u015fa\u011f\u0131dan yemek de ekilmi\u015f olanlara i\u015faret olabilir.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Yukardan yemek, \u00e7al\u0131\u015fmaks\u0131z\u0131n ihsan olunacak Rabb\u00e2n\u00ee mevhibeler (ba\u011f\u0131\u015flar); ayaklar\u0131n\u0131n alt\u0131ndan yemek de \u00e7al\u0131\u015f\u0131p \u00e7abalamakla kazan\u0131lacak nimetleri ifade eder.<\/p>\n<p>Be\u015fincisi: \u00dcstten yemek, devletin elde etti\u011fi ve b\u00f6l\u00fc\u015ft\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc genel menfaatlere; alttan yemek de \u015fahs\u00ee te\u015febb\u00fcs ile olan ferd\u00ee \u00fcretime delalet edebilir.<\/p>\n<p>Alt\u0131nc\u0131s\u0131: &#8220;ahitleri if\u00e2 edin&#8221; emrini yerine getirip, size nimetimi tamamlad\u0131m&#8221; hitab\u0131yla ve &#8220;\u00fczerinizdeki Allah&#8217;\u0131n nimetini hat\u0131rlay\u0131n&#8221; uyarmas\u0131na muhatap olan m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n, o zaman zaruretten kurtularak n\u00e2il olduklar\u0131 saadet haline i\u015faretle, bu saadetten mahrum kalanlar\u0131n g\u0131bta (imrenme)lar\u0131n\u0131 harekete ge\u00e7irme m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir.<\/p>\n<p>Yedincisi: Bunlardan ba\u015fka ahiretteki na\u00eem cennetlerinin nimetlenme \u015feklini de bir tasvirdir.<\/p>\n<p>Fakat bunlar, b\u00f6yle iman ve ittik\u00e2 ile bunlar\u0131 hakk\u0131yla yerine getirmediler i\u00e7lerinde muktesid, yani mutedil (orta yolu tutan) bir \u00fcmmet, bir toplum var, fakat az. Halbuki onlar\u0131n \u00e7o\u011fu -yukarda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz \u00fczere- ne fena \u015feyler, ne \u00e7irkin i\u015fler yap\u0131yorlar!.. \u015eu halde toplumun t\u00fcm\u00fcne az\u0131nl\u0131\u011f\u0131n celbedebilece\u011fi saadeti, \u00e7o\u011funlu\u011fun celbetti\u011fi felaket yok ediyor.<\/p>\n<p>&#8220;Bir fitneden sak\u0131n\u0131n ki, aran\u0131zdan yaln\u0131z haks\u0131zl\u0131k edenlere eri\u015fmekle kalmaz (hepinize ula\u015f\u0131r)&#8221; (Enfal, 8\/25) \u00e2yetinin delaleti ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor. Hepsinde eli a\u00e7\u0131kl\u0131k yerine, pintilik vuku buluyor. O halde bu az\u0131nl\u0131k, o \u00e7o\u011funluktan her y\u00f6nden ilgisini kesmelidir ki, bu ortakl\u0131ktan kurtulmu\u015f olsunlar. K\u0131saca Allah&#8217;\u0131n rahmet eli de a\u00e7\u0131kt\u0131r, gazap eli de. Ve b\u00fct\u00fcn bu rahmet ve gazap h\u00fck\u00fcmleri ba\u015fka hi\u00e7 bir zorlay\u0131c\u0131 \u015fart olmaks\u0131z\u0131n s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n s\u00fcbh\u00e2n\u00ee iradesidir. Ve bunlara mahkum olan Allah de\u011fil, kullard\u0131r. Bununla beraber kullar da istemekte serbesttir. \u015eu halde kullar bunun hangisini ister ve hangisinin yoluna ko\u015farsa ona ula\u015f\u0131r. Rahmet eline ko\u015fan onu daima a\u00e7\u0131k, diledi\u011fi gibi rahmet sa\u00e7\u0131yor bulur. Gazap eline ko\u015fan da onun daima a\u00e7\u0131k, diledi\u011fi gibi gazap sa\u00e7\u0131yor bulur. \u0130kisi de sa\u011f, ikisi de kuvvetlidir.<\/p>\n<p>\u0130KT\u0130SAD : Lugatte &#8220;i\u015fte \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc olma&#8221; demektir ki &#8220;kasd&#8221; den al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u00e7\u00fcnk\u00fc istedi\u011fini iyi tan\u0131yan bir kimse, onu hi\u00e7 e\u011filip b\u00fck\u00fclmeden do\u011fru bir \u015fekilde kasteder. \u0130stedi\u011finin yerini ve mevkisini bilemeyen ise \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k i\u00e7inde kal\u0131r. \u0130frat veya tefrit ile k\u00e2h sa\u011fa, k\u00e2h sola bocalar, \u00e7abalar durur. \u0130\u015fte bu sebeple iktisad, maksada sebep olan amel (i\u015f) demek olmu\u015ftur. Maliyeye ait i\u015flerdeki iktisad\u0131n da esas\u0131 budur. Buradaki &#8220;\u00fcmmet-i mukteside (orta yollu, \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc \u00fcmmet) hakk\u0131nda tefsirciler iki g\u00f6r\u00fc\u015f naklediyorlar:<\/p>\n<p>Birine g\u00f6re maksad, yahudilerden Abdullah b. Sel\u00e2m, h\u0131ristiyanlardan Nec\u00e2\u015f\u00ee gibi kitap ehli aras\u0131ndan Resulullah&#8217;a iman edenlerdir. Di\u011ferine g\u00f6re de &#8220;Kitap ehlinden \u00f6ylesi vard\u0131r ki, ona y\u00fcklerle emanet b\u0131raksan, onu sana \u00f6der&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/75) \u00e2yetinin delaleti \u00fczere kitap ehli i\u00e7inde kendi dinlerinde adaletli ve do\u011fru olan ve Resulullah&#8217;a iman etmemi\u015f olmakla beraber \u015fiddetli inat ve k\u0131zg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 bulunmay\u0131p, \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc ve tarafs\u0131z bulunan kimselerdir ki, \u00f6ncekiler de bu gibilerden ortaya \u00e7\u0131kar. Bizce de a\u00e7\u0131k olan ikincisidir. Zira \u00f6ncekine g\u00f6re kevn-i s\u00e2b\u0131k (ge\u00e7mi\u015f olu\u015f) la mecaza y\u00fcklenmi\u015f olmas\u0131 gerekecektir.<\/p>\n<p>67-\u015eimdi ey o Kitap ehlinin kitaplar\u0131nda m\u00fcjdelenmi\u015f olan ve onlar\u0131n iman etmeleri gereken Resul\u00fcm Muhammed! Sen onlar i\u00e7inde orta yolu tutanlar\u0131n azl\u0131\u011f\u0131na ve f\u00e2s\u0131klar\u0131n \u00e7oklu\u011funa bakma ve o f\u00e2s\u0131k ve fesat\u00e7\u0131lar\u0131n \u00e7o\u011fu sana bir zarar yapabileceklerinden korkma da Rabb\u0131ndan sana indirilenin -ac\u0131 tatl\u0131- hepsini tebli\u011f et.<\/p>\n<p>Rivayet ediliyor ki Resulullah (s.a.v) bir hadis-i \u015fer\u00eefinde \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 beni peygamberlik g\u00f6reviyle g\u00f6nderdi. Bundan dolay\u0131 \u00e7ok s\u0131k\u0131ld\u0131m ve g\u00f6r\u00fcyorum ki insanlar beni yalanl\u0131yorlar. Yahudiler, h\u0131ristiyanlar, Kurey\u015fliler korkutuyorlar. Ne zaman ki Allah, &#8216;Peygamberlik g\u00f6revlerini tamamen tebli\u011f etmezsen seni cezaland\u0131r\u0131r\u0131m.&#8217; dedi, korku da tamamen ortadan kalkt\u0131&#8221;. E\u011fer b\u00f6yle yapmazsan, yani sana tebli\u011f edilmek i\u00e7in indirilenleri tebli\u011f etmezsen Allah&#8217;\u0131n peygamberlik g\u00f6revini, el\u00e7ili\u011fini if\u00e2 etmemi\u015f olursun. N\u00e2fi k\u0131r\u00e2etinde, \u00e7o\u011ful olarak \u015feklinde okundu\u011funa g\u00f6re, Allah&#8217;\u0131n el\u00e7ilik g\u00f6revlerini tamamen yerine getirmemi\u015f, vazifeni yapmam\u0131\u015f olursun. Allah ise seni insanlardan tamamen koruyacak. \u00c7\u00fcnk\u00fc muhakkak ki Allah k\u00e2firler g\u00fcr\u00fbhunu gayelerine ula\u015ft\u0131rmayacak, sana kar\u015f\u0131 herhangi bir s\u00fb-i kast yapmaya kalk\u0131\u015facak olanlar\u0131n herhalde k\u00e2firlerden olaca\u011f\u0131nda \u015f\u00fcphe yoktur. \u015eu halde Allah seni -her halde- insanlardan korur ve muhafaza eder. Fakat hi\u00e7bir kimseyi Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan koruyacak bir muhaf\u0131z yoktur.<\/p>\n<p>68-Onun i\u00e7in peygamberlik g\u00f6revini tamamen yerine getir ve hi\u00e7 kimseden \u00e7ekinmeyerek de ki: ey kitap ehli, siz hi\u00e7bir \u015fey \u00fczerinde de\u011filsiniz, yani diy\u00e2netiniz yok, din ad\u0131n\u0131 verdi\u011finiz, gitti\u011finiz yol hi\u00e7bir \u015fey de\u011fildir. T\u00e2 ki Tevrat&#8217;\u0131 ve \u0130ncil&#8217;i ve rabbinizden size indirilenlerin hepsini -ki Kur&#8217;\u00e2n ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bu \u00e2yeti de bu c\u00fcmledendir- ikame edesiniz, bunlara hakk\u0131yle riayet edesiniz. Mukaddem (\u00f6nce gelen)i, sonra gelenin tasdikinden ge\u00e7irerek toplam\u0131n\u0131n sonucuna g\u00f6re Allah&#8217;\u0131n ahidlerini ve s\u00f6zle\u015fmelerini tan\u0131y\u0131p yerine getiresiniz. \u0130\u015fte o zaman bir \u015fey \u00fczerinde bulunmu\u015f, bir dine sahip olmu\u015f olursunuz. Yoksa bu gidi\u015finiz dinsizlikten, yolsuzluktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Ey Muhammed, bunu hi\u00e7 sak\u0131nmadan s\u00f6yle ve bununla beraber emin ol ki Rabb&#8217;inden sana indirilen ve hak oldu\u011funda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe bulunmayan bu \u00e2yet de onlar\u0131n \u00e7o\u011funun -bu c\u00fcmleden olarak bilgin ve reislerinin- ta\u015fk\u0131nl\u0131k ve k\u00fcf\u00fcrlerini art\u0131racakt\u0131r. Fakat bundan dolay\u0131 k\u00e2firler g\u00fcr\u00fbhuna kar\u015f\u0131 gam yeme (\u00fcz\u00fclme). Ve bu hak tebli\u011f, i\u00e7lerinde bir az\u0131nl\u0131k da olsa hakk\u0131 tan\u0131mak kabiliyetinde bulunan orta \u00fcmmete faydal\u0131 olabilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc:<\/p>\n<p>69- \u015eunda \u015f\u00fcphe yoktur ki b\u00fct\u00fcn iman edenler, yani m\u00fcnaf\u0131klar da dahil olmak \u00fczere g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte iman etmi\u015f olan, m\u00fcsl\u00fcman ad\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yanlar, yahudi olanlar, ayn\u0131 \u015fekilde s\u00e2bi\u00eeler (y\u0131ld\u0131zlara tapanlar) h\u0131ristiyanlar, b\u00fct\u00fcn bunlardan, her kim Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne ger\u00e7ekten iman edip iman\u0131n\u0131n gere\u011fine yara\u015f\u0131r g\u00fczel i\u015fler yaparsa, bunlara ne bir korku vard\u0131r, ne de bunlar \u00fcz\u00fcl\u00fcrler. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bir benzeri Bakara s\u00fbresinde ge\u00e7en bu \u00e2yette \u00f6nce iman edenler ve yahudiler, h\u0131ristiyanlar, s\u00e2bi\u00eeler diye d\u00f6rt s\u0131n\u0131f zikredilmi\u015f ve bu \u015fekilde yahudiler, h\u0131ristiyanlar, s\u00e2bi\u00eeler, m\u00fcminlere kar\u015f\u0131l\u0131k ve \u015fu halde m\u00fcminden ba\u015fka olarak g\u00f6sterilmi\u015f ve sonra Allah&#8217;a ve ahirete iman edip g\u00fczel amel yapanlar\u0131n korku ve h\u00fcz\u00fcnden kesin olarak \u00e2z\u00e2de olacaklar\u0131 da m\u00fcjdelenmi\u015ftir. Bundan ise bu vaad ve m\u00fcjdenin bu d\u00f6rt s\u0131n\u0131ftan ancak m\u00fcminlere mahsus oldu\u011fu ve yahudiler, h\u0131ristiyanlar, s\u00e2bi\u00eeler bu \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fcn bu m\u00fcjdeden hari\u00e7 bulunduklar\u0131 ve bununla beraber bunlar da iman ederlerse m\u00fcminler s\u0131n\u0131f\u0131na dahil olup ayn\u0131 vaad ve m\u00fcjdeye nail olacaklar\u0131 ve \u015fu halde bunlar\u0131n da \u00fcmitsiz olmay\u0131p hemen tevbek\u00e2r olarak iman ve g\u00fczel amel yapmaya giri\u015fmelerinin l\u00fczumu anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Zira &#8220;m\u00fcmin ve m\u00fcmin olmayan her kim m\u00fcmin ise bahtiyard\u0131r&#8221; denilince bu bahtiyarl\u0131k m\u00fcmine tahsis edilmi\u015f ve m\u00fcmin olmayan istisna edilmi\u015f olur. Ve &#8220;m\u00fcmin ve m\u00fcmin olmayan her kim m\u00fcmin olursa bahtiyar olur&#8221; denildi\u011fi zaman da m\u00fcmin olmayana iman teklif edilmi\u015f ve bu \u015fart ile ona da bahtiyarl\u0131k vaadolunmu\u015f olur. \u0130\u015fte bu \u00e2yetin gayet a\u00e7\u0131k ve \u00e2\u015fik\u00e2r olan m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve sevkedildi\u011fi y\u00f6n\u00fc (m\u00e2 s\u00eeka lehi) budur. Ve bunun i\u00e7indir ki, yukarda oldu\u011fu gibi, bundan sonraki \u00e2yetlerde de bu \u00fc\u00e7 s\u0131n\u0131f\u0131n k\u00fcf\u00fcrleri ve iman kabiliyetleri a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan ba\u015fka m\u00fcminlerin, \u00f6nce yahudi, h\u0131ristiyan ve s\u00e2bi\u00eeler ile bir tarzda zikredilip bir araya getirilip de sonradan hepsine birden &#8220;Allah&#8217;a, ahiret g\u00fcn\u00fcne inanan&#8221; diye \u015fartl\u0131 kaz\u0131yye (\u00f6nerme) ile h\u00fckmolunmas\u0131nda ba\u015fka n\u00fckteler de vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birinci olarak, m\u00fcminlere de g\u00f6steriliyor ki ahirette korkusuz, h\u00fcz\u00fcns\u00fcz kesin kurtulu\u015f, yaln\u0131z zahir\u00ee (a\u00e7\u0131ktan) iman ile has\u0131l olmaz. M\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k zahiren m\u00fcmin g\u00f6r\u00fcnmekten ibaret de\u011fildir. Zahir\u00ee bir m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011f\u0131n, yahudilik, h\u0131ristiyanl\u0131k ve s\u00e2bi\u00eelikten b\u00fcy\u00fck bir fark\u0131 yoktur. Korkusuz, h\u00fcz\u00fcns\u00fcz kesin kurtulu\u015f, d\u0131\u015ftan ve i\u00e7ten tekit edilmi\u015f, art\u0131r\u0131lm\u0131\u015f hakiki bir iman ve bununla beraber salih amele ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Hakiki iman olmadan g\u00fczel amel, d\u00fcnya i\u00e7in faydal\u0131 olsa bile ahiret i\u00e7in faydal\u0131 olmaz. Sonra, g\u00fczel amel olmadan sadece hakiki iman m\u00fcmk\u00fcn ise de kamil (tam) olmaz; ebed\u00ee azabtan kurtarsa bile, mutlak korku ve h\u00fcz\u00fcnden kurtarmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2s\u00ee m\u00fcminlere de azab vard\u0131r. Ve en az\u0131ndan muhtemeldir. \u015eu halde dinin kesin m\u00fcjdesi hakiki iman ile g\u00fczel amelin birle\u015fmesindedir. Ger\u00e7ek iman\u0131n ilk esas\u0131 Allah&#8217;a ve ahiret sorumlulu\u011funa ger\u00e7ekten ve b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131yla ciddi olarak inanmakt\u0131r. Ve yukardan beri anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere Allah&#8217;a ger\u00e7ekten inanmak da Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n z\u00e2t ve s\u0131fatlar\u0131na, \u00f6nceden ve sonradan indirdi\u011fi ve g\u00f6nderdi\u011fi her \u015feye, her do\u011fruya, her h\u00fckme g\u00f6nderdi\u011fi ve inzal etti\u011fi \u015fekilde inanmakla m\u00fcmk\u00fcn olur ki, bu indirilenler zaman zaman artar ve geli\u015fir ve Allah&#8217;a ciddi olarak inanan hepsine inan\u0131r. Ahirete iman ise sonunda sorumlulu\u011fa, iman ve amel edip edilmedi\u011fine g\u00f6re sevap ve cezaya, bir g\u00fcn gelip iman ve amel edenlerle etmeyenlerin hesab\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcp m\u00fckafat ve cezalar\u0131n\u0131n verilece\u011fine cidd\u00ee bir \u015fekilde inanmakt\u0131r. Nitekim Bakara s\u00fbresinin ba\u015f\u0131nda &#8220;Sana indirilene ve senden \u00f6nce indirilene inan\u0131rlar, ahirete de kesinlikle iman ederler.&#8221; (Bakara, 2\/4) ve Nis\u00e2 s\u00fbresinde &#8220;Kim Allah&#8217;\u0131, meleklerini, kitaplar\u0131n\u0131, peygamberlerini ve ahiret g\u00fcn\u00fcn\u00fc ink\u00e2r ederse o uzak bir sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr&#8221; (Nis\u00e2&#8217;, 4\/136) buyurulmu\u015ftur. Salih (g\u00fczel) amele gelince, bu da Allah&#8217;a ve ahirete iman\u0131n gere\u011fine g\u00f6re ve Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi ve g\u00f6nderdi\u011fi delillere ve h\u00fck\u00fcmlere, haber vermeye ve iste\u011fe uygun olarak tam ihlas (samimiyet )ve h\u00fcsn-i niyyet (iyi niyet) ile Allah&#8217;\u0131n ho\u015fnut olaca\u011f\u0131 g\u00fczel ameller yapmakt\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki bundan \u00f6nceki \u00e2yette buyurulmu\u015f ve yaln\u0131z Tevrat ve \u0130ncil&#8217;in ikamesi (h\u00fck\u00fcmlerinin yerine getirilmesi) bile bu konuda yeterli olmad\u0131\u011f\u0131 ve Allah taraf\u0131ndan b\u00fct\u00fcn indirilenlerin yerine getirilmesi istendi\u011fi anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. \u015eu halde, &#8220;Kim Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inan\u0131r ve g\u00fczel amel i\u015flerse, onlara hi\u00e7 bir korku yoktur, onlar mahz\u00fbn da olmazlar&#8221; \u00e2yetinin mazm\u00fbnunun sonucu,<\/p>\n<p>&#8220;Hay\u0131r, kim i\u015fini g\u00fczel yaparak \u00f6z\u00fcn\u00fc Allah&#8217;a teslim ederse, onun m\u00fckafat\u0131 Rabb\u0131n\u0131n yan\u0131ndad\u0131r. Onlara korku yoktur ve onlar \u00fcz\u00fclmeyeceklerdir&#8221; (Bakara, 2\/112) \u00e2yetinin i\u00e7erdi\u011fi m\u00e2n\u00e2n\u0131n ayn\u0131d\u0131r. Ve nitekim Bakara s\u00fbresinin \u00e2yeti bu m\u00e2n\u00e2 ile \u00f6zetlenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak g\u00f6steriliyor ki, Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerinde d\u00fcnyaya ve ahirete ait iki de\u011fer ve bunlar da biri zahir\u00ee (a\u00e7\u0131k) ve siyas\u00ee, biri de hakik\u00ee ve tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla din\u00ee iki manzara vard\u0131r ki, birisi &#8220;muhakkak iman edenler&#8221;, di\u011feri de &#8220;kim Allah&#8217;a inan\u0131rsa&#8221; ile ifade edilmi\u015ftir. Zahir\u00ee ve siyas\u00ee g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u0130sl\u00e2m h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda m\u00fcsl\u00fcman ve gayri m\u00fcslim toplan\u0131r. Bu y\u00f6nden zahir\u00ee m\u00fcminlerin, yahudi, h\u0131ristiyan ve s\u00e2bi\u00eelerden b\u00fcy\u00fck bir farklar\u0131 yoktur. \u0130sl\u00e2m siyasetinde her biri mens\u00fbb olduklar\u0131 dinleriyle tan\u0131n\u0131r, din h\u00fcrriyetlerine riayet edilir, o d\u00e2irede \u00f6zel varl\u0131klar\u0131 g\u00f6zetilir, m\u00fcsl\u00fcman olmalar\u0131 i\u00e7in zorlanmaz, inan\u00e7lar\u0131na kar\u0131\u015f\u0131lmaz, kendi dinleriyle ba\u015fba\u015fa b\u0131rak\u0131l\u0131rlar. Din a\u00e7\u0131s\u0131ndan her biri inan\u00e7lar\u0131na g\u00f6re Tevrat ehli Tevrat&#8217;a; \u0130ncil ehli incil&#8217;e; \u00f6b\u00fcrleri de itikatlar\u0131na b\u0131rak\u0131l\u0131r, m\u00fcsl\u00fcman da m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011f\u0131na sevkedilir. Ahkam (h\u00fck\u00fcmler) ve d\u00fcnyaya ait muameleler a\u00e7\u0131s\u0131ndan ise hepsi &#8220;Bizim lehimize olan onlar\u0131n da lehine, aleyhimize olan da onlar\u0131n aleyhinedir&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fcn delaleti \u00fczere hukuk ve g\u00f6revlerde e\u015fit ve ayn\u0131 anayasaya t\u00e2bi tutulur. Bundan dolay\u0131 vazifesine riayet eden bu m\u00fcmin olmayan ki\u015fi, bir m\u00fcmin gibi veya ondan daha \u00e7ok d\u00fcnyaya ait hazz\u0131 (nasibi) alabilir. \u015eu halde \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n vaad etti\u011fi mutlak saadet yaln\u0131z bu y\u00f6nden de\u011fil, ahiret ve ak\u0131bet (sonu\u00e7) itibariyledir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sonunda kendini tamamen kurtaracak, korku ve h\u00fcz\u00fcnden kurtulacak olanlar z\u00e2hir (d\u0131\u015f)i ve b\u00e2t\u0131n (i\u00e7i)\u0131 m\u00fckemmel ger\u00e7ek m\u00fcmin ve m\u00fcsl\u00fcman olanlard\u0131r. Ve i\u015fte zahire g\u00f6re e\u015fitlik, hakikat ve ak\u0131bete g\u00f6re farkl\u0131l\u0131k ifade eden bu nokta \u0130sl\u00e2m h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda bulunan yahudi, h\u0131ristiyan ve s\u00e2bi\u00eelere d\u00fcnyada m\u00fcsl\u00fcmanlarla beraber e\u015fitlik, adalet, h\u00fcrriyet vaadiyle bir m\u00fcjdeyi ve g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte m\u00fcsl\u00fcmanlara bir inzar (korkutmay)\u0131 ve ger\u00e7ek m\u00fcsl\u00fcmanlara da bir mutlak m\u00fcjdeyi i\u00e7ine al\u0131r. Ve \u015fu halde \u00e2yetin birinci k\u0131sm\u0131 \u0130sl\u00e2m \u015feriat\u0131n\u0131n d\u00fcnyaya ait h\u00fck\u00fcmlerini \u00f6zetleyen siyas\u00ee ve sosyal bir de\u011feri, ikinci k\u0131sm\u0131 da tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla din\u00ee h\u00fckm\u00fc \u00f6zetleyen mutlak bir de\u011feri g\u00f6stermekte ve o siyaseti, b\u00f6yle hakik\u00ee bir iman\u0131n devam edece\u011fini g\u00f6stermektedir. Bakara s\u00fbresinde \u0130sl\u00e2m devletinin tamamen kurulmadan \u00f6nce &#8220;Bana verdi\u011finiz s\u00f6z\u00fc tutun ki, ben de size verdi\u011fim s\u00f6z\u00fc tutay\u0131m&#8221; (Bakara, 2\/40) emrine uygun olarak yap\u0131lan bu vaad ve m\u00fcjde Mekke&#8217;nin fethi ile \u0130sl\u00e2m devletinin tamamen kurulmas\u0131ndan sonra, bu M\u00e2ide s\u00fbresi \u00e2yetiyle &#8220;akitleri yerine getirin&#8221; emrine ekli olarak s\u00f6zl\u00fc ve fiil\u00ee olarak tekit ve tesbit edilmi\u015ftir. Ve bu tekit ve kararla\u015fmadan ba\u015fka iki \u00e2yet aras\u0131nda esas itibariyle hi\u00e7bir fark yoktur. Ger\u00e7i Bakara s\u00fbresi \u00e2yetindeki &#8220;Rableri kat\u0131nda onlar\u0131n m\u00fckafat\u0131 vard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/62) k\u0131sm\u0131 burada zikredilmemi\u015ftir. Fakat &#8220;onlara ne bir korku vard\u0131r, ne de \u00fcz\u00fcl\u00fcrler.&#8221; bunu gerektirdi\u011finden \u00f6ncekindeki a\u00e7\u0131klamaya dayanarak burada icaz olunmas\u0131 (k\u0131saca anlat\u0131lmas\u0131) ayr\u0131 bir m\u00e2n\u00e2 ifade etmez. Bir de orada atf-\u0131 m\u00fcfred kabilinden &#8220;y\u00e2&#8221; ile mans\u00fbb ve &#8220;nesar\u00e2&#8221;dan sonra geldi\u011fi halde, burada &#8220;kez\u00e2lik&#8221; (ayn\u0131 \u015fekilde) me\u00e2linde atf-\u0131 c\u00fcmle takdirinde &#8220;v\u00e2v&#8221; ile merf\u00fb, &#8220;nes\u00e2r\u00e2&#8221;dan \u00f6nce zikrolunmu\u015ftur. Bu da gibi bir i&#8217;r\u00e2b fark\u0131ndan ibarettir ki, kelimenin esas m\u00e2n\u00e2s\u0131nda bir fark\u0131 gerektirici de\u011fildir. \u015eu halde &#8220;s\u00e2bi\u00een&#8221; ne ise &#8220;sabi\u00fbn&#8221; da odur. \u0130kisi de s\u00e2bi\u00eeler demektir. Bundan nihayet s\u00e2bi\u00eelerin yahudi ve h\u0131ristiyanlar aras\u0131nda sebats\u0131z bir halde bulunduklar\u0131na veya h\u0131ristiyanlarda da bir \u00e7e\u015fit s\u00e2bi\u00eelik bulundu\u011funa bir i\u015faret olabilir. Fakat bundan dolay\u0131 bu iki c\u00fcmlenin veya \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2lar\u0131nda ve h\u00fck\u00fcmlerinde bir fark da laz\u0131m gelmez.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klama ve hat\u0131rlatmaya sebep \u015fudur:<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n Frans\u0131zca tercemesinde Kazimireski bu i&#8217;rab fark\u0131 yerine bir nisbet (\u00f6l\u00e7\u00fc) fark\u0131 koyarak Bakara s\u00fbresi \u00e2yetindeki \u00e7o\u011fulunu &#8220;sabeinler= les sabeites&#8221; diye ve bu &#8220;M\u00e2ide&#8221; \u00e2yetindeki \u00e7o\u011fulunu da &#8220;sabeenler=les sabeens&#8221; diye terceme ederek iki \u00e2yeti farkl\u0131 gibi ifade etmi\u015f ve sonra dipnotunda &#8220;Sabi\u00eeler m\u00fcteass\u0131b (tutucu) h\u0131ristiyanlard\u0131r ki bunlar\u0131 y\u0131ld\u0131zlara tapan ve \u015fu halde m\u00fc\u015frik olan sabi\u00eenlerle kar\u0131\u015ft\u0131rmamak gerekir.&#8221; diye bir de hat\u0131rlatma yapm\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7i ilerde g\u00f6rece\u011fimiz \u00fczere s\u00e2bi\u00een ad\u0131 alt\u0131nda biri kitap ehli, biri m\u00fc\u015frik iki s\u0131n\u0131f bulundu\u011fu da zikredilmi\u015f oldu\u011funa g\u00f6re, bu hat\u0131rlatma pek esass\u0131z de\u011filse de bununla s\u00e2bi\u00eeni s\u00e2bi\u00fbndan ba\u015fka g\u00f6stermek ve \u00e2yetlerden her birini, birine tahsis ederek ay\u0131rmak ve terceme etmek do\u011fru de\u011fildir. \u00d6ncekindeki yahudi ve h\u0131ristiyanlar ile ikincisindeki yahudi ve h\u0131ristiyan da fark aramak do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, s\u00e2bi\u00een ile s\u00e2bi\u00fbn da \u00f6yledir. Nikah, kurban meseleleri gibi fer&#8217;i h\u00fck\u00fcmlere g\u00f6re kitap ehli ve m\u00fc\u015frik ay\u0131r\u0131m\u0131n\u0131n bir h\u00fckm\u00fc, bir faydas\u0131 olabilirse de as\u0131l imana davet eden ve iman\u0131n \u015fartlar\u0131yla ilgili bulunan bu gibi \u00e2yetlerde bu fark\u0131n ve bu hat\u0131rlatman\u0131n h\u00fckm\u00fc yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc kitap ehli olanlar iman edince kabul edilecek de m\u00fc\u015frikler iman ederse reddolunacak de\u011fildir. Zira &#8220;Her kim Allah&#8217;a ve ahirete hakikaten iman eder ve samimiyetle \u00e7al\u0131\u015f\u0131rsa onlara korku ve h\u00fcz\u00fcn yoktur&#8221; h\u00fck\u00fcm c\u00fcmlesi \u00f6yle bir genellemedir ki, zikredilen d\u00f6rt s\u0131n\u0131ftan ba\u015fka olmak \u00fczere tasavvur olunabilecek dinli, dinsiz, mecus\u00ee, z\u0131nd\u0131k ve di\u011ferleri herhangi bir s\u0131n\u0131f ve herhangi bir ferdin iman ettikleri ve g\u00fczel amel yapt\u0131lar\u0131 takdirde ayn\u0131 h\u00fck\u00fcmde dahil olacaklar\u0131n\u0131 beyan etmi\u015ftir. Bununla beraber an\u0131lan ay\u0131r\u0131m b\u00fcsb\u00fct\u00fcn as\u0131ls\u0131z olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, iki s\u0131n\u0131f yine bir h\u00fck\u00fcmde birle\u015fmi\u015f olmak itibariyle iki \u00e2yeti birbirine \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131racak \u00e7irkin bir hata da de\u011fildir. Nihayet her \u00e2yetten ba\u011f\u0131ms\u0131z ve birbirini tekit ve onaylama olmak \u00fczere anla\u015f\u0131lacak olan bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 iki \u00e2yet toplam\u0131ndan m\u00fc\u015fterek olarak ve tekitsiz anlatmak istemi\u015ftir. &#8220;Zeyd okursa mesut olur, Amr okursa mesut olur&#8221; demekle, &#8220;Zeyd ve Amr okurlarsa mesut olurlar, evet Zeyd ve Amr okurlarsa mesut olurlar&#8221; demek aras\u0131nda bir taaruz (z\u0131tla\u015fma) bulunmad\u0131\u011f\u0131 gibi h\u00fck\u00fcmde bir fark da yoktur. Fakat Frenkler bak\u0131n\u0131z bunu nas\u0131l k\u00f6t\u00fcye kullanm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Frans\u0131zca &#8220;Kur&#8217;\u00e2n Analyse&#8221; (tahlil edilmi\u015f Kur&#8217;\u00e2n) ad\u0131nda bir eser vard\u0131r ki, bunda Frans\u0131zlar taraf\u0131ndan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n Kazimireski tercemesi esas al\u0131narak s\u00fbreler, \u00e2yetler \u00e7e\u015fitli ve bir\u00e7ok konulara g\u00f6re tahlil edilerek ve b\u00f6l\u00fcnerek par\u00e7alanm\u0131\u015f ve altlar\u0131na ara s\u0131ra m\u00fcste\u015frikler taraf\u0131ndan bir tak\u0131m notlarda konulmu\u015f ve mukaddimesinde bu kitab\u0131 tertipten maksad m\u00fcsl\u00fcmanlar \u00fczerine memur olacak Frans\u0131zlara m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 kitaplar\u0131yla kand\u0131rabilmeleri i\u00e7in, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n i\u00e7eri\u011fini \u00f6\u011fretmek ve \u00f6zellikle Cezayir m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 \u00fczerinde Frans\u0131z siyasetine bir hizmet etmek oldu\u011fu da a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu eserde bu iki \u00e2yet &#8220;tolerans&#8221; yani musamaha konusu alt\u0131nda toplanm\u0131\u015f ve alt\u0131na \u015f\u00f6yle bir dipnot eklenerek denilmi\u015ftir ki:<\/p>\n<p>&#8220;Eski m\u00fcsl\u00fcman m\u00fcctehitleri bu Bakara s\u00fbresi \u00e2yetini, be\u015finci s\u00fbre olan M\u00e2ide \u00e2yeti ile neshedilmi\u015f (kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f) olmas\u0131n\u0131 istiyorlar. Bu ise mezhep tutuculu\u011funu her \u00f6l\u00e7\u00fcn\u00fcn d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131karmakt\u0131r. O birisi, yani Bakara s\u00fbresi \u00e2yeti, gibi di\u011fer \u00e2yet de tolerans hususunda daha y\u00fcksek bir ruh ile ispat ediyorlar ki, en az din\u00ee oldu\u011fu kadar siyas\u00ee bir zat olan Hazreti Muhammed \u015fartlar\u0131n, zamanlar\u0131n, mekanlar\u0131n ve durumlar\u0131n gerekli sonu\u00e7lar\u0131na uyuyordu. Onun hadisini a\u00e7\u0131klad\u0131klar\u0131n\u0131 ve anlatt\u0131klar\u0131n\u0131 iddia eden ilk m\u00fcctehidler ise, m\u00fcminlerin asker\u00ee ba\u015far\u0131lar\u0131yla heyecanlanarak Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ins\u00e2n\u00ee olan verilerini, (meb\u00e2di-i mevh\u00fbbesi) ilk verilerini unuttular. Fakat hayli zamandan beri Bat\u0131&#8217;n\u0131n her \u015feyde kazanm\u0131\u015f oldu\u011fu \u00fcst\u00fcnl\u00fck, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n en b\u00fcy\u00fck siyasi mahfillerindeki gururlar\u0131 \u00f6zel bir \u015fekilde s\u00fbk\u00fbnete kavu\u015fturdu. \u015e\u00fcphesiz ki di\u011fer imamlar, yani kanun babalar\u0131 gelecek bu i\u015fi tamamlayacakt\u0131r&#8230;&#8221; B\u00f6yle demi\u015f ve nihayet: &#8220;\u015fimdi Fransa&#8217;da yeni bir mezhep kurulmas\u0131na giri\u015filmi\u015ftir ki, mevcut olan esasl\u0131 \u00fc\u00e7 mezhepten daha az ortodoks olmayacakt\u0131r&#8221; diye bir f\u0131kra da ilave yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 gayret ve ictihad (\u00e7al\u0131\u015fmay)a sevkeden, fakat m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k i\u00e7in de\u011fil, yeni Frans\u0131z mezhebine simsarl\u0131k etmek i\u00e7in sevketmek isteyen ve siyas\u00ee gayelerle kayna\u015fan bu s\u00f6zler Frenk eserleriyle me\u015fgul olan hevesk\u00e2r (hevesli) ve gafil gen\u00e7ler \u00fczerinde yanl\u0131\u015f kanaatlar b\u0131rakm\u0131\u015f oldu\u011fu i\u00e7in, biz burada tefsir a\u00e7\u0131s\u0131ndan biraz daha bahsi uzatmak mecburiyetinde bulunuyoruz.<\/p>\n<p>\u00d6nce \u015funu hat\u0131rlatal\u0131m ki, ne eski, ne yeni, ne m\u00fcctehid, ne de m\u00fcctehid olmayan \u0130sl\u00e2m bilginleri yan\u0131nda bu iki \u00e2yetten birinin birisiyle veya di\u011fer bir \u00e2yetle mensuh olmas\u0131n\u0131 isteyen veya tasavvur eden hi\u00e7bir kimse yoktur ve olma ihtimali de yoktur. Bir\u00e7ok yerlerde a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u00fczere b\u00fct\u00fcn m\u00fcctehid imamlar ve \u00f6nceki sonraki b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcman \u00e2limler \u015funda ittifak etmi\u015flerdir ki, iman ve itikad (inan\u00e7) meseleleri gibi dinin esaslar\u0131nda ve verdi\u011fi haberlerinde nesih m\u00fcmk\u00fcn ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f de\u011fildir. Bu noktada \u0130sl\u00e2m ve Kur&#8217;\u00e2n, kendinden \u00f6ncesini neshedici de\u011fil, tasdik edici, teyit edici ve d\u00fczelticidir. Evet, nesih de bir ger\u00e7ek, bir kanundur. Neshi ink\u00e2r etmek, yarat\u0131l\u0131\u015fdaki de\u011fi\u015fimleri ink\u00e2r etmek veya \u00e2lemde de\u011fi\u015fimlerin kanunsuzlu\u011funu iddia etmek gibi bir bilgisizlikten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Neshi ink\u00e2r etmek isteyenler \u015funu d\u00fc\u015f\u00fcnmelidir ki, e\u011fer Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n yaratma ve emrinde bir nesih kanunu olmasayd\u0131 \u00e2lemde ne bir de\u011fi\u015fme olur, ne de akidlerde, anla\u015fmalarda ve konmu\u015f kanunlarda insanlar aras\u0131 feshetme ve ilka (kald\u0131rma) muamelelerine imkan bulunurdu. Fakat \u015funu da bilmeli ki neshin konusu, ilgilendi\u011fi \u015fey, ancak zaman ve mekan\u0131n de\u011fi\u015fmesi, durumlar\u0131n ve menfaatlerin farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile ilgili olan fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmler olabilir. Ge\u00e7mi\u015f dinlerde ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131nda mensuh oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanan h\u00fck\u00fcmler de hep bu c\u00fcmleden olanlard\u0131r. Yoksa ezeli hakikatlarda ameli de\u011fil, yaln\u0131z ilmi istenen ve hatta zamanla ilgili olan do\u011fru haberlerde de nesih olamaz. Her zaman hak ve sabit olan din ve iman esaslar\u0131, b\u00fct\u00fcn Allah&#8217;dan g\u00f6nderilmi\u015f dinlerde ayn\u0131 olmak \u00fczere saklan\u0131r, muhafaza edilir. Gerek bilgisizlikten ve gerek \u015feytanl\u0131ktan do\u011fmu\u015f olarak tahrif s\u00fbretiyle girmi\u015f olan bat\u0131l inan\u00e7lar ve f\u00e2sid fikirler ise, esasta olsun, f\u00fcru&#8217;da olsun daima red ve iptal edilir. Bahis konumuz olan iki \u00e2yet ise f\u00fcr\u00fbattan de\u011fil, en y\u00fcksek iman esaslar\u0131ndand\u0131r. &#8220;Kim Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inan\u0131r ve g\u00fczel amel i\u015flerse, i\u015fte bunlara hi\u00e7bir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.&#8221; d\u00fcsturu, bir ezel\u00ee ger\u00e7ektir. Ve bunu kab\u00fcl ve tatbik etmeyen hi\u00e7bir din, hak din de\u011fildir. Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n tebli\u011f etti\u011fi bu ger\u00e7ek, Musa&#8217;n\u0131n da, \u0130sa&#8217;n\u0131n da ve b\u00fct\u00fcn peygamberlerin de tebli\u011f ettikleri bir hakikatt\u0131r. Gerek ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetlerde ve gerek \u015fimdiki \u00fcmmetlerde hakik\u00ee m\u00fcminler bu esasa uymu\u015f olanlard\u0131r. Ger\u00e7ekten m\u00fcsl\u00fcman ve sonunda da mesud olacak olanlar bunlard\u0131r. yahudiler, h\u0131ristiyanlar ve s\u00e2bi\u00eeler bu ger\u00e7e\u011fe cidd\u00ee olarak iman ile uymad\u0131klar\u0131 ve bunu tatbik etmedikleri andan itibaren k\u00e2fir olmu\u015flard\u0131r ve b\u00fct\u00fcn m\u00fcnaf\u0131klar da b\u00f6yledir. Ayn\u0131 \u015fekilde buna iman\u0131 olup da tatbik etmeyen f\u00e2s\u0131klar da korku ve h\u00fcz\u00fcnden kat&#8217;\u00ee \u015fekilde uzak kalamayacaklard\u0131r. Bundan sonra her kim bu ger\u00e7e\u011fe cidd\u00ee olarak iman eder, sonuna kadar ba\u011flan\u0131rsa, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz hakik\u00ee m\u00fcmin olur. Ge\u00e7mi\u015fteki b\u00fct\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri silinir, o mesutlar z\u00fcmresine girer. \u015eu halde en y\u00fcksek iman esaslar\u0131ndan bulunan b\u00f6yle hakikatler nesih konusundan muhakkak hari\u00e7tir. Ve bunlarda mensuhlu\u011fu s\u00f6yleyen veya arzu eden m\u00fcsl\u00fcman d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Eski yeni b\u00fct\u00fcn \u0130sl\u00e2m \u00e2limleri bu noktada ittifak ettikleri halde Frenklerin &#8220;Eski m\u00fcsl\u00fcman m\u00fcctehidleri birinci \u00e2yetin bu \u00e2yet ile neshedilmi\u015f olmas\u0131n\u0131 istiyorlar.&#8221; s\u00f6z\u00fc a\u00e7\u0131k bir yalan ve a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa bir iftirad\u0131r. Ve b\u00fct\u00fcn esas\u0131 b\u00f6yle bir iftiradan ibaret olan di\u011fer s\u00f6zlerin durumu da bundan bellidir. Hem de bu iftira, kas\u0131tl\u0131 de\u011filse, pek cahilcedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc nesih, nefy ve isbat (olumluluk ve olumsuzluk) ile z\u0131tla\u015fan iki kanunun \u00f6nce gelenine sonra geleniyle son veren bir de\u011fi\u015ftirme beyan\u0131d\u0131r. Bu \u00e2yetler ise say\u0131lan s\u0131n\u0131flar, bu c\u00fcmleden olarak &#8220;s\u00e2biin&#8221; ve &#8220;s\u00e2bi\u00fbn&#8221;, gerek birbirinin ayn\u0131 olsun ve gerek Kaz\u0131mireski&#8217;nin zannetti\u011fi gibi farkl\u0131 bulunsun, h\u00fckme gelince ikisinde de birbirinin ayn\u0131 olan h\u00fckm\u00fcnden ibarettir. Burada nesih m\u00fcmk\u00fcn farzedilse bile ortada iki h\u00fck\u00fcm yoktur ki nesihten bahsedilsin. Ne, neyi neshedecek? yine ile mi neshedilmi\u015f olacak? \u015eu halde bu \u015fekilde bir nesih iftiras\u0131na kalk\u0131\u015fmak, ayn\u0131 zamanda bir bilgisizlik ilan etmektir. Fakat bunu yapan m\u00fcsl\u00fcman m\u00fcctehidleri de\u011fil, onlara h\u00fccum etmek i\u00e7in iftiradan ba\u015fka \u00e7are bulamayan ve yeni Frans\u0131z mezhebine davete \u00e7al\u0131\u015fan o Frenk doktorlar\u0131n\u0131n kendileri olmu\u015ftur. Bu ise siyaset tutuculu\u011funu her \u00f6l\u00e7\u00fcn\u00fcn d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131karmakt\u0131r. Bat\u0131n\u0131n son zamanlardaki ihtilal \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcyle co\u015farak gururlar\u0131n\u0131 ilan edenlerin, gibi il\u00e2h\u00ee prensiplere sar\u0131lan ve haktan ba\u015fka bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnmeyen ilk m\u00fcsl\u00fcman m\u00fcctehidlerini, &#8220;m\u00fcminlerin zaferleriyle co\u015fmu\u015f olarak insan\u00ee prensipleri unuttular&#8221; diye kendilerine k\u0131yas ederek insanl\u0131k d\u0131\u015f\u0131 bir duygu ile tasavvur etmeleri de garip bir iftirad\u0131r. M\u00fcminlerin zaferleriyle co\u015fmu\u015f olmak insanl\u0131\u011f\u0131 unutmak ise, m\u00fcmin olmayanlar\u0131n \u00fcst\u00fcnl\u00fckleriyle gururlanmak da insan\u00ee bir \u015fey olmayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, Hz. Peygamber&#8217;in s\u00f6zl\u00fc ve fiil\u00ee h\u00fck\u00fcmleri mabudlu\u011fu tebli\u011f ederken \u00e2leme en y\u00fcksek bir siyaset dersi \u00f6\u011fretmi\u015f oldu\u011fu ve \u015fartlar\u0131n, zamanlar\u0131n, zeminlerin ve durumlar\u0131n gere\u011fine uygun amel\u00ee h\u00fck\u00fcmleri de tebli\u011f ve icra buyurdu\u011fu \u015f\u00fcphesizdir. Ve zaten nesih meseleleri de bu gibi h\u00fck\u00fcmlerdedir. Bu da \u0130sl\u00e2m dininin her zaman ve mekanda herkes i\u00e7in prensipler koyan bir hak din olmas\u0131 sebeplerinden biridir. Fakat bu gibi de\u011fi\u015fen h\u00fck\u00fcmler fer&#8217;\u00eedir. Bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda us\u00fbl (esaslar) denilen sabit h\u00fck\u00fcmler vard\u0131r. Ve bunlar\u0131n ikisi de hak kanundur. Bu \u015fekildedir ki \u0130sl\u00e2m dini hem koruma, hem de\u011fi\u015fme kanununu i\u00e7erir. Neshi ink\u00e2r edenler, dini yaln\u0131z bir koruma kanunu olmak \u00fczere d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler. Ve bunun i\u00e7in de\u011fi\u015fme ve ink\u0131l\u00e2b noktalar\u0131nda dinsiz kal\u0131rlar. Din ile siyasetin birle\u015fmiyece\u011fini san\u0131rlar. Dini ink\u00e2r edenler de koruma kanununu ve sabit h\u00fck\u00fcmleri ink\u00e2r ederler. Her a\u00e7\u0131dan nesih ve de\u011fi\u015fim i\u00e7inde y\u00fcr\u00fcmek ve sabit bir hak fikir duymamak isterler. Halbuki En&#8217;\u00e2m s\u00fbresinde gelece\u011fi \u00fczere \u00e2lemin cereyan\u0131 ve \u00f6zellikle be\u015fer hayat\u0131 &#8220;Sizin i\u00e7in bir kal\u0131\u015f s\u00fcresi ve kalacak bir yer vard\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/98) h\u00fckm\u00fc gere\u011fince, bir taraftan istikra (kalma) ve koruma, bir taraftan b\u0131rakma ve de\u011fi\u015fme nizamlar\u0131 i\u00e7inde y\u00fcr\u00fcr. Bunlar\u0131n biri illet ve sebebin b\u00e2ki kalmas\u0131yla sebat ve devama; biri de geli\u015fme ve \u0131st\u0131fa (se\u00e7im) ile olgunla\u015fmaya bak\u0131c\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7in koruma kanununa dayanmayan din, din de\u011fildir. De\u011fi\u015fim kanununu ihtiva etmeyen din de, kamil ve genel de\u011fildir. Ve \u0130sl\u00e2m dini her ikisini i\u00e7ine al\u0131r. Ve \u015f\u00fcphe yok ki koruma ve sabit kalma asl\u0131n, de\u011fi\u015fime ve ink\u0131l\u00e2b fer&#8217;in vasf\u0131d\u0131r. \u0130nanaca\u011f\u0131m, iman ve itikad edece\u011fim, dayanaca\u011f\u0131m prensip, herhalde sabit olmal\u0131d\u0131r. \u00c7e\u015fitli zaman ve mekanda, \u00e7e\u015fitli \u015fartlar ve durumlar alt\u0131ndaki de\u011fi\u015fmelerine g\u00f6re icra ve tatbik edece\u011fim \u00f6l\u00e7\u00fcler de de\u011fi\u015fimi m\u00fcmk\u00fcn \u015feyler olmal\u0131d\u0131r. \u015eu halde \u015funu asla unutmamak gerekir ki, Muhammed\u00ee siyaset dinde ve hakk\u0131n h\u00fck\u00fcmlerinde hakim de\u011fil, din ve hakk\u0131n h\u00fck\u00fcmleri Muhammed\u00ee siyasetle beraber b\u00fct\u00fcn Muhammed\u00ee varl\u0131kta hakimdir. Bunun i\u00e7in Hz. Muhammed din\u00ee oldu\u011fu kadar politik de\u011fil, siyasetiyle, hayat\u0131yla ve b\u00fct\u00fcn varl\u0131k ve insanl\u0131\u011f\u0131yla Hakk\u0131n emrine bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 \u00e7evirmi\u015f din\u00ee bir zat, bir Allah el\u00e7isi idi. \u015eartlar\u0131n gere\u011fine uygun h\u00fck\u00fcmlerle hareket etti\u011fi zamanlarda da o, \u015fartlara ve \u00e7evreye de\u011fil, onlar\u0131 ona emreden Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n emirlerine ve sabit (de\u011fi\u015fmez) h\u00fck\u00fcmlerine uyuyordu ki, bahis konumuz olan iki \u00e2yet de i\u015fte bu de\u011fi\u015fmez h\u00fck\u00fcmlerden ve bu esaslardan umuma kar\u015f\u0131 Allah&#8217;a iman ve uyma gere\u011fini haber veren h\u00fckm\u00fcnde \u015fartlar\u0131n ve durumlar\u0131n gereklerine uyma y\u00f6n\u00fcn\u00fc isbat edecek hi\u00e7bir delalet yoktur. Tersine yaln\u0131z hakka ittiba ve say\u0131lan s\u0131n\u0131flara kar\u015f\u0131 koyma vard\u0131r. &#8220;Kur&#8217;\u00e2n Analyse&#8221; yazarlar\u0131 bu \u00e2yetleri par\u00e7alamay\u0131p da Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki tertiplerine g\u00f6re alt ve \u00fcstleriyle g\u00f6stermi\u015f olsalard\u0131, belki bu kadar sapt\u0131r\u0131c\u0131 s\u00f6zler s\u00f6ylemeye cesaret edemezlerdi. Bu c\u00fcmleden olarak bu \u00e2yetin \u00fcst\u00fcndeki iki \u00e2yet o kadar a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde isbat eder ki, Peygamber bu \u00e2yetleri \u00e7evresindeki insanlar\u0131n pek \u00e7ok muhalefet ve kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmalar\u0131na ra\u011fmen yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n emrine ittiba ve s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131na dayanarak tebli\u011f etmi\u015ftir. Gerek Bakara s\u00fbresi \u00e2yetinin \u00fcst taraf\u0131 okunur ve gerek &#8220;Ey inananlar, sizden \u00f6nce kitap verilmi\u015f olanlardan ve k\u00e2firlerden dininizi e\u011flence ve oyun yerine koyanlar\u0131 dost tutmay\u0131n&#8221; (M\u00e2ide, 5\/57) \u00e2yetinden buraya kadar gelen ve daha gelecek olan \u00e2yetlere dikkat edilirse Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bunlara ne g\u00fczel cevaplar vermi\u015f ve ne a\u00e7\u0131k ir\u015fadlarda bulunmu\u015f oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. (Bak. Bakara, 2\/42; Nis\u00e2, 4\/46; M\u00e2ide, 5\/59, 62, 63, 64)<\/p>\n<p>Bununla beraber biz bu sat\u0131rlar\u0131 haks\u0131z yere \u0130sl\u00e2m aleyhine \u00e7al\u0131\u015fan Frans\u0131zlara kar\u015f\u0131 de\u011fil; \u0130sl\u00e2m i\u00e7in hakk\u0131yla \u00e7al\u0131\u015fmayan, Allah&#8217;\u0131n\u0131, Peygamber&#8217;ini dinini, diyanetini, Kitab\u0131n\u0131, ahiretini unutup vazifesini yapmayan, kendinden ge\u00e7mi\u015f, bilgisizlik ve d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fck i\u00e7inde \u015feytanlara kul olmak vaziyetine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f m\u00fcsl\u00fcman kal\u0131nt\u0131lar\u0131na sonlar\u0131n\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in yaz\u0131yoruz. Anla\u015f\u0131ld\u0131 ki Allah Te\u00e2l\u00e2 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131nda zahir\u00ee (g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde) m\u00fcminleri, yahudi ve h\u0131ristiyan, s\u00e2bi\u00een gibi kar\u015f\u0131tlar\u0131yla bir \u00f6l\u00e7\u00fcde saym\u0131\u015f ve kesin vaadini Allah&#8217;a ve ahirete ger\u00e7ekten iman edip g\u00fczel amel i\u015fleyen hakik\u00ee m\u00fcminlere tahsis etmi\u015ftir. Bat\u0131 ve do\u011fu de\u011fi\u015fir, bu kanun de\u011fi\u015fmez. Demek i\u015f, m\u00fcmin g\u00f6r\u00fcnmekte de\u011fil, k\u00e2mil m\u00fcmin olmakta ve bu iman ile \u00e7al\u0131\u015f\u0131p son zaferi kazanmaktad\u0131r. \u0130man ve \u0130sl\u00e2m hi\u00e7 bir zaman ma\u011flub olmaz, burhan (delil) onundur. Fakat eksik ve fas\u0131k m\u00fcminlerdir ki ona ma\u011flubiyet lekesi s\u00fcrerler.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu tart\u0131\u015fmaya sebep olan &#8220;s\u00e2bi\u00een&#8221; kelimesine gelelim:<\/p>\n<p>&#8220;es- S\u00c2B\u0130\u00ceN&#8221; : K\u0131r\u00e2etlerin \u00e7o\u011funda &#8220;hemze&#8221; ile (yukarda yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi), N\u00e2fi ve Ebu Ca&#8217;fer k\u0131r\u00e2etlerinde de &#8220;hemze&#8221;siz &#8220;es-s\u00e2b\u00een&#8221;, &#8220;es-s\u00e2b\u00fbn&#8221; okunur ki bunda ya &#8220;hemze&#8221;nin &#8220;y\u00e2&#8221;ye kalbi (d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmesi) ile veya asl\u0131nda &#8220;hemze&#8221;siz olarak &#8220;s\u00e2b\u00ee&#8221;nin \u00e7o\u011fulu olmak \u00fczere iki vecih (\u015fekil) d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>Arap\u00e7a hemze ile vezninde me\u015fhur bir dinden di\u011fer bir dine \u00e7\u0131kana denilir. &#8220;K\u00e2mus&#8221;ta der ki, &#8220;dininden ba\u015fka bir dine \u00e7\u0131kt\u0131&#8221; &#8220;y\u0131ld\u0131zlar do\u011fu\u015f yerinden \u00e7\u0131kt\u0131&#8221; demektir. \u0130bn\u00fc Esir de &#8220;Minh\u00e2c&#8221;\u0131nda der ki: Bir kimse dininden ba\u015fka bir dine \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman denilir. Kurey\u015f, \u0130sl\u00e2m dinine girenlere yerinde &#8220;masb\u00fb&#8221;, m\u00fcsl\u00fcmanlara &#8220;subat&#8221; derlerdi ki &#8220;k\u00e2d\u00ee, kud\u00e2t&#8221; gibi &#8220;s\u00e2bi &#8220;nin \u00e7o\u011fuludur. &#8220;S\u00e2bi'&#8221; ise gen\u00e7lik, cahillik sevdas\u0131yla bir \u015feye meyletmek ve sevmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;sabv = &#8221; ve &#8220;sabve= &#8220;den ism-i f\u00e2ildir ki &#8220;hev\u00e2\u00ee&#8221; ve &#8220;a\u015f\u00fcfte&#8221; demek gibidir. Bundan ba\u015fka &#8220;s\u00e2bi\u00een&#8221; in muhaffefi de olur. Fahruddin er-R\u00e2z\u00ee demi\u015ftir ki, &#8220;Hemze ile k\u0131r\u00e2et (okumak), m\u00e2n\u00e2y\u0131 a\u00e7\u0131klamaya daha yak\u0131nd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ilim ehli &#8216;O, dinden, di\u011fer dine \u00e7\u0131kand\u0131r&#8217; demi\u015flerdir&#8221;. Ebu Hayy\u00e2n&#8217;\u0131n ifadesine g\u00f6re de &#8220;o, me\u015fhur bir dinden, di\u011fer dine \u00e7\u0131kand\u0131r&#8221;. \u0130\u015fte bu m\u00e2n\u00e2, kelimenin tam Arap\u00e7a olan m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. Tam Arap\u00e7a olan bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re &#8220;s\u00e2bi\u00een&#8221; ve &#8220;s\u00e2bi\u00fbn&#8221;, &#8220;\u0130sl\u00e2m, Yahudi ve H\u0131ristiyan dinlerinden hari\u00e7 olanlar&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir genellemeyi ifade etmi\u015f olur ki, &#8220;m\u00fcminler, yahudiler, h\u0131ristiyanlar ve di\u011ferleri&#8221; demek gibidir.<\/p>\n<p>Sonra, s\u00e2bie, s\u00e2bi\u00een, s\u00e2bi\u00fbn veya s\u00e2b\u00een ve s\u00e2b\u00fbn, eski bir din veya \u00f6zel mezhebe mensup olan bir gruba, bir millete isim olarak s\u00f6ylenir ki, bu m\u00e2n\u00e2ca kelimenin asl\u0131 Arap\u00e7a olup olmad\u0131\u011f\u0131 hakk\u0131nda ihtilaf edilmi\u015ftir. Arap\u00e7a oldu\u011funa g\u00f6re zikredilen &#8220;s\u00e2b\u00ee&#8221; m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131n birinden al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Arap\u00e7a olmay\u0131p S\u00fcry\u00e2ni gibi di\u011fer bir dilden al\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011funa g\u00f6re ise asl\u0131 s\u00e2bidir. \u015eit Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n ikinci o\u011flu veya \u0130dris Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n o\u011flu oldu\u011fu iddia edilmi\u015ftir. Bu ihtilaf\u0131n \u00f6zetine g\u00f6re anla\u015f\u0131l\u0131yor ki bunlar kendilerine s\u00e2biy demi\u015flerdir. Arap da gerek bunlara ve gerek benzerlerine sap\u0131k veya &#8220;y\u0131ld\u0131za tapan&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na s\u00e2bi\u00ee veya s\u00e2b\u00ee demi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Bunlar kimlerdir? Ve bu nas\u0131l bir mezhep veya dindir? &#8220;K\u00e2mus&#8221;ta: &#8220;S\u00e2bi\u00fbn N\u00fbh Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n dini \u00fczere bulunduklar\u0131n\u0131 zannederler ve k\u0131bleleri g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn yar\u0131s\u0131 s\u0131ras\u0131nda kuzey r\u00fczgar\u0131n\u0131n esti\u011fi yerdir&#8221; diyor. &#8220;Tehzib&#8221; de ise: &#8220;S\u00e2bi\u00fbn bir kavimdir ki, dinleri H\u0131ristiyan dinine benzer. Ancak k\u0131bleleri g\u00fcney r\u00fczgar\u0131n\u0131n esti\u011fi yerdir. Ve N\u00fbh Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n dininde olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6ylerler&#8221;. deniliyor. Tefsircilerin a\u00e7\u0131klamalar\u0131n\u0131n \u00f6zetine g\u00f6re bunlar, yahudi ile h\u0131ristiyan veya yahudi ile mec\u00fbs\u00ee veya h\u0131ristiyan ile mec\u00fbs\u00ee dinleri aras\u0131nda bir gruptur ki, hem kitap ehli denebilecek y\u00f6nleri veya s\u0131n\u0131f\u0131, hem de m\u00fc\u015frik veya putperest denecek y\u00f6nleri veya s\u0131n\u0131f\u0131 vard\u0131r. Dinlerinin asl\u0131n\u0131n, \u0130dris veya Nuh Peygamberlerin dini oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015f; esas\u0131nda meleklere veya y\u0131ld\u0131zlara tapt\u0131klar\u0131 ve puta tap\u0131c\u0131lar olduklar\u0131 da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki s\u00e2bi\u00eelik esas itibariyle Allah&#8217;dan g\u00f6nderilmi\u015f olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen ve fakat zaman\u0131n ge\u00e7mesiyle felsef\u00ee ve siyas\u00ee etkiler alt\u0131nda bir\u00e7ok sapmalar ve de\u011fi\u015fmelere maruz olarak bir gizlilik veya bat\u0131n\u00eelik kazanm\u0131\u015f eski bir mezhebdir. Ve en az bunlar\u0131 ilk s\u00e2bi\u00eeler ve son s\u00e2bi\u00eeler olmak \u00fczere d\u00fc\u015f\u00fcnerek, yerine g\u00f6re aralar\u0131ndaki m\u00fc\u015fterek ve farkl\u0131 y\u00f6nleri bulunabilecektir. Tarih\u00ee bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan ilk s\u00e2bi\u00eeler; Hind&#8217;de ve eski M\u0131s\u0131rl\u0131larda, S\u00fcry\u00e2n\u00eeler ve G\u0131ld\u00e2n\u00eelerde az \u00e7ok bir fark ile devam etmi\u015f bir mezhebtir. Ve bununla beraber bu mezhebi en \u00e7ok temsil edenler S\u00fcry\u00e2n\u00ee ve G\u0131ld\u00e2n\u00eelerdir. Eski Yunan ve Rum dinleri de bunlar\u0131n bir yans\u0131mas\u0131d\u0131r. Son s\u00e2bi\u00eeler de \u0130srailo\u011fullar\u0131, \u0130ran, Yunan, Roma ve di\u011ferleri gibi \u00e7e\u015fitli k\u00fclt\u00fcr ve medeniyetler alt\u0131nda kalm\u0131\u015f olan S\u00fcry\u00e2n\u00ee ve G\u0131ld\u00e2n\u00ee kal\u0131nt\u0131lar\u0131d\u0131r ki, bunlardan geri kalanlar\u0131 el-Cezire ve Musul taraflar\u0131ndaki Nabat\u00eeler olmu\u015ftur. Abbasiler devrinide Yunan eserlerini Arap\u00e7a&#8217;ya terceme eden S\u00e2bit b. Kurre gibi filozof ve m\u00fctercimler bunlardan idi. da: &#8220;Ebu&#8217;l- Hasen S\u00e2bit b. Kurre el- Harr\u00e2n\u00ee, Harran&#8217;da oturan s\u00e2bi&#8217;eden idi. Mezhebiyle ilgili vergiler, farzlar ve s\u00fcnnetlere dair; \u00f6l\u00fclerin kefenlenmesi ve defnedilmesine, inan\u00e7lar\u0131na, temizlik ve pisli\u011fe dair risaleleri vard\u0131r. O\u011flu Sinan b. S\u00e2bit, H\u00fcrm\u00fcs&#8217;\u00fcn &#8220;Nev\u00e2mis&#8221;ini Arap\u00e7aya \u00e7evirmi\u015ftir. Ve deniliyor ki, &#8220;s\u00e2bi\u00fbn&#8221;un nisbeti (s\u00e2b) ad\u0131r. Bu da \u0130dris aleyhissel\u00e2m\u0131n o\u011flu (T\u00e2t) d\u0131r diye zikredilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u015eih\u00e2buddin Ahmed b. Fazlullah el-\u00d6mer\u00ee &#8220;Mes\u00e2lik\u00fc&#8217;l- Ebs\u00e2r&#8221; \u0131nda ve Ebu&#8217;l-Fid\u00e2 Tarihi&#8217;nde, Ebu&#8217;l-\u0130s\u00e2 el-Ma\u011fribi&#8217;nin kitab\u0131nda nakledildi\u011fine g\u00f6re, &#8220;S\u00fcry\u00e2n \u00fcmmeti, \u00fcmmetlerin ilkidir. Ve bunlar\u0131n milletleri s\u00e2bi\u00een milletidir. Bunlar dinlerini \u015eit ve \u0130dris Peygamberlerden ald\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00f6ylerler. \u015eit&#8217;e yak\u0131\u015ft\u0131rd\u0131klar\u0131 bir kitaplar\u0131 vard\u0131r, buna &#8220;Suhuf-i \u015eit&#8221; (\u015eit&#8217;in sayfalar\u0131) derler. Bunda kerem (c\u00f6mertlik), \u015fecaat, do\u011fruluk, yak\u0131na taraftarl\u0131k gibi ahl\u00e2ki g\u00fczellikler ve iyilikler zikredilmi\u015f ve emredilmi\u015f, k\u00f6t\u00fcl\u00fckler zikrolunup bunlardan \u00e7ekinilmesi emrolunmu\u015ftur. S\u00e2bi\u00eelerin bir tak\u0131m ibadetleri de vard\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak yedi vakit namazlar\u0131 vard\u0131r ki be\u015f vakti m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131nkine uyar. Alt\u0131nc\u0131s\u0131 ku\u015fluk, yedincisi de gecenin tam alt\u0131nc\u0131 saatindedir. Namazlar\u0131 niyet ve bir de ba\u015fka bir \u015fey kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmamak itibariyle m\u00fcsl\u00fcman namaz\u0131na benzer. R\u00fck\u00fbsuz ve secdesiz cenaze namazlar\u0131 da vard\u0131r. Otuz veya yirmidokuz g\u00fcn oru\u00e7 da tutarlar. Oru\u00e7 ve f\u0131t\u0131rlar\u0131nda hilale riayet ederlerdi. O \u015fekilde ki f\u0131t\u0131rlar\u0131nda g\u00fcne\u015f, hamel (kuzu) burcuna girmi\u015f bulunurdu ve gecenin son d\u00f6rtte birinden g\u00fcne\u015fin kursu (y\u00fcz\u00fc) bat\u0131ncaya kadar oru\u00e7 tutarlard\u0131 ve hamse-i m\u00fctehayyire (be\u015f \u015fa\u015fk\u0131n) denilen y\u0131ld\u0131zlar\u0131n \u015ferefli evlerine ini\u015flerinde bir tak\u0131m bayramlar\u0131 vard\u0131r. Ve hamse-i m\u00fctehayyire (be\u015f \u015fa\u015fk\u0131n), Z\u00fchal (Sat\u00fcrn), M\u00fc\u015fte-ri (Jupiter), Mirrih (Merih), Z\u00fchre (Ven\u00fcs), Utarit (Merk\u00fcr) tir. Mekke&#8217;nin Beyti (K\u00e2&#8217;be)ne de h\u00fcrmet ederler. Fakat Harran \u00fczerinde bir yerleri vard\u0131r ki oraya haccederler ve M\u0131s\u0131r ehramlar\u0131na da h\u00fcrmet ederler. Ve bunlar\u0131n biri \u015eit b. \u00c2dem&#8217;in kabri, di\u011fer biri Uhnuh&#8217;un (\u0130dris&#8217;in) kabri, biri de nisbet olunduklar\u0131 Sabi b. \u0130dris&#8217;in kabri oldu\u011fu kanaatindedirler. Ve g\u00fcne\u015fin \u015feref burcuna giri\u015f g\u00fcn\u00fcne h\u00fcrmet ederler. \u0130bn\u00fc Hazm demi\u015ftir ki, s\u00e2b\u00eelerin mensub olduklar\u0131 din, dinlerin en eskisi ve bir zamana kadar d\u00fcnyada galip olan\u0131d\u0131r. Nihayet birtak\u0131m dinde olmayan yeni icatlar ortaya \u00e7\u0131kard\u0131lar ve bunun \u00fczerine Cen\u00e2b-\u0131 Allah bunlara Hz. \u0130brahim&#8217;i g\u00f6nderdi&#8221;.<\/p>\n<p>\u015eehrist\u00e2n\u00ee &#8220;el-Milel ve&#8217;n- Nihal&#8221;inde dinler tarihi a\u00e7\u0131s\u0131ndan der ki: \u0130brahim Aleyhissel\u00e2m zaman\u0131nda b\u00fct\u00fcn insan gruplar\u0131 iki s\u0131n\u0131fa d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f bulunuyordu: S\u00e2bie, Hunefa. S\u00e2bie, biz Allah&#8217;\u0131 tan\u0131mada; Allah&#8217;a itaati, emirlerini ve h\u00fck\u00fcmlerini tan\u0131makta bir arac\u0131ya muhtac\u0131z. Fakat o arac\u0131n\u0131n ruh\u00e2n\u00ee olmas\u0131 gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ruh\u00e2n\u00eeler mukaddes, temiz ve Rablerin Rabbine yak\u0131nd\u0131rlar. Cism\u00e2n\u00eeler ise bizim gibi yerler, i\u00e7erler ve bizim gibi be\u015fere itaat ederseniz zararda kal\u0131rs\u0131n\u0131z derlerdi. Hunefa (hanifler) de biz be\u015fer; bilgi ve itaatde be\u015fer cinsinden bir arac\u0131ya muhtac\u0131z. Bir be\u015fer ki temizlik ve masumlukta, teyid (do\u011frulama) ve hikmette derecesi, m\u00fccerred (soyut) ruhaniyetten daha y\u00fcksek olsun. Be\u015fer olmas\u0131 durumuyla bize benzeyen, ruhaniyeti y\u00f6n\u00fcyle bizden \u00fcst\u00fcn bulunsun da ruhaniyeti taraf\u0131yla vahy olsun, be\u015feriyeti taraf\u0131yla da insan t\u00fcr\u00fcne telkin etsin. Derlerdi ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da: &#8220;De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece el\u00e7i olan bir insan de\u011fil miyim?&#8221; (\u0130sr\u00e2&#8217;, 17\/93), &#8220;De ki: &#8216;Ben de sizin gibi bir insan\u0131m, bana vahyolunuyor&#8221; (Kehf- 18\/110) \u00e2yetleri bu m\u00e2n\u00e2ya i\u015farettir. Fakat yaln\u0131z ruh\u00e2n\u00ee el\u00e7iyi benimsemek isteyen s\u00e2bie, s\u0131rf ruh\u00e2niyette s\u0131k\u0131\u015f\u0131p kalmaya, do\u011frudan do\u011fruya kendi zatlar\u0131na yak\u0131nla\u015farak onlardan bizzat (arac\u0131s\u0131z) almalarda bulunmaya da \u00e7are bulamad\u0131lar. B\u00f6ylece bir k\u0131sm\u0131 tuttular r\u00fbhanilerin heykellerine s\u0131\u011f\u0131narak bunlardan yard\u0131m dilenmeye kalkt\u0131lar ki, bu heykeller yedi gezegen ve baz\u0131 s\u00e2bitlerdir. Bu \u015fekilde Rum s\u00e2biesinin s\u0131\u011f\u0131na\u011f\u0131 gezegenler, Hind s\u00e2biesinin s\u0131\u011f\u0131na\u011f\u0131 da s\u00e2bitler oldu. Bir \u00e7o\u011fu da heykellerden \u015fah\u0131slara; yani o y\u0131ld\u0131zlar\u0131n Rum&#8217;da tabiatlar\u0131, Hind&#8217;de se\u00e7kinleri dikkat nazar\u0131na al\u0131narak g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f \u015fekillerine g\u00f6re yap\u0131lan m\u00fc\u015fahhas (somut) resimlerine tenezz\u00fcl ettiler. M\u00fccerret (soyut) ruh\u00e2niyet tutuculu\u011fu b\u00f6yle tersine d\u00f6n\u00fcp, ruh sahibi olan be\u015ferin kendini unutarak ruhsuz cisimler \u00f6n\u00fcnde boyun e\u011fmesine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc ve bu ruh\u00e2niyetin temsili say\u0131ld\u0131. Bunlar d\u00fc\u015f\u00fcnemiyorlard\u0131 ki, bu temsillerin, dolayl\u0131 olarak delalet etti\u011fi, m\u00fccerret (soyut) r\u00fbh\u00e2niyet de\u011fil, nihayet be\u015fer\u00ee r\u00fbh\u00e2niyetin bir temsili oluyordu. Fark edemiyorlard\u0131 ki bu temsiller, y\u0131ld\u0131zlardan ve onlar\u0131n r\u00fbh\u00e2nilerinden \u00f6nce bir be\u015fer\u00ee ruhun yanl\u0131\u015f tasavvurlar\u0131n\u0131, meyletmelerini ve sap\u0131kl\u0131klar\u0131n\u0131 ifade ederler. \u0130\u015fte bunlardan ash\u00e2b-\u0131 hey\u00e2kil (heykelciler) denilen \u00f6nceki grup &#8220;y\u0131ld\u0131zlara tapanlar&#8221;, ash\u00e2b-\u0131 e\u015fhas (\u015fah\u0131sc\u0131lar) denilen ikinci grup da &#8220;puta tapanlar&#8221; d\u0131r. \u0130brahim Aleyhissel\u00e2m her iki f\u0131rkay\u0131, s\u00f6zl\u00fc ve fiil\u00ee olarak k\u0131rmak suretiyle kolayl\u0131k ve m\u00fcsamaha ile bir b\u00fcy\u00fck millet ve b\u00fcy\u00fck \u015feriat olan ve k\u0131ymetli din ve do\u011fru yol bulunan &#8220;hanif&#8221;li\u011fi yerle\u015ftirdi ve yayd\u0131. Onun o\u011fullar\u0131ndan olan peygamberlerin hepsi de bunu yerle\u015ftirip sa\u011flamla\u015ft\u0131r\u0131yorlard\u0131. \u00d6zellikle \u015feriat\u0131m\u0131z\u0131n sahibi Muhammed Mustafa (s.a.v) bu yerle\u015ftirmede en sona ve en y\u00fcksek maksada eri\u015fti. Burada en dikkate \u015f\u00e2y\u00e2n olan nokta \u015fudur ki, tevhid, hanifli\u011fin esaslar\u0131n\u0131n en \u00f6zelidir. Bunun i\u00e7in Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 her yerde haniflik, \u015firki reddetmeye yak\u0131n olarak zikredilmi\u015ftir. &#8220;\u0130brahim, ne yahudi, ne de h\u0131ristiyan idi, dosdo\u011fru bir m\u00fcsl\u00fcmand\u0131. M\u00fc\u015friklerden de de\u011fildi&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/67); &#8220;Allah&#8217;a ortak ko\u015fmadan, h\u00e2lis olarak Allah&#8217;\u0131 birleyenlerden olun&#8221; (Hacc, 22\/31).<\/p>\n<p>S\u00e2b\u00eeilik ilk zamanda yaln\u0131z heva ve hayvaniyetleri, ki\u015fisel bask\u0131lar\u0131 ve hiss\u00ee temay\u00fclleri pe\u015finde ko\u015fan Ha\u015fi\u015fiyye, Tabiiyye ve Dehriyye&#8217;nin ruh\u00ee sefaletlerini g\u00f6rerek insanl\u0131k ve azimlikten tiksinip bir tak\u0131m s\u0131n\u0131rlar ve akl\u00ee h\u00fck\u00fcmler kabul etmi\u015f ve bunun esaslar\u0131n\u0131 vahy ile teyid edilmi\u015f kanunlardan almakla beraber g\u00f6r\u00fc\u015flerini akl\u00ee soyutlar (m\u00fccerredler)a tahsis etmi\u015fler ve arad\u0131klar\u0131n\u0131 yerde ve insanl\u0131kta de\u011fil, g\u00f6kte ve g\u00f6k cisimlerinde bulmak istemi\u015f bir mezhep dini gibi ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r ki, bunlar \u00c2zim\u00fbn ve H\u00fcrm\u00fcs&#8217;\u00fc ilk muallim (\u00f6\u011fretmen) kabul eden ilk s\u00e2biedirler. \u015eehrist\u00e2n\u00ee burada genel s\u00e2bieyi anlatmak i\u00e7in, felsefe tarihine g\u00f6re \u015f\u00f6yle bir \u00f6zet b\u00f6l\u00fcm yaparak ve son s\u00e2bi&#8217;e felsefelerini inceleyip tart\u0131\u015farak der ki: \u0130nsanlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 ne mahs\u00fbs (hissedilen)u, ne de makul (d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen \u015fey)u kabul etmezler, bunlar Sofest\u00e2iyyedir. Bir k\u0131sm\u0131 hissedileni kabul eder, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcleni kabullenmez, bunlar Tabiiyyedir. Bir k\u0131sm\u0131 hissedileni de, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcleni de kabul eder, cezalar\u0131 ve h\u00fck\u00fcmleri kabul etmezler. Bunlar Dehr\u00ee filozoflard\u0131r. Bir k\u0131sm\u0131 hissedileni, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcleni, cezalar\u0131 ve h\u00fck\u00fcmleri de kabul eder, Allah&#8217;dan g\u00f6nderilen bir \u015feri\u00e2t ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 kabul etmezler, bunlar S\u00e2biedirler. Bir k\u0131sm\u0131, bunlar\u0131n hepsini, bir \u00e7e\u015fit \u015feriat ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 da kabul eder. Fakat Peygamberimiz&#8217;in (s.a.v) \u015feriatini kabul etmezler, bunlar yahudi ve h\u0131ristiyand\u0131rlar. Bir k\u0131sm\u0131 da hepsini kabul eder, bunlar da m\u00fcsl\u00fcmand\u0131rlar. S\u00e2bie, Sofest\u00e2iyye, Tabiiyye ve Dehr\u00ee filozoflar gibi dinsizlere kar\u015f\u0131 olan b\u00fct\u00fcn din sahipleri i\u00e7inde ilk m\u00fccadele Haniflere kar\u015f\u0131 olur. S\u00e2bie ve Hanifler: \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn dinlerin bizzat kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya olan iki asl\u00ee \u015fubesi. Sabve, ba\u015flang\u0131\u00e7tan beri devaml\u0131 olarak Haniflik kar\u015f\u0131t\u0131d\u0131r. S\u00e2bie, din ararken, hak yoldan sapt\u0131klar\u0131 ve peygamberlerin do\u011fru izinden ayr\u0131ld\u0131klar\u0131 i\u00e7indir ki S\u00e2bie ad\u0131n\u0131 alm\u0131\u015flard\u0131. Fakat kendileri, a\u015fk ve arzu m\u00e2n\u00e2s\u0131yla, &#8220;sabve, insanlar\u0131n kayd\u0131ndan uzakla\u015fmakt\u0131r&#8221; derler. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hanifler mezhebi be\u015fer\u00ee peygamberlik ile cism\u00e2n\u00ee be\u015fere taraftarl\u0131k esas\u0131 \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc gibi, S\u00e2bie mezhebi de cism\u00e2n\u00ee be\u015ferli\u011fi d\u00fc\u015f\u00fck g\u00f6rmekle r\u00fbhanilere taraftarl\u0131k esas\u0131 \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcr. Ve bunun i\u00e7in s\u00e2bie insanlar\u0131n, be\u015fer olan bir peygambere uymak ve ittiba etmekle do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;a ibadet etmesini do\u011fru bir i\u015f de\u011fil, insanlar\u0131n \u015fart\u0131 gibi g\u00f6stererek be\u015fer d\u0131\u015f\u0131ndan Allah&#8217;a yakla\u015fmak i\u00e7in arac\u0131lar ve m\u00fcnanesebetler arar. Ve bunu \u00f6nce yaln\u0131z ruh\u00e2niyette arar. Ve kendilerini s\u0131rf r\u00fbh\u00e2n\u00ee olabileceklerini sanarak cisimli\u011fi ezmek, cisim olan be\u015ferlikten mutlaka ilgiyi kesmek isterler. Ve bu \u015fekilde, s\u00e2bie, mezheplerinin iktisab (kazanma) oldu\u011funu iddia ederler, yarad\u0131l\u0131\u015f hududundan hari\u00e7 bir iktisab(kazan\u00e7)a davet ederler. Bunlara kar\u015f\u0131 Hanifler de mezheplerinin f\u0131trat (yarat\u0131l\u0131\u015f) oldu\u011funu s\u00f6yler ve f\u0131trata davet ederler. Haniflere g\u00f6re mahsus (hissedilen) ve makul (d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen), cism\u00e2n\u00ee ve r\u00fbh\u00e2n\u00ee ikisinin de \u00f6zel k\u0131ymetleri vard\u0131r. Fakat bu k\u0131ymetler hi\u00e7 birinde mutlak de\u011fil, izaf\u00ee (de\u011fi\u015fken) dir. Bir makul, g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclen \u015feyler i\u00e7inde misali bulununcaya kadar hayal ve kuruntudur. Bir mahsus (hissedilen \u015fey) de, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclende misali bulunmad\u0131k\u00e7a, mahsus (g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclen) de\u011fil, bir yok olan serabd\u0131r. Hakk\u0131n zat\u0131, ne s\u0131rf makul (akla uygunluk), ne de s\u0131rf mahsus (g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclen) dur. Ne mahsus (g\u00f6r\u00fclen) tamamen makule d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcl\u00fcr, ne de makul tamamen mehsusa d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcl\u00fcr. Her ikisi de birbirini kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak temsil etmek \u00fczere hakka d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcl\u00fcr. Ayn\u0131 \u015fekilde mutlak etki, ne s\u0131rf ruh\u00e2niyete mahsustur, ne de s\u0131rf cismaniyete; cisim ruhtan etkilendi\u011fi gibi, ruh da cisimden etkilenir. Ruh ile cisim aras\u0131nda kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 bir etki ve etkilenme vard\u0131r. Hak par\u0131lt\u0131s\u0131 bu ikisinin aras\u0131nda bulunur. Hakik\u00ee fail (yap\u0131c\u0131), ne ruh, ne cisimdir. Ne ruh cismin eseri, ne de cisim ruhun eseridir. \u0130kisi de Allah&#8217;\u0131n eseri ve Allah&#8217;\u0131n delilleridir. Allah yaln\u0131z maddesiz olanlar\u0131n de\u011fil, maddenin ve maddeden olanlar\u0131n da yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve yap\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde hay\u0131r (iyilik) ve kemal (olgunluk), fazilet ve sel\u00e2met yaln\u0131z ruh\u00e2niyete mahsus de\u011fildir. \u015eer (k\u00f6t\u00fcl\u00fck) ve noksanl\u0131k, fesatl\u0131k ve rezillik ruh\u00e2niyette de vard\u0131r. \u00d6yle olmasayd\u0131 r\u00fbh\u00e2niyetin derecelerinde ihtilaf olunmaz ve meleklik kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda \u015feytanl\u0131k olmazd\u0131. Cisim olma, asl\u0131na ve yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na g\u00f6re \u015ferrin ba\u015flang\u0131c\u0131 de\u011fildir. Cisimlikte \u00f6yle faziletler vard\u0131r ki onlar ruh\u00e2nilerde bulunamaz. \u015eu halde r\u00fbh\u00e2niyeti ve cisimli\u011fi i\u00e7ine alan be\u015fer t\u00fcr\u00fcnde hak delilleri ve Allah&#8217;a yak\u0131nl\u0131k m\u00fccerred (soyut) r\u00fbhaniyyetten daha fazlad\u0131r. Be\u015fer t\u00fcr\u00fc m\u00fccerred r\u00fbh\u00e2niden -belki- daha faziletli ve daha m\u00fckemmeldir. Hatta be\u015fer, mele\u011fin emrinde de\u011fil, melek be\u015ferin emrindedir. Be\u015ferin Allah&#8217;a yakla\u015fmas\u0131 i\u00e7in soyut r\u00fbh\u00e2niyetin arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 zaruri de\u011fildir. Allah&#8217;dan insanlara ve insanlardan Allah&#8217;a do\u011fru bir yol vard\u0131r. Yaratma Allah&#8217;a ait oldu\u011fu gibi, emir de Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Hud\u00fbd (hadler = cezalar) ve h\u00fck\u00fcmler de Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah&#8217;\u0131n tayin etti\u011fi, Allah&#8217;\u0131n inzal etti\u011fi (indirdi\u011fi) dir. Be\u015fer ne s\u0131n\u0131rs\u0131z, ne m\u00fchmel (terkedilmi\u015f) dir, ne de yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n m\u00fcsait olmad\u0131\u011f\u0131 s\u0131n\u0131rlar\u0131 kazanabilir.<\/p>\n<p>Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 bozmaya \u00e7al\u0131\u015fmamal\u0131 ve cesedi hakir g\u00f6r\u00fcp ezmeye u\u011fra\u015fmamal\u0131d\u0131r. Fakat S\u00e2bie bu noktada orta yoldan \u00e7\u0131km\u0131\u015f, &#8220;hakka yakla\u015fmak yaln\u0131z ruh\u00e2niyettedir&#8221; zann\u0131yla hissedilen (mahsus)i makul (akla uygun olan)a, cism\u00e2n\u00eeyi r\u00fbh\u00e2niye d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmeye, insandan melek yapmaya kalk\u0131\u015fm\u0131\u015f; kolayl\u0131\u011f\u0131 zorlu\u011fa, ho\u015fg\u00f6r\u00fcy\u00fc bask\u0131ya, tecerr\u00fcd (s\u0131yr\u0131lma)\u00fc toplanmaya, ba\u011flanmay\u0131 ayr\u0131lmaya tercih etmeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f ve buna g\u00f6re r\u00fbhaniyet tutuculu\u011fu etraf\u0131nda dola\u015fmak isterken ruh\u00e2n\u00ee olmayan cisimlerden yard\u0131m istemeye kadar inmi\u015f; birlik ve tecerr\u00fcd (yaln\u0131zla\u015fma) ararken \u00e7okluk ve \u015firk i\u00e7inde kalm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in ilk S\u00e2bie de Haniflerden baz\u0131 esaslar alarak ruh\u00e2niyet ashab\u0131, yahut meleklere tapanlar olmak \u00fczere ba\u015flam\u0131\u015f; heykel ashab\u0131 yahut y\u0131ld\u0131zlara tapanlar; e\u015fhas ashab\u0131 yahut puta tapanlar olmakta karar etmi\u015f ve bu iki gruptan her biri de, biri H\u0131zb\u00e2niyye, biri de H\u0131ribb\u00e2niyye ad\u0131yla iki esas mezhebe ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ash\u00e2b-\u0131 ruh\u00e2niyyat (Ruh\u00e2niyy\u00e2t ash\u00e2b\u0131): Ruh bir cevher (\u00f6z), fetha ile &#8220;ravh&#8221; da onun \u00f6zel durumudur. Buna g\u00f6re &#8220;r\u00fbh\u00e2niyet&#8221; ve &#8220;ravh\u00e2niyet&#8221; diye iki deyim (tabir) vard\u0131r. Bunlar\u0131n mezhebi \u015fudur: \u00c2lemin hak\u00eem (hikmet sahibi) ve hud\u00fbs (sonradan olma) kusurlar\u0131ndan uzak bir yap\u0131c\u0131s\u0131, yarat\u0131c\u0131s\u0131 vard\u0131r. Ve bizim g\u00f6revimiz, onun y\u00fcksek huzuruna eri\u015fmekten aciz oldu\u011fumuzu bilmektir. Ona ancak yan\u0131nda yak\u0131nlar\u0131 (mukarrab\u00een&#8217;i) olan arac\u0131lar\u0131 vas\u0131tas\u0131yla yak\u0131nla\u015f\u0131l\u0131r. Bunlar ise \u00f6z olarak (cevheren), fiil olarak ve h\u00e2l olarak temiz ve mukaddes olan ruh\u00e2n\u00eelerdir. Cevher (\u00f6z) a\u00e7\u0131s\u0131ndan ruh\u00e2niler, cism\u00e2n\u00ee maddelerden mukaddes, cesede ait g\u00fc\u00e7lerden uzak, mekana ait hareket ve zamanla ilgili de\u011fi\u015fmelerden m\u00fcnezzeh (kusursuz)dirler. Yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131 temizlik, f\u0131tratlar\u0131 Allah&#8217;\u0131 b\u00fcy\u00fckleme ve y\u00fcceltme \u00fczerinedir. &#8220;Allah&#8217;\u0131n buyurdu\u011funa kar\u015f\u0131 gelmeyen ve emredildikleri \u015feyi yapan melekler&#8221; (Tahrim, 66\/6) dirler. Bizi buna ilk muallimimiz (hocam\u0131z) Azimun ve H\u00fcrm\u00fcs ir\u015fad ettiler. Biz bunlara yakla\u015f\u0131r\u0131z ve bunlara tevekk\u00fcl eder dayan\u0131r\u0131z. Bizim Rablerimiz, il\u00e2hlar\u0131m\u0131z, Allah kat\u0131nda arac\u0131lar\u0131m\u0131z, \u015fefaat\u00e7\u0131lar\u0131m\u0131z bunlard\u0131r. Allah da rablerin rabbi ve il\u00e2hlar\u0131n il\u00e2h\u0131d\u0131r. \u015eu halde bizim g\u00f6revimiz nefislerimizi tabiata ait \u015fehvetlerin kirlerinden temizlemek ve ahl\u00e2k\u0131m\u0131z\u0131 \u015fehvet ve gazap kuvvetlerinin ilgilerinden ay\u0131klamakt\u0131r ki, bu sayede bizimle r\u00fbh\u00e2niler aras\u0131nda bir ilgi h\u00e2s\u0131l olsun da onlardan ihtiya\u00e7 duydu\u011fumuz \u015feyleri istiyelim ve durumlar\u0131m\u0131z\u0131 kendilerine sunal\u0131m ve b\u00fct\u00fcn i\u015flerimizde onlara \u00e2\u015f\u0131k ve sab\u00ee (sevgili) olal\u0131m ki, onlar da bizi ve kendilerini yaratana ve r\u0131z\u0131k verene \u015fefaat etsinler. Bu temizleme ve s\u00fcsleme ise ancak bizim \u00e7al\u0131\u015fmam\u0131zla ve kendimize hakim olmam\u0131zla, nefislerimizi \u015fehvet k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinden keserek r\u00fbh\u00e2niyet y\u00f6n\u00fcnden yard\u0131m istememizle olur. Yard\u0131m dilemek de dualarla, namazlarla, bol sadaka vermekle, yiyecek ve i\u00e7eceklerden kendimizi tutmak, kurban kesmek, buhurlarla, t\u00fcts\u00fclerle t\u00fcts\u00fclenmek ve b\u00fcy\u00fcklere sayg\u0131 ile dua ve niyazd\u0131r. Bu \u015fekilde nefislerimizde arac\u0131s\u0131z bir yard\u0131m dileme yetene\u011fi meydana gelir ki, o zaman biz de t\u0131pk\u0131 vahy ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 iddia edenlerin h\u00fckm\u00fcn\u00fc kazan\u0131r\u0131z. Ve hatta s\u0131rf r\u00fbh\u00e2n\u00ee olur, il\u00e2hlar s\u0131ras\u0131na ge\u00e7eriz. Peygamberler bizim t\u00fcrde emsalimiz, surette \u015fekillerimiz, maddede ortaklar\u0131m\u0131zd\u0131rlar. Yedi\u011fimizden yerler i\u00e7ti\u011fimizden i\u00e7erler, \u015fekilde bize benzerler, biz onlara ni\u00e7in itaat edelim, derler. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da &#8220;E\u011fer sizin gibi bir insana itaat ederseniz, o takdirde siz, mutlaka ziyana u\u011frayanlars\u0131n\u0131z&#8221; (M\u00fcmim\u00fbn, 23\/34) \u00e2yeti, bunlar\u0131n bu s\u00f6zlerini s\u00f6ylemektedir.<\/p>\n<p>Fiil a\u00e7\u0131s\u0131ndan r\u00fbh\u00e2n\u00eeler, yaratma ve icatta, i\u015fleri bir halden bir hale \u00e7evirmede ve yarat\u0131klar\u0131 bir ba\u015flang\u0131\u00e7ta olgunlu\u011fa y\u00f6netmede arac\u0131 etkendirler. Kuds\u00ee hazreti il\u00e2htan kuvvet dilenir ve d\u00fc\u015fk\u00fcn varl\u0131klara feyz yayarlar. Ve bunlar\u0131n s\u0131raya konulmu\u015f dereceleri vard\u0131r.<\/p>\n<p>Birinci olarak, y\u0131ld\u0131zlar\u0131 idare eden, bu c\u00fcmleden olarak gezegen y\u0131ld\u0131zlar\u0131 y\u00f6r\u00fcngelerinde tedbir ve idare eden r\u00fbh\u00e2n\u00eeler vard\u0131r ki, yedi gezegen y\u0131ld\u0131zlar\u0131 bunlar\u0131n heykelleridir. Her r\u00fbh\u00e2n\u00eenin bir \u00f6zel heykeli ve her heykelin bir felek (y\u00f6r\u00fcnges)i vard\u0131r. Ve o r\u00fbh\u00e2ninin o heykele nisbeti, ruhun cesede nisbeti gibidir. O, o heykelin rabbi, idarecisi ve m\u00fcd\u00fcr\u00fcd\u00fcr. S\u00e2bi\u00eeler, o r\u00fbh\u00e2nilere il\u00e2hlar, heykellere de rabler derler. Bununla birlikte \u00e7o\u011funlukla heykellere babalar, unsurlara anneler ismini vermi\u015flerdir. R\u00fbh\u00e2n\u00eelerin fiil ve tesiri, o uydu heykellerde ve unsurlarda birtak\u0131m de\u011fi\u015fiklikler meydana getirecek \u015fekilde \u00f6zel bir miktarda tahrik etmektir. Bundan bile\u015fiklerin terkipleri ve anla\u015fmalar\u0131 has\u0131l olur da buna uyarak cisman\u00ee kuvvetler gelir. Ve bu cisman\u00ee kuvvetler \u00fczerine de, bitki ve hayvan t\u00fcrlerinde oldu\u011fu gibi, r\u00fbh\u00e2n\u00eelerin nefisleri biner ve bu etkiler, bazan bir k\u00fcll\u00ee r\u00fbh\u00e2n\u00eeden k\u00fbll\u00ee olarak ve bazan c\u00fbz&#8217;\u00ee r\u00fbh\u00e2n\u00eeden c\u00fbz&#8217;\u00ee olarak s\u00e2d\u0131r olur. Mesela ya\u011fmur cinsiyle beraber bir melek, her bir damlas\u0131yla de bir melek vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak, g\u00f6kle yer aras\u0131ndaki bo\u015flukta ortaya \u00e7\u0131kan ulv\u00ee eserlerin idarecileri olan r\u00fbh\u00e2niler vard\u0131r ki, ya\u011fmur, kar, dolu, r\u00fczgar gibi yerden \u00e7\u0131k\u0131p inen eserler, y\u0131ld\u0131r\u0131mlar, k\u0131v\u0131lc\u0131mlar, g\u00f6k g\u00fcrlemesi ve \u015fim\u015fek, kuyruklu y\u0131ld\u0131zlar gibi g\u00f6kten inmekle bo\u015flukta ortaya \u00e7\u0131kan eserler, ayn\u0131 \u015fekilde zelzeleler, sular, buharlar ve di\u011ferleri gibi yerde meydana gelen eserler bunlarla idare edilir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, b\u00fct\u00fcn varl\u0131klarda ge\u00e7ici olan arac\u0131 kuvvetler vard\u0131r ki, k\u00e2inat\u0131n hepsindeki yayg\u0131n hidayet bunlarla idare olunur. \u00d6yle ki kabiliyeti bulununca kuvvet ve hidayettten uzak hi\u00e7bir varl\u0131k g\u00f6rmeyiz. \u0130\u015fte r\u00fbh\u00e2niler b\u00f6yle etkili yap\u0131c\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>H\u00e2l a\u00e7\u0131s\u0131ndan r\u00fbh\u00e2nilerin durumlar\u0131, rablerin rabbi civar\u0131nda rahat ve r\u0131z\u0131k, nimet ve lezzet, rahat ve sevin\u00e7 oldu\u011fu da gizli de\u011fildir. Yiyecek ve i\u00e7e\u00e7ekleri, tesbih ve takdis, temcid ve tehl\u00eeldir. B\u00fct\u00fcn al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131 Allah&#8217;\u0131 zikir ve Allah&#8217;a itaat iledir. Kimi, ayakta, kimi r\u00fck\u00fbda, kimi secdede, kimi ka&#8217;dede oturmakta olup, sevin\u00e7 ve lezzetinden hi\u00e7 biri durumunu de\u011fi\u015ftirmez. Kimi Allah&#8217;dan korktu\u011fu i\u00e7in g\u00f6z\u00fcn\u00fc a\u00e7maz, kimi bak\u0131\u015f\u0131ndan g\u00f6z\u00fcn\u00fc k\u0131rpmaz, kimi sakin hareketsiz, kimi hareketli s\u00fck\u00fbnsuz, kimi kabz (can alma) \u00e2leminde b\u00fcy\u00fck melek, kimi geni\u015flik \u00e2leminde r\u00fbh\u00e2n\u00eedir. &#8220;Allah&#8217;\u0131n kendilerine buyurdu\u011funa kar\u015f\u0131 gelmezler ve emredildikleri \u015feyi yaparlar&#8221; (Tahrim, 66\/6) \u00e2yeti bunlar\u0131n durumlar\u0131n\u0131 anlatmaktad\u0131r. Hanifler ise bunlar\u0131n tedbir edici, idareci, etkili sebep olmay\u0131p, Allah&#8217;\u0131n saltanat\u0131n\u0131n delilleri ve Allah&#8217;\u0131n gerek yaratma ve gerek kanun koyma (te\u015fri) itibariyle emirlerini ve h\u00fck\u00fcmlerini tebli\u011f edici olan el\u00e7ileri oldu\u011funu ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n bir farkl\u0131 tabiatla yarat\u0131lm\u0131\u015f be\u015fer fertlerinin ald\u0131\u011f\u0131 vahy ve bilgi ile bilindi\u011fini ve o farkl\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015fda bulunmayanlar\u0131n bunlar\u0131 esas itibariyle o m\u00fcmtaz be\u015ferin arac\u0131l\u0131\u011f\u0131, \u00f6\u011fretmesi ve telkini ile \u00f6\u011frendiklerini ve herhalde insanl\u0131kta ortaya \u00e7\u0131kan ve \u00e7\u0131kabilecek olan fiillerin ve eserlerin daha y\u00fcsek oldu\u011funu ve cism\u00e2n\u00ee olan be\u015fere ait ruh\u00e2niyetin sonlu olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmakla beraber, kemalden kemale y\u00fckselmesinin de kabil oldu\u011funu ve \u015fu halde her be\u015fer ferdinin, her ruh\u00e2n\u00eeye g\u00f6re de\u011fil ise de, r\u00fbh\u00e2n\u00ee t\u00fcre g\u00f6re be\u015fer t\u00fcr\u00fcn\u00fcn daha y\u00fcksek bir fazilete ve Hakk&#8217;a yak\u0131n olmada daha \u00e7ok imrenmeye de\u011fer sevin\u00e7 ve s\u00fbr\u00fbra, hem r\u00fbh\u00e2n\u00ee, hem cism\u00e2n\u00ee bir na\u00eem cennetine ve b\u00fcy\u00fck ho\u015fnutlu\u011fa namzed bulundu\u011funu ve fakat Allah&#8217;a e\u015f bulunmak m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131nda bu y\u00fckselme ve kem\u00e2le ermenin hi\u00e7bir zaman il\u00e2hl\u0131\u011fa y\u00fckselme ve ortakl\u0131k mertebesine varamayaca\u011f\u0131n\u0131 ve bu y\u00fckseli\u015f ve kemale ermenin ancak Allah&#8217;a tevekk\u00fcl ve dayanma ile m\u00fcmk\u00fcn olabilece\u011fini, hem as\u0131l yarat\u0131l\u0131\u015fta, hem her ilerleme an\u0131nda yaratma ve emir ancak bir Allah&#8217;\u0131n oldu\u011fundan her hangi bir \u015firkin sonlu olaca\u011f\u0131n\u0131 ve \u015fu halde z\u00e2t ile s\u0131fat, tesir ile emir her \u015fekilde Allah&#8217;\u0131 birleyerek be\u015ferin b\u00fct\u00fcn dayanma noktalar\u0131n\u0131 ruh\u00e2niyet ve cism\u00e2niyetin anla\u015fm\u0131\u015f iki \u015fahit olarak delalet ettikleri her\u015feyin d\u00f6nece\u011fi \u00e2lemin yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve \u00e2lemlerin Rabbi olan Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya iman ve \u015fehadette tan\u0131y\u0131p b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131yla ona y\u00f6nelmeleri ve en y\u00fcksek vas\u0131ta ve \u00f6nderlerini de ruh\u00e2niyet ve cismaniyeti i\u00e7ine alan be\u015fer t\u00fcr\u00fc i\u00e7inde farkl\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015f ile yarat\u0131lm\u0131\u015f peygamberler, res\u00fbller ve onlar\u0131n v\u00e2rislerinde aramalar\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n insanlara ihsan buyurdu\u011fu bu nimete, bu do\u011fru yola \u015f\u00fckredip nank\u00f6rl\u00fck etmemeleri gerekece\u011fini anlatm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eehrist\u00e2ni \u00f6nce S\u00e2bi\u00eeleri r\u00fbhaniyet taassubu ile hareket eden Ruh\u00e2niyet ash\u00e2b\u0131 i\u00e7inde \u00f6zetleyip son S\u00e2bi\u00eelerin felsefelerine g\u00f6re Hanifler ile S\u00e2bi\u00eelerin bu konuda bir\u00e7ok m\u00fcnaka\u015fa ve at\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131 uzun uzad\u0131ya anlatarak muhakeme yapt\u0131ktan sonra en esasl\u0131 gruplar\u0131n\u0131 ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla anlatarak der ki:<\/p>\n<p>Ash\u00e2b-\u0131 heyakil (Heykeller ashab\u0131): \u0130nsan bir arac\u0131ya muhta\u00e7 olunca ona y\u00f6nelmenin ve yakla\u015fman\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olmas\u0131 ve kendisinden istifade edilebilmesi i\u00e7in, bu arac\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fcl\u00fcr bir \u015fey olmas\u0131 gerekece\u011fini hisseden r\u00fbhaniyet sahipleri, ilk \u00f6nce &#8220;yedi gezegen&#8221; den ibaret olan heykellere s\u0131\u011f\u0131nm\u0131\u015flar ve buna g\u00f6re \u00f6nce bunlar\u0131n evlerini ve manzaralar\u0131n\u0131; ikinci olarak do\u011fu\u015f ve bat\u0131\u015f yerlerini; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak huylar\u0131yla ilgili, uygun ve uygun olmayan \u015fekillerde biti\u015fmelerini; d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak buna g\u00f6re gecelerin, g\u00fcnd\u00fczlerin, saatlerin taksimlerini; be\u015finci olarak yine bunun gibi s\u00fbretlerin ve \u015fah\u0131slar\u0131n, iklimlerin ve memleketlerin takdirini \u00f6\u011frenmeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flar ve bunun \u00fczerine m\u00fch\u00fcrler yapm\u0131\u015flar, azan\u0131n ad\u0131yla bir tak\u0131m havass, efs\u00fbn, dua bellemi\u015fler ve her y\u0131ld\u0131za -mesela Z\u00fch\u00e2l&#8217;e cumartesi gibi- bir g\u00fcn ay\u0131rm\u0131\u015flar ve ilk saatine riayet etmi\u015fler ve onun \u015fekline ve durumuna g\u00f6re yap\u0131lm\u0131\u015f m\u00fchr\u00fcn\u00fc kullanm\u0131\u015flar, ona mahsus elbise giymi\u015fler, ona \u00f6zg\u00fc dualarla ondan istenecek dileklerini istemi\u015fler ve her birine b\u00f6yle g\u00fcn ve saat tayin etmi\u015fler ve bunlara erb\u00e2b (rabler), \u00e2lihe (il\u00e2hlar); Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya da rablerin rabbi, il\u00e2hlar\u0131n il\u00e2h\u0131 demi\u015fler; i\u00e7lerinden bir k\u0131s\u0131mlar\u0131 da G\u00fcne\u015f&#8217;i il\u00e2hlar\u0131n il\u00e2h\u0131 ve rablerin rabbi saym\u0131\u015flar ve bu \u015fekilde heykellere, r\u00fbh\u00e2n\u00eelere yakla\u015fmak i\u00e7in, r\u00fbh\u00e2n\u00eelere de yarat\u0131c\u0131 Allah&#8217;a yakla\u015fmak i\u00e7in ibadet etmi\u015fler. \u00c7\u00fcnk\u00fc heykellerin bedenlerinin r\u00fbh\u00e2niyet oldu\u011funa inanm\u0131\u015flard\u0131r. Ve sonra y\u0131ld\u0131zlar\u0131n i\u015f ve tesirleri esas\u0131 \u00fczerine tertip edilmi\u015f bir tak\u0131m acaib hileler ve sanatlar \u00e7\u0131karm\u0131\u015flard\u0131r ki, bunlara &#8220;t\u0131ls\u0131m&#8221; ad\u0131 verilir. Kitaplar\u0131nda yaz\u0131lm\u0131\u015f olan o t\u0131ls\u0131mlar ve sihir, kehanet ve tencim (y\u0131ld\u0131z falc\u0131l\u0131\u011f\u0131), tahtim (m\u00fch\u00fcr basma), ta&#8217;zim (b\u00fcy\u00fckleme), suver (\u015fekiller) bunlar\u0131n hepsi onlar\u0131n bilimlerindendir. \u0130\u015fte bunlara &#8220;heykel ashab\u0131&#8221; ve &#8220;y\u0131ld\u0131zlara tapanlar&#8221; denir.<\/p>\n<p>Ash\u00e2b-\u0131 e\u015fhasa (\u015eah\u0131slar ashab\u0131na) gelince: Bunlar da ashab-\u0131 hey\u00e2kil gibi arac\u0131n\u0131n gereklili\u011fine ve r\u00fbh\u00e2niyetin bu arac\u0131 vesileler oldu\u011funa; fakat onlar\u0131n g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclmedikleri ve dillerle hitap edilmedikleri i\u00e7in kendilerine yakla\u015fmak ancak heykellerine yakla\u015fmakla olabilece\u011fini s\u00f6ylemekle beraber, heykellerin de baz\u0131 zaman g\u00f6r\u00fcn\u00fcp, baz\u0131 zaman da g\u00f6r\u00fcnmediklerinden dolay\u0131, onlara yakla\u015fman\u0131n da saf ve devaml\u0131 olamayaca\u011f\u0131na ve b\u00f6ylece heykellere yakla\u015fmak i\u00e7in de g\u00f6z \u00f6n\u00fcne dikilmi\u015f bir tak\u0131m \u015fekiller ve \u015fah\u0131slar gerekli oldu\u011funa h\u00fckmederek yedi heykelden her birinin heykele ait misalinde bir tak\u0131m m\u00fc\u015fahhas (somut) putlar edinmi\u015fler ve her birinde o heykelin \u00f6zel cevherine riayet ederek yine y\u0131ld\u0131zlar esas\u0131 \u00fczere bunlara tapmaya ve bunlarla y\u0131ld\u0131zlara ve onlarla r\u00fbh\u00e2n\u00eelere ve onlarla Allah&#8217;a yakla\u015facaklar\u0131na inanm\u0131\u015flard\u0131. Ve bunlara &#8220;sem\u00e2v\u00ee il\u00e2hlar&#8221; kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda &#8220;il\u00e2hlar&#8221; demi\u015flerdir ki, i\u015fte bu Ash\u00e2b-\u0131 e\u015fhas, &#8220;puta tap\u0131c\u0131lar&#8221; c\u00fcmlesindendir. Yukarda g\u00f6sterildi\u011fi \u00fczere \u0130brahim Aleyhissel\u00e2m peygamber olarak g\u00f6nderildi\u011fi zaman S\u00e2bi\u00eeler b\u00f6yle Ash\u00e2b-\u0131 heyakil ve Ash\u00e2b-\u0131 es&#8217;nam (putlar) olmak \u00fczere iki s\u0131n\u0131f bulunuyorlard\u0131. Hazreti \u0130brahim hak olan Hanifli\u011fe davet etti. &#8220;Ben y\u00fcz\u00fcm\u00fc tamamen, g\u00f6kleri ve yeri yaratana \u00e7evirdim ve art\u0131k ben m\u00fc\u015friklerden de\u011filim&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/79) diye, Hanifler mezhebini ikrar , S\u00e2bie mezhebini de iptal etti. F\u0131trat\u0131n Haniflikten ibaret ve temizli\u011fin bunda bulundu\u011funu, f\u0131trattan kastedilen tevhide \u015fahitlik ve kurtulu\u015fun buna ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu, \u015feriatlerin ve h\u00fck\u00fcmlerin bu \u015fahitli\u011fe birer \u015feriat ve yol olup, nebilerin ve resullerin bunlar\u0131 yerle\u015ftirmek ve takdir i\u00e7in g\u00f6nderildi\u011fini, f\u00e2tiha (giri\u015f) ve h\u00e2tim (biti\u015f)in, ba\u015flang\u0131\u00e7 ve kemalin bu \u015fer\u00eeatlar ve yollar\u0131 \u00f6zetleme ve yazmaya ba\u011fland\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve k\u0131ymetli dinin ve do\u011fru yolun bundan ibaret oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Ve Allah Te\u00e2l\u00e2 peygamberi Muhammed Mustafa (s.a.v)&#8217;ya da &#8220;Sen y\u00fcz\u00fcn\u00fc, Allah&#8217;\u0131 birleyici olarak do\u011fruca dine \u00e7evir. Allah&#8217;\u0131n yaratma kanununa (uygun olan dine d\u00f6n) ki, insanlar\u0131 ona g\u00f6re yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Allah&#8217;\u0131n f\u0131trat\u0131 de\u011fi\u015ftirilemez. \u0130\u015fte do\u011fru din odur. Fakat insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bilmezler. Yaln\u0131z ona y\u00f6nelin ve O&#8217;ndan korkun. Namaz\u0131 k\u0131l\u0131n ve m\u00fc\u015friklerden olmay\u0131n. (Onlar) dinlerini par\u00e7alad\u0131lar ve b\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fck oldular. Her parti kendi yan\u0131ndakiyle sevinmektedir&#8221; (R\u00fbm, 30\/30-32) buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>H\u0131zb\u00e2niye, S\u00e2bie&#8217;den bir topluluktur ki, yarat\u0131c\u0131 Allah&#8217;\u0131n hem tek, hem \u00e7ok oldu\u011funa k\u00e2nidirler. Derler ki, z\u00e2t\u0131nda, evvelinde, asl\u0131nda, ezelde tekdir. Fakat \u015fah\u0131slarla kendi g\u00f6z\u00fcnde \u00e7o\u011fal\u0131r ve bu \u015fah\u0131slar yedi idareci (m\u00fcdebbir), bir de \u00e2lim, faziletli olan hay\u0131rl\u0131 yery\u00fcz\u00fc \u015fah\u0131slar\u0131d\u0131r ki, ilk ve bir olan, bunlarla ortaya \u00e7\u0131kar ve \u015fah\u0131slar\u0131yle \u015fah\u0131slan\u0131r. Ve bu \u00e7o\u011falma, onun zat\u0131ndaki birli\u011fini iptal etmez. O, fele\u011fi (y\u00f6r\u00fcngeyi) ve y\u00f6r\u00fcngedeki b\u00fct\u00fcn g\u00f6k cisimlerini, y\u0131ld\u0131zlar\u0131 yaratm\u0131\u015f ve onlar\u0131 bu \u00e2lemin idarecileri k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar, \u00e2b\u00e2 (babalar, ana unsurlar), m\u00fcrekkeb\u00e2t mev\u00e2lid (do\u011furucu bile\u015fikler)dirler. Babalar, diri ve n\u00e2t\u0131k (konu\u015fan)d\u0131rlar. Eserlerini, unsurlara emanet ederler. Unsurlar da o eserleri rahimlerine kabul ederler ve bundan do\u011fumlar olur. Ve sonra v\u00e2lidelerden bazan \u00f6yle saf ve k\u00e2mil yetenek, kusursuz biz mizac ile bir bile\u015fik \u015fah\u0131s raslay\u0131verir ki, il\u00e2h bununla \u00e2lemde \u015fah\u0131slan\u0131r. Sonra tabiat-\u0131 k\u00fcl mesk\u00fbn ilkimlerden her birinde her otuzalt\u0131 bin d\u00f6rty\u00fcz yirmi be\u015f sene ba\u015f\u0131nda insan ve di\u011fer hayvan cinslerinin her t\u00fcr\u00fcnden erkek di\u015fi bir \u00e7ift yarat\u0131r ve o t\u00fcr o m\u00fcddetde b\u00e2ki kal\u0131r. O devir tamam olunca o cinslerin nesli ve \u00fcremesi kesilir; yeni bir devir, insan\u0131, hayvanlar\u0131, bitkileriyle yeni bir karn (as\u0131r- devir) ba\u015flar. Ve dehr (zaman) ebed\u00ee olarak b\u00f6yle gider. Ve i\u015fte peygamberler dilindeki vaad edilen k\u0131yamet budur. Yoksa bu d\u00fcnya evinden ba\u015fka ahiret evi yoktur. \u00d6len dirilmez, kabre giren tekrar dirilmez derler. &#8220;Siz \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz, toprak ve kemik haline geldi\u011finiz zaman size, mutlaka (yeniden hayata) \u00e7\u0131kar\u0131laca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 m\u0131 vaad ediyor?. Heyhat, o size vaad edilen \u015fey ne kadar uzak&#8221;. (M\u00fc&#8217;min\u00fbn, 23\/35-36) bunlar\u0131n s\u00f6z\u00fcd\u00fcr. Ten\u00e2s\u00fch, hul\u00fbl davalar\u0131 bunlardan \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Ten\u00e2s\u00fch, sonsuza kadar devirlerin tekrar etmesi, hul\u00fbl de an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere il\u00e2h\u0131n bir \u015fah\u0131sta sah\u0131\u015flanmas\u0131d\u0131r ki, \u015fahs\u0131n mizac\u0131n\u0131n yetene\u011fine g\u00f6re bazan tam zat\u0131n\u0131n hul\u00fbl\u00fc (girmes)yle, bazan da zat\u0131ndan bir c\u00fcz&#8217;\u00fcn hul\u00fbl\u00fcyle oldu\u011funu s\u00f6ylerler. Ve \u00e7o\u011funlukla demi\u015flerdir ki, bu \u015fah\u0131slanma sem\u00e2v\u00ee heykellerin hepsiyle birdendir. O, tekdir. Ancak teker teker her birinde fiili, ondaki eserleri ve onunla \u015fah\u0131slanmas\u0131 kadar a\u00e7\u0131k olur. \u015eu halde yedi heykel onun yedi uzvu ve bizim yedi uzvumuz onun yedi heykelidir ki, o bunlarla g\u00f6r\u00fcn\u00fcr de bizim dilimizle s\u00f6yler, g\u00f6zlerimizle g\u00f6r\u00fcr, kulaklar\u0131m\u0131zla i\u015fitir, ellerimizle al\u0131r ve geni\u015fletir, ayaklar\u0131m\u0131zla gider gelir ve uzuvlar\u0131m\u0131zla i\u015fler ve tesir eder. Ve bunlar\u0131n zann\u0131nca \u015ferleri, hatalar\u0131, g\u00fcbreleri, pis b\u00f6cekleri, y\u0131lanlar\u0131, akrepleri yaratmak Allah&#8217;\u0131n \u015fan\u0131na yara\u015fmaz; bunlar\u0131n hepsi y\u0131ld\u0131zlar\u0131n saadet ve u\u011fursuzlukla biti\u015fmesinden, unsurlar\u0131n safl\u0131k ve \u00fcz\u00fcnt\u00fclerle birle\u015fmesinden zorunlu olarak veya tesad\u00fcfen v\u00e2ki olur.<\/p>\n<p>H\u0131r\u0131bb\u00e2niyye&#8217;ye gelince: Bunlar s\u00f6zlerini, &#8220;Azimun, H\u00fcrm\u00fcs, A&#8217;y\u00e2n\u00e2, Evazi&#8221; ad\u0131yla d\u00f6rt peygambere nisbet ederler ve i\u00e7lerinde Efl\u00e2tun&#8217;un anas\u0131 taraf\u0131ndan dedesi Sol\u00fcn&#8217;e de nisbet eden ve bunun peygamber oldu\u011funu iddia edenler de vard\u0131r.&#8221; Evazi bize so\u011fan\u0131, cirris bal\u0131\u011f\u0131n\u0131, baklay\u0131 haram etti&#8221; derler. Genelde S\u00e2bie \u00fc\u00e7 namaz k\u0131larlar, c\u00fcn\u00fcbl\u00fckten ve bir de \u00f6l\u00fcye dokunmaktan dolay\u0131 y\u0131kan\u0131rlar. Domuz, deve, k\u00f6pek ve pen\u00e7esi bulunan ku\u015flar ve g\u00fcvercin yemeyi haram bilirler. S\u00fcnnet olmaktan, i\u00e7kide sarho\u015f olmaktan yasaklarlar. Evlendirmede vel\u00ee ve \u015fahidlerin bulunmas\u0131n\u0131 emrederler. H\u00e2kimin h\u00fckm\u00fc (karar\u0131) olmaks\u0131z\u0131n bo\u015fanmay\u0131 caiz g\u00f6rmezler. \u0130ki kad\u0131nla evlenmeyi de caiz g\u00f6rmezler.<\/p>\n<p>S\u00e2bie&#8217;nin, akl\u00ee, r\u00fbh\u00e2n\u00ee cevherler ad\u0131na ve y\u0131ld\u0131zlar\u0131n sem\u00e2v\u00ee \u015fekilleri \u00fczerine bina ettikleri heykellere gelince: Bu c\u00fcmleden olarak ilk illet (illet-i \u00fbl\u00e2) heykeli, bunun gerisinde ak\u0131l heykeli, zaruret heykeli, nefis heykeli. Bunlar yuvarlak \u015fekildedirler. Zuhal heykeli alt\u0131gen, M\u00fc\u015fteri heykeli \u00fc\u00e7gen, Merih heykeli dikd\u00f6rtgen, \u015eems (G\u00fcne\u015f) heykeli kare, Z\u00fchre heykeli karenin karn\u0131nda \u00fc\u00e7gen, Utarit heykeli dikd\u00f6rtgenin karn\u0131nda \u00fc\u00e7gen, Kamer (Ay) heykeli sekizgendir.<\/p>\n<p>Yukarda i\u015faret edildi\u011fi \u00fczere &#8220;sabit y\u0131ld\u0131zlar&#8221;\u0131, esas kabul eden ve y\u0131ld\u0131zlar\u0131n kararlar\u0131n\u0131 onlar\u0131n se\u00e7kin (havass) lerine dayand\u0131ran S\u00e2bie de vard\u0131r ki Hind ve Arap S\u00e2bieleri bunlardand\u0131r. S\u00e2bie filozoflar\u0131 \u00c2zimun&#8217;dan \u015funu nakletmi\u015flerdir ki, ilk meb\u00e2d\u00ee (ba\u015flang\u0131\u00e7lar) be\u015ftir: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, ak\u0131l, nefs, mekan ve hal\u00e2 (bo\u015fluk)d\u0131r. Ve bile\u015fiklerin varl\u0131\u011f\u0131 bunlardan sonrad\u0131r&#8221;. Fakat H\u00fcrm\u00fcs&#8217;ten nakledilen b\u00f6yle de\u011fildir. H\u00fcrm\u00fcs demi\u015ftir ki: &#8220;Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 bak\u0131m\u0131ndan faziletli, mayas\u0131 mahmud (\u00f6\u011f\u00fclm\u00fc\u015f), \u00e2deti merz\u00ee (raz\u0131 olunmu\u015f), sonu \u00fcmitli ki\u015finin ilk vazifesi Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 b\u00fcy\u00fcklemek ve onun bilgisine \u015f\u00fckretmektir. Bundan sonra da \u00fczerinde namusun yerini itiraf etmekle taat hakk\u0131, sultan\u0131n nasihat etme ve uyma hakk\u0131, nefsinin \u00e7al\u0131\u015fmak ve saadet kap\u0131s\u0131n\u0131 a\u00e7mada ba\u015flama ve al\u0131\u015fkanl\u0131k hakk\u0131 ve \u00f6z\u00fcn\u00fcn kendilerine sevgi ve bol bol vermeye ko\u015fmakla tahlil (helal k\u0131lma) hakk\u0131 vard\u0131r ki, bu esaslar\u0131 sa\u011flamla\u015ft\u0131rd\u0131ktan sonra herkesten ezay\u0131 defetmek ve g\u00fczel ahl\u00e2k ile g\u00fczel ge\u00e7inmekten ba\u015fka bir \u015fey kalmaz&#8221;. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki H\u00fcrm\u00fcs tamamen Hanifler&#8217;in esas\u0131n\u0131 anlatm\u0131\u015f, Allah&#8217;\u0131 b\u00fcy\u00fcklemeden sonra namus deyimiyle peygamberli\u011fi ifade etmi\u015f ve peygambere itaat\u0131 ve yerinin itiraf\u0131n\u0131 Allah&#8217;\u0131 bilmeye yakla\u015ft\u0131rm\u0131\u015f ve burada r\u00fbh\u00e2n\u00eeleri b\u00fcy\u00fcklemeyi zikretmi\u015f, sonunda da g\u00fczel ahl\u00e2k\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir. H\u00fcrm\u00fcs&#8217;ten Hanifler mezhebini anlatan daha ba\u015fka hikmetler de nakletmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>S\u00e2bie&#8217;nin farkl\u0131 vas\u0131flar\u0131 \u015fu d\u00f6rt hususta \u00f6zetlenir:<\/p>\n<p>1- Asl\u0131nda Allah&#8217;dan indirilmi\u015f olan bir dinden al\u0131nma ve sapma.<\/p>\n<p>2- R\u00fbh\u00e2niyet taassubu (tutuculu\u011fu), di\u011fer deyi\u015fle meleklere tapma.<\/p>\n<p>3- Y\u0131ld\u0131zlara tapma.<\/p>\n<p>4- Putlara tapma.<\/p>\n<p>Bu d\u00f6rtten r\u00fbh\u00e2niyet tutuculu\u011fu, meleklere tapma en m\u00fchim esas ve buna ba\u011fl\u0131 olarak y\u0131ld\u0131zlara tapma en a\u00e7\u0131k vas\u0131flar\u0131 oldu\u011fu ve putlara tapman\u0131n bu iki ruh h\u00e2linden do\u011fdu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. \u015eu vas\u0131flar alt\u0131nda mutlak Hind S\u00e2bielerinin Buda&#8217;lar\u0131n\u0131, \u00c7in&#8217;in Konf\u00fc\u00e7y\u00fcs&#8217;lerini, son zamanlar\u0131n &#8220;espirtizm&#8221; ve &#8220;spirit\u00fcalizm&#8221;, &#8220;idealizm&#8221; dedikleri mezheplerin ve h\u0131ristiyanlar\u0131n Ent\u00fczyast f\u0131rkalar\u0131n\u0131n asl\u0131n\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Bilhassa H\u0131zb\u00e2niyye ise &#8220;panteizm&#8221;, &#8220;panteist&#8221; kelimelerinin kar\u015f\u0131t\u0131 demektir. Hul\u00fbl (ruhun ba\u015fka cisme girmesi), Allah&#8217;\u0131n cihan\u0131n can\u0131, \u00e2lemin ruhu olmas\u0131 inanc\u0131, eski Yunan ve Roma dinleri, il\u00e2hlar\u0131n do\u011fmas\u0131 ve do\u011furmas\u0131 fikirleri S\u00e2bie&#8217;nin bu H\u0131zb\u00e2niyye mezhebine aittir. H\u0131ristiyanlar\u0131n da r\u00fbh\u00e2niyet\u00e7ilikle Mesih&#8217;in il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131 davas\u0131nda bunlara benzerli\u011fi vard\u0131r. \u015eer meselesinde de H\u0131zb\u00e2niyye, Mec\u00fbsilikle ilgilidir. H\u0131r\u0131bb\u00e2niyye ise H\u0131zb\u00e2niyye kadar ileri gitmemi\u015f, az \u00e7ok baz\u0131 peygamberlerin izini takip etmi\u015ftir \u00c2zimun&#8217;un hazreti \u015eit, H\u00fcrm\u00fcs&#8217;\u00fcn Hazreti \u0130dris oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015fler, Hazreti N\u00fbh&#8217;u da \u00f6ne s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir ki (A&#8217;y\u00e2n\u00e2) dedikleri de bu olsa gerektir. Ve bu k\u0131s\u0131m S\u00e2bie&#8217;de bir &#8220;kitap ehli&#8221; durumu da yok de\u011fildir. Bu noktada Fahreddin R\u00e2z\u00ee de demi\u015ftir ki: &#8220;Y\u0131ld\u0131zlar hakk\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015fleri iki \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Birisi y\u0131ld\u0131zlara hi\u00e7bir tesir isnat etmiyerek yaln\u0131z Allah&#8217;a ibadet i\u00e7in birer k\u0131ble inanc\u0131yla y\u00f6nelmeleridir ki, bu \u015fekilde m\u00fc\u015frik de\u011fillerdir. Di\u011feri de, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u00e2lemi yaratt\u0131ktan sonra, onun tedbir ve idaresini y\u0131ld\u0131zlara vermi\u015f oldu\u011fu ve buna g\u00f6re Allah&#8217;\u0131n y\u0131ld\u0131zlar \u00fczerinde, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n da bu s\u00fcfl\u00ee (d\u00fc\u015f\u00fck) \u00e2lemde etkili birer rab olduklar\u0131 inanc\u0131yla tapmalar\u0131d\u0131r ki, bu G\u0131ld\u00e2niler&#8217;e nisbet edilen g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr. Ve bunlar m\u00fc\u015friktirler.&#8221; \u0130\u015fte mutlak S\u00e2bie bir taraftan mutlak m\u00fc\u015frik, bir taraftan da bir kitap ehli manzaras\u0131 arzettiklerinden t\u00e2bi\u00eeler ve fakihler de son S\u00e2bie&#8217;ye \u015fer&#8217;an yahudi ve h\u0131ristiyan gibi kitap ehli g\u00f6z\u00fcyle mi, yoksa m\u00fc\u015frik g\u00f6z\u00fcyle mi muamele edilece\u011finden bahsetmi\u015fler, baz\u0131s\u0131 &#8220;kitap ehli&#8221; gibidir, kestikleri yenir, kad\u0131nlar\u0131 ile evlenilir demi\u015flerdir. Baz\u0131lar\u0131 da m\u00fc\u015frik ve mec\u00fbsi gibidirler, kestikleri yenmez, kad\u0131nlar\u0131 ile de evlenilmez demi\u015flerdir. \u0130mam-\u0131 \u00c2zam&#8217;dan kitap ehli olduklar\u0131, \u0130mameyn (\u0130mam Ebu Yusuf ve \u0130mam Muhammed) den kitap ehli olmad\u0131klar\u0131 rivayet edilmi\u015ftir. Ebu&#8217;l-Hasen el- Kerh\u00ee demi\u015ftir ki: \u0130mam-\u0131 \u00c2zam kat\u0131nda kitap ehli olan S\u00e2bi\u00eeler Mesih dinine ge\u00e7mi\u015f olan bir kavimdir ki \u0130ncil okurlar. Fakat y\u0131ld\u0131zlara tapan S\u00e2bi\u00eeler yani Harran b\u00f6lgesindekiler ne \u0130mam-\u0131 \u00c2zam, ne \u0130mameyn hi\u00e7birinin kat\u0131nda kitap ehli de\u011fildirler. Ebu Bekir er-R\u00e2zi &#8220;Ahk\u00e2m-\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8221;\u0131nda bunu naklettikten sonra der ki: \u015eu zamanda S\u00e2bi\u00eeler ismiyle bilinenlerde kitap ehli yoktur. Yani Harr\u00e2n civar\u0131nda bulunanlar\u0131n, gerekse V\u00e2s\u0131t \u00e7evresindeki Betaih k\u0131s\u0131mlar\u0131nda bulunanlar\u0131n asl\u0131nda milletleri birdir. Hepsinin de inan\u00e7lar\u0131n\u0131n asl\u0131 yedi y\u0131ld\u0131z\u0131 b\u00fcy\u00fcklemek ve tapmak, onlar\u0131 il\u00e2h kabul etmektir. Bunlar asl\u0131nda puta tap\u0131c\u0131d\u0131rlar. Fakat F\u00fcrs&#8217;un Irak iklimine \u00fcst\u00fcn geldi\u011fi ve S\u00e2bi\u00eeler h\u00fck\u00fcmeti (ki Nabat idiler)ni ortadan kald\u0131rd\u0131\u011f\u0131 zamandan beri bunlar a\u00e7\u0131ktan putlara tapmaya cesaret edemez oldular. \u00c7\u00fcnk\u00fc F\u00fcrs&#8217;ler onlar\u0131 bundan men etmi\u015flerdi. Ayn\u0131 \u015fekilde Rumlar, \u015eaml\u0131lar ve Cezire&#8217;liler S\u00e2bi\u00ee idiler. Konstantin H\u0131ristiyan olunca bunlar\u0131 k\u0131l\u0131\u00e7 ile H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa sevketti. Ve o zamandan itibaren puta tapma batt\u0131 ve bunlar g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde H\u0131ristiyanlar\u0131n i\u00e7ine kar\u0131\u015ft\u0131lar, fakat \u00e7o\u011fu puta tap\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 gizleyerek eski mezheplerinde kald\u0131lar. \u0130sl\u00e2m dini ortaya \u00e7\u0131k\u0131nca da h\u0131ristiyan c\u00fcmlesinden olarak \u0130sl\u00e2m zaman\u0131na dahil oldular. M\u00fcsl\u00fcmanlar bunlarla s\u011e h\u0131ristiyanlar aras\u0131n\u0131 ay\u0131rmad\u0131lar. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar putlara tapt\u0131klar\u0131n\u0131 gizliyorlar ve as\u0131l inan\u00e7lar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131yorlard\u0131. Ger\u00e7ekte bunlar inan\u00e7lar\u0131n\u0131 gizlemekte en mahir kimselerdir. \u00c7ocuklar\u0131n\u0131n ak\u0131llar\u0131n\u0131n esmeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131ndan itibaren dinlerini gizlemeleri hususunda da bir\u00e7ok i\u015fleri ve hileleri vard\u0131r. \u0130sm\u00e2\u00eeliyye, mezhep gizlemeyi bunlardan alm\u0131\u015ft\u0131r .Ve davetlerinin en sonu da bunlar\u0131n mezhebine dayan\u0131r. Hepsinin asl\u0131 &#8220;yedi y\u0131ld\u0131z&#8221;\u0131 il\u00e2hlar kabul edip tapmak ve onlar\u0131n isimlerine g\u00f6re putlar edinmektir. Bu hususta aralar\u0131nda de\u011fi\u015fiklik yoktur. Harran b\u00f6lgesinde bulunanlarla Bataih y\u00f6resinde bulunanlar aras\u0131ndaki de\u011fi\u015fiklik, ancak \u015feriatlerinden baz\u0131 \u015feylerdedir. Ve bunlarda kitap ehli yoktur.<\/p>\n<p>Ebu Bekir er-R\u00e2z\u00ee, M\u00e2ide s\u00fbresinde bu izahlar\u0131 verdikten ve ikisi aras\u0131nda bir m\u00fc\u015fterek as\u0131l g\u00f6sterdikten sonra Ber\u00e2e s\u00fbresinde de demi\u015ftir ki: S\u00e2bi\u00eeler iki k\u0131s\u0131md\u0131r. Birisi Kesker ve Bataih y\u00f6relerinde bulunanlard\u0131r. Bize ula\u015ft\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, bunlar din i\u015flerinin pek \u00e7o\u011funda h\u0131ristiyanlara ayk\u0131r\u0131 olmakla beraber, H\u0131ristiyanl\u0131ktan bir s\u0131n\u0131ft\u0131rlar. Zira h\u0131ristiyanlar\u0131n Merk\u00fbniyye, Arsosiyye, M\u00e2r\u00fbniyye gibi b\u00f6yle bir\u00e7ok gruplar\u0131 vard\u0131r ki, Nast\u00fbr\u0131yye, Melkiyye, Yakubiyye ad\u0131ndaki \u00fc\u00e7 mezhebin \u00fc\u00e7\u00fc de onlardan y\u00fcz \u00e7evirirler ve onlar\u0131 haram k\u0131larlar. Bu mezhep de Yahya b. Zekeriyya&#8217;ya ve \u015eit&#8217;e ba\u011flan\u0131yorlar. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u015eit b. \u00c2dem&#8217;e Yahya b. Zekeriya&#8217;ya indirdi\u011fi kitaplard\u0131r diye baz\u0131 kitaplara da sahip \u00e7\u0131kmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorlar. Ve h\u0131ristiyanlar bunlara Yuhannasiyye (Senjan h\u0131ristiyanlar\u0131, yani Yahyaviyye) ad\u0131n\u0131 veriyorlar. Ve i\u015fte \u0130mam-\u0131 \u00c2zam&#8217;\u0131n kitap ehlinden sayd\u0131\u011f\u0131, kestiklerinin yenmesini ve kad\u0131nlar\u0131yla evlenilmesini mubah g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc S\u00e2bi\u00eeler bu k\u0131s\u0131md\u0131r. Kendilerine S\u00e2bi\u00eeler ad\u0131n\u0131 veren bir mezhep daha vard\u0131r ki, peygamberlerden hi\u00e7birine intisap etmezler. \u0130l\u00e2h\u00ee kitaplardan hi\u00e7birine sahip \u00e7\u0131kmalar\u0131 yoktur. Bunlar kitap ehli de\u011fildirler. Ve b\u00f6yle bir mezhebin kestiklerinin yenmiyece\u011finde ve kad\u0131nlar\u0131n\u0131n nik\u00e2h edilmeyece\u011finde ise ihtilaf yoktur.<\/p>\n<p>Her iki \u00e2yette Kur&#8217;\u00e2n, S\u00e2bi\u00eeleri, yahudi ve h\u0131ristiyanlar gibi m\u00fcminlere kar\u015f\u0131 zikretmekle, bunlar\u0131n da m\u00fcmin olmad\u0131klar\u0131na i\u015faret etmi\u015ftir. Fakat Kitap ehli olup olmad\u0131klar\u0131na gelince: Kitap ehli siyak\u0131nda an\u0131lm\u0131\u015f olmalar\u0131na ve yahudi ile h\u0131ristiyanlar aras\u0131nda deveran ettirilmelerine g\u00f6re kitap ehli de\u011filse de mecus\u00ee gibi ve hatta onlar\u0131 da i\u00e7ine alabilecek bir \u015fekilde -\u015f\u00f6yle b\u00f6yle ikisi ortas\u0131- bir kitap ehli \u015f\u00fcphesinde bulunduklar\u0131nda bir \u00eem\u00e2 (i\u015faret) yapm\u0131\u015f olmakla beraber &#8220;Kitap yaln\u0131z bizden \u00f6nceki iki toplulu\u011fa indirildi.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/156) \u00e2yetinin g\u00f6sterdi\u011fi \u00fczere Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da m\u00fcsl\u00fcmanlardan \u00f6nce kitap ehli denili\u015fi yahudi ve h\u0131ristiyanlara mahsus oldu\u011fundan ve her iki \u00e2yette &#8220;S\u00e2bi\u00een&#8221; ve &#8220;S\u00e2bi\u00fbn&#8221;, yahudi ve h\u0131ristiyanlardan ayr\u0131 olarak zikredilmi\u015f bulundu\u011fundan, \u00e2yetlerin zahiri (g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc) bunlar\u0131n kitap ehli olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir. \u00c2limlerin an\u0131lan g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 da ger\u00e7ekte bu ad\u0131 ta\u015f\u0131yanlar i\u00e7inde yahudi veya h\u0131ristiyanlardan say\u0131lanlar bulunup bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 tayin ve tetkik etme meselesinden do\u011fmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u015eunu hat\u0131rlatmaya ihtiya\u00e7 yoktur ki, Nasara (H\u0131ristiyan) ismi b\u00fct\u00fcn h\u0131ristiyan f\u0131rkalar\u0131n\u0131 i\u00e7ine alm\u0131\u015f oldu\u011fundan h\u0131ristiyanlar\u0131n, Yuhannasiyye, (Senjan h\u0131ristiyanlar\u0131) dedikleri S\u00e2bi\u00een grubu h\u0131ristiyanlardan say\u0131lan bir mezhep olunca, elbet bunlar da h\u0131ristiyan ismi alt\u0131nda dahildirler. Ve \u015fu halde yahudi ve h\u0131ristiyanlardan ba\u015fka zikredilen S\u00e2bi\u00een&#8217;in bunlardan ba\u015fka olan S\u00e2bi\u00fbn&#8217;a sarfedilmi\u015f olmas\u0131 gerekir. Buna g\u00f6re Kas\u0131mireski madem bunlar\u0131n tutucu h\u0131ristiyanlar oldu\u011funu kabul etmi\u015f ve hat\u0131rlatm\u0131\u015ft\u0131r. O halde bu hat\u0131rlatmay\u0131 yaparken bunlar\u0131 her iki \u00e2yette H\u0131ristiyan ad\u0131 alt\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve Nesara denildikten sonra S\u00e2beit denilmesinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 kalmayaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve Nesara&#8217;dan sonra zikredilen S\u00e2bi\u00een&#8217;i de S\u00e2bi\u00fbn gibi &#8220;sabeen&#8221; diye terceme etmek ve Frenkleri \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcrmemek gerekirdi. Frenklerin de bu a\u00e7\u0131k hatay\u0131 anlamalar\u0131 ve bundan dolay\u0131 \u0130sl\u00e2m m\u00fcctehidlerine insanl\u0131k d\u0131\u015f\u0131 bir hisle dil uzatmamalar\u0131 laz\u0131m gelirdi. Ve a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere S\u00e2bie&#8217;ye kar\u015f\u0131l\u0131k ruh\u00e2niyet ve cismaniyetin birle\u015fmesi noktas\u0131nda y\u00fcr\u00fcyen ve bu \u015fekilde insan\u00ee k\u0131ymeti, insana ait f\u0131trat\u0131 Allah&#8217;dan sonra her \u015feyin \u00fcst\u00fcnde y\u00fckselmesi ve olgunla\u015fmas\u0131n\u0131 m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6ren Hanifli\u011fin en y\u00fcksek, en olgun g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc olan \u0130sl\u00e2m dinini hak ve insanl\u0131k ad\u0131na b\u00fct\u00fcn insanlara tavsiye edecek yerde politik gayelerle onun aleyhinde s\u00f6z s\u00f6ylememek gerekirdi.<\/p>\n<p>\u00d6zet olarak hakikat \u015fudur ki: M\u00fcsl\u00fcman, yahudi, h\u0131ristiyan ve s\u00e2bi\u00ee, bu d\u00f6rt s\u0131n\u0131f i\u00e7inde ve hatta bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda her kim gerek devam ve sebat, gerek bundan b\u00f6yle tevbe ve iyilik ile &#8220;kim Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman eder ve g\u00fczel amel i\u015flerse&#8221; \u015fart\u0131n\u0131 h\u00e2iz ve bu vasfa ciddi olarak ve tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla sahip olursa, bunlara korku ve h\u00fcz\u00fcn yoktur. Her lekeden, noksandan uzak bir ger\u00e7ek kurtulu\u015f kesindir. Ve bu \u015fekilde il\u00e2h\u00ee rahmet yolu herkese a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphe yok ki Allah&#8217;a iman, Allah&#8217;dan gelen her hakk\u0131 tan\u0131y\u0131p kabul ve tasdik etmektir. Bunun gere\u011fi olan ahirete iman ise gelecekte muhakkak bir sorumluluk g\u00fcn\u00fcn\u00fcn gelece\u011fini ve her amelin iyi veya k\u00f6t\u00fc cezas\u0131n\u0131n verilece\u011fini itiraf ve tasdik etmektir. Bu imana yara\u015fan amel de ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 zamana kadar Allah&#8217;dan gelmi\u015f olan emir ve yasaklar\u0131 hakk\u0131yla yerine getirip, gere\u011fince g\u00fczel ve faydal\u0131 i\u015fler yapmak, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten ka\u00e7\u0131p iyiliklere ko\u015fmakt\u0131r. Ve i\u015fte b\u00f6yle olanlar\u0131n o sorumluluk g\u00fcn\u00fc her \u00e7e\u015fit korku ve elemden kurtulacaklar\u0131, esenlik ve hakiki saadete erecekleri muhakkakt\u0131r. Bu kanun her zaman i\u00e7in hakt\u0131r. D\u00fcn de hak, bug\u00fcn de hak, yar\u0131n da hakt\u0131r. Hem herkes ve her toplum i\u00e7in de hakt\u0131r. M\u00fcsl\u00fcman i\u00e7inde hak, yahudi i\u00e7in de hak, h\u0131ristiyanlar i\u00e7in de hak, hatta s\u00e2bi\u00eeler i\u00e7in bile hakt\u0131r. Evvel ve \u00e2hir (\u00f6nce ve sonra) hi\u00e7bir din, hi\u00e7bir \u015feriat, tasavvur olunamaz ki bunu bir yol olarak kabul etmesin ve bunun tersini iddia edebilsin. yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n bu hak kanuna ilerden beri ne derece uygun olduklar\u0131na ve olabileceklerine gelince:<\/p>\n<p>70- Kasem olsun ki biz bu iman esas\u0131 \u00fczere \u0130srailo\u011fular\u0131ndan s\u00f6z ald\u0131k ve onlara bir\u00e7ok peygamberler g\u00f6nderdik. Fakat onlara nefislerinin ho\u015flanmayaca\u011f\u0131 bir hak emir ile her ne zaman bir peygamber geldiyse, o gelen peygamberlerden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 -verdikleri iman s\u00f6zle\u015fmesine ra\u011fmen- yalanlad\u0131lar. Bir k\u0131sm\u0131n\u0131 da \u00f6ld\u00fcr\u00fcyorlard\u0131. Verdikleri s\u00f6z gere\u011fince Allah&#8217;a iman edip, g\u00fczel amel \u015f\u00f6yle dursun, tersine Allah&#8217;\u0131n g\u00f6nderdi\u011fi peygamberleri yalanlay\u0131p ve hatta \u00f6ld\u00fcr\u00fcyorlard\u0131.<\/p>\n<p>71- Ve bu yalanlama veya \u00f6ld\u00fcrmede bir fitne yani kendileri i\u00e7in bir bela ve musibet olmayaca\u011f\u0131n\u0131 zannettiler. Yahut Ebu Amr, Hamze, Kis\u00e2\u00ee, Yakub, Halef\u00fc&#8217;l-\u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde ref&#8217; ile okundu\u011funa g\u00f6re: &#8220;Ve zannettiler ki kesinlikle bir fitne olmaz&#8221;. E\u011fer bunlar\u0131n ahirete, sorumlulu\u011fa imanlar\u0131 olsayd\u0131 b\u00f6yle zannetmeyeceklerdi. Halbuki b\u00f6yle zannettiler de k\u00f6r ve sa\u011f\u0131r oldular. Hak delilleri g\u00f6rmez, hak s\u00f6z\u00fc i\u015fitmez oldular. Sonra Allah kendilerine tevbe nasip etti, tevbe ettiler. Allah da kabul etti.. Sonra yine k\u00f6r, sa\u011f\u0131r oldular, fakat hepsi de\u011fil i\u00e7lerinden bir\u00e7o\u011fu b\u00f6yle oldular ve \u00f6yle yapt\u0131lar. \u015eu halde ge\u00e7mi\u015fte bunlar\u0131n \u00e7o\u011funun &#8220;kim Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inan\u0131r ve g\u00fczel amel i\u015flerse&#8221; \u00e2yetinin delaletinde dahil olmad\u0131klar\u0131 muhakkak. Allah ise sadece ge\u00e7mi\u015fteki i\u015flediklerini de\u011fil, bundan b\u00f6yle ne yapacaklar\u0131n\u0131 da bilir. Ve amellerine g\u00f6re cezalar\u0131n\u0131 verecektir. Bunun i\u00e7in &#8220;(Ey Muhammed) Rabbinden sana indirilen, onlardan \u00e7o\u011funun azg\u0131nl\u0131k ve ink\u00e2r\u0131n\u0131 art\u0131racakt\u0131r. Sen o k\u00e2firler toplumu i\u00e7in \u00fcz\u00fclme&#8221; (M\u00e2ide, 5\/68) buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>72-H\u0131ristiyanlara gelince, Mesih kendisi: &#8220;Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131, Rabbim ve Rabbiniz olan Allah&#8217;a ibadet ediniz, ancak onu ibadete lay\u0131k tan\u0131y\u0131n\u0131z. Zira her kim Allah&#8217;a ortak ko\u015farsa Allah onu cennetinden mahrum eder, s\u0131\u011f\u0131na\u011f\u0131 ate\u015f olur, zalimlere yard\u0131mc\u0131lar da yoktur&#8221; demi\u015f oldu\u011fu halde: &#8220;Allah, Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih&#8217;ten ibarettir&#8221; diyenler, kasem olsun ki muhakkak k\u00e2fir oldular. Yukarda bu iddian\u0131n hadd-i zat\u0131nda k\u00fcf\u00fcr oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015f idi. Burada ise \u00f6zellikle Hz. \u0130sa&#8217;ya iman ve onu b\u00fcy\u00fckleme ad\u0131na s\u00f6ylenmi\u015f olan bu s\u00f6z\u00fcn onu yalanlamak ve davetine kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmak oldu\u011fu da anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. h\u0131ristiyanlar\u0131n ellerindeki \u0130nciller&#8217;de bile Hz. Mesih&#8217;in bu s\u00f6z\u00fc zikredilmi\u015ftir. &#8220;Ey Mam\u00fbdiyye o\u011fullar\u0131 toplumu, yahut ey gen\u00e7ler toplumu, bizimle kalk\u0131n\u0131z, babama ve baban\u0131za, il\u00e2h\u0131m ve il\u00e2h\u0131n\u0131za, kurtar\u0131c\u0131m ve kurtar\u0131c\u0131n\u0131za&#8230;&#8221;. (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/45. \u00e2yetin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>73-Evet; V\u00e2hid, yani v\u00e2hd\u00e2niyet (birlik)le s\u0131fatlanm\u0131\u015f ve ortakl\u0131\u011f\u0131 kabulden uzak bir il\u00e2htan ba\u015fka hakikatte ibadete lay\u0131k olabilecek hi\u00e7bir il\u00e2h, hi\u00e7bir mabud (ibadet edilen) mevcut olmad\u0131\u011f\u0131 halde \u00fc\u00e7 il\u00e2h varsay\u0131p da, &#8220;Allah \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcd\u00fcr&#8221; diyenler, kasem olsun ki muhakkak k\u00fcfrettiler. Bir hayli tefsirci yani &#8220;\u00fc\u00e7 il\u00e2h\u0131n biri&#8221; demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015fler ve baz\u0131lar\u0131 \u00f6zellikle &#8220;\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na tertip kastedilmedi\u011fini de a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Arap dilinde &#8220;s\u00e2ni, s\u00e2lis, r\u00e2bi diye ism-i fail vezninde olan adet isimleri, bir say\u0131 ismi, bir de \u015fibh-i fiil (fiilimsi) olan ism-i f\u00e2il olmak \u00fczere kullan\u0131l\u0131r. \u0130sm-i fail olunca, s\u00e2ni v\u00e2hid, s\u00e2lis\u00fc isneyn, r\u00e2biu sel\u00e2se.. gibi bir derece a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na muzaf k\u0131l\u0131narak onun d\u0131\u015f\u0131ndaki dereceyi g\u00f6sterir ki, de\u011fi\u015ftirme ifade eder. &#8221; Biri ikiliyen, ikiyi \u00fc\u00e7leyen, \u00fc\u00e7\u00fc d\u00f6rtleyen&#8221; demek olur. Di\u011ferinde ise yaln\u0131z kendi hali kastedilir. gibi ayn\u0131 say\u0131ya muzaf k\u0131l\u0131n\u0131r ve &#8220;\u00fc\u00e7\u00fcn biri demek olur&#8221; diye Nahv kitaplar\u0131nda a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde: &#8220;Allah, s\u00e2lis\u00fc sel\u00e2sedir&#8221; diyenler: &#8220;\u0130l\u00e2h \u00fc\u00e7t\u00fcr. Fakat Allah birdir, bu \u00fc\u00e7\u00fcn biridir&#8221; demi\u015f oluyorlar. Bu takdirde ek\u00e2nim-i sel\u00e2se (\u00fc\u00e7 as\u0131llar) ad\u0131yla baba, R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs, o\u011ful yahut baz\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, baba, ana, o\u011ful diye \u00fc\u00e7 il\u00e2h sayan h\u0131ristiyanlar, Allah dedikleri zaman bu \u00fc\u00e7 aras\u0131nda hi\u00e7bir tertip itibar etmiyerek kapal\u0131 bir \u015fekilde genelde birini kastederler demek olur. Bu ise R\u00fbhu&#8217;l-Rud\u00fcse ve o\u011fula da muhtemel olmakla beraber, daha \u00e7ok &#8220;baba&#8221;da akla gelen bir fikir zannedilir. Ve bu \u015fekilde (\u00fc\u00e7\u00fcn biri) diyenler &#8220;Muhakkak Allah, Meryem o\u011flu Mesih&#8217;dir&#8221; diyenlerden ba\u015fkas\u0131 olmas\u0131 gerekir. Bunun i\u00e7indir ki \u00f6nceki \u00e2yet Y\u00e2k\u00fbbiyye, bu da Melk\u00e2n\u00ee ve Nest\u00fbriyye k\u0131s\u0131mlar\u0131 hakk\u0131nda oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Hakikatte k\u00fcf\u00fcr olmas\u0131 i\u00e7in (\u00fc\u00e7\u00fcn biri) demek de yeterlidir. Ve h\u0131ristiyanlardan hikaye olmayan il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fc de \u00f6zellikle bu noktaya i\u015faret eder. Sonra h\u0131ristiyanlar\u0131n &#8220;\u00fc\u00e7 as\u0131l&#8221;da e\u015fitlik iddias\u0131na da uygundur. Fakat biz, &#8220;s\u00e2lis\u00fc sel\u00e2se&#8221; deyiminin, &#8220;ehad\u00fc sel\u00e2se&#8221; deyimine mutlaka m\u00fcr\u00e2dif (anlamda\u015f) oldu\u011funu kabul edemeyece\u011fiz. &#8220;S\u00e2lis\u00fc sel\u00e2se&#8221;, \u00fc\u00e7\u00fcn i\u00e7inde \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc derecede bulunan biri m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;ehad\u00fc sel\u00e2se&#8221; demektir ki ehast\u0131r. Bunda da herhalde derece muteberdir. \u015eu kadar ki bu derece sabit olmak \u015fart olmay\u0131p itib\u00e2r\u00ee (saymaca) de olabilir. Birinci herhangi birisinden itibar edilebilirse, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc yine ikinciden sonra gelir. &#8220;S\u00e2lis\u00fc sel\u00e2se&#8221; diyen, yaln\u0131zca &#8220;\u00fc\u00e7\u00fcn biri&#8221; dememi\u015f, &#8220;\u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc&#8221; demi\u015ftir. Ger\u00e7i sabit bir tertip kastedilmedi\u011fine g\u00f6re bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc, her birini ihtimaline alabilirse de \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcd\u00fcr. \u015eu halde &#8220;ehad\u00fc sel\u00e2se&#8221; (\u00fc\u00e7\u00fcn biri) denilmeyip de, &#8220;s\u00e2lis\u00fc sel\u00e2se&#8221; (\u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc) denilmesi her halde dikkat \u00e7ekicidir. Ve do\u011frusu bu g\u00f6r\u00fc\u015f , teslis (\u00fc\u00e7lemey)i kabullenen b\u00fct\u00fcn h\u0131ristiyan f\u0131rkalar\u0131n\u0131n inanc\u0131d\u0131r. Burada h\u0131ristiyanlar\u0131n \u00fc\u00e7lemesinin b\u00fct\u00fcn mahiyeti yer alm\u0131\u015ft\u0131r: S\u00e2lis\u00fc sel\u00e2se: Bu bize g\u00f6steriyor ki h\u0131ristiyanlar \u00fc\u00e7leme (teslis) ile &#8220;Allah \u00fc\u00e7t\u00fcr&#8221; demiyor, &#8220;il\u00e2h \u00fc\u00e7t\u00fcr&#8221; diyor ve Allah&#8217;\u0131 bu \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc say\u0131yor. Yani \u00fc\u00e7 il\u00e2h\u0131n \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fc de saymadan &#8220;Allah&#8221; demi\u015f olmuyor. Onun nazar\u0131nda cevher ve \u00fbl\u00fbhiyetin tabiat\u0131 birdir, fakat \u015fah\u0131s \u00fc\u00e7t\u00fcr. Ek\u00e2n\u00eem-i sel\u00e2se (\u00fc\u00e7 esas)nin her biri bir il\u00e2ht\u0131r. Baba il\u00e2h, R\u00fbhu&#8217;l- Kud\u00fcs il\u00e2h, o\u011flu il\u00e2ht\u0131r. Ve bu cihetle \u00fc\u00e7\u00fc e\u015fittir. Bununla birlikte hi\u00e7 bir tertip de yok de\u011fildir. Aralar\u0131nda itibari de olsa bir tertip vard\u0131r. Daha do\u011frusu baba, o\u011ful kelimeleri, hadd-i zat\u0131nda birer dereceye i\u015faret eder ve bir tabi\u00ee tertibi de g\u00f6sterirler. Ger\u00e7i herhangi birinden saymaya ba\u015flanabilir. Fakat genellikle babadan ba\u015flan\u0131r. Nitekim ilk \u0130znik konsilinin inanc\u0131nda Yesu Mesih hakk\u0131nda, &#8220;babas\u0131n\u0131n cevherinden, hak il\u00e2htan bir hak il\u00e2h olan tek o\u011ful&#8221; denilmi\u015f olmas\u0131, tab\u00ee\u00ee bir tertibin ifadesidir. Tek ba\u015f\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen baba bir il\u00e2h, Ruhu&#8217;l-Kud\u00fcs bir il\u00e2h, o\u011ful bir il\u00e2h say\u0131l\u0131r. Ancak \u00fc\u00e7\u00fc birden d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fckleri mertebededir ki Allah denilmi\u015f olur. Bununla \u00fc\u00e7 basit (yal\u0131n), bir de m\u00fcrekkeb (bile\u015fik) olmak \u00fczere d\u00f6rt il\u00e2h farzettikleri de san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Zira \u00fc\u00e7\u00fcn herhalde \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc olan birinde birle\u015fti\u011fini tasavvur ederler ki &#8220;r\u00e2biu sel\u00e2le&#8221; (d\u00f6rd\u00fc \u00fc\u00e7leyen) demezler de &#8220;s\u00e2lis\u00fc sel\u00e2se&#8221; (\u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc) derler. Nitekim bir, iki, \u00fc\u00e7 diye say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman bir birinci, iki ikinci, \u00fc\u00e7 \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcd\u00fcr ve ayn\u0131 zamanda bir say\u0131d\u0131r ki birle iki bundan birle\u015fmi\u015ftir. Bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc say\u0131, ikiyi \u00fc\u00e7leyen bir de\u011fildir. Birinci olan bir, ikinci olan ve bir say\u0131 te\u015fkil eden iki de de\u011fildir, hepsidir. Ve ayn\u0131 zamanda \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcd\u00fcr. Yoksa bir, iki, \u00fc\u00e7\u00fcn toplam\u0131 olan alt\u0131 say\u0131s\u0131 gibi d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc bir say\u0131 de\u011fildir. \u0130\u015fte h\u0131ristiyanlar\u0131n \u00fc\u00e7leme inanc\u0131 da hem \u00fc\u00e7 hem birdir. Ve bu, bir r\u00e2biu sel\u00e2se (d\u00f6rd\u00fc \u00fc\u00e7leyen) de\u011fil, s\u00e2lis\u00fc sel\u00e2se (\u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc)dir. \u00dc\u00e7 il\u00e2h\u0131, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc olan birinde birle\u015ftirirler. Bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcden maksad\u0131n &#8220;o\u011ful&#8221; oldu\u011fu da ifadelerinden a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Fakat genelde bunu, a\u00e7\u0131klam\u0131yor g\u00f6r\u00fcn\u00fcrler de r\u00e2biu sel\u00e2se (\u00fc\u00e7\u00fcn d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc) demezler, &#8220;\u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc&#8221; derler; fakat \u00fc\u00e7\u00fc say\u0131p birle\u015ftirmeden kelimenin o\u011fulda cesetlendi\u011fine itibar etmeden &#8220;evvel = bir Allah&#8221; demi\u015f olmazlar. \u015eu halde bunlara g\u00f6re &#8220;baba&#8221; baz\u0131 deyime g\u00f6re &#8220;v\u00fcc\u00fbd&#8221; hadd-i zat\u0131nda bir il\u00e2ht\u0131r. Fakat Allah de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n babas\u0131d\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs ve baz\u0131 deyime g\u00f6re hayat, hadd-i zat\u0131nda bir il\u00e2ht\u0131r. Fakat Allah de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n kelimesi veya ruhudur. Ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;o\u011ful&#8221; veya &#8220;kelime&#8221; ve baz\u0131 deyime g\u00f6re ilim de kendi zat\u0131nda bir il\u00e2ht\u0131r. Ve babas\u0131n\u0131n cevherinden, ruhundan o\u011fludur. Babadan ve ruhtan ayr\u0131 gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc derecede hen\u00fcz Allah de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n o\u011flu veya kelimedir. Ancak &#8220;baba&#8221;n\u0131n cevheriyle, ruhuyla, kelimesiyle olan o\u011fuldan cesetlendi\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc andad\u0131r ki \u00fc\u00e7\u00fc bir Mesih olmu\u015f ve Allah d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f olur. Nitekim \u0130znik konsili, &#8220;Bir zaman var idi ki Allah&#8217;\u0131n o\u011flu yoktu.&#8221; diyenleri k\u00e2fir kabul etmi\u015fti. \u00c7\u00fcnk\u00fc kanaatlar\u0131nda o\u011fuldan \u00f6nce il\u00e2h varsa bile hen\u00fcz Allah yok idi. Demek ki h\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n \u00fc\u00e7lemesi a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa &#8220;Allah \u00fc\u00e7t\u00fcr&#8221; demek olmad\u0131\u011f\u0131 gibi mutlak olarak &#8220;\u00fc\u00e7\u00fcn biri&#8221; demek de de\u011fildir. &#8220;\u0130l\u00e2hlar \u00fc\u00e7t\u00fcr, Allah ise bunlar\u0131n i\u00e7inde \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcd\u00fcr&#8221; demektir. Bu da &#8220;Allah, Mesih&#8217;tir&#8221; demektir. Bunun i\u00e7indir ki h\u0131ristiyanlar &#8220;\u0130l\u00e2h \u00fc\u00e7t\u00fcr&#8221; dedikleri halde &#8220;Allah&#8217;dan ba\u015fka il\u00e2h yoktur&#8221; da derler ve bunu &#8220;Mesih&#8217;den ba\u015fka il\u00e2h yoktur&#8221; demeye e\u015fit tutarlar. &#8220;\u0130l\u00e2h \u00fc\u00e7t\u00fcr&#8221; demekle beraber, Mesih&#8217;in d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7 bir il\u00e2h tan\u0131mazlar. \u015eu halde &#8220;\u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc&#8221; m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan Meryem o\u011flu \u0130sa&#8217;dan eam (daha genel) gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de h\u0131ristiyanlar\u0131n inanc\u0131nda &#8211; ara\u015ft\u0131rma gere\u011fi- e\u015fittirler. &#8220;Allah, \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcd\u00fcr&#8221; demek &#8220;Muhakkak Allah, Meryem o\u011flu Mesih&#8217;tir&#8221; demenin di\u011fer bir ifadesidir. Bunu iyi d\u00fc\u015f\u00fcnebilmek i\u00e7in &#8220;il\u00e2h&#8221; kelimesi ile &#8220;Allah&#8221; kelimesinin m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndaki mazm\u00fbn ve \u015f\u00fcmul (i\u00e7eri\u011f)\u00fc iyi g\u00f6zetmek gerekir. F\u00e2tiha s\u00fbresinde a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u00fczere cins isim oldu\u011fundan, m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re, fazla say\u0131da say\u0131labilir. Fakat (Allah) \u00f6zel isim oldu\u011fundan ancak tek olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. (Allah), hadd-i zat\u0131nda, hakk\u0131yle mabud (ibadet olunan) ve kendinden \u00fcst\u00fcn\u00fc tasavvur edilemeyen (tek ekmel= eksiksiz)dir. Ve \u015fu halde ger\u00e7ekte il\u00e2h odur. Fakat &#8220;il\u00e2h&#8221; ve &#8220;mabud&#8221; kelimesi izafi (de\u011fi\u015fken) olarak da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Ve bunun i\u00e7in Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na da s\u00f6ylenir. Ve herhangi bir kimsenin en \u00e7ok sayg\u0131 duydu\u011fu, kulluk arzusu duydu\u011fu ne ise o onun il\u00e2h\u0131d\u0131r. Fakat, bu bat\u0131l ve ge\u00e7ici de olabilir. O zaman ona, &#8220;onun il\u00e2h\u0131&#8221; denilir de &#8220;Allah&#8217;\u0131&#8221; denemez. Hatta izafetle, (tamlamayla) &#8220;Felan\u0131n Allah&#8217;\u0131&#8221; demek dil bak\u0131m\u0131ndan bile caiz de\u011fildir. Allah muzaf (tamlanan) olmaz, muzaf\u0131n ileyh (tamlayan) olur. &#8220;Benim Allah&#8217;\u0131m&#8221; demek, &#8220;benim il\u00e2h\u0131m&#8221; demek olabilir. Allah ismini bilmeyen veya anlamayan, kullanmayan ve ancak &#8220;Mabud, Rab, Tanr\u0131, Diy\u00f6, \u0130l\u00e2h..&#8221; gibi, il\u00e2h m\u00e2n\u00e2s\u0131na olan cins ismi kelimeleri kullanan dillerle bu fark\u0131 anlatabilmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Mesela Frans\u0131zcada &#8220;Diy\u00f6 \u00fc\u00e7t\u00fcr, Diy\u00f6 birdir&#8221; denilmekle bu m\u00e2n\u00e2 ifade edilemez. Bu noktada h\u0131ristiyanlar, &#8220;Allah&#8221; ismi yerine, Meryemin&#8217;in o\u011flu \u0130sa&#8217;n\u0131n lakab\u0131 olan &#8220;Mesih&#8221; vasf\u0131n\u0131, &#8220;ehad-i ekmel&#8221; (eksiksiz tek) in bir ifadesi olmak \u00fczere alm\u0131\u015flard\u0131r. Bunun i\u00e7in kanaatlar\u0131nda &#8220;il\u00e2h \u00fc\u00e7t\u00fcr, fakat Mesih birdir.&#8221; Her biri bir il\u00e2h farzedilen ek\u00e2n\u00eem-i sel\u00e2se (\u00fc\u00e7 esas)de Yesu yaln\u0131z o\u011fuldur. Fakat (Yesu&#8217; Mesih) hepsidir. Baba ve kelime ve o\u011ful kendi zatlar\u0131nda farkl\u0131 olduklar\u0131 halde (Yesu&#8217; Mesih) de birbirlerini tasdik ederler ve &#8220;tek kusursuz= en m\u00fckemmel tek&#8221; bu say\u0131l\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki h\u0131ristiyanlar, Yesu Mesih&#8217;ten \u00f6nce \u00e2lemlerin kelime ile yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu ve her \u015feyin yarat\u0131c\u0131 ve sahibi bir &#8220;baba il\u00e2h&#8221; bulundu\u011funu kabul etmekle beraber, hen\u00fcz \u00e2lemlerin sa\u011flam olmay\u0131p, bu sa\u011flaml\u0131\u011f\u0131n cesetlenmesi &#8220;kelime&#8221; \u00fczerine Yes\u00fb-i Mesih eliyle meydana geldi\u011fini ilk \u0130znik konsilinden beri inan\u00e7lar\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131na yazm\u0131\u015flard\u0131r. Demek ki bunlara g\u00f6re &#8220;\u00fc\u00e7l\u00fc esas&#8221;, birinci ve ikincisiyle de\u011fil, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcyle en m\u00fckemmeldir. \u00dc\u00e7\u00fcn\u00fcn olu\u015fturdu\u011fu tek il\u00e2h ve en m\u00fckemmel, tek baba de\u011fil, Ruhu&#8217;l-Kud\u00fcs de\u011fil, hepsi olan Yes\u00fb-i Mesih&#8217;tir, \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Buna g\u00f6re bunlar\u0131n nazar\u0131nda bir olan Allah mutlak \u00fc\u00e7\u00fcn biri de\u011fil, \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcd\u00fcr, kelimenin cesetlendi\u011fi Mesih&#8217;tir.<\/p>\n<p>&#8220;Muhakkak Allah \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcd\u00fcr&#8221; demek, hem sel\u00e2se (\u00fc\u00e7) kelimesi, hem de s\u00e2lis (\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc) kelimesi itibariyle olmak \u00fczere iki y\u00f6nden k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Birisi ger\u00e7ekten bir il\u00e2htan ba\u015fka il\u00e2h olmad\u0131\u011f\u0131 halde, \u00fc\u00e7 il\u00e2h farzetmek ve bunlar\u0131n her birine &#8220;hak il\u00e2h&#8221; demektir ki kat\u0131ks\u0131z \u015firktir. Birin hakk\u0131 olan il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131 onunla beraber ikiye daha vermektir, yaland\u0131r, zul\u00fcmd\u00fcr. Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131n\u0131 ink\u00e2rd\u0131r. &#8220;Allah \u00fc\u00e7&#8221; demek gibi bir \u00e7eli\u015fkidir. Birisi de bu \u015firk ve \u00e7o\u011falma i\u00e7inde yalan bir tevhid davas\u0131yla Allah&#8217;\u0131 bu \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcn\u00fc farzetmek, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na Allah demektir ki, bu da Allah&#8217;\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n \u00f6nceli\u011fini ink\u00e2r etmektir. Halbuki Allah Te\u00e2l\u00e2 &#8220;yok&#8221; demekle yok olmayaca\u011f\u0131 ve yalan inan\u00e7 ile hak ve hakikat de\u011fi\u015fmeyece\u011fi i\u00e7in, bu da hadd-i zat\u0131nda di\u011fer bir \u015firktir. Ve ger\u00e7ekte h\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n \u00fc\u00e7lemesinin b\u00f6yle biri \u015firk, biri tevhid g\u00f6r\u00fcnen iki y\u00fcz\u00fc vard\u0131r ki, hakikatte ikisi de \u015firktir. Ve bu \u015firk asl\u0131nda Allah&#8217;\u0131n \u00f6nceli\u011fini ink\u00e2r etmeyen ve bununla birlikte a\u00e7\u0131ktan \u015firk iddia eden a\u00e7\u0131k m\u00fc\u015friklerin \u015firkinden daha ileri gitmi\u015f olmakla beraber, onlar\u0131nki kadar a\u00e7\u0131k de\u011fil ka\u00e7amakl\u0131d\u0131r. Ger\u00e7e\u011fi ise her \u015f\u00fcpheden uzak olarak kesin bilgi ile s\u00f6ylemek gerekti\u011finden bu h\u0131ristiyanlar\u0131n m\u00fc\u015frikli\u011fi \u015f\u00fcpheli olursa da, bu Teslis (\u00fc\u00e7leme) davas\u0131 ile k\u00e2fir olduklar\u0131nda asla \u015f\u00fcphe yoktur. Ve i\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2:<\/p>\n<p>&#8220;Allah, \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcd\u00fcr diyenler elbette k\u00e2fir olmu\u015flard\u0131r. Oysa tek il\u00e2htan ba\u015fka il\u00e2h yoktur&#8230;&#8221; \u00e2yetiyle teslis inanc\u0131nda olan b\u00fct\u00fcn h\u0131ristiyanlar\u0131n iddia ettikleri \u00fc\u00e7lemenin b\u00fct\u00fcn i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc &#8221; \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc&#8221; diye iki kelimede \u00f6zetlemekle her iki y\u00f6nden k\u00fcf\u00fcrlerini yemin ve tekit ile a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7i Allah Te\u00e2l\u00e2 bunlar\u0131n Hz. \u0130sa&#8217;ya dost olmad\u0131klar\u0131n\u0131 tamamen anlatmak \u00fczere b\u00f6yle diyenlerin h\u0131ristiyanlar olduklar\u0131n\u0131 zikretmemi\u015ftir. Fakat &#8220;\u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcd\u00fcr&#8221; diyenler deyiminin de ek\u00e2n\u00eem-i sel\u00e2se (\u00fc\u00e7 esas)ye k\u00e2ni olan h\u0131ristiyan mezheplerinin hepsini i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bunda yaln\u0131z &#8220;Melk\u00e2n\u00ee&#8221; denilen Katolik ve Ortadokslarla Nast\u00fbr\u00eeler de\u011fil, Y\u00e2k\u00fbb\u00eeler, di\u011fer deyimle Monofizitler de dahildirler. Hatta bir zamanlar mevcut olup, sonradan tamamen kaybolmu\u015f olan ve &#8220;\u00fc\u00e7 esas&#8221;\u0131 baba, ana, o\u011ful diye sayan Berber\u00e2n\u00eeler de dahildirler. Yukarda da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;Muhakkak Allah, Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih&#8217;tir&#8221; diyenler de Yak\u00fbbiyyeye tahsis edilmi\u015f de\u011fildir. Ger\u00e7ek sonu\u00e7 (\u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc) demek de &#8220;o, Meryem&#8217;in o\u011flu Mesihtir&#8221; demenin di\u011fer bir deyimidir. Bu iki deyim, biri tevhid \u015feklinde \u015firk, biri de \u015firk i\u00e7inde tevhid iddia eden h\u0131ristiyan \u00fc\u00e7lemelerinin her iki \u015fekilde i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc ve k\u00fcf\u00fcr oldu\u011funu s\u00f6ylemektedir. \u015eu halde bunlar da hak dinin birinci esas\u0131 olan &#8220;Allah&#8217;a iman eden&#8221; \u015fart\u0131na haiz de\u011fillerdir.<\/p>\n<p>74- Ve e\u011fer bu s\u00f6yledikleri s\u00f6zlerden vazge\u00e7mezler, vazge\u00e7ip \u015firk \u015f\u00fcphesinden uzak bir tevhid ile Allah&#8217;a iman etmezlerse i\u00e7lerinden b\u00f6yle k\u00e2fir kalanlara elbette ve elbette el\u00eem (ac\u0131kl\u0131) bir azap dokunacakt\u0131r. Bunlar bundan b\u00f6yle bu ink\u00e2rlardan vazge\u00e7ip Allah&#8217;a tevbe ve isti\u011ffar etmezler mi? Halbuki Allah gaf\u00fbr, rah\u00eemdir, tevbe ve isti\u011ffar ederlerse affeder ve kendilerini lutuf ve rahmetiyle mesut eder. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, h\u0131ristiyanlar, yahudiler kadar ink\u00e2rc\u0131 de\u011fildirler. \u0130\u00e7lerinde tevbe ve istigfar ile imana gelmek kabiliyetinde bulunanlar onlardan \u00e7oktur. Hakikaten bir sayfa sonra bu c\u00fcz\u00fcn sonu ile yedinci c\u00fcz\u00fcn ba\u015f\u0131nda bu m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in bunlar, tevbe ve isti\u011ffara te\u015fvik edildikten sonra, delilli yolda hakk\u0131 ara\u015ft\u0131rmakla ayd\u0131nlat\u0131lmalar\u0131 i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>75- Meryem&#8217;in o\u011flu Mesih ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil, ancak bir Resul (peygamber) d\u00fcr. \u0130l\u00e2h de\u011fil, ancak Allah&#8217;\u0131n delil ve ferman ile g\u00f6nderdi\u011fi bir el\u00e7i, bir tebli\u011fci, bir peygamberdir. Hem ilk olarak gelmi\u015f bir peygamber de de\u011fil, ondan \u00f6nce bir \u00e7ok peygamberler gelip ge\u00e7mi\u015ftir ki Allah Te\u00e2l\u00e2 Mesih&#8217;e verdi\u011fi delillerine ve se\u00e7kin \u00f6zelliklerin benzerlerini daha \u00f6nce onlara vermi\u015f ve onlar bu \u00f6zellikleri ve farkl\u0131 delilleri ile ancak peygamberliklerini isbat etmi\u015fler ve sonra da geldikleri gibi durmay\u0131p ge\u00e7mi\u015f gitmi\u015flerdir. Mesela Allah Mesih&#8217;in eliyle \u00f6l\u00fcye can verdiyse ondan \u00f6nce Musa&#8217;n\u0131n elinde as\u00e2ya can vermi\u015f ve onu ko\u015fan bir ejderhayapm\u0131\u015ft\u0131 ki, bu daha \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131d\u0131r. Allah Mesih&#8217;i babas\u0131z yaratm\u0131\u015f ise, daha \u00f6nce \u00c2dem&#8217;i babas\u0131z ve anas\u0131z yaratt\u0131 ki, bu daha gariptir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Meryem&#8217;in o\u011flu \u0130sa, ge\u00e7mi\u015fte kendisinin olgunluklar\u0131na i\u015ftirak etmi\u015f bu kadar denkleri ve benzerleri ge\u00e7en ve onlar gibi gelip ge\u00e7ece\u011fi a\u00e7\u0131k bulunan bir peygamber. Anas\u0131 da s\u0131dd\u0131ka (do\u011fru), yani do\u011fruluk ve sadakatten ayr\u0131lmayan, Allah&#8217;\u0131 ve peygamberlerini tasdik eden di\u011fer kad\u0131nlar gibi \u00f6z\u00fcnde, s\u00f6z\u00fcnde, i\u015finde gayet do\u011fru bir kad\u0131nd\u0131r. Bundan ba\u015fka ana o\u011ful ikisi de yemek yerlerdi. Kendi nefislerinde yokluk, eksiklik i\u00e7inde kal\u0131r, d\u0131\u015fardan g\u0131da almaya muhta\u00e7 olurlar. Nefes al\u0131p vermek, dolup bo\u015falmak ihtiyac\u0131ndan kurtulamazlard\u0131 ki, hayvanlar\u0131n mahkum oldu\u011fu bir ihtiya\u00e7 ve zar\u00fbrettir. Herhangi bir ihtiya\u00e7 ile muhta\u00e7 olanlara il\u00e2h demek ise &#8220;muhta\u00e7 de\u011fil&#8221; demektir, yaland\u0131r, \u00e7eli\u015fkidir. \u015eu halde sadece yemek yediklerinden belli ki, ne Mesih il\u00e2ht\u0131r, ne de anas\u0131. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki burada il\u00e2h olman\u0131n bir gerektiricisi, bir de muhalifi bak\u0131m\u0131ndan \u00e7ok a\u00e7\u0131k iki delil g\u00f6sterilmi\u015ftir ki, hem istint\u00e2c\u00ee (sonu\u00e7 almaya ait), hem istikr\u00e2\u00ee (bilgi edinmeye dair) \u00f6zellikleri ta\u015f\u0131maktad\u0131r:<\/p>\n<p>Birinci olarak: \u0130l\u00e2h olmay\u0131 gerektiren kem\u00e2l a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman Mesih&#8217;in ve anas\u0131n\u0131n \u00e7ok y\u00fcksek kem\u00e2lleri, ortakl\u0131\u011f\u0131 kabul eden ve hatta bizzat emsal (e\u015f ve \u00f6rnek)leri ve benzerleri ge\u00e7mi\u015f bulunan bir kem\u00e2ldir. B\u00f6yle bir kem\u00e2l ise benzersiz bir kem\u00e2li gerektiren il\u00e2hl\u0131k hakk\u0131n\u0131 gerektirmez. Ancak \u00f6rneklerinin ve benzerlerinin h\u00fckm\u00fcn\u00fc ba\u011f\u0131\u015flar ki, o da Mesih hakk\u0131nda peygamberlik, anas\u0131 hakk\u0131nda sah\u00e2biliktir. Di\u011fer taraftan il\u00e2hl\u0131\u011fa uymayan noksanlar a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman Mesih&#8217;in ve anas\u0131n\u0131n kem\u00e2lleri, gelip ge\u00e7ici imkan\u0131 ve son bulmay\u0131 ink\u00e2r de\u011fil, ge\u00e7mi\u015f \u00f6rnekleriyle onu teyit ve ispat eden ve bundan dolay\u0131 bir noksan ile beraber bulunan bir kem\u00e2ldir. Bu ise, varl\u0131\u011f\u0131 vacib ve b\u00e2k\u00ee olan Allah&#8217;a uygun il\u00e2hl\u0131k hakk\u0131na ayk\u0131r\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak: Ge\u00e7mi\u015fteki peygamberler ge\u00e7memi\u015f, Mesih ilk peygamber ve anas\u0131 ilk S\u0131dd\u00eeka (do\u011fru kad\u0131n) olmu\u015f olsayd\u0131, hakk\u0131yla il\u00e2h anlam\u0131n\u0131 idrak eden her ak\u0131l sahibi Mesih&#8217;i ve anas\u0131n\u0131 kendi \u015fah\u0131slar\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr ve il\u00e2h olamayacaklar\u0131n\u0131 kesin olarak anlard\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc anas\u0131 da, o\u011flu da yiyorlar, i\u00e7iyorlar, b\u00fct\u00fcn hayvanlarda bulunan bir ihtiya\u00e7tan uzak kalam\u0131yorlard\u0131. Ve elbette bunun gereklerinden olan d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131karmaya da mecbur bulunuyorlard\u0131. \u015eu halde ba\u015fka bir delil aramaya l\u00fczum kalmadan her selim ak\u0131l ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz bir \u015fekilde anlar ki, di\u011fer kem\u00e2llerine ra\u011fmen b\u00f6yle bir be\u015fer\u00ee ve hayvan\u00ee ihtiya\u00e7 ile bizzat muhta\u00e7 olan herhangi bir varl\u0131k hak il\u00e2h olamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc hak il\u00e2h, hadd-i zat\u0131nda her t\u00fcrl\u00fc \u00fcmit ve korkuya merci, her kem\u00e2le b\u00fct\u00fcn kem\u00e2liyle sahip, her t\u00fcrl\u00fc ihtiya\u00e7 ve noksandan uzak, mutlak gani, mutlak kendisine muhta\u00e7 olunan varl\u0131k demektir.<\/p>\n<p>Ey Muhammed bak, biz onlara hak \u00e2yetleri ve delilleri nas\u0131l, ne g\u00fczel, ne a\u00e7\u0131k beyan ediyoruz sonra da bak onlar nas\u0131l veya nereden \u00e7evriliyorlar. Bu a\u00e7\u0131k ger\u00e7eklerden ne fena sapt\u0131r\u0131l\u0131yor da as\u0131l ve esas\u0131 yok bat\u0131l sevdalar pe\u015finde dola\u015ft\u0131r\u0131l\u0131yorlar. Hemzenin fethiyle kalb ve sarf, yani d\u00f6nd\u00fcr\u00fcp \u00e7evirmek demektir.<\/p>\n<p>Ey Muhammed!<\/p>\n<p>Me\u00e2li \u015ferifi:<\/p>\n<p>76- De ki: &#8220;Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da size ne zarar, ne de fayda vermeye g\u00fcc\u00fc yetmeyen \u015feylere mi tap\u0131yorsunuz? Oysa Allah i\u015fitendir, bilendir&#8221;.<\/p>\n<p>76-Yukardaki ayette bulunan istidl\u00e2l (delil ile sonu\u00e7 \u00e7\u0131karma)ler, &#8220;ortak ve benzeri bulunan il\u00e2h olamaz, gelip ge\u00e7ici olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olan il\u00e2h olamaz, muhta\u00e7 olan il\u00e2h olamaz&#8221; diye birer k\u00fcbr\u00e2 (b\u00fcy\u00fck \u00f6nerme)ya ba\u011fl\u0131 bulunuyordu ki, bu b\u00fcy\u00fck \u00f6nermeler &#8220;hak il\u00e2h&#8221; anlam\u0131n\u0131n kendi i\u00e7inde bulunan ve matemati\u011fe ait h\u00fck\u00fcmler gibi m\u00fccerred (soyut) bir tahlil (analiz) ile belli, ilk tahlil\u00ee h\u00fck\u00fcmler olduklar\u0131 i\u00e7in d\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015flerdi. Ve g\u00f6sterildi\u011fi \u015fekilde mant\u0131k\u00ee anlat\u0131m\u0131n\u0131n \u00f6zetleri \u015fu oluyordu:<\/p>\n<p>1- Mesih ve anas\u0131 orta\u011f\u0131 ve benzeri bulunan kimselerdir &#8220;k\u00fc\u00e7\u00fck \u00f6nerme&#8221;, belli ki orta\u011f\u0131 ve benzeri bulunanlar il\u00e2h olamazlar &#8220;b\u00fcy\u00fck \u00f6nerme&#8221;. \u015eu halde ne Mesih ne anas\u0131 il\u00e2h olamazlar.<\/p>\n<p>2- Mesih ve anas\u0131, benzerleri delaletiyle gelip ge\u00e7ici olmalar\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Belli ki gelip ge\u00e7ici olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olanlar il\u00e2h olamazlar. \u015eu halde, ne Mesih ne anas\u0131 il\u00e2h olamazlar.<\/p>\n<p>3- Mesih ve anas\u0131 yemek yer birer muhta\u00e7 idiler. Belli ki muhta\u00e7 olan il\u00e2h olamaz. \u015eu halde ne Mesih, ne anas\u0131 il\u00e2h olamazlar.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu \u00e2yet ilk \u00f6nce mabudun en a\u00e7\u0131k bir \u00f6zelli\u011fini g\u00f6stermek, &#8220;aciz olan mabud olamaz&#8221; diye bir genel kaz\u0131yye (\u00f6nerme-h\u00fck\u00fcm) ile o \u00fc\u00e7 b\u00fcy\u00fck \u00f6nermeye a\u00e7\u0131k bir uyarma yapm\u0131\u015f ve onlar\u0131n apa\u00e7\u0131kl\u0131klar\u0131n\u0131 idrak edemiyecek olanlara daha genel ve daha a\u00e7\u0131k bir b\u00fcy\u00fck \u00f6nerme (k\u00fcbra) ile hakikati a\u00e7\u0131klay\u0131vermi\u015ftir. Yani orta\u011f\u0131 ve benzeri bulunan herhangi bir \u015fey onun \u00f6zelli\u011fine sahip olamayaca\u011f\u0131ndan ger\u00e7ekte bir acizdir. Ayn\u0131 \u015fekilde gelip ge\u00e7ici olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olan, ger\u00e7ekte bir acizdir; muhta\u00e7 olan hadd-i zat\u0131nda bir acizdir. Aciz olan ise mabud olamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc mabud hi\u00e7 bir \u015fekilde acizli\u011fi ve noksan\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeyen her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeten ve mutlak en b\u00fcy\u00fck demektir. Bir de &#8220;yemek yerlerdi&#8221; buyurulmas\u0131na kar\u015f\u0131 s\u00e2bi\u00eeler ve putperestler taraf\u0131ndan, &#8220;O halde yemek i\u00e7mek ihtiyac\u0131 bulunmayan meleklere ve cans\u0131z heykellere tapmak akla uygun olacakt\u0131r.&#8221; diye bir kuruntu ortaya atabilirler. Bu y\u00f6nden de bu \u00e2yet, bu kuruntu ve mu\u011fal\u00e2ta (yan\u0131ltmaca)n\u0131n da k\u00f6k\u00fcn\u00fc kesmek i\u00e7in meselenin acizlik ve kudret, menfaat ve zarar meselesi oldu\u011funu ve bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n esas itibariyle hepsinde e\u015fit bulundu\u011funu anlatm\u0131\u015f ve bununla beraber S\u00e2bi\u00eeli\u011fin ve putlara tapman\u0131n daha d\u00fc\u015f\u00fck bir durumda oldu\u011funu da anlatarak, onlara ta\u015f atmak (tar\u00eez) ve h\u0131ristiyanlar\u0131 korkutmak ile demi\u015ftir ki: &#8220;Ey h\u0131ristiyanlar siz, s\u00e2bi\u00eeler ve puta tapanlar gibi, Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da O&#8217;na kar\u015f\u0131 ne zarar, ne fayda hi\u00e7bir \u015fey yapamayacak olan acizlere mabud der, ibadet mi edersiniz? Halbuki Allah size her menfaat ve zarar\u0131 yapmaya g\u00fcc\u00fc yetti\u011fi gibi i\u015fiten ve bilendir de. Gizli, a\u00e7\u0131k her s\u00f6z\u00fc i\u015fitir. A\u00e7\u0131ktaki fiiller \u015f\u00f6yle dursun, kalplerdeki inan\u00e7lar\u0131, niyetleri bile bilir. Bu y\u00fcksek kudret kar\u015f\u0131s\u0131nda Allah&#8217;a ortak ko\u015fman\u0131n, o acizlere mabud demenin, ibadet etmenin ne b\u00fcy\u00fck ink\u00e2r, ne kadar tehlikeli oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmez misiniz? \u0130\u015fte sizin Mesih&#8217;e il\u00e2h ve mabud demenizin bundan hi\u00e7bir fark\u0131 yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Mesih, her ne zarar, her ne menfaat yapabilirse kendi zat\u0131ndan malik olarak de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n ihsan etmesi ve vermesiyle yapabilir. Sonra ne Allah&#8217;\u0131n verebilece\u011fi belalar ve musibetler kadar zarara, ne de Allah&#8217;\u0131n ihsan edebilece\u011fi s\u0131hhat ve geni\u015flik, hay\u0131r ve saadet kadar menfaate hi\u00e7bir zaman sahip olamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah bizzat zengin, bizzat g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr. Mesih ise bizzat fakir, bizzat g\u00fc\u00e7s\u00fczd\u00fcr. Her neye sahip ise hepsi Allah&#8217;tan ve Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah&#8217;\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda Mesih bir lokmaya muhta\u00e7, mutlak \u00e2cizdir. Mesih&#8217;in kar\u015f\u0131s\u0131nda Allah, her \u015feyi veren mutlak g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr. Allah&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn kemali kendinden, Mesih&#8217;in ise nesi varsa Allah&#8217;dan. Bu b\u00f6yle iken Allah&#8217;\u0131n kemalini Mesih&#8217;e, Mesih&#8217;in aczini Allah&#8217;a isnat edip de Allah yerine Mesih&#8217;e ibadet etmek ne c\u00fcret, ne cehalet, ne anlay\u0131\u015fs\u0131zl\u0131kt\u0131r? Ne kadar z\u0131dd\u0131na bir hakk\u0131, do\u011fruyu de\u011fi\u015ftirmek, ne b\u00fcy\u00fck bir iftira ve beyinsizliktir?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015ferifi<\/p>\n<p>77- De ki: &#8220;Ey kitap ehli! Dininizde haks\u0131z yere a\u015f\u0131r\u0131 gitmeyin. Daha \u00f6nce sapm\u0131\u015f, bir\u00e7oklar\u0131n\u0131 da sapt\u0131rm\u0131\u015f ve b\u00f6ylece do\u011fru yolu kaybetmi\u015f bir kavmin keyiflerine uymay\u0131n&#8221;.<\/p>\n<p>78- \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan k\u00fcfredenler, Davud ve Meryem&#8217;in o\u011flu \u0130sa diliyle lanetlenmi\u015flerdir. Bu, onlar\u0131n isyan etmeleri ve a\u015f\u0131r\u0131 gitmeleri y\u00fcz\u00fcndendi.<\/p>\n<p>79- Onlar, yapt\u0131klar\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden vazge\u00e7miyorlard\u0131. Yapt\u0131klar\u0131 \u015fey ne k\u00f6t\u00fc idi.<\/p>\n<p>80- Onlardan bir\u00e7o\u011funun k\u00e2firleri dost edindiklerini g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn. Nefislerinin kendilerine sundu\u011fu \u015fey ne kadar k\u00f6t\u00fcd\u00fcr! Allah onlara gazabetmi\u015ftir. Onlar ebed\u00ee olarak azap i\u00e7inde kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>81- E\u011fer onlar, Allah&#8217;a, Peygamber&#8217;e ve ona indirilen Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a inanm\u0131\u015f olsalard\u0131, k\u00e2firleri dost tutmazlard\u0131. Fakat onlar\u0131n \u00e7o\u011fu yoldan \u00e7\u0131km\u0131\u015f kimselerdir.<\/p>\n<p>77-Ey Muhammed de ki: Ey kitap ehli ve \u00f6zellikle ey h\u0131ristiyanlar, dininizde haks\u0131z yere gul\u00fcv etmeyin (a\u015f\u0131r\u0131 gitmeyiniz). Gul\u00fcv, esas\u0131nda oku ileriye atmakt\u0131r. Bundan, herhangi bir \u015feyin kadrini ve menzilini ge\u00e7mek ve s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 a\u015f\u0131p ileriye gitmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda geni\u015f\u00e7e kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Buradan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki dinin s\u0131n\u0131r\u0131 hakt\u0131r. Ve kitap ehlinin bulunduklar\u0131 dinde hak da vard\u0131r, bat\u0131l da. Ayn\u0131 \u015fekilde dinde a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k iki \u00e7e\u015fittir: Birisi hakl\u0131 gul\u00fcv, di\u011feri haks\u0131z gul\u00fcvd\u00fcr. Hakl\u0131 a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k, dinin hakikatlerini inceden inceye ara\u015ft\u0131rmak ve inceliklerini aray\u0131p taramak ve tetkik etmek, delillerini ve burhanlar\u0131n\u0131 elde etmek suretiyle h\u00fck\u00fcmlerini tam bir dikkatle tatbik etmektir ki, buna selabet, ittika, vera, ictihad, m\u00fcc\u00e2hede, gayret ve d\u00een\u00ee hamiyet de denilir. \u00c2yet bunu yasaklamam\u0131\u015f belki desteklemi\u015ftir. Hak olan hususlarda ne kadar ileri gidilse ifrat (a\u015f\u0131r\u0131) ve taassub (tutuculuk) say\u0131lmaz. Di\u011feri ise bat\u0131l ve haks\u0131z olan gul\u00fcvd\u00fcr ki, bu delillere g\u00f6z yumup, \u015f\u00fcpheler arkas\u0131na d\u00fc\u015ferek ifrat (a\u015f\u0131r\u0131) veya tefrit (tersine a\u015f\u0131r\u0131) ile hakk\u0131n hududunu ge\u00e7mek ve a\u00e7\u0131k olan hakk\u0131 teslim etmeyip tersini benimsemektir ki, buna da taassup (tutuculuk) ve bilgisizli\u011fi koruma denilir. \u00c2yet, &#8220;haks\u0131z yere&#8221; diye i\u015fte bu \u00e7e\u015fit a\u015f\u0131r\u0131l\u0131\u011f\u0131 yasaklam\u0131\u015ft\u0131r. Yani dinde hedefimiz daima hak olsun, k\u00f6r bir taklit, kuru bir tutuculuk ile ifrat veya tefr\u00eete sap\u0131p hakk\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 ge\u00e7meyiniz. Haks\u0131zl\u0131k yapmay\u0131n\u0131z, haks\u0131z \u015feylerde \u0131srar etmeyiniz. Ey h\u0131ristiyanlar, siz Mesih&#8217;in hak olan peygamberli\u011fini ileri ge\u00e7ip de onu il\u00e2hl\u0131k mertebesine \u00e7\u0131karmay\u0131n\u0131z. Ey yahudiler, siz de onun peygamberlik ve neb\u00eeli\u011fini ink\u00e2r etmeyiniz. K\u0131ymet ve de\u011ferini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp de Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfetti\u011fi hakk\u0131na tecav\u00fcz etmeyiniz. Ve bundan \u00f6nce, yani Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n g\u00f6nderilmesinden \u00f6nce dininizden muhakkak sapm\u0131\u015f, sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, bir\u00e7oklar\u0131n\u0131 da sap\u0131tm\u0131\u015f ve sonra Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n g\u00f6nderilmesi ile g\u00f6sterilmi\u015f olan do\u011fru yoldan yan \u00e7izmi\u015f bir kavmin, yani selef (ge\u00e7mi\u015f)lerinizin arzular\u0131na uymay\u0131n\u0131z. Onlar\u0131 taklit edip arkalar\u0131ndan gitmeyiniz. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu \u00e2yette, bunlar\u0131n &#8220;sonra bak onlar nereden \u00e7evriliyorlar?&#8221; yeti delaletince nas\u0131l ve nereden \u00e7evrilip hak \u00e2yetlerden sapt\u0131r\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131n bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Esasen dinlerinde hakk\u0131, hedef edinmemeleridir.<\/p>\n<p>2- Bu sebeple haks\u0131z yere a\u015f\u0131r\u0131 gitmeleri ve tutuculuk etmeleri,<\/p>\n<p>3- Ge\u00e7mi\u015flerini k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne taklit etmeleri,<\/p>\n<p>4- \u0130nsani hev\u00e2 ve heveslerine, meyillerine uymalar\u0131 ki, birincisinin de sebebini te\u015fkil eder. Ve i\u015fte iman ile k\u00fcfr\u00fcn, hak din ile bat\u0131l dinin ba\u015flang\u0131\u00e7 fark\u0131 budur. Hak il\u00e2ha kulluk, nefsin arzusuna kulluk ki, zaman\u0131m\u0131zda &#8220;hislerine tabi olma&#8221; diye s\u00f6ylenir. Demek ki Mesih&#8217;e il\u00e2h diyenler, ara\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda Mesih&#8217;e de\u011fil, yaln\u0131z kendi arzular\u0131na kulluk edenlerdir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k Mesih&#8217;e sald\u0131ranlar da yine kendi isteklerine kulluk edenlerdir. \u015eu halde Mesih&#8217;e il\u00e2h diyen h\u0131ristiyanlar, yahudilerin z\u0131dd\u0131na gitmi\u015f g\u00f6r\u00fcnmekle beraber bo\u015f isteklere uymak, hissilik ve tutuculuk arkas\u0131nda ko\u015fmak bak\u0131m\u0131ndan yahudilerin yoluna gitmi\u015fler ve onlara t\u00e2bi olmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>78-\u0130\u015fte b\u00f6yle sapan ve sap\u0131tan kimselerin arzular\u0131na uymay\u0131n\u0131z ve bu sesleni\u015fe kar\u015f\u0131 da haks\u0131z a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k edip, &#8221; bizim ge\u00e7mi\u015flerimizde b\u00f6yle kimseler yoktur&#8221; demeyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan k\u00fcfredenlere hem Davud&#8217;un lisan\u0131, hem de Meryem&#8217;in o\u011flu \u0130sa&#8217;n\u0131n lisan\u0131 ile lanet edildi. Tefsircilerin \u00e7o\u011funlu\u011fu demi\u015flerdir ki, Davud&#8217;un lisan\u0131 ile lanet sebt ashab\u0131na (yahudilere), \u0130sa&#8217;n\u0131n dili ile lanet m\u00e2ide ash\u00e2b\u0131na (h\u0131ristiyanlara) olunmu\u015ftu. Eyle ahalisi cumartesi g\u00fcn\u00fc zulmettikleri zaman Davud Aleyhisselam onlara lanet etmi\u015f, maymunlara d\u00f6nm\u00fc\u015fler (\u00c2r\u00e2f s\u00fbresine bkz.), sofra ashab\u0131 da bu s\u00fbrenin sonuna do\u011fru gelece\u011fi \u00fczere &#8220;maide&#8221; (sofra)nin inmesinden ve ondan faydaland\u0131ktan sonra nank\u00f6rl\u00fck etmi\u015fler, \u0130sa Aleyhisselam da beddua ve lanet etmi\u015f, domuzlara d\u00f6nm\u00fc\u015fler. Bu lanet bu nank\u00f6rlerin isyan etmeleri ve tecav\u00fcz eder olmalar\u0131 sebebiyle idi.<\/p>\n<p>79-Yani yapt\u0131klar\u0131 bir k\u00f6t\u00fcl\u00fckten birbirlerini yasaklamazlard\u0131. Vallahi ne k\u00f6t\u00fc yap\u0131yorlard\u0131. Madem ki lanetinin sebebi, isyanlar\u0131 ve hakka tecav\u00fcz\u00fc al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirmeleri idi. Demek oluyor ki, bunlardan sonra isyan, tecav\u00fcz ve haks\u0131z yere a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k edenler de t\u0131pk\u0131 onlar gibi Davud ve \u0130sa&#8217;n\u0131n dilleri ile lanetlenmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>80-Ey kendisine hitap edilen! \u015eimdi din ve iman iddias\u0131nda bulunan bu kitap ehlinden bir\u00e7o\u011funu g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn ki, Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217;ne ve m\u00fcminlere kinlerinden dolay\u0131, k\u00e2firlerle (yani m\u00fc\u015friklerle) pek \u00e2l\u00e2 dostluk ediyorlar, m\u00fc\u015friklerden tarafa oluyorlar, onlar\u0131n dostlu\u011fu arkas\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcyorlar. Vallahi nefisleri kendileri i\u00e7in k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne ne k\u00f6t\u00fc \u015fey takdim etti ki \u015fudur: Allah kendilerine k\u0131zd\u0131 ve ebed\u00ee azaptad\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;a da imanlar\u0131 yok, o Peygamber&#8217;e de.<\/p>\n<p>81- E\u011fer bunlar Allah&#8217;a ve o Peygamber&#8217;e ve O&#8217;na indirilene iman etselerdi, Allah&#8217;\u0131n ve Peygamber&#8217;in d\u00fc\u015fman\u0131 olan o k\u00e2firleri dost tutmazlar, yak\u0131nlar\u0131 olarak tan\u0131mazlard\u0131. Ve fakat bunlar\u0131n \u00e7o\u011fu dinden \u00e7\u0131km\u0131\u015f fas\u0131klard\u0131r. Ge\u00e7mi\u015fte &#8220;Allah&#8217;a, ahiret g\u00fcn\u00fcne inanan ve g\u00fczel amel i\u015fleyen kimseler&#8221; (M\u00e2ide, 5\/69) olmad\u0131klar\u0131 gibi, bu g\u00fcn de de\u011fildirler, bundan sonra olmalar\u0131 da uzakt\u0131r. Tersine ta\u015fk\u0131nl\u0131k ve d\u00fc\u015fmanl\u0131klar\u0131n\u0131 art\u0131racaklard\u0131r. M\u00fcminlerden ho\u015flanmamalar\u0131, \u0130sl\u00e2m dini ile alay etmeleri de bundand\u0131r. Bunun i\u00e7in inananlar bunlar\u0131 dost bilmemeli ve bunlar gibi olmamal\u0131d\u0131rlar. Allah&#8217;\u0131n lutfetti\u011fi \u0130sl\u00e2m nimetini unutmamal\u0131, nank\u00f6rl\u00fck etmemeli, anla\u015fmalar\u0131n\u0131 bozmamal\u0131, ahitlerini, akidlerini yerine getirmeli, g\u00fczel amel yapmal\u0131. &#8220;Adaleti tam yerine getirerek Allah i\u00e7in \u015fahitlik edenler.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/135) olmal\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu \u00e2yetin kavram\u0131, \u00f6nce bunlarda \u015fart\u0131n\u0131n halen de faydas\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131kl\u0131yor ve fas\u0131las\u0131 (\u00e2yet sonu) ile ta yukardaki (M\u00e2ide, 5\/59) fas\u0131las\u0131 (\u00e2yet sonu)n\u0131 tekit ediyor ve o \u00e2yeti hat\u0131rlat\u0131yor ve oradan daha \u00fcst taraf\u0131na do\u011fru geri bakt\u0131r\u0131yor. Demek ki burada s\u00fbrenin ba\u015f\u0131na kadar gerisin geri bir m\u00fcl\u00e2haza daha yap\u0131lacak ve tekrar d\u00f6n\u00fcl\u00fcp sonras\u0131na devam edilecektir. Dikkate \u015fayand\u0131r ki yukarda \u00e7o\u011funun fas\u0131k oldu\u011fu s\u00f6ylendi\u011fi halde burada da &#8220;kes\u00eer&#8221; (\u00e7ok) tabir edilmi\u015f, yani bir\u00e7o\u011fu denilmi\u015ftir. Ger\u00e7i &#8220;ekser&#8221; e de &#8220;kes\u00eer&#8221; denilebilirse de, &#8220;onlar\u0131n \u00e7o\u011fu&#8221; ile &#8220;onlardan bir \u00e7o\u011fu&#8221; yani \u00e7o\u011fu ile bir\u00e7o\u011fu deyimleri aras\u0131nda fark da vard\u0131r. Bu fark bize \u015fu iki m\u00e2n\u00e2dan birini hat\u0131rlat\u0131r.<\/p>\n<p>1. Demek ki ikinci f\u0131sk (g\u00fcnah, isyan) birinciden daha \u015fiddetlidir. \u00c7o\u011funlu\u011fun g\u00fcnahk\u00e2rl\u0131\u011f\u0131, itaats\u0131zl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na f\u0131skt\u0131r ki inan\u00e7s\u0131z (itikads\u0131z) olup olmamaktan daha geneldir. \u00c7o\u011funlu\u011fun Kitap ehli olmaktan \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 gerektirmez. Bir \u00e7o\u011funun f\u0131sk\u0131 (isyan\u0131) ise b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn k\u00fcf\u00fcr ve azg\u0131nl\u0131k ile kitap ehli olmaktan \u00e7\u0131kma ve dinden d\u00f6nme m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir f\u0131skt\u0131r ki di\u011ferinden daha \u015fiddetli bir \u015ferdir.<\/p>\n<p>2. Her ikisinde f\u0131sk ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2ya olmakla beraber, demek ki \u0130sl\u00e2m dininin yay\u0131lmas\u0131 ve bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ait sesleni\u015fin tesirinin feyzi ile kitap ehlinin \u00e7o\u011funlu\u011funun isyan\u0131 azalm\u0131\u015f &#8220;Fakat onlardan \u00e7o\u011fu fas\u0131klar&#8221; olarak kalm\u0131\u015flar. Fakat bu \u00e7o\u011funlu\u011fun f\u0131sk\u0131 &#8220;Ey Muhammed! Rabb&#8217;inden sana indirilen, onlardan \u00e7o\u011funun azg\u0131nl\u0131k ve ink\u00e2r\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131r.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/64) \u00e2yeti delaletinde keyfiyet itibariyle eski \u00e7o\u011funlu\u011fun f\u0131sk\u0131ndan \u00e7ok fazla, \u00e7ok \u015fiddetli olmu\u015ftur. Ger\u00e7ekte \u0130sl\u00e2m dininin yay\u0131lmas\u0131 ilk \u00f6nce b\u00fct\u00fcn kitaplar\u0131 ve dinleri i\u00e7ine alan yeni bir kitap etraf\u0131nda toplanan salih ve do\u011fru yeni bir \u00fcmmet, yeni bir kitap ehli te\u015fkil etmi\u015ftir. \u0130kinci olarak, genellikle kitap ehli \u00fczerinde bir d\u00fczelme hissi uyand\u0131rm\u0131\u015f. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, kitap ehlinin m\u00fcmin ve do\u011fru az\u0131nl\u0131\u011f\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmi\u015f, di\u011fer taraftan fas\u0131k \u00e7o\u011funlu\u011fu kalm\u0131\u015ft\u0131r. Sonra bu fas\u0131k \u00e7o\u011funlu\u011fun bir\u00e7o\u011fu da m\u00fcsl\u00fcman olmamakla beraber az \u00e7ok bir d\u00fczelme uyan\u0131\u015f\u0131 ile \u0130sl\u00e2m tabiyyetine girmi\u015f, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n zimmeti (korumas\u0131)ni kabul etmi\u015f ve bu \u015fekilde eski g\u00fcnahlar\u0131n\u0131n bir\u00e7o\u011fundan vazge\u00e7mi\u015ftir. Bu \u015fekilde fas\u0131k (g\u00fcnahk\u00e2r) \u00e7o\u011funluk azalm\u0131\u015f, fakat buna kar\u015f\u0131l\u0131k bir\u00e7o\u011fu da hakk\u0131 b\u00fcsb\u00fct\u00fcn unutmu\u015f \u00f6fke ve taassub (tutuculu\u011f)a sar\u0131lm\u0131\u015f, k\u00fcf\u00fcr ve zulm\u00fcn\u00fc art\u0131rd\u0131k\u00e7a art\u0131rm\u0131\u015f, her k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc desteklemi\u015f, \u0130sl\u00e2m&#8217;a d\u00fc\u015fmanl\u0131kta m\u00fc\u015friklerle beraber olmu\u015f ve hatta daha ileri gitmi\u015f, Davud ve \u0130sa dili ile lanetlenen melunlar derecesine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u015eu halde ba\u015flang\u0131\u00e7ta &#8220;Muhakkak sizin \u00e7o\u011funuz fas\u0131kt\u0131r&#8221; hitab\u0131na lay\u0131k olan kitap ehli say\u0131 bak\u0131m\u0131ndan eski haline g\u00f6re &#8220;Fakat onlardan bir\u00e7o\u011fu fas\u0131kt\u0131r&#8221; kalm\u0131\u015f ve fakat keyfiyet bak\u0131m\u0131ndan &#8220;Allah kendilerine k\u0131zd\u0131 ve ebed\u00ee olarak azaptad\u0131rlar.&#8221; &#8220;Allah kat\u0131nda yeri itibariyle bundan daha k\u00f6t\u00fc.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/60) olmu\u015flard\u0131r. Demek ki m\u00fcsl\u00fcmanlar iman s\u00f6zle\u015fmesine ve iyili\u011fe gere\u011fi gibi uymakta devam ettik\u00e7e ve hay\u0131r yapmada yar\u0131\u015fmak s\u00fbretiyle m\u00fcc\u00e2hedeye gayret ettik\u00e7e k\u00f6t\u00fcl\u00fck azalacak, \u00e2lemin d\u00fczelmesi artacak, herkes &#8220;onlara hi\u00e7bir korku yoktur, onlar \u00fcz\u00fclmeyeceklerdir de&#8221; s\u0131rr\u0131na kavu\u015fmakla mesut olacaklar. Bunun tersi bir durumda m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n hali de kitap ehlinin haline d\u00f6necek, fas\u0131klara mahkum olup onlar\u0131n s\u00fcr\u00fckledi\u011fi azaba d\u00fc\u015feceklerdir.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamalardan ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn azalmas\u0131ndan anla\u015f\u0131ld\u0131 ki, kitap ehli i\u00e7inden \u00f6nce fas\u0131klar\u0131n pek \u00e7o\u011funa, sonra da fas\u0131klar\u0131n \u00e7o\u011funa kar\u015f\u0131l\u0131k olan birer k\u0131s\u0131m vard\u0131r ki haks\u0131z a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k ve taassubtan sak\u0131n\u0131r, orta yolu tutar bir m\u00fbtedil \u00fcmmettirler. Bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 fas\u0131klar\u0131n \u00e7o\u011funa kat\u0131lmam\u0131\u015f, \u00f6nce ve sonra iman ve iyi hallerini muhafaza etmi\u015fler, Musa&#8217;ya oldu\u011fu gibi \u0130sa&#8217;ya, \u0130sa&#8217;ya oldu\u011fu gibi son peygamber Hz. Muhammed&#8217;e de iman etmi\u015flerdir. Bunlar\u0131n hallerinde bir fark varsa \u00f6nce o Peygamber, o hak ruh gelecek diye iman ederken, gelince de geldi diye iman etmi\u015f ve ge\u00e7mi\u015fte indirilmi\u015f kitaplar ile beraber bunlara kat\u0131lan yeni kitaplar\u0131 da do\u011frulam\u0131\u015f olmalar\u0131ndan ibarettir. Di\u011fer k\u0131s\u0131m ise \u00f6nce fas\u0131klar\u0131n \u00e7o\u011fundan olduklar\u0131 halde sonradan uyanm\u0131\u015f, tevbe eder olmu\u015f ve di\u011ferlerine kat\u0131larak fas\u0131klar\u0131n \u00e7o\u011funun kar\u015f\u0131s\u0131nda yer alm\u0131\u015flard\u0131r veya alacaklard\u0131r ki, i\u015fte bunlar &#8220;Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inanan ve g\u00fczel amel i\u015fleyen&#8221;dirler.<\/p>\n<p>Acaba bunlar i\u00e7inde yahudi ve h\u0131ristiyanlar da ayn\u0131 oranda m\u0131d\u0131rlar, yoksa farkl\u0131 m\u0131d\u0131rlar? Bu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan yahudi ile h\u0131ristiyanlar\u0131 mukayeseye gelince: Hakikatte bunlar\u0131n ikisinin de \u00e7o\u011fu fas\u0131kt\u0131rlar, fas\u0131klar da m\u00fcminleri sevmezler, d\u00fc\u015fmanl\u0131k ederler. Bununla beraber hepsinin d\u00fc\u015fmanl\u0131k dereceleri ve sevme kabiliyetleri de e\u015fit de\u011fildir.<\/p>\n<p>Ey Muhammed!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>82- \u0130man edenlere kar\u015f\u0131 d\u00fc\u015fmanl\u0131k y\u00f6n\u00fcnden insanlar\u0131n en \u015fiddetlisi olarak yahudileri ve Allah&#8217;a ortak ko\u015fanlar\u0131 bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bak\u0131m\u0131ndan en yak\u0131n olarak da: &#8220;Biz h\u0131ristiyanlar\u0131z&#8221; diyenleri bulursun. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n i\u00e7lerinde ke\u015fi\u015fler ve rahipler vard\u0131r. Ve onlar b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslamazlar.<\/p>\n<p>83- Peygamber&#8217;e indirilen (Kur&#8217;\u00e2n)i dinledikleri zaman, onun hak oldu\u011funu \u00f6\u011frendiklerinden dolay\u0131 g\u00f6zlerinin ya\u015fla dolup ta\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn. Onlar: &#8221; Ey Rabb&#8217;imiz iman ettik, bizi de \u015fahitlerden yaz&#8221; derler.<\/p>\n<p>84-&#8220;Hem biz Rabb&#8217;imizin bizi iyi ki\u015filerle birlikte (cennete) sokmas\u0131n\u0131 arzulay\u0131p dururken, neden Allah&#8217;a ve hak olarak bize gelen \u015feylere inanmayal\u0131m!&#8221;.<\/p>\n<p>85-B\u00f6yle demeleri sebebiyle Allah onlar\u0131 altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetlerle m\u00fckafatland\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. Orada ebed\u00ee olarak kalacaklard\u0131r. \u0130\u015fte iyilik yapanlar\u0131n m\u00fckafat\u0131 budur.<\/p>\n<p>86-\u0130nkar edip \u00e2yetlerimizi yalanlayanlar da cehennem ehlidir.<\/p>\n<p>82- Gerek yahudi ve h\u0131ristiyan kitap ehli, gerekse bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda b\u00fct\u00fcn k\u00e2fir olan insanlar i\u00e7inde m\u00fcminlere d\u00fc\u015fmanl\u0131k etmede en \u015fiddetlisini -kasem olsun ki- yahudiler ve m\u00fc\u015frik (Allah&#8217;a e\u015f, ortak katan)leri bulacaks\u0131n. \u0130man sahiplerine, d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n \u015fiddeti a\u00e7\u0131s\u0131ndan yahudileri m\u00fc\u015friklerin de \u00f6n\u00fcnde g\u00f6receksin. Demek ki bunlar imandan uzakt\u0131rlar, fas\u0131klar\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu bunlarda daha fazlad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131n d\u00fcnyaya h\u0131rs\u0131 hepsinden \u00e7oktur. &#8220;Onlar\u0131, insanlar\u0131n hayata en d\u00fc\u015fk\u00fcn\u00fc, puta tapanlardan daha tutkunu bulacaks\u0131n&#8221; (Bakara, 2\/96). \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131n kalpleri kasvetlidir. &#8220;Biz onlar\u0131n kalblerini kat\u0131la\u015ft\u0131rd\u0131k..&#8221; (M\u00e2ide, 5\/13) Arzular\u0131 \u00fczerine d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fckleri, fesat \u00e7\u0131karmaya meyilleri, Hakk&#8217;a kar\u015f\u0131 kibir ve inatlar\u0131 pek kuvvetlidir. Peygamberleri yalanlama ve \u00f6ld\u00fcrmede , isyan ve ihtilal yapmada al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131 pek \u00e7oktur.<\/p>\n<p>Ve yine kasem (yemin) olsun ki b\u00fct\u00fcn bu insanlar\u0131n m\u00fcminlere sevgice en yak\u0131n\u0131n\u0131 &#8220;biz nesaray (h\u0131ristiyanlar)\u0131z&#8221; diyenleri bulacaks\u0131n. Ger\u00e7i bunlar da genelde m\u00fcmin de\u011fildir. Ve m\u00fcminlere d\u00fc\u015fmanl\u0131k bunlarda da vard\u0131r. Fakat cins cinse mukayese edildi\u011fi zaman \u00f6b\u00fcrlerinin d\u00fc\u015fmanl\u0131kta \u015fiddeti \u00e7ok, bunlar\u0131n da m\u00fcminleri sevebilmek kabiliyeti fazlad\u0131r. Yani onlar\u0131n sevme ihtimalleri b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yok de\u011fil, fakat bunlar\u0131n sevmesi daha \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir ve daha \u00e7ok yak\u0131n ihtimaldir. Bunlarda iman kabiliyeti, iman ehli sevgisi di\u011ferlerinden fazla bulunur. Bunlar\u0131n daha yak\u0131n bulunmas\u0131 \u015fu sebepledir ki, bunlardan k\u0131ssisler, yani ilim ve ibadetle me\u015fgul olan ke\u015fi\u015fler, ve rahipler, yani ahiret korkusuyla manast\u0131rlarda nefislerini ezen, ibadetle me\u015fgul olan d\u00fcnyay\u0131 terketmi\u015fler vard\u0131r. Bir de bunlar kibirli de\u011fildirler. M\u00fctevazi (al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fc) ve cana yak\u0131nd\u0131rlar. Bu iki sebeple m\u00fcminleri sevebilmeleri daha \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Ve buna g\u00f6re kulaklar\u0131na s\u00f6z girme ve anlad\u0131klar\u0131 zaman hakk\u0131 kabul etme ihtimalleri fazlad\u0131r.<\/p>\n<p>KISS\u00ceS: Gece bir \u015feyi taleb etme ve inceleme m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;kasse&#8221;den m\u00fcb\u00e2la\u011fa si\u011fas\u0131 (kipi)d\u0131r. \u0130lim ve dini incelemeleri itibar\u0131yla h\u0131ristiyan reislerinden olan bilginlere ve ibadetle me\u015fgul olanlara da &#8220;kass&#8221; ve &#8220;k\u0131ssis&#8221; denilmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;in a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re &#8220;k\u0131ssis&#8221;, rahiplerin ba\u015f\u0131 demektir. \u0130bn\u00fc Atiyye, asl\u0131 Arap\u00e7a olmay\u0131p Arap\u00e7ala\u015fm\u0131\u015f oldu\u011funu; Kutrub da, asl\u0131 Rumca olup bilgin demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, &#8220;Kamus&#8221; m\u00fctercimi de &#8220;ke\u015fi\u015f olacakt\u0131r&#8221; diyor. &#8220;Ra\u011f\u0131b&#8221;\u0131n &#8220;M\u00fcfred\u00e2t&#8221;\u0131nda da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;ruhb\u00e2n&#8221; kelimesi &#8220;rehbet&#8221; k\u00f6k\u00fcnden &#8220;rahib&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. &#8220;Su&#8217;b\u00fcm&#8217; gibi m\u00fcfret (tekil) olarak kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda zikredilmi\u015ftir ki, o zaman \u00e7o\u011fulu &#8220;rehab\u00een&#8221; ve &#8220;reh\u00e2bine&#8221; gelir.<\/p>\n<p>&#8220;Rehbet&#8221;, \u0131zd\u0131rab ile korkup \u00e7ekinmektir. &#8220;Terahh\u00fcb&#8221;, manast\u0131rda ibadet etmektir ki, rehbetin kullan\u0131lmas\u0131 demektir. &#8220;Rehb\u00e2niyyet&#8221; de fazla korkup \u00e7ekinmekten dolay\u0131 ibadete tahamm\u00fcl etmede a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k ve ifrat etmektir. Eski h\u0131ristiyanlarda et yememek savm-\u0131 vis\u00e2l (kavu\u015fma orucu) tutmak, nefislerine eziyet etmek i\u00e7in boyunlar\u0131na zincir takmak ve hatta kendilerini i\u011fdi\u015f etmek derecesine varanlar olmu\u015ftur ki, bunlar nefs ile m\u00fccadele ederek a\u015f\u0131r\u0131 isteklerini kald\u0131rmak, nefsi sab\u0131r ve tahamm\u00fcl ile itaate al\u0131\u015ft\u0131rmak ve h\u0131ristiyanlar\u0131n deyimince do\u011fu\u015ftan olan g\u00fcnah ile g\u00fcnahk\u00e2r olan nefsi temizleyip kutsayarak Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 celbetmek (\u00e7ekmek) gibi maksatlar\u0131 i\u00e7ine alan bir hareket ise de, ger\u00e7ekte &#8220;haks\u0131z yere dininizde a\u015f\u0131r\u0131 gitmeyin&#8221; h\u00fckm\u00fcnde dahil olan do\u011fu\u015ftan olmayan a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k ve \u015fiddet c\u00fcmlesindendir. h\u0131ristiyanlar, g\u00fcya Hazreti Yahya ve \u0130sa peygamberlerin hayat-\u0131 tecerr\u00fcdlerini (her \u015feyden ellerini eteklerini \u00e7ekmi\u015f bir hayat s\u00fcrmelerini ileri g\u00f6t\u00fcrmek ve bu \u015fekilde Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na ermek maksad\u0131yla bu ruhbanl\u0131k tarz\u0131n\u0131 din reisleri hakk\u0131nda bir kesin g\u00f6rev koymu\u015f iseler de Hadid s\u00fbresinde &#8220;Arkalar\u0131ndan Meryem&#8217;in o\u011flu \u0130sa&#8217;y\u0131 da g\u00f6nderdik. Ona \u0130ncil&#8217;i verdik. Ve ona uyanlar\u0131n kalblerine \u015fefkat ve rahmet duygusu koyduk. \u0130cad ettikleri ruhbanl\u0131\u011f\u0131 biz onlara yazmam\u0131\u015ft\u0131k, yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 kazanmak i\u00e7in onu icad ettiler, fakat ona lay\u0131k\u0131yle de uymad\u0131lar&#8221; (Hadid, 57\/27) \u00e2yetinde hat\u0131rlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere buna hakk\u0131yle riayet edememi\u015fler ve me\u015fru olandan ka\u00e7arken me\u015fru olmayan durumlara d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir. Ve bunun i\u00e7in &#8220;\u0130sl\u00e2m&#8217;da ruhbanl\u0131k yok&#8221; tur. Ve b\u00f6yle oldu\u011fu bu \u00e2yetlerin arkas\u0131ndan anlat\u0131lacakt\u0131r. Fakat her \u00e7e\u015fit k\u00f6t\u00fc ahl\u00e2k\u0131n ba\u015f\u0131 olan d\u00fcnya h\u0131rs\u0131 ve \u015fehvetlere uyma ta\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ile bunun tamamen z\u0131dd\u0131 demek olan ruhbaniyet kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, herhalde d\u00fcnya ihtiya\u00e7lar\u0131na kar\u015f\u0131 ruhbanl\u0131k m\u00fccadelesinin bir fazilet oldu\u011fu da ink\u00e2r edilemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fcnya sevgisi b\u00fct\u00fcn hatalar\u0131n ba\u015f\u0131d\u0131r. Bir millet i\u00e7inde b\u00f6yle ciddi bir rehbet (korku) ile son derece dindar ve ibadete sar\u0131lm\u0131\u015fcas\u0131na bir tecerr\u00fcd (Allah&#8217;dan ba\u015fka her \u015feyden elini, ete\u011fini \u00e7ekmek), sab\u0131r ve tahamm\u00fcl hayat\u0131 takip edebilenler, o millette \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc olma hissi uyand\u0131rabilecek bir \u0131slah \u00f6rne\u011fi olmaktan uzak kalmazlar. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, do\u011fru bir \u015fekilde ilim ve amele ilgi g\u00f6steren ke\u015fi\u015fler ve d\u00fcnyaya ait arzulardan soyunmaya \u00e7al\u0131\u015fan rahiplerin varl\u0131klar\u0131 h\u0131ristiyanlar\u0131n kibirlerini k\u0131ran ve m\u00fcminlerin sevgilerinin yak\u0131nla\u015fmas\u0131na sebep olan menkibelerinden say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yoksa ruhbanl\u0131k ad\u0131 alt\u0131nda d\u00fcnya pe\u015finde ko\u015fanlar\u0131n, helali yasaklay\u0131p harama g\u00f6z yumanlar\u0131n, din ve d\u00fcnyaya zararl\u0131, &#8220;Ve onlardan \u00e7o\u011funun fas\u0131k&#8221; (Hadid, 57\/27) olduklar\u0131nda \u015f\u00fcphe yoktur. Nitekim Hadid s\u00fbresinde &#8220;Biz de onlardan iman edenlere m\u00fckafatlar\u0131n\u0131 verdik. Fakat onlardan bir\u00e7o\u011fu da yoldan \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131r&#8221;. (Hadid, 57\/27) buyurulmu\u015ftur. K\u0131sacas\u0131 \u00e2yet bize g\u00f6steriyor ki, ilim ve \u00e2limleri sevmek, ahiret d\u00fc\u015f\u00fcncesi, akibet endi\u015fesi, ayn\u0131 \u015fekilde al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fck, isterse k\u00e2fir olsun, hadd-i zat\u0131nda be\u011fenilen, en faydal\u0131, en g\u00fczel yak\u0131nla\u015fma sebepleri c\u00fcmlesindendir. Ve bu sebepledir ki h\u0131ristiyanlar, m\u00fcsl\u00fcmanlara sevgi a\u00e7\u0131s\u0131ndan daha yak\u0131n bir vaziyettedir. Bundan dolay\u0131 bu ahl\u00e2k\u00ee durumlar mevcut olduk\u00e7a h\u0131ristiyanlarda iman etme kabiliyeti daha fazlad\u0131r. Ve bunlardan ciddi olarak imana gelenler yahudilerden daha \u00e7ok olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu \u015fekilde bunlar kibirsiz ve m\u00fcminlere sevgi bak\u0131m\u0131ndan di\u011ferlerinden daha yak\u0131n bulundu\u011fu gibi, i\u00e7lerinde bizzat iman eden ve edecek olan ince kalbli, Hakk&#8217;\u0131 bilen m\u00fcminlerin de bulundu\u011funu ispat ile iman ehline hitab\u0131 nakletmek i\u00e7in \u015f\u00f6yle buyuruluyor:<\/p>\n<p>83- Peygamber&#8217;e indirilen Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 dinledikleri zaman da, g\u00f6zlerini g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn tan\u0131d\u0131klar\u0131 ve bir k\u0131sm\u0131n\u0131 bilmi\u015f olduklar\u0131 haktan dolay\u0131 duygulanm\u0131\u015f ve etkilenmi\u015f olarak co\u015far, g\u00f6z ya\u015flar\u0131ndan dolar dolar ta\u015far, g\u00f6zleri dolarak derler ki: Ey Rabb&#8217;imiz biz, bu indirdi\u011fin hakka ve g\u00f6nderdi\u011fin Peygamber&#8217;e kay\u0131ts\u0131z ve \u015farts\u0131z, iman ettik. Sen bizi de onun \u00fcmmeti olan \u015f\u00e2hitler ile beraber yaz. Yani bunlar hitaplar\u0131nda &#8220;Ruhu&#8217;l-Hakk&#8221; (Hakk&#8217;\u0131n ruhu) olan o \u00e2hir zaman Peygamberinin gelece\u011fini bilirler. Ve &#8220;iman ederiz gelecektir&#8221;, diye inan\u0131rlar. Onun g\u00f6nderilmesine arzu duyarlar, beklerler. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 dinledikleri zaman da Hakk&#8217;a kar\u015f\u0131 kibirleri olmad\u0131\u011f\u0131 ve kalblerinde incelik ve ihl\u00e2s, o \u015fevk ve bekleyi\u015f mevcut oldu\u011fu i\u00e7in Hakk&#8217;\u0131 tan\u0131rlar, tesirinin feyzini duyarlar. G\u00f6zlerine ya\u015flar dolar, o Hakk&#8217;\u0131n Resul\u00fcn\u00fcn g\u00f6nderilmi\u015f, gelmi\u015f oldu\u011funu anlarlar. G\u0131y\u00e2b\u00ee (gaybe ait) olan imanlar\u0131 \u015f\u00fch\u00fbda (g\u00f6r\u00fcn\u00fcre) \u00e7evrilir. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta &#8220;iman ederiz gelecektir&#8221; derken, bu defa &#8220;geldi iman ettik&#8221; derler. \u015e\u00fch\u00fbd ve \u015feh\u00e2det ehli olan Muhammed \u00fcmmeti defterine yaz\u0131lmalar\u0131n\u0131 niyaz ederler.<\/p>\n<p>84-Kendi nefislerine, yahut itiraz edenlere kar\u015f\u0131 bu iman ve itikatlar\u0131n\u0131 teyit ve ispat i\u00e7in \u015funu da s\u00f6ylerler: Biz Allah&#8217;a ve bize hak olarak her ne gelmi\u015fse ona ni\u00e7in, ne sebep, ne hak, ne mazeretle iman etmeyece\u011fiz. Halbuki Rabbimizin bizi de salihler toplulu\u011fuyla beraber ayn\u0131 yere koymas\u0131n\u0131 ister ve bunu \u00e7ok arzular\u0131z. \u015eu halde inanmamaya hi\u00e7bir sebep olmad\u0131ktan ba\u015fka, salihler z\u00fcmresinin sonu\u00e7 ve takdirlerine i\u015ftirak etme istek ve arzusu gibi, inanmay\u0131 gerektiren y\u00fcksek bir sebep ve \u00e7a\u011f\u0131r\u0131c\u0131 da vard\u0131r.<\/p>\n<p>85-\u0130\u015fte onlar Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 dinledikleri zaman hakk\u0131 tan\u0131y\u0131p b\u00f6yle derler ve derken g\u00f6zleri ya\u015flarla dolar ta\u015far. \u015eu halde Allah da onlara iman ve ihl\u00e2s (samimiyet)la s\u00f6yledikleri bu s\u00f6zleri sebebiyle altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetleri sevap ve m\u00fckafat olarak vermi\u015ftir, orada ebed\u00ee olarak kalacaklard\u0131r. Muhsinlerin, yani g\u00fczel bak\u0131\u015f, iyi niyet ve iyi amel, sahiplerinin, di\u011fer deyimle yapt\u0131klar\u0131 i\u015fi en g\u00fczel \u015fekilde yapmay\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131k edenlerin m\u00fckafat\u0131 da budur.<\/p>\n<p>Rivayet ediliyor ki, bu d\u00f6rt \u00e2yet Nec\u00e2\u015f\u00ee ve ashab (arkada\u015flar)\u0131 hakk\u0131nda inmi\u015ftir \u0130lk Muhacirlerin Habe\u015fistan&#8217;a g\u00f6\u00e7 ettikleri zaman Mekke m\u00fc\u015frikleri arkalar\u0131ndan bir grup insan g\u00f6ndermi\u015f ve Nec\u00e2\u015f\u00ee&#8217;yi aleyhlerinde tahrik ve te\u015fvik ederek onlara bask\u0131 yapt\u0131rmak ve peri\u015fan ettirmek istemi\u015flerdi. Bunun \u00fczerine Nec\u00e2\u015f\u00ee, ileri gelen ke\u015fi\u015fler ve rahipler ile bir toplant\u0131 yapm\u0131\u015f ve m\u00fcsl\u00fcmanlarla m\u00fc\u015frikleri de oraya davet etmi\u015f idi. Bu mecliste topland\u0131klar\u0131 zaman Nec\u00e2\u015f\u00ee m\u00fcsl\u00fcmanlara seslenerek: &#8220;Kitab\u0131n\u0131zda Hz. Meryem&#8217;in zikri (an\u0131l\u0131\u015f\u0131) var m\u0131d\u0131r?&#8221; diye sormu\u015f, Ca&#8217;fer b. Eb\u00ee T\u00e2lib hazretleri de: &#8220;Evet, onun ad\u0131na mensub (nisbet edilen) bir s\u00fbre vard\u0131r.&#8221; demi\u015f, &#8220;\u0130\u015fte Meryem o\u011flu \u0130sa budur.&#8221; (Meryem, 19\/34) \u00e2yetine kadar bu s\u00fbre ile &#8220;Musa&#8217;n\u0131n haberi sana geldi mi?&#8221; (20\/9) \u00e2yetine kadar T\u00e2h\u00e2 s\u00fbresini okumu\u015f ve bundan dolay\u0131 Nec\u00e2\u015fi a\u011flam\u0131\u015f idi. Sonra Nec\u00e2\u015fi Medine&#8217;ye Peygamber&#8217;imize yetmi\u015f ki\u015filik bir grup g\u00f6ndermi\u015f, Resulullah (s.a.v.) da onlara Y\u00e2s\u00een s\u00fbresini okumu\u015f, ayn\u0131 \u015fekilde bunlarda a\u011flam\u0131\u015flar ve iman etmi\u015flerdi.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetler de bunlar\u0131n hallerini tasvir ederek nazil olmu\u015ftur. Bunun i\u00e7in baz\u0131 tefsirciler bu \u00e2yetlerin h\u00fckm\u00fc bunlara ve d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n \u015fiddeti meselesinin de Peygamber&#8217;in zaman\u0131nda bulunan Medine yahudilerine mahsus oldu\u011funa k\u00e2ni olmu\u015flard\u0131r. Fakat \u00e2yetin zahiri \u00e2mm oldu\u011fundan tefsircilerin pek\u00e7o\u011fu her iki kavmin cins cins mukayeselerini g\u00f6sterdi\u011fini a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. Ger\u00e7ekte Abdullah b. Sel\u00e2m ve benzerleri gibi yahudilerden de bu \u015fekilde imana gelenler bulunmu\u015f ise de bunlar nadir, h\u0131ristiyanlardan imana gelenler ise ilerden beri \u00e7ok bulundu\u011fundan, herhalde iman kabiliyetinin ve sevgi yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131n h\u0131ristiyanlarda daha \u00e7ok oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>86-Muhsin (iyilik yapan)ler b\u00f6yle, bunlara kar\u015f\u0131l\u0131k &#8220;\u0130nk\u00e2r edip \u00e2yetlerimizi yalanlayanlar da cehennem ehlidir&#8221;. h\u0131ristiyanlar\u0131n \u0130sl\u00e2m&#8217;a yak\u0131nl\u0131k ve kabullenmelerine i\u015faret eden bu a\u00e7\u0131klamada h\u0131ristiyanlar \u00f6nce i\u00e7lerinde ke\u015fi\u015fler ve rahipler bulunmakla \u00f6\u011f\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc, ruhbanl\u0131\u011f\u0131n m\u00e2nas\u0131 da d\u00fcnya lezzetlerinden ve g\u00fczelliklerinden b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn kesilme ve \u00e7ekinme demek oldu\u011fu i\u00e7in, bundan m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ruhbanl\u0131\u011fa te\u015fviki m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n anla\u015f\u0131lmamas\u0131 ve \u0130sl\u00e2m&#8217;da ruhbanl\u0131\u011f\u0131n bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131n anlat\u0131lmas\u0131 i\u00e7in burada yine s\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndaki akid (anla\u015fma)lerin yerine getirilmesi, helal ve haram h\u00fck\u00fcmlerine s\u00f6z\u00fc nakletmekle m\u00fcminlere seslenilerek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015ferifi<\/p>\n<p>87- Ey iman edenler! Allah&#8217;\u0131n size helal k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 temiz \u015feyleri haram saymay\u0131n. Ve a\u015f\u0131r\u0131 da gitmeyin. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah a\u015f\u0131r\u0131 gidenleri sevmez.<\/p>\n<p>88- Allah&#8217;\u0131n size verdi\u011fi r\u0131z\u0131klardan helal ve temiz olarak yeyin ve inand\u0131\u011f\u0131n\u0131z Allah&#8217;tan korkun.<\/p>\n<p>89- Allah sizi, kas\u0131ts\u0131z olarak yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kas\u0131tl\u0131 yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezas\u0131), ailenize yedirdi\u011finizin ortalamas\u0131ndan on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir k\u00f6le azad etmektir. Verecek bir \u015fey bulamayan kimse i\u00e7in de \u00fc\u00e7 g\u00fcn oru\u00e7 tutmakt\u0131r. \u0130\u015fte yemin etti\u011finiz zaman yeminlerinizi bozman\u0131n cezas\u0131 budur. Yeminlerinizi koruyun. \u0130\u015fte Allah \u00e2yetlerini size b\u00f6yle a\u00e7\u0131klar ki, \u015f\u00fckredesiniz.<\/p>\n<p>87- Allah&#8217;\u0131n size helal k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 nimetlerin ho\u015f, lezzetli olanlar\u0131n\u0131 haram k\u0131lmay\u0131n\u0131z. Yani onlardan kendinizi tesebb\u00fcben (sebep olmak s\u00fbretiyle) veya m\u00fcb\u00e2\u015fereten (do\u011frudan do\u011fruya haram saymak s\u00fbretiyle) mahrum etmeyiniz. \u00d6nce yahudiler gibi akidleri yerine getirmemek ve anla\u015fmay\u0131 unutup bozmak s\u00fbretiyle o nimetlerin kesilmesine sebep olmay\u0131n\u0131z. \u0130kinci olarak h\u0131ristiyanlar gibi il\u00e2h\u00ee akitlere uymayan akitler yaparak, a\u015f\u0131r\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve \u015fiddeti benimseyerek Allah&#8217;\u0131n size, &#8220;Bug\u00fcn size iyi ve temiz \u015feyler helal k\u0131l\u0131nd\u0131. Kendilerine kitap verilenlerin yeme\u011fi size helal, sizin yeme\u011finiz de onlara helaldir. Ve inananlardan namuslu h\u00fcr kad\u0131nlar ve sizden \u00f6nce kendilerine kitap verilenlerden namuslu h\u00fcr kad\u0131nlar -zina etmeksizin, gizli dost tutmaks\u0131z\u0131n namuslu bir bi\u00e7imde mehirlerini verdi\u011finiz takdirde- size helaldir&#8221; diye helal ve mubah k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00fczel nimetlerden kendinizi menetmeyiniz. Hakk\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131ne, il\u00e2h\u00ee akitlerin h\u00fck\u00fcmlerine de tecav\u00fcz etmeyiniz (ge\u00e7meyiniz). \u00d6nce helale haram demeyiniz, ikinci olarak o ho\u015f ve temiz nimetleri kesib de ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131na yeltenmek s\u00fbretiyle haram yapmay\u0131n\u0131z, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak helal \u015fekilde kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131z nimetlere de hakiki ihtiya\u00e7tan \u00e7ok h\u0131rs ve d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fck ile at\u0131l\u0131p israf etmeyiniz ve yaln\u0131z \u015fehvetler pe\u015finde dola\u015fmay\u0131n\u0131z, gerek nefsin ve gerek ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131n\u0131 g\u00f6zeterek \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc ve iktisad ile hareket ediniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah a\u015f\u0131r\u0131 gidenleri sevmez, bu muhakkakt\u0131r.<\/p>\n<p>88-Has\u0131l\u0131, helali haram, haram\u0131 helal yapmay\u0131n\u0131z da, Allah&#8217;\u0131n size r\u0131z\u0131k olarak verdi\u011fi nimetlerden helal, ho\u015f ve temiz olarak yiyiniz. Ve iman etmi\u015f oldu\u011funuz Allah&#8217;tan korkunuz, azarlamas\u0131ndan korkunuz da ifrat (a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k) ve tefrit (ihmalk\u00e2rl\u0131k)ten \u00e7ekininiz.<\/p>\n<p>Ne Allah&#8217;\u0131n nimetlerini be\u011fenmemek, onlardan ka\u00e7\u0131nmak gibi nank\u00f6rl\u00fck, ne de bu d\u00fcnya nimetlerini son gaye zannedip Allah&#8217;dan ve ahiretten gaflet ederek h\u0131rs\u0131n ve \u015fehvetin esiri olunuz.<\/p>\n<p>Rivayet ediliyor ki, bir g\u00fcn Resulullah (s.a.v.) ash\u00e2b\u0131na k\u0131yameti anlatm\u0131\u015f ve son derecede inzar (korkutma)da bulunmu\u015ftu. Ash\u00e2b-\u0131 kir\u00e2m bundan etkilenip duygular\u0131 incelerek Osman b. Maz&#8217;\u00fbn&#8217;un evinde toplanm\u0131\u015flar, daima oru\u00e7lu olmaya, d\u00f6\u015fek \u00fczerinde uyumamaya, et ve ya\u011fl\u0131 yememe\u011fe, kad\u0131nlara yakla\u015fmamaya, koku s\u00fcr\u00fcnmemeye, d\u00fcnyay\u0131 terketmeye, eski \u00e7ul, pa\u00e7avra giyip yery\u00fcz\u00fcnde seyahat etmeye ve erkekliklerini kesmeye ittifakla karar vermi\u015fler. Derhal bu haber Resulullah&#8217;a eri\u015fmi\u015f, bundan dolay\u0131 onlara: &#8220;Ben b\u00f6yle emrolunmad\u0131m, muhakkak ki nefsinizin \u00fczerinizde bir hakk\u0131 vard\u0131r. \u015eu halde oru\u00e7 tutunuz, iftar da ediniz, namaz k\u0131l\u0131n\u0131z ,uyku da uyuyunuz; ben namaz k\u0131lar\u0131m, uyku da uyurum, oru\u00e7 tutar\u0131m, iftar da ederim, et de yerim, ya\u011f da yerim, kad\u0131nlara da yakla\u015f\u0131r\u0131m. &#8220;Benim s\u00fcnnetimden y\u00fcz \u00e7eviren benden de\u011fildir&#8221; buyurmu\u015f, bu \u00e2yetler inmi\u015ftir. Yine rivayet ediliyor ki, Resulullah tavuk ve pal\u00fbze yerdi, tatl\u0131 ve bal ho\u015funa giderdi ve buyurdu ki &#8220;M\u00fcmin tatl\u0131d\u0131r, hal\u00e2veti, tatl\u0131l\u0131\u011f\u0131 sever.&#8221; \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud hazretlerinden nakledilmi\u015ftir ki, bir zat ona: &#8220;Ben d\u00f6\u015fe\u011fi kendime haram ettim&#8221; demi\u015f, o da bu \u00e2yeti okumu\u015f: &#8220;D\u00f6\u015fe\u011fine yat ve yeminine keffaret ver&#8221; diye cevap vermi\u015ftir. Hasen\u00fc&#8217;l- Basr\u00ee hazretlerinden nakledilmi\u015ftir ki, &#8220;Bir g\u00fcn yeme\u011fe davet edilmi\u015f, beraberinde Ferkad Sebh\u00ee ve arkada\u015flar\u0131 da varm\u0131\u015f, sofraya oturmu\u015flar, ya\u011fl\u0131 tavuklar, tatl\u0131 ve di\u011ferleri t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc yemekler var. Ferkad bir kenara \u00e7ekilmi\u015f, Hasen\u00fc&#8217;l- Basr\u00ee de: &#8220;Oru\u00e7lu mu?&#8221; diye sormu\u015f, &#8220;Hay\u0131r, b\u00f6yle \u00e7e\u015fitli yiyecekleri mekruh g\u00f6r\u00fcr&#8221; demi\u015fler. Bunun \u00fczerine Hasen\u00fc&#8217;l- Basr\u00ee Ferkad&#8217;e d\u00f6nm\u00fc\u015f: &#8220;Ey Ferkadcik demi\u015f, sen h\u00e2lis tereya\u011f\u0131 ve bu\u011fday \u00f6z\u00fc ile l\u00fcab-\u0131 nahli, yani bal\u0131 bir m\u00fcsl\u00fcman ay\u0131plar fikrinde mi bulunuyorsun?&#8221; demi\u015ftir. Yine ad\u0131 ge\u00e7en Hasen\u00fc&#8217;l- Basr\u00ee&#8217;ye: &#8220;Falan zat pal\u00fbze yemiyor, \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc ed\u00e2 edemem diyor&#8221; demi\u015fler. &#8220;So\u011fuk su i\u00e7iyor mu?&#8221; diye sormu\u015f, &#8220;evet&#8221; demi\u015fler. Buyurmu\u015f ki:&#8221; O halde bu adam cahil, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ona so\u011fuk sudaki nimetinin pal\u00fbzeden daha \u00e7ok oldu\u011funu bilmiyor&#8221;.<\/p>\n<p>89-\u015eimdi burada bir m\u00fc\u015fkil (mesele, problem) vard\u0131r. &#8220;Akidleri yerine getirin.&#8221; emri, b\u00fct\u00fcn akid (anla\u015fma) leri i\u00e7ine al\u0131r ve \u015f\u00fcphe yok ki, yeminler de bu akidlerde dahil idi. Burada da &#8220;Allah&#8217;\u0131n size helal k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00fczel \u015feyleri haram saymay\u0131n&#8221; buyurulmu\u015ftur. \u015eu halde bir kimse her hangi bir sebeple yemin eder ve bu yemin ile bir helali kendine haram etmi\u015f olursa ne yapacak? Zira yemininde dursa &#8220;haram saymay\u0131n&#8221; anla\u015fmas\u0131n\u0131 bozmu\u015f olacak. Yemininde durmasa yemin akdini yerine getirmemi\u015f olacak. \u0130\u015fte bu m\u00fc\u015fk\u00fcl\u00fc halletmek i\u00e7in buyuruluyor ki: Allah, yeminleriniz i\u00e7inde la\u011fv olan kasem (yemin)lerle sizi sorumlu tutmaz. O, bir akid de\u011fildir. Yemin-i la\u011fvin tarif ve tefsiri Bakara s\u00fbresinde ge\u00e7mi\u015fti. (Bakara, 2\/225) Ve fakat akdetmi\u015f oldu\u011funuz, yani &#8220;\u015f\u00f6yle yapaca\u011f\u0131m, b\u00f6yle yapaca\u011f\u0131m, yahut \u015f\u00f6yle olursa \u015f\u00f6yle edece\u011fim&#8221; \u015feklinde gelecekle ilgili olmak \u00fczere kendinizi ba\u011flad\u0131\u011f\u0131n\u0131z yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bunlara &#8220;yemin-i m\u00fcn&#8217;akide&#8221; (m\u00fcn&#8217;akide yemin) denir. Mesela &#8220;Vallahi evlenmiyece\u011fim, vallahi kar\u0131ma yakla\u015fmayaca\u011f\u0131m, vallahi yar\u0131n oru\u00e7 tutaca\u011f\u0131m, yahut vallahi sigara i\u00e7miyece\u011fim&#8221; gibi yeminler m\u00fcn&#8217;akidedirler. Bu gibi yeminler birer akid olduklar\u0131 i\u00e7in yerine getirilmeleri laz\u0131m gelir. Getirilmezse Allah mu\u00e2heze eder (cezaland\u0131r\u0131r). Bunlar ise iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr. Birisi g\u00fcnah olmayan bir \u015feye yemindir ki, bunun bozulmas\u0131 asla caiz de\u011fildir, b\u00fcy\u00fck g\u00fcnaht\u0131r. Di\u011feri g\u00fcnah olan bir \u015feye yemindir ki, bunda sebat etmek bozmaktan daha g\u00fcnaht\u0131r. Ve bunun i\u00e7in ehven-i \u015ferreyn (iki \u015ferden daha hafifi) se\u00e7ilip &#8220;Kim bir\u015feye yemin eder sonra ondan ba\u015fka daha hay\u0131rl\u0131s\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrse yemininin keffaretini versin, sonra o daha hay\u0131rl\u0131 olan\u0131 yaps\u0131n&#8221; hadis-i \u015ferifi delaletince yeminin bozulmas\u0131 tercih edilir ve keffaret (d\u00fcnyev\u00ee ceza) verilir ki, bu keffaret, hem yeminin bozulmas\u0131n\u0131n bir cezas\u0131 ve muahezesi, hem de ahirete ait cezadan kurtulu\u015f i\u00e7in bir ibadettir. Bununla beraber keffaretin l\u00fczumu yaln\u0131z bu k\u0131sma mahsus de\u011fildir. \u00d6ncekinde de vacibtir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bozulmas\u0131 caiz ve daha uygun olan bir yemin akdinin bozulmas\u0131ndan dolay\u0131 muaheze demek olan keffaret (ceza) vacib olunca, bozulmas\u0131 asla caiz olmayan yeminin bozulmas\u0131ndan dolay\u0131 bu muahezenin \u00f6ncelikle farz olaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu \u015fekilde b\u00fct\u00fcn keffaretlerde hem ceza, hem de ibadet m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Ve herhangi bir m\u00fcn&#8217;akide yemin bozuldu\u011fu zaman da d\u00fcnyada bir keffaret ile cezaland\u0131r\u0131l\u0131r. Ve bu keffaret ile yukardaki m\u00fc\u015fkil (problem) halledilir.<\/p>\n<p>\u015eimdi yemini bozman\u0131n keffareti, ailenize yedirdi\u011finiz yeme\u011fin \u00e7e\u015fit ve miktar\u0131nda orta bir \u015fekilde on fakiri bir g\u00fcn doyurmakt\u0131r. Bu iki \u015fekilde olur: Birisi bir ak\u015fam, bir de sabah \u00e7a\u011f\u0131r\u0131p yemek yedirerek kar\u0131nlar\u0131n\u0131 doyurmakt\u0131r ki, buna ib\u00e2ha denilir. Di\u011feri de ak\u015fam sabah doyuracak kadar ellerine bir \u015fey vermektir ki, buna da temlik ismi verilir. \u0130mam-\u0131 \u00c2zam Ebu Hanife&#8217;ye g\u00f6re bunun \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc her fakir i\u00e7in bir f\u0131tra (fitre) gibi bu\u011fdaydan yar\u0131m s\u00e2 (s\u00e2 = 2.917 kg. hububat \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc), di\u011ferlerinden bir s\u00e2&#8217; d\u0131r. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee&#8217;ye g\u00f6re bir &#8220;m\u00fcd&#8221; (1 m\u00fcd = 832 gr.) d\u00fcr. Yeminin keffareti ya b\u00f6yle on fakiri doyurmak, yahut on fakirin kisveleridir. Kisve, dinen \u00f6rt\u00fclmesi gereken yerleri \u00f6rtecek bir elbise demektir. Bir rivayete g\u00f6re de bir &#8220;sevb-i c\u00e2m&#8221; (b\u00fct\u00fcn bir tak\u0131m elbise)d\u0131r. Veyahut bir rakabe, bir k\u00f6le veya cariye insan azad etmek (h\u00fcrriyetine kavu\u015fturmak)tir. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee, adam \u00f6ld\u00fcrme keffaretine k\u0131yas ederek, bunun da m\u00fcmin olmas\u0131n\u0131 \u015fart k\u0131lm\u0131\u015f ise de, Hanef\u00ee imamlar\u0131, adam \u00f6ld\u00fcrme keffaretinden ba\u015fkas\u0131nda, nass\u0131n (d\u00een\u00ee delilin) g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcne (zahirine) g\u00f6re m\u00fcsl\u00fcman olmayan k\u00f6leyi de yeterli g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir. S\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131 yeminin keffaretinde bu \u00fc\u00e7ten biri vacibdir, tayininde ise m\u00fckellef serbesttir. Buna g\u00f6re her kim bunlardan birini bulamaz, vermeye g\u00fcc\u00fc yetmezse onun keffareti de \u00fc\u00e7 g\u00fcn oru\u00e7tur. \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud Mushaf\u0131nda oldu\u011fundan bu \u00fc\u00e7 g\u00fcn\u00fcn fas\u0131las\u0131z (ara vermeksizin) birbiri ard\u0131nca tutulmas\u0131 da vacibtir. \u0130\u015fte yemin etti\u011finiz zaman yeminlerinizin keffareti budur. Bozuldu\u011fu zaman bu keffareti yerine getiriniz. Ve yeminlerinizi muhafaza ediniz. Yani \u00f6nce her \u015feye yemin etmeyiniz. \u0130kinci olarak, yemininizin \u015feklini iyi belleyiniz, ihmal ederek unutmay\u0131n\u0131z. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, g\u00fcnah olmayan ve bir hayr\u0131 yasaklamayan yeminlerde g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yetti\u011fi kadar sebat ediniz, bozmay\u0131n\u0131z. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak, bozdu\u011funuz takdirde keffaretini de vererek yeminin \u015fan\u0131n\u0131 koruyunuz. \u0130\u015fte Allah size \u00e2yetlerini b\u00f6yle a\u00e7\u0131kl\u0131yor ve gelecekte daha beyan edecektir ki, \u015f\u00fckredesiniz.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>90 &#8211; Ey iman edenler! \u0130\u00e7ki, kumar, dikili ta\u015flar (putlar) ve fal oklar\u0131 \u015feytan i\u015fi birer pisliktir. Bunlardan ka\u00e7\u0131n\u0131n ki, kurtulu\u015fa eresiniz.<\/p>\n<p>91 &#8211; \u015eeytan, i\u00e7ki ve kumarla sizin aran\u0131za d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve kin sokmak ve sizi Allah&#8217;\u0131 anmaktan ve namazdan al\u0131koymak ister. Art\u0131k bunlardan vazge\u00e7tiniz de\u011fil mi?<\/p>\n<p>92 &#8211; Allah&#8217;a itaat edin, Peygamber&#8217;e de itaat edin. K\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden sak\u0131n\u0131n. E\u011fer y\u00fcz \u00e7evirirseniz, biliniz ki, Peygamber&#8217;imize d\u00fc\u015fen sadece apa\u00e7\u0131k tebli\u011fdir.<\/p>\n<p>93- \u0130man edip salih amel i\u015fleyenler, Allah&#8217;tan korktuklar\u0131, imanlar\u0131nda sebat ettikleri, salih amel i\u015flemeye devam ettikleri, sonra Allah&#8217;tan sak\u0131nd\u0131klar\u0131, imanlar\u0131ndan ayr\u0131lmad\u0131klar\u0131, yine Allah&#8217;tan korktuklar\u0131 ve iyilikte bulunduklar\u0131 m\u00fcddet\u00e7e, daha \u00f6nce yediklerinden dolay\u0131 kendilerine bir g\u00fcnah yoktur. Allah iyilikte bulunanlar\u0131 sever.<\/p>\n<p>90- Ey iman edenler! Hel\u00e2l olan g\u00fczel \u015feyleri haram etmedi\u011finiz gibi, haram olan pisliklerden de iyi sak\u0131n\u0131n\u0131z. Bu c\u00fcmleden olarak muhakkak ki hamr, yani sarho\u015f edici \u015feyler ve meysir, yani piyango ve kumar (Bakara S\u00fbresi 2\/219. \u00e2yetin tefsirine bkz.) ens\u00e2b yani tap\u0131lmak i\u00e7in dikilmi\u015f ta\u015f ves\u00e2ir putlar, kumar ve piyango kalemleri, oklar\u0131, zarlar\u0131, b\u00fct\u00fcn bunlar ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil, ancak birer ricstir, akl\u0131n\u0131z\u0131n tiksinece\u011fi, i\u011frenece\u011fi pis, murdar bir \u015feydir, \u015feytan\u0131n i\u015flerindendir. \u015eeytan\u0131n i\u015fi, \u015feytan\u0131n te\u015fvikidir. O halde bu pislikten \u00e7ekininiz, uzak durunuz ki kurtulu\u015fa eresiniz.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yet, m\u00fcskir\u00e2t (\u015farhos edici \u015feyler)\u0131n yasaklanmas\u0131 ve haram edilmesi hakk\u0131nda \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc ve son olarak nazil olan \u00e2yettir ki birincisi Nis\u00e2 S\u00fbresindeki &#8220;Sarho\u015f oldu\u011funuz zaman namaza yakla\u015fmay\u0131n.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/43) ikincisi de Bakara s\u00fbresindeki &#8220;Senden i\u00e7ki ve kumar\u0131 sorarlar. De ki: Onun ikisinde b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnah vard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/219) \u00e2yeti idi. (Oraya bkz.) Allah Te\u00e2l\u00e2 bu \u00e2yette i\u00e7ki ve kumar\u0131n haraml\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00e7e\u015fitli y\u00f6nleriyle tekit etmi\u015ftir. Birinci olarak c\u00fcmlenin ba\u015f\u0131 ile ba\u015flanm\u0131\u015f; ikinci olarak putlar ve fal oklar\u0131 ile beraber zikredilerek, &#8220;\u015earap i\u00e7en puta tapan gibidir&#8221; hadis-i \u015ferifi delaletince puta tap\u0131c\u0131l\u0131k kabilinden g\u00f6sterilmi\u015f; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak &#8220;pislik&#8221; ad\u0131 verilmi\u015f; d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na \u015fer veya galip oldu\u011funa tenbih edilerek &#8220;\u015feytan\u0131n i\u015flerinden&#8221; buyurulmu\u015f; be\u015finci olarak bizzat kendilerinden \u00e7ekinilmesi emredilmi\u015f; alt\u0131nc\u0131 olarak, bu \u00e7ekinme, kurtulu\u015f \u00fcmidine bir sebep yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>91-Yedinci olarak da bu beyandan as\u0131l maksad, i\u00e7ki ve kumar\u0131n haram k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 hat\u0131rlatan ve bunlar\u0131n haram k\u0131l\u0131nmas\u0131n\u0131 gerektiren dine, d\u00fcnyaya ait k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve veballerini anlatm\u0131\u015f ve \u015feytan\u0131n i\u015fini a\u00e7\u0131klayarak buyurulmu\u015ftur ki: \u0130\u00e7ki ve kumarda \u015feytan\u0131n gayesi, ba\u015fka de\u011fil, ancak aran\u0131za kin ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k d\u00fc\u015f\u00fcrmek ve sizi Allah&#8217;\u0131 anmak ve yadetmekten, namazdan menetmektir. Ki bir defa bunlar olduktan sonra art\u0131k her g\u00fcnah, her cinayet i\u015flenir, ne din kal\u0131r, ne iman, ne d\u00fcnya kal\u0131r ne ahiret. Sekizinci olarak, b\u00fct\u00fcn haram olma sebepleri a\u00e7\u0131kland\u0131ktan sonra itaat s\u00f6z\u00fc al\u0131nmak \u00fczere soru takriri ile anla\u015fmay\u0131 belgelemek i\u00e7in buyuruluyor ki: Art\u0131k siz \u015fimdi bu yasaklamay\u0131 kabul ettiniz ve i\u00e7ki ve kumardan tamamen vazge\u00e7tiniz mi? Elbette ge\u00e7tiniz de\u011fil mi? Bunun \u00fczerine Hz. \u00d6mer&#8217;in ne s\u00f6yledi\u011fi Bakara s\u00fbresinde ge\u00e7mi\u015f idi.<\/p>\n<p>92- Dokuzuncu olarak genelde itaati belgelemek ve tekid edilerek muhalefetten sak\u0131nd\u0131rmak s\u00fbretiyle buyuruluyor ki: Vazge\u00e7iniz ve Allah&#8217;a itaat ediniz, Peygamber&#8217;e de itaat ediniz, ve kar\u015f\u0131 gelmekten \u00e7ekininiz. E\u011fer itaatten y\u00fcz \u00e7evirecek olursan\u0131z biliniz ki, bizim Resul\u00fcm\u00fcz\u00fcn \u00fczerine ait olan vazife a\u00e7\u0131k bir tebli\u011fden ibarettir ki, O da onu i\u015fte yapm\u0131\u015ft\u0131r. Ondan \u00f6tesinin sorumlulu\u011fu ve zarar\u0131 ona de\u011fil, s\u0131rf sizin kendinize aittir.<\/p>\n<p>93-Rivayet ediliyor ki, i\u00e7kiyi haram k\u0131lan \u00e2yet nazil olduktan sonra ashab, &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, ya bundan \u00f6nce vefat eden ve \u015farap i\u00e7mi\u015f bulunan karde\u015flerimizin ahirette hali ne olacak? &#8221; demi\u015fler, \u015fu \u00e2yet nazil olmu\u015f: \u0130man edip salih, iyi i\u015fler yapanlar haramdan sak\u0131n\u0131p iman etmekte ve g\u00fczel ameller yapmakta ciddi olarak, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f ve i\u00e7y\u00fcz\u00fc bak\u0131m\u0131ndan sebat ettikleri sonra yine haram k\u0131l\u0131nandan sak\u0131n\u0131p iman ettikleri sonra ittikada, k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden sak\u0131nmakta devam edip ihsan (iyilik) yapt\u0131klar\u0131, g\u00fczel g\u00fczel ameller ara\u015ft\u0131rarak onlarla g\u00fczelce me\u015fgul olduklar\u0131 takdirde, ge\u00e7mi\u015fte tatt\u0131klar\u0131, yani yasaktan \u00f6nce i\u00e7tikleri i\u00e7kide g\u00fcnah yoktur. Bunlar &#8220;ihsan mertebesi&#8221;ndedirler. Ve Allah iyilik yapanlar\u0131 sever, onlar\u0131 cezaland\u0131rmaz. \u015eu halde, kurtulu\u015f ve saadetin gayesi ruhbanl\u0131kta de\u011fil, bu \u015fartlar alt\u0131nda iyilik yapmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu \u00e2yette iman ve g\u00fczel amel iki defa ve takva \u00fc\u00e7 mertebe olarak zikredilmi\u015f ve neticede ihsan mertebesine gelmi\u015ftir ki, takvan\u0131n bu \u00fc\u00e7 defa zikri, \u00e7e\u015fitli vecihlere ve takva mertebelerine i\u015farettir. Birinci olarak, ge\u00e7mi\u015f, \u015fimdi, gelecek, \u00fc\u00e7 zamana i\u015farettir. \u0130kinci olarak \u00fc\u00e7 h\u00e2le i\u015farettir ki, birincisi insan\u0131n kendisiyle yine kendi nefsi ve vicdan\u0131 aras\u0131nda takva ve iman, ikincisi kendisiyle insanlar aras\u0131nda takva ve iman, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc kendisiyle Allah aras\u0131nda takva ve imand\u0131r. Bunun i\u00e7in \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcnde iman, ihsana tebdil edilmi\u015f, Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in &#8220;\u0130hsan, senin Allah&#8217;a, onu g\u00f6r\u00fcyormu\u015f gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen Onu g\u00f6rm\u00fcyorsan da, muhakkak ki o seni g\u00f6r\u00fcyor&#8221; tarifine i\u015faret buyurulmu\u015ftur. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, Bakara s\u00fbresinin ba\u015f\u0131nda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere ba\u015flang\u0131\u00e7, orta ve nihayet olmak \u00fczere takvan\u0131n \u00fc\u00e7 derecesi bulundu\u011funa i\u015farettir. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak, sak\u0131n\u0131lacak \u015feylerin derecelerine i\u015farettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6nce azabdan sak\u0131nmak i\u00e7in haram\u0131 terk, ikincisi harama d\u00fc\u015fmemek i\u00e7in \u015f\u00fcpheleri terk, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc nefsi noksandan korumak, tabiat ve al\u0131\u015fkanl\u0131k kirlerinden temizlemek i\u00e7in baz\u0131 mubah \u015feyleri terketmek gerektir. Nitekim bu noktaya yukardaki &#8220;Allah&#8217;\u0131n size helal k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00fczel \u015feyleri siz haram etmeyiniz.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/87) il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fcnde de bir i\u015faret vard\u0131r. Zira &#8220;G\u00fczel \u015feyler size helal k\u0131l\u0131nd\u0131.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/4) \u00e2yeti delaletince helal k\u0131l\u0131nanlar zaten tayyib\u00e2t (g\u00fczel \u015feyler) oldu\u011fu halde, helallerin tayyib\u00e2t (g\u00fczeller)\u0131 &#8220;Allah&#8217;\u0131n helal k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00fczel \u015feyler.&#8221; buyurulmas\u0131 &#8220;tayyib\u00e2t\u0131n tayyib\u00e2t\u0131&#8221; (g\u00fczellerin g\u00fczelleri) me\u00e2lini ifade eder ki, bu da k\u0131ymetsiz olan mubahlardan bir \u00e7ekinmeyi i\u00e7ine al\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u00e7ki (\u015farap), kumar ve di\u011ferleri gibi daima haram olanlardan ba\u015fka, bir de ge\u00e7ici ve s\u0131rf ibadet etme ve terbiye hikmetiyle yasaklanan ve haram edilenler vard\u0131r ki, buna da s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda &#8220;\u0130hramda iken av\u0131 helal saymamak \u015fart\u0131yla&#8221; (M\u00e2ide, 5\/1) kayd\u0131yla i\u015faret buyurulmu\u015f idi. \u015eimdi buna dikkat \u00e7ekerek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015ferifi<\/p>\n<p>94- Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve m\u0131zraklar\u0131n\u0131z\u0131n eri\u015fece\u011fi bir avla dener ki, gizlide kendisinden korkanlar\u0131 meydana \u00e7\u0131kars\u0131n. Kim bundan sonra sald\u0131r\u0131da bulunursa onun i\u00e7in ac\u0131 bir azab vard\u0131r.<\/p>\n<p>94-Bu \u00e2yet Hudeybiye senesi nazil olmu\u015f ve bu imtihan o sene vuku bulmu\u015ftur. Resulullah (s.a.v.), Ten&#8217;\u00fbm denilen yere vard\u0131klar\u0131nda av hayvanlar\u0131 (\u00e2h\u00fb ve di\u011fer \u00e7e\u015fitli vah\u015fi yarat\u0131klar) m\u00fcminlerin etraf\u0131na fazlas\u0131yla dolmu\u015f, y\u00fcklerinin aralar\u0131na var\u0131ncaya kadar sokulmu\u015f, m\u0131zraklar\u0131n\u0131 d\u00fcrtseler yeti\u015fecek ve elleriyle tutsalar tutulabilecek derecede yakla\u015fm\u0131\u015flard\u0131. Halbuki m\u00fcminlerin hepsi ve bir rivayette baz\u0131s\u0131 ihraml\u0131 olmakla, bunlara el uzatmaktan yasaklanm\u0131\u015f olduklar\u0131ndan, bu h\u00e2l onlar i\u00e7in \u00f6nlerine gelen ve h\u0131rslar\u0131n\u0131 g\u0131c\u0131klayan bir d\u00fcnya nimetine kar\u015f\u0131 ondan meneden Allah&#8217;\u0131n emrine uyma derecelerini g\u00f6sterecek, yani Allah&#8217;tan korkanla korkmayanlar\u0131 ay\u0131racak bir deneme olmu\u015ftur. Ger\u00e7ekte i\u00e7ki ve kumar gibi do\u011frudan do\u011fruya zarar olduklar\u0131ndan dolay\u0131 haram k\u0131l\u0131nan \u015feylerde Allah&#8217;\u0131n emrine uymak nisbeten \u00e7ok kolayd\u0131r. Fakat bu gibi sebep ve hikmeti a\u00e7\u0131k ve bilinen \u015feylerde emir veya yasa\u011fa uymada nefsin zarar ve \u00e7\u0131kar\u0131 bulundu\u011fundan, Allah sevgisi veya Allah korkusu h\u00e2lis ve samimi olamaz. Bunlar Allah i\u00e7in de\u011fil, nefis i\u00e7in tap\u0131nma demektir. &#8220;O kimseler ki gayba inan\u0131rlar&#8221; (Bakara, 2\/3); &#8220;\u0130nsanlardan \u00f6ylesi de vard\u0131r ki, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 kazanmak i\u00e7in can\u0131n\u0131 verir&#8221; (Bakara, 2\/207); &#8220;Her kim iyilik yaparak kendini Allah&#8217;a teslim ederse&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/112) \u00e2yetleri gere\u011fince tam ihlas ve teslim olma ise, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u0131rf Allah i\u00e7in, Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in yapmaktad\u0131r. Tevhid, ancak bundad\u0131r. Bu ise b\u00fct\u00fcn nefse ait isteklerden s\u0131yr\u0131lmaya ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bu da nefsin, zarar veya menfaati a\u00e7\u0131k olmayan, di\u011fer bir deyi\u015fle a\u00e7\u0131kta m\u00e2n\u00e2s\u0131 makul bir sebep ve hikmeti g\u00f6r\u00fcnmeyip, b\u00fct\u00fcn hikmeti yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n emrine itaatten ve O&#8217;nun r\u0131zas\u0131na uymaktan ibaret olan ve bundan dolay\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte faydas\u0131z ve zararl\u0131 g\u00f6r\u00fcnse bile yerine getirilmesi gereken, k\u0131saca Allah ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131n her\u015feyin ve her menfaatin ba\u015f\u0131 olmas\u0131 iman ve itikad\u0131yla yap\u0131lan amellerle ortaya \u00e7\u0131kar ki, bunlara ibadetle ilgili i\u015fler denilir. Ve bizzat hay\u0131r olan ihsan (iyilik) ancak bununla ortaya \u00e7\u0131kar. Ve insan nefsin \u015firkinden ancak bununla kurtulur. Yoksa insan\u0131n kalbinde kendine tapmak hissi silinmemi\u015f ve ger\u00e7ekten &#8220;Allah&#8217;dan ba\u015fka il\u00e2h yoktur&#8221; denilmemi\u015f olur. Ve Allah&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kendi iyilik ve \u00e7\u0131kar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek iddias\u0131nda bulunanlar da, hakikatte hay\u0131r ve menfaat d\u00fc\u015f\u00fcnmemi\u015f olurlar. Bunun i\u00e7indir ki, mesela sarho\u015f edici \u015feyleri Allah&#8217;\u0131n yasaklad\u0131\u011f\u0131 ve haram etti\u011fi i\u00e7in de\u011fil, s\u0131rf kendilerine zarar oldu\u011fu i\u00e7in terkedenler, bu terkedi\u015flerinden dolay\u0131 d\u00fcnyada o zarardan kendilerini kurtarsalar bile, ahirette bundan dolay\u0131 bir sevaba nail olamazlar. Zira onu Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in terketmemi\u015flerdir. Ve yine bunun i\u00e7indir ki, namaz, oru\u00e7, zekat, hac gibi ibadetlerin, nefsinize \u015fu \u015fu faydalar\u0131 vard\u0131r gibi nefisle ilgili bir maksatla de\u011fil, s\u0131rf Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in ve Allah&#8217;\u0131n emri oldu\u011fu i\u00e7in, yaln\u0131z bir ibadet etme fikriyle ve s\u0131rf Allah&#8217;a yakla\u015fmak i\u00e7in samimi ve ihlasl\u0131 olarak ibadet niyetiyle yap\u0131lmas\u0131 gerekir. Ve \u00f6yle olmad\u0131k\u00e7a makbul olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc o zaman Allah&#8217;a de\u011fil, nefse ibadet edilmi\u015f olur. Nefis ise hangi arzular\u0131 \u00fcst\u00fcn gelirse onun pe\u015finde ko\u015far. B\u00f6yle demek, bunlar\u0131n hadd-i zat\u0131nda hi\u00e7bir faydas\u0131 yok demek de\u011fil, tersine faydalar\u0131 ve menfaatlar\u0131 say\u0131lamayacak ve tayin edilemeyecek kadar genel ve sonsuz demektir. Fakat Allah ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 kavram\u0131na g\u00f6re &#8220;um\u00fbm\u00ee&#8221; ve &#8220;sonsuz&#8221; kelimeleri bile ufak oldu\u011fundan, ibadette nefsine az-\u00e7ok bir mabudluk hissesi d\u00fc\u015f\u00fcncesi vermekten uzak olmayan genel menfaatler ve sonsuzluk fikirlerinden de s\u0131yr\u0131larak Allah sevgisini ve Allah korkusunu her menfaat ve zarardan \u00f6ne almak, ancak ve ancak Allah&#8217;\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n emrini d\u00fc\u015f\u00fcnmek asl\u00ee bir \u015fartt\u0131r. \u0130\u015fte birtak\u0131m helalleri ge\u00e7ici olarak haram ve yasak etmek demek olan ihram da Allah&#8217;\u0131 b\u00f6yle halis bir niyyet ile tan\u0131y\u0131p tan\u0131mayanlar\u0131 ay\u0131rdedecek soyut bir ibadet hikmetiyle emredilmi\u015ftir ki, bunlarla insanlar\u0131n fazilet terbiyeleri kem\u00e2le erecek, Allah i\u00e7in dindar olanlarla, d\u00fcnya ve nefisleri i\u00e7in dindar olanlar ayr\u0131lacakt\u0131r. Fakat bilinmektedir ki, elde bulunmayan bir nimetten vazge\u00e7mekle, nimetin kar\u015f\u0131s\u0131nda nefsi menetmek aras\u0131nda fark vard\u0131r. Birincisi kolay, ikincisi zordur. Mesela da\u011f ba\u015f\u0131nda kalm\u0131\u015f bir kimsenin a\u00e7l\u0131\u011fa sabrederek Allah&#8217;a ibadet etmesiyle, kurulmu\u015f bir sofran\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda a\u00e7l\u0131\u011fa sabrederek ibadet etmesi aras\u0131ndaki fark d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcls\u00fcn. Elbette \u00f6ncekinde fazilet m\u00e2n\u00e2s\u0131 az, ikincisinde ise \u00e7oktur. Birincide ba\u015far\u0131l\u0131 olanlar\u0131n \u00e7o\u011fu ikincide olamaz. Ruhbanl\u0131k terbiyesiyle \u0130sl\u00e2m terbiyesinin aras\u0131ndaki fark da bu misalden ortaya \u00e7\u0131kar. Bu \u00e2yette Allah Te\u00e2l\u00e2 ihr\u00e2m\u0131n hikmetini g\u00f6stermek \u00fczere m\u00fcminleri b\u00f6yle bir denemeye t\u00e2bi tutaca\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayarak buyurmu\u015ftur ki:<\/p>\n<p>Ey inananlar, elbette Allah sizi av cinsinden bir \u015feyle -yani can ve bilfiil elde bulunan mal feda etmek kadar zor ve b\u00fcy\u00fck de\u011fil, olduk\u00e7a kolay bir \u015feyle &#8211; deneyecek, \u00f6yle bir \u015fey veya o \u015fekilde bir av ki elleriniz ve m\u0131zraklar\u0131n\u0131z onu yakalay\u0131verecek bir halde, yani av hayvanlar\u0131 o kadar \u00e7ok olacak ve yan\u0131n\u0131za o kadar yak\u0131n sokulacak ki ellerinizle tutsan\u0131z tutulabilecek ve m\u0131zraklar\u0131n\u0131zla d\u00fcrtseniz eri\u015filebilecek bir vaziyette bulunacak, bu h\u00e2l i\u00e7inde siz ise ihramda ve avdan yasaklanm\u0131\u015f olacaks\u0131n\u0131z. Bu da sizin nimetler kar\u015f\u0131s\u0131nda Allah&#8217;\u0131 ne kadar sayd\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 ve emirlerini ne kadar tan\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 ve O&#8217;nun azab\u0131ndan ne kadar korktu\u011funuzu isbat edecek bir imtihan olacakt\u0131r. Herhalde Allah sizi b\u00f6yle bir \u015fey ile imtihan edecek ki, Allah kendisi g\u0131yab\u0131nda tan\u0131y\u0131p azab\u0131ndan korkanlar\u0131 bilsin. Yani ba\u015fkalar\u0131ndan ay\u0131r\u0131p meydana \u00e7\u0131kars\u0131n da ilerde kendilerine nice nice b\u00fcy\u00fck nimetler verilecek ve b\u00fcy\u00fck b\u00fcy\u00fck il\u00e2h\u00ee emanetlere ehil olacak kimselerin ehliyetlerini ortaya \u00e7\u0131kars\u0131n ve tahakkuk ettirsin. \u015eu halde bu denemeden ve Allah&#8217;\u0131n haber verdi\u011fi bu av imtihan\u0131n\u0131n tahakkukundan sonra her kim s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015far, yasakland\u0131\u011f\u0131 \u015feye elini sunarsa, ona ac\u0131kl\u0131 bir azab vard\u0131r. B\u00f6yleleri gelece\u011fin b\u00fcy\u00fck nimetlerinden mahrum olduktan ba\u015fka, d\u00fcnya ve ahirette ac\u0131kl\u0131 bir azap da g\u00f6receklerdir. Zira b\u00f6yle bir durumda kendini tutamayan ve Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne riayet edemeyenler, nefislerin daha \u00e7ok meyledici ve daha \u00e7ok h\u0131rsl\u0131 olacaklar\u0131 \u015feylere kar\u015f\u0131 nas\u0131l sabredebilirler? Ve \u00f6yle b\u00fcy\u00fck nimetlerin emanetlerini nas\u0131l ed\u00e2 ederler? Ve o halde b\u00f6yle kimseler canlar\u0131n, \u0131rzlar\u0131n, hazinelerin, Allah&#8217;\u0131n haklar\u0131 (huk\u00fbkullah) ve kullar\u0131n haklar\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131na ge\u00e7mek ehliyet ve selahiyetini nas\u0131l y\u00fcklenebilirler?<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu \u00e2yet ihramdaki ibadet hikmetini a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in m\u00fcminlere ileride y\u00f6nelecek b\u00fcy\u00fck il\u00e2h\u00ee nimetleri av \u015feklinde bir \u00f6nc\u00fc misal te\u015fkil eden ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir bollu\u011fun vuku bulaca\u011f\u0131n\u0131 haber vermi\u015f ve bununla m\u00fcminlerin en b\u00fcy\u00fck il\u00e2h\u00ee emanetlere ehliyet temin edecek bir deneme ve d\u00fczeltmeden ge\u00e7irileceklerini hat\u0131rlatm\u0131\u015f ve iman ehline b\u00fcy\u00fck bir ders ve y\u00fcksek bir fazilet terbiyesi veren bir mucizeye i\u015faret etmi\u015ftir. \u015eu halde m\u00fcminin \u00f6yle bir fazilet ile y\u00fckselmesi gerekir ki, her zaman haram ve \u00e7irkin olan \u015feyler \u015f\u00f6yle dursun, asl\u0131 helal olan her t\u00fcrl\u00fc nimetler etraflar\u0131na sa\u00e7\u0131lm\u0131\u015f, \u00f6nlerine konulmu\u015f olsa bile, Allah&#8217;\u0131n izni ve \u015fer&#8217;\u00ee cevaz\u0131 olmadan onlara el uzatmayacak, haks\u0131z, sel\u00e2hiyetsiz (yetkisiz) hi\u00e7bir \u015feye dokunmayacak, kendine sahip, nefsine m\u00e2lik, e\u011filimlerine h\u00e2kim, Allah&#8217;\u0131n emirlerine ba\u011fl\u0131 olacak. Bu \u015fekilde her t\u00fcrl\u00fc emanetlere yetkili, ahl\u00e2k\u00ee bir fazilet ile ba\u015fkalar\u0131ndan ayr\u0131lacakt\u0131r. Hudeybiye senesi m\u00fcsl\u00fcmanlar b\u00f6yle bir imtihan ve \u0131slah ile se\u00e7ilmi\u015f ve Hudeybiye bar\u0131\u015f\u0131n\u0131n kendisi de bu imtihan\u0131n ba\u015fka bir \u015fekilde tekit ve teyidi olmu\u015f ve bundan sonra \u0130sl\u00e2m sofras\u0131 geli\u015fmi\u015f de geli\u015fmi\u015ftir. Ve ihr\u00e2m i\u015fte b\u00f6yle bir se\u00e7im hikmetiyle me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Bu hikmetden dolay\u0131:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015ferifi<\/p>\n<p>95- Ey iman edenler, ihraml\u0131 iken av hayvan\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeyin. \u0130\u00e7inizden kim kasten onu \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse, yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fin vebalini tatmas\u0131 i\u00e7in, \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc hayvan\u0131n dengi ona cezad\u0131r ki, K\u00e2be&#8217;ye ula\u015facak bir kurban olmak \u00fczere buna yine i\u00e7inizden iki adaletli ki\u015fi h\u00fckmeder; yahut (ceza olmak \u00fczere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oru\u00e7 tutmakt\u0131r. Allah ge\u00e7mi\u015fi affetmi\u015ftir. Fakat kim de bu su\u00e7u tekrarlarsa, Allah ondan intikam\u0131n\u0131 al\u0131r. Allah damia g\u00e2liptir, intikam sahibidir.<\/p>\n<p>96 &#8211; Size ve yolculara yiyecek olmak \u00fczere, deniz av\u0131 ve onu yemek helal k\u0131l\u0131nd\u0131. Kara av\u0131 ise, ihraml\u0131 oldu\u011funuz m\u00fcddet\u00e7e size haram edilmi\u015ftir. Huzurunda toplanaca\u011f\u0131n\u0131z Allah&#8217;tan korkun.<\/p>\n<p>97 &#8211; Allah, K\u00e2be&#8217;yi, o Beyt-i haram&#8217;\u0131, haram ay\u0131, kurban\u0131 ve (kurbanlardaki) gerdanl\u0131klar\u0131 insanlar i\u00e7in bir nizam k\u0131ld\u0131. Bu, Allah&#8217;\u0131n g\u00f6klerde ve yerde olan her\u015feyi bildi\u011fini ve Allah&#8217;\u0131n her\u015feyi hakk\u0131yle bilici oldu\u011funu sizin de bilmeniz i\u00e7indir.<\/p>\n<p>98 &#8211; \u0130yi bilin ki Allah, hem cezas\u0131 \u00e7ok \u015fiddetli oland\u0131r, hem de \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131, \u00e7ok merhametlidir.<\/p>\n<p>99 &#8211; Peygamber&#8217;in \u00fczerine d\u00fc\u015fen sadece duyurmad\u0131r. Allah, a\u00e7\u0131klad\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 da gizlediklerinizi de bilir.<\/p>\n<p>100- De ki:&#8221;Pis olan \u015feyle temiz olan \u015fey bir olmaz, pis olan\u0131n \u00e7oklu\u011fu ho\u015funa gitse bile&#8221;. Ey selim ak\u0131l sahipleri Allah&#8217;tan korkun ki kurtulu\u015fa eresiniz.<\/p>\n<p>95- &#8220;Siz ihraml\u0131 iken av hayvan\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeyin..&#8221; Hurum kelimesi &#8220;haram&#8221;n \u00e7o\u011fuludur ki, muhrim, yani gerek Harem&#8217;de ve gerek Harem d\u0131\u015f\u0131nda olsun ihramda bulunan kimse demektir. Ve Harem&#8217;de bulunup da ihramda olmayan da bu h\u00fck\u00fcmdedir. Sayd, av demektir. Eti yenene de, yenmeyene de s\u00f6ylenir. Fakat \u00f6rfte daha \u00e7ok eti yenenlerde yayg\u0131nd\u0131r. Burada da l\u00e2m-\u0131 ahd (ahd l\u00e2m\u0131) veya mutlak\u0131n kem\u00e2line sarf\u0131 ile murad budur. Nitekim bir hadis-i \u015ferifte: &#8220;Be\u015f \u015fey Harem d\u0131\u015f\u0131nda da Harem&#8217;de de \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcr: \u00c7aylak, karga, akrep -ve bir rivayette y\u0131lan- fare, kuduz k\u00f6pek.&#8221; buyurulmas\u0131 da bunu teyit etmektedir ve kuduz k\u00f6pek kavram\u0131nda insana sald\u0131ran di\u011fer y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvanlar\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinin caiz oldu\u011funa da uyarma vard\u0131r.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 ey m\u00fcminler, siz ihramda iken av\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeyiniz. \u0130\u00e7inizden her kim kasden, yani ihramda oldu\u011funu ve av\u0131 \u00f6ld\u00fcrmenin kendisine haram oldu\u011funu bilerek av\u0131 kasden \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse, \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc ava denk hayvanlardan deve, s\u0131\u011f\u0131r, davardan bir ceza gerekir. Yani onun ona denk oldu\u011fu, yaln\u0131z kendi \u00f6l\u00e7\u00fcn\u00fczle de\u011fil, ilim ehli makam\u0131nda itimada \u015f\u00e2yan iki do\u011fru kimsenin takdiriyle tayin edilir. Ve bu ceza K\u00e2be&#8217;ye varacak bir kurbanl\u0131k deve olmak \u00fczere laz\u0131m gelir. \u0130hramda av\u0131 \u00f6ld\u00fcrmenin cezas\u0131 ya bu veya fakirlerin yiyece\u011fi bir keffaret, veya bunun dengi oru\u00e7tur. Hakem arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla av\u0131n k\u0131ymeti takdir edilir. Bununla ya K\u00e2be&#8217;ye varacak bir kurbanl\u0131k deve al\u0131n\u0131r veya yiyecek al\u0131n\u0131p her fakire yar\u0131m sa&#8217; (1 sa&#8217; = 2.917 kg) olmak \u00fczere fakirlere verilir. Veyahut her yar\u0131m sa&#8217; yerine bir oru\u00e7 tutulur. Bu \u00fc\u00e7\u00fc aras\u0131nda se\u00e7meli bir ceza vacib olur ki ihramdayken av\u0131 \u00f6ld\u00fcren kimse yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fin vebalini, a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131 tats\u0131n. \u00c2yetin zahirine g\u00f6re av\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek istiyerek olmay\u0131p, hata ve unutmak \u015feklinde olursa ceza gerekmiyecek san\u0131labilir. Fakat mefh\u00fbm-i muhalifin muteber olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131n da unutulmamas\u0131 gerekir. Hz. \u00d6mer&#8217;den, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan, Tav\u00fbs&#8217;tan, Hasen&#8217;den, \u0130br\u00e2him Naha\u00ee&#8217;den, Z\u00fchr\u00ee&#8217;den rivayete g\u00f6re hata ve unutmada da bu ceza vard\u0131r. Ebu Hanife, M\u00e2lik, \u015e\u00e2fi\u00ee ve arkada\u015flar\u0131 da buna k\u00e2ni olmu\u015flard\u0131r. Sonra ihraml\u0131n\u0131n avlad\u0131\u011f\u0131 veya kesti\u011fi, her ne \u015fekilde olursa olsun, Hanefi ve M\u00e2liki mezheblerince \u00f6l\u00fc hayvan h\u00fckm\u00fcndedir, kesilmi\u015f temiz de\u011fildir; ne kendisi yiyebilir, ne ba\u015fkas\u0131. Fakat \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee, &#8220;kesilmi\u015f temizdir, ba\u015fkas\u0131 yiyebilir&#8221; demi\u015ftir. &#8220;Allah ge\u00e7mi\u015fi affetmi\u015ftir. Kim tekrar bu yasa\u011fa uymazsa Allah ondan intikam\u0131n\u0131 al\u0131r. Allah daima g\u00e2liptir, intikam sahibidir.&#8221;<\/p>\n<p>96- Size her \u00e7e\u015fit deniz av\u0131 ve yiyece\u011fi, yani yenebilecek \u015feylerinden yemek, gerek muk\u00eem (yolcu olmayan) lerin ve gerekse yolcular\u0131n yemesi ve istifadesi i\u00e7in her zaman helal k\u0131l\u0131nd\u0131. Ki taze taze tutar veya kurutur, tuzlar, hazar (yolculuk d\u0131\u015f\u0131n)da veya yolculukta yer veya ticaretle faydalan\u0131rs\u0131n\u0131z. Kara av\u0131 da ihramda bulundu\u011funuz m\u00fcddet\u00e7e size haram k\u0131l\u0131nd\u0131. Dikkate \u015fayand\u0131r ki kara av\u0131nda: &#8220;ve onun yiyece\u011fi&#8221; buyurulmam\u0131\u015ft\u0131r. Demekki ihramda bulunan kimse kara av\u0131 avlayamaz ve ayn\u0131 \u015fekilde hayvan da kesemez. Fakat ihramda bulunmayan kimsenin avlad\u0131\u011f\u0131 avdan ve kesti\u011fi hayvandan yiyebilir. \u015eu kadar ki, avlanmas\u0131 veya kesilmesi kendi taraf\u0131ndan emredilmi\u015f veya g\u00f6sterilmi\u015f olmas\u0131n. Deniz av\u0131na gelince, ba\u015fka zaman oldu\u011fu gibi, ihramda dahi hem avlanmas\u0131, hem yemesi mutlak olarak helaldir. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee &#8220;Denizin suyu temiz ve temizleyicidir, \u00f6l\u00fcs\u00fc helaldir&#8221; hadis-i \u015ferifi ile de delil getirerek gerek bal\u0131k cinsinden olsun, gerek olmas\u0131n denizden avlanan her hayvan\u0131n helal oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ise de en \u00e7ok bilinen bal\u0131kt\u0131r. Bal\u0131k kesilmeden yendi\u011fi i\u00e7in \u00f6l\u00fc tabir olunmu\u015ftur. Yoksa kendi kendine denizde \u00f6len hayvan, bal\u0131k da olsa, yenmez. Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re bu \u00e2yet Ben\u00ee M\u00fcdlic hakk\u0131nda nazil olmu\u015ftur. Bunlar deniz sahillerine inerlerdi, suyun \u00e7ekilmesiyle kenarda kalan bal\u0131klar\u0131 sormu\u015flard\u0131. &#8220;Bahr&#8221;den maksad, b\u00fct\u00fcn geni\u015f ve \u00e7ok sulard\u0131r ki, nehirleri, g\u00f6lleri, dereleri, b\u00fcy\u00fck havuzlar\u0131 ve kaynaklar\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r. Hepsinin h\u00fckm\u00fc birdir. Ancak baz\u0131 bilginler &#8220;bahir&#8221;den maksad, bilindi\u011fi \u00fczere denizdir, \u00e2yetin n\u00fczul (ini\u015f) sebebi de buna delalet eder, di\u011ferleri buna kat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, demi\u015flerdir. \u0130\u015fte deniz av\u0131 ve yiyece\u011fi b\u00f6yle her zaman helal ve mubah, fakat ihramda veya Harem&#8217;de bulunuldu\u011fu m\u00fcddet\u00e7e kara av\u0131 haramd\u0131r. En sonunda toplan\u0131p kendisine varaca\u011f\u0131n\u0131z, huzurunda ha\u015frolaca\u011f\u0131n\u0131z Allah&#8217;tan korkun da haramdan, h\u00fcrmetsizlikten sak\u0131n\u0131n.<\/p>\n<p>97- Allah, Beyt-i haram olan (gayet muhterem ve her \u015fekilde h\u00fcrmeti vacib bulunan) K\u00e2be&#8217;yi insanlar\u0131n ayakta durmalar\u0131na vesile k\u0131ld\u0131. Halk bununla tutunur kalk\u0131n\u0131r, din ve d\u00fcnyalar\u0131 bununla ayaktad\u0131r. D\u00fcnya ve ahiretlerinde kalk\u0131nmalar\u0131n\u0131n sebebidir, korkanlar buraya s\u0131\u011f\u0131n\u0131r, zay\u0131flar burada eminlik bulur. Hac\u0131lar ve ziyaret\u00e7iler buraya gelir, namaz k\u0131lanlar buraya d\u00f6ner. &#8220;Nerede olursan\u0131z olun Allah hepinizi bir araya toplayacakt\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/148) \u00e2yetinin s\u0131rr\u0131 bununla a\u00e7\u0131k olur. Hacc\u0131n yerine getirildi\u011fi haram ay\u0131, kurbanl\u0131\u011f\u0131 ve gerdanl\u0131klar\u0131 da b\u00f6yle yapt\u0131, b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 insanlar\u0131n madd\u00ee, m\u00e2nev\u00ee hayatlar\u0131n\u0131n kalk\u0131nma vesilesi k\u0131ld\u0131. Allah&#8217;\u0131n bunlar\u0131 b\u00f6yle yapmas\u0131 \u015funu bilmeniz i\u00e7indir, ki hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz ki Allah g\u00f6klerde her ne var ve yerde her ne varsa hepsini bilir. Ve hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki Allah her \u015feyi tamamiyle bilir. Ve bu ibadetlerin vukuundan \u00f6nce zararlar\u0131 defeden ve gerekli menfaatleri celbeden h\u00fck\u00fcmlerin konmas\u0131, insan hayat\u0131n\u0131n b\u00f6yle birtak\u0131m a\u00e7\u0131k ve kapal\u0131 hikmetleri i\u00e7ine alan gizli h\u00fck\u00fcmler ve intizaml\u0131 d\u00fczenle ayakta durmas\u0131, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hikmetine ve noksans\u0131z ilmine delildir. \u015eu halde bunu k\u0131saca bilesiniz ve bunlar\u0131n a\u00e7\u0131k hikmeti sizin eksik ilim ve k\u0131sa akl\u0131n\u0131zla kavran\u0131labilmekten \u00e7ok y\u00fcksek oldu\u011funu anlayas\u0131n\u0131z da bu ibadetlerin, bu haram ve helal etmelerin gizli hikmetlerini ve s\u0131rlar\u0131n\u0131 Allah&#8217;\u0131n ilmine b\u0131rak\u0131p, gerekleriyle amel edesiniz.<\/p>\n<p>98- \u0130yi biliniz ki, Allah&#8217;\u0131n azab\u0131n\u0131n \u00e7ok \u015fiddetli oldu\u011fu muhakkak. Bununla beraber, Allah&#8217;\u0131n gaf\u00fbr (affedici), rah\u00eem (merhametli) oldu\u011fu da muhakkak. Bunun i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerine ve dinin korunmas\u0131n\u0131 gerekli k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 hususlara iyi dikkat etmeli ve bunlar\u0131 yaln\u0131z azab korkusuyla de\u011fil, hem y\u00fcksek bir korku ve ha\u015fyet, hem de y\u00fcksek bir ba\u011f\u0131\u015flanma \u00fcmidi ve rahmet a\u015fk\u0131 ile tatbik ve icra etmelidir.<\/p>\n<p>99-*} El\u00e7inin, Peygamber&#8217;in g\u00f6revi tebli\u011fden ibarettir. \u0130\u015fte o da bunu fazlas\u0131yla yapm\u0131\u015ft\u0131r. Art\u0131k sizin i\u00e7in hi\u00e7bir \u015fekilde mazeret g\u00f6stermeye ve Peygamber&#8217;den ba\u015fka \u015feyler istemeye hak yoktur. Ve ancak o her \u015feyi bilen Allah bilir, siz ne a\u00e7\u0131klay\u0131p ne gizliyorsunuz, d\u0131\u015f\u0131n\u0131z\u0131 da bilir, i\u00e7inizi de&#8221;. \u015eu halde tasdik etme ve yalanlaman\u0131zda, fiil ve amellerinizde, maksat ve fikirlerinizde ona g\u00f6re ihlas ve samimiyetle hareket ediniz.<\/p>\n<p>100-Ey Resul de ki: Ey s\u00f6yleneni anlayan ak\u0131ll\u0131 ki\u015fi, \u015fah\u0131slarda, amellerde, mallarda, k\u0131saca herhangi bir \u015feyde \u00e7irkinin \u00e7oklu\u011fu, k\u00f6t\u00fcn\u00fcn \u00e7oklu\u011fu ho\u015funuza gitse bile, hi\u00e7bir zaman \u00e7irkin ile g\u00fczel, iyi ile k\u00f6t\u00fc, pis ile temiz denk olamaz. \u0130yilik k\u00f6t\u00fcl\u00fck, pislik temizlik sade bir anlay\u0131\u015f meselesi de\u011fil, ger\u00e7ekte bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 i\u00e7erir. Ger\u00e7i d\u00fcnyada \u00e7irkin g\u00fczelden daha \u00e7ok, daha fazla bulunabilir. Mesela boncuk elmastan, bak\u0131r alt\u0131ndan, \u0131s\u0131rgan dikeni g\u00fclden, karga b\u00fclb\u00fclden, hayvan insandan, cahil bilginden, k\u00e2fir m\u00fcminden, g\u00fcnahk\u00e2r g\u00fcnahs\u0131zdan, has\u0131l\u0131 k\u00f6t\u00fc iyiden daha \u00e7ok bulunur ve daha \u00e7abuk yeti\u015fir. Ve birtak\u0131m kimseler kemmiyyet (nicelik) den daha \u00e7ok memnun olduklar\u0131ndan dolay\u0131 haram helal, iyi k\u00f6t\u00fc demez, k\u00f6t\u00fcleri toplar ve \u00e7oklu\u011fu ile \u00f6\u011f\u00fcn\u00fcr, sevinirler. Halbuki ger\u00e7ekte iyi iyi, k\u00f6t\u00fc k\u00f6t\u00fcd\u00fcr. Pis pis, temiz temizdir. Y\u00fcz okka kokmu\u015f kurtlu et y\u0131\u011fmadan ise, bir okkac\u0131k tertemiz ekme\u011fe sahip olmak elbette daha iyidir. \u015eu halde ey ak\u0131l sahipleri, Allah&#8217;dan korkun da \u00e7ok olan \u00e7irkinlere talip olaca\u011f\u0131n\u0131za, isterse az olsun iyilere ve temizlere talip olunuz ki kurtulabilesiniz. Her halde k\u0131ymet verme \u00e7oklu\u011fa de\u011fil, temizli\u011fe ve iyili\u011fedir.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin n\u00fczul sebebi, s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda &#8220;Allah&#8217;\u0131n (ibadetine delalet eden) al\u00e2metlerine sayg\u0131s\u0131zl\u0131k etmeyin.&#8221; \u00e2yetinde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Hutam b. Dubey&#8217;a el-Bekr\u00ee olay\u0131 olmu\u015ftur. Bir de bir kimse: &#8220;Benim ticaretim \u015farap satmakt\u0131, ben bundan bir\u00e7ok servet kazand\u0131m, bu maldan Allah&#8217;a ibadet olan ameller yaparsam faydas\u0131 olur mu?&#8221; diye Resulullah&#8217;a sormu\u015f Peygamberimiz de: &#8220;Sen onu hacca veya cihada veya sadakaya da sarfetsen Allah kat\u0131nda bir sinek kanad\u0131na de\u011fmez, muhakkakki Allah iyi ve g\u00fczelden ba\u015fkas\u0131n\u0131 kabul etmez&#8221; buyurmu\u015f ve bir rivayette bu \u00e2yet bunun hakk\u0131nda inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u015eimdi ak\u0131l sahipleri, az olsa bile, daima iyiyi tercih etmek gerekti\u011fi gibi, faydas\u0131z, m\u00e2n\u00e2s\u0131z, m\u00fcnasebetsiz, neticesi zararl\u0131 dedikodudan, as\u0131ls\u0131z \u00e7irkin \u015feylerden de sak\u0131nmak laz\u0131md\u0131r. Bunun i\u00e7in:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015ferifi<\/p>\n<p>101- Ey iman edenler! A\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 zaman ho\u015funuza gitmeyecek olan \u015feylerden sormay\u0131n. E\u011fer onlar\u0131 Kur&#8217;\u00e2n indirilirken sorarsan\u0131z size a\u00e7\u0131klan\u0131r. Halbuki Allah onlardan ge\u00e7mi\u015ftir. Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayan ve \u00e7ok yumu\u015fak davranand\u0131r.<\/p>\n<p>102- Sizden \u00f6nce gelen bir kavim bunlar\u0131 sormu\u015ftu da sonra ink\u00e2r etmi\u015fti.<\/p>\n<p>103- Allah, ne &#8220;bah\u00eere&#8221;yi, ne &#8220;s\u00e2ibe&#8221;yi, ne &#8220;vesile&#8221;yi ve ne de &#8220;h\u00e2m&#8221;\u0131 me\u015fru k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat k\u00fcfredenler, Allah&#8217;a yalan iftira etmektedirler. Onlar\u0131n \u00e7o\u011funun ak\u0131llar\u0131 ermez.<\/p>\n<p>104- Onlara: &#8221; Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi (kitab\u0131)ne ve peygamber&#8217;e gelin&#8221; dendi\u011fi zaman:&#8221; Atalar\u0131m\u0131z\u0131 \u00fczerinde buldu\u011fumuz \u015fey bize yeter&#8221; derler. Atalar\u0131 bir \u015fey bilmeyen ve do\u011fru yolu da bulamayan kimseler olsa da m\u0131?<\/p>\n<p>101-102- Ey iman edenler, bir tak\u0131m \u015feyler vard\u0131r ki size a\u00e7\u0131klan\u0131r ve beyan edilirse g\u00fcc\u00fcn\u00fcze gider, \u00fcz\u00fclmenizi gerektirir, b\u00f6yle olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen \u015feylerden soru sormay\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc cevab\u0131nda kederlenirsiniz. Ak\u0131ll\u0131 olanlar ise kendi \u00fcz\u00fclmesine sebep olacak \u015feyi yapmaz. Ve e\u011fer Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n indirildi\u011fi s\u0131rada, yani vahy zaman\u0131nda b\u00f6yle \u015feylerden soru sorarsan\u0131z. Size onlar a\u00e7\u0131klan\u0131r, cevab\u0131 verilir, bundan dolay\u0131 da kederlenmeniz muhakkak olur. Bunun i\u00e7in Peygamber&#8217;e bunlar\u0131 sormay\u0131n\u0131z. Onlar \u00f6yle \u015feylerdir ki Allah bunlardan sizi affetmi\u015f, sorumlu tutmam\u0131\u015ft\u0131r. Mal\u00fbm ya Allah gaf\u00fbrdur, hal\u00eemdir. Bir\u00e7ok \u015feyleri affeder. Bunun i\u00e7in ge\u00e7en ge\u00e7ti, Allah affetti, fakat bir daha b\u00f6yle bir \u015fey yapmay\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki bunlar, haber verilmesi ve a\u00e7\u0131klanmas\u0131 sahiplerini rezil edecek olan gizli s\u0131rlar veya sorulmas\u0131 edepsizlik ve terbiyesizlik olan m\u00fcnasebetsiz, faydas\u0131z veya m\u00e2n\u00e2s\u0131z, \u015feyler kabilinden haberlere ili\u015fik sorular, yahut derinle\u015ftirilmesi, g\u00fc\u00e7 yeti\u015ftirilemeyecek birtak\u0131m me\u015fakkatli teklifleri gerektirecek duyulmam\u0131\u015f, i\u015fitilmemi\u015f \u015feylerle ilgili sorulard\u0131r. Nitekim Hz. Ali&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere &#8220;\u0130nsanlar \u00fczerine o Beyt&#8217;i haccetmeleri, Allah&#8217;\u0131n bir hakk\u0131d\u0131r&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/97) \u00e2yeti nazil oldu\u011fu zaman Resulullah bir hutbe okumu\u015f, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya hamd ve senadan sonra, &#8220;Allah \u00fczerinize hacc\u0131 farz k\u0131ld\u0131&#8221; buyurmu\u015ftur. Esed o\u011fullar\u0131&#8217;ndan Uk\u00e2\u015fe b. Mihsan ve bir rivayette S\u00fcraka b. M\u00e2lik de: &#8220;Her sene mi ey Allah&#8217;\u0131n resul\u00fc?&#8221; dedi. Resulullah cevap vermedi, o da \u00fc\u00e7 kere tekrar etti,bunun \u00fczerine, &#8220;Hay\u0131r, fakat &#8216;evet&#8217; demeyece\u011fime nas\u0131l em\u00een oldun, vallahi &#8216;evet&#8217; desem vacib olacakt\u0131, vacib olsayd\u0131 dayanamayacakt\u0131n\u0131z, terkederseniz de k\u00e2fir olacakt\u0131n\u0131z. \u015eu halde benim sizi terketti\u011fim m\u00fcddet\u00e7e siz de beni terkediniz, sizden \u00f6ncekiler hep \u00e7ok soru sormaktan ve peygamberlerine kar\u015f\u0131 ihtil\u00e2f etmekten yok oldular. Bir \u015fey emretti\u011fim zaman, g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yetti\u011fi kadar tutunuz. Bir \u015feyden yasaklad\u0131\u011f\u0131m zaman da \u00e7ekininiz&#8221; buyurdu. Ayn\u0131 \u015fekilde Hz. Enes ve Ebu H\u00fcreyre&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere, &#8220;\u0130nsanlar, Resulullah&#8217;a bir\u00e7ok \u015feyler sormu\u015flar, hatta \u0131srar ve direnme derecesine varm\u0131\u015flard\u0131. Bir g\u00fcn Resulullah k\u0131zg\u0131n bir \u015fekilde hutbeye \u00e7\u0131kt\u0131, Allah&#8217;a hamd ve sen\u00e2dan sonra:&#8217; Sorunuz, Allah&#8217;a yemin ederim ki \u015fu makamda bulundu\u011fum m\u00fcddet\u00e7e her ne sorarsan\u0131z a\u00e7\u0131klayaca\u011f\u0131m&#8217; buyurdu. Ash\u00e2b-\u0131 kir\u00e2m ba\u015flar\u0131na bir tehlike gelmek \u00fczere bulundu\u011fundan korktular. Enes (r.a.) demi\u015ftir ki, &#8216;Sa\u011f\u0131ma, soluma bakt\u0131m, herkes ba\u015f\u0131na elbisesini \u00e7ekmi\u015f a\u011fl\u0131yordu. Kurey\u015f&#8217;ten Beni Sehm&#8217;den Abdullah b. Huzafe denilen adam ki, erkeklerle bir m\u00fcn\u00e2ka\u015fa etti\u011fi zaman babas\u0131ndan ba\u015fkas\u0131na nisbet edilirdi. Kalkt\u0131: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Nebisi, benim babam kim?&#8221; dedi. Peygamberimiz de: &#8220;Baban, Huzafe b. Kays ez- Z\u00fchr\u00ee&#8217;dir&#8221; buyurdu. Di\u011fer biri de kalkt\u0131: &#8220;Benim babam nerede?&#8221; dedi, &#8220;ate\u015ftedir&#8221; buyurdu. Sonra Hz. \u00d6mer (r.a.) kalkt\u0131: &#8220;Biz, Rab olarak Allah&#8217;a, din olarak \u0130sl\u00e2m&#8217;a, Resul ve Nebi olarak Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;a raz\u0131 olduk, biz fitnelerden Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131z, hen\u00fcz bir cahillikten ve \u015firkten yeni kurtulduk. \u015eu halde bizi affet ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8221; dedi, Resulullah&#8217;\u0131n k\u0131zg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 da yat\u0131\u015ft\u0131&#8217;. Ki bu \u00e2yetlerin n\u00fczul sebebi bu olaylar oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ey m\u00fcminler, sizden \u00f6nce bir kavim b\u00f6yle meseleler sordular da, sonra bu sebeple k\u00e2fir oldular. \u0130sr\u00e2ilo\u011fullar\u0131, peygamberlerine birtak\u0131m \u015feyler sorarlar, sonra tutmazlar, terkederler, yok olurlard\u0131. Bundan dolay\u0131 m\u00fcminler bu k\u00e2firler gibi olmamal\u0131, onlar\u0131n mesle\u011fine sar\u0131lmamal\u0131, ayn\u0131 \u015fekilde cahiliyye uydurmas\u0131 as\u0131ls\u0131z, \u00e7irkin \u015feylerden de vazge\u00e7melidirler.<\/p>\n<p>103- Allah, ne bah\u00eere ve s\u00e2ibe, ne vas\u00eele, ne h\u00e2m, hi\u00e7birini me\u015fr\u00fb k\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r. Allah&#8217;\u0131n \u015feriat\u0131nde bunlar\u0131n asl\u0131 yoktur. Cehalet devri halk\u0131, bir di\u015fi deve be\u015f kere do\u011furur ve be\u015fincisi erkek olursa kula\u011f\u0131n\u0131 yararlar ve sal\u0131verirlerdi. Art\u0131k onu ne sa\u011farlar, ne binerler, ne kullan\u0131rlard\u0131 ki &#8220;bah\u00eere&#8221; budur. \u0130kinci olarak: Bir adam, ba\u015f\u0131na bir dert geldi\u011fi ve mesela hasta oldu\u011fu zaman, &#8220;\u0130yile\u015firsem devem s\u00e2ibe olsun&#8221; diye adar ve bahire gibi sal\u0131verir, ondan faydalanmay\u0131 haram ederdi. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak: Koyun di\u015fi do\u011furursa kendilerinin, erkek do\u011furursa il\u00e2hlar\u0131n\u0131n olurdu. E\u011fer ikisini birden do\u011furursa, &#8220;karde\u015fine ula\u015ft\u0131&#8221; derler. Bu di\u015fiden dolay\u0131 erke\u011fini de kurban etmezlerdi ki, vasile de budur. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak: Bir erkek devenin d\u00f6l\u00fcnden on bat\u0131n do\u011farsa, onun s\u0131rt\u0131n\u0131 haram sayarlar ve hi\u00e7bir sudan ve otlaktan menetmezler, &#8220;onun s\u0131rt\u0131 yasakland\u0131&#8221; derlerdi ki &#8220;h\u00e2m\u00ee&#8221;, &#8220;h\u00e2m&#8221; da budur. Bunlar Hakk&#8217;\u0131n me\u015fr\u00fb k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015fey de\u011fil, ve fakat k\u00e2fir olanlar Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 din, \u015feriat ad\u0131na b\u00f6yle yalan uydurur, iftira ederler. Tefsirciler demi\u015flerdir ki: Amr b. L\u00fbhayyi&#8217;l-Huza\u00ee Mekke&#8217;ye h\u00fck\u00fcmdar olmu\u015ftu. \u0130smail dinini ilk \u00f6nce de\u011fi\u015ftiren de bu idi. Putlar yapt\u0131rm\u0131\u015f ve diktirmi\u015f, bahire, s\u00e2ibe, vas\u00eele, h\u00e2m \u00e2detlerini koymu\u015ftur. Bunun hakk\u0131nda Peygamberimiz: &#8220;Ben onu ate\u015fte g\u00f6rd\u00fcm, cehennem ehlini &#8216;ba\u011f\u0131rsak kokusu&#8217; ile incitiyordu&#8221; buyurmu\u015ftur ki &#8220;aks\u00e2b&#8221; ba\u011f\u0131rsaklar demektir. \u0130\u015fte k\u00e2firlerin ileri gelen se\u00e7kinleri, reisleri b\u00f6yle yalan ve bat\u0131l \u015feyler uydurarak halk\u0131 sap\u0131t\u0131rlar ve peygamberleri de kendileri gibi hesap ederek Allah&#8217;a iftira ederler. Ve bu k\u00e2firlerin \u00e7o\u011funun, \u00f6zellikle cahil halk\u0131n\u0131n ak\u0131llar\u0131 da ermez, onlara uyar giderler.<\/p>\n<p>104- Bir de bunlara Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi hak \u015fer\u00eeate ve Peygamber&#8217;e geliniz, denildi\u011fi zaman, &#8220;Babalar\u0131m\u0131z\u0131 \u00fczerinde buldu\u011fumuz \u015fey bize yeter&#8221; derler. K\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne onlar\u0131, o k\u00e2firce \u00e2deti taklit ederler. Hayret, atalar\u0131 hi\u00e7bir \u015fey bilmez ve do\u011fru yola gitmez olsalar bile mi? Yani \u00e2dete itibar etmek, atalara, ge\u00e7mi\u015flere h\u00fcrmet etmekle onlara uymak ger\u00e7i genelde yasaklanm\u0131\u015f de\u011fil, bir\u00e7ok durumlarda gereklidir bile, fakat bu uyman\u0131n cahillik ve sap\u0131kl\u0131\u011fa de\u011fil, ilim ve hidayete sarfedilmi\u015f olmas\u0131 laz\u0131m gelir. Uyma ve taklit etme, yaln\u0131z ilmi olana bile de\u011fil, ancak do\u011fru yolda olan ilmi ile \u00e2mil kimseye olmal\u0131d\u0131r. Daha do\u011frusu \u00e2limin \u015fahs\u0131na de\u011fil, onun hak olan ilminedir. \u00d6rf ve \u00e2det de makul ve me\u015fru olmak \u015fart\u0131yla k\u0131ymetlidir. Zira haktan ba\u015fkas\u0131na uyan muhakkak zarar eder. Bunun i\u00e7in siz o k\u00e2firlere bakmay\u0131n\u0131z da:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015ferifi:<\/p>\n<p>105- Ey inananlar, kendinize dikkat edin. Siz do\u011fru yolda oldu\u011funuz takdirde do\u011fru yoldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc Allah&#8217;ad\u0131r. Yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 size O haber verecektir.<\/p>\n<p>105-Burada kelimesi zarf de\u011fil, &#8220;\u00fczerinize gereklidir&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na ism-i fiil (fiil ismi) dir.<\/p>\n<p>M\u00fcminler k\u00e2firlerin hallerine bakarlar, emir ve yasak dinlemez, sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde y\u00fczd\u00fcklerini g\u00f6r\u00fcrler, bunlara ac\u0131yarak iman etmelerini temenni ederlerdi. Bu sebeple bu \u00e2yet nazil olmu\u015f ve buyurulmu\u015ftur ki:<\/p>\n<p>Ey iman edenler! Siz ancak kendinize bak\u0131n\u0131z, genelde hepiniz kendi \u015fah\u0131slar\u0131n\u0131z\u0131, kendi millet ve toplumunuzun iyili\u011fine \u00f6nem veriniz, \u00f6nce kendinizi d\u00fczeltmeye u\u011fra\u015f\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc siz, ferd ve toplum olarak hepiniz hidayette bulunur, do\u011fru yolu tutarsan\u0131z, sap\u0131kl\u0131kta kalanlar size zarar vermez. Bundan, &#8220;hi\u00e7 kimse kimseye kar\u0131\u015fmas\u0131n, herkes kendi nefsinde bir yaln\u0131z hayat\u0131 ya\u015fas\u0131n&#8221; gibi bir m\u00e2n\u00e2 anla\u015f\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Bilinmektedir ki do\u011fru yolda olman\u0131n, do\u011fru yolu tutman\u0131n esaslar\u0131ndan biri de, g\u00fcc\u00fc yetti\u011fi kadar iyili\u011fi emretmek, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc yasaklamakt\u0131r. &#8220;\u0130\u00e7inizden hayra \u00e7a\u011f\u0131ran, iyili\u011fi buyurup k\u00f6t\u00fcl\u00fckten men eden bir topluluk olsun. \u0130\u015fte onlar kurtulu\u015fa erenlerdir&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/104); &#8220;Siz, insanlar i\u00e7in \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f en hay\u0131rl\u0131 bir \u00fcmmet oldunuz. \u0130yili\u011fi emreder, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten men edersiniz&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/110) \u00e2yetleri yukarda ge\u00e7mi\u015fti. Ayn\u0131 \u015fekilde bir hadis-i \u015ferifte de: &#8220;Sizden her kim bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6r\u00fcr ve de\u011fi\u015ftirmeye g\u00fcc\u00fc yeterse onu eliyle de\u011fi\u015ftirsin, ve e\u011fer buna g\u00fcc\u00fc yetmezse diliyle de\u011fi\u015ftirsin, buna da g\u00fcc\u00fc etmezse kalbiyle de\u011fi\u015ftirsin&#8221; buyurulmu\u015ftur. Hz. S\u0131dd\u00eek (Ebu Bekir) (r.a.)den de rivayet edilmi\u015ftir ki, bir g\u00fcn minberde, \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Ey insanlar, siz bu \u00e2yeti okur ve konusunun d\u0131\u015f\u0131na kor, ne oldu\u011funu bilmezsiniz. Ben Resulullah&#8217;dan i\u015fittim, diyordu ki: \u0130nsanlar bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6r\u00fcrler de de\u011fi\u015ftirmezlerse, Allah Te\u00e2l\u00e2 genelde hepsine azab eder. \u015eu halde iyili\u011fi emrediniz ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc men ediniz, \u00e2yetini yanl\u0131\u015f anlayarak aldan\u0131p da herbiriniz: &#8220;Neme laz\u0131m, ben kendime bakar\u0131m&#8221; demesin. Allah&#8217;a yemin ederim ki, ya iyili\u011fi emreder, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten men edersiniz, yahut Allah sizin \u00fczerinize \u015fer olanlar\u0131n\u0131z\u0131 kullan\u0131r da onlar size en k\u00f6t\u00fc azaplar\u0131 getirirler, sonra iyileriniz dua eder de kabul edilmez.&#8221; Yine Peygamberimizden \u015fu hadis rivayet edilmi\u015ftir ki: &#8220;Hi\u00e7 bir kavim yoktur ki, i\u00e7lerinde k\u00f6t\u00fcl\u00fck i\u015flensin veya fenal\u0131k yol als\u0131n ve onlar onu de\u011fi\u015ftirmesin ve reddetmesinler de onlar\u0131n hepsine cezalar\u0131 um\u00fbmile\u015ftirmek Allaha hak olmas\u0131n olmaz. Herhalde genel cezay\u0131 hakeder, sonra da dualar\u0131 kabul olmaz&#8221;. &#8220;\u00d6yle bir fitneden sak\u0131n\u0131n ki, aran\u0131zda yaln\u0131z haks\u0131zl\u0131k edenlere eri\u015fmekle kalmaz.&#8221; (Enf\u00e2l, 8\/25) \u00e2yet-i kerimesi bunu anlatmaktad\u0131r. \u015eu halde bu \u00e2yeti s\u0131rf ferd\u00ee bir m\u00e2n\u00e2da almamal\u0131, den ferd\u00ee nefsi ve t\u00fcm\u00fcyle toplumun kendisini i\u00e7ine alan bir m\u00e2n\u00e2 anlamal\u0131d\u0131r. Yani her ferd, kendi ferdli\u011finde vazifesini bilir ve yapar. M\u00fcsl\u00fcman sosyal toplumu da b\u00fct\u00fcn i\u015fleri itibariyle toplum halinde iyilik \u00fczere bulunur, bizzat hidayet \u00fczere gider, ferd\u00ee nefis ferdli\u011finde, sosyal nefis sosyalli\u011finde hidayet ve iyili\u011fini muhafaza ederse, onlara k\u00e2firlerin, m\u00fc\u015friklerin, yabanc\u0131 milletlerin sap\u0131kl\u0131klar\u0131 hi\u00e7bir zarar vermez. Yoksa &#8220;Ben yapm\u0131yorum ya, ba\u015fkalar\u0131 ne yaparsa yaps\u0131nlar&#8221; deyip de toplum i\u015flerinin i\u015fleyi\u015fiyle ilgilenmeyen ve onun d\u00fczelmesini g\u00f6rev edinmeyenler, kendi \u015fah\u0131slar\u0131nda do\u011fru yolu tutmam\u0131\u015f ve yular\u0131, \u015ferli \u00f6nderlerin ve sap\u0131k ki\u015filerin ellerine teslim etmi\u015f olacaklar\u0131ndan dolay\u0131, herhalde sorumlu olur, zarar g\u00f6r\u00fcrler. Bununla beraber \u00e2yet bize as\u0131l \u015funu da g\u00f6steriyor ki, kurtulu\u015f ve toplumun hidayeti, kurtulu\u015fun ba\u015flang\u0131c\u0131 ve hidayeti de ferd\u00eedir. Fertler do\u011frulunca toplum da do\u011frulmu\u015f olur. Toplumu \u0131slah ve tazim etmek isteyen ki\u015filer ilk \u00f6nce kendilerini d\u00fczeltmeli, iyili\u011fi emir ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckten menetmeye \u00f6nce kendi \u015fah\u0131slar\u0131ndan ba\u015flamal\u0131d\u0131rlar. Her fert, hak yolunu tutup kendini bizzat d\u00fczeltince, ba\u015fkas\u0131na \u00f6rnek olmas\u0131, kurtulu\u015f ve hidayetinin di\u011ferlerine bula\u015fmas\u0131 nisbeten kolay olur. Ferd\u00ee nefis b\u00f6yle oldu\u011fu gibi, sosyal nefis de b\u00f6yledir. Nefsinde kendi i\u015fleri hasta, kurtulu\u015f ve hidayete muhta\u00e7 olan bir toplum da di\u011fer bir toplumu d\u00fczeltemez, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 \u0131slah etmek veya onlar\u0131n zararlar\u0131ndan kendilerini korumak isteyen bir millet ilk \u00f6nce kendi i\u00e7 i\u015flerini d\u00fczeltmeli ve nizama sokmal\u0131, kendi yolunu do\u011frultmal\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7in m\u00fcminler de ba\u015fkalar\u0131ndan \u00f6nce kendilerini d\u00fczeltmeli ve kendi i\u00e7 i\u015flerini \u0131slaha dikkat etmelidirler. Bunu yapt\u0131lar m\u0131, di\u011fer bozuk olan bireylerin ve toplumlar\u0131n sap\u0131kl\u0131klar\u0131ndan rahats\u0131z ve sorumlu olmazlar. Onlar\u0131n zarar ve sorumluluklar\u0131 s\u0131rf kendilerine ait kal\u0131r. Bundan dolay\u0131 sap\u0131klara bakmay\u0131n da \u00f6nce kendinize dikkat ediniz. Zira her kim, hangi birey veya hangi toplum olursa olsun. Sonunda hepinizin d\u00f6n\u00fc\u015f yeri ancak Allah&#8217;ad\u0131r. M\u00fcmin ve k\u00e2fir, salih, f\u00e2s\u0131k, do\u011fru ve e\u011fri hepiniz sonu\u00e7ta Allah&#8217;a gidecek, Allah&#8217;\u0131n huzuruna varacaks\u0131n\u0131z ve Ondan ba\u015fka bir d\u00f6n\u00fc\u015f yeri bulamayacaks\u0131n\u0131z. O da, o zaman size her ne yapt\u0131n\u0131zsa hepsini haber verecek, ona g\u00f6re muamele edecektir; k\u00e2r m\u0131, zarar m\u0131 ettiniz, o zaman anla\u015f\u0131lacakt\u0131r. \u015eu halde do\u011fru yol ancak Allah&#8217;\u0131n yolu, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 yoludur. Ak\u0131ll\u0131 olan, \u00f6nce ve sonra, bundan ayr\u0131lmamas\u0131 gerekir. Her kim olursa olsun \u00f6l\u00fcmden, ahiretten, Allah&#8217;tan kurtulu\u015fa imkan yoktur.<\/p>\n<p>\u00d6l\u00fcm ve ahireti hat\u0131rlatan bu noktada \u00f6l\u00fcm olay\u0131 ile ilgili d\u00fcnyaya ait bir h\u00fckm\u00fc tebli\u011f ile nefislerin muhafazas\u0131ndan sonra, hukuk ve mallar\u0131n muhafazas\u0131n\u0131n da vacib oldu\u011funu anlatmak ve bu \u015fekilde &#8220;nefislerinize dikkat ediniz&#8221; emrinin son nefeste bile toplumdan ayr\u0131lamayaca\u011f\u0131n\u0131 anlatmak \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015ferifi<\/p>\n<p>106- Ey iman edenler! \u0130\u00e7inizden birine \u00f6l\u00fcm (emareleri) geldi\u011fi zaman, vasiyet s\u0131ras\u0131nda aran\u0131zdaki \u015fahitli\u011fin h\u00fckm\u00fc, kendi i\u00e7inizden iki adaletli \u015fahit, yahut yery\u00fcz\u00fcnde yolculu\u011fa \u00e7\u0131km\u0131\u015f iseniz, \u00f6l\u00fcm (emareleri de) size gelip \u00e7atm\u0131\u015fsa, sizden olmayan di\u011fer iki \u015fahit tutmakt\u0131r. E\u011fer (bunlardan) \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015ferseniz, namazdan sonra onlar\u0131 al\u0131korsunuz. Onlar da Allah&#8217;a \u015f\u00f6yle yemin ederler: &#8220;Akraba bile olsa, yemini bir \u00e7\u0131kar kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 satmayaca\u011f\u0131z, Allah&#8217;\u0131n \u015fahitli\u011fini gizlemeyece\u011fiz. Aksi halde g\u00fcnahk\u00e2rlardan oluruz&#8221;.<\/p>\n<p>107- E\u011fer o iki \u015fahidin bir g\u00fcnah i\u015fledikleri anla\u015f\u0131l\u0131rsa \u00f6lene daha yak\u0131n olan hak sahiplerinden di\u011fer iki ki\u015fi onlar\u0131n yerine ge\u00e7erler ve: &#8220;Bizim \u015fahitli\u011fimiz, \u00f6nceki iki ki\u015finin \u015fahitli\u011finden daha do\u011frudur. Biz kimsenin hakk\u0131na tecav\u00fcz etmedik. Aksi halde biz de zalimlerden olurduk&#8221; diye Allah&#8217;a yemin ederler.<\/p>\n<p>108- \u0130\u015fte bu, \u015fahitliklerini gerekti\u011fi gibi yapmalar\u0131, yahut yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmalar\u0131 i\u00e7in en iyi yoldur. Allah&#8217;tan korkun ve emirlerini dinleyin. Allah, do\u011fru yoldan \u00e7\u0131kan bir toplulu\u011fu hidayete erdirmez.<\/p>\n<p>106-Bu \u00e2yetin n\u00fczul sebebi: Temim-i D\u00e2r\u00ee ve karde\u015fi Ad\u00ee ve beraberlerinde Amr b. el- \u00c2s&#8217;\u0131n azatl\u0131s\u0131 B\u00fcdeyl \u00fc\u00e7\u00fc ticaret i\u00e7in \u015eam&#8217;a \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131. B\u00fcdeyl, m\u00fcsl\u00fcman muhacir; di\u011fer iki karde\u015f de hen\u00fcz h\u0131ristiyanm\u0131\u015flar. \u015eam&#8217;a vard\u0131klar\u0131nda B\u00fcdeyl hastalanm\u0131\u015f ve yan\u0131nda nesi varsa hepsini g\u00fczelce bir defter yap\u0131p bir sayfaya yazm\u0131\u015f, arkada\u015flar\u0131na haber vermeksizin kuma\u015flar\u0131n aras\u0131na yerle\u015ftirmi\u015f, sonra onlara d\u00f6nd\u00fckleri zaman bu mallar\u0131n\u0131 ailesine teslim edivermelerini vasiyet etmi\u015f ve \u00f6lm\u00fc\u015f. Onlar da o mallar\u0131n i\u00e7inden \u00fc\u00e7y\u00fcz miskal miktar\u0131nda alt\u0131n ile i\u015flenmi\u015f bir g\u00fcm\u00fc\u015f kab\u0131 alm\u0131\u015flar, geri kalan e\u015fyay\u0131 d\u00f6nd\u00fcklerinde B\u00fcdeyl&#8217;in ailesine teslim etmi\u015fler. Bunlar da e\u015fyay\u0131 ara\u015ft\u0131rd\u0131klar\u0131nda defteri bulmu\u015flar, o g\u00fcm\u00fc\u015f kab\u0131n da yaz\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu g\u00f6rm\u00fc\u015fler, Temim ile Adiyy&#8217;e, &#8220;Bu kab nerede?&#8221; diye sormu\u015flar, &#8220;Bilmiyoruz, bize teslim etti\u011fini size verdik&#8221; demi\u015fler. Bunun \u00fczerine Resulullah&#8217;\u0131n huzurunda muhakeme olunmu\u015flar, bu&#8221;Ey iman edenler&#8221; \u00e2yeti indirilmi\u015f. Bundan dolay\u0131 Resulullah, Temim ile Adiyy&#8217;i ikindi namaz\u0131ndan sonra minberin yan\u0131nda, kendilerine teslim edilen e\u015fyadan hi\u00e7bir \u015feye hainlik etmediklerine ve gizlemediklerine dair &#8220;Kendisinden ba\u015fka il\u00e2h olmayan&#8221; Allah&#8217;a kasem ile yemin ettirmi\u015f, onlar da yemin ettiklerinden yollar\u0131n\u0131 bo\u015faltm\u0131\u015f. Sonra o g\u00fcm\u00fc\u015f kab bunlardan sat\u0131n alan m\u00fc\u015fterinin elinde Mekke&#8217;de bulunmu\u015f, Sehm o\u011fullar\u0131 bunu haber al\u0131nca Ad\u0131yy ile Temim&#8217;den yine istemi\u015fler, bu defa da her ikisi: &#8220;Biz bunu B\u00fcdeyl&#8217;den sat\u0131n alm\u0131\u015ft\u0131k&#8221; demi\u015fler, buna kar\u015f\u0131: &#8220;Biz size B\u00fcdeyl e\u015fyas\u0131ndan hi\u00e7bir \u015fey satt\u0131 m\u0131, diye sormad\u0131k m\u0131? O zaman siz hay\u0131r demediniz miydi&#8221; dediklerinde: &#8220;Evet ama bizim delilimiz yoktu, bunun i\u00e7in ikrar etmek istemedik&#8221; dediklerinden tekrar Resulullah huzurunda muhakeme olmu\u015flar, bunun \u00fczerine de \u00e2yeti inmi\u015f, Amr b. \u00c2s ile Muttalib b. Ebi Ved\u00e2&#8217;a kalkm\u0131\u015flar, yemin etmi\u015fler ve kab\u0131 alm\u0131\u015flard\u0131r . \u00c7\u00fcnk\u00fc sat\u0131n alma iddias\u0131 ispat edilemedi\u011finden yemin bunlara d\u00f6nm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu \u00e2yet, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n i&#8217;r\u00e2b\u0131, m\u00e2n\u00e2s\u0131, h\u00fckm\u00fc itibariyle en m\u00fc\u015fkil \u00e2yetlerinden oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ey iman edenler! Emrolundu\u011funuz \u015feylerden biri de herhangi birinize \u00f6l\u00fcm g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc zaman, vasiyet zaman\u0131 aran\u0131zdaki \u015fahitliktir. O zaman vasiyet etmek gerek oldu\u011fu gibi, \u015fahit de getirmeli, \u015fahitler de bunu muhafaza edip gere\u011fi halinde g\u00fczelce yerine getirmelidirler. \u015eahitlik edecek olanlar sizden, yani akraba ve teallukat\u0131n\u0131zdan ve m\u00fcminlerden iki adalet sahibi yahut gayr\u0131n\u0131zdan, m\u00fcsl\u00fcman olmayanlardan iki ki\u015fidir. Fakat bu di\u011fer iki ki\u015finin \u015fahitli\u011fi ancak yolculukta bulunursunuz da \u00f6l\u00fcm musibeti ba\u015f\u0131n\u0131za gelirse o takdirdedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o zaman kendinizden kimse bulmak m\u00fcmk\u00fcn olmaz da zaruret tahakkuk edebilir. Bu ikisini namazdan sonra -\u00f6zellikle ikindi namaz\u0131ndan sonra- al\u0131korsunuz. Yani durdurursunuz da kendilerinden \u015f\u00fcphelenir, ku\u015fkulan\u0131rsan\u0131z Allah&#8217;a &#8220;bu yemin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda hi\u00e7bir bedel almay\u0131z, yani yemininizi bedele satarak, \u015funa buna tamah ederek yalan yere yemin etmeyiz. \u00c7\u0131kar\u0131na yemin edece\u011fimiz kimse yak\u0131nlar\u0131m\u0131zdan olsa yine etmeyiz. Allah&#8217;\u0131n \u015fahitli\u011fini, yani Allah&#8217;\u0131n bildi\u011fi ve do\u011fruca yerine getirilmesini emretti\u011fi \u015fahitli\u011fi gizlemeyiz de. o takdirde bizim, herhalde g\u00fcnahk\u00e2rlardan oldu\u011fumuzda \u015f\u00fcphe yoktur&#8221; diye yemin ederler.<\/p>\n<p>Burada dikkate de\u011fer iki mesele vard\u0131r ki, birisi m\u00fcsl\u00fcman\u0131n bulunamayaca\u011f\u0131 zaruret halinde m\u00fcsl\u00fcman olmayan\u0131n \u015fahit tutulmas\u0131 ve \u015fahitli\u011fi; di\u011feri de \u015fahitlere yemin verilebilmesi meselesidir. Fakihlerin \u00e7o\u011funlu\u011funa g\u00f6re akraban\u0131zdan ve kabilenizden, de kabilenizden olmayan m\u00fcminlerden demektir. Akraba, \u00f6l\u00fcn\u00fcn durumlar\u0131na daha vak\u0131f ve di\u011ferlerinden daha \u015fefkatli olaca\u011f\u0131 i\u00e7in vasiyete, \u00f6ncelikle h\u0131s\u0131m ve akrabadan, yolculuk gibi bunlar\u0131n bulunamad\u0131\u011f\u0131 durumlarda da yabanc\u0131lardan \u015fahit getirmek daha uygun oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Abbas, Ebu M\u00fbs\u00e2 el-E\u015f&#8217;ar\u00ee, Sa\u00eed b. C\u00fcbeyr, Said b. M\u00fcseyyeb, \u015e\u00fcrayh, M\u00fcc\u00e2hid ve \u0130bn\u00fc C\u00fcreyc&#8217;den nakledildi\u011fine g\u00f6re, bir insan gurbette bulunur ve vasiyetine \u015fahit getirecek m\u00fcsl\u00fcman bulamazsa, h\u0131ristiyan, yahudi, mecusi, putperest veya herhangi bir k\u00e2fir olursa olsun \u015fahit getirebilir ve \u015fahitlikleri kabul edilebilir. Ve bu \u015fekilden ba\u015fkas\u0131nda k\u00e2firin m\u00fcmin aleyhine \u015fahitli\u011fi caiz olmaz. M\u00fcsl\u00fcmanlardan, m\u00fcsl\u00fcman olmayanlardan demektir. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee demi\u015ftir ki: M\u00fcsl\u00fcmanlardan bir adam gurbette hastalanm\u0131\u015f, vasiyetine \u015fahit getirecek bulamam\u0131\u015f, kitap ehlinden iki adam\u0131 \u015fahit getirmi\u015f idi. K\u00fbfe&#8217;ye geldiler, vali bulunan Ebu Musa el-E\u015f&#8217;ari&#8217;ye vard\u0131lar, olay\u0131 haber verdiler. O adam\u0131n terekesini (\u00f6l\u00fcn\u00fcn b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 mal\u0131n\u0131) ve vasiyetini takdim ettiler. Ebu Musa: &#8220;Bu i\u015f bir defa Resulullah zaman\u0131nda v\u00e2ki olmu\u015f, o zamandan beri vuku bulmam\u0131\u015ft\u0131&#8221; dedi ve ikisini de K\u00fbfe mescidinde ikindi namaz\u0131ndan sonra &#8220;yalan s\u00f6ylemediklerine, de\u011fi\u015ftirme ve bozmad\u0131klar\u0131na dair Allah&#8217;a yemin verdi ve \u015fahitliklerini kabul etti&#8221;. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc kabul edenlerin bir k\u0131sm\u0131, bu h\u00fckm\u00fcn muhkem ve b\u00e2k\u00ee (devaml\u0131) oldu\u011funu, bir k\u0131sm\u0131 da mens\u00fbh (h\u00fckm\u00fcn\u00fcn kalkm\u0131\u015f) oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Cessas Ebu Bekr R\u00e2z\u00ee &#8220;Ahk\u00e2m-\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8221;\u0131nda der ki: &#8220;Bu \u00e2yetin zahiri, m\u00fcsl\u00fcman\u0131n yolculuktaki vasiyetine zimm\u00ee (\u0130sl\u00e2m devletine t\u00e2bi olan kitap ehli)nin \u015fahitli\u011finin caiz olmas\u0131n\u0131 gerektirir. Yani \u00fcn gayr-i m\u00fcslimler demek oldu\u011fu ve bunun da zimmet ehline sarfedilmesi a\u00e7\u0131kt\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>Vasiyette sat\u0131n alma veya borcu ikrar veya bir \u015feyi vas\u0131yyet veya h\u00eebe veya sadaka herhangisi bulunursa bulunsun, \u00f6l\u00fcm hastal\u0131\u011f\u0131nda aktedildi\u011fi zaman vasiyet ismi hepsini i\u00e7ine al\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 seferde olmak \u00fczere vasiyet esnas\u0131nda bunlar\u0131n \u015fahitli\u011fine izin vermi\u015f ve vasiyeti tahsis etmemi\u015ftir. Vasiyet esnas\u0131nda ise borcu veya ayn\u0131 (ta\u015f\u0131nabilen k\u0131ymetli e\u015fya) ikrar veya ba\u015fka \u015feyler olabilir. \u00c2yet bunlar\u0131 ay\u0131rmam\u0131\u015ft\u0131r. Fakat Bakara s\u00fbresindeki &#8220;M\u00fcd\u00e2yene&#8221; \u00e2yetinin (Bakara, 2\/282) Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n en son n\u00e2zil olan \u00e2yetlerinden oldu\u011fu kesin olarak rivayet edilmi\u015ftir. Ger\u00e7i baz\u0131lar\u0131 M\u00e2ide s\u00fbresinin de son inen s\u00fbrelerden oldu\u011funu rivayet etmi\u015flerse de bu, her \u00e2yetinin de\u011fil, s\u00fbre itibariyle k\u0131smen son inenlerden oldu\u011funu ifade edebilir. M\u00fcd\u00e2yene (bor\u00e7) \u00e2yetinde ise gerek vasiyet ve gerek di\u011ferlerine ve gerek hazar (evde oturmay)a ve gerek yolculu\u011fa, \u015f\u00e2mil olmak \u00fczere m\u00fcminler zarar\u0131na \u015f\u00e2hitlik ehliyeti, &#8220;Erkeklerinizden iki ki\u015fiyi \u015fahit tutun.&#8221; (Bakara, 2\/282); &#8220;Raz\u0131 oldu\u011funuz \u015fahitlerden&#8221; (Bakara- 2\/282) diye m\u00fcsl\u00fcmanlara tahsis edildi\u011fi i\u00e7in m\u00fcslaman olmayan\u0131n ikamet halinde, yolculu\u011funda ve vasiyette m\u00fcsl\u00fcman \u00fczerine \u015fahitli\u011finin caiz olmas\u0131na dair h\u00fckm\u00fcn kalkm\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Fakat \u015fu da unutulmalad\u0131r ki bu M\u00e2ide s\u00fbresi \u00e2yeti, zimm\u00ee (\u0130sl\u00e2m tebeas\u0131ndaki kitap ehli)nin yolculukta m\u00fcsl\u00fcman\u0131n vasiyetine \u015fahitlik etmesinin caiz oldu\u011funu ifade ederken, zimm\u00eenin vasiyetine de \u015fahitli\u011fin caiz oldu\u011funa delalet eder. Ve sonra m\u00fcsl\u00fcman\u0131n vasiyetine \u015fahitli\u011fin caiz olmas\u0131 m\u00fcd\u00e2yene \u00e2yeti ile neshedildi\u011fi zaman da zimm\u00eenin vasiyeti zimm\u00eeye gerek yolcu olmadan ve gerekse yolculu\u011funda \u015fahitli\u011fin caiz olmas\u0131 h\u00fckm\u00fc b\u00e2ki kalm\u0131\u015f olur. Bundan ba\u015fka bu M\u00e2ide \u00e2yeti \u015funa da delalet eder ki iki vas\u00ee (vasiyeti yerine getirmeye memur olan ki\u015fi)nin, \u00f6l\u00fcn\u00fcn vasiyetine \u015fahitli\u011fi caizdir. Bunlar\u0131n \u00f6l\u00fcden bir \u015fey sat\u0131n alma davalar\u0131 delilsiz kabul edilmez. S\u00f6z, yeminle beraber veresenindir. Yani bahis konusu olan neshin bu noktalara \u015f\u00fcm\u00fbl\u00fc yoktur. Ger\u00e7i K\u00e2d\u00ee Beyd\u00e2v\u00ee, &#8221; akraba (yak\u0131nlar) demektir, bunu &#8216;zimmet ehli&#8217; diye tefsir edenler ise mens\u00fbh demi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc zimm\u00eenin m\u00fcsl\u00fcman aleyhine \u015fahitli\u011fi ittifakla kabul de\u011fildir&#8221; demi\u015fse de Fahreddin R\u00e2z\u00ee ihtilafl\u0131 oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir. Ve hatta mens\u00fbh de\u011fildir diyenlerin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc alt\u0131 \u015fekil ile d\u00fczelterek, tercih yolunda s\u00f6z s\u00f6ylemi\u015ftir. Birinci olarak: Hitap, b\u00fct\u00fcn m\u00fcminleredir. \u015eu halde, &#8220;sizden olmayan iki ki\u015fi&#8221; b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlerden ba\u015fkas\u0131 demek olur. \u0130kincisi: Bunlar\u0131n \u015fahitli\u011fi &#8220;e\u011fer yolculukta iseniz&#8221; diye yolculuk ile kayda ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. E\u011fer bunlar m\u00fcsl\u00fcman olsalard\u0131 \u015fahit olmalar\u0131n\u0131 istemenin caiz olu\u015funun yolculukla \u015fartlanmamas\u0131 gerekirdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fcsl\u00fcman\u0131n \u015fahitli\u011fi yolcu olmadan da, yolculukta da caizdir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Yemin ettirme meselesi de bunlar\u0131n m\u00fcsl\u00fcman olmad\u0131klar\u0131na bir karine demektir. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Rivayet edilen n\u00fczul sebebi iki h\u0131ristiyan\u0131n m\u00fcsl\u00fcman olan B\u00fcdeyl \u00fczerine \u015fahitli\u011fi hakk\u0131ndad\u0131r. B\u00fct\u00fcn bunlar Ebu Bekr R\u00e2z\u00ee&#8217;nin dedi\u011fi gibi \u00e2yetin g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc m\u00fcsl\u00fcman olmayan hakk\u0131nda olmas\u0131n\u0131 gerektirir. Be\u015fincisi: Ebu Musa el-E\u015f&#8217;ar\u00ee&#8217;nin yukarda nakledilen h\u00fckm\u00fc ashabdan kimse taraf\u0131ndan reddedilmemi\u015f oldu\u011funa g\u00f6re bir icma demektir. Alt\u0131nc\u0131s\u0131: Mesele, m\u00fcsl\u00fcmanlardan, \u015fahitlik yapt\u0131racak kimsenin bulunamayaca\u011f\u0131 gurbet haline ait oldu\u011fu i\u00e7in bir zaruret meselesidir. &#8220;Zaruretler, mahzurlar\u0131 mubah k\u0131lar&#8221; . Bir gurbette bulunan ve eceli yakla\u015fan bir m\u00fcsl\u00fcman \u015fahitlik yapt\u0131racak m\u00fcsl\u00fcman bulamaz ve bu halde k\u00e2firlerin de \u015fahitli\u011fi makbul olamazsa bir\u00e7ok m\u00fchim \u015feylerini kaybetmeye mahkum olur. Belki zekat, keffaret bor\u00e7lar\u0131 vard\u0131r. Ve belki yan\u0131nda emanetler ve \u00fczerinde ba\u015fka bor\u00e7lar vard\u0131r. \u015eu halde erkeklerin bilemedi\u011fi hususlarda, zaruretten dolay\u0131, yaln\u0131z kad\u0131nlar\u0131n \u015fahitli\u011fi caiz oldu\u011fu gibi bunda da olmal\u0131d\u0131r demi\u015f ve neshi uzak bulmu\u015ftur. Hakikatte M\u00e2ide s\u00fbresi, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n son nazil olan s\u00fbrelerindendir. Bundan mens\u00fbh (h\u00fckm\u00fc kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f \u00e2yet) yoktur. Veya ikiden fazla mensuh yoktur rivayetlerini dikkat nazar\u0131na almamak s\u00fbretiyle, zaruret sebebiyle caiz g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f olan hususlarda da nesih tasavvur olunmamas\u0131 gerekir. (Bu konuda \u0130bni Kayyim el-Cevz\u00ee&#8217;nin &#8220;Siy\u00e2set-i \u015fer&#8217;iyyeden turuk-\u0131 h\u00fckmiyye&#8221; adl\u0131 eserinde de geni\u015f bilgi vard\u0131r).<\/p>\n<p>\u015eahit ve yemin ettirme meselesine gelince: &#8220;Allah&#8217;a \u015fahitlik ederim&#8221; demek esasen bir yemin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7erir. Sonra \u015fahidin, adaletli ve do\u011fru kimse olmas\u0131 gerekir. \u015eu halde \u015fahide bir daha yemin ettirmek, hem onu hak\u00eer g\u00f6rme ve eza etme m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ine al\u0131r, hem de yemini tekrar ettirmek s\u00fbretiyle bir ifrat (a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k) ve g\u00f6revi k\u00f6t\u00fcye kullanmad\u0131r. Bunun i\u00e7in m\u00fcctehid imamlar\u0131n \u00e7o\u011funa g\u00f6re \u015fahide yemin vermek me\u015fr\u00fb de\u011fildir. Her yemin ettirmenin vacib olmad\u0131\u011f\u0131 hakk\u0131nda ittifak vard\u0131r. Bu \u00e2yette ise &#8220;e\u011fer \u015f\u00fcbhelenirseniz&#8221; kayd\u0131yle \u015f\u00fcphe halinde \u015fahide yemin ettirmek, hem de vakit ve keyfiyette ta\u011fliz (kabal\u0131k etme) suretiyle yemin ettirme gere\u011fi g\u00f6sterilmi\u015ftir. Ger\u00e7i bundan bu vacib olman\u0131n an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere m\u00fcslaman olmayan \u015fahitler hakk\u0131nda oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Fakat ayn\u0131 zamanda bundan m\u00fcsl\u00fcman olan \u015fahitler hakk\u0131nda da \u015f\u00fcphe edildi\u011fi zaman yemin ettirmenin caiz oldu\u011fu delalet s\u00fbretiyle anla\u015f\u0131l\u0131r. Hz. Ali&#8217;nin \u015fahit ve rivayet edeni t\u00f6hmet halinde yemin ettirdi\u011fi de nakledilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 ahl\u00e2k\u0131n bozuldu\u011fu ve ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131\u011f\u0131n \u00e7o\u011fald\u0131\u011f\u0131 zamanlarda ve \u00f6zellikle \u015fahitli\u011fin yemin demek oldu\u011funu bilmiyerek \u015fahitli\u011fe gelenlerin yemin ettirilmesi caiz olmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>107- Bundan sonra, yani h\u00fck\u00fcmden sonra bu iki \u015fahidin g\u00fcnaha m\u00fcstehak olduklar\u0131, yani ger\u00e7e\u011fi bozmak gibi bir g\u00fcnah i\u015fledikleri anla\u015f\u0131l\u0131rsa o zaman o iki \u015fahidin veya vas\u00ee (vasiyeti yerine getirmekle g\u00f6revlendirile)nin yerlerine en uygun ve \u00f6ncelikli olan bu iki \u015fahidin veya vas\u00eenin aleyhlerinde g\u00fcnaha m\u00fcstehak olduklar\u0131, yani haklar\u0131na tecav\u00fcz ettikleri kimselerden di\u011fer iki \u015fahid getirilir. Hafs rivayetinde malum s\u00eegas\u0131yle okunur, bunun f\u00e2ili olur. Di\u011fer k\u0131r\u00e2etlerin hepsinde ise me\u00e7hul s\u00eegas\u0131yle okunur. Sonra di\u011ferlerinde yine okumakla beraber \u00c2s\u0131m&#8217;dan Ebu Bekr, ayn\u0131 \u015fekilde Hamze ve Yakub k\u0131r\u00e2etlerinde okunur. \u015eu halde okundu\u011funa g\u00f6re m\u00e2n\u00e2: &#8220;M\u00fcstehakkun aleyh olanlardan, yani haklar\u0131na tecav\u00fcz edilmi\u015f bulunanlardan di\u011fer iki \u015fahit \u00f6b\u00fcrlerinin yerine gelir. O zaman bu iki (\u015fahit) daha lay\u0131k ve daha hakl\u0131d\u0131r&#8221; demek olur ki, bu \u015fekilde takdirinde haber veya den bedel olur. &#8216;nin \u00e7o\u011fulu olan k\u0131r\u00e2etlerine g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 ise: &#8220;\u00d6nceki haklar\u0131na tecav\u00fcz edilmi\u015f olanlardan di\u011fer iki \u00f6b\u00fcrlerinin yerine ge\u00e7er&#8221; demektir ki hepsinin me\u00e2li birdir. Ve kastedilen o iki \u015fahidin veya vas\u00eenin kar\u015f\u0131s\u0131nda davac\u0131 olan varisler demektir. \u0130lk \u00f6nce \u00f6nceki iki ki\u015fi vas\u00ee veya vasiyet sahibi olduklar\u0131nda yeminleriyle s\u00f6zleri makbul idi, sonra, yani h\u00fck\u00fcmden sonra muteber bir delil ile hainliklerine dair bilgi edinilince bu defa s\u00f6z ve yemin \u00f6nce aleyhine h\u00fck\u00fcm verilen ve bu defa ink\u00e2rc\u0131 olan ve durumun a\u00e7\u0131klanmas\u0131n\u0131 iddia eden varislere y\u00f6nelecek ve onlar\u0131n yerine bunlar ge\u00e7ecektir. \u015eu halde varislerin bu defa da- bilinen m\u00e2n\u00e2s\u0131yla &#8211; \u015fahid durumunda bulunmad\u0131klar\u0131 bellidir. O halde bunlar\u0131n iki olmas\u0131 \u015fart olmay\u0131p, bir de olsa h\u00fckm\u00fcn yine b\u00f6yle olmas\u0131 gerekir. Bundan dolay\u0131 &#8220;di\u011fer iki ki\u015fi&#8221; buyurulmas\u0131, \u015fahidde oldu\u011fu gibi tek ki\u015fiden mutlaka ihtiraz (ka\u00e7\u0131nma) i\u00e7in de\u011fil, birinci olarak n\u00fczul sebebine g\u00f6re vuk\u00fb\u00eedir. \u0130kinci olarak, meselede \u00f6nceki \u015fahitlerin vas\u00ee bulunmalar\u0131 takdiri de \u00e2yetin ifade etti\u011fi manalar c\u00fcmlesindendir. Vas\u00eelerin hainlikleri ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 takdirde ise g\u00f6revden al\u0131nmalar\u0131yla yerlerine di\u011ferlerinin tayini gerekir. \u015eu halde \u00f6len taraf\u0131ndan &#8220;tercih edilen vas\u00ee &#8221; olarak tayin edilmi\u015f olan iki ki\u015finin evvela inan\u0131l\u0131r olmak \u00fczere, yeminleriyle s\u00f6zleri tasdik olunduktan sonra hainlikleri \u00f6\u011frenilirse, g\u00f6revden al\u0131nmalar\u0131yla yerlerine ayn\u0131 say\u0131da v\u00e2rislerden iki ki\u015finin tayini hususuna da i\u015faret buyurulmak \u00fczere &#8220;di\u011fer iki ki\u015fi o iki ki\u015finin yerine ge\u00e7erler&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bunun i\u00e7indir ki, tercihli vas\u00eenin hainli\u011fi iddia edildi\u011fi zaman, e\u011fer bor\u00e7 d\u00e2vas\u0131 ise duru\u015fman\u0131n bitmesiyle hainli\u011fin sabit olmas\u0131ndan sonra ve fakat ayn (ta\u015f\u0131nabilir mal) davas\u0131 ise duru\u015fman\u0131n devam edebilmesi i\u00e7in, ilk \u00f6nce vas\u00eenin g\u00f6revden al\u0131nmas\u0131 ile i\u015ften el \u00e7ektirilmesinin gere\u011fi ve duru\u015fmadan sonra hainlik sabit olmay\u0131p \u015f\u00fcphe kalkt\u0131\u011f\u0131 takdirde h\u00e2kim taraf\u0131ndan tekrar atanabilece\u011fi Hanef\u00ee f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131nda ittifakla a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bunlardan ba\u015fka bu \u00e2yet \u015funu da g\u00f6steriyor ki, &#8220;h\u00fck\u00fcmden sonra def (bir davay\u0131 m\u00fcdafaa i\u00e7in a\u00e7\u0131lan ba\u015fka bir dav\u00e2) mesm\u00fb&#8217;dur (dinlenir)&#8221;, &#8220;kesinlik kazanan bir h\u00fck\u00fcmden sonra yeni deliller ortaya \u00e7\u0131karsa muh\u00e2keme (duru\u015fma) tekrar edilir&#8221;. Has\u0131l\u0131 bu iki \u00e2yet, \u015fahitlik, vasiyet, yemin, delillerin tercihi meseleleri itibariyle bir\u00e7ok huk\u00fbk\u00ee esaslar\u0131 i\u00e7eren \u00e7ok a\u00e7\u0131k ve vec\u00eez birer as\u0131ld\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u015fekilde iki taraf\u0131n durumlar\u0131 de\u011fi\u015fir, \u00f6ncekilerin yerine kar\u015f\u0131t taraftan ikisi ge\u00e7er ve bu defa yemin bunlara y\u00f6nelir de onlar m\u00fcdafa i\u00e7in a\u00e7t\u0131klar\u0131 davay\u0131 ispat edemedikleri surette bunlar Allah&#8217;a yemin ederiz ki bizim \u015fahitli\u011fimiz, onlar\u0131n \u015fahitli\u011finden daha hak, daha do\u011frudur. Ve biz bu \u015fahitli\u011fimizde hakka tecav\u00fcz etmedik. \u00c7\u00fcnk\u00fc tecav\u00fcz etti\u011fimiz takdirde muhakkak zalimlerden oldu\u011fumuzda \u015f\u00fcphe yoktur diye yemin ederler, yeminleriyle s\u00f6zleri tasdik olunur. Buradaki &#8220;bizim \u015fahitli\u011fimiz&#8221;den kastedilen, &#8220;Onlardan (e\u015flerine zina su\u00e7u atanlardan) her birinin \u015fahitli\u011fi, d\u00f6rt defa Allah&#8217;a yemin edip \u015fahitlik etmektir&#8221; (N\u00fbr, 24\/6) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi yemin etmek demek oldu\u011fu beyan olunuyor. Esasen \u015fahitlik, g\u00f6rmeye dayanan bir bilgi ile \u015f\u00fcphesiz do\u011fruyu haber vermek demek oldu\u011fundan ba\u015fkas\u0131 aleyhinde \u015fahitli\u011fe hem &#8220;Allah, kendisinden ba\u015fka tanr\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131na \u015fahitlik etti&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/18); &#8220;Kendiniz zarar\u0131na da olsa, yaln\u0131z Allah i\u00e7in \u015fahitler olunuz&#8221; (Nis\u00e2, 4\/135) \u00e2yetlerindeki gibi hem ikrara, hem de yemine yani kasem ile tekit ve takviye edilen habere de denir ve vasiyet m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. \u015eu halde burada &#8220;yemin&#8221; ile tefsir edilmesinden &#8220;yemine yemin&#8221; gibi iki kere kasem m\u00e2n\u00e2s\u0131 anla\u015f\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Maksad, &#8220;Bizim kesin ilmimizi ifade eden haberimiz, s\u00f6z\u00fcm\u00fcz&#8221; demek oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>108- Bu zikrolunan h\u00fck\u00fcm veya bu yemin verme \u015fahitlerin lay\u0131k\u0131 vechile, yani y\u00fcklendikleri \u00fczere, oldu\u011fu gibi \u015fahitlik etmelerine, veyahut yeminlerinden sonra yeminler davac\u0131lara red olunmaktan, yani bu \u015fekilde kendilerinin yalanlar\u0131 meydana \u00e7\u0131karak rezil olmaktan korkmalar\u0131na daha yak\u0131nd\u0131r. Yemini tekit etmede ahiret korkusu, yemini reddetmede de d\u00fcnya korkusu \u015fer&#8217;\u00ee hikmetleri vard\u0131r. Bu iki korkunun birle\u015fmesi de \u015fahitli\u011fi hakk\u0131yle yerine getirmeye en \u00e7ok sevkedecek olan sebeptir. Bunu b\u00f6yle biliniz. Ve Allah&#8217;tan korkunuz , ve (Allah&#8217;\u0131n tavsiye etti\u011fi h\u00fck\u00fcmleri) dinleyiniz, uyunuz. E\u011fer korkmaz, sak\u0131nmaz ve dinlemezseniz, fas\u0131k olursunuz. Allah ise isyank\u00e2rlar g\u00fcr\u00fbhunu do\u011fru yola \u00e7\u0131karmaz.<\/p>\n<p>Me\u00e2li \u015ferifi<\/p>\n<p>109- Allah, Resulleri toplad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn:&#8221; Size ne cevap verildi? &#8220;der. &#8220;Bizim bilgimiz yok&#8221; derler, &#8220;gizlileri bilen yaln\u0131z sensin, sen!&#8221;.<\/p>\n<p>109- Bu &#8220;yevm&#8221; kelimesi, deki &#8220;Allah&#8221; lafz\u0131ndan bedeldir. Yani Allah&#8217;dan, Allah&#8217;\u0131n o g\u00fcn\u00fcnden korkunuz ki o g\u00fcn Allah b\u00fct\u00fcn peygamberleri toplayacak da ne gibi cevapla cevapland\u0131n\u0131z, ne ile, hangi \u015fekilde kar\u015f\u0131land\u0131n\u0131z, kabul edildiniz? diyecektir. Onlar da ne diyecekler bilir misin Ya Rab, senin ilmine g\u00f6re bizim hi\u00e7 ilmimiz yoktur. Muhakkak ki, gayb (gizli)&#8217;leri lay\u0131k\u0131yla bilen sen, ancak sensin. Yani \u00fcmmetlerimizin i\u00e7lerinde gizlediklerini, arkam\u0131zdan neler yapt\u0131klar\u0131n\u0131 ancak sen bilirsin, a\u00e7\u0131kta bize g\u00f6sterdiklerini de sen bizden daha iyi bilirsin, diyecekler. B\u00f6yle diyecekleri Allah&#8217;\u0131n ilminde kesindir. Yahut d\u00fcnyada b\u00f6yle dediler, ahirette de diyecekler, \u015fefaat etmeye kalk\u0131\u015fmak \u015f\u00f6yle dursun, i\u015fi tamamen Allah&#8217;\u0131n ilmine havale etmek s\u00fbretiyle kapal\u0131 bir \u015fekilde bir \u00e7e\u015fit \u015fikayet bile ettiler ve edecekler de &#8220;Yapm\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131z\u0131 size haber verecek.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/105) \u00e2yetinin s\u0131rr\u0131 b\u00fct\u00fcn deh\u015fetiyle ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 Allah o g\u00fcn genellikle peygamberlere \u00fcmmetlerinin cevap verme \u015fekillerini soracak; onlar\u0131, onlar\u0131n aleyhinde \u015fahit tutup konu\u015fturacak, onlar da tamamen Allah&#8217;\u0131n ilmine havale edecekler, Allah da her peygambere verdi\u011fi \u00e2yetleri, delilleri ve bunlara kar\u015f\u0131 \u00fcmmetlerinin ald\u0131klar\u0131 durumu, gelecekte oldu\u011fu \u00fczere, birer birer sayarak iyi cevapta bulunmayanlar\u0131 azarlayacakt\u0131r. \u0130\u015fte bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade etmeye birer birer her peygambere ve \u00fcmmetine kar\u015f\u0131 yap\u0131lacak say\u0131m ve tehdit \u015feklini g\u00f6stermek \u00fczere peygamberler yan\u0131nda en \u00e7ok a\u015f\u0131r\u0131l\u0131\u011fa ve gev\u015fekli\u011fe maruz kalan Hz. \u0130sa \u00f6rnek olarak \u015f\u00f6yle tasvir olunuyor:<\/p>\n<p>O g\u00fcn, o dem ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>110 &#8211; Allah \u015f\u00f6yle diyecektir: &#8220;Ey Meryemo\u011flu \u0130sa! Sana ve annene olan nimetimi hat\u0131rla! Hani seni R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs (Cebr\u00e2il) ile desteklemi\u015ftim. Be\u015fikteyken ve kem\u00e2le ermi\u015fken insanlarla konu\u015fuyordun. Sana yaz\u0131y\u0131, hikmeti, Tevrat&#8217;\u0131 ve \u0130ncil&#8217;i \u00f6\u011fretmi\u015ftim. \u0130znimle \u00e7amurdan ku\u015f \u015feklinde bir \u015fey yapm\u0131\u015f ve ona \u00fcflemi\u015ftin, o da iznimle ku\u015f olmu\u015ftu. Anadan do\u011fma k\u00f6r olan\u0131 ve alaca hastal\u0131\u011f\u0131na yakalanm\u0131\u015f kimseyi iznimle iyile\u015ftirmi\u015ftin. \u00d6l\u00fcleri iznimle (hayata) \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131n. \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na \u00e2yetlerle geldi\u011fin ve onlardan ink\u00e2r edenlerin: &#8220;Bu ancak apa\u00e7\u0131k bir sihirdir&#8221; dedikleri zaman seni, onlardan korumu\u015ftum.<\/p>\n<p>111- Hani Havarilere: &#8221; Bana ve Resul\u00fcme iman edin&#8221; diye ilham etmi\u015ftim. Onlar da: &#8220;\u0130man ettik, bizim \u015f\u00fcphesiz m\u00fcsl\u00fcmanlar oldu\u011fumuza \u015fahit ol&#8221; demi\u015flerdi.<\/p>\n<p>110- Durum gere\u011fi gelecek zaman kipiyle &#8220;diyecek&#8221; \u015feklinde buyurulmas\u0131 laz\u0131m gelirken, bunun mazi (ge\u00e7mi\u015f zaman) kipiyle &#8220;dedi&#8221; buyurulmas\u0131nda iki n\u00fckte vard\u0131r, birisi, bilindi\u011fi \u00fczere ilerde bu hitab\u0131n v\u00e2ki olmas\u0131 kesin oldu\u011fundan dolay\u0131 gelecek, v\u00e2ki olmu\u015f \u015feklinde tasvir edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Nitekim dilimizde de: &#8220;\u015e\u00f6yle dedi\u011fi zaman ne yapars\u0131n?&#8221; denildi\u011fi zaman, gelecekten ge\u00e7mi\u015f zaman kipiyle s\u00f6ylenmi\u015f olur- ki b\u00f6yle diyece\u011fi muhakkakt\u0131r- &#8220;derse ne yapars\u0131n?&#8221; demek olur. Biri de, Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131n ezeli oldu\u011funa ve Allah&#8217;a nisbet edilen fiillerde zaman kavram\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131na ve buna g\u00f6re o g\u00fcn ahiretteki bu hitab\u0131n bir kel\u00e2m ba\u015flang\u0131c\u0131 de\u011fil, ezel\u00ee olan il\u00e2h\u00ee kel\u00e2m\u0131n muhataba zuhur ve tecelli ile ilgisi olaca\u011f\u0131na tenbihtir. Yani Allah&#8217;\u0131n \u015f\u00f6yle dedi\u011fi g\u00fcnden sak\u0131n\u0131n\u0131z ki: Ey Meryemo\u011flu \u0130sa, benim sana ve annene olan nimetimi hat\u0131rla. O zaman ki, nimetimi ki hani ben seni Ruhu&#8217;l-Kud\u00fcs (Cebrail) ile teyit ve takviye etmi\u015ftim. H\u0131ristiyanlar, Ruhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8217;e iki \u015fekilde inan\u0131rlar: Birisi, \u0130sa&#8217;n\u0131n Meryem&#8217;den do\u011fum ve cesetlenmesine ba\u015flang\u0131\u00e7 olan Ruhu&#8217;l-Kud\u00fcs ki, buna yaln\u0131z Ruhu&#8217;l-Kud\u00fcs derler. \u0130sl\u00e2m inanc\u0131nda bu Cebrail Aleyhissel\u00e2m&#8217;d\u0131r. Biri de \u00e2hir zamanda \u00e7\u0131kacak olan Ruhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8217;t\u00fcr ki, h\u0131ristiyanlar buna Ruhu&#8217;l-Hak olan Ruhu&#8217;l-Kud\u00fcs derler. Bu bir H\u00e2tem\u00fc&#8217;l-Enbiya (peygamberlerin sonuncusu) inanc\u0131d\u0131r. Fakat h\u0131ristiyanlar bunun Muhammed\u00ee hakikat oldu\u011funu kabul etmemektedirler. Do\u011frusu Ruhu&#8217;l-Kud\u00fcs zat\u0131 itibar\u0131yla birdir ki \u00fcl\u00fc&#8217;l-azm peygamberlere inmi\u015f olan Cebrail Aleyhissel\u00e2m&#8217;d\u0131r. \u0130ndirilmesi ve ilgisi itibariyle de bir \u00e7ok isimlerle an\u0131l\u0131r. Mesela daha \u00e7ok soyut ve Ruhaniyet hayat\u0131 ya\u015fayan, yahudilerin iftiralar\u0131ndan uzak ve temiz olan Hz. \u0130sa&#8217;ya ini\u015f ve tecellisi itibariyle Ruhu&#8217;l- Kud\u00fcs ve hakikat hayat\u0131 ya\u015fayan Hz. Muhammed&#8217;e ini\u015f ve tecellisi bak\u0131m\u0131ndan da Ruhu&#8217;l-Hak (Hakk\u0131n Ruhu), Ruhu&#8217;l-Emin (Emin Ruh, Nur-i Muhammed\u00ee (Muhammed\u00ee nur) ve genel olarak da Ruhullah da denir. \u015eu halde Hz. \u0130sa&#8217;ya &#8220;Seni Ruhu&#8217;l-Kud\u00fcs ile teyid ettim&#8221; hitab\u0131, birinci olarak ve bizzat Cibril ile teyidi ifade etmekle beraber, arkas\u0131ndan yine Cibril&#8217;in inmesi ve Muhammed Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131n g\u00f6nderilmesi ile de teyidine bir i\u015fareti i\u00e7erir. Ve m\u00e2n\u00e2 \u015fu demek olur:&#8221; Ey Meryemo\u011flu \u0130sa, seni Ruhu&#8217;l-Kud\u00fcs ile, senden sonra Muhammed&#8217;i de Ruhu&#8217;l-Hak ve Ruhu&#8217;l- Emin olarak tecelli eden Cibr\u00eel ile teyit ettim, g\u00fcnahtan temizlenmi\u015f, g\u00fc\u00e7l\u00fc bir ruh\u00ee hayata eri\u015fmi\u015f ve dini ihya eden etkili bir kel\u00e2m ile takviye ettim. Sen hem be\u015fikte \u00e7ocukken ve hem yeti\u015fmi\u015f adamken insanlarla konu\u015fuyordun. &#8220;Ben Allah&#8217;\u0131n kuluyum, bana kitap verdi&#8221; (Meryem, 19\/30) diyordun. Ve o zamanki nimetimi ki hani sana kitabet (yaz\u0131 yazma), hikmet, Tevrat ve \u0130ncil \u00f6\u011fretmi\u015ftim. Ve o zamanki nimetimi ki, hani sen \u00e7amurdan ku\u015f \u015fekli gibi bir \u015fey yap\u0131yordun ve bunu kendine has olan kudretinle de\u011fil benim iznimle, irademle yap\u0131yordun, yap\u0131yordun da i\u00e7ine \u00fcfl\u00fcyordun. O \u015fekil de benim iznimle bir ku\u015f oluyordu. Ve yine benim iznimle k\u00f6r\u00fc ve abra\u015f (alacal\u0131)\u0131 iyi ediyordun. Ve o zamanki nimetimi ki, hani \u00f6l\u00fcleri yine benim iznimle diriltip kabirlerinden \u00e7\u0131kar\u0131yordun. Ve o zamanki nimetimi ki hani senden \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131 defetmi\u015f, seni \u00f6ld\u00fcrmek isteyen yahudilerin elinden kurtarm\u0131\u015ft\u0131m. O zamanki sen onlara, yukarda anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, deliller ile gelmi\u015ftin de o \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n k\u00e2fir olanlar\u0131: &#8220;Bu a\u00e7\u0131k bir sihirden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil&#8221; demi\u015flerdi.<\/p>\n<p>111-Ey \u0130sa, sen bu nimetlere eri\u015ftin ve bu delillere kar\u015f\u0131 b\u00f6yle bir k\u00fcf\u00fcr ile kar\u015f\u0131land\u0131n, bundan ba\u015fka o zamanki nimetimi de hat\u0131rla ki, hani ben Hav\u00e2r\u00eelere: &#8220;Bana ve Resul\u00fcme iman ediniz&#8221; diye vahy g\u00f6ndermi\u015ftim, yani sana ve di\u011fer peygamberlere vahyetti\u011fim kitaplar ile emretmi\u015ftim; yahut kalblerine b\u00f6yle ilham etmi\u015ftim, onlar da iman ettik ve \u015fahit ol, biz hi\u00e7 ku\u015fkusuz m\u00fcsl\u00fcman\u0131z, yani iman\u0131m\u0131zda samimiyiz, dediler. \u00d6nceki k\u00e2firlere kar\u015f\u0131 bir k\u0131s\u0131m da seni ve Allah&#8217;\u0131n emrini b\u00f6yle bir iman, \u0130sl\u00e2m ve ihl\u00e2sa \u015fahit getirme s\u00f6z\u00fcyle kar\u015f\u0131lad\u0131lar. \u0130\u015fte ey m\u00fcminler, Allah&#8217;\u0131n \u0130sa&#8217;ya b\u00f6yle dedi\u011fi ve b\u00f6yle bir bir nimetlerini sayarak k\u00e2firleri tehdit etti\u011fi ve m\u00fcminleri tasdik edip heyecanland\u0131rd\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnden; b\u00fct\u00fcn peygamberlere ve \u00fcmmetlerine yapt\u0131klar\u0131n\u0131 b\u00f6yle birer birer haber verece\u011fi g\u00fcnden korkun ve korunun.<\/p>\n<p>Dikkat etmek gerekir ki bu \u00e2yetler Hz. \u0130sa&#8217;ya hitab ederek de\u011fil, ahirette ona olacak hitab\u0131 hikaye ederek Muhammed \u00fcmmetine hitapt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah&#8217;tan korkun&#8221; emrine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Hav\u00e2r\u00eelerin m\u00fcsl\u00fcman olduklar\u0131na \u015fahit getirdikleri bu noktada onlar\u0131n da hallerini tasvir ve yadetmek i\u00e7in herkesin \u015fahidi olan Resulullah&#8217;a \u00fcsl\u00fbb de\u011fi\u015fikli\u011fi ve um\u00fbma hitab\u0131 and\u0131r\u0131r bir beyan leh\u00e7esi ve iltifat ile buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Ey Muhammed, sen burada \u015funu hat\u0131rla ve hat\u0131rlat:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>112- Havariler:&#8221; Ey Meryemo\u011flu \u0130sa, Rabbin bize g\u00f6kten bir sofra indirebilir mi?&#8221; dediler. \u0130sa da: &#8220;\u0130nan\u0131yorsan\u0131z Allah&#8217;tan korkun&#8221; dedi.<\/p>\n<p>113- Hav\u00e2riler: &#8220;\u0130stiyoruz ki ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yat\u0131\u015fs\u0131n, senin bize do\u011fru s\u00f6yledi\u011fini bilelim ve bunu bizzat g\u00f6renlerden olal\u0131m&#8221; dediler.<\/p>\n<p>114- Meryemo\u011flu \u0130sa da: &#8220;Allah&#8217;\u0131m, Rabb\u0131m\u0131z, bizim \u00fczerimize g\u00f6kten bir sofra indir ki, bizim i\u00e7in, \u00f6nce ve sonra gelenlerimiz i\u00e7in bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi r\u0131z\u0131kland\u0131r, sen r\u0131z\u0131k verenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131s\u0131n!&#8221; dedi.<\/p>\n<p>115- Allah buyurdu ki:&#8221; Ben onu size indirece\u011fim. Fakat bundan sonra i\u00e7inizden kim ink\u00e2r ederse, ben ona \u00e2lemlerden hi\u00e7 kimseye yapmayaca\u011f\u0131m bir azab\u0131 yapar\u0131m&#8221;.<\/p>\n<p>112- O zaman havariler, ey Meryemo\u011flu \u0130sa dediler, Rabbin bizim \u00fczerimize g\u00f6kten bir sofra indirebilir mi? Bu deyim, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re Allah&#8217;\u0131n kudretinden bir \u015f\u00fcphedir. Bu da havarilerin ger\u00e7ekten samimiyetle iman etmemi\u015f olduklar\u0131n\u0131 ifade eder. o halde, ya o zaman imanlar\u0131 daha tahkik ve bilgi \u00fczere de\u011fildi veyahut &#8220;g\u00fcc\u00fc yeter mi?&#8221;den kastedilen m\u00e2n\u00e2 ba\u015fkad\u0131r. Nitekim baz\u0131 tefsirciler demi\u015flerdir ki, burada istit\u00e2at (g\u00fc\u00e7 yetme) den maksat, g\u00fc\u00e7 yetmeyi gerektiren de\u011fil, hikmet ve iradeyi gerektiren istit\u00e2att\u0131r. Yani &#8220;G\u00f6kten bize bir sofra indirmek Rabbinin hikmet ve iradesine uygun olabilir mi?&#8221; demektir. S\u00fcdd\u00ee gibi di\u011fer baz\u0131 tefsirciler ise &#8220;duay\u0131 kabul etme&#8221; ve &#8220;cevap verme&#8221; gibi, &#8216;nun m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi, yani &#8220;G\u00f6kten bir sofra indirmek iste\u011fine Rabb\u0131n r\u0131za g\u00f6sterir mi?&#8221;. K\u0131saca &#8220;istersen indirir mi?&#8221; demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Kis\u00e2\u00ee k\u0131r\u00e2etinde okunur ki: &#8220;G\u00f6kten bize sofra indirmesini Rabbinden istiyebilir misin?&#8221; demek olur. Bu \u015fekilde \u00f6nceki mahsur varid olmaz. Bununla beraber, her ne olursa olsun, bu soruda bir ola\u011fan\u00fcst\u00fc, bir mucize iste\u011fi vard\u0131r. Halbuki mucizeler gaye de\u011fil, delillerdir. M\u00fcmin ise medlul (delil getirilmi\u015f olan)a iman etmi\u015ftir. Bunun i\u00e7in mucize istemek k\u00fcfr\u00fcn \u015fiar\u0131d\u0131r. Hakk&#8217;\u0131n g\u00fcc\u00fcn\u00fc deneme sevdas\u0131d\u0131r. Bir de ola\u011fan\u00fcst\u00fc ve mucize talebinde \u0131srar etmek, onu umum\u00ee bir \u00e2det ve tabiat gibi tek d\u00fczeye giden bir \u015fey saymakt\u0131r. Bu ise bir \u00e7eli\u015fkidir. \u015eu halde m\u00fcminin mucize iste\u011finde \u0131srar etmesi asla caiz olamayaca\u011f\u0131 gibi, mucize istiyor gibi g\u00f6r\u00fcnmesi bile, iman\u0131nda bir \u015f\u00fcpheye i\u015faret edece\u011fi i\u00e7in edepsizliktir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu gibi hikmetlerden dolay\u0131 \u0130sa dedi ki: E\u011fer siz ger\u00e7ekten m\u00fcmin iseniz Allah&#8217;dan korkunuz. B\u00f6yle bir istekte bulunmay\u0131n\u0131z. Yani Allah&#8217;\u0131n kudretinde ve benim peygamberli\u011fimin do\u011frulu\u011funda \u015f\u00fcpheye i\u015faret edecek ve sizi iman ve ihl\u00e2s iddian\u0131zda, \u015f\u00fcpheli g\u00f6sterecek s\u00f6z kullanmay\u0131n\u0131z diye menetti ki, bu yasaklama ve hat\u0131rlatmada ne b\u00fcy\u00fck bir incelik ve ne b\u00fcy\u00fck bir terbiyeyi i\u00e7ine alm\u0131\u015f bulundu\u011funu iyi d\u00fc\u015f\u00fcnmeli.<\/p>\n<p>113- Hav\u00e2r\u00eeler \u00f6z\u00fcr dileme makam\u0131nda maksatlar\u0131n\u0131 ve samimiyetlerini a\u00e7\u0131klamakla &#8220;Biz istiyoruz ki ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yat\u0131\u015fs\u0131n da senin bize do\u011fru s\u00f6yledi\u011fini bilelim ve ona \u015fahitlik edenlerden olal\u0131m&#8221; dediler.<\/p>\n<p>114-Bu a\u00e7\u0131klama \u00fczerine Meryemo\u011flu \u0130sa -bunlar\u0131n maksatlar\u0131ndaki me\u015frulu\u011fu g\u00f6rerek bu arzudan vazge\u00e7emiyeceklerini anlay\u0131p tam anlam\u0131nda delil getirmeyi arzu ederek- Allah&#8217;a dua edip \u015f\u00f6yle dedi: Ey rabbimiz olan y\u00fcce Allah, bize g\u00f6kten (y\u00fcksekten) bir sofra indir. \u00d6yle bir sofra ki, o, yani onun indi\u011fi g\u00fcn, bize, bizden \u00f6ncekilere ve sonrakilere bir bayram, ve senden bir \u00e2yet -senin tam kudretine ve benim peygamberli\u011fimin do\u011frulu\u011funa delalet eden bir delil- olsun. Bize b\u00f6yle bir sofra indir. Ve ondan bizi r\u0131z\u0131kland\u0131r. Ki r\u0131z\u0131k verenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131 sensin. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah r\u0131zk\u0131n hem yarat\u0131c\u0131s\u0131, hem de -kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z olarak- vericisidir. Ne kadar dikkate \u015f\u00e2yand\u0131r ki, Hav\u00e2r\u00eeler sofray\u0131 isteyip maksatlar\u0131n\u0131 anlat\u0131rken yeme\u011fi \u00f6ne alm\u0131\u015flar ve di\u011fer din\u00ee ve Ruh\u00e2n\u00ee maksatlar\u0131n\u0131 geriye b\u0131rakm\u0131\u015flard\u0131. Halbuki Hz. \u0130sa dini maksatlar\u0131 \u00f6ne alm\u0131\u015f ve yeme maksad\u0131n\u0131 hem geriye b\u0131rakm\u0131\u015f, hem de r\u0131z\u0131k olmakla ifade etmi\u015f ve sonra r\u0131z\u0131kta kalmay\u0131p r\u0131zk\u0131 veren Allah&#8217;a ge\u00e7mi\u015f ve onu ululam\u0131\u015f ve onu y\u00fcceltmekle \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc de arzetmi\u015ftir. Bunlar d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce ruhlar\u0131n derecelerindeki mertebeler ne b\u00fcy\u00fck bir fark ile ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f oluyor.<\/p>\n<p>115-Bu dua ve niyaza kar\u015f\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2 muhakkak ben onu size indiririm. Bir \u00e7ok defalar indiririm, bu kolay; fakat bundan sonra da sizden her kim k\u00fcfrederse, herhalde ona \u00f6yle bir azab ile azabederim ki \u00f6yle bir azab\u0131 \u00e2lemlerden hi\u00e7 birine yapmam, buyurdu.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu sofra indi mi, inmedi mi? Bu konuda tefsirciler aras\u0131nda \u00fc\u00e7 rivayet vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- \u00c7o\u011funlu\u011fun rivayetine g\u00f6re iki bulut aras\u0131nda k\u0131rm\u0131z\u0131 bir sofra indi. \u0130nerken bak\u0131yorlard\u0131. Geldi ta \u00f6nlerine d\u00fc\u015ft\u00fc. Bunun \u00fczerine \u0130sa Aleyhissel\u00e2m a\u011flad\u0131, &#8220;Allah&#8217;\u0131m, beni \u015f\u00fckredenlerden k\u0131l; Allah&#8217;\u0131m, bunu bir rahmet k\u0131l, bir i\u015fkence ve ceza k\u0131lma&#8221; diye dua etti. Kalkt\u0131 abdest al\u0131p namaz k\u0131ld\u0131, yine a\u011flad\u0131. Sonra \u00f6rt\u00fcs\u00fcn\u00fc a\u00e7t\u0131 ve &#8220;R\u0131z\u0131k verenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131 olan Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla ba\u015flar\u0131m&#8221; dedi. Ne baks\u0131nlar, k\u0131zarm\u0131\u015f, pulsuz ve k\u0131l\u00e7\u0131ks\u0131z ya\u011f ak\u0131yor bir bal\u0131k. Ba\u015f taraf\u0131nda tuz, kuyruk taraf\u0131nda sirke ve etraf\u0131nda p\u0131rasadan ba\u015fka her t\u00fcrl\u00fc sebze ve be\u015f yufka ki birinde zeytin, ikincisinde bal, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcnde tereya\u011f\u0131, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fcnde peynir, be\u015fincisinde past\u0131rma. \u015eem&#8217;\u00fbn: &#8220;Ey Ruhullah, bu d\u00fcnya yiyeceklerinden mi, ahiret yiyeceklerinden mi?&#8221; dedi. O da: &#8220;\u0130kisinden de de\u011fil ve fakat Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kudretiyle yaratt\u0131\u011f\u0131 bir \u015fey, dua etti\u011finiz \u015feyi yiyiniz ve \u015f\u00fckrediniz ki, Allah size devam ettirir ve lutuf ve kereminden daha da art\u0131r\u0131r&#8221; dedi. &#8220;Ey Ruhullah, bu mucizeden bize bir mucize daha g\u00f6stersen!&#8221; dediler. Bundan dolay\u0131: &#8220;Ey bal\u0131k, Allah&#8217;\u0131n izniyle, diril&#8221; dedi, bal\u0131k da deprendi, sonra: &#8220;d\u00f6n \u00f6nceki haline&#8221; dedi, d\u00f6nd\u00fc yine kebap oldu. Bundan sonra sofra u\u00e7tu, sonra da isyan edenler oldu, maymun ve domuza \u00e7evrildiler. \u0130ndi\u011fi g\u00fcn bir pazar g\u00fcn\u00fc imi\u015f, h\u0131ristiyanlar o g\u00fcn\u00fc bayram edinmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>2- Di\u011fer bir rivayete g\u00f6re sofra k\u0131rk g\u00fcn, g\u00fcn a\u015f\u0131r\u0131 iniyordu; fakirler, zenginler, zay\u0131flar, k\u00fc\u00e7\u00fck, b\u00fcy\u00fck toplan\u0131p yiyorlard\u0131. Zeval g\u00f6lgesi d\u00f6n\u00fcnce u\u00e7ar giderdi ve arkas\u0131ndan g\u00f6lgesine bakarlard\u0131, bundan hangi bir fakir yediyse \u00f6m\u00fcr boyunca zengin olmu\u015f ve hangi bir hasta yediyse \u015fifa bulmu\u015f ve bir daha hastalanmam\u0131\u015ft\u0131. Sonra Allah Te\u00e2l\u00e2: &#8220;Sofram\u0131 zenginlere ve sa\u011flamlara de\u011fil, fakirlere ve hastalara tahsis et&#8221; diye vahyetti, bunun \u00fczerine insanlar \u0131zt\u0131rab ve ihtilale d\u00fc\u015ft\u00fc ve bundan dolay\u0131 seksen\u00fc\u00e7 ki\u015fi maymun ve domuza \u00e7evrildi.<\/p>\n<p>3- Bir de denilmi\u015ftir ki, Allah sofray\u0131 indirmeyi o \u015fart ile vaadedince isti\u011ffar ettiler, &#8220;B\u00f6yle bir tehlikeyi arzu etmeyiz&#8221; dediler, bundan dolay\u0131 inmedi.<\/p>\n<p>K\u00e2d\u00ee Beyd\u00e2v\u00ee bu \u00fc\u00e7 rivayeti zikrettikten sonra \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;M\u00fccahid&#8217;den: &#8216;Bu bir atas\u00f6z\u00fcd\u00fcr ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 bunu mucize iste\u011finde \u0131srar edenler i\u00e7in s\u00f6ylemi\u015ftir&#8217;, diye nakledilmi\u015ftir. Baz\u0131 mutasavv\u0131flardan da: &#8216;Burada sofra, bilgilerin hakikatlerinden ibarettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yiyecekler, bedenin g\u0131das\u0131 oldu\u011fu gibi, bilgilerin ger\u00e7ekleri (veya ger\u00e7ek bilgiler) de Ruhun g\u0131das\u0131d\u0131r&#8217;, diye nakledilmi\u015ftir. Bu durum \u015f\u00f6yle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir ki, bunlar hen\u00fcz \u00f6\u011frenmeye yetenekleri olmayan birtak\u0131m ger\u00e7eklere ra\u011fbet etmi\u015fler, \u0130sa Aleyhissel\u00e2m da: &#8216;E\u011fer siz iman\u0131 kazand\u0131n\u0131zsa takvay\u0131 kullan\u0131n\u0131z ki bunlar\u0131 \u00f6\u011frenebilesiniz&#8217; demi\u015f, onlar ise sorudan vazge\u00e7memi\u015fler, \u00fczerine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler, \u0131srarlar\u0131ndan dolay\u0131 o da istemi\u015f, Allah Te\u00e2l\u00e2 bunun inmesinin kolay oldu\u011funu ve fakat sonucunun tehlikeli ve korkun\u00e7 bulundu\u011funu anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Zira manev\u00ee yola girene makam\u0131ndan daha y\u00fcksek bir makam a\u00e7\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman ona tahamm\u00fcl edememesi ve bundan dolay\u0131 istikrar (kararl\u0131l\u0131k) bulamay\u0131p bu y\u00fczden b\u00fcy\u00fck sap\u0131kl\u0131klara d\u00fc\u015fmesi ihtimali \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir&#8221;. \u015eih\u00e2b&#8217;\u0131n dedi\u011fi gibi, K\u00e2d\u00ee Beyd\u00e2v\u00ee&#8217;nin bu ilavesini \u00e2yetin bir tefsiri olmak \u00fczere de\u011fil, bir i\u015f\u00e2r\u00ee m\u00e2n\u00e2 olmak \u00fczere kaydetmelidir. Bununla bu k\u0131ssan\u0131n Resulullah&#8217;a ve m\u00fcminlere hat\u0131rlatma hikmeti de a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f oluyor. Demek ki \u0130sa&#8217;n\u0131n sofras\u0131, \u0130sl\u00e2m sofras\u0131 i\u00e7in bir ibret \u00f6rne\u011fi olmaktan \u00e7ok, bir ibret meselidir. K\u00fcfr\u00fcn ve nimeti ink\u00e2r\u0131n azab\u0131 yaln\u0131z ahirette de\u011fil, d\u00fcnyada da b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Nimet ne kadar b\u00fcy\u00fck, ne kadar ola\u011fan\u00fcst\u00fc ise k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2r\u0131n azab\u0131 da o \u00f6l\u00e7\u00fcde e\u015fsiz ve o nimetin zevali de o \u00f6l\u00e7\u00fcde ac\u0131 olur. &#8220;Bug\u00fcn size dininizi olgunla\u015ft\u0131rd\u0131m, size nimetimi tamamlad\u0131m ve size din olarak \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 be\u011fendin&#8221; (M\u00e2ide, 5\/3) buyuruldu\u011fu g\u00fcn m\u00fcsl\u00fcmanlara ihsan edilmi\u015f olan sofran\u0131n gerek ho\u015flu\u011fu ve gerek l\u00fctfedilme \u015fekli bak\u0131m\u0131ndan \u0130sa&#8217;n\u0131n sofras\u0131ndan ne kadar b\u00fcy\u00fck bir devlet oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmeli de, buna kar\u015f\u0131 k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2r\u0131n nas\u0131l bir azaba lay\u0131k olaca\u011f\u0131n\u0131 anlamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u015fekilde M\u00e2ide s\u00fbresinin i\u00e7eri\u011finin bir \u00f6zeti demek olan bu hat\u0131rlatma yap\u0131ld\u0131ktan sonra, yine ahireti hat\u0131rlatmaya devam ile yukardaki k\u0131ssas\u0131na atfedilerek ve &#8220;Allah&#8217;tan korkun ve iyi dinleyin.&#8221; emri alt\u0131nda m\u00fcminlere seslenilerek \u015f\u00f6yle buyuruluyor:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>116- Ve Allah demi\u015fti ki: &#8220;Ey Meryemo\u011flu \u0130sa, sen mi insanlara: &#8216;Beni ve annemi, Allah&#8217;tan ba\u015fka iki tanr\u0131 edinin&#8217; dedin?&#8221;. &#8220;H\u00e2\u015f\u00e2, dedi, sen y\u00fccesin, benim i\u00e7in ger\u00e7ek olmayan bir\u015feyi s\u00f6ylemem bana yak\u0131\u015fmaz. E\u011fer demi\u015f olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olan\u0131 bilirsin, ben ise senin nefsinde olan\u0131 bilmem, \u00e7\u00fcnk\u00fc gayblar\u0131 bilen yaln\u0131z sensin, sen!&#8221;.<\/p>\n<p>117- &#8220;Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini s\u00f6yledim. Benim ve sizin Rabb\u0131n\u0131z olan Allah&#8217;a kulluk edin, dedim. Aralar\u0131nda oldu\u011fum m\u00fcddet\u00e7e onlara \u015fahit idim, fakat sen beni vefat ettirince onlar\u0131 g\u00f6zetleyen yaln\u0131z sen oldun. Sen her\u015feyi g\u00f6rensin.<\/p>\n<p>118- &#8220;E\u011fer onlara azab edersen, onlar senin kullar\u0131nd\u0131r, e\u011fer onlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flarsan, \u015f\u00fcphesiz sen daima \u00fcst\u00fcns\u00fcn, hikmet sahibisin&#8221;.<\/p>\n<p>116- O insanlara, &#8220;beni ve annemi, Allah&#8217;tan ba\u015fka iki il\u00e2h ediniz&#8221; diye sen mi s\u00f6yledin? Bunun, ne m\u00fcthi\u015f bir azarlama hitab\u0131 oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmeli ve Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n il\u00e2hl\u0131k makam\u0131na kar\u015f\u0131 nas\u0131l bir acizlik ve kulluk mevkiinde bulundu\u011funu anlamal\u0131d\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki bu azarlaman\u0131n as\u0131l hedefi \u015fimdi a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131 \u00fczere bizzat Hz. \u0130sa de\u011fil, onu il\u00e2h edinen \u00fc\u00e7l\u00fc tanr\u0131 inan\u0131\u015f\u0131 sahipleridir. Fakat onlar\u0131n Hz. \u0130sa&#8217;y\u0131 b\u00fcy\u00fckleme ad\u0131na ta\u015fk\u0131nl\u0131k ettikleri k\u00fcfr\u00fcn ona Allah&#8217;\u0131n huzurunda nas\u0131l bir sorumluluk y\u00f6neltmi\u015f oldu\u011funu ve bundan dolay\u0131 o k\u00e2firlerin Allah&#8217;\u0131n kat\u0131nda nas\u0131l bir azarlanma ve azab edilme mevkiinde bulunduklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmelidir. Bu \u00e2yetten anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Allah&#8217;tan ba\u015fka \u0130sa&#8217;y\u0131 il\u00e2h edinenler bulundu\u011fu gibi, annesi Hz. Meryem&#8217;i de il\u00e2h kabul edenler varm\u0131\u015f. Acaba bunlar kimlerdir? \u00c2yet bu y\u00f6n\u00fc a\u00e7\u0131klamam\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber a\u00e7\u0131kt\u0131r ki, bu da -olsa olsa- h\u0131ristiyanlar aras\u0131nda bulunacakt\u0131r. Ger\u00e7i h\u0131ristiyanlar taraf\u0131ndan mezheplerince Hz. Meryem&#8217;in \u00fc\u00e7lemeye sokulmad\u0131\u011f\u0131 ve bundan dolay\u0131 ona o\u011flu \u0130sa gibi il\u00e2h denmedi\u011fi ileri s\u00fcr\u00fclerek bu \u00e2yete itiraz edilmek istenilmi\u015ftir. Fakat birinci olarak, \u0130bn\u00fc Hazm&#8217;\u0131n &#8220;Fis\u00e2l&#8221;inde zikretti\u011fi \u00fczere h\u0131ristiyanlardan &#8220;Berber\u00e2niyye&#8221; f\u0131rkas\u0131 vard\u0131 ki, bunlar \u0130sa&#8217;ya da, anas\u0131na da il\u00e2h diyorlard\u0131. Bu mezhep sonra bitmi\u015f kalmam\u0131\u015ft\u0131r. Demek ki bunlar \u00fc\u00e7lemeyi, baba, ana, o\u011ful diye say\u0131yorlard\u0131. Ve halk nazar\u0131nda \u00fc\u00e7lemenin a\u00e7\u0131k \u015fekli de budur. \u0130kinci olarak, h\u0131ristiyanlar\u0131n \u00fc\u00e7leme inanc\u0131 birlik de\u011filse, hul\u00fbl (ruhun ba\u015fka bir \u015feye girmesi) inanc\u0131ndan ayr\u0131 de\u011fildir. \u0130sa&#8217;da il\u00e2h\u00ee bir tabiat veya \u0130sa&#8217;n\u0131n bir c\u00fcz&#8217;\u00fcn\u00fc il\u00e2h farzederek onu tam bir il\u00e2h edinenler Meryem&#8217;in de hamileli\u011fi esnas\u0131nda o il\u00e2h\u00ee c\u00fcz&#8217;\u00fc ta\u015f\u0131yan ve bundan dolay\u0131 bir il\u00e2h oldu\u011fu inanc\u0131ndan &#8211; ister istemez- uzak de\u011fildirler. Sonra kiliselerinde ve evlerinde Hz. \u0130sa gibi Hz. Meryem&#8217;in de resimlerine kar\u015f\u0131 vaziyetleri, ibadet durumundan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Bu bak\u0131mdan \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 yaln\u0131z &#8220;Berber\u00e2n\u00eeler&#8221;i de\u011fil, di\u011ferlerini de i\u00e7ine al\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, b\u00f6yle bir itiraz, \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki azarlama hitab\u0131n\u0131 ve sorumlulu\u011fun deh\u015fetini d\u00fc\u015f\u00fcnmemek ve hesaba katmamaktan ileri gelmektedir. Zira azarlaman\u0131n as\u0131l \u015fiddeti, \u0130sa&#8217;n\u0131n il\u00e2h kabul edilmesi noktas\u0131nda toplanmaktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc sorumluluk hitab\u0131, &#8220;Ey Meryemo\u011flu \u0130sa&#8221; diye do\u011frudan do\u011fruya ona y\u00f6neltilmi\u015ftir. Buna kar\u015f\u0131 Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n &#8220;Ey Rabbim, annemi demedim ama beni (kendimi) dedim&#8221; diyebilece\u011fini farzetmek ve bundan dolay\u0131 \u0130sa&#8217;ya il\u00e2h demekte \u0131srar ettikleri halde, annesine il\u00e2h dememekle bu deh\u015fetli sorumlulu\u011fun azab\u0131n\u0131 hafifletecekleri zann\u0131nda bulunmak ne b\u00fcy\u00fck sap\u0131kl\u0131k oldu\u011funu hat\u0131rlatmaya bile gerek yoktur. Ve i\u015fte bu k\u00fcf\u00fcrlerdir ki Hz. \u0130sa&#8217;y\u0131 Allah&#8217;\u0131n huzurunda b\u00f6yle korkun\u00e7 bir sorumlu mevkide bulundurmu\u015ftur. \u0130sa bu sorumlulu\u011fu kabul eder sanmas\u0131nlar, o bu soruya cevap olarak ne dedi ve ne diyecek bilir misiniz?<\/p>\n<p>\u0130sa muhakkak diyecek ki, seni sana lay\u0131k pakl\u0131kta tenzih ederim, il\u00e2h\u00ee pakl\u0131\u011f\u0131na s\u0131\u011f\u0131n\u0131r ve \u00f6yle haks\u0131z ve yak\u0131\u015f\u0131ks\u0131z bir s\u00f6zden uzak olmay\u0131 dilerim, h\u00e2\u015f\u00e2 ey Rabbim! bana, hak ve lay\u0131k olmayan s\u00f6z\u00fc s\u00f6ylemem bana yak\u0131\u015fmaz, buna ilmini \u015fahit getiririm. E\u011fer ben onu s\u00f6ylemi\u015f olsayd\u0131m, elbette sen onu bilirdin. \u00c7\u00fcnk\u00fc sen benim d\u0131\u015f\u0131m, a\u00e7\u0131klay\u0131p il\u00e2n ettiklerim \u015f\u00f6yle dursun, nefsimde gizledi\u011fim, g\u00f6nl\u00fcmden ge\u00e7irdi\u011fim \u015feyleri de bilirsin. Ben ise senin nefsindekini, ilminde gizledi\u011fin bilgileri bilmem. \u015eu halde s\u00f6ylemedi\u011fimi bildi\u011fin halde, bana bu soruyu sormaktaki il\u00e2h\u00ee hikmetini de bilmem. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn gayblar\u0131 tamam\u0131yla bilen &#8220;all\u00e2m\u00fb&#8217;l-\u011fuyub&#8221; sen, ancak sensin.<\/p>\n<p>117-Tam pakl\u0131k ve y\u00fcksek ululama ile \u0130sa o m\u00fcthi\u015f soruya kar\u015f\u0131 b\u00f6yle ince bir edeb\u00ee kulluk i\u00e7inde, delalet bak\u0131m\u0131ndan nefy ile tekit edilmi\u015f ve delilli bir \u015fekilde cevap verdikten sonra, o isnad\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a reddederek diyecek ki: Ben onlara ba\u015fka bir \u015fey s\u00f6ylemedim, ancak bana emretti\u011fin emrini s\u00f6yledim. Hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allah&#8217;a ibadet ediniz, ancak onu ibadete lay\u0131k tan\u0131y\u0131n\u0131z, dedim. (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/50-51. \u00e2yetlerin tefsirine bkz.) \u0130\u00e7lerinde bulundu\u011fum m\u00fcddet\u00e7e de kendilerine \u015fahit oldum. \u015eu halde bu m\u00fcddet i\u00e7erisinde \u00e7\u0131kar ve zararlar\u0131 hususunda kabul edip etmediklerine \u015fahitlik edebilirim. Fakat ne zaman ki sen beni vefat ettirdin, i\u00e7lerinden ald\u0131n, kald\u0131rd\u0131n. &#8220;Ben seni \u00f6ld\u00fcrece\u011fim, bana y\u00fckseltece\u011fim&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/55) vaadini yerine getirdin, o andan itibaren \u00fczerlerine kontrolc\u00fc, g\u00f6zc\u00fc ancak sen oldun, ve sen her\u015feye \u015fahitsin, \u00f6n\u00fcne de \u015fahit, sonuna da \u015fahitsin.<\/p>\n<p>118-\u015eimdi e\u011fer onlara azab edersen \u015f\u00fcphe yok ki onlar kullar\u0131n, k\u00f6lelerin, m\u00fclk senin, hak senin, adalet senindir. Ve e\u011fer ba\u011f\u0131\u015flarsan, \u015f\u00fcphesiz ki sen g\u00e2lipsin ve hikmet sahibisin, aziz ve hak\u00eem ancak sensin. \u015eu halde ne azab etmende bir haks\u0131zl\u0131k, ne ba\u011f\u0131\u015flamanda bir d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fck, bir isabetsizlik d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Ne istersen yapars\u0131n, ne yaparsan aynen hikmet ve sevap olur; y\u00fcce \u015feref senin, y\u00fcksek hikmet senindir. Ne h\u00fckm\u00fcne kar\u0131\u015f\u0131labilir, ne de hikmetine itiraz edilebilir. Her korkunun kayna\u011f\u0131 sen, her \u00fcmidin merci&#8217;i yine sensin. H\u00e2s\u0131l\u0131 il\u00e2hl\u0131k ve h\u00fck\u00fcmranl\u0131k ancak senindir. Tek il\u00e2h ancak sensin.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ey m\u00fcminler, \u0130sa&#8217;n\u0131n Allah&#8217;\u0131n huzurunda tam teslimiyet, sadakat ve ihl\u00e2s ile b\u00f6yle dedi\u011fi ve b\u00fct\u00fcn peygamberlerin de bu tarz \u00fczere ilim ve Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne dayanmay\u0131 emretti\u011fi o toplanma g\u00fcn\u00fcnden ve sorulardan korkunuz ve o k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fcn tek sahibi olan Allah&#8217;tan korkmak s\u00fbretiyle sak\u0131n\u0131n\u0131z ve Allah&#8217;\u0131n emirlerini dinleyiniz.<\/p>\n<p>Fakat bu hat\u0131rlatmalar \u00fczerine: Mademki Allah Te\u00e2l\u00e2 herkese kar\u015f\u0131 b\u00f6yle azap etmeye ve ba\u011f\u0131\u015flamaya &#8211; mutlak olarak- k\u00e2dirdir. Bundan onu menedecek hi\u00e7bir kuvvet, hi\u00e7bir h\u00fck\u00fcm de tasavvur edilemez. O halde k\u00e2firlere aff\u0131, m\u00fcminlere azab etmesi de m\u00fcmk\u00fcn demektir. O halde Allah&#8217;tan korkup korkmaman\u0131n, emrini dinleyip dinlememenin h\u00fckm\u00fc e\u015fit olmaz m\u0131? D\u00fcnyada misalleri g\u00f6r\u00fcle geldi\u011fi gibi Allah o g\u00fcn de k\u00e2firleri nimetlenmi\u015f, m\u00fcminleri de ac\u0131 \u00e7eken k\u0131larsa ve mesela sadakatle kulluk eden \u0130sa&#8217;y\u0131 cezaland\u0131r\u0131p da ona il\u00e2h diyen k\u00e2firleri ba\u011f\u0131\u015flayacak olursa, bu hat\u0131rlatmalardan ne fayda has\u0131l olacak? diye bir kuruntu hat\u0131ra gelebilir. Bundan dolay\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n mutlak kudretiyle beraber, il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2k\u0131n hikmetini isbat ve Allah \u00fczerine g\u00f6rev (v\u00fcc\u00fcb alallah) olmamakla beraber, Allah&#8217;\u0131n emriyle kullara vacib olma (Vucub anill\u00e2h) n\u0131n sabit oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamak s\u00fbretiyle, b\u00f6yle bir kuruntuyu defetmek ve o m\u00fcthi\u015f soru kar\u015f\u0131s\u0131nda Hz. \u0130sa&#8217;da ve di\u011fer peygamberler z\u00fcmresi ve s\u0131dd\u00eeklarda meydana gelen korku heyecan\u0131n\u0131 yoketmek i\u00e7in, h\u00fckm\u00fc y\u00fcr\u00fctmeyi haber verme \u015feklinde bir vaad veya h\u00fckm\u00fc y\u00fcr\u00fctmenin vaadi \u015feklinde bir in\u015f\u00e2 (dilek kipi) olmak \u00fczere \u015fu il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcm tebli\u011f olunuyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015ferifi<\/p>\n<p>119- Allah buyurdu ki: &#8220;Bu, sad\u0131klara do\u011fruluklar\u0131n\u0131n fayda sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnd\u00fcr. Onlar i\u00e7in altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan, i\u00e7inde ebed\u00ee kalacaklar\u0131 cennetler vard\u0131r&#8221;. Allah onlardan raz\u0131 olmu\u015f, onlar da O&#8217;ndan raz\u0131 olmu\u015flard\u0131r. \u0130\u015fte b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015f budur.<\/p>\n<p>120- G\u00f6klerin, yerin ve bunlarda bulunan her\u015feyin m\u00fclk\u00fc Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. O her\u015feye k\u00e2dirdir.<\/p>\n<p>119-*} O aziz ve hak\u00eem ve mutlak h\u00e2kim olan Allah Te\u00e2l\u00e2 muhakkak buyuracak ki i\u015fte bu korkun\u00e7 g\u00fcn do\u011frulara do\u011fruluklar\u0131n\u0131n fayda verece\u011fi g\u00fcnd\u00fcr. N\u00e2fi&#8217; k\u0131r\u00e2etinde nasb ile okundu\u011funa g\u00f6re: Allah buyurdu ki, bu soru ve cevap do\u011frulara do\u011fruluklar\u0131n\u0131n fayda verece\u011fi g\u00fcndedir. O g\u00fcn v\u00e2ki olacakt\u0131r. D\u00fcnyada s\u00f6zle\u015fmelerinde duran, akitlerini samimiyetle yerine getiren do\u011frulara Allah \u00f6yle vaad eder ve m\u00fcjdeler ki, onlar\u0131n do\u011fruluk ve samimiyetleri k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc olan o korkun\u00e7 toplanma ve sorgu g\u00fcn\u00fcnde herhalde kendilerine faydal\u0131 olacak. Hem d\u00fcnyadaki gibi kederler ve gamlarla kar\u0131\u015f\u0131k bir fayda de\u011fil, her t\u00fcrl\u00fc korku ve h\u00fcz\u00fcnden uzak bir fayda ile faydal\u0131 olacakt\u0131r. Altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetler onlar\u0131nd\u0131r. O sad\u0131klar orada ebed\u00ee olarak kalacaklar. Allah onlardan ezel\u00ee r\u0131zas\u0131 ile ho\u015fnut olup r\u0131zas\u0131na erdirmi\u015f, onlar da d\u00fcnyada Allah&#8217;tan raz\u0131 olmu\u015f, s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 u\u011frunda ko\u015fmu\u015f olduklar\u0131 gibi, bug\u00fcn tamamen r\u0131dvan\u0131n zevkine ermi\u015f bulunacaklar; hem ho\u015fnut, hem kendilerinden ho\u015fnut olunmu\u015f olarak kalacaklard\u0131r. \u0130\u015fte b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015f bundan, bu r\u0131dvandan ibarettir. B\u00fct\u00fcn g\u00f6n\u00fcllerin arad\u0131klar\u0131 kavu\u015fma zevkinin en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc bu r\u0131zad\u0131r, ebed\u00ee olarak Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 ile kulun r\u0131zas\u0131n\u0131n toplam\u0131 demek olan bu r\u0131zan\u0131n \u00fcst\u00fcnde ne bir murad tasavvur olunabilir, ne de bir zevk.<\/p>\n<p>120-Ve bu b\u00fcy\u00fck zafer Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131nda de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131nda ve ancak O&#8217;na sadakat ve ihlastad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o b\u00fct\u00fcn g\u00f6klerin, yerin ve ihtiv\u00e2 ettiklerinin m\u00fclk ve saltanat\u0131 ancak Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Bununla beraber, O Allah her \u015feye de tam kudretle k\u00e2dirdir. B\u00fct\u00fcn bu \u00e2lemde ve \u00e2lemin b\u00f6l\u00fcmlerinde diledi\u011fi gibi tasarruf ve saltanat icra etmeye k\u00e2dir oldu\u011fu gibi, daha ba\u015fka \u00e2lemler yapmaya da g\u00fcc\u00fc yeter. Bunun i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda herhangi bir \u015feyin ve herhangi bir kimsenin r\u0131zas\u0131na ermenin k\u0131ymeti yoktur. O, bug\u00fcn zevk ise yar\u0131n ac\u0131d\u0131r. Ebed\u00ee olarak faydal\u0131 olacak olan do\u011fruluk ve samimiyet ancak Allah&#8217;a olan sadakat ve ihl\u00e2st\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu halde ey m\u00fcminler, yahudi ve h\u0131ristiyanlar gibi antla\u015fmalar\u0131n\u0131z\u0131 bozmay\u0131n\u0131z, s\u0131rf Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in akitlerinizi yerine getirmekle do\u011fruluk ve samimiyetinizi isbat ediniz de bu b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015fa ve bu il\u00e2h\u00ee r\u0131zaya eriniz. As\u0131l il\u00e2h\u00ee sofra bu, as\u0131l bayram i\u015fte o g\u00fcnd\u00fcr .Ve hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki Allah her \u015feye k\u00e2dir oldu\u011fu gibi, buna da k\u00e2dirdir.<\/p>\n<p>\u015eimdi M\u00e2ide S\u00fbresi bununla son buluyor ve bunu &#8220;Allah&#8217;a hamdolsun&#8221; te\u015fekk\u00fcr\u00fc ile En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi takip ediyor.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>5-MA\u0130DE: Bu s\u00fbrenin di\u011ferlerinde bulunmayan onsekiz farz\u0131 i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131klan\u0131yor. Ebu Hayyan&#8217;\u0131n kaydetti\u011fi \u00fczere, Araplar\u0131n ilk filozofu me\u015fhur el- Kindi&#8217;ye \u00f6\u011frencileri: &#8220;Ey filozof, bize \u015fu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir dengini yap\u0131ver&#8221; demi\u015fler. O da: &#8220;Peki, hepsinin de\u011fil ama, bir k\u0131sm\u0131n\u0131n benzerini yapay\u0131m&#8221; demi\u015f. Ve bir \u00e7ok g\u00fcnler \u00e7ekilip kapanm\u0131\u015f, sonra \u00e7\u0131km\u0131\u015f: &#8220;Vallahi demi\u015f buna ne bizim kudretimiz &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":12116,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1221,1222,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1940","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-5-maide","tag-5-maide-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1940","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1940"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1940\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/12116"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1940"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1940"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1940"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}