{"id":1942,"date":"2010-11-18T22:58:00","date_gmt":"2010-11-18T20:58:00","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1942"},"modified":"2010-11-18T22:58:00","modified_gmt":"2010-11-18T20:58:00","slug":"4-nisa-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/4-nisa-tefsiri\/","title":{"rendered":"4-N\u0130SA SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>4-N\u0130SA:<\/p>\n<p>Bu s\u00fbre de bir\u00e7ok \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmleri ve teklifleri kapsamaktad\u0131r. Ba\u015f taraf\u0131nda Allah&#8217;\u0131n haklar\u0131, b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011f\u0131n karde\u015fli\u011fi, \u00e7ocuklara, kad\u0131nlara, yetimlere ac\u0131ma, \u015fefkat g\u00f6sterme ve haklar\u0131n\u0131n verilmesi, mallar\u0131n\u0131n korunmas\u0131, evlenme ve miras gibi hususlarla ilgili emirler ve h\u00fck\u00fcmler ile ba\u015flam\u0131\u015f, s\u00fbrenin sonu da bu konularla bitmi\u015ftir. Orta k\u0131sm\u0131nda da aile terbiyesinden ba\u015flamas\u0131 laz\u0131m gelen temizlik, namaz, cihad, amirlere itaat gibi emirleri ve y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckleri kapsam\u0131\u015ft\u0131r. B\u00fct\u00fcn bunlar, insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ile ilgili ve terbiye esas\u0131na dayal\u0131 bulundu\u011fundan dolay\u0131 s\u00fbre: &#8220;Ey insanlar! Rabbinize kar\u015f\u0131 gelmekten sak\u0131n\u0131n&#8230;&#8221; hitab\u0131 ile ba\u015flam\u0131\u015f ve bu konularda kad\u0131n\u0131n ve kad\u0131nl\u0131\u011f\u0131n pek \u00f6nemli bir yeri bulunmas\u0131ndan dolay\u0131 da ilk \u00e2yetinden itibaren kad\u0131n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na ve \u015ferefine dikkat \u00e7ekilmi\u015f, ismine de &#8220;Kad\u0131nlar S\u00fbresi&#8221; denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130nsanl\u0131k unvan\u0131yla ba\u015flayan bu genel hitap, Bakara s\u00fbresinin ba\u015f\u0131ndaki ilk genel hitab\u0131 hat\u0131rlat\u0131yor. O genel hitap g\u00fcnahlardan sak\u0131nmak gayesiyle &#8220;Rabbinize ibadet ediniz&#8221; (Bakara, 2\/21) emrini vermi\u015f ve bunu insanlar\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f delilleri ile ayd\u0131nlatarak \u015fimdiki zamandan ba\u015flang\u0131ca do\u011fru g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015f ve \u00f6zellikle Hz. Ademin yarat\u0131l\u0131\u015f bahsini hat\u0131rlatm\u0131\u015ft\u0131. Burada ise bu hitab\u0131 do\u011frudan do\u011fruya g\u00fcnahlardan sak\u0131nma emri takip ediyor. Bunu da \u00f6zellikle kad\u0131nlar\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ile beraber yarat\u0131l\u0131\u015f delili takip ediyor ki; bunda &#8220;Ey insanlar! Art\u0131k b\u00fcsb\u00fct\u00fcn sak\u0131nma d\u00f6nemine girmeniz ve a\u015fa\u011f\u0131da gelecek tarzda tekliflerin (y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fcklerin) zevk ve hikmetinin manevi hazz\u0131n\u0131 anlaman\u0131z\u0131n s\u0131ras\u0131 geldi ve sak\u0131nma konular\u0131n\u0131n en \u00f6nemlilerinden birisi de kad\u0131nlar konusudur.&#8221; gibi d\u00fczg\u00fcn ve edeb\u00ee bir anlat\u0131m vard\u0131r. Dikkat etmeye de\u011ferdir ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ey insanlar! hitab\u0131yla ba\u015flayan iki s\u00fbre vard\u0131r; birisi bu s\u00fbre, di\u011feri Hacc s\u00fbresidir. Bu s\u00fbre, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ilk yar\u0131s\u0131ndan d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc s\u00fbre oldu\u011fu gibi, Hacc s\u00fbresi de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ikinci yar\u0131s\u0131ndan d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc s\u00fbredir. Bu s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda sak\u0131nman\u0131n sebebi, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131na dikkat \u00e7ekmekle belirtilmi\u015f oldu\u011fu gibi, o s\u00fbrede de yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n sonu ve d\u00f6n\u00fclecek yerin tan\u0131t\u0131lmas\u0131yla belirtilmi\u015f, &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc k\u0131yametin sars\u0131nt\u0131s\u0131 b\u00fcy\u00fck bir \u015feydir.&#8221; (Hacc, 22\/1) buyurulmu\u015ftur. Bu \u015fekilde iki s\u00fbrenin ba\u015flar\u0131 tertipli olarak ba\u015flang\u0131\u00e7 ve d\u00f6n\u00fcl\u00fcp gidilecek yeri (ahireti) tan\u0131tm\u0131\u015f ve bununla her bir s\u00fbrede hakim olan \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmlerin kay\u0131t y\u00f6nlerini de g\u00f6stermi\u015ftir. Fahreddin er-Raz\u00ee der ki: &#8220;Bu konunun alt\u0131nda bir \u00e7ok s\u0131rlar vard\u0131r&#8230;&#8221; Rabbinizin terbiye ile ilgili emri ve korumas\u0131 alt\u0131na giriniz, emrine kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmaktan sak\u0131n\u0131p genellikle asayi\u015fe uyunuz, O&#8217;nun \u015fiddetli cezas\u0131ndan korununuz. O Rabbiniz ki sizi tek bir candan, bir \u015fah\u0131stan yaratt\u0131. Bundan dolay\u0131, asl\u0131nda hepiniz bir babadan gelme karde\u015flersiniz ve hepiniz insans\u0131n\u0131z ve bir yarat\u0131c\u0131n\u0131n yarat\u0131klar\u0131s\u0131n\u0131z. Bu prensipler \u00fczerinde, hukukla ilgili esaslar\u0131 insanl\u0131k ger\u00e7e\u011fine ve terbiye esas\u0131na dayand\u0131rarak karde\u015flik haklar\u0131na riayet etmeli ve Rabbinizin emrine ayk\u0131r\u0131 hareket etmekten sak\u0131nmal\u0131s\u0131n\u0131z. Evet Rabbiniz bir can yaratt\u0131 ve &#8220;O bir candan e\u015fini de yaratt\u0131&#8221; (Nis\u00e2, 4\/1). B\u00f6yle bir nimet ihs\u00e2n etti. Biri di\u011ferinin can\u0131ndan kopmu\u015f bir \u00e7ift meydana getirdi. &#8220;B\u00fct\u00fcn \u00e7iftleri yaratan Allah, noksan s\u0131fatlardan m\u00fcnezzehtir&#8221;. (Y\u00e2sin, 36\/36) Ondan dolay\u0131 bu nimet ve g\u00fcc\u00fcn de\u011ferini ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc takdir etmeli ve yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n, e\u015fyan\u0131n tabiat\u0131n\u0131n eseri de\u011fil, e\u015fyan\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131 olan Allah&#8217;\u0131n kuvvetinin eseri oldu\u011funu bilmeli, ona it\u00e2at etmeli ve azab\u0131ndan korkmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>G\u00f6zlem ve deneyle biliniyor ki, bir babadan erkek \u00e7ocuk olabildi\u011fi gibi di\u015fi de olabilir. Halbuki yarat\u0131c\u0131 kuvvet, e\u015fyan\u0131n tabiat\u0131nda olsayd\u0131; ne topraktan insan meydana \u00e7\u0131kabilirdi, ne de bir erkekten bir k\u0131z \u00e7ocuk olabilirdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc tabiat, d\u00fczenli ve uyumlu demek de\u011fil ise hi\u00e7bir \u015fey de\u011fildir. Halbuki ne erkek di\u015finin bir uyumu, ne de di\u015fi erke\u011fin bir uyumudur. Hi\u00e7 kimse erke\u011fe di\u015fi, di\u015fiye erkek diyemez. Bunlar, iki \u00e7enekliler gibi bir k\u00f6kten yar\u0131lm\u0131\u015f, \u00f6zellikleri ayr\u0131, vazifeleri birbirini tamamlay\u0131c\u0131 de\u011fi\u015fik tabiatl\u0131 bir \u00e7ifttirler. Ve ayn\u0131 zamanda bir k\u00f6k\u00fcn de\u011fi\u015fik \u00e7e\u015fitleridirler. Bundan dolay\u0131, di\u011fer ar\u0131zalardan soyutlanarak, yaln\u0131z fen ve ilim tabiat\u0131 ad\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcnen ve konu\u015fan tabiat ilimleri bilginleri de tam olarak itiraf ediyorlar ki; her \u015feyi s\u0131rf tabiata isnad etmek iddias\u0131 ile e\u015fyan\u0131n \u00e7e\u015fitlili\u011finin sebebini a\u00e7\u0131klamak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Ve yarat\u0131c\u0131 kuvvet, tabiat\u0131n \u00fcst\u00fcnde terbiye ile ilgili bir etki yapan ve eserlerini yaratmak ve se\u00e7mekle meydana getiren y\u00fcce bir Rabb&#8217;dir. O halde tam manas\u0131yla tabiat yoktur. Ve tabiat fikri, ilm\u00ee bir prensip olamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bug\u00fcn kabul edilen bir tabiat, yar\u0131n de\u011fi\u015fik \u015fekillere girebilir. Ve onun i\u00e7indir ki, s\u0131rf ilm\u00ee bir mukayese her zaman i\u00e7in ilmin \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc olam\u0131yor. Olaylar\u0131n meydana geli\u015fi ak\u0131llar\u0131 durduruyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130blis de &#8220;Ben ondan (Hz. Adem&#8217;den) daha hay\u0131rl\u0131y\u0131m. Beni ate\u015ften yaratt\u0131n. Onu ise bal\u00e7\u0131ktan yaratt\u0131n.&#8221; (S\u00e2d, 38\/76) diye ate\u015fin tabiat\u0131na g\u00f6re yapt\u0131\u011f\u0131 mukayese ile aldanm\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7ekten i\u015f tabiatta olsayd\u0131, akla g\u00f6re tabiat hi\u00e7bir zaman erkekten di\u015fi, di\u015fiden erkek \u00e7\u0131kma sonucuna varmazd\u0131. Ger\u00e7ek durum ise b\u00f6yle de\u011fildir. B\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131na \u00e7\u0131k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman ise mesele daha fazla a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Ak\u0131llar, etkinin ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131n\u0131 ne kendilerinde ne de e\u015fyan\u0131n tabiat\u0131nda g\u00f6rmemelidir. Hepsinin \u00fcst\u00fcnde yarat\u0131c\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;da g\u00f6rmelidir. O Y\u00fcce yarat\u0131c\u0131 ki bir ki\u015fiden e\u015fini de yaratmak \u015feklinde il\u00e2h\u00ee kuvvetini g\u00f6sterdi ve bu ikisinden bir \u00e7ok erkekler ve kad\u0131nlar\u0131 yery\u00fcz\u00fcne yayd\u0131. Ve bug\u00fcn var olan insanlar b\u00f6yle meydana geldi. Bundan dolay\u0131 hi\u00e7 yokken topraktan se\u00e7mek suretiyle insan yaratan ve o insandan e\u015fini yaratan ve iki insandan, birbirlerinden do\u011fmalar\u0131 suretiyle erkek di\u015fi bir\u00e7ok \u00e7ocuklar ve torunlar yarat\u0131p d\u00fcnyaya yayan y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131n\u0131n, bir \u015fah\u0131stan ordular, milletler yeti\u015ftirebildi\u011fini bilmeli ve ona g\u00f6re tam bir iman ile vazifesini yerine getirmeli, Allah yolunda hi\u00e7 bir fedakarl\u0131ktan \u00e7ekinmemeli ve evlenme kural\u0131na uymakla n\u00fcfusun \u00e7o\u011falmas\u0131na \u00f6nem vermeli ve bunlar\u0131n il\u00e2h\u00ee bir terbiye ile yeti\u015fmesine \u00e7ok dikkat etmeli ve evlenmeye sevk eden, yarat\u0131l\u0131\u015ftan gelen meyilleri, k\u00f6t\u00fcye kullanmaktan sak\u0131nmal\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte bu \u015fekilde bu g\u00fcnk\u00fc bir ka\u00e7 insan yar\u0131n d\u00fcnyalar\u0131 fetheden ve \u0130sl\u00e2miyeti y\u00fckselten b\u00fcy\u00fck bir \u00fcmmet olabilir. Ve ahirette en b\u00fcy\u00fck mutlulu\u011fu elde eder. Bu ger\u00e7ekten dolay\u0131d\u0131r ki, Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;Evleniniz ki \u00fcreyip \u00e7o\u011falas\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc ben k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc d\u00fc\u015f\u00fck \u00e7ocuk bile olsa di\u011fer \u00fcmmetlere kar\u015f\u0131 sizinle iftihar ederim.&#8221;<\/p>\n<p>Bu bir ki\u015fiden maksat, Hz. \u00c2dem, e\u015finden maksat da Hz. Havva oldu\u011funda fikir ve g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi vard\u0131r. Hz. \u00c2dem &#8220;\u015e\u00fcphesiz Allah \u00c2dem&#8217;i se\u00e7erek \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131&#8221; (\u00c2li \u0130mran, 3\/33). Ve &#8220;Allah \u00c2demi topraktan yaratt\u0131. Sonra ona &#8216;ol&#8217; dedi ve o da oluverdi&#8221; (\u00c2li imran, 3\/59) ayetlerinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, topraktan se\u00e7ilerek yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Hz. Havva da, \u00c2dem&#8217;in kendisinden ayr\u0131larak yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2 hadislerde &#8220;Havva, \u00c2dem&#8217;in bir kaburga kemi\u011finden yarat\u0131ld\u0131&#8221;. diye nakledilmi\u015ftir ki, bir yar\u0131lma m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Ve bu m\u00e2n\u00e2 e\u015flik ili\u015fkisinin temeli demektir. Bir sahih hadiste, &#8220;Kad\u0131n bir kaburga kemi\u011fi gibidir. Kad\u0131n bir kaburga kemi\u011finden, bir e\u011fri kaburga kemi\u011finden yarat\u0131ld\u0131, onu do\u011frultmaya kalkarsan k\u0131rars\u0131n, k\u0131r\u0131lmas\u0131 da bo\u015fanmas\u0131d\u0131r.&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Burada e\u011fri kaburga kemi\u011fi, bu yar\u0131lmaya i\u015faret etmekle beraber erkekle kad\u0131n aras\u0131ndaki tabiat uyumsuzlu\u011funa ve kad\u0131nlar\u0131n erkekle\u015ftirilmeye kalk\u0131\u015f\u0131lmas\u0131, onlar\u0131 k\u0131r\u0131p atmak demek oldu\u011funa dair uyar\u0131y\u0131 i\u00e7eren bir misaldir. Bundan ba\u015fka bu k\u0131s\u0131mlara ayr\u0131lman\u0131n, cennetteki yarat\u0131l\u0131\u015f ba\u015flang\u0131c\u0131nda meydana geldi\u011fi de hadislerde yer alm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Ey \u00c2dem! Sen ve e\u015fin cennette kal\u0131n.&#8221; (Bakara, 2\/35; A&#8217;raf, 7\/19) \u00e2yeti de buna delalet etmekte bulunmu\u015f oldu\u011fundan cennetten yery\u00fcz\u00fcne at\u0131lmalar\u0131, yani d\u00fcnyaya geli\u015fleri, bu dallanmadan sonra demek olur. Bununla birlikte \u015funu da hat\u0131rlatal\u0131m ki bir can \u00c2dem, e\u015fi de Havva oldu\u011funda \u015f\u00fcphe olmamakla \u00e2yet bunu genel bir m\u00e2n\u00e2 ile anlatm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yet, bu anlam\u0131, s\u0131rf haber olarak de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n kuvvetinin delili olmak \u00fczere \u015fimdiki zamanda bilinen ve g\u00f6r\u00fcnen yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n meydana geli\u015fini delil g\u00f6stererek anlatt\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re i\u015fin ba\u015f\u0131nda \u015f\u00f6yle ilm\u00ee bir tan\u0131t\u0131m\u0131 kapsamaktad\u0131r: G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bug\u00fcn var olan insanlar\u0131n hepsinin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 \u00f6nce birer babadan ba\u015fl\u0131yor. Anneler, a\u015f\u0131lamay\u0131 babalardan al\u0131yor. Fakat hayret edilecek \u015fey odur ki erkek olan babadan gelen \u00e7ocuklar hep erkek olmuyor. Bunda tabiat\u0131n uyum kural\u0131 vuku bulmuyor. Bilakis erkek cinsinin e\u015fi olan di\u015fi cinsi de tabiata ayk\u0131r\u0131 olarak erkekten yarat\u0131l\u0131yor. Ve erkekle di\u015finin evlenmesinden bu sayede erkek ve kad\u0131n bir \u00e7ok \u00e7ocuklar meydana geliyor. Ve bu \u015fekilde d\u00fcnk\u00fc bir \u00c2dem, bir m\u00fcddet sonra b\u00fcy\u00fck bir ailenin, bir kabilenin, bir \u0131rk\u0131n babas\u0131 oluyor, babalar kad\u0131ns\u0131z \u00e7ocuk yapam\u0131yorlar. Fakat bu hususta a\u015f\u0131lamay\u0131 yapan erkek ve alan kad\u0131n olmas\u0131ndan dolay\u0131 erkek \u00f6nce, kad\u0131n sonra geliyor. Bundan dolay\u0131 erkeklerin kad\u0131nlardan dallanmas\u0131 (ayr\u0131lmas\u0131)da beklenilmeyen bir i\u015f olmakla beraber daha \u00f6nce hepsi erkekten dallan\u0131yor, t\u00fcremenin ba\u015flang\u0131c\u0131 erkek oluyor. \u015eu halde genel olarak erkek cinsi ile, genel olarak kad\u0131n cinsi kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131larak \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman; insanl\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n her ku\u015fa\u011f\u0131ndaki ba\u015flang\u0131c\u0131na g\u00f6re erkek birinci, kad\u0131n ikinci temel bulundu\u011fundan dolay\u0131, her\u015feyden \u00f6nce kad\u0131n\u0131n her zaman erkekten ayr\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu bir analiz \u015feklinde meydana \u00e7\u0131k\u0131yor. Bundan dolay\u0131 \u015fimdiki zamandan ba\u015flang\u0131ca g\u00f6z at\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, t\u00fcremenin ikiden d\u00f6rt ve d\u00f6rtten sekiz gibi bir matematiksel oran takip etmesinden dolay\u0131 bug\u00fcnk\u00fc milyarlarca insanlar\u0131n k\u00f6k\u00fc ele al\u0131n\u0131nca matematiksel bir \u015fekilde sabit olur ki, insanl\u0131\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131, \u00c2dem ve Havva diye an\u0131lan bir \u00e7ifte, yani bir erkekle bir kad\u0131na d\u00f6ner. Ve bunlar aras\u0131nda k\u00f6k birli\u011fini ifade eden bir nefis ili\u015fkisi vard\u0131r. Ve bu ili\u015fkide erkek \u00f6ncedir, kad\u0131n ondan sonrad\u0131r. Ve bundan dolay\u0131 o kad\u0131n, erke\u011fin can\u0131ndan ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, onun ruhundan kopmu\u015ftur. Ancak bu dallanmada hayret uyand\u0131ran durum, daha fazlad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc art\u0131k zaruri olarak onlardan \u00f6nce anne ve babalar\u0131 yoktur ve o kad\u0131n\u0131n o erkekten ayr\u0131lmas\u0131 da bir evlad ayr\u0131lmas\u0131 gibi de\u011fildir. \u0130ki cinsi ta\u015f\u0131yan bir k\u00f6k dal\u0131ndan \u00e7atallanan ve ileride birbirleriyle kar\u015f\u0131la\u015fmak \u00fczere kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 bir \u00e7ekim besleyen ve tek bir gayeye hizmet eden de\u011fi\u015fik \u00f6zellikli etkileyici ve bu etkiyi kabul edici bir \u00e7ift k\u00fc\u00e7\u00fck yaprak\u00e7\u0131\u011f\u0131n ayr\u0131lmas\u0131 gibidir. Bu ise topraktan insan\u0131 se\u00e7mek gibi bizzat Allah&#8217;\u0131n yaratmas\u0131 ile a\u00e7\u0131klan\u0131r. G\u00f6sterilen bu delilin tamam olmas\u0131 i\u00e7in, d\u00fcnyan\u0131n sonradan yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcncesini unutmamak gerekir ki, bu konu daha \u00f6nce a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131. \u0130\u015fte \u00e2yet-i kerime, Adem ve Havva&#8217;n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 haber verirken \u015fimdiki zamandan ge\u00e7mi\u015fe giden b\u00f6yle bir delil ile sonuca varmay\u0131 da kapsayan bir beyan uslubu ile anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131 \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 hem nakle, hem akle dayan\u0131r.<\/p>\n<p>&#8221; Minh\u00e2&#8221; (o nefisten) kayd\u0131 ile erke\u011fin kad\u0131ndan \u00f6nde bulundu\u011funu anlat\u0131rken ayn\u0131 zamanda &#8221; e\u015fini&#8221; ifadesiyle de kad\u0131n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n, erke\u011fi yaln\u0131zl\u0131ktan ve k\u0131s\u0131rl\u0131ktan kurtaran b\u00fcy\u00fck bir nimet oldu\u011funu ve bu nimetin k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131lmamas\u0131n\u0131n ve \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fcn yerine getirilmesinin gerekli oldu\u011funu da bildirir. Nitekim bir hadiste Resulullah (s.a.v.), &#8220;D\u00fcnya bir e\u015fyad\u0131r. Ve d\u00fcnya e\u015fyas\u0131n\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131 saliha kad\u0131nd\u0131r.&#8221; buyurmu\u015ftur. \u0130nsanlar, bu nimeti k\u00f6t\u00fcye kullanmaya haz\u0131r bulunduklar\u0131ndan dolay\u0131 ilk \u00f6nce sak\u0131nmalar\u0131 emredilmi\u015f ve bu sak\u0131nma \u015fu \u015fekilde peki\u015ftirilmi\u015ftir: &#8220;&#8221; As\u0131m ve Hamza ve Kis\u00e2\u00ee k\u0131r\u00e2etlerinde \u015feddesiz, di\u011fer k\u0131r\u00e2etlerde \u015feddeli okunur. M\u00e2n\u00e2 birdir. Hamza k\u0131r\u00e2etinde esre, di\u011ferlerinde \u00fcst\u00fcn okunur. Bundan dolay\u0131, bunda iki ayr\u0131 tefsir \u015fekli vard\u0131r. Birine g\u00f6re, &#8220;Birbirinizden bir \u015fey rica ederken Allah a\u015fk\u0131na, Allah i\u00e7in senden \u015funu rica ederim, diye ad\u0131na yemin verdi\u011fimiz Allah&#8217;a isyan etmekten ve o akrabalar\u0131n haklar\u0131n\u0131 ve itibarlar\u0131n\u0131 g\u00f6zetmemekten korkunuz&#8221; demektir. Di\u011feri de, &#8220;O Allah&#8217;a isyan etmekten korkunuz. \u00d6yle il\u00e2h\u00ee ve rahm\u00e2n\u00ee bir ahl\u00e2k ile hareket ediniz, ki siz o Allah&#8217;a ve akrabalara and vererek birbirinizden kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 dilekle\u015fmede bulunursunuz.&#8221; demek olur. Araplar, akrabal\u0131ktan dolay\u0131 \u00f6nemli bir yalvarmada bulunacaklar\u0131 zaman derlermi\u015f ki, &#8220;Allah ve akrabal\u0131k hakk\u0131 i\u00e7in rica ederim&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bu ikinci m\u00e2n\u00e2 her iki k\u0131r\u00e2ete g\u00f6re de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Fakat birinci m\u00e2n\u00e2, Hamza k\u0131r\u00e2eti d\u0131\u015f\u0131ndaki di\u011fer k\u0131r\u00e2etlerdedir. Birincisinde hukuk y\u00f6n\u00fc a\u00e7\u0131k\u00e7a, ahl\u00e2k y\u00f6n\u00fc kapal\u0131 olarak bildirilmi\u015ftir. \u0130kincisi de bunun tam aksinedir.<\/p>\n<p>ERH\u00c2M: Rahimin \u00e7o\u011fulu, rahim n\u0131n kesresi ile bilindi\u011fi gibi kad\u0131nda \u00e7ocuk yata\u011f\u0131 olan \u00f6zel organ\u0131d\u0131r. Fakat yak\u0131nl\u0131k ve akrabal\u0131k sebeplerine de denilir. Nitekim s\u0131la-i rahim, arkabaya iyilik; kat&#8217;-i rahim, yak\u0131nl\u0131k ili\u015fkisini kesmek demektir. Burada da yak\u0131nl\u0131k sebepleri m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Her zaman rahim kelimesinin sevgi, merhamet, \u015fefkat ve ac\u0131ma m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlatt\u0131\u011f\u0131 ve bunlar, kad\u0131nl\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n gere\u011fi bulundu\u011fundan dolay\u0131 kad\u0131nlara ac\u0131mak ve \u015fefkat ile muamele etmek, \u015feref ve haysiyetlerini yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131 gere\u011fince korumak, tecav\u00fczden ve k\u00f6t\u00fcye kullanmaktan ve evlenme gayesini bozacak yak\u0131\u015f\u0131ks\u0131z \u015feylerden korumak ve aile fertleri, \u00e7oluk \u00e7ocuklar\u0131, genel olarak akraba ve h\u0131s\u0131mlar hakk\u0131nda da akrabal\u0131k inceli\u011fine yara\u015fan nazik ve \u00e7ekici bir sevgi beslemek ve b\u00fct\u00fcn bunlarda Allah sevgisi ile Allah korkusunun \u00f6z\u00fc demek olan Allah korkusu esas kabul edilip iyi ve k\u00f6t\u00fcy\u00fc bu a\u00e7\u0131dan d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve bundan dolay\u0131 bu ili\u015fkilerde ne erke\u011fin ne kad\u0131n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f hikmetine ve t\u00fcreme gayesine ayk\u0131r\u0131 olan h\u0131rs ve nefse ait kibri, ne de akrabalar\u0131n Allah\u0131n emrine ayk\u0131r\u0131 arzu ve meyilleri g\u00f6z\u00f6n\u00fcne al\u0131nmay\u0131p, her hususta Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fcn yerine getirilmesi l\u00fczumu g\u00f6sterilmi\u015ftir. Bu konuda bir\u00e7ok hadis-i \u015ferifler de vard\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 \u015funlard\u0131r:<\/p>\n<p>1- &#8220;Rahim (akrabalarla ili\u015fkiyi s\u00fcrd\u00fcrmek) Ar\u015fa as\u0131l\u0131p \u015f\u00f6yle der: Beni g\u00f6zeteni Allah g\u00f6zetsin, beni terkedeni Allah terketsin. &#8221;<\/p>\n<p>2- &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 \u015f\u00f6yle buyurur: &#8216;Ben, Rahman\u0131m, o rahimdir. Ben, ona ismimden bir isim t\u00fcrettim. Bundan dolay\u0131 onunla ilgilenen, akrabalarla ili\u015fki s\u00fcrd\u00fcren ve iyilik yapana ihsanda bulunurum, akrabalarla ili\u015fkisini keseni de mahrum ederim.&#8221;<\/p>\n<p>3- &#8220;Allah&#8217;a itaat edilen \u015feylerde akrabal\u0131k ili\u015fkilerini s\u00fcrd\u00fcrmekten daha \u00e7abuk sevab\u0131 verilen hi\u00e7 bir \u015fey yoktur. Allah&#8217;a isyan edilen amellerde de cezas\u0131, zinadan ve yalan yere yeminden daha \u00e7abuk verilen hi\u00e7bir amel yoktur.&#8221;<\/p>\n<p>4- &#8220;Sadaka ve akrabal\u0131k ili\u015fkilerini s\u00fcrd\u00fcrmek, Allah bunlarla \u00f6mr\u00fc uzat\u0131r. Ve k\u00f6t\u00fc \u00f6l\u00fcm\u00fc defeder. Sak\u0131ncal\u0131 ve tiksindirici \u015feyleri de defeder.&#8221;<\/p>\n<p>5- &#8220;Sadakan\u0131n en faziletlisi, d\u00fc\u015fman olan akrabalara verilendir.&#8221;<\/p>\n<p>\u00d6zetle &#8220;Rabbinizden korkan&#8221; ifadesi, genel olarak insanlar aras\u0131ndaki umumi karde\u015fli\u011fin bozulmas\u0131ndan ve erkekle kad\u0131n aras\u0131ndaki cinsel meyillerin k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131lmas\u0131ndan, &#8220;Allah&#8217;tan korkun&#8221; ifadesi de aile ve akraba haklar\u0131n\u0131n ve ili\u015fkilerinin bozulmas\u0131ndan sak\u0131nmay\u0131 kapsamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Yani gerek genel ili\u015fkilerde ve gerekse \u00f6zel ili\u015fkilerinizde Allah&#8217;a isyan etmekten korkunuz. \u00c7\u00fcnk\u00fc her zaman Allah \u00fczerinizde g\u00f6zc\u00fcd\u00fcr. B\u00fct\u00fcn hareketleriniz Allah&#8217;\u0131n kontrol\u00fc alt\u0131ndad\u0131r. Fiillerinizden, s\u00f6zlerinizden, niyetlerinizden hi\u00e7 biri O&#8217;ndan gizli kalamaz. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu \u00e2yet-i kerime, derin bir belagatla s\u00fbrenin esas muhtevas\u0131na i\u015faret etmi\u015f ve \u00c2l-i \u0130mran s\u00fbresinden sonra gelmesinden dolay\u0131 da sava\u015f kay\u0131plar\u0131n\u0131 telafi etme vas\u0131talar\u0131na dikkati \u00e7ekmi\u015ftir.<\/p>\n<p>2-\u015eimdi emr olunan sak\u0131nman\u0131n tatbik yerlerinin a\u00e7\u0131klanmas\u0131na ba\u015flan\u0131yor. Ve ilk \u00f6nce akrabalara ac\u0131ma ile en \u00e7ok ilgisi bulunmak \u00fczere yetimlerin haklar\u0131ndan ba\u015flan\u0131yor. \u015e\u00f6yle ki: Akrabalar\u0131 g\u00f6zetiniz ve yetimlere mallar\u0131n\u0131 veriniz. Riv\u00e2yet ediliyor ki, Gatafan o\u011fullar\u0131ndan bir adam\u0131n yan\u0131nda yetim bir karde\u015f o\u011flunun (ye\u011feninin) \u00e7ok\u00e7a bir mal\u0131 varm\u0131\u015f, bulu\u011f \u00e7a\u011f\u0131na erince mal\u0131n\u0131 istemi\u015f, amcas\u0131 engel olmu\u015f. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet inmi\u015f. O da Allah ve Resul\u00fcne itaat eder ve b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahtan Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131z demi\u015f ve mal\u0131 teslim etmi\u015ftir. Hz. Peygamber de, &#8220;B\u00f6yle nefsin cimrili\u011finden sak\u0131n\u0131p Rabbine itaat eden, onun cennetine girer.&#8221; buyurmu\u015ftur. \u00c7ocuk da mal\u0131n\u0131 al\u0131nca Allah yolunda harcam\u0131\u015f. Resulullah da, &#8220;Sevab sabit oldu, fakat g\u00fcnah ebed\u00ee kald\u0131.&#8221; buyurmu\u015f. &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! Sevab\u0131n sabit oldu\u011funu anlad\u0131k, g\u00fcnah nas\u0131l ebed\u00ee kald\u0131? Allah yolunda harc\u0131yor.&#8221; dediklerinde, &#8220;\u00c7ocu\u011fun sevab\u0131 sabit, fakat babas\u0131n\u0131n g\u00fcnah\u0131 ebed\u00ee (kald\u0131).&#8221; buyurdu. Bilindi\u011fi gibi \u00e2yetin ini\u015f sebebinin \u00f6zel olmas\u0131, h\u00fckm\u00fcn genel olmas\u0131na engel de\u011fildir. Ve birka\u00e7 \u00e2yet sonra da bunun ne zaman verilece\u011fi a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r. Bundan dolay\u0131 burada &#8220;veriniz&#8221; demek &#8220;onlara g\u00f6z dikmeyiniz ve s\u0131ras\u0131 gelince hi\u00e7 zorluk \u00e7\u0131karmadan tam olarak veriniz ve vermek i\u00e7in iyi koruyunuz&#8221; demek olur. Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki &#8220;Hem de pisi temiz ile de\u011fi\u015ftirmeye kalkmay\u0131n\u0131z&#8221;. Bundan \u015fu m\u00e2n\u00e2lar anla\u015f\u0131l\u0131r:<\/p>\n<p>1- Ey veliler veya vasiler! Elinizde bulunan yetimin temiz, ho\u015f bir mal\u0131n\u0131 kendinizin a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k k\u00f6t\u00fc bir mal\u0131n\u0131zla de\u011fi\u015fmeye kalk\u0131\u015fmay\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>2- Yetim mal\u0131 size haram ve pistir. Kendi mal\u0131n\u0131z ise helal ve ho\u015ftur. Bundan dolay\u0131 kendi helal olan mal\u0131n\u0131zla, yetimin haram olan mal\u0131ndan bir de\u011fi\u015ftirme, bir al\u0131\u015fveri\u015f yapmaya kalkmay\u0131n\u0131z. Yetimin mallar\u0131n\u0131 oldu\u011fu gibi koruyunuz. Korunmas\u0131 i\u00e7in sat\u0131lmas\u0131 gerekli olanlar\u0131 bile de\u011ferlerine sat\u0131n\u0131z ki t\u00f6hmet (su\u00e7) alt\u0131nda kalmayas\u0131n\u0131z, bu noktada yetimin ta\u015f\u0131nmaz mallar\u0131 ile ta\u015f\u0131n\u0131r mallar\u0131 ve ta\u015f\u0131n\u0131r mallar\u0131ndan \u00e7abuk bozulan ve \u00e7abuk bozulmayan mallar\u0131 hakk\u0131ndaki h\u00fck\u00fcmler i\u00e7inde bulunmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>3- Kendi mallar\u0131n\u0131za g\u00fczel g\u00fczel bak\u0131p da yetimin mal\u0131n\u0131 k\u00f6t\u00fc bir durumda b\u0131rakmay\u0131n, ona kendi mal\u0131n\u0131za bakar gibi ve hatta ondan daha fazla bir \u00f6zenle bak\u0131n.<\/p>\n<p>4- Yetimin mal\u0131na sald\u0131rarak almay\u0131n\u0131z ki, elinizde g\u00fczel mallar\u0131n\u0131z\u0131n ona kar\u015f\u0131l\u0131k yok olmas\u0131na sebep olup da felakete d\u00fc\u015fmeyin.<\/p>\n<p>5- Nih\u00e2yet kendi helal r\u0131zk\u0131n\u0131z\u0131 beklemeyerek sab\u0131rs\u0131zlan\u0131p yetimin mal\u0131n\u0131 haram haram yemek i\u00e7in pis bo\u011fazl\u0131\u011fa kalk\u0131\u015fmay\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten bu m\u00e2n\u00e2lardan her birini m\u00fcfessirler anlatm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131 her \u015fekilde yetimlerin mallar\u0131n\u0131 koruyunuz.<\/p>\n<p>Ve onlar\u0131n mallar\u0131n\u0131 kendi mallar\u0131n\u0131za kat\u0131p ekleyerek yemeyiniz, yani bo\u015f yere harcamay\u0131n\u0131z ve ondan faydalanmay\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131n her biri b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnah olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>YET\u00c2M\u00c2: &#8220;Ned\u00eem ve ned\u00e2m\u00e2&#8221; gibi yet\u00eemin \u00e7o\u011fuludur. Veya \u00e7o\u011fulunun \u00e7o\u011fuludur. &#8220;Yet\u00eem&#8221; yaln\u0131z kalma m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;yetem&#8221; den al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Nitekim e\u015fsiz inciye &#8220;d\u00fcrr-i yetim&#8221; (sedefinde tek olan inci) denilir. \u0130\u015fte bu yaln\u0131z kalma m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesi ile babas\u0131 vefat etmi\u015f olana yetim denilmi\u015ftir ki b\u00f6yle yetim kalma\u011fa da n\u0131n \u00f6tresi ile &#8220;y\u00fctm&#8221; denilir. Bundan dolay\u0131, lugat bak\u0131m\u0131ndan bu ismin hakk\u0131 gerek k\u00fc\u00e7\u00fc\u011fe ve gerek b\u00fcy\u00fc\u011fe denilebilmesidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc babadan yaln\u0131z kalma m\u00e2n\u00e2s\u0131 kal\u0131c\u0131d\u0131r. Fakat \u00f6rfe g\u00f6re hen\u00fcz kendini kurtaracak \u00e7a\u011fa ermemi\u015f bulunanlara aittir. Bu y\u00f6nden &#8220;yetim&#8221; kelimesi bir zay\u0131fl\u0131k ve \u00f6zellikle ak\u0131l zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131 ve fikir noksanl\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile de ilgilidir. Ve bundan dolay\u0131 erginlikten sonra bile r\u00fc\u015fd\u00fcn\u00fc bulamayanlar \u00fczerinde yetim ismi, l\u00fcgat ve \u00f6rf a\u00e7\u0131s\u0131ndan kal\u0131c\u0131 olabilece\u011fi gibi, kocas\u0131ndan yaln\u0131z kalan kad\u0131nlara da yetim denilir. Nitekim Resulullah bu m\u00e2n\u00e2da &#8220;Yetim kad\u0131n (dul kad\u0131n)dan kendi nefsi i\u00e7in izin istenir.&#8221; buyurmu\u015ftur ki, bu izin istemenin k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocu\u011fa ait olam\u0131yaca\u011f\u0131 bellidir. Di\u011fer bir hadis-i \u015ferifte de &#8220;Yetim ve kad\u0131n, bu iki zay\u0131f hakk\u0131nda Allah&#8217;dan korkunuz.&#8221; buyurulmakla yetimin zay\u0131fl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131 g\u00f6sterilmi\u015ftir. Bununla beraber ya\u015fl\u0131l\u0131k ve olgunluk devrinde bulunan erkek, akl\u0131 zay\u0131f ve noksan fikirli dahi olsa ona yetim denilmedi\u011fi de bilindi\u011finden dolay\u0131 erke\u011fe yetim denilmesi, ancak \u00e7ocukluk durumunda veya hen\u00fcz ona yak\u0131n bir \u00e7a\u011fda bulunmas\u0131 itibar\u0131yla oldu\u011fu halde, kad\u0131na babas\u0131ndan ayr\u0131lmas\u0131 itibar\u0131yla ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da ve kocas\u0131ndan ayr\u0131lmas\u0131 itibar\u0131yla b\u00fcy\u00fck iken bile kendisine yetim denilmi\u015ftir. &#8220;\u0130htilamdan (ergenlikten) sonra yetimlik yoktur.&#8221; hadis-i \u015ferifiyle de yetimin s\u00f6zl\u00fck ve \u00f6rfteki m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n de\u011fil, \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fckm\u00fcn, yani ergenlikten itibaren yetimlik h\u00fckm\u00fcn\u00fcn kalkabildi\u011finin a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bununla da yetimin \u015fer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131 yerle\u015fmi\u015f olur. \u015eu halde s\u00f6zl\u00fck \u00f6rf\u00fc bak\u0131m\u0131ndan ve yetimler denilince babalar\u0131 vefat etmi\u015f o\u011flan veya k\u0131z, k\u00fc\u00e7\u00fckler ve \u00e7ocuklar anla\u015f\u0131labilece\u011fi gibi, kocas\u0131z kalm\u0131\u015f kad\u0131nlar da anla\u015f\u0131labilecektir. Ve bunlar\u0131n hepsi ac\u0131maya de\u011fer ve haklar\u0131nda Allah&#8217;tan korkulmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Genellikle yetimlerin mallar\u0131ndan ba\u015fka, nefisleri ve \u0131rzlar\u0131 ve \u00f6zellikle her iki m\u00e2n\u00e2dan biri ile yetim olan kad\u0131nlar\u0131n nefisleri ve \u0131rzlar\u0131 da en fazla korunmas\u0131 laz\u0131m gelen sak\u0131nma yerlerindendir.<\/p>\n<p>3-Bunun i\u00e7in ve e\u011fer yetimler hakk\u0131nda onlar\u0131n haklar\u0131n\u0131 g\u00f6zetmeyece\u011finizden korkarsan\u0131z, yani gerek canlar\u0131, gerek \u0131rzlar\u0131 ve gerek mallar\u0131 itibar\u0131yla her y\u00f6nden adalete ve do\u011frulu\u011fa ri\u00e2yet edemiyece\u011finizden korkarsan\u0131z -ki b\u00f6yle b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahtan elbette korkars\u0131n\u0131z ve korkman\u0131z gerekir o halde durumunuza g\u00f6re kad\u0131nlardan iki\u015fer, \u00fc\u00e7er, d\u00f6rder size helal ve ho\u015funuza gidenler ile evleniniz. Hem onlar\u0131 zarar ve tehlikeden korumada, hem de kendinizi zul\u00fcm ve tecav\u00fczden korumaya vesile olur. Genellikle kad\u0131nlar kimsesizlikten ve ortaya d\u00fc\u015fmekten kurtulur. Siz de zina ve di\u011fer g\u00fcnahlara, haks\u0131zl\u0131klara d\u00fc\u015fmezsiniz. Ancak bunda da birden fazla kad\u0131nlar aras\u0131nda adaleti korumak, birine di\u011ferinden fazla muamele etmemek gerekir. Bunun i\u00e7in ve e\u011fer birden fazla kad\u0131nlar aras\u0131nda da adalet yapamayaca\u011f\u0131n\u0131zdan korkarsan\u0131z -ki bundan da korkmal\u0131s\u0131n\u0131z o halde ancak bir kad\u0131nla evleniniz.- Ca&#8217;fer k\u0131r\u00e2etinde \u00f6tre ile okundu\u011funa g\u00f6re &#8211; bir kad\u0131n yeter. Yahut da sahip olaca\u011f\u0131n\u0131z cariyeler al\u0131rs\u0131n\u0131z. O, yani bir kad\u0131nla evlenme adaletsizlik yapmaman\u0131z ve haks\u0131zl\u0131k etmemenize daha elveri\u015flidir. Yaln\u0131z bir kad\u0131n\u0131n hakk\u0131n\u0131 g\u00f6zetmek elbette daha kolayd\u0131r. Bunda s\u0131k\u0131nt\u0131ya d\u00fc\u015fmemek ihtimali daha yak\u0131nd\u0131r. Bu c\u00fcmleden fakirlik ve \u00e7aresizli\u011fe d\u00fc\u015fmemenize, yani iktisad\u0131n\u0131za daha elveri\u015flidir m\u00e2n\u00e2s\u0131 da anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bunda gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f veya bu m\u00e2n\u00e2, konunun bir gere\u011fi olmak \u00fczere g\u00f6sterilmi\u015ftir. \u0130lk \u00f6nce g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki burada &#8220;Yetimler hakk\u0131nda adalet yapamayaca\u011f\u0131n\u0131zdan korkarsan\u0131z&#8221; diye bir \u015fart vard\u0131r. hitab\u0131 ile nikah (evlenme) emri buna ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131, bu \u015fart\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ve bu emrin meydana geli\u015f \u015feklini iyi anlamak i\u00e7in bu konuda riv\u00e2yet yoluyla gelen tefsir \u015fekillerini bilmek gerekir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>1- Buhari ve M\u00fcslimde de riv\u00e2yet olundu\u011fu \u00fczere Urve b. Z\u00fcbeyr (r.a.) demi\u015ftir ki: &#8220;Ben, Hz. \u00c2i\u015fe (r.a.)den il\u00e2h\u00ee kel\u00e2m\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 sordum. Hz. \u00c2i\u015fe dedi ki: &#8220;K\u0131zkarde\u015fimin o\u011flu! Bu o yetimdir ki velisinin g\u00f6zetimi alt\u0131nda bulunur ve mal hususunda ortak da bulunurlar. Mal\u0131 ve g\u00fczelli\u011fi velisinin ho\u015funa gider, mehrinde adalet yapm\u0131yarak onunla evlenmek ister. Ba\u015fkalar\u0131n\u0131n verece\u011fi mehir kadar mehir vermez. \u0130\u015fte bu \u00e2yette bu gibi velilerin hakk ve adalete ri\u00e2yet edip, mehirlerini \u00f6zellikle en y\u00fcksek miktar\u0131na eri\u015ftirmedik\u00e7e g\u00f6zetimleri alt\u0131nda bulunan yetim k\u0131zlarla evlenmeleri yasaklanm\u0131\u015f ve ho\u015flar\u0131na giden di\u011fer kad\u0131nlarla evlenmeleri emredilmi\u015ftir. &#8220;Hz. \u00c2i\u015fe devamla \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: Bu \u00e2yetten sonra insanlar bunlar hakk\u0131nda Resulullah&#8217;tan fetva sordular, Aziz ve Celil olan Allah Te\u00e2l\u00e2 da: &#8220;Kad\u0131nlar hakk\u0131nda senden fetva istiyorlar. De ki: O kad\u0131nlar hakk\u0131nda size fetvay\u0131 Allah veriyor. Yaz\u0131lan haklar\u0131n\u0131 vermedi\u011finiz ve kendileriyle evlenmek istedi\u011finiz yetim kad\u0131nlar\u0131n, zay\u0131f d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclen \u00e7ocuklar\u0131n hakk\u0131ndaki ve yetimlere adaletli davranman\u0131z hususundaki h\u00fck\u00fcmleri, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da size okunan \u00e2yetler a\u00e7\u0131klar. Ne hay\u0131r i\u015flerseniz, \u015f\u00fcphesiz ki Allah onu bilir&#8221;. (Nis\u00e2, 4\/127) \u00e2yeti indirildi. Bu &#8220;Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da size okunan&#8221; \u00f6nceki \u00e2yetidir. \u00e2yeti de herhangi birinizin, himayesi alt\u0131nda bulunan yetim k\u0131za, mal ve g\u00fczelli\u011fi az oldu\u011fu zaman ra\u011fbet g\u00f6stermemesidir. Bundan dolay\u0131, bunlara ra\u011fbet edilmedi\u011finden dolay\u0131 mal ve g\u00fczelli\u011fine ra\u011fbet ettikleri yetim k\u0131zlar\u0131 hak ve adaleti g\u00f6zetmedik\u00e7e onlarla evlenmekten men edildiler.&#8221;<\/p>\n<p>Yine Sahih-i M\u00fcslim&#8217;de Hz. \u00c2i\u015fe&#8217;den Urve, Urve&#8217;den o\u011flu Hi\u015fam yoluyla riv\u00e2yet edilmi\u015ftir. Hazreti \u00c2i\u015fe demi\u015ftir ki: &#8221; \u00e2yeti \u015funun hakk\u0131nda indi ki, bir erke\u011fin yan\u0131nda yetim bir k\u0131z olur ve bu erkek onun velisi ve miras\u00e7\u0131s\u0131 bulunur. Yetim k\u0131z\u0131n mal\u0131 var, fakat o erkekten ba\u015fka onu koruyacak ve evlenmesi i\u00e7in yol g\u00f6sterecek bir velisi de yoktur. \u0130\u015fte biricik velisi olan bu erkek, mal\u0131na tamah ederek, mal\u0131na ortak olmak i\u00e7in onu kimse ile evlendirmez, evlenmesine engel olur, zarar verir ve birlikte ya\u015fay\u0131p ho\u015f ge\u00e7inmez. Bundan dolay\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2 buyurdu ki: &#8220;Size neler helal k\u0131ld\u0131m bak ve kendisine zarar verece\u011fin \u015fu yetim k\u0131z\u0131 b\u0131rak&#8221; diyor.<\/p>\n<p>&#8220;Yetimlerin mallar\u0131n\u0131 veriniz ve mallar\u0131 dolay\u0131s\u0131yla onlara zarar da vermeyiniz&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla bu tefsirin bir \u00f6nceki \u00e2yetle ba\u011flant\u0131s\u0131 pek a\u00e7\u0131kt\u0131r. Zuhr\u00ee ve Rebi de bu \u015fekilde tefsir etmi\u015flerdir. Ebu Bekir er-Raz\u00ee de Ahkamu&#8217;l-Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bunu tercih etmi\u015f ve bunun \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan da riv\u00e2yet edildi\u011fini zikretmi\u015ftir. B\u00f6ylece evlenmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilen velilerde amca \u00e7ocuklar\u0131 gibi nikah d\u00fc\u015fen akrabalar olabilir.<\/p>\n<p>2- \u0130bn\u00fc Abbas hazretlerinden \u015fu iki c\u00fcmle riv\u00e2yet edilmi\u015ftir: &#8220;Erkekler, yetimlerin mallar\u0131ndan dolay\u0131 d\u00f6rt kad\u0131nla s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131ld\u0131lar. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir adam, yetimlerin mallar\u0131 ile diledi\u011fi kadar kad\u0131nla evlenebiliyordu, Allah Te\u00e2l\u00e2 bunu yasaklad\u0131.&#8221; Buna yak\u0131n olmak \u00fczere tabi\u00een m\u00fcfessirlerinden Hasan b. el-Hasan hazretleri de demi\u015ftir ki: Veliler, vel\u00e2yetleri alt\u0131nda bulunan yetim k\u0131zlardan nikah\u0131 halil olanlarla evlenirlerdi. Fakat kendilerine ra\u011fbetlerinden de\u011fil, mallar\u0131na ra\u011fbet ettiklerinden dolay\u0131 evlenirlerdi. Ve bundan dolay\u0131 onlarla iyi ge\u00e7inmiyorlard\u0131, miraslar\u0131n\u0131 yemek i\u00e7in \u00f6l\u00fcmlerini g\u00f6zlerlerdi, bundan men edildiler.<\/p>\n<p>3- Bundan \u00f6nceki \u00e2yeti inince veliler, yetimlerin haklar\u0131nda adalet yapamay\u0131p g\u00fcnaha gireceklerinden korkarak onlara vasilikten \u00e7ekinmeye ba\u015flam\u0131\u015flar. Ve halbuki o zaman nikahlar\u0131 alt\u0131nda on veya daha fazla veya daha az kad\u0131n bulunabiliyor ve bunlar\u0131n haklar\u0131n\u0131 g\u00f6zetemiyorlard\u0131, adalet yapam\u0131yorlard\u0131. Bundan dolay\u0131 bu \u00e2yetle onlara \u015f\u00f6yle denilmi\u015f oluyor: &#8220;E\u011fer yetimlerin haklar\u0131nda adalet yapamamaktan korkuyor ve bundan dolay\u0131 onlara velilikten \u00e7ekiniyorsan\u0131z, genel olarak kad\u0131nlar hakk\u0131nda da adaletsizlikten korkunuz da haklar\u0131n\u0131 yerine getirebilece\u011finiz miktarda kad\u0131nlar al\u0131n\u0131z ki bu da en son d\u00f6rt tane olabilir.&#8221; \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan naklen Kat\u00e2de ve S\u00fbddi b\u00f6yle s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat bu riv\u00e2yet \u015f\u00f6yle \u015farta ba\u011flan\u0131yor: Buna g\u00f6re \u00f6nceki \u00e2yetin bundan \u00f6nce inmi\u015f ve yayg\u0131n olmas\u0131 gerekiyor. Halbuki onun h\u00fckm\u00fcn\u00fcn ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 bundan sonraki (Nis\u00e2, 4\/5-6) \u00e2yetlerine ba\u011fl\u0131 bulunuyor. Bu ise beraber inmelerini gerektirir. Onun i\u00e7in bu m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131s\u0131ndan sebeb, zikredilen \u00e2yet de\u011fildir; cahiliyye devrinde bile Araplar\u0131n yetimlerin i\u015flerini g\u00fcnah say\u0131p da kad\u0131n i\u015fini g\u00fcnah saymamalar\u0131 oldu\u011fu zikrolunuyor ki, \u0130bn\u00fc Cerir Taberi de S\u00fcddi&#8217;den ve Katede&#8217;den bu \u015fekilde riv\u00e2yet etmi\u015ftir. Sa&#8217;id b. C\u00fcbeyr hazretleri de demi\u015ftir ki: &#8220;\u0130nsanlar o zaman bir emir veya yasak s\u00f6ylenmedik\u00e7e cahiliyle d\u00f6nemi gelenekleri \u00fczere bulunuyorlard\u0131. Resulullah&#8217;a yetimler hakk\u0131nda soru sordular. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;da bunu indirdi ki yetimler hakk\u0131nda adaletsizlikten korktu\u011funuz gibi kad\u0131nlar hakk\u0131nda da korkunuz da adalet yapabilecek kadar evleniniz.&#8221; demektir.<\/p>\n<p>4- \u0130krime&#8217;den de \u015f\u00f6yle riv\u00e2yet edilmi\u015ftir: &#8220;Kurey\u015ften bir adam\u0131n bir \u00e7ok kad\u0131nlar\u0131 bulunur, yan\u0131nda yetimler de bulunurdu. Derken kendi mal\u0131 t\u00fckenir, yetimlerin mal\u0131na meylederdi. Bundan dolay\u0131 bu \u00e2yet indi: Bir adam d\u00f6rt, be\u015f, alt\u0131 ve on kad\u0131nla evlenirdi, di\u011fer biri de ben de falan gibi ni\u00e7in evlenmiyeyim der, yetimin mal\u0131n\u0131 al\u0131r, bu mal ile evlenirdi. Bundan dolay\u0131 d\u00f6rtten fazla kad\u0131nla evlenmekten men edildi.&#8221; Fahreddin Razi de: Bu g\u00f6r\u00fc\u015f, ger\u00e7e\u011fe en yak\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr. \u00c7ok say\u0131da kad\u0131nla evlenilince o oranda \u00e7ok harcama ve masrafa ihtiya\u00e7 ortaya \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131ndan bu ihtiyac\u0131n sevkiyle (iticili\u011fiyle) yetim velilerinin, yetim mal\u0131na tecav\u00fcz etmesinin ger\u00e7ekle\u015fmesi ihtimali \u00fczerine Y\u00fcce Allah, fazla kad\u0131nla evlenmekten insanlar\u0131 korkutmu\u015f gibidir.&#8221; diyerek bunu tercih etmi\u015ftir. Fakat bu tercih, tenkide de\u011fer. \u00c7\u00fcnk\u00fc yasak sebebinin yaln\u0131z yetimin mal\u0131na tecav\u00fcz endi\u015fesine ba\u011flanmas\u0131 ve gerek yetimlerin nefsinin ve gerek di\u011fer taraftan kad\u0131nlara adaletli davranma meselesinin as\u0131l sebepte d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmemesi ve bunlar\u0131n nih\u00e2yet bir delalet (yol g\u00f6sterme) mevkiinde tutulmalar\u0131 \u00e2yetin derin ve \u00e7e\u015fitli olan ini\u015f hikmetinin hakk\u0131n\u0131 vermemektir. Sonra cariye meselesinde ayn\u0131 sak\u0131ncan\u0131n s\u00f6z konusu olmayaca\u011f\u0131 da kabul edilemez. Bundan ba\u015fka \u00e2yetin burada bulunmas\u0131 do\u011frudan do\u011fruya kad\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131 azaltmay\u0131 hedef edindi\u011fi, ilk \u00f6nce ve bizzat d\u00f6rtten fazlas\u0131n\u0131 yasaklamaya y\u00f6nelik bulundu\u011fu da herkes taraf\u0131ndan kabul edilmi\u015f de\u011fildir. Ger\u00e7i bu \u00e2yet ile birden fazla kad\u0131nla evlenmenin en fazla d\u00f6rt kad\u0131nla s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131lmas\u0131 vaki bir emir ve bundan dolay\u0131 fazlas\u0131n\u0131n yasaklanmas\u0131 da ister istemez sabit ve bu \u015fekilde cahiliye gelene\u011fine g\u00f6re say\u0131n\u0131n a\u015fa\u011f\u0131 indirilmesi de kesin olmakla beraber Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetinin, d\u00f6rde indirmesi tarz\u0131nda bir azaltma m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile de\u011fil, birden d\u00f6rde kadar m\u00fcsaade ile yine bir \u00e7e\u015fit \u00e7o\u011faltma \u00fcslubunda bulundu\u011fu ve Hz. Ai\u015fe&#8217;nin dedi\u011fi gibi, &#8220;Bak\u0131n\u0131z ben size neler helal ettim&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 bildirdi\u011fi de apa\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131l\u0131r. Bundan dolay\u0131 azaltma ve \u00e7o\u011faltmay\u0131 yasaklama, ibare ile de\u011fil, i\u015faret iledir. Yukarda nakledilen \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fc de olsa olsa bu say\u0131y\u0131 azaltman\u0131n ve fazlas\u0131n\u0131 yasak etmenin ancak sabit oldu\u011funu ifade eder.<\/p>\n<p>5- Baz\u0131 m\u00fcfessirler de demi\u015flerdir ki, bir adam, mal sahibi ve g\u00fczel bir yetim k\u0131z buldu mu ba\u015fkas\u0131ndan esirgeyip k\u0131skanarak onunla hemen evleniyordu ve bu \u015fekilde bazen yan\u0131nda haklar\u0131n\u0131 g\u00f6zetemeyece\u011fi kadar bir\u00e7ok yetim k\u0131zlar toplan\u0131rd\u0131, \u00e2yeti bunlar hakk\u0131ndad\u0131r ve \u015f\u00f6yle demektir: &#8220;Ve e\u011fer o yetim k\u0131zlar ve kad\u0131nlarla evlendi\u011finiz zaman haklar\u0131nda adalet yapamamaktan korkarsan\u0131z, di\u011fer kad\u0131nlardan ho\u015funuza gidenlerle evleniniz&#8221;. Kad\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee de bunu tercih etmi\u015ftir. Fakat Ebu&#8217;s-Suud&#8217;un hakl\u0131 olarak tenkid etti\u011fi \u015fekilde buna naz\u0131m (Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ibaresi) m\u00fcsaid de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u015fekilde; &#8220;di\u011fer kad\u0131nlarla evleniniz&#8221; diye emir ve te\u015fvik anlams\u0131z olur. yerine denilmesi gerekirdi.<\/p>\n<p>6- M\u00fccahid demi\u015ftir ki, bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131: &#8220;Yetimler hakk\u0131nda adalet yapamamaktan korkuyorsan\u0131z zinadan korkunuz da size helal ve ho\u015funuza giden kad\u0131nlardan iki\u015fer, \u00fc\u00e7er, d\u00f6rder al\u0131n\u0131z ki harama d\u00fc\u015fmek tehlikesine maruz olmay\u0131n\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>Bu tefsir, b\u00fcy\u00fck bir hakikat\u0131 kapsamaktad\u0131r ki, yetimlerin haklar\u0131 ve kad\u0131nlara adaletle davranma m\u00e2n\u00e2s\u0131 i\u00e7inde zinadan sak\u0131nma m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n \u00f6nemli bir esas te\u015fkil etti\u011fini ve birden fazla kad\u0131nla evlenme m\u00fcsaadesinin bu hikmet ile ilgili oldu\u011funu ve bunda fuhu\u015f ve zina sefaletlerine (a\u015fa\u011f\u0131l\u0131klar\u0131na) kar\u015f\u0131 k\u00f6kl\u00fc bir m\u00fccadele bulundu\u011funu g\u00f6sterir. Bu \u015fekilde g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu riv\u00e2yetlerin baz\u0131lar\u0131 \u00e2yetin ini\u015f sebebini, baz\u0131lar\u0131 da ini\u015f hikmet ve faydalar\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re her biri bir g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nem arzetmektedir. Ve bu riv\u00e2yetlerin toplam\u0131, \u00e2yetin muhtemel olan veya i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2lar\u0131 da g\u00f6stermektedir. \u0130ni\u015f sebebini en a\u00e7\u0131k olarak g\u00f6steren, Hz. \u00c2i\u015fe riv\u00e2yetidir. Yetimlerin veliler taraf\u0131ndan mal veya g\u00fczelli\u011fine tamah edilerek ba\u015fkalar\u0131 ile evlenmelerine engel olunup, uygun olmayan bir mehir ile kendilerine zorla nikah ve can ve mal a\u00e7\u0131s\u0131ndan zarara u\u011frat\u0131lmalar\u0131 ve bu \u015fekilde mal ve g\u00fczelli\u011fi az olan yetimlere hi\u00e7 ra\u011fbet edilmeyerek tamamen sefilli\u011fe d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmeleri \u00e2yetin inmesinin esas sebebi olmu\u015f ve bunun i\u00e7in \u00e2yet, emirden \u00f6nce yasa\u011f\u0131 kapsam\u0131\u015f ve b\u00fct\u00fcn kad\u0131nlara adaletle davranma gayesi de inmesinin hikmeti olmu\u015ftur. Ve i\u015fte birden fazla kad\u0131nla evlenmeyi s\u0131n\u0131rland\u0131rma, bu hikmetlerin ve faydalar\u0131n baz\u0131lar\u0131 oldu\u011fu gibi, birden fazla kad\u0131nla evlenmeye m\u00fcsaade etmek de kad\u0131nlar\u0131n sefaletine meydan vermemek ve tarlay\u0131 (\u00e7ocuk verecek analar\u0131) art\u0131rma hikmet ve faydas\u0131n\u0131 kapsam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da dul kad\u0131nlara bile yetim denildi\u011fini a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131k. \u00c2yetin inme sebebi gerek yaln\u0131zca k\u00fc\u00e7\u00fck yetimler olsun ve gerekse kay\u0131ts\u0131z olarak kendileri ile evlenilmi\u015f kad\u0131nlarla da ilgili bulunsun, her \u015fekilde \u00e2yetin mutlak surette kad\u0131nlara adaletli davranma hikmet ve gayesi ile ilgili bulundu\u011fu da a\u00e7\u0131k\u00e7a bellidir. Bundan dolay\u0131 \u00e2yetin ini\u015f sebebinin \u00f6zel olu\u015fu, m\u00e2n\u00e2 ve h\u00fckm\u00fcn\u00fcn de \u00f6zel olmas\u0131n\u0131 gerektirmeyece\u011finden, da yetimler, delalet yolu ile olsa bile, dul kad\u0131nlar\u0131 da kapsayan genel bir m\u00e2n\u00e2 ile ele al\u0131n\u0131rsa, \u00e2yetin h\u00fckm\u00fc ve hikmeti daha fazla bir a\u00e7\u0131kl\u0131k ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilecektir. Demek ki, \u00e2yetin ini\u015f sebebi bak\u0131m\u0131ndan velilerle ve kocalarla ve bir dereceye kadar \u00f6zel menfaatlerle ilgili olan bu \u00e2yet, h\u00fck\u00fcm ve hikmet ve ini\u015f gayesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan onlarla beraber kamuyu ve kamu yarar\u0131n\u0131 ilgilendiriyor. Ve bunun i\u00e7in evlenme ile ilgili meseleler, kul haklar\u0131ndan ba\u015fka bir de Allah hakk\u0131n\u0131 ve kamu hakk\u0131n\u0131 kapsamaktad\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, evlenme, bir bak\u0131mdan hak ve bir bak\u0131mdan vazifedir. Hem muamele, hem de ibadettir. Allah Te\u00e2l\u00e2, en a\u00e7\u0131k \u015fekilde ac\u0131ma ve \u015fefkata m\u00fcstahak olan yak\u0131nlara ve yetimlere dikkati \u00e7ektikten sonra, her iki ince duygunun heyecan\u0131n\u0131n etkisi alt\u0131nda adalet duygusunu tahrik ederek hayat ve insanl\u0131\u011f\u0131n mutlulu\u011funun geli\u015fme kanunu olan ve mal\u00ee meseleler ile de ilgisi bulunan evlenme i\u015finin, hem hak ve hem vazife y\u00f6nlerine sahip, bir bak\u0131mdan geni\u015flemeyi ve bir bak\u0131mdan s\u0131n\u0131rlamay\u0131 kapsayan ve kad\u0131nla erkek aras\u0131ndaki yarat\u0131l\u0131\u015fta var olan ili\u015fkinin b\u00fct\u00fcn inceliklerini i\u00e7erecek bir \u015fekilde tesbit etmi\u015f ve genel olarak erkekleri te\u015fvik ile kad\u0131nlar\u0131 korumaya sevketmi\u015f ve cefa ve haks\u0131zl\u0131ktan, ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131ktan, fuhu\u015ftan men etmi\u015f ve i\u011frendirmi\u015ftir. Yetimlerin ve kad\u0131nlar\u0131n haklar\u0131n\u0131n ve bu haklar\u0131 koruman\u0131n genel vazifeler aras\u0131nda bulundu\u011funu ve bu konuda evlenmenin \u00f6nemli bir esas meydana getirdi\u011fini ve akla uygun olan birden fazla kad\u0131nla evlenmenin, kad\u0131nlar\u0131n haklar\u0131 ve kad\u0131n cinsinin \u015ferefinin gereklerinden oldu\u011funu ve fakat bunun kad\u0131nlara adaletle davranma gayesini bozmayacak bir adalet ve n\u00f6bet taksimi ile tatbik edilmesinin gerekti\u011fini ve bu \u015fekilde birden fazla kad\u0131nla evlenmenin erkeklere a\u011f\u0131r y\u00fck ve vazifeler y\u00fckledi\u011finden dolay\u0131 hakka ri\u00e2yet edemeyip adaletsizlikten korkanlar\u0131n bir kad\u0131nla veya cariyelerle yetinmeleri laz\u0131m gelece\u011fini anlatm\u0131\u015f ve siz Allah&#8217;\u0131n sak\u0131nd\u0131rma emirlerine kar\u015f\u0131 yetimlerin ve kad\u0131nlar\u0131n haklar\u0131n\u0131 g\u00f6zetmemekten korkan insanlars\u0131n\u0131z, durumunuza g\u00f6re bu etrafl\u0131 a\u00e7\u0131klama \u00e7er\u00e7evesinde hareket etmeniz gerekir, buyurmu\u015ftur ki, i\u015fte &#8220;Yetimler hakk\u0131nda adalet yapmamaktan korkarsan\u0131z.&#8221; \u015fart\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 bu oluyor. Burada \u00f6nce \u015fu soru akla gelebilir: Bu \u015fart bulunmazsa ne olacak? Burada korkunun ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re b\u00f6yle bir soru m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yetimler hakk\u0131nda adaletsizlikten korkmamak bir k\u00fcf\u00fcr demek olur. Bundan dolay\u0131 herhangi bir m\u00fcmin i\u00e7in bu, \u015fart\u0131n\u0131n bulunmamas\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek bir \u00e7eli\u015fki meydana getirir. Bu \u015fart bulunmay\u0131nca cezas\u0131n\u0131n k\u00fcf\u00fcr olaca\u011f\u0131 bellidir. Bu a\u00e7\u0131dan bu \u015fart, emrini kay\u0131t ve \u015farta ba\u011flamaz, onu destekleme m\u00e2n\u00e2s\u0131ndad\u0131r. Fakat &#8220;korkarsan\u0131z&#8221; demek de oldu\u011fu gibi mecaz olarak &#8220;bilirseniz, bir haks\u0131zl\u0131k olaca\u011f\u0131n\u0131 zannederseniz,&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu takdirde durum b\u00f6yle de\u011fildir. Bu \u015fart\u0131n bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 farzetmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bu \u015fekilde yetimler hakk\u0131nda haks\u0131zl\u0131k olmayaca\u011f\u0131, onlar\u0131n ne mallar\u0131na, ne canlar\u0131na, ne \u0131rzlar\u0131na bir tecav\u00fcz edilmeyece\u011fi bilinir. Haks\u0131zl\u0131k d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmezse ne olaca\u011f\u0131n\u0131 belirlemek \u00e2yetin mefh\u00fcm-\u0131 muhalifine ait bir h\u00fck\u00fcm olaca\u011f\u0131ndan dolay\u0131 bunu belirtmek bir ictihad meselesi olur. Hz. \u00c2i\u015fe de ini\u015f sebebine g\u00f6re bunun bir \u00e7\u00f6z\u00fcm \u015feklini g\u00f6stermi\u015ftir. Mant\u0131\u011fa g\u00f6re bir \u015fart \u00f6nermesinde \u00f6nde bulunan c\u00fcmlenin ger\u00e7ekle\u015fmemesinden, sonra gelen c\u00fcmlenin ger\u00e7ekle\u015fmemesi laz\u0131m gelmeyece\u011finden dolay\u0131 yukar\u0131da zikredilen korku bulunmad\u0131\u011f\u0131 takdirde de gerek bir ve gerek birden fazla kad\u0131nla evlenme akdi yap\u0131lamayaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lmaz. Bunun i\u00e7in m\u00fcctehid imamlardan ve tefsircilerden hi\u00e7 biri, bu \u015fart\u0131n Hz. \u00c2i\u015fe&#8217;nin s\u00f6yledi\u011fi k\u00fc\u00e7\u00fck k\u0131zlar\u0131n mehrinden ba\u015fka yarg\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir h\u00fckm\u00fc anlatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylememi\u015ftir. Her iki m\u00e2n\u00e2 ile korku \u015fart\u0131, kalble ilgili i\u015flerden oldu\u011fu i\u00e7in yarg\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan de\u011fil, ancak dindarl\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir h\u00fck\u00fcm ifade eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc adalet yapamayaca\u011f\u0131n\u0131 bilen bir adam, birden fazla kad\u0131nla evlenirse haks\u0131zl\u0131ktan sak\u0131nmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in g\u00fcnahkar olur. Fakat evlenmede, d\u00f6rtten fazla kad\u0131nla evlenmi\u015f gibi bu evlenme h\u00fck\u00fcms\u00fcz ve bozulmu\u015f olmaz. Nafaka, soy gibi yarg\u0131 ile ilgili h\u00fck\u00fcmler ger\u00e7ekle\u015fir. Ve evlenmeden sonra haks\u0131zl\u0131ktan sak\u0131nabilirse yine sevab kazanm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>\u015eu halde emrinin anlam\u0131 nedir? Emir zahiren vacib m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi i\u00e7in, Zahiriyye (mezhebine mensup olanlar), bu emrin vacib m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fini ve bundan dolay\u0131 birle\u015fmeye ve harcama yapmaya g\u00fcc\u00fc yeten her ki\u015fi i\u00e7in evlenmenin farz-\u0131 ayn oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Ehl-i s\u00fcnnet \u00e2limlerinin \u00e7o\u011fu da nefsin co\u015fmas\u0131 ve zina yapma korkusu durumunda, aile i\u00e7in harcama yapmaya g\u00fcc\u00fc yetenler i\u00e7in farz-\u0131 ayn oldu\u011funda g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi halinde iseler de genel olarak evlenmenin vacib oldu\u011funu s\u00f6ylemiyorlar. Hanef\u00eelere g\u00f6re ki\u015fisel a\u00e7\u0131dan cinsel arzunun co\u015fmas\u0131 halinde vacib, normal durumda &#8220;Nikah benim s\u00fcnnetimdir. Kim s\u00fcnnetimden y\u00fcz \u00e7evirirse benden de\u011fildir.&#8221; hadisi \u015ferifi gere\u011fince m\u00fcekked bir s\u00fcnnettir. Kad\u0131na haks\u0131zl\u0131k etme korkusu durumunda ise mekruhtur. Bundan ba\u015fka yine Hanefilere g\u00f6re farz-\u0131 kifaye oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtenler de vard\u0131r ki, her ki\u015fiye de\u011fil ise de \u00fcmmetin hepsine g\u00f6re farzd\u0131r. B\u00fct\u00fcn \u00fcmmet, evlenmeyi terkederse g\u00fcnahkar olurlar, demek olur. Biz de \u00e2yetten bunu anl\u0131yoruz. Ger\u00e7ekten b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetin birden evlenmeyi terketti\u011fi varsay\u0131m\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda hepsinin ibadetle me\u015fgul oldu\u011fu bile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclse b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetin yok olaca\u011f\u0131 bir ger\u00e7ektir. Ve hi\u00e7 birinin \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n devam etmesine kar\u015f\u0131 k\u00f6t\u00fc niyette bulunma cezas\u0131ndan kurtulam\u0131yaca\u011f\u0131 apa\u00e7\u0131kt\u0131r. Bundan dolay\u0131 evlenenlere her y\u00f6nden yard\u0131m etmek de bir vazifedir. Evlenme muameleleri de g\u00fc\u00e7le\u015ftirilmeyip daima kolayla\u015ft\u0131r\u0131lmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc evlenmeyi g\u00fc\u00e7le\u015ftirmek, zinay\u0131 kolayla\u015ft\u0131rmak demektir.<\/p>\n<p>S\u00f6z\u00fcn \u00f6z\u00fc emri ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu \u015fartlara g\u00f6re baz\u0131 durumlarda vaciblik, baz\u0131 durumlarda mendubluk delillerine yak\u0131n oldu\u011fundan en genel m\u00e2n\u00e2s\u0131 mendub olmas\u0131d\u0131r. Evlenme, nafile ibadet ile me\u015fgul olmak i\u00e7in bekar kalmaktan daha iyidir. \u0130mam \u015eafi\u00ee hazretleri ise nikah\u0131n m\u00fcbah oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f. \u0130badet i\u00e7in bekar kalman\u0131n nikahtan daha faziletli ve hay\u0131rl\u0131 oldu\u011funa h\u00fckmetmi\u015ftir ki, bunlar\u0131n uzun uzad\u0131ya a\u00e7\u0131klamas\u0131 f\u0131k\u0131h ilmine aittir.<\/p>\n<p>Birden fazla kad\u0131nla evlenmeye gelince: Bu esas itibariyle yaln\u0131z bir m\u00fcsade ve m\u00fcbah k\u0131lmak oldu\u011funda ve haks\u0131zl\u0131k etme endi\u015fesi bulundu\u011fu takdirde mekruh oldu\u011fu hususunda s\u00f6ylenecek bir s\u00f6z yoktur. Bununla beraber \u00e2yet, birden fazla kad\u0131nla evlenmenin baz\u0131 durumlarda mendub oldu\u011funu ve hatta vacib oldu\u011funu bildirmekten de uzak de\u011fildir ki, bunu da en fazla gerek erkekler ve gerek kad\u0131nlar i\u00e7in fuhu\u015f ve zina tehlikesinin y\u00fcz g\u00f6sterece\u011fi durumlarda aramak gerekir. ifadesi gere\u011fince bu m\u00fcsadenin en fazlas\u0131 d\u00f6rt (kad\u0131n) olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc dile g\u00f6re, &#8220;\u015eu elmalar\u0131 \u015fu cemaate iki\u015fer ve \u00fc\u00e7er ve d\u00f6rder payla\u015ft\u0131r.&#8221; denildi\u011fi zaman bir k\u0131sm\u0131na yaln\u0131z iki, bir k\u0131sm\u0131na yaln\u0131z \u00fc\u00e7 ve bir k\u0131sm\u0131na yaln\u0131z d\u00f6rt elma d\u00fc\u015fece\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131r. Fakat Zahiriyye mezhebinden baz\u0131lar\u0131 bu say\u0131lar\u0131n \u00fcle\u015ftirme say\u0131lar\u0131 oldu\u011funu i d\u00fc\u015f\u00fcnmeyerek aradaki ye bak\u0131p bundan bu say\u0131lar\u0131n bir \u015fah\u0131sta toplanmas\u0131 gerekti\u011fi hayaline kap\u0131lm\u0131\u015f ve toplam\u0131n\u0131 iki, art\u0131 \u00fc\u00e7, art\u0131 d\u00f6rt gibi dokuz saym\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar (zahiriler), fikir y\u00fcr\u00fctmeyi kabul etmedikleri gibi, icma\u0131 da kabul etmediklerinden Hz. Peygamberin asr\u0131ndan beri gelen \u0130sl\u00e2m gelene\u011fine, din imamlar\u0131na ve b\u00fct\u00fcn m\u00fc\u00e7tehid fakihlerin icmalar\u0131na (g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fine) ayk\u0131r\u0131 hareket etmi\u015flerdir. Hz. Peygamber \u00e2yetin hitab\u0131na girmemekle beraber buradaki dokuz (kad\u0131n) kuruntusunu Hz. Peygamberin kendine ait bir \u00f6zelli\u011fine yorumlasalard\u0131 belki do\u011fru bir g\u00f6r\u00fc\u015f olurdu. Yoksa iki defa iki, iki defa \u00fc\u00e7, iki defa d\u00f6rt demek oldu\u011fundan bu hesaba g\u00f6re dokuza de\u011fil, on sekize \u00e7\u0131kmalar\u0131 gerekirdi.<\/p>\n<p>Di\u011fer taraftan R\u00e2f\u0131z\u00ee \u015fi\u00eelerden bir k\u0131sm\u0131 bu say\u0131lar\u0131n hi\u00e7bir s\u0131n\u0131rland\u0131rma anlatmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve ifadesinin genel m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere kald\u0131\u011f\u0131n\u0131, bu say\u0131lar\u0131n iki\u015fer, \u00fc\u00e7er, d\u00f6rder v.d. gibi bu genel m\u00e2n\u00e2y\u0131 peki\u015ftirmi\u015f oldu\u011funu iddia etmeye kadar varm\u0131\u015flar. Ve s\u0131rf nefsan\u00ee arzu ve heveslerine uymu\u015flard\u0131r. &#8220;Allah korusun.&#8221;<\/p>\n<p>4-\u00c2yetin ini\u015f sebebi hakk\u0131nda Hz. \u00c2i\u015fe riv\u00e2yetinin do\u011frulu\u011funu destekleyen bir nokta da \u015fudur: Kad\u0131nlara mehirlerini de bir dindarl\u0131k farizas\u0131 olarak -ba\u015fka bir ifade ile- Allah&#8217;\u0131n bir ba\u011f\u0131\u015f\u0131 olarak veriniz, seve seve ve b\u00fct\u00fcn g\u00f6n\u00fcl ho\u015flu\u011fu ile veriniz. Yani siz erkekler kad\u0131n\u0131n mal\u0131na g\u00f6z dikmek ve evlenmek i\u00e7in kad\u0131ndan mal g\u00f6zetmek \u015f\u00f6yle dursun, mutlaka uygun bir mehir ile onlarla evleniniz ve mehirlerini k\u0131skanarak de\u011fil, c\u00f6mertlik ve el a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ile seve seve veriniz. Bu size bir kanun olsun da. &#8220;Erkekler kad\u0131nlardan bir derece daha \u00fcst\u00fcnd\u00fcr&#8221; (Bakara, 2\/228) \u00e2yetinin s\u0131rr\u0131 tecelli etsin. \u0131n \u00fcst\u00fcnl\u00fc olmas\u0131 ve in \u00f6treli olmas\u0131 ile, \u0131n \u00f6treli ve in harekesiz olmas\u0131 ile c\u00fcmle vezninde nin \u00e7o\u011fuludur ki mehir m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Kelimesi, millet, \u015feriat ve dindarl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na, bir de ba\u011f\u0131\u015f, arma\u011fan ve iyilik m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Dilimizde &#8220;g\u0131ybet&#8221; denilen pe\u015fin \u00f6denen mehir gelene\u011finin asl\u0131 da bu emirdir. Bu hitapta e\u015flerden ba\u015fka (kad\u0131nlar\u0131n) velilerine de bir pay vard\u0131r. E\u011fer kad\u0131nlar\u0131n mehirlerini velileri, hepsini veya bir k\u0131sm\u0131n\u0131 teslim alm\u0131\u015f olurlarsa, ondan faydalanma haklar\u0131 yoktur. Kad\u0131nlar\u0131n ellerine teslim etmeleri gerekir.<\/p>\n<p>Ey kocalar veya veliler! Siz b\u00f6yle veriniz de o kad\u0131nlar g\u00f6n\u00fcl ho\u015flu\u011fu ile, kendi r\u0131zalar\u0131 ile size o verilen mehirden bir \u015fey ba\u011f\u0131\u015flarlarsa onu da bo\u011faz\u0131n\u0131zda durmadan afiyetle yeyiniz.<\/p>\n<p>5-Fakat akl\u0131 zay\u0131f olanlara da mallar\u0131n\u0131z\u0131 vermeyiniz.<\/p>\n<p>SEF\u0130H: Akl\u0131 veya dini noksan olan, akla ayk\u0131r\u0131 veya dine ayk\u0131r\u0131 hareketlerde bulunan ahmak veya g\u00fcnah i\u015fleyen kimse demektir ki, birinde Allah&#8217;a isyan etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131 var, birinde yoktur. Yani mallar\u0131n\u0131z\u0131 b\u00f6yle eksik ak\u0131ll\u0131 veya g\u00fcnah i\u015fleyen kimselere teslim edip te yok etmeyiniz ve g\u00fcnahkarl\u0131k ve sefahata ge\u00e7erlilik vermeyiniz ki, bu da bir ahmakl\u0131k ve ak\u0131ls\u0131zl\u0131kt\u0131r. O mallar ki Allah size ya\u015fay\u0131\u015f\u0131n\u0131z\u0131n sebebi k\u0131lm\u0131\u015f, hayat\u0131n\u0131z\u0131 onunla devam ettirmi\u015f, tedbir ve idaresine sizi g\u00f6revli k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131 o mallar\u0131 \u00e7oluk \u00e7ocuklar\u0131n\u0131zdan bile olsa sefihlere (akl\u0131 zay\u0131f olanlara) teslim etmeyiniz. Bunda iki m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r: Birisi kendi m\u00fclk\u00fcn\u00fcz olan mallar demektir. Birisi de gerek m\u00fclk\u00fcn\u00fcz olsun ve gerek olmas\u0131n, genel olarak vel\u00e2yet ve idareniz alt\u0131nda bulunan mallar demektir ki, bunun en ba\u015fl\u0131cas\u0131n\u0131 yetimlerin mallar\u0131 meydana getirir. Bu \u015fekilde mallar\u0131n\u0131z buyurulmas\u0131, \u015fahs\u00ee mallar\u0131n korunmas\u0131n\u0131n da kamu haklar\u0131n\u0131 ilgilendirdi\u011fini g\u00f6sterir. Ve bundan dolay\u0131 \u00e2yet gerek kamu mallar\u0131 ve gerekse \u00f6zel mallar\u0131n idaresine akl\u0131 zay\u0131f olan kimselerin musallat edilmemesinin gerekli oldu\u011funu bildirir. Bu m\u00e2n\u00e2 itibar\u0131ylad\u0131r ki, bu \u00e2yette, b\u00fclu\u011f \u00e7a\u011f\u0131na ermi\u015f akl\u0131 zay\u0131f olan kimsenin tasarruftan al\u0131konmas\u0131na da bir i\u015faret oldu\u011fu anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber \u0130mam-\u0131 \u00c2zam bu tasarruf k\u0131s\u0131tlamas\u0131na izin vermemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Evet a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde akl\u0131 zay\u0131f olanlara mallar\u0131n\u0131z\u0131 vermeyiniz, fakat onlar\u0131 sefil (yoksul ve \u00e7ok s\u0131k\u0131nt\u0131 i\u00e7inde) de b\u0131rakmay\u0131n\u0131z. O mallar\u0131n i\u00e7inden r\u0131z\u0131klar\u0131n\u0131 veriniz ve onlar\u0131 giydiriniz. Ve onlara akla ve \u0130sl\u00e2m&#8217;a uygun g\u00fczel s\u00f6zler s\u00f6yleyiniz. Yukarda &#8220;Yetimlere mallar\u0131n\u0131 veriniz.&#8221; buyurulmu\u015ftu. \u015eimdi de &#8220;Akl\u0131 zay\u0131f olanlara vermeyiniz.&#8221; buyuruldu\u011funa ve \u00e7ocuklar\u0131n tam ak\u0131ll\u0131 olmad\u0131klar\u0131 ve bundan dolay\u0131 bu kavram\u0131n i\u00e7ine girdikleri de bilindi\u011fine g\u00f6re yetimler hakk\u0131nda ne yapaca\u011f\u0131z derseniz.<\/p>\n<p>6- yetimleri de deneyiniz, tecr\u00fcbe ile t\u00e2lim ve terbiye ediniz, g\u00fczel idare etmeye al\u0131\u015ft\u0131r\u0131n\u0131z nih\u00e2yet evlenme \u00e7a\u011f\u0131na geldikleri, yani bali\u011f olduklar\u0131 vakit kendilerinden r\u00fc\u015fd hisseder, ak\u0131llar\u0131n\u0131n ve dini terbiyelerinin tamam oldu\u011funu ve kendilerini g\u00fczel \u015fekilde idare edebileceklerini yak\u0131ndan anlarsan\u0131z derhal mallar\u0131n\u0131 kendilerine teslim ediniz. \u015eu halde erginlik zaman\u0131nda r\u00fc\u015fd\u00fcn\u00fc ortaya koymazsa biraz beklenecek demek olur. Fakat bu durum devam ederse ne olacak? Bunda \u00e2limler ihtilaf etmi\u015flerdir. \u0130mam-\u0131 \u00c2zam, yirmi be\u015f ya\u015f\u0131na kadar beklenir. O zaman mutlaka mal\u0131 teslim edilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yirmi be\u015f ya\u015f\u0131 bir insan\u0131n dede olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olan bir ya\u015ft\u0131r demi\u015f ve ondan sonra tasarruftan al\u0131koymay\u0131 kabul etmemi\u015ftir. Ve bu mallar\u0131 b\u00fcy\u00fcyecekler de elimizden alacaklar diye bol bol harcay\u0131p israf ederek yemeyiniz. Zengin olan veli veya vasi tamamen sak\u0131ns\u0131n, kendi mal\u0131yla kanaat etsin. Fakir olan veli veya vasi de me\u015fru \u015fekilde \u00e7al\u0131\u015fma ve hizmetinin \u00fccreti ve zorunlu ihtiyac\u0131 kadar yesin. Bu me\u015fru miktar &#8220;Birbirinizin mallar\u0131n\u0131 haks\u0131z yere yemeyin&#8221; (Bakara, 2\/188), &#8220;Yetimlerin mallar\u0131n\u0131 haks\u0131z yere yiyenler&#8230;&#8221; (Nis\u00e2, 4\/10), &#8220;&#8230; ve yetimlere adaletli davranman\u0131z&#8230;&#8221; (Nis\u00e2, 4\/127) \u00e2yetleri ile belli olur. O yetimlerin mallar\u0131n\u0131 kendilerine teslim etti\u011finiz zaman da onlara kar\u015f\u0131 \u015fahid tutunuz, \u015fahid huzurunda veriniz. Allah da b\u00fct\u00fcn hesaplar\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6rmeye yeter. Onun emirlerine, yasaklar\u0131na dikkat ederseniz ba\u015fka muhasibin (hesap g\u00f6r\u00fcc\u00fcn\u00fcn) sorumlulu\u011fundan korkmaya gerek kalmaz. Fakat Allah&#8217;\u0131n emirlerine ayk\u0131r\u0131 hareket ederseniz, ba\u015fka hi\u00e7bir muhasip de sizi kurtaramaz. Rif\u00e2a vefat etmi\u015f ve o\u011flu Sabit&#8217;i k\u00fc\u00e7\u00fck olarak geride b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131. Velisi, &#8220;G\u00f6zetimim alt\u0131nda ye\u011fenim (karde\u015fimin o\u011flu) var. Bunun mal\u0131ndan bana ne kadar helal olur ve mal\u0131n\u0131 ne zaman teslim edeyim?&#8221; diye Resulullah&#8217;a (s.a.v.) sormu\u015ftu. Bu \u00e2yet de bunun \u00fczerine inmi\u015ftir. \u015eimdi de mirasla ilgili h\u00fck\u00fcmlere ge\u00e7iliyor.<\/p>\n<p>7- Anne ve baban\u0131n ve yak\u0131n akrabalar\u0131na miras olarak b\u0131rakt\u0131klar\u0131nda erkeklerin hissesi vard\u0131r. Kad\u0131nlar\u0131n da ana, baba ve akrabalar\u0131n b\u0131rakt\u0131klar\u0131nda hisseleri vard\u0131r. Az\u0131nda da vard\u0131r \u00e7o\u011funda da. Bu hisseler mefruz yani Allah taraf\u0131ndan farz edilmi\u015f ve belirlenmi\u015f, kesinlikle vacib bir pay ve hisse olarak sabittirler. Rivayet ediliyor ki, cahiliyye devrinde Araplar, &#8220;M\u0131zraklar\u0131 ile \u00e7arp\u0131\u015fmayan ve yurdunu savunmayan miras\u00e7\u0131 olamaz.&#8221; derler ve bundan dolay\u0131 kad\u0131nlar\u0131 ve ister erkek, ister k\u0131z \u00e7ocuklar\u0131 miras\u00e7\u0131 olarak tan\u0131mazlarm\u0131\u015f. Ensar&#8217;dan Evs b. Sabit (r.a.) vefat etmi\u015f, han\u0131m\u0131 \u00dcmm\u00fc Kahle ile \u00fc\u00e7 k\u0131z\u0131 kalm\u0131\u015ft\u0131. Vasileri olan amcazadeleri S\u00fcveyd ve Urfuta yahut Katude ve Arfece ad\u0131nda iki adam gelmi\u015fler. Cahiliyye \u00e2deti \u00fczere vefat eden \u015fahs\u0131n miras\u0131n\u0131 kendilerine alm\u0131\u015flar. Han\u0131m\u0131na ve k\u0131zlar\u0131na hi\u00e7bir \u015fey vermemi\u015fler. Bunun \u00fczerine kad\u0131n \u00dcmm\u00fc Kahle Resulullah (s.a.v.)&#8217;a \u015fik\u00e2yet etmi\u015f, Peygamberimiz (s.a.v.), &#8220;Haydi evine git! Bakay\u0131m Allah ne ortaya koyacak.&#8221; buyurmu\u015f idi ki, i\u015fte bu \u00e2yet bunun \u00fczerine indi. Bu \u00e2yet, miras\u0131n yaln\u0131z erkeklere ait olmay\u0131p ana ve baban\u0131n ve b\u00fct\u00fcn akrabalar\u0131n miras\u0131ndan, b\u00fct\u00fcn erkekler ve kad\u0131nlar\u0131n yak\u0131nl\u0131klar\u0131na g\u00f6re bir miras hakk\u0131n\u0131n sabit bulundu\u011funa genel bir \u015fekilde i\u015faret etmi\u015f ve bundan dolay\u0131 bundan gerek asabeler ve gerek zevi&#8217;l-erham hepsinin miras\u00e7\u0131 olabilece\u011fi anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olmakla beraber bunda hen\u00fcz farz olan pay\u0131n miktar\u0131 a\u00e7\u0131klanmam\u0131\u015f. Bu y\u00f6n\u00fc kapal\u0131 kalm\u0131\u015ft\u0131. Bunun \u00fczerine Resulullah (s.a.v.) vasilere haber g\u00f6nderip: &#8220;Evs&#8217;in mal\u0131ndan hi\u00e7 bir \u015feye yakla\u015fmay\u0131n\u0131z.&#8221; buyurdu. Ondan sonra \u00e2yeti indi. Koca ve kar\u0131n\u0131n farzlar\u0131 (paylar\u0131) ile ilgili \u00e2yet de indi. O zaman Hz. Peygamber (s.a.v.) vasilere han\u0131m\u0131n sekizde bir pay\u0131n\u0131 vermelerini ve k\u0131zlar\u0131n paylar\u0131n\u0131 da ay\u0131rmalar\u0131n\u0131 emretti. Sonradan k\u0131zlar\u0131n paylar\u0131n\u0131 da vermeleri i\u00e7in haber g\u00f6nderdi, onlar da verdiler. Bu y\u00f6n\u00fcyle bu olay, miras h\u00fck\u00fcmlerinin ilk olarak inmesinin sebebi olmu\u015f. Ve bununla bu konudaki eski h\u00fck\u00fcmler ve gelenekler h\u00fck\u00fcms\u00fcz olup pek esasl\u0131 bir ink\u0131lab meydana gelmi\u015f ve fakat bu h\u00fck\u00fcmler bir defada inmemi\u015ftir. \u0130lk \u00f6nce k\u0131saca, ikinci olarak etrafl\u0131ca a\u00e7\u0131klanarak bir a\u015fama takip etmi\u015ftir ki, bu gibi a\u015famalar\u0131n sa\u011flamla\u015ft\u0131rma ve sak\u0131nd\u0131rma a\u00e7\u0131s\u0131ndan ruhlar \u00fczerinde terbiyeyle al\u00e2kal\u0131 \u00e7ok b\u00fcy\u00fck etkileri vard\u0131r. Bu etkilerin bir k\u0131sm\u0131ndan olmak \u00fczere miras\u00e7\u0131 olmayan akrabalar da bulunabilece\u011fine i\u015faret edilerek \u00f6nce \u015f\u00f6yle bir din\u00ee edeb telkin olunuyor.<\/p>\n<p>8- Mal payla\u015f\u0131l\u0131rken mira\u015f\u00e7\u0131 olmayan b\u00fcy\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck akrabalar ve akrabalardan olmayan yetimler ve fakirler de orada haz\u0131r bulunduklar\u0131 takdirde bunlar\u0131 da o payla\u015f\u0131lan maldan r\u0131z\u0131kland\u0131r\u0131n\u0131z, biraz bir \u015fey veriniz ve kendilerine g\u00f6n\u00fcl alacak s\u00f6z s\u00f6yleyiniz. Bu \u00e2yette ki emirler m\u00fcstahaba yorumlanm\u0131\u015ft\u0131r. Baz\u0131lar\u0131, bu emirlerin vaciblik ifade etti\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>9- Bir de o kimseler ki arkalar\u0131nda zay\u0131f zay\u0131f, g\u00fc\u00e7leri kuvvetleri yetmez, birtak\u0131m \u00e7ocuklar b\u0131rakm\u0131\u015f olsalard\u0131 \u00fczerlerine korkup titreyeceklerdi, bunlar\u0131n y\u00fcrekleri s\u0131zlas\u0131n da Allah&#8217;tan korksunlar ve do\u011fru s\u00f6z s\u00f6ylesinler. Bu gibi i\u015flerde kendilerine s\u00f6z d\u00fc\u015fenler, kendilerini o vefat eden \u00f6l\u00fc ve onun yetim \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 da kendi \u00e7ocuklar\u0131 yerine koyup d\u00fc\u015f\u00fcns\u00fcnler de s\u00f6zlerini ona g\u00f6re dosdo\u011fru s\u00f6ylesinler. Yetimler hakk\u0131nda kendi \u00e7ocuklar\u0131 gibi hareket etsinler. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6l\u00fcm herkesin ba\u015f\u0131na gelecek, herkesi bu k\u00f6pr\u00fcden ge\u00e7irecektir. Ve bir hadis-i \u015ferifte riv\u00e2yet edildi\u011fi \u00fczere: &#8220;Kul kendisi i\u00e7in neyi seviyorsa karde\u015fi i\u00e7in de onu sevmedik\u00e7e m\u00fcmin olamaz.&#8221;<\/p>\n<p>10-\u015euras\u0131 muhakkak ki: Yetimlerin mallar\u0131n\u0131 haks\u0131z yere yiyenler, kar\u0131nlar\u0131na sadece ate\u015f t\u0131kam\u0131\u015flard\u0131r. Ve onlar ilerde alev alev yanan bir ate\u015fe sokulacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>O ate\u015f bilinen ate\u015flerden hi\u00e7 birine benzemez ve \u015fiddetinin derecesini Allah&#8217;tan ba\u015fka kimse bilmez. Rivayet olunuyor ki, bu \u00e2yetin inmesi \u00fczerine halk korkular\u0131ndan yetimler ile bir arada bulunmaktan ka\u00e7\u0131nmaya ba\u015flam\u0131\u015flar. Bundan dolay\u0131 vazifenin yetimlerden b\u00f6yle ka\u00e7\u0131nmak olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatmak i\u00e7in Bakara s\u00fbresindeki &#8220;De ki: Onlar\u0131n i\u015flerini d\u00fczeltmek, kendileri i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. E\u011fer onlar\u0131 aran\u0131za al\u0131rsan\u0131z onlar sizin din karde\u015flerinizdir.&#8221; (Bakara, 2\/220) \u00e2yeti inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Kalblere, bu edeb ve terbiye, bu insaf, bu adalet ve hak duygusu, bu sak\u0131nma ruhu telkin edildikten sonra, \u015fimdi yukar\u0131da zikredilen farz hisselerin miktar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klama ve sahiplerini belirlemekle miras h\u00fck\u00fcmlerinin etrafl\u0131ca a\u00e7\u0131klamas\u0131na gelelim:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>11- Allah size evlatlar\u0131n\u0131z\u0131n miras taksimini \u015f\u00f6yle emrediyor: \u00c7ocuklar\u0131n\u0131zda, erke\u011fe iki kad\u0131n pay\u0131 kadar, e\u011fer hepsi kad\u0131n olmak \u00fczere ikiden de fazla iseler, bunlara miras\u0131n \u00fc\u00e7te ikisi ve e\u011fer bir tek kad\u0131n ise o zaman ona mal\u0131n yar\u0131s\u0131 vard\u0131r. E\u011fer \u00f6len, ana ve baba ile birlikte \u00e7ocuklar da b\u0131rakm\u0131\u015fsa ana baban\u0131n her birine \u00f6lenin terekesinden alt\u0131da bir; \u015f\u00e2yet \u00f6lenin \u00e7ocu\u011fu yok da, miras\u00e7\u0131 olarak ana ve babas\u0131 kalm\u0131\u015fsa, anan\u0131n pay\u0131 \u00fc\u00e7te birdir. E\u011fer \u00f6lenin karde\u015fleri varsa terekenin alt\u0131da biri anan\u0131nd\u0131r. Bu paylar, \u00f6lenin bor\u00e7lar\u0131 \u00f6denip, vasiyeti de yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. Baba ve \u00e7ocuklardan, hangisinin size fayda bak\u0131m\u0131ndan daha yak\u0131n oldu\u011funu, siz bilmezsiniz. B\u00fct\u00fcn bunlar Allah taraf\u0131ndan farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u015e\u00fcphesiz Allah al\u00eemdir, hak\u00eemdir.<\/p>\n<p>12- E\u011fer han\u0131mlar\u0131n\u0131z\u0131n \u00e7ocuklar\u0131 yoksa, b\u0131rakt\u0131klar\u0131 miras\u0131n yar\u0131s\u0131 sizindir. \u015e\u00e2yet bir \u00e7ocuklar\u0131 varsa o zaman miras\u0131n d\u00f6rtte biri sizindir. Bu paylar, \u00f6lenin vasiyeti yerine getirildikten ve varsa, borcu \u00f6dendikten sonra verilir. E\u011fer siz \u00e7ocuk b\u0131rakmadan \u00f6l\u00fcrseniz, geriye b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131n\u0131z miras\u0131n d\u00f6rtte biri han\u0131mlar\u0131n\u0131z\u0131nd\u0131r. \u015e\u00e2yet \u00e7ocuklar\u0131n\u0131z varsa o zaman b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131n\u0131z miras\u0131n sekizde biri han\u0131mlar\u0131n\u0131z\u0131nd\u0131r. Bu paylar, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z vasiyetler yerine getirilip ve varsa borcunuz \u00f6dendikten sonra verilir. E\u011fer \u00f6len bir erkek veya kad\u0131n\u0131n \u00e7ocu\u011fu ve babas\u0131 bulunmad\u0131\u011f\u0131 halde kel\u00e2le olarak (yan koldan) miras\u0131na konuluyor ve kendisinin bir erkek veya k\u0131zkarde\u015fi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras pay\u0131 terekenin alt\u0131da biridir. E\u011fer mevcut olan karde\u015fler bundan daha \u00e7ok iseler, bu takdirde karde\u015fler miras\u0131n \u00fc\u00e7te birini zarara u\u011frat\u0131lmaks\u0131z\u0131n aralar\u0131nda e\u015fit olarak taksim ederler. Bu paylar \u00f6lenin vasiyeti yerine getirilip ve varsa borcu \u00f6dendikten sonra verilir. Bunlar, Allah taraf\u0131ndan bir emirdir. Allah her \u015feyi bilen ve yaratt\u0131klar\u0131na \u00e7ok yumu\u015fak davranand\u0131r.<\/p>\n<p>11-Bu iki \u00e2yetten birincisi do\u011fum ili\u015fkileri \u00fczerinde durup \u00f6l\u00fcden itibaren yukar\u0131dan a\u015fa\u011f\u0131ya ve a\u015fa\u011f\u0131dan yukar\u0131ya do\u011fru f\u00fcr\u00fb ve usul denilen iki taraf\u0131 bulunan soy dire\u011fi yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r ki, \u00e7ocuklar ve ebeveyn (ana ve baba) bu dire\u011fin \u00f6l\u00fcye vas\u0131tas\u0131z ba\u011fl\u0131 olan ba\u015flang\u0131\u00e7lar\u0131d\u0131r. \u0130kincisi, \u00f6nce vas\u0131tal\u0131 ba\u011flant\u0131 ifade eden evlenme ili\u015fkisine, ikinci olarak soyda, soy dire\u011finin d\u0131\u015f\u0131nda olup onun etraf\u0131nda bulunan ve ona g\u00f6re zay\u0131f oldu\u011fundan dolay\u0131 kelale (uzak akraba) denilen yak\u0131nl\u0131k y\u00f6n\u00fc ile ilgilidir ki, ancak vas\u0131tal\u0131 ba\u011flant\u0131 ifade eder.<\/p>\n<p>Fahreddin Raz\u00ee burada \u015f\u00f6yle bir tarih\u00ee \u00f6zet yapm\u0131\u015ft\u0131r. Cahiliyye halk\u0131 iki \u015fey ile birbirinden miras al\u0131yorlard\u0131: Biri neseb, di\u011feri anla\u015fma. Neseb y\u00f6n\u00fcnden ne \u00e7ocuklar\u0131 ne de kad\u0131nlar\u0131 miras\u00e7\u0131 yapmazlard\u0131. Ancak akrabalardan at \u00fczerinde sava\u015fmaya ve d\u00fc\u015fmana vurmaya ve ganimet almaya g\u00fcc\u00fc yeten erkekleri miras\u00e7\u0131 k\u0131larlard\u0131. Antla\u015fmaya gelince: Bu iki \u015fekilde olurdu ki, birincisi hilf (s\u00f6zle\u015fme) idi. Bir adam, di\u011ferine: kan\u0131m senin kan\u0131n ve y\u0131k\u0131lmam senin y\u0131k\u0131lmand\u0131r. Sen bana miras\u00e7\u0131 olursun, ben sana; sen benimle aran\u0131rs\u0131n ben de seninle der. Bu \u015fekilde anla\u015fma yapt\u0131lar m\u0131 hangisi arkada\u015f\u0131ndan \u00f6nce \u00f6l\u00fcrse sa\u011f kalan\u0131n, \u015fart gere\u011fince \u00f6lenin mal\u0131nda hakk\u0131 olurdu. \u0130kincisi de evlat edinme idi. Bir adam ba\u015fkas\u0131n\u0131n o\u011flunu o\u011ful edinir. Ondan sonra bu o\u011flan\u0131n nesebi babas\u0131na de\u011fil, bu adama nisbet edilir ve miras\u00e7\u0131s\u0131 olurdu ki, bu evlat edinme de antla\u015fma \u00e7e\u015fitlerinden bir \u00e7e\u015fittir. Allah Te\u00e2l\u00e2, Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretlerini peygamber olarak g\u00f6nderdi\u011fi zaman her \u015feyden \u00f6nce bunlar\u0131 cahiliyyedeki durum \u00fczere b\u0131rakt\u0131. Hatta baz\u0131 \u00e2limler demi\u015flerdir ki, hay\u0131r yaln\u0131z terk de\u011fil, onaylam\u0131\u015ft\u0131r ki; &#8220;ana, baba ve akrabalar\u0131n b\u0131rakt\u0131klar\u0131 her \u015fey i\u00e7in bir miras\u00e7\u0131 tayin ettik&#8230;&#8221; \u00e2yeti neseb ile miras\u00e7\u0131 olmay\u0131; &#8220;Yemin akdiyle (antla\u015fma ile) miras\u00e7\u0131 k\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n paylar\u0131n\u0131 da verin.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/33) \u00e2yeti, antla\u015fma ile miras\u00e7\u0131 olmay\u0131 onaylamakt\u0131r. Cahiliyede miras\u00e7\u0131 olman\u0131n sebepleri b\u00f6yle idi. \u0130sl\u00e2m&#8217;daki miras\u00e7\u0131 olma sebeplerine gelince, anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere antla\u015fma ve evlat edinme onaylanm\u0131\u015f ve bunlara iki \u015fey daha eklenmi\u015f idi ki; biri hicret, di\u011feri karde\u015flik ba\u011flar\u0131 idi. Hicret, bir Muhacirin di\u011fer Muhacir&#8217;le fazla d\u00fc\u015f\u00fcp kalkmas\u0131 ve birbirine i\u00e7ten dostluk ba\u011flant\u0131s\u0131 bulundu\u011fu zaman akrabal\u0131\u011f\u0131 olmasa bile miras\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131 sabit oluyor. Ve Muhacir olmayan kimse, akrabas\u0131ndan dahi olsa o Muhacir&#8217;e miras\u00e7\u0131 olam\u0131yordu. Karde\u015flik edinme, Hz. Peygamber (s.a.v.) bunlardan her iki ki\u015fi aras\u0131nda bir karde\u015flik akdi yapt\u0131r\u0131yor, bu da kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 varis olma sebebi oluyordu. Sonra Y\u00fcce Allah, &#8220;Akraba olanlar, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131na g\u00f6re birbirlerine daha yak\u0131nd\u0131rlar&#8230;&#8221; (Enfal, 8\/75) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fc ile bunlar\u0131n hepsini h\u00fck\u00fcms\u00fcz k\u0131ld\u0131 ve \u0130sl\u00e2m&#8217;da yerle\u015fen miras sebepleri \u015fu \u00fc\u00e7\u00fc oldu: Neseb, evlenme, ve vel\u00e2 (k\u00f6le azad\u0131 veya anla\u015fma ile meydana gelen varislik).<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamay\u0131, miras \u00e2yetinin ini\u015f sebebinde de Ata, \u015f\u00f6yle riv\u00e2yet etmi\u015ftir: &#8220;S\u00e2d b. Rabi&#8217; (r.a.) \u015fehid olmu\u015f, iki k\u0131z\u0131, bir han\u0131m\u0131, bir de karde\u015fi kalm\u0131\u015ft\u0131. Karde\u015fi, mal\u0131n hepsini al\u0131verdi. Kad\u0131n da Hz. Peygambere gelip, &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! \u0130\u015fte S\u00e2d&#8217;\u0131n k\u0131zlar\u0131, S\u00e2d \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc, bunlar\u0131n amcas\u0131 da mallar\u0131n\u0131 ald\u0131.&#8221; diye durumu arz etti. Peygamber (s.a.v.) de, &#8220;Haydi \u015fimdilik git, umar\u0131m ki, Allah bu konuda h\u00fckm\u00fcn\u00fc yak\u0131nda verecektir.&#8221; buyurmu\u015ftu. Bir s\u00fcre sonra kad\u0131n yine geldi ve a\u011flad\u0131 ve bunun \u00fczerine bu \u00e2yet indi. Bundan dolay\u0131 Peygamberimiz k\u0131z\u0131n amcas\u0131n\u0131 \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131, &#8220;S\u00e2d&#8217;\u0131n iki k\u0131z\u0131na \u00fc\u00e7te iki ve bunlar\u0131n annesine sekizde bir ver! Kalan\u0131 da senin.&#8221; buyurdu. Ve i\u015fte bu \u00e2yet gere\u011fince \u0130sl\u00e2m&#8217;da ilk payla\u015f\u0131lan miras bu oldu. Demek ki bu \u00f6b\u00fcr\u00fcnden \u00f6nce sonu\u00e7lanm\u0131\u015ft\u0131r. Demek ki \u00e2yetin ini\u015f hikmetinin en \u00f6nemli y\u00f6n\u00fc, kad\u0131nlar\u0131n ve \u00e7ocuklar\u0131n miras\u00e7\u0131l\u0131\u011fa hakk\u0131yla kat\u0131lmas\u0131 ve evlenmenin ister koca ve ister han\u0131m i\u00e7in miras sebepleri i\u00e7ine konmas\u0131 b\u00fcy\u00fck ink\u0131lab\u0131 ile nicelik ve niteli\u011fi miras\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n kesin bir \u015fekilde belirlenmesi ve bundan \u00f6nceki geleneklerin ve h\u00fck\u00fcmlerin h\u00fck\u00fcms\u00fcz k\u0131l\u0131nmas\u0131 ve y\u00fcr\u00fcrl\u00fckten kald\u0131r\u0131lmas\u0131d\u0131r. &#8220;Hakl\u0131 olman\u0131z m\u00fcstesna Allah&#8217;\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesini haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 cana k\u0131ymay\u0131n. Allah akl\u0131n\u0131z\u0131 kullanas\u0131n\u0131z diye size bunlar\u0131 emretti.&#8221; (En&#8217;am, 6\/151) gibi \u00e2yetlerden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;Allah&#8217;\u0131n vasiyeti&#8221; deyimi, &#8220;emr&#8221; kelimesinden daha kuvvetli kesin bir vaciblik ifade eder. Bu, \u00f6yle beli\u011f bir emirdir ki bunda, bir hakk\u0131n bildirilmesi ile infaz\u0131n\u0131n gerekli oldu\u011funu ve infaz edilmemesi durumunda sorumlulu\u011fun a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bu a\u011f\u0131r sorumlulu\u011fun b\u00fcsb\u00fct\u00fcn emredilen kimseye y\u00fcklenmi\u015f bulundu\u011funa dikkati \u00e7ekmi\u015f ve ayn\u0131 zamanda kendisine emredilene sevgi ve g\u00fcveni bildirerek bir velilik ve vekilli\u011fin verili\u015fini kapsayan bir s\u00f6zle\u015fme ve iyilikle g\u00f6n\u00fcl alma vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc vasiyyet, \u00f6l\u00fcmden sonras\u0131 ile ilgili olup de\u011fi\u015ftirilmesi caiz olmayan ve geri al\u0131nmas\u0131 ihtimali kalmayan, yap\u0131lmas\u0131 gerekli olan bir emrin yerine getirilmesi i\u00e7in g\u00fcven ve itimad ile ba\u015fkas\u0131 yerine veli olmay\u0131 i\u00e7eren bir a\u00e7\u0131klama ve antla\u015fmad\u0131r. Bundan dolay\u0131 \u015f\u00f6yle demek olur: Allah Te\u00e2l\u00e2 vefat\u0131n\u0131zdan sonra \u00e7ocuklar\u0131n\u0131z\u0131n haklar\u0131n\u0131 g\u00fcven alt\u0131na almak i\u00e7in, hak sahiplerine ula\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 gerekli olan farz paylar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayarak size \u015f\u00f6yle emrediyor ve s\u00f6z veriyor: Erke\u011fin hakk\u0131, iki kad\u0131n\u0131n pay\u0131 kadar, bir erke\u011fin hakk\u0131 iki di\u015fi hissesi kadard\u0131r. \u0130\u015fte \u00f6nce erkek ve kad\u0131n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n mahiyetinde bulunan bir esas kural vard\u0131r ki, mirasla ilgili h\u00fck\u00fcmlerin bir \u00e7o\u011fu bu esas \u00fczerine halledilir(\u00e7\u00f6z\u00fcmlenir). Belli hisselerin de\u011ferlendirilmesinde de bu kural\u0131n bir tatbiki hissedilir. Bu kural\u0131n anlat\u0131lmas\u0131nda erkek ve kad\u0131n denilmeyip de zeker (erkek) ve \u00fcnsa (di\u015fi) denilmesi k\u00fc\u00e7\u00fck ve b\u00fcy\u00fcklerin hak etmede e\u015fit oldu\u011funu ve bu konuda erginlik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn hi\u00e7 etkisi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u015fer&#8217;\u00ee delile dayand\u0131rmak ve cahiliyyede yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi \u00e7ocuklar\u0131n mirastan mahrum edilmesine meydan vermemek i\u00e7indir ki, yetimler \u00e2yetinden hemen sonra gelmesi de \u00f6zellikle bu noktaya dikkat \u00e7ekmi\u015ftir. Bu \u015fekilde ba\u015flang\u0131\u00e7ta miras, \u00e7ocuklar ile, \u00e7ocuklar i\u00e7inde erkek ile ba\u015flam\u0131\u015f ve bununla vel\u00e2yet ili\u015fkisinin di\u011fer ili\u015fkilerden kuvvetli bulundu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Demek ki, en fazla pay\u0131 \u00e7ocuklar, \u00e7ocuklar i\u00e7inde de erkek \u00e7ocuklar alacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Burada \u015f\u00f6yle bir soru pek tabii olarak hat\u0131ra gelebilir. Di\u015fi, erkekten daha zay\u0131f ve daha yufka y\u00fcrekli daha muhta\u00e7 bir yarat\u0131l\u0131\u015fta oldu\u011funa g\u00f6re mirastan hissesi erkekten daha fazla olmas\u0131, hi\u00e7 olmazsa e\u015fit g\u00f6zetilmesi gerekmez mi? Bundan dolay\u0131 erke\u011fin pay\u0131n\u0131n iki kat olmas\u0131nda hikmet nedir? Zaman\u0131m\u0131zdaki insanlar\u0131n kafalar\u0131n\u0131 me\u015fgul eden bu soruyu m\u00fcfesirler ve fakihler s\u00f6z konusu ederek hikmetini a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. \u015e\u00f6yleki:<\/p>\n<p>\u0130lk \u00f6nce: S\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndan beri de anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere genel olarak erkek ile di\u015finin aile hayat\u0131na girmeleri istenmektedir. Miras da buna g\u00f6re d\u00fczenlenmi\u015ftir. Halbuki aile hayat\u0131nda harcama sorumlulu\u011fu erke\u011fe y\u00fcklenmi\u015ftir. Erkek bir kendisi, bir de e\u015fi olmak \u00fczere en az iki ki\u015fiyi besleyecektir.Bundan dolay\u0131 erke\u011fin masraf\u0131 \u00e7ok, kad\u0131n\u0131n ki ondan az olacakt\u0131r, masraf\u0131n ise gelir ile orant\u0131l\u0131 olmas\u0131 gerekir. Masraf, erke\u011fe y\u00fcklenirken gelir da\u011f\u0131t\u0131m\u0131nda kad\u0131na fazla veya e\u015fit verilmesi hem iktisat kanununa, hem de adalet ve hakka ayk\u0131r\u0131 bir zul\u00fcm olur. Ve asl\u0131nda o zaman, hukuki e\u015fitlik esas\u0131 bozulmu\u015f olur.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 mirastaki bu fazlal\u0131k, kad\u0131nlar\u0131n faydas\u0131 ve ihtiya\u00e7lar\u0131na e\u015fit olarak nafakalardaki y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck fark\u0131n\u0131n denkle\u015ftiricisi olmak \u00fczere b\u00f6yle bir hukuki ve iktisadi dengeyi temin ederek adalet ve e\u015fitlik kanunlar\u0131n\u0131n ince bir tatbikat\u0131n\u0131 kapsamaktad\u0131r. Ganimet, herkesin yapt\u0131\u011f\u0131 hizmete uygun verilir. &#8220;Erke\u011fe iki kad\u0131n\u0131n pay\u0131 kadar miras d\u00fc\u015fer&#8221; kural\u0131 emri ile bir hukuki denkliktir ki, bunu bozmak &#8220;haddini tecav\u00fcz eden, z\u0131dd\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr&#8221; kural\u0131 gere\u011fince devaml\u0131 kad\u0131nlar\u0131n zarar\u0131na sonu\u00e7lanarak mirastan tamamen mahrum edilmesine veya aile hayat\u0131nda masrafa kat\u0131lmak ile beraber mallar\u0131nda diledi\u011fi gibi tasarruf (harcama) hakk\u0131n\u0131n k\u0131s\u0131tlanmas\u0131na ve elinden al\u0131nmas\u0131na sebeb olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak: Kad\u0131n, erkekte bulunmayan veya noksan olan baz\u0131 \u00f6zelliklere sahip oldu\u011fu gibi, erkek de kad\u0131nda bulunmayan veya noksan olan baz\u0131 \u00f6zelliklere sahiptir. Bunun i\u00e7indir ki di\u015fi, erke\u011fin ayn\u0131 veya benzeri de\u011fil, kar\u015f\u0131t\u0131, dengi ve e\u015fidir. \u00d6yle bir e\u015f ki, yarat\u0131l\u0131\u015f ve do\u011fu\u015ftan olan vazifelerini yapmas\u0131nda erkekten sonra gelir. Erke\u011fin verdi\u011fi sermaye (anapara) \u00fczerinde \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, onu \u00e7o\u011falt\u0131r. \u0130\u015fte erkek ile di\u015fi aras\u0131ndaki do\u011fu\u015ftan var olan bu fark\u0131n sonu\u00e7lar\u0131ndan biri de aralar\u0131nda ki mali de\u011fer ve iktisadi g\u00fc\u00e7 fark\u0131 olmu\u015ftur. \u00d6zel \u015fekilde ki\u015fiyi ki\u015fiye de\u011fil, genel bir \u015fekilde di\u015fi di\u015fi, erkek erkek f\u0131trat\u0131 \u00fczere d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclerek di\u015fi t\u00fcr\u00fc erkek t\u00fcr\u00fc ile mukayese edildikleri zaman, di\u015finin kazan\u00e7 ve mallar\u0131 idare etme hususundaki kuvvetinin, ba\u015fka bir ifade ile mali y\u00f6nden kuvvetinin, erkekten noksan oldu\u011fu kesin bir ger\u00e7ek olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bu fark, \u0130sl\u00e2m hukukunda en az\u0131ndan \u00fc\u00e7te iki veya ikide bir olmak \u00fczere tesbit edilmi\u015ftir. Denebilir ki, genel bir \u015fekilde bir kad\u0131n\u0131n g\u00fcndeli\u011fi elli kuru\u015f varsay\u0131l\u0131rsa erke\u011fin g\u00fcndeli\u011fi en az yetmi\u015f be\u015f veya y\u00fcz kuru\u015f olarak belirlenmesi gerekir. Bir erke\u011fin diyetinin (kan bedelinin) iki kad\u0131n diyetine e\u015fit tutulmas\u0131 da bu hikmete dayan\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc can \u00f6denmez, yok olan mali de\u011fer \u00f6denebilir. Ve ne zaman mali bir itibar ve hak s\u00f6z konusu olursa bu esas d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmelidir. Bundan ise burada \u015fu iki sonu\u00e7 ortaya \u00e7\u0131kar: Birincisi genel iktisat kurallar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan hayat\u0131n devam etmesinin dayana\u011f\u0131 olan mallar\u0131n, iktisadi g\u00fcc\u00fc fazla olan erkeklerin eliyle idare edilmesi, hem kad\u0131n ve hem erkek olmak \u00fczere genel menfaat ve haklar\u0131n gere\u011fidir.<\/p>\n<p>\u015eu kadar var ki kad\u0131n\u0131 tamamen iktisadi g\u00fc\u00e7ten mahrum sayarak hakk\u0131 olan mali itibardan tamamen d\u00fc\u015f\u00fcrmek de umumun yarar\u0131na ayk\u0131r\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc yar\u0131m kuvvetin inkar edilmesi ve itibardan d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmesi hukuk ve iktisat a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir zarard\u0131r. Ve \u00f6zellikle kad\u0131nlar i\u00e7in zarard\u0131r. Yar\u0131m\u0131n bir tama eklenmesi ile birbiriyle birle\u015fen ve yard\u0131mla\u015fan bir \u015feyin imal edilmesi ise her iki taraf i\u00e7in faydan\u0131n ta kendisidir. Bundan dolay\u0131 esas sermayeyi meydana getiren mirasta erkek ve di\u015fiden her birine iktisadi kuvvetlerine uygun mal taksim etmek, Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 olan umumun (kamunun) menfaatleri ve haklar\u0131n\u0131n gereklerindendir ki yukar\u0131da \u00e2yetinde bu esasa bir i\u015faret ge\u00e7mi\u015fti. \u0130kincisi de mali sorumlulu\u011fun kad\u0131nlardan daha fazla erke\u011fe y\u00f6neltilmesi ve ailenin sosyal hayat\u0131nda harcama vazifelerinin \u00f6zellikle erkeklere y\u00fcklenmesi gere\u011fidir ki, hem bir insafl\u0131l\u0131k, hem de kad\u0131nlar\u0131n menfaatleri ve haklar\u0131 ile beraber kamu menfaat\u0131n\u0131n gere\u011findendir. \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn g\u00fc\u00e7 ve kuvvet ile orant\u0131l\u0131 olmas\u0131 gerekir. Kad\u0131n ise erkekten fazla muhta\u00e7 olmakla beraber mali ehliyeti ayn\u0131 seviyede ortakl\u0131k etmeye dayanamaz. Bunun i\u00e7in kad\u0131n\u0131n mal\u0131 kendine kalmal\u0131, erkek Allah&#8217;\u0131n kendisine ba\u011f\u0131\u015flad\u0131\u011f\u0131 kuvvet \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcnden harcama vazifesini almal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc vergi, ganimet ile orant\u0131l\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak: Riv\u00e2yet ediliyor ki Cafer-i Sad\u0131k hazretlerinden bu konu soruldu\u011fu zaman, &#8220;Havva yasaklanm\u0131\u015f a\u011fa\u00e7tan bir avu\u00e7 bu\u011fday ald\u0131 yedi, bir avu\u00e7 daha ald\u0131 saklad\u0131, sonra bir avu\u00e7 daha ald\u0131 \u00c2dem&#8217;e verdi. O kendi pay\u0131n\u0131 erke\u011fin iki kat\u0131 yapmaya kalk\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in Allah Te\u00e2l\u00e2 bunu de\u011fi\u015ftirdi, kad\u0131n\u0131n pay\u0131n\u0131 erke\u011fin yar\u0131s\u0131 kadar yapt\u0131.&#8221; diye bir cevap vermi\u015ftir ki, anlayabilenler i\u00e7in i\u015faret ve \u00f6rnek \u015feklinde pek derin ger\u00e7ekleri i\u00e7ermektedir. Bu a\u00e7\u0131klama tefsirlerin ve bunlardan biri olan Fahr-i Raz\u00ee&#8217;nin a\u00e7\u0131klamas\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Ancak onlar\u0131n ilm\u00ee dilleri, baz\u0131 tasarruflarla (de\u011fi\u015fikliklerle) taraf\u0131m\u0131zdan a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan \u00f6zellikle \u015fu sonuca geliriz ki: &#8220;Erke\u011fe iki kad\u0131n\u0131n pay\u0131 kadar miras d\u00fc\u015fer.&#8221; ger\u00e7e\u011fi ileride erkekleri harcama zahmetinden kurtarmak i\u00e7in erkekle di\u015fi aras\u0131nda miras e\u015fitli\u011fini haz\u0131rlamaya y\u00f6nelik bir ink\u0131lab\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olmak \u00fczere de\u011fil, ortada yarat\u0131l\u0131\u015f hikmetine ayk\u0131r\u0131 olarak bulunan bir hukuki ve sosyal ihtilaf\u0131 ortadan kald\u0131rmakla adalet ve hak dengesini tesbit eden ve anlatan ezel\u00ee bir hak kanununun ifadesi olmak \u00fczere indirilmi\u015ftir. &#8220;Zaman, Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n yeri ve g\u00f6kleri yaratt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcndeki \u015fekliyle d\u00f6n\u00fcp dola\u015fmaktad\u0131r.&#8221; D\u00fcsturu gere\u011fince o\u011flan \u00e7ocuk, yan\u0131nda ba\u015fka bir miras\u00e7\u0131 bulunmazsa miras\u0131n hepsini alabilecektir. Bir derecede akrabal\u0131k y\u00f6n ve kuvvetleri ayn\u0131 olan miras\u00e7\u0131larda da bu kural ge\u00e7erli olacakt\u0131r. Fakat \u00e7ocuklar, yaln\u0131z kad\u0131n veya kad\u0131nlar oldu\u011fu takdirde e\u011fer \u00e7ocuklar ikiden fazla di\u015filer iseler hepsinin hakk\u0131 miras\u0131n \u00fc\u00e7te ikisidir. Ve e\u011fer bir k\u0131z ise ona miras\u0131n yar\u0131s\u0131 d\u00fc\u015fer. Acaba iki k\u0131z olursa ne olacak? Bu a\u00e7\u0131k\u00e7a anlat\u0131lmam\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcyorsa da bunun da \u00fc\u00e7te iki oldu\u011fu s\u00f6z\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan de\u011fi\u015fik y\u00f6nlerle anla\u015f\u0131l\u0131yor. Kural\u0131n\u0131n bir ile iki mukayesesindeki anlatma \u015fekli, ayn\u0131 \u015fekilde bu iki \u015fart c\u00fcmlesinin tam kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 gibi anlat\u0131m ipu\u00e7lar\u0131 ile birinci \u015fart c\u00fcmlesi iki ve daha fazla di\u015filer iseler, demek oldu\u011funu de\u011fi\u015fik y\u00f6nler ile isbat etmi\u015flerdir. Ancak burada \u0130bn\u00fc Abbas hazretleri yaln\u0131z ba\u015f\u0131na muhalif olarak kalm\u0131\u015f iki di\u015finin pay\u0131 da miras\u0131n yar\u0131s\u0131 olmal\u0131d\u0131r demi\u015ftir. \u00c7ocuk erkek olursa anne ve babas\u0131n\u0131n herbirine alt\u0131da bir miras d\u00fc\u015fer. Geriye kalan miras\u0131n tamam\u0131n\u0131 erkek \u00e7ocuk al\u0131r. Geride kalanlar erkek ve di\u015fi kar\u0131\u015f\u0131k olursa &#8220;erkekler iki di\u015finin pay\u0131 kadar al\u0131rlar.&#8221; \u0130ki veya daha fazla k\u0131z iseler kalan miras \u00fc\u00e7te ikiye denk oldu\u011fundan tamam\u0131n\u0131 al\u0131rlar. Bir k\u0131z ise miras\u0131n yar\u0131s\u0131n\u0131 alaca\u011f\u0131ndan alt\u0131da bir pay geri kal\u0131r ki o da yine babaya ait alacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ileride g\u00f6rece\u011fiz ki baba hisselerden artan miras\u0131 alabilen asabelerdendir. \u00c7ocu\u011fu bulunmad\u0131\u011f\u0131 ve anne ve babas\u0131 kald\u0131\u011f\u0131 takdirde hem baba ve hem annenin miras\u00e7\u0131 olduklar\u0131 zaman annenin hakk\u0131 \u00fc\u00e7te birdir. Bundan dolay\u0131 kalan k\u0131sm\u0131n babaya ait oldu\u011fu zaruri olarak bellidir. Ayr\u0131ca a\u00e7\u0131klamaya gerek yoktur. \u015eu halde baba yaln\u0131z kalacak olursa b\u00fct\u00fcn mal\u0131 alabilecektir. Ne zaman hisselerden artan bulunursa onu da alacakt\u0131r. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, babaya kar\u015f\u0131 anneye \u00fc\u00e7te birinin belirlenmesi de kural\u0131n\u0131n bir uygulamas\u0131 demektir. \u00c7ocuklar, bulunmay\u0131nca anne ile baba \u00e7ocuklardan bir o\u011flan ile bir k\u0131z kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bulunmu\u015f oluyorlar. Buradan \u00e7ocuklar bulundu\u011fu zaman baba ile anne-baban\u0131n e\u015fit olarak neden birer alt\u0131da bir ald\u0131klar\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karabiliriz. Bilindi\u011fi gibi iki alt\u0131da bir \u00fc\u00e7te bire e\u015fittir. Bir \u00fc\u00e7te bir ise babaya kar\u015f\u0131 bir annenin pay\u0131d\u0131r. Demek oluyor ki \u00e7ocuklar\u0131n yak\u0131nl\u0131k derecesine g\u00f6re \u00e7ocuklar kar\u015f\u0131s\u0131nda anne-baba, baba kar\u015f\u0131s\u0131nda bir anne h\u00fckm\u00fcnde tutulmu\u015f ve ona g\u00f6re \u00fc\u00e7te bire e\u015fit olmak \u00fczere e\u015fit olarak birer alt\u0131da bir verilmi\u015f ve art\u0131k baban\u0131n anneye kar\u015f\u0131 erkekli\u011fi nazar-\u0131 itibara al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Ve bu nokta k\u0131y\u00e2s-\u0131 celiye (a\u00e7\u0131k k\u0131yasa) ayk\u0131r\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de k\u0131y\u00e2s-\u0131 hafiye (kapal\u0131 k\u0131yasa) uygundur ki, erkeklik hakk\u0131n\u0131n \u00e7ocuklar taraf\u0131ndan bulunmas\u0131n\u0131n gerekli bir sonucudur. Ve ikisine ortak olarak bir \u00fc\u00e7te bir takdir edilmeyip de birer alt\u0131da bir diye tahsis edilmesi de bu hikmetle ilgili olsa gerektir. Bunun i\u00e7in \u00e7ocuk, bir k\u0131z oldu\u011fu taktirde \u00e7ocuklar taraf\u0131ndaki erkeklik hakk\u0131n\u0131 tamamlayamad\u0131\u011f\u0131ndan bunu baba tamamlar da, iki alt\u0131da birle bir yar\u0131mdan kalan k\u0131sm\u0131 yine baba do\u011frudan do\u011fruya bir erkek olarak al\u0131r ki, buna asebelik ile birlikte hisse alma denilir. Bu \u015fekil \u00fczere koca ve kar\u0131 kelale (akrabal\u0131\u011f\u0131 uzaktan olma) miraslar\u0131nda da kural\u0131n\u0131n uygulanmas\u0131 bellidir.<\/p>\n<p>Ve e\u011fer \u00f6len kimsenin \u00e7ocu\u011fu bulunmad\u0131\u011f\u0131 halde iki veya daha fazla karde\u015fleri bulunursa, i\u015fter anne baba bir veya baba bir veya anneleri bir nas\u0131l karde\u015f olursa olsunlar bu durumda annenin hakk\u0131 alt\u0131da birdir. Karde\u015fler, annenin pay\u0131n\u0131 \u00fc\u00e7te birden alt\u0131da bire d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcrler. Ger\u00e7i karde\u015flerin akrabal\u0131\u011f\u0131 anneden uzakt\u0131r. Fakat iki veya daha fazla olduklar\u0131 zaman erkeklikleri dolay\u0131s\u0131yla anneye kar\u015f\u0131 bir \u00e7ocuk etkisini yaparlar. \u00dc\u00e7te bir, anne pay\u0131n\u0131n yar\u0131s\u0131n\u0131 kendilerine \u00e7ekmek i\u00e7in annenin pay\u0131n\u0131 alt\u0131da bire indirirler. Ger\u00e7i baba varsa bunlar\u0131 mirastan d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcp ellerinden alacaksa da anneye de engel olmu\u015f olurlar. Bir karde\u015f ise bunu yapamaz.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bu mirasla ilgili haklar, \u0130sl\u00e2m&#8217;a g\u00f6re yapabilece\u011fi, yani yapmas\u0131 ge\u00e7erli ve uygun olan bir vasiyetten veya bor\u00e7tan sonra sabit olur. Terikeye miras hakk\u0131n\u0131n etkisi derece itibar\u0131yla vasiyetten veya bor\u00e7tan sonrad\u0131r. Miras\u0131n vasiyetten sonra olmas\u0131, borcun da vasiyetten sonra zikredilmesi, g\u00f6sterir ki, \u00f6ncelik s\u0131ras\u0131na g\u00f6re ba\u015flayan tertip; \u00f6nce bor\u00e7, ikinci olarak vasiyyet, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak mirast\u0131r. S\u0131ralamada miras\u00e7\u0131 vasiyyeti, vasiyet de \u015f\u00e2yet bulunursa borcu takip edecektir. Bunu hat\u0131rlatmak i\u00e7in Hz. Ali, &#8220;Allah, vasiyyeti \u00f6nce zikretti. Fakat Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi ilk \u00f6nce borcun \u00f6denmesine h\u00fckmetti.&#8221; demi\u015ftir. Baz\u0131 tefsirler bu tertibin Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan anla\u015f\u0131lmad\u0131\u011f\u0131 zann\u0131nda bulunarak bu konuda bir \u00e7ok deliller ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerse de hi\u00e7birine l\u00fczum yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc kelimesinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re zikredilen \u015feyin tertibi sonuncudan ba\u015fta bulunana do\u011fru tabi\u00ee olarak cereyan etti\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, s\u00f6zde sonda bulunan kelimenin m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nde gelece\u011fi apa\u00e7\u0131kt\u0131r. denilseydi o zaman vasiyyetin, bor\u00e7tan \u00f6nce olmas\u0131 laz\u0131m gelirdi. Teredd\u00fcd\u00fc her terikede bor\u00e7 veya vasiyetin birle\u015fmesi zaruri olmad\u0131\u011f\u0131ndan ileri gelir. Bir de g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, vasiyet &#8220;vasiyyet etti\u011fi&#8221; diye kay\u0131tl\u0131, bor\u00e7 kay\u0131ts\u0131zd\u0131r. Demek ki, her vasiyyet, mirastan \u00f6nce de\u011fildir.<\/p>\n<p>Vasiyet edebilece\u011fi ge\u00e7erli bir vasiyyet veya \u0130bn\u00fc Kesir, \u0130bn\u00fc \u00c2mir, Ebu Bekr k\u0131r\u00e2etlerinde \u0131n \u00fcst\u00fcn harekesi ile okundu\u011funa g\u00f6re tavsiye olunur mendub bir vasiyyet \u00f6nceliklidir. Bu ise k\u0131sa oldu\u011fundan Hz. Peygamberin a\u00e7\u0131klamas\u0131 ile \u00fc\u00e7te bir olmak ve varislerinden birine olmamak \u00fczere tefsir edilmi\u015ftir. Bundan ba\u015fka kayd\u0131, vasiyyetin mirastan \u00f6nce ger\u00e7ekle\u015ftirilme gere\u011fini bildirdi\u011fi gibi, kayd\u0131 me\u015fru bir vasiyyet yapmaya te\u015fvik m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ifade eder. (Bakara s\u00fbresindeki, &#8220;Sizden birinize \u00f6l\u00fcm al\u00e2metleri belirdi\u011fi zaman, e\u011fer geriye mal b\u0131rakacaksa, babas\u0131na, anas\u0131na ve akrabas\u0131na mal\u0131n\u0131n \u00fc\u00e7te birinden \u00e7ok olmayacak \u015fekilde vasiyyet etmek farz k\u0131l\u0131nd\u0131.&#8221; (2\/180 \u00e2yetine bkz.). Fakat bor\u00e7, kay\u0131ts\u0131z oldu\u011fundan ikrar etmekle veya \u015fahit ile sabit olan herhangi bir bor\u00e7 b\u00fct\u00fcn terekeyi kapsasa bile, yine miras ve vasiyetten \u00f6nce verilmesi laz\u0131m gelir. Bununla beraber ikinci \u00e2yetinde bunun da bir kayd\u0131n\u0131 g\u00f6rece\u011fiz.<\/p>\n<p>Babalar\u0131n\u0131z ve o\u011fullar\u0131n\u0131z, bunlar\u0131n hangisi fayda a\u00e7\u0131s\u0131ndan size daha yak\u0131nd\u0131r, bunu bilmezsiniz. Bu b\u00f6l\u00fcm, bir taraftan yap\u0131lan vasiyyetin yerine getirilmesinin gerekli oldu\u011funu, bir taraftan da varislerin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 \u00fcst\u00fcn tutma ve tercih etme ve bir k\u0131sm\u0131n\u0131, k\u0131smen veya tamamen mahrum edecek bir vasiyyet yap\u0131lmamas\u0131n\u0131 hat\u0131rlat\u0131r ve ayn\u0131 zamanda \u00e7ocuklara g\u00f6re anne ve babaya az pay verilmesinin, \u015fanlar\u0131n\u0131n noksanl\u0131\u011f\u0131ndan meydana gelmedi\u011fi ve bundan dolay\u0131 onlara sayg\u0131 g\u00f6stermede kusur edilmemesini tavsiye etmekle anne ve babay\u0131 taltiftir(\u00f6d\u00fcllendirmektir). \u0130lk \u00f6nce vasiyyetin yerine getirilmesini hat\u0131rlat\u0131r. Yani vefat eden anne ve baban\u0131z olsun, z\u00fcrriyetiniz olsun, vasiyyet yapmay\u0131p size fazla mal b\u0131rakan\u0131 m\u0131, yoksa vasiyyet yap\u0131p mal\u0131 azaltmakla beraber sevaba sebep olan\u0131 m\u0131? Hangisi hakk\u0131n\u0131zda size daha faydal\u0131d\u0131r? Bunu siz belirleyemezsiniz, onu Allah bilir ve bildi\u011fi i\u00e7in vasiyyet yapan\u0131n faydas\u0131n\u0131n, daha yak\u0131n oldu\u011funu anlat\u0131yor ve yerine getirilmesini tavsiye ediyor. \u0130kinci olarak miras b\u0131rakanlara vasiyyet yapmalar\u0131n\u0131 hat\u0131rlatmakt\u0131r. Yani \u00f6l\u00fcme aday olup miras b\u0131rakacak olanlar! Size varis olacak atalar ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131z\u0131n hangisinin d\u00fcnya ve ahirette size daha faydal\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131 bilemezsiniz. Onun i\u00e7in varislerinizin baz\u0131s\u0131n\u0131 tercih ve baz\u0131s\u0131n\u0131 mahrum etmek i\u00e7in varise vasiyyet fikrinde bulunmay\u0131n\u0131z da Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n tavsiye etti\u011fi \u015fekil \u00fczere b\u0131rak\u0131n\u0131z. Ne bilirsiniz mahrum etmek istedi\u011finiz kimse belki sonunda sizin i\u00e7in daha faydal\u0131 olacakt\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2 &#8220;Varise vasiyyet yoktur.&#8221; hadis-i \u015ferifi ile a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r ki, ikinci \u00e2yette ile g\u00f6sterilecektir. B\u00fct\u00fcn bunlar Allah taraf\u0131ndan fariza olarak takdir ve tavsiye olunmu\u015ftur. Bu kay\u0131t da ba\u015fta fiiline ba\u011fl\u0131 olarak aradaki a\u00e7\u0131klamalar\u0131n hepsini kapsar. Bununla farz olu\u015fu bir defa daha peki\u015ftirilmi\u015ftir. Miras taksimi ilmi, i\u015fte bu farizalar\u0131n ilmidir. \u015e\u00fcphe yok ki bu farizalar\u0131 belirleyen ve size tavsiye eden Allah, ta ezelden beri \u00e2lim ve hakimdir. Bundan dolay\u0131 bunlar\u0131n hepsini, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n, ilim ve hikmeti ile farz ve takdir buyurmu\u015f oldu\u011funda d\u00fcnya ve ahiret fayda ve menfaatinize uygun bulundu\u011funda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe etmeyiniz. Bu payla\u015fman\u0131n do\u011fru oldu\u011funu, noksan akl\u0131n\u0131z kavramaz da &#8220;kad\u0131nlara hi\u00e7 verilmeseydi veya e\u015fit verilseydi, yahut \u015fu y\u00f6n\u00fc \u015f\u00f6yle olsayd\u0131&#8221; gibi d\u00fc\u015f\u00fcncelere saplanacak olursa, onu Allah&#8217;\u0131n ilmine havale ediniz ve gere\u011fi ile amel ediniz.<\/p>\n<p>12- &#8220;Sizin terekenizden o kad\u0131nlara sekizde bir hisse vard\u0131r&#8230;&#8221; Kocas\u0131 vefat eden kad\u0131nlara bu \u015fekilde terekeden miras ay\u0131rmakla Bakara s\u00fbresindeki &#8220;\u0130\u00e7inizden \u00f6l\u00fcp de geride e\u015fler b\u0131rakan erkekler, kad\u0131nlar\u0131n\u0131n, evlerinden \u00e7\u0131kar\u0131lmayarak, bir y\u0131la kadar bak\u0131lmas\u0131n\u0131 vasiyet etsinler&#8230; &#8221; (Bakara 2\/240) \u00e2yetindeki iddet nafakas\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fc kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. (Bu \u00e2yetin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>E\u011fer \u00f6len bir erkek veya kad\u0131n\u0131n usul ve furu\u00fb olmay\u0131p, kendisine zay\u0131f bir derece ile Kelale olarak varis olunuyor da kendisinin bir erkek veya k\u0131zkarde\u015fi bulunuyorsa, bunlardan her birinin miras pay\u0131 terekenin alt\u0131da biridir. E\u011fer mevcut olan karde\u015fler bundan daha \u00e7ok iseler, bu durumda karde\u015fler miras\u0131n \u00fc\u00e7te birini aralar\u0131nda e\u015fit olarak taksim ederler &#8220;erke\u011fe iki kad\u0131n pay\u0131 kadar&#8221; de\u011fil, \u00e7\u00fcnk\u00fc buradaki erkek ve k\u0131z karde\u015ften maksat, \u00e2limlerin ittifak\u0131 ile anne bir karde\u015flerdir. Bunun i\u00e7in vas\u0131flar\u0131nda erkeklik h\u00fckm\u00fc yoktur. En y\u00fcksek paylar\u0131n\u0131n \u00fc\u00e7te bir olmas\u0131 da anne yerini tuttuklar\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Di\u011fer karde\u015flerle ilgili h\u00fck\u00fcmler, s\u00fbrenin sonunda gelecektir. (Oraya bak\u0131n\u0131z)<\/p>\n<p>KEL\u00c2LE: Baba, anne ve \u00e7ocuk y\u00f6nlerinden ba\u015fka olan, yani ata ve \u00e7ocuk zincirini olu\u015fturan soy dire\u011finin d\u0131\u015f\u0131nda bulunan akrabal\u0131k demektir. Bu kelime, asl\u0131nda yorulup kuvvetten d\u00fc\u015fmek veya etraftan ku\u015fat\u0131lmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na bir masdar olup birincisinde kelal (zay\u0131fl\u0131k), ikincide iklil (ta\u00e7) ile aralar\u0131nda ili\u015fki vard\u0131r. Bu yak\u0131nl\u0131k baba ve \u00e7ocuk yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131na oranla zay\u0131f veya onun ba\u015f\u0131n\u0131 yahut etraf\u0131n\u0131 sarm\u0131\u015f bulundu\u011fundan bu isim ile adland\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Karabet, yak\u0131nl\u0131k sahibi m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi gibi, kelale de kelale sahibi m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak ne \u00e7ocuk ne de baba ve anne b\u0131rakmam\u0131\u015f olan m\u00fbrise (kendisine varis olunan kimseye); bir de ne \u00e7ocuk, ne baba ve ne de anne olmayarak kalan miras\u00e7\u0131ya da (kelale) denilir. Mesela: Karde\u015flik bir kelale, usul ve f\u00fcr\u00fbdan bir \u015fey b\u0131rakmadan \u00f6len karde\u015f bir kelale, onun arkas\u0131nda kalan karde\u015f, amca, hala ve di\u011ferleri de hep kelaledir. Bu \u00e2yetteki de birinci m\u00e2n\u00e2 ile temyiz, kel\u00e2le sahibi m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re de hal veya nin haberi olur. Birincisinde miras y\u00f6n\u00fcn\u00fc, ikincide ise varis veya miras b\u0131rakan\u0131n durumunu g\u00f6sterir ki, netice olarak h\u00fck\u00fcm birdir. Kelalenin tefsirinde sahabenin s\u00f6yledi\u011fi s\u00f6zler ve m\u00fcnaka\u015falar\u0131 \u00e7oktur. Hz. Ebu Bekir es-S\u0131dd\u0131k (r.a.)&#8217;\u0131n benimsedi\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re kelale, anne ve baba ve \u00e7ocuklardan ba\u015fkas\u0131d\u0131r. En se\u00e7kin ve sahih s\u00f6z de budur. Hz. \u00d6mer (r.a.) &#8220;Kelale, \u00e7ocuklardan ba\u015fkas\u0131d\u0131r.&#8221; dermi\u015f. Ve soruldu\u011fu zaman: &#8220;Ben kelale, \u00e7ocuklar\u0131 olmayand\u0131r g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde bulunuyorum, bu konuda Ebu Bekir&#8217;e kar\u015f\u0131 gelmekten utan\u0131yorum. Kelale baba ve \u00e7ocuklardan ba\u015fkas\u0131d\u0131r.&#8221; dedi\u011fi de rivayet edilmi\u015ftir. Kelale, miras\u0131 bir burada, bir de s\u00fbrenin sonunda vard\u0131r. Hz. \u00d6mer, oradaki &#8220;onun \u00e7ocu\u011fu yoktur&#8221; kayd\u0131n\u0131 kelalenin tan\u0131mlamas\u0131na bir i\u015faret gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrm\u00fc\u015f.<\/p>\n<p>Hem vasiyyetin ve hem borcun kayd\u0131d\u0131r. Yani vasiyyet veya bor\u00e7 ki varislere zarar vermeye kalk\u0131\u015f\u0131lmayarak yap\u0131lm\u0131\u015f olsun. Bu bak\u0131mdan \u00f6nce varislerden hi\u00e7birine vasiyyet ge\u00e7erli olmaz, zararl\u0131 olur. Bunun di\u011ferlerine zarar oldu\u011fu ve hak ettikleri miras pay\u0131n\u0131 bozaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Demek ki bu kay\u0131t ile bu miras \u00e2yetleri \u00e2yetindeki vasiyet h\u00fckm\u00fcn\u00fc, kald\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Dikkat ediniz, hi\u00e7bir varise vasiyyet yoktur.&#8221; hadis-i \u015ferifi de bu h\u00fckm\u00fcn kald\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde yabanc\u0131ya veya varis olmayan akrabalara da mal\u0131n \u00fc\u00e7te birinden fazla vasiyyet ge\u00e7erli olmaz, varislerin m\u00fcsadelerine ba\u011fl\u0131 olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc peygamber taraf\u0131ndan yap\u0131lm\u0131\u015f olan vasiyyet, mal\u0131n \u00fc\u00e7te biri olarak a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Fazlas\u0131, varislere zarar vermektir. Vasiyyet, ne kadar olmal\u0131d\u0131r? Sorusuna kar\u015f\u0131 Hz. Peygamber (s.a.v.) bir me\u015fhur hadiste: &#8220;\u00dc\u00e7te bir, \u00fc\u00e7te bir de \u00e7oktur. Varislerini zengin olarak b\u0131rakman, onlar\u0131 fakirlik ve ihtiya\u00e7 i\u00e7inde b\u0131rakmandan hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221; Bundan dolay\u0131 mal\u0131 az olanlar\u0131n \u00fc\u00e7te birini vasiyyet etmeleri bile ho\u015f kar\u015f\u0131lanm\u0131yor. Vasiyyetin b\u00f6yle mal\u0131n \u00fc\u00e7te birinden ge\u00e7erli olmas\u0131 da, \u00f6l\u00fcm hastal\u0131\u011f\u0131ndaki bir kimsenin varislerine kar\u015f\u0131 hukuki durumunun, miras a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir erke\u011fe kar\u015f\u0131 bir kad\u0131n\u0131n durumuna benzedi\u011fini anlat\u0131r. kural\u0131 h\u00fck\u00fcm a\u00e7\u0131s\u0131ndan bunda da ge\u00e7erlidir. Terekenin \u00fc\u00e7te bire \u00f6l\u00fc i\u00e7in vasiyyet hakk\u0131, \u00fc\u00e7te ikisi varislere miras hakk\u0131 oluyor. Borcun varislere zarar verme kasd\u0131 ile olmas\u0131na gelince, bu da \u00f6l\u00fcm hastal\u0131\u011f\u0131nda yalan yere bor\u00e7 ikrar etmesi ile olur. Bunun i\u00e7in, \u00f6l\u00fcm yata\u011f\u0131nda yaln\u0131z ikrar ile sabit olan bor\u00e7, mirastan \u00f6nce \u00f6denmez, varisin iznine ba\u011fl\u0131 olur. \u0130\u015fte bu zarar verme kayd\u0131n\u0131n burada zikredilmesi, kelale varislerine zarar vermesi kasd\u0131 \u00e7o\u011funlukla m\u00fcmk\u00fcn olmas\u0131ndan ileri gelir.<\/p>\n<p>Allah Te\u00e2l\u00e2 bunlar\u0131, kendi taraf\u0131ndan bir vasiyyet olarak emir ve tavsiye ediyor. Bu da \u00f6b\u00fcr \u00e2yetteki gibidir. Ve bununla hem m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan iki durumun farkl\u0131 olmas\u0131na uygun birer peki\u015ftirme yap\u0131lm\u0131\u015f, hem de bu \u00e2yetin sonundan, \u00f6nceki \u00e2yetin ba\u015f\u0131na bir &#8220;son taraf\u0131 ba\u015f tarafa geri \u00e7evirmek&#8221; g\u00fczel edeb\u00ee sanat\u0131 g\u00f6sterilmi\u015ftir. Allah her \u015feyi bilendir. Zarar verme kasd\u0131nda bulunanlar\u0131 bilir, fakat h\u00e2lim (sab\u0131rl\u0131) oldu\u011fundan ceza vermede acele etmez. Bundan dolay\u0131 bu hilme (yumu\u015fak muameleye) aldan\u0131p zarar vermeye kalk\u0131\u015fmamal\u0131, yap\u0131lacak olan vasiyyeti Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in yapmal\u0131, Allah&#8217;\u0131n vasiyyetlerine uygun hareket etmelidir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>13- \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bu h\u00fck\u00fcmler, Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu h\u00fck\u00fcmler ve \u00e7izdi\u011fi s\u0131n\u0131rlard\u0131r. Kim Allah&#8217;a ve Peygamberine it\u00e2at ederse Allah onu altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebed\u00ee olarak kalacaklard\u0131r. \u0130\u015fte b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015f budur.<\/p>\n<p>14- Kim de Allah&#8217;a ve Peygamberine isyan eder ve Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu s\u0131n\u0131rlar\u0131 a\u015farsa Allah onu da ebed\u00ee kalaca\u011f\u0131 cehennem ate\u015fine koyar. Onun i\u00e7in al\u00e7alt\u0131c\u0131 bir azab vard\u0131r.<\/p>\n<p>15- Kad\u0131nlar\u0131n\u0131zdan zina edenlere kar\u015f\u0131, i\u00e7inizden d\u00f6rt \u015fahit getirin. E\u011fer onlar, \u015fahitlik yaparlarsa, bu kad\u0131nlar\u0131, \u00f6l\u00fcm al\u0131p g\u00f6t\u00fcr\u00fcnceye kadar veya Allah onlara bir \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu a\u00e7\u0131ncaya kadar evlerde hapsedin.<\/p>\n<p>16- Sizlerden zina edenlerin her ikisine de eziyet edin. E\u011fer onlar tevbe edip kendilerini \u0131slah ederlerse onlardan vazge\u00e7in. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah tevbeleri kabul eden ve \u00e7ok merhamet edendir.<\/p>\n<p>17- Ancak Allah&#8217;\u0131n kabul etmesini vaad buyurdu\u011fu tevbe, o kimseler i\u00e7indir ki, bilmeyerek g\u00fcnah i\u015fleyip hemen tevbe edenlerin tevbesidir. \u0130\u015fte Allah bunlar\u0131n tevbelerini kabul eder. Allah al\u00eemdir hak\u00eemdir. (Her \u015feyi bilendir, hikmet sahibidir).<\/p>\n<p>18- Yoksa g\u00fcnah i\u015fleyip de kendisine \u00f6l\u00fcm gelince: &#8220;\u0130\u015fte ben \u015fimdi tevbe ettim.&#8221; diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. K\u00e2fir olarak \u00f6lenlerin de tevbeleri kabul edilmez. \u0130\u015fte bunlara ahirette can yak\u0131c\u0131 bir azap haz\u0131rlam\u0131\u015f\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>13-14-15-FAH\u0130\u015eE: Haddini a\u015fm\u0131\u015f, pek \u00e7irkin, a\u015f\u0131r\u0131 edepsizlik demektir. &#8220;El-Fahi\u015fe&#8221; de zinan\u0131n bir ismidir.<\/p>\n<p>Kad\u0131nlar\u0131n\u0131zdan yani m\u00fcsl\u00fcman kad\u0131nlar\u0131ndan zina yapanlar, Allah&#8217;\u0131n \u00e7izdi\u011fi nikah hududunu a\u015f\u0131p onun z\u0131dd\u0131 olan, o bilinen \u00e7ok k\u00f6t\u00fc i\u015fi kendi iste\u011fi ile yapanlar oldu mu siz erkeklerden \u015fahitlik etmeye ehil d\u00f6rt \u015fahidin o kad\u0131nlara kar\u015f\u0131 \u015fahitlik etmeleriyle ispatlamay\u0131 isteyiniz olaydan sonra zaman a\u015f\u0131m\u0131 olmadan derhal \u015fahitlik ederlerse -ki bunda zaman a\u015f\u0131m\u0131 \u015fehirlerde bir ay, biraz uzak k\u00f6ylerde d\u00f6rt ve en fazla alt\u0131 ay olmak \u00fczere belirlenmi\u015ftir.- Kad\u0131nlar\u0131n bu \u015fekilde su\u00e7luluklar\u0131 sabit olduktan sonra o kad\u0131nlar\u0131, \u00f6l\u00fcm canlar\u0131n\u0131 al\u0131ncaya veya Allah kendilerine bir yol a\u00e7\u0131ncaya kadar evlerde hepsediniz. Bununla zina eden kad\u0131n\u0131n cezas\u0131, Allah&#8217;\u0131n di\u011fer bir h\u00fckm\u00fc ininceye kadar bir m\u00fcddet i\u00e7in &#8220;\u00f6l\u00fcnceye kadar ebed\u00ee hapis cezas\u0131&#8221; olmak \u00fczere belirlenmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 N\u00fbr s\u00fbresindeki: &#8220;Zina eden kad\u0131n ve zina eden erke\u011fin her birine y\u00fczer de\u011fnek vurun.&#8221; (N\u00fbr 24\/2) \u00e2yetleri indirilince bu ebed\u00ee hapis cezas\u0131 h\u00fck\u00fcms\u00fcz olmu\u015ftur ki kayd\u0131n\u0131n gere\u011fi de budur. \u015eahitlik hakk\u0131ndaki h\u00fck\u00fcm ise, zinan\u0131n tesbit edilmesi hususunda sa\u011flam bir esas olarak kalmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>16- Erkeklerden zina edenlere gelince: Sizden onu (zinay\u0131) yapanlar\u0131n ikisine de eziyet ediniz. Yani miktar\u0131 size b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f olmak \u00fczere s\u00f6zl\u00fc veya fiili azarlama ile terbiye ediniz. Burada diye ikil kipi ile ifade edilmesi kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011fa sebep olmu\u015ftur. M\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011fu bundan kasdedilenin, zina eden erkek ile zina eden kad\u0131n oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat bu \u015fekilde erke\u011fin cezas\u0131n\u0131n, kad\u0131ndan hafif olmas\u0131, kad\u0131n\u0131n m\u00fcebbet hapsinden ba\u015fka di\u011fer bir azarlama ile de cezaland\u0131r\u0131lmas\u0131 ve eziyetin hapsi de kapsad\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc takdirde de anlat\u0131mda tekrar bulunmas\u0131 laz\u0131m gelece\u011finden dolay\u0131 uygulamas\u0131nda \u00e2limler ihtilaf da etmi\u015flerdir. Baz\u0131lar\u0131, bu \u00e2yetin indirilmesi daha sonra olup \u00f6nce kad\u0131n hakk\u0131nda \u00e2yetinden anla\u015f\u0131lan m\u00e2n\u00e2 \u00fczere m\u00fcebbed hapsin h\u00fckm\u00fcn\u00fc kald\u0131rm\u0131\u015f ve daha sonra N\u00fbr s\u00fbresindeki \u00e2yet ile de burada kapal\u0131 olarak anlat\u0131lan azarlama, a\u00e7\u0131klanarak \u015fer&#8217;\u00ee cezaya \u00e7evrilmi\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, en uygun olan da bu olsa gerektir. Di\u011fer taraftan M\u00fccahid&#8217;den bu \u00e2yetin zina hakk\u0131nda de\u011fil, erkekler aras\u0131ndaki cinsel sap\u0131kl\u0131k hakk\u0131nda oldu\u011fu ve bundan dolay\u0131 iki erkekten ibaret bulundu\u011funu nakletmi\u015f. \u0130sfahanl\u0131 Ebu M\u00fcslim de bunu tercih etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>17- Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kesin olarak kabul edilmesini s\u00f6z verdi\u011fi ve taahh\u00fcd etti\u011fi tevbe, ancak bir cahillikle bilmeyerek g\u00fcnah i\u015fleyip de<\/p>\n<p>18- sonra \u00e7ok ge\u00e7meden tevbe eden, g\u00fcnah\u0131nda \u0131srar etmeyen kimselere aittir. Yoksa g\u00fcnahlar\u0131 i\u015fleyip i\u015fleyip de nih\u00e2yet her birine \u00f6l\u00fcm gelip \u00e7att\u0131\u011f\u0131 zaman ben \u015fimdi tevbe ettim, diyenlere bir de k\u00e2fir olarak \u00f6lenlere tevbe yoktur. \u015eu halde bu ikisi aras\u0131nda bulunan, yani bilerek g\u00fcnah i\u015fleyen, \u00e7ok ge\u00e7meden tevbe etmeyip g\u00fcnah i\u015flemeyi al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getiren ve b\u00f6yle iken can \u00e7eki\u015fme haline gelip hayattan \u00fcmidini kesmeden \u00f6nce tevbe edenlerin tevbelerinin kabul edilmesi kesin de\u011fildir. Allah&#8217;\u0131n iradesine kalm\u0131\u015ft\u0131r. Bu konudaki ara\u015ft\u0131rman\u0131n sonucu \u015fudur: Can \u00e7eki\u015fme durumundan \u00f6nce hen\u00fcz hayattan \u00fcmitsiz olmad\u0131\u011f\u0131 halde k\u00fcf\u00fcrden tevbe ile iman etmek ge\u00e7erlidir. Fakat can \u00e7eki\u015fme halinde hayattan \u00fcmit kesme durumunda k\u00fcf\u00fcrden tevbe etmek ve iman etmek ge\u00e7erli de\u011fildir. \u0130man ettikten sonra iyi amel yapabilecek bir zaman bulunmal\u0131d\u0131r. Fakat g\u00fcnah i\u015flemi\u015f m\u00fcminin son nefesindeki tevbesi de ge\u00e7erli olabilir. &#8220;Allah&#8217;\u0131n rahmetinden \u00fcmidinizi kesmeyiniz&#8230;&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/53) \u015eu kadar varki, tevbenin kabul edilece\u011fi de kesin olarak vaad edilmi\u015f de\u011fildir. Bu \u00e2yetler i\u015fte bunu anlatm\u0131\u015ft\u0131r. G\u00fcnahlar\u0131n akibeti, b\u00f6yle ac\u0131kl\u0131 azab, tevbenin h\u00fckm\u00fc de \u00f6yle oldu\u011fu i\u00e7in, evlenmekle ilgili haramlara a\u015fa\u011f\u0131daki \u015fekilde \u00e7ok dikkat etmek gerekir:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>19- Ey iman edenler! Kad\u0131nlara zorla varis olman\u0131z size helal de\u011fildir. Verdi\u011finiz mehrin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 kurtaracaks\u0131n\u0131z diye, onlar\u0131 s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rman\u0131z da helal de\u011fildir. Ancak a\u00e7\u0131k bir hayas\u0131zl\u0131k yapm\u0131\u015f olurlarsa ba\u015fka. Onlarla iyi ge\u00e7inin. E\u011fer kendilerinden ho\u015flanmad\u0131n\u0131zsa, olabilir ki, siz bir \u015feyden ho\u015flanmasan\u0131z da Allah onda bir \u00e7ok hay\u0131r takdir etmi\u015f bulunur.<\/p>\n<p>20- E\u011fer bir e\u015fi b\u0131rak\u0131p da yerine di\u011fer bir e\u015f almak isterseniz, \u00f6ncekine y\u00fcklerle mehir vermi\u015f de bulunsan\u0131z, ondan bir \u015fey geri almay\u0131n. O mal\u0131 bir iftira ve a\u00e7\u0131k bir g\u00fcnah isnad\u0131 yaparak geri al\u0131r m\u0131s\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>21- Birbirinizle kayna\u015f\u0131p ba\u015fba\u015fa kalm\u0131\u015fken ve onlar sizden kuvvetli bir teminat alm\u0131\u015fken verdi\u011finizi nas\u0131l geri alabilirsiniz?<\/p>\n<p>22- Cahiliye devrinde ge\u00e7enler m\u00fcstesna, babalar\u0131n\u0131z\u0131n nikahlad\u0131\u011f\u0131 kad\u0131nlarla evlenmeyiniz. \u015e\u00fcphe yok ki o, pek \u00e7irkindi, i\u011fren\u00e7 idi, o ne fena bir \u00e2detti.<\/p>\n<p>23- Size \u015funlar\u0131 nikahlamak haram k\u0131l\u0131nd\u0131: Anneleriniz, k\u0131zlar\u0131n\u0131z, k\u0131z karde\u015fleriniz, halalar\u0131n\u0131z, teyzeleriniz, erkek ve k\u0131z karde\u015flerinizin k\u0131zlar\u0131, sizi emziren s\u00fct anneleriniz, s\u00fct k\u0131zkarde\u015fleriniz ve kar\u0131lar\u0131n\u0131z\u0131n anneleri, ve kendileri ile zifafa girdi\u011finiz kad\u0131nlar\u0131n\u0131zdan olan ve evlerinizde bulunan \u00fcvey k\u0131zlar\u0131n\u0131z. E\u011fer \u00fcvey k\u0131zlar\u0131n\u0131z\u0131n anneleri ile zifafa girmemi\u015fseniz onlarla evlenmenizde size bir g\u00fcnah yoktur. Sulb\u00fcn\u00fczden gelen (\u00f6z) o\u011fullar\u0131n\u0131z\u0131n han\u0131mlar\u0131 ile evlenmeniz ve iki k\u0131z karde\u015fi birlikte nikahlaman\u0131z da haramd\u0131r. Ancak cahiliyyet devrinde ge\u00e7en ge\u00e7mi\u015ftir. \u015e\u00fcphesiz ki Allah gafur (\u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131) ve \u00e7ok merhamet edicidir.<\/p>\n<p>19- &#8220;istemedikleri halde kad\u0131nlara zorla varis olman\u0131z size helal de\u011fildir.&#8221; Cahiliyyede bir gelenek varm\u0131\u015f: Bir adam yak\u0131nlar\u0131ndan biri vefat etti\u011fi zaman, kalan kar\u0131s\u0131n\u0131n veya \u00e7ad\u0131r\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcne elbisesini at\u0131p, &#8220;kendisine varis oldu\u011fum gibi kar\u0131s\u0131na da varis olaca\u011f\u0131m&#8221; dermi\u015f ve b\u00f6yle dedi mi, o kad\u0131na herkesten daha fazla hak sahibi olurmu\u015f; dilerse onu eski mehirden ba\u015fka bir mehir olmaks\u0131z\u0131n evlenirmi\u015f, dilerse ba\u015fkas\u0131 ile evlendirir, mehrini al\u0131r ve kad\u0131na ondan bir \u015fey vermezmi\u015f. Ve isterse \u00f6len kocas\u0131ndan alaca\u011f\u0131 olan mehirden vazge\u00e7irmek i\u00e7in &#8221; = ad\u0131l&#8221; yapar, yani kendisi onunla evlenmez, ba\u015fkas\u0131 ile evlenmesine de engel olurmu\u015f. E\u011fer kimse onun \u00fczerine abay\u0131 (elbiseyi) atmadan kad\u0131n kendi akrabalar\u0131n\u0131n yan\u0131na gidebilirse kendine sahip olabilirmi\u015f. Baz\u0131lar\u0131 da han\u0131m\u0131ndan ho\u015flanmaz ve bununla beraber kad\u0131n\u0131n mal\u0131 bulundu\u011fundan dolay\u0131, miras\u0131na konmak i\u00e7in zorla onu yan\u0131nda tutar, \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc g\u00f6zler, iyi ge\u00e7inmezlermi\u015f. \u0130\u015fte bu \u00e2yet ya \u00f6nceki sebep veya bu sebepten dolay\u0131 indirilmi\u015ftir. \u015eu halde \u00f6nceki sebebe g\u00f6re helal olmayan mirastan maksat, kad\u0131nlar\u0131n kendilerine miras\u00e7\u0131 olmakt\u0131r. Kad\u0131n miras\u00e7\u0131 olmaz. \u0130kinciye g\u00f6re de mallar\u0131na miras\u00e7\u0131 olmakt\u0131r. Yani zorla kad\u0131n\u0131 tutup mal\u0131na konmak da helal olmaz. Di\u011fer taraftan baz\u0131lar\u0131 da kad\u0131na ihtiyac\u0131 bulunmad\u0131\u011f\u0131 halde onunla evlenir, iyi ge\u00e7inemez, b\u0131rakmak da ister. Fakat mehrini, nafakas\u0131n\u0131 vermemek ve hulu&#8217; (belirli bir miktar para kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda kad\u0131n\u0131 bo\u015fanmaya) mecbur etmek i\u00e7in kad\u0131n\u0131 s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131rd\u0131. Bunlara kar\u015f\u0131 da \u015f\u00f6yle buyurulmu\u015ftur: Kad\u0131nlara verdi\u011finizin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 bile almak i\u00e7in kendilerine bask\u0131 yapmay\u0131n\u0131z, evlilik haklar\u0131ndan men etmeyiniz, ancak pek a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde, kar\u0131-koca aras\u0131n\u0131 bozacak a\u015f\u0131r\u0131 bir edepsizlik veya bir zina yapm\u0131\u015f olurlarsa ba\u015fka. Ancak o zaman ayr\u0131lmaya onlar sebep olacaklar\u0131ndan hulu&#8217; (bo\u015famaya kar\u015f\u0131l\u0131k bir mal) iste\u011finde mazeretli olabilirsiniz, yoksa yapmay\u0131n\u0131z. Kad\u0131nlar\u0131n\u0131zla \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n inkar etmeyece\u011fi uygun \u015fekilde iyi ge\u00e7ininiz. Burada maruftan maksat, yatak ve harcama hususlar\u0131nda insafl\u0131, s\u00f6zde, sohbette tatl\u0131 bulunmak gibi \u00f6zelliklerdir. E\u011fer kad\u0131nlar ho\u015funuza gitmez ve sohbetlerinden b\u0131karsan\u0131z olabilir ki, siz bir \u015feyden ho\u015flanmazs\u0131n\u0131z da Allah onda bir \u00e7ok hay\u0131rlar yaratm\u0131\u015f bulunur. Bundan dolay\u0131 onlar\u0131 yukarda oldu\u011fu gibi, kad\u0131nlar taraf\u0131ndan bir gerek olmaks\u0131z\u0131n yaln\u0131z nefsinizin ho\u015flanmamas\u0131ndan dolay\u0131 onlardan ayr\u0131lmaya kalk\u0131\u015fmay\u0131n\u0131z, ge\u00e7imlerine sabrediniz<\/p>\n<p>20- ve e\u011fer bir han\u0131m\u0131 bo\u015fay\u0131p yerine di\u011fer bir han\u0131mla evlenmek isterseniz o han\u0131mlardan birine y\u00fcklerle, yani \u00e7ok miktarda mal da vermi\u015f olsan\u0131z o verdi\u011finiz maldan hi\u00e7bir \u015fey almay\u0131n\u0131z. Siz o mal\u0131 kad\u0131na iftira ederek veya a\u00e7\u0131k bir vebal y\u00fckleyerek mi alacaks\u0131n\u0131z? Ne \u00e7irkindir, hi\u00e7 bu yap\u0131l\u0131r m\u0131?<\/p>\n<p>21- Hem nas\u0131l alabilirsiniz ki siz bundan \u00f6nce birbirinizle birle\u015ftiniz, ba\u015fba\u015fa kald\u0131n\u0131z. Bununla mehir kesinlik kazand\u0131, kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 al\u0131nd\u0131, size hizmet haklar\u0131 sabit oldu ve daha bir\u00e7ok \u015fey yap\u0131ld\u0131 ve onlar sizden bundan \u00f6nce pek kuvvetli bir s\u00f6z ve anla\u015fma da ald\u0131lar. Bu anla\u015fma, Allah&#8217;\u0131n emri ve Peygamberin s\u00fcnneti \u00fczere yap\u0131lan nikah akdi ve h\u00fck\u00fcmleridir ki, bununla &#8221; Ondan sonra ya kad\u0131nlar\u0131 iyilikle tutmak, ya g\u00fczellikle salmak vard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/229) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re hayat devam etti\u011fi m\u00fcddet\u00e7e g\u00fczel bir \u015fekilde arkada\u015fl\u0131k ve iyi ge\u00e7inme olamad\u0131\u011f\u0131 takdirde g\u00fczellikle memnun ederek bo\u015fama s\u00f6z\u00fc verilmi\u015ftir. Halbuki Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu s\u0131n\u0131rlara tecav\u00fcz edenler z\u00e2limler, s\u00f6z verdikten sonra anla\u015fmalar\u0131n\u0131 bozanlar ise zarar edenlerdir. &#8220;Kim s\u00fcnnetimi terkederse o benim \u00fcmmetimden de\u011fildir.&#8221; buyuran Hz. Peygamber de &#8220;Siz onlar\u0131 Allah&#8217;\u0131n emanetiyle ald\u0131n\u0131z ve Allah&#8217;\u0131n kelimesi ile helalland\u0131n\u0131z&#8221; y\u00fcksek a\u00e7\u0131klamas\u0131 ile bu anla\u015fman\u0131n a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131na i\u015faret etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>22-Bundan sonra nikah\u0131 helal olmay\u0131p haram olan kad\u0131nlarla helal olanlar\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131na ba\u015flan\u0131yor, \u015f\u00f6yle ki bir de atalar\u0131n\u0131z\u0131n, yani baba ve dedelerinizin nikah etmi\u015f oldu\u011fu kad\u0131nlar\u0131n \u00f6lm\u00fc\u015f gitmi\u015f olanlardan ba\u015fka hi\u00e7 birini nikah etmeyiniz, atan\u0131z\u0131n el s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc kad\u0131na el s\u00fcrmeyiniz.Cahiliyye devrinde ya\u015fayanlar, kad\u0131nlara varis olma meselesinden de anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra babalar\u0131n\u0131n han\u0131mlar\u0131 ile evlenirlermi\u015f. Bu \u00e2yet ile bu k\u00f6t\u00fc gelenek kay\u0131ts\u0131z ve \u015farts\u0131z yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Ve yayg\u0131n bir cahiliye gelene\u011fi oldu\u011fundan dolay\u0131 haram k\u0131l\u0131nan di\u011fer \u015feylerden \u00f6nce \u00f6zel bir \u015fekilde yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131 \u0130sl\u00e2m dininde baba ve dedelerin sahih nikah ile yaln\u0131z evlenme akdini yapt\u0131klar\u0131, el s\u00fcrmedikleri veya fasit (ge\u00e7ersiz) nikah ile nikah akdini yap\u0131p el s\u00fcrd\u00fckleri, yahut nikah akdi olmadan s\u00f6zle\u015fme yapt\u0131klar\u0131 kad\u0131nlardan hi\u00e7biri ile o\u011fullar\u0131 ve torunlar\u0131 evlenemezler. \u00c7\u00fcnk\u00fc nikah kelimesi, l\u00fcgatta birle\u015fme m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131ndan \u00f6t\u00fcr\u00fc, kuca\u011fa \u00e7ekmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131labilece\u011finden nikahl\u0131 kad\u0131nda bu da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir.<\/p>\n<p>\u0130stisnas\u0131 \u015fu iki m\u00e2n\u00e2y\u0131 g\u00f6steriyor: Birincisi, \u00f6lm\u00fc\u015f gitmi\u015f olan kad\u0131nlar\u0131n nikah edilmelerine imkan olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 &#8220;Deve i\u011fnenin deli\u011finden ge\u00e7inceye kadar&#8221; (A&#8217;raf, 7\/40) cinsinden imkans\u0131z bir \u015feye ba\u011fl\u0131 tutmak ile m\u00fcbah olma kap\u0131s\u0131n\u0131 tamamen kapamaktad\u0131r. \u0130kincisi de her nas\u0131lsa ge\u00e7mi\u015fte olan olmu\u015f, ge\u00e7en ge\u00e7mi\u015f, bundan sonra sak\u0131n yapmay\u0131n\u0131z; bir kerre olmu\u015f oldu, art\u0131k vaz ge\u00e7ilmez, tevbe edilmez san\u0131p da \u0131srar etmeyiniz, hemen ayr\u0131l\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu durum, yani o\u011fullar\u0131n, torunlar\u0131n atalar\u0131n\u0131n nikahl\u0131 kar\u0131lar\u0131 ile evlenmeleri pek \u00e7irkin bir \u015fey, bir fuhu\u015f nefret edilen ve bu\u011fzedilen ve pek k\u00f6t\u00fc bir yoldur. Ge\u00e7mi\u015fte de b\u00f6yle idi, bug\u00fcn ve yar\u0131n da b\u00f6yledir. Cahiliyye devrinde bile \u015feref ve itibar\u0131n\u0131 bilenler bundan nefret ederlerdi.<\/p>\n<p>23-\u015eimdi bundan ba\u015fka di\u011fer haram k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f han\u0131mlar\u0131 dinleyiniz: Ey m\u00fcminler! Size \u015funlar\u0131n nikah\u0131 haram k\u0131l\u0131nd\u0131:<\/p>\n<p>1- Anneleriniz, kendi anneleriniz, baban\u0131z\u0131n ve annenizin anneleri ve onlar\u0131n anneleri, nineleriniz. Atalar\u0131n han\u0131mlar\u0131n\u0131 nikah etmek kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z haram olunca, annelerin ve ninelerin haram oldu\u011fu da \u00f6ncelikle anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f ise de \u00f6nemine binaen \u00f6zellikle a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>2- K\u0131zlar\u0131n\u0131z ki ,gerek bizzat kendi \u00e7ocuklar\u0131n\u0131z olan k\u0131zlar, gerek o\u011fullar\u0131n\u0131z veya k\u0131zlar\u0131n\u0131z\u0131n k\u0131zlar\u0131 olan torunlar\u0131n\u0131z, gerekse torunlar\u0131n torunlar\u0131 k\u0131zlar&#8230;<\/p>\n<p>3- K\u0131z karde\u015fleriniz ki, gerek anne-baba bir, gerek baba bir, gerek anne bir b\u00fct\u00fcn k\u0131zkarde\u015fleriniz.<\/p>\n<p>4- Halalar\u0131n\u0131z yani babalar\u0131n\u0131z\u0131n, dedelerinizin k\u0131zkarde\u015fleri olan genel olarak b\u00fct\u00fcn halalar\u0131n\u0131z, bibileriniz.<\/p>\n<p>5- Teyzeleriniz, yani annelerinizin ve ninelerinizin k\u0131zkarde\u015fleri olan b\u00fcy\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck b\u00fct\u00fcn teyzeleriniz.<\/p>\n<p>6- Ve karde\u015finizin k\u0131zlar\u0131, gerek \u00e7ocuklar\u0131 ve gerek torunu olsun ye\u011fenleriniz.<\/p>\n<p>7- Ve k\u0131zkarde\u015flerinizin k\u0131zlar\u0131, ayn\u0131 \u015fekilde b\u00fct\u00fcn ye\u011fenleriniz.<\/p>\n<p>Buraya kadar a\u00e7\u0131klanan yedi mahrem (nikah d\u00fc\u015fmeyen yak\u0131n akraba) neseb y\u00f6n\u00fcnden yak\u0131n olan akrabalard\u0131r.<\/p>\n<p>8- Sizi emzirmi\u015f olan anneleriniz, yani s\u00fct anneleriniz ve nineleriniz&#8230;<\/p>\n<p>9- S\u00fctten k\u0131z karde\u015fleriniz, yani s\u00fct k\u0131zkarde\u015fleriniz.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00fct emzirenlere anne, emenlere karde\u015f denilmi\u015f olmas\u0131, bunlarda neseb vas\u0131flar\u0131 ve h\u00fck\u00fcmlerinin ge\u00e7erlili\u011fini gerektirir. S\u00fct anneler, s\u00fct k\u0131zkarde\u015fleri bulununca s\u00fct babalar, s\u00fct k\u0131zlar, s\u00fct halalar, s\u00fct teyzeler, s\u00fct karde\u015f ve k\u0131zlar\u0131 hep var demektir. Bundan dolay\u0131 s\u00fct emmeden dolay\u0131 haram olanlar\u0131n da bu k\u0131yas \u00fczere yukarda oldu\u011fu gibi yediye ula\u015faca\u011f\u0131 ve bu ikisinin s\u00f6ylenmesi ile yetinilmi\u015f olup geri kalanlar\u0131n zikredilmedi\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131r. Ger\u00e7i bir\u015feyin bildirildi\u011fi yerde baz\u0131 \u015feyleri zikretmemek hasr (daraltma) ifade ederse de delalet-i iltizamiyye (Bir lafz\u0131n vaz olundu\u011fu m\u00e2n\u00e2n\u0131n laz\u0131m\u0131na yani o m\u00e2n\u00e2 ile beraber bulunmas\u0131 zaruri olan di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2ya delaleti) ile i\u015faret bulununca di\u011fer m\u00e2n\u00e2lar\u0131n d\u00fc\u015fmesi s\u00f6z konusu olamaz.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten Hz. Peygamber (s.a.v.)bu i\u015fareti a\u00e7\u0131klamak veya bu kapal\u0131l\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in &#8220;Nesebden haram olanlar\u0131n hepsi, s\u00fct emmeden de haram olur.&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>10 &#8211; 14- Bundan dolay\u0131 burada &#8220;o ikisine mukayese et&#8221; me\u00e2linde bir i\u015faret ve icaz (k\u0131saltma) bulundu\u011fu ve bu \u015fekilde buraya kadar neseb ile yedi,s\u00fct emmeden de yedi olmak \u00fczere toplam olarak on d\u00f6rt nikah\u0131 d\u00fc\u015fmeyen kad\u0131n say\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu unutulmamal\u0131d\u0131r. Bundan sonra da evlenme ile meydana gelen akrabal\u0131ktan haram olanlara geliyoruz.<\/p>\n<p>15- Kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z kad\u0131nlar\u0131n\u0131z\u0131n, yani ister kendisiyle zifafa girmi\u015f oldu\u011funuz ve ister zifafa girmedi\u011finiz nikahl\u0131 han\u0131mlar\u0131n\u0131z\u0131n anneleri, kaynanalar\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>16- Kendisiyle birle\u015fti\u011finiz kad\u0131nlar\u0131n\u0131zdan do\u011fmu\u015f kar\u0131lar\u0131n\u0131zdan olma umumiyetle himayenizdeki \u00fcvey k\u0131zlar\u0131n\u0131z. E\u011fer anneleri ile cinsi temasta bulunmam\u0131\u015f iseniz \u00fcvey k\u0131zlar\u0131n\u0131zla evlenmenizde bir mahzur yoktur. Demek ki anneleriyle birle\u015fmek k\u0131zlar\u0131 haram k\u0131lar. K\u0131zlar\u0131 yaln\u0131z nikah etmek de annelerini haram k\u0131lar.<\/p>\n<p>17- Sulbun\u00fczden bizzat ve dolayl\u0131 olarak gelen o\u011fullar\u0131n\u0131z\u0131n e\u015fleri olan gelinleriniz ki, b\u00fct\u00fcn torunlar\u0131n e\u015flerini de kapsar. &#8220;s\u00fclb\u00fcn\u00fczden&#8221; kayd\u0131 ile, \u00fcvey o\u011fullar ve o\u011fulluklar (evlatl\u0131klar) bu h\u00fck\u00fcmden \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>18-19- \u0130ki k\u0131zkarde\u015fle bir arada evlenmeniz, ayn\u0131 \u015fekilde biri erkek say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirde di\u011feri ile evlenmesi caiz olmayan iki kad\u0131n\u0131n, mesela bir k\u0131zla halas\u0131n\u0131n veya teyzesinin birlikte nikah edilmesi de iki k\u0131zkarde\u015fin bir arada nikah edilmesi gibi haramd\u0131r. Bunun i\u00e7in Hz. Peygamber (s.a.v.) me\u015fhur bir hadisinde buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Bir kad\u0131n ne halas\u0131n\u0131n, ne teyzesinin ne karde\u015fin k\u0131z\u0131n\u0131n ne k\u0131zkarde\u015finin k\u0131z\u0131n\u0131n \u00fczerine nikah olunmaz&#8221;, ancak eski devirlerde ge\u00e7mi\u015f olanlar ba\u015fka. Onlardan dolay\u0131 sorumluluk yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u015fekilde evlenme Yakub (a.s.) \u015feriat\u0131nda vard\u0131. \u015e\u00fcphesiz ki Allah gafur (\u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayan), rahim (\u00e7ok merhamet eden)dir. Fakat \u015fimdi ve gelecekte bunlar yasak ve haramd\u0131rlar.<\/p>\n<p>24- Evli h\u00fcr kad\u0131nlar&#8230;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>24- Bir de harb esiri olarak sahibi bulundu\u011funuz cariyeler m\u00fcstesna, evli kad\u0131nlarla evlenmeniz de size haram k\u0131l\u0131nd\u0131. B\u00fct\u00fcn bunlar Allah&#8217;\u0131n \u00fczerinize farz k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 h\u00fck\u00fcmlerdir. Bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kalanlar ise iffetli olarak zina etmeksizin mallar\u0131n\u0131zla mehir vermek suretiyle evlenmek istemeniz size helal k\u0131l\u0131nd\u0131. O halde onlardan nikah ile faydalanman\u0131za kar\u015f\u0131l\u0131k mehirlerini kendilerine verin ki, bu farzd\u0131r. O mehri takdir edip kesinle\u015ftirdikten sonra birbirinizi raz\u0131 etmenizde bir mahzur yoktur. \u015e\u00fcphesiz ki Allah her \u015feyi \u00e7ok iyi bilendir, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>Harp esiri olarak sahip oldu\u011funuz cariyeler m\u00fcstesna olmak \u00fczere b\u00fct\u00fcn evli h\u00fcr kad\u0131nlar\u0131n hepsi de size haram k\u0131l\u0131nd\u0131. Bununla dan buraya kadar \u00f6zet olarak on be\u015f, uzun uzad\u0131ya a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131nda, yirmi, yirmi bir \u00e7e\u015fit kad\u0131nla evlenmek haram edilmi\u015f oldu. Demek ki gerek m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n, gerek z\u0131mmilerin ve gerek kendileri ile sava\u015f halinde bulunulan kimselerin nikah\u0131 alt\u0131nda bulunan ve h\u00fcr olan b\u00fct\u00fcn kad\u0131nlar\u0131n da genel olarak nikahlar\u0131 haramd\u0131r. Ancak sava\u015fta esir olup h\u00fcrriyetlerini kaybetmi\u015f bulunan cariyelerin nikah\u0131 genel olarak haram de\u011fildir.<\/p>\n<p>Buradaki on k\u0131r\u00e2etin hepsinde d\u0131n fethasiyle, bundan ba\u015fka yerlerde ise gerek ve gerek Kis\u00e2\u00ee k\u0131r\u00e2etinde \u0131n esresi ile, di\u011fer k\u0131r\u00e2etlerde yine fetha ile okunur. Biri dan ism-i meful (edilgen orta\u00e7), biri de ism-i fail (etken orta\u00e7) kipidir. \u0130hsan, lugatte sarpl\u0131k ve sa\u011flaml\u0131k demek olan &#8220;hasenet&#8221;ten t\u00fcremi\u015f olup bir yeri kale gibi sa\u011flam yapmak ve kocan\u0131n kar\u0131s\u0131n\u0131, nikah\u0131 d\u00fc\u015fen kimselerden korumak m\u00e2n\u00e2lar\u0131na m\u00fcteaddi (ge\u00e7i\u015fli), \u0131rz\u0131n\u0131 koruyup iffetli olmak veya evlenmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na laz\u0131m (ge\u00e7i\u015fsiz) olur. Kur&#8217;\u00e2nda da evlenme, veya h\u00fcrriyet veya \u0130sl\u00e2m veya iffet olmak \u00fczere d\u00f6rt m\u00e2n\u00e2 ile ilgili olup yerine g\u00f6re kendisine uygun d\u00fc\u015fen m\u00e2n\u00e2ya yorumlan\u0131r. Bundan dolay\u0131 burada muhsan\u00e2t evli yani kocas\u0131 olan ve istisnas\u0131 ipucu ile de h\u00fcr olan kad\u0131nlar demek oldu\u011fu apa\u00e7\u0131kt\u0131r. Yemin, asl\u0131nda sa\u011f el m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fundan milk-i yemininiz demek ellerinizle me\u015fru bir \u015fekilde hakk\u0131yla kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131z m\u00fclkleriniz demektir ki, en fazla k\u00f6le ve cariyelerde kullan\u0131l\u0131r. Burada s\u00f6z konusu, kad\u0131nlar oldu\u011fu i\u00e7in bundan maksat hakk\u0131yla sahip oldu\u011funuz k\u00f6le kad\u0131nlar demek oldu\u011fu da apa\u00e7\u0131k bellidir. Bunlar, kad\u0131nlardan istisna edilince geride yaln\u0131z h\u00fcr olanlar kal\u0131r. Ve genel \u015fekilde nikahlar\u0131 haram k\u0131l\u0131nan muhsanat\u0131n da h\u00fcr olan kocal\u0131 kad\u0131nlar, demek oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Demek olur ki, h\u00fcr olmayan kad\u0131nlar evlenmi\u015f olsalar da h\u00fcr kad\u0131nlar gibi genel \u015fekilde haram de\u011fildirler. Bunlar, \u00f6zel h\u00fck\u00fcmlere tabidirler. Bunlar\u0131n haram olanlar\u0131 bulunabilece\u011fi gibi helal olanlar\u0131 da bulunabilecektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00e2r\u00fc&#8217;l-harbdeki (\u0130sl\u00e2m\u0131n elinde olmayan, her zaman sava\u015f yeri olabilecek yer) kar\u0131l\u0131\u011f\u0131n ilk tutsakl\u0131k s\u0131ras\u0131nda h\u00fckm\u00fc kalkabilir de sahiplerine helal olurlar. Yoksa bundan, evlendirilmi\u015f k\u00f6le kad\u0131nlarla, nikah alt\u0131nda iken kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z sahiplerine helal olaca\u011f\u0131 gibi bir m\u00e2n\u00e2 anla\u015f\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Yani istisna, kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z haram olmaktan de\u011fil, genel olarak haram olmaktan \u00e7\u0131karmakt\u0131r. Olumsuzlu\u011fun kapsam\u0131 yolu ile k\u00f6le kad\u0131nlar\u0131n helal olduklar\u0131n\u0131 genelle\u015ftirmek i\u00e7in de\u011fil, kapsam\u0131 olumsuz k\u0131lmak yolu ile haraml\u0131\u011f\u0131n, hepsini i\u00e7ine almas\u0131n\u0131 \u00f6nlemek i\u00e7indir. Di\u011fer taraftan bu istisna bundan sonraki ikinci \u00e2yette a\u00e7\u0131klanacak m\u00e2n\u00e2ya bir \u00e7e\u015fit i\u015fareti de i\u00e7erir.<\/p>\n<p>Bu ibare yukar\u0131da ki &#8220;size haram k\u0131l\u0131nd\u0131&#8230;&#8221; h\u00fckm\u00fcne ba\u011fl\u0131d\u0131r. Yani yukar\u0131da oldu\u011fu gibi anlat\u0131lan kad\u0131nlar\u0131n haram k\u0131l\u0131nmas\u0131 \u00fczerinize kesin \u015fekilde yaz\u0131lm\u0131\u015f bir Allah yaz\u0131s\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131n nikah\u0131n\u0131n haram k\u0131l\u0131nmas\u0131 insana ait bir padi\u015fah buyru\u011fu de\u011fil, bir Allah buyru\u011fu gere\u011fidir. Nikah ba\u011f\u0131 ve muamelesinin \u015fahsa ait olan bir tak\u0131m sosyal, hukuki ve ahl\u00e2ki gerekleri vard\u0131r. Bu \u015fekli ile soydan ileri gelen evlenme yasa\u011f\u0131, yak\u0131n akrabal\u0131ktan ileri gelen evlenme yasa\u011f\u0131, s\u00fctten ileri gelen evlenme yasa\u011f\u0131 ve nikahla meydana gelen akrabal\u0131ktan ileri gelen evlenme yasa\u011f\u0131 ve evli olmaktan ileri gelen evlenme yasa\u011f\u0131, evlenmenin ve aile meydana getirmenin mahiyetinin gere\u011fi ve il\u00e2h\u00ee kanun ile \u00e7izilmi\u015f s\u0131n\u0131rlar ve temel haklard\u0131r.<\/p>\n<p>Bunlarla evlenmek haram k\u0131l\u0131nd\u0131 ve bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kalan kad\u0131nlar size helal k\u0131l\u0131nd\u0131 ki siz erkekler muhsin kendisini haramdan saklay\u0131p zina yapmadan, yani iffetinizi koruyarak ve zinadan sak\u0131narak mehir veya para olacak mallar\u0131n\u0131zla nikahlar\u0131n\u0131 veya m\u00fclkiyyetlerini isteyesiniz. Muhsin olmak, iffetini korumakt\u0131r ki buna ihsan veya nefsi tahsin etmek (kale gibi sa\u011flamla\u015ft\u0131rmak) da denilir. M\u00fcsafaha, &#8220;sefh&#8221; k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcretilmi\u015f m\u00fcfaale bab\u0131d\u0131r. Sefh, asl\u0131nda kan ve su kategorisi s\u0131v\u0131lar\u0131 d\u00f6k\u00fcp ak\u0131tmak demek oldu\u011fundan m\u00fcsafeha veya sifah, s\u0131rf suyunu bo\u015faltmak, yani her iki taraf\u0131n (kad\u0131n ve erke\u011fin) \u00fcreme ve t\u00fcreme maksad\u0131nda bulunmay\u0131p yaln\u0131z su ak\u0131tarak cinsel arzular\u0131n\u0131 gidermek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Ve bunun i\u00e7in zinaya sifah denilir. Demek olur ki, yukar\u0131da oldu\u011fu gibi kad\u0131nlar\u0131n helal k\u0131l\u0131nmas\u0131ndan esas maksat, yani nikah\u0131n ve odal\u0131k alman\u0131n me\u015fru olmas\u0131n\u0131n hikmeti, nefsi tahsin (kale gibi sa\u011flamla\u015ft\u0131rmak) ve \u00fcremedir. Nefsani arzular\u0131 gidermek de buna ba\u011fl\u0131d\u0131r. Yoksa yaln\u0131z \u015fehveti gidermek maksad\u0131 ile nikah veya cariye edinmek caiz de\u011fildir. Bu maksat da ya gizli veya a\u00e7\u0131k\u00e7a olur. Gizli olur, yani yaln\u0131z kalbde kal\u0131rsa nikah akdi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde sahih olsa da dini y\u00f6nden helal olmaz. Fakat g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde kapal\u0131 ve belirsiz olursa, mesela evlenme akdinin yaln\u0131z faydalanma maksad\u0131 ile oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylenir veya ge\u00e7ici bir m\u00fcddet ile s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131l\u0131rsa, bu \u015fekilde nikah hem dini a\u00e7\u0131dan, hem de hukuki a\u00e7\u0131dan ge\u00e7ersiz olur. Bundan dolay\u0131 kayd\u0131ndan tamamen anlar\u0131z ki, m\u00fct&#8217;a nikah\u0131, ba\u015fka bir ifade ile metres tutmak helal de\u011fildir, bir zinad\u0131r. Erkekle kad\u0131n aras\u0131ndaki do\u011fu\u015ftan var olan ili\u015fkinin yarat\u0131l\u0131\u015f hikmeti, hayat\u0131n ak\u0131c\u0131 suyunun, yaln\u0131z k\u0131s\u0131r bir zevk i\u00e7in yok edilmesi de\u011fil, &#8220;Ondan e\u015fini yaratan ve her ikisinden de bir\u00e7ok erkek ve kad\u0131n t\u00fcretip yery\u00fcz\u00fcne yayan.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/1) h\u00fckm\u00fcn\u00fcn tecellisidir. Bakara s\u00fbresinde &#8220;Kad\u0131nlar\u0131n\u0131z sizin tarlan\u0131zd\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/223) buyurulmu\u015ftur. Burada, &#8220;Kad\u0131nlar\u0131n\u0131z sizin e\u011flenceniz.&#8221; denilmemi\u015ftir. &#8220;Rabbimiz! Sen bunu bo\u015f yere yaratmad\u0131n.&#8221; (\u00c2li \u0130mran 3\/191), daha esas\u0131nda &#8220;Yery\u00fcz\u00fcnde ne varsa hepsini sizin i\u00e7in yaratan O&#8217;dur&#8221; (Bakara, 2\/29) \u00e2yetinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere insanlar\u0131n nefislerinde ve \u0131rzlar\u0131nda aslolan m\u00fcbah olmak de\u011fil, haram olmakt\u0131r. Ve bunun i\u00e7in burada da \u00f6nce haram k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f kad\u0131nlar say\u0131lm\u0131\u015f, daha sonra zina yapmaktan sak\u0131nmak ve evlenme gayesi \u00fczerine ve mallar kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda evlenmek istemeye m\u00fcsaade olunarak evlenmenin helal oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. K\u0131saca nikah, zinan\u0131n z\u0131dd\u0131d\u0131r. Zina bat\u0131l olup me\u015fru de\u011fildir. Yarat\u0131l\u0131\u015f gayesini de\u011fi\u015ftirmeye \u00e7al\u0131\u015fmaktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Nikah\u0131n, iyi niyetle ve ge\u00e7ici olmamak \u00fczere akdedilmesi laz\u0131md\u0131r. Bir de kayd\u0131 \u015funu g\u00f6steriyor ki, mehir nikah\u0131n gereklerindendir. Nikah denildi mi kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bir mal s\u00f6ylenmemi\u015f olsa bile mutlaka bir mehirden uzak olmayacakt\u0131r. Bundan dolay\u0131 bu \u015fartlar alt\u0131nda o hel\u00e2l kad\u0131nlardan herhangi birisinden faydalanmak isterseniz onlar\u0131n \u00fccretlerini, yani namuslar\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan mehirlerini bir farz olarak veriniz. Zifaf ile mehrin tamam\u0131 kocan\u0131n boynunun borcu olur. Bakara s\u00fbresinde zifaftan \u00f6nce bo\u015fanma ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f ise &#8220;Belirledi\u011finiz mehrin yar\u0131s\u0131n\u0131 kendilerine verin.&#8221; (Bakara, 2\/237) buyurulmu\u015ftu. \u00d6yle olmakla beraber mehir farz edilip belirlenip, adland\u0131r\u0131ld\u0131ktan sonra her ikinizin kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131zas\u0131 ile yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z indirim veya bor\u00e7tan kurtulmada g\u00fcnah yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc yukarda &#8220;Kad\u0131nlar\u0131n mehirlerini g\u00f6n\u00fcl ho\u015flu\u011fu ile verin. E\u011fer kendi istekleriyle mehrin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 size ba\u011f\u0131\u015flarlarsa onu afiyetle yeyin.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/4) buyurulmu\u015ftu. \u015e\u00fcphesiz ki, bunlar\u0131 b\u00f6yle emreden Allah al\u00eem (\u00e7ok iyi bilen) hak\u00eem (h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibi)dir. \u015eimdi \u00f6zellikle k\u00f6le kad\u0131nlar\u0131n nikah\u0131na gelelim:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>25- Sizden her kim h\u00fcr m\u00fcmin kad\u0131nlar\u0131 nikah edecek bir zenginli\u011fe g\u00fcc\u00fc yetmiyorsa, ona da ellerinizin alt\u0131ndaki m\u00fcmin cariyelerinizden efendilerinin r\u0131zas\u0131 ile nikahlamak var. Allah sizin iman\u0131n\u0131z\u0131 daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini \u00f6rfe g\u00f6re vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhu\u015f yaparlarsa, o vakit h\u00fcr kad\u0131nlar hakk\u0131nda gerekli bulunan cezan\u0131n yar\u0131s\u0131 kendilerine laz\u0131m gelir. Bu h\u00fck\u00fcmler, i\u00e7inizden g\u00fcnah i\u015flemekten korkanlarad\u0131r. Sabretmeniz ise, sizin i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Allah Gaf\u00fbrdur, Rahimdir (\u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir).<\/p>\n<p>25- Burada muhsenat, sahip olma kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 oldu\u011fundan h\u00fcr kad\u0131nlar m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Yani i\u00e7inizden her kim h\u00fcr kad\u0131n ve imanl\u0131 olan kad\u0131nlarla evlenecek fazla bir mali g\u00fcce sahip de\u011fil ise sahip oldu\u011funuz gen\u00e7 ve imanl\u0131 cariyelerinizden nikah etsin. H\u00fcr bir kad\u0131n\u0131 yoksa veya h\u00fcr kad\u0131n almaya mali g\u00fcc\u00fc yetmiyorsa m\u00fcmin cariye ile evlensin. \u00c7\u00fcnk\u00fc cariyenin masraf\u0131 azd\u0131r. Fakat her zaman m\u00fcmin kad\u0131n\u0131 tercih etmelidir. M\u00fcmin kad\u0131n ve cariye nikah\u0131n\u0131 mutlak surette bir al\u00e7akl\u0131k saymas\u0131n, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah iman\u0131n\u0131z\u0131 en iyi bilendir siz birbirinizdensiniz; m\u00fcminlerin h\u00fcr olanlar\u0131 ile olmayanlar\u0131n\u0131z bir dinden, bir cinstensiniz. \u0130yi niyetle onlarla evlenmek, gerekti\u011finde bir erkek i\u00e7in al\u00e7akl\u0131k de\u011fildir. Zina tehlikesi, daha b\u00fcy\u00fck bir al\u00e7akl\u0131kt\u0131r. \u015eu kadar var ki, cariyeleri h\u00fcr kad\u0131nlara tercih etmek de h\u00fcr kad\u0131nlar\u0131n haklar\u0131na tecav\u00fcz etmektir. Bunun i\u00e7in nikah\u0131 alt\u0131nda bir h\u00fcr m\u00fcmin kad\u0131n bulunan bir adam\u0131n, onun \u00fczerine cariye ile evlenmesi asla caiz olmayaca\u011f\u0131 gibi, bir m\u00fcmin h\u00fcr kad\u0131nla evlenebilme g\u00fcc\u00fcne sahip h\u00fcr bir erke\u011fin de cariye ile evlenmesi mekruh veya haramd\u0131r. Ve o zaman cariye nikah\u0131 bir a\u015fa\u011f\u0131l\u0131kt\u0131r. \u0130mam e\u015f-\u015eafi\u00ee hazretleri \u00e2yetin mefhum-i muhalifini g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurarak buna haram demi\u015f ise de \u0130mam-\u0131 \u00c2zam mekruh oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f, haram olan\u0131n yaln\u0131z h\u00fcr kad\u0131n \u00fczerine k\u00f6le kad\u0131nla evlenmeye kalk\u0131\u015fmak oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>K\u00f6le kad\u0131nla evlenmenin sahih olmas\u0131n\u0131n \u015fart\u0131na, h\u00fckm\u00fcne ve gayesine gelince cariyeleri sahiplerinin izni ile nikah ediniz ve mehirlerini veya nafakalar\u0131n\u0131 kendilerine iyi \u015fekilde g\u00fczelce veriniz ve bunlar\u0131 &#8220;Fuhu\u015fta bulunmayarak, gizli dost da edinmeyerek namuslu ya\u015fad\u0131klar\u0131 halde&#8230;&#8221; vas\u0131flar\u0131 ile vas\u0131flanm\u0131\u015f olmalar\u0131 \u00fczere, bu durumlar\u0131 ya\u015famalar\u0131 maksad\u0131 ile onlarla evleniniz.<\/p>\n<p>&#8220;Haden&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. Yani gizli dost tutmak demektir. Cahiliyye devrinde iki \u00e7e\u015fit zina vard\u0131. Birisi herkesin g\u00f6z\u00fc \u00f6n\u00fcnde a\u00e7\u0131ktan genelev i\u015fletmek, di\u011feri de birini dost tutarak \u00f6zel bir \u015fekilde gizlice zina etmekti. Ve bu \u015fekildeki zinalar, \u00e7o\u011funlukla cariyelerle yap\u0131l\u0131rd\u0131. \u0130sl\u00e2mda bunlar\u0131n ikisi de yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Dikkate de\u011ferdir ki, h\u00fcr kad\u0131nlara aid olan \u00e2yette, erkeklerin zinas\u0131, burada da kad\u0131nlar\u0131n zinas\u0131 a\u00e7\u0131k olarak yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu ise b\u00fcy\u00fck bir edeb ve belagati i\u00e7ermektedir.<\/p>\n<p>\u0130lk \u00f6nce h\u00fcr olan kad\u0131nlar\u0131n zinaya tenezz\u00fcl etmeyecekleri ve onlar hakk\u0131nda fuhu\u015f ve zina ihtimalini d\u00fc\u015f\u00fcnmek bile uygun olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve b\u00f6yle bir ihtimal olsa olsa erkekler y\u00fcz\u00fcnden ve erkeklerin iffetsizli\u011fi dolay\u0131s\u0131yla tasarlanabilece\u011fi, cariyelere gelince bunlar\u0131n zarurete binaen zina a\u015fa\u011f\u0131l\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015febilmeleri pek d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilen ve hatta cahiliyye devrinde \u00e2det oldu\u011fu ve bununla beraber bunun da yine erkeklerin ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131\u011f\u0131ndan meydana geldi\u011fi ve bu sefaleti (al\u00e7akl\u0131\u011f\u0131) kald\u0131rmak da erkeklerin elinde bulundu\u011fu, erkekler iyi niyetle hareket edip vazifelerini yerine getirdikleri takdirde bunlar\u0131n da bu sefaletten kurtulaca\u011f\u0131 ve bundan dolay\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n hep bu iffet ve iyili\u011finin gayesini takip etmelerinin gere\u011fi anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131, cariyeler evlenmekle iffetleri g\u00fcven alt\u0131na al\u0131nd\u0131ktan sonra fuhu\u015f yoluna girerler ve zina yaparlarsa o vakit bunlara da h\u00fcr kad\u0131nlara uygulanmas\u0131 vacib olan cezan\u0131n yar\u0131s\u0131 vacib olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u015fartlar alt\u0131nda mazeretleri kalmaz ve bununla beraber esir olduklar\u0131 m\u00fcddet\u00e7e h\u00fcr kad\u0131nlar seviyesinde de tutulamazlar. Bunun i\u00e7in cariye ile evlenmek i\u00e7inden \u015fehvetin \u00fcst\u00fcn gelmesi ile bozulmak, g\u00fcnaha girmek, zina tehlikesine d\u00fc\u015fmek korkusu bulunanlar hakk\u0131ndad\u0131r. Yoksa sabretmeniz hakk\u0131n\u0131zda daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. \u0130mam e\u015f-\u015eafi\u00ee hazretleri buradan ne h\u00fcr kad\u0131n ne cariye, hi\u00e7 evlenmemeniz daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r, ibadet nikahtan daha faziletlidir, m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlam\u0131\u015f ise de Hanef\u00ee imamlar\u0131n\u0131n dedi\u011fi gibi bunun cariye hakk\u0131nda oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Demek ki, mehir ve harcamaya g\u00fcc\u00fc yetenler i\u00e7in \u015fehvetin co\u015fmas\u0131 durumunda nikah vacibdir. Ve b\u00f6yle bir durumda h\u00fcr kad\u0131n\u0131n mehir ve nafakas\u0131na g\u00fcc\u00fc yetmiyecek olanlara bir cariye ile olsun evlenmesi vacibdir ve m\u00fcmin cariyeyi tercih etmesi de en az\u0131ndan mendubdur. \u00c7\u00fcnk\u00fc cariyelerin de sefaletten kurtulmalar\u0131 istenen bir husustur. Buna ise m\u00fcmin cariye hepsinden daha fazla lay\u0131kt\u0131r. Bundan dolay\u0131 evlenmenin vacib olmas\u0131 da ancak zina korkusu bulunanlar hakk\u0131ndad\u0131r. Bu korku olmad\u0131\u011f\u0131 takdirde cariye ile evlenmek, vacib olmak \u015f\u00f6yle dursun mendub bile de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu evlilikte bir taraftan h\u00fcr kad\u0131nlar\u0131n (itibardan) d\u00fc\u015fmelerine sebebiyyet vermek, di\u011fer taraftan neseb soylulu\u011funu ve \u00e7ocuklar\u0131n se\u00e7imini bozmak gibi sak\u0131ncalar\u0131 da vard\u0131r. Bunun i\u00e7in Hz. \u00d6mer (r.a.) &#8220;Cariye ile evlenen her hangi bir h\u00fcr, h\u00fcrriyetinin yar\u0131s\u0131n\u0131 kaybetmi\u015f olur.&#8221; demi\u015ftir. Fakat b\u00fct\u00fcn bu sak\u0131ncalar zina tehlikesine kar\u015f\u0131 hi\u00e7tir. \u00c7\u00fcnk\u00fc zina do\u011frudan do\u011fruya spermas\u0131n\u0131 yoketmek ve genel bir \u015fekilde gerek erkek ve gerek kad\u0131nlar i\u00e7in pis bir al\u00e7akl\u0131k ve insan t\u00fcr\u00fc i\u00e7in pek b\u00fcy\u00fck a\u015fa\u011f\u0131l\u0131kt\u0131r. Ve insandan ba\u015fka hayvanlar i\u00e7inde hi\u00e7biri di\u015fisini yaln\u0131z suyunu telef etmek i\u00e7in takip etmez. \u0130nsanlar, elinde hapsedilen erkek hayvanlar istisna edilirse kediler, k\u00f6pekler bile dahil olmak \u00fczere, hi\u00e7bir hayvan k\u00f6sn\u00fcmiyen di\u015fisine zorla sald\u0131rmaz ve i\u015fini yaln\u0131z a\u015f\u0131lama i\u00e7in yapar. Hatta develerin di\u015fi sidi\u011fini koklamas\u0131 a\u015f\u0131lanm\u0131\u015f olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 farketmek i\u00e7in oldu\u011fu bilinmektedir. \u00d6zetle hayvanlar\u0131n bile hayvanca birle\u015fmelerinde zina mahiyeti yoktur. Yarat\u0131l\u0131\u015f ve f\u0131tratlar\u0131, ba\u015fka bir ifade ile i\u00e7 g\u00fcd\u00fcleri buna f\u0131rsat vermez. Bu rezillik, bu k\u0131s\u0131rl\u0131k sevdas\u0131 insanl\u0131\u011f\u0131 hayvanlardan daha al\u00e7ak bir duruma d\u00fc\u015f\u00fcren bir belad\u0131r. Bu musibete d\u00fc\u015fmektense cariye ile olsun evlenmelidir. Bununla birlikte bu korku yoksa sab\u0131r daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Her ne kadar evlenmemede de \u00fcreme ve t\u00fcremeden mahrum olmak varsa da &#8220;Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir.&#8221; Halbuki zina edenler i\u00e7in ac\u0131kl\u0131 azab vard\u0131r. Bu a\u00e7\u0131klamadan sonra Allah&#8217;\u0131n rahmeti gere\u011fince kanun koyma hikmet ve maksad\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>26- Allah, sizlere bilmediklerinizi bildirmek, sizden \u00f6ncekilerin yollar\u0131n\u0131 size g\u00f6stermek ve tevbenizi kabul etmek istiyor. Allah, her \u015feyi \u00e7ok iyi bilendir, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>27- Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki \u015fehvetlerine uyanlar ise, sizin do\u011fru yoldan b\u00fcy\u00fck bir meyl ile sapman\u0131z\u0131 istiyorlar.<\/p>\n<p>28- Allah, din hususundaki a\u011f\u0131r teklifleri sizden hafifletmek istiyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan sab\u0131r ve tahamm\u00fcl bak\u0131m\u0131ndan zay\u0131f yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>26- Allah&#8217;\u0131n bu kanunu koymas\u0131ndan maksad\u0131, size helal ve haram\u0131 fark ettirip a\u00e7\u0131k\u00e7a anlatmak, sizi sizden \u00f6ncekilerin s\u00fcnnetlerine, yani tutup nimet ve mutlulu\u011fa erdikleri yollara hid\u00e2yetle yol g\u00f6stermek ve cahiliyye devrinde sizden \u015fefkatle bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 ve rahmetini \u00e7ekmi\u015f iken sizi \u0130sl\u00e2m ile b\u00f6yle do\u011fru yola \u00e7evirip g\u00fcnahlar\u0131n\u0131zdan tevbe ettirerek \u00fczerinize rahmet ve nimetlerini ardarda vermektir. Yani burada, &#8220;Sen, bizi do\u011fru yola ilet. Kendilerine nimet verdi\u011fin kimselerin yoluna. Gazaba u\u011frayanlar\u0131n ve sapanlar\u0131nkine de\u011fil.&#8221; (Fatiha, 1\/6-7) duas\u0131na \u00f6zel bir cevap vard\u0131r. Bu a\u00e7\u0131klanan helal ve haram h\u00fck\u00fcmleri tamamen yeni te\u015fri olunmu\u015f (kanun olarak vazedilmi\u015f) ve hi\u00e7 denenmemi\u015f bir yol de\u011fil, asl\u0131nda yarat\u0131l\u0131\u015f ve f\u0131trat\u0131n gere\u011fi olup sizden \u00f6ncekilerin nimet ve mutlulu\u011fa ermelerine sebep olmu\u015f denenmi\u015f ve sa\u011flam yollard\u0131r. Bundan \u00f6nce nimetten faydalanan peygamberler ve salihlerin mutluluklar\u0131 \u00f6zellikle bu yolda olmu\u015ftur. Bundan dolay\u0131 burada \u00f6nceki \u015feriatlar\u0131n pek g\u00fczel bir geli\u015fme ile yerle\u015ftirilmesi vard\u0131r. Bundan sapanlar\u0131n \u00fczerinden Allah&#8217;\u0131n g\u00f6zetimi \u00e7ekilir ve tekrar bu yola girenlere de Allah&#8217;\u0131n g\u00f6zetimi yeniden d\u00f6ner. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki, bir millet, kendisini de\u011fi\u015ftirmedik\u00e7e Allah onu de\u011fi\u015ftirmez.&#8221; (R&#8217;ad, 13\/11), &#8220;Sizden \u00f6ncekilerin yollar\u0131n\u0131 size g\u00f6stermek (istiyor).&#8221; y\u00fcce \u00e2yeti \u00f6nceki \u015feriatlardan baz\u0131 h\u00fck\u00fcmlerin onaylanmas\u0131na delalet etti\u011fi y\u00f6n\u00fcyle usul ilmindeki &#8220;Allah ve Resul\u00fc anlatt\u0131\u011f\u0131 takdirde bizden \u00f6ncekilerin \u015feriat\u0131, bizim i\u00e7in de \u015feriatt\u0131r.&#8221; kural\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtmi\u015f oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Ve yine \u015f\u00fcphe yoktur ki, burada bu onaylama yukarda oldu\u011fu gibi vahiy ve Allah&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klamas\u0131 ile olmu\u015ftur. Bununla beraber biz \u015funda da \u015f\u00fcphe etmiyoruz ki, burada vahy ile onaylamadan ba\u015fka; \u00f6zellikle peygamberlik devrinden sonras\u0131 i\u00e7in, h\u00fck\u00fcmlerin illetlerini (sebeplerini) \u00e7\u0131karmada tecr\u00fcbenin de b\u00fcy\u00fck bir \u00f6nemi bulundu\u011funa \u00f6zel bir i\u015faret vard\u0131r. Mutlaka te\u015fri\u00ee (kanun koyma) i\u00e7tihatlar\u0131nda yaln\u0131z kelimelerin delalet ettikleri m\u00e2n\u00e2 ile yetinilmeyip tecr\u00fcbe ile hayat\u0131n d\u0131\u015f ve hikmete ait ak\u0131\u015f\u0131n\u0131n da g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulmas\u0131 laz\u0131m gelecektir. &#8220;Ey ak\u0131l sahipleri ibret al\u0131n\u0131z.&#8221; (Ha\u015fr, 59\/2) emrinde bu nokta pek \u00f6nemli bir yer i\u015fgal etmi\u015ftir. \u015eu \u015fartla ki, her hususta oldu\u011fu gibi bunda da \u015fehvetten ve h\u0131rsla istemeden iyice sak\u0131nman\u0131n ve olaylara \u015fehvet maksad\u0131 ile bakmaman\u0131n da bir \u015fart oldu\u011fu \u015fimdi anla\u015f\u0131lacakt\u0131r. &#8220;Allah, \u00e2limdir, hakimdir.&#8221; Kanun koyma, bir irade eseri olmakla beraber Allah&#8217;\u0131n kanun koymas\u0131 ilim ve hikmet ile beraber bulunuyor. Allah&#8217;\u0131n Rahm\u00e2n olmas\u0131, sebeplerden \u00f6nce ise de Allah&#8217;\u0131n Rahim olmas\u0131, sebeplerin d\u00fczeni \u00fczerinde olur.<\/p>\n<p>27- O gafur (g\u00fcnahlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flayan) ve Rahim (merhamet eden) ve her\u015feyi bilen hikmet sahibi olan Allah, sizin tevbe ve durumunuzun d\u00fczelmesini g\u00f6r\u00fcp \u00fczerinizden devaml\u0131 olarak rahmet g\u00f6z\u00fcyle bakmak ve mutlu etmek istiyor. O \u015fehvetler (arzular) arkas\u0131nda ko\u015fup zevklerine tabi olanlar da b\u00fcy\u00fck bir sapma ile do\u011fru yoldan sapman\u0131z\u0131, kendilerine uyup haram, helal tan\u0131m\u0131yarak k\u00f6t\u00fcl\u00fck yollar\u0131nda dola\u015fman\u0131z\u0131 ve u\u00e7urumlara s\u00fcr\u00fcklenmenizi istiyorlar. Bundan dolay\u0131 siz b\u00f6yle g\u00fcnah i\u015fleyenlerin isteklerine uymay\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>28-\u0130ctihatlar\u0131n\u0131zda davran\u0131\u015f ve hareketlerinizde \u015fehvete de\u011fil, hikmete ve Allah&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klamalar\u0131na ve \u00f6n\u00fcn\u00fczde bulunan do\u011fru yolda gidenlerin ahl\u00e2k ve davran\u0131\u015flar\u0131na uyunuz ve \u0130sl\u00e2m\u0131n te\u015fr\u00ee ilminde (kanun koyma ilminde) pek b\u00fcy\u00fck bir esas olan \u015fu \u00e2yete bak\u0131n\u0131z: Allah Te\u00e2l\u00e2 sizden a\u011f\u0131r y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckleri kald\u0131r\u0131p sorumlulu\u011funuzu hafifletmek ister. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan zay\u0131f olarak yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131 kanun koyma konusunda nefsani arzulara uymak caiz olmad\u0131\u011f\u0131 gibi \u015fiddet ve bask\u0131 da caiz de\u011fildir. Burada &#8220;Rabbimiz! Bizden \u00f6ncekilere y\u00fckledi\u011fin gibi bize de a\u011f\u0131r bir y\u00fck y\u00fckleme!&#8221; (Bakara, 2\/286) dualar\u0131n\u0131n bir kabul olma i\u015fareti vard\u0131r ki, &#8220;Onlar\u0131n \u00fczerindeki a\u011f\u0131r y\u00fckleri ve kendilerini ba\u011flayan ba\u011flar\u0131 kald\u0131r\u0131r.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/157), &#8220;Allah size kolayl\u0131k diler, size zorluk dilemez.&#8221; (Bakara, 2\/185) &#8220;Dinde size bir g\u00fc\u00e7l\u00fck y\u00fcklemedi.&#8221; (Hac, 22\/78) \u00e2yetleri, ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;Ben size kolay ,toleransl\u0131 hanif dinini getirdim.&#8221; nebev\u00ee hadisi de hep bu kolayla\u015ft\u0131rma ve hafifletme d\u00fcsturunu ifade ediyor. \u0130nsanlar, zannettikleri gibi kuvvetli bir yarat\u0131k de\u011fildirler. \u015eiddete dayanamazlar, hafifletmeye muhta\u00e7t\u0131rlar ve \u0130sl\u00e2m dini, onlara bu hafifli\u011fi ba\u011f\u0131\u015flamak i\u00e7in gelmi\u015ftir. Bu esaslardan dolay\u0131 nikah hususunda da sertlik ve zorluklar g\u00f6sterilmemeli, zinaya ve suistimale (k\u00f6t\u00fcye kullanmaya) meydan vermemek i\u00e7in h\u00fck\u00fcmler ve nikah muameleleri kolayla\u015ft\u0131r\u0131lmal\u0131d\u0131r. \u0130bn\u00fc Abbas hazretlerinden riv\u00e2yet edilmi\u015ftir ki, o \u015f\u00f6yle demi\u015ftir:<\/p>\n<p>Nisa s\u00fbresinde sekiz \u00e2yet bu \u00fcmmet i\u00e7in g\u00fcne\u015fin \u00fczerine do\u011fdu\u011fu ve batt\u0131\u011f\u0131 \u015feylerin hepsinden hay\u0131rl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>1- (Nisa, 4\/26)<\/p>\n<p>2- (Nisa, 4\/27)<\/p>\n<p>3- (Nisa, 4\/28)<\/p>\n<p>4- (Nisa, 4\/31)<\/p>\n<p>5- (Nisa, 4\/48-116)<\/p>\n<p>6- (Nisa, 4\/40)<\/p>\n<p>7- (Nisa, 4\/110)<\/p>\n<p>8- (Nisa, 4\/147)<\/p>\n<p>Kanun koymakla ilgili bu esaslar, anla\u015f\u0131ld\u0131ktan sonra, nikah\u0131n mali g\u00fc\u00e7 ile \u00f6zel bir ili\u015fkisi bulunmas\u0131ndan dolay\u0131 mallar\u0131n kazan\u0131lmas\u0131 ve tasarruf edilmesi ile ilgili olmak \u00fczere ayr\u0131ca bir hitap ile buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>29- Ey iman edenler! Mallar\u0131n\u0131z\u0131 aran\u0131zda haks\u0131zl\u0131kla yemeyin. Ancak kendi r\u0131zan\u0131zla yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin can\u0131na k\u0131ymay\u0131n. \u015e\u00fcphesiz Allah, size kar\u015f\u0131 \u00e7ok merhametlidir.<\/p>\n<p>30- Kim, zul\u00fcm ve tecav\u00fcz yolu ile bu yasaklar\u0131 i\u015flerse, yak\u0131nda onu cehennem ate\u015fine ataca\u011f\u0131z. Onu ate\u015fe atmak da Allah&#8217;a pek kolayd\u0131r.<\/p>\n<p>31- E\u011fer siz, yasakland\u0131\u011f\u0131n\u0131z b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan sak\u0131n\u0131rsan\u0131z, di\u011fer kusurlar\u0131n\u0131z\u0131 \u00f6rter, sizi g\u00fczel bir makama koyar\u0131z.<\/p>\n<p>32- Bir de Allah&#8217;\u0131n baz\u0131n\u0131za, di\u011ferinden fazla verdi\u011fi \u015feyleri temenni etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vard\u0131r. Kad\u0131nlara da kendi kazand\u0131klar\u0131ndan bir pay vard\u0131r. \u0130steklerinizi Allah&#8217;\u0131n fazl\u0131ndan ve kereminden isteyin. Ger\u00e7ekten Allah her \u015feyi hakk\u0131yla bilendir.<\/p>\n<p>33- Anne, baba ve akrabalar\u0131n b\u0131rakt\u0131klar\u0131 her \u015fey i\u00e7in bir miras\u00e7\u0131 tayin ettik. Yemin akdiyle miras\u00e7\u0131 k\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n paylar\u0131n\u0131 da verin. \u015e\u00fcphesiz Allah, her \u015feye \u015fahittir.<\/p>\n<p>34- Erkekler, kad\u0131n \u00fczerine idareci ve hakimdirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah birini (cihad, imamet, miras gibi i\u015flerde) di\u011ferinden \u00fcst\u00fcn yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Bir de erkekler mallar\u0131ndan (aile fertlerine) harcamaktad\u0131rlar. \u0130yi kad\u0131nlar, itaatkar olanlar ve Allah&#8217;\u0131n korunmas\u0131n\u0131 emretti\u011fi \u015feyleri kocalar\u0131n\u0131n bulunmad\u0131\u011f\u0131 zamanlarda da koruyanlard\u0131r. Fenal\u0131k ve ge\u00e7imsizliklerinden korktu\u011funuz kad\u0131nlara gelince: \u00d6nce kendilerine \u00f6\u011f\u00fct verin, yataklar\u0131ndan ayr\u0131l\u0131n. Bunlar da fayda vermezse d\u00f6v\u00fcn. E\u011fer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye ba\u015fka bir bahane aramay\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah \u00e7ok y\u00fccedir, \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>35- E\u011fer kar\u0131-koca aras\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131lmas\u0131ndan endi\u015feye d\u00fc\u015ferseniz bir hakem erke\u011fin taraf\u0131ndan, bir hakem de kad\u0131n\u0131n ailesinden kendilerine g\u00f6nderin. Bu arabulucu hakemler ger\u00e7ekten bar\u0131\u015ft\u0131rmak isterlerse, Allah kar\u0131-koca aras\u0131ndaki darg\u0131nl\u0131k yerine ge\u00e7im verir. \u015e\u00fcphesiz ki Allah hakk\u0131yla bilendir, her \u015feyin asl\u0131ndan haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>36- Allah&#8217;a ibadet edin ve O&#8217;na hi\u00e7bir \u015feyi ortak ko\u015fmay\u0131n. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan kom\u015fulara, yak\u0131n kom\u015fulara, yan\u0131nda bulunan arkada\u015fa, yolda kalanlara, sahip oldu\u011funuz k\u00f6lelere iyilik edin. \u015e\u00fcphesiz Allah, kibirlenen ve \u00f6v\u00fcnen kimseyi sevmez.<\/p>\n<p>37- Onlar ki hem k\u0131skan\u0131r, cimrilik ederler, hem de herkese cimrilik tavsiye ederler ve Allah&#8217;\u0131n kendilerine l\u00fctfundan verdi\u011fi nimeti gizlerler. Biz k\u00e2firlere al\u00e7alt\u0131c\u0131 bir azap haz\u0131rlad\u0131k.<\/p>\n<p>38- Bunlar, Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman etmedikleri halde mallar\u0131n\u0131, insanlara g\u00f6steri\u015f yapmak i\u00e7in harcarlar. \u015eeytan kimin arkada\u015f\u0131 olursa, o ne k\u00f6t\u00fc arkada\u015ft\u0131r!<\/p>\n<p>39- Bunlar, Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman etselerdi ve Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi r\u0131z\u0131ktan g\u00f6steri\u015fsiz harcasalard\u0131 kendilerine ne zarar gelirdi? Allah onlar\u0131n s\u00f6z ve i\u015flerini \u00e7ok iyi bilendir.<\/p>\n<p>40- \u015e\u00fcphesiz ki Allah, hi\u00e7 kimseye zerre kadar zul\u00fcm etmez. E\u011fer yap\u0131lan iyilik zerre kadar da olsa, onun sevab\u0131n\u0131 kat kat art\u0131r\u0131r. Ve kendi kat\u0131ndan b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat verir.<\/p>\n<p>41- Her \u00fcmmetten bir \u015fahit getirdi\u011fimiz ve seni de onlar\u0131n \u00fczerine bir \u015fahit yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman bakal\u0131m k\u00e2firlerin hali ne olacak!..<\/p>\n<p>42- Allah&#8217;\u0131, inkar edip peygambere isyan edenler, o k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc yerle bir olmay\u0131 isterler. Allah&#8217;tan hi\u00e7bir s\u00f6z\u00fc gizleyemezler.<\/p>\n<p>29- Mallar\u0131n\u0131z\u0131 kendi aran\u0131zda -yani ister genel olarak ve ister kar\u0131-koca ve akraba aras\u0131nda haks\u0131z, me\u015fru olmayan bir \u015fekilde bo\u015fu bo\u015funa yemeyiniz. Ayr\u0131ca birbirinizin mal\u0131n\u0131 hakl\u0131 ve me\u015fru bir sebep olmaks\u0131z\u0131n almay\u0131n\u0131z. Hem de o mallar\u0131 bo\u015f yere harcamay\u0131n\u0131z. Bakara s\u00fbresindeki &#8220;Birbirinizin mallar\u0131n\u0131 haks\u0131z yere yemeyin. \u0130nsanlar\u0131n bir k\u0131s\u0131m mallar\u0131n\u0131 bile bile g\u00fcnaha girerek yemek i\u00e7in onlar\u0131 hakimlere aktarmay\u0131n.&#8221; (Bakara, 2\/188) \u00e2yetine bak\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Bat\u0131l : H\u0131rs\u0131zl\u0131k, hainlik, gasbetmek, kumar, faiz, ge\u00e7ersiz (haks\u0131z) de\u011fi\u015ftirmeler ve sefihlik, israf ve b\u00fct\u00fcn me\u015fru olmayan sebepler ve maksatlar\u0131n hepsini, yani hem kazanma sebebini ve hem harcama \u015feklini kapsar.<\/p>\n<p>Ancak o mallar\u0131n aran\u0131zdaki kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131zadan elde edilen bir ticaret olmas\u0131 m\u00fcstesna. Yahut As\u0131m, Hamza, Kis\u00e2i, Halef-i \u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinden ba\u015fka k\u0131r\u00e2etlerde \u00f6treli okundu\u011funa g\u00f6re, ancak aran\u0131zda kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131zadan meydana gelen bir ticaretin bulunmas\u0131 ba\u015fka, bundan ve bunu yemekten nehyedilmi\u015f de\u011filsiniz. Bu istisnan\u0131n kendinden \u00f6nceki h\u00fck\u00fcms\u00fcz muamelelere m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131s\u0131ndan dahil olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 istisna-i munkati (\u00f6nceki c\u00fcmle ile ili\u015fisi olmayan istisna) oldu\u011fu ve bundan dolay\u0131 s\u0131n\u0131rlama m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmedi\u011fi ve \u015fu ticaretten ba\u015fka, ba\u011f\u0131\u015f, sadaka, temlik (birine m\u00fclk kazand\u0131rma), m\u00fcbah k\u0131lma ve miras gibi di\u011fer me\u015fru sebeplerin varl\u0131\u011f\u0131na engel olmayaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131klan\u0131yor. Ticaretin \u00f6zellikle zikredilmesine gelince: Bunun hikmeti olarak deniliyor ki: Bununla ticaretin m\u00fclkiyet sebepleri i\u00e7inde en \u00f6nemli ve en fazla vuku bulan bir esas ve \u015feref sahipleri i\u00e7in en uygun bir kazan\u00e7 yolu oldu\u011fu anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Biz buna \u015funu da ilave edece\u011fiz:<\/p>\n<p>Birincisi, bunlar yaln\u0131z hukuki a\u00e7\u0131dan anla\u015f\u0131lan hususlard\u0131r. Halbuki \u00e2yetin geli\u015fi, evlenme ve harcama i\u00e7in mali haz\u0131rl\u0131klarla da ilgili oldu\u011fundan daha fazla iktisadi y\u00f6n\u00fc de vard\u0131r. Yani mallar\u0131n elde edilmesi, me\u015fru vas\u0131talarla olsa dahi harcamalar\u0131nda iktisatl\u0131 davranmak ve haz\u0131r mal yemek sevdas\u0131nda bulunulmay\u0131p eldeki mallar\u0131n \u00e7o\u011falt\u0131lmas\u0131 ve zaruri bir sebep olmad\u0131k\u00e7a sermayeye dokunmay\u0131p gelirinden ve k\u00e2r\u0131ndan yenilmesi, ve bu arada \u00f6zellikle ticarete \u00f6zen g\u00f6sterme, ticaret esnas\u0131nda da kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131za esas\u0131na iyi ri\u00e2yet etmek ve bu durumda ba\u015fkalar\u0131n\u0131n mallar\u0131 \u015f\u00f6yle dursun, kendi mallar\u0131n\u0131n bile bo\u015fu bo\u015funa yenip yedirilmemesinin gerekli oldu\u011fu hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak, istisna-i m\u00fcnkati bu kuruntunun ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131 i\u00e7in \u00f6nceki c\u00fcmlenin h\u00fckm\u00fcnden ay\u0131rmak yerinde bulunaca\u011f\u0131ndan burada hukuki ve \u015fer&#8217;\u00ee a\u00e7\u0131dan \u00f6nemli bir problemin halledilmesi de vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc yaln\u0131z ak\u0131l yoluyla yap\u0131lan mukayese ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, ticaret kazan\u00e7 maksad\u0131yla mal de\u011fi\u015fimi demek oldu\u011funa, mal de\u011fi\u015fiminin m\u00e2n\u00e2s\u0131 ise tam bir e\u015fitlik m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 kapsad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, herhangi bir mal de\u011fi\u015fiminde bir taraf\u0131n bir k\u00e2r elde etmesi, bu mal de\u011fi\u015fimi ve e\u015fitlik esas\u0131na ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 faiz gibi bir haks\u0131z ve haram kazanca benzemesi ihtimali cel\u00ee k\u0131yas (a\u00e7\u0131k k\u0131yas) ile devaml\u0131 s\u00f6z konusu olur. Hatta mali muamelelerde mal de\u011fi\u015fimi (trampa) ve m\u00fcbadele pek \u00f6nemli bir esas olmakla beraber bu muamele bizzat a\u00e7\u0131k\u00e7a uygun bile de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc akla g\u00f6re, bir mal\u0131n di\u011fer bir mal\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olmas\u0131 akla uygun ise mal de\u011fi\u015fimi anlams\u0131z, de\u011fil ise bir yalan demek olur. Zorunlu olan baz\u0131 ihtiya\u00e7lardan dolay\u0131 &#8220;Allah al\u0131\u015fveri\u015fi helal k\u0131ld\u0131.&#8221; (Bakara, 2\/275) diye kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 mal de\u011fi\u015fimi esas\u0131na m\u00fcsade buyurulmu\u015f ise de bunun zaruretten ileri gelen bir m\u00fcsade olmas\u0131ndan dolay\u0131, buna ticaret kasd\u0131 eklendi\u011fi takdirde bu ticaretin bir \u00e7e\u015fit haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131 kapsam\u0131\u015f olmas\u0131 ve bundan dolay\u0131 takva duygusu ile hareket edecek olanlar\u0131n bunda bir haram \u015f\u00fcphesi kuruntusuna d\u00fc\u015febilmelerinin ihtimali ger\u00e7ekten vard\u0131r. Yaln\u0131z ihtimalle kalmaz aksine bir ger\u00e7ektir. \u0130\u015fte bu kuruntuyu ortadan kald\u0131rmak i\u00e7in k\u0131yasa ayk\u0131r\u0131 g\u00f6r\u00fcnen ticaretin, &#8221; Allah sizin s\u0131rt\u0131n\u0131zdaki (a\u011f\u0131r y\u00fckleri) hafifletmek istiyor; \u00e7\u00fcnk\u00fc insan, zay\u0131f ve g\u00fc\u00e7s\u00fcz yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r&#8221; \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 gere\u011fince insanlar\u0131n ihtiya\u00e7lar\u0131ndan dolay\u0131 me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011fu ve asl\u0131nda kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 mal de\u011fi\u015fimi mahiyetindeki adalet ve e\u015fitlik konusunda al\u0131\u015f-veri\u015f akdini yapan iki taraf\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olana ihtiya\u00e7lar\u0131na ve onu de\u011ferlendirecek olan ho\u015fnutluklar\u0131na g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcnmenin laz\u0131m geldi\u011fi ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131za olmay\u0131nca yaln\u0131z ticaretin de\u011fil, genel olarak mal de\u011fi\u015fmelerinden ve muamelelerinden hi\u00e7birinin yap\u0131lamayaca\u011f\u0131n\u0131 ve bu durumda kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131zay\u0131 bozan ticaretlerin de me\u015fru olmayaca\u011f\u0131n\u0131 anlatmak i\u00e7in buyurulmu\u015f ve bu \u015fekilde takva sahiplerinin ticaretten ka\u00e7\u0131nmalar\u0131 \u015f\u00f6yle dursun, aksine bo\u015fu bo\u015funa mal yememek i\u00e7in ticaret ile me\u015fgul olmalar\u0131n\u0131n, en uygun bir iktisat yolu oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015f ve ondan sonra buyurulmu\u015ftur ki ve kendi nefislerinizi veya kendinizden say\u0131lan nefislerinizi hi\u00e7 bir \u015fekilde \u00f6ld\u00fcrmeyiniz. Nefsi telef etmeye sebep olmay\u0131n\u0131z. Olumsuz edattan sonraki \u00f6ld\u00fcrme (yani \u00f6ld\u00fcrmemek), kas\u0131tl\u0131 veya hata ederek, bizzat kendisinin veya sebep olaca\u011f\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeyi kapsad\u0131\u011f\u0131 gibi, kelimesi de ki\u015fisel nefsi ve milli nefsi kapsad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 bu yasak bir\u00e7ok m\u00e2n\u00e2lara gelir:<\/p>\n<p>1- \u0130lk \u00f6nce, do\u011frudan do\u011fruya insan\u0131n kendini \u00f6ld\u00fcrmesini yani kas\u0131tl\u0131 olarak intihar etmesini yasaklam\u0131\u015ft\u0131r ki, bu m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lmakla beraber \u00e2yetin geli\u015fine uygun de\u011fildir. \u0130kincisi, insan\u0131n kendini \u00f6ld\u00fcrmesine sebep olmas\u0131n\u0131 yasaklamakt\u0131r ki, bu husus ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 y\u00f6nden a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi, baz\u0131 cahillerin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi z\u00fchd ve ibadet ad\u0131 alt\u0131nda devaml\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131ya d\u00fc\u015f\u00fcp kendi nefsini son derece s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmakla ezmektir ki, K\u00e2d\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee buna, &#8220;Hind cahillerinin yapt\u0131klar\u0131 gibi&#8221; diye misal vermi\u015ftir . Kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131za ile yap\u0131lan ticareti, hileli bozuk muameleler gibi z\u00fchd ve takvaya muhalif sayarak bu yolda mal kazanmaktan sak\u0131n\u0131p, kendi nefsini yok etmeye sebep olacak \u015fekilde fakirlik ve zuraretle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya b\u0131rakmak da bu t\u00fcrden olaca\u011f\u0131 i\u00e7in bu m\u00e2n\u00e2 \u00f6zellikle istisnan\u0131n geli\u015fine uygundur. \u0130kincisi, \u00f6ld\u00fcrmeye sebep olan cin\u00e2yetler i\u015fleyerek kendini \u00f6ld\u00fcrmeye sebep olmakt\u0131r ki, \u015funun bunun mal\u0131na haks\u0131z yere musallat olmak da bu \u00f6rneklerden biridir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, iyilik ad\u0131na olsa dahi herhangi bir \u015fekilde kendini bo\u015funa tehlikeye atmakt\u0131r ki, ticaret yapaca\u011f\u0131m diye kendisini tehlikelere atmak da bu cinstendir. Riv\u00e2yet edildi\u011fine g\u00f6re, Amr b. \u00c2s bu \u00e2yetten delil getirerek so\u011fuktan sak\u0131nmak i\u00e7in so\u011fuk su ile y\u0131kanmaktan \u00e7ekinip teyemm\u00fcm etmi\u015f, Hz. Peygamber (s.a.v.) de bunu tenkid etmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>2- Kendi nefislerinizi, di\u011fer bir ifade ile birbirinizi hi\u00e7bir \u015fekilde \u00f6ld\u00fcrmeyiniz demek olur. Bunun da \u00e2yetin geli\u015fine uygun olan y\u00f6n\u00fc, haks\u0131z ve bo\u015f bir \u015fekilde birbirinizin mal\u0131n\u0131 yemenin; ayn\u0131 \u015fekilde ticaret konusunda iyi \u015fekilde kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131za g\u00f6zetilmeyip herkesi s\u0131k\u0131nt\u0131ya sevketmek i\u00e7in karaborsac\u0131l\u0131k yollar\u0131na sapman\u0131n, insanlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeye ve yok etmeye sebep olmas\u0131d\u0131r. K\u0131sacas\u0131 mallar\u0131n\u0131z\u0131 aran\u0131zda haks\u0131z ve bo\u015fu bo\u015funa yemeyin, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131za ile ticaret yap\u0131n, b\u00f6yle yapmazsan\u0131z yok olur ve birbirinizi yok edersiniz. Bundan dolay\u0131 hi\u00e7bir \u015fekilde insan\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeye ve insanlar\u0131 yoketmeye sebep olmay\u0131n\u0131z. \u015e\u00fcphe yok ki, Allah size kar\u015f\u0131 \u00e7ok merhametlidir. Bunun i\u00e7in haram\u0131 yemeye ve can\u0131 yok etmeye m\u00fcsaade etmez, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131za ile ticaret yapmaya m\u00fcsaade eder. Ve birbirinizden kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 raz\u0131 olarak g\u00fczelce ya\u015faman\u0131z\u0131 ister.<\/p>\n<p>30-Bunun i\u00e7in kim insan\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeyi veya haram yemeyi veya surenin ba\u015f\u0131ndan beri yasaklanan g\u00fcnahlar\u0131 i\u015fleyip haddini a\u015far, ba\u015fkalar\u0131na zulmedip veya nefsine zulm ederek bunlar\u0131 kas\u0131tl\u0131 olarak yaparsa biz onu ilerde muhakkak bir ate\u015fe sokaca\u011f\u0131z. Ger\u00e7i bu nas\u0131l olur diye bunu imkans\u0131z g\u00f6renler bulunabilir. Fakat bunu yapmak da Allah&#8217;a g\u00f6re \u00e7ok kolayd\u0131r. &#8220;Haks\u0131zl\u0131k ve zul\u00fcm ederek&#8221; kay\u0131tlar\u0131 g\u00f6steriyor ki, cehennem ate\u015fini hak etmede en fazla g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulacak y\u00f6nler bunlard\u0131r.<\/p>\n<p>31-Bununla beraber Allah&#8217;\u0131n rahmetinin tecellilerine bak\u0131n\u0131z ki e\u011fer size yasaklanan g\u00fcnahlardan, b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah denilen g\u00fcnahlardan sak\u0131n\u0131r, kas\u0131tl\u0131 olarak haks\u0131zl\u0131k ve zul\u00fcm ile g\u00fcnah yapmaktan sak\u0131n\u0131rsan\u0131z k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnahlar denilen di\u011fer kusurlar\u0131n\u0131z\u0131, taraf\u0131n\u0131zdan \u00f6rteriz, ba\u011f\u0131\u015flar\u0131z. Ve sizi, sayg\u0131 g\u00f6sterilen yer olan ho\u015f bir yere koyar\u0131z, Yahut -N\u00e2fi&#8217; ve Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etlerinde mimin \u00fcst\u00fcn harekesi ile okundu\u011funa g\u00f6re&#8221;sizi ikramla a\u011f\u0131rlanaca\u011f\u0131n\u0131z ho\u015f bir yere koyaca\u011f\u0131z.&#8221; Evlerinizin kap\u0131lar\u0131ndan ikram edilmi\u015f olarak girer, mezarlar\u0131n\u0131za ikram edilmi\u015f olarak gider ve en son cennette a\u011f\u0131rlanm\u0131\u015f olarak kal\u0131rs\u0131n\u0131z, Fakat bu noktada ahl\u00e2kla ilgili pek \u00f6nemli bir konu vard\u0131r ki, o da genel bir \u015fekilde ve \u00f6zellikle erkeklerle kad\u0131nlar aras\u0131nda birbirinizin makam\u0131na g\u00f6z dikerek hased ve kin ta\u015f\u0131mamak, yar\u0131\u015fma ve rekabet davalar\u0131na giri\u015fmemektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc haset ve kin, bir \u00e7ok b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlara sevk eden huylard\u0131r.<\/p>\n<p>32- Bunun i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n baz\u0131n\u0131za di\u011fer baz\u0131n\u0131zdan fazla olarak ba\u011f\u0131\u015flad\u0131\u011f\u0131 \u015feyleri temenni etmeye de kalk\u0131\u015fmay\u0131n\u0131z, birbirinizin mal\u0131na, makam\u0131na ve sahip oldu\u011fu Allah taraf\u0131ndan verilmi\u015f veya \u00e7al\u0131\u015fmakla elde edilen nimetlerine g\u00f6z dikmeyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu gibi temenniler, ilk\u00f6nce hased, kin ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k uyand\u0131r\u0131r. \u0130kinci olarak Allah&#8217;\u0131n takdir ve taksimine raz\u0131 olmamay\u0131 bildirir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, kendi hakk\u0131nda takdir edilmeyen bir \u015feyi temenni etmek, kaderdeki hikmete kar\u015f\u0131 gelmek ve bo\u015f bir \u0131zd\u0131rapt\u0131r. Ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131nda \u00e7al\u0131\u015fmakta takdir edileni, kuru kuru temenni etmek bir i\u015fsizlik ve avarelik ve zaman\u0131 bo\u015fa harcamakt\u0131r. \u00c7al\u0131\u015fmadan takdir edileni, temenni etmek de ger\u00e7ekle\u015fmesi imkans\u0131z olan bo\u015f bir temennidir. Erkekler i\u00e7in kendi kazand\u0131klar\u0131 \u015feylerden bir paylar\u0131 kad\u0131nlar i\u00e7in de kazand\u0131klar\u0131 \u015feylerden bir paylar\u0131 vard\u0131r. Hi\u00e7 birinin \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 ve kazanc\u0131 bo\u015fa gitmez, mutlaka kendisine bir pay verilir. Fakat yarat\u0131l\u0131\u015ftan birinin kabiliyeti, kazanc\u0131 fazla, di\u011ferinin eksik olmas\u0131, ayn\u0131 \u015fekilde birine kazanc\u0131na uygun olarak verildi\u011fi halde, di\u011fer birine kazanc\u0131ndan fazla verilmesi gibi yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n vergisi olan \u00f6zellikler, ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na Allah&#8217;\u0131n iradesinin eseri olan bir ihsand\u0131r ki, bunda kimsenin etkisi ve m\u00fcdahele hakk\u0131 yoktur. Bunun i\u00e7in gerek erkek ve gerek di\u015fiye yak\u0131\u015fan ba\u015fkalar\u0131n\u0131n pay\u0131n\u0131 temenni etmek de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n kendisine ba\u011f\u0131\u015flad\u0131\u011f\u0131 kabiliyet ve yetene\u011fe uygun olarak \u00e7al\u0131\u015fmak ve Allah&#8217;tan istemektir. Bundan dolay\u0131 \u00e7al\u0131\u015f\u0131n\u0131z, ve Allah&#8217;tan, Allah&#8217;\u0131n lutuf ve ihsan\u0131ndan isteyiniz de herkesin elindeki \u015feyleri temenni etmeyiniz. Allah her \u015feyi bilendir, herkesin hak etti\u011fini bilir ve \u00fcst\u00fcn k\u0131lmay\u0131 bilerek yapar. Demek ki yasa\u011f\u0131n esas hedefi hasedden, i\u015fsizlikten, Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerine ve takdir etti\u011fi \u015feylere itiraz etmekten menedip, \u00fcst\u00fcnl\u00fck ve ihsan\u0131n ve girilecek k\u0131ymetli yerin hased ve temenni ile de\u011fil, \u00e7al\u0131\u015fma ile istenmesinin laz\u0131m geldi\u011fini hat\u0131rlatmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin inmesi, miras \u00e2yetlerinden dolay\u0131 kad\u0131nlar taraf\u0131ndan ortaya konan baz\u0131 temenniler ile ilgilidir. Bu c\u00fcmleden olarak Hz. Peygamberin han\u0131mlar\u0131ndan Hz. \u00dcmm\u00fc Seleme&#8217;nin, &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi! Erkekler, din u\u011fruna sava\u015f\u0131yorlar, biz sava\u015fm\u0131yoruz ve bizim mirastan hakk\u0131m\u0131z erke\u011fin yar\u0131s\u0131 oluyor. Ne olurdu biz de erkek olsayd\u0131k.&#8221; diye bir temennide bulundu\u011fu ve bunun \u00fczerine bu \u00e2yetin indirildi\u011fi riv\u00e2yet edilmi\u015ftir. Bunun i\u00e7in yukar\u0131da &#8220;Erke\u011fe, iki kad\u0131n\u0131n pay\u0131 kadar miras verilir.&#8221; (Nisa, 4\/11) kural\u0131n\u0131n hikmetlerine ba\u011fl\u0131 olmak \u00fczere; yarat\u0131l\u0131\u015ftan var olan, hukuki ve iktisadi a\u00e7\u0131lardan zikredilmi\u015f olan a\u00e7\u0131klamalar\u0131n kaynaklar\u0131n\u0131 burada ve bundan sonraki bir iki \u00e2yette bir ahl\u00e2ki kural\u0131 telkin etmek ve erkek, kad\u0131n \u00e7ekememezli\u011finin d\u00fczeltilmesi ve ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131 ve aile hayat\u0131n\u0131n takviye ve d\u00fczenlenmesi mahiyetinde tamamen g\u00f6stermi\u015f bulunuyoruz ki; \u00fcst\u00fcn k\u0131lmak ve fazilet ve keremde yar\u0131\u015fma, yarat\u0131l\u0131\u015ftan var olan kabiliyetlere; kazanma ve kazanma pay\u0131, \u00e7al\u0131\u015fma ve iktisatla ilgili de\u011ferlere; a\u015fa\u011f\u0131da gelecek olan harcama e\u015fitli\u011fine i\u015faret etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>33-\u015eimdi miras\u0131n kazanma ile ilgili olmay\u0131p yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n lutuf ve ihsan\u0131 oldu\u011funu ve bundan da gerek erkek ve gerek di\u015fi her birine kazanma gibi derecelerine g\u00f6re bir pay verilmi\u015f bulundu\u011funu anlatmak i\u00e7in, miras h\u00fck\u00fcmlerini baz\u0131 ilavelerle \u00f6zetleyerek buyuruluyor ki: Erkeklere ve kad\u0131nlara kazan\u00e7lar\u0131na g\u00f6re birer pay verildikten ba\u015fka bir de erkek ve di\u015fiden her biri i\u00e7in anne baba ve akrabalar\u0131n ve yeminlerinizle akit yap\u0131p veyahut k\u0131r\u00e2etine g\u00f6re yeminlerinizle kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 anla\u015fma akdi yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z kimselerin, yani nikah akdi ile koca veya kar\u0131n\u0131n veya koruma akdi ile k\u00f6lenin efendisinin terekelerinden miras al\u0131r miras\u00e7\u0131lar yapt\u0131k, herkesi yaln\u0131z kendi kazanc\u0131yla b\u0131rakmay\u0131p miras\u0131 da hak yapt\u0131k ve bunu yaln\u0131z erkeklere veya kad\u0131nlara ait k\u0131lmay\u0131p ikisine de verdik. Bir de yaln\u0131z anne, baba veya \u00e7ocuklar\u0131n terekesinden de\u011fil, genel olarak b\u00fct\u00fcn akrabalar\u0131n terekelerinden derecelerine g\u00f6re genelle\u015ftirdik. Akrabal\u0131kla da kalmay\u0131p akitlerle de miras verdik ki b\u00fct\u00fcn bunlar yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n lutuf ve ihsan\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah vermezse kimsenin mirasa konmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bundan dolay\u0131 birbirinizin paylar\u0131na g\u00f6z dikmeyiniz de b\u00fct\u00fcn o miras\u00e7\u0131lara paylar\u0131n\u0131 veriniz. Ve aran\u0131zda mallar\u0131n\u0131z\u0131 bu \u015fekilde de haks\u0131z olarak yemeyiniz. &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, her \u015feye \u015fahittir.&#8221;<\/p>\n<p>34-Erkeklerin mirasta hak ettikleri paylar\u0131n\u0131n fazla olmas\u0131n\u0131n hikmeti erkekler ve \u00f6zellikle tam erkek olan erkekler, kad\u0131nlar \u00fczerinde hakimdirler, onlar\u0131n \u00fcstlerinde dururlar, i\u015flerine bakarlar, dikkatle g\u00f6zetir, muhafaza ederler; kahyalar\u0131, m\u00fcd\u00fcrleri, koruyucular\u0131, amirleridirler. K\u00fc\u00e7\u00fckler de buna adayd\u0131rlar.<\/p>\n<p>KAVVAM; &#8220;k\u00e2im&#8221;in m\u00fcbala\u011fas\u0131 olup den al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Bir kad\u0131n\u0131n i\u015fine bakan ve korunmas\u0131na \u00f6nem veren ve i\u015flerini idare edene &#8220;Kayyim\u00fc&#8217;l-mer&#8217;eti&#8221; ve daha kuvvetli olarak &#8220;Kavv\u00e2m\u00fc&#8217;l-mer&#8217;eti&#8221; denilir. Bu deyim, erke\u011fin kad\u0131na hakimiyyetini ve fakat rastgele de\u011fil &#8220;Milletin efendisi, onlara hizmet edendir.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere hizmet\u00e7ilikle kar\u0131\u015f\u0131k bir hakimiyetini ifade eder. Bundan dolay\u0131 bir taraftan erke\u011fin \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc anlat\u0131rken di\u011fer taraftan da kad\u0131n\u0131n de\u011fer ve \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bildirir. Ve bu ay\u0131r\u0131m i\u00e7inde e\u015fitlik iddias\u0131n\u0131 kald\u0131rarak kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak farkl\u0131 bir e\u015fitlik metoduyla \u00f6yle bir birlik sa\u011flar ki, bu durum sultan ile \u00fcmmet aras\u0131ndaki kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 haklara benzeyecek ve bu \u015fekilde aile terbiyesi, toplum terbiyesi ve siyasi terbiyenin bir ba\u015flang\u0131c\u0131 olacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in Kad\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee un tefsirinde der ki, &#8220;Valiler, halk\u0131 idare ettikleri gibi onlar da kad\u0131nlar\u0131 \u00f6yle idare ederler.&#8221; \u015eimdi bu esas da biri Allah taraf\u0131ndan verilen, di\u011feri \u00e7al\u0131\u015fmakla kazan\u0131lan iki sebebe ba\u011flanarak buyuruluyor ki: \u00c7\u00fcnk\u00fc erkekler ve kad\u0131nlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 di\u011ferine yarat\u0131l\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00fcst\u00fcn k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. zamirinin delalet etti\u011fi m\u00e2n\u00e2 ile bundan erkeklerin kad\u0131nlara \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ve tercihleri anla\u015f\u0131lmakla beraber \u00e2yetin \u00f6yle g\u00fczel bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 vard\u0131r ki, bu \u00fcst\u00fcnl\u00fck ve de\u011feri, &#8220;Allah o erkekleri kad\u0131nlara \u00fcst\u00fcn k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; diye mutlak surette erkeklere tahsis etmemi\u015f, kapal\u0131 olarak baz\u0131s\u0131n\u0131n di\u011fer baz\u0131s\u0131na \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ifade etmi\u015ftir. Bu ise, erke\u011fin kad\u0131nda bulunmayan, yarat\u0131l\u0131\u015ftan var olan bir tak\u0131m \u00fcst\u00fcnl\u00fcklere sahip oldu\u011fu gibi, ayn\u0131 zamanda kad\u0131n\u0131n da erkekte bulunmayan yarat\u0131l\u0131\u015ftan var olan baz\u0131 \u00fcst\u00fcn vas\u0131flara sahip oldu\u011funu ve bundan dolay\u0131 her ikisinin birbirine de\u011fi\u015fik y\u00f6nlerden muhta\u00e7 olduklar\u0131n\u0131 ve bu \u015fekilde erkekle kad\u0131n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015ftan farkl\u0131 ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak birbirlerinden \u00fcst\u00fcnl\u00fckleri oldu\u011fu gibi, her erke\u011fin ve ayn\u0131 \u015fekilde her kad\u0131n\u0131n da seviyelerinin bir olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bundan dolay\u0131 her erke\u011fin, her kad\u0131n ile tek olarak mukayese edilemeyece\u011fini ve bununla birlikte b\u00fct\u00fcn bunlar toptan kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131l\u0131nca kad\u0131nlar\u0131n erkeklere ihtiyac\u0131n\u0131n, erkeklerin kad\u0131nlara ihtiyac\u0131ndan daha fazla oldu\u011funu ifade eder. Ve a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere esas \u00fcst\u00fcnl\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc olan kazanma ve mal edinme a\u00e7\u0131s\u0131ndan erkek, faaliyet g\u00f6sterme yetene\u011fine sahip; kad\u0131n ise itaat duygusu ve kabiliyet y\u00f6n\u00fcnden ince ruhlu ve \u00e7ekici bir yarat\u0131l\u0131\u015fa sahip olup bunun i\u00e7in erkeklerin kuvveti ile korunmaya ve muhafaza edilmeye daha fazla muhta\u00e7t\u0131r. Ve bundan dolay\u0131 sonu\u00e7 olarak genel bir \u015fekilde \u00fcst\u00fcnl\u00fck ve faziletin erkek taraf\u0131nda bulundu\u011funu, amirlik ve idarecilik yetkisinin, hakk\u0131yla erkek olan erkeklere verilmesi ve kad\u0131nlar\u0131n onlara itaat etmesi, hem bir hak ve hem de kad\u0131nlar\u0131n menfaatlerinin gere\u011fi oldu\u011funu pek beli\u011f \u00f6zl\u00fc bir ifade ile anlat\u0131r. Ve i\u015fte erkeklerin peygamberlik, imamet (imaml\u0131k, devlet ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131, valilik, \u015feair-i \u0130sl\u00e2m, yani \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n \u00f6nemli prensiplerini ger\u00e7ekle\u015ftirmek), k\u0131sas cezalar\u0131nda \u015fahitlik etmek, cihad\u0131n kendilerine vacib olmas\u0131, cuman\u0131n vacib olmas\u0131, ezan, hutbe, itikaf, asabelik (miras\u0131n tamam\u0131n\u0131 alan kimse), hata ile ve kasame \u00f6ld\u00fcrmelerinde kan bedelini y\u00fcklenmesi, ricat bo\u015fanmas\u0131nda ba\u011f\u0131ms\u0131z hareket etmesi gibi bir tak\u0131m \u00f6zellikler, haklar ve vazifeler ile \u00fcst\u00fcn olmalar\u0131 da bu \u00f6rneklerden baz\u0131lar\u0131d\u0131r. &#8220;kad\u0131nlar \u00fczerine hakimler.&#8221; olarak ailede ba\u015fkanl\u0131k hakk\u0131na sahip olmalar\u0131n\u0131n bir sebebi, bu yarat\u0131l\u0131\u015ftan olan \u00fcst\u00fcnl\u00fck; biri de erkeklerin mallar\u0131ndan bir k\u0131sm\u0131n\u0131 mehir ve nafakaya harcamalar\u0131 meselesidir.<\/p>\n<p>\u00c7al\u0131\u015f\u0131larak elde edilen bu sebeb de \u00f6ncekine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Ve kad\u0131nlar\u0131n mirastan paylar\u0131n\u0131n yar\u0131m olmas\u0131 \u00f6zellikle bu sebeple ilgilidir. Ve bunda kad\u0131nlar\u0131n faydas\u0131, mirasta erkeklere e\u015fit olmalar\u0131ndan \u00e7ok fazlad\u0131r. \u015eu halde han\u0131m\u0131n\u0131n hakk\u0131n\u0131 vermeyen, kad\u0131n\u0131n mal\u0131na g\u00f6z diken ve aile i\u00e7in harcama vazifesini yapmayan ve ailesinin \u0131rz ve namusunu korumayan erkekler erkeklerden say\u0131lmazlar. \u015e\u00fcphesiz ki, bu vazifelerini yapan erkeklerin de kad\u0131nlar \u00fczerinde hakimiyyet sahibi olmalar\u0131 ve onlardan itaat ve ba\u011fl\u0131l\u0131k beklemeleri me\u015fru bir haklar\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 saliha olan kad\u0131nlar da Allah&#8217;a itaat ederler. Kocalar\u0131n\u0131n huzurunda haz\u0131r olarak bekleyip haklar\u0131na ri\u00e2yet ederler. Kocalar\u0131n\u0131n g\u0131yab\u0131nda can, mal, namus, itibar (onur) ve aile s\u0131rlar\u0131 gibi korunmas\u0131 laz\u0131m gelen hususlar\u0131 Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131na dayanarak korurlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah bunun korunmas\u0131n\u0131 emretmi\u015ftir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)&#8217;den riv\u00e2yet edilmi\u015ftir ki: &#8220;Kad\u0131nlar\u0131n hay\u0131rl\u0131s\u0131 o kad\u0131nd\u0131r ki, bakt\u0131\u011f\u0131n zaman seni sevindirir, emredersen itaat eder, g\u0131yab\u0131nda bulundu\u011fun zaman da seni mal\u0131nda ve nefsinde korur.&#8221; buyurmu\u015f ve bu \u00e2yeti okumu\u015ftur. Bu \u00e2yetin de yukarda a\u00e7\u0131klanan Hz. \u00dcmm\u00fc Seleme&#8217;nin s\u00f6z\u00fc \u00fczerine indirildi\u011fi s\u00f6ylenmi\u015f ise de bunun as\u0131l ini\u015f sebebi \u015fu \u015fekilde rivayet olunur: &#8220;Ensar&#8217;\u0131n ileri gelenlerinden S\u00e2d b. Rebia&#8217;ya kar\u015f\u0131 han\u0131m\u0131 Habibe binti Zeyd b. Z\u00fcheyr ve bir riv\u00e2yete g\u00f6re Habibe binti Muhammed b. Seleme isyan etmi\u015f, o da bir tokat vurmu\u015f, bunun \u00fczerine babas\u0131 k\u0131z\u0131n\u0131 alm\u0131\u015f, Hz. Peygambere gidip \u015fikayet etmi\u015f. Hz. Peygamber de &#8220;Mutlaka ondan k\u0131sas\u0131n\u0131 (\u00f6c\u00fcn\u00fc) al\u0131r\u0131z.&#8221; buyurmu\u015ftu. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet indirildi. Peygamber (s.a.v.) de: &#8220;Biz bir \u015feyi yapmak istedik, Allah&#8217;da di\u011fer bir \u015feyi irade etti ve \u015f\u00fcphe yok ki, iyilik Allah&#8217;\u0131n irade etti\u011fi \u015feydedir.&#8221; dedi. Bu sebeple salih kad\u0131nlar\u0131 a\u00e7\u0131klad\u0131ktan sonra kocalar\u0131na kar\u015f\u0131 gelen kad\u0131nlar hakk\u0131nda buyuruluyor ki: Ey hakim olan ve han\u0131mlar\u0131n\u0131n haklar\u0131n\u0131 veren kocalar! Kafa tutup, itaatsizlik etmelerinden korktu\u011funuz, korkacak bir belirti hissetti\u011finiz kar\u0131lara gelince:<\/p>\n<p>N\u00dc\u015e\u00dbZ: Asl\u0131nda lugatte y\u00fckseklik ve t\u00fcmseklik m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131narak kad\u0131n\u0131n kocas\u0131na kafa tutup ba\u015f kald\u0131racak bir durum almas\u0131d\u0131r ki, s\u00f6zde kendisini y\u00fcksek say\u0131p itaat\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rm\u0131\u015f olur. Bunu a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in b\u00fcy\u00fck m\u00fcfessirlerden \u015fu a\u00e7\u0131klamalar yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r: Kad\u0131n\u0131n n\u00fc\u015f\u00fbzu kocas\u0131na isyan etmesi (\u0130bn\u00fc Abbas), koku s\u00fcr\u00fcnmemesi, kocas\u0131n\u0131 birle\u015fmekten men etmesi, \u00f6nceleri kocas\u0131na yapt\u0131\u011f\u0131 muameleyi de\u011fi\u015ftirmesi (Ata), kocas\u0131ndan ho\u015flanmamas\u0131 (Ebu Mensur), kocas\u0131n\u0131n \u015fer&#8217;\u00ee mesken olarak belirledi\u011fi konutta beraber oturmaktan ka\u00e7\u0131n\u0131p onun istemedi\u011fi bir yerde oturmas\u0131d\u0131r (denilir) ki, bu m\u00e2n\u00e2lar az \u00e7ok birbirlerine yak\u0131nd\u0131rlar.<\/p>\n<p>B\u00f6yle bir durum kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00f6nce bunlara vaaz ve nasihat ediniz. \u0130kinci olarak onlar\u0131n yataklar\u0131ndan ayr\u0131l\u0131n. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak onlar\u0131 hafif\u00e7e ve kusur b\u0131rakmayacak bir \u015fekilde biraz d\u00f6v\u00fcn\u00fcz.<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine size itaat ederlerse art\u0131k onlara sald\u0131rmak i\u00e7in aleyhlerine ba\u015fka bir yol aramay\u0131n\u0131z, ve meydana gelmi\u015f kusurlar\u0131n\u0131 olmam\u0131\u015f gibi say\u0131n\u0131z. &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc g\u00fcnahtan tevbe eden g\u00fcnah\u0131 olmayan gibidir.&#8221; Mutlaka \u015funu kesinlikle bilmeliyiz ki Allah Te\u00e2l\u00e2 pek y\u00fcksek ve pek b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Bundan dolay\u0131 Allah&#8217;tan korkunuz da kad\u0131nlara kar\u015f\u0131 size vermi\u015f oldu\u011fu kuvveti k\u00f6t\u00fcye kullanmay\u0131n\u0131z. Allah&#8217;\u0131n size kar\u015f\u0131 g\u00fcc\u00fc, sizin kad\u0131nlara kar\u015f\u0131 g\u00fcc\u00fcn\u00fczden \u00e7ok fazlad\u0131r. Ve sizin Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 g\u00fcnahlar\u0131n\u0131z, kad\u0131nlar\u0131n size kar\u015f\u0131 i\u015fledikleri su\u00e7lar\u0131ndan daha \u00e7ok ve daha k\u00fcstah\u00e7as\u0131na oldu\u011fu halde, Allah sizin tevbelerinizi kabul ve g\u00fcnahlar\u0131n\u0131z\u0131 affederken size itaat eden han\u0131mlar\u0131n\u0131z\u0131n meydana gelen kusurlar\u0131n\u0131 nas\u0131l affetmezsiniz ve nas\u0131l olur da onlara sald\u0131rmak i\u00e7in bahane arar durursunuz? Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015f\u00f6yledir: Allah zul\u00fcmden ve haks\u0131zl\u0131ktan y\u00fcce bir ululuk sahibidir. Bundan dolay\u0131 onun \u015fan\u0131n\u0131n y\u00fcceli\u011fi ve ululu\u011fu kar\u015f\u0131s\u0131nda zul\u00fcmden, haks\u0131zl\u0131ktan, sadakatsizlikten, terbiyesizlikten vazifelerinizi k\u00f6t\u00fcye kullanmaktan son derece sak\u0131nmal\u0131s\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>35- Kad\u0131n itaat etmezse ne olacak? O zaman i\u015f yarg\u0131lamaya (duru\u015fmaya) d\u00fc\u015fer. Bundan dolay\u0131 ey m\u00fcsl\u00fcmanlar toplulu\u011fu ve \u00f6zellikle ey hakimler! Koca ile kar\u0131 aras\u0131nda bir ge\u00e7imsizlikten endi\u015fe ederseniz. \u015eayet bunlar aras\u0131nda bir ge\u00e7imsizli\u011fin meydana gelmesinden korkar, yani evlilik devam etti\u011fi halde aralar\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlarsan\u0131z biri kocan\u0131n akrabas\u0131ndan, biri de kar\u0131n\u0131n akrabas\u0131ndan olmak \u00fczere iki hakem g\u00f6nderiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc akrabalar\u0131 onlar\u0131n i\u00e7 y\u00fczlerini daha iyi bilirler ve faydalar\u0131n\u0131 daha fazla arzu ederler. Bununla beraber akrabalardan olmalar\u0131 m\u00fcstahabd\u0131r. Yoksa yabanc\u0131lardan da hakem tayin etmenin caiz olabilece\u011fi a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Hakemi se\u00e7me hakk\u0131, ilk \u00f6nce koca ve kar\u0131ya aittir. Ve bunun her iki taraftan akrabalar\u0131n\u0131n isti\u015faresiyle yap\u0131lmas\u0131n\u0131n m\u00fcstahab olaca\u011f\u0131 da ve kay\u0131tlar\u0131n\u0131n i\u015faretlerinden anla\u015f\u0131l\u0131yor. O halde akrabalar\u0131 bulunmad\u0131\u011f\u0131 veya yabanc\u0131lardan olmalar\u0131 kendilerince uygun bulundu\u011fu takdirde \u015f\u00fcphesiz caiz olmas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>Bu hakemlerin yetki dereceleri ne olacakt\u0131r? Bar\u0131\u015ft\u0131rma veya birbirinden ay\u0131rman\u0131n her ikisini de yapabilirler mi? Bu konuda m\u00fcctehidler ihtilafa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir. Bir k\u0131sm\u0131 e\u015fleri birbirinden ay\u0131rabilirler ve bu durumda bir talak-\u0131 bain ile kad\u0131n bo\u015fanm\u0131\u015f olur demi\u015fler ki, bu g\u00f6r\u00fc\u015f Hz. Ali&#8217;den riv\u00e2yet edilmi\u015ftir. Bir k\u0131sm\u0131 da bunlara e\u015fleri bar\u0131\u015ft\u0131rmak emredilmi\u015ftir, onlar\u0131 birbirinden ay\u0131ramazlar demi\u015ftir. Bu da Hasan&#8217;dan riv\u00e2yet edilmi\u015ftir. Ve bu \u0130mam-\u0131 \u00c2zam&#8217;\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Ger\u00e7i e\u015fleri birbirinden ay\u0131rma yetkisi a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edildi\u011fi, koca da bunu kabul edip ve onlara b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 takdirde bu konuda ihtilaf yoktur. Ancak koca, ay\u0131rma yetkisini vermedi\u011fi takdirde mahkeme kendili\u011finden zorla iki hakemi mutlak yetki ile se\u00e7ebilir mi se\u00e7emez mi? S\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131 iki hakem kar\u0131-kocan\u0131n vekilleri yerinde midir? Yoksa mahkemenin h\u00fckmetmeye izin verdi\u011fi vekilleri makam\u0131nda m\u0131d\u0131rlar? Ve mahkemenin bizzat e\u015fleri ay\u0131rma yetkisi var m\u0131d\u0131r, yok mudur? \u0130\u015fte ihtilaf bu hususlardad\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki, \u00e2yetin geli\u015fi, e\u015fleri bar\u0131\u015ft\u0131rma \u00fczerindedir. Onlar\u0131 birbirinden ay\u0131rmaktan bahsetmek uygun g\u00f6r\u00fclmeyip bu konuda a\u00e7\u0131klama yap\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r. Ve bunun i\u00e7in bir i\u00e7tihad konusu olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu iki hakem ger\u00e7ekten iyi niyetle arabuluculuk kasdederler, aralar\u0131n\u0131 d\u00fczeltmek isterlerse Allah iki taraf\u0131n aras\u0131n\u0131 bulur ve onlar\u0131 bar\u0131\u015ft\u0131r\u0131r. Koca ve kar\u0131n\u0131n kalblerine sevgi ve dostluk hislerini kor. Bunu nas\u0131l yapar? Muhakkak Allah her \u015feyi hakk\u0131yla bilendir, her \u015feyden haberdard\u0131r. Nas\u0131l yapaca\u011f\u0131n\u0131 bilir ve \u015f\u00fcphe yok ki, al\u00eem (\u00e7ok bilen) ve habir (her\u015feyden haberdar olan) Allah&#8217;\u0131n burada e\u015fleri birbirinden ay\u0131rma y\u00f6n\u00fcnden bahsetmemesi de g\u00e2yet anlaml\u0131d\u0131r. Demek ki Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 ge\u00e7imsizlikte de\u011fil, arabuluculuktad\u0131r. Esas istenen iyi ge\u00e7inmedir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu h\u00fck\u00fcmler, kad\u0131nlar\u0131n itaatsizli\u011fi \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015ft\u00fcr. Acaba erkekler taraf\u0131ndan itaatsizlik olmaz m\u0131? Kad\u0131n ne olursa olsun itaat etmeye mecbur mudur, gibi bir soru akla gelebilir. Evet erkekler taraf\u0131ndan da itaatsizlik olabilir.<\/p>\n<p>\u0130leri de &#8220;Bir kad\u0131n e\u011fer kocas\u0131n\u0131n ge\u00e7imsizli\u011finden yahut kendisinden y\u00fcz \u00e7evirmesinden korkarsa, kar\u0131 kocan\u0131n aralar\u0131nda anla\u015farak sulh yapmalar\u0131nda bir sak\u0131nca yoktur.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/128) \u00e2yetinde bununla ilgili h\u00fck\u00fcmler gelecek, ayr\u0131lmak konusu da orada zikredilecektir. Fakat burada s\u00f6z konusu olan, erkeklerin hakimiyeti ve onun gere\u011fince b\u00fct\u00fcn vazifelerinin yap\u0131lmas\u0131 ve bundan dolay\u0131 erkek taraf\u0131ndan hi\u00e7bir kusur ve su\u00e7 bulunmad\u0131\u011f\u0131 varsay\u0131m\u0131 \u00fczerine oldu\u011fundan, bu \u015fartlar alt\u0131nda erke\u011fin ge\u00e7imsizli\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmek asl\u0131nda ge\u00e7medi\u011fi gibi, a\u00e7\u0131klama gayesi de aile hayat\u0131n\u0131n yaln\u0131z d\u00fczelme ve terbiyesine ba\u011fl\u0131 bulundu\u011fundan dolay\u0131, burada kad\u0131nlar\u0131n itaatsizli\u011finden dolayl\u0131 olarak bahsedilmi\u015f ve erkeklerin ge\u00e7imsizli\u011fi konusu daha sonra ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na a\u00e7\u0131klanmas\u0131 i\u00e7in sonraya b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece aile hayat\u0131n\u0131n iyili\u011fi temin edildikten sonra, aile terbiyesinde herkesin bilmesi, genel ve temel bilgiler olarak \u00f6\u011frenilmesi ve uygulanmas\u0131 gerekli olan g\u00fczel ahl\u00e2klara ge\u00e7ilerek her \u015feyden \u00f6nce \u015fu on vazife emrediliyor:<\/p>\n<p>36- Birincisi, Allah&#8217;a ibadet ve kulluk ve O&#8217;na hi\u00e7bir \u015feyi ortak ko\u015fmay\u0131p samimiyet ile ibadet etmek. \u0130kincisi, anneye babaya iyilikle muamele etmek. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, akrabalara iyilik. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc, yetimlere iyilik. Be\u015fincisi, yoksullara iyilik. Alt\u0131nc\u0131s\u0131, yak\u0131n kom\u015fuya iyilik ki evi yak\u0131n olan veya akrabadan olan kom\u015fu. Yedincisi, uzak kom\u015fuya iyilik ki ya evi uzak olan veya akrabadan olmayan kom\u015fu veya m\u00fcsl\u00fcman olmayan kom\u015fu. Hz. Peygamberin bir hadisinde buyurulmu\u015ftur ki: &#8220;Kom\u015fu \u00fc\u00e7 k\u0131sma ayr\u0131l\u0131r. Birisinin \u00fc\u00e7 hakk\u0131 vard\u0131r; kom\u015fuluk hakk\u0131, yak\u0131nl\u0131k hakk\u0131 ve \u0130sl\u00e2miyet hakk\u0131. \u0130kincisinin iki hakk\u0131 vard\u0131r; kom\u015fuluk hakk\u0131 ve \u0130sl\u00e2miyet hakk\u0131. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcn\u00fcn bir hakk\u0131 vard\u0131r; kom\u015fuluk hakk\u0131 ki bu kitap ehlinden ve Allah&#8217;a \u015firk ko\u015fan kom\u015fudur.&#8221; Sekizincisi, yan\u0131ndaki arkada\u015fa iyilik. Bu da \u00f6\u011frencilik, sanatkarl\u0131k, yolculuk gibi herhangi bir faydal\u0131 i\u015fte beraber bulunan arkada\u015f ve yolda\u015f demektir. Bu m\u00e2n\u00e2 koca ve kar\u0131y\u0131 da kapsar. Dokuzuncusu, yolculuktan gelen misafire veyahut herhangi bir misafire iyilik. Onuncusu, ve elinizin alt\u0131ndaki k\u00f6le ve cariyelere iyilik. &#8220;Allah b\u00f6b\u00fcrlenen ve \u00f6\u011f\u00fcnenleri sevmez.&#8221; &#8220;MUHTAL&#8221; kibirlenen &#8220;FEHUR&#8221; \u00f6\u011f\u00fcnen, b\u00f6b\u00fcrlenen demektir ki, Allah bunlar\u0131 sevmez. Bilhassa o cimri kibirlenenler ki<\/p>\n<p>37-41- hem kendileri cimrilik ederler, hem de insanlara cimrili\u011fi emrederler. Baz\u0131 yahudilerin Ensar&#8217;a kar\u015f\u0131 mallar\u0131n\u0131z\u0131 muhacirler i\u00e7in harcamay\u0131n\u0131z, fakir d\u00fc\u015fmenizden endi\u015fe ediyoruz, diye nasihat etmeye kalk\u0131\u015fmalar\u0131 bu \u00e2yetin indirilmesine sebep olmu\u015ftur. Bir de Allah&#8217;\u0131n s\u0131rf l\u00fctuf ve kereminden kendilerine vermi\u015f oldu\u011fu mal\u0131 ve ilmi gizleyenler hele o g\u00f6steri\u015f i\u00e7in harcama yapan b\u00f6b\u00fcrlenenlerdir ki, Burada Hz. \u0130sa hakk\u0131ndaki &#8220;Aralar\u0131nda bulundu\u011fum s\u00fcrece onlara \u015fahit oldum.&#8221; (Maide, 5\/117) hitab\u0131 ile tan\u0131k olarak getirilen \u015fahid m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi ve her \u00fcmmetten \u015fahid de o \u00fcmmetin peygamberi oldu\u011fu m\u00fcfessirler taraf\u0131ndan a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Yani bilir misin her \u00fcmmetten bir \u015fahid getirdi\u011fimiz, Ey Muhammed! Seni de o \u015fahidler \u00fczerine \u015fahid getirdi\u011fimiz vakit, o k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc o k\u00e2firlerin hali ne olacak?<\/p>\n<p>42- \u0130\u015fte cevab\u0131: O g\u00fcn, inkar edip Peygambere isyan eden k\u00e2firler ke\u015fke yere ge\u00e7mi\u015fler, \u00fczerleri d\u00fczlenmi\u015f kendilerinden hi\u00e7bir iz kalmam\u0131\u015f olsa idi, diye isteyecekler ve Allah&#8217;tan hi\u00e7bir s\u00f6z\u00fc gizleyemezler. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Y\u00e2s\u00een&#8221; s\u00fbresinde gelece\u011fi \u00fczere a\u011f\u0131zlar\u0131 m\u00fch\u00fcrlenecek, elleri ve ayaklar\u0131 konu\u015facakt\u0131r. \u0130bn\u00fc Mesud hazretlerinden \u015f\u00f6yle riv\u00e2yet olunmu\u015ftur ki: Bir g\u00fcn Hz. Peygamber (s.a.v.) &#8220;Bana bir Kur&#8217;\u00e2n oku&#8221; diye emretti. Ben de &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi! Bana Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 \u00f6\u011freten sensin&#8221; dedim. &#8220;Ba\u015fkas\u0131ndan dinlemeyi severim&#8221; buyurdu. Bunun \u00fczerine Nis\u00e2 s\u00fbresinden ba\u015flad\u0131m, \u00e2yetine geldi\u011fimde, Resulullah a\u011flad\u0131, ben de okumay\u0131 kestim demi\u015ftir.<\/p>\n<p>Burada i\u00e7 temizli\u011fi ile d\u0131\u015f temizli\u011fi emrinin manev\u00ee bir s\u0131rr\u0131n\u0131 ortaya koymak ve imandan sonra ibadetin en \u00f6nde geleni namaz ve namaz\u0131n ilk \u015fart\u0131 da madd\u00ee ve manev\u00ee pislikten temizlenmek oldu\u011fu ve b\u00fcy\u00fck abdest olan gusl\u00fcn de nikah ve aile h\u00fck\u00fcmleri ile ilgisinin pek fazla bulundu\u011fu, bunlar\u0131n yerine getirilmesinin ise her \u015feyden \u00f6nce ve idraki korumakla olaca\u011f\u0131 anlat\u0131lmak \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi:<\/p>\n<p>43- Ey iman edenler! Sarho\u015f iken ne s\u00f6yledi\u011finizi bilinceye kadar namaza yakla\u015fmay\u0131n. C\u00fcn\u00fcb iken de yolcu olanlar m\u00fcstesna gus\u00fcl edinceye kadar namaza yakla\u015fmay\u0131n. E\u011fer hasta olur, veya yolculukta bulunursan\u0131z veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cins\u00ee m\u00fcnasebette bulunup, su da bulamazsan\u0131z o zaman tertemiz bir toprak ile teyemm\u00fcm edin. Niyetle y\u00fczlerinize ve ellerinize s\u00fcr\u00fcn. \u015e\u00fcphesiz ki Allah \u00e7ok affedicidir, \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>43-Bu \u00e2yetin indirilmesinin sebebi Abdurrahman b. Avf hazretlerinin ziyafeti olay\u0131 oldu\u011fu riv\u00e2yet edilmi\u015ftir. Geni\u015f bilgi Bakara s\u00fbresinin, &#8220;Ey Muhammed, sana i\u00e7ki ve kumar hakk\u0131nda soruyorlar&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/219) \u00e2yetinde ge\u00e7mi\u015ftir. (Oraya bak\u0131n\u0131z.) Sarho\u015flu\u011fun c\u00fcn\u00fcpl\u00fck ile ve ondan sak\u0131nman\u0131n da abdest ve gus\u00fcl ile beraber s\u00f6z konusu edilmesi ve bu durumda m\u00fcminin namaza yakla\u015fmaktan men edilmesi, sarho\u015f edici maddelerin haram oldu\u011funu ve pisli\u011fini anlatmak i\u00e7in ne kadar beli\u011f ve edeb\u00eedir. Bu m\u00e2n\u00e2, Maide s\u00fbresinde &#8220;Pisliktir, ondan sak\u0131n\u0131n\u0131z.&#8221; (Maide, 5\/90) diye a\u00e7\u0131k\u00e7a anlat\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Sarho\u015f iken namaza yakla\u015fmay\u0131n.&#8221; Burada baz\u0131 m\u00fcfessirler, salattan maksat cami ve namazgaht\u0131r. Bununla sarho\u015flar camilere girmekten men edilmi\u015flerdir, demi\u015fler ise de bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlamak i\u00e7in salat\u0131, esas m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan \u00e7\u0131karmaya gerek yoktur. Bu yasak, s\u00f6yledi\u011fini bilmeyen sarho\u015fun namaz\u0131n\u0131n sahih olmad\u0131\u011f\u0131na ve bundan dolay\u0131 sarho\u015flu\u011fun haram oldu\u011funa delalet etti\u011fi gibi, sarho\u015fun ve c\u00fcn\u00fcb\u00fcn camiye girmesinin ve ona yakla\u015fmas\u0131n\u0131n yasak oldu\u011funa da i\u015faret yoluyla delalet edebilir. Bundan dolay\u0131 sarho\u015fun ve c\u00fcnubun camiye girmeleri ve hatta yak\u0131n\u0131nda bulunmalar\u0131 caiz de\u011fildir. Yolculuk durumu m\u00fcstesna c\u00fcn\u00fcb iken de y\u0131kan\u0131ncaya kadar namaza yakla\u015fmay\u0131n ve dolay\u0131s\u0131yla camiye de girmeyin.<\/p>\n<p>C\u00dcN\u00dcB: Cenabet olan, yani menisi gelen kimsedir ki, masdar gibi hem bir ki\u015fiye hem \u00e7o\u011fula denilir.<\/p>\n<p>\u0130\u011eT\u0130SAL: Gusletmek, yani tepeden t\u0131rna\u011fa y\u0131kanmakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c2B\u0130R\u00ce SEB\u0130L: Yolculuk edenler, sefer halinde bulunanlar demektir. Bunlar\u0131n \u00f6nceki h\u00fck\u00fcmden ayr\u0131lmas\u0131n\u0131n, teyemm\u00fcm meselesinden dolay\u0131 oldu\u011fu \u015fimdi anla\u015f\u0131lacakt\u0131r. Bununla beraber \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131, genel olarak yoldan ge\u00e7me durumuna da gelebilir. Bu itibarla da c\u00fcn\u00fcb\u00fcn namaz k\u0131l\u0131nan camiden de\u011fil, fakat yan\u0131ndaki yoldan ge\u00e7mesinin caiz oldu\u011funa bir i\u015faret olur. Bu istisna kayd\u0131n\u0131n, c\u00fcn\u00fcb ile y\u0131kanma aras\u0131nda bulundu\u011fu i\u00e7in sarho\u015flarla ilgili y\u00f6n\u00fc yoktur. Demek ki s\u00f6yledi\u011fini bilmeyen sarho\u015flar\u0131n cami yak\u0131n\u0131ndan ge\u00e7melerine de izin yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc asl\u0131nda sarho\u015flu\u011fa izin yoktur.<\/p>\n<p>GA\u0130T: Engin, \u00e7ukur yer demek olup helaya i\u015farettir. Heladan gelmek de kinaye yoluyla hades ve abdest bozmak demektir. Kis\u00e2\u00ee ve Halef-i \u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde elifsiz olarak okunur. Bu den, \u00f6nceki dendir. \u0130kisi de kad\u0131nlara dokunmak demektir. Bunun da \u00f6zel \u015fekilde bir dokunmak demek olan iki tenas\u00fcl uzvunun birbirine de\u011fmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etti\u011finde ittifak vard\u0131r. Ve boy abdesti gerekir. Fakat bunda, el veya di\u011fer \u015feylerle yaln\u0131z v\u00fccudun v\u00fccuda dokunmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelmesi kasdedilmi\u015f mi kasdedilmemi\u015f midir? Burada \u00e2limler ihtilafa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler. Biz Hanefilere g\u00f6re bu m\u00e2n\u00e2 kasdedilmemi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 kad\u0131n\u0131n bir taraf\u0131na yaln\u0131z dokunmakla abdest bozulmaz. Fakat Z\u00e2hir\u00ee ve \u015e\u00e2fi\u00ee mezhebine g\u00f6re bozulur, boy abdesti de\u011fil, yaln\u0131z abdest almak gerekir. Ancak Z\u00e2hiriler, kelimesinin d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcne bakarak dokunan\u0131n abdesti bozulur, dokunulan\u0131nki bozulmaz demi\u015flerdir. \u0130mam e\u015f-\u015eafi\u00ee ise, ikisinin de abdestinin bozulaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftir. Hanefiler hafifletmeye, \u015eafi\u00eeler de i\u015fi sa\u011flama ba\u011flamaya ve ihtiyata ri\u00e2yet etmi\u015flerdir. K\u0131saca c\u00fcn\u00fcb iken hasta olursan\u0131z veya seferde bulunursan\u0131z veya ister yolculukta, isterse evde abdest bozar veya kad\u0131nlara dokunur, boy abdesti veya abdest gerekir de bir su bulamazsan\u0131z _ ki hastal\u0131ktan dolay\u0131 su bulamamak ger\u00e7ekten veya h\u00fckmen su bulamamaktan daha genel olmu\u015f oluyor _ b\u00f6yle su bulamad\u0131\u011f\u0131n\u0131z taktirde temiz toprakla teyemm\u00fcm ediniz de y\u00fczlerinize ve ellerinize meshediniz.<\/p>\n<p>TEYEMM\u00dcM: Lugatte, kasdetmek demektir. Bundan dolay\u0131 niyetsiz teyemm\u00fcm olmaz, niyet teyemm\u00fcm\u00fcn asl\u0131na dahildir. &#8220;Sa\u00eed&#8221; de yer y\u00fcz\u00fc demektir ki, ta\u015f\u0131 topra\u011f\u0131 kapsar. Bundan dolay\u0131 eline hi\u00e7 toprak bula\u015fmasa bile bir ta\u015f ile teyemm\u00fcm etmek caiz olur. Fakat \u0130mam e\u015f-\u015e\u00e2fi\u00ee birazc\u0131k olsun toprak bula\u015fmal\u0131 demi\u015ftir. &#8220;Tayyib&#8221; de tertemiz demektir. Bundan dolay\u0131 pis veya \u015f\u00fcpheli olmamal\u0131d\u0131r. Demek olur ki, \u0130sl\u00e2m&#8217;da maddi ve manevi temizlenme meselesinin o kadar \u00f6nemi vard\u0131r ki, su bulamad\u0131\u011f\u0131 zaman hi\u00e7 olmazsa boy abdesti veya abdest yerine temizlenmeye niyet ve kalbini temizli\u011fe ba\u011flay\u0131p maddi y\u00f6nden de tertemiz bir topra\u011f\u0131 abdest uzuvlar\u0131n\u0131n yar\u0131s\u0131 demek olan y\u00fcz\u00fcne ve dirseklerine kadar ellerine dokundurmal\u0131d\u0131r. Yani ellerini bir defa topra\u011fa vurup mesh etmeli, bir defa da vurup dirseklerine kadar ellerini mesh etmelidir. \u0130man\u0131 olmayanlar bundan ne \u00e7\u0131kar, diyebilirler. Fakat akl\u0131n bundan en az alaca\u011f\u0131 ders \u015fudur ki, insan hem d\u0131\u015f ve hem de i\u00e7 temizli\u011fini b\u0131rakmamal\u0131d\u0131r. Kalb temizli\u011fi esasd\u0131r. Kalbi pis olan ne yapsa temizlenmez ve fakat yaln\u0131z kalb temizli\u011fi de yetmez. Maddi olarak d\u0131\u015f\u0131n\u0131 da temizlemelidir. Su bulamay\u0131nca zaruret durumunda teyemm\u00fcm etmek, asl\u0131nda kalble ilgili bir temizlik i\u015fi olmakla beraber maddi \u015fart\u0131n ve zahiri \u015feklin de &#8220;tamam\u0131 elde edilemeyen \u015feyin hepsi terkedilmez&#8221; d\u00fcsturunun ifadesi \u00fczere en g\u00fczel \u015fekilde korunmas\u0131d\u0131r. &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki Allah \u00e7ok affedici, \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r.&#8221; Bunun i\u00e7in teyemm\u00fcme ruhsat verir. Fakat sarho\u015flu\u011fa ve c\u00fcn\u00fcp durmaya m\u00fcsaade etmez.<\/p>\n<p>Burada konu, ak\u0131l ve \u015fuuru korumaya ve maddi manevi temizli\u011fe ermekle \u00f6zellikle ak\u0131l ve d\u00fc\u015f\u00fcnce ile ilgili terbiyeye parlakl\u0131k ve ahl\u00e2k ile dindarl\u0131\u011fa kuvvet verilmek ve bu \u015fekilde aile terbiyesinden genel terbiyeye ve herkesin d\u00fczelmesine do\u011fru gidilmek, sava\u015fmak ve din u\u011frunda sava\u015fa giri\u015fmek i\u00e7in dost ve d\u00fc\u015fman\u0131, m\u00fcmin ve kafiri, hak ve bat\u0131l\u0131, d\u00fczen ve bozuklu\u011fu ay\u0131rt etmek ve kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmak \u00fczere sarho\u015f durumunda bulunan sap\u0131klar\u0131n ve d\u00fc\u015fmanlar\u0131n durumuna dikkat \u00e7ekilerek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>44- Kendilerine kitaptan bir nasib verilmi\u015f olanlar\u0131 g\u00f6rm\u00fcyor musun? Onlar, sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 sat\u0131n al\u0131yorlar ve sizin de yoldan sapman\u0131z\u0131 istiyorlar.<\/p>\n<p>45- Allah sizin d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131z\u0131 \u00e7ok iyi bilir. Ger\u00e7ek bir dost olarak Allah yeter. Ve yard\u0131mc\u0131 olarak da Allah yeter.<\/p>\n<p>46- Yahudilerden bir k\u0131sm\u0131, (Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131ndaki) kelimeleri esas m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan kayd\u0131r\u0131p; dillerini e\u011ferek ve dine sald\u0131rarak, &#8220;S\u00f6z\u00fcn\u00fc i\u015fittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olas\u0131 ve r\u00e2in\u00e2 (bizi g\u00f6zet)&#8221; diyorlar. Halbuki onlar, &#8220;\u0130\u015fittik ve itaat ettik; dinle ve bize de bak&#8221; deselerdi bu, kendileri i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131 ve daha do\u011fru olurdu. Fakat Allah, k\u00fcf\u00fcrleri y\u00fcz\u00fcnden kendilerini lanetlemi\u015ftir. Art\u0131k onlar, pek az\u0131 m\u00fcstesna, iman etmezler.<\/p>\n<p>44-45-46- &#8220;Yahudi olanlardan&#8221; ifadesi, kendilerine dikkat \u00e7ekilen &#8220;Kendilerine kitaptan bir nasib verilenler&#8221; \u00e2yetinin a\u00e7\u0131klamas\u0131d\u0131r. Yani burada s\u00f6z konusu olan yahudilerdir. Bunlar kelimeleri yerlerinden kald\u0131r\u0131p de\u011fi\u015ftirirler, dillerini e\u011ferler b\u00fckerler. Tahrif (bozma) \u015fekli hakk\u0131nda \u00fc\u00e7 suret riv\u00e2yet edilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1- Bir kelimeyi di\u011fer kelime ile de\u011fi\u015ftirirler. Mesela Tevrat&#8217;ta, Hz.Peygamberin vas\u0131flar\u0131 ile ilgili olan &#8220;reb&#8217;a&#8221; kelimesini &#8220;uzun olmayan&#8221; terimine, ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;recm&#8221; kelimesini &#8220;had(\u015fer&#8217;\u00ee ceza)&#8221; deyimi ile de\u011fi\u015ftirmeleri gibi ki, yaz\u0131daki de\u011fi\u015ftirmedir. Buna kar\u015f\u0131 her tarafta me\u015fhur olan bir kitap b\u00f6yle nas\u0131l de\u011fi\u015ftirilebilir, bu m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr, denemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu gibi de\u011fi\u015fiklikler en fazla bir dilden di\u011fer dile nakletme ve terc\u00fcme s\u0131ras\u0131nda meydana gelir. Bunun i\u00e7in terc\u00fcme i\u015fi hem bir yetenek, hem bir do\u011fruluk i\u015fidir. Bundan ba\u015fka yazanlar\u0131n pek az ve iyi haf\u0131zlar olmamas\u0131 veya az oldu\u011fu zamanlarda bunun kopya etmeler esnas\u0131nda yap\u0131lmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcn olur. Daha sonra bu gibi de\u011fi\u015ftirmeler asl\u0131n\u0131 bilenleri aldatmamakla beraber di\u011ferlerini kolayl\u0131kla aldatabilir.<\/p>\n<p>2- Ortaya \u015f\u00fcphe atma ve yanl\u0131\u015f yorumlarla bir kelimeyi \u00f6teye beriye \u00e7ekerek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 haktan bat\u0131la \u00e7evirmektir ki, bu da tefsir ve a\u00e7\u0131klamada yap\u0131lan bir manevi tahrif (bozma)dir. Fahreddin Razi &#8220;Nitekim zaman\u0131m\u0131zdaki bidat ehli de g\u00f6r\u00fc\u015flerine ayk\u0131r\u0131 olan \u00e2yetlerde b\u00f6yle yap\u0131yorlar.&#8221; demi\u015f ve tahrifin tefsirinde bu ikinci \u015feklin as\u0131l oldu\u011funu da kaydetmi\u015ftir.<\/p>\n<p>3- Yaln\u0131z kitap de\u011fil, bir s\u00f6z s\u00f6yledikleri zaman duyduklar\u0131 ve kalblerinde bildikleri gibi dosdo\u011fru s\u00f6ylemeyip de\u011fi\u015ftirerek s\u00f6ylemeleridir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yahudiler Hz. Peygamberin huzuruna gelirler, baz\u0131 \u015feyler sorarlar, yan\u0131ndan \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 zaman Peygamberin s\u00f6zlerini de\u011fi\u015ftirerek yaymaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlard\u0131. \u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n bunlar\u0131n de\u011fi\u015ftirme \u015fekillerini \u015fu misallerle anlat\u0131yor: De\u011fi\u015ftirirler ve derler ki &#8220;i\u015fittik ve isyan ettik&#8221; bu bir, &#8220;i\u015fit, i\u015fitmez olas\u0131&#8221; bu iki, &#8220;r\u00e2in\u00e2&#8221; (bizi g\u00f6zet) bu da \u00fc\u00e7. Yani Peygambere kar\u015f\u0131 ilk \u00f6nce diyecek yerde derler, hep tersini yaparlar. \u0130kinci olarak &#8220;dinle&#8221; diyecek yerde diye bir de cinas ilave ederler ki, bu kelime bir taraftan \u00f6vg\u00fc ve sayg\u0131ya, bir taraftan ihanet ve s\u00f6vmeye delalet eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc i\u015fittirilmi\u015f olmayarak demek oldu\u011fundan bir y\u00f6nden l\u00fctfen ve tenezz\u00fcl ederek dinle, \u00e7\u00fcnk\u00fc sana kar\u015f\u0131 s\u00f6z s\u00f6ylemek ve zorla dinletmek haddimiz de\u011fildir, m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir sayg\u0131 ifadesi olabilece\u011fi gibi, \u00f6te yandan bir ka\u00e7 y\u00f6n\u00fcyle de k\u00fc\u00e7\u00fcmseme ifade eder. \u0130lk olarak; &#8220;dinle ha s\u00f6z dinlemez&#8221;, ikinci olarak; &#8220;dinle ha dinlenmiyesice?&#8221; \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak; &#8220;dinle ha iyi haber i\u015fitmiyesice.&#8221; m\u00e2n\u00e2lar\u0131na da gelebilir ki, bunlar hep s\u00f6vmek ve k\u00fc\u00e7\u00fcmsemektir. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak; &#8220;dinle fakat benden i\u015fitmi\u015f olmayarak dinle&#8221; demek de olabilir ki, bu da bir s\u0131rr\u0131 emanet b\u0131rakma gibi olmakla beraber yalanc\u0131l\u0131k teklifini kapsayan bir m\u00fcnaf\u0131kl\u0131\u011f\u0131 da i\u00e7erir. Kelimesi de b\u00f6yle iki y\u00f6nl\u00fcd\u00fcr. Bakara s\u00fbresinde (Bakara, 2\/104) \u00e2yetinde ge\u00e7mi\u015fti. (Oraya bak\u0131n\u0131z.) \u0130\u015fte bunlar b\u00f6yle derler ve kelimeleri yerlerinden b\u00f6yle tahrif ederler (bozarlar). Ve bunlar\u0131 s\u00f6ylerken dillerini burarak, sarho\u015f gibi a\u011f\u0131zlar\u0131n\u0131 e\u011ferek s\u00f6ylerler, hem de dini k\u00f6t\u00fclemek i\u00e7in s\u00f6ylerler. Halbuki bunlar Peygambere &#8220;i\u015fittik ve isyan ettik&#8221; diyeceklerine &#8220;i\u015fittik ve itaat ettik&#8221; ve &#8220;dinle i\u015fitmez olas\u0131&#8221; diyeceklerine yaln\u0131z &#8220;dinle&#8221;; ve &#8220;bizi g\u00f6zet&#8221; diyeceklerine &#8220;bize bak&#8221; demi\u015f olsalard\u0131 kendileri i\u00e7in elbette daha hay\u0131rl\u0131 olurdu. Fakat inkarlar\u0131ndan dolay\u0131 Allah onlar\u0131 lanetledi, onun i\u00e7in bunlar iman etmezler, etseler de pek az ederler. Ya pek az bir \u015feye iman ederler, veya faydas\u0131 olmayacak az bir zamanda, mesela can \u00e7eki\u015fme durumunda iman ederler veya i\u00e7lerinde iman edenleri pek az bulunur. Fakat bulunur.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 bunlara ve hatta b\u00fct\u00fcn kitap ehline bir nasihat ve davet olmak \u00fczere \u015f\u00f6yle de\u011fi\u015fik bir hitap yap\u0131l\u0131yor:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>47- Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yan\u0131n\u0131zda bulunan (Tevrat)\u0131 tasdik etmek \u00fczere indirdi\u011fimiz bu kitaba iman edin. Biz birtak\u0131m y\u00fczleri silip de enselerine \u00e7evirmeden yahut cumartesi halk\u0131n\u0131 (yahudileri) lanetledi\u011fimiz gibi onlar\u0131 lanetlemeden \u00f6nce iman edin. Yoksa Allah&#8217;\u0131n emri mutlaka yerine gelecektir.<\/p>\n<p>48- Do\u011frusu Allah, kendisine ortak ko\u015fulmas\u0131n\u0131 asla affetmez. Ondan ba\u015fkas\u0131n\u0131 (di\u011fer g\u00fcnahlar\u0131) ise, diledi\u011fi kimseler i\u00e7in ba\u011f\u0131\u015flar ve ma\u011ffiret buyurur. Her kim Allah&#8217;a \u015firk ko\u015farsa ger\u00e7ekten pek b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnah ile iftira etmi\u015f olur.<\/p>\n<p>47- Nice y\u00fczleri veya y\u00fcze gelenleri silip belirsiz yaparak arkalar\u0131na \u00e7evirmeden veya onlar\u0131, sebt (cumartesi) ehlini lanetledi\u011fimiz gibi lanetlemeden \u00f6nce iman ediniz.<\/p>\n<p>TAMS: Asl\u0131nda bir \u015feyin izlerini yoketmek ve al\u00e2metlerini gidermek m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmakla, burada y\u00fczlerin k\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan \u00e7\u0131k\u0131p y\u00fcz denecek durumlar\u0131 kalmamak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. \u0130bn\u00fc Abbas (r.a.) deve taban\u0131, hayvan t\u0131rna\u011f\u0131 gibi olmas\u0131 ile, Katade ve Dahh\u00e2k &#8220;E\u011fer dileseydik o k\u00e2firlerin g\u00f6zlerini silme k\u00f6r ederdik&#8230;&#8221; (Y\u00e2sin, 36\/66.) m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere g\u00f6zlerin g\u00f6rmez olmas\u0131 ile, baz\u0131 m\u00fcfessirler de suratlar\u0131n\u0131n maymun y\u00fcz\u00fc gibi \u00e7irkin ve peri\u015fan olmas\u0131 ile misal vermi\u015fler ve a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u015fiddetli bir uyarmad\u0131r ki, hem d\u00fcnya ile ilgili, hem ahiretle ilgili felaketleri hat\u0131rlat\u0131r. Bununla birlikte d\u00fcnya ile ilgili olmas\u0131 daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. Cumartesi ehli, Bakara suresinde ge\u00e7mi\u015fti.<\/p>\n<p>48- &#8220;Allah kendisine \u015firk ko\u015fulmas\u0131n\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamaz.&#8221; Burada \u015firk, kay\u0131ts\u0131z oldu\u011fundan mutlak surette k\u00e2firlik demek oldu\u011fu unutulmamal\u0131d\u0131r. Bunun kitap ehline iman teklif etme yerinde gelmi\u015f olmas\u0131 da bu konuda \u00f6zel bir ipucu te\u015fkil eder.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin inmesi \u00fczerine yahudiler, biz m\u00fc\u015frik de\u011filiz, Allah&#8217;\u0131n \u00f6zel ve ileri gelen kullar\u0131ndan\u0131z, demi\u015flerdi. Nas\u0131l ki, &#8220;Biz, Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131 ve dostlar\u0131y\u0131z.&#8221; (Maide, 5\/18.) dediler. &#8220;Ate\u015f bize sadece say\u0131l\u0131 g\u00fcnler dokunacakt\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/80) da diyorlard\u0131. Bir de baz\u0131 yahudiler bir g\u00fcn \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 al\u0131p Hz. Peygamberin huzuruna gelmi\u015fler &#8220;Ey Muhammed! bunlar\u0131n g\u00fcnah\u0131 var m\u0131d\u0131r?&#8221; demi\u015fler. &#8220;Hay\u0131r&#8221; buyurulmu\u015f. Bunun \u00fczerine &#8220;\u0130\u015fte biz de t\u0131pk\u0131 bunlar gibiyiz, gece yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z g\u00fcnahlar g\u00fcnd\u00fcz, g\u00fcnd\u00fcz yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z g\u00fcnahlar gece \u00f6rt\u00fcl\u00fcr.&#8221; diye kendi nefislerini tezkiye etmi\u015flerdi. Bunun \u00fczerine bunlar hakk\u0131nda \u015fu \u00e2yetler nazil oldu:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>49-50- 49 Kendi nefislerini temize \u00e7\u0131karanlar\u0131 g\u00f6rm\u00fcyor musun? Hay\u0131r! Ancak Allah, diledi\u011fini temize \u00e7\u0131kar\u0131r. Onlara k\u0131l kadar zulmedilmez.<\/p>\n<p>50- Bak nas\u0131l da Allah&#8217;a yalan uyduruyorlar. Apa\u00e7\u0131k bir g\u00fcnah olarak bu yeter.<\/p>\n<p>51-55-Rivayet ediliyor ki, yahudilerin reislerinden Huyeyy b. Ahtab ile Ka&#8217;b b. E\u015fref yanlar\u0131na yahudilerden yetmi\u015f s\u00fcvari alarak Mekke&#8217;ye gitmi\u015fler ve Kurey\u015f ile bir anla\u015fma ve s\u00f6zle\u015fme yaparak Hz. Peygamber ile olan anla\u015fmalar\u0131n\u0131 bozmak istemi\u015flerdi. Onlar da, &#8220;Siz kitap ehlindensiniz, Muhammed&#8217;e bizden daha yak\u0131ns\u0131n\u0131z. Bundan dolay\u0131 biz size g\u00fcvenmiyoruz. Bizim putlar\u0131m\u0131za secde ediniz de g\u00f6nl\u00fcm\u00fcz rahat olsun.&#8221; diye bir teklifte bulunmu\u015flard\u0131. Yahudiler de derhal kabul edip bunu yapm\u0131\u015flar (putlara secde etmi\u015fler). Sonra Ebu S\u00fcfyan Ka&#8217;b&#8217;a hitap ederek, &#8220;Sen kitap okuyan \u00e2lim bir adams\u0131n, biz ise okuma yazma bilmiyoruz; bundan dolay\u0131 bizim mi yoksa Muhammed&#8217;in mi, hangimizin tuttu\u011fu yol do\u011frudur.&#8221; diye sormu\u015f, Ka&#8217;b da &#8220;Muhammed ne diyor?&#8221; demi\u015f. Ebu S\u00fcfyan, &#8220;Yaln\u0131z Allah&#8217;a ibadet etmeyi emrediyor ve Allah&#8217;a \u015firk ko\u015fmaktan nehyediyor.&#8221; cevab\u0131n\u0131 vermi\u015f. &#8220;Sizin dininiz nedir?&#8221; deyince de, &#8220;Biz Beytullah&#8217;\u0131n g\u00f6revlileriyiz, hac\u0131lara su veririz, misafirlere yemek yediririz, esirleri kurtar\u0131r\u0131z, \u015funu yapar\u0131z, bunu yapar\u0131z.&#8221; diye anlatm\u0131\u015f. Bunun \u00fczerine Ka&#8217;b, &#8220;Sizin yolunuz daha do\u011frudur.&#8221; demi\u015f ve putprestleri iman ehlinden \u00fcst\u00fcn saym\u0131\u015f ve tercih etmi\u015fti ki \u015fu \u00e2yetler bunu hakk\u0131ndad\u0131r:<\/p>\n<p>56-Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>51- &#8220;\u015eu kendilerine kitaptan (okuma yazmadan) bir nasib verilmi\u015f olanlar\u0131 g\u00f6rm\u00fcyor musun! Onlar puta ve \u015feytana inan\u0131yorlar. Ve Allah&#8217;\u0131 tan\u0131mayanlara, &#8220;Bunlar, m\u00fcminlerden daha do\u011fru yoldad\u0131r.&#8221; diyorlar.<\/p>\n<p>52- Onlar, Allah&#8217;\u0131n lanet etti\u011fi kimselerdir. Allah kime lanet ederse art\u0131k ona asla bir yard\u0131mc\u0131 bulamazs\u0131n.<\/p>\n<p>53- Yoksa onlar\u0131n m\u00fclkten bir pay\u0131 m\u0131 vard\u0131r. E\u011fer \u00f6yle olsayd\u0131, insanlara bir \u00e7ekirde\u011fin zerresini bile vermezlerdi.<\/p>\n<p>54- Yoksa onlar, Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve kereminden insanlara verdi\u011fi nimetleri k\u0131skan\u0131yorlar m\u0131? \u015e\u00fcphesiz biz, \u0130brahim ailesine de kitap ve hikmeti vermi\u015ftik. Hem de onlara b\u00fcy\u00fck bir m\u00fclk ve saltanat ihsan ettik.<\/p>\n<p>55- \u0130\u015fte o yahudilerden bir k\u0131sm\u0131 ona iman etti. Bir k\u0131sm\u0131 da ondan y\u00fcz \u00e7evirdi. O iman etmeyenlere cehennem alevi yeter.<\/p>\n<p>&#8220;Ta\u011fut&#8221; kelimesinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 Bakara s\u00fbresinde &#8220;Dinde zorlama yoktur&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/256) \u00e2yetinde ge\u00e7mi\u015fti. &#8220;Cibt&#8221; ise put demektir. K\u00e2hine de &#8220;cibt&#8221; dendi\u011fi nakledilmi\u015ftir. Bu \u015fekilde bu iki kelime Allah&#8217;dan ba\u015fka il\u00e2h edinilen canl\u0131 ve cans\u0131z mabudlar\u0131n (kendisine tap\u0131lan \u015feylerin) tam isimleridir. Birbiri yerine de kullan\u0131labilirler. L\u00fcgat \u00e2limlerinin \u00e7o\u011fu kelimesinin lugatte \u00e7ekimi olmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde bulunmu\u015flard\u0131r. Fakat bunun asl\u0131 oldu\u011fu naklediliyor ki cibs, pis ve al\u00e7ak demektir.<\/p>\n<p>H\u00fckm\u00fcn\u00fcn a\u00e7\u0131klanmas\u0131 i\u00e7in kitap ehlinin bir k\u0131sm\u0131 hakk\u0131ndaki tehditten sonra b\u00fct\u00fcn k\u00e2firlere ait olmak \u00fczere de buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>56- \u015e\u00fcphesiz ki \u00e2yetlerimizi ink\u00e2r eden k\u00e2firleri biz yar\u0131n bir ate\u015fe ataca\u011f\u0131z. Derileri pi\u015ftik\u00e7e azab\u0131 duysunlar diye, kendilerine ba\u015fka deriler verece\u011fiz. \u00c7\u00fcnk\u00fc, Allah ger\u00e7ekten \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>Bunlar b\u00f6yledir. Fakat:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>57- \u0130man edip salih ameller i\u015fliyenleri ise, altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetlere koyaca\u011f\u0131z. Orada ebed\u00ee olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz e\u015fler vard\u0131r. Onlar\u0131, koyu g\u00f6lgeler alt\u0131nda bulunduraca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>57- G\u00f6lgeli g\u00f6lge, koyu g\u00f6lge, yayg\u0131n g\u00f6lge ki, tam ve devaml\u0131 nimete i\u015farettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc refah i\u00e7inde bulunanlar, genel bir \u015fekilde latif g\u00f6lgelerde ya\u015farlar. Nas\u0131l ki dilimizde de sayedar olmak, sayeban olmak, sayesinde (g\u00f6lgesinde) ya\u015famak, sayesinde (himayesinde) ya\u015fatmak terimleri nimet ve mutluluk anlam\u0131na gelen terimlerdir.<\/p>\n<p>Bu hikmetten dolay\u0131d\u0131r ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>58- Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar aras\u0131nda h\u00fckmetti\u011finiz zaman adaletle h\u00fckmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne g\u00fczel \u00f6\u011f\u00fct veriyor. \u015e\u00fcphesiz ki Allah her \u015feyi hakk\u0131yla i\u015fiten, hakk\u0131yla g\u00f6rendir.<\/p>\n<p>58- Allah size \u015funlar\u0131 muhakkak emrediyor: Biri, emanetleri ehline vermeniz biri de, insanlar aras\u0131nda h\u00fck\u00fcm ve komuta etti\u011finiz zaman adaletle h\u00fckmetmeniz.<\/p>\n<p>EMANET: Asl\u0131nda insan\u0131n emin (g\u00fcvenilir ve itimad edilen kimse olmas\u0131) yani kendisine maddi veya manevi her hangi bir \u015feyin g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131 ile korkusuz bir \u015fekilde teslim edilebilir ve istendi\u011fi zaman eksiksiz al\u0131nabilir bir \u015fekilde bulunmas\u0131 anlam\u0131na masdar ve k\u0131saca masdar oldu\u011fu gibi insan\u0131n emin olma durumuna, gerek Allah ve gerek insanlar taraf\u0131ndan herhangi bir \u015fekilde b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f olan \u015feye de ismi meful (edilgen orta\u00e7) m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen masdar\u0131n ismi olmu\u015ftur ki, burada emanet bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Ve bunlar\u0131n sahiplerine verilmesi ile insanl\u0131\u011f\u0131n, Allah&#8217;\u0131n bir emaneti olan \u015feref ve namus emanetinin korunmas\u0131 emredilmi\u015ftir. &#8220;Biz emaneti, g\u00f6klere, yere ve da\u011flara sunduk; onu y\u00fcklenmekten ka\u00e7\u0131nd\u0131lar, onun sorumlulu\u011fundan korktular; onu insan y\u00fcklendi; (bununa beraber onun hakk\u0131n\u0131 tam yerine getirmedi) \u00e7\u00fcnk\u00fc o, \u00e7ok z\u00e2lim, \u00e7ok cahildir.&#8221; (Ahzab, 33\/72), y\u00fcce \u00e2yeti gere\u011fince insan, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n emanetini ta\u015f\u0131yan bir emini, bir vekili olmay\u0131 \u00fcst\u00fcne alan yegane yarat\u0131kd\u0131r ki, bu sayede di\u011fer yarat\u0131klar \u00fczerinde h\u00fck\u00fcm ve tasarruf etmeye g\u00fc\u00e7 yetirebilir. Bu sayededir ki, insanlar da birbirinden emin olarak birbirlerine kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak ve s\u0131ra ile bir\u00e7ok haklar\u0131 ve emaneti b\u0131rak\u0131rlar. \u0130\u015fte insanlar, gerek Allah&#8217;a ve gerek kullara kar\u015f\u0131 emanetle ilgili bu \u015fereflerini ne kadar g\u00fczel korurlar ve emaneti ne derece yerli yerine koyabilirlerse o oranla de\u011fer ve iyiliklerini art\u0131rm\u0131\u015f bulunurlar ve bu \u015fekilde Allah&#8217;\u0131n devaml\u0131 g\u00f6lgesine (himayesine) girerler ve halk aras\u0131nda a\u00e7\u0131ktan ve gizli olarak etkili bir hakimiyet \u015ferefini elde etmi\u015f olurlar. &#8220;Ey Davud! Biz seni yery\u00fcz\u00fcnde (senden \u00f6ncekilerin yerine) h\u00fck\u00fcmdar yapt\u0131k. \u0130nsanlar aras\u0131nda adaletle h\u00fckmet, keyfine uyma, sonra seni Allah&#8217;\u0131n yolundan sapt\u0131r\u0131r&#8230;&#8221; (S\u00e2d, 38\/26) buyurulmu\u015ftur. S\u0131rf emanet, asl\u0131nda hi\u00e7bir \u015feyle telafi edilebilecek de\u011fildir. Emanetlerin bir garantisi varsa, o da hainlik veya hainlik \u015f\u00fcphesi ile emanetin y\u00fcce onurunun k\u0131r\u0131lmas\u0131 veya kaybedilmesi ve emniyet ile vekilli\u011fin garantisinin d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011fa d\u00f6n\u00fc\u015fmesidir. Bunun i\u00e7in eminli\u011fi k\u00f6t\u00fcye kullananlar Allah&#8217;a ve kullar\u0131na kar\u015f\u0131 ba\u015fkalar\u0131n\u0131n hakk\u0131n\u0131 gasbedenler ve e\u015fkiyalar gibi itibardan d\u00fc\u015ferler ve d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe g\u00f6re olmasa bile, i\u00e7ten kalblerde d\u00fc\u015fmanl\u0131kla mahkum olurlar. G\u00fcvenilir olmakla hakimiyetin bu \u00f6nemli ili\u015fkisine dayanan bu \u00e2yette, emaneti sahibine vermek ile adaletle h\u00fckmetmek ayr\u0131 ayr\u0131 olarak emredilmi\u015f ve g\u00fcvenilir olma emri, h\u00fckmetme emrinden \u00f6nce zikredilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 insan\u0131n Rabbine ve kendine ve halka kar\u015f\u0131 olmak \u00fczere \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fit g\u00fcvenilirlik muamelesi vard\u0131r. \u0130lk \u00f6nce Rabbine kar\u015f\u0131 emanete riayet etmesi Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerinin ve kanunlar\u0131n\u0131n tatbikat\u0131 yani vazife meselesi ile ilgilidir ki, b\u00fct\u00fcn uzuvlar\u0131n vazifelerini i\u00e7ine al\u0131r. \u0130bn\u00fc Mesud hazretleri demi\u015ftir ki: &#8220;Emanet her \u015feyde laz\u0131md\u0131r. Abdestte, c\u00fcn\u00fcpl\u00fckte, namazda, zekatta, oru\u00e7ta vs. de.&#8221; \u0130bn\u00fc \u00d6mer hazretleri de demi\u015ftir ki: &#8220;Allah insan\u0131n tenas\u00fcl uzvunu yaratt\u0131 ve buyurdu ki, &#8216;Bu bir emanettir, senin yan\u0131nda saklad\u0131m, bundan dolay\u0131 bunu muhafaza et. Ancak hakk\u0131yla (hel\u00e2l yerde) kullan\u0131lmas\u0131 hari\u00e7.&#8221; \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn organlar\u0131n da b\u00f6yle birer emanet olan vazifeleri vard\u0131r. Kendine kar\u015f\u0131 din ve d\u00fcnya emanetinde, kendine en faydal\u0131 ve en uygun olan\u0131 se\u00e7mesi, \u00f6fke ve \u015fehvet veya cahillik ile sonunda zararl\u0131 olan \u015feyleri yapmamas\u0131d\u0131r. Halka kar\u015f\u0131, haklar\u0131n emanetini g\u00f6zetmek, al\u0131\u015f veri\u015fte aldatmamak, zarar veren olmamakt\u0131r ki idarecilerin halka adaleti, \u00e2limlerin halk\u0131 bat\u0131l taassuba sevketmeyip d\u00fcnya ve ahirette faydal\u0131 olan amellere ve do\u011fru inan\u00e7lara sevketmesi, halk\u0131n da onlara kar\u015f\u0131 hainlik yapmaktan sak\u0131nmas\u0131, ayn\u0131 \u015fekilde kocan\u0131n kar\u0131s\u0131na, kar\u0131n\u0131n kocas\u0131na kar\u015f\u0131 sadakatla (do\u011frulukla) \u0131rzlar\u0131n\u0131 ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n soylar\u0131n\u0131 korumalar\u0131 ve \u00e7ocuklar\u0131n terbiyesine dikkat etmeleri bunlar\u0131n i\u00e7indedir.<\/p>\n<p>Bu \u015fekilde ister Allah&#8217;a ait haklarda ve ister insan haklar\u0131, ba\u015fka bir ifade ile ister genel haklar ve ister \u00f6zel haklardan insanlar\u0131n emanet zimmetleri ile ilgili fiil\u00ee veya s\u00f6zl\u00fc veya inan\u00e7la ilgili, madd\u00ee veya manev\u00ee, mal\u00ee ve mal\u00ee olmayan haklar\u0131n hepsini kapsad\u0131\u011f\u0131 gibi hitab\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fc de b\u00fct\u00fcn m\u00fckellefleri kapsar. \u00d6zel haklarla ilgili ve emniyetle b\u0131rak\u0131lan emanet ve di\u011fer \u015feyler, emanetlerden oldu\u011fu gibi, kamu i\u015flerine ve haklar\u0131na ait olan y\u00f6nler, makamlar, velayet (valilik), imaml\u0131k ve h\u00fck\u00fcm s\u00fcrmek, nasihat ve fetva vermek de emanetlerdendir. Bir de kelimesi sahip ve ehliyetli m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 kapsad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in bu emir, verilmi\u015f olan emanetlerin sahibine geri vermek ve ula\u015ft\u0131rmaktan ba\u015fka, emanet edilecek \u015feylerin de ehline ve hak etmi\u015f olanlara emanet ve havale edilmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ifade eder. Ve bu m\u00e2n\u00e2 kamu hakk\u0131ndan olan emanetlerde \u00f6nem arzeder ve ancak o itibarla emredilmi\u015f bir vazife olur. \u00d6yle olmakla beraber bu da Allah&#8217;a ait haklardan olan emanetleri sahibine vermek ve ona ula\u015ft\u0131rmak demektir. Nitekim bu \u00e2yetin i\u015f ba\u015f\u0131nda bulunan kimseler hakk\u0131nda indi\u011fi de riv\u00e2yet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00c2yetin indirilmesinin sebebi hakk\u0131nda me\u015fhur olan riv\u00e2yet \u015fudur: Mekke&#8217;nin fethi g\u00fcn\u00fc Resulullah Mekke&#8217;ye girdi\u011fi zaman K\u00e2be&#8217;nin anahtar ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131s\u0131 olan Osman b. Talha b. Abd\u00fcddar kap\u0131y\u0131 kilitlemi\u015f, anahtar\u0131n\u0131 Resulullah&#8217;a (s.a.v.) teslim etmekten ka\u00e7\u0131nm\u0131\u015f, &#8220;Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi oldu\u011funu bilseydim engel olmazd\u0131m.&#8221; demi\u015f. Derhal Hz. Ali de Osman&#8217;\u0131 tutmu\u015f, kolunu b\u00fckm\u00fc\u015f anahtar\u0131 al\u0131p K\u00e2be&#8217;nin kap\u0131s\u0131n\u0131 a\u00e7m\u0131\u015f ve Resulullah (s.a.v.) K\u00e2be&#8217;ye girip iki rekat namaz k\u0131lm\u0131\u015f idi. \u00c7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman, amcas\u0131 Hz. Abbas anahtar\u0131n kendine verilmesini ve eskiden sorumlulu\u011funda bulunan Zemzem sakal\u0131\u011f\u0131 (hac\u0131lara su da\u011f\u0131tma vazifesi) ile beraber sedanetin (yani K\u00e2be kap\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n) birle\u015ftirilmesini istedi. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet indirildi. Bundan dolay\u0131 Hz. Peygamber (s.a.v.) anahtarlar\u0131 Osman&#8217;a geri vermesini ve ona teslim etmesini ve kendisinden \u00f6z\u00fcr dilemesini Hz. Ali&#8217;ye emretti. Hz. Ali de anahtarlar\u0131 g\u00f6t\u00fcr\u00fcp \u00f6z\u00fcr dileyince Osman: &#8220;Beni zorlad\u0131n, bana eziyet verdin, sonra geldin (hatan\u0131) d\u00fczeltmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorsun.&#8221; dedi. Hz. Ali de: &#8220;Senin hakk\u0131nda Allah Te\u00e2l\u00e2 Kur&#8217;\u00e2n indirdi.&#8221; deyip \u00e2yeti okudu. Bunun \u00fczerine Osman, diye \u015fehadet getirerek hemen m\u00fcsl\u00fcman oldu.<\/p>\n<p>Kabe kap\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n (anahtar\u0131n\u0131n ta\u015f\u0131nmas\u0131 g\u00f6revinin) ebed\u00ee olarak Osman&#8217;\u0131n z\u00fcrriyetinde kalmas\u0131 hakk\u0131nda bir de vahiy geldi. Sonra Osman Mekke&#8217;den hicret edip anahtar\u0131 biraderi \u015eeybe&#8217;ye verdi ki bug\u00fcn de K\u00e2be&#8217;nin anahtar\u0131 \u015eeybe&#8217;nin torunlar\u0131ndad\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki sebebin \u00f6zel olmas\u0131, h\u00fckm\u00fcn genel olmas\u0131na engel de\u011fildir. Aksine bu sebep &#8220;emanetlerin&#8221; pek genel kapsaml\u0131 oldu\u011funu g\u00f6sterir. Bak\u0131n\u0131z, Allah size ne g\u00fczel \u00f6\u011f\u00fct veriyor! Emaneti sahibine vermek, adaletle h\u00fckmetmek, bunlar ne g\u00fczel \u015feylerdir. Ve sizin i\u00e7in ne kadar faydal\u0131d\u0131r. Her zaman (mutlaka) bu emirleri tutmal\u0131, hainlik ve zul\u00fcmden sak\u0131nmal\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah her \u015feyi i\u015fiten ve g\u00f6rendir.&#8221; Bundan dolay\u0131 h\u00fck\u00fcmlerinizi i\u015fitir, emanet hakk\u0131nda yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6r\u00fcr.<\/p>\n<p>Bu \u015fekilde idarecilere ve hakimlere, i\u015fin ba\u015f\u0131nda bulunan herkese genel olarak veya \u00f6zel bir \u015fekilde emanetleri sahiplerine vermek ve adalet ile h\u00fckmetmek ve memleketi idare etmek emredildikten sonra, \u015fimdi de di\u011fer iman ehline bunlar\u0131 yapan idarecilere itaat etmeyi ve fakat kay\u0131ts\u0131z bir \u015fekilde de\u011fil, Allah ve Peygambere itaat etme i\u00e7inde \u015fu genel hitab\u0131 ile emrediyor.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>59- Ey iman edenler! Allah&#8217;a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. E\u011fer herhangi bir \u015feyde anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015ferseniz; Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne ger\u00e7ekten inan\u0131yorsan\u0131z, onu Allah ve Resul\u00fcne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonu\u00e7 bak\u0131m\u0131ndan da daha g\u00fczeldir.<\/p>\n<p>59- Ey iman edenler! Allah&#8217;a itaat ediniz ve Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isine (Hz. Muhammede) itaat ediniz. Sizden olan emir sahibine (idarecilere) de itaat ediniz. Dikkat etmek gerekir ki Allah ve Resul\u00fc hakk\u0131nda diye mutlak itaat a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylendi\u011fi halde, emir sahipleri (idareciler) hakk\u0131nda buyurulmay\u0131p bunlara itaat etmek Peygambere itaata atfedilmi\u015f ve yaln\u0131z Peygambere itaat etmeye tabi olarak emredilmi\u015f ve bu \u015fekilde tabi olma alt\u0131nda itaat etmenin hem ayn\u0131 kuvvetle kay\u0131ts\u0131z olarak gerekti\u011fi g\u00f6sterilmi\u015f, hem de isyan edilen \u015feyler de bu h\u00fckm\u00fcn d\u0131\u015f\u0131nda b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Allah&#8217;a isyan hususunda hi\u00e7 bir mahlukata itaat edilmez&#8221;. Ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;\u0130yi ve faydal\u0131 \u015feylerde itaat edilir.&#8221; hadis-i \u015ferifleri de bunu a\u00e7\u0131kl\u0131yor. \u015eu halde amirin her emri, memuru sorumluluktan kurtarmaya yetmez. Diyelim ki, bir memur amirinin emri ile r\u00fc\u015fvet alsa veya h\u0131rs\u0131zl\u0131k yapsa sorumluluktan kurtulamaz. Bu mefhum, amirin kanuna ayk\u0131r\u0131 olan emri memuru sorumluluktan kurtarmaz, diye de ifade olunur.<\/p>\n<p>Dikkate de\u011fer kay\u0131tlardan birisi de m\u00fcminlere hitap edilerek &#8220;sizden&#8221; kayd\u0131d\u0131r ki, m\u00e2n\u00e2s\u0131 apa\u00e7\u0131kt\u0131r. M\u00fcminlerden olmayan idarecilere itaat etmek dinen vacib k\u0131l\u0131nmam\u0131\u015ft\u0131r. Bu hususta itaat de\u011fil, varsa bir anla\u015fmaya ri\u00e2yet etmek s\u00f6z konusu olacakt\u0131r. Fakat itaat etmenin vacib olmamas\u0131ndan mutlaka isyan etmenin gerekli oldu\u011funu anlamaya kalk\u0131\u015fmamal\u0131d\u0131r. \u0130taatin vacib olmamas\u0131, isyan etmenin vacib olmas\u0131n\u0131 gerektirmeyece\u011finden itaat mecburiyetinde bulunmamakla, isyan mecburiyetinde bulunmak aras\u0131nda fark vard\u0131r. \u0130syan hakk\u0131 ba\u015fka, isyan etme vazifesi yine ba\u015fkad\u0131r.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 buradan m\u00fcmin olmayan bir \u00e7evrede (ortamda) bulunan m\u00fcminlerin \u015funa buna kar\u015f\u0131 isyanc\u0131 ve ihtilalci bir durumda kabul edilmemeleri ve belki m\u00fcminlerin her nerede bulunurlarsa bulunsunlar Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne kar\u015f\u0131 itaatsizlikten sak\u0131nmak ve ayn\u0131 zamanda kendilerinden olan idarecilere itaat etmeleri ve ta\u011futlara boyun e\u011fmemelerinin gerekli oldu\u011funu anlamak gerekir. Bu bak\u0131mdan Taber\u00ee tefsirinde de zikredildi\u011fi gibi \u015fu hadisler ne kadar \u00f6nemlidir: \u0130bn\u00fc Zeydin babas\u0131ndan riv\u00e2yet etti\u011fi \u00fczere Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurmu\u015ftur ki: &#8220;\u0130taat, itaat, itaatte imtihan da vard\u0131r. Fakat Allah dilemi\u015f olsayd\u0131 emretmeyi hep peygamberlere verirdi.&#8221; Yani peygamberler mevcut iken bile h\u00fck\u00fcmdarlara emretmeyi nasib etmi\u015ftir. Ve nitekim Yahya aleyhissel\u00e2m\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesine bile h\u00fckmetmi\u015flerdir. Ayn\u0131 \u015fekilde Ebu H\u00fcreyre&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmu\u015ftur: &#8220;Benden sonra size bir tak\u0131m valiler valilik edecek iyi iyili\u011fi ile vel\u00e2yet edecek, g\u00fcnahkar da g\u00fcnah i\u015flemekle vel\u00e2yet edecek; hakka uygun olan her konuda bunlar\u0131 dinleyin ve itaat edin ve arkalar\u0131nda namaz k\u0131l\u0131n, iyilik yaparlarsa hem sizin, hem onlar\u0131n lehinedir. K\u00f6t\u00fcl\u00fck yaparlarsa sizin lehinize (menfaatinize), onlar\u0131n zarar\u0131nad\u0131r.&#8221; Ayn\u0131 \u015fekilde Abdullah b. \u00d6mer hazretlerinden riv\u00e2yet olundu\u011fu \u00fczere Hz. Peygamber buyurmu\u015ftur ki: &#8220;M\u00fcsl\u00fcman olan ki\u015finin itaat etmesi onun vecibesidir, ho\u015fland\u0131\u011f\u0131nda da ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131nda da. Ancak g\u00fcnah i\u015flemesi emredilmi\u015f olursa ba\u015fka. G\u00fcnah i\u015flemeyi emredene itaat yok.&#8221; \u015euara s\u00fbresinde: &#8220;O a\u015f\u0131r\u0131lar\u0131n emrine uymay\u0131n. Onlar yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk yaparlar, \u0131slah etmezler.&#8221; (\u015euar\u00e2, 26\/151-152) \u00e2yeti de bu hususu apa\u00e7\u0131k ifade ediyor. Ebu&#8217;s-Su\u00fbd, tefsirinde b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 \u015fu \u015fekilde \u00f6zetlemi\u015ftir. Bunlar ra\u015fid halifeler ve onlara uyan ve do\u011fru hareket eden hakk\u0131 emreden idareciler ve adil davranan valilerdir. Z\u00e2lim idarecilere gelince, bunlar Allah&#8217;a ve Hz. Peygambere atf ile kendilerine itaat etmenin vacib olmas\u0131n\u0131 hak etmekten uzakt\u0131rlar .<\/p>\n<p>\u00c2yette buyurulmay\u0131p buyurulmas\u0131 dikkate de\u011fer bir husustur. Bu m\u00e2n\u00e2, amirleri ve hakimleri kapsamaktan ba\u015fka ger\u00e7ek anlam\u0131yla (emir vermeye) sahip olmak ve i\u015flerde ba\u015fvurulacak kimse olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r. Buna g\u00f6re sahabe ve tabiinden ilk m\u00fcfessirler bu konuda bir ka\u00e7 m\u00e2n\u00e2 nakletmi\u015flerdir:<\/p>\n<p>1- Ra\u015fid halifeler,<\/p>\n<p>2- \u00c2yetin ini\u015f sebebine g\u00f6re k\u00fc\u00e7\u00fck m\u00fcfreze komutanlar\u0131.<\/p>\n<p>3- &#8220;Halbuki onu peygambere ve aralar\u0131nda yetkili ki\u015filere g\u00f6sterselerdi, i\u00e7lerinden i\u015fin i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc ara\u015ft\u0131r\u0131p \u00e7\u0131karanlar, onun ne oldu\u011funu (haberin neye delalet etti\u011fini) bilirlerdi.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/83) \u00e2yetinin i\u015faretiyle \u00e2yetlerden h\u00fck\u00fcm \u00e7\u0131karma g\u00fcc\u00fcne sahip olan \u00e2lim ve fakihler oldu\u011fu zikredilmi\u015f ve bununla emrin yaln\u0131z asker\u00ee ve sivil idarecilere ait olmay\u0131p daha fazla kaza\u00ee (h\u00fck\u00fcm verme) ve te\u015fri\u00ee (kanun yapma ile ilgili) y\u00f6ne ait bulundu\u011fu da g\u00f6sterilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 Eb\u00fb Bekr er-R\u00e2z\u00ee&#8217;nin de hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde gerek \u00e2yetin beyan uslubuna ve gerekse riv\u00e2yetlerin tamam\u0131na g\u00f6re meseleyi daha geni\u015f bir \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. Bunun i\u00e7in Fahreddin er-R\u00e2z\u00ee bu ger\u00e7e\u011fi inceleyerek Allah ve Hz. Muhammed&#8217;den sonra toplumsal bir kural halinde kendilerine kesin olarak itaat etmek vacib k\u0131l\u0131nan emir sahiplerinden maksat, &#8220;erbab-\u0131 hal \u00fc akd&#8221; (i\u015fleri g\u00f6r\u00fcp sonuca ba\u011flayana kimseler) denilen ve ittifaklar\u0131 b\u00fct\u00fcn \u00fcmmeti temsil ederek Kur&#8217;\u00e2n ve S\u00fcnnetten sonra ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir \u015fer\u00ee delil meydana getiren icma ehli olmas\u0131 laz\u0131m geldi\u011fini, Allah ve Peygambere itaat etmekten sonra en mutlak itaat\u0131n ancak bu olabilece\u011fini ve amirlere, hakimlere ve \u00e2limlere itaatin de bunlardan biriyle ilgili oldu\u011funu delil getirerek tafsilatl\u0131 bir \u015fekilde a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Said b. C\u00fcbeyr&#8217;den riv\u00e2yet edildi\u011fine g\u00f6re bu \u00e2yet, Abdullah b. Huzafe b. Kays dolay\u0131s\u0131yla indirilmi\u015ftir. O s\u0131rada Hz. Peygamber onu bir m\u00fcfrezeye komutan olarak g\u00f6ndermi\u015fti. S\u00fcddi&#8217;nin riv\u00e2yetine g\u00f6re de Resulullah, Halid b. Velid kumandas\u0131nda bir m\u00fcfreze g\u00f6ndermi\u015fti ki, i\u00e7lerinde Ammar b. Yasir de vard\u0131. Gittiler, geceleyin hareket hedefleri olan kavime yak\u0131n bir yere kondular. Onlar da casuslar\u0131ndan ald\u0131klar\u0131 bir haber \u00fczerine sabaha kadar ka\u00e7t\u0131lar. Yaln\u0131z i\u00e7lerinden bir adam \u00e7oluk \u00e7ocu\u011funa e\u015fyalar\u0131n\u0131n toplanmas\u0131n\u0131 emretmi\u015f ve kendisi gece karanl\u0131\u011f\u0131nda y\u00fcr\u00fcy\u00fcp Halid&#8217;in askerine gelmi\u015f ve Ammar b. Yasir&#8217;i sorup yan\u0131na varm\u0131\u015f, &#8220;Ey Ebu Yakzan! demi\u015f, Ben m\u00fcsl\u00fcman oldum diye \u015fehadet ettim, kavmim ise sizin geldi\u011finizi i\u015fitince ka\u00e7t\u0131lar, ben kald\u0131m; benim m\u00fcsl\u00fcman olmam yar\u0131n bir fayda verir mi, yoksa ben de ka\u00e7ay\u0131m m\u0131?&#8221; diye sormu\u015f, Ammar da, &#8220;Hay\u0131r ka\u00e7ma! Sana fayda verir.&#8221; demi\u015f. O da ka\u00e7mam\u0131\u015ft\u0131. Sabahleyin Halid ak\u0131n etmi\u015f, o adamdan ba\u015fka kimseyi bulamam\u0131\u015flar. Onu mal\u0131 ile beraber tutmu\u015flar. Ammar, haber al\u0131nca Halid&#8217;e gelmi\u015f, &#8220;O adam\u0131 b\u0131rak, \u00e7\u00fcnk\u00fc o m\u00fcsl\u00fcman oldu ve ben ona eman verdim.&#8221; demi\u015f. Halid de, &#8220;Sen kim oluyorsun da adam kurtar\u0131yorsun.&#8221; diye \u00e7\u0131k\u0131\u015fm\u0131\u015f ve bundan dolay\u0131 birbirlerine s\u00f6z atm\u0131\u015flar. Nihayet Resulullah&#8217;a mahkeme i\u00e7in ba\u015fvurmu\u015flar. Hz. Peygamber, Ammar&#8217;\u0131n eman vermesine izin vermi\u015f ve bir daha amire kar\u015f\u0131 b\u00f6yle kendi kendine s\u00f6z vermemesini de hat\u0131rlatm\u0131\u015f, bunun \u00fczerine peygamberin yan\u0131nda da at\u0131\u015fm\u0131\u015flar. Halid, &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi! Bu burnu kesik k\u00f6lenin bana s\u00f6vmesine m\u00fcsaade eder misin?&#8221; demi\u015f. Resulullah da: &#8220;Ey Halid! Ammar&#8217;\u0131 k\u00f6t\u00fcleme, \u00e7\u00fcnk\u00fc Ammar&#8217;\u0131 k\u00f6t\u00fcleyeni Allah k\u00f6t\u00fcler Ammar&#8217;a kar\u015f\u0131 kin besleyenden Allah nefret eder, Ammar&#8217;a lanet edene Allah lanet eder.&#8221; buyurmu\u015f. Ammar da \u00f6fke ile kalkm\u0131\u015f. Bunun \u00fczerine Halid, arkas\u0131ndan ko\u015fup elbisesinden tutmu\u015f, \u00f6z\u00fcr dilemi\u015f, o da raz\u0131 olmu\u015ftu. \u0130\u015fte \u00e2yeti bunun \u00fczerine indi, diye nakledilmi\u015ftir. Bu iki riv\u00e2yetin \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcne g\u00f6re \u00e2yet, m\u00fcfreze komutanlar\u0131 ve asker\u00ee i\u015fler sebebiyle inmi\u015f ve fakat itaat meselesini genel olarak esasl\u0131 bir nizama ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 Ey m\u00fcminler! gerek genel bir \u015fekilde birbirinizle ve gerek yetkililer ile sizin aran\u0131zda ve gerekse yetkili olanlar aras\u0131nda herhangi bir \u015fey hakk\u0131nda tart\u0131\u015f\u0131rsan\u0131z onu Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne g\u00f6t\u00fcr\u00fcn\u00fcz. Yani yaln\u0131z kendi arzu ve iste\u011finizle halletmeye kalk\u0131\u015fmay\u0131n\u0131z. \u00c7arp\u0131\u015fmalara d\u00fc\u015fmeyiniz. Ba\u015fkalar\u0131na da gitmeyiniz de \u00f6nce Allah&#8217;\u0131, ikinci olarak Hz. Muhammed&#8217;i kendinize ba\u015fvurulacak yer biliniz, bu h\u00fckme ve bu mahkemeye m\u00fcracaat ediniz. Aran\u0131zda biricik hakem ve hakim Allah ve Peygamberini tan\u0131y\u0131n\u0131z. De\u011fi\u015fik h\u00fck\u00fcmlerinizi, fikirlerinizi Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine ve Hz. Muhammed&#8217;in a\u00e7\u0131klamalar\u0131na tatbik ederek ve uydurarak birle\u015ftiriniz ki, Allah&#8217;a m\u00fcracaat, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine inanmada samimiyetle Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ara\u015ft\u0131rmak ve incelemekle, Res\u00fbl\u00fcne m\u00fcracaat da zaman\u0131nda kendisine ve ondan sonra s\u00fcnnetine ve halifelerine durumu arzetmekle olur. Z\u00e2hiriyye (mezhebi \u00e2limleri) bu \u00e2yetten hareketle ihtilafa d\u00fc\u015f\u00fclen meselelerde mutlaka Kur&#8217;\u00e2n ve S\u00fcnnete ba\u015fvurman\u0131n vacib oldu\u011funu ve bundan dolay\u0131 k\u0131yas ile amel etmenin caiz olamayaca\u011f\u0131n\u0131 zannetmi\u015flerse de besbellidir ki, Kur&#8217;\u00e2n ve S\u00fcnnetle a\u00e7\u0131k\u00e7a anlat\u0131lmam\u0131\u015f hususlar\u0131n, \u00e7eki\u015fme halinde Kur&#8217;\u00e2n ve S\u00fcnnete ba\u015fvurmak i\u00e7in sebeplerini ve illetlerini d\u00fc\u015f\u00fcnmekle benzerleriyle mukayese etmekten ba\u015fka bir yol yoktur. K\u0131yastan maksat da zaten budur. F\u0131k\u0131h ve hikmet de budur. Demek ki, \u0130sl\u00e2m da d\u00f6rt \u00e7e\u015fit h\u00fck\u00fcm vard\u0131r.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilen, s\u00fcnnette a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilen, yetkililerin ittifak\u0131yla \u00fczerinde ittifak edilen ve sahih k\u0131yas ile nasslardan \u00e7\u0131kar\u0131lan h\u00fck\u00fcmler. Bununla beraber bu d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc ile ihtilaf azalt\u0131labilirse de tamamen birle\u015ftirilemez. Bunda anla\u015fmazl\u0131k \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zamanda yetkililerin \u015f\u00fbras\u0131na ve nih\u00e2yet sultan\u0131n emrine m\u00fcracaat olunur ki, bu da &#8220;Allah&#8217;a itaat ediniz, Resul&#8217;e ve sizden olan emir sahiplerine itaat ediniz.&#8221; emri gere\u011fince Allah&#8217;\u0131n emrine m\u00fcracaat etmektir. Ve &#8220;Emanetleri ehline vermenizi emrediyor.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/58) bunun da kayna\u011f\u0131d\u0131r. Ve mutlaka m\u00fcsl\u00fcmanlar bir olayda ihtilafa d\u00fc\u015ft\u00fckleri zaman ilk \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine inanmak, emaneti ehline vermek ve adaletle h\u00fckmetmek vazifelerini g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurup, kendilerini Allah&#8217;\u0131n ve Peygamberin huzurunda toplanm\u0131\u015f g\u00f6rerek ona g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcnmeleri ve fikirlerini ve arzular\u0131n\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n himayesi alt\u0131na vermeleri ve daima hakk\u0131n birli\u011fi yolunda gitmeleri laz\u0131m gelir. E\u011fer Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne ger\u00e7ekten iman ediyorsan\u0131z b\u00f6yle yapars\u0131n\u0131z, Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne ve yetkililere itaat eder ve \u015f\u00e2yet bir \u015feyde aran\u0131zda \u00e7eki\u015fme olursa onda da Allah&#8217;\u0131n ve Resul\u00fcn\u00fcn h\u00fck\u00fcmlerine ba\u015f vurursan\u0131z. Bu ba\u015fvurmak sizin i\u00e7in halen s\u0131rf iyiliktir, \u00e7eki\u015fmeyi keser. Ve sonu\u00e7 a\u00e7\u0131s\u0131ndan da daha g\u00fczeldir.<\/p>\n<p>Bu emirleri tesbit ettikten sonra i\u015fin ba\u015f\u0131nda adl\u00ee ve te\u015fri\u00ee (kanun koymaya ait) esaslar \u00fczerinde itaat etmeyi temin etmek ve m\u00fcminlere adaletle h\u00fckmetmek emredilmi\u015f iken, adalet ve hakka ayk\u0131r\u0131 h\u00fckmetmeye istekli olmamalar\u0131 ve muhakeme meselelerinde adalete ayk\u0131r\u0131 harekette bulunma vaziyeti almamalar\u0131 ve ta\u011futlar mahkemesine m\u00fcracaat etmemeleri gerekti\u011fini telkin ve m\u00fcmin ismi alt\u0131nda Peygambere itaat etmekten ho\u015flanmayan ve onun h\u00fckm\u00fcne raz\u0131 olmay\u0131p ba\u015fka mahkemelere m\u00fcracaat edenlerin m\u00fcnaf\u0131k oldu\u011funu anlatmak ve sonu\u00e7ta Resulullah&#8217;a itaati sa\u011flamla\u015ft\u0131rmak i\u00e7in dikkat \u00e7ekilerek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>60- \u015eunlar\u0131 g\u00f6rm\u00fcyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden \u00f6nce indirilene inand\u0131klar\u0131n\u0131 ileri s\u00fcr\u00fcyorlar da ta\u011futa inanmamalar\u0131 kendilerine emrolundu\u011fu halde, ta\u011fut \u00f6n\u00fcnde muhakemele\u015fmek istiyorlar. \u015eeytan da onlar\u0131 bir daha d\u00f6nemeyecekleri kadar iyice sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fcrmek istiyor.<\/p>\n<p>61- Onlara: &#8220;Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fine ve Peygambere gelin!&#8221; denince, m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n senden b\u00fcsb\u00fct\u00fcn uzakla\u015ft\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn.<\/p>\n<p>62- Ya nas\u0131l, elleriyle yapt\u0131klar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden ba\u015flar\u0131na bir felaket gelince, hemen sana geldiler de: &#8220;Biz sadece iyilik etmek ve aray\u0131 bulmak istedik.&#8221; diye Allah&#8217;a yemin ediyorlar.<\/p>\n<p>63- Onlar, Allah&#8217;\u0131n kalblerindekini bildi\u011fi kimselerdir; Onlara ald\u0131rma, onlara \u00f6\u011f\u00fct ver ve onlar\u0131n i\u00e7lerine tesir edecek g\u00fczel s\u00f6z s\u00f6yle!<\/p>\n<p>64- Biz hangi peygamberi g\u00f6nderdikse, s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n izni ile itaat edilmek \u00fczere g\u00f6nderdik. E\u011fer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah&#8217;tan g\u00fcnahlar\u0131n\u0131n ba\u011f\u0131\u015flanmas\u0131n\u0131 dileselerdi ve Resul de onlar\u0131n ba\u011f\u0131\u015flanmas\u0131n\u0131 dileseydi, elbette Allah&#8217;\u0131 affedici, merhametli bulurlard\u0131.<\/p>\n<p>65- Hay\u0131r! Rabbine andolsun ki i\u015f bildikleri gibi de\u011fil, onlar aralar\u0131nda \u00e7\u0131kan \u00e7eki\u015fmeli i\u015flerde seni hakem yap\u0131p sonra da senin verdi\u011fin h\u00fckme kar\u015f\u0131 i\u00e7lerinde hi\u00e7bir s\u0131k\u0131nt\u0131 duymaks\u0131z\u0131n, tam bir teslimiyetle boyun e\u011fmedik\u00e7e iman etmi\u015f olamazlar.<\/p>\n<p>66- E\u011fer biz onlara: &#8220;Kendinizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcn, veya yurtlar\u0131n\u0131zdan \u00e7\u0131k\u0131n.&#8221; diye yazm\u0131\u015f olsayd\u0131k, i\u00e7lerinden pek az\u0131 hari\u00e7, bunu yapamazlard\u0131. Fakat kendilerine verilen \u00f6\u011f\u00fctleri tutsalard\u0131, elbette haklar\u0131nda hem daha hay\u0131rl\u0131, hem de daha sa\u011flam olurdu.<\/p>\n<p>67- Ve o zaman elbette kendilerine kat\u0131m\u0131zdan b\u00fcy\u00fck m\u00fckafat verirdik.<\/p>\n<p>68- Ve onlar\u0131 elbette do\u011fru yola iletirdik.<\/p>\n<p>69- Kim Allah&#8217;a ve Peygambere itaat ederse i\u015fte onlar, Allah&#8217;\u0131n kendilerine nimet verdi\u011fi peygamberlerle, s\u0131dd\u0131klarla, \u015fehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne g\u00fczel arkada\u015ft\u0131r!<\/p>\n<p>70- Bu l\u00fctuf Allah&#8217;tand\u0131r. Bilen olarak Allah yeter.<\/p>\n<p>60- Sana indirilene ve senden \u00f6nce indirilene iman ettiklerini iddia edenlere, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe g\u00f6re m\u00fcsl\u00fcman g\u00f6r\u00fcn\u00fcp m\u00fcnaf\u0131k olanlara baksana! Muhakeme olunmak \u00fczere ta\u011futa, yani Allah&#8217;tan korkmaz azg\u0131n \u015feytana ba\u015fvurmak istiyorlar. Halbuki &#8220;Kim ta\u011futu inkar edip Allah&#8217;a inan\u0131rsa, muhakkak ki o, kopmayan sa\u011flam bir kulpa yap\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Allah i\u015fitendir, bilendir.&#8221; (Bakara, 2\/256) \u00e2yeti gere\u011fince ta\u011futu ink\u00e2r etmek kendilerine emredilmi\u015f bulunuyordu. B\u00f6yle iken ta\u011futun mahkemesine gitmek istiyorlar. &#8220;\u015eeytan, onlar\u0131 derin bir sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fcrmek istiyor.&#8221;Bu \u00e2yetin indirilmesinin sebebi olmak \u00fczere birka\u00e7 olay riv\u00e2yet edilmi\u015ftir. Bir\u00e7ok tefsircilerin \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan riv\u00e2yet ettikleri a\u00e7\u0131klamalar\u0131na g\u00f6re bir m\u00fcnaf\u0131k ile bir yahudi kavga etmi\u015fler. Yahudi yarg\u0131lanmak i\u00e7in Hz. Peygambere ba\u015fvurmay\u0131, m\u00fcnaf\u0131k da yahudilerin ba\u015fkan\u0131 olan Ka&#8217;b b. E\u015fref&#8217;e gitmeyi teklif etmi\u015f. \u00c7\u00fcnk\u00fc yahudi hakl\u0131, m\u00fcnaf\u0131k haks\u0131zm\u0131\u015f. Halbuki Hz. Peygamberin ancak hak ve adaletle h\u00fckmetti\u011fi Ka&#8217;b b. E\u015fref&#8217;in r\u00fc\u015fvete d\u00fc\u015fk\u00fcn bulundu\u011fu her iki taraf\u00e7a bilindi\u011finden yahudi, Peygambere ba\u015fvurmay\u0131, m\u00fcnaf\u0131k da Ka&#8217;b&#8217;a ba\u015fvurmay\u0131 istiyormu\u015f. Nih\u00e2yet yahudi \u0131srar etmi\u015f, Resulullah&#8217;a ba\u015fvurmu\u015flar. Yahudinin lehine, m\u00fcnaf\u0131k\u0131n aleyhine (zarar\u0131na) h\u00fck\u00fcm \u00e7\u0131k\u0131nca m\u00fcnaf\u0131k raz\u0131 olmam\u0131\u015f, &#8220;Haydi \u00d6mer&#8217;e gidelim aram\u0131zda o hakem olsun.&#8221; diye teklif etmi\u015f. Hz. \u00d6mer&#8217;in yan\u0131na varm\u0131\u015flar. Yahudi, &#8220;Resulullah benim lehime h\u00fckmetti, bu onun h\u00fckm\u00fcne raz\u0131 olmad\u0131.&#8221; diye anlatm\u0131\u015f. Bunun \u00fczerine Hz. \u00d6mer m\u00fcnaf\u0131\u011fa &#8220;\u00f6yle mi?&#8221; diye sormu\u015f. O da &#8220;evet&#8221; demi\u015f. Bunun \u00fczerine, &#8220;yerinizde durunuz, az\u0131c\u0131k d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kay\u0131m, gelir h\u00fckm\u00fcm\u00fc veririm.&#8221; diyerek \u00e7\u0131km\u0131\u015f, var\u0131p k\u0131l\u0131c\u0131n\u0131 ku\u015fanm\u0131\u015f gelmi\u015f ve derhal m\u00fcnaf\u0131k\u0131n boynunu vurmu\u015f, i\u015fini bitirmi\u015f, sonra, &#8220;Madem ki beni hakem yapt\u0131n\u0131z, i\u015fte Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne ve Resul\u00fcn\u00fcn h\u00fckm\u00fcne raz\u0131 olmayan hakk\u0131nda benim h\u00fckm\u00fcm budur.&#8221; demi\u015f. Yahudi ka\u00e7m\u0131\u015f. Bundan dolay\u0131 m\u00fcnaf\u0131\u011f\u0131n akrabalar\u0131 Hz. Peygambere \u015fik\u00e2yet etmi\u015fler. Hz. Peygamber \u00d6mer&#8217;i getirtmi\u015f, olay\u0131 sormu\u015f, o da, &#8220;H\u00fckm\u00fcn\u00fc reddetti ey Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi!&#8221; diye cevap vermi\u015f. O zaman hemen Cebrail (a.s.) gelip, &#8220;\u00d6mer, faruktur, hak ile bat\u0131l\u0131 birbirinden ay\u0131rd\u0131.&#8221; demi\u015f. Hz. Peygamber (s.a.) de Hz. \u00d6mer&#8217;e &#8220;sen faruksun&#8221; buyurmu\u015ftur. Bu durumda demek ki, ta\u011fut, Ka&#8217;b b. E\u015fref&#8217;e i\u015farettir. \u015ea&#8217;b\u00ee&#8217;den nakledilen bir riv\u00e2yete g\u00f6re de bu m\u00fcnaf\u0131k, hasm\u0131n\u0131 C\u00fcheyne kabilesinden bir kahine de davet etmi\u015f, orada muhakeme olmu\u015flard\u0131. S\u00fcdd\u00ee&#8217;nin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re de olay Kurayza o\u011fullar\u0131 ile Nad\u00eer o\u011fullar\u0131 aras\u0131nda \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f olarak bulunan biri hakk\u0131nda meydana gelmi\u015f. Her iki taraftan m\u00fcsl\u00fcman olanlar Hz. Peygamber&#8217;e gidip yarg\u0131lanmak istemi\u015fler. M\u00fcnaf\u0131klar da bundan \u00e7ekinip kahin Ebu Berdet\u00fc&#8217;l-Eslemi&#8217;ye ba\u015fvurmakla yarg\u0131lanma iste\u011finde \u0131srar etmi\u015fler ve ona gitmi\u015flerdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc (bu konuda) \u015f\u00f6yle buyuruluyor:<\/p>\n<p>61-66- Onlara &#8220;Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi \u015feriata ve Peygambere geliniz!&#8221; denildi\u011fi vakit de Ey Muhammed! M\u00fcnaf\u0131klar\u0131 g\u00f6rd\u00fcn ki, senden y\u00fcz \u00e7evirmeye ve \u00e7ekinmeye kalk\u0131\u015f\u0131yorlar, kalk\u0131\u015f\u0131yorlar amma elleriyle yapt\u0131klar\u0131 bu cin\u00e2yetten dolay\u0131 ba\u015flar\u0131na bir musibet gelince nas\u0131l oluyor? Sonra sana gelmi\u015fler, &#8220;Allah&#8217;a yemin ederiz ki, bizim k\u00f6t\u00fc niyetimiz yoktu, maksad\u0131m\u0131z iyilik yapmak ve Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131na kavu\u015fmakt\u0131.&#8221; diye Allah&#8217;a yemin ediyorlar. Bunlar \u00f6yle kimselerdir ki, kalblerindeki k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn derecesini Allah bilir. Bundan dolay\u0131 bunlara y\u00fcz verme, ac\u0131 ve etkili vaaz ile ders ver. Ve kendileri hakk\u0131nda \u00f6yle beli\u011f ve etkili bir s\u00f6z s\u00f6yle ki canlar\u0131na i\u015flesin. Bunlar, Peygamberin ne demek oldu\u011funu anlam\u0131yorlar. Halbuki biz herhangi bir Peygamberi g\u00f6nderdik ise, ancak Allah&#8217;\u0131n izni ile itaat olunmak i\u00e7in g\u00f6ndermi\u015fizdir. Bundan dolay\u0131 Peygambere itaat, Allah&#8217;\u0131n emrine itaat, ona isyan ise Allah&#8217;a isyand\u0131r. Hay\u0131r. Ey Muhammed! Rabbine yemin olsun ki, m\u00fcmin olduklar\u0131n\u0131 iddia edenler, m\u00fcmin olamazlar, aralar\u0131nda \u00e7atallanm\u0131\u015f, \u00e7eki\u015fmeli i\u015flerde seni hakem yap\u0131p sana m\u00fcracaat edinceye kadar. Sonra verdi\u011fin h\u00fck\u00fcmden g\u00f6n\u00fcllerinde hi\u00e7bir s\u0131k\u0131nt\u0131 hissetmesinler ve tam bir teslimiyetle a\u00e7\u0131k ve gizli olarak sana boyun e\u011fsinler. \u0130\u015fte o zaman ger\u00e7ek m\u00fcmin olurlar. E\u011fer biz onlara kendinizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcn\u00fcz veya yurtlar\u0131n\u0131zdan \u00e7\u0131k\u0131n\u0131z diye yazm\u0131\u015f olsayd\u0131k \u0130srailo\u011fullar\u0131nda oldu\u011fu gibi g\u00fcnahtan tevbe etmek ve kurtulmak i\u00e7in, kendi elleri ile intihar etmeyi veya vatanlar\u0131ndan \u00e7\u0131k\u0131p gitmeyi farz k\u0131l\u0131p teklif etseydik pek az\u0131 hari\u00e7 olmak \u00fczere onlar bunu yapmazlard\u0131. Fakat Hz. Muhammed&#8217;in \u015feriat\u0131nda b\u00f6yle a\u011f\u0131r bir y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck yoktur. Bilakis &#8220;Ve nefislerinizi \u00f6ld\u00fcrmeyiniz.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/29) h\u00fckm\u00fc vard\u0131r. Kendilerini ve vatanlar\u0131n\u0131 ve dinlerini savunmak ve tehlikeden, musibetten korumak emirleri vard\u0131r. Bundan dolay\u0131 bunu candan kabul etmemek, samimiyetle m\u00fcmin olmamak, nefsine ve vatan\u0131na zulmetmektir. E\u011fer onlar, verilen ve verilecek olan vaaz ve \u00f6\u011f\u00fctlerin gere\u011fini yapm\u0131\u015f olsalard\u0131 mutlaka kendileri i\u00e7in bir hay\u0131r ve pek fazla hay\u0131rda kalmalar\u0131na sebep olurdu. Biz burada \u00f6nceki \u00e2yetlerden hareket etmekle \u015fu m\u00e2n\u00e2y\u0131 daha uygun buluyoruz: Yurtlar\u0131ndan, vatanlar\u0131ndan \u00e7\u0131kmak \u015f\u00f6yle dursun, onda kuvvetle yerle\u015fme ve kalmalar\u0131na sebep olurdu<\/p>\n<p>67-70- ve bu takdirde taraf\u0131m\u0131zdan kendilerine ger\u00e7ekten b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat da verirdik. Hem onlar\u0131 \u015f\u00fcphesiz do\u011fru bir yola iletirdik. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Her kim Allah&#8217;a ve Resule itaat ederse, i\u015fte onlar, Allah&#8217;\u0131n kendilerine nimet verdi\u011fi peygamberler, s\u0131dd\u00eekler, \u015fehidler ve salih kimselerle birliktedirler.&#8221; \u015fu halde:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>71- Ey iman edenler! D\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 her t\u00fcrl\u00fc savunma tedbirinizi al\u0131n\u0131z. Onlara kar\u015f\u0131 ya k\u00fc\u00e7\u00fck birlikler halinde hareket ediniz veya topyek\u00fcn seferber olunuz.<\/p>\n<p>72- \u015e\u00fcphesiz i\u00e7inizden bir k\u0131sm\u0131 vard\u0131r ki, pek a\u011f\u0131r davran\u0131r. E\u011fer ba\u015f\u0131n\u0131za bir musibet gelirse: &#8220;Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmad\u0131m.&#8221; der.<\/p>\n<p>73- Ve e\u011fer Allah&#8217;tan size bir l\u00fctuf ve zafer eri\u015fecek olsa, sizinle kendisi aras\u0131nda hi\u00e7 sevgi yokmu\u015f gibi, bu sefer de hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz \u015f\u00f6yle diyecek: &#8220;Ah ne olurdu, onlarla beraber olayd\u0131m da b\u00fcy\u00fck murada ereydim.&#8221;<\/p>\n<p>74- O halde ge\u00e7ici d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131, ebed\u00ee ahiret hayat\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda satacak olanlar, Allah yolunda sava\u015fs\u0131nlar. Her kim Allah yolunda sava\u015f\u0131r da \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcr veya galip gelirse, her iki durumda da biz ona yar\u0131n pek b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat verece\u011fiz.<\/p>\n<p>75- Hem size ne oluyor ki, Allah yolunda: &#8220;Ey Rabbimiz! bizleri bu halk\u0131 z\u00e2lim olan memleketten \u00e7\u0131kar, taraf\u0131ndan bizi iyi idare edecek bir sahip ve bize kat\u0131ndan bir kurtar\u0131c\u0131 g\u00f6nder&#8221; diye yalvar\u0131p duran zay\u0131f ve zavall\u0131 erkekler, kad\u0131nlar ve \u00e7ocuklar\u0131n kurtar\u0131lmas\u0131 u\u011frunda sava\u015fa \u00e7\u0131km\u0131yorsunuz?<\/p>\n<p>76- \u0130man edenler, Allah yolunda sava\u015f\u0131rlar. \u0130nk\u00e2r edenler de ta\u011fut yolunda sava\u015f\u0131rlar. O halde siz \u015feytan\u0131n taraftarlar\u0131na kar\u015f\u0131 sava\u015f\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015feytan\u0131n hilesi zay\u0131ft\u0131r.<\/p>\n<p>77- Kendilerine, &#8220;Ellerinizi sava\u015ftan \u00e7ekin, namaz\u0131 k\u0131l\u0131n, zekat\u0131 verin&#8221; denilenleri g\u00f6rmedin mi? \u00dczerlerine sava\u015f yaz\u0131l\u0131nca hemen i\u00e7lerinden bir k\u0131sm\u0131 insanlardan, Allah&#8217;tan korkar gibi, hatta daha \u00e7ok korkarlar ve &#8220;Rabbimiz! Ni\u00e7in bize sava\u015f yazd\u0131n? Ne olurdu bize az\u0131c\u0131k bir m\u00fcddet daha tan\u0131m\u0131\u015f olsayd\u0131n da biraz daha ya\u015fasayd\u0131k?&#8221; derler. Onlara de ki: &#8220;D\u00fcnya zevki ne de olsa azd\u0131r, ahiret, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 gelmekten sak\u0131nan i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r ve size k\u0131l kadar haks\u0131zl\u0131k edilmez.&#8221;<\/p>\n<p>78- Her nerede olursan\u0131z olun \u00f6l\u00fcm size yeti\u015fir, son derece sa\u011flam kaleler i\u00e7inde de bulunsan\u0131z yine kurtulamazs\u0131n\u0131z. Onlara bir iyilik eri\u015firse &#8220;Bu, Allahtand\u0131r&#8221; derler, bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe u\u011frarlarsa, &#8220;Bu, senin y\u00fcz\u00fcndendir.&#8221; derler. Ey Muhammed! De ki: &#8220;Hepsi Allah&#8217;tand\u0131r.&#8221; Bu topluma ne oluyor ki, hi\u00e7 s\u00f6z anlamaya yana\u015fm\u0131yorlar?<\/p>\n<p>79- (Ey insano\u011flu!) sana gelen her iyilik Allah&#8217;tand\u0131r, sana ne k\u00f6t\u00fcl\u00fck dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni b\u00fct\u00fcn insanlara bir el\u00e7i olarak g\u00f6nderdik. Buna \u015fahit olarak da Allah yeter.<\/p>\n<p>80- Kim peygambere itaat ederse Allah&#8217;a itaat etmi\u015f olur. Kim de y\u00fcz \u00e7evirirse, biz seni onlara bek\u00e7i olarak g\u00f6ndermedik.<\/p>\n<p>81- Sana &#8220;Peki&#8221; derler, fakat senin yan\u0131ndan \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131nda, i\u00e7lerinden birtak\u0131m\u0131, geceleyin (g\u00fcnd\u00fcz) s\u00f6ylemi\u015f olduklar\u0131n\u0131n tersini kurarlar. Allah onlar\u0131n geceleyin tasarlad\u0131klar\u0131n\u0131 yaz\u0131yor. Sen onlara ald\u0131rma. Allah&#8217;a g\u00fcven. Vekil olarak Allah yeter.<\/p>\n<p>82- Onlar h\u00e2l\u00e2 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 gere\u011fi gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp anlamaya \u00e7al\u0131\u015fmazlar m\u0131? E\u011fer o Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 taraf\u0131ndan indirilmi\u015f olsayd\u0131 mutlaka onda bir\u00e7ok \u00e7eli\u015fkiler bulurlard\u0131.<\/p>\n<p>83- Kendilerine g\u00fcven veya korku hususunda bir haber geldi\u011finde onu hemen yay\u0131verirler. Halbuki onu peygambere ve aralar\u0131nda yetkili kimselere g\u00f6t\u00fcrselerdi, onlardan sonu\u00e7 \u00e7\u0131karmaya g\u00fcc\u00fc yetenler, onu anlarlard\u0131. Allah&#8217;\u0131n \u00fczerinizdeki l\u00fctfu ve rahmeti olmasayd\u0131, pek az\u0131n\u0131z hari\u00e7, \u015feytana uyard\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>84- (Ey Muhammed) Allah yolunda sava\u015f! Sen ancak kendi yapt\u0131\u011f\u0131ndan sorumlusun. M\u00fcminleri de sava\u015fa te\u015fvik et. Umulur ki, Allah k\u00e2firlerin g\u00fcc\u00fcn\u00fc k\u0131rar. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz ki Allah kuvvet ve kudret\u00e7e \u00e7ok daha g\u00fc\u00e7l\u00fc, ve cezas\u0131 daha \u00e7etindir.<\/p>\n<p>85- Kim g\u00fczel bir i\u015fte arac\u0131l\u0131k ederse, ona o i\u015fin sevab\u0131ndan bir pay vard\u0131r. Kim de k\u00f6t\u00fc bir \u015feyde arac\u0131l\u0131k yaparsa, ona da o k\u00f6t\u00fcl\u00fckten bir pay vard\u0131r. Allah her \u015feyi g\u00f6zetip kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 verir.<\/p>\n<p>86- Siz bir selam ile selamland\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman, siz de ondan daha g\u00fczeliyle kar\u015f\u0131l\u0131k verin veya verilen selam\u0131 aynen iade edin. \u015e\u00fcphesiz Allah, her \u015feyin hesab\u0131n\u0131 gere\u011fi gibi yapand\u0131r.<\/p>\n<p>71-72- Uyan\u0131k ve ihtiyatl\u0131 bulununuz; d\u00fc\u015fmandan sak\u0131nmak i\u00e7in madd\u00ee ve manev\u00ee b\u00fct\u00fcn sebepleri ve vas\u0131talar\u0131n\u0131z\u0131 edininiz, sil\u00e2h\u0131n\u0131z\u0131 al\u0131n\u0131z da onlara kar\u015f\u0131 tak\u0131m tak\u0131m, b\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fck hareket ediniz.<\/p>\n<p>S\u00fcbat: S\u00fcbe&#8217;nin \u00e7o\u011fuludur. S\u00fcbe, ondan fazla erkekten olu\u015fan cemaat demektir. Veya hepiniz birlikte seferber olunuz ve \u015f\u00fcphesiz i\u00e7inizden \u00f6yle kimseler vard\u0131r ki mutlaka a\u011f\u0131r davran\u0131r, geri kal\u0131r durur da \u015fayet ba\u015f\u0131n\u0131za bir musibet gelirse, yani ba\u015far\u0131l\u0131 olamad\u0131\u011f\u0131n\u0131z, s\u0131k\u0131nt\u0131lar \u00e7ekti\u011finiz veya \u015fehid oldu\u011funuz takdirde ne iyi Allah bana lutfetti, nimetler verdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc ben onlarla beraber bulunmad\u0131m, der. \u00dcz\u00fclecek yerde sevinir, ve fakat Allah taraf\u0131ndan bir l\u00fctuf ve ihsan size ula\u015f\u0131rsa, fetihler yaparak ganimeti elde ederseniz sanki onunla sizin aran\u0131zda hi\u00e7 bir sevgi olmam\u0131\u015f, yabanc\u0131lar gibi mutlaka diyecektir ki: Ah ne olurdu, ke\u015fke ben de onlarla beraber olayd\u0131m da b\u00fcy\u00fck maksatlara ereydim. Yani sizin ba\u015far\u0131l\u0131 ve muzaffer olman\u0131zdan bir dost memnuniyeti kadar memnun olmayacak, memnuniyet yerine \u00fcz\u00fclecek, sizinle beraber bulunmad\u0131\u011f\u0131na ahiret d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle de\u011fil, yaln\u0131z d\u00fcnya sevgisiyle pi\u015fman olacaklard\u0131r. Bundan dolay\u0131 bunlar b\u00f6yle yapmaya devam etsinler,<\/p>\n<p>73- 75- d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131 ahirete satan, bu g\u00fcne aldanmay\u0131p sonunu g\u00f6zeten ihlas sahibi daima haz\u0131r bulunup sava\u015fs\u0131n&#8230; Her kim Allah yolunda sava\u015f\u0131r da \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcr veya galip gelirse, her iki durumda da biz ona b\u00fcy\u00fck bir m\u00fck\u00e2fat verece\u011fiz Burada savunma \u015feklindeki sava\u015ftan ba\u015fka, h\u00fccum \u015feklindeki sava\u015fa da i\u015faret etmek ve bunun gibi bir maksat ve hikmetle sava\u015f\u0131n me\u015fru olabilece\u011fini anlatmak gayesiyle buyuruluyor ki: ne menfaatiniz, ne hakk\u0131n\u0131z ve ne mazeretiniz var ki, Allah yolunda ve zul\u00fcm ile bask\u0131 alt\u0131nda kalm\u0131\u015f, &#8220;Ey Rabbimiz! Bizi halk\u0131 z\u00e2lim olan, z\u00e2limler elinde bulunan \u015fu memleketten \u00e7\u0131kar ve bize kendi taraf\u0131ndan bizi sever ve g\u00f6zetir bir sahip ve idareci g\u00f6nder. Yine taraf\u0131ndan bize bu z\u00e2limlere kar\u015f\u0131 yard\u0131m edecek bir yard\u0131mc\u0131 g\u00f6nder.&#8221; deyip duran zay\u0131f ve \u00e7aresiz erkekler ve kad\u0131nlar ve \u00e7ocuklar\u0131n kurtar\u0131lmas\u0131 u\u011frunda sava\u015fmayacaks\u0131n\u0131z?&#8221; \u0130\u015fte bu \u00dcmm\u00fc&#8217;l-Kur\u00e2 olan Mekke&#8217;ye i\u015farettir ki, m\u00fc\u015frik olan Mekke halk\u0131, zay\u0131flara ve \u00f6zellikle i\u00e7lerinde bulunan m\u00fcminlere son derece zul\u00fcm ve eziyet ediyorlard\u0131 ve zaten; &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc \u015firk elbette b\u00fcy\u00fck bir zul\u00fcmd\u00fcr.&#8221; (Lokman, 31\/13) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 gere\u011fince Allah&#8217;a \u015firk ko\u015fmak zul\u00fcmlerin ba\u015f\u0131 olan b\u00fcy\u00fck bir zul\u00fcmd\u00fcr. Allah Te\u00e2l\u00e2 zulme u\u011frayanlar\u0131n dualar\u0131n\u0131 kabul ve Peygamberinin eli ile Mekke&#8217;nin fethini nasib edip Hz. Muhammed&#8217;in velili\u011fi ve yard\u0131m\u0131 ile maksad\u0131na eri\u015ftirmi\u015f ve onu aziz k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Demek ki sava\u015f, ile bir yeri i\u015fgal etmek ancak b\u00f6yle Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in zulme u\u011frayanlar\u0131, zalimlerin pen\u00e7esinden kurtarmak ve halk \u00fczerinde Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n adil h\u00fck\u00fcmlerini ve rahmetini tatbik etmek i\u00e7in me\u015fru olabilir, yoksa zul\u00fcm ve bask\u0131y\u0131 yayg\u0131nla\u015ft\u0131rmak ve memleketleri istila etmek gibi s\u0131rf tecav\u00fcz ve sald\u0131r\u0131 i\u00e7in sava\u015fmak asla me\u015fru de\u011fildir. Tam bir a\u00e7\u0131klama i\u00e7in bu \u00f6nemli nokta yani sava\u015f\u0131n gayesi meselesi, bir de \u015fu \u015fekilde \u00e2yetlerle tesbit edilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>76- \u0130man edenler Allah yolunda sava\u015f\u0131rlar k\u00e2firler de ta\u011futun yolunda, yani Allah&#8217;tan ba\u015fka kendilerine tap\u0131lan azg\u0131nlar yolunda, azg\u0131nl\u0131k ve \u015feytanl\u0131k u\u011frunda sava\u015f\u0131rlar. Bundan dolay\u0131 siz (sava\u015fa) haz\u0131rlan\u0131n\u0131z da \u015feytan dostlar\u0131na, \u015feytan taraftarlar\u0131na kar\u015f\u0131 sava\u015f\u0131n\u0131z ve korkmay\u0131n\u0131z, \u00e7\u00fcnk\u00fc Hakk&#8217;a kar\u015f\u0131 \u015feytan\u0131n hile ve tuza\u011f\u0131 zay\u0131ft\u0131r.<\/p>\n<p>Tefsirciler diyorlar ki, bunun i\u00e7in hak ve iyilik taraftarlar\u0131 hayatlar\u0131nda yoksulluk ve s\u0131k\u0131nt\u0131 i\u00e7inde bulunsalar bile sonsuza kadar aziz olarak g\u00fczel hat\u0131ralar\u0131 baki kal\u0131r. Bu g\u00fcn olmazsa yar\u0131n mutlaka mutlu olurlar. K\u00f6t\u00fcl\u00fck, \u015feytanl\u0131k, azg\u0131nl\u0131k ve yalanc\u0131l\u0131kla h\u00fckmeden zorbalar\u0131n zorbal\u0131klar\u0131 da nas\u0131l olsa s\u00f6ner, yerlerinde yeller eser, \u015f\u00e2yet an\u0131l\u0131rlarsa lanetle an\u0131l\u0131rlar. &#8220;Muhakkak ki yery\u00fcz\u00fcne salih kullar\u0131m varis olacaklard\u0131r.&#8221; (Enbiya, 21\/105), &#8220;\u0130\u015fte o ahiret yurdu, biz onu yery\u00fcz\u00fcnde kibir ve fesat arzusu bulunmayanlara veririz. Akibet muttakilerindir.&#8221; (Kasas, 28\/83).<\/p>\n<p>Bir \u015fairin dedi\u011fi gibi:<\/p>\n<p>Zulm\u00fcn topu var, deh\u015feti var, savleti varsa<\/p>\n<p>Hakk\u0131n da b\u00fck\u00fclmez kolu var, kuvveti vard\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Yani zulm\u00fcn topu, deh\u015feti ve sald\u0131rganl\u0131\u011f\u0131 varsa, buna kar\u015f\u0131l\u0131k Hakk&#8217;\u0131n da b\u00fck\u00fclmez kolu ve kuvveti vard\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>77-B\u00f6yle iken, Baksana o bir zamanlar kendilerine, ellerinizi (sava\u015ftan) \u00e7ekiniz, sak\u0131n sava\u015fa sebep olmay\u0131n\u0131z ve siz hemen namaz\u0131 dosdo\u011fru k\u0131l\u0131n\u0131z, zekat\u0131 veriniz, denilenleri g\u00f6rmedin mi? Yani sava\u015f ve \u00e7arp\u0131\u015fman\u0131n zaman\u0131 de\u011fil iken, &#8220;Bize bir h\u00fck\u00fcmdar g\u00f6nder. (Onun \u00f6nderli\u011finde) Allah yolunda sava\u015fal\u0131m.&#8221; (Bakara, 2\/246) diyenler gibi sava\u015fa taraftar olup da sak\u0131n sava\u015fmay\u0131n\u0131z diye men edilenler \u00fczerlerine sava\u015fmak yaz\u0131l\u0131p farz k\u0131l\u0131n\u0131nca, sava\u015f kesin bir vazife halini al\u0131nca bunlardan bir k\u0131sm\u0131 Allah&#8217;tan korkar gibi veya daha \u015fiddetli bir \u015fekilde insanlardan korkmaya ba\u015flad\u0131lar. S\u00f6zl\u00fc olarak veya davran\u0131\u015flar\u0131yla dediler ki: Ey Rabbimiz! Bize sava\u015fmay\u0131 ni\u00e7in yazd\u0131n, ni\u00e7in takdir ettin, veya ni\u00e7in farz k\u0131ld\u0131n? Bizi \u00e7ok uzak de\u011fil yak\u0131n bir zamana kadar geciktirseydin. Az bir m\u00fcddet daha bize m\u00fchlet verseydin de biraz daha ya\u015fasak ne olurdu? Ey Muhammed! Sen bunlara de ki: D\u00fcnya mal\u0131 ne olursa olsun azd\u0131r, mutlaka ge\u00e7icidir. Ahiret ise muttaki olan, fenal\u0131ktan korunabilenler i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Size k\u0131l kadar zul\u00fcm edilmez veya onlar zulme u\u011framazlar.<\/p>\n<p>FET\u0130L: Hurma \u00e7ekirde\u011finin ortas\u0131ndaki yar\u0131ktaki ince iplik gibi \u00e7izgi demek olup azl\u0131k ve \u00f6nemsizlikte mesel olarak kullan\u0131l\u0131r ki, T\u00fcrk\u00e7emizde &#8216;k\u0131l kadar&#8221; diye ifade edilir.<\/p>\n<p>78- Her nerede olursan\u0131z olunuz \u00f6l\u00fcm size yeti\u015fir. Y\u00fcksek kalelerde veya sa\u011flam saraylarda, hatta g\u00f6kteki y\u0131ld\u0131zlarda dahi bulunsan\u0131z yine \u00f6l\u00fcm gelir sizi bulur. Bundan dolay\u0131 \u00f6l\u00fcm korkusu ile vazifeden ka\u00e7\u0131nman\u0131n hi\u00e7bir anlam\u0131 yoktur. Madem ki mutlaka bir \u00f6l\u00fcm vard\u0131r. Ona her zaman haz\u0131r olmal\u0131, d\u00fcnya hayat\u0131na ba\u011flanmamal\u0131, vazifeyi seve seve yapmal\u0131d\u0131r. Bir de Ey Muhammed! Bir tak\u0131m kimseler -ve \u00f6zellikle m\u00fcnaf\u0131klar- kendilerine bir iyilik, bir nimet veya herhangi bir g\u00fczellik nasib olursa &#8220;bu Allah taraf\u0131ndand\u0131r&#8221; diyorlar. Allah&#8217;tan biliyorlar. Ve e\u011fer ba\u015flar\u0131n\u0131za bir bela veya herhangi bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck gelirse &#8220;bu senin taraf\u0131ndand\u0131r&#8221; diyorlar.<\/p>\n<p>Bu hususta \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir ki: &#8220;Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine&#8217;ye geldi\u011fi zaman Medine&#8217;de bolluk ve ucuzluk olmu\u015ftu. Hz. Muhammed&#8217;in insanlar\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8217;a davet etmesi \u00fczerine yahudilerin inad\u0131 ve m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n m\u00fcnaf\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 s\u0131ralarda k\u0131tl\u0131k ve pahal\u0131l\u0131k g\u00f6r\u00fclmeye ba\u015flad\u0131. Bunda belki Medine&#8217;nin kalabal\u0131k olmaya ba\u015flamas\u0131n\u0131n da bir rol\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclse bile, ya\u011fmurlar\u0131n al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f\u0131n aksine az ya\u011fmas\u0131, meyve ve \u00fcr\u00fcnlerin olmamas\u0131 gibi tabii durumlar da vard\u0131r ki, &#8220;Biz hangi \u00fclkeye bir peygamber g\u00f6nderdiysek, ora halk\u0131n\u0131 (Peygamberlere ba\u015f kald\u0131rd\u0131klar\u0131ndan \u00f6t\u00fcr\u00fc bize) yalvar\u0131p yakars\u0131nlar diye mutlaka yoksulluk ve darl\u0131kla s\u0131km\u0131\u015f\u0131zd\u0131r.&#8221; (A&#8217;raf, 7\/94) \u00e2yetinde her peygamberin g\u00f6nderildi\u011fi memlekette ba\u015flang\u0131\u00e7ta b\u00f6yle bir darl\u0131k ve s\u0131k\u0131nt\u0131n\u0131n y\u00fcz g\u00f6stermesi de Allah&#8217;\u0131n \u00e2deti oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilmi\u015ftir. \u0130\u015fte o zaman yahudiler ve m\u00fcnaf\u0131klar; &#8220;Biz b\u00f6yle u\u011fursuz bir adam g\u00f6rmedik. Bu geleli meyvalar\u0131m\u0131z az biter oldu ve fiyatlar artt\u0131, pahal\u0131l\u0131k \u00e7o\u011fald\u0131.&#8221; diyorlar. Bollu\u011fu ve ucuzlu\u011fu Allah&#8217;a, darl\u0131\u011f\u0131 ve pahal\u0131l\u0131\u011f\u0131 Peygambere isnad ediyorlard\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Onlara bir iyilik (bolluk) gelince, (Bu bizim hakk\u0131m\u0131zd\u0131r.) derler. E\u011fer kendilerine bir fenal\u0131k gelirse Musa ve onunla beraber olanlar\u0131 u\u011fursuz sayarlard\u0131 &#8221; (A&#8217;raf, 7\/131) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi vaktiyle Hz. Musa&#8217;y\u0131 da b\u00f6yle u\u011fursuz saym\u0131\u015flard\u0131. Bu \u00e2yetin ini\u015f sebebi bu olmu\u015f. Fakat \u00e2yet, beyan\u0131n geli\u015fi itibariyle sava\u015f durumlar\u0131n\u0131 da ilgilendirdi\u011finden iyilikler ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckler, bolluk veya darl\u0131k, s\u0131hhat veya hastal\u0131k, hayat veya \u00f6l\u00fcmden ba\u015fka, zafer veya yenilgi gibi sava\u015f sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 da kapsayacak bir \u015fekilde ifade edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ey Muhammed! De ki, ba\u015f\u0131n\u0131za gelen iyi ve k\u00f6t\u00fc \u015feylerin hepsi Allah taraf\u0131ndand\u0131r. Onun yaratmas\u0131 ve takdiri iledir. \u0130yilikler, Allah&#8217;\u0131n bir ihsan\u0131, k\u00f6t\u00fcl\u00fckler de Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 kesmesidir. Bu b\u00f6yle iken bu adamlar\u0131n ne \u00e7\u0131kar\u0131 var ki bir s\u00f6z\u00fc veya olay\u0131 f\u0131kh\u0131 ile, yani s\u0131rr\u0131 ve hikmeti ile anlamaya yakla\u015fmazlar da Allah taraf\u0131ndan ba\u015flar\u0131na gelen felaketi peygambere isnad etme\u011fe kalk\u0131\u015f\u0131rlar.<\/p>\n<p>\u015eimdi de \u00f6yle bizi niye dine davet edip duruyorsun? K\u00e2firlik de Allah&#8217;tand\u0131r demeye kalk\u0131\u015f\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00f6z anlamamak y\u00fcz\u00fcnden denilince bir taraftan bundan insan\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131n\u0131 ve iradesini inkar etmeye, kullar\u0131n i\u015flerinde cebr (zorlama) m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015f\u0131rlar. Di\u011fer taraftan \u00f6yle ise sorumluluk nerede kal\u0131r? Allah&#8217;a inanma ve iman etmenin tabiat tasavvurundan ne fark\u0131 olur? Allah&#8217;a k\u00f6t\u00fcl\u00fck nas\u0131l isnat edilir? Allah&#8217;\u0131n zararl\u0131 olan bir \u015feyi yaratmas\u0131 nas\u0131l caiz olur, gibi \u015f\u00fcphelere saplan\u0131rlar.<\/p>\n<p>79-Bu konuda Ey Muhammed, hitaba lay\u0131k ve Allah&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fcn\u00fc anlayacak olan sensin, dinle: Sana gelen her iyilik, her menfaat, itaat ve m\u00fckafat Allah&#8217;tand\u0131r, \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazanman olsa da olmasa da Allah&#8217;tand\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah dilemeyince hi\u00e7bir \u015fey olmaz. Allah Te\u00e2l\u00e2 Rahman ve Rahim oldu\u011fu i\u00e7in de iyilikler O&#8217;nun irade ve takdirine, yaratma ve var etmesine dayanmakla beraber, O&#8217;nun r\u0131zas\u0131na da tamamen uygundur. Bunun i\u00e7in insan\u0131n \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazanmas\u0131yla ilgili olmayan iyilikler yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n ihsan\u0131 oldu\u011fu gibi, insan iradesiyle ilgili iyilikler de Allah&#8217;\u0131n takdir ve yaratmas\u0131na, h\u00fckm\u00fcn\u00fc y\u00fcr\u00fctmesine ve ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131lmas\u0131na, irade ve r\u0131zas\u0131na uygun olmas\u0131 hasebiyle yine O&#8217;nun bir ihsan\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7in s\u00fcbjektif, objektif, madd\u00ee, manev\u00ee, \u00e7al\u0131\u015f\u0131larak kazan\u0131lan ve \u00e7al\u0131\u015fmadan elde edilen mutlak \u015fekilde b\u00fct\u00fcn iyilikler Allah&#8217;tan bilinmelidir. Ba\u015f\u0131na gelen her k\u00f6t\u00fcl\u00fck ise kendi nefsindendir, kendi g\u00fcnah veya kusurundand\u0131r. Ger\u00e7i &#8220;Hepsi Allah&#8217;tand\u0131r.&#8221; \u00e2yeti gere\u011fince bu da Allah kat\u0131ndand\u0131r. Allah takdir ve irade etmemi\u015f olsayd\u0131 bu da olamazd\u0131. Fakat bunda yapma veya terk etme y\u00f6n\u00fcnden mutlaka senin sebep olman vard\u0131r. Bunun esas\u0131 senin kendin, senin arzun veya senin kusurun, senin hatan veya senin acizli\u011fin ve senin \u00f6z\u00fcnd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc sen ba\u015flang\u0131\u00e7ta kendi nefsinde ve asl\u0131nda her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeten ve varl\u0131\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olsayd\u0131n elbette kendine hi\u00e7bir g\u00fcnah\u0131 yapt\u0131rmazd\u0131n ve hi\u00e7bir taraftan sana bir zarar\u0131n gelmesi ihtimali olmazd\u0131. Bundan dolay\u0131 birinci derecede g\u00fcnahlar\u0131n kayna\u011f\u0131, yoklu\u011fun asl\u0131 ve yaln\u0131z m\u00fcmk\u00fcn olan yarat\u0131klar\u0131n mahiyyetinin kendi acizli\u011fidir. Allah, ona herhangi bir var olu\u015f an\u0131nda bol bol iyilik ihsan etmese o derhal yok olur gider. \u0130kincisi, ba\u015fa gelen k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin bir k\u0131sm\u0131 insan\u0131n arzu ve iradesine ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u0130nsan onu nefsinde tecelli eden bir irade ve istek ile bilerek veya bilmeyerek bizzat veya dolay\u0131s\u0131yla ister. Hatta \u0131srar da eder, irade ve istek kuvveti nefsinde bir iyilik oldu\u011fu halde istenen maksat, iyilik de k\u00f6t\u00fcl\u00fck de olabilir. Allah Te\u00e2l\u00e2 da cimri olmad\u0131\u011f\u0131ndan kulunun iradesine izin verip h\u00fckm\u00fcn\u00fc y\u00fcr\u00fcterek maksad\u0131n\u0131 yarat\u0131r ve istenen k\u00f6t\u00fcl\u00fck yine Allah kat\u0131ndan gelmekle beraber, sebep ve \u00e7\u0131k\u0131\u015f yeri kullar\u0131n nefsi ve onlar\u0131n kazanc\u0131 say\u0131l\u0131r ve sorumluluk da yapana ait olur. &#8220;Ba\u015f\u0131n\u0131za gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle i\u015fledikleriniz y\u00fcz\u00fcndendir. (Bununla beraber) Allah, \u00e7o\u011funu affeder.&#8221; (\u015e\u00fbra, 42\/30). \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, genel anlam\u0131yla &#8220;seyyie&#8221; sadece g\u00fcnah de\u011fil, me\u015fakkat ve s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131 da kapsad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re baz\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131lar, ac\u0131lar vard\u0131r ki nefsi temizlemeye sebep ve g\u00fcnahlara keffaret ve bundan dolay\u0131 iyili\u011fin ba\u015flang\u0131c\u0131 olur.<\/p>\n<p>Bu gibi k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin de ba\u015fa gelmesi yaln\u0131z nefsin \u0131slah\u0131 veya kurtulu\u015fu hikmetine dayand\u0131\u011f\u0131ndan bu da Allah kat\u0131ndan gelmekle beraber buna &#8220;nefsin i\u00e7in&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;nefsinden&#8221; demek do\u011fru olursa da bunu iyilikten saymak daha uygundur. Bundan dolay\u0131, her ne \u015fekilde olursa olsun k\u00f6t\u00fcl\u00fck \u00f6nce kula nisbet edilmeli, insan onu kendisinden bilmeli ve bununla birlikte &#8220;Allah kat\u0131ndan&#8221; oldu\u011funu da unutmamal\u0131d\u0131r. Bu \u00e2yetten, Mutezil\u00eelerin istenerek yap\u0131lan i\u015flerde kulun kendi yapt\u0131klar\u0131n\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131 oldu\u011funu, \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015fmalar\u0131 do\u011fru de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yeti b\u00f6yle bir iddiaya ayk\u0131r\u0131d\u0131r. H\u00fclasa, &#8220;Her \u015fey Allah&#8217;tand\u0131r.&#8221; Fakat bundan cebir (zorlama) anla\u015f\u0131lmamal\u0131d\u0131r. \u00c2yetinin a\u00e7\u0131klamas\u0131na uygun olarak ne zorlama, ne serbestlik &#8220;ikisi aras\u0131nda bir durum,&#8221; bir adalet ve sorumluluk anla\u015f\u0131lmal\u0131d\u0131r ki, burada de ki, &#8220;\u0130yi ve k\u00f6t\u00fc her\u015fey Allah&#8217;tand\u0131r.&#8221; iman esas\u0131n\u0131n g\u00fczel bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 vard\u0131r. Ve bu a\u00e7\u0131klama kendisini iyi, ba\u015fkas\u0131n\u0131 k\u00f6t\u00fc, iyili\u011fi kendinden, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ba\u015fkas\u0131ndan bilen cahil ve gururlu insanl\u0131\u011f\u0131n gururuna kar\u015f\u0131 bir ders oldu\u011fu gibi; kendisini ne iyilik, ne de k\u00f6t\u00fcl\u00fck hi\u00e7bir \u015feyle ilgili saymayan tembel insanl\u0131\u011f\u0131n tembelli\u011fine ve ili\u015fiksizli\u011fine kar\u015f\u0131 da bir derstir. Mutlaka \u015funu iyi d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir ki, hem hem de olmas\u0131, Allah ile insan aras\u0131nda \u00f6nemli bir ilginin varl\u0131\u011f\u0131na delalet eder ki, bu da, &#8220;Ben yery\u00fcz\u00fcnde bir halife yarataca\u011f\u0131m.&#8221; (Bakara, 2\/30) \u00e2yetinde anlat\u0131lan vekillik; &#8220;Biz emaneti g\u00f6klere, yere ve da\u011flara teklif ettik de onlar bunu y\u00fcklenmekten \u00e7ekindiler, korktular. Onu insan y\u00fcklendi. Do\u011frusu o \u00e7ok z\u00e2lim, \u00e7ok cahildir.&#8221; (Ahzab, 33\/72) \u00e2yetinin y\u00fcce a\u00e7\u0131klamas\u0131nda arzedilen emanet meseleleridir. Nefis, ne zaman kendini ileri s\u00fcrer, hareketlerini ve iradelerini kendi hesab\u0131na yapmaya kalk\u0131\u015f\u0131rsa, vekilli\u011fi ve emaneti k\u00f6t\u00fcye kullanm\u0131\u015f olur ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn kayna\u011f\u0131 olmu\u015f olur. Ve her ne vakit iradesini, emanetin yerine getirilmesi ve vekillik vazifesinin y\u00fcr\u00fct\u00fclmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan harcar, kendini Allah&#8217;\u0131n iradesine teslim ederse, o zaman da Allah&#8217;\u0131n iyiliklerine mazhar olur. Ve i\u015fte insanl\u0131k mertebeleri bu iki itibar\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Ve bunun en ba\u015f\u0131nda peygamberlik mertebesi, onun ba\u015f\u0131nda da genel el\u00e7ilik (Peygamberlik) mertebesi vard\u0131r. Bunun i\u00e7in burada Hz. Peygamber&#8217;in b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011fa peygamberli\u011fi \u00e2yetle ifade edilerek, b\u00fct\u00fcn iyiliklere nail oldu\u011fu i\u015faretle buyuruluyor ki: Ve biz seni b\u00fct\u00fcn insanlara el\u00e7i olarak g\u00f6nderdik, sen onlara nefsini de\u011fil, Rabbinin iradelerini, besbelli g\u00fcc\u00fcn\u00fc g\u00f6stereceksin. Bundan dolay\u0131 senin nefsin, kendi hesab\u0131na ortaya \u00e7\u0131kmaktan ber\u00ee k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Sen hi\u00e7 bir zaman k\u00f6t\u00fcl\u00fck kayna\u011f\u0131 olmazs\u0131n ve buna \u015fahid olarak Allah yeter. Allah&#8217;\u0131n emrine bizzat Allah&#8217;\u0131n \u015fahitli\u011finden daha a\u00e7\u0131k hi\u00e7bir \u015fey yoktur. Sen, s\u00f6zlerinde, i\u015flerinde ve iradelerinde senin de\u011fil Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kudret, irade ve r\u0131zas\u0131n\u0131 g\u00f6stereceksin, hakk\u0131n iyiliklerini ortaya \u00e7\u0131karacaks\u0131n. &#8220;Allah&#8217;\u0131n, kendisinden ba\u015fka il\u00e2h olmad\u0131\u011f\u0131na \u015fahitlik etmi\u015f.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/18) oldu\u011fu gibi, &#8220;Allah&#8217;\u0131n, Muhammed&#8217;in kendi el\u00e7isi oldu\u011funa \u015fahitlik etmi\u015f&#8221; oldu\u011fu da anla\u015f\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>80-81-Bilindi\u011fi gibi el\u00e7iye itaat, el\u00e7iyi g\u00f6nderene itaattir. Bunun i\u00e7in her kim Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isine itaat ederse Allah&#8217;a itaat etmi\u015f olur. Her kim de nefsine uyar, itaatten y\u00fcz \u00e7evirirse onu k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden koruyaca\u011f\u0131m diye u\u011fra\u015fma. \u00c7\u00fcnk\u00fc biz seni onlar\u0131n ba\u015f\u0131na bir koruyucu olarak g\u00f6ndermedik, el\u00e7i olarak g\u00f6nderdik. Art\u0131k onlar, k\u00f6t\u00fcl\u00fck kayna\u011f\u0131 olan nefislerdir, elbette k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri yapacaklard\u0131r. Sen onlar\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden, k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin cezas\u0131ndan koruyamazs\u0131n. Onlar yani &#8220;ba\u015f\u00fcst\u00fcne&#8221; de, derler. Sonra yan\u0131ndan \u00e7\u0131kt\u0131lar m\u0131 bir k\u0131sm\u0131 geceleyin sana s\u00f6yleyece\u011finin veya senin s\u00f6yleyece\u011finin tersini s\u00f6yler, ba\u015fka bir ifade ile, sana verdi\u011fi s\u00f6z\u00fcn veya senden ald\u0131\u011f\u0131 emrin tersini yapmak i\u00e7in beyit yapmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r gibi yalan dolan uydurmakla u\u011fra\u015f\u0131r, dedi\u011fi halde g\u00f6nl\u00fcnde isyan\u0131 kurar, s\u0131k\u0131nt\u0131 \u00e7\u0131karmaya u\u011fra\u015f\u0131r, kalbinde daima bunu gizler. &#8220;Kim peygambere itaat ederse Allah&#8217;a itaat etmi\u015f olur.&#8221; h\u00fckm\u00fcne kar\u015f\u0131 m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 art\u0131k Muhammed, Allahl\u0131k iddias\u0131nda bulunmaya kalk\u0131\u015f\u0131yor demek istemi\u015f, bunun \u00fczerine bu \u00e2yet inmi\u015ftir. (\u00c2l-i \u0130mran, s\u00fbresindeki &#8220;De ki, e\u011fer Allah&#8217;\u0131 seviyorsan\u0131z bana tabi olunuz.&#8221; (3\/31) \u00e2yetinin tefsirine bkz.) Onlar g\u00f6n\u00fcllerinde ne gizlerlerse Allah onu yazar, vahy ile sana bildirir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ge\u00e7irir veya s\u0131ras\u0131 gelince cezalar\u0131n\u0131 vermek \u00fczere defterlerine ge\u00e7irir. Bundan dolay\u0131 sen onlara bakma, her hususta Allah&#8217;a dayan, bunlar\u0131 da ona havale et Allah Te\u00e2l\u00e2 vekil olarak yeter.<\/p>\n<p>82- Bunlar h\u00e2l\u00e2 Kur&#8217;\u00e2n \u00fczerinde gere\u011fi gibi d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorlar m\u0131? E\u011fer bu Kur&#8217;\u00e2n, yahut senin s\u00f6ylediklerin Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 taraf\u0131ndan gelmi\u015f olsayd\u0131 bunda bir \u00e7ok tutars\u0131zl\u0131k bulacaklard\u0131. B\u00f6ylece gaipten verilen haberin ve \u00f6zellikle gizli gizli kalblerinde gizledikleri \u015feylerden haber veren bu kadar haberlerin \u015fa\u015fan, do\u011fru olmayan, ger\u00e7e\u011fe uygun olmayan yalanlar\u0131n\u0131 yanl\u0131\u015flar\u0131n\u0131 bulabilirlerdi. Halbuki bulam\u0131yorlar ve bulamazlar. Kendilerinden ba\u015fka kimsenin haberdar olmad\u0131\u011f\u0131 durumlar\u0131, fikirlerini ve s\u0131rlar\u0131n\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ve Peygamberin, oldu\u011fu gibi ve ihtilafs\u0131z haber verdi\u011fini g\u00f6r\u00fcyorlar. Bunun sonunu d\u00fc\u015f\u00fcnmeleri ve Allah taraf\u0131ndan oldu\u011funu do\u011frulamalar\u0131 gerekir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ne verdi\u011fi haberlerinde, ne de vaad ve tehdidinde aksine geli\u015fen hi\u00e7bir \u015fey bulunamam\u0131\u015ft\u0131r ve bulunamaz. Bundan ba\u015fka Kur&#8217;\u00e2n bir Allah vergisi olmasayd\u0131, bunu ba\u015ftan ba\u015fa icazkar (herkesin yapamayaca\u011f\u0131 \u015fekilde fasih), benzeri olmayan bir bela\u011fat ve fesahat i\u00e7inde cereyan etmi\u015f, gitmi\u015f bulmazlard\u0131. Bir k\u0131sm\u0131n\u0131 fasih, bir k\u0131sm\u0131n\u0131 kusurlu, bir k\u0131sm\u0131n\u0131 kolay ve bir k\u0131sm\u0131n\u0131 zor, kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131labilir ve mutlaka \u00e7\u0131k\u0131labilir, de\u011fi\u015fik, \u00e7ok de\u011fi\u015fik bir \u015fekilde bulurlard\u0131. Bu kadar beyan \u00e7e\u015fitlerinin ve makamlar\u0131n farkl\u0131 olmas\u0131 ile beraber hepsini birbirine benzeyen ve birbirine uygun bir f\u0131trat d\u00fczeni, sa\u011flam ve kusursuz bir metin i\u00e7inde bulamazlard\u0131. Beyan \u00fcslubunda tabiat\u0131n zorlamas\u0131ndan, d\u00fc\u015f\u00fcnce ile ilgili zorlanmalardan, hak ve iyili\u011fi, do\u011fru d\u00fc\u015f\u00fcnmeyi hedef edinmeyen, nefse ait maksatlar, nefis ve \u015fehvetle ilgili meyillerden bir \u00e7ok ni\u015faneler bulurlard\u0131. Daha sonra k\u0131r\u00e2et ve h\u00fck\u00fcmlerinde, s\u00fbre ve \u00e2yetlerinde, maksat ve m\u00e2n\u00e2lar\u0131n, hikmet ve yararlar\u0131n, durumlar\u0131n gere\u011finin \u00e7e\u015fitli ve de\u011fi\u015fik olmas\u0131yla uyumlu ve hepsinde Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fcn hissedilen ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 g\u00f6steren ahenkli bir \u00e7e\u015fitlilik ve de\u011fi\u015fiklik bulmazlar. De\u011fi\u015fik ve tahrif edilmi\u015f (bozulmu\u015f) Tevrat ve \u0130ncil n\u00fcshalar\u0131nda a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere, nesih ve de\u011fi\u015ftirme konusu olmayan ayn\u0131 olayda, ayn\u0131 zamanda bir \u00e7ok uyu\u015fmazl\u0131kla de\u011fi\u015fik ve \u00e7eli\u015fkili nice haberler, h\u00fck\u00fcmler bulurlard\u0131. Evet Kur&#8217;\u00e2nda zamanlar\u0131n, yerlerin ve durumlar\u0131n de\u011fi\u015fmesine g\u00f6re de\u011fi\u015fik h\u00fck\u00fcmleri ve \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ifade eden k\u0131r\u00e2et ve laf\u0131zlar vard\u0131r. Ve bu a\u00e7\u0131dan birbiriyle \u00e7eli\u015fkili oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcnen \u00e2yetler vard\u0131r. Fakat bunlar\u0131n hi\u00e7biri Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine ters d\u00fc\u015fen ayn\u0131 olayda, ayn\u0131 zamanda, ayn\u0131 \u015fartlar alt\u0131nda \u00e7eli\u015fkili ve da\u011f\u0131n\u0131k bir gidi\u015fat \u00fczerinde de\u011fil, yava\u015f yava\u015f birbirini iyice a\u00e7\u0131klamak, tefsir etmek ve \u00e7e\u015fitli durumlar\u0131n gere\u011fine g\u00f6re h\u00fckm\u00fc de\u011fi\u015ftirmek, yerine ba\u015fkas\u0131n\u0131 koymak suretiyle a\u00e7\u0131klamak ve zaman zaman de\u011fi\u015ftirmek ve kald\u0131rmakla beyan ederek giden ve sonsuz bir hayat\u0131n ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 ve hizmetini devam ettiren \u00f6zel ve d\u00fczenli bir geli\u015fme \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcr gider ve hakikat g\u00fclistan\u0131nda a\u00e7\u0131lan b\u00fct\u00fcn yarat\u0131l\u0131\u015f tecellileri ve g\u00fczellikleri gibi \u00e7okluk i\u00e7inde birli\u011fi ve birlik i\u00e7inde \u00e7e\u015fitlenmeyi ifade eden m\u00fckemmel bir ahenk ve uyumlu bir de\u011fi\u015fiklik ve \u00e7e\u015fitlilik arzeder. Ve Kur&#8217;\u00e2n ilminin en b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi ve zevki de i\u00e7inde fazla kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131k bulunmayan bu \u00e7e\u015fitli ahenk i\u00e7inde sonunu tam d\u00fc\u015f\u00fcnmekle m\u00fcte\u015fabih \u00e2yetleri muhkem \u00e2yetlere havale ederek Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerinden Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini ve k\u00e2inat\u0131n olaylar\u0131ndan Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 okuyup bulmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Mesela &#8220;Hepsi Allah taraf\u0131ndand\u0131r.&#8221; ifadesiyle &#8220;Sana her ne k\u00f6t\u00fcl\u00fck isabet ederse kendi nefsindendir.&#8221; d\u00fcsturlar\u0131 aras\u0131nda a\u00e7\u0131k bir \u00e7eli\u015fki ve z\u0131tl\u0131\u011f\u0131n bulundu\u011fu zannedilebilir. Halbuki bunlar, birbirini tamamlayan bir a\u00e7\u0131klama olarak beraberce d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmek ve aradaki \u00e7eli\u015fme noktalar\u0131 at\u0131l\u0131p beraberlik y\u00f6nleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmek \u00fczere s\u00f6ylenmi\u015f ve, &#8220;Bu adamlara ne oluyor ki bir t\u00fcrl\u00fc laf anlam\u0131yorlar!&#8221; (Nis\u00e2, 78) \u00e2yeti ile de bu nokta \u00f6zellikle hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015f. Burada da ifade edilen de\u011fi\u015fik h\u00fck\u00fcmlerin, bu gibi \u00e7e\u015fitli a\u00e7\u0131klamalar\u0131n h\u00fck\u00fcmde \u00e7eli\u015fkiden de\u011fil, hikmet ve faydalar ve durumlar\u0131n gere\u011fine uygun ve ahenkli bir hikmetten ileri geldi\u011fi \u00f6zel bir \u015fekilde anlat\u0131lmak ve m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n yalan dolanlar\u0131na tamamen engel olmak i\u00e7in fazla de\u011fi\u015fiklik olmad\u0131\u011f\u0131 ifade edilerek buyurulmu\u015f ve iyice d\u00fc\u015f\u00fcnmeye sevk olunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>83-Yukarda diye Allah&#8217;a itaat ile, Hz. Peygamber&#8217;e itaat etmek birbirinden ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde burada diye ikisi birle\u015ftirilerek Peygambere itaat Allah&#8217;a itaate \u00e7evrildi\u011fi s\u0131rada hem idarecilere itaat\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fcn Peygambere itaat etmeye ba\u011fl\u0131 ve ona eklenmi\u015f oldu\u011funun anlat\u0131lmas\u0131, hem de m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n siyasi y\u00f6nden e\u011fitimlerinin y\u00fckseltilmesi i\u00e7in buyuruluyor ki: Bir de kendilerine emniyet veya korkuya dair tatl\u0131 veya ac\u0131 bir emir, bir haber, bir \u015fey gelince hemen onu yayarlar; do\u011fru mu, de\u011fil mi, yahut yay\u0131lmas\u0131nda bir zarar var m\u0131 yok mu, kamu yarar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan ne\u015fredilmesi caiz mi, yoksa gizlenmesi gerekir mi, d\u00fc\u015f\u00fcnmeden dan\u0131\u015fmadan yayarlar Burada gazetecilerin durumuna da temas eden bir uyar\u0131 vard\u0131r. Bunlar i\u015fittikleri bu haberi Peygambere ve kendilerinden olan idarecilere, yani o i\u015fte yetkisi ve ihtisas\u0131 bulunan zatlara veya amirlere g\u00f6t\u00fcr\u00fcp onlara ba\u015fvursalar, dan\u0131\u015fsalar veya havale etseler onu i\u00e7lerinden bilgi ve tecr\u00fcbeleri ve iyi niyet ve basiretleri sayesinde istinbat edebilecek ve h\u00fck\u00fcm \u00e7\u0131karabilecek olanlar mutlaka bilirler, ne yap\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 anlar, anlat\u0131rlard\u0131.<\/p>\n<p>\u0130ST\u0130NBAT: \u00c7\u0131karmakt\u0131r. &#8220;Neb\u0131t&#8221; de bir kuyu kaz\u0131l\u0131rken ilk \u00e7\u0131kan su demektir. \u0130\u015fte \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fc istenen bir olay, bir konu kar\u015f\u0131s\u0131nda elde bulunan prensipler ve bilgileri inceleme ve etrafl\u0131 bilgi edinme, ara\u015ft\u0131rma ve d\u00fczeltme ve kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rarak yeni bir bilgi ortaya \u00e7\u0131karmaya da istinbat ve istihrac denilir ki, bu bir meleke ve \u00f6zel bir kudrettir. Herhangi bir i\u015fte b\u00f6yle bir liyakat ve yeterlik sahibi olanlar, o i\u015fin m\u00fcctehidi ve ger\u00e7ek sahibi ve Allah kat\u0131nda yetkilileridir. Bunun i\u00e7in yukar\u0131da diye Allah&#8217;a ve Peygamberine m\u00fcracaat edildi\u011fi gibi, burada da Allah&#8217;\u0131n Peygamberine ve b\u00f6yle yetkili kimselere m\u00fcracaat tavsiye edilerek bunlara da itaat etmenin Peygambere itaat etmeye ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu bir daha anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki icmada ge\u00e7erli olan g\u00f6r\u00fc\u015f bu gibi yetkili zevat\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yet bize \u00f6zellikle \u015fu h\u00fck\u00fcmleri anlat\u0131yor:<\/p>\n<p>1- Olaylarla ilgili h\u00fck\u00fcmler i\u00e7inde do\u011frudan do\u011fruya \u00e2yet ile bilinmeyip istinbat ile bilinecek olanlar da vard\u0131r.<\/p>\n<p>2- \u0130stinbat da bir delildir.<\/p>\n<p>3- \u0130stinbata ehil olmayan bilgisiz kimselerin olaylarda ve bilmedikleri konularda \u00e2limlere ba\u015fvurmalar\u0131 ve onlara uymalar\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>4- Hz. Peygamber bile istinbat ile m\u00fckelleftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc den sonra \u00e2yeti Peygamberi de kapsad\u0131\u011f\u0131nda \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>\u0130ni\u015f sebebine gelelim: M\u00fcnaf\u0131klar f\u0131rsat bulduk\u00e7a d\u00fczmece \u015feyleri ve uydurduklar\u0131 k\u00f6t\u00fc yalanlar\u0131 yayarlar. M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n zay\u0131flar\u0131ndan bir tak\u0131m halk da m\u00fcfrezelerin durumlar\u0131yla ilgili tatl\u0131 veya ac\u0131 herhangi bir haber i\u015fittikleri zaman do\u011frulu\u011funu, yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131rmadan, ne \u00f6ncesini, ne de neticesini hesaba katmadan do\u011frudan do\u011fruya yaymaya kalk\u0131\u015f\u0131rlard\u0131. Ve bu gibi sayg\u0131s\u0131zl\u0131klardan baz\u0131 fitneler meydana gelirdi. Tefsircilerin \u00e7o\u011fu, bu \u00e2yetin bundan dolay\u0131 indi\u011fini a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r ki, bu \u015fekilde \u00e2yetin ini\u015f sebebi, sava\u015f ve asker\u00ee durumlarla ilgili olmu\u015f oluyor. Di\u011fer taraftan Sahih-i M\u00fcslim&#8217;de Hz. \u00d6mer&#8217;den, \u0130bn\u00fc Abbas kanal\u0131yla rivayet edildi\u011fine g\u00f6re, Resulullah&#8217;\u0131n, kad\u0131nlar\u0131ndan bir s\u00fcre i\u00e7in uzak durdu\u011fu esnada, bir g\u00fcn Hz. \u00d6mer camide insanlar\u0131n, Resulullah b\u00fct\u00fcn han\u0131mlar\u0131n\u0131 bo\u015fam\u0131\u015f diye \u00fcz\u00fclerek konu\u015ftuklar\u0131n\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015f ve bu haberi akl\u0131 almad\u0131\u011f\u0131ndan derhal ko\u015fup izin isteyerek peygamberin huzuruna girmi\u015f, biraz derdini anlatt\u0131ktan sonra bir f\u0131rsat bulup &#8220;kad\u0131nlar\u0131n\u0131 bo\u015fad\u0131n m\u0131?&#8221; diye sormu\u015f, &#8220;hay\u0131r (bo\u015famad\u0131m)&#8221; cevab\u0131n\u0131 al\u0131nca \u00e7\u0131k\u0131p &#8220;bilesiniz ki, Hz. Peygamber (s.a.v.) kad\u0131nlar\u0131n\u0131 bo\u015famad\u0131&#8221; diye bir tellal gibi seslenmi\u015ftir. Bu \u00e2yet de bunun \u00fczerine inmi\u015ftir ki, Hz. \u00d6mer&#8217;in ger\u00e7e\u011fi istinbat\u0131na (ortaya \u00e7\u0131karmas\u0131na) i\u015faret etmekle, onu \u00f6vmeyi de kapsamaktad\u0131r. Bu riv\u00e2yete g\u00f6re \u00e2yetin ini\u015f sebebi, Nis\u00e2 s\u00fbresinin esas itibar\u0131yla i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 aile h\u00fck\u00fcmleri ile bir ilgisi de vard\u0131r. Fakat terbiye ile ilgili h\u00fckm\u00fc genel oldu\u011fundan \u00e2yet daha fazla sava\u015fla ilgili durumlar\u0131 ve siyasi e\u011fitimi hedef alan bir naz\u0131m uslubuyla ifade buyurulmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlarda bo\u015f bo\u011fazl\u0131k daha \u00e7ok yap\u0131l\u0131r ve daha fazla zararl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ey M\u00fcsl\u00fcmanlar! E\u011fer Allah&#8217;\u0131n bu fazileti ve rahmeti sizin \u00fczerinizde olmasayd\u0131, yani b\u00f6yle peygamber ve istinbata g\u00fcc\u00fc yeten ilim ehli yetki sahipleri ile do\u011fru yola ir\u015fad ve hid\u00e2yeti olmasa muhakkak ki siz \u00e7o\u011funlukla \u015feytana, \u015feytan gibi m\u00fcnaf\u0131klara uyard\u0131n\u0131z, s\u00fcr\u00fcklenirdiniz, uymad\u0131\u011f\u0131n\u0131z konular veya uymayan adamlar pek az olurdu. \u00c7\u00fcnk\u00fc az \u00e7ok akl\u0131 olan herhangi bir kimse her konuda \u015feytana aldanmaz. Kitab\u0131n s\u0131rlar\u0131n\u0131 bilen ve h\u00fck\u00fcm \u00e7\u0131karmaya g\u00fcc\u00fc yeten yetkililer, \u00e7ok geni\u015f bilgi sahibi olan \u00e2limlerden olan zatlar da hak ve hay\u0131rl\u0131 i\u015fleri Allah&#8217;\u0131n kuvvetiyle birbirinden ay\u0131rmaya g\u00fc\u00e7leri yetti\u011finden bunlar\u0131n da \u015feytana aldanmas\u0131 pek az olur. Halbuki halk, \u00e7o\u011funlukla aldan\u0131r. Bununla birlikte ilim ehlinin aldanmamas\u0131 da yine Allah&#8217;\u0131n fazilet ve rahmeti sayesindedir. Bunun i\u00e7in di\u011fer bir \u00e2yette: &#8220;E\u011fer \u00fczerinizde Allah&#8217;\u0131n lutfu ve merhameti olmasayd\u0131, i\u00e7inizden hi\u00e7biri ebediyyen temize \u00e7\u0131kmazd&#8221; (Nur, 24\/21) buyurulmu\u015ftur. Bundan dolay\u0131 bu iki \u00e2yet aras\u0131ndaki lutuf ve merhametin fark\u0131 unutulmamal\u0131d\u0131r. Birisi mutlak, birisi kay\u0131tl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>84-Durum b\u00f6yle olunca yani sava\u015f yaz\u0131lm\u0131\u015f, mazlumlar (zulme u\u011frayanlar) inler, ac\u0131 b\u00fcy\u00fck, d\u00fcnya mal\u0131 az, \u00f6l\u00fcm nas\u0131l olsa takdir edilmi\u015f, haz\u0131rl\u0131kl\u0131 olmak ve itaat etmek laz\u0131m oldu\u011fu halde m\u00fcnaf\u0131klar itaat etmez, hile ve doland\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, birtak\u0131mlar\u0131 da a\u011f\u0131r davran\u0131r sava\u015ftan ka\u00e7\u0131n\u0131rsa Ey Muhammed! Bizzat sen Allah yolunda sava\u015f. Sen ancak kendi nefsinle m\u00fckellefsin, kendi yapt\u0131klar\u0131ndan sorumlusun. O halde yaln\u0131z da kalsan bu vazifeni yap. M\u00fcminleri de sava\u015fa te\u015fvik et ve istekli k\u0131l ki Allah&#8217;\u0131n k\u00e2firlerin zarar ve kuvvetini \u00f6nlemesi kuvvetle umulmaktad\u0131r. Yani vaad edilmi\u015ftir. Bu \u00e2yet, K\u00fc\u00e7\u00fck Bedir sava\u015f\u0131 hakk\u0131nda inmi\u015ftir. \u00c2l-i \u0130mran s\u00fbresinde . &#8220;Onlara baz\u0131 kimseler, insanlar, size kar\u015f\u0131 bir araya geldiler, demi\u015flerdi&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/173) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere Hz. Peygamber (s.a.v.) Uhud sava\u015f\u0131ndan sonra Ebu S\u00fcfyan&#8217;a kar\u015f\u0131 bir sene sonra zilkade ay\u0131nda K\u00fc\u00e7\u00fck Bedir pazar\u0131na kat\u0131laca\u011f\u0131na dair s\u00f6zle\u015fmi\u015f ve s\u00f6z vermi\u015fti. Zaman\u0131 gelince insanlar\u0131 davet etti, fakat onlardan bir tak\u0131m\u0131 \u00e7ekindi. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet indi ve Hz. Peygamber: &#8220;Ben yaln\u0131z kalsam yine giderim&#8221; buyurdu Ve yetmi\u015f atl\u0131 aras\u0131nda hareket etti. Allah Te\u00e2l\u00e2 da k\u00e2firlerin kalbine bir korku koydu ve onlar\u0131 (Bedir&#8217;e gelmekten) cayd\u0131rd\u0131. Onlar, Merri Zahran&#8217;dan d\u00f6nd\u00fcler. Hz. Peygamber de beraberindeki (ashab\u0131) ile birlikte Bedir&#8217;de sekiz g\u00fcn kald\u0131lar ve ticaret yapt\u0131lar. Bu \u015fekilde Allah&#8217;\u0131n, &#8220;Kafirlerin \u015fiddet ve kuvvetini \u00f6nleme&#8221; vaadi de Kurey\u015f k\u00e2firlerinin aleyhine ger\u00e7ekle\u015fti. Bunun genel bir \u015fekilde ger\u00e7ekle\u015fmesi de Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n g\u00f6kten inmesi meselesi olaca\u011f\u0131 s\u00f6ylenmi\u015ftir. Hz. Peygamber bu &#8220;K\u00fc\u00e7\u00fck Bedir&#8221; olay\u0131nda bu emre uygun olarak tek ba\u015f\u0131na gitmeye kalk\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 gibi, buna uyarak Hz. Ebu Bekir S\u0131dd\u0131k da Peygamberin vefat\u0131 \u00fczerine zekat\u0131 vermekten ka\u00e7\u0131nan m\u00fcrtedlere kar\u015f\u0131 b\u00f6yle yapm\u0131\u015f ve Hz. Peygamberin halifesi olmay\u0131 hak etti\u011fini bununla da ispat etmi\u015f ve ba\u015far\u0131l\u0131 olmu\u015ftu.<\/p>\n<p>Evet, k\u00e2firlerde \u015fiddet ve kuvvet bulunabilir ve fakat Allah kuvvet ve kudret\u00e7e onlardan hem pek \u00e7ok y\u00fcksek, hem de cezas\u0131 ve azab\u0131 onlar\u0131nkinden \u00e7ok \u015fiddetlidir. Bundan dolay\u0131 k\u00e2firlerin kuvvetinden korkup da Allah&#8217;a isyan etmemeli, Allah&#8217;\u0131n kudret ve azab\u0131ndan korkup da Allah&#8217;a itaat etmeli ve k\u00e2firlere kar\u015f\u0131 gelmelidir. Bunun i\u00e7in ey Muhammed! Sen kendin Allah yolunda sava\u015f ve m\u00fcminleri te\u015fvik et. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu bir \u015fefaat demektir.<\/p>\n<p>85-Halbuki kim g\u00fczel bir \u015fefaat yaparsa, yani Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in bir yararl\u0131 i\u015fe arac\u0131l\u0131k ederse ve yol g\u00f6sterirse onun o \u015fefaatten (arac\u0131l\u0131ktan) bir pay\u0131, g\u00fczel bir sevab\u0131 olur. Yararl\u0131 ve g\u00fczel bir i\u015fte yol g\u00f6steren onu yapan gibidir. Ve kim de \u0130sl\u00e2m&#8217;a ayk\u0131r\u0131 k\u00f6t\u00fc bir \u015fefaat (arac\u0131l\u0131k) yaparsa onun da ondan ayn\u0131 oranda k\u00f6t\u00fc bir pay\u0131 vard\u0131r. Allah&#8217;\u0131n da her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeter. Ve her \u015feyi lay\u0131k\u0131yle g\u00f6zetir, \u0130yiyi iyili\u011finden, k\u00f6t\u00fcy\u00fc k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnden derecesine g\u00f6re hisse sahibi k\u0131lar.<\/p>\n<p>Sava\u015f ve te\u015fvik emirlerinden sonra ve ceza b\u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra bu \u015fefaat \u00e2yetinin gelmesi ne kadar beli\u011fdir (fasih ve edebidir). Bundan dolay\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe arac\u0131l\u0131k etmekten sak\u0131nmak gerekti\u011fi gibi her \u00e7e\u015fit g\u00fczel arac\u0131l\u0131klar da yap\u0131lmal\u0131 ve kabul edilmelidir.<\/p>\n<p>86-Bu \u00f6rneklerden biri olmak \u00fczere kimin taraf\u0131ndan olursa olsun bir selam ile selamland\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman, bir selam ile size sayg\u0131 g\u00f6sterildi\u011fi vakit de siz ondan daha g\u00fczeli ile kar\u015f\u0131l\u0131k veriniz, selamlay\u0131n\u0131z veya onu geri veriniz, yani ayn\u0131 ile kar\u015f\u0131l\u0131k veriniz.<\/p>\n<p>TAH\u0130YYE : Lugatte m\u00fclk ve bulundu\u011fu durumda kalma m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Nas\u0131l ki \u015fair; &#8220;Onunla Num\u00e2n&#8217;\u0131n yan\u0131na gidiyorum. Ordu ile onun m\u00fclk\u00fc \u00fczerinde yerle\u015finceye kadar.&#8221; demi\u015ftir ki, &#8220;onun m\u00fclk\u00fc \u00fczerine&#8221; demektir.<\/p>\n<p>Bir kimseye diye dua etmeye de tahiyye denilir ki &#8220;Allah \u00f6m\u00fcrler versin&#8221; veyahut &#8220;Allah seni m\u00fclk sahibi yaps\u0131n&#8221; veya &#8220;M\u00fclk\u00fcnde daim k\u0131ls\u0131n&#8221; m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir Cahiliyye devrinde Araplar selam yerinde derlerdi. Sonralar\u0131 bizde yayg\u0131n olan &#8220;Allah \u00f6m\u00fcrler versin&#8221; ifadesi bu selam\u0131n bir canland\u0131r\u0131lmas\u0131 olmu\u015ftur. Fakat bunlar bir dua olmakla beraber mutlak surette hay\u0131rl\u0131 bir dua de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6m\u00fcr, hayat, m\u00fclk mutlaka selamet ve mutlulu\u011fu gerektirmez, felaket i\u00e7inde de ge\u00e7ebilir. Bundan dolay\u0131 bu \u015fekilde selam, asl\u0131nda noksan bir selamd\u0131r, hepsinin ba\u015f\u0131 ba\u015f sa\u011fl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. &#8220;Allah \u00f6m\u00fcrler versin&#8221; denildi\u011fi zaman, muhatap bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n kastedildi\u011fini farz ederek ho\u015flanabilirse de bu bir gaflettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00f6yleyenin niyeti belli de\u011fildir. Veyahut hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmemi\u015ftir. Bunun i\u00e7in \u0130sl\u00e2m dini, bu noksan tahiyyeleri selama \u00e7evirmi\u015f ve yerine d\u00fcnya ve ahiret selameti ve bar\u0131\u015f\u0131 yayan dua ve iltifat\u0131n\u0131 yerle\u015ftirmi\u015f oldu\u011fundan \u0130sl\u00e2m&#8217;da selam olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in &#8220;Size bir selam verildi\u011fi vakit.&#8221; demek olur. Selam bir tahiyye ve iltifatt\u0131r. Fakat her tahiyye ve iltifat selam de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Y\u00fcce Allah, Peygamberini ve m\u00fcminleri cihada te\u015fvik ederken \u0130sl\u00e2m&#8217;da sava\u015f\u0131n gayesinin, bar\u0131\u015f\u0131 temin etmek oldu\u011funu \u00f6zellikle hat\u0131rlatmak i\u00e7in g\u00fczel \u015fefaat\u0131 (arac\u0131l\u0131\u011f\u0131) te\u015fvik ettikten sonra, d\u00fc\u015fmanlar bar\u0131\u015f yapmaya istekli olduklar\u0131 vakit siz de daha g\u00fczel veya onlar kadar bar\u0131\u015f yapmaya raz\u0131 olunuz diye emretmi\u015f oluyor. Bundan dolay\u0131 burada Allah&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fc &#8220;E\u011fer onlar bar\u0131\u015fa yana\u015f\u0131rlarsa, sen de ona yana\u015f.&#8221; (Enfal, 8\/61) \u00e2yetinin me\u00e2lini i\u00e7erir veya gerektirir.<\/p>\n<p>Demi\u015flerdir ki; h\u0131ristiyanlar\u0131n selam\u0131, elini a\u011fz\u0131na koymak; yahudilerin birbirine selam\u0131, parmaklarla i\u015faret etmek veya ba\u015f e\u011fip k\u0131\u00e7 k\u0131rmak; mecusilerin selam\u0131, e\u011filme; Araplar\u0131n birbirine selam\u0131 &#8220;Allah \u00f6m\u00fcrler versin&#8221; demek, padi\u015fahlara selamlar\u0131 da &#8220;Sabahleyin nimet bul!&#8221; demek; m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n biribirine selam\u0131 da ve daha g\u00fczeli demektir. buna i\u015farettir. Riv\u00e2yet edildi\u011fine g\u00f6re bir adam Hz. Peygambere demi\u015f, cevap olarak Peygamberimiz buyurmu\u015f, di\u011fer biri demi\u015f, peygamber buyurmu\u015f, di\u011fer biri de demi\u015f, buna de peygamberimiz buyurmu\u015f. Bunun \u00fczerine bu adam, &#8220;Bana noksan selam verdin, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n dedi\u011fi nerde kald\u0131.&#8221; demi\u015f ve bu \u00e2yeti okumu\u015f, Resulullah da &#8220;Sen bana fazla bir \u015fey b\u0131rakmad\u0131n, ben de sana ayn\u0131s\u0131 ile kar\u015f\u0131l\u0131k verdim.&#8221; buyurmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc istenen \u015feylerin hepsi bunun i\u00e7inde bulunur, zararl\u0131 \u015feylerden emin olma, \u00e7\u0131karlar\u0131n meydana gelmesi ve devam\u0131 gibi. K\u0131sacas\u0131, selam pek b\u00fcy\u00fck bir \u015feydir. Hatta Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n g\u00fczel isimlerindendir. Ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da on iki yerde Allah Te\u00e2l\u00e2 m\u00fcmine selam vermi\u015ftir. Selam almak farz-\u0131 kifayedir. Neha\u00ee&#8217;den, &#8220;Selam s\u00fcnnet, selam almak farzd\u0131r.&#8221; diye riv\u00e2yet edilmi\u015ftir. Hutbe, sesli olarak Kur&#8217;\u00e2n okuma, hadis riv\u00e2yeti, ilim okutma, ezan, ikamet esnas\u0131nda selama cevap verilmez. Oyun oynayanlara, \u015fark\u0131 s\u00f6yleyenlere, abdest bozan kimseye, hamamda veya di\u011fer bir yerde \u00e7\u0131plak bulunana selam verilmez. S\u00fcnnet olan y\u00fcr\u00fcyenin oturana, binek \u00fczerinde bulunan\u0131n y\u00fcr\u00fcyene, atl\u0131n\u0131n merkebe binene, k\u00fc\u00e7\u00fc\u011f\u00fcn b\u00fcy\u00fc\u011fe, az\u0131n \u00e7o\u011fa selam vermesidir. \u0130ki ki\u015fi kar\u015f\u0131la\u015f\u0131nca ikisi de hemen selam vermeye giri\u015firler. \u0130mam-\u0131 \u00c2zam dan riv\u00e2yet edilmi\u015ftir ki, selam alan sesini pek y\u00fckseltmez. \u00d6zetle kim taraf\u0131ndan olursa olsun verilen tahiyyeyi, selam\u0131 en az\u0131ndan benzeri ile olsun almal\u0131, selam verene hi\u00e7bir zarar verilmemelidir. Bar\u0131\u015f bar\u0131\u015fla, ikram ikramla kar\u015f\u0131lanmal\u0131 ve herhangi bir iyilik m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z b\u0131rak\u0131lmamal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n her\u015feyin hesab\u0131n\u0131 hakk\u0131yla g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcnde \u015f\u00fcphe yoktur. B\u00fct\u00fcn bu i\u015flerde de ancak onun hesab\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmelidir. \u0130yi bilinmelidir ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>87- 87- Kendinden ba\u015fka il\u00e2h olmayan Allah, sizi k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde mutlaka biraraya toplayacakt\u0131r. Bunda asla \u015f\u00fcphe yoktur. Allah&#8217;tan daha do\u011fru s\u00f6zl\u00fc kim olabilir? \u015eu halde:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>88- O halde, siz ni\u00e7in m\u00fcnaf\u0131klar hakk\u0131nda iki gruba ayr\u0131l\u0131yorsunuz? Allah onlar\u0131 kazand\u0131klar\u0131 g\u00fcnah y\u00fcz\u00fcnden terslerine d\u00f6nd\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc halde Allah&#8217;\u0131n sapt\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi sapt\u0131r\u0131rsa, sen onun i\u00e7in bir \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu bulamazs\u0131n.<\/p>\n<p>89- Onlar, k\u00fcf\u00fcr i\u015fledikleri gibi, sizin de k\u00fcf\u00fcr i\u015fleyip kendileriyle bir olman\u0131z\u0131 arzu ettiler. Onun i\u00e7in, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar i\u00e7lerinden dost edinmeyin. E\u011fer bundan y\u00fcz \u00e7evirirlerse onlar\u0131 yakalay\u0131n ve buldu\u011funuz yerde \u00f6ld\u00fcr\u00fcn; Onlardan ne bir dost, ne de bir yard\u0131mc\u0131 edinmeyin.<\/p>\n<p>90- Ancak o kimselere dokunmay\u0131n ki, sizinle aralar\u0131nda anla\u015fma olan bir kavme s\u0131\u011f\u0131nm\u0131\u015f bulunurlar. Yahut ne sizinle, ne de kendi kavimleriyle sava\u015fmay\u0131 g\u00f6n\u00fcllerine s\u0131\u011fd\u0131ramay\u0131p tarafs\u0131z olarak size gelmi\u015flerdir. E\u011fer Allah dileseydi, onlar\u0131 size musallat k\u0131lard\u0131, onlar da sizinle sava\u015f\u0131rlard\u0131. E\u011fer onlar sizden uzak dururlar, sizinle sava\u015fmay\u0131p size bar\u0131\u015f teklif ederlerse, Allah, sizin i\u00e7in onlar aleyhine bir yol vermemi\u015ftir.<\/p>\n<p>91- Di\u011fer birtak\u0131m kimseleri de bulacaks\u0131n\u0131z ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne i\u00e7in her davet olunu\u015flar\u0131nda onun i\u00e7ine ba\u015fa\u015fa\u011f\u0131 dalarlar. E\u011fer bunlar sizden \u00e7ekinmezlerse, kendilerini buldu\u011funuz yerde yakalay\u0131n ve \u00f6ld\u00fcr\u00fcn. \u0130\u015fte bunlar aleyhinde size a\u00e7\u0131k bir ferman verdik.<\/p>\n<p>88-89-Hasan ve M\u00fccahid&#8217;den riv\u00e2yet olundu\u011funa g\u00f6re bir kavim, Medine&#8217;ye gelip m\u00fcsl\u00fcman olduklar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klad\u0131ktan bir s\u00fcre sonra Medine&#8217;den s\u0131k\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131 bahane ederek \u00e7\u00f6le \u00e7\u0131kmak i\u00e7in Hz. Peygamberden izin istemi\u015fler ve \u00e7\u0131k\u0131nca a\u015fama a\u015fama g\u00f6\u00e7erek gitmi\u015fler, sonunda m\u00fc\u015friklere kat\u0131lm\u0131\u015flar, M\u00fcsl\u00fcmanlar da bunlar\u0131n m\u00fcsl\u00fcman olup olmad\u0131\u011f\u0131nda ve sava\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan haklar\u0131nda nas\u0131l bir muamele yap\u0131lmas\u0131n\u0131n laz\u0131m gelece\u011finde ihtilafa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdi. Bu sebeple bunlar\u0131n asl\u0131nda m\u00fcnaf\u0131k olduklar\u0131 a\u00e7\u0131klanarak genel bir \u015fekilde sava\u015f hukuku ile ilgili baz\u0131 h\u00fck\u00fcmler tebli\u011f edilmek \u00fczere \u015fu \u00e2yetler inmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Her kim g\u00fczel bir i\u015fte arac\u0131l\u0131k yaparsa sevap, kim de k\u00f6t\u00fc bir i\u015fte arac\u0131l\u0131k yaparsa g\u00fcnah kazan\u0131r. Allah&#8217;a hesap vermek bir ger\u00e7ektir, Allah birdir, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde \u015f\u00fcphe yok iken, siz o m\u00fcnaf\u0131klar hakk\u0131nda neden iki gruba ayr\u0131l\u0131yorsunuz? Halbuki Allah onlar\u0131 kazand\u0131klar\u0131 k\u00fcf\u00fcr ve g\u00fcnahlar sebebiyle tersine \u00e7evirip reddetmi\u015ftir. Siz Allah&#8217;\u0131n sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc kimselere hidayet vermek mi istiyorsunuz? Halbuki Allah, her kimi sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcrse, yani kimde sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 yarat\u0131rsa Ey Muhammed! Sen bile art\u0131k ona bir yol bulamazs\u0131n. Onlar, kendileri nas\u0131l k\u00e2firler ise siz de \u00f6yle k\u00e2fir olas\u0131n\u0131z da hepiniz k\u00e2firlikte e\u015fit olas\u0131n\u0131z diye arzu etmektedirler. Bundan dolay\u0131, Onlar Allah yolunda hicret edinceye, bu \u015fekilde imanlar\u0131n\u0131 isbatlay\u0131ncaya kadar i\u00e7lerinden dostlar edinmeyiniz. E\u011fer onlar, Allah yolunda do\u011fru d\u00fcr\u00fcst hicret etmekle imanlar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamaktan \u00e7ekinirlerse onlar\u0131 tutunuz ve buldu\u011funuz yerde, yani Harem-i \u015eerif i\u00e7inde de olsa kendilerini \u00f6ld\u00fcr\u00fcn\u00fcz ve onlardan ne bir dost, ne bir yard\u0131mc\u0131 tutmay\u0131n\u0131z, tamamen onlardan sak\u0131n\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>90- Ancak \u015fu iki durumun birinde bulunanlar yakalan\u0131p \u00f6ld\u00fcr\u00fclmekten m\u00fcstesnad\u0131r.<\/p>\n<p>1- Sizinle aralar\u0131nda bir anla\u015fma ve s\u00f6zle\u015fme bulunan herhangi bir kavme var\u0131p onlara s\u0131\u011f\u0131nanlar&#8230; B\u00f6yle sizinle sava\u015f durumunda olanlar\u0131 terkedip sava\u015f durumunda olmayan bir kavmin anla\u015fma ve g\u00fcvencesine kat\u0131lanlar, o kavm ile olan anla\u015fman\u0131n h\u00fckm\u00fcne tabi olurlar.<\/p>\n<p>2- Yahut, sizinle sava\u015fa giri\u015fmekten veya sizinle sava\u015f halinde olan kendi kavimlerine kar\u015f\u0131 sava\u015fmaktan g\u00f6\u011f\u00fcsleri s\u0131k\u0131\u015farak; yani ne sizinle, ne kendi kavimleriyle sava\u015fmay\u0131 ak\u0131llar\u0131na s\u0131\u011fd\u0131ramay\u0131p ne lehinizde, ne aleyhinizde sava\u015fmaya kar\u0131\u015fmamak, tarafs\u0131z kalmak arzusunda bulunarak soluk solu\u011fa size gelmi\u015f olanlar. Bunlar da a\u015fa\u011f\u0131da a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 gibi taarruzdan korunmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve takdir etmek gerekir ki, Allah dilemi\u015f olsayd\u0131 elbette bunlar\u0131; yani ne size, ne de d\u00fc\u015fman\u0131n\u0131z olan kendi kavimlerine kar\u015f\u0131 sava\u015fmak istemeyenleri \u00fczerinize sald\u0131r\u0131rd\u0131 da bunlar da \u00f6b\u00fcrleri gibi sizinle muhakkak sava\u015f\u0131rlard\u0131. Madem ki b\u00f6yle olmad\u0131, bunun Allah taraf\u0131ndan size bir lutuf oldu\u011funu anlamal\u0131 ve \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc yerine getirmelidir. Bundan dolay\u0131 bunlar, sizden \u00e7ekinirler ve sizinle sava\u015fmaya giri\u015fmezler ve sizinle bar\u0131\u015farak size boyun e\u011ferlerse art\u0131k bunlar aleyhinde Allah size hi\u00e7 bir yol vermemi\u015ftir. Onlar\u0131 bir anla\u015fma yapmad\u0131 diye ne \u00f6ld\u00fcrmeye, ne esir etmeye, ne de herhangi bir sald\u0131r\u0131ya u\u011fratmaya hak ve yetkiniz yoktur. Sava\u015ftan sak\u0131nmakla boyun e\u011fmeyi (bar\u0131\u015fmay\u0131) arzetmeleri, sald\u0131r\u0131dan korunmalar\u0131na yeterli bir sebeptir. Nas\u0131l ki, M\u00fcdlic o\u011fullar\u0131, Hz. Peygambere bu \u015fekilde sava\u015fmaktan sak\u0131narak gelmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>91- Di\u011fer birtak\u0131mlar\u0131n\u0131 bulacaks\u0131n\u0131z hem sizden emin olmak, hem de kendi toplumlar\u0131ndan emin olmak isterler. Ya iki tarafca da ho\u015f g\u00f6r\u00fcnmek, g\u00f6ze girmek, el tutmak, zarar etmemek, s\u0131ras\u0131n\u0131 bulunca k\u00fclah kapmak i\u00e7in m\u00fcmin ile m\u00fcmin, k\u00e2fir ile k\u00e2fir olurlar veya yaln\u0131z zarar etmemek maksad\u0131yla tarafs\u0131z olmak ve sava\u015fan her iki taraf\u0131n kavgas\u0131ndan g\u00fcven i\u00e7inde kalmak, siyaset yapmak isterler. Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Esed ve Gatafan kabilelerinden birtak\u0131m insanlar Medine&#8217;ye gelirler, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n g\u00fcven ve itimad\u0131n\u0131 celbetmek, bir sava\u015f\u0131n meydana gelmesi durumunda canlar\u0131n\u0131, mallar\u0131n\u0131 g\u00fcven alt\u0131na almak i\u00e7in m\u00fcsl\u00fcman g\u00f6r\u00fcn\u00fcrler, s\u00f6z verirler, yurtlar\u0131na gidince de k\u00e2fir olurlard\u0131. Deniliyor ki bu durum, Abd\u00fcdd\u00e2r o\u011fullar\u0131n\u0131n bir gelene\u011fi haline gelmi\u015fti. Bir de Nuaym b. Mesud E\u015fca\u00ee m\u00fcsl\u00fcmanlarla m\u00fc\u015frikler aras\u0131nda g\u00fcvenli bir durumda bulunur, Peygamber ile m\u00fc\u015frikler aras\u0131nda s\u00f6z g\u00f6t\u00fcr\u00fcr getirirdi. \u00c2yetin ini\u015f sebebi bunlardan birisi olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>B\u00f6yleleri her fitneye itildik\u00e7e, k\u00fcf\u00fcr ve \u015firke veya sava\u015f ve ihtil\u00e2le do\u011fru davet veya sevk edildik\u00e7e ona tepe taklak at\u0131l\u0131r, fena halde dalarlard\u0131. Her t\u00fcrl\u00fc edepsizli\u011fi yaparlard\u0131. \u015eu halde bunlar hakk\u0131nda ilk \u00f6nce iyi bir siyaset takip etmek, onlar\u0131 k\u00fcf\u00fcr ve \u015firke do\u011fru itmemek gerektir. Bundan dolay\u0131 bunlar sizden \u00e7ekinirler, bar\u0131\u015f ve g\u00fcven isterler ve ellerini \u00e7ekip usulca otururlarsa yap\u0131lacak bir \u015fey yoktur. &#8220;Bir selam ile selamland\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman siz de ondan daha g\u00fczeli ile selamlay\u0131n&#8230;&#8221; (Nis\u00e2, 4\/86). Fakat sava\u015fta sizden \u00e7ekinmezler ve size bar\u0131\u015f ve andla\u015fma teklif etmezler ve ellerini \u00e7ekmezlerse bunlar\u0131 tutunuz ve yakalad\u0131\u011f\u0131n\u0131z yerde \u00f6ld\u00fcr\u00fcn\u00fcz ve i\u015fte bunlara sald\u0131rmak i\u00e7in size a\u00e7\u0131k bir emir ve yetki verdik.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetleri, M\u00fcmtehine s\u00fbresindeki: &#8220;Allah, sizinle din u\u011frunda sava\u015fmayan ve sizi yurtlar\u0131n\u0131zdan \u00e7\u0131karmayanlara iyilik yapman\u0131z\u0131 ve adil davranman\u0131z\u0131 yasaklamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah adaletli olanlar\u0131 sever. Allah, yaln\u0131z sizinle din u\u011frunda sava\u015fanlar\u0131, sizi yurtlar\u0131n\u0131zdan \u00e7\u0131karanlar\u0131 ve \u00e7\u0131kar\u0131lman\u0131z i\u00e7in onlara yard\u0131m edenleri dost edinmenizi yasaklar.&#8221; (M\u00fcmteh\u0131ne, 60\/8-9) \u00e2yetleriyle ve &#8220;Ber\u00e2e = Tevbe&#8221; s\u00fbresindeki baz\u0131 \u00e2yetlerle beraber g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde bulundurmak gerekir ki, uzun a\u00e7\u0131klamas\u0131 ve teferruatl\u0131 h\u00fck\u00fcmleri \u0130mam Muhammed&#8217;in Siyer-i Kebir&#8217;indedir. Orada geni\u015f bir \u015fekilde a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Sava\u015f esnas\u0131nda olabilir ki bir adam di\u011fer bir adam\u0131 g\u00f6r\u00fcr, se\u00e7emez, sava\u015f halindeki bir k\u00e2fir zanneder \u00f6ld\u00fcr\u00fcr, sonra da bir m\u00fcmin veya bir muahid (zimmi) oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar, i\u015fte burada bu olay\u0131n h\u00fckm\u00fc genel bir \u015fekilde a\u00e7\u0131klanmak ve ondan sonra sava\u015fla ilgili di\u011fer baz\u0131 h\u00fck\u00fcmlere ge\u00e7ilmek \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>92- Hata d\u0131\u015f\u0131nda bir m\u00fcmin, di\u011fer bir m\u00fcmini \u00f6ld\u00fcremez. Ve kim bir m\u00fcmini yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse, m\u00fcmin bir k\u00f6le azad etmesi ve \u00f6lenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak \u00f6l\u00fcn\u00fcn ailesinin ba\u011f\u0131\u015flamas\u0131 m\u00fcstesnad\u0131r. E\u011fer \u00f6ld\u00fcr\u00fclen, m\u00fcmin olmakla beraber size d\u00fc\u015fman bir kavimden ise, o zaman, \u00f6ld\u00fcrenin bir k\u00f6le azad etmesi gerekir. E\u011fer \u00f6ld\u00fcr\u00fclen sizinle aralar\u0131nda antla\u015fma olan bir kavimden ise, \u00f6ld\u00fcrenin, \u00f6lenin ailesine diyet vermesi ve m\u00fcmin bir k\u00f6le azad etmesi gerekir. Bunlara g\u00fcc\u00fc yetmeyenin de Allah taraf\u0131ndan tevbesinin kabul\u00fc i\u00e7in arka arkaya iki ay oru\u00e7 tutmas\u0131 gerekir. Allah, Alimdir (her \u015feyi bilendir), Hakimdir (h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir).<\/p>\n<p>93- Kim bir m\u00fcmini kasten \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse, cezas\u0131, i\u00e7inde ebed\u00ee olarak kalaca\u011f\u0131 cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmi\u015f ve onun i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir azab haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>92- Bir m\u00fcminin, di\u011fer bir m\u00fcmini \u00f6ld\u00fcrmesi olacak \u015fey de\u011fildir. \u0130man buna engel olur. Ancak hata ile olursa; kasdetmede veya yapmada bir yanl\u0131\u015fl\u0131kla kaza ile meydana gelirse ba\u015fka. Mesela bir d\u00fc\u015fmana veya bir ava atarken kaza olarak bir m\u00fcmine rast gelirse bu eylem de bir hatad\u0131r. Yahut kar\u015f\u0131s\u0131ndakinin yerine veya elbisesine bak\u0131p bir d\u00fc\u015fman zanneder, ona ate\u015f eder vurur. Bu da ama\u00e7 ve niyete bir hatad\u0131r. Bunlar\u0131n da hi\u00e7biri m\u00fcbah de\u011filse de hatadan tamamen sak\u0131nmak insan\u0131n g\u00fcc\u00fc dahilinde olmad\u0131\u011f\u0131ndan b\u00f6yle bir hata, m\u00fcminin de ba\u015f\u0131na gelebilir. Nas\u0131l ki, Ayya\u015f b. Rebiat&#8217;el-Mahzum\u00ee ki -o Ebu Cehl&#8217;in ana bir karde\u015fi idi- m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015f ve akrabas\u0131n\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnden ka\u00e7arak peygamberimizin hicretinden \u00f6nce, ilk m\u00fchacirler aras\u0131nda Medine&#8217;ye hicret etmi\u015fti. Bunun \u00fczerine annesi, o (o\u011flu) d\u00f6n\u00fcp gelmedik\u00e7e yiyip i\u00e7memeye ve tavan alt\u0131na (eve) girmemeye and i\u00e7mi\u015f, Ebu Cehil de yan\u0131na Haris b. Zeyd b. Ebi \u00dcneyse&#8217;yi alm\u0131\u015f beraber gitmi\u015fler, onu Medine&#8217;de bir dam ba\u015f\u0131nda &#8220;Utum&#8221; denilen kale gibi sa\u011flam bir odada bulmu\u015flar. Ebu Cehil a\u015fa\u011f\u0131dan bunu kand\u0131rmak i\u00e7in dereden tepeden dolanarak, &#8220;Muhammed seni akrabalarla ili\u015fki s\u00fcrmeye te\u015fvik etmiyor mu? Bundan dolay\u0131 git annene iyilik et ve yine dininde kal.&#8221; demi\u015f, sonunda o da inmi\u015f, onlarla beraber gitmi\u015f, Medine&#8217;den \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 zaman tutmu\u015flar, onu ba\u011flam\u0131\u015flar ve d\u00f6vm\u00fc\u015fler, herbiri y\u00fcz de\u011fnekten iki y\u00fcz de\u011fnek vurmu\u015flar. O da Haris&#8217;e &#8220;Bu benim karde\u015fim, fakat sen kim oluyorsun, ey Haris! E\u011fer seni yaln\u0131z ba\u015f\u0131na bulursam seni \u00f6ld\u00fcrmek Allah i\u00e7in boynuma bor\u00e7 olsun.&#8221; demi\u015f. K\u0131sacas\u0131 kollar\u0131 ba\u011fl\u0131 olarak anas\u0131na gitmi\u015fler, bu defa da annesi \u00f6nceki dinine d\u00f6nmedik\u00e7e ba\u011f\u0131n\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fclmemesine yemin etmi\u015f, o da dili ile eski dinine d\u00f6nm\u00fc\u015f, sonra yine hicret etmi\u015f. Ayya\u015f da o adama &#8220;Kuba&#8221;n\u0131n arka taraf\u0131nda yaln\u0131z ba\u015f\u0131na rastlam\u0131\u015f ve m\u00fcsl\u00fcman oldu\u011funu bilmeyerek vurmu\u015f \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f. Daha sonra m\u00fcsl\u00fcman olmaya geldi\u011fini haber al\u0131nca yapt\u0131\u011f\u0131na pi\u015fman olmu\u015f. Hz. Peygamber&#8217;in huzuruna gelip &#8220;Onu \u00f6ld\u00fcrd\u00fcm, fakat m\u00fcsl\u00fcman oldu\u011funu bilmiyordum.&#8221; demi\u015f. Bu \u00e2yet de bunun \u00fczerine inmi\u015ftir, diye rivayet olunuyor.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;Uhud&#8221; sava\u015f\u0131 g\u00fcn\u00fc de Huzeyfe b. el-Yeman&#8217;\u0131n babas\u0131 Yeman da \u0130sl\u00e2m askeri taraf\u0131ndan bilinmeyerek hata ile \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc ki \u00e2yetin ini\u015f sebebinin bu oldu\u011fu da rivayet edilir. Bundan dolay\u0131 bir m\u00fcminin bir m\u00fcmini do\u011frudan do\u011fruya \u00f6ld\u00fcrmesi din ve iman a\u00e7\u0131s\u0131ndan yap\u0131lamazsa da hata ile \u00f6ld\u00fcrmek m\u00fcstesnad\u0131r. Bu olabilir. Ve \u00f6zellikle sava\u015f s\u0131ras\u0131nda pek muhtemeldir. Ve her nerede olursa olsun h\u00fckm\u00fc de a\u015fa\u011f\u0131da gelen \u015fekildedir:<\/p>\n<p>Kim bir m\u00fcmini hata ile \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse bir m\u00fcmin k\u00f6le veya cariye azad etmesi gerekir. Ve \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin varislerine teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. (Bu diyetin \u00f6deme \u015fekli ve miktar\u0131 i\u00e7in f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131na bak\u0131n\u0131z.) Ancak \u00f6l\u00fcn\u00fcn varisleri o diyeti affederler ve ba\u011f\u0131\u015flarlarsa o ba\u015fka.<\/p>\n<p>K\u00f6le azad etmek Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 olarak bir keffaret, diyet de kul hakk\u0131 olarak bir zarar \u00f6demesidir. Bir m\u00fcminin \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinde bu \u015fekilde biri Allah hakk\u0131, biri de kul hakk\u0131 olmak \u00fczere iki hak bulunur. Hayat, her\u015feyden \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131d\u0131r, h\u00fcrriyyet de bir \u00e7e\u015fit hayatt\u0131r. Bu da Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131d\u0131r. Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131ndan bir m\u00fcminin Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 olan ya\u015famas\u0131n\u0131n yok edilmesine kar\u015f\u0131l\u0131k, di\u011fer bir m\u00fcmin kula h\u00fcrriyet ba\u011f\u0131\u015flayarak yeni bir hayat kazand\u0131rmak, hata ile \u00f6ld\u00fcren m\u00fcminin g\u00fcnah\u0131n\u0131 \u00f6rtmeye vesile olacak en g\u00fczel ve en uygun bir keffarettir ki, bunda bir y\u00f6nden bir ceza, bir y\u00f6nden de bir ibadet m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. \u00d6ld\u00fcrme kas\u0131tla olsayd\u0131 bu g\u00fcnah keffaret ile \u00f6rt\u00fclemezdi. Fakat hata, az \u00e7ok bir dikkatsizli\u011fi kapsamakla beraber b\u00fcsb\u00fct\u00fcn kendisinden sak\u0131nma imkan\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan \u00f6ld\u00fcren kimse bir taraftan terbiyeye, bir taraftan da teselli etmeye ve kendisine yard\u0131mda bulunmaya lay\u0131kt\u0131r. Bunun i\u00e7in, keffareti affetmesi s\u00f6z konusu olamaz. Sonra Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 olan hayattan \u00f6ld\u00fcr\u00fclen kimsenin bir faydalanma hakk\u0131 vard\u0131, hayat hakk\u0131na sahipti. \u00d6ld\u00fcren hata ile de olsa bu hayat hakk\u0131n\u0131 ondan alm\u0131\u015f oldu\u011fundan ve hi\u00e7bir hak bo\u015fa gitmeyece\u011finden buna kar\u015f\u0131 yaln\u0131z bir tazminat olmak \u00fczere \u00f6ld\u00fcr\u00fclen kimsenin yerinde kal\u0131p mal\u0131ndan faydalanacak olan varislerine bir diyet verilmesi de bir kul hakk\u0131d\u0131r. Ve hata ederek \u00f6ld\u00fcren kimse de burada yard\u0131ma lay\u0131kt\u0131r. Bunun i\u00e7in baba taraf\u0131ndan akrabas\u0131 varsa diyete kat\u0131lmas\u0131 gerekir. Varislerin bunu affetmeleri de bir yard\u0131mla\u015fmad\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, affedip temize \u00e7\u0131karma yerine &#8220;tasadduk&#8221; (sadaka verme) deyimi ile bu yard\u0131mla\u015fmaya te\u015fvik edilmi\u015ftir. \u0130\u015fte \u0130sl\u00e2m \u00fclkesinde bir m\u00fcmini yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcrmenin h\u00fckm\u00fc iki \u015feydir; keffaret ve diyet.<\/p>\n<p>Ancak yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcren kimse m\u00fcsl\u00fcman de\u011filse yaln\u0131z diyet gerekir. K\u00e2firlerin memleketine gelince; e\u011fer hata ile \u00f6ld\u00fcr\u00fclen size d\u00fc\u015fman bir milletten, sava\u015f durumu devam eden k\u00e2firlere ait bir \u00fclkenin halk\u0131ndan olur. Halbuki kendisi m\u00fcmin ve b\u00f6yle oldu\u011fu halde bir m\u00fcmin taraf\u0131ndan orada yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015fse \u00f6ld\u00fcrenin m\u00fcmin bir k\u00f6le azad etmesi gerekir. Burada diyetten bahsedilmemi\u015ftir. Demek ki, diyet gerekli de\u011fildir. Ve bununla birlikte bu husus ictihad konusudur. Baz\u0131 tefsirciler, bunun sebebi hakk\u0131nda, &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6ld\u00fcr\u00fclen bu \u015fah\u0131s ile ailesi ve akrabas\u0131 aras\u0131nda miras yoktur.&#8221; demi\u015fler ise de \u00f6ld\u00fcr\u00fclen kimsenin o k\u00fcf\u00fcr memleketinde kendisi gibi m\u00fcmin bir varisinin bulunabilmesi de m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu, sonra bu durumda \u0130sl\u00e2m \u00fclkesinde \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcp, k\u00fcf\u00fcr \u00fclkesinde m\u00fcsl\u00fcman olmayan akrabas\u0131 bulunan bir m\u00fcminin de diyetinin al\u0131nmamas\u0131 ve kan\u0131n\u0131n bo\u015fa gitmesi gerekece\u011finden dolay\u0131 bu sebep tam de\u011fildir. Diyetin gerekli olmamas\u0131n\u0131n esas sebebi \u015fudur: \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u00fcf\u00fcr \u00fclkesi, korunma yurdu olmad\u0131\u011f\u0131ndan bu m\u00fcmin d\u00fc\u015fman bir toplumun aras\u0131ndan \u00e7\u0131kmam\u0131\u015f ve orada oturmay\u0131 se\u00e7mi\u015f olmakla kendi kan\u0131n\u0131 bo\u015f yere harcam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ve e\u011fer yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcr\u00fclen kimse, sizinle aralar\u0131nda devaml\u0131 veya ge\u00e7ici herhangi bir anla\u015fma bulunan bir kavimden ise; bu durumda o kavim m\u00fcsl\u00fcman olmayan bir toplum ise de \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin m\u00fcsl\u00fcman veya k\u00e2fir oldu\u011funa bak\u0131lmayarak mutlaka diyet de keffaret de gerekir. Anla\u015fmay\u0131 bozma kuruntusundan sak\u0131nmak i\u00e7in diyetin \u00f6denmesinde acele davran\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 hat\u0131rlatma bak\u0131m\u0131ndan burada diyet, (kan pahas\u0131) birinci b\u00f6l\u00fcm\u00fcn aksine olarak \u00f6ne al\u0131narak anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde \u0130sl\u00e2m \u00fclkesi halk\u0131ndan bulunan, m\u00fcsl\u00fcman olmayan bir zimm\u00ee veya yabanc\u0131 halklardan bulunan m\u00fcsl\u00fcman olmayan bir s\u0131\u011f\u0131nmac\u0131 veya bir m\u00fcsl\u00fcman, \u0130sl\u00e2m \u00fclkesinde bir m\u00fcmin taraf\u0131ndan yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrse, ayn\u0131 \u015fekilde \u0130sl\u00e2m \u00fclkesi ile \u00f6zel anla\u015fmas\u0131 bulunup sava\u015f durumunda olmayan yabanc\u0131 bir devlet halk\u0131nda bir m\u00fcsl\u00fcman ve belki m\u00fcsl\u00fcman olmayan \u0130sl\u00e2m \u00fclkesi d\u0131\u015f\u0131nda mensub oldu\u011fu memlekette bir m\u00fcmin taraf\u0131ndan yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrse, bunlar\u0131n hepsinde \u0130sl\u00e2m \u00fclkesinde yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcr\u00fclen herhangi bir m\u00fcminde oldu\u011fu gibi; \u00f6ld\u00fcrene hem diyet, hem keffaret gerekecektir. Yani birinci b\u00f6l\u00fcm\u00fc kay\u0131ts\u0131z olmakla beraber, kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rma ipucu ile \u0130sl\u00e2m \u00fclkesinde \u00f6ld\u00fcr\u00fclen herhangi bir m\u00fcmin; ikinci d\u00fc\u015fman olup anla\u015fmas\u0131 olmayan bir devlet halk\u0131ndan k\u00fcf\u00fcr \u00fclkesinde \u00f6ld\u00fcr\u00fclen bir m\u00fcmin hakk\u0131nda; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc b\u00f6l\u00fcm\u00fc de \u0130sl\u00e2m \u00fclkesinde zimm\u00ee ve s\u0131\u011f\u0131nmac\u0131 ile anla\u015fma yapan bir yabanc\u0131 \u00fclke halk\u0131ndan bulunan ve orada \u00f6ld\u00fcr\u00fclen m\u00fcmin hakk\u0131nda demek olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu m\u00fcminin \u0130sl\u00e2m \u00fclkesinde \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinin, birinci b\u00f6l\u00fcm\u00fcn i\u00e7ine girdi\u011finde \u015f\u00fcphe yoksa da \u0130sl\u00e2m \u00fclkesi d\u0131\u015f\u0131nda \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinin oraya dahil olmas\u0131, ikinci b\u00f6l\u00fcmden dolay\u0131 &#8220;Genel m\u00e2n\u00e2 ifade eden kelime, tahsis edildikten sonra geri kalan k\u0131s\u0131mda zan ifade eder.&#8221; kural\u0131 gere\u011fince \u015f\u00fcpheli kalaca\u011f\u0131ndan burada bu \u015f\u00fcpheyi ortadan kald\u0131rmak i\u00e7in, zimm\u00ee ve s\u0131\u011f\u0131nmac\u0131 ile beraber m\u00e2n\u00e2s\u0131 alt\u0131nda bir daha tekrarlanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00fc\u00e7 c\u00fcmlede yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcr\u00fclen \u015fahs\u0131n m\u00fcmin veya m\u00fcmin olmayan kimse, \u0130sl\u00e2m \u00fclkesinde veya bu \u00fclke d\u0131\u015f\u0131nda olmas\u0131na g\u00f6re b\u00fct\u00fcn ihtimaller g\u00f6sterilmi\u015f ve fakat b\u00fct\u00fcn bunlarda ancak m\u00fcmin olup yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcrenin vazifesi a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber bundan m\u00fcsl\u00fcman olmayan ve fakat anla\u015fmas\u0131 bulunan, yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcren kimsenin vazifesinin de kan bedeli olaca\u011f\u0131 ve bunlara keffaret teklif olunmayaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc keffarette ibadet m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulundu\u011fundan m\u00fcmin olmayan kimseler, imandan \u00f6nce bununla y\u00fck\u00fcml\u00fc de\u011fildirler.<\/p>\n<p>Demek ki yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcren bir m\u00fcmine diyet ister gerekli olsun, ister gerekli olmas\u0131n mutlaka keffaret olmak \u00fczere bir m\u00fcmin k\u00f6leyi azad etmesi farzd\u0131r. Bundan dolay\u0131 kim, yani yanl\u0131\u015fl\u0131kla katil olan herhangi bir m\u00fcmin, azad edecek bir m\u00fcmin k\u00f6le bulamazsa; ne bir m\u00fcmin k\u00f6leye, ne de ona sahip olabilecek bir vas\u0131taya sahip bulunmuyorsa birbiri ard\u0131na aral\u0131ks\u0131z iki ay oru\u00e7 tutmas\u0131 gerekir ki bu oru\u00e7, Allah taraf\u0131ndan tevbe i\u00e7in, tevbenin kabul edilmesi i\u00e7indir. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2s\u0131, bu oru\u00e7 tutma teklifi, esas ve azimet (takva ile amel etmek) olan k\u00f6le azad etmeye g\u00fc\u00e7 yetmemeye kar\u015f\u0131 Allah taraf\u0131ndan verilen bir ruhsat ve kolayl\u0131\u011fa d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr, ikinci derecede bir keffarettir. Buna g\u00f6re ikisi de Allah taraf\u0131ndan istenir. Kullar taraf\u0131ndan istenemez. Kul hakk\u0131 olana diyet yerine de ge\u00e7emez. Bir m\u00fcmin veya anla\u015fmal\u0131n\u0131n Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 olan hayat\u0131n\u0131n yok edilmesi yanl\u0131\u015fl\u0131kla olsa da yine bir g\u00fcnaht\u0131r. Demek oluyor ki, m\u00fcmin bir k\u00f6leyi azad etmek, yok edilen hayat yerine ge\u00e7ebilecek bir \u00e7e\u015fit diriltme oldu\u011fu gibi, oru\u00e7 da bir k\u00f6le azad etme h\u00fckm\u00fcndedir. Ger\u00e7ekten k\u00f6le azad etmek, di\u011fer bir can\u0131 k\u00f6lelik ve esirlik ba\u011f\u0131ndan kurtarmak oldu\u011fu gibi oru\u00e7 da kendi nefsini \u015fehvetlerin esirli\u011finden kurtarmak ve temizlemektir. Bundan dolay\u0131 yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcren m\u00fcmin kimse, di\u011fer bir m\u00fcmin k\u00f6leye h\u00fcrriyet vermekten aciz kal\u0131nca hi\u00e7 olmazsa arka arkaya iki ay oru\u00e7 tutarak nefsini kuvvetli arzular\u0131n ba\u011f\u0131ndan azad etmeli ve kendine manev\u00ee bir h\u00fcrriyet vererek nefsini g\u00fcnahtan kurtarmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o da bir m\u00fcmin k\u00f6ledir. Allah Te\u00e2l\u00e2 her \u015feyi \u00e7ok iyi bilendir. O \u00f6ld\u00fcrenin durumunu da bilir; Hakimdir, kanun olarak koydu\u011fu b\u00fct\u00fcn bu h\u00fck\u00fcmleri de hikmeti ile koymu\u015ftur. Orucun iki ay olmas\u0131n\u0131n hikmetini de O bilir.<\/p>\n<p>93-Yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcrmenin h\u00fck\u00fcmleri bunlard\u0131r, kasten \u00f6ld\u00fcrmeye gelince bunun d\u00fcnya ile ilgili h\u00fckm\u00fc Bakara s\u00fbresinde, &#8220;Ey iman edenler! \u00f6ld\u00fcr\u00fclenler hakk\u0131nda k\u0131sas, size farz k\u0131l\u0131nd\u0131.&#8221; (Bakara, 2\/178) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131. Ahiretle ilgili h\u00fckm\u00fc de \u015fudur: M\u00fcmin veya k\u00e2fir kim bir m\u00fcmini kasten, bile bile, hayat\u0131na kasdederek \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse onun cezas\u0131 cehennemdir. Orada pek uzun m\u00fcddet ve belki sonsuza kadar cezaland\u0131r\u0131l\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah ona gazab etmi\u015f, onu lanetlemi\u015f, merhamete lay\u0131k g\u00f6rmeyip onun i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir azab haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin indirilme sebebi M\u0131kyes b. Dababe ad\u0131ndaki bir m\u00fcrted olmu\u015ftur. \u015e\u00f6yleki bu M\u0131kyes b. Dababe el-Kinan\u00ee ve karde\u015fi Hi\u015fam, m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015flard\u0131. M\u0131kyes, bir g\u00fcn karde\u015fi Hi\u015fam&#8217;\u0131 Neccar o\u011fullar\u0131 i\u00e7inde \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f olarak buldu, gelip Resulullah&#8217;a bu durumu anlatt\u0131. Hz. Peygamber (s.a.v.) de onunla beraber Bedir sava\u015f\u0131na kat\u0131lan sahabeden Z\u00fcbeyr b. \u0130yaz Fihri&#8217;yi Neccar o\u011fullar\u0131na g\u00f6nderdi, katili biliyorlarsa k\u0131sas etmesi i\u00e7in M\u0131kyes&#8217;e teslim etmelerini ve e\u011fer bilmiyorlarsa kan bedelini \u00f6demelerini emrediyordu. &#8220;Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fcn\u00fcn emri ba\u015f\u00fcst\u00fcne, katili bilmiyoruz, fakat diyeti veririz.&#8221; dediler ve y\u00fcz deve getirdiler, onlar da ald\u0131lar, Medine&#8217;ye d\u00f6nd\u00fcler. Yolda gelirken \u015eeytan M\u0131kyes&#8217;e \u015f\u00f6yle bir vesvese verdi: &#8220;Karde\u015finin kan bedelini kabul edeceksin de kendine ba\u015f kak\u0131nca\u011f\u0131 yapacaks\u0131n, \u00f6yle mi? Yan\u0131ndakini \u00f6ld\u00fcr, cana can olsun, kan bedeli de sana k\u00e2r kals\u0131n.&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine Fihr\u00ee&#8217;nin bir gafletini g\u00f6zetip bir kaya ile onun ba\u015f\u0131n\u0131 par\u00e7alad\u0131, sonra develerin birine binip geriye kalanlar\u0131 s\u00fcrerek ve k\u00e2fir olarak Mekke&#8217;ye d\u00f6nd\u00fc gitti, \u015f\u00f6yle diyordu:<\/p>\n<p>\u00c2yet bu olay \u00fczerine indi. Hz. Peygamberin Mekke fethi g\u00fcn\u00fc g\u00fcvence verdi\u011fi \u015fah\u0131slardan ay\u0131rd\u0131\u011f\u0131 bu idi. Bu m\u00fcrted katil, O g\u00fcn K\u00e2be&#8217;nin \u00f6rt\u00fcs\u00fcne yap\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 halde kendisine eman (g\u00fcvence) verilmeyip \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte m\u00fcmin \u00f6ld\u00fcrmek b\u00fcy\u00fck bir cinayet ve yukar\u0131da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere anla\u015fmal\u0131 veya anla\u015fma yap\u0131lanlara kat\u0131lan veya cemaatten ayr\u0131l\u0131p bir yana \u00e7ekilen ve m\u00fclteci ve andla\u015fma ve bar\u0131\u015f yanl\u0131s\u0131 k\u00e2firlerin \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi de yasak ve haram ve hatta yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00f6ld\u00fcrme de bile h\u00fckm\u00fc m\u00fcmin gibi oldu\u011fundan:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>94- Ey \u0130man edenler! Allah yolunda cihada \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman, m\u00fcmini k\u00e2firden ay\u0131rmak i\u00e7in iyice ara\u015ft\u0131r\u0131n. Size selam veren kimseye, d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n menfaatini g\u00f6zeterek, &#8220;Sen m\u00fcmin de\u011filsin&#8221; demeyin. Allah kat\u0131nda \u00e7ok ganimetler var. \u0130sl\u00e2m&#8217;a ilk \u00f6nce girdi\u011finiz zaman siz de \u00f6yle idiniz. Sonra Allah size lutufta bulundu. Onun i\u00e7in iyice ara\u015ft\u0131r\u0131n. \u015e\u00fcphesiz ki Allah, yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>94-Ey iman edenler Allah yolunda ad\u0131m att\u0131\u011f\u0131n\u0131z, sava\u015f i\u00e7in hareket etti\u011finiz vakit iyice ara\u015ft\u0131r\u0131n\u0131z, acele olarak \u015f\u00fcphe ve kuruntu \u00fczerine ve zay\u0131f yorumlarla de\u011fil, dikkatle ve kesin bilgiye g\u00f6re k\u0131l\u0131\u00e7 vurunuz. Hamza, Kisa\u00ee ve Halef-i \u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde sebattan okundu\u011funa g\u00f6re iyi tutunuz, aya\u011f\u0131n\u0131z\u0131 denk at\u0131n\u0131z, sa\u011flam bas\u0131n\u0131z, acele ederek \u00e7\u00fcr\u00fck tahtaya basmay\u0131n\u0131z, aya\u011f\u0131n\u0131z kaymas\u0131n ve size \u0130sl\u00e2m selam\u0131 veren, kendini m\u00fcsl\u00fcman g\u00f6steren kimseye, -veyahut N\u00e2fi, \u0130bn\u00fc \u00c2mir, Hamza, Ebu Cafer ve Halef-i \u00c2\u015fir k\u0131raetlerinde elifsiz okundu\u011funa g\u00f6re &#8211; size teslim olma ve boyun e\u011fme vas\u0131talar\u0131n\u0131 sunan kimseye sen m\u00fcmin de\u011filsin demeyiniz. Beyan edilmi\u015f olan, a\u00e7\u0131k oland\u0131r. Gizli \u015feyler hakk\u0131nda verilecek h\u00fckm\u00fcn de a\u00e7\u0131k olmas\u0131 i\u00e7in a\u00e7\u0131k bir delile dayanmas\u0131 gerekir. Gizli olana, a\u00e7\u0131k olandan h\u00fckmedilir. Ve gizli olan \u015feylerde bir \u015feyin delili onun yerine ge\u00e7er.<\/p>\n<p>Selam veya teslim olmak g\u00f6r\u00fcnen ve apa\u00e7\u0131k bir durumdur. Kalb ve vicdan ise gizli ve g\u00f6r\u00fcnmeyen bir nesne oldu\u011fundan o g\u00f6r\u00fcnen ve apa\u00e7\u0131k nesneyi b\u0131rak\u0131p da kalb ve vicdana bunun maksad\u0131 \u015fu veya budur diye g\u00f6r\u00fcnene ayk\u0131r\u0131 olarak do\u011frudan do\u011fruya h\u00fckmetme\u011fe kalk\u0131\u015fmak, ara\u015ft\u0131rma yapmadan hareket etmektir. Bunun i\u00e7in bir kimsenin a\u00e7\u0131k\u00e7a verdi\u011fi selam\u0131, g\u00f6sterdi\u011fi boyun e\u011fmeyi hi\u00e7e say\u0131p da ona ayk\u0131r\u0131 kuruntularla do\u011frudan do\u011fruya kalbine h\u00fckmetmeye kalk\u0131\u015fmay\u0131n\u0131z, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re muamele ediniz. A\u00e7\u0131k\u00e7a belli olan bir \u015feyi di\u011fer belli bir \u015fey, meydanda olan bir \u015feyi, meydanda olan ba\u015fka bir \u015fey bozarsa o zaman da en kuvvetli ve en a\u00e7\u0131k olan\u0131 tercih etmek i\u00e7in sebat ve ihtiyat ile iyice d\u00fc\u015f\u00fcnerek karar veriniz. \u0130sa b. Verdan k\u0131r\u00e2etinde ikinci mimin \u00fcst\u00fcn ile okunmas\u0131yla, okundu\u011funa g\u00f6re, &#8220;Sana g\u00fcven verilmez&#8221; demeyiniz. B\u00f6yle deyip de hemen vurmay\u0131n\u0131z, bununla birlikte hi\u00e7bir \u015fey demeyiniz de\u011fildir. O al\u00e7ak hayat\u0131n ge\u00e7ici nimeti olan, devam ve s\u00fcreklili\u011fi olmayan, ge\u00e7ici mal\u0131na g\u00f6n\u00fcl vererek; zavall\u0131n\u0131n mal\u0131na g\u00f6z dikerek veya gelip ge\u00e7ici bir maksat takip ederek \u00f6yle demeyiniz. Yasak mutlak surette de\u011fil, d\u00fcnya mal\u0131 gayesinden bo\u015f olmayarak s\u00f6ylemeye y\u00f6neliktir. Bu da iyice ara\u015ft\u0131rmay\u0131 terk ettiren ve aceleye sevkeden duruma i\u015farettir. Demek esas yasa\u011f\u0131n geli\u015fi, iyice ara\u015ft\u0131rmadan zahirin aksine h\u00fck\u00fcm vermeyi yasaklam\u0131\u015ft\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla &#8220;g\u00fcvenceli de\u011filsin&#8221; denilece\u011fi zaman, d\u00fcnya ile ilgili ve nefisle ilgili maksatlardan soyutlanarak ve hak g\u00f6z\u00fc ile bakarak s\u00f6ylemeli ve k\u0131l\u0131c\u0131 da ona g\u00f6re vurmal\u0131d\u0131r. B\u00f6yle olursa, yani selam verene ge\u00e7ici d\u00fcnya menfaati maksad\u0131 ile sen g\u00fcven alt\u0131nda de\u011filsin denilmez, durumu iyi anla\u015f\u0131lmadan hareket olunmazsa Allah kat\u0131nda pek \u00e7ok ganimetler vard\u0131r ki bunlara, o gibi katillere (adam \u00f6ld\u00fcrmeye) tenezz\u00fcl etmeyenler ve durumu iyice anlay\u0131p tesbit etmekle hareket edenler kavu\u015fur. Bu \u00e2yetin ini\u015fine bir ka\u00e7 olay sebep olmu\u015ftur:<\/p>\n<p>1- Feked halk\u0131ndan Mirdas b. Nehik yaln\u0131z ba\u015f\u0131na m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015ftu. Onun toplumu i\u00e7inde ondan ba\u015fka m\u00fcsl\u00fcman yoktu. Peygamberin Galip b. Fudale komutas\u0131nda bir m\u00fcfrezesi bunlar\u0131n \u00fczerine gitmi\u015fti. Toplumun hepsi ka\u00e7t\u0131lar. Yaln\u0131z Mirdas m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011f\u0131na g\u00fcvenerek kald\u0131. Atlar\u0131 g\u00f6r\u00fcnce davar\u0131n\u0131 da\u011f\u0131n bir dolambac\u0131na s\u0131\u011f\u0131nd\u0131rd\u0131. Ona ula\u015ft\u0131klar\u0131nda tekbir ald\u0131lar. O da tekbir al\u0131p indi ve dedi. Fakat \u00dcsame b. Zeyd, Mirdas&#8217;\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcp hayvanlar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fc. Geldiler Hz. Peygambere haber verdiler. Bunun \u00fczerine Peygamber (s.a.v.) \u00e7ok fazla dar\u0131ld\u0131 ve onu \u015fiddetle azarlad\u0131. &#8220;Siz onu beraberindeki mala g\u00f6z dikerek \u00f6ld\u00fcrd\u00fcn\u00fcz.&#8221; buyurdu. Sonra bu \u00e2yeti \u00dcsame&#8217;ye okudu, \u00dcsame, &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi! Benim i\u00e7in ma\u011ffiret dile.&#8221; diye rica etti. &#8220;O, l\u00e2il\u00e2he illallah demi\u015fken nas\u0131l olur da onu \u00f6ld\u00fcr\u00fcrs\u00fcn\u00fcz?&#8221; buyurdu. \u00dcsame kendisi demi\u015ftir ki, &#8220;Bunu s\u00fcrekli tekrar etti. Hatta o dereceye geldi ki daha \u00f6nce m\u00fcsl\u00fcman olmam\u0131\u015f bulunsayd\u0131m da bu g\u00fcn olsayd\u0131m diye temenni ettim. Sonra hakk\u0131mda ma\u011ffiret diledi ve bir k\u00f6le azad et, diye emretti.&#8221;<\/p>\n<p>2- Abdullah b. Ebi Hadret ve Ebu Katade Haris b. R\u0131b&#8217;\u00ee ve Muhallem b. C\u00fcs\u00e2me b. Kays Leys\u00ee ve daha birka\u00e7 ki\u015fiyi Resulullah \u0130dam taraf\u0131na g\u00f6ndermi\u015fti. \u0130dam deresinde \u00c2mir b. Azbat\u0131 E\u015fce\u00ee rastlam\u0131\u015f, \u0130sl\u00e2m selam\u0131 ile selam vermi\u015f, Muhallem b. C\u00fcs\u00fcme ile bunun aras\u0131nda Cahiliyye devrinden kalma bir kin varm\u0131\u015f, Muhallem, bir ok atm\u0131\u015f Amir&#8217;i \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f, Hz. Peygambere haber gelince \u00f6fkelenmi\u015f, Muhallem&#8217;in ma\u011ffiret dilemesine kar\u015f\u0131 &#8220;Allah seni ma\u011ffiret eylemesin&#8221; buyurmu\u015f. Muhallem, a\u011flayarak kalkm\u0131\u015f aradan yedi g\u00fcn ge\u00e7memi\u015f vefat etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>3- Mikdad b. Esved&#8217;de de \u00dcsame olay\u0131 gibi bir olay olmu\u015f. M\u0131kdad demi\u015ftir ki, &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi, dedim, ne buyurursun k\u00e2firlerden birine rast gelsem, \u00e7arp\u0131\u015fsam, o benim elimin birini k\u0131l\u0131\u00e7la vursa, sonra bir a\u011faca siper al\u0131p &#8216;Y\u00fcce Allah&#8217;a teslim oldum&#8217; dese, bundan sonra onu \u00f6ld\u00fcreyim mi?&#8221; Hz. Peygamber, &#8220;\u00f6ld\u00fcrme&#8221; buyurdu. Ben de &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi o benim kolumu kesti.&#8221; dedim. Hz. Peygamber (s.a.v.) &#8220;\u00d6ld\u00fcrme! \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6ld\u00fcr\u00fcrsen o senin onu \u00f6ld\u00fcrmeden sonraki yerinde, sen de onun s\u00f6yledi\u011fi kelimeyi s\u00f6ylemeden \u00f6nceki yerinde olursun&#8221;.<\/p>\n<p>4- Birtak\u0131m sahabe m\u00fc\u015friklerle \u00e7arp\u0131\u015fm\u0131\u015flar ve onlar\u0131 bozguna u\u011fratm\u0131\u015flar. Birisi birine m\u0131zrakla sald\u0131rm\u0131\u015f. O da s\u00fcng\u00fc yeti\u015fince ben m\u00fcsl\u00fcman\u0131m demi\u015f, fakat dinlememi\u015f onu \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ondan sonra durum Hz. Peygambere arz edilince, &#8220;M\u00fcsl\u00fcman oldu\u011funu iddia etti\u011fi halde sen onu \u00f6ld\u00fcrd\u00fcn ha&#8221; buyurmu\u015f.<\/p>\n<p>O da &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi! O, bu kelimeye s\u0131\u011f\u0131narak bunu s\u00f6yledi.&#8221; demi\u015f. Bunun \u00fczerine &#8220;Kalbini yarmal\u0131 de\u011fil miydin?&#8221; buyurmu\u015ftur. Bu k\u0131namas\u0131 daha birka\u00e7 olayda s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>5- Buhari ve M\u00fcslim&#8217;de riv\u00e2yet olundu\u011fu \u00fczere Selim o\u011fullar\u0131ndan bir adam sahabeden bir ka\u00e7 zata rastlam\u0131\u015f, yan\u0131nda davar da varm\u0131\u015f, selam vermi\u015f, onlar da bu selam\u0131 korunmak i\u00e7in verdi demi\u015fler ve onu \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015fler, davar\u0131n\u0131 alm\u0131\u015flar. Hz. Peygambere gitmi\u015fler, bu \u00e2yet indirilmi\u015f. \u0130\u015fte bu olaylar\u0131n her biri \u00e2yetin ini\u015f sebebi olmak \u00fczere rivayet edilmi\u015f ve aralar\u0131nda bir \u00e7eli\u015fki bulunmam\u0131\u015f oldu\u011funa g\u00f6re deniliyor ki, \u00e2yetin indirilmesinin esas sebebi bu olaylar\u0131n birbirine yak\u0131n bir zaman i\u00e7inde birden fazlas\u0131 olmu\u015f ve herkes kendi olay\u0131n\u0131 sebep bilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ey cihad edenler! Siz de \u00e7o\u011funluk itibariyle bundan \u00f6nce ba\u015flang\u0131\u00e7ta m\u00fcsl\u00fcman oldu\u011funuz zaman t\u0131pk\u0131 b\u00f6yle idiniz: Size selam veren veya teslim oldu\u011funu g\u00f6steren bu adam gibi a\u011fz\u0131n\u0131zdan \u00e7\u0131kan bir kelime ile, bir \u015fehadet kelimesi ile \u0130sl\u00e2m dinine girdiniz, girdiniz de Allah size lutfetti, can\u0131n\u0131z\u0131, mal\u0131n\u0131z\u0131 taarruzdan korudu, sonra y\u00fckselttik\u00e7e y\u00fckseltti, do\u011fruluk ve d\u00fcr\u00fcstl\u00fckle se\u00e7kin, tam imanla se\u00e7kin k\u0131ld\u0131. Mahkumiyyetten hakimiyyete y\u00fcceltti ve il\u00e2h\u00ee hazinesinden sizi nice ganimetlere aday k\u0131ld\u0131. \u015eimdi i\u015f ba\u015f\u0131na ge\u00e7ip harekete geldi\u011finiz vakit d\u00fcnya menfaatlerine dalarak bu durumlar\u0131n\u0131z\u0131 unutmay\u0131n\u0131z da iyi anlay\u0131p dinleyiniz veyahut ihtiyatl\u0131 bulununuz. \u0130sterse zorlama durumunda olsun, \u0130sl\u00e2m&#8217;a gelenleri Allah&#8217;\u0131n size yapt\u0131\u011f\u0131 gibi ba\u015flang\u0131\u00e7ta s\u00f6zleriyle kabul ediniz, teslim al\u0131n\u0131z da sonra ortaya \u00e7\u0131kacak durumlar\u0131na g\u00f6re muamele ediniz. Bunun selam vermesi veya \u015fehadet getirmesi veya m\u00fcsl\u00fcman g\u00f6r\u00fcnmesi, korkusundan kellesini kurtarmak veya hainli\u011finden kendini gizlemek i\u00e7in bir siper, bir kalkand\u0131r diyerek ilk anda onu \u00f6ld\u00fcrmeye kalk\u0131\u015fmay\u0131n\u0131z, ihtiyatl\u0131 davran\u0131n\u0131z, sonunu g\u00f6zetiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, sizin yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r. \u0130yilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck hi\u00e7bir amel kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z kalmaz.<\/p>\n<p>M\u00fcminleri donatarak sava\u015fa haz\u0131r hale getirirken b\u00f6yle ara\u015ft\u0131rmaya ve ihtiyatl\u0131 davranmaya sevk eden bu emirler ve t\u00e2limatlara kar\u015f\u0131 &#8220;o halde cihada gitmemek ve ona kat\u0131lmamak daha b\u00fcy\u00fck bir ihtiyat ve yerinden ayr\u0131lmamak daha hay\u0131rl\u0131 olacak&#8221; deyip de \u00f6z\u00fcrs\u00fcz oturup kalmamak i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>95- M\u00fcminlerden \u00f6z\u00fcr sahibi olmaks\u0131z\u0131n oturanlarla Allah yolunda mallar\u0131yla, canlar\u0131yla cihad edenler e\u015fit olamazlar. Allah, mallar\u0131yla, canlar\u0131yla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131. Allah onlar\u0131n hepsine de cenneti vaad etmi\u015ftir. Bununla beraber Allah m\u00fccahitlere, oturanlar\u0131n \u00fczerinde b\u00fcy\u00fck bir ecir vermi\u015ftir.<\/p>\n<p>96- Kendi kat\u0131ndan derece derece r\u00fctbeler, bir ma\u011ffiret ve rahmet vermi\u015ftir. \u00d6yle ya, O \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131, \u00e7ok merhamet edicidir.<\/p>\n<p>97- Melekler, kendilerine zulmeden ki\u015filerin canlar\u0131n\u0131 ald\u0131klar\u0131nda, onlara, &#8220;Ne i\u015fte idiniz?&#8221; derler. Onlar da: &#8220;Biz yer y\u00fcz\u00fcnde zay\u0131f kimselerdik.&#8221; derler. Melekler: &#8220;Allah&#8217;\u0131n yery\u00fcz\u00fc geni\u015f de\u011fil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?&#8221; derler. \u0130\u015fte bunlar\u0131n varacaklar\u0131 yer cehennemdir. O ne k\u00f6t\u00fc gidi\u015f yeridir.<\/p>\n<p>98- Ancak ger\u00e7ekten aciz ve zay\u0131f olan, \u00e7aresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kad\u0131nlar ve \u00e7ocuklar hari\u00e7&#8230;<\/p>\n<p>99- Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Allah \u00e7ok affedici, \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>100- Her kim Allah yolunda hicret ederse, yery\u00fcz\u00fcnde gidecek \u00e7ok yer de bulur, geni\u015flik de bulur. Her kim Allah&#8217;a ve Peygamberine hicret etmek maksad\u0131yla evinden \u00e7\u0131kar da sonra kendisine \u00f6l\u00fcm yeti\u015firse, ku\u015fkusuz onun m\u00fckafat\u0131 Allah&#8217;a d\u00fc\u015fer. Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir.<\/p>\n<p>95-96 Bir \u015feyi yapmaya \u00fc\u015fenip oturana &#8220;k\u00e2\u0131d&#8221; denilir. sava\u015fa gitmeyip geri kalanlara da &#8220;k\u00e2id\u00fcn&#8221;, yahut &#8220;ku&#8217;ad&#8221; denilir. Bu kelimeler, &#8220;k\u00e2id\u00fbne ani&#8217;l-harb&#8221; yani sava\u015ftan geri kalanlar demektir.<\/p>\n<p>DARAR, bir \u015feye gelen eksikliktir ki, hastal\u0131k veya k\u00f6rl\u00fck ve topall\u0131k gibi sakatl\u0131k demektir. Nitekim anadan do\u011fma k\u00f6re ve \u00e7ok zay\u0131f hastaya &#8220;darir&#8221; denilir. Askerin yiyecek, i\u00e7ecek ve yakacak gibi ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 ve sava\u015f alet ve gere\u00e7lerini tedarik etmekten aciz olmak da bu m\u00e2n\u00e2dad\u0131r. Bundan dolay\u0131 zararl\u0131lar, dertliler, sakatlar, acizler ve \u00f6z\u00fcrl\u00fcler, bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kalan ise, s\u0131hhatli, sa\u011flam ve g\u00fcc\u00fc yetenler demek olur.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin ba\u015flang\u0131\u00e7ta mutlak olup bu &#8220;\u00f6z\u00fcr sahibi olmaks\u0131z\u0131n&#8221; k\u0131sm\u0131n\u0131n sonradan indi\u011fi rivayet edilmektedir. Bera b. Azib&#8217;den rivayet edildi\u011fine g\u00f6re, bu \u00e2yet indi\u011fi zaman Resulullah (s.a.v.) &#8220;\u00dczerine yaz\u0131 yaz\u0131labilecek bir \u015fey ve kalem getiriniz, diye emredip &#8220;M\u00fcminlerden oturanlarla cihad edenler e\u015fit olmaz.&#8221; yazd\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Bu s\u0131rada \u0130bn\u00fc \u00dcmmi Mektum gelmi\u015f orada bulunuyordu. Bu sahabi anadan do\u011fma k\u00f6r idi. &#8220;Allah&#8217;\u0131m! Ben \u00f6z\u00fcrl\u00fcy\u00fcm, bana ruhsat var m\u0131?&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine, \u00e2yetin k\u0131sm\u0131 indi.<\/p>\n<p>Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in katibi Zeyd b. Sabit&#8217;ten de \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: Resulullah (s.a.v.) \u00e2yeti indi\u011finde, bunu bana yazd\u0131r\u0131yordu. \u0130bn\u00fc \u00dcmmi Mektum geldi: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! Cihada g\u00fcc\u00fcm yetseydi cihad ederdim, fakat k\u00f6r\u00fcm&#8221; dedi. O s\u0131rada Resulullah (s.a.v.)&#8217;a vahiy bayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 geldi, a\u011f\u0131rla\u015f\u0131p bay\u0131ld\u0131. Dizi dizimin \u00fcst\u00fcne geldi. \u00d6yle a\u011f\u0131r geldi ki ezip ufalayacak zannettim. \u00c7ok korkmu\u015ftum. Sonra ay\u0131ld\u0131, dedi. Daha sonra, &#8220;yaz&#8221; dedi: \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan da \u015f\u00f6yle riv\u00e2yet edilmi\u015ftir: Bedir sava\u015f\u0131 oldu\u011fu zaman Bedir&#8217;e kat\u0131l\u0131p kat\u0131lmayanlar hakk\u0131nda \u00e2yeti inmi\u015fti. Abdullah b. \u00dcmmi Mekt\u00fbm bunu i\u015fitti ve Ebu Ahmed b. Cah\u015f b. Kaysi&#8217;l-Esed\u00ee ile beraber, &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! Biz k\u00f6r\u00fcz, bize ruhsat var m\u0131?&#8221; dediler. Bunun \u00fczerine, den, k\u0131sm\u0131na kadar bu \u00e2yet indi. Bunlar g\u00f6steriyor ki, sakat olanlar ve g\u00fcc\u00fc yetmiyenler, g\u00fc\u00e7s\u00fczler demektir ki, bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kalanlar da s\u0131hhatli, sa\u011fl\u0131kl\u0131 ve g\u00fc\u00e7l\u00fc olanlar demek olur. Ayr\u0131ca \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n, \u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u0131r, dedi\u011fi rivayet edilmi\u015ftir. Bu kavram, &#8220;ziyan&#8221; anlam\u0131na gelen &#8220;zarar&#8221;dan al\u0131nm\u0131\u015f olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse daha genel bir anlam ifade eder. Zira &#8220;zarar sahibi&#8221; s\u00f6z\u00fc, hem zarar g\u00f6renleri, hem de zarar verenleri kapsar. Zararl\u0131, aciz bulunanlar kendilerinde eksiklik oldu\u011fu gibi ister istemez cihada gidemediklerinden dolay\u0131 sevap bak\u0131m\u0131ndan zarar g\u00f6rm\u00fc\u015f; g\u00fc\u00e7leri varken sava\u015fa gitmeyenler de ya kendilerine ihtiya\u00e7 duyuldu\u011fu halde gitmedikleri veya isyan etmekten \u00e7ekinmedikleri takdirde hem sava\u015f ve g\u00fcvenli\u011fe zarar vermi\u015f, hem de g\u00fcnahlar\u0131 sebebiyle zarar g\u00f6rm\u00fc\u015f olurlar. \u00d6z\u00fcrl\u00fcler zararda ve zararl\u0131 olduklar\u0131 gibi bunlar da zararl\u0131 ve zarardad\u0131r. \u015eu halde ikisi de kapsam\u0131 i\u00e7ine girerler. Dolay\u0131s\u0131yla bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda olup da oturup kalanlar, g\u00fc\u00e7leri oldu\u011fu halde sava\u015fa gitmeyen ve gitmemekle beraber zarar\u0131 da olmayan hay\u0131rl\u0131 ve emin ki\u015filer demek olur. Onun i\u00e7indir ki, &#8220;Allah onlar\u0131n hepsine de cenneti vaad etmi\u015ftir&#8221; buyruluyor.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bunlar asl\u0131nda en g\u00fczel \u015feyle m\u00fcjdelendikleri halde cihad edenlerle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131klar\u0131nda onlara denk olamayacaklar\u0131 ve cihad edenlerin derecelerinin d\u00fcnya ve ahirette bunlardan \u00fcst\u00fcn oldu\u011fu ve ayr\u0131ca il\u00e2h\u00ee rahmet ve ba\u011f\u0131\u015flama hususunda gerek bu oturanlardan gerekse cihad edenlerden her birinin kendi s\u0131n\u0131flar\u0131nda da bir\u00e7ok derece ve r\u00fctbelere ayr\u0131ld\u0131klar\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015f ve bu suretle cihad\u0131n her zaman herkesin yapmas\u0131 gereken bir farz olmay\u0131p \u00f6ncelikle farz-\u0131 kifaye oldu\u011fu bildirilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc cihad herkesin yapmas\u0131 gereken bir farz olsayd\u0131, g\u00fcc\u00fc kuvveti yerinde oldu\u011fu halde oturanlara en g\u00fczel \u015fey de\u011fil, azap vaad edilirdi.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, oturanlarla cihad edenlerin genel bir kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131n yap\u0131lmas\u0131 uygun g\u00f6r\u00fclmemi\u015f, bu kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rma sadece \u00f6z\u00fcrl\u00fc olmad\u0131klar\u0131 halde oturanlarla m\u00fccahidler aras\u0131nda yap\u0131lm\u0131\u015f, \u00f6z\u00fcrl\u00fc olanlar bu kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rman\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda tutulmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc az \u00f6nce anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere zarar sahibi olarak sava\u015fa gitmeyip oturanlar iki k\u0131s\u0131md\u0131r. Bir k\u0131sm\u0131 \u00f6z\u00fcrl\u00fc, bir k\u0131sm\u0131 da g\u00fc\u00e7l\u00fc, isyankar ve zarar verici olanlard\u0131r. \u00d6z\u00fcrl\u00fc olanlar bu \u00e2yetle genel olarak y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckten hari\u00e7 tutulduklar\u0131 gibi, bunlar aras\u0131nda bir taraftan \u00f6z\u00fcr ve \u0131zd\u0131rab\u0131n\u0131n \u015fiddetine sabredip dayanmak, \u00f6te yandan cihad\u0131n erdemini takdir ederek, cihad edenlerle beraber bulunamad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 kederinden kanl\u0131 ya\u015flar d\u00f6k\u00fcp onlar\u0131n kurtulu\u015f ve zaferleri i\u00e7in dua ve &#8220;Allah ve Resul\u00fcne sad\u0131k kald\u0131klar\u0131 takdirde&#8230;&#8221; (Tevbe, 9\/91) ir\u015fad\u0131na uyarak Allah ve Resul\u00fc i\u00e7in hay\u0131r dilemek suretiyle manev\u00ee cihad i\u00e7inde bulunanlar\u0131n ahirette m\u00fccahidler derecesinde m\u00fckafat ve sevap elde edebilmeleri ihtimali anlat\u0131lmak i\u00e7in bunlar m\u00fccahidlere e\u015fit olmama \u00f6zelli\u011finden hari\u00e7 tutulmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>G\u00fc\u00e7l\u00fc, isyankar ve zarar verici olanlar ise derece hak edecek de\u011fil, azap hak edeceklerinden, Allah yolunda cihad edenlerle e\u015fit olmalar\u0131 \u015f\u00f6yle dursun, sava\u015fa gitmeyip oturan salih ki\u015filerle bile e\u015fit olamayacaklar\u0131 i\u00e7in onlarla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lma faziletinden hari\u00e7 tutulmu\u015flard\u0131r. \u00d6zetle, istisnada as\u0131l, olumluyu olumsuz, olumsuzu olumlu yapmak olmay\u0131p, sadece bir k\u0131sm\u0131n\u0131 h\u00fck\u00fcmden d\u0131\u015farda tutmak ve &#8220;istisna ettikten sonra geri kalanla h\u00fck\u00fcm vermek&#8221; olmas\u0131na dayan\u0131larak, burada &#8220;e\u015fit olmaz&#8221; h\u00fckm\u00fcnden istisna edilen &#8220;\u00f6z\u00fcrl\u00fcler&#8221; hakk\u0131nda ayn\u0131 seviyede bir e\u015fitlik h\u00fckm\u00fc laz\u0131m gelemeyece\u011finden, &#8220;\u00f6z\u00fcrl\u00fclerin d\u0131\u015f\u0131nda kal\u0131p da sava\u015fa kat\u0131lmayanlar m\u00fccahidlerle e\u015fit olamazlar, ama \u00f6z\u00fcrl\u00fcler genellikle e\u015fit olurlar&#8221; gibi bir anlam \u00e7\u0131karmamal\u0131d\u0131r. Asl\u0131nda burada \u00f6z\u00fcrl\u00fclerin e\u015fit olup olamayaca\u011f\u0131 hakk\u0131nda bir h\u00fck\u00fcm verilmemi\u015ftir. &#8220;Onlar ya hi\u00e7 e\u015fit olamazlar veya i\u00e7lerinde e\u015fit olanlar\u0131n bulunmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir&#8221; diye anlamal\u0131d\u0131r. Ayr\u0131ca, \u015funu da g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmak gerekir ki, bu kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmada m\u00fccahidler de mutlak b\u0131rak\u0131lmam\u0131\u015f, \u00f6ncelikle iki \u015feyle kay\u0131tlanm\u0131\u015ft\u0131r. Birisi, bu cihad\u0131n Allah yolunda olmas\u0131, di\u011feri ise mal ve canla yap\u0131lmas\u0131d\u0131r. Esasen \u015feriat \u00f6rf\u00fcnde &#8220;m\u00fccahid\u00een&#8221;, Allah yolunda sava\u015fanlar demek oldu\u011fu halde Allah yolunda, kayd\u0131n\u0131n bir kez daha a\u00e7\u0131kca s\u00f6ylenmesi, bu erdeme ula\u015fmak i\u00e7in niyetin son derece samimi olmas\u0131 gerekti\u011fini ve her sava\u015fan\u0131n de\u011fil, her cihad edenin bile bu kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmaya dahil olamayaca\u011f\u0131n\u0131 hissettirir.<\/p>\n<p>&#8220;Mallar\u0131yla ve canlar\u0131yla&#8221; kayd\u0131 da, bu samimi niyetten sonra, sava\u015fa kat\u0131lmay\u0131p oturanlardan daha \u00fcst\u00fcn olabilmek i\u00e7in, cihad edenlerde bu iki \u00f6zelli\u011fin birlikte bulunmas\u0131n\u0131n da \u015fart oldu\u011funa i\u015farettir. M\u00fccahidlerin yapt\u0131klar\u0131 harcamalara sava\u015fa kat\u0131lmayanlar\u0131n mal\u00ee yard\u0131mlar\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 takdirde, bunlar\u0131n dahi cihatta hisseleri bulunaca\u011f\u0131ndan o zaman iki taraf aras\u0131nda e\u015fitsizlik ve \u00fcst\u00fcnl\u00fck h\u00fckm\u00fc kesin ve genel bir \u015fekilde s\u00f6z konusu olamayacakt\u0131r. Sava\u015fa kat\u0131lmayanlar aras\u0131nda, m\u00fccahidlerden daha \u00fcst\u00fcn olmasa bile onlara e\u015fit olanlar bulunabilecektir. Fakat bu da sava\u015fa kat\u0131lmamas\u0131ndan dolay\u0131 de\u011fil, mal\u0131yla cihada kat\u0131lmas\u0131ndan dolay\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in, fazilet kat\u0131lmayanlar taraf\u0131ndan de\u011fil, m\u00fccahidler taraf\u0131ndad\u0131r. Ancak \u015fu var ki, bazan bu m\u00fccahidlerin sahip olduklar\u0131 faziletin kayna\u011f\u0131 fiilen sava\u015f saflar\u0131nda bulunmada de\u011fil, arkalar\u0131nda cihada kat\u0131lmayanlar\u0131n i\u00e7inde duran b\u00fcy\u00fck cihad m\u00fccahidleri aras\u0131nda olabilir. Nitekim Halid b. Velid ve benzeri m\u00fccahidler M\u00fcseylimetu&#8217;l-kezzab ile \u00e7arp\u0131\u015f\u0131rlarken hi\u00e7biri Medine&#8217;de duran ve b\u00fct\u00fcn bu cihad\u0131 sevk ve idare eden Hz. Ebubekir (r.a.)&#8217;den daha m\u00fccahid ve daha faziletli olmad\u0131lar. Ayn\u0131 \u015fekilde Kisra ve Kayser ordular\u0131yla \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 zaman m\u00fccahidler ne Hz. \u00d6mer, ne de Hz. Osman ve Hz. Ali&#8217;den daha m\u00fccahid ve daha faziletli de\u011fil idiler.<\/p>\n<p>Burada &#8220;kaidin&#8221; (sava\u015fa kat\u0131lmayanlar) ve &#8220;m\u00fccahidin&#8221; (cihad edenler) kelimeleri \u00f6rfte kullan\u0131lan anlamlar\u0131 gere\u011fince, kendi ibareleri ile Allah yolunda sava\u015fmaya ait bulunduklar\u0131 kesin olmakla beraber, as\u0131l m\u00e2n\u00e2lar\u0131nda kuud, yani oturma, tembelli\u011fi akla getirdi\u011fi ve m\u00fccahede ise, b\u00fct\u00fcn gayretini harcayarak ve zahmetler \u00e7ekerek u\u011fra\u015fmak ve \u00e7al\u0131\u015fmak demek oldu\u011fu ve \u00f6rfte o m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ifade etmeleri, bu m\u00e2n\u00e2daki \u00f6zelliklerinden kaynakland\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, bu mukayese ve kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rma genel olarak \u00e7al\u0131\u015fanlarla \u00e7al\u0131\u015fmayanlar\u0131n da e\u015fit olamayacaklar\u0131n\u0131 ve herhangi bir hususta Allah yolunda iyi niyetle \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n oturanlardan daha \u00fcst\u00fcn oldu\u011funu ve \u015fu kadar ki, k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve zarar i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n, bu kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rman\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda tutulduklar\u0131n\u0131 da i\u015faret yoluyla ifade etmektedir. Bu i\u015faret g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda, Allah yolunda mal ve can ile cihad etme kavram\u0131n\u0131n &#8220;Bizim u\u011frumuzda cihad edenlere gelince, elbette biz onlar\u0131 yollar\u0131m\u0131za hid\u00e2yet ederiz&#8221;, (Ankebut, 29\/69) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi o kadar geni\u015f kapsam\u0131 vard\u0131r ki, sava\u015f meselesi bunun b\u00f6l\u00fcmlerinden biri demektir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, Resulullah (s.a.v.) sava\u015ftan geri d\u00f6nd\u00fckleri zaman, &#8220;K\u00fc\u00e7\u00fck cihattan b\u00fcy\u00fck cihada d\u00f6nd\u00fck&#8221; hadis-i \u015ferifleri ile ruh terbiyesi ve nefsi d\u00fczeltme ile u\u011fra\u015fman\u0131n b\u00fcy\u00fck cihad oldu\u011funu duyurmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6zetle, m\u00fcminlerden \u00f6z\u00fcrs\u00fcz ve zarars\u0131z olarak sava\u015ftan geri kalanlar, mallar\u0131 ve canlar\u0131yla, Allah yolunda cihad edenlerle bir olamazlar. A\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131, Allah cihad edenleri oturanlardan derece itibariyle \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131, \u00e7al\u0131\u015fanlara \u00e7al\u0131\u015fmayanlar\u0131n, Allah yolunda sava\u015f edenlere etmeyenlerin \u00fcst\u00fcnde fazla bir derece verdi. Bununla beraber Allah h\u00fcsnay\u0131, yani en g\u00fczel sevap olan cenneti ikisine de vaad etti ve vaad etti\u011fi halde b\u00f6yle yapt\u0131. Bu b\u00f6yle olunca kendilerine cennet vaad edilmeyen ve sava\u015ftan geri kalmalar\u0131 izne ba\u011fl\u0131 olmay\u0131p zarar ve g\u00fcnah te\u015fkil etti\u011finden dolay\u0131 kendilerine azap vaad edilen, o sava\u015fa kat\u0131lmam\u0131\u015f olanlar\u0131n m\u00fccahidlerle bir olamayacaklar\u0131 \u00f6ncelikle anla\u015f\u0131l\u0131r. \u0130kisinin de g\u00fczel inan\u00e7lar\u0131 ve iyi niyetleri oldu\u011fu ve cennet ikisine de vaad edildi\u011fi halde bile e\u015fit olmazlar. Allah cihad edenleri pek b\u00fcy\u00fck bir ecirle sava\u015fa kat\u0131lmayanlara \u00fcst\u00fcn k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bu ecir de m\u00fccahidler aras\u0131nda ayn\u0131 derecede de\u011fil, Allah&#8217;tan bir\u00e7ok derece, ma\u011ffiret ve rahmet olacak \u015fekildedir. Bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131, sava\u015fa kat\u0131lmayanlardan bir derece fazla ise, di\u011fer bir k\u0131sm\u0131 derecelerle fazlad\u0131r. M\u00fccahidlerin dereceleri \u00e7ok ve birbirinden farkl\u0131d\u0131r. Bu ecirlerin i\u00e7inde Allah&#8217;\u0131n b\u00fcy\u00fck bir ma\u011ffiret ve rahmeti de vard\u0131r. Bu ma\u011ffiret ve rahmet sayesinde ge\u00e7mi\u015f g\u00fcnahlar da bu ecir ve dereceleri eksiltmeyecektir. Ku\u015fkusuz, &#8221; Allah \u00e7ok ma\u011ffiret ve merhamet edicidir.&#8221;<\/p>\n<p>97&#8211;Zararl\u0131 olan geri kalanlardan \u00f6nemli bir k\u0131sm\u0131n durumuna bakal\u0131m O kimseler ki, kendilerine zulmederlerken melekler d\u00fcnyada canlar\u0131n\u0131 alacak veya ahirette kendilerini yakalay\u0131p mah\u015fere s\u00fcreceklerdir, ku\u015fkusuz melekler onlara siz ne durumda idiniz, dininizle ilgili ne i\u015f yap\u0131yordunuz? diye azarlay\u0131p soracaklar. Onlar da, &#8220;biz bu yery\u00fcz\u00fcnde, \u015fu bulundu\u011fumuz yerde zay\u0131f say\u0131lm\u0131\u015f kimseler idik&#8221; diyecekler, yani ba\u015fkalar\u0131n\u0131n ezici g\u00fcc\u00fc ve ma\u011flubiyet alt\u0131nda acizlik ve g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fczden dolay\u0131 bir \u015fey yapam\u0131yorduk, zay\u0131f say\u0131l\u0131yorduk diye \u00f6z\u00fcr beyan edecekler. Melekler de bunlara &#8220;Allah&#8217;\u0131n yery\u00fcz\u00fc geni\u015f de\u011fil miydi. -Mesela, Medine&#8217;ye Habe\u015fistan&#8217;a g\u00f6\u00e7 edip kendilerini kurtaranlar gibi- yery\u00fcz\u00fcnde ba\u015fka bir tarafa g\u00f6\u00e7 etseydiniz ya!&#8221; diyecekler ve mazeretlerini kabul etmeyeceklerdir. \u0130\u015fte b\u00f6yle bulunduklar\u0131 yerde g\u00f6revlerini yerine getirmelerine engel olan bir zul\u00fcm ve hakimiyet alt\u0131ndan \u00e7\u0131kmak ve az \u00e7ok uygun bir tarafa gidebilmek g\u00fcc\u00fcn\u00fc olsun ta\u015f\u0131d\u0131klar\u0131 ve dolay\u0131s\u0131yla tam anlam\u0131yla aciz ve zay\u0131flardan olmad\u0131klar\u0131 halde, kendilerini tamamen aciz say\u0131p yerlerinden k\u0131m\u0131ldamayanlar, bu \u015fekilde yapabilecekleri g\u00f6revlerini terketmi\u015f, k\u00fcf\u00fcr ve zulme yard\u0131mc\u0131 olmu\u015f olacaklar\u0131ndan bunlar\u0131n varacaklar\u0131 yer cehennemdir. Ve bu gidi\u015f ne fena bir gidi\u015ftir veya o cehennem ne fena yerdir.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yet Mekke&#8217;de m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015f ve hicret farz k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada hicret etmemi\u015f olan baz\u0131 ki\u015filer hakk\u0131nda inmi\u015ftir. Demek ki, hicret vacip iken kafirlerin suyunca gidip oturmak do\u011frudan do\u011fruya k\u00fcf\u00fcr de\u011fil ise de her halde bir g\u00fcnah ve nefse bir zul\u00fcmd\u00fcr. Tefsircilerin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re bu \u00e2yet bir yerde dinini ya\u015fama imkan\u0131 bulamayan bir adam\u0131n oradan g\u00f6\u00e7 etmesi gerekti\u011fini g\u00f6stermektedir. Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in bir hadisinde sahih olarak \u015f\u00f6yle gelmi\u015ftir: &#8220;Her kim dini u\u011fruna bir yerden ka\u00e7arsa, gitti\u011fi bir kar\u0131\u015f yer de olsa cennete girmeye hak kazan\u0131r. Babas\u0131 \u0130brahim&#8217;in ve peygamberi Muhammed&#8217;in yolda\u015f\u0131 olur.&#8221; Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, bu \u00e2yet inince Resulullah (s.a.v.) bunu Mekke m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131na g\u00f6ndermi\u015f, C\u00fcnd\u00fcb b. Damre (r.a.) de o\u011fullar\u0131na: &#8220;Beni bir \u015feye y\u00fckleyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc ben ne g\u00fc\u00e7s\u00fczlerden, ne de yolu bilmeyenlerdenim. Allah&#8217;a yemin olsun, bu gece Mekke&#8217;de yatmam.&#8221; demi\u015fti. O\u011fullar\u0131 bunu bir sedyeye koyup Medine&#8217;ye gitmek \u00fczere ta\u015f\u0131d\u0131lar. \u00c7ok ya\u015fl\u0131 bir zat idi, yolda vefat etti.<\/p>\n<p>Demek oluyor ki, gerekti\u011finde hicret de bir t\u00fcr cihadd\u0131r. K\u00e2firlerin zulm\u00fc alt\u0131nda ezilip kalmak ve hak dinin yay\u0131lmas\u0131na hizmet edememek, neticede \u00e7ok k\u00f6t\u00fc bir ba\u015fkala\u015f\u0131ma neden olabilece\u011finden az \u00e7ok g\u00fcc\u00fc varken bundan ka\u00e7\u0131nmamak nefse bir zul\u00fcmd\u00fcr.<\/p>\n<p>98-99- Ancak bir \u00e7are bulamayacak, hicretin gerektirdi\u011fi sebeblere g\u00fc\u00e7 yetiremeyecek ve kendi kendine veya bir vas\u0131ta ile yolu do\u011frultup gidemeyecek olan ger\u00e7ekten g\u00fc\u00e7s\u00fcz ve \u00e7aresiz erkekler, kad\u0131nlar ve \u00e7ocuklar hari\u00e7. Zira bu gibi \u00e7aresizleri Allah&#8217;\u0131n affetmesi kuvvetle umulur. Bunlar i\u00e7in de gitgide k\u00e2firle\u015fme tehlikesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilece\u011finden mutlak olarak affedilirler denemezse de \u00e7ocuklar hen\u00fcz y\u00fck\u00fcml\u00fc bulunmad\u0131klar\u0131ndan, b\u00fcy\u00fckler de kalplerindeki iman\u0131 korumak \u015fart\u0131yla hicret etmeme hususunda mazeretli olduklar\u0131ndan dolay\u0131 affedilmeye ve ba\u011f\u0131\u015flanmaya lay\u0131kt\u0131rlar. &#8220;Allah \u00e7ok affedici, \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>100- Ve her kim, yolunu bilip de Allah yolunda hicret ederse yery\u00fcz\u00fcnde bir\u00e7ok gidecek, s\u0131\u011f\u0131nacak veya d\u00fc\u015fmanlar\u0131n z\u0131dd\u0131na hareket edecek yer ve geni\u015flik bulur. Dolay\u0131s\u0131yla ya\u015fad\u0131klar\u0131 yerde bir t\u00fcr rahat ve bolluk bulunanlar, oradan ayr\u0131l\u0131nca mutlaka s\u0131k\u0131nt\u0131lara ve darl\u0131klara d\u00fc\u015fece\u011fini zannedip de korkmamal\u0131d\u0131rlar. Bir de, her kim Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne hicret etmek \u00fczere evinden \u00e7\u0131kar da sonra amac\u0131na ula\u015famadan \u00f6l\u00fcm kendisine yeti\u015firse onun ecrini vermek Allah&#8217;a d\u00fc\u015fer. Yani amelini tamamlam\u0131\u015f gibi, ula\u015faca\u011f\u0131na ula\u015fm\u0131\u015f olarak ecir elde eder. Dolay\u0131s\u0131yla bu konuda, &#8220;yerimden ayr\u0131l\u0131rsam amac\u0131ma ya ula\u015f\u0131r\u0131m ya ula\u015famam, iyisi mi elimdekini de kaybetmeyece\u011fim; Dimyat&#8217;a pirince giderken evdeki bulgurdan da olmayay\u0131m.&#8221; diye d\u00fc\u015f\u00fcnmemelidir. Allah i\u00e7in hareket eden, kaderde \u00f6yle yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in yar\u0131yolda da kalsa yine tam sevap alaca\u011f\u0131n\u0131 bilmelidir. &#8221; Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir.&#8221;<\/p>\n<p>Az \u00f6nce nakledildi\u011fi gibi C\u00fcnd\u00fcb b. Damre Medine&#8217;ye gelirken yolda &#8220;Ten&#8217;im&#8221; denilen yerde \u00f6lece\u011fini hissederek sa\u011f elini sol eline koymu\u015f, &#8220;Allah&#8217;\u0131m, \u015fu senin, \u015fu da Resul\u00fcn\u00fcn. Resul\u00fcn sana ne ile biat ettiyse ben de \u00f6yle biat ediyorum.&#8221; demi\u015f ve ruhunu teslim etmi\u015fti. Bu haber Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in ashab\u0131na ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman, &#8220;Medine&#8217;de vefat etseydi sevab\u0131 eksiksiz olurdu.&#8221; demi\u015fler, bu \u00e2yet de bunun \u00fczerine inmi\u015ftir. \u0130lim aramak, haccetmek, cihad etmek veya bunlar gibi herhangi bir dini ama\u00e7la Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in yap\u0131lan her hicretin Allah ve Resul\u00fcne yap\u0131lm\u0131\u015f bir hicret oldu\u011funu da a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>M\u00fccahidler ile sava\u015fa kat\u0131lmayanlar\u0131n bir kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmas\u0131n\u0131 yapt\u0131ktan sonra m\u00fccahidlere sa\u011flanan il\u00e2h\u00ee kolayl\u0131klar c\u00fcmlesinden olmak \u00fczere seferde, korku halinde ve d\u00fc\u015fman kar\u015f\u0131s\u0131nda ve belki hastal\u0131k ve ya\u011fmur gibi genellikle zaruret hallerinde namaz\u0131n nas\u0131l k\u0131l\u0131naca\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak ve bu suretle hem cihad\u0131n, hem namaz\u0131n dindeki b\u00fcy\u00fck \u00f6nemini belirtmek i\u00e7in buyruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>101- Yery\u00fcz\u00fcnde sefere \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131zda k\u00e2firlerin size bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapaca\u011f\u0131ndan korkarsan\u0131z namaz\u0131 k\u0131saltman\u0131zda size bir vebal yoktur. Ku\u015fkusuz k\u00e2firler sizin apa\u00e7\u0131k d\u00fc\u015fman\u0131n\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>102- Sen onlar\u0131n aralar\u0131nda bulunup da onlara namaz k\u0131ld\u0131rd\u0131\u011f\u0131nda i\u00e7lerinden bir k\u0131sm\u0131 seninle beraber namaza dursun. Silahlar\u0131n\u0131 da yanlar\u0131na als\u0131nlar. Bunlar secdeye vard\u0131klar\u0131nda di\u011fer bir k\u0131sm\u0131 arkan\u0131zda beklesin. Sonra o namaz k\u0131lmam\u0131\u015f olan di\u011fer k\u0131s\u0131m gelsin seninle beraber k\u0131ls\u0131nlar ve ihtiyatl\u0131 bulunsunlar, silahlar\u0131n\u0131 yanlar\u0131na als\u0131nlar. K\u00e2firler arzu ederler ki, silahlar\u0131n\u0131zdan ve e\u015fyan\u0131zdan bir gafil olsan\u0131z da size ani bir bask\u0131n yapsalar. E\u011fer size ya\u011fmur gibi bir eziyet eri\u015fir veya hasta olursan\u0131z silahlar\u0131n\u0131z\u0131 b\u0131rakman\u0131zda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyat\u0131 elden b\u0131rakmay\u0131n. Ku\u015fkusuz Allah k\u00e2firlere al\u00e7alt\u0131c\u0131 bir azap haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>103- O korkulu zamanda namaz\u0131 k\u0131ld\u0131n\u0131z m\u0131 gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlar\u0131n\u0131z \u00fczerinde hep Allah&#8217;\u0131 zikredin. Korkudan kurtuldu\u011funuzda namaz\u0131 tam erkan\u0131 ile k\u0131l\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc namaz m\u00fcminlere belirli vakitlerde yaz\u0131l\u0131 bir farzd\u0131r.<\/p>\n<p>104- D\u00fc\u015fman toplulu\u011funu takip etmede gev\u015feklik g\u00f6stermeyin. E\u011fer siz ac\u0131 duyuyorsan\u0131z, ku\u015fkusuz onlar da sizin ac\u0131 duydu\u011funuz gibi ac\u0131 \u00e7ekiyorlar. Oysa siz Allah&#8217;tan onlar\u0131n \u00fcmit edemeyecekleri \u015feyleri umuyorsunuz. Ku\u015fkusuz Allah her \u015feyi bilendir, hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>101- Yery\u00fcz\u00fcnde sefer etti\u011finiz vakit. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki burada &#8220;Allah yolunda&#8221; kayd\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a konmam\u0131\u015ft\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re bu \u00e2yet gerek cihad, gerek hicret, gerek ticaret ve gerek ba\u015fka herhangi bir neden ve ama\u00e7la yap\u0131lm\u0131\u015f olan seferlerin hepsini kapsar. Bunun i\u00e7in \u00e2yetin mutlak olarak &#8220;yolculuk namaz\u0131&#8221; hakk\u0131nda oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bununla beraber \u00e2yetin yine cihad seferi ile ilgili oldu\u011fu s\u00f6z\u00fcn ak\u0131\u015f\u0131ndan a\u00e7\u0131kca anla\u015f\u0131l\u0131yor. Bunun i\u00e7in burada mutlak olarak yolcu namazlar\u0131na bir i\u015faret bulunsa bile as\u0131l olarak daha sonra anlat\u0131lanlar\u0131n d\u00fc\u015fman korkusu ile ilgili olan sava\u015f veya hicret yolculu\u011fu olmas\u0131ndan \u00e2yetin h\u00fckm\u00fc, yolculuk halinde k\u0131l\u0131nan namazdan daha \u00e7ok zaruret hallerindeki korku namaz\u0131na dairdir. Yani sava\u015f i\u00e7in yola \u00e7\u0131k\u0131p, y\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz vakit k\u00e2firlerin sizi fitne ve s\u0131k\u0131nt\u0131ya d\u00fc\u015f\u00fcrece\u011finden korkarsan\u0131z namaz\u0131 biraz k\u0131sa kesmenizde g\u00fcnah yoktur.<\/p>\n<p>Bilinmektedir ki &#8220;kasr&#8221;, \u00e7ekip uzatman\u0131n z\u0131dd\u0131 olarak k\u0131s\u0131p k\u0131saltmak demektir. \u00e2yetinde anlat\u0131lan namaz\u0131 k\u0131saltma i\u015fi iki \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Birisi rekatlar\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131 k\u0131salt\u0131p d\u00f6rt yerine iki k\u0131lmak yani nicelikten k\u0131saltmakt\u0131r ki, bir k\u0131s\u0131m tefsirciler bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 vermi\u015flerdir. Fakat bu m\u00e2n\u00e2 her namazda olmaz. Ak\u015fam ve sabah namazlar\u0131 bunun d\u0131\u015f\u0131nda kal\u0131r. Biri de namazda ayakta durma yerine oturma veya hayvan s\u0131rt\u0131nda durma; r\u00fcku ve secde yerine de ima ile yetinmek gibi namaz\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131, vas\u0131flar\u0131n\u0131 ve niteliklerini k\u0131saltmak, yani nitelikten k\u0131saltmakt\u0131r. \u00d6te yandan kasr, durdurma ve al\u0131koyma anlam\u0131na da gelir. Bu durumda bu \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131, namaz\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 kazaya b\u0131rakmak demek olur. Z\u00e2hiriyye bunun sadece ilk m\u00e2n\u00e2da, yani rekatlar\u0131 k\u0131saltmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ve bu \u00e2yet gere\u011fince seferde namaz\u0131 k\u0131saltman\u0131n korku haline mahsus oldu\u011fu ve dolay\u0131s\u0131yla seferde olan bir adam\u0131n kendisini g\u00fcven i\u00e7inde hissetti\u011fi durumlarda namaz\u0131n\u0131 tam k\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc savunmu\u015flard\u0131r. \u015eafiiler de \u00e2yeti bu \u015fekilde yorumlam\u0131\u015f ve fakat &#8220;korku&#8221; kayd\u0131n\u0131 koymaks\u0131z\u0131n seferde olan bir adam\u0131n d\u00f6rt rekatl\u0131 namazlar\u0131 iki rekat k\u0131lmas\u0131 caiz, fakat tam k\u0131lmas\u0131n\u0131n daha iyi oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne varm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Hanefilere gelince, onlar burada \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 ihtimal dahilinde olmakla beraber, \u00e2yetteki &#8220;k\u0131saltma&#8221;dan maksad\u0131n ikinci m\u00e2n\u00e2, yani nitelikte k\u0131saltma olmas\u0131 gerekece\u011fini ve esasen sefer halinde d\u00f6rt rekatl\u0131 namazlar\u0131n iki rekat k\u0131l\u0131nmas\u0131 bir k\u0131saltma de\u011fil, tam k\u0131lma oldu\u011funu ve dolay\u0131s\u0131yla daha fazla k\u0131lman\u0131n caiz olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir. Zira Sahih-i Buhari&#8217;de de rivayet edildi\u011fi \u00fczere namaz ilk farz k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman evde oturma ve yolculuk hallerinde iki\u015fer rekat olmak \u00fczere farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f ve daha sonra evde oturma ve bar\u0131\u015f hallerinde \u00f6\u011fle, ikindi ve yats\u0131 namazlar\u0131 d\u00f6rt rekata \u00e7\u0131kar\u0131larak art\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ve yolculuk halindeki namaz as\u0131l hali \u00fczerine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu h\u00fck\u00fcm Kitapla de\u011fil, S\u00fcnnetle sabittir. Bu \u00e2yet ise \u00f6zellikle korku hali \u015fart k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011fundan i\u015fin bu y\u00f6n\u00fcnden bahsetmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Onun i\u00e7in mutlak olarak seferle ilgili h\u00fck\u00fcmleri buradan \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015fmak do\u011fru de\u011fildir. \u00c2yette korku hali d\u0131\u015f\u0131ndaki durumlardan bahsedilmedi\u011fi \u015eafiilerce de kabul edilmektedir. Dolay\u0131s\u0131yla sefer halinde namazda &#8220;nicelikten k\u0131saltma&#8221; ikinci derecede me\u015fru bir ruhsat gibi g\u00f6r\u00fcnse de ger\u00e7ekte birinci derecede me\u015fru bir azimet anlam\u0131nda oldu\u011fundan burada ruhsat verilen k\u0131saltman\u0131n &#8220;nitelik k\u0131saltmas\u0131&#8221; olmas\u0131 gerekir. Bu yorum, T\u00e2vus ve \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan da riv\u00e2yet edilmi\u015ftir. Hz Peygamber (s.a.v.)&#8217;in, yapm\u0131\u015f oldu\u011fu b\u00fct\u00fcn seferlerde gerek korku, gerekse emniyet hallerinde rekatlar\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131 k\u0131saltm\u0131\u015f oldu\u011funda hi\u00e7 ihtilaf edilmemi\u015ftir. Demek ki, herhangi bir yolcunun namaz\u0131 esasen iki rekatt\u0131r. Hz. \u00d6mer&#8217;den riv\u00e2yet edildi\u011fi \u00fczere, yolculukta emniyet ve g\u00fcven hali var iken k\u0131saltmak, &#8220;Bu, Allah&#8217;\u0131n size vermi\u015f oldu\u011fu bir sadakad\u0131r. \u00d6yleyse siz de onun sadakas\u0131n\u0131 kabul edin.&#8221; hadisi gere\u011fince, kabul edilmesi gereken il\u00e2h\u00ee bir sadakad\u0131r. Korku halindeki k\u0131saltma ise buna eklenen bir nitelik k\u0131saltmas\u0131d\u0131r ki, &#8220;E\u011fer korkuya d\u00fc\u015ferseniz yaya veya binekli oldu\u011funuz halde k\u0131l\u0131n\u0131z.&#8221; (Bakara, 2\/239) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi korkunun derecesine g\u00f6re y\u00fcr\u00fcyerek eda etmeye veya \u00eem\u00e2 ile k\u0131lmaya, bunlar da olamad\u0131\u011f\u0131 takdirde kazaya b\u0131rakmaya uygundur. (o \u00e2yetin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>\u015eimdi d\u00fc\u015fman kar\u015f\u0131s\u0131nda durumun uygunlu\u011funa g\u00f6re, namaz\u0131 k\u0131saltman\u0131n cemaatle yap\u0131labilecek \u00f6zel \u015fekline gelelim:<\/p>\n<p>102- Ey Muhammed! Sen bu korku halinde bulunan ve namaz\u0131 k\u0131saltmalar\u0131na izin verilen m\u00fccahidlerin i\u00e7inde bulunup da onlara namaz k\u0131ld\u0131rd\u0131\u011f\u0131n vakit i\u00e7lerinden bir k\u0131sm\u0131 seninle beraber dursunlar, yani askeri \u00f6nce iki k\u0131sma ay\u0131r; bir k\u0131sm\u0131 d\u00fc\u015fman kar\u015f\u0131s\u0131nda beklesin, bir k\u0131sm\u0131 da seninle beraber namaza dursunlar. Ve namaza duranlar da silahlar\u0131n\u0131 b\u0131rakmay\u0131p yanlar\u0131na als\u0131nlar. Bunlar secde edip rekat\u0131 bitirdiler mi arkan\u0131zdan d\u00fc\u015fman kar\u015f\u0131s\u0131na \u00e7ekilsinler, ve k\u0131lmam\u0131\u015f olan di\u011fer k\u0131s\u0131m gelsin, ikinci rekat\u0131 da seninle beraber bunlar k\u0131ls\u0131nlar. Demek ki, k\u0131l\u0131nan namaz iki rekattir ve her rekata n\u00f6betle\u015fe bir k\u0131s\u0131m kat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde herbirinin ikinci rekatleri ne olacak? Sava\u015f\u0131n ba\u015flamas\u0131 gibi, korkunun \u015fiddetlenmesini gerektirecek yeni bir durum ortaya \u00e7\u0131kmad\u0131k\u00e7a ikinci rekat\u0131n da herbiri taraf\u0131ndan yine n\u00f6betle\u015fe tamamlanmas\u0131 gerekecektir. Durumun b\u00f6yle oldu\u011fu Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in s\u00fcnneti ile de a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130bn\u00fc \u00d6mer ve \u0130bn\u00fc Mesud&#8217;dan rivayet olundu\u011fu \u00fczere Hz. Peygamber (s.a.v.) korku namaz\u0131n\u0131 k\u0131ld\u0131rd\u0131\u011f\u0131 zaman \u00e2yette oldu\u011fu gibi ilk grup ile bir rekat ve di\u011fer grup ile de bir rekat k\u0131lm\u0131\u015f; sonra bu grup d\u00fc\u015fman kar\u015f\u0131s\u0131na gitmi\u015f, yine \u00f6nceki grup gelip ikinci rekat\u0131 k\u0131r\u00e2ets\u0131z kaza etmi\u015f ve selam vermi\u015f, sonra bunlar gidip yine ikinci grup gelmi\u015f birinci rekat\u0131 k\u0131r\u00e2et ile kaza etmi\u015fler ve selam vermi\u015fler, bu \u015fekilde her grup iki rekat k\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. Bununla beraber bu konuda ba\u015fka g\u00f6r\u00fc\u015f ve rivayetler de vard\u0131r.<\/p>\n<p>Bu ikinci grup namaza gelirken uyan\u0131k ve dikkatli olsunlar ve silahlar\u0131n\u0131 \u00fcstlerine als\u0131nlar \u00d6ncekinde yaln\u0131z &#8220;silahlar\u0131n\u0131 als\u0131nlar&#8221; demekle yetinildi\u011fi halde burada &#8220;uyan\u0131k, temkinli ve dikkatli olmak,&#8221; demek olan &#8220;h\u0131zr&#8221; in de ilave edilmi\u015f olmas\u0131, d\u00fc\u015fman kar\u015f\u0131s\u0131nda yerlerini \u00f6b\u00fcrlerine b\u0131rak\u0131rlarken son derece ihtiyatl\u0131 hareket etmek gere\u011fini duyurup hissettirmek i\u00e7indir. \u00c7\u00fcnk\u00fc, k\u00e2firler \u00f6yle arzu etmektedirler ki, Siz silahlar\u0131n\u0131zdan ve e\u015fyan\u0131zdan, sava\u015f ara\u00e7 ve gere\u00e7lerinizden gafil olsan\u0131z, bo\u015f bulunsan\u0131z da \u00fczerinize birdenbire bir sald\u0131r\u0131verseler. \u0130bn\u00fc Abbas ve Cabir&#8217;den riv\u00e2yet edildi\u011fine g\u00f6re, Hz. Peygamber (s.a.v.) ashab\u0131 ile \u00f6\u011fle namaz\u0131n\u0131 k\u0131lm\u0131\u015f, m\u00fc\u015frikler de bunu g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Sonradan &#8220;biz ne fena yapt\u0131k, niye o s\u0131rada sald\u0131r\u0131vermedik&#8221; dediler ve di\u011fer bir namaz s\u0131ras\u0131nda bask\u0131n yapmaya karar verdiler. Y\u00fcce Allah da bu \u00e2yetle peygamberine onlar\u0131n s\u0131rlar\u0131n\u0131 bildirdi. B\u00f6yle iken e\u011fer size ya\u011fmur gibi bir eziyet gelir veya hasta olursan\u0131z silahlar\u0131n\u0131z\u0131 b\u0131rakman\u0131zda size bir vebal yoktur. Ya\u011fmur ve hastal\u0131k gibi bir nedenden dolay\u0131 silahlar\u0131 \u00fcst\u00fcn\u00fcze alman\u0131z \u00e7ok zahmet verir veya silah\u0131 bozmak ihtimali bulunursa, o zaman namaz k\u0131larken \u00fcst\u00fcn\u00fcze almayabilirsiniz ve bunu yapmak g\u00fcnah olmaz. Demek ki b\u00f6yle bir eziyet ve zarar bulunmad\u0131k\u00e7a silah\u0131 \u00fczerinde bulundurmak gerekli ve elden b\u0131rakmak g\u00fcnaht\u0131r. B\u0131rakmak caiz oldu\u011fu zaman da her halde ihtiyat\u0131 b\u0131rakmay\u0131n\u0131z, ku\u015fkulu durunuz. Namaz k\u0131larken de d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 dikkatli ve temkinli bulununuz, uyan\u0131k ve ihtiyatl\u0131 olunuz. Gafil avlanmamak i\u00e7in ne gerekiyorsa yap\u0131n\u0131z. D\u00fc\u015fman\u0131n ani sald\u0131r\u0131s\u0131yla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kalmayas\u0131n\u0131z. Burada Fahreddin er-Raz\u00ee \u015f\u00f6yle der: Bu \u00e2yet d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 dikkatli olup sak\u0131n\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fini anlatt\u0131\u011f\u0131ndan, olaca\u011f\u0131 zan ve tahmin edilen zararlar\u0131n hepsinden sak\u0131n\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fini g\u00f6sterir. Bu suretle ila\u00e7la tedaviye giri\u015fmek, bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve zarar\u0131 savmak i\u00e7in kendi eliyle \u00e7al\u0131\u015f\u0131p \u00e7abalamak, vebadan ka\u00e7\u0131nmak ve y\u0131k\u0131lmak \u00fczere olan bir duvar\u0131n alt\u0131nda oturmaktan sak\u0131nmak gerekir. Bunun &#8220;Hastal\u0131k bula\u015fmas\u0131 yoktur.&#8221; hadisi ile \u00e7eli\u015fkili oldu\u011fu zannedilmesin. Din\u00ee inan\u00e7 a\u00e7\u0131s\u0131ndan, bula\u015fman\u0131n, hastal\u0131k ve \u00f6l\u00fcmde ger\u00e7ek ve zaruri bir etken oldu\u011funa inanmak ba\u015fka, onu y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n dilemesiyle tesir icra eden herhangi bir adi sebep gibi g\u00f6rmek ve bu nedenle sak\u0131nmak yine ba\u015fkad\u0131r. Nitekim d\u00fc\u015fmandan sak\u0131nmak emredilmekle beraber, bunu ger\u00e7ekten d\u00fc\u015fman\u0131n g\u00fc\u00e7 ve kuvvetine ba\u011flatmamak ve bu suretle kuruntu ve heyecana d\u00fc\u015f\u00fcrmemek ve kalbleri ancak Allah&#8217;a ba\u011flatmak ve bununla beraber sebeplere \u00f6nem verme emrini vurgulamak i\u00e7in, &#8220;Ku\u015fkusuz Allah k\u00e2firler i\u00e7in horlay\u0131c\u0131 bir azap haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; buyrulmu\u015ftur ki, Allah&#8217;\u0131n kanunlar\u0131n\u0131 ink\u00e2r edip ihmal etmek de bu tehdide dahildir.<\/p>\n<p>Kelb\u00ee&#8217;nin Ebu Salih&#8217;ten rivayetine g\u00f6re, Resulullah (s.a.v.) Enmaro\u011fullar\u0131 ile sava\u015fmak i\u00e7in gazaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Vard\u0131lar bir yere konaklad\u0131lar. Hi\u00e7bir d\u00fc\u015fman g\u00f6rm\u00fcyorlard\u0131. \u0130nsanlar silahlar\u0131n\u0131 b\u0131rakt\u0131lar. Hz. Peygamber (s.a.v.) de silah\u0131n\u0131 b\u0131rak\u0131p b\u00fcy\u00fck abdeste gitti. Dereyi ge\u00e7ti, hava \u00e7iliyor, ya\u011fmur serpi\u015ftiriyordu. Ya\u011fmur sonunda dere Rasulullah (s.a.v.) ile ashab\u0131 aras\u0131nda bir engel olu\u015fturdu. Bunun \u00fczerine Hz. Peygamber (s.a.v.) oturup beklemeye ba\u015flad\u0131. Gavres b. Haris el-Muharib\u00ee onu g\u00f6rd\u00fc. &#8220;Seni \u00f6ld\u00fcrmezsem Allah beni \u00f6ld\u00fcrs\u00fcn&#8221; deyip k\u0131l\u0131c\u0131 yan\u0131nda da\u011fdan indi. Resulullah (s.a.v.) bir de ne g\u00f6rs\u00fcn, adam gelmi\u015f, k\u0131l\u0131c\u0131n\u0131 \u00e7ekerek ba\u015f ucuna dikilmi\u015f: &#8220;\u015eimdi ey Muhammed! Seni benden kim kurtaracak?&#8221; diyordu. Resulullah (s.a.v.) derhal, &#8220;Allah&#8221; dedi ve &#8220;Allah&#8217;\u0131m, diledi\u011fin yolla beni Gavres b. el-Haris&#8217;ten kurtar.&#8221; diye dua etti. Gavres de Peygambere vurmak \u00fczere k\u0131l\u0131c\u0131yla sald\u0131rd\u0131, fakat iki k\u00fcre\u011finin aras\u0131na bir sanc\u0131 saplan\u0131p y\u00fcz\u00fc koyun s\u00fcr\u00e7t\u00fc ve k\u0131l\u0131c\u0131 elinden f\u0131rlad\u0131. Hemen Resulullah (s.a.v.) kalk\u0131p k\u0131l\u0131c\u0131 ald\u0131 ve: &#8220;Ey Gavres! \u015eimdi seni benden kim kurtar\u0131r?&#8221; buyurdu. O da, &#8220;hi\u00e7 kimse&#8221; dedi. O zaman Hz. Peygamber (s.a.v.): &#8220;\u015eehadet ederim ki Allah&#8217;tan ba\u015fka il\u00e2h yoktur ve Muhammed O&#8217;nun kulu ve Resul\u00fcd\u00fcr.&#8217; diye \u015fehadet edersen ben de k\u0131l\u0131c\u0131n\u0131 sana veririm.&#8221; buyurdu. Gavres: &#8220;Hay\u0131r, fakat hi\u00e7bir zaman seninle sava\u015fmayaca\u011f\u0131ma ve sana kar\u015f\u0131 hi\u00e7bir d\u00fc\u015fmana yard\u0131m etmeyece\u011fime \u015fehadet ederim.&#8221; dedi. Resulullah (s.a.v.) da k\u0131l\u0131c\u0131 verdi. Bunun \u00fczerine Gavres:<\/p>\n<p>&#8220;Vallahi, sen benden \u00e7ok hay\u0131rl\u0131s\u0131n&#8221; dedi. Hz. Peygamber de, &#8220;Ben ona senden daha lay\u0131\u011f\u0131m&#8221; buyurdu. Bunun \u00fczerine Gavres d\u00f6n\u00fcp arkada\u015flar\u0131na gitti, olay\u0131 anlatt\u0131. Baz\u0131lar\u0131 imana geldiler. O s\u0131rada derenin suyu durmu\u015ftu. Resulullah (s.a.v.) da ge\u00e7ip ashab\u0131na olay\u0131 haber verdi. \u0130\u015fte, &#8220;uyan\u0131k olunuz&#8221; emri b\u00f6yle ani bir bask\u0131na u\u011framaktan korunmak i\u00e7indir.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yette a\u00e7\u0131klanan korku namaz\u0131 Resulullah (s.a.v.)&#8217;a hitaben gelmi\u015f oldu\u011fu ve Resulullah (s.a.v.)&#8217;\u0131n imametiyle namaza bedel bulunamay\u0131p ba\u015fka bir imam da bulunabilece\u011fi i\u00e7in, bir rivayette \u0130mam Ebu Yusuf bunun sadece Resulullah (s.a.v.)&#8217;a ait oldu\u011funu ve ondan sonra korku namaz\u0131n\u0131n b\u00f6yle bir imam ile k\u0131l\u0131nmay\u0131p en az iki imam ile di\u011fer namazlar gibi k\u0131l\u0131naca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftir ki Malik\u00eelerden \u0130bn\u00fc Uleyye&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de bu imi\u015f. Fakat \u00e2limlerin \u00e7o\u011fu, Resulullah (s.a.v.)&#8217;dan sonra imamlar\u0131n o makama ge\u00e7en bir peygamber vekili olmalar\u0131 nedeniyle, &#8220;Onlar\u0131n mallar\u0131ndan bir sadaka al ki, bu sadaka ile onlar\u0131 temizleyip ar\u0131tas\u0131n.&#8221; (Tevbe, 9\/103) emrinde oldu\u011fu gibi, hitab\u0131n peygamberden sonra devlet reislerini de kapsad\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. Nitekim Said b. As Taberistan&#8217;da korku namaz\u0131 k\u0131lmak istedi\u011fi zaman, &#8220;\u0130\u00e7inizde Resulullah ile bir korku namaz\u0131nda bulunan ve \u015fahit olan kim var?&#8221; diye sormu\u015f; Huzeyfe b. el-Yeman kalk\u0131p tarif etmi\u015f o da o \u015fekilde k\u0131ld\u0131rm\u0131\u015ft\u0131 ki, i\u00e7lerinde bir\u00e7ok sahabi de vard\u0131. Ayr\u0131ca yine Abdullah b. Sem\u00fcre ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131nda Babil&#8217;e gaza ettikleri zaman o da korku namaz\u0131 k\u0131ld\u0131rm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>103- \u015eimdi bu namaz\u0131 eda etti\u011finiz, yani korku namaz\u0131 k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131z; k\u0131l\u0131p bitirdi\u011finiz zaman, arkas\u0131ndan ayakta ve otururken ve yatarken b\u00fct\u00fcn durumlarda Allah&#8217;\u0131 zikredin, onu an\u0131n. Hatta sava\u015fa giri\u015fti\u011finizde bile ayakta k\u0131l\u0131\u00e7 \u00e7alarken, dizleyip ok atarken, yaralan\u0131p yere d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fczde Allah&#8217;\u0131 kalbinizden \u00e7\u0131karmay\u0131n\u0131z, dilinizden b\u0131rakmay\u0131n\u0131z. Ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2 ile, daha sonra i\u015fler k\u0131z\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131, durumlar \u015fiddetlendi\u011fi zaman namaz k\u0131lmak istedi\u011finizde herbiriniz bulundu\u011funuz duruma g\u00f6re, mesela, ayaktakiler ayakta, oturanlar oturdu\u011fu, yatanlar yatt\u0131\u011f\u0131 yerde olarak nas\u0131l rast gelirse \u00f6ylece ima ile k\u0131l\u0131n\u0131z ve bu hal i\u00e7inde Allah&#8217;\u0131 an\u0131n\u0131z. Baz\u0131 m\u00fcctehitler burada bizzat sava\u015f yap\u0131l\u0131rken bile, b\u00f6yle ima ve zikirle namaz\u0131n k\u0131l\u0131naca\u011f\u0131n\u0131 anlam\u0131\u015flarsa da, Hanefi imamlar\u0131n tercihine g\u00f6re, fiilen sava\u015fla me\u015fgul olmak namaza engeldir. O zaman namaz kazaya b\u0131rak\u0131l\u0131r. Nitekim Ahzab sava\u015f\u0131nda Resulullah (s.a.v.) d\u00f6rt vakit namaz\u0131 kazaya b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Daha sonra sava\u015f bitip g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131na kavu\u015ftu\u011funuz, kalb leriniz huzur bulup durumlardan emin oldu\u011funuzda vakti gelen namaz\u0131 b\u00fct\u00fcn r\u00fckun ve \u015fartlar\u0131yla g\u00fczelce k\u0131l\u0131n\u0131z, yahut sava\u015f s\u0131ras\u0131nda k\u0131lamad\u0131\u011f\u0131n\u0131z namazlar\u0131 kaza ediniz. \u0130mam \u015eafii hazretleri, &#8220;O kar\u0131\u015f\u0131k zamanlarda k\u0131l\u0131nan namazlar\u0131n hepsini tamam\u0131yla kaza ediniz&#8221; demi\u015f ise de, bu m\u00e2n\u00e2 biraz uzak g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. A\u00e7\u0131k olan, vakti gelenlerin edas\u0131 veya k\u0131l\u0131namayanlar\u0131n kazas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Zira namaz m\u00fcminler \u00fczerine vakitleri belli bir farzd\u0131r. Yani d\u00fczenli ve belirli vakitlerde yaz\u0131l\u0131 kesin bir farzd\u0131r. Ki bu vakitler Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da, &#8220;G\u00fcne\u015fin \u00f6\u011fle vakti zevalinden, gecenin karanl\u0131\u011f\u0131na kadar namaz k\u0131l. Bir de sabah namaz\u0131n\u0131 k\u0131l&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/78), &#8220;Hem de g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn taraflar\u0131ndan ikisinde ve gecenin g\u00fcnd\u00fcze yak\u0131n saatlerinde namaz k\u0131l&#8221; (H\u00fbd, 11\/114), &#8220;G\u00fcne\u015f do\u011fmadan \u00f6nce ve batmadan \u00f6nce hamd ile rabbini tesbih et. Gece saatlerinde ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn etraf\u0131nda da onu tesbih et.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/130), &#8220;O halde ak\u015fama girerken, sabaha ererken Allah&#8217;\u0131 tesbih edin. G\u00f6klerde ve yerde hamd O&#8217;nun i\u00e7indir. G\u00fcn\u00fcn sonunda ve \u00f6\u011fle vaktine girince Allah&#8217;\u0131 tesbih ediniz.&#8221; (R\u00fbm, 30\/17-18) gibi \u00e2yetlerle \u00f6\u011fle, ikindi, ak\u015fam, yats\u0131 ve sabah be\u015f vakit olmak \u00fczere tayin edilmi\u015f, \u00f6zel s\u0131n\u0131rlar\u0131yla s\u0131n\u0131rlanmas\u0131 ve nas\u0131l k\u0131l\u0131nacaklar\u0131 da Hz. Peygamber (s.a.v.) taraf\u0131ndan a\u00e7\u0131klan\u0131p izah edilmi\u015f ve o zamandan beri yap\u0131lagelerek de m\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda yap\u0131lmas\u0131 zorunlu g\u00f6revlerden biri olarak korunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Namaz\u0131n b\u00f6yle be\u015f vakit ile takdiri, ak\u0131l ile bilinebilen \u015feyler a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u015fu \u015fekilde de izah edilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>\u00c2lemin hayat ak\u0131\u015f\u0131nda her \u015fey be\u015f mertebe ge\u00e7irir:Birincisi, ortaya \u00e7\u0131kma ve varl\u0131k \u00e2lemine gelme mertebesidir. Nitekim insan da do\u011far, bir m\u00fcddet geli\u015fme ve b\u00fcy\u00fcme devresi ge\u00e7irir. Bu m\u00fcddete &#8220;b\u00fcy\u00fcme \u00e7a\u011f\u0131&#8221; denir. \u0130kinci mertebe, duraklama devridir ki, bir s\u00fcre art\u0131p eksilmeyerek olgunluk s\u0131fat\u0131 \u00fczere kal\u0131r ve bu m\u00fcddete &#8220;gen\u00e7lik \u00e7a\u011f\u0131&#8221; denir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc mertebe &#8220;olgunluk \u00e7a\u011f\u0131d\u0131r&#8221;. Bu devrede insanda gizli bir noksanl\u0131k y\u00fcz g\u00f6stermeye ba\u015flar. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc mertebe &#8220;ya\u015fl\u0131l\u0131k \u00e7a\u011f\u0131d\u0131r&#8221; ki, insanda a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa bir tak\u0131m noksanl\u0131klar ortaya \u00e7\u0131kmaya ba\u015flar ve \u00f6l\u00fcnceye kadar gider. Buna da ya\u015fl\u0131l\u0131k ve ihtiyarl\u0131k denir. Be\u015finci mertebe, insan \u00f6ld\u00fckten sonra bir m\u00fcddet daha izleri devam eder ve daha sonra bu izler de yok olur ve ortada ad\u0131 ve izi kalmaz. \u0130\u015fte \u00e2lemde bu be\u015f mertebe, gerek insanda ve gerekse di\u011fer canl\u0131 ve bitki olaylar\u0131n\u0131n hepsinde ge\u00e7erlidir. Do\u011fu\u015funa ve bat\u0131\u015f\u0131na g\u00f6re g\u00fcne\u015f de bu be\u015f hal ile ilgilidir. Do\u011fudan do\u011fdu\u011fu s\u0131radaki hali insan\u0131n do\u011fdu\u011fu zamanki halini and\u0131r\u0131r. Yava\u015f yava\u015f y\u00fckselir, nuru kuvvetlenir, \u0131s\u0131s\u0131 \u015fiddetlenir, nihayet g\u00f6\u011f\u00fcn ortas\u0131na gelir, bir duraklama an\u0131 ge\u00e7irir. Sonra inme\u011fe ba\u015flar ve gizli eksilmelerle yava\u015f yava\u015f ikindiye kadar gider. Sonra eksiklikleri ortaya \u00e7\u0131kar, \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 ve \u0131s\u0131s\u0131 zay\u0131flar, \u00e7\u00f6kmesi artar ve h\u0131zla batmaya y\u00f6nelir. Batt\u0131ktan sonra bat\u0131 ufkunda \u015fafak denilen baz\u0131 izleri kal\u0131r, sonra bu da kaybolur ve g\u00fcne\u015f sanki \u00e2lemde yokmu\u015f gibi bir hale gelir. Herkesin g\u00f6rebilece\u011fi b\u00fct\u00fcn bu durumlar Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir g\u00fcc\u00fcn hakim olamayaca\u011f\u0131 garip i\u015flerden oldu\u011fu i\u00e7in, y\u00fcce Allah bu be\u015f halden herbirini bir il\u00e2h\u00ee emre alamet k\u0131larak herbirinde bir namaz farz k\u0131lm\u0131\u015f ve bu be\u015f vakit namaz\u0131 her g\u00fcnk\u00fc de\u011fi\u015fmeleri belirtip g\u00f6steren bir takvim gibi, g\u00f6revleri nizama koyan, vakti ve zaman\u0131 belli bir farz yapm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki, m\u00fcminlerin namazlar\u0131 ne kadar d\u00fczenli olursa, durumlar\u0131 da o oranda d\u00fczenli olur. Namaz hem bir intizam sa\u011flama yolu, hem de rahatlama amac\u0131yla yap\u0131lan bir \u015f\u00fckran borcudur. Korku halinde k\u0131l\u0131n\u0131rsa \u00fcmidi, emniyet halinde k\u0131l\u0131n\u0131rsa ne\u015fe ve iste\u011fi art\u0131r\u0131r. Fakat o zaman da g\u00f6rev sadece bundan ibaret zannedilip de kalmamal\u0131d\u0131r. Namaz\u0131 g\u00fczelce k\u0131l\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>104-Bununla beraber o k\u00e2fir toplulu\u011funu takip edip pe\u015finden gitmede gev\u015feklik de g\u00f6stermeyin. Zay\u0131f kalpli olmay\u0131n. E\u011fer siz bundan ac\u0131 ve elem duyarsan\u0131z bilmelisiniz ki, onlar da sizin ac\u0131 duydu\u011funuz kadar ac\u0131 duyarlar. Fazla olarak siz Allah&#8217;tan onlar\u0131n \u00fcmit edemeyecekleri \u015feyler umars\u0131n\u0131z. Onlar az bir sermaye olan d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131 ararken siz sonsuz sevap ve ahireti istersiniz. Sizin \u00fcmit sahan\u0131z onlardan \u00e7ok geni\u015ftir. Onun i\u00e7in siz onlardan \u00e7ok y\u00fcksek bir azim ve istekle cihad etmelisiniz. Allah her \u015feyi bilen ve her \u015feyi bir hikmete g\u00f6re yapand\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla Allah&#8217;\u0131n emirlerine sar\u0131l\u0131p ilim ve hikmet dairesinde hareket ediniz ki, umduklar\u0131n\u0131za kavu\u015fas\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Burada \u0130sl\u00e2m dininin ruhu ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ini\u015f hikmeti olan pek \u00f6nemli bir mesele vard\u0131r ki, o da hak ve hakl\u0131ya hakk\u0131n\u0131 verme meselesidir. K\u00e2firlere kar\u015f\u0131 b\u00f6yle cihad etme ve onlar\u0131 takip etme buyruklar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcp de onlara hainlik etmeyi, haks\u0131zl\u0131k yapmay\u0131, yapmad\u0131klar\u0131 \u015feyi &#8220;yapt\u0131lar&#8221; diyerek iftira etmeyi dinin gere\u011fi zannetmemelidir. Hak, k\u00e2firle de ilgili olsa yine hakt\u0131r. Bir dinin m\u00fckemmeli\u011fi hukuk anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n kapsaml\u0131 ve ciddi olmas\u0131nda ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n en b\u00fcy\u00fck geli\u015fiminin de adalete dayanan kuvvetinin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131nda aranmas\u0131 gerekir. K\u00e2firin ink\u00e2r\u0131, onun haklar\u0131na tecav\u00fcz\u00fc helal k\u0131lmaz. Hak dinin gere\u011fi, k\u00e2firin dahi lehinde ve aleyhinde ancak Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi hak kanun, adalete dayanan h\u00fck\u00fcmler ve ilmin g\u00f6sterdi\u011fi yollarla h\u00fck\u00fcm vermektir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>105- Biz sana Kitab (Kur&#8217;\u00e2n)\u0131 hak olarak indirdik ki, insanlar aras\u0131nda Allah&#8217;\u0131n sana g\u00f6sterdi\u011fi \u015fekilde h\u00fck\u00fcm veresin. Sak\u0131n hainlerin savunucusu olma!<\/p>\n<p>106- Allah&#8217;tan ba\u011f\u0131\u015flanman\u0131 dile. \u015e\u00fcphesiz, Allah ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, esirgeyicidir.<\/p>\n<p>107- Kendilerine hainlik edenleri savunma. Muhakkak Allah hain g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131 sevmez.<\/p>\n<p>108- Bunlar, insanlardan (hainliklerini) gizlerler de, Allah&#8217;tan gizlemezler. Oysa O, geceleyin istemedi\u011fi \u015feyi kurarlarken onlar\u0131n yan\u0131 ba\u015flar\u0131ndad\u0131r. Allah, onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131n\u0131 (ilmiyle) ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>109- Haydi siz d\u00fcnya hayat\u0131nda onlar\u0131 savunuverdiniz (diyelim). Peki k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde Allah&#8217;\u0131n huzurunda onlar\u0131 kim savunacakt\u0131r? Yahut onlara kim vekil olacakt\u0131r?<\/p>\n<p>110- Kim bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck i\u015fler, yahut nefsine zulmeder, sonra da Allah&#8217;tan ba\u011f\u0131\u015flanmas\u0131n\u0131 dilerse, Allah&#8217;\u0131 ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 ve esirgeyici bulur.<\/p>\n<p>111- Kim bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck i\u015flerse, kendi nefsine k\u00f6t\u00fcl\u00fck etmi\u015f olur. Allah her \u015feyi hakk\u0131yle bilendir, hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>112- Kim bir hata veya bir g\u00fcnah i\u015fler de sonra onu bir su\u00e7suzun \u00fczerine atarsa, muhakkak iftira etmi\u015f ve apa\u00e7\u0131k bir g\u00fcnah y\u00fcklenmi\u015f olur.<\/p>\n<p>113- E\u011fer Allah&#8217;\u0131n sana l\u00fctuf ve merhameti olmasayd\u0131, onlardan bir g\u00fcruh seni sap\u0131tmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rd\u0131. Halbuki onlar, ancak kendi nefislerini sapt\u0131r\u0131rlar, sana hi\u00e7bir zarar veremezler. Allah, sana Kitab (Kur&#8217;an)\u0131 ve hikmeti indirmi\u015f ve sana bilmedi\u011fin \u015feyleri \u00f6\u011fretmi\u015ftir. Allah&#8217;\u0131n sana olan l\u00fctfu b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>114- Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmay\u0131 veyahut da insanlar aras\u0131n\u0131 d\u00fczeltmeyi emreden(ler)inki hari\u00e7, onlar\u0131n aralar\u0131ndaki gizli gizli konu\u015fmalar\u0131n\u0131n \u00e7o\u011funda hi\u00e7bir hay\u0131r yoktur. Kim bunlar\u0131 s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 kazanmak i\u00e7in yaparsa, yak\u0131nda ona b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat verece\u011fiz.<\/p>\n<p>115- Kim kendisine do\u011fru yol besbelli olduktan sonra Peygamber&#8217;e kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kar, m\u00fcminlerin yolundan ba\u015fkas\u0131na uyup giderse onu d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc yolda b\u0131rak\u0131r\u0131z ve cehenneme sokar\u0131z. Oras\u0131 ne k\u00f6t\u00fc bir gidi\u015f yeridir.<\/p>\n<p>116- \u015e\u00fcphesiz Allah kendisine ortak ko\u015fulmas\u0131n\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamaz. Bunun d\u0131\u015f\u0131nda diledi\u011fini ba\u011f\u0131\u015flar. Allah&#8217;a ortak ko\u015fan, muhakkak ki, derin bir sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>117- Onlar, Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131rlar da, yaln\u0131z di\u015filere taparlar. B\u00f6ylece ancak inat\u00e7\u0131 \u015feytana tapm\u0131\u015f olurlar.<\/p>\n<p>118-119- Allah o \u015feytana lanet etti. Ve o da: &#8220;Elbette senin kullar\u0131ndan belirli bir pay alaca\u011f\u0131m, onlar\u0131 mutlaka sapt\u0131raca\u011f\u0131m, onlar\u0131 bo\u015f kuruntulara sokaca\u011f\u0131m, ve onlara emredece\u011fim de hayvanlar\u0131n kulaklar\u0131n\u0131 yaracaklar, onlara emredece\u011fim de Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u015f\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirecekler&#8221; dedi. Kim Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da \u015feytan\u0131 dost edinirse, \u015f\u00fcphesiz o, apa\u00e7\u0131k bir ziyana u\u011fram\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>120- \u015eeytan onlara vaad eder ve onlar\u0131 bo\u015f umutlarla oyalar. Oysa \u015feytan\u0131n onlara vaadi, aldatmadan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>121- Bunlar\u0131n varacaklar\u0131 yer cehennemdir. Ondan kurtulmak i\u00e7in \u00e7are bulamazlar.<\/p>\n<p>122- \u0130man edip iyi i\u015fler yapanlar\u0131 da altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetlere sokaca\u011f\u0131z, orada ebed\u00ee olarak kalacaklard\u0131r. Bu, Allah&#8217;\u0131n ger\u00e7ek vaadidir. Allah&#8217;dan daha do\u011fru s\u00f6zl\u00fc kim olabilir?<\/p>\n<p>123- (\u0130\u015f), ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna g\u00f6redir. K\u00f6t\u00fcl\u00fck yapan, o y\u00fczden cezaland\u0131r\u0131l\u0131r. O, kendisine Allah&#8217;tan ba\u015fka ne bir dost, ne de bir yard\u0131mc\u0131 bulabilir.<\/p>\n<p>124- Erkek veya kad\u0131n, kim m\u00fcmin olur da g\u00fczel amellerden i\u015flerse, i\u015fte onlar cennete girerler. Zerre kadar da haks\u0131zl\u0131\u011fa u\u011frat\u0131lmazlar.<\/p>\n<p>125- \u0130yilik yaparak kendisini Allah&#8217;a teslim eden ve \u0130brahim&#8217;in dinine dosdo\u011fru olarak t\u00e2bi olan kimseden, din bak\u0131m\u0131ndan daha iyi kim olabilir? Allah, \u0130brahim&#8217;i dost edinmi\u015fti.<\/p>\n<p>126- G\u00f6klerde ve yerde olanlar\u0131n hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah, her \u015feyi ku\u015fat\u0131c\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>105- Biz sana kendisinde \u015fek ve \u015f\u00fcphe olmayan bu en m\u00fckemmel kitab\u0131, bu Kur&#8217;an-\u0131 azim\u00fc\u015f\u015fan (\u015fan\u0131 b\u00fcy\u00fck Kur&#8217;an)\u0131 hakk ile, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n insanlar \u00fczerinde, insanlar\u0131n ferd\u00ee veya toplum olarak birbirleri aras\u0131ndaki hukukun temelini i\u00e7eren, \u00f6zetle hakk\u0131 a\u00e7\u0131klayan, bat\u0131ldan ve e\u011frilikten uzak ve s\u0131rf hak yolu, adaleti ve do\u011fruyu g\u00f6steren bir hidayet d\u00fcst\u00fcru olarak indirdik ki, b\u00fct\u00fcn insanlar aras\u0131nda Allah&#8217;\u0131n sana g\u00f6sterdi\u011fi hak ilim ve mutlak vahiy ile h\u00fckmedesin: \u0130nsanlar aras\u0131nda itikad\u00ee veya amel\u00ee her \u00e7e\u015fit anla\u015fmazl\u0131klar\u0131n halledilmesinde Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131, d\u00fcst\u00fcr ve vahyini, h\u00fck\u00fcm dayana\u011f\u0131 edinip, hak ve hakikatle, hakk\u0131yla h\u00fckmedesin ve ay\u0131r\u0131m yapmadan herkese kazand\u0131\u011f\u0131 hakk\u0131n\u0131 veresin. Yani kitab\u0131n as\u0131l ini\u015f hikmeti, insanlar aras\u0131nda h\u00fckmetmek ve hakim olmak i\u00e7in, hakk\u0131 g\u00f6steren bir esas olmas\u0131 ve bunun Peygamber&#8217;e indirilmi\u015f olmas\u0131n\u0131n hikmeti de Peygamber&#8217;in Allah taraf\u0131ndan gelen vahyi ve vahiyden elde edilen ilmi ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na h\u00fck\u00fcm merkezi edinmesi ve vahyin geldi\u011fi hususlar da buna ayk\u0131r\u0131 di\u011fer sebepleri ve delilleri dikkat nazar\u0131na almamas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc di\u011fer deliller s\u0131rf zahir\u00ee (g\u00f6r\u00fcn\u00fcr) oldu\u011fu halde, vahiy temel hakka uygun, zorunlu bir ilimdir.<\/p>\n<p>Demek ki hakimin g\u00f6revi ne kendinin, ne de \u015funun bunun rey ve arzusunu de\u011fil, ancak hakk\u0131 (do\u011fruyu) takip etmesi ve kesin olarak bildi\u011fi bir hakk\u0131n z\u0131dd\u0131na asla h\u00fckmetmemesidir. Burada hakimin bilgisinin muteber oldu\u011funa bir delil vard\u0131r. Fakat bunun bir rey ve ictihad de\u011fil, bir ilm-i \u015fuhud\u00ee (g\u00f6rmeye mahsus ilim) olmas\u0131 \u015fartt\u0131r. Bunun i\u00e7in Hz. \u00d6mer (r.a.) demi\u015ftir ki, &#8220;Allah&#8217;\u0131n bana verdi\u011fi rey ile h\u00fckmettim&#8221; demeyiniz, \u00e7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah&#8217;\u0131n sana g\u00f6sterdi\u011fiyle&#8221; demek vahiydir ve Peygamber&#8217;e mahsustur. Sizin kanaat\u0131n\u0131z ise ilim de\u011fil, nihayet bir zand\u0131r. \u015eu halde hakimler, s\u0131rf rey ve kanaatleriyle h\u00fckmedemezler, sebep (neden)lere ve sabit olan vas\u0131talar\u0131n ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131na ve onlar\u0131n delaletine uymaya mecburdurlar. Bununla beraber as\u0131l maksat do\u011fruya isabet oldu\u011fundan hakimin ilm-i \u015f\u00fch\u00fbd\u00ee (g\u00f6rmeye dayanan ilim) ile bildi\u011fi bir hususta bilgisinin d\u0131\u015f\u0131nda h\u00fckmetmesi asla caiz olmaz.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ey Muhammed (s.a.v.), sen Allah&#8217;\u0131n g\u00f6sterdi\u011fi vahy ile h\u00fckmet, hainlerin iyili\u011fine, yarar\u0131na savunucu olma, yani kim olursa olsun, isterse \u00fcmmetinden olsun, isterse ba\u015fka dinden olsun, hainleri savunmak i\u00e7in temiz olanlara d\u00fc\u015fmanl\u0131k etme; daha a\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131 hainler ad\u0131na m\u00fcdafaa vekili olma, avukatl\u0131k etme. Bu \u00e2yetlerin Beni \u00dcbeyrik (\u00dcbeyrik O\u011fullar\u0131) olay\u0131 hakk\u0131nda inmi\u015f oldu\u011funda tefsircilerin ittifak ettikleri naklediliyor. Ebu Hayyan&#8217;\u0131n nakline g\u00f6re, &#8220;Kirm\u00e2n\u00ee demi\u015ftir ki: &#8216;Bu \u00e2yetlerin, Beni Zafer b. Haris&#8217;ten Tu&#8217;me b. \u00dcbeyrik hakk\u0131nda inmi\u015f oldu\u011funda tefsircilerin ittifak\u0131 vard\u0131r.&#8217; Ancak \u0130bn\u00fc Bahr demi\u015ftir ki: &#8216;M\u00fcnaf\u0131klar hakk\u0131nda indi ve bu &#8220;size ne oldu ki m\u00fcnaf\u0131klar hakk\u0131nda iki gruba ayr\u0131ld\u0131n\u0131z?&#8221; (Nis\u00e2, 4\/88) il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fcne ba\u011fl\u0131d\u0131r&#8221;. \u00dcbeyrik&#8217;in Be\u015fir, Bi\u015fr, M\u00fcbe\u015f\u015fir adlar\u0131nda \u00fc\u00e7 o\u011flu bulundu\u011fu ve bunlardan Be\u015fir&#8217;in, ba\u015fkalar\u0131na isnat ederek sahabe hakk\u0131nda hicviyye s\u00f6yleyen bir m\u00fcnaf\u0131k oldu\u011fu rivayet edildi\u011fine ve Tu&#8217;me denilen de bu Be\u015fir oldu\u011funa g\u00f6re \u0130bn\u00fc Bahr&#8217;in s\u00f6z\u00fc de bu ittifaka ayk\u0131r\u0131 de\u011fildir. Bunun i\u00e7in Raz\u00ee, mutlak olu\u015fu \u00fczere der ki: &#8220;Bu ayetlerin \u00e7o\u011fu Tu&#8217;me b. \u00dcbeyrik hakk\u0131nda inmi\u015f oldu\u011funda tefsirciler ittifak etmi\u015ftirler.&#8221; Fakat olay\u0131n durumunda birka\u00e7 rivayet vard\u0131r: Birisi: Tu&#8217;me z\u0131rhl\u0131 bir g\u00f6mlek \u00e7alm\u0131\u015f, istenince h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131 bir yahudiye atfetmi\u015f. \u0130kincisi: Z\u0131rh kendisine emanet olarak b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f, \u015fahit de yokmu\u015f, istenince ink\u00e2r etmi\u015f. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: \u0130stendi\u011fi zaman yahudinin \u00e7ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 iddia etmi\u015f&#8230; Tefsircilerin \u00e7o\u011funlu\u011funun tercih ettiklerine g\u00f6re rivayetlerin \u00f6zeti \u015fudur: Ensar&#8217;\u0131n yan\u0131nda Zafer O\u011fullar\u0131&#8217;ndan Tu&#8217;me b. \u00dcbeyrik ad\u0131nda birisi, kom\u015fusu Katade b. Nu&#8217;man&#8217;dan bir gece bir un da\u011farc\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde bir z\u0131rh \u00e7alm\u0131\u015f. Da\u011farc\u0131\u011f\u0131n y\u0131rt\u0131\u011f\u0131ndan un d\u00f6k\u00fclerek g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015f. Zeyd b. Semin ad\u0131nda bir yahudinin yan\u0131na b\u0131rakm\u0131\u015f. Tu&#8217;me aranm\u0131\u015f, z\u0131rh bulunmam\u0131\u015f; almad\u0131\u011f\u0131na ve bilmedi\u011fine yemin etmi\u015f, b\u0131rakm\u0131\u015flar. Un izini takip etmi\u015fler, yahudinin evine varm\u0131\u015flar ve bulmu\u015flar. Yahudi bunu kendisine Tu&#8217;me&#8217;nin getirip b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015f ve yahudilerden \u015fahitlik edenler de olmu\u015f. Zafer O\u011fullar\u0131 Peygamber&#8217;e gitmi\u015fler. Tu&#8217;me&#8217;nin temiz oldu\u011funa ve yahudinin h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131na \u015fahitlik etmi\u015fler ve Tu&#8217;me&#8217;yi m\u00fcdafaa edip m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k ad\u0131na yahudilerle m\u00fccadele etmesini rica etmi\u015fler, Resulullah da g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte m\u00fcsl\u00fcman olan Tu&#8217;me&#8217;nin yeminine ve bunlar\u0131n \u015fahitliklerine dayanarak \u00f6yle yapmak istemi\u015f, bunun \u00fczerine Allah taraf\u0131ndan bu \u00e2yetler inmi\u015f ve hain ile temizi do\u011frudan do\u011fruya bildirerek Resulullah&#8217;\u0131 ir\u015fad ve hata etmekten korumu\u015ftur. Buna kar\u015f\u0131 Tu&#8217;me Hakk&#8217;a teslim olup tevbekar olacak yerde Mekke&#8217;ye ka\u00e7m\u0131\u015f ve dinden d\u00f6nm\u00fc\u015f. \u00d6nce S\u00fclafe binti Sa&#8217;d (Sa&#8217;d k\u0131z\u0131 S\u00fclafe) ad\u0131nda bir kad\u0131n\u0131n yan\u0131na inmi\u015f, Hz. Hassan&#8217;\u0131n bir \u015fiirinden dolay\u0131 kad\u0131n bunu kovmu\u015f, sonra Selim O\u011fullar\u0131&#8217;ndan Haccac b. Allat ad\u0131nda birinin yan\u0131na gitmi\u015f, orada da bir h\u0131rs\u0131zl\u0131k yapm\u0131\u015f kovulmu\u015f. Daha sonra yine h\u0131rs\u0131zl\u0131k i\u00e7in bir evin duvar\u0131n\u0131 delerken duvar y\u0131k\u0131lm\u0131\u015f, alt\u0131nda kalm\u0131\u015f, bir rivayette bununla da \u00f6lmemi\u015f, Mekke&#8217;den \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f. Araplardan bir t\u00fcccar kafilesine kar\u0131\u015fm\u0131\u015f, bunlardan da bir mal \u00e7alm\u0131\u015f, ka\u00e7m\u0131\u015f ve fakat tutmu\u015flar, feci bir \u015fekilde \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015fler. Bundan dolay\u0131 da \u0130sl\u00e2m dininde dinden d\u00f6nenlerin halini ve sonucunu g\u00f6steren &#8220;Her kim, hidayet kendisine belli olduktan sonra peygambere muhalefette bulunursa&#8230;&#8221; (Nis\u00e2, 4\/115) \u00e2yeti inmi\u015ftir. \u015eu halde ini\u015f sebebine g\u00f6re &#8220;hainin&#8221; (hainler)den maksad, bu Tu&#8217;me ve buna yard\u0131m edenler, genel olarak da bu gibi haks\u0131zlar ve ahl\u00e2ks\u0131zlard\u0131r.<\/p>\n<p>106-108- \u015eimdi hakimiyet hakk\u0131 meselesinin \u00f6nemini, hakimlerin, \u015fahitlerin, avukatlar\u0131n sorumluluklar\u0131ndaki deh\u015feti anlamal\u0131 ki, Allah Te\u00e2l\u00e2, g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde \u0130sl\u00e2m&#8217;a ve kavminin istek ve \u015fehadetine dayanarak Tu&#8217;me&#8217;yi savunmaya meyletmi\u015f olmas\u0131ndan dolay\u0131 Peygamber&#8217;i hata etmekten korurken, daha do\u011frusu kendisine gayb\u0131 haber veren bir mucize bah\u015federken bir hakimin, bilmeyerek de olsa, a\u00e7\u0131k sebeplere aldanarak da olsa, bir hain yarar\u0131na meyledip zimmeti temiz olan (aklanm\u0131\u015f) bir kimseye d\u00fc\u015fmanl\u0131k etmesinin, asl\u0131nda bir kusur oldu\u011funa i\u015faret i\u00e7in o hainleri savunucu olma, ve Allah&#8217;a isti\u011ffar et. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah aff\u0131n\u0131 isteyenlere gaf\u00fbr, rah\u00eemdir diye isti\u011ffara davet etmeden di\u011fer hat\u0131rlatmalara ge\u00e7memi\u015ftir. Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve rahmetiyle hikmet ve peygamberlik sayesinde b\u00f6yle bir kusur ve hatadan korudu\u011fu, sonra iyilikle an\u0131lacaksa da, ilk \u00f6nce isti\u011ffara davet edilmesi her halde bir bela\u011fatl\u0131 azarlamaya i\u015faret eder. \u015eu halde bu bel\u00e2\u011fatl\u0131 azarlamay\u0131 hainlerin hainliklerini, haks\u0131zlar\u0131n haks\u0131zl\u0131klar\u0131n\u0131 bile bile zul\u00fcm ve hainli\u011fe yard\u0131m edenlere ve bir menfaat hissi veya taassup ve ya\u011fc\u0131l\u0131k sebebiyle haks\u0131zl\u0131\u011fa imrendirip ve te\u015fvik edenlere ve ayn\u0131 \u015fekilde h\u00fckm\u00fcnde, Hakk&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini esas almay\u0131p kendi rey ve arzusuna tabi olanlara kar\u015f\u0131 \u015fiddetini tasvir etmek m\u00fcmk\u00fcn olmayan gayet deh\u015fetli bir tehdit ve korkutmay\u0131 ve tevbeye te\u015fviki i\u00e7ine al\u0131r. Bunun i\u00e7in bu \u015fiddet ve ak\u0131c\u0131l\u0131kla hat\u0131rlatmaya devam olunarak buyuruluyor ki: Kendilerine hainlik edenler taraf\u0131ndan veya onlardan dolay\u0131 m\u00fccadele etme. B\u00f6ylelerinin ne himaye eden vekili ol, ne \u015fahitlikleriyle h\u00fckmet.<\/p>\n<p>Nefsine hainlik, kendini aldatmak, bir gelir sa\u011fl\u0131yor zann\u0131yla bir zarar getirmektir. Bunun i\u00e7in bir insan\u0131n g\u00fcnah i\u015flemeye gayret ederek kendini azaba maruz k\u0131lmas\u0131, kendini aldatmak ve Allah&#8217;\u0131n emaneti olan nefse hainlik etmektir. Haine taraftar olmak da nefsine bir hiyanettir. &#8220;Allah, g\u00fcnahk\u00e2r ve hain olan kimseyi sevmez.&#8221; &#8220;Havvan&#8221;, pek hain, &#8220;es\u00eem&#8221;, pek g\u00fcnahk\u00e2r, yani hainlikten sak\u0131nmayan ve g\u00fcnahtan \u00e7ekinmeyen demektir. Bu ifade de, \u0131srar ve al\u0131\u015fkanl\u0131ktan \u00e7ekindirme ve tevbeye bir te\u015fvik vard\u0131r. Burada nefse hainli\u011fin bir \u015feklini izah ve kendilerine hainlik edenlerden belli bir k\u0131sm\u0131n tasviri vard\u0131r ki, bunlar Allah&#8217;\u0131n raz\u0131 olmayaca\u011f\u0131 s\u00f6zler s\u00f6ylerler ve bunu yapt\u0131klar\u0131 zaman, Allah yanlar\u0131nda iken, O&#8217;ndan gizlemezler, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 bunu yapmaktan \u00e7ekinmezler de insanlardan gizlerler. Yukarda da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;tebyit&#8221; kelimesi, &#8220;beyt\u00fbtet&#8221;ten veya &#8220;beyt&#8221;ten al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Beyt\u00fbtet&#8221;ten oldu\u011funa g\u00f6re, bir i\u015fi geceleyin d\u00fc\u015f\u00fcnmek, geceletmek, gece karanl\u0131\u011f\u0131nda yapmakt\u0131r. &#8220;Beyt&#8221;ten oldu\u011funa g\u00f6re de, bir s\u00f6z\u00fc manzum bir beyit, bir \u015fiir yapar gibi u\u011fra\u015f\u0131p uydurmak, tanzim etmeye \u00e7al\u0131\u015fmakt\u0131r. Bu gibi kimseler de zihinlerinde veya aralar\u0131nda k\u00f6t\u00fc fikirler tertip ederler. Bunlar\u0131 herkesten gizli tutmak i\u00e7in geceleri kendilerine mahsus gizli yerlerde toplanarak veya veznine, konusuna uydurup beyit tanzim eder gibi \u00e7al\u0131\u015farak ve s\u00fcsleyerek Allah&#8217;\u0131n raz\u0131 olmayaca\u011f\u0131 bir tak\u0131m kararlar verirler, yalan-yanl\u0131\u015f \u015feyler uydururlar ve bunlar\u0131 yaparken Allah&#8217;tan korkmazlar, onu hi\u00e7e sayarlar da insanlardan son derece \u00e7ekinirler ve onlar\u0131 aldatmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Halbuki onlar ne yap\u0131yorlarsa Allah hepsini ku\u015fat\u0131c\u0131d\u0131r. Hi\u00e7birini ka\u00e7\u0131rmaz, erinde, gecinde cezalar\u0131n\u0131 verir, b\u00f6yle yapanlar sonunda kendilerini aldatm\u0131\u015f, nefislerine hainlik etmi\u015f olmaktan ba\u015fka bir \u015fey yapm\u0131\u015f olmazlar. Yapt\u0131klar\u0131 fenal\u0131k, bulunduklar\u0131 muhitin i\u00e7indedir. Tu&#8217;me gibi hainleri m\u00fcdafaa ve himaye etmek isteyenler de bu gibiler aras\u0131nda bulundu\u011fu i\u00e7in bu tasvir \u00fczerine \u00e7e\u015fitli uslubda hitap ile ve onlara s\u00f6z\u00fc \u00e7evirerek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>109-Ey hainleri savunanlar! \u0130\u015fte siz, onlars\u0131n\u0131z, o kendilerini aldatan, nefislerine hainlik eden kimselersiniz ki, bu d\u00fcnya hayat\u0131nda o hainler taraf\u0131ndan m\u00fccadele ettiniz. Haydi d\u00fcnyada bunu yapabilirsiniz.<\/p>\n<p>Fakat b\u00f6yle yapmakla onlar\u0131 ger\u00e7ekten kurtard\u0131n\u0131z m\u0131? sonra &#8220;Kimsenin, kimse yerine hi\u00e7bir \u015fey \u00f6deyemeyece\u011fi bir g\u00fcn&#8221; (Bakara, 2\/123) olan k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde o hainler taraf\u0131ndan kim m\u00fccadele edecek? Veya onlar \u00fczerine kim himayeci vekil olacak? B\u00fct\u00fcn o amelleri ku\u015fatan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n azab\u0131na kar\u015f\u0131 onlar\u0131n himayesini, avukatl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kim \u00fczerine alacak d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyor musunuz? \u015eu halde siz d\u00fcnyadaki bu m\u00fccadelenizle o hainleri kurtarm\u0131\u015f olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131z gibi, tersine onlar\u0131n sorumluluklar\u0131na i\u015ftirak ederek nefsinize hainlik etmi\u015f ve kendinizi aldatm\u0131\u015f oluyorsunuz. Ve Allah Te\u00e2l\u00e2 Peygamberine buyurdu\u011fu i\u00e7in, kendinizi onun \u015fefaatinden de mahrum etmi\u015f bulunuyorsunuz. Bununla beraber bu b\u00f6yledir diye \u00fcmidinizi kesip de kendinizi b\u00fcsb\u00fct\u00fcn hainli\u011fe kapt\u0131rmay\u0131n\u0131z, hemen tevbe ve isti\u011ffar ediniz.<\/p>\n<p>110-111- \u00c7\u00fcnk\u00fc her kim ba\u015fkas\u0131na bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck yaparsa, veyahut kendisine zulmeder de sonra Allah&#8217;a isti\u011ffar ederse Allah&#8217;\u0131 ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 ve merhamet edici bulur. Fakat, &#8220;adam sen de, Allah gaf\u00fcru&#8217;r-Rah\u00eemdir.&#8221; diye, kibire kap\u0131l\u0131p da g\u00fcnah\u0131 hafif g\u00f6rmemelidir. Zira her kim bir g\u00fcnah kazan\u0131rsa, onu ancak nefsine kazanm\u0131\u015f olur. O g\u00fcnah\u0131 ile bozulan kendi nefsidir. Ve onun zarar ve vebalini \u00e7ekecek olan ancak kendisi olur. Ve bunun i\u00e7in her g\u00fcnah, nefse bir hainliktir. G\u00fcnahtan ka\u00e7\u0131nmak gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah affedici ve esirgeyici olmakla beraber &#8220;Allah her \u015feyi bilir, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir&#8221; de, ilmi ile her \u015feyi, herkesin her maksad\u0131n\u0131, gizli, a\u00e7\u0131k her g\u00fcnah\u0131n\u0131 bilir, hikmetinden dolay\u0131 da her g\u00fcnah\u0131 i\u015fleyene isnad eder, cezas\u0131n\u0131 ona \u00e7ektirir.<\/p>\n<p>112-O halde her kim bir hata veya g\u00fcnah kazan\u0131r da sonra bu kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131 hi\u00e7 ilgisi olmayan temiz bir kimseye atarsa, muhakkak ki bir iftira ve a\u00e7\u0131k bir g\u00fcnah y\u00fcklenmi\u015f olur. &#8220;Hatie&#8221; (hata) ile &#8220;ism&#8221; in ay\u0131r\u0131m\u0131nda \u00fc\u00e7 \u015fekil vard\u0131r: Birincisi, &#8220;hatie&#8221;, k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnah; &#8220;ism&#8221;, b\u00fcy\u00fck g\u00fcnaht\u0131r. \u0130kincisi, &#8220;hatie&#8221;, yapanda kalan k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnah; &#8220;ism&#8221; ise zul\u00fcm ve \u00f6ld\u00fcrme gibi ba\u015fkas\u0131na tecav\u00fcz eden ge\u00e7ici g\u00fcnaht\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, &#8220;hatie&#8221;, gerek isteyerek olsun, gerek bilmeden olsun, yap\u0131lmas\u0131 lay\u0131k olmayan; &#8220;ism&#8221; ise, isteyerek meydana gelendir. Demek ki, ba\u015fkas\u0131na iftira edilen g\u00fcnah, gerek b\u00fcy\u00fck, gerek k\u00fc\u00e7\u00fck olsun, her iki takdirde iftiran\u0131n kendisi pek b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnaht\u0131r. \u0130ftiran\u0131n mahiyeti birdir. Ba\u015fkas\u0131na, yapmad\u0131\u011f\u0131 bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc iftira etmek, asl\u0131nda a\u011f\u0131r ve b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnah oldu\u011fu gibi, kendi g\u00fcnah\u0131n\u0131 ba\u015fkas\u0131na y\u00fcklemek, o g\u00fcnaha bu a\u011f\u0131r ve b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah\u0131 ilave etmektir. Bundan dolay\u0131 b\u00fct\u00fcn bunlardan ka\u00e7\u0131nmak ve \u015fayet b\u00f6yle bir \u015fey olmu\u015fsa, derhal tevbe ve isti\u011ffar edip helalla\u015fmak laz\u0131m gelir.<\/p>\n<p>Bu hat\u0131rlatmalardan sonra, b\u00f6yle nefislerine hainlik edip geceleri fitne kurmakla me\u015fgul hainlerden bir k\u0131sm\u0131n\u0131n Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217;n\u00fc bile gaflete d\u00fc\u015f\u00fcrmek ve sap\u0131tmak istediklerini haber vermek ve buna kar\u015f\u0131l\u0131k Resulullah&#8217;\u0131n Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n lutfuyla masum oldu\u011funu il\u00e2n ve y\u00fcksek mevkiini a\u00e7\u0131klamakla \u015f\u00fck\u00fcr ve m\u00fccahedeye sevketmek i\u00e7in ge\u00e7mi\u015f azarlaman\u0131n s\u0131rf nimet oldu\u011funu g\u00f6steren \u00f6zel bir l\u00fctuf ve iltifat ile buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>113-Ey Muhammed! \u00dczerinde Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfu, yani her nimetten fazla bir nimet olan n\u00fcb\u00fcvvet (peygamberli\u011f)i ve rahmeti, yani h\u0131fzetmesi ve korumas\u0131 olmasayd\u0131 o hainlerden bir g\u00fcruh seni muhakkak \u015fa\u015f\u0131rtmak istemi\u015flerdi. Zira Tu&#8217;me&#8217;nin kavmi, onun h\u0131rs\u0131z oldu\u011funu bildikleri halde Peygamber&#8217;e gelmi\u015fler, onu m\u00fcdafaa ve m\u00fccadele ile beraet ettirmesini (temize \u00e7\u0131karmas\u0131n\u0131) ve h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131 yahudiye isnat etmesini istemi\u015fler ve bu \u015fekilde bat\u0131l ve yanl\u0131\u015f bir h\u00fck\u00fcm verdirmek istemi\u015flerdi. Halbuki onlar bununla ba\u015fkas\u0131n\u0131 de\u011fil, ancak kendilerini sap\u0131t\u0131yorlard\u0131. G\u00fcnah ve d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011fa yard\u0131m ve yalan yere \u015fahitlik ve iftira ile kendilerini sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcyorlar, \u015fu anda ve gelecekte sana bir zarar yapm\u0131\u015f olmuyorlard\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc sen h\u00fckm\u00fcn\u00fc, zahir-i hal (durumun g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcn)e dayand\u0131racakt\u0131n ve aksi bilinmedik\u00e7e ve sabit olmad\u0131k\u00e7a bir hakimin vazifesi de zahir (g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f) ile h\u00fckmetmek olaca\u011f\u0131ndan, o h\u00fckm\u00fcn sorumlulu\u011fu sana ait olmayacakt\u0131. Halbuki sen bu kadarla kalm\u0131\u015f de\u011filsin Allah sana kitap ve hikmet indirdi, ve bilmedi\u011fin s\u0131rlar\u0131 ve ger\u00e7ekleri sana bildirdi. Kitap, her delilin \u00fcst\u00fcnde bir delil; hikmet, ilim ve amelde hak (do\u011fru) ve sevaba isabet i\u00e7in en b\u00fcy\u00fck bir haslet ve bu, ilm-i led\u00fcn (Hak kat\u0131ndan gelen bilgi) g\u00f6r\u00fcnenin \u00f6tesini g\u00f6steren ve zahir ve bat\u0131nda hatadan ve zarardan koruyan bir il\u00e2h\u00ee rahmet, bir ayn-i yakin (g\u00f6zle g\u00f6rerek kazan\u0131lan kesin bilgi), ve bu \u015fekilde Allah&#8217;\u0131n sana l\u00fctfu b\u00fcy\u00fck oldu. \u015eu halde sen, umumi peygamberlik ve tam riyaset (ba\u015fkanl\u0131k)le zahir (d\u0131\u015f) ve bat\u0131n (i\u00e7)da hatadan korunmu\u015f olarak h\u00fckmedersin ve sana hi\u00e7bir \u015fekilde bir zarar gelme ihtimali yoktur.<\/p>\n<p>114-O hainlere bakma onlar\u0131n f\u0131s\u0131lt\u0131lar\u0131n\u0131n, gece fesat\u00e7\u0131l\u0131k etmek i\u00e7in toplan\u0131p gizli konu\u015fmalar\u0131n\u0131n \u00e7o\u011funda hay\u0131r yoktur. Ancak bu arada sadaka veya bir iyilik veya insanlar aras\u0131nda bir \u0131slah emredenler, bu \u00fc\u00e7 maksaddan biri i\u00e7in toplan\u0131p gizlice konu\u015fanlar hari\u00e7. Ve her kim bunlar\u0131 Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in yaparsa yar\u0131n ona b\u00fcy\u00fck bir ecir veririz. Demek ki ba\u015fka bir maksatla de\u011fil, Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in olmak \u015fart\u0131yla bu \u00fc\u00e7 maksaddan birisi i\u00e7in toplanma aktedip gizlice konu\u015fmak, isti\u015fare ve m\u00fczakere etmek caiz ve hatta mendubtur. Bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki toplanmalarda ve gizli m\u00fczakerelerde ise hi\u00e7bir hay\u0131r yoktur. M\u00fcminlerin bunlardan sak\u0131nmalar\u0131 ve bu gibi toplant\u0131lara i\u015ftirak etmemeleri ve hatta yasaklamalar\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>Sadaka, Ma&#8217;ruf (iyilik), Islah-\u0131 beyn (aray\u0131 d\u00fczeltmek) : Bu \u00fc\u00e7 kelime hay\u0131rl\u0131 i\u015flerin hepsini i\u00e7erir. Zira insanlara ge\u00e7en hay\u0131rl\u0131 amel, ya menfaatin ula\u015fmas\u0131 veya zarar\u0131n defedilmesi i\u00e7indir. Menfaat ise, ya mal vermek gibi cismanidir ki &#8220;sadaka&#8221; ile bu \u00e7e\u015fide i\u015faret olunmu\u015ftur. Veya ruhanidir ki emr-i bi&#8217;l-maruf (iyili\u011fi emretmek) ile de bu \u00e7e\u015fide i\u015faret edilmi\u015ftir. \u0130nsanlar aras\u0131n\u0131 \u0131slah etmek de, zarar\u0131 defetme k\u0131sm\u0131na i\u015farettir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki b\u00fct\u00fcn bunlarda sevab vaadi emre de\u011fil, &#8220;her kim yaparsa&#8221; diye fiile ba\u011flanm\u0131\u015f ve Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in olmakla da kay\u0131tlanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>115- Her kim bu \u015fekilde kendisine hak ortaya \u00e7\u0131kt\u0131ktan (yani yukarda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere kitap, hikmet ve Hak&#8217;dan gelen ilim ile ger\u00e7e\u011fi a\u00e7\u0131klayarak peygamberlik ve Muhammed\u00ee hakimiyeti isbat ve a\u00e7\u0131klayan gayba ait mucize ve il\u00e2h\u00ee hidayet anla\u015f\u0131ld\u0131ktan) sonra Peygamber&#8217;e kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kar, ve m\u00fcminlerin yolundan ba\u015fkas\u0131na uyarsa, biz onu d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc tarafa \u00e7evirir, ve cehenneme basar\u0131z, ve fakat bilir misiniz o cehennem ne k\u00f6t\u00fc bir yerdir? &#8220;. Bu \u00e2yet yukarda nakledildi\u011fi \u00fczere Tu&#8217;me&#8217;nin hainli\u011fi il\u00e2h\u00ee a\u00e7\u0131klama ile ortaya \u00e7\u0131k\u0131nca Hakk&#8217;a kendini teslim etmeyip Mekke&#8217;ye ka\u00e7mas\u0131 ve dinden d\u00f6nmesi \u00fczerine inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>&#8220;\u015eikak&#8221; ve &#8220;m\u00fc\u015fakka&#8221; kelimeleri, &#8220;\u015fakk&#8221; dan t\u00fcremi\u015ftir, &#8220;ayr\u0131l\u0131p muhalefete ge\u00e7mek&#8221; m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir.<\/p>\n<p>M\u00fcminlerin yolu, itikad (inan\u00e7) ve amelde m\u00fcminlerin tuttu\u011fu tevhid yolu ve sa\u011flam dindir ki, Allah&#8217;a, Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217;ne ve ulu&#8217;l-emre itaat yoludur. Bundan ba\u015fkas\u0131na tabi olmak da tevhid yolundan \u00e7\u0131kmakt\u0131r, m\u00fcminler yolu olmayaca\u011f\u0131 bellidir. \u015eu halde Allah&#8217;\u0131n Peygamberi&#8217;ne kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmak, m\u00fcminler yolundan ba\u015fkas\u0131na gitmek demek olaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k oldu\u011fu halde, bunun diye ayr\u0131ca a\u00e7\u0131klanmas\u0131, elbette dikkate \u015fayand\u0131r. Demek ki, Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217;ne ittiba (uymak) gibi, m\u00fcminlerin yoluna uymak da a\u00e7\u0131k\u00e7a istenmektedir. Resulullah&#8217;dan kesin delil (nass-\u0131 kat&#8217;i) gelen hususlarda Resulullah&#8217;a kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmakla m\u00fcminlerin yoluna gitmemek m\u00fctelazim (birbirinden ayr\u0131lmayan) ve ayn\u0131 \u015fey ise de nass (dini delil) gelmeyen hususlarda bu telaz\u00fcm (beraberlik) a\u00e7\u0131k de\u011fildir. M\u00fcminler (Nis\u00e2, 4\/83) nass\u0131na uygun olarak ittifak ve icma ile bir yol tuttuklar\u0131 zaman baz\u0131 kimseler m\u00fcminlerin tuttu\u011fu bu yola kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 halde Resulullah&#8217;a do\u011frudan do\u011fruya kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kma ve muhalefet etme mevkiinde bulunmam\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131 iddia edebilirler. \u0130\u015fte dan sonra kayd\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131 bu ikisinin bizzat matlub ve gerekli bulundu\u011funu, yani Resulullah&#8217;a kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmak, m\u00fcminler yoluna gitmemek demek oldu\u011fu gibi, m\u00fcminler yoluna gitmemek de Res\u00fblullah&#8217;a kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmak demek oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a anlatm\u0131\u015f ve buna binaen icma-\u0131 \u00fcmmet (\u0130sl\u00e2m bilginlerinin ittifak\u0131) ile dahi do\u011frunun ortaya \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131n\u0131 ve ona da uyman\u0131n farz oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir. Bunun i\u00e7in Ehl-i S\u00fcnnet ve&#8217;l-Cemaat bilginleri, bu f\u0131kray\u0131 icma-\u0131 \u00fcmmete uyman\u0131n farz oldu\u011funu ifade i\u00e7in sevkolunmu\u015f bir delil olarak anlam\u0131\u015flar ve delalet y\u00f6n\u00fcn\u00fc \u00e7e\u015fitli \u015fekillerde izah etmi\u015flerdir. &#8220;\u0130ttiba&#8221; kelimesi de as\u0131l meselenin uyma esas\u0131 \u00fczerinde cereyan etti\u011fini g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>&#8220;\u0130sl\u00e2&#8221; kelimesi, bir \u015feyi yakmak i\u00e7in ate\u015fe atmak ve ate\u015fe at\u0131p durdurmakt\u0131r. \u0130\u015fte do\u011fru yol ortaya \u00e7\u0131kt\u0131ktan sonra Peygamber&#8217;e kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kan ve m\u00fcminler yolundan ba\u015fkas\u0131na uyan m\u00fcrted (dinden d\u00f6nen)in sonu budur. Bunu ge\u00e7ici sanmamal\u0131 ve yaln\u0131z Tu&#8217;me gibi d\u00f6nmelere de mahsus zannetmemelidir.<\/p>\n<p>116-\u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah, kendisine ortak ko\u015fulmas\u0131n\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamaz. Bundan ba\u015fkas\u0131n\u0131 diledi\u011fi kimse i\u00e7in ba\u011f\u0131\u015flar.&#8221; Yukarda ve yine bu s\u00fbrede bu \u00e2yetin benzeri kitap ehli hakk\u0131nda ge\u00e7mi\u015f ve a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131. Burada da Tu&#8217;me gibi d\u00f6nmelerle beraber kitap ehlinden ba\u015fka olan k\u00fcf\u00fcr ve \u015firk ehli a\u00e7\u0131s\u0131ndan sevkolunmu\u015ftur. Bunun i\u00e7in orada &#8220;Mesih Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur&#8221;, &#8220;Uzeyr Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur&#8221; gibi, o\u011ful isnat ve iftiras\u0131na i\u015faretle &#8220;Kim Allah&#8217;a \u015firk ko\u015farsa mutlaka b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnah ile iftira etmi\u015f olur.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/48) buyuruldu\u011fu halde, burada \u015f\u00f6yle buyuruluyor: Her kim Allah&#8217;a ortak ko\u015farsa art\u0131k derin bir sap\u0131kl\u0131k ile sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fer gider. Yani \u00f6yle sap\u0131t\u0131r \u00f6yle sap\u0131t\u0131r ki, do\u011fru yoldan pek uzaklara d\u00fc\u015fer, il\u00e2h\u00ee ma\u011ffiret ve rahmetten uzakla\u015ft\u0131k\u00e7a uzakla\u015f\u0131r. \u015eu halde \u015firk (Allah&#8217;a ortak ko\u015fmak), hem Hakk&#8217;a bir iftira ve b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah, hem de derin bir sap\u0131kl\u0131kt\u0131r. Ve her iki \u015fekil de b\u00fcy\u00fck zul\u00fcmd\u00fcr. Bununla beraber baz\u0131 m\u00fc\u015frik (Allah&#8217;a ortak ko\u015fan)lerde iftira durumu a\u00e7\u0131k, baz\u0131lar\u0131nda da sap\u0131kl\u0131k durumu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bunun i\u00e7in her birinde affedilmemek, yerine g\u00f6re bir sebebe ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Kitap ehlinin \u015firki, sap\u0131kl\u0131ktan \u00e7ok, bir iftira eseri; di\u011ferlerinin \u015firki iftiradan \u00e7ok bir sap\u0131kl\u0131k eseridir. \u015eu halde biri ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131\u011fa, biri de cehalete d\u00f6n\u00fcyor demektir. Ve bunlar\u0131n her ikisinin de tevbesiz affedilmesi m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Fakat bilgisizlikten do\u011fan \u015firk sahiplerinin ilm\u00ee ve akl\u00ee geli\u015fmeler ile \u015firkten vazge\u00e7meleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebildi\u011fi halde, s\u0131rf ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131ktan do\u011fan \u015firk erbab\u0131, ilimde ilerledik\u00e7e azg\u0131nl\u0131k ve sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131r, iftiras\u0131na devam etmek i\u00e7in daha \u00e7ok vas\u0131ta bulmu\u015f olur. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, kitap ehli hakk\u0131nda &#8220;O kitap verilenlerin ihtilaf etmeleri ancak kendilerine ilim geldikten sonra olmu\u015ftur.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/19) buyurulmu\u015ftur. Ger\u00e7i ilmin, ahl\u00e2k\u0131 d\u00fczeltmek hususunda b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi vard\u0131r. Fakat ahl\u00e2k i\u015fi, ilimden \u00e7ok bir irade ve ihtisas i\u015fi oldu\u011fundan, iman i\u00e7in sadece bilgi yetmedi\u011fi gibi, ahl\u00e2ka ait teminatlar i\u00e7in de sadece ilim yeterli de\u011fildir. E\u011fer yeterli olsayd\u0131, hi\u00e7 bir kimse hakk\u0131 bilirken yalan s\u00f6yleyemez, tersine hareket edemezdi. Bir gaflet, bir \u015fehvet, bir \u00f6fke, bir haset, bir al\u0131\u015fkanl\u0131k, bir \u00fcmit, bir \u00fcmitsizlik, bir gurur, bazan bir kimseye pek iyi bildi\u011fi bir ger\u00e7e\u011fin ve hatta b\u00fct\u00fcn bildiklerinin tersini yapt\u0131rmaya yeterli olur. &#8220;\u0130nsan bir hakk\u0131 anlar da kabul etmez olur mu?&#8221; diyenler, herhangi bir yalanc\u0131n\u0131n, do\u011frusunu bilip dururken yalanc\u0131l\u0131k etti\u011fini ve herhangi bir doland\u0131r\u0131c\u0131n\u0131n bilerek doland\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnemeyenlerdir. Bunlara, &#8220;\u00d6yle ise kesenizi \u00f6n\u00fcn\u00fcze gelen adama teslim eder misiniz?&#8221; denirse, &#8220;hay\u0131r&#8221; diyeceklerinde \u015f\u00fcphe yoktur. Ayn\u0131 \u015fekilde, &#8220;b\u00fct\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn ba\u015f\u0131 bilgisizlikte ve e\u011fitimsizliktedir&#8221; diyenler, zeki veya tahsil g\u00f6rm\u00fc\u015f \u015ferlilerin \u015ferrinden daha \u00e7ok korktuklar\u0131n\u0131 hesap etmeyenlerdir. \u0130blis bunun en b\u00fcy\u00fck \u00f6rne\u011fi, \u015feytanl\u0131k da bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n menba ve kayna\u011f\u0131d\u0131r. Cahillerin \u015firki de esas\u0131nda b\u00f6yle \u015feytanl\u0131k yapan hainlerin hakk\u0131 bozmakla tezvir (yalan-dolan) ve iftiralar\u0131na aldan\u0131p kap\u0131lmalar\u0131n\u0131n eseridir. Aldatma ara\u00e7lar\u0131n\u0131n en tesirlisi \u015fehvet ve \u015fehvete \u00e7a\u011f\u0131ran\u0131n en heyecan vericisi ise kad\u0131nd\u0131r. &#8220;\u0130nsanlara, kad\u0131nlardan gelen \u015fehvet sevgisi s\u00fcsl\u00fc g\u00f6sterildi&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/14).<\/p>\n<p>117-\u0130\u015fte Nis\u00e2 s\u00fbresinde \u015firk ehlinin iki \u00e7e\u015fidi, birbirine benzeyen iki \u00e2yette, iftira ve sap\u0131tma durumlar\u0131yla tesbit edilerek affolunmamakta, birle\u015ftirildikten ve bu \u015fekilde buradan yukar\u0131ya dikkat \u00e7ekildikten sonra bunlar\u0131n derin sap\u0131kl\u0131klar\u0131 Nis\u00e2 s\u00fbresinin konusu ile uygun olmak \u00fczere \u015fu \u015fekilde a\u00e7\u0131klan\u0131yor:<\/p>\n<p>Allah&#8217;a ortak ko\u015fanlar Allah&#8217;\u0131 b\u0131rakarak ancak in\u00e2s (di\u015filer)a dua ederler, kanc\u0131klara \u00e7a\u011f\u0131r\u0131r ve kanc\u0131klara taparlar, onlar\u0131n en \u00e7ok tapt\u0131klar\u0131, g\u00f6n\u00fcl verip yalvard\u0131klar\u0131 veya ad\u0131na davet ettikleri tanr\u0131lar\u0131 kanc\u0131klar olur. Bunlar\u0131n nazar\u0131nda il\u00e2h d\u00fc\u015f\u00fcncesi, mabud tasavvuru, her \u015feyden \u00f6nce bir kad\u0131n hayalidir. Ve bunun i\u00e7indir ki, putlar\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu di\u015fi \u015feklinde, di\u015fi ismindedir. Bunlar nefislerinden ba\u015fka bir fail (yap\u0131c\u0131) g\u00f6rmek istemediklerinden, tanr\u0131lar\u0131n\u0131 etkin, hakim, faal olmak \u00fczere de\u011fil, kendilerine itaat etmek mevkiinde bulunacak, isteklerine boyun e\u011fecek di\u015fi unsurlarda al\u0131ngan durumlarda ararlar ve bu ruh halinden dolay\u0131d\u0131r ki, bir i\u015fte kendilerine bir ba\u015fkan se\u00e7ecek olsalar, b\u00f6yle yumu\u015faklar\u0131 ve acizleri se\u00e7erler. Tefsirciler burada &#8220;inas&#8221; kelimesini, hakiki olmayan m\u00fcennes (di\u015fi) m\u00e2n\u00e2s\u0131yla &#8220;asnam&#8221; (putlar) diye yorumlam\u0131\u015flar ve bununla inas (di\u015fi) \u015feklinde s\u00fcslenir, di\u015fi isimleriyle an\u0131l\u0131r bir tak\u0131m putlara tap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015flerdir. Arap m\u00fc\u015friklerinin &#8220;el-Lat&#8221;, &#8220;el-Uzz\u00e2&#8221;, &#8220;men\u00e2t&#8221; gibi kad\u0131n isimleriyle isimlenmi\u015f bir \u00e7ok putlar\u0131 vard\u0131 ki, &#8220;el-L\u00e2t&#8221;, &#8220;el-L\u00e2h&#8221;\u0131n di\u015fisi; &#8220;el-Uzz\u00e2&#8221;, &#8220;el-Aziz&#8221;in di\u015fisidir. Ve denilmi\u015ftir ki, Arab\u0131n her kabilesinin bir putu vard\u0131. Ve &#8220;filan o\u011fullar\u0131n\u0131n uns\u00e2s\u0131, filan o\u011fullar\u0131n\u0131n uns\u00e2s\u0131&#8221; diye anarlard\u0131. Yani puta unsa (di\u015fi) derlerdi. Yunanl\u0131lar ve di\u011ferleri gibi putperest toplumlar\u0131n putlar\u0131n\u0131n \u00e7o\u011funun da di\u015fi oldu\u011fu bilinmektedir. \u015eu halde bu m\u00e2n\u00e2 asl\u0131nda do\u011frudur. Fakat bunu anlamak i\u00e7in &#8220;inas&#8221; kelimesini hakiki m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan \u00e7\u0131karmaya gerek yoktur. Her hayal, bir ger\u00e7e\u011fin yans\u0131mas\u0131 oldu\u011fundan, bu hal &#8220;inas&#8221;a \u00e7ekilmenin bir neticesi olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve &#8220;inas&#8221;\u0131 hakiki m\u00e2n\u00e2s\u0131yla m\u00fctalaa etmek hem as\u0131ld\u0131r, hem de \u00e2yetin ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2n\u0131n ruhuna daha uygundur. Yani m\u00fc\u015frik ruhunun, tanr\u0131dan gayesi kad\u0131nd\u0131r. Onun kanaatince tap\u0131nman\u0131n en b\u00fcy\u00fck misali kad\u0131na tapmad\u0131r (culte de femme), o b\u00fct\u00fcn zevkini, b\u00fct\u00fcn ilham\u0131n\u0131 kad\u0131ndan almak ister, kad\u0131n zevki onun i\u00e7in en b\u00fcy\u00fck lezzet olur. Onun b\u00fct\u00fcn hayallerinin ba\u015f\u0131nda bir kad\u0131n hayali vard\u0131r. Ve bundan dolay\u0131, her oturdu\u011fu yerde, her h\u00fcrmet edece\u011fi mevkide g\u00fczel bir kad\u0131n resmi arar. Putlar\u0131n ve hele pek \u00e7ok putlar\u0131n kad\u0131n ismiyle isimlendirilmi\u015f olmas\u0131 da kad\u0131na tapman\u0131n r\u00fbha hakim olmas\u0131ndan do\u011fmu\u015ftur. Putlar\u0131n yerleri buna bir remiz, bir timsal olmaktan ibarettir. Bu \u015fekilde fevkalade veya hayal edilen g\u00fczellerin resimleri genelle\u015ftirilerek, onlar\u0131n hayalleri kar\u015f\u0131s\u0131nda, di\u011fer kad\u0131nlar hakir g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Ve en \u00e7irkin bir kad\u0131n\u0131n, en g\u00fczel bir puttan daha k\u0131ymetli olmas\u0131 gerekirken, tanr\u0131s\u0131n\u0131 kad\u0131n kabul eden m\u00fc\u015friklerin elinde ger\u00e7ek kad\u0131nlar \u00f6yle bir a\u015fa\u011f\u0131 d\u00fc\u015ferler ki, h\u00fcrmet \u015f\u00f6yle dursun, en basit insani haklardan bile mahrum edilirler. Davaya bakars\u0131n\u0131z kad\u0131n her\u015feydir, tatbikata bakars\u0131n\u0131z kad\u0131n oyuncaklar\u0131n en d\u00fc\u015f\u00fc\u011f\u00fc olmu\u015ftur. Bu hal m\u00fc\u015friklerin \u00f6yle bir sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ve \u015feytanlar\u0131n \u00f6yle bir aldatmacas\u0131d\u0131r ki, herhangi bir \u015feyi sevecek olsalar, ona mutlaka bir kad\u0131n tasavvuru kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131rlar. G\u00fcne\u015fe taparlar, di\u015fi tasavvur ederler. Y\u0131ld\u0131za taparlar, di\u015fi tasavvur ederler. Meleklere taparlar, di\u015fi tasavvur ederler ve bu \u015fekilde b\u00fct\u00fcn tapman\u0131n zevkini \u015fehvetlerde toplay\u0131p, haklar\u0131, ger\u00e7ekleri hayallere feda ederek, kad\u0131n hayalleri kar\u015f\u0131s\u0131nda ger\u00e7ek kad\u0131nlar\u0131 ayak alt\u0131nda s\u00fcr\u00fcnd\u00fcr\u00fcrler.<\/p>\n<p>Burada \u015funu da hat\u0131rlatmak gerekir ki, tapman\u0131n bir sevgi ve \u00fcmid, bir de korku ve sayg\u0131 y\u00f6n\u00fc vard\u0131r. Dua, her \u015feyden \u00f6nce, sevgi ve \u00fcmid ifade eden bir ibadettir. Halbuki m\u00fc\u015friklerin, korku ve sayg\u0131 tanr\u0131lar\u0131 da yok de\u011fildir. Ve b\u00f6yle korku ve deh\u015fet tanr\u0131lar\u0131 da \u00e7o\u011funlukla erkeklerden se\u00e7ilmi\u015ftir. Nitekim Araplar\u0131n da H\u00fcbel ve Z\u00fc&#8217;l-Huleysa gibi erkek isimli putlar\u0131 da vard\u0131. Bunlardan ka\u00e7\u0131l\u0131r ve \u015ferlerinden kurtulmak i\u00e7in tap\u0131l\u0131r. Bu, ger\u00e7ek bir tapma de\u011fil, bir \u00e7e\u015fit ya\u011fc\u0131l\u0131kt\u0131r. Bunlar, bir vel\u00ee olmaktan \u00e7ok, bir nas\u00eer (yard\u0131mc\u0131) gibi tutulur ve birinin \u015ferrinden, di\u011ferinin kuvvetine s\u0131\u011f\u0131n\u0131l\u0131r. M\u00fc\u015friklerin kar\u015f\u0131s\u0131nda birer kad\u0131n kesilirler ve bir kahramana boy g\u00f6sterisi yapan veya s\u0131\u011f\u0131nan kanc\u0131k bir kad\u0131n halinde d\u00f6\u015fenir, yalvar\u0131r, yaltaklan\u0131rlar. \u015eu halde tahsisi, nas\u0131l do\u011fru olur denilmemelidir. \u00d6nce akla b\u00f6yle bir soru gelmemesi i\u00e7in mutlak m\u00e2n\u00e2da &#8220;\u0130badet ediyorsunuz.&#8221; buyurulmam\u0131\u015f, &#8220;Dua ediyorlar.&#8221; buyurulmu\u015f ve bununla m\u00fc\u015friklerin derin sap\u0131kl\u0131klar\u0131 as\u0131l sevgi ve \u00fcmid yolundan ba\u015flam\u0131\u015f oldu\u011fu anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130kinci olarak istisn\u00e2-i m\u00fcferra\u011f\u0131, duan\u0131n mef&#8217;\u00fbl\u00fc oldu\u011fu gibi, failinden hal olmas\u0131 da caiz olaca\u011f\u0131ndan, m\u00fc\u015friklerin Allah&#8217;\u0131 b\u0131rakmakla O&#8217;nun g\u00fcc\u00fcnden \u00e7ok a\u015fa\u011f\u0131 olan kuvvetler kar\u015f\u0131s\u0131nda in\u00e2s (di\u015fi) durumuna d\u00fc\u015ft\u00fcklerine de i\u015faret olunmu\u015f olur.<\/p>\n<p>Evet, m\u00fc\u015frikler Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131rlar da ancak &#8220;inas&#8221; (di\u015fi)a dua ve ibadet ederler. Veya Allah&#8217;\u0131n kudreti alt\u0131ndakilere kad\u0131n gibi yalvar\u0131rlar, ve b\u00f6yle yapmakla inat\u00e7\u0131 \u015feytana dua ve ibadet etmi\u015f olmaktan ba\u015fka bir \u015fey de yapm\u0131\u015f olmazlar. Bunu onlara yapt\u0131ran, te\u015fvik eden \u015feytand\u0131r. Onlar\u0131n di\u015fiye tapmalar\u0131 ya \u015feytana tapman\u0131n ayn\u0131 veya ba\u015flang\u0131c\u0131 veya sonucudur. En y\u00fcksek sevgilerini bir Allah&#8217;a tahsis etmeyip de kad\u0131nlara tahsis etmi\u015f olanlar, \u015feytana aldanmaktan, \u015feytana kul olmaktan kurtulamazlar. Nitekim &#8220;Kad\u0131nlar \u015feytan\u0131n a\u011flar\u0131d\u0131r&#8221; denilmi\u015ftir. \u015eeytanlar ba\u015fka yol ile aldatamad\u0131klar\u0131n\u0131 en \u00e7ok kad\u0131nla aldat\u0131rlar. Bu \u015fekilde m\u00fc\u015friklerin putlara tap\u0131\u015flar\u0131 da \u015feytan\u0131n emridir. Ayn\u0131 \u015fekilde b\u00fct\u00fcn hareket ve kuvvetin kayna\u011f\u0131 olan Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da O&#8217;nun d\u0131\u015f\u0131ndakilere kad\u0131n gibi yalvaranlar, kendilerini inat\u00e7\u0131 bir \u015feytana teslim etmi\u015f olmaktan ba\u015fka bir \u015fey yapm\u0131\u015f olmazlar.<\/p>\n<p>&#8220;Mer\u00eed&#8221; ve &#8220;m\u00e2rid&#8221;, hay\u0131r ile ilgisi yok demektir. T\u00fcrk\u00e7ede buna bozulmu\u015f olarak &#8220;meret&#8221; denilir. Bu maddenin asl\u00ee terkibi, kaypakl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilgilidir. Nitekim emred, yalab\u0131k; &#8221; S\u0131r\u00e7adan yap\u0131lm\u0131\u015f yal\u00e7\u0131n s\u0131r\u00e7a saray&#8221; (Neml, 27\/44) ; m\u00fcrada&#8217;, ot bitmez kumsal yer veya kas\u0131\u011f\u0131nda k\u0131l bitmez kad\u0131n; \u015fecere-i m\u00fcrad\u00e2&#8217;, yapra\u011f\u0131 d\u00f6k\u00fclm\u00fc\u015f \u00e7\u0131plak a\u011fa\u00e7 demektir.<\/p>\n<p>118-120-\u00d6yle bir inat\u00e7\u0131 \u015feytan ki Allah onu lanetlemi\u015f, hay\u0131r ile ilgisini kesip kendinden uzakla\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. O da Allah&#8217;a yemin ederek demi\u015ftir ki elbette ben senin kullar\u0131ndan muayyen, mukadder bir nasib alaca\u011f\u0131m ve elbette onlar\u0131 haktan \u015fa\u015f\u0131rt\u0131p sapt\u0131raca\u011f\u0131m, ve elbette onlar\u0131 kuruntulara d\u00fc\u015f\u00fcrece\u011fim, yani dipsiz emeller, bo\u015f \u00fcmitler, yalan sevdalar, bat\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcnceler, idealler, umumcamalarla imrendirece\u011fim, ve elbet onlara emredece\u011fim de hayvanlar\u0131n kulaklar\u0131n\u0131 do\u011frayacaklar, bu \u015fekilde Allah&#8217;\u0131n helal k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 haram k\u0131lacaklar. Araplar bir di\u015fi deve be\u015f defa do\u011furur ve be\u015fincisi erkek olursa kula\u011f\u0131n\u0131 dilerler ve art\u0131k ondan faydalanmay\u0131 haram sayarlard\u0131. Baz\u0131 tefsirciler de demi\u015flerdir ki, putlara ibadet i\u00e7in kurbanl\u0131k ni\u015fanesi olmak \u00fczere hayvanlar\u0131n kulaklar\u0131n\u0131 keserler ve bu, bir k\u00fcf\u00fcr iken ibadet zannederlerdi. ve muhakkak emredece\u011fim de Allah&#8217;\u0131n hilkatini de\u011fi\u015ftirecekler. Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n \u015feklini veya s\u0131fat\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirerek durumunu ba\u015fka \u015fekle sokacaklar, f\u0131trat\u0131n\u0131n kemaline g\u00f6t\u00fcrecek yerde bozacaklar, \u00e7\u0131\u011f\u0131r\u0131ndan \u00e7\u0131karacaklar. Tefsirlerde gelen misallere bakarak kad\u0131n\u0131 erkek, erke\u011fi kad\u0131n yapmaya \u00e7al\u0131\u015facaklar; kad\u0131n yerine erkek, erkek yerine kad\u0131n kullanacaklar; b\u0131y\u0131klar\u0131n\u0131 sakallar\u0131n\u0131 yolacaklar, y\u00fczlerini boyayacaklar, k\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirecekler; kulak; burun kesip g\u00f6z \u00e7\u0131karacaklar, erkekleri i\u011fdi\u015f edip had\u0131m a\u011fas\u0131 yapacaklar, uzuvlar\u0131n\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015f g\u00f6revlerinin d\u0131\u015f\u0131nda kullanacaklar; nik\u00e2h yerine zina edecekler, temizi b\u0131rak\u0131p pisliklere ko\u015facaklar, menfaati b\u0131rak\u0131p zarar\u0131 se\u00e7ecekler, ciddilikleri at\u0131p e\u011flenceye heves edecekler, vazifeden ka\u00e7\u0131p oyuna gidecekler; do\u011frulu\u011fu budalal\u0131k, e\u011frili\u011fi h\u00fcner sayacaklar; hel\u00e2la haram, harama hel\u00e2l, iyiye k\u00f6t\u00fc, k\u00f6t\u00fcye iyi diyecekler; hay\u0131r yerine \u015fer i\u015fleyecekler, imar edilmesi gerekeni y\u0131k\u0131p, y\u0131k\u0131lmas\u0131 gerekeni imar edecekler; kanun-\u0131 \u0131st\u0131fa (se\u00e7me kanunu)y\u0131 k\u00f6t\u00fcye kullanmak s\u00fbretiyle yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n z\u0131dd\u0131na al\u0131\u015fkanl\u0131klar edinecekler, yarat\u0131l\u0131\u015f kanunu z\u0131dd\u0131na i\u015fler yapacaklar, ruhlar\u0131n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndaki selamet ve safl\u0131klar\u0131n\u0131 bozacaklar, hak kanunu &#8220;Allah&#8217;\u0131n, insanlar\u0131, kendisine g\u00f6re yaratt\u0131\u011f\u0131 f\u0131trat\u0131&#8221; (R\u00fbm, 30\/30) olan kuvvetli dini, do\u011fru yolu, Hakk&#8217;a tapmay\u0131 b\u0131rakacaklar; yarat\u0131lan\u0131 yarat\u0131c\u0131 yerine koyacaklar, tevhidden \u00e7\u0131kacaklar, bat\u0131l dinler ve fikirler arkas\u0131nda ko\u015facaklar, \u015funa buna tap\u0131nacaklar, \u015feytanl\u0131k pe\u015finde dola\u015facaklar, &#8220;Allah&#8217;\u0131n yaratmas\u0131n\u0131n de\u011fi\u015ftirilemez&#8221; (R\u00fbm, 30\/30) oldu\u011funu bilmeyecekler, bilseler bile tan\u0131mayacaklar.<\/p>\n<p>O inat\u00e7\u0131 melun \u015feytan lanetlenince Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 bu be\u015f s\u00f6z\u00fc haliyle veya s\u00f6zl\u00fc olarak yemin ile s\u00f6yledi! Bu \u015fekilde Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na musallat olarak onlardan belli bir hisse almaya karar verdi ki, i\u015fte \u015firkin ba\u015f\u0131 ve sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131n kayna\u011f\u0131 budur. K\u00e2inat i\u00e7inde insanlara d\u00fc\u015fman olan ve insanlar\u0131n kalbine n\u00fcfuz ederek onlar\u0131 hak ve hay\u0131rdan \u015fa\u015f\u0131rtan melun bir ge\u00e7ici kuvvet vard\u0131r ki, Allah&#8217;\u0131n emrine ilk isyan eden ve insanlar\u0131n akl\u0131n\u0131 \u015fa\u015f\u0131rtan odur. Ve o inat\u00e7\u0131 \u015feytan Allah&#8217;\u0131n lanetini ve bu s\u00f6zleri s\u00f6ylemek k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc \u00fczerinde toplayan b\u00f6yle bir melundur. Ve m\u00fc\u015frikler di\u015fiye tapmakla veya di\u015fi durumuna d\u00fc\u015fmekle b\u00f6yle bir \u015feytana tapm\u0131\u015f olmaktan ba\u015fka bir \u015fey yapmazlar. Halbuki, Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da \u015feytan\u0131 veliyy\u00fc&#8217;l-emr (amir) edinenler, Allah&#8217;\u0131n emrini dinlemeyip \u015feytana itaat edenler, art\u0131k \u00e7ok a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde zarar ederler. Zira \u015feytan onlara devaml\u0131 vaadlerde bulunur, arzular verir, a\u011f\u0131zlar\u0131n\u0131n suyunu ak\u0131t\u0131r, fakat o melun \u015feytan onlara gururdan ba\u015fka bir \u015fey vaad etmez.<\/p>\n<p>&#8220;Gurur&#8221;, insan\u0131n pek ho\u015f bir \u015fey buldum sanarak keyiflenip, sonra onun \u00e7ok fena bir \u015fey oldu\u011funu anlayarak ac\u0131 duymas\u0131, \u00f6nceden yalan yere sevinip sonradan ciddi olarak yerinmesi, yani aldanmas\u0131d\u0131r ki, \u015feytan\u0131n b\u00fct\u00fcn vaadleri ve aldatmacalar\u0131 hep b\u00f6yle bir gururdan ba\u015fka bir \u015fey ifade etmez.<\/p>\n<p>121- \u0130\u015fte bunlar\u0131n, o \u015feytan\u0131 dost edinen gururlular\u0131n \u015feytanla beraber varacak yerleri, sonra var\u0131p girecekleri yer cehennemdir. Ve ondan kurtulup ka\u00e7acak hi\u00e7bir yer bulamayacaklard\u0131r. \u015eeytan melun oldu\u011fu i\u00e7in ebed\u00ee olarak affolunmaktan hissesi yoktur. \u015eeytan\u0131n hissesine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, tuza\u011f\u0131na ge\u00e7mi\u015f olan o m\u00fc\u015frikler de, o melunun arkas\u0131nda derin sap\u0131kl\u0131klarla sap\u0131k ve affedilmekten mahrumdurlar. Me\u011fer ki f\u0131rsat elde iken tevbe ve isti\u011ffar edip, \u015firkten ve \u015feytan\u0131 dost edinmekten vazge\u00e7mi\u015f olsunlar. O zaman &#8220;Bundan ba\u015fkas\u0131n\u0131 diledi\u011fi kimse i\u00e7in ba\u011f\u0131\u015flar.&#8221; (4\/116) h\u00fckm\u00fcne girerler.<\/p>\n<p>122-Bunlara kar\u015f\u0131 iman edip iyi i\u015fler, salih ameller yapanlar\u0131 da altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetlere koyaca\u011f\u0131z, orada ebed\u00ee olarak kalacaklar, bu da Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi vaaddir. Ve do\u011fru oldu\u011funda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;tan daha do\u011fru s\u00f6zl\u00fc kim olabilir?<\/p>\n<p>123-124-Ey m\u00fcsl\u00fcmanlar! Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131yla vaad etti\u011fi bu cennete girme gayesi; ne sizin kuruntular\u0131n\u0131zla olur, ne de kitap ehlinin kuruntular\u0131yla. Naklonuyor ki, m\u00fcsl\u00fcmanlarla kitap ehli birbirlerine kar\u015f\u0131 \u00f6\u011f\u00fcnm\u00fc\u015fler, her biri Allah kat\u0131nda kendilerinin daha hay\u0131rl\u0131 oldu\u011funu iddia etmi\u015f, kitap ehli: &#8220;Bizim peygamberimiz sizin peygamberinizden \u00f6nce, kitab\u0131m\u0131z kitab\u0131n\u0131zdan \u00f6ncedir ve biz \u0130brahim&#8217;in dini \u00fczereyiz&#8221; demi\u015fler. Yahudiler, &#8220;cennete ancak yahudi olanlar girecek&#8221;; H\u0131ristiyanlar da, &#8220;Ancak H\u0131ristiyan olan girecek&#8221; diye iddia etmi\u015fler. M\u00fcsl\u00fcmanlar da: &#8220;Bizim peygamberimiz, sizin peygamberinizden sonrad\u0131r ve peygamberlerin sonuncusudur, kitab\u0131m\u0131z da sizin kitab\u0131n\u0131zdan sonra ve onlara hakimdir. Ve biz \u0130brahim, \u0130smail ve \u0130shak dini \u00fczereyiz, cennete ancak bizim dinimizde olanlar girecek&#8221; demi\u015fler. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet ve devam\u0131 inmi\u015f ve b\u00f6yle kuru kuru \u00f6\u011f\u00fcnmelerle soyut arzular, kuruntular, \u00fcmitler, temennilerle cennete girilemiyece\u011fi anlat\u0131lm\u0131\u015f ve onun yolu g\u00f6sterilmi\u015ftir. Allah&#8217;\u0131n bu vaadine ermek i\u00e7in sadece kuruntu ve temenni k\u00e2fi gelmez, zira:<\/p>\n<p>Gerek m\u00fcsl\u00fcman ve gerek kitap ehli, gerekse di\u011ferlerinden her kim bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck yaparsa onunla cezalan\u0131r, ya d\u00fcnyada veya ahirette veya her ikisinde onun bir cezas\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr ve kendisine Allah&#8217;tan ba\u015fka ne s\u0131\u011f\u0131nacak bir dost, ne de kurtaracak bir yard\u0131mc\u0131 bulamaz. Erkekten olsun, di\u015fiden olsun, her kim de m\u00fcmin olarak g\u00fczel g\u00fczel ameller i\u015fler, yaray\u0131\u015fl\u0131 i\u015fler yaparsa, i\u015fte bunlar cennete girerler ve bir n\u0131k\u0131r (\u00e7ekirdekteki k\u00fc\u00e7\u00fck oyuk) kadarc\u0131k bile zulmedilmezler. Yani en k\u00fc\u00e7\u00fck, \u00e7ok \u00f6nemsiz bir \u00f6l\u00e7\u00fcde bile haklar\u0131 kesilmez. \u0130\u015fte cehennem g\u00f6rmeden cennete girme hususunda Allah&#8217;\u0131n hak olan kesin vaadi bunlar hakk\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Nakir&#8221;, asl\u0131nda hurma \u00e7ekirde\u011finin \u00fcst\u00fcndeki beyaz \u00e7ukurcu\u011fa denilir ki, fidan bundan biter. Nitekim yar\u0131\u011f\u0131ndaki ibli\u011fe &#8220;fetil&#8221;, \u00e7ekirde\u011fe yap\u0131\u015f\u0131k ince kabu\u011fa da &#8220;k\u0131tmir&#8221; denilir ve bunlar, \u00f6l\u00e7\u00fcler ve d\u00fc\u015f\u00fck miktarlardan kinaye olur. Dilimizde de, &#8220;\u00e7ok ufak tefek&#8221; yerinde &#8220;n\u0131k\u0131r&#8221;, &#8220;k\u0131tmir&#8221; tabir (deyim)i bilinmektedir. &#8220;\u0130man ve g\u00fczel amel yapmak i\u00e7in en g\u00fczel din hangisidir?&#8221; diye m\u00fcnaka\u015faya, tart\u0131\u015fmaya da gerek yoktur.<\/p>\n<p>125- Dince o kimseden daha g\u00fczel kim olabilir ki, \u00f6z\u00fcn\u00fc, y\u00fcz\u00fcn\u00fc tertemiz Allah&#8217;a tutmu\u015f, teslim etmi\u015f ve bu halde her ne yapt\u0131ysa g\u00fczel yapm\u0131\u015f, hasenat (g\u00fczellikler) i\u015flemi\u015f, k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapmam\u0131\u015f, i\u015fledi\u011fi iyilikleri de Allah huzurunda yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilerek g\u00fcc\u00fc yetebildi\u011fi kadar en g\u00fczel \u015fekilde yapm\u0131\u015f, ve hanif, yani di\u011fer dinlerden y\u00fcz \u00e7evirmi\u015f bir muvahhid (Allah&#8217;\u0131 birleyen) olarak \u0130brahim milletine, \u0130brahim&#8217;in izince giden topluma uymu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah \u0130brahim&#8217;i halil (dost) edinmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 ona uyan toplum, &#8220;Allah&#8217;\u0131n kendilerine nimet verdi\u011fi peygamberler, s\u0131ddikler, \u015fehitler ve salih kimselerdir.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/69).<\/p>\n<p>&#8220;Halil&#8221;, bir kimsenin i\u015fleri ve s\u0131rlar\u0131 aras\u0131na giren ve sevgisi, kalbinin her yerine n\u00fcfuz eden dostu demektir ki, hi\u00e7bir eksikli\u011fi olmayan sevgi m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;hullet&#8221;den al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Ve Allah&#8217;\u0131n \u0130brahim&#8217;i halil (dost) edinmesi, onu bir dost gibi \u00f6zel se\u00e7im ile lutfetmi\u015f ve Rabb\u00e2n\u00ee s\u0131rlara mazhar k\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131ndan mecazd\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2, \u0130brahim Aleyhisselam\u0131 bir tak\u0131m kelimeler ile imtihan etmi\u015f, o da onlar\u0131 tamamlam\u0131\u015f olmakla &#8220;Ben seni insanlara \u00f6nder yapaca\u011f\u0131m.&#8221; (Bakara, 2\/124) ikram\u0131yla en g\u00fczel \u00f6nder yapm\u0131\u015f, hayat verme s\u0131rr\u0131n\u0131, y\u00fcksek ve al\u00e7ak gayb \u00e2lemini g\u00f6stermi\u015f, o da toplumunu pe\u015fi pe\u015fine il\u00e2h\u00ee tevhide davet etmi\u015f, putlara, y\u0131ld\u0131zlara, G\u00fcne\u015f ve Ay&#8217;a tapmay\u0131 yasaklam\u0131\u015f, Ta\u011fut&#8217;a kar\u015f\u0131 gelmi\u015f, Allah u\u011furunda ate\u015flere at\u0131lmaktan, o\u011flunu kurban etmekten, mal\u0131n\u0131 misafirlere feda etmekten \u00e7ekinmemi\u015f, il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2k ile ahl\u00e2klanmakta selef (kendinden \u00f6ncekiler)in hepsini ge\u00e7mi\u015f, insan\u00ee se\u00e7ene\u011fin en y\u00fckse\u011fi onda ve onun ailesinde tecelli etmi\u015f, z\u00fcrriyeti -zalimleri hari\u00e7 olmak \u00fczere- m\u00fclk ve peygamberlikle m\u00fcjdelenmi\u015f ve murad\u0131na ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6yle bir Allah dostunun milletine tabi olan zat da o dostluktan elbette hissedar olacakt\u0131r. \u0130\u015fte o zat &#8220;Ben de kendimi Allah&#8217;a teslim ettim, bana uyanlar da&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/20) diyen Muhammed Aleyhisselam ve ger\u00e7ek tabileri ve bu din de \u0130sl\u00e2m dinidir. Ve bundan g\u00fczel hi\u00e7 bir din yoktur. Peygamberimiz demi\u015ftir ki: &#8220;Allah \u0130brahim&#8217;i halil (dost); Musa&#8217;y\u0131 neciyy, yani kel\u00eem ve beni habib (sevgili) edindi. Sonra buyurdu ki, &#8216;\u0130zzet ve celalim hakk\u0131 i\u00e7in habibimi halilime ve kelimime muhakkak kolayla\u015ft\u0131raca\u011f\u0131m ve tercih edece\u011fim.&#8221; Ger\u00e7i me\u015fhur Mirac hadislerinde sabit oldu\u011fu \u00fczere Mirac gecesi Peygamberimiz Musa&#8217;y\u0131 alt\u0131nc\u0131, \u0130brahim&#8217;i yedinci semada g\u00f6rm\u00fc\u015f ve kendisi bunlar\u0131 ge\u00e7ip Cibril&#8217;in makam\u0131 olan Sidre-i m\u00fcntehaya ve sonra onun da \u00f6tesine ge\u00e7mi\u015ftir. Dinlerin mukayesesi bak\u0131m\u0131ndan h\u0131ristiyanlar, H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa ait prensiplerin daha g\u00fczel ve daha ulvi bir ruh telkin etti\u011fini ve bundan dolay\u0131 \u0130sl\u00e2m dininden daha ince ve daha g\u00fczel oldu\u011funu iddia ederek: &#8220;Bir efendinin o\u011flu kulundan k\u0131ymetli ve \u015fereflidir. Bunun i\u00e7in \u0130sa hakk\u0131nda &#8216;Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8217; denmesi b\u00fcy\u00fck bir \u015feref verme ve izzetlendirmeden mecazd\u0131r. \u0130sa, Allah kat\u0131nda k\u0131ymetli bir kul payesiyle de\u011fil, bir evlat nisbet ve payesiyle izzetlendirilmi\u015f oldu\u011fundan, bir h\u0131ristiyan\u0131n teslis (\u00fc\u00e7leme) ile bak\u0131\u015f\u0131 da Allah&#8217;\u0131n makbul kullar\u0131 de\u011fil, evlat gibi bu izzet mertebesinden hissedar olmakt\u0131r. \u015eu halde bir efendinin makbul bir kul (k\u00fcles)u ile o\u011flu aras\u0131ndaki fark ne ise, M\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k ile H\u0131ristiyanl\u0131k aras\u0131ndaki fark odur. Nitekim Yuhanna \u0130ncili&#8217;nin onbe\u015finci bab\u0131nda, &#8216;E\u011fer size emretti\u011fim \u015feylerin hepsini yerine getirirseniz dostlar\u0131m olursunuz, art\u0131k size kul ismi vermem, \u00e7\u00fcnk\u00fc kul efendisinin ne etti\u011fini bilmez, fakat size dost ismi verdim, zira pederimden i\u015fitti\u011fim \u015feylerin hepsini size bildirdim&#8217; diye yaz\u0131l\u0131d\u0131r.&#8221; diyorlar. Ve i\u015fte f\u0131kras\u0131, bilhassa bu noktay\u0131 da mukayese edip, meselenin ruhunun sevgide oldu\u011funu g\u00f6stererek h\u0131ristiyanlar\u0131n prensiplerindeki \u015firk \u015f\u00fcphelerini k\u00f6t\u00fclemi\u015f ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n \u015feref ve izzet\u00e7e de y\u00fcksek ve her dinden g\u00fczel oldu\u011funu anlatm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6nce &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; deyiminin mecaz olarak \u00f6\u011fretildi\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclse bile, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 b\u00f6yle bir mecazda g\u00fczellik yok, k\u00fcf\u00fcr vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;o\u011ful&#8221; tabiri, Allah&#8217;a benzeme ve il\u00e2h\u00ee hakikate ortak olmay\u0131 anlat\u0131r. Ve \u0130sa&#8217;da da uluhiyet vard\u0131r demek olur. Ve nitekim tanr\u0131y\u0131 \u00fc\u00e7lemede bu inan\u00e7 a\u00e7\u0131k\u00e7a da s\u00f6yleniyor. Bu ise Allah&#8217;a b\u00fcy\u00fck bir iftira olan Allah&#8217;a ortak ko\u015fmad\u0131r. \u0130kincisi: Bir efendinin nazar\u0131nda o\u011flu, muhakkak makbul bir kulundan daha k\u0131ymetli ve daha y\u00fcksek olmas\u0131 iddias\u0131 do\u011fru de\u011fildir. Ne o\u011fullar vard\u0131r ki k\u00f6leye k\u00f6le olmaya de\u011fmez, Hz. Nuh&#8217;un o\u011flu bunun en a\u00e7\u0131k misalidir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak Yuhanna \u0130ncili&#8217;nin bu onbe\u015finci bab\u0131n\u0131n \u00f6zelilkle son \u00e2yetleri \u0130sa&#8217;dan sonra &#8220;Far\u0131kl\u0131t&#8217;in ve hak ruhun ve \u015fahidinin&#8221; gelece\u011fini a\u00e7\u0131klayarak \u0130sl\u00e2m dinini ve Muhammed Aleyhisselam&#8217;\u0131n gelece\u011fini m\u00fcjdelemi\u015f ve meselenin ruhunun o\u011fullukta de\u011fil, dostlukta oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir. Ve hem de Allah&#8217;a kullu\u011fu de\u011fil, \u0130sa&#8217;ya kullu\u011fu yasaklam\u0131\u015ft\u0131r. B\u00fct\u00fcn bunlar, asl\u0131ndaki bozulmay\u0131 bir yana b\u0131rakarak, T\u00fcrk\u00e7e terc\u00fcmelerinde g\u00f6r\u00fclmekte olan fazla bozmalar i\u00e7inden anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Allah kat\u0131nda sevgi ve yak\u0131nl\u0131\u011fa eri\u015fmenin en \u015f\u00fcphesiz ve en y\u00fcksek derecesini g\u00f6steren peygamber, veli, halil (dost), habib (sevgili) gibi y\u00fcksek vas\u0131flar\u0131 b\u0131rak\u0131p da \u015firk m\u00e2n\u00e2lar\u0131 \u00fczerinde dola\u015fmak ve Allah&#8217;a kulluktan ka\u00e7\u0131nmak dindar olma m\u00e2n\u00e2s\u0131na ayk\u0131r\u0131 bir sap\u0131kl\u0131k ve iftirad\u0131r. Kullu\u011fu ink\u00e2r, Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2rd\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu a\u00e7\u0131klama \u00fczerine, acaba Allah&#8217;\u0131n \u0130brahim&#8217;i dost edinmesi d\u0131\u015fardan kendisine bir dost tedarikine ihtiyac\u0131ndan m\u0131d\u0131r? \u015e\u00e2yet \u00f6yle ise ger\u00e7ekte \u015firk tasavvurundan kurtulmak ve hanif olarak tevhid \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcmek nas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn olur? Ve bu \u015fekilde b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn Allah&#8217;a kendisini teslim etmek onun d\u0131\u015f\u0131ndaki kuvetleri ihmal ile onlara kar\u015f\u0131 kendisini tehlikeye koymak demek olmaz m\u0131? Ve sonra ortada belli bir hisse olmaya karar vermi\u015f ve Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131 bedbaht etmeye azmetmi\u015f ve lanetlenmi\u015f bir \u015feytan bulundu\u011funa g\u00f6re, \u015ferrinden kurtulmak i\u00e7in biraz da ona dost gibi g\u00f6r\u00fcnmek gerekmez mi, gibi bir tak\u0131m kuruntulara meydan b\u0131rakmamak \u00fczere bu \u00e2yet ve b\u00fct\u00fcn ge\u00e7mi\u015f bahisleri \u015fu \u00e2yetle tamam ediliyor:<\/p>\n<p>126- G\u00f6klerde her ne var ve yerde her ne varsa hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u011f\u0131, Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcd\u00fcr. Ulviyyat (y\u00fcksektekiler) ta Allah&#8217;\u0131n, s\u00fcfliyyat (al\u00e7aktakiler) ta Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. \u015eu halde \u0130brahim&#8217;in dostlu\u011fu ne il\u00e2h\u00ee m\u00fclk\u00fcn d\u0131\u015f\u0131ndan bir se\u00e7im, ne de il\u00e2h\u00ee m\u00fclkten bir \u00e7\u0131karmad\u0131r. O bir kullu\u011fun gayesidir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k \u015feytan\u0131n lanetlenmi\u015fli\u011fi de ne il\u00e2h\u00ee m\u00fclkten bir \u00e7\u0131karma, ne de il\u00e2h\u00ee m\u00fclkten d\u0131\u015far\u0131 bir muameledir. Mukadder olan azab hissesini almak i\u00e7in il\u00e2h\u00ee m\u00fclk i\u00e7inde hay\u0131r ve rahmetten mahrum olmak ve bir bahts\u0131zl\u0131k gayesidir. Ayn\u0131 \u015fekilde Allah&#8217;a kendisini teslim etmeyenler, il\u00e2h\u00ee m\u00fclkten \u00e7\u0131kacak de\u011fil, il\u00e2h\u00ee m\u00fclk i\u00e7inde huysuzluk etmi\u015f ve lanetlenmi\u015fe i\u015ftirak etmi\u015f olacakt\u0131r. Zira il\u00e2h\u00ee m\u00fclk\u00fcn d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015fey yoktur. Ve Allah her \u015feyi ku\u015fat\u0131c\u0131d\u0131r. Yaln\u0131z g\u00f6kler ve yerdekiler de\u011fil, onlar\u0131n \u00f6tesinde gerek zihin \u00e2leminde ve gerek d\u0131\u015f \u00e2lemde &#8220;\u015fey&#8221; denilebilen hi\u00e7bir varl\u0131k yoktur ki, ba\u015flang\u0131c\u0131ndan ve sonundan, g\u00f6r\u00fcnen ve g\u00f6r\u00fcnmeyeninden Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilim ve kudreti ve il\u00e2h\u00ee h\u00fckm\u00fcyle ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131n. \u015eu halde i\u00e7ler ve d\u0131\u015flarda, y\u00fckseklik ve al\u00e7akl\u0131kta, maddelerde ve m\u00e2n\u00e2larda, d\u00fcnyada ve ahirette il\u00e2h\u00ee ku\u015fatman\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015fey tasavvur etmek bir tenakuz (\u00e7eli\u015fki), bat\u0131l bir hayaldir. Varl\u0131k ve hak ilmin kar\u015f\u0131s\u0131nda yer almaya \u00e7al\u0131\u015fan \u00e7eli\u015fkiler, hayaller bile, o ku\u015fat\u0131c\u0131 kudretin d\u0131\u015f\u0131nda de\u011fil, O&#8217;nun h\u00fckm\u00fcn\u00fcn etkisi alt\u0131nda cereyan eder. B\u00fct\u00fcn m\u00fcmk\u00fcn k\u00e2inatta kaza ve kader silsilesi O&#8217;nun icad\u0131, O&#8217;nun yaratmas\u0131, O&#8217;nun var etmesi, O&#8217;nun mahkumudur. M\u00fclk O&#8217;nun, b\u00fct\u00fcn tasarruf hakk\u0131 ve h\u00fck\u00fcm O&#8217;nundur. B\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n cereyan etmesi, O&#8217;nun ilim ve kudreti, il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmleri alt\u0131ndad\u0131r. B\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131n silsilesi, b\u00f6yle bir ku\u015fat\u0131c\u0131 hakim ve m\u00fclk sahibinin sanat\u0131n\u0131n tecellileridir. Ve bunda, ancak O&#8217;nun nizam\u0131, O&#8217;nun kanunlar\u0131, O&#8217;nun h\u00fck\u00fcmleri ve teklifleri, O&#8217;nun rahmet ve \u00f6fkesi, O&#8217;nun sevab ve cezas\u0131 h\u00fck\u00fcm icra eder. &#8220;Allah&#8221; deyince ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnmek cahillik ve sap\u0131kl\u0131ktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Art\u0131k her ak\u0131ll\u0131, kendisine tahsis edilen irade sahas\u0131nda onun tekliflerine, O&#8217;nun emir ve yasaklar\u0131na uymal\u0131, \u00f6z\u00fcn\u00fc, y\u00fcz\u00fcn\u00fc tertemiz O&#8217;na tutmal\u0131 ve O&#8217;nun sevgi ve r\u0131zas\u0131na ula\u015fmak ve bu yarat\u0131l\u0131\u015f devletinde g\u00fczel bir mertebe kazanmak i\u00e7in her yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00fczel yapmal\u0131 ve O&#8217;nu sevenlerin yoluna gitmelidir. Ve bunun i\u00e7in adalet h\u00fck\u00fcmlerine ve hakka \u00e7ok iyi riayet etmeli; adaletli h\u00fckm\u00fcn, bu en g\u00fczel dinin, en g\u00fczel ameli oldu\u011funu bilmeli; m\u00fcminin, k\u00e2firin hukukunu g\u00f6zetmeli; h\u0131rsl\u0131 arzularla, istek ve heveslerle, temenniler, kuruntular ile de\u011fil, her \u015feyde hak kanunlar ile amel edici olmal\u0131 ve onunla h\u00fckmetmelidir. M\u00fc\u015friklere, k\u00e2firlere, m\u00fcnaf\u0131klara kar\u015f\u0131 sava\u015flardan, m\u00fccadelelerden maksad da bu adalet h\u00fckm\u00fcn\u00fcn teminidir. D\u00fcnyaya g\u00f6nderilmenin s\u0131rr\u0131 budur ve kitap bunun i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015ftir. Ve bunun i\u00e7in her i\u015fte, her h\u00fck\u00fcmde Hakk&#8217;\u0131n yolunu (\u015feriati) aramal\u0131 ve onu g\u00f6zetmelidir. Ve bu din, mill\u00ee, ins\u00e2n\u00ee ve \u00e2ilev\u00ee terbiyenin esas\u0131 olmal\u0131 ve yaln\u0131z kalblerde kalmay\u0131p y\u00fczlerde de okunmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu ayd\u0131nlatmalar \u00fczerine yine g\u00f6zleri s\u00fbrenin ba\u015f\u0131na \u00e7evirerek ve baz\u0131 ashab-\u0131 kiram\u0131n miras ve ba\u015fka \u015feylerle ilgili soru ve fetva istemelerine cevap olarak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Ey Muhammed:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>127- Kad\u0131nlar hakk\u0131nda senden fetva isterler. De ki: Onlar hakk\u0131ndaki fetvay\u0131 size Allah veriyor: Yaz\u0131lm\u0131\u015f haklar\u0131 olan miras\u0131 kendilerine vermedi\u011finiz ve nikahlanmay\u0131 istemedi\u011finiz \u00f6ks\u00fcz k\u0131zlar ve zavall\u0131 \u00e7ocuklara ve bir de yetimlere adaletle davranman\u0131z hakk\u0131nda Kitap&#8217;ta size okunan \u00e2yetler vard\u0131r. Sizin her yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z iyili\u011fi, muhakkak Allah bilir.<\/p>\n<p>128- E\u011fer bir kad\u0131n kocas\u0131n\u0131n ge\u00e7imsizli\u011finden, yahut kendisinden y\u00fcz \u00e7evirmesinden endi\u015fe ederse, aralar\u0131nda bir sulh yapmalar\u0131nda, onlara bir g\u00fcnah yoktur. Sulh hep hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Zaten nefisler k\u0131skan\u00e7l\u0131\u011fa haz\u0131rd\u0131r. E\u011fer iyi ge\u00e7inir ve ge\u00e7imsizlikten sak\u0131n\u0131rsan\u0131z, \u015f\u00fcphesiz Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>129- Kad\u0131nlar\u0131n\u0131z aras\u0131nda her y\u00f6nden adaletli davranmaya ne kadar u\u011fra\u015fsan\u0131z buna g\u00fc\u00e7 yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kap\u0131l\u0131p da di\u011ferini ask\u0131ya al\u0131nm\u0131\u015f gibi b\u0131rakmay\u0131n. E\u011fer aray\u0131 d\u00fczeltir ve haks\u0131zl\u0131ktan korunursan\u0131z, \u015f\u00fcphesiz Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 ve esirgeyicidir.<\/p>\n<p>130- E\u011fer kar\u0131-koca birbirlerinden ayr\u0131lacak olurlarsa, Allah, onlar\u0131n her birini geni\u015f lutfuyla muhta\u00e7 b\u0131rakmaz. Allah&#8217;\u0131n lutfu geni\u015ftir, hikmeti b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>131- G\u00f6klerde ve yerde ne varsa hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Sizden \u00f6nce kendilerine kitap verilenlere ve size Allah&#8217;tan korkman\u0131z\u0131 emrettik. E\u011fer ink\u00e2r ederseniz, biliniz ki, g\u00f6klerde ve yerde ne varsa hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah hi\u00e7bir \u015feye muhta\u00e7 de\u011fildir, hamd ve sen\u00e2 O&#8217;na yak\u0131\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>132- G\u00f6klerde ve yerde ne varsa hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Vekil olarak Allah yeter.<\/p>\n<p>133- Ey insanlar! E\u011fer Allah dilerse sizi giderir de ba\u015fkalar\u0131n\u0131 getirir. Ve Allah, buna kadirdir.<\/p>\n<p>134- Kim d\u00fcnya nimetini isterse, bilsin ki d\u00fcnya ve ahiret nimeti Allah kat\u0131ndad\u0131r. Allah her \u015feyi \u00e7ok iyi i\u015fiten ve \u00e7ok iyi g\u00f6rendir.<\/p>\n<p>127-\u0130stift\u00e2, fetva istemektir. &#8220;Meselede filana istifta ettim, \u015f\u00f6yle ifta etti,&#8221; denilir ki, fetva verdi demektir. &#8220;Dava&#8221; vezninde &#8220;fetva&#8221;, &#8220;r\u00fcya&#8221; vezninde &#8220;f\u00fctya&#8221;, ifta m\u00e2n\u00e2s\u0131na konulmu\u015f isimlerdir. \u0130fta ise sorulan bir m\u00fc\u015fk\u00fcl\u00fc halletmek ve a\u00e7\u0131klamakt\u0131r ki, kuvvetli ve m\u00fckemmel, gen\u00e7 ve din\u00e7 olan &#8220;fet\u00e2&#8221;dan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Ve gen\u00e7le\u015ftirip kuvvetlendirmek demek gibidir. Sanki bir kimsenin m\u00fc\u015fkil (problem)ini halleden, onu din\u00e7 bir gen\u00e7 gibi kuvvetlendirmi\u015f olur. \u015eu halde fetva, zor bir olayda do\u011fru h\u00fckm\u00fc a\u00e7\u0131klamakla, amel edecek kimsenin kalbine bir kuvvet vermektir. &#8220;M\u00fcfti&#8221; (m\u00fcft\u00fc)de bu kuvveti verebilmek i\u00e7in ehliyetine ve selahiyetine, ahl\u00e2k ve g\u00fcc\u00fcne hakk\u0131yla g\u00fcvenilir bir zat olmas\u0131 gerekir ki, bu da (Bakara, 2\/112) m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere \u0130sl\u00e2m ve ihsan sahibi olmak ve (Nis\u00e2, 4\/83) \u00e2yetinin delaleti \u00fczere istinbat (dini delillerden sonu\u00e7 \u00e7\u0131karmay)a g\u00fcc\u00fc yeten \u00e2limlerden olmakla m\u00fcmk\u00fcn olur. Fakat m\u00fc\u015frikler, k\u00e2firler gibi kuvvetini haktan de\u011fil bat\u0131ldan almak ve yaln\u0131z kendi arzular\u0131na kuvvet vermek emelinde bulunanlar, yapacaklar\u0131 i\u015flerde ya hi\u00e7 kimseden fetva almaya tenez\u00fcl etmezler veya m\u00fcftiler (fetva vericiler)ini acizlerden, dalkavuklardan ve hile \u00f6\u011fretenlerden se\u00e7erler. Bunlar da ya do\u011fru h\u00fckm\u00fc bilmezler veya bilseler bile fetva isteyenin nefsinin arzusuna hizmet i\u00e7in as\u0131ls\u0131z veya zay\u0131f zay\u0131f fetvalar verirler ve neticede bundan iyilik yerine fesad, kuvvet yerine zay\u0131fl\u0131k has\u0131l olur. Bunun i\u00e7in burada as\u0131l fetva vermenin Allah&#8217;a ait oldu\u011fu ve Peygamber&#8217;in bile il\u00e2h\u00ee fetva ile fetva vermesi gerekti\u011fi ve as\u0131l h\u00fck\u00fcm ve kuvvet Allah&#8217;\u0131n bulundu\u011fu ard\u0131ndan a\u00e7\u0131klamas\u0131yla anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Yani ey Muhammed! Kad\u0131nlar hakk\u0131nda senden fetva da isterler sen onlara de ki: Onlar hakk\u0131nda Allah size -gelece\u011fi \u00fczere- fetva verir ve kitapta size tilavet olunan (okunan) \u00e2yetlerde sorular\u0131n\u0131z\u0131n bir k\u0131sm\u0131 bundan b\u00f6yle halledilecek ve bir k\u0131sm\u0131 \u015fimdiye kadar okunmakta olan Kitab&#8217;\u0131n \u00e2yetleri ile halledilmi\u015ftir. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re, fiilinin failine atfedilmi\u015f veyahut takdirinde, haberi hazfedilmi\u015f m\u00fcbteda olarak atf c\u00fcmlesidir. Fakat tefsircilerin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re m\u00fcbteda Levh-i mahfuz m\u00e2n\u00e2s\u0131na haber olmak \u00fczere bir muteriza c\u00fcmlesi veya kasem olmas\u0131 caizdir. Ve bu \u015fekilde m\u00e2n\u00e2: &#8220;Allah size yukarda ge\u00e7ti\u011fi ve a\u015fa\u011f\u0131da oldu\u011fu \u00fczere fetva verir ve bu size okunan \u015feyler kitapta, yani Levh-i mahfuzdad\u0131r&#8221;. \u015eu halde bu a\u00e7\u0131klanan ve a\u00e7\u0131klanacak olan hukuk (haklar)da adalete ve insafa riayet ve muhafazas\u0131 farz olan b\u00fcy\u00fck i\u015flerdendir. Yahut bu kitapta okunan \u00e2yetlere kasem ederim ki, Allah size bunlar hakk\u0131nda -ge\u00e7ti\u011fi ve gelece\u011fi \u00fczere- fetva verir. Yukardaki fetva verme \u015funlar hakk\u0131ndad\u0131r: Kad\u0131n yetimleri, yahut yetim k\u0131zlar ve kad\u0131nlar hakk\u0131nda, ki siz onlara yaz\u0131lm\u0131\u015f, farz olan miras, mehir ve di\u011ferleri gibi haklar\u0131n\u0131 vermezsiniz bir de onlar\u0131 kendinize nik\u00e2h etmeyi arzu edersiniz veya kimseye nikah etmek istemezsiniz ve her iki \u015fekilde sefalet (d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fc\u011f)e d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. Bunun n\u00fczul sebebi yukarda (Nis\u00e2&#8217;, 4\/3) \u00e2yetinde Hz. \u00c2i\u015fe&#8217;den rivayet olarak nakledilmi\u015fti. Yukardaki fetva vermenin bir de bali\u011f olmayan (ergenlik \u00e7a\u011f\u0131na ermeyen) k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuklar hakk\u0131ndad\u0131r ki, bunlara miras vermiyorlard\u0131, (Nis\u00e2, 4\/11) buyuruldu. Bir de b\u00fct\u00fcn yetimler hakk\u0131nda adaletli olman\u0131z, i\u015flerine adalet ile bakman\u0131z hakk\u0131ndad\u0131r. Ki (Nis\u00e2, 4\/2) gibi \u00e2yetlerdir. Gerek bunlar ve gerek di\u011ferleri hakk\u0131nda her ne hay\u0131r yaparsan\u0131z, Allah her halde onu bilir ve m\u00fckafat\u0131n\u0131 verir.<\/p>\n<p>128-Gelelim bundan b\u00f6yle a\u00e7\u0131klanacak olanlara:<\/p>\n<p>Ve e\u011fer bir kad\u0131n efendi (koca)sinin huysuzlu\u011fundan, yani kocas\u0131n\u0131n kendisinden ho\u015flanmay\u0131p surat ve ge\u00e7imsizlik ederek yan\u0131na yakla\u015fmamas\u0131ndan ve hakk\u0131n\u0131 menetme (yasaklama)sinden yahut i&#8217;r\u00e2z\u0131ndan -yani herhangi bir sebeple konu\u015fma, g\u00f6r\u00fc\u015fme ve iltifat\u0131n\u0131 azalt\u0131p y\u00fcz \u00e7evirmesinden- korkarsa (Nis\u00e2, 4\/34 \u00e2yetine bak) o zaman aralar\u0131n\u0131 bir sulh (anla\u015fma) ile d\u00fczeltmelerinde veya k\u0131r\u00e2etine g\u00f6re kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 anla\u015fmalar\u0131nda, mesela Peygamberimizin e\u015flerinden Sevde binti Zem&#8217;an&#8217;\u0131n talak (bo\u015fanmak)tan endi\u015fe ederek n\u00f6betini Hz. \u00c2i\u015fe&#8217;ye b\u0131rakmas\u0131 gibi kad\u0131n\u0131n erke\u011fi kendine \u00e7ekmek i\u00e7in hakk\u0131 olan mehrinde, kasm (derece) ve n\u00f6betinde indirim ve fedakarl\u0131k yaparak veya bir \u015fey ba\u011f\u0131\u015fl\u0131yarak aralar\u0131n\u0131 d\u00fczeltmeye \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda ve erke\u011fin bunu kabul etmesinde bir g\u00fcnah yoktur. Yani b\u00f6yle bir \u015fey r\u00fc\u015fvet gibi bir g\u00fcnah olmaz. Sulh her halde ayr\u0131lmaktan ve ge\u00e7imsizlikten hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Nefisler ise cimrilik ve pintili\u011fe haz\u0131rlanm\u0131\u015ft\u0131r; yarat\u0131l\u0131\u015ftan cimrilik ve h\u0131rsa meyledici ve haz\u0131rd\u0131rlar. Kad\u0131n n\u00f6betine d\u00fc\u015fk\u00fcn olur, hakk\u0131n\u0131 vermek istemez, erkek de onun \u00e7irkinli\u011fine veya herhangi bir eksikli\u011fine kar\u015f\u0131 kendini \u00e7eker, iyi davran\u0131\u015fta cimri davran\u0131r. \u015eu halde buna kar\u015f\u0131 di\u011fer taraftan az bir anlay\u0131\u015f g\u00f6steriliverirse sevinmeye sebep olur ve aray\u0131 d\u00fczeltir. Fakat ey erkekler siz iyilik eder, iyi ge\u00e7inmede bulunur, ge\u00e7imsizlik ve y\u00fcz \u00e7evirmekten sak\u0131n\u0131rsan\u0131z Allah Te\u00e2l\u00e2 muhakkak sizin yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 bilir ve \u00fccretini eksik etmez.<\/p>\n<p>129- Bir de kad\u0131nlar\u0131n aras\u0131n\u0131 denk tutmaya yani sevgide de e\u015fitlik \u00fczere adalet yapmaya \u00e7ok istekli de olsan\u0131z, herhalde g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yetmez. Hepsini ayn\u0131 seviyede sevemezsiniz, buna g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yetmez. Yetemeyince de &#8220;Allah hi\u00e7 bir kimseye g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetmeyece\u011fi bir \u015fey y\u00fcklemez.&#8221; (Bakara, 2\/286) \u00e2yeti delaletince Allah bunu teklif de etmez. \u015eu halde b\u00fct\u00fcn meylinizi di\u011ferine verip de e\u015flerinizin baz\u0131s\u0131n\u0131 muallaka, yani muallak (ask\u0131)da kalm\u0131\u015f ne kocal\u0131, ne kocas\u0131z bir kad\u0131n gibi ihmal edilmi\u015f bir halde b\u0131rakmay\u0131n\u0131z. Ki i\u015fte &#8220;E\u011fer adalet edemeyece\u011finizden korkarsan\u0131z bir tane (nikahlay\u0131n).&#8221; (Nisa, 4\/3) emri gere\u011fince korkulmas\u0131 gereken cevr (eza, cefa), adaletsizlik budur. Yani kad\u0131nlar hakk\u0131nda iki \u00e7e\u015fit adalet vard\u0131r. Birisi infak ve kasm denilen geceleme n\u00f6beti gibi hukukta adalet ve e\u015fitliktir ki, bu g\u00fc\u00e7 ve iktidar dahilindedir iste\u011fe ba\u011fl\u0131 olan i\u015flerdendir. Ve teklif olunan adalet budur. Di\u011feri ise sevgide adalet ve e\u015fitliktir ki, bu be\u015fer\u00ee g\u00fc\u00e7 ve iktidar\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc muhabbet, zorunlu i\u015flerdendir. karinesiyle burada adaletten maksat da budur. Ve bundan yasaklamak, m\u00e2-l\u00e2-yut\u00e2k (g\u00fc\u00e7 yetmezlik)t\u0131r. \u015eu halde teklif olunan adalet, m\u00fcmk\u00fcn olan hukukda adalettir ve korkulmas\u0131 gereken adaletsizlik di\u011ferini kar\u0131l\u0131k muamelesinden tamamen mahrum edip, b\u00fcsb\u00fct\u00fcn terkedilmi\u015f ve ihmal edilmi\u015f gibi b\u0131rakmak s\u00fbretiyle eza etmektir. Yani yiyece\u011fi, giyece\u011fi ve oturaca\u011f\u0131 yeriyle nafakas\u0131n\u0131 vermek ve geceleme n\u00f6betini e\u015fit tutup konu\u015fup g\u00f6r\u00fc\u015fme ve arkada\u015fl\u0131k etmek yeterli de\u011fildir. Kad\u0131n\u0131n ara s\u0131ra nefs\u00e2n\u00ee pay\u0131n\u0131 da vermek, iyilik etmek laz\u0131md\u0131r. Ancak bu noktada e\u015fitlik teklifi g\u00fc\u00e7 yetmez oldu\u011fundan bahis konusu de\u011fildir. Hatta b\u00f6yle bir teklif erke\u011fe ezad\u0131r. Adalet denince, her halde e\u015fitlik d\u00fc\u015f\u00fcnmemelidir. &#8220;Elyak&#8221; (en uygun)\u0131, &#8220;lay\u0131k&#8221; (uygun)a tercih etmek de bir hak, bir adalettir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, burada iste\u011fe ba\u011fl\u0131 i\u015fler ile zorunlu i\u015flerin h\u00fckm\u00fc ay\u0131rt edilerek (Nis\u00e2, 4\/3) emrinin bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ve i\u015fte sevginin b\u00f6yle zorunlu i\u015flerden olmas\u0131 kaz\u0131yye (\u00f6nerme)sidir ki, zinadan korunmak i\u00e7in birden fazla e\u015fe sahip olmay\u0131 caiz g\u00f6ren zorunlu sebeplerden biri olmu\u015ftur. Buna kar\u015f\u0131, &#8220;sevsin ve her fenal\u0131\u011f\u0131 yaps\u0131n da nikah etmesin&#8221; demenin b\u00fcy\u00fck bir zalimlik olaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bunun i\u00e7in burada tek e\u015fe te\u015fvik eden nass (dini delil)\u0131n a\u00e7\u0131klamas\u0131yla beraber, birden fazla e\u015f alman\u0131n \u015fartlar\u0131ndan ve zorunlu sebeplerinden en \u00f6nemlisi de anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Hadis-i \u015ferifte de varid olmu\u015ftur ki: &#8220;\u0130ki kar\u0131s\u0131 olup da birine b\u00fcsb\u00fct\u00fcn meyleden kimse k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde bir yan\u0131 e\u011fik olarak gelir.&#8221;<\/p>\n<p>Ve e\u011fer zorunlu bir sebeple b\u00f6yle bir hal olunca aralar\u0131n\u0131 d\u00fczeltir, bozulan y\u00f6nlerini iyile\u015ftirir. Bundan sonra meyletmeden sak\u0131n\u0131rsan\u0131z Allah affedici ve merhamet edici oldu\u011fundan, ge\u00e7mi\u015fi affeder ve sizi rahmetiyle maksad ve murad\u0131na eren bir kimse eyler.<\/p>\n<p>130- Ve e\u011fer sulh ve aray\u0131 d\u00fczeltme, hakem ve arac\u0131l\u0131k ve di\u011fer herhangi bir \u015fekilde kar\u0131 koca aras\u0131 onar\u0131lamaz da, her ikisi istekleriyle birbirlerinden ayr\u0131l\u0131rlarsa, Allah Te\u00e2l\u00e2 kendi v\u00fcsat (geni\u015fli\u011f)\u0131, zenginli\u011fi ve kudretiyle her birini di\u011ferine muhta\u00e7 etmez, onu ona muhta\u00e7 etmez, onu da ona. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah her \u015feyi kaplay\u0131c\u0131 ve hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>131-132- \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;g\u00f6klerde ve yerde ne varsa Allah&#8217;\u0131nd\u0131r.&#8221; Demek olur ki ayr\u0131l\u0131k, iki taraf\u0131n r\u0131zas\u0131yla olmaz. Birinin di\u011ferinde g\u00f6z\u00fc bulunursa bu i\u011fna (muhta\u00e7 etmeme) vaad edilmi\u015f de\u011fildir. Kad\u0131n ayr\u0131lmak istemez, ge\u00e7inmek arzu ederse, erke\u011fin onu bo\u015famas\u0131 g\u00fcnaht\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde erkek b\u0131rakmak istemez, ge\u00e7inmek arzu ederse, ayr\u0131lmaya zorlamak veya zor kullanmakla ay\u0131rmak da g\u00fcnaht\u0131r. O zaman bir taraf zalim durumunda kal\u0131r ki, bundan son derece sak\u0131nmak gerekir.<\/p>\n<p>Ey m\u00fcsl\u00fcmanlar, yemin olsun ki, hem sizden \u00f6nce kendilerine kitap verilmi\u015f olanlara ve hem size Allah&#8217;tan gere\u011fince sak\u0131n\u0131n\u0131z, azab\u0131ndan korkunuz diye tavsiye ettik ve e\u011fer ink\u00e2r edecek olursan\u0131z biliniz ki, g\u00f6klerde ve yerde her ne varsa hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Ve Allah her \u015feyden zengin ve sizin ibadetinize muhta\u00e7 de\u011fildir, o kendi zat\u0131nda ham\u00eed (\u00f6vg\u00fcye lay\u0131k)dir. Siz gerek hamdediniz, gerek etmeyiniz, o hadd-i zat\u0131nda mahmud (hamdedilen) ve hamde lay\u0131k oland\u0131r. Ne yarat\u0131lm\u0131\u015flar\u0131n k\u00fcf\u00fcr ve g\u00fcnahlar\u0131yla zarar eden, ne de \u015f\u00fck\u00fcr ve itaatleriyle menfaat g\u00f6rendir. Ve ham\u00eed (\u00f6vg\u00fcye lay\u0131k) oldu\u011fundan dolay\u0131 s\u0131rf rahmetiyle menfaatlerinizi temin ve sizi zarardan korumak i\u00e7in Allah&#8217;tan gere\u011fince korkmay\u0131 ve ink\u00e2r ve k\u00fcf\u00fcrden sak\u0131nmay\u0131 emreder diye tavsiye ettik.<\/p>\n<p>Hakikatte g\u00f6klerde her ne var ve yerde her ne varsa b\u00fct\u00fcn bunlar yarat\u0131l\u0131\u015f ve m\u00fclk, \u00f6ncelik ve sonral\u0131k bak\u0131m\u0131ndan Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. B\u00fct\u00fcn bunlarda Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcyle var etmek ve yok etmek, diriltmek ve yok etmek, sevindirmek ve azarlamak, sevab ve ceza ve di\u011ferleri ile istedi\u011fi gibi tasarruf eden ancak O&#8217;dur. Ve bu tasarruf ancak O&#8217;nun hakk\u0131d\u0131r. Allah bunlar\u0131n hepsine bizzat sahip oldu\u011fu gibi, hepsinin i\u015flerini ve i\u015flerin hepsini tedbir ve idare etmekte ve her birini kendi hesab\u0131na g\u00f6r\u00fcp g\u00f6zetmekte vekil olarak da Allah yeterlidir. \u015eu halde herkes O&#8217;na tevekk\u00fcl ve itimat etmeli ve kendi i\u015flerinde ba\u015far\u0131l\u0131 olmak i\u00e7in O&#8217;na m\u00fcracaat edip teslim olmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>133-\u00c7\u00fcnk\u00fc ey insanlar, bilmi\u015f olunuz ki Allah dilerse sizi ortadan kald\u0131r\u0131r, def eder ve yerinize di\u011ferlerini getirir. Allah buna da kadirdir, hem pek kadirdir. &#8220;E\u011fer haktan y\u00fcz \u00e7evirirseniz, Allah yerinize ba\u015fka bir kavim getirir de sonra onlar sizin gibi olmazlar.&#8221; (Muhammed, 47\/38) Rivayet olunuyor ki bu \u00e2yet indi\u011fi zaman Resulullah (s.a.v.) m\u00fcbarek elini Selman-\u0131 Farisi&#8217;nin arkas\u0131na vurmu\u015f, &#8220;onlar bunun kavmi&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>134- Her kim d\u00fcnya sevab\u0131 isterse, bilmeli ki d\u00fcnyan\u0131n da ahiretin de sevab\u0131 ancak Allah&#8217;\u0131n kat\u0131ndad\u0131r. D\u00fcnya sevab\u0131n\u0131 da verecek olan ba\u015fkas\u0131 de\u011fil, yine Allah&#8217;d\u0131r. Bunun i\u00e7in de Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n kanunlar\u0131na m\u00fcracaat etmek gereklidir. Fakat bunun kar\u015f\u0131s\u0131nda bir de ahiret sevab\u0131 vard\u0131r. \u015eu halde Allah&#8217;a m\u00fcracaat edip de yaln\u0131z d\u00fcnya sevab\u0131na g\u00f6z dikmek ne kadar himmet (gayret) sizlik, ne kadar budalal\u0131kt\u0131r. Ak\u0131ll\u0131 olan -hi\u00e7 olmazsa- &#8220;Rabbimiz bize d\u00fcnyada da iyilik ver, ahirette de&#8221; diye ikisini de istemeli veya en \u015ferefli ve en y\u00fckse\u011fine g\u00f6z dikip d\u00fcnyay\u0131 k\u00e2le almayarak ahireti istemelidir. &#8220;Kim ahiret menfaatini isterse, onun m\u00fckafat\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131r\u0131z&#8221; (\u015e\u00fbra, 42\/20) \u00e2yetinin delaletince, ahireti isteyen, fazla olarak, d\u00fcnyadan da hissedar olur. Nitekim Allah i\u00e7in m\u00fccahede eden d\u00fcnya ganimetinden mahrum kalmaz, onunla beraber ahiret sevab\u0131na da erer. Fakat ganimet i\u00e7in harbe gidenler gibi s\u0131rf d\u00fcnya pe\u015finde ko\u015fanlar bunu bulurlarsa di\u011ferlerinden mahrum kal\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah sem\u00ee (i\u015fitici) ve bas\u00eer (g\u00f6r\u00fcc\u00fc)dir. S\u00f6ylenenleri i\u015fitir, yap\u0131lanlar\u0131 g\u00f6r\u00fcr, herkesin niyyet ve maksad\u0131n\u0131 bilir ve ona g\u00f6re muamele eder. Bunun i\u00e7in \u015fu il\u00e2h\u00ee emir ve tavsiyeleri iyi dinleyiniz:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>135- Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-baban\u0131z ve yak\u0131n akraban\u0131z aleyhine de olsa, yaln\u0131z Allah i\u00e7in \u015fahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yak\u0131nd\u0131r. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzakla\u015fmay\u0131n. E\u011fer (\u015fahitlik ederken) dilinizi e\u011fer, b\u00fckerseniz veya \u00e7ekinirseniz, \u015f\u00fcphesiz Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>136- Ey iman edenler! Allah&#8217;a, Peygamberine, Peygamberine indirdi\u011fi Kitab&#8217;a, ve daha \u00f6nce indirdi\u011fi kitaba iman edin. Kim Allah&#8217;\u0131, meleklerini, kitaplar\u0131n\u0131, peygamberlerini ve ahiret g\u00fcn\u00fcn\u00fc ink\u00e2r ederse sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131n en koyusuna d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olur.<\/p>\n<p>137- \u0130man edip sonra ink\u00e2r eden, sonra iman edip tekrar ink\u00e2r eden, sonra da ink\u00e2rlar\u0131nda ileri gidenleri Allah ne ba\u011f\u0131\u015flayacak, ne de do\u011fru yola eri\u015ftirecektir.<\/p>\n<p>138- M\u00fcnaf\u0131klara da haber ver ki, kendileri i\u00e7in \u00e7ok ac\u0131 bir azab vard\u0131r.<\/p>\n<p>139- Onlar, m\u00fcminleri b\u0131rak\u0131p k\u00e2firleri dost ediniyorlar. Onlar\u0131n yan\u0131nda izzet ve \u015feref mi ar\u0131yorlar? Halbuki b\u00fct\u00fcn izzet ve \u015feref Allah&#8217;a aittir.<\/p>\n<p>140- Allah size Kitab (Kur&#8217;an)da: &#8220;Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerinin ink\u00e2r edildi\u011fini ve onlarla alay edildi\u011fini i\u015fitti\u011finiz zaman, ba\u015fka bir s\u00f6ze ge\u00e7medikleri m\u00fcddet\u00e7e, o k\u00e2firlerle oturmay\u0131n. Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz&#8221; diye h\u00fck\u00fcm indirdi. Muhakkak ki Allah, m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n ve k\u00e2firlerin hepsini cehennemde toplayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>141- Onlar sizi g\u00f6zetleyip dururlar. E\u011fer Allah taraf\u0131ndan size bir zafer nasip olursa: &#8220;Biz sizinle beraber de\u011fil miydik?&#8221; derler. \u015eayet k\u00e2firlerin zaferden bir pay\u0131 olursa: (Bu defa da onlara): &#8220;Size \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011flayarak sizi m\u00fcminlerden korumad\u0131k m\u0131?&#8221; derler. Allah, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde aran\u0131zda h\u00fckm\u00fcn\u00fc verecektir. Allah, m\u00fcminlerin aleyhine k\u00e2firlere hi\u00e7bir yol vermeyecektir.<\/p>\n<p>142- M\u00fcnaf\u0131klar, Allah&#8217;\u0131 aldatmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Halbuki Allah, onlar\u0131n oyunlar\u0131n\u0131 ba\u015flar\u0131na ge\u00e7irecektir. Onlar, namaza kalkt\u0131klar\u0131 zaman tembel tembel kalkarlar. \u0130nsanlara g\u00f6steri\u015f yaparlar. Allah&#8217;\u0131 pek az anarlar.<\/p>\n<p>143- M\u00fcnaf\u0131klar, k\u00fcf\u00fcr ile iman aras\u0131nda bocalamaktad\u0131rlar. Ne bu m\u00fcminlere ba\u011flan\u0131rlar, ne de \u015fu k\u00e2firlere. Allah kimi do\u011fru yoldan sapt\u0131r\u0131rsa, sen art\u0131k ona kurtulu\u015f yolu bulamazs\u0131n.<\/p>\n<p>144- Ey iman edenler! M\u00fcminleri b\u0131rak\u0131p da k\u00e2firleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah&#8217;a apa\u00e7\u0131k bir delil mi vermek istiyorsunuz?<\/p>\n<p>145- \u015e\u00fcphesiz ki m\u00fcnaf\u0131klar, cehennem ate\u015finin en a\u015fa\u011f\u0131 tabakas\u0131ndad\u0131rlar. Onlara bir yard\u0131m edici de bulamazs\u0131n.<\/p>\n<p>146- Ancak tevbe edenler, durumlar\u0131n\u0131 d\u00fczeltenler, Allah&#8217;a sar\u0131lanlar ve Allah i\u00e7in dinlerine samimi olarak ba\u011flananlar m\u00fcstesna. \u0130\u015fte bunlar m\u00fcminlerle beraberdirler. Allah, m\u00fcminlere b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat verecektir.<\/p>\n<p>147- E\u011fer \u015f\u00fckreder ve iman ederseniz Allah size azab\u0131 ne yapar? Allah, \u015f\u00fckredenlerin m\u00fckafat\u0131n\u0131 veren ve her \u015feyi bilendir.<\/p>\n<p>135- Ey iman edenler! Yaln\u0131z kad\u0131nlar \u00fczerinde adaleti yerine getiren kimseler olmakla kalmay\u0131n\u0131z, her hususta adaletle h\u00fck\u00fcm verici olunuz, adaletle kaim (ayakta duran) ve m\u00fcstakim (do\u011fru) hakimler olup, adalet ve hakl\u0131l\u0131\u011f\u0131 ayakta tutunuz, Allah i\u00e7in \u00f6rnek olacak \u015fahitler olunuz, hakka dosdo\u011fru \u015fahitlik ediniz. \u0130sterse kendinizin veya ana-baba ve yak\u0131nlar\u0131n\u0131z\u0131n aleyhinde de olsa b\u00f6yle olunuz. Ki bunda iki m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r: Birisi ba\u015fkas\u0131n\u0131n sizde bir hakk\u0131 varsa, kendiniz ikrar ve itiraf ediniz; anan\u0131z, baban\u0131z ve yak\u0131nlar\u0131n\u0131z aleyhine de olsa h\u00fck\u00fcmden, \u015fahitlikten ka\u00e7\u0131nmay\u0131n\u0131z demektir. Di\u011feri de \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc, \u015fah\u0131s aleyhine \u015fahitlik, kendinizin ve yak\u0131nlar\u0131n\u0131z\u0131n bir zarar\u0131yla sonu\u00e7lanacak da olsa, yine dosdo\u011fru \u015fahitlik ediniz demektir. Aleyhine ve lehine \u015fahitlik etti\u011finiz kimseler zengin olsa da b\u00f6yle yap\u0131n\u0131z, fakir olsa da; ne zengine dalkavukluk etmek, ne de fakiri g\u00f6zetmek i\u00e7in \u015fahitlikten ka\u00e7\u0131nmay\u0131n\u0131z, do\u011fruluktan ayr\u0131lmay\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc zengine de, fakire de Allah daha yak\u0131nd\u0131r. O, onlar\u0131 daha iyi g\u00f6zetir. \u015eu halde do\u011fruluktan sapmakla isteklerinize uymay\u0131n\u0131z, keyf ve arzuya tabi olmay\u0131n\u0131z. Yahut adalet ediyoruz zann\u0131yla arzulara uyup fakiri zengine, akrabay\u0131 yabanc\u0131ya tercih ederek hakk\u0131 gizlemeyiniz veya bozmay\u0131n\u0131z. Ve e\u011fer hakk\u0131 tutmakta veya \u015fahitlikte dillerinizi e\u011fer b\u00fc\u011ferseniz veya b\u00fcsb\u00fct\u00fcn y\u00fcz \u00e7evirirseniz Allah muhakkak hepinizin yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r. Hi\u00e7 biriniz yakan\u0131z\u0131 kurtaramazs\u0131n\u0131z. Hamze ve \u0130bn\u00fc Amir k\u0131raetlerinde (l\u00e2m)\u0131n zamm\u0131 ve (v\u00e2v)\u0131n s\u00fckunuyla okunur ki, birincisi den, bu da dendir. Bu \u015fekilde m\u00e2n\u00e2: &#8220;Ve e\u011fer \u015fahitlikte g\u00f6revlendirilir de hakkiyle yerine getirmez veya yerine getirmekten y\u00fcz \u00e7evirir ve \u00e7ekinirseniz, her iki halde Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r. Birinde m\u00fckafat\u0131n\u0131, birinde de cezas\u0131n\u0131 verir&#8221; demek olur. \u0130\u015fte m\u00fcsl\u00fcmanlar b\u00f6yle keyf ve arzuya uymaz, adaletli ve do\u011fru, do\u011fru s\u00f6yleyen, hakk\u0131 taparcas\u0131na seven, Allah i\u00e7in \u015fahitler olmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>136-O halde:<\/p>\n<p>Ey imana gelenler Allah ve Resul\u00fcne, yani Muhammed Aleyhisselama ve Allah&#8217;\u0131n bu Peygamberine tenzil buyurdu\u011fu (zaman zaman, k\u0131s\u0131m k\u0131s\u0131m indirmekte oldu\u011fu) bu kitaba, yani Kur&#8217;an&#8217;a ve bundan \u00f6nce indirdi\u011fi kitap cinsine iman ediniz. Bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131na iman etti\u011finiz gibi, hepsine de iman ediniz. \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, \u0130bn\u00fc \u00c2mir k\u0131r\u00e2etlerinde me\u00e7hul sigasiyle ve okunur. Bunlara ciddi olarak iman ediniz. Zira her kim, Allah&#8217;a, meleklerine, kitaplar\u0131na, peygamberlerine ve ahiret g\u00fcn\u00fcne k\u00fcfreder (inanmaz), bunlardan birini ink\u00e2r ederse, son derece derin bir sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, do\u011frudan uzakla\u015fm\u0131\u015f, art\u0131k yolunu bulamayacak derecede \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015f, gayeyi kaybetmi\u015f olur. Bununla k\u00fcfr\u00fcn bizzat (Nis\u00e2, 4\/116) h\u00fckm\u00fcne kat\u0131lm\u0131\u015f bulundu\u011fu, yani her k\u00fcfr\u00fcn \u015firk demek oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re yahudi hahamlar\u0131ndan bir topluluk, Resulullah&#8217;a gelmi\u015fler: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Res\u00fbl\u00fc biz, sana, kitab\u0131na, Musa&#8217;ya, Tevrat&#8217;a ve \u00dczeyr&#8217;e iman ediyoruz ve bunlardan ba\u015fka kitaplar\u0131 ve peygamberleri tan\u0131m\u0131yoruz&#8221; demi\u015flerdi. Peygamberimiz de: &#8220;Hay\u0131r, Allah&#8217;a, b\u00fct\u00fcn peygamberlerine, Muhammed&#8217;e ve kitab\u0131 Kur&#8217;an&#8217;a ve ondan \u00f6nceki her kitaba iman ediniz&#8221; buyurdu. &#8220;Yapmay\u0131z&#8221; dediler. Bu \u00e2yet nazil oldu ve hepsi iman ettiler. Dikkate \u015fayand\u0131r ki, iman f\u0131kras\u0131nda &#8220;Allah&#8217;a, Resul\u00fcne, Resul\u00fcne indirilen kitaba, ondan \u00f6nce indirilmi\u015f olan kitaba&#8221; diye d\u00f6rt \u015feye iman belirtilmi\u015ftir. Bu da &#8220;Allah&#8217;a iman, Peygambere iman, kitaplara iman&#8221; diye \u00fc\u00e7 mertebede \u00f6zetlenebilir. Halbuki k\u00fcf\u00fcr f\u0131kras\u0131nda, &#8220;Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2r, meleklerini ink\u00e2r, kitaplar\u0131n\u0131 ink\u00e2r, peygamberlerini ink\u00e2r, ahiret g\u00fcn\u00fcn\u00fc ink\u00e2r&#8221; diye melekler ve ahiret g\u00fcn\u00fc de eklenerek be\u015f \u015fey a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f, hem de Resul&#8217;e di\u011fer Resuller de eklenerek cem&#8217; (\u00e7o\u011ful siyasiyle) buyurulmu\u015ftur. Bununla Allah ve Peygamber&#8217;e, b\u00fct\u00fcn kitaplara iman\u0131n, her halde b\u00fct\u00fcn peygamberlere, meleklere ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman\u0131 i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 g\u00f6sterilmi\u015f ve bir insan\u0131n Allah&#8217;a, Peygamber&#8217;e ve kitaplara iman iddia edip de peygamberlerden birini, melekleri veya ahireti ink\u00e2ra kalk\u0131\u015fmas\u0131 ve bu hususta gelmi\u015f olan \u00e2yetleri tevile \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 ihtimali bulundu\u011fundan, bunlar\u0131 ink\u00e2r edenlerin Allah&#8217;\u0131 da ink\u00e2r etmi\u015f olduklar\u0131 bilhassa a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>137-B\u00fct\u00fcn bunlar m\u00fc\u015frikler gibi son derece derin bir sap\u0131kl\u0131k ile sapm\u0131\u015f olanlard\u0131r. \u015eu da muhakkak ki, \u00f6nce iman etmi\u015f, sonra ink\u00e2r etmi\u015f, sonra iman etmi\u015f, sonra yine k\u00fcfretmi\u015f ve tamamen k\u00fcfre dalm\u0131\u015f olanlar, b\u00f6yle imandan k\u00fcfre, k\u00fcf\u00fcrden imana d\u00f6nerek sonunda k\u00fcf\u00fcrde karar k\u0131lm\u0131\u015f ve bu \u015fekilde k\u00fcf\u00fcr\u00fc \u00e7o\u011faltm\u0131\u015f olanlar yok mu, hi\u00e7bir \u015fekilde Allah&#8217;\u0131n bunlar\u0131 affetmesine ve do\u011fru yola sevketmesine ihtimal yoktur. Yani iman ederlerse kabul etmez de\u011fil, fakat \u00e7o\u011funlukla bunlar kalpleri m\u00fch\u00fcrl\u00fc olduklar\u0131ndan can \u00e7eki\u015fme zaman\u0131na gelmedik\u00e7e iman etmezler ve belki o zaman bile etmezler. Ve iman etmeyince de \u00e2yeti delaletince asla af y\u00fcz\u00fc g\u00f6rmezler. Tevbenin kabul edilebilece\u011fi bir zamanda tevbe edip ihlas ile iman etseler, gelecek olan istisnas\u0131 gere\u011fince kabul edilir ve affedilebilirlerdi ama etmezler ki&#8230;<\/p>\n<p>138-Bunun i\u00e7in, m\u00fcnaf\u0131klara m\u00fcjde et ki, onlara ac\u0131kl\u0131 bir azab muhakkakt\u0131r. Bu b\u00f6l\u00fcm, bu \u00e2yetin do\u011frudan do\u011fruya veya dolay\u0131s\u0131yla m\u00fcnaf\u0131klarla ilgisini ifade eder. Ger\u00e7ekte m\u00fcnaf\u0131klar, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte iman ederler, sonra gizli gizli k\u00fcf\u00fcrler yaparlar, sonra m\u00fcminleri g\u00f6r\u00fcnce yine &#8220;amenna&#8221; (inand\u0131k) derler. Ara bozuculuk ve fesatta \u0131srar ederler. Bununla beraber \u00e2yetin zahiri, a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa imandan k\u00fcfre, k\u00fcf\u00fcrden imana defalarca de\u011fi\u015fiklik g\u00f6steren ve sonunda k\u00fcf\u00fcrde karar k\u0131lan fertler ve toplumlar hakk\u0131ndad\u0131r ki, m\u00fcnaf\u0131klar da bunlara dahildir. Ve rivayet olundu\u011funa g\u00f6re bunun as\u0131l ini\u015f sebebi yahudilerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yahudiler, \u00f6nce Hz. Musa&#8217;ya iman ettiler, sonra buza\u011f\u0131ya tapt\u0131klar\u0131 zaman k\u00fcfrettiler, sonra Hz. Musa d\u00f6n\u00fcnce yine iman ettiler, sonra Hz. \u0130sa&#8217;y\u0131 ink\u00e2r ettiler, sonra da Hz. Muhammed (s.a.v.)&#8217;a k\u00fcfretmekle ink\u00e2rlar\u0131n\u0131 art\u0131rd\u0131lar ki, \u00e2yet bunlar\u0131n bu hallerini tasvir edip b\u00f6yle olanlar\u0131 da bunlara katm\u0131\u015f. M\u00fcnaf\u0131klar da bunlara benzedi\u011fi ve bunlara dost olduklar\u0131 i\u00e7in &#8220;m\u00fcnaf\u0131klara m\u00fcjde et&#8221; diye inzar (korkutma) yerinde teb\u015fir (m\u00fcjdeleme) ile tehekk\u00fcm (alaya almay)e tabi tutulmu\u015flard\u0131r. Demek oluyor ki, bu gibi d\u00f6neklik ve karars\u0131zl\u0131klar sadece fertler hakk\u0131nda de\u011fil, toplumlar hakk\u0131nda da felaket sebebidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yahudilerin \u00e2yette tasvir olunan bu durumlar\u0131 fertlerinin de\u011fil, toplum ve milletlerinin durumudur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hz. \u0130sa&#8217;ya ve Hz. Muhammed&#8217;e k\u00fcfreden fertler ile buza\u011f\u0131ya tapan ve ondan \u00f6nce iman eden fertlerin ayn\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 malumdur. Fakat bu de\u011fi\u015fim ve karars\u0131zl\u0131k, o milletin genel bir karakteri olmu\u015ftur. \u015eu halde burada bir zamanlar \u0130sl\u00e2m dinine hizmet etmi\u015f olup da, sonra k\u00e2h k\u00fcf\u00fcr ve k\u00e2h iman, \u015furaya buraya bocal\u0131yarak sonunda k\u00e2firlere d\u00f6nm\u00fc\u015f olanlar\u0131n kurtulu\u015f ve selamet bulmalar\u0131na asla ihtimal olmad\u0131\u011f\u0131 da anlat\u0131lm\u0131\u015f oluyor. Nitekim End\u00fcl\u00fcs&#8217;te dinden d\u00f6nenlerin hi\u00e7biri d\u00fcnyalar\u0131n\u0131 kurtaramam\u0131\u015flar, hepsi yok olmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>139-Yani: Onlar ki m\u00fcminleri b\u0131rak\u0131p, k\u00e2firleri dost edinirler ve onlar\u0131n arkalar\u0131ndan giderler. M\u00fcnaf\u0131klar, m\u00fcminlere kar\u015f\u0131 yahudilerle dostluk ediyorlard\u0131. Bunlar o k\u00e2firlerin yan\u0131nda izzet (\u015feref) ve kuvvet mi ar\u0131yorlar? Onlara dost olmakla izzet ve \u015feref bulacaklar\u0131n\u0131, \u00fcst\u00fcn geleceklerini mi san\u0131yorlar? Ne kadar yan\u0131l\u0131yorlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn izzet Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Ve ancak ondan al\u0131n\u0131r, Allah&#8217;\u0131n izzet vermedi\u011fi kimseler hi\u00e7bir \u015fekilde aziz (\u015ferefli) olamazlar. Allah ise m\u00fcminleri \u015ferefli k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;\u015eeref, Allah&#8217;a, Resul\u00fcne ve m\u00fcminlere aittir&#8221;. (M\u00fcnafik\u00fbn, 63\/8) \u015eu halde k\u00e2firlerin dostlu\u011fundan \u015feref beklemek ne kadar terstir.<\/p>\n<p>140- : \u00c2s\u0131m ve Yakub k\u0131r\u00e2etlerinin d\u0131\u015f\u0131nda me\u00e7hul si\u011fasiyle okunur. Halbuki daha \u00f6nce size kitapta Allah \u015f\u00f6yle indirmi\u015f, \u015f\u00f6yle indirilmi\u015f idi: Ki Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine k\u00fcfredilirken ve alaya al\u0131n\u0131rken i\u015fitti\u011finiz zaman o k\u00e2firler ve alayc\u0131larla beraber oturmay\u0131n\u0131z, ta ki ba\u015fka s\u00f6ze dals\u0131nlar. O halde onlarla beraber oturmaktan bile sak\u0131nmak ve iman\u0131n \u015ferefini korumak gerekirken onlarla dost olmak ve onlardan \u015feref beklemek nas\u0131l olur?<\/p>\n<p>Mekke&#8217;de m\u00fc\u015friklerin durumlar\u0131na kar\u015f\u0131 Peygamber&#8217;e hitap edilerek, &#8220;\u00c2yetlerimiz \u00fczerine l\u00fczumsuz m\u00fcnaka\u015faya dalan kimseleri g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn zaman onlardan uzakla\u015f ki, ondan ba\u015fka bir s\u00f6ze dals\u0131nlar&#8221; (En&#8217;am, 6\/68) \u00e2yeti inmi\u015fti. Medine&#8217;de de yahudi hahamlar\u0131 bulunduklar\u0131 meclislerde Kur&#8217;an&#8217;dan k\u00fcf\u00fcr ve alay ile bahsederler ve m\u00fcnaf\u0131klar da onlarla beraber bulunur, dinlerlerdi. Bundan dolay\u0131 o \u00e2yet me\u00e2l olarak an\u0131lm\u0131\u015f ve bu \u015fekilde Peygamber&#8217;e hitab\u0131n, b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetine hitap etmek demek oldu\u011fu anlat\u0131lm\u0131\u015f ve buyurulmu\u015ftur ki: Bu takdirde, yani Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetleriyle k\u00fcf\u00fcr ve alay edilirken yanlar\u0131nda oturdu\u011funuz takdirde siz onlar\u0131n, o k\u00e2fir alayc\u0131lar\u0131n ayn\u0131s\u0131n\u0131z. O zaman siz de onlar gibi k\u00e2fir olursunuz. Bu \u00e2yetin zahirine bakarak Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetleri ile alay etmek k\u00fcf\u00fcr oldu\u011fu gibi, o esnada yaln\u0131z onlar\u0131n yan\u0131nda oturmak da k\u00fcf\u00fcr olaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131yor. Bununla beraber Akaid \u00e2limleri bunu r\u0131za (ho\u015fg\u00f6rme) ile kay\u0131tland\u0131rm\u0131\u015flar ki, buna karine de n\u00fczul sebebinin m\u00fcnaf\u0131klar hakk\u0131nda olmas\u0131d\u0131r. Fakat r\u0131za itiraz\u0131 terketmek demek oldu\u011funa g\u00f6re a\u00e7\u0131k veya gizli itiraz edilmedik\u00e7e ki\u015fi k\u00fcf\u00fcrden kurtulmu\u015f olamaz. Kalk\u0131p gitmek de bir itiraz demektir. Me\u011fer ki &#8220;Kalbi iman ile dopdolu oldu\u011fu halde k\u00fcfre zorlanan kimse hari\u00e7&#8221; (Nahl, 16\/106) olsun. Oturur onlar gibi olursa ne mi olur? \u015e\u00fcphesiz ki Allah m\u00fcnaf\u0131klarla k\u00e2firlerin hepsini cehennemde toplayacakt\u0131r. D\u00fcnyada Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetleriyle alay etmek i\u00e7in topland\u0131klar\u0131 gibi, ahirette de cehennem azab\u0131nda \u00f6ylece toplan\u0131rlar.<\/p>\n<p>141- O m\u00fcnaf\u0131klar ki sizi g\u00f6zetir beklerler derken Allah taraf\u0131ndan size birtak\u0131m fetihler oluverirse &#8220;Biz, sizinle beraber de\u011fil miydik?&#8221; derler, hemen ganimete konmak isterler. Ve \u015fayet nasib k\u00e2firlerin olur, zafer k\u00e2firlere nasib oluverirse o zaman da onlara &#8220;biz size \u00fcst\u00fcn gelmedik mi? Ve sizi m\u00fcminlerden muhafaza etmedik mi?&#8221; derler. Onlara minnet edip bir hisse kapmak isterler. Bu s\u00f6z ba\u015fl\u0131ca iki m\u00e2n\u00e2ya m\u00fcsaittir. Birisi: &#8220;F\u0131rsat elimizde de\u011fil miydi? Biz de m\u00fcminlerle beraber olup sizinle harbetseydik, sizi ma\u011flub ve peri\u015fan etmez miydik? Halbuki siz d\u0131\u015fardan u\u011fra\u015f\u0131rken biz kaleyi i\u00e7inden fethettik, m\u00fcminlere yard\u0131m etmedik. Sizin hesab\u0131n\u0131za onlara propaganda yapt\u0131k, aldatt\u0131k, kalblerine korku d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fck ve sonunda bu sayede siz muzaffer oldunuz. \u015eu halde bu bizim mevkiimiz sizden y\u00fcksektir&#8221; demek olur ki, tefsircilerin \u00e7o\u011funlu\u011fu bunu tercih etmi\u015flerdir. Di\u011feri de: &#8220;Siz m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 kuvvetli zannedip m\u00fcsl\u00fcman olacakken biz size yasaklamad\u0131k m\u0131? Muhammed&#8217;in i\u015fi zay\u0131flayacak siz kuvvetleneceksiniz diye sizi imandan vazge\u00e7irmedik mi? Bak\u0131n\u0131z i\u015fte dedi\u011fimiz oldu, bizim kanaatimiz size galip geldi, \u015fu halde \u00fcst\u00fcnl\u00fck as\u0131l bizimdir. Bu zaferin ganimetine sizden \u00e7ok biz lay\u0131k\u0131z&#8221; demektir ki, baz\u0131 tefsirciler de bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 se\u00e7mi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u015eu halde bu b\u00f6yle kalmayacak, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde Allah aran\u0131zda h\u00fckmedecek, o zaman m\u00fcmin ile m\u00fcnaf\u0131k tamamen se\u00e7ilecektir. D\u00fcnyada zahir ile h\u00fckmolunur, zahirde kelime-i \u015fehadet s\u00f6yleyip m\u00fcsl\u00fcman g\u00f6r\u00fcnene m\u00fcsl\u00fcman muamelesi yap\u0131l\u0131r. Fakat ahiret i\u00e7in ise b\u00f6yle de\u011fildir. \u015eunu bilmelidir ki, Allah k\u00e2firler i\u00e7in m\u00fcminler \u00fczerine kesin olarak yol vermez. D\u00fcnyada bazan k\u00e2firler zafer kazansalar, m\u00fcminlere hakim g\u00f6r\u00fcnseler bile, bu bir yol, bir kanun, bir \u015feriat de\u011fil, ge\u00e7ici ve devams\u0131z bir imtihan ve istidrac (\u015ferre ba\u011fl\u0131 ba\u015far\u0131)d\u0131r. Kalblere i\u015fleyecek delil ve burhandan mahrum, gelip ge\u00e7ici \u015feylerdir. &#8220;Adaleti yerine getirici ve Allah i\u00e7in \u015fahitler&#8221; olan hak ve adalet ehli muhakkak onlara \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011flarlar. D\u00fcnyada olmazsa, ahirette \u00fcst\u00fcn gelir. Allah&#8217;\u0131n \u015feriatinde, hak kanunda m\u00fcmin k\u00e2firden daima \u015fereflidir. Onun alt\u0131nda kalmaz, onun aya\u011f\u0131n\u0131n alt\u0131na d\u00fc\u015fmez. \u015eerefiyle \u00f6l\u00fcr, hakk\u0131n \u015ferefini \u00e7i\u011fnetmez. Ve i\u015fte bu hikmetten dolay\u0131d\u0131r ki, bir m\u00fcmin kad\u0131n\u0131n k\u00e2firle evlendirilmesi caiz olmaz, k\u00fcf\u00fcr olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc onu onunla evlendirmek, m\u00fcmin \u00fczerine k\u00e2fire yol vermek, o m\u00fcmin kad\u0131n\u0131 k\u00e2firin istilas\u0131na terketmektir. Allah ise buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>142-143- \u015e\u00fcphe yok ki m\u00fcnaf\u0131klar Allah&#8217;a hile yapmaya kalk\u0131\u015f\u0131yorlar. Kalblerinde k\u00fcf\u00fcr saklay\u0131p, zahirde m\u00fcmin g\u00f6r\u00fcn\u00fcyorlar ve sanki bununla Allah&#8217;\u0131 aldatmak istiyorlar. Halbuki Allah onlar\u0131n hilelerini kendi ba\u015flar\u0131na ge\u00e7irmi\u015ftir. (Bakara s\u00fbresinin ba\u015f\u0131ndaki m\u00fcnaf\u0131klarla ilgili \u00e2yetlere bkz. 2\/8-20) Bunlar namaza kalkt\u0131klar\u0131 zaman tembel tembel, istemeye istemeye \u00e7ok tembellik ile kalkarlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar insanlara g\u00f6steri\u015f yaparlar, ve Allah&#8217;\u0131 hat\u0131rlar\u0131na getirmezler, yadetmezler, anarlarsa pek az anarlar ki, o da a\u011f\u0131zlar\u0131ndad\u0131r. Bunlar bunu yaparken iman ile k\u00fcf\u00fcr aras\u0131nda karars\u0131z, teredd\u00fct i\u00e7inde, \u015fa\u015fk\u0131n bir haldedirler. Ne onlara, ne de onlara, yani ne m\u00fcminlere mal olurlar, ne de k\u00e2firlere. \u0130kisi aras\u0131nda bocalar dururlar, \u00e7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131 Allah \u015fa\u015f\u0131rtm\u0131\u015ft\u0131r. Allah&#8217;\u0131n \u015fa\u015f\u0131rd\u0131\u011f\u0131na da art\u0131k bir yol bulamazs\u0131n. Nerede kald\u0131 ki ona hidayet edebilesin.<\/p>\n<p>144-\u015eu halde, Ey inananlar! Siz inananlar\u0131 b\u0131rak\u0131p da k\u00e2firleri dost edinmeyiniz. M\u00fcnaf\u0131k oldu\u011funuza dair Allah i\u00e7in aleyhinize a\u00e7\u0131k ve savunulmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir delil ve burhan vermenizi ister misiniz? Elbette istemezsiniz de\u011fil mi? Halbuki m\u00fcminleri b\u0131rak\u0131p k\u00e2firlerle dostluk yapmak m\u00fcnaf\u0131kl\u0131\u011f\u0131n a\u00e7\u0131k bir delilidir.<\/p>\n<p>145- M\u00fcnaf\u0131klar hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ate\u015fin en alt tabakas\u0131ndad\u0131rlar. Bunlar, k\u00e2firlerin en \u00e7irkini, en d\u00fc\u015fk\u00fcn\u00fc olduklar\u0131ndan, yerleri de cehennemin dibidir. Ve art\u0131k onlar\u0131 buradan kurtaracak bir yard\u0131mc\u0131, bir kurtar\u0131c\u0131 bulamazs\u0131n.<\/p>\n<p>146- Ancak iki y\u00fczl\u00fcl\u00fckten tevbe edenler tevbe edip halini d\u00fczeltenler, halini d\u00fczeltip Allah&#8217;a tutunanlar, Allah&#8217;a tutunup, Allah i\u00e7in dinlerini halis k\u0131lanlar hari\u00e7tirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar kendilerinden hi\u00e7 iki y\u00fczl\u00fcl\u00fck sad\u0131r olmayan m\u00fcminlerle beraberdirler. Allah da m\u00fcminlere muhakkak b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat verecektir. \u015eu halde o tevbe edenler de bundan hisseli olacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>147-Ey insanlar, siz \u015f\u00fckreder ve iman ederseniz, Allah size azab\u0131 ne yapacak? \u00c7\u00fcnk\u00fc azab\u0131n Allah taraf\u0131ndan konulmas\u0131n\u0131n hikmeti, ink\u00e2r ve k\u00fcf\u00fcrden \u00e7ekindirmek, \u015f\u00fck\u00fcr ve imana sevk i\u00e7indir. \u015eu halde \u015f\u00fck\u00fcr ve iman has\u0131l olduktan sonra Allah kullar\u0131na azab edip de ne yapacak? Halbuki Allah \u015f\u00e2kir ve al\u00eemdir: \u015e\u00e2kirdir, yani az\u0131c\u0131k bir taate b\u00fcy\u00fck sevab ile kar\u015f\u0131l\u0131k verir. Alimdir, yani pek b\u00fcy\u00fck bir kadir (de\u011fer) bilendir, \u015f\u00fck\u00fcr ve iman\u0131n\u0131z\u0131n kadrini bilir, takdir eder. O halde ihlas ile tevbekar olup halini d\u00fczelten ve Allah&#8217;\u0131n dinine sar\u0131l\u0131p \u015f\u00fck\u00fcr ve iman yolunu tutanlar\u0131n m\u00fckafat ve sevabdan mahrum kalmalar\u0131 nas\u0131l tasavvur olunur? Demek azab, ink\u00e2r ve k\u00fcf\u00fcrde \u0131srar etmenin ve Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu h\u00fck\u00fcmlere kar\u015f\u0131 gelmenin bir sonucu ve il\u00e2h\u00ee bir hikmet meselesidir. Varl\u0131\u011f\u0131n konulu\u015fu, il\u00e2h\u00ee rahmet i\u00e7indir, \u015f\u00fck\u00fcr ve iman da bunun yoludur. \u0130nk\u00e2r ve k\u00fcf\u00fcr ile Allah&#8217;dan ka\u00e7anlar bu yoldan sapmaya, bu Hakk&#8217;\u0131n koydu\u011funu bozmaya ve Allah ile m\u00fccadele etmeye sava\u015fm\u0131\u015f olduklar\u0131ndan dolay\u0131, Allah&#8217;dan ve Allah&#8217;\u0131n rahmetinden uzakla\u015fm\u0131\u015f olurlar. Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcnden d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kmak m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, azab da i\u015fte bu meydana getirme i\u015finin ve bu uzakla\u015fman\u0131n gerekli bir sonucu olur. Bu sonu\u00e7 esasen do\u011fru ile yanl\u0131\u015f, hay\u0131r ile \u015fer, g\u00fczel ile \u00e7irkin aras\u0131ndaki fark ve \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011fe g\u00f6re s\u0131ralanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu da Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n vacib olan v\u00fccuduyla, orta\u011f\u0131n\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olmay\u0131\u015f\u0131 aras\u0131ndaki kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ilginin bir dal\u0131d\u0131r. \u015eu halde ink\u00e2r ve k\u00fcf\u00fcrden sonra da olsa \u015f\u00fck\u00fcr ve iman ile Allah&#8217;a yakla\u015fma yolu tutulunca art\u0131k azab i\u00e7in hi\u00e7bir sebep kalmaz. \u015e\u00e2kir ve al\u00eem olan Allah, muhakkak o \u015f\u00fck\u00fcr ve iman\u0131n m\u00fckafat\u0131n\u0131 ihsan eder. \u015e\u00fck\u00fcr ve imandan sonra ink\u00e2r ve k\u00fcf\u00fcre sap\u0131p Allah&#8217;dan ve Allah yolundan ka\u00e7anlar azaba varacaklar\u0131 gibi ink\u00e2r ve k\u00fcf\u00fcrden sonra da olsa \u015f\u00fck\u00fcr ve iman yolunu tutup Allah&#8217;a do\u011fru gidenler de muhakkak Hakk&#8217;\u0131n rahmetine vas\u0131l olurlar. \u015eu halde hayat cereyan\u0131 y\u00fcr\u00fcy\u00fcp dururken, &#8220;Art\u0131k ben vazifemi yapt\u0131m&#8221; deyip de Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 gururlanarak \u015f\u00fck\u00fcr ve imandan sonra sayg\u0131s\u0131zl\u0131\u011fa, ink\u00e2r ve k\u00fcf\u00fcre sapmak caiz olamayaca\u011f\u0131 gibi, &#8220;Ben \u015fimdiye kadar ink\u00e2r ve k\u00fcf\u00fcr yolunda dola\u015ft\u0131m, g\u00fcnahlara dald\u0131m, bundan sonra kurtulu\u015f imk\u00e2n\u0131 kalmam\u0131\u015ft\u0131r&#8221; diye \u00fcmitsiz olup da hen\u00fcz f\u0131rsat eldeyken tevbe ve d\u00fczelmeden y\u00fcz \u00e7evirmek de caiz de\u011fildir. Derhal k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden tevbe edip \u015f\u00fck\u00fcr ve iman yolunu tutmal\u0131d\u0131r. Zira Allah \u015f\u00fckredenleri takdir eden ve her \u015feyi bilendir.<\/p>\n<p>\u015e\u00fck\u00fcr ve iman ile ink\u00e2r ve k\u00fcfr\u00fcn h\u00fck\u00fcmlerini takdir s\u0131ras\u0131nda ge\u00e7mi\u015f a\u00e7\u0131klamalar\u0131n tamamlay\u0131c\u0131s\u0131 ve yeni beyanlar\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olmak \u00fczere \u015fu il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2k\u0131 bilmek ve tevbekar olanlara ge\u00e7mi\u015ften dolay\u0131 k\u0131nama ve k\u00f6t\u00fclemede bulunmamak gerekir:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>148- Allah, zulme u\u011frayanlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda, \u00e7irkin s\u00f6z\u00fcn a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylenmesinden ho\u015flanmaz. Allah her \u015feyi hakk\u0131yla i\u015fiten, hakk\u0131yla bilendir.<\/p>\n<p>149- Bir hayr\u0131 a\u00e7\u0131klar yahut gizlerseniz, yahut da bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ba\u011f\u0131\u015flarsan\u0131z, biliniz ki, Allah da \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, her \u015feye hakk\u0131yla kadirdir.<\/p>\n<p>148&#8211; Allah, k\u00f6t\u00fc s\u00f6z\u00fcn a\u00e7\u0131klanmas\u0131n\u0131 sevmez. K\u00f6t\u00fc fiil \u015f\u00f6yle dursun, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn s\u00f6z kabilinden olarak bile meydana konulmas\u0131n\u0131 istemez, bu\u011fzeder. Ger\u00e7i Allah, ne fiil olarak, ne s\u00f6z olarak, ne gizli, ne a\u015fikar k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn hi\u00e7 birini sevmez. Fakat ister s\u00f6zle olsun ilan edildi\u011fi ve a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 zamand\u0131r ki, bilhassa gazab ve azab eder. Ve i\u015fte il\u00e2h\u00ee azab\u0131n s\u0131r ve hikmeti bu noktada, yani Allah&#8217;\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc sevmemesindedir. Ancak mazlum (zulme u\u011frayan) hari\u00e7. Zulmedilmi\u015f, hakk\u0131na tecav\u00fcz olunmu\u015f olan kimse feryad edebilir, zalim aleyhine ba\u011f\u0131ra ba\u011f\u0131ra beddua edebilir veyahut ondan yak\u0131narak k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerini s\u00f6yleyebilir, hatta k\u00f6t\u00fc s\u00f6zlerine aynen kar\u015f\u0131l\u0131kda bulunabilir. Ve Allah zulme u\u011frayan\u0131n feryad\u0131n\u0131 dinler, halini bilir.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin sebebi n\u00fczul\u00fcnde deniliyor ki, bir g\u00fcn Peygamberin huzurunda bir adam Hz. Ebu Bekir&#8217;in y\u00fcz\u00fcne kar\u015f\u0131 k\u00fcfretmi\u015f, o da birka\u00e7 kere sustuktan sonra sonu\u00e7ta kar\u015f\u0131l\u0131k vermi\u015fti. Kar\u015f\u0131l\u0131k verince Peygamberimiz meclisten kalk\u0131verdi. Hz. Ebu Bekir: &#8220;O bana s\u00f6verken oturuyordunuz, ben kar\u015f\u0131l\u0131k verince kalkt\u0131n\u0131z&#8221; dedi. Resulullah da: &#8220;Bir melek senin taraf\u0131ndan cevap veriyordu, sen kar\u015f\u0131l\u0131k verince o melek gitti, \u015feytan geldi, \u015feytan gelince ben de oturmad\u0131m&#8221; buyurdu ve bunun \u00fczerine bu \u00e2yet nazil oldu. Bir rivayete g\u00f6re de, bir toplulu\u011fa bir misafir gelmi\u015f, yemek vermemi\u015fler, \u015fikayet etmi\u015f, \u015fikayetinden dolay\u0131 da azarlanm\u0131\u015f, bunun \u00fczerine bu \u00e2yet inmi\u015f. Hakk\u0131na riayet edilmeyen misafirin mazlumlar aras\u0131nda bulundu\u011fu ve \u015fikayete hakk\u0131 oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>149- Siz s\u00f6zl\u00fc veya fiili olarak herhangi bir hayr\u0131 a\u00e7\u0131k veya gizli yapar veya kendinize kar\u015f\u0131 yap\u0131lan bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc affederseniz, yani bilhassa affetmek hayr\u0131n\u0131 yaparsan\u0131z \u015f\u00fcphe etmeyiniz ki, Allah \u00e7ok affedici ve her \u015feye g\u00fcc\u00fc yetendir. Aff\u0131 \u00e7ok, kudreti pek b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. \u015eu halde il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2k ile ahl\u00e2klan\u0131n\u0131z da, g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yeterken affediniz ki, Allah kat\u0131nda affa mazhar olas\u0131n\u0131z ve m\u00fckafat\u0131n\u0131z\u0131 alas\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Fakat bu il\u00e2h\u00ee affa kimlerin nail olabilece\u011fini iyi anlamak gerekir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>150- Onlar, Allah&#8217;\u0131 ve peygamberlerini ink\u00e2r ederler, Allah ile peygamberlerinin aras\u0131n\u0131 ay\u0131rmak isterler. &#8220;Kimine inan\u0131r\u0131z, kimini ink\u00e2r ederiz&#8221; derler. Bu ikisinin (imanla k\u00fcfr\u00fcn) aras\u0131nda bir yol tutmak isterler.<\/p>\n<p>151- \u0130\u015fte onlar ger\u00e7ek k\u00e2firlerdir. Biz de k\u00e2firlere al\u00e7alt\u0131c\u0131 bir azab haz\u0131rlam\u0131\u015f\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>152- Allah&#8217;a ve peygamberlerine iman edenler ve onlar aras\u0131nda ay\u0131r\u0131m yapmayanlara (Allah) pek yak\u0131nda m\u00fckafatlar\u0131n\u0131 verecektir. Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhametlidir.<\/p>\n<p>150-151- &#8220;Allah&#8217;\u0131 ve peygamberlerini ink\u00e2r edenler&#8221; Bu \u00e2yetten anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, k\u00e2firler ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 k\u0131s\u0131md\u0131r. Birincisi: Ne Allah, ne peygamber tan\u0131mayan, hi\u00e7 birine iman etmeyenler. \u0130kincisi: \u0130manda Allah ile peygamberi birbirinden ay\u0131ranlar. Yani Allah&#8217;a iman iddias\u0131nda bulunup da Allah&#8217;\u0131n g\u00f6nderdi\u011fi peygamberlere inanmayanlar. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Peygamberlerin baz\u0131s\u0131n\u0131 tan\u0131y\u0131p da baz\u0131s\u0131n\u0131 tan\u0131mayanlard\u0131r ki, kitap ehlinden yahudi ve h\u0131ristiyanlar bu k\u0131s\u0131mdand\u0131r. Ve bu \u00e2yet do\u011frudan do\u011fruya bunlar hakk\u0131nda inmi\u015f, iman ile k\u00fcf\u00fcr aras\u0131nda orta bir derece, bir yol bulunmad\u0131\u011f\u0131 ve peygamberlerden baz\u0131s\u0131n\u0131 tan\u0131mamak, hepsini tan\u0131mamak ve hepsini tan\u0131mamak Allah&#8217;\u0131 da tan\u0131mamak demek oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir. Yani Allah&#8217;a ve peygamberlerine k\u00fcfreden (ink\u00e2r eden)ler, fakat bunu a\u00e7\u0131kl\u0131yarak de\u011fil, fikir ve mezhepleri bu k\u00fcfr\u00fc gerektiren, ve Allah ile peygamberleri aras\u0131n\u0131 imanda ay\u0131rdetmek isteyenler, hatta bunu da genel olarak ve umumi \u015fekilde a\u00e7\u0131klamay\u0131p s\u00f6zleri bunu gerektiren, biz baz\u0131s\u0131na inan\u0131r\u0131z ve baz\u0131s\u0131na inanmay\u0131z diyenler, mesela &#8220;Musa, \u00dczeyr filan ve filan peygamberlere ve Tevrat&#8217;a inan\u0131r\u0131z, fakat \u0130sa&#8217;ya ve Muhammed&#8217;e, \u0130ncil&#8217;e ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a inanmay\u0131z&#8221; diyen yahudiler; ayn\u0131 \u015fekilde, &#8220;Musa&#8217;ya ve \u0130sa&#8217;ya, Tevrat&#8217;a ve \u0130ncil&#8217;e inan\u0131r\u0131z ama, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ve Muhammed&#8217;e inanmay\u0131z&#8221; diyen h\u0131ristiyanlar ve ayn\u0131 \u015fekilde yahudiler aras\u0131nda &#8220;Muhammed bir peygamberdir ama, bizim peygamberimiz de\u011fildir&#8221; diye ka\u00e7amak yapan, ve bu \u015fekilde iman ile k\u00fcf\u00fcr aras\u0131nda bir yol tutmak isteyenler, i\u015fte b\u00fct\u00fcn bunlar muhakkak k\u00e2firdirler ve k\u00fcf\u00fcrleri a\u00e7\u0131k\u00e7a sabittir. Zira iman ile k\u00fcf\u00fcr, hak ile bat\u0131l aras\u0131nda bir mertebe yoktur. Bir peygambere k\u00fcfretmek, peygamberli\u011fe k\u00fcfretmektir. Peygamberli\u011fe k\u00fcfretmek, b\u00fct\u00fcn peygamberlere k\u00fcfretmektir ve b\u00fct\u00fcn peygamberlere k\u00fcfretmek, Allah&#8217;a k\u00fcfretmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n bir emrine k\u00fcfretmek, genel olarak, Allah&#8217;a k\u00fcfretmektir. Biz de \u00fcst\u00fcn kudret ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fczle b\u00fct\u00fcn k\u00e2firlere al\u00e7alt\u0131c\u0131, ihanetli, a\u015fa\u011f\u0131lat\u0131c\u0131 bir azab haz\u0131rlam\u0131\u015f\u0131zd\u0131r, s\u0131ras\u0131 gelince tadacaklard\u0131r. \u015eu halde vaad edilen af ve m\u00fckafat b\u00f6yle ink\u00e2r ve k\u00fcf\u00fcr sahiplerine de\u011fildir.<\/p>\n<p>152- Allah&#8217;a ve peygamberlerine iman edip, bunlardan hi\u00e7 birinin aras\u0131n\u0131 ay\u0131rmayanlar yok mu? \u0130\u015fte Allah bunlara muhakkak m\u00fckafatlar\u0131n\u0131 verecektir. Ge\u00e7mi\u015f olan g\u00fcnahlar\u0131na da Allah gaf\u00fbr (\u00e7ok affedici), rah\u00eem (\u00e7ok merhamet edici)dir. O ma\u011ffiret ve rahmet vadi i\u015fte bunlarad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu d\u00fczenlemeden sonra kitap ehlinin k\u00fcf\u00fcrlerini geni\u015f\u00e7e incelemek ve inatlar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak ve iptal (h\u00fck\u00fcms\u00fcz b\u0131rakmak) i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>153- Kitap ehli, senden, kendilerine g\u00f6kten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa&#8217;dan bundan daha b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc istemi\u015fler ve: &#8220;Allah&#8217;\u0131 bize a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6ster&#8221; demi\u015flerdi. Haks\u0131zl\u0131klar\u0131 sebebiyle onlar\u0131 y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7arpt\u0131. Sonra kendilerine a\u00e7\u0131k deliller geldi\u011fi halde buza\u011f\u0131y\u0131 (tanr\u0131) edinmi\u015flerdi. Onlar\u0131 bundan dolay\u0131 da affettik. Ve Musa&#8217;ya a\u00e7\u0131k bir delil (yetki) verdik.<\/p>\n<p>154- S\u00f6z vermeleri i\u00e7in Tur da\u011f\u0131n\u0131 \u00fczerlerine kald\u0131rd\u0131k. Onlara: &#8220;O kap\u0131dan secde ederek girin&#8221; dedik. Yine onlara: &#8220;Cumartesi yasa\u011f\u0131n\u0131 \u00e7i\u011fnemeyin&#8221; dedik ve onlardan sa\u011flam bir s\u00f6z ald\u0131k.<\/p>\n<p>155- Verdikleri s\u00f6zden d\u00f6nmeleri, Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ink\u00e2r etmeleri, haks\u0131z yere peygamberlerini \u00f6ld\u00fcrmeleri ve &#8220;kalblerimiz k\u0131l\u0131fl\u0131d\u0131r&#8221; demelerinden dolay\u0131 (ba\u015flar\u0131na t\u00fcrl\u00fc belalar verdik). Do\u011frusu Allah, ink\u00e2rlar\u0131 sebebiyle onlar\u0131n kalplerini m\u00fch\u00fcrlemi\u015ftir. Pek az\u0131 hari\u00e7 onlar inanmazlar.<\/p>\n<p>156-(Kalblerinin m\u00fch\u00fcrlenmesinin di\u011fer bir sebebi de \u0130sa&#8217;y\u0131) ink\u00e2r etmeleri ve Meryem&#8217;e b\u00fcy\u00fck bir iftirada bulunmalar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>157- Bir de &#8220;Biz Allah&#8217;\u0131n peygamberi Meryem o\u011flu \u0130sa Mesih&#8217;i \u00f6ld\u00fcrd\u00fck&#8221; demeleridir. Oysa onu ne \u00f6ld\u00fcrd\u00fcler, ne de ast\u0131lar. Fakat \u00f6ld\u00fcrd\u00fckleri kimse, onlara \u0130sa gibi g\u00f6sterildi. Onun hakk\u0131nda anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fenler, ondan yana tam bir ku\u015fku i\u00e7indedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle \u00f6ld\u00fcrmediler.<\/p>\n<p>158- Fakat Allah onu kendisine y\u00fckseltmi\u015ftir. Allah, aziz (daima \u00fcst\u00fcn)dir, hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>159- Kitap ehlinden hi\u00e7bir kimse yoktur ki, \u00f6lmeden \u00f6nce ona (\u0130sa&#8217;ya) iman etmi\u015f olmas\u0131n. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde o, onlara \u015fahitlik edecektir.<\/p>\n<p>160-161- Yahudilerin zulmetmeleri ve bir\u00e7ok kimseleri Allah yolundan al\u0131koymalar\u0131, yasakland\u0131klar\u0131 halde faiz almalar\u0131 ve insanlar\u0131n mallar\u0131n\u0131 haks\u0131z yere yemeleri sebebiyle daha \u00f6nce kendilerine hel\u00e2l k\u0131l\u0131nan temiz \u015feyleri haram k\u0131ld\u0131k. Onlardan k\u00e2fir olanlara can yak\u0131c\u0131 bir azap haz\u0131rlad\u0131k.<\/p>\n<p>162- Fakat onlardan ilimde derinle\u015fmi\u015f olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden \u00f6nce indirilenlere iman ederler. Onlar, namaz\u0131 k\u0131lan, zekat\u0131 veren, Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman edenlerdir. \u0130\u015fte onlara b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat verece\u011fiz.<\/p>\n<p>153- Ey Muhammed! Kitap ehli, senin peygamberli\u011fine inanmak i\u00e7in, Allah taraf\u0131ndan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n sana kel\u00e2m (s\u00f6z) halinde indirilmi\u015f olmas\u0131n\u0131 yeterli g\u00f6rm\u00fcyorlar ve bunu semavi kitaplardan saymak istemiyorlar da, senden kendilerine g\u00f6kten bir kitap indirivermeni istiyorlar. Bir kere Allah&#8217;\u0131n de\u011fil, senin indirmeni istiyorlar. \u0130kincisi, ba\u015fkas\u0131na de\u011fil, kendilerine, kendi \u00fczerlerine indirmeni istiyorlar ki, bununla peygamberli\u011fi kendilerinde g\u00f6rmedik\u00e7e ve kendilerinde peygamberli\u011fi tecr\u00fcbe etmedik\u00e7e iman etmiyeceklerini anlatm\u0131\u015f oluyorlar. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, kitab\u0131n m\u00e2n\u00e2 veya naz\u0131m ve m\u00e2n\u00e2 olarak vahy yoluyla kalbe inmesine ve bundan sonra onun kullar taraf\u0131ndan yaz\u0131lmas\u0131na kanaat etmeyip, g\u00f6kten bir hatt (yaz\u0131) ile yaz\u0131lm\u0131\u015f levhalar veya sayfalar halinde belli bir cisim olarak \u015fu maddi g\u00f6kten d\u00fc\u015f\u00fcvermesini istiyorlar. Kitab\u0131n ulvili\u011fi ve semavi olu\u015funun, ancak b\u00f6yle bir maddi ve cismani \u015fekilde g\u00f6rmeleri halinde tasdik edilebilece\u011fini iddia ediyorlar. Halbuki bu \u015fartlar alt\u0131nda her cismin, Allah&#8217;\u0131n kudreti y\u00f6n\u00fcnden bir kitap oldu\u011funu, fakat okumas\u0131n\u0131 bilmediklerini d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorlar. \u00c2yetin zahirinden de anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere tefsircilerin \u00e7o\u011funun a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re bu kitap ehlinden maksat yahudilerdir.<\/p>\n<p>Rivayet ediliyor ki, Ka&#8217;b b. E\u015fref ve Finhas b. Azura gibi yahudi din adamlar\u0131 s\u0131rf tahakkum ve inat etmek i\u00e7in Peygamberimizin huzuruna gelmi\u015fler, &#8220;E\u011fer sen peygambersen bize Hz. Musa gibi g\u00f6kten ve topu birden bir kitap indir&#8221; demi\u015fler. Baz\u0131lar\u0131 bu kitab\u0131n Tevrat gibi levha \u00fczerine ve bir semavi yaz\u0131 ile yaz\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131, di\u011fer baz\u0131lar\u0131 inerken kendilerinin de muayene ve g\u00f6rmelerini, di\u011fer baz\u0131lar\u0131 da filan ve filan diye bizzat kendilerine indirilmesini ve bunun i\u00e7inde &#8220;Muhammed Resulullah&#8221; (Muhammed Allah&#8217;\u0131n peygamberidir) diye yaz\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015fler, bu \u00e2yetler de bunun \u00fczerine inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Ey Muhammed! Sen bunlar\u0131n bu isteklerini b\u00fcy\u00fck g\u00f6rme, bunu bunlara \u00e7ok g\u00f6rme, \u00e7\u00fcnk\u00fc bunlar Musa&#8217;dan bundan daha b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc istediler bize Allah&#8217;\u0131 a\u00e7\u0131ktan g\u00f6ster, dediler. Dediler de bu zul\u00fcmleri sebebiyle kendilerini y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7arpt\u0131. (Bakara s\u00fbresinin 55. \u00e2yetine bkz.) Sonra bunlara deliller geldikten, yani Hz. Musa&#8217;n\u0131n Firavun&#8217;a kar\u015f\u0131 g\u00f6sterdi\u011fi as\u00e2, yedi beyza ve denizin yar\u0131lmas\u0131 mucizeleri g\u00f6sterildikten sonra -ki hen\u00fcz Tevrat inmemi\u015fti- da tuttular buza\u011f\u0131ya tapt\u0131lar. B\u00f6yle iken biz bundan affettik. Ve Musa&#8217;ya sultan-\u0131 m\u00fcbin (a\u00e7\u0131k hakimiyet), yani \u00fczerlerinde tesiri a\u00e7\u0131k bir h\u00fckmedici sulta verdik.<\/p>\n<p>154-\u00d6yle ki isyanlar\u0131na tevbe olmak i\u00e7in kendilerini \u00f6ld\u00fcrmelerini emrettik, ve misak (ahid)lerini almak i\u00e7in da\u011f\u0131, g\u00f6lgelik gibi tepelerine kald\u0131rd\u0131k, ve kendilerine kap\u0131dan usluca boynunuzu e\u011fip secde ederek giriniz dedik. Ve sebt, yani Cumartesi g\u00fcn\u00fc k\u0131m\u0131ldamay\u0131n, di\u011fer deyi\u015fle bu g\u00fcn\u00fcn h\u00fcrmetine tecav\u00fcz etmeyin, bal\u0131k mal\u0131k avlamay\u0131n dedik. Ve b\u00f6yle bask\u0131 ve zorlama ile bunlardan a\u011f\u0131r bir ahidname ald\u0131k.<\/p>\n<p>\u0130srail o\u011fullar\u0131n\u0131n s\u00f6zle\u015fmelerini almak i\u00e7in T\u00fbr&#8217;un bir g\u00f6lgelik gibi ba\u015flar\u0131na kald\u0131r\u0131l\u0131p dikilmesi mucizesi hakk\u0131nda birka\u00e7 s\u00f6z vard\u0131r: Baz\u0131lar\u0131 bu T\u00fbr&#8217;dan maksad\u0131n T\u00fbr-i Sina oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015fler, baz\u0131lar\u0131 da kelimenin as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131yla bir da\u011f demek oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. Bununla beraber anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bu T\u00fbr&#8217;u kald\u0131rma olay\u0131 bir bask\u0131 ve zorlama m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmek i\u00e7in getirilmi\u015ftir. Bakara s\u00fbresinde ge\u00e7en &#8220;Size verdi\u011fimize (Tevrat&#8217;a) kuvvetle yap\u0131\u015f\u0131n.&#8221; (Bakara, 2\/93) bunun a\u00e7\u0131k bir ifadesi oldu\u011fu gibi, burada da deki sultay\u0131 a\u00e7\u0131klama s\u0131ras\u0131nda zikrolunmu\u015ftur. \u015eu halde as\u0131l maksad T\u00fbr&#8217;un kald\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131n nas\u0131l oldu\u011fu de\u011fil, gayesidir. Yani Allah Te\u00e2l\u00e2 bunlar\u0131 kamil imanla de\u011fil, da\u011f\u0131n alt\u0131nda kafalar\u0131n\u0131 ezecek gibi bir vaziyette maddi kuvvetle bast\u0131rarak dine ba\u011flam\u0131\u015f ve \u00e7ok a\u011f\u0131r bir \u015fekilde s\u00f6zle\u015fmelerini alm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>155-156-Bunlar bu a\u011f\u0131r s\u00f6zle\u015fmeye ba\u011fland\u0131ktan ve b\u00f6yle zabt u rabt (s\u0131k\u0131 ba\u011flant\u0131) alt\u0131na al\u0131nd\u0131ktan sonra sebat ettiler mi? Hay\u0131r. Tersine s\u00f6zle\u015fmeyi bozdular ve nice cinayetler yapt\u0131lar ve Allah&#8217;\u0131n gazab\u0131na da as\u0131l bundan sonra u\u011frad\u0131lar. Bunu a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in buyuruluyor ki: Bundan sonra s\u00f6zle\u015fmelerini bozmalar\u0131 ve gelecekte say\u0131lacak olan cinayetleri i\u015flemi\u015f olmalar\u0131 sebebiyle&#8230; Bu naz\u0131mda &#8220;ba&#8221;n\u0131n m\u00fcteallak\u0131 (ilgilendi\u011fi kel\u00e2m) hazfedilmi\u015ftir ki, &#8220;Biz de belalar\u0131n\u0131 verdik. \u015eu \u015fu sebeplerden dolay\u0131 kendilerine lanet ve gazeb ettik&#8221; demektir. Nitekim Maide S\u00fbresinde de &#8220;Andla\u015fmalar\u0131n\u0131 bozmalar\u0131 sebebiyle onlar\u0131 l\u00e2netledik.&#8221; (Maide, 5\/13) diye a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu gibi hazifler, s\u00fck\u00fbt i\u00e7inde duyan zihne m\u00fcmk\u00fcn olan her hat\u0131ray\u0131 atarak gayet bela\u011fatl\u0131 bir korkutma ifade eder.<\/p>\n<p>Yani s\u00f6zle\u015fmelerini bozmalar\u0131 Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini, h\u00fck\u00fcmlerini ve emirlerini g\u00f6steren a\u00e7\u0131k delilleri ve derin mucizelerini ink\u00e2r etmeleri, ve birtak\u0131m peygamberleri haks\u0131z yere \u00f6ld\u00fcrmeleri, ve bizim kalblerimiz &#8220;\u011fulf&#8221; t\u00fcr demeleri sebebiyledir ki, bunda iki m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r: Birisi, &#8220;Bizim kalblerimiz ilim mahfaza (kap)lar\u0131d\u0131r. \u015eu halde, ilmimiz sayesinde biz art\u0131k peygamberlere, filanlara muhta\u00e7 de\u011filiz&#8221; demektir. Di\u011feri de, &#8220;Bizim kalblerimiz kabuklu, ka\u015ferlidir, ne s\u00f6ylense etkilenmez. \u015eu halde yap\u0131lan davet ve telkinlerin hi\u00e7biri kula\u011f\u0131m\u0131za girmez&#8221; demektir. Burada bu s\u00f6ze kar\u015f\u0131 bir c\u00fcmle-i mutar\u0131za (ara c\u00fcmle) halinde \u015f\u00f6yle buyuruluyor: Hay\u0131r bunlar\u0131n kalbleri ilim kab\u0131 ve ve do\u011fu\u015ftan kabuklu oldu\u011fundan de\u011fil, belki Allah o kalblerin \u00fczerine ink\u00e2rlar\u0131n\u0131 basm\u0131\u015f; k\u00fcfr\u00fc, \u0131srar ve al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131 dolay\u0131s\u0131yla art\u0131k onlara huy yapm\u0131\u015f da, ondan dolay\u0131 iman etmezler, ancak pek az\u0131 hari\u00e7. Yoksa ne ilim insan\u0131 dinden, imandan, Allah&#8217;dan, peygamberden m\u00fcsta\u011fni (ihtiya\u00e7s\u0131z) k\u0131lar, ne de asl\u00ee yarat\u0131l\u0131\u015fta be\u015fer kalbi bu kadar kat\u0131 ve bu kadar zalim olur. Bir bu sebeplerle, bir de b\u00f6yle huy edindikleri k\u00fcf\u00fcrleri ve Meryem aleyhinde pek b\u00fcy\u00fck bir iftirada bulunmalar\u0131. Bunlar, Hz. Meryem&#8217;i zina ile su\u00e7lamak suretiyle b\u00fcy\u00fck bir iftirada bulunmu\u015flar, bu da Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n, be\u015ferin dokunmas\u0131 olmaks\u0131z\u0131n bir \u00e7ocuk yaratmaya kudretini ink\u00e2r etmelerinden dolay\u0131 olmu\u015ftur. Bunu ink\u00e2r ise, tabiat\u0131n ezeli olmas\u0131 davas\u0131yla Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2rd\u0131r. buna i\u015farettir. Bu k\u00fcf\u00fcrleriyle o b\u00fcy\u00fck iftiray\u0131 s\u00f6ylemi\u015f olmalar\u0131,<\/p>\n<p>157- ve Allah&#8217;\u0131n peygamberi olan Mesih Meryem o\u011flu \u0130sa&#8217;y\u0131 biz \u00f6ld\u00fcrd\u00fck demeleri, yani peygamberlik vasf\u0131yla alay ettik ve b\u00f6yle bir zat\u0131 \u00f6ld\u00fcrd\u00fck diye \u00f6\u011f\u00fcnmeleri sebebiyledir ki, Allah bunlar\u0131 gazab ve d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fc\u011fe d\u00fc\u00e7ar etmi\u015f, belalar\u0131n\u0131 vermi\u015ftir. Halbuki bunlar onu ger\u00e7ekte ne \u00f6ld\u00fcrd\u00fcler, ne ast\u0131lar. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130sa&#8217;n\u0131n hakikati bir kelime, bir ruh idi. Bunu ise ne \u00f6ld\u00fcrebildiler, ne de asabildiler. Ve fakat \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcld\u00fcler, onlara \u00f6yle gibi g\u00f6sterildi.<\/p>\n<p>Bu te\u015fbih (benzetme) meselesinde \u00e7e\u015fitli rivayetler vard\u0131r ki, ba\u015fl\u0131ca iki vecih (g\u00f6r\u00fc\u015f) vard\u0131r:<\/p>\n<p>I- Kel\u00e2mc\u0131lar\u0131n bir\u00e7o\u011fu demi\u015ftir ki, yahudiler Hz. \u0130sa&#8217;y\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek istedikleri zaman Allah onu g\u00f6\u011fe kald\u0131rd\u0131. Yahudi reisleri de halk\u0131n fitneye d\u00fc\u015fmesinden korktular, bir insan tuttular, \u00f6ld\u00fcr\u00fcp ast\u0131lar ve insanlara: &#8220;Mesih i\u015fte bu&#8221; diye aldatarak ilan ettiler. \u00c7\u00fcnk\u00fc halk\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu onu \u015fahsen de\u011fil, ancak ismiyle tan\u0131yorlard\u0131.<\/p>\n<p>II- demek, \u0130sa&#8217;n\u0131n benzeri birine ilka olundu, ba\u015fka bir insan ona benzetildi, ona benzer bir \u015fekle konuldu demektir demi\u015fler ve bunda d\u00f6rt g\u00f6r\u00fc\u015f nakletmi\u015flerdir:<\/p>\n<p>1- Yahudiler Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n ashab (arkada\u015flar)\u0131 ile beraber filan evde bulunduklar\u0131n\u0131 \u00f6\u011frendikleri zaman ba\u015flar\u0131nda bulunan Yahuda, kendi adamlar\u0131ndan Taytayus ad\u0131nda birine eve girip \u0130sa&#8217;y\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fclmek \u00fczere \u00e7\u0131karmas\u0131n\u0131 emretmi\u015f, o da girmi\u015f, Allah Te\u00e2l\u00e2 da Hz. \u0130sa&#8217;y\u0131 evin tavan\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131p o adam\u0131 ona benzettirmi\u015f, bundan dolay\u0131 onu Hz. \u0130sa zannetmi\u015fler, tutup asarak \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015fler.<\/p>\n<p>2- \u0130sa&#8217;y\u0131 g\u00f6zetmek i\u00e7in bir adam g\u00f6revlendirmi\u015fler, \u0130sa (a.s.) da\u011fa \u00e7\u0131km\u0131\u015f ve g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131kart\u0131lm\u0131\u015f, Allah o g\u00f6zc\u00fcy\u00fc ona benzettirmi\u015f, onu yakalam\u0131\u015flar, \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015fler, &#8220;ben \u0130sa de\u011filim&#8221; demi\u015fse de dinlememi\u015fler.<\/p>\n<p>3- Yahudiler Hz. \u0130sa&#8217;y\u0131 tutmaya azmettikleri zaman ashab\u0131ndan on ki\u015fi beraberinde bulunuyormu\u015f. Onlara: &#8220;Benim k\u0131l\u0131\u011f\u0131ma sokulmaya raz\u0131 olup cenneti sat\u0131n alacak olan kim var?&#8221; diye sormu\u015f. \u0130\u00e7lerinden birisi de: &#8220;ben&#8221; demi\u015f. Bundan dolay\u0131 Allah onu \u0130sa&#8217;ya benzettirmi\u015f, \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f ve \u0130sa y\u00fckseltilmi\u015f.<\/p>\n<p>4- Birisi \u0130sa Aleyhisselam&#8217;\u0131n ashab\u0131ndan oldu\u011funu iddia edermi\u015f ve m\u00fcnaf\u0131km\u0131\u015f. Gitmi\u015f Hz. \u0130sa aleyhine yahudilere yol g\u00f6stermi\u015f ve onu tutmak i\u00e7in yahudilerle beraber girmi\u015f, Allah Te\u00e2l\u00e2 da onu ona benzettirmi\u015f, bundan dolay\u0131 o \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcp as\u0131lm\u0131\u015f. Fakat g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki Fahruddin-i Razi&#8217;nin dedi\u011fi gibi: &#8220;Bu vecih (g\u00f6r\u00fc\u015f)ler birbirine z\u0131t ve iti\u015fmektedirler&#8221;. \u015eu halde \u00e2yeti a\u00e7\u0131klama hususunda delil getirmeye elveri\u015fli de\u011fildirler.<\/p>\n<p>H\u0131ristiyanlar Filatos devrinde Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n yahudiler taraf\u0131ndan \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcp as\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve sonra aya\u011fa kalk\u0131p semaya y\u00fckseltildi\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir. On iki Havariyyundan biri olan Yahuda Esharyut\u0131&#8217;n\u0131n, yahudi kahinlerinden para alarak Hz. \u0130sa&#8217;ya ihanet etti\u011fi ve \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesine yol g\u00f6sterdi\u011fi, sonra pi\u015fman olup kendini ast\u0131\u011f\u0131 \u0130nciller&#8217;de nakledilmektedir. Fakat h\u0131ristiyanlar, di\u011fer taraftan, ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 grup olarak, \u00f6ld\u00fcrmenin Mesih&#8217;le ilgisinin durumu hususunda ihtilaf etmi\u015flerdir: Bir k\u0131sm\u0131 \u00f6ld\u00fcrme ve asman\u0131n hem n\u00e2sut (cism)e hem lahut (ruh)a vaki oldu\u011funa; fakat ruha dokunmakla de\u011fil, duygu ve \u015fuur ile vas\u0131l oldu\u011funa kani olmu\u015flar ki, bunlara Melkaiyye denir. Di\u011fer k\u0131sm\u0131, \u00f6ld\u00fcrme ve asman\u0131n iki cevher (esas)den do\u011fmu\u015f olan Mesih&#8217;in cevherine vaki oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, bunlara Ya&#8217;kubiyye denir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir k\u0131sm\u0131 da, onun cismi \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc, ruhu y\u00fckseltildi demi\u015flerdir ki, bunlara da Nesturiyye derler.<\/p>\n<p>\u0130mam Fahruddin Razi der ki: &#8220;Filozoflar\u0131n \u00e7o\u011fu bu g\u00f6r\u00fc\u015fe yak\u0131n bir kanaattedirler. Zira isbat edilmi\u015ftir ki, insan \u015fu heykelden ibaret de\u011fildir. Belki ya bu beden i\u00e7inde \u015ferefli bir cisim veya zat\u0131nda m\u00fccerred (soyut) ve bu bedeni idare eden bir ruhani cevherdir. \u015eu halde \u00f6ld\u00fcrme i\u015fi, o heykel (maddi yap\u0131) \u00fczerinde vaki olmu\u015f, ger\u00e7ekte \u0130sa aleyhisselam olan nefs (ruh) ise \u00f6ld\u00fcr\u00fclmemi\u015ftir. Buna kar\u015f\u0131, &#8220;Her insan b\u00f6yle de\u011fil mi? O halde bunu \u0130sa&#8217;ya tahsis etmenin m\u00e2n\u00e2s\u0131 nedir?&#8221; de denilemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130sa&#8217;n\u0131n nefsi kuds\u00ee, ulv\u00ee, semav\u00ee, il\u00e2h\u00ee nurlar ile \u00e7ok parlat\u0131lm\u0131\u015f, meleklerin ruhlar\u0131na \u00e7ok yak\u0131n bir nefs idi. B\u00f6yle bir nefsin de \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi ve harab edilmesi beden ile b\u00fcy\u00fck bir ac\u0131 duyma olmaz ve karanl\u0131k bedenden ayr\u0131ld\u0131ktan sonra da kurtulup geni\u015f semalara, Allah&#8217;\u0131n nur \u00e2lemlerine y\u00fckselir, \u015firinlik ve saadeti b\u00fcy\u00fcr de b\u00fcy\u00fcr. Ve bilinmektedir ki, bu durumlar herkesde olmaz ve belki \u00c2dem (a.s.)&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131ndan k\u0131yamete kadar \u00e7ok az kimseye nasip olmu\u015ftur. \u0130sa (a.s.)&#8217;n\u0131n bu hale tahsisinde m\u00e2n\u00e2 i\u015fte budur.&#8221;<\/p>\n<p>Bu farkl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fler hakk\u0131nda buyuruluyor ki: Bu hususta, bu \u0130sa i\u015finde ihtilaf etmi\u015f olanlar da muhakkak bundan dolay\u0131 \u015f\u00fcphe i\u00e7indedirler. Buna dair hi\u00e7 bir ilimleri yoktur. Fakat zanna tabi olmu\u015flard\u0131r. Halbuki, biz Mesih&#8217;i \u00f6ld\u00fcrd\u00fck diyenler onu yak\u00eenen \u00f6ld\u00fcrmediler. \u015eu halde \u00f6ld\u00fcrme cinayetiyle \u00f6\u011f\u00fcnmeleri de bir yaland\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir i\u015ften maksat ne ise h\u00fck\u00fcm ona g\u00f6redir. Onlar\u0131n ise \u00f6ld\u00fcrmeye te\u015febb\u00fcsten maksatlar\u0131 asla has\u0131l olmad\u0131.<\/p>\n<p>158-Ger\u00e7i ortada bir cesedin \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f oldu\u011fu mahsus idi, fakat onlar\u0131n \u00f6ld\u00fcrmek istedikleri Mesih bu de\u011fildi, as\u0131l Mesih&#8217;i \u00f6ld\u00fcremediler, belki Allah onu kendine kald\u0131rd\u0131, onlar\u0131n yok etmek istedikleri \u0130sa&#8217;y\u0131 g\u00f6klere \u00e7\u0131kard\u0131 da kendilerini k\u00f6t\u00fc adl\u0131 etti. Ve Allah ezelden aziz (\u00fcst\u00fcn) ve hakim (hikmet sahibi)dir.<\/p>\n<p>159- Kitap ehlinden gerek yahudi ve gerek h\u0131ristiyan hi\u00e7biri yoktur ki, \u00f6l\u00fcm\u00fcnden \u00f6nce \u0130sa&#8217;ya iman edecek olmas\u0131n, her halde edecektir, etmek mecburiyetindedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6l\u00fcm zaman\u0131nda iman\u0131n faydas\u0131 olmayacak, ve k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde \u0130sa onlar\u0131n aleyhlerine \u015fahit olacakt\u0131r. Tefsircilerden \u00e7o\u011funun a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re &#8220;&#8221; (h\u00fb) gizli zamiri \u0130sa&#8217;ya zamiri de iman edecek olan kitap ehline racidir ve \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan da b\u00f6yle nakledilmi\u015ftir. Yani \u0130sa \u00f6lmeden \u00f6nce demek de\u011fil, kitap ehlinden her biri \u00f6lmezden \u00f6nce demektir. Fakat her halde iman edecek olunca, \u0130sa ni\u00e7in aleyhlerinde \u015fahit olacak, denilirse, buna kar\u015f\u0131 (Nisa, 4\/18) \u00e2yetinde ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere yeis iman\u0131 kabul edilmeyece\u011finden dolay\u0131 bu imanlar\u0131n\u0131n kendilerine faydas\u0131 olamayaca\u011f\u0131 s\u00f6ylenmi\u015ftir. Fakat \u00e2yette &#8220;\u00f6l\u00fcm zaman\u0131&#8221; buyurulmay\u0131p &#8220;\u00f6l\u00fcmden \u00f6nce&#8221; buyuruldu\u011funa nazaran bu cevap \u00e2yetin zahirine pek de uygun de\u011fildir. \u015eu halde \u00e2yetin me\u00e2li, \u00f6l\u00fcm\u00fcnden \u00f6nce yahudiler \u0130sa&#8217;y\u0131 yalanlamaktan, h\u0131ristiyanlar tanr\u0131l\u0131k isnad\u0131ndan tevbe ederek her halde \u0130sa&#8217;ya iman etmek zorundad\u0131rlar, yani iman ile bor\u00e7ludurlar. \u00d6l\u00fcm gelmeden, tevbe kap\u0131s\u0131 kapanmadan, zorunlu hale d\u00fc\u015fmeden \u00f6nce tevbe edip imana gelmelidirler. Yoksa o zaman iman\u0131n da faydas\u0131 olmayacak, \u0130sa k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde aleyhlerinde \u015fahit olacak, yahudiler aleyhinde: &#8220;Ey Rabbim bunlar beni yalanlad\u0131lar&#8221; diye; h\u0131ristiyanlar aleyhinde de: &#8220;Ey Rabbbim, bunlar bana il\u00e2h ve Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; dediler, diye k\u00fcf\u00fcrlerine \u015fahitlik edecektir. Demek olur ki, bunda hem \u0130sa&#8217;n\u0131n y\u00fckseltilmesi, hem il\u00e2h\u00ee izzeti a\u00e7\u0131klama vard\u0131r. Demek ki Frans\u0131z filozoflar\u0131ndan Ernest Renan&#8217;\u0131n tarihi inceleme davas\u0131 alt\u0131nda Hz. \u0130sa&#8217;y\u0131, nebilik ve resulluk iddia etmemi\u015f, ancak halk hem Roma h\u00fck\u00fcmetine, hem de yahudi ba\u015fkanlar\u0131na olmak \u00fczere iki vergi alt\u0131nda ezilmekte olduklar\u0131ndan dolay\u0131, Roma h\u00fck\u00fcmetinin tan\u0131n\u0131p, yahudi reislerine vergi verilmemesi hakk\u0131nda ahaliyi k\u0131\u015fk\u0131rtma ve tahriklerde bulunmu\u015f oldu\u011fundan dolay\u0131 yahudiler taraf\u0131ndan \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f normal bir \u015fah\u0131s olarak tasvir etmesi, h\u0131ristiyanl\u0131ktan ka\u00e7mak i\u00e7in yahudilerin Hz. \u0130sa&#8217;y\u0131 yalanlama ve \u00f6ld\u00fcrme davas\u0131na kat\u0131lmaktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>160-161- Yine bu kitap ehlinden yahudi olanlar\u0131n, yani buza\u011f\u0131ya tapmaktan pek ac\u0131 bir \u015fekilde nefislerini \u00f6ld\u00fcrerek tevbe edenlerin s\u0131rf zul\u00fcmlerinden dolay\u0131d\u0131r ki, kendilerine herkes gibi helal k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olan tertemiz nimetleri haram k\u0131ld\u0131k, onlar\u0131 o g\u00fczel \u015feylerden mahrum ettik. (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/93. \u00e2yet ile En&#8217;am, 6\/146. \u00e2yetlerin tefsirine bkz.)<\/p>\n<p>Bu mahrum edili\u015fleri, o temiz, helal nimetleri yemekten yasaklanmalar\u0131 hep zul\u00fcmleri sebebiyle ve Allah yolundan pek \u00e7ok menetmeleri, ve faizden yasaklanm\u0131\u015f olduklar\u0131 halde faiz almalar\u0131 ve insanlar\u0131n mallar\u0131n\u0131 bat\u0131l yollarla yemeleri sebebiyle oldu. Bundan ba\u015fka bunlar\u0131n k\u00e2firlerine, yani k\u00fcf\u00fcrlerinde \u0131srar edip sana iman etmiyenlerine ahirette \u00e7ok can yak\u0131c\u0131 bir azab da haz\u0131rlad\u0131k.<\/p>\n<p>162- Fakat ey Muhammed, bu kitap ehlinden -Abdullah b. Selam ve arkada\u015flar\u0131 gibi- sa\u011flam bilgi sahibi olanlar ve do\u011fru iman sahibi bulunanlar, hem sana inmi\u015f olana, hem de senden \u00f6nce inmi\u015f bulunana iman ederler. &#8220;Namaz\u0131 k\u0131lanlar&#8221; ilk bak\u0131\u015fta at\u0131flar\u0131yla ahenk bak\u0131m\u0131ndan bunun da her halde &#8220;vav&#8221; ile olmas\u0131 gerekirdi gibi san\u0131l\u0131r. Fakat Bakara s\u00fbresinde \u00e2yetinde (Bakara, 2\/177) f\u0131kras\u0131nda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, bu gibi yerlerde Arap dili, f\u0131kralardan herhangi birine bir \u00f6zellik vererek dikkat \u00e7ekmek istedi\u011fi zaman irab\u0131 de\u011fi\u015ftirerek &#8220;\u015funa \u00f6zellikle \u00f6nem veriyorum&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;a&#8217;n\u00ee&#8221; takdiriyle \u00fcst\u00fcnl\u00fc olarak okur ki, buna &#8220;medh \u00fczere nasb&#8221; tabir olunur. Ve hatta mevsuf (nitelenen) ile s\u0131fat aras\u0131nda uygunluk zorunlu iken, bu \u00fcst\u00fcn okuma bazan bir s\u0131fatta bile yap\u0131l\u0131r da &#8220;c\u00f6mert olan Zeyd&#8217;e u\u011frad\u0131m&#8221; diyecek yerde, s\u0131fat\u0131 diye \u00fcst\u00fcnl\u00fc okunabilir. \u0130\u015fte burada da salat (namaz)\u0131n \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcne i\u015faret i\u00e7in namaz k\u0131lmaya \u00f6zellikle \u00f6nem verilerek yerinde buyurulmu\u015ftur ki bunun sonucu demek gibidir. Bundan ba\u015fka bir de \u0130mam Kisai&#8217;nin tercih etti\u011fi y\u00f6n vard\u0131r ki, o da bunun \u00fcst\u00fcnl\u00fck olmay\u0131p deki ya atfile kesreli olmas\u0131, yani iman edenler meyan\u0131nda de\u011fil, iman olunanlar meyan\u0131nda getirilmi\u015f bulunmas\u0131d\u0131r ki bu \u015fekilde namaz k\u0131lanlardan maksat, ahid lam&#8217;iyle peygamberler veya melekler demek olur. Bununla beraber \u00f6nceki vecih daha tercihe \u015fayan g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2: O sa\u011flam ilim sahipleri, inananlar ve namaz k\u0131lanlar ki, \u00f6zellikle \u00f6nem verilmeye de\u011fer ve \u00f6\u011f\u00fclm\u00fc\u015flerdir, ve zekatlar\u0131n\u0131 verenler, Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman edenler var ya i\u015fte ey Muhammed, biz o k\u00e2firlere kar\u015f\u0131l\u0131k b\u00fct\u00fcn bunlara muhakkak b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat verece\u011fiz.<\/p>\n<p>Hz. Musa&#8217;n\u0131n levhalar\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrerek Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 hi\u00e7e say\u0131p \u00fczerlerine g\u00f6kten bir kitap indirilmesini isteyen ve bu olmad\u0131\u011f\u0131 takdirde Muhammed (a.s.)&#8217;in peygamberli\u011finin sabit olamayaca\u011f\u0131 iddias\u0131nda bulunan kitap ehli bu istekleriyle manen aleyhlerinde il\u00e2h\u00ee bir kitab\u0131n inmesini istemi\u015f olduklar\u0131ndan terc\u00fcme-i hal (\u00f6z ge\u00e7mi\u015f)lerini, ge\u00e7mi\u015f ve geleceklerini tasvir eden ve anlatan bu a\u00e7\u0131k \u00e2yetler indirildikten sonra, o sorular\u0131nda ortaya atmak istedikleri \u015f\u00fcphenin hem ilm\u00ee ve hakik\u00ee, hem de inand\u0131r\u0131c\u0131 ve susturucu bir \u015fekilde cevab\u0131 a\u00e7\u0131klanarak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Ey Muhammed!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>163- Muhakkak biz, Nuh&#8217;a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyetti\u011fimiz gibi, sana da vahyettik. \u0130brahim&#8217;e, \u0130smail&#8217;e, \u0130shak&#8217;a, Yakub&#8217;a, torunlar\u0131na, \u0130sa&#8217;ya, Eyy\u00fbb&#8217;a, Yunus&#8217;a, Harun&#8217;a ve S\u00fcleyman&#8217;a da vahyettik. Davud&#8217;a da Zebur&#8217;u verdik.<\/p>\n<p>164- Daha \u00f6nce sana anlatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z peygamberlerle, anlatmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z ba\u015fka peygamberlere de (vahyettik). Ve Allah Musa ile de konu\u015ftu.<\/p>\n<p>165- Peygamberleri m\u00fcjdeciler ve azab habercileri olarak g\u00f6nderdik ki, peygamberlerden sonra insanlar\u0131n Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 bir bahaneleri olmas\u0131n. Allah mutlak \u00fcst\u00fcnd\u00fcr, yegane hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>166- Fakat Allah, sana indirdi\u011fini kendi ilmiyle indirmi\u015f oldu\u011funa \u015fahitlik eder. Melekler de buna \u015fahitlik ederler. Allah&#8217;\u0131n \u015fahitli\u011fi de kafidir.<\/p>\n<p>167- \u015e\u00fcphesiz ink\u00e2r edip, insanlar\u0131 Allah yolundan al\u0131koyanlar, derin bir sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir.<\/p>\n<p>168- Muhakkak Allah, ink\u00e2r edenleri ve zulmedenleri ne ba\u011f\u0131\u015flar, ne de do\u011fru bir yola eri\u015ftirir.<\/p>\n<p>169- Onlar\u0131 ancak cehennemin yoluna (iletecek ve) onlar orada ebed\u00ee olarak kalacaklard\u0131r. Bu ise Allah&#8217;a \u00e7ok kolayd\u0131r.<\/p>\n<p>163- Muhakkak ki biz sana t\u0131pk\u0131 Nuh&#8217;a ve ondan sonraki b\u00fct\u00fcn peygamberlere vahyetti\u011fimiz gibi vahyettik. Yani m\u00fccerred bir ilham, bir saniha (\u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fcnmeksizin akla do\u011fan fikir), bir feraset (\u00e7abuk sezi\u015f) de\u011fil, b\u00fct\u00fcn peygamberlerde kanun olan bir vahy ile vahyettik.<\/p>\n<p>Sana olan vahy, o peygamberlerde cereyan eden ve onlar\u0131 peygamber tan\u0131tan vahylerin b\u00fct\u00fcn t\u00fcrlerini i\u00e7eren ve onlar\u0131n tamam\u0131n\u0131n benzeridir. \u015eu halde seni onlardan ay\u0131rt etmek k\u00fcf\u00fcr ve inattan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015fey de\u011fildir. Sen ilk gelen bir peygamber de\u011filsin. Nuh&#8217;tan sana gelinceye kadar nice peygamberler gelmi\u015ftir. Ve bunlar\u0131n i\u00e7inde kitap ehlinin do\u011frulad\u0131klar\u0131n\u0131 iddia ettikleri birtak\u0131m me\u015fhur peygamberler vard\u0131r ki, \u015fimdi isimleri an\u0131lacakt\u0131r. Ve bunlar \u00f6yle hep semadan birer kitap indirmemi\u015flerdir. Musa&#8217;n\u0131n levhalar\u0131 mucizesi hepsinde olmam\u0131\u015ft\u0131r. Ve peygamberli\u011fin zorunlu gereksinimlerinden de\u011fildir. Peygamberli\u011fin asl\u0131, bir Allah vergisi olan \u00f6zel vahiydir. B\u00fct\u00fcn peygamberler b\u00f6yle il\u00e2h\u00ee vahy ile peygamber olmu\u015flard\u0131r. Sana da b\u00fct\u00fcn onlara vahyolundu\u011fu gibi vahyedilmi\u015ftir ve sende onlar\u0131n hepsinin vahy \u015fekli tecelli etmi\u015f ve sana indirilen kitap bu \u015fekilde indirilmi\u015ftir. B\u00f6yle iken o kitap ehlinin di\u011fer peygamberleri tasdik ettiklerini iddia edip de seni onlardan ay\u0131rmaya kalk\u0131\u015fmalar\u0131 ve Allah&#8217;dan b\u00f6yle bir vahy ile indirilen bir kitab\u0131 nebilik ve resull\u00fck i\u00e7in yeterli g\u00f6rmeyip de \u00fczerlerine g\u00f6kten bir kitap indirmeni istemeleri, yaln\u0131z sana inanmamak de\u011fil, hi\u00e7bir peygambere inanmamakt\u0131r, bu da Allah&#8217;a inanmamakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u00ceh\u00e2 vahy g\u00f6ndermektir. \u0130bn\u00fc Es\u00eer&#8217;in Nihaye&#8221;de ve S\u00fcyut\u00ee&#8217;nin &#8220;D\u00fcrri Nesir&#8221;de zikrettikleri \u00fczere vahy, lugatta risalet, kitabet (yazmak), i\u015faret, ilham, gizli s\u00f6z m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Ve kelimenin asl\u0131, s\u00fcrat m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Firuz Abad\u00ee&#8217;nin &#8220;Besair&#8221; de a\u00e7\u0131klamalar\u0131na g\u00f6re vahy, as\u0131l lugatte s\u00fcratli i\u015faret demektir. Bu m\u00e2n\u00e2, k\u00e2h remiz ve tariz (\u00fcst\u00fc kapal\u0131 s\u00f6yleme) yoluyla s\u00f6z ve k\u00e2h terkib (kompozisyon)den ayr\u0131lm\u0131\u015f ses ve k\u00e2h organlardan biriyle i\u015faret ve yazmakla olur. Nitekim &#8220;Onlara (Zekeriya), ak\u015fam sabah (Rabbinizi) tesbih edin diye i\u015faret etti.&#8221; (Meryem, 19\/11) \u0130l\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fc bu m\u00e2n\u00e2ya gelir ki, remiz veya itibar veya kitabet (yazmak) denilmi\u015ftir. &#8220;\u0130nsan ve cin \u015feytanlar\u0131 aldatmak i\u00e7in birbirlerine yald\u0131zl\u0131 s\u00f6zler f\u0131s\u0131ldarlar&#8221; (En&#8217;am, 6\/112). Ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;\u015eeytanlar, dostlar\u0131na f\u0131s\u0131ldarlar&#8221; (En&#8217;am, 6\/121) \u00e2yetlerinde de vahy bu \u015fekiller \u00fczerinedir ki, &#8220;\u0130nsanlara k\u00f6t\u00fc \u015feyler f\u0131s\u0131ldayan o sinsi vesvesecinin \u015ferrinden&#8221; (Nas, 114\/4) \u015ferefli nazm\u0131nda i\u015faret olunan vesvese ile olur. Bir de vahy, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n peygamberlerine ve velilerine \u00f6\u011fretilen il\u00e2h\u00ee kelimeye denir. Bu da &#8220;Allah hi\u00e7bir insanla (kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131) konu\u015fmaz. Ancak vahy ile, yahut perde arkas\u0131ndan konu\u015fur; yahut bir el\u00e7i g\u00f6nderip, izniyle diledi\u011fini vahyeder&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/51) il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fcn\u00fcn delalet etti\u011fi \u00fczere birka\u00e7 \u00e7e\u015fittir ki, ya Cibril aleyhisselam\u0131n Hz. Peygamber&#8217;e belli \u015fekilde tebli\u011fi gibi zat\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ve kel\u00e2m (s\u00f6z)\u0131 i\u015fitilir, g\u00f6r\u00fclen bir el\u00e7i arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla veya Hz. Musa&#8217;n\u0131n Allah&#8217;\u0131n kelam\u0131n\u0131 i\u015fitmesi gibi g\u00f6rmeksizin s\u00f6z\u00fc duymakla veya &#8220;R\u00fbhu&#8217;l-kud\u00fcs benim kalbime \u00fcfledi&#8221; nebev\u00ee hadisinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere samimi kalbe \u00fcflemekle veya &#8220;Musa&#8217;n\u0131n annesine o (\u00e7ocu\u011fu)nu emzir diye ilham ettik&#8221; (Kasas, 28\/7) gibi ilham ile veya &#8220;Rabbin balar\u0131s\u0131na vahyeti&#8221; (Nahl, 16\/68) gibi teshir (emre boyun e\u011fdirme) ile veya r\u00fcyay\u0131 saliha (do\u011fru r\u00fcya) ile olur. Nitekim Resulullah (s.a.v.) &#8220;Vahiy kesilmi\u015f, yaln\u0131z hay\u0131rl\u0131 al\u00e2metler kalm\u0131\u015ft\u0131r ki, o da m\u00fcminin r\u00fcyas\u0131d\u0131r.&#8221; buyurmu\u015ftur. Zikredilen \u00e2yette ilham, teshir, r\u00fcya ile; kel\u00e2m\u0131 duymas\u0131 ile; Cibril&#8217;in tebli\u011fi de ile ifade olunmu\u015ftur. &#8220;Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 yalan uydurandan, ya da kendisine bir \u015fey vahyedilmemi\u015f iken bana da vahyolundu diyenden daha zalim kimdir?&#8221; (En&#8217;am, 6\/93) \u00e2yetinde zikredilen, vahy \u00e7e\u015fitlerinden hi\u00e7biri olmad\u0131\u011f\u0131 halde, &#8220;oldu&#8221; diye iddia edenler hakk\u0131ndad\u0131r. Has\u0131l\u0131 bir \u00e7ok \u00e2yetlerde vahy bu \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2larda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bunlar\u0131n hepsinde s\u00fcratli i\u015faret m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Zeccac vahyin lugat bak\u0131m\u0131ndan genel m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131, &#8220;gizli bir \u015fekilde bildirmek&#8221; diye tarif etmi\u015ftir. Zira s\u00fcrat, bir gizlili\u011fi de gerektirir. \u015eu halde kim olursa olsun di\u011ferine gizli bir \u015fekilde bilgi verir, bir ilim telkin ederse ona genel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla bir vahy yapm\u0131\u015f olur. \u0130&#8217;l\u00e2m, ilimden al\u0131nd\u0131\u011f\u0131na ve ilim ise \u00e7e\u015fitli derecelere dayanmakla beraber hatay\u0131 i\u00e7ermiyece\u011fine g\u00f6re, vahyin gizli yol olmakla beraber, muhakkak sonunda isabetli bir telkin ve i\u015faret olmas\u0131 gerekir. Ve isabetsiz olanlarda kullan\u0131lmas\u0131 mecaz olur. Ancak gayesinin hay\u0131r olmas\u0131 \u015fart de\u011fildir. Bunun i\u00e7in bir fesat\u00e7\u0131n\u0131n gizliden gizliye bir fesat belletmesine ve \u015feytanlar\u0131n aldatmalar\u0131na da genel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla vahy denilebilir. \u015eu halde ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131yla vahy denildi\u011fi zaman s\u00fcrat, gizlilik m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla beraber bir ilm\u00ee k\u0131ymet de istenir ki, bu ilm\u00ee de\u011fer, o i&#8217;l\u00e2m ve i\u015fareti yapan\u0131n hal ve \u015fan\u0131na ve alan\u0131n irfan kabiliyetine g\u00f6re \u00e7e\u015fitli derecelerde tasavvur olunabilir.<\/p>\n<p>Demek ki genelde vahyin, ilk i\u015f olarak ikiye ayr\u0131lmas\u0131 gerekir ki, biri Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131ndan olan i\u015faret ve i&#8217;l\u00e2m, di\u011feri de Allah taraf\u0131ndan olan i\u015faret ve i&#8217;l\u00e2md\u0131r. Vahy esas lugatta bunlar\u0131n hepsini i\u00e7ine almakta ise de, lugat \u00f6rf\u00fcnde ancak Allah taraf\u0131ndan olana i\u015faret ve i&#8217;l\u00e2ma isim olmu\u015ftur. Mutlak olarak vahy denildi\u011fi zaman da bu anla\u015f\u0131l\u0131r. Bunun da (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/51) \u00e2yetinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere \u00e7e\u015fitli \u015fekilleri ve bunlar\u0131n peygamberlere mahsus olup olmayanlar\u0131 da vard\u0131r. \u015eu halde genel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla vahy, peygamberlere mahsus de\u011fildir. Fakat peygamberlere mahsus olan bir \u00e7e\u015fit vahy vard\u0131r. Bu \u00f6zel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla peygamberlik vahyi, di\u011fer be\u015fer\u00ee ilimlerin \u00fcst\u00fcnde \u00f6zel bir keyfiyet ve kesin zorunluk ile ger\u00e7ekli\u011finde \u015f\u00fcphe olmayan bir ilim telkin eden hakk\u0131n tecellisinin \u00f6zel ismidir. \u015eer&#8217;an (din\u00ee y\u00f6nden) vahy denildi\u011fi zaman da bu m\u00e2n\u00e2 kastedilir. Vahyin di\u011fer k\u0131s\u0131mlar\u0131 hem peygamberlerde, hem de di\u011ferlerinde bulunabilir. Fakat tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla peygamberlik, hangi \u00e7e\u015fitle olursa olsun hi\u00e7 \u015fa\u015fmayan \u00f6zel bir vahy ile ba\u015flar ve tecr\u00fcbe ile ortaya \u00e7\u0131kar. Vahyin di\u011fer k\u0131s\u0131mlar\u0131 ise bunu istidlal ile m\u00fclahaza ve tasavvur edebilmek i\u00e7in yeterli bir sebep te\u015fkil eder. Yani her vahy, ruh\u00ee bir hadisedir. Gerek a\u00e7\u0131k duyular ve gerek gizli duyulardan kalbe gizli bir yol ile s\u00fcratli bir anlay\u0131\u015f telkin eden r\u00fbhan\u00ee bir ini\u015ftir. E\u011fer bu ini\u015fin, emin bir ruh ile oldu\u011fu tecr\u00fcbeyle bilinirse, tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla vahy tahakkuk etmi\u015f (ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f) ve o zat peygamberlik makam\u0131n\u0131 kazanm\u0131\u015f olur. Nitekim &#8220;Onu, Ruhu&#8217;l-Emin (Cebrail), senin kalbine, uyar\u0131c\u0131lardan olman i\u00e7in indirdi&#8221; (\u015euara, 26\/193-194) buyurulmu\u015ftur. Fakat Emin Ruh ile oldu\u011fu belli olmaz, k\u00e2h isabet eder, k\u00e2h da etmezse, o ya hi\u00e7 vahy de\u011fildir veya vahy olsa bile hak peygamberlik bah\u015feden tam ve \u00f6zel vahy de\u011fildir. \u0130\u015fte burada buyurulmas\u0131nda \u00f6nce bu vahyin il\u00e2h\u00ee vahy oldu\u011funa ve ikinci olarak peygamberlere vahyin bu \u00f6zel y\u00fcksekli\u011fine i\u015faret buyurulmu\u015f ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak Peygamber efendimizin b\u00fct\u00fcn peygamberlerde cereyan eden vahy \u00e7e\u015fitlerinden her t\u00fcrl\u00fcs\u00fcne mazhar bulundu\u011fu da ifade edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u015eimdi bunu daha \u00e7ok a\u00e7\u0131klamak ve kitap ehlini cevap veremez duruma getirecek noktalar\u0131 belirtmekle buyuruluyor ki: Ve biz Nuh&#8217;tan sonraki o peygamberler aras\u0131nda \u00f6zellikle, kitap ehlince de bilinen ve me\u015fhur olan \u0130brahim&#8217;e, \u0130smail&#8217;e, \u0130shak&#8217;a, Yakub&#8217;a, esbat&#8217;a, yani Yakub&#8217;un \u00e7ocuklar\u0131na, \u0130sa&#8217;ya, Eyyub&#8217;a, Yunus&#8217;a, Harun&#8217;a, S\u00fcleyman&#8217;a vahyettik, ve bunlar aras\u0131nda Davud&#8217;a bir Zebur da verdik. Vahyden ba\u015fka bir kitap ile de ikram ettik. Halbuki kitap ehli genellikle itiraf ederler ki, bu say\u0131l\u0131p d\u00f6k\u00fclen peygamberlerin hi\u00e7biri onlar\u0131n istedikleri \u015fekilde semadan bir defada bir kitap indirmediler. Ger\u00e7i Davud&#8217;a Zebur verildi, fakat bu da bir defada levhalar ile inmedi.<\/p>\n<p>Bununla beraber bunlar\u0131n hepsi peygamberlerin me\u015fhurlar\u0131d\u0131rlar. Zebur kelimesi, Hamze k\u0131r\u00e2etinde &#8216;n\u0131n \u00f6tr\u00fcs\u00fc ile \u015feklinde okunur ki &#8220;z\u00fcb\u00fcr&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. &#8220;Z\u00fcb\u00fcr&#8221;, ayn\u0131 \u015fekilde \u00fcst\u00fcn ile &#8220;zebur&#8221;, &#8220;mezbur&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda &#8220;kitap&#8221; demektir. Kurtubi tefsirinde der ki: &#8220;Zebur y\u00fcz elli s\u00fbredir ve i\u00e7inde hi\u00e7 h\u00fck\u00fcm yoktur. Hepsi hikmetler, vaazlar ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya hamdetmek, O&#8217;nu y\u00fcceltmek ve \u00f6\u011fmekten ibarettir.&#8221;<\/p>\n<p>164-Tefsirciler diyorlar ki Hz. Nuh Allah taraf\u0131ndan kendi dilinden Allah&#8217;\u0131n din\u00ee h\u00fck\u00fcmleri kanun yap\u0131lan peygamberlerin ilkidir. Ve ilk \u00f6nce \u00fcmmeti azab edilen peygamber de odur. Bunun i\u00e7in \u00f6nce o zikredilmi\u015f, sonra b\u00fct\u00fcn peygamberler \u00f6zetlendikten sonra baz\u0131lar\u0131 belirtilerek a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f ve bunda \u00fcl\u00fc&#8217;l-azm peygamberlerin ilki bulunan Hz. \u0130brahim&#8217;den ba\u015flan\u0131p, Hz. Nuh ile beraber on iki peygamber zikredilmi\u015f ve Hz. Musa bunlar aras\u0131nda say\u0131lmay\u0131p en sona b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131n say\u0131lmas\u0131ndan as\u0131l maksat, kitab\u0131n inmesinde Hz. Musa gibi olmayan ve kitap ehlince kabul edilen me\u015fhur peygamberleri bir arada g\u00f6stermektir. Bununla beraber peygamberlerin bunlardan ibaret olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak ve k\u0131saltmas\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 tamamlamak ve ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2n\u0131n insanlar\u0131 Allah taraf\u0131ndan davete g\u00f6revli olmak demek olan risalet (peygamberlik) m\u00e2n\u00e2s\u0131yla da cereyan\u0131n\u0131 anlatmak i\u00e7in buyuruluyor ki: Bunlardan ba\u015fka sana bundan \u00f6nce haber verdi\u011fimiz birtak\u0131m peygamberler ve sana haber vermedi\u011fimiz daha nice peygamberler de g\u00f6nderdik. \u015eu halde Allah&#8217;\u0131n vahyetti\u011fi peygamberler, g\u00f6nderdi\u011fi resuller gerek burada ve gerek bundan \u00f6nce isimleri, k\u0131ssalar\u0131 bildirilmi\u015f olan belli ve me\u015fhur zatlardan ibaret zannedilmemelidir. \u0130nsanlara daha bir \u00e7ok peygamberler g\u00f6nderilmi\u015ftir ki, bunlar\u0131n say\u0131lar\u0131n\u0131, isimlerini, yerlerini, kavimlerini, k\u0131ssalar\u0131n\u0131 ancak Allah bilir. Cenab-\u0131 Allah bu izah ile de k\u00e2firlerin takip ettikleri baz\u0131 \u015f\u00fcpheleri de kesmi\u015ftir. Zaman\u0131m\u0131zda baz\u0131 kimselere rastlan\u0131yor ki, bunlar g\u00fcya peygamberler hakk\u0131nda bir \u015f\u00fcphe uyand\u0131rmak i\u00e7in devaml\u0131 \u015fu soruyu soruyorlar: &#8220;Allah \u00e2lemlerin Rabbi de\u011fil mi? Acaba peygamberlerini ni\u00e7in say\u0131l\u0131 yerlerden ve say\u0131l\u0131 kavimlerden se\u00e7mi\u015f? Neden hep peygamberler arz-\u0131 mukaddes (Filistin)den ve civar\u0131ndan \u00e7\u0131km\u0131\u015f? Yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn di\u011fer k\u0131talar\u0131ndaki insanlar Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131klar\u0131 de\u011fil midirler? \u00c7in&#8217;den, Japon&#8217;dan, Avrupa&#8217;dan, Amerika&#8217;dan peygamber ni\u00e7in g\u00f6nderilmemi\u015f?&#8221; diyorlar ve bununla felsefe ad\u0131na dinlere bir itiraz ettikleri fikrinde bulunuyorlar. Halbuki b\u00f6yle bir soru, esas itibariyle yarat\u0131l\u0131\u015fta \u00f6zel se\u00e7imi bilmemekten do\u011fan ve hi\u00e7bir fikr\u00ee ve ilm\u00ee k\u0131ymeti olmayan bo\u015f bir s\u00f6zden ibarettir. B\u00f6yle oldu\u011funu g\u00f6stermek i\u00e7in buna kar\u015f\u0131l\u0131k \u015funlar\u0131 sormak yeterlidir. B\u00fct\u00fcn d\u00fcnyadaki insanlar Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131klar\u0131 de\u011fil midir? Ni\u00e7in hepsini ayn\u0131 seviyede yaratmam\u0131\u015f, ni\u00e7in hepsini peygamber yapmam\u0131\u015f? Haydi yapmam\u0131\u015f, ya ni\u00e7in ak\u0131l ve dehada, g\u00fc\u00e7 ve kuvvette e\u015fit yapmam\u0131\u015f, ni\u00e7in tarihte belli olan b\u00fcy\u00fck filozoflar birka\u00e7 kavme tahsis edilmi\u015f az \u015fah\u0131slar olmu\u015ftur? Ni\u00e7in her toplumda b\u00fcy\u00fckler s\u0131n\u0131rl\u0131 ve say\u0131l\u0131 kimselerden ibaret bulunuyor? Ni\u00e7in her k\u0131tada, her memlekette, her toplumda ka\u015fifler, fatihler \u00e7ok olmuyor? Ni\u00e7in her zamanda d\u00fcnyan\u0131n siyaset nizam\u0131n\u0131 bir b\u00f6lge, bir millet tutuyor? Ni\u00e7in mesela bu g\u00fcnk\u00fc Avrupa her yerden \u00e7ok ilimlerin, fenlerin, medeniyet ve siyaset yapanlar\u0131n merkezi oluyor? Ni\u00e7in ve ni\u00e7in? \u015eu halde \u00f6rnekleri pek \u00e7ok olan bu gibi \u00f6zellikler di\u011ferleri hakk\u0131nda garip g\u00f6r\u00fclm\u00fcyor da, en b\u00fcy\u00fck bir il\u00e2h\u00ee tahsis olan peygamberlik ve resull\u00fck hakk\u0131nda ni\u00e7in garip kar\u015f\u0131lan\u0131yor?<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n daha \u00f6nce bu gibi hat\u0131ralar\u0131 &#8220;Ger\u00e7ekten Allah, \u00c2dem&#8217;i, Nuh&#8217;u, \u0130brahim ailesini ve \u0130mran ailesini \u00e2lemler \u00fczerine se\u00e7kin k\u0131ld\u0131.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/33) \u00e2yetinde il\u00e2h\u00ee iradeyi ve se\u00e7me kanununu g\u00f6stererek halletmi\u015f ve defetmi\u015fti. Bundan ba\u015fka burada &#8220;Sana haber vermedi\u011fimiz nice resuller&#8230;&#8221; f\u0131kras\u0131yla peygamberlerin malum olan kimselere mahsus olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatarak, peygambrlerin arz-\u0131 mukaddes (Filistin) ve civar\u0131na tahsis edilmi\u015f az ki\u015filerden ibaret olmas\u0131 hakk\u0131ndaki varsay\u0131m\u0131n da kat\u0131ks\u0131z yalan oldu\u011funu anlatm\u0131\u015f ve bununla meseleyi k\u00f6k\u00fcnden yok etmi\u015ftir. B\u00fct\u00fcn peygamberlerin adedi y\u00fcz yirmi d\u00f6rt bin veya bir milyon d\u00f6rt y\u00fcz yirmi d\u00f6rt bin oldu\u011fu hakk\u0131nda baz\u0131 rivayetler varsa da, do\u011frusu peygamber ve resullerin say\u0131s\u0131 bilinmemektedir. Zira buyurulmu\u015ftur. \u015e\u00fcphe yok ki \u0130sl\u00e2m dininde b\u00fct\u00fcn peygamberlere inanmak iman\u0131n esaslar\u0131ndan bulundu\u011fu cihetle, b\u00fct\u00fcn peygamberler bildirilmi\u015f olsayd\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n bunlara geni\u015f bir \u015fekilde inanmakla y\u00fck\u00fcml\u00fc olmalar\u0131 gerekecek, bu da dinde b\u00fcy\u00fck bir zorluk olacakt\u0131. \u015eu halde il\u00e2h\u00ee se\u00e7imin en y\u00fcksek mertebelerinde bulunan b\u00fcy\u00fck peygamberlerin a\u00e7\u0131klanmas\u0131yla yetinilmesinde icm\u00e2l\u00ee (k\u0131saca) iman\u0131n yetmesi gibi b\u00fcy\u00fck \u00f6zel bir l\u00fctuf vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6zetle isimleri, k\u0131ssalar\u0131 bildirilen veya bildirilmeyen daha bir\u00e7ok peygamberler g\u00f6nderildi. ve b\u00fct\u00fcn bunlar aras\u0131nda Allah Te\u00e2l\u00e2 Musa&#8217;ya perde arkas\u0131ndan, yani &#8220;Sen beni asla g\u00f6remeyeceksin&#8221; (\u00c2r&#8217;af, 7\/143) m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere kendini g\u00f6stermeden, ger\u00e7ekten kel\u00e2m ile s\u00f6yledi ki b\u00f6yle vas\u0131tas\u0131z Allah ile konu\u015fma vahy mertebelerinin sonuncusudur. Musa&#8217;ya verilen kitapta da bundan daha y\u00fcksek bir vahy \u015fekli olmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>165-\u0130\u015fte ey Muhammed, Nuh&#8217;tan sana gelinceye kadar g\u00f6nderilen peygamberlerin hepsine biz b\u00f6yle \u00e7e\u015fitli mertebelerde vahyettik, sana da onlar\u0131n t\u00fcm\u00fcne yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi vahyin b\u00fct\u00fcn \u00e7e\u015fitleriyle vahyettik. \u015eimdi di\u011fer peygamberler aras\u0131nda Musa&#8217;n\u0131n, vahyin mertebelerinin sonuncusu olan Allah ile konu\u015fmakta derinle\u015fmesi, di\u011ferlerinin peygamberliklerinin do\u011frulu\u011fu hususunda ne bir \u015f\u00fcphe etmeyi gerektirmi\u015f, ne de imanda ve peygamberli\u011fin mahiyetinde ayr\u0131lmalar\u0131n\u0131 zorunlu k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde Tevrat&#8217;\u0131n ona bir defada inmi\u015f olmas\u0131, her peygamber i\u00e7in de b\u00f6yle olmas\u0131n\u0131 neden gerektirsin? Ve ona \u00f6yle oldu diye kitap ehli her peygamberden o \u015fekilde inmi\u015f olan bir kitap isteme hakk\u0131n\u0131 nereden alm\u0131\u015f? Sana b\u00f6yle \u00e7e\u015fitli vahiyler ile nebilik ve resull\u00fck verilmi\u015f iken, hikmetlere ve maslahat (menfaat)lara g\u00f6re peyderpey Kur&#8217;\u00e2n indirilip dururken bu il\u00e2h\u00ee kitab\u0131 tan\u0131may\u0131p, g\u00f6kten kitap istiyenler ve seni di\u011fer peygamberlerden ay\u0131rmaya kalk\u0131\u015fanlar art\u0131k k\u00fcf\u00fcr ve sap\u0131kl\u0131ktan ba\u015fka bir \u015fey yapm\u0131\u015f olmazlar. Ve bu konuda kabule de\u011fer hi\u00e7bir mazeret de ortaya atamazlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc biz b\u00fct\u00fcn insanlara b\u00f6yle m\u00fcjdeci ve Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan korkutucu olarak, yani iman ve itaat edenlere ahirette ecir ve sevab ile m\u00fcjde vermek, k\u00fcf\u00fcr ve isyan edenlere cehennem azab\u0131n\u0131 haber verip \u00e7ekindirmek \u00fczere el\u00e7iler g\u00f6nderdik ki bu peygamberlerden sonra Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 insanlar\u0131n mazeret g\u00f6stermeye vesile olacak hi\u00e7bir delili, bir tutana\u011f\u0131 olmas\u0131n. Azab\u0131 g\u00f6rd\u00fckleri zaman: &#8220;Ey Rabbim vaktiyle bize bunlar\u0131 bildirseydin h\u00fck\u00fcmlerini, \u015feriat\u0131n\u0131, kanunlar\u0131n\u0131 bildiren bir peygamber g\u00f6nderseydin de, bilmediklerimizi \u00f6\u011frenip onlara tabi olsayd\u0131k ve bu felaketler ba\u015f\u0131m\u0131za gelmeseydi ne olurdu; &#8220;Bize bir el\u00e7i g\u00f6nderseydin de b\u00f6yle al\u00e7ak ve rezil olmadan \u00f6nce senin \u00e2yetlerine uysayd\u0131k&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/134) diye mazeret g\u00f6stermeye haklar\u0131 kalmas\u0131n. Allah ezelden b\u00f6yle aziz ve hak\u00eemdir. H\u00fckm\u00fcne kar\u015f\u0131 gelinmez, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 hikmetiyle sa\u011flam yapar. \u015eu halde b\u00f6yle mertebe mertebe pek \u00e7ok peygamberler g\u00f6ndermi\u015f olmas\u0131 ve o kitaplar\u0131n ini\u015f \u015feklinde ve baz\u0131 \u015feriat ve h\u00fck\u00fcmlerde birbirlerinin ayn\u0131 olmamas\u0131 s\u0131rf hikmetinden ve \u00fcmmetlerin durumlar\u0131n\u0131n \u00e7e\u015fitli tabakalar \u00fczere bulunmas\u0131ndand\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc il\u00e2h\u00ee sorumluluklar\u0131n dayana\u011f\u0131 \u00e7e\u015fitli durumlar ve kullar\u0131n iyili\u011fidir. Allah Te\u00e2l\u00e2 yarat\u0131\u015f hikmeti gere\u011fince \u00fcmmetleri \u00e7e\u015fitli ve farkl\u0131 tav\u0131rlar ve hasletlerle yaratm\u0131\u015f oldu\u011fu gibi, kanun koyma hikmeti gere\u011fince de bunlara d\u00fcnya ve ahiretlerinde durum ve gidi\u015fatlar\u0131na uygun \u00e7e\u015fitli ve farkl\u0131 olan kabiliyetleriyle uyu\u015fan \u015feriatler ve h\u00fck\u00fcmler emir ve teklif etmi\u015f ve itiraz arzetmelerine sebep b\u0131rakmam\u0131\u015ft\u0131r. Buna kar\u015f\u0131 b\u00fct\u00fcn insanlara g\u00f6nderilmi\u015f olan bir Peygamber&#8217;e g\u00f6kten topyek\u00fcn bir kitap indirmesini teklif etmek hem Allah&#8217;\u0131n \u015ferefine bir tecav\u00fcz ve hem il\u00e2h\u00ee hikmete ayk\u0131r\u0131 bat\u0131l bir istektir.<\/p>\n<p>166-167-Ger\u00e7ek b\u00f6yle iken o zalimler, o kalpleri m\u00fch\u00fcrlenmi\u015f k\u00e2firler buna \u015fahitlik etmezler de h\u00e2l\u00e2 g\u00f6kten kitap isterler, fakat Allah sana indirdi\u011fiyle kendi \u015fahitlik ediyor ki, O, sana onu kendine \u00f6zg\u00fc olan ilmiyle indirdi. Bu, \u00f6yle bir bedii telif ve il\u00e2h\u00ee kel\u00e2md\u0131r ki, buna Allah&#8217;dan ba\u015fka hi\u00e7 kimsenin ilim ve kudreti yeti\u015femez, \u00f6ncekiler ve sonrakiler ona kar\u015f\u0131 gelmekten acizdir. Allah bunu \u00f6yle bir icaz sanat\u0131yla inzal buyurdu ki, bela\u011fatl\u0131 nazm\u0131ndaki bela\u011fat s\u0131rlar\u0131, kapsam\u0131ndaki kuds\u00ee nurlar\u0131, gayba ait m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndaki y\u00fcksek hakikatleri, h\u00fck\u00fcmlerindeki hikmet ve g\u00fczellikleri, gayesindeki mutlak saadeti, il\u00e2h\u00ee ilimden ba\u015fkas\u0131n\u0131n ihata kudreti d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. Bu, ne istenilen \u015fekilde ittifak etmek suretiyle vaki oluvermi\u015f bir tesad\u00fcf, ne de cahil bir tabiat\u0131n \u015fuursuz bir feveran\u0131 (f\u0131\u015fk\u0131rmas\u0131)d\u0131r; her \u015feyi bilen ve her yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilerek yapan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ezeli ilmiyle indirdi\u011fi hak bir ferman, derin bir mucizedir. Buna Allah Te\u00e2l\u00e2 b\u00f6yle \u015fahitlik etti\u011fi gibi melekler de \u015fahitlik eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc melekler il\u00e2h\u00ee \u015fahitli\u011fin ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131s\u0131d\u0131rlar. Bunun ini\u015fi, emin Cibril&#8217;in el\u00e7ili\u011fi ve onun emrindeki b\u00fct\u00fcn meleklerin ululamalar\u0131 i\u00e7inde vaki olmu\u015ftur. Ve onlar &#8220;O (melekler) ondan \u00f6nce s\u00f6z s\u00f6ylemezler&#8221;. (Enbiya, 21\/27) Bununla beraber ba\u015fka \u015fahide ihtiya\u00e7 da yoktur. \u015eahit olmak \u00fczere Allah yeter. Allah senin peygamberli\u011finin do\u011frulu\u011funa \u00f6yle derin deliller ve a\u00e7\u0131k h\u00fcccetler getirmi\u015f ve dikmi\u015ftir ki, bunlar di\u011fer \u015fahitlerle \u015fahit getirmekten musta\u011fnidir. Muhammed ve Kur&#8217;\u00e2n&#8230; Bunlarda ortaya \u00e7\u0131kan hak tecellileri, di\u011fer \u015fahitlerden m\u00fcsta\u011fnidir. Hakk&#8217;\u0131n kendine, kendi tecellileriyle \u015fahitli\u011finden daha a\u00e7\u0131k hangi \u015fahitlik olabilir. &#8220;De ki: &#8216;\u015fahitlik bak\u0131m\u0131ndan hangi \u015fey daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr?&#8217; De ki: &#8220;Allah&#8221;. (En&#8217;\u00e2m, 6\/19) Buna kar\u015f\u0131 Allah&#8217;\u0131n \u015fahitlik etti\u011fi herhangi bir ger\u00e7e\u011fi ink\u00e2r edenler, ve Allah yolundan, yani do\u011fru yol olan \u0130sl\u00e2m dininden yasaklayanlar derin bir sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir.<\/p>\n<p>168- B\u00f6yle ink\u00e2r edip, zul\u00fcm yapanlar, yani Muhammed Aleyhisselama ait nebilik ve peygamberli\u011fi ink\u00e2r etmek gibi haks\u0131zl\u0131kta bulunanlar muhakkak ki, Allah&#8217;\u0131n bunlar\u0131 ne bir \u015fekilde affetmesi, ne de cehennem yolundan ba\u015fka bir yola hidayet etmesi ihtimali yoktur.<\/p>\n<p>169-Yani bunlar &#8220;Muhakkak Allah kendisine ortak ko\u015fulmas\u0131n\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamaz&#8221;. (Nis\u00e2, 4\/116) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fcne tabidirler. Cehennemde ebed\u00ee olarak kalacaklard\u0131r. Bu kadar azg\u0131n k\u00e2firler nas\u0131l ma\u011flub edilirler de cehenneme t\u0131k\u0131l\u0131rlar, diye uzak g\u00f6rmeye de yer yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunu yapmak Allah&#8217;a \u00e7ok kolayd\u0131r. Zaten kurmu\u015f oldu\u011fu d\u00fczenin h\u00fckm\u00fc budur. Onlar O&#8217;na kendi ayaklar\u0131 ile ko\u015fa ko\u015fa gideceklerdir.<\/p>\n<p>Duydunuz ya:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>170- 170 &#8211; Ey insanlar, Resul size, Rabbi&#8217;nizden hakk\u0131 (ger\u00e7e\u011fi) getirdi. Kendi yarar\u0131n\u0131za olarak ona inan\u0131n. E\u011fer ink\u00e2r ederseniz, bilin ki g\u00f6klerde ve yerde olanlar\u0131n hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah bilendir, hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>\u00d6zellikle bu insanlar i\u00e7inde:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>171- Ey kitab ehli! Dininizde ta\u015fk\u0131nl\u0131k etmeyin ve Allah hakk\u0131nda ancak do\u011fru olan\u0131 s\u00f6yleyin! Meryem o\u011flu \u0130sa Mesih, sadece Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi, Meryem&#8217;e atm\u0131\u015f oldu\u011fu kelimesi ve O&#8217;ndan bir ruhtur. Allah&#8217;a ve peygamberlerine inan\u0131n (Allah) \u00fc\u00e7t\u00fcr demeyin. Kendi yarar\u0131n\u0131z i\u00e7in buna son verin. Muhakkak ki Allah tek bir il\u00e2ht\u0131r. O, \u00e7ocuk sahibi olmaktan y\u00fcce (m\u00fcnezzeh)dir. G\u00f6klerdeki ve yerdekilerin hepsi O&#8217;nundur. Vekil olarak Allah yeter.<\/p>\n<p>172 &#8211; Hi\u00e7bir zaman Mesih de Allah&#8217;\u0131n bir kulu olmaktan \u00e7ekinmez, Allah&#8217;a yak\u0131n melekler de. Kim O&#8217;na kulluk etmekten \u00e7ekinir ve b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslarsa bilsin ki O, onlar\u0131n hepsini huzuruna toplayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>173- \u0130nan\u0131p g\u00fczel i\u015fler yapanlara gelince, onlar\u0131n m\u00fckafatlar\u0131n\u0131 eksiksiz \u00f6deyecek ve l\u00fctfundan onlara daha fazlas\u0131n\u0131 da verecektir. Allah&#8217;a kulluktan \u00e7ekinip b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslayanlara da \u015fiddetli bir \u015fekilde azab edecek ve onlar Allah&#8217;dan ba\u015fka kendilerine ne bir dost, ne de bir yard\u0131mc\u0131 bulamayacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>171-172-173- Genel anlamda olmakla beraber, yukarda daha \u00e7ok yahudiler hedef al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 gibi, burada da \u00f6zellikle h\u0131ristiyanlar hedef al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Yani ey b\u00fct\u00fcn insanlardan ve insanlar i\u00e7inde kitap ehlinden bir k\u0131s\u0131m olan h\u0131ristiyanlar dininizde ta\u015fk\u0131nl\u0131k etmeyiniz. \u0130sa (a.s.)&#8217;\u0131n y\u00fcksek \u015fan\u0131n\u0131, yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, ink\u00e2r ve k\u00fc\u00e7\u00fcltmeye, gayri me\u015fru \u00e7ocuk Mechul &#8220;incannu&#8221; diye iftira etmeye kalk\u0131\u015fan yahudilerin al\u00e7altmalar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k, siz de onun hakk\u0131nda Allah&#8217;l\u0131k iddias\u0131 ile ifrata gitmeyiniz, ve Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 haktan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015fey s\u00f6ylemeyiniz. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 baz\u0131 \u015feylere girme, de\u011fi\u015fme ve ba\u015fka bir \u015feyle birle\u015fme, arkada\u015f ve \u00e7ocuk edinme vesaire gibi imkans\u0131z ve bat\u0131l olan vas\u0131flar ile vas\u0131fland\u0131rmay\u0131n\u0131z da, b\u00f6yle noksanlardan uzak tutunuz ve her hususta hakk\u0131 takip ediniz, do\u011fruyu s\u00f6yleyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Meryem o\u011flu \u0130sa Mesih ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil, ancak Allah&#8217;\u0131n bir el\u00e7isidir, ve yaratma veya tebli\u011fe dair bir kelimesidir ki onu Meryem&#8217;e atm\u0131\u015f &#8220;Muhakkak ki Allah seni, kendisinden bir kelime ile m\u00fcjdeliyor. Onun ad\u0131 Meryem o\u011flu \u0130sa Mesih&#8217;dir.&#8221; (Al-i \u0130mran, 3\/45) \u00e2yetinin delaleti \u00fczere melekleriyle Meryem&#8217;e bildirip m\u00fcjdelemi\u015f, Cebrail&#8217;in \u00fcflenmesi ile Meryem&#8217;in rahimine b\u0131rak\u0131p &#8220;ol, oldu&#8221; emriyle yaratm\u0131\u015ft\u0131r, ve Allah taraf\u0131ndan bir ruhtur, ki Allah bununla bir \u00e7ok \u00f6l\u00fc kalblere hayat vermi\u015ftir. Peygamberlik, kelime, ruh; i\u015fte Meryem o\u011flu \u0130sa Mesih&#8217;in son hakikat\u0131 bunlardan ibarettir. \u0130sa, \u00f6ld\u00fcr\u00fclmedi ve as\u0131lmad\u0131 veya hen\u00fcz \u00f6lmedi, semaya kald\u0131r\u0131ld\u0131 denildi\u011fi zaman bu ger\u00e7ekten ba\u015fka bir \u015fey anlamamal\u0131d\u0131r. \u015eu halde Allah&#8217;a ve b\u00fct\u00fcn peygamberlerine iman ediniz, Allah&#8217;\u0131 Allah, peygamberleri peygamber tan\u0131y\u0131n\u0131z, ve &#8220;\u00fc\u00e7&#8221; demeyiniz, ne &#8220;il\u00e2hlar \u00fc\u00e7t\u00fcr: Allah, Mesih, Meryem&#8217;dir&#8221; diye a\u00e7\u0131k \u015firk ile, ne de &#8220;Allah \u00fc\u00e7t\u00fcr: baba, o\u011flu, Ruhul-Kud\u00fcs \u00fc\u00e7 esas; \u00fc\u00e7 \u015fah\u0131s olarak tek esast\u0131r&#8221; gibi bir yorumlu \u015firk ile &#8220;\u00fc\u00e7 ilah&#8221; anlay\u0131\u015f\u0131na sapmay\u0131n\u0131z. \u00dc\u00e7 il\u00e2h inan\u0131\u015f\u0131ndan vazge\u00e7iniz ki sizin i\u00e7in hay\u0131rl\u0131 olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah ancak bir il\u00e2ht\u0131r, hi\u00e7bir \u015fekilde ortakl\u0131\u011f\u0131 kabul etmez, zat\u0131nda her t\u00fcrl\u00fc \u00e7o\u011falmadan uzak ve il\u00e2hl\u0131kta tekdir, h\u00e2\u015f\u00e2, O&#8217;nun bir \u00e7ocu\u011fu olmas\u0131 ihtimali yoktur. O&#8217;nu \u00f6yle bir noksanl\u0131ktan tenzih eder ve y\u00fcceltirim. \u00c7\u00fcnk\u00fc g\u00f6klerde ve yerde, yukar\u0131larda ve a\u015fa\u011f\u0131da her ne varsa hepsi O&#8217;nundur. Halk O&#8217;nun, m\u00fclk O&#8217;nun, h\u00fck\u00fcmranl\u0131k ve tasarruf O&#8217;nundur. \u0130sa da i\u00e7inde oldu\u011fu halde e\u015fyadan hi\u00e7bir \u015fey O&#8217;nun m\u00fclk ve melekutu (gayb \u00e2lemi)ndan hari\u00e7 de\u011fildir. Allah vekil olarak da kafidir. Yani b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 yaratmak ve d\u00fczenlemek ve ad\u0131na zabtetmek ve idare etmekte Allah&#8217;\u0131n hi\u00e7bir kimseyi vekil tutmaya ihtiyac\u0131 yoktur. O bizzat ve asaletle h\u00fck\u00fcm ve tasarrufa kadir, \u00e2lemlerden m\u00fcsta\u011fnidir. Bununla beraber yaratt\u0131klar\u0131n\u0131n i\u015flerini, onlar\u0131n hesap ve faydalar\u0131 ad\u0131na en g\u00fczel d\u00fczenleyen ve idare eden ve edecek olan da O&#8217;dur.<\/p>\n<p>Onlar g\u00f6revlerini yap\u0131p kendisine tevekk\u00fcl ederek ve dayanarak i\u015flerini ona havale ettikleri takdirde, onlar\u0131 d\u00fczeltmek, arzu ve emellerini tatmin etmek i\u00e7in kendilerini ba\u015fka bir vekile muhta\u00e7 da etmez. \u00d6zetle O, b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar\u0131n i\u015flerini d\u00fczeltmeye ve kendisine dayanmas\u0131na yeterlidir ve i\u015finde bir vekile muhta\u00e7 de\u011fildir. O, her\u015feyin yerini tutar, hi\u00e7 bir \u015fey O&#8217;nun yerini tutamaz ve O&#8217;na dayanmadan duramaz. \u015eu halde Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fc d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015fey, Allah&#8217;\u0131n yerini tutacak bir \u00e7ocuk, yerini dolduracak bir vekil, Allah&#8217;tan ba\u015fka i\u015fleri havale edecek bir merci, bir mabud d\u00fc\u015f\u00fcncesi muhal (m\u00fcmk\u00fcn olmayan)in tasavvurudur. Bu gibi \u015feyler, ancak faniler ve acizler hakk\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. &#8220;Peygamber&#8221; denildi\u011fi zaman da bir &#8220;vekil&#8221; de\u011fil, ancak s\u00f6z\u00fc nakleden bir emir kulu anlamal\u0131d\u0131r. Buna kar\u015f\u0131 ey h\u0131ristiyanlar, &#8220;Mesih nas\u0131l kul olur?&#8221; demeyiniz. Mesih, hi\u00e7 bir zaman Allah&#8217;a kul olmaktan \u00e7ekinmez. H\u0131ristiyanlar Peygamberimize gelmi\u015fler, &#8220;Bizim sahibimize ni\u00e7in ay\u0131p isnad ediyorsun?&#8221; demi\u015fler. &#8220;Sahibiniz kim?&#8221; buyurmu\u015f. &#8220;\u0130sa&#8221; demi\u015fler. &#8220;Ne dedim&#8221; buyurmu\u015f, &#8220;O Allah&#8217;\u0131n kulu ve resul\u00fcd\u00fcr diyorsun&#8221; demi\u015fler. (Bunun \u00fczerine) : &#8220;Allah&#8217;a kul olmak bir \u00e2r de\u011fildir&#8221; buyurmu\u015f ve bu \u00e2yet bunun \u00fczerine inmi\u015ftir, diye riv\u00e2yet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>G\u00f6rd\u00fcn\u00fcz ya:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>174 &#8211; Ey insanlar! Size Rabbinizden bir delil (Muhammed) geldi ve size apa\u00e7\u0131k bir nur indirdik.<\/p>\n<p>175 &#8211; Allah&#8217;a inan\u0131p O&#8217;na s\u0131ms\u0131k\u0131 sar\u0131lanlar\u0131 (Allah), kendisinden bir rahmet ve lutfa sokacak ve kendisine varan dosdo\u011fru yola iletecektir.<\/p>\n<p>174-175- Burhan, Muhammed (a.s.)&#8217;\u0131n zat\u0131; N\u00fbr-\u00ee m\u00fcb\u00een, Kur&#8217;\u00e2n, S\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem, din ve \u0130sl\u00e2m \u015feriat\u0131d\u0131r. Bundan sonraki s\u00fbrelerde bu hidayetin tamamlanmas\u0131 a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi s\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;Ey insanlar Rabbinizden sak\u0131n\u0131n\u0131z&#8221; hitab\u0131 bu Allah&#8217;\u0131n delili ile geli\u015fe geli\u015fe b\u00f6yle bir a\u00e7\u0131k nura ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 ve do\u011fru yolu ayd\u0131nlatt\u0131\u011f\u0131, bu noktada \u00f6l\u00fcm ile ilgili olan ve s\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndaki mallarla ve mirasla ilgili h\u00fck\u00fcmleri tamamlayan bir \u00e2yet ile sonu ba\u015fa d\u00f6nd\u00fcrmek \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Ey Muhammed! Bu do\u011fru yola gitmek arzusunda bulunanlar:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>176- Senden fetva istiyorlar. Deki: &#8220;Allah size kel\u00e2le (babas\u0131z ve \u00e7ocuksuz kimse) nin miras\u0131 hakk\u0131nda h\u00fckm\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131kl\u0131yor: \u00c7ocu\u011fu olmayan, fakat k\u0131z karde\u015fi bulunan bir ki\u015fi \u00f6l\u00fcrse, b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 mal\u0131n yar\u0131s\u0131 o (k\u0131z karde\u015fi)nundur. \u00c7ocu\u011fu olmayan k\u0131z karde\u015f \u00f6l\u00fcrse, erkek karde\u015f ona varis olur. E\u011fer (\u00f6lenin) iki k\u0131z karde\u015fi varsa, b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u00fc\u00e7te ikisi onlar\u0131nd\u0131r. E\u011fer karde\u015fler erkek ve k\u0131z olurlarsa, erke\u011fin hissesi, iki k\u0131z\u0131n hissesi kadard\u0131r. \u015ea\u015f\u0131rmaman\u0131z i\u00e7in Allah size (h\u00fck\u00fcmlerini) a\u00e7\u0131kl\u0131yor. Allah, her \u015feyi hakk\u0131yla bilendir.<\/p>\n<p>176-&#8220;Kel\u00e2le&#8221;nin m\u00e2n\u00e2s\u0131 s\u00fbrenin ba\u015f taraf\u0131nda (Nis\u00e2, 4\/12) \u00e2yetinde ge\u00e7mi\u015fti. (Oraya bak\u0131n\u0131z). Bir rivayete g\u00f6re birincisi k\u0131\u015f\u0131n, bu ikinci \u00e2yet de yaz\u0131n inmi\u015f ve bunun i\u00e7in buna &#8220;yaz \u00e2yeti&#8221; denilmi\u015ftir. O yaz (Al-i \u0130mran, 3\/97) \u00e2yeti inmi\u015f, Resullullah Mekke&#8217;ye gitmek i\u00e7in haz\u0131rl\u0131k yap\u0131yordu. Bu s\u0131rada, yani veda hacc\u0131na gidilirken Medine&#8217;den \u00e7\u0131k\u0131lmadan ve baz\u0131lar\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re yolda bir \u00e2yet inmi\u015ftir. Ber\u00e2 b. Azib (r.a.) bunun en son nazil olan \u00e2yet, Ber\u00e2e s\u00fbresinin en son nazil olan s\u00fbre oldu\u011funu ve sahabeden bir\u00e7o\u011fu da son nazil olan \u00e2yetlerden oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. N\u00fczul sebebi hakk\u0131nda da C\u00e2bir b. Abdill\u00e2h (r.a.)&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir ki:&#8221; Resulullah (s.a.v.) ziyaretime gelmi\u015f idi, hastayd\u0131m &#8216;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc ben kel\u00e2le (babas\u0131 ve \u00e7ocu\u011fu olmayan)yim, mal\u0131m\u0131 ne yapay\u0131m?&#8217; Di\u011fer bir rivayette: Miras kimindir? Bana ancak kel\u00e2le varis olacak&#8217; dedim. Bu \u00e2yet bu sebeple nazil oldu. &#8220;Hz. Ebu Bekir (r.a.) bir hutbesinde demi\u015ftir ki: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n Nis\u00e2 s\u00fbresinde fer\u00e2iz (miras hukuku ) hakk\u0131nda indirmi\u015f oldu\u011fu \u00e2yetlerden birincisi \u00e7ocuk ve baba hakk\u0131ndad\u0131r. \u0130kincisi koca, kar\u0131s\u0131 ve ana bir karde\u015fler hakk\u0131ndad\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc ana, baba bir veya baba bir karde\u015fler hakk\u0131ndad\u0131r.&#8221; \u015eu halde Erkek veya k\u0131z bir \u00e7ocu\u011fu bulunmayan bir adam \u00f6l\u00fcr ve &#8220;ana-baba bir&#8221;, yahut &#8220;baba bir &#8221; bir k\u0131z karde\u015fi bulunursa, terikesini (b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 mal\u0131)n yar\u0131s\u0131 k\u0131z karde\u015finin farz hakk\u0131d\u0131r. Di\u011fer yar\u0131, asabe (baba taraf\u0131ndan akraba)si varsa onun, yoksa redden yine k\u0131z karde\u015finindir. O\u011flu bulunursa k\u0131z karde\u015f d\u00fc\u015fer, k\u0131z\u0131 bulunursa k\u0131z karde\u015fin belki bir farz\u0131 olmaz. &#8220;K\u0131z karde\u015fleri, k\u0131zlarla birlikte asabe yap\u0131n\u0131z&#8221; hadis-i \u015ferifi gere\u011fince asabe olur.<\/p>\n<p>A\u015fa\u011f\u0131 do\u011fru inen neseb (\u00e7ocuklar, torunlar&#8230;) in d\u0131\u015f\u0131nda kalanlar\u0131 ifade eden kel\u00e2le anlay\u0131\u015f\u0131nda &#8220;\u00e7ocuk ve baba olmamak &#8221; \u00f6l\u00e7\u00fc oldu\u011fundan dolay\u0131 &#8220;\u00e7ocu\u011fu olmayan&#8221;, babas\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, \u00e7ocu\u011fu da olmayan demek olur. Yani baba bulunursa b\u00fct\u00fcn karde\u015fler d\u00fc\u015fer, miras alamazlar. Hz. \u00d6mer bu noktada biraz teredd\u00fct etmi\u015f ise de s\u00fcnnet bu \u015fekil \u00fczere kararla\u015fm\u0131\u015f ve b\u00f6yle oldu\u011funda ittifak has\u0131l olmu\u015ftur. Fakat ana &#8220;E\u011fer karde\u015fleri varsa, anas\u0131n\u0131n pay\u0131 alt\u0131da birdir&#8221; (Nisa, 4\/11) \u00e2yetinin delaletinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere karde\u015fleri d\u00fc\u015f\u00fcrmez. Bu mesele Feraiz ilminde \u015f\u00f6yle ifade olunmu\u015ftur: &#8220;Ana-baba bir k\u0131z ve erkek karde\u015fler ile baba bir erkek ve k\u0131z karde\u015flerin hepsi, o\u011ful ve a\u015fa\u011f\u0131ya do\u011fru ne kadar inerse insin o\u011fulun o\u011flu ile, ittifakla baba ile, sadece Ebu Hanife&#8217;ye g\u00f6re dede ile d\u00fc\u015fer&#8221;.<\/p>\n<p>Erkek karde\u015f \u00f6l\u00fcrse b\u00f6yle oldu\u011fu gibi tersine o kal\u0131r, k\u0131z karde\u015fi \u00f6l\u00fcr, \u00e7ocu\u011fu (ayn\u0131 \u015fekilde babas\u0131 ) bulunmazsa, o erkek karde\u015f de ona varis olur, yani b\u00fct\u00fcn b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 miras\u0131 al\u0131r. Fakat o\u011flu veya babas\u0131 bulunursa d\u00fc\u015fer. K\u0131z\u0131 bulunursa tamam\u0131n\u0131 alamaz kalan\u0131 al\u0131r. E\u011fer ayn\u0131 \u015fartlar alt\u0131nda kalan k\u0131z karde\u015fler iki veya daha fazla iseler farz haklar\u0131 terekeden iki \u00fc\u00e7te bir, yani \u00fc\u00e7te ikidir. Geri kalan asabe (baba taraf\u0131ndan akraba) varsa ona verilir. Yoksa farz olarak de\u011fil, red olarak onlar\u0131n olur. Ve e\u011fer kalanlar yine ayn\u0131 \u015fartlar alt\u0131nda, erkekli di\u015fili kar\u0131\u015f\u0131k karde\u015fler ise, yani hem erkek karde\u015f ve hem k\u0131z karde\u015f varsa, o zaman erke\u011fe iki di\u015fi pay\u0131 kadar taksim olunur. \u015ea\u015f\u0131r\u0131rs\u0131n\u0131z diye Allah size h\u00fck\u00fcmlerini a\u00e7\u0131kl\u0131yor. Bu ve benzerlerini Basral\u0131lar, &#8220;\u015fa\u015fman\u0131z\u0131 \u00e7irkin g\u00f6rerek&#8221; diye, K\u00fbfeliler de &#8220;\u015fa\u015fmaman\u0131z i\u00e7in&#8221; diye takdir ederek tefsir etmi\u015flerdir ki, birinciye g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 :&#8221;Allah \u015fa\u015f\u0131rman\u0131z\u0131 istemedi\u011fi i\u00e7in size beyan ediyor&#8221; demek olur. Bizim dil leh\u00e7emize g\u00f6re: &#8220;\u015fa\u015f\u0131r\u0131rs\u0131n\u0131z diye Allah size a\u00e7\u0131kl\u0131yor&#8221; demek de ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade eder. Fakat bu da &#8220;a\u00e7\u0131klama yapmazsa \u015fa\u015f\u0131r\u0131rs\u0131n\u0131z&#8221; demek oldu\u011fundan daha uzun bir takdiri i\u00e7erir. Halbuki bir nefy harfinin takdiri b\u00f6yle bir \u015fart c\u00fcmlesinin takdirinden elbette daha iyidir. &#8220;Senden fetva istiyorlar&#8221; ifadesindeki fetva istekleriyle bu beyan k\u0131sm\u0131, gelecek olan Maide s\u00fbresinin beyanlar\u0131na da bir haz\u0131rl\u0131kt\u0131r. Allah her \u015feyi bilendir. Sizin hayat ve \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fczle ilgili durumlar\u0131n\u0131z\u0131 da pek iyi bildi\u011finden iyilik ve faydalar\u0131n\u0131z\u0131 i\u00e7eren h\u00fck\u00fcmlerini size a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde siz de bunlar\u0131 biliniz, ilim ve nur ile do\u011fru yolda y\u00fcr\u00fcy\u00fcn\u00fcz ki, il\u00e2h\u00ee sofraya konas\u0131n\u0131z.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>4-N\u0130SA: Bu s\u00fbre de bir\u00e7ok \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmleri ve teklifleri kapsamaktad\u0131r. Ba\u015f taraf\u0131nda Allah&#8217;\u0131n haklar\u0131, b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011f\u0131n karde\u015fli\u011fi, \u00e7ocuklara, kad\u0131nlara, yetimlere ac\u0131ma, \u015fefkat g\u00f6sterme ve haklar\u0131n\u0131n verilmesi, mallar\u0131n\u0131n korunmas\u0131, evlenme ve miras gibi hususlarla ilgili emirler ve h\u00fck\u00fcmler ile ba\u015flam\u0131\u015f, s\u00fbrenin sonu da bu konularla bitmi\u015ftir. Orta k\u0131sm\u0131nda da aile terbiyesinden ba\u015flamas\u0131 laz\u0131m gelen temizlik, namaz, &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":8707,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1224,1223,5030,5031,5351,1583,1582,1586],"class_list":["post-1942","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-4-nisa","tag-4-nisa-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-kuran","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1942","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1942"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1942\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/8707"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1942"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1942"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1942"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}