{"id":1944,"date":"2010-11-18T22:59:00","date_gmt":"2010-11-18T20:59:00","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1944"},"modified":"2010-11-18T22:59:00","modified_gmt":"2010-11-18T20:59:00","slug":"3-al-i-imran-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/3-al-i-imran-tefsiri\/","title":{"rendered":"3-AL-\u0130 \u0130MRAN SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>3-AL-\u0130 \u0130MRAN:<\/p>\n<p>1-2-Ya Muhammed! Yine Elif, L\u00e2m, M\u00eem. Bunu iyi belle, iyi anlat! O y\u00fcce Allah, \u00f6yle bir hak mabuddur ki, ondan ba\u015fka tap\u0131n\u0131lmaya de\u011fer, tap\u0131n\u0131lmay\u0131 hak etmi\u015f, il\u00e2h denilecek, kulluk edilecek hi\u00e7bir \u015fey yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, hayy ve kayy\u00fbmdur. Yok olmaktan, zeval bulmaktan m\u00fcnezzehtir, \u00f6lmez. Ezelde ve ebedde haz\u0131r ve naz\u0131r, vacibulv\u00fcc\u00fbd (varl\u0131\u011f\u0131 zarur\u00ee) olan ve her\u015feyi y\u00f6neten, y\u00f6nlendiren, yaratt\u0131klar\u0131n\u0131 koruyan, kay\u0131ran ve doyurand\u0131r. Her \u015feyi ayakta tutan O, besleyen ve b\u00fcy\u00fcten O&#8217;dur. Bununla beraber kendisinden hi\u00e7bir \u015fey eksilmez, daima hayy ve kayy\u00fbmdur. \u00dcstelik hayy ve kayy\u00fbm olan yaln\u0131zca O&#8217;dur. Zaten il\u00e2h ve mabud da hayy ve kayy\u00fbm olmal\u0131d\u0131r. Binaenaleyh ne \u0130sa, ne de ba\u015fkalar\u0131, hi\u00e7 biri il\u00e2h de\u011fildir. Onlara il\u00e2h demek, mabudluktan, tanr\u0131l\u0131ktan hisse vermek Allah&#8217;\u0131 inkar olur, k\u00fcf\u00fcr olur.<\/p>\n<p>Bu &#8220;Elif, L\u00e2m, M\u00eem&#8221;in okunu\u015fu dikkat \u00e7ekici bir konudur. K\u0131r\u00e2etlerinde hepsinde hem vas\u0131l s\u00fbretinde okunur, yani, genellikle ikinci &#8220;m\u00eem&#8221;in fethi ve Allah lafz\u0131na vasl\u0131 ve bununla beraber vak\u0131f halindeki gibi birinci &#8220;m\u00eem&#8221;in medd-i \u00e2r\u0131z halinde t\u00fbl veya kasr ile okunur. Ancak Ebu Ca&#8217;fer k\u0131r\u00e2etinde sekit vard\u0131r ki, ne tam vak\u0131f, ne de tam vas\u0131ld\u0131r. Bundan dolay\u0131 bunun Kufiyy\u00fbn rivayetlerinde bile tek ba\u015f\u0131na m\u00fcstakil bir \u00e2yet olmad\u0131\u011f\u0131 da s\u00f6ylenmi\u015ftir. Dilciler ile tefsirciler bu okunu\u015f tarz\u0131yla ilgili olarak uzun uzun g\u00f6r\u00fc\u015fler ortaya koymu\u015flard\u0131r. Fakat m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan biz bundan \u015funu anlamak istiyoruz ki, burada vas\u0131l haliyle vak\u0131f hallerinin birle\u015fmesinde bir \u00f6zellik vard\u0131r. Vak\u0131f haline itibar di\u011fer hallerine olan benzerli\u011fi g\u00f6stermekle beraber ayn\u0131 zamanda vas\u0131l hali burada bir \u00f6zel anlam ifade etmektedir ki, bunda in demek oldu\u011funa ve bundan dolay\u0131 da &#8220;\u00c2yete&#8217;l-K\u00fcrs\u00ee&#8221;nin icm\u00e2len (\u00f6zet olarak) bir remzi demek oldu\u011funa i\u015faret var gibidir. Bunun bir ismi &#8220;S\u00fbre&#8221; ve Bakara S\u00fbresi&#8217;nin bir ismi de &#8220;S\u00fbret\u00fc&#8217;l-K\u00fcrs\u00ee&#8221; oldu\u011funa, ve \u00c2yete&#8217;l-K\u00fcrs\u00ee&#8217;nin de en b\u00fcy\u00fck \u00e2yet oldu\u011funa g\u00f6re; ayr\u0131ca bunun \u0130l\u00e2h\u00ee isimlere i\u015faret olmas\u0131 hakk\u0131ndaki rivayetlerin b\u00fct\u00fcn\u00fc birden g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutulunca, bunlar\u0131n hepsi bu ima ve i\u015fareti destekleyebilecek emarelerden say\u0131labilir. Kur&#8217;\u00e2n il\u00e2h\u00ee ilmin ve il\u00e2h\u00ee saltanat\u0131n parlak bir \u015fekilde tecelli etti\u011fi yerdir. \u00c2yete&#8217;l-K\u00fcrs\u00ee de o ilmin, o saltanat\u0131n en g\u00fczel ve en veciz bir ifadesi olmak bak\u0131m\u0131ndan bu m\u00e2n\u00e2, in Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ismi olmas\u0131na da m\u00e2ni de\u011fildir. Bunda her \u015feyin Allah&#8217;a d\u00f6nece\u011fi temel inanc\u0131n\u0131n da bir ifadesi vard\u0131r. Zaten m\u00fcte\u015fabihat\u0131n da en b\u00fcy\u00fck n\u00fczul hikmeti bu temel inanc\u0131n iyice peki\u015ftirilmesi oldu\u011fu bilinmektedir. \u015e\u00fcphesiz bu hece harfleri Hz. Muhammed&#8217;in kula\u011f\u0131nda \u00e7\u0131nlamaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 zaman en \u00f6nce il\u00e2h\u00ee K\u00fcrs\u00ee&#8217;den gelen hak \u00e2yetlerini tebli\u011f ediyordu. Bu s\u00fbrenin hedeflerinin en ba\u015f\u0131nda geleni, m\u00fcte\u015fabihat\u0131n muhkemata irca edilmesi esas\u0131n\u0131 anlatmak ve b\u00f6ylece hakk\u0131n \u00e2yetlerinde kaymalardan ve sapmalardan korunma gere\u011fini \u00f6\u011fretmek oldu\u011funa g\u00f6re, ta ba\u015f\u0131nda Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini ve e\u015fsiz y\u00fcceli\u011fini tesbit ederken nazm\u0131 m\u00fcte\u015fabihinin muhkem nazm\u0131 ile teviline bir misal vermi\u015f olmas\u0131, onun hemen arkas\u0131nda da daha \u00f6nce indirilmi\u015f il\u00e2h\u00ee kitaplar aras\u0131nda m\u00fcte\u015fabihat\u0131 pek \u00e7ok olan Tevrat ile \u0130ncil&#8217;in, kendilerinden sonra son Peygamber&#8217;e indirilen ve muhkemat\u0131 &#8220;\u00fcmm\u00fclkitap&#8221; (kitab\u0131n anas\u0131) olan Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Az\u00eeme, Furk\u00e2n-\u0131 hak\u00eeme irca edilmedik\u00e7e tasdikleri caiz olmayaca\u011f\u0131n\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc bunun muhkemat kar\u015f\u0131s\u0131nda m\u00fcte\u015fabihata uymak s\u00fbretiyle Hakk&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ink\u00e2ra ve k\u00fcfre sebebiyet verece\u011fini, k\u00fcfr\u00fcn de \u015fiddetli azaba sebep oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamas\u0131 ne kadar bela\u011fatl\u0131 ve nazm\u0131n ak\u0131\u015f\u0131na ne kadar uygundur. \u0130\u015fte Bakara S\u00fbresi&#8217;nin son \u00e2yetinde m\u00fcminlerin yard\u0131m dualar\u0131na cevap olarak ba\u015flayan bu \u00c2l-i \u0130mran S\u00fbresi, bir taraftan hayatta muzaffer olmu\u015f, yard\u0131m g\u00f6rm\u00fc\u015f ve galip gelmi\u015f, insanlar aras\u0131nda s\u00f6z\u00fc ge\u00e7en bir hakem ve hakim olabilmek i\u00e7in inan\u00e7ta tevhid, ahl\u00e2kta nezahet, ilimde sa\u011flaml\u0131k ve metanetin ilk ve temel \u015fart oldu\u011funu hat\u0131rlatmak ve di\u011fer taraftan h\u0131ristiyanlar\u0131n il\u00e2h\u00ee tenzihe ayk\u0131r\u0131 olarak bazan Allah, bazan Allah&#8217;\u0131n o\u011flu, bazan da \u00fc\u00e7\u00fcn \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc sonra da b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n hepsi diye tanr\u0131la\u015ft\u0131rd\u0131klar\u0131, Yahudilerin de Peygamberlerin nezahet ve iffetine sald\u0131r\u0131p, s\u00f6v\u00fcp sayd\u0131klar\u0131 ve \u00e7amur atmaya kalk\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 Hz. \u0130sa meselesinin ay\u0131klan\u0131p \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fturulmas\u0131na belge olmak i\u00e7in her\u015feyden \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n birli\u011fi ve tenzihi meselesini iyice tesbit ve insanlar\u0131n hidayeti i\u00e7in kitap indirmek, ilm\u00ee ve amel\u00ee anlamda Furkan g\u00f6ndermekle ihsanda bulunmu\u015ftur. Peygamberli\u011fin isbat\u0131 ve ilmide ihk\u00e2m i\u00e7in il\u00e2h\u00ee kitaplar\u0131n hepsini anlamak ve onlar\u0131n tefsirinde \u00f6ncekileri sonrakilere, m\u00fcte\u015fabihat\u0131n\u0131 muhkemat\u0131na irca usul\u00fcn\u00fc \u00f6\u011fretip, bunlar\u0131n aksine hareketten sak\u0131nd\u0131rm\u0131\u015f ve b\u00f6ylece hak dini yerli yerine oturtmu\u015ftur.<\/p>\n<p>3-4- Ey Muhammed! Allah, sana bu kitab\u0131, hak ve hukuk sebebiyle, hak ve hakikat\u0131 i\u00e7ermi\u015f olarak, \u00f6n\u00fcndekileri tasdik etmek \u00fczere hakikat\u0131n gereklerine ve olaylar\u0131n ak\u0131\u015f \u015fekline g\u00f6re peyderpey indirmektedir. Ve bundan \u00f6nce indirilenler aras\u0131nda bilhassa Tevrat&#8217;\u0131 ve \u0130ncil&#8217;i indirmi\u015fti. Bunlar\u0131n hepsi insanlara hidayet i\u00e7indir. B\u00f6yle buyurmakla il\u00e2h\u00ee g\u00f6zetim ve y\u00f6netim alt\u0131nda Rabl\u0131\u011f\u0131n kanunlar\u0131na uygun olarak peygamberli\u011fin tekam\u00fcl\u00fcn\u00fc ve Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finin ilk defa ortaya \u00e7\u0131kan bir peygamberlik olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hakikat\u0131 tasdik olunmay\u0131nca \u00f6nceki kitaplar\u0131n da hakk\u0131yla anla\u015f\u0131l\u0131p tasdik edilemiyece\u011fini, bundan dolay\u0131 da Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fi tasdik edilmedik\u00e7e \u00f6nceki peygamberlerin de hakk\u0131yla anla\u015f\u0131l\u0131p tasdikine bir delil ve \u015fahit bulunam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131, o zaman da insanlar\u0131n delalet ve sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde kalaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015f, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ve Hz. Peygamber&#8217;in mucizelerinin bu anlamda hakem rol\u00fcn\u00fc \u00fcstlenmi\u015f oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a bildirmek i\u00e7in de bu h\u00fckm\u00fc O, Furkan&#8217;\u0131 da indirdi k\u0131sm\u0131 ile nass olarak karara ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Ker\u00eem&#8217;in, daha \u00f6nceki kitaplar\u0131 ve gelmi\u015f ge\u00e7mi\u015f b\u00fct\u00fcn peygamberleri tasdik edi\u015fi, \u00e7e\u015fitli y\u00f6nlerden ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Birincisi: \u00d6nceki kitaplar ve daha evvel gelmi\u015f olan peygamberler, ileride b\u00fcy\u00fck bir peygamberin gelece\u011fini haber veriyor ve vaad ediyorlard\u0131. Kendi ir\u015fadlar\u0131n\u0131 ilerdeki b\u00f6yle bir kem\u00e2l hedefine y\u00f6neltmi\u015f olduklar\u0131ndan, Kur&#8217;\u00e2n ve Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fi ortaya \u00e7\u0131ksayd\u0131, onlar bat\u0131l bir fikir veya hayal \u00fczerine kurulu anlams\u0131z bir ideoloji \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f olurlard\u0131. Hatta bo\u015f vaatlerle halk\u0131 kand\u0131ran, yalan ve yanl\u0131\u015f fikirlerle insanlar\u0131 oyalayan, aldatan yalanc\u0131lar durumuna d\u00fc\u015ferlerdi. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n gelmesiyledir ki, daha \u00f6nceki devirlerde bir ideoloji halinde yay\u0131lm\u0131\u015f olan bu gayb haberlerinin, ancak bu sayede bir vahiy haberi ve Allah&#8217;dan gelen bir hak bilgi oldu\u011fu ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir. Ve b\u00f6ylece Kur&#8217;\u00e2n, yaln\u0131zca Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fini de\u011fil, bunun i\u00e7inde z\u0131mnen b\u00fct\u00fcn \u00f6nceki peygamberlerin peygamberli\u011fini de tasdik ve isbat eden bir furkan-\u0131 m\u00fcb\u00een olmu\u015f ve Allah&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn kitaplar\u0131, b\u00fct\u00fcn peygamberleri aras\u0131nda kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak birbirlerini tasdik ettikleri ve birbirlerine \u015fahadet getirdikleri konusunda bir tekam\u00fcl ve i\u015fbirli\u011fi, bir dayan\u0131\u015fma bulundu\u011fu kurumla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Ve hepsinin ba\u015f\u0131nda &#8220;Allah onlardan bir k\u0131sm\u0131na y\u00fcce dereceler vermi\u015ftir.&#8221; (Bakara, 2\/253) \u00e2yetinin delaletince peygamberlerin sonuncusunu tayin eden bir il\u00e2h\u00ee ferman \u015feklinde gelmi\u015ftir ki, Bakara S\u00fbresi&#8217;nin birinci c\u00fcz\u00fcnde tasdikin en \u00e7ok bu anlam\u0131, bu y\u00f6n\u00fc \u00fczerinde durulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Kur&#8217;an, \u00f6nceki kitaplar\u0131n iman ve Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine davet eden, adaleti ve ihsan\u0131 emreden, peygamberlerin ve eski \u00fcmmetlerin ya\u015fay\u0131\u015f ve tarihlerinin, haber ve eserlerinin ba\u015fka ba\u015fka olmas\u0131yla de\u011fi\u015fmeyecek olan temel h\u00fck\u00fcmler gibi muhkem ilkelerini g\u00fc\u00e7lendirerek ve geni\u015fleterek yeni ba\u015ftan y\u00fcr\u00fcrl\u00fc\u011fe koymu\u015f ve hikmet-i te\u015fri\u00ee gere\u011fince zamanlar\u0131n ve mek\u00e2nlar\u0131n ve y\u00fck\u00fcml\u00fc milletlerin \u00f6zelliklerine uygun d\u00fc\u015fecek \u015fekilde hak ve hay\u0131r a\u00e7\u0131s\u0131ndan onlar\u0131n i\u015flerine yarayacak h\u00fck\u00fcmleri ve \u015fer&#8217;\u00ee ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 yeniden tanzim ve ta&#8217;dil ederek hak dini, b\u00fct\u00fcn zaman ve mekanlarda ve bilc\u00fcmle \u00fcmmet ve toplumlar\u0131n hayat\u0131nda ge\u00e7erlili\u011fini sa\u011flayan geni\u015f kapsaml\u0131 bir te\u015fr\u00ee ilmi de \u00f6\u011fretmi\u015ftir. B\u00f6ylece il\u00e2h\u00ee kitaplar\u0131 \u00f6ncekinden sonrakine aral\u0131ks\u0131z olarak birbirlerinin tasdikinden ve y\u00fcr\u00fcrl\u00fck alan\u0131ndan ge\u00e7irerek s\u00fczmek s\u00fbretiyle hepsinin do\u011fru ilkelerini hakk\u0131yla kendi uhdesine alm\u0131\u015f ve y\u00fcklenmi\u015f bulundu\u011fundan, \u00f6nceki kitaplardan ve \u015fer\u00eeatlardan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u015fehadeti ile tasdik edilmedik\u00e7e ne peygamberliklerinde, ne de o kitaplar\u0131n delaletlerinde hak olduklar\u0131 tasdik edilemez. Yani ge\u00e7mi\u015f devirlerde ya\u015fam\u0131\u015f olan \u00f6nceki peygamberlere g\u00f6nderilmi\u015f olan il\u00e2hi temyiz ve tefrik a\u00e7\u0131s\u0131ndan son tasdik mercii Hatem\u00fc&#8217;l-enbiya Hz. Muhammed Mustafa ile Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Hakim&#8217;in, muhkem \u00e2yetlerle ortaya konmu\u015f h\u00fck\u00fcmleridir. Bu m\u00e2n\u00e2, F\u0131k\u0131h Us\u00fbl\u00fc ilminde \u015fu te\u015fri\u00ee kaidesi ile ifade olunur: &#8220;Bizden \u00f6ncekilerin \u015fer\u00eeatleri bizim de \u015fer\u00eeatimizdir. Fakat Allah ve Resul\u00fc taraf\u0131ndan tasdik edilmi\u015f olarak nakledilmek \u015fart\u0131yla.&#8221;<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 Allah, Furkan\u0131 da indirmi\u015f, hakk\u0131 bat\u0131ldan hayr\u0131 \u015ferden ay\u0131rm\u0131\u015f, yollar\u0131n\u0131, kanunlar\u0131n\u0131 tayin etmi\u015f; al\u00e2metler, i\u015faretler, deliller, \u00e2yetler de ortaya koymu\u015f, her birinin h\u00fckm\u00fcn\u00fc, gerekli sonucunu ba\u015fka ba\u015fka yapm\u0131\u015f, uygulamas\u0131n\u0131 kendi g\u00f6zetimi ve denetimi demek olan kayy\u00fbmiyetiyle iradesi ve me\u015fiyeti alt\u0131na alm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131 \u015f\u00fcphesiz ki, b\u00f6yle hakk\u0131 bat\u0131ldan ay\u0131ran, temyiz edip ay\u0131klayan ve hak yolu g\u00f6steren, akl\u00ee ve nakl\u00ee delilleri i\u00e7eren \u00e2yetleri, Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ink\u00e2r edenler, \u00f6zellikle de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n birli\u011fine ve m\u00fcnezzeh olan y\u00fcceli\u011fine veya peygamberlerin ismet ve haysiyetine sald\u0131r\u0131p h\u00fccuma ge\u00e7en k\u00e2firler de kesinkes \u015fiddetli bir azaba mahkumdurlar. Hakk\u0131 bat\u0131ldan ay\u0131rd eden Allah, zillet \u015faibesinden m\u00fcnezzeh ve \u00f6yle yenilmez, \u00f6yle g\u00fc\u00e7l\u00fc bir Allah&#8217;d\u0131r ki, O&#8217;nun deh\u015fetli ve korkun\u00e7 bir intikam\u0131 vard\u0131r. Emrini ve h\u00fckm\u00fcn\u00fc mutlaka y\u00fcr\u00fct\u00fcr ve yerine getirir. \u0130radesine kar\u015f\u0131 gelenleri, izzetinin hududuna tecav\u00fcz edenleri mutlaka tepeler, ezer. Hakk\u0131 a\u015fa\u011f\u0131lamaya u\u011fra\u015fanlara bir m\u00fcddet hilmiyle m\u00fchlet verse bile, bir g\u00fcn gelir onlar\u0131 tuttuklar\u0131 bat\u0131l yolda akla hayale gelmez felaketlere u\u011frat\u0131p peri\u015fan eder. Hakka hayat tan\u0131mayanlara mutluluk vermez. Bire iki, \u00fc\u00e7, vara yok, yo\u011fa var, olura olmaz, olmaza olur, do\u011fruya e\u011fri, e\u011friye do\u011fru, iyiye k\u00f6t\u00fc, k\u00f6t\u00fcye iyi, hakka bat\u0131l, bat\u0131la hak, zulme adalet, adalete zul\u00fcm, cehle ilim, ilme cehalet, nura zulmet, zulmete nur diyenler bu yanl\u0131\u015flar\u0131n\u0131n ve c\u00fcr\u00fcmlerinin cezas\u0131n\u0131 herkesten \u00f6nce kendileri \u00e7ekerler ki, b\u00fct\u00fcn bunlar Allah&#8217;\u0131n intikam\u0131n\u0131n eserleri demek olur. Tek \u00fcmid ve tek s\u0131\u011f\u0131nak olan Allah&#8217;\u0131n nimet ve rahmetine ermek i\u00e7in Allah&#8217;a do\u011fru gitmelidir. Hak ve hakikat\u0131n kanunlar\u0131n\u0131 tan\u0131mayanlar rahmetin z\u0131dd\u0131 olan n\u0131kmete ve gazaba mahkum olurlar.<\/p>\n<p>\u0130zzet ise zilletin tam\u0131 tam\u0131na z\u0131dd\u0131d\u0131r, intikam da nimetin z\u0131dd\u0131d\u0131r. \u0130ntikam &#8220;nikmet&#8221; k\u00f6k\u00fcnden olup, g\u00fc\u00e7 g\u00f6stermek ve bir cinayetin cezas\u0131n\u0131 vererek; ona \u00f6ld\u00fcrmekten ald\u0131\u011f\u0131 tad\u0131, ac\u0131 \u00e7ektirerek \u00f6detmek demektir ki, T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de &#8220;\u00f6c almak&#8221; diye tabir olunur. Aff\u0131n z\u0131dd\u0131d\u0131r. Allah, ger\u00e7i affedici ve ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, h\u00e2lim, gafur, ra\u00fbf ve rah\u00eemdir; k\u00fcf\u00fcr ve isyandan sonra bile tevbe edip hakk\u0131 kabul edenleri, hakka d\u00f6nenleri, iman edip kendisine s\u0131\u011f\u0131nanlar\u0131 affeder ve ba\u011f\u0131\u015flar. Fakat hilmin, aff\u0131n ve ba\u011f\u0131\u015flaman\u0131n hay\u0131r ve kemal olmas\u0131, hak ile bat\u0131l\u0131 e\u015fit tutmak, iyilikle k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rmak gibi geni\u015f kapsaml\u0131 bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe sebep olmamas\u0131 \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Hakk&#8217;a iman edip, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc k\u00f6t\u00fcl\u00fck bilerek yapt\u0131\u011f\u0131 fenal\u0131ktan dolay\u0131 y\u00fcz\u00fc k\u0131zaracak ve bu duygunun itmesiyle g\u00fcnahlara tevbe edecek olanlara kar\u015f\u0131 affedici olmak ve hilimle davranmak hay\u0131r ve rahmet olursa da affa u\u011frad\u0131k\u00e7a \u015f\u0131maran ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck ile zul\u00fcm yapmaktan zevk alan ve gittik\u00e7e daha \u00e7ok haks\u0131zl\u0131k yapacak olanlara kar\u015f\u0131 affedici ve ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 olmak, onlar hakk\u0131nda iyilik de\u011fil, kat\u0131ks\u0131z k\u00f6t\u00fcl\u00fckt\u00fcr. Onun yapt\u0131\u011f\u0131 fenal\u0131klara ortak olmak ve te\u015fvik\u00e7i olmak demek olur ki, b\u00fct\u00fcn hukukun ve her t\u00fcrl\u00fc hayr\u0131n mercii ve y\u00f6neticisi kayy\u00fbm olan, Rahm\u00e2n ve Rah\u00eem&#8217;in izzeti,adaleti ve rahmeti b\u00f6yle bir zilletten m\u00fcnezzehtir. Bunun i\u00e7in asr-\u0131 saadette bir Arap \u015fairinin \u015fu beyti, Resulullah&#8217;\u0131n da be\u011fenisine mazhar olmu\u015ftu:<\/p>\n<p>&#8220;Herhangi bir hilmin safl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131ktan, durulu\u011funu bulan\u0131kl\u0131ktan koruyacak \u00f6nlemleri yoksa o hilimde hay\u0131r da yoktur&#8221;.<\/p>\n<p>Hakka ve iyili\u011fe sevgi duyman\u0131n derecesi, bat\u0131la ve \u015ferre kar\u015f\u0131 duyulan nefretin derecesiyle orant\u0131l\u0131d\u0131r. Zaten afv ve ba\u011f\u0131\u015flama, ceza vermeye ve intikam almaya g\u00fcc\u00fc yetenlerden sad\u0131r oldu\u011fu takdirde bir de\u011fer ve anlam ta\u015f\u0131r. Afv denilen \u015fey, h\u00fck\u00fcm giymi\u015f ve sabit olmu\u015f olan bir cezay\u0131 uygulamaya koymamak veya cezay\u0131 gerektiren bir su\u00e7u hi\u00e7 i\u015flenmemi\u015f saymak demektir. Su\u00e7a ceza vermeye g\u00fcc\u00fc yetmeyen bir zavall\u0131n\u0131n &#8220;haydi seni affettim&#8221; demesi pek g\u00fcl\u00fcn\u00e7 bir \u015fey olur. Affedebilen her hal\u00fck\u00e2rda intikama g\u00fcc\u00fc yetebilendir. Bunun aksi \u00e7eli\u015fki olur. Hak Te\u00e2l\u00e2 hay\u0131r ile \u015ferrin b\u00fct\u00fcn ilkelerine hakim, hay\u0131r ve hidayeti rahmetiyle himaye eden, k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve h\u0131yaneti de izzet ve intikam\u0131yla gideren, izale eden bir hayy ve kayy\u00fbm oldu\u011fundan dolay\u0131d\u0131r ki, her hakk\u0131n himayecisi, her hay\u0131rl\u0131 \u00fcmidin mercii olan bir hak mabuddur. Binaenaleyh mabudlar\u0131 zelil olanlar\u0131n kendileri de zelil olurlar. \u00dcz\u00fclerek ve esefle s\u00f6ylemek gerekirse baz\u0131 kimseler bilmediklerinden veya \u015firkin ma\u011flup olmas\u0131n\u0131 istemediklerinden, &#8220;Biz \u015ferre kar\u015f\u0131 intikama k\u00e2dir olan tanr\u0131 istemeyiz.&#8221; diye hakk\u0131 ink\u00e2r ve bat\u0131la il\u00e2n-\u0131 a\u015fk ederler de kendi mabudlar\u0131n\u0131 aciz ve zelil, har\u00eem-i ismetine ve hakk\u0131na tecav\u00fcz olunabilir, hakk\u0131n\u0131 ve hukukunu m\u00fcdafaa edemez duruma d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcrler. K\u00f6t\u00fcl\u00fckleri \u00f6nleyemedi\u011fi i\u00e7in insanlar\u0131n keyfi nas\u0131l isterse, kendi iste\u011fine g\u00f6re sevilebilir, baz\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 zamanlarda ok\u015fan\u0131p o zavall\u0131 g\u00fczelli\u011finden bir ilham, bir teselli al\u0131nabilir bir bebek veya bir zavall\u0131 tanr\u0131 g\u00f6rmek isterler. Putperestlerin feti\u015fleri ve putlar\u0131 b\u00f6yle oldu\u011fu gibi, sonraki h\u0131ristiyanlar\u0131n Hz. \u0130sa&#8217;y\u0131 b\u00f6yle bir bebek, anas\u0131 Meryem&#8217;i b\u00f6yle bir sevimli b\u00e2kire, Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131 da, hayatta oldu\u011fu m\u00fcddet\u00e7e yaratt\u0131\u011f\u0131 \u00e2demo\u011fullar\u0131n\u0131, atalar\u0131 \u00c2dem&#8217;den kalma ilk g\u00fcnahtan kurtarmaya, ar\u0131nd\u0131rmaya bir t\u00fcrl\u00fc \u00e7are bulamam\u0131\u015f ve nihayet o\u011flunun bedenine girerek bizzat kendisi gelmi\u015f, kendini ve o\u011flunu feda edip k\u00e2firlere kurban ettirmi\u015f, ancak bu kurban ve bu fidye kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda kendisine tap\u0131nanlar\u0131 kurtarm\u0131\u015f, sonra birka\u00e7 g\u00fcn i\u00e7inde \u00f6nce o\u011flunu tekrar diriltip g\u00f6klere kald\u0131rm\u0131\u015f ve i\u015fte b\u00f6yle bir iyilik etmek i\u00e7in nelere katlanm\u0131\u015f; kendisini ve o\u011flunu feda etmeye raz\u0131 olmu\u015f, \u00e7aresizlik ve zorunluluklar kar\u015f\u0131s\u0131nda fedak\u00e2rl\u0131\u011f\u0131n en b\u00fcy\u00fck \u00f6rne\u011fini g\u00f6stermek i\u00e7in, en b\u00fcy\u00fck iyili\u011fi o\u011flu ile birlikte kendini de fed\u00e2 ve yok etmekte bulmu\u015f, var yok, yok var olmu\u015f durumunda ihtiyar bir baba farz ederek bir inan\u00e7 ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Buna g\u00f6re, O bir var, ayn\u0131 zamanda yok; fani, ayn\u0131 zamanda b\u00e2ki; aciz, ayn\u0131 zamanda k\u00e2dir; bir, fakat ayn\u0131 zamanda \u00fc\u00e7; \u00fc\u00e7, fakat ayn\u0131 zamanda bir m\u00e2b\u00fbd olmak \u00fczere &#8220;Ekanim-i sel\u00e2se,&#8221; \u00fc\u00e7 \u00f6\u011feden m\u00fcrekkep \u00fc\u00e7l\u00fc bir tanr\u0131 inanc\u0131na sahiptirler. O ilk g\u00fcnahtan kurtulup selamete ermek i\u00e7in akl\u0131 ve nefsi bu teslis inanc\u0131na feda etmek gerekti\u011fini ve bu fedak\u00e2rl\u0131\u011f\u0131 yapman\u0131n bu iman\u0131n \u015fart\u0131 ve necat sebebi oldu\u011funu iddia ederler ki, b\u00fct\u00fcn bunlar mabud ve kulluk fikrini hafife almaktan \u00f6te bir \u015fey de\u011fildir ve aklen ve naklen zahir ve bahir olan Hakk&#8217;\u0131n delillerine kar\u015f\u0131 sayg\u0131s\u0131zl\u0131kt\u0131r, k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Her \u015feyden \u00f6nce insanlar i\u00e7in g\u00fcnah\u0131 ve g\u00fcnah i\u015flemeyi yarat\u0131l\u0131\u015ftan kaynaklanan bir zaruret kabul ederek, onu mutlaka i\u015flemek gerekti\u011fine karar vermek, sonra da o g\u00fcnah\u0131n her ne olursa olsun sonu\u00e7ta affedilmesi m\u00fcmk\u00fcn de\u011filmi\u015f veya cezaland\u0131r\u0131lmas\u0131 kabil de\u011filmi\u015f de b\u00fcy\u00fck bir felaketi gerektiriyormu\u015f oldu\u011funu itiraf eylemektir. Ayr\u0131ca bu cezadan ve felaketten kurtulmak i\u00e7in yeg\u00e2ne \u00e7are olmak \u00fczere, esasen ona ceza verecek olan ve zaten vermek hakk\u0131na ve yetkisine sahip bulunan en y\u00fcce makam\u0131, son mercii de yok edip ortadan kald\u0131rmak ve b\u00f6ylelikle ceza korkusundan da b\u00fcsb\u00fct\u00fcn kurtulmak ve ondan sonra doya g\u00fcnah i\u015fleyip, kendi yapt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnahlar\u0131n cezas\u0131n\u0131 da ba\u015fkas\u0131na, daha do\u011frusu yarat\u0131c\u0131ya y\u00fckletmek demektir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte H\u0131ristiyanl\u0131ktaki teslis (\u00fc\u00e7l\u00fc ilah) inanc\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn sonu\u00e7lar\u0131yla ve ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla anlam\u0131, b\u00f6yle bir nefiydir, yani hak mabud olan Allah&#8217;\u0131n baz\u0131 \u00f6nemli s\u0131fatlar\u0131n\u0131 ve \u00f6zelliklerini ink\u00e2rdan veya birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rmaktan do\u011fan bir inan\u00e7 muammas\u0131d\u0131r. Hz. \u0130sa hi\u00e7bir zaman Allah hakk\u0131nda b\u00f6yle bir inanca davet etmemi\u015ftir, ancak babas\u0131z bir \u00e7ocu\u011fun peygamberli\u011fe mazhar k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olarak bir kutsal ruhla birlikte mucizeler g\u00f6stermesi, ak\u0131llar\u0131 ve teknikleri aciz ve hayran b\u0131rakacak \u015fekilde \u00f6l\u00fcleri diriltip, hastalara \u015fifa vermesi, sadece onun hak peygamberli\u011fine ve temiz yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na delil say\u0131lan a\u00e7\u0131klamalar\u0131 ve \u00f6\u011fretileri, hakikat kabul edilip, ilk h\u0131ristiyanlar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, onun t\u00e2limat\u0131na uyulacak ve Allah&#8217;\u0131n birli\u011fi inanc\u0131 \u00fczere y\u00fcr\u00fcnecek yerde bir m\u00fcddet sonra bu mucizeler ve bu harikalar \u015f\u00fcphelerle dolu esrarengiz ve i\u00e7inden \u00e7\u0131k\u0131lmaz bir muamma haline sokularak ve \u0130ncil&#8217;de &#8220;merhametli yarat\u0131c\u0131&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen (baba) e\u015fanlaml\u0131 ve m\u00fcte\u015fabih isminin (ger\u00e7ek baba) m\u00e2n\u00e2s\u0131na tevil edilip bunun arkas\u0131na d\u00fc\u015f\u00fclerek ve bu anlama hul\u00fbl ve ruhun \u00f6lmezli\u011fi nazariyeleri ilave olunarak, \u0130sa&#8217;n\u0131n insan\u00fcst\u00fc ve tanr\u0131 o\u011flu tanr\u0131 oldu\u011fu ve onun bedenine giren babas\u0131 ile beraber fan\u00ee olup gitti\u011fi ve bu sebeple insanlar\u0131n da kurtuldu\u011fu ve binaenaleyh yoklukta birle\u015fen bu ekanim-i teslisin ruhlar\u0131 ancak bundan dolay\u0131 takdis edilmek gerekti\u011fi tarz\u0131nda dinin temel ilkesi say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte bu yola sap\u0131lmas\u0131, H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 gizlice ta temelinden de\u011fi\u015ftiren, ters y\u00fcz eden bir tahrif olmu\u015ftur ki, bunun ba\u015flang\u0131c\u0131 gizli toplant\u0131lara ve ilk \u0130ncil tercemelerindeki tahriflere, sonu da me\u015fhur \u0130znik konsilinde al\u0131nan kararlara dayan\u0131r. Yani teslis inanc\u0131, H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n kayna\u011f\u0131ndan gelen \u00f6z inan\u00e7 ilkesi de\u011fildir, m\u00fcte\u015fabihata uymak suretiyle ictihada ba\u011fl\u0131 olarak tahriften kaynaklanan bir bat\u0131l inanc\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 H\u0131ristiyanlar \u0130ncil&#8217;in metnine ve \u00e2yetlerine \u00f6nem vermezler de &#8220;biz onun ruhunu, \u00f6z\u00fcn\u00fc g\u00f6zetiyoruz&#8221; diyerek \u0130ncil n\u00fcshalar\u0131n\u0131 her zaman ve s\u00fcrekli olarak yeniler ve de\u011fi\u015ftirirler. Durmadan onun m\u00fcte\u015fabihat\u0131yla oynarlar.<\/p>\n<p>\u0130ncil&#8217;de Cenab-\u0131 Allah&#8217;a &#8220;baba&#8221; denildi\u011fi bilinmeyen bir \u015fey de\u011fildir. Fakat \u0130ncil de dahil olmak \u00fczere b\u00fct\u00fcn sem\u00e2v\u00ee (il\u00e2h\u00ee) kitaplar\u0131n ve semav\u00ee dinlerin \u00fczerinde ittifak edip birle\u015ftikleri bir husus vard\u0131r ki, o da ilk sebep olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n &#8220;Yaratan&#8221; olmas\u0131 ve maddeye muhta\u00e7 olmaks\u0131z\u0131n k\u00e2inat\u0131 s\u0131rf kendi kudretiyle yoktan halketmesi inanc\u0131d\u0131r. Hatta Avrupa felsefesi tarihleri bu inanc\u0131n felsefeye ancak H\u0131ristiyanl\u0131ktan girmi\u015f olabilece\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndedirler. Bu ise ger\u00e7ek illiyet ve sebebin ancak \u00fcreme ve sudur yoluyla olmas\u0131 nazariyesinin tamamen z\u0131dd\u0131d\u0131r. Ger\u00e7ekten de \u00fcreme nazariyesi, ba\u015flang\u0131c\u0131nda bir \u00e7eli\u015fkiden kurtulmak ihtimali bulunmayan bir nazariyedir. Tevlid denilen \u00fcreme olay\u0131 adi illetler i\u00e7in ge\u00e7erli olabilirse de ger\u00e7ek anlamda illiyet yaratma ve ibd\u00e2&#8217; etme demektir. Bundan dolay\u0131 \u0130ncil&#8217;de Cenab-\u0131 Allah i\u00e7in kullan\u0131lm\u0131\u015f olan &#8220;eb&#8221; kelimesi, ger\u00e7ek anlam\u0131yla &#8220;valid&#8221; (baba) demek olam\u0131yaca\u011f\u0131 i\u00e7in &#8220;yaratan ve var eden&#8221; demek oldu\u011fu her din mensubu gibi H\u0131ristiyanlar i\u00e7in de her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fctten uzak bir inan\u00e7 olmas\u0131 gerekirdi. Elbette d\u00fc\u015fmanlar\u0131 taraf\u0131ndan durmadan ve s\u00fcrekli olarak &#8220;babas\u0131z&#8221; diye itham edilmek istenen Hz. \u0130sa&#8217;ya, bu kelimenin kullan\u0131lmas\u0131na m\u00fcsaade buyurulmas\u0131 onun hakk\u0131nda Allah&#8217;\u0131n bir rahmeti ve \u00f6zel bir iltifat\u0131 oldu\u011funda nas\u0131l \u015f\u00fcphe yoksa, Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n &#8220;babam&#8221; dedi\u011fi zaman &#8220;rahim olan Rabbim, halikim&#8221; demi\u015f oldu\u011funda da hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur. Binaenaleyh H\u0131ristiyan babalar\u0131n, m\u00fcte\u015fabihata uyarak bu kelimeyi bu kadar engel bulunmas\u0131na ra\u011fmen l\u00fcgat anlam\u0131yla al\u0131p ger\u00e7ek &#8220;baba&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na te&#8217;vil etmeye \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 da yarat\u0131l\u0131\u015f inan\u00e7 ve nazariyesiyle ba\u011fda\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir \u00e7eli\u015fkidir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n, Allah&#8217;\u0131n zat\u0131 ve s\u0131fatlar\u0131 hakk\u0131nda aklen ve naklen sabit ve apa\u00e7\u0131k bulunan ve bu meseleyi temelden \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fturacak olan temel ger\u00e7ekleri, Bakara S\u00fbresi&#8217;nden \u00f6zetliyerek bir belge halinde ortaya koyduktan sonra buna ayk\u0131r\u0131 olan bat\u0131l g\u00f6r\u00fc\u015fleri ay\u0131klamak ve bu arada h\u0131ristiyanlar\u0131n b\u00f6yle Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine kar\u015f\u0131 reva g\u00f6rd\u00fckleri tecav\u00fczk\u00e2r tutumlar\u0131n\u0131, b\u00fct\u00fcn incelikleriyle ve temeldeki yanl\u0131\u015flar\u0131yla reddetmek ve ge\u00e7ersiz k\u0131lmak ve bunlar\u0131, red ve iptal gayesiyle de olsa tek tek say\u0131l\u0131p d\u00f6k\u00fclmesinin Kur&#8217;\u00e2n ahl\u00e2k\u0131n\u0131n nezahet ve vakar\u0131yla ba\u011fda\u015fmayaca\u011f\u0131n\u0131 anlatmak ve ayn\u0131 zamanda ir\u015fad\u0131n faydas\u0131n\u0131 daha da geni\u015f tutmak i\u00e7in hepsinin de il\u00e2h\u00ee \u00e2yetleri ink\u00e2r anlam\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve k\u00fcf\u00fcr kavram\u0131 alt\u0131nda birle\u015fti\u011fini \u00f6zetle g\u00f6stererek \u015feklinde uyar\u0131da bulunmu\u015f ve i\u015fin varaca\u011f\u0131 sonucu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Mabud, kelimesinin anlam\u0131n\u0131 \u00e7irkin ve yak\u0131\u015f\u0131ks\u0131z bir yorumla tefsir etmek, muhkemat\u0131 ink\u00e2r eylemek, ilk g\u00fcnah\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamaya g\u00fcc\u00fc yetmemek, tevl\u00eed, yani \u00e7ocuk edinmek, tecess\u00fcd yani bedene b\u00fcr\u00fcn\u00fcp g\u00f6r\u00fcnmek, kendini feda etmek, ancak b\u00f6yle inan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirde kurtulu\u015fa erilece\u011fini ummak gibi teslis inanc\u0131 ile ili\u015fkili olan k\u00fcf\u00fcr \u015fekillerinin hepsine kar\u015f\u0131 hakk\u0131n bir k\u0131l\u0131\u00e7 darbesi olan furkan\u0131, hakk\u0131 al\u00e7altmaya c\u00fcret edenlerin sonu\u00e7ta mutlaka yenilgiye u\u011frayacaklar\u0131n\u0131 ilan eden bir il\u00e2h\u00ee furkand\u0131r. Fakat \u015fu da iyi bilinmeli ki, hayy ve kayy\u00fbm olan, kitap indiren, ak\u0131llara hidayet veren ve mutlak anlamda g\u00fc\u00e7l\u00fc olan Allah&#8217;\u0131n intikam\u0131, sizin bildi\u011finiz cinsten a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k, ahl\u00e2ks\u0131zca, \u00e7irkin, cahilane, haince bir intikam de\u011fil, savunmas\u0131 yap\u0131labilir cinsten bir intikam da de\u011fildir. B\u00fct\u00fcn\u00fcyle hakikat, hikmet ve izzet olan ve sonsuz bir kudretin ve iradenin gere\u011fi bulunan ve hi\u00e7bir noktada cehaletle ili\u015fkisi bulunmayan, \u00e7ok hak\u00eem\u00e2ne bir intikamd\u0131r.<\/p>\n<p>5-Zira muhakkak ki ne yerde, ne de g\u00f6kte c\u00fcz&#8217;\u00ee, k\u00fcll\u00ee, madd\u00ee, manev\u00ee, der\u00fbn\u00ee ve \u00e2fak\u00ee hi\u00e7bir \u015fey Allah&#8217;a gizli kalmaz, hepsi O&#8217;nun bilgisindedir. Hatta b\u00fct\u00fcn k\u00e2inatta herhangi bir \u015feyin haddizat\u0131nda, hangi durumda ve hangi tav\u0131rda varl\u0131\u011f\u0131 Allah&#8217;a g\u00f6re ayniyle bilgi konusudur. \u0130l\u00e2h\u00ee ilim, be\u015fer cinsinde oldu\u011fu gibi; misallere, tasavvurlara dayal\u0131 bir g\u00f6lge, izaf\u00ee ve sonradan elde edilmeye dayal\u0131 bir ilim de\u011fildir, b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n \u00fczerine kurulu bulundu\u011fu ezel\u00ee bir ilimdir.<\/p>\n<p>6-Ey insanlar! Allah, \u00f6ylesine ilim ve kudret sahibi bir yarat\u0131c\u0131d\u0131r ki, sizi ana kar\u0131nlar\u0131nda, ana rahimlerinde nas\u0131l dilerse \u00f6ylece \u015fekillendirir. Hangi surete isterse ona b\u00fcr\u00fcnd\u00fcr\u00fcr. B\u00fcnyelerinizi te\u015fkil edecek olan ve uzviyetin ilk \u015feklini alan ilkel maddeleri dilerse d\u0131\u015farda, dilerse ana rahminde tasvir eder ve bunlar\u0131 birbirleriyle bulu\u015fturarak bir tanesini iki, ikiyi \u00fc\u00e7 ve daha ziyade yaparak \u00fcretip durur. Bunlar\u0131 irade ve me\u015fiyyet kimyahane (laboratuvar)sinde murad eyledi\u011fi \u00f6zellikler ve niteliklerle donatarak, her birini bir g\u00f6reve tayin ederek ve halden hale, tav\u0131rdan tav\u0131ra ge\u00e7irerek ince ince eleyip dokur ve her tav\u0131rda yeni bir olu\u015f, yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015f ekleyerek suretten surete, nitelikten niteli\u011fe d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcr, eleyip s\u00fczge\u00e7ten ge\u00e7irir. Nihayet ak\u0131llara durgunluk veren bir ince yarat\u0131\u015f ile b\u00fct\u00fcn dokular\u0131n\u0131z\u0131, kemikler, ilikler, k\u0131k\u0131rdaklar, damarlar, atar damarlar, toplar damarlar, k\u0131lcal damarlar, adaleler, sinirler, salg\u0131 bezleri ve uzuvlar\u0131 sistemleriyle yerli yerine oturtup b\u00fct\u00fcn g\u00f6rev ve fonksiyonlar\u0131n\u0131 eksiksiz yapabilecek \u015fekle koyduktan ve hayat i\u00e7in gerekli \u00f6zellikleri onlara kazand\u0131rd\u0131ktan sonra tam ve noksan, erkek veya di\u015fi, ya da h\u00fcnsa canl\u0131 bir insan suretine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcr. Dilerse tamamlar, dilerse eksik b\u0131rak\u0131r. Sizin b\u00f6yle f\u0131trat\u0131n\u0131z\u0131 cisman\u00ee ve ruhan\u00ee varl\u0131\u011f\u0131n\u0131zla, bilinen ve bilinmeye di\u011fer y\u00f6nlerinizle \u00f6z\u00fcn\u00fcz\u00fc te\u015fkil eden o madd\u00ee ve manev\u00ee suretler, o olu\u015flar hep O&#8217;nun dilemesiyle meydana gelmi\u015f olan, O&#8217;nun \u00e7izgileriyle, O&#8217;nun renkleriyle var olmu\u015f bulunan birer eseridir. Sizde o suretlerden, o nitelik ve \u015fekillerden baz\u0131 \u015feyler yans\u0131d\u0131\u011f\u0131 zaman kendinizi \u00e2lim, all\u00e2me, hikmet sahibi, filozof saymaya ba\u015flars\u0131n\u0131z. \u00d6yleyse bu \u015fekillenme, bu varolu\u015f meselesinin \u00f6z\u00fcn\u00fc iyice d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz. Ceninin te\u015fekk\u00fcl\u00fc konusuna akl\u0131n\u0131z\u0131n, idrakinizin ve bilginizin yeti\u015fti\u011fi kadar\u0131yla bir g\u00f6z at\u0131n\u0131z. Bunun ne kadar \u00e7ok ve \u00e7e\u015fitli bilim dallar\u0131yla ili\u015fkili oldu\u011funu kesinlikle anlars\u0131n\u0131z. Be\u015feriyetin bilgi ve idrak alan\u0131na giren b\u00fct\u00fcn ilim ve fenlerin bu \u015fekillendirme ile ili\u015fkili oldu\u011funu b\u00f6ylece tasvir ettikten sonra, hen\u00fcz ke\u015ffedilmemi\u015f bulunan nice ledunn\u00ee ilmin de bununla ili\u015fkili bulundu\u011funu, sonra b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n sizin haberiniz olmadan uyguland\u0131\u011f\u0131n\u0131 itiraf edersiniz. Bir taraftan ta \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na benzeyen t\u00fcr\u00fcn olu\u015fumunu ve b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 and\u0131ran cinslerin olu\u015fumunu a\u015fama a\u015fama ortaya koyan, benzer y\u00f6nleriyle ve m\u00fc\u015fterek \u00f6zellikleriyle dile getiren, di\u011fer taraftan \u015fahs\u0131n s\u00fcbjektif varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve kendine mahsus ferd\u00ee \u00f6zelli\u011fini ifade eden ve bir ikincisi bulunmayan suretlerin kendi niteli\u011fini ve ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131, g\u00f6zlerinizden gizli olan rahimlerde saniye saniye \u015fekilden \u015fekile, tav\u0131rdan tav\u0131ra s\u00fcrekli de\u011fi\u015fime u\u011fratarak ve geli\u015ftirerek ortaya koydu\u011fu bir yaratma ile, sizin arkan\u0131zdan yarat\u0131p var ediyor, size veriyor ve k\u0131smen de olsa sizin bilginize ve idarenize tevdi ediyor ki, \u0130sa dahi O&#8217;nun b\u00f6yle rahimlerde \u015fekillendirdi\u011fi sizlerden birisidir. O&#8217;nun bir mahlukudur. \u0130\u015fte Allah denildi\u011fi zaman, her \u015feyden \u00f6nce \u0130sa da dahil olmak \u00fczere her birinizi rahimlerde b\u00f6yle yarat\u0131p \u015fekillendiren halik, b\u00e2r\u00ee ve musavviri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz ve O&#8217;nu bu \u00f6zellikleriyle tan\u0131y\u0131n\u0131z. \u0130\u015fitme, kitap, vahiy ve hayat olaylar\u0131 yoluyla ve edindi\u011finiz tecr\u00fcbeler yard\u0131m\u0131yla bunu anlad\u0131ktan sonra, varsa akl\u0131n\u0131z ve mant\u0131\u011f\u0131n\u0131z onlar\u0131 da yorarak ve ciddi bir \u015fekilde kullanarak, ahl\u00e2k\u0131n\u0131z\u0131n ve insaf\u0131n\u0131z\u0131n b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcn\u00fc de ekleyerek d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp tefekk\u00fcr ediniz, o zaman \u015fu bilgileri yak\u00een olarak elde edersiniz ki, Allah all\u00e2m\u00fc&#8217;l-\u011fuyubdur (gayblar\u0131 bilendir), b\u00fct\u00fcn gizli \u015feyleri yak\u0131ndan bilir. Ona gizli de, a\u015fik\u00e2r da ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde malumdur. O&#8217;nun sonsuz ve s\u0131n\u0131rs\u0131z kudreti vard\u0131r, acizden m\u00fcnezzehtir, iradesi ve istemesi vard\u0131r. Diledi\u011fini yapand\u0131r, kendi d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7bir zarurete ba\u011f\u0131ml\u0131 ve mahkum de\u011fildir.<\/p>\n<p>Meseleyi b\u00f6yle toplu bir \u015fekilde g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne serdikten sonra bir de H\u00e2l\u0131k-i Musavvir&#8217;in daha ba\u015fka ne gibi anlamlar ifade etti\u011fini g\u00f6relim:<\/p>\n<p>1- Bu H\u00e2lik-\u0131 Musavvir&#8217;in olaylar \u00f6ncesine ait olan, geni\u015f kapsaml\u0131, sa\u011flam ve \u015fa\u015fmaz, her \u015feyi i\u00e7eren bir ilmi vard\u0131r ki, bundan gizli kalan ve gizli kalma ihtimali bulunan hi\u00e7bir kapal\u0131 i\u015f veya olu\u015f d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Tevhid davas\u0131 alt\u0131nda teslis muammas\u0131yla bir s\u0131r, bir inan\u00e7 diye gizlenmek istenen \u015firk ve k\u00fcf\u00fcr de ondan gizli kalamaz. Haz\u0131r ve gayb, izaf\u00ee ve nisb\u00ee olan \u015feyler sonradan yarat\u0131lm\u0131\u015flara g\u00f6redir. Bundan dolay\u0131 ilimler, malumlar, g\u00f6zler, g\u00f6n\u00fcller, ak\u0131llar, kalbler, iradeler, fiiller, yaratan ve yaratt\u0131klar\u0131n\u0131 en ufa\u011f\u0131ndan en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcne kadar topluca varl\u0131k d\u00fczenindeki sisteme ba\u011flayan ve onlar\u0131 birbirleriyle anla\u015ft\u0131r\u0131p varolu\u015f gayelerine do\u011fru y\u00fcr\u00fcten bu Halik-\u0131 Musavvir, yerde ve g\u00f6kte, zamanda ve mekanda sendeliyerek dola\u015fan, k\u00f6r, serseri, cahil ve gafil bir yarat\u0131c\u0131 de\u011fildir ki, kahr\u0131 ve intikam\u0131 cahilane olsun. Size bir bilgi gelirse O&#8217;ndan gelir. O&#8217;nun b\u00f6yle rahimlerde tasvir edip \u015fekillendirdi\u011fi ve daha y\u00fcksek \u0131st\u0131fa (seleksiyon) larla var edip meydana getirdi\u011fi peygamberler ve bu arada Hz. \u0130sa, furkan\u0131n ve furkan sahibinin gelece\u011fini ve buna benzer baz\u0131 gayb haberlerini bildirmesi ise yaln\u0131zca O&#8217;nun bildirmesi ve \u00f6\u011fretimidir.<\/p>\n<p>2- Bu H\u00e2lik-\u0131 Musavvir&#8217;in hi\u00e7bir \u015feye muhta\u00e7 olmayan bir kudret-i b\u00e2li\u011fas\u0131 (zirvede olan g\u00fcc\u00fc) vard\u0131r. Bu \u00f6yle bir kudrettir ki, yer ve g\u00f6kleriyle var olan ve var olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olan b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat, b\u00fct\u00fcn zerreleri ve k\u00fcreleriyle, basit ve bile\u015fik unsurlar\u0131yla, madd\u00ee ve manev\u00ee y\u00f6nleriyle hep O&#8217;ndand\u0131r ve O&#8217;nun emrine boyun e\u011fmi\u015f durumdad\u0131r. B\u00fct\u00fcn madde ve kuvvetlerin etki alan\u0131nda kendini g\u00f6stermesi, hep O kudretin tecelli ve etkisinden ibarettir. Tabiat denilen \u015fey, O&#8217;nun d\u00fczenli ve s\u00fcrekli etkilerinin alan\u0131; tabiat \u00fcst\u00fc veya harika, mucize denilen \u015fey de yine O&#8217;nun d\u00fczensiz ve benzersiz etkisinin eseridir. Tabiat kuvvetleri veya kanunlar\u0131 denilen sistemli ve d\u00fczenli olu\u015fumlar o kudretin hakimi de\u011fil, mahkumudur. Bunlar O&#8217;nun ardarda devam eden etkisinden \u00e7\u0131kan de\u011fi\u015fik \u015fekillerin ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131yla benzer \u015fekillerin ifadesi olan bir \u00e7izgidir. Mesela yerk\u00fcre \u00fczerinde canl\u0131lar\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131p yay\u0131lmas\u0131ndan sonrad\u0131r ki, her canl\u0131 ilk tasvir edilmi\u015f olan bir maddeden, ekillendirilmi\u015f olan birilkmaddeden (protoplazmadan) \u00e7\u0131kar diye, madd\u00ee hayat i\u00e7in bir tabiat kanunu ortaya konur. Ve bu kanun bulunup ortaya konulurken \u015furas\u0131 da iyice bilinir ki, bu kanun ezel\u00ee de\u011fildir, sonradan olmad\u0131r, h\u00e2distir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yerk\u00fcrenin te\u015fekk\u00fcl\u00fcnden ve \u00fczerinde hayat\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131ndan sonra ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. \u015eekillendirilmi\u015f olan o ilk madde, ezel\u00ee de\u011fil, o vakitten beri peyderpey yarat\u0131l\u0131p \u015fekillendirilmektedir. Ana rahminde tasvir olunup \u015fekillendirilen her insan\u0131n s\u00f6z konusu olan o ilk maddesi yenidir. Bunun \u015fekillenmesiyle ilgili prensipler hayat ilminin de\u011fil, kimya ve fizik ilminin prensipleri aras\u0131nda yer al\u0131r. Hatta organik kimya ile inorganik kimya aras\u0131nda payla\u015f\u0131lan bir konudur. Binaenaleyh o ilk maddenin \u015fekil kazanmas\u0131yla ilgili prensipler ve \u015fartlar, onun ikinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc a\u015famas\u0131 i\u00e7in ge\u00e7erli de\u011fildir. Fakat buna da bir prensip oldu\u011fu farz olunsun ve farz olunan bu prensip ne kadar tekrar edilirse edilsin, sonu\u00e7 yine beklenilemeyen ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemiyen bir \u015fekilsiz maddeye d\u00f6n\u00fc\u015fecektir. Ve her yeni \u015fekil, yepyeni bir varl\u0131k olarak do\u011frudan do\u011fruya kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kar ve her birinin \u00fczerinde mutlak olarak bu kayy\u00fbmun kudreti, yarat\u0131c\u0131 g\u00fcc\u00fcn etkisi yine de onun \u00fcst\u00fcnde kendini g\u00f6sterir. Tasavvur edilemiyen madde ise zaten fiilen mevcut de\u011fildir. Ancak o da bu kudretin tecellisine racidir. Has\u0131l\u0131 tabiat kuvvetleri, tabiat kanunlar\u0131 etkileyici de\u011fil, bir etki yolunun ifadesidir. Tabiatlar \u00e7e\u015fitli, halbuki tabiat\u0131n mebdei, ba\u015f\u0131 ve ba\u015flang\u0131c\u0131 bir tektir ki, o da yarat\u0131l\u0131\u015f ve etkileyi\u015ftir. Tabiat, bir anlamda tekd\u00fcze olan \u015fey demektir. Ve bunun en genel prensibi tek d\u00fczelik kanunudur. B\u00f6yle iken tabiatlar\u0131n \u00e7e\u015fitli olmas\u0131, c\u00fcz&#8217;\u00ee ve k\u00fcll\u00ee ayr\u0131\u015fmaya u\u011framas\u0131, \u00e7e\u015fitli tabiatlere ayr\u0131lmas\u0131 ger\u00e7ek sebep olan il\u00e2h\u00ee kudretin tabiat \u00fczerinde hakim oldu\u011funu, \u0131st\u0131fa (seleksiyon) ve tabi\u00ee tekam\u00fcl\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 bu kudrete bor\u00e7lu bulundu\u011funu g\u00f6sterir. Binaenaleyh bu etkili ve \u015fekillendirici, m\u00fcsavvir kudrete g\u00f6re ilk maddenin \u015fekillendirilmesi, d\u0131\u015far\u0131dan hi\u00e7bir \u015farta ba\u011fl\u0131 de\u011fildir ve o kudretin kar\u015f\u0131s\u0131nda hi\u00e7bir kudret yoktur. \u0130\u015fte insanlar\u0131 ana rahimlerinde tasvir edip \u015fekil veren Halik-\u0131 Musavvir b\u00f6yle bir sonsuz ve s\u0131n\u0131rs\u0131z kudrete malik olan bir Hayy ve Kayy\u00fbm&#8217;dur.<\/p>\n<p>3- Bu H\u00e2lik-\u0131 Musavvir, bu var edi\u015f ve \u015fekillendiri\u015fte mecbur ve zorlanm\u0131\u015f de\u011fil, fail-i muhtard\u0131r (diledi\u011fini yapand\u0131r). H\u00fcr iradesiyle istedi\u011fini yapand\u0131r. Kendisi mecburiyetler ve y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckler koyabilir, fakat mecbur tutulamaz. Fiilini ilim ve iradesiyle yapar; diledi\u011fine irade verir, diledi\u011fine vermez. Rahimlerde insanlar\u0131 \u015fekillendirmesi de s\u0131rf bu iradesi iledir. Zeyde falan sureti, Amr&#8217;e filan sureti vermesi, her \u015fahs\u0131 belli bir \u015fekle mazhar k\u0131lmas\u0131, daha \u00f6nceki \u015fartlara ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131k gibi bir mecburiyetten, O&#8217;nun yaratma g\u00fcc\u00fcn\u00fcn \u00fcst\u00fcnde ba\u015fka bir g\u00fc\u00e7 bulunmas\u0131ndan veya kendi d\u0131\u015f\u0131nda birtak\u0131m g\u00fc\u00e7lerin etkisinde kalmas\u0131ndan dolay\u0131 de\u011fildir, kendi h\u00fcr iradesinin eseridir. Bu yarat\u0131\u015f ve ayr\u0131 ayr\u0131 \u015fekil veri\u015f, s\u00fczge\u00e7ten s\u00fczgece ge\u00e7en i\u015f, bu tasvirde her yeni suretin di\u011fer bir yeni surete yol a\u00e7ar olmas\u0131 ve nihayet \u00e7e\u015fitli suretlerden yine benzer ve ortak \u00f6zellikler ta\u015f\u0131yan bir tek suret meydana gelmesi, do\u011fal ve zaruri bir olu\u015f de\u011fil, sebepsiz ve failsiz bir \u015fey de de\u011fildir. Sonsuz bilgiye ve s\u0131n\u0131rs\u0131z g\u00fcce sahip ve malik olan, her olu\u015fta, her hadisede sonsuz boyutta \u015fekiller vermeye, yapmaya ve bozmaya k\u00e2dir olan bir fail-i muhtar\u0131n tercihinin ve iradesinin eseridir. E\u011fer b\u00f6yle olmasa da do\u011fal ve \u0131zt\u0131rar\u00ee (zorunlu) olsa idi, o \u0131zt\u0131rar\u00ee suretlerden serbest, irad\u00ee ve se\u00e7ime ba\u011fl\u0131 fiiller meydana gelemezdi. En basit bir misal ile s\u00f6yleyecek olursak bir ta\u015f yerinden kopar\u0131l\u0131p iki ayr\u0131 maksat i\u00e7in kullan\u0131lamazd\u0131, miza\u00e7lar ve tabiatler bu kadar de\u011fi\u015fik olamazd\u0131. Tabiat ilimlerinde iki z\u0131t kanun bulunamaz ve teknolojinin \u00e7e\u015fitli dallar\u0131 ortaya \u00e7\u0131kamaz, ihtilaf ve muhalefet denilen \u015feyler olmazd\u0131. Ayn\u0131 ki\u015finin tohumundan hem erkek, hem di\u015fi z\u00fcrriyet olmazd\u0131. Her \u015feyde ezelden ebede, yeknesak bir tekd\u00fczelik b\u00fct\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile devam eder giderdi. Ana rahmine d\u00fc\u015fen her tohum mutlaka olu\u015fur, tabiat hatas\u0131 denilen \u015feyler de g\u00f6r\u00fclmez, hatta hayat denilen olu\u015f hi\u00e7bir zaman meydana gelmezdi. \u0130yi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse anla\u015f\u0131l\u0131r ki, tabiat galatlar\u0131 denilen ve o y\u00fcce kudretin kemaline ayk\u0131r\u0131 bir maddeymi\u015f gibi ileri s\u00fcr\u00fclmek istenen \u015feyler, asl\u0131nda birer noksan de\u011fil; tabiat\u0131n, baba ile anan\u0131n \u00fczerinde ger\u00e7ek etkileyici olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n iradesinin etkisini g\u00f6steren birer sanat g\u00f6stergesidirler. Tabiat galatlar\u0131, denilen sakatl\u0131klar ve eksiklikler, asl\u0131nda tabiat\u0131n gere\u011fi olan tekd\u00fczeli\u011fi ihlal ve ta\u011fyir etmesi bak\u0131m\u0131ndan, onun hatas\u0131n\u0131, bilgiden yoksun oldu\u011funu ve etkisinde ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131, aczini ve noksan\u0131n\u0131 g\u00f6sterirken, ona kar\u015f\u0131 y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n ger\u00e7ek iradesini isbat eder, g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne sererler. Bu gibi noksanlar, k\u00e2inat d\u00fczeni, sonsuz kudret ve ilim delilinin aleyhine de\u011fil, aksine k\u00f6r tabiat\u0131n ilk sebep ve yarat\u0131c\u0131 g\u00fc\u00e7 olmas\u0131 nazariyesini temelden s\u00f6k\u00fcp atan ve noksans\u0131z bir fail-i muhtar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 isbat eden ve hedeflerine de ula\u015fm\u0131\u015f bulunan en m\u00fckemmel \u015fahitler ve g\u00f6stergelerdir. Has\u0131l\u0131 ne tabiat-\u0131 c\u00fcz&#8217;iyye, ne de tabiat-\u0131 k\u00fclliyye varl\u0131k i\u00e7in yeterli ve ge\u00e7erli sebep de\u011fildir. Bunlar\u0131n hepsi f\u0131trat denilen bir ilk varolu\u015f olay\u0131n\u0131n s\u00fcr\u00fcp gitmesinden ibarettir. Ve o f\u0131trat bizzat y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n kudretinin ve iradesinin eseridir. Tabiat\u0131n tekd\u00fczeli\u011fi prensibi, m\u00fckemmel ve kusursuz bir sebeplilik kanununun ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131 alt\u0131na verilerek, il\u00e2h\u00ee irade kanunu ile kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ve dengeli olarak m\u00fctalaa edilmedik\u00e7e hakka ve hakikate eri\u015filemez. Hak Te\u00e2l\u00e2 hem halik, hem bar\u00eedir, yani hem yaratan, hem de yaratt\u0131klar\u0131n\u0131 geli\u015ftirendir. Yaratt\u0131klar\u0131na verdi\u011fi f\u0131trat\u0131 tadil edip de\u011fi\u015ftirebilir. Soya\u00e7ekim kanunu da bu temel \u00e7er\u00e7eve i\u00e7inde ele al\u0131nmal\u0131d\u0131r. Ardarda devam edip giden varolu\u015fun ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde suretlerin birbirlerine benzemezlik i\u00e7inde az \u00e7ok yine benzerlik g\u00f6stermesi, tekd\u00fczeli\u011fi and\u0131r\u0131r bir de\u011fi\u015fkenlik sergilemesi, de\u011fi\u015fkenlik i\u00e7inde baz\u0131 \u00f6zelliklerin babadan ve anadan \u00e7ocu\u011fa ge\u00e7mesi olay\u0131na veraset (soya \u00e7ekim) tabir edilir ki; nev&#8217;in devam\u0131, \u0131st\u0131fa ve tekam\u00fcl, geli\u015fme ve gerileme (dejenerasyon)nin yoludur. Bunlar tam anlam\u0131yla ve b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle bir intikal de\u011fil, bir niyabet ve yer de\u011fi\u015ftirmedir. Yoksa hi\u00e7bir \u0131st\u0131fa (se\u00e7im) ve tekam\u00fcl olamazd\u0131. Bunun i\u00e7in soya \u00e7ekim ilkesi yaln\u0131z t\u00fcr\u00fcn korunmas\u0131n\u0131 ve devam\u0131n\u0131 sa\u011flayan bir kanun de\u011fildir, ayn\u0131 zamanda de\u011fi\u015fme ve geli\u015fme kanunu ile de ilgilidir. Ve bu ikisi aras\u0131nda yakinen sabit olan bir \u015fey varsa o da sebebin bek\u00e2s\u0131 kanunudur. Ve beka, ger\u00e7ekte Allah&#8217;\u0131n s\u0131fat\u0131d\u0131r. Sebeplilik kanununda de\u011fi\u015fme ve bekan\u0131n birlikte d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi o sebeplerin etkisine ba\u011fl\u0131 olan olu\u015flara g\u00f6redir. Bunda mutlak anlamda bek\u00e2n\u0131n ger\u00e7ek sebebin, mutlak de\u011fi\u015fmenin de de\u011fi\u015fkenlerin s\u0131fat ve \u00f6zellikleri olmas\u0131 gerekir. B\u00f6ylece hakiki sebep ile ondan etkilenen olu\u015flar aras\u0131nda do\u011fru ve ters orant\u0131lar\u0131n birlikte g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131nmas\u0131 s\u00f6z konusudur. \u00c7\u00fcnk\u00fc hi\u00e7bir mal\u00fbl illetini ge\u00e7emez. Binaenaleyh veraset (soya \u00e7ekim) kanunu da tabiat kanunu gibi, etki eden ve etkilenen \u015feklinde birbirine ba\u011fl\u0131 olan ve zincirleme s\u00fcr\u00fcp giden olaylar\u0131n ak\u0131\u015f\u0131 s\u0131ras\u0131nda hakiki illetin, yani ilk ve ge\u00e7erli sebebin bekas\u0131n\u0131, \u0131st\u0131fa ve tekam\u00fcl arzeden her a\u015famada onun do\u011frudan etki eden iradesini ifade eyler. Has\u0131l\u0131 ger\u00e7ek etki edenin eserini veri\u015fi, kendisinden bir\u015fey kaybeden bir do\u011furma, bir \u00fcreme de\u011fil, bir yarat\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in yarat\u0131c\u0131n\u0131n marifeti, eserlerinin tasar\u0131mlar\u0131nda de\u011fil, nisbetlerinin ve oranlar\u0131n\u0131n do\u011frulu\u011fundad\u0131r. Tevlid denilen \u00fcretme de yarat\u0131\u015f\u0131n tezah\u00fcrlerinden birisidir. \u00dcreme zincirinde her yeni suret ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na bir f\u0131trat ifade eder. Soya\u00e7ekim denilen veraset bir f\u0131trat\u0131n ba\u015fka bir f\u0131trata aynen ve zaruri olarak intikal etmesi de\u011fildir, ger\u00e7ek illetin yeni bir etkisinden kaynaklanan bir benzerli\u011fin, bir \u00e7e\u015fit tekrar\u0131d\u0131r ki, d\u00fczen ve de\u011fi\u015fiklikten uzak de\u011fildir. T\u00fcr\u00fcn \u015feklinin bekas\u0131 ve devam\u0131, geli\u015fmesi ve gerilemesi bununla sa\u011flan\u0131r. Bu zincirleme ak\u0131\u015fta \u00f6ncekinin kemal ve noksan ifade eden bir belirtisi, sonrakinde daha belirgin olarak ortaya \u00e7\u0131kabilir. Fakat olmas\u0131 zaruri de\u011fildir. Mesela firengi alm\u0131\u015f bir baban\u0131n \u00e7ocu\u011fu da firengili oldu\u011fu zaman buna bir veraset denilebilir. Bu olay bir kerre babadaki hastal\u0131\u011f\u0131n aynen ve oldu\u011fu gibi \u00e7ocu\u011fa ge\u00e7mesi demek de\u011fildir, \u00e7ocukta o cinsten bir hastal\u0131\u011f\u0131n kendi ba\u015f\u0131na meydana gelmesidir. Yani \u00e7ocu\u011fun meydana geli\u015fini sa\u011flayan baba h\u00fccrelerinden birisi, daha ana rahmine d\u00fc\u015fmeden baban\u0131n s\u00fclb\u00fcnde \u015fekillenirken, o hastal\u0131\u011f\u0131n mikrobu o h\u00fccrenin i\u00e7ine aynen girmi\u015f de\u011fil, fakat o mikrobun da bir temel ilk maddesi ona girmi\u015f olabilir, fakat Bar\u00ee-i M\u00fcsavvir i\u00e7in o mikrobun etkisini o h\u00fccreye derc etmek ba\u015flang\u0131\u00e7ta zaruri olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, daha sonraki a\u015famalardaki \u015fekillendirmelerde de \u00f6yledir. G\u00f6zleri g\u00f6rmeyen bir baban\u0131n \u00e7ocu\u011funun k\u00f6r olmas\u0131 laz\u0131m gelmedi\u011fi gibi, frengili bir baban\u0131n evlad\u0131n\u0131n da mutlaka frengili olmas\u0131 zaruri de\u011fildir. Halik-\u0131 Musavvir dilerse onu tadilata u\u011frat\u0131p de\u011fi\u015ftirir, dilerse de\u011fi\u015ftirmez. Has\u0131l\u0131 f\u0131trattaki soya\u00e7ekim kanunu dahi, b\u00fct\u00fcn \u00f6teki tabiat kanunlar\u0131 gibi, m\u00fcmk\u00fcn kanunlard\u0131r, zarur\u00ee kanunlar de\u011fildir. Tenas\u00fcl dedi\u011fimiz \u00fcreme ve neslin devam\u0131n\u0131 koruma kanunu da bunun gibidir. Do\u011furgan bir anan\u0131n \u00e7ocu\u011fu do\u011furgan veya k\u0131s\u0131r olabilir. \u0130\u015fte ilk g\u00fcnah meselesi de bu soya\u00e7ekim kanunu ile ilgilidir ki, bu ilgi \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 k\u0131ssas\u0131nda (Bakara, 2\/30-36) g\u00f6sterilmi\u015f idi. Her\u015feyden \u00f6nce \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131nda g\u00fcnah hi\u00e7bir zaman yarat\u0131l\u0131\u015fa dahil asl\u00ee unsurlardan biri de\u011fildir. Onda esas ve do\u011fu\u015ftan olarak olsa olsa g\u00fcnah i\u015fleme kabiliyeti bulunabilir. Lakin Cenab-\u0131 Allah, her ferdin kendine mahsus yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 ve \u015feklini ana rahminde do\u011frudan \u015fekillendirip tasvir ederken babas\u0131ndaki \u00f6zel tabiat\u0131, hastal\u0131\u011f\u0131 ve g\u00fcnah\u0131 evlad\u0131ndan tamamen silerek yaratmaya kdir oldu\u011fu gibi, dilerse daha sonra da affedebilir. Fiil ile onun sonucu olan azap aras\u0131ndaki ba\u011flant\u0131y\u0131 ilga ve iptal eder. Fiili h\u00fck\u00fcms\u00fcz b\u0131rak\u0131r veya fiilin su\u00e7 olu\u015funu kald\u0131r\u0131r da d\u00fcn zararl\u0131 olan\u0131 yar\u0131n faydal\u0131 yapar. Bundan dolay\u0131 insanlar\u0131 rahimlerde diledi\u011fi gibi \u015fekillendirmeye k\u00e2dir olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya ilk g\u00fcnah\u0131 affedip ba\u011f\u0131\u015flamaktan acizmi\u015f gibi bir \u00f6zellik isnad etmek, O&#8217;nun \u015fan\u0131na ve g\u00fcc\u00fcne sayg\u0131s\u0131zl\u0131k hatta sald\u0131r\u0131 anlam\u0131 ta\u015f\u0131r ki, O&#8217;nun kayy\u00fbm olu\u015funu ink\u00e2rd\u0131r ve k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. K\u00fcf\u00fcr en b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah oldu\u011fu halde, k\u00e2firlerden do\u011fan \u00e7ocuklar bile bundan kurtulup imanla \u015fereflenebilirler. B\u00f6yle bir iman ve tevbe ile Allah Te\u00e2l\u00e2, k\u00fcf\u00fcr g\u00fcnah\u0131n\u0131 bile affeder. Onun intikam\u0131 k\u00fcf\u00fcrde \u0131srar edenlere y\u00f6nelik bir tehdittir.<\/p>\n<p>Allah b\u00f6ylesine kapsaml\u0131 bir ilim, b\u00f6ylesine y\u00fcce bir kudret, b\u00f6ylesine keskin bir irade ile hayy ve kayy\u00fbm, h\u00e2lik-\u0131 musavvir olan bir az\u00eez ve hak\u00eemdir. Bu az\u00eez ve hak\u00eemden ba\u015fka il\u00e2h yoktur. Binaenaleyh O&#8217;nun Meryem&#8217;in rahminde \u015fekil verip tasvir etti\u011fi \u0130sa da ne il\u00e2h, ne de il\u00e2h\u0131n o\u011fludur. O Meryem&#8217;in o\u011flu ve Allah&#8217;\u0131n mahl\u00fbkudur, bir be\u015ferdir. Ancak peygamberlik f\u0131trat\u0131 ile tasvir olunmu\u015f bir be\u015ferdir. Allah onu Meryem&#8217;in rahminde, bir k\u0131s\u0131m gayb haberlerinden bilgi verecek veya bir k\u0131s\u0131m mucizeler g\u00f6sterecek \u015fekilde tasvir etmi\u015f ve ruhu&#8217;l-kud\u00fcs ile teyid edip desteklemi\u015ftir. Bu teyid, onu be\u015feriyetin d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131karmaz. Nihayet \u00c2dem peygamberin izinde gidenlerden biri yapar ve onun ilk ana maddesi, mutlaka Meryem&#8217;in rahminin d\u0131\u015f\u0131nda yarad\u0131lmas\u0131 zaruri olmad\u0131\u011f\u0131 gibi; ne o maddenin, ne de onu destekleyen ruhun hayy ve kayy\u00fbm olan Halik-\u0131 Musavvir&#8217;den \u00fcreme yoluyla do\u011fmu\u015f olmas\u0131n\u0131 tasavvur etmek dahi caiz de\u011fildir. Zira \u00fcreme olay\u0131, hem \u00fcretkenin kendi i\u00e7inde do\u011frudan do\u011fruya ve ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na bir \u015fekillendirmeye ba\u011fl\u0131d\u0131r, hem de onun kayy\u00fbm olu\u015funu ihlal eder. Hayy ve Kayy\u00fbm&#8217;un zevali ve noksanl\u0131\u011f\u0131 ise muhaldir. Her \u015f\u00fcpheden \u00e2ri olan bu tevhid (Allah&#8217;\u0131n birli\u011fi) ve tenz\u00eehin \u00e2yetleri ve delilleri ortada iken, bunlar\u0131 b\u0131rak\u0131p veya g\u00f6rmezlikten gelip, il\u00e2h\u00ee kitaplardan Tevrat&#8217;\u0131 do\u011frulay\u0131p tasdik eden \u0130ncil&#8217;deki (baba) ve her ikisini tasdik eden Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki &#8220;O&#8217;ndan bir ruh olarak&#8221; gibi m\u00fcte\u015fabih \u00e2yetleri bahane ederek, k\u00fcfre ve ink\u00e2ra sapmamal\u0131d\u0131r. \u0130l\u00e2h\u00ee kitaplar\u0131n kendine mahsus bir \u00fcslubu ve onlar\u0131 do\u011fru anlaman\u0131n usul ve yollar\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>7- Ey Muhammed! O e\u015fi ve benzeri olmayan, az\u00eez ve hak\u00eem olan Allah ki, sana bu kitab\u0131 indirdi. \u015eu halde bunun hikmet yoluyla anla\u015f\u0131lmas\u0131 laz\u0131m gelece\u011fini unutmamal\u0131s\u0131n! Bunun \u00e2yetlerinin bir k\u0131sm\u0131 muhkematt\u0131r. M\u00e2n\u00e2s\u0131 ve murada delaletleri kesin, kelime ve c\u00fcmleleri ba\u015fka anlamlara \u00e7ekilmeye engel, sa\u011flam ve \u015fa\u015fmaz ifadelidir, muhkemdir, &#8220;bunlar \u00fcmm\u00fc&#8217;l-kitapt\u0131rlar&#8221;, kitab\u0131n anas\u0131, anlamda temel ve k\u00f6kt\u00fcrler. Hak ile bat\u0131l\u0131 ay\u0131ran, hakikatleri tasdik edip ortaya koyan as\u0131l bunlard\u0131r. \u0130limde ve amelde pe\u015fine d\u00fc\u015f\u00fclmesi ve uyulmas\u0131 gereken temel ilkeler ve belgeler, hidayet i\u00e7in deliller bunlard\u0131r. Di\u011ferleri bunlara irca ve havale edilir. Tevrat&#8217;\u0131n \u0130ncil&#8217;e, \u0130ncil&#8217;in Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a irca olunarak anla\u015f\u0131lmas\u0131 ve tasdik edilmesi laz\u0131m gelece\u011fi gibi, b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerinde de bu muhkemat esast\u0131r. \u00dcstelik bunlar\u0131n her biri ayr\u0131 ayr\u0131 olarak &#8220;kitab\u0131n analar\u0131&#8221; de\u011fil, tevhid inanc\u0131n\u0131n sistemini olu\u015fturduklar\u0131ndan ancak hepsi birden kitab\u0131n anas\u0131d\u0131rlar. Herbir muhkem \u00e2yet, di\u011fer muhkem \u00e2yetlerde kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lmak \u015fart\u0131yla m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ve h\u00fck\u00fcmleri yak\u0131ndan tayin olunur. Her biri tek ba\u015f\u0131na muhkem olmakla beraber birbirine g\u00f6re mutlak veya mukayyed, umum ve husus, takr\u00eer ve tefsir, istisna veya tahs\u00ees veyahut nesih gibi belli \u00f6l\u00e7\u00fclerle ve orant\u0131larla aralar\u0131nda muhkemlik ili\u015fkileri bulunmaktad\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki, genel olarak muhkem \u00e2yetlerin muhkemliklerinin kuvvetinde, m\u00e2n\u00e2ya ne y\u00f6nde delalet ettiklerinde ve maksad\u0131n neresini kuvvetlendirip vurgulad\u0131klar\u0131nda farkl\u0131 dereceler vard\u0131r ki; bunlar zahir, nass, m\u00fcfesser, \u00f6zel anlam\u0131yla muhkem olmak \u00fczere d\u00f6rt mertebe \u00fczeredirler. Muhkemat\u0131n bu b\u00fct\u00fcnl\u00fck i\u00e7inde mukayeseleri de Kur&#8217;\u00e2n ilminin muhkem usullerindendir. Bunu hesaba katmayan, yani muhkemat\u0131n tamam\u0131n\u0131 bir b\u00fct\u00fcn olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmeyen veya d\u00fc\u015f\u00fcnemeyen, bir ba\u015fka deyi\u015fle tam istikra yapmadan anlamaya, delil getirmeye ve k\u0131yas yapmaya kalk\u0131\u015fanlar muhkem ilme eremezler, sa\u011flam ve s\u0131hhatli bilgiyi elde edemezler, mutlaka hata ederler. \u0130\u015fte \u00e2yetlerin bir k\u0131sm\u0131 b\u00f6yle kitab\u0131n anas\u0131 olan muhkemat, bunlar\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda da di\u011fer bir k\u0131sm\u0131 da m\u00fcte\u015fabihatt\u0131r. Yani her biri murad olunabilecek gibi g\u00f6r\u00fcnmekte birbirine benzer, \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2lara ihtimali olan \u00e2yetlerdir ki, hepsi mi, birisi mi murad oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a se\u00e7ilemez. Asl\u0131nda s\u00f6yleyene ve ger\u00e7e\u011fe g\u00f6re, hi\u00e7bir \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fct olmad\u0131\u011f\u0131 halde dinleyene g\u00f6re bizzat anla\u015f\u0131lmas\u0131 kapal\u0131 (hafi) veya m\u00fc\u015fkil veya m\u00fccmel veya m\u00fcmteni&#8217; (imkans\u0131z) bulunur. Bu \u00e2yetlerin bu kapal\u0131l\u0131klar\u0131 veya bir\u00e7ok anlama gelme olas\u0131l\u0131klar\u0131 muhkemat ile mukayeseleri sayesinde giderilebilir. Zahir kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda haf\u00ee, nass kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda m\u00fc\u015fkil, m\u00fcfesser kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda m\u00fccmel, muhkem-i has kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda da \u00f6zel anlam\u0131yla m\u00fcte\u015fabih vard\u0131r. Binaenaleyh kitap, b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7inde ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman bu hikmetli \u00fcslup ile m\u00fcte\u015fabihat\u0131n muhkemata d\u00f6n\u00fc\u015fmesi bak\u0131m\u0131ndan, o asla irca edilmesi bak\u0131m\u0131ndan hepsi muhkem demektir: &#8220;Bunda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur.&#8221; (Bakara, 2\/2) ve &#8220;Bu \u00f6yle bir kitapt\u0131r ki, \u00e2yetleri muhkem k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (H\u00fbd 11\/1) \u00e2yetleri bunu a\u00e7\u0131klar. Bunun aksine bu hikmete ayk\u0131r\u0131 olarak m\u00fcte\u015fabihat kitab\u0131n anas\u0131 farzedilir de muhkem olan \u00e2yetler m\u00fcte\u015fabihat ile te&#8217;vil edilirse, yani m\u00fcte\u015fabih \u00e2yetler esas kabul edilirse, o zaman da kitab\u0131n hepsi m\u00fcte\u015fabih olmu\u015f olur. &#8220;Allah kelam\u0131n en g\u00fczelini (g\u00fczellikte) birbirine benzer, iki\u015ferli bir kitap olarak indirdi ki, Rablerinden korkanlar\u0131n ondan t\u00fcyleri \u00fcrperir&#8230;&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/23) h\u00fckm\u00fc a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>&#8220;Muhkem&#8221; kelimesi l\u00fcgatte bozulmaktan uzak, ger\u00e7ek ve sa\u011flam demektir ki, hikmet kelimesi de bununla ilgilidir. \u0130ki \u015feyin birbirine kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak ve e\u015fit olarak benzemelerine de te\u015fab\u00fch, benzeyenlerden her birine de m\u00fcte\u015fabih denilir ki, birbirinden se\u00e7ilemez, insan zihni onlar\u0131 birbirinden ay\u0131rd etmekten aciz kal\u0131r. Te\u015fbih ve m\u00fc\u015fabehet, (yani benzetme ve benzeme) tabirlerinde bir taraf eksik ve ikinci derecede, di\u011fer taraf tam ve esas olur. Te\u015fab\u00fchte ise her iki taraf ayn\u0131 kuvvette ve e\u015fit benzerlikte olur, benzer y\u00f6nleri ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 ortadan kald\u0131r\u0131r da birbirinden se\u00e7ilemez olurlar. &#8220;Muhakkak ki, o inek bize te\u015fab\u00fchl\u00fc oldu.&#8221; (Bakara, 2\/70), &#8220;Kalbleri te\u015fab\u00fchl\u00fc oldu.&#8221; (Bakara, 2\/118), &#8220;Ve onun m\u00fcte\u015fabihi kendilerine verilecek.&#8221; (Bakara, 2\/25) \u00e2yetlerinde ge\u00e7ti\u011fi gibi. Demek ki te\u015fab\u00fch se\u00e7ilememeye sebep olan benzerliktir. Se\u00e7ilememek bunun gerektirdi\u011fi bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Bu bak\u0131mdan insan\u0131n do\u011frudan do\u011fruya ay\u0131rd etmeye yol bulamad\u0131\u011f\u0131 bir \u015feye dahi m\u00fcte\u015fabih denebilir ki, kapal\u0131 ve m\u00fc\u015fkil demek gibidir. Bu \u015fekilde s\u00f6ylemek var ile yok aras\u0131nda e\u015fit ihtimal bulundu\u011fu durumlar i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Bu \u015fekilde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ve Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerinin muhkemli\u011fi ve m\u00fcte\u015fabihli\u011fi s\u0131rf kelimeleri, dokusu, g\u00fczelli\u011fi, m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ve ahkam\u0131 gibi \u00e7e\u015fitli y\u00f6nleriyle ele al\u0131nabilir. \u00c2yetlerinin fas\u0131lalar\u0131, uyumlar\u0131 ve daha ba\u015fka birbirine benzer tekrarlar\u0131 ve edeb\u00ee sanatlar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan te\u015fab\u00fch ve s\u0131ralama muhkemli\u011fe kar\u015f\u0131 de\u011fildir, belki ayn\u0131 \u015fekilde muhkemliktir. Bu y\u00f6nden bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda &#8220;Onun \u00e2yetleri muhkem k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; \u00e2yeti ile &#8220;m\u00fcte\u015fabih kitap&#8221; birbirinin kar\u015f\u0131t\u0131 de\u011fil, belki birbirinin a\u00e7\u0131klamas\u0131d\u0131r. Fakat nazm\u0131n bu \u00e2yet i\u00e7indeki delaleti itibariyle muhkem ile m\u00fcte\u015fabih z\u0131t ve kar\u015f\u0131t anlamdad\u0131rlar. \u015e\u00fcphe yok ki, m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ve kesinlikle bildiren \u00e2yet muhkem \u00e2yet, kesinlikle bildirmeyen de muhkem de\u011fildir. Bu \u00e2yette ise muhkem ile m\u00fcte\u015fabih kar\u015f\u0131t olarak zikredilmi\u015f oldu\u011fu gibi, devam\u0131ndaki te&#8217;vil karinesi de m\u00e2n\u00e2ya aittir ki, tefsir usul\u00fc ilminde de muhkem ile m\u00fcte\u015fabih b\u00f6yle ele al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Bir s\u00f6z\u00fcn s\u0131rf kipine g\u00f6re m\u00e2n\u00e2s\u0131 belli olursa ona &#8220;zahir&#8221; denilir ki, muhkem \u00e7e\u015fitlerinin en a\u015fa\u011f\u0131 derecesidir. Bunun tevile veya tahsise veya nesha ihtimali bulunabilir. Fakat bunlar karineye muhta\u00e7 oldu\u011fundan, karine bulunmad\u0131\u011f\u0131 m\u00fcddet\u00e7e zahirinde kesinlik ifade eder. E\u011fer bu m\u00e2n\u00e2 kel\u00e2mda s\u00f6z\u00fcn kendi siyak\u0131 olmu\u015f olursa, s\u00f6z\u00fc s\u00f6yleyen de bu maksatla s\u00f6ylemi\u015f ise o zaman nass olur. Bunda art\u0131k te&#8217;vil ihtimali kalmaz. Ancak tahsis ve nesih ihtimali bulunabilir. Nihayet nesih ihtimali yoksa, ki gelen haber sonradan gelen ba\u015fka bilgilerle teyid edilmi\u015f ise, bu da \u00f6zel anlam\u0131yla muhkem olur. Bunlar\u0131n hepsinin h\u00fckm\u00fc, bilmeyi ve amel etmeyi gerekli k\u0131lar. Birbiriyle \u00e7at\u0131\u015fma oldu\u011fu zaman hangisi daha kuvvetli ise o tercih edilir.<\/p>\n<p>Bunlara kar\u015f\u0131l\u0131k, bir s\u00f6z\u00fcn esas anlam\u0131 lafz\u0131n\u0131n sigas\u0131ndan de\u011fil de ba\u015fka bir ar\u0131z\u00ee sebeple gizli tutulmu\u015f bulunursa haf\u00ee; b\u00f6yle de\u011fil de m\u00e2n\u00e2n\u0131n haddizat\u0131nda \u00e7ok ince, herkesin kavrayamayaca\u011f\u0131 ve n\u00fcfuz edemeyece\u011fi, edenlerin de derinden derine d\u00fc\u015f\u00fcnmedik\u00e7e kavr\u0131yamayaca\u011f\u0131 derecede kapal\u0131 olmas\u0131 veya bir bedi\u00ee isti\u00e2re bulunmas\u0131 gibi bir sebepten do\u011fan bir gizlilik ve derin d\u00fc\u015f\u00fcnmeyi gerektiren bir y\u00f6n\u00fc varsa m\u00fc\u015fkil; lafz\u0131n sigas\u0131n\u0131n \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2lara e\u015fit olarak gelme ihtimali olur da bu m\u00e2n\u00e2lardan hi\u00e7 birinin tercihine karine bulunmazsa, fakat bir a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 ekle onun sonradan a\u00e7\u0131klanmas\u0131 umuluyorsa m\u00fccmel; ger\u00e7ekten murad edilen m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlamak \u00fcmidi ve ihtimali kesilmi\u015f olursa o da kat\u0131ks\u0131z m\u00fcte\u015fabih olur.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n m\u00fcte\u015fabih \u00e2yetlerinden bir\u00e7o\u011fu b\u00f6yle \u00e7ok m\u00e2n\u00e2l\u0131 oldu\u011fundan dolay\u0131 par\u0131lt\u0131l\u0131 bir beyan i\u00e7inde g\u00f6zleri kama\u015ft\u0131r\u0131r. Bir\u00e7o\u011fu da bir muhkem m\u00e2n\u00e2 etraf\u0131nda onunla birle\u015ferek, \u00e7e\u015fitli mertebelere ve de\u011fi\u015fik i\u015faretlere delalet i\u00e7erdi\u011finden dolay\u0131 icmal veya i\u015fkal ve kapal\u0131l\u0131k ile dikkat \u00e7ekerler. B\u00f6ylece muhkem z\u0131mn\u0131nda m\u00fcte\u015fabih, m\u00fcte\u015fabihin yan\u0131nda muhkem de bulunur. Bir \u00e2yette bir\u00e7ok m\u00e2n\u00e2 katlar\u0131n\u0131 derecelendirir ki, zaman\u0131 geldik\u00e7e bunlar ihtiyaca \u0131\u015f\u0131k tutar ve olaylar\u0131n ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde hissedilerek anla\u015f\u0131l\u0131r. Sonra edep ve ahl\u00e2k veya di\u011fer hikmetlerden dolay\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a emredilmesi veya ifade edilmesi mahzurlu olan kinaye ve ta&#8217;r\u00eez \u015feklinde daha bela\u011fatl\u0131 ve daha etkili olan z\u0131mn\u00ee (\u00fcst\u00fc kapal\u0131) anlat\u0131m da vard\u0131r. Nihayet b\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131klamalar tevhid nizam\u0131 \u00fczere vahdetten kesrete (birden \u00e7o\u011fa) veya kesretten vahdete (\u00e7oktan bire do\u011fru) giderken, gerek nisbetlerde ve gerek tasavvurlar\u0131n hududunda be\u015feriyet dillerinin hen\u00fcz l\u00fcgat\u0131n\u0131 ortaya koyamad\u0131\u011f\u0131, hatta hi\u00e7 sezmedi\u011fi, d\u00fc\u015f\u00fcnmedi\u011fi ve benzerini g\u00f6rmedi\u011fi nice m\u00e2n\u00e2lar ve hakikatler vard\u0131r ki; bunlar, sizin bilmedi\u011finiz daha neler var gibi bir muhkem ifade ile ortaya konmakla beraber, m\u00fcte\u015fabih bir misal ve bir \u00eem\u00e2 ile sezdirildikleri zaman daha faydal\u0131 olur. Bu gibi \u00e2yetlerin baz\u0131s\u0131n\u0131 bug\u00fcn anlayamayanlar yar\u0131n anlayabilirler. Baz\u0131s\u0131n\u0131 da Allah&#8217;dan ba\u015fka kimse bilmez ki, tam anlam\u0131yla m\u00fcte\u015fabih i\u015fte budur. Ahiretle ilgili izahlar k\u0131smen b\u00f6yledir. Bunlar\u0131n baz\u0131lar\u0131nda d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n gelece\u011fiyle benzerlikler ve birle\u015febilir noktalar da vard\u0131r. Has\u0131l\u0131 m\u00fcte\u015fabihin k\u0131s\u0131mlar\u0131ndan olan hafinin h\u00fckm\u00fc, ara\u015ft\u0131rma; m\u00fc\u015fkilin h\u00fckm\u00fc, ara\u015ft\u0131rmayla beraber d\u00fc\u015f\u00fcnme; m\u00fccmelin h\u00fckm\u00fc bunlardan a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 bir tefsiri bekleme ve ara\u015ft\u0131rma; as\u0131l m\u00fcte\u015fabihin h\u00fckm\u00fc de duraklama ve Allah&#8217;a teslim olup s\u0131\u011f\u0131nmad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu muhkemat ile m\u00fcte\u015fabihat tam kar\u015f\u0131t birer \u015f\u0131k olarak zikredilmi\u015f olduklar\u0131ndan kendilerine mahsus \u00f6zel bir anlam ifade ederler. Bunlardan her biri kendi \u00f6zel m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 takdirde s\u00f6z konusu sekiz k\u0131s\u0131mdan alt\u0131s\u0131, kendili\u011finden bu taksimin d\u0131\u015f\u0131nda kalm\u0131\u015f olur. B\u00f6ylece muhkemat tabiri ilk d\u00f6rde, m\u00fcte\u015fabihat tabiri de ikinci d\u00f6rde \u015famil olmak \u00fczere genel anlamlar\u0131na hamledilmi\u015f olurlar. Bu \u00e2yet b\u00f6ylece Allah kel\u00e2m\u0131n\u0131n anla\u015f\u0131lmas\u0131, tefsir usul\u00fc ve istinbata ili\u015fkin en b\u00fcy\u00fck bir kural\u0131 \u00f6\u011fretmi\u015ftir ki, herhangi bir kel\u00e2m\u0131 veya kitab\u0131 iyice anlayabilmek i\u00e7in ak\u0131lda ve nakilde bundan ba\u015fka bir yol yoktur. Us\u00fbl-i Tefsir ilminde bunlar b\u00fct\u00fcn uygulamalar\u0131yla ve ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6zellikle kanun ve hukuk meselelerini anlamak i\u00e7in bu usul ilmi, en zaruri bilgi \u015fartlar\u0131ndand\u0131r.<\/p>\n<p>M\u00fcte\u015fabihat i\u00e7in bir de \u015fu taksim vard\u0131r: Laf\u0131z cihetinden m\u00fcte\u015fabih, m\u00e2n\u00e2 cihetinden m\u00fcte\u015fabih, her iki cihetten m\u00fcte\u015fabih. Laf\u0131z cihetinden m\u00fcte\u015fabih ya tek ba\u015f\u0131na kelimede veya c\u00fcmlenin yap\u0131s\u0131ndad\u0131r. Tek kelimedeki m\u00fcte\u015fabih mesela, &#8220;ebb, yeziffun&#8221; gibi kelimenin garipli\u011fi veya &#8220;yed ve ayn&#8221; gibi m\u00fc\u015fterek anlaml\u0131 olmaktan ileri gelir. C\u00fcmlenin yap\u0131s\u0131ndan do\u011fan m\u00fcte\u015fabih ya \u00e7ok k\u0131sa s\u00f6ylemekten, yani \u00f6zetlemekten veya s\u00f6z\u00fc uzat\u0131p m\u00e2n\u00e2y\u0131 da\u011f\u0131tmaktan ve anla\u015f\u0131lmaz hale getirmekten veyahut \u015fiirde vezin ve naz\u0131m zaruretlerinden dolay\u0131 olmak \u00fczere \u00fc\u00e7 k\u0131s\u0131md\u0131r. M\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan m\u00fcte\u015fabih olanlar Allah&#8217;\u0131n s\u0131fatlar\u0131yla ahiret hayat\u0131na ait olan \u00e2yetlerde oldu\u011fu gibi, duygular\u0131m\u0131z ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerimizle onlar\u0131n benzerlerini alg\u0131lamaya imkan\u0131m\u0131z olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131, tasavvurlar\u0131m\u0131zla dahi kavramaya yeti\u015femeyece\u011fimiz m\u00e2n\u00e2lard\u0131r. Her iki bak\u0131mdan m\u00fcte\u015fabih olan ba\u015fl\u0131ca be\u015f k\u0131s\u0131md\u0131r: Umum ve husus gibi nicelik bak\u0131m\u0131ndan, v\u00fccup ve nedb gibi nitelik bak\u0131m\u0131ndan, nasih ve mensuh gibi zaman bak\u0131m\u0131ndan, mekan ve \u00e2yetin nazil oldu\u011fu toplumdaki \u00e2det ve gelenekler bak\u0131m\u0131ndan ki &#8220;Evlere arka duvarlar\u0131ndan atlay\u0131p girmeniz Allah kat\u0131nda iyilik ve sevap de\u011fildir.&#8221; (Bakara, 2\/189) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi.<\/p>\n<p>Bir de fiilin s\u0131hhat ve fesad\u0131ndaki \u015fartlar bak\u0131m\u0131ndan.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte kitab\u0131n \u00e2yetleri b\u00f6yle muhkemat ve m\u00fcte\u015fabihat \u015feklinde iki k\u0131sma ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. As\u0131l uyulacak \u00fcmm\u00fc&#8217;l-kitap da m\u00fcte\u015fabihat olanlar de\u011fil, muhkematt\u0131r. Amma kalblerinde e\u011frilik ve kaypakl\u0131k olanlar, do\u011fruluktan ho\u015flanmay\u0131p e\u011frilikten, yamukluktan ve sap\u0131kl\u0131ktan zevk alanlar, muhkemat\u0131 b\u0131rak\u0131rlar da kitab\u0131n m\u00fcte\u015fabih olan \u00e2yetlerinin pe\u015fine d\u00fc\u015ferler, onlar\u0131 esas al\u0131rlar, dumanl\u0131 havalar ararlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc fitne \u00e7\u0131karmak, hakk\u0131 ve hakikat\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131p, halk\u0131 \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcrmek ve \u015fa\u015f\u0131rtmak suretiyle do\u011fru yoldan \u00e7\u0131karmak ve belaya u\u011fratmak isterler, ve onu kendi g\u00f6n\u00fcllerine ve keyflerine g\u00f6re e\u011fri b\u00fc\u011fr\u00fc te&#8217;v\u00eel etmek arzusunu beslerler. Halbuki onun te&#8217;vilini, yani me\u00e2linin ve sonunun nereye varaca\u011f\u0131n\u0131 Allah&#8217;dan ba\u015fka kimse bilmez. Genel anlamda m\u00fcte\u015fabihat i\u00e7inde, \u00f6zel anlamda m\u00fcte\u015fabih olan bir k\u0131s\u0131m vard\u0131r ki, bunun me\u00e2lini, ger\u00e7ek maksad\u0131na uygun olarak ancak Allah bilir. Bundan dolay\u0131 b\u00fct\u00fcn m\u00fcte\u015fabihat\u0131n te&#8217;vilini Allah&#8217;tan ba\u015fka kimse bilmez. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya yerde ve g\u00f6kte, b\u00fct\u00fcn zamanlarda ve b\u00fct\u00fcn mekanlarda gizli, me\u00e7hul bir \u015fey bulunmad\u0131\u011f\u0131 halde, O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131na b\u00f6yle olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle hakikat olan il\u00e2h\u00ee kitapta dahi hal b\u00f6yledir. &#8220;O&#8217;nun ilminden hi\u00e7bir \u015fey kavrayamazlar.&#8221; (Bakara, 2\/255), &#8220;Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.&#8221; (Bakara, 2\/232). Zira me\u00e7hul me\u00e7hul ile, \u015f\u00fcphe \u015f\u00fcphe ile hallolmaz. Me\u00e7huller bilgi ile ve o bilglerin kuvvet derecesine ba\u011fl\u0131 olarak hallolur. \u00d6\u011fretim ve ir\u015fad, bilgiler \u00fczerine me\u00e7hulleri sezdirmek ve o bilinmiyenleri bilinenlere d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmektir. \u00d6\u011frenende bilgi artt\u0131k\u00e7a, \u00f6\u011fretmen kendi bilgi derecesine g\u00f6re, onun \u00f6n\u00fcne bilinmesi gereken konular\u0131 s\u00fcrer, sonra da onlar\u0131 \u00e7\u00f6zd\u00fcr\u00fcr. Bundan dolay\u0131 bilinmeyeni sezebilmek de onu bilmenin \u00f6n \u015fart\u0131 olur. Cenab-\u0131 Hak kullar\u0131na hakikat bilgisini b\u00f6yle ihsan eder. \u00d6nce kendini ve ba\u015fkas\u0131n\u0131 ay\u0131ran bir muhkem ilim bah\u015feder. Sonra belli belirsiz olarak me\u00e7hul \u015feyleri sezdirir. Bunlar\u0131 basamak basamak muhkem bilgiler \u015fekline d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrerek yak\u00een bilgiler haline getirir. Hikmet d\u00fczeninde ilim dahi varl\u0131ktaki d\u00fczen gibi sistemli bir \u015fekilde akar gider. Allah&#8217;\u0131n bilgisi ise sonsuzdur. Sonradan olma (h\u00e2dis) olan insan bilgisi hi\u00e7bir zaman ve hi\u00e7bir \u015fekilde buna e\u015fit olamaz, onu ihata edip boyutlar\u0131na ula\u015famaz. B\u00f6yle oldu\u011funu bilmek, sonsuza dek ilim ve \u00f6\u011frenme yolunda y\u00fcr\u00fcmek de en b\u00fcy\u00fck ilim, en b\u00fcy\u00fck marifettir. Bundan dolay\u0131 insan ilimde hangi mertebeye ula\u015fm\u0131\u015f olursa olsun, yine de \u00f6n\u00fcnde y\u0131\u011f\u0131nla bilinmesi gereken me\u00e7huller bulundu\u011funu sezmek ihtiyac\u0131ndad\u0131r. Bu bilinmeyen me\u00e7hul\u00fc sezmek ise m\u00fcte\u015fabihat kar\u015f\u0131s\u0131nda bulundu\u011funu bilmektir.<\/p>\n<p>Daha do\u011frusu ge\u00e7mi\u015fe ve gelece\u011fe, ezele ve ebede ili\u015fkin olan her be\u015fer\u00ee ilim, m\u00fcte\u015fabih olmak konumundan kurtulamaz. Hi\u00e7birisinde \u015fimdiki halde \u015fuurun yak\u0131ndan \u015fahid oldu\u011fu ve m\u00fc\u015fahede etti\u011fi kuvvette kesinlik yoktur. Her tecr\u00fcbe ve g\u00f6zlemin bir \u00f6ncesine ve bir sonras\u0131na do\u011fru att\u0131\u011f\u0131 ad\u0131m bir m\u00fcte\u015fabihlik ile ilgilidir. \u0130lmin en kuvvetli gerek\u00e7esi olan tecr\u00fcbe zaruri bir gerek\u00e7e de\u011fildir. Bu konuda en sa\u011flam ve en genel belge, sebebin ve \u015fartlar\u0131n devaml\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan \u00e7\u0131kan, ola\u011fan tekd\u00fczeliktir ki, bu da il\u00e2h\u00ee iradeye dayanmaktad\u0131r. Binaenaleyh be\u015fer ilminin m\u00fcte\u015fabihattan kurtulmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u0130\u015fte insanlara Hakk&#8217;\u0131n iradesini g\u00f6sterecek hidayet i\u00e7in bir il\u00e2h\u00ee \u00f6\u011fretim olmak \u00fczere indirilmi\u015f bulunan il\u00e2h\u00ee kitaplar, tamamen bu gidi\u015fata, yani, il\u00e2h\u00ee d\u00fczenin ger\u00e7eklerine uygun ve paralel olarak muhkemat ve onun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda m\u00fcte\u015fabihat ile indirilmi\u015f bulunmaktad\u0131r. Tevrat ve \u0130ncil&#8217;in de muhkemat\u0131 ve m\u00fcte\u015fabihat\u0131 vard\u0131, onlarda da \u00fcmm\u00fc&#8217;l-kitap muhkemat idi. Fakat Tevrat&#8217;ta pek\u00e7ok olan m\u00fcte\u015fabihat\u0131n bir k\u0131sm\u0131, \u0130ncil&#8217;de muhkemlere irca edildikten ba\u015fka, daha di\u011fer m\u00fcte\u015fabihat g\u00f6sterildi\u011fi gibi, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da da b\u00fct\u00fcn ge\u00e7mi\u015f kitaplar\u0131n m\u00fcte\u015fabihleri muhkemata irca edildi. Ayr\u0131ca derin birtak\u0131m m\u00fcte\u015fabihat daha g\u00f6sterilmi\u015f ve bunlar\u0131n do\u011frudan do\u011fruya arkas\u0131na d\u00fc\u015f\u00fclmekten sak\u0131nd\u0131r\u0131larak, muhkemata irca metodu da a\u00e7\u0131k\u00e7a \u00f6\u011fretilmi\u015ftir. Bu arada insanlar i\u00e7in, bilimin hangi a\u015famas\u0131nda olurlarsa olsun, yine de \u00e7\u00f6z\u00fclemiyen ve Allah&#8217;\u0131n bilgisine havale edilmesi gereken ger\u00e7eklerin hi\u00e7bir zaman t\u00fckenmeyece\u011fini, muhkemattan sonra bile ger\u00e7ek anlamda m\u00fcte\u015fabihlerin var olaca\u011f\u0131n\u0131 bilmek ve itiraf etmek de be\u015ferin ilmi i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir olgunluk ve insanl\u0131\u011f\u0131n gayesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00fcy\u00fck bir hay\u0131r demek oldu\u011fu da anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Be\u015fer ilminin de\u011ferine ve ger\u00e7eklik derecesine kesin g\u00f6z\u00fcyle bakmak, mant\u0131k ve matematik \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde ona zaruri bir \u015fa\u015fmazl\u0131k kazand\u0131rmak ve b\u00f6yle bir \u00f6zellik aramak \u00e7eli\u015fkidir. Bunun i\u00e7in, il\u00e2h\u00ee kitaplarda m\u00fcte\u015fabihat bulunmamal\u0131 idi \u015feklinde bir vehme kap\u0131l\u0131p kalmamal\u0131d\u0131r. Zira b\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnce varl\u0131\u011f\u0131n dondurulmas\u0131n\u0131 ve bir noktada durdurulmas\u0131n\u0131 veya tekd\u00fcze olarak robot halinde s\u00fcr\u00fcp gitmesini ve Allah&#8217;\u0131n bilgisinin sona erdi\u011fini farzetmek, ya da b\u00fct\u00fcn sonsuzlu\u011fuyla ve b\u00fct\u00fcn canl\u0131l\u0131\u011f\u0131yla il\u00e2h\u00ee bilgilerin, muhkem bir \u015fekilde be\u015fere \u00f6\u011fretilmesi ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya bir anlamda ortak ve e\u015fde\u011fer bir varl\u0131k ortaya koyman\u0131n m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu vehmine kap\u0131lmak veyahut Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n be\u015fer ilmini, belli ve de\u011fi\u015fmez bir noktada durdurup bilinenlerden bilinmeyenlere, noksandan olgunlu\u011fa ve kemale do\u011fru, ebed\u00ee bir hayata y\u00f6nlendirerek ilerlemesine engel olmas\u0131 gelece\u011fini iddia etmek, has\u0131l\u0131 il\u00e2h\u00ee feyizde cimrilik istemek demek olurdu. Her terakki tavr\u0131n\u0131n, her geli\u015fme \u00e7abas\u0131n\u0131n ilerisinde daha al\u0131nmas\u0131 gereken mesafe, ke\u015ffedilecek hakikatler ve hi\u00e7bir zaman iyice anla\u015f\u0131l\u0131p bitirilemiyecek ba\u015flang\u0131\u00e7lar ve sonu\u00e7lar mevcut oldu\u011fu halde, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bunlar\u0131 insanlara verdi\u011fi \u00e7e\u015fitli kabiliyetlere g\u00f6re sezdiremeyip bir\u00e7ok y\u00f6nden gizlemesi ve bu me\u00e7hulleri, m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar \u00e7\u00f6zmeye ve ke\u015ffetmeye ipucu ve \u00f6l\u00e7\u00fc olmak \u00fczere bah\u015fetti\u011fi us\u00fbl ve muhkem delilleri belli ve s\u0131n\u0131rl\u0131 bir noktada tutmas\u0131, d\u00fcnk\u00fc ilimden yar\u0131n i\u00e7in, d\u00fcnyadan ahiret i\u00e7in istifade ettirmemesi nas\u0131l olur da il\u00e2h\u00ee hikmetin gere\u011fi olabilirdi? Bunun hikmete uygun oldu\u011fu nas\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir? Allah&#8217;\u0131n ilmine kar\u015f\u0131 her\u015feyi halletmi\u015f, bitirmi\u015f iddias\u0131nda bulunan ve m\u00fcte\u015fabihat\u0131n b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 arzu eden ve tecr\u00fcbeyi, te\u015fab\u00fchten b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ar\u0131nm\u0131\u015f mutlak bir kesinlik sanan bir ilm\u00eelik ve isbat\u00e7\u0131l\u0131k iddias\u0131 cehaletten ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k, muhkemat\u0131 esas alan g\u00fc\u00e7l\u00fc ve ayd\u0131nl\u0131k bir isbat yolu ve metodu \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcmeyip, do\u011frudan m\u00fcte\u015fabihata sar\u0131lmak ve onun muhkem bir ger\u00e7eklik i\u00e7erdi\u011fini ink\u00e2r edip \u015f\u00fcpheyi esas tutmak ve kat\u0131ks\u0131z me\u00e7hulleri yaln\u0131zca bunlarla halletmeye kalk\u0131\u015f\u0131p i\u015fin sonucunun nereye varaca\u011f\u0131n\u0131 Allah&#8217;dan ba\u015fka kimsenin bilmedi\u011fi \u015f\u00fcpheli, kar\u0131\u015f\u0131k, sa\u011fa m\u0131 sola m\u0131, ileri mi geri mi, hayra m\u0131 \u015ferre mi, ayd\u0131nl\u0131\u011fa m\u0131 karanl\u0131\u011fa m\u0131, varl\u0131\u011fa m\u0131 yoklu\u011fa m\u0131, cennete mi cehenneme mi g\u00f6t\u00fcrece\u011fi belli olmayan sisli ve dumanl\u0131 havada \u00e7\u0131kmaz yollarda dola\u015fmak da haddini bilmemek ve il\u00e2h\u00ee hidayeti dinlememek, tehlikelere ve karanl\u0131klara do\u011fru ko\u015fmakt\u0131r ki, bunu kalblerinde e\u011frilik ve k\u00f6t\u00fc niyet, kaypakl\u0131k ve \u00e7arp\u0131kl\u0131k bulunanlar yaparlar. Esbab-\u0131 N\u00fczul&#8217;de zikredildi\u011fi \u00fczere h\u0131ristiyanlar\u0131n \u0130ncil&#8217;deki (baba) mecaz\u0131n\u0131, ger\u00e7ek anlam\u0131yla peder; Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki &#8220;O&#8217;nun Meryem&#8217;e ilka eyledi\u011fi bir kelimesi ve O&#8217;ndan bir ruhtur&#8221; (Nisa, 4\/171) m\u00fcte\u015fabih \u00e2yetine, Allah&#8217;dan do\u011fmu\u015f bir ruh m\u00e2n\u00e2s\u0131 vererek ve Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n do\u011fma ve do\u011furma gibi \u00fcreme \u015fekillerinden m\u00fcnezzeh, hayy ve kayy\u00fbm, az\u00eez ve hak\u00eem h\u00e2lik ve bar\u00ee-i musavvir bulundu\u011fu hakk\u0131ndaki muhkemata bakmayarak, Allah&#8217;a \u00e7ocuk isnat etmeleri; yine bunun gibi, yahudilerin gibi hur\u00fbf-i mukattaa denilen ba\u015fl\u0131klar\u0131 &#8220;ebced hesab\u0131&#8221; ile te&#8217;vil ederek bunlardan Muhammed \u00fcmmetinin \u00f6mr\u00fcn\u00fc, k\u0131yametin kopaca\u011f\u0131 zaman\u0131 \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015fmalar\u0131 da bu t\u00fcrden bir olayd\u0131r. Bunlar ya heva ve heveslerinden ba\u015fka bir \u015feyde hak ve hakikat tan\u0131mazlar, ya da din deyince herhangi bir hakikatle ilgisi olmayan bir oyuncak anlarlar. Din meselesinin kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z hakka uymak demek oldu\u011funu bilmek istemezler. Bu konuda muhkem olan isbat yoluna yana\u015fmazlar ve onlarla amel etmekten ho\u015flanmazlar da durmadan zihinleri \u015f\u00fcphelere ve vehimlere s\u00fcr\u00fcklemek i\u00e7in yaln\u0131zca hayal \u00fcr\u00fcn\u00fc olan \u015feylerde, rumuz ve sembollerde, muamma ve m\u00fcte\u015fabihatta bo\u015f ve hava\u00ee \u015feyler ararlar; m\u00fcte\u015fabihat\u0131, \u015f\u00fcpheye basamak yapmak i\u00e7in muhkemata \u00fcst\u00fcn tutarlar. Yine bunun gibi, birtak\u0131m m\u00fclhidler de vard\u0131r ki, dinin hi\u00e7 anla\u015f\u0131lmaz ve anla\u015f\u0131l\u0131nca h\u00fckm\u00fc kalmaz gizli ve s\u0131r dolu bir \u00f6z\u00fc oldu\u011fu iddias\u0131yla b\u00fct\u00fcn muhkemat\u0131 m\u00fcte\u015fabihata irca etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Her \u015feyi ku\u015fkulu hale getirmek, hep garip ve acaip \u015feylerden bahsetmek, en belli ger\u00e7ekleri bile birer efsane gibi g\u00f6stermek isterler ki, bunlar bilinen yolda y\u00fcr\u00fcmektan ho\u015flanmazlar. Di\u011fer bir k\u0131s\u0131mlar\u0131 da kendi bilgileri her\u015feyi \u00e7\u00f6zmeye yetermi\u015f gibi, k\u00e2inat d\u00fczeninde, ge\u00e7mi\u015fte ve \u015fimdiki halde veya sonsuza dek s\u00fcrecek olan gelecekte sanki hi\u00e7 bilinmedik bir\u015fey yokmu\u015f gibi, m\u00fcte\u015fabihat\u0131n hakikat\u0131n\u0131 k\u00f6k\u00fcnden red ve ink\u00e2r eder; anlamad\u0131\u011f\u0131, anlayamayaca\u011f\u0131 bir hakikat i\u015fitirse, ona hurafe, efsane, esatir deyip ge\u00e7erler ki, bunlar\u0131n hepsi kalbin kaypakl\u0131\u011f\u0131ndan, \u00e7arp\u0131kl\u0131\u011f\u0131ndan ve haddini bilmezlikten ileri gelir. Bunlara kar\u015f\u0131l\u0131k ilimde r\u00fcsuh sahibi (uzman) olanlar, e\u011filmez, e\u011frilikten ho\u015flanmaz, ilim yolunda sa\u011flam, bildi\u011fini ve bilmedi\u011fini se\u00e7ebilen, bildikleri sayesinde bilmediklerinin \u00f6nemini m\u00fcmk\u00fcn mertebe \u00e7\u00f6zebilen ilim erbab\u0131 da \u015f\u00f6yle der: biz bu kitaba inand\u0131k, muhkemi ve m\u00fcte\u015fabihi ile hepsi Rabbimiz kat\u0131ndand\u0131r. Hepsi hakt\u0131r ve ger\u00e7ektir. Hakikaten b\u00f6yle temiz ak\u0131l, g\u00fczel dikkat ve kavray\u0131\u015f sahiplerinden ba\u015fkas\u0131 da hakkiyle d\u00fc\u015f\u00fcnemez, kendi zihnindekini bile iyice se\u00e7ip net olarak d\u00fc\u015f\u00fcnemez, muhkemat\u0131 esas olarak haf\u00ee, m\u00fc\u015fkil, m\u00fccmel gibi te&#8217;vili m\u00fcmk\u00fcn olan m\u00fcte\u015fabihat\u0131 bile do\u011fru d\u00fcr\u00fcst te&#8217;vil edemez. Bu konuda te&#8217;vil ve ictihat ba\u015fkalar\u0131n\u0131n de\u011fil, muhkemat\u0131n mertebeleri ile m\u00fcte\u015fabihat\u0131n mertebelerini se\u00e7ebilen, te&#8217;vili caiz olup olmayanlar\u0131 ay\u0131rabilen, fitneden, kendisini ve herkesi ba\u015ftan \u00e7\u0131karmaktan sak\u0131nan, haddini bilen, il\u00e2h\u00ee bilgiye havale edilmesi gerekenleri O&#8217;na havale eden, k\u00e2mil iman sahibi, ilim yolunda kuvvetli, temiz ve ince ak\u0131ll\u0131, do\u011fru d\u00fc\u015f\u00fcnmesini bilen ve seven, has\u0131l\u0131 hikmete mazhar olmu\u015f rasih \u00e2limlerin hakk\u0131 vard\u0131r, bu i\u015fe ancak \u00f6yleleri yetkilidir. Bunlar muhkem ve m\u00fcte\u015fabih hepsinin hakikat\u0131na iman ederler ve \u00f6n\u00fcn\u00fc sonunu hesaba katarak iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler.<\/p>\n<p>8-Kaypakl\u0131ktan ve sap\u0131kl\u0131ktan sak\u0131n\u0131rlar da bu d\u00fc\u015f\u00fcncelerle i\u015fte \u015f\u00f6yle dua ederler: &#8220;Ey Rabbimiz! Bizi do\u011fru yola hidayet ettikten sonra kalblerimizi haktan sapt\u0131rma, bize kendi kat\u0131ndan rahmet ihsan eyle! \u00c7\u00fcnk\u00fc Sen \u00e7ok ihsan edicisin.&#8221;<\/p>\n<p>9- &#8220;Ey Rabbimiz! Muhakkak ki Sen, insanlar\u0131, gelece\u011fi \u015f\u00fcphesiz olan o g\u00fcnde bir araya toplayacaks\u0131n!&#8221; Ger\u00e7ekten de Allah s\u00f6z\u00fcnden d\u00f6nmez, s\u00f6z\u00fcn\u00fcn ve karar\u0131n miad\u0131n\u0131 \u015fa\u015f\u0131rmaz.<\/p>\n<p>\u0130\u015fbu &#8220;ilimde r\u00e2sih olanlar&#8221; il\u00e2h\u00ee ifadesinde &#8220;vav&#8221; harfi ist\u00ee&#8217;n\u00e2fiye veya at\u0131f olmak \u00fczere iki t\u00fcrl\u00fc ba\u011flant\u0131 vard\u0131r ki, birincisinde yukar\u0131da a\u00e7\u0131klanan m\u00e2n\u00e2 do\u011frultusunda \u00fczerinde kel\u00e2m tamam olmu\u015f ve c\u00fcmle sona ermi\u015f olur, vakf-\u0131 l\u00e2z\u0131md\u0131r. Zaten mushaflarda da durulmas\u0131 gerekti\u011fini g\u00f6stermek i\u00e7in buraya i\u015fareti konmu\u015ftur. M\u00fcte\u015fabihat\u0131n te&#8217;vilini Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131 bilmez. \u0130limde rasih olanlar bile \u015f\u00f6yle derler: &#8230; demek olur. Bu tefsir ba\u011flant\u0131s\u0131 Abdullah b. Abbas&#8217;dan, Hz. Ai\u015fe&#8217;den, Hasen&#8217;dan, Malik b. Enes&#8217;ten, Kisa\u00ee ve Ferra&#8217;dan ve bir\u00e7ok seleften rivayet olunmu\u015ftur. Di\u011ferinde ise &#8220;vav&#8221; at\u0131ft\u0131r. O zaman c\u00fcmle ancak \u00fczerinde tamam olur ki, m\u00fcte\u015fabihin te&#8217;vilini Allah&#8217;dan ve ilimde r\u00fcsuh sahibi \u00e2limlerden ba\u015fka kimse bilmez demek olur. Bu da yine Abdullah b. Abbas&#8217;dan, M\u00fccahid&#8217;-den, Rebi b. Enes&#8217;ten ve daha ba\u015fkalar\u0131ndan rivayet olunmu\u015ftur. Kelamc\u0131lar\u0131n ve m\u00fcteahhir \u00e2limlerin bir\u00e7o\u011funun tercihi de budur. Mesele m\u00fcte\u015fabihin s\u0131hhatli ve do\u011fru olarak te&#8217;vilini Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131 bilebilir mi, bilemez mi noktas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Te&#8217;v\u00eel: L\u00fcgattaki asl\u0131 bak\u0131m\u0131ndan, herhangi bir \u015feyi varaca\u011f\u0131 gayeye, hedefe vard\u0131rmak demektir. Bilhassa bir lafz\u0131n me\u00e2lini, yani varaca\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 al\u0131p tefsir eylemeye denilir. Te&#8217;vil ya do\u011fru ve s\u0131hhatli bir te&#8217;vil olur, ya da yanl\u0131\u015f ve bozuk bir te&#8217;vil olur. Bir s\u00f6z\u00fc hi\u00e7 ihtimal bulunmayan bir m\u00e2n\u00e2ya \u00e7ekmek veya ihtimali olan m\u00e2n\u00e2lar i\u00e7inde daha uygunu ve daha kuvvetlisi varken en uzaktaki ihtimale \u00e7ekmek fasid ve bat\u0131l bir te&#8217;vil olur. Te&#8217;vil her hal\u00fck\u00e2rda hakl\u0131 bir gerek\u00e7eye ve sebebe dayanmal\u0131d\u0131r. O sebep, o delil bulundu\u011fu zaman, \u00e7o\u011fu yerde haf\u00ee olan a\u00e7\u0131k olana, mecaz da hakikate tercih edilir. Aksi halde yap\u0131lan te&#8217;vil ind\u00ee ve fasittir. Bundan dolay\u0131 muhkemat\u0131 hi\u00e7 g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde tutmadan m\u00fcte\u015fabihat\u0131 arzuya g\u00f6re te&#8217;vil etmek, sap\u0131kl\u0131k demek oldu\u011fu zaten \u00e2yette a\u00e7\u0131k se\u00e7ik s\u00f6ylenmi\u015f oldu\u011fundan bunda \u015f\u00fcphe yoktur. Fakat muhkemat\u0131 esas almak, cidden h\u00fcsn\u00fcniyet ve konunun \u015fartlar\u0131na riayet ederek hareket eylemek \u00fczere, m\u00fcte\u015fabihat i\u00e7in &#8220;i\u015fte bundan murad budur&#8221; diye h\u00fckmederek do\u011fru ve s\u0131hhatli bir te&#8217;vil yapabilmek \u00e2limler i\u00e7in m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr, de\u011fil midir?<\/p>\n<p>Bu mesele \u00fczerinde \u00e7ok ihtilaf edilmi\u015f oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da k\u0131yametin vakti, saati, zebanilerin say\u0131s\u0131nda vesairede baz\u0131 say\u0131lar\u0131n \u00f6zellikleri ve daha ba\u015fka baz\u0131 hususlar\u0131n Allah&#8217;dan ba\u015fka kimseye malum olmad\u0131\u011f\u0131nda ittifak vard\u0131r. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k bir\u00e7ok \u00e2yetlerin de ittifakla te&#8217;vil edildi\u011finde hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur. Bunun i\u00e7in bu babdaki ihtilaf\u0131n, ihtilaf olmaktan ziyade tefsir ilmi a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00fcy\u00fck faydas\u0131 bulundu\u011funu anlamak gerekir. \u00c2yetteki her iki t\u00fcrl\u00fc yorumdan her biri kendi a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00e7ok anlaml\u0131 olarak maksad\u0131 ayr\u0131 ayr\u0131 y\u00f6nlerden dile getirmi\u015flerdir. \u015e\u00f6yle ki, yaln\u0131zca \u00f6zel anlam\u0131yla veya genel anlam\u0131yla her\u015feyi inceden inceye, b\u00fct\u00fcn ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 ve b\u00fct\u00fcn sonu\u00e7lar\u0131yla m\u00fcte\u015fabihin m\u00e2n\u00e2 ve te&#8217;vilini Allah&#8217;dan ba\u015fka kimse bilmez. Fakat genel anlam\u0131 b\u00fct\u00fcn ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla de\u011fil de \u015f\u00f6yle y\u00fczeysel olarak d\u00fc\u015f\u00fcnecek olursak, bunlardan bir k\u0131sm\u0131n\u0131n ilimde r\u00fcsuh sahibi \u00e2limlerin de bunu bilebilece\u011fini anlatmak istemi\u015ftir. Yaln\u0131zca birinci rivayet olsayd\u0131, \u00e2yetin zahirinden \u00e7\u0131kan anlama g\u00f6re ilimde r\u00fcsuh sahibi \u00e2limlere te&#8217;vilden herhangi bir hisse ve pay d\u00fc\u015fmezdi. &#8220;Bunu, \u00fcst\u00fcn ak\u0131ll\u0131lardan ba\u015fkas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmez.&#8221; \u00e2yetiyle uyumlu olmazd\u0131. Yaln\u0131zca at\u0131f rivayeti, yani ikinci rivayet olsayd\u0131, o zaman da ilimde r\u00fcsuh sahibi \u00e2limlerin m\u00fcte\u015fabihat\u0131 b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleri ve \u00e7e\u015fitleri ile eksiksiz bilebilir, hepsinin te&#8217;viline ak\u0131l erdirebilir, yani Allah&#8217;\u0131n bildi\u011fi gibi bilebilir olduklar\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131rd\u0131. \u0130\u015fte buradaki &#8220;vav&#8221;\u0131n dahi b\u00f6yle m\u00fcte\u015fabih bir \u015fekilde ortaya konmu\u015f olmas\u0131, buradaki her iki \u015f\u0131kka uygun olarak at\u0131f \u015feklinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde m\u00fcte\u015fabihat\u0131n y\u00fczeysel; ist\u00eenaf \u015feklinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde te&#8217;vil konusunun derinlemesine ve b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle dikkate al\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011funu g\u00f6sterir. Binaenaleyh m\u00fcte\u015fabih genel anlam\u0131 \u00fczerine hamlolundu\u011fu takdirde topluca m\u00e2n\u00e2n\u0131n, &#8220;B\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fcn te&#8217;vilini Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131 bilmez.&#8221; demek olup, baz\u0131lar\u0131n\u0131 Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131n\u0131n muhkemata ba\u015fvurmak ve ona uymak suretiyle bilebilmelerine engel olmayaca\u011f\u0131n\u0131 at\u0131f rivayeti izah eder. \u015eu halde te&#8217;vil a\u00e7\u0131s\u0131ndan m\u00fcte\u015fabih \u00fc\u00e7 esasa ayr\u0131l\u0131r:<\/p>\n<p>1- Kul bilgisiyle vukuf m\u00fcmk\u00fcn olmayan ki, k\u0131yametin ne zaman kopaca\u011f\u0131 ve dabbenin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 vakti vs. gibi.<\/p>\n<p>2- \u0130nsanlar\u0131n bilmesi m\u00fcmk\u00fcn olan ki, garip laf\u0131zlar ve mu\u011flak h\u00fck\u00fcmler gibi.<\/p>\n<p>3- Bu ikisi aras\u0131 ki, tan\u0131nmalar\u0131 baz\u0131 r\u00fcsuh sahibi \u00e2limlere mahsus bir ihtisas olur.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in biz daha \u00f6nce yukar\u0131da selefin tercihi \u00fczere hem \u00fczerinde vakf\u0131n l\u00fczumunu tercih ettik, hem de &#8220;vav&#8221;\u0131n at\u0131f oldu\u011fu suretinde m\u00e2n\u00e2ya i\u015faretini g\u00f6sterdik. Yaln\u0131zca atf\u0131 tercih etmek, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da rasih \u00e2limlerin anlayamayaca\u011f\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n bilgisine havale etmeye mecbur olaca\u011f\u0131 hi\u00e7bir \u015fey yokmu\u015f gibi bir ihtimali de i\u00e7ine alabilir. Bir kel\u00e2mdan hi\u00e7bir \u015fey anla\u015f\u0131lamamak, kel\u00e2mda hitap edilenlere y\u00f6nelik hi\u00e7bir fayda bulunmad\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesine kap\u0131larak b\u00f6yle bir ihtimali zannedenler olmu\u015fsa da do\u011fru de\u011fildir. \u015e\u00fcphesiz ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da anlams\u0131z ve bo\u015f bir laf\u0131z mevcut de\u011fildir. S\u00fbre evvellerindeki huruf-i mukatta&#8217;ada bile \u00e7e\u015fitli anlay\u0131\u015flar ve sezi\u015fler s\u00f6zkonusudur. Mesele anla\u015f\u0131lan\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 belirlemede, esas itibar\u0131yla murad edilmi\u015f olan m\u00e2n\u00e2n\u0131n tayin ve tesbitindedir.<\/p>\n<p>Hitab\u0131n faydas\u0131 ise bu tesbite ba\u011f\u0131ml\u0131 de\u011fildir. Yine yukar\u0131da kabul etti\u011fimiz \u015fekilde sonsuz ara\u015ft\u0131rmalara m\u00fcsait konular\u0131n bulundu\u011funu sezdirmek, insan bilgisinin de\u011ferini tayin ettirmek, insanlar\u0131n bilgi derecelerine g\u00f6re \u00e7e\u015fitli anlay\u0131\u015flar, zevkler ve faydalar bah\u015fetmek ve nihayet rasih \u00e2limleri derin derin d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmeye y\u00f6neltmek gibi daha bir\u00e7ok fayda s\u00f6z konusudur. Bu a\u00e7\u0131lardan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda hitapta faydalar bulundu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00f6yle i\u015faretleri vard\u0131r ki, bunlar Kur&#8217;\u00e2n ilmi ile uzun uzad\u0131ya u\u011fra\u015ft\u0131ktan sonra sezilmeye, sonra da olaylar\u0131n geli\u015fmesi ile te&#8217;vili anla\u015f\u0131lmaya ba\u015flar. Laf\u0131zlar\u0131 m\u00e2n\u00e2ya irca etmek \u015feklindeki te&#8217;vil ile m\u00e2n\u00e2y\u0131 olaylara uygulamak \u015feklindeki te&#8217;vil aras\u0131nda da fark vard\u0131r. Binaenaleyh Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n tefsirinde &#8220;Biz seni hakk\u0131yla tan\u0131yamad\u0131k.&#8221; diyecek noktalar bulundu\u011funu hi\u00e7bir zaman unutmamak ve her zaman Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n muhkemat\u0131na iyi sar\u0131lmak laz\u0131m gelir. Bu \u00e2yetler bize Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerinin genellikle me\u00e2lini tayin etme i\u015finin tamamen rasih \u00e2limlerin yetkisinde olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve Kur&#8217;\u00e2n nazm\u0131n\u0131n ve \u00f6zellikle m\u00fcte\u015fabihat\u0131n\u0131n ibadet \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde aynen korunmas\u0131na dikkat edilmesi gerekti\u011fini de g\u00f6sterdi\u011fi i\u00e7in, m\u00e2n\u00e2 tayini demek olan terceme meselesinin nas\u0131l bir a\u011f\u0131r ve tehlikeli i\u015f oldu\u011funu iyi d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. Daima Cenab-\u0131 Hak, kalblerimizi fitneye y\u00f6neltmekten ve keyf\u00ee te&#8217;vile kap\u0131lmaktan, kaypakl\u0131ktan ve sapmaktan korusun.<\/p>\n<p>Evet Allah s\u00f6z\u00fcnden d\u00f6nmeyendir. &#8220;kendisinde hi\u00e7 \u015f\u00fcphe olmayan&#8221; o ha\u015fir g\u00fcn\u00fc kesinlikle gelecek, kalbleri kaypakl\u0131ktan ve k\u00fcf\u00fcrden, fitne ve fesattan s\u00e2lim olan, Hakk&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine &#8220;inand\u0131k, onlar\u0131n hepsi Rabbimiz kat\u0131ndand\u0131r.&#8221; diyen iman ehli, Allah&#8217;\u0131n vaad etti\u011fi rahmetine ve yard\u0131m\u0131na erecek, ink\u00e2rda \u0131srar edenler de va\u00eedini, ikab ve azab\u0131n\u0131 b\u00fct\u00fcn \u015fiddetiyle g\u00f6receklerdir.<\/p>\n<p>10-11-Bunun i\u00e7in, &#8221; Ger\u00e7ek \u015fu ki k\u00e2firlere, Allah&#8217;tan gelecek bir zarar\u0131, ne mallar\u0131, ne de evlatlar\u0131 engelleyemez. \u0130\u015fte onlar, o ate\u015fin yak\u0131t\u0131 olacaklard\u0131r. Gidi\u015fatlar\u0131, Firavun soyunun ve daha \u00f6ncekilerin gidi\u015fat\u0131 gibidir. \u00c2yetlerimizi ink\u00e2r etmi\u015flerdi. Bunun \u00fczerine Allah da onlar\u0131 i\u015fledikleri g\u00fcnahlar y\u00fcz\u00fcnden yakalay\u0131p ala\u015fa\u011f\u0131 etti. Allah, cezas\u0131 \u00e7etin oland\u0131r.&#8221; Allah Resulun\u00fcn hak peygamber oldu\u011funu bildi\u011fi ve karde\u015fine s\u00f6yledi\u011fi halde, R\u00fbm krallar\u0131n\u0131n verdi\u011fi mallar\u0131 elinden ka\u00e7\u0131rmak endi\u015fesiyle iman etmeyen Necran piskoposu sebebiyle nazil oldu\u011fu rivayet edilen bu \u00e2yet, h\u00fckm\u00fc umum\u00ee ve herkese \u015famil olarak varid olmu\u015f, Firavun ailesinin ve daha ba\u015fkalar\u0131n\u0131n ba\u015flar\u0131na gelen \u015fiddetli felaketler b\u00fct\u00fcn bu gibilerin, yani Hakk&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini tekzib ve ink\u00e2r edenlerin hepsinin ba\u015f\u0131na da gelece\u011fini m\u00fcminlere m\u00fcjdeli bir vaad, k\u00e2firlere de tehdit dolu va\u00eed olarak haber vermi\u015ftir.<\/p>\n<p>Daha \u00f6nce Yahudiler hakk\u0131nda indirilmi\u015f oldu\u011fu rivayet olunan \u015fu iki \u00e2yet de bunlar\u0131n arkas\u0131na eklenerek yukardaki \u00e2yetin h\u00fckm\u00fcne ortak edilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>12- O ink\u00e2rc\u0131 k\u00e2firlere de ki, siz mutlaka yenilgiye u\u011frayacak ve toplan\u0131p cehenneme doldurulacaks\u0131n\u0131z. Oras\u0131 ne fena bir d\u00f6\u015fektir.<\/p>\n<p>13- Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya gelen iki toplulukta size bir \u00e2yet, bir i\u015faret ve ibret vard\u0131r. Onlardan biri Allah yolunda sava\u015f\u0131yordu, \u00f6b\u00fcr\u00fc de k\u00e2firdi ve kar\u015f\u0131lar\u0131ndakini g\u00f6z karar\u0131yla kendilerinin iki kat\u0131 g\u00f6r\u00fcyorlard\u0131. Allah da g\u00f6nderdi\u011fi yard\u0131mla diledi\u011fini destekliyordu. G\u00f6ren g\u00f6zleri olanlar i\u00e7in elbette bunda apa\u00e7\u0131k bir ibret vard\u0131r.<\/p>\n<p>12-13-Bedir sava\u015f\u0131nda Resulullah&#8217;\u0131n Mekke&#8217;li m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 zafer kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6ren Medine yahudileri, &#8220;Vallahi i\u015fte bu, bize Musa&#8217;n\u0131n vaad etti\u011fi, Tevrat&#8217;ta \u00f6zellikleri bildirilen \u00fcmm\u00ee nebidir.&#8221; demeye ba\u015flam\u0131\u015flar ve ona iman edip uymak arzusunu g\u00f6stermi\u015flerdi. \u0130\u00e7lerinden bir k\u0131sm\u0131 da, &#8220;Acele etmeyiniz, bekleyelim birka\u00e7 olay daha g\u00f6relim.&#8221; demi\u015flerdi. Uhud sava\u015f\u0131 olunca teredd\u00fcde d\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler, halbuki o s\u0131rada bir m\u00fcddet i\u00e7in Resulullah ile bir antla\u015fmalar\u0131 da vard\u0131, s\u00fcresi dolmadan antla\u015fmay\u0131 tek tarafl\u0131 olarak bozdular. Bu \u00e2yet bunun \u00fczerine nazil olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130kinci \u00e2yet Bedir sava\u015f\u0131n\u0131n Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131na nas\u0131l bir ibret \u00f6rne\u011fi oldu\u011funu g\u00f6steriyor ki, burada &#8220;Nice ufak topluluklar, Allah&#8217;\u0131n izniyle bir\u00e7ok b\u00fcy\u00fck topluluklara \u00fcst\u00fcn gelmi\u015flerdir.&#8221; (Bakara, 2\/249) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve h\u00fckm\u00fc, \u0130sl\u00e2mda ilk \u00f6rne\u011fiyle f\u00eeseb\u00eelillah (Allah yolunda) olmak \u015fart\u0131yla a\u00e7\u0131kl\u0131k kazanm\u0131\u015f ve s\u00fbrenin, Bakara&#8217;n\u0131n son \u00e2yetindeki yard\u0131m duas\u0131na cevap olan noktalar\u0131ndan biri daha g\u00f6sterilmi\u015ftir. Ger\u00e7ekten de Bedir sava\u015f\u0131, daha sonraki y\u0131llarda gerek yahudileri, gerek Necran&#8217;dan ba\u015flayarak h\u0131ristiyanlar\u0131 ma\u011flup eden \u0130sl\u00e2m zaferlerinin de ilki ve temeli olmu\u015ftur. Kur&#8217;\u00e2n h\u00fck\u00fcmlerine samimiyetle uyan ve Allah yolunda olan m\u00fcminlere bu yard\u0131m her zaman vaad olunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>B\u00f6yle iken acaba insanlar neden bundan gaflet ederler?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>14- \u0130nsanlara kad\u0131nlar, o\u011fullar, y\u00fcklerle alt\u0131n ve g\u00fcm\u00fc\u015f y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden a\u015f\u0131r\u0131 sevgiyle ba\u011flan\u0131lan \u015feyler \u00e7ok s\u00fcsl\u00fc g\u00f6sterilmi\u015ftir. Halbuki bunlar d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n ge\u00e7ici faydalar\u0131n\u0131 sa\u011flayan \u015feylerdir. Oysa var\u0131lacak yerin (ebed\u00ee hayat\u0131n) b\u00fct\u00fcn g\u00fczellikleri Allah kat\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>14- \u015eehvetle ilgisi \u00e7ok olan, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle \u015fehvet kesilmi\u015f gibi bulunan \u015feylere kar\u015f\u0131 duyulan muhabbet, yahut s\u0131rf \u015fehvet i\u00e7in sevilen, onlar aras\u0131ndan \u015fu say\u0131lan \u015feyler insanlara \u00e7ok s\u00fcsl\u00fc, \u00e7ok zinetli g\u00f6sterildi, bunlar\u0131 pek ho\u015f g\u00f6rd\u00fcler, sevilecek \u015feyler yaln\u0131zca bunlar zannettiler. Bir taraftan bunlar\u0131n me\u015fru birer nimet olmas\u0131 \u00f6zelli\u011fi, bir de hayal\u00ee ve gayri me\u015fru bir \u015feye sebep olmas\u0131 \u00f6zelli\u011fi vard\u0131r. Birincisinde s\u00fcsleyen Allah, ikincisinde s\u00fcsleyen \u015feytan ve be\u015ferin bilgisizli\u011fidir ki, fenal\u0131\u011f\u0131 ve k\u0131nanmas\u0131 bu bak\u0131mdand\u0131r. \u015eehvet nefsin arzu etti\u011fi \u015feye at\u0131l\u0131\u015f\u0131d\u0131r ki g\u00f6n\u00fcl \u00e7ekmek, can\u0131 istemek diye s\u00f6ylenir. Bunun ifrat derecesine h\u0131rs ve \u015fereh denilir. Dilimizde \u015fehvet, i\u015ftahtan daha \u00f6zel bir anlama gelir ise de asl\u0131nda de\u011fildir. Burada \u015fehevat, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle \u015fehvet kesilmi\u015f i\u015ftah \u00e7ekici \u015feyler anlam\u0131na kullan\u0131lm\u0131\u015f ve a\u015fa\u011f\u0131s\u0131yla tefsir edilmi\u015ftir. Bununla beraber mef&#8217;\u00fbl m\u00e2n\u00e2s\u0131na al\u0131narak \u015fehvet kendi m\u00e2n\u00e2s\u0131nda b\u0131rak\u0131lmak ve a\u015fa\u011f\u0131s\u0131 da &#8220;h\u00fcbb&#8221;\u00fcn beyan\u0131 olmak ihtimali vard\u0131r. Evlat ve hele o\u011fullar demektir. Bunda kad\u0131nlar taraf\u0131ndan m\u00fclahaza olunan \u015fehevat sevgisine de bir ima vard\u0131r. Zira &#8220;n\u00e2s&#8221; kelimesi b\u00fct\u00fcn insanlara ve kad\u0131n ile erke\u011fe \u015famil olmak \u00fczere genel anlaml\u0131 bir kelimedir. Fakat k\u0131nama a\u00e7\u0131k\u00e7a erkeklere tevcih olunmu\u015f, kad\u0131nlar sevmek de\u011fil, sevilmek mevkiinde g\u00f6sterilmi\u015ftir. Bununla beraber \u00e2yet Allah kat\u0131ndaki mutlak ger\u00e7e\u011fi de\u011fil, bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131n\u0131, bir zihniyeti dile getirmi\u015ftir.<\/p>\n<p>&#8220;Kanat\u00eer&#8221; kantar\u0131n \u00e7o\u011fuludur, &#8220;mukantara&#8221; ise kantarlanm\u0131\u015f demektir. Kantarlar\u0131n kantarlanmas\u0131 da darb s\u00fbretiyle (\u00e7arp\u0131m yap\u0131larak) \u00e7o\u011falt\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, m\u00fcbala\u011fa i\u00e7in olur. Aritmetik ifadesiyle en az &#8220;kantar kerre kantar&#8221; demek gibidir. Kantar en b\u00fcy\u00fck a\u011f\u0131rl\u0131k birimidir ki, \u00e7e\u015fitli zamanlarda, de\u011fi\u015fik kavimler taraf\u0131ndan farkl\u0131 \u015fekilde kullan\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu bilinmektedir. Mesela bir zamanlar Afrika ve End\u00fcl\u00fcs&#8217;te sekiz bin miskal, sonra y\u00fcz r\u0131t\u0131l bir kantar say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Hz. Peygamber&#8217;den bin iki y\u00fcz ukye (okka) veya on iki bin ukye veya bin iki y\u00fcz dinar diye \u00fc\u00e7 ayr\u0131 rivayet de bulunmaktad\u0131r. Mutlak olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan herhangi bir say\u0131 de\u011fil, en y\u00fcksek tart\u0131da bir\u00e7ok \u015fey demek olur. Nitekim Araplarda kantar miktar\u0131 belli olmayan bir a\u011f\u0131rl\u0131k ve tart\u0131d\u0131r. Veyahut yerle g\u00f6k aras\u0131 kadar mal demektir diye de l\u00fcgat rivayetleri bulunmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte b\u00f6yle \u015fehevat muhabbetini pek g\u00fczel bir \u015fey zannetmeleridir ki, kendilerini her fenal\u0131\u011fa s\u00fcr\u00fckler. Bu i\u015ftah \u00e7ekici \u015feylere b\u00f6ylesine muhabbet ise g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc kadar g\u00fczel bir \u015fey de\u011fildir. Bunlar\u0131n ama\u00e7 ve gaye edinilmeye de\u011fer yanlar\u0131 yoktur. Nihayet bunlar baya\u011f\u0131 bir hayat\u0131n unsurlar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nsan b\u0131rak\u0131r hepsini h\u00een-i seferinde.<\/p>\n<p>D\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131p var\u0131lacak ve hayat\u0131n gayesi edinilecek \u015fey bunlar de\u011fildir. Allah&#8217;\u0131n yan\u0131ndakidir ki, bu d\u00fcnya hayat\u0131ndan ge\u00e7ilip Allah&#8217;a var\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman ona erilir. Bundan dolay\u0131 o \u015fehevat, o i\u015ftah \u00e7ekici \u015feyler, d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmek ve ge\u00e7ip Allah&#8217;a gitmek i\u00e7in faydalan\u0131lmak \u00fczere verilmi\u015f birer ara\u00e7 olmak bak\u0131m\u0131ndan Allah taraf\u0131ndan ihsan edilmi\u015f birer nimet iseler de bu baya\u011f\u0131 hayata ve onun e\u015fyalar\u0131 olan \u015fehevata muhabbet etmek ve bu y\u00fczden Allah yan\u0131ndaki g\u00fczel mevkii feda etmek ne kadar b\u00fcy\u00fck budalal\u0131kt\u0131r, ne kadar al\u00e7akl\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131 anlatmak i\u00e7in:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>15- De ki, size, o istediklerinizden daha hay\u0131rl\u0131s\u0131n\u0131 haber vereyim mi? Korunan kullar i\u00e7in Rablerinin yan\u0131nda cennetler var ki, altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akar, i\u00e7lerinde ebed\u00ee kalmak \u00fczere onlara, hem tertemiz e\u015fler var, hem de Allah&#8217;dan bir r\u0131za vard\u0131r. Allah, o kullar\u0131 g\u00f6r\u00fcr.<\/p>\n<p>16- Onlar ki, &#8220;Ey Rabbimiz! Biz inand\u0131k, iman getirdik, art\u0131k bizim su\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131 ba\u011f\u0131\u015fla ve bizi ate\u015f azab\u0131ndan koru!&#8221; derler.<\/p>\n<p>17- O sabredenleri, o do\u011fruluktan \u015fa\u015fmayanlar\u0131, o elpen\u00e7e divan duranlar\u0131, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o isti\u011ffar edip yalvaranlar\u0131 (g\u00f6r\u00fcr).<\/p>\n<p>15-16-17-Her \u00e7e\u015fit nimet bulunan bu g\u00fczel cennetler, bu daim\u00ee g\u00f6n\u00fcl alan ve hen\u00fcz gizli vatanlar, bu tertemiz pak \u00e7iftler, o i\u00e7inde bulundu\u011fumuz ge\u00e7ici, aldat\u0131c\u0131, basit ve al\u00e7ak hayattaki i\u015ftah \u00e7eken \u015feylerden daha g\u00fczel, \u00e7ok daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Allah&#8217;\u0131n tam anlam\u0131yla bir r\u0131zas\u0131 ise hepsinden b\u00fcy\u00fck, her lezzetten y\u00fcksektir. Fakat bu g\u00fczel yurt, bu g\u00fczel yuva herkese de\u011fildir. D\u00fcnyan\u0131n her an durmadan de\u011fi\u015fen ve ge\u00e7ici olan i\u015ftah \u00e7ekici \u015feylerine sevgiyle ba\u011flanmaktan sak\u0131n\u0131p, k\u00f6t\u00fc akibetten korunan muttakilere mahsustur. B\u00f6yle olmayanlar g\u00fczel yuvaya eremez, r\u0131dvan lezzetini bulamaz. Ba\u015f\u0131nda o ge\u00e7ici lezzetleri elde etmenin h\u0131rs ve \u00e7abas\u0131yla yanar tutu\u015furlar, sonunda ondan mahrum kalman\u0131n ac\u0131s\u0131 ve azab\u0131 i\u00e7indedirler. Bu korunma (ittika) da kuru laftan ve g\u00f6steri\u015ften ibaret bir korunma de\u011fildir. Allah, kullar\u0131n\u0131n i\u00e7ini d\u0131\u015f\u0131n\u0131, ne yap\u0131p ne i\u015flediklerini g\u00f6r\u00fcr. \u0130manlar\u0131n\u0131 \u015f\u00fcpheden uzak olarak ikrar ve itiraf edip bu sayede g\u00fcnahlar\u0131na ma\u011ffiret dileyen, hi\u00e7bir lezzete imkan b\u0131rakmayan ate\u015f azab\u0131ndan korunmalar\u0131n\u0131 niyaz eden, sab\u0131rl\u0131, s\u00f6zlerinde, niyet, davran\u0131\u015f ve i\u015flerinde d\u00fcr\u00fcst ve do\u011fru olan, hu\u015f\u00fb i\u00e7inde ibadet ve taata devam eden, mallar\u0131n\u0131 Allah yolunda infak eden, karanl\u0131klar\u0131n ayd\u0131nl\u0131\u011fa, gafletlerin a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa ve uyan\u0131kl\u0131\u011fa d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc o seher vakitlerinde isti\u011ffar eyleyen kullar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr ve g\u00f6zetir, g\u00fczel yurdu ve en b\u00fcy\u00fck r\u0131dvan\u0131n\u0131 b\u00f6yle kullar\u0131na verir. \u015eu halde ta ba\u015fta y\u00fcrekten inan\u0131p tasdik etmek ve iman\u0131n\u0131 da hi\u00e7 \u00e7ekinmeden dil ile ikrar etmek, g\u00fcnahlar\u0131n ba\u011f\u0131\u015flanmas\u0131na ve azaptan korunmaya vesile ve sebep ise de, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz en g\u00fczel sonu\u00e7 ve en b\u00fcy\u00fck r\u0131za, say\u0131lan \u00f6zellikleri kendilerine huy ve al\u0131\u015fkanl\u0131k edinmi\u015f olan takva ve ibadet ehli m\u00fcsl\u00fcmanlara aittir.<\/p>\n<p>Sak\u0131n bu beyanlar\u0131, bu vaatleri ve bu uyar\u0131lar\u0131, bu iman ve s\u0131\u011f\u0131nmay\u0131, bu y\u00fcce hasletleri, has\u0131l\u0131 bu dini ve dindarl\u0131\u011f\u0131, temelsiz, \u015fahitsiz, kan\u0131ts\u0131z, belgesiz, bo\u015f bir \u015fey, kuru bir iddia, ger\u00e7ekli\u011fi \u015f\u00fcpheli, \u015funun bunun kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmas\u0131yla zay\u0131f d\u00fc\u015fecek, ortadan kalkacak, insan\u0131 aldatan hayallerden sanmay\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>18- Allah \u015fehadet eyledi \u015fu ger\u00e7e\u011fe ki, ba\u015fka tanr\u0131 yok, ancak O vard\u0131r. B\u00fct\u00fcn melekler ve ilim ulular\u0131 da dosdo\u011fru olarak buna \u015fahittir ki, ba\u015fka tanr\u0131 yok, ancak O aziz, O hak\u00eem vard\u0131r.<\/p>\n<p>19- Do\u011frusu Allah kat\u0131nda din, \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r; o kitap verilenlerin anla\u015fmazl\u0131klar\u0131 ise s\u0131rf kendilerine ilim geldikten sonra aralar\u0131ndaki ta\u015fk\u0131nl\u0131k ve ihtirastan dolay\u0131d\u0131r. Her kim Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ink\u00e2r ederse iyi bilsin ki, Allah hesab\u0131 \u00e7abuk g\u00f6rendir.<\/p>\n<p>18- Allah, muhakkak kendisinden ba\u015fka tanr\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131na bizzat kendisi, meleklerin hepsi ve ger\u00e7ekten ilim sahibi olan b\u00fct\u00fcn olgun bilginler \u015fahitlik etti. \u00dcstelik adaleti ve hakk\u0131 ayakta tutanlar olarak \u015fahitlik ettiler. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n birli\u011fi, adalet ve hak \u00f6l\u00e7\u00fcleriyle g\u00f6zeticili\u011fi (kayy\u00fbmiyeti) derece derece bu \u00fc\u00e7 t\u00fcrl\u00fc \u015fahitli\u011fin hem her biri ile, hem de toplam\u0131 ile sabittir.<\/p>\n<p>Daha yukar\u0131larda da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere, l\u00fcgatte \u015f\u00fch\u00fbd ve \u015fehadet esasen haz\u0131r olmak ve g\u00f6z\u00fcyle g\u00f6rmek demek olup, kendisinde gerek haz\u0131r olmak, gerek i\u00e7ine do\u011fmak suretiyle ger\u00e7ekle\u015fen bilgiyi dile getirerek bir hakk\u0131n yerini bulmas\u0131na ve bir isbata \u015fehadet denilir. \u00d6rfte ve \u015feriat gelene\u011finde \u015fahit davac\u0131 ve daval\u0131dan ba\u015fka birisi olur. Burada ise kitap indiren Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u015fahitli\u011finde davac\u0131 ile \u015fahitli\u011fin, hatta \u015fahid ile \u00fczerine \u015fahitlik edilenin birle\u015fmesi s\u00f6z konusu olabilece\u011finden, bu \u015fahitli\u011fin ger\u00e7ek \u00f6nemi ve m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 iyi d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. Her \u015feyden \u00f6nce davac\u0131 peygamber, daval\u0131lar ink\u00e2rc\u0131 k\u00e2firler olmak itibariyle bu sualin varid olmayaca\u011f\u0131 belli ve meydandad\u0131r. Allah&#8217;\u0131n \u015fahitli\u011finin m\u00e2n\u00e2s\u0131 bir hakikat\u0131 bildirmek, beyan edip a\u00e7\u0131klamakt\u0131r veya birtak\u0131m deliller ile onu ispat etmektir, veyahut yak\u0131ndan \u015fahid olan bilgisi ile h\u00fckmetmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan biri ile dahi tefsir edilir. Bu m\u00e2n\u00e2 ile Cenab-\u0131 Allah, gizli ve a\u00e7\u0131k d\u00fcnyalarda haddi hesab\u0131 olmayan \u015fahitler ve deliller yarat\u0131p meydana \u00e7\u0131karmak suretiyle kendi birli\u011fini ve y\u00fcceli\u011fini beyan edip a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya koydu\u011fu gibi, bundan ba\u015fka din\u00ee anlamda deliller de indirerek bunlar\u0131 bildirmi\u015f ve do\u011frulam\u0131\u015ft\u0131r ki, genelde insanlar i\u00e7in bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n anla\u015f\u0131lmas\u0131 daha kolay oldu\u011fundan bir\u00e7ok tefsir \u00e2limleri, bununla yetinmi\u015flerdir. Fakat burada daha derin ve hikmet sahipleri aras\u0131nda pek \u00e7ok m\u00fcnaka\u015falara sebep olmu\u015f olan marifet bak\u0131m\u0131ndan da bahse konu olan, yani &#8220;ilm-i yak\u00een&#8221; (kesin bilgi) meselesinin esasl\u0131 bir \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fc vard\u0131r. Bu bize g\u00f6steriyor ki, her hususta yak\u00eenin temeli ve ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kendine ve birli\u011fine olan bilgisi ve \u015fehadetidir. Her ilm-i yak\u00een, Hakk&#8217;\u0131n kendine uygunlu\u011fudur ve bu uygunlu\u011fun bildirilip a\u00e7\u0131klanmas\u0131 ile m\u00fcmk\u00fcn olur. \u0130lm-i yakin, ayn-i yak\u00eene, ayn-\u0131 yak\u00een de hakk-\u0131 yak\u00eene dayanmaktad\u0131r. Asl\u0131nda hak olan herhangi bir \u015feyin bizzat veya dolayl\u0131 olarak kendisini g\u00f6stermesidir. Sadece s\u00fcbjektif bir iddiadan, bizzat kendi \u00f6z\u00fcnde hak olan yak\u00eeni birbirinden ay\u0131rd ettirir. Bunun i\u00e7in gerek d\u0131\u015f d\u00fcnyada, gerek i\u00e7 d\u00fcnyada yak\u0131ndan \u015fahit olunarak ve ya\u015fanarak elde edilen bilgi, birtak\u0131m deliller arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile elde edilen nazar\u00ee bilgiden \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. Mesela, acaba \u015fu bah\u00e7ede b\u00fclb\u00fcl var m\u0131, yok mu diye bahse tutu\u015fan ve her biri iddias\u0131n\u0131 ak\u0131ldan veya ba\u015fkalar\u0131ndan duyarak elde etti\u011fi deliller ile ispata \u00e7al\u0131\u015fan birtak\u0131m kimselere kar\u015f\u0131, o bah\u00e7ede bir b\u00fclb\u00fcl\u00fcn \u00f6tmeye ba\u015flamas\u0131 ne b\u00fcy\u00fck bir \u015fehadettir. Halbuki bu \u00f6t\u00fc\u015f bile hen\u00fcz delile dayal\u0131 bir ilm-i yak\u00eendir. Burada as\u0131l \u015fehadet bir taraftan o sesin b\u00fclb\u00fclde, di\u011fer taraftan i\u015fitenlerde meydana gelen olgusu ve her iki tarafla olan ili\u015fkisidir. Bu bir sestir ve bu ses bir b\u00fclb\u00fcl sesidir. Binaenaleyh hakikat, \u00f6z\u00fcne uygundur diyenlerin daha \u00f6nce kendilerinde bir \u015fahit ve me\u015fhud vard\u0131r, yani o sesin b\u00fclb\u00fcl sesi oldu\u011funu anlay\u0131p idrak etmelerini sa\u011flayan bir bilgi birikimi vard\u0131r. \u0130\u015fte o \u015fahit ve me\u015fhud onlar\u0131n idraklerinde hem \u00f6nce ve \u015fimdi birle\u015fmi\u015ftir. Binaenaleyh hakikat\u0131n derinliklerinde ve zaman\u0131n ak\u0131\u015f\u0131nda \u015fahit ile me\u015fhudun bu birle\u015fmesidir ki, \u015fehadetin niteli\u011fi ve ger\u00e7e\u011fin tasdiki bak\u0131m\u0131ndan esas \u015fahit olmu\u015ftur. Bu durum ger\u00e7e\u011fin kendi \u00f6z\u00fcne uygunlu\u011fu temeline racidir. Ve bu husus, her hakk\u0131n, hak olmak bak\u0131m\u0131ndan mutlak anlamda birli\u011fi ve b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc demektir. Bu da yok olma vas\u0131flar\u0131ndan m\u00fcnezzeh, ezelden ebede kat\u0131ks\u0131z hakikat ve hak olmak \u00f6zelli\u011finin sahibi olarak kaim bulunan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n adalet ve hakkaniyeti ayakta tutan birli\u011fine ve O&#8217;nun kendinde huzuru ile ezel\u00ee ve ebed\u00ee olarak uygunlu\u011funa ve bunu izhar ve ilan\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Herhangi bir hakikat\u0131n \u00f6z\u00fcne uygunlu\u011fu &#8220;o, odur&#8221; \u015feklinde ayn\u00eelik denilen bir orant\u0131n\u0131n do\u011frulu\u011funun tasdiki demektir ki, bu ancak bir bilen ki\u015fi ile ger\u00e7ekle\u015fir. Bilgi ve bilen ki\u015fi aradan \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131rsa, \u015feylerin kendi nefsine uygunlu\u011fu meselesi de ortadan kalkar. Fakat bilen birine kar\u015f\u0131 bir ta\u015f bile kendisini ortaya \u00e7\u0131kar\u0131p kendi varl\u0131\u011f\u0131na \u015fahitlik eder. \u015eu halde insan d\u00fc\u015f\u00fcncesi g\u00f6zard\u0131 edildi\u011finde, kendi kendilerinin varl\u0131\u011f\u0131ndan haberdar olmayan \u015feyler, kendi \u00f6z\u00fcne uygun de\u011filse, o \u015feylerin insan bilgisi yard\u0131m\u0131yla kendi kendilerinin varl\u0131\u011f\u0131na \u015fahitlik etmeleri nas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn oluyor? Ve sonra b\u00fct\u00fcn \u015fehadet hak ad\u0131 verilen bir tek noktaya nas\u0131l toplan\u0131yor? \u0130\u015fte bilgi probleminin filozoflar\u0131 \u015fa\u015f\u0131rtan en ince noktas\u0131 buras\u0131d\u0131r. Bu \u00e2yet de i\u015fte bu noktay\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fturarak, ilm-i yak\u00een meselesinin ger\u00e7ek ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131n\u0131 g\u00f6steriyor. Varl\u0131klar\u0131n kendi varl\u0131klar\u0131nda kendi kendilerine uygunluklar\u0131, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kendi zat\u0131nda kendine uygunlu\u011funun, yani nin kendine olan bilgisinin ve bu bilgiyi a\u00e7\u0131klamas\u0131 ile kendi varl\u0131\u011f\u0131na ve birli\u011fine \u015fehadetinin eseridir. \u015eu halde varl\u0131klar, kendilerine, kendilerinde uygun de\u011fil, kendi \u00f6z\u00fcn\u00fc bilen Hakk&#8217;\u0131n zat\u0131nda, yani Allah&#8217;\u0131n bilgisinde kendi \u00f6zlerine uygundurlar. Her insan\u0131n kendine uygunlu\u011fu, bunun gibi, her varl\u0131\u011f\u0131n insan bilgisindeki kendine uygunlu\u011fu da yine her birinin il\u00e2h\u00ee ilimde yer ald\u0131\u011f\u0131 \u015fekildeki uygunluk sebebiyledir. Bundan dolay\u0131 varl\u0131k \u00e2leminde ne kadar \u015fahitlik edilecek konu varsa, ne kadar ilim ve delil varsa, ne kadar bilgi ve belge varsa hepsi Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kendini bilmesine ve bildirmesine, yani \u015fehadetine dayal\u0131d\u0131r. \u0130leride gelecek olan &#8220;Her \u015fey helak olacak, ancak Allah baki kalacak.&#8221; (Kasas, 28\/88), &#8220;Rabbinin her \u015feye \u015fahit olmas\u0131 sana yetmez mi?&#8221; (Fussilet, 41\/53) \u00e2yetleri bu noktaya a\u00e7\u0131kl\u0131k kazand\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 ger\u00e7ek \u015fahit ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Mesela, g\u00fcne\u015f vard\u0131r diyen bir \u015fahit, kendisiyle \u015fahitlik etti\u011fi g\u00fcne\u015f aras\u0131nda Hakk&#8217;\u0131n koydu\u011fu \u00f6l\u00e7\u00fcye uymaktan ba\u015fka bir\u015fey yapm\u0131\u015f olmaz. \u015eu kadar ki, bu uymak, a\u00e7\u0131k veya z\u0131mnen veya fark\u0131na var\u0131lmadan olabilir. Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan ba\u015fka hi\u00e7bir \u00e2lim ne kendine, ne de ba\u015fka varl\u0131klara tamamen \u015fahid de\u011fildir. \u0130nsan bilgisinde de varl\u0131klar\u0131n kendilerine uygunluklar\u0131 izaf\u00ee, eksik ve sadece bir y\u00f6ndendir. Ben, benim diyebilen insan\u0131n bile kendi \u00f6z\u00fcne uygunlu\u011fu, b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle tam ve mutlak ve hakka&#8217;l-yak\u00een de\u011fildir. Onun kendi beden\u00ee ve ruh\u00ee varl\u0131\u011f\u0131nda daha bilmedi\u011fi ve \u015fehadet edemedi\u011fi izafetlerle dolu nice y\u00f6nler bulunmaktad\u0131r. \u0130nsan\u0131n gerek kendinde, gerek di\u011fer varl\u0131klarda ger\u00e7ekten bilebildi\u011fi \u015feyler, Hakk&#8217;\u0131n \u015fehadetini do\u011frudan do\u011fruya veya dolayl\u0131 olarak sezebildi\u011fi y\u00f6nlerdir. Binaenaleyh insanda mutlak anlamda bir yak\u00een bilgisi varsa, o da Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 ve birli\u011fine ait olan bilgisidir. Zira bu bilgi, gerek kendisine ve gerek e\u015fyaya olan ilimlerin hepsinin en ba\u015fta gelen temel \u00f6\u011fesidir. Bundan ba\u015fka herhangi bir bilgide ba\u011flay\u0131c\u0131 bir kesinlik ve zaruret yoktur. \u0130lim ehlinin dereceleri de bu \u015fahitli\u011fe yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ve uzakl\u0131\u011f\u0131 ile orant\u0131l\u0131d\u0131r. Kendi i\u00e7lerinde Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bu \u015fahitli\u011fini sezemeyenler ger\u00e7ek \u00e2limlerden olamazlar. Bunlar bilgiyi ink\u00e2r eden sofistlerden ve \u015f\u00fcphecili\u011fi savunan ink\u00e2rc\u0131lardand\u0131r. Gerek kendi \u00f6z\u00fcne, gerek d\u0131\u015f varl\u0131klara ait olan bilginin hakikatine ve de\u011ferine inan\u0131p da Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 ink\u00e2r edenler ise, inat\u00e7\u0131 k\u00e2firlerden olanlard\u0131r. Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n kendinde kendi varl\u0131\u011f\u0131na bilgisi ve \u015fehadeti bulundu\u011fu gibi, varl\u0131klar\u0131 yaratmas\u0131 ile d\u0131\u015f ve i\u00e7 d\u00fcnyalarda bu bilgisini say\u0131s\u0131z \u015fahitler ile ilan ve izhar etmesi, ilim, ak\u0131l, d\u00fc\u015f\u00fcnce ve idrak g\u00fcc\u00fc vermesi ve bunlara uygun hareket eden \u00e2limler yaratmas\u0131 ve onlara \u015fehadetini tebli\u011f ve ilan eylemesi dahi, Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na kar\u015f\u0131 kendisine, kendi birli\u011fine hakkaniyetle \u015fehadetidir ki, eninde sonunda, ba\u015flang\u0131\u00e7 ve sonu\u00e7, davac\u0131, \u015fahit ve \u015fehadet olunan olarak, hatta do\u011frudan do\u011fruya hakim olarak, hepsi bu birlik noktas\u0131nda birle\u015fmeden, buna ba\u015fvurup, s\u0131\u011f\u0131nmadan ne bir \u015fahitlik yap\u0131l\u0131r, ne varl\u0131ktan, ne ilimden, ne amelden bir eser sezilir. Allah Te\u00e2l\u00e2 kendi zat-i ahadiyetinde (mutlak birli\u011finde) \u015fahit ve me\u015fhudun birli\u011fini ve b\u00fct\u00fcn \u015fehadetlerin bu birlik sayesinde, bu \u015fehadetin adl\u00ee ve h\u00fckm\u00ee anlamda hakimiyeti alt\u0131nda s\u00fcr\u00fcp gitti\u011fini, bu \u015fehadet olmadan hi\u00e7bir \u015feyin adaletle ve hakkaniyetle tasdik edilip do\u011frulanam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131 hem fiilen, hem de kavlen ortaya koydu\u011fu \u015fehadetiyle isbat eyledi ve buna kendi \u015fehadetiyle, kendi tezkiyesiyle desteklenmi\u015f nice \u015fahitler de yarat\u0131p ortaya \u00e7\u0131kard\u0131. Bu c\u00fcmleden olmak \u00fczere, bir insan\u0131n &#8220;ben benim&#8221; diyerek kendi kendini tan\u0131mas\u0131 O&#8217;nun sayesindedir. Yine O&#8217;nun sayesindedir ki, insan kendi varl\u0131\u011f\u0131 hakk\u0131nda \u015fahitlik eder, kendi \u015fuurunun, kendi varl\u0131\u011f\u0131na uygunlu\u011funu, yani kendisinin, ba\u015fkas\u0131 de\u011fil de kendisi oldu\u011funu dolays\u0131z olarak haber verir. Hem davac\u0131, hem \u015fahit, hem de me\u015fhud (hakk\u0131nda \u015fahitlik yap\u0131lan) oldu\u011fu halde bu \u015fehadetini ayniyle adalet, do\u011fru ve ger\u00e7ek tan\u0131r. Buna \u015f\u00fcphesiz olarak inan\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kinci bir husus olarak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n &#8220;kendisinden ba\u015fka bir tanr\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131na, yani tek ve yegane il\u00e2h&#8221; oldu\u011funa b\u00fct\u00fcn melekler, gerek tekvin\u00ee anlamda, gerek te\u015fri&#8217;\u00ee herhangi bir hususta il\u00e2h\u00ee emri ve iradeyi tebli\u011f ve icra ile g\u00f6revli Allah el\u00e7ileri olmalar\u0131 anlam\u0131yla b\u00fct\u00fcn melekler, b\u00fct\u00fcn idrak ve ak\u0131l sahibi olan g\u00f6r\u00fclmez varl\u0131klar, bedensel varl\u0131klar\u0131ndan soyutlanm\u0131\u015f ruhlar dahi \u015fahitlik ettiler, \u00fcstelik \u015fehadetlerinin do\u011fru oldu\u011funa Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 da \u015fahit tuttular. Zira Allah Te\u00e2l\u00e2 kendi \u015fehadetini evvela bunlara bildirdi ve bunlar\u0131 \u015fahit g\u00f6sterdi.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n &#8220;kendisinden ba\u015fka tanr\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131na, yegane tap\u0131lacak il\u00e2h\u0131n kendisi oldu\u011funa&#8221; yani, ger\u00e7ekten ilim sahibi olanlar, b\u00fct\u00fcn peygamberler, b\u00fcy\u00fck \u00e2limler ve O&#8217;nun birli\u011fine inanan ger\u00e7ek filozoflar \u015fahitlik ettiler. \u0130lim ehli aras\u0131nda g\u00f6r\u00fcl\u00fcp de adalet ve hakkaniyetten sapan, adalet ve hakperest olmayanlar\u0131n ink\u00e2r veya \u015fehadetlerini gizlemeleri, ketm eylemeleri \u00f6nemli de\u011fildir. Adalet ve insaf sahibi olan hi\u00e7bir ilim sahibi yoktur ki, hi\u00e7 olmazsa kendi i\u00e7inde, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine \u015fahitlik etmesin. Zaten ilmin ve \u00e2limin bilfiil yery\u00fcz\u00fcndeki varl\u0131\u011f\u0131 bile Allah&#8217;\u0131n birli\u011finin a\u00e7\u0131k delillerindendir. \u0130lim zaten vak\u0131aya uygun de\u011filse, yani hakk\u0131n ve ger\u00e7e\u011fin oldu\u011fu gibi tan\u0131nmas\u0131 demek olan hak ve ger\u00e7ek de\u011filse ilim olmaz. Bildi\u011finin do\u011frulu\u011fu ve ger\u00e7ekli\u011fine iman ve \u015fehadeti olmayan da \u00e2lim de\u011fildir. Hak Te\u00e2l\u00e2 ezel ve ebed bak\u0131m\u0131ndan ger\u00e7ekten kendisinin tek il\u00e2h oldu\u011funa ve birli\u011fine \u015fahit de\u011filse; ne ilimde hakikat bulunabilir, ne de kimse kendi kendini tan\u0131y\u0131p bilebilirdi. Sofistler gibi ilmi ink\u00e2r ederek veya ger\u00e7ekleri tersy\u00fcz ederek \u015f\u00fcpheye ve ink\u00e2ra sapanlar ise kendilerinde Hakk&#8217;\u0131n \u015fahitli\u011fini yapan bir ilmin bulunmamas\u0131ndan dolay\u0131 \u015fahitlik ehliyetinden mahrum kalm\u0131\u015flar ve bu davada mahkum olanlar aras\u0131na girmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte m\u00e2n\u00e2s\u0131yla Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine ve Allah&#8217;\u0131n adalet ve hakkaniyeti ayakta tutup duran bir kayyum oldu\u011funa, b\u00f6yle bir vahdet d\u00fczeninin ve hatta b\u00fct\u00fcn mevcudat\u0131n ve b\u00fct\u00fcn ger\u00e7eklerin kendisiyle ayakta durabildi\u011fi bir mutlak varl\u0131k olarak derecelerine g\u00f6re, d\u00fcr\u00fcst, adil ve \u015fahadeti ge\u00e7erli bu kadar \u015fahitler, s\u00f6z ve anlam birli\u011fi ederek sistemli bir \u015fekilde \u015fahitlik ettiler, her biri do\u011frulu\u011fu ayakta tutan kimseler olarak &#8220;Ben \u015fahitlik ederim ki, Allah&#8217;tan ba\u015fka il\u00e2h yoktur.&#8221; dediler. &#8220;O aziz ve hakim olandan ba\u015fka il\u00e2h yoktur&#8221;, yani h\u0131ristiyanlar\u0131n zannetti\u011fi gibi, teslis (\u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h inanc\u0131) yok, bir tak\u0131m azizler yoktur. Burada i\u015fbu \u00e7e\u015fitli \u015fekilde tevcihlere ihtimali olan bir isim tamlamas\u0131d\u0131r. Evvela \u015fahitlik a\u00e7\u0131s\u0131ndan do\u011frudan do\u011fruya &#8220;Allah&#8221;dan h\u00e2l, ikinci olarak me\u015fhudlu\u011fu a\u00e7\u0131s\u0131ndan &#8220;h\u00fcve&#8221;den h\u00e2l olur ki, m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan her ikisi de birbirinin vazge\u00e7ilmez \u015f\u0131kk\u0131d\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, &#8220;ilim sahipleri&#8221;nden veya &#8220;ilim&#8221;den h\u00e2l, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak da Allah, melekler ve ilim sahiplerinin her birinden ayr\u0131 ayr\u0131 h\u00e2l olabilir ki, en sonda gelmesi bak\u0131m\u0131ndan en uygun olan da budur. O zaman &#8220;her biri adaleti yerine getirici oldu\u011fu halde&#8221; demek olur. Ve \u015fahadetten sonra tezkiyeyi ifade eden bir te&#8217;kid hali oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;Her biri adaleti hakk\u0131yla yerine getirici oldu\u011fu halde \u015fahitlik etti.&#8221; takdirinde bir ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesi olmas\u0131 en g\u00fczel vecihtir. Ger\u00e7i &#8220;Kavim bana binekli olarak geldi.&#8221; denildi\u011fi zaman &#8220;Her biri binekli olarak&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 murad olunabilece\u011fi ink\u00e2r edilmi\u015ftir. Lakin bu misal yaln\u0131zca ilim sahiplerinden h\u00e2l yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirdedir. Ve denilebilir ki, &#8220;Kavim bana binekli olarak geldi.&#8221; c\u00fcmlesi ile &#8220;&#8221;Zeyd, kavim ve onlara uyanlar, bana binekli olarak geldi.&#8221; demek aras\u0131nda fark vard\u0131r. At\u0131f te\u011fay\u00fcr i\u00e7inde bir cemiyet ve b\u00fct\u00fcnl\u00fck ifade eder, &#8220;her biri&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 sarahatle ve a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6stermi\u015f olur.<\/p>\n<p>Rivayet olunmu\u015ftur ki, \u015eam rahiplerinden, yani H\u0131ristiyan din \u00e2limlerinden iki zat gelmi\u015flerdi. Medine&#8217;yi g\u00f6rd\u00fckleri zaman biri \u00f6b\u00fcr\u00fcne, &#8220;Bu kasaba ahir zamanda \u00e7\u0131kacak o peygamberin kasabas\u0131na ne kadar benziyor.&#8221; dedi, sonra da Hz. Peygamber&#8217;in huzuruna geldiklerinde onu kendine mahsus s\u0131fat ve \u00f6zelliklerden tan\u0131d\u0131lar, Hz. Peygamber efendimize (s.a.v.), &#8220;Sen Muhammed&#8217;sin.&#8221; dediler. Onlara &#8220;Evet&#8221; buyuruldu. &#8220;Hem de Ahmed&#8217;sin.&#8221; dediler. Hz. Peygamber taraf\u0131ndan, &#8220;Ben Muhammed&#8217;im ve Ahmed&#8217;im.&#8221; buyuruldu. Bunun \u00fczerine, &#8220;Biz sana bir\u015fey soraca\u011f\u0131z, haber verirsen iman edece\u011fiz.&#8221; dediler. Hz. Peygamber &#8220;Sorunuz.&#8221; buyurdu. Onlar da, &#8220;Bize Allah kitab\u0131nda en b\u00fcy\u00fck \u015fahitli\u011fi haber ver.&#8221; dediler. \u0130\u015fte bu \u00e2yet n\u00e2zil oldu. Bunun \u00fczerine her ikisi de m\u00fcsl\u00fcman oldular. Demek ki, bu \u00e2yetin n\u00fcz\u00fbl\u00fc, Necran heyetinin geli\u015finden \u00f6nce imi\u015f.<\/p>\n<p>19-\u00d6zetle b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011fa \u015famil olan bu \u00fc\u00e7 \u015fehadet sonucunda ilmelyakin, aynelyakin, hakkalyakin ve her t\u00fcrl\u00fc hakikatten daha a\u00e7\u0131k bir hakikat olarak ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f bulunmaktad\u0131r ki; d\u0131r. Allah kat\u0131nda kendi il\u00e2h\u00ee r\u0131zas\u0131na uygun ve mutluluk hedefine iletecek olan hak dinin \u0130sl\u00e2m oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>Kisai k\u0131r\u00e2etinde feth ile \u00f6b\u00fcr k\u0131r\u00e2etlerin hepsinde kesr ile okunur. &#8220;Enne&#8221; okundu\u011fu takdirde bu c\u00fcmle bir \u00f6nceki c\u00fcmleden bedel olmu\u015f olur. Yani Allah Te\u00e2l\u00e2, kendi birli\u011fine \u015fahitlik etti\u011fi gibi, hak dinin \u0130sl\u00e2m dini oldu\u011funa da \u015fehadet eylemi\u015ftir, as\u0131l \u015fehadet edilen \u015fey de budur. Kesre olarak &#8220;inneddine&#8221; okundu\u011fu takdirde ise h\u00fckm\u00fc \u015fahitli\u011fin sonuca, onun arkas\u0131ndan gelen c\u00fcmlesi de bu \u015fehadetin gere\u011fi olan bir ba\u015fka c\u00fcmle olmu\u015f olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130sl\u00e2m dininin en temel ilkesi diye Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine inanmak ve Allah kat\u0131ndan gelen vahiy dinlerinin hepsini ikrar ve itiraf eylemektir. \u0130sl\u00e2m\u0131n di\u011fer temelleri ve ayr\u0131nt\u0131 say\u0131lan \u00f6b\u00fcr kurallar\u0131 da hep bu inanca ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Allah kat\u0131nda de\u011fi\u015fmez ve sabit olan ve &#8220;me\u015fh\u00fcd\u00fcn bih&#8221; olan hakk, kendi adaletinin, ger\u00e7ekli\u011finin ve birli\u011finin her t\u00fcrl\u00fc yanl\u0131\u015ftan ar\u0131nm\u0131\u015f olarak ancak \u0130sl\u00e2m&#8217;da, buna b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle ve gerekleriyle \u015fehadet ile Allah&#8217;dan gelenin c\u00fcmlesini ikrar oldu\u011fundan hak dinin \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ba\u015fka bir\u015fey olmad\u0131\u011f\u0131 da hakkalyakin, aynelyakin ve ilmelyakin olarak sabittir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kendisi i\u00e7in ilke edindi\u011fi, peygamber g\u00f6nderdi\u011fi, evliyas\u0131n\u0131 y\u00f6nlendirdi\u011fi din ve s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakim budur. Nimet ve m\u00fckafat\u0131n\u0131 ancak bununla verir, ak\u0131bette selamete ancak bununla \u00e7\u0131kar\u0131r.<\/p>\n<p>L\u00fc\u011fattaki as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131yla din ceza, yani m\u00fckafat veya m\u00fcc\u00e2z\u00e2t veya itaat etmek demek olan mastar anlam\u0131yla ilgili olarak bir uyan ve g\u00fc\u00e7l\u00fc bir uyulan aras\u0131ndaki ili\u015fkinin ad\u0131d\u0131r. Bu ili\u015fki, hakimiyeti elinde bulunduran g\u00fc\u00e7l\u00fc \u00f6nder taraf\u0131ndan g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde tutuldu\u011fu zaman sevab veya ikab ile sorumlulu\u011fun uygulanmas\u0131 demektir. Uyan taraf\u0131ndan ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman da selamet arzusu, korku ile \u00fcmit aras\u0131 bir tutumla itaat ve emre ba\u011fl\u0131l\u0131k anlam\u0131 ifade eder ki, bunlar dinin masdar olarak anlamlar\u0131d\u0131r. Has\u0131llar\u0131 dindarl\u0131k anlam\u0131na gelen deyyaniyet ve diyanettir. Fatiha s\u00fbresinde dinin bilinen m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tarifi ge\u00e7mi\u015f idi ki, ak\u0131l sahiplerini, kendi istek ve iradeleriyle do\u011frudan do\u011fruya hayra ve nimete sevkeden bir il\u00e2h\u00ee kurumdur. \u015eeriat ve millet dahi denilen ve be\u015ferin ihtiyari fiillerini, hayra ve mutlulu\u011fa y\u00f6nlendiren ve d\u00fczenleyen bir yol, bir kanun ve bir m\u00e2nev\u00ee kuvvet demek oluyordu. Bundan dolay\u0131 genellikle din denilince, sorumluluk duygusuyla kar\u0131\u015f\u0131k kendi istek ve iradesiyle ba\u011fl\u0131l\u0131k isteyen ve kendisine ba\u011flananlar\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve u\u011fursuzluktan koruyarak hayra ve mutlulu\u011fa g\u00f6t\u00fcren; aksi halde, yani, kendi istek ve r\u0131zas\u0131 ile iyi uyulmad\u0131\u011f\u0131 ve uygulanmad\u0131\u011f\u0131, ayk\u0131r\u0131 davran\u0131\u015flardan sak\u0131n\u0131lmad\u0131\u011f\u0131 zaman do\u011frudan do\u011fruya hay\u0131r ve mutlulu\u011fun z\u0131dd\u0131 olan k\u00f6t\u00fc sonu\u00e7lar ile ceza gerektiren h\u00fck\u00fcmlerin zorla ve ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olarak uygulanaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren, \u00fcmit ve korkunun hedefi, hayranl\u0131kla ve son derece sayg\u0131 ile kulluk edilen hikmet sahibi bir yarat\u0131c\u0131 ve yeti\u015ftiricinin ortaya koyup, uyulmas\u0131n\u0131 teklif etti\u011fi bir m\u00fckafatlar ve cezalar kanunu veya ona itaat ve teslimiyet anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131ndan din, her zaman i\u00e7in bir il\u00e2h\u00ee ifade ve ona zarur\u00ee olarak itaati ve teslimiyeti gerektirir. Diyanet, yani dindarl\u0131k da o il\u00e2h\u00ee hakime kulluk etmek ve kanunlar\u0131na teslim olmak demek olur.<\/p>\n<p>Yukar\u0131larda da beyan olundu\u011fu \u00fczere l\u00fcgat anlam\u0131yla \u0130sl\u00e2m kelimesi, silm, selm, selamet k\u00f6klerinden gelir; hemzesi duhul veya m\u00fcteaddi (ge\u00e7i\u015fli) fiil yapmak i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. Kapsaml\u0131 ve pek temiz bir kelimedir ki, silme (bar\u0131\u015fa) ve selamete girmek veya koymak veya selamet temin eden teslimiyet, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak bar\u0131\u015f i\u00e7ine girmek, has\u0131l\u0131 s\u00e2lim olan m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir ki, hepsinde selamet ve s\u00e2limiyet gayesiyle bir ba\u011fl\u0131l\u0131k ve uyumluluk m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Din dahi irade ve ak\u0131l sahipleri aras\u0131nda anla\u015fmazl\u0131klar\u0131 ve didi\u015fmeleri bir yana b\u0131rak\u0131p toplumsal bar\u0131\u015f\u0131 sa\u011flayan bir kanundur. Bununla yaln\u0131zca insanlar aras\u0131nda uyumluluk de\u011fil, insanlarla Allah aras\u0131nda da bir uyum s\u00f6zle\u015fmesi vard\u0131r. Din sayesinde yarat\u0131c\u0131n\u0131n iradesi ile yarat\u0131lan\u0131n iradesi aras\u0131nda bir uyum sa\u011flanm\u0131\u015f olur. Kul, Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fi gibi ister, Allah da kulun diledi\u011fi gibi yapar; b\u00f6ylece arada didi\u015fme ve anla\u015fmazl\u0131k kalmaz. Allah&#8217;a ebed\u00ee vuslat has\u0131l olur. Bu sayede insanlar\u0131n birbirleriyle \u00e7at\u0131\u015fan istek ve iradeleri, bir hedefe y\u00f6nelerek aralar\u0131nda bir s\u00e2lim medeniyet ve s\u00fcrekli bir bar\u0131\u015f meydana gelir. Ve hepsi il\u00e2h\u00ee nimetten istifade eder, felah bulur. Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine ba\u011flan\u0131p uymay\u0131nca da bu maksat has\u0131l olmaz. Bu s\u00fbretle dinin \u00f6z\u00fc, bu tevhid inanc\u0131 \u00e7er\u00e7evesinde, her y\u00f6n\u00fcyle ve ger\u00e7ek anlam\u0131yla \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r. &#8220;Kendisinden ba\u015fka ilah olmayan&#8221; Allah&#8217;\u0131n emretti\u011fi ger\u00e7ek dindarl\u0131\u011f\u0131n gere\u011fi de bu tevhide \u015fehadet ve bu tevhid \u00e7er\u00e7evesinde bir olan Allah&#8217;a teslimiyet ve itaattir. Hakkiyle kurtulu\u015f, felah ve selamet ve hay\u0131r ve mutluluk ancak bu ihlasta, bu ba\u011fl\u0131l\u0131ktad\u0131r. Allah kat\u0131nda din, halis din olan &#8220;Allah&#8217;a teslimiyettir&#8221;. Allah&#8217;dan ba\u015fka il\u00e2h ve il\u00e2hlar tan\u0131yan veya ger\u00e7e\u011fi bildi\u011fi halde, dine ba\u011flanmay\u0131 ger\u00e7ekten ba\u015fka bir \u015fey sanan, din ile ilim, Hak Te\u00e2l\u00e2 ile en y\u00fcce hay\u0131r aras\u0131nda didi\u015fme var zanneyleyen veyahut hay\u0131rla \u015fer \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131n\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcne Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hakim olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, O&#8217;nun h\u00fckm\u00fcn\u00fcn d\u0131\u015f\u0131nda herhangi bir \u015fey kalabilece\u011fini farzeden velhas\u0131l Hakk&#8217;tan gelmeyen ve Hakk&#8217;\u0131n \u00e2yetlerinden \u00e7\u0131kar\u0131lmayan dinlerin, ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131n ve dindarl\u0131klar\u0131n hi\u00e7biri insanlara selamet ve seadet bah\u015fedecek hak din de\u011fildir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya ortak tasavvuru, muhal ve bat\u0131l olan bir\u015fey oldu\u011fu gibi, \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ba\u015fka bir hak din tasavvur etmek de bat\u0131ld\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6zetleyecek olursak, din ve dindarl\u0131\u011f\u0131n b\u00fct\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131, itaat ve ba\u011fl\u0131l\u0131k anlam\u0131yla selametin sa\u011flanmas\u0131nda toplan\u0131r. \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 da faydal\u0131 bir selamet, kat\u0131ks\u0131z bir teslimiyet ve ba\u011fl\u0131l\u0131kta toplan\u0131r. \u015eu halde din kavram\u0131, mutlak anlam\u0131yla ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman bile mutlak olarak \u0130sl\u00e2m kelimesiyle e\u015fit ve e\u015f anlaml\u0131d\u0131r. Hangi din ele al\u0131nacak olsa, onun \u00f6z\u00fcn\u00fcn teslimiyet ve boyun e\u011fmekten ibaret oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Zahir din, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc; bat\u0131n din \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n i\u00e7y\u00fcz\u00fc; tam din, d\u0131\u015fy\u00fcz\u00fc ve i\u00e7y\u00fcz\u00fc ile hakiki \u0130sl\u00e2m; bat\u0131l din yalan ve yanl\u0131\u015f bir \u0130sl\u00e2m; hak din, hak bir \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r. Hakikaten selamet bah\u015feden hak bir \u0130sl\u00e2m ise ancak hakiki tevhid inanc\u0131na dayanan bir \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r. Hakiki tevhid ise, \u015feriki ve orta\u011f\u0131 bulunmak ihtimali bile olmayan, ezel ve ebed bak\u0131m\u0131ndan hayy ve kayyum bir il\u00e2h tan\u0131mak ve ancak O&#8217;na \u015fehadet etmektir. B\u00f6yle bir il\u00e2h ise ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Evvel ve \u00e2hir b\u00fct\u00fcn izzet ve hakimiyeti \u015fahid ve me\u015fhud olan zat-\u0131 ehadiyyetinde toplay\u0131p, kendisinden ba\u015fka il\u00e2hlar\u0131 nefyetmi\u015f, O&#8217;ndan ba\u015fka tanr\u0131l\u0131k iddia eden veya tanr\u0131l\u0131k nisbet edilenlerin hepsinin acz ve zavall\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 daima g\u00f6stermi\u015f ve g\u00f6stermekte bulunmu\u015f ve herhangi bir zamanda tevhid nizam\u0131ndan \u00e7\u0131kmak isteyenleri peri\u015fan eylemi\u015f ve her t\u00fcrl\u00fc mutlulu\u011fu tevhid yolundan bah\u015feylemi\u015f, velhas\u0131l diye il\u00e2hl\u0131kta birli\u011fe kendisi de \u015fehadet etmi\u015f olmakla Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine \u015fehadet ile hakiki \u0130sl\u00e2m\u0131n, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n dini oldu\u011funda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur. Hakiki din kurucusu olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u0130sl\u00e2m\u0131n\u0131, melekler ve ilim sahipleri gibi, kendi birli\u011fine iman ve ihl\u00e2s ile ba\u011flananlar\u0131 rahmeti ile selamete \u00e7\u0131karmak, kullar\u0131n \u0130sl\u00e2m\u0131 da Allah&#8217;a kendilerini teslim ederek bu selamet yoluna girmek demektir. \u0130\u015fte \u0130sl\u00e2m dini, Allah ile kullar aras\u0131ndaki bu birlik ili\u015fkisidir. Meleklerin ve ilim sahiplerinin dini de budur. \u0130lim alan\u0131nda bundan ba\u015fka bir din yoktur. Bu dinin ba\u015f\u0131 hakk\u0131 bilmek, hak ilmin ba\u015f\u0131 da bu dindir. Bu dinden ba\u015fka bir din aramak ya Allah&#8217;\u0131n \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kmaya \u00e7al\u0131\u015fmak, ya Allah&#8217;dan a\u015fa\u011f\u0131s\u0131na nefsini teslim eylemektir ki, ikisi de dinsizlik ve k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. \u0130syan ve tefrikad\u0131r, felakettir. Binaenalyh kitap ehli olanlar\u0131n anla\u015fmazl\u0131klar\u0131 ile bunun bilimselli\u011fine ve ger\u00e7ekli\u011fine hi\u00e7 halel gelmez. Onlar\u0131n gerek kendi aralar\u0131nda, gerek Resulullah&#8217;a kar\u015f\u0131 ihtilaf \u00e7\u0131karmalar\u0131, hak ve hakikat\u0131 bildiren b\u00fct\u00fcn ilim sebepleri geldikten sonra adalet ve hakkaniyetle hareket etmeyi, hakka ve ilme teslim olmay\u0131, boyun e\u011fmeyi bir yana b\u0131rak\u0131p, kendi aralar\u0131nda azg\u0131nl\u0131k ve d\u00fc\u015fmanl\u0131kla, h\u00fckmetme sevdas\u0131yla dinsizli\u011fe ve ink\u00e2ra sapt\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r. Fakat adalet ve hakk\u0131n isbat\u0131 i\u00e7in g\u00f6nderdi\u011fi ve delil olarak \u00f6ne s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc gibi kesin \u00e2yetler ve belgelere her kim k\u00fcfreder, bunlar\u0131 ink\u00e2r eder, \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ka\u00e7\u0131n\u0131rsa Allah hesab\u0131 \u00e7abuk g\u00f6rendir. Cezalar\u0131n\u0131 hemen vermekten \u00e7ekinmez.<\/p>\n<p>Bu isbat ve takrirden sonra gelelim n\u00fczul sebebi olan m\u00fcnazara ve m\u00fccadele meselesine: Ey Muhammed!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>20- Buna kar\u015f\u0131 seninle m\u00fcnakaya\u015fa kalk\u0131\u015f\u0131rlarsa de ki: &#8220;Ben, bana uyanlarla birlikte kendi \u00f6z\u00fcm\u00fc Allah&#8217;a teslim etmi\u015fimdir&#8221;. Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) \u00fcmm\u00eelere de ki: &#8220;Siz de \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 kabul ettiniz mi?&#8221; E\u011fer \u0130sl\u00e2m&#8217;a girerlerse hidayete ermi\u015f olurlar. E\u011fer y\u00fcz \u00e7evirirlerse, sana d\u00fc\u015fen \u015fey ancak tebli\u011f etmektir. Allah kullar\u0131 g\u00f6rendir.<\/p>\n<p>21- Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ink\u00e2r edenler ve haks\u0131z yere peygamberleri \u00f6ld\u00fcrenler, insanlar i\u00e7inde adaleti emredenlerin can\u0131na k\u0131yanlar yok mu? Bunlar\u0131 ac\u0131kl\u0131 bir azapla m\u00fcjdele!<\/p>\n<p>22- \u0130\u015fte bunlar \u00f6yle kimselerdir ki, d\u00fcnyada da ahirette de b\u00fct\u00fcn yapt\u0131klar\u0131 bo\u015fa gitmi\u015ftir. Onlar\u0131n hi\u00e7bir yard\u0131mc\u0131lar\u0131 da olmayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>23- G\u00f6rm\u00fcyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmi\u015f olanlar, aralar\u0131nda h\u00fck\u00fcm vermek i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131na davet olunuyorlar da, sonra i\u00e7lerinden bir k\u0131sm\u0131 y\u00fcz \u00e7evirerek d\u00f6n\u00fcp gidiyorlar.<\/p>\n<p>24- Bunun sebebi, onlar\u0131n &#8220;belli g\u00fcnlerden ba\u015fka bize asla ate\u015f azab\u0131 dokunmaz&#8221; demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>25- O gelece\u011finde hi\u00e7 \u015f\u00fcphe olmayan g\u00fcnde kendilerini bir araya toplad\u0131\u011f\u0131m\u0131z ve hi\u00e7 kimseye haks\u0131zl\u0131k edilmeden herkese ne kazand\u0131ysa tamamen \u00f6dendi\u011fi vakit halleri nas\u0131l olacakt\u0131r?<\/p>\n<p>20- Ben Allah&#8217;a kendimi teslim ettim, tertemiz, \u015feksiz, \u015f\u00fcphesiz, halis, muhlis bir s\u00fbrette Allah yolunu tuttum, Allah&#8217;\u0131n dinine ba\u011fland\u0131m, ancak Allah&#8217;a y\u00f6neldim, bana uyanlar da b\u00f6yledir. \u0130\u015fte \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131, i\u015fte Muhammed ve Muhammed \u00fcmmetinin dini. \u0130\u015fte ebed\u00ee selametin ger\u00e7ek ve \u015fa\u015fmaz yolu, s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakimi. &#8220;Kendilerine kitap verilenlere ve verilmeyen \u00fcmmilere de ki&#8230;&#8221; Bu da Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finin b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011fa \u015famil oldu\u011funun uyar\u0131s\u0131 ve ilan\u0131d\u0131r. Zira bu tasnifin d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7bir insan z\u00fcmresi yoktur; kitap verilmi\u015f olanlar yahudilerle h\u0131ristiyanlar ve benzerleridir, &#8220;\u00fcmmiyyin&#8221; de kitaps\u0131z dinlere mensup olanlarla Arap m\u00fc\u015frikleridir. Esas hitap tarz\u0131 Arap olan ve olmayan \u015feklinde \u0131rk ay\u0131r\u0131m\u0131 esas\u0131na g\u00f6re de\u011fildir, bu genel ay\u0131r\u0131m iledir. Tebli\u011f g\u00f6revi bunlarad\u0131r. Bu vazife yap\u0131ld\u0131ktan sonra bunlar\u0131 kabulden \u00e7ekinip, ink\u00e2ra ve ihtilafa sapmalar\u0131n\u0131n sorumlulu\u011fu Hz. Peygambere rac\u00ee de\u011fildir, tamamen kendilerine aittir. Bu sorumlulu\u011fu ve ink\u00e2rlar\u0131n\u0131n cezalar\u0131n\u0131 b\u00f6ylece tebli\u011f etmek dahi peygamberli\u011fin g\u00f6revleri c\u00fcmlesindendir.<\/p>\n<p>Rivayet olunuyor ki, Resulullah bunu kitap ehlinden olan yahudilere okudu\u011fu zaman &#8220;\u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 kabul ettiniz mi?&#8221; hitab\u0131na kar\u015f\u0131, &#8220;kabul ettik.&#8221; dediler. Bunun \u00fczerine yahudilere, &#8220;\u0130sa&#8217;n\u0131n Allah&#8217;\u0131n kelimesi, kulu ve resul\u00fc oldu\u011funa \u015fehadet eder misiniz?&#8221; buyurdu, &#8220;Maazallah&#8221; (Allah korusun) dediler. h\u0131ristiyanlara da, &#8220;\u0130sa&#8217;n\u0131n, Allah&#8217;\u0131n kulu ve Resul\u00fc oldu\u011funa \u015fehadet eder misiniz?&#8221; buyurdu, bunlar da &#8220;maazallah (Allah korusun), \u0130sa kul mu olur?&#8221; dediler. &#8220;E\u011fer onlar y\u00fcz \u00e7evirir, kabul etmezlerse, sana d\u00fc\u015fen tebli\u011fdir.&#8221; \u00e2yeti buna i\u015faret etmekte, devam\u0131n\u0131n dahi tebli\u011fini emretmektedir.<\/p>\n<p>21- Gerek yahudi olsun, gerek h\u0131ristiyan ve daha ba\u015fka kitap ehlinden ve \u00fcmmilerden ve m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k iddias\u0131nda bulunanlardan olsun Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ink\u00e2r edenler bir; yahudilerin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, peygamberleri katledip \u00f6ld\u00fcrmek gibi ameli anlamda k\u00fcf\u00fcrlerini icraat \u015feklinde ortaya koyanlar iki; Peygamber de\u011fillerse de insanlar aras\u0131nda peygamberlerin izinden giderek adalet ve hakkaniyet emreden insanlar\u0131 katletmek suretiyle yine fiilen k\u00e2firliklerini ortaya koyanlar \u00fc\u00e7.<\/p>\n<p>22-\u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bu k\u00e2firlere ho\u015fland\u0131klar\u0131 ink\u00e2rlar\u0131n\u0131n cezas\u0131 olan elem verici azab\u0131 m\u00fcjdele ki, &#8220;Onlar \u00f6yle kimselerdir ki, d\u00fcnyada da ahirette de b\u00fct\u00fcn yapt\u0131klar\u0131 bo\u015fa gitmi\u015ftir.&#8221; Ne kadar tuhaf, \u015funlara baksana!<\/p>\n<p>23-24-25- &#8220;Baksana o kendilerine kitap verilenlere! Aralar\u0131nda hakem olmas\u0131 i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131na davet olunuyorlar da sonra i\u00e7lerinden bir k\u0131sm\u0131 y\u00fcz \u00e7evirerek d\u00f6n\u00fcp gidiyorlar.&#8221; Resulullah yahudilerin dershanelerine gitmi\u015f, kendilerini imana davet eylemi\u015fti. Nuaym b. Amir, Hars b. Zeyd, &#8220;Sen hangi dindesin?&#8221; diye sordular, Peygamber efendimiz de &#8220;\u0130brahim dini \u00fczereyim.&#8221; buyurdu. Bunun \u00fczerine onlar, &#8220;\u0130brahim yahudi idi.&#8221; demelerine kar\u015f\u0131l\u0131k, Resulullah, &#8220;Haydi aram\u0131zda Tevrat hakem olsun, ona ba\u015fvural\u0131m.&#8221; diye \u00e7a\u011fr\u0131da bulundu. Bu teklife &#8220;evet&#8221; demekten \u00e7ekindiler. Ayn\u0131 durum &#8220;recm&#8221; meselesinde de olmu\u015f idi. Burada bu olaylara i\u015faret olunarak &#8220;Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra ancak birbirleriyle anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fcler.&#8221; (C\u00e2siye, 45\/17) \u00e2yetiyle de a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde, bunlar\u0131n bile bile hakka kar\u015f\u0131 direnmeleri ve \u015fiddetli aldanmalar\u0131 ve iftiralar\u0131 ve nihayet feci akibetleri, uyarmak ve korkuya d\u00fc\u015f\u00fcrmek i\u00e7in g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>K\u00e2firler m\u00fclklerine, devletlerine, servetlerine, kuvvetlerine g\u00fcvenerek m\u00e2li-k\u00fc&#8217;l-m\u00fclk olan Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini tan\u0131maz, Hakk&#8217;\u0131n \u015fan\u0131na tecav\u00fczkar davran\u0131rlar. O&#8217;na &#8220;o\u011ful&#8221; isnad etmekle o kuvvetler al\u0131nmaz, g\u00fcnd\u00fczler gece, geceler g\u00fcnd\u00fcz olmaz, diriler \u00f6lmez, \u00f6lenler dirilmez, zenginler z\u00fc\u011f\u00fcrtlemez, fakirler ve zay\u0131flar servete ve kuvvete kavu\u015fmaz, haks\u0131zl\u0131klar\u0131n ve k\u00fcf\u00fcrlerin cezalar\u0131 verilmez zannederlerken, \u015f\u00fcphesiz ve mutlaka gelecek olan o toplanma ve cem&#8217; g\u00fcn\u00fcn\u00fcn, o genel seferberlik g\u00fcn\u00fcn\u00fcn an\u0131lmas\u0131 hususunda Ey Muhammed,sen:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>26- De ki: &#8220;Ey m\u00fclk\u00fcn sahibi Allah&#8217;\u0131m! Sen m\u00fclk\u00fc diledi\u011fine verirsin, diledi\u011finden de onu \u00e7eker al\u0131rs\u0131n, diledi\u011fini aziz edersin, diledi\u011fini zelil edersin. Hay\u0131r Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her \u015feye k\u00e2dirsin.<\/p>\n<p>27- Geceyi g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn i\u00e7ine sokars\u0131n, g\u00fcnd\u00fcz\u00fc gecenin i\u00e7ine sokars\u0131n; \u00f6l\u00fcden diri \u00e7\u0131kar\u0131rs\u0131n, diriden \u00f6l\u00fc \u00e7\u0131kar\u0131rs\u0131n. Diledi\u011fine de hesaps\u0131z r\u0131z\u0131k verirsin.<\/p>\n<p>26-27-Rivayet olunuyor ki, Mekke&#8217;nin fethi \u00fczerine Resulullah efendimiz, \u00fcmmetine, Fars ve Rum m\u00fclklerini vaad etmi\u015fti. M\u00fcnaf\u0131klar ve yahudiler, &#8220;Heyhat, heyhat, Muhammed nerede, Fars ve Rum nerede! Onlar\u0131n g\u00fc\u00e7 ve kuvvetleri bundan pek fazla, Muhammed&#8217;e Mekke ve Medine yetmedi mi ki, bir de Fars ve Rum devletlerini istiyor?&#8221; dediler. Daha \u00f6nce Ahzab (Hendek Sava\u015f\u0131) senesinde Resulullah, kaz\u0131lacak hende\u011fi belirlemi\u015f, Medine halk\u0131ndan her on ki\u015fiye k\u0131rk ar\u015f\u0131nl\u0131k yer g\u00f6stermi\u015fti. Amr b. Afv, Selman-\u0131 Farisi, Huzeyfe, Numan b. Mukrin ve Ensardan alt\u0131 ki\u015fi kendilerine verilen k\u0131rk ar\u015f\u0131nl\u0131k sahada \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorlard\u0131, kazarlarken hende\u011fin orta yerinde b\u00fcy\u00fck bir kaya \u00e7\u0131kt\u0131. Kayay\u0131 k\u0131rmaya u\u011fra\u015f\u0131rlarken demir k\u00fcl\u00fcnkler k\u0131r\u0131ld\u0131. \u00c7ok \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar, ta\u015f\u0131 k\u0131ramad\u0131lar, ondan \u00e7ok az bir\u015fey koparabildiler. Selman&#8217;a, &#8220;\u00c7\u0131k Resulullah&#8217;a durumu haber ver, ne emrediyorsa \u00f6\u011fren gel.&#8221; dediler. Selman gitti, Resulullah bir g\u00f6lgelik yapm\u0131\u015f i\u00e7inde oturuyordu, durumu kendisine arzetti. Resulullah Selman ile beraber hende\u011fe indi, di\u011fer dokuz ki\u015fi de orada idiler. Resulullah Selman&#8217;\u0131n elinden k\u00fcl\u00fcng\u00fc ald\u0131, ta\u015fa bir vurdu, ta\u015f \u00e7atlad\u0131 ve \u00f6yle bir k\u0131v\u0131lc\u0131m \u00e7\u0131kt\u0131 ki, karanl\u0131k bir odadaki kandil gibi etraf\u0131 ayd\u0131nlatt\u0131. Resulullah bir fetih tekbiri ald\u0131, oradakiler de tekbir getirdiler. \u0130kinci bir darbe daha indirdi, \u00f6yle bir \u015fim\u015fek daha \u00e7akt\u0131 ve yine \u00f6yle bir tekbir ald\u0131lar, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir darbe daha vurdu, ta\u015f\u0131 par\u00e7alad\u0131 ve yine \u00f6yle bir \u015fim\u015fek daha \u00e7akt\u0131. Ayn\u0131 \u015fekilde bir tekbir daha ald\u0131lar. Sonra Selman&#8217;\u0131n elini tutup hendekten \u00e7\u0131kt\u0131. Selman, &#8220;Anam, babam sana feda olsun ya Resulullah, hi\u00e7 g\u00f6rmedi\u011fim bir \u015fey g\u00f6rd\u00fcm.&#8221; dedi. Resulullah, oradakilere d\u00f6nerek.&#8221; Bak\u0131n\u0131z Selman ne s\u00f6yl\u00fcyor?&#8221; dedi. Onlar da, &#8220;Evet ya Resulullah.&#8221; dediler. Buyurdu ki: &#8220;\u0130lk darbeyi vurdum, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz gibi bir \u015fim\u015fek \u00e7akt\u0131, bundan bana H\u0131yre&#8217;nin ve Medain-i Kisra&#8217;n\u0131n (Kisra&#8217;n\u0131n \u015fehirleri) kas\u0131rlar\u0131 (k\u00f6\u015fkleri) ayd\u0131nland\u0131, Cibril de bana haber verdi ki, \u00fcmmetim bunlara muhakkak galip gelecek; sonra ikinci darbeyi vurdum, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz gibi yine \u015fim\u015fek \u00e7akt\u0131, bundan da bana Rum diyar\u0131n\u0131n k\u0131rm\u0131z\u0131 k\u00f6\u015fkleri ayd\u0131nland\u0131, Cibril bana haber verdi ki, \u00fcmmetim bunlara muhakkak galip gelecek. Sonra \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc darbeyi vurdum, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz \u015fim\u015fek \u00e7akt\u0131, bundan da bana San&#8217;a&#8217;n\u0131n k\u00f6\u015fkleri ayd\u0131nland\u0131. Cibril de haber verdi ki, \u00fcmmetim muhakkak bunlara galebe edecektir. M\u00fcjdeler olsun!&#8221;<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine m\u00fcsl\u00fcmanlar pek sevindiler. &#8220;Elhamd\u00fclillah, (Allah&#8217;a hamdolsun) bu bir do\u011fru vaattir. Kaz\u0131dan sonra bize b\u00fcy\u00fck bir nusret vaad olunuyor.&#8221; dediler. M\u00fcnaf\u0131klar ise, &#8220;Ne acaip insanlars\u0131n\u0131z, Muhammed sizi bo\u015f \u00fcmitlere d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcyor, as\u0131ls\u0131z vaatlerde bulunuyor, Medine&#8217;den H\u0131yre ve Rum kral\u0131n\u0131n \u015fehirlerinin k\u00f6\u015fklerini g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve bunlar\u0131n sizce fetholunuca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyor, halbuki muharebeye \u00e7\u0131kmaya bile g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yetmiyor da korkunuzdan hendek kaz\u0131yorsunuz&#8221; dediler ki, Ahzab S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;O vakit m\u00fcnaf\u0131klarla kalblerinde hastal\u0131k olanlar diyorlard\u0131 ki, Allah&#8217;\u0131n ve Resul\u00fcn\u00fcn bize vaad etti\u011fi \u015feyler bo\u015f \u015feylerdir.&#8221; (Ahzab, 33\/12) \u00e2yeti bu olay hakk\u0131nda n\u00e2zil olmu\u015ftu. Bu iki \u00e2yetin de o zamanlar veya yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Mekke fethinden sonra nazil oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir. Daha yukar\u0131da Rum meliklerine g\u00fcvenen Necran h\u0131ristiyanlar\u0131 dolay\u0131s\u0131 ile nazil oldu\u011fu da yine zikredilmi\u015f idi. Buna g\u00f6re n\u00fczul\u00fcnde de\u011filse bile siyak\u0131nda (s\u00f6z\u00fcn geli\u015finde) bunlara i\u015faret vard\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetlerin faziletleri hakk\u0131nda bir hayli haberler varid olmu\u015ftur. Bunlardan biri Ebu Eyyub el-Ensari&#8217;den ve Hz. Ali&#8217;den riv\u00e2yet olundu\u011fu \u00fczere, Resulullah buyurmu\u015ftur ki: Fatihat\u00fc&#8217;l-Kitab, \u00c2yete&#8217;l-K\u00fcrs\u00ee, bir de \u00c2l-i \u0130mran&#8217;daki &#8220;\u015eehidallahu ennehu&#8230;&#8221;den a (3\/17-18) kadar, den &#8216;a (3\/26-27) kadar iki \u00e2yet nazil olduklar\u0131 zaman, Allah Te\u00e2l\u00e2 ile aralar\u0131nda hi\u00e7 bir hicab bulunmaks\u0131z\u0131n Allah&#8217;\u0131n ar\u015f\u0131na yap\u0131\u015farak, &#8220;Ya Rab! Bizi yery\u00fcz\u00fcne ve sana isyankar olanlara indiriyorsun.&#8221; dediler. Allah Te\u00e2l\u00e2 da,<\/p>\n<p>&#8220;Ahdim olsun, sizi her namaz\u0131n arkas\u0131nda okuyan herhangi bir kimsenin kusurlar\u0131na bakmayarak makam\u0131n\u0131 cennet k\u0131laca\u011f\u0131m, onu kutsal huzurda iskan edece\u011fim, her g\u00fcn kendisine yetmi\u015f kerre nazar edece\u011fim ve yetmi\u015f t\u00fcrl\u00fc ihtiyac\u0131n\u0131 yerine getirece\u011fim ki, bunun en a\u015fa\u011f\u0131s\u0131 ma\u011ffirettir. Ve onu her bir din d\u00fc\u015fman\u0131ndan haset\u00e7inin \u015ferrinden koruyaca\u011f\u0131m ve ma\u011frifet eyleyece\u011fim.&#8221; buyurdu.<\/p>\n<p>Said b. C\u00fcbeyr&#8217;den riv\u00e2yet olundu\u011fu \u00fczere, Medine etraf\u0131nda \u00fc\u00e7y\u00fcz altm\u0131\u015f put vard\u0131, bu \u00e2yet-i kerime nazil oldu\u011fu zaman yerlere kapan\u0131p secde ettiler.<\/p>\n<p>Ebussuud, tefsirinde der ki, &#8220;Baz\u0131 kitaplarda \u015f\u00f6yle bir kudsi hadis vard\u0131: Ben azim\u00fc\u015f\u015fan olan Allah, h\u00fck\u00fcmdarlar h\u00fck\u00fcmdar\u0131y\u0131m. H\u00fck\u00fcmdarlar\u0131n kalbleri ve al\u0131nlar\u0131 benim elimdedir. Kullar bana itaat ederlerse ben de onlar\u0131 onlara rahmet k\u0131lar\u0131m ve e\u011fer kullar bana isyan ederlerse, ben de onlar\u0131 onlara ceza k\u0131lar\u0131m; \u015fu halde h\u00fck\u00fcmdarlara s\u00f6vmekle me\u015fgul olmay\u0131n ve fakat bana tevbe ve m\u00fcracaat eyleyin ki, onlar\u0131 size do\u011fru meylettireyim.&#8221; Bu hadisin i\u00e7eri\u011fi ile &#8220;siz nas\u0131l olursan\u0131z, ba\u015f\u0131n\u0131za \u00f6yleleri y\u00f6netici olur.&#8221; hadis-i \u015ferifinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u015fa\u011f\u0131 yukar\u0131 ayn\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131 b\u00f6yle bilmeli, b\u00f6yle tan\u0131mal\u0131 ve bu tan\u0131y\u0131\u015fla ona ba\u011fl\u0131l\u0131k g\u00f6stermeli ve s\u0131\u011f\u0131nmal\u0131d\u0131r. \u015eimdi bunu bilen ve Allah&#8217;dan nusret ve yard\u0131m isteyen m\u00fcminlere \u015funu anlat:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>28- M\u00fcminler, m\u00fcminleri b\u0131rak\u0131p da k\u00e2firleri dost edinmesin ve onu her kim yaparsa Allah&#8217;dan ili\u015fi\u011fi kesilmi\u015f olur, ancak onlardan bir korunma yapman\u0131z ba\u015fkad\u0131r. Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunman\u0131z hususunda uyar\u0131r. Nih\u00e2yet gidi\u015f Allah&#8217;ad\u0131r.<\/p>\n<p>29- De ki, g\u00f6\u011f\u00fcslerinizdekini gizleseniz de, a\u00e7\u0131\u011fa vursan\u0131z da Allah onu bilir. G\u00f6klerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz Allah, her \u015feye kadirdir.<\/p>\n<p>30- O g\u00fcn her nefis, ne hay\u0131r i\u015flemi\u015fse, ne k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapm\u0131\u015fsa onlar\u0131 \u00f6n\u00fcnde haz\u0131r bulur. Yapt\u0131\u011f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerle kendi aras\u0131nda uzak bir mesafe bulunsun ister. Allah, size as\u0131l kendisinden \u00e7ekinmenizi emreder. \u015e\u00fcphesiz ki Allah, kullar\u0131n\u0131 \u00e7ok esirger.<\/p>\n<p>28-29-30- M\u00fcminler, m\u00fcminleri b\u0131rak\u0131p da k\u00e2firleri kendilerine dost edinmesinler. M\u00fcminler iman hasletine k\u00fcf\u00fcr hasletini kar\u0131\u015ft\u0131racak, m\u00fcminlere \u015fimdiki zamanda veya gelecekte zarar\u0131 dokunacak, \u0130sl\u00e2m&#8217;a zarar verecek ve ters d\u00fc\u015fecek bir s\u00fbrette k\u00e2firlerle dostluk ili\u015fkilerine girmesin. Sevgisini, muhabbetini ve bu\u011fzunu hep Allah i\u00e7in yaps\u0131n. Bu \u00e2yetin n\u00fczul sebebiyle ilgili olarak d\u00f6rt vecih nakledilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1- Yahudilerden Haccac b. Amir, Kehmes b. Abdulhakik, Kays b. Zeyd, Ensardan baz\u0131lar\u0131na gizlice gelerek, dinlerini bozmak isterlerdi. Rifaa b. M\u00fcnzir ve Abdurrahman b. C\u00fcbey ve Sa&#8217;d b. Hayseme (r. anh\u00fcm) bu m\u00fcsl\u00fcmanlara, o yahudilerden sak\u0131nmalar\u0131n\u0131 ve uzak durmalar\u0131n\u0131 tavsiye ettiler. Onlar dinlemediler. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet nazil oldu.<\/p>\n<p>2- M\u00fcsl\u00fcmanlardan Hatib b. Ebi Beltea gibi baz\u0131 zevat, Mekke k\u00e2firlerine sevgi g\u00f6sterisinde bulunuyorlard\u0131. Allah Te\u00e2l\u00e2 bunu nehiy buyurdu, yasaklad\u0131.<\/p>\n<p>3- M\u00fcnaf\u0131klar\u0131n ba\u015f\u0131 Abdullah b. \u00dcbeyy ve adamlar\u0131 yahudilerle ve m\u00fc\u015friklerle dost bulunuyor, onlara m\u00fcsl\u00fcman taraftan bilgi aktar\u0131yor, havadis veriyorlard\u0131. Resulullah aleyhine zafer arzu ediyorlard\u0131. M\u00fcminler bundan menedildiler.<\/p>\n<p>4- Ubade b. Samit hazretlerinin yahudilerden dostlar\u0131 vard\u0131. Ahzab g\u00fcn\u00fc Hz. Peygamber&#8217;e gelerek, &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, benim yan\u0131mda be\u015fy\u00fcz yahudi vard\u0131r. Benimle beraber harbe \u00e7\u0131kmalar\u0131n\u0131 istiyorum.&#8221; demi\u015fti. \u00c2yet bunun hakk\u0131nda nazil oldu. \u0130lh..<\/p>\n<p>Bunu her kim yaparsa Allah&#8217;dan, Allah&#8217;\u0131n dostlu\u011fundan ve yard\u0131m\u0131ndan hi\u00e7bir nasibi yoktur. Ancak onlar taraf\u0131ndan gelmesi beklenen ve sak\u0131n\u0131lmas\u0131 gereken her hangi bir zarardan korunmak i\u00e7in yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z dostluk m\u00fcstesnad\u0131r. \u00d6yle durumlarda i\u015f ba\u015fka, yoksa m\u00fcminler, hi\u00e7 kimseye kar\u015f\u0131 iyi davranmaktan, adalet ve ihsandan menedilmi\u015f de\u011fillerdir. Hukuka ri\u00e2yet, ahitte sebat, ciddiyet, merhamet ve yard\u0131mseverlik asl\u0131nda iman\u0131n gere\u011fi olan g\u00fczel huylard\u0131r. G\u00fczel huy ise m\u00fcminin \u015fiar\u0131d\u0131r. Fakat m\u00fcminler, her\u015feyden \u00f6nce din ve imanlar\u0131nda samimi olmak zorundalar. Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na nefsini teslim etmiyecek olan m\u00fcminin, kendisini herhangi bir sebepten dolay\u0131 k\u00e2firlerin dostlu\u011funa kapt\u0131rmas\u0131, iman\u0131na ve ciddiyetine ayk\u0131r\u0131 olur. Bir k\u00e2fir, bir m\u00fcmine d\u00fcnyalar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flasa bile onun ne iman\u0131na, ne de din karde\u015flerine en ufak bir zarar getirecek \u015feyi kabul ettirememelidir. Bir m\u00fcmin de bunu bile bile yapmaz, fakat iyi niyetle gaflet edebilir, h\u00fcsn\u00fczan ederek aldanabilir. Kar\u015f\u0131s\u0131ndakine g\u00f6re bilgisi, tecr\u00fcbesi ve d\u00fcnya i\u015flerindeki haberi daha eksik olabilir. Fark\u0131nda olmaks\u0131z\u0131n fena yollara s\u00fcr\u00fcklenebilir, fena i\u015flere bula\u015ft\u0131r\u0131labilir. Bunlar ise m\u00fcminlerin yava\u015f yava\u015f kafirlere benzemelerine ve il\u00e2h\u00ee nusretin de \u00fczerlerinden eksilmesine sebep olabilir. &#8220;Her kim b\u00f6yle yaparsa Allah&#8217;dan ili\u015fi\u011fi kesilmi\u015f olur&#8221;. Bundan dolay\u0131 kesinlikle m\u00fcminler, k\u00e2firlerle i\u00e7li d\u0131\u015fl\u0131 olmaktan ve yak\u0131n dostluktan sak\u0131nmal\u0131d\u0131rlar. Me\u011fer ki, b\u00fct\u00fcn bu gibi tehlikelerden korunabilecek bir vaziyette bulunsun ve korunabilsin, veyahut b\u00fcy\u00fck bir zaruret, tehlike veya zor kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunsun. O zaman kalbinde iman\u0131na sahip olarak &#8220;takiyye&#8221; edebilir.<\/p>\n<p>Riv\u00e2yet olunuyor ki, M\u00fcseylemet\u00fc&#8217;l-Kezzab, ashaptan iki ki\u015fiyi esir alm\u0131\u015ft\u0131. Birine, &#8220;Muhammed&#8217;in Allah&#8217;\u0131n resul\u00fc oldu\u011funa \u015fehadet eder misin?&#8221; diye sordu, o da &#8220;Evet, evet, evet&#8221; dedi. Sonra, &#8220;Benim de Allah&#8217;\u0131n resul\u00fc oldu\u011fuma \u015fehadet eder misin?&#8221; diye sordu, ona da &#8220;evet&#8221; dedi. M\u00fcseyleme kendisi i\u00e7in, &#8220;Ben Beni Hanif&#8217;in peygamberiyim, Muhammed Kurey\u015f&#8217;in peygamberi&#8221; diye iddia ediyordu. Sorguya \u00e7ekti\u011fi birinci esiri serbest b\u0131rakt\u0131, \u00f6b\u00fcr\u00fcn\u00fc \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131, &#8220;Muhammed&#8217;in Allah&#8217;\u0131n resul\u00fc oldu\u011funa \u015fehadet eder misin? diye sordu, o da &#8220;evet&#8221; dedi, &#8220;Benim resulullah oldu\u011fuma \u015fehadet eder misin?&#8221; diye sorunca, &#8220;Ben dilsizim, ben dilsizim, ben dilsizim&#8221; dedi. M\u00fcseyleme de onu hemen \u00f6ld\u00fcrd\u00fc.<\/p>\n<p>Bu haber Hz. Peygamber&#8217;e eri\u015fince, &#8220;O \u00f6ld\u00fcr\u00fclen iman\u0131ndaki sadakat ve samimiyet \u00fczere ge\u00e7ti, m\u00fcbarek olsun; \u00f6b\u00fcr\u00fcne gelince o da Allah&#8217;\u0131n ruhsat\u0131n\u0131 kulland\u0131, bunda da bir zarar yoktur.&#8221; buyurdu. Bu m\u00e2n\u00e2 &#8220;Ancak zor kar\u015f\u0131s\u0131nda kal\u0131p da kalbi iman dolu olanlar m\u00fcstesna&#8230;&#8221; (Nahl, 16\/106.) \u00e2yetinde daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. Hafiyye vezninde takiyye can\u0131n\u0131, \u0131rz\u0131n\u0131 veya mal\u0131n\u0131 d\u00fc\u015fman \u015ferrinden korumak i\u00e7in ondan sak\u0131nmak demektir. D\u00fc\u015fmanl\u0131k da iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr. Birisi din ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na dayanan d\u00fc\u015fmanl\u0131kt\u0131r ki, k\u00e2firin m\u00fcmine d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131 gibi. Di\u011feri de mal, m\u00fclk, servet ve ba\u015fa ge\u00e7mek gibi d\u00fcnyaya ait \u00e7\u0131karlardan do\u011fan d\u00fc\u015fmanl\u0131kt\u0131r. Bundan dolay\u0131 takiyye dahi iki k\u0131s\u0131md\u0131r. Bunlar\u0131n ayr\u0131nt\u0131lar\u0131, hangi hallerde caiz olup olmad\u0131klar\u0131 f\u0131k\u0131h ilminin alan\u0131na girer. Bunlar Raz\u00ee ve \u00c2lus\u00ee tefsirlerinde \u00f6zetle bildirilmi\u015ftir. \u0130\u015fte korunman\u0131n b\u00f6yle \u00e7e\u015fitli y\u00f6nleri vard\u0131r. Ve kesin olan \u015fudur ki; as\u0131l korunma Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan korunmad\u0131r. Allah m\u00fcminlere &#8220;Ancak onlar\u0131n zararlar\u0131ndan sak\u0131nman\u0131z gereken durumlar ba\u015fka&#8230;&#8221; \u015feklinde ruhsat vermekle birlikte &#8220;Allah size, as\u0131l kendisinden korkman\u0131z, \u00e7ekinmeniz gerekti\u011fini bildiriyor, son d\u00f6n\u00fc\u015f Allah&#8217;ad\u0131r.&#8221; diyerek de ikaz buyuruyor ki, hemen arkas\u0131ndan gelen \u015fu iki \u00e2yet bunu a\u00e7\u0131klar.<\/p>\n<p>Yahudiler &#8220;Biz Allah&#8217;\u0131n o\u011fullar\u0131 ve sevgilileriyiz.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/18) demi\u015flerdi. M\u00fc\u015frikler de Allah&#8217;a muhabbetimizden dolay\u0131 bizi Allah&#8217;a iyice yakla\u015ft\u0131rs\u0131nlar diye putlara tap\u0131yoruz, demi\u015flerdi (Z\u00fcmer, 39\/3). Necran heyetindekiler de, &#8220;Biz Allah&#8217;a sevgimizden dolay\u0131 \u0130sa&#8217;y\u0131 tanr\u0131 tan\u0131yoruz.&#8221; demi\u015flerdi. Bunlara kar\u015f\u0131 buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>31- De ki, siz ger\u00e7ekten Allah&#8217;\u0131 seviyorsan\u0131z bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve su\u00e7lar\u0131n\u0131z\u0131 ba\u011f\u0131\u015flas\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah \u00e7ok esirgeyici ve ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>32- De ki, Allah&#8217;a ve Peygamber&#8217;e itaat edin! E\u011fer aksine giderlerse, \u015f\u00fcphe yok ki Allah k\u00e2firleri sevmez.<\/p>\n<p>31-Mahabbet (muhabbet, sevgi), insan ruhunun y\u00fccelik ve g\u00fczellik sezdi\u011fi bir \u015feye \u00f6yle bir meyil g\u00f6stermesidir ki, ona yakla\u015fmak i\u00e7in gerekli sebep ve vesileleri aray\u0131p bulmaya y\u00f6neltir. Binaenaleyh sevenin hedefi, sevgilinin r\u0131zas\u0131na erebilmek ve \u00f6fkesinden sak\u0131nmak, korunmak oldu\u011fundan, sevgi, itaat iste\u011fini ve isyan say\u0131lan \u015feylerden ka\u00e7\u0131nmay\u0131 gerektirir. Herhangi bir ki\u015fi, hakiki y\u00fcceli\u011fin ve kemalin ancak Allah&#8217;a ait oldu\u011funu idrak edip anlad\u0131\u011f\u0131 zaman, onun b\u00fct\u00fcn sevgisi Allah i\u00e7in, Allah yolunda ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 kazanmak u\u011frunda olur. Allah&#8217;\u0131n dini de tevhid ve \u0130sl\u00e2m oldu\u011fundan, sevgisi hep bu \u00e7er\u00e7evede dola\u015f\u0131r durur. \u0130taat ve ibadet i\u00e7in g\u00f6sterdi\u011fi iradede ancak bu din hakim olur. O halde Allah&#8217;\u0131 sevenler &#8220;Ben \u00f6z\u00fcm\u00fc Allah&#8217;a teslim ettim, bana uyanlar da \u00f6yle&#8230;&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/20) diyen ve bu il\u00e2h\u00ee emri tebli\u011f eyleyen Resulullah&#8217;a kar\u015f\u0131 gelmemek ve onun gibi ihlas ve samimiyetle, &#8220;Ben \u00f6z\u00fcm\u00fc Allah&#8217;a teslim ettim&#8230;&#8221; deyip dininde ve \u015feriat\u0131nda ona ve onun \u00f6\u011fretim ve bildirilerine uymak ve onu \u00f6rnek almak laz\u0131m gelir. Bunun z\u0131dd\u0131, &#8220;Ben Allah&#8217;\u0131 severim, ama emrini dinlemem, O&#8217;nun sevdi\u011fini sevmem, O&#8217;nu sevenleri, O&#8217;nun yolunu g\u00f6sterenleri, O&#8217;nun se\u00e7ip g\u00f6nderdiklerini sevmem, onlara benzemek istemem.&#8221; demektir ki, bu da, &#8220;Ben kendimden ba\u015fka bir\u015fey sevmem, tevhid yolunda y\u00fcr\u00fcmek istemem.&#8221; demektir. Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fcne uymak istememek &#8220;Ben \u00f6z\u00fcm\u00fc Allah&#8217;a teslim ettim.&#8221; dememek ve d\u00fcstur ile hareket etmemektir. Bu da Allah&#8217;\u0131 sevmemek ve rahmetinden mahrum kalmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Rivayet olunuyor ki, \u00e2yeti nazil oldu\u011fu zaman m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n ba\u015f\u0131 Abdullah b. \u00dcbeyy, &#8220;Bak\u0131n\u0131z, Muhammed kendisine itaat ve ibadeti Allah&#8217;a taat gibi tutuyor ve bize, h\u0131ristiyanlar\u0131n \u0130sa&#8217;y\u0131 sevdikleri \u015fekilde kendisini sevmemizi emrediyor.&#8221; demi\u015f idi ki, bunun \u00fczerine ikinci \u00e2yet nazil oldu. Ve \u00f6yle bir \u015f\u00fcphenin yerinde olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterdi. Yani Resalullah&#8217;a uymak, h\u0131ristiyanlar\u0131n Hz. \u0130sa hakk\u0131nda iddia ettikleri gibi, tanr\u0131l\u0131\u011fa ortak olmak demek de\u011fildir. Allah sevgisini b\u00f6l\u00fcp \u00fc\u00e7 ayr\u0131 orta\u011fa payla\u015ft\u0131rmak de\u011fil, yaln\u0131z &#8220;Ben \u00f6z\u00fcm\u00fc Allah&#8217;a teslim ettim.&#8221; diye b\u00fct\u00fcn sevgiyi s\u0131rf Allah&#8217;da toplay\u0131p, O&#8217;na teslim oldu\u011funu sunmakta ve itaat\u0131 yaln\u0131zca O&#8217;na yapmakt\u0131r. Hz. Muhammed&#8217;e de s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n resul\u00fc, g\u00f6revlendirdi\u011fi peygamberi, dinin tebli\u011fcisi, hid\u00e2yetinin ve emirlerinin bildiricisi ve habercisi oldu\u011fundan dolay\u0131, yine s\u0131rf Allah i\u00e7in uymak ve izinden gitmektir. Birine uyarken, onun kar\u015f\u0131s\u0131nda veya yan\u0131nda di\u011fer birine veya ikisine daha uymak ba\u015fka \u015fey, tek ba\u015f\u0131na ve yaln\u0131zca O&#8217;na uyarken, O&#8217;nun nam\u0131na, O&#8217;nun bir adam\u0131n\u0131, bir g\u00f6revlisini tan\u0131mak yine ba\u015fka bir \u015feydir. Bir el\u00e7iyi tan\u0131mak, onun kendisini de\u011fil, onu g\u00f6revlendirip g\u00f6nderen makam\u0131 tan\u0131makt\u0131r. Mesela bir devletin el\u00e7isini, memurunu reddetmek, o devleti ve onun kanunlar\u0131n\u0131 reddetmek demek oldu\u011fu gibi, Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi demek olan peygamberini kabul etmeyip reddetmek de Allah&#8217;a k\u00fcf\u00fcr ve sayg\u0131s\u0131zl\u0131kt\u0131r. Bundan dolay\u0131 Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isine itaat etmekten ka\u00e7\u0131nanlar, Allah&#8217;a ibadet ve taattan ka\u00e7\u0131nan k\u00e2firlerdir. Allah da k\u00e2firleri sevmez, k\u00fcfr\u00fcn hi\u00e7bir \u00e7e\u015fidine raz\u0131 olmaz. E\u011fer h\u0131ristiyanlar Allah&#8217;\u0131 sevselerdi, \u0130sa&#8217;y\u0131 Allah&#8217;\u0131n bir peygamberi olarak tan\u0131rlar ve ona bir tanr\u0131 olarak ibadet de\u011fil, bir peygamber olarak itaat ederlerdi. E\u011fer ancak Allah&#8217;\u0131 seviyorlar ve \u0130sa&#8217;ya Allah&#8217;\u0131n bir peygamberi olarak itaat ediyorlarsa, peygamberlik s\u0131fat\u0131nda Hz. Muhammed&#8217;in zat\u0131 ve ki\u015fili\u011fi de\u011fil, ancak onu g\u00f6nderenin \u015fan ve \u015ferefinin dikkate al\u0131nmas\u0131 gerekece\u011finden, peygamberlerin sonuncusu olan Hz. Muhammed&#8217;i de tan\u0131rlar ve itaat ederlerdi. Onlar Allah&#8217;\u0131 sevseler, Allah&#8217;\u0131n peygamberlerinden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 tan\u0131y\u0131p da yaln\u0131zca birini ay\u0131rmazlard\u0131, tan\u0131mazl\u0131k etmezlerdi. &#8221; Biz Allah&#8217;\u0131n resulleri aras\u0131nda fark g\u00f6zetmeyiz&#8221;, derler ve Hz. Muhammed&#8217;i de tan\u0131rlard\u0131. Bunu ayr\u0131 tutup tan\u0131mamalar\u0131, \u0130sa&#8217;y\u0131 Allah i\u00e7in de\u011fil, bizzat kendi zat\u00ee varl\u0131\u011f\u0131, kendi \u015fahsiyyeti i\u00e7in sevdiklerinden, Allah&#8217;\u0131 ve \u0130sa&#8217;n\u0131n Allah taraf\u0131ndan yapt\u0131\u011f\u0131 teb li\u011fleri tan\u0131mad\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r. Bu noktadan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda ayn\u0131 \u015fey yahudiler i\u00e7in de s\u00f6z konusudur. H\u0131ristiyanlar bir peygamberi ayr\u0131 tuttuklar\u0131 i\u00e7in, yahudiler de hem Hz. \u0130sa&#8217;y\u0131, hem de Hz. Muhammed&#8217;i ayr\u0131 tuttuklar\u0131 i\u00e7in, yani iki peygamberi tan\u0131mad\u0131klar\u0131 i\u00e7in Hz. Musa&#8217;n\u0131n peygamberlik s\u0131fat\u0131ndan ziyade ki\u015fili\u011finde \u0131srar etmi\u015flerdir. Bu bak\u0131mdan h\u0131ristiyanlar\u0131n k\u00fcfr\u00fc bir ise yahudilerin k\u00fcfr\u00fc ikidir. Di\u011fer m\u00fc\u015friklerin k\u00fcfr\u00fc daha fazlad\u0131r. Genel anlamda dinleri ink\u00e2r edip, hi\u00e7 Allah tan\u0131mayanlar\u0131n k\u00fcfr\u00fc de sonsuzdur. Velhas\u0131l Allah&#8217;a itaat ile Resul\u00fcne itaat aras\u0131nda kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 bir gereklilik vard\u0131r. Fakat bunda Allah gibi sevmekle, Allah i\u00e7in sevmek aras\u0131ndaki b\u00fcy\u00fck fark\u0131 g\u00f6rmemezlikten gelip g\u00f6zard\u0131 etmemek gerekir. Allah gibi sevmek, yani \u00e2yette ge\u00e7ti\u011fi \u015fekilde &#8220;Onlar, putlar\u0131 Allah gibi severler&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/165) ifadesinde Allah&#8217;a bir ortak, bir denk sevmektir. Bu Allah&#8217;a \u015firktir ve k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. \u0130\u015fte h\u0131ristiyanlar\u0131n \u0130sa&#8217;ya olan sevgi ve ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131 b\u00f6yledir. Oysa istenen &#8220;Allah gibi sevmek&#8221; de\u011fil &#8220;Allah i\u00e7in sevmek&#8221;tir. Allah i\u00e7in sevmek ise, ancak bir tek Allah i\u00e7in sevmek ve hi\u00e7 ku\u015fkusuz tevhid \u00fczere sevmektir. Bakara s\u00fbresinde zaten bu nokta iyice a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f oldu\u011fundan, burada &#8220;Bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin.&#8221; diye Muhammed&#8217;e uymakla emrolunmu\u015ftur. Bu emri, o m\u00fcnaf\u0131k\u0131n yaygaras\u0131 gibi, h\u0131ristiyanlar\u0131n \u0130sa&#8217;ya ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131 \u015feklinde bir \u015f\u00fcphe ile ele almaktan katiyyen sak\u0131nmak gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yet, zaten o t\u00fcr anlay\u0131\u015flar\u0131 k\u0131namak i\u00e7in gelmi\u015ftir. &#8220;De ki, ben \u00f6z\u00fcm\u00fc Allah&#8217;a teslim ettim, bana uyanlar da \u00f6yledir&#8230;&#8221; emri ile muhatap tutulan ve bu emirleri tebli\u011f eden Hz. Muhammed&#8217;in izinde olan \u00fcmmeti, bu uymadan d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kmamak ve Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131n\u0131 Allah&#8217;\u0131n s\u0131fatlar\u0131nda denk ve ortak tutmamak i\u00e7in bu ba\u011fl\u0131l\u0131k ile y\u00fck\u00fcml\u00fc tutulmu\u015flar ve bu uyma ile Allah&#8217;\u0131n sevgisine nail olacaklar\u0131na inanm\u0131\u015flard\u0131r. Hatta bu geli\u015fig\u00fczel bir uyma da de\u011fil, tamamen kendi istek ve r\u0131zas\u0131 ile olan bir uyma olmal\u0131d\u0131r. Bu itaat do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;a itaatt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hz. Muhammed&#8217;in \u015fahs\u0131 ve bedeni varl\u0131\u011f\u0131 bak\u0131m\u0131ndan de\u011fil, O&#8217;nun peygamberlik g\u00f6revi bak\u0131m\u0131ndand\u0131r ve Allah ad\u0131na vekalet yoluyla olan bir itaattir. Yani, bana uyunuz, demek, &#8220;Allah&#8217;a ve Resule uyunuz!&#8221; demektir.<\/p>\n<p>Burada h\u0131ristiyanlar\u0131n Hz. \u0130sa&#8217;da sand\u0131klar\u0131 gibi, ha\u015fa Allah&#8217;\u0131n birli\u011fi Hz. Muhammed&#8217;in \u015fahs\u0131nda yok olmu\u015f de\u011fil, tam aksine Hz. Muhammed&#8217;in hakikat\u0131 ve \u015fahsiyeti Allah&#8217;\u0131n birli\u011finde yok olmu\u015ftur. Onun dilinden i\u015fitilen biz s\u00f6z\u00fc, Hz. Muhammed&#8217;in \u00f6z benli\u011finin ve ki\u015fisel varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ifadesi de\u011fildir. Hz. Muhammed &#8220;Ben \u00f6z\u00fcm\u00fc Allah&#8217;a teslim ettim.&#8221; diye kendisini ve kendi benli\u011fini tamamen Allah&#8217;a teslim etmi\u015ftir. Muhammed, kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n kendisine de\u011fil Allah&#8217;a ait oldu\u011funu bilmi\u015ftir. O, yani, bana uyunuz, dedi\u011fi zaman, Allah&#8217;\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda yer almaya \u00e7al\u0131\u015fan, tanr\u0131l\u0131\u011f\u0131 be\u015feriyete indiren bir benlik de\u011fil; aksine zavall\u0131 insanl\u0131\u011f\u0131 \u015firk ve baya\u011f\u0131l\u0131k batakl\u0131\u011f\u0131ndan kurtar\u0131p Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n y\u00fcce birli\u011fine, en b\u00fcy\u00fck r\u0131zas\u0131na eri\u015ftirmek i\u00e7in g\u00f6revlendirilmi\u015f bir peygamberin kullu\u011funa ve peygamberli\u011fine yak\u0131\u015fan bir vicdanla s\u00f6ylemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu nokta o kadar m\u00fchimdir ki, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine iman konusunda hi\u00e7bir \u015f\u00fcpheye yer b\u0131rakmamak i\u00e7in bu vicdana a\u00e7\u0131k bir \u015fuurla \u015fehadet de \u015fartt\u0131r. Yaln\u0131zca &#8220;Ben \u015fahitlik ederim ki, Allah&#8217;dan ba\u015fka il\u00e2h yoktur.&#8221; \u015fehadeti ile yetinildi\u011fi zaman, h\u0131ristiyanlar\u0131n \u015f\u00fcphesine benzer bir \u015f\u00fcpheye veya Allah&#8217;\u0131n be\u015feri bir mahluk, bir bende yok olaca\u011f\u0131 tarz\u0131nda bir vahdet-i v\u00fccud anlay\u0131\u015f\u0131na ihtimal ve imkan kalabilece\u011fi i\u00e7in, buna bir de &#8220;Ben \u015fahadet ederim ki, Muhammed Allah&#8217;\u0131n kulu ve resul\u00fcd\u00fcr.&#8221; \u015fehadetinin eklenmesi l\u00fczumlu g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n temeli olmu\u015ftur. Zira tanr\u0131l\u0131k \u0130sa&#8217;ya gelmi\u015f ve Allah \u0130sa&#8217;da yok olmu\u015ftur, bat\u0131l inanc\u0131nda olan bir kimse, ger\u00e7ekte Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2r etmi\u015f ve yok saym\u0131\u015f oldu\u011fu halde yine de kendine g\u00f6re diyebilir. Ve bunun alt\u0131nda, fakat Allah \u0130sa&#8217;d\u0131r, veya \u0130sa&#8217;dad\u0131r gibi bir inan\u00e7 da gizleyebilir. Yine bunun gibi bir ba\u015fkas\u0131 da derken, fakat Muhammed Allah&#8217;d\u0131r veya Allah Muhammed&#8217;in \u015fahs\u0131ndad\u0131r gibi bat\u0131l bir vahdet-i v\u00fccud inanc\u0131 gizleyebilir. Halbuki kat\u0131ks\u0131z \u015firk, kat\u0131ks\u0131z ink\u00e2r, Allah&#8217;\u0131 g\u00f6revlerinden soyutlay\u0131p tatile \u00e7\u0131karmak ve hul\u00fbl inanc\u0131, nas\u0131l bir k\u00fcf\u00fcr ise; Allah&#8217;\u0131, k\u00e2inatta veya varl\u0131klardan birinde yok olmu\u015f saymak s\u00fbretindeki vahdet-i v\u00fccud iddias\u0131 da \u00f6ylece bat\u0131l bir inan\u00e7t\u0131r ve \u00f6ylece k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Ger\u00e7ek tevhid inanc\u0131nda Allah&#8217;dan ba\u015fka her\u015fey Allah&#8217;da fena bulacakt\u0131r, her \u015fey Allah&#8217;a irca olunur. Allah, kendisinden ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feye, hi\u00e7bir varl\u0131\u011fa irca olunmaz. Allah her \u015feyi \u00f6rter ve kaplar, hi\u00e7bir \u015fey Allah&#8217;\u0131 \u00f6rtemez, kaplayamaz. Allah&#8217;\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini \u00f6rtbas etmeye \u00e7al\u0131\u015fan k\u00e2firleri de Allah sevmez.<\/p>\n<p>32-\u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bu \u015f\u00fcphelerden dolay\u0131, a\u00e7\u0131k\u00e7a peygamberli\u011fe \u015fahedet edilmedik\u00e7e, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine, Allah&#8217;\u0131n kendisinin \u015fehadeti gibi ger\u00e7ek bir \u015fehadet yap\u0131lmam\u0131\u015f olaca\u011f\u0131ndan \u0130sl\u00e2m&#8217;da bu iki \u015fehadetin birle\u015ftirilmesinin \u015fart oldu\u011funu ve Allah&#8217;a itaat ile Resul\u00fcne itaat\u0131n birbirini gerektirdi\u011fini ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na, ma\u011ffiretine, rahmetine ermenin ancak bu s\u00fbretle m\u00fcmk\u00fcn olaca\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak \u00fczere; &#8220;De ki, Allah&#8217;a ve Resul&#8217;e itaat ediniz! E\u011fer onlar y\u00fcz \u00e7evirirlerse, \u015funu bil ki, Allah k\u00e2firleri sevmez.&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u015eu halde bahis, tanr\u0131l\u0131ktan peygamberli\u011fe ge\u00e7mi\u015f olmakla, Hz. Muhammed&#8217;in peygamberlik \u00f6zelli\u011fini anlatmaya ve b\u00fct\u00fcn ger\u00e7ekleri ortaya koymaya gelmi\u015ftir. Onun peygamberli\u011fi bir tekam\u00fcl sistemi i\u00e7inde il\u00e2h\u00ee \u0131st\u0131fa (seleksiyon) ya mazhar olmu\u015f bir kadim peygamber hanedan\u0131ndan geldi\u011fini tesbit edip desteklemek \u00fczere, her\u015feyden \u00f6nce, alelade insanlardan se\u00e7kin durumda olan peygamberli\u011fin niteli\u011fini ve genel olarak b\u00fct\u00fcn peygamberlerin y\u00fcce kadrini anlatmak i\u00e7in, daha sonra da H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n \u00f6z\u00fcne ve i\u00e7y\u00fcz\u00fcne ge\u00e7ip Hz. Meryem ile o\u011flu Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n hallerini ve dine davetindeki, tevhid inanc\u0131na davetindeki tutumunu ve bu arada Hz. Zekeriya ile Hz.Yahya&#8217;n\u0131n y\u00fcce kadrini beyan ederek, hem hak ve hakikat\u0131 dile getirmek ve a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karmak, hem de b\u00fct\u00fcn bunlar hakk\u0131nda yahudilerin ve h\u0131ristiyanlar\u0131n ifrat ve tefrit aras\u0131nda bocalay\u0131p duran tutumlar\u0131n\u0131 iptal etmek; daha sonra bunlar\u0131n Hz. \u0130brahim hakk\u0131ndaki m\u00fccadelelerinin de kof oldu\u011funu g\u00f6stererek onun, Yahudilikle ve H\u0131ristiyanl\u0131kla bir ili\u015fkisi bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ispat etmek ve nih\u00e2yet b\u00fct\u00fcn peygamberlerin, bir Allah&#8217;a ibadet ve itaatten ba\u015fka bir yol izlemediklerini, kendilerine veya meleklere veya di\u011fer bir peygambere ibadete davet etmek gibi bir ihtimal bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, b\u00f6yle bir \u015faibeden uzak olduklar\u0131n\u0131 ve binaenaleyh Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finin b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle sa\u011flam temeller \u00fczerinde bulundu\u011funu ve \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ba\u015fka bir din aranam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131 beyan ve tebli\u011f ettikten sonra onun h\u00fck\u00fcmlerinin uygulanmas\u0131na ge\u00e7ilmek i\u00e7in evvela buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>33- Ger\u00e7ekten Allah, Adem&#8217;i, Nuh&#8217;u, \u0130brahim soyunu ve \u0130mran soyunu \u00e2lemler \u00fczerine se\u00e7kin k\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>34- Bir z\u00fcrriyet olarak birbirinden gelmi\u015flerdir. Allah her \u015feyi i\u015fitendir, bilendir.<\/p>\n<p>33- Burada i\u00e7inde ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m\u0131z asr\u0131 en \u00e7ok u\u011fra\u015ft\u0131ran pek \u00f6nemli bir ilmi kanun ile peygamberlik meselesinin niteli\u011fi g\u00f6sterilivermi\u015ftir. \u015eimdi Peygamberlik nedir? Peygamberlerin di\u011fer insanlardan ne fark\u0131 vard\u0131r? Ne i\u00e7in Allah, herkese bizzat emrini tebli\u011f etmesin, kel\u00e2m\u0131n\u0131 ve emirlerini anlatmas\u0131n da ayr\u0131ca peygamber g\u00f6ndersin? Bunlara ne l\u00fczum var m\u0131 diyeceksiniz?<\/p>\n<p>Bunu anlamak i\u00e7in varl\u0131kta ve \u00f6zellikle canl\u0131 varl\u0131klar d\u00fcnyas\u0131nda, hele hele ak\u0131l sahibi olan canl\u0131lar d\u00fcnyas\u0131nda Allah&#8217;\u0131n rabl\u0131k s\u0131fat\u0131n\u0131n gere\u011fi olarak bir tekam\u00fcl (geli\u015fme) ve \u0131st\u0131fa (seleksiyon) kanunu vard\u0131r ki, bu kanun O&#8217;nun Rabl\u0131\u011f\u0131n\u0131n tan\u0131klar\u0131ndan, ilim ve kudretinin, sonsuz rahmet ve in\u00e2yetinin kan\u0131tlar\u0131ndan birini te\u015fkil eder. \u0130\u015fte peygamberlik meselesi, bu il\u00e2h\u00ee gelene\u011fin, bu hakikat yolunun ve bu ilm\u00ee kanunun \u00e7er\u00e7evesinde ele al\u0131nacak olursa, peygamberlerin nas\u0131l olup da insanlar aras\u0131nda fevkalade bir imtiyaza mazhar olabildikleri ba\u015fka delil aramaya ihtiya\u00e7 b\u0131rakmadan, bilimsel bir kesinlikle ve en akla yatk\u0131n bir \u015fekilde anla\u015f\u0131l\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc peygamberli\u011fe mazhar olmayanlar\u0131n bunu d\u0131\u015f g\u00f6zlem veya i\u00e7 g\u00f6zlem yoluyla bizzat tecr\u00fcbe ederek bilmeye, anlamaya \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 abestir, bo\u015funad\u0131r. Bunu anlamak i\u00e7in de \u00e2yetteki ve kay\u0131tlar\u0131n\u0131 iyi anlamak laz\u0131m gelir. Ist\u0131f\u00e2: L\u00fc\u011fatte bir \u015feyin saf\u0131n\u0131, yani en saf ve en halis olan \u00f6z\u00fcn\u00fc almakt\u0131r. Tasfiye bir \u015feyin kar\u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131, bulan\u0131kl\u0131k \u015faibelerini giderip \u00f6z\u00fcn\u00fc \u00e7\u0131karmak, saf olan\u0131 kar\u0131\u015f\u0131k olandan s\u00fcz\u00fcp ay\u0131rmak demek oldu\u011fu gibi, \u0131st\u0131fa da en safisini se\u00e7ip almakt\u0131r. Bir madeni tasfiye edip cevherini almak bir \u0131st\u0131fa, o cevherler aras\u0131ndan herhangi bir \u015feye elveri\u015fli olan\u0131n\u0131n se\u00e7ip almak da yine bir \u0131st\u0131fad\u0131r. \u0130\u015fte l\u00fc\u011fat anlam\u0131yla \u0131st\u0131fa b\u00f6yle kar\u0131\u015f\u0131k olan\u0131 se\u00e7ip ay\u0131klamaya, de\u011fi\u015fik maddelerden meydana gelmi\u015f olan kar\u0131\u015f\u0131mlar\u0131 ayr\u0131\u015ft\u0131r\u0131p ama\u00e7lanan y\u00f6nde geli\u015ftirmeyi hedef tutan bir iradi fiil ve bir iradi etkidir ki, yarat\u0131l\u0131\u015fta bu fiil ve etkinin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmesine bilim dilinde &#8220;Ist\u0131fa Kanunu&#8221; deniliyor. Bunun frenk\u00e7esi seleksiyondur. L\u00fc\u011fat anlam\u0131yla \u0131st\u0131fa genel olarak yarat\u0131lm\u0131\u015f olarak bir varl\u0131k \u00fczerindeki i\u015flem olarak anla\u015f\u0131l\u0131r ve yarat\u0131l\u0131\u015ftan sonraki bir i\u015f olarak ele al\u0131n\u0131r: G\u00fcl yapraklar\u0131ndan g\u00fclya\u011f\u0131 elde etmekte oldu\u011fu gibi&#8230; Burada s\u00f6z konusu olan \u0131st\u0131fa ise yarat\u0131l\u0131\u015f s\u0131ras\u0131nda hakim olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u0131st\u0131fas\u0131d\u0131r ki, as\u0131l \u0131st\u0131fa kanunu budur. Binaenaleyh bunda tasfiye ile mevcut safiyi, saf olmayandan se\u00e7ip ay\u0131rmak anlam\u0131ndan daha fazla olarak safiyi yaratmak, ona v\u00fccut vermek m\u00e2n\u00e2s\u0131 da eklenmektedir. Bundan dolay\u0131 tefsir \u00e2limleri bu \u0131st\u0131fay\u0131 iki farkl\u0131 anlamda tefsir etmi\u015flerdir: Birisi, \u0131st\u0131fa yaratt\u0131klar\u0131n\u0131n en halisi, mahlukat\u0131n en \u00f6z\u00fc k\u0131ld\u0131 \u015feklinde olan tefsirdir. Di\u011feri de &#8220;Yak\u0131\u015f\u0131ks\u0131z s\u0131fat ve niteliklerden ay\u0131klay\u0131p g\u00fczel hasletler ve al\u0131\u015fkanl\u0131klar ile donatt\u0131.&#8221; demek olan tefsir \u015feklidir.<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphe yok ki, \u0131st\u0131fa bu ikinci m\u00e2n\u00e2da daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u0130mam Fahruddin R\u00e2z\u00ee bu ikinci m\u00e2n\u00e2 \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcyerek, peygamberlerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 \u00fczerinde cereyan eden il\u00e2h\u00ee \u0131st\u0131fay\u0131, tabiatteki &#8220;Ist\u0131fa Kanunu&#8221; nazariyesine uygun d\u00fc\u015fecek bir \u015fekilde izah eylemi\u015ftir. Fakat bu izah\u0131n tamam olmas\u0131 i\u00e7in birinci tefsir \u015feklini de dikkatten uzak tutmamak laz\u0131md\u0131r. Zira \u0131st\u0131fa kanunun ak\u0131\u015f\u0131nda her a\u015famadaki \u0131st\u0131fa ikinci m\u00e2n\u00e2y\u0131 akla getirirken, yani \u00e7irkin ve olumsuz \u00f6zellikler at\u0131l\u0131p ay\u0131klan\u0131rken, iyi ve olumlu \u00f6zellikler ile donat\u0131l\u0131rken, o donatma m\u00fckemmel olarak yeni bir yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 da i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131ndan birinci manadan uzak de\u011fildir. Bunun i\u00e7in Ra\u011f\u0131b Isfahan\u00ee demi\u015ftir ki: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n baz\u0131 kullar\u0131n\u0131 \u0131st\u0131fas\u0131, bazan ba\u015fkas\u0131nda olan kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131ktan, \u015faibeden safi olarak icad ile, bazan da bundan ari olmayarak ihtiyar ve h\u00fckm\u00fcyle olur. ilh&#8230;&#8221; Demek ki, m\u00fcfessirlerden baz\u0131lar\u0131 bunun birini di\u011fer baz\u0131lar\u0131 da \u00f6b\u00fcr\u00fcn\u00fc daha uygun bulmu\u015flard\u0131r. Has\u0131l\u0131 il\u00e2h\u00ee \u0131st\u0131fa, mutlaka saf\u00ee olan\u0131 hem yaratmak, hem de se\u00e7mek ile ili\u015fkilidir. \u015eu kadar ki, bu yaratma ya ba\u015flang\u0131\u00e7tad\u0131r veya sonradan ve il\u00e2vetendir ki, bu sayede bir safiden daha safisi, ondan da daha safisi ilh&#8230; meydana gelerek s\u00fcrekli bir tekam\u00fcl m\u00fcmk\u00fcn olmaktad\u0131r. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta maddesiz safi olarak yaratmak dahi \u00c2dem&#8217;deki kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131ktan tasfiye edilmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da i\u00e7ine almaktad\u0131r. Bu da bir \u00e7e\u015fit \u0131st\u0131fa demekse de \u0131st\u0131fa s\u00f6z\u00fcnden normalde anla\u015f\u0131lan \u015fey, mevcut bir kar\u0131\u015f\u0131m \u00fczerinde yap\u0131lan i\u015flemdir. B\u00f6yle bir \u0131st\u0131fa dahi yeniden yaratmaktan uzak de\u011fildir. Bu s\u00fbretle \u0131st\u0131fa, varl\u0131k d\u00fczenindeki yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131nda Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n koymu\u015f oldu\u011fu bir Rabl\u0131k kanunundan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Onun koydu\u011fu bir s\u00fcnnet, y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte tutup ge\u00e7erli k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kurald\u0131r ki, varl\u0131k d\u00fczeni i\u00e7inde olup biten b\u00fct\u00fcn de\u011fi\u015fmeler ve geli\u015fmeler, ancak bu kanunun has\u0131l etti\u011fi fiil ve tesirler sayesinde olmaktad\u0131r. Yani \u0131st\u0131fa, varl\u0131k d\u00fczeni i\u00e7inde yer alan \u00e7e\u015fitli varl\u0131klar\u0131n bir s\u0131fat olarak de\u011fil, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n koymu\u015f oldu\u011fu bir kanun, O&#8217;nun iradesinin eseri olan bir kurald\u0131r. Tekd\u00fcze olarak s\u00fcr\u00fcp giden atalet ve \u0131tt\u0131rad prensibine ayk\u0131r\u0131 olan ve il\u00e2h\u00ee iradenin etkisine en b\u00fcy\u00fck misal ve belge olan sebeplilik prensibi ile, sebeplerin de\u011fi\u015fmesiyle sonucunda de\u011fi\u015fece\u011fi genel ilkesine bir y\u00f6nden benzeyen bu kanun, tabiat icab\u0131 olarak \u00f6ne s\u00fcr\u00fclen nazariyeyi, devaml\u0131 olarak ve durmadan iptal etmek i\u00e7in, hem her a\u015famas\u0131nda \u0131tt\u0131rad kanununu iptal eder, hem de ilme ve sebeplerin s\u00fcreklili\u011fine belge olmak i\u00e7in onu b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ortadan kald\u0131rmay\u0131p beraberinde s\u00fcr\u00fckleyip g\u00f6t\u00fcr\u00fcr. Bu s\u00fbretle g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, \u0131st\u0131fa tekam\u00fcl\u00fcn \u015fart\u0131d\u0131r ve birlikte m\u00fctalaa edilmesi laz\u0131m gelir. B\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131 bir tek varl\u0131k \u015feklinde bir araya toplayarak, onlar\u0131 \u00e7e\u015fitli varl\u0131k ve hayat basamaklar\u0131na ay\u0131rarak, basitten m\u00fcrekkebe do\u011fru, veya noksanl\u0131ktan m\u00fckemmelli\u011fe do\u011fru en uygun ve uyumlu bir s\u0131n\u0131fland\u0131rmaya tabi tutan ve bu sayede be\u015ferin bilim ve teknolojisine dahi kendi sahalar\u0131yla ilgili olarak uygun ve uyumlu bir s\u0131n\u0131flama temin eden bu \u0131st\u0131fa kanunu, k\u00e2inattaki olaylar\u0131n hepsinde kendini g\u00f6stermekle beraber, en \u00e7ok hayat olaylar\u0131nda ve canl\u0131lar d\u00fcnyas\u0131nda, \u00f6zellikle de insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f ve geli\u015fmesinde pek \u00e7ok olarak kendini g\u00f6stermektedir. Bu m\u00fctalaada ba\u015flang\u0131\u00e7ta maddenin basit ve safi, ya da kar\u0131\u015f\u0131k ve m\u00fcrekkep olarak yarat\u0131l\u0131p yarat\u0131lmad\u0131\u011f\u0131 bahislerine girmeye hi\u00e7 l\u00fczum g\u00f6rmeden, olaylar\u0131n \u015fimdiki durumda bilinen tekam\u00fcl derecelerini nas\u0131l kazand\u0131klar\u0131n\u0131 ve kazanmakta olduklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmek bile yeter. \u015eimdi \u015fu kar\u015f\u0131m\u0131zda duran ve &#8220;\u00e2lem&#8221; denilen kar\u0131\u015f\u0131k olaylar yuma\u011f\u0131n\u0131 \u015f\u00f6yle dikkatle bir d\u00fc\u015f\u00fcnelim: Evvela bir feza (uzay) ile bir\u00e7ok g\u00f6k cismini i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclen genel bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunuyoruz. Ve bu manzarada g\u00f6k cisimlerinin birbirlerinden ayr\u0131lm\u0131\u015f ve farkl\u0131 farkl\u0131 \u00f6zellikler kazanm\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131 ve bu arada \u00fczerinde ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m\u0131z yer k\u00fcrenin de onlardan ayr\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz. \u0130\u015fte bunlar\u0131n herbiri bize bir \u0131st\u0131fa \u00f6rne\u011fi sunar. Sonra yer k\u00fcremizi te\u015fkil eden cisimler i\u00e7inde \u00fc\u00e7 temel kaynak denilen madenler (toprak), bitkiler ve hayvanlar\u0131n birbirinden \u00e7ok a\u00e7\u0131k ve m\u00fctekamil farklarla ayr\u0131lm\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr\u00fcz; \u015f\u00f6yle ki, ilk maddeden madenler, madenlerden bitkiler, bitkilerden de hayvanlar gittik\u00e7e artan bir tekam\u00fcl ile gruplara ve t\u00fcrlere ayr\u0131la ayr\u0131la gelmi\u015f gibi, bir geli\u015fme d\u00fczeni ve tekam\u00fcl \u00e7izgisi g\u00f6steriyorlar. Maden ad\u0131 alt\u0131nda birle\u015fen ve madenle\u015fme veya cevherle\u015fme denilen bir kar\u0131\u015f\u0131m, yine \u00e7e\u015fitli tasfiye a\u015famalar\u0131ndan ge\u00e7erek ve her a\u015famada ba\u015fka ba\u015fka yeni \u00f6zellikler kazanarak yepyeni bir cevher \u00f6z\u00fcnde \u0131st\u0131fa edilip \u00e7ok \u00e7e\u015fitli madenler zuhur ediyor. Yine her birinde \u00e7e\u015fitli mertebede s\u0131n\u0131flamalar da g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Sonra ba\u015fka birtak\u0131m \u00f6zellikleriyle bitkiler kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131k\u0131yor. Bunlar madenlerde bulunan \u00f6zelliklerden daha ba\u015fka bir \u00f6zellikle bamba\u015fka bir \u0131st\u0131fa \u015feklinde geli\u015fme, b\u00fcy\u00fcme ve \u00fcreme gibi, \u00f6zellikle topraklardan silkinip bir yeni varl\u0131k manzaras\u0131 arzediyor. Bu da yine kendi alan\u0131nda, bitkilerin s\u0131n\u0131fland\u0131r\u0131lmas\u0131 ve t\u00fcrlere ayr\u0131lmas\u0131 s\u0131ras\u0131nda bir \u00e7ok \u0131st\u0131fa a\u015famalar\u0131n\u0131 meydana getiriyor. Bunlar da her a\u015famada \u0131st\u0131fa ve tekam\u00fcle u\u011fruyorlar ki, madenlerdekine g\u00f6re bunlardaki \u0131st\u0131fa ve geli\u015fme \u00e7ok daha a\u00e7\u0131k olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Madenlerde milyonlarca y\u0131lda meydana gelen \u0131st\u0131fa, yani cevherle\u015fme bunlarda bir iki nesil i\u00e7inde ve \u00e7ok daha h\u0131zl\u0131 bi\u00e7imde oluyor. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak bir ba\u015fka \u00f6zellikleriyle hayvanlar \u00e2lemi geliyor. \u0130lkel bitkiler ile ilkel canl\u0131lar aras\u0131ndaki fark bizim i\u00e7in ister bilinsin, ister bilinmesin, ama bunlar\u0131n \u015fimdiki durumda aralar\u0131ndaki geli\u015fmi\u015flik fark\u0131 o kadar a\u00e7\u0131kt\u0131r ki, hi\u00e7 kimse bir \u00e7i\u00e7ekle bir kelebe\u011fi kar\u0131\u015ft\u0131rmaz; \u00e7i\u00e7e\u011fi dal\u0131ndan kopar\u0131r, kelebe\u011fi de kovalamaya mecbur kal\u0131r. Ve bilir ki, bitkisel hayat, kelebekte fazlas\u0131yla vard\u0131r. Fakat kelebekteki hayat \u00e7i\u00e7ekte yoktur. \u00c7i\u00e7ek kelebek haline gelmek i\u00e7in topraktan bir daha silkinmi\u015f, daha m\u00fctekamil bir \u0131st\u0131faya mazhar olmu\u015ftur. Bu s\u00fbretle bitkisel \u00f6zellikler, hayvansal \u00f6zelliklere eklenerek geli\u015fmi\u015flik d\u00fczeninde bir de hayvansal varl\u0131klar zuhur etmi\u015ftir. Bu da hayvanlar aras\u0131nda bir s\u0131n\u0131flamay\u0131 gerektirmi\u015ftir ve hayvanlar da bitkilerden daha \u00e7ok s\u0131n\u0131flara ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte yer k\u00fcremizde, onu \u00f6teki g\u00f6k cisimlerinden ay\u0131ran ilk yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 andan beri, onun \u00fczerinde g\u00f6r\u00fclegelen bu de\u011fi\u015fimler i\u00e7inde \u00e7ok \u00e7e\u015fitli \u0131st\u0131fa a\u015famalar\u0131ndan ge\u00e7ti\u011fi o kadar a\u00e7\u0131k se\u00e7iktir ki, bunda tabiat ad\u0131 verilen ve hep tekd\u00fczelik \u00f6zelli\u011fi anlam\u0131na gelen olu\u015flar her a\u015famada bir yeniden yarat\u0131l\u0131\u015fa tabi tutulmu\u015f, al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f\u0131n aksine her a\u015famada bir harika eklenerek yeni bir varl\u0131k \u015feklinde ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Tabiatta hi\u00e7bir olay\u0131n bir \u00f6nceki olayla e\u015fit \u015fartlarda ve aynen tekrar etmedi\u011fini, bu y\u00fczden tam anlam\u0131yla ve san\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi hi\u00e7bir de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011framadan s\u00fcr\u00fcp giden bir tabiat davas\u0131n\u0131n bat\u0131l oldu\u011funu ilim ve tecr\u00fcbe ortaya koymu\u015f bulunmaktad\u0131r. Bu de\u011fi\u015fiklik i\u00e7indeki \u0131tt\u0131rat ve tutarl\u0131l\u0131ktan okunan b\u00fct\u00fcnl\u00fck d\u00fczeninin kendi yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve d\u00fczenleyicisi varl\u0131\u011f\u0131n kendisi olmay\u0131p, bu d\u00fczenleme \u00f6zelli\u011finin varl\u0131klar\u0131n kendi i\u00e7lerinde bulunmad\u0131\u011f\u0131, daha a\u00e7\u0131k bir ifadeyle, sonradan yarat\u0131lm\u0131\u015f olan varl\u0131klar\u0131n hi\u00e7birisinin ne sebebi, ne de gayeleri kendi varl\u0131klar\u0131 i\u00e7inde aranmamal\u0131d\u0131r. B\u00fct\u00fcn varl\u0131klar bir araya toplan\u0131p cem edildi\u011fi zaman illet-i k\u00fcll denilen ve hepsinin varl\u0131\u011f\u0131na v\u00fccut veren esas sebebin bunlar\u0131n toplam varl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde yok olmay\u0131p, tam aksine b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n o illet-i k\u00fcll i\u00e7inde f\u00e2ni olaca\u011f\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n birli\u011finin ancak bu illet-i bakiyeye ait oldu\u011funu ve binaenaleyh b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin de bir tabiat olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren a\u00e7\u0131k bir delil ve \u015fahit vard\u0131r. Ak\u0131l ve ilim sahiplerinin bu \u0131st\u0131fa s\u0131rr\u0131n\u0131 pek iyi d\u00fc\u015f\u00fcnmeleri laz\u0131m gelir. Bu \u0131st\u0131fay\u0131 yapan, varl\u0131klar\u0131 b\u00f6yle bir as\u0131ldan ay\u0131r\u0131p ay\u0131r\u0131p peyderpey \u00e7o\u011faltan ve t\u00fcrlere ay\u0131ran, onlar\u0131 tekam\u00fcl ettiren g\u00fcc\u00fcn, \u00e2lemlerin yarat\u0131c\u0131s\u0131 olan Allah oldu\u011funda \u015f\u00fcphe eden hi\u00e7bir ilim sahibine tesad\u00fcf edilmemi\u015ftir. \u015eu kadar ki, bir tak\u0131m kimseler bu \u00e7e\u015fitli tabiatlar\u0131n hep birbirinden do\u011farak geldi\u011fine ve her m\u00fckemmelin bir noksandan kendili\u011finden \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131na, her sonradan olandaki \u0131st\u0131fa kuvvetinin bir \u00f6ncekinde yine kendili\u011finden var oldu\u011funa, de\u011fi\u015fmenin de bu \u0131st\u0131fan\u0131n eseri oldu\u011funda \u015f\u00fcphe etmemekle beraber \u0131st\u0131fan\u0131n sebepsiz, illetsiz ve gerek\u00e7esiz oldu\u011funa ve bu suretle \u0131tt\u0131rad, tam z\u0131dd\u0131 olan de\u011fi\u015fme ve \u00e7e\u015fitlenmeyi zorunlu olarak meydana getirdi\u011fine ve bu \u00e7eli\u015fki i\u00e7inde \u00e2d\u00ee ve geli\u015fig\u00fczel bir tabiat kanunu oldu\u011funa sahip olmak gibi bir \u00e7eli\u015fki i\u00e7ine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir. Bu noktada bug\u00fcn tabiat biliminde ilim adamlar\u0131n\u0131n iki \u00e7eli\u015fkili teoride \u0131srar ettiklerini g\u00f6r\u00fcyoruz:<\/p>\n<p>1- Diyorlar ki, \u0131st\u0131fa kanunu ve tekam\u00fcl prensibi gere\u011fince b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar bir tek varl\u0131ktan, bir tek k\u00f6kten do\u011fup \u00e7o\u011falm\u0131\u015flard\u0131r. Binaenaleyh b\u00fct\u00fcn canl\u0131lar, bir tek ilk canl\u0131dan \u00fcreyerek veya de\u011fi\u015ferek gelmi\u015ftir. Ve bu tekam\u00fcl ve bu \u0131st\u0131fa bitkilerden madenlere ge\u00e7erek ta bir ilk maddeye kadar gerisin geri irca olunuyor. Binaenaleyh insan dahi iptida\u00ee canl\u0131lardan \u00fcremi\u015ftir.<\/p>\n<p>2- Her hayvan, her bitki mutlaka ve behemehal kendi t\u00fcr\u00fcn\u00fcn bir tohumundan \u00fcrer veya do\u011far. Past\u00f6r bunu tecr\u00fcbeye ba\u011fl\u0131 olarak ispat etmi\u015ftir. Binaenaleyh tohumsuz bir \u00fcreme olmayaca\u011f\u0131 gibi, mesela nohut tohumundan bu\u011fday \u00e7\u0131kmaz, bal\u0131k tohumunda k\u00f6pek \u00e7\u0131kmaz, maymun tohumundan ay\u0131 do\u011fmaz, hatta zat\u00fcrre tohumundan tifo mikrobu do\u011fmaz.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu iki dava birbirine tamamen z\u0131tt\u0131r. Biri bilimsel ve do\u011fru ise \u00f6b\u00fcr\u00fc de\u011fildir. Bug\u00fcn herkes bilir ki, yer k\u00fcremiz sonradan te\u015fekk\u00fcl etmi\u015ftir. Ve \u00fczerindeki hayvanlar da sonradan meydana gelmi\u015ftir. O halde bug\u00fcnk\u00fc canl\u0131lar\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olan tohumlar nas\u0131l olu\u015ftu? Tabiat nazariyesine en uygun olan Past\u00f6r nazariyesinde bu su\u00e2le cevap yoktur. Me\u011fer ki, arz\u0131n de\u011fi\u015fimi ve sonradan yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu ink\u00e2r edilsin. Halbuki \u00f6nceki nazariye \u0131st\u0131fa ve tekam\u00fcle dayanarak buna cevap verebilir; nice bin derece s\u0131cakta kaynamakta olan maddelerden \u0131st\u0131fa ve tekam\u00fcl kanunu ile gazlar\u0131, s\u0131v\u0131lar\u0131, kat\u0131 cisimleri, madenleri, bitkileri, hayvanlar\u0131 \u00e7\u0131karmak imk\u00e2n\u0131n\u0131 bulabilir. Fakat bunu bulmak i\u00e7in olaylar\u0131n, nas\u0131l maddedeki as\u0131l ve zati \u00e7er\u00e7eveyi a\u015fabildi\u011fini ve o as\u0131ldan daha geli\u015fmi\u015f, daha m\u00fctek\u00e2mil \u00f6zellikler kazanabilece\u011fini ve dolay\u0131s\u0131yla hakiki etkenin, maddenin kendisi de\u011fil, ona h\u00fckmeden ve ona etki eden, onun \u00fcst\u00fcnde istedi\u011fi gibi tasarrufta bulunan bir yarat\u0131c\u0131 g\u00fcc\u00fcn oldu\u011funu kabul etmek gerekir. Ve bunu itiraf edip s\u00f6ylemek i\u00e7in, tabiat davas\u0131ndan vazge\u00e7ip onu bir yana b\u0131rakm\u0131\u015f oldu\u011funu ilan etmek laz\u0131m gelir, yoksa bu da kendi i\u00e7inde kendisiyle \u00e7eli\u015fkiye d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olur. Ist\u0131fa ve tekam\u00fcl kavramlar\u0131n\u0131n tabiat fikri iddias\u0131yla nas\u0131l uzla\u015ft\u0131r\u0131labilece\u011fi soruldu\u011fu zaman, de\u011fi\u015fiklik ifade eden \u0131st\u0131fa ile tekd\u00fczelik demek olan \u0131tt\u0131rad kanununun ayn\u0131 tabiat kanunu oldu\u011funu, bu ikisinin tek ve ayn\u0131 \u015fey oldu\u011funu s\u00f6yleyenler, bir \u00e7eli\u015fkiden ba\u015fka bir \u015fey s\u00f6ylemi\u015f olmazlar. Bunlar ilmin esas\u0131 olan ve ger\u00e7e\u011fin kendi kendisine uygunlu\u011fu ve sebeplilik kanununa k\u00fcfretmi\u015f olurlar. O zaman ne ilim kal\u0131r, ne bilgi, ne bilen, ne bilinen, ne tabiat ne de varl\u0131k&#8230; Bu noktaya gelince b\u00fct\u00fcn hakikat\u0131 itiraf ederek \u0131st\u0131fan\u0131n tabiattan de\u011fil, fakat mutlak kudretin sahibi olan y\u00fcce yaratandan, O&#8217;nun iradesinden geldi\u011fini ve binaenaleyh f\u0131trat denilen yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n tabiatten \u00f6nceli\u011fini itiraf etmek gerekir. Bunun i\u00e7indir ki, \u0131st\u0131fa nazariyesinde irade terbiyesinin \u00f6nemi pek b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. \u015eu halde tabiat bilimleri, tabiata ayk\u0131r\u0131 harikalar\u0131 ink\u00e2r ettirecek bir zaruret, bir kesinlik de\u011fildir. Her zaman aksine olu\u015flar\u0131n ve yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131n m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu bir al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015fl\u0131k anlam\u0131 ifade eder.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte peygamberli\u011fin niteli\u011fini anlatmaya y\u00f6nelik olan ve Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na dahi bir mukaddime te\u015fkil edecek olan bu \u00e2yette \u0131st\u0131fan\u0131n zaruri bir mutlak \u0131tt\u0131rad de\u011fil; tabiat \u00fcst\u00fc bir f\u0131trat, bir \u00fcst\u00fcn yarat\u0131\u015f ifade eden bir il\u00e2h\u00ee fiil oldu\u011funa ve asl\u00ee maddelerin zarureti ve kadim oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnden de sarf\u0131nazar etmek gerekece\u011fine bir uyar\u0131d\u0131r. Binaenaleyh tabiat davas\u0131yla her \u015feyi de\u011fi\u015fmez bir tekd\u00fczeli\u011fe ba\u011flay\u0131p, onunla mukayese ederek izah etmeye, yarat\u0131l\u0131\u015fta ayan beyan g\u00f6r\u00fclmekte olan fevkalade terakki ve tekam\u00fcl\u00fc, de\u011fi\u015fme, geli\u015fme ve ayr\u0131\u015fmay\u0131 ink\u00e2ra veya durdurmaya kalk\u0131\u015fmak do\u011fru bir yol de\u011fildir. Ve bu c\u00fcmleden olmak \u00fczere insan tabiat\u0131 nam\u0131na insanlar\u0131n hepsini f\u0131trat, kuvvet ve melek\u00e2t bak\u0131m\u0131ndan ayn\u0131 seviyede saymamak ve bu suretle bir\u00e7oklar\u0131nda yok diye n\u00fcb\u00fcvveti, risaleti ve peygamberlerin mucizelerini imkans\u0131z, ak\u0131l d\u0131\u015f\u0131 gibi zannetmemek ve \u0130sa meselesini de i\u015fte bu esas \u00e7er\u00e7evesinde anlamak laz\u0131m gelir.<\/p>\n<p>34-Asl\u0131nda \u0131st\u0131fan\u0131n iradeye ba\u011fl\u0131 oldu\u011funa, ilim ve e\u011fitimdeki \u00f6nemine en b\u00fcy\u00fck misal, tabiat \u00fczerinde iradesiyle tasarrufta bulunma kabiliyetine do\u011fu\u015ftan haiz olan insano\u011flunun kendisidir. Onun daha ileri ve daha m\u00fckemmel bir \u0131st\u0131faya da aday oldu\u011funa dikkat \u00e7ekmek i\u00e7in, be\u015ferin \u0131st\u0131fas\u0131ndan ba\u015flay\u0131p insano\u011flunun b\u00fct\u00fcn varl\u0131k i\u00e7inde en geli\u015fmi\u015f, en \u00e7ok \u0131st\u0131faya u\u011fram\u0131\u015f bir t\u00fcr oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir. \u00c2yet yaln\u0131zca bunu g\u00f6stermekle de yetinmemi\u015f, bu \u0131st\u0131fan\u0131n, bug\u00fcn birbirinin devam\u0131 olarak s\u00fcr\u00fcp giden bu t\u00fcr\u00fcn yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda, ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 olan \u00c2dem&#8217;in olu\u015fumunu sa\u011flayan tohumdan ba\u015flamay\u0131p, do\u011frudan do\u011fruya kendisinden ba\u015flamas\u0131 da \u0131st\u0131fan\u0131n tabiat\u0131n kendili\u011finden olan bir kanunu de\u011fil, onun il\u00e2h\u00ee iradeye ba\u011fl\u0131 bir kanun oldu\u011funu ve sonra bu \u0131st\u0131fan\u0131n, yine il\u00e2h\u00ee iradeyle &#8220;birbirinden gelen bir z\u00fcrriyet olarak&#8221; ifadesi de nesilden nesile s\u00fcz\u00fclerek yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131, artarak ve geli\u015ferek tekam\u00fcl etti\u011fini de g\u00f6stermi\u015ftir. \u0130\u015fte peygamberli\u011fe mazhar k\u0131l\u0131nan zatlar\u0131n b\u00f6yle bir \u0131st\u0131fa ile di\u011fer ak\u0131l sahiplerinden daha se\u00e7kin ve daha \u00f6zel bir il\u00e2h\u00ee \u0131st\u0131fa ile geldiklerini ve bu arada en m\u00fckemmel bir \u0131st\u0131fa mertebesiyle \u00c2dem, Nuh, \u0130brahim soyu ve \u0130mran soyu zincirini izledi\u011fini, \u0130sa&#8217;n\u0131n \u0130mran soyundan, Hatem\u00fcl-Enbiya olan Hz. Muhammed&#8217;in de \u0130brahim soyundan bulundu\u011funu ve \u015fu halde gerek peygamberli\u011fi ink\u00e2r vadisinde, gerek bunlar\u0131n y\u00fcce kadirlerinin ink\u00e2r\u0131 konusunda gizli veya a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylenen s\u00f6zleri veya beslenen fikirleri Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n i\u015fitir ve bilir oldu\u011funu anlatm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Art\u0131k birlik ile \u00e7okluk, tabiat ile irade aras\u0131nda ba\u011flant\u0131 te\u015fkil eden \u0131st\u0131fa kanununu ve bunun ifade etti\u011fi tekam\u00fcl ve terbiye s\u0131rr\u0131n\u0131 hakk\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp tasavvur edenler en a\u00e7\u0131k bir ilm\u00ee kesinlikle \u015fu ger\u00e7ekleri itiraf ederler:<\/p>\n<p>1- Her kanun, kanun \u00fcst\u00fc bir yarat\u0131l\u0131\u015f olay\u0131 ile ba\u015flar.<\/p>\n<p>2- Her olay\u0131n, bir kanun olmas\u0131 zaruri de\u011fil, m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>3- Bir olay\u0131n, kanun olmas\u0131 i\u00e7in tekd\u00fcze olarak s\u00fcr\u00fcp gitmesi \u015fartt\u0131r. Fakat her s\u00fcr\u00fcp gidi\u015fin onun z\u0131dd\u0131 olan bir ihtilafa d\u00f6n\u00fc\u015fmesi de zarur\u00eedir. Binaen-aleyh varl\u0131\u011f\u0131n zaman i\u00e7inde s\u00fcr\u00fcp gitmesi, aynen ve ebediyyen b\u00f6yle s\u00fcr\u00fcp gidece\u011fi anlam\u0131na gelmez; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu onun zat\u0131ndan gelen kal\u0131c\u0131 bir \u00f6zellik de\u011fildir, yeni yeni benzer olaylar\u0131n tekrar\u0131d\u0131r. Zat\u0131nda bak\u00eelik \u00f6zelli\u011fi, varl\u0131\u011f\u0131n de\u011fil, onu yaratan H\u00e2lik\u0131n s\u0131fat\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>4- Tabiat, haddizat\u0131nda de\u011fi\u015fmez bir zaruret de\u011fil, al\u0131\u015fkanl\u0131\u011fa ba\u011fl\u0131 bir zaruret ifade eder. Binaenaleyh bug\u00fcn alg\u0131lanan bir tabiat, d\u00fcn\u00fcn veya yar\u0131n\u0131n olaylar\u0131na zaruri olarak hakim de\u011fildir.<\/p>\n<p>5- T\u00fcrlerin bireylerinde t\u0131pat\u0131p aynilik m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, mutlak e\u015fitlik m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Onlarda o t\u00fcr\u00fcn ortalama \u00f6zelliklerinin \u00fcst\u00fcnde de, alt\u0131nda da kalan bir tak\u0131m belirgin \u00f6zellikler, \u00fcst\u00fcnl\u00fckler ve noksanl\u0131klar daima vard\u0131r. Binaenaleyh t\u00fcr\u00fcn b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ve birli\u011fi, geli\u015fmeye veya gerilemeye engel de\u011fildir.<\/p>\n<p>6- Varl\u0131k denilen bu \u00e7e\u015fitli \u00e2lemlerden geli\u015ferek temay\u00fcz etmi\u015f olan \u00e7e\u015fitli yarat\u0131klar aras\u0131nda be\u015fer nevi, hepsinden m\u00fckemmel bir \u0131st\u0131fa ile varl\u0131k i\u00e7inde kendini g\u00f6stermi\u015ftir. Ist\u0131fan\u0131n irad\u00ee olmas\u0131 meselesi \u00f6zellikle insanda a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclmektedir. Be\u015feriyete ait olan bu geli\u015fmi\u015flik, il\u00e2h\u00ee kemale en yak\u0131n olan ve madde ile tabiat \u00fczerinde en ziyade tasarrufa istidatl\u0131 bulunan bir kemale y\u00f6neliktir.<\/p>\n<p>7- Peygamberlik, be\u015feriyetin nevine mahsus bir \u00f6zelli\u011fi de\u011fil, insan nevinde en m\u00fckemmel bir il\u00e2h\u00ee \u0131st\u0131fad\u0131r. Bunu da ardarda s\u00fcr\u00fcp giden, derece derece durmadan daha m\u00fckemmele do\u011fru y\u00f6nelen bir \u0131st\u0131fa zinciri takip etmi\u015ftir. Herhangi bir t\u00fcrde, o t\u00fcr\u00fcn fertleri, t\u00fcr\u00fcn alt\u0131nda veya \u00fcst\u00fcnde bir tak\u0131m \u00fcst\u00fcn \u00f6zelliklerle farkl\u0131 olabildi\u011fi gibi, bu farkl\u0131l\u0131k ve de\u011fi\u015fiklik be\u015fer s\u0131n\u0131flar\u0131 ve fertleri aras\u0131nda daha fazlad\u0131r. Hatta be\u015fer fertleri ve s\u0131n\u0131flar\u0131 aras\u0131ndaki farkl\u0131l\u0131k ve de\u011fi\u015fiklik o kadar \u00e7oktur ki, ba\u015fka t\u00fcrlerde bu kadar \u00e7ok farkl\u0131l\u0131klar\u0131n her biri bir ba\u015fka cins say\u0131lmaya bile lay\u0131kt\u0131r. \u0130nsanlar\u0131n hi\u00e7birinin \u015fahs\u00ee hasletleri bir ba\u015fkas\u0131na \u00f6l\u00e7\u00fc olmaz. Zeyd&#8217;in nefsi, vicdan\u0131, duygular\u0131 ve y\u00f6neli\u015fleri, bilgi ve iradesi, kabiliyet ve kabiliyetsizlikleri, arzusu ve al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131 ile Amr&#8217;in nefsi \u00f6l\u00e7\u00fclemez. Be\u015feriyetin fertleri aras\u0131nda \u00e7e\u015fitli hayvanlar\u0131, hatta melekleri, cinleri ve \u015feytanlar\u0131 temsil eden karakterler vard\u0131r; neler neler vard\u0131r. Hatta be\u015ferin ak\u0131llar\u0131 bile ne kadar farkl\u0131 farkl\u0131d\u0131r. Beride hen\u00fcz \u015fahsiyeti geli\u015fmemi\u015f, burnunun ucundakini g\u00f6remeyen bir ak\u0131l; \u00f6tede mekanlar\u0131, zamanlar\u0131 a\u015fm\u0131\u015f, \u015fahsiyetinden \u00e7\u0131k\u0131p bir k\u00fcll\u00ee ruh olmu\u015f di\u011fer bir ak\u0131l ve ruh vard\u0131r. Ve &#8220;Ak\u0131l i\u00e7in yol birdir.&#8221; misaline uygun d\u00fc\u015fen ak\u0131l, esasen b\u00f6yle k\u00fcll\u00ee bir ak\u0131ld\u0131r ki, ger\u00e7ek k\u0131vam\u0131n\u0131 bulmu\u015f, hakiki mebdeini anlam\u0131\u015f, \u015ferikten m\u00fcnezzeh olan Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n vahdaniyyet yolunu tutmu\u015ftur. Binaenaleyh, insan\u0131n \u0131st\u0131fas\u0131n\u0131n pek g\u00fczel \u00f6rneklerini veren b\u00f6yle se\u00e7kin ak\u0131llara be\u015fer fertleri aras\u0131nda \u00e7ok bol olarak rastlanmamas\u0131, bunlar\u0131n ne be\u015feriyetlerini, ne de ger\u00e7ekten be\u015fer i\u00e7inde ileri ve \u00fcst\u00fcn olduklar\u0131n\u0131 ink\u00e2ra sebep te\u015fkil etmez. Bunun gibi alelade ak\u0131llar\u0131n hayran olaca\u011f\u0131, en y\u00fcksek bir il\u00e2h\u00ee \u0131st\u0131faya mazhar olmu\u015f olan Allah&#8217;\u0131n peygamberlerinin de ne be\u015fer t\u00fcr\u00fcnden olduklar\u0131n\u0131, ne de t\u00fcr\u00fcn \u00fcst\u00fcnde olan imtiyazl\u0131 \u00f6zelliklerini ink\u00e2ra aklen ve ilmen hi\u00e7bir sebep yoktur. Ist\u0131fa kanununu bilenler ve b\u00fct\u00fcn sonu\u00e7lar\u0131yla birlikte geni\u015fce anlayabilenler, bunu kendi nefislerinde tecr\u00fcbe etmeseler bile, \u015f\u00fcphesiz bir istidlal ile dolayl\u0131 olarak ilmen ve aklen anlayabilirler. \u0130nsan yok iken, insan tohumu da yok iken, insan\u0131 yarat\u0131p meydana getiren Allah, onu \u0131st\u0131fa \u00fczerine \u0131st\u0131faya tabi tutarak nesilden nesile \u0131st\u0131fa ederek neler yapmaz neler&#8230;<\/p>\n<p>\u0130\u015fte peygamberli\u011fin niteli\u011fi bu en b\u00fcy\u00fck \u0131st\u0131fan\u0131n eseridir. Ve bunun en b\u00fcy\u00fck misali de Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fidir.<\/p>\n<p>Bunu Hal\u00eem\u00ee gibi \u0130sl\u00e2m filozoflar\u0131 \u015f\u00f6yle izah etmi\u015ftir: &#8220;Peygamberler, gerek cismani kuvvetlerde, gerek ruhani kuvvetlerde ba\u015fkalar\u0131na benzemezler. D\u0131\u015f ve i\u00e7 duyular\u0131 gibi idrak g\u00fc\u00e7leri, g\u00f6rme, i\u015fitme, koklama, tatma ve dokunma duyular\u0131, haf\u0131za ve zeka gibi zihinsel g\u00fc\u00e7leri, akl\u00ee ve ruh\u00ee g\u00fc\u00e7leri, yaln\u0131zca derece bak\u0131m\u0131ndan de\u011fil, nitelik bak\u0131m\u0131ndan di\u011ferlerinden farkl\u0131 bir m\u00fckemmelli\u011fe ve ula\u015f\u0131labilecek en \u00fcst d\u00fczeye sahiptir. Mesela, uzaklar\u0131 g\u00f6rmekle kalmazlar, arkadan ve perde gerisinden de g\u00f6rebilirler. Ba\u015fkalar\u0131n\u0131n i\u015fitemedi\u011fi sesleri, duyamad\u0131\u011f\u0131 kokular\u0131 i\u015fitir, duyar ve anlarlar. \u015eif\u00e2-y\u0131 \u015eerif&#8217;de de ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f oldu\u011fu \u00fczere Peygamber efendimizin cisman\u00ee ve ruhan\u00ee kuvvet ve melekeleri ne kadar y\u00fcksekti.<\/p>\n<p>\u00d6zetle yine Fahruddin Raz\u00ee Hazretleri der ki: &#8220;Bu konuda s\u00f6z\u00fcn tamam\u0131 \u015fudur: Nefsi kuds\u00ee-i Nebev\u00ee, normal \u015fahsiyetlere bile nitelik y\u00f6n\u00fcnden ters d\u00fc\u015fen bir \u00f6zelli\u011fe sahiptir. Yani onlar\u0131n \u015fahsiyetlerinin hakikat\u0131, be\u015fer cinsi i\u00e7inde en m\u00fckemmel bir nevidir. Zekada, fetanette, h\u00fcrriyette, y\u00fccelikte, cismani ve \u015fehvani g\u00fc\u00e7lere hakimiyet ve \u00fcst\u00fcnl\u00fckte \u00f6zel bir m\u00fckemmelli\u011fe sahip peygamberin kutsal ki\u015fili\u011finin gereklerindendir. Ruh \u015feref ve safada; beden taharet, temizlik ve ar\u0131l\u0131kta son derece y\u00fcksek olunca \u015f\u00fcphe yok ki, bedensel ve ruhsal g\u00fc\u00e7lerin hepsi kemalin son derecesine ererler. Zira bu kuvvetler ruhtan bedene do\u011fru feyiz sa\u00e7arak akan nurlar mecras\u0131ndad\u0131rlar. Esas yap\u0131c\u0131 ve al\u0131c\u0131 g\u00fc\u00e7ler geli\u015fmenin son noktas\u0131nda olunca onlar\u0131n ortaya koyduklar\u0131 eserler de son derece g\u00fc\u00e7l\u00fc, \u015ferefli ve s\u00e2f\u00ee olacakt\u0131r. Binaenaleyh \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015fu olur:<\/p>\n<p>Cenab\u0131 Allah, yery\u00fcz\u00fcnde sakin olan canl\u0131lar aras\u0131ndan ve hatta melekler de dahil b\u00fct\u00fcn yarat\u0131lm\u0131\u015flar aras\u0131ndan \u00c2dem&#8217;i se\u00e7ip \u0131st\u0131fa etti. Be\u015fer soyu \u00fczerinden hen\u00fcz bir \u00fcreme a\u015famas\u0131 ge\u00e7medi\u011fi halde o zamanki mahlukat aras\u0131nda ve hepsinden se\u00e7kin, saf ve temiz bir f\u0131trat \u00fczerine yaratt\u0131. Bilmek gerekir ki, insan insandan do\u011far mutad kural ve kaidesi ezel\u00ee ve zarur\u00ee bir kanun de\u011fildir. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta insan, insandan do\u011fmad\u0131. Bunun ba\u015fka bir mahluktan do\u011fdu\u011funu farzetmekle insan insandan do\u011far kaidesinin genelli\u011fi, ezel\u00eeli\u011fi ve zarur\u00eeli\u011fi sa\u011flanm\u0131\u015f olmaz. Her ne olursa olsun, en az ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir insan vard\u0131r ki, i\u015fte o insandan do\u011fmam\u0131\u015ft\u0131r. Bu konuda zarur\u00ee, ezel\u00ee ve istisnas\u0131z genel ve k\u00fcll\u00ee olan bir kural varsa o da \u015fudur: Her insan Allah&#8217;\u0131n mahlukudur. Buna iman eden hi\u00e7 yan\u0131lmaz. Her insan insandan do\u011far, diye iman eden yan\u0131l\u0131r. Evet \u00c2dem&#8217;i o zaman ki mahlukattan daha \u00fcst\u00fcn ve temiz bir f\u0131tratla yaratt\u0131. Sonra Cenab-\u0131 Allah, ruhan\u00ee kuvvetlerin geli\u015fmesini ve kemale ermesini \u00c2dem&#8217;in soyundan belli k\u0131sm\u0131na nasip etti, onlar\u0131 \u00fcrettirdi. Sonra Nuh&#8217;a, daha sonra \u0130brahim&#8217;e geldi. Sonra \u0130brahim&#8217;den iki kol ayr\u0131ld\u0131; \u0130smail ve \u0130shak. \u0130smail, Hz. Muhammed&#8217;in kuds\u00ee ruhunun zuhuruna ve se\u00e7ilmesine ba\u015flang\u0131\u00e7 oldu. \u0130shak da evlattan evlada ta \u00c2l-i \u0130mr\u00e2n&#8217;a kadar Yakup soyundan peygamberli\u011fe ve \u0130ys silsilesiyle m\u00fclke ba\u015flang\u0131\u00e7 oldu ve bu h\u00e2l Hz. Muhammed&#8217;in zuhuruna kadar s\u00fcr\u00fcp gitti. B\u00fct\u00fcn peygamberler zaman i\u00e7inde \u00e2lemlerin en se\u00e7kinleri idiler. Nih\u00e2yet Hz. Muhammed&#8217;in zuhuru ile gerek n\u00fcb\u00fcvvet nuru, gerek m\u00fclk \u015ferefi Muhammed aleyhissalatu vesselama intikal etti.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;\u00c2l&#8221;, kelimesi, yak\u0131nl\u0131kta ve mezhepte bir ki\u015fiye raci oland\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c2l-i \u0130brahim&#8217;den murad, b\u00fct\u00fcn m\u00fcminler denilmi\u015f ise de sahih olan \u00e2yette ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;Z\u00fcrriyetimden de Ya Rabbi, dedi. Allah buyurdu ki: zalim olanlar benim ahdime nail olamazlar.&#8221; (Bakara, 2\/124) gere\u011fince il\u00e2h\u00ee ahdin i\u00e7inde olanlar, onun zalim olmayan z\u00fcrriyeti ve \u00f6zellikle Hz. Muhammed Mustafa&#8217;d\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c2l-i \u0130mran&#8217;a gelince: \u0130mran da ikidir. Birincisi Hz. Musa ile Hz. Harun&#8217;un babalar\u0131, yani Yakub&#8217;un o\u011flu Levi&#8217;nin o\u011flu Yash\u00fcr&#8217;\u00fcn o\u011flu olan \u0130mrand\u0131r. Bilindi\u011fi gibi, Hz. Yakub&#8217;un babas\u0131 \u0130shak, onun da babas\u0131 \u0130brahim&#8217;dir. Riv\u00e2yet olundu\u011funa g\u00f6re, bu \u0130mran&#8217;\u0131n da Meryem isminde bir k\u0131z\u0131 varm\u0131\u015f ki bu k\u0131z Hz. Musa ile Harun&#8217;un b\u00fcy\u00fck k\u0131zkarde\u015fleri oluyor.<\/p>\n<p>\u0130kincisi de Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n anas\u0131 Meryem&#8217;in babas\u0131 olan \u0130mran b. Metan&#8217;d\u0131r ki, bu da \u0130y\u015fa o\u011flu Davud o\u011flu S\u00fcleyman peygamber soyundand\u0131r. Bu soy da yine Yakub o\u011flu Yehuda&#8217;n\u0131n soyudur. Burada \u00c2l-i \u0130mran her ikisine de ihtimali bulunmakla beraber, ikinci \u0130mran&#8217;a ait olmas\u0131 \u00e2yetin siyak\u0131na g\u00f6re daha a\u00e7\u0131k ve kuvvetli g\u00f6r\u00fclmektedir. Fakat genel anlam\u0131yla gerek birinci ve gerek ikinci her iki \u0130mran soyuna ait oldu\u011funu s\u00f6ylemek de yanl\u0131\u015f olmaz. Bu iki \u0130mran aras\u0131nda bin sekiz y\u00fcz sene ge\u00e7ti\u011fi de s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Genel olarak bu \u0131st\u0131fa s\u0131rr\u0131 iyice d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fckten ve anla\u015f\u0131ld\u0131ktan sonra gelelim \u00c2l-i \u0130mran&#8217;a, Meryem ve \u0130sa&#8217;ya.<\/p>\n<p>\u015eimdi \u015fu k\u0131ssalar\u0131 hat\u0131rda tutunuz. Bir Allah&#8217;t\u0131r i\u015fiten, bilen:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>35- \u0130mran&#8217;\u0131n kar\u0131s\u0131: &#8220;Rabbim, karn\u0131mdakini tam h\u00fcr olarak sana adad\u0131m, benden kabul buyur, \u015f\u00fcphesiz sen i\u015fitensin, bilensin.&#8221; demi\u015fti.<\/p>\n<p>36- Onu do\u011furunca -Allah onun ne do\u011furdu\u011funu bilip dururken- \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;Rabbim, onu k\u0131z do\u011furdum; erkek, k\u0131z gibi de\u011fildir. Ona Meryem ad\u0131n\u0131 verdim. Onu ve soyunu ko\u011fulmu\u015f \u015feytan\u0131n \u015ferrinden sana \u0131smarl\u0131yorum&#8221;.<\/p>\n<p>37- Bunun \u00fczerine Rabbi onu g\u00fczel bir \u015fekilde kabul buyurdu ve onu g\u00fczel bir bitki gibi yeti\u015ftirdi ve Zekeriyya&#8217;n\u0131n himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman k\u0131z\u0131n bulundu\u011fu mihraba girse, onun yan\u0131nda yeni bir yiyecek bulurdu. &#8220;Meryem! Bu sana nereden geldi?&#8221; deyince, o da: &#8220;Bu, Allah kat\u0131ndand\u0131r.&#8221; derdi. \u015e\u00fcphesiz Allah, diledi\u011fine hesaps\u0131z r\u0131z\u0131k verir.<\/p>\n<p>35-36-37- Riv\u00e2yet olunuyor ki, Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n ninesi, \u0130mr\u00e2n&#8217;\u0131n kar\u0131s\u0131n\u0131n ismi Hanne binti F\u00e2zuka (F\u00e2zuka&#8217;n\u0131n k\u0131z\u0131 Hanne), Hanne&#8217;nin k\u0131zkarde\u015fi ve bir riv\u00e2yette Meryem&#8217;in k\u0131zkarde\u015fi \u0130y\u015f\u00e2 da Hz. Zekeriyya&#8217;n\u0131n kar\u0131s\u0131 ve Hz. Yahya&#8217;n\u0131n annesiymi\u015f. Peygamber (s.a.v.) efendimiz: &#8220;Yahya ile \u0130sa teyze o\u011fullar\u0131d\u0131r.&#8221; buyurmu\u015ftu.<\/p>\n<p>&#8220;Muharrer&#8221; kelimesi, esasen iyice azadlanm\u0131\u015f, halis, h\u00fcr b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f demektir ki, ibadette ihlas sahibi (samimi) veya mabed hizmet\u00e7isi veya d\u00fcnyadan \u00e2z\u00e2de m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla tefsir edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>&#8220;Mihr\u00e2b&#8221; bilindi\u011fi \u00fczere cami ve mescitlerin \u00f6n taraf\u0131nda imam\u0131n duraca\u011f\u0131 belli yerdir. &#8220;Zikr-i c\u00fcz, irade-i k\u00fcl&#8221; (bir k\u0131sm\u0131n s\u00f6ylenmesiyle, o \u015feyin t\u00fcm\u00fcn\u00fc kastedme) yoluyla mescide, ayn\u0131 \u015fekilde en \u015ferefli, en ileri mevkiye de mihrab denilir. Fakat burada mihrabdan maksat, mescidde merdivenle \u00e7\u0131k\u0131l\u0131r bir mahfel oldu\u011fu beyan ediliyor ki, Hz. Meryem, Zekeriyya aleyhisselam taraf\u0131ndan buraya konulmu\u015f ve burada muhafaza edilmi\u015fti.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ana karn\u0131nda babas\u0131ndan yetim kalan Hz. Meryem, b\u00f6yle bir ruhaniyetle do\u011fmu\u015f ve b\u00f6yle bir mihrabda Allah kat\u0131ndan \u00f6zel n\u00e2iliyyet ile yeti\u015ftirilmi\u015fti. O mihrab ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>38- Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: &#8220;Rabbim! Bana kat\u0131ndan hay\u0131rl\u0131 bir nesil ver. \u015e\u00fcphesiz sen, duay\u0131 hakk\u0131yle i\u015fitensin&#8221; dedi.<\/p>\n<p>39- Zekeriyya mabedde namaz k\u0131larken melekler ona: &#8220;Allah sana, Allah&#8217;dan bir kelimeyi do\u011frulay\u0131c\u0131, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya&#8217;y\u0131 m\u00fcjdeler.&#8221; diye \u00fcnlediler.<\/p>\n<p>40- Zekeriyya: &#8220;Ey Rabbim, benim nas\u0131l o\u011flum olabilir? Bana ihtiyarl\u0131k gelip \u00e7att\u0131, kar\u0131m ise k\u0131s\u0131rd\u0131r.&#8221; dedi. Allah: &#8220;\u00d6yledir, fakat Allah diledi\u011fini yapar.&#8221; buyurdu.<\/p>\n<p>41- Zekeriyya: &#8220;Rabbim! (o\u011flum olaca\u011f\u0131na dair) bana bir al\u00e2met ver&#8221; dedi. Allah da buyurdu ki: &#8220;Senin i\u00e7in al\u00e2met, insanlara \u00fc\u00e7 g\u00fcn, i\u015faretten ba\u015fka s\u00f6z s\u00f6yleyememendir. Ayr\u0131ca Rabbini \u00e7ok an, sabah ak\u015fam tesbih et&#8221;.<\/p>\n<p>38-39-40-41- Allah&#8217;tan bir kelimeyi (yani \u0130sa&#8217;y\u0131) tasdik edici. Burada Hz. Yahya&#8217;n\u0131n, Hz. \u0130sa&#8217;y\u0131 ilk tasdik eden kimse oldu\u011fu zikrediliyor. Bu tasdik, Yahya&#8217;n\u0131n ana karn\u0131na d\u00fc\u015fmesiyle ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;\u00e2k\u0131r&#8221;, hay\u0131z ve nifastan kesilmi\u015f \u00e7ok ihtiyar bir kad\u0131n\u0131n hamile kalmas\u0131 da \u00e2dete ayk\u0131r\u0131 bir \u015feydir. \u015eu halde Yahya, Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n \u00e2dete ayk\u0131r\u0131 \u015feyler yaratabilece\u011fine fiilen bir \u015fahittir. Ve onun v\u00fccuduyla esas tasdik etti\u011fi de &#8220;Allah diledi\u011fini yapar.&#8221; kel\u00e2m\u0131d\u0131r. Bu ise Meryem&#8217;in de, \u00e2det d\u0131\u015f\u0131 olarak, hamile olabilece\u011fini tasdiktir. Bu m\u00e2n\u00e2 iledir ki, Yahya&#8217;n\u0131n anas\u0131n\u0131n Hz. Meryem&#8217;e: &#8220;Benim karn\u0131mdaki, senin karn\u0131ndakini tasdik ediyor.&#8221; dedi\u011fi riv\u00e2yet ediliyor.<\/p>\n<p>Bir efendi: Kerim (c\u00f6mert), hal\u00eem (yumu\u015fak), bat\u0131la tenezz\u00fcl etmeden g\u00fczel \u015fekilde insanlar\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 (ho\u015fnutlu\u011funu) al\u0131r, ya\u015f\u0131tlar\u0131na \u00fcst\u00fcn, ba\u015fkanl\u0131\u011fa lay\u0131k, g\u00fcc\u00fc, kudreti varken, gerek kad\u0131n ve gerek di\u011fer d\u00fcnya \u015fehvetlerinden nefsini son derece koruyan ve zapteden, m\u00fccerred (soyut), namuslu, zahit, d\u00fcnyay\u0131 terkeden. Bir nebev\u00ee hadiste varid oldu\u011fu \u00fczere bir hata yapmam\u0131\u015f, kelime (Hz. \u0130sa)yi tasdik edici olan Yahya b\u00f6yle bir efendi, b\u00f6yle bir zahid, b\u00f6yle bir salih peygamber idi. Hz. Yahya&#8217;n\u0131n \u0130sa&#8217;dan ya\u015f\u00e7a alt\u0131 ay b\u00fcy\u00fck oldu\u011fu \u00e7o\u011funlukla rivayet edilmi\u015ftir. Bununla beraber \u00fc\u00e7 ya\u015f da denilmi\u015ftir. \u0130\u015faret edilen (Yahya), \u0130sa&#8217;n\u0131n g\u00f6\u011fe kald\u0131r\u0131lmas\u0131ndan \u00f6nce \u015fehit edilmi\u015ftir. Bir hadis-i \u015ferifte \u015f\u00f6yle riv\u00e2yet edilmi\u015ftir: &#8220;D\u00fcnyan\u0131n Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 de\u011fersizli\u011findendir ki, Zekeriyya&#8217;n\u0131n o\u011flu Yahya&#8217;y\u0131 bir kad\u0131n \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr.&#8221; Meryem&#8217;in kefili, Yahya&#8217;n\u0131n babas\u0131 olan, kin ve iftiralarla \u015fehit edilen Hz. Zekeriyya da b\u00f6yle nezih ve fevkal\u00e2de (ola\u011fan\u00fcst\u00fc) bir Rabban\u00ee (il\u00e2h\u00ee) mazhariyette bulunuyordu. Yine \u00c2l-i \u0130mrana (\u0130mran ailesine) gelelim.<\/p>\n<p>\u015eunu da hat\u0131rda tutunuz. Yine bir Allah&#8217;t\u0131r i\u015fiten, bilen:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>42 &#8211; Hani melekler: &#8220;Ey Meryem! Allah seni se\u00e7ti, seni tertemiz yaratt\u0131 ve seni d\u00fcnya kad\u0131nlar\u0131na \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>43- Ey Meryem! Rabbine divan dur ve secdeye kapan ve r\u00fcku&#8217; edenlerle beraber r\u00fcku&#8217; et&#8221; demi\u015flerdi.<\/p>\n<p>42-43- Hz. Meryem b\u00f6yle bir il\u00e2h\u00ee se\u00e7ene\u011fe tertemiz, pamp\u00e2k idi. \u00c7irkin hallerden, yahudilerin iftiralar\u0131ndan uzak ve temiz idi. Hi\u00e7bir kad\u0131nda g\u00f6r\u00fclmemi\u015f bir \u015fekilde Hz. \u0130sa&#8217;ya anne olmas\u0131 y\u00f6n\u00fcyle, d\u00fcnyadaki kad\u0131nlar\u0131n hepsinden \u00fcst\u00fcn oldu. Bu se\u00e7menin eseri ve bu temizli\u011fin iyilik al\u00e2meti olmak \u00fczere ibadet ve taat ile me\u015fgul olur, Rabbinin divan\u0131na durur, ka\u015f\u0131n\u0131 g\u00f6z\u00fcn\u00fc kald\u0131rmaz, dualar eder, secdelere kapan\u0131r, namaz k\u0131lar, asilerle de\u011fil, namaz k\u0131lan taat ehli cemaat ile beraber olur, &#8220;Beyt-i Makdis&#8221;de ibadet ederdi. B\u00f6yle yapmas\u0131 i\u00e7in kalbinde meleklerin kendine ilham etti\u011fini duyar ve bu emirlere uyard\u0131. Yahudilerin ve h\u0131ristiyanlar\u0131n bilinen ve g\u00f6r\u00fcnen namazlar\u0131nda r\u00fcku&#8217; bulunmad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re &#8220;r\u00fcku&#8217; edenlerle r\u00fcku&#8217; et&#8221; ifadesinde r\u00fcku&#8217;un m\u00e2n\u00e2s\u0131, namaz veya taat ve \u015f\u00fck\u00fcr veya \u0130sl\u00e2m&#8217;dakinden ba\u015fka bir \u015fekil veya aynen \u00f6yle olmas\u0131 hakk\u0131nda tefsirciler \u00e7e\u015fitli a\u00e7\u0131klamalarda bulunmu\u015f ve ayn\u0131 zamanda &#8220;r\u00fcku&#8217; edenler&#8221; ile beraberli\u011fin m\u00e2n\u00e2s\u0131 da a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Her halde k\u0131yam (ayakta durma), secdeler ve r\u00fcku&#8217;un, namaz\u0131n erkan\u0131 (i\u00e7indeki farzlar\u0131)n\u0131 ve &#8220;r\u00e2ki\u00een&#8221;, cemaati ifade etti\u011fi a\u00e7\u0131k oldu\u011fundan, Meryem&#8217;in namaz\u0131nda bir r\u00fcku&#8217; bulundu\u011fu meydandad\u0131r. Maiyyet (beraberlik) ise Meryem s\u00fbresindeki &#8220;Onlarla kendi aras\u0131na bir perde \u00e7ekmi\u015fti&#8221; (Meryem, 19\/17) \u00e2yetinin delaletiyle perde arkas\u0131ndan cemaate uymakla tefsir edilmi\u015ftir. Bununla beraber mutlak (kay\u0131ts\u0131z) da olsa Meryem&#8217;in, erkekle beraber ancak cemaatla namaz halinde bulundu\u011funu anlat\u0131r.<\/p>\n<p>Ey Muhammed!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>44- \u0130\u015fte bu, sana vahyetti\u011fimiz gayb haberlerindendir. (Yoksa) &#8220;Meryem&#8217;i kim himayesine al\u0131p koruyacak?&#8221; diye kalemlerini (kur&#8217;a i\u00e7in) atarlarken sen yanlar\u0131nda de\u011fildin. (Bu hususta) Tart\u0131\u015f\u0131rlarken de yanlar\u0131nda bulunmad\u0131n.<\/p>\n<p>44-Bundan dolay\u0131 senin uyulmas\u0131 zorunlu bir b\u00fcy\u00fck peygamber Muhammed Mustafa oldu\u011funda ve bu haberlerin hak vahy bulundu\u011funda \u015f\u00fcphe yok.<\/p>\n<p>Bu hat\u0131rlatman\u0131n sonunda ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k noktas\u0131nda Meryem&#8217;in se\u00e7imiyle ilgili olarak \u0130sa k\u0131ssas\u0131n\u0131nda b\u00fct\u00fcn ger\u00e7eklerini anlatmak i\u00e7in \u015funlar\u0131 an:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>45- Melekler \u015f\u00f6yle demi\u015fti: &#8220;Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi m\u00fcjdeliyor ki, ad\u0131 Meryem o\u011flu \u0130sa Mesih&#8217;dir; d\u00fcnyada da ahirette de itibarl\u0131, ayn\u0131 zamanda Allah&#8217;a \u00e7ok yak\u0131nlardand\u0131r.<\/p>\n<p>46- Be\u015fikte de, yeti\u015fkin \u00e7a\u011f\u0131nda da insanlarla konu\u015facak ve iyilerden olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>47- (Meryem): &#8220;Ey Rabbim, bana bir be\u015fer dokunmam\u0131\u015fken benim nas\u0131l \u00e7ocu\u011fum olur?&#8221; dedi. Allah: &#8220;\u00d6yle ama, Allah diledi\u011fini yarat\u0131r, bir \u015feyin olmas\u0131n\u0131 diledi\u011finde ona sadece &#8216;ol!&#8217; der, o da hemen oluverir.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>48- Allah ona kitab (okuma ve yazmay)\u0131, hikmeti ve Tevrat ile \u0130ncil&#8217;i \u00f6\u011fretir.<\/p>\n<p>49- Allah onu \u0130srailo\u011fullar\u0131na (\u015f\u00f6yle diyecek) bir peygamber olarak g\u00f6nderir: &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki ben size Rabbinizden bir \u00e2yet (mucize, belge) getirdim: Size, ku\u015f bi\u00e7iminde \u00e7amurdan bir\u015fey yapar\u0131m da i\u00e7ine \u00fcflerim, Allah&#8217;\u0131n izniyle o, ku\u015f olur; anadan do\u011fma k\u00f6r\u00fc ve alacal\u0131y\u0131 iyile\u015ftiririm ve Allah&#8217;\u0131n izniyle \u00f6l\u00fcleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsan\u0131z size haber veririm&#8221;.<\/p>\n<p>50- &#8220;\u00d6n\u00fcmdeki Tevrat&#8217;\u0131 do\u011frulay\u0131c\u0131 olarak ve size haram k\u0131l\u0131nan baz\u0131 \u015feyleri helal k\u0131lmak i\u00e7in (geldim) ve Rabbiniz taraf\u0131ndan size bir mucize getirdim. Art\u0131k Allah&#8217;tan korkun da bana uyun&#8221;.<\/p>\n<p>51- &#8220;\u015e\u00fcphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun i\u00e7in hep O&#8217;na kulluk edin! \u0130\u015fte bu, do\u011fru yoldur&#8221;.<\/p>\n<p>45-46-Mesih kelimesi \u0130branice asl\u0131nda &#8220;m\u00fcbarek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda &#8220;me\u015fih&#8221;tir ki, \u0130sa&#8217;n\u0131n lakab\u0131d\u0131r. &#8220;\u0130sa&#8217;n\u0131n, &#8220;iy\u015fu&#8217; &#8220;nun Arap\u00e7ala\u015fm\u0131\u015f\u0131 oldu\u011fu ge\u00e7mi\u015fti.<\/p>\n<p>Kelime: Nahiv ilmi terimi olarak, &#8220;m\u00fcfred (tek) bir m\u00e2n\u00e2ya konmu\u015f kelimedir ki, isim, fiil, harf veya edat ismiyle \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fittir. M\u00fcrekkeb (birle\u015fik)lere ve laf\u0131z (kelime)dan ba\u015fkas\u0131na s\u00f6ylenmesi mecazd\u0131r. Mant\u0131k teriminde ise &#8220;kelime&#8221; nahivdeki fiil demektir. Burada isme kar\u015f\u0131l\u0131k olma karinesiyle bu m\u00e2n\u00e2 daha yak\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor.<\/p>\n<p>R\u00e2\u011f\u0131b, &#8220;el-M\u00fcfredat&#8221;\u0131nda der ki: &#8220;Kelm, duyma veya g\u00f6rme (gibi) iki histen biriyle idrak olunan (alg\u0131lanan) bir tesirdir. Bunun i\u00e7in tesiri a\u00e7\u0131k bir cerh (yaralama) m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Kel\u00e2m ise duyma hissiyle anla\u015f\u0131l\u0131r. Kelam, dizilmi\u015f kelimeler ile i\u00e7erdi\u011fi m\u00e2n\u00e2lara, t\u00fcm\u00fc itibar\u0131yla, \u0131tlak edilir. Nahiv&#8217;de bunun bazan bir k\u0131sm\u0131 olan isim veya fiil veya edatlara da denirse de, \u00e7o\u011funlukla birle\u015fik ve m\u00fcfid (bir anlam ifade eden) c\u00fcmleye denilir. (Yani kel\u00e2m, bizzat kastedilen c\u00fcmledir). Bundan dolay\u0131 Nahiv&#8217;de &#8220;kel\u00e2m&#8221;, &#8220;kavil&#8221;den daha \u00f6zeldir. Zira &#8220;kavil&#8221;, m\u00fcfret (tekil) de olabilir. Kelime ise Nahiv&#8217;de isim veya fiil veya edat \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fit kel\u00e2m\u0131n fertlerinden her birine \u0131tlak edilir. Bununla beraber &#8220;kelime&#8221; \u0131tlak\u0131 bu \u00fc\u00e7le s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131lm\u0131\u015f de\u011fildir. Bir kel\u00e2m, bir kas\u00eede, bir kitap, s\u00f6zl\u00fc ve fiil\u00ee bir h\u00fck\u00fcm, bir \u00f6nerme bir \u015fey&#8230; kelime olur ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bunun bir\u00e7ok misalleri vard\u0131r. Kelime-i tevhid, kelime-i \u0130sa ve di\u011ferleri bu c\u00fcmledendir&#8221;. Demek ki &#8220;kel\u00e2m&#8221; denmesinde esas, bizzat veya vas\u0131tal\u0131 duyma tesiri alt\u0131nda bir m\u00e2n\u00e2 telkin etme y\u00f6n\u00fcd\u00fcr. Kel\u00e2m, b\u00f6yle bir ara\u00e7d\u0131r. Kelime ise gerek duyman\u0131n ve gerek g\u00f6rmenin etkisi alt\u0131nda m\u00e2n\u00e2n\u0131n telkini y\u00f6nlerinden daha geneldir. Mesela a\u011f\u0131zdan \u00e7\u0131kan m\u00e2n\u00e2l\u0131 sesler veya kitapta yaz\u0131lan m\u00e2n\u00e2l\u0131 yaz\u0131lar kelime oldu\u011fu gibi, \u00e2leme bir bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, bak\u0131\u015fta se\u00e7kinle\u015fen ve g\u00f6zden g\u00f6n\u00fcle ge\u00e7ip duygu tesiri alt\u0131nda az-\u00e7ok bir m\u00e2n\u00e2 telkin eden varl\u0131klar ve g\u00f6r\u00fcnen yarat\u0131klar da birer kelimedirler ki, Hz. \u0130sa da bunlardan biri idi ve Meryem&#8217;e b\u00f6yle bir tesir ile geldi.<\/p>\n<p>Allah taraf\u0131ndan garip bir kelime, bir fiil ve tesir, normald\u0131\u015f\u0131 bir yaratma i\u015fi, m\u00e2n\u00e2l\u0131 bir eser. Burada buyurulmay\u0131p da kelimenin nekre (belirsiz) olarak getirilmesi \u015fu n\u00fckteleri ifade eder: Evvela bu kelime tan\u0131nmad\u0131k, garip, \u00e2det d\u0131\u015f\u0131 bir kelimedir. Ve bu sebeple \u0130sa&#8217;n\u0131n h\u00fcviyetini te\u015fkil eder. Ger\u00e7ekte \u0130sa&#8217;n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 bilinen \u00e2detin d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. kayd\u0131 da bunun vas\u0131tas\u0131z bir yaratma ve bundan dolay\u0131 \u00e2det d\u0131\u015f\u0131 bulundu\u011funu ve ayn\u0131 zamanda bu kelimenin bat\u0131l olmay\u0131p, bir &#8220;hak kelime&#8221; oldu\u011funu g\u00f6sterir. deki ibtidaiyyedir. \u0130kinci olarak, bu bir kelimedir, fakat kelime bundan ibaret de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc nekreler, yayg\u0131n fertlere delalet ederler. Buna g\u00f6re Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n daha ba\u015fka kelimeleri bulundu\u011fu unutulmamal\u0131d\u0131r. &#8220;De ki: &#8216;Rabbimin s\u00f6zleri(ni yazmak) i\u00e7in deniz m\u00fcrekkep olsa, Rabbimin s\u00f6zleri t\u00fckenmeden \u00f6nce, deniz t\u00fckenir&#8217;. Yard\u0131m i\u00e7in bir o kadar\u0131n\u0131 daha getirsek (yine yetmez).&#8221; (Kehf, 18\/109). Ki o kelimenin ismi, Mesih \u0130sa b. Meryem (Meryem&#8217;in o\u011flu \u0130sa Mesih)dir. Allah&#8217;dan bir kelime ki, ismi Meryem&#8217;in o\u011flu \u0130sa Mesih. \u0130\u015fte h\u0131ristiyanlar\u0131n &#8220;ek\u00e2n\u00eem-i sel\u00e2se&#8221; (\u00fc\u00e7 esas: baba, o\u011ful, R\u00fbhu&#8217;l-kud\u00fcs) diye, teslis (\u00fc\u00e7leme) ve te&#8217;lih (tanr\u0131la\u015ft\u0131rma) eyledikleri ve \u00fc\u00e7 \u015fah\u0131s dedikleri \u0130sa&#8217;n\u0131n h\u00fcviyeti. Biri lakab olmak \u00fczere iki isim; bir m\u00fcsemma (isimlenen), bir s\u0131fat, sonra da a\u00e7\u0131klanacak vas\u0131flar. \u015eu halde \u0130sa bir o\u011fuldur, fakat Meryem&#8217;in o\u011fludur, ha\u015fa Allah&#8217;\u0131n o\u011flu de\u011fildir. \u0130sa, Mesih&#8217;tir, m\u00fcbarektir, R\u00fbhu&#8217;l-kud\u00fcs ile te&#8217;yid edilmi\u015ftir. \u0130sa, Allah&#8217;tan bir kelimedir, fakat kelimelerin t\u00fcm\u00fc de\u011fildir. Hem de tekdir, \u00e7o\u011ful de\u011fildir. Allah&#8217;dan bir kelimeye, Allah&#8217;\u0131n bir kelimesi denebilirse de, Allah denemez. \u0130sa bir kelime olmak \u00fczere, Allah&#8217;a ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bir o\u011ful, bir \u00e7ocuk olmak \u00fczere ise ancak Meryem&#8217;e ba\u011fl\u0131d\u0131r. &#8220;D\u00fcnyada da ahirette de itibarl\u0131, ayn\u0131 zamanda Allah&#8217;a \u00e7ok yak\u0131n olanlardand\u0131r. Be\u015fikte de, yeti\u015fkin \u00e7a\u011f\u0131nda da insanlarla konu\u015facak ve iyilerden olacakt\u0131r.&#8221; Bu d\u00f6rt de o kel\u00e2m\u0131n\u0131n halleridir ki, bir \u00e2yet sonra geri kalan\u0131 da gelecektir.<\/p>\n<p>Vec\u00eeh: Vec\u00e2hetli, \u015feref sahibi, yani kuvvetli, \u015ferefli, itibarl\u0131, d\u00fcnyada peygamberli\u011finin \u015ferefi, ahirette \u015fefaatinin itibar\u0131 ve cennette derecesi y\u00fcksektir. \u015eu kadar ki &#8220;O&#8217;nun izni olmaks\u0131z\u0131n, O&#8217;nun kat\u0131nda \u015fefaat edecek olan kimdir?&#8221; (Bakara, 2\/255) \u00e2yeti unutulmamal\u0131. Sade \u015ferefli de\u011fil, mukarrab\u00eenden de, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya pek yak\u0131n olanlardan ve r\u0131dv\u00e2n-\u0131 ekberi (en b\u00fcy\u00fck r\u0131zas\u0131)ne erenlerden ki &#8220;\u0130yilikte \u00f6ne ge\u00e7enler (m\u00fckafatta da) \u00f6ne ge\u00e7enlerdir. \u0130\u015fte onlar Allah&#8217;a yak\u0131n olanlard\u0131r.&#8221; (V\u00e2k\u0131a, 56\/10-11) \u00e2yeti bunu dile getirmektedir. Halbuki baz\u0131lar\u0131 itibarl\u0131 olur da, mukarreb (Allah&#8217;a \u00e7ok yak\u0131n) olmaz. Ve \u0130sa gibi daha nice mukarrab\u00een vard\u0131r. Fakat cahiller bunun Allah&#8217;a yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131, uluhiyette (il\u00e2hl\u0131kta) ayn\u0131l\u0131k veya ortakl\u0131k zannettiler.<\/p>\n<p>Kehl: Kuvvetini toplam\u0131\u015f, gen\u00e7li\u011fi kemaline ermi\u015f oland\u0131r ki, \u00e7o\u011funlukla otuzdan sayarlar. Be\u015fikteyken ve b\u00fcy\u00fckken insanlara s\u00f6z s\u00f6yler bir halde olmas\u0131, Meryem s\u00fbresinde gelecek bir mucizesini veya kelime denmesinin sebebini a\u00e7\u0131klama m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan ba\u015fka; d\u00fcnyada olgunluk ya\u015f\u0131na kadar ya\u015fayaca\u011f\u0131n\u0131 m\u00fcjdeleme ve \u00f6zellikle hud\u00fbs\u00fc (sonradan olma oldu\u011fu)n\u00fc, \u00e7ocukluk ve olgunluk gibi halden hale, tav\u0131rdan tav\u0131ra de\u011fi\u015fme ve ge\u00e7i\u015fini anlatma ile hakk\u0131ndaki il\u00e2hl\u0131k iddias\u0131n\u0131n bat\u0131ll\u0131\u011f\u0131na tenbihi de i\u00e7erir.<\/p>\n<p>47- Meleklerin m\u00fcjdesi \u00fczerine Meryem kalb ve vicdan\u0131nda kendisinden hi\u00e7bir \u015f\u00fcphesi bulunmad\u0131\u011f\u0131 ve kelimenin garibli\u011fini de duydu\u011fu i\u00e7in, do\u011frudan do\u011fruya Rabbine d\u00f6n\u00fcp ve yalvararak: &#8220;Ey Rabbim! Bana hi\u00e7bir be\u015fer dokunmam\u0131\u015fken benim i\u00e7in \u00e7ocuk nereden veya nas\u0131l olur?&#8221; diye hayretle sordu. Rabbi de: &#8220;Allah b\u00f6yle, ne dilerse yarat\u0131r ve takdir eder; O, bir i\u015fi kesinlikle istedi mi sadece &#8216;ol!&#8217; der, o da oluverir.&#8221; diye onu vicdan\u0131nda tasdik, kaza ve il\u00e2h\u00ee kudreti bilenler i\u00e7in bunda garib ve uzak g\u00f6recek bir taraf olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatt\u0131. Kelimenin s\u0131rr\u0131 da i\u015fte bu, idi.<\/p>\n<p>48-49-50-Allah bunu anlatt\u0131, \u015funlar\u0131 da anlatt\u0131: &#8220;Allah ona kitab\u0131 ve hikmeti \u00f6\u011fretti&#8221;. Burada &#8220;kitab&#8221;, kit\u00e2bet (yaz\u0131 yazmak) m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdard\u0131r. Demek ki Hz. \u0130sa yaz\u0131 yazmas\u0131n\u0131 bilir bir bilgin idi. Mucizelerde &#8220;Allah&#8217;\u0131n izniyle&#8221; s\u0131n\u0131rlamas\u0131n\u0131n tekrar\u0131, bunlar\u0131n h\u0131ristiyanlar\u0131n iddia ettikleri gibi \u0130sa&#8217;n\u0131n tanr\u0131l\u0131\u011f\u0131na de\u011fil, yarat\u0131c\u0131s\u0131n\u0131n uluhiyetine delalet edeceklerini kuvvetle a\u00e7\u0131klamak i\u00e7indir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte il\u00e2h\u00ee takdirde \u0130sa b\u00f6yle bir kelime idi. Hi\u00e7bir sebebe mahkum olmayan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n birli\u011fine ait kudreti i\u015fbu \u00e2yetinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, kelimelerin m\u00e2n\u00e2ya delaletleri gibi, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ve ahl\u00e2k\u0131, ilim ve hikmeti, kitap ve yazmas\u0131, fiilleri ve s\u00f6zleri ile delalet ederek anlatacak bir \u00e2yet, bir hak al\u00e2met olacak, \u0130srailo\u011fullar\u0131na bir peygamber olarak gelecek, de\u011fi\u015fmez san\u0131lan \u00e2detler d\u0131\u015f\u0131nda d\u00f6rt mucize g\u00f6sterip imana davet edecek, \u00f6n\u00fcndeki Tevrat&#8217;\u0131 tasdik, te&#8217;yid ve yasaklanan baz\u0131 \u015feyleri onlara helal edecek, geli\u015finin tek sebebi ve b\u00fct\u00fcn mucizelerinin gayesi tek bir \u00e2yeti anlamaktan ibaret oldu\u011funu s\u00f6yliyecekti ki, bu \u00e2yet de \u015fu idi: Allah&#8217;tan korkunuz ve bana itaat ediniz, hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki Allah hem benim Rabbim, hem sizin Rabbinizdir. \u015eu halde O&#8217;nu mabud tan\u0131y\u0131n\u0131z, O&#8217;na ibadet ve kulluk ediniz. \u0130\u015fte s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem (do\u011fru yol). Demek ki, bir kelime olan \u0130sa&#8217;n\u0131n ifade edece\u011fi me\u00e2l, bu bir \u00e2yet olacakt\u0131.<\/p>\n<p>\u015eimdi, &#8220;Acaba Allah taraf\u0131ndan meleklerin m\u00fcjdesi ve Allah&#8217;\u0131n takdiri ve vaadi yerini buldu mu? Kelime kuvve (niyet)den fiile \u00e7\u0131kt\u0131 m\u0131? \u0130sa, bu haller ve vas\u0131flarla gelip bu daveti yapt\u0131 m\u0131?&#8221; gibi sorulara l\u00fczum yoktur. Bunun cevab\u0131 da bu a\u00e7\u0131klaman\u0131n i\u00e7indedir. Bir kere ta yukarda &#8220;Muhakkak Allah s\u00f6z\u00fcnden d\u00f6nmez.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/9) oldu\u011fu malum. Sonra meleklerin yalan s\u00f6ylemeyecekleri a\u00e7\u0131k\u00e7a belli olmakla beraber, Meryem&#8217;in buna bizzat yalvarmakla ald\u0131\u011f\u0131 cevap da malum. O halde kelimenin hayal olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatmak i\u00e7in ile mukayyed (s\u0131n\u0131rlanm\u0131\u015f) olmas\u0131, melekler ile gelmesi, ger\u00e7ekle\u015fmesine delil oldu\u011fu gibi, deki de bu bapta \u015f\u00fcpheye yer b\u0131rakmam\u0131\u015f, bundan ba\u015fka bu ger\u00e7ekle\u015fme (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/52) da &#8220;fas\u00eeha f\u00e2s\u0131&#8221; ile g\u00f6r\u00fclen \u00e2lemde de g\u00f6sterilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 \u0130sa bu h\u00fcviyet, bu haller ve vas\u0131flar, bu din ve davetle bir peygamber olarak geldi: &#8220;Size bir delil getirdim, Allah&#8217;tan korkun, bana itaat edin, muhakkak ki Allah benim de, sizin de Rabbinizdir, ona ibadet edin, bu do\u011fru bir yoldur.&#8221; dedi ve onun b\u00fct\u00fcn hayat ve daveti, bir tek \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan ibaret oldu. \u0130sa: &#8220;Bana itaat ediniz&#8221; dedi\u011fi zaman, &#8220;Beni Allah tan\u0131y\u0131n\u0131z, bana kul olunuz.&#8221; demiyordu. Ancak &#8220;Rabbim ve Rabbiniz olan Allah&#8217;a kul olunuz, yaln\u0131z O&#8217;nu mabud tan\u0131y\u0131n\u0131z, do\u011fru yol budur.&#8221; diyordu. Do\u011fru yol, hak din olan \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ba\u015fka bir \u015feye davet etmiyor. &#8220;E\u011fer Allah&#8217;\u0131 seviyorsan\u0131z bana itaat ediniz ki, Allah da sizi sevsin.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/31); &#8220;Allah&#8217;a uyun ve peygambere uyun.&#8221; ; (M\u00e2ide, 5\/92) &#8220;Ben de kendimi Allah&#8217;a teslim ettim, bana uyanlar da.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/20); &#8220;M\u00fcsl\u00fcman olunuz.&#8221; (Hacc, 22\/34; Z\u00fcmer, 39\/54) diyen Muhammed Resulullah&#8217;\u0131n davetinden ba\u015fka bir \u015fey yapm\u0131yordu. &#8220;Allah kat\u0131nda din \u0130sl\u00e2md\u0131r.&#8221; ger\u00e7e\u011finden ba\u015fka bir iddiada bulunmuyordu. &#8220;Allah kendisinden ba\u015fka il\u00e2h olmad\u0131\u011f\u0131na \u015fahitlik etti. Melekler ve ilim sahipleri de O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h olmad\u0131\u011f\u0131na adaletle \u015fahitlik etti. O, azizdir, hakimdir&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/18) \u00e2yetiyle \u015fahidli\u011finden ba\u015fka, bir \u015fahitlik yapm\u0131yordu. \u00d6zetle \u0130sa&#8217;n\u0131n kelimesinin, kelime-i tevhidden ba\u015fka hi\u00e7bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktu. \u0130l\u00e2h\u00ee kitaplar\u0131n, kuvvetli naslar\u0131na kar\u015f\u0131, &#8220;Biz onun ruhunu arar\u0131z, ruhuna bakar\u0131z.&#8221; diye m\u00fcte\u015fabih \u00e2yetler arkas\u0131nda dola\u015fmak isteyenlerin bilmesi gerekir ki, i\u015fte Tevrat&#8217;\u0131n ve \u0130ncil&#8217;in de yegane ruhu bu tevhidden ibarettir.<\/p>\n<p>51-\u0130sa ancak bu m\u00e2n\u00e2, bu ruh bak\u0131m\u0131ndan bir r\u00fbhullah (Allah&#8217;\u0131n ruhu) idi. Bu kelime de bu m\u00e2n\u00e2da, bu ruhta Yahya nas\u0131l \u0130sa&#8217;y\u0131 tasdik eden bir m\u00fcjdeci olarak gelmi\u015f ise, \u0130sa da Muhammed (s.a.v.)&#8217;i \u00f6ylece tasdik ederek gelen bir m\u00fcjdeciydi. Sonra Hz. Muhammed de i\u015fte bu kitap ile, bu furkan (hak ile bat\u0131l\u0131 ay\u0131r\u0131c\u0131) ile her\u015feyi tasdik edici olarak gelmi\u015ftir. \u0130sa &#8220;\u015e\u00fcphe yok ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O halde O&#8217;na ibadet edin.&#8221; derken Musa gelseydi, &#8220;hay\u0131r&#8221; diyemez, \u0130sa&#8217;y\u0131 \u00f6nceden tasdik etti\u011fi gibi tasdik ederdi. \u015eimdi Muhammed Resulullah &#8220;Allah&#8217;a ve Peygamber&#8217;e uyun.&#8221; diyerek bu ger\u00e7e\u011fi tebli\u011f ederken, b\u00fct\u00fcn peygamberlerle beraber \u0130sa da gelseydi &#8220;evet&#8221; diye Hz. Muhammed&#8217;i tasdik ve tebli\u011fine uymaktan ba\u015fka bir \u015fey yapmazlard\u0131. Bu bilindikten sonra \u0130sa&#8217;n\u0131n terceme-i h\u00e2li (\u00f6zge\u00e7mi\u015fi) hakk\u0131nda meselenin asl\u0131 ile ilgisi olmayan ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 b\u0131rakal\u0131m da onun davetinin neticesine ve son haline gelelim:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>52- \u0130sa onlar\u0131n ink\u00e2rlar\u0131n\u0131 hissedince: &#8220;Allah yolunda yard\u0131mc\u0131lar\u0131m kim?&#8221; dedi. Havariler: &#8220;Allah yolunda yard\u0131mc\u0131lar biziz. Allah&#8217;a iman ettik. \u015eahit ol ki, biz muhakkak m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131z.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>53- Ey Rabbimiz, senin indirdi\u011fine iman ettik, o peygambere de uyduk. Art\u0131k bizi \u015fahidlerle beraber yaz.<\/p>\n<p>54- Onlar hileye ba\u015fvurdular, Allah da onlar\u0131n tuza\u011f\u0131n\u0131 bo\u015fa \u00e7\u0131kard\u0131. Allah hileleri bo\u015fa \u00e7\u0131karanlar\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>55- O zaman Allah \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;Ey \u0130sa, \u015f\u00fcphesiz ki seni \u00f6ld\u00fcrece\u011fim, seni kendime y\u00fckseltece\u011fim ve seni ink\u00e2rc\u0131lardan temizleyece\u011fim. Hem sana uyanlar\u0131, k\u0131yamete kadar o k\u00fcfredenlerin \u00fcst\u00fcnde tutaca\u011f\u0131m. Sonra d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcz banad\u0131r, ayr\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz hususlarda aran\u0131zda h\u00fckmedece\u011fim&#8221;.<\/p>\n<p>56- &#8220;\u0130nk\u00e2r edenlere gelince, onlara d\u00fcnyada da, ahirette de \u015fiddetli bir \u015fekilde azab edece\u011fim, onlar\u0131n hi\u00e7bir yard\u0131mc\u0131lar\u0131 da olmayacakt\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>57- &#8220;\u0130man edip iyi i\u015fler yapanlara gelince, Allah onlar\u0131n m\u00fckafatlar\u0131n\u0131 tastamam verecektir. Allah zalimleri sevmez&#8221;.<\/p>\n<p>52- \u0130sa&#8217;n\u0131n tevhide daveti \u00fczerine \u0130srailo\u011fullar\u0131n\u0131n az bir k\u0131sm\u0131 iman etmi\u015f, \u00e7o\u011funlu\u011fu etmemi\u015fti. \u0130man etmiyenler bilinen k\u00fcf\u00fcrlerini, k\u00f6t\u00fc niyetlerini \u0130s&#8217;ya hissettirdiler. \u0130sa da bunlardan bu k\u00fcfr\u00fc hissedince dedi. Kendine, \u00f6z\u00fc Allah&#8217;a do\u011fru yard\u0131mc\u0131lar arad\u0131. Bu c\u00fcmlede, &#8220;ilallah&#8221; kayd\u0131n\u0131n, &#8220;Ensar&#8221;dan veya &#8220;y\u00e2&#8221;dan h\u00e2l olmas\u0131na ve n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re, \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2lara ihtimali vard\u0131r.<\/p>\n<p>1- Ben Allah&#8217;a giderken yard\u0131mc\u0131lar\u0131m kimler?<\/p>\n<p>2- Allah&#8217;a teslim ve uymu\u015f olarak bana yard\u0131m edecekler kimler?<\/p>\n<p>3- Benim, Allah i\u00e7in yard\u0131mc\u0131lar\u0131m kimler?<\/p>\n<p>4- Allah ile beraber olup, yard\u0131mc\u0131m olacak yard\u0131mc\u0131lar\u0131m kimler?<\/p>\n<p>5- &#8220;Allah&#8217;a iman etmi\u015f ve m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015f, nefsini Allah&#8217;a teslim etmi\u015f olup da, yard\u0131m\u0131n\u0131 Allah&#8217;a ba\u011flayarak ve Allah r\u0131zas\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnmeyerek bana Allah yard\u0131m\u0131 yapacak, \u00f6zetle \u00f6z\u00fc Allah&#8217;a ba\u011fl\u0131, Allah&#8217;a do\u011fru yard\u0131mc\u0131lar\u0131m, dostlar\u0131m kimler?&#8221;<\/p>\n<p>Bu m\u00e2n\u00e2 hepsini toplay\u0131c\u0131d\u0131r. Cevap da buna daha uygundur. Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n bu iste\u011fi ilk olarak bir sosyal tesir yap\u0131yordu. Kelime ba\u015flang\u0131\u00e7ta Meryem&#8217;in rahminde il\u00e2h\u00ee se\u00e7im ile cisimlendi\u011fi gibi, \u015fimdi de d\u0131\u015farda belirlemeye ba\u015fl\u0131yordu ki, \u0130sa&#8217;n\u0131n d\u00fcnyada itibar\u0131 bununla olacakt\u0131. Bu andan itibaren tevhid dini maneviyatta kalmayacak, maddiyata da ge\u00e7ecekti. Bu iste\u011fe, \u0130sa&#8217;n\u0131n \u00f6l\u00fcy\u00fc diriltme mucizesinin kazan\u00e7 meyvesi olan en g\u00fczide ashab\u0131 (arkada\u015flar\u0131) havar\u00eeler cevap verdiler:<\/p>\n<p>Havariler bir a\u011f\u0131zdan dediler ki: O Allah yard\u0131mc\u0131lar\u0131, Allah dostlar\u0131 biziz. Yani biz, Allah i\u00e7in sana yard\u0131mc\u0131y\u0131z. Zira sana yard\u0131m, Allah&#8217;a dostluktur, Allah r\u0131zas\u0131na uygundur. \u00c7\u00fcnk\u00fc sen O&#8217;nun peygamberisin. Bundan, &#8220;Sen Allah de\u011filsen, biz sana yard\u0131m etmeyiz.&#8221; gibi veya &#8220;Sen Allah&#8217;s\u0131n, \u015fu halde biz de senin yard\u0131mc\u0131lar\u0131n\u0131z.&#8221; gibi bir k\u00f6t\u00fc anlam \u00e7\u0131kmamas\u0131 i\u00e7in s\u00f6zlerini a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturdular. Yani biz Allah&#8217;a iman ettik ve sen \u015fahit ol ki biz \u015f\u00fcphesiz m\u00fcsl\u00fcman\u0131z, Allah ve Resul\u00fcne itaat ediciyiz. \u0130\u015fte nasaraya (h\u0131ristiyanlara), nas\u00e2r\u00e2 (h\u0131ristiyan) denmesinin sebeplerinden birisi, \u0130sa ile havar\u00eeler aras\u0131ndaki bu yard\u0131m anla\u015fmas\u0131d\u0131r. Onlar o zaman b\u00f6yle m\u00fcsl\u00fcman ve Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine inanm\u0131\u015f idiler. Bununla \u0130sl\u00e2m dinine ve Muhammed aleyhissel\u00e2ma ait davete de manevi bak\u0131mdan ikrar vermi\u015flerdi.<\/p>\n<p>53-Bunun i\u00e7in havariler cevaplar\u0131n\u0131 \u015fu dua ile bitirdiler: Ey Rabbimiz, biz senin indirdi\u011fin emre inand\u0131k ve peygambere (yahut o res\u00fble) uyduk, \u015fu halde bizi yaln\u0131z bir \u015fahid olan \u0130sa ile de\u011fil, birli\u011fine \u015fahitlik eden b\u00fct\u00fcn erb\u00e2b-\u0131 \u015f\u00fch\u00fbd (\u015fehadet ehli) ile beraber yaz. Yani melekler, peygamberler, ilim sahipleri ve \u00f6zellikle &#8220;Siz insanlara \u015fahit olas\u0131n\u0131z, Peygamber de size \u015fahit olsun.&#8221; (Bakara, 2\/143) \u00e2yeti gere\u011fince ahirette b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetlere \u015fahit olacak olan o peygamber Muhammed ve \u00fcmmeti ile yaz. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki &#8220;\u015fahitlerden&#8221; demediler, &#8220;\u015fahitlerle beraber&#8221; dediler. Zira biliyorlard\u0131 ki kendileri &#8220;\u015fahidlerden&#8221; de\u011fildiler. Hz. \u0130sa, havarilerin \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131na ve bu duas\u0131na \u015fahit oldu\u011fu gibi, Muhammed (s.a.v.) ve \u00fcmmeti de buna \u015fahitlik eder. Havariler, manev\u00ee bak\u0131mdan, Muhammed \u00fcmmeti ile beraberdir. Muhammed \u00fcmmeti de Hz. Muhammed ile beraber peygamberlerin t\u00fcm\u00fcne; &#8220;Peygamberlerden hi\u00e7 birini di\u011ferinden ay\u0131rt etmeyiz.&#8221; (Bakara, 2\/285) diye \u015fahitlik yapt\u0131klar\u0131ndan, Hz. Muhammed ve \u00fcmmeti, Hz.\u0130sa&#8217;y\u0131 ve havarileri beraberlerine alm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Yuhanna \u0130ncili&#8217;nin birinci bab\u0131nda yahudilerin, &#8220;Sen kimsin?&#8221; diye sorular\u0131na kar\u015f\u0131 Hz. Yahya&#8217;n\u0131n Mesih&#8217;e (\u0130sa&#8217;ya) \u015fahitli\u011fi hakk\u0131nda \u015f\u00f6yle bir k\u0131ssa vard\u0131r: &#8220;Yahya ink\u00e2r etmeyerek, &#8216;Ben Mesih de\u011filim.&#8217; diye ikrar etti. &#8216;\u00d6yle ise nesin, \u0130ly\u00e2 m\u0131s\u0131n?&#8217; diye sorduklar\u0131nda; &#8216;O da de\u011filim.&#8221; dedi. &#8216;Sen o peygamber misin?&#8217; dediklerinde, &#8216;Hay\u0131r&#8217; diye cevap verdi. O zaman, &#8216;Sen kimsin s\u00f6yle ki, bizi g\u00f6nderenlere cevap verelim. Kendi hakk\u0131nda ne dersin?&#8217; dediler, &#8216;Ben E\u015f&#8217;\u0131ya peygamberin dedi\u011fi gibi, Rabbin yolunu do\u011frultunuz, diye \u00e7\u00f6lde \u00e7a\u011f\u0131ran\u0131n sadas\u0131y\u0131m.&#8217; dedi ve o g\u00f6nderilenler firisilerden idiler ve ona sorarak: &#8216;\u00d6yle ise sen Mesih yahut \u0130lya, ya o peygamber olmad\u0131\u011f\u0131n halde ni\u00e7in vaftiz ediyorsun?&#8217; dediler. Yahya onlara cevap olarak: &#8216;Ben su ile vaftiz ederim&#8230;&#8217; dedi.&#8221; (\u0130stanbul&#8217;da bas\u0131lm\u0131\u015f T\u00fcrk\u00e7e \u0130ncil Tercemesi, 1930). \u0130\u015fte burada &#8220;er-Resul&#8221;, &#8220;en-Nebiyyu&#8221; tercemesi olan &#8220;o peygamber&#8221;, &#8220;\u015fol peygamber&#8221;, Tevrat&#8217;ta Musa&#8217;ya benzer, &#8220;Musa gibi bir peygamber&#8221; olarak gelece\u011fi a\u00e7\u0131klanan o peygamberdir ki, Hz. Yahya&#8217;n\u0131n \u015fahitli\u011fiyle o peygamberin ne Yahya, ne kendisi, ne de Mesih olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. bunun i\u00e7in \u0130ncil&#8217;e, Yahya&#8217;ya, Mesih&#8217;e iman, gelecek olan &#8220;o peygamber&#8221;e de imana ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u015eu halde havariler Hz. \u0130sa&#8217;y\u0131 diye \u015fahid getirdikten sonra Allah&#8217;a diye dua ettikleri zaman &#8220;inzal etti\u011fin&#8221; c\u00fcmlesinde \u015f\u00fcphesiz &#8220;ol peygamber&#8221; de dahil olmakla den kas\u0131tlar\u0131 ya bi&#8217;l-ib\u00e2re (metin ile) veyahut \u0130sa&#8217;ya veya resul cinsine uyman\u0131n gere\u011fi olmak \u00fczere bi&#8217;l-i\u015f\u00e2re (metnin i\u015faretiyle) Muhammed Resulullah&#8217;a bakmakta veya kapsamaktad\u0131r. Lafz\u0131 itibariyle de\u011filse bile m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan \u015famildir ki &#8220;Allah&#8217;a ve Resule uyun.&#8221; emrinden beri kelimesinin ilk defa burada tekrar etmi\u015f olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan bunun yaln\u0131z e masr\u00fbf (\u00e7evrilmi\u015f) olmay\u0131p, b\u00fct\u00fcn peygamberlerin tasdik\u00e7isi olan o Resule, &#8220;o peygamber&#8221;e ba\u011flanmas\u0131 ve bu \u015fekilde Resul cinsini kapsam\u0131na almas\u0131 s\u00f6z\u00fcn geli\u015finin t\u00fcm\u00fcne daha uygundur. Bunlar d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman duas\u0131n\u0131n tefsir y\u00f6n\u00fc de anla\u015f\u0131l\u0131r. &#8220;Allah&#8217;a inand\u0131k, her\u015fey Rabbimizin kat\u0131ndand\u0131r.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/7) &#8220;Allah daha iyi bilir.&#8221;<\/p>\n<p>54- Havariler \u00f6yle dedi, di\u011ferleri de hile ve su-i kast yapt\u0131lar. Bu zamirin laf\u0131z bak\u0131m\u0131ndan yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 sebebiyle havarilere g\u00f6nderilmesi ve bunlar\u0131n hepsinin yard\u0131m vaadinde sebat edemeyip i\u00e7lerinde hile edenlerin de bulundu\u011fu m\u00e2n\u00e2s\u0131 anla\u015f\u0131labilirse de, m\u00e2n\u00e2 y\u00f6n\u00fcnden bu hile, k\u00fcfreden \u0130srailo\u011fullar\u0131na aittir. Yani \u0130sa, \u0130srailo\u011fullar\u0131n\u0131n ink\u00e2r\u0131n\u0131 hissetti, yard\u0131mc\u0131 arad\u0131, havariler kendine yard\u0131m anla\u015fmas\u0131 yapt\u0131, di\u011fer taraftan k\u00fcf\u00fcrleri anla\u015f\u0131lan \u0130srailo\u011fullar\u0131 da hile yapt\u0131lar. O sosyal yap\u0131ya bu \u015fekilde hile kar\u0131\u015ft\u0131, tamam olmad\u0131, bir se\u00e7ime daha muhta\u00e7 oldu ki, o da Muhammed Mustafa ile olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Mekr, karanl\u0131k, gizli, hissedilmeyecek hile ile di\u011ferine zarar vermeye \u00e7al\u0131\u015fmakt\u0131r. \u0130srailo\u011fullar\u0131n\u0131n buradaki hileleri, Hz. \u0130sa&#8217;ya komplolar\u0131, yani Allah&#8217;\u0131n kelimesini yok etmek i\u00e7in gizli gizli tedbirlere te\u015febb\u00fcs edip birden bire onu \u00f6ld\u00fcrmek \u00fczere el alt\u0131ndan birtak\u0131m kimseler tayin etmi\u015f olmalar\u0131d\u0131r. Ve h\u0131ristiyanlar\u0131n s\u00f6z\u00fcne g\u00f6re bu hileye havarilerden birisi de i\u015ftirak etmi\u015f ve k\u00e2firlere casusluk yapm\u0131\u015f. Bu s\u00fb-i kast, Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n hem madd\u00ee hayat\u0131na, hem manev\u00ee hayat\u0131na y\u00f6nelmi\u015fti. Bir taraftan zul\u00fcm yaparak kendini \u00f6ld\u00fcrmek, di\u011fer taraftan davet etti\u011fi tevhid dinini, kelimesini kald\u0131rmak i\u00e7in mekir, hile ve hud&#8217;a d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyordu. Ger\u00e7ekte &#8220;\u0130sa&#8221; demek de dini, kelimesi demekti. Art\u0131k \u0130sa&#8217;n\u0131n \u00e7ekilmesi zaman\u0131 gelmi\u015f idi, fakat daha \u00f6lmeyecekti. \u0130srailo\u011fullar\u0131 bu hile dolay\u0131s\u0131yla h\u0131ristiyanl\u0131\u011fa bir hayli \u015feyler soktular, kar\u0131\u015ft\u0131rd\u0131lar, fakat arzular\u0131na eri\u015femediler. \u0130sa&#8217;y\u0131 \u00f6ld\u00fcremediler. H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 ortadan kald\u0131ramad\u0131lar. Onlar hile yapt\u0131lar Allah da onlara hile yapt\u0131, onlar\u0131 hileden menetmedi, fakat hilelerinin cezas\u0131n\u0131 verdi. Ger\u00e7ekten Allah mekredenlerin hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r. Onun hilesi, ba\u015fkalar\u0131n\u0131nki gibi \u015fer ve zarar vermeyi hedef alan bir hile olmad\u0131\u011f\u0131 gibi; ke\u015ffi m\u00fcmk\u00fcn, \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ilebilir, durdurulur bir hile de de\u011fildir. Hat\u0131ra ve hayale gelmez, engin s\u0131rlar\u0131na erilmez y\u00f6nlerden \u00e7evirir; imandan, do\u011fruluktan \u00e7\u0131kan, k\u00fcf\u00fcr ve hileye sapanlar\u0131n belalar\u0131n\u0131 verir. Buna g\u00f6re Allah&#8217;\u0131n mekri l\u00fcgat bak\u0131m\u0131ndan bilinen \u015fer m\u00e2n\u00e2s\u0131yla de\u011fil, ona ceza olan ve m\u00fc\u015f\u00e2kele (\u015fekli bir, m\u00e2n\u00e2s\u0131 z\u0131t kelime getirmek) suretiyle hile denilebilen bir hay\u0131rd\u0131r. Hatta il\u00e2h\u00ee hile, hile yapanlar i\u00e7in bile bir hayr\u0131 i\u00e7erir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlara bu \u015fekilde hilenin fenal\u0131\u011f\u0131n\u0131, cezas\u0131n\u0131 anlat\u0131r da uyanmalar\u0131na, tevbe etmelerine sebep olur.<\/p>\n<p>55- \u0130\u015fte Allah o hile edenlere bu mekrini \u015f\u00f6yle dedi\u011fi zaman yapt\u0131: Zira Allah o hileden, s\u00fb-i kast yapan k\u00e2fir zalimlere ra\u011fmen \u0130sa&#8217;ya dedi ki: Ey \u0130sa, seni ben vefat ettirece\u011fim ve bana y\u00fckseltece\u011fim &#8230; &#8220;Teveffi&#8221; kelimesi, &#8220;vefa&#8221; masdar\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015f olarak esas l\u00fcgatta &#8220;\u0131st\u0131fa&#8221; gibi tamamen kabzedip almakt\u0131r. Fakat ruh sahiplerine ve bilhassa insanla ilgili oldu\u011fu zaman vefat ettirmek, yani eceline yeti\u015ftirip ruhunu almak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda a\u00e7\u0131k ve me\u015fhurdur. Buna g\u00f6re bir delil bulunmad\u0131k\u00e7a, ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2 ile tevili caiz de\u011fildir. Fakat burada mekir m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilgisi bulunmak \u00fczere Nis\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Onu \u00f6ld\u00fcrmediler ve asmad\u0131lar, fakat (\u00f6ld\u00fcrd\u00fckleri) kendilerine (\u0130sa&#8217;ya) benzetildi.&#8221; (Nisa, 4\/157) \u00e2yeti, onlar\u0131n Mesih Meryemo\u011flu \u0130sa peygamberi \u00f6ld\u00fcremediklerini ve asamad\u0131klar\u0131n\u0131 ve fakat \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcld\u00fcklerini a\u00e7\u0131k\u00e7a beyan etmi\u015f, Hz. Peygamber&#8217;den de &#8220;\u0130sa \u00f6lmedi, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnden \u00f6nce size d\u00f6necektir.&#8221; hadis-i \u015ferifi de varid olmu\u015f bulundu\u011fundan, buradaki &#8220;seni \u00f6ld\u00fcrece\u011fim&#8221; kelimesinin, az \u00e7ok zahir d\u0131\u015f\u0131 bir m\u00e2n\u00e2 ile tevil olunmas\u0131 gerekmi\u015ftir. Bunun i\u00e7in tefsir \u00e2limleri burada yedi sekiz kadar m\u00e2n\u00e2 beyan etmi\u015flerdir ki, birka\u00e7\u0131n\u0131 zikredelim:<\/p>\n<p>1- &#8220;Teveff\u00ee&#8221; vefat m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Ancak m\u00e2bad (kendisinden sonras)\u0131nda at\u0131f harfi olan (vav), ne beraberlik, ne de tertip gerektirmiyece\u011finden burada n\u00fckteli bir takdim ve te&#8217;hir vard\u0131r. Ref&#8217; (y\u00fckseltme) \u00f6nce, teveff\u00ee (\u00f6lme) sonra olacakt\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2 Kat\u00e2de&#8217;den riv\u00e2yet edilmi\u015ftir. Yani \u0130sa o su-i kast s\u0131ras\u0131nda Allah&#8217;a y\u00fckseltilmi\u015f, onlar \u00f6ld\u00fcr\u00fcp ast\u0131k zannetmi\u015fler, fakat \u00f6lmemi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah &#8220;muhakkak ben, seni \u00f6ld\u00fcrece\u011fim.&#8221; buyurmu\u015ftur. M\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda me\u015fhur olan m\u00e2n\u00e2 ve inan\u00e7 da budur. \u00c7\u00fcnk\u00fc burada zahire ayk\u0131r\u0131 denecek bir tevil yok demektir. Bizce bu tefsir ve inanc\u0131n \u00f6zeti \u015fu demek olur: Allah&#8217;dan bir kelime olan ve R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs ile te&#8217;yid edilmi\u015f bulunan Mesih \u0130sa&#8217;n\u0131n ruhu hen\u00fcz kabzedilmemi\u015ftir. Ruhunun eceli gelmemi\u015ftir. Kelime daha Allah&#8217;a d\u00f6nmemi\u015ftir. Onun daha d\u00fcnyada g\u00f6rece\u011fi i\u015fler vard\u0131r. Bu, bir ruhun b\u00e2ki (ebed\u00ee) olmas\u0131d\u0131r. Fakat h\u0131ristiyanlar\u0131n dedi\u011fi gibi, uhrev\u00ee (ahirete ait), ebed\u00ee bir ruhun b\u00e2ki olmas\u0131 da de\u011fildir, berzaha ait bir bekad\u0131r. Onun k\u0131yametten \u00f6nce eceli gelecek, vefat edecek, Azrail taraf\u0131ndan \u00f6ld\u00fcr\u00fclecektir. Ahirette de \u00f6l\u00fcmden sonra bir ba&#8217;s (yeniden dirilme), bir ahiret hayat\u0131 olacakt\u0131r. \u0130sa&#8217;n\u0131n ruhu al\u0131nmam\u0131\u015f olunca, \u0130sa&#8217;n\u0131n Allah&#8217;a y\u00fckseli\u015fi, yerden kalkmas\u0131 y\u00f6n\u00fcndendir. Ortadan kalkan, Allah&#8217;a y\u00fckselip d\u00f6nen odur. Bundan dolay\u0131 \u0130sa&#8217;n\u0131n haberlerde gelen semaya y\u00fckselmesiyle, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da varid olan Allah&#8217;a y\u00fckselmesi durumunu birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rmamak gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sema, il\u00e2h\u00ee isimlerden de\u011fildir. H\u0131ristiyanlar, semaya Allah, Allah&#8217;a sema diyorlarsa da \u0130sl\u00e2m&#8217;da caiz de\u011fildir. O halde &#8220;seni kendime y\u00fckseltece\u011fim&#8221; ifadesinin &#8220;seni semaya y\u00fckseltece\u011fim&#8221; diye te&#8217;vil olunmamas\u0131 gerekir. Zira \u0130sa&#8217;n\u0131n Allah&#8217;a y\u00fckseltilen cismi, semaya y\u00fckseltilen de hen\u00fcz \u00f6ld\u00fcr\u00fclmemi\u015f olan ruhudur diyebiliriz. Ve bu sema, d\u00fcnya semas\u0131 olan madd\u00ee sema de\u011fil, ruhan\u00ee d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc semad\u0131r ki, Mi&#8217;rac gecesinde Resulullah (s.a.v.) \u0130sa&#8217;y\u0131 orada, Harun&#8217;u be\u015finci, Musa&#8217;y\u0131 alt\u0131nc\u0131, \u0130brahim&#8217;i yedinci semada g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fc. \u015eu halde \u0130sa&#8217;n\u0131n, semaya y\u00fckselmesi ve k\u0131yametten \u00f6nce semadan inmesi ve d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc anlatan haberler ve hadisleri, Allah&#8217;a y\u00fckseltilen \u0130sa&#8217;n\u0131n cismine sarfetmemelidir. \u0130sa&#8217;n\u0131n ruhu, b\u00f6yle bir ge\u00e7ici bak\u00e2 ile bak\u00ee oldu\u011fu gibi, di\u011fer peygamberler de b\u00f6yledir. Kabirlerindeki peygamberler diridirler. Nitekim f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131nda a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Her peygamberin ruhan\u00ee eceli, \u00fcmmetinin ecelidir. Ruhan\u00ee ecelleri tamam olmu\u015f nice peygamberler vard\u0131r ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da an\u0131lmam\u0131\u015flard\u0131r. Yukarda ge\u00e7en \u0131st\u0131fa (se\u00e7me) \u00e2yeti gere\u011fince &#8220;Birbirinin z\u00fcrriyeti olarak&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/34) se\u00e7im silsilesinde dahil olan b\u00fcy\u00fck peygamberlerin derece derece ruhan\u00ee semada bekalar\u0131 devam etmektedir ki, bunlar da \u00c2l-i \u0130brahimdir. \u00c2l-i \u0130mr\u00e2n da bundand\u0131r. \u0130sa&#8217;n\u0131n cesedi Allah&#8217;a y\u00fckseltilmi\u015f, fakat \u0130sa&#8217;n\u0131n ruhu da kabzedilmemi\u015f (al\u0131nmam\u0131\u015f), yani \u00fcmmetinin eceli gelmemi\u015f, \u0130srailo\u011fullar\u0131n\u0131n su-i kast\u0131 ve hilesiyle H\u0131ristiyanl\u0131k yok olmam\u0131\u015f, o hile i\u00e7inde ya\u015fam\u0131\u015f ve Musa&#8217;n\u0131n ruhunun beraberinde ya\u015fam\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in o yok oldu san\u0131lan, \u0130sa&#8217;n\u0131n bir avu\u00e7 tabileri, \u0130sa pek az bir zaman i\u00e7erisinde bu ruhtan faydalanarak yahudilerin \u00fcst\u00fcnde bir hayata eri\u015fmi\u015f ve nih\u00e2yet Muhammed aleyhisselam\u0131n g\u00f6nderilmesiyle hepsi Muhammed&#8217;e ait ruhun emrine ge\u00e7mi\u015ftir. Bundan sonra \u0130sa da, b\u00fct\u00fcn peygamberlerle beraber, Hz. Muhammed&#8217;in emrindedir. Bir g\u00fcn gelecek Muhammed \u00fcmmetinin darald\u0131\u011f\u0131 bir devirde Allah&#8217;\u0131n bir garib kelimesi olan \u0130sa&#8217;n\u0131n ruhu ortaya \u00e7\u0131kacak, Muhammed&#8217;e ait ruhun emrinde hizmet edecek, fakat k\u0131yametten \u00f6nce vefat edecektir. \u0130\u015fte bu halin, yaln\u0131z \u0130sa&#8217;ya \u00f6zellikle a\u00e7\u0131klanmas\u0131, \u0130sa&#8217;n\u0131n h\u00fcviyetinin m\u00fccerred (soyut) bir garib kelime olmas\u0131, yani \u00f6l\u00fcleri diriltme gibi en \u00e7ok ink\u00e2r edilen bir harika olaya nail olmas\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r. Bu mazhariyet (\u015feref) peygamberlerin hepsinde ve hele Muhammed\u00ee hakikatte de mevcut ise de, o ayn\u0131 zamanda marufdur, bilinen bir hakikattir. Tamam hakikate uygun olarak harika ile s\u00fcnneti toplam\u0131\u015ft\u0131r. \u0130sa, \u00c2dem gibi, tekam\u00fcl\u00fcn ba\u015flang\u0131c\u0131 olan bir \u015f\u00e2z (kural d\u0131\u015f\u0131); Muhammed (s.a.v.) tekam\u00fcl\u00fcn gayesi olan bir hakikattir. Bunun i\u00e7in Muhammed&#8217;e ait ruh, Allah&#8217;\u0131n izniyle, \u00f6l\u00fcleri diriltme mucizesinde \u0130sa&#8217;n\u0131n ruhunu kullan\u0131r. \u00d6l\u00fcleri diriltmek \u0130sa&#8217;da m\u00fccerred (soyut) bir mucize, Muhammed&#8217;de bir kanundur. Muhammed&#8217;e ait ruhun se\u00e7iminde, \u0130sa&#8217;n\u0131n ruhunun da bir \u0131tt\u0131rad\u0131 (birbirini takip etmesi) vard\u0131r. Her harika, ilk nail olu\u015fa nisbet olunur. Muhammed&#8217;e ait olan harika, onunla beraber olan di\u011fer peygamberlerden gelen harika silsilelerine eklenen olgun \u00f6zelliktedir. &#8220;Allah onlardan bir k\u0131sm\u0131n\u0131n derecelerini y\u00fckseltmi\u015ftir.&#8221; (Bakara, 2\/253).<\/p>\n<p>2- Ey \u0130sa, seni eceline tam bir \u015fekilde yetirece\u011fim, sana katili musallat etmiyece\u011fim, kendi kendine \u00f6ld\u00fcrece\u011fim ve kendime y\u00fckseltece\u011fim.<\/p>\n<p>3- Seni Azrail arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yle \u00f6ld\u00fcrece\u011fim ve \u015fahs\u0131n\u0131 yerden al\u0131p kendime y\u00fckseltece\u011fim.<\/p>\n<p>4- Seni uyutaca\u011f\u0131m, kendime y\u00fckseltece\u011fim.<\/p>\n<p>Bu ikisi Hasen&#8217;den ve d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc Rebi&#8217;den riv\u00e2yet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>5- Seni, tam bir \u015fekilde, oldu\u011fun gibi, ruh ve bedeninle alaca\u011f\u0131m, kendime y\u00fckseltece\u011fim.<\/p>\n<p>6- Baz\u0131 \u00e2limler de tamamen zahiri \u00fczere b\u0131rakarak, &#8220;Seni vefat ettirece\u011fim, ruhunu alaca\u011f\u0131m.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 vermi\u015fler ve &#8220;Cenab-\u0131 Allah \u0130sa&#8217;y\u0131 semaya y\u00fckseltinceye kadar \u00fc\u00e7 saat&#8221; ve bir rivayette &#8220;yedi saat vefat ettirdi.&#8221; diye riv\u00e2yet etmi\u015flerdir. Fakat bu rivayet zay\u0131f g\u00f6r\u00fclmektedir. Do\u011fru rivayet, y\u00fckseltilmeden \u00f6nce ve y\u00fckseltilme esnas\u0131nda ruhunun al\u0131nmam\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r. Buna da en uygun olan birinci g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu rivayetten nih\u00e2yet \u015funu anlayabiliriz ki, o esnada birka\u00e7 saat kadar H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n tamamen s\u00f6nm\u00fc\u015f oldu\u011fu fikri h\u00fck\u00fcm s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ve bu y\u00fckseltme ile o k\u00fcfreden, k\u00e2firlerden seni temizleyece\u011fim, art\u0131k onlarla ilgin kalmayacak. Onlar sana bula\u015famayacaklar. Ve sana ciddi olarak uyanlar\u0131 yahut ciddi veya sur\u00ee (g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte), ger\u00e7ek veya iddia olarak nas\u0131l rastlarsa dinine uyanlar\u0131, k\u0131yamete kadar o k\u00fcfredenlerin \u00fcst\u00fcnde tutaca\u011f\u0131m. \u0130sa&#8217;n\u0131n dinine uyan topluluk, yahudilere \u00fcst\u00fcn gelecek ve k\u0131yamete kadar k\u0131l\u0131\u00e7 veya delil bak\u0131m\u0131ndan onlar\u0131n \u00fcst\u00fcnde olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Buradaki maksat, Hz. \u0130sa&#8217;ya k\u00fcf\u00fcrlerini hissettirip hile eden ve onlar\u0131n yolunda giden yahudilerdir. Fakat yahudi olmak s\u0131fat\u0131yla de\u011fil, k\u00fcf\u00fcr s\u0131fat\u0131ylad\u0131r. den maksat, havariler ve onlar gibi m\u00fcsl\u00fcman ve m\u00fcvahhid olarak, ciddi olarak \u0130sa&#8217;n\u0131n dinine tabi olanlar m\u0131d\u0131r? Yoksa b\u00f6yle olmasa bile \u015fahs\u0131na sevgi ve onun ad\u0131na hareket ile velevki g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte olsun ona uyanlar da dahil midir? Yani mutlak ittiba (uyma), kemaline mi sarfedilmi\u015ftir? Yoksa \u0131tlak\u0131 \u00fczere mi cereyan etmektedir? Birinci takdirde bu vaad, b\u00fct\u00fcn h\u0131ristiyanlara de\u011fil, ciddi olarak tevhid ehli ve \u0130sl\u00e2m olan ve b\u00fct\u00fcn peygamberleri tasdik eden, \u0130sl\u00e2m ve tevhidde havariler ile birlik ve uyu\u015fmu\u015f olanlara mahsustur ve bu \u00fcst\u00fcnl\u00fck hakiki ve geneldir. \u0130kinci takdirde ise, bunlarla beraber b\u00fct\u00fcn h\u0131ristiyanlara da \u015famildir ve \u00fcst\u00fcnl\u00fck izaf\u00ee (rel\u00e2tif) ve nisb\u00eedir. Bu konuda iki rivayet varsa da sonras\u0131ndaki ihtilaf ve h\u00fck\u00fcm f\u0131kras\u0131, genel olan ikinci m\u00e2n\u00e2ya ve izaf\u00ee \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011fe i\u015faret etmektedir. Ger\u00e7ekten o zamandan beri ya delil veya h\u00fck\u00fcmet\u00e7e veya her ikisiyle ger\u00e7ek \u00fcst\u00fcnl\u00fck, ger\u00e7ek ittiba erbab\u0131na mahsus olmakla beraber, genel \u015fekliyle m\u00fcsl\u00fcman veya m\u00fcsl\u00fcman olmayan h\u0131ristiyan toplumlar\u0131 da yahudilerin \u00fcst\u00fcnde ve onlara hakim ve galip olagelmi\u015flerdir. Fakat bu y\u00fckselme ve bu vaadin m\u00e2n\u00e2s\u0131, ne \u0130sa&#8217;n\u0131n uluhiyete ortakl\u0131\u011f\u0131 ve ne \u0130sa&#8217;n\u0131n tabilerinin il\u00e2h\u00ee hakimiyyetten \u00e7\u0131kmas\u0131, ne de bundan sonraki \u00e2lemin i\u00e7inde h\u0131ristiyanlara \u00fcst\u00fcn hi\u00e7bir \u00fcmmet gelmeyecek ve \u0130sa&#8217;n\u0131n tabileri hi\u00e7bir zaman mahkum ve sorumlu olmayacak demek olmay\u0131p, ancak \u0130sa&#8217;ya hile ve k\u00fcfreden yahudilerin bu k\u00fcf\u00fcrde devam ettikleri m\u00fcddet\u00e7e hi\u00e7bir zaman \u0130sa&#8217;n\u0131n tabilerinin \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kamayacaklar\u0131n\u0131, bu da \u0130sa&#8217;n\u0131n kendisinden de\u011fil, bir peygamber olan \u0130sa&#8217;ya k\u00fcf\u00fcr, Allah&#8217;a k\u00fcf\u00fcr olmas\u0131ndan do\u011fmu\u015f oldu\u011funu ve bundan dolay\u0131 \u0130sa&#8217;ya iman edece\u011fiz diye Allah&#8217;a k\u00fcfredenler, yahudilere mahkum olmamakla beraber, d\u00fcnya ve ahirette k\u00fcf\u00fcr cezas\u0131ndan kurtulamayacaklar\u0131n\u0131 ve yoksa gerek \u0130sa ve gerek tabileri her zaman il\u00e2h\u00ee hakimiyet alt\u0131nda bulundu\u011funu, \u00f6zetle o hileye kar\u015f\u0131 \u0130sa&#8217;ya ve \u0130sa&#8217;n\u0131n t\u00e2bilerine iltifat eden bu vaadler iman\u0131n k\u00fcfre; tevhidin \u015firk ve ihtilafa; do\u011frulu\u011fun hileye; adaletin zulme; Allah&#8217;\u0131n m\u00e2sivallah (Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131n)a hakimiyyet ve \u00fcst\u00fcn gelmesi demek oldu\u011funu anlatmak \u00fczere buyuruluyor ki: Ey \u0130sa, bu vaadlerden ve o k\u00e2firlere tabilerine bu \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc verdikten sonra \u00fczerinizde il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcm ve hakimiyyet kesilmiyecek, nihayet d\u00f6n\u00fc\u015f yeriniz ben olaca\u011f\u0131m hakk\u0131nda tabilerinle ihtilaf etti\u011finiz hususlarda aran\u0131zda yine h\u00fckmedece\u011fim.<\/p>\n<p>56-57-Bu h\u00fck\u00fcm \u00fczerine: &#8220;\u0130nkar edenlere gelince, onlara d\u00fcnyada da ahirette de \u015fiddetli bir azab edece\u011fim. Onlar\u0131n hi\u00e7bir yard\u0131mc\u0131lar\u0131 da olmayacakt\u0131r. \u0130man edip iyi i\u015fler yapanlara gelince, Allah onlar\u0131n m\u00fck\u00e2fatlar\u0131n\u0131 tam olarak verecektir. Allah zalimleri sevmez.&#8221; Hayru&#8217;l-m\u00e2kir\u00een (hileleri bo\u015fa \u00e7\u0131karanlar\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131) olan Allah, zalimleri sevmedi\u011fi i\u00e7indir ki, k\u00fcf\u00fcrleriyle zulmeden o k\u00e2firlerin hilelerine kar\u015f\u0131 onlara bu hileyi, sana da bu diriltmeyi takdir etti. Onlar da \u0130brahim&#8217;in nesline mensup olduklar\u0131 halde, &#8220;Zalimlere ahdim ermez.&#8221; (Bakara, 2\/124) istisnas\u0131yla il\u00e2h\u00ee ahidden mahrum olarak bu mahkumiyete d\u00fb\u00e7\u00e2r oldular. Senin tabilerin de onlara kar\u015f\u0131 d\u00fcnyadaki bu \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc k\u00f6t\u00fc kullan\u0131p zulmederlerse, ayn\u0131 sonuca mahkum olurlar. \u0130\u015fte \u0130sa&#8217;n\u0131n tabilerine k\u0131yamete kadar -izaf\u00ee de olsa bir \u00fcst\u00fcnl\u00fck vaad edilmi\u015f olmas\u0131 &#8220;kelimet\u00fcn minallah&#8221; (Allah&#8217;tan bir kelime) olan \u0130sa&#8217;n\u0131n ruhu, o hile ve y\u00fckseltilme zaman\u0131nda al\u0131nmam\u0131\u015f oldu\u011funa ve \u015fu halde h\u00fckm\u00fc, vuku bulmada sonra oldu\u011fu halde; \u0130sa&#8217;y\u0131 en \u00e7ok sevindirecek olan hakimiyet ve il\u00e2h\u00ee vahdaniyyetin, her \u015feyden \u00f6nce ilan\u0131 n\u00fcktesiyle takdim edilmi\u015f oldu\u011funu g\u00f6sterdi\u011finden, \u0130sl\u00e2m inanc\u0131nda \u0130sa vefat etmemi\u015ftir ve fakat k\u0131yametten \u00f6nce vefat edecektir. Demek ki, \u0130sa&#8217;n\u0131n son hali de budur. \u015eimdi:<\/p>\n<p>Ey Muhammed:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>58- \u0130\u015fte bu sana okudu\u011fumuz, \u00e2yetlerden ve hikmetli Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dand\u0131r.<\/p>\n<p>58- \u0130\u015fte ey Muhammed, \u0130sa ile tabileri ve yak\u0131nlar\u0131 aras\u0131ndaki ihtilaf \u00fczerine verece\u011fimi vaad etti\u011fim o h\u00fck\u00fcm yok mu, onu biz sana okuyoruz: \u00d6yle ki, Tevrat ve \u0130ncil&#8217;i tasdik edici olarak indirilen ve senin peygamberli\u011fine delil ve b\u00fcrhan olan, m\u00fcte\u015fabih ve muhkem \u00e2yetleri i\u00e7eren, muhkemleri &#8220;\u00fcmm\u00fc&#8217;l-Kitab&#8221; (Kitab\u0131n esaslar\u0131) olan Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00e2yetlerinden ve hak ile bat\u0131l\u0131n ayr\u0131lmas\u0131nda hikmetli bir \u015fekilde hakim olan furkan-\u0131 muhkem (sa\u011flam furkan = Kur\u00e2n) ve zikr-i hak\u00eem (hikmetli zikir = Kur&#8217;\u00e2n) c\u00fcmlesinden olmak \u00fczere tilavet ediyoruz. Birdenbire de\u011fil, derece derece serdediyor ve zikrediyoruz. Demek ki o h\u00fck\u00fcm \u0130sl\u00e2m h\u00fck\u00fcmleridir. \u0130\u015fte o \u00e2yetlerden, o hikmetli ve muhkem zikirden birisi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>59- Do\u011frusu Allah kat\u0131nda \u0130sa&#8217;n\u0131n (yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndaki) durumu, \u00c2dem&#8217;in durumu gibidir; onu topraktan yaratt\u0131, sonra ona &#8220;ol!&#8221; dedi, o da oluverdi.<\/p>\n<p>59- &#8220;Onu topraktan yaratt\u0131&#8221;, topraktan hayata do\u011fru ba\u015flayan \u0131st\u0131fa (se\u00e7me)ya, &#8220;sonra ona &#8216;ol!&#8217; dedi&#8221; , bir m\u00fcddet sonra insana mahsus ruh \u00fcflenmesiyle insan olarak se\u00e7meye, &#8220;hemen olur&#8221; da silsilenin devam etmesine delalet etmektedir ki, &#8220;oldu ve olur&#8221; demektir. \u00c2dem&#8217;in topraktan yarat\u0131lmas\u0131, \u00c2dem&#8217;in o\u011fullar\u0131n\u0131n babalar\u0131n\u0131n sulb\u00fcndeki yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131n\u0131n gidi\u015fat\u0131na denktir, denebilir. Bug\u00fcn baz\u0131 Zooloji bilginleri (hayvanat bilimi \u00e2limleri)nin tercihlerine g\u00f6re nutfe (d\u00f6l suyu, sperma)deki yani men\u00ee tohumlar\u0131ndaki hayat, bitki hayat\u0131d\u0131r. &#8220;Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirdi.&#8221; (Nuh, 71\/17) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re de \u00c2dem&#8217;in (hayata), yery\u00fcz\u00fcnden bir bitki gibi ba\u015flam\u0131\u015f olmas\u0131 anla\u015f\u0131labiliyor. Bundan sonra bunun hayvan\u00ee hayat ve insan\u00ee hayat bir ad\u0131m(l\u0131k bir zaman)da m\u0131, yoksa bir\u00e7ok zamanlarda m\u0131 ge\u00e7ti\u011fini ilm\u00ee denecek bir \u015fekilde tayin edemeyiz, bunlar \u015f\u00fcphedir. Bunda kuvvetli olan nokta, Adem&#8217;in her halde, ilk h\u0131lkati ne olursa olsun, onun o yarat\u0131l\u0131\u015fta insan ve \u00e2dem de\u011filken, ilk olarak bir insan, bir be\u015fer olmas\u0131 ve ondan \u00f6nce bitki ve hayvan varsa da, insan bulunmamas\u0131 ve insan\u0131n bir &#8220;k\u00fcn&#8221; (ol) emri ile olmas\u0131d\u0131r. \u015eu halde burada, hem insan, hem hayvan, hem bitki a\u00e7\u0131s\u0131ndan her birinin ilk tohumlar\u0131n\u0131n kendi cinslerinden olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, onlar\u0131n her birinin de bir il\u00e2h\u00ee yaratma ile oldu\u011funu ve bunlar\u0131n kad\u00eem ve ezel\u00ee olmad\u0131klar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klama vard\u0131r. \u015eu halde insan bir hayvan tohumundan olmu\u015ftur veya bir bitki tohumundan olmu\u015ftur diye \u015f\u00fcphe etmek de meseleyi de\u011fi\u015ftirmez. \u0130lk insan yine bizzat yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Farzedelim ki \u00c2dem bir hayvandan do\u011fmu\u015f olsun, bir hayvan veya bir bitki insan oluversin. Bu da bir &#8220;k\u00fcn&#8221; (ol!) emrinden ba\u015fka bir \u015fey midir? Faraza bir insan nesnastan do\u011fmu\u015f demek, &#8220;ilk insan, insan tohumuna muhta\u00e7 olmam\u0131\u015ft\u0131r, insan i\u00e7in insan tohumu zorunlu de\u011fildir&#8221; demek de\u011fil midir? O halde bunlar da yaratma kanunu ve &#8220;k\u00fcn&#8221; (ol!) emrinden ba\u015fka, ilm\u00ee ve kesin bir kanun\u00ee ba\u015flang\u0131\u00e7 yokken \u015f\u00fcphelere ko\u015fup da kuvvetliyi b\u0131rakman\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 nedir? Daha sonra, \u00c2dem&#8217;in bir de\u011fil, bir\u00e7ok farzedilmesi de meseleyi de\u011fi\u015ftirmez. Tersine misalleri \u00e7o\u011falt\u0131r. Fakat ak\u0131l a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir \u00c2dem&#8217;den fazlas\u0131 da zorunlu ve kuvvetli de\u011fildir. Bununla beraber ne gariptir ki, &#8220;babas\u0131z bir insan olmaz&#8221; davas\u0131nda bulunanlar, ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir de\u011fil, bir\u00e7ok babas\u0131z insanlar bulundu\u011funa h\u00fckmetmek istiyorlar. Bunlar ise, ilimde ve imanda kuvvetliyi b\u0131rak\u0131p, \u015f\u00fcpheye ko\u015fmakt\u0131r. Bak\u0131n\u0131z veciz nazm\u0131ndaki m\u00e2n\u00e2lar\u0131n i\u00e7eri\u011fi ve hilkat (yarat\u0131l\u0131\u015f) tertibi ve ilmin ihk\u00e2m (sa\u011flamla\u015ft\u0131rmas)\u0131 ne kadar hayrete \u015fayand\u0131r? \u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 iki ne\u015f&#8217;et (meydana geli\u015f) \u00fczerine tertip olunmu\u015f ve &#8220;k\u00fcn&#8221; (ol!) emri ikincide verilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131n m\u00fcte\u015fabih bir kelimesi olan \u0130sa&#8217;y\u0131, b\u00f6yle muhkem bir asla d\u00f6nd\u00fcrmek suretiyle a\u00e7\u0131klama, ilm\u00ee bir imana ba\u011flayan bu muhkem \u00e2yetin n\u00fczul sebebi, Necran&#8217;dan gelen h\u0131ristiyan murahhas heyeti (delegeleri)nin Peygamber&#8217;in huzurundaki kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 konu\u015fmalar\u0131 oldu\u011funda tefsir bilginleri ittifak etmi\u015flerdir. Buna g\u00f6re bu \u00e2yet, \u00f6nce nass olarak ve ibaresiyle h\u0131ristiyanlara; ikinci olarak ve i\u015faretiyle yahudi ve di\u011ferlerine cevapt\u0131r. Necran temsilcileri demi\u015flerdi ki: &#8220;Madem \u0130sa&#8217;n\u0131n be\u015ferden bir babas\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r, o halde Allah olmas\u0131 gerekir.&#8221; \u015eimdi bunlara kar\u015f\u0131 buyuruluyor ki, \u0130sa&#8217;n\u0131n ve tasdik etti\u011fi b\u00fct\u00fcn peygamberlerin getirdikleri il\u00e2h\u00ee kitaplar ve bu c\u00fcmleden olarak Tevrat ve \u0130ncil gere\u011fince Hz. \u00c2dem&#8217;in de be\u015ferden bir babas\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 belli ve a\u00e7\u0131kt\u0131r. Halbuki b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n \u015fehadetiyle \u00c2dem ne Allah&#8217;t\u0131r ne de Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur. \u0130\u015fte \u0130sa da, t\u0131pk\u0131 onun gibi, ne Allah, ne de Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur. Allah \u0130sa&#8217;n\u0131n babas\u0131 de\u011fil, yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve rabbidir; \u0130sa ancak Meryem&#8217;in o\u011fludur. Hak din budur. Bunun z\u0131dd\u0131, Tevrat ve \u0130ncil&#8217;i ve \u0130sa&#8217;y\u0131 da yalanlamakt\u0131r. Burada yalanlanmas\u0131 gereken noktalardan birisi, bu \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcn, h\u0131ristiyanlara kar\u015f\u0131 m\u00fccerred (soyut) bir ilzam (susmaya mecbur etme) ifade eden bir tart\u0131\u015fmadan ibaret olmay\u0131p, kesin susturmay\u0131 ifade etmekle beraber, hi\u00e7bir hata ihtimali olmayan delile ait muhkem bir hakk\u0131, bir ezel\u00ee hakikati tesbit etmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. Yoksa asl\u0131 bozulmu\u015f \u0130nciller&#8217;de \u0130sa&#8217;ya &#8220;\u0130bn\u00fc Yusuf&#8221; (Yusuf&#8217;un o\u011flu) ad\u0131n\u0131n verilmesini caiz g\u00f6ren h\u0131ristiyanlara kar\u015f\u0131 di\u011fer ilzam (susturma)lar da yap\u0131labilirdi. Fakat bu, bir hak olmaz, \u0130sa&#8217;ya, Meryem&#8217;e ve Yusuf&#8217;a bir iftira, bu da &#8220;bana hi\u00e7bir be\u015fer dokunmad\u0131&#8221; vicdan\u0131nda Meryem&#8217;i tasdik eden Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya bir k\u00fcf\u00fcr olurdu. Bunun i\u00e7indir ki, Allah, \u0130sa&#8217;ya ancak &#8220;\u0130bn\u00fc Meryem&#8221; (Meryem&#8217;in o\u011flu) demi\u015ftir. Ve bununla &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; \u00fcnvan\u0131n\u0131 reddetti\u011fi gibi, &#8220;Yusuf&#8217;un o\u011flu&#8221; \u00fcnvan\u0131n\u0131 da reddetmi\u015ftir. Buna g\u00f6re bu \u00e7\u00f6z\u00fcm, yaln\u0131zca susturmaya mahsus bir \u00e7\u00f6z\u00fcm de\u011fil, delil ile ilgili bir \u00e7\u00f6z\u00fcm oldu\u011fundan, yaln\u0131z h\u0131ristiyanlara cevap olmakla kalmay\u0131p, i\u015faretle yahudilere ve ba\u015fka ink\u00e2rc\u0131lara da cevapt\u0131r. Yahudilere cevap olmas\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131klamas\u0131 da \u015fudur:<\/p>\n<p>Tevrat gere\u011fince \u00c2dem, anas\u0131z babas\u0131z topraktan yarat\u0131lm\u0131\u015f, babas\u0131 yok bir peygamberdir. Ve babas\u0131 olmamakta \u0130sa da bir \u00c2dem gibidir. \u015eu halde babas\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 \u0130sa&#8217;y\u0131 ve peygamberli\u011fini ink\u00e2r etmek \u00c2dem&#8217;i ve Tevrat&#8217;\u0131, Allah&#8217;\u0131n kudretini ink\u00e2r etmektir. \u015eu halde siz, yaln\u0131z \u0130ncil&#8217;i ve \u0130sa&#8217;y\u0131 de\u011fil, Tevrat ve Musa&#8217;y\u0131 da yalanl\u0131yorsunuz. Sonra bunda ak\u0131l bak\u0131m\u0131ndan b\u00fct\u00fcn ak\u0131l sahiplerini \u015f\u00f6yle bir ayd\u0131nlatma vard\u0131r: Be\u015fere \u00f6zg\u00fc dokunma olmaks\u0131z\u0131n Meryem&#8217;den \u0130sa&#8217;n\u0131n do\u011fu\u015fu normal deneylere, tecr\u00fcbelere uymuyor diye, Meryem&#8217;i ve \u0130sa&#8217;y\u0131 ve bu konudaki g\u00f6zlemleri, \u015fehadetleri yalanlamaya ve bozmaya kalk\u0131\u015fmak do\u011fru de\u011fildir. Do\u011fru ilme, ak\u0131l ve hikmete ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Zira b\u00f6yle bir ink\u00e2r insan\u0131n kendini ve insanl\u0131\u011f\u0131n asl\u0131n\u0131 ve toprak asl\u00ee maddesinden yaratma ve se\u00e7me kanununu ink\u00e2rd\u0131r ki, bunlar\u0131 ink\u00e2r edenler kendilerini ve ger\u00e7ek ilmi reddetmi\u015f olurlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc ak\u0131l ve ilimde en kesin kanun, yaratma kanunudur. \u0130limde deneye uygun olana inan\u0131l\u0131r. Fakat deneye uymayan olaylar da ink\u00e2r edilmez, tesbit olunur. Di\u011fer bilgilere ba\u015flang\u0131\u00e7 yap\u0131l\u0131r. Deneyin \u00f6tesi bulundu\u011fu da tecr\u00fcbe edilmi\u015ftir. \u015eu halde \u0130sa&#8217;y\u0131 ink\u00e2r, ilm\u00ee ve fenn\u00ee de\u011fildir. \u0130sa&#8217;n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ilim bak\u0131m\u0131ndan tasavvur olunamaz bir \u00e7eli\u015fki de\u011fildir. Tersine insana mahsus deneylerin ba\u015flang\u0131c\u0131 olan ilm\u00ee bir olay\u0131n, \u00c2dem olay\u0131n\u0131n, ilk yaratma olay\u0131n\u0131n bir tekrar\u0131d\u0131r. Ger\u00e7ekten \u0130sa m\u00fcte\u015fabih bir hak kelimedir. Yani yarat\u0131l\u0131\u015fta bir nadir olayd\u0131r. Fakat her y\u00f6nden tek, \u0131tt\u0131rad (ayn\u0131 \u00fcslubta gitme) kanunundan b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn d\u0131\u015farda, misalsiz, ak\u0131l ile a\u00e7\u0131klanmas\u0131 ve yorumu m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir kelime, bir olay da de\u011fildir. Allah kat\u0131nda bunun ger\u00e7ek bir yorumu ve a\u00e7\u0131klamas\u0131 vard\u0131r. \u0130lk be\u015ferin yarat\u0131lmas\u0131, \u0131st\u0131fa kanunu, \u0130sa olay\u0131na \u015fahit olamayanlar, \u015fahitlerden bu kelimeyi i\u015fittikleri zaman ifrat ve tefrit ile, sapma ve do\u011frudan ayr\u0131lma ile, ink\u00e2r veya k\u00f6t\u00fc yoruma sapmamal\u0131d\u0131r. Halk (yaratma) ve \u0131st\u0131fa (se\u00e7me) kanunu her zaman, herkes i\u00e7in olaylar\u0131n g\u00f6r\u00fclmesiyle bilinir. Ak\u0131l ve ilim sahiplerinin \u015funu bilmesi gerekir ki, \u00e2det d\u0131\u015f\u0131 olaylar vard\u0131r, bu da bir kanundur, hem de tecr\u00fcbe ve ara\u015ft\u0131rmaya ait bir kanundur. Bu da yaratman\u0131n iradeyle ilgili oldu\u011funa delildir. S\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda ak\u0131l sahiplerine ve b\u00fcy\u00fck \u00e2limlere anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere hak olaylar, ayn\u0131 \u015fekilde onu ifade eden hak \u00e2yetler, muhkem ve m\u00fcte\u015fabihlere ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Muhkemler, hem g\u00f6rerek, hem d\u00fc\u015f\u00fcnerek \u015f\u00fcphe etmeksizin al\u0131n\u0131r. Onlar kendi kendilerini a\u00e7\u0131klarlar. M\u00fcte\u015fabihler ise ancak \u015f\u00fcphesiz olarak al\u0131n\u0131rlar, onun d\u0131\u015f\u0131nda kendi kendilerini a\u00e7\u0131klayamazlar? Ancak kendilerine uygun bir misale veya bir kanuna irca ile a\u00e7\u0131klan\u0131r ve yorumlan\u0131rlar. Ger\u00e7ek misali bulunamad\u0131k\u00e7a, yap\u0131lan yorumlar hata olur; yalan olur, aldanmak, aldatmak ve do\u011fruyu bozmak olur. Buna g\u00f6re kuvvetli ilim, tek ve istisna olaylar\u0131 ink\u00e2r etmez. Onu, \u00f6nce oldu\u011fu gibi al\u0131p ve tasdik ederek, g\u00f6rerek kaydeder ve kelime ile haber verir. \u0130kinci olarak muhkem ve ger\u00e7ek bir \u00f6rne\u011fini ara\u015ft\u0131rarak izah ve yorumuna ve ayn\u0131 \u00fcslub bir b\u00fct\u00fcne d\u00f6nd\u00fcrmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Ona ak\u0131lda ve d\u0131\u015f alemde bir \u00f6rnek bulabilirse, &#8220;bu da b\u00f6yledir&#8221; der. Ara\u015ft\u0131rmas\u0131ndan sonra bulamazsa olaylar\u0131 yaln\u0131z g\u00f6rmekle yetinir; yorumunu bekler ve Allah&#8217;a havale eder, fakat ink\u00e2r etmez, k\u00f6t\u00fc yorumdan ka\u00e7\u0131n\u0131r. Mesela alt\u0131n\u0131, alt\u0131n olarak al\u0131r, ink\u00e2r etmez, \u00f6zelli\u011fini zabteder. Bunu ba\u015fka madenlere bir y\u00f6nden benzetir, di\u011fer y\u00f6nden benzetemez, bak\u0131r veya g\u00fcm\u00fc\u015ft\u00fcr diyemez, &#8220;onlar gibi de\u011fildir&#8221; de diyemez. Netice olarak bunu maden kelimesiyle ve hepsinin ba\u015flang\u0131c\u0131 olan bir mutlak misalle toprak asl\u00ee maddesine d\u00f6nd\u00fcrme ve onu o topraktan se\u00e7me ve terbiye ile alt\u0131n yapan yarat\u0131c\u0131 kudrete teslim eder. \u0130\u015fte ak\u0131l sahiplerinin, kamil akl\u0131n, kuvvetli ilmin yapaca\u011f\u0131 budur. Bundan ba\u015fkas\u0131 ne ilim, ne ak\u0131ld\u0131r; nefis d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcd\u00fcr. \u015eimdi bu ilm\u00ee esaslar bilindikten sonra g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015f olan \u0130sa kelimesine gelelim: Bu kelime, Mesih Meryem&#8217;in o\u011flu \u0130sa&#8217;d\u0131r ki, g\u00fczel ve y\u00fcksek vas\u0131flar\u0131 i\u00e7eren bir tevhid delilidir. Be\u015fer tarihinde bu isim ile -Allah&#8217;\u0131n izniyle \u00f6nemli olaylara ba\u015flang\u0131\u00e7 olmu\u015f, m\u00fcbarek, ki\u015fisel ve bir tek olay olarak g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015f, sonra g\u00f6\u011fe y\u00fckseltilmi\u015f ve yaln\u0131z kelimesine \u015fehadet kalm\u0131\u015ft\u0131r. Bu olay ba\u015fl\u0131ca birka\u00e7 y\u00f6nden m\u00fc\u015fahede edilir: Birincisi olay\u0131n kendisidir ki, \u0130sa&#8217;n\u0131n zat\u0131d\u0131r. Bunu ge\u00e7mi\u015fte be\u015fikteki \u00e7ocuklu\u011fundan yeti\u015fkinli\u011fine kadar bir\u00e7ok insanlar, bu c\u00fcmleden olarak \u0130srailo\u011fullar\u0131 toplumu g\u00f6rm\u00fc\u015f, konu\u015fmu\u015f, kimi sevmi\u015f, kimi sevmemi\u015f, seven sevmeyen hepsi yalanlanmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir ittifak ile bu insan\u00ee \u015fah\u0131s vard\u0131r diye \u015fahitlik etmi\u015ftir. Bu y\u00f6nden \u0130sa&#8217;n\u0131n \u015fahs\u0131, hem g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015f olmak, hem de \u015fahitlik etmek bak\u0131m\u0131ndan muhkem bir olayd\u0131r. Bir insand\u0131r. \u0130kincisi, \u0130sa&#8217;n\u0131n \u015fahs\u0131 Meryem&#8217;den do\u011fmu\u015ftur ki, bu da kesindir. Ger\u00e7i bu g\u00f6rme, di\u011fer m\u00fc\u015fahedenin ayn\u0131 de\u011fildir. Fakat bilinen ve muhkem \u00e2det dairesinde bilinen herhangi bir \u015fahs\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 gibi g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr ki, esas\u0131 Meryem&#8217;in kendisinin ve beraberindekilerin m\u00fc\u015fahede ve \u015fahitliklerine dayanmaktad\u0131r. Gebeli\u011fin ge\u00e7mesinden istidlalin eklenmesiyle de \u0130sa&#8217;n\u0131n \u015fahs\u0131n\u0131 g\u00f6renlerin hepsi bunu itiraf etmi\u015ftir. Herhangi bir \u015fahs\u0131n anas\u0131ndan do\u011fdu\u011funu itiraf etmesi de ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc bir g\u00f6rmeye dayanmaz. \u015eu halde \u0130sa&#8217;n\u0131n, Meryem&#8217;in o\u011flu olmas\u0131 durumu da bu \u015fekilde g\u00f6rme ve sonu\u00e7 \u00e7\u0131karmaya dayanan ink\u00e2r edilemez muhkem bir olayd\u0131r. \u0130sa anas\u0131ndan do\u011fmu\u015f bir \u00e7ocuk, bir insand\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, Meryem&#8217;e, be\u015ferle ilgili bir temas\u0131n vaki olmamas\u0131 ve \u0130sa&#8217;n\u0131n Meryem&#8217;in rahminde bir baba arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 olmaks\u0131z\u0131n yarat\u0131lmas\u0131 durumudur ki, bu da asl\u0131nda imkans\u0131z olmayan ve fakat \u00f6rnekleri g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 \u015f\u00e2z (kural d\u0131\u015f\u0131), garib ve tek olan karma\u015f\u0131k bir olayd\u0131r. Do\u011fumda oldu\u011fu gibi, bu da Meryem&#8217;in vicdan\u0131 ve Meryem&#8217;in ge\u00e7mi\u015f ve \u00f6zel durumlar\u0131n\u0131 tecr\u00fcbeyle bilenlerin \u015fahitlikleriyle tesbit edilmi\u015ftir ki, bir nefy-i mahsura (s\u0131n\u0131rl\u0131 bir nefye, yani bu t\u00fcr hamileli\u011fin yaln\u0131z Meryem&#8217;e mahsus oldu\u011funa) \u015fahitliktir. Past\u00f6r deneyindeki ilm\u00ee \u015fahitli\u011fin i\u00e7eri\u011fi de b\u00f6yle bir nefy-i mahsurdan ibarettir. &#8220;Yirmi dokuz sene gibi belli bir zaman s\u00fcrecinde kapal\u0131 \u015fi\u015feler i\u00e7erisindeki dezenfekte edilmi\u015f sular i\u00e7inde bir mikrop olu\u015fmam\u0131\u015f oldu\u011funa Past\u00f6r ad\u0131ndaki doktor objektif bir \u015fekilde \u015fahitlik etmi\u015f, bundan da tohumsuz meydana gelmenin bir tabiat olmad\u0131\u011f\u0131 sonucuna varm\u0131\u015ft\u0131r. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k da Hz. Meryem korunmu\u015f ve masum oldu\u011funu Past\u00f6r&#8217;\u00fcn \u015fi\u015felerini bilmesinden daha kuvvetli bir \u015fekilde bildi\u011fi kendi nefsinde, kendi kalp ve vicdan\u0131 ile beraberinde onu devaml\u0131 bak\u0131\u015f ve tecr\u00fcbeleri alt\u0131nda sakl\u0131 bulunduran zatlar da tecr\u00fcbe ve bilgileriyle insan temas\u0131 olmaks\u0131z\u0131n bir gebeli\u011fin, bir ceninin olu\u015fmas\u0131na hem enf\u00fcs\u00ee (subjektif) ve hem \u00e2f\u00e2k\u00ee (objektif) bir \u015fekilde \u015fahitlik etmi\u015flerdir. Bu s\u0131rada bundan \u00f6nce Zekeriyya&#8217;n\u0131n kar\u0131s\u0131n\u0131n ihtiyarlam\u0131\u015f iken Yahya&#8217;ya gebe kalmas\u0131 olay\u0131 da tecr\u00fcbe ve \u00e2det d\u0131\u015f\u0131 olma bak\u0131m\u0131ndan Meryem&#8217;in gebeli\u011finin do\u011frulu\u011funu g\u00f6steren ge\u00e7mi\u015f bir teyid edici olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte incelemeye g\u00f6re \u0130sa anas\u0131ndan do\u011fmu\u015f, anas\u0131n\u0131n maddesinden yarat\u0131lm\u0131\u015f bir insan\u00ee \u015fah\u0131s olma bak\u0131m\u0131ndan muhkem; anas\u0131ndan be\u015fer dokunmaks\u0131z\u0131n olu\u015fumu bak\u0131m\u0131ndan da m\u00fcte\u015fabih olan hak bir kelimedir. Bu kelime b\u00f6yle kural d\u0131\u015f\u0131 bir olay olmak \u00fczere tesbit edilmi\u015f ve bunu g\u00f6rmemi\u015f olan ak\u0131l sahiplerinin ak\u0131l ve iman\u0131na teklif olunmu\u015f ve bu olay birtak\u0131m olaya ve nice s\u00f6zlere sebep olmu\u015ftur ki, b\u00fct\u00fcn bu s\u00f6zlerin i\u00e7inde en do\u011frusu onun s\u00f6yledi\u011fi &#8220;\u015e\u00fcphesiz Allah,benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O&#8217;na ibadet ediniz.&#8221; ifadesi, tevhid emridir. Herhangi bir kimse kendinde b\u00f6yle bir olay g\u00f6rm\u00fc\u015f olsa, onu Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 kendi vicdan\u0131nda &#8220;hakt\u0131r&#8221; diye tasdik etmekte hi\u00e7 de teredd\u00fct etmez. Bir insan\u0131n bunu \u015fahs\u0131nda g\u00f6rmesi i\u00e7in de Meryem gibi bir bikr-i bet\u00fbl (kendini Allah&#8217;a adayan bek\u00e2r kad\u0131n) olmas\u0131 gerekir. \u015eimdi Meryem gibi bir b\u00e2kire olmayanlar ve onun gibilerini g\u00f6rmeyenlerin, bunu tesbit eden \u015fehadetleri yalanlayarak veya bozarak \u0130sa olay\u0131n\u0131 ink\u00e2r veya k\u00f6t\u00fc yorum yapmaya ilmen ve aklen haklar\u0131 olabilir mi? Sonra, bu olay\u0131n bir ger\u00e7ek yorumu, bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 var m\u0131d\u0131r, yok mudur? Mesele budur. Yukardan beri ak\u0131l sahiplerine b\u00fct\u00fcn bu a\u00e7\u0131klamay\u0131 yapan ve se\u00e7me kanununu da anlat\u0131p kelimeyi b\u00f6yle inceleyen Kur&#8217;\u00e2n ta s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda &#8220;\u0130limde derinle\u015fmi\u015f olanlar: &#8216;Biz ona inand\u0131k, hepsi Rabbimiz kat\u0131ndand\u0131r. Ama ancak temiz ak\u0131l sahipleri \u00f6\u011f\u00fct al\u0131r.&#8217; derler.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/7) muhkem \u00e2yetiyle, m\u00fcte\u015fabihi ink\u00e2ra veya k\u00f6t\u00fc yoruma sa\u011flam ilim ve k\u00e2mil ak\u0131l a\u00e7\u0131s\u0131ndan hi\u00e7bir zaman hak ve selahiyet bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatm\u0131\u015f oldu\u011fu gibi, burada da onu ak\u0131llar nazar\u0131nda \u00e7aresiz olarak sabit ve sa\u011flam bir \u00f6rne\u011fe, bir asl\u00ee maddeye, ezel ve ebede do\u011fru, bir muhkem kanuna irca edip ger\u00e7ek yorumunu g\u00f6stermi\u015ftir ki, o \u00f6rnek \u00c2dem ve o madde toprak ve o kanun yaratma ve se\u00e7me kanunudur. Buna g\u00f6re ilm\u00ee a\u00e7\u0131dan bunu ink\u00e2r etmek do\u011fru de\u011fildir ve \u015f\u00f6yle izah etmek gerekir. \u0130sa kelimesi, bir insan tasavvurunu, bir insan kelimesini i\u00e7erir. \u0130nsan tasavvuru ve insan kelimesi de pratik ve realitede, her \u015feyden \u00f6nce \u00c2dem anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131, \u00c2dem olay\u0131n\u0131 ifade eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc realitede insan tarifinin ilk \u00f6rne\u011fi \u00c2dem&#8217;dir. \u00c2dem kelimesinin kesin ak\u0131l anlay\u0131\u015f\u0131nda en sa\u011flam \u015fekilde delalet etti\u011fi olay da \u015fudur: Ba\u015flang\u0131\u00e7ta topraktan yarat\u0131lm\u0131\u015f ve var olmu\u015f itaatk\u00e2r bir memurdur ki, as\u0131l insan demek bu demektir. \u015eu halde \u0130sa kelimesi, insan\u0131n asl\u0131 demek olan \u00c2dem kelimesine, di\u011fer \u00c2demo\u011fullar\u0131ndan daha \u00e7ok bir benzeyi\u015fle benzeyip dururken, &#8220;b\u00f6yle insan olmaz ve olamaz&#8221; diye ink\u00e2r etmek veya ge\u00e7mi\u015f ve gelecekte dengi bulunmak ihtimali olmayan yarat\u0131c\u0131 ve emredici Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya benzetmeye kalk\u0131\u015f\u0131p \u00e7eli\u015fkiye d\u00fc\u015fmek veya d\u00fc\u015f\u00fck \u00f6rneklere d\u00f6n\u00fc\u015ftererek iftira ve b\u00fchtan yollar\u0131na sapmak i\u00e7in hi\u00e7bir ilm\u00ee ve fenn\u00ee zorunluluk yoktur. Toprak ve ruh, yaratma ve se\u00e7me, bir yarat\u0131c\u0131ya mahkum olmak, her insandan en k\u00fcll\u00ee (t\u00fcmel), en umum\u00ee (genel), en sa\u011flam esas bu iken, bunu b\u0131rak\u0131p da \u0130sa&#8217;y\u0131 bunun d\u0131\u015f\u0131nda veya tesiriyle d\u00fc\u015f\u00fcnmeye veya ilim bak\u0131m\u0131ndan hi\u00e7 izah\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fil zannetmek b\u00fcy\u00fck bir bilgisizliktir, insanl\u0131ktan d\u00fc\u015fmektir. K\u00f6r bir tabiat, se\u00e7imsiz bir yaratma, temelsiz bir kanun, illet (sebep)siz bir malul (illetli), iradesiz bir sebep de\u011fi\u015fimi fikirleri \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcyen ve ba\u015flang\u0131\u00e7 tasavvurunu Hak&#8217;dan almay\u0131p kendi g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcnden alan ve insanl\u0131\u011f\u0131 ruh\u00ee geli\u015fmesinden \u00e7ok cisim ve madde ile ilgili geli\u015fmesiyle \u00f6l\u00e7en kimselerin a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k ve ihmalk\u00e2rl\u0131ktan kurtulmayan tasavvurlar\u0131na ve adi iddialar\u0131na ilim denmez. \u00c2dem k\u0131ssas\u0131, \u0130sa k\u0131ssas\u0131n\u0131n hem haber, hem istikr\u00e2 (t\u00fcme var\u0131m) ve hem istintac (sonu\u00e7 \u00e7\u0131karma) bak\u0131m\u0131ndan bir \u00f6rnek ve izah\u0131d\u0131r. S\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131, insanl\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 hakk\u0131nda ba\u015fl\u0131ca iki kanun vard\u0131r: Birisi, hi\u00e7bir istisnas\u0131 olmayan daha genel ve k\u00fclli (t\u00fcmel) ve bundan dolay\u0131 istidlal (delil ile sonuca varmak) ve sonu\u00e7 \u00e7\u0131karma y\u00f6n\u00fcyle mant\u0131k bak\u0131m\u0131ndan kesin ve ku\u015fkusuz bir sonu\u00e7 veren \u015fu kanundur: &#8220;Her insan Allah&#8217;\u0131n mahlukudur.&#8221; \u0130kincisi de \u015fu kanundur: &#8220;\u0130nsan, bir baba insan ile bir ana insan\u0131n birle\u015fmesiyle do\u011fmu\u015f \u00e7ocu\u011fudur&#8221;. Bu kanun, genel de\u011fil, \u00e7o\u011funlu\u011fa aitdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc zorunlu m\u00fcstesnas\u0131 vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ilk insan\u0131 veya ilk insanlar\u0131 kapsamamaktad\u0131r. Buna g\u00f6re \u0130sa bir insand\u0131r ve \u00e7o\u011funlukla insan, bir baba insan ile bir ana insan\u0131n birle\u015fmeleriyle do\u011fmu\u015f \u00e7ocuklar\u0131d\u0131r. O halde \u0130sa da b\u00fcy\u00fck ihtimal ile b\u00f6yle bir \u00e7ocuktur. &#8220;Acaba onun babas\u0131 kimdir?&#8221; diye d\u00fc\u015f\u00fcnmek kuvvetli, ilm\u00ee bir d\u00fc\u015f\u00fcnce de\u011fildir. Bir iman temin etmez, ilm\u00ee bir ink\u00e2ra da hak vermez. Fakat &#8220;\u0130sa bir insand\u0131r ve her insan ise Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u011f\u0131d\u0131r. O halde \u0130sa da Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u011f\u0131d\u0131r.&#8221; diye tasavvur edildi\u011fi zaman hi\u00e7 yanl\u0131\u015f olma ihtimali yoktur. Buna iman eden hi\u00e7bir zaman aldanmaz ve hi\u00e7 yalan s\u00f6ylemi\u015f olmaz. \u0130\u015fte hak din olan \u0130sl\u00e2m dininde, iman ve iman prensiplerinin, b\u00f6yle her \u015f\u00fcpheden uzak ve her t\u00f6hmetten salim, gayet sa\u011flam ve son derece nezih ve ahl\u00e2k\u00ee olmas\u0131 gerekir. \u0130nsan, ya do\u011fru s\u00f6ylemeli veya susmal\u0131d\u0131r. Yalanc\u0131l\u0131kla Allah&#8217;a k\u00fcf\u00fcr ve isyan etmemelidir.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamalara eklenecek bir \u015fey yoktur. Fakat zaman\u0131m\u0131zda hayat bilgisi, tabiat bilgisi ve r\u00fc\u015feym (embriyon) ilmi ad\u0131na s\u00f6z s\u00f6yleyenler \u00e7ok oldu\u011fundan, bunlar\u0131 kavrayamayacak olanlar\u0131n uzakla\u015fmalar\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rmak i\u00e7in \u015funlar\u0131 da hat\u0131rlatal\u0131m: \u00d6nce, hayvanlarla ilgili do\u011fumlarda kan\u00fbn-i veraset (soya \u00e7ekim)e ait olmak \u00fczere &#8220;atavizm&#8221; (cedd\u00e2niyet) yani ta yukarlardaki ataya ve dedeye \u00e7ekmek denilen bir olay vard\u0131r ki, \u0130sa olay\u0131 da bu t\u00fcrdendir. \u0130kinci olarak, tasvirle ilgili olan hayat bilgisinde canl\u0131 olanlar &#8220;monomer&#8221; yahut &#8220;diyamer&#8221; yani &#8220;anal\u0131&#8221; veya &#8220;anal\u0131 babal\u0131&#8221; olmak \u00fczere iki k\u0131sma ayr\u0131l\u0131r. Demek olur ki, Hz. \u0130sa&#8217;da insanlar aras\u0131nda bir anal\u0131 bir hayat olay\u0131 olmu\u015ftur. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, insanlarda erkek di\u015fi bulundu\u011fu gibi, iki cinsli olarak h\u00fcns\u00e2-y\u0131 m\u00fc\u015fkil (erkeklik ve kad\u0131nl\u0131k y\u00f6n\u00fcnden e\u015fit olan h\u00fcnsa) de bulunabilir. Ve zaman zaman bunun bir y\u00f6n\u00fc (yani erkeklik veya kad\u0131nl\u0131k uzvu) galip gelebiliyor. Biz bundan Hz. Meryem&#8217;e h\u00fcns\u00e2 demek istemiyoruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kur&#8217;\u00e2n metni ile o kad\u0131nd\u0131r, fakat bundan hakk\u0131yla \u015fu h\u00fckm\u00fc \u00e7\u0131karabiliriz ki, bir bedenin iki \u00e7e\u015fit tohumun meydana gelmesinde esas olmas\u0131 pek\u00e2l\u00e2 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. \u015eu halde kad\u0131nlar \u00e2lemi aras\u0131nda Meryem&#8217;in se\u00e7ilmesini bu \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcnmemize engel nedir? D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak, bug\u00fcn biliyoruz ki, insan tohumu olan nutfe (d\u00f6l suyu, sperma) tamamen meni demek de\u011fildir. &#8220;Kendisi d\u00f6k\u00fclen meniden bir nutfe (sperma) de\u011fil miydi?&#8221; (K\u0131yame, 75\/37) \u00e2yeti gere\u011fince meniden bir par\u00e7a olan ve bir meni i\u00e7inde bir\u00e7ok miktar bulunabilen ve bezr-i manev\u00ee (meni tohumu) denilen bir h\u00fccreciktir. Ve bunun yirmi dokuz sene \u00f6nce zannedildi\u011fi gibi hayvanlara \u00f6zg\u00fc bir hayat ile ya\u015fayan bir &#8220;huveyn&#8221; (g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclemeyecek kadar k\u00fc\u00e7\u00fck hayvanc\u0131k) de\u011fil, bitkisel hayatta bir &#8220;b\u00fczeyr&#8221; (tohum taneci\u011fi) oldu\u011fu kabul ediliyor. \u015eimdi tabiat bilgisi ad\u0131na g\u00fcne\u015ften koptu\u011fu ve bir zamanlar g\u00fcne\u015f gibi ate\u015f s\u0131v\u0131s\u0131 halinde bulundu\u011fu nazariye (teori)ye uygun gibi g\u00f6r\u00fcnen yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn o ate\u015fleri i\u00e7inde b\u00f6yle bir tohum tanesinin bulunamayaca\u011f\u0131 ve buna g\u00f6re bunun sonradan yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve olu\u015fturuldu\u011fu fen ilimleri bak\u0131m\u0131ndan bilinip ve kabul edilirken ve sonra b\u00f6yle bir tohum tanesinin olu\u015fum imkan\u0131na, kuru topraktan \u00e7ok daha geli\u015fmi\u015f bir rahimin daha m\u00fcsait ve \u00e7ok elveri\u015fli olmas\u0131n\u0131n tabii g\u00f6r\u00fcnmesi gerekirken, Meryem&#8217;in rahiminde bir yumurtac\u0131\u011f\u0131 bulmak i\u00e7in b\u00f6yle bir tohum tanesinin muhakkak d\u0131\u015fardaki bir erkek taraf\u0131ndan a\u015f\u0131lanmas\u0131 nas\u0131l olur da bir mutlak zaruret (zorunluluk) gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr? Ve nas\u0131l olur da \u00f6yle bir tohum tanesinin \u015fekil ve ula\u015fma yolunu ilim ve be\u015fer fenni kapsar ve tayin eder diye iddia olunabilir? Ve sonra tek ba\u015f\u0131na b\u00f6yle haddini bil-meyen tabiat ilimleri davalar\u0131na, haddini bildirmek i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015f ve g\u00f6nderilmi\u015f olan Hz. \u0130sa&#8217;ya ve meleklerin canci\u011fer arkada\u015f\u0131 olan se\u00e7kin anas\u0131na (Meryem&#8217;e) ilim ad\u0131na nas\u0131l sald\u0131r\u0131labilir? Be\u015finci olarak, insan, madde ile de\u011fil, ruh ile insand\u0131r. Ve burada psikoloji a\u00e7\u0131s\u0131ndan da bir d\u00fc\u015f\u00fcnce vard\u0131r. Her an kendimize dikkat edersek g\u00f6r\u00fcr\u00fcz ki, zihnimizdeki bir kelimenin veya bir m\u00fccerred m\u00e2n\u00e2n\u0131n, maneviyattan maddiyata, ruhaniyetten cismaniyete bir sebep olmas\u0131 vard\u0131r. Kendimizdeki bir \u015fuurun bir hayale, bir hayalin bir harekete ge\u00e7ebildi\u011fini g\u00f6r\u00fcyoruz. B\u00f6yle olmasayd\u0131 kolumuzu oynatamazd\u0131k ve hi\u00e7 ku\u015fku yok ki bu toplu ve mekanik (\u015fuursuz, kendi kendine olan) hareket, i\u00e7imizdeki molek\u00fcl ve h\u00fccre hareketiyle ilgilidir. Demek ki bir soyut idrak (anlay\u0131\u015f), hem mekanik harekete, hem zerresel ve kimyasal harekete d\u00f6n\u00fc\u015febiliyor da, bu \u015fekilde kulaktan veya kalpten gelen bir &#8220;ar\u015f = mar\u015f!&#8221; kelimesi ordular\u0131 y\u00fcr\u00fct\u00fcyor. Manevi olaylar\u0131n, b\u00f6yle madd\u00ee olaylara devaml\u0131 olarak d\u00f6n\u00fc\u015fmesi g\u00f6r\u00fcld\u00fckten sonra, bunun di\u011fer \u00f6rneklerini de az \u00e7ok farkl\u0131 bir bi\u00e7imde d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz. Bir laf\u0131zla veya nefisle veya v\u00fccudla ilgili kelime, vicdan\u00ee bir izlenim uyand\u0131r\u0131r ve bu vicdan\u00ee izlenim, \u015fiddetine g\u00f6re, b\u00fct\u00fcn ruhu kapsayan sa\u011flam bir inan\u00e7 olur ve bu inan\u00e7 bedende etkisini g\u00f6stermeye, beden de onunla uygun olan yeni bir hayata ba\u015flar. Ve bu h\u00e2l geli\u015febilirse uzva ait g\u00f6revlerde yeni bir \u015fekil v\u00fccud bulabilir ki, filozoflar bu \u015fartlar alt\u0131nda uzuvla ilgili de\u011fi\u015fikliklerin \u00f6rneklerini bile tesbit etmi\u015flerdir. \u015eu halde Hz. Meryem&#8217;in bu h\u00e2li ya\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve kabul etmek de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ve belki bu \u015fekilde Meryem&#8217;in kalbindeki bir kelime, Meryem&#8217;in rahminde bir tohum ile bir yumurtan\u0131n beraberce olu\u015fmas\u0131na -Allah&#8217;\u0131n izniyle sebep olmu\u015f ve \u0130sa bundan do\u011fmu\u015ftur. Bu da \u015fehvetle ilgili bir m\u00e2n\u00e2 ile de\u011fil, bilhassa rahm\u00e2n\u00ee bir m\u00e2n\u00e2 ile tasavvur edilmek gerekir. \u0130\u015fte baz\u0131 tefsir bilginleri, Meryem&#8217;in se\u00e7imi, meleklerin m\u00fcjdesi, kelimenin olu\u015fumu \u00e2yetlerinin psikoloji ilmi a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnce ilham etti\u011fini de g\u00f6stermi\u015flerdir. Bununla beraber bunlar tevil ve tefsir de\u011fil, ink\u00e2r ve uzak g\u00f6rme iddialar\u0131n\u0131 bozacak m\u00fcmk\u00fcn olabilen d\u00fc\u015f\u00fcnceleri g\u00f6stermektedir. Ger\u00e7ekte te&#8217;vil dur. Bunda o kadar a\u00e7\u0131k m\u00e2n\u00e2lar vard\u0131r ki, dikkat edip anlamal\u0131d\u0131r. Topraktan yaratma, sonra &#8220;k\u00fcn&#8221; (ol!), hemen pe\u015finde &#8220;feyek\u00fcn&#8221; (hemen oluverdi). Ancak \u015fu noktay\u0131 unutmamal\u0131d\u0131r ki, bu zikr-i hakim (hikmetli hat\u0131rlatma), b\u00fct\u00fcn muhataplardan \u00f6nce h\u0131ristiyanlara kar\u015f\u0131 bir h\u00e2kimin h\u00fckm\u00fcd\u00fcr. Allah&#8217;\u0131 ve insan\u0131 tan\u0131mak, yarat\u0131c\u0131 ile yarat\u0131lan\u0131, amir ile memur, h\u00e2kim ile mahkumu farkettirip itaate davet etmektir. Kelime, \u0130sa&#8217;da var da, \u00c2dem&#8217;de yok de\u011fildir. \u0130sa&#8217;ya her ne y\u00f6nden bak\u0131l\u0131rsa bak\u0131ls\u0131n orta\u011f\u0131, dengi, \u00f6rnekleri vard\u0131r. Fakat Allah&#8217;\u0131n hi\u00e7bir dengi yoktur. \u0130sa ve \u00c2dem, ikisi de topraktan yarat\u0131lm\u0131\u015f, ikisi de emriyle memurdur. \u00c2dem kelimesi, Allah&#8217;\u0131n ayn\u0131 veya o\u011flu olmak m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, \u0130sa kelimesi de \u00f6yledir. Kelimeler \u00e7ok, Allah ise birdir. Allah, kelimelerde fani (yok olucu) de\u011fil, diri ve her \u015feyi koruyand\u0131r. Fakat kelimeler Allah da fani (yok olucu)dir. Kelimelerle Allah \u00e7o\u011falt\u0131lmamal\u0131, Allah ile kelimeler birle\u015ftirilmelidir. Kelimeler birer yol g\u00f6sterici, birer al\u00e2met, birer \u00e2yettirler. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n tek medl\u00fbl (m\u00e2n\u00e2)leri Allah&#8217;d\u0131r. \u0130sa da, \u00c2dem gibi, Allah&#8217;dan gelmi\u015f, Allah&#8217;a y\u00fckseltilmi\u015ftir. \u0130sa&#8217;n\u0131n ruhu, vefat etmediyse, edecektir, bak\u00ee (ebed\u00ee olarak kal\u0131c\u0131) ancak Allah&#8217;d\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi Necran delegeleri ve onlar\u0131n benzerleri bu hakk\u0131 kabul etmeyip de, &#8220;Allah&#8217;dan garip bir kelime&#8221; dedin ya, i\u015fte bu bize yeterlidir, kelime Allah&#8217;\u0131n c\u00fcz&#8217;\u00fc (bir k\u0131sm\u0131)d\u00fcr, kelime Allah&#8217;\u0131n ayn\u0131d\u0131r, kelime Allah&#8217;d\u0131r, diye inat edip kibirlenerek bo\u015f laf \u00fcretiyorlarsa, Ey Muhammed:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>60- Bu hak (ger\u00e7ek) senin rabbindendir, o halde \u015f\u00fcphecilerden olma.<\/p>\n<p>61- Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra art\u0131k kim bu konuda seninle tart\u0131\u015facak olursa, de ki: &#8220;Gelin, o\u011fullar\u0131m\u0131z\u0131 ve o\u011fullar\u0131n\u0131z\u0131, kad\u0131nlar\u0131m\u0131z\u0131 ve kad\u0131nlar\u0131n\u0131z\u0131, kendimizi ve kendinizi \u00e7a\u011f\u0131ral\u0131m, sonra da lanetle\u015felim; Allah&#8217;\u0131n lanetinin yalanc\u0131lara olmas\u0131n\u0131 dileyelim&#8221;.<\/p>\n<p>60-61-Bu \u00e2yete, mub\u00e2hele (lanetle\u015fme) \u00e2yeti denir ki, &#8220;Hangi taraf yalanc\u0131 ise ona Allah lanet etsin.&#8221; diye kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak lanetle\u015fmek demektir. Yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere Necran delegeleri m\u00fczakere esnas\u0131nda reylerinin sahibi olan reisleri \u00c2k\u0131b Abdu&#8217;l-Mesih&#8217;in reyi ile bu lanetle\u015fme teklifini kabul edemediler. Onlar \u00fczerinde en kuvvetli h\u00fck\u00fcm bu oldu, bir anla\u015fma ile \u0130sl\u00e2m devletinin uyru\u011funa girmeyi kabul edip gittiler. &#8220;Haklar\u0131m\u0131za sahiptirler, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckleriyle de sorumludurlar.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130\u015fte \u00c2l-i \u0130mran (\u0130mran ailesi) k\u0131ssas\u0131n\u0131n ger\u00e7ek asl\u0131:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>62- \u0130\u015fte (\u0130sa hakk\u0131nda s\u00f6ylenen) ger\u00e7ek k\u0131ssa budur. Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir tanr\u0131 yoktur. Muhakkak ki Allah \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr ve hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>63- E\u011fer (haktan) y\u00fcz \u00e7evirirlerse, \u015f\u00fcphesiz ki Allah bozguncular\u0131 \u00e7ok iyi bilendir.<\/p>\n<p>63- Gelelim \u00c2l-i \u0130brahime (\u0130brahim ailesine) ve Muhammed aleyhissel\u00e2m ile ilgili se\u00e7ime:&#8221;Allah&#8217;tan ba\u015fka tanr\u0131 yok. O, g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr, hikmet sahibidir. Allah kat\u0131nda din, ancak \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/18-19) oldu\u011fu ak\u0131lla ve nakille, ilimle ve hikmetle kuvvetli bir \u015fekilde sabit olduktan sonra, \u015fimdi bozguncular\u0131n itiraz\u0131na bakmayarak, kelimeleri da\u011f\u0131tmay\u0131p toplamal\u0131; da\u011f\u0131n\u0131k, farkl\u0131 kelimeleri, \u00e7e\u015fitli ihtilaflar\u0131 b\u0131rakmak ve en sa\u011flam olan ittifak \u015feklini almak suretiyle \u0130sa kelimesinin, \u00c2dem kelimesine d\u00f6nd\u00fcr\u00fclmesi ve her ikisinin ortaks\u0131z yarat\u0131c\u0131 ve emredici bir Allah&#8217;a teslim olma \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde tevhidi gibi hakk\u0131yla tevhid etmeli ve buna g\u00f6re \u00c2dem&#8217;in en g\u00fczide s\u00fclalesi olan \u0130brahim soyunda bilhassa \u00c2l-i \u0130brahim (\u0130brahim ailesi) denilen \u015f\u00fbbe ile \u00c2l-i \u0130mran (\u0130mran ailesi) denilen ve ihtilafa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f bulunan \u015f\u00fbbeler aras\u0131ndaki e\u015fit ve \u00fczerinde ittifak edilen bir hak kelimesine davet etmelidir.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in ey Muhammed:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>64- De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aram\u0131zda ortak olan bir s\u00f6ze geliniz. Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na kulluk etmeyelim, O&#8217;na hi\u00e7bir \u015feyi e\u015f tutmayal\u0131m ve Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da kimimiz kimimizi il\u00e2hla\u015ft\u0131rmas\u0131n. E\u011fer onlar yine y\u00fcz \u00e7evirirlerse, deyin ki: &#8220;\u015eahit olun biz m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131z&#8221;.<\/p>\n<p>64-Burada \u00e7e\u015fitli vicdanlar\u0131n, muhtelif milletlerin, farkl\u0131 dinlerin, \u00e7e\u015fitli kitaplar\u0131n, temelli bir vicdanda, hak bir s\u00f6zde nas\u0131l birle\u015febilecekleri, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n insanl\u0131k \u00e2leminde ne kadar geni\u015f, ne kadar a\u00e7\u0131k, ne kadar do\u011fru bir hidayet yolu, bir h\u00fcrriyet kanunu \u00f6\u011fretmi\u015f oldu\u011fu ve art\u0131k bunun Arap ve Arap olmayana ait olmad\u0131\u011f\u0131 tam olarak g\u00f6sterilmi\u015ftir. c\u00fcmlesinde toplanan vicdan\u00ee birlikten daha geni\u015f, daha hakim hi\u00e7bir vicdan bulmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir ki onun arkas\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcls\u00fcn. Din\u00ee geli\u015fmeler, vicdanlar\u0131n ayr\u0131l\u0131k ifade eden \u00f6zelliklerinde de\u011fil, b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcnde ve geni\u015fli\u011findedir. B\u00fct\u00fcn \u00f6zg\u00fcrl\u00fck ve e\u015fitlik davas\u0131n\u0131n esas\u0131 bu bir kelimede, bir vicdanda toplan\u0131r: \u0130\u015fte \u00f6zg\u00fcrl\u00fck ve e\u015fitlik davas\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn \u00e7\u00f6z\u00fcm anahtar\u0131 buradad\u0131r. Birbirimizi rab, mevla, mutlak h\u00fckmedici tan\u0131m\u0131yal\u0131m; b\u00fct\u00fcn hareketlerimizi bir Hakk&#8217;\u0131n emriyle ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131yla \u00f6l\u00e7elim. Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da onun gerisinde ve hakk\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda bir ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131k anla\u015fmam\u0131z olmas\u0131n; hepimiz Allah&#8217;a kul olal\u0131m ve kendimizi ancak O&#8217;na boyun e\u011fmi\u015f bilelim; birbirimize de ancak bu a\u00e7\u0131dan uyal\u0131m ve ba\u011flanal\u0131m; hi\u00e7 birimizin hakk\u0131na tecav\u00fcz etmeyelim; Allah&#8217;\u0131n onu g\u00f6revlendirdi\u011fi vazifeye de Allah i\u00e7in itaat edelim. As\u0131l anla\u015fma ve as\u0131l vicdan, bir Allah&#8217;\u0131n emrine uyma olunca, her anla\u015fmazl\u0131k, hak d\u00fc\u015f\u00fcncesi ve hak kanunu ile \u00e7\u00f6z\u00fcmlenir. Ve hi\u00e7bir kimsenin \u015fahs\u00ee iste\u011fi hakim olmaz. Buna g\u00f6re \u0130sa&#8217;y\u0131 da rab tan\u0131m\u0131yal\u0131m. Onu da Allah&#8217;\u0131n bir kulu ve bir el\u00e7isi tan\u0131yal\u0131m. Ayn\u0131 \u015fekilde papalar, krallar, ba\u015fkanlar hep b\u00f6yle, birbirine Allah&#8217;a itaatlar\u0131 ve hakk\u0131 ara\u015ft\u0131rmalar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan bakal\u0131m.<\/p>\n<p>Ortaya at\u0131lan bir soruya kar\u015f\u0131 Resulllah (s.a.v.) kitap ehli (yahudi ve h\u0131ristiyanlar)dan iman edenlere: &#8220;Siz hani papalar\u0131n ve di\u011ferlerinin s\u00f6zlerine, yaln\u0131zca onlar\u0131n s\u00f6zleri oldu\u011fu i\u00e7in itaat etmez miydiniz? \u0130\u015fte o, onlar\u0131 rab edinmektir.&#8221; buyurmu\u015ftur. Burada s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi en \u00e7ok Hz. \u0130sa&#8217;ya &#8220;rab&#8221; diyen h\u0131ristiyanlara y\u00f6neliktir. Bug\u00fcn baz\u0131 \u0130ncil tercemelerinde bunun muallim (\u00f6\u011fretmen) demek oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015fse de akide-i teslis (\u00fc\u00e7leme inanc\u0131) varken bu yorum yeterli olamaz. Hatta, &#8220;Ona kitab\u0131 ve hikmeti \u00f6\u011fretir.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/48) \u00e2yetinin delaletine g\u00f6re ger\u00e7ek \u00f6\u011fretici yine Allah&#8217;t\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat kitap ehli, Hakk&#8217;\u0131 birlemekten de\u011fil, kelimeyi da\u011f\u0131tmaktan ho\u015fland\u0131lar, \u0130mran ailesi ile \u0130brahim ailesi aras\u0131nda bir birlik y\u00f6n\u00fc olan \u0130brahim&#8217;i bile, her biri kendilerine ba\u011flayarak &#8220;yahudi idi&#8221; veya &#8220;h\u0131ristiyan idi&#8221; dediler. Bunlara kar\u015f\u0131 cevap olarak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>65- Ey Kitap ehli! \u0130brahim hakk\u0131nda ni\u00e7in tart\u0131\u015f\u0131yorsunuz? Oysa Tevrat da, \u0130ncil de ondan sonra indirilmi\u015ftir. Siz hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyor musunuz?<\/p>\n<p>66- \u0130\u015fte siz b\u00f6ylesiniz. Haydi biraz bilginiz olan \u015fey hakk\u0131nda tart\u0131\u015ft\u0131n\u0131z, ya hi\u00e7 bilginiz olmayan \u015fey hakk\u0131nda ni\u00e7in tart\u0131\u015f\u0131yorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.<\/p>\n<p>67- \u0130brahim, ne yahudi, ne de h\u0131ristiyand\u0131; fakat o, Allah&#8217;\u0131 bir tan\u0131yan dosdo\u011fru bir m\u00fcsl\u00fcmand\u0131, m\u00fc\u015friklerden de de\u011fildi.<\/p>\n<p>68- Do\u011frusu onlar\u0131n \u0130brahim&#8217;e en yak\u0131n olan\u0131, ona uyanlar, \u015fu Peygamber ve iman edenlerdir. Allah da m\u00fcminlerin dostudur.<\/p>\n<p>65-66- Yani Tevrat ve \u0130ncil&#8217;den, bir dereceye kadar, bilginiz bulunan Musa ve \u0130sa, hakk\u0131nda hi\u00e7 malumat\u0131n\u0131z bulunmayan Hz. \u0130brahim.<\/p>\n<p>67- &#8220;Fakat o, Allah&#8217;\u0131 bir tan\u0131yan dosdo\u011fru bir m\u00fcsl\u00fcmand\u0131, m\u00fc\u015friklerden de de\u011fildi.&#8221; \u015eu halde ne yahudilerin, ne h\u0131ristiyanlar\u0131n, ne de m\u00fc\u015friklerin \u0130brahim&#8217;i, ne \u0131rk bak\u0131m\u0131ndan, ne de din bak\u0131m\u0131ndan kendilerine ba\u011flamaya, kollar\u0131ndan saymaya haklar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, bunlardan \u0131rk y\u00f6n\u00fcnden mensub olanlar\u0131n da kendilerini temiz bir m\u00fcsl\u00fcman-muvahhid olan \u0130brahim&#8217;in aile ve tabilerinden saymaya haklar\u0131 yoktur ve m\u00fccadeleleri bilgisizcedir. Onlar &#8220;Zalimlere ahdim ermez.&#8221; (Bakara, 2\/124) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fcne dahildir.<\/p>\n<p>68- &#8220;Do\u011frusu onlar\u0131n \u0130brahim&#8217;e en yak\u0131n olan\u0131, ona uyanlar, \u015fu peygamber ve iman edenlerdir.&#8221; Se\u00e7ime giren \u0130brahim ailesi i\u015fte bunlard\u0131r: \u0130brahim&#8217;in dinine uyanlar, \u015fu \u015fan\u0131 ulu peygamber Muhammed Mustafa ve buna iman edenlerdir. \u0130lah\u00ee ahde ve imamete (\u00f6nderli\u011fe) nail olacak olanlar, her halde, bunlard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah, m\u00fcminlerin dostudur.&#8221;<\/p>\n<p>Kitap ehlinin bir k\u0131sm\u0131 m\u00fcvahhid (Allah&#8217;\u0131 birleyen) ve m\u00fcsl\u00fcman olmak \u015f\u00f6yle dursun m\u00fcminleri sap\u0131tmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorlar. Nitekim yahudiler, Huzeyfe, Ammar, Muaz gibi b\u00fcy\u00fck sahabileri yahudili\u011fe davet etmeye cesaret ettiler de \u015fu \u00e2yet indi:<\/p>\n<p>Ey m\u00fcminler!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>69- Kitap ehlinden bir grup sizi sapt\u0131rmak istediler, halbuki s\u0131rf kendilerini sapt\u0131r\u0131yorlar da fark\u0131na varm\u0131yorlar.<\/p>\n<p>69-Bunlar\u0131n, haberleri olmadan kendilerini nas\u0131l sapt\u0131rd\u0131klar\u0131 da \u015fu hitap ile anlat\u0131l\u0131yor:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>70- Ey kitap ehli! (ger\u00e7e\u011fi) g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz halde, ni\u00e7in Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ink\u00e2r ediyorsunuz?<\/p>\n<p>71- Ey kitap ehli! Ni\u00e7in hakk\u0131 bat\u0131la kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131yor ve bile bile ger\u00e7e\u011fi gizliyorsunuz?<\/p>\n<p>70-Bak\u0131n\u0131z bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131n kar\u0131\u015ft\u0131rmalar\u0131na ki, Hayber veya Ureyne yahudileri hahamlar\u0131ndan on iki ki\u015fi anla\u015fm\u0131\u015flar, birbirlerine: &#8220;Haydi bir g\u00fcn sabahleyin laftan ve yaln\u0131z dil ile Muhammed&#8217;in dinine giriniz, ak\u015fam \u00fczeri de; kitaplar\u0131m\u0131za bakt\u0131k ve bilginlerimize de dan\u0131\u015ft\u0131k, \u015fimdi Muhammed&#8217;in (Tevrat&#8217;ta anlat\u0131lan) o peygamber olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlad\u0131k, bu yalan ve dini de bat\u0131lm\u0131\u015f, deyiniz ve ink\u00e2r edip \u00e7\u0131k\u0131n\u0131z. B\u00f6yle yaparsan\u0131z Ashab\u0131 da \u015fek ve \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015ferler.&#8221; demi\u015flerdi. Ayn\u0131 \u015fekilde K\u0131blenin de\u011fi\u015fmesi meselesinde Ka&#8217;b b. E\u015fref isimli yahudi haham\u0131 da kendine uyanlara, k\u0131bleye kar\u015f\u0131 g\u00fcn\u00fcn ba\u015flang\u0131c\u0131nda namaz k\u0131lmay\u0131 ve sonunda caymay\u0131 telkin etmi\u015fti ki, \u015fu \u00e2yet bunlar\u0131 haber veriyor:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>72- Kitap ehlinden bir grup: &#8220;M\u00fcminlere indirilene g\u00fcn\u00fcn ba\u015flang\u0131c\u0131nda inan\u0131n, sonunda da ink\u00e2r edin, belki onlar da d\u00f6nerler.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>73- &#8220;Ve kendi dininize uyanlardan ba\u015fkas\u0131na inanmay\u0131n&#8221; (dediler). De ki: &#8220;\u015e\u00fcphesiz do\u011fru yol, Allah&#8217;\u0131n yoludur&#8221;. (Onlar kendi aralar\u0131nda): &#8220;Size verilenin benzerinin hi\u00e7bir kimseye verilmi\u015f oldu\u011funa, yahut Rabbinizin huzurunda sizin aleyhinize deliller getireceklerine&#8221; (de inanmay\u0131n dediler). De ki: &#8220;L\u00fctuf Allah&#8217;\u0131n elindedir, onu diledi\u011fine verir. Allah, rahmeti bol olan, her \u015feyi hakk\u0131yla bilendir&#8221;.<\/p>\n<p>74- Rahmetini diledi\u011fine tahsis eder. Allah, b\u00fcy\u00fck l\u00fctuf ve kerem sahibidir.<\/p>\n<p>72-73-74-Fakat kitap ehlinin hepsini b\u00f6yle ahl\u00e2ks\u0131z sanmamal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>75- Kitap ehlinden \u00f6ylesi vard\u0131r ki, ona y\u00fcklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Fakat \u00f6ylesi de vard\u0131r ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmad\u0131k\u00e7a onu sana iade etmez. Bu da onlar\u0131n, &#8220;\u00dcmm\u00eelere kar\u015f\u0131 yapt\u0131klar\u0131m\u0131zdan bize vebal yoktur.&#8221; demelerinden dolay\u0131d\u0131r. Ve onlar, bile bile Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 yalan s\u00f6ylerler.<\/p>\n<p>76- Hay\u0131r, kim s\u00f6z\u00fcn\u00fc yerine getirir ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden korunursa, \u015f\u00fcphesiz Allah da korunanlar\u0131 sever.<\/p>\n<p>77- Allah&#8217;a verdikleri s\u00f6z\u00fc ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, i\u015fte onlar\u0131n ahirette bir pay\u0131 yoktur; Allah k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc onlarla hi\u00e7 konu\u015fmayacak, onlara bakmayacak ve onlar\u0131 temizlemeyecektir. Onlar i\u00e7in ac\u0131 bir azab vard\u0131r.<\/p>\n<p>75 -76-77- &#8220;(Kitap ehlinden) \u00f6yle kimseler vard\u0131r ki, ona y\u00fcklerle emanet b\u0131raksan onu sana geri verir.&#8221; Yahudi bilginlerinden olup Peygamber&#8217;e iman eden Abdullah b. Selam Kurey\u015f&#8217;ten birinin emanet b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 bin ikiy\u00fcz okya alt\u0131n\u0131 eksiksiz teslim etmi\u015f idi ki, okya k\u0131rk dirhem itibar ediliyor. &#8220;Yine onlardan \u00f6ylesi vard\u0131r ki, ona bir dinar emanet etsen onu sana geri vermez.&#8221; Nitekim yine yahudilerden Fenhas b. \u00c2zura di\u011fer bir Kurey\u015f&#8217;linin emanet b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 bir dinar\u0131 ink\u00e2r etmi\u015fti. Bir dinar, (asl\u0131 dinnar) yirmid\u00f6rt k\u0131rat, yani bir miskal itibar edilir. Bu hainli\u011fin sebebi de: &#8220;Adam sen de, \u00fcmm\u00eelerin, okuyup yazmas\u0131 olmayanlar\u0131n hakk\u0131 m\u0131 olurmu\u015f? Vesikas\u0131, yapt\u0131rma g\u00fcc\u00fc bulunmayan ve hele dini ayr\u0131 olan kimselerin hakk\u0131n\u0131 yemek helaldir.&#8221; inanc\u0131nda bulunmalar\u0131 oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir. Bu \u00e2yetin i\u00e7eri\u011fine i\u015faret ederek Malik b. D\u00een\u00e2r hazretleri demi\u015ftir ki: &#8220;Dinnar kelimesi, &#8216;din&#8217; ile &#8216;n\u00e2r&#8217; kelimelerinden olu\u015fmu\u015ftur. Hakk\u0131yla al\u0131nca &#8216;din&#8217; olur, haks\u0131z al\u0131nca da &#8216;n\u00e2r&#8217; (ate\u015f) olur&#8221;.<\/p>\n<p>Bir de kitap ehli i\u00e7inde, kitap ad\u0131na a\u011f\u0131zlar\u0131n\u0131 e\u011fen, bile bile yalan s\u00f6yleyerek propagandalar yapan ve insanlar\u0131 Hak&#8217;tan ay\u0131r\u0131p bat\u0131la sapt\u0131rmak, kula kul etmek istiyenler vard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>78- Kitap ehlinden \u00f6yle bir g\u00fcruh da vard\u0131r ki, siz onu kitaptan sanas\u0131n\u0131z diye, dillerini kitaba do\u011fru e\u011fip b\u00fckerler. Halbuki o, kitaptan de\u011fildir. &#8220;Bu, Allah kat\u0131ndand\u0131r.&#8221; derler; oysa o, Allah kat\u0131ndan de\u011fildir. Allah&#8217;a kar\u015f\u0131, kendileri bilip dururken, yalan s\u00f6ylerler.<\/p>\n<p>78-Halbuki Allah&#8217;\u0131n kitap ve peygamberlik verdi\u011fi b\u00fct\u00fcn nebiler ve resuller, bunlar\u0131n isnat ettikleri yalanlardan uzakt\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>79- \u0130nsanlardan hi\u00e7bir kimseye, Allah kendisine kitap, h\u00fck\u00fcm ve peygamberlik verdikten sonra, kalk\u0131p insanlara: &#8220;Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p bana kul olun.&#8221; demesi yak\u0131\u015fmaz. Fakat onun: &#8220;\u00d6\u011fretti\u011finiz ve okudu\u011funuz kitap gere\u011fince Rabb&#8217;e halis kullar olun&#8221; (demesi uygundur).<\/p>\n<p>80- Ve O size: &#8220;Melekleri ve peygamberleri tanr\u0131lar edinin.&#8221; diye de emretmez. Siz m\u00fcsl\u00fcman olduktan sonra, size hi\u00e7 ink\u00e2r\u0131 emreder mi?<\/p>\n<p>81- Allah peygamberlerden \u015f\u00f6yle s\u00f6z alm\u0131\u015ft\u0131: &#8220;Andolsun ki size kitab ve hikmet verdim, sonra yan\u0131n\u0131zda bulunan (kitaplar)\u0131 do\u011frulay\u0131c\u0131 bir peygamber geldi\u011finde ona muhakkak inanacak ve ona yard\u0131m edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta a\u011f\u0131r ahdimi \u00fczerinize ald\u0131n\u0131z m\u0131?&#8221; demi\u015fti. Onlar: &#8220;Kabul ettik&#8221; dediler. (Allah da) dedi ki: &#8220;\u00d6yleyse \u015fahit olun, ben de sizinle beraber \u015fahit olanlardan\u0131m&#8221;.<\/p>\n<p>79-80-81-Allah b\u00fct\u00fcn peygamberlerine kitap ve hikmet verirken hepsinin b\u00f6yle bir s\u00f6zle\u015fme ve anla\u015fmas\u0131n\u0131 alm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar aras\u0131nda, \u00f6nce gelenden sonra gelene, sonra gelenden \u00f6ncekine b\u00f6yle kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ve il\u00e2h\u00ee \u015fahitlik alt\u0131nda kabul edilmi\u015f bir tasdik antla\u015fmas\u0131 vard\u0131r. Hepsi, kendilerini tasdik eden Muhammed Resulullah&#8217;a iman ve yard\u0131m i\u00e7in Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya s\u00f6z vermi\u015flerdir. \u0130lim ve hak \u015fahitli\u011fin h\u00fckm\u00fc budur.<\/p>\n<p>\u015eu halde:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>82- Art\u0131k bundan sonra her kim d\u00f6nerse, i\u015fte onlar yoldan \u00e7\u0131km\u0131\u015flar\u0131n ta kendileridir.<\/p>\n<p>82-\u015eimdi peygamberlerin f\u00e2s\u0131k olmalar\u0131, Allah&#8217;a itaatten \u00e7\u0131kmalar\u0131 ihtimali var m\u0131d\u0131r? Ha\u015fa! \u00d6yle ise:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>83- Onlar, Allah&#8217;\u0131n dininden ba\u015fkas\u0131n\u0131 m\u0131 ar\u0131yorlar? Halbuki g\u00f6klerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O&#8217;na boyun e\u011fmi\u015ftir ve O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp g\u00f6t\u00fcr\u00fcleceklerdir.<\/p>\n<p>83-Hay\u0131r, gerek y\u00fckseklerde bulunanlar\u0131n ve gerek a\u015fa\u011f\u0131da bulunanlar\u0131n istiyerek ve istemiyerek uydu\u011funu bilen ve hepsi Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fclecek olan peygamberler hi\u00e7bir zaman Allah&#8217;\u0131n dininden, Allah&#8217;a itaatten, Hakk&#8217;a teslim olmaktan ba\u015fka bir istekte, bir davada bulunmazlar. &#8220;Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131n\u0131z da bize kul olunuz.&#8221; demezler. Ve fakat: &#8220;Allah&#8217;\u0131n \u00f6\u011fretti\u011fi kitap ve okudu\u011funuz, okuttu\u011funuz derslerle &#8216;rabbaniyy\u00fbn&#8217; Rabb&#8217;e halis kullar olunuz.&#8221; derler ve \u00f6yle demi\u015flerdir. &#8220;Rabban\u00ee&#8221; kelimesi &#8220;Rabb&#8221; veya &#8220;m\u00fcrebb\u00ee&#8221; (terbiye edici) m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;Rabbe mensub&#8221;dur. (\u0130lerde gelecek olan &#8220;Nice peygamberler vard\u0131 ki, beraberlerinde Allah erleri bulundu\u011fu halde sava\u015ft\u0131lar.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/146) \u00e2yetine bak.)<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bu hak \u00e2yetler anla\u015f\u0131ld\u0131ktan sonra, ey Muhammed:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>84- De ki: &#8220;Allah&#8217;a, bize indirilen (Kur&#8217;\u00e2n)e, \u0130brahim&#8217;e, \u0130smail&#8217;e, \u0130shak&#8217;a, Yakub&#8217;a ve torunlar\u0131na indirilene, Musa&#8217;ya, \u0130sa&#8217;ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere inand\u0131k. Onlar\u0131n aras\u0131nda hi\u00e7bir fark g\u00f6zetmeyiz, biz O&#8217;na teslim olmu\u015flar\u0131z&#8221;.<\/p>\n<p>85- Kim \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ba\u015fka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>86- \u0130nand\u0131ktan, Peygamber&#8217;in hak oldu\u011funa \u015fehadet ettikten ve kendilerine a\u00e7\u0131k deliller geldikten sonra, ink\u00e2ra sapan bir milleti Allah nas\u0131l do\u011fru yola eri\u015ftirir? Allah zalimler g\u00fcruhunu do\u011fru yola iletmez.<\/p>\n<p>87- \u0130\u015fte onlar\u0131n cezalar\u0131, Allah&#8217;\u0131n, meleklerin, insanlar\u0131n hepsinin laneti onlar\u0131n \u00fczerlerindedir.<\/p>\n<p>88- Onlar bu (lanetin) i\u00e7inde ebed\u00ee kalacaklard\u0131r. Kendilerinden ne bu azab hafifletilir, ne de y\u00fczlerine bak\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>89- Ancak bundan sonra tevbe edip kendini d\u00fczeltenler ba\u015fka. \u015e\u00fcphesiz ki Allah, \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayan ve \u00e7ok esirgeyendir.<\/p>\n<p>90- \u015e\u00fcphesiz imanlar\u0131n\u0131n arkas\u0131ndan k\u00fcfreden, sonra da k\u00fcfr\u00fcn\u00fc art\u0131rm\u0131\u015f olanlar\u0131n tevbeleri asla kabul olunmaz. \u0130\u015fte onlar sap\u0131klar\u0131n ta kendileridir.<\/p>\n<p>91- Muhakkak ki ink\u00e2r edenler ve k\u00e2fir olduklar\u0131 halde de \u00f6lenler, yery\u00fcz\u00fc dolusu alt\u0131n fidye verseler bile hi\u00e7 birisinden asla kabul edilmeyecektir. \u0130\u015fte dayan\u0131lmaz azab onlar i\u00e7indir. Onlar\u0131n hi\u00e7bir yard\u0131mc\u0131lar\u0131 da yoktur.<\/p>\n<p>84-91-\u0130\u015fte il\u00e2h\u00ee tevhidin zorunlu bir sonucu olmak \u00fczere b\u00fct\u00fcn peygamberler ve il\u00e2h\u00ee kitaplar Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n olmalar\u0131 ve ancak Allah&#8217;a kulluk etmeleri y\u00f6n\u00fcnden iman edilmedik\u00e7e \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ve tevhidin m\u00e2n\u00e2s\u0131 tahakkuk etmez. Allah&#8217;a de\u011fil, kendine kul olmaya davet edenler Allah&#8217;\u0131n peygamberi olamaz. El\u00e7i ancak kendisini g\u00f6nderene davet eder. Ve el\u00e7iyi ink\u00e2r etmek de g\u00f6ndereneni ink\u00e2r olur. Hak din olan \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n esas\u0131, bu tevhid iman\u0131 ile Allah&#8217;a teslim olmakt\u0131r. Bundan \u00e7\u0131kmak, irtidad (dinden \u00e7\u0131kmak), bunun d\u0131\u015f\u0131ndakiler k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. \u0130sterse bir peygamberi olsun di\u011ferlerinden ay\u0131r\u0131p ink\u00e2r etmek, peygamberli\u011fin esas\u0131n\u0131 ink\u00e2r etmektir. Peygamberli\u011fin esas\u0131n\u0131 ink\u00e2r etmek, b\u00fct\u00fcn peygamberleriyle beraber Allah Te\u00e2l\u00e2y\u0131 ink\u00e2r etmektir. k\u0131sm\u0131, a kadar m\u00fcsl\u00fcman olduktan sonra dinden \u00e7\u0131karak Medine&#8217;den ka\u00e7\u0131p Mekke m\u00fc\u015friklerine s\u0131\u011f\u0131nan birka\u00e7 ki\u015fi hakk\u0131nda inmi\u015ftir. Bunlar hakk\u0131nda tevbenin kabul edilmemesi bahis konusu olmu\u015ftur. En \u00e7ok tercih edilen m\u00e2n\u00e2 \u015fudur: \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00f6yleleri \u00f6l\u00fcm belirtisini g\u00f6r\u00fcp hayattan \u00fcmidini kesmedik\u00e7e tevbe edip imana gelmezler. Halbuki yeis halindeki iman makbul de\u011fildir. Bunun izah\u0131, &#8220;Yoksa k\u00f6t\u00fcl\u00fckler yap\u0131p da nihayet \u00f6l\u00fcm gelip \u00e7at\u0131nca: &#8220;Ben \u015fimdi tevbe ettim.&#8221; diyenlere ve k\u00e2fir olarak \u00f6lenlere tevbe yoktur.&#8221; (Nisa, 4\/18) \u00e2yetidir.<\/p>\n<p>\u015eimdi \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n amelle ilgili h\u00fck\u00fcmlerine ve tatbikat\u0131na gelelim:<\/p>\n<p>Anla\u015f\u0131ld\u0131 ki Allah kat\u0131nda makbul olan din \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ibarettir. Ve \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ba\u015fka bir din arayan\u0131n dini kabul edilmez, sonu ziyan olur. Allah&#8217;a ve Allah&#8217;dan gelene tam bir iman ve teslimiyet bulunmad\u0131k\u00e7a ahirette hi\u00e7bir amel fayda vermez. K\u00fcf\u00fcrle \u00f6lenlerin her biri d\u00fcnya dolusu alt\u0131nlar nafaka vermi\u015f olsalar da ahirette kendilerini kurtaramazlar. Fakat buna kar\u015f\u0131l\u0131k il\u00e2h\u00ee yard\u0131ma ermek ve birr (b\u00fcy\u00fck hay\u0131r) ve nimetlere ula\u015fmak istiyen ey m\u00fcminler siz de:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>92- Sevdi\u011finiz \u015feylerden (Allah yolunda) harcamad\u0131k\u00e7a, ger\u00e7ek iyili\u011fe asla eri\u015femezsiniz. Her ne harcarsan\u0131z Allah onu hakk\u0131yla bilir.<\/p>\n<p>92-\u015eu halde yaln\u0131z iman, tam, k\u00e2mil hayra, iyili\u011fe ermek i\u00e7in yeterli sebep de\u011fildir. \u0130man ve ilimden sonra amel ve \u00f6zellikle (Allah yolunda) sarfetmek ve harcamak da gerektir. Hem de bu harcamak ne kadar sevgili \u015feylerden olursa, o kadar k\u0131ymetli olur. Allah, harcan\u0131lan ho\u015f veya n\u00e2ho\u015f (g\u00fczel olmayan) herhangi bir \u015feyi bilir ve ona g\u00f6re sevab\u0131n\u0131 verir. Fakat as\u0131l iyili\u011fe, y\u00fcksek hayra ula\u015fmak, sevilen \u015feylerden harcamaya ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 Bakara S\u00fbresi&#8217;nde ge\u00e7en &#8220;birr&#8221; ve &#8220;infak&#8221; \u00e2yetlerini (Bkz: el-Bakara, 2\/3, 44, 177, 189, 215, 219, 261, 264, 265, 267, 270, 272, 273, 274.) hat\u0131rlamal\u0131 ve ona g\u00f6re \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini yerine getirmeye haz\u0131rlanmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Birr: Bakara S\u00fbresi&#8217;nde (Bakara, 2\/177) \u00e2yetinde de a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere ihsan (iyilik etmek), geni\u015f hay\u0131r, tam hay\u0131r demektir. &#8220;Birr&#8221; ile &#8220;hay\u0131r&#8221; aras\u0131nda \u015f\u00f6yle bir fark da g\u00f6stermi\u015flerdir: &#8220;Birr&#8221;, hayra ula\u015fan ve kastedilmi\u015f fayda; &#8220;hay\u0131r&#8221; ise -kas\u0131ts\u0131z bile olmu\u015f olsa muhakkak faydad\u0131r. Birrin z\u0131dd\u0131 ukuk (isyan etmek), hayr\u0131n z\u0131dd\u0131 \u015ferdir. Bununla beraber &#8220;birr&#8221;, h\u0131ns (g\u00fcnah) kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 da kullan\u0131l\u0131r. Burada birr&#8217;e eri\u015fmek, hay\u0131r ve iyilik etme s\u0131fat\u0131yla s\u0131fatlanm\u0131\u015f olmak veya &#8220;\u0130yiler mutlaka nimet i\u00e7indedirler.&#8221; (\u0130nfitar, 82\/13) \u00e2yetinin delaleti \u00fczere iyili\u011fe ve il\u00e2h\u00ee sevaba ermek m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan her biriyle tefsir edilmi\u015ftir ki, ikisi birbirinden ayr\u0131lmazlar. &#8220;Allah asla s\u00f6z\u00fcnden d\u00f6nmez.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/9) \u00e2yeti gere\u011fince Allah&#8217;a s\u00f6z vermek ve anla\u015fmada tamam\u0131yla ayak direyerek il\u00e2h\u00ee vaade tamamen kavu\u015fmak, ermek m\u00e2n\u00e2s\u0131, her ikisini de i\u00e7ine al\u0131r. Buna g\u00f6re iman, dinin temeli; birr, dinin gayesi demektir. Hak tevhid, hayra eri\u015fmek: \u0130\u015fte din, bu iki esas\u0131n mahsul\u00fcd\u00fcr. Ve bu \u015fekilde bu \u00e2yet, kendisinden \u00f6nceki iman konular\u0131n\u0131n bir sonucu, kendisinden sonraki h\u00fck\u00fcmlere dair konular\u0131n da mukaddimesi (ba\u015flang\u0131c\u0131) yerindedir.<\/p>\n<p>Bilinmektedir ki, infak (harcama) denilince en ba\u015fta zorunlu ihtiya\u00e7lar, bunun ba\u015f\u0131nda da yiyecekler vard\u0131r. \u0130sl\u00e2m dini ise bu konudaki bask\u0131lar\u0131 kald\u0131r\u0131yor. &#8220;Yery\u00fcz\u00fcnde bulunanlar\u0131n helal ve temiz olanlar\u0131ndan yiyin.&#8221; (Bakara, 2\/168) diyordu. Yahudiler de \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini reddetmek i\u00e7in neshi ink\u00e2rdan ba\u015fl\u0131yorlard\u0131. Buna dayanarak \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n helal ve haram meselelerine ve Peygamberimizin \u0130brahim milletine davetine kar\u015f\u0131 itiraz etmi\u015f olmak i\u00e7in: &#8220;\u0130srailo\u011fullar\u0131na haram olan \u015feyler, Nuh ve \u0130brahim zaman\u0131ndan beri haramd\u0131.&#8221; diyorlar ve Mescid-i Aksa&#8217;n\u0131n Ka&#8217;be&#8217;den daha eski ve \u015ferefli oldu\u011funu da iddia ederek, k\u0131blenin de\u011fi\u015ftirilmesine de itiraz ediyorlard\u0131.<\/p>\n<p>Burada bir taraftan infak (harcama) dolay\u0131s\u0131yla \u0130sl\u00e2m dininin yiyecekler hususundaki geni\u015f iznini teyid, di\u011fer taraftan \u0130brahim milletinin kurulu\u015funu d\u00fczenleme olmak \u00fczere, bunlara cevap olarak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>93- Tevrat indirilmeden \u00f6nce, \u0130srail (Yakub)in kendisine haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda, yiyeceklerin hepsi \u0130srailo\u011fullar\u0131na helal idi. De ki: &#8220;E\u011fer do\u011frulardan iseniz, haydi Tevrat&#8217;\u0131 getirip okuyun&#8221;.<\/p>\n<p>94- Kim bundan sonra Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 yalan uydurursa, i\u015fte onlar zalimlerin ta kendileridir.<\/p>\n<p>95- De ki: &#8220;Allah do\u011fru s\u00f6ylemi\u015ftir. \u00d6yle ise dosdo\u011fru, Allah&#8217;\u0131 birleyici olarak \u0130brahim&#8217;in dinine uyun. O, m\u00fc\u015friklerden de\u011fildi&#8221;.<\/p>\n<p>93-94-95-\u015eu halde &#8220;nesih yoktur&#8221; davas\u0131 bir iftira oldu\u011fu gibi, En&#8217;\u00e2m s\u00fbresindeki , &#8220;Yahudilere b\u00fct\u00fcn t\u0131rnakl\u0131 (hayvan)lar\u0131 haram k\u0131ld\u0131k. S\u0131\u011f\u0131r ve koyunun da ya\u011flar\u0131n\u0131 onlara haram ettik, yaln\u0131z s\u0131rtlar\u0131n\u0131n, yahut ba\u011f\u0131rsaklar\u0131n\u0131n ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131, ya da kemi\u011fe kar\u0131\u015fan ya\u011flar\u0131n\u0131 haram etmedik. Sald\u0131rganl\u0131klar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden onlar\u0131 b\u00f6yle cezaland\u0131rd\u0131k.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/146) \u00e2yeti gere\u011fince, \u0130srailo\u011fullar\u0131n\u0131n bunlardan mahrum olu\u015flar\u0131 sald\u0131rganl\u0131klar\u0131n\u0131n bir cezas\u0131 idi. Tevrat&#8217;tan \u00f6nce Hz. Yakub&#8217;un kendine haram etti\u011fi, yani kendisine yasaklad\u0131\u011f\u0131 \u015fey hari\u00e7 tutulursa, di\u011ferleri haram de\u011fildi. Tevrat, neshi ink\u00e2r etmek \u015f\u00f6yle dursun, tam tersine \u00f6nceden helal olan baz\u0131 \u015feyleri \u0130srailo\u011fullar\u0131na haram etmekle nesih yapm\u0131\u015f bulunuyordu. Hz. Yakub hakk\u0131nda en sahih rivayet \u015fudur: M\u00fc\u015farunileyh (ad\u0131 ge\u00e7en), \u0131rkunne\u015fe&#8217; (siyatik) hastal\u0131\u011f\u0131na tutulmu\u015f ve bundan \u015fifa bulur kurtulursa en sevdi\u011fi yeme\u011fi yememeye adak adam\u0131\u015ft\u0131. Bir rivayete g\u00f6re en sevdi\u011fi de deve eti ve s\u00fct\u00fc imi\u015f. Bu ada\u011f\u0131, doktorlar\u0131n tavsiyesi veya hastal\u0131\u011f\u0131nda bir gece pek \u00e7ok \u0131zt\u0131rapl\u0131 olmas\u0131 sebebiyle veya s\u0131rf bir z\u00fchd (her t\u00fcrl\u00fc zevki terkederek kendini ibadete vermek) ve kulluk i\u00e7in yapm\u0131\u015f oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Kabe meselesine gelince: \u015eu muhakkakt\u0131r ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>96- \u015e\u00fcphesiz insanlar i\u00e7in kurulan ilk mabed, Mekke&#8217;deki \u00e7ok m\u00fcbarek ve b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlere hidayet kayna\u011f\u0131 olan Beyt (Kabe)dir.<\/p>\n<p>97- Onda apa\u00e7\u0131k deliller, \u0130brahim&#8217;in makam\u0131 vard\u0131r. Oraya giren g\u00fcvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt&#8217;i haccetmesi Allah&#8217;\u0131n insanlar \u00fczerinde bir hakk\u0131d\u0131r. Kim ink\u00e2r ederse, \u015f\u00fcphesiz Allah b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlerden m\u00fcsta\u011fni (kimseye muhta\u00e7 de\u011fil, her \u015fey ona muhta\u00e7)dir.<\/p>\n<p>96-97-Kabe&#8217;nin esas kurulu\u015fu, Mescid-i Aksa&#8217;n\u0131n esas kurulu\u015fundan \u00f6ncedir. Buna g\u00f6re b\u00fct\u00fcn kitap ehlinin tan\u0131yageldikleri mabedlerin hepsinden daha \u00f6nce, daha m\u00fcbarek bir tevhid k\u0131blesidir. Bu da, \u00f6nce ve sonra neshin var oldu\u011funu ifade eder.<\/p>\n<p>Bekke, Mekke demektir. Veyahut Mekke \u015fehirin ismi, Bekke de Mescid-i Haram&#8217;\u0131n yeridir. Bakara s\u00fbresinde hacc\u0131n tafsilat\u0131 a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131. Burada da &#8220;Beyti haccetmek insanlar \u00fczerinde Allah&#8217;\u0131n bir hakk\u0131d\u0131r.&#8221; nass\u0131yle hacc\u0131n kesin olarak farz olu\u015fu te&#8217;kidli bir \u015fekilde tesbit edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130stit\u00e2a, asl\u0131nda fiilin itaat etme ve meydana gelmesini talep ve irade etmektir. Bu ise kudret (g\u00fc\u00e7 yetmey)e ba\u011fl\u0131 oldu\u011fundan, sonradan kudret m\u00e2n\u00e2s\u0131nda me\u015fhur olmu\u015ftur. Tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla fiile yak\u0131n olan bizzat kudrettir. Fakat fiilden \u00f6nce olan aletlerin ve sebeplerin selameti m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 da \u00e7oktur ki, burada bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Hacca kudret (g\u00fc\u00e7 yetmek), ya beden veya mal veya her ikisiyledir. \u0130mam Malik yaln\u0131z beden\u00ee kudreti, \u0130mam \u015eafi\u00ee mal\u00ee kudreti, \u0130mam-\u0131 Azam Ebu Hanife hazretleri de her ikisini dikkat nazar\u0131na alm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;her kim k\u00fcfrederse \u015f\u00fcphesiz ki Allah&#8230;&#8221; \u00e2yetindeki &#8220;k\u00fcf\u00fcr&#8221;den maksad\u0131n, g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere hacc\u0131 ink\u00e2r etme m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmak ihtimali bulunmakla beraber, tefsir bilginlerinin \u00e7o\u011funlu\u011funun a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re, &#8220;kudreti varken hacc\u0131 terketmek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki, bununla namaz\u0131 terketmek, zekat\u0131 terketmek gibi, hacc\u0131 terketmek de k\u00e2fire yak\u0131\u015f\u0131r bir isyan demek oldu\u011fu a\u011f\u0131r bir tarzda g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Rivayet olunuyor ki, \u015eemmas b. Kays isminde bir ya\u015fl\u0131 yahudi varm\u0131\u015f. K\u00fcfr\u00fc ve m\u00fcsl\u00fcmanlara kar\u015f\u0131 hiddeti, kini ve \u00e7ekememezli\u011fi pek \u015fiddetliymi\u015f. Bir g\u00fcn Evs ve Hazrec kabilelerinden birtak\u0131m ashab-\u0131 kiram bir mecliste oturmu\u015f konu\u015furlarken bu yahudi yanlar\u0131ndan ge\u00e7mi\u015f, cahiliyye zaman\u0131nda aralar\u0131nda \u015fiddetli d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve has\u0131ml\u0131k bulunan bu kimselerin \u0130sl\u00e2m&#8217;dan sonra aralar\u0131ndaki bu \u00fclfeti, toplanmay\u0131, d\u00fczelmeyi ve sevgiyi g\u00f6r\u00fcnce: &#8220;Allah&#8217;a yemin ederim ki bunlar b\u00f6yle topland\u0131k\u00e7a, bizim buralarda rahat\u0131m\u0131z kalmaz.&#8221; demi\u015f ve yan\u0131ndaki bir yahudi delikanl\u0131s\u0131na: &#8220;Haydi \u015funlar\u0131n yanlar\u0131na otur, yevm-i b\u00fb\u00e2s\u0131 (buas g\u00fcn\u00fcn\u00fc) ve daha \u00f6ncekilerini hat\u0131rlar\u0131na getir ve o zaman s\u00f6yledikleri \u015fiirlerden baz\u0131 par\u00e7alar da okuyuver.&#8221; diye tenbih etmi\u015fti. &#8220;B\u00fcas g\u00fcn\u00fc&#8221; ise \u0130sl\u00e2m&#8217;dan \u00f6nce y\u00fczyirmi sene kadar birbirleriyle d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve has\u0131ml\u0131k \u00fczere ya\u015fam\u0131\u015f olan Evs ve Hazrec kabilelerinin sava\u015f yapt\u0131klar\u0131 ve Evs&#8217;in Hazrec&#8217;e galip geldi\u011fi son bir g\u00fcn idi. Delikanl\u0131 dedi\u011fini yapm\u0131\u015f ve derken bir m\u00fcnaka\u015fa kap\u0131s\u0131 a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f, iki taraf \u00f6\u011f\u00fcnmeye ba\u015flam\u0131\u015flar, nihayet bir \u00e7eki\u015fme, a\u011f\u0131z kavgas\u0131 olmu\u015f, Evs&#8217;ten Evs b. Kayz\u00ee, Hazrec&#8217;den H\u00fcbar b. Sahr s\u0131\u00e7ram\u0131\u015flar, birbirlerine s\u00f6z atm\u0131\u015flar, birisi di\u011ferine: &#8220;\u0130sterseniz bug\u00fcn yine \u00f6yle bir g\u00fcn yapar\u0131z&#8221; demi\u015f. \u0130ki taraf \u00f6fkeyle gelmi\u015f: &#8220;Haydi yapt\u0131k, sil\u00e2h sil\u00e2h, haydi zahireye, harre meydan\u0131na!&#8221; demi\u015fler, s\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131 Evs kabilesi birbirleriyle, Hazrec de birbirleriyle birle\u015fmi\u015fler, o s\u0131rada durum Peygamberimize ula\u015fm\u0131\u015f, O da y\u00fcce huzurlar\u0131nda bulunan Muhacir ashab-\u0131 kiramla birlikte onlar\u0131n yanlar\u0131na gelmi\u015f: &#8220;Ey m\u00fcsl\u00fcmanlar toplulu\u011fu!.. Allah Allah! Ben aran\u0131zda bulunurken de cahiliye davas\u0131 m\u0131 yap\u0131yorsunuz? Cenab-\u0131 Allah sizi \u0130sl\u00e2m&#8217;a hidayet ettikten ve k\u00fcf\u00fcrden kurtar\u0131p kerem (c\u00f6mertlik) ve yard\u0131m\u0131yla cahiliyyenin k\u00f6k\u00fcn\u00fc kestikten ve aran\u0131z\u0131 bulduktan sonra, yine eski k\u00fcfre mi d\u00f6n\u00fcyorsunuz?&#8221; diye nasihat edince, hepsi d\u00fc\u015ft\u00fckleri tehlikenin bir \u015feytan tuza\u011f\u0131 oldu\u011funu anlayarak derhal ellerindeki silahlar\u0131n\u0131 b\u0131rakm\u0131\u015flar, g\u00f6zlerinden ya\u015flar d\u00f6kerek birbirlerine sar\u0131lm\u0131\u015flar, kucakla\u015fm\u0131\u015flar ve Resulullah&#8217;a itaat ederek beraberce gitmi\u015flerdi. Cenab-\u0131 Allah bu \u015fekilde \u015eemmas&#8217;\u0131n fitne ate\u015fini s\u00f6nd\u00fcrm\u00fc\u015f, bu sebeple hem Ehl-i Kitab&#8217;a bir \u00f6\u011f\u00fct, hem de m\u00fcminleri onlardan herhangi birine uymaktan yasaklama maksad\u0131yla h\u00fckm\u00fc \u00e2mm (genel) olan \u015fu \u00e2yetleri indirmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>98- De ki: &#8220;Ey kitap ehli! Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6r\u00fcp dururken ni\u00e7in Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ink\u00e2r ediyorsunuz?&#8221;<\/p>\n<p>99- De ki: &#8220;Ey kitap ehli! Ger\u00e7e\u011fi g\u00f6r\u00fcp bildi\u011finiz h\u00e2lde ni\u00e7in Allah&#8217;\u0131n yolunu e\u011fri g\u00f6stermeye yeltenerek m\u00fcminleri Allah&#8217;\u0131n yolundan \u00e7evirmeye kalk\u0131\u015f\u0131yorsunuz? Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan habersiz de\u011fildir&#8221;.<\/p>\n<p>100- Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsan\u0131z, iman\u0131n\u0131zdan sonra sizi d\u00f6nd\u00fcr\u00fcp k\u00e2fir yaparlar.<\/p>\n<p>101- Size Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetleri okunup dururken ve Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi de aran\u0131zda iken nas\u0131l ink\u00e2ra sapars\u0131n\u0131z? Kim Allah&#8217;a s\u0131ms\u0131k\u0131 ba\u011flan\u0131rsa, kesinlikle do\u011fru yola iletilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>98-101- Allah&#8217;a i&#8217;tisam (s\u0131ms\u0131k\u0131 sar\u0131lmak), Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nmak ve il\u00e2h\u00ee ismet (masumluk)e s\u0131\u011f\u0131nmakt\u0131r ki, bu sar\u0131lma i\u00e7in:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>102- Ey iman edenler! Allah&#8217;tan, O&#8217;na yara\u015f\u0131r \u015fekilde korkun ve ancak m\u00fcsl\u00fcmanlar olarak can verin.<\/p>\n<p>103- Hep birlikte Allah&#8217;\u0131n ipine (kitab\u0131na, dinine) s\u0131ms\u0131k\u0131 sar\u0131l\u0131n. Par\u00e7alan\u0131p ayr\u0131lmay\u0131n. Allah&#8217;\u0131n \u00fczerinizdeki nimetini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn. Hani siz birbirinize d\u00fc\u015fmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birle\u015ftirmi\u015fti. \u0130\u015fte O&#8217;nun (bu) nimeti sayesinde karde\u015fler olmu\u015ftunuz. Yine siz, bir ate\u015f \u00e7ukurunun tam kenar\u0131nda iken oradan da sizi O kurtarm\u0131\u015ft\u0131. \u0130\u015fte Allah size \u00e2yetlerini b\u00f6yle apa\u00e7\u0131k bildiriyor ki, do\u011fru yola eresiniz.<\/p>\n<p>Allah&#8217;tan hakk\u0131yla korkmak Bakara s\u00fbresinin (Bakara, 2\/2) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;takva mertebeleri&#8221;nin en m\u00fckemmelidir ki, iki m\u00e2n\u00e2 ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr: Birisi her y\u00f6nden Allah&#8217;a itaat edip, hi\u00e7bir isyan etmemek, daima zikr (Allah&#8217;\u0131 anma) \u00fczere bulunup, hi\u00e7 unutmamak ve her halde \u015f\u00fckredip hi\u00e7bir nank\u00f6rl\u00fc\u011fe d\u00fc\u015fmemektir ki, il\u00e2h\u00ee \u015fan ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011fe lay\u0131k olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;Hak takva&#8221; demektir. Bu ise peygamberlerin en b\u00fcy\u00fckleri gibi masum f\u0131trat \u00fczere yarat\u0131lm\u0131\u015f olanlardan ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in ve hatta onlar i\u00e7in bile m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. &#8220;Seni lay\u0131k\u0131yla tan\u0131yamad\u0131k, sana lay\u0131k\u0131yla ibadet edemedik.&#8221; Bundan dolay\u0131 bu \u00e2yet indi\u011fi zaman ashab-\u0131 kiram\u0131n \u00e7ok ibadet etmekten dolay\u0131 ayaklar\u0131 \u015fi\u015fmi\u015f, al\u0131nlar\u0131n\u0131n derileri soyulmu\u015f ve bunun \u00fczerine &#8220;G\u00fcc\u00fcn\u00fcz\u00fcn yetti\u011fi kadar Allah&#8217;dan korkun.&#8221; (Te\u011fab\u00fcn, 64\/16) emrinin inmi\u015f oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi Allah yolunda hakk\u0131yla, g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetti\u011fi kadar gayret etmek ve bu konuda hi\u00e7 kimsenin k\u0131namas\u0131ndan korkmamak, hatta anas\u0131, babas\u0131 veya kendi aleyhinde bile olsa Allah i\u00e7in adalet ve do\u011fruluktan ayr\u0131lmamakt\u0131r ki; bu hak, v\u00fccub (l\u00fczumlu, gerekli) ve sabit olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Ve bu \u015fekilde \u00e2yeti, bunun a\u00e7\u0131klamas\u0131d\u0131r. Allah&#8217;tan hakk\u0131yla korkmak ve her halde m\u00fcsl\u00fcman olarak \u00f6lebilmek i\u00e7in de her \u015feyden \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n ipine toptan yap\u0131\u015farak tevhid \u00fczere toplanmak ve ayr\u0131l\u0131klardan \u00e7ekinmek laz\u0131md\u0131r. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, hacc\u0131n farz olu\u015fu, bu toplanman\u0131n hem sebeplerinden, hem de maksatlar\u0131ndan birini te\u015fkil eder. \u015eu halde \u00f6nce kalplerin birle\u015fmesi, ikinci olarak fiillerin birle\u015fmesi hak dinin esaslar\u0131n\u0131n en b\u00fcy\u00fcklerindendir. &#8220;Ben, kendi ba\u015f\u0131ma, yaln\u0131zca dinimi, iman\u0131m\u0131 koruyabilirim.&#8221; demek tehlikelidir. Kendi ba\u015f\u0131na kalmak isteyen fertlerin, iman ve \u0130sl\u00e2m \u00fczere h\u00fcsn-i hatime (iyi sonu\u00e7) ile ahirete gidebilmesi \u015f\u00fcpheli olur. Ferd zorlama ve bask\u0131 alt\u0131nda her \u015feyini kaybedebilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah&#8217;\u0131n kudreti toplumla beraberdir.&#8221; Ve dinin d\u00fcnyada en b\u00fcy\u00fck feyzi de bu toplumun kurulu\u015fundad\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki, toplumlar\u0131n\u0131 yitiren veya peri\u015fan edenler muhakkak peri\u015fan olurlar. Fiil\u00ee sebepler kar\u015f\u0131s\u0131nda ilm\u00ee deliller, \u00e7o\u011funlukla h\u00fck\u00fcmlerini yerine getiremezler. Nitekim Hz. \u0130sa bile &#8220;Allah yolunda bana yard\u0131mc\u0131 olacaklar kimlerdir?&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/52) dedi. Her m\u00fcmin, Hakk&#8217;\u0131n bir izaf\u00ee tecellisine ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Hakk tecell\u00ee ise b\u00fct\u00fcn ba\u011flar\u0131n toplanmas\u0131yla hakk tevhidin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndad\u0131r. \u015eu halde b\u00fct\u00fcn iman ehli, tek kelime \u00fczerinde fiillerini birle\u015ftirmedik\u00e7e ittik\u00e2 (lay\u0131k\u0131yla Allah&#8217;tan korkma)ya eremez, Allah&#8217;a kavu\u015famazlar.<\/p>\n<p>103-Hablullah (Allah&#8217;\u0131n ipi), Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya kavu\u015fma sebebi olan delil ve vas\u0131ta demektir ki, Kur&#8217;\u00e2n, Allah&#8217;\u0131n emrini yerine getirme ve cemaat, ihlas, \u0130sl\u00e2m, Allah&#8217;a s\u00f6z verme, Allah&#8217;\u0131n emri diye rivayetlerle tefsir edilmi\u015ftir ve hepsi birbirine yak\u0131nd\u0131r. Bu \u00e2yetin cemaat ve ictimaiyyet (toplum bilim, sosyoloji) ile emir oldu\u011funda ku\u015fku yoktur. Bununla beraber burada cemaat, hablullah (Allah ipin)\u0131n ayn\u0131 de\u011fil, ona yap\u0131\u015fman\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Ebu Said el-Hudr\u00ee hazretlerinden rivayet edildi\u011fi \u00fczere Allah Res\u00fbl\u00fc \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;G\u00f6kten yery\u00fcz\u00fcne indirilmi\u015f olan hablullah (Allah&#8217;\u0131n ipi), Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131d\u0131r.&#8221; Korkun\u00e7 bir yolun kenar\u0131na \u00e7ekilmi\u015f olan bir ip veya bir kuyuya d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olanlar\u0131 \u00e7\u0131karmak i\u00e7in uzat\u0131lm\u0131\u015f bir ip ve ona gere\u011fince iyice tutunmu\u015f bir toplum d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz. \u0130\u015fte bu tasavvurdan meydana gelen hey&#8217;et-i ictimaiyye (sosyal kurul) Kur&#8217;\u00e2n etraf\u0131nda devaml\u0131 y\u00fckselen bir \u0130sl\u00e2m cemaatinin misalini te\u015fkil edecektir.<\/p>\n<p>Bu i&#8217;tisam (tutunma) i\u00e7in herhangi bir cemaat olmak da k\u00e2fi de\u011fildir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>104- \u0130\u00e7inizden hayra \u00e7a\u011f\u0131ran, iyili\u011fi emredip k\u00f6t\u00fcl\u00fckten men eden bir topluluk bulunsun. \u0130\u015fte kurtulu\u015fa eren onlard\u0131r.<\/p>\n<p>104-\u0130sl\u00e2m toplumundan b\u00f6yle bir \u00fcmmet (topluluk) de te\u015fekk\u00fcl etmelidir.<\/p>\n<p>Ta yukar\u0131larda da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere \u00fcmmet, \u00f6ne d\u00fc\u015fen, \u00e7e\u015fitli insan gruplar\u0131n\u0131 toplayan, kendilerine uyulan bir topluluk demektir ki, hepsinin \u00f6n\u00fcnde de &#8220;imam&#8221; (\u00f6nder) bulunur. Cemaat ile (toplu halde) namazlar, bu muntazam ve hay\u0131rl\u0131 sosyal tertibin g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcn\u00fc ifade eden g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcl\u00fcr \u015feklidir. Bu \u015fekilde hayra davet ve iyili\u011fi emir, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc de men edecek bir topluluk ve imamet (\u00f6nderlik) te\u015fkili m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n imandan sonra ilk din\u00ee far\u00eezalar\u0131d\u0131r. Bu farizay\u0131 (Allah&#8217;\u0131n emrini) yerine getirebilen m\u00fcsl\u00fcmanlard\u0131r ki \u00e2yetinin a\u00e7\u0131k h\u00fckm\u00fc gere\u011fince k\u00e2mil (tam) kurtulu\u015fa ererler. Yoksa \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 m\u00fc\u015fkil ve belki m\u00fcteazzir (m\u00fcmk\u00fcns\u00fcz) olur. Allah&#8217;\u0131n vaadi b\u00fct\u00fcn\u00fcyle temin edilmez, hayra \u00e7a\u011f\u0131rmak, iyili\u011fi emir, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe engel olma b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcmanlara farz-\u0131 kifayedir. Bu yap\u0131lmay\u0131nca hi\u00e7bir m\u00fcsl\u00fcman mesuliyetten kendini kurtaramaz. Fakat her ferde farz-\u0131 ay\u0131n de\u011fildir. \u00dcmmetin t\u00fcm\u00fcn\u00fcn vazifesidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;sizden&#8221; buyurulmu\u015ftur. Buradaki in tecr\u00eed\u00ee (soyutlay\u0131c\u0131) veya teb&#8217;\u00eez\u00ee (ay\u0131r\u0131c\u0131) olmak \u00fczere iki m\u00e2n\u00e2ya ihtimali vard\u0131r. Tecrid\u00ee oldu\u011funa g\u00f6re her m\u00fcsl\u00fcman bununla g\u00f6revlidir. Teb&#8217;\u00eez\u00ee oldu\u011funa g\u00f6re de genelde m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n vazifeleri, i\u00e7lerinden bunu yapacak belli, \u00f6zel bir topluluk meydana getirmek, onlara yard\u0131m ederek ve uyarak o vas\u0131ta ile bu g\u00f6revi yerine getirtmektir. Bunlar tayin ve g\u00f6revlendirildikten sonra emretmek ve yasaklamak bizzat onlar \u00fczerine farz-\u0131 ay\u0131n olur. Ve fakat bunlar g\u00f6revlerini yerine getirmezlerse, sorumluluk \u00f6nce bunlara, ikinci olarak herkese tevecc\u00fch eder. Tevhid nizam\u0131 bozuldu\u011fu zaman, ortaya \u00e7\u0131kacak \u015fer ve bela da yaln\u0131z zalimlere isabet edip kalmaz, herkese bula\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>Hayra davet (\u00e7a\u011f\u0131rma), dine ve d\u00fcnyaya ait bir iyili\u011fi i\u00e7eren herhangi bir \u015feye davettir ki, birli\u011fin ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n esas\u0131d\u0131r. \u0130yili\u011fi emretmek ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe engel olmak da bunun \u00f6nemli bir k\u0131s\u0131md\u0131r. Maruf (iyilik), \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n gere\u011fi olan Allah&#8217;a itaat; m\u00fcnker (k\u00f6t\u00fcl\u00fck) de \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n gere\u011fine uymay\u0131p, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 gelmek demektir. \u0130yili\u011fi ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc Allah&#8217;\u0131n ipinden ba\u015fka \u00f6l\u00e7\u00fc ile \u00f6l\u00e7meye kalkmak, isteklere ve nefse ait arzulara uymakt\u0131r ki, bu da ayr\u0131cal\u0131k yapmakt\u0131r. Bu noktay\u0131 daha \u00e7ok a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>105- Kendilerine apa\u00e7\u0131k deliller geldikten sonra par\u00e7alan\u0131p ayr\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015fenler gibi olmay\u0131n. \u0130\u015fte bunlar i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>106- O g\u00fcn baz\u0131 y\u00fczler a\u011far\u0131r, baz\u0131 y\u00fczler karar\u0131r. Y\u00fczleri kararanlara: &#8220;\u0130man\u0131n\u0131zdan sonra k\u00fcfrettiniz ha? \u00d6yle ise ink\u00e2r etmenize kar\u015f\u0131l\u0131k azab\u0131 tad\u0131n&#8221; (denecektir).<\/p>\n<p>107- Y\u00fczleri a\u011faranlara gelince, (onlar) Allah&#8217;\u0131n rahmeti i\u00e7indedirler. Onlar orada ebed\u00ee kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>108- Bunlar Allah&#8217;\u0131n, sana ger\u00e7ek olarak okuyageldi\u011fimiz, \u00e2yetleridir. Allah \u00e2lemlere hi\u00e7bir haks\u0131zl\u0131k etmek istemez.<\/p>\n<p>109- G\u00f6klerde ve yerde olanlar\u0131n hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. B\u00fct\u00fcn i\u015fler Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p>105-109- Ey Muhammed \u00fcmmeti!<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>110- Siz insanlar i\u00e7in \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f en hay\u0131rl\u0131 \u00fcmmetsiniz. \u0130yili\u011fi emreder, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten vazge\u00e7irme\u011fe \u00e7al\u0131\u015f\u0131r ve Allah&#8217;a inan\u0131rs\u0131n\u0131z. Kitap ehli de inansayd\u0131 kendileri i\u00e7in elbette daha hay\u0131rl\u0131 olurdu. \u0130\u00e7lerinden iman edenler de var, ama pek \u00e7o\u011fu yoldan \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>111- Onlar size eziyetten ba\u015fka bir zarar veremezler. E\u011fer sizinle sava\u015fmaya kalk\u0131\u015fsalar, size arkalar\u0131n\u0131 d\u00f6n\u00fcp ka\u00e7arlar. Sonra kendilerine yard\u0131m da edilmez.<\/p>\n<p>112- Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, \u00fczerlerine al\u00e7akl\u0131k damgas\u0131 vurulmu\u015ftur. Me\u011fer ki Allah&#8217;\u0131n ipine ve insanlar (m\u00fcminler)\u0131n ahdine s\u0131\u011f\u0131nm\u0131\u015f olsunlar. Onlar Allah&#8217;\u0131n h\u0131\u015fm\u0131na u\u011frad\u0131lar ve \u00fczerlerine de miskinlik damgas\u0131 vuruldu. Bunun sebebi, onlar\u0131n Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ink\u00e2r etmi\u015f olmalar\u0131 ve haks\u0131z yere peygamberleri \u00f6ld\u00fcrmeleridir. Ayr\u0131ca isyan etmi\u015f ve haddi de a\u015fm\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>110-111-112-Burada \u00fcmmet-i Muhammed&#8217;in esas m\u00fcmeyyiz (ay\u0131r\u0131c\u0131) \u00f6zelli\u011fi, tevhid iman\u0131 ile iyili\u011fi emir ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckten al\u0131koyma oldu\u011fu ve bilhassa bu vas\u0131f alt\u0131nda insanlar i\u00e7in en hay\u0131rl\u0131 bir \u00fcmmet olduklar\u0131 ve bu vazife esas itibariyle yaln\u0131z ulu&#8217;l-emr (m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n yetkili amirlerin)e ait olmay\u0131p b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlerin bizzat veya bilvas\u0131ta (arac\u0131 ile) bununla ilgili olmalar\u0131 gerekece\u011fi ve bir \u00fcmmetin hay\u0131rl\u0131 olu\u015fu da \u00e7o\u011funlu\u011funun iyili\u011fiyle olabilece\u011fi ve nitekim di\u011fer kitap ehlinin bu haslete sahip olamamalar\u0131, i\u00e7lerinde Allah&#8217;a itaattan \u00e7\u0131km\u0131\u015f sap\u0131klar\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu olu\u015fturmalar\u0131ndan do\u011fdu\u011fu ve m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu bu se\u00e7kin hasleti muhafaza ettik\u00e7e kendilerine di\u011fer k\u00e2firlerin, sap\u0131klar\u0131n netice itibariyle bir eziyetten ba\u015fka zararlar\u0131 dokunamayaca\u011f\u0131 hat\u0131rlat\u0131l\u0131yor ki, burada &#8220;ancak Allah&#8217;\u0131n ipine ve insanlar\u0131n ahdine s\u0131\u011f\u0131nanlar hari\u00e7&#8221; k\u0131sm\u0131 da dikkate de\u011ferdir. Kendilerini her \u015fey zannedip Allah&#8217;a itaatten d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kanlar az \u00e7ok zillet (al\u00e7akl\u0131k)ten kurtulurlarsa, yine Allah&#8217;\u0131n veya Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131n ahd (s\u00f6z verme) ve eman\u0131 sayesinde kurtulabilirler.<\/p>\n<p>Evet, Kitap ehlinin m\u00fcmin olanlar\u0131 da yok de\u011fildir:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>113- Hepsi bir de\u011fildirler. Kitap ehli i\u00e7inde do\u011fruluk \u00fczere bulunan bir \u00fcmmet (topluluk) vard\u0131r ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini okurlar.<\/p>\n<p>114- Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inan\u0131rlar, iyili\u011fi emrederler, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten vazge\u00e7irmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar, hay\u0131r i\u015flerinde de birbirleriyle yar\u0131\u015f\u0131rlar. \u0130\u015fte onlar iyi insanlardand\u0131r.<\/p>\n<p>115- Onlar ne hay\u0131r i\u015flerlerse kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z b\u0131rak\u0131lmayacaklard\u0131r. Allah kendisinden gere\u011fi gibi sak\u0131nanlar\u0131 bilir.<\/p>\n<p>113-114-115-\u00dcmmet-i k\u00e2ime, hak\u015finas (hak tan\u0131yan), do\u011fru, do\u011frulan veya Allah i\u00e7in kalkan, m\u00fcstak\u00eem (do\u011fru), \u00e2dil (adaletli) topluluk m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir.<\/p>\n<p>Tefsir bilginlerinin \u00e7o\u011funun tercihine g\u00f6re burada kitap ehlinden maksat, Musa ve \u0130sa aleyhissel\u00e2ma iman etmi\u015f olanlard\u0131r. Ve bu \u00e2yetin ini\u015f sebebi hakk\u0131nda birka\u00e7 rivayet vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Abdullah b. Selam, Sa&#8217;leb b. Said ve \u00dcseyd b. Ubeyd gibi zatlar m\u00fcsl\u00fcman olduklar\u0131 zaman di\u011fer yahudiler bunlar\u0131n aleyhinde bulunmu\u015flar k\u00fcf\u00fcr ve h\u00fcsranlar\u0131ndan bahsetmi\u015flerdi. Bunlara kar\u015f\u0131, onlar\u0131n faziletlerini a\u00e7\u0131klamak hakk\u0131nda bu \u00e2yet inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>2- Necranl\u0131lardan k\u0131rk, Habe\u015ften otuziki, Rumdan \u00fc\u00e7 ki\u015fi ki toplamlar\u0131 yetmi\u015f be\u015f zat \u0130sa&#8217;n\u0131n dini \u00fczereyken Muhammed (s.a.v.)&#8217;i tasdik ederek iman etmi\u015flerdi. \u00c2yet bunlar hakk\u0131nda inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>3- Peygamberimizin Medine&#8217;ye gelmesinden \u00f6nce Ensar aras\u0131nda Esad b. Z\u00fcrare, Berar b. Ma&#8217;rur, Muhammed b. Mesleme ve Ebu Kays b. S\u0131rme b. Enes muvahhid\u00een (Allah&#8217;\u0131 bir tan\u0131yanlar)den idiler. C\u00fcn\u00fcb olduklar\u0131 zaman guslederler ve bildikleri kadar hanif dini ile amel ederlerdi. Resulullah gelince derhal tasdik edip, ona yard\u0131m ettiler.<\/p>\n<p>4- Yukar\u0131daki \u00e2yetlerde kitap ehli yerildikten sonra hepsinin b\u00f6yle olmay\u0131p, i\u00e7lerinde iyi s\u0131fat ve ho\u015f huya sahip olanlar\u0131n da bulundu\u011funun a\u00e7\u0131klanmas\u0131 i\u00e7in indi\u011fi de s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Baz\u0131 tefsircilerin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re de burada kitap ehli deyimi, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 da kapsayan genel bir m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ve her halde \u00e2yetin siy\u00e2k (geli\u015f \u015fekli), c\u00fcmlesindeki m\u00fcminleri a\u00e7\u0131klama oldu\u011fu ortadad\u0131r.<\/p>\n<p>Kitap ehlinin iman edenleri b\u00f6yle. Genel olarak k\u00e2firlere gelince; m\u00fcminler, bunlar\u0131n servetlerinden ve d\u00fcnya hayat\u0131 u\u011frunda \u00e7ok harcamalar\u0131ndan endi\u015fe etmemelidirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>116- O ink\u00e2r edenler (var ya), onlar\u0131n ne mallar\u0131, ne de evlatlar\u0131, onlara Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 hi\u00e7bir fayda sa\u011flamayacakt\u0131r. Onlar, ate\u015f halk\u0131d\u0131r; orada ebedi kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>117- Onlar\u0131n bu d\u00fcnya hayat\u0131nda harcad\u0131klar\u0131n\u0131n durumu, kendilerine zulmeden bir toplulu\u011fun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve so\u011fuk bir r\u00fczgar\u0131n hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar.<\/p>\n<p>116-117-Ancak:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>118- Ey iman edenler! Kendi d\u0131\u015f\u0131n\u0131zdakilerden s\u0131rda\u015f edinmeyin. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar size fenal\u0131k etmekten asla geri kalmazlar, hep s\u0131k\u0131nt\u0131ya d\u00fc\u015fmenizi isterler. Kin ve d\u00fc\u015fmanl\u0131klar\u0131 a\u011f\u0131zlar\u0131ndan ta\u015fmaktad\u0131r. Kalplerinde gizledikleri ise daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrseniz, biz size \u00e2yetleri a\u00e7\u0131klad\u0131k.<\/p>\n<p>119- \u0130\u015fte siz \u00f6yle kimselersiniz ki, onlar\u0131 seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)\u0131n hepsine inan\u0131rs\u0131n\u0131z, onlarsa sizinle bulu\u015ftuklar\u0131 zaman &#8220;inand\u0131k&#8221; derler. Ba\u015fba\u015fa kald\u0131klar\u0131 zaman da kinlerinden dolay\u0131 parmaklar\u0131n\u0131n u\u00e7lar\u0131n\u0131 \u0131s\u0131r\u0131rlar. De ki: &#8220;kininizle geberin!&#8221;. \u015e\u00fcphesiz ki Allah g\u00f6\u011f\u00fcslerin (g\u00f6n\u00fcllerin) \u00f6z\u00fcn\u00fc bilir.<\/p>\n<p>120- Size bir iyilik dokunsa fenalar\u0131na gider, ba\u015f\u0131n\u0131za bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck gelse onunla sevinirler. E\u011fer sabreder ve Allah&#8217;dan gere\u011fince korkarsan\u0131z, onlar\u0131n hileleri size hi\u00e7bir zarar vermez; \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah onlar\u0131 kendi amelleriyle ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>118-Bit\u00e2ne ( ) esas\u0131nda elbisenin i\u00e7 y\u00fcz\u00fcndeki astar demektir. Bundan bir kimsenin s\u0131rlar\u0131na vak\u0131f olan pek s\u0131k\u0131 dostuna da &#8220;bit\u00e2ne denilir. M\u00fcminler, milletlerinin ehlinden ba\u015fkas\u0131n\u0131, yani gerek k\u00e2firleri ve gerekse m\u00fcnaf\u0131klar\u0131 (iki y\u00fczl\u00fcleri) i\u00e7 y\u00fczlerine vak\u0131f olacak \u00f6zel i\u015flerinde ve muamelelerinde kullanmaktan yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r ki, bu yasaklaman\u0131n \u00f6zel hususlara da \u015f\u00fcmul\u00fc bulunmakla beraber \u00e2yetin siy\u00e2k\u0131 (geli\u015fi) -daha \u00e7ok genel i\u015flere bakmaktad\u0131r. Bunun gerek\u00e7esi de her iki taraf\u0131n ruh\u00ee durumlar\u0131 izah olunarak anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Evvela size fesat ve zarar yapmakta hi\u00e7 kusur etmezler. Size me\u015fakkat ve zahmet veren \u015feylerden memnun olurlar. Bu\u011fuzlar\u0131 a\u011f\u0131zlar\u0131ndan ta\u015fm\u0131\u015f, aleyhinize devaml\u0131 propaganda yapmaktad\u0131rlar. Halbuki s\u00eene (g\u00f6\u011f\u00fcs, kalp)lerinde gizledikleri \u00f6fkeler, kinler daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>119-\u0130kincisi: Bunlar\u0131n sebebi ey m\u00fcminler! Siz \u00f6yle kimselersiniz ki, onlar\u0131, yani kendinizden ba\u015fkas\u0131n\u0131 da seversiniz. M\u00fcsl\u00fcman\u0131n \u015fiar\u0131 budur. Herkesin iyili\u011fini ister, herkese hay\u0131rhah (iyiliksever) olur, sevgi g\u00f6z\u00fcyle bakar, haklar\u0131n\u0131 korur, fesattan sak\u0131n\u0131r, kimseyi belaya sokmak istemez. Fakat m\u00fcmin ve m\u00fcsl\u00fcman olmayanlar size kar\u015f\u0131 \u00f6yle de\u011fildir. Onlar sizi sevmezler. Bunun b\u00f6yle olmas\u0131n\u0131n sebebi de siz m\u00fcsl\u00fcmanlar b\u00fct\u00fcn kitaplara iman edersiniz ve tamamen iman edersiniz. Onun i\u00e7in herhangi bir kitaba mensub olanlar\u0131n ve hatta mensubluk iddias\u0131nda bulunanlar\u0131n kendilerine iyi nazar (bak\u0131\u015f)lar\u0131 kadar sizin de onlara iyi nazar (bak\u0131\u015f)\u0131n\u0131z bulunur. \u00c7\u00fcnk\u00fc iman\u0131n gere\u011fi budur. Fakat b\u00f6yle oldu\u011funuz halde onlar \u00f6yle de\u011fildirler. Sizin kitab\u0131n\u0131za inanmazlar, k\u00fcfrederler; inand\u0131klar\u0131 kitaba da -yukarda g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere hepsi tamam\u0131yla inanm\u0131\u015f de\u011fildir. Buna g\u00f6re m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n, m\u00fcsl\u00fcman olmayanlara kar\u015f\u0131 bak\u0131\u015flar\u0131 ve muameleleri m\u00fcmine yak\u0131\u015f\u0131r oldu\u011fu halde; m\u00fcsl\u00fcman olmayanlar\u0131n m\u00fcsl\u00fcmanlara bak\u0131\u015f ve muameleleri -inan\u00e7lar\u0131 gere\u011fince daima ve zorunlu olarak k\u00e2firce olur. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki hakiki bir m\u00fcsl\u00fcman, herkesin i\u015flerinin s\u0131rda\u015f\u0131 olmaya lay\u0131k oldu\u011fu halde; m\u00fcsl\u00fcman olmayanlar\u0131n m\u00fcsl\u00fcmanlara s\u0131rda\u015f olmas\u0131 hem kendilerine, hem m\u00fcsl\u00fcmanlara zarard\u0131r. Netice olarak m\u00fcsl\u00fcman\u0131n vicdan\u0131 temiz ve geni\u015f, di\u011ferleri ise dar ve bula\u015f\u0131kt\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, m\u00fcnaf\u0131klar y\u00fcze kar\u015f\u0131 gelince &#8220;biz m\u00fcminiz&#8221; derler; fakat tenha kald\u0131lar, meydan\u0131 bo\u015f buldular m\u0131 iman ehline kinlerinden parmaklar\u0131n\u0131 \u0131s\u0131r\u0131rlar, daima di\u015f g\u0131c\u0131rdat\u0131r dururlar.<\/p>\n<p>120-Bunun i\u00e7in siz m\u00fcminlere bir g\u00fczellik dokunursa fenalar\u0131na gider. Mesela m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n bedenlerinin s\u0131hhati, ucuzluk ve ferahlar\u0131, d\u00fc\u015fmanlar\u0131na zaferleri, aralar\u0131ndaki anla\u015fma ve sevgileri onlar\u0131 memnun etmez ve fakat size bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck isabet ederse onunla sevinirler. Mesela m\u00fcsl\u00fcmanlara bir hastal\u0131k, fakirlik, ma\u011flubiyet, ayr\u0131cal\u0131k, ya\u011fma ve \u00e7apulculuk gibi bir musibet oldu mu keyiflenir ve sevinirler. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bunlara kar\u015f\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n g\u00f6revi sabredip korunmak, faziletler kazanmak ile onlar\u0131 hasetlerinden \u00e7atlatmakt\u0131r. E\u011fer m\u00fcsl\u00fcmanlar Allah&#8217;a itaat etmede sabrederler ve yasaklar\u0131ndan ka\u00e7\u0131nmakla iyice korunurlarsa, o k\u00e2firlerin ve o m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n hilelerinin ve entrikalar\u0131n\u0131n hi\u00e7bir zarar\u0131n\u0131 g\u00f6rmezler. \u00c7ok olsa biraz eziyet \u00e7ekmi\u015f olurlar. Fakat sonunda hepsine galip gelirler ki, \u0130sl\u00e2m tarihi bunun misalleriyle doludur.<\/p>\n<p>Sabredenlere ve Allah&#8217;tan gere\u011fi gibi korkanlara Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m ve imdad\u0131 nas\u0131l cereyan edip de d\u00fc\u015fmanlar\u0131n zararlar\u0131n\u0131 defetti\u011fini, sabredilmedi\u011fi ve korunulmad\u0131\u011f\u0131 zaman da nas\u0131l zararlara d\u00fc\u015f\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131k\u00e7a anlatmak i\u00e7in de \u00f6zellikle \u015fu \u00f6rnekleri an ey Muhammed:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>121- Hani sen sabah erkenden m\u00fcminleri sava\u015f mevzilerine yerle\u015ftirmek i\u00e7in ailenden ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131n. Allah, hakk\u0131yla i\u015fiten ve bilendir.<\/p>\n<p>122- O zaman i\u00e7inizden iki tak\u0131m bozulmaya y\u00fcz tutmu\u015ftu. Halbuki Allah onlar\u0131n yard\u0131mc\u0131s\u0131 idi. \u0130nananlar, yaln\u0131z Allah&#8217;a dayan\u0131p g\u00fcvensinler.<\/p>\n<p>121-Bu iki \u00e2yette Uhud gazas\u0131 (harbi) hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015e\u00f6yle rivayet edilir ki, bir \u00c7ar\u015famba g\u00fcn\u00fc m\u00fc\u015frikler Ebu S\u00fcfyan komutas\u0131nda olarak Medine civar\u0131nda Uhud da\u011f\u0131na inmi\u015flerdi. Resulullah (s.a.v.), ashab\u0131yla isti\u015fare etti. Abdullah b. \u00dcbeyy b. Selul&#8217;\u00fc de \u00e7a\u011f\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Bundan \u00f6nce onu \u00e7a\u011f\u0131rmazken, bu defa onu da davet etti. \u0130sti\u015fare esnas\u0131nda Abdullah ve Ensar&#8217;\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi Medine&#8217;de dur, \u00e7\u0131kma, biz \u015fimdiye kadar herhangi bir d\u00fc\u015fmana \u00e7\u0131kt\u0131ksa musibete (k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe) u\u011frad\u0131k ve fakat herhangi bir d\u00fc\u015fman da \u00fczerimize geldiyse biz de onlar\u0131 musibete d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fck. Sen i\u00e7imizde iken daha neler olur? \u015eu halde b\u0131rak onlar\u0131, \u015fayet kal\u0131rlarsa k\u00f6t\u00fc bir yerde kalm\u0131\u015f olurlar ve e\u011fer \u00fczerimize gelirlerse erkekler y\u00fczy\u00fcze sava\u015f\u0131r; kad\u0131nlar, \u00e7ocuklar da ta\u015fa tutarlar, geri d\u00f6nerlerse fena halde \u00fcmitsiz ve \u015fa\u015fk\u0131n olarak d\u00f6nerler, giderler.&#8221; demi\u015flerdi. Di\u011fer baz\u0131lar\u0131 da: &#8220;\u015eu k\u00f6peklere kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kal\u0131m, kendilerinden korktuk zannetmesinler.&#8221; dediler. Bunun \u00fczerine Peygamberimiz buyurdu ki: &#8220;Ben r\u00fcyamda g\u00f6rd\u00fcm, etraf\u0131mda bir s\u0131\u011f\u0131r bo\u011fazlan\u0131yordu. Bunu hayra yordum. K\u0131l\u0131c\u0131m\u0131n ucunda bir gedik g\u00f6rd\u00fcm, bunu da bir hezimet (yenilgiy)e yordum ve g\u00f6rd\u00fcm ki, sanki ben sa\u011flam bir z\u0131rhl\u0131 g\u00f6mle\u011fe sokuldum, bunu da Medine diye yordum. Reyiniz (kanaatiniz bu \u015fekilde) olursa Medine&#8217;de kal\u0131r ve onlar\u0131 b\u0131rak\u0131rs\u0131n\u0131z&#8221;. Buna kar\u015f\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlardan &#8220;Bedir sava\u015f\u0131&#8221;na yeti\u015fememi\u015f olan ve Uhud g\u00fcn\u00fc \u015fehit olmalar\u0131 takdir edilmi\u015f bulunan birtak\u0131m kimseler: &#8220;Herhalde bizi d\u00fc\u015fmanlar\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kar.&#8221; dediler ve bunda \u0131srar ettiler. Buna g\u00f6re Peygamberimiz de z\u0131rh\u0131n\u0131 giyindi. Giyinince de \u0131srar edenler: &#8220;Biz ne k\u00f6t\u00fc \u015fey yapt\u0131k, Resulullah&#8217;a vahy gelirken ona kar\u015f\u0131 fikrimizde \u0131srara kalk\u0131\u015ft\u0131k.&#8221; diye pi\u015fman oldular. Bunun \u00fczerine: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resulu ne fikirdeysen \u00f6yle yap.&#8221; dediler. Resulullah da: &#8220;Bir peygamber z\u0131rh\u0131n\u0131 giyince, art\u0131k sava\u015fmadan onu \u00e7\u0131karmas\u0131 yara\u015fmaz.&#8221; buyurdu ve cuma g\u00fcn\u00fc cuma namaz\u0131ndan sonra bin ki\u015fi ile \u00e7\u0131k\u0131p hareket etti. Cumartesi g\u00fcn\u00fc sabahleyin Uhud&#8217;da \u015ei&#8217;b adl\u0131 yere vard\u0131lar. Resulullah piyade (yaya) olarak y\u00fcr\u00fcyordu. Ashab\u0131n\u0131 harb i\u00e7in mevzilere yerle\u015ftiriyordu ve saflar\u0131 o kadar tanzim ediyordu ki, biraz \u00e7\u0131km\u0131\u015f bir g\u00f6\u011f\u00fcs g\u00f6rse, &#8220;geri \u00e7ekil&#8221; diyordu. Vadinin bir yan\u0131na kondu. Gerek kendisini ve gerek askerinin arkas\u0131n\u0131 Uhud&#8217;a verdi. Abdullah b. C\u00fcbeyr&#8217;i ok\u00e7ulara komutan yapt\u0131. &#8220;Oklarla bizi m\u00fcdafaa ediniz, arkam\u0131zdan gelmesinler.&#8221; diye ona emretti. Ve ashab\u0131na da: &#8220;Bu yerde iyi durunuz, d\u00fc\u015fman sizi g\u00f6r\u00fcnce d\u00f6necektir. Sak\u0131n d\u00f6nenleri takip etmeyiniz ve bu mevziden \u00e7\u0131kmay\u0131n\u0131z.&#8221; buyurdu. \u0130\u015fte bunlar\u0131 hat\u0131rlatmakt\u0131r. k\u0131sm\u0131 da Hz. Ai\u015fe&#8217;dir. O g\u00fcn Resulullah onun yan\u0131ndan hareket etmi\u015fti. Sonra Abdullah b. \u00dcbeyy, g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne muhalefet edildi\u011finden dolay\u0131, &#8220;\u00c7ocuklar\u0131n s\u00f6zlerini dinledi de benimkini dinlemedi.&#8221; diye i\u00e7erlemi\u015fti. Kendi adamlar\u0131na: &#8220;Muhammed, d\u00fc\u015fmana ancak sizinle galip gelir, ashab\u0131na, &#8216;D\u00fc\u015fman sizleri g\u00f6r\u00fcnce bozulacak&#8217; diye vadetti. \u015eu halde d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz zaman siz bozulunuz, arkan\u0131zdan onlar da bozulur, i\u015f Muhammed&#8217;in dedi\u011finin tersine olur.&#8221; dedi. \u0130ki taraf kar\u015f\u0131la\u015f\u0131nca Abdullah emrindeki \u00fc\u00e7y\u00fcz kadar m\u00fcnaf\u0131kla beraber bozuluverdiler. D\u00fc\u015fman \u00fc\u00e7bin kadard\u0131. Bunlara kar\u015f\u0131 yediy\u00fcz m\u00fcsl\u00fcman kald\u0131. Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131yla m\u00fc\u015frikleri yenilgiye u\u011fratt\u0131lar. Resulullah&#8217;\u0131n buyurdu\u011fu ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Fakat m\u00fcminler bu suretle onlar\u0131n bozulduklar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcnce, Bedir olay\u0131 gibi olmas\u0131n\u0131 arzu ederek sabredemediler, geriye ka\u00e7anlar\u0131 takibe koyuldular ve Resulullah&#8217;\u0131n emrine uymay\u0131p, g\u00f6sterdi\u011fi yeri terkediverdiler. S\u0131rf bu muhalefet y\u00fcz\u00fcnden Cenab-\u0131 Allah m\u00fc\u015friklerin kalplerinden korkuyu al\u0131verdi. Tekrar d\u00f6nd\u00fcler h\u00fccum ettiler. Asker, Resulullah&#8217;\u0131n etraf\u0131ndan da\u011f\u0131ld\u0131. Beraberinde Hz. Ebu Bekir, Ali, Abbas, Talha, Sa&#8217;d gibi birka\u00e7 zattan ba\u015fka kimse kalmad\u0131. O s\u0131rada Resulullah&#8217;\u0131n m\u00fcbarek y\u00fcz\u00fc yaraland\u0131, m\u00fcbarek rub\u00e2&#8217;\u0131yye (kesici) di\u015fi k\u0131r\u0131ld\u0131. Asker i\u00e7inde: &#8220;Muhammed \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc&#8221; diye bir sayha (\u00e7\u0131\u011fl\u0131k) \u00e7\u0131kt\u0131. Ensar-\u0131 kiramdan k\u00fcnyesi Ebu S\u00fcfyan olan bir zat da: &#8220;\u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131n Resulu burada&#8221; diye ba\u011f\u0131rmaya ba\u015flad\u0131. Muhacirler ve Ensar d\u00f6nd\u00fcler, Resulullah&#8217;\u0131n etraf\u0131na geldiler. \u0130\u00e7lerinden yetmi\u015f ki\u015fi \u015fehid olmu\u015f, bir\u00e7o\u011fu da yaralanm\u0131\u015ft\u0131. Resulullah, &#8220;Karde\u015flerini m\u00fcdafaa eden erke\u011fe Allah rahmet etsin&#8221;. buyurup, beraberindekilerle m\u00fc\u015friklere h\u00fccum etti, onlar da bir hayli \u00f6l\u00fc ve yaral\u0131 vererek, Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131yla hepsini defetti.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Uhud olay\u0131n\u0131n \u00f6zeti budur ki, \u00fc\u00e7bin d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131, binden az ve \u00fc\u00e7y\u00fcz m\u00fcnaf\u0131k\u0131n da geri d\u00f6nmeleri \u00fczerine yediy\u00fcz kadar m\u00fcsl\u00fcman askeri galip olmu\u015fken s\u0131rf Resulullah&#8217;\u0131n emrine uymamaktan ve ganimet arzusuna d\u00fc\u015f\u00fclmekten dolay\u0131 b\u00f6yle bir bozgunluk vuku buldu ve olanlar oldu ki, b\u00fct\u00fcn bunlar, &#8220;E\u011fer siz sab\u0131rl\u0131 olur ve iyi korunursan\u0131z onlar\u0131n hileleri size hi\u00e7bir zarar vermez.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/120) anlam\u0131n\u0131 g\u00f6steren olay\u0131n \u015fahitleridir.<\/p>\n<p>122-Bu olayda Abdullah b. \u00dcbeyy b. Selul&#8217;\u00fcn bozgunlu\u011fu esnas\u0131nda Resulullah&#8217;\u0131n taraflar\u0131n\u0131 te\u015fkil eden iki taife ki, Hazrec&#8217;den Beni Seleme (Seleme o\u011fullar\u0131) ile Evs&#8217;ten Beni Harise (Harise o\u011fullar\u0131) de kalp zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcp az daha d\u00f6necek gibi olmu\u015flar; fakat \u00e2yeti delaletince Allah saklam\u0131\u015f, kalplerini toplam\u0131\u015flar, niyetlerini do\u011frultmu\u015flar ki \u00e2yetinin de bunlara i\u015faret oldu\u011fu beyan edilmi\u015ftir. Bunda bir m\u00fcnaf\u0131\u011f\u0131 bit\u00e2ne (s\u0131rda\u015f) edinip isti\u015fareye kar\u0131\u015ft\u0131rmaktan \u00e7\u0131kan zarara da b\u00fcy\u00fck bir misal vard\u0131r. \u015eu halde m\u00fcsl\u00fcmanlar sab\u0131r ve korunma ile g\u00f6revlerini bilmeli ve ancak Allah&#8217;a tevekk\u00fcl ve itimat etmelidirler. Kalplere kuvvet veren O, zay\u0131fl\u0131k veren yine O&#8217;dur. \u0130kbal (d\u00fc\u015fman\u0131 kar\u015f\u0131lamak) ondan, idb\u00e2r (geri \u00e7ekilmek) de ondand\u0131r. Allah&#8217;\u0131n emirlerini tutup, yasaklar\u0131ndan sak\u0131nanlar herhalde galip ve muzaffer olurlar.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>123- Andolsun, sizler g\u00fc\u00e7s\u00fcz oldu\u011funuz halde Allah size Bedir&#8217;de yard\u0131m etmi\u015fti. Allah&#8217;tan sak\u0131n\u0131n ki, O&#8217;na \u015f\u00fckretmi\u015f olas\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>124- O zaman sen m\u00fcminlere: &#8220;Rabbinizin size, indirilmi\u015f \u00fc\u00e7 bin melek ile yard\u0131m etmesi size yetmez mi?&#8221; diyordun.<\/p>\n<p>125- Evet, sabreder ve (Allah&#8217;tan) korkarsan\u0131z, onlar ans\u0131z\u0131n \u00fczerinize gelseler, Rabbiniz size ni\u015fanl\u0131 ni\u015fanl\u0131 be\u015f bin melekle yard\u0131m eder.<\/p>\n<p>126- Allah, bunu size s\u0131rf bir m\u00fcjde olsun ve kalpleriniz bununla yat\u0131\u015fs\u0131n diye yapt\u0131. Yard\u0131m, yaln\u0131z daima galip ve hikmet sahibi olan Allah kat\u0131ndand\u0131r.<\/p>\n<p>127- (Allah bu yard\u0131m\u0131) ink\u00e2r edenlerden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 kessin veya peri\u015fan etsin de umutsuz olarak d\u00f6n\u00fcp gitsinler (diye yapt\u0131).<\/p>\n<p>128- Bu i\u015ften sana hi\u00e7bir \u015fey d\u00fc\u015fmez. (Allah), ya onlar\u0131n tevbesini kabul eder, yahut onlara, zalim olduklar\u0131ndan dolay\u0131 azab eder.<\/p>\n<p>129- G\u00f6klerde ve yerde olanlar\u0131n hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Diledi\u011fini ba\u011f\u0131\u015flar, diledi\u011fine azab eder. Allah, \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayan, \u00e7ok esirgeyendir.<\/p>\n<p>123- &#8220;Bedr&#8221;, Mekke ile Medine aras\u0131nda bir kuyu suyunun ismidir ki, sahibi Bedr b. Kelde&#8217;nin ad\u0131yle veya ay gibi parlak ve yuvarlak oldu\u011fundan dolay\u0131 Bedr diye isimlendirilmi\u015ftir. O yere veyahut vadiye Bedr denildi\u011fi de rivayet edilmi\u015ftir. \u0130krime&#8217;den nakledildi\u011fine g\u00f6re buras\u0131 cahiliyye devrinde bir ticaret yeriymi\u015f. Peygamberimizin, m\u00fc\u015friklerle ilk sava\u015f\u0131 olan Bedir gazas\u0131 burada olmu\u015ftu ki, hicretin ikinci senesi Ramazan ay\u0131n\u0131n yirmi yedinci cuma g\u00fcn\u00fcne rastl\u0131yordu. O g\u00fcn, &#8220;sizler g\u00fc\u00e7s\u00fcz oldu\u011funuz halde&#8221; \u00e2yetinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re m\u00fcsl\u00fcmanlar gayet az, fakir ve madd\u00ee bak\u0131mdan son derece zay\u0131f durumda idiler. Toplam\u0131 \u00fc\u00e7 y\u00fcz on ki\u015fiden ibaret bir m\u00fccahid toplumu idi. Yetmi\u015f yedisi Muhacir (Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye g\u00f6\u00e7 eden)lerden ve sancaktarlar\u0131 Hz. Ali idi. \u0130ki y\u00fcz otuz alt\u0131s\u0131 Ensar (Medine&#8217;nin yerlisin)dan ve sancaktarlar\u0131 Sa&#8217;d b. Ubade idi. \u00dc\u00e7-be\u015f ki\u015fiye ancak bir deve d\u00fc\u015febiliyordu. B\u00fct\u00fcn askerde yaln\u0131z bir at, di\u011fer bir rivayete g\u00f6re biri Mikdad&#8217;\u0131n, bir de Mersed&#8217;in olmak \u00fczere iki at, doksan deve, alt\u0131 z\u0131rh, sekiz k\u0131l\u0131\u00e7 vard\u0131. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k d\u00fc\u015fman, bin kadar sava\u015f\u00e7\u0131 idi. Y\u00fcz atlar\u0131 vard\u0131. Silah ve kuvvetleri tamd\u0131. \u0130\u015fte Bedir g\u00fcn\u00fc b\u00f6yle bir halde bulunan m\u00fcminlere Cenab-\u0131 Allah yard\u0131m ihsan etti. Bilindi\u011fi ve g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere Ebu Cehil gibi Kurey\u015f&#8217;in ileri gelenleri o g\u00fcn hep \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fcler. Ve o g\u00fcnden itibaren iman\u0131n g\u00fcc\u00fc ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. Bedir g\u00fcn\u00fc, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n binas\u0131 oldu. Bunu Allah&#8217;dan ba\u015fka kim yapabilir? \u015eimdi akl\u0131 olanlar, b\u00f6yle bir yard\u0131m\u0131 yapan Allah&#8217;a dayanmaz ve itimad etmez mi? Nas\u0131l olur da sab\u0131r ve korunmay\u0131 b\u0131rak\u0131r, fe\u015fele (yani korkakl\u0131\u011fa) ve kalp zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015fer? \u015eu halde ey m\u00fcminler bundan b\u00f6yle hep Allah&#8217;dan gere\u011fi gibi korkunuz ki, yard\u0131m\u0131na eri\u015fip \u015f\u00fckredesiniz.<\/p>\n<p>124-125- Bedir harbindeki il\u00e2h\u00ee yard\u0131m o s\u0131rada idi ki ya Muhammed, sen m\u00fcminlere \u015f\u00f6yle diyordun: &#8220;\u0130ndirilmekte olan \u00fc\u00e7 bin melekle Rabbinizin size yard\u0131m etmesi yetmez mi? Evet siz sab\u0131r ve sebat eder, itaatsizlikten sak\u0131n\u0131rsan\u0131z, onlar da \u015fu anda \u00fczerinize geliverirlerse Rabbiniz, be\u015f bin ni\u015fanl\u0131 melekle size yard\u0131m eder.&#8221; Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re o s\u0131ra, &#8220;K\u00fcrz b. Cabir el-Muharib\u00ee m\u00fc\u015friklere yard\u0131m etmek istiyormu\u015f&#8221; diye m\u00fcsl\u00fcmanlara bir haber gelmi\u015f ve endi\u015felenmelerine sebep olmu\u015ftu. Buna kar\u015f\u0131, bu \u015fekilde iki derece il\u00e2h\u00ee yard\u0131m bildirilmi\u015f ve m\u00fc\u015frikler da\u011f\u0131lm\u0131\u015f, bunu haber alan K\u00fcrz de yard\u0131mdan vazge\u00e7mi\u015f idi. Cenab-\u0131 Allah Bedir sava\u015f\u0131nda m\u00fcminlere ba\u015flang\u0131\u00e7ta bin melaike ile yard\u0131m etmi\u015fti. &#8220;Siz Rabbinizden yard\u0131m istiyordunuz, O da: &#8220;Ben size birbiri ard\u0131nca bin melek ile yard\u0131m edece\u011fim&#8221; diye dualar\u0131n\u0131z\u0131 kabul etmi\u015fti.&#8221; (Enfal, 8\/9) Bundan sonra K\u00fcrz haberleri \u00fczerine inmi\u015f olan \u00fc\u00e7 bin melek yard\u0131m\u0131 ile m\u00fc\u015friklerin da\u011f\u0131lmas\u0131n\u0131 \u00e7abukla\u015ft\u0131rd\u0131. Ve \u015fayet d\u00fc\u015fmanlara ad\u0131 ge\u00e7en K\u00fcrz&#8217;\u00fcn yard\u0131m\u0131 hemen geliverecek olursa, m\u00fcminlerin -sab\u0131r ve korunmalar\u0131 \u015fart\u0131yla yani al\u00e2metli, ni\u015fanl\u0131, simalar\u0131 belli be\u015f bin melaike daha g\u00f6nderece\u011fini de vaad etti. \u015eu halde d\u00fc\u015fmana yard\u0131m gelmemi\u015f ve zafer tamam olmu\u015f bulundu\u011fundan, bu be\u015f bine ihtiya\u00e7 kalmad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131yor. Bununla beraber i\u015fbu be\u015f bin ni\u015fanl\u0131 meleklerin de sava\u015fa kat\u0131lmam\u0131\u015f olmakla beraber, indikleri ve haz\u0131r olduklar\u0131 hakk\u0131nda rivayetler de mevcuttur. Ve baz\u0131 rivayette bu ni\u015fanl\u0131 melekler &#8220;Uhud&#8221;da inmi\u015f ve fakat \u00e7arp\u0131\u015fmaya i\u015ftirak etmemi\u015flerdir. Bu meleklerin simalar\u0131, \u00e7o\u011fu rivayetlerde k\u0131r atlar \u00fczerinde sar\u0131 veya beyaz veya siyah sar\u0131kl\u0131 olmak \u00fczere nakledilmi\u015ftir. B\u00fct\u00fcn tefsir ve siyer bilginlerinin ittifak\u0131 vard\u0131r ki, Bedir harbinde melekler inmi\u015f ve k\u00e2firlerle harbetmi\u015flerdir. Bedir harbinin d\u0131\u015f\u0131nda meleklerin bizzat harbe kat\u0131lmay\u0131p ancak \u00e7ok say\u0131 ile yard\u0131m halinde bulunmu\u015f olduklar\u0131 da \u0130bni Abbas&#8217;dan rivayet edilmi\u015ftir. Allah&#8217;\u0131n bir mele\u011finin, yerin alt\u0131n\u0131 \u00fcst\u00fcne girmeye g\u00fcc\u00fc yetti\u011fi halde, b\u00f6yle bir\u00e7ok melek ile yard\u0131m, kullar\u0131n fiillerine olan il\u00e2h\u00ee yard\u0131m\u0131n\u0131n bir tecellisidir. Ve bilinmektedir ki, bu gibi durumlarda insanlar\u0131n g\u00f6z\u00fcnde kemmiyyet (mikdar)in de \u00f6zel bir \u00f6nemi vard\u0131r. \u015eu halde meleklerin \u00e7o\u011falt\u0131lmas\u0131, en az bir m\u00fccahit z\u00fcmresinin, keyfiyyet (nitelik) bak\u0131m\u0131ndan, kuvvetlerinin artmas\u0131n\u0131 ifade eder.<\/p>\n<p>126-Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki: Vuku bulan ve vaad edilen bu yard\u0131m\u0131 Allah, s\u0131rf m\u00fcminlere bir m\u00fcjde olmak ve kalplerini yat\u0131\u015ft\u0131rmak i\u00e7in yapm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6yle bir yard\u0131m ve hatta genelde ger\u00e7ek yard\u0131m ise, ancak aziz (\u00fcst\u00fcn) ve hakim (hikmetli) olan Allah kat\u0131ndand\u0131r.<\/p>\n<p>127-Allah&#8217;\u0131n bu yard\u0131m\u0131 da \u015fu hikmetler i\u00e7indir: K\u00e2firlerin bir taraf\u0131n\u0131 b\u00f6lmek, \u00f6ld\u00fcrmek veya esir etmek veya onlar\u0131 peri\u015fan edip ci\u011ferlerini h\u00fbn (kan) eylemek i\u00e7in ki maksatlar\u0131na eremeyip peri\u015fan ve \u00fcmitsiz olarak d\u00f6ns\u00fcnler.<\/p>\n<p>128- Ey Muhammed! Ba\u015fkalar\u0131 \u015f\u00f6yle dursun, sen bile bizzat hi\u00e7bir emre, hi\u00e7bir h\u00fckme sahip de\u011filsin. Ancak memur bir kulsun. Allah&#8217;\u0131n emri olmay\u0131nca, o k\u00e2firlere ve muhalif (kar\u015f\u0131t)lere hi\u00e7bir \u015fey yapamazs\u0131n, hatta aleyhlerine dua bile edemezsin. Nitekim rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Uhud olay\u0131nda Resulullah k\u00e2firlere beddua etmek istemi\u015fti ki bu \u00e2yet inmi\u015ftir. Netice olarak emir, ancak Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah&#8217;\u0131n hikmeti de, ya onlar\u0131 Bedir&#8217;de yapt\u0131\u011f\u0131 gibi kesmek veya peri\u015fan etmekle \u00fcmitsiz b\u0131rakmak, veya onlara tevbe nasip etmek, veyahut onlar\u0131 \u015fiddetli bir \u015fekilde azapland\u0131rmakt\u0131r. Bu azapland\u0131rman\u0131n sebebi de zira onlar zalimdirler.<\/p>\n<p>129- &#8220;G\u00f6klerde ve yerde olanlar\u0131n hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Diledi\u011fini ba\u011f\u0131\u015flar, diledi\u011fine azab eder.&#8221; bununla beraber &#8220;Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 ve \u00e7ok merhamet edicidir&#8221;. \u015eu halde bunu iyi bilmeli ve yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n emir ve hakimiyetine iman ve ancak onun yard\u0131m\u0131na dayan\u0131p ona g\u00f6re sab\u0131r ve ittika (gere\u011fince sak\u0131nmak) ile il\u00e2h\u00ee afv ve rahmet yoluna girmeli ve Uhud vakas\u0131 (olay\u0131)nda oldu\u011fu gibi zarar g\u00f6rmemek i\u00e7in k\u00fc\u00e7\u00fck cihaddan \u00f6nce m\u00fcminler b\u00fcy\u00fck cihad olan nefis m\u00fccadelesi ile ahl\u00e2klar\u0131n\u0131, toplumlar\u0131n\u0131, i\u015flerini ve i\u00e7 durumlar\u0131n\u0131 \u0131slah ve terbiye etmelidirler.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>130- Ey iman edenler! Kat kat art\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olarak faiz yemeyin. Allah&#8217;tan sak\u0131n\u0131n ki kurtulu\u015fa eresiniz.<\/p>\n<p>131- K\u00e2firler i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015f olan ate\u015ften sak\u0131n\u0131n.<\/p>\n<p>132- Allah ve Peygambere itaat edin ki, size de merhamet edilsin.<\/p>\n<p>130-131-132-Demek ki \u015fimdi i\u00e7e ait \u0131slahat (d\u00fczeltme) hususunda dikkat nazar\u0131na al\u0131nacak mesele, ittika (gere\u011fince sak\u0131nma) ile ilgili olan iktisad\u00ee meseledir. Ve bunun en \u00f6nemlisi de faizden ka\u00e7\u0131nmakt\u0131r (Bakara, 2\/275, 276, 278, 279. \u00e2yetlerin tefsirine bkz.). Bunda da ilk i\u015f &#8220;ad&#8217;at-\u0131 m\u00fcdaafe&#8221; (kat kat art\u0131r\u0131lm\u0131\u015f) rib\u00e2 (faiz)n\u0131n kald\u0131r\u0131lmas\u0131d\u0131r. Faizin kat kat art\u0131r\u0131lmas\u0131 da, bir borca ge\u00e7mi\u015fi eklene eklene faizin ana para kadar veya daha \u00e7ok bir mikdar\u0131 bulmas\u0131 demektir. Tefsirciler, kat kat olma \u015fart\u0131n\u0131n, ihtir\u00e2z\u00ee olmay\u0131p o zamanki durumun cereyan\u0131na g\u00f6re vaki olmu\u015f oldu\u011funu ve buna g\u00f6re yasaklaman\u0131n asl\u0131n\u0131n mutlaka faizi haram k\u0131lmaya y\u00f6nelmi\u015f oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamaktad\u0131rlar. Bu \u00e2yetin Uhud vakas\u0131n\u0131 hat\u0131rlatmas\u0131 konusunda inmesi, bunun ilk nazil olan rib\u00e2 (faiz)y\u0131 yasaklama \u00e2yeti oldu\u011funu g\u00f6stermekten uzak de\u011fildir. F\u0131kha ait incelemelere g\u00f6re Bakara s\u00fbresinin \u00e2yetleri n\u00fczul bak\u0131m\u0131ndan bundan sonrad\u0131r. Ve hatta sonra inmi\u015f olmasa bile, herhalde, mukaddem (daha \u00f6nce) de olmad\u0131\u011f\u0131ndan, en az\u0131ndan beraber olduklar\u0131n\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekir. Ve bundan dolay\u0131 rib\u00e2 (faiz) hakk\u0131nda hakim olan nass (m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131k \u00e2yet), &#8220;Allah al\u0131\u015fveri\u015fi helal, rib\u00e2 (faiz)y\u0131 haram k\u0131ld\u0131.&#8221; (Bakara, 2\/275) mutlak haram k\u0131lma \u00e2yetidir. \u015eu halde Bakara s\u00fbresinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;E\u011fer (faizle ilgili s\u00f6ylenenleri) yapmazsan\u0131z, Allah ve Resulu ile sava\u015fa girdi\u011finizi bilin.&#8221; (Bakara, 2\/279) tehlikesini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp emirlerini tutun. Bu ittika (korunma) ve itaat ile:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>133- Rabbinizin ba\u011f\u0131\u015f\u0131na ve geni\u015fli\u011fi g\u00f6klerle yer aras\u0131 kadar olan, Allah&#8217;tan gere\u011fi gibi korkanlar i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015f bulunan cennete ko\u015fun!<\/p>\n<p>134- O (Allah&#8217;tan hakk\u0131yla korka)nlar, bollukta ve darl\u0131kta Allah i\u00e7in harcarlar, \u00f6fkelerini yutarlar, insanlar\u0131 affederler. Allah iyilik edenleri sever.<\/p>\n<p>135- Ve onlar \u00e7irkin bir g\u00fcnah i\u015fledikleri, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah&#8217;\u0131 hat\u0131rlayarak hemen g\u00fcnahlar\u0131n\u0131n ba\u011f\u0131\u015flanmas\u0131n\u0131 dilerler. Allah&#8217;tan ba\u015fka g\u00fcnahlar\u0131 kim ba\u011f\u0131\u015flayabilir? Bir de onlar, bile bile, i\u015fledikleri (g\u00fcnah) \u00fczerinde \u0131srar etmezler.<\/p>\n<p>136- \u0130\u015fte onlar\u0131n m\u00fckafat\u0131 (\u00f6d\u00fclleri) Rableri taraf\u0131ndan ba\u011f\u0131\u015flanma ve alt\u0131ndan \u0131rmaklar akan, ebed\u00ee kalacaklar\u0131 cennetlerdir. \u00c7al\u0131\u015fanlar\u0131n m\u00fckafat\u0131 ne g\u00fczeldir!<\/p>\n<p>133- kelimesi, N\u00e2fi&#8217; ve \u0130bni \u00c2mir k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;vav&#8221;s\u0131z olarak \u015feklinde okunur.<\/p>\n<p>&#8220;M\u00fcsaraat&#8221;, , konu\u015fmak, s\u00fcrat yar\u0131\u015f\u0131 yapmakt\u0131r. Ma\u011ffiret (afv)e ko\u015fmak da, sebeplere ve ma\u011ffiretin yoluna ko\u015fmak demektir. &#8220;Cennet&#8221;, d\u00e2r-\u0131 saadet (saadet evi) olan ebed\u00ee vatan, o gizli bah\u00e7e ki &#8220;alt\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetler&#8221; den birisi veya hepsi. &#8220;Arz&#8221;; t\u00fbl (uzunluk) kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 &#8220;en&#8221; veya v\u00fcs&#8217;at (geni\u015flik) veya kar\u015f\u0131l\u0131k ve bedel m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki, bir\u015fey sat\u0131n almak i\u00e7in arz olunur. Di\u011fer bir \u00e2yette &#8220;Geni\u015fli\u011fi, g\u00f6kle yerin geni\u015fli\u011fi gibi olan cennete ko\u015fu\u015fun.&#8221; (Hadid, 57\/21) buyuruldu\u011fundan, burada da te\u015fbih (benzetme) &#8220;kaf&#8221;\u0131n hazfi (d\u00fc\u015fmesi)yle &#8220;Onun eni, g\u00f6klerin ve yerin enidir.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 g\u00f6zetilmi\u015ftir. Ve bu te\u015fbihin hakik\u00ee veya geni\u015fli\u011fin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcnden kinaye oldu\u011fu da bahis konusu edilmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Abbas ve Said b. C\u00fcbeyr ve cumh\u00fbr (\u00e7o\u011funluk) demi\u015flerdir ki: &#8220;G\u00f6kler ve yer, kuma\u015f gibi yay\u0131l\u0131p birbirine ulan\u0131nca cennetin enine bir \u00f6l\u00e7\u00fc olur. Uzunlu\u011funu ise Allah&#8217;tan ba\u015fka kimse bilmez&#8221;. Bu g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re cennet, semalardan daha b\u00fcy\u00fck demektir. Baz\u0131 nebev\u00ee hadislerde de cennet, Ar\u015f-\u0131 \u00e2zam (b\u00fcy\u00fck Ar\u015f)\u0131n alt\u0131nda ve semalar\u0131n \u00fcst\u00fcnde bulundu\u011fu \u015feklinde varid olmu\u015ftur. Bunun i\u00e7in &#8220;bir ki\u015fiye d\u00fc\u015fen cennet&#8221; diye de a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber bu \u00e2yetin zahiri, bu alemin semalar\u0131 ve yeri, aynen cennetin eni, \u00e2yeti de te\u015fbihen (benzetilerek) b\u00f6yle oldu\u011funu g\u00f6steriyor. Bunlar\u0131n birini bedel, birini &#8220;en&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na alarak tevfik (birbirine uydurmak) m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu gibi, &#8220;Rabb\u0131n\u0131n (h\u00fck\u00fcm ve adalet) makam\u0131ndan korkan kimseye iki cennet vard\u0131r.&#8221; (Rahman, 55\/46) \u00e2yeti de, her iki \u00e2yetteki cennetleri ba\u015fka ba\u015fka olarak almaya m\u00fcsaittir. &#8220;Rabbimiz, bize d\u00fcnyada da g\u00fczellik ver, ahirette de g\u00fczellik ver.&#8221; (Bakara, 2\/201).<\/p>\n<p>R\u00e2z\u00ee tefsirinde nakledildi\u011fi \u00fczere Herakl&#8217;in (yani Rum kral\u0131n\u0131n) el\u00e7isi Peygamberimize: &#8220;Sen &#8216;m\u00fcttek\u00eeler i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015f ve geni\u015fli\u011fi yer ve g\u00f6kler kadar&#8217; olan bir cennete davet ediyorsun? O halde n\u00e2r (cehennem) nerede?&#8221; diye sormu\u015f. Resulullah (s.a.v.): &#8220;S\u00fcbhanallah (Allah&#8217;\u0131 noksan s\u0131fatlardan tenzih ederim), g\u00fcnd\u00fcz oldu\u011fu zaman gece nerede olur?&#8221; buyurmu\u015f oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>134-Bu cennetin m\u00fcttak\u00ee (Allah&#8217;tan gere\u011fince korkan)ler i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015f oldu\u011fu g\u00f6steriliyor. Ve bu korunman\u0131n sadece \u015firkten sak\u0131nmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na genel bir korunma olmad\u0131\u011f\u0131 anlat\u0131lmak i\u00e7in bu m\u00fcttak\u00eeler, \u00f6zel vas\u0131flarla vas\u0131fland\u0131r\u0131l\u0131yor ki, birinci olarak &#8220;serra&#8221;, s\u00fcr\u00fbr (sevin\u00e7) veren durum; &#8220;darr\u00e2&#8221;, zarar ve s\u0131k\u0131nt\u0131 veren durum demektir ki, h\u00e2l-i y\u00fcsur ve h\u00e2l-i us\u00fcr, (s\u00fcr\u00fbr hali ve gam hali); hayat ve vasiyyet hali suretiyle \u00f6l\u00fcm hali; evlat ve akrabaya harcama gibi sevin\u00e7 veren infak; d\u00fc\u015fmanlara kar\u015f\u0131 masraf gibi zarar ve s\u0131k\u0131nt\u0131 veren harcama halleri; kolayla\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 kimselere ziyafet ve hediye; s\u0131k\u0131nt\u0131da olan fakirlere sadaka m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan her biriyle tefsir edilmi\u015ftir. Buna g\u00f6re a\u00e7\u0131k olan genellemedir. Gayz, ho\u015flanmad\u0131k bir \u015feye kar\u015f\u0131 insan tabiat\u0131n heyecan\u0131n\u0131n yani \u00f6fke demektir ki, gadab (k\u0131zg\u0131nl\u0131\u011f)\u0131n asl\u0131d\u0131r. Ve ondan fark\u0131 vard\u0131r. Deniliyor ki, her halde gadab\u0131n arkas\u0131nda intikam alma iste\u011fi vard\u0131r. Veyahut gadab (k\u0131zg\u0131nl\u0131k), istemeden y\u00fczde ve uzuvlarda g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Gayz ise yaln\u0131z kalpte kalabilir. Bir de Allah&#8217;a gazab isnat edilir de, gayz isnat edilmez. &#8220;Kezm = &#8221; dolu bir k\u0131rban\u0131n (deriden yap\u0131lm\u0131\u015f su kab\u0131) a\u011fz\u0131n\u0131 ba\u011flamakt\u0131r ki, burada \u00f6fkesini yutup tutmak, zarar g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc kimselere kar\u015f\u0131 kudreti bulundu\u011fu halde intikama kalk\u0131\u015fmamak ve hatta ho\u015f olmayan bir h\u00e2l g\u00f6stermeyip hazmetmek ve sabretmektir. K\u00f6t\u00fcl\u00fck edenlere kar\u015f\u0131 afv ile muamele edenler. Affetmek hakk\u0131nda bir\u00e7ok nebev\u00ee hadis varid olmu\u015ftur. Bu c\u00fcmleden olarak buyurulmu\u015ftur ki: &#8220;K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc, nerede ecir (sevab)leri Allah \u00fczerinde olanlar, cennete girsinler.&#8221; diye bir \u00e7a\u011f\u0131r\u0131c\u0131 ba\u011f\u0131racak. &#8220;Ecri Allah \u00fczerinde olan kim?&#8221; denilecek. Bunun \u00fczerine, affetmi\u015f olanlardan ba\u015fka kimse kalkamayacakt\u0131r. \u0130\u015finde iyilik yapan b\u00fct\u00fcn iyilikseverleri kapsay\u0131c\u0131d\u0131r. (\u0130hsan\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 i\u00e7in Bakara s\u00fbresi 112. \u00e2yetine bak\u0131n\u0131z).<\/p>\n<p>135-\u0130kinci olarak &#8220;Onlar f\u00e2hi\u015fe i\u015fledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman&#8230;&#8221; Fahi\u015fe, zina gibi \u00e7ok \u00e7irkin olan fiil; nefse zul\u00fcm de herhangi bir g\u00fcnah. Yahut fahi\u015fe, ba\u015fkas\u0131yla ilgisi olan g\u00fcnah. Nefse zul\u00fcm de ba\u015fkas\u0131yla ilgisi olmayan g\u00fcnah demektir. M\u00fcttakilerin ikinci k\u0131sm\u0131 insanl\u0131k hali b\u00f6yle bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapt\u0131klar\u0131 veya herhangi bir g\u00fcnah i\u015fledikleri zaman, hemen Allah&#8217;\u0131 hat\u0131rlarlar da haya ve korkular\u0131ndan g\u00fcnahlar\u0131na hemen isti\u011ffar ederler. Yapt\u0131\u011f\u0131na nedamet edip kalbiyle ve diliyle affedilmesini diler ve o g\u00fcnah\u0131 \u00f6rtt\u00fcrecek iyiliklere ko\u015fu\u015furlar. Ger\u00e7ekte g\u00fcnahlar\u0131 da gaf\u00fbr (affedici), rahim olan Allah&#8217;dan ba\u015fka kim ba\u011f\u0131\u015flar? \u00d6yle ya, affedenleri, iyilik yapanlar\u0131 seven \u015f\u00e2n\u0131 b\u00fcy\u00fck Allah&#8217;dan \u00e7ok affetmeye ve ba\u011f\u0131\u015flamaya g\u00fcc\u00fc yeten kim d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir? \u0130\u015fte herhangi bir g\u00fcnah sonunda derhal Allah&#8217;dan utan\u0131p da hemen tevbe ve isti\u011ffar edenler, ve yapt\u0131klar\u0131 g\u00fcnahlarda, bile bile, \u0131srar etmeyenler,<\/p>\n<p>136- bunlar yok mu, Allah taraf\u0131ndan m\u00fckafatlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flanma, g\u00fcnahlar\u0131 yokmu\u015f gibi alt\u0131ndan \u0131rmaklar akan, i\u00e7inde ebed\u00ee olarak kalacaklar\u0131 cennetlerdir. Bunlar Allah&#8217;\u0131n g\u00f6ze g\u00f6r\u00fcnmeyen ebed\u00ee (sonsuz) nimetleridir. Ne de g\u00fczeldir ecri i\u015f yapanlar\u0131n, \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n. Esas itibar\u0131yla amelin gere\u011fi de\u011fil, s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfu olan bu ba\u011f\u0131\u015flama ve cennet, il\u00e2h\u00ee vaad gere\u011fince, g\u00fczel amel sahiblerinin haklar\u0131d\u0131r. Amel etmeyen, tevbe etmeyen isyank\u00e2rlar\u0131n kurtulu\u015f ve selametleri ise b\u00f6yle hak etmek \u015feklinde bir ahd ve vaad ile garanti edilmi\u015f de\u011fildir. S\u0131rf Allah&#8217;\u0131n dilemesi ve yard\u0131m\u0131na kalm\u0131\u015f bir \u015feydir. Bununla beraber onlar\u0131n ba\u011f\u0131\u015flanmas\u0131 da imkans\u0131z de\u011fil, caizdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah&#8217;\u0131n rahmetinden \u00fcmidinizi kesmeyin, muhakkak Allah b\u00fct\u00fcn g\u00fcnahlar\u0131 affeder.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/53) buyurulmu\u015ftur. Ancak \u015funa dikkat edilmesi gerekir: \u0130kisinde de esasen hakim olan il\u00e2h\u00ee l\u00fctuf ve b\u00fcy\u00fckl\u00fck olmakla beraber, Kur&#8217;\u00e2n dilinde biri \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f namuslu bir ecir, biri de ecir olmak \u00fczere yaz\u0131lan ve fakat namusuyla \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131p \u00fccret zaman\u0131 sadaka uman bir dilenci durumunda anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde kendini be\u011fenmi\u015f, k\u00fcstah bir i\u015f\u00e7inin kovulmak tehlikesi bulundu\u011fu gibi, tembel bir dilencinin de iman cilvesi ile ihsana mazhar oluvermesi m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>Burada a\u00e7\u0131klanan iki k\u0131s\u0131m m\u00fcttakilerin hali, k\u0131yas\u0131n geli\u015fine tatbik olununca birincilerin genel olarak Bedir ashab\u0131n\u0131n, ikincilerin de Uhud ashab\u0131n\u0131n vas\u0131flar\u0131na i\u015faret etti\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131r. Bundan dolay\u0131, bu k\u0131ssa (olay)ya s\u00f6z\u00fc nakletmek i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>137- Muhakkak ki sizden \u00f6nce bir\u00e7ok olaylar, \u015feriatler gelip ge\u00e7mi\u015ftir. Yery\u00fcz\u00fcnde gezin, dola\u015f\u0131n da yalanc\u0131lar\u0131n sonunun nas\u0131l oldu\u011funu bir g\u00f6r\u00fcn.<\/p>\n<p>138- Bu (Kur&#8217;\u00e2n) insanlar i\u00e7in bir a\u00e7\u0131klama, Allah&#8217;dan gere\u011fince korkanlar i\u00e7in do\u011fru yolu g\u00f6sterme ve bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr.<\/p>\n<p>137- kelimesi burada vaka (olay)lar m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Yani ey m\u00fcminler, Uhud vakas\u0131nda k\u00e2firler size kar\u015f\u0131 bir g\u00f6steride bulundularsa da bundan dolay\u0131 \u00fcz\u00fclmeyiniz. Sizden \u00f6nce milletlerin tarihinde b\u00f6yle nice olaylar ge\u00e7mi\u015ftir. Fakat g\u00fczel sonu\u00e7 Allah&#8217;dan korkanlara kalm\u0131\u015ft\u0131r. Yer y\u00fcz\u00fcnde gezin de g\u00f6z\u00fcn\u00fcz ve basiretinizle bak\u0131p inceleyiniz, ger\u00e7e\u011fi yalanlayanlar\u0131n sonu nas\u0131l olmu\u015f? Tefsirciler: &#8220;Burada, ibret almak i\u00e7in yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn her yerini gezip onun i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 Allah&#8217;\u0131n acaip yarat\u0131klar\u0131n\u0131 seyretmenin, salih ki\u015fileri ve b\u00fcy\u00fck yap\u0131lar\u0131 ziyaret etmenin ve tarih kitaplar\u0131n\u0131 okuyup incelemenin caiz oldu\u011funa delalet vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar, \u00e2lemin seyrini ve ge\u00e7mi\u015f milletler \u00fczerinde cereyan eden i\u015fkenceleri bilmek i\u00e7in bir yoldur.&#8221; diyorlar ki bunda, hak ile bat\u0131l\u0131n ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 incelemek suretiyle ibret almak i\u00e7in eski eserlerin de dahil olaca\u011f\u0131 unutulmamas\u0131 gerekir. Biz de \u015funu eklemek isteriz ki, bu konuda &#8220;geziniz&#8221; emri, m\u00fccerred (yaln\u0131z) izin ve mubah olmaktan \u00e7ok, en az nedb (mend\u00fbb, m\u00fcstehab) gibi bir h\u00fck\u00fcm ifade eder.<\/p>\n<p>138- \u0130\u015fbu &#8220;gelip ge\u00e7mi\u015ftir.&#8221; hat\u0131rlatmas\u0131 ve gerisi, b\u00fct\u00fcn insanlara bir \u00e7e\u015fit a\u00e7\u0131klama ve fakat yaln\u0131z Allah&#8217;dan hakk\u0131yla korkanlara do\u011fru yolu g\u00f6sterme ve \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr. Gere\u011fince korunmak karakterine uymayanlar, ak\u0131llar\u0131n\u0131 ba\u015flar\u0131na alamazlar. Mev&#8217;\u0131za (\u00f6\u011f\u00fct), din yolunda lay\u0131k olmayan \u015feylerden yasaklamay\u0131 ifade eden s\u00f6z demektir.<\/p>\n<p>\u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>139- Gev\u015femeyin, \u00fcz\u00fclmeyin, e\u011fer hakikaten inan\u0131yorsan\u0131z, muhakkak \u00fcst\u00fcn olan sizsinizdir.<\/p>\n<p>140- E\u011fer size (Uhud sava\u015f\u0131nda) bir yara de\u011fmi\u015fse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmu\u015ftu. O g\u00fcnler ki, biz onlar\u0131 insanlar aras\u0131nda d\u00f6nd\u00fcr\u00fcr dururuz. (Bu da) Allah&#8217;\u0131n sizden iman edenleri ay\u0131rt etmesi ve sizden \u015fahitler edinmesi i\u00e7indir. Allah zalimleri sevmez.<\/p>\n<p>141- Bir de bu, Allah&#8217;\u0131n iman edenleri tertemiz se\u00e7ip, k\u00e2firleri yok etmesi i\u00e7indir.<\/p>\n<p>139- &#8220;E\u011fer hakikaten inan\u0131yorsan\u0131z muhakkak \u00fcst\u00fcn olan sizsinizdir.&#8221; Uhud harbinde m\u00fcminlerin bir k\u0131sm\u0131 bozulunca, o zaman d\u00fc\u015fman komutanlar\u0131ndan olan H\u00e2lid b. Velid da\u011f\u0131 tutmak istemi\u015f, Resulullah da: &#8220;Sak\u0131n \u00fczerimize y\u00fckselmesinler. Ya Allah, bizim kuvvetimiz ancak seninledir.&#8221; demi\u015fti. Bu \u00e2yet de o zaman indi diye rivayet edilmi\u015ftir. Kurtub\u00ee tefsirinde anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere ger\u00e7ekten Uhud&#8217;dan sonra Peygamberimiz zaman\u0131nda Muhammed \u00fcmmeti hangi seferde bulundularsa muhakkak ba\u015far\u0131l\u0131 olmu\u015flar, ondan sonra da sahabeden bir ki\u015fi bile bulunan her \u0130sl\u00e2m ordusu da \u00f6yle olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>140-141- &#8220;E\u011fer size bir yara dokunmu\u015fsa, o topluma da benzeri bir yara dokunmu\u015ftur.&#8221; &#8220;Karh &#8221; yara demektir. Uhud sava\u015f\u0131nda Muhacirlerden be\u015f ki\u015fi (yani Peygamberimizin amcas\u0131 Hz. Hamza b. Abd\u00fclm\u00fct-talib, Resulullah&#8217;\u0131n sancakdar\u0131 Mus&#8217;ab b. Umeyr, Peygamberimizin amcao\u011flu Abdullah b. Cah\u015f, Osman b. \u015eemmas, Utbe&#8217;nin k\u00f6lesi Sa&#8217;d), Ensar&#8217;dan da yetmi\u015f ki\u015fi \u015fehid olmu\u015flard\u0131. (Allah hepsinden raz\u0131 olsun). Ba\u015flang\u0131\u00e7ta Bedir harbinde k\u00e2firler ordusundan yetmi\u015f ki\u015fi \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc. Uhud&#8217;da \u0130sl\u00e2m ordusu bine yak\u0131n oldu\u011fu gibi, Bedir&#8217;de k\u00e2firler ordusu da bin kadard\u0131. Bundan ba\u015fka Uhud sava\u015f\u0131nda m\u00fcsl\u00fcmanlar Resulullah&#8217;\u0131n emrine muhalefet olmazdan \u00f6nce d\u00fc\u015fmandan bayraktarlar\u0131yla beraber yirmi k\u00fcs\u00fcr ki\u015fiyi \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015fler ve bir\u00e7oklar\u0131n\u0131 yaralam\u0131\u015flar ve oklar\u0131yla bir hayli hayvanlar\u0131n\u0131 da tepelemi\u015flerdi. Baz\u0131 tefsirciler bu mukayeseyi yaln\u0131z Uhud harbine tahsis etmi\u015flerse de, tefsircilerin \u00e7o\u011funlu\u011funun a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u00fczere \u00e2yet Uhud ile Bedir&#8217;in kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 hakk\u0131ndad\u0131r. Yani d\u00fc\u015fmanlar Bedir sava\u015f\u0131nda verdikleri \u00f6l\u00fc, g\u00f6rd\u00fckleri yenilgiden dolay\u0131 gev\u015fekli\u011fe ve g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011fe d\u00fc\u015fmeyip Uhud sald\u0131r\u0131s\u0131na haz\u0131rlanm\u0131\u015f olduklar\u0131 halde, siz onlardan daha y\u00fcksek iken nas\u0131l olur da gev\u015fekli\u011fe ve g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011fe d\u00fc\u015fer, \u00fcz\u00fcl\u00fcrs\u00fcn\u00fcz ve bundan sonra da cihada haz\u0131rlanmazs\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>O g\u00fcnler, o zafer ve \u00fcst\u00fcn gelme g\u00fcnleri yok mu? Biz onlar\u0131 insanlar aras\u0131nda tedav\u00fcl ettirir, d\u00f6nd\u00fcr\u00fcr, dola\u015ft\u0131r\u0131r\u0131z. K\u00e2h filanlar\u0131n lehine \u00e7eviririz, k\u00e2h da filanlar\u0131n. Nitekim:<\/p>\n<p>&#8220;Bir g\u00fcn aleyhimize, bir g\u00fcn lehimizedir. Bir g\u00fcn kad\u0131nlar, bir g\u00fcn de kartallar&#8221; denilmi\u015ftir. &#8220;Devlet&#8221; ve &#8220;devle&#8221; isimlendirmesi de i\u015fbu m\u00fcdavele (d\u00f6nd\u00fcr\u00fcp dola\u015ft\u0131rma) m\u00e2n\u00e2s\u0131 itibariyledir. Ve bu g\u00fcnleri d\u00f6nd\u00fcr\u00fcp dola\u015ft\u0131rman\u0131n bir\u00e7ok gizli hikmetleri vard\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak Allah sizden iman edenleri bilsin ve sizden \u015fehidler als\u0131n ve \u015fahitler tutsun diyedir ki b\u00f6yle yapar. Ve malum ya Allah zalimleri sevmez. E\u011fer bu d\u00f6nd\u00fcr\u00fcp dola\u015ft\u0131rmak olmam\u0131\u015f ve k\u00e2firler hep s\u0131k\u0131nt\u0131 ve \u015fiddet i\u00e7inde kalm\u0131\u015f olsayd\u0131, iman\u0131n ihtiyar\u00ee (iste\u011fe ba\u011fl\u0131 olmas\u0131n\u0131n) k\u0131ymeti kalmaz, zorunlu bir i\u015f olur. Teklifin, sevap ve cezan\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmaz, her \u015fekilde il\u00e2h\u00ee cebir (zorlama) ve kudret, h\u00fckm\u00fcn\u00fc icra eder. Ve \u00e7al\u0131\u015fma ve se\u00e7ime, iste\u011fe ba\u011fl\u0131 olan say\u0131s\u0131z terakk\u00ee (ilerleme) ve \u0131st\u0131fa (se\u00e7me) kanunu bulunmazd\u0131. G\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte k\u00e2firlerin \u00e7\u0131kar\u0131na gibi g\u00f6r\u00fcnen baz\u0131 \u015f\u00fcpheler bulunmal\u0131 ve m\u00fckellef gaybe ait delilleri iman g\u00f6z\u00fcyle ke\u015ff ve tetkik ederek o \u015f\u00fcpheleri defetmeli ve o sayede bulundu\u011fu halden gelece\u011fe a\u015fk ile hamle ettirecek heyecanlar duyabilmelidir ki, ger\u00e7ek iman sahibi ile k\u00fcf\u00fcr sahibi ortaya \u00e7\u0131ks\u0131n ve k\u00fcf\u00fcr ehli ge\u00e7ici \u015feylerle aldan\u0131rken iman ehli ebed\u00eelik ile en son saadete ula\u015fs\u0131n. Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki: Bir de Allah iman edenleri se\u00e7sin ve g\u00fcnahlardan temizlesin ve o k\u00e2firleri eksiltip k\u00f6rletsin. Demek olur ki, insanlar aras\u0131nda g\u00fcnlerin d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp dola\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131, iman ile k\u00fcf\u00fcr aras\u0131nda bir \u0131st\u0131f\u00e2 (se\u00e7im) ile, i\u015fin sonunda m\u00fcminleri y\u00fckseltme hikmetine dayanmaktad\u0131r. Herhangi bir zamanda k\u00e2firlerin bir zafer g\u00fcn\u00fc g\u00f6rm\u00fc\u015f olmalar\u0131 bile bir \u00e7e\u015fit iman ile ilgilidir. Mesela k\u00e2firlerin bat\u0131la inanmalar\u0131n\u0131n kuvveti, m\u00fcminlerin hakka inanmalar\u0131n\u0131n kuvveti ile kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, k\u00e2firin bat\u0131la olan iman\u0131nda daha \u00e7ok bir \u015fiddet ve kuvvet varsa; o k\u00e2firler o m\u00fcminlere galip gelebilirler ki, bu galibiyet bat\u0131l\u0131n hakka \u00fcst\u00fcn gelmesi de\u011fil, inan\u0131lan \u015feyi bir tarafa b\u0131rakmak, bir iman\u0131n, di\u011fer imana galip gelmesi demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc, ilgilendi\u011fi \u015feye bakmaks\u0131z\u0131n mutlak iman, mutlak k\u00fcfre muhakkak galiptir. Buna g\u00f6re m\u00fcminlerin Allah&#8217;a \u00f6yle kuvvetli bir imanlar\u0131 bulunmas\u0131 gerekir ki, k\u00e2firlerin, esas\u0131nda bir k\u00fcf\u00fcr ve \u015firk olan d\u00fcnyaya ait imanlar\u0131 onunla \u00f6l\u00e7\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, ahiret kar\u015f\u0131s\u0131nda d\u00fcnya, h\u00e2lik (yarat\u0131c\u0131) kar\u015f\u0131s\u0131nda mahluk (yarat\u0131k) kadar zay\u0131f ve h\u00fck\u00fcms\u00fcz kals\u0131n. Bu noktada &#8220;Kim zerre kadar hay\u0131r yapm\u0131\u015fsa onu g\u00f6r\u00fcr.&#8221; (Zilzal, 99\/7) ifadesinin de bir tecellisi vard\u0131r. Ve herhalde sonu\u00e7ta \u015furas\u0131 ku\u015fkusuz sabittir ki, yarat\u0131l\u0131\u015f mutlak bir se\u00e7ime y\u00f6neliktir. &#8220;Rabbimiz, sen bunu bo\u015funa yaratmad\u0131n.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/191) Bunun i\u00e7in k\u00e2firlerin ba\u015far\u0131ya ula\u015fmas\u0131 da netice itibariyle, kendi zararlar\u0131nad\u0131r.<\/p>\n<p>Mesela i\u015fbu &#8220;Allah iman edenleri bilsin.&#8221;, &#8220;Yoksa siz, Allah, i\u00e7inizden cihad edenleri bilmeden, sabredenleri bilmeden&#8230;&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/142), &#8220;Elbette Allah do\u011frular\u0131 bilecek, yalanc\u0131lar\u0131 bilecektir.&#8221; (Ankebut, 29\/3), &#8220;\u0130ki z\u00fcmreden hangisinin, kald\u0131klar\u0131 s\u00fcreyi daha iyi hesab edece\u011fini bilelim.&#8221; (Kehf, 18\/12), &#8220;Andolsun biz sizi deneyece\u011fiz ki, i\u00e7inizden cihad edenleri ve sabredenleri bilelim.&#8221; (Muhammed, 47\/31), &#8220;Allah hanginizin daha g\u00fczel i\u015f yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 denesin.&#8221; (H\u00fbd, 11\/7) ve yukarda Bakara s\u00fbresinde ge\u00e7en &#8220;Biz Peygamber&#8217;e uyan\u0131 bilelim.&#8221; (Bakara, 2\/143) \u00e2yetlerindeki il\u00e2h\u00ee ilmin m\u00e2n\u00e2s\u0131 dikkate de\u011fer g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Hatta Mu&#8217;tezile mezhebinden olan Hi\u015fam b. Hakem bu \u00e2yetlerin zahiriyle delil getirerek: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 hadiselerin meydana geli\u015fini ancak oldu\u011fu an\u0131nda bilir, zira bu \u00e2yetler Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bu \u015feyleri ancak olu\u015flar\u0131 s\u0131ras\u0131nda bildi\u011fini ifade ediyor.&#8221; demi\u015ftir. Halbuki Allah&#8217;\u0131n ilminin ezel\u00ee olu\u015fu, akl\u00ee ve nakl\u00ee kesin deliller ile sabit ve il\u00e2h\u00ee ilimde de\u011fi\u015fme, m\u00fcmk\u00fcn olmayaca\u011f\u0131 i\u00e7in tefsirciler bu \u00e2yetlerdeki ilme birka\u00e7 \u015fekilde m\u00e2n\u00e2 vermi\u015flerdir:<\/p>\n<p>1- Temsille yorumlanm\u0131\u015ft\u0131r ki, iman \u00fczere sabit olan ihlas sahiplerini g\u00f6r\u00fcp bilmek isteyen \u015fefkatli bir sevgili muamelesi yapmak demektir.<\/p>\n<p>2- Burada ilim, sebebiyyet (sebep olma) ve m\u00fcsebbebiyyet ilgisiyle temyizden mecazd\u0131r ki, imanlar\u0131 kuvvetli ve sabit olanlar\u0131 di\u011ferlerinden ay\u0131rd etmek demek olur. Nitekim: &#8220;Allah m\u00fcminleri, \u015fu \u00fczerinde bulundu\u011funuz halde b\u0131rakacak de\u011fildir, pisi temizden ayr\u0131lacakt\u0131r.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/179) buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>3- \u0130lim, kendi hakiki m\u00e2n\u00e2s\u0131ylad\u0131r. Fakat bilinenle ilgi durumlar\u0131n\u0131 ay\u0131rt etmek gerekir. Bir \u015feyle varl\u0131\u011f\u0131ndan \u00f6nce bilginin ilgisi durumuyla, bizzat varl\u0131\u011f\u0131ndan sonraki ilgisinin durumu aras\u0131nda fark vard\u0131r. Bunun i\u00e7in kelamc\u0131lar demi\u015flerdir ki, Allah&#8217;\u0131n ilmi kad\u00eem (ezel\u00ee) oldu\u011fu halde tealluku (ilgisi) h\u00e2dis (sonradan olma) olabilir. Ve Allah&#8217;\u0131n ilminin olaylara iki ilgisi vard\u0131r: Biri, var olmadan \u00f6nceki ilgidir ki, ezelidir. Allah Te\u00e2l\u00e2 ezelde &#8220;her \u015feyi bilen&#8221; dir. \u0130kincisi, varl\u0131\u011f\u0131ndan sonra l\u00e2yezal (zevalsiz, sonsuz) da ilgisidir ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 sonsuzda her \u015feyi varl\u0131\u011f\u0131ndan sonra, mevcut veya f\u00e2n\u00ee olarak da oldu\u011fu gibi bilir. Ve bu fark, Allah&#8217;\u0131n ilminde bir de\u011fi\u015fme de\u011fil, bilinenin halinde bir de\u011fi\u015fme ifade eder. Ve bununla Allah&#8217;\u0131n ilminin tahakkuk (ger\u00e7ekle\u015fme) ve sabit olmas\u0131 ortaya \u00e7\u0131kar. \u015eu halde bu m\u00e2n\u00e2ca ilim, tahakkuk ve icat (yaratma) m\u00e2n\u00e2s\u0131yla yak\u0131ndan ilgilidir.<\/p>\n<p>4- \u0130lim, l\u00e2ziminden mecazd\u0131r ki, ceza veya m\u00fckafat m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Nitekim dilimizde: &#8220;\u0130yili\u011fi et, denize at, bal\u0131k bilmezse H\u00e2lik (yarat\u0131c\u0131) bilir.&#8221; atas\u00f6z\u00fcnde, &#8220;Halik bilir&#8221; demek, &#8220;o takdir eder, m\u00fckafat\u0131n\u0131 verir&#8221; demektir ki, O&#8217;nun m\u00fckafat\u0131, en b\u00fcy\u00fck r\u0131zad\u0131r. Bir\u00e7ok \u00e2yetlerde ilmin bu m\u00e2n\u00e2ya geldi\u011fi de olmu\u015ftur. Nitekim &#8220;Allah i\u00e7in yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z her harcamay\u0131, yahut adad\u0131\u011f\u0131n\u0131z her ada\u011f\u0131 Allah bilir.&#8221; (Bakara, 2\/270) bu kabildendir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc m\u00e2n\u00e2 \u00e7ok ince ve pek felsef\u00ee oldu\u011fu i\u00e7in, ikinci ve d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc m\u00e2n\u00e2lardan birisi, genel bir bak\u0131\u015fla, daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. den buraya kadar olan \u00e2yetlerin me\u00e2llerinin \u00f6zeti \u015fu oluyor ki: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 bu dine yard\u0131m vaad etmi\u015ftir. E\u011fer siz ger\u00e7ekten m\u00fcminler toplumundan iseniz, biliniz ki, Uhud vakas\u0131 bu h\u00e2l \u00fczere kalm\u0131yacakt\u0131r. Devlet, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n olacak ve onlar sonunda d\u00fc\u015fmanlar\u0131 istila edeceklerdir. Zaten d\u00fcnyan\u0131n ac\u0131lar\u0131 ve tatl\u0131lar\u0131 sonsuz ve halleri devams\u0131zd\u0131r. Ebed\u00ee saadet ahirettedir. Ebu Hayyan tefsirinde nakledilir ki, haf\u0131z\u0131n birisi, \u00e2yetini okurken, dili fasih Araplardan birisi dinlemi\u015f, o herhalde &#8220;O g\u00fcnleri Araplar aras\u0131nda d\u00f6nd\u00fcr\u00fcp dola\u015ft\u0131r\u0131r\u0131z.&#8221; olacak demi\u015f. Kendisine: &#8220;Hay\u0131r dir&#8221;, denilince, &#8220;Yani biz Allah i\u00e7iniz ve O&#8217;na d\u00f6n\u00fcc\u00fcy\u00fcz, Ka&#8217;be&#8217;nin Rabbine yemin olsun ki Arab\u0131n devleti elden gitti.&#8221; demi\u015f ve bu \u00e2yetten \u0130sl\u00e2m devletinin s\u0131rf Araba mahsus olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve b\u00fct\u00fcn toplumlar aras\u0131nda bir tedav\u00fcl (d\u00f6nd\u00fcr\u00fclmey)e namzed bulundu\u011funu lisan kuvveti ile anlam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00f6\u011f\u00fct, m\u00fcjde ve teselliden sonra, Uhud sava\u015f\u0131ndaki hatalar\u0131 tenkid ve kusur edenleri de tevbih (k\u0131nama) ve terbiye sadedinde buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>142- Yoksa siz, Allah i\u00e7inizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya \u00e7\u0131karmadan cennete giriverece\u011finizi mi sand\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>143- Andolsun ki siz \u00f6l\u00fcmle kar\u015f\u0131la\u015fmadan \u00f6nce onu arzuluyordunuz. \u0130\u015fte onu g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz, ama bak\u0131p duruyorsunuz.<\/p>\n<p>144- Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan \u00f6nce de peygamberler gelip ge\u00e7mi\u015ftir. \u015eimdi o \u00f6l\u00fcr veya \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrse gerisin geriye (eski dininize) mi d\u00f6neceksiniz? Kim (b\u00f6yle) geri d\u00f6nerse, Allah&#8217;a hi\u00e7bir \u015fekilde zarar veremez. Allah \u015f\u00fckredenleri m\u00fckafatland\u0131racakt\u0131r.<\/p>\n<p>145- Allah&#8217;\u0131n izni olmad\u0131k\u00e7a hi\u00e7bir kimseye \u00f6lmek yoktur. (\u00d6l\u00fcm) belirli bir s\u00fcreye g\u00f6re yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Kim d\u00fcnya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevab\u0131n\u0131 isterse ona da ondan veririz. Biz \u015f\u00fckredenleri m\u00fckafatland\u0131raca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>146- Nice peygamberler vard\u0131 ki, kendileriyle beraber bir\u00e7ok Allah dostlar\u0131 \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131lar; Allah yolunda ba\u015flar\u0131na gelenlerden y\u0131lg\u0131nl\u0131k g\u00f6stermediler, zaafa d\u00fc\u015fmediler, boyun e\u011fmediler. Allah sabredenleri sever.<\/p>\n<p>147- Onlar\u0131n s\u00f6zleri ancak: &#8220;Rabbimiz! Bizim g\u00fcnahlar\u0131m\u0131z\u0131 ve i\u015flerimizdeki ta\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131 ba\u011f\u0131\u015fla ve (yolunda) ayaklar\u0131m\u0131z\u0131 diret, K\u00e2firler g\u00fcruhuna kar\u015f\u0131 da bize yard\u0131m et!&#8221; demekten ibaretti.<\/p>\n<p>148- Allah da onlara hem d\u00fcnya nimetini, hem de ahiret sevab\u0131n\u0131n g\u00fczelli\u011fini verdi. Allah g\u00fczel davrananlar\u0131 sever.<\/p>\n<p>149- Ey iman edenler! Siz e\u011fer k\u00e2fir olanlara uyarsan\u0131z, sizi topuklar\u0131n\u0131z \u00fcst\u00fcnde gerisin geriye \u00e7evirirler. O zaman b\u00fcsb\u00fct\u00fcn kaybedersiniz.<\/p>\n<p>150- Hay\u0131r! Sizin mevlan\u0131z Allah&#8217;t\u0131r. O, yard\u0131m edenlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>151- Allah&#8217;\u0131n, hakk\u0131nda hi\u00e7bir delil indirmedi\u011fi \u015feyleri O&#8217;na ortak ko\u015fmalar\u0131ndan dolay\u0131, ink\u00e2r edenlerin kalplerine korku salaca\u011f\u0131z. Onlar\u0131n yurtlar\u0131 ate\u015ftir. Zalimlerin d\u00f6n\u00fcp varaca\u011f\u0131 yer ne k\u00f6t\u00fcd\u00fcr!<\/p>\n<p>152- Siz Allah&#8217;\u0131n izni ile d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131z\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcrken, Allah, size olan vaadini yerine getirmi\u015ftir. Allah size sevdi\u011finiz (galibiyeti) g\u00f6sterdikten sonra zaafa d\u00fc\u015ft\u00fcn\u00fcz. (Peygamber&#8217;in verdi\u011fi) emir hakk\u0131nda tart\u0131\u015fmaya kalk\u0131\u015ft\u0131n\u0131z ve isyan ettiniz. Kiminiz d\u00fcnyay\u0131 istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek i\u00e7in onlardan geri \u00e7evirdi ve sizi ba\u011f\u0131\u015flad\u0131. Allah m\u00fcminlere kar\u015f\u0131 \u00e7ok l\u00fctufk\u00e2rd\u0131r.<\/p>\n<p>142-143- &#8220;Andolsun ki siz \u00f6l\u00fcm\u00fc istiyordunuz&#8230;&#8221; Bu hitab m\u00fcminlerden bir k\u0131sm\u0131 hakk\u0131ndad\u0131r ki, yukarda an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, Resulullah (s.a.v.) Bedir harbine ans\u0131z\u0131n \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, harb olaca\u011f\u0131n\u0131 zannetmemi\u015fler ve bundan dolay\u0131 Bedir gazvesinde bulunamam\u0131\u015flard\u0131. Bedir ashab\u0131 hakk\u0131ndaki il\u00e2h\u00ee ikramlar\u0131 anlad\u0131klar\u0131 zaman gitmediklerine pi\u015fman olarak: &#8220;Ah ke\u015fke biz de Bedir ashab\u0131 gibi \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcp \u015fehit olsayd\u0131k.&#8221; diye d\u00fc\u015fmanla \u00e7arp\u0131\u015fmak i\u00e7in arzu beslemeye ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131. Ve hatta Medine&#8217;de savunmaya raz\u0131 olmay\u0131p, Uhud&#8217;a \u00e7\u0131kmak i\u00e7in te\u015fvik edenler de bunlard\u0131. Fakat harbe \u00e7\u0131k\u0131p an\u0131lan olay olunca bir\u00e7oklar\u0131 sebat edemediler. Bu \u00e2yet bunlar hakk\u0131nda inmi\u015f ve \u00f6nceden harbi arzu ederek \u00f6l\u00fcm\u00fc temenni ettikleri halde, onu g\u00f6r\u00fcnce bak\u0131p kalmalar\u0131ndan dolay\u0131 azarlanm\u0131\u015flard\u0131r. Baz\u0131 tefsirciler diyorlar ki burada \u00f6l\u00fcmden kastedilen harbdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sava\u015f, \u00e7o\u011fu zaman \u00f6l\u00fcm\u00fc i\u00e7ine al\u0131r. Bu itibar ile kendi \u015fahs\u0131nda \u00f6l\u00fcme raz\u0131 olmayan, harbi de temenni etmez. \u0130\u015fte harb ile \u00f6l\u00fcm aras\u0131ndaki bu ilgiden dolay\u0131, \u00e7\u0131k\u0131p d\u00fc\u015fmanla \u00e7arp\u0131\u015fmak arzusundan \u00f6l\u00fcm\u00fc temenni etmekle tabir buyurulmu\u015ftur. Yoksa kastedilen, bizzat \u00f6l\u00fcm\u00fc temenni etmek de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir m\u00fcsl\u00fcman i\u00e7in \u00f6l\u00fcm\u00fc istemek me\u015fru (dine uygun) de\u011fildir. Hatta sava\u015fta \u015fehid olmay\u0131 temenni etmenin bile caiz olam\u0131yaca\u011f\u0131na ve \u00e7\u00fcnk\u00fc bunda k\u00e2firlerin galip gelmesini temenni m\u00e2n\u00e2s\u0131 bulunaca\u011f\u0131n\u0131 kabul edenler olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Fakat do\u011frusu, \u015fehit olmay\u0131 istemekte sak\u0131nca yoktur. Ve bu \u00e2yette \u00f6l\u00fcm\u00fc istemekte, \u015fehid olmay\u0131 isteme m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ancak iyi anla\u015f\u0131lmak gerekir ki, \u015fehit olmay\u0131 istemek, d\u00fc\u015fman\u0131n \u00fcst\u00fcn gelmesini temenni eder gibi, bizzat \u00f6l\u00fcm\u00fc temenni etmek \u015feklinde olmamal\u0131d\u0131r. As\u0131l maksad, Hak yolunda \u015fehitlik r\u00fctbesine eri\u015fmek ve Allah kat\u0131nda vaad edilmi\u015f olan ger\u00e7ek hayata ermektir ki, bunda \u00f6l\u00fcm\u00fc isteme bir vesile olmak bak\u0131m\u0131ndan z\u0131mn\u00ee (\u00f6rt\u00fcl\u00fc) kal\u0131r. K\u0131saca, \u00f6lmek i\u00e7in ya\u015famakla, ahirette ger\u00e7ekten ya\u015famak i\u00e7in \u00f6lmek aras\u0131nda pek b\u00fcy\u00fck bir fark vard\u0131r. Sava\u015facak olanlar, s\u0131rf bu maksatla hareket etmeli ve \u00f6l\u00fcmle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131klar\u0131 zaman da ondan ka\u00e7\u0131nmamal\u0131 ve bu imandan ayr\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Uhud sava\u015f\u0131, her m\u00e2n\u00e2s\u0131yla m\u00fcdafaa harbi oldu\u011fu gibi, tecav\u00fcz eden d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 meydan muharebesine \u00e7\u0131kmak arzusunu besleyen bu m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n istek ve arzular\u0131 da yapmac\u0131k bir g\u00f6steri olmay\u0131p, samimi bir iman eseri oldu\u011funda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktu. Fakat &#8220;haber (a\u011f\u0131zdan a\u011f\u0131za dola\u015fan s\u00f6z), g\u00f6r\u00fclen \u015fey gibi de\u011fildir.&#8221; ifadesi gere\u011fince bug\u00fcnk\u00fc arzu ile yar\u0131nki olacak olay aras\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir fark bulundu\u011fundan kalp ile s\u00f6z\u00fcn fiile uygunlu\u011fu \u00f6nemli bir mesele te\u015fkil eder ki, as\u0131l iman\u0131n do\u011frulu\u011fu (sadakat\u0131) bundad\u0131r. &#8220;\u00d6yle erkekler var ki, Allah&#8217;a verdikleri s\u00f6zde durdular.&#8221; (Ahzab, 33\/23). \u015eu halde herhangi bir harbe karar vermek i\u00e7in tam bir ciddiyetle iyice d\u00fc\u015f\u00fcnmeli ve bir kere harbe ba\u015flad\u0131ktan sonra, art\u0131k d\u00f6nmeyi hat\u0131ra getirmemeli, \u00f6lmek de gerekirse onu sab\u0131r ve sebat ile seve seve kar\u015f\u0131lamal\u0131d\u0131r. Yoksa kan\u0131n\u0131 son damlas\u0131na kadar ak\u0131tmaya yeminler ederek harbi k\u0131z\u0131\u015ft\u0131r\u0131p da selameti ka\u00e7makta arayanlar hi\u00e7bir zaman selamet bulamazlar ve i\u015fi peri\u015fan ederler, hem de kendileri d\u00fcnya ve ahirette \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fcye u\u011fram\u0131\u015f olurlar.<\/p>\n<p>144- &#8220;&#8221;Muhammed ancak bir peygamberdir. O&#8217;ndan \u00f6nce de peygamberler gelip ge\u00e7mi\u015ftir. \u015eimdi o \u00f6l\u00fcr veya \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrse siz gerisin geriye mi d\u00f6neceksiniz?&#8221; Rivayet olunuyor ki Uhud g\u00fcn\u00fc iki ordu \u00e7arp\u0131\u015fmaya ba\u015flay\u0131p harp k\u0131z\u0131\u015f\u0131nca, Peygamberimiz: &#8220;\u015eu k\u0131l\u0131c\u0131m\u0131 hakk\u0131yla kim al\u0131r da b\u00fck\u00fcl\u00fcnceye kadar d\u00fc\u015fmana \u00e7alar?&#8221; buyurmu\u015f ve onu Ebu D\u00fccane Simak b. Har\u015fet el-Ensar\u00ee alm\u0131\u015f ve ba\u015f\u0131na da k\u0131rm\u0131z\u0131 sar\u0131k sar\u0131p sal\u0131narak ve:<\/p>\n<p>&#8220;Ben, dostumla, hurmal\u0131klar\u0131n yan\u0131ndaki da\u011f\u0131n ete\u011finde bulundu\u011fum s\u0131rada, hi\u00e7bir zaman harp saflar\u0131n\u0131n gerisinde kalmamak \u00fczere antla\u015ft\u0131m. Allah ve Resul\u00fcn\u00fcn k\u0131l\u0131c\u0131yla vuruyorum&#8230;&#8221; diyerek beraberindeki birka\u00e7 m\u00fcsl\u00fcman ile birlikte harbe dalm\u0131\u015ft\u0131. Resulullah: &#8220;Bu azametli (kibirlenerek) y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fc Allah ve Peygamberi sevmez ama, bu makam m\u00fcstesna&#8221; buyurdu. O da kar\u015f\u0131s\u0131na kim gelirse vurup \u00f6ld\u00fcr\u00fcyordu. Hz. Ali, Hz. Hamza ve Sa&#8217;d b. Ebi Vakkas d\u00fc\u015fman saflar\u0131na dalarak kahramanca sava\u015fm\u0131\u015flar ve Hz. Ali k\u0131l\u0131c\u0131 b\u00fck\u00fcl\u00fcnceye kadar \u00e7arp\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Bu \u015fekilde Allah, m\u00fcsl\u00fcmanlara ba\u015far\u0131 ihsan etmi\u015f, m\u00fc\u015frikler hayli kay\u0131p vermi\u015f ve bozulmu\u015ftu da ganimet toplanmaya ba\u015flanm\u0131\u015ft\u0131. Bunu g\u00f6ren ok\u00e7ular\u0131n \u00e7o\u011fu ganimete i\u015ftirak etmek i\u00e7in komutanlar\u0131 Abdullah b. C\u00fcbeyr&#8217;in engellemesine ra\u011fmen mevkilerini b\u0131rak\u0131p ko\u015ftular. Onun yan\u0131nda ve Resulullah&#8217;\u0131n korunmas\u0131n\u0131 emretti\u011fi o mevkide ancak sekiz ki\u015fi kald\u0131. D\u00fc\u015fman\u0131n sa\u011f cenah (taraf) komutan\u0131 olup, ilk \u00f6nce Hz. Z\u00fcbeyr&#8217;in kar\u015f\u0131s\u0131nda geri \u00e7ekilmi\u015f olan Halid b. Velid, kalan ok\u00e7ular\u0131n azl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve arka taraf\u0131n bo\u015f kald\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcnce, derhal ikiy\u00fcz elli kadar s\u00fcvari ile \u015e\u0131&#8217;b taraf\u0131ndan \u015fiddetli bir h\u00fccum yaparak, kalan ok\u00e7ular\u0131 \u015fehit edip \u0130sl\u00e2m askerini arkadan vurdu ve yar\u0131p da\u011f\u0131tt\u0131, b\u00fct\u00fcn kuvvetleriyle Resulullah&#8217;a do\u011fru h\u00fccum etti. Ashab-\u0131 kiram \u015fiddetle \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131lar, i\u00e7lerinden otuz ki\u015fi yaraland\u0131, Abdullah b. Kamia sokulup Resulullah&#8217;a bir ta\u015f atarak m\u00fcbarek rub\u00e2\u0131yye (\u00f6n di\u015flerle az\u0131 di\u015fi aras\u0131ndaki) di\u015fini k\u0131rd\u0131 ve g\u00fczel y\u00fcz\u00fcn\u00fc yaralad\u0131, \u00f6ld\u00fcrmek maksad\u0131yla at\u0131ld\u0131. (Bir rivayete g\u00f6re ta\u015f\u0131 atan Utbe b. Ebi Vakkas idi). Mus&#8217;ab b. Umeyr m\u00fcdafaya ko\u015ftu. Fakat \u0130bn\u00fc Kamia bunu \u015fehit etmi\u015f ve Resulullah&#8217;\u0131 \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc zann\u0131yla d\u00f6nm\u00fc\u015f, &#8220;Muhammed&#8217;i \u00f6ld\u00fcrd\u00fcm.&#8221; demi\u015fti. O zaman kim oldu\u011fu belli olmayan birisi: &#8220;Bilmi\u015f olunuz ki Muhammed \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc.&#8221; diye ac\u0131 bir hayk\u0131r\u0131\u015f hayk\u0131rm\u0131\u015f ve bu ses hemen da\u011f\u0131l\u0131vermekle, her taraftan halk d\u00f6n\u00fcp ka\u00e7maya ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131 ki, hatta bu ba\u011f\u0131ran\u0131n \u0130blis oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. Resulullah ise: &#8220;Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 bana do\u011fru (gelin).&#8221; diye \u00e7a\u011f\u0131r\u0131yordu. Bu s\u0131rada ashabdan ilk \u00f6nce Ka&#8217;b b. Malik, kendi tabiriyle, mi\u011fferin alt\u0131nda parlayan g\u00f6zlerinden Resulullah&#8217;\u0131 tan\u0131m\u0131\u015f, en y\u00fcksek sesiyle: &#8220;Ey m\u00fcsl\u00fcman toplumu! M\u00fcjde Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc i\u015fte!&#8221; diye alabildi\u011fine ba\u011f\u0131rm\u0131\u015f, Resulullah da ona &#8220;sus&#8221; i\u015fareti vermi\u015f, hemen otuz kadar sahabi Resulullah&#8217;\u0131n yan\u0131na toplanm\u0131\u015flar, onu korumu\u015flar ve nihayet m\u00fc\u015frikleri uzakla\u015ft\u0131rm\u0131\u015flar, geri kalanlar\u0131 da\u011f\u0131lm\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>&#8220;Muhammed \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc&#8221; yaygaras\u0131 \u00fczerine \u00e7ok sars\u0131lm\u0131\u015flar ve peri\u015fan olmu\u015flard\u0131. Bir k\u0131sm\u0131, &#8220;sava\u015f\u0131 b\u0131rakal\u0131m&#8221; demi\u015f, ellerini sal\u0131p oturmu\u015flar; baz\u0131lar\u0131: &#8220;Abdullah b. \u00dcbeyye gidecek bir adam\u0131m\u0131z olsa da bize Ebu S\u00fcfyan&#8217;dan bir eman (g\u00fcven) al\u0131verse.&#8221; diye s\u00f6ylenirmi\u015f. Bir k\u0131s\u0131m m\u00fcnaf\u0131klar da: &#8220;Muhammed peygamber olsayd\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fclmezdi, art\u0131k eski dininize d\u00f6n\u00fcn\u00fcz ve karde\u015flerinize ba\u015fvurunuz.&#8221; diye ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fcklerini a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar\u0131rlarm\u0131\u015f. Bundan dolay\u0131, b\u00fct\u00fcn bunlara kar\u015f\u0131 Enes b. Nadr hazretleri (Enes b. Malik hazretlerinin amcas\u0131d\u0131r) kalkm\u0131\u015f: &#8220;Ey topluluk! E\u011fer Muhammed \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fcyse, Muhammed&#8217;in Rabbi canl\u0131 ve \u00f6lmemi\u015ftir. Resulullah&#8217;dan sonra sa\u011f kal\u0131p da ne yapacaks\u0131n\u0131z? Onun sava\u015ft\u0131\u011f\u0131 u\u011furda sava\u015f\u0131n da ve onun \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fc u\u011furda \u015feref ve \u015fan ile \u00f6l\u00fcn.&#8221; demi\u015f, bundan sonra: &#8220;Allah&#8217;\u0131m \u015funlar\u0131n dediklerinden sana \u00f6z\u00fcr beyan ederim ve \u015funlar\u0131n (m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n) yapt\u0131klar\u0131ndan y\u00fcz \u00e7eviririm.&#8221; diye dua ettikten sonra, k\u0131l\u0131c\u0131n\u0131 \u00e7ekip muharebeye at\u0131lm\u0131\u015f ve \u015fehid oluncaya kadar harp etmi\u015f ki, yetmi\u015f yara ald\u0131\u011f\u0131 rivayet olunmu\u015ftur. Ve birtak\u0131m insanlar da ayn\u0131 \u015fekilde \u015fehit olmu\u015flard\u0131r ki, Sa&#8217;d b. Reb\u00ee&#8217; ve kanlar i\u00e7inde yuvarlanan Ensar\u00ee bu c\u00fcmleden idi. Ka\u00e7anlardan baz\u0131lar\u0131 Medine&#8217;ye kadar gitmi\u015fler ve \u00e7o\u011fu da\u011fda kalm\u0131\u015flar, sonra toplanm\u0131\u015flar ve d\u00fc\u015fman a\u00e7\u0131ld\u0131ktan sonra Peygamberimiz de yan\u0131ndakilerle beraber oraya \u00e7\u0131km\u0131\u015f ve birle\u015fmi\u015flerdi. \u0130\u015fte bu \u00e2yet, bu \u00f6ld\u00fcrme yaygaras\u0131 \u00fczerine g\u00f6revlerini terkedenleri terbiye ve makam-\u0131 s\u0131dd\u00eek\u00een (do\u011frular\u0131n makam\u0131n)e ir\u015fad i\u00e7in inmi\u015ftir. Olay \u00f6ld\u00fcrme \u015fayias\u0131n\u0131n yay\u0131lmas\u0131 \u00fczerine oldu\u011fu halde \u00e2yette \u00f6l\u00fcm\u00fcn \u00f6ne al\u0131nmas\u0131, Resulullah hakk\u0131nda \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinin vaki olmad\u0131\u011f\u0131 ve olmayaca\u011f\u0131, fakat \u00f6l\u00fcm\u00fcn muhakkak vuku bulaca\u011f\u0131 i\u00e7in, \u00f6zellikle Peygamber&#8217;in vefat\u0131 s\u0131ras\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kacak olaylara dikkati \u00e7ekmek ve o bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan din\u00ee terbiyeyi kuvvetlendirme hikmetini i\u00e7ine almaktad\u0131r. &#8220;Allah seni insanlardan korur.&#8221; (Maide, 5\/67) buyurulmu\u015f oldu\u011fu halde, birtak\u0131m ashab\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclme s\u00f6ylentisine nas\u0131l ihtimal verebildikleri meselesine gelince: Birinci olarak, bunun o zaman nazil olmu\u015f bulundu\u011fu malum de\u011fildir. Ve \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f peygamberler de vard\u0131r. \u0130kinci olarak, her \u00e2yet herkesin bilgisi alt\u0131nda olmayabilir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, herkes i\u00e7in her bildi\u011fini, her zaman ve her yerde hat\u0131rlamak m\u00fcmk\u00fcn olmaz. \u00d6zellikle b\u00f6yle deh\u015fetli korkular kar\u015f\u0131s\u0131nda \u015fiddetli \u00fcz\u00fcnt\u00fc ile bildi\u011fini unutmak be\u015fer\u00ee ar\u0131zalardand\u0131r. Nitekim Hz. \u00d6mer, Peygamberimizin vefat etti\u011fi g\u00fcn, i\u015fbu \u00e2yetini ancak Hz. Ebu Bekir&#8217;in hat\u0131rlatmas\u0131yla hat\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>&#8220;\u0130nk\u0131l\u00e2b al\u00e2&#8217;l-ak\u0131b = &#8221; esas olarak, &#8220;\u00f6k\u00e7eler \u00fczerine d\u00f6nmek&#8221; demektir ki, asker y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fcnde oldu\u011fu gibi tam sa\u011fdan veya soldan geri d\u00f6nmektir. \u0130ki \u00f6k\u00e7eyi birden yerinde \u00e7evirmek suretiyle ayaklar\u0131 \u00e7aprazla\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131ndan y\u00fcr\u00fcmeyi imkans\u0131z b\u0131rak\u0131r, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bu tabir, ya harpte ka\u00e7maktan kinaye veya dinden irtidad (dinden d\u00f6nme)den mecaz olmak \u00fczere iki m\u00e2n\u00e2ya ihtimali vard\u0131r. Burada a\u00e7\u0131k olan &#8220;dinden d\u00f6nme&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r ki, harpten ka\u00e7mak dolay\u0131s\u0131yla ink\u00e2r\u00ee istifham (soru) ile &#8220;irtidad m\u0131 edeceksiniz?&#8221; (dinden mi d\u00f6neceksiniz?) diye bir tevb\u00eeh (azarlama) ifade eder. Ve Peygamberimizin vefat\u0131ndan sonra m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n g\u00f6revlerini hat\u0131rlat\u0131r. Ve bu azarlama ve hat\u0131rlatman\u0131n mahsul\u00fc de \u015fu olur: &#8220;Muhammed ancak bir Resuld\u00fcr. Ondan \u00f6nceki b\u00fct\u00fcn peygamberler ise gelmi\u015f ge\u00e7mi\u015flerdir. \u015eu halde Muhammed de onlar gibi gidecektir. Bu y\u00f6nden O&#8217;nun di\u011fer peygamberlerden bir fark\u0131 yoktur. Peygamberlerin tebli\u011f ettikleri \u015feriat (din)lerin b\u00e2k\u00ee kalmas\u0131 i\u00e7in de kendilerinin b\u00e2k\u00ee kalmalar\u0131 \u015fart de\u011fildir. \u00d6nceki peygamberlerin hepsi vefat etti. \u0130man eden tabileri sebat edip dinlerini muhafaza ve m\u00fcdafaa ettiler. Risaletin h\u00fckm\u00fc budur. Muhammed aleyhisselama ait el\u00e7ili\u011fin h\u00fckm\u00fc de ba\u015fka de\u011fildir. Bu b\u00f6yle iken e\u011fer Muhammed vefat eder veya \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrse, siz onun dininden d\u00f6n\u00fcverecek veya onu m\u00fcdafaa etmiyecek misiniz ki, bir \u00f6ld\u00fcr\u00fclme s\u00f6ylentisi \u00fczerine ka\u00e7maya kalk\u0131\u015ft\u0131n\u0131z? Hay\u0131r, Muhammed (s.a.v.)&#8217;in vefat\u0131ndan sonra sizin hay\u0131r ve menfaat (\u00e7\u0131kar)\u0131n\u0131z d\u00f6nmekte de\u011fil, sebattad\u0131r. O zaman bu g\u00f6rev tamamen size kalacak ve siz s\u00f6z\u00fcn\u00fczde durup onu yerine getirirseniz \u015f\u00fckredenlerden olacaks\u0131n\u0131z ve muhakkak Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n m\u00fckafat\u0131na ereceksiniz. Nitekim ge\u00e7mi\u015f peygamberlerin \u00fcmmetleri de ancak b\u00f6yle mesut olagelmi\u015flerdir&#8221;.<\/p>\n<p>Burada y\u00fcksek nazm\u0131, Resul&#8217;den h\u00e2l veya s\u0131fat veya bir isti&#8217;nafiyye c\u00fcmlesi olarak bir k\u00fcbra (\u00f6nerme) yerindedir. Ve b\u00fct\u00fcn peygamberlere genel oldu\u011fu a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan Hz. \u0130sa da bunda dahil olmu\u015f olur. Ve bu genel nass\u0131n, m\u00fctevatir olmayan hadislerle tahsisi caiz olmamak gerekir. &#8220;Onu (\u0130sa&#8217;y\u0131) \u00f6ld\u00fcrmediler ve asmad\u0131lar, fakat (\u00f6ld\u00fcrd\u00fckleri) kendilerine (\u0130sa&#8217;ya) benzer g\u00f6sterildi.&#8221; (Nisa, 4\/157) \u00e2yeti de \u00f6ld\u00fcrme ve asman\u0131n reddinde kat&#8217;\u00ee ise de, genelde \u00f6l\u00fcm\u00fc reddetmede kat&#8217;\u00ee olmad\u0131\u011f\u0131ndan bunu tahsis edici olamaz. \u015eu halde Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n \u00f6lmedi\u011fi ve ahir zamanda inece\u011fi hakk\u0131nda varid olan sahih hadislerin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131, bilinen \u00f6l\u00fcmden ba\u015fka bir y\u00f6ne yormak gerekecektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc genel nass\u0131n, genelli\u011fi \u00fczere cereyan etmedi\u011fi farzedilecek olursa, \u00e2yetin takribinin tamaml\u0131\u011f\u0131 i\u015fk\u00e2l yeri olacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc kaz\u0131yye (\u00f6nerme), genel olmad\u0131\u011f\u0131 takdirde, baz\u0131 peygamberlerde ge\u00e7mi\u015f misal ile \u00f6l\u00fcm\u00fcn caiz g\u00f6r\u00fclmesi sabit olsa bile, hepsinde bir h\u00fckm\u00fc isbat edecek olan \u00f6l\u00fcm\u00fcn tahkiki sabit olmayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Allah \u015f\u00fckredenleri m\u00fck\u00e2fatland\u0131racakt\u0131r.&#8221; Burada &#8220;\u015f\u00e2kirin&#8221;den maksad, \u0130sl\u00e2m&#8217;da sebat ederek vazife yapanlard\u0131r. Bunun i\u00e7in &#8220;s\u00e2bit\u00een = sebat edenler&#8221; veya &#8220;t\u00e2i\u00een = itaat edenler&#8221; diye tefsir edilmi\u015ftir. Hz. Ali, &#8220;s\u00e2bit\u00een&#8221; (sebat edenler) ile tefsir eder ve dermi\u015f ki: &#8220;Bunlar, Ebu Bekir ve arkada\u015flar\u0131d\u0131r. Ve Ebu Bekir \u015f\u00e2kir\u00een (\u015f\u00fckredenler)in ba\u015f\u0131d\u0131r&#8221;. Buna g\u00f6re \u00e2yet, \u00f6ld\u00fcr\u00fclme s\u00f6ylentisi \u00fczerine d\u00f6nme ve ka\u00e7man\u0131n, dinden d\u00f6nme de\u011filse de, ona yak\u0131n b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnah oldu\u011funu anlatmakla bir azarlama ve inananlar\u0131 s\u0131dd\u00eek\u00een (g\u00fcvenilir kimseler)in makam\u0131na y\u00fckseltecek bir terbiyeyi i\u00e7ermi\u015f oldu\u011fu gibi, bilhassa Peygamber&#8217;in vefat\u0131 s\u0131ras\u0131ndaki dinden d\u00f6nme (irtidad) olaylar\u0131n\u0131n ve Hz. Ebu Bekir&#8217;in bunlara kar\u015f\u0131 do\u011fruluk metanetiyle g\u00fczel ba\u015far\u0131s\u0131na bir i\u015fareti i\u00e7ine almaktad\u0131r. Ve bu \u015f\u00fckretmenin d\u00fcnyada m\u00fckafat\u0131 de \u0130sl\u00e2m devletinin kurulu\u015fu olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>145- \u00d6ld\u00fcr\u00fclme s\u00f6ylentisi \u00fczerine peri\u015fan olanlar \u00fczerinde iki duygudan biri veya her ikisi etken oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, birisi Peygamber&#8217;in vefat\u0131ndan son derece m\u00fcteessir olarak her \u015feyden vazge\u00e7mek; di\u011feri de d\u00fc\u015fman kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00f6l\u00fcmden korkup can derdine d\u00fc\u015fmektir. birinciye cevap oldu\u011fu gibi, i\u015fbu de ikinciye veya her ikisine kar\u015f\u0131 teselli ve ir\u015fad\u0131 i\u00e7ine alm\u0131\u015f olarak metanet (dayanma) ile cihada sevk ve bu konuda bu iki endi\u015fenin bile bir mazeret olamayaca\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamakt\u0131r. Ger\u00e7ekten Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n izni ve iradesi olmaks\u0131z\u0131n hi\u00e7bir kimsenin \u00f6lmesi ihtimali yoktur. Gerek d\u00f6\u015fekte olsun, gerek \u00f6ld\u00fcrmekle olsun, mutlak \u00f6l\u00fcm b\u00f6yle olunca, Allah&#8217;\u0131n iradesi eri\u015fmeden ne d\u00fc\u015fman\u0131n sald\u0131r\u0131s\u0131yla, ne de kendi arzusuyla kimse \u00f6lmez. Demek ki Muhammed vefat eder veya \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrse d\u00fc\u015fman\u0131n sald\u0131rmas\u0131yla de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n izniyle olacakt\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde her hangi bir \u015fah\u0131s da \u00f6lecek veya \u00f6ld\u00fcr\u00fclecek olursa, o da d\u00fc\u015fman\u0131n sald\u0131rmas\u0131yla de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n emriyledir. Ve bunun b\u00f6yle oldu\u011fu da Uhud olay\u0131n\u0131n tecr\u00fcb\u00ee (deneysel) sonu\u00e7lar\u0131ndan biri olmak \u00fczere sabittir. E\u011fer b\u00f6yle olmasayd\u0131, o g\u00fcn hi\u00e7bir kimse kurtulamazd\u0131. Buna g\u00f6re her iki takdirde Allah&#8217;\u0131 unutmamak ve Allah&#8217;\u0131n iradesine, tam bir r\u0131za ile itaat edip g\u00f6rev yapmak gerekir. Harp meydan\u0131nda vazife ise k\u00e2firlere kar\u015f\u0131 koymak ve i&#8217;l\u00e2y-\u0131 kelimetullah (Allah&#8217;\u0131n kelimesini y\u00fckseltmek) u\u011frunda hi\u00e7bir \u015feyden \u00e7ekinmemektir. \u0130yi bilinmelidir ki, korkunun ecele faydas\u0131 yoktur. K\u00e2firlere ma\u011flub olanlar, bir m\u00fcddet hayatta kalsalar bile, dinden d\u00f6nme tehlikesiyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131yad\u0131rlar. Allah&#8217;\u0131n izniyle \u00f6l\u00fcm ise tayin edilmi\u015f bir \u015fekilde yaz\u0131l\u0131r. Yani Allah kat\u0131nda bilinen bir vakit ile takdir edilmi\u015ftir ki; ne ileri gider, ne geri kal\u0131r. Bir insan, ger\u00e7ekte nas\u0131l bir \u015fekilde \u00f6lecekse \u00f6yle \u00f6l\u00fcr. Ve onun d\u00fcnyada iki \u00f6mr\u00fc yoktur. \u015eu halde iki eceli de yoktur. Baz\u0131 kimseler ecel-i m\u00fcsemm\u00e2 (eceliyle gelen, normal \u00f6l\u00fcm) ve ecel-i kaza (kaza ile gelen \u00f6l\u00fcm) diye iki ecel tasavvur ederler. Ve, &#8220;Zavall\u0131 eceli gelmeden kazaya u\u011frad\u0131.&#8221; derler. Bilmezler ki, olay ne ise \u00f6m\u00fcr, ecel odur. Ve o kimsenin Allah kat\u0131nda bilinen vakti ondan ibarettir. Bundan ba\u015fkas\u0131 ger\u00e7ekten de\u011fil, z\u00e2t\u00ee ve akl\u00ee imkan \u00fczerine kurulmu\u015f varsay\u0131mlar ve ihtimallerdir. Herkesin ger\u00e7ekte \u00f6mr\u00fcn\u00fcn, ecelinin birli\u011fi, ink\u00e2r imkan\u0131 bulunmayan apa\u00e7\u0131k bir ger\u00e7ek oldu\u011fu halde, birtak\u0131m kimselerin bunu karma\u015f\u0131k bir mesele imi\u015f gibi &#8220;ecel bir mi, iki mi?&#8221; diye konu\u015fmaya kalk\u0131\u015fmalar\u0131, konuyu kavrayamamalar\u0131ndan do\u011far. Evet, kaderin s\u0131rr\u0131 belli olmaz ve ya\u015fayan bir kimsenin ne vakit ve ne \u015fekilde \u00f6lece\u011fini de Allah&#8217;tan ba\u015fka kimse bilmez. \u0130l\u00e2h\u00ee kanunda \u00f6l\u00fcm\u00fcn sebepleri olarak tan\u0131nm\u0131\u015f bir\u00e7ok \u015feyler de vard\u0131r. \u0130nsan, ecelinin ne oldu\u011funu bilmedi\u011fi i\u00e7in bunlardan sak\u0131nmal\u0131d\u0131r. Ve fakat muhakkak \u015fu bilinmelidir ki bu sak\u0131nma ne il\u00e2h\u00ee iradeyi de\u011fi\u015ftirir, ne de Allah kat\u0131nda bilinen ve takdir edilmi\u015f olan eceli de\u011fi\u015ftirir. \u015eu halde \u00f6l\u00fcm endi\u015fesi, hayatla ilgili kay\u0131tlanmalar, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 olan m\u00fchim vazifeleri unutturmamal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc hayat ve \u00f6l\u00fcm\u00fcn bizzat dayana\u011f\u0131 s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n dilemesidir. Ve bunda kimsenin tesiri yoktur. Fakat hayattan istifade ve hayat\u0131n meyvelerini toplayabilme, dev\u015firebilme hususu b\u00f6yle de\u011fildir. Bu cihet (y\u00f6n) be\u015fer iradesiyle ilgilidir. Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki, ve her kim d\u00fcnya sevab\u0131 isterse, ona d\u00fcnya sevab\u0131ndan veririz; her kim de ahiret sevab\u0131 isterse, ona da ahiret sevab\u0131ndan veririz. Kay\u0131tlar\u0131 g\u00f6steriyor ki istenilenin hepsi verilmezse de, her halde biraz olsun verilir. Ve kulun iradesi b\u00fcsb\u00fct\u00fcn h\u00fck\u00fcms\u00fcz kalmaz. Burada &#8220;d\u00fcnya sevab\u0131&#8221; k\u0131sm\u0131, ganimet arzusuyla ko\u015fanlara bir ta&#8217;riz (ta\u015flamay)i i\u00e7ermektedir. O \u015f\u00fckredenler ki, \u0130sl\u00e2m nimetinde sebat edip, Allah&#8217;\u0131n kendilerine ihsan etti\u011fi kudret ve kuvveti, yarat\u0131l\u0131\u015f gayesi olan itaate sarfederek \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc eda ederler ve hi\u00e7bir engel kar\u015f\u0131s\u0131nda bundan d\u00f6nmezler. Bu \u015f\u00fckredenlerden maksat ya l\u00e2m-\u0131 ahd (ahid l\u00e2m\u0131) ile \u015fehidler ve di\u011fer bilinen m\u00fccahidler bunda ilk girenlere dahildirler. Burada \u015f\u00fckr\u00fcn cezas\u0131ndan kastedilenin de, ahirete ait sevab oldu\u011fu, s\u00f6z\u00fcn geli\u015finden a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>146-147-148- &#8220;Ribbiyy\u00fbn&#8221; kelimesi, nin \u00e7o\u011fuludur ki, &#8220;rabb\u00e2n\u00ee&#8221; gibi rabbe nisbettir. Rabbe kulluk eden demektir. n\u0131n esresi, Basra-B\u0131sriyy\u00fbn gibi ism-i mens\u00fbbun de\u011fi\u015fimlerindendir. Rabb\u00e2n\u00ee, m\u00fcrebb\u00ee (terbiyeci) demek olan &#8220;rabbe&#8221;ye nisbet olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebildi\u011fi gibi, &#8220;ribb\u00ee&#8221; de cemaat demek olan &#8220;ribbe&#8221;ye nisbet olarak da tahlil edilmi\u015ftir ki, esas\u0131nda sosyal anlam\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle &#8220;cemaat&#8221; (toplum) diye tefsir edilmi\u015ftir. Bunlardan ba\u015fka V\u00e2hid\u00ee&#8217;nin Ferr\u00e2&#8217;dan nakletti\u011fi \u00fczere &#8220;evvel\u00fbn&#8221; (yani evvelkiler, \u00f6ncekiler) m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Baz\u0131lar\u0131, &#8220;rabb\u00e2n\u00ee&#8221; ile &#8220;ribb\u00ee&#8221; aras\u0131nda bir m\u00e2n\u00e2 fark\u0131 bulundu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bu c\u00fcmleden olarak \u0130bn\u00fc Zeyd demi\u015ftir ki: &#8220;Rabb\u00e2n\u00ee, veli imamlar, de halkd\u0131r ki, ribbe ba\u011fl\u0131d\u0131rlar. Buna g\u00f6re &#8220;rabb\u00e2n\u00ee&#8221; ve &#8220;ribb\u00ee&#8221; ikisi de &#8220;rabbe intisab&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ermekle beraber, ribbe ba\u011flanmakla terbiye ve \u00f6\u011frenim g\u00f6rm\u00fc\u015f topluluk; rabb\u00e2n\u00ee de rabbe ba\u011flanmakla di\u011ferlerine \u00f6\u011fretim ve e\u011fitim yapt\u0131rabilecek y\u00fcksek seviyede bulunanlar diye ay\u0131r\u0131m yap\u0131lmas\u0131 en uygun m\u00e2n\u00e2 olacakt\u0131r. Bununla beraber bunlar\u0131n anlamda\u015f veya &#8220;ribbiyy\u00fbn&#8221;un, &#8220;rabb\u00e2niyy\u00fbn&#8221;dan daha \u015f\u00fcmull\u00fc olarak da kullan\u0131lmas\u0131 caiz olur. Yukarda, Allah taraf\u0131ndan peygamberli\u011fe, kitaba, h\u00fck\u00fcm ve h\u00fckumete nail olmu\u015f bir be\u015ferin insanlara kar\u015f\u0131, &#8220;bana kul olunuz&#8221; diye rub\u00fbbiyyet (tanr\u0131l\u0131k) iddias\u0131na hakk\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 ve &#8220;Fakat Rabb&#8217;e halis kullar olun.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/79) \u00e2yeti gere\u011fince bunlar\u0131n g\u00f6revi \u00f6\u011fretim ve e\u011fitim ile rabb\u00e2niyy\u00fbn yeti\u015ftirmek oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanmakla, Muhammed aleyhissel\u00e2m\u0131n g\u00f6nderilmesinin hikmetlerinden birisi de rabb\u00e2niyy\u00fbn yeti\u015ftirmek oldu\u011fu anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f ve bundan sonra &#8220;Siz, insanlar i\u00e7in \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f en hay\u0131rl\u0131 \u00fcmmet oldunuz.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/110) il\u00e2h\u00ee ferman\u0131yla Muhammed \u00fcmmetinin, \u00fcmmetlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131 olaca\u011f\u0131 da anlat\u0131lm\u0131\u015f idi. \u0130\u015fte burada, Uhud olay\u0131 dolay\u0131s\u0131yla Muhammed aleyhissel\u00e2ma ait sebepler y\u00fcksek bir m\u00e2n\u00e2 ile terbiye edilmek \u00fczere, &#8220;Siz \u00f6yle \u00fcmmetlerin en hay\u0131rl\u0131s\u0131 olarak rabb\u00e2n\u00eeler olmaya namzedken, ge\u00e7mi\u015f peygamberlerin \u00fcmmetleri kadar da olamayacak m\u0131s\u0131n\u0131z ki, \u00f6ld\u00fcr\u00fclme s\u00f6ylentisi kar\u015f\u0131s\u0131nda peri\u015fan oluverdiniz.&#8221; me\u00e2linde b\u00fcy\u00fck ve ince bir azarlama ortam\u0131nda, buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>149-150- &#8220;Ey iman edenler! E\u011fer siz k\u00e2firlere itaat ederseniz&#8230;&#8221; Peygamberlerin yard\u0131mc\u0131lar\u0131na uymay\u0131 \u00f6zendirdikten sonra, bu \u00e2yetler de &#8220;Eski dininize d\u00f6n\u00fcn\u00fcz.&#8221; diyen m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n s\u00f6zleri sebebiyle inmi\u015ftir. Bununla birlikte b\u00fct\u00fcn k\u00e2firlere uymaktan sak\u0131nd\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu sak\u0131nd\u0131rma hitab\u0131 \u00f6zellikle \u015fu m\u00e2n\u00e2y\u0131 i\u00e7eriyor ki, cihaddan ka\u00e7mak, k\u00e2firlere uymak ve ma\u011flub olmaya, bu da neticesiyle d\u00fcnya ve ahirette zarar do\u011furan dinden d\u00f6nmeye g\u00f6t\u00fcrecek bir felakettir.<\/p>\n<p>151- &#8220;Allah&#8217;\u0131n, hakk\u0131nda hi\u00e7bir delil indirmedi\u011fi \u015feyleri O&#8217;na ortak ko\u015fmalar\u0131ndan dolay\u0131 ink\u00e2r edenlerin kalblerine korku salaca\u011f\u0131z.&#8221; &#8220;er-Ru&#8217;b &#8220;, kalbi dolduran korku; &#8220;sultan&#8221;, h\u00fcccet ve b\u00fcrhan ve delil demektir. Dikkate de\u011fer ki, m\u00fcsl\u00fcmanlara b\u00fcy\u00fck bir vaadi i\u00e7eren bu \u00e2yet, k\u00e2firlerin hepsinde Allah&#8217;a bir \u015firk bulundu\u011funu ve \u015firkin hi\u00e7bir ilm\u00ee esasa dayanmayan bir zul\u00fcm, bir haks\u0131zl\u0131k oldu\u011funu ve korkunun sebebi de bu \u015firk olaca\u011f\u0131na i\u015faret etmekte ve bu \u015fekilde m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 tam bir ihlas (samimiyet)a sevketmektedir. Buna g\u00f6re geni\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131yla &#8220;m\u00fc\u015frikler&#8221; deyimi, &#8220;k\u00e2firler&#8221; deyimiyle m\u00fcradif (e\u015fanlaml\u0131) demektir.<\/p>\n<p>152-\u015eimdi, &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 inananlara b\u00f6yle vaadlerde bulunuyor da Uhud olay\u0131nda niye bu musibetler oldu?&#8221; gibi bir soru akla gelirse, \u015furas\u0131 muhakkak ki Allah size olan va&#8217;dini yerine getirmi\u015f, do\u011frulu\u011funu g\u00f6stermi\u015f idi. O s\u0131radaki siz d\u00fc\u015fmanlar\u0131, Allah&#8217;\u0131n izniyle, do\u011fruyordunuz. &#8220;Hass = &#8220;, \u00f6ld\u00fcrmek suretiyle hissi ibtal etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na olup, \u00e7ok \u00f6ld\u00fcrmek ve k\u00f6k\u00fcn\u00fc kesmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Yani d\u00fc\u015fman\u0131n\u0131z\u0131 Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131yla bozmu\u015f, \u00f6n\u00fcn\u00fcze katm\u0131\u015f devaml\u0131 kesiyordunuz ve kesecektiniz. Fakat siz bu yard\u0131m\u0131n tamam olmas\u0131 i\u00e7in sab\u0131r, korunma ve emre uymak gibi gerekli \u015fartlara riayet etmediniz. Onun i\u00e7in vaadin tahakkuku o zamana kadar devam edebildi ki nihayet kalb zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcn\u00fcz, sabredemeyip ganimete h\u0131rs ettiniz, emir ve kumandada m\u00fcnaka\u015fa ettiniz ve isyan eylediniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc ok\u00e7ular, Hz. Peygamber&#8217;in tertip etti\u011fi ve &#8220;her ne olursa olsun buradan ayr\u0131lmay\u0131n\u0131z&#8221; dedi\u011fi mevkiden kendi kanaatlar\u0131yla ayr\u0131lm\u0131\u015flar ve komutanlar\u0131 Abdullah b. C\u00fcbeyr&#8217;in emrini dinlememi\u015flerdi. B\u00fct\u00fcn bunlar da Allah&#8217;\u0131n, size sevdi\u011finiz zafer ve ganimeti, d\u00fc\u015fman\u0131n bozulmas\u0131n\u0131 g\u00f6stermesinden sonra oldu. O halde ki, kiminiz d\u00fcnyay\u0131 arzu ediyordu, ganimete ko\u015ftu, kiminiz de ahireti istiyordu, yerinde kald\u0131, \u015fehid d\u00fc\u015ft\u00fc. Allah onu g\u00f6sterdikten sonra o kalb zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131n\u0131z, m\u00fcnaka\u015fa ve isyan\u0131n\u0131z \u00fczerine sizi o musibetlerle denemek ve imtihan etmek i\u00e7in d\u00fc\u015fmanlardan y\u00fcz\u00fcn\u00fcz\u00fc \u00e7evirdi, bununla beraber \u015furas\u0131 muhakkak ki pi\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131z nedeniyle sizi affetti de. Allah Te\u00e2l\u00e2 bu m\u00fcminlere b\u00f6yle b\u00fcy\u00fck bir l\u00fctuf ve ihsan sahibidir. Ve o affetme, sizin pi\u015fmanl\u0131k ve iman\u0131n\u0131z dolay\u0131s\u0131yla bu il\u00e2h\u00ee l\u00fctfun eseridir. Yoksa b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn mahvolman\u0131z hi\u00e7bir \u015fey de\u011fildi.<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n sizi denemesi o zaman idi ki veya hat\u0131r\u0131n\u0131za getirin o zaman\u0131 ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>153- Peygamber sizi arkan\u0131zdan \u00e7a\u011f\u0131r\u0131p dururken, siz boyuna uzakla\u015f\u0131yor, hi\u00e7 kimseye d\u00f6n\u00fcp bakm\u0131yordunuz. Bundan dolay\u0131 Allah, size gam \u00fcst\u00fcne gam verdi ki, ne elinizden gidene, ne de ba\u015f\u0131n\u0131za gelene \u00fcz\u00fclmeyesiniz. Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>154- Sonra o kederin ard\u0131ndan (Allah) \u00fczerinize \u00f6yle bir eminlik, \u00f6yle bir uyku indirdi ki, o, i\u00e7inizden bir z\u00fcmreyi \u00f6rt\u00fcp b\u00fcr\u00fcyordu. Bir z\u00fcmre de canlar\u0131 sevdas\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fc. Allah&#8217;a kar\u015f\u0131, cahiliyet zann\u0131 gibi, hakka ayk\u0131r\u0131 bir zan besliyorlar ve &#8220;Bu i\u015ften bize ne?&#8221; diyorlard\u0131. De ki: &#8220;B\u00fct\u00fcn i\u015f Allah&#8217;\u0131nd\u0131r&#8221;. Onlar sana a\u00e7\u0131klamayacaklar\u0131n\u0131 i\u00e7lerinde sakl\u0131yorlar (ve) diyorlar ki: &#8220;Bize bu i\u015ften bir \u015fey olsayd\u0131 burada \u00f6ld\u00fcr\u00fclmezdik&#8221;. Onlara \u015f\u00f6yle s\u00f6yle: &#8220;E\u011fer siz evlerinizde olsayd\u0131n\u0131z bile, \u00fczerlerine \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi yaz\u0131lm\u0131\u015f olanlar yine muhakkak yatacaklar\u0131 (\u00f6ld\u00fcr\u00fclecekleri) yerlere \u00e7\u0131k\u0131p gidecekti. Allah (bunu) g\u00f6\u011f\u00fcslerinizin i\u00e7indekini denemek ve y\u00fcreklerinizdekini temizlemek i\u00e7in yapt\u0131. Allah g\u00f6\u011f\u00fcslerin i\u00e7inde olan\u0131 bilir.<\/p>\n<p>155- \u0130ki toplumun kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn, i\u00e7inizden y\u00fcz \u00e7evirip gidenler var ya, \u015feytan onlar\u0131n kazand\u0131klar\u0131 baz\u0131 \u015feylerden dolay\u0131 ayaklar\u0131n\u0131 kayd\u0131rmak istedi. Ama yine de Allah onlar\u0131 affetti. Ku\u015fkusuz Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayand\u0131r, halim(\u00e7ok yumu\u015fak)dir.<\/p>\n<p>156- Ey iman edenler! Sizler ink\u00e2r edenler ve yery\u00fcz\u00fcnde sefere veya sava\u015fa \u00e7\u0131kan karde\u015fleri i\u00e7in: &#8220;E\u011fer bizim yan\u0131m\u0131zda olsalard\u0131 \u00f6lmezlerdi ve \u00f6ld\u00fcr\u00fclmezlerdi.&#8221; diyenler gibi olmay\u0131n. Allah bunu, onlar\u0131n kalplerine bir hasret (yaras\u0131) olarak koydu. Allah, diriltir ve \u00f6ld\u00fcr\u00fcr. Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6rmektedir.<\/p>\n<p>157- E\u011fer Allah yolunda \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcr veya \u00f6l\u00fcrseniz, Allah&#8217;\u0131n ba\u011f\u0131\u015flamas\u0131 ve rahmeti, (sizin i\u00e7in) onlar\u0131n toplad\u0131klar\u0131 (d\u00fcnyal\u0131klar\u0131)ndan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>158- Andolsun, \u00f6lseniz de, \u00f6ld\u00fcr\u00fclseniz de Allah&#8217;\u0131n huzurunda toplanacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>159- Sen (o zaman), s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n rahmetiyle onlara kar\u015f\u0131 yumu\u015fak davrand\u0131n. E\u011fer kaba, kat\u0131 y\u00fcrekli olsayd\u0131n, onlar senin etraf\u0131ndan da\u011f\u0131l\u0131p giderlerdi. Art\u0131k onlar\u0131 sen ba\u011f\u0131\u015fla, onlar i\u00e7in Allah&#8217;dan ma\u011ffiret dile. (Yapaca\u011f\u0131n) i\u015flerde onlara da dan\u0131\u015f, bir kere de azmettin mi, art\u0131k Allah&#8217;a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayan\u0131p g\u00fcvenenleri sever.<\/p>\n<p>160- Allah size yard\u0131m ederse, sizi yenecek yoktur. E\u011fer sizi yard\u0131ms\u0131z b\u0131rak\u0131rsa, art\u0131k ondan sonra size kim yard\u0131m edebilir? M\u00fcminler ancak Allah&#8217;a g\u00fcvenip dayans\u0131nlar.<\/p>\n<p>161- Hi\u00e7bir peygambere ganimet mal\u0131n\u0131 gizlemesi (devlet-millet mal\u0131n\u0131 a\u015f\u0131rmas\u0131) yara\u015fmaz. Kim b\u00f6yle bir a\u015f\u0131rma ve ihanette bulunursa k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc a\u015f\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 boynuna y\u00fcklenerek getirir. Sonra da herkese kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 tastamam \u00f6denir, onlar haks\u0131zl\u0131\u011fa da u\u011framazlar.<\/p>\n<p>162- Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na uyan kimse, Allah&#8217;\u0131n h\u0131\u015fm\u0131na u\u011frayan ve varaca\u011f\u0131 yer cehennem olan kimse gibi midir? Var\u0131\u015f yeri olarak ne k\u00f6t\u00fcd\u00fcr oras\u0131!<\/p>\n<p>163- Onlar (insanlar) Allah kat\u0131nda derece derecedirler. Allah, onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6rmektedir.<\/p>\n<p>153- O s\u0131rada uzak uzak gidiyordunuz, yahut da\u011flara \u00e7\u0131k\u0131yordunuz ve hi\u00e7 bir kimseye d\u00f6n\u00fcp bakm\u0131yordunuz (yani alabildi\u011fine ka\u00e7\u0131yordunuz), Peygamber ise gerinizde (yani ordunun arkas\u0131ndaki kuvvetler i\u00e7inde) sizi \u00e7a\u011f\u0131r\u0131p duruyordu. Yukar\u0131da nakledildi\u011fi \u00fczere &#8220;Bana do\u011fru gelin ey Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131.&#8221; diye \u00e7a\u011f\u0131r\u0131yordu. Demek ki ka\u00e7\u0131\u015f\u0131n \u015fiddetinden merkez, art\u00e7\u0131lar halinde (yani art\u00e7\u0131lar gibi) kalm\u0131\u015ft\u0131. B\u00f6yle oldu da Allah sizi, gam \u00fcst\u00fcne gam ile cezaland\u0131rd\u0131. O ganimet kayboldu. \u00d6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcyor, yaralan\u0131yordunuz. D\u00fc\u015fman\u0131n zaferinden dolay\u0131 \u00e7ok \u00fcz\u00fcl\u00fcyordunuz. Peygamber&#8217;i \u00f6ld\u00fcrmek i\u00e7in yap\u0131lan h\u00fccum ile i\u00e7i kan a\u011flar ve peri\u015fan durumda kald\u0131n\u0131z. Yahut, Allah sizi gama kar\u015f\u0131 gam ile cezaland\u0131rd\u0131. Siz isyan\u0131n\u0131zla Peygamber&#8217;i \u00fczd\u00fcn\u00fcz, Allah da buna kar\u015f\u0131l\u0131k sizi bu gamlarla gamland\u0131rd\u0131. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile, Peygamber sizin ba\u015f\u0131n\u0131za gelen felaketlerin ac\u0131s\u0131n\u0131 y\u00fcklenerek size gam orta\u011f\u0131 oldu ki ne kaybetti\u011finiz f\u0131rsat ve \u00fcst\u00fcnl\u00fck, ne de u\u011frad\u0131\u011f\u0131n\u0131z musibet (k\u00f6t\u00fcl\u00fck)lere \u00fcz\u00fclmeyesiniz. D\u00fcnya olaylar\u0131na kar\u015f\u0131 metin ve tecr\u00fcbeli olarak Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131p gelece\u011fe haz\u0131rlanas\u0131n\u0131z. Zira bu \u015fekilde deneyle g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f oldu ki, ac\u0131 ac\u0131y\u0131 unutturur. En b\u00fcy\u00fck zannedilen gamlar\u0131 unutturacak gamlar olur. Ve bir lahza i\u00e7inde Allah yenilenleri galip, \u00fcz\u00fclenleri memnun edebilir. Ve Allah b\u00fct\u00fcn yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan ve yapacaklar\u0131n\u0131zdan haberlidir.<\/p>\n<p>154- O gamdan sonra Allah size bir emniyet, bir uyku verdi ki, i\u00e7inizden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 bu uyku bas\u0131yor, sar\u0131yordu. Malumdur ki, insan\u0131 \u015fiddetli korku i\u00e7inde uyku tutmaz, uykusuzluk devam ettik\u00e7e de peri\u015fanl\u0131k artar. Buna g\u00f6re, b\u00f6yle bir h\u00e2l i\u00e7inde uyuyabilen, korkuyu unutmu\u015f, bir emniyet duymu\u015f, kalbinde bir s\u00fck\u00fbnet (sakinlik) bulmu\u015f demektir. Rivayet ediliyor ki, m\u00fc\u015frikler olay\u0131n cereyan\u0131ndan sonra Uhud&#8217;dan a\u00e7\u0131l\u0131rken, &#8220;yine gelece\u011fiz&#8221; diye tehdid savurarak a\u00e7\u0131lm\u0131\u015flard\u0131. M\u00fcsl\u00fcmanlar da duruma bakarak emin olam\u0131yorlard\u0131. D\u00fc\u015fman\u0131n sahte bir d\u00f6n\u00fc\u015fle, aldatarak tekrar h\u00fccum etmesinden veya giderken Medine&#8217;ye bir bask\u0131n yapmas\u0131ndan \u00e7ok fazla endi\u015fe ediyorlard\u0131. Ve hatta d\u00fc\u015fman d\u00f6n\u00fcp \u015fiddetle bir h\u00fccum daha yapacak olursa b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn yok olmak tehlikesinin bile ba\u015f g\u00f6sterece\u011finden korkanlar bulunuyordu. Bunun i\u00e7in kalkanlar\u0131n\u0131n alt\u0131nda \u00e7arp\u0131\u015fmaya haz\u0131r bir halde duruyorlard\u0131. \u0130\u015fte bu korku ve keder i\u00e7inde bulunduklar\u0131 bir s\u0131rada idi ki, Allah bir emniyet verdi. Uyuklamaya ba\u015flad\u0131lar. Hazreti Z\u00fcbeyr demi\u015ftir ki: &#8220;Korkunun \u015fiddetlendi\u011fi s\u0131rada ben Peygamber&#8217;le beraberdim. Allah bize bir uyku verdi ki, beni uyku bas\u0131yordu ve uykum aras\u0131nda r\u00fcya gibi Muattib b. Kurey\u015f&#8217;in, &#8220;Bize bu i\u015ften bir \u015fey olsayd\u0131 burada \u00f6ld\u00fcr\u00fclmezdik.&#8221; dedi\u011fini vallahi i\u015fitiyordum&#8221;. Ebu Talha hazretleri de demi\u015ftir ki: &#8220;Uhud g\u00fcn\u00fc ba\u015f\u0131m\u0131 kald\u0131rd\u0131m, kimi g\u00f6rd\u00fcmse kalkan\u0131n\u0131n alt\u0131nda uykudan e\u011filmi\u015f idi. O g\u00fcn ben de uyku basanlardan idim, elimden k\u0131l\u0131c\u0131m d\u00fc\u015ferdi al\u0131rd\u0131m. Sonra kam\u00e7\u0131m d\u00fc\u015ferdi al\u0131rd\u0131m&#8221;. B\u00f6yle bir emniyet duygusu Bedir&#8217;de de v\u00e2ki olmu\u015ftur. &#8220;O zaman sizi, Allah&#8217;dan bir g\u00fcven olmak \u00fczere hafif bir uyku b\u00fcr\u00fcyordu.&#8221; (Enfal, 8\/11) ki bunlar, Allah&#8217;dan gelen feyz ve ilhamlar ve il\u00e2h\u00ee s\u00fck\u00fcnet c\u00fcmlesindendir. Bu uyku, normal bir uyku olmay\u0131p, fevkalade il\u00e2h\u00ee bir yard\u0131m olmu\u015f ve m\u00fcsl\u00fcmanlar bundan \u00e7e\u015fitli \u015fekillerde istifade etmi\u015fler. s\u00f6z\u00fcnden anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, orada b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlere inen bu uyku, hepsini birden bast\u0131rmam\u0131\u015ft\u0131r. S\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131 bu askerde iki z\u00fcmre vard\u0131. M\u00fcminler, m\u00fcnaf\u0131klar. M\u00fcminler, Muhammed aleyhissalat\u00fc vesselam\u0131n Allah taraf\u0131ndan hak peygamber oldu\u011funa ve s\u00f6zleri kendi arzusundan olmay\u0131p hak vahiy bulundu\u011funa kesin \u015fekilde inanm\u0131\u015f ve Allah&#8217;\u0131n bu dine yard\u0131m edece\u011fini ve b\u00fct\u00fcn dinlere \u00fcst\u00fcn getirece\u011fini de Peygamber&#8217;den dinlemi\u015f bulundu\u011fundan, bu k\u00f6t\u00fc olay\u0131n, k\u00f6klerini kesecek bir yok etmeye kadar varamayaca\u011f\u0131na imanlar\u0131 gere\u011fine kesin \u00fcmitleri vard\u0131. Bu sayede o korkulara ra\u011fmen emniyetleri yok edilmemi\u015f &#8220;Ne kaybetti\u011finiz f\u0131rsat ve \u00fcst\u00fcnl\u00fcklere, ne de u\u011frad\u0131\u011f\u0131n\u0131z mus\u00eebetlere \u00fcz\u00fclmeyesiniz.&#8221; s\u0131rr\u0131 da tecelli etmi\u015f bulundu\u011fundan, kendilerini uyku tutabilmi\u015f ve bununla b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn s\u00fckunet bularak korkular\u0131 tamamen kalkm\u0131\u015f ve kendilerini toplam\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>Di\u011fer bir topluluk da nefislerinin derdine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, kendilerinden ba\u015fka bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyor. Dine, Peygamber&#8217;e \u00f6nem vermiyor, nefislerine ait istekleriyle u\u011fra\u015f\u0131yorlard\u0131 ki, onlar m\u00fcnaf\u0131klar idi. Muhammed aleyhisselam\u0131n peygamberli\u011fi hakk\u0131nda \u015f\u00fcphe \u00fczerinde bulunuyorlar ve harbe ganimet hevesiyle veya ihtilal fikriyle gelmi\u015flerdi. \u00c7oklar\u0131 daha ba\u015flang\u0131\u00e7ta Abdullah b. \u00dcbey ile beraber savu\u015fup gitmi\u015f, bir k\u0131sm\u0131 da ka\u00e7amam\u0131\u015f kalm\u0131\u015ft\u0131r. Olay bu duruma d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcnce, ba\u015flang\u0131\u00e7ta g\u00f6n\u00fcllerinde intikam alm\u0131\u015f gibi bir sevin\u00e7 hissettiler; sonra da her iki taraf i\u00e7in \u015f\u00fcpheli mevkide bulunduklar\u0131ndan dolay\u0131, korkular\u0131 \u015fiddetlendik\u00e7e \u015fiddetlendi. G\u00f6zlerine uyku girmedi. Cahiliyye (\u0130sl\u00e2m \u00f6ncesi) kafas\u0131yla Allah&#8217;a s\u00fb-i zanda bulunuyorlar, &#8220;Art\u0131k Peygamber&#8217;in i\u015fi bitti, yok oldu.&#8221; bat\u0131l zann\u0131nda bulunuyorlard\u0131. &#8220;Muhammed hak peygamber olsayd\u0131, Allah ona b\u00f6yle kafirleri musallat etmezdi.&#8221; diyorlar, Allah&#8217;\u0131n &#8220;Diledi\u011fini yapar, diledi\u011fine h\u00fckmeder.&#8221; bir fail-i muhtar, diledi\u011fini yapmakta serbest oldu\u011funu bilmiyorlard\u0131. Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8217;ne g\u00fcya dan\u0131\u015f\u0131yorlarm\u0131\u015f, emir bekliyorlarm\u0131\u015f gibi, &#8220;g\u00f6zetilen o zafer i\u015finden bizim i\u00e7in az bir pay var m\u0131?&#8221; Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile, &#8220;bize bir i\u015f, bir tedbir var m\u0131?&#8221; diyorlard\u0131 ki; bu deyim, &#8220;Nas\u0131l, bundan sonra hakimiyet i\u015finden bize de bir hisse var m\u0131?&#8221; gibi, bir siyasi (politik) maksad\u0131 veyahut, &#8220;Nas\u0131l, bu i\u015flerde biz bir dolap \u00e7evirebiliyor muyuz? Senin vaad etti\u011fin zaferi neticesiz b\u0131rakacak bir rol oynayabiliyor muymu\u015fuz?&#8221; gibi bir kincili\u011fi i\u00e7ine alabilir.<\/p>\n<p>Ey Muhammed! De ki: B\u00fct\u00fcn i\u015f Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. \u015eu halde neticede b\u00fct\u00fcn galibiyet (\u00fcst\u00fcnl\u00fck) O&#8217;nun ve O&#8217;nun dostlar\u0131n\u0131nd\u0131r. &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki Allah&#8217;tan yana olanlar \u00fcst\u00fcnd\u00fcrler.&#8221; (Maide, 5\/56). Yahut b\u00fct\u00fcn Bedir onundur. Ezelde il\u00e2h\u00ee takdirinde ne h\u00fckmetmi\u015f ise o olacakt\u0131r. Ey Muhammed! O m\u00fcnaf\u0131klar nefislerinde (yani g\u00f6n\u00fcllerinde veya kendi aralar\u0131nda) bir \u015fey, bir bozuk fikir, bir k\u00fcf\u00fcr gizliyorlar ki, onu sana a\u00e7mazlar. Denilmi\u015f ki, m\u00fcsl\u00fcmanlarla beraber bu sava\u015fa geldiklerine pi\u015fman oluyorlard\u0131. Aralar\u0131nda &#8220;Bizim i\u00e7in o vadolunan i\u015ften bir \u015fey olsayd\u0131 (yani Muhammed&#8217;in vaadi do\u011fru olsayd\u0131), yahut bizim fikir ve tedbirden hissemiz olsayd\u0131, fikrimizle hareket edilseydi, burada b\u00f6yle \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeye maruz olmaz, i\u00e7imizden bu kadar \u00f6l\u00fc vermezdik.&#8221; diyorlar. Ecelin iki oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyorlar, normal sebeplerin, il\u00e2h\u00ee iradenin tersine etki edebilece\u011fini san\u0131yorlar. &#8220;Emr&#8221; kelimesi ya &#8220;um\u00fbr&#8221; kelimesinin veya &#8220;evamir&#8221; kelimesinin m\u00fcfred (tekil)i oldu\u011funa g\u00f6re, bu s\u00f6z birka\u00e7 m\u00e2n\u00e2ya gelebilir. Bir yandan Hz. Peygamber&#8217;in belli \u015fartlarla Allah taraf\u0131ndan vaad etmi\u015f oldu\u011fu zafer i\u015fini yalanlamak maksad\u0131yla peygamberli\u011fe bir itiraz; di\u011fer y\u00f6nden yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere Abdullah b. \u00dcbeyy&#8217;in Medine&#8217;den \u00e7\u0131k\u0131lmamas\u0131 hakk\u0131ndaki reyi kabul edilmemi\u015f oldu\u011fundan dolay\u0131, Peygamber&#8217;in emir ve iste\u011fini hatal\u0131 bulma ve bunun alt\u0131nda isti\u015fareden daha kuvvetli bir \u015fekilde h\u00fck\u00fcmet i\u015fine i\u015ftirak etmek ve i\u015fe kar\u0131\u015fmak, bu niyetle Peygamber&#8217;in idare \u015feklini istibdatk\u00e2r (keyfi idareye yak\u0131\u015f\u0131r \u015fekilde) g\u00f6rmek isteyen bir ihtilal fikri vard\u0131r. Bu m\u00fcnaf\u0131klar derken bu niyetleri besliyorlar ve tabiat\u0131yla a\u00e7\u0131kl\u0131yam\u0131yorlard\u0131. Halbuki \u00f6nce Resulullah, m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n ba\u015f\u0131 olan Abdullah b. \u00dcbeyy&#8217;i isti\u015fareye davet etmi\u015fti. \u0130kinci olarak kendisi de r\u00fcyas\u0131n\u0131 anlatm\u0131\u015f ve ayn\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fte bulunmu\u015f ve fakat \u015f\u00fbr\u00e2 (dan\u0131\u015fma kurulu)n\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu, \u00e7\u0131kmak g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde \u0131srar ettiklerinden dolay\u0131, o g\u00f6r\u00fc\u015f hakim olmu\u015ftu. Buna g\u00f6re bu durum kar\u015f\u0131s\u0131nda Resul-i Ekrem&#8217;e m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n bir \u00e7e\u015fit istibdad isnat edercesine &#8220;e\u011fer bu i\u015ften bize bir \u015fey olsayd\u0131&#8230;&#8221; demeleri, iftira edercesine bir ger\u00e7e\u011fin tahrifi (bozulmas\u0131) idi. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, bu olay ile tecr\u00fcbe g\u00f6stermi\u015fti ki, m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n isti\u015fare i\u00e7ine al\u0131nmas\u0131 bile hikmete uygun de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Abdullah b. \u00dcbey, kibir ve gururundan fikrinin kabul edilmemesine tahamm\u00fcl edemeyerek k\u0131rg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 art\u0131rm\u0131\u015f, sava\u015fla ilgili tedbirlerin ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 yak\u0131ndan \u00f6\u011frenerek ona g\u00f6re orduda ihtilal \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Bu sebepleydi ki yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8221; Ey inananlar, kendinizden ba\u015fkas\u0131n\u0131 kendinize dost edinmeyin.&#8221; (\u00c2li \u0130mran, 3\/118) ayeti inmi\u015f ve &#8220;De ki: B\u00fct\u00fcn i\u015fler Allah&#8217;a aittir.&#8221; il\u00e2h\u00ee emri ile bu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan da ger\u00e7ek g\u00f6sterilmi\u015ftir. Ve bunlara ra\u011fmen \u0130sl\u00e2m ile ilgili i\u015flerde istibdad (zorbal\u0131k) olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ayr\u0131ca a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in de &#8220;\u0130\u015fte onlarla isti\u015fare et.&#8221; (\u00e2yet: 159) emri gelecektir. \u015eimdi b\u00f6yle \u00f6l\u00fc vermezdik iddialar\u0131na da &#8220;E\u011fer siz evlerinizde olsayd\u0131n\u0131z bile, \u00fczerlerine \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi yaz\u0131lm\u0131\u015f olanlar, yine \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcp yatacaklar\u0131 yere \u00e7\u0131k\u0131p gideceklerdi.&#8221; diye cevap, emir buyurulmu\u015ftur. Yani, &#8220;Ey Muhammed de ki, Uhud&#8217;a \u00e7\u0131kmay\u0131p da evlerinizde (yani Medine&#8217;de) bulunsayd\u0131n\u0131z, \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeleri yaz\u0131lm\u0131\u015f olanlar, herhalde, devrildikleri yerlere \u00e7\u0131kacaklar, yine \u00f6ld\u00fcr\u00fcleceklerdi&#8221;. Zira Allah&#8217;\u0131n takdirini geri \u00e7evirmek ve de\u011fi\u015ftirmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Ve bundan dolay\u0131 Allah&#8217;a su-i zan (k\u00f6t\u00fc zan) da bulunmamal\u0131d\u0131r. Allah bunlar\u0131 inananlara yard\u0131m\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan de\u011fil, nice nice hikmet ve iyi \u015feyler i\u00e7in ve \u00f6zellikle i\u00e7inizdeki ihlas (samimiyet) ve nifak(bozgunculuk)\u0131 tecr\u00fcbe \u00e2leminde imtihana \u00e7ekmek ve kalblerinizdeki gizli \u015feyleri, vesveseleri, \u015f\u00fcpheleri g\u00fcnahlar\u0131 tasfiye ve temizlemek i\u00e7in b\u00f6yle yapm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eunu da bilmeli ki Allah sinelere arkada\u015f olan ve onlardan ayr\u0131lmayan s\u0131rlar\u0131 ve gizlilikleri tamamen bilir. \u015eu halde \u00f6yle imtihanlara \u00e7ekmesi de bilmedi\u011finden de\u011fildir. Bunda, Rabb olman\u0131n gerektirdi\u011fi bir se\u00e7me s\u0131rr\u0131 vard\u0131r ki, bununla m\u00fcminler al\u0131\u015fkanl\u0131k kazan\u0131r, m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n da durumlar\u0131 ortaya \u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>155- \u015e\u00fcphe yok ki iki ordunun \u00e7at\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn i\u00e7inizden y\u00fcz \u00e7evirenler (yani d\u00fc\u015fmandan d\u00f6nen veya Medine&#8217;ye kadar ka\u00e7anlar), herhalde kazanm\u0131\u015f olduklar\u0131 baz\u0131 hatalar sebebiyle \u015feytan onlar\u0131n ayaklar\u0131n\u0131 kayd\u0131rmak istedi. O baz\u0131 g\u00fcnahlar ne idi? Onu ancak Allah bilir ve burada gizlemi\u015ftir. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki itaat, itaate sevketti\u011fi gibi, g\u00fcnah da g\u00fcnaha sevkeder. Ve insan\u0131n \u015feytana kap\u0131lmak kabiliyetini art\u0131r\u0131r. Bununla beraber muhakkak ki Allah onlar\u0131n g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 affetti. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 ve halim&#8221; dir. &#8220;E\u011fer Allah yapt\u0131klar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden insanlar\u0131 hemen cezaland\u0131rsayd\u0131, yery\u00fcz\u00fcnde hi\u00e7 bir canl\u0131 yarat\u0131k b\u0131rakmazd\u0131&#8221;. (F\u00e2t\u0131r, 35\/45) Art\u0131k \u00fcmitsiz olmak, k\u00f6t\u00fc zanna d\u00fc\u015fmek caiz de\u011fildir.<\/p>\n<p>O g\u00fcn sebat eden veya ka\u00e7anlar\u0131n say\u0131s\u0131 ve kimlikleri hakk\u0131ndaki haberler \u00e7e\u015fitlidir. Muhammed b. \u0130shak&#8217;\u0131n nakline g\u00f6re \u00fc\u00e7te birisi yaral\u0131, \u00fc\u00e7te biri bozguna u\u011fram\u0131\u015f, \u00fc\u00e7te biri de sebat etmi\u015f. Bozguna u\u011frayanlar hakk\u0131nda da ihtilaf vard\u0131r. Denilmi\u015f ki bir k\u0131sm\u0131 Medine&#8217;ye kadar vard\u0131 ve Resulullah&#8217;\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc haber verdi. Bu, Sa&#8217;d b. Osman idi. Ondan sonra daha baz\u0131lar\u0131 gelmi\u015f, kad\u0131nlar\u0131n\u0131n yanlar\u0131na girmi\u015flerdi. Kad\u0131nlar bunlara: &#8220;Demek Peygamber&#8217;den ka\u00e7\u0131yorsunuz ha!&#8221; diyorlar ve y\u00fczlerine toprak sa\u00e7\u0131yorlar, &#8220;Burada \u00f6reke var, al da iplik b\u00fck.&#8221; diye hakaret ediyorlard\u0131. Di\u011fer taraftan denilmi\u015ftir ki, m\u00fcsl\u00fcmanlar da\u011fdan ileri ge\u00e7mediler. &#8220;Keffal Tefsiri&#8221;nin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re bu konudaki b\u00fct\u00fcn haberlerden \u00f6zetle anla\u015f\u0131labilen \u015fudur ki: Baz\u0131lar\u0131 d\u00f6nm\u00fc\u015f ve uzakla\u015fm\u0131\u015f. Bunlar\u0131n kimisi Medine&#8217;ye, kimisi de di\u011fer tarafa gitmi\u015ftir. Fakat \u00e7o\u011fu da\u011f taraf\u0131nda kalm\u0131\u015flar ve orada toplanm\u0131\u015flar, bunlar\u0131n yan\u0131nda Hazreti \u00d6mer de vard\u0131. Ancak bunun ba\u015flang\u0131\u00e7larda olmad\u0131\u011f\u0131, bir de uza\u011fa gitmeyip da\u011f\u0131n \u00fczerinde Resulullah&#8217;\u0131n oraya \u00e7\u0131kmas\u0131na kadar kald\u0131\u011f\u0131 muhakkakt\u0131r. Ebu Hayyan Tefsiri&#8217;nde nakledilmi\u015ftir ki, Hazreti \u00d6mer, bir cuma g\u00fcn\u00fc hutbeye \u00e7\u0131km\u0131\u015f, \u00c2l-i \u0130mran s\u00fbresini okumu\u015ftu ve ismi ge\u00e7en (Hz. \u00d6mer) hutbesinde \u00c2l-i \u0130mran s\u00fbresini okumaktan ho\u015flan\u0131rd\u0131. \u0130\u015fbu &#8220;Sizden y\u00fcz \u00e7evirenler&#8230;&#8221; \u00e2yetine gelince demi\u015ftir ki: &#8220;Uhud g\u00fcn\u00fc biz bozulduk, ben ge\u00e7tim da\u011fa \u00e7\u0131kt\u0131m, kendimi g\u00f6r\u00fcyordum ki, da\u011f ke\u00e7ileri gibi s\u0131\u00e7r\u0131yordum, insanlar da, &#8216;Muhammed \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc&#8217; diyorlard\u0131. Ben de, &#8216;Muhammed \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc diyen bir kimse bulursam her halde \u00f6ld\u00fcr\u00fcr\u00fcm&#8217; dedim. Nihayet da\u011f\u0131n \u00fczerinde topland\u0131k. Bunun \u00fczerine bu ayetin tamam\u0131 indi.&#8221; Yine Keffal Tefsiri&#8217;nde ve Raz\u00ee Tefsiri&#8217;nde yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, Hazreti Osman da Ensar&#8217;dan Sa&#8217;da ve Ukbe ad\u0131nda iki ki\u015fi ile beraber bozulmu\u015flar, hatta uzak bir yere kadar gitmi\u015fler, \u00fc\u00e7 g\u00fcn sonra d\u00f6nm\u00fc\u015fler, Hz. Peygamber (s.a.v.) de, &#8220;uzak\u00e7a gittiniz&#8221; buyurmu\u015ftur. Bir g\u00fcn Hz. Fat\u0131ma, Hz. Ali&#8217;ye: &#8220;Osman ne yapt\u0131?&#8221; diye sormu\u015f, o da ismi ge\u00e7en (Osman&#8217;\u0131) eksiklemi\u015f, Peygamber&#8217;imiz (s.a.v.) de, &#8220;Ey Ali, k\u0131z karde\u015flerin kocalar\u0131 birbirlerini sevme hususunda beni yordular.&#8221; hitab\u0131yla kar\u015f\u0131lam\u0131\u015ft\u0131r. Sebat edenlere gelince: Bunlar nihayet ond\u00f6rt ki\u015fi idiler ki, Muhacirler&#8217;den Ebu Bekir, Ali, Abdurrahman b. Avf, Sa&#8217;d b. Ebi Vakkas, Talha b. Ubeydullah, Ebu Ubeyde b. el-Cerrah, Z\u00fcbeyr b. el-Avvam. Ensar&#8217;dan Hubab b. el-M\u00fcnzir, Ebu Ducane, \u00c2s\u0131m b. S\u00e2bit, H\u00e2ris b. es-S\u0131mma, Sehl b. Huneyf, \u00dcseyd b. Hudayr, Sa&#8217;d b. Muaz&#8217;d\u0131r. S\u00f6yleniyor ki, o g\u00fcn bunlardan sekizi Resulullah ile \u00f6l\u00fcm \u00fczerine andla\u015fm\u0131\u015flard\u0131. \u00dc\u00e7\u00fc Muhacirlerden: Ali, Talha, Z\u00fcbeyr. Be\u015fi de Ensar&#8217;dan: Ebu D\u00fccane, Haris b. es-S\u0131mma; Hubab b. el-M\u00fcnzir, As\u0131m b. Sabit, Sehl b. Huneyf idi. Allah&#8217;\u0131n izniyle hi\u00e7 biri \u00f6ld\u00fcr\u00fclmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>156-\u015eu halde Ey m\u00fcminler, o k\u00fcfredenler ve sefere \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 veya gazi olmaya gittikleri zaman karde\u015fleri i\u00e7in bizim yan\u0131m\u0131zda olsalard\u0131 \u00f6lmezlerdi ve \u00f6ld\u00fcr\u00fclmezlerdi, diyenler gibi olmay\u0131n\u0131z, k\u00e2firlere benzemekten sak\u0131n\u0131n\u0131z, onlar\u0131n sefer ve sava\u015f\u0131, ger\u00e7ekten \u00f6l\u00fcm sebebi kabul edip de b\u00f6yle s\u00f6ylemeleri, Allah&#8217;\u0131n, o telakki (kabullenme)yi kalblerinde b\u00fcy\u00fck bir hasret k\u0131lmas\u0131 i\u00e7indir. Yani o inan\u0131\u015f\u0131n neticesi kalplerin, sonsuza dek hasrette kalmas\u0131d\u0131r. Bir kerre \u00f6l\u00fcm ve \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeyi bu gibi sebeplere ba\u011flayanlar ve daha ilerisini d\u00fc\u015f\u00fcnmeyenler i\u00e7in teselliye imkan yoktur. Art\u0131k olan olmu\u015f ve &#8220;ah ke\u015fke g\u00f6ndermeseydik&#8221; diye hasret \u00e7ekmekten ba\u015fka bir \u015fey kalmam\u0131\u015ft\u0131r. Bunlara, onu yasaklamad\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 kendilerini \u00f6l\u00fcme sebep olmu\u015f bir katil gibi d\u00fc\u015f\u00fcnerek (farzederek) pi\u015fmanl\u0131ktan ba\u015fka bir \u015fey d\u00fc\u015fmez. \u0130kinci olarak, bu inan\u0131\u015f, sefer ve harpten y\u0131lmaya ve onlar\u0131n b\u00fcy\u00fck faydalar\u0131ndan mahrum kalmaya ve d\u00fc\u015fman\u0131n istilas\u0131na u\u011fray\u0131p her felakete ba\u015f e\u011fmeye sebep olur ki, bu da ebed\u00ee b\u00fcy\u00fck bir hasrettir. Halbuki hayat\u0131 da, \u00f6l\u00fcm\u00fc de veren Allah&#8217;t\u0131r. Allah \u00f6ld\u00fcrece\u011fi zaman seferde de \u00f6ld\u00fcr\u00fcr, hazarda da; harpte de \u00f6ld\u00fcr\u00fcr, sulhte de. Nice sefere \u00e7\u0131kanlar vard\u0131r ki, b\u00fcy\u00fck b\u00fcy\u00fck k\u00e2rlar, istifadelerle sa\u011f ve salim d\u00f6nerler gelirler. Nice sava\u015fa gidenler vard\u0131r ki, b\u00fcy\u00fck zaferlerle d\u00f6nerler. Allah \u00f6ld\u00fcrmeyince kimse \u00f6lmez, hem de Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6r\u00fcr. M\u00fcminler bunu bilmeli ve k\u00e2firlere benzememelidirler.<\/p>\n<p>157- \u015eayet Allah yolunda \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcr veya \u00f6l\u00fcrseniz hi\u00e7 \u015f\u00fcphe etmeyiniz ki Allah&#8217;tan bir ma\u011ffiret (affetme) ve rahmet herhalde o k\u00e2firlerin \u00f6m\u00fcrleri boyunca toplayacaklar\u0131 \u015feylerden hay\u0131rl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>158- Ba\u015fkas\u0131na de\u011fil, ancak Allah&#8217;a ha\u015frolunacaks\u0131n\u0131z. Ona sevkolunup, onun huzurunda toplanacaks\u0131n\u0131z, m\u00fckafat\u0131n\u0131z\u0131 ve cezan\u0131z\u0131 ondan alacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>M\u00fcminlere vaki olan bu hat\u0131rlatmadan sonra Resulullah&#8217;\u0131n \u015fan\u0131na, haklar\u0131na ve g\u00f6revlerine ili\u015fkin olarak hitap renklendirilerek \u015fu ayet irad buyuruluyor:<\/p>\n<p>159- \u015eimdi ey Muhammed! \u015eu il\u00e2h\u00ee nimete \u00f6zellikle \u015f\u00fckretmelidir ki, Allah kat\u0131ndan b\u00fcy\u00fck bir rahmet ile yarat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fun g\u00fczel ahlak gere\u011fince sen onlara yumu\u015fak, nazik bulundun, azarlamay\u0131 hak ettikleri halde kusurlar\u0131n\u0131 y\u00fczlerine vurup da sert muamele etmedin. Yoksa sen huysuz, kat\u0131 kalpli biri olsayd\u0131n hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz etraf\u0131ndan darmada\u011f\u0131n olurlar, seni b\u0131rak\u0131p ka\u00e7t\u0131ktan sonra bir daha ba\u015f\u0131na toplanmazlard\u0131. Bu ise en b\u00fcy\u00fck bir felaket olurdu. Bundan dolay\u0131 peygamberlik haklar\u0131yla ilgili kusurlar\u0131n\u0131 affet, ve Allah haklar\u0131n\u0131 Allah affetti\u011finden, onlar i\u00e7in isti\u011ffar et ve i\u015fde onlarla isti\u015fare et. Yani vahy gelmeyip rey ve ictihada dayanan, sava\u015f gibi, genel i\u015flere ili\u015fkin durumlarda onlar\u0131n oyunu al ki emir, iyili\u011fi emir olsun. M\u00fc\u015favereden sonra karar verip azmetti\u011fin zaman da Allah&#8217;a dayan ve itimad et, icrada gev\u015feklik etme. Muhakkak Allah tevekk\u00fcl edenleri sever.<\/p>\n<p>&#8220;M\u00fc\u015favere&#8221;, \u015fivar, me\u015fv\u00fcre, me\u015fvere, me\u015fure, dan\u0131\u015f\u0131p i\u015faret almak, yani rey (oy) almak demektir. Toplan\u0131p me\u015fveret eden cemaate de &#8220;\u015f\u00fbr\u00e2&#8221; denilir ki, bu da esas itibar\u0131yla \u00f6b\u00fcrleri gibi masdard\u0131r. Arap dilinde &#8220;i\u015faret&#8221; diye ile s\u0131laland\u0131\u011f\u0131 (kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131) zaman, dilimizde me\u015fhur oldu\u011fu \u00fczere el veya g\u00f6z, ka\u015f ile \u00eem\u00e2 (i\u015faret etme) m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fi gibi, diye ile s\u0131laland\u0131\u011f\u0131 zaman da emretmek, oy vermek m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. M\u00fc\u015favere i\u015fte bu m\u00e2n\u00e2da i\u015faret almak i\u00e7indir. \u0130\u015ftikak (t\u00fcreme) bak\u0131m\u0131ndan i\u015f bu m\u00fc\u015favere ve i\u015faret, ar\u0131 kovan\u0131ndan bal almak m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan veya sat\u0131l\u0131k hayvan\u0131 g\u00f6stermek veya anlamak i\u00e7in at pazar\u0131nda binip ko\u015fturmak m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Afv&#8221; ve &#8220;isti\u011ffar&#8221; emirlerinden olan &#8220;\u0130\u015fte onlarla isti\u015fare et.&#8221; buyurulmas\u0131nda dikkati \u00e7eken bir tak\u0131m n\u00fckteler ve hikmetler vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Peygamber&#8217;in onlarla m\u00fc\u015faveresi, \u015fanlar\u0131n\u0131n y\u00fcksekli\u011fini ve payelerinin terfiini (y\u00fckseltilmesini) gerektirir. Bu da onlar\u0131n sevgilerinin artmas\u0131na sebep olur. M\u00fc\u015favereye tenezz\u00fcl edilmemesi ise bir \u00e7e\u015fit hakareti i\u00e7erir ki, bundan da k\u00f6t\u00fc huy ve huysuzluk meydana gelir. Bunun sonucu ise, &#8220;etraf\u0131ndan da\u011f\u0131l\u0131rlard\u0131&#8221; s\u00f6z\u00fcyle a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu a\u00e7\u0131dan Peygamber&#8217;e ait m\u00fc\u015favere, bir kalp hat\u0131r\u0131 almay\u0131 i\u00e7erir.<\/p>\n<p>2- (\u00c2l-i imran, 3\/79), (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/104), (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/110) emirleri i\u015faretince Muhammed aleyhisselam\u0131n g\u00f6nderilmesi b\u00fct\u00fcn insanlar i\u00e7in uyulacak, \u00f6rnek al\u0131nacak bir \u00fcmmet te\u015fkilini hedef ald\u0131\u011f\u0131ndan, Hz. Muhammed&#8217;in ashab\u0131n\u0131n en y\u00fcksek bir siyas\u00ee terbiye kazanmas\u0131 Allah&#8217;\u0131n iste\u011fi idi. B\u00f6yle bir terbiye ise &#8220;Allah taraf\u0131ndan bir rahmet ile&#8221; \u00e2yetinin delaletince s\u0131f il\u00e2h\u00ee rahmet olan Hz. Muhammed&#8217;in m\u00fc\u015favere mektebinde al\u0131nabilirdi. Hz. Muhammed&#8217;in terbiye ve talim g\u00f6rm\u00fc\u015f ashab\u0131, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 terbiye edebilecek \u015fekilde yeti\u015fecekler, sonra da &#8220;Ashab\u0131m y\u0131ld\u0131zlar gibidir. Hangisine uyarsan\u0131z do\u011fru yolu bulursunuz&#8221; nebev\u00ee hadisi m\u00e2n\u00e2s\u0131nca, Allah&#8217;\u0131n emriyle nice toplumlar ve Allah&#8217;a lay\u0131k\u0131yla kulluk etmeye \u00e7al\u0131\u015fanlar yeti\u015ftireceklerdi. Buna ise her \u015feyden \u00f6nce pek b\u00fcy\u00fck bir c\u00f6mertlik ve nezaketi i\u00e7eren bir ahlak\u00ee kemal ve rabb\u00e2n\u00ee irfan gerekli idi ki; i\u015fte esas\u0131, il\u00e2h\u00ee bir vergi ve meyveleri ve inki\u015faflar\u0131 be\u015fere ait \u00e7al\u0131\u015fma, kazanma olan bu ahl\u00e2k\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 te\u015fekk\u00fcr hitab\u0131yla ve geli\u015fmeleri iyiliksever emriyle g\u00f6sterildikten sonra, o irfan (anlay\u0131\u015f)\u0131n \u00f6\u011fretim ve temrin (al\u0131\u015ft\u0131rmas)i i\u00e7in de buyurulmu\u015ftur. Bu bak\u0131mdan da Peygamber&#8217;in m\u00fc\u015faveresi bir terbiye s\u0131rr\u0131n\u0131 ve uyma hikmetini i\u00e7ine al\u0131r.<\/p>\n<p>3- Esasen Peygamber&#8217;imiz, Uhud olay\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131nda m\u00fc\u015favere etmi\u015fti. Peygamber&#8217;imiz, Medine&#8217;den \u00e7\u0131k\u0131lmamas\u0131 taraf\u0131na meyletti\u011fi halde, onlar \u00e7\u0131k\u0131lmas\u0131 reyinde bulunmu\u015flard\u0131. \u00c7\u0131k\u0131l\u0131nca da olanlar oldu. \u015eu halde bundan sonra Peygamber onlarla m\u00fc\u015favereyi terk ederse, o m\u00fc\u015favereden dolay\u0131 kalbinde bir \u00fcz\u00fcnt\u00fc bulundu\u011funa delalet ederdi. Bunun i\u00e7in, bu olaydan sonra m\u00fc\u015favere emri a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilmi\u015ftir ki, Peygamber&#8217;in kalbinde bu olaydan b\u00f6yle bir eser bulunmad\u0131\u011f\u0131 ve m\u00fc\u015favere hususunda \u00fcz\u00fcnt\u00fc caiz olmay\u0131p, tam bir emniyet ile hareket edilmesi gerekti\u011fi ve iyi niyetle vaki olan ictihad\u00ee reyden dolay\u0131, sonunda hata ortaya \u00e7\u0131ksa bile, ba\u015f\u0131nda mesuliyet olmayaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olsun.<\/p>\n<p>4- M\u00fcnaf\u0131klar\u0131n ba\u015f\u0131 Abdullah b. \u00dcbeyy m\u00fc\u015favereye sokulmu\u015f oldu\u011fu halde, m\u00fc\u015favere ahl\u00e2k\u0131n\u0131 tan\u0131m\u0131yarak ve tahakk\u00fcm fikrine kap\u0131larak en m\u00fc\u015fk\u00fcl (zor, kritik) bir zamanda i\u015fe kar\u0131\u015fma ve m\u00fcdahele h\u0131rs\u0131yla, &#8220;Bize i\u015ften bir hisse var m\u0131?&#8221;, &#8220;Bize bu i\u015ften bir\u015fey olsayd\u0131&#8230;&#8221; dediklerinden dolay\u0131, cevab\u0131ndan sonra buyurulmas\u0131nda; hem \u0130sl\u00e2m siyasetinin tehakk\u00fcm ve istibdad fikrinden uzak bir iyiliksever ruh ve ahl\u00e2ka dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131, hem de bu iyilikseverli\u011fin, tevhid esas\u0131na ve ihlas fikrine ayk\u0131r\u0131 a\u00e7\u0131k veya gizli bir \u015firk ve i\u015frak (Allah&#8217;a ortak ko\u015fmay)a varan bir i\u015fe kat\u0131lma durumunda olmamas\u0131n\u0131n gere\u011fini ayr\u0131ca bir hat\u0131rlatmad\u0131r. \u015eu halde &#8220;onlar\u0131 i\u015fe ortak et&#8221; buyurulmay\u0131p da buyurulmas\u0131, m\u00fcnaf\u0131klara bir reddi ve m\u00fc\u015faverenin metnindeki emir birli\u011fini bozmaya de\u011fil, d\u00fc\u015f\u00fcnme ve a\u00e7\u0131klamaya y\u00f6nelmi\u015f olmas\u0131 gerekti\u011fini de i\u00e7erir ve \u00e2yetin ba\u015f\u0131nda sonunda y\u00fcksek h\u00fckm\u00fcyle b\u00fct\u00fcn i\u015flerin Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fclmesi de bu tevhid noktas\u0131n\u0131 bildirir. Bundan ise \u015fu neticeyi al\u0131r\u0131z ki, \u0130sl\u00e2m \u015furas\u0131 (dan\u0131\u015fma kurulu)n\u0131n g\u00f6revi, yaln\u0131z kendi arzu ve isteklerini ifade eden reylerini g\u00f6stermek de\u011fil, olaylarda Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131n genel \u00e7\u0131karlar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan hakk\u0131 ara\u015ft\u0131rmakla o konuda akl\u00ee ve nakl\u00ee delillerden amel edilir olmas\u0131 gereken Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc tayin etmektir. Bu \u015fekildedir ki ortaya \u00e7\u0131kacak olan irade, tatbikte hi\u00e7bir k\u0131ymeti olmayan yaln\u0131z be\u015fer\u00ee istekler de\u011fil, vaki&#8217;de ger\u00e7ekle\u015fecek olan il\u00e2h\u00ee iradeyi temsil ve ona uyarak faydal\u0131 bir \u015fekilde h\u00fck\u00fcm icra edebilir. Burada insan iradesinin hi\u00e7 h\u00fckm\u00fc yok denemez. Fakat ilmin iradeye tabi olmas\u0131yla, iradenin ilme tabi olmas\u0131 aras\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir fark bulundu\u011funu unutmamak gerekir. \u015eu halde \u015f\u00fbr\u00e2, her \u015feyden \u00f6nce, ilm\u00ee bir fikir ile hakk\u0131 ara\u015ft\u0131rmak ve il\u00e2h\u00ee iradenin tecellilerine uymak ve c\u00fcz&#8217;\u00ee iradelerini, kendi temennilerini ortaya \u00e7\u0131karmaya de\u011fil, Hakk&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131klamak ve tayine sarf etmek gerekir. Yoksa ortada m\u00fc\u015favere de\u011fil, \u00e7e\u015fitli iradelerin \u00e7eki\u015fme ve m\u00fccadelesi cereyan eder ve bu m\u00fcnaka\u015fa, hak ve hay\u0131r fikri ile Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne d\u00f6nd\u00fcr\u00fclmedik\u00e7e \u00e7e\u015fitli f\u0131rkalar\u0131n \u00e7arp\u0131\u015fmas\u0131, batmas\u0131 gerekli olur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fbu m\u00fc\u015favere emrinin v\u00fccub (farz)mu, yoksa nedb (mendub)mi ifade etti\u011fi hakk\u0131nda \u00e2limlerin ihtilaf\u0131 vard\u0131r. \u0130mam \u015eafi\u00ee hazretleri mendub oldu\u011funu kabul etmi\u015fse de, zahir olan farzd\u0131r. Fakat tefsircilerin ve bilginlerin ittifak\u0131 vard\u0131r ki, Allah kat\u0131ndan vahy inmi\u015f olan hususlarda Peygamber&#8217;in \u00fcmmeti ile m\u00fc\u015favere etmesi caiz de\u011fildi. \u00c7\u00fcnk\u00fc nass kar\u015f\u0131s\u0131nda rey ve k\u0131yas bat\u0131ld\u0131r; mevrid-i nass (nass\u0131n geldi\u011fi yer)de ictihada mesa\u011f (izin, ruhsat) olmad\u0131\u011f\u0131 malumdur. Nass olmayan hususlara gelince, her \u015feyde m\u00fc\u015favere caiz midir, de\u011fil midir? Bir\u00e7ok bilginler ve tefsirciler i\u015fbu emrinin, harbe mahsus oldu\u011fu fikrindedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc vahiy bulunan hususlarda m\u00fc\u015favere caiz olmad\u0131\u011f\u0131 kesinlikle bilindi\u011finden deki &#8220;el-Emru&#8221; kelimesinin &#8220;elif-l\u00e2m&#8221;\u0131n\u0131n isti\u011frak (genelleme) i\u00e7in olmad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla ahd i\u00e7in oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar. Bu \u00e2yette ge\u00e7mi\u015f olan bilinen emir ise, harp ve d\u00fc\u015fmanla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya gelmektir. \u015eu halde emirin de buna tahsis edilmesi olmas\u0131 gerekir. Fakat di\u011fer \u00e2limler ise, el-emr&#8217;in \u00e2mm (genel) oldu\u011fu ve ancak nass (kesin dini delil)&#8217;\u0131n geldi\u011fi hususlara tahsis edilmi\u015f ve buna g\u00f6re geri kalanlarda genel bir \u015fekilde h\u00fcccet (delil) olarak kalm\u0131\u015f oldu\u011fu fikrindedir. Ger\u00e7ekte emri, harbe mahsus olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, buradaki de \u00f6yle olmas\u0131 gerekir. Delillerin gelmesinden sonra ihtilaf edenler ve Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131na iman etmeyenler aleyhinde gelen \u00e2yetlerin, nass\u0131n geldi\u011fi yerde ictihad\u0131n caiz olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterdikleri ve daha a\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131 nass kar\u015f\u0131s\u0131nda ictihad, Allah&#8217;\u0131n emri kar\u015f\u0131s\u0131nda rey ve k\u0131yas ile isyan eden mel&#8217;\u00fbn (lanetlenmi\u015f) \u0130blis&#8217;in hali oldu\u011fu malumdur. \u015eu halde meselenin ruhu, vahye mazhar olan Resulullah&#8217;\u0131n din i\u00e7inde ictihadla da g\u00f6revli olup olmad\u0131\u011f\u0131 meselesidir. Peygamber i\u00e7in ictihad\u0131 caiz g\u00f6rmeyenler, m\u00fc\u015faverenin harp i\u015fi gibi s\u0131rf d\u00fcnya ile ilgili olan hususlara ait oldu\u011funa inanm\u0131\u015flard\u0131r. Halbuki Usul \u0130lmi&#8217;nde sahih olan \u015fudur ki,Resulullah vahyi bekler ve vahy gelmeyen hususlarda rey ve ictihad\u0131yla amel ederdi. Ve bu ictihadda ba\u015flang\u0131\u00e7ta hata da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir, ancak hata olursa vahy ile d\u00fczeltilir, devam etmezdi. Peygamber&#8217;in ictihad\u0131n\u0131n, di\u011fer ictihadlardan fark\u0131 bu idi. Yoksa Cenab-\u0131 Allah &#8220;\u0130\u00e7lerinden i\u015fin i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc ara\u015ft\u0131r\u0131p \u00e7\u0131karanlar, onun ne oldu\u011funu bilirlerdi.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/83) diye m\u00fcctehid \u00e2limleri \u00f6\u011fm\u00fc\u015f ve &#8220;Ey ak\u0131l sahipleri ibret al\u0131n.&#8221; (Ha\u015fr, 59\/2) diye basiret kullanmak ile istibar (ibret alma) ve k\u0131yas\u0131 da emretmi\u015fken, basiret sahiplerinin efendisi olan, ak\u0131l ve zekas\u0131 herkesin \u00fcst\u00fcnde bulunan Resulullah&#8217;\u0131n bu naslardan hari\u00e7 olamayaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u015eu halde Resulullah, vahy inmeyince ictihadla g\u00f6revliydi. \u0130ctihad ise m\u00fcbahase (kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 konu\u015fma) ve m\u00fcnazara (ilm\u00ee tart\u0131\u015fma) ile kuvvet bulaca\u011f\u0131 i\u00e7in, vahyin gelmesinin d\u0131\u015f\u0131nda m\u00fc\u015favere ile de g\u00f6revli olmu\u015ftur. Rivayet edilmi\u015ftir ki i\u015fbu indi\u011fi zaman Resulullah \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;Biliniz ki, Allah ve Resul\u00fc m\u00fc\u015favereden herhalde m\u00fcsta\u011fnidirler ve fakat Allah Te\u00e2l\u00e2 bunu benim \u00fcmmetime bir rahmet k\u0131ld\u0131. Onlardan her kim isti\u015fare ederse do\u011fru yoldan mahrum kalmaz. Her kim de terk ederse hatadan kurtulmaz&#8221;. Di\u011fer bir hadis-i \u015ferifte de: &#8220;M\u00fc\u015favere eden bir toplum, herhalde i\u015flerinin en do\u011frusuna muvaffak olur.&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bunlardan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, burada Peygamber&#8217;e hitap olarak gelen &#8220;ve\u015f\u00e2virh\u00fcm&#8221; (onlarla m\u00fc\u015favere et) emri, yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, bir \u00e7ok faydalar\u0131 i\u00e7ermekle beraber, bunun sebebi ve as\u0131l hikmeti, \u00fcmmetini \u00f6\u011fretim ve terbiyesi i\u00e7in gelmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. \u015eu halde Peygamber i\u00e7in m\u00fc\u015favere mendub da olsa, \u00fcmmet i\u00e7in vacibtir. Nitekim di\u011fer bir \u00e2yette &#8220;\u0130\u015fleri, aralar\u0131nda dan\u0131\u015fma iledir.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/38) buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>160-161-Bu noktada Resulullah&#8217;a hitabdan m\u00fcminlere s\u00f6z\u00fc \u00e7evirerek buyuruluyor ki: &#8220;E\u011fer Allah size yard\u0131m ederse size galip gelecek yoktur. E\u011fer sizi yard\u0131ms\u0131z b\u0131rak\u0131rsa ondan sonra size yard\u0131m edecek olan kimdir?&#8221; &#8220;Hizl\u00e2n&#8221; muhtac\u0131, tam ihtiyac\u0131 s\u0131ras\u0131nda b\u0131rak\u0131vermektir. Bedir vakas\u0131 birinci f\u0131rkan\u0131n, Uhud vakas\u0131 da ikinci f\u0131rkan\u0131n misalleridir. Ger\u00e7i Uhud&#8217;da Cenab-\u0131 Allah m\u00fcminleri peri\u015fan b\u0131rakmam\u0131\u015ft\u0131r. Fakat Bedir gibi tam yard\u0131m da bah\u015fetmemi\u015f ve bu \u015fekilde Allah&#8217;\u0131n yard\u0131ms\u0131z b\u0131rakman\u0131n deh\u015fetini takdir ettirecek bir imtihan yapm\u0131\u015f oldu\u011fundan, bu da ikinci f\u0131rkay\u0131 tecr\u00fcbeyle takdir etmek i\u00e7in yeterli \u00f6rnek olmu\u015ftur. \u015eu halde m\u00fcminler de ancak Allah&#8217;a tevekk\u00fcl etsinler, yaln\u0131z ona dayans\u0131nlar.<\/p>\n<p>\u0130mam Fahruddin R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;Tevekk\u00fcl baz\u0131 cahillerin zannetti\u011fi gibi, insan\u0131n kendini ihmal etmesi demek de\u011fildir. B\u00f6yle olsayd\u0131 m\u00fc\u015favere emri, tevekk\u00fcle engel olurdu. Tevekk\u00fcl insan\u0131n zahir\u00ee (g\u00f6r\u00fcn\u00fcr) sebeplere uymas\u0131 ve fakat kalbini onlara ba\u011flamay\u0131p Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n, korumas\u0131na dayanmas\u0131 demektir&#8230;&#8221; Ok\u00e7ular, merkezi terkedip ganimete ko\u015fmalar\u0131na sebep olarak, &#8220;Resulullah herkesin ald\u0131\u011f\u0131 kendisinin olsun der de ganimetleri taksim etmez diye korktuk, nitekim Bedir&#8217;de taksim etmemi\u015fti.&#8221; demi\u015fler, Resul-i Ekrem de:<\/p>\n<p>&#8220;Demek ki ganimetleri size taksim etmeyece\u011fiz de hainlik yapaca\u011f\u0131z zannettiniz.&#8221; buyurmu\u015ftu. Bu sebeple Peygamber&#8217;in \u015f\u00e2n\u0131n\u0131 tenzih ve hainli\u011fin Allah&#8217;\u0131n gazab\u0131n\u0131 \u00e7eken b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnah oldu\u011funu ve cezas\u0131z kalmayaca\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in \u015fu \u00e2yetler inmi\u015ftir: . Gul\u00fbl = &#8220;, ganimet mal\u0131ndan gizli bir \u015fey a\u015f\u0131rmak, emanete hiyanet etmektir ki, genelde devlet mallar\u0131nda su-i istimal (k\u00f6t\u00fcye kullanma) de bu t\u00fcrdendir. Resulullah, gul\u00fbl (hainli\u011f)i b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan saym\u0131\u015ft\u0131r ve bu konuda bir \u00e7ok hadisi \u015ferif vard\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak: &#8220;Her kim \u00fc\u00e7 \u015feyden uzak olarak ruhu cesedinden ayr\u0131l\u0131rsa cennete girer. Kibir, gurur, bor\u00e7&#8221; &#8220;\u0130pli\u011fi, i\u011fneyi de eda ediniz (veriniz), \u00e7\u00fcnk\u00fc k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde \u00e2r (utanma), n\u00e2r (ate\u015f) b\u00fcy\u00fck ay\u0131pt\u0131r. &#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>162- \u015eimdi Peygamber gibi Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 ard\u0131nda giden zat Allah&#8217;dan bir deh\u015fetli gazap (k\u0131zg\u0131nl\u0131k) ile d\u00f6nen ve varaca\u011f\u0131 yer cehennem olan haine benzer mi? O cehennem ne fena var\u0131\u015f yeridir. Hay\u0131r onlar e\u015fit olamazlar.<\/p>\n<p>163- O sevilen gurup ile o istenmeyen gurup Allah kat\u0131nda tabaka tabaka \u00e7e\u015fitlidirler, biri cennette, biri cehennemdedir ve Allah onlar\u0131n amellerinin derecelerini bilir, ona g\u00f6re sevap ve ceza verir.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu sevilen gurup ile sevilmeyen gurubun durumlar\u0131n\u0131 biraz a\u00e7\u0131klama ve Uhud olay\u0131ndan \u00fczg\u00fcn olan m\u00fcminleri teselli etme ve kalplerini takviye (kuvvetlendirme) konusunda \u00f6nce Resulullah&#8217;dan ba\u015flayarak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>164- Andolsun ki Allah, m\u00fcminlere kendilerinden, onlara kendi \u00e2yetlerini okuyan, onlar\u0131 ar\u0131nd\u0131ran ve onlara kitab ve hikmeti \u00f6\u011freten bir Peygamber g\u00f6ndermekle b\u00fcy\u00fck bir l\u00fctufta bulunmu\u015ftur. Oysa onlar, daha \u00f6nce apa\u00e7\u0131k bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7indeydiler.<\/p>\n<p>165- (Bedir&#8217;de d\u00fc\u015fman\u0131) iki kat\u0131na u\u011fratt\u0131\u011f\u0131n\u0131z bir musibet (Uhud&#8217;da) size \u00e7arp\u0131nca m\u0131: &#8220;Bu nereden&#8221; dediniz? De ki: &#8220;Bu ba\u015f\u0131n\u0131za gelen kendinizdendir&#8221;. \u015e\u00fcphesiz Allah her \u015feye k\u00e2dirdir.<\/p>\n<p>166-167- \u0130ki toplulu\u011fun kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnde ba\u015f\u0131n\u0131za gelen musibet de Allah&#8217;\u0131n izniyledir. Bu da m\u00fcminleri belirlemesi ve hem de m\u00fcnaf\u0131kl\u0131k yapanlar\u0131 ay\u0131rt etmesi i\u00e7indir. Ve onlara: &#8220;Geliniz, Allah yolunda sava\u015f\u0131n\u0131z veya (hi\u00e7 olmazsa) savunmaya ge\u00e7iniz.&#8221; denilmi\u015fti. Onlar ise: &#8220;Biz sava\u015fmas\u0131n\u0131 (veya sava\u015f olaca\u011f\u0131n\u0131) bilseydik arkan\u0131zdan gelirdik.&#8221; demi\u015flerdi. Onlar, o g\u00fcn, imandan \u00e7ok k\u00fcfre yak\u0131nd\u0131lar. kalblerinde olmayan\u0131 a\u011f\u0131zlar\u0131yla s\u00f6yl\u00fcyorlard\u0131. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.<\/p>\n<p>168- Kendileri oturup kald\u0131klar\u0131 halde karde\u015fleri i\u00e7in: &#8220;E\u011fer bize uysalard\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fclmezlerdi&#8221; dediler. Onlara de ki: &#8220;E\u011fer iddian\u0131zda do\u011fru iseniz, kendinizden \u00f6l\u00fcm\u00fc uzakla\u015ft\u0131r\u0131n\u0131z&#8221;.<\/p>\n<p>169- Allah yolunda \u00f6ld\u00fcr\u00fclenleri sak\u0131n \u00f6l\u00fcler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab&#8217;leri kat\u0131nda r\u0131z\u0131klanmaktad\u0131rlar.<\/p>\n<p>170- Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfundan verdi\u011fi nimetle sevin\u00e7lidirler. Arkalar\u0131ndan kendilerine ula\u015famayan kimselere de hi\u00e7 bir korku olmayaca\u011f\u0131n\u0131 ve \u00fcz\u00fclmeyeceklerini m\u00fcjdelemek isterler.<\/p>\n<p>171- Onlar, Allah&#8217;\u0131n nimetini, keremini ve Allah&#8217;\u0131n, m\u00fcminlerin ecrini zayi etmeyece\u011fini m\u00fcjdelerler.<\/p>\n<p>172- Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberi&#8217;nin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve gere\u011fince Allah&#8217;tan korkanlara b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat vard\u0131r.<\/p>\n<p>173- \u0130nsanlar onlara: &#8220;D\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131z size kar\u015f\u0131 ordu toplad\u0131, onlardan korkun.&#8221; dediklerinde, bu, onlar\u0131n iman\u0131n\u0131 art\u0131rd\u0131 ve \u015f\u00f6yle dediler: &#8220;Allah bize yeter. O ne g\u00fczel vekildir&#8221;.<\/p>\n<p>174- Bunun \u00fczerine kendilerine hi\u00e7 bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck dokunmadan Allah&#8217;\u0131n nimeti ve l\u00fctfuyla geri d\u00f6nd\u00fcler ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na uydular. Allah b\u00fcy\u00fck l\u00fctuf sahibidir.<\/p>\n<p>175- (Size o haberi getiren) ancak \u015feytand\u0131r, (sadece) kendi dostlar\u0131n\u0131 korkutabilir. Onlardan korkmay\u0131n, e\u011fer m\u00fcmin iseniz benden korkun.<\/p>\n<p>176- K\u00fcf\u00fcrde yar\u0131\u015fanlar seni \u00fczmesin. Onlar, Allah&#8217;a hi\u00e7 bir \u015fekilde zarar veremezler. Allah onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>177- \u0130man kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda inkar\u0131 sat\u0131n alanlar Allah&#8217;a hi\u00e7 bir zarar veremezler. Onlar i\u00e7in ac\u0131 bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>178- K\u00e2firler, kendilerine m\u00fchlet vermemizin, \u015fah\u0131slar\u0131 i\u00e7in hay\u0131rl\u0131 oldu\u011funu sanmas\u0131nlar. Biz onlara bu m\u00fchleti, ancak g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 art\u0131rs\u0131nlar diye veriyoruz. Onlar i\u00e7in al\u00e7alt\u0131c\u0131 bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>179- Allah, m\u00fcminleri i\u00e7inde bulundu\u011funuz \u015fu durumda b\u0131rakacak de\u011fildir, pisi temizden ay\u0131racakt\u0131r. Ve Allah sizi gayba vak\u0131f k\u0131lacak da de\u011fildir. Fakat Allah, peygamberlerinden diledi\u011fini se\u00e7ip (gayb\u0131 bildirir). O halde Allah&#8217;a ve peygamberlerine iman edin. E\u011fer iman eder ve g\u00fcnahlardan korunursan\u0131z, sizin i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat vard\u0131r.<\/p>\n<p>180- Allah&#8217;\u0131n, kendilerine l\u00fctfundan verdi\u011fi nimetlere kar\u015f\u0131 cimrilik edenler, bunun, kendileri i\u00e7in hay\u0131rl\u0131 oldu\u011funu sanmas\u0131nlar. Hay\u0131r o, kendileri i\u00e7in \u015ferdir. Cimrilik ettikleri \u015fey, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde boyunlar\u0131na dolanacakt\u0131r. G\u00f6klerin ve yerin miras\u0131 Allah&#8217;a aittir. Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>164- &#8220;Andolsun ki Allah, m\u00fcminlere, kendilerinden bir peygamber g\u00f6ndermekle b\u00fcy\u00fck bir l\u00fctufta bulunmu\u015ftur.&#8221; Bu, ne b\u00fcy\u00fck bir il\u00e2h\u00ee l\u00fctuftur. B\u00fct\u00fcn insanl\u0131k \u00e2lemine bir hidayet tarihi a\u00e7an ve \u00e2lemlere halis il\u00e2h\u00ee rahmet olan b\u00f6yle y\u00fcksek \u015fanl\u0131 bir Peygamber&#8217;in \u00fcmmeti olan ve \u00f6zellikle sohbet ve arkada\u015fl\u0131k \u015ferefiyle \u015fereflenmi\u015f bulunan m\u00fcminlere ne mutlu! \u00d6yle bir Resul ki onlara vahyi anlatarak Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini okur, il\u00e2h\u00ee bilgilere ula\u015ft\u0131r\u0131r ve bak\u0131\u015f g\u00fc\u00e7lerini terbiye eder. Onlar\u0131 \u0131slah ve tasfiye eder de amel\u00ee kuvvetlerini, ahl\u00e2klar\u0131n\u0131 tamamlat\u0131r (kemale erdirir), onlara kitab\u0131 ve hikmeti \u00f6\u011freterek Allah&#8217;a adamaya y\u00fckseltir. Kitap, \u015feriatin zahir durumlar\u0131na, hikmet de onun g\u00fczelliklerine ve Allah bilgilerine, s\u0131rlar\u0131na, hedeflerine ve faydalar\u0131na i\u015farettir. Halbuki bundan \u00f6nce a\u00e7\u0131k bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde bulunuyorlard\u0131.<\/p>\n<p>O cahiliyyet ve sap\u0131kl\u0131k birka\u00e7 sene i\u00e7inde birden bire bu y\u00fcksek hidayet ve hikmete d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcverdi. Ve bu \u015fekilde ge\u00e7mi\u015f as\u0131rlar tarihi kapan\u0131verdi. \u015eu halde buna \u00fcmmet olan m\u00fcminlere gev\u015feklik yak\u0131\u015f\u0131r m\u0131?<\/p>\n<p>165-Bu b\u00f6yle iken sizin iki kat\u0131n\u0131 isabet ettirdi\u011finiz bir musibet size isabet edince, (yani sizin musibetiniz d\u00fc\u015fman\u0131n\u0131z\u0131nkinin yar\u0131s\u0131 iken) &#8220;bu ba\u015f\u0131m\u0131za gelen musibet nereden?&#8221; dediniz. Bedir sava\u015f\u0131nda d\u00fc\u015fman yetmi\u015f \u00f6l\u00fc ve yetmi\u015f esir vermi\u015fti. Uhud&#8217;da da m\u00fcsl\u00fcmanlar hi\u00e7bir esir vermeyerek yetmi\u015f kadar \u015fehit verdiler. Bu \u00f6l\u00e7\u00fc ile m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n Uhud&#8217;daki kayb\u0131, m\u00fc\u015friklerin Bedir&#8217;deki kay\u0131plar\u0131n\u0131n yar\u0131s\u0131 kadard\u0131. Bir de m\u00fcsl\u00fcmanlar, m\u00fc\u015frikleri bir Bedir&#8217;de, bir de Uhud&#8217;un ba\u015flang\u0131c\u0131nda olmak \u00fczere iki kere bozguna u\u011fratm\u0131\u015flar, m\u00fcsl\u00fcmanlar ise bir kerecik bozulmu\u015flard\u0131. Bu itibarla da m\u00fc\u015friklerin u\u011frad\u0131klar\u0131 musibete bakarak m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n musibeti ikiye kar\u015f\u0131 bir demekti. Hem m\u00fc\u015friklerin musibetleri, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n Bedir ba\u015far\u0131lar\u0131 oldu\u011fu halde; m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n musibeti, m\u00fc\u015friklerin bir ba\u015far\u0131s\u0131 de\u011fildi. Bu ise m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n fazlaca \u00fcz\u00fcnt\u00fc ve hayretini gerektirmi\u015f ve bunu b\u00fcy\u00fcterek: &#8220;Bu nereden?&#8221; diye bir endi\u015feye dalm\u0131\u015flard\u0131. Bu soru, hadisenin ilm\u00ee bir bak\u0131\u015fla tetkik ve tenkidi i\u00e7in mesele ortaya atma kabilinden olabilirse de, di\u011fer taraftan m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n: &#8220;Muhammed&#8217;in vaadi tahakkuk etmedi, peygamber olsayd\u0131 bu musibetler olur muydu?&#8221; gibi \u015f\u00fcpheler ortaya atmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131klar\u0131ndan, burada m\u00fcmin halk\u0131n fikirlerinin bozulma ihtimali de vard\u0131. Buna g\u00f6re Cenab-\u0131 Allah, olay\u0131n haddinden fazla b\u00fcy\u00fct\u00fclm\u00fc\u015f oldu\u011funu kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmak suretiyle g\u00f6stererek sorusunun haks\u0131z ve yersiz oldu\u011funu soru \u00fcslubuyla hat\u0131rlatmak i\u00e7in (\u00c2li \u0130mran, 3\/140) mazmununa i\u015faret ederek, sevinci gibi kederleri de de\u011fi\u015fen bu \u00e2lemde, bu halin \u015fa\u015f\u0131lacak ve \u00fcz\u00fclecek bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131 tarz\u0131nda bir teselli etme cevab\u0131na i\u015faretle beraber, meselenin ger\u00e7ek cevab\u0131n\u0131 da a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in buyuruyor ki: Ey Muhammed cevap olarak \u015f\u00f6yle de: O sizin kendinizden oldu. Bunun sebebini ilk \u00f6nce d\u0131\u015farda de\u011fil, kendinizde, emre uymamak, merkezi terkedip ganimet h\u0131rs\u0131na d\u00fc\u015fmek gibi k\u00f6t\u00fc irade ve hareketinizde aramal\u0131s\u0131n\u0131z. \u015eu halde &#8220;bu nereden?&#8221; diye \u015fa\u015f\u0131p ve \u00fcz\u00fclece\u011finize, nefsinizi \u0131slah edip, gelecek i\u00e7in haz\u0131rlanmal\u0131s\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah her \u015feye k\u00e2dirdir. Kudret c\u00fcmlesinden olmak \u00fczere yolunda bulunanlara ba\u015far\u0131 ihsan etti\u011fi gibi, tersine gidenleri sefil de edebilir. Hatta gizli hikmetlerinden dolay\u0131, l\u00fctfunu kahr, kahr\u0131n\u0131 l\u00fctuf \u015feklinde g\u00f6sterebilir. Bunun i\u00e7in \u00fcz\u00fcnt\u00fcl\u00fc ve m\u00fcteessir olmakta m\u00e2n\u00e2 yoktur. Burada \u00f6nce olay\u0131n sebep ve kayna\u011f\u0131 kendileri oldu\u011fu ve bu \u015fekilde kullar\u0131n fiillerinin kendi iradelerine dayal\u0131 bulundu\u011fu tebli\u011f olunmakla beraber; bundan insan iradesinin, il\u00e2h\u00ee iradenin tersine olarak olaylarda m\u00fcstakil (ba\u011f\u0131ms\u0131z) oldu\u011funun zannedilmemesi, sebeplerin ve kullar\u0131n iradesinin tesirinin, Allah&#8217;\u0131n kudretine ve iradesinin ilgisine bor\u00e7lu ve ba\u011fl\u0131 bulundu\u011funun iyice anla\u015f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in ilavesinden sonra, do\u011frudan do\u011fruya m\u00fcminlere hitab\u0131 \u00e7evirmekle sorunun cevab\u0131 \u015fu \u015fekilde a\u00e7\u0131klan\u0131yor ki:<\/p>\n<p>166-167-Ey m\u00fcminler, iki ordunun (yani m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ordusuyla, m\u00fc\u015friklerin ordusunun) \u00e7at\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 o g\u00fcn her ne felaket isabet ettiyse, kendinizden olmakla beraber Allah&#8217;\u0131n izniyledir. \u00c7\u00fcnk\u00fc il\u00e2h\u00ee izin ve iradenin d\u0131\u015f\u0131nda herhangi bir olay\u0131n olmas\u0131na imkan yoktur. Demek ki, il\u00e2h\u00ee irade iki \u015fekilde ortaya \u00e7\u0131kar: Birisi cebr\u00ee (zorlay\u0131c\u0131) olan il\u00e2h\u00ee iradedir ki, hi\u00e7 bir sebep ve \u015fart ile ba\u011fl\u0131 olmayarak ilk defa ve do\u011frudan do\u011fruya ortaya \u00e7\u0131kar. Ve bu irade, r\u0131zay\u0131 da gerektirir. Bunda Cebbar (zorlay\u0131c\u0131) ism-i \u015ferifi hakimdir ve kullar\u0131n fiilleri \u0131zt\u0131rar\u00ee (zorunlu)dir. Biri de sebep, \u015fart ve kulun iradesi alt\u0131nda h\u00fckm\u00fcn\u00fc y\u00fcr\u00fctme \u015feklinde ortaya \u00e7\u0131kan il\u00e2h\u00ee iradedir ki, bu irade r\u0131zay\u0131 gerektirmez. Ancak sorumluluk kullara ait olmak \u00fczere fiille ilgili bir izni ifade eder. Buna ve \u00f6zellikle bunun z\u0131dd\u0131 r\u0131za olan\u0131na Kel\u00e2m bilginleri tahliye (serbest b\u0131rakma) de tabir etmi\u015flerdir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da \u00e7o\u011funlukla bu \u00e7e\u015fit icraya ait irade izin kelimesiyle ifade olunmu\u015ftur. Yasa\u011f\u0131n kalkmas\u0131 demek olan izin de r\u0131zay\u0131 gerektirmez. Ve bundan dolay\u0131 sorumlulu\u011fa z\u0131t olmaz. \u0130\u015fte burada karinesiyle buyurulmas\u0131 da bu kabildendir. Bunun i\u00e7in baz\u0131 tefsirciler bu izni, irade ile; baz\u0131lar\u0131 da tahliye ile tefsir etmi\u015flerdir ki maksad, bu iznin r\u0131za demek olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 da anlatmakt\u0131r.<\/p>\n<p>S\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131 vaad olunan il\u00e2h\u00ee zafer, mutlak ve zorunlu de\u011fildi. Sab\u0131r ve g\u00fcnahlardan sak\u0131nma gibi, kulun iradesi ile ilgili olan \u015fartlarla kay\u0131tl\u0131 idi. M\u00fcminler buna uymay\u0131p, iradelerini k\u00f6t\u00fcye kulland\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 musibet vaki oldu. Bununla beraber her \u015feye k\u00e2dir olan Allah z\u0131dd\u0131n\u0131 isteseydi, m\u00fcminlerin k\u00f6t\u00fc iradelerini ve m\u00fc\u015friklerin bundan istifade eden hareketlerini infaz etmez, musibeti, il\u00e2h\u00ee zorlamas\u0131 ile menedebilirdi; fakat etmedi, izin verdi ve b\u00f6ylece musibet olay\u0131 da ola\u011fan\u00fcst\u00fc s\u00fbrette de\u011fil de, normal bir \u015fekilde vuku buldu ki, bu \u00e2det, kullar\u0131n iradesini izin ile yerine getirme ve sorumluluk, il\u00e2h\u00ee s\u00fcnnetidir. O halde buna &#8220;nereden?&#8221; diye \u015fa\u015f\u0131p ve hayret edecek bir taraf yoktur. Tersine te\u015fekk\u00fcr etmek gerekir ki, r\u0131zaya tabi olan Resulullah&#8217;\u0131n ve beraberindeki bir ka\u00e7 zat\u0131n sab\u0131r ve takvalar\u0131 h\u00fcrmetine m\u00fc\u015friklerin sald\u0131r\u0131lar\u0131 durduruldu da yok olma tehlikesi \u00f6nlenmi\u015f oldu.<\/p>\n<p>\u015eunu da bilmeli ki musibet, Allah&#8217;\u0131n birtak\u0131m hikmetleri ile de beraber bulunan Allah&#8217;\u0131n izniyle beraber, bir de m\u00fcminleri bilmesi, (yani halk aras\u0131nda ay\u0131r\u0131p ortaya \u00e7\u0131karmas\u0131), ve m\u00fcnaf\u0131k olanlar\u0131 bilmesi, ay\u0131rt etmesi ve her ikisinin ona g\u00f6re ecir ve cezalar\u0131n\u0131 vermesi i\u00e7indir. Bunda, b\u00f6yle m\u00fcminleri se\u00e7mek ve m\u00fcnaf\u0131klar\u0131 ay\u0131rmak hikmetleri de vard\u0131r. O m\u00fcnaf\u0131klar ki, kendilerine geliniz Allah yolunda \u00e7arp\u0131\u015f\u0131n\u0131z veya kendinizi ve vatan\u0131n\u0131z\u0131 m\u00fcdafaa ediniz, yahut bizzat sava\u015fmazsan\u0131z, bari \u00e7ok kalabal\u0131k g\u00f6r\u00fcnerek d\u00fc\u015fmana g\u00f6z da\u011f\u0131 veriniz de ko\u011fulmas\u0131na hizmet ediniz, denildi de. \u0130bn\u00fc Abbas (r.a.) demi\u015ftir ki: &#8220;Bunlar Abdullah b. \u00dcbeyy ve arkada\u015flar\u0131d\u0131r.&#8221; \u00c7\u00fcnk\u00fc Uhud sava\u015f\u0131nda b\u0131rak\u0131p gitmi\u015flerdi. Abdullah b. Amr b. Haram da bunlara: &#8220;Size Allah&#8217;\u0131 hat\u0131rlat\u0131r\u0131m, Peygamberimizi ve kavminizi terkedip gitmeyiniz.&#8221; demi\u015f ve vuru\u015fmaya davet etmi\u015fti. Buna kar\u015f\u0131 biz sava\u015f olaca\u011f\u0131n\u0131 bilseydik, yahut sava\u015fmas\u0131n\u0131 bilseydik elbette size uyard\u0131k dediler ve bununla fesat (bozgunculuk) \u00e7\u0131karmak ve alay etmek istediler. Do\u011frusu o g\u00fcn onlar, imandan \u00e7ok k\u00fcfre yak\u0131n idiler. Zaten bunlar, a\u011f\u0131zlar\u0131yla kalplerinde olmayan\u0131 s\u00f6ylerler, (yani i\u00e7leri d\u0131\u015flar\u0131na uymaz). S\u00f6yledikleri kalplerinden gelmez. Bu onlar\u0131n her zamanki halleridir. O g\u00fcn de a\u011f\u0131zlar\u0131ndan iki \u015fey a\u00e7\u0131klad\u0131lar ki, kalplerinde yoktu. &#8220;Sava\u015f olaca\u011f\u0131n\u0131 bilmiyoruz, bilseydik uyard\u0131k.&#8221; dediler. Kalplerinde ise bunlar\u0131n ikisi de b\u00f6yle de\u011fildi. Onlar\u0131n kalplerinde ne saklad\u0131klar\u0131n\u0131 Allah daha iyi bilir.<\/p>\n<p>168- O m\u00fcnaf\u0131klar ki, harpten savu\u015fup oturarak karde\u015fleri (yani akrabalar\u0131) i\u00e7in: &#8220;Bizi dinlemi\u015f olsalard\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fclmezler, bizim gibi kurtulurlard\u0131.&#8221; dediler. Bunu diyenin de Abdullah b. \u00dcbeyy oldu\u011fu nakledilmi\u015ftir. Bu s\u00f6zde, \u00f6nce sava\u015ftan ka\u00e7\u0131rmak i\u00e7in te\u015fviklerde bulunduklar\u0131n\u0131 ikrar; ikinci olarak te\u015fvikleri dinlenilmedi\u011fi i\u00e7in g\u00fccendiklerini a\u00e7\u0131klama; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak \u00f6ld\u00fcr\u00fclenleri a\u015fa\u011f\u0131lama ve &#8220;oh olsun&#8221; diye \u00f6\u00e7 alma; d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak da eceli inkar vard\u0131r. Ta yukarda (\u00c2li \u0130mran, 3\/122) \u00e2yet-i kerimesindeki iki grup m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n y\u00fcz\u00fcnden az daha kalp zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcyorlard\u0131, Allah korudu. Ey Muhammed, bunlar\u0131 susturmak i\u00e7in de ki: &#8220;\u00d6yleyse haydi kendinizden \u00f6l\u00fcm\u00fc uzakla\u015ft\u0131r\u0131n bakal\u0131m?&#8221; Sizin kurtulman\u0131z\u0131n sebebi sava\u015ftan savu\u015fup oturman\u0131z oldu\u011fu ve size uyanlar\u0131n kurtulaca\u011f\u0131 iddias\u0131nda do\u011fru iseniz, bunu yapabilmeniz gerekir. Gelelim \u00f6ld\u00fcr\u00fclenlere:<\/p>\n<p>169-Ey hitap m\u00fcmk\u00fcn olan herhangi bir kimse, yahut Ey Muhammed! &#8220;Allah yolunda \u00f6ld\u00fcr\u00fclen kimseleri \u00f6l\u00fcler zannetme&#8221; . \u0130mam Ahmed b. Hanbel&#8217;in ve daha bir\u00e7oklar\u0131n\u0131n \u0130bn\u00fc Abbas hazretlerinden rivayet ettikleri bir hadis-i \u015ferifte Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Uhud&#8217;da karde\u015fleriniz \u015fehid olduk\u00e7a Allah Te\u00e2l\u00e2 onlar\u0131n ruhlar\u0131n\u0131 ye\u015fil ku\u015flar\u0131n i\u00e7lerine koydu ki, cennetin \u0131rmaklar\u0131ndan sulan\u0131rlar, meyvelerinden yerler ve Ar\u015f&#8217;\u0131n g\u00f6lgesinde as\u0131lm\u0131\u015f alt\u0131n kandillere giderler, istirahat ederler. Ne zaman ki yiyecek ve i\u00e7ecek yerlerinin ho\u015flu\u011funu ve uyuyacak yerlerinin g\u00fczel letafetini tadd\u0131lar, &#8216;Nolayd\u0131 Allah&#8217;\u0131n bize neler verdi\u011fini karde\u015flerimiz bilselerdi de cihaddan \u00e7ekinmeseler, sava\u015ftan gocunmasalard\u0131.&#8217; dediler. Allah Te\u00e2l\u00e2 da: &#8216;Taraf\u0131n\u0131zdan ben onlara bunu tebli\u011f ederim.&#8217; buyurdu ve bu \u00e2yetleri indirdi. Tirmiz\u00ee&#8217;nin &#8220;hasen&#8221;, Hakim ve di\u011ferlerinin &#8220;sahih&#8221; olarak Cabir b. Abdullah hazretlerinden tahric ettikleri bir hadis-i \u015ferifte de \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: &#8220;Cabir (r.a.) dedi ki: Resulullah (s.a.v.) bana rastgeldi, &#8216;Ey Cabir, seni \u00fczg\u00fcn g\u00f6r\u00fcyorum, niye?&#8217; dedi. &#8216;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, dedim, babam \u015fehit oldu, \u00e7oluk-\u00e7ocuk ve bor\u00e7 b\u0131rakt\u0131.&#8217; Buyurdu ki: &#8216;Allah Te\u00e2l\u00e2 baban\u0131 ne \u015fekilde kabul buyurdu sana m\u00fcjde edeyim mi?&#8217; &#8216;Evet&#8217; dedim. Buyurdu ki: &#8216;Allah Te\u00e2l\u00e2 hi\u00e7 kimseye perde arkas\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fekilde kel\u00e2m s\u00f6ylemedi. Baban\u0131 ise diriltti de y\u00fcz\u00fcne kar\u015f\u0131 ona, &#8216;Ey kulum, dile benden, vereyim sana.&#8217; dedi. O da: &#8216;Ey Rabbim, bana hayat verirsin de senin yolunda ikinci defa \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcr\u00fcm&#8217; dedi. Rabbi Te\u00e2l\u00e2: &#8216;Benden onlar bir daha d\u00f6nmezler.&#8217; diye s\u00f6yledi buyurdu. O da: &#8216;Ey Rabbim, arkamdan tebli\u011f et.&#8217; dedi, Allah Te\u00e2l\u00e2 da bu \u00e2yeti indirdi.&#8221; \u0130kisinin de vukuu m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu gibi bu, bir \u00e2yet; di\u011feri bir ka\u00e7 \u00e2yet hakk\u0131nda olmas\u0131 y\u00f6n\u00fcnden iki rivayet aras\u0131nda z\u0131tl\u0131k yoktur. Ve bu \u00e2yetlerin Uhud \u015fehidleri sebebiyle inmi\u015f oldu\u011fu hakk\u0131nda haberler a\u00e7\u0131kt\u0131r. Nitekim Bakara S\u00fbresindeki (Bakara, 2\/154) \u00e2yeti Bedir \u015fehidleri sebebiyle inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>170- O \u015fehitler, arkalar\u0131ndan kendilerine kat\u0131lmayan (yani \u015fehit olmay\u0131p hayatta kalan) b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlerin sonunda korku ve \u00fcz\u00fcnt\u00fcden kurtulup mesut olmalar\u0131yla m\u00fcjdelenir, sevinir ve ne\u015feli olurlar. Bu \u015fekilde demek ki kalanlar\u0131n din ve d\u00fcnya selamet ve saadetiyle devaml\u0131 olu\u015fu, \u015fehitlerin r\u0131z\u0131kland\u0131klar\u0131 refah ve sevincin sebeplerinden birini te\u015fkil eder. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile, arkalar\u0131nda m\u00fccahede eden ve hen\u00fcz \u015fehit olmak suretiyle kendilerine kat\u0131lmam\u0131\u015f bulunan gelecekteki \u015fehitlerin, bug\u00fcn \u00e7ektikleri ac\u0131 ve zahmete ra\u011fmen neticede \u015fehit olarak, d\u00fcnya ve ahiretin korku ve h\u00fczn\u00fcnden b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn kurtulacaklar\u0131n\u0131 ve kendileri gibi mesut olacaklar\u0131 m\u00fcjdesini al\u0131rlar da sevinirler. \u015eu halde geride sava\u015f\u0131 kaybeden ve \u015fehid olmaktan mahrum kalan ve d\u00fc\u015fman i\u015fgali alt\u0131nda inleyen ve \u00f6zellikle dinlerinin yok olmas\u0131 tehlikesiyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya bulunanlar\u0131n halinden haberdar olurlarsa \u015fehitlerin de \u00fczg\u00fcn olmalar\u0131 gerekecektir. Demek oluyor ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 \u015fehitlere bunlar\u0131n durumlar\u0131n\u0131 ya bildirmeyecek, ilgilendirmeyecek veya bildirdi\u011fi \u015fekilde onlar\u0131 o \u00fcz\u00fcnt\u00fcden koruyacak, lutfunun nimetiyle memnun edecektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah yolunda \u015fehit olanlar &#8220;kendilerine hi\u00e7bir korku olmayanlar ve \u00fcz\u00fclmeyecek olanlar&#8221; d\u0131r.<\/p>\n<p>171-\u015eehitler &#8220;Allah&#8217;\u0131n nimetini, keremini ve Allah&#8217;\u0131n, m\u00fcminlerin ecrini zayi etmeyece\u011fini m\u00fcjdelerler.&#8221;<\/p>\n<p>172- Hele o m\u00fcminler ki, &#8220;Onlar, kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve peygamberinin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve Allah&#8217;tan korkanlara b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat vard\u0131r.&#8221; Bu \u00e2yet de Uhud&#8217;un arkas\u0131 s\u0131ra Hamra-i Esed Gazvesi hakk\u0131nda inmi\u015ftir. Rivayet olunuyor ki, Ebu S\u00fcfyan ve arkada\u015flar\u0131 Uhud&#8217;dan \u00e7ekilip Revha denilen yere vard\u0131klar\u0131nda pi\u015fman olmu\u015flar: &#8220;\u00c7o\u011funu \u00f6ld\u00fcrd\u00fck, az\u0131 kalm\u0131\u015ft\u0131, neye b\u0131rakt\u0131k geldik, herhalde d\u00f6nmeli ve k\u00f6klerini kesmeliyiz.&#8221; diyerek, d\u00f6n\u00fcp m\u00fcsl\u00fcmanlara tekrar h\u00fccum etmek istemi\u015flerdi. Hazreti Peygamber de bunu derhal haber alm\u0131\u015f ve onlar\u0131 y\u0131ld\u0131rmak, kendinin ve ashab\u0131n\u0131n kuvvetini g\u00f6stermek i\u00e7in, Ebu S\u00fcfyan&#8217;\u0131 takip etmek \u00fczere ashab\u0131n\u0131 te\u015fvik etmi\u015f ve: &#8220;Bug\u00fcn bizimle beraber ancak d\u00fcnk\u00fc g\u00fcn\u00fcm\u00fczde haz\u0131r bulunanlar \u00e7\u0131ks\u0131n.&#8221; buyurmu\u015f idi. \u015eu halde Peygamber&#8217;le beraber bir cemaat hareket ettiler ki, yetmi\u015f ki\u015fi olduklar\u0131 s\u00f6ylenmi\u015ftir. Medine&#8217;den sekiz mil mesafede bulunan Hamra-i Esed isimli yere kadar vard\u0131lar. Ashab yaral\u0131 idiler, \u00e7ok zahmet \u00e7ekiyorlard\u0131, sevaplar\u0131n\u0131 ka\u00e7\u0131rmamak i\u00e7in katlan\u0131yorlard\u0131. \u0130\u00e7lerinde \u00f6yle yaral\u0131lar vard\u0131 ki s\u0131rayla birbirlerini s\u0131rtlar\u0131nda ta\u015f\u0131yorlard\u0131. Biraz birisi y\u00fckleniyor, biraz sonra binen inip alt\u0131ndakini y\u00fckleniyordu. Yine i\u00e7lerinde saatlerce birbirlerine dayanarak gidenler bulunuyordu ki, hep bunlar yaralar\u0131n \u0131zt\u0131rab\u0131ndan idi. Fakat Cenab-\u0131 Allah m\u00fc\u015friklerin kalblerine korku koydu da ka\u00e7t\u0131lar, gittiler. \u0130\u015fte bu \u00e2yet, bu hal i\u00e7inde Resulullah&#8217;\u0131n davetine kat\u0131lan bu m\u00fcminler hakk\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>173-174-Ayn\u0131 \u015fekilde o m\u00fcminlerden bahseden (3\/173-175) \u00e2yetleri de K\u00fc\u00e7\u00fck Bedir Gazvesi hakk\u0131nda inmi\u015ftir. Rivayet olunuyor ki, Ebu S\u00fcfyan Uhud&#8217;dan Mekke&#8217;ye gitmeye karar verdi\u011fi zaman: &#8220;Ey Muhammed, s\u00f6zle\u015fme zaman\u0131m\u0131z K\u00fc\u00e7\u00fck Bedir mevsimi olsun, orada \u00e7arp\u0131\u015f\u0131r\u0131z istersen.&#8221; diye ba\u011f\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Hazreti Peygamber de Hz. \u00d6mer&#8217;e: &#8220;Bu, bizimle senin aranda in\u015faallah&#8221; diye cevap vermesini emretmi\u015fti. Vakit gelince Ebu S\u00fcfyan emri alt\u0131ndakileri al\u0131p \u00e7\u0131kt\u0131. &#8220;Merru&#8217;z Zahran&#8221; isimli yere kondu. Fakat Allah kalbine bir korku verdi, cay\u0131p d\u00f6nmek istedi. O s\u0131rada Nuaym b. Mes&#8217;ud E\u015fce\u00ee&#8217;ye rastgeldi ki bu Nuaym, umre yapm\u0131\u015f geliyordu. Buna: &#8220;Ey Nuaym, ben Muhammed&#8217;le Bedir mevsiminde \u00e7arp\u0131\u015fmaya anla\u015fm\u0131\u015ft\u0131m. Bu sene ise kurak, bize herhalde a\u011fa\u00e7larda hayvan yayaca\u011f\u0131m\u0131z ve s\u00fct i\u00e7ece\u011fimiz bir sene yara\u015f\u0131r. Bunun i\u00e7in d\u00f6nmek istiyorum. Fakat Muhammed \u00e7\u0131kar da, ben \u00e7\u0131kmam\u0131\u015f bulunursam c\u00fcr&#8217;et (cesaret)i artar. Medine&#8217;ye git onlar\u0131 oyala, geciktir, sana on deve vereyim.&#8221; demi\u015fti. Nuaym yola \u00e7\u0131kt\u0131, geldi g\u00f6rd\u00fc ki, m\u00fcsl\u00fcmanlar haz\u0131rlan\u0131yorlar. &#8220;Bu dedi, do\u011fru bir fikir de\u011fil; onlar memleketinize geldiler, bir \u00e7o\u011funuzu \u00f6ld\u00fcrd\u00fcler, siz \u00fczerlerine giderseniz, hi\u00e7 biriniz geri gelmez&#8221;. Ve bu s\u00f6z, bir tak\u0131mlar\u0131 \u00fczerinde tesir icra etti. Resulullah, bunu anlay\u0131nca: &#8220;Muhammed&#8217;in can\u0131 elinde olan Allah&#8217;a yemin ederim ki, ben yaln\u0131zca \u00e7\u0131kar\u0131m.&#8221; buyurdu ve beraberinde yetmi\u015f ki\u015fi kadar zevat ile hareket etti ki, \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud hazretleri de i\u00e7lerinde idi. Gittiler, K\u00fc\u00e7\u00fck Bedir&#8217;e vard\u0131lar. K\u00fc\u00e7\u00fck Bedir, Kinane O\u011fullar\u0131&#8217;na ait bir sudur ki, bir pazar yeri idi. Burda her sene sekiz g\u00fcn toplan\u0131rlard\u0131. Hazreti Peygamber ve ashab\u0131, m\u00fc\u015friklerden kimseye rastlamad\u0131lar. Pazara gittiler, yanlar\u0131nda nafaka (ge\u00e7imlik)lar\u0131 ve ticaret mallar\u0131 da vard\u0131. Al\u0131\u015f-veri\u015f ettiler, bire iki kazand\u0131lar ve Medine&#8217;ye sa\u011f salim ve zengin olarak geldiler ki, bu \u00e2yet bunlar hakk\u0131ndad\u0131r. Eb\u00fb S\u00fcfyan da Mekke&#8217;ye d\u00f6nm\u00fc\u015ft\u00fc. Mekke halk\u0131 onun askerini (Kavut askeri) diye isimlendirdiler, &#8220;Siz sevik (kavut) i\u00e7meye \u00e7\u0131km\u0131\u015fs\u0131n\u0131z.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>175- Sizi o al\u0131koymak isteyen \u015feytan, yahut o \u015feytan sizi dostlar\u0131ndan korkutuyor. Burada \u015feytan, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 al\u0131koymak isteyen o herif veya onu sevkeden; dostlar\u0131 da Ebu S\u00fcfyan ve arkada\u015flar\u0131 oldu\u011funu ve m\u00e2n\u00e2 takdirinde bulundu\u011funu tefsirciler a\u00e7\u0131kl\u0131yorlar. \u015eu halde ey m\u00fcsl\u00fcmanlar, \u015feytan\u0131n dostlar\u0131ndan korkmay\u0131n\u0131z, benden korkunuz, siz halis (samimi) m\u00fcmin iseniz, b\u00f6yle olman\u0131z gerekir.<\/p>\n<p>\u015eimdi b\u00fct\u00fcn bu olaylar \u00fczerine Resulullah&#8217;\u0131 teselli hususunda, hitab de\u011fi\u015ftirilerek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>176-Ey Muhammed! &#8220;K\u00fcf\u00fcrde yar\u0131\u015fanlar seni \u00fczmesin.&#8221; Bu \u00e2yetin n\u00fczul sebebi hakk\u0131nda bir ka\u00e7 rivayet vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Kurey\u015f k\u00e2firleri hakk\u0131nda inmi\u015f, Allah Te\u00e2l\u00e2 onlar\u0131n harp i\u00e7in asker toplay\u0131p durmak gibi k\u00fcf\u00fcrde yar\u0131\u015fmalar\u0131na kar\u015f\u0131 Peygamber&#8217;ine teminat vermi\u015ftir.<\/p>\n<p>2- M\u00fcnaf\u0131klar hakk\u0131nda inmi\u015ftir. Bunlar\u0131n k\u00fcf\u00fcrde yar\u0131\u015fmalar\u0131 da \u015fu \u015fekilde \u00f6zetlenmi\u015ftir: M\u00fcnaf\u0131klar Uhud olay\u0131 \u00fczerine m\u00fcminleri devaml\u0131 olarak korkutmaya, ba\u015far\u0131 ve zaferden \u00fcmitlerin kesip \u00fcmitsizlendirmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorlar ve \u00f6zellikle, &#8220;Muhammed, melik (kral)lik i\u00e7in u\u011fra\u015fan ve s\u0131rf siyasi maksadla hareket eden bir ink\u0131lab\u00e7\u0131, onun i\u00e7in i\u015fler bazan iyili\u011fine ve bazan k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcne oluyor. E\u011fer Allah taraf\u0131ndan peygamber olsayd\u0131 hi\u00e7 yenilmezdi.&#8221; diye propaganda yap\u0131yorlar. Bunlar, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n fikirlerini buland\u0131r\u0131yor ve bu sebeple Resul-i Ekrem de \u00fcz\u00fcl\u00fcyordu.<\/p>\n<p>3- Baz\u0131lar\u0131 demi\u015flerdir ki, k\u00e2firlerden bir kavim m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015flard\u0131. Sonra Kurey\u015f&#8217;lilerden korkarak dinden d\u00f6nd\u00fcler. Bundan dolay\u0131 Resulullah merak etmi\u015f ve bunlar\u0131n dinden d\u00f6n\u00fc\u015fleri y\u00fcz\u00fcnden bir zarar gelebilme ihtimalini d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f.<\/p>\n<p>4- Yahudiler hakk\u0131nda inmi\u015fti. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar da Uhud vakas\u0131ndan sonra k\u00fcf\u00fcrlerini daha \u00e7ok k\u0131z\u0131\u015ft\u0131rm\u0131\u015flar ve m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 aldatmak i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmaya ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu \u00e2yetler, bunlar\u0131n bir veya hepsi dolay\u0131s\u0131yla inmi\u015ftir. Zahiri amm (genel)d\u0131r.<\/p>\n<p>177-Bunlar Allah&#8217;a zarar nam\u0131na bir \u015fey yapamazlar. Bunda iki m\u00e2n\u00e2n\u0131n hat\u0131ra geldi\u011fi g\u00f6sterilmi\u015ftir. Birisi: &#8220;\u0130l\u00e2h\u00ee m\u00fclk ve saltanattan hi\u00e7 bir \u015fey noksanla\u015ft\u0131ramazlar&#8221; demektir. Nitekim Ebu Zerr (r.a.) in riv\u00e2yet etti\u011fi \u00fczere Resulullah (s.a.v.) \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 buyuruyor ki, evveliniz (\u00f6ncekileriniz) ve ahiriniz (sonrakileriniz), cinleriniz ve insanlar\u0131n\u0131z i\u00e7inizde en \u00e7ok Allah&#8217;dan korkan adam\u0131n kalbi \u00fczerine olsayd\u0131, bu benim m\u00fclk\u00fcme bir \u015fey ilave etmezdi. Tersine \u00f6ncekileriniz ve sonrakileriniz, cinleriniz, insanlar\u0131n\u0131z i\u00e7inizden en k\u00f6t\u00fc olan adam\u0131n kalbi \u00fczerine olsayd\u0131, bu da benim m\u00fclk\u00fcmden bir \u015fey eksiltmezdi.&#8221; Birisi de, &#8220;Allah&#8217;\u0131n vel\u00ee kullar\u0131na hi\u00e7 bir zarar yapamazlar&#8221; demektir ki, velilere zarar vermeye kalk\u0131\u015fmak, Allah&#8217;a zarar vermeye kalk\u0131\u015fmak h\u00fckm\u00fcnde tutulmak suretiyle mubala\u011fa ifade eden bir mecazd\u0131r. Beyan makam\u0131, Peygamber&#8217;i teselli etme yeri olmas\u0131na bakarak tefsircilerin \u00e7o\u011fu bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>&#8220;\u0130man kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda k\u00fcfr\u00fc sat\u0131n alanlar&#8230;&#8221; Bu \u00e2yetin de m\u00fcrted (dinden d\u00f6nen)leri ve yahudileri hedef ald\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131klan\u0131yor. Dinden d\u00f6nenler hakk\u0131nda olmas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Yahudilere gelince: Bunlar Bakara s\u00fbresinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere peygamber olarak g\u00f6nderilmeden \u00f6nce Peygamber&#8217;i tan\u0131yorlar ve iman ediyorlar ve onunla d\u00fc\u015fmanlar\u0131na kar\u015f\u0131 istinsar (yard\u0131m istemin)de bulunuyorlard\u0131. B\u00f6yle iken Peygamber olarak gelince k\u00fcfrettiler, fikirlerini de\u011fi\u015ftirdiler. Buna g\u00f6re iman\u0131n\u0131 vermi\u015f, k\u00fcfr\u00fc sat\u0131n alm\u0131\u015f m\u00fcrted (dinden d\u00f6nm\u00fc\u015f) durumunda demektirler. Bununla beraber bu \u00e2yetin, m\u00fcnaf\u0131klarla ilgisinin ihtimali de yok denemez. Zira a\u00e7\u0131klamaya g\u00f6re birinci \u00e2yet dolay\u0131s\u0131yla k\u00fcf\u00fcrde yar\u0131\u015f edenler, m\u00fcnaf\u0131k ve di\u011fer b\u00fct\u00fcn k\u00e2firlerin \u00f6nlerinde giden \u00f6nderlerine; ikinci \u00e2yet dolay\u0131s\u0131yla iman\u0131 verip k\u00fcfr\u00fc sat\u0131n alanlar da onlar\u0131n arkalar\u0131nda gidenlere yormak uygun olacakt\u0131r ki, dinden d\u00f6nenler daha \u00e7ok ikincide bulunurlar.<\/p>\n<p>178-K\u00e2firlerin gururlar\u0131na gelince &#8220;K\u00fcfredenler, kendilerine m\u00fchlet veri\u015fimizi (hay\u0131r) sanmas\u0131nlar.&#8221; Burada &#8220;imla&#8221;, imhal (m\u00fchlet verme) ve m\u00fcsaade etme m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r.<\/p>\n<p>179-\u015eimdi Uhud olay\u0131n\u0131n y\u00f6nelmi\u015f oldu\u011fu sonuca gelelim:<\/p>\n<p>Ey Muhammed \u00fcmmeti Allah Te\u00e2l\u00e2, halis m\u00fcminleri o bulundu\u011funuz kar\u0131\u015f\u0131k hal \u00fczere b\u0131rakmazd\u0131. \u00d6yle sebepler tertip edecekti ki, sonu\u00e7ta pisi temizden, m\u00fcnaf\u0131\u011f\u0131 m\u00fcminden ay\u0131racak, farkettirecekti. Bu ay\u0131rmay\u0131 yapmak i\u00e7in Allah hepinizi gaybden haberdar k\u0131lacak de\u011fildi. Yani sizin hepinizi m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n kalblerinden haberdar etmek suretiyle onlar\u0131 ay\u0131rt ettirecek de\u011fildi. Ve fakat Allah Peygamberlerinden her kimi dilerse se\u00e7er, ona onu bildirir. \u00d6teden beri il\u00e2h\u00ee s\u00fcnnet (\u00e2det) budur. Muhammed Mustafa da b\u00f6yle yapm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde &#8220;Allah&#8217;a ve peygamberlerine inan\u0131n. E\u011fer inan\u0131r ve sak\u0131n\u0131rsan\u0131z, sizin i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir m\u00fck\u00e2fat vard\u0131r.&#8221; bundan \u00f6nceki \u00e2yetlerde m\u00fcminlere ahirete ait cezalar ile va&#8217;id (korkutma) g\u00f6sterildi\u011fi gibi, bu \u00e2yette de m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n bozgunculuklar\u0131 meydana \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131p rezil edilmek gibi d\u00fcnyaya ait cezalarla va&#8217;d (m\u00fcjde) leri g\u00f6sterilmi\u015f ve ayn\u0131 zamanda m\u00fcminlere b\u00fcy\u00fck ecir m\u00fcjdelenmi\u015f ve \u0130sl\u00e2mi heyetin \u0131slah\u0131na ait mukaddimeler (prensipler) haz\u0131rlanm\u0131\u015ft\u0131r ki, ahlak ve iktisad ile ilgili \u015fu \u00e2yet de bu mukaddimelerdendir.<\/p>\n<p>180- G\u00f6klerin ve yerin miras\u0131 yani selef (ge\u00e7mi\u015f)den halef (yerine ge\u00e7en)e intikal edegelen mal ve di\u011ferleri gibi g\u00f6kler ve yerle ilgili miraslar yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Tek ba\u015f\u0131na onun m\u00fclk\u00fcd\u00fcr. Bunlara miras yoluyla sahip olanlar\u0131n, ger\u00e7ek m\u00fclkleri yoktur, o ge\u00e7ici, i\u011freti bir \u015feydir. Hepsi yok olur. Ancak ger\u00e7ek sahip olan Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fc kal\u0131r. \u015eu halde bunlar\u0131 Allah&#8217;dan k\u0131skan\u0131p da Allah yolunda sarfetmek hususunda cimrilik edenler bunu d\u00fc\u015f\u00fcnmeli ve ne b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah yapt\u0131klar\u0131n\u0131 anlamal\u0131d\u0131rlar. Sem\u00e2v\u00ee (g\u00f6klere ait) miras, n\u00fcb\u00fcvvet (peygamberlik), ilim&#8230; gibi y\u00fcksektir. Bundan \u015fu anla\u015f\u0131l\u0131r ki, \u00f6nce miras il\u00e2h\u00ee bir kanundur. \u0130kinci olarak &#8220;Allah&#8217;\u0131n onlara l\u00fctfundan verdi\u011fi&#8221; yaln\u0131z mallara tahsis edilmi\u015f de\u011fildir. Bir de burada bu s\u00fcreyi takip edecek olan Nis\u00e2 S\u00fbresi&#8217;nde gelecek miras \u00e2yetlerine bir \u00e7e\u015fit haz\u0131rl\u0131k vard\u0131r.<\/p>\n<p>Allah hab\u00eer (her \u015feyden haberdar) oldu\u011fu i\u00e7indir ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi:<\/p>\n<p>181- Allah, &#8220;\u015e\u00fcphesiz Allah fakirdir, biz zenginiz.&#8221; diyenlerin laf\u0131n\u0131 elbette duymu\u015ftur. Onlar\u0131n s\u00f6ylediklerini ve peygamberleri haks\u0131z yere \u00f6ld\u00fcrmelerini yazaca\u011f\u0131z ve \u015f\u00f6yle diyece\u011fiz: &#8220;Tad\u0131n o yak\u0131c\u0131 azab\u0131!&#8221;.<\/p>\n<p>182- &#8220;Bu, kendi ellerinizin yap\u0131p \u00f6ne s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r&#8221;. Allah kullar(\u0131n)a asla zulmetmez.<\/p>\n<p>183- &#8220;Ate\u015fin yiyece\u011fi bir kurban getirmedik\u00e7e hi\u00e7 bir peygambere iman etmeyece\u011fimize dair Allah bize ahidde bulundu.&#8221; diyenlere de ki: &#8220;Benden \u00f6nce size baz\u0131 peygamberler a\u00e7\u0131k belgelerle ve sizin dedi\u011finiz \u015feyle geldi. E\u011fer do\u011fru insanlarsan\u0131z, ya onlar\u0131 ni\u00e7in \u00f6ld\u00fcrd\u00fcn\u00fcz?&#8221;<\/p>\n<p>184- E\u011fer seni yalanlad\u0131larsa, senden \u00f6nce a\u00e7\u0131k deliller, hikmetli sayfalar ve ayd\u0131nlat\u0131c\u0131 kitap getiren peygamberler de yalanlanm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>185- Her canl\u0131 \u00f6l\u00fcm\u00fc tadacakt\u0131r. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzakla\u015ft\u0131r\u0131l\u0131p cennete konursa o, ger\u00e7ekten kurtulu\u015fa ermi\u015ftir. D\u00fcnya hayat\u0131, aldat\u0131c\u0131 zevkten ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>181-Burada Muhammed aleyhisselam&#8217;\u0131n peygamberli\u011fi hakk\u0131nda k\u00e2firler taraf\u0131ndan m\u00fcnasebetsizce s\u00f6ylenen baz\u0131 \u015f\u00fcphelerin ve itirazlar\u0131n nakil ve reddine ba\u015flan\u0131yor:<\/p>\n<p>&#8220;Andolsun ki Allah, &#8216;Allah fakirdir, biz zenginiz&#8217; diyenlerin s\u00f6z\u00fcn\u00fc i\u015fitmi\u015ftir.&#8221; Rivayet olunuyor ki Hz. Ebu Bekir (r.a.) bir g\u00fcn yahudilerin dersanelerine gitmi\u015fti. Bakt\u0131 ki bir tak\u0131m yahudiler Fenhas&#8217;\u0131n ba\u015f\u0131na toplanm\u0131\u015flard\u0131. Ve bu Fenhas, yahudilerin \u00e2lim ve din adamlar\u0131ndan idi. Ebu Bekir: &#8220;Yaz\u0131k ey Fenhas Allah&#8217;dan kork ve m\u00fcsl\u00fcman ol, vallahi sen \u015f\u00fcphesiz bilirsin ki Muhammed Allah&#8217;\u0131n resul\u00fcd\u00fcr, siz onu yan\u0131n\u0131zdaki Tevrat&#8217;da yaz\u0131lm\u0131\u015f bulursunuz.&#8221; dedi. Fenhas: &#8220;Vallahi ey Ebu Bekir bizim Allah&#8217;a ihtiyac\u0131m\u0131z yok, o bize muhta\u00e7. Ve biz ona, onun bize yalvard\u0131\u011f\u0131 kadar yalvarm\u0131yoruz, herhalde biz ondan m\u00fcsta\u011fni (tok g\u00f6zl\u00fc), daha zenginiz. O zengin olsayd\u0131, arkada\u015f\u0131n\u0131z\u0131n sand\u0131\u011f\u0131 gibi bizden bor\u00e7 almaya tenezz\u00fcl etmezdi. O bizi faizden yasakl\u0131yor ve bize rib\u00e2 vaad ediyor. Zengin olsayd\u0131 bize rib\u00e2 vermezdi.&#8221; diye m\u00fcnasebetsizlikte bulundu. Bunun \u00fczerine Ebu Bekir \u00f6fkelendi ve Fenhas&#8217;\u0131n y\u00fcz\u00fcne \u015fiddetli bir tokat vurdu ve dedi ki: &#8220;Nefsim yed (kudret)inde olan y\u00fcksek zata (Allah&#8217;a) kasem ederim ki, bizimle senin arandaki anla\u015fma olmasayd\u0131 boynunu vururdum ey Allah&#8217;\u0131n d\u00fc\u015fman\u0131!&#8221;. Bunun \u00fczerine Fenhas Resulullah&#8217;a gidip: &#8220;Ey Muhammed bak arkada\u015f\u0131n bana ne yapt\u0131?&#8221; diye \u015fik\u00e2yet etti. Resulullah (s.a.v.) Hazreti Ebu Bekir&#8217;e: &#8220;Bu yapt\u0131\u011f\u0131na sevkeden nedir?&#8221; diye sordu. O da: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, b\u00fcy\u00fck bir edepsizlikte bulundu, \u00f6yle san\u0131yor ki, Allah Te\u00e2l\u00e2 fakir ve bunlar daha zengin imi\u015fler. Bunu s\u00f6yleyince Allah i\u00e7in k\u0131zd\u0131m ve y\u00fcz\u00fcne bir tokat vurdum.&#8221; dedi. Fenhas: &#8220;ben b\u00f6yle bir \u015fey s\u00f6ylemedim.&#8221; diye inkar etti. \u0130\u015fte bunun \u00fczerine Allah Te\u00e2l\u00e2 Hz. Ebu Bekir&#8217;i tasdik ederek bu \u00e2yeti indirdi. Bu rivayet \u0130bn\u00fc Abbas, \u0130krime, Suddi, Mukatil ve \u0130bn\u00fc \u0130shak&#8217;tand\u0131r. \u015eu halde s\u00f6yleyen bir iken, bu lak\u0131rt\u0131n\u0131n diye toplulu\u011fa isnad\u0131, onlar\u0131n da raz\u0131 olmalar\u0131 sebebiyledir.<\/p>\n<p>Yahudi reislerinden Huvey b. Ahtab&#8217;\u0131n, ayn\u0131 \u015fekilde \u0130lyas b. \u00d6mer&#8217;in: &#8220;Fakir zenginden bor\u00e7 para ister.&#8221; dedikleri ve baz\u0131 yahudilerin Peygamberimizin huzuruna gelip: &#8220;Ey Muhammed Rabbin fakir mi ki kullar\u0131ndan bor\u00e7 istiyor?&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fc s\u00f6yledikleri de bir \u00e7ok riv\u00e2yetlerle nakledilmi\u015ftir ki, hepsi ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2ya d\u00f6ner. Kur&#8217;an&#8217;\u0131n edeb\u00ee nezahetine uygun olamayaca\u011f\u0131ndan dolay\u0131 \u00e2yet s\u00f6yleyeni tayin etmemi\u015f ise de, anlatt\u0131\u011f\u0131 \u00f6ld\u00fcrme meselesinin yahudilere ait oldu\u011fu bilindi\u011finden, bunun da onlar taraf\u0131ndan s\u00f6ylendi\u011fi anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu dediklerini yazaca\u011f\u0131z. Bu yazma, ya hakikati \u00fczerinedir ki, iki \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Birisi: Amel pusulalar\u0131na, amellerinin sayfalar\u0131na kaydedece\u011fiz, defterlerine ge\u00e7irece\u011fiz demek olur. Ve ger\u00e7ekten tart\u0131ya konacak olan amellerin sayfalar\u0131 yaz\u0131s\u0131n\u0131 ifade eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu yaz\u0131 bildi\u011fimiz bir yaz\u0131 olmamakla beraber, hakikaten bir yaz\u0131d\u0131r. Nitekim gramofon plaklar\u0131na ve telsizler arac\u0131l\u0131klar\u0131yla seslerin tesbiti ve nakli bir yaz\u0131d\u0131r. Ve bug\u00fcn fen ilimleri bak\u0131m\u0131ndan bilinmi\u015ftir ki, ses titre\u015fimleri a\u00e7\u0131kta g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi hemen kayboluvermiyor. Fezada her tarafa yay\u0131l\u0131p yaz\u0131l\u0131yor. Nerede bir al\u0131c\u0131 bulunursa, hemen al\u0131nabiliyor. Bunlar\u0131n k\u00e2inatta genel elektrik cereyanlar\u0131 i\u00e7inde nerelere kadar gitti\u011fi ve \u0130l\u00e2h\u00ee Ar\u015f&#8217;\u0131n alt\u0131nda daha ne \u015fekiller kazanaca\u011f\u0131n\u0131 bilemeyiz. \u0130kincisi: Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da yazaca\u011f\u0131z, tarihe ge\u00e7irece\u011fiz, g\u00f6sterece\u011fiz demek olur. Veyahut burada yazmak, cezas\u0131 verilmek \u00fczere il\u00e2h\u00ee ilimde sakl\u0131 kal\u0131p unutulmamak ve ihmal olunmamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na mecaz veya kinayedir ki, bu m\u00e2n\u00e2 dilimizde de me\u015fhurdur. &#8220;Bunu yaz&#8221; deriz ki, &#8220;unutma, cezas\u0131n\u0131 g\u00f6receksin&#8221; demektir. \u015eu halde &#8220;yazaca\u011f\u0131z&#8221; demek, &#8220;ihmal etmeyece\u011fiz, bunu unutmas\u0131nlar, cezalar\u0131na h\u00fckmedece\u011fiz&#8221; demek olur. \u0130stikbal (gelecek zaman) si\u011fas\u0131 bu m\u00e2n\u00e2da a\u00e7\u0131kt\u0131r. Birinci m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re de, gelecek zaman sigasiyle s\u00f6ylenmesi, tevbeye imkan b\u0131rakmak gibi bir n\u00fckteyi i\u00e7ine al\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Haks\u0131z yere peygamberleri \u00f6ld\u00fcrmeleri&#8221; &#8220;Mef&#8217;\u00fbl-i maah&#8221; yerindedir ki, s\u00f6zlerini bu fiilleriyle beraber, yani bu cin\u00e2yetin ba\u015f\u0131na yazaca\u011f\u0131z m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade ve \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir vaid ve tehdidi i\u00e7ine al\u0131r. Bu katl (\u00f6ld\u00fcrmey)i, bunlar\u0131n ecdad (dedeler)\u0131 yapm\u0131\u015f oldu\u011fu halde bunlara isnad edilmesi, bunlar\u0131n da bug\u00fcn ona raz\u0131 olarak cezas\u0131na i\u015ftirak etmekte bulunduklar\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r. Yani Hz. Yahya, Zekeriya ve di\u011ferleri gibi peygamberlerin b\u00f6yle haks\u0131z olarak \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinin su\u00e7u \u015fah\u0131slara de\u011fil, Yahudili\u011fin mahiyetine y\u00fcklenmi\u015ftir. Ve i\u015fte bu r\u0131za ve bu izafet (y\u00fckleme) dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r ki, bu \u00e2yet bunlar hakk\u0131nda yaln\u0131z bir va&#8217;id ve tehditten ibaret olmay\u0131p, Muhammed aleyhisselam\u0131n peygamberli\u011fine kar\u015f\u0131 g\u00f6sterdikleri k\u00fcfr\u00fcn ve \u00f6ne s\u00fcrd\u00fckleri \u015f\u00fcphelerin ciddi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 isbat ile k\u00f6k\u00fcnden kald\u0131ran bir cevab\u0131 da i\u00e7erir ki, bu cihet devam\u0131nda ayr\u0131ca a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r da. \u00c7\u00fcnk\u00fc yahudiler yaln\u0131z Hz. \u0130sa gibi inkar ettikleri peygamberi \u00f6ld\u00fcrmeye kalk\u0131\u015fmakla kalmam\u0131\u015f, Hz. Zekeriya gibi vaktiyle peygamberli\u011fini itiraf ve tasdik etmi\u015f bulunduklar\u0131 peygamberleri de \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. Ve bir peygamberin \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi ise her halde haks\u0131z yeredir ve bir k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Demek olur ki, onlarca peygamberlik sabit olduktan sonra bile \u00f6ld\u00fcrme ve k\u00fcf\u00fcr gibi cin\u00e2yetleri onaylayanlar\u0131n ve Allah Te\u00e2l\u00e2ya kar\u015f\u0131, isterse \u015faka ve alay \u015feklinde olsun, &#8220;Allah fakirdir, biz zenginiz&#8221; demek c\u00fcretinde bulunanlar\u0131n, bir peygambere kar\u015f\u0131 ortaya atmaya u\u011fra\u015ft\u0131klar\u0131 \u015f\u00fcphelerin ve itirazlar\u0131n ger\u00e7ekten kalblerini me\u015fgul eden ilm\u00ee bir \u015f\u00fcphe de\u011fil; s\u0131rf de\u011fi\u015fmez hakikatlara kar\u015f\u0131 inad ve kibirlenme yoluyla, zorbal\u0131k ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k hissiyle ortaya at\u0131lm\u0131\u015f bir ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131ktan ibarettir. Ve bunlar\u0131n ger\u00e7ek cevab\u0131, nasihat dinlemeyip kendilerini ate\u015fe atmakta \u0131srar edenleri b\u0131rak\u0131vermek gibi, s\u00f6z ve fiillerinin korkun\u00e7 sonu\u00e7lar\u0131na fiil\u00ee olarak at\u0131vermek ve deyivermektir. Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki, yazaca\u011f\u0131z ve yak\u0131c\u0131 azab\u0131 tad\u0131n\u0131z diyece\u011fiz. Har\u00eek &#8220;m\u00fc&#8217;lim&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda &#8220;el\u00eem&#8221; gibi, &#8220;m\u00fcf&#8217;il&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda &#8220;fe\u00eel&#8221; olarak &#8220;muhrik&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir ki, yak\u0131c\u0131 cehennem azab\u0131 demek olur. &#8220;el-Har\u00eek&#8221;, cehennem tabakalar\u0131ndan bir tabaka diye de a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla birlikte har\u00eek, dilimizde oldu\u011fu gibi ihtirak, yan\u0131\u015f ve yang\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131na da geldi\u011fi i\u00e7in haydi yakmak istedi\u011finiz fitne ve ihtilal yang\u0131n\u0131n\u0131n azab\u0131n\u0131 kendiniz tad\u0131n\u0131z bakal\u0131m demek de olabilir. Bu emrin hesap zaman\u0131nda m\u0131, yoksa \u00f6l\u00fcm zaman\u0131nda m\u0131 verilece\u011fi hakk\u0131nda iki riv\u00e2yet vard\u0131r.<\/p>\n<p>182-Bu emir verilirken il\u00e2h\u00ee adalet anlat\u0131lmak i\u00e7in \u015fu da eklenecektir: Bu azab, \u00f6nce kendi elinizle, yani kazanma g\u00fcc\u00fcn\u00fczle yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z s\u00f6zl\u00fc, fiil\u00ee, i&#8217;tik\u00e2d\u00ee g\u00fcnahlar; bir de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kullar\u0131na zulmedici olmamas\u0131 sebebiyle il\u00e2h\u00ee bir adalettir.<\/p>\n<p>183- Bu, yukardaki ya s\u0131fat olarak merbut (ba\u011fl\u0131)tur. Zemm (k\u0131nama) \u00fczere nasb veya ref veya bedel olmas\u0131 da caiz g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu \u00e2yetin ini\u015f sebebinde riv\u00e2yet edilir ki, yahudi reislerinden Ka&#8217;b b. E\u015fref, Malik b. Sayf, Vehb b. Yahuza, Zeyd b. Manuh, Fenhas b. Azura ve H\u00fcyey b. Ahtab gelmi\u015fler, Resulullah&#8217;a: &#8220;Sen, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n seni bize bir peygamber olarak g\u00f6nderdi\u011fini ve sana bir kitap indirdi\u011fini iddia ediyorsun. Halbuki Allah Te\u00e2l\u00e2 bize, Allah taraf\u0131ndan g\u00f6nderildi\u011fini iddia eden bir peygamber ate\u015fin yiyece\u011fi bir kurban getirmedik\u00e7e kendisine iman etmememize dair ahid vermi\u015f, yani b\u00f6yle emir ve tavsiye etmi\u015ftir. \u015eu halde sen bu mucizeyi g\u00f6sterirsen seni tasdik ederiz.&#8221; demi\u015flerdi. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet indi. Bu ate\u015ften maksad, g\u00f6kten bir f\u0131\u015f\u0131lt\u0131 ile inen bir n\u00e2r-\u0131 beyza (beyaz bir ate\u015f), kurban\u0131 yemesi de yak\u0131p ate\u015f haline \u00e7evirmesi demek oldu\u011fu ve kurban\u0131n kabul\u00fcne i\u015faret olmak \u00fczere b\u00f6yle bir ate\u015f ile yakmas\u0131 ge\u00e7mi\u015f peygamberler zaman\u0131nda yayg\u0131n bulundu\u011fu da naklediliyor. Fakat bu mucize olmad\u0131k\u00e7a bir peygamberin tasdik olunmamas\u0131, di\u011fer deliller ve mucizelerin dikkat nazar\u0131na al\u0131nmamas\u0131 hakk\u0131nda yahudilere il\u00e2h\u00ee bir ahdin bulundu\u011fu iddias\u0131, Hz. Peygamber&#8217;e iman etmemek i\u00e7in uydurulmu\u015f bir yalan ve iftiradan ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131 da muhakkakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunun gayesi, bir mucizesi olmas\u0131d\u0131r. Ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n sonsuz mucizeler yaratmaya kudreti de malumdur. \u015eu halde buna di\u011fer mucizelerden fazla bir k\u0131ymet verilmesi ve bunun iman i\u00e7in ilk \u015fart say\u0131lmas\u0131 tam iftira olur. Bununla beraber bu kurban meselesinin bir m\u00fcddet cereyan edip \u0130sa&#8217;n\u0131n dili ile nesholundu\u011fu (kald\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131)da s\u00f6ylenmi\u015ftir. \u0130\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2 onlar\u0131n yalan, iftira ve fikirlerinin iman etmek maksad\u0131yla bir mucize iste\u011fi olmay\u0131p, s\u0131rf kibirlenme oldu\u011funu \u00e7ok belagatl\u0131 ve ince bir \u015fekilde a\u00e7\u0131klamakla onlar\u0131 ilzam (susturmak) i\u00e7in buyuruyor ki: Ey Muhammed, sen onlara \u015f\u00f6yle s\u00f6yle: &#8220;Benden \u00f6nce size bir \u00e7ok peygamber a\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131k deliller, mucizelerle ve o s\u00f6yledi\u011finiz kurban ve ate\u015f mucizesiyle geldilerdi.&#8221; Zekeriya, Yahya ve di\u011fer \u0130srailo\u011fullar\u0131 peygamberleri gelmi\u015fler ve \u0130srailo\u011fullar\u0131 peygamberleri olmalar\u0131 bak\u0131m\u0131ndan mucizeler aras\u0131nda bu s\u00f6ylenen mucizeyi de elbet g\u00f6stermi\u015flerdi. Siz s\u00f6z\u00fcn\u00fcz\u00fcn delaleti \u00fczere, bu kurban mucizesi g\u00f6sterilirse iman edece\u011fiz demekte do\u011fru ve ciddi iseniz o peygamberleri ni\u00e7in \u00f6ld\u00fcrd\u00fcn\u00fcz ya? Yani sizin dedeleriniz onlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrd\u00fckleri gibi, siz de bug\u00fcn onlar\u0131n fikir ve yolunda bulunuyor ve onlar\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesine raz\u0131 oluyor, do\u011fru buluyor ve k\u0131ymet veriyorsunuz. H\u00e2l\u00e2 inat ediyor, o peygamberlere iman etmiyor ve o \u00f6ld\u00fcrmelerden dolay\u0131 tevbek\u00e2r olmuyorsunuz. Halbuki Muhammed Resulullah&#8217;a iman etmek i\u00e7in b\u00fct\u00fcn bu peygamberlere iman etmek \u015fartt\u0131r. Siz onlar\u0131 tasdik etmeden ve o g\u00fcnahlara tevbe etmeden Muhammed&#8217;i tasdik etmi\u015f olamazs\u0131n\u0131z. Ve mademki onlar kurban mucizesini de g\u00f6sterdikleri halde h\u00e2l\u00e2 iman etmiyorsunuz, o halde \u00e7ok a\u00e7\u0131kt\u0131r ki, bug\u00fcn istedi\u011finiz bu mucizeye yine iman etmiyeceksiniz. Buna g\u00f6re ahid (anla\u015fma) davan\u0131z iftira oldu\u011fu gibi, bu iste\u011finiz de yaland\u0131r. Bu iftiray\u0131 tasdik m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ine alacak bir mucize olamaz. Bug\u00fcn b\u00f6yle bir \u015fey g\u00f6sterilmi\u015f olsa, iddia edilen anla\u015fman\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 tasdik demek olur. Allah Te\u00e2l\u00e2 bu iftiray\u0131 tasdik etmez ve siz ger\u00e7ekte o peygamberlerin peygamber oldu\u011funu bildi\u011finiz halde, yakinen (kesin bir \u015fekilde) iman etmedi\u011finiz gibi, bug\u00fcn de \u00f6ylesiniz. \u0130\u015fte Ey Muhammed, sen onlar\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bu i&#8217;cazk\u00e2r cevab\u0131yla s\u00fckuta zorla ve sustur, sak\u0131n \u00fcz\u00fclme, \u00e7\u00fcnk\u00fc:<\/p>\n<p>184- &#8220;E\u011fer seni yalanlam\u0131\u015flarsa, senden \u00f6nce de peygamberler yalanlanm\u0131\u015flard\u0131 ki, onlar da a\u00e7\u0131k deliller, sahifeler ve ayd\u0131nlat\u0131c\u0131 kitaplarla gelmi\u015flerdi.&#8221; Beyyinat, a\u00e7\u0131k mucizeler. Z\u00fcb\u00fcr, sahifeleri de i\u00e7ine almak \u00fczere genelde kitab demek olan nin veya un \u00e7o\u011fuludur. Kitab-\u0131 m\u00fcnir (ayd\u0131nlat\u0131c\u0131 kitap)in buna atf\u0131, atf\u00fc&#8217;l-h\u00e2ss ale&#8217;l-\u00e2mm (hass\u0131n, \u00e2mma atf\u0131) kabilindendir. Bundan da maksad, Tevrat ve \u0130ncil denilmi\u015ftir. Fakat Kur&#8217;\u00e2n \u00e2detinde kitab, \u015feriatleri ve h\u00fck\u00fcmleri i\u00e7ermi\u015f oland\u0131r. Bunun i\u00e7in \u00e7o\u011funlukla hikmet ile birlikte an\u0131l\u0131r. Yalanlanmaya maruz kalmak, do\u011frular\u0131n pek \u00e7ok g\u00fcc\u00fcne gidece\u011fi i\u00e7in Resulullah da bundan dolay\u0131 kederli olurdu. Burada \u00f6teden beri bu denemenin b\u00fct\u00fcn peygamberler hakk\u0131nda il\u00e2h\u00ee bir kanun oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanarak Resulullah&#8217;\u0131n kalbi tatmin buyurulmu\u015f ve bundan sonra do\u011frulara va&#8217;d (m\u00fcjde) ve yalanc\u0131lara va\u00eed (tehdit) olmak \u00fczere de \u015fu hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r:<\/p>\n<p>185- Her nefis (canl\u0131) \u00f6l\u00fcm\u00fc tadacakt\u0131r. (Yani herkes \u00f6lecektir) Nefs, zat ve ruh m\u00e2n\u00e2lar\u0131na geldi\u011fi i\u00e7in, bundan baz\u0131 kimseler ruhun ebed\u00ee oldu\u011fu m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlam\u0131\u015flard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc tatmak, bir hayat eseridir. Ve zevk an\u0131nda tad\u0131c\u0131n\u0131n bak\u00ee (ebed\u00ee) oldu\u011funu anlat\u0131r, yoksa zevk tasavvur olunamaz. O halde m\u00e2n\u00e2: &#8220;Her nefis bedeninin \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc tadacakt\u0131r&#8221; demek olur. Bu da nefsin, bedenden ba\u015fka oldu\u011funu ve bedenin \u00f6l\u00fcm\u00fcyle onun \u00f6lmeyece\u011fini anlat\u0131r. \u015eu halde \u00f6l\u00fcm zorunlulu\u011fu cism\u00e2n\u00ee hayata mahsus olup, m\u00fccerred (soyut) ruhlar\u0131n yok olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylerler. Ve ahiret meselesini bu \u015fekilde ruhun ebed\u00ee olu\u015funa dayanan ruhan\u00ee (ruhlara ait) bir hayat tasavvur etmi\u015flerdir. Fakat di\u011fer taraftan bir \u00e7ok tefsirciler ve bilginler demi\u015flerdir ki, bu \u015fekil yorum, bir zorlamad\u0131r. Zaikat\u00fc&#8217;l-mevt demek \u00f6lecektir demek oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Belli ki tadan kim ise, \u00f6len o olacakt\u0131r. Evet bedenin \u00f6lmesiyle nefis ve ruhun b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yok oluvermeyip bir m\u00fcddet kalabilece\u011fi di\u011fer delillerden a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131l\u0131yor ise de, genelde ruhlar\u0131n \u00f6lmedikleri davas\u0131 ne aklen, ne de naklen zorunlu olarak sabit de\u011fildir. \u00d6nce &#8220;zaikat\u00fc&#8217;l-mevt&#8221;, herhalde, tadan nefsin \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc ifade etmektedir. Riv\u00e2yetler de bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 g\u00f6stermektedir. Riv\u00e2yet olunuyor ki, ne zaman &#8220;Yery\u00fcz\u00fcndeki her canl\u0131 yok olacak.&#8221; (Rahman, 55\/26) \u00e2yeti indi melekler, yery\u00fcz\u00fcndekiler \u00f6ld\u00fc dediler. Sonra indi\u011fi zaman biz de \u00f6ld\u00fck dediler. Ruhlar\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc de ifade etmeseydi, meleklerin \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc de anlatmazd\u0131 ve melekler i\u00e7in \u00f6l\u00fcm ve yok olma d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce, be\u015fer ruhlar\u0131 i\u00e7in de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekir. Ancak genel h\u00fckm\u00fcn\u00fcn de umumi \u00fczere cereyan edemeyece\u011fi de hat\u0131rlatmaya de\u011fer g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Allah&#8217;\u0131n diledikleri hari\u00e7 olmak \u00fczere, g\u00f6klerde ve yerde kim varsa hepsi d\u00fc\u015f\u00fcp \u00f6lm\u00fc\u015f olacak.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/68) \u00e2yetinde Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n diledikleri, bu genelden hari\u00e7 tutulmu\u015flard\u0131r. Buna g\u00f6re g\u00f6klere ait olsun, yere ait olsun, gerek melekler ve gerek b\u00fct\u00fcn nefisler yan\u0131nda ebediyete kadar \u00f6lmeyecek olanlar da bulunabilecektir. \u0130\u015fte \u0130sl\u00e2m \u00e2limlerinin \u00e7o\u011funlu\u011funun g\u00f6r\u00fc\u015fleri budur. \u00d6zetle ruhun ebed\u00ee olu\u015fu inkar edilemez. Ve fakat umum i\u00e7in zorunlu de\u011fildir. Dinin ve ahiretin imkan\u0131n\u0131n, mutlak olarak, ruhlar\u0131n ebed\u00eeli\u011fi nazariye (teori)sine dayanmas\u0131 da zorunlu de\u011fildir. &#8220;K\u0131yamet&#8221; kelimesi de tamamen yok olu\u015fu ve ondan sonra k\u0131yam (\u00f6ld\u00fckten sonra dirilme), ne\u015fr ve ha\u015fr (da\u011f\u0131l\u0131p, toplanmay)\u0131 ifade eder ki, \u00f6l\u00fcm ve \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme, \u00f6zetle ahiret inanc\u0131, bir ebed\u00ee olma inanc\u0131d\u0131r. Fakat bu ebed\u00eelik, ilk olu\u015fum de\u011fil, ikinci olu\u015fumdur.<\/p>\n<p>Evet her nefis \u00f6l\u00fcm\u00fc tadacak; d\u00fcnyan\u0131n ne \u00fcz\u00fcnt\u00fcs\u00fc, ne sevinci hi\u00e7 biri kalmayacak, ve sevaplar\u0131n\u0131z\u0131n size tam olarak \u00f6denmesi de ancak k\u0131yamette olacakt\u0131r. D\u00fcnyada iyi veya k\u00f6t\u00fc b\u00fct\u00fcn \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n sevap veya cezas\u0131n\u0131 yine d\u00fcnyada elde etmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Mesela \u015fehidlerin kanlar\u0131yla kazan\u0131lan sava\u015flar\u0131n ba\u015far\u0131 meyvelerinden o \u015fehidlerin d\u00fcnyada istifade etmelerini d\u00fc\u015f\u00fcnmek tenakuz (\u00e7eli\u015fki) olur ki, b\u00fct\u00fcn faziletler de b\u00f6yledir. Ger\u00e7i d\u00fcnyada hi\u00e7bir \u00fccret verilmez de de\u011fildir. Burada da baz\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 da vard\u0131r. Fakat bu d\u00fcnyada sonu\u00e7, \u00f6l\u00fcm ve yok olmak muhakkak bulundu\u011fu i\u00e7in; gelen herhangi bir menfaat ve tad, kesilme ve sona erme korkusuyla kar\u0131\u015f\u0131k ve muhakkak gam ve kederle sar\u0131l\u0131d\u0131r. Gams\u0131z sevin\u00e7, korkusuz eminlik, \u0131zt\u0131raps\u0131z lezzet, kesintisiz ebedi saadet k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde has\u0131l olur. Mizan (tart\u0131) ve hesab\u0131n temizlenmesi oradad\u0131r. Bunun i\u00e7in cehennem ate\u015finden uzakla\u015ft\u0131r\u0131l\u0131p cennete sokulan her kim ise, i\u015fte o kendini kurtarm\u0131\u015f ve her murad\u0131na ermi\u015ftir. Yoksa d\u00fcnya denilen o fani hayat, m\u00fc\u015fterisini aldatan gurur sermayesinden ba\u015fka hi\u00e7 bir \u015fey de\u011fildir. Serap gibi par\u0131ldar, bulut gibi ge\u00e7er gider. &#8220;Meta&#8217; &#8221; sat\u0131l\u0131k kuma\u015f ve kullanacak aletler ve avadanl\u0131klar veya gerek aletler ve avadanl\u0131klar, gerek mallar ve di\u011fer genel faydalanmaya yarayan az-\u00e7ok l\u00fczumlu \u015fey m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir ki, dilimizde &#8220;matah&#8221; dedi\u011fimiz zaman bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc m\u00e2n\u00e2y\u0131 kastederiz. &#8220;Gur\u00fbr &#8221; aldanmak demek oldu\u011fu gibi, \u0131n \u00e7o\u011fulu olarak aldat\u0131c\u0131lar demek de olabilir. Meta-\u0131 gurur (gurur meta\u0131), m\u00fc\u015fteriyi kand\u0131rmak i\u00e7in allan\u0131p pullanarak ho\u015f g\u00f6sterilen ve al\u0131nd\u0131ktan sonra a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k oldu\u011fu anla\u015f\u0131lan meta (sermaye, mal) demektir. \u0130\u015fte d\u00fcnya hayat\u0131 budur. Bunun al\u0131c\u0131s\u0131 olanlar, b\u00fct\u00fcn nazar (bak\u0131\u015f) ve \u00fcmidini buna dikenler, ne saadet g\u00f6r\u00fclecekse bunda g\u00f6r\u00fclecek sananlar aldanm\u0131\u015f olurlar.<\/p>\n<p>Burada, bu gurur meta\u0131na aldan\u0131p da k\u00fcf\u00fcr, yalanlama, aldatma ve bozman\u0131n arkas\u0131nda ko\u015fan d\u00fc\u015fmanlar\u0131n rahats\u0131z etmelerine kar\u015f\u0131 Resulullah&#8217;a ve ona tabi olan m\u00fcminlere bir teselli ve nasihat vard\u0131r. \u015eimdi bu d\u00fc\u015fmanlar\u0131n sald\u0131r\u0131lar\u0131n\u0131n daha kesilmeyece\u011fini ve bundan b\u00f6yle bu k\u00e2firlerin daha bir \u00e7ok eziyetlerde bulunacaklar\u0131n\u0131 anlatmak ve bu \u015fekilde m\u00fcminleri gaflet ve aldanmadan korumak, ilim ve bilgi \u00fczere tam bir g\u00fc\u00e7le hareket etmelerini, olaylar kar\u015f\u0131s\u0131nda zay\u0131fl\u0131k ve tela\u015fa d\u00fc\u015fmemelerini hat\u0131rlatarak gelece\u011fe haz\u0131rlay\u0131p Bakara s\u00fbresinin sonundaki &#8220;K\u00e2fir kavimlere kar\u015f\u0131 bize yard\u0131m et&#8221; (Bakara, 2\/286) duas\u0131n\u0131n kabul olma yolunu tam olarak g\u00f6stermek \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>186- Muhakkak siz, mallar\u0131n\u0131z ve canlar\u0131n\u0131z hususunda imtihan olunacaks\u0131n\u0131z. Sizden \u00f6nce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah&#8217;a ortak ko\u015fanlardan size eziyet verici bir \u00e7ok s\u00f6z i\u015fiteceksiniz. E\u011fer sabreder ve Allah&#8217;dan gere\u011fi gibi korkarsan\u0131z, \u015f\u00fcphesiz i\u015fte bu azmi gerektiren i\u015flerdendir.<\/p>\n<p>187- Bir zaman Allah, kendilerine kitap verilenlerden, &#8220;Onu mutlaka insanlara a\u00e7\u0131klayacaks\u0131n\u0131z, onu gizlemiyeceksiniz.&#8221; diye s\u00f6z alm\u0131\u015ft\u0131. Onlar ise bunu kulak ard\u0131 ettiler ve onu az bir d\u00fcnyal\u0131\u011fa de\u011fi\u015ftiler. Yapt\u0131klar\u0131 bu al\u0131\u015fveri\u015f ne kadar k\u00f6t\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>188- O yapt\u0131klar\u0131na sevinen ve yapmad\u0131klar\u0131 \u015feylerle de \u00f6v\u00fclmek isteyenlerin (onacaklar\u0131n\u0131) sanma! Onlar\u0131n azaptan kurtulacaklar\u0131n\u0131 da sanma! Onlar i\u00e7in can yak\u0131c\u0131 bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>189- G\u00f6klerin ve yerin m\u00fclk\u00fc Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah her \u015feye k\u00e2dirdir.<\/p>\n<p>190- G\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda, gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn birbiri ard\u0131nca gelip gidi\u015finde selim ak\u0131l sahipleri i\u00e7in ger\u00e7ekten a\u00e7\u0131k, ibretli deliller vard\u0131r.<\/p>\n<p>191- Onlar ayaktayken, otururken ve yanlar\u0131 \u00fczerine yatarken Allah&#8217;\u0131 anarlar; g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler. Ve &#8220;Rabbimiz! Sen bunu bo\u015f yere yaratmad\u0131n, Sen y\u00fccesin, bizi ate\u015fin azab\u0131ndan koru.&#8221; derler.<\/p>\n<p>192- &#8220;Rabbimiz! Sen kimi cehennem ate\u015fine sokarsan onu rezil etmi\u015fsindir. Zalimlerin hi\u00e7 yard\u0131mc\u0131lar\u0131 yoktur&#8221;.<\/p>\n<p>193- &#8220;Rabbimiz! Biz, &#8216;Rabbinize iman edin&#8217; diye imana \u00e7a\u011f\u0131ran bir davet\u00e7i i\u015fittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! G\u00fcnahlar\u0131m\u0131z\u0131 ba\u011f\u0131\u015fla, k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerimizi \u00f6rt, bizleri sana ermi\u015f kullar\u0131nla beraber yan\u0131na al&#8221;.<\/p>\n<p>194- &#8220;Rabbimiz! bize peygamberlerine vaad etti\u011fini ver, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc bizi rezil etme. Muhakkak sen verdi\u011fin s\u00f6zden d\u00f6nmezsin&#8221;.<\/p>\n<p>195- Rableri onlara \u015fu kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 verdi: &#8220;Ben, erkek olsun, kad\u0131n olsun, sizden, hi\u00e7bir \u00e7al\u0131\u015fan\u0131n amelini zayi etmeyece\u011fim. Sizler birbirinizdensiniz. G\u00f6\u00e7 edenler, yurtlar\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131lanlar, yolumda eziyet edilenler, sava\u015fanlar ve \u00f6ld\u00fcr\u00fclenler&#8230; Onlar\u0131n g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 elbette \u00f6rtece\u011fim ve Allah kat\u0131ndan bir m\u00fckafat olmak \u00fczere, onlar\u0131 alt\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetlere de koyaca\u011f\u0131m. En g\u00fczel m\u00fckafat Allah kat\u0131ndad\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>196- K\u00e2firlerin diyar diyar dola\u015fmalar\u0131 sak\u0131n seni aldatmas\u0131n.<\/p>\n<p>197- Bu, az bir ge\u00e7imliktir. Sonra onlar\u0131n varacaklar\u0131 yer cehennemdir. Ne k\u00f6t\u00fc bir yatakt\u0131r oras\u0131!<\/p>\n<p>198- Fakat Rablerinden gere\u011fince korkanlar i\u00e7in altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetler vard\u0131r. Onlar orada ebed\u00ee olarak kalacaklar, Allah kat\u0131ndan a\u011f\u0131rlanacaklard\u0131r. \u0130yiler i\u00e7in Allah kat\u0131ndakiler daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>199- Kitap ehlinden \u00f6yleleri var ki, Allah&#8217;a inan\u0131rlar, size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah&#8217;a boyun e\u011ferek inan\u0131rlar. Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini az bir de\u011fere de\u011fi\u015fmezler. Onlar\u0131n m\u00fckafat\u0131 da Allah kat\u0131ndad\u0131r. \u015e\u00fcphesiz Allah, hesab\u0131 \u00e7abuk g\u00f6rendir.<\/p>\n<p>200- Ey iman edenler! Sabredin, d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131za kar\u015f\u0131 sebat g\u00f6sterin, n\u00f6bet bekle\u015fin, Allah&#8217;dan gere\u011fince korkun ki, kurtulu\u015fa eresiniz.<\/p>\n<p>186-Siz o gurur met\u00e2\u0131 (aldanma met\u00e2\u0131)na sak\u0131n aldanmay\u0131n\u0131z ve biliniz ki: mallar\u0131n\u0131zdan ve canlar\u0131n\u0131zdan muhakkak imtihan ve tecr\u00fcbe olunacaks\u0131n\u0131z. Mallar\u0131n\u0131zda yok edici baz\u0131 afetler, nefislerinizde \u00f6ld\u00fcr\u00fclme ve yaralanma veya esir d\u00fc\u015fme veya di\u011fer baz\u0131 zahmetler, me\u015fakkatler, korkular ve di\u011ferleri gibi takdir edilmi\u015f \u015feylerle deneneceksiniz.<\/p>\n<p>\u0130btil\u00e2&#8217;n\u0131n, k\u00fclfet ve zahmet ile s\u0131nama ve tecr\u00fcbe demek oldu\u011fu yukarda ge\u00e7mi\u015fti. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n tecr\u00fcbe ile ilim kazanmaktan m\u00fcnezzeh ve m\u00fcsta\u011fni bulundu\u011fu bilindi\u011fi i\u00e7in, bu gibi \u00e2yetlerde ve imtihan muamelesi yapmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir istiaredir ki, n\u00fcktesi ilmi deneyin \u00f6nemine ve hareketlerde deneyin esas al\u0131nmas\u0131na kullar\u0131 bir ir\u015fadd\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin de, s\u00f6ylendi\u011fi \u00fczere Fenhas olay\u0131 veya \u015fiirleriyle m\u00fc\u015frikleri Resul-i Ekrem aleyhine te\u015fvik eden ve heyecan veren Ka&#8217;b b. E\u015fref veya Resul\u00fbllah&#8217;\u0131n \u015feref verip Kur&#8217;\u00e2n okudu\u011fu bir mecliste E\u011fer bu do\u011fru ise, meclislerimizde onunla bizi rahats\u0131z etme. diye k\u00fcstahl\u0131k eden Abdullah b. \u00dcbeyy sebebiyle indi\u011fi hakk\u0131nda \u00fc\u00e7 riv\u00e2yet vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ve e\u011fer bunlara kar\u015f\u0131 sabreder ve ba\u015fkalar\u0131ndan uzakla\u015f\u0131p b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n\u0131zla Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131na girerek korunursan\u0131z, i\u015fte bu sab\u0131r ve korunma ise azmi gerektiren i\u015flerdendir. Yani azmedilmesi gerekli olan \u015ferefli, meziyetli, \u00f6nemli i\u015flerdendir. \u0130mtihanda ba\u015far\u0131 bununla olacakt\u0131r. \u015eu halde bunda yar\u0131\u015f etmeli ve gurur mal\u0131na aldanan ahl\u00e2ks\u0131zlar gibi olmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>187-Ey Muhammed, bunu tebli\u011f et, \u015funu hat\u0131rla ve hat\u0131rlat hani Allah kendilerine kitap verilmi\u015f okur yazar olanlar\u0131n o kitab\u0131, yahut o kitapta peygamberli\u011finin do\u011frulu\u011fu sabit olan o peygamberlerin sonuncusu \u015fanl\u0131 Peygamber&#8217;i, insanlara hakk\u0131yla a\u00e7\u0131klay\u0131p anlatacaks\u0131n\u0131z ve onu gizlemiyeceksiniz diye tekit ve kasem ile misak alm\u0131\u015f ve bunu onlara teahh\u00fct ettirmi\u015f idi. Bu kitap verilmi\u015f olanlardan maksad, kitap ehli olan yahudi ve h\u0131ristiyan bilginleridir. Bunlar\u0131n, i\u015f bu ad\u0131yla an\u0131lmalar\u0131, kendilerine Kur&#8217;\u00e2n verilmi\u015f olan m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n da b\u00f6yle ahitleri al\u0131nm\u0131\u015f bulundu\u011funu delalet yoluyla hat\u0131rlat\u0131r. Buna g\u00f6re m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n s\u00f6zle\u015fmesi, bu isimde a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde dahil olmamakla beraber, delalet bak\u0131m\u0131ndan dahildirler. Bunun i\u00e7in baz\u0131 tefsirciler, burada da m\u00fcsl\u00fcmanlar dahildir diye g\u00f6stermi\u015flerdir. Fakat bunun ibare (metin) ile olmay\u0131p, delaletle olaca\u011f\u0131n\u0131n unutulmamas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>Bu s\u00f6zle\u015fme ne zaman ve nas\u0131l al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r? Malumdur ki, kitab\u0131n mahiyeti, ne\u015fr, beyan ve hakikatleri ve h\u00fck\u00fcmleri tebli\u011f i\u00e7indir. Buna g\u00f6re bir kitaba sahip olmu\u015f bulunmak, kitap ehli ve okur yazar olmak, o kitab\u0131n ne\u015fr ve beyan\u0131n\u0131 \u00fczerine almakt\u0131r. Bundan ba\u015fka Allah&#8217;dan gelen kitaplar\u0131n hepsinde, bunlar\u0131n hakk\u0131yla ne\u015fr ve beyan\u0131 emir, teklif ve ir\u00e2d\u00ee delillerle isbat olunmu\u015ftur. Sonra Tevrat ve \u0130ncil&#8217;in i\u00e7eri\u011fi meyan\u0131nda o peygamberin, yani en son Peygamber hazretlerinin vas\u0131flar\u0131 ve peygamberli\u011finin do\u011frulu\u011fu m\u00fcjdelenmi\u015f ve a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f ve buna iman, o kitaplara iman c\u00fcmlesinden olmu\u015ftur. Ve bilhassa bu ahir zaman Peygamberi&#8217;nin, bu istikbal Peygamberi&#8217;nin m\u00fcjdelenmesi o kitaplar\u0131n ve kitap ehlinin takip etti\u011fi ve bekledi\u011fi en b\u00fcy\u00fck bir m\u00fcjde bulunuyordu. \u015eu halde Tevrat ve \u0130ncil&#8217;in ne\u015fr (yayma) ve beyan\u0131n\u0131 \u00fczerine alm\u0131\u015f bulunan kitap ehli bilginlerinin en b\u00fcy\u00fck g\u00f6revi, il\u00e2h\u00ee kitaplardaki hak ve hakikatin hi\u00e7 birini gizlemeyerek ne\u015fir ve beyan oldu\u011fu gibi, bunun yan\u0131nda \u00f6zellikle son Peygamber&#8217;in peygamberli\u011finin do\u011frulu\u011funu da hi\u00e7 bir \u015fekilde saklamay\u0131p ne\u015fr ve beyan etmek, hem genel ve hem \u00f6zel \u015fekilde \u00fczerine al\u0131nm\u0131\u015f bir g\u00f6rev idi. \u0130\u015fte bu \u00e2yetin a\u00e7\u0131klama hedefi de budur. Genel g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re n\u00fcn zamiri, kinaye, \u00f6zel g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re de o Peygamber&#8217;e racidir. Bunun i\u00e7in Said b. C\u00fcbeyr ve S\u00fcddi riv\u00e2yetlerinde zamir, Muhammed&#8217;e; Hasen ve Katade rivayetlerinde kitaba irca edilmi\u015f (g\u00f6nderilmi\u015f)tir. (Bakara s\u00fbresindeki 40, 134 ve 146 nc\u0131 \u00e2yetlere bkz.)<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bunlar, b\u00f6yle \u00fczerlerine al\u0131p antla\u015fma yapt\u0131lar da o kitab\u0131 arkalar\u0131na att\u0131lar, antla\u015fmalar\u0131n\u0131 yerine getirmediler, hakk\u0131 (ger\u00e7e\u011fi) gizlediler de Peygamber&#8217;e ve m\u00fcsl\u00fcmanlara eziyet verip rahats\u0131z etmeye kalk\u0131\u015ft\u0131lar. (Bakara s\u00fbresindeki 101. \u00e2yete bkz.) Bunu \u00f6nce yahudiler yapm\u0131\u015f, sonra h\u0131ristiyanlar da o yola gitmi\u015f oldu\u011fundan, burada da hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar b\u00f6yle yapt\u0131lar, ve kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda az bir bedel ald\u0131lar. Aldanma met\u00e2\u0131 olan d\u00fcnya hayat\u0131na aldanarak az bir para veya menfaat kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda susarak veya tevil ederek ve bozarak veya g\u00f6rmemezlikten gelerek hakk\u0131 (do\u011fruyu, ger\u00e7e\u011fi) gizlediler. Bu semen (bedel), ger\u00e7ekte ne kadar \u00e7ok olursa olsun, bitici ve f\u00e2n\u00ee oldu\u011fu i\u00e7in, ebed\u00ee ve sonsuz olan ahiret sevab\u0131na g\u00f6re pek az bir \u015fey oldu\u011fundan &#8220;semen-i kalil&#8221; (az bir bedel) buyurulmu\u015ftur. B\u00f6yle olmakla birlikte bununla, bunlar\u0131n esas\u0131nda az bir d\u00fcnya menfaati i\u00e7in kitaplar\u0131n\u0131 unutuverdiklerine ve onu s\u00fcfli (a\u015fa\u011f\u0131) bir \u015fekilde be\u015f on para i\u00e7in bile k\u00f6t\u00fcye kulland\u0131klar\u0131na da i\u015faret buyurulmu\u015ftur. Ve \u00fcz\u00fcnt\u00fcyle (kaydedelim ki) hayli zamandan beri bu hale m\u00fcsl\u00fcmanlar da d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u00c2limlerden hakk\u0131 aramay\u0131p, g\u00f6nl\u00fcne g\u00f6re yanl\u0131\u015f bir &#8220;uygun&#8221; cevab\u0131 almak i\u00e7in te\u015fvik veya tehdit eden bir \u00e7ok cahil, ahl\u00e2ks\u0131z m\u00fcsl\u00fcmanlar bulundu\u011fu gibi; b\u00f6yle baya\u011f\u0131 menfaatleri yolunda dola\u015fan ve ilmi, dini, bir aldatma tuza\u011f\u0131 kabul eden ulema taklitleri de ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte Cenab-\u0131 Allah, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 \u00f6zellikle bu hallerden sak\u0131nd\u0131r\u0131p sab\u0131r ve takva, sebat ve azimle s\u00f6z verdi\u011fini yerine getirmeye sadakat ve ciddiyet g\u00f6stermek, y\u00fcksek himmet ile s\u00f6z ve fiil olarak hakk\u0131 a\u00e7\u0131klamak, il\u00e2h\u00ee emirlerin ne\u015fr ve genelle\u015ftirilmesiyle Allah kelam\u0131n\u0131 y\u00fcceltmek (i&#8217;lay-\u0131 kelimetullah) i\u00e7in sevk etmek ve kitap ehlinin durumunu k\u00f6t\u00fc g\u00f6rmekle &#8220;yapt\u0131klar\u0131 al\u0131\u015fveri\u015f ne kadar k\u00f6t\u00fcd\u00fcr.&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>188-\u015eimdi bunun yaln\u0131z bir k\u0131namaktan ibaret kalmayaca\u011f\u0131n\u0131 ve genel \u015fekliyle ahl\u00e2kta ciddilik ve tevazu (al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fck) tersine hareket edenlerin sonlar\u0131n\u0131n ac\u0131kl\u0131 oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in de m\u00fcnaf\u0131klar dolay\u0131s\u0131yle \u015fu \u00e2yet inmi\u015ftir. Yapt\u0131klar\u0131 herhangi bir i\u015f ile sevinen, dilimiz tabiriyle b\u00f6b\u00fcrlenen ve yapmad\u0131klar\u0131 bir \u015feyle \u00f6\u011f\u00fclmelerinden ho\u015flanan kimseleri sak\u0131n azaptan kurtulacak bir yerde zannetme, asla zannetme, hem bunlar i\u00e7in elim (ac\u0131kl\u0131) bir azab haz\u0131rlanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u00e2yet, m\u00fcnaf\u0131klar sebebiyle inmi\u015f olmakla beraber, h\u00fckm\u00fc, gerek di\u011fer kafirler ve m\u00fc\u015friklerden ve gerek m\u00fcsl\u00fcmanlardan bu davran\u0131\u015fta bulunan gurur sahiplerinin hepsini i\u00e7erir. Gururlanmak, gelecekten gaflet etmek ve vazifenin kabul edilip g\u00fczel bulunmas\u0131n\u0131n kendine ait olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmemek, yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fi b\u00fcy\u00fcks\u00fcn\u00fcp kendine onu b\u00fcy\u00fck g\u00f6rmek gibi bir k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fckt\u00fcr. Ve yapmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 yapm\u0131\u015f gibi g\u00f6sterip \u00f6\u011f\u00fcn\u00fclmekten ho\u015flanmak ise hakk\u0131, do\u011fruyu bozmaktan zevk almak ve Allah&#8217;\u0131 unutmakt\u0131r. \u00d6nceki buna sevk eder. Bu ikisi bir yere gelince, de ac\u0131kl\u0131 azab\u0131 hak etmi\u015f olur. \u00dcz\u00fcnt\u00fcyle beraber bu halde bulunanlar ne kadar \u00e7oktur.<\/p>\n<p>&#8220;Yek beyza v\u00fc sad hezar g\u0131dg\u0131dak&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Tek yumurta ve y\u00fcz bin g\u0131dg\u0131dak&#8221;.<\/p>\n<p>Burada Cenab-\u0131 Allah, m\u00fcsl\u00fcmanlara b\u00fct\u00fcn ba\u015far\u0131y\u0131 temin edecek olan kulluk kemali ile y\u00fcksek ahl\u00e2klar\u0131 telkin i\u00e7in ruhlar\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015ftan hakka ve kalpleri gurur \u00e2leminden affedici Allah taraf\u0131na \u00e7ekerek sab\u0131r, Allah korkusu ve azmin b\u00fct\u00fcn hedefini ve ge\u00e7mi\u015f beyanlar\u0131n gerekli sebeplerini \u00f6zetleyerek buyuruyor ki:<\/p>\n<p>189- B\u00fct\u00fcn g\u00f6kler ve yer devlet ve memleketi, ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fcd\u00fcr. Bunun idaresinde ancak onun emirleri ve onun kudreti h\u00fck\u00fcm s\u00fcrer. Bunlar i\u00e7inde Hakk&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerinin tersine hareket etmek istiyenler, elbette cezaya mahk\u00fbm olurlar. Onun kudretine hi\u00e7bir \u015fey kar\u015f\u0131 gelemez, Allah&#8217;\u0131n kudreti sonsuzdur. Herkes, O&#8217;nun i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131 ve her g\u00f6revi bu m\u00fclk\u00fc idare eden h\u00fck\u00fcmler ve emirlerine, cereyan eden s\u00fcnnetine uyarak ve ancak onun ad\u0131na yapmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>190-Bunu nas\u0131l anlamal\u0131? Bu noktada g\u00f6n\u00fclleri Hakk&#8217;\u0131 bilmeye \u00e7ekmek ve y\u00f6nlendirmek suretiyle ayd\u0131nlatma ve il\u00e2h\u00ee saltanat\u0131n \u015fekil ve tecellilerinin s\u0131rlar\u0131n\u0131, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n tam kudret ve hikmetiyle m\u00fclk\u00fcn\u00fcn sanat\u0131ndaki tasarruf h\u00fck\u00fcmlerini, s\u0131r ve yarat\u0131l\u0131\u015f gayesini ke\u015ffettirecek olan hak \u00e2yetlerini g\u00f6sterme ve b\u00fct\u00fcn bilgilerin us\u00fbl (metod)unu \u00f6\u011fretme ve dinin kemalinin gayesini anlatmak i\u00e7in buyurulmu\u015ftur ki: G\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda, gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn de\u011fi\u015fmesinde say\u0131lamayacak nice al\u00e2metler ve deliller vard\u0131r ki, b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat\u0131n O&#8217;na mahsus oldu\u011funa ve Allah&#8217;\u0131n k\u00e2mil kudretine, b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve azametine delalet ederler. Fakat bu \u00e2yet (al\u00e2met)ler herkes ve her ak\u0131l i\u00e7in de\u011fil, temiz ve tam ak\u0131l sahipleri demek olan i\u00e7indir. \u00d6yle \u00fbl\u00fc&#8217;l-elb\u00e2b (tam ak\u0131l sahipleri) ki &#8220;Semavat&#8221; (g\u00f6kler) ve &#8220;arz&#8221; (yer): Mek\u00e2n kavram\u0131n\u0131n i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn y\u00fckseklik ve al\u00e7akl\u0131klar\u0131yla mekanl\u0131 varl\u0131klar, &#8220;Halk &#8221; (yaratma): Bunlar\u0131n zat ve s\u0131fatlar\u0131yla bulunduklar\u0131 \u015fekil ve nitelikleri \u00fczere var edilmelerini ve yok edilmelerini ifade eden ger\u00e7ek sebep anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n \u00f6z\u00fc, &#8220;\u0130htilafu leyl \u00fc neh\u00e2r&#8221; (gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn de\u011fi\u015fmesi): Zaman anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131 veren ve hareketlerle ilgili olup, bu varl\u0131klar\u0131n yarat\u0131lm\u0131\u015fl\u0131klar\u0131n\u0131 ve d\u00fczenlerini g\u00f6steren devaml\u0131l\u0131k ve de\u011fi\u015fimdir. \u0130\u015fte hak (ger\u00e7ek) ilimlerin ke\u015fif yollar\u0131, i\u015fbu, &#8220;g\u00f6kler ve yer, gece ve g\u00fcnd\u00fcz, yaratma ve de\u011fi\u015fim, ak\u0131l&#8221; olaylar ve anla\u015f\u0131lmalar\u0131 \u00fczerindeki d\u00fc\u015f\u00fcnmedir.<\/p>\n<p>Abdullah b. \u00d6mer (r.a.) hazretleri demi\u015ftir ki: &#8220;Hz. \u00c2i\u015fe&#8217;ye, Resulullah&#8217;dan g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn \u015feylerin en \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131s\u0131n\u0131 bana haber ver.&#8221; dedim. Bunun \u00fczerine a\u011flad\u0131 ve uzun bir m\u00fcddet a\u011flad\u0131 da sonra dedi ki: &#8220;Onun her i\u015fi \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 idi. Bir g\u00fcn bana geldi, yorgan\u0131ma girdi, hatta cildini cildime dokundurdu, sonra da buyurdu ki, &#8216;Ey \u00c2i\u015fe, bu gece bana Rabb\u0131ma ibadet etmek i\u00e7in izin verir misin?&#8217; Ben de, &#8216;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, ben senin yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 severim, isteklerini de severim, izinlisin.&#8217; dedim. Kalkt\u0131, odadaki su ibri\u011fine vard\u0131, abdest ald\u0131, suyu \u00e7ok da d\u00f6kmedi, sonra namaza durdu, Kur&#8217;\u00e2n okudu ve a\u011fl\u0131yordu. Sonra iki elini kald\u0131rd\u0131 yine a\u011fl\u0131yordu. Hatta g\u00f6zya\u015flar\u0131n\u0131n yeri \u0131slatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fcm. Sonra Bil\u00e2l geldi, kendisine sabah namaz\u0131n\u0131 bildiriyordu. Bakt\u0131 ki a\u011fl\u0131yor, &#8216;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, dedi, Allah Te\u00e2l\u00e2 senin ge\u00e7mi\u015f ve gelecek g\u00fcnah\u0131n\u0131 affetmi\u015f oldu\u011fu halde a\u011fl\u0131yor musun?&#8217; &#8216;Ey Bil\u00e2l, buyurdu, \u015fu halde ben \u015f\u00fckreden bir kul olmayay\u0131m m\u0131?&#8217; Bundan sonra buyurdu ki, &#8216;Nas\u0131l a\u011flam\u0131yay\u0131m, Allah Te\u00e2l\u00e2 bu gece \u015funu indirdi: Resulullah bunu s\u00f6yledi, sonra da &#8216;Vay bunu okuyup da, bu babda d\u00fc\u015f\u00fcnmeyene!.&#8217; Di\u011fer bir riv\u00e2yette, &#8216;Vay bunu \u00e7eneleri aras\u0131nda \u00e7i\u011fneyip de bunda d\u00fc\u015f\u00fcnmeyenlere!&#8217; buyurdu.&#8221;<\/p>\n<p>Bakara S\u00fbresi&#8217;nde Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini isbat ve a\u00e7\u0131klama esnas\u0131nda bu \u00e2yetin bir benzeri ge\u00e7mi\u015fti. O daha geni\u015f ve sekiz \u00e7e\u015fit delili i\u00e7ermi\u015f oldu\u011fu halde, bunda o esas\u0131n bir \u00f6zetiyle beraber, siyak (s\u00f6z geli\u015fi) ve istenilen a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00e7ok ince bir geli\u015fmesi vard\u0131r. Bunun i\u00e7in onun sonunda D\u00fc\u015f\u00fcnen bir kavim i\u00e7in nice deliller vard\u0131r. (Bakara, 2\/164), bunda da temiz ak\u0131l sahipleri i\u00e7in nice deliller vard\u0131r. buyurulmu\u015ftur. Resulullah da bu ayetle, di\u011ferinden daha derin bir a\u015fk ile ilgilenmi\u015ftir. Demek olur ki, \u00f6nceki bahiste genel olarak ak\u0131l yetebilece\u011fi halde, burada temiz ve halis ak\u0131l demek olan &#8221; l\u00fcbb&#8221; gereklidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc orada, Allah&#8217;\u0131n birli\u011finin isbat\u0131yla, Allah&#8217;\u0131 bilmenin mebde&#8217; (prensip)leri bahis konusu idi. Burada ise o bilgide terakki (y\u00fckselme) bahis konusudur ki, kendisinden sonraki \u00e2yette ge\u00e7en if\u00e2deleri, bu vas\u0131flara i\u015faret etmektedir. Fahruddin R\u00e2z\u00ee hazretleri bu terakki a\u00e7\u0131s\u0131ndan der ki: &#8220;Allah yoluna girene, ilk \u00f6nce delilleri \u00e7o\u011faltmak gerekir. Fakat kalb bir kerre Allah bilgisinin nuruyla ayd\u0131nland\u0131 m\u0131, onun art\u0131k o deliller ile me\u015fgul olmas\u0131, kalbin Allah bilgisinde garkolmas\u0131na perde gibi olur. Zira akl\u0131n \u00e7e\u015fitli d\u00fc\u015f\u00fcncelere iltifat\u0131 ile me\u015fguliyeti, d\u00fc\u015f\u00fcnme ve idraklerinde derinle\u015fme ve sonuca eri\u015fmeye engel olur. Bunun i\u00e7in salik (yola giren) i\u015fin ba\u015flang\u0131c\u0131nda derinle\u015fme ve istiksa (inceden inceye ara\u015ft\u0131rma) ile de\u011fil, basit bir seyir ile hareket edece\u011finden, delilleri \u00e7o\u011faltmay\u0131 isterse de, bilginin nuru bir defa kalbe d\u00fc\u015ft\u00fckten sonra, o delillerin azalmas\u0131n\u0131 ve m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar k\u0131sa ve \u00f6zetini arzu eder ki, kalbin Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131yla me\u015fgul olmas\u0131ndan do\u011fan zulmet (karanl\u0131k) kalks\u0131n da Allah bilgisinin nurlar\u0131n\u0131n tecellisi tamam olsun. Nitekim, &#8220;Ayakkab\u0131lar\u0131n\u0131 \u00e7\u0131kar. \u015e\u00fcphesiz ki sen, mukaddes bir vadide, Tuv\u00e2&#8217;das\u0131n.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/12) ferman\u0131nda buna i\u015faret vard\u0131r. \u0130\u015fte Bakara \u00e2yetindeki sekiz \u00e7e\u015fit delil ve al\u00e2met a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 halde, burada hepsinin esas\u0131 olan &#8220;G\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131lmas\u0131, gece ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn de\u011fi\u015fmesi&#8221; ile yetinilmi\u015f olunmas\u0131, bu terakki (y\u00fckselme) hikmetiyle ilgilidir. \u00d6zetle orada (Allah&#8217;a seyr) isteniyordu, burada ise (Allah&#8217;da seyr) istenmi\u015ftir. Bakara S\u00fbresi \u00e2yeti, &#8220;Sizin il\u00e2h\u0131n\u0131z tek bir il\u00e2ht\u0131r. O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h yoktur. O, \u00e7ok merhametli ve ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/163) \u00e2yetini takip ediyor. Ve buna g\u00f6re ilk \u00f6nce v\u00fccud (varolma) ve Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine ait \u00e2yetleri bildirerek \u015firkten tevhide g\u00f6t\u00fcr\u00fcyordu, buna ak\u0131l yeterli idi. Buradaki \u00e2yet ise \u00e2yetini takip ediyor. Ve buna g\u00f6re iman sahiplerine Allah&#8217;\u0131n saltanat\u0131n\u0131n suret (\u015fekil) ve tecelli s\u0131rlar\u0131n\u0131, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n m\u00fclk\u00fcndeki tasarrufunun h\u00fck\u00fcmlerini, s\u0131r ve yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n gayesini isbat eden al\u00e2metleri anlatman\u0131n ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde geliyor.<\/p>\n<p>191-Bu da akl\u00ee ve nakl\u00ee bilgiler ile s\u00fcslenmi\u015f ve Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine iman ile kulluk ve bilgide merhale katetmi\u015f olgun ak\u0131l ve inanm\u0131\u015f kalb sahiplerinin kar\u0131 olabilece\u011finden, aralar\u0131ndaki farka i\u015faret buyuruluyor ki: \u00d6yle tam ak\u0131l sahipleri ki, ayaktayken, otururken, yatarken, yani gerek me\u015fguliyet ve gerekse dinlenme hallerinin hepsinde Allah&#8217;\u0131 zikrederler, dillerinden b\u0131rakmazlar&#8221;. Bu \u00fc\u00e7 hal, insan\u0131n b\u00fct\u00fcn hallerini i\u00e7ine al\u0131r. Hatta bedene ait hareketleri i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 gibi, y\u00fckselme, ortada durma, d\u00fc\u015fme gibi halleri de i\u00e7erir. Demek ki bu tam ak\u0131l sahipleri, her ne halde bulunurlarsa bulunsunlar, kalpleri Allah&#8217;\u0131 zikir (anmak)den ba\u015fka bir \u015fey ile itmi&#8217;nan (tam g\u00fcven) zevkini bulamad\u0131\u011f\u0131ndan, Allah&#8217;\u0131 zikirden gaflet etmezler, g\u00f6n\u00fclleri il\u00e2h\u00ee murakabe (kendi i\u00e7ine d\u00f6nme)ye m\u00fcsta\u011frak (dalm\u0131\u015f)t\u0131r. Burada zikirden maksad, gerek zat, gerek s\u0131fat ve fiiller haysiyetiyle zikirden, ayn\u0131 \u015fekilde lisan\u00ee (dile ait) zikre e\u015fit olup olmamaktan daha genel olarak, mutlak zikirdir. Abdullah b. Mesud hazretlerinin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re bu zikirden maksad namazd\u0131r ki, kudretleri yettik\u00e7e ayakta, yoksa oturarak, yoksa yatt\u0131\u011f\u0131 yerde namaz k\u0131lanlar demektir. Bununla beraber namaz, zikirler c\u00fcmlesinden say\u0131l\u0131rsa da, b\u00fct\u00fcn zikirler namazdan ibarettir de denemez, namazdan e&#8217;am (daha genel)d\u0131r. &#8220;\u00dbl\u00fc&#8217;l-elb\u00e2b&#8221; (tam ak\u0131ll\u0131lar)\u0131n b\u00f6yle Allah&#8217;\u0131n zikrine devam etmeleri ile vasfedili\u015fleri, din\u00ee terbiyede terakki etmi\u015f halis kullar olduklar\u0131na i\u015faret eder ki, bu vas\u0131f burada bahis konusu olan tefekk\u00fcr (d\u00fc\u015f\u00fcnme) s\u00fbretiyle ke\u015ff ve m\u00fc\u015fahede edecekleri ilimlerin fenlerinin ge\u00e7mi\u015f bir \u015fart\u0131 demek olur. Bununla beraber , tertibe delalet etmeyece\u011fi i\u00e7in, bunun bir ge\u00e7mi\u015f \u015fart olmay\u0131p, d\u00fc\u015f\u00fcncenin bir ayr\u0131lmaz gere\u011fi olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. \u015euhud (g\u00f6r\u00fcn\u00fcr)dan, g\u0131yab\u0131 (g\u00f6r\u00fcnmezi) okuyabilen, vehim \u015f\u00fcphelerinden uzak, nefse ait ilgiler ve karanl\u0131k engellerden s\u0131yr\u0131lm\u0131\u015f halis, tam ak\u0131l sahibleri olan, gidi\u015fat\u0131n ger\u00e7eklerini ve s\u0131fatlar\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini d\u00fc\u015f\u00fcnen, m\u00fclk\u00fcn tav\u0131rlar\u0131n\u0131 ve gayb \u00e2leminin s\u0131rlar\u0131n\u0131 g\u00f6zeterek, melik, yarat\u0131c\u0131 olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n sanat\u0131n\u0131n inceliklerini ve kudretinin al\u00e2metlerini g\u00f6rebilen bu tam ak\u0131l sahipleri, b\u00fct\u00fcn hallerde Allah sevgisi ile dopdolu olarak Allah&#8217;\u0131 anarlar.<\/p>\n<p>Ve g\u00f6klerin, yerin akl\u0131 hayrette b\u0131rakan durum ve yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n hikmeti hakk\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcnceye giri\u015fir, her meselede Hakk&#8217;\u0131n emrini anlamak ve gere\u011fi \u00fczere amel ederek g\u00f6revi yerine getirmede ba\u015far\u0131l\u0131 olmak i\u00e7in h\u00fck\u00fcmler ve il\u00e2h\u00ee tasarruflar\u0131n cereyan \u015feklini g\u00f6steren s\u0131r ve yarat\u0131l\u0131\u015f nizam\u0131n\u0131 telakkiye ve ke\u015ffe \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Bu yarat\u0131lmadan, g\u00f6kler ve yer toplam\u0131n\u0131n hem b\u00fct\u00fcn, hem par\u00e7a bak\u0131m\u0131ndan, hi\u00e7biri hari\u00e7 kalmaz. G\u00f6kler ve yer \u015fekiller, keyfiyetler ve ayan (varl\u0131klar\u0131n Allah kat\u0131ndaki \u015fekiller)\u0131; yaratma mefhumu da illiyyet (nedensellik) tesirinin hakikatini ifade etti\u011fi i\u00e7in, bu d\u00fc\u015f\u00fcncenin ilgilendi\u011fi \u015fey, varl\u0131klar\u0131n \u015fekillerini ve durumlar\u0131n\u0131 tema\u015fa (seyir), tasvir, vas\u0131fland\u0131rma, analiz, sentez ile s\u0131n\u0131rlad\u0131ktan ve sebeplerini ara\u015ft\u0131rmakla hepsini m\u00fc\u015fterek olduklar\u0131 yaratma mefh\u00fbmunda k\u0131saca toplay\u0131p ve tasnif ederek, hepsini y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n yaratma sanat\u0131na ba\u011flad\u0131ktan sonra il\u00e2h\u00ee saltanat\u0131 m\u00fc\u015fahede (seyretme) ve ondan gelecek ve ahirete do\u011fru ilme ve hikmete ait sonu\u00e7lar\u0131 anlama ve telakki, bu \u015fekilde vazife hakk\u0131ndaki il\u00e2h\u00ee h\u00fckm\u00fc ke\u015ff ve tayin ederek, gere\u011fini yerine getirme ve gayeye isabet i\u00e7in yine y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n yard\u0131m ve yaratmas\u0131na s\u0131\u011f\u0131nmak ve iltica etmek ve b\u00f6yle ahiret miad (s\u00f6zle\u015fme)\u0131 ile il\u00e2h\u00ee r\u0131zaya y\u00fcr\u00fcmektir. \u015eu halde bu konu ve taleb edilen \u015fey, bizzat il\u00e2h\u00ee hikmet ve rabb\u00e2n\u00ee siyaset ilminin konusu ve iste\u011fi oldu\u011funda \u015f\u00fcphe olmamakla beraber, bunda gerek Astronomi ve gerek di\u011fer kevn\u00ee (evrene ait) ilimler, be\u015fere ait ilimlerin konular\u0131n\u0131n hepsi birer mukaddime (ba\u015flang\u0131\u00e7) ve yol olarak dahil bulundu\u011funda dahi \u015f\u00fcphe edilmemelidir. Ve bundan dolay\u0131d\u0131r ki, Peygamberimiz &#8220;Ge\u00e7mi\u015flerin ve geleceklerin ilimleri bana verildi.&#8221; buyurmu\u015ftur. Ancak burada, \u00e7e\u015fitli konular\u0131, ilimlerin k\u00fc\u00e7\u00fck olan s\u0131n\u0131rlar\u0131 ve nazariyelerini, \u015firk ve \u00e7okluk arzeden simalar\u0131n\u0131 al\u0131p, hepsinin y\u00f6nelmi\u015f oldu\u011fu tek k\u00fcll\u00ee (t\u00fcmel) ilme y\u00f6nelmek vard\u0131r. Bunun i\u00e7in bu konuda tefekk\u00fcr b\u00fct\u00fcn e\u015fyan\u0131n ve be\u015fere ait bilgilerin halk (yaratma) mefhumu alt\u0131nda d\u00fczenlenmesi, tanzimi ve tevhid (birle\u015ftirilmes)iyle Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131 yak\u00eenen anlayan ve ancak Allah sevgisi ve Allah&#8217;\u0131 zikretmekle g\u00f6nl\u00fc kanan tam ak\u0131l sahiplerinin \u015fiar\u0131 oldu\u011fu ve di\u011fer konulardaki tefekk\u00fcr, e\u015fyadan Allah&#8217;a d\u00f6nm\u00fc\u015f olup, nih\u00e2yet Allah&#8217;a dayanmakla m\u00fcten\u00e2h\u00ee (bitecek) olabildi\u011fi halde, bu konuda d\u00fc\u015f\u00fcnmenin nam\u00fcten\u00e2h\u00ee (bitmez), devaml\u0131 olaca\u011f\u0131 ve bunun Evvel ve Z\u00e2hir (tecelli eden hak) isimleriyle Allah&#8217;dan ba\u015flay\u0131p, yine Ahir (son) ve B\u00e2t\u0131n (gizli, der\u00fbn) isimleriyle Allah&#8217;a d\u00f6nm\u00fc\u015f olaca\u011f\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Demek olur ki, bunda yaratman\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f ve tecellisinin yolunu tesbite \u00e7al\u0131\u015fan tasvir ve tahdide ait Tabiat ve Astronomi ilimlerinin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131na da b\u00fcy\u00fck bir te\u015fvik vard\u0131r. B\u00fct\u00fcn g\u00f6kler ve yer Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fc oldu\u011fu i\u00e7in, bu \u00e2lem kitab\u0131ndan okunabilen her hadise, her nizam, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini ve tasarrufunun \u015fekillerini okumakt\u0131r. Onu okuyanlar ve gere\u011fince hareket edenler, herhalde Hakk&#8217;\u0131n nimetinden nimetlenmi\u015f ve istifade etmi\u015f olurlar. Fakat bunun iki \u015fekli vard\u0131r: Birisi nimetin sahibi olan H\u00e2lik Te\u00e2la&#8217;dan gaflet etmek, g\u00f6rmezlikten gelmek ve ona tabii \u015fekilde \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc eda etmekten ka\u00e7\u0131n\u0131p k\u00fcf\u00fcr karanl\u0131\u011f\u0131na sapmakt\u0131r ki, bunun as\u0131l mahiyeti Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fc i\u00e7inde e\u015fkiyal\u0131k ederek ge\u00e7inmeye \u00e7al\u0131\u015fmak oldu\u011fundan, sonucu felaket ve pi\u015fmanl\u0131kt\u0131r. Ve bu t\u00fcrl\u00fc ilim ve fenlerden nimetlenenlerin ba\u015f\u0131 \u0130blis ve \u015feytanlard\u0131r. Di\u011feri hakiki, ger\u00e7ek nimet vereni tan\u0131yarak, ona \u015fuur ve iman ile tabi oldu\u011funu ve uydu\u011funu arzederek, \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc yerine getirmeye \u00e7al\u0131\u015fmak ve b\u00fct\u00fcn hareketlerini Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fc i\u00e7inde, Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerinin tatbikine sarfetmektir ki, bunun \u00f6nderleri de melekler, peygamberler, s\u0131dd\u0131klar, \u015fehidler gibi halis kullard\u0131r. budur. Bunlar g\u00f6klere \u00e7\u0131k\u0131nca d\u00fc\u015fmemek \u00fczere \u00e7\u0131karlar. \u00d6b\u00fcrleri ise d\u00fc\u015f\u00fcp helak olmak i\u00e7in \u00e7\u0131kmaya u\u011fra\u015f\u0131rlar. Yukardan beri tesbit olunagelen bu m\u00e2n\u00e2larla bu \u00e2yet, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n tefekk\u00fcr\u00fcne sevkederken; hem Tabiat ilimlerinin incelenmesini te\u015fvik ediyor, hem de bu ara\u015ft\u0131rmada bulunanlara b\u00fcy\u00fck bir ders veriyor ki, bu ders \u015fu iki noktada \u00f6zetlenebilir: Birincisi, g\u00f6kler ve yer mefhumlar\u0131n\u0131n ifade etti\u011fi varl\u0131k tabakalar\u0131 i\u00e7inde birbirinden baz\u0131 de\u011ferlerle ayr\u0131lm\u0131\u015f \u00e7e\u015fitli konular etraf\u0131nda toplanacak bilgiler ve kaideleri, birbirinden her y\u00f6nden ayr\u0131 ve tamamen m\u00fcstakil birer y\u00fcksek ilim kabul etmeyip, bu bilgilerin \u00fcst bir ilm\u00ee nizamda birle\u015ftiklerini ve o konular\u0131n y\u00fcksek bir ilim konusuna dayanm\u0131\u015f bulundu\u011funu unutmamak. \u0130kincisi, \u00e7e\u015fitli tabi\u00ee sebeplerin tesirleri alt\u0131nda mahkum kalmay\u0131p, olaylar\u0131 ve olaylar\u0131n nizam\u0131n\u0131, e\u015fyan\u0131n tabiat\u0131 nam\u0131na de\u011fil; H\u00e2l\u0131k Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n tek y\u00fcksek kudreti nam\u0131na kaydetmek, yani ger\u00e7ek sebebine dayaman\u0131n gere\u011fidir. \u0130\u015fte bu marifet (bilgi) noktas\u0131na y\u00fckselmi\u015f olan \u00fbl\u00fc&#8217;l-elb\u00e2b (tam ak\u0131l sahiplerin)\u0131n zikri ve fikri Allah&#8217;\u0131n ihsanlar\u0131 olur da, seyr-i billah (Hak&#8217;da y\u00fcr\u00fcmek)la kesilmeyen il\u00e2h\u00ee sanat\u0131n e\u015fsiz g\u00fczelliklerini, g\u00f6klerin ve yerin s\u0131rlar\u0131n\u0131 ve il\u00e2h\u00ee hikmetleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler. Ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrken &#8220;Ey Rabbimiz! Sen bunlar\u0131 bo\u015f yere yaratmad\u0131n&#8230;&#8221; diyerek bu h\u00fck\u00fcm ve akide (inan\u00e7), bu r\u00fbh hali ve bu ne\u015fe, iltica ve \u00fcmit ile hareket ederler. &#8220;Bat\u0131l&#8221; \u00fczerine hi\u00e7bir h\u00fck\u00fcm ve hikmet, fayda ve maslahat (menfaat) gerekmeyen demektir ki, a\u015fa\u011f\u0131, faydas\u0131z, gidici ve kaybolucu, beyhude ve abes olabilir.<\/p>\n<p>Ey Rabbimiz, sen bu mahl\u00fbku (yani g\u00f6kler ve yer toplam\u0131 olan \u015fu \u00e2lemi), bat\u0131l, h\u00fck\u00fcm ve hikmetten, fayda ve menfaatten uzak, m\u00e2n\u00e2s\u0131z olarak yaratmad\u0131n. Gece ve g\u00fcnd\u00fcz de\u011fi\u015fiklik i\u00e7inde, yokluktan yoklu\u011fa devam edip giden \u015fu de\u011fi\u015fken olaylar\u0131n manzaralar\u0131; ne sadece yokluk, ne hi\u00e7bir fayda sa\u011flay\u0131c\u0131 olmaks\u0131z\u0131n ge\u00e7ip sonsuz yoklu\u011fa giden yaln\u0131z devams\u0131zl\u0131k, ne de hi\u00e7bir hikmet ve fayday\u0131 i\u00e7ermeyen l\u00fczumsuz bir \u015feydir. Bu ne yaland\u0131r, ne oyundur, ne de nizams\u0131z, sonsuz, semeresiz, hikmetsiz, bo\u015f, dipsiz bir \u015feydir. Bunda her ilk olu\u015f, bir ikinci olu\u015fun ba\u015flang\u0131c\u0131; her hadise sonsuz olaylar\u0131n yoludur. E\u011fer bunlar\u0131n gerek mekan ve gerek zaman itibariyle aralar\u0131nda gerekli bir nizam bulunmasayd\u0131 ve e\u011fer \u015fu olaylar\u0131n k\u0131ymetleri yaln\u0131zca ilk olu\u015flar\u0131yla \u00f6l\u00e7\u00fclmek gerekseydi ve e\u011fer bu \u015fekilde bir aldat\u0131c\u0131 mal olan d\u00fcnya hayat\u0131 \u00fczerine gelecekte hi\u00e7bir h\u00fck\u00fcm gerekmeseydi, bu yarat\u0131lm\u0131\u015flar da bat\u0131l ve yersiz demek olurdu ve hatta bu gurur met\u00e2\u0131 bile m\u00fcmk\u00fcn olmazd\u0131. \u015eu halde her an\u0131nda yok olucu ve aceleci olan \u015fu olaylar silsilesi, il\u00e2h\u00ee saltanatta genel bir d\u00fczen \u00fczere cereyan etmekte ve nice nice hikmet ve menfaatleri i\u00e7ine alarak sonsuz gelecekte bir ikinci olu\u015fa do\u011fru y\u00fcr\u00fcmektedir ki, bunun bir met\u00e2 olabilmesi o y\u00f6ndendir. Ve bat\u0131l\u0131n bir aldatma met\u00e2\u0131 olmaktan \u00e7\u0131kmas\u0131 da ancak o y\u00f6ne d\u00f6nmesindedir.<\/p>\n<p>S\u00fcbhans\u0131n y\u00e2 R\u00e2b, seni tenzih ederiz, sana l\u00e2y\u0131k olmayan vas\u0131flardan, fiillerden ve bu c\u00fcmleden olarak hikmetsiz bir \u015fey yaratmaktan m\u00fclk\u00fcn\u00fc, irade ve sanat\u0131n\u0131 bat\u0131la y\u00f6nelmi\u015f olmaktan uzak tan\u0131r\u0131z. Ger\u00e7i sen bunlar\u0131 istedi\u011fin irade ve sanat\u0131nla icad eder ve yarat\u0131rs\u0131n. Fakat irade ve sanat\u0131n hikmetten uzak olmaz, o hikmetin ve nizam\u0131n kendisidir. O halde sen bizi bat\u0131l inan\u00e7 ve amellerin, hikmet gere\u011fi sebep olduklar\u0131 ate\u015f azab\u0131ndan koru.<\/p>\n<p>192-\u00c7\u00fcnk\u00fc sen kimi cehenneme koyarsan onu rezil etmi\u015fsindir. \u00d6yle ise bizi b\u00f6yle olmaktan muhafaza et.<\/p>\n<p>193- Ey Rabbimiz, bir m\u00fcnadi, bir davet\u00e7i i\u015fittik ve dinledik ki, &#8220;Rabbinize iman ediniz&#8221; diye \u00e7a\u011f\u0131r\u0131yordu. (Bu \u00e7a\u011f\u0131ran Resulullah veya Kur&#8217;an&#8217;d\u0131r). Bu &#8220;nida&#8221; (\u00e7a\u011fr\u0131), bizim kulaklar\u0131m\u0131zda, vicdan\u0131m\u0131zda tesirini g\u00f6sterdi, \u00e7\u0131nlad\u0131. \u00c2lemin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 nizams\u0131z, hikmetsiz olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7indir ki, bu nida (\u00e7a\u011fr\u0131), bizde tesirini g\u00f6sterdi, iman ve sa\u011flam bilgi edinmemize sebep oldu, biz de iman ettik. Burada &#8220;z\u00fcnub&#8221;, keb\u00e2ir (b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlar); seyyi\u00e2t (g\u00fcnahlar), sa\u011fair (k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnahlar) ile tefsir edilmi\u015ftir ki, &#8220;E\u011fer b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan ka\u00e7\u0131n\u0131rsan\u0131z kusurlar\u0131n\u0131z\u0131 \u00f6rteriz.&#8221; (Nisa, 4\/31) \u00e2yeti de bunu teyid edicidir. Ve bizim ruhlar\u0131m\u0131z\u0131 ebrar (Allah&#8217;a yak\u0131n olanlar) ile beraber olarak al, yani bizi onlardan say, onlarla beraber ha\u015fret.<\/p>\n<p>194-195- Ey Rabbimiz b\u00fct\u00fcn peygamberlerine kar\u015f\u0131 bize vaad eti\u011fin vaadlerini de bize ver, biz bu \u00e7a\u011f\u0131r\u0131c\u0131ya iman ederken peygamberlerin hepsine iman ettik, hi\u00e7birini ay\u0131rmad\u0131k. (\u00c2li \u0130mran, 3\/179) buyurulmam\u0131\u015f m\u0131 idi? G\u00fcnahlar\u0131m\u0131z\u0131 affet, kusurlar\u0131m\u0131z\u0131 \u00f6rtecek itaatlar nasip eylede vaad edilen yard\u0131mlar\u0131, ecir, sevab ve saadeti ihsan eyle. &#8220;Bizi k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc r\u00fcsvay etme. \u015e\u00fcphesiz Sen vaadinden caymazs\u0131n.&#8221; \u0130\u015fte dan buraya kadar devam eden bu dualar\u0131 tekrar ederek d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler, kendilerinin halis kullar olduklar\u0131n\u0131 anlatan bu dualar, onlar\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnce an\u0131ndaki halleri ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerinin hakim ba\u015flang\u0131\u00e7lar\u0131d\u0131r. Baz\u0131 tefsirciler bunlar\u0131 hal yapm\u0131yarak d\u00fc\u015f\u00fcncelerinin sonucu gibi g\u00f6stermek istemi\u015flerse de, \u00e7o\u011funlu\u011fun a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re bunlar kelimesinin zamirinden haldir ki, o tam ak\u0131l sahiplerinin d\u00fc\u015f\u00fcnce esnas\u0131ndaki hallerini anlat\u0131r. Do\u011frusu da budur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bilhassa h\u00fckm\u00fc, tefekk\u00fcr\u00fcn sonucu olsayd\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnme m\u00fcmk\u00fcn olmazd\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnmek, esasen mutlak bir hikmet inanc\u0131n\u0131n sonucudur. Bu inanc\u0131n kayna\u011f\u0131na bu da, di\u011fer ilk fikr\u00ee prensipler gibi bir f\u0131tr\u00ee (do\u011fu\u015ftan) veya tal\u00eem\u00ee (\u00f6\u011fretime ait) veya terbi-yev\u00ee (e\u011fitimle ilgili) h\u00fck\u00fcm olabilir. As\u0131l netice ise &#8220;f\u00e2-i netice&#8221; ile ba\u015flayan \u015fu rabb\u00e2n\u00ee (il\u00e2h\u00ee) iltifatt\u0131r. &#8220;Rableri de dualar\u0131na \u015f\u00f6yle kar\u015f\u0131l\u0131k verdi: &#8216;Ben i\u00e7inizden erkek ve kad\u0131n hi\u00e7bir hay\u0131r i\u015fleyenin i\u015fledi\u011fini bo\u015fa \u00e7\u0131karmam&#8230;&#8221; M\u00fcminlerden baz\u0131s\u0131 m\u00fc\u015friklerin veya yahudilerin ticaret ve refah i\u00e7inde olu\u015flar\u0131n\u0131, ferah, feh\u00fbr seyahatler ederek refah i\u00e7inde ya\u015fad\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6rerek, &#8220;Allah&#8217;\u0131n d\u00fc\u015fmanlar\u0131 b\u00f6yle ferah i\u00e7inde dola\u015f\u0131yor, biz ise a\u00e7l\u0131ktan, s\u0131k\u0131nt\u0131dan helak oluyoruz.&#8221; demi\u015flerdi. Bunun \u00fczerine \u015fu \u00e2yetler inmi\u015ftir:<\/p>\n<p>196-199- ki ne kadar dikkate \u015f\u00e2y\u00e2nd\u0131r!<\/p>\n<p>Nuz\u00fcl, bir misafire ilk geldi\u011fi s\u0131rada ikram edilmek \u00fczere haz\u0131rlanan yiyecek, i\u00e7ecek ve di\u011fer ikramiye ki, T\u00fcrk\u00e7e konukluk tabir olunur.<\/p>\n<p>Bununla beraber o k\u00e2firler i\u00e7inde h\u00fcsn-i hatime (g\u00fczel sonu\u00e7)ye nail olup m\u00fcminler toplulu\u011funa girecek olanlar da bulundu\u011fu unutulmamal\u0131d\u0131r. \u015e\u00f6yle ki: &#8220;\u015e\u00fcphesiz kitap ehli i\u00e7inde kimi de vard\u0131r ki, Allah&#8217;a iman ettikleri gibi, kendilerine indirilene de, size indirilene de iman ederler.&#8221; Bu son kay\u0131tlar g\u00f6sterir ki, bunlar ciddi olarak m\u00fcsl\u00fcman olacaklard\u0131r. Ve nitekim bu ana kadar olagelmi\u015fler ve yine olacaklard\u0131r. Bu \u00e2yet, ta yukardaki (\u00c2li \u0130mran, 3\/137) \u00e2yetinin de bir izah\u0131 gibidir.<\/p>\n<p>Onun gibi bunun da Musev\u00ee (yahudi) iken m\u00fcsl\u00fcman olan Abdullah b. Sel\u00e2m ve arkada\u015flar\u0131n\u0131n veya \u0130sev\u00ee (h\u0131ristiyan) iken m\u00fcsl\u00fcman olan Necr\u00e2n ehlinden k\u0131rk, Habe\u015f&#8217;den otuz, Rum&#8217;dan sekiz ve toplam olarak seksen ki\u015finin m\u00fcsl\u00fcman olmalar\u0131 dolay\u0131s\u0131yla indi\u011fi rivayet edilmi\u015ftir. Fakat \u0130bn\u00fc Abbas, C\u00e2b\u00eer ve Katade demi\u015flerdir ki: Habe\u015f h\u00fck\u00fcmdar\u0131 Neca\u015f\u00ee As\u00e2me vefat etti\u011fi zaman Resulullah onun \u00fczerine g\u0131yaben cenaze namaz\u0131 k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Bunu g\u00f6ren m\u00fcnaf\u0131klar: &#8220;Hi\u00e7 g\u00f6rmedi\u011fi bir h\u0131ristiyan \u00fczerine namaz k\u0131l\u0131yor.&#8221; demi\u015f olduklar\u0131ndan Nec\u00e2\u015f\u00ee hakk\u0131nda inmi\u015ftir. Riv\u00e2yet bak\u0131m\u0131ndan en yayg\u0131n olan budur. Nec\u00e2\u015f\u00ee&#8217;nin \u00f6l\u00fcm\u00fc de hicretin dokuzuncu senesinde olmu\u015ftur. Bunlardan ba\u015fka bu \u00e2yetin b\u00fct\u00fcn kitap ehlinden imana gelenler hakk\u0131nda inmi\u015f oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015f ve M\u00fccahid bunu s\u00f6ylemi\u015ftir ki, \u00e2yetin mefhumuna bu daha uygun g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc herhalde iman ederler m\u00e2n\u00e2s\u0131na, gelecek zaman da a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>200-S\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131 ey iman edenler, siz tela\u015f etmeyiniz, sab\u0131rl\u0131 olunuz, (haberde geldi\u011fine g\u00f6re sab\u0131r \u00fc\u00e7 derecedir: Musibet (ans\u0131z\u0131n gelen bela)e sab\u0131r, itaat etmekte sab\u0131r, isyandan sab\u0131r), ve sab\u0131rda Allah d\u00fc\u015fmanlar\u0131yla yar\u0131\u015f\u0131p onlar\u0131n \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131k\u0131n\u0131z, yani imtihan ve m\u00fccahede mevkilerinde d\u00fc\u015fmanlar\u0131n sabr\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kmaya ve nefsinizin arzular\u0131n\u0131 yenme\u011fe \u00e7al\u0131\u015f\u0131n\u0131z ki, sab\u0131rl\u0131 olmaya al\u0131\u015f\u0131rsan\u0131z bunu yapabilirsiniz. Ve murabata edi (n\u00f6betle\u015fi)niz, ribat yap\u0131 (sa\u011flam y\u00fcrekli olu)n\u0131z, imam ard\u0131nda cemaatle namaz gibi birbirinize ba\u011flan\u0131p vazifeye dikkatli olunuz ve \u00f6zellikle sava\u015fa d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131zdan \u00e7ok haz\u0131rl\u0131kl\u0131 bulunarak atlar\u0131n\u0131z\u0131 ba\u011flay\u0131p hududlarda ve mevzilerde karakol bekleyiniz. &#8220;Ribat&#8221;, Allah yolunda devam etmektir. Bu asl\u0131nda &#8220;rabt-\u0131 hayl&#8221; yani at ba\u011flamaktan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r ki, d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 at\u0131n\u0131 ba\u011flay\u0131p g\u00f6zetlemek ve beklemek demektir. Sonra \u0130sl\u00e2m hudud (s\u0131n\u0131r) \u015fehirlerinden birinde bekleyenlere, gerek s\u00fcvari ve gerekse piyade olsun, genelde murab\u0131t (n\u00f6bet bekleyen, n\u00f6bet\u00e7i) ad\u0131 verilmi\u015ftir. Fakihlerin \u0131st\u0131lahlar\u0131nda murab\u0131t, hudud \u015fehirlerinden birine bir m\u00fcddet beklemek i\u00e7in gidendir. Aile ve efrad\u0131yla beraber oralarda oturan ve hayat\u0131n\u0131 kazanarak ya\u015fayan hudud sakinlerine murab\u0131t denilmez. Zaman\u0131m\u0131z terimine g\u00f6re murab\u0131t, Allah yolunda silah alt\u0131nda bulunan, k\u0131\u015fla ve karakollarda duran ve n\u00f6bet bekleyen askerler demek olur. Buh\u00e2r\u00ee ve M\u00fcslim&#8217;de Sehl b. Sa&#8217;d&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere Resulullah (s.a.v.) buyurmu\u015ftur ki, &#8220;Allah yolunda bir g\u00fcn karakol beklemek, d\u00fcnya ve mafiha (onda olanlar)dan hay\u0131rl\u0131d\u0131r&#8221;. \u0130bn\u00fc M\u00e2ce sahih senedle Eb\u00fc Hureyre&#8217;den rivayet edilen bir hadis-i \u015ferifte de Resulullah buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Her kim Allah yolunda murab\u0131t olarak, yani karakol beklerken \u00f6l\u00fcrse, i\u015fleyegeldi\u011fi iyi amel \u00fczerine icra edilir, r\u0131zk\u0131 da \u00fczerine g\u00f6nderilir durur, fitnecilerden emin olur ve Allah Te\u00e2l\u00e2 onu korkudan emin olarak diriltir.&#8221; Ebu&#8217;\u015f-\u015eeyh&#8217;\u0131n Hazreti Enes&#8217;den merf\u00fb olarak tahric etti\u011fi bir hadiste: &#8220;Karakol yerinde namaz, iki milyon namaza e\u015fittir&#8221;. Abdullah b. \u00d6mer (r.a.)den rivayet edilmi\u015ftir ki: &#8220;Ribat (n\u00f6bet bekleme), cihaddan daha faziletlidir. Zira ribat, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n kan\u0131n\u0131 muhafazad\u0131r. Cihat ise m\u00fc\u015friklerin kan\u0131n\u0131 d\u00f6kmektir&#8221;.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131 yap\u0131n\u0131z Allah&#8217;dan gere\u011fi gibi korkunuz, mutlak olarak emirlerine kar\u015f\u0131 gelmekten sak\u0131n\u0131n\u0131z, korumas\u0131na ko\u015funuz ki, felah bulas\u0131n\u0131z (kurtulas\u0131n\u0131z), isteklerinize nail, temennilerinizde ba\u015far\u0131l\u0131 olas\u0131n\u0131z, dualar\u0131n\u0131z\u0131n kabul oldu\u011funu g\u00f6resiniz. \u0130\u015fte Bakara S\u00fbresinin sonundaki &#8220;k\u00e2firler toplumuna kar\u015f\u0131 bize yard\u0131m eyle!&#8221; duas\u0131n\u0131n da tam cevab\u0131.<\/p>\n<p>Burada \u00c2li \u0130mran S\u00fbresi son bularak Zehraveyn (iki zehra) bir kavu\u015fma noktas\u0131nda bulu\u015fmu\u015f ve bunun \u00f6zel bir inki\u015faf\u0131 olmak \u00fczere rabb\u00e2n\u00ee terbiye, insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ve karde\u015fli\u011finden tutarak, sosyal hayata ait olu\u015fum ve ili\u015fkilerin bir asl\u0131 olan aile hayat\u0131yla ilgili haklar ve vazifelerin a\u00e7\u0131klanmas\u0131 ve din e\u011fitiminin tamamlanmas\u0131 yolunda, a\u015fa\u011f\u0131da gelece\u011fi \u015fekilde, Nis\u00e2 S\u00fbresi ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r:<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>3-AL-\u0130 \u0130MRAN: 1-2-Ya Muhammed! Yine Elif, L\u00e2m, M\u00eem. Bunu iyi belle, iyi anlat! O y\u00fcce Allah, \u00f6yle bir hak mabuddur ki, ondan ba\u015fka tap\u0131n\u0131lmaya de\u011fer, tap\u0131n\u0131lmay\u0131 hak etmi\u015f, il\u00e2h denilecek, kulluk edilecek hi\u00e7bir \u015fey yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, hayy ve kayy\u00fbmdur. Yok olmaktan, zeval bulmaktan m\u00fcnezzehtir, \u00f6lmez. Ezelde ve ebedde haz\u0131r ve naz\u0131r, vacibulv\u00fcc\u00fbd (varl\u0131\u011f\u0131 zarur\u00ee) &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":8694,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1226,1225,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1944","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-3-al-i-imran","tag-3-al-i-imran-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1944","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1944"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1944\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/8694"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1944"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1944"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1944"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}