{"id":1946,"date":"2010-11-18T23:08:12","date_gmt":"2010-11-18T23:08:12","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1946"},"modified":"2020-04-22T00:56:10","modified_gmt":"2020-04-21T21:56:10","slug":"2-bakara-tefsiri-3-bolum","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/2-bakara-tefsiri-3-bolum\/","title":{"rendered":"2-BAKARA HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130  &#8211; 3.B\u00f6l\u00fcm"},"content":{"rendered":"<p>Gelelim hacc\u0131n vaktine:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>197- Hac, bilinen aylardad\u0131r. Her kim o aylarda hacca ba\u015flay\u0131p kendisine farz ederse; art\u0131k hacda kad\u0131na yakla\u015fmak, g\u00fcnah i\u015flemek ve kavga etmek yoktur. Siz hay\u0131rdan ne i\u015flerseniz, Allah onu bilir. Kendinize az\u0131k edinin. \u015e\u00fcphesiz ki az\u0131klar\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131 Allah korkusudur. Ey ak\u0131l sahipleri! Benden korkun!<\/p>\n<p>198- Rabbinizin l\u00fctfunu istemenizde size bir g\u00fcnah yoktur. Arafat&#8217;tan indi\u011finiz zaman Me\u015f&#8217;ar-i Haram yan\u0131nda (M\u00fczdelife&#8217;de) Allah&#8217;\u0131 zikredin. O&#8217;nu, size g\u00f6sterdi\u011fi \u015fekilde zikredin. Do\u011frusu siz, bundan \u00f6nce ger\u00e7ekten sapm\u0131\u015flardand\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>199- Sonra insanlar\u0131n ak\u0131p geldi\u011fi yerden siz de ak\u0131p gelin. Allah&#8217;tan ba\u011f\u0131\u015flanman\u0131z\u0131 isteyin. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir.<\/p>\n<p>200- Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdi\u011finiz zaman, \u00f6nceleri babalar\u0131n\u0131z\u0131 and\u0131\u011f\u0131n\u0131z gibi, hatta daha kuvvetli bir an\u0131\u015fla Allah&#8217;\u0131 an\u0131n. \u0130nsanlardan kimisi: &#8220;Ey Rabbimiz! Bize d\u00fcnyada ver!&#8221; der. Onun i\u00e7in ahirette hi\u00e7bir k\u0131smet yoktur.<\/p>\n<p>201- Yine onlardan: &#8220;Ey Rabbimiz! Bize d\u00fcnyada bir g\u00fczellik ve ahirette de bir g\u00fczellik ver ve bizi ate\u015f azab\u0131ndan koru!&#8221; diyenler vard\u0131r.<\/p>\n<p>202- \u0130\u015fte onlar i\u00e7in, kazand\u0131klar\u0131ndan bir nasib vard\u0131r. Allah, hesab\u0131 \u00e7ok \u00e7abuk g\u00f6r\u00fcr.<\/p>\n<p>197- Hac bilinen aylard\u0131r. Yani hacc\u0131n vakti \u00f6teden beri insanlar aras\u0131nda belli olan aylard\u0131r. \u0130sl\u00e2m \u015feriat\u0131, bu belli aylar\u0131 de\u011fi\u015ftirmemi\u015f, fakat cahiliye devri Araplar\u0131 &#8220;Nes\u00ee&#8221; dedikleri us\u00fbl ile bazan hac mevsimlerini de\u011fi\u015ftirdiklerinden dolay\u0131, bilinen vaktin asl\u0131n\u0131 tesbit edip iyice yerle\u015ftirmi\u015ftir. Bu bilinen aylar, \u015eevval ve Zilk\u00e2de aylar\u0131 ile Zilhicce ay\u0131n\u0131n onuna kadar olan s\u00fcredir. \u0130bn\u00fc Abbas, \u0130bn\u00fc \u00d6mer, Neha\u00ee, \u015ea&#8217;b\u00ee, M\u00fcc\u00e2hid ve Hasen\u00fc&#8217;l-Basr\u00ee hazretleri, onuncu g\u00fcn\u00fcn\u00fcn de dahil oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r ki Hanef\u00ee mezhebinin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de budur. Hacc\u0131n son bir r\u00fckn\u00fc olan ziyaret tavaf\u0131 bu g\u00fcn yap\u0131l\u0131r. Bununla beraber \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee, Zilhiccenin ancak dokuzunu saym\u0131\u015f; Arafat&#8217;ta vakfeye yeti\u015femeyenin, kurban kesme g\u00fcn\u00fc olan onuncu g\u00fcn\u00fc, imsak vaktinin giri\u015fi ile, hacc\u0131n\u0131n ge\u00e7mi\u015f olaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek bu g\u00fcn\u00fc hac vaktinden saymam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130mam Malik hazretleri de cem&#8217;in (\u00e7o\u011fulun) en az miktar\u0131 \u00fc\u00e7t\u00fcr diye Zilhiccenin hepsinin, hac aylar\u0131na dahil oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir ki Urve b Z\u00fcbeyr&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Fakat gerek bu ve gerekse \u015e\u00e2fi\u00ee&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, \u00f6rf ve adete ayk\u0131r\u0131d\u0131r. \u015eu h\u00e2lde hacc\u0131n vakti, bilinen bu iki ay on g\u00fcnd\u00fcr. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc aydan bir k\u0131sm\u0131n\u0131n hac vaktinde dahil olmas\u0131, cem&#8217;i k\u0131llet ile &#8220;e\u015fh\u00fcr aylar&#8221; denmesine yeterli g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Hac fiilleri, bir taraftan namaz vakitleri gibi zarfa, bir taraftan da oru\u00e7 vakti olan g\u00fcn gibi \u00f6l\u00e7\u00fcye benzeyen bu vakit i\u00e7inde yap\u0131l\u0131r. Cahiliye devri Araplar\u0131n\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi bu vakti de\u011fi\u015ftirmek caiz olamaz. Acaba hacc\u0131n \u00f6nceki \u015fartlar\u0131ndan birine, yani ihrama da bu vakitten \u00f6nce ba\u015flanamaz m\u0131? \u015e\u00e2fi\u00ee: &#8220;Hay\u0131r, b\u00f6yle bir ihram, ancak umre olur.&#8221; demi\u015ftir. Fakat b\u00fct\u00fcn Hanefiler, \u0130mam M\u00e2lik, Sevr\u00ee ve Leys b. Sa&#8217;d, hac vaktinden \u00f6nce gerek umre ve gerekse hac i\u00e7in ihram\u0131n caiz oldu\u011fu ve ancak gerek ifrad, gerek temettu&#8217; ve gerekse k\u0131ran \u015fekillerinde geri kalan fiillerin, bu aylar i\u00e7inde yap\u0131lmas\u0131n\u0131n laz\u0131m geldi\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndedirler. Yani hac vaktinden \u00f6nce hac ihram\u0131, haram de\u011fil; s\u00fcnnete ayk\u0131r\u0131 oldu\u011fundan mekruhtur. &#8220;Ey Muhammed! Sana yeni do\u011fan aylardan soruyorlar. De ki: Onlar, insanlar\u0131n vakitle ilgili i\u015fleri ve hac i\u00e7in zaman \u00f6l\u00e7\u00fcleridir.&#8221; (Bakara, 2\/189) \u00e2yetinde bu izne i\u015faret vard\u0131r ki geni\u015f a\u00e7\u0131klamas\u0131, &#8220;Ahk\u00e2m&#8217;\u00fcl-Kur&#8217;\u00e2n&#8221;da ve f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi hac vakti, bu bilinen ve kararla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olan aylar olunca, Her kim bu aylarda hacc\u0131 farz k\u0131lar; yani ihram, telbiye veya kurbanl\u0131k g\u00f6ndermekle kendine gerekli k\u0131larsa, art\u0131k hac g\u00fcnlerinde ne cinsel ili\u015fki veya cinsel ili\u015fki ile ilgili s\u00f6zler, ne yasak \u015feyleri i\u015flemekle \u015fer&#8217;\u00ee s\u0131n\u0131rlardan \u00e7\u0131kmak, ne de hizmet\u00e7ileri veya arkada\u015flar\u0131 ile m\u00fccadele ve tart\u0131\u015fma, hi\u00e7 biri yoktur. Sadece asl\u0131nda yasak ve \u00e7irkin olan \u015feylerden ba\u015fka normal durumlarda m\u00fcbah olan \u015feylerin bir k\u0131sm\u0131 da hacda yasakt\u0131r. Hac b\u00f6yle tam bir temizlik, tam bir ba\u011fl\u0131l\u0131k ve e\u015fitlik \u00fczere bir uyum ve d\u00fczen i\u00e7inde yap\u0131lmal\u0131d\u0131r. Burada hacc\u0131n ahl\u00e2k\u00ee gereklerine kapsaml\u0131 bir tenbih vard\u0131r ki geni\u015f a\u00e7\u0131klamas\u0131, f\u0131k\u0131h ve hac ibadeti ile ilgili kitaplarda aranmal\u0131d\u0131r. B\u00f6ylece hacda namaz, oru\u00e7 ve zekatta bile bulunmayan ferd\u00ee (bireysel) ve sosyal bir nefis terbiyesi, bir ahl\u00e2k\u00ee al\u0131\u015ft\u0131rma hikmetleri bulundu\u011fu unutulmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu temizliklerle beraber, g\u00fcc\u00fcn\u00fcz\u00fcn yetebildi\u011fi herhangi bir hay\u0131r yaparsan\u0131z, Allah onu bilir. Yani ecrini ihsan eder. Fakat hi\u00e7bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz\u00fc g\u00f6rmek istemez. O halde, b\u00fct\u00fcn haz\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6r\u00fcn. Az\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131, yol ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131z\u0131 iyice haz\u0131rlam\u0131\u015f bulunun da takva sahibi olun. \u00c7\u00fcnk\u00fc en hay\u0131rl\u0131 az\u0131k takvadan ibarettir.<\/p>\n<p>\u00c2yette ge\u00e7en &#8220;z\u00e2d&#8221; kelimesi, yiyecek, i\u00e7ecek, giyecek, binecek ve di\u011fer ihtiya\u00e7lara harcanacak mal demektir ki dilimizde &#8220;levaz\u0131m&#8221; denir. Bunun az\u0131k diye tercemesi bilinmektedir. Ger\u00e7i az\u0131k daha \u00e7ok yiyecek ve i\u00e7ece\u011fe denmektedir. Fakat &#8220;z\u00e2d&#8221; da bu \u015fekilde kullan\u0131lmaktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar en zorunlu olanlar\u0131d\u0131r. Deniliyor ki Yemenliler hacca az\u0131ks\u0131z olarak gelirler ve &#8220;Biz Allah&#8217;a tevekk\u00fcl ediyoruz, O&#8217;na g\u00fcveniyoruz.&#8221; derler, neticede halka y\u00fck olurlard\u0131. Bu b\u00f6l\u00fcm onlar hakk\u0131nda inmi\u015f, dilencilikten ve halka y\u00fck olmaktan korunup sak\u0131nmalar\u0131 i\u00e7in az\u0131k edinme emri verilmi\u015ftir. Bu \u015fekilde bu \u00e2yet-i celile g\u00f6steriyor ki takva, istenilen \u015feylerin en \u00f6zelidir. Her fenal\u0131ktan korunup takva mertebesine ermek i\u00e7in de az\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve gerekli \u015feylerini haz\u0131rlamak laz\u0131md\u0131r. Bunu haz\u0131rlamayan ve haz\u0131rlamak i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmayanlar, ihtiyac\u0131n sevki ile k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe d\u00fc\u015febilirler. Ayn\u0131 zamanda insanlar\u0131n di\u011fer az\u0131klar\u0131 ne kadar bol olsa, takva hisleri bulunmad\u0131k\u00e7a yine mutlu olamazlar, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten korunamazlar, helak edici \u015fehvetlere bir ihtiya\u00e7 gibi at\u0131l\u0131rlar. \u015eu halde az\u0131k haz\u0131rlamak, takvaya sebep olaca\u011f\u0131 gibi, takva hissi de az\u0131k haz\u0131rlamak i\u00e7in en b\u00fcy\u00fck bir etkendir. Buna g\u00f6re hay\u0131rl\u0131 az\u0131k takva ve takva en hay\u0131rl\u0131 az\u0131k demektir. Bu \u00e2yet-i celile, bu \u015fekilde \u015funu da anlat\u0131yor ki insan i\u00e7in iki yolculuk kararla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Birisi d\u00fcnyada yolculuk, birisi de d\u00fcnyadan yolculuktur. D\u00fcnyada yolculuk i\u00e7in yiyecek, i\u00e7ecek, binecek ve gerekti\u011finde harcayacak az\u0131k ve yiyecek laz\u0131m oldu\u011fu gibi, d\u00fcnyadan yolculuk i\u00e7in de az\u0131k laz\u0131md\u0131r. Bu da Allah&#8217;\u0131 bilmek ve Allah&#8217;\u0131 sevmekle Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131 alt\u0131na girmek ve Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131ndan y\u00fcz \u00e7evirmekle, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na ihtiya\u00e7 arzetmemekledir ki bu takva az\u0131\u011f\u0131, \u00f6b\u00fcr\u00fcnden daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bunu bilip her iki yolculuk i\u00e7in haz\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 iyi g\u00f6r\u00fcn, ve benim emirlerime ayk\u0131r\u0131 davranmaktan sak\u0131n\u0131p, benden korkun. Ey temiz ve tam ak\u0131ll\u0131lar!<\/p>\n<p>198-B\u00f6yle takva hissi ile ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131z\u0131 iyi haz\u0131rlamak, il\u00e2h\u00ee emir ve tam ak\u0131l gere\u011fi oldu\u011fu i\u00e7in, Rabbinizin herhangi bir l\u00fctuf ve ihsan\u0131n\u0131 istemenizde size hi\u00e7bir vebal ve g\u00fcnah yoktur. Yani isterse hac aylar\u0131nda olsun, kazan\u00e7 ve ticaretle r\u0131z\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131, ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131z\u0131 kazanmaktan yasaklanm\u0131\u015f de\u011filsiniz. Ge\u00e7en emirlere uymak \u015fart\u0131yla hac ticarete, kazanca engel de\u011fildir.<\/p>\n<p>Deniliyor ki Araplar cahiliye devrinde hac mevsimlerinde Ukaz, Mecenne, Z\u00fclmecaz gibi pazar ve panay\u0131rlar\u0131 a\u00e7arlar ve onlardan ge\u00e7imlerini sa\u011flarlard\u0131. \u0130sl\u00e2m dini gelince hacda bunlardan sak\u0131nmaya ba\u015flam\u0131\u015flar, bu \u00e2yet de bunun hakk\u0131nda inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Sonra, Arafat&#8217;tan ak\u0131p gitti\u011finizde, yani arefe g\u00fcn\u00fc Arafat da\u011f\u0131nda cemaatle birlikte vakfeden bo\u015fan\u0131p akt\u0131\u011f\u0131n\u0131zda, Me\u015f&#8217;ar-i Haram yan\u0131nda yani M\u00fczdelife&#8217;de Allah&#8217;\u0131 zikredin ki bu gece, ak\u015fam ve yats\u0131 namazlar\u0131n\u0131n burada birlikte k\u0131l\u0131nmas\u0131, bu zikir emrinin yerine getirilmesidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc namaz en b\u00fcy\u00fck zikirdir. Bundan ba\u015fka, ve Allah size b\u00f6yle g\u00fczel hidayetler bah\u015fetti\u011fi gibi, siz de orada vakfe yap\u0131p, telbiye, tehlil ve dualarla, bilebildi\u011finiz g\u00fczel g\u00fczel zikirlerle O&#8217;nu an\u0131n. Bilirsiniz ya siz bundan \u00f6nce sap\u0131kl\u0131klar i\u00e7indeydiniz. \u0130man ve ibadetten haberiniz yok, ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmez \u015fa\u015fk\u0131nlar toplulu\u011fundand\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>ARAFAT: Arefe g\u00fcn\u00fc hac\u0131lar\u0131n vakfeye durduklar\u0131 da\u011f\u0131n ad\u0131d\u0131r ki Mekke&#8217;ye on iki mil mesafededir ve oradaki da\u011flar\u0131n en y\u00fckse\u011fidir. Zilhiccenin sekizinci g\u00fcn\u00fcne &#8220;terviye g\u00fcn\u00fc&#8221; dendi\u011fi gibi, dokuzuncu g\u00fcn\u00fcne de &#8220;arefe g\u00fcn\u00fc&#8221; denir ve bu g\u00fcn Arafat&#8217;ta vakfeye \u00e7\u0131k\u0131l\u0131r. Esas itibariyle &#8220;arefe&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fulu veya \u00e7o\u011fulu gibi olan &#8220;Arafat&#8221; isminin, bu da\u011fa ne sebeple \u00f6zel isim oldu\u011fu ve bunun do\u011frudan konulmu\u015f bir isim mi, t\u00fcretilmi\u015f veya nakledilmi\u015f mi oldu\u011fu hakk\u0131nda \u00e7e\u015fitli g\u00f6r\u00fc\u015fler vard\u0131r. T\u00fcretilmi\u015f oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde bulunanlar da tan\u0131mak m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;marifet&#8221;ten veya &#8220;itiraf&#8221;tan, yahut da g\u00fczel koku m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;arf&#8221;tan t\u00fcretilmi\u015f oldu\u011funda ihtilaf etmi\u015flerdir. Bu ihtilaflar sebebiyle isimlendirilme \u015fekli kesin olarak tesbit edilmi\u015f de\u011filse de her biri Arafat da\u011f\u0131n\u0131n bir \u00f6zelli\u011fini g\u00f6stermi\u015f olmas\u0131 itibariyle isimden \u00e7ok o ismin sahibinin anlat\u0131lmas\u0131na yararl\u0131 olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Hz. \u00c2dem ile Havva&#8217;n\u0131n burada kar\u015f\u0131la\u015f\u0131p birbirlerini tan\u0131m\u0131\u015f olmalar\u0131; Hz. \u0130brahim&#8217;in, buray\u0131 g\u00f6r\u00fcnce ge\u00e7mi\u015f vas\u0131flarla tan\u0131mas\u0131, yine onun, Cebrail&#8217;in hitab\u0131 ile hac ibadetini burada tan\u0131m\u0131\u015f olmas\u0131; Hz. \u0130smail&#8217;in, annesinden bir m\u00fcddet ayr\u0131l\u0131p sonra burada kar\u015f\u0131la\u015farak tan\u0131\u015fm\u0131\u015f olmalar\u0131; hac\u0131lar\u0131n burada birbirleriyle g\u00fczel bir \u015fekilde tan\u0131\u015fmalar\u0131; burada vakfeye duranlar\u0131n, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n, Rabli\u011fini ve y\u00fcceli\u011fini, herkesin O&#8217;na muhta\u00e7 olu\u015funu ve O&#8217;nun hi\u00e7bir \u015feye muhta\u00e7 olmay\u0131\u015f\u0131n\u0131 ve insanl\u0131\u011f\u0131n miskinlik ve ihtiyac\u0131n\u0131 itiraf etmeleri; nihayet hac\u0131lar\u0131n, g\u00fcnah pisliklerinden temizlenerek Allah kat\u0131nda cennetlere lay\u0131k olan g\u00fczel manevi bir koku kazanmalar\u0131 ger\u00e7ekten Arafat da\u011f\u0131n\u0131n \u00f6zelliklerindendir. Arefe ve Arafat, ikisi de bu da\u011f\u0131n ad\u0131d\u0131r. &#8220;Arefe g\u00fcn\u00fc&#8221; buna ba\u011fl\u0131d\u0131r, bunun g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. &#8220;K\u00e2firleri \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015f\u00fcrme g\u00fcn\u00fc&#8221;, &#8220;dini tamamlama g\u00fcn\u00fc&#8221;, &#8220;nimeti tamamlama g\u00fcn\u00fc&#8221;, &#8220;R\u0131dvan -r\u0131za- g\u00fcn\u00fc&#8221; isimleri de Arefe g\u00fcn\u00fcn\u00fcn \u00f6zel isimlerindendir.<\/p>\n<p>ME\u015e&#8217;AR-\u0130 HARAM: En sahih rivayete g\u00f6re M\u00fczdelife&#8217;de &#8220;Kuzah da\u011f\u0131&#8221; ad\u0131 da verilen ve \u00fczerinde &#8220;M\u00eek\u00e2de&#8221; denen, &#8220;h\u00fcrmet edilen alamet&#8221; demek olan silindir \u015feklinde bir ta\u015f bulunan tepedir. \u00d6nceleri odunlarla ocaklar, Harun Re\u015fid zaman\u0131nda b\u00fcy\u00fck mumlar, daha sonra b\u00fcy\u00fck kandiller yak\u0131l\u0131rd\u0131. Nihayet \u00fczerine bina yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. As\u0131l Me\u015f&#8217;ar-i Haram bu, Me\u015f&#8217;ar-i Haram&#8217;\u0131n yan\u0131 da M\u00fczdelife&#8217;dir. Arafat&#8217;\u0131n &#8220;Urene&#8221; vadisinin i\u00e7inden ba\u015fka her taraf\u0131 vakfe yeri oldu\u011fu gibi M\u00fczdelife&#8217;nin de &#8220;Muhassir&#8221; vadisinden ba\u015fka her taraf\u0131 vakfe yeridir. &#8220;Me\u015f&#8217;ar-i Haram&#8217;\u0131n yan\u0131nda&#8221; buyurulmas\u0131, Muhassir vadisinin istisnas\u0131yla M\u00fczdelife&#8217;ye ve me\u015f&#8217;arin yak\u0131n\u0131nda zikrin daha faziletli oldu\u011funa i\u015farettir. Gerek Arafat ve gerekse M\u00fczdelife vakfeleri hakk\u0131nda bir\u00e7ok hadis-i \u015ferifler vard\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak, Resulullah: &#8220;Hac, Arefe demektir; Arefe&#8217;ye yeti\u015fen, hacca yeti\u015fmi\u015f olur.&#8221; Yine ayn\u0131 \u015fekilde M\u00fczdelife&#8217;de: &#8220;Bizimle beraber bu namaz\u0131 k\u0131lan ve bizimle beraber \u015fu vakfe yerine duran ve ondan \u00f6nce gece veya g\u00fcnd\u00fcz Arefe&#8217;de vakfe yapm\u0131\u015f olan kimsenin hacc\u0131 tamam olur ve tavaf yap\u0131p ihramdan \u00e7\u0131kmas\u0131 zaman\u0131 gelir.&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>199-Herkes Arafat&#8217;ta vakfe yaparken Kurey\u015f ve onlar\u0131n dinda\u015flar\u0131 olanlar, yani yukar\u0131larda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere din\u00ee kahramanl\u0131k iddias\u0131yla &#8220;hum\u00fbs&#8221; ad\u0131yla an\u0131lanlar, Arafat&#8217;a \u00e7\u0131kmazlar da cemaatleriyle M\u00fczdelife&#8217;de dururlar ve: &#8220;Biz Allah&#8217;\u0131n dostlar\u0131y\u0131z, Haremin hizmet\u00e7ileriyiz.&#8221; diye di\u011fer insanlardan \u00f6ne ge\u00e7mek ve \u00fcst\u00fcn olmak isterler, onlarla vakfe yerinde e\u015fitli\u011fe raz\u0131 olmazlard\u0131. Bu sebeple \u015fu \u00e2yet inmi\u015f ve Arafat&#8217;ta bulunman\u0131n vacib oldu\u011funa i\u015faret i\u00e7in buyurulmu\u015ftur ki: Bundan sonra insanlar\u0131n \u00f6teden beri ak\u0131p geldi\u011fi yerden, yani Arafat&#8217;tan ak\u0131p geliniz, yaln\u0131z M\u00fczdelife ile yetinip e\u015fitli\u011fi bozmay\u0131n\u0131z. ve \u015fimdiye kadar yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z muhalefetten dolay\u0131 da Allah&#8217;tan ba\u011f\u0131\u015flanma dileyiniz. \u015e\u00fcphe yok ki Allah, \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir. Siz ba\u011f\u0131\u015flanma dilerseniz, rahmetiyle O, g\u00fcnahlar\u0131n\u0131z\u0131 ba\u011f\u0131\u015flar da muhaliflere mahsus olan azab\u0131ndan korur. \u015e\u00fcphe yok ki, genel olarak ak\u0131p gelmenin Arafat&#8217;tan yap\u0131lmas\u0131n\u0131n l\u00fczumlu olu\u015fu, hacda herkesin Arafat&#8217;ta bulunmas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r ve Arafat&#8217;a yeti\u015fmeyen, hacca yeti\u015fmemi\u015f olur.<\/p>\n<p>200- Sonra hacla ilgili ibadetlerinizi bitirdi\u011finizde, \u00f6nceden atalar\u0131n\u0131z\u0131 an\u0131p, zikretti\u011finiz gibi \u015fimdi de \u00f6yle ve hatta daha kuvvetli bir \u015fekilde Allah&#8217;\u0131 zikrediniz. Bu zikir emri de hacc\u0131n arkas\u0131ndan Mina g\u00fcnlerine i\u015farettir. \u0130sl\u00e2m&#8217;dan \u00f6nce Araplar, \u00e2detleri \u00fczerine hac ibadetlerini bitirdikten sonra Mina&#8217;da mescid ile da\u011f aras\u0131ndaki yerde dururlar, atalar\u0131n\u0131n \u00f6vg\u00fclerini ve \u00f6zel g\u00fcnlerini an\u0131p hat\u0131rlarlard\u0131. Bunun yerine \u015fimdi Mina&#8217;da Allah&#8217;\u0131n zikri ile me\u015fgul olmak emredilerek o adetin kald\u0131r\u0131lmas\u0131na ve bundan ba\u015fka hacdan al\u0131nan kutsal uyan\u0131\u015f\u0131n devam\u0131n\u0131n gerekti\u011fine i\u015faret buyuruluyor ki \u015feytan ta\u015flamak ve tekbirler almak, bunun son ve se\u00e7kin bir hat\u0131ras\u0131d\u0131r ve bu \u015fekilde kelime-i tevhiddeki \u015firki kald\u0131rma m\u00e2n\u00e2s\u0131, b\u00fct\u00fcn amel\u00ee gerekleriyle yap\u0131larak g\u00f6sterilmi\u015f olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetle g\u00f6steriliyor ki hacc\u0131n elde edilen sonu\u00e7lar\u0131, yaln\u0131z atalar hat\u0131ras\u0131 gibi dar bir sahada durarak onlar\u0131 hat\u0131rlama hayaliyle gururlanmak de\u011fildir. Aile ve yak\u0131nlar\u0131ndan, vatan\u0131ndan ayr\u0131l\u0131p mallar harcayarak, s\u0131k\u0131nt\u0131lara katlanarak hac yolculu\u011funa dayanan, gurbetin, ihram ve vakfenin ruha ve bedene ait tesirleri alt\u0131nda b\u00fct\u00fcn bir sosyal denize dal\u0131p, eski ve mukaddes bir tarihin y\u00fcce prensipleri aras\u0131nda insan hayat\u0131n\u0131n u\u011frad\u0131\u011f\u0131 de\u011fi\u015fiklikleri, \u00e2lemin ince safhalar\u0131n\u0131 seyreden, fanilerin acizliklerini, bak\u00ee olan\u0131n, ebed\u00eelik s\u0131rr\u0131n\u0131 sezen ak\u0131ll\u0131 ve olgun insanlar\u0131n, bu ibadetten alacaklar\u0131 ruh\u00ee uyan\u0131\u015f, her t\u00fcrl\u00fc \u015firk eserlerini at\u0131p tam birli\u011fe do\u011fru y\u00fcr\u00fcmek, nefsin \u015fahs\u00ee, ailev\u00ee ve kavm\u00ee gururunu, tabiat\u0131n \u015fehev\u00ee arzular\u0131n\u0131, ruh levhas\u0131n\u0131n bat\u0131l ve yok olucu nak\u0131\u015flar\u0131n\u0131 silip Allah&#8217;a dua ve yalvar\u0131\u015f ve isti\u011ffarla ve ba\u015fka \u015feylerden ilgiyi kesmekle daim\u00ee zikir i\u00e7inde duygular\u0131 arz etmek ve kalblerde tek olan Allah&#8217;\u0131n nurunun tecellisini (ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131) g\u00f6rmek gibi g\u00fczel bir sonu\u00e7 ile sonu\u00e7lanmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6yle ama, insanlar\u0131n hepsi, bu gayeye ermek i\u00e7in zikir ve dua eder mi dersiniz? Hay\u0131r, \u015eu insanlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 vard\u0131r ki, Ey Rabbimiz! Bize verece\u011fini d\u00fcnyada ver, der, ve bunun ahirette hi\u00e7bir nasibi veya isteyece\u011fi bir pay\u0131 olmaz. G\u00f6rece\u011fi b\u00fct\u00fcn yard\u0131m ve l\u00fctuf d\u00fcnyaya mahsustur.<\/p>\n<p>\u0130mam Fahreddin Raz\u00ee tefsirinde der ki: &#8220;Mutluluklar\u0131n mertebeleri \u00fc\u00e7t\u00fcr: Ruha ait, bedene ait ve d\u0131\u015far\u0131ya ait. Ruha ait mutluluk ikidir. Birisi ilimle g\u00f6r\u00fc\u015f kuvvetinin tamamlanmas\u0131, biri de \u00fcst\u00fcn ahl\u00e2k ile amel kuvvetinin tamamlanmas\u0131d\u0131r. Bedene ait mutluluk da ikidir. Sa\u011fl\u0131k, g\u00fczellik. D\u0131\u015f mutluluk da ikidir. Mal, makam. &#8216;Bize d\u00fcnyada ver.&#8217; talebi de bu k\u0131s\u0131mlardan her birini i\u00e7ine al\u0131r.&#8221; \u00c7\u00fcnk\u00fc ilim, d\u00fcnyada s\u00fcslenmek ve emsalinden \u00f6ne ge\u00e7mek i\u00e7in istenirse d\u00fcnyadan olur. Yine ayn\u0131 \u015fekilde \u00fcst\u00fcn ahl\u00e2k da d\u00fcnyada ba\u015fa ge\u00e7mek ve d\u00fcnya menfaatlerini zapt ve idare etmek i\u00e7in istenirse bu da d\u00fcnyadan olur. \u00d6ld\u00fckten sonra dirilmeye ve k\u00e2inat\u0131n sonuna iman\u0131 olmayanlar da gerek ruha ve gerekse bedene ait herhangi bir fazileti isterlerse ancak d\u00fcnya i\u00e7in isterler.<\/p>\n<p>201- Yine insanlardan di\u011fer bir k\u0131s\u0131m vard\u0131r ki, &#8220;Ey Rabbimiz! Bize hem d\u00fcnyada hasene (iyilik), hem ahirette hasene (iyilik) ver ve bizi ate\u015f azab\u0131ndan koru!&#8221; der, b\u00f6yle dua eder.<\/p>\n<p>HASENE: \u0130nsan\u0131n nefsinde, bedeninde, durumlar\u0131nda kavu\u015fmakla sevinece\u011fi her nimettir ki isim m\u00e2n\u00e2s\u0131yla g\u00fczel ve g\u00fczellik demektir. Esasen hasen yani g\u00fczel, sevince sebep olan ve arzu edilen herhangi bir \u015fey demektir ki h\u00fcs\u00fcn, g\u00fczellik onun nefsinde etkili olan \u00f6zel bir h\u00e2ldir. Buna g\u00f6re h\u00fcs\u00fcn (g\u00fczellik), asl\u0131nda ortada bulunan bir i\u015f olmakla beraber, k\u0131ymeti s\u00fcbjektif tesirleri itibariyledir. Yani h\u00fcs\u00fcn, istihsan (g\u00fczel saymak)dan \u00f6nce gelir. Fakat ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 onunlad\u0131r. Bunun i\u00e7in g\u00fczel \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fittir: Ya ak\u0131l ve basiret y\u00f6n\u00fcnden g\u00fczel bulunmu\u015f, veya heves y\u00f6n\u00fcnden g\u00fczel bulunmu\u015f, yahut da h\u00fcs\u00fcn y\u00f6n\u00fcnden g\u00fczel bulunmu\u015f olur. Halk g\u00fczelli\u011fi hissiyle ve genellikle g\u00f6z\u00fcyle arar. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bulunan h\u00fcs\u00fcnler (g\u00fczellikler) ise genellikle basiret y\u00f6n\u00fcnden g\u00fczel bulunmu\u015f olanlard\u0131r.<\/p>\n<p>Hasen, hasene ve h\u00fcsn\u00e2 aras\u0131nda fark \u015f\u00f6yledir: Hasen, hem zatlara hem m\u00e2n\u00e2lara s\u00f6ylenir. Hasene de s\u0131fat oldu\u011fu zaman b\u00f6yle ise de isim olunca manevi \u015feylerde bilinmektedir. H\u00fcsn\u00e2 ise ancak manevi \u015feylerde s\u00f6ylenir. Kavu\u015fulmas\u0131, ba\u015flang\u0131\u00e7ta sevince sebep olan hasenelerin bir \u00e7o\u011fu, sonu ve neticesi itibariyle felakete de sebep olabilir. Bu bak\u0131mdan as\u0131l hasene, ak\u0131l ve basiret a\u00e7\u0131s\u0131ndan g\u00fczel olan, sonucu iyi hasenelerdir (iyiliklerdir). Bunun i\u00e7in yaln\u0131z ba\u015flang\u0131c\u0131 dikkate alarak d\u00fcnya hasenesi (iyili\u011fi) istemek, ak\u0131l i\u015fi de\u011fildir. Bunu isteyenler, o g\u00fczellik sevincinin her h\u00e2lde rahats\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131, belas\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrler. \u00d6nceki k\u0131s\u0131mdan olan insanlar, istediklerinin ba\u015flang\u0131\u00e7ta olsun bir hasene olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 da hesaba katmayarak sadece &#8220;ver ve d\u00fcnyada ver&#8221; diyorlard\u0131. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k olan basiret sahipleri ise ba\u015f\u0131 ve sonu g\u00f6zeterek &#8220;Ey Rabbimiz! Hem d\u00fcnyada hasene, hem ahirette hasene ver!&#8221; derler. Hatta bu kadarla da yetinmeyip, ate\u015f azab\u0131ndan mutlak bir korunma da talep ve dua ederler.<\/p>\n<p>Ehl-i Hakk&#8217;\u0131n h\u00e2li lezzet, k\u00e2li lezzettir b\u00fct\u00fcn.<\/p>\n<p>B\u00f6yle bir h\u00fcsn\u00fcn pe\u015finden ko\u015f da ma\u011fm\u00fbm (kederli) olma hi\u00e7.<\/p>\n<p>O halde b\u00f6yle d\u00fcnya ve ahiret haseneleri nelerdir? Tefsirciler diyorlar ki: D\u00fcnyada sa\u011fl\u0131k, ge\u00e7inecek r\u0131z\u0131k, hay\u0131rda ba\u015far\u0131l\u0131 olmak, ahirette de sevabd\u0131r. Hz. Ali&#8217;den bir rivayette: &#8220;D\u00fcnya hasenesi, saliha bir kad\u0131n, ahiret hasenesi huridir, ate\u015f azab\u0131 da k\u00f6t\u00fc kar\u0131d\u0131r.&#8221; diye v\u00e2rid olmu\u015ftur ki misal ile a\u00e7\u0131klamad\u0131r.<\/p>\n<p>202-K\u0131saca insanlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 yaln\u0131z d\u00fcnyay\u0131, bir k\u0131sm\u0131 da hem d\u00fcnya ve hem ahiret g\u00fczelli\u011fini ister, i\u015fte bu iki k\u0131s\u0131m insanlar yok mu? bunlar\u0131n ikisinin de istek ve dua \u015fekillerine g\u00f6re kazan\u00e7lar\u0131ndan bir nasibi vard\u0131r. \u00d6ncekiler yaln\u0131z d\u00fcnyada bir nasib al\u0131r, ahiretten mahrum kal\u0131r. Berikiler de hem d\u00fcnyadan hem ahiretten nasib al\u0131rlar. Allah da hesab\u0131 \u00e7abuk g\u00f6rendir, b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n hesab\u0131n\u0131 bir anda g\u00f6rebilir. Tefsircilerin \u00e7o\u011fu &#8220;onlar&#8221; ism-i i\u015faretinin ikinci k\u0131sma ait ve nas\u00eebin onlara mahsus oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015flerse de Ebu Hayyan&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u00fczere her iki k\u0131sm\u0131 i\u00e7ine almas\u0131, &#8220;Her kim ahiret kazanc\u0131n\u0131 isterse, onun kazanc\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131r\u0131z. Her kim de d\u00fcnya kazanc\u0131n\u0131 isterse ona da ondan veririz. Ama onun i\u00e7in ahirette hi\u00e7bir nasib yoktur.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/20) \u00e2yetine pek uygundur.<\/p>\n<p>\u015eimdi bunlar\u0131 dikkat nazar\u0131na al\u0131p, niyetinizi iyice d\u00fczeltin:<\/p>\n<p>203- Ve \u00f6zellikle say\u0131l\u0131 g\u00fcnlerde Allah&#8217;\u0131 tekbirle zikredin. Ki, bu g\u00fcnlere te\u015frik g\u00fcnleri denir. Hacla ilgili \u00e2yetlerde bir &#8220;say\u0131l\u0131 g\u00fcnler&#8221;, bir de &#8220;bilinen g\u00fcnler&#8221; vard\u0131r. &#8220;bilinen g\u00fcnler&#8221; Zilhiccenin ilk on g\u00fcn\u00fc veya &#8220;eyy\u00e2m-\u0131 nahir&#8221; (yani Zilhiccenin on, onbir ve on ikinci g\u00fcnleri), &#8220;say\u0131l\u0131 g\u00fcnler&#8221; de ittifakla &#8220;Eyy\u00e2m-\u0131 te\u015fr\u00eek&#8221; (yani Zilhiccenin onbir, on iki ve on \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00fcnleri) ile tefsir edilmi\u015ftir. Te\u015fr\u00eek, y\u00fcksek sesle tekbir almakt\u0131r. Hz. \u0130brahim&#8217;e nisbet edilen ve y\u00fcksek sesle al\u0131nan ve bilinmekte olan husus\u00ee tekbire te\u015fr\u00eek tekbiri denir. Arefe g\u00fcn\u00fc sabah\u0131ndan kurban bayram\u0131n\u0131n d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc g\u00fcn\u00fc ak\u015fam\u0131na kadar tekbir ve zikir g\u00fcnleridir ve &#8220;say\u0131l\u0131 g\u00fcnler&#8221; bunun be\u015fine de muhtemeldir. B\u00f6yle olmakla birlikte birincisi arefe, \u00fc\u00e7\u00fc eyyam-\u0131 nahir, be\u015fincisi yaln\u0131z te\u015fr\u00eek g\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Fakat &#8220;te\u015fr\u00eek g\u00fcnleri&#8221; deyimi, \u00f6zellikle Zilhiccenin on birinci, on ikinci, on \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc, yani Kurban bayram\u0131n\u0131n ikinci, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc g\u00fcnlerine denir ki bu g\u00fcnler Mina&#8217;da tekbir al\u0131p ta\u015f atma g\u00fcnleridir. Ayn\u0131 zamanda bu g\u00fcnler, kurban etlerini serme g\u00fcnleridir ki te\u015fr\u00eekin bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 da budur. \u015eu halde tekbir g\u00fcnleri, be\u015fe kadar ula\u015f\u0131yorsa da, arefe ve bayram g\u00fcn\u00fc zikir ve tekbiri &#8220;eyy\u00e2m-\u0131 mal\u00fbmata&#8221; yani bilinen g\u00fcnlere dahil oldu\u011fundan hac ibadetlerinin yap\u0131lmas\u0131ndan sonras\u0131 ile ilgili olan &#8220;eyy\u00e2m-\u0131 ma&#8217;dud\u00e2t&#8221; yani say\u0131l\u0131 g\u00fcnlerin zikredilmesi, \u00f6zellikle &#8220;te\u015fr\u00eek g\u00fcnleri&#8221; denen bu \u00fc\u00e7 g\u00fcn demek olur. &#8220;Kim d\u00f6nmek i\u00e7in acele ederse&#8221; ifadesinin geli\u015fi de bunu teyit etmektedir. Hacdan sonra \u015feytan ta\u015flamak, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da a\u00e7\u0131k\u00e7a anlat\u0131lmam\u0131\u015f, fakat bunun ayr\u0131ca Allah&#8217;\u0131 tekbir etmeye (Allah&#8217;\u0131 b\u00fcy\u00fcklemeye) bir sebep oldu\u011funa i\u015faret buyurulmu\u015ftur. Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re bu g\u00fcnler, Hz. \u00d6mer (r.a.) \u00e7ad\u0131r\u0131nda tekbir al\u0131r ve etraf\u0131ndakiler de al\u0131r, hatta yolda ve tavafta bulunan b\u00fct\u00fcn halk tekbir al\u0131rlard\u0131. K\u0131saca yukar\u0131daki, &#8220;Atalar\u0131n\u0131z\u0131 and\u0131\u011f\u0131n\u0131z gibi, \u015fimdi de Allah&#8217;\u0131 an\u0131n.&#8221; (Bakara, 2\/200) \u00e2yeti, mutlak zikri; ona atfedilen, &#8220;Say\u0131l\u0131 g\u00fcnlerde Allah&#8217;\u0131 zikredin.&#8221; ifadesi ise te\u015frik tekbiri ile \u00f6zel zikri emretmektedir ki \u00f6zetle m\u00e2n\u00e2 \u015fudur:<\/p>\n<p>Arefe ve nahir (Kurban bayram\u0131 g\u00fcn\u00fcn)de bilinen zikirlerden ba\u015fka, hac ibadetinin biti\u015fiyle hac\u0131lar\u0131n d\u00f6nmesi i\u00e7in say\u0131l\u0131 olan \u00fc\u00e7 te\u015fr\u00eek g\u00fcnleri i\u00e7inde de, namazlar\u0131n arkas\u0131nda ve ta\u015f atmak gibi di\u011fer sebeplerle a\u00e7\u0131ktan tekbirler alarak Allah&#8217;\u0131 zikrediniz ve bunu yapmadan da\u011f\u0131lmay\u0131n\u0131z. \u015eu halde bu arada her kim iki g\u00fcn i\u00e7inde i\u015fini bitirip yani vatan\u0131na hareket i\u00e7in acele ederse onun \u00fczerine g\u00fcnah yoktur. Fakat bir g\u00fcn i\u00e7inde de\u011fil. Bu sebeple, bu iki g\u00fcn\u00fcn birincisine yani &#8220;karar g\u00fcn\u00fc&#8221; denir ki bu g\u00fcnde Mina&#8217;da bulunulur. \u0130kincisine de &#8220;birinci hareket g\u00fcn\u00fc&#8221; denir ki hac\u0131lar\u0131n baz\u0131lar\u0131 bu g\u00fcn Mina&#8217;dan hareket eder. Bu iki g\u00fcn, bayram\u0131n ikinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00fcnleri olup hem eyy\u00e2m-\u0131 nahirden, hem eyy\u00e2m-\u0131 te\u015fr\u00eektendirler. Ve Her kim geri kal\u0131p da \u015feytan ta\u015flamas\u0131n\u0131 &#8220;ikinci hareket g\u00fcn\u00fc&#8221; denilen ve son te\u015frik g\u00fcn\u00fc olan \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00fcne b\u0131rak\u0131rsa ona da g\u00fcnah yoktur. Acele etmek ve geri kalmak muhayyerdir. Fakat bu muhayyerlik ve g\u00fcnah olmay\u0131\u015f\u0131, mutlak de\u011fil, takva sahibi olan hac\u0131 i\u00e7indir ve onun kalbine heyecan d\u00fc\u015f\u00fcrmemek, il\u00e2h\u00ee bir taleptir. \u00c7\u00fcnk\u00fc takva sahipleri, en k\u00fc\u00e7\u00fck bir kusurdan sak\u0131n\u0131r ve asl\u0131nda Allah kat\u0131nda hac\u0131, b\u00f6yle takva sahibi olanlard\u0131r. Bu sebeple, hepiniz de Allah&#8217;tan korkunuz. ve biliniz ki, siz ancak O&#8217;nun huzuruna toplanacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>204-B\u00f6yle iken, insanlardan baz\u0131s\u0131 vard\u0131r ki, onun d\u00fcnya hayat\u0131 hakk\u0131ndaki s\u00f6zleri, senin hayretini celbeder ve \u00e7ok be\u011fenecek olursun. O, kalbindekine Allah&#8217;\u0131 \u015fahit de tutar, kalbime, vicdan\u0131ma Allah \u015fahittir ki bu b\u00f6yle, \u015fu \u015f\u00f6yle gibi yeminler ederek, tatl\u0131 tatl\u0131 diller d\u00f6kerek seni kand\u0131rmak i\u00e7in parlak parlak s\u00f6zler s\u00f6yler. Halbuki, ger\u00e7ekte onun d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131 yamand\u0131r ve asl\u0131nda murdar olan kimselerin d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131 pek yaman, pek gaddar olur.<\/p>\n<p>205- Senden ayr\u0131l\u0131nca veya bir i\u015f ba\u015f\u0131na gelince, yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk \u00e7\u0131karmak ve ekinleri, nesilleri mahvetmek i\u00e7in ko\u015far, dola\u015f\u0131r. Allah da bozgunculu\u011fu sevmez, fesada raz\u0131 olmaz.<\/p>\n<p>206-Buna g\u00f6re, o bozguncuya: &#8220;Allah&#8217;tan kork&#8221;, denilince de , onu izzet-i nefsi tutar, daha fazla g\u00fcnaha sokar. Ona da cehennem yeti\u015fir. Bu cehennem de ne k\u00f6t\u00fc yatakt\u0131r.<\/p>\n<p>CEHENNEM: Azab yurdu olan ate\u015fin \u00f6zel ismidir ve m\u00fcennes (di\u015fi) dir. Arap\u00e7a &#8220;Cehman&#8221; kelimesinden al\u0131nm\u0131\u015f olup bu da &#8220;cehm&#8221;den t\u00fcretilmi\u015ftir. Cehm, sert ve \u00e7irkin olmak; cehman dibi g\u00f6r\u00fcnmez derin kuyu demektir. \u015eu halde vezninde cehennem, alem (\u00f6zel isim) ve m\u00fcennes oldu\u011fundan dolay\u0131 gayr-\u0131 munsar\u0131f olmu\u015ftur. Bunun &#8220;Kehennam&#8221;dan Arap\u00e7ala\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, yabanc\u0131 bir kelime oldu\u011fu ve gayr-\u0131 munsar\u0131f olu\u015funun, ucme ve alem olmas\u0131ndan kaynakland\u0131\u011f\u0131 da s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetler, Sek\u00eef O\u011fullar\u0131ndan Ahnes b. \u015eer\u00eek hakk\u0131nda inmi\u015ftir. Bu m\u00fcnaf\u0131k, Z\u00fchre O\u011fullar\u0131n\u0131n kendisiyle andla\u015fma yapt\u0131\u011f\u0131 bir kimseymi\u015f. Hz. Peygambere gelmi\u015f, m\u00fcsl\u00fcman oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f. Diller d\u00f6kerek muhabbetten s\u00f6z etmi\u015f, yeminler etmi\u015f, sonra Peygamberin huzurundan \u00e7\u0131k\u0131nca m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n bir \u00e7iftli\u011fine u\u011fram\u0131\u015f, ekinleri yakm\u0131\u015f, hayvanlar\u0131 telef etmi\u015fti. N\u00fczul sebebi bu olmakla beraber, \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n, bu gibi vas\u0131flarla vas\u0131flanm\u0131\u015f olan m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n hepsini kapsad\u0131\u011f\u0131n\u0131, tefsircilerin bir\u00e7ok ara\u015ft\u0131r\u0131c\u0131lar\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. Bu m\u00fcnasebetle \u00e2yet, bir i\u015f ba\u015f\u0131na ge\u00e7irilecek insanlar\u0131n, dillerine bak\u0131lmay\u0131p durumlar\u0131n\u0131n incelenmesi gerekti\u011fini bildirmek i\u00e7in, insanlardan \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir k\u0131sm\u0131n \u00f6zelliklerini g\u00f6stermi\u015ftir.<\/p>\n<p>207-Bununla beraber insanlar\u0131n, b\u00fct\u00fcn bunlardan ba\u015fka se\u00e7kin bir k\u0131sm\u0131 vard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki: \u0130nsanlardan baz\u0131s\u0131 da vard\u0131r ki, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na ermek i\u00e7in can\u0131n\u0131 bile verir, yahut Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in d\u00fcnyas\u0131n\u0131 ve hatta can\u0131n\u0131 bile verir de kendini ebed\u00ee olarak sat\u0131n al\u0131r. O bilir ki m\u00fclk kendisinin de\u011fil Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. En \u00fcst\u00fcn gaye mal de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131d\u0131r. Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in can\u0131n\u0131 veren, kendini ebed\u00ee ac\u0131lardan kurtarm\u0131\u015f ve en b\u00fcy\u00fck ticarete ermi\u015f olur. Bunlar, Allah&#8217;\u0131n h\u00e2s (se\u00e7kin) kullar\u0131d\u0131r. Din ve ibadet u\u011frunda s\u0131k\u0131nt\u0131lara katlan\u0131rlar, Allah yolunda harp ve cihad alanlar\u0131nda canlar\u0131n\u0131 ortaya atarlar veya \u00f6ld\u00fcr\u00fclece\u011fini de bilse iyili\u011fi emredip, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten menederler. Bunlar\u0131n, b\u00fct\u00fcn g\u00f6zettikleri nokta, Allah r\u0131zas\u0131d\u0131r. Yapt\u0131klar\u0131n\u0131 Allah i\u00e7in yaparlar, istediklerini Allah i\u00e7in isterler. Bunlar, kendilerini ne d\u00fcnyaya, ne ahirete de\u011fil; ancak Allah&#8217;a satarlar ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 almakla da kendilerini, Allah&#8217;tan ba\u015fka b\u00fct\u00fcn \u015feylerden ve nefs-i emm\u00e2relerinden (k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc emreden nefislerinden) sat\u0131n alm\u0131\u015f, \u00e2z\u00e2d etmi\u015f olurlar. Bunlar, &#8220;Ey Rabbimiz! Bize d\u00fcnyada bir iyilik, ahirette de bir iyilik ver ve bizi ate\u015f azab\u0131ndan koru!&#8221; (Bakara, 2\/201) diyenlerden daha mutludurlar. Nefs-i r\u00e2diye (Allah&#8217;tan raz\u0131 olan nefis) makam\u0131ndan da ge\u00e7ip, nefs-i merd\u0131yyeye (Allah&#8217;\u0131n, kendisinden raz\u0131 oldu\u011fu nefse) ererler. Allah da kullar\u0131na \u00e7ok \u015fefkatlidir. B\u00fcy\u00fck \u015fefkatinden dolay\u0131d\u0131r ki onlara takvay\u0131 teklif ve tavsiye etmektedir. Kullar\u0131n kendi r\u0131zalar\u0131, onlar\u0131 Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 kadar esirgemez. Kendi r\u0131zas\u0131n\u0131 Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131nda, kendi iradesini Allah&#8217;\u0131n iradesinde f\u00e2ni k\u0131lm\u0131\u015f (yok etmi\u015f) olanlar, selamet ve saadetin en y\u00fcksek derecesine ererler. Fakat \u015furas\u0131 da unutulmamal\u0131d\u0131r ki baz\u0131 insanlar, \u015feytan\u00ee bir gururla kendi g\u00f6n\u00fcllerinin e\u011filimlerini, s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 zannederek taassub ve cahiliye gayreti ile Allah&#8217;\u0131n \u015feriat\u0131n\u0131n aksine hareket eder ve kendilerini faydas\u0131z yere tehlikeye atarlar. Allah&#8217;\u0131n emretti\u011fi yerde \u00f6lmeyi istemez yasaklad\u0131\u011f\u0131 yerde g\u00f6nl\u00fcn\u00fcn zorlamas\u0131na uyarak intihar etmeye kalk\u0131\u015f\u0131r. Bu iki durumu ay\u0131rd etmek i\u00e7in Resulullah&#8217;\u0131n ashab\u0131n\u0131n h\u00e2lleri ile h\u00e2ric\u00eelerin hallerini kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmak yeterlidir. Meselenin ruhu, s\u0131rf Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in olmakt\u0131r ki bu da Allah&#8217;\u0131n \u015feriat\u0131na bakarak, hareketleri Allah&#8217;\u0131n emirlerine uydurmakla olur. &#8220;Kendinizi, ellerinizle tehlikeye atmay\u0131n\u0131z.&#8221; (Bakara\/ 2\/195) \u00e2yetine bak.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin n\u00fczul sebebi hakk\u0131nda \u00fc\u00e7 rivayet vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan S\u00fcheyb b. Sinan\u0131 R\u00fbm\u00ee hazretleri hakk\u0131nda indi\u011fi rivayet edilmi\u015ftir. Mekke m\u00fc\u015frikleri bu zat\u0131 tutmu\u015flar, dininden d\u00f6nd\u00fcrmek i\u00e7in i\u015fkencelerle azab etmi\u015flerdi. Suheyb, Mekkelilere kar\u015f\u0131: &#8220;Ben ihtiyar bir adam\u0131m, mal\u0131m ve servetim de var. Benim sizden veya d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131zdan olmam\u0131n size hi\u00e7 zarar\u0131 olmaz. Ben bir s\u00f6z s\u00f6yledim, ondan caymay\u0131 iyi g\u00f6rmem. Mal\u0131m\u0131 ve servetimi size veririm, dinimi sizden sat\u0131n al\u0131r\u0131m.&#8221; demi\u015fti. Onlar da buna raz\u0131 olmu\u015flar, sal\u0131vermi\u015flerdi. Oradan kalk\u0131p, Medine&#8217;ye gelirken bu \u00e2yet inmi\u015fti. Medine&#8217;ye girerken Hz. Ebu Bekir rast gelmi\u015f: &#8220;Al\u0131\u015fveri\u015fin k\u00e2rl\u0131 olsun ey Suheyb!&#8221; demi\u015fti. O da: &#8220;Senin al\u0131\u015fveri\u015fin de zarar etmesin.&#8221; demi\u015f, &#8220;O ne?&#8221; diye sordu\u011funda: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, senin hakk\u0131nda bir \u00e2yet indirdi.&#8221; deyip, bu \u00e2yeti okumu\u015ftu.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Hz. \u00d6mer ve Ali&#8217;den iyili\u011fi emredip, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten meneden bir zat hakk\u0131nda inmi\u015ftir, diye rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Hicret gecesi Resulullah&#8217;\u0131n yata\u011f\u0131nda yatan Hz. Ali hakk\u0131nda indi\u011fi rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>208- Ge\u00e7en a\u00e7\u0131klamalar\u0131 dinledikten sonra \u015fu hitaba dikkat ediniz:<\/p>\n<p>Ey iman edenler! Hepiniz b\u00f6yle tam bir teslimiyet ve b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n\u0131zla bar\u0131\u015f ve selamete giriniz, k\u00e2mil bir m\u00fcsl\u00fcman olunuz. \u015eeytan\u0131n ad\u0131mlar\u0131na, insanlar\u0131 yoldan \u00e7\u0131karan k\u00e2firlerin ve sap\u0131klar\u0131n s\u00f6z ve hareketlerine uymay\u0131n, isyan, b\u00f6l\u00fcc\u00fcl\u00fck ve \u015feytanl\u0131k yollar\u0131na sapmay\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc o \u015feytan size gizli de gelse her halde a\u00e7\u0131k bir d\u00fc\u015fmand\u0131r. \u0130kinci bir m\u00e2n\u00e2 ile: O, sizin Allah ile ve birbirinizle aran\u0131z\u0131 a\u00e7acak ve sizi peri\u015fan edecek bir d\u00fc\u015fmand\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir m\u00e2n\u00e2 ile: O, sizi \u015fa\u015f\u0131rtmak i\u00e7in beli\u011f (belagatl\u0131) ve parlak s\u00f6z s\u00f6ylemesini bilen b\u00fcy\u00fck bir d\u00fc\u015fmand\u0131r.<\/p>\n<p>ES-S\u0130LM : N\u00e2f\u00ee, \u0130bn Kes\u00eer, Kis\u00e2\u00ee, Ebu Ca&#8217;fer k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;s\u00een&#8221;in fethasiyle, \u015feklinde, di\u011ferlerinde kesresiyle \u015feklinde okunur ki, m\u00e2n\u00e2 birdir. \u0130kisi de bar\u0131\u015f ve selamet demektir. Bu da asl\u0131nda \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n, boyun e\u011fme m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilgilidir. \u0130sl\u00e2m, Allah&#8217;a boyun e\u011fmek ve ihlas demek oldu\u011fu gibi, bir de buna dayanmakla selamete girmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade ediyor. \u015eu halde bu \u00e2yet ile iman ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n manas\u0131, d\u00fcnya ve ahirette, bar\u0131\u015f ve selamete girmek demek oldu\u011fu anlat\u0131larak b\u00fct\u00fcn iman edenler, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n kemaline davet olunuyor. Nitekim bir hadis-i \u015ferifte olgun m\u00fcsl\u00fcman: &#8220;M\u00fcsl\u00fcman odur ki m\u00fcsl\u00fcmanlar, onun dilinden ve elinden selamet bulur.&#8221; diye tarif edilmi\u015ftir. Bu ise m\u00fcsl\u00fcman\u0131n elinden ve dilinden di\u011ferlerini g\u00fccendirecek hi\u00e7bir zarar ve eziyet \u00e7\u0131kmay\u0131p, aksine selamet ve menfaat sebepleri \u00e7\u0131kmas\u0131 gerekti\u011fini bildirmektedir ki, &#8220;Kim iyilik yaparak kendisini ihlas ile Allah&#8217;a teslim ederse&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/112) \u00e2yetinin y\u00fcce m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n, tam olarak tatbikiyle b\u00fct\u00fcn hukuk\u00ee ve ahlak\u00ee k\u00e2nunlara riayeti emretmektedir.<\/p>\n<p>Sava\u015f ve hac \u00e2yetlerinden sonra ruh halleri bak\u0131m\u0131ndan insanlar\u0131 d\u00f6rt s\u0131n\u0131fta \u00f6zetledikten sonra m\u00fcminlere bu \u00e2yetle hitap edilmesi, hacc\u0131n, sosyal uyan\u0131\u015ftaki \u00f6nemine ve tevhid inanc\u0131 ile cihad ve hacc\u0131n istenen sonucunun, genellikle bar\u0131\u015f ve selamet temini oldu\u011funa ve bu konuda \u00fcst\u00fcn ahl\u00e2k\u0131, hukuk\u00ee ve sosyal incelikleri i\u00e7eren geni\u015f bir amel\u00ee \u015feriat\u0131n b\u00fct\u00fcn kapsam\u0131yla tatbikinin gereklili\u011fine dikkat \u00e7ekmektir.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 ey m\u00fcminler! Allah&#8217;\u0131n emirlerine boyun e\u011fmekle \u00f6yle m\u00fckemmel bir sosyal g\u00f6r\u00fcn\u00fcm ve \u00f6yle muntazam bir \u0130sl\u00e2m yurdu meydana getiriniz ki aran\u0131zda isyandan, kavga ve anla\u015fmazl\u0131ktan, birbirinize eziyetten, e\u011frilikten, Allah&#8217;\u0131n haklar\u0131na ve kullar\u0131n haklar\u0131na tecav\u00fczden, k\u0131saca Allah r\u0131zas\u0131na ayk\u0131r\u0131 hareketlerden eser bulunmas\u0131n da, herkes, g\u00fcven ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 sevgi, rahatl\u0131k ve tam bir huzur i\u00e7inde vazifeleriyle me\u015fgul olsun, gelece\u011fine ve ahiretine tam bir sevin\u00e7le y\u00fcr\u00fcs\u00fcn ve bunu bozacak fesatlara meydan verilmesin. D\u00fcnya hayat\u0131 hakk\u0131nda parlak s\u00f6zler s\u00f6yleyip de kalbleri en merhametsizce d\u00fc\u015fmanl\u0131klarla dolu olan, \u015feytanca hareket edenlerin arkas\u0131ndan gidilmesin.<\/p>\n<p>209- Size beyyineler, akl\u0131n\u0131z\u0131 erdirecek a\u00e7\u0131k deliller geldikten sonra da kusur eder, bar\u0131\u015fa ve selamete girmekten ayr\u0131l\u0131rsan\u0131z, biliniz ki, Allah, ger\u00e7ekten aziz ve hakimdir, \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir. Benzeri bulunmaz, yenilmeyen g\u00e2lib, g\u00fc\u00e7 ve kuvvet sahibidir ki h\u00fckm\u00fcne kar\u015f\u0131 gelinmez, diledi\u011fini yapar, emrini derhal yerine getirir. Bununla beraber hikmet sahibidir, her hikmeti bilir, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 hikmetle sa\u011flam olarak yapar. \u0130nsanlar\u0131n bar\u0131\u015f ve selametle, \u0130sl\u00e2m nizam\u0131 ile ya\u015famas\u0131 da hikmetindendir. Az\u00eez olan Allah, bu nizama kar\u015f\u0131 gelen ve \u015feytanl\u0131k yollar\u0131na sap\u0131p, tevhid h\u00fckm\u00fcn\u00fc ve bar\u0131\u015f h\u00fck\u00fcmlerini bozmaya \u00e7al\u0131\u015fan g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n haklar\u0131ndan gelir, belalar\u0131n\u0131 verir, e\u011fer tehir ederse (geriye b\u0131rak\u0131rsa) o da hikmetindendir.<\/p>\n<p>210-B\u00f6yleleri, ba\u015fka bir \u015feye bakmazlar, ancak beyaz buluttan g\u00f6lgelikler, \u00f6rt\u00fcler, t\u00fcller i\u00e7inde Allah&#8217;\u0131n ve meleklerin onlara gelivermesine, ve i\u015fin bitirilivermesine bakarlar.<\/p>\n<p>Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etinde oldu\u011fu \u00fczere \u00fczerine atfedilerek esre ile \u015feklinde okundu\u011funa g\u00f6re: &#8220;Bunlar, art\u0131k ba\u015fka bir \u015feye de\u011fil, ancak beyaz buluttan g\u00f6lgelikler ve melekler i\u00e7inde Allah&#8217;\u0131n onlara gelivermesine ve i\u015fi bitirip, ak\u0131l ermez, \u00fcmit edilmez bir \u015fekilde kendini ve Allah&#8217;l\u0131\u011f\u0131n\u0131 onlara g\u00f6sterivermesine bakarlar.&#8221; Allah, &#8220;Kendisinin benzeri gibi bir \u015fey yok.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/11) oldu\u011fundan cisim \u015feklinde gelip gitmekten m\u00fcnezzeh (uzak)tir. \u015eu halde bu \u00e2yet, bir\u00e7ok vecih ve m\u00e2n\u00e2lara muhtemel ve m\u00fcte\u015fabihtir (m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131k de\u011fildir). Bunun, muhkemlere (m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131k ve kesin olan \u00e2yetlere) m\u00fcracaatla tevilinde ba\u015fl\u0131ca iki m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r: Allah&#8217;\u0131n gelmesi, Allah&#8217;\u0131n emir ve iradesinin, tam bir kudret ve \u015fiddetle ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan kinayedir. Sadece buna bakmak da bu g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n cezaland\u0131r\u0131lmalar\u0131 hususunda her t\u00fcrl\u00fc sebep ve vas\u0131talar bitmi\u015f, t\u00fckenmi\u015f ve ancak her \u015feyi bitirecek olan Allah&#8217;\u0131n emir ve iradesinin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 kalm\u0131\u015f olmas\u0131 demektir ki bakmak, durup beklemek demek olur. Buluttan ya\u011fmur umulursa da, beyaz buluttan ya\u011fmur ya\u011fmayaca\u011f\u0131 i\u00e7in bunlar, o s\u0131rada Allah&#8217;tan rahmet \u00fcmit etseler bile \u00e2dete ayk\u0131r\u0131 bir \u00fcmit olaca\u011f\u0131ndan, b\u00f6yle rahmet \u00fcmit ederken ya\u011fmur yerine ate\u015f \u00e7\u0131kmas\u0131 gibi birden bire belalar\u0131n\u0131 buluvermeleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f olur. \u0130kinci olarak, Allah&#8217;\u0131n gelmesi, muhal (imkans\u0131z) oldu\u011fundan bunlar\u0131n, Hakk&#8217;\u0131n emrine imanlar\u0131n\u0131 imkans\u0131z bir \u015feye ba\u011flam\u0131\u015f olduklar\u0131 ve do\u011fru haberler ve delillerin yol g\u00f6stermesiyle meydana gelen uyar\u0131ya ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan \u00f6nce inanmayacaklar\u0131 ve dolay\u0131s\u0131yla hi\u00e7 ihtimal vermedikleri bir anda belalar\u0131n\u0131 bulacaklar\u0131 ifade edilmi\u015f olur. Her iki takdirde bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n m\u00fcte\u015fabih olarak ifade edilmi\u015f olmas\u0131, bunlar\u0131n, \u00e2lemin nizam ve intizam\u0131n\u0131 bozma yoluna sapmalar\u0131ndan dolay\u0131, i\u015fleri son derece \u00e7\u0131\u011f\u0131r\u0131ndan \u00e7\u0131karacaklar\u0131n\u0131 ve art\u0131k ak\u0131l ve insan kudreti i\u00e7erisinde i\u015fleri d\u00fczene koyma ihtimali kalmayaca\u011f\u0131n\u0131 ve kendilerinin de ak\u0131l ermez bir \u015fekilde belalar\u0131n\u0131 bulacaklar\u0131n\u0131 anlatm\u0131\u015f olur. Hakikat ile kinayenin birle\u015ftirilmesi m\u00fcmk\u00fcn olaca\u011f\u0131na g\u00f6re \u00f6zetle m\u00e2n\u00e2 \u015fu olabilir: B\u00f6yle g\u00fcnahk\u00e2rlar, &#8220;Bize Allah&#8217;\u0131 a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde g\u00f6ster.&#8221; (Nisa, 4\/153) diyen Musa kavmi gibi Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmedik\u00e7e ak\u0131l ve nakil yolundan do\u011fru haberler ve a\u00e7\u0131k deliller ile iman etmek istemez ve meydana geli\u015finden \u00f6nce hi\u00e7bir uyar\u0131ya kulak asmaz, Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n korkutup uyarmalar\u0131na inanmak i\u00e7in, Allah&#8217;\u0131n kendisini b\u00fct\u00fcn kudretiyle a\u00e7\u0131ktan g\u00f6sterivermesini ve gelecek musibetlerin fiilen ba\u015flar\u0131na gelivermesini g\u00f6zetirler. Bunun i\u00e7in ilim ve imana \u00f6nem vermezler de \u015feytanl\u0131k pe\u015finde ko\u015farlar. Bar\u0131\u015f ve selameti bozarlar; dinden, imandan faydalan\u0131p da fel\u00e2ketten kurtulmak istemezler. B\u00f6yle olduklar\u0131ndan dolay\u0131 i\u015fler, insan ak\u0131l ve kudreti i\u00e7ersinde d\u00fczenlenebilmekten \u00f6yle \u00e7\u0131kar ve durumlar\u0131 o kadar bozulur ki belalar\u0131n\u0131 bulmalar\u0131 i\u00e7in yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n emir ve iradesinin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 kal\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onsuz da hi\u00e7bir \u015fey olmaz. O zaman da her i\u015f biter, k\u0131yametler kopar insanlara ge\u00e7mi\u015fte kazand\u0131klar\u0131ndan ba\u015fka bir\u015fey kalmaz.<\/p>\n<p>\u00d6nce ve sonra b\u00fct\u00fcn i\u015fler, zorunlu olarak Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcr veya ancak Allah&#8217;a d\u00f6ner. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130bn\u00fc \u00c2mir, Hamza, Kis\u00e2\u00ee ve Halef&#8217;\u00fcl-\u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde daima &#8220;t\u00e2&#8221;n\u0131n fethas\u0131 ve &#8220;c\u00eem&#8221;in kesresiyle okunur.<\/p>\n<p>\u0130\u015flerin Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fclmesi ve d\u00f6nmesi zorunlu olunca da O&#8217;nun emirlerine, isteklerine kar\u015f\u0131 gelmeyip hep birlikte bar\u0131\u015f ve selamete girmek gerekir.<\/p>\n<p>211-Aksine hareket edenlerin durumuna misal ararsan, \u0130srail o\u011fullar\u0131na sor. Biz onlara ne kadar a\u00e7\u0131k \u00e2yetler verdik. Onlar, bu \u00e2yetleri dinledikleri zaman ne oldular, dinlemeyip durumlar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirdikleri zaman ne oldular? Allah&#8217;\u0131n nimetini (bunlar gibi) her kim de\u011fi\u015ftirir, bozar da zarar ve bozgunculuk pe\u015finde ko\u015farsa, Allah&#8217;\u0131n onlara cezas\u0131 da her halde pek \u015fiddetlidir.<\/p>\n<p>212-Bu gibi bozgunculuklar\u0131 da d\u00fcnya debdebesine tutkunluklar\u0131ndan dolay\u0131 k\u00e2firler yapar; \u00e7\u00fcnk\u00fc d\u00fcnya hayat\u0131, k\u00e2firler i\u00e7in \u00e7ok s\u00fcslenmi\u015f, g\u00f6zlerine g\u00fczel g\u00f6sterilmi\u015f ve kalbleri, bu al\u00e7ak hayat\u0131n sevgisiyle dolmu\u015ftur. Bu sebeple bunlar, d\u00fcnyadan ba\u015fka bir\u015fey istemezler. Ve Resulullah&#8217;a iman edip, d\u00fcnyaya iltifat etmeyen m\u00fcminlerden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 ve \u00f6zellikle sabreden fakirleri k\u00fc\u00e7\u00fcmserler. Takva sahibi olan o m\u00fcminler ise k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde onlar\u0131n \u00fczerindedir.<\/p>\n<p>D\u00fcnyadan ba\u015fka bir \u015fey istemeyen o k\u00e2firler, cehennemin en a\u015fa\u011f\u0131 tabakas\u0131nda inleyecekler; bu takva sahipleri de cennet-i \u00e2l\u00e2da sal\u0131na sal\u0131na, nazl\u0131 nazl\u0131 dola\u015fan kimseler olacaklard\u0131r. Bu, Allah&#8217;\u0131n bir k\u0131smetidir. Ve Allah, gerek d\u00fcnyada ve gerekse ahirette diledi\u011fine hesaps\u0131z r\u0131z\u0131k verir.<\/p>\n<p>Ebu Cehil ve arkada\u015flar\u0131, Allah&#8217;\u0131n bah\u015fetti\u011fi servetlerle zevk ve safaya dalarlar da ahireti inkar ederler ve Ammar, Suheyb, Ebu Ubeyde, Salim, \u00c2mir b. Fihr, Habb\u00e2b, Bilal hazretleri gibi m\u00fcminlerin fakirleriyle, &#8220;O, bizim peygamberimiz olsayd\u0131 O&#8217;na bizim ileri gelenlerimiz t\u00e2bi olurdu.&#8221; diye e\u011flenmek isterlerdi. Abdullah b. \u00dcbey ve arkada\u015flar\u0131 da zevk ve safaya dalarlar ve m\u00fcminlerin zay\u0131flar\u0131yla alay etmek isterler, &#8220;\u015eunlara bak\u0131n! Muhammed, bunlarla g\u00e2lip gelece\u011fini zannediyor.&#8221; derlerdi. Kurayza O\u011fullar\u0131, Nadir O\u011fullar\u0131, Kaynuka O\u011fullar\u0131 Yahudilerinin \u00e2limleri de muhacirlerin fakirleriyle e\u011flenmek isterlerdi. \u0130\u015fte bu \u00e2yetin n\u00fczul sebebi, bu olaylardan birisi olmu\u015ftur ve bu konuda bu \u015fekilde \u00fc\u00e7 rivayet vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ahireti ve d\u00fcnyan\u0131n sonunu d\u00fc\u015f\u00fcnmeyip, sadece d\u00fcnya hayat\u0131na meylederek sevgi beslemek; \u00f6teden beri insan cinsinin as\u0131l yarat\u0131l\u0131\u015ftaki birli\u011fini bozan, bar\u0131\u015f ve s\u00fckuneti ihlal eden, gelip ge\u00e7ici bir sebep ve bir hatan\u0131n ba\u015f\u0131d\u0131r. Asl\u0131nda:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>213- \u0130nsanlar tek bir \u00fcmmetti. Ayr\u0131lmalar\u0131 \u00fczerine Allah, rahmetinin m\u00fcjdecileri ve azab\u0131n\u0131n habercileri olmak \u00fczere peygamberler g\u00f6nderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanlar\u0131n, aralar\u0131nda ihtilaf ettikleri \u015feyler hakk\u0131nda hakem olsun. Bunda da s\u0131rf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralar\u0131ndaki h\u0131rs ve k\u0131skan\u00e7l\u0131k y\u00fcz\u00fcnden anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fcler. Bunun \u00fczerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onlar\u0131n hakk\u0131nda anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fckleri hakka, ula\u015ft\u0131rd\u0131. Allah, diledi\u011fini do\u011fru yola iletir.<\/p>\n<p>214- Yoksa siz, kendinizden \u00f6nce gelip ge\u00e7enlerin hali (u\u011frad\u0131klar\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131lar) ba\u015f\u0131n\u0131za gelmeden cennete giriverece\u011finizi mi sand\u0131n\u0131z? Onlara \u00f6yle yoksulluklar, \u00f6yle s\u0131k\u0131nt\u0131lar dokundu ve \u00f6yle sars\u0131ld\u0131lar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: &#8220;Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 ne zaman?&#8221; derlerdi. Bak i\u015fte! Ger\u00e7ekten Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 yak\u0131nd\u0131r.<\/p>\n<p>213-Hat\u0131rlatma: &#8220;\u0130nsanlar tek bir milletti. Ve Allah rahmetinin m\u00fcjdecileri ve azab\u0131n\u0131n habercileri olmak \u00fczere Peygamberler g\u00f6nderdi&#8221; \u00e2yeti, &#8220;\u0130nsanlar tek bir milletti sonra g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcler de Allah rahmetinin m\u00fcjdecileri ve azab\u0131n\u0131n habercileri olmak \u00fczere Peygamberler g\u00f6nderdi.&#8221; demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yetin daha \u00f6ncesi ve daha sonras\u0131 bunu g\u00f6sterdi\u011fi gibi, &#8220;\u0130nsanlar ancak bir tek milletti. Sonra g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcler.&#8221; (Yunus, 10\/19) \u00e2yetinde bu kay\u0131t a\u00e7\u0131k\u00e7a yer almaktad\u0131r. Bundan ba\u015fka Abdullah b. Mes&#8217;ud k\u0131r\u00e2etinde, bu \u00e2yette de &#8220;g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcler&#8221; \u015feklinde yer almaktad\u0131r ki bu k\u0131r\u00e2et m\u00fctevatir de\u011filse de me\u015fhur oldu\u011fundan gere\u011fince amel etmek vaciptir. \u0130lk ba\u015fta b\u00fct\u00fcn insanlar bir tek \u00fcmmetti. Hz. Adem hik\u00e2yesinden de anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere, insanlar\u0131n hepsi bir k\u00f6kten t\u00fcremi\u015flerdi. Yarat\u0131lm\u0131\u015f olduklar\u0131 ilk yarat\u0131l\u0131\u015f gere\u011fince, hak olan il\u00e2h\u00ee k\u00e2nuna g\u00f6re hareket ediyorlard\u0131. Bir tek toplum ve bir tek millettiler. \u0130nsanlar yery\u00fcz\u00fcnde var olduklar\u0131 daha ilk andan itibaren dinsiz ve toplumsuz ya\u015fam\u0131\u015f de\u011fillerdir. Hayvanlar\u0131n ya\u015fant\u0131s\u0131 bile g\u00f6zden ge\u00e7irilirse g\u00f6r\u00fclecektir ki d\u00fcnyaya ilk geli\u015finde anas\u0131n\u0131n koynunda dahi olsa toplumsal bir ortamda yeti\u015fmeyen hi\u00e7bir hayvan yoktur. Her do\u011fan bir tabiat \u00fczere do\u011far. \u0130nsanlar da yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131 gere\u011fi yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n ba\u015f\u0131nda bir tek toplum idiler. Sonradan g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcler de, Allah hakka itaatin ve ona uyman\u0131n sevab\u0131n\u0131 m\u00fcjdeleyen, hakka ayk\u0131r\u0131 davranman\u0131n ve kar\u015f\u0131 gelmenin cezas\u0131n\u0131 anlatarak korkutan peygamberler g\u00f6nderdi. Ve bunlarla birlikte hakka dair kitap da indirdi ki, insanlar aras\u0131nda g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fckleri konularda hakim olsun, \u00e7eki\u015fmeyi ve haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131 ortadan kald\u0131r\u0131p hakk\u0131 yerine getirsin. Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etinde &#8220;Ya&#8221;n\u0131n zammesi ve &#8220;k\u00e2f&#8221;\u0131n fethasiyle me\u00e7hul kipi \u00fczere okunur ki, &#8220;\u0130nsanlar aras\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131nda Hak kitap ile h\u00fck\u00fcm olunsun, y\u00fcr\u00fctme yap\u0131ls\u0131n.&#8221; demek olur. Her iki halde de h\u00fck\u00fcm ve y\u00fcr\u00fctmenin sebeb ve amac\u0131 sadece hakk\u0131 orta yere koyup tan\u0131tmak de\u011fil; hakka uygun olarak g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131n giderilmesi ve bar\u0131\u015f ortam\u0131n\u0131n kurulmas\u0131 oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Sonra insanlar bu indirilmi\u015f kitap hakk\u0131nda da g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcler. Kitapta g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karan da ba\u015fkalar\u0131 de\u011fil, ancak o kitaba nail k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olan Kitap ehlidir. Hem bunlar bu g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131, kendilerine a\u00e7\u0131k \u00e2yetler, anlam\u0131 a\u00e7\u0131k ve kesin h\u00fck\u00fcm bildiren deliller geldikten sonra aralar\u0131ndaki azg\u0131nl\u0131k ve k\u0131skan\u00e7l\u0131ktan, ileri gitmek ve peygamberlerle bile yar\u0131\u015f etmek iddias\u0131ndan dolay\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131lar. E\u011fer bu g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k ve kesin h\u00fck\u00fcml\u00fc \u00e2yet ve delil bulunmayan, \u00e2yetlerde de\u011finilmeyen noktalarda a\u00e7\u0131klanmam\u0131\u015f delilleri ve hakk\u0131 ara\u015ft\u0131rmak i\u00e7in olsayd\u0131, insanlar\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 olabildi\u011fince azaltacak \u015feriat\u0131n izin verdi\u011fi bir ictihat olabilirdi. Ancak bunlar b\u00f6yle yapmad\u0131lar. Deliller geldikten sonra hakk\u0131nda nas bulunan konularda g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcler. Oysa nass\u0131n bulundu\u011fu konularda ictihada izin yoktur. Bu gibi \u00e2yetlerden dolay\u0131d\u0131r ki bu kaide, f\u0131k\u0131h ilminin, her konuya uygulanabilecek genel kurallar\u0131ndan birini olu\u015fturmu\u015ftur. Hakk\u0131nda a\u00e7\u0131k ve kesin h\u00fck\u00fcm bildiren \u00e2yet bulunan noktalarda ictihat etmek, insanlar taraf\u0131ndan hak k\u00e2nuna ayk\u0131r\u0131 olarak, kendi kendine k\u00e2nun koymakt\u0131r. Bu ise hakka uygun olarak g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rmak de\u011fil, kar\u015f\u0131 ve z\u0131t g\u00f6r\u00fc\u015f ileri s\u00fcrmektir. B\u00f6ylece Kitap ehli, insanlar\u0131n d\u00fcnya sevgisi ile \u00e7eki\u015fmelerine ve g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131na tam anlam\u0131 ile hakim olmak i\u00e7in bah\u015fedilmi\u015f bulunan hak olan kitab\u0131n \u00e2yetlerine ve delillerine kar\u015f\u0131 azg\u0131nl\u0131kla ve haddi a\u015fmakla yeniden g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 \u00e7\u0131karmak suretiyle insanlar\u0131n ak\u0131llar\u0131n\u0131 karma kar\u0131\u015f\u0131k ettiler. Hukuk ayaklar alt\u0131nda \u00e7i\u011fnendi, ahl\u00e2k ve toplum d\u00fczeni bozuldu, nimetler sona erdi, bunun sonucu olarak da hat\u0131r ve hayale gelmez belalara d\u00fc\u015ft\u00fcler. Sonra, Allah bunlar\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fckleri hakka, Hz. Muhammed&#8217;i g\u00f6ndererek ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 indirerek kendi izni ile iman edenlere do\u011fru yolu g\u00f6sterdi. Ve i\u015fte Allah b\u00f6yle diledi\u011fine do\u011fru yolu g\u00f6sterir ve do\u011frultur.<\/p>\n<p>\u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n yery\u00fcz\u00fcne geldi\u011fi ilk andan Hz. Muhammed&#8217;in g\u00f6nderili\u015fine kadar ge\u00e7en insanl\u0131k tarihinin bir \u00f6zeti olan bu \u00e2yet-i kerime insanl\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131, peygamberlik olay\u0131n\u0131, hukukun kaynaklar\u0131n\u0131, kanun koyman\u0131n nedenlerini, h\u00fck\u00fcmetin y\u00fcr\u00fct\u00fclmesinin s\u0131rlar\u0131n\u0131n asl\u0131n\u0131 kapsayan b\u00fcy\u00fck bir sosyoloji ilminin temellerini i\u00e7ermektedir. Bu nedenle tefsir bilginlerinin bu noktadaki ilm\u00ee g\u00f6r\u00fc\u015flerini \u00f6zetlemek yararl\u0131 olacakt\u0131r:<\/p>\n<p>Yukarda &#8220;Vasat \u00dcmmet&#8221; (Orta yolu benimseyen \u00fcmmet) de g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fck ki \u00fcmmet, insan gruplar\u0131n\u0131n uyup izledikleri topluluk diye tan\u0131mlanm\u0131\u015ft\u0131. Ancak bu m\u00e2n\u00e2, daha \u00e7ok &#8220;\u00fcmmet-i vasat&#8221; (orta yolu benimseyen \u00fcmmet) ismini vermeye yara\u015fan \u00f6zel bir anlamd\u0131r. Oysa bu &#8220;vasat&#8221; (orta yolu benimseme) kayd\u0131ndan soyut olarak \u00fcmmet, &#8220;Bir \u015fey \u00fczerine toplan\u0131p birbirine uyan topluluk&#8221; demektir ki &#8220;uymak&#8221; anlam\u0131na gelen &#8220;itimam&#8221;dan al\u0131nmad\u0131r. Bu \u00e2yet ise, ge\u00e7mi\u015fte insanlar\u0131n bir tek \u00fcmmet olduklar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131kl\u0131yor. Dolay\u0131s\u0131yla bu nokta ara\u015ft\u0131rmaya de\u011fer bir noktad\u0131r. Ve bu noktada tefsir bilginleri g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir.<\/p>\n<p>1- Ger\u00e7e\u011fi aray\u0131p ortaya \u00e7\u0131karan bilginlerin \u00e7o\u011funlu\u011fu, ilk insanlar\u0131n, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine iman ettikleri ve insanlar\u0131n bir tek din \u00fczere bir araya gelmi\u015f bir tek millet olduklar\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndedirler. \u00c2yetin devam\u0131nda, &#8220;Peygamberlerin, g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 \u00fczerine g\u00f6nderilmi\u015f olduklar\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131 da bunu g\u00f6sterir.&#8221; diyorlar. Ve zaten, insanlar\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda &#8220;Tevhid&#8221; temel kural, \u015firk, k\u00fcf\u00fcr ve g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015fmek kural d\u0131\u015f\u0131d\u0131r. Kay\u0131ts\u0131z ve \u015farts\u0131z olarak, &#8220;Vahdet&#8221; ve &#8220;g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 olmamas\u0131&#8221;ndan s\u00f6z edildi\u011fi zaman, Hakk&#8217;\u0131n tevhidi ortaya \u00e7\u0131kar. \u0130lk insanlar\u0131n birliklerini, \u015firk, k\u00fcf\u00fcr ve g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 \u00fczerine birle\u015fme \u015feklinde yorumlamak i\u00e7in ortada hakl\u0131 bir delil yoktur. Kesin olarak yarat\u0131c\u0131n\u0131n birli\u011fi duygusu ve d\u00fc\u015f\u00fcncesi, insan\u0131n i\u00e7indeki duygularda, bir\u00e7ok il\u00e2h\u0131n var oldu\u011fu duygu ve d\u00fc\u015f\u00fcncesinden \u00f6nce gelir. M\u00fc\u015friklik, tevhidden sonra, il\u00e2h \u00fczerinde g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131ndan ortaya \u00e7\u0131kan \u00e7eki\u015fmenin ifadesidir. Buna g\u00f6re dinler tarihinde, daha \u00f6nce ge\u00e7mi\u015f insan topluluklar\u0131nda eski gibi g\u00f6r\u00fcnen \u015firk ve k\u00fcf\u00fcr, temel ve yarat\u0131l\u0131\u015ftan var olan birli\u011fin bozulmas\u0131ndan kaynaklanan gelip ge\u00e7ici ikinci bir durumdur. Her do\u011fan \u00e7ocuk Hakk&#8217;a kar\u015f\u0131 samimi olarak do\u011far; nank\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc, yalanc\u0131l\u0131\u011f\u0131 sonradan \u00f6\u011frenir. \u0130nsanl\u0131k ailesinin fertleri \u00e7o\u011fald\u0131k\u00e7a, insanlar\u0131n amel ve arzular\u0131n\u0131n birbiri ile \u00e7eli\u015fmesi \u00e7o\u011falmaya ba\u015flam\u0131\u015f, bundan da g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 ve \u015firk ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n il\u00e2h\u00ee ir\u015fad\u0131 ile, insanlar\u0131n ak\u0131llar\u0131 ilerledik\u00e7e tevhid yoluna d\u00f6n\u00fcl\u00fcr olmu\u015ftur. Dolay\u0131s\u0131yla bar\u0131\u015f ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n temeli olan Hakk&#8217;\u0131n tevhidi (Allah&#8217;\u0131n birli\u011fi) inanc\u0131, insanl\u0131\u011f\u0131n ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda var olan ve Hz. Adem&#8217;den itibaren Adem o\u011fullar\u0131n\u0131n hislerine a\u015f\u0131lanm\u0131\u015f bulunan ezel\u00ee ve mutlak bir temeldir.<\/p>\n<p>Bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc ileri s\u00fcrenler, bu &#8220;tek \u00fcmmet&#8221;in kimler olabilece\u011finde \u00e7e\u015fitli rivayetler nakletmi\u015flerdir: M\u00fccahit&#8217;ten, &#8220;Bu tek \u00fcmmet, yaln\u0131z \u00c2dem&#8217;dir.&#8221; dedi\u011fi nakledilmi\u015ftir. Buna g\u00f6re \u00dcmmet, &#8220;Muhakkak ki \u0130brahim ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na bir \u00fcmmet idi. Tek bir hanif olarak Allah&#8217;a itaata koyulmu\u015ftu.&#8221; (Nahl, 16\/120) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi, bir toplulu\u011fun yerine bedel bir tek ki\u015fi veya &#8220;\u00f6nder&#8221; anlam\u0131 ile mecaz olarak bir tek ki\u015fiye de &#8220;\u00fcmmet&#8221; denildi\u011fi a\u00e7\u0131klan\u0131yor. &#8220;Adem&#8221; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc bir \u00f6zel isim olmay\u0131p da, cins ifade eden bir \u00f6zel isim olsayd\u0131 o zaman mec\u00e2z olmazd\u0131. Ancak bu m\u00e2n\u00e2, yani Adem&#8217;in cins ifade eden bir \u00f6zel isim olmas\u0131 \u00f6teden beri bilinen anlama ayk\u0131r\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c2yette yer alan &#8220;Bir tek \u00fcmmet&#8221;, Adem, Havva ve ruh olarak onun s\u0131rt\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131klar\u0131 s\u0131rada &#8220;Adem o\u011fullar\u0131&#8221;ndan ibarettir ki bunlar f\u0131trat (bozulmam\u0131\u015f yarat\u0131l\u0131\u015f) \u00fczere idiler. (\u00dcbeyy ve \u0130bn Zeyd&#8217;den.)<\/p>\n<p>Hz. Adem&#8217;in devrinden Hz. Nuh&#8217;un devrine kadar ge\u00e7en on asr\u0131n insanlar\u0131 hak \u00fczere idiler, g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131na d\u00fc\u015fmeleri \u00fczerine Hz. Nuh g\u00f6nderilmi\u015ftir. (\u0130bn\u00fc Abbas ve Kat\u00e2de&#8217;den).<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu rivayetlerde, birlik y\u00f6n\u00fcn\u00fcn, Hak k\u00e2nun oldu\u011funda g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi bulunmakla birlikte, bunun bal ar\u0131lar\u0131 gibi baz\u0131 hayvanlarda oldu\u011fu \u00fczere sadece bir yarat\u0131l\u0131\u015f olarak i\u00e7g\u00fcd\u00fc h\u00e2linde bir tercih s\u00f6zkonusu olmaks\u0131z\u0131n zorunlu olan bir araya geli\u015f mi? Yoksa akl\u00ee ve fikr\u00ee geli\u015fmelerle ilgili, \u00f6\u011fretmeye ve tercihe dayal\u0131 bir birle\u015fme midir? Yani insanl\u0131\u011f\u0131n bir araya gelmesi, ba\u015flang\u0131\u00e7ta tabii ve zorunlu mu? Yoksa sun&#8217;\u00ee ve iradeye ba\u011fl\u0131 m\u0131d\u0131r? Bug\u00fcn bu g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131, Avrupa&#8217;n\u0131n Hukuk ve Sosyoloji bilginleri aras\u0131nda h\u00e2l\u00e2 ge\u00e7erlidir. Bizim tercih etti\u011fimiz g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, insanl\u0131\u011f\u0131n yery\u00fcz\u00fcne geldi\u011fi ilk zamanlarda insanlar\u0131n bir araya gelmeyi d\u00fc\u015f\u00fcnmesi ve bunu hissetmeleri y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n bunu gerekli k\u0131lmas\u0131 ile zorunlu, fiil\u00ee tatbikat\u0131 ve geli\u015fmesi ise insanlar\u0131n se\u00e7imi ve tercihi ile olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc peygamberlik, \u00e7al\u0131\u015f\u0131p \u00e7abalamakla elde edilemeyen zorunlu bir ilimdir ve Hz. Adem peygamberdir.<\/p>\n<p>2- \u0130krime ve Kat\u00e2de gibi baz\u0131 tefsircilerin g\u00f6r\u00fc\u015flerine g\u00f6re, s\u00f6z konusu bir tek \u00fcmmet, k\u00fcf\u00fcr ve bat\u0131l din \u00fczere idiler. Ve bir deyimle hayvanlar gibiydiler. Peygamberler geldiler, bu insanlara iman ve hak a\u015f\u0131lad\u0131lar. \u0130man edenler etti, etmeyenler etmedi. Bu \u015fekilde m\u00fcmin ve k\u00e2fir olmak \u00fczere \u00e7e\u015fitli milletler meydana geldi. Bunlar \u00e2yette, &#8220;g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcler&#8221; \u015feklinde bir ifadenin var say\u0131lmas\u0131na gerek g\u00f6rmemi\u015flerdir. Bu g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, bu bir tek \u00fcmmet, &#8220;K\u00fcf\u00fcr, bir tek millettir.&#8221; kavram\u0131 uyar\u0131nca, &#8220;\u0130mans\u0131zl\u0131kta ortak, hak tan\u0131maz, insan suretinde bir s\u00fcr\u00fc hayvanlard\u0131r.&#8221; demek oluyor, fakat bu \u015fekilde \u015fu \u00fc\u00e7 soru ile kar\u015f\u0131la\u015f\u0131r\u0131z:<\/p>\n<p>Birincisi: \u00c2yetin daha sonraki ifadesine g\u00f6re, peygamberlerin, g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rmak ve yery\u00fcz\u00fcnde hakk\u0131 yerle\u015ftirmek i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015f olduklar\u0131 anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 h\u00e2lde, e\u011fer, &#8220;g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcler&#8221; h\u00fckm\u00fcn\u00fc orda var saymazsak, peygamberlerin g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 \u00e7\u0131karmak i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015f olduklar\u0131 gerekecek ve g\u00f6nderilmelerinin geri b\u0131rak\u0131lmas\u0131 anlams\u0131z olacakt\u0131r. Bu itiraz\u0131 tefsirciler \u00f6nemli saym\u0131\u015flard\u0131r. Buna cevap olarak denilebilir ki: &#8220;\u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n yery\u00fcz\u00fcne geldi\u011fi ilk zamanlar t\u0131pk\u0131 \u00e7ocukluk d\u00f6nemi gibi idi. Ve bunlarda k\u00fcfr\u00fcn anlam\u0131, hen\u00fcz il\u00e2h\u00ee y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck mevcut olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 &#8216;iman etmemek&#8217; demekti. Peygamberler terbiye k\u00e2nunu gere\u011fince, derece derece akl\u0131n geli\u015fip ilerlemesi s\u00fcrecinin ba\u015f\u0131nda g\u00f6nderilmi\u015flerdir. Ve ayr\u0131l\u0131klar \u00e7\u0131karmak i\u00e7in de\u011fil, ilerleme ve geli\u015fme sa\u011flamak i\u00e7in g\u00f6nderildiler. Bunun \u00fczerine ayr\u0131l\u0131k, iman etmeyenlerden \u00e7\u0131kt\u0131, peygamberlerden de\u011fil.&#8221; Bu cevap, zaman\u0131m\u0131z\u0131n Avrupas\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f ve anlay\u0131\u015f\u0131na uygun d\u00fc\u015fmektedir. Fakat o ilk durumlar\u0131n\u0131 koruyanlara &#8220;ayr\u0131l\u0131k \u00e7\u0131kard\u0131&#8221; demek do\u011fru olmayaca\u011f\u0131na g\u00f6re, herhalde bu anlay\u0131\u015f ve yakla\u015f\u0131ma g\u00f6re, peygamberlere bir &#8220;ayr\u0131l\u0131k \u00e7\u0131karma&#8221; isnad\u0131 gerekir. Bu h\u00fck\u00fcm ise, \u00e2yetin ilerde gelecek ifadesine ve mazmumun ruhuna ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 tefsircilerin bu itiraza \u00f6nem vermeleri yerindedir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Hz. Adem, insanl\u0131\u011f\u0131n babas\u0131 ise, peygamber olmamas\u0131; peygamber ise insanl\u0131\u011f\u0131n babas\u0131 olmamas\u0131 gerekecektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc hem peygamber hem insanl\u0131\u011f\u0131n babas\u0131 oldu\u011funa g\u00f6re, evlatlar\u0131 k\u00fcf\u00fcr ile ona ayk\u0131r\u0131 davranm\u0131\u015f olacaklar; bu \u015fekilde teklif (y\u00fck\u00fcml\u00fc k\u0131lmak) varsa da ilk insanlar &#8220;\u00fcmmeti v\u00e2hide&#8221; (tek \u00fcmmet) olmam\u0131\u015f, g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olacaklard\u0131r. Oysa Hz. Adem&#8217;in insanl\u0131\u011f\u0131n babas\u0131 ve ilk peygamber olmas\u0131 \u00fczerinde g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi olan bir noktad\u0131r. Bu soru, birinci g\u00f6r\u00fc\u015fe kar\u015f\u0131 sorulamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hz. Adem&#8217;in \u00e7ocuklar\u0131 ba\u015flang\u0131\u00e7ta ona uymu\u015flar ve hak \u00fczere &#8220;\u00fcmmeti v\u00e2hide&#8221; (tek bir millet) olu\u015fturmu\u015flar, sonra g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir. Bunun \u00fczerine say\u0131s\u0131z peygamberler g\u00f6nderilmi\u015ftir. Ancak bu takdirde, &#8220;Peygamberler&#8221; kelimesinde sonradan gelme durumu, Hz. Adem&#8217;den ba\u015fkas\u0131na sarfedilmeyi zorunlu k\u0131lmaktad\u0131r. Arap\u00e7ada ba\u015f\u0131nda &#8220;elif-lam&#8221; olan \u00e7o\u011ful bir kelime en az\u0131ndan, \u00fc\u00e7ten ba\u015flayaca\u011f\u0131 i\u00e7in, birden \u00e7ok peygamberin g\u00f6nderilmesi sonradan ortaya \u00e7\u0131kan g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 \u00fczerine ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f olacakt\u0131r. Ve Hz. Adem&#8217;in g\u00f6nderilmesi bu h\u00fckme dahil olmaz. Bu ise Hz. Adem&#8217;in insanl\u0131\u011f\u0131n babas\u0131 olmas\u0131na engel olmaz. Ancak bu m\u00e2n\u00e2, ikinci g\u00f6r\u00fc\u015fe yeterli de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Bu g\u00f6r\u00fc\u015fte, &#8220;\u00fcmmet&#8221; kelimesinin sosyal m\u00e2n\u00e2s\u0131 da olumlu olarak ger\u00e7ekle\u015fmez ve bu durumda \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc benimsemek gerekir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>3- Burada &#8220;tek bir \u00fcmmet&#8221; demek, bir tek cins veya bir tek s\u0131n\u0131f demektir. Yani bu ilk insanlar\u0131n \u00fczerinde emirler ve yasaklar yoktu. Onlar hi\u00e7bir \u015fer&#8217;i k\u00e2nuna t\u00e2bi de\u011fildiler, her\u015feyin serbest oldu\u011fu bir d\u00f6nemi ya\u015f\u0131yorlard\u0131. &#8220;Allah g\u00f6nderdi&#8221; ifadesi g\u00f6steriyor ki \u015feriatler daha sonra peygamberler ile gelmi\u015f ve bilinen anlam\u0131 ile din ve insanlar\u0131n sosyal bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm almas\u0131 o zaman ba\u015flam\u0131\u015f, iman ve k\u00fcf\u00fcr ayr\u0131m\u0131 o zaman ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. O halde \u00f6ncekiler, hayvanlar veya \u00e7ocuklar gibi m\u00fckellef olmaktan ba\u011f\u0131ms\u0131z ve il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmlerle y\u00fck\u00fcml\u00fc olmaktan uzak olmak itibariyle bir &#8220;cins&#8221; idiler veya bir cevherden ve bir babadan gelmi\u015f olmalar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir &#8220;s\u0131n\u0131f&#8221; idiler. \u00c7e\u015fitli s\u0131n\u0131flar, \u0131rklar, milletler ayr\u0131lm\u0131\u015f de\u011fildi, vatanda\u015f ve yabanc\u0131 yoktu. Dolay\u0131s\u0131 ile bunlara &#8220;bir tek \u00fcmmet&#8221; denilmesi, ger\u00e7ek anlam\u0131 ile, din ve \u015feriatte bir araya gelmi\u015f insan toplulu\u011fu demek de\u011fil; tek bir cins, veya tek bir s\u0131n\u0131f demektir. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f Ebu Hayyan&#8217;da \u0130mam M\u00e2turid\u00ee hazretlerinin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc olarak ileri s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Buna g\u00f6re demek olur ki: \u0130nsanlar ilk zamanlar, Avrupal\u0131lar\u0131n &#8220;do\u011fal durum&#8221; dedikleri gibi, kay\u0131ts\u0131z ve \u015farts\u0131z bir ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k i\u00e7inde bulunuyorlard\u0131. Hi\u00e7bir y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fc\u011fe ve hi\u00e7bir yasakl\u0131k durumuna boyun e\u011fmiyorlard\u0131 ve \u00fczerlerinde hi\u00e7bir \u00e2mir ve h\u00e2kim tan\u0131m\u0131yorlard\u0131. Hen\u00fcz insanlar az, yery\u00fcz\u00fc geni\u015f, araziden elde edilen \u00fcr\u00fcnler ge\u00e7imlerine yeterli idi. Serbest serbest ya\u015f\u0131yorlar, yaln\u0131z insanlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki hayvanlara kar\u015f\u0131 m\u00fccadele ediyorlard\u0131. \u0130nsanlar aras\u0131nda m\u00fccadele ve m\u00fccadele ihtiyac\u0131 yoktu. Yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131, durumlar\u0131 bir, f\u0131tr\u00ee e\u011filimleri bir, hareket tarzlar\u0131 birdi. \u0130lk babadan g\u00f6rd\u00fckleri gibi gidiyorlard\u0131, hep b\u00f6yle hareket edebilselerdi k\u00e2nuna, h\u00fck\u00fbmete muhta\u00e7 olmayacaklard\u0131. Ancak nesilleri \u00e7o\u011fald\u0131k\u00e7a, bulunduklar\u0131 yerler darla\u015ft\u0131k\u00e7a y\u0131\u011f\u0131lma ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 engellemeler meydana geldi. Cahillik ve hayat sevgisi y\u00fcz\u00fcnden g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcler. S\u0131n\u0131f s\u0131n\u0131f, grup grup oldular. \u0130\u015fte o zaman bu ayr\u0131l\u0131klar\u0131 ortadan kald\u0131rmak i\u00e7in i\u00e7lerinde y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n kat\u0131ndan, gelece\u011fi g\u00f6ren, ac\u0131-tatl\u0131 haberler veren, iyiden, k\u00f6t\u00fcden, helal ve haramdan, g\u00f6rev ve yasaklama kurallar\u0131ndan s\u00f6z eden peygamberler g\u00f6nderildi. Peygamberlerin dediklerine uygun davrananlar iman ile birle\u015fti, ayk\u0131r\u0131 davrananlar da bunlara kar\u015f\u0131 koymak i\u00e7in bir araya geldiler. B\u00f6ylece &#8220;m\u00fcmin&#8221; ve &#8220;k\u00e2fir&#8221; olmak \u00fczere \u00e7e\u015fitli milletler ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. Sonunda peygamberlerin sonuncusu evrensel tevhid i\u00e7in g\u00f6nderildi. Bu a\u00e7\u0131klama, &#8220;ayr\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fcler&#8221; ifadesini var saymaya ve \u00e2yetin devam\u0131na da uygun olabilir. Ancak bu takdirde, kelimenin s\u00f6ylendi\u011finde hemen akla geliveren ilk anlam\u0131na ayk\u0131r\u0131 iki nokta ortaya \u00e7\u0131kar:<\/p>\n<p>Birincisi: \u00dcmmet kelimesi, a\u00e7\u0131k olan sosyal anlam\u0131nda kullan\u0131lmam\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: \u00c7ocukluk devri gibi de olsa insan\u0131n her t\u00fcrl\u00fc k\u00e2nundan uzak bir h\u00fcrriyet ve kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z her\u015feyin m\u00fcbah say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bir devir ya\u015fam\u0131\u015f oldu\u011fu kabul edilemez. Bir yandan b\u00fct\u00fcn hayvanlar, \u00e7o\u011falma prensiplerinde yarat\u0131l\u0131\u015fa ait bir ana kuca\u011f\u0131 ve terbiye d\u00f6nemi ya\u015fam\u0131\u015f, her canl\u0131 organ bile bir g\u00f6rev ve yasakl\u0131k k\u00e2nununa tabi bulunmu\u015f oldu\u011fu; di\u011fer taraftan, &#8220;Hani Rabbin: Adem o\u011fullar\u0131n\u0131n bellerinden z\u00fcrriyetlerini al\u0131p da onlar\u0131 kendilerine &#8216;Ben sizin Rabbiniz de\u011fil miyim?&#8217; diye \u015fahit tuttu\u011fu zaman, &#8216;Evet, Rabbimizsin&#8217; dediler.&#8221; (\u00c2&#8217;r\u00e2f, 7\/172) ezel\u00ee hitab\u0131 ile de bu nokta temelinden takviye edilmi\u015f bulundu\u011fu halde; insan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131, d\u00fcnyaya geldi\u011fi ilk zamanlarda basit bir bi\u00e7imde bile olsa medeni ve sosyal prensiplerden ayr\u0131 olarak kabul etmek, hem istishap (ge\u00e7mi\u015fte var olan bir h\u00fckm\u00fc aleyhinde onu \u00e7\u00fcr\u00fcten bir delil olmad\u0131k\u00e7a \u015fu anda da var kabul etmek, \u015fu anda olan bir durumu hakk\u0131nda bir delil olmad\u0131k\u00e7a ge\u00e7mi\u015fte de var kabul etmek) deliline, hem de naklin del\u00e2letine ayk\u0131r\u0131 olur. Dolay\u0131s\u0131yla Hz. Adem&#8217;den itibaren bir m\u00fckellefiyet, y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck s\u0131rr\u0131 kabul etmek zorunludur. &#8220;\u015eu a\u011faca yakla\u015fmay\u0131n\u0131z.&#8221; (Bakara, 2\/35, \u00c2&#8217;r\u00e2f, 7\/19) yasa\u011f\u0131, y\u00fck\u00fcml\u00fc k\u0131lman\u0131n ezel\u00ee oldu\u011funu ifade etti\u011fi gibi, Hz. Adem&#8217;in peygamberlik meselesi de bunu gerektirir. Nitekim insan yarat\u0131l\u0131\u015f itibariyle medenidir ve &#8220;insan&#8221; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc &#8220;m\u00fc\u00e2neset&#8221;ten t\u00fcremi\u015ftir. Deniliyor ki bu da sorumlu tutulma ve sosyal bir varl\u0131k olma s\u0131rr\u0131n\u0131n insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda yerle\u015ftirilmi\u015f bulundu\u011funu ifade eder. Bu ise bir hak k\u00e2nundur ve iman\u0131n ve \u015feriatlar\u0131n prensibi ile ilgisi olan bir hak k\u00e2nundur. Ve bunun mutlak olarak \u015fuursuz bir olay oldu\u011funu iddia etmek do\u011fru de\u011fildir. Bu bir zorunlu duygudur. Bununla birlikte \u015fuursuz da olsa yine hak k\u00e2nundur. Bunu ink\u00e2ra de\u011fil imana ba\u015flang\u0131\u00e7 olarak almak gerekir.<\/p>\n<p>4- M\u00fbtezile mezhebinden Kad\u0131 Abd\u00fclcebbar ve ona tabi olanlar demi\u015ftir ki: Peygamberlerin g\u00f6nderilmesinden \u00f6nce insanlar akl\u00ee \u015feriatlere sar\u0131lma bak\u0131m\u0131ndan bir tek \u00fcmmet idiler. Akl\u00ee \u015feriat yarat\u0131c\u0131 olan Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve s\u0131fat\u0131n\u0131 kabul ve nimetine \u015f\u00fck\u00fcrle hizmetinde bulunma; zul\u00fcm, tecav\u00fcz, yalan, cehalet, sa\u00e7mal\u0131k ve benzerleri gibi akl\u0131n k\u00f6t\u00fc g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc davran\u0131\u015flardan ka\u00e7\u0131nma esas\u0131na dayanmaktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar aklen kavran\u0131rlar. Madem ki ayette, &#8220;Allah, peygamberler g\u00f6nderdi&#8221; ifadesi, peygamberlerin g\u00f6nderili\u015finin, zamanda daha sonral\u0131k ifade eden &#8220;f\u00e2&#8221; ile sonradan oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir. Demek ki bunlardan \u00f6nce ya\u015fam\u0131\u015f tek \u00fcmmetin birli\u011fi, peygamberlerden yararlan\u0131lm\u0131\u015f olmayan bir \u015feriatt\u0131r; b\u00f6yle bir \u015feriat ise, akl\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fc bir \u015feriat olabilir. Fakat Hz. Adem ilk insan ve peygamber de\u011fil miydi? O h\u00e2lde peygamberlerin g\u00f6nderilmesinden \u00f6nce, s\u0131rf ak\u0131l ile y\u00fck\u00fcml\u00fc olan insanlar varsay\u0131m\u0131 nas\u0131l do\u011fru olur? K\u00e2d\u00ee Abd\u00fclcebbar bu soruyu kendine sormu\u015f ve cevap olarak demi\u015ftir ki: Herhalde Hz. Adem ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u00e7ocuklar\u0131 ile, ak\u0131l \u00fcr\u00fcn\u00fc olan \u015feriatta bir araya gelmi\u015flerdir, sonradan Cen\u00e2b-\u0131 Allah, kendisini \u00e7ocuklar\u0131na Peygamber olarak g\u00f6ndermi\u015ftir. Ve herhalde onun peygamberli\u011finin ilk \u015feriat\u0131 ortadan kalkm\u0131\u015f da insanlar ak\u0131l \u00fcr\u00fcn\u00fc \u015feriatlara uymu\u015flar ve daha sonra di\u011fer Peygamberler g\u00f6nderilmi\u015ftir. Ebu M\u00fcslim Isfah\u00e2n\u00ee de K\u00e2d\u00ee&#8217;nin bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc tercih etmi\u015ftir. Bunlara g\u00f6re ak\u0131l, Peygamberlerden \u00f6nce &#8220;\u0130lah\u00ee bir el\u00e7i&#8221; olmu\u015f oluyor. Peygamberlik de ak\u0131llar\u0131, kendi kendilerine kavrayamayacaklar\u0131 yararl\u0131 \u015feylere ve m\u00fckemmelliklere ula\u015ft\u0131rm\u0131\u015f oluyor. Fakat bu g\u00f6r\u00fc\u015fte de isbat\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan iki nokta vard\u0131r. Birincisi: Akl\u0131n, h\u00fck\u00fcmlerin dayana\u011f\u0131 olan h\u00fcs\u00fcn (g\u00fczel) ve kubuh (\u00e7irkin) ta bizzat hakim olup olmayaca\u011f\u0131 ve aklen vacip olan \u015feyin, amel a\u00e7\u0131s\u0131ndan da vacip olmas\u0131n\u0131 gerektirip gerektirmeyece\u011fi meselesidir ki bu, &#8220;Us\u00fbl ilmi&#8221; ile &#8220;Ak\u00e2id ilmi&#8221;nin \u00f6nemli konular\u0131ndand\u0131r. \u0130kincisi: Ba\u015flang\u0131\u00e7ta insanlar\u0131n, adalet ve zulm\u00fc rakib bilecek ve \u00fczerine muamele kuracak derecede aklen h\u00fck\u00fcm \u00e7\u0131karmaya g\u00fc\u00e7 yetirip yetiremeyecekleri ve bu kadar derin bir \u015fuur ile hareket edip edemeyecekleri meselesidir. Bu iki nokta bu g\u00fcn bile kesin de\u011fildir.<\/p>\n<p>5- Baz\u0131 tefsir bilginleri de demi\u015flerdir ki, \u00e2yet ilk ba\u015fta bir tek \u00fcmmeti a\u00e7\u0131k\u00e7a beyan ediyor. Fakat bunun iman \u00fczere mi, yoksa k\u00fcf\u00fcr \u00fczere mi oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131yor. Bu nokta delile muhta\u00e7t\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla bu konuda h\u00fck\u00fcm vermeyip, &#8220;\u0130lim Allah kat\u0131ndad\u0131r.&#8221; diye durmak gerekir.<\/p>\n<p>6- &#8220;Burada dan maksat, ilk yarat\u0131l\u0131\u015ftan bu yana b\u00fct\u00fcn insanlar de\u011fildir. Bu &#8216;tek \u00fcmmet&#8217; Hz. \u0130brahim ve Hz. Musa&#8217;n\u0131n kavmidir. Peygamberlerden maksat da bunlardan sonraki Peygamberlerdir&#8221; diyen tefsirciler de vard\u0131r. Ve bu son g\u00f6r\u00fc\u015f \u00e2yetin kendisinden \u00f6nceki k\u0131sma ba\u011flant\u0131s\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan uygun gibiyse de, \u00e2mm lafz\u0131n\u0131 tahsis (fertlerinin t\u00fcm\u00fcn\u00fc kapsayan genel anlaml\u0131 &#8220;insanlar&#8221; kelimesini, fertlerinin bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc ifade eder bi\u00e7imde \u00f6zel anlaml\u0131 k\u0131lmak) zahire ayk\u0131r\u0131 oldu\u011fu gibi; \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131nda genel g\u00f6r\u00fcnen y\u00fcksek sosyal bir varl\u0131k olma s\u0131rr\u0131na da yeterli de\u011fildir. Biz de \u015funu hat\u0131rlatmak isteriz ki: Akl\u0131n en \u00f6nemli de\u011feri, illiyet (sebeplilik) kanunu gere\u011fince, sebebden neticeye ve neticeden sebebe intikaldedir. Bu ise, i\u00e7g\u00fcd\u00fc, yarat\u0131l\u0131\u015f veya i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel ak\u0131l ve &#8220;bedih\u00ee = a\u00e7\u0131k ak\u0131l&#8221; denilen, zorunlu prensiplere ve tecr\u00fcbelere ba\u011fl\u0131d\u0131r. Peygamberlik ise, teorilerin gayelerini bile zorunlu ilimler halinde kavrayan ve a\u015f\u0131layan il\u00e2h\u00ee bir kuvvettir. Ve incelendi\u011finde, insanl\u0131\u011f\u0131n sap\u0131kl\u0131klar\u0131n\u0131n, akl\u00ee ilerlemeler ile \u015fehvete ait ilerlemelerin i\u00e7i\u00e7e girmesinden ve ak\u0131llar\u0131n \u015fehvet i\u00e7in kullan\u0131lmas\u0131ndan kaynaklan\u0131r. \u0130lk yarat\u0131l\u0131\u015f bu sap\u0131kl\u0131ktan uzak oldu\u011fu gibi, peygamberlik de gerek ilm\u00ee ve gerek amel\u00ee olarak bundan uzakt\u0131r. Mesela bal ar\u0131lar\u0131n\u0131n sanat\u0131, \u015fa\u015fmak bilmeyen i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel bir sanatt\u0131r. Ve b\u00fct\u00fcn peygamberlikler de b\u00f6yle \u015fa\u015fmak bilmeyen il\u00e2h\u00ee bir vahiydir ki, &#8220;Rabbin bal ar\u0131s\u0131na vahyetti.&#8221; (Nahl, 16\/68) \u00e2yeti ile buna i\u015faret buyurulmu\u015ftur. Dolay\u0131s\u0131yla bir yarat\u0131l\u0131\u015f meselesi olan peygamberlik, bir taraftan ak\u0131llar\u0131n ve iradelerin ba\u015flang\u0131c\u0131, di\u011fer taraftan sonudur. Bunun i\u00e7in bir &#8220;ilk peygamberlik&#8221;, bir &#8220;ikinci peygamberlik&#8221; vard\u0131r. Kitap, ikinci peygamberliktedir, bu ikisi aras\u0131nda hak tan\u0131mayan, azg\u0131nl\u0131k ve zorbal\u0131k \u00fczere hareket eden bir k\u00fcf\u00fcr h\u00e2li vard\u0131r ki hak, kendi kudret ve iradesinden ibaret zanneder, genel bar\u0131\u015f ortam\u0131n\u0131 bozar. \u0130nsan ilk yarat\u0131l\u0131\u015ftan itibaren insand\u0131r. Din, dil ve biraraya gelmenin ba\u015flang\u0131c\u0131 o zamandand\u0131r. Hz. Adem&#8217;in peygamberli\u011fi ilk peygamberliktir, yery\u00fcz\u00fcne ilk gelenlerin ak\u0131llar\u0131 bununla ilerlemi\u015f; d\u00fcnya sevgisi, \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit \u015fehvetler ve insanl\u0131\u011f\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131na d\u00fc\u015fmeleri \u00fczerine ikinci peygamberlik olay\u0131 meydana gelmi\u015f ve kitaplar inmi\u015ftir. Dolayis\u0131yla ilk g\u00f6r\u00fc\u015fte oldu\u011fu \u00fczere, ilk insanlar\u0131n ilk yarat\u0131l\u0131\u015f ve ilk peygamberli\u011fe dayal\u0131, f\u0131tr\u00ee iman ile hak k\u00e2nun \u00fczere bir tek \u00fcmmet olduklar\u0131n\u0131 kabul etmek gerekir. Ve \u00e2yetin devam\u0131, bize Hakk&#8217;\u0131n birli\u011finin bu \u015fekilde ezel\u00ee oldu\u011funu ve toplumsal s\u0131rr\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131, ilah\u00ee ir\u015fadlar\u0131n yap\u0131l\u0131\u015f \u015fekillerini, hukukun ve k\u00e2nun koyman\u0131n ilk \u015fartlar\u0131n\u0131 ve peygamberlerden sonra, onlarla yar\u0131\u015f ederek a\u00e7\u0131k naslara kar\u015f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 \u00e7\u0131karan ve hukukun kurallar\u0131n\u0131 zul\u00fcm ve zorbal\u0131kla \u00e7i\u011fnemeye kalk\u0131\u015fanlar\u0131n ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r. O halde &#8220;n\u00e2s&#8221; (insanlar) kelimesini, genel anlam\u0131ndan ve &#8220;\u00fcmmet&#8221; kelimesini a\u00e7\u0131k anlam\u0131ndan \u00e7\u0131karmaya bir neden yoktur. M\u00e2turid\u00ee hazretlerinin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc olarak ileri s\u00fcr\u00fclen bu g\u00f6r\u00fc\u015f de bunun bir \u00e7e\u015fit a\u00e7\u0131klamas\u0131 olarak kabul edilebilir. Bu \u00e2yetten \u015fu da anla\u015f\u0131l\u0131yor ki her peygamber,zaman\u0131nda g\u00f6nderildi\u011fi insanlar aras\u0131nda \u00fczerinde g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan Allah&#8217;\u0131n emrini a\u00e7\u0131klayarak ayr\u0131l\u0131klar\u0131 ortadan kald\u0131rm\u0131\u015f ve tevhidi \u00f6\u011fretmi\u015ftir. Bu konuda a\u00e7\u0131k naslar ve kesin deliller getirmi\u015ftir. Bu nedenle m\u00fcminlerin ve \u00e2limlerin g\u00f6revi, hakk\u0131nda nas olan bir konuda g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u00e7\u0131karmak de\u011fil; naslar\u0131n h\u00fck\u00fcm getirmedi\u011fi hukuki olaylarda a\u00e7\u0131klanmayan delillerden hak ve ger\u00e7ekleri ara\u015ft\u0131rmakla g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131racak h\u00fck\u00fcmleri \u00e7\u0131karabilmek ve b\u00f6ylece &#8220;icm\u00e2-\u0131 \u00fcmmet&#8221;in yollar\u0131n\u0131 ilmen ortaya koymakt\u0131r. K\u0131sacas\u0131, ki\u015fisel g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 olmasayd\u0131, insanlar hakime, h\u00fckme ve ceza h\u00fck\u00fcmlerine muhta\u00e7 olmayacaklard\u0131. Ve \u00e7e\u015fitli milletler ortaya \u00e7\u0131kmayacakt\u0131. Sava\u015fa, vuru\u015fmaya, h\u00fckme, h\u00fck\u00fbmete gerek kalmayacak, f\u0131trat\u0131n (yani yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n) k\u00e2nunlar\u0131 yeterli olacakt\u0131. Mademki g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcler ve ferd\u00ee anla\u015fmazl\u0131klardan mill\u00ee anla\u015fmazl\u0131\u011fa da ge\u00e7tiler. O h\u00e2lde Hak d\u00fc\u015fmanlar\u0131 ile bo\u011fu\u015fmaya mecbur olacaklard\u0131r. Bununla bo\u011fu\u015fabilmek i\u00e7in de kendi aralar\u0131nda Hakk&#8217;a iman ve ona uymakla yard\u0131mla\u015fma ve Hakk&#8217;\u0131n korumas\u0131 sayesinde d\u00fcnyada ve ahirette korunmak ve genel bir bar\u0131\u015f ortam\u0131n\u0131 kurmakla y\u00fck\u00fcml\u00fcd\u00fcrler.<\/p>\n<p>Ve Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fi ile Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim, insanl\u0131\u011f\u0131 bu \u015fekilde ba\u015flang\u0131c\u0131ndan sonuna kadar paralel bir bi\u00e7imde Hakk&#8217;\u0131n tevhidi (birli\u011fi)ne ve genel bar\u0131\u015fa erdirmek i\u00e7in gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>214- \u015eimdi bu hidayet gelmekle ey Muhammed \u00fcmmeti! Siz, sizden \u00f6nce ge\u00e7en \u00fcmmetlerin durumu sizin ba\u015f\u0131n\u0131za hi\u00e7 gelmeden, me\u015fakkatler, s\u0131k\u0131nt\u0131lar, \u00e7ekmeden, b\u00fct\u00fcn il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmleri amel\u00ee ibadetler ile tatbik etmeden, s\u0131rf iman ile &#8220;d\u00e2r-\u0131 sel\u00e2m&#8221; (bar\u0131\u015f yurdu) olan cennete giriverece\u011finizi mi zannettiniz? o ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetlerin ba\u015f\u0131na nice s\u0131k\u0131nt\u0131lar ve \u00e7aresizlikler geldi de, sars\u0131ld\u0131lar, o kadar sars\u0131ld\u0131lar ki , hatta ba\u015flar\u0131nda bulunan peygamber ve onunla beraber iman edenler &#8220;Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 ne zaman?&#8221; diyecek dereceye vard\u0131lar. Ancak iyi biliniz ki, Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 mutlaka yak\u0131nd\u0131r. Siz bu iman ve hidayetten ayr\u0131lmad\u0131k\u00e7a, yak\u0131nda o yard\u0131m\u0131 g\u00f6recek, murad\u0131n\u0131za ereceksiniz. Resulullah, Mekke&#8217;de m\u00fc\u015friklerin kar\u015f\u0131 gelmesinden sonra, muhacirler ile yurtlar\u0131n\u0131 ve mallar\u0131n\u0131 b\u0131rakarak Medine&#8217;ye hicret etti\u011fi zaman, \u00f6ncelikle Yahudilerin d\u00fc\u015fmanl\u0131klar\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Bu sebeple bu \u00e2yet indi. Uhud veya Hendek sava\u015flar\u0131 nedeniyle indi\u011fi de rivayet edilmi\u015ftir. Bu \u00e2yet g\u00f6steriyor ki &#8220;Itt\u0131rat&#8221; (d\u00fczg\u00fcn bir bi\u00e7imde olaylar\u0131n birbirini izlemesi) kanunu gere\u011fince, Muhammed \u00fcmmeti, b\u00fct\u00fcn eski milletlerin ge\u00e7irmi\u015f oldu\u011fu birtak\u0131m durumlarla y\u00fczy\u00fcze gelecek, ayr\u0131l\u0131klar g\u00f6recek, kar\u015f\u0131 koymalara u\u011frayacak, s\u0131k\u0131nt\u0131lar ve zorluklar ge\u00e7irecek; sars\u0131lmay\u0131p dayananlar, sonunda ba\u015far\u0131l\u0131 olacaklard\u0131r. \u0130lk yarat\u0131l\u0131\u015fta oldu\u011fu gibi, Hz. Muhammed&#8217;in peygamber olarak g\u00f6nderilmesinden itibaren de insanl\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 hakk\u0131n ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi noktada yeni bir geli\u015fme sa\u011flamaya ba\u015flayacak, &#8220;Ger\u00e7ekten zaman, Allah&#8217;\u0131n yeri ve g\u00f6kleri yaratt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnk\u00fc \u015fekline d\u00f6nm\u00fc\u015ft\u00fcr.&#8221; hadis-i \u015ferifinin anlam\u0131na g\u00f6re Hz. Muhammed&#8217;in asr\u0131 b\u00fct\u00fcn \u00f6l\u00e7\u00fclere bir ba\u015flang\u0131\u00e7 olacakt\u0131r. Bundan sonra da d\u00fcnyada hakka kar\u015f\u0131 yine azg\u0131nl\u0131k ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k ortaya \u00e7\u0131kacak, ge\u00e7mi\u015f milletler gibi gruplar meydana gelecek ve b\u00fct\u00fcn bunlar i\u00e7inde Peygamberin ve ashab\u0131n\u0131n yoluna giden ve kitapla, s\u00fcnnetle ve cemaat ile korunmas\u0131n\u0131 bilip, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine iman\u0131 amellerin en \u00f6zeli kabul eden hak taraftarlar\u0131 f\u0131rka-i naciye (kurtulu\u015fa eren grup), &#8220;\u0130nsanlar\u0131n i\u00e7inden kimi vard\u0131r ki, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na ermek i\u00e7in kendini feda eder.&#8221; (Bakara, 2\/207) \u00e2yetinin delalet etti\u011fi m\u00e2n\u00e2ya uygun hareket ederek sab\u0131r, sebat ve \u00e7abalarla, il\u00e2h\u00ee yard\u0131ma erecek, hakk\u0131n \u00fcst\u00fcn geldi\u011fini g\u00f6recek ve genel bar\u0131\u015f\u0131 kuracaklard\u0131r. Ve ba\u015far\u0131l\u0131 olmak i\u00e7in tarihten ibret al\u0131p ona g\u00f6re korunmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ayr\u0131l\u0131klardan korunmak ve bu yard\u0131ma ermek i\u00e7in:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>215- Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hay\u0131r olarak verdi\u011finiz nafaka, ana baba, yak\u0131nlar, \u00f6ks\u00fczler, yoksullar ve yolda kalm\u0131\u015flar i\u00e7indir. Hay\u0131r olarak daha ne yaparsan\u0131z herhalde Allah onu bilir.<\/p>\n<p>216- Sava\u015f size farz k\u0131l\u0131nd\u0131, ger\u00e7i o size ho\u015f gelmez. Olabilir ki siz, bir \u015feyden ho\u015flanmazs\u0131n\u0131z; oysa ki o sizin i\u00e7in bir hay\u0131rd\u0131r. Yine olabilir ki, siz bir \u015feyi seversiniz, oysaki o sizin i\u00e7in bir k\u00f6t\u00fcl\u00fckt\u00fcr. Allah bilir, siz bilmezsiniz.<\/p>\n<p>217- Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda sava\u015fmaktan soruyorlar. De ki: O ayda sava\u015fmak, b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnaht\u0131r. Bununla beraber Allah yolundan al\u0131koymak, O&#8217;nu inkar etmek, insanlar\u0131, Mescid-i Haram&#8217;dan menetmek ve halk\u0131n\u0131 oradan \u00e7\u0131karmak, Allah yan\u0131nda daha b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnaht\u0131r ve fitne, \u00f6ld\u00fcrmekten daha b\u00fcy\u00fck bir vebaldir. Onlar, g\u00fc\u00e7leri yeterse, sizi dininizden d\u00f6nd\u00fcrmek i\u00e7in sizinle sava\u015fmaktan hi\u00e7bir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden d\u00f6ner ve k\u00e2fir olarak can verirse art\u0131k onlar\u0131n b\u00fct\u00fcn amelleri, d\u00fcnyada ve ahirette bo\u015fa gitmi\u015ftir. \u0130\u015fte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>218- \u015e\u00fcphesiz ki iman edenlere, Allah yolunda hicret edip, cihad edenlere gelince, i\u015fte onlar, Allah&#8217;\u0131n rahmetini umarlar. Allah, \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir.<\/p>\n<p>215-Ey Muhammed! Neye harcayacaklar\u0131n\u0131, yani ne gibi yerlere harcama yapacaklar\u0131n\u0131 sana soruyorlar. Uhud sava\u015f\u0131nda \u015fehit olan \u00e7ok ya\u015fl\u0131 ve mal\u0131 \u00e7ok birisi olan Amr b. Camuh, Resulullah&#8217;a, &#8220;Mallar\u0131m\u0131z\u0131 nelere harcayaca\u011f\u0131z ve nerelere verece\u011fiz?&#8221; diye sormu\u015ftu. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet indi. Cevap olarak de ki, az veya \u00e7ok hay\u0131r cinsinden, yani \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit mallardan vacip veya nafile olarak Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in harcad\u0131\u011f\u0131n\u0131z veya harcayaca\u011f\u0131n\u0131z mal \u00f6nce ana-baban\u0131z, ikinci olarak en yak\u0131n akraban\u0131z, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak ihtiya\u00e7 i\u00e7indeki yetimler, yoksul fakirler, yolda kalm\u0131\u015f yolcular i\u00e7indir. Babalar\u0131n\u0131za dedelerinize bakmak ilk g\u00f6revinizdir. Di\u011fer yak\u0131nlar\u0131n\u0131z onlar\u0131 izler ve bu \u015fekilde, &#8220;Yak\u0131nl\u0131k derecesi daha yak\u0131ndan uza\u011fa do\u011fru&#8221; kural\u0131na g\u00f6re, harcama yapmak vacib olur. Bunlardan ba\u015fkas\u0131na da zek\u00e2t ile vacip olarak ve di\u011fer sadakalarla nafile olarak mal harcan\u0131r. Bunlardan ba\u015fka, herhangi bir hay\u0131r daha yaparsan\u0131z , elbette onu Allah pek iyi bilir ve kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 verir.<\/p>\n<p>216-Bu hay\u0131r cinsinden olmak \u00fczere, genel bar\u0131\u015f\u0131 kuracak ve hakk\u0131 birle\u015ftirecek olan sava\u015f \u00fczerinize farz k\u0131l\u0131nd\u0131. Yani Allah yolunda sava\u015fmak \u00fczerinize yaz\u0131ld\u0131, gerekti\u011finde bazen farz-\u0131 ayn ve bazen de farz-\u0131 kifaye olur. Oysa o sizin ho\u015funuza gitmez, baz\u0131 \u015feyler sizin i\u00e7in s\u0131rf hay\u0131r ve yarar oldu\u011fu halde, siz ondan ho\u015flanmayabilirsiniz, sava\u015f da b\u00f6yledir, di\u011fer baz\u0131 \u015feyler de sizin i\u00e7in k\u00f6t\u00fc ve zararl\u0131 oldu\u011fu halde, siz ondan ho\u015flan\u0131p sevebilirsiniz. Ho\u015flan\u0131p ho\u015flanmamak sadece bir duygudur. Sadece bununla iyilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck, yarar ve hay\u0131r belirlenemez; bunlar ger\u00e7e\u011fi ve i\u015flerin sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 bilmeye dayan\u0131r. Bunu da Allah bilir. Siz bilmezsiniz. \u0130nsanlar ne kadar bildiklerini iddia etseler, yine bilmedikleri bildiklerinden \u00e7oktur. Uzun bir gelecekle ilgili olan b\u00fct\u00fcn iyiliklerini ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerini bilmezler. \u0130nsan akl\u0131, g\u00fczel ve \u00e7irkine tam olarak hakim olamaz. Bunlara hakim olan Allah&#8217;t\u0131r. Bu nedenle size yarar\u0131n\u0131z i\u00e7in emirler verir, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten korunman\u0131z i\u00e7in yasaklar koyar. \u0130nsanlar i\u015fin ba\u015f\u0131nda duygulara ba\u011fl\u0131d\u0131rlar. O anda duygular\u0131 ile kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya gelen ho\u015f ya da k\u00f6t\u00fc \u015feylerin etkisine kap\u0131l\u0131rlar. Oysa bunlar\u0131n iyilik veya k\u00f6t\u00fcl\u00fck olmas\u0131 ilerde bunlar\u0131n sonucu olacak yararlara veya zararlara ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bu ise duygu an\u0131nda bilinemez. Bazen uzun bir deneyime muhta\u00e7 olur. Ve \u00e7o\u011funlukla deneyimi de m\u00fcmk\u00fcn olmaz ve deneye kalk\u0131\u015fma durumunda i\u015f i\u015ften ge\u00e7mi\u015f olur. Allah, bunlar\u0131 kitab\u0131yla ve tarih\u00ee \u00f6rnekleriyle bildirir. Yukar\u0131da k\u0131saca \u00f6zetlendi\u011fi gibi, insanl\u0131k tarih\u00ee azg\u0131nl\u0131k tecav\u00fcz ve ayr\u0131l\u0131k ile dopdolu oldu\u011fundan dolay\u0131; genel bar\u0131\u015f ortam\u0131 sa\u011flan\u0131ncaya kadar bu durum \u00fczere sava\u015f ve \u00e7arp\u0131\u015fma, ka\u00e7\u0131n\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir zorunluluktur. Allah, hakka ba\u011fl\u0131 olanlar\u0131n iyiliklerinin onlar\u0131n korunmalar\u0131nda oldu\u011funu bildi\u011fi i\u00e7in sava\u015f\u0131 size farz k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Gerekti\u011finde siz onu yapacak, Hakk&#8217;\u0131n tevhidi ile tam bir bar\u0131\u015f ortam\u0131na gireceksiniz. \u015eehit olmalar, zaferler, ganimetler size &#8220;hay\u0131r&#8221; olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>217-Bu \u00e2yette sava\u015f i\u00e7in zaman belirlenmedi\u011finden dolay\u0131, ey Muhammed! sana haram aylar\u0131, o haram aylarda sava\u015f etmeyi soruyorlar. Resulullah Bedir sava\u015f\u0131ndan iki ay \u00f6nce ve &#8220;\u0130lk Bedir Sava\u015f\u0131&#8221;ndan d\u00f6nd\u00fckten sonra, amcas\u0131n\u0131n o\u011flu Esed kabilesinden Abdullah b. Cah\u015f&#8217;\u0131, Sa&#8217;d b. Ebi Vakkas, Uk\u00e2\u015fe b. Muhs\u0131n, Ukbe b. Gazvan, Ebu Huzeyfe b. Utbe b. Reb\u00eea, S\u00fcheyl b. Beyz\u00e2, \u00c2mir b. Rebi\u00e2, Vak\u0131d b. Abdullah, Halid b. Bekr (Allah kendilerinden raz\u0131 olsun) den olu\u015fan bu sekiz ki\u015fi ile beraber m\u00fcfreze olarak g\u00f6ndermi\u015f ve kumandan olan Abdullah&#8217;a bir mektup vermi\u015f ve iki g\u00fcn gitmedik\u00e7e bu mektuba bakmamas\u0131n\u0131, sonra bak\u0131p i\u00e7indeki emri yerine getirmesini ve arkada\u015flar\u0131ndan hi\u00e7 birine zorlamada bulunmamas\u0131n\u0131 emretmi\u015fti. Abdullah iki g\u00fcn yol gidince, mektubu a\u00e7\u0131p bakt\u0131\u011f\u0131nda, &#8220;Bu mektubuma bakt\u0131\u011f\u0131n zaman, hemen Mekke ile Taif aras\u0131ndaki &#8216;Batn\u0131 nahle&#8217; isimli yere var\u0131ncaya kadar y\u00fcr\u00fc. Orada Kurey\u015f&#8217;i g\u00f6zetle ve haberlerini bize bildir.&#8221; diye yaz\u0131l\u0131 oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcnce, &#8220;Sem&#8217;an ve Taaten&#8221; (ba\u015f\u00fcst\u00fcne) dedi. Sonra arkada\u015flar\u0131na, &#8220;Resulullah bana, Nahle&#8217;ye var\u0131p, Kurey\u015f&#8217;i g\u00f6zetlememi, haberlerini almam\u0131 emretti ve sizden herhangi birinize zorlamada bulunmay\u0131, yani sizi zorlamay\u0131 bana yasak etti. Dolay\u0131s\u0131yla hanginiz \u015fehit olmak ister ve \u015fehitli\u011fi arzularsa gelsin, istemeyen d\u00f6ns\u00fcn; bana gelince, ben Resulullah&#8217;\u0131n emrini yapaca\u011f\u0131m.&#8221; dedi ve hareket etti. Arkada\u015flar\u0131 da beraber hareket ettiler, hi\u00e7biri geri kalmad\u0131, Hicaz&#8217;a do\u011fru gittiler. Necran denilen bir madene vard\u0131klar\u0131nda, Sa&#8217;d b. Eb\u00ee Vakkas ile Utbe b. Gazvan&#8217;\u0131n bir g\u00fcn birbiri arkas\u0131na bindikleri binitleri kayboldu. Aramak i\u00e7in bu ikisi kald\u0131lar, Abdullah ile di\u011ferleri gittiler, Nahle&#8217;ye indiler. Derken oraya Kurey\u015f&#8217;in kuru \u00fcz\u00fcm ve ba\u015fka yiyecekler ve ticaret mallar\u0131 y\u00fckl\u00fc kervan\u0131 geldi. Kurey\u015f&#8217;ten Amr b. Hadram\u00ee, Osman b. Abdullah b. Mu\u011fire ve karde\u015fi Nevfel b. Abdullah b. Mu\u011fire ve Hi\u015fam b. Mu\u011fire&#8217;nin k\u00f6lesi Hakem b. Keysan vard\u0131. Bunlar onlar\u0131n yak\u0131nlar\u0131na indiler, Uk\u00e2\u015fe b. Muhsin bunlara yana\u015f\u0131p bakt\u0131, ba\u015f\u0131n\u0131 da kaz\u0131tm\u0131\u015f idi. Bunu g\u00f6rd\u00fckleri zaman emin oldular, &#8220;Bunlar bize bir\u015fey yapamaz.&#8221; dediler. O g\u00fcn Cumadel\u00e2hirenin sonu ve ertesi g\u00fcn\u00fc Receb idi, bu da Haram ayd\u0131. Bundan dolay\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlar Receb girmeden \u00e7arp\u0131\u015fmay\u0131 gerekli g\u00f6rd\u00fcler. Teym kabilesinden Vak\u0131d b. Abdullah, Amr b. Hadram\u00ee&#8217;yi bir okla \u00f6ld\u00fcrd\u00fc. Osman b. Abdullah ile Hakem b. Keysan esir oldular. Nevfel b. Abdullah ka\u00e7t\u0131, onu yakalayamad\u0131lar.Abdullah b. Cah\u015f ve arkada\u015flar\u0131 kervan\u0131 ve bu iki esiri al\u0131p Medine&#8217;ye Resulullah&#8217;a getirdiler. Bu ganimet \u0130sl\u00e2m&#8217;da ilk ganimet ve bu \u00f6ld\u00fcrme m\u00fc\u015friklerden ilk \u00f6ld\u00fcrme idi. Abdullah arkada\u015flar\u0131na: &#8220;Bu ganimetin be\u015fte biri Resulullah&#8217;\u0131nd\u0131r.&#8221; demi\u015fti ve oysa o zaman daha &#8220;be\u015fte bir&#8221; farz k\u0131l\u0131nmam\u0131\u015ft\u0131. Geldikleri zaman Resulullah: &#8220;Ben size haram ayda sava\u015f\u0131 emretmemi\u015ftim.&#8221; diye buyurdu. Abdullah: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! \u0130bn\u00fc Hadram\u00ee&#8217;yi \u00f6ld\u00fcrd\u00fck, ak\u015fam Recep hil\u00e2lini g\u00f6rd\u00fck; bilmiyoruz Recebde mi yoksa Cumadel\u00e2hirde mi bunu yapt\u0131k.&#8221; dedi. Bundan dolay\u0131 Resulullah o ganimetten hi\u00e7bir \u015fey almad\u0131. Bunu g\u00f6r\u00fcnce, bu ki\u015filer mahvolduklar\u0131n\u0131 zannettiler ve &#8220;Tevbelerimiz hakk\u0131nda bir\u015fey inmedik\u00e7e k\u0131m\u0131ldamay\u0131z.&#8221; dediler. M\u00fcsl\u00fcmanlardan bunlara: Bu hususta emrolunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131z bir \u015feyi yapt\u0131n\u0131z, size sava\u015f emredilmedi\u011fi halde haram aylarda sava\u015f m\u0131 ettiniz?&#8221; diyenler oldu. Kurey\u015f de &#8220;Muhammed ve arkada\u015flar\u0131 halk\u0131n ge\u00e7inmeleri i\u00e7in gerekli \u015feyleri tedarik etmek \u00fczere \u00e7al\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 ve korkuda bulunanlar\u0131n g\u00fcvencede bulundu\u011fu haram aylar\u0131 hel\u00e2l sayd\u0131lar, Recep ay\u0131nda kan d\u00f6kt\u00fcler.&#8221; diye yaygara yapt\u0131lar. Mekke&#8217;de bulunan m\u00fcsl\u00fcmanlar da &#8220;Bunlar bunu Cum\u00e2del\u00e2hirede yapt\u0131lar.&#8221; diye su\u00e7lamay\u0131 reddediyorlard\u0131. Yahudiler de bununla, Resulullah aleyhine kendi hesaplar\u0131na &#8220;tefe&#8217;\u00fcl&#8221; ediyorlar (hayra yoruyorlar); Amr b. Hadram\u00ee&#8217;yi V\u00e2k\u0131d b. Abdullah \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015f, Amr: &#8220;Harb mamurla\u015ft\u0131, (imar edildi)&#8221;, Hadram\u00ee: &#8220;Sava\u015f haz\u0131rland\u0131&#8221;, V\u00e2k\u0131d b. Abdullah: &#8220;Sava\u015f ate\u015flendi&#8221; diyorlard\u0131. K\u0131sacas\u0131 s\u00f6z \u00e7o\u011fald\u0131 ve tefsircilerin \u00e7o\u011funlu\u011funa g\u00f6re, bu \u00e2yet, bunun \u00fczerine indi.<\/p>\n<p>Ey Muhammed! Cevaben de ki bu ayda sava\u015f, b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnaht\u0131r, fakat Allah yolundan, hak olan dinden al\u0131koyma ve Allah&#8217;\u0131 inkar ve Mescid-i Haram&#8217;dan yasaklama Mescid-i Haram halk\u0131n\u0131, Muhammed ve arkada\u015flar\u0131n\u0131 ondan \u00e7\u0131karmak da Allah kat\u0131nda o sava\u015ftan ve di\u011fer b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan daha b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnaht\u0131r. Fitne de sava\u015fmaktan daha b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. \u00d6yle halk\u0131 d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131karmak, \u015firk ve k\u00fcf\u00fcr, insanlar\u0131 daha ba\u015ftan veya daha sonra \u0130sl\u00e2m&#8217;dan menetmek, dinsizli\u011fi yaymakla herkesi belaya sokmak, \u0130bn-i Hadram\u00ee&#8217;nin \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinden, daha fec\u00eedir, daha ac\u0131d\u0131r. Oysa fitne taraftar\u0131 olan d\u00fc\u015fmanlar g\u00fc\u00e7leri yeterse sizi dininizden \u00e7evirinceye kadar sizinle sava\u015f\u0131p duracaklard\u0131r. Ve siz m\u00fcsl\u00fcmanlardan herhangi biriniz dininden d\u00f6ner de kafir olarak m\u00fcrtetlikten tevbe etmeyerek giderse, art\u0131k bu nitelikle nitelenmi\u015f olanlar\u0131n b\u00fct\u00fcn amelleri, \u0130sl\u00e2m halinde yapt\u0131klar\u0131 iyiliklerin, g\u00fczel amellerin hepsi d\u00fcnyada ve ahirette bo\u015fa gider, telafisi m\u00fcmk\u00fcn olmayacak bir bi\u00e7imde tutulur, ya\u015fama hakk\u0131 kalmaz. U\u011fra\u015f\u0131p didinmeleri bo\u015fa gider. ve bunlar cehennemliktirler. O ate\u015fte ebediyen, kal\u0131rlar. Acaba o g\u00fcnah olan sava\u015f\u0131 yapan m\u00fcfrezeyi olu\u015fturan ki\u015filer nevolacak dersiniz?<\/p>\n<p>219-Ey Muhammed! Sana \u015farap i\u00e7meyi ve kumar oynamay\u0131, \u015farab\u0131 ve kumar\u0131 soruyorlar. Bunu soranlar Hz. \u00d6mer ve Muaz ile birlikte sahabeden birtak\u0131m ki\u015filerdi. &#8220;Ya Resulallah \u015farap hakk\u0131nda bize bir fetva ver, \u00e7\u00fcnk\u00fc akl\u0131 gideriyor.&#8221; dediler ve bu \u00e2yet indi.<\/p>\n<p>HAMR: \u00c2yet metninde yer alan &#8220;hamr&#8221; kelimesi, \u00f6rtmek anlam\u0131na masdar oldu\u011fu halde, \u00e7i\u011f \u00fcz\u00fcm \u015f\u0131ras\u0131ndan keskinle\u015fmi\u015f ve k\u00f6p\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc atm\u0131\u015f olan \u015faraba isim olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015farab akl\u0131 b\u00fcr\u00fcy\u00fcp \u00f6rter ve bir deyim ile, kafay\u0131 dumanlar ki buna &#8220;humar&#8221; denilir. &#8220;Hamr&#8221; kelimesinin bu \u00fcz\u00fcm \u015farab\u0131na isim olarak verilmesi \u00f6zel bir isimlendirmedir. Bu nedenle &#8220;hamr&#8221; kelimesi bir de genel olarak akla humar veren, yani &#8220;kafay\u0131 dumanland\u0131ran \u015fey&#8221; anlam\u0131na kullan\u0131l\u0131r ki bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re sarho\u015fluk veren \u015feylerin hepsi &#8220;hamr&#8221;d\u0131r. \u0130bn\u00fc \u00d6mer hazretlerinden rivayet edilmi\u015ftir ki \u015farab\u0131 haram k\u0131lan \u00e2yet indi\u011fi g\u00fcn, \u015farap be\u015f \u015feyden: \u00fcz\u00fcmden, hurmadan bu\u011fdaydan, arpadan, dar\u0131dan idi. Ve hamr, akl\u0131 b\u00fcr\u00fcy\u00fcp \u00f6rten demektir. Ebu Davud&#8217;da Numan b. Be\u015fir&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere, Resulullah (s.a.v.) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;\u00dcz\u00fcmden bir \u015farap, hurmadan bir \u015farap, baldan bir \u015farap, bu\u011fdaydan bir \u015farap, arpadan bir \u015farap vard\u0131r.&#8221; demektir. Buna dayanarak \u0130mam M\u00e2lik ve \u015e\u00e2fi\u00ee ve bunlardan \u00f6nce veya sonra gelmi\u015f bir \u00e7ok \u00e2limler ve f\u0131k\u0131h\u00e7\u0131lar, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki hamr (\u015farab)\u0131n genel anlam\u0131 ile mutlak olarak sarho\u015fluk verici demek oldu\u011funa ve dolay\u0131s\u0131yla her \u00e7e\u015fit sarho\u015fluk verici nesnelerin Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yeti ile aynen haram bulundu\u011funa ve her birinin yaln\u0131z sarho\u015fluk verme derecesi de\u011fil, damlalar\u0131n\u0131n bile i\u00e7ilmesinin ve kullan\u0131lmas\u0131n\u0131n, al\u0131n\u0131p sat\u0131lmas\u0131n\u0131n asla caiz olam\u0131yaca\u011f\u0131na h\u00fckmetmi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bundan sonra Maide S\u00fbresinde: &#8220;\u0130\u00e7ki, kumar, putlar ve fal oklar\u0131 hep \u015feytan\u0131n i\u015finden olan murdar bir \u015feydir. O halde ondan ka\u00e7\u0131n\u0131n.&#8221; (Maide, 5\/90) buyurularak aynen &#8220;rics&#8221;, yani pis oldu\u011fu beyan\u0131 ile ka\u00e7\u0131nma emri buna dayand\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat \u0130mam-\u0131 A&#8217;zam Ebu Hanife hazretleri ile beraber sahabe ve tabiinden bir\u00e7ok alimler ve f\u0131k\u0131h\u00e7\u0131lar &#8220;hamr&#8221; kelimesinin a\u00e7\u0131k ve kesin olan anlam\u0131, \u00f6zellikle \u00fcz\u00fcm \u015farab\u0131 oldu\u011fundan; inkar\u0131, insan\u0131 k\u00fcfre sokacak bi\u00e7imde Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yeti ile &#8220;li aynihi&#8221; (bizzat) haram olan \u015farab\u0131n bu oldu\u011funa ve di\u011fer sarho\u015fluk verici nesnelerin aynen ve bizzat de\u011fil, sarho\u015fluk verici olmalar\u0131ndan dolay\u0131 Kur&#8217;an&#8217;\u0131n bu \u00e2yetine k\u0131yas\u0131 uygun d\u00fc\u015ferek, &#8220;Her sarho\u015fluk verici \u015fey haramd\u0131r.&#8221; gibi hadis-i \u015feriflerle haram olduklar\u0131na ve dolay\u0131s\u0131yla hamr\u0131n aynen necis olmas\u0131 y\u00fcz\u00fcnden bir damlas\u0131n\u0131n bile i\u00e7ilip kullan\u0131lmas\u0131 kesinlikle haram ve m\u00fcsl\u00fcman i\u00e7in al\u0131n\u0131p sat\u0131lmas\u0131 caiz olmad\u0131\u011f\u0131na; ancak \u00fcz\u00fcm \u015farab\u0131 bulunmayan ve ondan yap\u0131lm\u0131\u015f olmayan di\u011fer sarho\u015fluk verici nesnelerin haraml\u0131\u011f\u0131, ancak sarho\u015fluk verme niteli\u011fi ile sabit oldu\u011fundan, i\u00e7ilmekten ba\u015fka bir \u015fekilde kullan\u0131lmalar\u0131 i\u00e7in, al\u0131n\u0131p sat\u0131lmas\u0131n\u0131n da caiz olabilece\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir. Demek olur ki Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yeti, \u00fcz\u00fcm \u015farab\u0131n\u0131n aynen, haraml\u0131\u011f\u0131nda kesin h\u00fck\u00fcm ifade eder. Bu \u00e2yetin di\u011fer sarho\u015fluk verici nesneleri kapsam\u0131na almas\u0131 s\u00f6zc\u00fck olarak de\u011fil haraml\u0131\u011f\u0131n hikmeti olan &#8220;sarho\u015fluk verme&#8221; sebebi dolay\u0131s\u0131yla ve hadisi \u015feriflerin a\u00e7\u0131klamalar\u0131 iledir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki s\u00f6zc\u00fcklerin genel anlam ifade etmesi muhtemel ise de, \u00f6zel anlamda oldu\u011fu gibi kesinlik ifade etmez. Buna g\u00f6re, \u0130sl\u00e2m dininde genel olarak sarho\u015fluk veren \u015feylerin, sarho\u015fluk verici olarak kullan\u0131lmalar\u0131 haram; fakat \u00fcz\u00fcm \u015farab\u0131 aynen ve mutlak olarak haramd\u0131r. Ve bunu inkar eden k\u00e2firdir. \u00dcz\u00fcm \u015farab\u0131n\u0131n ve bundan yap\u0131lm\u0131\u015f olan sarho\u015fluk verici \u015feylerin, bizzat kendisi necistir. \u00d6b\u00fcrlerinin ise necis olmas\u0131 \u015f\u00fcphelidir. Mesela \u00fczerine \u015farab, \u015fampanya, rak\u0131, konyak d\u00f6k\u00fclm\u00fc\u015f olanlar, her halde y\u0131kamad\u0131k\u00e7a namaz k\u0131lamazlar. Fakat \u00fcz\u00fcm \u015farab\u0131ndan yap\u0131lm\u0131\u015f olmayan ispirto, bira ve di\u011fer sar -ho\u015fluk verici \u015feyler i\u00e7ilemezse de elbiseye veya bedene s\u00fcr\u00fclmesi de namaza engel olur diye iddia edilemez. Ebu Hanife hazretleri bu \u015fekilde \u015faraptan ba\u015fka sarho\u015fluk veren \u015feylerin bizzat kendisinin ve damlas\u0131n\u0131n necis ve haram olmad\u0131\u011f\u0131na ve dolay\u0131s\u0131yla sarho\u015f etme derecesine varmaks\u0131z\u0131n, fas\u0131klara ve k\u00e2firlere benzeme kast\u0131 da bulunmaks\u0131z\u0131n, kuvvet i\u00e7in az bir miktarda i\u00e7ilmesinin caiz olabilece\u011fini s\u00f6ylemi\u015f ise de, &#8220;Fethu&#8217;l-Kad\u00eer&#8221; de &#8220;Kitabu&#8217;l-E\u015fribe&#8221;de a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, \u00fc\u00e7 mezheb ile Hanefi mezhebinde dahi tercih edilen, &#8220;\u00c7o\u011fu sarho\u015fluk veren \u015feyin az\u0131 da haramd\u0131r.&#8221; hadis-i \u015ferifi gere\u011fince, \u00e7o\u011fu sarho\u015f edenin az\u0131n\u0131n da haram olmas\u0131d\u0131r. \u015eer&#8217;an i\u00e7me a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00fct\u00fcn sarho\u015f edici \u015feyler, \u00e2yetin genel anlam\u0131 ile hamr (i\u00e7ki)d\u0131r. G\u00fcn\u00fcm\u00fcz\u00fcn fen bilimcilerinin, Kimya ilmine g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcnceleri de &#8220;ihtimar&#8221; (kendili\u011finden k\u00f6p\u00fcr\u00fcp kabarma, ek\u015fiyip mayalanma) denilen kimyasal bir olay olma itibar\u0131yla, her \u00e7e\u015fit sarho\u015fluk vericinin hamr \u00f6zelli\u011finde ortak olmas\u0131d\u0131r ki buna Arap\u00e7a &#8220;el-kuhl&#8221; kelimesinin frenkle\u015ftirilmi\u015fi olan &#8220;alkol&#8221;, &#8220;el-k\u00fc\u00fbl&#8221; veya sadece &#8220;k\u00fc\u00fbl&#8221; derler. Bu, hamr\u0131n genel anlam\u0131na uygun ise de, ayn\u0131 zamanda \u00f6zel anlam\u0131n\u0131n esas oldu\u011funa da i\u015faret etmektedir. Doktorluk ve tedavi a\u00e7\u0131s\u0131ndan konuya bak\u0131nca, bu a\u00e7\u0131dan konu, &#8220;Kim mecbur kal\u0131rsa, di\u011ferinin hakk\u0131na tecav\u00fcz etmemek ve zaruret miktar\u0131n\u0131 ge\u00e7memek \u015fart\u0131 ile&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/173) ruhsat\u0131na uyarak, zaruret ve zaruret h\u00fckm\u00fcnde bulunan ihtiya\u00e7 meselelerinden birisi olur.<\/p>\n<p>\u0130sl\u00e2m dininde \u015farab\u0131n ve sarho\u015fluk verici nesnelerin yasak edilmesi tedricen (a\u015fama ile) olmu\u015ftur. \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n geldi\u011fi ilk zamanlar, hen\u00fcz \u015farap m\u00fcbaht\u0131. Bu konuda derece derece d\u00f6rt \u00e2yet inmi\u015ftir. \u00d6nce Mekke&#8217;de, &#8220;Hurma bah\u00e7elerinin ve \u00fcz\u00fcm ba\u011flar\u0131n\u0131n meyvelerinden de, hem bir sarho\u015fluk verici \u015fey \u00e7\u0131kar\u0131rs\u0131n\u0131z, hem de bir g\u00fczel r\u0131z\u0131k.&#8221; (Nahl, 16\/67) \u00e2yeti inmi\u015fti. O zaman m\u00fcsl\u00fcmanlar da i\u00e7erler, Hz. Peygamber ses \u00e7\u0131karmazd\u0131. \u0130kinci olarak yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere Hz. \u00d6mer, Muaz ve di\u011fer baz\u0131 sahabelerin, &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, \u015farap hakk\u0131nda bize bir fetva ver, \u00e7\u00fcnk\u00fc o akl\u0131 gideriyor.&#8221; diye h\u00fckm\u00fcn\u00fc sormalar\u0131 \u00fczerine bu \u00e2yet indi ve ilk haram k\u0131lma bununla ba\u015flad\u0131. Bu \u00e2yette yasakl\u0131k a\u00e7\u0131k olmakla birlikte caiz olma ihtimali de yok de\u011fildi. Bunun \u00fczerine hemen terk edenler bulundu\u011fu gibi, hen\u00fcz terk etmeyenler de vard\u0131. Sonra bir namaz olay\u0131 \u00fczerine, &#8220;Ey iman edenler! Sarho\u015f iken namaza yakla\u015fmay\u0131n.&#8221; (Nisa, 4\/43) \u00e2yeti indi. Bunun \u00fczerine i\u00e7enler pek azald\u0131 ise de yine vard\u0131. Bir g\u00fcn \u0130tban b. M\u00e2lik, Sa&#8217;d b. Ebi Vakkas ile beraber birka\u00e7 ki\u015fiyi davet etmi\u015f, i\u00e7ki i\u00e7mi\u015fler, sarho\u015f olduklar\u0131 zaman, \u00f6v\u00fcnmeye ve \u015fiir s\u00f6ylemeye ba\u015flam\u0131\u015flar. Bu s\u0131rada Sa&#8217;d, Ensardan birinin hicvini (\u015fiir yolu ile yerme) konu alan bir \u015fiir okumu\u015f, o da bir \u00e7ene kemi\u011fi ile ona vurup ba\u015f\u0131n\u0131 yarm\u0131\u015ft\u0131. Bundan dolay\u0131 Sa&#8217;d, Hz. Peygambere giderek \u015fik\u00e2yet etmi\u015f, bunun \u00fczerine Resulullah&#8217;\u0131n: &#8220;Allah\u0131m! \u015earap hakk\u0131nda bize yeterli beyanda bulun!&#8221; diye, dua etmesi \u00fczerine M\u00e2ide S\u00fbresindeki: &#8220;Ey iman edenler! \u0130\u00e7ki, kumar, putlar ve fal oklar\u0131 hep \u015feytan\u0131n i\u015finden olan murdar bir \u015feydir. O halde ondan ka\u00e7\u0131n\u0131n ki kurtulu\u015fa eresiniz. \u0130\u00e7ki ile kumarda \u015feytan s\u0131rf aran\u0131za d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve kin d\u00fc\u015f\u00fcrmeyi ve sizi Allah&#8217;\u0131 anmaktan ve namaz k\u0131lmaktan al\u0131koymay\u0131 ister. Art\u0131k vaz ge\u00e7iyorsunuz de\u011fil mi?&#8221; (Maide, 5\/90,91) \u00e2yetleri inmi\u015f ve bununla \u015farab\u0131n haraml\u0131\u011f\u0131 son derece \u015fiddetli bir \u015fekilde yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Hz. \u00d6mer bunu dinleyince, &#8220;\u0130nteheyn\u00e2 ya Rabb\u00ee&#8221; yani tamamen vazge\u00e7tik ya Rabb\u00ee demi\u015ftir. Hz. Ali&#8217;nin: &#8220;Bir kuyuya bir damla \u015farap d\u00fc\u015fse, sonra oraya bir minare yap\u0131lsa, o minarede ezan okumazd\u0131m ve bir damla \u015farap bir denize d\u00fc\u015fse sonra o deniz kuruyup da yerinde otlar bitse orada hayvan g\u00fctmezdim.&#8221; dedi\u011fi, Abdullah b. \u00d6mer hazretlerinin de: &#8220;Bir parma\u011f\u0131m\u0131 \u015faraba sokmu\u015f olsam, o parmak bende kalmazd\u0131, yani keser atard\u0131m.&#8221; dedi\u011fi nakledilmi\u015ftir ki il\u00e2h\u00ee emir \u00fczerine Resulullah&#8217;\u0131n ashab\u0131n\u0131n, ne b\u00fcy\u00fck iman ve takvalar\u0131 bulundu\u011funu anlamal\u0131d\u0131r. Allah c\u00fcmlesinden raz\u0131 olsun.<\/p>\n<p>MEYS\u0130R: Meysire gelince y\u00fcs\u00fcr veya yesardan mimli masdar olarak kumar oynamak anlam\u0131nad\u0131r. Kumarda ya kolayl\u0131kla zahmetsiz mal \u00e7arpmak veya \u00e7arpt\u0131rmak vard\u0131r. Kumar demek de zar gibi ne olaca\u011f\u0131 belli olmayan tehlikeli bir \u015feye ba\u011flanarak mal vermek veya almak demektir. Cahiliye devrinde Araplar gerek kendilerine ve gerekse Acemlerden ve di\u011ferlerinden belledikleri &#8220;nerd&#8221; yani tavla, &#8220;satran\u00e7&#8221; ve di\u011ferleri gibi oyunlarla kumar oynarlard\u0131. K\u0131sacas\u0131 frenklerin piyango dedikleri tarzda b\u00f6l\u00fc\u015fme yolu ile bir kumarlar\u0131 vard\u0131 ki bunu &#8220;hay\u0131r&#8221; bile sayarlar ve \u00f6v\u00fcnerek yaparlard\u0131. \u015e\u00f6yle ki: Zar yerinde &#8220;ezl\u00e2m ve akl\u00e2&#8221; denilen on adet oklar\u0131 vard\u0131. Bunlara: Fezz, tev&#8217;em, rakib, hils, nafis, m\u00fcsbil, muall\u00e2, menih, sefih, va\u011fd derlerdi. Menih, sefih, va\u011fddan ba\u015fka di\u011ferlerinin bir hissesi bir pay\u0131 olurdu. Mesel\u00e2, piyango \u00e7ekilmek \u00fczere, bir deve kesilir, yirmi sekiz hisseye ayr\u0131l\u0131r; fezze bir, tev&#8217;eme iki, rakibe \u00fc\u00e7, hilse d\u00f6rt, nefise be\u015f, m\u00fcsbile alt\u0131, muallaya yedi, hisse ayr\u0131l\u0131r. Menih, sefih va\u011fd oklar\u0131 bo\u015f ve mahrumdur. Bu on kalemin hepsi &#8220;reb\u00e2be&#8221; denilen bir torbaya at\u0131l\u0131p adaletli ki\u015finin \u00f6n\u00fcne konulur, o da torbay\u0131 \u00e7alkalay\u0131p elini sokar, kat\u0131lan herkes ad\u0131na bir ok \u00e7eker, hissesi bulunan ok \u00e7\u0131kanlar belirlenmi\u015f olan hisseyi al\u0131rlar, bo\u015f ok \u00e7\u0131kanlar da mahrum kal\u0131rlar ve fakat devenin bedelini \u00f6derler. Hisse \u00e7\u0131kanlar da da paylar\u0131na \u00e7\u0131kan hisseyi fakirlere verirlerdi. B\u00f6ylece meysir \u00f6ncelikle di\u011fer kumarlara g\u00f6re ehven-i \u015fer (\u015ferrin en hafifi) g\u00f6r\u00fcnen ve hay\u0131r zannedilen b\u00f6yle da\u011f\u0131t\u0131m ve b\u00f6l\u00fc\u015fme; yani piyango tarz\u0131na denilmi\u015f ve bundan, b\u00fct\u00fcn kumarlara da &#8220;meysir&#8221; denilmi\u015ftir. Hatta bir hadis-i \u015ferifte, \u00e7ocuklar\u0131n a\u015f\u0131k ve ceviz oynamalar\u0131n\u0131n bile meysirden oldu\u011fu beyan edilmi\u015ftir. \u0130ki ki\u015fiden biri di\u011ferine \u015fu kadar yumurtay\u0131 yiyebilsen \u015fu senin olsun demi\u015fti. Bunlar Hz. Ali&#8217;ye h\u00fck\u00fcm vermesi i\u00e7in ba\u015fvurdular. Hz. Ali bu kumard\u0131r diye izin vermedi. Zaten hay\u0131r nam\u0131na piyango haram olunca di\u011fer kumarlar\u0131n haydi haydi haram olaca\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r. \u015earap ile kumar\u0131n bir soruda bir araya getirilmesi de sarho\u015fluk veren \u015feylerle kumar\u0131n beraber bulunduklar\u0131na i\u015farettir.<\/p>\n<p>Cevaben de ki: bunlarda b\u00fcy\u00fck bir zarar ve g\u00fcnah vard\u0131r. Genel olarak ikisi de mallar\u0131 telef ve insanlar\u0131 peri\u015fan eder. \u00c7o\u011fu zaman bunlar birbirini s\u00fcr\u00fckler. \u00d6nce \u015farap akl\u0131 giderir ; ak\u0131l ise hem dinin, hem d\u00fcnyan\u0131n dayana\u011f\u0131d\u0131r. Art\u0131k sarho\u015flukla \u00f6yle cinayetler yap\u0131l\u0131r ve kumarbazl\u0131kla \u00f6yle fenal\u0131klara d\u00fc\u015f\u00fcl\u00fcr ki bunlar saymakla bitmez, ancak &#8220;b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah&#8221; ad\u0131 ile anla\u015f\u0131l\u0131r. Bununla birlikte, bunlarda insanlara baz\u0131 yararlar da vard\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak biraz ne\u015fe ve lezzet duyulur, bir\u00e7ok ticareti yap\u0131l\u0131r. Korkaklara cesaret ve mizaca kuvvet gelir. Kumarda , baz\u0131lar\u0131 bedavadan mal ele ge\u00e7irir. G\u00fcnahlar\u0131 da faydalar\u0131ndan, zararlar\u0131 yararlar\u0131ndan \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>\u015eu halde yararlar\u0131 ger\u00e7ek ve sa\u011flam bir yarar de\u011fildir. Verdikleri ne\u015fe humar (akl\u0131 \u00f6rtmek)a d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr. O gelip ge\u00e7ici cesaret, felaket nedeni olur. O gelip ge\u00e7ici miza\u00e7 kuvveti, sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 bozar; kazan\u0131lan mal\u0131n hayr\u0131 olmaz, bir k\u00e2r y\u00fcz zarar getirir. Buna tutulanlar yakalar\u0131n\u0131 zor kurtar\u0131r. K\u0131sacas\u0131 ne\u015fe ve lezzetleri ki\u015fisel ve gelip ge\u00e7ici oldu\u011fu halde; zararlar\u0131, ortaya \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 k\u00f6t\u00fc sonu\u00e7lar, hem ki\u015fisel ve sosyaldir, hem bedensel ve hem de ahl\u00e2kidir. Bula\u015f\u0131c\u0131 hastal\u0131klar gibi herkese ge\u00e7icidir. Cezas\u0131n\u0131 ba\u015f\u0131nda \u00e7ekmeyenler sonunda \u00e7ekerler. Hayali olan bir par\u00e7a k\u00e2r i\u00e7in, kesin ve genel bir zarara d\u00fc\u015fmek de ak\u0131l i\u015fi de\u011fildir. Zarar\u0131 gidermek, yarar sa\u011flamaktan \u00f6nce gelir. \u015eu halde bunlar\u0131n aklen haram olmas\u0131 gerekir. Bu \u00e2yet de b\u00f6yle del\u00e2let-i iltizamiye (dolayl\u0131 bir delaletle) \u015fer&#8217;an bunlar\u0131n haraml\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade etmi\u015f olur. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da \u015farap hakk\u0131nda ba\u015fka bir \u00e2yet olmasayd\u0131, sadece bununla \u015farab\u0131n haraml\u0131\u011f\u0131 sabit olurdu. Ancak bu haram k\u0131lma, bizzat ifadenin kendi kelimesinden a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan bir haram k\u0131lma olmazd\u0131; akl\u0131na g\u00fcvenerek zararlar\u0131n\u0131 s\u0131n\u0131rlay\u0131p ve yararlar\u0131ndan istifade edece\u011fini zannedenler bulunabilirdi. Bunun i\u00e7in, ashab\u0131 kiram aras\u0131nda bu akla dayanan haraml\u0131ktan, \u015fer&#8217;i haraml\u0131k anlamayan ki\u015filer olmu\u015f, daha sonra, &#8220;Murdard\u0131r, &#8230; ondan ka\u00e7\u0131n\u0131n&#8221; (Maide, 5\/90) emri ile a\u00e7\u0131k ve mutlak bir \u015fekilde \u015fer&#8217;i haraml\u0131k meydana gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131, \u015farap i\u00e7meyiniz veya sarho\u015fluk veren \u015feyleri kullanmay\u0131n\u0131z, kumar oynamay\u0131n\u0131z, piyango ile hay\u0131r yap\u0131l\u0131r zannetmeyiniz; bunlar\u0131n, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc hayr\u0131ndan, g\u00fcnah\u0131 yarar\u0131ndan \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Buna kar\u015f\u0131, hay\u0131r olmak \u00fczere sana ne harcayacaklar\u0131n\u0131 yine soruyorlar, iki anlama gelir. Birisi nereye harcama yap\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 sormak, di\u011feri de ne verilerek harcama yap\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 sormakt\u0131r ki birincisinde, yani nafaka verilecek, mal harcanacak kimseler ve yerler, ikincisinde de verilecek mal, yani bizzat nafakan\u0131n kendisi sorulmu\u015f olur. Yukarda birincisinin cevab\u0131 verilmi\u015fti. \u015eimdi kumar\u0131n yasak edilmesinden sonra, ikincisine cevap olarak, de ki fazlas\u0131n\u0131 harcay\u0131n\u0131z. Yani mal\u0131n\u0131z\u0131n gerekli ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131zdan fazlas\u0131n\u0131 infak ediniz. Piyango, kumar gibi gayri me\u015fru ara\u00e7larla de\u011fil, me\u015fru nedenlere sar\u0131larak mal kazan\u0131n\u0131z. Ve bu maldan kendinizin aile ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131z\u0131n gerekli ihtiya\u00e7lar\u0131na yeterli olan\u0131ndan fazlas\u0131n\u0131 yukarda a\u00e7\u0131klanan yerlere ve hay\u0131r yerlerine harcay\u0131n\u0131z. Di\u011fer ayetlerde de g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuklar, e\u015f, muhta\u00e7 olan ana-baba ve bunlarla ayn\u0131 h\u00fck\u00fcmde olan usul (dedeler, nineler), ki\u015finin ailesinden ve bakmakla y\u00fck\u00fcml\u00fc oldu\u011fu kimselerdendir ve bunlar\u0131n nafakas\u0131, ki\u015finin kendi nafakas\u0131ndan say\u0131l\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla hay\u0131r yapaca\u011f\u0131z diye kendinizi ve bakmakla y\u00fck\u00fcml\u00fc oldu\u011funuz ailenizi (ehl \u00fc \u0131yal) nafakas\u0131z b\u0131rakmak caiz olmaz. Hay\u0131r yerlerine harcama bunlar\u0131n fazlas\u0131ndan yap\u0131l\u0131r. \u0130\u015fte b\u00f6yle Allah sizin i\u00e7in \u015fer&#8217;i h\u00fck\u00fcmlerine delalet eden, onlar\u0131 g\u00f6steren \u00e2yetler, nasslar, deliller a\u00e7\u0131klayacakt\u0131r ki, siz bunlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnesiniz, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp te bunlar\u0131n ama\u00e7lar\u0131n\u0131 \u00f6\u011frenesiniz ve gere\u011fince amel edesiniz.<\/p>\n<p>220-\u015eu kayda dikkat etmelidir ki, O \u00e2yetleri hem d\u00fcnya ve hem ahiret hakk\u0131nda olmak \u00fczere a\u00e7\u0131klayacakt\u0131r. B\u00f6ylece din ve \u0130sl\u00e2m \u015feriat\u0131 ne yaln\u0131z d\u00fcnyaya ve ne de yaln\u0131z ahirete mahsus olmayacak, hem d\u00fcnyay\u0131 ve hem ahireti kapsayacakt\u0131r. Ve bunda, &#8220;Ey Rabbimiz! bize d\u00fcnyada bir g\u00fczellik ver, ahirette de bir g\u00fczellik ver. Bizi ate\u015f azab\u0131ndan koru.&#8221; (Bakara, 2\/201) diye dua edenlerin duas\u0131na cevap bulunacakt\u0131r. B\u00f6yle olunca bu \u015feriattan yaln\u0131z d\u00fcnya isteyen k\u00e2firler de b\u00fcsb\u00fct\u00fcn mahrum kalmayacak, ahiretten paylar\u0131 olmamakla beraber d\u00fcnyalar\u0131 i\u00e7in yararlanacaklard\u0131r. Ve b\u00f6ylece Hz. Muhammed&#8217;in Peygamberli\u011finin &#8220;Rahmeten li&#8217;l- \u00e2lemin&#8221; (\u00e2lemlere rahmet) oldu\u011fu ve \u0130sl\u00e2m dininin herkesi kapsayan bir Tevhid dini oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r. Ve bununla birlikte ahiret sevab\u0131 isteyenlerin sevaplar\u0131 artacak, bunlar iyili\u011fi emir ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc yasaklamay\u0131 y\u00fcklenerek &#8220;Vasat \u00dcmmet&#8221; (orta yolu benimseyen \u00fcmmet) olacaklard\u0131r. A\u00e7\u0131klanacak deliller ve onlar\u0131n h\u00fck\u00fcmleri b\u00f6yle d\u00fcnya ve ahireti kapsamakla, sana yetimleri soruyorlar. Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, Nisa S\u00fbresindeki, &#8220;Yetimlerin mallar\u0131n\u0131 haks\u0131zl\u0131kla yiyenler, kar\u0131nlar\u0131na sadece ate\u015f yiyip doldururlar ve yar\u0131n \u00e7\u0131l\u011f\u0131n ate\u015fe girerler.&#8221; (Nisa, 4\/10) \u00e2yeti inince insanlar yetimlerle bir arada olmaktan ve onlar\u0131n mallar\u0131na bakmay\u0131 \u00fcstlenmekten sak\u0131n\u0131r oldular. Bu i\u015f onlara zor g\u00f6r\u00fcnd\u00fc ve Resulullah&#8217;a bu durumu arz ettiler, bunun \u00fczerine bu \u00e2yet indi. Cevaben de ki yetimlerin durumlar\u0131n\u0131 d\u00fczeltmek onlar\u0131 ihmal edip b\u0131rak\u0131vermekten daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. \u015eu halde d\u00fczeltme amac\u0131yla durumlar\u0131na kar\u0131\u015f\u0131p mallar\u0131na el s\u00fcrmek, onlar\u0131n yararlar\u0131n\u0131, geleceklerini g\u00f6zeterek i\u015flerine bak\u0131p kendilerini e\u011fitmek ve terbiye etmek ve mallar\u0131n\u0131 art\u0131rmak her halde bunlardan ka\u00e7\u0131nmaktan daha iyidir. Ve e\u011fer siz onlardan ka\u00e7\u0131nmaz da onlara kar\u0131\u015f\u0131rsan\u0131z, onlar\u0131 yanlar\u0131n\u0131za al\u0131r, onlarla birlikte ya\u015far, onlarla birlik olur, onlar\u0131 evlendirmek suretiyle i\u00e7inize al\u0131r, i\u015flerine bakarsan\u0131z, onlar sizin (dinde) karde\u015flerinizdir, din karde\u015fli\u011fi ise kan karde\u015fli\u011finden a\u015fa\u011f\u0131 de\u011fil daha g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr. \u0130nsan olan karde\u015fini atam\u0131yaca\u011f\u0131 gibi, m\u00fcsl\u00fcman olan da din karde\u015fini atamaz, karde\u015flik hukukunu g\u00f6zetir.<\/p>\n<p>&#8220;M\u00fcminler ancak karde\u015ftirler, onun i\u00e7in iki karde\u015finizin aras\u0131n\u0131 d\u00fczeltin.&#8221; (Hucurat, 49\/10) \u00e2yetinden anla\u015f\u0131lan m\u00e2n\u00e2 uyar\u0131nca karde\u015fli\u011fin gere\u011fi ise, karde\u015fin durumunu d\u00fczeltmek ve onun yarar\u0131na \u00e7al\u0131\u015fmakt\u0131r. Aksi halde onlar size karde\u015f de\u011fil, bir yabanc\u0131 veya bir d\u00fc\u015fman olarak yeti\u015febilirler. Bu ise sosyal hayat\u0131m\u0131zda b\u00fcy\u00fck gedikler a\u00e7ar. Bunun i\u00e7in evlenme yoluyla birilerine kar\u0131\u015facak olursan\u0131z bu, din karde\u015flerinizle olsun. Allah da i\u015fleri bozucu olan\u0131 ve d\u00fczeltici olan\u0131 bilir ve bunlar\u0131 birbirinden ay\u0131r\u0131r ve ona g\u00f6re m\u00fckafatlar\u0131n\u0131 ve cezalar\u0131n\u0131 verir. Bunu bilmeli ve d\u00fczeltme ad\u0131 alt\u0131nda i\u015fi bozmaya kalk\u0131\u015fmamal\u0131d\u0131r. Allah dileseydi, sizi zorluklara ko\u015far, a\u011f\u0131r y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fcklerle zahmetlere sokard\u0131, aciz b\u0131rak\u0131r, yetimlere hi\u00e7 kar\u0131\u015ft\u0131rmazd\u0131. Kendi derdinize d\u00fc\u015fer, onlara ne d\u00fczeltme ve ne de bozma, hi\u00e7 bir \u015fey yapmaya g\u00fcc\u00fcn\u00fcz yetmezdi. Bunun i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi g\u00fc\u00e7 ve kuvvete \u015f\u00fck\u00fcr olmak \u00fczere, yetimlere ve g\u00fc\u00e7s\u00fczlere bozma ile de\u011fil, d\u00fczeltme ile davran\u0131n\u0131z. &#8220;Can\u0131m filan kimse yetimin hakk\u0131n\u0131 yedi de ne oldu&#8230;&#8221; demeyiniz. Herhalde Allah Aziz ve Hakimdir (\u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir) O&#8217;nun emri mutlaka yerini bulur. M\u00fchlet verir, hemen yerine getirmezse de, bu hikmetindendir ve hikmeti siz bilmezsiniz. Bu konuda nice hadis-i \u015ferifler de vard\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak: &#8220;Yetimin a\u011flamas\u0131ndan Ar\u015f titrer.&#8221;(1) Yine bunun gibi, &#8220;Ben ve yetimin bak\u0131m\u0131n\u0131 \u00fcstlenen kimse, Cennette \u015fu iki parmak gibiyiz.&#8221;(2) buyrulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Din karde\u015flerinizden olan yetimlerle birbirinize kar\u0131\u015fma olay\u0131n\u0131 tamamlayan \u015feylerden biri de nik\u00e2 h ve nik\u00e2 h akrabal\u0131\u011f\u0131 yoluyla kar\u0131\u015fmad\u0131r. Bu m\u00fcnasebetle mutlak olarak nik\u00e2h hakk\u0131ndaki \u015fer&#8217;i h\u00fckm\u00fc dinleyiniz:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi:<\/p>\n<p>221- M\u00fc\u015frik kad\u0131nlar\u0131, iman etmedik\u00e7e nik\u00e2hlamay\u0131n. Bir m\u00fc\u015frik kad\u0131n, sizin ho\u015funuza gitse bile, iman etmi\u015f olan bir cariye herhalde ondan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. M\u00fc\u015frik erkeklere de m\u00fcmin kad\u0131nlar\u0131 nik\u00e2h ettirmeyin. Bir m\u00fc\u015frik, sizin ho\u015funuza gitse bile, m\u00fcmin bir k\u00f6le elbette ondan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Onlar sizi ate\u015fe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve ma\u011ffirete davet ediyor ve \u00e2yetlerini insanlara a\u00e7\u0131kl\u0131yor. Umulur ki onlar hat\u0131rda tutup, \u00f6\u011f\u00fct al\u0131rlar.<\/p>\n<p>221-Nik\u00e2h, s\u00f6zl\u00fckte bir \u015feyi bir\u015feye eklemek, katmak anlam\u0131ndan al\u0131nma olarak s\u00f6zl\u00fck \u00f6rf\u00fcnde, sifah&#8217;\u0131n yani zinan\u0131n z\u0131dd\u0131 olan ve cinsel birle\u015fmeyi me\u015fru k\u0131lan s\u00f6zle\u015fme anlamlar\u0131nda kullan\u0131l\u0131r. \u015eer&#8217;an ise, &#8220;kad\u0131n\u0131n kad\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndan yararlanma \u00fczerine kurulan bir s\u00f6zle\u015fme&#8221; diye tan\u0131mlan\u0131r ki burada da s\u00f6ylenmek istenen budur.<\/p>\n<p>M\u00fc\u015frik, Kur&#8217;\u00e2n dilinde iki anlama gelir ki biri zahir\u00ee, di\u011feri hakik\u00eedir. Zahir\u00ee m\u00fc\u015frik, a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa Allah&#8217;a ortak ko\u015fan, birden fazla il\u00e2h oldu\u011fu kanaatinde olanlard\u0131r. Bu anlama g\u00f6re, Kitap ehline m\u00fc\u015frik denmez. Hakik\u00ee m\u00fc\u015frik de ger\u00e7ekten tevhidi ve \u0130sl\u00e2m dinini inkar edenler, yani m\u00fcmin olmayan gayr-i m\u00fcslimlerdir. Bu anlama g\u00f6re, kitap ehli olan Yahudiler ve H\u0131ristiyanlar da m\u00fc\u015friktirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar, d\u0131\u015ftan tevhide inand\u0131klar\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrmelerine ra\u011fmen, ger\u00e7ekte Allah&#8217;\u0131n \u00e7ocu\u011fu oldu\u011fu kanaatindedirler. H\u0131ristiyanlar, teslise (Allah&#8217;\u0131n baba, o\u011ful ve R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs olmak \u00fczere \u00fc\u00e7 oldu\u011funa) inan\u0131rlar. Ve &#8220;Mesih, Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur.&#8221; derler. Yahudiler de &#8220;\u00dczeyr Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur.&#8221; demi\u015flerdir. B\u00f6yle demekle birlikte onlar tevhide inand\u0131klar\u0131n\u0131 da iddia ederler. Demek ki her ikisi de d\u0131\u015ftan d\u0131\u015fa m\u00fc\u015frik de\u011fillerse de, ger\u00e7ekte m\u00fc\u015friktirler. Bunun i\u00e7in mutlak olarak m\u00fc\u015frik denildi\u011fi ve \u00f6zellikle iman kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda s\u00f6ylendi\u011fi zaman, mutlak anlam\u0131 \u00fczere kullan\u0131lm\u0131\u015f demektir ve genel olarak k\u00e2firleri kapsar. &#8220;Ne kitap ehlinin kafirleri ve ne de m\u00fc\u015frikler Rabbinizden size her hangi bir iyilik inmesini istemezler.&#8221; (Bakara, 2\/105) gibi, mutlak k\u00fcf\u00fcrle kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak s\u00f6ylendi\u011fi zaman da m\u00fc\u015frik k\u00e2firden daha \u00f6zel olarak, Kitap ehlinden ba\u015fkalar\u0131na ait olur. Bu \u00e2yette de, &#8220;M\u00fc\u015frikat&#8221; (m\u00fc\u015frik kad\u0131nlar) ve &#8220;M\u00fc\u015frikin&#8221; (m\u00fc\u015frik erkekler) m\u00fcmin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak mutlak ve elif-lam&#8217;l\u0131 olarak i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 fertleri daha \u00e7ok kapsayan, genellik ifade eden bir s\u00f6zc\u00fckle s\u00f6ylenmi\u015f bulundu\u011fundan zahir\u00ee ve ger\u00e7ek, b\u00fct\u00fcn m\u00fc\u015frikleri yani b\u00fct\u00fcn k\u00e2 firleri i\u00e7ine al\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Ey iman ehli, gerek d\u0131\u015ftan d\u0131\u015fa ve gerekse ger\u00e7ek m\u00fc\u015frik olan yani m\u00fcmin olmayan kad\u0131nlardan hi\u00e7 birini nik\u00e2h\u0131n\u0131za almay\u0131n\u0131z. Onlarla evlenmeyiniz. Nihayet iman etsinler, o zaman evlenebilirsiniz.Ve \u015funu mutlaka biliniz ki m\u00fcmin olan bir cariye, m\u00fc\u015frik olan bir kad\u0131ndan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r, isterse o m\u00fc\u015frik kad\u0131n sizi b\u00fcy\u00fclemi\u015f ve hayran b\u0131rakm\u0131\u015f g\u00fczelli\u011fi, h\u00e2l ve tav\u0131rlar\u0131, terbiye ve nezaketi son derece ho\u015funuza gitmi\u015f olsun. \u0130manl\u0131 bir kad\u0131n evli bir cariye bile olsa, m\u00fcmin olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan, nik\u00e2h ve evlenmeye kendisi ile aile kurulmas\u0131na gerekli olan iffet, d\u00fcr\u00fcstl\u00fck, sadakat ve ba\u011fl\u0131l\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan, h\u00fcr ve pek g\u00fczel g\u00f6r\u00fcnen imans\u0131z bir k\u00e2fir kad\u0131ndan \u00e7ok y\u00fcksektir. Bunun i\u00e7in imans\u0131z kad\u0131nlarla evlenip de aile kurmaya kalk\u0131\u015fmay\u0131n\u0131z. Burada m\u00fc\u015frik kad\u0131ndan m\u00fcmin kad\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 s\u00f6z edilmesi, m\u00fc\u015frik kad\u0131nlardan maksad\u0131n iman etmeyen t\u00fcm k\u00e2fir kad\u0131nlar oldu\u011funu ayr\u0131ca g\u00f6steren bir nassd\u0131r (delildir). Gerek zahir\u00ee, ve gerekse hakik\u00ee m\u00fc\u015frik olsun ve gerek Kitap ehli olsun, gerekse olmas\u0131n m\u00fcmin olmayan k\u00e2fir erkeklerin hi\u00e7 birine de nik\u00e2h etmeyiniz. Onlar\u0131 sizden hi\u00e7 bir k\u0131z ve kad\u0131nla evlendirmeyiniz. Nihayet o imans\u0131zlar, iman etsinler o zaman verebilirsiniz. Ve hi\u00e7 ku\u015fkusuz m\u00fcmin olan k\u00f6le herhangi bir m\u00fc\u015frikten, imans\u0131z k\u00e2firden hay\u0131rl\u0131d\u0131r. \u0130sterse o k\u00e2fir sizi b\u00fcy\u00fclemi\u015f, kendisine hayran etmi\u015f olsun, h\u00fcrriyeti, g\u00fczelli\u011fi veya serveti veya makam, mevki ve d\u00fcnya talihi veya \u00f6teki halleri ve davran\u0131\u015f\u0131 ile pek fazla g\u00f6z\u00fcn\u00fcze girmi\u015f bulunsun.<\/p>\n<p>B\u00f6yle bile olsa m\u00fcmin olmayan kimseye hi\u00e7bir m\u00fcmin ve m\u00fcsl\u00fcman kad\u0131n\u0131 nik\u00e2 hlamay\u0131n\u0131z. O imans\u0131zlar erkek olsun, kad\u0131n olsun \u00e7\u0131ralar\u0131 insan ve ta\u015f olan o belal\u0131 ate\u015fe davet ederler, durumlar\u0131 ve s\u00f6zleriyle ona \u00e7a\u011f\u0131r\u0131rlar. Allah ise, izni ve emri ile cennete ve ba\u011f\u0131\u015flanmaya \u00e7a\u011f\u0131r\u0131yor. \u00c2yetlerini ve h\u00fck\u00fcmlerinin delillerini gafil insanlara a\u00e7\u0131kl\u0131yor ki, onlar\u0131 kafalar\u0131nda canland\u0131r\u0131p ak\u0131llar\u0131n\u0131 ba\u015flar\u0131na als\u0131nlar. Ve m\u00fcmin olmayanlar\u0131n mutlaka m\u00fc\u015frik olduklar\u0131n\u0131 ve bunlarla nik\u00e2hlanma ve onlar\u0131 nik\u00e2 hlaman\u0131n zina ve \u015firk ile sonu\u00e7lanaca\u011f\u0131n\u0131 anlas\u0131nlar, bu nokta derinden derine d\u00fc\u015f\u00fcnmeye muhta\u00e7 de\u011fildir, bunu hat\u0131rlay\u0131p zihinde canland\u0131rmak yeterlidir. O halde ey iman edenler! Allah&#8217;\u0131n emrini, \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131n\u0131 b\u0131rak\u0131p da o erkek veya kad\u0131n k\u00e2firlerle evlenmek veya onlar\u0131 evlendirmek suretiyle kendinizi ate\u015fe atmay\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>\u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n geldi\u011fi ilk zamanlarda, m\u00fcsl\u00fcmanlar gerek kitap ehli ve gerekse kitaps\u0131z genel olarak m\u00fcsl\u00fcman olmayanlarla k\u0131z al\u0131r verirlerdi. Bu arada Abdullah b. Revaha (r.a.) m\u00fcsl\u00fcman bir cariyesini h\u00fcrriyetine kavu\u015fturmu\u015f ve onunla evlenmi\u015fti. \u015eereflerine d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fcklerinden k\u00e2fir kad\u0131nlarla evlenmeyi arzu eden insanlar, bir cariye ile evlendi diye onu yermi\u015flerdi. Bir de aralar\u0131nda Ha\u015fim O\u011fullar\u0131 ile dostluk anla\u015fmas\u0131 olan Ebu Mersed Ganav\u00ee, Kennaz b. el-Husayn veya Mersed b. Ebi Mersed, Kurey\u015f&#8217;ten Anak ad\u0131nda m\u00fc\u015frik olan, ancak g\u00fczellikten pay\u0131n\u0131 alm\u0131\u015f bir kad\u0131nla evlenmek i\u00e7in, Resulalluh&#8217;tan izin istemi\u015f, &#8220;\u0130nneha tu&#8217;cibun\u00ee Ya Resulallah (o benim ho\u015fuma gidiyor, Ya Resulallah!).&#8221; demi\u015fti. Yine bunun gibi, Huzeyfe b. el-Yeman, Velidei Sevda Hasna ad\u0131ndaki cariyesini azad edip onunla evlenmi\u015fti. Bu olaylardan birisi veya hepsi nedeniyle bu \u00e2yet indi, k\u00e2firlerle evlenme ili\u015fkisi i\u00e7ine girmek, yani gerek almak ve gerek vermek, ikisi de kesin bir bi\u00e7imde yasak ve haram k\u0131l\u0131nd\u0131. Bunun haraml\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u015fiddetine bir uyar\u0131 i\u00e7in, genel olarak inanmayanlara &#8220;M\u00fc\u015frik&#8221; denmi\u015f, &#8220;Onlar gerek sana ve gerekse senden \u00f6nce indirilen kitaplara inan\u0131rlar ve ahirete de kesin olarak iman ederler.&#8221; (Bakara, 2\/4) \u00e2yetinin anlam\u0131 gere\u011fince Hz. Muhammed&#8217;in tebli\u011fi uyar\u0131nca tek Allah&#8217;a inanan bir m\u00fcmin olmayanlar\u0131n hepsinde, zahir\u00ee olmasa bile, hakik\u00ee bir m\u00fc\u015friklik bulundu\u011fu ve bunlarla nik\u00e2h yapman\u0131n ate\u015fe at\u0131lmak demek oldu\u011fu da \u00f6zellikle hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki haraml\u0131\u011f\u0131n ne kadar \u015fiddetli oldu\u011funa bir uyar\u0131d\u0131r. Ancak Maide Suresinde, &#8221; sizden \u00f6nce kitap verilen \u00fcmmetlerin h\u00fcr ve iffetli kad\u0131nlar\u0131 da iffetlerinizi koruyarak, zina etmeksizin, gizli dost tutmaks\u0131z\u0131n, kendilerine mehirlerini verip nik\u00e2hlad\u0131\u011f\u0131n\u0131z takdirde size hel\u00e2ldir&#8221; (Maide, 5\/5) \u00e2yeti uyar\u0131nca bu \u00e2yetin birinci f\u0131kras\u0131ndan Kitap ehlinin kad\u0131nlar\u0131 istisna olunarak, Kitap ehlinden k\u0131z almaya mekruh olarak ruhsat verilmi\u015f; fakat ikinci f\u0131kra muhkem olarak kalm\u0131\u015f ve k\u0131z vermeye hi\u00e7bir \u015fekilde izin verilmemi\u015ftir. &#8220;Erkekler, kad\u0131nlar\u0131 y\u00f6netmeye yetkilidirler.&#8221; (Nisa, 4\/34) il\u00e2hi k\u00e2nunu gere\u011fince kad\u0131nlar kocalar\u0131n\u0131n y\u00f6netimi alt\u0131nda bulunurlar. Dolay\u0131s\u0131 ile, bir m\u00fcmin kad\u0131n\u0131, bir k\u00e2fir ile evlendirmek onu, o k\u00e2firin y\u00f6netimi alt\u0131na b\u0131rakmak ve onun davas\u0131na mahk\u00fbm etmek olaca\u011f\u0131ndan, o m\u00fcmin kad\u0131n\u0131 kesinlikle ate\u015fe atmakt\u0131r. Ancak bu il\u00e2h\u00ee k\u00e2nunu bilen ve kendini ona g\u00f6re idare edebilecek olan erkekler hakk\u0131nda bu y\u00f6netim alt\u0131na giri\u015f ve \u00e7a\u011fr\u0131ya mahk\u00fbm olu\u015f zorunlu ve kesin de\u011fildir. Bu \u015fartlar alt\u0131nda, m\u00fcsl\u00fcman erkekler i\u00e7in ihtiya\u00e7 h\u00e2linde bir ruhsata imk\u00e2n vard\u0131r. Bunun i\u00e7in bu \u00e2yetle yol g\u00f6sterme ve hat\u0131rlatmadan sonra, &#8220;Kitap verilen \u00fcmmetlerin h\u00fcr ve iffetli kad\u0131nlar\u0131&#8221; (Maide, 5\/5) \u00e2yetiyle gere\u011finde yaln\u0131z Kitap ehlinden k\u0131z almaya ruhsat verilmi\u015f ve zururetler kendi miktarlar\u0131nca takdir olunaca\u011f\u0131ndan, bunun d\u0131\u015f\u0131ndakiler yine haraml\u0131kta b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eunu da hat\u0131rlayal\u0131m ki, &#8220;O yerde ne varsa hepsini sizin i\u00e7in yaratand\u0131r. Sonra semaya do\u011frulmu\u015f iradesini g\u00f6klere y\u00f6neltmi\u015ftir.&#8221; (Bakara, 2\/29) \u00e2yeti gere\u011fince mallarda ve e\u015fyada as\u0131l kural, onlar\u0131n m\u00fcbah oldu\u011fu ve haraml\u0131\u011f\u0131na dair delil bulunmad\u0131k\u00e7a m\u00fcbahl\u0131k ile amel olunaca\u011f\u0131; fakat &#8220;sizin i\u00e7in&#8221; buyruldu\u011fundan dolay\u0131 bu m\u00fcbahl\u0131kta insanlar\u0131n canlar\u0131n\u0131n ve \u0131rzlar\u0131n\u0131n dahil olmad\u0131\u011f\u0131 ve aksine mallardaki as\u0131l kural olan m\u00fcbahl\u0131k insanlar\u0131n canlar\u0131n\u0131, \u0131rzlar\u0131n\u0131, haklar\u0131n\u0131 ve yararlar\u0131n\u0131 korumak i\u00e7in bulundu\u011fudur. K\u0131sacas\u0131 can ve \u0131rzda haraml\u0131k as\u0131l kural olunca bir m\u00fcbahl\u0131k ve izin delili bulunmad\u0131k\u00e7a can gibi \u0131rzda da tasarrufta bulunmak haram olaca\u011f\u0131ndan nik\u00e2h k\u0131yma izni, mutlaka bir delile dayal\u0131 olacakt\u0131r. M\u00fcbahl\u0131\u011f\u0131na delil bulunmayan yerlerde nik\u00e2h k\u0131ymak haramd\u0131r. Yani o nik\u00e2h, nik\u00e2h de\u011fil zinad\u0131r. Bu nokta \u00fczerinde iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce anla\u015f\u0131l\u0131r ki bu \u00e2yetteki kad\u0131n ve erkek m\u00fc\u015frikler, kad\u0131n ve erkek m\u00fcminlerin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olmasayd\u0131 da, zahir\u00ee m\u00fc\u015frik anlam\u0131nda olabilseydi, o zaman da m\u00fcsl\u00fcman kad\u0131nlar\u0131n\u0131n di\u011fer k\u00e2firlere nik\u00e2h edilmeleri asl\u00ee haraml\u0131kla haram olacakt\u0131. nk\u00fc &#8220;h\u00fcr ve iffetli kad\u0131nlar&#8221; ifadesiyle m\u00fcsl\u00fcman erkeklerin Kitap ehlinin kad\u0131nlar\u0131yla evlenmelerine izin verilmi\u015f oldu\u011fu halde; m\u00fcsl\u00fcman kad\u0131nlar\u0131n Kitap ehlinin erkekleriyle evlenmelerinin caiz olaca\u011f\u0131na dair ne \u00e2yet, ne hadis hi\u00e7bir m\u00fcbahl\u0131k delili gelmemi\u015ftir. \u00d6zet olarak, yak\u0131nda gelece\u011fi \u00fczere m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n kad\u0131nlar\u0131, \u0130sl\u00e2m tohumlar\u0131 i\u00e7in \u015ferefli bir tarlad\u0131r. Ve m\u00fcsl\u00fcmanlar genellikle tarlalar\u0131ndan ve ekin ektikleri yerlerden hi\u00e7birini yabanc\u0131lara \u00e7i\u011fnetmemek, cinsel birle\u015fmelerine izin vermemekle y\u00fck\u00fcml\u00fcd\u00fcrler.<\/p>\n<p>Mal tarlas\u0131 olan vatan topra\u011f\u0131n\u0131 yabanc\u0131lara \u00e7i\u011fnetmek b\u00fcy\u00fck bir felaket oldu\u011fu gibi, can ve din tarlas\u0131 olan \u0130sl\u00e2m kad\u0131nlar\u0131n\u0131 ba\u015fkalar\u0131na \u00e7i\u011fnetmek de felaketlerin felaketidir. Bunlar nik\u00e2h de\u011fil, onlar\u0131n \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131na uyup canlar\u0131 ate\u015fe atmakt\u0131r. &#8221; Onlar sizi ate\u015fe davet ederler, Allah ise -izni ile- cennete ve ma\u011ffirete davet ediyor ve \u00e2yetlerini insanlara a\u00e7\u0131kl\u0131yor. Umulur ki onlar hat\u0131rda tutup, \u00f6\u011f\u00fct al\u0131rlar.&#8221; (Bakara 2\/221).<\/p>\n<p>\u015eimdi nik\u00e2h dolay\u0131s\u0131yla:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi:<\/p>\n<p>222-Ey Muhammed! Sana kad\u0131nlar\u0131n ay ba\u015f\u0131 halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun i\u00e7in ay ba\u015f\u0131 halinde olduklar\u0131 zaman kad\u0131nlardan \u00e7ekilin ve temizleninceye kadar onlara yakla\u015fmay\u0131n. \u0130yice temizlendikleri zaman ise Allah&#8217;\u0131n emretti\u011fi yerden onlara var\u0131n, yakla\u015f\u0131n \u015e\u00fcphesiz ki Allah \u00e7ok t\u00f6vbe edenleri de sever, \u00e7ok temizlenenleri de sever.<\/p>\n<p>223-Kad\u0131nlar\u0131n\u0131z, sizin i\u00e7in bir tarlad\u0131r. O halde tarlan\u0131za diledi\u011finiz gibi var\u0131n ve kendiniz i\u00e7in ileriye haz\u0131rl\u0131k yap\u0131n. Allah&#8217;tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O&#8217;nun huzuruna varacaks\u0131n\u0131z. Ey Muhammed, m\u00fcminleri m\u00fcjdele!<\/p>\n<p>222-MAH\u00ceZ: Mimli masdar, mekan ismi veya zaman ismi olabildi\u011fine g\u00f6re; hay\u0131z, (ayba\u015f\u0131 kan\u0131) hay\u0131z yeri, veya hay\u0131z zaman\u0131 demek olur. Hay\u0131z, asl\u0131nda dilde seyelan (akmak) anlam\u0131nda al\u0131nm\u0131\u015f olarak kad\u0131nlar\u0131n \u00e2deti olan kan ak\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131n ismidir, rahimden zaman zaman gelen kirli bir tabii salg\u0131 olup ki\u015filere ve durumlara g\u00f6re s\u00fcresi farkl\u0131l\u0131k g\u00f6sterir. Bununla birlikte en az\u0131 \u00fc\u00e7, en \u00e7o\u011fu on g\u00fcnd\u00fcr. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee, en az\u0131 bir, en \u00e7o\u011fu on be\u015f g\u00fcn oldu\u011fu ve \u0130mam Malik, en az ve en \u00e7ok m\u00fcddetin belirlenmesinin m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 kanaatine varm\u0131\u015flard\u0131r. \u0130ki hay\u0131z aras\u0131ndaki temizlik s\u00fcresine &#8220;tuhur&#8221; denilir. Hayz\u0131n \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmleri, namaz ve oruca engel olmas\u0131, mescide girmekten, Kur&#8217;an okumaktan ve mushafa dokunmaktan ka\u00e7\u0131n\u0131lmas\u0131, kad\u0131n\u0131n bununla b\u00fcl\u00fc\u011fa ermesi ve bu halde cinsel birle\u015fmenin haram olmas\u0131d\u0131r ki burada a\u00e7\u0131klanan da budur. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Sana hay\u0131z hakk\u0131nda soru soruyorlar. Burada ve daha \u00f6nceki \u00e2yette at\u0131f (ulama) vav\u0131 ile buyrulmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla bu sorular\u0131n \u015farap ve kumarla birlikte sorulmu\u015f olmas\u0131 ihtimal dahilindedir. Veya bu at\u0131f, bu sorular\u0131n m\u00fcsl\u00fcmanlar taraf\u0131ndan sorulmu\u015f oldu\u011funa i\u015farettir. Cahiliye Araplar\u0131 hay\u0131zl\u0131 kad\u0131nlarla birlikte durmazlar, beraber yemek yemezlerdi. Yahudilerin ve Mecusilerin \u00e2detleri de b\u00f6yleydi. H\u0131ristiyanlar ise hayza \u00f6nem vermezler, cinsel birle\u015fmede bile bulunurlard\u0131. Nihayet ashabdan bir ka\u00e7 ki\u015fi ile birlikte Eb\u00fcddehdah &#8211; Allah hepsinden raz\u0131 olsun Peygambere sordular, ifrat (a\u015f\u0131r\u0131 gitme) ve tefrit (ihmalk\u00e2r davranma) aras\u0131nda orta bir yol olmak \u00fczere \u015fu cevap indi:<\/p>\n<p>De ki, o bir kirlilik, bir pisliktir. Yani yakla\u015fana tiksinme ile eziyet verecek murdar bir \u015feydir. Kokusu fena, rengi bozuk, kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 kirli, pis, de\u011fersiz bir salg\u0131d\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla kad\u0131nlardan hay\u0131z zaman\u0131na veya hay\u0131z yerine \u00f6zel olmak \u00fczere \u00e7ekilin, temizleninceye, temizlik haline girinceye kadar o kad\u0131nlara yakla\u015fmay\u0131n, yani cinsel birle\u015fmede bulunmay\u0131n veya dizlik alt\u0131na (g\u00f6bekle diz kapa\u011f\u0131 aras\u0131na) yana\u015fmay\u0131n. Temizlik sonunda temizlendikleri, yani boy abdesti al\u0131p iyice temizlendikleri zaman, onlara Allah&#8217;\u0131n emretti\u011fi yerden gidin, \u015f\u00fcphe yok ki Allah insanl\u0131k gere\u011fi meydana gelebilecek kusurlardan dolay\u0131 \u00e7ok \u00e7ok t\u00f6vbe edenleri sever. Ve tertemiz olma\u011fa \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131, terbiye ve ahl\u00e2ka ayk\u0131r\u0131 davran\u0131\u015flardan ve pislikten s\u0131yr\u0131l\u0131p pampak olanlar\u0131 sever. O halde siz de Allah&#8217;\u0131n sevdi\u011fi gibi olun ve Allah&#8217;\u0131n sevdiklerini sevin.<\/p>\n<p>223-Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re Yahudiler, bir kimse kar\u0131s\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcne arkas\u0131ndan yakla\u015farak cinsel birle\u015fmede bulunursa, do\u011facak \u00e7ocu\u011fu \u015fa\u015f\u0131 olur derler ve bunun Tevrat&#8217;ta oldu\u011funu s\u00f6ylerlermi\u015f, Resulullah&#8217;a bu aktar\u0131lm\u0131\u015f, &#8220;Yahudiler yalan s\u00f6yl\u00fcyorlar.&#8221; buyurmu\u015f ve \u015fu \u00e2yet inmi\u015f: Ey erkekler kad\u0131nlar\u0131n\u0131z sizin tarlan\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>HARS: asl\u0131nda ziraat gibi ekin ekmek demek olup ekin yeri, ekilecek tarla anlam\u0131na isim de olur ki burada bu m\u00e2n\u00e2dad\u0131r. Bu ifade ile kad\u0131n\u0131n kad\u0131nl\u0131k organ\u0131 bir yere, erke\u011fin spermi tohuma, do\u011facak \u00e7ocuk da bitecek \u00fcr\u00fcne benzetilerek bir isti\u00e2re yap\u0131lm\u0131\u015f ve bununla Allah&#8217;\u0131n emretti\u011fi ekin yeri a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r ki anlam \u015fu olur: Kad\u0131nlar sizin ekinli\u011finizdir, siz onlara insan ve m\u00fcsl\u00fcman tohumlar\u0131 ekip \u00fcr\u00fcn olarak nesil, d\u00f6l yeti\u015ftireceksiniz. \u00d6yle ise tarlan\u0131za (tarla anlam\u0131 unutulmamak ve ekin yerinden olmak \u015fart\u0131yla) diledi\u011finiz taraftan, hangi pozisyonda isterseniz gidiniz. Ve bununla birlikte kendiniz i\u00e7in ilerisini g\u00f6zetip ona g\u00f6re ihtiyatl\u0131 bulununuz, sadece \u015fehvetinizi s\u00f6nd\u00fcrmekle me\u015fgul olmay\u0131p gelece\u011finiz i\u00e7in salih ameller ile haz\u0131rl\u0131k g\u00f6r\u00fcn\u00fcz. Ve Allah&#8217;a isyandan sak\u0131n\u0131n\u0131z da e\u011fri yola gitmeyiniz. Ve biliniz ki, siz mutlaka Allah&#8217;a kavu\u015facak, O&#8217;nun huzuruna \u00e7\u0131kacaks\u0131n\u0131z. Dolay\u0131s\u0131yla y\u00fcz\u00fcn\u00fcz\u00fc g\u00fcld\u00fcrecek \u015feyler kazan\u0131n da rezil olaca\u011f\u0131n\u0131z \u015feylerden ka\u00e7\u0131n\u0131n.<\/p>\n<p>Ey Muhammed! Bu h\u00fck\u00fcmleri ve ir\u015fadlar\u0131 tebli\u011f et, ve bunlar\u0131 g\u00f6n\u00fcl ho\u015flu\u011fu ile kabul edip uygulayacak olan m\u00fcminleri de m\u00fcjdele.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi:<\/p>\n<p>224-S\u00f6z\u00fcn\u00fczde durman\u0131z, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nman\u0131z ve insanlar\u0131n aras\u0131n\u0131 d\u00fczeltmeniz i\u00e7in, Allah&#8217;\u0131 yeminlerinize hedef veya siper edip durmay\u0131n. Allah, her \u015feyi i\u015fitir ve bilir.<\/p>\n<p>225-Allah, sizi yeminlerinizde bilmeyerek etti\u011finiz la\u011f\u0131v (herhangi bir kas\u0131t olmadan, kanaate g\u00f6re yanl\u0131\u015f yere yap\u0131lan yemin)dan sorumlu tutmaz. Fakat kalbinizin kazand\u0131\u011f\u0131 yalan yere yap\u0131lan yeminden sorumlu tutar. Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok halimdir.<\/p>\n<p>226-Kad\u0131nlar\u0131ndan \u00eel\u00e2 edenler (onlara yakla\u015fmamaya yemin edenler) i\u00e7in d\u00f6rt ay beklemek vard\u0131r. E\u011fer bu yeminlerinden d\u00f6nerlerse, \u015f\u00fcphesiz ki Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir.<\/p>\n<p>227-Yok e\u011fer bo\u015famaya karar vermi\u015flerse, \u015f\u00fcphesiz ki Allah s\u00f6ylediklerini i\u015fitir, kurduklar\u0131n\u0131 bilir.<\/p>\n<p>228-Bo\u015fanan kad\u0131nlar, kendi kendilerine \u00fc\u00e7 adet s\u00fcresi beklerler ve Allah&#8217;\u0131n rahimlerinde yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 gizlemeleri, kendilerine hel\u00e2l olmaz. E\u011fer Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inan\u0131yorlarsa gizlemezler. Kocalar\u0131 da, bar\u0131\u015fmak istedikleri takdirde o s\u00fcre i\u00e7ersinde onlar\u0131 geri almaya daha lay\u0131kt\u0131rlar. O kad\u0131nlar\u0131n, \u00fczerlerindeki me\u015fru hak gibi, kendilerinin de haklar\u0131 vard\u0131r. Yaln\u0131z erkekler i\u00e7in, onlar\u0131n \u00fczerinde bir derece vard\u0131r. Allah \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>229- Bo\u015famak (talak) iki defad\u0131r. Ondan sonras\u0131 ya iyilikle tutmak veya g\u00fczellikle salmakt\u0131r. Onlara verdiklerinizden bir \u015fey alman\u0131z da size hel\u00e2l olmaz. Ancak Allah&#8217;\u0131n \u00e7izdi\u011fi hudutta duramayacaklar\u0131ndan korkmalar\u0131 ba\u015fka. E\u011fer siz de bunlar\u0131n, Allah&#8217;\u0131n \u00e7izdi\u011fi hudutta duramayacaklar\u0131ndan korkarsan\u0131z, kad\u0131n\u0131n, ayr\u0131lmak i\u00e7in hakk\u0131ndan vazge\u00e7mesinde art\u0131k ikisine de g\u00fcnah yoktur. \u0130\u015fte bunlar, Allah&#8217;\u0131n \u00e7izdi\u011fi hudududur. Sak\u0131n bunlar\u0131 a\u015fmay\u0131n, Her kim Allah&#8217;\u0131n hududunu a\u015farsa, i\u015fte onlar zalimlerdir.<\/p>\n<p>230-E\u011fer kad\u0131n\u0131 bir daha bo\u015farsa, bundan sonra art\u0131k ba\u015fka bir kocaya var\u0131ncaya kadar ona hel\u00e2l olmaz. E\u011fer ikinci koca da onu bo\u015farsa, Allah&#8217;\u0131n hududunu sa\u011flam tutacaklar\u0131n\u0131 \u00fcmid ettikleri takdirde \u00f6ncekilerin birbirlerine d\u00f6nmelerinde her ikisine de g\u00fcnah yoktur. \u0130\u015fte bunlar, Allah&#8217;\u0131n tayin etti\u011fi hudududur. Bunlar\u0131, bilen bir kavim i\u00e7in a\u00e7\u0131kl\u0131yor.<\/p>\n<p>224- URDA: Gergi ve engel veya a\u00e7\u0131ktan hedef gibi bir \u015feyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya olup duran demektir.<\/p>\n<p>YEM\u0130N: Asl\u0131nda g\u00fc\u00e7 ve sa\u011flaml\u0131k demektir. Bu nedenle sa\u011f ele &#8220;yemin&#8221; denildi\u011fi gibi, &#8220;Bir s\u00f6z\u00fc, Allah&#8217;\u0131n ad\u0131n\u0131 \u00f6zel bir bi\u00e7imde anarak g\u00fc\u00e7lendirmeye&#8221; de \u015feriate g\u00f6re yemin denilir ki s\u00f6yledi\u011fi s\u00f6z\u00fc Allah huzurunda Allah&#8217;\u0131 \u015fahit tutarak O&#8217;nun b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ad\u0131na s\u00f6yledi\u011fini g\u00f6stermek suretiyle bir y\u00fcklenme ifade eder. Bunun i\u00e7in yalan yere yemin etmek, sonu pek tehlikeli ve korkulu bir g\u00fcnaht\u0131r.<\/p>\n<p>\u00ceL\u00c2 da asl\u0131nda yemin etmek anlam\u0131nad\u0131r. \u015eeriate g\u00f6re, kar\u0131s\u0131 ile cinsel birle\u015fmede bulunmamak \u00fczere yemin etmektir.<\/p>\n<p>TAL\u00c2K: Bo\u015famak anlam\u0131na bir isimdir. Sel\u00e2m, teslim gibi&#8230;<\/p>\n<p>TATL\u00ceK: Dil a\u00e7\u0131s\u0131ndan bo\u015f b\u0131rakmak, sal\u0131vermek gibi bir \u015feyin ba\u011f\u0131n\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcp sal\u0131vermektir veya sald\u0131r\u0131vermektir. \u015eeriate g\u00f6re, nik\u00e2h ba\u011f\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rmakt\u0131r, dilimizde buna bo\u015famak denilir.<\/p>\n<p>MA&#8217;RUF: Marifet kelimesinden, asl\u0131nda tan\u0131nm\u0131\u015f anlam\u0131na s\u0131fat olup bu kelimeden (ak\u0131l veya \u015feriat ile iyi tan\u0131nan her fiile isim ) olmu\u015f kapsaml\u0131 bir kelimedir ki bunun kar\u015f\u0131t\u0131 m\u00fcnkerdir. Adaletli ve \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc olmak, hakk\u0131 g\u00f6zetmek, iyilik etmek, c\u00f6mertlik, tatl\u0131 dil, iyi davran\u0131\u015f ve benzerleri gibi iyi g\u00f6r\u00fclen m\u00e2n\u00e2lara ve g\u00fczel \u00e2detlere hep &#8220;ma&#8217;ruf&#8221; denilir.<\/p>\n<p>Ey m\u00fcminler! Bir de Allah&#8217;\u0131 yeminlerinize, maruz (engel) k\u0131l\u0131p durmay\u0131n\u0131z, ki s\u00f6z\u00fcn\u00fczde duras\u0131n\u0131z, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nas\u0131n\u0131z, halk\u0131n aras\u0131n\u0131 d\u00fczeltesiniz&#8230; Yani Allah&#8217;a \u00e7ok yemin etmezseniz itaatk\u00e2r, m\u00fcttaki, d\u00fczeltici olabilirsiniz veya iyilik takva ve darg\u0131nl\u0131klar\u0131 bar\u0131\u015ft\u0131rmak i\u00e7in de olsa Allah&#8217;a \u00e7ok yemin etmeyiniz. Veya yeminleriniz bahanesiyle iyilik etmenize, fenal\u0131ktan korunman\u0131za, darg\u0131nl\u0131klar\u0131 bar\u0131\u015ft\u0131rman\u0131za Allah&#8217;\u0131 ortada bir engel, bir sed gibi tutmay\u0131n. Yani bu gibi g\u00fczel i\u015fleri yapmayaca\u011f\u0131n\u0131za yemin edip de Allah&#8217;\u0131 bunlara engel tutmaya kalk\u0131\u015fmay\u0131n. \u00d6nce b\u00f6yle yeminler etmeyin; ikinci olarak, b\u00f6yle hayr\u0131 terke dair olan yeminlerinizde durmak, Allah r\u0131zas\u0131na uygundur sanmay\u0131n. Nitekim bir hadis-i \u015ferifte de yer alm\u0131\u015ft\u0131r ki: &#8220;Bir kimse bir \u015feye yemin eder de sonra ondan ba\u015fkas\u0131n\u0131 daha hay\u0131rl\u0131 g\u00f6r\u00fcrse, o hay\u0131rl\u0131 \u015feyi yaps\u0131n ve yeminine keffaret versin.&#8221; Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re Abdullah b. Revaha bir k\u0131rg\u0131nl\u0131k y\u00fcz\u00fcnden eni\u015ftesi Bi\u015fr b. Numan&#8217;\u0131n yan\u0131na gitmeyece\u011fine ve onunla konu\u015fmayaca\u011f\u0131na ve k\u0131z karde\u015fi ile aralar\u0131n\u0131 d\u00fczeltmeye \u00e7al\u0131\u015fmayaca\u011f\u0131na yemin etmi\u015f ve bunun \u00fczerine, &#8220;Allah&#8217;a yemin ettim, art\u0131k yeminimi bozmam c\u00e2iz olmaz.&#8221; demi\u015fti. Bu \u00e2yet, bunun veya Hz. Ebu Bekr&#8217;in bir yemini hakk\u0131nda inmi\u015ftir. Hz. Ai\u015fe demi\u015ftir ki bu \u00e2yet, Allah&#8217;a yemini tekrar etmenin aleyhinde inmi\u015ftir. Buna g\u00f6re do\u011fru yemin etmek yasaklanm\u0131\u015f olunca, art\u0131k e\u011frisinin nas\u0131l olaca\u011f\u0131 bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcls\u00fcn. Allah semi&#8217;dir, yap\u0131lan yeminleri i\u015fitir, Al\u00eemdir, niyetlerinizi bilir.<\/p>\n<p>225-O halde her yemine kar\u015f\u0131l\u0131k sorumlu tutar m\u0131? Yeminleriniz i\u00e7indeki la\u011fv k\u0131sm\u0131 ile Allah sizi sorumlu tutmaz.<\/p>\n<p>LA\u011eV: \u00d6nem verme seviyesinden d\u00fc\u015f\u00fck olan s\u00f6z demektir. La\u011fv yemini de i\u00e7inde bir kararla\u015ft\u0131rma ve kas\u0131t bulunmayan yemindir. Bu da bir \u015feye kanaatine g\u00f6re yemin etmek ve sonra onun aksine oldu\u011funun anla\u015f\u0131lmas\u0131d\u0131r ki bunda yalan kast\u0131 yoktur. Fakat \u0130mam\u0131 \u015eafii, la\u011fv yeminini, konu\u015furken &#8220;hay\u0131r vallahi, evet vallahi&#8221; gibi s\u0131rf peki\u015ftirme i\u00e7in s\u00f6ylenip yemin anlam\u0131 akla gelmeyen yemin s\u00f6zc\u00fcklerine katm\u0131\u015f ve bunda keffaret laz\u0131m gelmeyece\u011fi kanaatine varm\u0131\u015ft\u0131r. Ancak bu \u00e2yetteki sorumlu tutmadan maksat, ahirette sorumlu tutma olup d\u00fcnya sorumlulu\u011fu olan keffaret demek olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r, o nokta En&#8217;\u00e2m S\u00fbresinde gelecektir. Demek oluyor ki Allah yalan kast\u0131 bulunmayarak ve do\u011fru zannedilerek yap\u0131l\u0131p da ger\u00e7e\u011fe ayk\u0131r\u0131 olarak ortaya \u00e7\u0131kan bo\u015funa yeminlerden sorumlu tutmaz. Ancak, kalplerinizin kazanc\u0131 ile, yalan kast\u0131yla bile bile yalan olarak yap\u0131lan yeminlerden sorumlu tutar. Buna &#8220;yemin-i gam\u00fbs&#8221; denilir ki keffareti yoktur, bunun g\u00fcnah\u0131ndan keffaret ile dahi kurtulunmaz. Oysa Allah&#8217;\u0131n ba\u011f\u0131\u015flamas\u0131 \u00e7ok, hilmi (yumu\u015fak muamelesi) \u00e7oktur. Ve la\u011fv yeminlerden, asl\u0131nda g\u00fcnah olmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in de\u011fil, ba\u011f\u0131\u015flamas\u0131n\u0131n ve hilminin \u00e7oklu\u011fundan dolay\u0131 sorumlu tutmaz. Fakat Allah b\u00f6yle ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 ve halim oldu\u011fu halde kalblerin kazanc\u0131 ile kasten yalan yere yap\u0131lan yeminlerden sorumlu tutar. Yemin \u00e7e\u015fitlerinden bir de &#8220;yemin-i m\u00fcn&#8217;akide&#8221; vard\u0131r ki bununla gelecekte bir \u015fey yapma\u011fa veya yapmama\u011fa karar verilir ve bu \u015fekilde taliki (ilerdeki zamana y\u00f6nelik) bir s\u00f6z verme i\u015flemi yap\u0131l\u0131r.&#8221; Filan \u015feyi yaparsam \u015f\u00f6yle olsun, \u015funu vallahi yapaca\u011f\u0131m veya vallahi yapmayaca\u011f\u0131m.&#8221; tarz\u0131nda yap\u0131lan yeminler, yemin-i m\u00fcn&#8217;akidedirler.<\/p>\n<p>226-Bu \u00e7e\u015fitten olmak \u00fczere, kad\u0131nlar\u0131ndan ka\u00e7\u0131narak \u00eel\u00e2 yapanlar, yani e\u015fi ile, cinsel birle\u015fme yapmamak \u00fczere yemin edenler i\u00e7in, d\u00f6rt ay bir s\u00fcre vard\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla, bu s\u00fcre i\u00e7inde, fey yapanlar, yani yemini bozup davran\u0131\u015flar\u0131 ile yeminlerinin aksini yaparak d\u00f6nerlerse, \u015f\u00fcphesiz ki Allah, \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir. \u0130lerde a\u00e7\u0131klanacak keffaret ile onlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flar.<\/p>\n<p>227- Ve e\u011fer fey yapmazlar (d\u00f6nmezler) da \u00eel\u00e2 ile bo\u015famaya karar verirlerse, mutlaka Allah (semi) i\u015fiten ve (alim) bilendir. Karar verilen bo\u015fama i\u015fidir ve onlar\u0131n niyetlerinin ne oldu\u011funu bilir.<\/p>\n<p>\u00cel\u00e2 ile, fey yapmay\u0131p (d\u00f6nmeyip), bo\u015famaya karar vermek konusunda selef bilginleri g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir. \u0130bn\u00fc Abbas demi\u015ftir ki, \u00eel\u00e2 yapan\u0131n e\u015fine d\u00f6nmemesi ve d\u00f6rt ay\u0131n ge\u00e7irilmesi bo\u015famaya karar vermek demektir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud ve Zeyd b. Sabit ve Osman b. Affan hazretlerinin g\u00f6r\u00fc\u015fleri de budur. Bunlar bu d\u00f6rt ay\u0131n sonunda b\u00e2in bir talak (kesin bir bo\u015fama) meydana gelir demi\u015flerdir. Hazreti Ali, \u0130bn\u00fc \u00d6mer ve Eb\u00fcdderda&#8217;dan iki rivayet vard\u0131r ki biri \u00f6ncekiler gibidir. Biri de o s\u00fcre ge\u00e7tikten sonra ya e\u015fine d\u00f6nmesi veya bo\u015famas\u0131 se\u00e7eneklerinden birisini tercih etmek \u00fczere koca tevk\u0131f edilir ki Hz. \u00c2i\u015fe&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de budur. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00f6r\u00fc\u015f Said b. M\u00fcseyyeb, S\u00e2lim b. Abdullah, Ebu Bekr b. Abdurrahman, Z\u00fchri, Ata ve Tavus&#8217;un g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr ki d\u00f6rt ay ge\u00e7ince bir ric&#8217;\u00ee tal\u00e2k (bo\u015fama) meydana gelir. Hanefiler birinci, \u015eafi\u00ee ve M\u00e2lik\u00eeler de ikinci g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc benimsemi\u015flerdir. Bo\u015fama s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc sarih (a\u00e7\u0131k) olup biraz sonra g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere ric&#8217;\u00ee bo\u015fama ifade ederse de, &#8220;azimet-i talak&#8221; (bo\u015fama karar\u0131)n\u0131n kin\u00e2ye s\u00f6zler gibi beynunet (kesin bo\u015fama) ifade edece\u011fi a\u00e7\u0131kt\u0131r. Sonra azim (karar), kalbin bir fiili oldu\u011fu i\u00e7in ayr\u0131ca dil ile telaffuz edilmesi gerekli de\u011fildir. \u00cel\u00e2 yemini buna yeterlidir. Bir de bu \u00e2yette \u00eel\u00e2 i\u00e7in e\u015fine d\u00f6nmek veya onu bo\u015famak aras\u0131nda ba\u015fka bir \u015f\u0131k yoktur. Dolay\u0131s\u0131yla bu yemini bozmamak, onu bo\u015famaya karar vermek demektir. Bu karar ile \u00eel\u00e2 bo\u015famaya niyet edilen kin\u00e2ye s\u00f6zlerinden olmu\u015f olur ki bunlarla da bir b\u00e2in tal\u00e2k meydana gelir. \u00cel\u00e2da art\u0131k koca ba\u015fkaca bir de bo\u015fama yaps\u0131n diye beklenerek, bir \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015f\u0131k ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lamaz.<\/p>\n<p>228-\u015eimdi yemin tal\u00e2k sonucunu do\u011furunca, bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlara gelelim:<\/p>\n<p>Genel olarak bo\u015fanm\u0131\u015f olan kad\u0131nlar, kendilerini \u00fc\u00e7 kur\u00fb&#8217; tutup beklerler. Herhangi bir nedenle kan g\u00f6rmeyenler, hamile olanlar, bir erkekle zifafa girmemi\u015f olanlar, k\u00fc\u00e7\u00fckler ve cariyeler ba\u015fka \u00e2yetlerle burdaki genel h\u00fckm\u00fcn d\u0131\u015f\u0131nda \u00f6zel h\u00fck\u00fcmlere t\u00e2bidirler. Kur\u00fb&#8217; ve akra&#8217;, kelimesinin \u00e7o\u011fuludur ki z\u0131t anlaml\u0131 s\u00f6zc\u00fcklerden olarak, hay\u0131z ve tuhur (temizlik) anlamlar\u0131\u0131na gelen ortak bir s\u00f6zc\u00fckt\u00fcr. Bu bak\u0131mdan m\u00fccmeldir. Bu s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn anlam\u0131n\u0131n belirlenmesi, anlam\u0131 bak\u0131p ara\u015ft\u0131rma ile a\u00e7\u0131klamaya ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u0130mam Malik ve \u015e\u00e2fi\u00ee, bunu tuhur (temizlik) ile tefsir etmi\u015fler de Ebu Davud ve Tirmiz\u00ee&#8217;de tahri\u00e7 olundu\u011fu \u00fczere, Hz. \u00c2i\u015fe&#8217;den rivayet olunan, &#8220;Cariyenin bo\u015fanmas\u0131 iki kez ve iddeti iki hayzd\u0131r.&#8221; hadisi ve buna uygun olarak \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;den \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee hazretlerinin de rivayet etti\u011fi di\u011fer hadisi \u015feriften anla\u015f\u0131lan iddette, &#8220;kar'&#8221;\u0131n hay\u0131z demek oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f ve say\u0131s\u0131nda fark varsa da bu a\u00e7\u0131dan cariye ile h\u00fcr olan kad\u0131n\u0131n iddetinde fark bulunmad\u0131\u011f\u0131 \u00fczerinde g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi olan ve \u00e2yetin ilerdeki ifadelerinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere beklemekten amac\u0131n rahmin temizli\u011finin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 olup bu temizli\u011fin hay\u0131z ile anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131k\u00e7a belli olmu\u015f bulunmas\u0131na ve f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131nda a\u00e7\u0131klanan daha baz\u0131 destekleyici delillerin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda Hanefi imamlar\u0131 bunu hay\u0131z ile tefsir etmi\u015flerdir ki Ra\u015fit halifeler, Abdullah&#8217;lar (abadile) \u00dcbeyy b. Kab, Muaz b. Cebel, Eb\u00fcdderda, Ub\u00e2de b. es-S\u00e2mit, Zeyd b. S\u00e2bit, Ebu Musa el-E\u015f&#8217;ar\u00ee ve Ma&#8217;bedilc\u00fchen\u00ee (Allah hepsinden raz\u0131 olsun) hazretlerinin g\u00f6r\u00fc\u015fleri de budur. Buna g\u00f6re h\u00fcr ve b\u00e2li\u011fe olan bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlar tam \u00fc\u00e7 \u00e2det g\u00f6r\u00fcnceye kadar kendilerini tutup bekleyeceklerdir.<\/p>\n<p>Ve onlara Allah Teal\u00e2&#8217;n\u0131n rahimlerinde yaratm\u0131\u015f oldu\u011fu hay\u0131z veya cenin her ne ise onu gizlemeleri c\u00e2iz olmaz ve saklamakla yararlanmaya kalk\u0131\u015fmalar\u0131 hel\u00e2l de\u011fildir. E\u011fer onlar Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman ediyorlarsa bunlar\u0131 saklamazlar, oldu\u011fu gibi s\u00f6ylerler, bu konuda s\u00f6z kendilerinindir.<\/p>\n<p>B\u00dcULE; &#8220;ba&#8217;l&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. Ba&#8217;l bir zamanlar tap\u0131lan bir putun ismi oldu\u011fu gibi y\u00fckseklik anlam\u0131 ile seyyid ve m\u00e2lik yani efendi, koca ve kar\u0131 anlamlar\u0131na da gelir. Erkeklerin ba&#8217;li denilince, onlar\u0131n han\u0131mlar\u0131; han\u0131mlar\u0131n ba&#8217;li denilince onlar\u0131n kocalar\u0131 demek olur ki burada b\u00f6yledir. O halde \u00e2yetin me\u00e2li: Ve o bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlar\u0131n efendileri, yani onlar\u0131 bo\u015fayan ve fakat ric&#8217;\u00ee bo\u015fama (tal\u00e2k) ile bo\u015fay\u0131p hen\u00fcz efendili\u011fini koruyan kocalar\u0131, onlar\u0131 bu s\u00fcre zarf\u0131nda ric&#8217;at ile (d\u00f6nerek) yine nik\u00e2hlar\u0131na almaya herkesten daha \u00e7ok hak sahibidirler. Hatta iddet s\u00fcresinde erkek s\u00f6z veya fiil ile ric&#8217;at (d\u00f6n\u00fc\u015f) yapmak ister de, kad\u0131n raz\u0131 olmazsa s\u00f6z erke\u011findir. E\u011fer o efendiler aile aras\u0131nda bir d\u00fczeltme (yani anla\u015fmazl\u0131\u011f\u0131 ortadan kald\u0131rmak) isterler, ona zarar verme ve ayr\u0131lmalar\u0131 fikrinde bulunmazlarsa bunu yapabilirler. Bu da hukuk a\u00e7\u0131s\u0131ndan, yapt\u0131klar\u0131 bo\u015famay\u0131, b\u00e2in olarak yapmay\u0131p ric&#8217;\u00ee olarak vermeleri ile anla\u015f\u0131l\u0131r. Buna ra\u011fmen i\u00e7ten i\u00e7e ama\u00e7lar\u0131 ge\u00e7inmek olmay\u0131p kad\u0131n\u0131n iddetini uzatarak ona zarar vermek gibi bir k\u00f6t\u00fc niyyet ile ilgili olursa, s\u0131rf kalb\u00ee olan bu nokta da, &#8220;Ancak kalplerinin kazanc\u0131 ile, yalan kasd\u0131 ile, bile bile yalan olarak yap\u0131lan yeminlerden sorumlu tutar.&#8221; (Bakara, 2\/225) \u00e2yeti gere\u011fince il\u00e2hi sorumlulu\u011fu hak ederler. Ve kad\u0131nlar i\u00e7in erkekler \u00fczerinde, erkekler i\u00e7in kad\u0131nlar \u00fczerinde bulunan haklara benzer, ma&#8217;rufa uygun olarak, yani tan\u0131nmas\u0131 ve korunmas\u0131 vacip (gerekli) hukuk mevcuttur ki bunlar bir\u00e7ok \u00e2yetlerde a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u00e2yetlerden olmak \u00fczere, &#8220;Onlarla g\u00fczel ge\u00e7inin&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>(Nisa, 4\/19), &#8220;Ya iyilikle tutmak ya da g\u00fczellikle salmakt\u0131r&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/229), &#8220;\u00c7ocuk kendisine ait olana da, emzirenlerin yiyecekleri, giyecekleri uygun \u015fekilde \u00fczerlerine y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckt\u00fcr&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/233), &#8220;Erkekler, kad\u0131nlar \u00fczerinde y\u00f6neticidirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir kez Allah birini di\u011ferinden \u00fcst\u00fcn yaratm\u0131\u015f, bir de erkekler mallar\u0131ndan harcamaktad\u0131rlar&#8230;&#8221; (Nisa, 4\/34), &#8220;Ve ald\u0131\u011fn\u0131z kad\u0131nlara mehirlerini g\u00f6n\u00fcl ho\u015fnutlu\u011fu ile verin&#8230;&#8221; (Nisa, 4\/4), &#8220;Ve e\u011fer bir kad\u0131n\u0131 b\u0131rak\u0131p da yerine di\u011fer bir kad\u0131n almak istiyorsan\u0131z, \u00f6ncekine y\u00fcklerle mehir vermi\u015f bulunsan\u0131z da i\u00e7inden bir \u015fey almay\u0131n&#8230;&#8221; (Nisa, 4\/20), &#8220;Kad\u0131nlar\u0131n\u0131z aras\u0131nda her y\u00f6nden \u00e2dil davranmaya ne kadar d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fck g\u00f6sterseniz de yine g\u00fc\u00e7 yetiremezsiniz. Bari (birine) b\u00fcsb\u00fct\u00fcn meyledip de \u00f6tekini ask\u0131da kalm\u0131\u015f gibi b\u0131rakmay\u0131n&#8230;&#8221; (Nisa, 4\/129)&#8230; \u015eimdi bu h\u00fckm\u00fcn geneli i\u00e7inde \u015fu da anla\u015f\u0131l\u0131yor ki nik\u00e2h esnas\u0131nda mehir belirlenmemi\u015f ise mehr-i misil de gerekir. Bununla birlikte, erkekler i\u00e7in kad\u0131nlar \u00fczerinde fazla bir derece vard\u0131r. Evlenme amac\u0131nda erkekler kad\u0131nlara ortak olmakla birlikte \u00fczerlerinde bulunurlar, onlar\u0131 ve ellerindekini g\u00f6zetir, muhafaza ederler, onlar\u0131 y\u00f6netir ve harcamada bulunurlar. Ailenin y\u00fck\u00fcn\u00fc erkekler \u00e7ekerler. Erkeklerin bu gibi y\u00f6nlerden yerine getirecekleri fazla y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fc\u011fe kar\u015f\u0131l\u0131k \u00fcst\u00fcnl\u00fck ve dereceleri de fazlad\u0131r; fakat bunu k\u00f6t\u00fcye kullanmamal\u0131d\u0131rlar. Allah azizdir (\u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr), hakimdir (h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir). H\u00fck\u00fcmlerine kar\u015f\u0131 gelenlerden intikam\u0131n\u0131 al\u0131r ve onun h\u00fck\u00fcmleri hikmetlerle ve yararl\u0131 \u015feylerle doludur.<\/p>\n<p>229- \u015eer&#8217;\u00ee bak\u0131mdan nik\u00e2h ba\u011f\u0131n\u0131n ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131 demek olan talak (bo\u015famak), iki kezdir. Bo\u015faman\u0131n ard\u0131ndan h\u00fck\u00fcm de ya d\u00f6n\u00fcp iyilikle ya\u015famak ve iyi muamele ile tutmakt\u0131r-Demek ki, bo\u015famak i\u00e7in a\u00e7\u0131k bir irade beyan\u0131 olan bo\u015fama s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc iki kez ric&#8217;\u00ee bo\u015fama ifade eder veya d\u00f6nmeyip iyilikle, g\u00fczellikle sal\u0131vermektir. Ve \u00f6nceden nik\u00e2h i\u00e7in onlara vermi\u015f oldu\u011funuz mehirlerden bo\u015fama kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bir \u015fey alman\u0131z size hel\u00e2l olmaz. Bu hel\u00e2l olmazsa di\u011fer mallar\u0131ndan hi\u00e7 olmaz. Erkekler buna tenezz\u00fcl etmemeli, kad\u0131nlara bask\u0131 yap\u0131p bo\u015fama bahanesiyle verdiklerini geri almaya veya onlardan yararlanmaya kalk\u0131\u015fmamal\u0131d\u0131r, b\u00f6yle bir \u015fey kesinlikle haramd\u0131r. Ancak o kar\u0131 koca Allah&#8217;\u0131n belirlemi\u015f oldu\u011fu s\u0131n\u0131rlarda duramayacaklar\u0131nda endi\u015fe ederler, sevi\u015femeyip kar\u0131-koca hukukunu g\u00f6zetemeyecekleri, me\u015fru olmayan bir duruma d\u00fc\u015fecekleri zann\u0131nda bulunurlarsa h\u00fck\u00fcm b\u00f6yle de\u011fildir. O zaman ey hakimler! Bu ikisinin Allah&#8217;\u0131n belirledi\u011fi \u015fer&#8217;\u00ee s\u0131n\u0131rlarda duramayacaklar\u0131ndan korkar, bunu baz\u0131 belirtilerden anlarsan\u0131z, o zaman kad\u0131n\u0131n nik\u00e2h ba\u011f\u0131ndan kurtulmak i\u00e7in bo\u015famaya kar\u015f\u0131l\u0131k, gerek mehir ve gerek di\u011fer ba\u015fka \u015feylerden verdi\u011fi bedelde ne veren kar\u0131 ve ne de alan koca, ikisine de g\u00fcnah yoktur. Bu \u015fekilde mal kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 nik\u00e2htan s\u0131yr\u0131lmak caizdir. Ve bu, bir b\u00e2in talak (bo\u015fama) olur. Ve bo\u015faman\u0131n da b\u00f6yle, kad\u0131na d\u00f6n\u00fclmesi caiz olmayan b\u00e2in diye bir \u00e7e\u015fidi vard\u0131r.<\/p>\n<p>Rivayet olunur ki Abdullah b. \u00dcbeyy b. Sel\u00fbl&#8217;\u00fcn k\u0131z\u0131 Cemile, kocas\u0131 Sabit b. Kays&#8217;i sevmezmi\u015f. Resulullah&#8217;a gelmi\u015f de, &#8220;Ya Resulallah! Ne ben, ne Sabit, ba\u015flar\u0131m\u0131z\u0131 hi\u00e7 bir \u015fey bir araya getiremeyecek. Vallahi dininde, ahl\u00e2k\u0131nda bir ay\u0131b\u0131n\u0131 g\u00f6rm\u00fcyorum. Ancak \u0130sl\u00e2m&#8217;dan sonra k\u00fcfre d\u00fc\u015fmeyi \u00e7irkin g\u00f6r\u00fcyorum; ona da bu\u011fzumdan, nefretimden (kinimden) tahamm\u00fcl edip dayanam\u0131yorum. Bir g\u00fcn perdenin bir taraf\u0131n\u0131 kald\u0131r\u0131p bakt\u0131m, kar\u015f\u0131dan bir ka\u00e7 ki\u015fi i\u00e7inde g\u00f6rd\u00fcm; ne g\u00f6reyim i\u00e7lerinde en siyah\u0131, en k\u0131sas\u0131 en \u00e7irkin y\u00fczl\u00fcs\u00fc o.&#8221; demi\u015f, sonra bu \u00e2yetin inmesi ile Sabit&#8217;ten mehir olarak ald\u0131\u011f\u0131 bah\u00e7eyi ona verip hul&#8217; olmu\u015f (mal kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bo\u015fanm\u0131\u015f)tu.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu h\u00fck\u00fcmler, Allah&#8217;\u0131n belirledi\u011fi s\u0131n\u0131rlard\u0131r. Art\u0131k bunlar\u0131 a\u015fmay\u0131n\u0131z. Ve her kim Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu s\u0131n\u0131rlar\u0131 a\u015fmaya kalk\u0131\u015f\u0131rsa, i\u015fte onlar zalimlerden ibarettirler. Bu a\u015fma ile kendilerini il\u00e2h\u00ee gazap ve cezaya hedef k\u0131lacaklar\u0131ndan bu zulm\u00fc de en \u00f6nce kendilerine yapm\u0131\u015f olurlar. \u00c2yette zamir ile yetinilmeyip de y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n isminin tekrar ortaya \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131p zikredilmesi, il\u00e2h\u00ee azameti hat\u0131rlatmak i\u00e7indir.<\/p>\n<p>230- S\u00f6z\u00fc edilen iki bo\u015famadan sonra koca, o bo\u015fanmas\u0131 yap\u0131lm\u0131\u015f kad\u0131n\u0131 ona d\u00f6nd\u00fckten sonra veya iddet i\u00e7inde iken bir daha bo\u015farsa, art\u0131k \u00fc\u00e7 bo\u015famadan sonra o kad\u0131n, o erke\u011fe hi\u00e7 bir \u015fekilde hel\u00e2l olmaz. Bu a\u00e7\u0131k h\u00fckme kar\u015f\u0131l\u0131k ona hel\u00e2l demek k\u00fcf\u00fcr olur. Bu haraml\u0131k, o kad\u0131n kendini di\u011fer bir kocaya tam anlam\u0131 ile nik\u00e2h edinceye kadar, Rif\u00e2a&#8217;n\u0131n han\u0131m\u0131 hakk\u0131ndaki, &#8220;Sen onun, o da senin balc\u0131\u011f\u0131n\u0131 tad\u0131ncaya kadar&#8230;&#8221; hadisi \u015ferifi ile a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, balca\u011f\u0131z\u0131n\u0131 tad\u0131ncaya kadar devam eder. \u00d6yle aralar\u0131nda \u00fc\u00e7 bo\u015fama meydana gelmi\u015f olan erkekle kad\u0131n\u0131n samimi bir aile kurmalar\u0131 normal olarak ihtimal dahilinde de\u011fildir. Aralar\u0131nda bir par\u00e7a cazibe bulunsayd\u0131, herhalde bir veya iki bo\u015fama ile yetinilir ve o zaman durumun d\u00fczelmesine kadar beklenebilirdi. Kar\u0131-kocal\u0131k ili\u015fkisi ve ruhsal durumlar\u0131n, \u00e7ok ince ve derin bir \u015fey olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan hakk\u0131yla de\u011ferlendirilemeyip baz\u0131 ar\u0131zalar y\u00fcz\u00fcnden \u00f6fkelenme ve k\u00f6p\u00fcrme ile kesilmesine y\u00f6nelindi\u011fi halde, \u00e7ok ge\u00e7meden ruhun derinliklerinden pi\u015fmanl\u0131k kaynayabilece\u011fi g\u00f6z\u00f6n\u00fcne al\u0131nd\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131, Cenab-\u0131 Allah \u00fc\u00e7e kadar bo\u015famaya m\u00fcsade etmi\u015f ve bunlar\u0131n da kad\u0131n\u0131n temiz bulundu\u011fu &#8220;tuhur&#8221; zamanlar\u0131nda yap\u0131lmas\u0131 s\u00fcnnet k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla birinci ve ikinci bo\u015fama birer deneme dersidir. Bu denemeler yap\u0131ld\u0131ktan sonra \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc kez bo\u015famaya gerek g\u00f6ren ve Hakk&#8217;\u0131n bah\u015fetti\u011fi bu tecr\u00fcbe dersinden yararlanmay\u0131 hi\u00e7 de takdir etmeyen bir erkekle o kad\u0131n aras\u0131nda ciddi bir aile hayat\u0131 olaca\u011f\u0131na ihtimal verilemez. Fakat o kad\u0131n\u0131n elden \u00e7\u0131k\u0131p ba\u015fkas\u0131n\u0131n yata\u011f\u0131na girmesi gibi ac\u0131 bir ayr\u0131l\u0131ktan sonra bile, ruhlar\u0131n\u0131n derinliklerinde \u00f6nce hissedemedikleri bir evlenme ilgisi bulundu\u011funu takdir ederlerse, o zaman bunun ciddiyetine inan\u0131labilir. Bu durumda, bu nik\u00e2htan sonra bu ikinci koca \u015fayet o kad\u0131n\u0131 bo\u015farsa, bu kad\u0131n ile \u00f6nceki kocan\u0131n birbirlerine tekrar d\u00f6n\u00fcp her ikisinin ho\u015fnutlu\u011fu ile nik\u00e2h olunmalar\u0131nda bir sak\u0131nca yoktur. Allah&#8217;\u0131n \u015fer&#8217;\u00ee s\u0131n\u0131rlar\u0131nda duracaklar\u0131n\u0131 zannederler, \u00f6yle bir ayr\u0131l\u0131ktan sonra, b\u00f6yle birbirlerine bir ilgi duyarlarsa bunu yapabilirler. Ve i\u015fte yukardan beri s\u0131ralanan b\u00fct\u00fcn bu h\u00fck\u00fcmler, Allah&#8217;\u0131n, de\u011fi\u015ftirme ve ayk\u0131r\u0131 davranmaktan korunmu\u015f bulunan, belirlenmi\u015f kesin h\u00fck\u00fcmleridir ki, Allah bunlar\u0131, anlay\u0131p bilecek olan ilim adamlar\u0131 z\u00fcmresi i\u00e7in a\u00e7\u0131klar. Sorumluluk y\u00fcklemek, m\u00fckellef k\u0131lmak herkese, anlamak ve a\u00e7\u0131klamak ilim ehlinedir. Kitap ve s\u00fcnnet ile bunlara baz\u0131 a\u00e7\u0131klamalar daha kat\u0131lacak ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n ince y\u00f6nlerini Peygamberlerin varisleri olan din \u00e2limleri ve m\u00fcctehid imamlar anlayacak, dallar\u0131n\u0131 ve zaman zaman par\u00e7a sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 onlar \u00e7\u0131kar\u0131p a\u00e7\u0131klayacaklard\u0131r. O halde ilimde derinli\u011fi olmayanlar bunlar\u0131 kendi kendilerine \u00e7\u00f6zmeye kalk\u0131\u015fmay\u0131p \u00e2limlere ba\u015fvurmal\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>Siz \u015fimdi \u015fu a\u00e7\u0131klamalara dikkat ediniz:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi:<\/p>\n<p>231-Kad\u0131nlar\u0131 bo\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman iddetlerini bitirdiklerinde, art\u0131k kendilerini ya iyilikle tutun veya g\u00fczellikle sal\u0131n. Yoksa haklar\u0131na tecav\u00fcz i\u00e7in zararlar\u0131na olarak onlar\u0131 tutmay\u0131n. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmi\u015f olur. Sak\u0131n Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini alay konusu edinmeyin, Allah&#8217;\u0131n \u00fczerinizdeki nimetini, size kendisiyle \u00f6\u011f\u00fct vermek \u00fczere indirdi\u011fi kitap ve hikmeti hat\u0131rlay\u0131p, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn. Hem Allah&#8217;tan korkun ve bilin ki Allah her \u015feyi bilir.<\/p>\n<p>232-Kad\u0131nlar\u0131 bo\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman iddetlerini bitirdiklerinde, aralar\u0131nda me\u015fru bir \u015fekilde r\u0131zala\u015ft\u0131klar\u0131 takdirde, kendilerini kocalar\u0131yla nik\u00e2hlanacaklar diye s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131p, engellemeyin. \u0130\u015fte bu, i\u00e7inizden Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman edenlere verilen bir \u00f6\u011f\u00fctt\u00fcr. Bu, sizin hakk\u0131n\u0131zda daha hay\u0131rl\u0131 ve daha nezihtir. Allah bilir, siz bilemezsiniz.<\/p>\n<p>231- Kad\u0131nlar\u0131 bo\u015fad\u0131n\u0131z, onlar da bekleme s\u00fcrelerini doldurdular m\u0131, yani yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 gibi bekleyecekleri m\u00fcddetlerinin sonuna yakla\u015ft\u0131lar m\u0131 bo\u015famak i\u00e7in irade beyan\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade eden bir s\u00f6zc\u00fckle, &#8220;tall\u00e2kt\u00fcha&#8221; (onu bo\u015fad\u0131m) demek bir ric&#8217;\u00ee talak ifade edece\u011fine g\u00f6re, ge\u00e7en h\u00fckme uygun olarak, ya o s\u00fcre bitmeden derhal kar\u0131lar\u0131n\u0131za d\u00f6n\u00fcp, onlar\u0131 marufa uygun olarak g\u00fczelce tutunuz, veya marufa uygun olarak sal\u0131veriniz. Haklar\u0131na tecav\u00fcz ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k etmek i\u00e7in, mesela hul&#8217; yapmaya (mal kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 bo\u015famaya) mecbur edip ellerinden bir bedel kapmak i\u00e7in onlar\u0131 zararla kar\u015f\u0131lay\u0131p, kendilerine zarar vermek kast\u0131yla tutmaya kalk\u0131\u015fmay\u0131n\u0131z. \u0130yice ge\u00e7inmek amac\u0131n\u0131z ve \u00fcmidiniz yoksa ilk bo\u015famada g\u00fczelce sal\u0131veriniz de bir iddetle kurtulsunlar. \u0130ddetlerinin (bekleme s\u00fcrelerinin) sonlar\u0131na do\u011fru onlara d\u00f6n\u00fcp, tekrar bo\u015famak suretiyle iki veya \u00fc\u00e7 kez iddet beklemeye mecbur etmeyiniz. Bunu, bu zarar verme tutmas\u0131n\u0131 her kim yaparsa, mutlaka kendine zulmetmi\u015f olur. Bir de Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini e\u011flence gibi tutmay\u0131n\u0131z. \u00d6zellikle nik\u00e2h ve bo\u015fama hakk\u0131nda \u00e7ok cidd\u00ee olunuz. \u00c7\u00fcnk\u00fc il\u00e2h\u00ee \u00e2yetleri hafife almak k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr.<\/p>\n<p>Deniliyor ki baz\u0131lar\u0131 nik\u00e2h, bo\u015fama ve k\u00f6le azad\u0131 yapar, sonra: &#8220;Can\u0131m ben \u015faka yap\u0131yorum.&#8221; dermi\u015f, bu nedenle bu \u00e2yet-i kerime inmi\u015f ve bunun i\u00e7in Peygamber efendimiz, &#8220;\u00dc\u00e7 \u015feyin cidd\u00eesi cidd\u00ee, \u015fakas\u0131 da cidd\u00eedir: Nik\u00e2h, bo\u015fama ve k\u00f6le azad etmek.&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re ey m\u00fcsl\u00fcmanlar! Bu konuda \u015fakadan, i\u015fi hafife almaktan son derece ka\u00e7\u0131n\u0131n\u0131z da Allah&#8217;\u0131n \u00fczerinizde olan nimetlerini hat\u0131rlay\u0131n\u0131z. \u00d6zellikle size nasihat ve ir\u015fad olarak \u00fczerinize indirdi\u011fi kitap ve hikmeti hat\u0131rda tutunuz. Bu konuda Allah&#8217;tan korkunuz. Biliniz ki ku\u015fkusuz ve \u015f\u00fcphesiz Allah her \u015feyi bilendir. Yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z, yapaca\u011f\u0131n\u0131z, terk etti\u011finiz ve edece\u011finiz \u015feylerden hi\u00e7 biri ona gizli kalmaz. Bu bak\u0131mdan siz O&#8217;nun nimetlerini unutur, bu kitab\u0131n ve hikmetin de\u011ferini bilmez, hukukuna sayg\u0131l\u0131 olmaz, h\u00fck\u00fcmlerini g\u00f6zetmezseniz; d\u00fc\u015f\u00fcnemeyece\u011finiz \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit cezan\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131za gelece\u011fini bilmelisiniz. Bu \u00e2yet Sabit b. Yesar hakk\u0131nda inmi\u015ftir, buna Sinan-\u0131 Ensar\u00ee de denilir. Bu adam, kar\u0131s\u0131n\u0131 bo\u015fam\u0131\u015f, iddetinin \u00e7\u0131kmas\u0131na iki \u00fc\u00e7 g\u00fcn kala, kar\u0131s\u0131na d\u00f6nm\u00fc\u015f; yine bo\u015fam\u0131\u015f, yine d\u00f6nm\u00fc\u015f, yine bo\u015fam\u0131\u015f; b\u00f6ylece kad\u0131n\u0131n zarar\u0131na yedi ay ge\u00e7mi\u015f. O zaman hen\u00fcz bo\u015fama say\u0131s\u0131 s\u0131n\u0131rlanmam\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>ECEL: Hem s\u00fcreye, hem de s\u00fcrenin bitimine denilir.<\/p>\n<p>B\u00dcLU\u011e da bir \u015feye eri\u015fmek demek olup kapsam\u0131 geni\u015fletilerek son derece yakla\u015fmak anlam\u0131na da gelir. Dolay\u0131s\u0131yla ecelin b\u00fclu\u011fu, iddetin sonuna erip bitirmek veya sonuna yakla\u015fmak anlamlar\u0131na gelebilir. Oysa yukarda, &#8220;Kocalar\u0131 da bar\u0131\u015fmak istedikleri takdirde o s\u00fcre zarf\u0131nda onlar\u0131 geri almaya daha lay\u0131kt\u0131rlar.&#8221; (Bakara, 2\/228) buyurulmakla ric&#8217;at (d\u00f6nme) hakk\u0131n\u0131n iddet i\u00e7inde olma \u015fart\u0131n\u0131n bulundu\u011fu anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Burada ise, &#8220;Onlar\u0131 tutunuz&#8221; ifadesi, d\u00f6n\u00fc\u015f hakk\u0131n\u0131 ifade etti\u011finden bu karine ile bu \u00e2yette ecelin b\u00fclu\u011fu, iddetin sonuna yakla\u015fmak demek oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>232-\u015eimdi de iddetin bitmesinden sonraki h\u00fck\u00fcm a\u00e7\u0131klanmak \u00fczere buyuruluyor ki: Bir de ey veliler veya ey m\u00fcminler! Kad\u0131nlar\u0131 bo\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z ve dolay\u0131s\u0131yla onlar da ecellerine erdi\u011fi yani iddetlerini bitirdi\u011fi zaman, eski kocalar\u0131yla kendilerini evlendirmelerine, aralar\u0131nda \u00f6rfe uygun olarak kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131za, ho\u015fnutluk bulundu\u011fu takdirde engel olmay\u0131n. K\u0131sacas\u0131 iddet bittikten sonra ilk kocan\u0131n kendili\u011finden d\u00f6nme hakk\u0131 (ric&#8217;at) kalmaz, ancak kad\u0131n\u0131n ho\u015fnutlu\u011fu ile yeniden evlenilebilir. Buna da ma&#8217;rufa uygun olmak \u015fart\u0131yla hi\u00e7 kimsenin ve hatta velilerin bile engel olmaya haklar\u0131 yoktur. Mesela: \u015fahitsiz veya mehr-i misilden daha az bir mehir ile raz\u0131 olmak gibi marufa uygun olmayan bi\u00e7imde olursa, o zaman kad\u0131n\u0131n velisi engel olmaya yetkilidir. Buna g\u00f6re iki bo\u015famada ho\u015fnutlukla iki kez nikah yenilemek caizdir. Fakat \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde ba\u015fka bir kocaya varmadan hel\u00e2l olmaz. Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re Ma&#8217;k\u0131l b. Yesar, k\u0131z karde\u015fi C\u00fcml&#8217;\u00fc, Eb\u00fclvelid As\u0131m b. Adiyy b. Aclan ile evlendirmi\u015f, o da sonra bunu bo\u015fay\u0131p b\u0131rakm\u0131\u015f, iddeti \u00e7\u0131kt\u0131ktan sonra pi\u015fman olmu\u015f, yeniden isteme\u011fe gelmi\u015f, kad\u0131n da raz\u0131 olmu\u015f; bunun \u00fczerine, Ma&#8217;k\u0131l de k\u0131z karde\u015fine &#8220;O seni bo\u015fad\u0131 sen yine ona varmak istiyorsun, e\u011fer tekrar ona var\u0131rsan y\u00fcz\u00fcm y\u00fcz\u00fcne haram olsun.&#8221; demi\u015fti. Yine bunun gibi Cabir b. Abdullah da amcas\u0131n\u0131n k\u0131z\u0131n\u0131 yasaklam\u0131\u015ft\u0131. Bu \u00e2yet bunlardan biri veya her ikisi hakk\u0131nda inmi\u015ftir. Resulullah Ma&#8217;k\u0131l&#8217;i \u00e7a\u011f\u0131rm\u0131\u015f, bu \u00e2yeti okumu\u015f; Ma&#8217;k\u0131l da &#8220;Rabb\u0131m\u0131n emriyle burnum s\u00fcrt\u00fcld\u00fc, Allah&#8217;\u0131m, raz\u0131 oldum ve emrine boyun e\u011fdim.&#8221; demi\u015f ve k\u0131zkarde\u015fini kocas\u0131na nik\u00e2h etmi\u015f. Hz. Cabir de &#8220;Bu \u00e2yet benim hakk\u0131mda indi.&#8221; dermi\u015f. Ancak \u00e2yetin ini\u015f sebebi bunlar oldu\u011funa g\u00f6re, bo\u015fayanlara ba\u015fka, engel olmaktan yasaklananlara ba\u015fka olmas\u0131 laz\u0131m gelece\u011finden, bu da &#8220;bo\u015fad\u0131n\u0131z&#8221; hitab\u0131 ile, &#8220;engel olmay\u0131n&#8221; hitab\u0131n\u0131n, ayr\u0131 ayr\u0131 ki\u015filere y\u00f6neltilmesi ile ifadelerin birbirinden ayr\u0131lmas\u0131n\u0131 gerektirece\u011finden \u00e2yetin ifade ak\u0131\u015f\u0131na (nazm\u0131na) uymayaca\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle \u00e2yete \u015fu anlam verilmi\u015ftir: Ey kocalar! kad\u0131nlar\u0131n\u0131z\u0131, bo\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z ve bunu \u00fczerine onlar da iddetlerini bitirdikleri zaman, onlara bask\u0131 yap\u0131p da ba\u015fka kocaya varmalar\u0131n\u0131 engellemeyiniz. \u0130ki taraf\u0131n raz\u0131 olmas\u0131 ile me\u015fru \u015fekilde bir nikah ile gerek siz ve gerekse ba\u015fkas\u0131, dilediklerine vars\u0131nlar. \u0130bn\u00fc Abbas, Z\u00fchri, Dahhak demi\u015flerdir ki bu \u00e2yet kad\u0131nlar\u0131n\u0131 bo\u015fad\u0131ktan sonra onlar\u0131n ba\u015fka bir kocaya varmalar\u0131na engel olan kocalar hakk\u0131nda inmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc cahiliyet taassubu ile baz\u0131lar\u0131 bo\u015fad\u0131klar\u0131 kad\u0131nlara zulmederek bask\u0131 yaparlar, evlenmelerine meydan vermek istemezlerdi. Rivayetin g\u00fc\u00e7l\u00fc olmas\u0131ndan dolay\u0131 \u00e7o\u011fu tefsirciler birinci g\u00f6r\u00fc\u015fe taraftar olmakla birlikte, dirayet a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc daha uygun g\u00f6renler de vard\u0131r. Asl\u0131nda bu iki anlam birbiri ile \u00e7eli\u015fik de\u011fildir, biri di\u011ferini gerektirir. Fakat her birinde bir a\u00e7\u0131dan daha fazla yarar vard\u0131r. \u00c2yetin geli\u015f gayesi bak\u0131m\u0131ndan ikinci tefsire g\u00f6re, bu \u00e2yetteki kocalar\u0131n bo\u015fad\u0131klar\u0131 kad\u0131nlar\u0131n evlenmelerine engel olmalar\u0131n\u0131n yasak edilmesi, \u00f6b\u00fcr \u00e2yetteki kad\u0131na zarar vermek amac\u0131yla onu tutma yasa\u011f\u0131n\u0131n kapsam\u0131nda dahil, bir bak\u0131ma onun tamamlay\u0131c\u0131s\u0131 olacak, birinci tefsire g\u00f6re ise buna kar\u015f\u0131l\u0131k ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir h\u00fck\u00fcm ifade etmi\u015f bulunacakt\u0131r. \u0130l\u00e2h\u00ee hitab\u0131n par\u00e7alanmas\u0131 sak\u0131ncas\u0131 ise \u00fc\u00e7 \u015fekilde ortadan kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r: Birincisi, hitapta telvin (ifadeyi tek d\u00fczelikten \u00e7\u0131kar\u0131p \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit ifade bi\u00e7imi kullanmak) de bir \u00e7e\u015fit iltifat olarak bela\u011fat \u00e7e\u015fitlerindendir. \u0130kincisi, &#8220;tatl\u00eek&#8221; (bo\u015fama), sebebine isnad etmek suretiyle bo\u015fatmak anlam\u0131na da gelebilir. Ve b\u00f6ylece muhataplar de\u011fi\u015fmemi\u015f, ikisi de &#8220;velilerden ibaret&#8221; olmu\u015f olur. Ancak bunun Ma&#8217;k\u0131l ve C\u00e2bir olaylar\u0131na uygun d\u00fc\u015f\u00fcp d\u00fc\u015fmeyece\u011fi \u00fczerinde durulmas\u0131 gereken bir noktad\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, di\u011fer hitaplar\u0131n yaln\u0131z kocalara veya velilere ait olmay\u0131p b\u00fct\u00fcn \u00fcmmete y\u00f6nelik olmas\u0131d\u0131r ki b\u00f6ylece bo\u015fama, &#8220;hukukullah&#8221;\u0131, bir ba\u015fka deyimle kamu hakk\u0131n\u0131 ilgilendirdi\u011finden, toplumdan bir ka\u00e7 ki\u015finin yapt\u0131\u011f\u0131, toplumun t\u00fcm\u00fcne nisbet edilmi\u015f olur. Ve b\u00f6yle isnat, gerek Araplar\u0131n s\u00f6zlerinde ve gerekse Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da yayg\u0131n ve pek \u00e7oktur. \u015eahs\u00ee hukuk a\u00e7\u0131s\u0131ndan bo\u015fayan kocalar, e\u015flerin yeniden evlenmelerine engel olanlar di\u011ferleri oldu\u011fu halde, kamu hukuku a\u00e7\u0131s\u0131ndan ikisi de bir topluma aittir. Ve bundan dolay\u0131 \u00e7o\u011fu tefsircilerin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, rivayet a\u00e7\u0131s\u0131ndan kuvvetli oldu\u011fu gibi, dirayet y\u00f6n\u00fcnden de \u00e7ok incedir. Ve ger\u00e7ekten bo\u015famada Allah hakk\u0131 bulundu\u011fu da kabul edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ey b\u00fct\u00fcn muhataplar! \u015eu a\u00e7\u0131klanan ve \u00f6nemli olan, kad\u0131nlara bask\u0131 yapman\u0131n yasakl\u0131\u011f\u0131 h\u00fckm\u00fc, siz insanlardan Allah&#8217;a ve \u00e2hiret g\u00fcn\u00fcne iman eden her ki\u015fiye \u00f6\u011f\u00fct ve nasihata yara\u015fan bir h\u00fck\u00fcmd\u00fcr. Ey m\u00fcminler! Bu yok mu sizin i\u00e7in en feyizli ve en temiz, pek \u00e7ok temizli\u011fi ve nezih olmay\u0131 gerektiren bir h\u00fck\u00fcmd\u00fcr.<\/p>\n<p>\u015eer&#8217;an ve insanl\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan g\u00fczel olan, ma&#8217;r\u00fbfa uygun olarak kad\u0131n\u0131n r\u0131zas\u0131 ile nikahlanmas\u0131na engel olmamak bu konuda zorluklar \u00e7\u0131karmamak, bask\u0131 yapmamak, \u00f6nce bunu yapabilecekler i\u00e7in il\u00e2h\u00ee emre sar\u0131lmak olaca\u011f\u0131ndan bir hay\u0131r, bir sevapt\u0131r; sonra, kar\u0131 ve koca i\u00e7in namus ve iffet a\u00e7\u0131s\u0131ndan pek \u00e7ok temizli\u011fi ve nezih olmay\u0131 gerektiren bir husustur. \u00c7\u00fcnk\u00fc nikahlanmalar\u0131na engel olundu\u011fu takdirde -Allah g\u00f6stermesin ku\u015fku alt\u0131nda kalmalar\u0131ndan korkulur. \u00c7\u00fcnk\u00fc kad\u0131nlarla erkekler aras\u0131ndaki ili\u015fkiler gizli bir \u015feydir. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n i\u00e7y\u00fczlerini ve insanl\u0131\u011f\u0131n durumunun d\u00fczelmesiyle ilgili h\u00fck\u00fcmlerin ve \u015fer&#8217;i kanunlar\u0131n nas\u0131l bir \u015fey olduklar\u0131n\u0131 Allah bilir: Siz ise bunlar\u0131 bilmezsiniz, d\u0131\u015farda dola\u015f\u0131rs\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlar hakk\u0131nda nik\u00e2h\u0131n sonu\u00e7lar\u0131 olan ve dolay\u0131s\u0131yla nik\u00e2hl\u0131 kad\u0131nlarda da var olan \u0131rda&#8217; (s\u00fct emzirme) ve nafaka gibi baz\u0131 h\u00fck\u00fcmler daha vard\u0131r ki bunlar da a\u015fa\u011f\u0131da oldu\u011fu gibi a\u00e7\u0131klan\u0131r:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>233-Anneler, \u00e7ocuklar\u0131n\u0131, emzirmenin tamamlanmas\u0131n\u0131 isteyenler i\u00e7in tam iki y\u0131l emzirirler. \u00c7ocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir bor\u00e7tur. Bununla beraber herkes ancak g\u00fcc\u00fcne g\u00f6re m\u00fckellef olur. \u00c7ocu\u011fu sebebiyle bir anne de, \u00e7ocu\u011fu sebebiyle bir baba da zarara sokulmas\u0131n. Varise d\u00fc\u015fen de yine ayn\u0131 bor\u00e7tur. E\u011fer ana ve baba birbirleriyle isti\u015fare edip, her ikisinin de r\u0131zas\u0131yla \u00e7ocu\u011fu memeden ay\u0131rmak isterlerse kendilerine bir g\u00fcnah yoktur. E\u011fer \u00e7ocuklar\u0131n\u0131z\u0131 ba\u015fkalar\u0131na emzirtmek isterseniz verece\u011finizi g\u00fczel g\u00fczel verdikten sonra bunda da size bir g\u00fcnah yoktur. Bununla beraber Allah&#8217;tan korkun ve bilin ki, Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6r\u00fcr.<\/p>\n<p>233- Nik\u00e2h alt\u0131nda olsun, bo\u015fanm\u0131\u015f olsun b\u00fct\u00fcn anneler \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 tam iki sene emzirirler, emzirmeleri gerekir, il\u00e2h\u00ee h\u00fckme g\u00f6re annelerin durumu budur. Bu h\u00fck\u00fcm, emzirmeyi tamamlamak isteyen i\u00e7indir. \u015eu halde tam iki sene emzirme s\u00fcresi, en \u00e7o\u011fu olup, \u00e2yette a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 \u00fczere bu s\u00fcrenin azalt\u0131lmas\u0131 caizdir. &#8220;Mevlud\u00fcnleh&#8221; yani \u00e7ocuk kendisi i\u00e7in do\u011fmu\u015f ve onun do\u011fmas\u0131na sebeb ve nesebine sahip bulunmu\u015f olan baba \u00fczerine de, o annelerin \u00fccretleri ba\u015fta olmak \u00fczere yiyecekleri ve giyecekleri onlara vaciptir. Fakat kay\u0131ts\u0131z ve \u015farts\u0131z de\u011fil, mar&#8217;uf kadar, yani baban\u0131n imkan\u0131na g\u00f6re, iki taraf\u0131n durumuna uygun olarak bir hakimin uygun g\u00f6rebilece\u011fi \u00f6l\u00e7\u00fcde vaciptir. \u00c7\u00fcnk\u00fc hi\u00e7bir kimse, g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetti\u011finden ba\u015fkas\u0131yla y\u00fck\u00fcml\u00fc olmaz, &#8220;tekl\u00eefi m\u00e2l\u00e2 yutak&#8221;, insan\u0131 g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetmedi\u011fi \u015feylerle y\u00fck\u00fcml\u00fc k\u0131lmak m\u00fcmk\u00fcn olsa da yap\u0131lmaz. \u0130bn Kesir, Nafi&#8217;den Ver\u015f ve Yakup k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;r\u00e2&#8221;n\u0131n \u015feddesi ve \u00f6tresi ile \u015feklinde; Ebu Ca&#8217;fer k\u0131r\u00e2etinde \u015feddesiz olarak &#8220;r\u00e2&#8221;n\u0131n s\u00fckunu ile \u015feklinde, A\u015fere&#8217;nin kalanlar\u0131nda &#8220;r\u00e2&#8221;n\u0131n \u015feddesi ve fethi ile \u015feklinde okunur ki \u015feddelilerde dan ve m\u00fcfaale babandan malum veya me\u00e7hul nehy-i haz\u0131r, sakin okunan k\u0131r\u00e2ette, den me\u00e7hul nehiydir. Ne \u00e7ocu\u011fu y\u00fcz\u00fcnden anneye, ne de \u00e7ocu\u011fu y\u00fcz\u00fcnden babaya zarar verilmeye kalk\u0131\u015f\u0131lmaz. Zarar vermeye kalk\u0131\u015f\u0131lmas\u0131n, hi\u00e7birine zarar verilmesin. &#8220;Zarara, zararla kar\u015f\u0131l\u0131k vermek yoktur&#8221;.<\/p>\n<p>Baba ya\u015f\u0131yorsa r\u0131z\u0131k ve elbise b\u00f6yle, \u00f6lmesi durumunda, varis \u00fczerine de onun gibidir. Bu varis ya baban\u0131n varisi veya \u00e7ocu\u011fun varisidir. \u00d6nce \u00f6len babas\u0131na varis olan \u00e7ocu\u011fa, yeterli mal kalm\u0131\u015f ise, o r\u0131z\u0131k ve nafaka ona; kalmad\u0131\u011f\u0131 takdirde de o \u00e7ocu\u011fa o s\u0131rada varis olabilecek durumda bulunan &#8220;zi-rahim-i mahrem&#8221; yak\u0131n\u0131na (kendisine nikah\u0131 haram olacak derecede yak\u0131n olan akrabas\u0131na) veya asabesine (baba taraf\u0131ndan yak\u0131nlar\u0131na) vacip olur.<\/p>\n<p>\u015eimdi ana ile baba iki seneden \u00f6nce memeden kesmek isterlerse ikisinin biri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp, g\u00f6r\u00fc\u015f al\u0131\u015f veri\u015finde bulunup ho\u015fnut olmalar\u0131 \u015fart\u0131yla, ikisine de bunda bir g\u00fcnah yoktur. Ana ile baba birlikte g\u00f6r\u00fc\u015f al\u0131\u015f veri\u015finde bulunurlarken her halde yavrular\u0131n\u0131n yarar\u0131n\u0131 g\u00f6zetirler. B\u00f6yle ikisinin g\u00f6r\u00fc\u015f ve d\u00fc\u015f\u00fcnceleri birle\u015fip de ho\u015fnut oldular m\u0131, art\u0131k hata ihtimali pek az olur. Olsa bile, iyi niyetle i\u015fin ehlinden ve yerinde meydana gelen i\u00e7tihattaki hata ba\u011f\u0131\u015flanm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat taraflar birbirleriyle g\u00f6r\u00fc\u015f al\u0131\u015f veri\u015finde bulunmazlar veya birinin r\u0131zas\u0131 olmadan yap\u0131lm\u0131\u015f olursa, g\u00fcnah olur. \u0130\u015fte yukarda &#8220;emzirmeyi tamam yapmak isteyen kimse&#8221;, bu g\u00f6r\u00fc\u015f al\u0131\u015f-veri\u015finde emzirmeyi kesmeye raz\u0131 olmayand\u0131r.<\/p>\n<p>Ey babalar! Bir de siz \u00e7ocu\u011funuzu s\u00fct ana tutup emzirtmek isterseniz vermek istedi\u011finiz \u00fccreti veya \u0130bn\u00fc Kesir k\u0131r\u00e2etinde medsiz (uzatmadan) okundu\u011funa g\u00f6re \u0130hsan\u0131 (ikram\u0131) \u00f6rfe uygun ve \u015fer&#8217;an g\u00fczel g\u00f6r\u00fclen bir tarzda g\u00fczelce teslim etti\u011finiz takdirde, size bir g\u00fcnah yoktur. Demek ki baba, \u00e7ocu\u011funa s\u00fct ana tutup ger\u00e7ek anneyi emzirmekten al\u0131koyabilecektir. Fakat s\u00fct anay\u0131 memnun etmelidir ki \u00e7ocu\u011fa iyi baks\u0131n. Dikkat ediniz, ve Allah&#8217;tan korkunuz ve biliniz ki her ne yaparsan\u0131z Allah onu mutlaka bilir. Dolay\u0131s\u0131yla size ona g\u00f6re ceza veya m\u00fckafat verir.<\/p>\n<p>Nik\u00e2h h\u00fck\u00fcmleri bo\u015famaya; bo\u015fama iddete ve nik\u00e2h\u0131n sonucu olan do\u011fuma, emzirmeye ve nafakaya; nafaka da &#8220;varise d\u00fc\u015fen de aynen onun gibidir&#8221; f\u0131kras\u0131nda \u00f6l\u00fcme ve en sonunda \u00e2hiret h\u00fck\u00fcmlerine ula\u015fmakla, \u015fimdi de \u00f6l\u00fcm iddeti (kocas\u0131 \u00f6len kad\u0131n\u0131n bekleyece\u011fi s\u00fcre) ve bu nedenle yeniden baz\u0131 \u00e2d\u00e2b (edepler) ve nik\u00e2h h\u00fck\u00fcmlerinin a\u00e7\u0131klanmas\u0131 i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi:<\/p>\n<p>234- \u0130\u00e7inizden vefat edip de geride e\u015fler b\u0131rakan kimselerin han\u0131mlar\u0131, kendi ba\u015flar\u0131na d\u00f6rt ay on g\u00fcn beklerler. \u0130ddet (bekleme) s\u00fcrelerini bitirdikleri zaman, art\u0131k kendileri hakk\u0131nda me\u015fru bir \u015fekilde yapacaklar\u0131 hareketten size bir g\u00fcnah yoktur. Allah, yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>235-B\u00f6yle kad\u0131nlara evlenme iste\u011finizi \u00fcst\u00fc kapal\u0131 bi\u00e7imde \u00e7\u0131tlatman\u0131zda veya g\u00f6nl\u00fcn\u00fczde tutman\u0131zda size bir vebal yoktur. Allah biliyor ki siz onlar\u0131 mutlaka anacaks\u0131n\u0131z. Fakat me\u015fru bir s\u00f6z s\u00f6ylemekten ba\u015fka bir \u015fekilde kendileriyle gizlice s\u00f6zle\u015fmeyin. Farz olan iddet sona erinceye kadar da nik\u00e2h akdine azmetmeyin (kesin karar vermeyin). Bilin ki Allah g\u00f6nl\u00fcn\u00fczdekini bilir. \u00d6yle ise O&#8217;nun azab\u0131ndan sak\u0131n\u0131n. Yine bilin ki Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok yumu\u015fakt\u0131r.<\/p>\n<p>236-E\u011fer kad\u0131nlar\u0131, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden bo\u015farsan\u0131z (bunda) size bir vebal yoktur. \u015eu kadar ki onlara (mal verip) faydaland\u0131r\u0131n. Eli geni\u015f olan h\u00e2line g\u00f6re, eli dar olan da haline g\u00f6re ve g\u00fczellikle faydaland\u0131rmal\u0131d\u0131r. Bu, iyilik yapanlar \u00fczerine bir bor\u00e7tur.<\/p>\n<p>237-E\u011fer onlar\u0131, kendilerine dokunmadan \u00f6nce bo\u015far ve mehri de kesmi\u015f bulunursan\u0131z, o zaman bor\u00e7, o kesti\u011finiz miktar\u0131n yar\u0131s\u0131d\u0131r. Ancak kad\u0131nlar veya nik\u00e2h akdini elinde bulunduran kimse ba\u011f\u0131\u015flarsa ba\u015fka. Ey erkekler! sizin ba\u011f\u0131\u015flaman\u0131z ise takvaya daha yak\u0131nd\u0131r. Aran\u0131zdaki fazileti unutmay\u0131n \u015f\u00fcphesiz ki Allah, her ne yaparsan\u0131z hakkiyle g\u00f6r\u00fcr.<\/p>\n<p>238-Namazlara ve orta namaza devam edin ve Allah i\u00e7in boyun e\u011ferek kalk\u0131p namaza durun.<\/p>\n<p>239-E\u011fer bir korku h\u00e2lindeyseniz, yaya veya binekli olarak giderken k\u0131l\u0131n, (korkudan) emin oldu\u011funuz zaman da b\u00f6yle bilmedi\u011finiz \u015feyleri size \u00f6\u011fretti\u011fi \u015fekilde Allah&#8217;\u0131 zikredin (namazlar\u0131n\u0131z\u0131 yine her zamanki gibi hu\u015f\u00fb ile k\u0131l\u0131n).<\/p>\n<p>234- Bilindi\u011fi gibi bu do\u011fu\u015fun bir de \u00f6l\u00fcm\u00fc vard\u0131r. \u0130\u00e7inizden vefat edip de geriye e\u015fler b\u0131rakan kimselerin han\u0131mlar\u0131 da, kendi ba\u015flar\u0131na d\u00f6rt ay on g\u00fcn beklerler, di\u011ferlerine nik\u00e2h edilmezler, s\u00fcslenmezler, g\u00f6r\u00fcc\u00fcye \u00e7\u0131kmazlar. Sonra bekleme s\u00fcrelerinin sonuna erdikleri zaman, art\u0131k kendi haklar\u0131nda \u00f6rfe g\u00f6re, yani \u015feriat\u0131n reddetmeyece\u011fi bir \u015fekilde yapt\u0131klar\u0131 hareketlerde, mesela s\u00fcslenmek, evlenmeye namzed olacaklara g\u00f6r\u00fcnmek gibi iddet (bekleme s\u00fcresi) i\u00e7inde yasakl\u0131 bulunduklar\u0131 kad\u0131nl\u0131k arzular\u0131n\u0131 me\u015fru \u015fekilde a\u00e7\u0131\u011fa vurmalar\u0131nda size bir g\u00fcnah yoktur. Gerek toplum ve gerekse idareciler iddetten sonra bunlar\u0131, bu gibi me\u015fru hareketlerden menetmeye kalk\u0131\u015fmamal\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>\u0130ddetten sonra bunlar, tercih hakk\u0131na sahiptirler. Ancak gayri me\u015fru hareketler ba\u015fka, o zaman i\u015f de\u011fi\u015fir ve siz gizli, a\u00e7\u0131k, iyi, k\u00f6t\u00fc her ne yaparsan\u0131z, Allah ondan haberdard\u0131r. Amellerinizin iyisine iyi, k\u00f6t\u00fcs\u00fcne k\u00f6t\u00fc kar\u015f\u0131l\u0131k g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz.<\/p>\n<p>\u0130ddetin hikmeti, &#8220;Allah&#8217;\u0131n, rahimlerinde yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 gizlemeleri kendilerine hel\u00e2l olmaz.&#8221; (Bakara, 2\/228) \u00e2yeti celilesinden a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, rahmin temizli\u011finin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131d\u0131r ve bunda as\u0131l olan da \u00e2dettir. \u00dc\u00e7 \u00e2det, \u00e7o\u011funlukla \u00fc\u00e7 ayda meydana gelebilece\u011fi gibi, her kad\u0131n da \u00e2det g\u00f6r\u00fcr bir durumda olmaz. Bo\u015fanmada kad\u0131n\u0131n \u00e2det g\u00f6r\u00fcp g\u00f6rmemesi de d\u00fc\u015f\u00fcnmeye de\u011fer bir sebep olur. Bunun i\u00e7in bo\u015fanmada, \u00e2det g\u00f6renlerin iddetinin &#8220;kur\u00fb'&#8221; (temizlik veya \u00e2det hali) ile, \u00e2detten kesilmi\u015f olanlar\u0131n da ona bedel aylar ile olmas\u0131, s\u0131rf hikmet olur. Fakat \u00f6l\u00fcm, herkes i\u00e7in e\u015fit bir sebeptir. Bundan kaynaklanan ayr\u0131l\u0131kta kad\u0131n\u0131n \u00e2det g\u00f6r\u00fcp g\u00f6rmemesinin hi\u00e7 h\u00fckm\u00fc yoktur. Bundan dolay\u0131 vefat iddetinin herkes i\u00e7in e\u015fit ve pe\u015fipe\u015fine olmas\u0131 da s\u0131rf hikmettir. \u00c2detten kesilme gibi bunun \u00fc\u00e7 ay ile takdiri, bu e\u015fitli\u011fe yeterli de\u011fildir. B\u00fct\u00fcn \u00e2det g\u00f6renler a\u00e7\u0131s\u0131ndan da e\u015fitli\u011fi temin i\u00e7in daha fazlas\u0131na l\u00fczum olabilir. Ayn\u0131 zamanda \u00f6l\u00fcm iddetinin, bo\u015fanmadan daha fazla bir yas m\u00e2n\u00e2s\u0131 ta\u015f\u0131mas\u0131 da yara\u015f\u0131r. Kad\u0131n i\u00e7in nik\u00e2h nimetinin yok olu\u015fu, her halde sevin\u00e7le kar\u015f\u0131lanacak bir olay say\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Bununla beraber bo\u015fanmada teselli sebebi olacak bir nimet y\u00f6n\u00fc de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. \u00d6l\u00fcm ise, hi\u00e7bir kimse i\u00e7in ferahl\u0131k ve sevin\u00e7 sebebi de\u011fildir. Bunun tek tesellisi, &#8220;Biz Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131y\u0131z ve ger\u00e7ekten yine ona d\u00f6nece\u011fiz.&#8221; (Bakara, 2\/156) iman\u0131d\u0131r. \u00d6l\u00fcm sebebiyle nik\u00e2h nimetinin yok olu\u015fu, hassasiyeti ince ve iffet endi\u015fesi daha fazla olan kad\u0131n i\u00e7in bo\u015fanmadan daha \u00e7ok bir yas sebebi olmas\u0131 gerekir. Bu hikmetlere dayanarak denilebilir ki \u00f6l\u00fcm iddetinin aylarla takdiri, \u00e2det g\u00f6renlerle g\u00f6rmeyenler hakk\u0131nda e\u015fitlik teminini ifade etti\u011fi gibi; bunun d\u00f6rt ay on g\u00fcn olmas\u0131 da \u00e7o\u011funlukla \u00fc\u00e7 ay\u0131n, \u00fc\u00e7 \u00e2dete denk, geri kalan bir ay on g\u00fcn de en az\u0131ndan rahmin temizli\u011finin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 i\u00e7in bir ihtiyat ve durumu ortaya \u00e7\u0131karma olmakla beraber, \u00f6l\u00fcme ait yas m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmi\u015f olma hikmetiyle de ilgili g\u00f6r\u00fcnmektedir. Bu m\u00fcddetin, ceninin tam te\u015fekk\u00fcl\u00fc ve ruh \u00fcflenmesiyle ilgili bulundu\u011fu da Eb&#8217;\u00fc&#8217;l-\u00c2liye&#8217;den ve Hasan el-Basr\u00ee&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir. Bununla beraber bu iddet m\u00fcddeti, F\u0131k\u0131h bak\u0131m\u0131ndan &#8220;muallel&#8221; (bir sebebe ba\u011flanm\u0131\u015f) de\u011fil m\u00fcteabbed&#8221;dir (kulluk ve Allah&#8217;\u0131n emri gere\u011fi yap\u0131lacakt\u0131r).<\/p>\n<p>235- Vefat iddeti bekleyen kad\u0131nlara, isteme yani nik\u00e2h namzedli\u011fi cinsinden kinayeli s\u00f6zler s\u00f6ylemenizde veya ne kinaye yoluyla ne de do\u011frudan do\u011fruya a\u00e7\u0131klamay\u0131p, g\u00f6nl\u00fcn\u00fczde gizledi\u011finiz arzu ve nik\u00e2h fikrinde de size bir g\u00fcnah yoktur. G\u00f6nl\u00fcn\u00fczden ge\u00e7irebilirsiniz, &#8220;ne ho\u015fsun, ne g\u00fczelsin, be\u011fendim, iyi kad\u0131ns\u0131n&#8221;; hatta &#8220;evlenmek istiyorum&#8221; gibi kinaye yoluyla ifade edebilirsiniz. &#8220;Seninle evlenmek istiyorum, nik\u00e2h\u0131na talibim.&#8221; gibi a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylemeyerek kinaye ile anlatmak caizdir. Allah m\u00fcsaade etmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc: Allah biliyor ki iddet bitince siz onlar\u0131 anacaks\u0131n\u0131z, a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa nik\u00e2hlar\u0131na talip olacaks\u0131n\u0131z. Bundan dolay\u0131 iddet i\u00e7inde de d\u00fc\u015f\u00fcnmenize veya sabretmeyip kinaye yoluyla arzular\u0131n\u0131z\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa vurman\u0131za izin vermi\u015ftir. Fakat bu izni g\u00f6r\u00fcp de onlarla bir s\u0131rra, yani cinsel birle\u015fmeye vaadle\u015fmeyiniz. Ancak g\u00fczel ve me\u015fru bir s\u00f6z s\u00f6ylemeniz, yani kinaye ile istemeniz veya di\u011fer me\u015fru konular hakk\u0131nda konu\u015fman\u0131z ba\u015fka. Farz olan iddet, sona erinceye kadar nik\u00e2h d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcn\u00fc peki\u015ftirmeyiniz. Yani nik\u00e2h akdini iddet \u00e7\u0131kmadan yapma azminde bulunmay\u0131n\u0131z. \u0130ddet i\u00e7inde nik\u00e2h haramd\u0131r, yapmay\u0131n\u0131z. Ve biliniz ki her halde Allah, g\u00f6nl\u00fcn\u00fczdekini bilir. Bundan dolay\u0131 \u00f6yle harama azmedip, karar vermekten sak\u0131n\u0131n\u0131z. Fakat iddetten sonra nikaha, iddet i\u00e7inde niyet &#8220;veya g\u00f6nl\u00fcn\u00fczde gizlemenizde bir sak\u0131nca yoktur, Allah biliyor ki (siz onlar\u0131 anacaks\u0131n\u0131z). &#8221; ifadesi gere\u011fince hel\u00e2ldir. \u015eunu da biliniz ki, her halde Allah&#8217;\u0131n ba\u011f\u0131\u015flamas\u0131 ve hilmi (yumu\u015fak muamelesi) \u00e7oktur. E\u011fer \u00f6yle olmasayd\u0131 yukardaki \u015fekilde kinaye ile anlatmaya izin vermezdi. \u0130ddet beklemekte olan bir kad\u0131na kin\u00e2ye ile namzedlik ve hatta susup g\u00f6n\u00fcl ba\u011flamak bile bir \u00e7e\u015fit kusur, bir sab\u0131rs\u0131zl\u0131k oldu\u011fu halde, iddetten sonras\u0131na ait olan samimiyet ve menfaatinizi g\u00f6zeterek onlara m\u00fcsaade etmi\u015ftir. Bunlardan anla\u015f\u0131l\u0131r ki kocal\u0131 veya ric&#8217;\u00ee tal\u00e2k (d\u00f6n\u00fc\u015f yap\u0131labilecek bir bo\u015fama) ile bo\u015fanm\u0131\u015f bulunan kad\u0131nlara gerek a\u00e7\u0131ktan ve gerekse \u00fcst\u00fc kapal\u0131 olarak hi\u00e7bir \u015fekilde s\u00f6z atmak caiz de\u011fildir. \u00d6l\u00fcm iddeti beklemekte olan kad\u0131nlara \u00fcst\u00fc kapal\u0131 olarak evlenme teklifi caiz olmakla beraber; b\u00fct\u00fcn iddet bekleyen kad\u0131nlar\u0131n ve kocal\u0131 kad\u0131nlar\u0131n, evlenme teklifi yapacak bir durumda bulunmaktan ka\u00e7\u0131nmalar\u0131 vacibdir. Aksi takdirde dullar\u0131n hukukuna tecav\u00fczle zulmetmi\u015f ve kendilerini de tehlike ile kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya b\u0131rakm\u0131\u015f olurlar.<\/p>\n<p>Bo\u015fama ve iddet meseleleri, b\u00f6yle evlenme arz ve talebi ile ilgili, ince bir tak\u0131m sosyal vazife ve adaba dayal\u0131 olunca, hukuk bak\u0131m\u0131ndan da baz\u0131 a\u00e7\u0131klamalara ihtiya\u00e7 duyulur. Nik\u00e2hl\u0131 kad\u0131nlar ilk pl\u00e2nda iki k\u0131s\u0131md\u0131r: Mehir takdir edilmi\u015f olan, olmayan. Bunlardan herbiri de iki k\u0131s\u0131md\u0131r: Nikahtan sonra gerde\u011fe girilmi\u015f olan, olmayan. Buna g\u00f6re bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlar da bu \u015fekilde d\u00f6rt k\u0131s\u0131md\u0131r: Birincisi kendisiyle zifafa girilmi\u015f ve mehir takdir edilmi\u015f olan ki bunlar\u0131n h\u00fckm\u00fc yukar\u0131da anlat\u0131lm\u0131\u015f; bo\u015fama \u00fczerine haks\u0131zl\u0131kla hi\u00e7 bir \u015fey al\u0131nmay\u0131p, mehirlerinin tam olarak \u00f6denmesi ve \u00fc\u00e7 &#8220;kur&#8217; &#8221; (\u00e2det veya temizlik s\u00fcresi) kadar iddet beklemeleri gerekti\u011fi a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131. \u0130kincisi kendisiyle zifafa girilmi\u015f olup mehri takdir edilmemi\u015f bulunand\u0131r. Bunlara da ayn\u0131 \u015fekilde, &#8220;Erkeklerin kad\u0131nlar \u00fczerindeki me\u015fru haklar\u0131 gibi, kad\u0131nlar\u0131n da haklar\u0131 vard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/228) \u00e2yeti kerimesi gere\u011fince mehr-i misil (emsaline \u00f6denen mehir miktar\u0131) gerekti\u011fi bildirilmi\u015ftir ki bununla ilgili daha baz\u0131 a\u00e7\u0131klamalar gelecektir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, kendisiyle zifafa girilmemi\u015f ve mehir de kesilmemi\u015f olan; d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc de kendisiyle zifafa girilmemi\u015f, fakat mehir kesilmi\u015f bulunand\u0131r ki bu ikisi de a\u015fa\u011f\u0131da gelecek iki \u00e2yet ile, bir de Ahz\u00e2b S\u00fbresinde: &#8220;Sizin i\u00e7in (dokunmadan bo\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z) kad\u0131nlar hakk\u0131nda sayaca\u011f\u0131n\u0131z bir iddet yoktur.&#8221; (Ahzab, 33\/49) \u00e2yetiyle a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>236-Mehirsiz nik\u00e2h veya zifafa girmeden \u00f6nce bo\u015famak caiz olabilir mi? \u00c7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 ve yumu\u015fak muamele edici olan Allah Te\u00e2l\u00e2 nezdinde bunlar\u0131n h\u00fckm\u00fc nedir denirse, (Hamza, Kis\u00e2\u00ee ve Halef\u00fc&#8217;l-\u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde eklindedir. Nik\u00e2hl\u0131n\u0131z olan kad\u0131nlara ne temas, ne de onlar i\u00e7in nik\u00e2hta farz olan bir mehir takdir edip s\u00f6ylemedi\u011finiz; yani ne zifaf, ne de mehir takdiri, hi\u00e7 birini yapmad\u0131\u011f\u0131n\u0131z m\u00fcddet\u00e7e onlar\u0131 bo\u015faman\u0131z caizdir. S\u0131rf bundan dolay\u0131 size bir g\u00fcnah yoktur. Mehri s\u00f6ylemeden nik\u00e2h sahih olabilece\u011fi gibi, zifaftan \u00f6nce bo\u015famak da caiz ve ge\u00e7erli olur. Fakat buna da d\u00een\u00ee bir vecibe gerekli olur: Bundan dolay\u0131 onlara me\u015fru \u015fekilde bir mal verip yararland\u0131r\u0131n\u0131z; \u00f6yle ki bu mal, durumu geni\u015f olana kudretince, dar olana da kudretince olsun. Bunu bah\u015fetmek, iyilere ger\u00e7ekten vacibdir. \u0130sterse mehir s\u00f6ylenmemi\u015f bulunsun, her nik\u00e2h\u0131n kad\u0131na mali bir menfaatle sonu\u00e7lanmas\u0131 gerekir. Mehir s\u00f6ylenmeden nik\u00e2h\u0131n sahih olmas\u0131, mutlak olarak hi\u00e7 bir \u015fey laz\u0131m gelmez demek de\u011fildir. O zaman, &#8220;Erkeklerin kad\u0131nlar \u00fczerindeki me\u015fru haklar\u0131 gibi kad\u0131nlar\u0131n da haklar\u0131 vard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/228) \u00e2yeti m\u00e2n\u00e2s\u0131z kalm\u0131\u015f olurdu. Buna g\u00f6re mehir kararla\u015ft\u0131r\u0131lmad\u0131\u011f\u0131 halde zifafa girilmi\u015f olsayd\u0131 mehr-i misil gerekecekti. Zifaftan \u00f6nce bo\u015fanm\u0131\u015f olunca bu mahrumiyete kar\u015f\u0131l\u0131k bir ba\u011f\u0131\u015f olsun verilmesi gerekir. Bu da f\u0131k\u0131hta a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere en az ba\u015ftan ba\u015fa bir kat elbisedir ki bunun da en az \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc bir ba\u015f \u00f6rt\u00fcs\u00fc, bir entari, bir \u00e7ar\u015faf veya bunlar\u0131n bedelidir.<\/p>\n<p>Ensardan bir zat, bir hanifiyye ile (\u0130sl\u00e2mdan \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine inanan ve Hz. \u0130brahim&#8217;in dininden olan bir kad\u0131n\u0131) mehir takdir etmeksizin evlenmi\u015f, sonra da hen\u00fcz gerde\u011fe girmeden bo\u015fam\u0131\u015ft\u0131. Bu \u00e2yet, bunun hakk\u0131nda inmi\u015f ve Resulullah (s.a.v.) buna, &#8220;K\u00fclah\u0131n\u0131 satarak bile olsa o kad\u0131na bir mal (ba\u011f\u0131\u015f) ver!&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>KADERUHU : Nafi, \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, \u0130bn Amir&#8217;den Hi\u015fam, As\u0131mdan Ebu Bekir \u015eu&#8217;be, Yakub k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;dal&#8221;in s\u00fckunu ile \u015feklinde, geri kalanlarda fethasiyle okunur.<\/p>\n<p>C\u00dcN\u00c2H : Asl\u0131nda bir \u015feyi bas\u0131p meylettiren a\u011f\u0131rl\u0131k demek olup zorluk, s\u0131k\u0131nt\u0131 ve genel olarak g\u00fcnah ve vebal m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir ki &#8220;g\u00fcnah&#8221; kelimesinin asl\u0131 budur.<\/p>\n<p>KADINA MESS: Temas, dilimizde dokunmak dedi\u011fimiz gibi cinsel ili\u015fkiden kinayedir. Bu bir s\u0131r oldu\u011fundan a\u00e7\u0131k delili bulunan halvet-i sahiha ile, yani engelden uzak olarak tenhaca beraber bulunmakla bilinir ve buna duhul (gerde\u011fe girme) denir. Bu \u015fekilde gerde\u011fe girmeden \u00f6nceki bo\u015famada mehir kararla\u015ft\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f bulundu\u011fu takdirde talak-i b\u00e2in (yeni bir nik\u00e2h olmadan kad\u0131n\u0131n tekrar al\u0131namayaca\u011f\u0131 bo\u015fama) meydana gelir ve kad\u0131na bir mal verilmesi gerekir.<\/p>\n<p>237- Ve e\u011fer onlara dokunmadan \u00f6nce bo\u015far, ve bir mehir takdir edip kararla\u015ft\u0131rm\u0131\u015f bulunursan\u0131z , borcunuz, takdir etti\u011finiz kararla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olan mehrin yar\u0131s\u0131d\u0131r. Ancak o kad\u0131nlar bunu ba\u011f\u0131\u015flay\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcrlerse veya nik\u00e2h d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc elinde olan, akdedilmi\u015f nik\u00e2ha ve onu \u00e7\u00f6zmek hakk\u0131na sahip bulunan kimse, yani bo\u015fayan koca fazlas\u0131n\u0131 verirse o ba\u015fka. Burada bu ifade ile muhataptan g\u0131yaba iltifat olunmas\u0131 (ikinci \u015fah\u0131stan \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fahsa d\u00f6n\u00fclmesi) bu \u00f6zellikle fazla te\u015fvik i\u00e7indir. Rivayet edilmi\u015ftir ki ashabdan C\u00fcbeyr b. Mut&#8217;\u0131m hazretleri b\u00f6yle tamam\u0131n\u0131 vermi\u015f: &#8220;Ben ba\u011f\u0131\u015flamaya daha lay\u0131k\u0131m.&#8221; demi\u015ftir. (Allah ondan raz\u0131 olsun). Bununla beraber ilk bak\u0131\u015fta bu kimseden maksat veli gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr, veya kad\u0131n k\u00fc\u00e7\u00fck oldu\u011fundan dolay\u0131 evlendirme yetkisine sahip olan velisi o yar\u0131y\u0131 affetmi\u015f bulunsun demek olur. Fakat \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2y\u0131 desteklemek \u00fczere buyuruluyor ki: Ve affetmeniz (ba\u011f\u0131\u015flaman\u0131z) takvaya daha yak\u0131nd\u0131r. Belli ki k\u00fc\u00e7\u00fck bir k\u0131z\u0131n hakk\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcrmekte bir takva ilgisi bulunamayaca\u011f\u0131ndan bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015fudur: Kad\u0131n\u0131n affetmesinden, sizin fazla vermeniz takvaya daha yak\u0131nd\u0131r. Aran\u0131zda iyili\u011fi de unutmay\u0131n, birbirinize kar\u015f\u0131 iyilik ve faziletle muamele etmeyi elden b\u0131rakmay\u0131n. &#8220;Erkekler i\u00e7in kad\u0131nlar \u00fczerinde fazla bir derece vard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/228) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 hat\u0131rdan \u00e7\u0131karmay\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc her ne yaparsan\u0131z Allah onu g\u00f6r\u00fcr. Yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z iyilik ve ikram\u0131 zayi etmez. Kad\u0131n affederse bu fazileti o elde etmi\u015f olur; erkek fazlas\u0131yla tamam\u0131n\u0131 verirse, iyilik ve \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ispat etmi\u015f bulunur. Bu bak\u0131mdan evlenme, bo\u015fama ve mal derdiyle d\u00fcnyaya dal\u0131p iyilik ve fazileti unutmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>238- B\u00f6yle olabilmek i\u00e7in de bilinen namazlar\u0131 ve hele orta namaz\u0131 \u00fcstlerine d\u00fc\u015ferek muhafaza ediniz. Her birini dikkatle g\u00f6zetip vaktinde eksiksiz olarak yerine getirmeye devam ediniz. Ve Allah i\u00e7in aya\u011fa kalk\u0131p divan durunuz, yani Allah i\u00e7in kalk\u0131p, \u00f6n\u00fcn\u00fcze bakarak, ellerinizi g\u00fczel bir \u015fekilde tutup oynatmayarak sessiz ve sakin ve bir boyun e\u011fme tavr\u0131 i\u00e7inde Allah diyerek namaza durunuz.<\/p>\n<p>KUNUT: Bir \u015feye \u00f6yle devam edip durmakt\u0131r ki taat, hu\u015fu, suk\u00fcnet ve ayakta durmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 i\u00e7erir ve dilimizde buna &#8220;divan durmak&#8221; denir. Bunun i\u00e7in kunut taattir, kunut uzun s\u00fcre ayakta durmakt\u0131r, kunut susmakt\u0131r; kunut hu\u015fu ve tevazu kanatlar\u0131n\u0131 indirmek ve azalar\u0131n s\u00fckuna kavu\u015fmas\u0131d\u0131r diye \u00e7e\u015fitli bak\u0131mlardan tarif edilmi\u015ftir. Bir hadisi \u015ferifte &#8220;Namaz\u0131n en faziletlisi kunutu (k\u0131yam\u0131) uzun oland\u0131r.&#8221; buyurulmu\u015ftur ki k\u0131yam demektir. Buna g\u00f6re namazda k\u0131yam ve k\u0131r\u00e2eti, duay\u0131 veya hu\u015f\u00fb ve s\u00fck\u00fcneti uzatmaya da kunut denir. Nitekim, &#8220;Hazreti Peygamber bir ay kunut yapt\u0131, bunda Arap kabilelerinden biri aleyhine dua ederdi.&#8221; diye rivayet olunan Peygamber fiilinde kunut, duaya k\u0131yam\u0131 (dua i\u00e7in ayakta durmay\u0131) uzatmak demektir. \u0130\u015fte bu &#8220;Allah i\u00e7in kunut yaparak ayakta durunuz.&#8221; emriyle namazda \u00f6zellikle Allah i\u00e7in niyetin ve iftitah (ba\u015flang\u0131\u00e7) tekbirinin, k\u0131yam\u0131n ve hu\u015f\u00fb ile d\u00fcnya kel\u00e2m\u0131ndan s\u00fckut etmenin farz olu\u015fu anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u015fekilde k\u0131yam (ayakta duru\u015f) namaz\u0131n ilk r\u00fckn\u00fcd\u00fcr (temelidir). &#8220;Okuyunuz&#8221;, &#8220;R\u00fcku ediniz&#8221;, &#8220;Secde ediniz&#8221; emirleri gere\u011fince k\u0131r\u00e2et, r\u00fck\u00fb, secdeler, k\u00e2de (oturma), s\u0131ralamada bundan sonrad\u0131r. Her namazda \u00f6nce divan durmak vard\u0131r. Bu sebeple namaz asl\u0131nda bir kunuttur. Fakat vitir namaz\u0131 gibi baz\u0131 namazlarda k\u0131yam (ayakta durma) esnas\u0131nda bir tekbir ile daha dua i\u00e7in k\u0131yam\u0131 uzatmaya da \u00f6zel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla kunut denir ki kunut i\u00e7inde kunut demek olur. Bundan dolay\u0131, &#8220;k\u00e2nit\u00een&#8221; namaz k\u0131lanlar, hu\u015f\u00fb i\u00e7inde bulunanlar, susanlar demek olur. As\u0131l k\u0131yam, &#8220;Allah i\u00e7in ayakta durun.&#8221; ifadesinden a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in &#8220;kunut yaparak&#8221; ifadesi, daha \u00e7ok Allah&#8217;\u0131n zikri ile durup hu\u015f\u00fb ile susmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlanm\u0131\u015ft\u0131r. Ebu Amr e\u015f-\u015eeyban\u00ee&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir ki: &#8220;Biz ba\u015flang\u0131\u00e7ta Resulullah zaman\u0131nda namazda konu\u015furduk. Allah i\u00e7in kunut yaparak ayakta durun.&#8221; \u00e2yeti indi, bize susmak emredildi.&#8221; demi\u015ftir. Abdullah b. Mes&#8217;ud da demi\u015ftir ki: Biz Habe\u015fistan&#8217;a gitmeden \u00f6nce Hz. Peygamber&#8217;e namazda oldu\u011fu halde sel\u00e2m verirdik, O da bize kar\u015f\u0131l\u0131k verirdi. Habe\u015fistan&#8217;dan geldi\u011fimde sel\u00e2m verdim, kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi, sonra bunu kendisine arz ettim. &#8220;Cenab-\u0131 Allah diledi\u011fi emri yarat\u0131r, namazda konu\u015fmaman\u0131z\u0131 da kesinlikle emretti.&#8221; buyurdu. Ebu Said el-Hudr\u00ee&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir ki: Bir adam Hz. Peygambere namazda sel\u00e2m verdi. O da i\u015faretle ald\u0131. Sel\u00e2m verdikten sonra buyurdu ki: &#8220;Biz namazda sel\u00e2m al\u0131rd\u0131k, ama ondan menedildik. Muaviye b. el-Hakem es-S\u00fclem\u00ee hadisinde de Peygamber (s.a.v.) buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Bizim \u015fu namaz\u0131m\u0131z yok mu, bunda insan kel\u00e2m\u0131ndan hi\u00e7 bir \u015fey yara\u015fmaz. O tesbih, tekbir ve Kur&#8217;an k\u0131r\u00e2etidir. Bu \u00e2yetin ini\u015finden sonra ashab-\u0131 kiramdan her hangi birisi, namaza durdu\u011fu zaman, Allah korkusu ile uza\u011fa bakmaktan, sa\u011fa sola d\u00f6nmekten, bir \u00e7ak\u0131l\u0131 itmekten, g\u00f6nl\u00fcnde d\u00fcnya i\u015fleriyle ilgili bir kuruntu yapmaktan sak\u0131n\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>Kelimesinde, elif-l\u00e2m ahdi harici i\u00e7indir ki maksat, g\u00fcnde be\u015f vakit bilinen farz namazlard\u0131r. Bu ahd olmasayd\u0131, bilinen b\u00fct\u00fcn namazlar\u0131n farz olmas\u0131 gerekecekti ki buna g\u00fc\u00e7 yetmezdi.<\/p>\n<p>VUST\u00c2 : Evsat \u0131n m\u00fcennesi (di\u015fili) olarak ism-i tafdildir ki orta veya en faziletli demektir. Bunun i\u00e7in salat-\u0131 v\u00fcst\u00e2 anlam itibar\u0131yla orta namaz veya efdal (en faziletli) namazd\u0131r diye ancak iki g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r. \u0130sm-i tafdil, fazlal\u0131k ve eksikli\u011fi kabul eden \u015feylerden yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 cihetle &#8220;mevt (\u00f6l\u00fcm)&#8221;ten &#8220;emvet (daha \u00e7ok \u00f6l\u00fcm)&#8221; denmedi\u011fi gibi; bir \u015feyin vasat (orta) olmas\u0131 da fazlal\u0131k ve eksikli\u011fi kabul etmeyece\u011fi i\u00e7in, &#8220;evsat&#8221; ve &#8220;vust\u00e2&#8221; kelimesinin tafdil m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131lmas\u0131n\u0131n do\u011fru olmayaca\u011f\u0131 ve bu bak\u0131mdan &#8220;evsat&#8221; en hay\u0131rl\u0131, en m\u00fctedil demek olup, salat\u0131 v\u00fcstan\u0131n da &#8220;efdal namaz&#8221; (en faziletli namaz) m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmas\u0131 gerekece\u011fi de hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber ism-i tafdilin, fiilin as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmesi de ink\u00e2r edilemeyece\u011fi gibi, tavassutun (ortada olman\u0131n) izaf\u00ee veya hakik\u00eesini d\u00fc\u015f\u00fcnmek de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u015eu halde sal\u00e2t-\u0131 vust\u00e2 &#8220;namazlar\u0131n en ortas\u0131&#8221; veya &#8220;ortas\u0131&#8221; demek de olabilir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fin asl\u0131na gelince, at\u0131f, tegay\u00fcr (ba\u015fkal\u0131k) gerektirece\u011finden &#8220;orta namaz&#8221;, &#8220;essalevat&#8221;tan yani bilinen namazlardan ba\u015fka bir namaz gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de asl\u0131nda &#8220;namaz&#8221;, &#8220;namazlar&#8221; da dahil oldu\u011fundan bu atf\u0131n, fazla itina g\u00f6stermek i\u00e7in hass\u0131 \u00e2mma (\u00f6zel olan\u0131, genel olana) at\u0131f cinsinden bulundu\u011fu en k\u00fc\u00e7\u00fck bir d\u00fc\u015f\u00fcnce ile anla\u015f\u0131l\u0131r ki genel olarak tefsircilerin rivayetleri de b\u00f6yledir. \u015eu halde bu at\u0131f, &#8220;ve mel\u00e2iketih\u00ee ve Cebrail&#8221; (Allah&#8217;\u0131n melekleri ve Cebrail) diye meleklere Cebrail&#8217;i at\u0131f gibidir ve farz namazlar i\u00e7inde salat-\u0131 v\u00fcst\u00e2 (orta namaz) melekler i\u00e7inde Cebrail&#8217;e benzer. Acaba bu hangi namazd\u0131r? Bunu kesin bir \u015fekilde tayin etmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Tabiin&#8217;in b\u00fcy\u00fcklerinden Said b. M\u00fcseyyeb hazretleri, salat-\u0131 v\u00fcst\u00e2 hakk\u0131nda Resullullah&#8217;\u0131n ashab\u0131 \u015f\u00f6yleydi, demi\u015f ve parmaklar\u0131n\u0131 birbirine ge\u00e7irmi\u015ftir. Bu konudaki g\u00f6r\u00fc\u015flerin \u00f6zeti \u015f\u00f6yledir:<\/p>\n<p>1- Bu, ikindi namaz\u0131d\u0131r. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f, Hz. Ali&#8217;den, \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud&#8217;dan, Ebu Ey-yub&#8217;dan, bir rivayette \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;den, Semre b. C\u00fcndeb&#8217;den, Ebu H\u00fcreyre&#8217;den, Utayye rivayetinde \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan, Ebu Said el-Hudri&#8217;den, bir rivayette Hz. \u00c2i\u015fe&#8217;den, Hz. Hafsa&#8217;dan (R. anh\u00fcm), bir\u00e7ok tabi\u00eenden, \u0130mam\u0131 Azam Ebu Hanife&#8217;den, bir kavlinde \u0130mam \u015eafi\u00ee&#8217;den, Ahmet b. Hanbel&#8217;den ve Malik&#8217;in baz\u0131 arkada\u015flar\u0131ndan rivayet edilmi\u015ftir ki Resulullah Efendimiz &#8220;Ahzab&#8221; sava\u015f\u0131 g\u00fcn\u00fc, &#8220;Bizi, orta namaz\u0131 olan ikindi namaz\u0131ndan me\u015fgul ettiler. Allah kalblerine ve evlerine ate\u015f doldursun.&#8221; buyurmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fc\u015fmanlar\u0131n sava\u015f i\u00e7in h\u00fccumlar\u0131ndan dolay\u0131 &#8220;korku namaz\u0131&#8221; \u015feklinde olsun vaktinde k\u0131lamam\u0131\u015flar, g\u00fcne\u015fin bat\u0131\u015f\u0131ndan sonra k\u0131lm\u0131\u015flard\u0131. Hz. Ali de &#8220;Biz orta namaz\u0131 sabah namaz\u0131 zannederdik. Nihayet Resulullah s\u00f6yledi de bunun ikindi namaz\u0131 oldu\u011funu \u00f6\u011frendik.&#8221; demi\u015ftir. Ebu Malik E\u015f&#8217;ari ve Semre b. C\u00fcndeb hazretleri de Resulullah&#8217;\u0131n, &#8220;Orta namaz, ikindi namaz\u0131d\u0131r.&#8221; buyurdu\u011funu rivayet etmi\u015flerdir. Bunun sebebi ve hikmeti olarak denilmi\u015ftir ki ikindi namaz\u0131 vakti, herkesin ticaret ve ge\u00e7im i\u00e7in en \u00e7ok me\u015fgul olduklar\u0131 bir vakittir. Gece ve g\u00fcnd\u00fcz meleklerinin toplanma zaman\u0131d\u0131r. Bir de \u015fer&#8217;\u00ee g\u00fcnle, iki g\u00fcnd\u00fcz iki gece namazlar\u0131n\u0131n ortas\u0131ndad\u0131r. Bu bak\u0131mdan her iki m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ortad\u0131r.<\/p>\n<p>2-Sabah namaz\u0131d\u0131r. Bu da Hazreti \u00d6mer&#8217;den, bir rivayette Hz. Ali&#8217;den, Ebu Musa, Muaz, Cabir, Ebu \u00dcmame ve bir rivayette \u0130bn\u00fc \u00d6mer hazretlerinden ve M\u00fccahid&#8217;den ve \u0130mam Malik&#8217;ten ve bir kavilde \u0130mam \u015eafi\u00ee&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir. Bunun hakk\u0131nda da Resullullah&#8217;\u0131n, bir g\u00fcn sabah namaz\u0131n\u0131 k\u0131l\u0131p rukudan \u00f6nce kunut da yapt\u0131\u011f\u0131, elini kald\u0131r\u0131p dua etti\u011fi ve sonunda: &#8220;\u0130\u015fte bu, i\u00e7ersinde kunut yaparak (boyun e\u011ferek) k\u0131lmam\u0131z emredilen orta namaz\u0131d\u0131r.&#8221; buyurdu\u011fu Ebu Reca Utarid\u00ee hazretlerinden rivayet edilmi\u015f ve Fahreddin Raz\u00ee, tefsirinde daha \u00e7ok buna at\u0131fta bulunup delil getirmi\u015ftir.<\/p>\n<p>3-\u00d6\u011fle namaz\u0131d\u0131r. Bu da \u0130bn \u00d6mer, Zeyd, \u00dcsame, Ebu Said, Ai\u015fe hazretlerinden ve bir rivayette \u0130mam-\u0131 Azam&#8217;dan rivayet edilmi\u015ftir. Zeyd b. Sabit (r.a.) \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015ftir ki: &#8220;Hazreti Peygamber, \u00f6\u011fle s\u0131ca\u011f\u0131nda namaz k\u0131lar, insanlar da kendilerini s\u0131caktan koruyacak bar\u0131naklar\u0131nda bulunurlar, Cemaate gelmezlerdi. Resulullah, bu hususta s\u00f6ylendi. Cenab-\u0131 Allah: &#8216;orta namaz\u0131&#8217; \u00e2yetini indirdi ki maksat \u00f6\u011fle namaz\u0131d\u0131r.&#8221; Yine rivayet olunmu\u015ftur ki o zaman \u00f6\u011fleyin Hz. Peygamberin arkas\u0131nda ancak bir iki saf cemaat bulunurdu. Resulullah: &#8220;Vallahi \u015fu namaza gelmeyen kavmin \u00fczerlerine evlerini yakay\u0131m, diye g\u00f6nl\u00fcme geldi. buyurmu\u015f, bunun \u00fczerine bu \u00e2yet inmi\u015ftir; bir de \u00f6\u011fle namaz\u0131, Resulullah&#8217;\u0131n ilk defa Cebrail&#8217;in imaml\u0131\u011f\u0131 ile k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ilk namazd\u0131r. Bundan ba\u015fka cuma namaz\u0131 bu vakittedir. Bunun fazileti ise bilinmektedir.<\/p>\n<p>4- Ak\u015fam namaz\u0131d\u0131r. Bu da Ebu Ubeyde es-Selman\u00ee ve Kubeysa b. Z\u00fcveyb (r. anh\u00fcma)dan rivayet edilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu namaz, ik\u00e2met halinde ve yolculukta hep \u00fc\u00e7 rekat olarak sabittir.<\/p>\n<p>5- Yats\u0131 namaz\u0131 oldu\u011fu da baz\u0131 zatlardan nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>6- Be\u015f vakit namaz\u0131n tamam\u0131d\u0131r ki Mu\u00e2z b. Cebel (r.a.) bu g\u00f6r\u00fc\u015ftedir. Ger\u00e7ekte namaz, iman\u0131n asl\u0131 ile di\u011fer ameller aras\u0131nda ortada bulunan bir ibadettir. Bu itibarla &#8220;v\u00fcst\u00e2&#8221; (orta olu\u015fu) s\u0131fat-\u0131 k\u00e2\u015fifedir (a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 bir s\u0131fatt\u0131r). Di\u011fer taraftan namazda tertip sahibi olman\u0131n, daha faziletli oldu\u011funda s\u00f6z yoktur. Bu ise, her g\u00fcn be\u015f vakit namaz\u0131n tamam\u0131 itibariyledir.<\/p>\n<p>7- Be\u015f vakit namazdan, belirsiz olarak bir tanesidir. Tabi\u00eenin b\u00fcy\u00fcklerinden Said b. M\u00fcseyyeb ve Ebu Bekir Varrak bu g\u00f6r\u00fc\u015fe sahip olmu\u015flard\u0131r. Cenab-\u0131 Allah, Ramazan ay\u0131nda kadir gecesini, Esm\u00e2-i H\u00fcsn\u00e2&#8217;s\u0131nda (en g\u00fczel isimleri i\u00e7ersinde) \u0130sm-i Azam&#8217;\u0131n\u0131 (en b\u00fcy\u00fck ismini), cuma g\u00fcn\u00fcnde icabet saatini gizledi\u011fi gibi; namazlar i\u00e7inde de orta namaz\u0131n\u0131 gizlemi\u015f ve bununla beraber muhafazas\u0131n\u0131 emretmi\u015ftir ki; namazlar\u0131n hepsine devam ve muhafazas\u0131na itina g\u00f6sterilsin.<\/p>\n<p>B\u00f6yle oldu\u011funu Nafi, \u0130bn \u00d6mer&#8217;den rivayet etmi\u015f, Rebi&#8217; b. Heysem de bu g\u00f6r\u00fc\u015fe sahip olmu\u015ftur. Bir de bu \u00e2yet \u00f6nce, &#8220;orta namaz\u0131n\u0131, ikindi namaz\u0131n\u0131&#8230;&#8221; diye inmi\u015fti. Hz. Hafsa&#8217;n\u0131n, k\u00f6lesine yazd\u0131rd\u0131\u011f\u0131 ve bu \u00e2yete gelince \u00f6zellikle imla suretiyle yazd\u0131rd\u0131\u011f\u0131 mushafta ve yine Hz. Ai\u015fe&#8217;nin mushaf\u0131nda b\u00f6yle ve bir rivayette: &#8220;o ikindi namaz\u0131d\u0131r&#8221; \u015feklinde oldu\u011fu, fakat bunun daha sonra neshedilip (kald\u0131r\u0131l\u0131p) yaln\u0131z, k\u0131r\u00e2et\u0131nin kald\u0131\u011f\u0131 m\u00fctevatir k\u0131r\u00e2etlerle sabit ve Bera&#8217; b. \u00c2zib hazretlerinden de \u00f6zellikle rivayet edilmi\u015f bulundu\u011fu cihetle anla\u015f\u0131l\u0131yor ki bu \u00f6nce ikindi namaz\u0131 olmak \u00fczere tayin edilmi\u015f oldu\u011fu halde, daha sonra tayini neshedilip kapal\u0131 b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Tefsirci Kurtub\u00ee demi\u015ftir ki, sahih olan budur; \u00e7\u00fcnk\u00fc deliller, birbirine z\u0131t ve tercih \u015fekli de yoktur.<\/p>\n<p>Me\u015fhur olan g\u00f6r\u00fc\u015fler bunlard\u0131r. Bunlardan ba\u015fka:<\/p>\n<p>8- Cuma g\u00fcn\u00fc cuma namaz\u0131, di\u011fer g\u00fcnlerde \u00f6\u011fle namaz\u0131d\u0131r. Bu da Hz. Ali&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>9- Yats\u0131 ve sabah namazlar\u0131d\u0131r ki Ebu Hayyan&#8217;\u0131n anlatt\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re Hz. \u00d6mer ve Hz. Osman bu g\u00f6r\u00fc\u015fe sahiptirler.<\/p>\n<p>10- Sabah ve ikindi namazlar\u0131d\u0131r ki Malik\u00ee f\u0131k\u0131h\u00e7\u0131lar\u0131ndan Ebu Bekir Ebher\u00ee&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>11- \u00d6zellikle cuma namaz\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>12- Farz namazlar\u0131n hepsinde cemaattir.<\/p>\n<p>13- Korku namaz\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>14- Vitir namaz\u0131d\u0131r. Ebu&#8217;l-Hasan Ali b. Muhammed es-Seh\u00e2v\u00ee bunu tercih etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>15- Kurban bayram\u0131 namaz\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>16- Ramazan bayram\u0131 namaz\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>17- Ku\u015fluk namaz\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Tefsirci Ebu Hayyan Endel\u00fbs\u00ee, bunlar\u0131 \u00f6zetleyerek der ki: &#8220;Bu g\u00f6r\u00fc\u015flerden her biri s\u00f6yledi\u011fi namaz\u0131n fazileti hakk\u0131nda v\u00e2rid olan hadislerle, bir de baz\u0131s\u0131n\u0131n, \u015fu ve \u015fu aras\u0131nda ortada bulunmas\u0131yla tercih edilmesi istenilmi\u015ftir. Halbuki bu bir delil de\u011fildir. Belirli bir namaz\u0131n \u00f6zel bir faziletinin bulunmas\u0131; ne hepsinden faziletli olmas\u0131na, ne de orta namazdan Allah&#8217;\u0131n murad\u0131n\u0131n, o namaz oldu\u011funa del\u00e2let etmez. B\u00fct\u00fcn bu rivayetler aras\u0131nda itimada en uygun olan g\u00f6r\u00fc\u015f; Hz. Peygamberin salat-\u0131 as\u0131r (ikindi namaz\u0131) diye a\u00e7\u0131klamas\u0131d\u0131r&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>\u0130bn Cerir Taber\u00ee de tefsirinde bunu do\u011fru g\u00f6stermi\u015ftir. Hanef\u00eelerin de en \u00e7ok taraftar oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f budur. B\u00f6yle olmakla beraber, bu kadar ihtilaf i\u00e7inde bunun kesin bir tefsir oldu\u011fu iddia edilemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yetten &#8220;sal\u00e2t\u00fc&#8217;l-asr&#8221; (ikindi namaz\u0131) a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131n, okunu\u015funun neshedilmi\u015f olarak kalmas\u0131, belirleme h\u00fckm\u00fcn\u00fcn kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131na yorumlan\u0131r. Yaln\u0131z okunu\u015fun neshedilmi\u015f olmas\u0131, orta namaz\u0131n bilinmesinin, be\u015f vakit namaz gibi yerle\u015fip tevat\u00fcrle bilinmesine ve tayin edilmi\u015f olmas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Halbuki g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere be\u015f vakit namaz, kesin olarak bilindi\u011fi halde bu \u00f6yle de\u011fildir. Bu ancak genel anlam\u0131 ile bilinmektedir. Ger\u00e7i &#8220;Ahzab&#8221; g\u00fcn\u00fc (Hendek sava\u015f\u0131 g\u00fcn\u00fc) hadisi, en kuvvetli bir a\u00e7\u0131klamad\u0131r. Fakat bunun, o g\u00fcnk\u00fc ikindi namaz\u0131na mahsus olmas\u0131 da muhtemeldir. \u00c7\u00fcnk\u00fc en \u00e7ok engelle kar\u015f\u0131la\u015fan o olmu\u015ftur. Ve \u00e7ok me\u015fguliyet hikmetine bak\u0131larak orta namaz\u0131n, \u00e7o\u011funlukla ikindi namaz\u0131 oldu\u011funun s\u00f6ylenmesi, insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu i\u00e7in ikindi namaz\u0131n\u0131n, me\u015fguliyetin \u00e7ok oldu\u011fu bir zamana rastlam\u0131\u015f olmas\u0131ndan ve b\u00f6ylece ortada kalmas\u0131ndand\u0131r. Halbuki genel duruma bak\u0131l\u0131rsa, me\u015fguliyetin \u00e7oklu\u011fu ve engeller, di\u011fer namazlara da rastlayabilir. Bu bak\u0131mdan denilebilir ki her \u015fah\u0131s i\u00e7in engellerin \u00e7oklu\u011fu sebebiyle k\u0131l\u0131nmas\u0131 zor ve en \u00e7ok ortada kal\u0131p ge\u00e7mesi muhtemel olan namaz hangisi ise, onun hakk\u0131nda namazlar\u0131n en faziletlisi ve orta namaz\u0131 da odur. Ve yukar\u0131daki \u015fekilde her namaz hakk\u0131nda rivayet bulunmas\u0131, bu \u015fekilde izah edilebilir ve ilk ini\u015fteki &#8220;sal\u00e2ti&#8217;l-asr&#8221; (ikindi namaz\u0131) a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131n, neshedilmi\u015f bulunmas\u0131 da bunu teyid etmektedir. O halde orta namaz\u0131 hakk\u0131nda en sahih ve en itidalli s\u00f6z, be\u015f vakit namazdan herhangi birisinin olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>239- B\u00fct\u00fcn namazlara itina g\u00f6sterilmesini temin i\u00e7in, orta namaz\u0131 kesin olarak tayin edilmemi\u015f, ancak a\u00e7\u0131k ve kesin buyurulmu\u015ftur ki:<\/p>\n<p>Namazlar\u0131n hepsini ve hele orta namaz\u0131 muhafaza ediniz ve Allah i\u00e7in kalk\u0131p divana durunuz, e\u011fer korkarsan\u0131z; d\u00fc\u015fman veya y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvan gibi bir sebepten \u00f6t\u00fcr\u00fc \u015fiddetli bir korkuya d\u00fc\u015ferseniz, yaya veya binekli, nas\u0131l durabilirseniz \u00f6yle k\u0131l\u0131n\u0131z. Yani durum neyi gerektiriyorsa ona g\u00f6re nas\u0131l ve ne tarafa durmak m\u00fcmk\u00fcnse \u00f6ylece, isterse hayvan \u00fczerinde ima ile olsun tek ba\u015f\u0131n\u0131za k\u0131l\u0131n\u0131z ve her halde m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar k\u0131l\u0131n\u0131z, terk etmeyiniz.<\/p>\n<p>Bu \u015fekilde geli\u015fine g\u00f6re namaza, &#8220;korku namaz\u0131&#8221; denir ki en \u015fiddetli korku zaman\u0131ndad\u0131r. Korku namaz\u0131n\u0131n, cemaatle k\u0131l\u0131nabilen di\u011fer bir \u015fekli vard\u0131r ki Nis\u00e2 s\u00fbresinde gelecektir. Onda korku, bundan azd\u0131r. Fakat d\u00fc\u015fmanla fiilen sava\u015f s\u0131ras\u0131nda bunlar\u0131n hi\u00e7biri yap\u0131lamaz; hareket namaz\u0131 bozdu\u011fundan, o zaman namaz\u0131 kazaya b\u0131rakmak zorunlu olur. Nitekim Hendek sava\u015f\u0131nda &#8220;Ahzab&#8221; g\u00fcn\u00fc g\u00fcne\u015f bat\u0131ncaya kadar b\u00f6yle olmu\u015f da Resulullah: &#8220;Bizi orta namaz\u0131 olan ikindi namaz\u0131ndan me\u015fgul ettiler&#8230;&#8221; buyurmu\u015f, d\u00f6rt namaz\u0131 kazaya b\u0131rakm\u0131\u015f ve g\u00fcne\u015f batt\u0131ktan sonra s\u0131ras\u0131yla kaza etmi\u015fti.<\/p>\n<p>Art\u0131k korkuyu at\u0131p emniyet ve sel\u00e2mete \u00e7\u0131kt\u0131n\u0131z m\u0131, size o bilmedi\u011finiz h\u00fck\u00fcmleri ve bu arada namaz\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini nas\u0131l \u00f6\u011frettiyse, \u00f6ylece Allah&#8217;\u0131 zikrediniz, namazlar\u0131n\u0131z\u0131 yine tam olarak k\u0131l\u0131n\u0131z ve di\u011fer h\u00fck\u00fcmlerini de yerine getiriniz ki \u015f\u00fckretmi\u015f olas\u0131n\u0131z. O h\u00fck\u00fcmler i\u00e7inde namazlara devam, bu \u00fcst\u00fcnl\u00fck ve fazileti unutturmaz. Demek ki namazlar i\u00e7inde orta namaz\u0131 nas\u0131lsa, b\u00fct\u00fcn \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmler i\u00e7inde namazlar da \u00f6yledir ve bunu anlatmak i\u00e7in nik\u00e2h ve bo\u015fama meseleleri hen\u00fcz bitmeden arada \u00f6zellikle bu emirler verilmi\u015ftir. \u00d6l\u00fcm\u00fcn ve bo\u015faman\u0131n bahis konusu oldu\u011fu ve olaca\u011f\u0131 bir s\u0131rada fazilete sevk ve namaz\u0131 emretmek ve korku ve g\u00fcvence ile cihad\u0131 hat\u0131rlatmak ne kadar beli\u011f (belagatl\u0131)dir! Bu uyan\u0131\u015fla o h\u00fck\u00fcmlerin geri kalan k\u0131sm\u0131n\u0131 dinleyiniz:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi:<\/p>\n<p>240-\u0130\u00e7inizden han\u0131mlar\u0131n\u0131 geride b\u0131rakarak vefat edecek olanlar, e\u015fleri i\u00e7in senesine kadar evlerinden \u00e7\u0131kar\u0131lmaks\u0131z\u0131n kendilerine yetecek bir mal\u0131 vasiyet ederler. Bununla birlikte e\u011fer kendileri \u00e7\u0131karlarsa, kendi haklar\u0131nda yapt\u0131klar\u0131 me\u015fru bir hareketten dolay\u0131 size bir sorumluluk yoktur. Allah \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.<\/p>\n<p>241- Bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlar i\u00e7in de me\u015fru ve gelene\u011fe uygun \u015fekilde bir meta'(intifa hakk\u0131) vard\u0131r ki verilmesi, Allah&#8217;tan korkanlar \u00fczerine bir bor\u00e7tur.<\/p>\n<p>242-\u0130\u015fte ak\u0131llar\u0131n\u0131z ersin diye, Allah size \u00e2yetlerini b\u00f6ylece a\u00e7\u0131kl\u0131yor.<\/p>\n<p>240- KIR\u00c2ET: Ebu Amr, \u0130bn\u00fc \u00c2mir, Hafs rivayetiyle \u00c2s\u0131m ve Hamza k\u0131r\u00e2etlerinde mansub \u015feklinde, di\u011ferlerinde ise merfu \u015feklinde okunur. Abdullah b. Mes&#8217;ud k\u0131r\u00e2etinde de \u015feklindeydi.<\/p>\n<p>Tefsircilerin b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011fu bu, \u00e2yetinin ini\u015finin, evvelki \u00e2yetten daha \u00f6nce oldu\u011funu, fakat okunu\u015fta geri b\u0131rak\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bununla beraber tarih a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f de\u011fildir. \u00d6nceki iddet, bu da nafaka i\u00e7indir.<\/p>\n<p>Yine i\u00e7inizden vefat edip de ac\u0131kl\u0131 han\u0131mlar b\u0131rakanlar, e\u015fleri i\u00e7in senesine kadar evden \u00e7\u0131kar\u0131lmayarak ge\u00e7inecekleri bir mal\u0131 vasiyet edip b\u0131rak\u0131rlar. Bunlar\u0131n, han\u0131mlar\u0131 i\u00e7in b\u00f6yle bir vasiyet h\u00fckm\u00fc vard\u0131r ki vasiyet yap\u0131lmasa bile h\u00fck\u00fcm verilir. Bunun \u00fczerine o han\u0131mlar, kendiliklerinden \u00e7\u0131karlarsa, o zaman kendi haklar\u0131nda me\u015fru bir \u015fekilde yapt\u0131klar\u0131 hareketlerde size bir g\u00fcnah yoktur. Nafaka haklar\u0131n\u0131, kendileri d\u00fc\u015f\u00fcrm\u00fc\u015f olurlar. Allah azizdir, hakimdir (\u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir); me\u015fru olan\u0131n aksine hareket edenleri veya me\u015fru olan harekete m\u00fcdahale edenleri hesaba \u00e7eker.<\/p>\n<p>Burada nekre (belirsiz) olarak &#8220;ma&#8217;ruf&#8221;, \u00f6ncekinde (belirli bir kelime olarak) &#8220;bi&#8217;l-ma&#8217;ruf&#8221; buyurulmas\u0131; bunun ini\u015finin \u00f6nce, \u00f6b\u00fcr\u00fcn\u00fcn ini\u015finin ise daha sonra bulunmas\u0131ndan dolay\u0131 oldu\u011funu tefsirciler a\u00e7\u0131kl\u0131yorlar. \u00c7\u0131k\u0131\u015f halinde g\u00fcnah\u0131n olmay\u0131\u015f\u0131 g\u00f6sterir ki bu bir sene tamamen iddet de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc iddet olsayd\u0131, \u00e7\u0131k\u0131\u015flar\u0131 g\u00fcnah olurdu. \u015eu halde bu \u00e2yet, birincisinden ini\u015fte de \u00f6nce olsayd\u0131, d\u00f6rt ay on g\u00fcn iddet m\u00fcddetiyle \u00e7eli\u015fkili olmazd\u0131. O halde \u00f6nce oldu\u011fundan dolay\u0131 nafakaya ait olan bu m\u00fcddetin, iddet m\u00fcddetiyle neshedilmi\u015f veya tahsis edilmi\u015f olmas\u0131 gerekmezdi. Fakat \u015furas\u0131n\u0131 unutmamak gerekir ki bu bir sene kadar intifa hakk\u0131, vasiyet veya vasiyet h\u00fckm\u00fcnde olarak sabittir. Halbuki ileride g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere kar\u0131 da kocas\u0131na d\u00f6rtte bir veya sekizde bir hisse ile varis olacakt\u0131r. Bu \u015fekilde miras \u00e2yetlerinin ini\u015finden sonra varise vasiyet neshedilmi\u015f (kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f) oldu\u011fundan, bu vasiyet de neshedilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 kocas\u0131 vefat eden e\u015flere kendi miras paylar\u0131ndan ba\u015fka bir de nafaka vacib de\u011fildir. Bu \u00e2yet, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131nda kar\u0131ya miras yokken inmi\u015f ve daha sonra miras ile h\u00fckm\u00fc kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ve bu h\u00fckm\u00fcn kald\u0131r\u0131lmas\u0131, kar\u0131n\u0131n aleyhine de\u011fil, lehine (yarar\u0131na) olmu\u015ftur. Bir sene de iddet m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnenler, bu neshin, sonradan inen iddet \u00e2yetiyle oldu\u011funu da s\u00f6ylemi\u015flerdir. Demek ki her iki takdirde neshedilmi\u015ftir. Ancak M\u00fccahid&#8217;den mesken hakk\u0131nda neshedilmedi\u011fine dair ayr\u0131 bir g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r. \u0130mam \u015eafi\u00ee de o g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc benimseyerek, bunlara nafaka yoktur, fakat bir sene meskende oturma hakk\u0131 vard\u0131r demi\u015ftir. Mesken de nafakadan say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, bu d\u00fc\u015f\u00fcnce rivayet ve dirayet bak\u0131m\u0131ndan zay\u0131ft\u0131r.<\/p>\n<p>241- Kocas\u0131 vefat edenlerin nafakalar\u0131 b\u00f6yle. Bu a\u00e7\u0131klaman\u0131n sonunu, ba\u015f taraf\u0131na ba\u011flamak i\u00e7in bu hususta ilk bahis konusu olan bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlara gelince: Bo\u015fanm\u0131\u015f kad\u0131nlar i\u00e7in de \u015fer&#8217;\u00ee bak\u0131mdan ve gelenekler a\u00e7\u0131s\u0131ndan uygun \u015fekilde bir mal, bir intifa hakk\u0131 (faydalanma hakk\u0131) vard\u0131r ki, verilmesi, Allah&#8217;tan korkanlara, takvan\u0131n en geni\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131yla m\u00fcminlere vacibdir. Koca onu vermeli; vermezse, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n hakimleri al\u0131vermelidir. Bu mal, gerde\u011fe girmi\u015f olanlar i\u00e7in iddet nafakas\u0131, girmemi\u015f olanlar i\u00e7in de bir ba\u011f\u0131\u015ft\u0131r (m\u00fct&#8217;ad\u0131r). Fakat m\u00fct&#8217;a, yukarda ge\u00e7mi\u015f bulundu\u011fundan burada as\u0131l konunun iddet nafakas\u0131 olaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bunun geleneklere uygun olan\u0131 da kocan\u0131n g\u00fcc\u00fcne g\u00f6re, kar\u0131n\u0131n durumuna uygun olmas\u0131d\u0131r. &#8220;Hi\u00e7 bir kimse, g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetti\u011finden ba\u015fkas\u0131yla m\u00fckellef tutulmaz.&#8221; (Bakara, 2\/233), &#8220;Eli geni\u015f olan kendi g\u00fcc\u00fcne g\u00f6re, eli dar olan da kendi g\u00fcc\u00fcne g\u00f6re&#8221; (Bakara, 2\/236).<\/p>\n<p>242- \u0130\u015fte b\u00f6yle Allah, h\u00fck\u00fcmlerine delil olan \u00e2yetlerini size a\u00e7\u0131kl\u0131yor ki, akl\u0131n\u0131z ersin, ak\u0131l ve anlay\u0131\u015f sahibi olas\u0131n\u0131z. Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini g\u00fczelce anlay\u0131p l\u00e2y\u0131k\u0131yla tatbik edesiniz de &#8220;\u00f6l\u00fcm&#8221; denince, ak\u0131llar\u0131n\u0131 ka\u00e7\u0131ranlar gibi olmayas\u0131n\u0131z:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>243- G\u00f6rmedin mi o kimseleri ki kendileri binlerce ki\u015fi iken \u00f6l\u00fcm korkusuyla yurtlar\u0131ndan \u00e7\u0131kt\u0131lar. Allah da kendilerine &#8220;\u00f6l\u00fcn!&#8221; dedi, sonra da onlara bir hayat verdi. \u015e\u00fcphesiz ki Allah, insanlara kar\u015f\u0131 bir l\u00fctuf sahibidir. Fakat insanlar\u0131n pek \u00e7oklar\u0131 \u015f\u00fckretmezler.<\/p>\n<p>\u00c7o\u011funlukla taacc\u00fcb ve takrir i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r ki dilimizde &#8220;g\u00f6rmedin mi&#8221; ifadesi de b\u00f6yledir. R\u00fc&#8217;yet (g\u00f6rme) de g\u00f6zle veya kalble olur. \u0130kisi de ile s\u0131lalanmaz (ulan\u0131p ba\u011flanmaz). Bundan dolay\u0131<\/p>\n<p>243- denildi\u011fi zaman bakmak veya ula\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder ki, &#8220;Bak\u0131p g\u00f6rmedin mi? G\u00f6rm\u00fc\u015f gibi bilmedin mi? \u0130lmin, bu bilinen \u015feye daha yeti\u015fmedi mi? Ne garip. Hay\u0131r, sen onu bilirsin.&#8221; yahut &#8220;Haberin yok mu baksana ne acayip!&#8221; demek olur.<\/p>\n<p>G\u00f6rmedin mi? Haberin yok mu? Ne acayip, baksana \u015funlara ki, binlerce ki\u015fi olduklar\u0131 halde \u00f6l\u00fcmden ka\u00e7\u0131nmak i\u00e7in yurtlar\u0131ndan \u00e7\u0131kt\u0131lar. Allah da onlara &#8220;\u00f6l\u00fcn!&#8221; dedi sonra bunlara yeniden hayat verdi. \u00d6ld\u00fckten sora dirilmeye erdiler. \u00d6lmeyelim diye ka\u00e7t\u0131klar\u0131 zaman korktuklar\u0131 ba\u015flar\u0131na geldi, \u00f6ld\u00fcler fakat \u00f6l\u00fcm i\u00e7ine d\u00fc\u015f\u00fcp \u00e2dete g\u00f6re &#8220;\u00f6ld\u00fck!&#8221; dedikleri bir anda akla ve hayale gelmez bir \u015fekilde tekrar hayat buldular. Demek ki Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcnden ka\u00e7\u0131lmaz ve hi\u00e7 bir zaman Allah&#8217;tan \u00fcmit de kesilmez. Rivayet olunmu\u015f ki vaktiyle Irak&#8217;ta Vas\u0131t taraf\u0131nda (D\u00e2verd\u00e2n) denilen bir kasaba varm\u0131\u015f. Orada veba hastal\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f, halk bundan ka\u00e7mak i\u00e7in memleketlerinden \u00e7\u0131km\u0131\u015flar fakat hep telef olmu\u015flar, sonra Allah yine hayat vermi\u015f. Bir de \u0130srail o\u011fullar\u0131ndan, kendilerine cihad emredilmi\u015f olan bir kavim sava\u015ftan korkup vatanlar\u0131ndan \u00e7\u0131km\u0131\u015flar, ka\u00e7m\u0131\u015flar. Fakat yine \u00f6lm\u00fc\u015fler, peri\u015fan olmu\u015flar. Nihayet Allah, onlara tekrar hayat vermi\u015f, Allah yolunda sava\u015fmalar\u0131n\u0131 emretmi\u015f. Bir g\u00fcn Hz. \u00d6mer namaz k\u0131larken geride iki yahudi varm\u0131\u015f. Hz. \u00d6mer r\u00fck\u00fba var\u0131rken hava yapar, yani r\u00fck\u00fbda kollar\u0131n\u0131 b\u00f6g\u00fcrlerine k\u0131smay\u0131p serbest ve aral\u0131kl\u0131 tutarak dizlerine kor ve karn\u0131n\u0131 \u00e7ekkin tutar ve bu \u015fekilde r\u00fck\u00fbda mert\u00e7e ve g\u00fc\u00e7l\u00fc bir vaziyet al\u0131rm\u0131\u015f. Bunu g\u00f6ren yahudilerin biri, di\u011ferine &#8220;Bu o mu?&#8221; der. Hz. \u00d6mer, namaz\u0131 bitirince birisinin &#8220;Bu o mu?&#8221; dedi\u011fini s\u00f6ylemi\u015f. Yahudiler: &#8220;Biz kitab\u0131m\u0131zda Allah&#8217;\u0131n izniyle \u00f6l\u00fcleri dirilten Hazkil&#8217;in verdi\u011fini verecek demirden bir boynuz (karn) buluyoruz demi\u015fler. \u00d6mer&#8217;in: &#8220;Biz kitab\u0131m\u0131zda Hazkil ve \u0130sa&#8217;dan ba\u015fka Allah&#8217;\u0131n izniyle \u00f6l\u00fcleri dirilten bulmuyoruz.&#8221; demesi \u00fczerine, &#8220;Biz, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda sana nakletmedi\u011fi peygamberler buluyoruz demi\u015fler. \u00d6mer de &#8220;evet&#8221; der. Bunun \u00fczerine Yahudiler, \u00f6l\u00fcleri diriltmeye gelince, &#8220;Sana \u015funu s\u00f6yleyece\u011fiz ki \u0130srail o\u011fullar\u0131nda veba meydana gelmi\u015fti. Bunlardan bir kavim \u00e7\u0131kt\u0131lar, bir mil gider gitmez Allah, bunlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrd\u00fc. Bunlara bir duvar \u00e7evirdiler. Kemikleri \u00e7\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcnde Cenab-\u0131 Allah, Hazkil&#8217;i g\u00f6nderdi, \u00fczerlerinde bir m\u00fcddet durdu, Allah da bunlar\u0131 bu y\u00fczden \u00f6l\u00fcmden sonra tekrar hayata kavu\u015fturdu.&#8221; dediler diye de rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu \u00e2yet, bu k\u0131ssalar\u0131n biri veya hepsi dolay\u0131s\u0131yla inmi\u015ftir. Ve deniliyor ki Hazkil, Z\u00fclkifl (A.S.)d\u0131r. \u00c2yetin geli\u015fi, sava\u015f k\u0131ssas\u0131na daha m\u00fcnasip gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de \u00e2yette \u00f6l\u00fcm korkusu mutlak oldu\u011fu i\u00e7in gerek taun ve veba, gerekse sava\u015f, her hangi sebeple olursa olsun, \u00f6l\u00fcm korkusuyla Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcnden ka\u00e7mak isteyenlerin hepsini i\u00e7ine almaktad\u0131r. Taun ve veba gibi salg\u0131nlarda herkes bulundu\u011fu yerden ka\u00e7maya kalk\u0131\u015fmamal\u0131, sava\u015f gerekti\u011fi zaman da binlerle halk korkup vatanlar\u0131ndan ka\u00e7mamal\u0131d\u0131rlar. \u00d6l\u00fcm korkusuyla vatanlar\u0131n\u0131 m\u00fcdafaa ve Allah&#8217;\u0131n emrini yerine getirmekten ka\u00e7\u0131narak, s\u00fcr\u00fc s\u00fcr\u00fc yurtlar\u0131n\u0131 terk eden binlerce kavimlerin, \u00e7ok ge\u00e7meyip mahvolduklar\u0131, peri\u015fan olduklar\u0131 ve sonradan Allah&#8217;\u0131n izniyle yine hayat bulduklar\u0131 hakk\u0131nda insanl\u0131k tarihi \u00f6rneklerle doludur. Burada Cen\u00e2b-\u0131 Allah, b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 hat\u0131rlat\u0131rken \u00f6l\u00fcmden, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc olan vazifeden ka\u00e7\u0131p kurtulman\u0131n imkan\u0131 bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve b\u00f6yle yapanlar\u0131n, korktuklar\u0131na daha \u00e7abuk ve daha feci bir \u015fekilde u\u011frayacaklar\u0131n\u0131 ve hatta Allah&#8217;\u0131n, dileyince h\u00fckm\u00fcn\u00fc yerine getirmek i\u00e7in \u00f6l\u00fcleri bile diriltece\u011fini ve dolay\u0131s\u0131yla, \u00f6lmekle kurtulacaklar\u0131n\u0131 zannedenlerin de kurtulamayacaklar\u0131n\u0131 anlatm\u0131\u015f k\u0131saca Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcnden kurtulmak i\u00e7in, ne \u00f6l\u00fcmden ka\u00e7man\u0131n, ne de \u00f6l\u00fcme ko\u015fman\u0131n ak\u0131l i\u015fi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bildirmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphe yok ki Allah&#8217;\u0131n insanlara l\u00fctuf ve ikram\u0131 \u00e7oktur. B\u00f6yle her t\u00fcrl\u00fc sebeplerin kesilmi\u015f, art\u0131k hayata imkan kalmam\u0131\u015f zannedildi\u011fi bir s\u0131rada bile yeniden hayat verir. Fakat insanlar\u0131n pek \u00e7o\u011fu \u015f\u00fckretmezler. O&#8217;nun emirlerine kar\u015f\u0131 gelir ve ka\u00e7makla kurtulaca\u011f\u0131z zann\u0131na d\u00fc\u015ferler. Ne budalal\u0131k! Ey m\u00fcminler! Siz b\u00f6yle olmay\u0131n:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi:<\/p>\n<p>244- O halde Allah yolunda \u00e7arp\u0131\u015f\u0131n ve bilin ki Allah, her \u015feyi i\u015fitir ve bilir.<\/p>\n<p>245- Kimdir o adam ki Allah&#8217;a g\u00fczel bir \u00f6d\u00fcn\u00e7 versin de Allah da ona bir\u00e7ok katlar\u0131n\u0131 \u00f6desin. Allah darl\u0131k da verir, geni\u015flik de verir. Hepiniz de O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp g\u00f6t\u00fcr\u00fcleceksiniz.<\/p>\n<p>244- KIR\u00c2ET: : N\u00e2fi&#8217;, Ebu Amr, Hamza, Kis\u00e2i, Halefi \u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde n\u0131n zammesiyle \u015feklinde, \u0130bn\u00fc Kesir ve Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etlerinde n\u0131n zammesi ve &#8220;ayn&#8221;\u0131n \u015feddesiyle elifsiz , \u0130bn\u00fc \u00c2mir ve Yakub k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;fa&#8221;n\u0131n nasb\u0131 ve &#8220;ayn&#8221;\u0131n te\u015fdidiyle , As\u0131m k\u0131r\u00e2etinde ise, r\u00e2&#8217;n\u0131n nasb\u0131 ve elif ile okunur. N\u00e2fi&#8217;, Bezz\u00ee, Ebu Bekir \u015eu&#8217;be, Kis\u00e2\u00ee, Ebu Cafer ve Ravh k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;sin&#8221; yerine &#8220;s\u00e2d&#8221; ile okunur.<\/p>\n<p>Siz, bunlardan ibret al\u0131p \u015f\u00fckredin ve Allah yolunda sava\u015f\u0131n, vazifenize bak\u0131n. Anla\u015f\u0131ld\u0131 ki korkunun ecele faydas\u0131 yok. Kesinlikle takdir edilmi\u015f olan\u0131n da reddine \u00e7are yok. Ecel geldiyse Allah yolunda \u00f6lmek, gelmediyse k\u0131ymetli zaferler elde edip sevablar kazanmak var ve biliniz ki, Allah mutlaka i\u015fitir, bilir. Gidenlerin ve kalanlar\u0131n ne s\u00f6ylediklerini i\u015fitir, kalblerinde neler gizlediklerini bilir.<\/p>\n<p>245- \u015eimdi kimdir o yi\u011fit ki, Allah&#8217;a bir karz-\u0131 hasen, yani g\u00f6n\u00fclden koparak iyi niyet ve ihl\u00e2sla di\u015finden, t\u0131rna\u011f\u0131ndan g\u00fczelce k\u0131rp\u0131p bir \u00f6d\u00fcn\u00e7 versin, Allah yolunda mal harcas\u0131n da, o da yar\u0131n ona, bir\u00e7ok defa katlayarak kat kat fazlas\u0131yla versin, yahut her kim \u00f6yle \u00f6d\u00fcn\u00e7 verirse, Allah da ona b\u00f6yle kat kat verir. Bu katlar\u0131n miktar\u0131n\u0131 ancak Allah bilir. Bununla beraber, &#8220;&#8230;bir tanenin h\u00e2li gibidir ki yedi ba\u015fak bitirmi\u015f, her ba\u015fakta y\u00fcz tane var&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/261) hesab\u0131yla bire yedi y\u00fcz de denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Rivayet olunuyor ki Ebu&#8217;d-Dehdah (r.a.): &#8220;Ya Resulallah! Benim iki bah\u00e7em var, birisini tasadduk edersem bana cennette iki misli var m\u0131d\u0131r?&#8221; demi\u015f. &#8220;Evet&#8221; buyurulmu\u015f, &#8220;Dehdah&#8217;\u0131n anas\u0131 da yan\u0131mda m\u0131?&#8221; demi\u015f, &#8220;Evet&#8221; buyurulmu\u015f, &#8220;Sabiyye de beraberimde mi?&#8221; demi\u015f, &#8220;Evet&#8221; buyurulmu\u015f. Bunun \u00fczerine bah\u00e7elerinin en g\u00fczeli olan Huneyniyye ad\u0131ndaki bah\u00e7esini tasadduk etmi\u015f, d\u00f6n\u00fcp \u00e7oluk \u00e7ocu\u011funa gelmi\u015f, onlar da o bah\u00e7ede bulunuyorlarm\u0131\u015f. Hemen bah\u00e7enin kap\u0131s\u0131na durmu\u015f, han\u0131m\u0131 \u00dcmm\u00fc Dehdah&#8217;a bunu nakletmi\u015f. O da &#8220;Sat\u0131n ald\u0131\u011f\u0131n bah\u00e7eleri Allah m\u00fcbarek etsin!&#8221; demi\u015f. \u00c7\u0131km\u0131\u015flar, bah\u00e7eyi teslim etmi\u015fler, bu \u00e2yet inmi\u015f. Resulullah, &#8220;Ebu Dehdah i\u00e7in Cennette nice hurma a\u011fa\u00e7lar\u0131 sa\u00e7ak at\u0131yor.&#8221; buyurmu\u015f.<\/p>\n<p>Bu ne l\u00fctuftur ki Allah kullar\u0131na b\u00f6yle bir \u00f6d\u00fcn\u00e7 alma i\u015fi ilan ediyor ve bu bereketin, ihlas ve iyi niyetle kulun iradesine ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu da g\u00f6steriyor. Buna talip olunuz. Allah bu katl\u0131 ihsan\u0131 \u00f6nceden niye yap\u0131vermiyor, demeyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc, Allah s\u0131kar ve a\u00e7ar, gerek fertlere ve gerekse toplumlara bazen darl\u0131k verir, bazen de geni\u015flik. Darl\u0131kta \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fmemeli, geni\u015flikte az\u0131tmamal\u0131 her iki takdirde herkes h\u00e2line g\u00f6re iyili\u011fe ra\u011fbet g\u00f6stermelidir. Di\u015finden, t\u0131rna\u011f\u0131ndan g\u00fczelce kesip Allah&#8217;a mal ve bedence isterse s\u0131k\u0131nt\u0131lara tahamm\u00fcl etmek ve hi\u00e7bir \u015fey bulamazsa &#8220;Allah&#8217;\u0131 tesbih ederim, Allah&#8217;a hamd olsun, Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7 bir il\u00e2h yoktur. Allah b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.&#8221; demek suretiyle olsun karz-\u0131 hasen yap\u0131lmal\u0131 &#8220;Allah&#8217;a g\u00fczel bir \u00f6d\u00fcn\u00e7 verilmeli&#8221; dir ki sonu geni\u015flik olsun. Ve siz ne kadar ka\u00e7\u0131nsan\u0131z, sonunda o Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz. M\u00fckafat veya cezan\u0131z\u0131 mutlaka bulacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131n geli\u015fmesini ayd\u0131nlatmak i\u00e7in:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>246- Baksana, \u0130srail o\u011fullar\u0131n\u0131n Musa&#8217;dan sonra ileri gelenlerine! Hani onlar, bir peygamberlerine: &#8220;Bize bir kumandan g\u00f6nder de Allah yolunda sava\u015fal\u0131m&#8230;&#8221; dediler. O da: &#8220;Size sava\u015f farz k\u0131l\u0131n\u0131rsa, acaba yapmamazl\u0131k eder misiniz?&#8221; dedi. Onlar: &#8220;Bize ne oldu da yurtlar\u0131m\u0131zdan \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131z ve \u00e7ocuklar\u0131m\u0131zdan ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131z halde Allah yolunda sava\u015fmayal\u0131m?&#8221; dediler. Bunun \u00fczerine sava\u015f kendilerine farz k\u0131l\u0131n\u0131nca da onlardan pek az\u0131 hari\u00e7, y\u00fcz \u00e7evirdiler. Ama Allah, o zalimleri bilir.<\/p>\n<p>247- Peygamberleri onlara: &#8220;Allah, size h\u00fck\u00fcmdar olmak \u00fczere Tal\u00fbt&#8217;u g\u00f6nderdi.&#8221; demi\u015fti. Onlar: &#8220;Ona bizim \u00fczerimize h\u00fck\u00fcmdar olmak nereden geldi? Oysa h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011fa biz ondan daha l\u00e2y\u0131k\u0131z, ona maldan bir geni\u015flik, bir bolluk da verilmemi\u015ftir.&#8221; dediler. Peygamberleri de &#8220;Onu sizin ba\u015f\u0131n\u0131za Allah se\u00e7mi\u015f ve ona bilgi ve v\u00fccut bak\u0131m\u0131ndan bir g\u00fc\u00e7, bir geni\u015flik vermi\u015ftir.&#8221; dedi. Hem Allah, m\u00fclk\u00fcn\u00fc diledi\u011fine verir. Allah&#8217;\u0131n rahmeti geni\u015ftir, o her \u015feyi bilir.<\/p>\n<p>248-Peygamberleri, onlara \u015funu da s\u00f6ylemi\u015fti: Haberiniz olsun, Onun h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n al\u00e2meti, size o tabutun gelmesi olacakt\u0131r ki onda Rabbinizden bir sekine (s\u00fck\u00fbnet, g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131), Musa ve Harun ailelerinin b\u0131rakt\u0131klar\u0131ndan bir bakiyye (kal\u0131nt\u0131) vard\u0131r. Onu melekler getirecektir. E\u011fer iman etmi\u015f kimselerden iseniz, bunda sizin i\u00e7in kesin bir ibret, bir al\u00e2met vard\u0131r.<\/p>\n<p>249-Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: &#8220;Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan i\u00e7erse, benden de\u011fildir. Kim de onu tatmazsa, i\u015fte o bendendir. Ancak eliyle bir avu\u00e7 alan ba\u015fka (bu kadar\u0131na ruhsat vard\u0131r).&#8221; Derken i\u00e7lerinden pek az\u0131 hari\u00e7, hepsi de var\u0131r varmaz ondan i\u00e7tiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri ge\u00e7tiklerinde. &#8220;Bizim bug\u00fcn, Calut ile ordusuna kar\u015f\u0131 duracak g\u00fcc\u00fcm\u00fcz yok.&#8221; dediler. Allah&#8217;a kavu\u015facaklar\u0131na inan\u0131p, bilenler ise \u015fu cevab\u0131 verdiler: &#8220;Nice az topluluklar, Allah&#8217;\u0131n izniyle nice \u00e7ok topluluklara galip gelmi\u015flerdir. Allah, sab\u0131rl\u0131larla beraberdir.&#8221;<\/p>\n<p>250-Calut ve ordusuna kar\u015f\u0131 sava\u015f meydan\u0131na \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 zaman da \u015f\u00f6yle dediler: &#8220;Ey Rabbimiz! \u00dczerlerimize sab\u0131r d\u00f6k, ayaklar\u0131m\u0131z\u0131 sabit tut ve k\u00e2firler toplulu\u011funa kar\u015f\u0131 bize yard\u0131m et!&#8221;<\/p>\n<p>251-Derken, Allah&#8217;\u0131n izniyle onlar\u0131 tamamen bozdular. Davud, Calut&#8217;u \u00f6ld\u00fcrd\u00fc ve Allah, kendisine h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k ve hikmet (peygamberlik) verdi ve ona diledi\u011fi \u015feylerden de \u00f6\u011fretti. E\u011fer Allah&#8217;\u0131n, insanlar\u0131 birbirleriyle savmas\u0131 olmasayd\u0131, yery\u00fcz\u00fc mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah, b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlere kar\u015f\u0131 b\u00fcy\u00fck bir l\u00fctuf sahibidir.<\/p>\n<p>252-\u0130\u015fte bunlar, Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetleridir. Onlar\u0131 sana hakk\u0131yla okuyoruz. \u015e\u00fcphesiz ki sen o g\u00f6nderilen resullerdensin.<\/p>\n<p>246-KIR\u00c2ET : N\u00e2fi, &#8220;sin&#8221;in kesresiyle \u015feklinde, di\u011ferleri fethasiyle \u015feklinde, okurlar. Nafi&#8217;, \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, Ebu Cafer &#8220;gay\u0131n&#8221;\u0131n fethasiyle , di\u011ferleri zammesiyle okurlar. : Nafi&#8217;, Ebu Cafer, Yakub, \u015feklinde okurlar.<\/p>\n<p>MELE&#8217; : Kavim, raht (cemaat, topluluk) gibi tekili olmayan bir \u00e7o\u011ful isimdir ki topland\u0131klar\u0131 zaman g\u00f6z veya yer dolduran bir cemaat veya cemiyet anlam\u0131yla insanlar\u0131n e\u015fraf\u0131na; yani ileri gelen, g\u00f6r\u00fc\u015f, fikir ve itibar sahibi olan, i\u015fleri bitirip, \u00e7\u00f6z\u00fcm ve sonuca ba\u011flayacak nitelik ve yetkiye sahip bulunan heyete denir. \u0130bn\u00fc Atiyye demi\u015ftir ki: kelimesinin as\u0131l kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131, kavmin tamam\u0131nad\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130leri gelenlere denilmesi, benzetme yoluylad\u0131r. Yani ileri gelenlere, b\u00fct\u00fcn bir kavmi temsil edebilmeleri bak\u0131m\u0131ndan onlar gibi mele&#8217; denir. Onun i\u00e7in ilerde g\u00f6rece\u011fiz ki s\u00f6zler, fikir ve g\u00f6r\u00fc\u015f sahiplerine nisbet edilmekle beraber, sorumluluk tamam\u0131na y\u00f6neliktir. K\u0131saca iki bak\u0131mdan kavmin b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011fu demektir. Ferr\u00e2 a\u00e7\u0131kl\u0131yor ki b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;an&#8217;da kelimeleri erkekler demektir, i\u00e7lerinde kad\u0131n yoktur.<\/p>\n<p>Ey g\u00f6r\u00fc\u015f ve fikir sahibi! G\u00f6rmedin mi, baksana, Musa&#8217;dan sonra \u0130srail o\u011fullar\u0131ndan o kalabal\u0131k toplulu\u011fa. Bir vakit bunlar bir peygamberlerine bize kumanda edecek bir emir (kumandan) g\u00f6nder, Allah yolunda sava\u015fal\u0131m, dediler. O peygamber, size sava\u015f farz k\u0131l\u0131n\u0131rsa yapmamazl\u0131k etmeyesiniz dedi, damarlar\u0131na bast\u0131, ger\u00e7e\u011fi g\u00f6rd\u00fc, tesbit etmek istedi. Cevap olarak b\u00fct\u00fcn topluluk, biz niye Allah yolunda sava\u015f etmiyelim? Halbuki yurtlar\u0131m\u0131zdan \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131k ve \u00e7ocuklar\u0131m\u0131zdan olduk, dediler.<\/p>\n<p>\u0130ntikam duygusu ve Allah&#8217;tan zafer \u00fcmidiyle sava\u015f sebeplerinin fazlas\u0131yla mevcut oldu\u011funu s\u00f6ylediler. Bu s\u0131rada M\u0131s\u0131r ile Filistin aras\u0131nda yerle\u015fmi\u015f bulunan Amalika&#8217;n\u0131n ba\u015f\u0131nda Iml\u00eek o\u011fullar\u0131ndan Calut ad\u0131nda zorba bir h\u00fck\u00fcmdar bulunuyormu\u015f. Bunlar \u0130srail o\u011fullar\u0131na galip gelmi\u015fler, vatanlar\u0131n\u0131n bir\u00e7o\u011funu zaptederek \u00e7ocuklar\u0131n\u0131, hatta \u015fehzadelerinden d\u00f6rt y\u00fcz k\u0131rk ki\u015fiyi esir edip g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015fler, kalanlara vergiler ba\u011flam\u0131\u015flar ve Tevratlar\u0131n\u0131 bile alm\u0131\u015flar. Bu s\u0131rada \u0130srail o\u011fullar\u0131n\u0131n bir peygamberleri yokmu\u015f. Nihayet Allah&#8217;a yalvarm\u0131\u015flar. Allah Te\u00e2l\u00e2 bunlara peygamber s\u00fcl\u00e2lesinden kalma tek bir kad\u0131ndan bir \u00e7ocuk vermi\u015f ve buna peygamberlik ihsan etmi\u015f; bu sayede \u00fcmitlenmi\u015fler, bir taraftan onun peygamberli\u011fini imtihan, bir taraftan da zafer \u00fcmidiyle sava\u015fmak arzusuna d\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler. Bu sebeple ondan bu talepte bulunmu\u015flar ve b\u00f6yle s\u00f6z vermi\u015fler. \u0130mam Ku\u015feyr\u00ee, bu noktada demi\u015f ki, fakat iyi niyetlerine mal ve evlad endi\u015fesini kar\u0131\u015ft\u0131rarak hareket etmi\u015f ve s\u0131rf Allah yolunda tam bir samimiyetle il\u00e2h\u00ee emre boyun e\u011fmeyip, yi\u011fitlik g\u00f6stererek harbe co\u015fturmak i\u00e7in ayaklanm\u0131\u015f bulunduklar\u0131ndan, maksatlar\u0131 tamam olmam\u0131\u015f ve \u00e7o\u011funlukla rahata al\u0131\u015fm\u0131\u015f kimselerin \u00e2deti oldu\u011fu \u00fczere ba\u015flang\u0131\u00e7ta intikam duygusuyla yi\u011fitlik g\u00f6stermi\u015fler ve sonra i\u015f s\u0131k\u0131ya gelince davran\u0131\u015flar\u0131 s\u00f6zlerine uymam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ek \u015fu ki, ne zaman ki sava\u015f yaz\u0131ld\u0131, emir verilip i\u015f kesinlik kazand\u0131, geri d\u00f6nd\u00fcler. Hareketleri, s\u00f6zlerine uymad\u0131, s\u00f6zlerinde durmad\u0131lar, emre riayet etmediler. Sava\u015f alan\u0131na gelirken y\u00fcz \u00e7eviriverdiler. Ancak i\u00e7lerinden biraz\u0131 m\u00fcstesna bir mak\u00e2m kazand\u0131lar ki yak\u0131nda g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere bunlar, bir avu\u00e7 su ile yetinenlerdi. Azl\u0131klar\u0131na bakmad\u0131lar, sebat ettiler ve muzaffer oldular.<\/p>\n<p>Bir hadisi \u015ferife g\u00f6re bu az\u0131nl\u0131kta olanlar, &#8220;Bedir&#8221; ashab\u0131n\u0131n say\u0131s\u0131 kadard\u0131lar ki \u00fc\u00e7 y\u00fcz on \u00fc\u00e7 ki\u015filermi\u015f, demek olur. S\u00f6zlerinde duran ve ba\u015far\u0131ya ula\u015fan bu az\u0131nl\u0131ktan ba\u015fkalar\u0131, ba\u015flang\u0131\u00e7ta harbe \u00e7o\u015fturdular da sava\u015f alan\u0131nda bunlar\u0131 yaln\u0131z b\u0131rak\u0131p \u00e7ekiliverdiler. Allah da b\u00f6yle zalimleri bilir, dolay\u0131s\u0131yla onlara yapaca\u011f\u0131n\u0131 da bilir. Bu tezy\u00eel (ilave) c\u00fcmlesi, s\u00f6zlerinde durmayan ve \u00f6zellikle sava\u015fa talip olup da sonradan d\u00f6nenler hakk\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir uyar\u0131y\u0131 i\u00e7ermektedir. Burada &#8220;Benim ahdim (vadim) zalimlere ula\u015fmaz.&#8221; (Bakara, 2\/124) il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fcn\u00fc hat\u0131rlamak gerekir.<\/p>\n<p>247-Harbin nas\u0131l kesinlik kazand\u0131\u011f\u0131na gelince:<\/p>\n<p>Onlar \u00f6yle s\u00f6ylediler, o peygamberleri de onlara, Allah size Talut&#8217;u emir (h\u00fck\u00fcmdar) olarak g\u00f6nderdi, dedi. Buna kar\u015f\u0131 o topluluk, o bize kar\u015f\u0131 nerden h\u00fck\u00fcmdar olacak? Yahut bizim \u00fczerimize onun h\u00fck\u00fcmdar olmas\u0131 nas\u0131l olur? Halbuki biz, h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011fa ondan daha lay\u0131k\u0131z, h\u00fck\u00fcmdar olmak, ondan daha \u00e7ok bizim hakk\u0131m\u0131z, ona bir mal geni\u015fli\u011fi, bollu\u011fu da verilmi\u015f de\u011fil, diye itiraz ettiler. Cevap olarak o peygamber dedi ki: Allah onu se\u00e7ip ay\u0131rarak \u00fczerinize kesin bir \u015fekilde tayin etti ve ona ilimde ve v\u00fccutta, maddi ve manevi bir \u00e7ok geli\u015fmeler ve g\u00fc\u00e7 verdi. V\u00fccutca iri, g\u00fc\u00e7l\u00fc, kuvvetli, g\u00fczel; manevi bak\u0131mdan da din ilmi, siyaset, idare tekni\u011fi ve sava\u015fta sizden y\u00fcksek yaratt\u0131. Fiilen h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k ve kumandanl\u0131k i\u00e7in esas olan \u015fartlar da bunlard\u0131r. Yoksa varislik ve soy, as\u0131l \u015fart de\u011fildir.<\/p>\n<p>Deniliyor ki \u0130br\u00e2ni olan &#8220;Talut&#8221; ismi, Arap\u00e7a maddesiyle de ilgili olarak kuvvet ve uzunlukta m\u00fcbala\u011fa m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ermektedir. Bu bak\u0131mdan ilim ve v\u00fccut kuvvetine bir \u00fcnvan gibidir. Asl\u0131nda ucme (yabanc\u0131) bir \u00f6zel isimden ibaret olsa da Kur&#8217;\u00e2n, Arap\u00e7a a\u00e7\u0131s\u0131ndan m\u00e2n\u00e2s\u0131na i\u015faretle bunu bir genel kural h\u00e2linde tarif ve tesbit etmi\u015ftir. Talut&#8217;un ismi S\u00fcryanice Sayil ve \u0130branice Savil b. Kays imi\u015f. Demek ki Talut lakapt\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi, biz dururken Allah bunu niye b\u00f6yle yapm\u0131\u015f m\u0131 denecek? Allah, m\u00fclk\u00fcn\u00fc diledi\u011fine verir. M\u00fclk\u00fcn sahibi o, as\u0131l m\u00fclk (h\u00fck\u00fcmranl\u0131k) O&#8217;nundur. H\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011fa kavu\u015fanlar, asaleten de\u011fil, ondan vekaleten kavu\u015furlar. Hem Allah&#8217;\u0131n rahmeti geni\u015ftir, o her \u015feyi bilir. Rahmet ve ihsan\u0131 \u00e7oktur, diledi\u011fini yapar. Daraltmas\u0131n\u0131, geni\u015fletmesi takip eder. Fakiri, zengin k\u0131lar, m\u00fclks\u00fcze m\u00fclk verir, verece\u011fini vermek i\u00e7in de hi\u00e7 bir kay\u0131t ve \u015farta tabi de\u011fildir, bilgisizlikten m\u00fcnezzehtir, y\u00fccedir. H\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011fa lay\u0131k olup olmayanlar\u0131, kimlere ni\u00e7in ve ne kadar m\u00fcddet verece\u011fini de bilir. Buna kar\u015f\u0131, &#8220;Biz dururken m\u00fclk\u00fcn\u00fc Talut&#8217;a niye verdi? denemez. Ancak habere itimat edemeyecek kimseler, mant\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu davan\u0131n \u00f6nermesi (su\u011fra) olan se\u00e7me meselesini (kaziyye), &#8220;ne malum?&#8221; diye reddedip, delil isteyebilirler. Bunu tamamlamak i\u00e7in, Bir de peygamberleri onlara dedi ki:<\/p>\n<p>248- Talut&#8217;un h\u00fck\u00fcmdar olmas\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fcrdeki al\u00e2meti ve peygamberli\u011fin mucizesi, size tabutun gelmesidir.<\/p>\n<p>T\u00c2B\u00dbT: Sand\u0131k demektir. Bununla birlikte m\u00fcracaat demek olan &#8220;tevb&#8221; maddesinden m\u00fcbala\u011fa s\u0131\u011fas\u0131 (kipi) olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan d\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131p gelinecek olan herkesin d\u00f6n\u00fc\u015f yeri me\u00e2linde bir anlam da ifade eder. Bu tabuttan maksat da Tevrat sand\u0131\u011f\u0131d\u0131r ki Hz. Musa&#8217;dan sonra \u0130srail o\u011fullar\u0131n\u0131n isyan\u0131yla ellerinden \u00e7\u0131km\u0131\u015f, (Allah taraf\u0131ndan) kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Haberciler demi\u015flerdir ki: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, Hz. \u00c2dem&#8217;e bir tabut indirmi\u015f, i\u00e7inde \u00e7ocuklar\u0131ndan gelecek peygamberlerin suretleri (resimleri) varm\u0131\u015f. \u015eim\u015fir a\u011fac\u0131ndan eni boyu \u00fc\u00e7 iki (3&#215;2) kadarm\u0131\u015f. \u00c2dem (a.s.)in vefat\u0131na kadar yan\u0131nda kalm\u0131\u015f, ondan sonra birer evlad\u0131 miras yoluyla devralm\u0131\u015flar, nihayet Yakub (a.s.)&#8217;a intikal etmi\u015f. Sonra \u0130srail o\u011fullar\u0131n\u0131n elinde kalm\u0131\u015f, Musa (a.s.)&#8217;ya kadar gelmi\u015f. Hz. Musa, Tevrat&#8217;\u0131 buna kor, sava\u015f yapt\u0131\u011f\u0131 zaman \u00f6ne ge\u00e7irir, \u0130srail o\u011fullar\u0131n\u0131n g\u00f6n\u00fclleri bununla huzur bulurdu. Vefat\u0131na kadar yan\u0131ndayd\u0131. Ondan sonra \u0130srail o\u011fullar\u0131 aras\u0131nda elden ele ge\u00e7ti. Bir hususta muhakeme olacaklar\u0131 zaman buna m\u00fcracaat ederler, aralar\u0131nda hakim olurdu. Sava\u015fa gittiklerinde \u00f6nlerinde g\u00f6t\u00fcr\u00fcrler ve bununla teberr\u00fck ederek (bereket umarak) d\u00fc\u015fmanlar\u0131na kar\u015f\u0131 zafer \u00fcmid ederlerdi. Melekler bunu askerin ba\u015f\u0131nda tutar, sava\u015fa giri\u015firler, sonra tabuttan bir ses i\u015fittikleri zaman g\u00e2lip geleceklerine kesin bilgi edinirlerdi. Ne zaman ki \u0130srail o\u011fullar\u0131 isyana ba\u015flam\u0131\u015flar, fesada d\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler, i\u015fleri \u00e7\u0131\u011f\u0131r\u0131ndan \u00e7\u0131km\u0131\u015f; Allah, ba\u015flar\u0131na Amalika&#8217;y\u0131 musallat etmi\u015f, bunlar galip gelmi\u015fler, tabutlar\u0131n\u0131 da alm\u0131\u015flar, g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015fler, bir pisli\u011fe, bir helaya b\u0131rakm\u0131\u015flar. Cenab-\u0131 Allah, Talut&#8217;u h\u00fck\u00fcmdar yapmak isteyince Amalika&#8217;ya bir bela vermi\u015f, hatta tabutun yan\u0131nda abdest bozanlar basura tutulur olmu\u015f, di\u011fer taraftan \u00fclkelerinden be\u015f \u015fehir de mahvolmu\u015f, k\u00e2firler bu bel\u00e2n\u0131n tabut y\u00fcz\u00fcnden oldu\u011fu kanaatine varm\u0131\u015flar, onu \u00e7\u0131karm\u0131\u015flar, iki \u00f6k\u00fcze y\u00fckletip koyuvermi\u015fler. Allah da bunun i\u00e7in d\u00f6rt melek g\u00f6revlendirmi\u015f, s\u00fcrm\u00fc\u015fler, Talut&#8217;un evine getirmi\u015fler. \u0130\u015fte \u0130srail o\u011fullar\u0131, Talut&#8217;un h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131na delil istedikleri zaman peygamberleri, onun h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n al\u00e2metinin, tabutun gelmesi oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>Demek oluyor ki \u0130srail o\u011fullar\u0131nda tabut, mukaddes emanetlerden olup H\u0131ristiyanl\u0131ktaki &#8220;ha\u00e7&#8221; gibi bir mevkide tutulurmu\u015f. Nitekim H\u0131ristiyanlar\u0131n b\u00fcy\u00fck ha\u00e7lar\u0131 da buna benzer bir olay ge\u00e7irmi\u015fti. Tabutun ta Hz. \u00c2dem&#8217;den beri gelmesi, i\u00e7i resimli bir sand\u0131k olmas\u0131, bunun insanlar\u0131n babas\u0131 olan Hz. \u00c2dem olmas\u0131yla uyumu g\u00fc\u00e7t\u00fcr; ayn\u0131 zamanda bu yayg\u0131n haberleri d\u00fc\u015f\u00fcnmeksizin hemen yalanlamak da haks\u0131z olaca\u011f\u0131ndan \u0130bn\u00fc Abbas hazretlerinden rivayet olundu\u011fu \u00fczere bunun zayi olmu\u015f &#8220;Tevrat sand\u0131\u011f\u0131&#8221; olmas\u0131yla yetinmek ve \u015fu kadar ki bunu Hz. Musa yapt\u0131rm\u0131\u015f olmay\u0131p, daha eski tarihi bir sand\u0131k oldu\u011funu da kabul etmek uygun olacakt\u0131r. Bununla beraber Rag\u0131b&#8217;\u0131n nakletti\u011fi gibi, &#8220;Tabut, kalb, Sek\u00eene (huzur) ise ondaki ilimden ibarettir.&#8221; de denilmi\u015f. \u00c7\u00fcnk\u00fc kalbe: &#8220;\u0130lmin d\u00fc\u015f\u00fcp birikti\u011fi yer&#8221;, &#8220;hikmet evi&#8221;, &#8220;ilim tabutu&#8221;, &#8220;ilim kab\u0131&#8221;, &#8220;ilim sand\u0131\u011f\u0131&#8221; isimleri de verilir. Ger\u00e7i bu, me\u015fhur ve zahir olan g\u00f6r\u00fc\u015flere ayk\u0131r\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de onun gere\u011fi olan \u00f6nemli i\u015f&#8217;ar\u00ee (i\u015faret yoluyla \u00e7\u0131kar\u0131lan) bir m\u00e2n\u00e2 oldu\u011fu da inkar edilemez. Buna g\u00f6re me\u00e2lin \u00f6zeti: Onun h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ger\u00e7ek al\u00e2meti, isyan ve gururla zayi olmu\u015f ve sizi peri\u015fan etmi\u015f olan kalbinizin yerine gelmesi ve hakikate iman ederek huzur ve s\u00fck\u00fcnete ermenizdir. Ger\u00e7ek delil, objektif olmaktan \u00e7ok s\u00fcbjektiftir. Siz, bozgunculuk d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle zayi olmu\u015f kalbinizi bulup, davay\u0131 b\u0131rakarak ona biat ettiniz mi (uydunuz mu) mesele biter. Aksi halde Allah&#8217;\u0131n ona verdi\u011fi kudret ve verece\u011fi ba\u015far\u0131, size h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131n\u0131, kar\u015f\u0131s\u0131nda aciz b\u0131rakarak kabul ettirir. \u0130\u015fte onun h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131na kesin delil, bu zahir\u00ee (a\u00e7\u0131k) ve bat\u0131n\u00ee (gizli) tabutun gelmesidir. O tabutta veya geli\u015finde Rabbinizden bir sekine, Musa ailesiyle Harun ailesinin b\u0131rakt\u0131klar\u0131ndan bir kal\u0131nt\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>SEK\u00ceNE: Asl\u0131nda suk\u00fbnet gibi (suk\u00fbn) k\u00f6k\u00fcnden ve vakar, sebat, g\u00fcven, g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131 demektir ki dilimizde de sekinet (huzur) denir. Hafifli\u011fin ve tela\u015f\u0131n z\u0131dd\u0131d\u0131r. Bir de tan\u0131nan ve kendisiyle huzur ve rahatl\u0131k hissedilen herhangi bir i\u015farete, bir al\u00e2mete &#8220;sekine&#8221; denir. Mesela bir ordu i\u00e7in sancak bir sekinedir. Burada bunun ne oldu\u011fu hakk\u0131nda \u00e7e\u015fitli rivayetler vard\u0131r ki baz\u0131lar\u0131 madd\u00ee ve baz\u0131lar\u0131 manev\u00eedir: \u00d6zel bir resim, ho\u015f bir r\u00fczgar, konu\u015fan il\u00e2h\u00ee bir ruh, cennetten alt\u0131n bir tas ki, i\u00e7inde peygamberlerin kalbleri y\u0131kan\u0131r, rahmet, levha kutusu, belirli bir \u00e2yet. Bunlar\u0131n \u00f6zeti ba\u015fl\u0131ca \u015f\u00f6yle toplanm\u0131\u015ft\u0131r:<\/p>\n<p>1- Sekine, \u0130srail o\u011fullar\u0131nda zebercedden veya yakuttan iki kanatl\u0131 ve kedi gibi ba\u015f\u0131 ve kuyru\u011fu bulunan bir resimmi\u015f, bir inilti yaparm\u0131\u015f, inledik\u00e7e tabutu al\u0131p d\u00fc\u015fmana do\u011fru giderler, durduk\u00e7a dururlarm\u0131\u015f.<\/p>\n<p>2- Hz. Ali&#8217;den: insan y\u00fcz\u00fcne benzer y\u00fcz\u00fc olan bir &#8220;rih-i heffafe = ho\u015f, hafif bir r\u00fczgar.&#8221;<\/p>\n<p>3- Sekine, Hz. Musa ve Harun ile onlardan sonraki \u0130srail o\u011fullar\u0131n\u0131n peygamberlerine inmi\u015f kitaplardan Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n, Talut ve askerlerine yard\u0131m ihsan edip, d\u00fc\u015fmanlar\u0131 savaca\u011f\u0131na dair baz\u0131 m\u00fcjdeler.<\/p>\n<p>4- Ne oldu\u011fu bilinmeyen bir \u015fey.<\/p>\n<p>BAK\u0130YYE&#8217;YE GEL\u0130NCE: Diyorlar ki bu da levhalar\u0131n k\u0131r\u0131klar\u0131, Musa&#8217;n\u0131n asas\u0131 ve Tevrat&#8217;tan bir par\u00e7a idi. Birinci m\u00e2n\u00e2 \u00fczere tabut&#8217;un, bir sakinlik sebebi oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>M\u00e2n\u00e2n\u0131n \u00f6z\u00fc: O tabutta veya geli\u015finde size Rabbinizden bir suk\u00fbnet, bir g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131 ve Musa ailesiyle Harun ailesinden kalma kutsal \u015feylerden bir kal\u0131nt\u0131 vard\u0131r ki siz bununla huzur bulur, g\u00fcven ve g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131na erer, onlar gibi amel edersiniz, demek olur. Bu durumda tabut, i\u00e7indekilerle kendisi bir sekinedir (rahatl\u0131kt\u0131r). &#8220;Peygamberler ne bir alt\u0131n, ne bir g\u00fcm\u00fc\u015f miras b\u0131rakmam\u0131\u015f, ancak ilim miras b\u0131rakm\u0131\u015flard\u0131r.&#8221; hadis-i \u015ferifi gere\u011fince peygamberlerden kalma yadig\u00e2r kal\u0131nt\u0131s\u0131 ise ilme, din ve \u015feriata ait \u015feyler olur.<\/p>\n<p>Fakat bu kal\u0131nt\u0131y\u0131 ve o sekine ve huzuru i\u00e7eren tabut nas\u0131l gelir? Onu melekler, Allah&#8217;\u0131n el\u00e7ileri, kuvvetleri getirir. Yerden getirir, g\u00f6kten getirir, nas\u0131l getirirse getirir, siz o taraf\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeyin de gelirse bilin ki Talut h\u00fck\u00fcmdard\u0131r. O tabutun geli\u015finde sizin i\u00e7in mutlaka bir ger\u00e7ek al\u00e2meti, il\u00e2h\u00ee bir delil vard\u0131r. E\u011fer siz iman etmi\u015f kimseler iseniz veya iman \u015fan\u0131n\u0131zdan ise bu b\u00f6yledir. Bu b\u00f6l\u00fcm, \u015funu da g\u00f6sterir ki iman ehline yara\u015fan, hafiflik de\u011fil, vakar (a\u011f\u0131r ba\u015fl\u0131l\u0131k) ve sakinlik, kararl\u0131l\u0131k ve g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Bunda da peygamberlerin miras\u0131n\u0131n, ilim ve dinin b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi vard\u0131r. Mukaddes emanetlerin de kalbin kuvveti i\u00e7in bir feyiz ve bereketi bulundu\u011fu inkar edilmemelidir.<\/p>\n<p>249- Ne zaman ki bunlar tamam olup, Talut askerleriyle hareket etti, askerlerine hitaben \u015f\u00f6yle dedi: Allah sizi mutlaka bir \u0131rmakla imtihan edecektir. Dolay\u0131s\u0131yla ondan her kim i\u00e7erse benden de\u011fil, ve her kim ona a\u011fz\u0131n\u0131 s\u00fcrmezse o \u015f\u00fcphesiz bendendir, benim askerlerimden veya beni sevenlerdendir. Ancak eliyle bir avu\u00e7 alan i\u00e7lerinden m\u00fcstesna, bu kadar\u0131na ruhsat vard\u0131r. Do\u011frudan do\u011fruya a\u011f\u0131zla i\u00e7meye izin yoktur. Talut bir h\u00fck\u00fcmdar s\u0131fat\u0131yla bu emri, bu talimat\u0131 vermi\u015fken \u0131rma\u011fa gelince askerlerin biraz\u0131 hari\u00e7, hepsi de ondan i\u00e7tiler, emri dinlemediler.<\/p>\n<p>Rivayet olunuyor ki, bir adam bir avu\u00e7 al\u0131r, kendine ve hayvan\u0131na yetermi\u015f, fakat sald\u0131r\u0131p i\u00e7enlerin dudaklar\u0131 morar\u0131r, hararetleri artarm\u0131\u015f. Bu bak\u0131mdan onlar \u0131rma\u011f\u0131n berisinde d\u00f6k\u00fcl\u00fcp kald\u0131lar da Talut ile iman eden beraberindeki kimseler \u0131rma\u011f\u0131 ge\u00e7ince kalanlar geriden bu g\u00fcn bizim Calut ve askerleriyle sava\u015facak g\u00fcc\u00fcm\u00fcz yok dediler. Yahut bunlar de\u011fil de \u0131rma\u011f\u0131 ge\u00e7mi\u015f olan m\u00fcminlerin zay\u0131f k\u0131sm\u0131 d\u00fc\u015fman\u0131n \u00e7oklu\u011funu g\u00f6r\u00fcnce, \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015f\u00fcp birbirlerine b\u00f6yle s\u00f6ylediler. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fcminlerin de imanda dereceleri farkl\u0131d\u0131r. S\u00f6ylediler de ne oldu? Her halde Allah&#8217;a kavu\u015facaklar\u0131n\u0131 bilen ve bunu bekleyenler, yani \u00f6l\u00fcmden ka\u00e7man\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, bug\u00fcn bu sava\u015fta \u00f6lmezse di\u011fer bir g\u00fcn mutlaka \u00f6leceklerini ve nihayet Allah&#8217;\u0131n huzuruna varacaklar\u0131n\u0131 bilen, bundan dolay\u0131 da s\u00f6z\u00fcnde duran veya zafer \u00fcmidiyle ya \u015fehid veya gazi olmaya karar veren kesin iman sahipleri, nice defalar az\u0131c\u0131k bir b\u00f6l\u00fck, bir\u00e7ok b\u00f6l\u00fcklere Allah&#8217;\u0131n izniyle galip geldiler. Allah sab\u0131r ve sebat edenlerle beraberdir, dediler. Zay\u0131flar\u0131n kalplerine de kuvvet verdiler.<\/p>\n<p>250- Ne zaman ki Talut ve beraberindeki bu m\u00fcminler, Calut ve askerlerine kar\u015f\u0131 sava\u015f alan\u0131na \u00e7\u0131kt\u0131lar ve d\u00fc\u015fman\u0131n \u00e7oklu\u011funu ve haz\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fcler, hepsi birden kalb kuvvetiyle Allah&#8217;a yalvar\u0131p \u015f\u00f6yle dediler: Ey Rabbimiz! bize sab\u0131r ya\u011fd\u0131r, bizi sabit k\u0131l, ayaklar\u0131m\u0131z\u0131 denk ve yerinde tut, titretme, kayd\u0131rma, azim ve hedefimizden \u015fa\u015f\u0131rtma ve o k\u00e2firler toplulu\u011funa kar\u015f\u0131 bize yard\u0131m ve zafer ihsan et.<\/p>\n<p>251-Bunun \u00fczerine, \u00e7ok ge\u00e7meden o k\u00e2firleri Allah&#8217;\u0131n izniyle bozdular ve Davud, Calut&#8217;u \u00f6ld\u00fcrd\u00fc ve Allah ona -yani Davud&#8217;a- h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k, hikmet ve peygamberlik ihsan etti. Talut kendisine k\u0131z\u0131n\u0131 vermi\u015f ve daha sonra Arz-\u0131 mukaddesin (Filistin ve Kud\u00fcs civar\u0131) do\u011fusunda ve bat\u0131s\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir devlete kavu\u015fmu\u015ftu. \u0130srailo\u011fullar\u0131, Davud&#8217;dan \u00f6nce hi\u00e7bir h\u00fck\u00fcmdar\u0131n etraf\u0131nda bu kadar toplanmam\u0131\u015ft\u0131. Bunlardan ba\u015fka ona daha diledi\u011fi baz\u0131 \u015feyler de \u00f6\u011fretti. Bu c\u00fcmleden olarak, demirleri yumu\u015fat\u0131p z\u0131rhl\u0131 elbiseler yapma sanat\u0131n\u0131 ve ba\u015fkalar\u0131n\u0131n bilmedi\u011fi ku\u015f dilini, g\u00fczel na\u011fmeleri ve di\u011ferlerini \u00f6\u011fretti ve i\u015fte o zalimlerin zulm\u00fcne ra\u011fmen bir az\u0131nl\u0131\u011f\u0131n azim ve iman\u0131, gayret ve duas\u0131yla Allah Te\u00e2l\u00e2 b\u00f6yle \u00fcmit edilmez b\u00fcy\u00fck ba\u015far\u0131lar ihsan etti.<\/p>\n<p>\u015eimdi, buna kar\u015f\u0131, iyi ama Allah sava\u015fa hi\u00e7 meydan vermese ve h\u00fck\u00fcmetin bask\u0131s\u0131na m\u00fcsaade etmese daha iyi olmaz m\u0131yd\u0131, dememeli. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah insanlar\u0131n baz\u0131s\u0131n\u0131, baz\u0131s\u0131yla savmasa veya m\u00fcdafaa etmese, bozguncu ve sald\u0131rganlar\u0131, \u0131slah ediciler ve m\u00fccahitlerle sav\u0131p bar\u0131\u015f ve d\u00fczen taraftarlar\u0131n\u0131, \u00e7ocuklar\u0131 ve kad\u0131nlar\u0131 korumasayd\u0131, yery\u00fcz\u00fc bozulurdu, d\u00fcnyan\u0131n menfaat ve d\u00fczeni da\u011f\u0131l\u0131r, \u00e7oluk \u00e7ocuktan, ilim ve sanattan, din ve imandan eser kalmazd\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc uzakla\u015ft\u0131r\u0131p kar\u015f\u0131 koyma kanunu olmasayd\u0131, insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu, uyum i\u00e7inde, itaatkar ve boyun e\u011fmi\u015f bile olsa, sald\u0131rganlar\u0131n devaml\u0131 olarak h\u00fccumuna u\u011frarlar, \u00e7i\u011fnenir, mahvolurlard\u0131. Sosyal e\u015fitlik bulunmaz, nihayet herkes sald\u0131rgan olur; herkes sald\u0131rgan olur da, direnme de varsay\u0131lmazsa hepsi mahvolur. Cenab-\u0131 Allah, insanlar\u0131 irade sahibi olarak yaratm\u0131\u015ft\u0131r ve b\u00f6yle yaratmas\u0131, s\u0131rf rahmet ve kudrettir. Fakat bu iradeler mutlak b\u0131rak\u0131l\u0131r da birbirleriyle \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc h\u00e2le getirilmez ve hi\u00e7bir direni\u015fle kar\u015f\u0131la\u015fmazlarsa, \u00e7al\u0131\u015fma zahmetine katlanmaz, \u00f6n\u00fcne geleni \u00e7i\u011fnemeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Savunma ve kar\u015f\u0131 koyma olmay\u0131nca da sald\u0131r\u0131, yollar\u0131n en k\u0131sas\u0131 ve do\u011fru yol olmu\u015f olur; o zaman da insan ad\u0131na bir \u015fey kalmaz, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn d\u00fczeni bozulur. Fakat Allah, b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlere ve bu arada \u00f6zellikle ak\u0131l sahipleri \u00e2lemine b\u00fct\u00fcn bir l\u00fctuf ve rahmet sahibidir. Bu fesada raz\u0131 olmaz, o yery\u00fcz\u00fcn\u00fc imar edecek, \u00fczerinde insanlar\u0131 l\u00fctuf ve ikram\u0131yla ya\u015fatacak, ebed\u00ee mutluluklara, y\u00fcksek mertebelere erdirecektir. \u015eu halde sonradan gelen fesat bat\u0131ld\u0131r. Allah&#8217;\u0131n istedi\u011fi d\u00fczendir. Bu bak\u0131mdan d\u00fczenin, fesad\u0131 ortadan kald\u0131rmas\u0131 i\u00e7in; d\u00fczen ve hay\u0131r sahiplerinin, bozgunculuk ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck \u00e7\u0131karanlar\u0131 defetmesi laz\u0131md\u0131r ve zaten kar\u015f\u0131 koyma ve savunma, b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyada hak olan bir kanundur. \u0130radeden, ak\u0131l ve \u015fuurdan nasibini almayan yarat\u0131klar, bu direni\u015flerini, Hakk&#8217;\u0131n zorlamas\u0131yla mecburen ortaya koyarlar. \u0130stedi\u011fini, diledi\u011fini yapanlarda bunun tatbikinin de ak\u0131l, irade ve imanlar\u0131yla yap\u0131lmas\u0131 gerekir. \u0130\u015fte Allah, sava\u015f\u0131 ve h\u00fck\u00fcmeti bu hikmetle me\u015fru k\u0131lm\u0131\u015f ve insanlar\u0131n bozguncu ve sald\u0131rgan k\u0131sm\u0131n\u0131, \u0131slahat\u00e7\u0131 k\u0131sm\u0131yla defetmek ve g\u00fczel bir \u015fekilde \u00e7al\u0131\u015facak korumak i\u00e7in emretmi\u015ftir. D\u00fczen ve fazilet sahipleri, bu noktay\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutmay\u0131p ve savunma kayd\u0131yla me\u015fgul olmay\u0131p da sald\u0131rganlar\u0131 serbest b\u0131rakacak olurlarsa, b\u00fct\u00fcn g\u00fc\u00e7 onlar\u0131n eline ge\u00e7er ve onlar da d\u00fcnyay\u0131 ele ge\u00e7rimek sevdas\u0131yla yer y\u00fcz\u00fcne bozgunluk verecekler ve buna meydan verenler, sorumlu olacaklard\u0131r ki yukarda buna bir, &#8220;Ellerinizle kendinizi tehlikeye atmay\u0131n&#8221; (Bakara, 2\/195) hat\u0131rlatmas\u0131 ge\u00e7mi\u015fti.<\/p>\n<p>\u015eu halde iki sava\u015f vard\u0131r: Birisi \u0131slah sava\u015f\u0131, di\u011feri ifsad (fesat ve bozgunculuk) sava\u015f\u0131d\u0131r. \u0130man ehline emredilen de Allah yolunda \u0131slah sava\u015f\u0131d\u0131r ki, bu da zul\u00fcm ve bozgunculu\u011fun ve zulm\u00fcn kayna\u011f\u0131 olan k\u00fcf\u00fcr ve \u015firkin yok edilmesi ve genel bar\u0131\u015f\u0131 sa\u011flamakt\u0131r. D\u00fczene ve \u0130sl\u00e2ma sahip \u00e7\u0131kanlar, bunu yapmazsa, k\u00fcf\u00fcr ve bozgunculuk ortal\u0131\u011f\u0131 kaplayacak; o zaman da insanlar, k\u00f6k\u00fcnden kaz\u0131n\u0131p k\u0131yamet kopacakt\u0131r.<\/p>\n<p>252- Ey Muhammed! \u015eunlar, binler k\u0131ssas\u0131ndan Davud k\u0131sm\u0131na kadar olan \u015fu k\u0131ssalar, Allah&#8217;\u0131n ibret al\u0131nacak \u00e2yetleridir. Biz bunlar\u0131 sana her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcphe ve hatadan, bozup de\u011fi\u015ftirme ve yanl\u0131\u015f ku\u015fkusundan uzak, s\u0131rf hak ve ger\u00e7ek olarak okuyoruz, Cebrail ile sana devaml\u0131 bir \u015fekilde okuyoruz. Sen de ger\u00e7ekten mutlaka g\u00f6nderilmi\u015f olan resullerdensin, o b\u00fcy\u00fck peygamberlerden birisin. Bunu bil, vazifeni yap.<\/p>\n<p>O g\u00f6nderilen peygamberlerin makamlar\u0131n\u0131 anlamak ister misin?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi:<\/p>\n<p>253- O i\u015faret olunan resuller yok mu, biz onlar\u0131n baz\u0131s\u0131n\u0131, baz\u0131s\u0131ndan \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131k. \u0130\u00e7lerinden kimi var ki Allah, kendisiyle konu\u015ftu, baz\u0131s\u0131n\u0131 da derecelerle daha y\u00fckseklere \u00e7\u0131kard\u0131. Biz Meryem o\u011flu \u0130sa&#8217;ya da o delilleri verdik ve kendisini R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs (Cebrail) ile kuvvetlendirdik. E\u011fer Allah dileseydi, bunlar\u0131n arkas\u0131ndaki \u00fcmmetler, kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kan\u0131na girmezlerdi. Fakat ihtil\u00e2fa d\u00fc\u015ft\u00fcler, kimi iman etti, kimi ink\u00e2r etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerinin kan\u0131na girmezlerdi. Fakat Allah diledi\u011fini yapar.<\/p>\n<p>254- Ey iman edenler! Kendisinde hi\u00e7bir al\u0131\u015f veri\u015fin, hi\u00e7bir dostlu\u011fun ve hi\u00e7bir \u015fefaatin bulunmad\u0131\u011f\u0131 bir g\u00fcn gelmeden \u00f6nce, size verdi\u011fimiz r\u0131z\u0131klardan Allah yolunda harcay\u0131n. K\u00e2firlere gelince, onlar zalimlerdir.<\/p>\n<p>255- Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur. O daima diridir (hayyd\u0131r), b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n idaresini y\u00fcr\u00fcten (kayyum)dir. O&#8217;nu ne gaflet basar, ne de uyku. G\u00f6klerde ve yerde ne varsa hepsi O&#8217;nundur. \u0130zni olmadan huzurunda \u015fefaat edecek olan kimdir? O, kullar\u0131n\u0131n \u00f6nlerinde ve arkalar\u0131nda ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O&#8217;nun diledi\u011fi kadar\u0131ndan ba\u015fka ilminden hi\u00e7 bir \u015fey kavrayamazlar. O&#8217;nun k\u00fcrsisi, b\u00fct\u00fcn g\u00f6kleri ve yeri kucaklam\u0131\u015ft\u0131r. Onlar\u0131n her ikisini de g\u00f6r\u00fcp g\u00f6zetmek O&#8217;na bir a\u011f\u0131rl\u0131k vermez. O \u00e7ok y\u00fccedir, \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>256-Dinde zorlama yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc do\u011fruluk, sap\u0131kl\u0131ktan ay\u0131rd edilmi\u015ftir. Art\u0131k her kim t\u00e2\u011futu inkar edip, Allah&#8217;a inan\u0131rsa, sa\u011flam bir kulpa yap\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r ki, o hi\u00e7bir zaman kopmaz. Allah, her \u015feyi i\u015fitir ve bilir.<\/p>\n<p>253-Ey Muhammed! O peygamberler, o i\u015faret olunan peygamberler \u015funun bunun se\u00e7imi ve tayini ile de\u011fil, bizzat Allah&#8217;\u0131n g\u00f6nderdi\u011fi O Allah el\u00e7ileri, i\u00e7inde bulundu\u011fun Peygamberler kafilesi yok mu, biz onlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 di\u011fer bir k\u0131sm\u0131na \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131k; evet hepsi peygamber, peygamber olmak bak\u0131m\u0131ndan hepsi e\u015fit, fakat b\u00f6yle olmakla birlikte baz\u0131s\u0131na ve hatta her birine bir \u00fcst\u00fcnl\u00fck, \u00f6zel bir fazilet, ayr\u0131 bir r\u00fctbe verdik. Kimisine Allah bizzat s\u00f6z s\u00f6yledi.&#8221; Kel\u00eemullah&#8221; (Allah ile konu\u015fan) yapt\u0131, nitekim Musa Tur&#8217;da ve belirlenmi\u015f gecelerde Allah&#8217;\u0131n arac\u0131s\u0131z ve el\u00e7isiz s\u00f6z\u00fcn\u00fc dinledi. Baz\u0131s\u0131n\u0131 da bir\u00e7ok derecelerle daha y\u00fckseklere \u00e7\u0131kard\u0131. Sidre-i m\u00fcnteha&#8217;dan (b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131n ilminin son buldu\u011fu nokta) ge\u00e7irip, &#8220;\u0130ki yay kadar yahut daha yak\u0131n&#8221; (Necm, 53\/9) s\u0131rr\u0131 ile, mutlak yak\u0131nl\u0131k makam\u0131nda \u00e2lemlere rahmet olarak herkese g\u00f6nderilen peygamber, Allah&#8217;\u0131n sevgilisi en son peygamber yaparak, Mak\u00e2m-\u0131 Mahmud&#8217;a y\u00fcceltti. Biz \u015fan\u0131 y\u00fcce olan Allah, Peygamberleri birbirlerine \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131k, Bu arada \u00f6b\u00fcrlerinden sonra ve senden \u00f6nce, \u0130sa b. Meryem&#8217;e dahi o delilleri, peygamberli\u011fini ve faziletini ortaya koyan a\u00e7\u0131k delilleri, yani \u0130ncil&#8217;i, \u0130ncil&#8217;deki o \u00f6\u011f\u00fctleri ve etkileyici ikazlar\u0131 ifade eden \u00e2yetleri, bir di\u011fer ifade ile (be\u015fikte iken) konu\u015fma, \u00f6l\u00fcleri diriltme ve anadan do\u011fma g\u00f6z\u00fc k\u00f6r olan\u0131 iyile\u015ftirme mucizelerini verdik. Ve kendisini R\u00fbhu&#8217;l Kud\u00fcs ile destekledik kutsal ve nezih bir \u00f6zelli\u011fi kendisine bah\u015fettik. &#8220;Andolsun biz Musa&#8217;ya kitab\u0131 verdik. Arkas\u0131ndan peygamberler g\u00f6nderdik, Meryem o\u011flu \u0130sa&#8217;ya mucizeler verdik ve onu R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs (Cebrail) ile destekledik.&#8221; (Bakara, 2\/87) \u015eimdi \u00fcst\u00fcn k\u0131lman\u0131n bi\u00e7imini a\u00e7\u0131klayan \u015fu c\u00fcmlelerin a\u00e7\u0131klama \u00fcsl\u00fbplar\u0131nda, \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131k, onlardan, y\u00fckseltti biz verdik, diye \u00e7o\u011fuldan tekile, tekilden \u00e7o\u011fula, \u00fcst\u00fcnden daha \u00fcst\u00fcne, daha \u00fcst\u00fcnden \u00fcst\u00fcne, iltifat iltifat \u00fczerine nas\u0131l bir \u00e7e\u015fitleme var, dikkat edilmelidir. \u00d6nce herbiri peygamberlikte ve dolay\u0131s\u0131 ile hakk\u0131 s\u00f6ylemi\u015f olmakta bir; ikinci olarak genelde baz\u0131s\u0131 \u00f6zel bir \u00fcst\u00fcnl\u00fck ile \u00fcst\u00fcn olarak, bir bak\u0131ma \u00e7e\u015fitli ve \u00e7e\u015fitli olmas\u0131na g\u00f6re birer \u00fcmmete uygun; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak bu \u00fcst\u00fcn k\u0131lmada, Musa ve \u0130sa gibi, cem makam\u0131nda kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 belirgin iki s\u0131n\u0131r, ve ortada cem&#8217;u&#8217;l cem&#8217; makam\u0131nda hepsini toplayan, sonu ba\u015flang\u0131\u00e7 ba\u015flang\u0131c\u0131 son, peygamberlik dairesinin mutlak merkezi, peygamberler toplulu\u011funun en m\u00fckemmel kalbi ve bu bak\u0131mdan \u00e7e\u015fitli \u00fcmmetlerin birbirini izleyen dereceler \u00fczere, \u00e7okluktan tekli\u011fe \u00e7evrilmesi i\u00e7in mutlak yak\u0131nl\u0131\u011fa ula\u015fan tevhid \u00f6nderi olarak en m\u00fckemmel sistem \u00fczere bir peygamberler zinciri mevcuttur. Dikkat \u00e7ekicidir ki \u0130sa&#8217;n\u0131n f\u0131kras\u0131n\u0131 bir taraftan geri b\u0131rak\u0131yor, bu bak\u0131mdan derecelere yak\u0131n g\u00f6sterilerek de\u011feri y\u00fckseltiliyor. Di\u011fer taraftan, &#8220;sahib-i derec\u00e2t&#8221; (\u00fcst\u00fcn dereceler sahibi) ile kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131k olmamas\u0131 i\u00e7in ile, ta yukardaki c\u00fcmlesine atfolunuyor da diye ya atfolunmuyor, bu \u015fekilde &#8220;sahib-i derec\u00e2t&#8221; (Hz. Peygamber)e de\u011fil, genel olarak peygamberler z\u00fcmresine ba\u011flan\u0131yor. Bir de annesine nisbet edilerek ismi a\u00e7\u0131ktan s\u00f6yleniyor ki bunlarda, hem \u0130srailo\u011fullar\u0131n\u0131n \u00e7irkin su\u00e7lamalar\u0131n\u0131n tam tersine davranma, hem de ona &#8220;il\u00e2h&#8221; ve &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; diyen h\u0131ristiyanlar\u0131n iftiralar\u0131na a\u00e7\u0131k bir red vard\u0131r. Ve ayn\u0131 zamanda bu at\u0131f \u015fekliyle, \u0130sa&#8217;n\u0131n &#8220;sahib-i derecat&#8221; (Hz. Peygamber)tan zaman a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nce oldu\u011funa da i\u015faret olunmu\u015ftur. Bundan ba\u015fka bu peygamberler toplulu\u011funun elde ettikleri mak\u00e2mlar\u0131n ve derece derece \u00fcst\u00fcnl\u00fcklerin, kendilerinde kendiliklerinden ve \u00e7al\u0131\u015farak elde etme olmay\u0131p s\u0131rf Allah vergisi oldu\u011fu, iyice anlat\u0131lmak i\u00e7in, biz \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131k Allah konu\u015ftu, y\u00fckseltti biz verdik, biz destekledik buyrulmu\u015f ve bununla hem peygamberli\u011fin anlam\u0131 a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f, hem de bu konuda ifrat (a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k) veya tefrit (ihmalk\u00e2rl\u0131k) ile \u015firk \u00e7ukuruna d\u00fc\u015f\u00fclmemesi hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, \u00e2yetin daha sonra gelen ifadesi bu nokta \u00fczerinde duracak ve sonu da \u00c2yetu&#8217;l-k\u00fcrsi ile ger\u00e7ek a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturulacakt\u0131r. K\u0131sacas\u0131 peygamberler toplulu\u011fu, peygamber olmakta bir ve ayn\u0131, \u00e7e\u015fitli \u00fcst\u00fcnl\u00fcklerle \u00fcst\u00fcn k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olarak \u00f6zel makamlar\u0131 ile y\u00fcksek ve muntazam, d\u00fczg\u00fcn bir topluluk olu\u015ftururlar. Bu arada \u00fc\u00e7\u00fc \u00f6zellikle dikkat \u00e7ekicidir; ikisi yan, birisi orta ve merkezdir. Bir yanda Kel\u00eemullah (Hz. Musa), bir yanda da \u0130sa, Ruhullah vard\u0131r. Ortada kendisi tam olarak belli oldu\u011fundan dolay\u0131 ismini a\u00e7\u0131klamaya gerek olmayan belli birisi konulmu\u015ftur ki, di\u011ferlerinin bir\u00e7ok derece \u00fcst\u00fcnde y\u00fcksek bir Mak\u00e2m-\u0131 Mahmud&#8217;u elde etmi\u015ftir. Bu noktada Cenab-\u0131 Allah, habibini kendini be\u011fenerek \u00f6v\u00fcnmekten ve b\u00f6b\u00fcrlenmekten korumak i\u00e7in, \u0130sa&#8217;dan \u00f6nce ve Musa&#8217;dan daha y\u00fcksek birine ve mesela Hz. \u0130brahim&#8217;e i\u015faret eder gibi, &#8220;baz\u0131s\u0131n\u0131 da bir\u00e7ok derecelerle daha y\u00fckseklere \u00e7\u0131kard\u0131.&#8221; diye \u015fereflendirmi\u015f de, &#8220;O da sensin ey Muhammed&#8221; diye a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtmemi\u015ftir, fakat a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylemekten daha beli\u011f (bel\u00e2gatl\u0131) belirleme tak\u0131s\u0131 ile (ahd) iltifat g\u00f6stermi\u015ftir. Edeb\u00ee sanatlarda (bel\u00e2gatta) bu \u00e7e\u015fit a\u00e7\u0131klaman\u0131n bir \u00e7ok \u00f6rnekleri vard\u0131r. Nitekim Arap \u015fairlerinden Hutey&#8217;e&#8217;ye: &#8220;En y\u00fcksek \u015fair kimdir?&#8221; diye soruldu\u011fu zaman, Z\u00fcheyr&#8217;i ve N\u00e2bi\u011fa&#8217;y\u0131 s\u00f6ylemi\u015f de isteseydim \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcy\u00fc s\u00f6ylerdim demi\u015f ve bununla kendini kastetmi\u015ftir ki, e\u011fer, &#8220;Kendimi s\u00f6ylerdim.&#8221; demi\u015f olsa idi b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc olmazd\u0131. \u00c2lemlerin Rabb\u0131 olan Y\u00fcce Allah, burada peygamberlerin en \u00fcst\u00fcn\u00fcne bu \u00e7e\u015fit a\u00e7\u0131klama ile mak\u00e2m\u0131n\u0131 bildirmi\u015ftir. Bunun i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n habibi Hz. Peygammer, &#8220;Ben \u00e2dem o\u011fullar\u0131n\u0131n efendisiyim, fakat b\u00f6b\u00fcrlenme ve \u00f6v\u00fcnme yok.&#8221; hadisi \u015ferifi ile, bu ger\u00e7e\u011fi a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 gibi, hem bu n\u00fckteye hem de, &#8220;Allah\u0131n peygamberlerinden hi\u00e7birini ay\u0131rmay\u0131z.&#8221; (Bakara, 2\/285) \u00e2yetindeki peygamberlerinin e\u015fit tutulmas\u0131 \u015feklindeki iman f\u0131kras\u0131na i\u015faret i\u00e7in, &#8220;Beni Yunus b. Metta&#8217;dan \u00fcst\u00fcn tutmay\u0131n. Yani ben de peygamberim, o da peygamber.&#8221; buyurmu\u015ftur. \u015eu halde Peygamberlerin isimlerini s\u00f6yleyerek \u00fcst\u00fcn tutmaya kalk\u0131\u015fmamak, iman terbiyesi gere\u011fidir. \u0130bn\u00fc Abbas (r.a.)in \u015f\u00f6yle dedi\u011fi rivayet edilmi\u015ftir: Biz mescidde peygamberlerin \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc konu\u015fuyorduk, Nuh&#8217;u uzun ibadeti ile, \u0130brahim&#8217;i dostlu\u011fu ile, Musa&#8217;y\u0131 Allah&#8217;\u0131n kendisi ile konu\u015fma f\u0131rsat\u0131 vermesi ile, \u0130sa&#8217;y\u0131 g\u00f6\u011fe y\u00fckseltilmesi ile and\u0131k. Fakat Resulullah hepsinden \u00fcst\u00fcnd\u00fcr, b\u00fct\u00fcn insanlara g\u00f6nderilmi\u015f, \u00f6n\u00fc sonu ba\u011f\u0131\u015flanm\u0131\u015ft\u0131r, peygamberlerin sonuncusudur. dedik. Derken Resulullah (s.a.v.) geliverdi. &#8220;Neden s\u00f6z etmektesiniz?&#8221; dedi. Biz de s\u00f6yledik. &#8220;Hi\u00e7bir kimseye Yahya b. Zekeriya&#8217;dan hay\u0131rl\u0131 olmak gerekmez.&#8221; buyurdu. Ve onun hi\u00e7bir \u015fekilde g\u00fcnah i\u015flemedi\u011fini ve niyyet de etmedi\u011fini s\u00f6yledi.&#8221; phe yok ki b\u00fct\u00fcn peygamberler aras\u0131nda Musa ile \u0130sa&#8217;n\u0131n \u00f6zellikle adlar\u0131n\u0131n an\u0131lmas\u0131 bu iki peygamberin mertebelerinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne dikkat \u00e7ekmedir. Bu ise, bunlar\u0131n derece derece \u00fczerinde g\u00f6sterilen Resulullah&#8217;\u0131n mertebesinin y\u00fcksekli\u011fine ba\u015fka bir delil te\u015fkil eder. Zikretti\u011fimiz hadisi \u015ferifler de bu m\u00fckemmelli\u011fin ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 nezih ifadelerdir. Y\u00e2 Rab! Bizi de bu g\u00fcnahk\u00e2rlar\u0131n \u015fefaat\u00e7\u0131s\u0131n\u0131n \u015fefaati ile arzusuna ula\u015fanlardan eyle.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu ifadenin m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015funa var\u0131yor: \u0130\u015fte peygamberlerin mak\u00e2mlar\u0131, bu arada sen de mak\u00e2m\u0131n\u0131 anla ve ona g\u00f6re vazifeni yerine getir. Fakat \u015funu bilmeli ki, bu \u00e7e\u015fitli \u00fcst\u00fcnl\u00fckler ve y\u00fcksek dereceler s\u0131rf Allah vergisidir. Bu y\u00fckseklik kendi \u015fah\u0131slar\u0131nda asl\u0131nda var olan bir \u00f6zellik de\u011fil, il\u00e2h\u00ee ihsan ile elde ettikleri il\u00e2h\u00ee bir ba\u011f\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar\u0131 Allah vermi\u015f ve kendilerini Allah g\u00f6ndermi\u015ftir. As\u0131l peygamberlik g\u00f6revi, il\u00e2h\u00ee emirlerin bildirilmesi ve yerine getirilmesine vek\u00e2lettir. Peygamberler ancak il\u00e2h\u00ee emri temsil ederler. \u00d6zel \u00fcst\u00fcnl\u00fckleri, ki\u015fisel iradeleri ve vek\u00e2letleri, il\u00e2h\u00ee emirde yok olmu\u015ftur. Onlar kay\u0131ts\u0131z ve \u015farts\u0131z kendi dilediklerini yapamazlar. Bizzat kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z ve mutlak bir iradeye sahip ve b\u00fct\u00fcn olaylara hakim, v\u00fccudu zat\u0131n\u0131n gere\u011fi zat ve s\u0131fat\u0131 ile ezeli olan, mutlak irade sahibi, yarat\u0131c\u0131 ve yoktan var edici de\u011fildirler. Ne Musa&#8217;n\u0131n y\u00fcce Allah ile konu\u015fmu\u015f olmas\u0131, ne \u0130sa&#8217;n\u0131n \u00e7ocuk iken be\u015fikte konu\u015fmu\u015f olmas\u0131, ve Allah taraf\u0131ndan bir ruh olmas\u0131 ve hatta, bunlar\u0131n derece derece \u00fcst\u00fcnde olan Resulullah&#8217;\u0131n mak\u00e2m\u0131, peygamber olma yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131ndan \u00e7\u0131k\u0131p rabl\u0131k s\u0131n\u0131r\u0131na giremez. As\u0131l irade Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah murad etmeyince hi\u00e7bir \u015fey yapamazlar, g\u00f6rmez misin, Allah kesinlikle dilemi\u015f olsayd\u0131, bu peygamberlerden sonra \u00fcmmetleri, kendilerine bu kadar hak deliller geldikten sonra, birbirlerinin kan\u0131na girmezler, sava\u015f etmezlerdi. Peygamberlerini tasdik ve il\u00e2h\u00ee emri a\u00e7\u0131k olarak beyan eden naslar\u0131n gere\u011fi ile amel eder, karde\u015f olurlar da onlara ayk\u0131r\u0131 hakeret edemezlerdi. \u00d6zellikle Musa&#8217;dan sonra, ne \u0130srailo\u011fullar\u0131 birbiri ile bo\u011fu\u015furdu, ne de peygamberlerin kan\u0131na girip, \u0130sa&#8217;dan sonra h\u0131ristiyanlarla d\u00f6\u011f\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc. Hele \u0130sa&#8217;n\u0131n delillerinden sonra h\u0131ristiyanlar ne kendi aralar\u0131nda, ne di\u011fer milletler ile hi\u00e7bir sava\u015f etmemeleri gerekirdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlara: &#8220;Bir yana\u011f\u0131na tokat vurana \u00f6b\u00fcr yana\u011f\u0131n\u0131 da \u00e7eviriver.&#8221; diyen \u0130sa&#8217;n\u0131n ifadesi, sald\u0131r\u0131ya bile kar\u015f\u0131l\u0131k vermekten yasaklama emrinde ne kadar samimi ve ne kadar a\u00e7\u0131kt\u0131. Bundan sonra h\u0131ristiyanl\u0131kta her ne sebeble olursa olsun, birinin kan\u0131na girmek de\u011fil, hatta kimseye el kald\u0131rmamak, hi\u00e7 sava\u015f yapmamak gerekmiyor muydu? Onlara sava\u015f yapmak haramd\u0131. Fakat b\u00f6yle olmad\u0131, ihtil\u00e2f ettiler, \u00e7e\u015fitli f\u0131rkalara milletlere ayr\u0131ld\u0131lar da kimi iman etti, peygamberlerin dinini benimsedi; kimi de y\u00fcz \u00e7evirip, k\u00e2fir oldu, olabildi\u011fince birbirlerinin kan\u0131na girdiler. Nice sava\u015flar yapt\u0131lar ve h\u00e2la yap\u0131yorlar. O peygamberlerden ve o delillerden sonra da bunlar olabildi. Hak s\u00f6z, emirleri tebli\u011f ve peygamberlerin bunlar\u0131 yerine getirmeye y\u00f6nelik ki\u015fisel iradeleri, bu ihtil\u00e2f, ink\u00e2r\u0131 ve ayk\u0131r\u0131 davranmay\u0131 imk\u00e2ns\u0131z hale getirmedi, kald\u0131rmad\u0131; halbuki Allah dileseydi bunlar olamazd\u0131. Demek ki her il\u00e2h\u00ee emir, aksine hareket etme imk\u00e2n\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rmaz, her emir ayk\u0131r\u0131 davranmay\u0131 ortadan kald\u0131rmay\u0131 irade eden tekvin\u00ee bir emir, zorlayan bir irade de\u011fildir. E\u011fer b\u00f6yle olsayd\u0131, ayk\u0131r\u0131 davranman\u0131n olmamas\u0131na il\u00e2h\u00ee irade kar\u0131\u015fm\u0131\u015f bulunur, Allah&#8217;\u0131n peygamberlerine ve a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 emre dair a\u00e7\u0131klamalar\u0131na kar\u015f\u0131 ink\u00e2r ve ayk\u0131r\u0131 davranmak m\u00fcmk\u00fcn olamazd\u0131. Oysa, ger\u00e7ek b\u00f6yle de\u011fildir. Demek ki Allah ihtilaf\u0131n mutlak olarak meydana gelmemesini dilememi\u015ftir. Dikkat olunursa peygamberlerin, birbirlerine \u00fcst\u00fcn tutulmas\u0131, esasta bir olmak \u00fczere, bir \u00e7e\u015fitleme ifade eder ki, bu \u00e7e\u015fitleme bizzat y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n iradesidir. Bunlarla \u00e7e\u015fitli milletlerin meydana gelmesi de y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n iradesidir. Bu az \u00e7ok bir ihtil\u00e2f anlam\u0131n\u0131 i\u00e7erir. \u0130\u015fte bu \u00e7e\u015fitleme, genel bir ihtil\u00e2f gerektirmemek i\u00e7in, bunlar\u0131 derece derece birle\u015ftirecek daha y\u00fcksek peygamberler ve hepsinin \u00fcst\u00fcnde herkese g\u00f6nderilen &#8220;sahib-i derec\u00e2t&#8221; (y\u00fcksek derecelere sahip bir peygamber) g\u00f6nderilmi\u015ftir ki, bu \u015fekilde milletler \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit ve bir \u00e7ok olmakla birlikte, mutlak bir tevhidi, (birli\u011fi) elde etsinler. Demek ki tevhid emri, tam olarak ihtilafa engel olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, muhalefet imk\u00e2n\u0131n\u0131 da ortadan kald\u0131rm\u0131\u015f de\u011fildir. Ve bunlar\u0131n hepsi il\u00e2h\u00ee irade iledir. \u00c7\u00fcnk\u00fc il\u00e2h\u00ee irade olmasa idi, hi\u00e7bir \u015fey olamazd\u0131. \u015eu halde iradenin kapsam\u0131 emrin kapsam\u0131ndan, hakk\u0131n kapsam\u0131 da hayr\u0131n kapsam\u0131ndan daha geneldir. Teklif\u00ee emir, zorlayan iradeyi de\u011fil, hayr\u0131 ve r\u0131zay\u0131 hedefler. Meydana gelme ve gelmeme ise mutlak iradeye ve yaratma i\u015fine ba\u011fl\u0131d\u0131r. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki ilm\u00ee olarak belli olma, aklen vacip olma ve yaln\u0131z te\u015fri ifade eden emir, herkesin ki\u015fisel iradesi, yapman\u0131n veya yapmaman\u0131n tam sebebi de\u011fildir. Ne kadar kesin ve a\u00e7\u0131k olursa olsun m\u00fccerred emir, s\u0131rf ilim; ne kadar a\u00e7\u0131k ve isabetli yerinde bulunursa bulunsun, sadece ir\u015fadlar ve fikir y\u00f6n\u00fcnden ayd\u0131nlatmalar, isterse peygamberlerden gelsin herkesin ki\u015fisel iradeleri, herkesi k\u00f6t\u00fcl\u00fckten, isyandan, tecav\u00fczden, ink\u00e2rdan, ihtil\u00e2ftan engellemeye ve aralar\u0131nda \u00e7arp\u0131\u015fma ve sava\u015f\u0131 kald\u0131rmaya yeterli sebeb de\u011fildir. Her\u015feyde oldu\u011fu gibi bu hususta as\u0131l etkili sebeb ve tam neden bizzat il\u00e2h\u00ee irade ve yaratma emridir. Madem ki bu kadar a\u00e7\u0131klamalardan ve bu kadar ilm\u00ee ilerlemelerden sonra Allah&#8217;\u0131n teklif\u00ee emirlerine ve peygamberlerine kar\u015f\u0131 ihtil\u00e2f ve \u00fcmmetler aras\u0131nda \u00e7arp\u0131\u015fma ve sava\u015f yine meydana gelmi\u015f ve gelmektedir; o halde hepsi m\u00fcmin olsun, ihtilaf ve sava\u015f m\u00fcmk\u00fcn olmas\u0131n diye il\u00e2h\u00ee irade taalluk etmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7i Allah dilemi\u015f olsayd\u0131 \u00fcmmetler hi\u00e7bir zaman iman ve inkar ile birbirlerinden farkl\u0131 olduklar\u0131 halde bile birbirlerinin kan\u0131na girmezlerdi, giremezlerdi. Allah sava\u015f olmamas\u0131n\u0131 dilemi\u015f olsayd\u0131, baz\u0131 durumlarda yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, onu yapacak insanlara irade ve kudret vermez veya irade ve kudretlerini h\u00fck\u00fcms\u00fcz b\u0131rak\u0131r da hepsini zorla ve mecburen bar\u0131\u015fa ve anla\u015fmaya sevk eyler, \u00e7arp\u0131\u015fma ve sava\u015fa dair hi\u00e7bir hareket yapt\u0131rmaz ve o zaman bunlar \u00fczerinde cebriye mezhebi cereyan eder ve fiillerinde h\u00fcr de\u011fil, mecbur ve zorlanm\u0131\u015f olurlard\u0131. Ve o zaman Allah&#8217;\u0131n, diledi\u011fini yapan (fail-i muhtar) oldu\u011fu da bilinmezdi. Fakat \u00f6yle de\u011fil, Allah ne dilerse yapar, diledi\u011fine koruma, diledi\u011fine yenilgi verir. Mutlak irade O&#8217;nun, tam tercih O&#8217;nun, mutlak kudret O&#8217;nundur. \u0130radesini durduracak hi\u00e7bir kudret yoktur, kudretine kar\u015f\u0131 koyacak hi\u00e7 bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. O hi\u00e7bir hususta mecbur de\u011fil, tam m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile fiillerinde h\u00fcrd\u00fcr ve her tercihi hikmettir. Genel olarak yaratt\u0131klar\u0131nda s\u0131rf e\u015fitlik ve benzerlik irade etmemi\u015f, e\u015fitlik i\u00e7inde \u00fcst\u00fcnl\u00fck ve \u00e7e\u015fitlilik, \u00e7okluk i\u00e7inde &#8220;birlik&#8221; murad etmi\u015f ve insanlarda mutlak zorlama istememi\u015f, teklif (m\u00fckellef k\u0131lma) murad eylemi\u015ftir. Dolay\u0131s\u0131 ile \u00e7arp\u0131\u015fma imk\u00e2n\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rmam\u0131\u015f; aksine bunun varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 takdir buyurmu\u015f ve peygamberlerin mak\u00e2mlar\u0131nda g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere, \u00e7e\u015fitlilik i\u00e7inde birlik, emreylemi\u015ftir. Bunun i\u00e7in iradeye g\u00f6re ihtilaf ve \u00e7arp\u0131\u015fma durumu meydana gelmi\u015ftir ve bunun hay\u0131r y\u00f6n\u00fc de vard\u0131r, k\u00f6t\u00fcl\u00fck ciheti de. \u0130kisi de Hakk&#8217;\u0131n irdesinin d\u0131\u015f\u0131nda olmamakla birlikte, emir ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 hay\u0131r y\u00f6n\u00fcndedir. Bu suretle m\u00fcmk\u00fcn ve meydana gelmi\u015f bir i\u015f olan ihtilaf ve sava\u015f\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, fesad\u0131n\u0131 savmak ve gidermek, sald\u0131rgan veya sald\u0131r\u0131ya haz\u0131r, hak ve tevhid d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n tecav\u00fczden engellenmesi i\u00e7in Allah yolunda cihad, b\u00fcy\u00fck bir hay\u0131r ve il\u00e2h\u00ee emir ile m\u00fcminlere bir farz olmu\u015ftur. \u015eu halde cihaddan Allah&#8217;\u0131n murad\u0131, \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit olma ve ihtilaf\u0131n mutlak olarak ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131 de\u011fil, ink\u00e2r ve muhalefeti ma\u011flup ederek ve yenerek, \u00e7e\u015fitli ve muhtelif insanlar \u00fczerinde Hakk&#8217;\u0131n emrini galip k\u0131lmak, Hakk&#8217;\u0131n tevhidine, genel bar\u0131\u015fa ayk\u0131r\u0131 ihtilaflara ve tecav\u00fczlere kar\u015f\u0131 Hakk&#8217;\u0131n hakimiyetini sa\u011flamakt\u0131r. Tekvin (yaratma) konusunda sava\u015f nas\u0131l yer alan bir emir ise, te\u015fri (kanun koyma) ve teklif (m\u00fckellef k\u0131lma) konusunda da cihad verilmi\u015f bir emirdir. Ve art\u0131k cihad\u0131n hakk\u0131n delillerinden fiil\u00ee bir delil oldu\u011funda \u015f\u00fcpheye yer yoktur. Di\u011fer delilleri dinlemeyen ve hi\u00e7bir s\u00f6z (ahid) tan\u0131mayan k\u00e2firlere, azg\u0131nlara, zalimlere bu fiil\u00ee delil uygulan\u0131r. Fakat bunun uygulanmas\u0131 i\u00e7in yukarlarda da hat\u0131rlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere daha \u00f6nce bir farzolu\u015f vard\u0131r:<\/p>\n<p>254- Ey Allah&#8217;a ve b\u00fct\u00fcn peygamberlerine iman eden Muhammed \u00fcmmeti! (\u0130bn Kesir, Ebu Amr, Yakup k\u0131r\u00e2etlerinde &#8216;n\u0131n ve &#8220;ta&#8221;lar\u0131n tenvinsiz \u00fcst\u00fcn okunmas\u0131 ile okunur. Bir k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc gelecek ki onda ne al\u0131m sat\u0131m, fidye ve m\u00fcbadele (de\u011fi\u015fme), ne dostluk, ne \u015fefaat hi\u00e7biri bulunmayacak o g\u00fcn gelmeden \u00f6nce al\u0131m-sat\u0131m yapmak, Allah i\u00e7in karde\u015flik ve dostluk sa\u011flamak, \u015fefaat\u00e7\u0131 ve yard\u0131mc\u0131 bulmak m\u00fcmk\u00fcn olan d\u00fcnyadaki g\u00fcnlerde gerekli haz\u0131rl\u0131klar\u0131 yapmak \u00fczere size herhangi bir sebeble b\u00f6l\u00fc\u015ft\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz mallardan Allah yolunda nafakalar veriniz. Yani mallar\u0131n\u0131z\u0131n \u00fczerinize farz olan haklar\u0131n\u0131 eda etmek i\u00e7in zek\u00e2tlar\u0131n\u0131z\u0131 yerli yerine harcay\u0131n\u0131z, k\u00e2firler gibi mallar\u0131n\u0131z\u0131 keyiflere, arzulara g\u00f6re harcamay\u0131n\u0131z ve bo\u015funa telef etmeyiniz veya farz olan haklar\u0131 gizleyip de kendinizi cezaya u\u011fratmay\u0131n\u0131z, unutmay\u0131n\u0131z ki Allah&#8217;a, peygamberlerine ve deh\u015fetli g\u00fcne ve bu emirlere iman etmeyen o k\u00e2firler hep zalimdirler. Hakk&#8217;\u0131n emrine bakmaz, hakk\u0131 yerli yerine koymaz, il\u00e2h\u00ee s\u0131n\u0131rlar\u0131 a\u015farlar, neye g\u00fc\u00e7leri yeterse \u00e7i\u011fnerler, m\u00fccerred (soyut) delilleri dinlemezler, fiilen bir engelle kar\u015f\u0131la\u015fmad\u0131k\u00e7a hak-hukuk g\u00f6zetmez sald\u0131r\u0131rlar, verilen s\u00f6zleri mi bozmazlar, canlar m\u0131 yakmazlar, \u0131rzlara m\u0131 ge\u00e7mezler, g\u00f6n\u00fcllerinin h\u00fckmetti\u011fi kadar vergiler mi almazlar, ibadethaneleri, hay\u0131r kurumlar\u0131n\u0131 tahrib mi etmezler k\u0131sacas\u0131 fiili bir direni\u015f g\u00f6rmedik\u00e7e her haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131 yaparlar. Siz ise haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131n, ink\u00e2r\u0131n ve zulm\u00fcn giderilmesi ile g\u00f6revlisiniz. \u00d6yle ittifaklarla, bunlara kar\u015f\u0131 gereken savunma ve kar\u015f\u0131 koymay\u0131 haz\u0131rlamal\u0131s\u0131n\u0131z. Bunu yapmayanlar kendilerini il\u00e2h\u00ee ceza ile y\u00fczy\u00fcze getirirler. Ceza g\u00fcn\u00fcnden korunmazlar da nihayet zulm\u00fc kendilerine yapm\u0131\u015f olurlar. O g\u00fcn herhalde gelecek, o k\u00e2firler o zaman al\u0131\u015fveri\u015f ile fidye ve m\u00fcbadele ile hi\u00e7bir i\u015f g\u00f6remeyecekler; ne dostlar\u0131 bulunacak, ne \u015fefaat edenleri. Tap\u0131n\u0131p saklad\u0131klar\u0131 ve Allah yolunda harcamad\u0131klar\u0131 alt\u0131nlar, g\u00fcm\u00fc\u015fler ate\u015ften damga olacak, al\u0131nlar\u0131n\u0131, b\u00f6\u011f\u00fcrlerini da\u011flayacakt\u0131r. &#8220;Allah&#8217;a sayg\u0131 duyup k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nanlar m\u00fcstesna olmak \u00fczere (d\u00fcnyada iken k\u00f6t\u00fcl\u00fckte) dost olanlar o g\u00fcn birbirlerine d\u00fc\u015fman kesilirler.&#8221; (Zuhruf, 43\/67) \u00e2yetinin del\u00e2letince o g\u00fcn b\u00fct\u00fcn dostlar birbirlerine d\u00fc\u015fman kesilecek, \u015fefaat kap\u0131lar\u0131 kapanacak, bu fel\u00e2ketlerden ancak iman edip g\u00f6revini yapan ve \u00f6nceden korunan m\u00fcttakiler m\u00fcstesna olacaklard\u0131r. Bu bak\u0131mdan bu mertebe takvay\u0131 (korunmay\u0131) elde etmek ve fel\u00e2ketten sak\u0131nmak i\u00e7in m\u00fcminler o g\u00fcn gelmeden \u00f6nce g\u00f6revlerini yapmal\u0131; Allah yolunda harcamalar yapmal\u0131, seve seve zekatlar\u0131n\u0131 vermeli, karde\u015fliklerini g\u00fc\u00e7lendirmeli, toplumlar\u0131n\u0131 d\u00fczene koyarak haz\u0131rlanmal\u0131, uyumay\u0131p uyan\u0131k bulunmal\u0131, k\u00e2firler gibi Allah&#8217;\u0131n emrine ayk\u0131r\u0131 davran\u0131p da kendilerine yaz\u0131k etmemelidirler. Bak\u0131n\u0131z Allah nas\u0131l bir Allah&#8217;t\u0131r:<\/p>\n<p>255- Allah o biricik hak mabuddur ki, ger\u00e7ekte ondan ba\u015fka hak mab\u00fbd yoktur, \u00e7\u00fcnkyok olmaktan ve \u00f6l\u00fcml\u00fc olmaktan uzak, hayy ve kayy\u00fbm (diri ve b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat\u0131n idaresini bizzat y\u00fcr\u00fcten) ancak O&#8217;dur. Ezelden ebediyete (sonsuza) kadar b\u00fct\u00fcn hayat ve ebedilik O&#8217;nun zat\u0131 ile zat\u0131ndan dolay\u0131 kaim, v\u00e2cib\u00fclv\u00fccuttur, (varl\u0131\u011f\u0131 zat\u0131n\u0131n gere\u011fidir) ve her an t\u00fcm varl\u0131k \u00e2lemini idare eden ve her\u015feyi ayakta tutan ancak O&#8217;dur. O olmasayd\u0131 ne hayattan eser olurdu, ne de varl\u0131k \u00e2leminden. il\u00e2h\u00ee hayat, ilim ve iradenin ba\u015flang\u0131c\u0131 olan ezeli bir s\u0131fatt\u0131r.<\/p>\n<p>KAYY\u00dbM: K\u0131yamdan &#8220;Fey&#8217;ul&#8221; vezninde (kal\u0131b\u0131nda) bir m\u00fcbala\u011fa kipidir ki, kendi kaim, di\u011ferleri mukim (ayakta tutan) ve mukavvim (y\u00f6neten) demektir. Ve bunda e\u015fyan\u0131n ayakta durmas\u0131n\u0131n il\u00e2h\u00ee k\u0131yamda fani oldu\u011funa lafz\u0131nda bir ima (i\u015faret) vard\u0131r. \u0130bni Sina bunun v\u00e2cib\u00fc&#8217;l-v\u00fccud kavram\u0131na e\u015fit oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ise de, buna v\u00e2cib\u00fc&#8217;l-v\u00fccud kavram\u0131n\u0131n, kendinden ba\u015fka, ondan ayr\u0131lmaz bir kavram\u0131 olan, k\u00fclli mucid (her\u015feyi yoktan var eden) k\u00fclli m\u00fcdebbir (her\u015feyi idare eden, y\u00f6neten) gibi di\u011fer kemal kavramlar\u0131n\u0131n hepsi de anlam itibariyle dahildir. \u00c2yetin devam\u0131 bunun a\u00e7\u0131klamas\u0131d\u0131r. Ve bu isimlerin &#8220;\u0130sm-i A &#8216;zam&#8221; oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. O \u00f6yle bir hayy ve kayyumdur ki, O&#8217;nu ne gaflet basar, ne uyku; daima \u00e2lim, daima habir (her \u015feyden haberli)dir. G\u00f6klerde ve yerde, yukar\u0131larda, a\u015fa\u011f\u0131da ne varsa O&#8217;nun; g\u00f6r\u00fcn\u00fcr, g\u00f6r\u00fcnmez, b\u00fct\u00fcn varl\u0131k O&#8217;nun m\u00fclk\u00fcd\u00fcr. T\u00fcm sebeb O, t\u00fcm gaye O, her\u015feyin maliki olan O; Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fc olan bu yarat\u0131klardan kimin haddi ki Allah&#8217;\u0131n izni olmaks\u0131z\u0131n y\u00fcce huzurunda \u015fefaat edebilsin, bu halde hangi budalad\u0131r ki Allah&#8217;\u0131n emri olmadan bunlar\u0131n birinden \u015fefaat dilenebilsin. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah yukar\u0131lar\u0131n a\u015fa\u011f\u0131lar\u0131n, \u00f6nlerindekini ve arkalar\u0131ndakini, ge\u00e7mi\u015flerini, geleceklerini bildiklerini ve bilmediklerini bilir, O&#8217;nun ilminden gizli hi\u00e7bir \u015fey yoktur. Bunlar ise O&#8217;nun bildiklerinden hi\u00e7birini bilemezler. Ancak diledi\u011fi kadar\u0131n\u0131 kavrayabilirler. Bu bak\u0131mdan bizzat O&#8217;nun izni ve emri olmad\u0131k\u00e7a herkes ba\u015f\u0131ndan korkmadan nas\u0131l \u015fefaate kalkabilir. Herhangi bir \u015feyde ister bir par\u00e7a tasarrufa kimin yetkisi olabilir. Ancak bu, O&#8217;nun iznini ve emrini alm\u0131\u015f sevgililerinden olabilir. Bilindi\u011fi \u00fczere \u015fefaat h\u00fcrmete lay\u0131k birinin kendinden d\u00fc\u015f\u00fck bir di\u011feri hesab\u0131na rica ve yakarma ile yard\u0131m ederek O&#8217;na kat\u0131lmas\u0131 demektir ki, bu bir bilinmezi bildirmek veya bir iste\u011fi ortaya \u00e7\u0131karma ile bir beraberlik anlam\u0131n\u0131 kapsar. Bunu da kendini ve k\u0131ymetini bilen ve \u015fefaat olunan kimseye \u015fefaat istenenden daha \u00e7ok bir ili\u015fkisi bulunan ve zarar getirmeyece\u011finden emin olan kimseler yapabilir. Oysa Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fc olan \u015fu yarat\u0131klardan herhangi biri ile Allah&#8217;tan daha \u00e7ok birlikte bulunmaya ve O&#8217;na bilgi\u00e7lik satmaya ve ilerisini gerisini tamamen idrak etmeden ve \u00f6n\u00fcn\u00fc ard\u0131n\u0131 hesap etmeden il\u00e2h\u00ee huzurda kendine bir mertebe verip de \u015fefaate kalk\u0131\u015fmak, gerek \u015fefaat eden ve gerek \u015fefaat olunan i\u00e7in ne kadar tehlikelidir? E\u011fer Allah bildirmemi\u015f ise \u015fefaat edecek olan\u0131n h\u00e2li, \u015fefaat edilecek olandan daha \u00e7ok endi\u015feye de\u011fer olmad\u0131\u011f\u0131 nereden bilinir? Bu h\u00e2l i\u00e7inde, isterse melekler ve peygamberler olsun, kimdir o ki Allah&#8217;\u0131n izni ve g\u00fc\u00e7 vermesi olmadan \u00f6n\u00fcn\u00fc ard\u0131n\u0131 hesaplamay\u0131p Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na Allah&#8217;tan daha \u00e7ok sahip \u00e7\u0131kma, koruma yetkisini kendinde g\u00f6rs\u00fcn de \u015fefaate cesaret edebilsin. Ancak Cenab-\u0131 Hak dilerse, \u00f6zel veya genel \u015fefaate il\u00e2h\u00ee irade \u00e7\u0131kar da kendilerine bildirilmi\u015f bulunursa o ba\u015fka&#8230; Demek ki y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n ululu\u011fundan \u015fefaat umulamaz de\u011fildir. Fakat \u015fefaat da herkesten \u00f6nce O&#8217;nun kendi elindedir ve O&#8217;nun izni ve emri ile ger\u00e7ekle\u015febilir. O zaman \u015fefaat kap\u0131s\u0131 a\u00e7\u0131l\u0131r. Ve \u015fefaat etmesine izin verilenler kendi dilediklerine de\u011fil, yine Allah&#8217;\u0131n dilediklerine \u015fefaat imk\u00e2n\u0131n\u0131 bulabilir. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki \u00f6nce, hak tan\u0131mayan Allah d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n kendilerine \u015fefaat etmesi umulan bir Allah dostu bulabilmelerine, bunun gibi m\u00fc\u015friklerin putlar\u0131 gibi ilim \u015fan\u0131ndan olmayanlar\u0131n \u015fefaat\u00e7\u0131 olabilmelerine, asla ihtimal yoktur. Sonra kendisine izin verilebilecek her \u015fefaat\u00e7inin \u015fefaat s\u0131n\u0131r\u0131 da Allah kat\u0131ndaki derecesi ve o oranda elde edebilece\u011fi izin ve g\u00fcc\u00fcn kapsam\u0131 ile uyumlu olabilecektir. Bu bak\u0131mdan eninde sonunda izin \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman en genel bi\u00e7imde \u015fefaat sahibi, yukarda peygamberlerin mak\u00e2mlar\u0131 hakk\u0131ndaki il\u00e2h\u00ee a\u00e7\u0131klamadan anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, hepsinin \u00fcst\u00fcnde &#8220;s\u00e2hib-i derec\u00e2t&#8221; (dereceler sahibi) olan Resulullah, peygamberlerin en \u00fcst\u00fcn\u00fc olabilecektir. Bu konudaki naslara g\u00f6re, Cenab-\u0131 Hak O&#8217;na \u015fefaat i\u00e7in izin isteme yetkisini de bah\u015fetmi\u015f ve en y\u00fcksek peygamberlik makam\u0131, &#8220;\u015eefaat-\u0131 uzm\u00e2&#8221; en b\u00fcy\u00fck \u015fef\u00e2at mak\u00e2m\u0131 olmu\u015ftur ki, Mak\u00e2m-\u0131 Mahmud&#8217;a \u015fefaat hadisi gelecektir. Allah \u00f6yle bir ilim ve saltanat sahibidir ki, h\u00fckm\u00fcn\u00fcn tecelli yeri olan k\u00fcrs\u00fcs\u00fc b\u00fct\u00fcn g\u00f6kleri ve yeri geni\u015f geni\u015f tutmu\u015ftur. Yerlerde ve g\u00f6klerdeki b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar ve cisimler i\u00e7inden, d\u0131\u015f\u0131ndan hep bu k\u00fcrs\u00fc ile ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Herbirinin k\u0131yam\u0131 (ayakta durmas\u0131) onun i\u00e7indedir. Bu arada hi\u00e7bir nokta bulunmaz ki, orada y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n k\u00fcrs\u00fcs\u00fcn\u00fcn h\u00fckm\u00fc ge\u00e7erli olmas\u0131n. Yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn i\u00e7inden \u00e7\u0131kamayan insanlar onun yerleri, g\u00f6kleri ku\u015fatm\u0131\u015f k\u00fcrs\u00fcs\u00fcn\u00fc nas\u0131l kavrarlar. &#8220;Onlar Allah&#8217;\u0131, gere\u011fi ve l\u00e2y\u0131k\u0131 bi\u00e7imde takdir etmediler. Halbuki k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc b\u00fct\u00fcn yery\u00fcz\u00fc O&#8217;nun tasarrufundad\u0131r. G\u00f6kler O&#8217;nun kudretiyle d\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f olacakt\u0131r. O m\u00fc\u015friklerin ortak ko\u015fmalar\u0131ndan y\u00fcce ve m\u00fcnezzehtir&#8221;. (Z\u00fcmer, 39\/67)<\/p>\n<p>G\u00f6kler ve yery\u00fcz\u00fc denince hapsedilmi\u015f birisi gibi bunlarla her taraftan ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f olan insanlar madde ve kuvvetin, duygunun, hayalin, kuruntunun, akl\u0131n, tasavvurun, h\u00fckm\u00fcn ve b\u00fct\u00fcn itibar\u00ee belirlemelerin i\u00e7inden son s\u0131n\u0131r\u0131na dayan\u0131r. Bunlar\u0131n \u00f6tesi deyince kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z, kalb\u00ee bir merakla sonsuz bir ortama, s\u0131n\u0131rs\u0131z mutlak bir emel sahas\u0131na ge\u00e7mek i\u00e7in \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131rlar. \u0130nsanlar kendilerince, yerk\u00fcrenin k\u00fc\u00e7\u00fck bir par\u00e7as\u0131 \u00fczerinde bile bir devlet ve h\u00fck\u00fcmet ele ge\u00e7irip idare ve muhafaza etmenin ne kadar zor bir i\u015f oldu\u011funu ve as\u0131rlardan beri gelen nice nice devletlerin, milletlerin bu y\u00fczden memleketlerini koruyamayarak y\u0131k\u0131l\u0131p gittiklerini g\u00f6r\u00fcp bildiklerinden nihayet tasavvur edemedikleri bu g\u00f6klerin ve yerin bir kabza-i tasarruf (tasarruf avucun)da vahdet k\u00fcrs\u00fcs\u00fcnden bir saltanat ile idare olunur bir memleket oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckleri zaman, &#8220;korumas\u0131 ne kadar zor ve a\u011f\u0131rd\u0131r&#8221; gibi bir zanna d\u00fc\u015febilirler. Fakat o il\u00e2h\u00ee k\u00fcrs\u00fc, b\u00fct\u00fcn g\u00f6kleri ve yeri tutmu\u015f olmakla birlikte, bu g\u00f6kleri ve yeri o vahdet (birlik) k\u00fcrs\u00fcs\u00fcnden tasarruf avucunda tutup muhafaza etmek ve korumak Allah&#8217;a a\u011f\u0131r da gelmez. O&#8217;nun i\u00e7in bu hi\u00e7bir \u015fey de\u011fildir. O \u015fan\u0131 y\u00fcce Allah pek y\u00fcksek, pek b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Biricik y\u00fcce, biricik ulu olan ancak O&#8217;dur. Bu bak\u0131mdan bundan ba\u015fka ger\u00e7ek bir il\u00e2h nas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn olur? Ve buna kar\u015f\u0131 ba\u015fkalar\u0131na tap\u0131l\u0131p da \u015fefaatleri nas\u0131l umulur? Ve b\u00f6yle yapan k\u00e2firler ne kadar bedbahtt\u0131r!<\/p>\n<p>Bu \u00e2yete &#8221; \u00c2yet\u00fc&#8217;l-K\u00fcrs\u00ee&#8221; denilir ve bundan dolay\u0131 bu sureye &#8220;S\u00fbret\u00fc&#8217;l-K\u00fcrs\u00ee&#8221; de denilir. G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere bu \u00e2yet, il\u00e2h\u00ee saltanat\u0131n ve h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131n son derece a\u00e7\u0131k ve \u00f6zet anlat\u0131m\u0131n\u0131 ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat\u0131n\u0131 ve s\u0131fat\u0131n\u0131 hem tarif ve hem g\u00f6kler ve yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn ve \u00e7evrelerinin yarat\u0131lmas\u0131, ayakta durmas\u0131 ve d\u00fczeni, miktar ve geni\u015fli\u011fini muhafazas\u0131, hayat s\u0131rr\u0131, ilim s\u0131rr\u0131, hakimiyet s\u0131rr\u0131 vb. gibi madd\u00ee ve manev\u00ee kuvvetlerinin son derece a\u00e7\u0131k \u015fahitli\u011fi ile isbat ederek b\u00fct\u00fcn il\u00e2hiyat meselelerinin ana noktas\u0131n\u0131, Allah&#8217;\u0131n k\u00fcrs\u00fcs\u00fc gibi geni\u015f bir kapsam ile kapsam\u0131\u015f bulundu\u011fundan b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetleri aras\u0131nda konusu ile uygun olmak \u00fczere en y\u00fcksek bir \u015feref ve k\u0131ymete sahiptir Nitekim Resulullah (s.a.v.): &#8220;Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da en b\u00fcy\u00fck \u00e2yet, \u00e2yet\u00fc&#8217;l-k\u00fcrsidir. Bunu her kim okursa, Allah o saat bir melek g\u00f6nderir, ertesi g\u00fcne kadar iyiliklerini yazar ve g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 siler. Bu \u00e2yet bir evde okunsun da \u015feytanlar onu otuz g\u00fcn b\u0131rakmas\u0131n, olmaz ve k\u0131rk g\u00fcn ona ne sihirbaz kad\u0131n, ne sihirbaz erkek girmez, ey Ali bunu evlad\u0131na ve ailene ve kom\u015fular\u0131na \u00f6\u011fret, bundan b\u00fcy\u00fck bir \u00e2yet nazil olmad\u0131&#8221;; &#8220;Her kim farz namazlar\u0131n her birinin arkas\u0131nda \u00e2yet\u00fc&#8217;l-k\u00fcrs\u00eeyi okursa onu \u00f6l\u00fcmden ba\u015fka cennete girmekten engelleyecek hi\u00e7bir \u015fey kalmaz. Yani \u00f6l\u00fcnce do\u011fru cennete gider ve ona ancak s\u0131dd\u0131k veya abid olanlar devam eder. Ve bunu her kim yata\u011f\u0131na yatarken okursa Allah onu kendisine ve kom\u015fusuna ve kom\u015fusunun kom\u015fusuna ve etraf\u0131ndaki evlere emin k\u0131lar&#8221;; &#8220;G\u00fcnlerin efendisi cuma g\u00fcn\u00fc, s\u00f6zlerin efendisi Kur&#8217;\u00e2n, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n efendisi, Bakara S\u00fbresi, Bakara S\u00fbresinin efendisi de \u00e2yet\u00fc&#8217;l-k\u00fcrs\u00eedir.&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>K\u00dcRS\u0130: S\u00f6zl\u00fckte, \u00fczerine tek ba\u015f\u0131na oturulan belli bir \u015feydir ki, asl\u0131nda taht ve \u015ferefli ilmin ayni \u015fekilde olan \u00f6zel ve se\u00e7kin mak\u00e2m\u0131 demektir. \u0130lmin kendisine ve \u00e2lime de denir. Daha sonra iskemle ve sandalye gibi \u015feylere de bu isim s\u00f6ylenmi\u015ftir. Dilimizde en \u00e7ok ilim mak\u00e2m\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Herhangi bir \u015feyin asl\u0131na ve topland\u0131\u011f\u0131 yere de k\u00fcrsi denir. Nitekim memleket k\u00fcrsisi, &#8220;ba\u015fkent&#8221; anlam\u0131na gelir. Bunun asl\u0131 olan &#8220;k\u00fcrs&#8221; kelimesinde bir araya toplan\u0131p kar\u0131\u015fma ile ke\u00e7e gibi giriftle\u015fip sa\u011flamla\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. K\u0131saca ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131yla k\u00fcrsi, ancak bir ki\u015finin oturabildi\u011fi en y\u00fcksek bir \u00e7e\u015fit sandalyedir. Bundan dolay\u0131, yerleri g\u00f6kleri kaplam\u0131\u015f bir k\u00fcrsi d\u00fc\u015f\u00fcncesinin, bu bilinen m\u00e2n\u00e2n\u0131n ayn\u0131 olmayaca\u011f\u0131 da \u015f\u00fcphesizdir. Ayn\u0131 zamanda bu kelimenin bize bir hakimiyet (egemenlik) ve saltanat, bir ilim, bir \u015feref ve b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve s\u00f6z ge\u00e7erlili\u011fi anlam\u0131 ifade etti\u011finde de \u015f\u00fcphe yoktur. Biz bir memlekette bir k\u00fcrsi, bir taht d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz zaman, \u00f6nce bir memleket, ikinci olarak onun i\u00e7inde bir ba\u015fkent, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak o ba\u015fkent i\u00e7inde bir ar\u015f, bir saray, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak o saray i\u00e7inde bir taht, be\u015finci olarak o taht \u00fczerinde h\u00fckm\u00fc elinde bulunduran bir h\u00fck\u00fcmdar, alt\u0131nc\u0131 olarak bu h\u00fck\u00fcmdardan b\u00fct\u00fcn memleketi kapsayan bir n\u00fcfuz tasavvur ederiz ki, bunda h\u00fck\u00fcmdar, zarf zarf i\u00e7inde memleketle tamamen ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f ve ayn\u0131 zamanda n\u00fcfuzuyla o memleketi ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. Bunda en \u00e7ok hayrete de\u011fer nokta da, bir \u015feyin hem ku\u015fatan ve hem de ku\u015fat\u0131lan olabilmesindeki s\u0131rd\u0131r ki, ilmin kendisinde de vard\u0131r. Ve bu nokta insanlara, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini en g\u00fczel \u015fekilde telkin edecek olan bir i\u015farettir. \u00c2yet\u00fc&#8217;l-k\u00fcrs\u00ee, bize bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 telkin etmekle beraber g\u00f6steriyor ki, Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fc g\u00f6klerle yerdir. Fakat Allah&#8217;\u0131n k\u00fcrsisi, bunlarla ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f de\u011fil, onlar\u0131 ku\u015fatmaktad\u0131r. Bizim k\u00fcrsi d\u00fc\u015f\u00fcncemizin aksinedir. Allah&#8217;\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrken hep ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f olanlardan, ku\u015fat\u0131c\u0131ya do\u011fru ge\u00e7melidir. Taht veya ba\u015fkent, g\u00f6klerle yer memleketini ku\u015fatm\u0131\u015f; Ar\u015f, taht\u0131 ku\u015fatm\u0131\u015f; Rahm\u00e2n olan Allah, Ar\u015f\u0131n i\u00e7inde de\u011fil, \u00fczerinde ve Allah hi\u00e7 ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f de\u011fil, hep ku\u015fat\u0131c\u0131 ve y\u00f6neticidir ve \u00f6b\u00fcr\u00fcndeki z\u0131tl\u0131\u011f\u0131 kald\u0131ran budur. \u015eu halde Allah&#8217;\u0131n k\u00fcrsisi, bize ancak bir isim ve ku\u015fat\u0131landan ku\u015fatana ge\u00e7erek, nihayet g\u00f6kler ve yer tasavvurunun \u00f6tesinden, kapal\u0131 ve tahayy\u00fcl\u00fc imk\u00e2ns\u0131z bir b\u00fcy\u00fckl\u00fck kavram\u0131yla bilinebilir. Bunun ger\u00e7ek mahiyetini tayin edebilmemize imkan yoktur. Bununla beraber tefsirciler, bunun tarifinde birka\u00e7 \u015fekil rivayet etmi\u015flerdir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>1- K\u00fcrsi, g\u00f6kleri ve yeri kaplam\u0131\u015f b\u00fcy\u00fck bir cisimdir. Buna &#8220;Ar\u015f&#8217;\u0131n kendisi&#8221; diyenler de olmu\u015ftur. Fakat sahih haberler, &#8220;K\u00fcrsi, Ar\u015f\u0131n alt\u0131nda ve g\u00f6klerin \u00fczerinde bir cisimdir.&#8221; diye gelmi\u015ftir. K\u00fcrsi, iki ayak yeridir. S\u00fcddi&#8217;den nakledilmi\u015f oldu\u011fu \u00fczere, g\u00f6kler ve yer K\u00fcrsi&#8217;nin i\u00e7inde, K\u00fcrsi, Ar\u015f\u0131n alt\u0131nda ve iki aya\u011f\u0131n\u0131n yeridir. Burada iki ayak yerinin, Ar\u015f&#8217;\u0131n aya\u011f\u0131n\u0131n yeri oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bunu en b\u00fcy\u00fck Ruh&#8217;un veya hamele-i Ar\u015f&#8217;tan (Ar\u015f\u0131 ta\u015f\u0131yan meleklerden) b\u00fcy\u00fck bir mele\u011fin iki aya\u011f\u0131n\u0131n yeri diye g\u00f6sterenler de vard\u0131r. \u0130\u015fte bu iki ayak yeri tarifi, K\u00fcrsi&#8217;nin ba\u015fkent, yani h\u00fck\u00fcmet kararg\u00e2h\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilgili oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6steriyor. G\u00f6kler ve yer, bilinen b\u00fct\u00fcn cisim \u00e2lemlerinin ifadesi oldu\u011funa g\u00f6re, bunlar\u0131 kaplam\u0131\u015f olan K\u00fcrsi&#8217;nin i\u00e7inin bir cisim olmas\u0131, g\u00f6klerde ve yerde bilinen cisimlerin, cisimliklerinden ba\u015fka bir cisimlik demek oldu\u011funu da unutmamak gerekir. Yani K\u00fcrsi, bo\u015flukta yer tutan bir cisim de\u011fil, yerin kendisi olan bir cisim (bir bo\u015fluk) demek oluyor ki, bunun cisimli\u011finin, madde ile de\u011fil, mutlak uzunluk, di\u011fer bir deyimle genel olarak yer ve mek\u00e2n denilen soyut bir uzakl\u0131k ve b\u00fct\u00fcn bir bo\u015flukla tasavvur edilmesi m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc mutlak mek\u00e2n denilen soyut uzakl\u0131k, feza, madde uzant\u0131s\u0131n\u0131n mahiyetini ifade eden soyut bir uzant\u0131d\u0131r. Boyut ve uzant\u0131 ise cisimli\u011fin en genel m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. Fakat madd\u00ee cisimler burada yer tuttu\u011fu halde, bu ba\u015fkaca bir yerde yer tutmu\u015f de\u011fildir ve di\u011fer cisimlerle i\u00e7 i\u00e7e bulunmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Fakat \u015fu madde \u00e2leminde g\u00f6r\u00fclen madd\u00ee g\u00fc\u00e7ler ve varl\u0131\u011fa ait i\u015flerin ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 yer de budur. B\u00fct\u00fcn y\u00fcksek cisimler burada yerle\u015fmi\u015f ve aralar\u0131ndaki esir\u00ee \u00e2leme (fezada g\u00f6k cisimleri aras\u0131nda \u0131\u015f\u0131k ve s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131 nakleden, havadan daha hafif cisimlere) var\u0131ncaya kadar b\u00fct\u00fcn toplu dalgalar burada bulunmaktad\u0131r. Hareket ve sakinlik burada meydana gelmektedir. Ancak zaman ve ruhlar \u00e2lemi bundan daha geni\u015ftir. Bir zamanlar fen bilgilerine sabit bir k\u0131ymet isnad eden ve Allah&#8217;\u0131n indirdiklerinin s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131n, fen s\u0131n\u0131rlar\u0131ndan daha geni\u015f bulundu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmeyerek, Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerini zaman\u0131n\u0131n fen bilgilerine g\u00f6re a\u00e7\u0131klay\u0131p yorumlamaktan zevk alanlar, o zaman k\u00e2inat\u0131n \u015fekli hakk\u0131nda Batlemyus&#8217;un astronomi ilminin, en y\u00fcksek fen bilimi yerinde bulunmas\u0131 ve kendilerinin de bu ilmin m\u00fctehass\u0131slar\u0131ndan olmalar\u0131 dolay\u0131s\u0131yla g\u00f6kleri ve yeri ona g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp yorumlad\u0131klar\u0131 gibi, K\u00fcrsi&#8217;nin cisimli\u011fi hakk\u0131ndaki haberleri de o fennin teorileriyle (varsay\u0131mlar\u0131yla) a\u00e7\u0131klamaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flar ve dolay\u0131s\u0131yla &#8220;K\u00fcrsi, sekizinci g\u00f6k olan sabit g\u00f6k cisimlerinin bulundu\u011fu g\u00f6k, Ar\u015f da dokuzuncu g\u00f6k olan Atlas g\u00f6\u011f\u00fc (en b\u00fcy\u00fck g\u00f6k) d\u00fcr.&#8221; diye tevil etmi\u015fler (yorumlam\u0131\u015flar), &#8220;K\u00fcrside yedi g\u00f6k, bir kalkan i\u00e7ine at\u0131lm\u0131\u015f yedi para gibidir.&#8221;, &#8220;Ar\u015f&#8217;ta K\u00fcrsi, b\u00fcy\u00fck bir sahraya at\u0131lm\u0131\u015f demir bir halka gibi bir \u015feyden ibarettir.&#8221; me\u00e2linde rivayet edilmi\u015f olan iki hadisi \u015ferifi de buna delil gibi kabul etmi\u015flerdir. Bug\u00fcn g\u00f6r\u00fcyoruz ki, fennin bu dokuz g\u00f6k varsay\u0131m\u0131 g\u00fcc\u00fcn\u00fc kaybetmi\u015f oldu\u011fu halde, Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetleri ve Peygamberimizin hadisleri, g\u00f6n\u00fcllerde yine bug\u00fcnk\u00fc g\u00f6kler ve yer gibi b\u00fct\u00fcn k\u0131ymetiyle ortaya \u00e7\u0131k\u0131p durmaktad\u0131r. \u015eu halde bunlar\u0131, mutlaka kendi bilgilerimizin \u00e7er\u00e7evesi i\u00e7ine alarak a\u00e7\u0131klamaya \u00e7al\u0131\u015fmak, ilmin gereklerine de dinin gereklerine de uygun de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bu iki hadisi \u015ferif, bize K\u00fcrsi&#8217;nin, sekizinci g\u00f6k veya sabit y\u0131ld\u0131zlar\u0131n bulundu\u011fu g\u00f6k oldu\u011funu de\u011fil, nihayet g\u00f6klere ve yere g\u00f6re b\u00fcy\u00fck bir yer, Ar\u015f&#8217;a g\u00f6re de pek k\u00fc\u00e7\u00fck bir daire oldu\u011funu misal yoluyla anlatmaktad\u0131r. Bu y\u00fczden asr\u0131m\u0131zdaki fen bilimlerine g\u00f6re buna bir m\u00e2n\u00e2 vermek gerekirse, K\u00fcrsi&#8217;yi mutlak bir yer m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tasavvur etmek, elbette daha uygundur ve bu bizim kendi d\u00fc\u015f\u00fcncemiz de\u011fildir. \u0130mam Fahreddin Razi, bu \u00e2yette de\u011fil, fakat Fatiha tefsirinde K\u00fcrsi&#8217;yi mek\u00e2n, Ar\u015f&#8217;\u0131 da zaman teorileriyle ele alm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc mutlak mek\u00e2n, g\u00f6kleri ve yeri i\u00e7ine alm\u0131\u015f, kaplam\u0131\u015ft\u0131r. Halbuki b\u00fct\u00fcn mek\u00e2n uzunluklar\u0131, \u015fu andaki bir anl\u0131k zaman\u0131n i\u00e7ine s\u0131\u011fm\u0131\u015f, ge\u00e7mi\u015fin ve gelece\u011fin, aral\u0131ks\u0131z cereyan\u0131 i\u00e7inde bu h\u00e2l dairesi (\u015fimdiki zaman \u00e7er\u00e7evesi) t\u0131pk\u0131 b\u00fcy\u00fck bir sahrada k\u00fc\u00e7\u00fck bir halka gibi kalm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla birlikte di\u011fer taraftan K\u00fcrsi ve Ar\u015f&#8217;\u0131n manevi de\u011ferleri hakk\u0131nda da rivayetler vard\u0131r. \u0130nsan \u015fu g\u00f6r\u00fc\u015fleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrken bile fark\u0131na var\u0131r ki, g\u00f6kleri ve yeri mek\u00e2ndan ba\u015fka ku\u015fatan, kuvvet ve kudret, ak\u0131l ve ilim ve bunlar\u0131n \u00fczerinde ruh vard\u0131r. Ve hatta zaman, mek\u00e2n\u0131 ku\u015fatm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcrken bunun da ruhta meydana gelen bir durum oldu\u011fu ve buna g\u00f6re ilim ve ruh \u00e2leminin, zaman\u0131 da kaplayan bir deniz oldu\u011funu takdir eder. Nitekim K\u00fcrsi, en b\u00fcy\u00fck Ruh&#8217;un veya di\u011fer b\u00fcy\u00fck bir mele\u011fin iki aya\u011f\u0131n\u0131n yeri denilmi\u015fti. \u015eu halde bunlar\u0131n asl\u0131, Ar\u015f&#8217;\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131na dahil ise de, K\u00fcrsi&#8217;nin K\u00fcrsi olmas\u0131, s\u0131rf cisimlikten ve bir uzant\u0131ya sahip olmas\u0131ndan de\u011fil, bu manevi kuvvetlerin de bir tesellisine sahne olmas\u0131ndand\u0131r. Ve Allah&#8217;a nispet edilmesi de bundan olmal\u0131d\u0131r. Buna g\u00f6re:<\/p>\n<p>2- K\u00fcrsi, saltanat, kudret ve m\u00fclk demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc il\u00e2hl\u0131k, ancak kudret ve var etme ile ortaya \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131 gibi, dilde de taht ve K\u00fcrsi dendi\u011fi zaman, do\u011frudan do\u011fruya egemenlik g\u00fcc\u00fcn\u00fcn kastedildi\u011fi vard\u0131r.<\/p>\n<p>3- Allah&#8217;\u0131n k\u00fcrsisi, Allah&#8217;\u0131n ilmi demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ilim K\u00fcrsisi, taht m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan daha \u00e7ok bilinmektedir ve bu m\u00fcnasebetle ilmin kendisine de mecaz\u00ee olarak k\u00fcrsi denilir. Bu rivayet, \u0130bn\u00fc Abbas hazretlerinden nakledilmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Cerir et-Taberi gibi bir\u00e7ok tefsirciler, bunu tercih etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>4- Bu s\u00f6zden maksat, s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n y\u00fccelli\u011fini ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc anlatmakt\u0131r. Cenab-\u0131 Allah, halka zat ve s\u0131fatlar\u0131n\u0131 tarif ederken, insanlar\u0131n h\u00fck\u00fcmdarlar ve b\u00fcy\u00fckler hakk\u0131nda al\u0131\u015fm\u0131\u015f olduklar\u0131 \u015fekillerle hitap buyurmu\u015ftur. Nitekim K\u00e2be&#8217;yi kendine ev yapm\u0131\u015f, tavaf ve ziyaretini emretmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc insanlar, h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131n\u0131n saraylar\u0131n\u0131 ziyaret ederler. Hacer\u00fc&#8217;l-esved&#8217;in yer y\u00fcz\u00fcnde &#8220;yemin\u00fcllah&#8221; (Allah&#8217;\u0131n eli) oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ve \u00f6pme yeri k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Nitekim insanlar, h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131n\u0131n ellerini ve eteklerini \u00f6perler. Yine bu t\u00fcrden olarak k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc kullar\u0131n\u0131n hesaba \u00e7ekilmesi hakk\u0131nda, meleklerin, peygamberlerin, \u015fehitlerin huzurda bulunacaklar\u0131n\u0131 ve mizanlar konulaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftir. \u0130\u015fte bunlar gibi kendisine de Ar\u015f isbat etmi\u015f, &#8220;Rahm\u00e2n olan Allah, Ar\u015f&#8217;\u0131n \u00fczerine h\u00fckmetti.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/5) buyurmu\u015f ve bunu anlatarak, &#8220;Meleklerin, Ar\u015f&#8217;\u0131n etraf\u0131n\u0131 ku\u015fatarak Rablerini hamd ile tesbih ettiklerini g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/75), &#8220;O g\u00fcn Rabbinin Ar\u015f&#8217;\u0131n\u0131, onlar\u0131n \u00fczerinde sekiz melek ta\u015f\u0131r.&#8221; (H\u00e2kka, 69\/17), &#8220;Ar\u015f&#8217;\u0131 ta\u015f\u0131yanlar ve onun etraf\u0131nda bulunanlar&#8230;&#8221; (G\u00e2fir, 40\/7) buyurmu\u015f, sonra kendine K\u00fcrsi de isnad etmi\u015f, &#8220;O&#8217;nun k\u00fcrsisi g\u00f6kleri ve yeri ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r&#8221; (Bakara, 2\/255) buyurmu\u015ftur. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, Ar\u015f ve K\u00fcrsi gibi, benzetmeyi and\u0131ran laf\u0131zlar (s\u00f6zler) K\u00e2be, tavaf ve Hacer\u00fcl-esved hakk\u0131nda daha fazlas\u0131yla mevcuttur. Halbuki bunlar da mesela K\u00e2be&#8217;nin &#8220;beytullah&#8221; (Allah&#8217;\u0131n evi) olmas\u0131nda, Allah&#8217;\u0131n, geceyi orada ge\u00e7irmesi gibi bir benzetme ve cisim m\u00e2n\u00e2s\u0131 kastedilmi\u015f olmad\u0131\u011f\u0131 hususunda nas\u0131l g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi varsa; Ar\u015f ve K\u00fcrsi hakk\u0131nda da maksat\u0131n, Allah&#8217;\u0131n y\u00fccelik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc anlatmaktan ibaret oldu\u011funda teredd\u00fct edilmemesi gerekir. &#8220;Kaff\u00e2l&#8221; ve &#8220;Ke\u015f\u015faf&#8221; tefsircileri gibi ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar da bunu tercih etmi\u015flerdir. Buna g\u00f6re K\u00fcrsi&#8217;den maksat nedir, ve nas\u0131l bir \u015feydir, diye d\u00fc\u015f\u00fcnmeye l\u00fczum yoktur. Bu a\u00e7\u0131klama Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131 cisim olma \u015f\u00fcphelerinden tenzih i\u00e7in pek g\u00fczel olmakla beraber, Allah&#8217;\u0131n K\u00fcrsi&#8217;sinin ger\u00e7ekle del\u00e2let etti\u011fi bir \u015feyin bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul etmek de zahire (bu konudaki a\u00e7\u0131k ifadelere) ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Evet bilinen ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131yla bir K\u00fcrsi, bir taht kastedilmedi\u011fi yukarda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere muhakkakt\u0131r. Bununla birlikte bir beytullah (Allah&#8217;\u0131n evi) bulundu\u011funa iman etmek gerekti\u011fi gibi Allah&#8217;\u0131n bir K\u00fcrsisi bulundu\u011funa iman etmek de gereklidir. Bunun az \u00e7ok cisimle ilgili bir kavram\u0131 i\u00e7ermesi Cenab-\u0131 Allah&#8217;a -ha\u015fa- bir cisimlik isnad\u0131n\u0131 gerekli k\u0131lmaz. Meselenin ruhu, K\u00fcrsi&#8217;nin Allah&#8217;a nisbetini l\u00e2y\u0131kiyle d\u00fc\u015f\u00fcnebilmekte, bunun bir &#8220;oturma nisbeti&#8221; olmay\u0131p bir &#8220;Rabl\u0131k nisbeti&#8221; oldu\u011funu anlamaktad\u0131r. \u00c2yetten anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re Allah&#8217;\u0131n K\u00fcrsisi, bir taraftan madd\u00ee cisimler toplam\u0131 olan g\u00f6klerin ve yerin hepsini kaplay\u0131p tutan, cisimleri ku\u015fatan bir\u015feydir. Biz bunun &#8220;K\u00fcrsi&#8221; ismiyle varl\u0131\u011f\u0131na iman eder ve ger\u00e7ek mahiyetini idrak edip tam olarak bilemeyece\u011fimizi anlar\u0131z. Di\u011fer taraftan az \u00e7ok bir tasavvur edinebilme gere\u011fine kanaat getirirsek, Allah&#8217;\u0131n K\u00fcrsisinde saltanat taht\u0131 ile ilim k\u00fcrsisi kavramlar\u0131ndaki m\u00fckemmellik i\u00e7eriklerini bir araya toplama, k\u0131saltma ve fani olma anlamlar\u0131n\u0131, &#8220;Daima diridir, evrenin y\u00f6neticisidir.&#8221;, &#8220;O&#8217;nun misli gibi bir \u015fey yoktur.&#8221; ifadelerinin del\u00e2letleri gere\u011fince d\u00fcr\u00fcp katlayarak onu mutlak bir ilim ve saltanat\u0131n tecelli edece\u011fi (ortaya \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131) bir yer olmak \u00fczere ele al\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcz. Ve bu bak\u0131mdan asl\u0131nda y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn soyut bir tasavvuru de\u011fil, kudretinin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f bi\u00e7iminin de bir ifadesini i\u00e7ine alm\u0131\u015f bulundu\u011funu tasdik ederiz. B\u00fct\u00fcn cisimler, y\u00fcksek ve al\u00e7ak k\u00fctleler, K\u00fcrsi&#8217;nin i\u00e7inde kald\u0131\u011f\u0131ndan, onun \u00fczerinde h\u00fck\u00fcm y\u00fcr\u00fcten ilim ve saltanat sahibinin, cisim olman\u0131n \u00fczerinde \u00e7ok y\u00fcce bir varl\u0131k oldu\u011funu da kesin olarak anlar\u0131z. Ve daha a\u00e7\u0131k olmas\u0131 i\u00e7in K\u00fcrsi&#8217;nin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc anlatan haberlere bakarak diyebiliriz ki, Allah&#8217;\u0131n K\u00fcrsisi, g\u00f6klerde ve yerde g\u00f6r\u00fcnen b\u00fct\u00fcn maddelerin, kuvvetlerin kayna\u015f\u0131p durdu\u011fu mutlak bir boyut, yani ilim, irade ve kuvvetten soyutlanm\u0131\u015f olan sadece m\u00fccerret feza de\u011fil, bunlar\u0131n tecelli etti\u011fi bir ayna bulunmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan mek\u00e2n ve her \u015feyin yeri olmas\u0131 muhtemeldir.<\/p>\n<p>Burada yerle\u015fmi\u015f olan Allah de\u011fil, g\u00f6kler ve yer denilen cisimler ve yer i\u015fgal eden k\u00fctleler toplam\u0131d\u0131r. Bunun \u00fczerinde daha geni\u015f olarak zaman uzant\u0131s\u0131, ak\u0131llar ve ruhlar \u00e2lemini i\u00e7eren ve mukarrep (Allah&#8217;a yak\u0131n) meleklerle ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015f olan Ar\u015f vard\u0131r. Ve buras\u0131 mek\u00e2n \u00fcst\u00fcd\u00fcr. Art\u0131k burada cisimlik m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. Ve &#8220;Rahm\u00e2n olan Allah Ar\u015f&#8217;a h\u00fckmetti.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/5) ifadesinin del\u00e2let etti\u011fi \u00fczere Allah Te\u00e2l\u00e2 Ar\u015f&#8217;\u0131n i\u00e7inde de\u011fil, rahm\u00e2nl\u0131k s\u0131fat\u0131yla \u00fczerindedir ve bu \u00fczerinde bulunma, mek\u00e2nla ilgili olmayan bir \u00fcst\u00fcnl\u00fckt\u00fcr. &#8220;Ey Rabbimiz sen her \u015feyi rahmetinle ve ilminle ku\u015fatt\u0131n. &#8221; (G\u00e2fir, 40\/7) \u00e2yeti gere\u011fince de Allah&#8217;\u0131n ku\u015fatmas\u0131, rahmet ve ilim y\u00f6n\u00fcyledir. K\u00fcrsi, bu ilim ve rahmetin, bizim \u00e2lemimize bir tecelli yeridir. Bu bak\u0131mdan ne K\u00fcrsi&#8217;nin, ne Ar\u015f&#8217;\u0131n Allah&#8217;la ilgisi bir yer tutma \u015feklinde de\u011fildir.<\/p>\n<p>H\u00fck\u00fcmranl\u0131k ve tasarruf, zapt etme ve emre haz\u0131r tutma, h\u00fck\u00fcm ve emir gibi tecellilerle bir rabl\u0131k ili\u015fkisidir. Bu ilgi, bu tecelli sayesindedir ki, ruhlarla cisimler, zihin ile d\u0131\u015f \u00e2lem birle\u015ferek ger\u00e7ekle\u015fme noktalar\u0131nda Hakk&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n bir par\u0131lt\u0131s\u0131na ayna olurlar da yerlerin, g\u00f6klerin, mek\u00e2nlar\u0131n, zamanlar\u0131n, K\u00fcrsi&#8217;nin, Ar\u015f&#8217;\u0131n, ku\u015fatamad\u0131\u011f\u0131 Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131, m\u00fcminin kalbi, e\u015fyan\u0131n her zerresinde, mek\u00e2n\u0131n her noktas\u0131nda, zaman\u0131n her an\u0131nda marifete (Allah&#8217;\u0131 tan\u0131maya) yol bulur ve her \u015feyi anlamay\u0131 ancak bununla ba\u015farabilir. Hak demeden hi\u00e7 bir \u015feyi bilemez ve Hakk&#8217;\u0131n zat\u0131 ile ilgili en y\u00fcksek marifeti (bilgisi) de, &#8220;&#8221;Seni ger\u00e7ek bir \u015fekilde tan\u0131yamad\u0131k.&#8221; ifadesidir. Bunun i\u00e7in de sadece marifeti, iman olamaz. \u0130man\u0131n kapsam\u0131, marifetin kapsam\u0131ndan geni\u015ftir. Marifette bir kay\u0131t vard\u0131r. \u0130man ise kay\u0131ts\u0131z, \u015farts\u0131z bir teslimiyet, il\u00e2h\u00ee bir ilgidir ve en b\u00fcy\u00fck tema\u015fa ondad\u0131r. Bunun yeri olan m\u00fcminin kalbi de yerlerden g\u00f6klerden geni\u015ftir. Bunun i\u00e7in mutlak mek\u00e2n\u0131n, tecelli eden kuvvetleriyle beraber g\u00f6kler ve yer c\u00fcmlesinde dahil olmas\u0131 daha \u00e7ok muhtemel bulundu\u011fundan en sa\u011flam iman, Allah&#8217;\u0131n K\u00fcrs\u00fcs\u00fcne, Allah&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde iman edip, marifet taslamamakt\u0131r. \u0130\u015fte g\u00f6kler ve yer ne kadar a\u00e7\u0131k ise, Allah ondan daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. Onlar\u0131 ku\u015fatm\u0131\u015f olan K\u00fcrsi ve onun \u00f6tesi ne kadar gizli ise, Allah ondan daha gizlidir. Bununla beraber O, diridir, varl\u0131\u011f\u0131 kendi zatiyle kaim olup her \u015feyi y\u00f6netmektedir; hem evveldir, hem sondur. O halde bundan ba\u015fka mabud, bundan ba\u015fka il\u00e2h nas\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir? Se\u00e7me yetene\u011fi ve irade gibi il\u00e2h\u00ee bir l\u00fctfu k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131p, o geni\u015f kalbi daralt\u0131p da Allah ve O&#8217;nun emirlerini ink\u00e2r edenler zalim olmaz da ne olur? Bunlardan \u00e7ok kendilerine zulmeden nas\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir? Bunlar hep mecburiyet ve zorlamak isterler, dine davet edildikleri zaman, &#8220;Allah istiyorsa bizi zorla dindar yaps\u0131n.&#8221; derler.<\/p>\n<p>256-Fakat dinde zorlama yoktur. Allah onu zorla kimseye vermez. Dini, ki\u015finin kendi tercihi ile dilemesi gerekir. Dinde zorlama kanunu yoktur. Bunu b\u00f6yle anlamal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;fi&#8217;d-d\u00een&#8221; (dinde) ifadesi, &#8220;ikrah&#8221;a m\u00fcteallik de\u011fil (zorlama ile ilgili de\u011fil) haberdir. M\u00e2n\u00e2n\u0131n asl\u0131 &#8220;zorlama, dinde yoktur&#8221; demek olur. Yani sadece dinde de\u011fil, her neye olursa olsun, zorlama cinsinden hi\u00e7bir \u015fey, hak din olan \u0130sl\u00e2m dininde yoktur. Din \u00e7er\u00e7evesinde zorlama kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Dinin konusu, zorunlu fiiller, davran\u0131\u015flar de\u011fil; iste\u011fe ba\u011fl\u0131 fiiller ve davran\u0131\u015flard\u0131r. Bunun i\u00e7in iste\u011fe ba\u011fl\u0131 hareketlerden birisi olan zorlama dinde yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. K\u0131saca kald\u0131r\u0131lan veya yasaklanan zorlama, yaln\u0131z dinde zorlama de\u011fil; herhangi bir \u015feye olursa olsun, zorlama t\u00fcr\u00fcn\u00fcn hepsidir. Yoksa dinde dine zorlama yoktur, ama d\u00fcnyaya zorlama olabilir demek de\u011fildir. Belki d\u00fcnyada zorlama bulunabilir; ama dinde, dinin h\u00fckm\u00fcnde, dinin dairesinde olmaz veya olmamal\u0131d\u0131r. Dinin \u00f6zelli\u011fi, zorlamak de\u011fil, bilakis zorlamadan korumakt\u0131r. Bundan dolay\u0131 \u0130sl\u00e2m dininin ger\u00e7ekten hakim oldu\u011fu yerde zorlama bulunmaz veya bulunmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Zorbal\u0131k ve zorlama olursa onun d\u0131\u015f\u0131nda olur. \u015eu halde din, &#8220;zorlay\u0131n\u0131z&#8221; demez, zorlama me\u015fru ve muteber olmaz. Zorlama ile yap\u0131lan amelde dinin vaad etti\u011fi sevab bulunmaz, r\u0131za ve iyi niyet bulunmay\u0131nca hi\u00e7bir amel ibadet olmaz. &#8220;Ameller, ancak niyetlere g\u00f6redir.&#8221; Dinin isteklerinin hepsi, zorlamas\u0131z, iyi niyet ve r\u0131za ile yap\u0131lmal\u0131d\u0131r. Zorlama ile itikat (iman) m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Zorlama ile g\u00f6sterilen iman, ger\u00e7ek iman de\u011fil, zorlama ile k\u0131l\u0131nan namaz, namaz de\u011fildir. Oru\u00e7 da \u00f6yle, hac da \u00f6yle, cihad da \u00f6yledir&#8230;<\/p>\n<p>Bundan ba\u015fka bir kimsenin, di\u011ferine sald\u0131r\u0131p da her hangi bir i\u015fi zorlama ile yapt\u0131rmas\u0131 da caiz de\u011fildir. K\u0131saca \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda herkes g\u00f6revini isteyerek yapmal\u0131, zorlama olmadan yapmal\u0131d\u0131r. Cihad da bu hikmetle me\u015frudur. de zarfl\u0131k de\u011fil, sebeblik m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur: Zorlama, din i\u00e7in yoktur, yahut zorlama, din i\u00e7in, dine sokmak i\u00e7in yap\u0131lmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc zorlama, bir kimseye ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131 bir i\u015fi fiili bir tehditle zorunlu olarak yapt\u0131rmakt\u0131r. Halbuki din, ho\u015flan\u0131lmayacak bir \u015fey de\u011fildir. Dinin asl\u0131 olan iman\u0131n k\u00f6k\u00fc tasdik ve kalbden inanmakt\u0131r. Bu ise s\u0131rf bir r\u0131za ve se\u00e7enek i\u015fidir. Bunu &#8220;Diledi\u011fini yapar.&#8221; (Bakara, 2\/253; Hac, 22\/14) olan Allah&#8217;tan ba\u015fka kimse zorunlu hale getiremez. Allah&#8217;\u0131n iradesiyle iman ve hatta iman ile salih amel, zorlamaya de\u011fil, g\u00fczel bir se\u00e7ime ve g\u00f6n\u00fcl r\u0131zas\u0131na ba\u011fl\u0131 bulundu\u011fundan din i\u00e7in zorlama m\u00fcmk\u00fcn olmaz. Ancak tebli\u011f ve teklif edilir. &#8220;E\u011fer Rabbin dileseydi, yer y\u00fcz\u00fcnde bulunanlar\u0131n hepsi iman ederdi. \u00d6yle ise sen, iman etmeleri i\u00e7in insanlar\u0131 zorluyor musun?&#8221; (Yunus, 10\/99) \u015eu halde dine girmesi i\u00e7in kimseye zorlama yap\u0131lmamal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc zorlanan kimsenin a\u00e7\u0131\u011fa vuraca\u011f\u0131 iman, Allah yan\u0131nda ger\u00e7ek iman olmaz. Zorlama ile ger\u00e7ek bir dindar kazan\u0131lmaz. Bununla beraber kalbe Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131n bak\u0131\u015f\u0131, ge\u00e7erli olmayaca\u011f\u0131ndan ve bu zorlama h\u00e2linde olsun iman edene de, &#8220;Sen zorlama ile iman a\u00e7\u0131kl\u0131yorsun, yine k\u00e2firsin.&#8221; denilemez, k\u00e2fir muamelesi edilemez. Durumu ortaya \u00e7\u0131k\u0131p, \u015f\u00fcphe ortadan kalk\u0131ncaya kadar bak\u0131l\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o iman\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa vurmas\u0131 da az \u00e7ok bir irade eseridir. Hi\u00e7 istemeseydi onu da yapmazd\u0131. Demek ki iman\u0131n zevkinden bir zerre olsun tatm\u0131\u015ft\u0131r. Bu bak\u0131mdan: Zeccac&#8217;\u0131n dedi\u011fi gibi sava\u015fla m\u00fcsl\u00fcman oldu\u011funu a\u00e7\u0131klayan, &#8220;kerahete&#8221; nisbet edilmez demek olabilir ki bu, ikrah\u0131n (zorlaman\u0131n) bir s\u00f6zl\u00fck m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Zorlamaya ne hacet? Zorlama beklemekte m\u00e2n\u00e2 nedir? Ak\u0131llar\u0131n hepsinin, dine sar\u0131lmas\u0131 gerekmez mi? \u00c7\u00fcnk\u00fc do\u011fru yolda bulunmak, azg\u0131nl\u0131ktan; do\u011fruluk, sap\u0131kl\u0131ktan iyice ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu kadar peygamberlerden ilim ve amel ile ilgili bu kadar delilller ve nihayet il\u00e2h\u00ee saltanat\u0131n, bu kadar b\u00fcy\u00fck tecellisinden (ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131ndan) sonra, iman ve dinin insanlara kurtulu\u015f ve mutluluk sebebi, ink\u00e2r ve dinsizli\u011fin ise azab ve felaket sebebi oldu\u011fu kesin olarak ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f; hak bat\u0131ldan, hay\u0131r \u015ferden ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Belli ki din ehli, muhakkak mutlu olacak, k\u00fcf\u00fcr (ink\u00e2r) ehli de muhakkak ceza ve azab g\u00f6recektir. Bunlar her nereden gelse kendi istekleriyle, kendi kazan\u00e7lar\u0131yla olacak ve o zaman bu mecburiyet, bir zorlama m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ermeyecektir. Bu \u00f6zellikle \u015funu g\u00f6steriyor ki, &#8220;dinde zorlama yoktur&#8221; deyince, hi\u00e7 kimseye sorumluluk, ceza ve azab yoktur, demek \u015feklinde anla\u015f\u0131lmas\u0131n; elbette do\u011frulu\u011fun sap\u0131kl\u0131ktan kesin olarak ayr\u0131lm\u0131\u015f bulunmas\u0131, dine ayk\u0131r\u0131 hareketlerde muhakkak bir azab\u0131n ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f olmas\u0131ndand\u0131r.<\/p>\n<p>Bilinmektedir ki zorlama, fiilden \u00f6nce gelir de o fiil i\u00e7in iradeyi kald\u0131r\u0131r veya bozar ve o fiil, b\u00f6yle r\u0131zas\u0131z yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in fiil\u00ee sonucu, hay\u0131r veya \u015fer, yapan\u0131n kazan\u0131lm\u0131\u015f bir hakk\u0131 olmaz. Sorumlulu\u011fu, zorlayana ait olur, zorlayan\u0131n elinde zorlanan, bir alet olur. Art\u0131k kazan\u00e7, maksat zorlanan\u0131n de\u011fil, zorlayan\u0131nd\u0131r. Fakat zorlama olmadan yap\u0131lm\u0131\u015f olan ink\u00e2r ve zulm\u00fcn, fas\u0131kl\u0131k ve isyan\u0131n, isteyerek kazan\u0131lm\u0131\u015f m\u00fcktesep bir fiil oldu\u011funda da \u015f\u00fcphe yoktur. Art\u0131k bu yap\u0131ld\u0131ktan sonra onun gerekli bir sonucu olan ceza ve azab da yapan\u0131n kendi kazanc\u0131, kendi hakk\u0131d\u0131r ki, bunda zorlama m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez, o kendi kendine zulmetmi\u015f olur. Allah Te\u00e2l\u00e2 ise rahmetinin geni\u015fli\u011finden dolay\u0131 kullar\u0131n\u0131n ne kendilerine, ne de ba\u015fkalar\u0131na zul\u00fcm ve tecav\u00fcz etmelerine raz\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan, onlar\u0131 korumak i\u00e7in s\u0131n\u0131rlar tayin etmi\u015f, din ve h\u00fck\u00fcmlerini bildirmi\u015f, &#8220;Dinde zorlama yoktur.&#8221; buyurmu\u015ftur. Bu delil gere\u011fince zorlama, ehliyetin engellerindendir. \u0130sl\u00e2m yurdunda zorlama yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Hatta hi\u00e7bir kimseye \u0130sl\u00e2m dinine girmek i\u00e7in bile zor kullan\u0131lamaz, herkes dininde serbest ve se\u00e7me hakk\u0131na sahiptir. \u0130sl\u00e2m h\u00fck\u00fcmleri alt\u0131nda m\u00fc\u015frik, kitap ehli, (yahudi, h\u0131ristiyan), hepsi, din h\u00fcrriyetleriyle ya\u015fayabilirler. Mesela bir m\u00fc\u015frik, dilerse yahudi veya h\u0131ristiyan olabilir; hi\u00e7birine m\u00fcsl\u00fcman ol, diye zor kullan\u0131lmaz, ahdinde durmak ve vergisini vermek \u015fart\u0131yla dininde b\u0131rak\u0131l\u0131r. Fakat her kim olursa olsun, ahdinde (s\u00f6z\u00fcnde) durmayanlar da su\u00e7una g\u00f6re cezas\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr. Kendi r\u0131zas\u0131yla \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 kabul ettikten, Allah&#8217;a ve Peygamberine s\u00f6z verdikten sonra d\u00f6ner, irtidad eder (dinden \u00e7\u0131kar) da tevbe etmezse cezaland\u0131r\u0131l\u0131r ki, bu bir zorlama de\u011fil, verdi\u011fi s\u00f6zden cayman\u0131n zorunlu bir sonucudur. Bu noktada \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee gibi baz\u0131 \u00e2limler, m\u00fcsl\u00fcman olmaya s\u00f6z vermi\u015f bulunan mecusi veya h\u0131ristiyanlardan birisi, eski dininde kalmay\u0131p da mesela yahudi olacak olsa, ben onu: &#8220;Ya eski dinine d\u00f6n veya m\u00fcsl\u00fcman ol, diye zorlar\u0131m.&#8221; demi\u015ftir. Fakat Hanefiler ve di\u011ferleri demi\u015flerdir ki, &#8220;K\u00fcf\u00fcr, bir tek millettir.&#8221; ifadesi gere\u011fince o \u015fekilde din de\u011fi\u015ftirmede, verilmi\u015f bir s\u00f6z\u00fc bozma m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. Buna g\u00f6re, &#8220;Ya d\u00f6n veya m\u00fcsl\u00fcman ol!&#8221; diye zor kullan\u0131lmaz. Ancak \u0130sl\u00e2m dinine girdikten sonra d\u00f6nen, ahdini bozmu\u015f olur ve yaln\u0131z bu, tevbe etmezse cezas\u0131 verilir. Bundan ba\u015fka ibadet ve di\u011fer muameleler gibi r\u0131za \u015fart olan amel dallar\u0131nda da zorlama ge\u00e7erli de\u011fildir. Fiilin ge\u00e7erlili\u011fine engeldir. Ancak fiil, \u015fer&#8217;\u00ee bir fiil olmay\u0131p, hisse ba\u011fl\u0131 bir fiil olursa o ba\u015fka. Ve herhalde zorlama bir sald\u0131r\u0131d\u0131r, derecesine g\u00f6re cezay\u0131 hak ettirir. \u0130\u015fte hak dinde vicdan h\u00fcrriyeti, ahd (s\u00f6z verme), andla\u015fma ve hukuk bu kadar y\u00fcksektir. Hatta bundan dolay\u0131d\u0131r ki, cihad ilan\u0131nda bile d\u00fc\u015fmana ya hak dini kabul etmesi veya ma\u011flubiyeti kabul ederek dininde kal\u0131p, haklar\u0131 sakl\u0131 olmak \u00fczere \u0130sl\u00e2m uyru\u011funda vergi vermesi aras\u0131nda kendi arzusuna b\u0131rak\u0131lan bir teklif yap\u0131l\u0131r. Bunlardan birini kabul ederse, andla\u015fma ile ahdine riayet edilir; kabul etmedi\u011fi ve sava\u015f yoluyla ma\u011flub oldu\u011fu takdirde de yine din de\u011fi\u015ftirmeye zorlanmay\u0131p, adalet \u00f6l\u00e7\u00fcleri i\u00e7ersinde bir vergiye, bir intizama mecbur tutulur. Demek cihad, din de\u011fi\u015ftirmek i\u00e7in zorlay\u0131c\u0131 bir vas\u0131ta de\u011fil, hak dinin y\u00fcceli\u011fini fiilen ispat eden hak bir delildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc zorlama ile din olmaz. Fakat akl\u00ee ve ilm\u00ee delilleri dinlemeyen k\u00e2firlerin ve zalimlerin sald\u0131r\u0131lar\u0131 da b\u00f6yle fiil\u00ee bir delil olmadan durdurulmaz, herkes her t\u00fcrl\u00fc haks\u0131zl\u0131k ve zorlama ile kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya gelir. Bununla beraber cihad ve sava\u015f, bir zorlama de\u011fil, bir yar\u0131\u015ft\u0131r. Hangi taraf\u0131n tehdidini yerine getirece\u011fi bilinmeyen bir imtihand\u0131r. Bir de cihad, dinin h\u00fckm\u00fc ge\u00e7erli olan \u0130sl\u00e2m yurdunun d\u0131\u015f\u0131nda cereyan edece\u011finden zorlaman\u0131n kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu din \u00e7evresinden d\u0131\u015fardad\u0131r. D\u00e2r-\u0131 harb (k\u00e2fir yurdu) zaten zorlama yurdudur. B\u00f6yle iken yukar\u0131dan beri Allah&#8217;\u0131n beyan\u0131 dikkatle incelenirse anla\u015f\u0131l\u0131r ki, &#8220;Dinde zorlama yoktur.&#8221; a\u00e7\u0131k ifadesi, cihad emrinin gayesini tesbit etmektedir. Yani cihad\u0131n hikmeti, insanlar\u0131 zorlamadan korumak, zorlama kabul etmeyen dini hakim k\u0131larak Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 y\u00fckseltmek, yani herkesi mensub oldu\u011fu inan\u00e7tan zorla \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131p, hakk\u0131n isteyerek kabul edilip yay\u0131lmas\u0131na set \u00e7ekmek isteyen ve g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetti\u011fince zor kullanan hak d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n savulmas\u0131 ve engellerin kald\u0131r\u0131lmas\u0131 ile sa\u011flam bir kalb ve g\u00fc\u00e7l\u00fc bir ak\u0131l i\u00e7in a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f bulunan do\u011fruluk yolunu, hakk\u0131n egemenli\u011fini herkese arz ve il\u00e2n etmek ve b\u00f6ylece Muhammed \u00fcmmetini, peygamberler cemaati aras\u0131ndaki Hz. Muhammed&#8217;in mak\u00e2m\u0131 ile uyumlu olarak \u00e7e\u015fitli milletlerden te\u015fekk\u00fcl eden sosyal bir toplum \u00fczerinde genel bar\u0131\u015f\u0131 \u00fcstlenen, kamunun kalbi gibi egemen ve orta yolu tutmu\u015f bir \u00fcmmet yapmak ve peygamberlerin hi\u00e7 birini ay\u0131rmay\u0131p hepsine derecelerine g\u00f6re iman etmekle Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine dayanan \u0130sl\u00e2m dinini, b\u00fct\u00fcn dinlerin genel ba\u011flant\u0131s\u0131 ve ilerleme hedefi olan genel bir din olarak savunup a\u00e7\u0131klamakt\u0131r. Bunun i\u00e7in \u0130sl\u00e2m&#8217;da sava\u015f\u0131n gayesi, intikam, \u00f6ld\u00fcrmek, din de\u011fi\u015ftirmeye zorlama de\u011fil; hasm\u0131 ma\u011flub etmek ve zorlay\u0131c\u0131 g\u00fcc\u00fcn\u00fc al\u0131p, dininde serbest olarak hakk\u0131n h\u00fckm\u00fcne tabi tutmakt\u0131r ki, Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 y\u00fckseltmek bundad\u0131r. Bu sebeple her ne zaman m\u00fcsl\u00fcmanlara bir zay\u0131fl\u0131k gelir, hak din savunulmazsa fitneler kopacak, zorlama \u00e7o\u011falacak, b\u00fct\u00fcn insanl\u0131k allak bullak olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat bu a\u00e7\u0131klamadan sonra bir soru kald\u0131. Yukarda, &#8220;Fitne ortadan kalk\u0131ncaya ve din yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n dini oluncaya kadar onlarla sava\u015f\u0131n.&#8221; (Bakara, 2\/193) \u00e2yetinde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere Mekke ve hatta Arap yar\u0131madas\u0131 m\u00fc\u015friklerine kitap ehli gibi din h\u00fcrriyeti verilmemi\u015f, bunlar hakk\u0131nda, &#8220;Bana, L\u00e2il\u00e2he illallah (Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur) deyinceye kadar insanlarla sava\u015fmam emredildi. Bu s\u00f6z\u00fc s\u00f6yledikleri zaman canlar\u0131n\u0131 ve mallar\u0131n\u0131 benden korumu\u015f olurlar.&#8221; hadisiyle ya \u0130sl\u00e2m, ya \u00f6l\u00fcm ilan edilmi\u015ftir. Bu ise, &#8220;Dinde zorlama yoktur.&#8221; h\u00fckm\u00fcne ters de\u011fil midir? Bunun cevab\u0131 \u015fudur: E\u011fer bunlar birbirine z\u0131t ise, iki \u00e2yet, birbirini nesh veya tahsis eder, onlar\u0131n buraya dahil olmad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r. Bununla beraber \u015fu da bilinmelidir ki, onlara din h\u00fcrriyeti verilmemesi \u00f6zellikle, &#8220;Dinde zorlama yoktur.&#8221; h\u00fckm\u00fcn\u00fcn tatbiki i\u00e7indir.<\/p>\n<p>Bu m\u00fcnasebetle tefsircilerden birka\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Bu &#8220;L\u00e2 ikr\u00e2he&#8221; \u00e2yetinin \u00f6nceden genel bir \u015fekilde indi\u011fi, daha sonra cihad ve sava\u015f \u00e2yetleriyle neshedilmi\u015f bulundu\u011fu Zeyd b. Eslem&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir. Fakat bu g\u00f6r\u00fc\u015f genel olarak do\u011fru g\u00f6r\u00fclmemi\u015ftir. Asl\u0131nda &#8220;Do\u011fruluk, sap\u0131kl\u0131ktan ay\u0131rd edilmi\u015ftir.&#8221; \u00e2yeti, bunun ini\u015finin, dinin tam olarak ay\u0131rd edilmesinden sonra oldu\u011funu g\u00f6stermekte ve b\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnceye engel g\u00f6r\u00fcnmektedir. Bir de, g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere cihad meselesi asl\u0131nda buraya dahil de\u011fildir ki, onunla nesih bahis konusu olsun. Fakat \u015funu bilmek gerekir ki, her nesih, neshedicinin al\u0131\u015f derecesine g\u00f6redir. \u015eu halde bu, cihad ile neshedilmi\u015ftir demek, di\u011fer durumlarda muhkem (neshedilmemi\u015f, h\u00fckm\u00fc a\u00e7\u0131k) demektir. Ve bu sebeple zorlaman\u0131n, cihad\u0131 da i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahip olabilecekler i\u00e7in bu rivayet \u00f6nemlidir. Demek oluyor ki bu \u00e2yette b\u00f6yle bir ihtimal olursa, bu ihtimal neshedilmi\u015ftir. Ve nesih rivayeti ancak bu y\u00f6ne mahsustur. Yoksa cihad \u00e2yetleriyle geri kalan k\u0131sm\u0131n neshedilmi\u015f olmas\u0131na imk\u00e2n yoktur. \u00c2mm (genel h\u00fck\u00fcm), nesihten sonra geri kalan k\u0131s\u0131mda yine kesindir. K\u0131saca nesih \u00e2yetin tamamiyle ilgili de\u011fil, k\u0131sm\u00eedir.<\/p>\n<p>2- Bu \u00e2yet kitap ehli hakk\u0131nda inmi\u015ftir. Dolay\u0131s\u0131yla m\u00fc\u015frikler, bunun genel h\u00fckm\u00fcnden hari\u00e7tir. Ger\u00e7i &#8220;\u015fu peygamberler&#8230;&#8221; \u00e2yetinden ba\u015flayan s\u00f6zlerin geli\u015fi, bunu teyid etti\u011fi gibi, ini\u015f sebebi hakk\u0131ndaki rivayetler de bunu desteklemektedir. Rivayet ediliyor ki Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finden \u00f6nce Ensar&#8217;dan baz\u0131lar\u0131, \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 Yahudili\u011fe veya H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa sokmu\u015flard\u0131. \u0130sl\u00e2m dini gelince bunlara zor kullanmak istediler. \u0130sl\u00e2m&#8217;dan \u00f6nce Ensar&#8217;dan bir kad\u0131n\u0131n \u00e7ocu\u011fu ya\u015famad\u0131\u011f\u0131 durumlarda, \u015fayet \u00e7ocu\u011fu ya\u015farsa onu kitap ehli ile beraber ve onlar\u0131n dini \u00fczere bulundurmay\u0131 adard\u0131. Bu sebeple Ensar \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n bir k\u0131sm\u0131 kitap ehlinin dininde bulunuyorlard\u0131. Dolay\u0131s\u0131yla \u0130sl\u00e2m&#8217;a geldikleri zaman dediler ki: &#8220;Biz vaktiyle bunlar\u0131n dinlerini, bizim dinimizden daha \u00fcst\u00fcn g\u00f6r\u00fcrd\u00fck ve \u00e7ocuklar\u0131m\u0131z\u0131 onun i\u00e7in o yola sevkederdik, mademki \u0130sl\u00e2m dini geldi, her halde biz bunlar\u0131 zorlar\u0131z.&#8221; dediler. Bu c\u00fcmleden olarak Salim b. Avf o\u011fullar\u0131nda Husayn ad\u0131nda Ensar&#8217;dan birinin iki o\u011flu vard\u0131. \u00d6nceleri \u015eam t\u00fcccarlar\u0131n\u0131n telkinleriyle h\u0131ristiyan olmu\u015f gitmi\u015flerdi. Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finden sonra Medine&#8217;ye geldiklerinde babalar\u0131 bunlara: &#8220;Vallahi sizi b\u0131rakmam, mutlaka m\u00fcsl\u00fcman olmal\u0131s\u0131n\u0131z.&#8221; diye sata\u015ft\u0131. Onlar da \u00e7ekindiler, \u00fc\u00e7\u00fc birlikte Resulullah&#8217;a m\u00fcracaat ettiler. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet indi, babalar\u0131 da onlar\u0131 b\u0131rakt\u0131. Bu olaylar, gerek cihada izinden \u00f6nce olsun ve gerekse sonra, her iki takdirde n\u00fczul sebebi, m\u00fc\u015frikleri i\u00e7ine almamaktad\u0131r. O halde h\u00fckm\u00fcn\u00fcn genelli\u011fi de kitap ehline aittir ve neshedilmi\u015f de\u011fil, muhkemdir (h\u00fckm\u00fc a\u00e7\u0131k ve ge\u00e7erlidir). Bu g\u00fczel! Fakat sebebin \u00f6zel olu\u015fu, h\u00fckm\u00fcn genel olu\u015funa mani de\u011fildir. &#8220;Dinde zorlama yoktur.&#8221; h\u00fckm\u00fc ise daha geneldir. Sonra bu h\u00fck\u00fcm yaln\u0131z kitap ehline mahsus olsayd\u0131, d\u00e2r-\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8217;da (\u0130sl\u00e2m yurdunda) kitap ehlinden ba\u015fkas\u0131na taahh\u00fcd ve g\u00fcvence (em\u00e2n) verilmemesi gerekirdi. Halbuki Arap yar\u0131madas\u0131 m\u00fc\u015friklerinden ba\u015fkas\u0131na bu muamele yap\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde bu \u00e2yet, mutlak olarak neshedilmi\u015f olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, genel h\u00fckm\u00fc kitap ehline de mahsus olmamal\u0131d\u0131r. Nitekim Hz. Enes: &#8220;N\u00fczul (ini\u015f) sebebi, Resulullah, birisine &#8216;M\u00fcsl\u00fcman ol&#8217; buyurmu\u015ftu. O da &#8216;kendimi ho\u015flanmaz buluyorum&#8217; demi\u015fti. Bu \u00e2yet bunun hakk\u0131nda inmi\u015ftir.&#8221; diye rivayet etmi\u015ftir ki, bu sebep daha mutlak olmakla h\u00fckm\u00fcn genel olu\u015funda daha a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>3- Bilinmektedir ki Arap m\u00fc\u015frikleri hakk\u0131ndaki muamele, &#8220;Fitne ortadan kalk\u0131ncaya ve din yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n dini oluncaya kadar onlarla sava\u015f\u0131n.&#8221; (Bakara, 2\/193) emrine dayanmaktad\u0131r. &#8220;Dinde zorlama yoktur.&#8221; h\u00fckm\u00fcn\u00fcn ise &#8220;Araplar\u0131n M\u00fcsl\u00fcman olu\u015fundan sonra dinde zorlama yoktur, vergi yeterlidir.&#8221; me\u00e2linde oldu\u011fu Tefsir-i Keb\u00eer&#8217;-de a\u00e7\u0131klan\u0131r.<\/p>\n<p>Demek ki do\u011frulu\u011fun sap\u0131kl\u0131ktan ay\u0131rd edilmesi o zamand\u0131r. Ve bu h\u00fck\u00fcm, daha \u00f6ncesini kapsamaz, bu m\u00e2n\u00e2ca bu \u00e2yet, &#8220;Fitne ortadan kalk\u0131ncaya kadar onlarla sava\u015f\u0131n&#8230;&#8221; \u00e2yetinden sonra inmi\u015f demek olur. \u00d6nce inen, sonra ineni ne nesih, ne de tahsis edemeyece\u011finden &#8220;L\u00e2 ikr\u00e2ha = zorlama yoktur&#8221; h\u00fckm\u00fc genelli\u011fi \u00fczere kal\u0131r. Bu durumda aralar\u0131nda bir y\u00f6nden \u00e7eli\u015fki varsa, sonradan inen, \u00f6nce ineni neshetmi\u015f olacakt\u0131r. Halbuki bunun, \u00f6ncekini neshetti\u011fine dair hi\u00e7bir g\u00f6r\u00fc\u015f yoktur ve olamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunun tarih itibariyle sonradan indi\u011fi a\u00e7\u0131k\u00e7a belli de\u011fildir. Yukarda g\u00f6r\u00fcld\u00fc ki, aksine rivayet bile vard\u0131r. Bu bak\u0131mdan us\u00fbl itibariyle birbirlerine yak\u0131n olarak yorumlanmas\u0131 gerekir. B\u00f6yle olunca da birbirlerini kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak tefsir (izah) ve tahsis edebilirler. \u015eu halde \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n do\u011frulu\u011funun ortaya \u00e7\u0131k\u0131p ay\u0131rdedilmesini Araba ve zorlaman\u0131n olmay\u0131\u015f\u0131n\u0131 ondan sonraya tahsis de do\u011fru olamaz. \u00d6nce \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131nda zorlama de\u011fil, misliyle kar\u015f\u0131l\u0131k bile verilmedi\u011fi bilinmektedir. \u015eimdi Araplar\u0131n m\u00fcsl\u00fcman olu\u015fundan sonra da zorlama olmad\u0131\u011f\u0131 kabul edilmi\u015f, bu arada m\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda bulunan Arap m\u00fc\u015friklerine de bu olaya kadar hi\u00e7 bir zorlama yap\u0131lmad\u0131\u011f\u0131 bilinmektedir. O halde, \u00e2yetinin b\u00fct\u00fcn kapsam\u0131yla m\u00e2n\u00e2s\u0131, &#8220;\u0130sl\u00e2m dininin, h\u00fck\u00fcm dairesinde zorlama yoktur.&#8221; demek olur. Sava\u015f ve sava\u015f h\u00e2linde bulunan d\u00fc\u015fman meselesi, bu h\u00fck\u00fcmden esas itibariyle hari\u00e7 oldu\u011fu gibi, zorlamaya kar\u015f\u0131l\u0131k vermek ve su\u00e7a ceza da bunun d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. Ancak bu, &#8220;Fitne ortadan kalk\u0131ncaya ve din de yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n dini oluncaya kadar onlarla sava\u015f\u0131n.&#8221; (Bakara, 2\/193) \u00e2yetiyle beraber d\u00fc\u015f\u00fcnmek laz\u0131md\u0131r. Buna g\u00f6re \u00e2yetin sonunun da del\u00e2let edece\u011fi \u00fczere \u0130sl\u00e2m dininin h\u00fck\u00fcm dairesinde zorlama bulunmamas\u0131, tahsis yoluyla iki kay\u0131t ile ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r ki; biri fitne bulunmamas\u0131, biri de \u0130sl\u00e2m yurdunda di\u011fer dinlere mensup olanlar\u0131n tebal\u0131\u011f\u0131 (uyru\u011fu) bozmamal\u0131d\u0131r. \u00c2mm (genellik ifade eden h\u00fck\u00fcm) ise tahsisten sonra zan ifade eder. Burada fitneden maksat da \u015firkti. Fakat genel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla al\u0131nmas\u0131 da caizdir. Bu \u015fekilde ikinci kayd\u0131 da i\u00e7ine alaca\u011f\u0131ndan, bu bir kay\u0131t, di\u011ferinden m\u00fcsta\u011fni kal\u0131r (ona ihtiya\u00e7 duyurmaz). Demek ki k\u0131saca m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur: &#8220;Fitne yoksa dinde zorlama yoktur, \u00e7\u00fcnk\u00fc do\u011fruluk, sap\u0131kl\u0131ktan iyice ayr\u0131ld\u0131. Bunlar\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131ranlar, belalar\u0131n\u0131 bulurlar&#8221;.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131, her kim ta\u011futa, azg\u0131nlara veya azg\u0131nl\u0131klara k\u00fcfredip (ink\u00e2r edip), Allah&#8217;a iman ederse, yani samimi bir kalb ile, &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir ilah yoktur.&#8221; diyerek \u00f6nce o ta\u011futlar\u0131 k\u00f6k\u00fcnden siler, sonra da b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131yla Allah&#8217;a iman eder ve dolay\u0131s\u0131yla Allah&#8217;\u0131n g\u00f6nderdi\u011fi peygamberleri, Hakk&#8217;\u0131n indirdiklerini tasdik ederse, o mutlaka en sa\u011flam kulpa yap\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r ki, kopmak onun i\u00e7in de\u011fil. Bu sa\u011flam ipin kulpu, o tutamak ne kopar, ne k\u0131r\u0131l\u0131r. Ancak b\u0131rak\u0131l\u0131rsa fena d\u00fc\u015f\u00fcl\u00fcr. Bu ilm\u00ee ve amel\u00ee delillerden, hak ve bat\u0131l\u0131n bu ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131ndan sonra ak\u0131l ve do\u011frulu\u011fun gere\u011fi art\u0131k bug\u00fcn var, yar\u0131n yok, gelip ge\u00e7ici olan fani, bat\u0131l, koyu g\u00f6lge k\u0131r\u0131l\u0131p d\u00f6k\u00fclecek, nihayet kendine tutunan\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcp b\u0131rak\u0131p gidecek olan ta\u011futlar\u0131n, Firavunlar, Nemrudlar, sihirbazlar, k\u00e2hinler, \u015feytanlar gibi azg\u0131n, sahte mabudlar\u0131n \u00e7\u00fcr\u00fck kulplar\u0131na yap\u0131\u015fmak de\u011fil, &#8220;Ezelden sonsuza kadar dirisi, her \u015feyin y\u00f6neticisi&#8221; \u015fa\u015fmaz, yan\u0131lmaz, uyumaz, \u0131m\u0131zganmaz, g\u00f6klerin ve yerin h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131n\u0131n sahibi, izni olmadan huzuruna yana\u015f\u0131lmaz, \u015fefaate cesaret g\u00f6sterilmez, b\u00fcy\u00fckl\u00fck sahibi, gizli a\u00e7\u0131k, c\u00fcz&#8217;\u00ee (k\u0131sm\u00ee), genel her \u015feyi bilen, her \u015feyden haberdar, ilminin ger\u00e7ek mahiyetine erilmez, o bildirmedik\u00e7e bir \u015fey bilinmez, b\u00fcy\u00fckl\u00fck k\u00fcrsisi yerleri, g\u00f6kleri tutmu\u015f, yerler, g\u00f6kler kudret avucunda bir hi\u00e7 kalm\u0131\u015f o y\u00fcksek, pek y\u00fcksek kudretinin y\u00fcceli\u011fi, \u015fan\u0131, b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc sonsuz, kendisinden ba\u015fka hi\u00e7 bir il\u00e2h bulunmayan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n kopmaz, k\u0131r\u0131lmaz, sa\u011flam kulpuna iki eliyle seve seve can\u0131 gibi koruyup yap\u0131\u015fmak, yani misal olarak o il\u00e2h\u00ee k\u00fcrsiden uzat\u0131lm\u0131\u015f, kopmaz, k\u0131r\u0131lmaz sa\u011flam bir ipin kulpuna, tutama\u011f\u0131na benzeyen ve dinin ba\u015f\u0131 olan Hakk&#8217;\u0131n tevhidine (birli\u011fine) g\u00fczelce inanmak, inan\u0131p gere\u011fince amel etmek ve onu hi\u00e7 b\u0131rakmamakt\u0131r. \u0130\u015fte, bu iman\u0131 yapan, b\u00f6yle bir kulpa yap\u0131\u015fm\u0131\u015f olur. Fakat bu iman ve itikat, yaln\u0131z s\u00f6zde ve yaln\u0131z kalbde kalmamal\u0131, a\u011f\u0131z, g\u00f6n\u00fcl bir, i\u00e7 ve d\u0131\u015f bir olmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah her \u015feyi i\u015fiten ve bilendir. Hem s\u00f6zleri i\u015fitir, hem de niyetleri bilir. A\u011fz\u0131ndan, deyip, i\u00e7inde ink\u00e2r saklayan m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n ve aksine i\u00e7inden hakk\u0131 bilip, a\u011fz\u0131ndan k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2r savuran k\u00e2firlerin yapt\u0131klar\u0131ndan Allah gafil ve habersiz de\u011fildir.<\/p>\n<p>TA\u011eUT: &#8220;Tu\u011fyan&#8221; (azg\u0131nl\u0131k) k\u00f6k\u00fcnden m\u00fcbal\u00e2\u011fa kipiyle bir cins ismidir ki, asl\u0131 &#8220;ceber\u00fbt = zorbal\u0131k&#8221; gibi &#8220;ta\u011favut&#8221; olup, yer de\u011fi\u015ftirmekle &#8220;tavagut&#8221; yap\u0131larak &#8220;v\u00e2v&#8221;, &#8220;elif&#8221;e \u00e7evrilmi\u015ftir; tekile, \u00e7o\u011fula, erke\u011fe, di\u015fiye s\u00f6ylenir. Tu\u011fyan\u0131n (azg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n) kendisi kesilmi\u015f, isyank\u00e2r, azg\u0131n, azman, az\u0131tgan demek gibidir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Cer\u00eer et-Taber\u00ee&#8217;nin tarif etti\u011fi gibi, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 isyank\u00e2r olup zorla, zorlama ile veya g\u00f6n\u00fcl r\u0131zas\u0131yla kendisine tap\u0131n\u0131l\u0131p mabud tutulan, gerek insan, gerek \u015feytan, gerek put, gerek dikili ta\u015f ve gerekse di\u011fer herhangi bir \u015fey demektir. Bunun tefsirinde &#8220;\u015feytan veya sihirbaz, yahut k\u00e2hin ya da insanlar\u0131n ve cinlerin, inad edip b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslayanlar\u0131 veya Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 mabut tan\u0131n\u0131p buna raz\u0131 olan Firavun ve Nemrud gibiler veya putlar diye \u00e7e\u015fitli rivayetlere rastlan\u0131r. Ebu Hayyan der ki: &#8220;Bunlar\u0131n birer \u00f6rnekle a\u00e7\u0131klanmas\u0131 gerektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ta\u011fut bunlar\u0131n her birine hasredilmi\u015f (mahsur)tir..&#8221; Yukardaki tarif, bunlar\u0131n hepsini i\u00e7ine almaktad\u0131r. Bununla birlikte K\u00e2d\u00ee Beydav\u00ee bu hususa: &#8220;Allah yolundan menedenler&#8221; f\u0131kras\u0131n\u0131 da ilave etmi\u015ftir ki, daha genel bir tarifi i\u00e7erir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunu yapanlar, mabud tan\u0131nm\u0131\u015f olmayabilir. \u015eu kadar ki, bu da &#8220;Heva ve hevesini il\u00e2h edinen kimseyi g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc?&#8221; (C\u00e2siye, 45\/23) \u00e2yeti gere\u011fince kendi hevas\u0131na uyup kendi kendine mabut r\u00fctbesi vermi\u015f say\u0131labilece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse \u00f6nceki tarife dahil olacakt\u0131r. Bu a\u00e7\u0131klamadan birka\u00e7 fayda elde edece\u011fiz: \u00d6nce, ta\u011futun \u00e7e\u015fitli tefsirleri (a\u00e7\u0131klamalar\u0131) \u00f6rnek veya \u00e7e\u015fitlerini g\u00f6sterebilece\u011fi gibi &#8220;\u015feytan, sihirbaz, kahin, bat\u0131l mabud, insanlar\u0131n ve cinlerin b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslay\u0131p inad edenleri&#8221; kelimelerinin her biri ta\u011fut kelimesiyle tarife benzer ve uygun d\u00fc\u015fecek bir tarzda ifade edildi\u011fine g\u00f6re bunlar\u0131n, m\u00e2n\u00e2 itibar\u0131yla tam e\u015f anlaml\u0131 de\u011filseler bile pek yak\u0131n veya birbirini gerektiren \u015feyler olarak kullan\u0131ld\u0131klar\u0131na da i\u015faret edebilir. \u0130kinci olarak demek oluyor ki, ta\u011futun a\u00e7\u0131\u011f\u0131 da, gizlisi de, g\u00f6r\u00fcn\u00fcr\u00fc de, g\u00f6r\u00fcnmezi de vard\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, tu\u011fyan (isyan, azg\u0131nl\u0131k) kavram\u0131ndan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, putlar ikinci derecede ta\u011futlard\u0131r. Bak\u0131l\u0131rsa ak\u0131l sahibi olmayan putlar\u0131n ve dikili ta\u015flar\u0131n ta\u011futlardan bile say\u0131lmamas\u0131 gerekirdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131n kendileri Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 bir azg\u0131nl\u0131\u011fa sahip olamazlar ve azg\u0131nl\u0131\u011fa r\u0131za g\u00f6steremezler. Fakat red de edemezler. Bu sebeple nihayet bir azg\u0131nl\u0131k sebebi olabilirler. Bu sebebi de azg\u0131nlar bulurlar. Putlar, asl\u0131nda erkek veya di\u015fi ta\u011futlar\u0131n hayalleri ve azg\u0131nlar\u0131n azmanlar\u0131d\u0131r. Gizli veya a\u00e7\u0131k azg\u0131nlar, bunlarla kendi azg\u0131nl\u0131klar\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrerler. Bu y\u00f6n\u00fcyle putlar, as\u0131l ta\u011fut de\u011fil, ta\u011futlar\u0131n temsilcileridirler. B\u00f6yle &#8220;Kim ta\u011futu inkar ederse&#8230;&#8221; ifadesi \u015funu bildirmi\u015f oluyor ki, tevhid emrinde ilk i\u015f, putlardan \u00f6nce ona sevk eden azg\u0131n isyank\u00e2rlara k\u00fcfretmek (onlar\u0131 inkar etmek)tir. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 isyank\u00e2r olmayan ve \u015firke raz\u0131 olma ihtimali bulunmayan ve bununla beraber birtak\u0131m isyank\u00e2rlar taraf\u0131ndan il\u00e2h diye kabul edilen Hz. \u0130sa ve \u00dczeyr gibi b\u00fcy\u00fck insanlar\u0131n kendileri ta\u011futun tarifinden ve kendilerine ta\u011fut denilenlerden hari\u00e7tirler. Tevhid emrinde, &#8220;ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yok&#8221; derken bunlar\u0131n il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131n\u0131 da olumsuz k\u0131l\u0131p inkar etmek, ibadet etmemek farz oldu\u011fu halde, di\u011fer taraftan bunlar\u0131 ink\u00e2r caiz olmayacak, bilakis Allah&#8217;a iman\u0131n gereklerinden olarak peygamberlere iman ve sayg\u0131 da iman\u0131n \u015fartlar\u0131na dahil bulunacakt\u0131r. Bu \u00e7ok \u00f6nemli n\u00fckteye i\u015faret edilerek &#8220;kim ta\u011futu ink\u00e2r ederse&#8230;&#8221; buyurulmu\u015f da di\u011ferlerini ink\u00e2r \u015fart ko\u015fulmam\u0131\u015ft\u0131r. Demek ki tevhidin \u015fart\u0131 Allah&#8217;tan ba\u015fkalar\u0131n\u0131 ink\u00e2r etmek de\u011fil, Allah&#8217;tan ba\u015fkalar\u0131ndan il\u00e2hl\u0131k vasf\u0131n\u0131 kald\u0131rmak ve bu arada ta\u011futlar\u0131 inkar etmek, yani onlar\u0131 hi\u00e7 tan\u0131mamak, di\u011ferlerinin de il\u00e2hl\u0131k alt\u0131ndaki derecelerine g\u00f6re haklar\u0131n\u0131 tan\u0131makt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc hak Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Nihayet \u015funu da kesinlikle ifade ediyor ki, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine inanan bir m\u00fcmin olmak i\u00e7in, Allah&#8217;a imandan \u00f6nce k\u00fcfre tevbe etmek \u015fartt\u0131r. Ve bu tevbenin \u015fart\u0131 da ta\u011futlar\u0131 asla tan\u0131mamaya kesin karar vermektir. Bu durumda, &#8220;kim ta\u011futu inkar eder de Allah&#8217;a iman ederse&#8230;&#8221; ifadesi, &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur.&#8221; kelime-i tevhidinin bir tefsiri demektir. \u0130\u015fte b\u00f6yle i\u00e7i ve d\u0131\u015f\u0131 ile iman eden mutlaka sa\u011flam kulpa yap\u0131\u015fm\u0131\u015f olur ki, buna tutunanlar\u0131n Allah&#8217;\u0131n K\u00fcrsisine, cennetin en y\u00fcksek tabakalar\u0131na do\u011fru \u00e7ekilip, g\u00f6t\u00fcr\u00fclecekleri ve giderken b\u0131rak\u0131verenlerin de deh\u015fetli bir \u015fekilde d\u00fc\u015fecekleri kel\u00e2m\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan anla\u015f\u0131l\u0131yor. \u015eimdi hem bunu daha \u00e7ok ayd\u0131nlatmak, hem de acaba hi\u00e7 tutunmasak, hi\u00e7bir kulpa yap\u0131\u015fmasak ne laz\u0131m gelir, diyebilecekleri ir\u015fad i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>257- Allah, iman edenlerin velisidir. Onlar\u0131 karanl\u0131klardan ayd\u0131nl\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar\u0131r. \u0130nk\u00e2r edenlerin velileri de ta\u011futtur, onlar\u0131 ayd\u0131nl\u0131ktan karanl\u0131klara \u00e7\u0131kar\u0131rlar. \u0130\u015fte onlar cehennemliklerdir. Orada ebed\u00ee olarak kal\u0131rlar.<\/p>\n<p>258- Allah, kendisine h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k verdi diye, Rabbi hakk\u0131nda \u0130brahim&#8217;le tart\u0131\u015fan\u0131 g\u00f6rmedin mi? Hani \u0130brahim, ona: &#8220;Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem \u00f6ld\u00fcr\u00fcr.&#8221; dedi\u011fi zaman: &#8220;Ben de diriltir ve \u00f6ld\u00fcr\u00fcr\u00fcm.&#8221; demi\u015fti. \u0130brahim: &#8220;Allah g\u00fcne\u015fi do\u011fudan getiriyor, haydi sen onu bat\u0131dan getir!&#8221; deyince o ink\u00e2r eden herif \u015fa\u015f\u0131r\u0131p kald\u0131. \u00d6yle ya, Allah zalimler toplulu\u011funu do\u011fru yola iletmez.<\/p>\n<p>259- Yahut o kimse gibisini (g\u00f6rmedin mi) ki, bir \u015fehre u\u011fram\u0131\u015ft\u0131, alt\u0131 \u00fcst\u00fcne gelmi\u015f, \u0131p\u0131ss\u0131z yat\u0131yordu. &#8220;Bunu bu \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra Allah, nerden diriltecek?&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine Allah onu y\u00fcz sene \u00f6ld\u00fcrd\u00fc, sonra diriltti, &#8220;Ne kadar kald\u0131n?&#8221; diye sordu. O da: &#8220;Bir g\u00fcn, yahut bir g\u00fcnden eksik kald\u0131m.&#8221; dedi. Allah buyurdu ki: &#8220;Hay\u0131r, y\u00fcz sene kald\u0131n, \u00f6yle iken bak yiyece\u011fine, i\u00e7ece\u011fine hen\u00fcz bozulmam\u0131\u015f, hele e\u015fe\u011fine bak, hem bunlar, seni insanlara kar\u015f\u0131 kudretimizin bir i\u015fareti k\u0131lal\u0131m diyedir. Hele o kemiklere bak, onlar\u0131 nas\u0131l birbirinin \u00fczerine kald\u0131r\u0131yoruz? Sonra onlara nas\u0131l et giydiriyoruz?&#8221; B\u00f6ylece ger\u00e7ek ona a\u00e7\u0131k\u00e7a belli olunca: &#8220;\u015eimdi biliyorum ki, Allah her \u015feye kadirdir.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>260- Bir zamanlar \u0130brahim de: &#8220;Ey Rabbim! \u00d6l\u00fcleri nas\u0131l diriltti\u011fini bana g\u00f6ster!&#8221; demi\u015fti. Allah: &#8220;\u0130nanmad\u0131n m\u0131 ki?&#8221; buyurdu. \u0130brahim: &#8220;\u0130nand\u0131m, fakat kalbim iyice yat\u0131\u015fs\u0131n diye istiyorum.&#8221; dedi. Allah buyurdu ki: &#8220;\u00d6yle ise ku\u015flardan d\u00f6rd\u00fcn\u00fc tut da onlar\u0131 kendine \u00e7evir, iyice tan\u0131d\u0131ktan sonra (kesip) her da\u011f\u0131n ba\u015f\u0131na onlardan birer par\u00e7a da\u011f\u0131t, sonra da onlar\u0131 \u00e7a\u011f\u0131r, ko\u015fa ko\u015fa sana gelecekler ve bil ki, Allah ger\u00e7ekten \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir.&#8221;<\/p>\n<p>257- Allah iman edenleri, ezel\u00ee ilimde iman etmesi kararla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olanlar\u0131 sever, onlar\u0131n dostu ve kay\u0131r\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. Onlar\u0131, hidayeti ve ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131lmas\u0131 ile karanl\u0131klardan (zul\u00fcm\u00e2ttan) ayd\u0131nl\u0131\u011fa (nura) \u00e7\u0131kar\u0131r. Burada, &#8220;zul\u00fcm\u00e2t&#8221;\u0131n \u00e7o\u011ful, &#8220;nur&#8221;un tekil getirilmesi ne kadar dikkate de\u011ferdir. Demek ki d\u00fcnyada \u00e7ok &#8220;zulmet&#8221; (karanl\u0131k) vard\u0131r. B\u00fct\u00fcn bu karanl\u0131klar\u0131 ortadan kald\u0131racak &#8220;nur&#8221; (ayd\u0131nl\u0131k) ise, birdir ki, o da, &#8220;Allah g\u00f6klerin ve yerin nurudur.&#8221; (Nur, 24\/35) h\u00fckm\u00fc gere\u011fince, Hakk&#8217;\u0131n nurudur. Herhangi bir konuda Hakk&#8217;\u0131n nuru bulunmad\u0131 m\u0131 insan\u0131 her taraf\u0131ndan say\u0131s\u0131z karanl\u0131klar kaplar. Hakk&#8217;\u0131n nuru ortaya \u00e7\u0131k\u0131nca da o karanl\u0131klar kalkar. Hakk\u0131n nuru bulunmad\u0131 m\u0131, yerler ve g\u00f6kler hi\u00e7, g\u00fcnd\u00fcz gece, g\u00fcne\u015fler zifir, g\u00f6zler k\u00f6r, kulaklar sa\u011f\u0131r olur; kalpler bin t\u00fcrl\u00fc hayal ile buhranlar i\u00e7inde \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131r kal\u0131r; aranan bulunmaz, ne aranaca\u011f\u0131 bilinmez; g\u00f6n\u00fcllere kuruntular, ac\u0131lar, azaplar \u00e7\u00f6ker; \u00e7evreyi kuruntular, umac\u0131lar (\u00f6c\u00fcler) kaplar; cinler, \u015feytanlar, ba\u015fa toplan\u0131r. O zaman insana var olmak bir bel\u00e2 kesilir de, &#8220;Ah ke\u015fke ben de bir hi\u00e7 olsayd\u0131m!&#8221; diye hayk\u0131r\u0131r, o s\u0131rada herhangi bir sebepten Hakk&#8217;\u0131n nuru ortaya \u00e7\u0131k\u0131verirse, g\u00f6kler g\u00fcler, y\u0131ld\u0131zlar do\u011far, baharlar a\u00e7\u0131l\u0131r, ne\u015feler, sevin\u00e7ler sunulur, ac\u0131lar silinir, s\u0131k\u0131nt\u0131lar unutulur, g\u00f6n\u00fcller ferahl\u0131k ve sevin\u00e7le dolar, var olman\u0131n tad\u0131 duyulur. Ve zaten i\u015fte Hakk&#8217;\u0131n nurunun bu bir zevk p\u0131r\u0131lt\u0131s\u0131d\u0131r ki, insana: &#8220;hayat, hayat!&#8221; dedirtir. Bu tad\u0131 sonsuza dek s\u00fcrd\u00fcrmek isteyen ak\u0131ll\u0131 kimseler de kendini kendine b\u0131rakmaktan vazge\u00e7ip, Hakk&#8217;\u0131n nuruna ermek i\u00e7in onun sa\u011flam kulpuna yap\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r. Bilindi\u011fi \u00fczere her \u015feyin ancak bir do\u011fru y\u00f6n\u00fc vard\u0131r ve Allah&#8217;a ancak o y\u00f6nden gidilir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k her \u015feyde bat\u0131l y\u00f6nler sonsuzdur. Mesela bir \u015fey yitirdiniz, o bir yerdedir ve ancak oradad\u0131r. O anda bu \u015fey i\u00e7in do\u011fru y\u00f6n budur. Fakat siz bir kez onu bilmiyor ve hele o yeri bildi\u011finiz halde, o, orada yoktur diye inanm\u0131\u015f bulunuyorsan\u0131z, oradan ba\u015fka hangi taraf akl\u0131n\u0131za gelse, oralar hep bat\u0131l olan y\u00f6nlerdir, bulamazs\u0131n\u0131z. Bu bir \u015feye kar\u015f\u0131 d\u00fcnyan\u0131n b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleri bat\u0131l kesilir. Bu \u015fekilde herhangi bir \u015feyde bir hak y\u00f6ne kar\u015f\u0131l\u0131k, sonsuz bat\u0131l y\u00f6nler vard\u0131r. Hakk&#8217;\u0131n nuru olan marifet do\u011funca bu karanl\u0131klardan \u00e7\u0131k\u0131l\u0131r. \u015eu halde karanl\u0131klar \u00e7ok, nur birdir. Nur (ayd\u0131nl\u0131k) var olmaya, b\u00fct\u00fcn karanl\u0131klar yok olmaya adayd\u0131r. Bir varl\u0131\u011fa, sonsuz yokluk kar\u015f\u0131l\u0131k olur. B\u00fct\u00fcn varl\u0131klar \u00fczerinde idareci olan da ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Bunun i\u00e7in Allah&#8217;a iman, Hakk&#8217;\u0131n nurunun, ku\u015fkusuz bilginin, mutlak ferahl\u0131\u011f\u0131n do\u011fmaya ba\u015flamas\u0131 ve \u015fafa\u011f\u0131d\u0131r. \u0130man ve marifete kar\u015f\u0131 veya muhalif olan yokluk, \u00fcmitsizlik, k\u00fcf\u00fcr, ku\u015fku, kuruntu, sap\u0131kl\u0131k, cahillik, eksik bilgi, fas\u0131kl\u0131k, heveslere uyma, terbiyesizlik, nank\u00f6rl\u00fck, ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k, haddini bilmemezlik ve benzerleri hep birer karanl\u0131kt\u0131r. Demek oluyor ki buradaki &#8220;zul\u00fcm\u00e2t&#8221; (karanl\u0131klar), k\u00fcf\u00fcr ve isyanlar\u0131n zul\u00fcm\u00e2t\u0131ndan (karanl\u0131klar\u0131ndan), ku\u015fku ve \u015f\u00fcphe zul\u00fcm\u00e2t\u0131ndan, istidl\u00e2l (bir delile dayanarak bir \u015feyden bir sonu\u00e7 \u00e7\u0131karma, delil ile anlama) ilimlerinin g\u00fc\u00e7l\u00fc mertebelerine nispetle zay\u0131f mertebelerinden ve hatta &#8220;ke\u015fif&#8221; ve iyana (g\u00f6zle g\u00f6rmeye) nispetle fikir ve istidl\u00e2l ilimlerinin hepsini kapsar. &#8220;Nur&#8221; ise her birine derece derece kar\u015f\u0131l\u0131k olan &#8220;marifet&#8221; ve &#8220;ku\u015fkusuz inan\u00e7t\u0131r&#8221; ki, iman \u00eekan\u0131 (ku\u015fkusuz bilgisi)nden, \u0131yan \u00eekan\u0131na (a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa g\u00f6r\u00fcrcesine ku\u015fkusuz imana) kadar gider.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2 iman edenlerin ellerinden tutar, zulmetlerden (karanl\u0131klardan) \u00e7\u0131kar\u0131r, yak\u00een nuru (ku\u015fkusuz iman\u0131n \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131) ile i\u015flerinde ba\u015far\u0131, ruhlar\u0131na terbiye, g\u00f6n\u00fcllerine huzur bah\u015feder. Do\u011fru yolda sonsuz mutlulu\u011fa erdirir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k, o sa\u011flam kulpa yap\u0131\u015fmayan ve ta\u011futlar\u0131 (do\u011fru yoldan \u00e7eviren azg\u0131nlar\u0131) ink\u00e2r edecek yerde, Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2r eden, tevhid ile iman kulpuna sar\u0131lmayan k\u00e2firler ise, (ki bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131) Allah&#8217;a az \u00e7ok inansa bile, ayn\u0131 zamanda ta\u011futlara inan\u0131rlar. Bir k\u0131sm\u0131 Allah&#8217;a inanmaz, ta\u011futlara inan\u0131r, bir k\u0131sm\u0131 da ne Allah&#8217;a inan\u0131r ne ta\u011futlara, ancak kendine tutunmak ve ba\u015fka hi\u00e7bir \u015fey tan\u0131mamak ister ve ta\u011futlar, \u00e7o\u011funlukla bu k\u0131s\u0131mdand\u0131r. Art\u0131k bunlar\u0131 y\u00f6netenler ta\u011futlard\u0131r. Ba\u015flar\u0131na azg\u0131nlar \u00e7\u00f6ker, zorlama, dayatma ile, hile ve aldatma ile her taraflar\u0131n\u0131 k\u0131sk\u0131vrak ba\u011flar, yularlar\u0131n\u0131 ellerine al\u0131rlar. Onlar\u0131 nurdan, Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015ftan verdi\u011fi iman nurundan, do\u011fru yoldan \u00e7\u0131kar\u0131r, karanl\u0131klara \u00e7ekerler. \u00c7\u00fcnk\u00fc ta\u011futlar dosdo\u011fru ayd\u0131nl\u0131kta i\u015f g\u00f6rmesini istemezler, her tuttuklar\u0131n\u0131 aksine, tersine s\u00fcr\u00fcklerler, s\u00fcrekli karanl\u0131\u011fa, gidilmedik yollara giderler, akl\u0131, ilmi sevmez, fikirleri, istekleri fesada verir, ahl\u00e2klar\u0131 bozar, Allah&#8217;a, Peygamberlere yar\u0131\u015f etmek zan ve iddias\u0131yla yap\u0131lamayacak \u015feyler yapar, keyfini yerine getirmek i\u00e7in nerde Allah&#8217;tan korkmaz varsa pe\u015fine takar ve takt\u0131\u011f\u0131n\u0131 karanl\u0131klara, i\u00e7inden \u00e7\u0131k\u0131lmaz belalara s\u00fcr\u00fckler. Sonra ne olur? Bunlar ortada kal\u0131rlar da ta\u011futlar kurtulur mu? Hay\u0131r ta\u011futlar\u0131 ile birlikte b\u00fct\u00fcn k\u00e2firler nur i\u00e7inde kalanlar de\u011fil, n\u00e2r (ate\u015f) i\u00e7inde kalanlard\u0131r, Allah taraf\u0131ndan o sonsuza kadar yanacak olan ate\u015fe mahk\u00fbmdurlar. Hepsi o cehennem ate\u015finde sonsuza kadar kal\u0131rlar. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, Allah&#8217;a iman etmeyen k\u00e2firler, ta\u011futlar\u0131 ink\u00e2r etmi\u015f bile olsalar, yani hi\u00e7bir kulpa yap\u0131\u015fmak istemeyip, kendi kendilerine kalmak isteseler bile, yine ta\u011futlar\u0131n sata\u015fmas\u0131ndan, kurtulamayacak, her halde ta\u011futlara tak\u0131lmaya mecbur olacaklard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan\u0131n toplumsuz, emirsiz, yasaks\u0131z, ya\u015famas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131ndan, Allah&#8217;\u0131n teklifini (koydu\u011fu y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc) Allah&#8217;\u0131n emirlerini dinlemeyenler, mutlaka ta\u011futlar\u0131n emirlerine mahk\u00fbm olacaklard\u0131r. &#8220;Zorlama yoktur&#8221; diyen dini tan\u0131may\u0131p, zor kullanan zorba ta\u011futlar da, sonu\u00e7 olarak kendilerini kurtaramayacak, sonunda ebed\u00ee olarak ate\u015flerde kalacaklard\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki hak tan\u0131mayan kuduz nefislerin s\u00fcr\u00fckleyece\u011fi yer cehennem ate\u015fidir.<\/p>\n<p>258-Bak\u0131n\u0131z Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 ile bir m\u00fcmin bir ta\u011futa neler yapm\u0131\u015f ve Allah m\u00fcminlere ne gibi \u015feyler g\u00f6sterebilir. \u0130\u015fte tarih\u00ee bir \u00f6rnek: G\u00f6rmedin mi Allah, kendisine &#8216;m\u00fclk&#8217; yani devlet ve h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k verdi\u011fi i\u00e7in gururlanarak veya h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc tam aksine olarak, nank\u00f6rl\u00fck ile yerine getirmeye kalk\u0131\u015farak, &#8220;Hal\u00eelullah&#8221; (Allah&#8217;\u0131n dostu) olan \u0130brahim&#8217;le Rabbi hakk\u0131nda tart\u0131\u015fmaya giri\u015fen, onu yenerim zann\u0131 ile tart\u0131\u015fmaya \u00e7\u0131k\u0131\u015fan o ta\u011futu (o Nemrud&#8217;a baksana!) O zaman \u0130brahim, &#8220;Benim Rabbim O en y\u00fcce ve en ulu olan varl\u0131kt\u0131r ki, hem hayat verir, hem de \u00f6ld\u00fcr\u00fcr.&#8221; demi\u015fti ki; hem hayat\u0131 yarat\u0131r, hem \u00f6l\u00fcm\u00fc demekti. Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, Hz. \u0130brahim putlar\u0131 k\u0131rd\u0131\u011f\u0131 zaman Nemrud onu zindana atm\u0131\u015f, bir s\u00fcre sonra \u00e7\u0131kar\u0131p, &#8220;Sen kime davet ediyorsun?&#8221; diye sormu\u015f. O da b\u00f6yle s\u00f6ylemi\u015fti. Buna kar\u015f\u0131 Nemrud, &#8220;Ben de hayat veririm ve \u00f6ld\u00fcr\u00fcr\u00fcm&#8221; dedi. Rivayete g\u00f6re iki adam getirtmi\u015f, birini idam edip, birini sal\u0131vermi\u015f, i\u015fte g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc demi\u015f. Bununla Hz. \u0130brahim&#8217;in anlatt\u0131\u011f\u0131 hayat verme ve \u00f6ld\u00fcrme deliline gere\u011fi gibi dikkat etmemi\u015f, g\u00fcya kendince bir yandan bir &#8220;\u00fcsl\u00fbb-\u0131 hak\u00eem&#8221; (hikmetli ve bilge ki\u015finin \u00fcsl\u00fbbu) yapm\u0131\u015f, bir yandan da tehdid savurarak: &#8220;\u0130\u015fte o benim!&#8221; diye Rabl\u0131k iddias\u0131na kalkm\u0131\u015ft\u0131. Bu cahilce m\u00fc\u015frik cevab\u0131na kar\u015f\u0131 derhal ona haddini bildirmek i\u00e7in tam yerinde bir bilge \u00fcsl\u00fbbu, &#8220;\u00fcsl\u00fbb-\u0131 hak\u00eem&#8221; ile, \u0130brahim: &#8220;\u015eu kesin ki, Allah g\u00fcne\u015fi do\u011fudan do\u011fduruyor, sen de bat\u0131dan do\u011fdur bakay\u0131m.&#8221; dedi. Deyince &#8220;k\u00e2fir tutuldu kald\u0131.&#8221; \u015ea\u015fk\u0131n ve yenik d\u00fc\u015ft\u00fc. Buna k\u00e2fir azg\u0131nl\u0131k yapmay\u0131p da Hakk&#8217;\u0131 kabul etseydi, hayat vermeyi ve \u00f6ld\u00fcrmeyi ger\u00e7ek bi\u00e7imi ile al\u0131p, il\u00e2h\u00ee hidayeti reddederek zulmetmeseydi, bu zulmete (karanl\u0131\u011fa) d\u00fc\u015fmezdi. Fakat Allah da zalimler z\u00fcmresine hidayet etmez. Onlar\u0131 do\u011fru yola iletmez. Kendilerini Hakk&#8217;\u0131n ta kendisi varsay\u0131p da hak ve hakikate kar\u015f\u0131 gelen b\u00f6yle zalimler Hakk&#8217;\u0131n nurundan nas\u0131l yararlanabilirler? &#8220;Hayat&#8221; yaratman\u0131n, g\u00fcne\u015fin hareket y\u00f6n\u00fcn\u00fc de\u011fi\u015ftirmekten daha \u00f6nemli, hayat olaylar\u0131n\u0131n, mekanik olarak meydana gelen olaylardan daha y\u00fcksek bir kudret delili oldu\u011funu takdir etmeyen ve onu oyuncak zannedip de hafife alan zalimler sonunda b\u00f6yle g\u00f6kten inen mekanik bir tokatla yenilirler. Ancak hakk\u0131 kabul etmek arzusunda bulunmayan azg\u0131nlar b\u00f6yle \u015fa\u015fk\u0131n ve yenik olurlar da yine imana yana\u015famaz, karanl\u0131ktan \u00e7\u0131kamazlar; ki\u015filer b\u00f6yle oldu\u011fu gibi toplumlar da b\u00f6yledir. Demek oluyor ki, ta\u011fut&#8217;un \u00f6rneklerinden biri, b\u00f6yle, &#8220;Ben hayat veririm ve \u00f6ld\u00fcr\u00fcr\u00fcm.&#8221; diye Allah ile boy \u00f6l\u00e7\u00fc\u015fmeye kalk\u0131\u015fan k\u00e2firdir ve i\u015fte bir m\u00fcmin b\u00f6yle bir azg\u0131na ya\u011f \u00e7ekmek \u015f\u00f6yle dursun, ona gerekti\u011fi gibi haddini bildiriverir ki, bu Allah&#8217;\u0131n bir l\u00fctfudur. Allah&#8217;a iman\u0131 olmayanlar, bunun yan\u0131nda korkusundan tiril tiril titrerken bak \u0130brahim ona ne yapm\u0131\u015f, ne hale getirmi\u015ftir. Bununla \u015fu da ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor ki k\u00e2fir, iktidar sahibi birisi olabilir ve fakat bir kimse iktidar sahibi olmakla hidayete ermi\u015f olmaz, iktidar\u0131n nimeti gere\u011fi onu kendi g\u00f6nl\u00fcne ve hevesine g\u00f6re k\u00f6t\u00fcye kullanmak de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n emrine ve hakk\u0131n gere\u011fine g\u00f6re idare ve takip etmektir. Yani Allah&#8217;\u0131n hayat vermesi ve \u00f6ld\u00fcrmesi o kadar kesin ve a\u00e7\u0131kt\u0131r ki, bunu pek de\u011fersiz, pek a\u015fa\u011f\u0131 bir \u015fey gibi zannedip kendilerine mal etmek isteyen kimseler bile bulunuyor. Fakat s\u00f6zle ifadesiyle bu kadar sa\u011flam ve sa\u011flam yap\u0131l\u0131 olan bu ger\u00e7ek ayr\u0131nt\u0131ya ge\u00e7ildi\u011fi zaman k\u0131sa ak\u0131llar, hayat\u0131n tekrar edip duran \u00f6rneklerini g\u00f6remezler de hayat\u0131n asl\u0131na inan\u0131rlarken, yeniden dirilmeyi ve mah\u015fere gelmeyi ink\u00e2r ederler.<\/p>\n<p>Kendilerini hak kanununun \u00fcst\u00fcnde tan\u0131mak isteyen, emirleri ve iradeleri ile hakk\u0131 ve ger\u00e7e\u011fi de\u011fi\u015ftirmek sevdas\u0131nda bulunanlar mutlaka Hakk&#8217;\u0131n sillesine mahk\u00fbmdurlar. Kendilerine uyanlarla birlikte kendilerini de karanl\u0131klara s\u00fcr\u00fcklerler ve u\u00e7urumlardan yuvarlan\u0131r ate\u015fin diplerine t\u0131k\u0131l\u0131rlar. Elbette haktan ka\u00e7an, hakka kar\u015f\u0131 gelen, haks\u0131z olur, haks\u0131z\u0131n, hakka ermesi de bir \u00e7eli\u015fkidir. Ku\u015fkusuz iktidar ve h\u00fck\u00fbmet pek b\u00fcy\u00fck il\u00e2h\u00ee bir nimettir. Fakat insanlar kendilerini bunun as\u0131l ve ger\u00e7ek sahibi de\u011fil, vek\u00e2leten ve mecazen sahibi bilmelidirler. Nemrud bunu b\u00f6yle tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in il\u00e2h\u00ee hidayetten mahrum olan zalimlerden oldu. Ve Allah&#8217;a dayanan \u0130brahim \u00fcst\u00fcn gelerek Allah&#8217;\u0131n izni ile onu \u015fa\u015fk\u0131n ve peri\u015fan eyledi.<\/p>\n<p>Ayr\u0131nt\u0131l\u0131 ve uzun tefsirlerde b\u00fct\u00fcn ilm\u00ee y\u00f6nleri incelenmi\u015f olan bu ilm\u00ee m\u00fcnazara (tart\u0131\u015fma) \u00f6rne\u011fi, Allah&#8217;\u0131n iman edenlere yard\u0131m\u0131n\u0131 ve bir m\u00fcminin ta\u011futa kar\u015f\u0131 davran\u0131\u015f\u0131n\u0131 bir iki k\u0131sa c\u00fcmle i\u00e7inde o kadar a\u00e7\u0131k ve bel\u00ee\u011f bir \u015fekilde ifade etmi\u015ftir ki, il\u00e2h\u00ee yard\u0131m\u0131n bu \u00f6rne\u011fi b\u00fct\u00fcn ak\u0131llar\u0131n kavrayabilece\u011fi a\u00e7\u0131k bir ger\u00e7e\u011fi kapsamaktad\u0131r. Ba\u015fka bir tabirle bu \u00e2yet, ifadesiyle muhkem \u00e2yetlerden olan apa\u00e7\u0131k bir \u00e2yettir. Bununla birlikte Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n g\u00fcc\u00fc ve hayat vermesi bir defaya mahsus de\u011fildir. O mutlak g\u00fcc\u00fc ile diledi\u011fi gibi hayat verme g\u00fcc\u00fcne sahiptir. Yok olan\u0131 var edip hayat verdi\u011fi gibi, \u00f6l\u00fcy\u00fc de tekrar diriltebilir ve hayat verebilir. Ve bu hayat vermenin ve \u00f6ld\u00fcrmenin \u00e7e\u015fitleri vard\u0131r. Bunlar normal nedenlere dayal\u0131 olarak meydana gelebildi\u011fi gibi ola\u011fan\u00fcst\u00fc bi\u00e7imlerde de olabilir. Zaten &#8220;hayat verme&#8221; s\u0131rr\u0131 ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir harikad\u0131r. Bunun gibi Allah&#8217;\u0131n m\u00fcminleri karanl\u0131ktan nura \u00e7\u0131karmas\u0131 da ak\u0131llar\u0131n kavrayabilece\u011fi derecelerden \u00e7ok y\u00fcksektir. Onun \u00f6yle incelikleri, \u00f6yle gizli y\u00f6nleri ve \u00f6yle ola\u011fan\u00fcst\u00fc \u015fekilleri vard\u0131r ki, onlar ak\u0131llar\u0131n, tekniklerin kavrayamayaca\u011f\u0131 harikalara var\u0131r. B\u00f6yle olmakla birlikte bunlar ak\u0131llar\u0131n kabul edemiyece\u011fi, reddine mecbur olacaklar\u0131 muhal\u00e2tdan (meydana gelmesi m\u00fcmk\u00fcn olmayan \u015feylerden) de\u011fildirler. Aksine hayat\u0131n ak\u0131\u015f\u0131ndan elde edilebilecek birer ger\u00e7ektirler. Meydana gelmeden \u00f6nce ak\u0131llar\u0131n tahmin etmeleri ihtimali olmayan ve fakat meydana geldikten sonra da kabul\u00fcnde teredd\u00fct etmeye imkan kalmayan \u00f6yle \u00f6rnekler vard\u0131r ki, bunlar iman\u0131 olmayanlar i\u00e7in bir s\u0131r, m\u00fcte\u015fabih (karma\u015f\u0131k) bir i\u015f olarak kald\u0131\u011f\u0131 halde, iman edenler i\u00e7in di\u011fer bir muhkem (sa\u011flam) delil olu\u015ftururlar. Cenab-\u0131 Allah bunlar\u0131 da iki \u00f6rnekle a\u00e7\u0131klayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>259-Birincisi: \u015e\u00f6yle ki, o \u00f6rne\u011fe yahut \u015fu ki\u015fi gibisine baksana! Buradaki yukardaki &#8216;ye atfedilmi\u015f (ulanm\u0131\u015f) oldu\u011funa g\u00f6re &#8220;Ya da \u015fu ki\u015fi gibisini g\u00f6rmedin mi?&#8221; demek olur. Bu \u015fekilde \u00e2yetteki (k\u00e2f) da harf-i cer olursa, harf-i cerrin harfin ba\u015f\u0131na gelmesi caiz olmayaca\u011f\u0131ndan, \u00e2yette denilmesi gerekirdi. Bunun i\u00e7in bu k\u00e2fa yani s\u00f6z\u00fc g\u00fczelle\u015ftirmek i\u00e7in gelmi\u015f fazladan bir harf diyenler olmu\u015ftur. Fakat bunun (misil) anlam\u0131na isim olan &#8220;k\u00e2f&#8221; olarak &#8220;&#8230;o kimse gibisini g\u00f6rmedin mi?&#8221; demek oldu\u011fu hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015f, ya da at\u0131f anlam\u0131 ile &#8220;veya buna benzer bir \u015fey g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc?&#8221; anlam\u0131na geldi\u011fi de s\u00f6ylenmi\u015ftir. Ancak at\u0131f anlam\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse ifadesinin me\u00e2li, &#8220;Bu, \u015funun gibi&#8221; demek olaca\u011f\u0131ndan, de buna atfedilerek &#8220;veya \u015funun gibi&#8221; demek olur. Bununla birlikte her ne olursa olsun burada &#8220;k\u00e2f&#8221;\u0131n a\u00e7\u0131k\u00e7a getirilmesi \u00f6ncekinden daha \u00e7ok olay\u0131n kendisine, burada benzer ve \u00f6rne\u011fine dikkat \u00e7ekilmi\u015f, yani g\u00f6r\u00fclenden g\u00f6r\u00fclmeyene ge\u00e7ilerek (ya\u015fanm\u0131\u015f olaydan ya\u015fanmam\u0131\u015f olaya ge\u00e7ilerek) benzerlik kanunu gere\u011fince \u00f6nce &#8220;k\u0131yas-\u0131 temsil\u00ee&#8221; (temsil\u00ee k\u0131yas), ikinci olarak &#8220;k\u0131yas-\u0131 istikra\u00ee&#8221; yolu ile daha \u00f6zelden daha genele bir &#8220;istidl\u00e2l ilmi&#8221; g\u00f6sterilmi\u015f ve iman\u0131n prensiplerinden olan &#8220;Allah&#8217;\u0131n her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeter&#8221;. ger\u00e7e\u011fi yerle\u015ftirilmi\u015f ve b\u00f6ylece imanla ilmin birle\u015ftirilmi\u015f oldu\u011funa dair bir hat\u0131rlatmay\u0131 i\u00e7ermi\u015ftir. Yani m\u00fcminlerin i\u015flerini \u00e7ekip \u00e7eviren Allah&#8217;\u0131n onlar\u0131, karanl\u0131klardan, cehaletten, olaylar\u0131 \u00e7\u00f6zemeyip \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k i\u00e7inde kalmaktan yak\u00eenin (kesin bilginin) nuruna nas\u0131l \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve O&#8217;nun \u00f6ld\u00fcrme ve hayat vermedeki sonsuz g\u00fcc\u00fcn\u00fc anlamak i\u00e7in \u015fu \u00fczg\u00fcn ve kederli \u015fahs\u0131n ola\u011fan\u00fcst\u00fc olay\u0131n\u0131 tek bir harika olarak de\u011fil, \u00e7e\u015fitli a\u00e7\u0131lardan ibret verici olaylarla dopdolu olan hik\u00e2yesini bir \u00f6rnek olarak al\u0131p benzerleriyle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz ve b\u00fct\u00fcn \u00e7e\u015fitleriyle hayat\u0131n ak\u0131\u015f\u0131n\u0131n her an \u00f6ld\u00fcrmeyi ve diriltmeyi kapsayarak benzerlerinin tekrar edip durmas\u0131 i\u00e7inde, herkese \u00f6zg\u00fc ve ki\u015fisel bir olay oldu\u011funu anlay\u0131n\u0131z ve her t\u00fcmel (k\u00fcll\u00ee) kanunun ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir tek harikan\u0131n genelle\u015ftirilmesi bulundu\u011funu biliniz ki, o ki\u015fi bir k\u00f6ye, bir \u015fehre u\u011fram\u0131\u015ft\u0131, o s\u0131rada bu k\u00f6y damlar\u0131n\u0131n \u00fczerine \u00e7\u00f6km\u00fc\u015f, o dimdik ayaktaki binalar\u0131n tavanlar\u0131 \u00e7\u00f6k\u00fcp inmi\u015f, alt\u0131ndaki duvarlar onlar\u0131n \u00fczerlerine y\u0131k\u0131lm\u0131\u015f alt\u00fcst olmu\u015f veya ba\u011flar\u0131na, bah\u00e7elerine ra\u011fmen harap, bombo\u015f, kimsesiz, a\u011flanacak bir durumda idi. \u00c2yet metninde yer alan &#8220;Ar\u015f&#8221; kelimesi, asl\u0131nda tavan demek olup, \u00fczeri damla \u00f6rt\u00fcl\u00fc olan yerlere ve her yana g\u00f6lge veren \u015feylere de dendi\u011finden burada birka\u00e7 tasvir (bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131) m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Hz. Ali, \u0130bn\u00fc Abbas, \u0130krime, Eb\u00fc&#8217;l-\u00c2liye, Said b. C\u00fcbeyr, Kat\u00e2de, Rebi, Dahh\u00e2k, S\u00fcdd\u00ee, M\u00fck\u00e2til, S\u00fcleyman b. B\u00fcreyde, N\u00e2ciye b. Ka&#8217;b, S\u00e2lim el-Hav\u00e2s demi\u015flerdir ki: &#8220;\u00c2yette kastedilen ki\u015fi Hz. Uzeyr idi.&#8221; Fakat Vehb, M\u00fcc\u00e2hid, Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr, Bekr b. Muzar: &#8220;Hz. Ermiy\u00e2 idi.&#8221; demi\u015fler. \u0130bn\u00fc \u0130shak da Ermiy\u00e2&#8217;n\u0131n H\u0131z\u0131r oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Bunlardan ba\u015fka L\u00fbt (a.s.)&#8217;\u0131n k\u00f6lesi veya \u015ea&#8217;ya dahi denilmi\u015f. \u0130lk ba\u015fta bir k\u00e2fir ki\u015fi ve fakat dirildikten sonra m\u00fcmin oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir. \u00c2yet metninde yer alan &#8220;KARYE&#8221;ye gelince, Vehb, Kat\u00e2de, Dahh\u00e2k, \u0130krime, Rebi&#8217; buna &#8220;\u0130lya&#8221; yani &#8220;Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis&#8221; demi\u015fler, Dahh\u00e2k&#8217;tan &#8220;Beyt-i Makdis&#8221;e iki fersah uzakl\u0131kta, &#8220;Karyet\u00fc&#8217;l-\u0130neb&#8221; veya &#8220;Arz-\u0131 Mukaddes&#8221;, baz\u0131lar\u0131ndan M\u00fc&#8217;tefike, \u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;den yukarda s\u00f6z\u00fc edilen \u00f6l\u00fcmden ka\u00e7an &#8220;Binler \u015fehri&#8221;, \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan Dicle k\u0131y\u0131s\u0131nda &#8220;Deyr-i Hirakl&#8221;, Kelb\u00ee&#8217;den, &#8220;\u015eabur-\u00e2b\u00e2d&#8221;, S\u00fcdd\u00ee&#8217;den Sel\u00e2m\u00e2d diye de nakiller vard\u0131r. Bunlar\u0131n i\u00e7inde en me\u015fhuru bu \u015fahs\u0131n Hz. Uzeyr b. \u015eerhiya, &#8220;Karye&#8221;nin de \u0130srailo\u011fullar\u0131 devletinin yerle\u015fip kuruldu\u011fu yer olan Kud\u00fcs \u015fehri olmas\u0131d\u0131r ki, Buht\u00fcnnassar&#8217;\u0131n sava\u015f\u0131 ile i\u015fgal edilmi\u015f ve tamamen y\u0131k\u0131lm\u0131\u015f ve b\u00fct\u00fcn \u0130srailo\u011fullar\u0131 \u00fc\u00e7 b\u00f6l\u00fcme ayr\u0131l\u0131p, bir k\u0131sm\u0131 ba\u015ftan ba\u015fa \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f, bir k\u0131sm\u0131 \u015eam&#8217;da yerle\u015ftirilmi\u015f, bir k\u0131sm\u0131 da esir edilip g\u00f6t\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc. Uzeyr bu esirlerin aras\u0131nda olup, daha sonra kurtulmu\u015f ve bir g\u00fcn e\u015fe\u011fi ile Kud\u00fcs&#8217;e u\u011fray\u0131p Kud\u00fcs&#8217;\u00fc bu h\u00e2lde g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fc. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan, \u00e2yetin ini\u015f sebebinin bu oldu\u011fu tafsilat\u0131yla rivayet olunmu\u015ftur. Bununla birlikte, yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, di\u011ferleri hakk\u0131nda da b\u00f6yle birer \u00f6ld\u00fcrme ve diriltme harikalar\u0131 rivayet olunmu\u015f ve hik\u00e2yenin genel anlam\u0131n\u0131n her birine veya hepsine ihtimali bulundu\u011fu gibi, hik\u00e2yenin konusunun bir \u00fcmitsizlik karanl\u0131\u011f\u0131 \u00fczerine ger\u00e7ekle\u015ftirilmi\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnmesine, &#8220;\u00fcmitsizli\u011fin&#8221; de bir &#8220;ink\u00e2r&#8221; olmas\u0131 nedeniyle bu olay\u0131, ink\u00e2r karanl\u0131\u011f\u0131ndan iman\u0131n \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131na, &#8220;\u00fcmitsizlikten&#8221; ba\u015far\u0131ya ve \u00fcmide bir ge\u00e7i\u015f \u00f6rne\u011fi gibi de\u011ferlendiren m\u00fcfessirler olmu\u015f ise de, \u00e2yetin gelecek ifadesi bunun, me\u015fhur anlam\u0131na uygun olarak &#8220;bir peygamberlik harikas\u0131'&#8221; olmas\u0131 daha yak\u0131n bir ihtimaldir. Ve hik\u00e2yenin konusu, k\u00e2firce bir \u00fcmitsizli\u011fin de\u011fil, m\u00fcmince bir \u00fcz\u00fcnt\u00fcn\u00fcn ve kederin sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 ve ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f tarz\u0131n\u0131 kapsar. Her t\u00fcrl\u00fc hayat nedenlerini k\u00f6k\u00fcnden s\u00f6km\u00fc\u015f g\u00f6r\u00fcnen ac\u0131kl\u0131 bir y\u0131k\u0131m olay\u0131ndan ac\u0131 bir \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015ferek, hayat vermeyi temenni, fakat hayat verme g\u00fcc\u00fcn\u00fc g\u00f6z\u00fcnde b\u00fcy\u00fctme ve bunun yolunu bilmekte kendisinin yetersiz oldu\u011funu itiraf edip, insan olarak g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011f\u00fc ile derin bir \u00fcz\u00fcnt\u00fc ve kederle yan\u0131p yak\u0131lma i\u00e7inde kalan ve bu halde Allah ile ili\u015fkisini (muamelesini) kesmeyip isterse hatal\u0131 bir dil s\u00fcr\u00e7mesiyle olsun dertle\u015fen bu ac\u0131kl\u0131n\u0131n ge\u00e7irdi\u011fi imtihan\u0131 ve nihayet gizli ve ince harikalar\u0131 dirilmeyi isbata ve karanl\u0131ktan \u0131\u015f\u0131\u011fa \u00e7\u0131karmaya m\u00fckemmel bir \u00f6rnek olarak almak i\u00e7in bir ink\u00e2r olan &#8220;mutlak \u00fcmitsizlik&#8221; d\u00fc\u015f\u00fcnmeye \u00e2yetin anlam\u0131 ayk\u0131r\u0131d\u0131r. \u015eu kadar ki Nemrud gibi zalimce ve azg\u0131nca bir \u015fekilde olmayan ve &#8220;Allah onlar\u0131n kalplerini m\u00fch\u00fcrlemi\u015ftir.&#8221; (Bakara, 2\/7) h\u00fckm\u00fc \u00fczere ink\u00e2r\u0131 huy edinmemi\u015f olanlar hakk\u0131nda k\u00fcf\u00fcrden imana \u00e7\u0131karma, iman\u0131 harikalara erdirmek de &#8220;Allah&#8217;\u0131n her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeter.&#8221; (Bakara, 2\/20) h\u00fckm\u00fcne dahil olarak caiz olabilir. Ve ku\u015fkusuz, &#8220;Allah iman edenlerin dostudur.&#8221; ifadesinin bu gibileri de kapsad\u0131\u011f\u0131n\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekir. O halde \u00e2yetin ini\u015f sebebi \u00dczeyr veya Ermiya olay\u0131 da olsa \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 tahsis edilemeyerek hik\u00e2yenin bir\u00e7ok olaylara uygun d\u00fc\u015fmesi i\u00e7in &#8220;Karye&#8221; nekire (belirsiz) oldu\u011fu gibi, de ahd-i zihn\u00ee (zihnen bilinen) ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmelidir.<\/p>\n<p>Demek olur ki -ismi gerekli de\u011fil o ki\u015fi u\u011frad\u0131\u011f\u0131 k\u00f6y\u00fcn bu ac\u0131kl\u0131 durumunu g\u00f6r\u00fcnce, bu deh\u015fetli \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra Allah bu memleketi nerden diriltecek diyordu ki, bu s\u00f6z o \u015fahs\u0131n durumuna g\u00f6re \u015fu anlamlar\u0131 ifade edebilir:<\/p>\n<p>1- Allah bu memleketi diriltecek ama, acaba nerden diriltecek? Nas\u0131l diriltecek, ne zaman diriltecek?<\/p>\n<p>2- Ben buna \u00e7ok h\u0131zl\u0131 bir hayat temenni ediyorum, fakat acizim, yolunu bilmiyorum, bilmem ki Allah bunu yapacak m\u0131? Yaparsa da galiba ge\u00e7 yapacak, onu da ben g\u00f6rmem, ah ne fel\u00e2ket ne fel\u00e2ket!..<\/p>\n<p>3- Yapabilir ama, galiba yapmayacak.<\/p>\n<p>4- \u00d6len dirilir mi? Giden geri gelir mi? Buna hayat verilmesine, \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmesine imk\u00e2n ve ihtimal yok, heyhat!.. Bu d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc tam bir \u00fcmitsizlik, bir ink\u00e2rd\u0131r. Bunun i\u00e7in bu s\u00f6z\u00fc s\u00f6yleyen bu ama\u00e7la s\u00f6ylememi\u015f olsa da, bu ilham dolay\u0131s\u0131yla bir dil kaymas\u0131, bir dil s\u00fcr\u00e7mesi yapm\u0131\u015f olur. M\u00fcmin hi\u00e7bir \u015feyden \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fmez. Ancak basit nedenlerin etkisi ile insanl\u0131k icab\u0131, \u00fcmit zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131 ile kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya gelebilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00fcmitsizlik ink\u00e2r oldu\u011fu gibi, kendi durumu hakk\u0131nda tam bir g\u00fcven duymak da ink\u00e2rd\u0131r. O da Allah&#8217;a gurur ile ondan bir bak\u0131ma kopmak demektir. Bu nedenledir ki, &#8220;Ve \u015feytan Allah&#8217;\u0131n aff\u0131na g\u00fcvendirerek sizi kand\u0131rmas\u0131n.&#8221; (Lokman, 31\/33) buyuruldu\u011fu gibi, &#8220;G\u00f6nderdi\u011fimiz Peygamberler, \u00fcmmetlerinden iyice \u00fcmit kestiklerinde ve kesinlikle yalanc\u0131 say\u0131ld\u0131klar\u0131 sonucuna vard\u0131klar\u0131nda kendilerine yard\u0131m\u0131m\u0131z eri\u015fiverdi.&#8221; (Yusuf, 12\/110) buyurulmu\u015ftur. Demek ki \u00fcmitsizlik de\u011fil, fakat \u00fcmitsizli\u011fe do\u011fru bir zan ve kuruntu ile \u00fcmit k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ve b\u00f6ylece bir keder ve ac\u0131, peygamberler hakk\u0131nda bile m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Fakat peygamberler il\u00e2h\u00ee ismet (koruma) de bulunduklar\u0131ndan \u00f6yle bir noktada derhal il\u00e2h\u00ee yard\u0131m kendini g\u00f6sterir. M\u00fcminlerin de b\u00f6yle bir anda, &#8220;O&#8217;nun g\u00fcc\u00fc her\u015feye yeter.&#8221; (H\u00fbd, 11\/4), &#8220;Allah&#8217;\u0131n rahmetinden \u00fcmidinizi kesmeyin.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/53), &#8220;Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfundan \u00fcmit kesmeyiniz.&#8221; (Yusuf, 12\/87) diyerek iman\u0131n kulpuna daha \u00e7ok sar\u0131l\u0131p sab\u0131r ve namazla yard\u0131m dilemesi, \u00fcmitsizli\u011fi and\u0131ran bir tel\u00e2\u015f ve s\u0131zlanma g\u00f6stermemesi, Allah&#8217;\u0131n \u00f6l\u00fcmden sonra da diriltmeye g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetti\u011fini bilmesi ve onu beklemesi gerekir. \u0130\u015fte, &#8220;bu \u00f6l\u00fcmden sonra Allah bu memleketi nerden diriltecek,&#8221; b\u00f6yle \u00fczg\u00fcn, yard\u0131m isteyen bir \u00fcmit k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131 h\u00e2linin ifadesi ise de, bunun az-\u00e7ok bir \u00fcmitsizlik havas\u0131 vermesinden uzak kalmam\u0131\u015f olmas\u0131, bir &#8220;zelle&#8221; (ayak s\u00fcr\u00e7mesi) olaca\u011f\u0131ndan, o anda hem il\u00e2h\u00ee yard\u0131m ba\u015flayacak, hem de bu s\u00fcr\u00e7menin bir terbiyesi olmak \u00fczere, arzu edilen \u015feye kavu\u015fmak bir as\u0131rl\u0131k &#8220;betaet&#8221; (hareketsiz kalma) ile ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu bak\u0131mdan, Allah hemen o ki\u015fiye y\u00fcz sene s\u00fcren s\u00fcrekli bir \u00f6l\u00fcm verdi. Bu s\u00fcrede hayat nam\u0131na bir \u015fey tatt\u0131rmad\u0131. Rivayete g\u00f6re o ki\u015fi bir uykuya dalm\u0131\u015f o uykusunda \u00f6lekalm\u0131\u015ft\u0131. Ve hen\u00fcz gen\u00e7ti. Sonra da o \u00f6l\u00fcy\u00fc tekrar hayata sal\u0131verdi. \u00d6nceki gibi canl\u0131, ak\u0131ll\u0131, anlay\u0131\u015fl\u0131; il\u00e2h\u00ee bilgide, d\u00fc\u015f\u00fcnceye ve delillere dayanarak sonu\u00e7lara varmaya (istidl\u00e2le) haz\u0131r bir ruh ile yeniden dirilmeyi nasip etti. Baz\u0131 rivayetlere g\u00f6re, bu y\u00fcz senenin yetmi\u015finci senesi &#8220;Yu\u015fek&#8221; ad\u0131nda bir Fars (Acem) h\u00fck\u00fcmdar\u0131 taraf\u0131ndan kalabal\u0131k bir askerle Arz-\u0131 Mukaddes fethedilip al\u0131nm\u0131\u015f, Buht\u00fcnnassar yok olmu\u015f, \u0130srail o\u011fullar\u0131n\u0131n geriye kalanlar\u0131 yine Beyt\u00fclmakdis (Kud\u00fcs mescidi) ve civar\u0131na yerle\u015ftirilmi\u015f, otuz y\u0131l i\u00e7inde Kud\u00fcs yeniden yap\u0131lm\u0131\u015f ve i\u015fte &#8220;Bu, \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra Allah bu memleketi nerden diriltecek?&#8221; diyen Hz. Uzeyr&#8217;i de Allah bu s\u0131rada o karye (k\u00f6y) gibi \u00f6ld\u00fckten sonra diriltmi\u015ftir. Diriltince, &#8220;Ne kadar kald\u0131n?&#8221; diye sormu\u015ftu. O da bir uykudan uyan\u0131rcas\u0131na, &#8220;Bir g\u00fcn veya bir g\u00fcn\u00fcn bir k\u0131sm\u0131 kald\u0131m.&#8221; demi\u015fti. Belli ki ilk kendine geldi\u011finde, ruhuna bu soru y\u00f6nelince, hen\u00fcz ger\u00e7e\u011fi bilmedi\u011finden ve zaman aral\u0131\u011f\u0131 da ki\u015fili\u011fin s\u00fcreklili\u011fine engel olmad\u0131\u011f\u0131ndan \u00f6nceki hayat\u0131n uyku hakk\u0131ndaki hat\u0131ralar\u0131n\u0131n kal\u0131nt\u0131s\u0131ndan yola \u00e7\u0131kararak tahminen ve yalandan ka\u00e7\u0131nmak ve tedbirli olmak i\u00e7in b\u00f6yle s\u00f6yledi. Demek ki her gelecek, ge\u00e7mi\u015fin hat\u0131ras\u0131na sahiptir. Gerek uyku ve gerekse \u00f6l\u00fcm bile, ilk kendine gelmede insana k\u0131saca (icmalen) bir hat\u0131ra b\u0131rak\u0131p da gidiyor. \u00d6yle olmasayd\u0131 kalkan adam, o anda kendini ge\u00e7mi\u015fe ba\u011flayamaz, varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n o anda ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 zanneder, &#8220;kalmad\u0131m yeni do\u011fuyorum&#8221; derdi. B\u00f6ylece nice zaman aral\u0131klar\u0131ndan sonra bile hayat\u0131n anlar\u0131n\u0131 birbirine ba\u011flayabilir de ge\u00e7mi\u015fte, \u015fimdi ve gelecekte ya\u015far. Bu ba\u011f\u0131 kurma o kadar h\u0131zl\u0131d\u0131r ki, hayatta ge\u00e7en y\u00fcz y\u0131ll\u0131k bir \u00f6m\u00fcr bile, sonunda insana bir g\u00fcn gibi gelir. B\u00fct\u00fcn bunlar insanlara ahireti ve dirilmenin s\u0131rlar\u0131n\u0131, gizli y\u00f6nlerini anlatmak i\u00e7in canl\u0131 \u00f6rneklerdir.<\/p>\n<p>Bu m\u00fcttakice itiraf \u00fczerine, Allah ger\u00e7e\u011fi anlat\u0131p buyurdu ki: Hay\u0131r y\u00fcz sene kald\u0131n, \u015fimdi yiyece\u011fine ve i\u00e7ece\u011fine bak, Allah&#8217;\u0131n g\u00fcc\u00fcn\u00fc seyret ki, hi\u00e7biri y\u0131llanmam\u0131\u015f yani bozulmam\u0131\u015f, hep eskisi gibi tazece duruyor. E\u015fe\u011fine de bak, onu da \u00f6yle bulacaks\u0131n. Ve seni ecelin geldi\u011fi i\u00e7in de\u011fil, s\u0131rf bir ibret i\u00e7in, seni insanlara bir delil, Hakk&#8217;\u0131n g\u00fcc\u00fcn\u00fcn g\u00f6r\u00fclen bir delili k\u0131lmak i\u00e7in b\u00f6yle \u00f6ld\u00fcr\u00fcp dirilttik, bu harikalar\u0131 yapt\u0131k. Sana bu kadar uzun bir \u00f6l\u00fcmden sonra insan\u00ee, bitkisel, hayvansal, ki\u015fisel, s\u0131n\u0131fsal (s\u0131n\u0131f ve cinsle ilgili) ruhsal, bedensel hayatlar\u0131n t\u00fcm\u00fcnde diriltip hayat vermeyi ger\u00e7ekten g\u00f6sterdik ki, ku\u015fkusuz bilginin tad\u0131na a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa eresin de insanlara peygamberlik veya velilikle bir Hak tan\u0131\u011f\u0131 olas\u0131n. O halde sadece haberlerle kalma, il\u00e2h\u00ee g\u00fcc\u00fc a\u00e7\u0131k\u00e7a anlamak i\u00e7in tekrar bak, o kemiklere yani kendinin veya e\u015fe\u011finin kemiklerine veya her ikisine veya genel olarak kemiklere de bak; hem g\u00f6zle, hem de sezme g\u00fcc\u00fc ile seyret ki, biz onlar\u0131 nas\u0131l \u00e7\u0131kar\u0131p birbirine bindiriyoruz ve yerli yerine koyuyoruz. N\u00e2fi&#8217;, \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, Ebu Ca&#8217;fer, Yakup k\u0131r\u00e2etlerinde noktas\u0131z &#8220;R\u00e2&#8221; ile dan okundu\u011funa g\u00f6re, bak o kemikleri hayata nas\u0131l at\u0131yoruz da sonra onlara et giydiriyoruz. O kemikler nelerden, nerelerden \u00e7\u0131k\u0131p geliyor, d\u00fczenine giriyor ve etler nas\u0131l olu\u015fuyor, yeniden ortaya \u00e7\u0131k\u0131p geli\u015fiyor, o kemikleri sar\u0131yor da canl\u0131 bir cisim olu\u015fuyor? Ger\u00e7ekten \u00f6ld\u00fcrme ve hayat verme s\u0131rr\u0131n\u0131, her an\u0131ndaki de\u011fi\u015fiklikler ve o de\u011fi\u015fiklikler i\u00e7indeki ki\u015fili\u011fin de\u011fi\u015fmemesi ile g\u00f6steren bu etlerin, kemiklerin ortaya \u00e7\u0131k\u0131p aya\u011fa kalkmas\u0131na dikkat et. \u015eimdi her hayatta, var olan yoklukla varl\u0131\u011f\u0131n, \u00f6l\u00fcmle hayat\u0131n, yok olmakla yok olmaman\u0131n, ayn\u0131l\u0131kla ba\u015fkal\u0131\u011f\u0131n bir \u00e7eli\u015fki gibi g\u00f6r\u00fcnen anlay\u0131\u015flar\u0131n\u0131 i\u00e7eren bu olaylar, bu harikalar ak\u0131lla ve insan g\u00fcc\u00fc ile \u00f6l\u00e7\u00fclecek olursa bunlar\u0131n meydana gelmesine imk\u00e2n olur muydu? &#8220;Par\u00e7alar&#8221; de\u011fi\u015fsin, &#8220;b\u00fct\u00fcn&#8221; de\u011fi\u015fmeden sabit kals\u0131n, bu nas\u0131l \u015fey? Demek ki b\u00fct\u00fcn bunlarda de\u011fi\u015fmeyen ne o par\u00e7alar, ne de b\u00fct\u00fcnd\u00fcr; ancak Allah&#8217;\u0131n g\u00fcc\u00fcd\u00fcr. Bu bak\u0131\u015flarla \u015fu ger\u00e7ek ortaya \u00e7\u0131kar ki, hayat her \u015feydir ve her \u015fey, Allah&#8217;\u0131n g\u00fcc\u00fcyle ayaktad\u0131r. \u0130nsan bunlar\u0131 dalg\u0131nl\u0131kla unutursa, ger\u00e7ekten i\u00e7inde bulundu\u011fu halde bile, dirilmeyi ve canlanmay\u0131 anlayamaz da karanl\u0131kta kal\u0131r. Bunlar ilk hayatta bile olup dururken bu g\u00f6zlemi dikkatten ka\u00e7\u0131r\u0131p bunlar\u0131 yap\u0131p duran Allah&#8217;\u0131n g\u00fcc\u00fcnden \u015f\u00fcphe etmek, b\u00fcy\u00fck bir sefilliktir. Dolay\u0131s\u0131yla bu konuda asla teredd\u00fct kalmamas\u0131 i\u00e7in, i\u00e7inde bulundu\u011fun \u015fu zamanda bunlara iyi bak da Allah&#8217;\u0131n g\u00fcc\u00fcn\u00fcn canl\u0131, bilin\u00e7li bir delili ol. Bu hitap \u00fczerine, hakk\u0131 anlay\u0131nca, o ki\u015fi, bilirim Allah&#8217;\u0131n her \u015feye g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetti\u011finde \u015f\u00fcphe yoktur dedi. Hamze ve Kisa\u00ee k\u0131r\u00e2etlerinde emir kipi ile okunur ki, bu \u015f\u00fcphe \u00fczerine Allah o ki\u015fiye bu kesin emri (&#8220;Allah&#8217;\u0131n her\u015feye g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetti\u011fini bil!&#8221; emrini) verdi demek olur. Bu bilgiye erenler, ilm\u00ee ve akl\u00ee prensiplerinin ba\u015f\u0131na ilm\u00ee delillerin t\u00fcm\u00fcnden daha a\u00e7\u0131k olan bu ger\u00e7e\u011fi koyanlar\u0131n ak\u0131llar\u0131, fikirleri, g\u00f6n\u00fclleri g\u00f6klerden ve yerden daha geni\u015f olur. Hi\u00e7bir zaman karanl\u0131kta kalmaz. K\u00e2mil akl\u0131n, ilim ve teknikte, ikinci derecede sebeplerin ve normal prensiplerin itibar\u00ee olan hakk\u0131n\u0131 vermek isterken, k\u00e2inat\u0131n saltanat\u0131na hakim, herkesi y\u00f6neten Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n mutlak hakk\u0131n\u0131 unutmamas\u0131 gerekir. Bunu unutanlar da bir zihniyet i\u00e7inde s\u0131k\u0131\u015f\u0131r kal\u0131rlar da ak\u0131l ve teknik ad\u0131na hareket ediyoruz zann\u0131 ile bir yudum suda bo\u011fulurlar, imk\u00e2n ve meydana gelme alanlar\u0131n\u0131 daralt\u0131r, \u00fcmitsizliklere ve g\u00f6n\u00fcl darl\u0131klar\u0131na d\u00fc\u015fer, pek adi sebeplerden korkar, ku\u015fkulan\u0131r, sabit harikalar\u0131 ink\u00e2ra kalk\u0131\u015f\u0131r, &#8220;hurafe&#8221; der ge\u00e7er. Halbuki bunu derken, tak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 sebebin kapsam\u0131na dahil olmayan b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat onun g\u00f6z\u00fcnde bir hurafedir. Sebebinin kendisi de zaten bir bilmecedir. Bunun i\u00e7in g\u00f6klerin ve yerin nuru olan Allah&#8217;\u0131n g\u00fcc\u00fcne tutunmayanlar, o sa\u011flam kulpa yap\u0131\u015fmayanlar yak\u00een (ku\u015fkusuz bilgi) ile ayd\u0131nlanamazlar, ayd\u0131nlanm\u0131\u015f olamazlar; \u0131\u015f\u0131\u011fa karanl\u0131k, karanl\u0131\u011fa &#8220;\u0131\u015f\u0131k&#8221; derler giderler.<\/p>\n<p>260-Allah, &#8220;her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeter&#8221; olunca, bizzat kendisi diledi\u011fi \u015fekilde diriltti\u011fi ve hayat verdi\u011fi gibi, bunu kullar\u0131na da ihsan edebilir. Hayat ve nur (\u0131\u015f\u0131k) verdi\u011fi kullar\u0131na o hayat ve o nurdan di\u011ferlerine d\u00f6kecek bir hayat verme ve ayd\u0131nlatma g\u00fcc\u00fc de verebilir ki, bu da &#8220;nurun al\u00e2 nur&#8221; (nur \u00fcst\u00fcne nur) olur. Buna \u00f6rnek olmak \u00fczere de bir zaman \u0130brahim: &#8220;Ey Rabbim! Bana g\u00f6ster, \u00f6l\u00fcleri nas\u0131l diriltirsin?&#8221; demi\u015fti. \u015e\u00fcphe yok ki, &#8220;Benim Rabbim hayat verir ve \u00f6ld\u00fcr\u00fcr.&#8221; (Bakara, 2\/258) diyen \u0130brahim &#8220;Ey Rabbim!&#8221; dedi\u011fi zaman, &#8220;Ey hayat vermeye ve \u00f6ld\u00fcrmeye g\u00fcc\u00fc yeten Rabbim!&#8221; diyor, &#8220;\u00d6l\u00fcleri nas\u0131l diriltirsin?&#8221; demekle de &#8220;Bilirim sen \u00f6l\u00fcleri diriltirsin, fakat nas\u0131l yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 tamamen bilmedi\u011fimden, hayat feyzi gibi diriltme feyzi de bende ortaya \u00e7\u0131kabilir mi? Buna karar veremiyorum da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum, bana bunu g\u00f6stermeni niyaz ediyorum.&#8221; demi\u015f oluyordu. Rabbi, \u0130man etmedin de mi ki? Yani nas\u0131l oldu\u011funun ayr\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131 bilmiyorsan, s\u0131rf s\u00f6ylenmesi (\u0131tlak\u0131) ile inanmad\u0131n da benim nas\u0131l dilersem \u00f6ylece hayat vermeye, diriltmeye g\u00fcc\u00fcm\u00fcn yetti\u011fini bilip iman etmedin mi? \u0130man i\u00e7in g\u00f6rmek mi l\u00e2z\u0131m ki, &#8220;g\u00f6ster&#8221; diyorsun, dedi. Bunda herhangi bir nitelik \u00f6zel bir belirleme ifade eder. Mutlak il\u00e2h\u00ee g\u00fcc\u00fcn ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 ise sonsuzdur. Onlar tamamen g\u00f6r\u00fcnmez, ancak mutlak bir imanla bilinir. Sen ise m\u00fckemmel bir m\u00fcminsin, o halde neden &#8220;g\u00f6ster&#8221; diyorsun ve hangi &#8220;nas\u0131ll\u0131\u011f\u0131&#8221; g\u00f6rmek istiyorsun? Burada, elbette ben istersem sana da g\u00f6steririm, fakat b\u00fct\u00fcn &#8220;nas\u0131ll\u0131klar\u0131&#8221; de\u011fil, baz\u0131s\u0131n\u0131 g\u00f6steririm gibi, uyar\u0131 cilvesini and\u0131ran bir m\u00fcjdeleme vard\u0131r. O zaman sordu\u011fu sorunun nedenini ve amac\u0131n\u0131 belirlemekle \u0130brahim, evet, ya Rabbi! \u0130man ettim, sen diledi\u011fin zaman hayat\u0131 bana, bende g\u00f6sterdi\u011fin gibi diriltmeyi de g\u00f6sterirsin, ancak kalbimin rahat etmesi i\u00e7in, o iman\u0131n verdi\u011fi \u015fevk ile kalbime d\u00fc\u015fen \u00fcmit heyecan\u0131n\u0131 dindirmek, imandan bizzat g\u00f6rmeye, kesin bilgiden kesin m\u00fc\u015fahedeye, hayattan hayat verilmesine ge\u00e7mek i\u00e7in istiyorum, dedi ve as\u0131l amac\u0131n\u0131n her t\u00fcrl\u00fc leke ve kusurdan temizlenmi\u015f ve s\u00fcrekli bir kalp hayat\u0131 oldu\u011funu ve bu \u015fekilde &#8220;makam\u0131 hullete&#8221; (i\u00e7ten sevgi ve dostluk makam\u0131na) erip sonsuza dek Halilullah (Allah&#8217;\u0131n dostu) olarak kalmaktan ibaret bulundu\u011funu ortaya koydu. Bu \u00e2\u015f\u0131kane niyaz \u00fczerine, Allah hayat\u0131n u\u00e7up giden bir \u015fey oldu\u011funa i\u015faret olsun diye buyurdu ki, \u00f6yle ise ku\u015flardan d\u00f6rd\u00fcn\u00fc -rivayete g\u00f6re kelimesindeki elif-l\u00e2m ahd i\u00e7in olmak \u00fczere tavus, horoz, karga, g\u00fcvercin veya kartal tut da bunlar\u0131 \u00e7evir, kendine meylettir, kendine ba\u011fla. Hamze k\u0131r\u00e2etinde S\u00e2d&#8217;\u0131n kesresi ile , di\u011ferlerinde zammesiyle okunur. Zammelisi dan, kesrelisi den gelir ki, ikisi de, &#8220;im\u00e2le&#8221; (meylettirme, bir tarafa e\u011fme) anlam\u0131na birer l\u00fcgat (s\u00f6zl\u00fckt\u00fcr) t\u0131r. Par\u00e7a par\u00e7a kesmek, bi\u00e7im bi\u00e7im kesip ay\u0131rmak anlamlar\u0131na da gelir. Zammeli okunu\u015fu, &#8220;imale&#8221; (meylettirme), kesrelisi (kesme) anlam\u0131na oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f ve iki \u015fekilde de tefsir edilmi\u015ftir. Fakat kesme anlam\u0131 \u00e2yetin daha sonras\u0131ndan da anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 i\u00e7in burada &#8220;imale&#8221; yeterlidir. &#8220;\u0130male&#8221;nin ile kullan\u0131lmas\u0131 (s\u0131lalanmas\u0131) da kendine biti\u015ftirme, katma anlam\u0131n\u0131 verir veya bu anlam\u0131 gerektirir. Bunun i\u00e7in \u00e2yetin anlam\u0131: Onlar\u0131 kendine meylettir, evir, \u00e7evir, kendine ba\u011fla, bi\u00e7imleriyle, kendilerine \u00f6zel ger\u00e7ekleri (karekterleri) ile bil, tan\u0131, demektir ki, bununla tutulacak ku\u015flar\u0131n, \u00f6zelliklerini ve kimliklerini olu\u015fturan \u00f6zel bi\u00e7imlerini iyice d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclerek, tasavvur edilerek, kavranarak hayat s\u0131rr\u0131n\u0131 elde eden kendilerine \u00f6zel ger\u00e7eklikleri ile tan\u0131n\u0131p \u0130brahim&#8217;in ilmine kat\u0131lmas\u0131, ger\u00e7ek bi\u00e7imleri ve sabit olan varl\u0131klar\u0131 ile \u0130brahim&#8217;in nefsine zammolunmalar\u0131 (kat\u0131lmalar\u0131) diriltme g\u00fcc\u00fc i\u00e7in bir \u015fart oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir. Bu \u015fekilde tutulan ku\u015flar hayat \u015fekilleriyle \u0130brahim&#8217;in ilminde sabit olarak (yer ederek) \u0130brahim&#8217;in nefsine kat\u0131lacak, \u0130brahim&#8217;in de Allah&#8217;a kendi iste\u011fiyle tam olarak d\u00f6nmesi dolay\u0131s\u0131yla bu nokta, diriltilecek \u00f6l\u00fclerin Allah&#8217;a d\u00f6nmesi prensibine bir \u00f6rnek olu\u015fturacakt\u0131r. Bu olduktan sonra da ilim ile irade aras\u0131ndaki ilginin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131ndan &#8220;ol&#8221; emrinin, bir anda meydana geli\u015finden ba\u015fka bir \u015fey kalmayaca\u011f\u0131n\u0131 anlamak kolay olur. \u0130\u015fte bu \u00f6nemli kurallara dikkat \u00e7ekmek i\u00e7in buyuruluyor ki: Onlar\u0131 tut, kendine meylettir, nefsine kat, \u00f6zel varl\u0131klar\u0131 ile ilmine al, kendine ba\u011fla. Sonra nefsinde par\u00e7a par\u00e7a tahlil et, par\u00e7a par\u00e7a ay\u0131r ve her da\u011f\u0131n ba\u015f\u0131na bunlardan bir par\u00e7a koy, sonra onlar\u0131 \u00e7a\u011f\u0131r, Allah&#8217;\u0131n izniyle irade ve diriltmenin h\u00fckm\u00fc ortaya \u00e7\u0131ks\u0131n da, sana ko\u015farak gelsinler, sen de \u015funu bil ki, Allah mutlaka azizdir, hak\u00eemdir. \u00d6nce, b\u00fct\u00fcn m\u00fcmkinata (olabilen \u015feylere) g\u00fcc\u00fc yeten, hak\u00eem ve hi\u00e7bir nedene mahk\u00fbm ve ma\u011flup olmayan bir izzet sahibidir. Bununla birlikte fiilleri ve bunlar\u0131n sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 birbirine ba\u011flam\u0131\u015f, onlara da bir di\u011ferine sebeb olma ve onun sonucu olma \u00f6zelli\u011fi vererek, aralar\u0131na bir d\u00fczen ve tertip koymu\u015f ve dolay\u0131s\u0131yla e\u015fyan\u0131n par\u00e7alar\u0131n\u0131 birbirlerine kar\u015f\u0131 da ba\u011fs\u0131z, ilgisiz b\u0131rakmam\u0131\u015f, hepsinin aras\u0131nda \u00f6zel d\u00fczenlemeler ve sonu\u00e7 ba\u011flant\u0131lar\u0131yla da g\u00fcc\u00fcn\u00fc g\u00f6stermi\u015f olan, i\u015flerin sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 ve e\u015fyan\u0131n ama\u00e7lar\u0131n\u0131 bilen bir hikmet sahibidir. B\u00f6yle fiillerinin normal nedenlere, d\u00fczg\u00fcn kanunlara dayal\u0131 olmas\u0131, her birini ola\u011fan\u00fcst\u00fc yollarla meydana getirmekten aciz oldu\u011fu i\u00e7in de\u011fil, her fiilinde sonsuz hikmetler ve yararlar bulundu\u011fu i\u00e7indir. Sebeplerin yarat\u0131c\u0131s\u0131 olan Allah, ilk sebep ve en y\u00fcce fail oldu\u011fu i\u00e7in, hi\u00e7bir sebeb yaratmay\u0131p her fiilini do\u011frudan do\u011fruya bir harika olarak yapmaya da g\u00fcc\u00fc yeter. Ancak o zaman fiilleri aras\u0131nda kendinden ba\u015fka hi\u00e7bir ba\u011flant\u0131 y\u00f6n\u00fc, m\u00fcnasebet ve e\u015fyada bu sanat ve sa\u011flam yap\u0131 bulunmazd\u0131. Ku\u015fkusuz yaln\u0131z illetlere ve sebeplere ba\u011fl\u0131 sonu\u00e7lar yaratmak ba\u015fka, ayn\u0131 zamanda o sonu\u00e7lar\u0131, bir di\u011ferine birbirini takib eden sebepler ve sonu\u00e7lar h\u00e2linde ba\u011flayarak yaratmak yine ba\u015fkad\u0131r. &#8220;Hayat verir, \u00f6ld\u00fcr\u00fcr, her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeter.&#8221; (Had\u00eed, 57\/2) olan Allah&#8217;\u0131n ne izzeti hikmetine ayk\u0131r\u0131d\u0131r, ne de hikmeti izzetine ayk\u0131r\u0131d\u0131r. B\u00fct\u00fcn sebeplere ve onlar\u0131n sonu\u00e7lar\u0131na hakim ve onlar\u0131 kontrol\u00fcnde tutan (g\u00e2ib) olan izzeti, onlar\u0131n hepsini durdurmaya da k\u00e2dirdir. Sebeblere yap\u0131\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, O dilemezse hi\u00e7bir \u015fey olmaz. Hikmeti ile sebeblere ge\u00e7erlilik verdi\u011finden dolay\u0131, izzetini, yarat\u0131lm\u0131\u015f olan sebeblere b\u0131rakm\u0131\u015f da de\u011fildir. \u0130\u015fte Allah b\u00f6yle bir aziz ve hakim oldu\u011fundan, \u00f6l\u00fcleri de dilerse kendinden ba\u015fka hi\u00e7bir sebebe ba\u011fl\u0131 olmayarak diriltir ve dilerse hikmetiyle bilinen sebeblere dayal\u0131 olarak diriltir. Her olayda hem izzeti, hem hikmeti ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Bununla birlikte ilk yaratmas\u0131 izzetine, ikinci yaratmas\u0131 da daha \u00e7ok hikmetine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Hikmetlerinden birisi de kullar\u0131n\u0131n imanlar\u0131na ve tercihlerine bile \u00f6zel bir sebeblik vermi\u015f olmas\u0131d\u0131r ki, bu sebeblik dirilmenin s\u0131rr\u0131na kadar \u00e7\u0131kabilir. Ve bu sayede, insanlar, mecburi bir d\u00f6n\u00fc\u015f ve mecburi bir dirilme ile erge\u00e7 zorunlu bir hayata at\u0131lacaklar\u0131 gibi, isteyerek d\u00f6n\u00fc\u015f ve isteyerek dirilme ile de se\u00e7ilmi\u015f bir hayata ve hatta iste\u011fe ba\u011fl\u0131 bir dirilmeye nail olurlar ki, din ve ahiret mutlulu\u011fu bunun i\u00e7indir. Demek ki, &#8220;O&#8217;nun g\u00fcc\u00fc yeter.&#8221; icmal (kapal\u0131 anlat\u0131m), ve &#8220;\u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr, h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibidir&#8221; ifadesi ise tafsildir (a\u00e7\u0131klamad\u0131r).<\/p>\n<p>(Uzeyr), icmal makam\u0131nda, izzet h\u00fckm\u00fc ile mecburi diriltmeye, \u0130brahim, makam-\u0131 tafs\u00eelde (a\u00e7\u0131klama makam\u0131nda) izzet ve hikmet h\u00fckm\u00fc ile hem mecburi diriltmeye, hem iste\u011fe ba\u011fl\u0131 diriltmeye ermi\u015ftir. O Halilullah (Allah&#8217;\u0131n dostu)t\u0131r. Bu a\u00e7\u0131klamadan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Hz. \u0130brahim bu emirlere sar\u0131l\u0131p murad\u0131na erdi mi, ermedi mi diye d\u00fc\u015f\u00fcnmeye gerek yoktur. Ger\u00e7i bu noktay\u0131 \u00e2yet a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtmiyor. Fakat bu emirler ya emr-i tekv\u00een\u00ee (yaratmaya ait emir) veya emr-i tekl\u00eef\u00ee (y\u00fck\u00fcml\u00fc k\u0131lma emri) veya emr-i ta&#8217;ciz\u00ee (\u00e2cizli\u011fini ortaya \u00e7\u0131karmak i\u00e7in emir)dir. Tekv\u00een\u00ee emir oldu\u011funa g\u00f6re bunun gereklerinin, meydana gelecek bir i\u015f olaca\u011f\u0131nda ku\u015fku yoktur. Teklif\u00ee emir ise, \u0130brahim&#8217;in bunlara ayk\u0131r\u0131 davran\u0131p isyan etmesi s\u00f6z konusu olamaz. Ta&#8217;ciz\u00ee emir olmalar\u0131na ise hi\u00e7bir gerek\u00e7e ve i\u015faret bulunamayaca\u011f\u0131 gibi, \u00e2yetin devam\u0131ndaki ifadeler buna ayk\u0131r\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e2yet Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n, m\u00fcminleri karanl\u0131klardan nura (\u0131\u015f\u0131\u011fa) \u00e7\u0131karmas\u0131n\u0131 ve diriltme g\u00fcc\u00fcn\u00fc temsil ve Hz. \u0130brahim&#8217;i \u00f6vmek i\u00e7in gelmi\u015f bulunmas\u0131n\u0131n bir sonucu olarak, Allah \u0130brahim&#8217;i bu emirlerle \u00e2ciz ve mahrum b\u0131rakt\u0131 demek a\u00e7\u0131k\u00e7a bat\u0131ld\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla Hz. \u0130brahim taraf\u0131ndan bu emirlere uyulmakla diriltmeyi ve hayat vermeyi g\u00f6zlemleyerek kalbin tatmin olmas\u0131n\u0131n ger\u00e7ekten meydana geldi\u011fi, s\u00f6z\u00fcn anlam\u0131ndan tam olarak ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Ve bu konuda \u00f6nceki (selef) ve onlardan sonra gelen b\u00fct\u00fcn tefsircilerin g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi ve rivayetlerin ittifak\u0131 da vard\u0131r. Bizce do\u011frusu, bu emirler teklif\u00ee emirler olmakla birlikte, tekvin\u00ee emri de i\u00e7ermektedir. Hz. \u0130brahim&#8217;in Rabbine k\u00e2mil imanla tam bir d\u00f6n\u00fc\u015f yapmas\u0131, Allah&#8217;\u0131n izni ile diriltmenin nas\u0131ll\u0131\u011f\u0131ndan baz\u0131s\u0131n\u0131n kendisinden ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131 g\u00f6zlemleyerek, kalbini tatmin eylemesine neden olmu\u015ftur. Bir taraftan harikalarla dopdolu olan, di\u011fer taraftan en y\u00fcksek ilmi ve hikmetli kanunlar\u0131 kapsayan \u015fu iki hik\u00e2yenin ak\u0131llara durgunluk verecek y\u00f6nlerini anlat\u0131p a\u00e7\u0131klamakla t\u00fcketmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bunlarda il\u00e2h\u00ee K\u00fcrsi&#8217;nin hakimiyetinin tecellisi (ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131) kadar\u0131 gayet a\u00e7\u0131k ve bununla birlikte onun gibi kavranmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan marifet s\u0131rlar\u0131n\u0131 da i\u00e7ine almaktad\u0131r. Bunlardan herkes kendi derecesine g\u00f6re nura dalar. En genel olmak \u00fczere \u015funu s\u00f6yleyebiliriz ki, bu \u00e2yet bize hi\u00e7 s\u00f6z g\u00f6t\u00fcrmez bir yak\u00een (kesin bilgi) s\u0131rr\u0131n\u0131 telkin etmektedir. Hayat\u0131n ger\u00e7ek y\u00f6n\u00fcne dair gerekti\u011fi kadar bilgi elde edilir ve en y\u00fcce ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131na ula\u015fma, ba\u011flanma sa\u011flan\u0131rsa, diriltmenin ve hayat vermenin bir irade meselesine, bir &#8220;ol&#8221; emrine ba\u011fl\u0131 olaca\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclecektir. Bunu ak\u0131llar\u0131na s\u0131\u011fd\u0131ramayanlar \u015fu \u00f6rne\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcnebilirler: Bir insan nefsinde ilm\u00ee \u015fekli var olan bir \u015feyi kalbinde diledi\u011fi gibi par\u00e7alas\u0131n, birbirinden ay\u0131rs\u0131n, par\u00e7alar\u0131n\u0131 duman gibi her y\u00f6ne savursun; sonra d\u00f6n\u00fcp yine kalbinden o \u015feye \u00f6nceki gibi aynen &#8220;gel&#8221; diye irade y\u00f6neltsin, o anda Allah aksini isteyip de ona bir unutma veya di\u011fer bir ar\u0131za vermezse derhal g\u00f6r\u00fcr ki, o da\u011f\u0131lm\u0131\u015f par\u00e7alar bir anda aynen \u00f6nceki gibi toplan\u0131r, gelir kar\u015f\u0131s\u0131na dikilir. \u0130\u015fte i\u00e7 (enf\u00fcs\u00ee) \u00e2leminde her zaman olup duran bu haf\u0131za ve ak\u0131lda canland\u0131rma i\u015fi bize bir v\u00fccudu, o v\u00fccud da bir diriltmeyi ve hayat vermeyi simgeler. Ve bizim ruhumuza g\u00f6re i\u00e7 \u00e2lemin (s\u00fcbjektif \u00e2lemin) s\u0131rlar\u0131 il\u00e2h\u00ee ilim ve iradeye g\u00f6re s\u00fcbjektif ve objektif b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar \u00e2leminin s\u0131rlar\u0131na en a\u00e7\u0131k \u00f6rnektir. Bizim zihnimizdeki \u015fekillerin de\u011fi\u015fmelerindeki tahliller (analizler), terkipler (sentezler) her g\u00fcn bize bu varl\u0131kta binlerce diriltme ve hayat verme \u00f6rnekleri arz ederler ki, bir\u00e7oklar\u0131 irademizin sonucudur. Her hat\u0131rlama bir diriltmedir. Bunlar bizim nefsimizin k\u00fcrsisi olan, kalbin ve beynin h\u00e2kimiyet alan\u0131d\u0131r. B\u00fct\u00fcn subjektif ve objektif k\u00fcrsileri, g\u00f6kleri ve yeri ku\u015fatan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n il\u00e2h\u00ee ilim ve iradesi alt\u0131nda bulundu\u011fundan buna, kar\u015f\u0131 ufuklar tasavvuru s\u00f6z konusu olamaz. &#8220;Oysa k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc yery\u00fcz\u00fc b\u00fct\u00fcn\u00fc ile O&#8217;nun avucu i\u00e7indedir, g\u00f6kler de O&#8217;nun kudretiyle d\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/67) \u00e2yeti gere\u011fince b\u00fct\u00fcn canlar ve b\u00fct\u00fcn varl\u0131k \u00e2lemi bir avu\u00e7 i\u00e7inde d\u00fcr\u00fcl\u00fcd\u00fcr. Allah&#8217;\u0131n diriltmesi ve hayat vermesi, bizim zihnimizde bir \u015feyi hat\u0131rlamam\u0131zdan daha h\u0131zl\u0131d\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla b\u00fct\u00fcn yaratma alan\u0131nda her \u015fey O&#8217;nun bir &#8220;ol&#8221; emrinin sonucudur. O emir, bize y\u00f6neldi\u011fi zaman biz de O&#8217;nun h\u00fckm\u00fcn\u00fc kendimizde ve kendi d\u0131\u015f\u0131m\u0131zda g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Ve nitekim d\u0131\u015farda yapabildi\u011fimiz \u015feyleri de bu sayede yapar\u0131z. \u0130\u015fte Hz. \u0130brahim, Allah&#8217;a d\u00f6nme ile dostluk mak\u00e2m\u0131nda bir tekv\u00een\u00ee emri de kapsayan bu emirler \u00fczerine, o ku\u015flar\u0131 Allah&#8217;\u0131n izniyle tutup kendine kat\u0131p ba\u011flayabildi\u011finden dolay\u0131 \u00f6yle bir kalb hayat\u0131na ermi\u015ftir ki, s\u00fcbjektif diriltme \u00f6rne\u011fi \u00fczere, bir irade ile objektif diriltmeyi kendinde g\u00f6zleyebilmi\u015ftir. Allah&#8217;\u0131n, yaln\u0131z &#8220;Hayy&#8221; (diri) de\u011fil, &#8220;Muhy\u00ee&#8221; (dirilten) oldu\u011funu ve yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015f; hem aziz, hem hakim oldu\u011funu anlam\u0131\u015f, izzetine kendini teslim ederek hikmetinden Halilullah (Allah dostu) olmu\u015f, zorunlu d\u00f6n\u00fc\u015ften sonra, zorunlu dirilme nas\u0131l mutlaka olacaksa, tam bir istekle O&#8217;na d\u00f6n\u00fc\u015f \u00fczerine de iste\u011fe ba\u011fl\u0131 dirilmenin ger\u00e7ekle\u015fti\u011fini g\u00f6rm\u00fc\u015f, bu sayede Nemrud&#8217;un ate\u015fini s\u00f6nd\u00fcr\u00fcp g\u00fcl bah\u00e7esi, g\u00fcl tarlas\u0131 yapm\u0131\u015ft\u0131r. Allah b\u00f6yle i\u015fleri \u00e7ekip \u00e7evirendir. Ve peygamberlerin mucizelerinde ortaya \u00e7\u0131kan harikalar ve hayat verme s\u0131rlar\u0131 hep b\u00f6yle demektir. Bunlar\u0131 akla s\u0131\u011fmaz g\u00f6rmek, kendinin kar\u015f\u0131s\u0131ndaki d\u0131\u015f d\u00fcnya gibi, Allah&#8217;\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda ufuklar\u0131n birtak\u0131m ortaklar\u0131 (\u015f\u00fcrek\u00e2y-\u0131 \u00e2fak) veya O&#8217;nun \u00fcst\u00fcnde bir \u015fey var saymaktan do\u011far ki, \u015firk ve ink\u00e2r da bu demektir. Allah derken, b\u00f6yle bir tasavvurda bulunmak ise \u00e7eli\u015fkidir. Bu \u00e7eli\u015fkiden \u00e7\u0131kamayanlar ise ebed\u00ee olarak karanl\u0131klara mahk\u00fbmdurlar. Bundan ancak Allah \u00e7\u0131kar\u0131r. O da zorla de\u011fil, iman ile \u00e7\u0131kar\u0131r.<\/p>\n<p>Allah&#8217;a iman etmek akl\u0131n ba\u015f\u0131d\u0131r. Ak\u0131l herhalde bir kaynak, bir ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131, bir tutamak arar. Onu Hakk&#8217;\u0131n izzetine teslim edip O&#8217;nun sa\u011flam kulpuna yap\u0131\u015fmal\u0131, hikmetine uymal\u0131d\u0131r. Din ve iman\u0131n hikmet d\u00fczeni \u00fczere ne b\u00fcy\u00fck meyveler verece\u011fi ve iman\u0131n esaslar\u0131ndan olan \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme ve hayat vermenin b\u00fct\u00fcn \u00e7e\u015fitleriyle m\u00fcmk\u00fcn ve meydana gelece\u011fi, hayat\u0131n y\u00fcr\u00fcmesinin bununla m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu, ebed\u00ee hayat\u0131n da bununla olaca\u011f\u0131 ve her dirilmede ikinci hayat, birincinin meyvelerini ta\u015f\u0131yaca\u011f\u0131ndan, sonsuz gelecekte ahiret mutlulu\u011fu hayat\u0131, d\u00fcnyadaki kazan\u00e7lar\u0131n Allah&#8217;\u0131n hikmeti ile, onun sonucu, meyveleri gibi ortaya \u00e7\u0131k\u0131p gidece\u011fi ve dolay\u0131s\u0131yla dirilme g\u00fcn\u00fcnde, ancak il\u00e2h\u00ee izzet hakim olurken, insanlar\u0131n birinci hayatta din konusu olan kendi istekleri ile yapt\u0131klar\u0131 fiilleri de hikmet gere\u011fi, daha \u00f6nce ge\u00e7en normal sebeblerden olaca\u011f\u0131 ve herhalde insanlar i\u00e7in ahiret sebepler \u00e2lemi de\u011fil, s\u0131rf bir neticeler \u00e2lemi olabilece\u011finden, onlar\u0131n ahirete, ahirette de\u011fil, ancak d\u00fcnyada Allah&#8217;\u0131n emri ile h\u00fckmedebilecekleri ve bunun i\u00e7in, &#8220;Ne al\u0131\u015fveri\u015fin ne dostlu\u011fun, ne de iltimas\u0131n s\u00f6z konusu olmad\u0131\u011f\u0131.&#8221; (Bakara, 2\/254) \u00f6zelli\u011finde olan o dirilme g\u00fcn\u00fc gelmeden, iste\u011finizle o sa\u011flam kulpa yap\u0131\u015f\u0131p Allah yolunda &#8220;infak&#8221; (harcama) ve m\u00fccahede (cihad) ile Allah&#8217;a d\u00f6nenlerin Allah&#8217;\u0131n dostlu\u011fu ile karanl\u0131klardan \u0131\u015f\u0131\u011fa, kesin \u00f6l\u00fcmden ebed\u00ee hayata nas\u0131l ge\u00e7ecekleri ve bunlar\u0131 yapmay\u0131p ta\u011futlar\u0131n ellerine d\u00fc\u015fenlerin nefislerine pek b\u00fcy\u00fck bir zul\u00fcm yapm\u0131\u015f olacaklar\u0131 \u00f6teden beri, Hakk&#8217;\u0131n delilleriyle hem haber verilmi\u015f, hem ispat edilmi\u015f, hem de bu hik\u00e2yelerle ak\u0131ll\u0131lar tam anlam\u0131 ile ayd\u0131nlat\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. \u0130l\u00e2h\u00ee K\u00fcrsiden ortaya \u00e7\u0131kan, din ve iman\u0131n niteli\u011fini ve meyvelerini a\u00e7\u0131klayan ve ayd\u0131nl\u0131\u011fa kavu\u015fturan bu kesin deliller yukardaki, &#8220;Ey m\u00fcminler, ne al\u0131\u015fveri\u015fin ne dostlu\u011fun ve ne de iltimas\u0131n s\u00f6z konusu olmad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn gelmeden \u00f6nce size verdi\u011fimiz r\u0131z\u0131klardan Allah yolunda harcay\u0131n.&#8221; (Bakara, 2\/254) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00ee sebebleri ile a\u00e7\u0131klamas\u0131ndan ba\u015fka daha yukardaki h\u00fck\u00fcmlerin ve \u00f6zellikle, &#8220;Kimdir o ki, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z (g\u00fczel) bor\u00e7 verir de Allah da o borcu ona kat kat fazlas\u0131yla \u00f6der.&#8221; (Bakara, 2\/245) \u00e2yetindeki bildirinin ve il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fcn ezel\u00ee ve ebed\u00ee kesin g\u00fcvencesini de kapsad\u0131\u011f\u0131ndan, bu a\u00e7\u0131klaman\u0131n ona ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu g\u00f6stermek i\u00e7in az\u00eez ve hak\u00eem olan Allah hayat vermenin nas\u0131ll\u0131\u011f\u0131n\u0131n ard\u0131ndan hikmet gere\u011fi bu bor\u00e7 vermenin ve harcaman\u0131n elde edilecek kazan\u00e7 ve art\u0131\u015f\u0131n\u0131n nas\u0131l olaca\u011f\u0131n\u0131 ve kabul olmas\u0131n\u0131n \u015fartlar\u0131n\u0131 da a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in buyuruyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>261- Mallar\u0131n\u0131 Allah yolunda harcayanlar\u0131n durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi ba\u015fak bitirmi\u015f ve her ba\u015fakta y\u00fcz tane var. Allah, diledi\u011fine daha da katlar. Allah&#8217;\u0131n rahmeti geni\u015ftir. O, her \u015feyi bilir.<\/p>\n<p>262- Allah yolunda mallar\u0131n\u0131 infak eden, sonra verdiklerinin arkas\u0131ndan ba\u015fa kakmay\u0131, g\u00f6n\u00fcl incitmeyi uygun g\u00f6rmeyen kimselerin Rableri yan\u0131nda m\u00fckafatlar\u0131 vard\u0131r. Onlara hi\u00e7bir korku yoktur ve onlar, \u00fcz\u00fclmeyeceklerdir.<\/p>\n<p>263- Bir tatl\u0131 dil ve kusurlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamak, arkas\u0131ndan eza ve g\u00f6n\u00fcl bulant\u0131s\u0131 gelecek bir sadakadan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Allah, hi\u00e7bir \u015feye muhta\u00e7 de\u011fildir, halimdir, yumu\u015fak davran\u0131r.<\/p>\n<p>264- Ey iman edenler! Sadakalar\u0131n\u0131z\u0131, ba\u015fa kakmak, g\u00f6n\u00fcl k\u0131rmakla bo\u015fa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara g\u00f6steri\u015f i\u00e7in mal\u0131n\u0131 da\u011f\u0131t\u0131r da ne Allah&#8217;a inan\u0131r, ne ahiret g\u00fcn\u00fcne. Art\u0131k onun h\u00e2li, bir kayan\u0131n h\u00e2line benzer ki, \u00fczerinde biraz toprak varm\u0131\u015f, derken \u015fiddetli bir sa\u011fnak inmi\u015f de onu yal\u00e7\u0131n bir kaya halinde b\u0131rak\u0131vermi\u015f. \u00d6yle kimseler, kazand\u0131klar\u0131ndan hi\u00e7bir \u015fey elde edemezler. Allah, k\u00e2firler toplulu\u011funu do\u011fru yola iletmez.<\/p>\n<p>265- Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 aramak, kendilerini veya kendilerinden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 Allah yolunda sabit k\u0131lmak i\u00e7in mallar\u0131n\u0131 Allah yolunda harcayanlar\u0131n h\u00e2li ise, bir tepedeki g\u00fczel bir bah\u00e7enin h\u00e2line benzer ki, ona kuvvetli bir sa\u011fnak d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f de yemi\u015flerini iki kat vermi\u015ftir. B\u00f6yle bir bah\u00e7eye ya\u011fmur d\u00fc\u015fmese bile mutlaka bir \u00e7isenti vard\u0131r. Allah, yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6r\u00fcr.<\/p>\n<p>266- Hi\u00e7 biriniz ister mi ki, kendisinin hurmal\u0131k ve \u00fcz\u00fcml\u00fcklerden bir bah\u00e7esi olsun, alt\u0131nda \u0131rmaklar aks\u0131n, i\u00e7inde her t\u00fcrl\u00fc \u00fcr\u00fcn\u00fc bulunsun da, kendi \u00fczerine de ihtiyarl\u0131k \u00e7\u00f6km\u00fc\u015f ve elleri ermez, g\u00fc\u00e7leri yetmez k\u00fc\u00e7\u00fck, zay\u0131f \u00e7ocuklar\u0131 olsun. Derken ona ate\u015fli bir bora isabet ediversin de o bah\u00e7e yan\u0131versin. \u0130\u015fte Allah, \u00e2yetlerini size b\u00f6ylece a\u00e7\u0131kl\u0131yor. Umulur ki, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrs\u00fcn\u00fcz.<\/p>\n<p>261-Dirilmenin s\u0131rr\u0131 ve hikmetin feyzi iledir ki, Mallar\u0131n\u0131 Allah yolunda, din u\u011frunda g\u00f6n\u00fcllerinden gelen kendi tercihleri ile ve tam bir ho\u015fnutlukla harcayanlar\u0131n, yani gerek farz ve vacip, gerek nafile ve s\u0131rf sevap amac\u0131 ile (tatavvu&#8217;) olsun, hay\u0131r ve iyi amellere mal harcayanlar\u0131n durumu ve kazanc\u0131 \u00f6yle bir tanenin durumuna benzer ki, ekilmi\u015f, yedi s\u00fcnb\u00fcl (ba\u015fak) bitirmi\u015f, Allah&#8217;\u0131n hikmetiyle bir k\u00f6kte \u00e7atallanarak yedi ba\u015fak bitmesine sebeb olmu\u015f, hem nas\u0131l ba\u015faklar, her ba\u015fakta y\u00fczer tane var. K\u0131sacas\u0131 bire yedi y\u00fcz tutmu\u015ftur. M\u00fcminler bir taneyi bile k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00f6rmemeli, yok etmemeli ve Allah&#8217;tan hi\u00e7bir \u015feyi k\u0131skanmamal\u0131d\u0131r. E\u011fer bunu eken, elimde bir tanecik var topra\u011fa atarsam bu da gidecek diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrse ne kazan\u0131r? Hi\u00e7 de\u011fil mi? \u00d6yle ise, Allah&#8217;\u0131n hikmet d\u00fczenine dikkat etmeli, harcayacaklar\u0131 \u015feyleri<\/p>\n<p>262-Allah yolunda harcamal\u0131 ve bundan \u00e7ekinmemelidir. Hikmetin d\u00fczeni ve dirilmenin s\u0131rr\u0131 olmasayd\u0131, o bir tane \u00e7\u00fcr\u00fcr gider; ne filiz verirdi, ne ba\u015fak. Bunlar\u0131n her an\u0131nda il\u00e2h\u00ee izzet de h\u00fckm\u00fcn\u00fc g\u00f6stermekle birlikte, daha \u00e7ok il\u00e2h\u00ee hikmet ortaya \u00e7\u0131kar. \u0130\u015fte kullar\u0131n fiilleri de b\u00f6yledir. B\u00f6yle oldu\u011fu i\u00e7indir ki, insan\u0131n ekme fiili, bir tane nedeniyle Allah&#8217;\u0131n hikmeti ile y\u00fczlerce taneye b\u00fcr\u00fcn\u00fcr. Allah yolunda yap\u0131lan infaklar da ahirette b\u00f6yle \u00e7ok fazla olarak kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kacak ve teraziye konacakt\u0131r. Art\u0131k Allah yolunda ko\u015facak insanlar Allah i\u00e7in harcanan, ekilen tanelerin feyzini (bereketini) anlamal\u0131, acaba bu \u00f6rnek verme olay\u0131 &#8220;varsay\u0131m&#8221; cinsinden bir \u015fey midir? Yoksa kesin midir? Tane ne cinsten olursa olsun, herhangi bir taneye denildi\u011fine g\u00f6re, verimli tarlalara ekilen \u00e7ekirdek, dar\u0131 gibi baz\u0131 tah\u0131llarda bu irfan g\u00f6zlenebilir \u015feylerdendir. Fakat tane dendi\u011finde daha \u00e7ok bu\u011fday anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, bu \u00f6rne\u011fe ender rastland\u0131\u011f\u0131 s\u00f6yleniyor. Verilen \u00f6rne\u011fin ger\u00e7ek olmas\u0131 i\u00e7in bu kadar\u0131 da yeterli ise de, bize \u00f6zellikle \u015funu anlat\u0131yor ki, Allah&#8217;\u0131n hikmeti en az olmak \u00fczere, bu kadar\u0131na uygundur. Bunun b\u00f6yle \u00fcretilememesi hikmet d\u00fczenine g\u00f6re ekin yap\u0131lamamas\u0131ndand\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla insanlar bozulmay\u0131 ortadan kald\u0131r\u0131p, tar\u0131m\u0131 da ilerletecek olurlarsa bu kadar \u00fcr\u00fcn alacaklar\u0131 m\u00fcjdelenmi\u015ftir. O zaman yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn r\u0131z\u0131klar\u0131 bize yeti\u015fmiyor diye kavga etmezler, yeti\u015fmeyecek diye \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fmezler. Ancak \u00f6rne\u011fe dal\u0131p da as\u0131l hedefi unutmayal\u0131m. Maksat bu\u011fday toplamak de\u011fil onlar\u0131 yerinde, Allah yolunda harcamakt\u0131r. Bu ekinin \u00fcr\u00fcn\u00fc ise as\u0131l cennette bi\u00e7ilecektir ki, i\u015fte o zaman bire yedi y\u00fczden a\u015fa\u011f\u0131s\u0131 yok. Allah dileyece\u011fine b\u00f6yle veya daha \u00e7ok katlar da katlar. Yedi y\u00fcz\u00fc sade iki kat de\u011fil, daha fazla katlar art\u0131r\u0131r. O&#8217;nun art\u0131rma kanunu, sonsuza kadar gider. \u0130bn\u00fc Kesir&#8217;den Bezz\u00ee k\u0131r\u00e2etinde okunur ki, anlam\u0131 ayn\u0131d\u0131r. Zaman\u0131m\u0131zda tar\u0131m deneyleriyle u\u011fra\u015fanlar bir bu\u011fday tanesinden \u00e7\u0131kan \u00e7imleri \u00e7atalland\u0131ktan sonra ay\u0131r\u0131p fide halinde dikerek bir taneden iki bin taneyi a\u015fk\u0131n \u00fcr\u00fcn al\u0131nabildi\u011fini g\u00f6zlemlemi\u015flerdir. Bunlar bir kez daha ayn\u0131 \u015fekilde ekilecek olsa nelere eri\u015fir. Fakat biz &#8220;Habbeyi kubbe yapmaktan&#8221; (i\u015fi abartmaktan) vaz ge\u00e7elim de \u015funu bilelim ki, hayat\u0131n kanunlar\u0131 her halde &#8220;kat kat prensibine&#8221; g\u00f6re i\u015fledi\u011finden hayatta, canl\u0131lar\u0131n yararlanmas\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fcn y\u00fckseltilmesi i\u00e7in Allah yolunda, Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na ve \u00f6zellikle m\u00fccahitlere verilen harcamalar\u0131n ve sadakalar\u0131n Allah kat\u0131nda sonsuz verimlere ve sevaba sebeb olaca\u011f\u0131 \u015f\u00fcphe ve ku\u015fkudan uzakt\u0131r. Ve Allah&#8217;\u0131n rahmeti geni\u015ftir. O&#8217;nun yolunda ne kadar \u00e7ok harcama yap\u0131l\u0131rsa yap\u0131ls\u0131n art\u0131k yeti\u015fir ben bunlar\u0131n k\u00e2r\u0131n\u0131 ve sevab\u0131n\u0131 vermem demez. Bununla birlikte &#8220;al\u00eem&#8221;dir de. Harcama yapan\u0131n niyetini, harcad\u0131\u011f\u0131 miktar\u0131, kendisine vadedilen \u00fcr\u00fcn\u00fc (sevab\u0131) bilir hi\u00e7birinin sevab\u0131n\u0131 \u015fa\u015f\u0131rmaz.<\/p>\n<p>SEB\u00ceLULLAH: Allah yolu, din demektir. Fakat dinin g\u00fcvencesi, dindarlar\u0131n zorlamadan korunmas\u0131 demek olan Allah yolunda cihat, hareketlerin en \u00f6nemlisi oldu\u011fundan, &#8220;F\u00ee-seb\u00eelillah&#8221; (Allah yolunda) deyimi, \u015feriatta daha \u00e7ok cihad anlam\u0131nda \u00f6rf haline gelmi\u015ftir. Bunun i\u00e7in baz\u0131 tefsirciler burada &#8220;F\u00ee-seb\u00eelillah&#8221; \u00f6rf oldu\u011fu \u00fczere, cihad demek olup, bu \u00e2yet, bizzat cihada giden ve kendi mallar\u0131n\u0131 harcayan m\u00fccahidler, bundan sonraki \u00e2yet de kendi gitmeyerek di\u011fer m\u00fccahitlere harcamada bulunanlar hakk\u0131nda inmi\u015ftir. Di\u011fer iyi amellerden Cenab-\u0131 Allah, bire on vaad etti\u011fi halde, kendi mal\u0131n\u0131 harcayarak cihad edenlere en az bire yedi y\u00fcz sevap vaad etmi\u015f demi\u015flerse de, di\u011ferlerinin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re bire on, genel olarak, iyiliklerin en az s\u0131n\u0131r\u0131 olup, cihad ve di\u011fer baz\u0131 ameller gibi, harcaman\u0131n ba\u015fka bir \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc oldu\u011fundan, bu \u00e2yet genellikle harcamaya (infaka) te\u015fvik ve her \u00e7e\u015fit hay\u0131r \u015fekillerine, yerlerine infak\u0131n sevab\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Bundan sonraki de onlar\u0131n kabul \u015fartlar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayacakt\u0131r. Ebu Hayyan tefsirinde \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir ki, bu \u00e2yet indi\u011fi zaman, Resulullah: &#8220;Ey Rabbim! \u00dcmmetime daha art\u0131r&#8221; diye dua etmi\u015f, sonra, &#8220;Ancak sabredenlere m\u00fckafatlar\u0131 hesaps\u0131z \u00f6denecektir.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/10) \u00e2yeti inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Allah yolunda harcaman\u0131n sevab\u0131 ve feyzi bu kadar y\u00fcksektir. Ancak her infaka da bu sevap verilmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc as\u0131l neden tohumun, infak\u0131n kendisinde de\u011fil, Allah&#8217;tand\u0131r. Bunun i\u00e7in, mallar\u0131n\u0131 Allah yolunda harcay\u0131p infak edenler, sonra da harcamalar\u0131na ne ba\u015fa kakma, ne eziyet tak\u0131\u015ft\u0131rmayanlar, gururlanmayanlar, tiksindirmeyenlerdir ki, Allah yan\u0131nda ancak onlar\u0131n sevaplar\u0131 vard\u0131r. Ve yaln\u0131z Allah&#8217;tan korkup ve ancak ondan sevap beklediklerinden dolay\u0131 bunlara ne ba\u015fka bir korku gelir ne de \u00fcz\u00fcl\u00fcrler. Bir zarar yerine kat kat m\u00fckafat al\u0131rlar.<\/p>\n<p>Dikkat edilsin ki, baz\u0131 \u00e2yetlerde baz\u0131lar\u0131nda da burada oldu\u011fu gibi buyurulmu\u015ftur. Bunun sebebi \u015fudur: Sebeblik ifade eder. Sebebli\u011fin a\u00e7\u0131klanmas\u0131n\u0131n istendi\u011fi yerlerde &#8220;f\u00e2&#8221; getirilir. Olmayan yerde de b\u0131rak\u0131l\u0131r. Yukarda hikmet temeli \u00fczerine infak\u0131n sevaba sebeb olmas\u0131 g\u00f6sterilmi\u015fti. Bunda ise, ger\u00e7ek sebeplik, tam sebeplik anla\u015f\u0131lmas\u0131 ihtimali vard\u0131r. Bu \u00e2yet de bu yanl\u0131\u015f anlamay\u0131 ortadan kald\u0131rmakla as\u0131l ger\u00e7ek sebebin Allah oldu\u011funu ve hikmetin il\u00e2h\u00ee izzeti yok etmeyece\u011fini anlatarak infak\u0131n Allah kat\u0131nda kabul \u015fartlar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131ndan getirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>263-MENN VE M\u0130NNET: S\u00f6zl\u00fckte iki anlama gelir. Birisi nimet verme ve nimet anlam\u0131nad\u0131r ki, dilimizde &#8220;memnun olmak&#8221; bundan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Di\u011feri de hakk\u0131 eksiltmek, kesmek, k\u0131sacas\u0131 ihsan etti\u011fi kimseye kar\u015f\u0131 ihsan\u0131n\u0131 bir \u015fey saymak ve az \u00e7ok ihsan\u0131 ile gururlanmakt\u0131r ki, g\u00f6n\u00fcl buland\u0131r\u0131r ve ihsan\u0131n de\u011ferini eksiltir veya keser. Burada kastedilen budur. Dilimizde minnet (ba\u015fa kakma) bu anlamdan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>EZA: Tiksindirmek, iyili\u011fe balgam atmakt\u0131r ki, in&#8217;am\u0131 (iyili\u011fi) dolay\u0131s\u0131yla bir kusur y\u00fcz\u00fcnden \u015fik\u00e2yet etmek, el, dil uzatmak, yapt\u0131\u011f\u0131 iyili\u011fi y\u00fcz\u00fcne vurmak, ba\u015fa kakmak hep &#8220;eza&#8221;d\u0131r.<\/p>\n<p>Dilimizde &#8220;minnet&#8221; ikisinden daha genel olarak kullan\u0131l\u0131r ve bunlara katlanmaya minnettarl\u0131k denilir. Minnet \u00e7ekmem, minnettarl\u0131k etmek yerine de &#8220;Minnet etmem&#8221; denildi\u011fi vard\u0131r. K\u0131sacas\u0131 iyili\u011fi bir g\u00f6rev diye yapmal\u0131 ve unutulmal\u0131; yapt\u0131\u011f\u0131 bir iyili\u011fe g\u00f6z dikmek, onu kendine yapmam\u0131\u015f saymaktan do\u011far. Sevap ise, niyyete ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 &#8220;iyili\u011fi yap, denize at, bal\u0131k bilmezse h\u00e2l\u0131k (yarat\u0131c\u0131) bilir.&#8221; Tebuk gazas\u0131 (sava\u015f\u0131) i\u00e7in haz\u0131rlanan ve &#8220;Cey\u015f-i usret&#8221; (s\u0131k\u0131nt\u0131 ordusu) diye isimlendirilen ordunun haz\u0131rlanmas\u0131na Hz. Osman (r.a.) odunlar\u0131yla, \u00e7ullar\u0131yla bin deve, Abdurrahman b. Avf (r.a.) hazretleri de d\u00f6rt bin dirhem sadaka vermi\u015flerdi. Bu \u00e2yetin bunlar\u0131n g\u00f6n\u00fcllerini ho\u015f etmek i\u00e7in indi\u011fi rivayet edilmi\u015ftir. H\u00fckm\u00fcn, \u00e2yetin ini\u015f sebebine \u00f6zel olmad\u0131\u011f\u0131 da bilinmektedir. Bilmeli ki, g\u00f6n\u00fcl alan ho\u015f bir s\u00f6z, tatl\u0131 dille reddetmek (geri \u00e7evirmek) ve kusura bakmamak ay\u0131p \u00f6rtmek, sayg\u0131s\u0131zl\u0131\u011fa kar\u015f\u0131 ba\u011f\u0131\u015f ile muamele etmek arkas\u0131ndan eza gelen, veya bir g\u00f6n\u00fcl bulant\u0131s\u0131 ile birlikte olan bir sadakadan hay\u0131rl\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah ki hi\u00e7bir \u015feye muhta\u00e7 de\u011fildir. O&#8217;na kirli \u015feyler sunmak, felaket sebebi olabilir. Zengin olan (kimseye muhta\u00e7 olmayan) Allah, fakirlerine ba\u015fkalar\u0131n\u0131n minnet y\u00fck\u00fcn\u00fc y\u00fcklemez, onlar\u0131 hat\u0131r ve hayale gelmez \u00f6yle y\u00f6nlerden r\u0131z\u0131kland\u0131r\u0131r ki, g\u00fcn gelir fakiri o ba\u015fa kak\u0131c\u0131ya sadaka verecek derecede zengin eder. Bununla birlikte Allah hal\u00eemdir, her g\u00fcnahk\u00e2r\u0131 derhal paylamaz. Eza yapanlara da cezay\u0131 hak etmediklerinden dolay\u0131 de\u011fil, fakat tevbek\u00e2r olsunlar diye hilminden dolay\u0131 m\u00fchlet verir, geri b\u0131rak\u0131r.<\/p>\n<p>264-\u0130nfak ve sadakalar\u0131n kabul \u015fartlar\u0131 bilindikten sonra, Ey m\u00fcminler! sadakalar\u0131n\u0131z\u0131 y\u00fcze vurmak, ba\u015fa kakmakla iptal etmeyiniz, bunlardan biriyle sevab\u0131n\u0131 kesmeyiniz, ba\u015fa kakma ve eza kar\u0131\u015fan sadakalar sevaps\u0131z kal\u0131r. Ne Allah&#8217;a ve ne de ahiret g\u00fcn\u00fcne inanmay\u0131p, mal\u0131n\u0131 insanlara g\u00f6steri\u015f, iki y\u00fczl\u00fcl\u00fck i\u00e7in harcay\u0131p infak eden m\u00fcnaf\u0131\u011f\u0131n sadakas\u0131 gibi hi\u00e7e gider. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunun h\u00e2li, \u00fczerinde az bir toprak varken ba\u015f\u0131na \u015fiddetli bir ya\u011fmur ya\u011fm\u0131\u015f da cascavlak b\u0131rakm\u0131\u015f, bir toz bile kalmam\u0131\u015f, yal\u00e7\u0131n kayan\u0131n bu h\u00e2li gibidir. \u00d6yle bir sadaka b\u00f6yle bir ta\u015f \u00fcst\u00fcne at\u0131lm\u0131\u015f tohum gibi zayi olur gider de imk\u00e2ns\u0131zl\u0131kla harcama, riya ile ba\u015fa kakma ve eziyet verme ile sadaka verenler yapt\u0131klar\u0131 bu amellerden hi\u00e7bir \u015fey elde edemezler. Allah k\u00e2firler z\u00fcmresini hayra erdirmez. Bunun i\u00e7in sadakalar\u0131n\u0131 ba\u015fa kakma ve eziyet ile k\u00e2firlerin g\u00f6steri\u015f yaparak ve riyak\u00e2rca harcamas\u0131na benzeten m\u00fcminler de onlar gibi sevaptan mahrum kal\u0131rlar.<\/p>\n<p>265- Mallar\u0131n\u0131, Allah&#8217;\u0131n ho\u015fnutlu\u011funu istemek ve b\u00f6ylece kendilerini veya kendilerinden bir k\u0131sm\u0131n\u0131, canlar\u0131n\u0131n bir nafakas\u0131 olan mallar\u0131n\u0131, amellerini, karde\u015flerini bozuk e\u011filimlerden ve her t\u00fcrl\u00fc sars\u0131nt\u0131dan koruyarak Allah yolunda vermek ve hay\u0131r ve iyilikleri kendilerine de\u011fi\u015fmez bir huy k\u0131lmak ve ondan sonra her \u00e7e\u015fit fazilet ve ibadetleri kolayl\u0131kla yapmak, k\u0131sacas\u0131 ekecekleri tohumu tutturmak i\u00e7in c\u00e2n \u00fc g\u00f6n\u00fclden harcayanlar\u0131n durumlar\u0131 ise, y\u00fcksek bir tepedeki g\u00fczel bir bah\u00e7enin \u015fu h\u00e2line benzer ki, buna kuvvetli bir ya\u011fmur ya\u011fm\u0131\u015f da meyvelerini iki kat vermi\u015ftir. Normal bir durumda mesel\u00e2 bin veren bu bah\u00e7e, bu ya\u011fmur nedeniyle ikibin vermi\u015f bulunuyor. O kayay\u0131 cascavlak b\u0131rakan ya\u011fmur, bu tepede rahmetin ta kendisi olur. Bu benzetme yukardaki, bire yedi y\u00fcz ve daha kat kat vaadini a\u015fa\u011f\u0131ya indirmi\u015f de\u011fil, aksine bir daha katlam\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6yle bir bah\u00e7eye \u015fayet ya\u011fmur ya\u011fmazsa, hafif bir ya\u011fmur, az bir nem de yeti\u015fir. Verece\u011fini yine verir. Unutmamal\u0131 ki, Allah amellerinizi g\u00f6r\u00fcr ve bilir. Sak\u0131n g\u00f6steri\u015f yapmay\u0131n, gizlide ve a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa da ihl\u00e2stan ayr\u0131lmay\u0131n.<\/p>\n<p>266- Hi\u00e7biriniz ister mi ki, alt\u0131ndan \u0131rmaklar akan, hurmal\u0131k, \u00fcz\u00fcml\u00fckleri i\u00e7eren g\u00f6n\u00fcl al\u0131c\u0131 ho\u015f bir ba\u011f\u0131, ba\u011fl\u0131k bah\u00e7elik bir yeri , ve bunun i\u00e7inde kendinin her \u00e7e\u015fit meyveleri olsun, \u00fcst\u00fcne de ihtiyarl\u0131k \u00e7\u00f6ks\u00fcn ve bu durumda elleri ermez, g\u00fc\u00e7leri yetmez yavrucuklar\u0131 dahi bulunsun da, o g\u00f6n\u00fcl alan ba\u011fa ate\u015fli bir bora gelsin, ba\u015ftan ba\u015fa bir anda yans\u0131n mahvolsun&#8230; B\u00f6yle felaketi kim ister? \u0130\u015fte iman ile iyiliklerin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve sevab\u0131 b\u00f6yle bah\u00e7eler (cennetler), bunlar\u0131n ihlas\u0131na ve Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in olmas\u0131na engel olan imans\u0131zl\u0131k, riyak\u00e2rl\u0131k, ba\u015fa kakma ve eziyet etme ve di\u011fer k\u00f6t\u00fc ama\u00e7lar gibi k\u00f6t\u00fcl\u00fckler de k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde o ate\u015fli bora gibidir. Ahiret cennetlerinin bir yolu, ebedi, sonsuz nimetlerin tarlas\u0131 olan ve i\u00e7inde zorlamas\u0131z ya\u015fanmas\u0131 gereken \u0130sl\u00e2m yurdu da b\u00f6yle g\u00fczel infak (harcama) ve salih amellerin meyvesi bir ba\u011fa, bir cennete; cebbar (zorba), zorlay\u0131c\u0131, k\u00e2fir, zalim d\u00fc\u015fmanlar\u0131n ve bunun gibi fas\u0131kl\u0131\u011f\u0131n ve g\u00fcnahk\u00e2rl\u0131\u011f\u0131n, ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131\u011f\u0131n, gayretsizli\u011fin \u00e7abas\u0131zl\u0131\u011f\u0131n onu ku\u015fatmas\u0131 da bu ate\u015fli boralara, kas\u0131rgalara benzer; hem d\u00fcnyay\u0131 yakar, hem ahireti. Bunu anlatt\u0131\u011f\u0131 gibi, Allah size ba\u015fka \u00e2yetler a\u00e7\u0131klayacakt\u0131r ki, d\u00fc\u015f\u00fcnesiniz. Yani ibretler alas\u0131n\u0131z, g\u00fczel g\u00fczel benzetmelere yol bulas\u0131n\u0131z, bunlar\u0131n her birini delil, as\u0131l, d\u00fcstur, b\u00fcy\u00fck prensip edinip hikmet kurallar\u0131 \u00fczere d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz. Durumunuzu, menfaatlerinizi bunlara vurarak her birine uygun \u00f6nermeler bulup neticeler alas\u0131n\u0131z ve o sonu\u00e7larla amel edip muratlara eresiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc fikir, belli i\u015fleri tertip ile d\u00fczene koymakla bilinenden bilinmeyeni bulmakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp de o infaklar\u0131 nerden yapaca\u011f\u0131z, zek\u00e2tlar\u0131, sadakalar\u0131 nerden ve nas\u0131l, kimlere verece\u011fiz mi diyeceksiniz?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi:<\/p>\n<p>267- Ey iman edenler! \u0130nfak\u0131 gerek kazand\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n, gerek sizin i\u00e7in yerden \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131n temizlerinden yap\u0131n. Kendinizin g\u00f6z yummadan al\u0131c\u0131s\u0131 olam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131z fenas\u0131n\u0131 vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki, Allah sadakalar\u0131n\u0131za muhta\u00e7 de\u011fildir ve hamde lay\u0131k oland\u0131r.<\/p>\n<p>268- \u015eeytan sizi fakirlikle korkutup \u00e7irkin \u00e7irkin \u015feylere te\u015fvik eder. Allah da l\u00fctfundan ve ba\u011f\u0131\u015flamas\u0131ndan birtak\u0131m vaatlerde bulunuyor. Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfu geni\u015ftir. O her\u015feyi bilendir.<\/p>\n<p>269- Diledi\u011fine hikmet verir, hikmet verilene ise pek \u00e7ok hay\u0131r verilmi\u015f demektir. Ve bunu ancak \u00fcst\u00fcn ak\u0131ll\u0131lar anlar.<\/p>\n<p>270- Her ne \u00e7e\u015fit nafaka verdinizse veya ne t\u00fcrl\u00fc bir adak adad\u0131n\u0131zsa, Allah onu kesinlikle bilir. Ve zalimlere hi\u00e7bir \u015fekilde yard\u0131m olunmayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>271- Sadakalar\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a verirseniz o, ne iyi olur; yok e\u011fer onlar\u0131 gizler de fakirlere \u00f6yle verirseniz bu sizin i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r ve g\u00fcnahlar\u0131n\u0131z\u0131n bir\u00e7o\u011funun ba\u011f\u0131\u015flanmas\u0131na sebep olur. Bilin ki, Allah, her ne yaparsan\u0131z hepsinden haberdard\u0131r.<\/p>\n<p>272- Onlar\u0131 yola getirmek senin boynuna bor\u00e7 de\u011fildir, ancak Allah diledi\u011fini yola getirir. Yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z her iyilik s\u0131rf kendiniz i\u00e7indir. Siz yaln\u0131zca Allah r\u0131zas\u0131n\u0131 g\u00f6zetmenin d\u0131\u015f\u0131nda infak etmezsiniz. \u0130yilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen \u00f6denir. Size hi\u00e7bir \u015fekilde haks\u0131zl\u0131k yap\u0131lmaz.<\/p>\n<p>273- Sadakalar\u0131n\u0131z\u0131, kendilerini Allah yoluna adam\u0131\u015f olan fakirlere veriniz. Onlar yery\u00fcz\u00fcnde gezip dola\u015fmaya g\u00fc\u00e7 yetiremezler. Utanga\u00e7 olduklar\u0131ndan dolay\u0131, bilmeyenler, onlar\u0131 zengin san\u0131rlar. Oysa sen onlar\u0131 y\u00fczlerinden tan\u0131rs\u0131n. Y\u00fczs\u00fczl\u00fck yap\u0131p kimseden bir\u015fey de isteyemezler. Ne t\u00fcrden bir iyilik yaparsan\u0131z, \u015f\u00fcphe yok ki, Allah onu bilir.<\/p>\n<p>274- Mallar\u0131n\u0131 gece ve g\u00fcnd\u00fcz, gizlice ve a\u00e7\u0131k\u00e7a infak edenler yok mu, i\u015fte onlar\u0131n Rableri kat\u0131nda ecir ve m\u00fckafatlar\u0131 vard\u0131r. Ve onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hi\u00e7bir zaman mahzun da olmazlar.<\/p>\n<p>267- Ey m\u00fcminler! Kazand\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n temizlerinden; kayna\u011f\u0131 ve elde edilme yolu hel\u00e2l olan, hel\u00e2l kazan\u00e7 ile ele ge\u00e7irdi\u011finiz her \u00e7e\u015fit mal varl\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131n iyi ve ho\u015flan\u0131lanlar\u0131ndan, bu c\u00fcmleden olmak \u00fczere ticaret mallar\u0131ndan ve nakit paradan ve size yerden \u00e7\u0131kar\u0131verdi\u011fimiz \u00fcr\u00fcnlerden; tah\u0131l, meyveler ve madenler gibi yerden \u00e7\u0131kan \u015feylerden, bunlar\u0131n iyilerinden infak ediniz. A\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131 zenginlik kaynaklar\u0131 ikidir: Birincisi, kazan\u00e7 ad\u0131 verilen genellikle ki\u015finin kendi emek ve gayretiyle bilgi ve sanat\u0131yla do\u011frudan veya dolayl\u0131 olarak elde etti\u011fi gelirlerdir ki, miras da bunun i\u00e7indedir. \u0130kincisi yerden \u00e7\u0131kanlard\u0131r ki, bunda kara, deniz ve hava da dahildir. Denizden \u00e7\u0131kan bal\u0131k, inci ve benzeri \u015feyler de yerden \u00e7\u0131km\u0131\u015f h\u00fckm\u00fcndedir. Geriye bu iki kayna\u011f\u0131n birlikte harekete ge\u00e7irilmesi sonucunda elde edilen kazan\u00e7 \u015fekli kal\u0131r ki, onda da k\u0131smen eme\u011fin, k\u0131smen de yerin pay\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Hangisi daha a\u011f\u0131r bas\u0131yorsa o tarafa bakarak durum de\u011ferlendirmesi yap\u0131l\u0131r. Sonu\u00e7ta b\u00fct\u00fcn kazan\u00e7 yollar\u0131 bu iki sebepten birine d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr. \u00d6ne al\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131ndan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, kendi eme\u011fine dayanan kazan\u00e7 yolu insanlar i\u00e7in daha yak\u0131n bir sebeptir. Genellikle yerden mal \u00e7\u0131karmak dahi bir anlamda yine buna ba\u011fl\u0131d\u0131r. Fakat ayn\u0131 zamanda kazan\u00e7, do\u011fan\u0131n zenginli\u011fi ile de yak\u0131ndan ilgilidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u015fekilde emek ve gayret, yarat\u0131l\u0131\u015ftan ihsan edilmi\u015f olan sebep ve aletlerin kullan\u0131lmas\u0131 demek oldu\u011fundan, bunlar da bir anlamda hi\u00e7bir emek kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olmadan do\u011fu\u015ftan ihsan edilmi\u015f g\u00fc\u00e7ler, kabiliyetler ve sebeplerdir. Emek dedi\u011fimiz \u015fey de i\u015fte bu g\u00fc\u00e7 ve kabiliyetlerin geli\u015ftirilmesi ve yerli yerinde kullan\u0131lmas\u0131 anlam\u0131na gelir. Bundan dolay\u0131 kesb, hi\u00e7bir zaman tek ba\u015f\u0131na kazan\u00e7 i\u00e7in ba\u011f\u0131ms\u0131z bir sebep olmad\u0131\u011f\u0131 halde, yerden \u00e7\u0131kanlar ba\u011f\u0131ms\u0131z ve yeterli kazan\u00e7 sebebi olabilir. Demek ki kesb, asl\u0131nda bir kat\u0131l\u0131ma da y\u00f6nelik oldu\u011fundan kesb yolu ile yerden \u00e7\u0131kan\u0131n birle\u015fmesinden meydana gelen \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir kazan\u00e7 yolundan s\u00f6z etmeye gerek yoktur. Bu zaten s\u00f6z\u00fcn sonucundan \u00e7\u0131kan bir \u015feydir. Bu konuda insanlar\u0131n ba\u015fl\u0131ca iki t\u00fcrl\u00fc hata yapt\u0131klar\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr: Birincisi servette emek ve \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131, tek ba\u015f\u0131na yeterli bir sebep gibi kabul edip, \u00f6teki b\u00fct\u00fcn sebepleri ve sermayeleri buna bor\u00e7lu saymak ve onlar\u0131n hepsini ge\u00e7ersiz sanmakt\u0131r ki, bu hataya genellikle emek harcay\u0131p, zahmet \u00e7eken ve sermaye kullanmayan \u00e7al\u0131\u015fan insanlar d\u00fc\u015fer. Bunlar sermaye sahipleriyle derin ve k\u00f6kl\u00fc bir didi\u015fmeye girerler. Bunlar emek ve \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n, kazanman\u0131n de\u011ferinin, ayn\u0131 zamanda sermayenin de\u011feri demek oldu\u011funu g\u00f6rmek istemezler. E\u011fer \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazanman\u0131n amac\u0131 sermaye biriktirmek olmasayd\u0131, tek ba\u015f\u0131na \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n bir de\u011feri olmazd\u0131. Kendi amac\u0131n\u0131 g\u00f6zard\u0131 eden her fikrin bo\u015f bir \u00e7eli\u015fki oldu\u011fu a\u015fik\u00e2rd\u0131r. Para biriktirmenin, sermaye elde etmenin \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n hedefi ise yaln\u0131zca t\u00fcketim a\u00e7\u0131s\u0131ndan de\u011fil, yukar\u0131da a\u00e7\u0131klanan, de\u011ferlerin kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak birbirine ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131 kanunu gere\u011fince, \u00fcretilen mal\u0131n yeni yeni i\u015flemlere malzeme te\u015fkil etmesi ve kazan\u00e7 yollar\u0131n\u0131 \u00e7o\u011faltmas\u0131 ve kolayla\u015ft\u0131rmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan da \u00f6nemli olmas\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7in emekleriyle ge\u00e7inen insanlar\u0131n, sermayeye d\u00fc\u015fmanl\u0131k duymas\u0131, kendi zahmet ve yoksulluklar\u0131n\u0131n daha da artmas\u0131n\u0131 istemesi demektir. Bunun i\u00e7indir ki, emekten sonra \u00f6zellikle yerden \u00e7\u0131kar\u0131lanlardan da s\u00f6zedilmektedir. \u00dcstelik eme\u011fe kar\u015f\u0131l\u0131k olarak zikredilmi\u015ftir. \u0130kinci hata, sermayeyi mutlak kazan\u00e7 sebebi olarak kabul edip, emek ve \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131 ge\u00e7ersiz saymaktad\u0131r. Bu hataya da bizzat \u00e7al\u0131\u015fmak ihtiyac\u0131n\u0131 duymayan ve ba\u015fkalar\u0131n\u0131n emek ve \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131ndan zahmetsizce yararlanmak isteyen sermaye, yani para sahipleri d\u00fc\u015ferler. Bunlar paraya \u00f6ncelikli kaynak olarak bakarlar ve her t\u00fcrl\u00fc kazanc\u0131n, onun eseri oldu\u011funa inan\u0131rlar ve \u00e7al\u0131\u015fmadan ya\u015famak m\u00fcmk\u00fcnm\u00fc\u015f gibi zannederler. Bunun i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fcmseyerek ve kendi paralar\u0131na fazlaca \u00f6nem vererek, emekleri zora ko\u015fmak ve sermayelerinin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 fazla fazla almak, daha do\u011frusu sermaye g\u00fcc\u00fcyle \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n emeklerini ucuza almak ve gasbetmek suretiyle kendileri hi\u00e7 \u00e7al\u0131\u015fmadan ve yorulmadan ya\u015famak isterler. D\u00fc\u015f\u00fcnmezler ki, bunlar\u0131n elindeki de\u011ferler asl\u0131nda sermaye olarak do\u011fmu\u015f de\u011fil, emek ve \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n birikiminden olu\u015fmu\u015f olan kazan\u00e7lard\u0131r. Para, emek ve \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131 kolayla\u015ft\u0131r\u0131p geli\u015ftirmeye hizmet eden bir maya ise de, kayna\u011f\u0131 bak\u0131m\u0131ndan yine de sermaye de\u011fil, birer emek birikimidir. Sermayenin, eme\u011fi s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmas\u0131 ve onu hareketsiz b\u0131rakmas\u0131, kendi bindi\u011fi dal\u0131 kesmesi ve dayand\u0131\u011f\u0131 temeli y\u0131kmas\u0131 demektir. Ger\u00e7i as\u0131l sermaye b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yok de\u011fildir, fakat o, olsa olsa yerin zenginli\u011fi ve yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n ihsan\u0131 olan \u015feydir. Bundan dolay\u0131 para sahiplerinin hi\u00e7 \u00e7al\u0131\u015fmadan ya\u015fama sevdas\u0131na kalk\u0131\u015fmalar\u0131 ve \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131ya sokacak bir tutum izlemeleri b\u00fcy\u00fck bir hatad\u0131r. Herhangi bir toplumda para ve sermaye bu duruma gelir, para ve para sahipleri mutlak h\u00fck\u00fcmran kesilirse, buna tepki olarak birinci hata kendini g\u00f6sterir. O zaman sermaye ile emek aras\u0131nda kavga ba\u015flar. Cemiyet d\u00fczeni alt\u00fcst olur. \u0130\u015fte sermaye ad\u0131 verilen paran\u0131n, kayna\u011f\u0131 bak\u0131m\u0131ndan sermaye olmay\u0131p, kazan\u00e7 birikimi oldu\u011fu, hatta iyi yollarla elde edilmi\u015fse kazan\u00e7lar\u0131n en ho\u015fa gideni oldu\u011fu, en temizi bulundu\u011fu ger\u00e7e\u011fini hat\u0131rlatmak i\u00e7in, &#8220;kazand\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n en g\u00fczelinden&#8221; buyurulmu\u015ftur. As\u0131l sermayenin yery\u00fcz\u00fc zenginlikleri oldu\u011fu, \u00f6teki b\u00fct\u00fcn zenginliklere g\u00f6re eme\u011fin de bir anlamda sermaye durumunda bulundu\u011fu ve hatta bunun, yerin sermayesinden daha \u00f6nce g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde tutulmas\u0131 gerekti\u011fi g\u00f6sterilmi\u015ftir. &#8220;Kazand\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n en g\u00fczelinden&#8221; il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fc, \u015funu da anlat\u0131yor ki, kazan\u00e7lar\u0131n bir temizi ve g\u00fczeli, bir de bunun z\u0131dd\u0131 olan k\u00f6t\u00fcs\u00fc vard\u0131r. Her kazan\u0131lm\u0131\u015f olan \u015fey iyi ve temiz olmaz. Bu da ya kazan\u0131lan \u015feyin do\u011frudan do\u011fruya kendisine veya elde edilme yollar\u0131na g\u00f6re madd\u00ee veya manev\u00ee anlamda iki bak\u0131mdan ele al\u0131n\u0131r. Yukar\u0131da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, infak sonsuz bir bereketin tohumu ve ebed\u00ee hayat\u0131n bir par\u00e7as\u0131 oldu\u011fundan, bu tohumun en temizinden se\u00e7ilmesi laz\u0131m gelir.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in bunlar\u0131 iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp akla ve \u015feriate uygun olarak \u00e7al\u0131\u015f\u0131n\u0131z da kendi eme\u011finizin ve yerin sermayesinin \u00fcr\u00fcn\u00fc olan gelirlerin temiz ve iyilerinden infak ediniz. Ve \u00f6yle hab\u00eesini, yani k\u00f6t\u00fcs\u00fcn\u00fc veya haram\u0131n\u0131 vermeye yeltenmeyiniz ki; siz onu ba\u015fkas\u0131na infak edersiniz de kendiniz g\u00f6z\u00fcn\u00fcz\u00fc yummadan, s\u0131k\u0131lmadan hediye diye veya ho\u015fg\u00f6r\u00fcyle alaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131n yerine almazs\u0131n\u0131z. B\u00f6yle k\u00f6t\u00fc, baya\u011f\u0131 ve de\u011fersiz \u015feyleri kendiniz almay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmezken, Allah&#8217;a olan borcunuzu bu a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k \u015feylerden vermeye kalk\u0131\u015fmay\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Rivayetlere g\u00f6re, ba\u015flang\u0131\u00e7ta sadaka ile ilgili emirleri bildiren \u00e2yet indi\u011fi zaman ashabdan bir k\u0131sm\u0131 hurma salk\u0131mlar\u0131n\u0131 getirir, muhta\u00e7 olanlar yesin diye Mescid&#8217;e asarlard\u0131. Bir k\u0131s\u0131m ashab da caiz zann\u0131yla d\u00f6k\u00fcnt\u00fc, bozuk, \u00e7\u00fcr\u00fck \u00e7ar\u0131k \u015feyler getirmi\u015flerdi. Sonra bu \u00e2yet indi. Bununla verilecek vergilerin, zek\u00e2t ve sadakalar\u0131n ne gibi mallardan verilece\u011fi b\u00f6ylece a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Her mal\u0131n vacip olan vergisi kendi cinsindendir. Mesela alt\u0131na alt\u0131n, g\u00fcm\u00fc\u015fe g\u00fcm\u00fc\u015f, paraya para, hayvana kendi cinsinden hayvan, deveye deve, s\u0131\u011f\u0131ra s\u0131\u011f\u0131r, davara davar, ata at; tah\u0131l \u00fcr\u00fcnlerinde de b\u00f6yledir, bu\u011fdaya bu\u011fday, arpaya arpa&#8230; Madenler ve daha ba\u015fka gelirler i\u00e7in hep b\u00f6yledir. Hepsi de daha a\u015fa\u011f\u0131 kalitede olmamak \u015fart\u0131yla mal\u0131n vergisi kendi cinsinden \u00f6denir. Bunlar\u0131n de\u011fer bak\u0131m\u0131ndan d\u00fc\u015f\u00fck kalitelisini ve y\u00fcksek kalitelisini birbirinin yerine vermek, ancak k\u0131ymet ve fiyat\u0131n\u0131 iyice hesap edip tam kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 vermek suretiyle yine caizdir. Bu husus, m\u00fckellefin se\u00e7imine aittir. Bu \u015fekilde esnek \u00f6deme tarz\u0131 halk i\u00e7in kolay bir yol oldu\u011fundan dolay\u0131 \u0130sl\u00e2m dini bunu emretmi\u015f idi. Bunun, \u0130sl\u00e2miyetin yay\u0131lmas\u0131na ve \u0130sl\u00e2m adaletinin k\u00f6k salmas\u0131na b\u00fcy\u00fck katk\u0131lar\u0131 olmu\u015ftur. Ba\u015fka \u00fclke insanlar\u0131ndan mutlaka nakit olarak vergi toplad\u0131klar\u0131 ve toplama masraflar\u0131n\u0131 da yine halk\u0131n \u00fczerine y\u0131kt\u0131klar\u0131 i\u00e7in, di\u011fer devletlerin harcama yerleri de yine \u0130sl\u00e2m\u0131n g\u00f6sterdi\u011fi sarf yerleri gibi tamamen hayra y\u00f6nelik olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131, \u0130sl\u00e2m dininin infak\u0131 b\u00f6ylece tam bir adalet uygulamas\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olup &#8220;Allah size kolayl\u0131k diler.&#8221; (Bakara, 2\/185) il\u00e2h\u00ee h\u00fckm\u00fcn\u00fcn yerine gelmesi demek oldu\u011fundan, \u00e7e\u015fitli devletlerin tebaas\u0131 durumunda bulunan insanlar bu kolayl\u0131k ve adaleti yak\u0131ndan g\u00f6rd\u00fckleri zaman b\u00fcy\u00fck bir memnuniyetle bunu kabul etmi\u015flerdir. Fakat bunun bir devlet i\u00e7in b\u00f6yle b\u00fcy\u00fck bir yarar sa\u011flamas\u0131, bir \u015farta ba\u011fl\u0131d\u0131r ki, o da bunu uygulayacaklar\u0131n Allah&#8217;\u0131 tan\u0131yan, dindar ve ahl\u00e2kl\u0131 vergi memurlar\u0131 olmas\u0131, ellerine verilen g\u00f6revi, kendi \u00f6z mallar\u0131ndan daha fazla bir \u00f6zenle yerine getirmeleri ve emaneti iyi korumalar\u0131 meselesidir. Bu olunca toplanan mallar\u0131n bir \u00e7o\u011fu de\u011fi\u015ftirmeye gerek kalmadan devlet ve milletin ihtiyac\u0131na harcanabilece\u011fi gibi, de\u011fi\u015ftirilmesi gerekenler de en iyi \u015fekilde de\u011ferlendirilece\u011finden hi\u00e7bir \u015fekilde k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131lmas\u0131 s\u00f6z konusu olmaz. B\u00f6yle olunca da hem milletin masraf\u0131 azal\u0131r, hem de devletin gelir kaynaklar\u0131 s\u00fcrekli olarak geli\u015fir. Ancak b\u00f6yle olmay\u0131p gerek vergi m\u00fckellefleri, gerek vergi toplayan memurlar aras\u0131nda ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k yay\u0131l\u0131r, g\u00f6revler gere\u011fince yap\u0131lmaz, emanetler korunmaz ve suiistimal edilirse, adam kay\u0131rma, \u00e7alma \u00e7\u0131rpma, israf, ald\u0131rmazl\u0131k ve ciddiyetsizlik meydan\u0131 alm\u0131\u015f bulunursa, mal\u0131n cinsinden al\u0131nan vergiler pek \u00e7ok kayba ve suiistimale elveri\u015fli oldu\u011fu gibi, masraf lar\u0131n artmas\u0131n\u0131 ve gelirlerin azalmas\u0131n\u0131 gerektirece\u011finden, h\u00fck\u00fcmetler ayniyat\u0131 b\u0131rak\u0131p vergilerini nakit yoluyla toplamay\u0131 daha uygun bulurlar. Nakit para ise mal ile de\u011fi\u015fime tabi tutulmadan hi\u00e7bir i\u015f g\u00f6remiyece\u011finden, yine mal de\u011fi\u015fimi olacak ve yine olan olacak demektir. Devletin harcamalar\u0131 durmadan artar, artt\u0131k\u00e7a da milletin vergi y\u00fck\u00fc artar ve herkes s\u0131k\u0131nt\u0131y\u0131 \u00e7eker, fakat sadece para h\u00fck\u00fcmran olur. Bu arada en \u00e7ok kazananlar da para i\u015fleriyle u\u011fra\u015fanlar olur. Fakat yine de di\u011fer \u00fcretim alanlar\u0131nda \u00e7al\u0131\u015fanlar s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131k\u00e7a para ile u\u011fra\u015fanlar\u0131n da gelece\u011fi tehlikeye d\u00fc\u015fer. B\u00fct\u00fcn bu gibi tehlikelere sebep olan \u015fey ise, bu gibi hizmetlerde \u00e7al\u0131\u015fan g\u00f6revlilerin, g\u00f6revlerini k\u00f6t\u00fcye kullanmaya elveri\u015fli olan ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131klar\u0131d\u0131r. Bunu ger\u00e7ek anlamda ortadan kald\u0131racak ve yok edecek olan da din ve dindarl\u0131kt\u0131r. Bunun i\u00e7in insanlar\u0131n dinden ve dindarl\u0131ktan ka\u00e7\u0131nmalar\u0131, infak g\u00f6revlerini en iyi \u015fekilde yerine getirmekten ve en iyi \u015fekilde idare etmekten uzak kalmalar\u0131, il\u00e2h\u00ee hikmetin gere\u011fi olarak ac\u0131 \u00e7ekmelerinin ve fel\u00e2ketlerinin ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131n\u0131 olu\u015fturur. Bundan dolay\u0131 bu il\u00e2h\u00ee emir gere\u011fince hareket etmeyenler, ilim ve hikmet iddias\u0131nda ne kadar ileri giderlerse gitsinler, hikmetin tam aksi olan bir y\u00f6ne gitmi\u015f olurlar ve kendi elleriyle geleceklerini tehlikeye atarlar. Bu \u00e2yet, bu ger\u00e7ekleri de g\u00f6zeterek zek\u00e2t ve sadakas\u0131 gerekli mallar\u0131n usul\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f, bununla beraber bunun nafile cinsinden olan sadakalar\u0131 da kapsam\u0131na al\u0131p almad\u0131\u011f\u0131 s\u00f6z konusu olmu\u015ftur. Yani a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k ve haram \u015feylerden, farz cinsinden vergi yoktur ve verilemez. L\u00e2kin nafile olarak sadaka verilebilir mi? Buras\u0131 ihtilafl\u0131d\u0131r. Do\u011frusu haramdan nafile sadaka dahi caiz olmaz. Bunun Allah kat\u0131nda bir sevab\u0131 olmaz. Fakat a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k yani, d\u00fc\u015f\u00fck kaliteli maldan nafile sadaka caiz olur. Ancak mendub olan en iyisinden vermektir. &#8220;k\u00f6t\u00fcs\u00fcn\u00fc vermeye yeltenmeyin!&#8221; yasa\u011f\u0131 farz olan sadakalarda haram, nafile olanlarda ise kerahet demektir. \u00c2yetin zahiri her \u00e7e\u015fit maldan zek\u00e2t verilmesi gerekti\u011fini g\u00f6steriyor gibidir. Fakat mal\u0131n nisab\u0131 ve miktar\u0131 hakk\u0131nda hi\u00e7bir a\u00e7\u0131klama yapmad\u0131\u011f\u0131 gibi, &#8220;tayyib ve habis&#8221; gibi \u00f6zelliklerle belirgin oldu\u011fundan hangi mallar\u0131 i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 da m\u00fccmel ve a\u00e7\u0131klamaya muhtac bulundu\u011fundan, bu mallar Hz. Peygamber&#8217;in uygulamas\u0131 ve \u00e7e\u015fitli hadisler ile a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fmu\u015ftur. Daha geni\u015f bilgi edinmek isteyenler, f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131n\u0131n zek\u00e2ta tabi mallar b\u00f6l\u00fcm\u00fcne ba\u015fvurabilirler.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131, Allah buyuruyor ki: Ey m\u00fcminler, sizin kazand\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n ve bizim yerden \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131n temizlerinden infak ediniz ve kendinizin g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131 ile almad\u0131\u011f\u0131n\u0131z, kabul etmedi\u011finiz k\u00f6t\u00fc \u015feylerden zekat ve sadaka vermeye kalkmay\u0131n\u0131z! Ve biliniz ki, Allah, kesinlikle zengindir, sadakalar\u0131n\u0131za muhta\u00e7 de\u011fildir, sadakalar\u0131n\u0131z kendi faydan\u0131z, kendi menfaatiniz i\u00e7indir. Ayr\u0131ca Allah ham\u00eeddir, yani \u00f6vg\u00fcye l\u00e2y\u0131kt\u0131r. Herkes O&#8217;na \u015f\u00fck\u00fcr ve hamd bor\u00e7ludur. \u0130\u015fte b\u00f6ylesine zengin ve \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015f olan Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na ermek i\u00e7in k\u00f6t\u00fc ve baya\u011f\u0131 \u015feyler nas\u0131l olur da sunulabilir? Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile Allah ham\u00eeddir, kendi ad\u0131na yap\u0131lan hay\u0131r ve hasenat\u0131 daha y\u00fcksek ikram ve ihsanlarla kar\u015f\u0131lar. R\u0131zas\u0131 u\u011frunda ortaya konan emekleri ve \u00e7abalar\u0131 makbul ve me\u015fk\u00fbr eder. B\u00f6yle bir Allah ad\u0131na en temiz, en g\u00fczel \u015feyler sunulmal\u0131 de\u011fil midir?<\/p>\n<p>268-Ey nisab sahibi olan zenginler! &#8220;Bu emirlere kar\u015f\u0131 elimize ge\u00e7enlerin en iyilerini vere vere kendimiz fakir d\u00fc\u015fmez miyiz,&#8221; gibi bir d\u00fc\u015f\u00fcnceye kap\u0131l\u0131rsan\u0131z, bunun bir \u015feytan vesvesesi oldu\u011funu biliniz. O \u015feytan, Allah&#8217;\u0131n rahmetinden \u00fcmidini kesmi\u015f olan o karamsar iblis veya hay\u0131rl\u0131 i\u015flere kar\u015f\u0131 gizlice veya a\u00e7\u0131k\u00e7a \u00fcmitsizlik telkin ederek, yanl\u0131\u015f ve aldat\u0131c\u0131 fikirler ve duygular sa\u00e7an her \u00e7e\u015fit \u015feytanlar veya insan\u0131n i\u00e7indeki nefs-i emmare, size hep fakirlik vaad eder, &#8220;Aman hay\u0131r yapmay\u0131n, sonra z\u00fc\u011f\u00fcrt d\u00fc\u015fersiniz.&#8221; der, ve size \u00e7irkin hasletler emreder, sizi cimrili\u011fe ve hasisli\u011fe sevkeder, mallar\u0131n\u0131z\u0131 fenal\u0131klara, fuh\u015fiyata, anlams\u0131z \u015feylere, isyanlara harcaman\u0131z\u0131 te\u015fvik eder, Allah ise, size, taraf\u0131ndan ba\u011f\u0131\u015flama ve l\u00fctuf ve ihsan vaad ediyor. O sadakalarla ahirette g\u00fcnahlar\u0131n\u0131z\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamay\u0131, d\u00fcnyada da yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z harcamalar\u0131n yerine kat kat k\u00e2rlar, d\u00fcnyada ve ahirette ecirler ve sevaplar ihsan ederek sonsuz mutlulu\u011funuzu g\u00fcvence alt\u0131na al\u0131yor. Ve Allah v\u00e2s\u00eedir, al\u00eemdir. Yani kerem ve ihsan\u0131 bol, ilmi de \u00e7oktur. \u0130nfak\u0131n\u0131z\u0131n kadrini bilir, ecrini verir, s\u00f6z\u00fcn\u00fc yerine getirmekte hi\u00e7 g\u00fc\u00e7l\u00fck \u00e7ekmez. Her \u015feyin \u00f6n\u00fcn\u00fc, sonunu bilerek emir verir ve ona g\u00f6re vaadde bulunur.<\/p>\n<p>269-Allah v\u00e2s\u00ee oldu\u011fu i\u00e7indir ki, kime dilerse ona hikmet verir, vermek i\u00e7in hi\u00e7bir \u015farta ve kayda ba\u011fl\u0131 de\u011fildir. K\u00f6t\u00fcl\u00fckleri engelleyecek ve \u00f6nleyecek, faydalar\u0131 sa\u011flayacak sebepleri ve hikmetleri, h\u00fck\u00fcmranl\u0131klar\u0131, ger\u00e7e\u011fin bilgisini, iradeye ba\u011fl\u0131 olan sevap kazand\u0131racak i\u015fleri yapabilme g\u00fcc\u00fcn\u00fc ve faydal\u0131 \u015feyler yapmay\u0131 yaln\u0131zca kendine ait k\u0131lmakla yetinmez de ak\u0131l sahiplerinden diledi\u011fine dahi verir. Ve her kime hikmet verilirse, yahut Yakub k\u0131r\u00e2eti \u00fczere &#8220;t\u00e2&#8221;n\u0131n kesriyle, Allah kime hikmet verirse o muhakkak ki, bir\u00e7ok hayra erdirilmi\u015f olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc hikmetsiz binde bir hayra erilirse, bir hikmet ile binlerce hayra erilir. Hikmet d\u00fcnya ve ahiretin hayr\u0131n\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Hikmetsiz hay\u0131r ise bir vard\u0131r, bir yoktur. Ve fakat akl\u0131 temiz, \u00f6z\u00fc sa\u011flam olanlardan ba\u015fkas\u0131 bunu d\u00fc\u015f\u00fcnemez. Hak ile do\u011frunun ne oldu\u011funu, ne kendisi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp hat\u0131rlar, ne de uyar\u0131 kabul eder. Bizzat Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00e2yetiyle ihtar edip uyar\u0131r da o yine akl\u0131n\u0131 ba\u015f\u0131na almaz, akl\u0131n\u0131 yormay\u0131nca da il\u00e2h\u00ee hikmetten faydalanamaz. Demek ki hikmete ermek i\u00e7in vermek yetmez, almak da gereklidir. Veren Allah keremi geni\u015f oldu\u011fundan, herhangi bir \u015farta da ba\u011fl\u0131 ve muhta\u00e7 de\u011fildir, ama alacak olan kul \u015farta ba\u011fl\u0131d\u0131r. Hikmete ermenin ba\u015flang\u0131c\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmedir. Bu da temiz ak\u0131l ve temiz kalb ile olur. Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi akl\u0131 \u015fehvetlere ve \u015feytan\u0131n vesveselerine kapt\u0131ranlar ne kendi i\u00e7 d\u00fcnyalar\u0131ndaki ilhamlar\u0131, ne de d\u0131\u015f d\u00fcnyada olup biten ibretli sahneleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp anlayamazlar, kavrayamazlar. Zihinlerinde g\u00fc\u00e7 bulamazlar. Ya hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmezler veya d\u00fc\u015f\u00fcnseler bile hat\u0131ralar\u0131na d\u00f6n\u00fcp g\u00f6z atarken, neyin ger\u00e7ek, neyin hay\u0131r oldu\u011funu kestiremezler; \u00e7\u00fcnk\u00fc hakk\u0131n ve hayr\u0131n al\u00e2metlerini bilemezler, onu se\u00e7ip belirleyemezler. Bunu yapamay\u0131nca da hikmet yolunda ilerleyemezler. Bu suretle b\u00fcy\u00fck bir il\u00e2h\u00ee l\u00fctuf olan hikmet, ancak temiz y\u00fcrekli, temiz d\u00fc\u015f\u00fcnceli ger\u00e7ek ak\u0131l sahiplerine nasip olabilir. Bundan dolay\u0131 ak\u0131l ve iyi se\u00e7im hikmetin \u015fart\u0131, d\u00fc\u015f\u00fcnce de ba\u015flang\u0131c\u0131d\u0131r. Bunlar hep Allah vergisi ve il\u00e2h\u00ee iradenin eseri olan kabiliyetlerdir. Ancak \u015fu kadar var ki, ilk \u015fartlar ve ilk sebepler, kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z bir \u00f6n iradenin ba\u011f\u0131\u015f eseri iken; hikmet d\u00fczeninde olaylar\u0131n cereyan \u015fekli, kulun istek ve iradesi yan\u0131nda il\u00e2h\u00ee iradenin de o y\u00f6nde tecell\u00ee etmesiyle meydana gelir. Bir bak\u0131mdan vehb\u00ee, (Allah vergisi) bir bak\u0131mdan kesb\u00ee (kazanmakla ilgili) say\u0131l\u0131r. Kulun iradesi ad\u00ee sebep, il\u00e2h\u00ee irade ger\u00e7ek ve ge\u00e7erli sebeptir. \u00d6n\u00fcnde ve sonunda il\u00e2h\u00ee irade bulunmadan hi\u00e7bir \u015fey meydana gelmez. Kulun iradesi ba\u011flant\u0131 kurmaya yarayan bir k\u00fc\u00e7\u00fck yoldur. \u0130lah\u00ee iradenin \u00e7ok de\u011fi\u015fik \u015fekillerde tecell\u00ee etmesi, i\u015fte Allah&#8217;\u0131n v\u00e2si&#8217; (geni\u015f) ad\u0131yla an\u0131lmas\u0131n\u0131n bir sonucudur. Bundan dolay\u0131 hikmetin asl\u0131 ihsand\u0131r, hikmet eseri olan \u015feyler hem ihsand\u0131r, hem de kesbdir.<\/p>\n<p>Hikmet ne demektir? Bu kelime h\u00fck\u00fcm, h\u00fck\u00fbmet ve sa\u011flamla\u015ft\u0131rmak demek olan ihk\u00e2m m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla ili\u015fkili olarak mastar ve isim olur. Bundan dolay\u0131 manev\u00ee ya da lafz\u00ee alanda anlam ili\u015fkileriyle bir\u00e7ok m\u00e2n\u00e2larda kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan yerine g\u00f6re tefsir edilmesi gerekir. Mastar olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan, asl\u0131nda k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri ortadan kald\u0131rmak, iyilikleri elde etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r ki; h\u00fck\u00fcm ve h\u00fck\u00fbmet, sa\u011flaml\u0131k ve muhkemlik hep bu k\u00f6kten al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Her nerde k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc gidermek ve iyili\u011fi elde etmek varsa, i\u015fte orada hikmet m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Bundan dolay\u0131 bir \u015feyin i\u00e7inde gizlenen ve sonu\u00e7 bak\u0131m\u0131ndan ortaya \u00e7\u0131kacak olan fayda ve iyili\u011fe o \u015feyin h\u00fckm\u00fc ve hikmeti denilir ki, hikmetin bir\u00e7ok anlam\u0131ndan biri de budur. Bunda b\u00fct\u00fcn\u00fcyle nih\u00e2\u00ee (son) hedef m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmasa bile, bunun az \u00e7ok bulunmas\u0131 gerekti\u011fi s\u00f6ylenebilir. Buna g\u00f6re, anlam bak\u0131m\u0131ndan hikmet s\u00f6z\u00fc, fayda s\u00f6z\u00fcnden daha \u00f6zel bir anlam ifade eder. Sebep kelimesinden daha geni\u015f anlaml\u0131d\u0131r. Zira hikmet, sebepten \u00f6nce olabildi\u011fi gibi, nih\u00e2\u00ee hedeften sonra da olabilir. Yani sebebin sebebi, amac\u0131n sonucu \u015feklinde ortaya \u00e7\u0131kabilir. Bundan dolay\u0131 hikmet denildi\u011fi zaman, mutlaka ya bir sebep sonu\u00e7 ili\u015fkisi veya daha genel olarak bir sebebin nedeni ve buna benzer gerek\u00e7eli bir m\u00e2n\u00e2 s\u00f6z konusudur. Yani hikmet, kesinlikle sonucun sebebe irca edilmesi, tutarl\u0131 ve sa\u011flam bir ili\u015fki anlam\u0131 ifade eder. Nitekim bir i\u015fi, bir ba\u015fka i\u015fe isnad etmeye h\u00fck\u00fcm denildi\u011fi gibi, bilimsel veya amel\u00ee herhangi bir do\u011fru karara da hikmet denilir. Has\u0131l\u0131 b\u00f6yle i\u00e7erikli veya gerektirici \u00e7e\u015fitli anlamlardan her biri dolay\u0131s\u0131yla hikmet, \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc m\u00e2n\u00e2lar i\u00e7in \u00e7ok anlaml\u0131 bir isim olmu\u015ftur. En genel anlamda hikmet, fayda, yarar ve ihk\u00e2m anlamlar\u0131ndan dolay\u0131 her g\u00fczel bilginin ve her faydal\u0131 i\u015fin ismi olmu\u015ftur. Bununla beraber pratik ilimlerle ili\u015fkisi, teorik ilimlerden daha fazla oldu\u011fu gibi, do\u011frudan do\u011fruya amele tahsisi de ilimden daha fazlad\u0131r. G\u00fczel ameller i\u00e7indeki yeri de ilme y\u00f6neliktir. Yani bir i\u015fi k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne de\u011fil de, \u00f6n\u00fcn\u00fc sonunu d\u00fc\u015f\u00fcnerek ve ondan do\u011facak b\u00fct\u00fcn tehlikeleri bertaraf etmeyi g\u00f6zeterek yapmak demektir. B\u00fct\u00fcn bunlardan anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r ki; hem ilim, hem i\u015f yapma hikmetin en esasl\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 te\u015fkil eder. B\u00fct\u00fcn bunlardan dolay\u0131 hikmet kelimesi, a\u015fa\u011f\u0131da g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00e7e\u015fitli anlamlarla tefsir edilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1- S\u00f6zde ve fiilde do\u011fruyu tutturma (M\u00fccahid&#8217;den \u0130bn\u00fc N\u00fcceyh). S\u00f6z, fikir ve laf\u0131zdan daha geni\u015f anlaml\u0131d\u0131r. Fiil de, bu kalbin fiili, dilin fiili gibi di\u011fer amellerden daha geni\u015f anlaml\u0131d\u0131r. Herhangi bir hususta kalbinden ge\u00e7irerek ve dil ile s\u00f6yleyerek, \u015fu \u015f\u00f6yledir demeli ve \u00f6yle yapmal\u0131 ve yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fte isabet de etmeli; i\u015fte bu bir hikmet olur. \u015eu halde yaln\u0131zca s\u00f6zde do\u011fru s\u00f6ylemek tek ba\u015f\u0131na hikmet olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, yaln\u0131zca i\u015fi do\u011fru yapmak da hikmet de\u011fildir. S\u00f6zde isabet etmek, o konu hakk\u0131nda ger\u00e7ek ve do\u011fru olan h\u00fckm\u00fc vermek demektir; o h\u00fckm\u00fcn ger\u00e7ekten o olay\u0131n hakikat\u0131na uygun d\u00fc\u015fmesi, yani ger\u00e7ek bilgiye dayanmas\u0131, i\u00e7inde bilgisizlik, hata ve yalan olmamas\u0131d\u0131r. Harekette isabet de, o i\u015fin hem \u00f6z\u00fcne uygun olmas\u0131, hem de ger\u00e7ekte kendisinden beklenen sonucun gere\u011fi gibi ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131; yani k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc gidermek, iyili\u011fi elde edebilmek \u015feklinde sonu\u00e7lanmas\u0131d\u0131r ki, bunlara o i\u015fin h\u00fckm\u00fc, hikmeti, gayesi, garaz\u0131 veya illet-i g\u00e2iyyesi denilir. Has\u0131l\u0131 s\u00f6zde isabet hakka, fiilde isabet hayra y\u00f6neliktir. Hikmetin hakikat\u0131, ba\u015flang\u0131c\u0131nda ilm\u00ee anlamda, sonucunda ise amel\u00ee anlamda her iki y\u00f6n\u00fcn\u00fcn birlikte bulunmas\u0131 demektir. Bu m\u00e2n\u00e2 daha ba\u015fka \u015fekillerle de ifade edilmi\u015ftir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>2- Hikmet hem bilgi, hem de i\u015ftir: Bilmek ve bildi\u011fiyle amel etmektir. Bu ikisini birlikte y\u00fcr\u00fctemeyene hak\u00eem denilmez. Muk\u00e2til ile \u0130bn\u00fc Kuteybe hikmeti b\u00f6yle anlam\u0131\u015flard\u0131r. Burada ilim, ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilm-i yak\u00een (kesin bilgi) demektir. Yani bir \u015feyin \u00f6z\u00fcn\u00fc kavram\u0131\u015f olmak demektir. Buna a\u00e7\u0131kl\u0131k kazand\u0131rmak i\u00e7in genel olarak &#8220;ilimde ve amelde ihk\u00e2m ve itkan&#8221; veya &#8220;tahk\u00eek-i ilim ve ihk\u00e2m-\u0131 amel&#8221; tabirini kullanm\u0131\u015flard\u0131r. Zira ilmin muhkemli\u011fi yak\u00eeniyet derecesiyle, amelin muhkemli\u011fi kendisinden bekleneni sa\u011flamas\u0131yla ilgilidir. Bu \u00f6nceki tarif bize g\u00f6steriyor ki hikmetli bilgi, tecr\u00fcbe ile desteklenmi\u015f ve uygulanabilir \u00f6zellikler ta\u015f\u0131yan ilimdir. Hikmetli hareket de bilimsel temellere dayal\u0131 olan ve bir ilmin \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcne vuruldu\u011fu zaman do\u011fru oldu\u011fu kesinle\u015fen ameldir. Has\u0131l\u0131 hikmet, ilim ile iradenin kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 i\u015fbirli\u011fi sonucu fiil sahas\u0131na \u00e7\u0131kmas\u0131 ve o fiilin de kendisinden bekleneni sa\u011flamas\u0131d\u0131r. Bir ba\u015fka deyi\u015fle hikmet, ilim ile sanat\u0131n birle\u015fmesidir.<\/p>\n<p>3- Hikmet; ilim ve f\u0131k\u0131h demektir (M\u00fccahid). Bu tarif \u00f6ncekilerden ba\u015fka bir \u015feymi\u015f gibi kabul edilebilirse de \u00f6yle de\u011fildir. F\u0131k\u0131h kelimesi esas itibariyle hikmet kelimesinden \u00e7ok farkl\u0131 bir anlam ta\u015f\u0131maz, asl\u0131nda bu ikisi birbirinin benzeri gibidir. Mesela: &#8220;\u015funun hikmeti veya s\u0131rr\u0131 veya ruhu veya hakikat\u0131 \u015fudur&#8221; demek yerine, &#8220;f\u0131kh\u0131 \u015fudur&#8221; denilir. Hikmet gibi f\u0131k\u0131h da bir\u00e7ok y\u00f6nden ve ayr\u0131nt\u0131l\u0131 sebepler bak\u0131m\u0131ndan derin bilgi ve faydal\u0131 i\u015f anlam\u0131na gelir. L\u00fcgat anlam\u0131yla f\u0131k\u0131h, ama\u00e7 ve maksad\u0131 kavramak demektir. O halde ilim kat\u0131ks\u0131z bilgiyi, f\u0131k\u0131h o bilginin amac\u0131n\u0131 anlamakt\u0131r ki, bu anlam, i\u015fi de i\u00e7ine al\u0131r. &#8220;Allah kime hay\u0131r murad ederse onu dinde fakih k\u0131lar.&#8221; hadisi \u015ferifi dahi, bu \u00e2yetteki hikmetten maksad\u0131n f\u0131k\u0131h oldu\u011funu ortaya koyacak bir delil olarak g\u00f6sterilebilir. Dinde f\u0131k\u0131h ise, dinin ama\u00e7lar\u0131n\u0131 kavramak demek olur ki, bunun hakikat\u0131 da insano\u011flunun kendi yarar\u0131na veya zarar\u0131na olan h\u00fck\u00fcmleri, haklar\u0131n\u0131 ve g\u00f6revlerini bilme melekesidir. Bu da kendi kendini ve Allah kat\u0131nda kendisiyle ilgili olan h\u00fck\u00fcm ve kurallar\u0131 tan\u0131mas\u0131 ve ona g\u00f6re g\u00f6rev bilerek yapmas\u0131 ve bu g\u00fcc\u00fc kendinde bulmas\u0131d\u0131r. \u015eu halde f\u0131kh\u0131 olmayan ne kadar bilgili olursa olsun hak\u00eem olamaz. Bu tarife g\u00f6re, \u015fu da muhakkakt\u0131r ki, f\u0131k\u0131htan ba\u015fka ilmi olmayanlara da hak\u00eem denilemiyecektir. Ger\u00e7ekten de fakih olabilmek i\u00e7in f\u0131kh\u0131n dayand\u0131\u011f\u0131 temellerin neler oldu\u011funu da bilmek \u015fartt\u0131r. Bu da b\u00fct\u00fcn ilim dallar\u0131yla ili\u015fkilidir. F\u0131k\u0131h hem nazar\u00ee (teorik), hem amel\u00ee (pratik) yanlar\u0131 olan bir ilim oldu\u011fu gibi, bir bak\u0131ma bildi\u011fini ya\u015fama i\u015fiyle de yak\u0131ndan ilgili bir ilimdir. Yani ilmi ile amel etmeyene ger\u00e7ek anlamda fakih ad\u0131 verilemez. Bundan dolay\u0131 ilim, tevhid ilmi ve akaid gibi us\u00fble ait, f\u0131k\u0131h da f\u00fcr\u00fb&#8217; ve amele ait kabul edilince bu tarif, hikmet-i nazariye (nazar\u00ee hikmet) ve hikmet-i ameliyenin (amel\u00ee hikmet) tamam\u0131na uygun d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olur ki; has\u0131l\u0131 hikmet us\u00fbl ve f\u00fcr\u00fb&#8217;u, ilkeleri ve ama\u00e7lar\u0131, \u00f6z\u00fcndeki b\u00fct\u00fcn incelikleriyle bilip ne yapaca\u011f\u0131n\u0131 tayin etmek ve bu bilgilerin gere\u011fiyle amel etmek anlam\u0131na gelir. Ancak f\u0131k\u0131hta, yaln\u0131zca bilgi s\u00f6z konusu edilirse o zaman bu tarif, hemen a\u015fa\u011f\u0131da gelecek olan d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc tarif gibi olur.<\/p>\n<p>4- Hikmet varl\u0131klar\u0131n \u00f6z\u00fcndeki m\u00e2n\u00e2lar\u0131 anlamakt\u0131r (\u0130brahim Neha&#8217;\u00ee). M\u00e2n\u00e2lar, \u00e2y\u00e2n (cevher) kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olduktan ba\u015fka, erken devirlerdeki \u0130sl\u00e2m \u00e2limlerinin dilinde &#8220;sebep ve illet&#8221; kelimesi yerine kullan\u0131lmakla etkili \u00f6zellikler, sebepler ve sonu\u00e7lar, daha do\u011frusu sebepler ve ama\u00e7lar demek olaca\u011f\u0131ndan bunun \u00f6zeti, varl\u0131klar\u0131n i\u00e7y\u00fcz\u00fcndeki ger\u00e7e\u011fi ve o ger\u00e7e\u011fin gerektirdi\u011fi \u00f6zellikleri tan\u0131mak ve en etkili \u00f6zelli\u011fi tan\u0131mak, o \u00f6zelli\u011fin de\u011fi\u015fik ama\u00e7lara nas\u0131l y\u00f6nlendirdi\u011fini anlamakt\u0131r. Yani varl\u0131klar aras\u0131ndaki sebep sonu\u00e7 ili\u015fkilerini ve etkile\u015fim d\u00fczenini izleyip, varl\u0131klar\u0131n \u00f6z\u00fcn\u00fc ve ama\u00e7lar\u0131n\u0131 kavramak demek olur. Bu tarif, amel ve uygulamay\u0131 hesaba katmam\u0131\u015f ve hikmeti yaln\u0131zca bilgi y\u00f6n\u00fcyle ele alm\u0131\u015f oldu\u011fundan \u00f6ncekilerden daha geni\u015f kapsaml\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc i\u015f ve hareket alan\u0131na uyguland\u0131\u011f\u0131 takdirde de do\u011frulu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar. Fakat bilmeyi ve anlamay\u0131, varl\u0131klar\u0131n ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2lar ile s\u0131n\u0131rlay\u0131p kavram ve kapsam\u0131n\u0131 geni\u015fletti\u011finden dolay\u0131 bir bak\u0131ma \u00f6zel anlaml\u0131d\u0131r. Bilmek ve anlamak demek, m\u00fctkan ilim (kesin bilgi) anlam\u0131nda olup t\u00fcmevar\u0131m metodunu da dile getirmi\u015f olur. Bununla beraber &#8220;vav&#8221; tertip anlam\u0131n\u0131 gerektirmeyece\u011finden, aksine bir anlama da ihtimali vard\u0131r. Buraya kadar verdi\u011fimiz bilgilerin hi\u00e7biri Allah&#8217;\u0131n hikmet sahibi ve hak\u00eem olmas\u0131yla ilgili de\u011fildir. Zira Allah&#8217;\u0131n ilmine ve hikmetine &#8220;f\u0131k\u0131h&#8221; denilemiyece\u011fi gibi, &#8220;ma&#8217;rifet ve anlamak&#8221; da denilemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu deyimler, \u00f6ncesindeki bir bilgisizli\u011fi de \u00eema ederler. Demek oluyor ki, her marifet hikmet olmaz, i\u015fin \u00f6z\u00fcn\u00fc kavramak da \u015fartt\u0131r. Anlamak demek, bir \u015feyin ak\u0131lla ilgili yan\u0131n\u0131 kavramakt\u0131r. E\u011fer bu tarife amel \u015fart\u0131 ilave edilmi\u015f olsayd\u0131, o zaman b\u00f6yle bir hikmetin sahibinin, her\u015feyi yapabilmesi gerekirdi. O zaman da \u00e2yette ge\u00e7en hikmet s\u00f6z\u00fcne uygun d\u00fc\u015fmezdi. Marifet ve anlaman\u0131n eklenmesiyle hikmet, Allah&#8217;\u0131n s\u0131fat\u0131n\u0131n tarifinde sak\u0131nca do\u011fururdu. Bu tarif, b\u00fct\u00fcn ilimlerin ve fenlerin bir temele irca edilmesiyle hepsini ayn\u0131 d\u00fczeyde ifade eden ve il\u00e2h\u00ee hikmetin bilgisi denilen y\u00fcce bilgiye uygun d\u00fc\u015fer. Me\u015fhur oldu\u011fu \u00fczere, hikmet bilgisinin &#8220;Varl\u0131klar\u0131n hakikat\u0131n\u0131 tan\u0131mak&#8221; diye tarif edilmesi de buna benzemekle birlikte bundan daha dar anlaml\u0131d\u0131r. Hakikatler, tabiat\u00fcst\u00fc oldu\u011fu gibi, ama\u00e7lar\u0131 da kapsam\u0131na almaz. L\u00e2kin insano\u011flunda b\u00f6yle bir hikmet bilgisi m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr? Her\u015feyden \u00f6nce marifet ve anlamak bilfiil de\u011fil de meleke ve kabiliyet olarak ele al\u0131n\u0131rsa belki bu tarif ger\u00e7e\u011fi ifadeye yarar. Ayr\u0131ca Allah dilerse m\u00fcmk\u00fcn olur. Bu anlamda bir hikmet bilgisi peygamberlerde ve b\u00fcy\u00fck vel\u00eelerde bulunabilir. Ger\u00e7ekten de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir\u00e7ok yerinde &#8220;hikmet&#8221; peygamberlik kavram\u0131yla birlikte bulunmaktad\u0131r ve \u00e7o\u011fu zaman da onun yerine kullan\u0131lmaktad\u0131r. Nitekim tefsir \u00e2limlerinden S\u00fcdd\u00ee bu \u00e2yette de hikmeti b\u00f6yle tefsir etmi\u015ftir. Zira peygamberlik hem ilm\u00ee, hem amel\u00ee y\u00f6nden il\u00e2h\u00ee ihsan eseri olan hikmetin en y\u00fcksek mertebesini ifade eder. Bunun i\u00e7indir ki, \u0130bn\u00fc R\u00fc\u015fd, &#8220;Teh\u00e2f\u00fct&#8221; adl\u0131 eserinde, &#8220;Her peygamber hak\u00eemdir, fakat her hak\u00eem peygamber de\u011fildir.&#8221; diyerek bu hikmeti tarif etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>5- Hikmet, Allah&#8217;\u0131n emrini anlamakt\u0131r (Zeyd b. Eslem ve o\u011flu). Bu tarifte de anlamak i\u00e7in kullan\u0131lan ak\u0131l, asl\u0131nda nazar\u00ee ak\u0131ldan da, amel\u00ee ak\u0131ldan da daha geni\u015f bir anlam ta\u015f\u0131yorsa da, insan\u0131n kendi i\u015flerini kapsam d\u0131\u015f\u0131 b\u0131rakmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>6- Hikmet, anlamak demektir (\u015e\u00fcreyk). Bu bir lafz\u00ee tarif olmakla beraber di\u011fer tariflerin ortak y\u00f6n\u00fcn\u00fc alm\u0131\u015ft\u0131r. Demek ki, hikmetin en genel anlam\u0131 anlamakt\u0131r. Mutezile bunu anlama g\u00fcc\u00fc ve yetene\u011fi \u015feklinde kabul etmi\u015fse de do\u011frusu anlama yetene\u011fi de\u011fil, anlaman\u0131n kendisidir. Asl\u0131nda her ikisi de Allah&#8217;\u0131n ihsan\u0131d\u0131r. Anlamas\u0131 olmayan hak\u00eem olamaz. Bu \u00fc\u00e7 tarif (Yani 4. 5. ve 6.) hikmeti yaln\u0131zca bilgi \u00f6zelli\u011fiyle ele alm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlara kar\u015f\u0131l\u0131k, hikmeti yaln\u0131zca amel\u00ee de\u011feri ile ele alanlar da vard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>7- Hikmet, icad demektir (Ta&#8217;rifat-\u0131 Seyyid&#8217;den). Hikmet sebep ve illetlere irca edilen ve onunla ili\u015fkili oldu\u011fundan, illiyetin hakikat\u0131 da yaratmak ve icad etmek oldu\u011fundan, as\u0131l hikmet icad demektir. Fakat bu tarif, her \u015feyden \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n hikmetine uygun d\u00fc\u015fmektedir. Bir de mutlak anlamda yaratmak yaln\u0131zca Allah&#8217;\u0131n i\u015fi oldu\u011fundan, hikmet yaln\u0131zca eserleri, sebep ve illetleri yaratmak de\u011fil, ayn\u0131 zamanda o sebepleri birbirlerine kar\u015f\u0131 \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc fayda ve maslahatlar\u0131 da g\u00f6zeterek, bir uyum i\u00e7inde ili\u015fkilere y\u00f6neltmektir. B\u00f6ylece birinci eser, ikinciye, ikincisi \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcye ve sonsuza kadar ilk sebep ve illetin etkisine do\u011fru uzanan bir yol olur da eserlerin hepsi birbirlerine per\u00e7inlenmi\u015f bir halde aralar\u0131nda sars\u0131lmaz bir d\u00fczen kurulmu\u015f olur ve buna &#8220;s\u00fcnnetullah&#8221; (Allah&#8217;\u0131n s\u00fcnneti) ad\u0131 verilir. \u0130\u015fte hikmetin b\u00fct\u00fcn s\u0131rr\u0131 bu kurulu d\u00fczenin i\u00e7indedir. Bundan dolay\u0131 hikmetin \u00e7e\u015fitli isimlerinden biri de &#8220;S\u00fcnnet-i muhkeme&#8221;dir. Hakk&#8217;\u0131n nizam\u0131, Hakk&#8217;\u0131n \u015feriati, Hakk&#8217;\u0131n dini ve bunlara uymak, uymakla birlikte hakikat\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131na vesile olan her g\u00fczel haslet hep hikmettir. Ve yine bundan dolay\u0131 hikmetin bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 da sebeptir. \u0130\u015fte bu y\u00fczdendir ki, insanlarda dahi basit bir \u00f6zellik kazand\u0131ran sebep ve illetler bulundu\u011fundan, bu hikmeti icad eden Cenab-\u0131 Allah, diledi\u011fi insanlara da bundan bir hisse bah\u015fetmi\u015f, yine kendi hikmetinin icab\u0131 olarak, insanlara da d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte basit ve ge\u00e7ici bir d\u00fczen kurabilme g\u00fcc\u00fc ve yetene\u011fi ihsan eylemi\u015ftir. Bu demektir ki, insano\u011flu ortaya koydu\u011fu d\u00fczende ger\u00e7ek yarat\u0131c\u0131 de\u011filse de il\u00e2h\u00ee yarat\u0131\u015f\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131na bir ara\u00e7 olmak bak\u0131m\u0131ndan, ayn\u0131 yolda O&#8217;nun bir vekili durumunda oldu\u011fundan yine bir de\u011fer ifade etmektedir.<\/p>\n<p>\u00d6zetleyecek olursak, Fahruddin Raz\u00ee&#8217;nin beyan\u0131na g\u00f6re, bu m\u00e2n\u00e2ca Allah&#8217;\u0131n hikmeti, her zaman her yerde, kullar\u0131n yarar\u0131na olacak \u015feyler yaratmas\u0131 demek oldu\u011fu gibi, kullar\u0131n davran\u0131\u015f ve eserlerinde de bu b\u00f6yledir. \u0130nsanlar\u0131n hikmeti de ba\u015fka kullar\u0131n yarar\u0131na olacak \u015feyler yapmak ve ortaya koymak, s\u00fcnnetullah denilen k\u00e2inat d\u00fczenini anlay\u0131p ona g\u00f6re ke\u015fif ve icadlarda bulunmak demektir. Yani sadece kendisine yarayacak bir\u015fey de\u011fil, ba\u015fkalar\u0131na da yarayacak eserler ortaya koymas\u0131d\u0131r. Ancak insanlar\u0131n haddi zat\u0131nda yarat\u0131lm\u0131\u015f ve birtak\u0131m sebeplere ba\u011fl\u0131 olarak ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f olduklar\u0131 bilinip dururken, birtak\u0131m ke\u015fif ve icadlar ortaya koyan kimseler, kendilerini ilk sebep yerine koyup \u00f6yle san\u0131rlarsa, ilim a\u00e7\u0131s\u0131ndan sonu\u00e7tan sebebe yol bulup ge\u00e7ememi\u015f ve bir yerde tak\u0131l\u0131p kalm\u0131\u015f olacaklar\u0131ndan, d\u0131\u015fa ba\u011f\u0131ml\u0131 olan zahiriyeden say\u0131l\u0131rlar ve hikmet ehlinden olamazlar.<\/p>\n<p>8- Hikmet, varl\u0131k d\u00fczeninde her\u015feyi yerli yerince koymak demektir ki, bu tarif de g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131klamaya y\u00f6nelik oldu\u011fundan, bir bak\u0131ma il\u00e2h\u00ee hikmeti, il\u00e2h\u00ee s\u0131fatlar\u0131 topluca tarif say\u0131l\u0131r. Ancak herhangi bir \u015feyi kendi yerine koymak denildi\u011fi zaman, c\u00fcz&#8217;\u00ee hikmete de uygun d\u00fc\u015fece\u011finden, insanlar\u0131n hikmet \u00f6zelli\u011fi i\u00e7in de ge\u00e7erli olur. Ayr\u0131ca buradaki yerli yerine koymay\u0131, yarat\u0131l\u0131\u015f an\u0131ndaki ilk yerle\u015ftirmek veya yarat\u0131lm\u0131\u015f olan mevcut d\u00fczendeki yerinin ne oldu\u011funu ke\u015ffedip kavramak \u015feklinde iki t\u00fcrl\u00fc anlamak da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bununla beraber bu tarif, hikmetin, varl\u0131k d\u00fczeni i\u00e7inde \u00e7e\u015fitli varl\u0131klar\u0131n yerini ve de\u011ferini anlaman\u0131n gerekli oldu\u011funu dile getirmektedir. Bundan dolay\u0131, hi\u00e7bir s\u0131ra ve d\u00fczen g\u00f6zetmeden ortaya konan icad, hikmet kavram\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kmak olur. Bununla beraber bu tarif, yarat\u0131lm\u0131\u015f varl\u0131k d\u00fczeni i\u00e7inde kullar\u0131n ne gibi d\u00fczenlemeler yapabilece\u011fi a\u00e7\u0131s\u0131ndan daha ziyade adaletin tarifi olmak \u00fczere me\u015fhur olmu\u015ftur. \u015eu halde pratik a\u00e7\u0131dan hikmet adalet demektir. Amel\u00ee hikmet denilen ahl\u00e2k ilmi, ahl\u00e2k\u0131, ifrat ile tefrit aras\u0131nda adalet temeline dayand\u0131ran bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 alm\u0131\u015fd\u0131r.<\/p>\n<p>9- Hikmet g\u00fczel ve do\u011fru i\u015flere y\u00f6nelmektir. Bu tarifte hikmetin, g\u00fczelli\u011fi ve iyili\u011fi hedef tuttu\u011fu ve bu amac\u0131n s\u0131n\u0131rl\u0131 olmay\u0131p sonsuza kadar durmadan ilerlemeyi gerektirdi\u011fi ifade ediliyor. Bundan dolay\u0131 hikmetin bir meleke ve bir huy oldu\u011fu kesin demektir. &#8220;Sonucu iyilik olan i\u015fi yapmakt\u0131r.&#8221; \u015feklindeki tarifi de buna \u00e7ok yak\u0131n bir tariftir.<\/p>\n<p>10- Siyasette, insan\u0131n g\u00fcc\u00fc yetti\u011fi kadar\u0131yla y\u00fcce yarat\u0131c\u0131ya benzemeye \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131d\u0131r ki, bu da ilmini bilgisizlikten, icraat\u0131n\u0131 zul\u00fcm ve haks\u0131zl\u0131ktan, ikram ve ihsan\u0131n\u0131 cimrilikten, ho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fcn\u00fc bunakl\u0131ktan ar\u0131nd\u0131rmak ile m\u00fcmk\u00fcn olur. Fahruddin Raz\u00ee&#8217;nin tefsirinden al\u0131nan bu tarife g\u00f6re, siyaset deyimi bu tarife bir \u00f6zellik kazand\u0131r\u0131yor gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyorsa da, &#8220;Hepiniz \u00e7obans\u0131n\u0131z ve her \u00e7oban s\u00fcr\u00fcs\u00fcnden sorumludur.&#8221; had\u00eesi \u015ferifinin anlam\u0131 derinden derine d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, kapsam\u0131n\u0131n geni\u015fli\u011fi iyice anla\u015f\u0131l\u0131r. Bununla beraber bu tarif, daha ziyade hikmetin hakimiyet m\u00e2n\u00e2s\u0131yla olan ili\u015fkisini \u00f6n plana \u00e7\u0131kar\u0131yor.<\/p>\n<p>11- Hikmet, Allah&#8217;\u0131n ahl\u00e2k\u0131 ile ahl\u00e2klanmakt\u0131r. Bu tarif de yine Fahruddin Raz\u00ee&#8217;ye aittir. Nitekim bir had\u00eesi \u015ferifte, &#8220;Allah&#8217;\u0131n ahl\u00e2k\u0131 ile ahl\u00e2klan\u0131n.&#8221; buyurulmu\u015ftur. F\u00e2tiha S\u00fbresinde il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2k\u0131n bir tecellisini g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fck. N\u00fbn S\u00fbresinde Peygamber (s.a.v.) efendimiz hakk\u0131nda, &#8220;Do\u011frusu sen b\u00fcy\u00fck bir ahl\u00e2k \u00fczere yarat\u0131ld\u0131n.&#8221; (Kalem, 68\/4) buyuruldu. Bu \u00e2yet de bunun canl\u0131 bir \u00f6rne\u011fini g\u00f6stermektedir. \u0130lah\u00ee ahl\u00e2k veya b\u00fcy\u00fck ahl\u00e2k ad\u0131 verilen \u015feyin Kur&#8217;\u00e2n ahl\u00e2k\u0131 oldu\u011fu da tefsirlerde a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Ben ahl\u00e2k y\u00fcceliklerini kemale erdirmek i\u00e7in g\u00f6nderildim.&#8221; had\u00eesi \u015ferifi gere\u011fince Hz. Peygamber&#8217;in peygamber olarak g\u00f6nderili\u015finin s\u0131rr\u0131 da bu noktada toplanm\u0131\u015ft\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki ak\u0131l, anlay\u0131\u015f, iman, marifet ve ilim b\u00f6yle bir ahl\u00e2klanman\u0131n \u00f6\u011felerinden de\u011filse bile \u015fartlar\u0131ndand\u0131r. &#8220;Bunu ancak \u00fcst\u00fcn ak\u0131ll\u0131lar anlayabilir.&#8221; me\u00e2lindeki \u00e2yeti de bu anlama a\u00e7\u0131klama getirmi\u015ftir. Hikmetin k\u00e2h ilim, k\u00e2h amel, bazen de her ikisi birden olmak \u00fczere ele al\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131 da bundan ileri gelmektedir. Bundan dolay\u0131 sebepler ile sonu\u00e7lar, ilkeler ile ama\u00e7lar aras\u0131ndaki inceliklere ve ili\u015fkilere d\u00f6n\u00fck olan ger\u00e7ekleri, hikmet ile uygulama aras\u0131ndaki sebep sonu\u00e7 d\u00fczeni i\u00e7inde g\u00f6rmek ve g\u00f6stermek bak\u0131m\u0131ndan, ilk tariflerde dile getirildi\u011fi \u00fczere; hikmet, ilimde ve amelde sa\u011flaml\u0131k, s\u00f6zde ve i\u015fte isabet diye tarif olundu\u011fu zaman, hemen hemen b\u00fct\u00fcn tarifler g\u00f6zetilmi\u015f olur. Bunun gibi sebep durumunda olan birinci \u015f\u0131kk\u0131n varl\u0131kta da \u00f6nceli\u011fi oldu\u011funa g\u00f6re ilim ile; sonra bu ili\u015fkiden maksad\u0131n sonu\u00e7 ve ama\u00e7 olmas\u0131, varl\u0131kta sonra gelen amac\u0131n bilgide \u00f6nceli\u011fi bulunmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan &#8220;amel&#8221; ile tarif edilmi\u015ftir. Fakat \u015funu g\u00f6zden uzak tutmamak gerekir ki, sebep sonu\u00e7 ili\u015fkisini ve bu ili\u015fkide k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri \u00f6nlemek ve faydalar\u0131 sa\u011flamak kavram\u0131n\u0131 daima g\u00f6zetmek durumunda olan hikmet, sonu\u00e7ta amele y\u00f6nelmeyen ve prati\u011fi g\u00f6zetmeyen ilme, ayn\u0131 \u015fekilde ilimden etkilenmeyen amele ve her ikisinin birlikte iyili\u011fi elde etmek de\u011fil de k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc hedef tutan k\u0131sm\u0131na uygun d\u00fc\u015fmeyece\u011finden, bu \u00e7e\u015fit bilgiye hikmet denilmesi do\u011fru olmaz. Bir bilgiye hikmet denebilmesi i\u00e7in \u00fczerinde faydal\u0131 bir i\u015fin eserinin g\u00f6r\u00fclmesi gerekir. Herhangi bir faaliyete hikmet ad\u0131 verilmesi de hem ilm\u00ee temellere dayanmas\u0131 ve ilmin gereklerine uygun olarak ortaya konmas\u0131, hem de k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ve zarar\u0131 ama\u00e7lamam\u0131\u015f olmas\u0131 gerekir. Bundan dolay\u0131, uygulama alan\u0131 olmayan herhangi bir nazar\u00ee bilgi bizzat bir hikmet olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, tesad\u00fcflere ba\u011fl\u0131 olarak meydana \u00e7\u0131km\u0131\u015f olan herhangi bir i\u015f de \u00f6yledir. Bunun i\u00e7in il\u00e2h\u00ee hikmetin i\u00e7inde ne kuru ve nazar\u00ee bilgi vard\u0131r, ne de tesad\u00fcfe dayanan bir hareket, bir olu\u015f. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, sebepler d\u00fczenine dayal\u0131 olarak kurulmu\u015f olan bilginin hakikat\u0131, tesad\u00fcf eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc tesad\u00fcf, ger\u00e7e\u011fe ve bilinene g\u00f6re de\u011fil, sebebini bilmeyen bilgisizli\u011fe g\u00f6re tesad\u00fcft\u00fcr. Tesad\u00fcf nazariyesi daima bilgisizlik nazariyesidir. B\u00f6yle oldu\u011fu i\u00e7indir ki, varl\u0131\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 konusunda tesad\u00fcfe d\u00f6n\u00fc\u015fmekten kurtulam\u0131yan tabiat nazariyesi, tabiat\u0131n ilk ba\u015flang\u0131\u00e7 ve ilk sebep oldu\u011funu savunan g\u00f6r\u00fc\u015f, her y\u00f6n\u00fcyle ilim d\u0131\u015f\u0131d\u0131r. Ve b\u00fct\u00fcn ilimlerin ve fenlerin ak\u0131\u015f\u0131na ters d\u00fc\u015fen bir cehalet nazariyesidir. Ger\u00e7ekten de b\u00fct\u00fcn olaylar\u0131 ve olu\u015flar\u0131 ve b\u00fct\u00fcn y\u00fccelikleri bir bak\u0131ma tesad\u00fcfe ba\u011flayan bir fikrin, ne kendisinde, ne eserinde hikmet nas\u0131l olur da s\u00f6z konusu olabilir. Hikmet ve varl\u0131k d\u00fczenindeki sa\u011flaml\u0131k kesinlikle ilme, ilim de &#8220;\u00e2lim-i k\u00fcl&#8221; (her\u015feyi bilen) ve &#8220;hak\u00eem-i mutlak&#8221; (mutlak hak\u00eem) olan bir ilk sebebe dayan\u0131r. Ve \u00e2lemde g\u00f6r\u00fclen hikmet, mutlak hak\u00eem olan Allah&#8217;\u0131n g\u00fcc\u00fcne ve hikmetine \u015fahittir. Ve insandaki hikmetin temeli de i\u015fte O&#8217;na iman etmek, O&#8217;nu tan\u0131makt\u0131r. \u0130nsan hikmetinin amac\u0131 da O&#8217;nun kurdu\u011fu d\u00fczendeki incelikleri, o d\u00fczenin kanun ve kurallar\u0131n\u0131 ve sebep sonu\u00e7 a\u00e7\u0131s\u0131ndan i\u015fleyi\u015f \u015feklini anlamaya \u00e7al\u0131\u015fmak, ona uygun davranmak, onun ahl\u00e2k\u0131yla ahl\u00e2klanmak ve her i\u015finde do\u011fru ve faydal\u0131 olan\u0131 yapmakt\u0131r. Demek ki ilk sebep olan Allah Te\u00e2l\u00e2 ile yarat\u0131lm\u0131\u015flardan her birinin iki t\u00fcrl\u00fc ili\u015fkisi vard\u0131r. Birisi O&#8217;na, do\u011frudan do\u011fruya O&#8217;na ba\u011flanan sebep ili\u015fkisidir ki, her \u015feyin kendine mahsus olan \u00f6zelli\u011fi buna ba\u011fl\u0131d\u0131r. E\u011fer bu \u00f6zel sebep ili\u015fkisi ve ba\u011f\u0131 olmasayd\u0131 varl\u0131kta hi\u00e7bir \u015fey, di\u011ferinden ayr\u0131cal\u0131k kazanamaz, ferd\u00ee \u00f6zelli\u011fi ve ferd\u00ee ki\u015fili\u011fi olan varl\u0131klar ger\u00e7ekle\u015femezdi. Bu nokta, m\u00fcminin Allah&#8217;a tevekk\u00fcl\u00fcn\u00fcn, y\u00fcce g\u00fcc\u00fcne ve mucizelere iman\u0131n\u0131n temelidir. Burada ak\u0131l de\u011fil, yaln\u0131zca iman hakimdir.<\/p>\n<p>Di\u011feri ise \u015fimdiki zamandan ezele, ezelden ebede do\u011fru zincirleme olarak ak\u0131p giden bir sebepler ve sonu\u00e7lar ili\u015fkisidir ki, bunda b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar birbirlerine tutunarak bir b\u00fct\u00fcn h\u00e2linde yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 ve sonucu itibariyle Allah&#8217;a dayan\u0131r. Bu da il\u00e2h\u00ee hikmet meselesidir ve ak\u0131l ile ilmin alan\u0131d\u0131r. \u0130nsano\u011flunun hikmeti, genel ve \u00f6zel karakterli bu iki t\u00fcrl\u00fc ili\u015fki ve ba\u011flant\u0131n\u0131n g\u00f6zetilmesine uygun d\u00fc\u015fecektir. Bu ikisi birlikte g\u00f6zetildi\u011fi takdirde ak\u0131l ile kalb birle\u015fecek ve o zaman insan, insan-\u0131 k\u00e2mil olacakt\u0131r. Ve insan-\u0131 k\u00e2mil olanlar ebediyete kadar varl\u0131kta bir hakimiyet s\u0131rr\u0131na nail olurlar da hi\u00e7bir zaman bunu kendilerinden bilmezler ve kendilerine mal etmezler, kendilerinde meydana gelen o h\u00e2li, il\u00e2h\u00ee hakimiyetin bir ak\u0131\u015f\u0131 olarak tan\u0131rlar. Nitekim Hz. \u0130brahim \u00f6l\u00fcy\u00fc diriltme s\u0131rr\u0131na erdi\u011fi halde, &#8220;Ben diriltiyorum, ben \u00f6ld\u00fcr\u00fcyorum.&#8221; demedi de &#8220;Rabbim diriltiyor, Rabbim \u00f6ld\u00fcr\u00fcyor.&#8221; (Bakara, 2\/258) dedi. Halbuki Nemrud, bir m\u00fclke nail olmakla, &#8220;Ben diriltirim, ben \u00f6ld\u00fcr\u00fcr\u00fcm.&#8221; \u015feklinde iddiaya kalk\u0131\u015ft\u0131. &#8220;\u00dcst\u00fcn ak\u0131ll\u0131lardan ba\u015fkas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp anlayamaz.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130nsanlarda hikmetin ba\u015f\u0131 olan ak\u0131l, yaln\u0131zca il\u00e2h\u00ee bir ihsan oldu\u011fu gibi, \u015feref ve g\u00fc\u00e7 kayna\u011f\u0131 olan kalb de yine il\u00e2h\u00ee bir ihsand\u0131r. Bunlar do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;a dayan\u0131rken, bunlar\u0131n eserleri olan fiil ve hareketler de kesb (kazanma, \u00e7al\u0131\u015fma) sebeplerine ba\u011fl\u0131 olarak hem do\u011frudan do\u011fruya, hem dolayl\u0131 olarak yine il\u00e2h\u00ee ihsan eseridir. &#8220;O diledi\u011fine hikmeti verir.&#8221; ifadesi, kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z her iki ili\u015fkiyi birlikte ifadeye y\u00f6neliktir. \u00e2yeti de zek\u00e2 itibariyle vehb\u00ee olana, d\u00fc\u015f\u00fcnme itibariyle kesb\u00ee olanla vehb\u00ee olana, her ikisine birlikte bir uyar\u0131d\u0131r. Demek ki s\u0131rf kendi kerem ve fazl\u0131ndan Cenab-\u0131 Allah, diledi\u011fine hak ile bat\u0131l\u0131, \u015feytan\u00ee olanla rahman\u00ee olan\u0131 anlay\u0131p ay\u0131rd edebilecek ve ona g\u00f6re do\u011fru olan\u0131 yapacak, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc giderip iyili\u011fi elde edecek bir hikmet ve hakimiyet bah\u015feder. Hikmet ise bir sonuca bir\u00e7ok sebebin etkili olabilece\u011fini gerektirdi\u011finden &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; demek olur. Fakat bilgi ve anlay\u0131\u015f, sa\u011flam i\u015f i\u00e7in bir sebep ve \u015fart olmakla beraber, yine tam ve yeterli bir sebep de\u011fildir. Bundan dolay\u0131 ak\u0131l ve anlay\u0131\u015f sahiplerinin, kendi kesb ve gayretleriyle d\u00fc\u015f\u00fcncelerini ve iradelerini kullanmalar\u0131 da hikmet a\u00e7\u0131s\u0131ndan, bu hakimiyete ve \u00e7ok hayra erebilmek i\u00e7in \u015fartt\u0131r. Bu \u015fekilde her ak\u0131l sahibinin kendi ak\u0131l derecesine g\u00f6re hikmetten bir hissesi vard\u0131r. Her zaman insano\u011flu, \u015feytan\u00ee telkin ile rahman\u00ee telkini anlay\u0131p ay\u0131rd edebilmek i\u00e7in, i\u015fin ba\u015flang\u0131c\u0131nda akl\u0131n\u0131 ve d\u00fc\u015f\u00fcncesini uyan\u0131k tutmak zorundad\u0131r. Daha sonra bu d\u00fc\u015f\u00fcnce ve o hikmet il\u00e2h\u00ee feyzin de yard\u0131m\u0131 ile insanda bir meleke olu\u015fturur ve nihayet insan derecesine g\u00f6re, il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2k ile ahl\u00e2klan\u0131r. Pratik akl\u0131 geli\u015fir, kuvvetlenir; dolay\u0131s\u0131yla bildi\u011fi ve yapt\u0131\u011f\u0131 \u015feyler ger\u00e7ekten ve do\u011fruluktan \u015fa\u015fmaz olur. \u015eu halde d\u00fc\u015f\u00fcnceyle pratik bilgiye sebep olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan, hikmetin \u00f6n \u015fart\u0131 say\u0131labilir. Bunun i\u00e7in nazar\u00ee ilim, hikmetin ba\u015flang\u0131c\u0131 say\u0131larak &#8220;nazar\u00ee hikmet&#8221; ad\u0131n\u0131 alm\u0131\u015ft\u0131r. L\u00e2kin yaln\u0131zca nazar\u00ee bilgiye saplan\u0131p kalmak, yolunu \u015feytana kestirmek demektir; bu olsa olsa filozofluktur. Yani hikmetin kendisini de\u011fil, hikmetin laf\u0131n\u0131 etmektir. S\u0131rf felsefe ile u\u011fra\u015fman\u0131n ay\u0131p say\u0131lmas\u0131 da bundand\u0131r. Bunlar\u0131n pek \u00e7o\u011funun s\u00f6z\u00fc i\u015fine uymaz. O zaman s\u00f6z\u00fc do\u011fru ise, yapt\u0131\u011f\u0131 yanl\u0131\u015f; yapt\u0131\u011f\u0131 do\u011fru ise s\u00f6yledi\u011fi yanl\u0131\u015f olaca\u011f\u0131ndan, bunlar\u0131n varl\u0131klar\u0131 bir \u00e7eli\u015fki ortaya koyar. Bu tutumlar\u0131 yaln\u0131zca kendilerini peri\u015fan etmekle kalmaz, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 da yoldan \u00e7\u0131kar\u0131r, bunlar \u015feytan ve \u015feytanl\u0131k kavram\u0131n\u0131n kapsam\u0131 i\u00e7ine girerler. Bundan sak\u0131nd\u0131rmak i\u00e7in, &#8220;Siz faydal\u0131 bilgiyi isteyiniz ve faydas\u0131z ilimden Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131n\u0131z!&#8221; buyurulmu\u015ftur. \u0130\u015fte bir\u00e7ok \u00e2limlerin, hikmeti tarif ederken amelde \u0131srar etmeleri, bilgiyi abesle i\u015fti\u011falden ay\u0131rd etmek ve faydal\u0131 olan\u0131 elde etmek amac\u0131n\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirmek i\u00e7indir. Zira ilim ve marifet pek y\u00fcksek bir \u015fey olmakla beraber, lafta ve uygulama d\u0131\u015f\u0131 kald\u0131k\u00e7a ya da uygulamada onun tam z\u0131dd\u0131 ortaya konduk\u00e7a, bo\u015funa bir u\u011fra\u015ftan ba\u015fka bir\u015fey olmaz. Amel denilen \u015fey olmasayd\u0131, bilginin bilgi oldu\u011fu ger\u00e7ekle\u015femezdi. Allah Te\u00e2l\u00e2 bile k\u00e2inat\u0131 bilip de yaratmasayd\u0131 hikmeti mevcut olmazd\u0131. Allah&#8217;\u0131n ahl\u00e2k\u0131 ile ahl\u00e2klanmak s\u00f6z\u00fc de bu noktada \u00e7ok \u00f6nemlidir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k di\u011fer bir k\u0131s\u0131m \u00e2limlerin, tarifte ilmi \u00f6n plana almalar\u0131 da ilimsiz amelin hikmet olamayaca\u011f\u0131n\u0131 bilhassa vurgulamak i\u00e7indir. Yoksa herhangi bir i\u015fi ve faaliyeti hedef tutmayan, varl\u0131kta ger\u00e7ekle\u015fmesi hay\u0131r hedefine y\u00f6nelik olmayan ilme de hikmet demek i\u00e7in de\u011fildir. Demek ki as\u0131l hakikat ikisinin birle\u015fmesindedir. O halde \u00f6nceki tarifleri esas olarak almak, sonrakileri de onlar\u0131n birer y\u00f6nden a\u00e7\u0131klamas\u0131 g\u00f6rmek gerekmektedir. Bundan dolay\u0131, ilim ile ameli, hikmetin birer \u00e7e\u015fidi gibi de\u011fil, birer par\u00e7as\u0131 olarak kabul etmek gerekir. Yani hikmet denilen \u015fey, ya ger\u00e7ek bilgi, ya do\u011fru hareket de\u011fil; do\u011fru bilgi ile do\u011fru hareketin b\u00fct\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Bunlar\u0131n her birine tek ba\u015f\u0131na hikmet denilmesi mecaz, ya da \u0131st\u0131laht\u0131r. Bu a\u00e7\u0131klama ile amelin imandan bir c\u00fcz (par\u00e7a) olmad\u0131\u011f\u0131 halde, dinden c\u00fcz olmas\u0131n\u0131n \u00f6nemi de ortaya \u00e7\u0131kar. B\u00f6ylece ak\u0131ldan sonra, anlamak ve d\u00fc\u015f\u00fcnmek hikmetin \u015fart\u0131 oldu\u011fundan pratik bilgiden \u00f6nce nazar\u00ee bilginin dahi insan hikmetinin bir c\u00fcz&#8217;\u00fc de\u011filse bile bir ba\u015flang\u0131c\u0131 olaca\u011f\u0131 ve bunun mutlaka pratik bilgiyi, onun da faydal\u0131 ve hay\u0131rl\u0131 olan ameli hedef tutmas\u0131 ve &#8220;Ben cinleri ve insanlar\u0131 yaln\u0131zca bana ibadet etsinler diye yaratt\u0131m.&#8221; (Z\u00e2riyat, 51\/56) \u00e2yetinde de i\u015faret buyuruldu\u011fu gibi, bilgiden kullu\u011fa ge\u00e7ilmesi gerekti\u011fi yolundaki il\u00e2h\u00ee hikmetin ger\u00e7ekle\u015fmesinin \u00f6nemi anla\u015f\u0131l\u0131r ki, \u0130sl\u00e2m f\u0131kh\u0131n\u0131n \u00fcslubu da zaten budur. Herhangi bir konuda nazar\u00ee bak\u0131mdan derinle\u015fmek ve orada saplan\u0131p kal\u0131p amel ve faaliyet alan\u0131na ge\u00e7ememek h\u00fcsran demektir. Asl\u0131nda nazar\u00ee anlamda hikmet, objektif ve s\u00fcbjektif y\u00f6nleriyle varl\u0131ktaki il\u00e2h\u00ee kanunlar\u0131n ak\u0131\u015f \u015feklini g\u00f6zlem konusu yapmak ve onlardan d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp bir sonu\u00e7 \u00e7\u0131karmaktan meydana gelir. K\u00e2inat bir hikmet kitab\u0131d\u0131r. Kur&#8217;\u00e2n ise bu hikmetin il\u00e2h\u00ee dille olu\u015fumunu anlat\u0131r ve hat\u0131rlat\u0131r. K\u00e2inat bir h\u00e2l, Kur&#8217;\u00e2n ise bu h\u00e2lin ba\u015f\u0131 ve sonudur; ak\u0131l sahipleri \u015fimdiki h\u00e2li g\u00f6r\u00fcp, \u00f6ncesini ve sonras\u0131n\u0131 da ak\u0131lla kavramaya \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131 ve b\u00f6ylece hikmete ermelidir. \u015eimdiki h\u00e2li g\u00f6rmemek veya onun i\u00e7inde bo\u011fulup kalmak, ondan \u00f6ncesine ve sonras\u0131na intikal edememek veyahut edip de bir yerde yine tak\u0131l\u0131p kalmak, ba\u015ftan sona kadar hikmet d\u00fczenini takip etmemek, ettikten sonra da onun icab\u0131na uygun olarak hareket etmeyip aksine davranmak, i\u015fte bunlar\u0131n hepsi hikmete ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fen \u015feylerdir. Bu \u015fekilde hikmetin ba\u015f\u0131 ve ba\u015flang\u0131c\u0131 varl\u0131klara dikkatli bir g\u00f6zle bakabilmek, tan\u0131yabilmek, kavray\u0131p \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcnebilmek ve bir sonuca varabilmektir. Bu bak\u0131mdan hikmetin ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 ilim, ortas\u0131 din, ibadet ve t\u00e2at, sonu da ahiret mutlulu\u011fudur. Bunun i\u00e7indir ki hikmet \u00e7ok hayr\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131 tesbit i\u00e7in de denilmi\u015ftir ki:<\/p>\n<p>12- Hikmet, Allah&#8217;\u0131n emirlerini d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve ona uymakt\u0131r. (\u0130bn Kas\u0131m&#8217;dan Ku\u015feyr\u00ee).<\/p>\n<p>13- Hikmet Allah&#8217;a t\u00e2at, f\u0131k\u0131h ise din ve ameldir (Ku\u015feyr\u00ee). Buraya kadar verdi\u011fimiz bu on\u00fc\u00e7 tarif, hikmetin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131, efrad\u0131n\u0131 cami&#8217;, a\u011fyar\u0131n\u0131 m\u00e2n\u00ee bir \u015fekilde anlamaya yeter. Fakat daha ziyade ayd\u0131nlanabilmek i\u00e7in \u015funlar\u0131 da g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde bulundurmal\u0131y\u0131z ki, her birinde ba\u015fka bir fayda bulunmaktad\u0131r:<\/p>\n<p>14- Hikmet bir nurdur ki, vesvese ile ger\u00e7ek mak\u00e2m aras\u0131ndaki fark bununla kestirilir. (Ebu Osman).<\/p>\n<p>15- Do\u011fru ve h\u0131zl\u0131 karar verebilmektir. (B\u00fcndar \u0130bni&#8217;l-H\u00fcseyn).<\/p>\n<p>16- Do\u011fruya iletmektir. (Fad\u0131l).<\/p>\n<p>17- Ruhlar\u0131n s\u00fck\u00fbn ve g\u00fcvenli\u011finin son dura\u011f\u0131d\u0131r. (Kettan\u00ee).<\/p>\n<p>18- Sebepsiz i\u015farettir. Yani \u00f6ncesinde herhangi bir illet ve sebebe ba\u011fl\u0131 olmadan, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z v\u00e2rid olan, i\u00e7inde \u015fek ve \u015f\u00fcphe, zaaf ve fesat ihtimali bulunmayan, ni\u00e7in ve neden diye sormaya hacet b\u0131rakmayan i\u015farettir.<\/p>\n<p>19- B\u00fct\u00fcn hallere hakk\u0131 tan\u0131k tutmakt\u0131r.<\/p>\n<p>20- Din ve d\u00fcnya d\u00fczenidir.<\/p>\n<p>21- Led\u00fcnn\u00ee ilimdir.<\/p>\n<p>22- \u0130lham v\u00e2rid olmas\u0131 i\u00e7in s\u0131rr\u0131 saklamakt\u0131r.<\/p>\n<p>23- Bunlar\u0131n hepsidir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 hikmet, ilim ve ameldir derken, bir k\u0131sm\u0131 da meseleyi kalbe ve vicdana dayam\u0131\u015flard\u0131r. Ger\u00e7ekten de ilim ve amel, ak\u0131l ve irade s\u00f6z konusu edilirken, hakikatte ikisinin birle\u015fme noktas\u0131 olan vicdandaki duygular\u0131 hesaba katmamak do\u011fru olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc, &#8220;Bunu l\u00fcb sahibi (\u00fcst\u00fcn anlay\u0131\u015fl\u0131) olanlardan ba\u015fkas\u0131 anlayamaz.&#8221; \u00e2yetindeki &#8220;l\u00fcb&#8221; kavram\u0131yla akl\u0131n bu \u00f6z\u00fcne i\u015faret edilmi\u015ftir. Bilincin bilinci demek olan vicdan, nefsin kendini kendinde oldu\u011fu gibi bulmas\u0131d\u0131r ki; bunun a\u015famalar\u0131 nefsin, zaman\u0131n ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 tan\u0131mas\u0131n\u0131 sa\u011flar. Her nefis, kendi vicdan\u0131na bir g\u00f6z at\u0131\u015fta, kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ikilik i\u00e7indeki birli\u011fini g\u00f6r\u00fcr ki; biri bulan nefis, \u00f6b\u00fcr\u00fc bulunan nefistir. Bulan kim, bulunan kimdir? Burada hayret verici bir vahdet (birlik) s\u0131rr\u0131 kendini g\u00f6sterir. Kalb denilen \u015fey de i\u015fte nefsin bu birlik merkezidir. Y\u00fcrek denilen cisman\u00ee kalb, bedendeki dola\u015f\u0131m sisteminin, sinirlerin ve adelelerin \u00e7e\u015fitli dokular\u0131na sahip oldu\u011fu gibi; ruhan\u00ee kalb de b\u00f6yle bir \u00e7al\u0131\u015fma ve ileti\u015fim sisteminin merkezidir. Cisman\u00ee kalb nas\u0131l periyodik hareketlerle s\u00fcrekli olarak bir a\u00e7\u0131l\u0131p b\u00fcz\u00fclme n\u00f6betini tekrarl\u0131yor ve cisman\u00ee hayat onun bu a\u00e7\u0131l\u0131p b\u00fcz\u00fclmesi sayesinde s\u00fcr\u00fcyor ve ona bor\u00e7lu bulunuyorsa, ruhan\u00ee kalb de b\u00f6yle bir manev\u00ee a\u00e7\u0131l\u0131p kapanman\u0131n s\u00fcr\u00fcp gitmesi i\u00e7inde varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcr. Manev\u00ee hayat bu bir anl\u0131k at\u0131\u015flar\u0131n merkezi olan vicdana bor\u00e7lu olarak varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcr. Her iki m\u00e2n\u00e2s\u0131yla hayat\u0131n k\u00f6k\u00fc, kalbin temay\u00fcllerine ve at\u0131\u015flar\u0131na ba\u011fl\u0131 kal\u0131r. Cisman\u00ee kalbin a\u00e7\u0131l\u0131p b\u00fcz\u00fclmesi, akci\u011ferlerin havadan nefes al\u0131p vermesinden g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte nas\u0131l bir g\u00fc\u00e7 al\u0131yorsa; i\u00e7 d\u00fcnyam\u0131zda ruhan\u00ee kalb de a\u00e7\u0131l\u0131p b\u00fcz\u00fclmesinde &#8220;ruh-\u0131 emr\u00ee&#8221; ile rahm\u00e2niyetin nefeslerinin yard\u0131m\u0131ndan feyz al\u0131r. Rahm\u00e2n\u00ee nefeslerin \u00e7ekilmesi bir b\u00fcz\u00fclme, ak\u0131\u015f\u0131 ise bir geni\u015fleme ve ferahlama ifade eder. Buna ruh ilminde &#8220;kabz ve bast hali&#8221; ad\u0131 verilir: &#8220;Allah kabzeder, bast eder.&#8221; (Bakara, 2\/245) \u00e2yeti buna i\u015faret eder. \u0130nk\u0131baz\u0131n inbisata (b\u00fcz\u00fclmenin geni\u015flemeye) d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc vicdan \u0131\u015f\u0131lt\u0131lar\u0131 ruhta bir haz ve ferahl\u0131k, inbisat\u0131n ink\u0131baza d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc vicdan anlar\u0131 da ruhta bir elem ve s\u0131k\u0131nt\u0131 do\u011furur. \u0130nk\u0131baz, ruh\u00ee kalbin kendine d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc, duydu\u011fu ac\u0131 da bu d\u00f6n\u00fc\u015f i\u00e7inde yok olu\u015ftan az\u0131c\u0131k tad\u0131\u015f\u0131d\u0131r. \u0130nbisat ise kalbin, rahm\u00e2n\u00ee nefeslere kavu\u015fmas\u0131, ald\u0131\u011f\u0131 haz ve lezzet de bu kavu\u015fma i\u00e7inde varolu\u015fu tad\u0131\u015f\u0131d\u0131r. \u0130l\u00e2h\u00ee kabz, insan ruhuna bir \u00f6nceki imdad\u0131 yutturup, as\u0131l hasleti olan yoklu\u011fu tatt\u0131rmak \u00fczere, kalbi kendine d\u00f6nd\u00fcren bir terk ve y\u00f6neltmedir. \u0130l\u00e2h\u00ee bast ise, bunun aksine kalbi kendinden al\u0131p varl\u0131\u011f\u0131 tatt\u0131ran bir imdatt\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki, insan kendi kendine terk edildi\u011fi zaman pek ziyade kabz h\u00e2line d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr ve ac\u0131 duyar da kendisini her \u015fey zanneden o azg\u0131n insan o anda Hak&#8217;dan az\u0131c\u0131k bir imdat almak i\u00e7in k\u0131vrand\u0131k\u00e7a k\u0131vran\u0131r. Has\u0131l\u0131 hayat gerek d\u0131\u015fta, gerek i\u00e7te Hak ile b\u00f6yle s\u00fcrekli bir al\u0131\u015f veri\u015f i\u00e7indedir. \u0130nk\u0131baz h\u00e2linin s\u00fcr\u00fcp gitmesi bir hastal\u0131k (melankoli) demek oldu\u011fu gibi inbisat h\u00e2linin de s\u00fcr\u00fcp gitmesi yine bir hastal\u0131kt\u0131r. \u0130nk\u0131baz-\u0131 k\u00fcll\u00ee de, inbisat-\u0131 k\u00fcll\u00ee de \u00f6l\u00fcm demektir. Biri bo\u011far, biri \u00e7atlat\u0131r. Sa\u011fl\u0131kl\u0131 hayat kalbdeki ink\u0131baz ve inbisat\u0131n n\u00f6betle\u015fe olarak s\u00fcr\u00fcp gitmesinde; k\u00e2h elem, k\u00e2h haz \u015feklinde durmadan de\u011fi\u015fmesindedir. Gelece\u011fe g\u00f6re hikmet, \u00fcmitsizlik ile \u00fcmidin dengede durmas\u0131nda, \u00fcmitle korku aras\u0131nda (beyne&#8217;l-havfi ve&#8217;r-reca) kurulan uyumdad\u0131r ve bu uyumun sa\u011flaml\u0131\u011f\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>Hikmetin mastar m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131klan\u0131rken, isim anlamlar\u0131ndan bir\u00e7o\u011fu da bu arada dolay\u0131s\u0131yla anlat\u0131lm\u0131\u015f oldu ki, bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131na \u00f6zel olarak, bir k\u0131sm\u0131na da genel olarak hikmet ad\u0131 verilir. Bundan dolay\u0131 sa\u011flam bilgi, g\u00fczel huy, faydal\u0131 sanat, herkesin faydas\u0131na olan hizmet, sebep ve sebebiyet, bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc \u00f6nlemek veya bir iyili\u011fi elde etmek i\u00e7in yap\u0131lan herhangi bir \u015fey, ibret ve ders almay\u0131 gerektiren herhangi bir s\u00f6z ve nasihat, tuhaf bir \u015feyin s\u0131rr\u0131n\u0131 anlamaya y\u00f6nelik \u00e7aba, peygamberlik, sa\u011flam gelenekler, Allah&#8217;\u0131n de\u011fi\u015fmez kanunlar\u0131, Peygamber&#8217;in s\u00fcnnetleri, \u015feriat, din, kitap, Kur&#8217;\u00e2n, \u0130ncil. \u0130\u015fte bunlar\u0131n her biri hikmetin \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan birer tanesidir.<\/p>\n<p>Mukatil&#8217;den rivayet olunuyor ki, &#8220;hikmet&#8221; Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da d\u00f6rt t\u00fcrl\u00fc tefsir edilir:<\/p>\n<p>1- Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00f6\u011f\u00fctleri m\u00e2n\u00e2s\u0131na ki, Bakara S\u00fbresi&#8217;nde, &#8220;Ve Allah&#8217;\u0131n size indirdi\u011fi kitap ile size \u00f6\u011f\u00fct vermek i\u00e7in indirdi\u011fi hikmet&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/231) bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r.<\/p>\n<p>2- Anlamak ve bilmek anlam\u0131na hikmet ki, &#8220;Andolsun ki, Biz Lokman&#8217;a hikmet verdik.&#8221; (Lokman, 31\/12) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi.<\/p>\n<p>3- N\u00fcb\u00fcvvet (peygamberlik) m\u00e2n\u00e2s\u0131na hikmet ki, &#8220;Ger\u00e7ek \u015fu ki, Biz \u0130brahim soyuna kitap ve hikmet verdik.&#8221; (Nisa, 4\/54) ve &#8220;Ve Allah Davud&#8217;a h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k ve hikmet verdi.&#8221; (Bakara, 2\/251) \u00e2yetlerinde bu anlamad\u0131r.<\/p>\n<p>4- \u0130nce s\u0131rlar\u0131 ile Kur&#8217;\u00e2n demektir ki, &#8220;Rabbinin yoluna hikmetle davet et.&#8221; (Nahl, 16\/125) ve yine bu \u00e2yetteki &#8220;Her kime hikmet verilmi\u015fse ona \u00e7ok hay\u0131r verilmi\u015f demektir.&#8221; bu anlamdad\u0131r.<\/p>\n<p>Fahruddin Raz\u00ee de bu d\u00f6rt m\u00e2n\u00e2n\u0131n, iyice ara\u015ft\u0131r\u0131l\u0131nca &#8220;ilim&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011finin anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Mes&#8217;\u00fbd, Dahh\u00e2k ve daha ba\u015fkalar\u0131ndan bu \u00e2yette hikmetten murad\u0131n Kur&#8217;\u00e2n oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir. Ayr\u0131ca Abdullah \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan gelen bir rivayette, &#8220;Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n n\u00e2sih ve mensuhunu, muhkem ve m\u00fcte\u015fabihini, mukaddem ve muahhar\u0131n\u0131 bilmektir.&#8221; diye; \u0130brahim, Ebu&#8217;l-\u00c2liye ve Katade&#8217;den, &#8220;Kur&#8217;\u00e2n anlay\u0131\u015f\u0131&#8221; diye; Hasen&#8217;den &#8220;Dinde takva = &#8221; diye; Reb\u00ee&#8217; b. Enes&#8217;den &#8220;ha\u015fyet&#8221; diye tefsir edildi\u011fi de nakledilmektedir. Bunlar da daha yukar\u0131da kaydetti\u011fimiz m\u00e2n\u00e2lara eklenince toplam\u0131 yirmi dokuz \u00e7e\u015fit tefsire ula\u015f\u0131r. Bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 masdar, bir k\u0131sm\u0131 has\u0131l\u0131 masdar, bir k\u0131sm\u0131 da isim cinsinden kelimelerdir. Tariflerin bir k\u0131sm\u0131 ilme, bir k\u0131sm\u0131 amele, bir k\u0131sm\u0131 da her ikisine birden raci oldu\u011fundan buraya kadar yap\u0131lan a\u00e7\u0131klamalar da k\u0131smen tarife, k\u0131smen misale ait olmak \u00fczere tariflerin toplam\u0131ndan \u00fc\u00e7 farkl\u0131 tefsir \u015fekli \u00e7\u0131kar:<\/p>\n<p>1- Faydal\u0131 amele g\u00f6t\u00fcren bilgi,<\/p>\n<p>2- Bilgiye dayal\u0131 olarak ortaya konan faydal\u0131 amel,<\/p>\n<p>3- \u0130limde ve amelde ihk\u00e2m (sa\u011flaml\u0131k).<\/p>\n<p>Bir ba\u015fka deyi\u015fle, s\u00f6zde ve i\u015fte isabet veya ilim ve f\u0131k\u0131h m\u00e2n\u00e2lar\u0131d\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2lar birbirlerinin yak\u0131n\u0131 ve gerek\u00e7eleri durumundad\u0131rlar, hikmeti bunlardan birine mahsus k\u0131lmaya hi\u00e7bir ipucu yoktur. &#8220;L\u00e2m&#8221;\u0131n ahde hamledilmesi ile hikmetin, n\u00fcb\u00fcvvet ve Kur&#8217;\u00e2n m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ihtimal dahilinde, ve , yani &#8220;diledi\u011fine&#8230;&#8221; ve &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; gibi ifadeler buna bir ipucu gibi ise de \u00e2yetin gerek yukar\u0131s\u0131 ile ba\u011flant\u0131s\u0131, gerekse &#8220;bunu \u00fcst\u00fcn ak\u0131ll\u0131lardan ba\u015fkas\u0131 anlamaz&#8221; \u015feklindeki sonucu ve ayr\u0131ca bunun kesb\u00ee ilimlere de i\u015farette bulunmas\u0131, genel anlamda hikmet cinsinden olan her\u015feyi kapsam\u0131 i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131nda \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fcde yer kalmaz. Tefsir ilminde otorite say\u0131lan \u00e2limlerin tercihleri, bu \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2dan mastar veya has\u0131l\u0131 mastar olarak hi\u00e7birine tahsis etmeden tefsir etmi\u015flerdir. &#8220;\u00c7ok hay\u0131r&#8221; diye \u00f6vg\u00fcye lay\u0131k k\u0131lmaktan da anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 gibi, yukar\u0131da a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015fekilde \u00e7ok hay\u0131r, ancak ilimle amelin birle\u015fmesinden do\u011far. K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc \u00f6nlemek, iyili\u011fi elde etmek \u015feklindeki esas anlam\u0131n\u0131n bilfiil ger\u00e7ekle\u015fmesi de buna ba\u011fl\u0131d\u0131r. Her \u00e7e\u015fit hikmet Allah&#8217;\u0131n ihsan\u0131d\u0131r, fakat &#8220;\u00e7ok hay\u0131r&#8221; k\u00e2mil hikmettedir. Ekmel hikmet de &#8220;hayr-\u0131 k\u00fcl&#8221;d\u00fcr.<\/p>\n<p>270- Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve rahmeti i\u015fte b\u00f6yle geni\u015ftir. Fakat Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bu ir\u015fadlar\u0131n\u0131 ancak &#8220;\u00fcl\u00fc&#8217;l-elb\u00e2b&#8221; olan, yani ilmiyle \u00e2mil olan hikmet ehli ve derin d\u00fc\u015f\u00fcnceliler anlar. Bunlardan ba\u015fkas\u0131 il\u00e2h\u00ee telkinler ile \u015feytan\u00ee telkinlerin aras\u0131ndaki fark\u0131 anlay\u0131p ay\u0131rdedemezler. Allah&#8217;\u0131n infak emrindeki ve di\u011fer emirlerindeki incelik ve hikmetleri, il\u00e2h\u00ee ihsan ve ikramlar\u0131n geni\u015fli\u011fini takdir edemezler. Onlar \u015feytan\u0131n vesvesesine aldanabilirler; \u00e7\u00fcnk\u00fc kalbleri bozuktur, d\u00fc\u015f\u00fcnceleri \u00e7\u00fcr\u00fckt\u00fcr, l\u00fcbs\u00fczd\u00fcrler, yani i\u015fin \u00f6z\u00fcn\u00fc kavrayamazlar. Ayr\u0131ca Allah, &#8220;al\u00eem&#8221; oldu\u011fu i\u00e7in, az veya \u00e7ok, iyi veya k\u00f6t\u00fc, gerek Allah yolunda, gerek \u015feytan yolunda her ne niyyetle, her ne t\u00fcrl\u00fc nafaka harcar veya infak ederseniz veya ister ibadet ve taat, ister masiyet ve g\u00fcnah u\u011fruna ne adak adarsan\u0131z, nezir yaparsan\u0131z, onu da \u015f\u00fcphesiz Allah bilir. Ona g\u00f6re ne yapaca\u011f\u0131n\u0131 da bilir; iyiye iyi, k\u00f6t\u00fcye k\u00f6t\u00fc ecir ve ceza verir. Bundan dolay\u0131 Allah&#8217;dan bir \u015fey gizlenir san\u0131p da k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ibadet ve taat, ibadet ve taat\u0131 da masiyet yerine koymamal\u0131d\u0131r. Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131n\u0131, kullar\u0131n hakk\u0131n\u0131 hi\u00e7e sayarak ve \u00e7i\u011fneyerek insan, ne ba\u015fkalar\u0131na, ne de kendi kendine zul\u00fcm ve haks\u0131zl\u0131k etmemelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc genellikle zalimler \u00e7\u0131kar\u0131na yard\u0131mc\u0131 cinsinden bir ki\u015fi, bir \u015fefaat\u00e7i yoktur. Allah&#8217;\u0131n azab\u0131 o zalimleri yakalad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn, hi\u00e7bir taraftan bir kimse \u00e7\u0131k\u0131p da onlara yard\u0131mc\u0131 olmaz ve olamaz. Zul\u00fcm herhangi bir \u015feyi, hakk\u0131 l\u00e2y\u0131k\u0131 olan yerin d\u0131\u015f\u0131na koymak demek oldu\u011fundan, iyilik tohumu ekmek i\u00e7in yap\u0131lmas\u0131 gereken infaklar\u0131 g\u00fcnah ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck u\u011fruna harcayarak \u015fer tohumu ekmek veya ibadet ve taata harcanmas\u0131 laz\u0131m gelen adaklar\u0131, masiyetlere harcamak, mal varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 gizleyip borcu olan vergileri ve zek\u00e2tlar\u0131 vermemek veya aday\u0131p da ada\u011f\u0131n\u0131 yerine getirmemek veya k\u00f6t\u00fc ve i\u015fe yaramaz \u015feyler infak etmek veya daha ba\u015fka yollarla insanlar\u0131n haklar\u0131n\u0131 yemek suretiyle zulmedenler en \u00e7ok kendilerine yaz\u0131k etmi\u015f ve zulmetmi\u015f olurlar. Allah&#8217;\u0131n kurdu\u011fu hikmetli d\u00fczen, bir g\u00fcn bunlar\u0131 elbette yakalar ve cezaya \u00e7arpt\u0131r\u0131r. \u0130\u015fte o g\u00fcn onlara bir taraftan bir yard\u0131mc\u0131 \u00e7\u0131k\u0131p da el uzatmas\u0131na ihtimal bile yoktur. Allah&#8217;\u0131 saymayan o zalimlerin, her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeten Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan imdat beklemeye de haklar\u0131 yoktur. Allah&#8217;\u0131n her\u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015f olan bilgisi, onlar\u0131n hi\u00e7bir niyetini, hi\u00e7bir hareketini ka\u00e7\u0131rmayaca\u011f\u0131ndan, hikmet gere\u011fi olarak l\u00e2y\u0131k olduklar\u0131 cezalar\u0131n\u0131 bulurlar. Burada, &#8220;Hikmetin ba\u015f\u0131 Allah korkusudur.&#8221; hadisinin anlam\u0131na i\u015faret vard\u0131r. Zira Allah&#8217;dan korkmayanlar her zaman korkulacak ak\u0131bete u\u011frarlar. Hikmetin, iyili\u011fi elde etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131, Allah sevgisine ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu gibi, ondan daha \u00f6nce gelen k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn \u00f6nlenmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131 da Allah korkusuna ba\u011fl\u0131d\u0131r. Sayg\u0131s\u0131z bir ili\u015fki; severken sevilmek arzusundan ve sevilmemek korkusundan etkilenmeyen, kaybolmas\u0131ndan korkulmayan ve endi\u015fe duyulmayan, laubali ve ciddiyetsiz bir ili\u015fki; sevgi de\u011fil, bir e\u011flencedir. Sevdi\u011finin r\u0131zas\u0131n\u0131 g\u00f6zetmeyen ve onu her fenal\u0131\u011fa raz\u0131 olur sanarak, hi\u00e7bir hareketten nefret ve i\u011frenmesini hesaba katmayan ve b\u00fct\u00fcn bu tarz d\u00fc\u015f\u00fcncelerinden dolay\u0131, ona kar\u015f\u0131 hi\u00e7bir edepsizlikten korkup \u00e7ekinmeyen bir kimsenin seviyorum iddias\u0131nda bulunmas\u0131, bir oyun ve e\u011flenceden ba\u015fka ne olur? En y\u00fcksek, en hassas sevgi, en k\u00fc\u00e7\u00fck bir kar\u015f\u0131 gelmeye meydan vermemek i\u00e7in itreyen ve bu titreyi\u015ften en y\u00fcksek bir edep ve terbiye ilham\u0131 alan kalbin sevgisidir. Ayr\u0131ca izzetinefsi olmayan sevgilinin ne seveninde, ne de sevgisinde bir de\u011fer ve anlam yoktur. \u0130zzet ve \u015ferefin ilk h\u00fckm\u00fc ise heybet, vakar, sayg\u0131 ve korku telkin etmesidir. Sevginin gere\u011fini yerine getirmeye l\u00e2y\u0131k, muhabbeti k\u00fcstahl\u0131\u011fa \u00e7evirmeye engel olacak b\u00f6yle bir ihti\u015fam ve korkudan yoksun olan muhabbet iddialar\u0131, yalandan ve tehakk\u00fcm etme duygusundan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Hi\u00e7bir sevgi tasavvur edilemez ki, onda en derin elemlerin ve lezzetlerin \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131ndan \u00e7\u0131kan ate\u015fli bir heyecan bulunmas\u0131n. Ger\u00e7ek a\u015f\u0131\u011f\u0131n kalbi en b\u00fcy\u00fck sava\u015f meydanlar\u0131ndan daha fazla heyecanl\u0131, en b\u00fcy\u00fck zevk meclislerinden daha ne\u015felidir. Hicran (ayr\u0131l\u0131k) ile vis\u00e2l (kavu\u015fma)\u0131n \u00e7arp\u0131\u015fmad\u0131\u011f\u0131 hi\u00e7bir sevgi an\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Elektrikte m\u00fcsbet (art\u0131) ve menfi (eksi) iki z\u0131t ak\u0131m birle\u015fmedik\u00e7e faydal\u0131 bir ak\u0131m meydana gelmedi\u011fi gibi, kalbde de elem ile haz, korku ile muhabbet kayna\u015fmad\u0131k\u00e7a sevgi ak\u0131m\u0131 meydana gelmez. G\u00f6z ya\u015f\u0131yla temizlenmedik\u00e7e hikmet nuru has\u0131l olmaz. Bundan dolay\u0131 Allah sevgisi, hem bilgiyi, hem ameli g\u00fczel bir sonuca ula\u015ft\u0131ran hikmetin bir kanad\u0131 oldu\u011fu gibi, Allah korkusu da ilim ve ameli her t\u00fcrl\u00fc k\u00f6t\u00fcl\u00fckten ve bozukluktan koruyan hikmetin ba\u015f\u0131d\u0131r. Ayr\u0131ca a\u015fkta sevgi ve muhabbet y\u00fckseldik\u00e7e korku ve endi\u015fe de y\u00fckselir. Y\u00fckselmenin zevk ve heyecan\u0131, d\u00fc\u015fmenin korkusuyla orant\u0131l\u0131d\u0131r. Huzurun \u015fart\u0131, g\u0131yab\u0131n \u015fart\u0131ndan ayr\u0131 oldu\u011fu gibi, yak\u0131n olman\u0131n \u015fartlar\u0131 ile uzak olman\u0131n \u015fartlar\u0131 da ba\u015fka ba\u015fkad\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki Allah sevgisine mazhar olan ve yaln\u0131zca sevmi\u015f de\u011fil, ayr\u0131ca sevilmi\u015f olduklar\u0131n\u0131 da bilen b\u00fcy\u00fckler, &#8220;Onlar i\u00e7in hi\u00e7bir korku yoktur, mahzun da olmayacaklar.&#8221; (Yunus, 10\/62) m\u00fcjdesini ald\u0131klar\u0131 halde, &#8220;\u0130yiler i\u00e7in hasenat say\u0131lan birtak\u0131m h\u00e2l ve hareketler vard\u0131r ki, bunlar\u0131n en yak\u0131nlardan sudur etmesi kabahat say\u0131l\u0131r.&#8221; endi\u015fesinden dolay\u0131 onlar, her an hasenatlar\u0131n\u0131n kabahat say\u0131lmas\u0131 tehlikesini bildiklerinden, s\u00f6z konusu yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n gere\u011fi olan en y\u00fcksek korku derecesinde bulunurlar. \u00d6yle i\u015fler vard\u0131r ki, k\u00fc\u00e7\u00fcklerden sudur etmesi onlara derece kazand\u0131r\u0131rken, b\u00fcy\u00fcklerden sud\u00fbr etmesi -Allah korusun- b\u00fcy\u00fck bir cinayet say\u0131l\u0131r. \u0130\u015fte Cenab-\u0131 Allah hikmeti a\u00e7\u0131klad\u0131ktan sonra, bu korku mertebelerine i\u015faret etmek \u00fczere \u00f6nce, &#8220;Bunu \u00fcst\u00fcn ak\u0131ll\u0131lardan ba\u015fkas\u0131 anlamaz.&#8221; sonra, &#8220;Muhakkak ki, Allah onu bilir.&#8221; daha sonra da &#8220;Zalimlere hi\u00e7bir yard\u0131mc\u0131 bulunmayacak.&#8221; diye i\u015faret ve del\u00e2letten sarahata do\u011fru \u00fc\u00e7 dereceli birer ihtar ve uyar\u0131da bulunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>271-\u015eimdi gelelim sadakalar\u0131n verili\u015f \u015fekline: sadakalar\u0131 nas\u0131l vermeli, gizli mi yoksa a\u00e7\u0131k m\u0131 diye bir soru akla gelebilir. Ger\u00e7ekten de i\u015fbu \u00e2yeti indi\u011fi zaman Peygamber Efendimize, &#8220;Sadakan\u0131n gizlisi mi efdal, a\u00e7\u0131\u011f\u0131 m\u0131?&#8221; diye sual sormu\u015flard\u0131. Buna cevap olarak \u015fu \u00e2yet nazil oldu: E\u011fer sadakalar\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a, alenen verirseniz, bu sadaka, riya olmamak \u015fart\u0131yla, ne iyi, ne g\u00fczel bir \u015feydir. Ve e\u011fer onlar\u0131 gizler ve gizlice fukaraya verirseniz, bu gizleyi\u015f, bu gizlice veri\u015f sizin i\u00e7in bir hay\u0131rd\u0131r veya daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Ve sizin seyyiat\u0131n\u0131zdan, g\u00fcnahlar\u0131n\u0131zdan, \u00e7irkinliklerinizden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 \u00f6rter, yani Allah&#8217;\u0131n \u00f6rtmesine ve ma\u011ffiretine sizin taraf\u0131n\u0131zdan bir sebep, bir keffaret olur. \u0130bn\u00fc Kes\u00eer, Ebu Amr, As\u0131m&#8217;dan Ebubekr \u015eu&#8217;be ve Ya&#8217;kub k\u0131r\u00e2etlerinde ile okunur. Nafi, Hamze, Kisa\u00ee, Ebu Cafer ve Halef-i \u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde de ile ve n\u0131n cezmi ile okunur ki, o zaman &#8220;Biz de sizin seyyiat\u0131n\u0131zdan bir k\u0131sm\u0131n\u0131 \u00f6rteriz.&#8221; demek olur.<\/p>\n<p>SADAKA: Farza da, nafileye de sadaka denilir. &#8220;Sen onlar\u0131n mallar\u0131ndan sadaka al ki, onlar\u0131 tertemiz yapm\u0131\u015f olas\u0131n.&#8221; (Tevbe, 9\/103) ve &#8220;Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz sadakalar fakirler&#8230; i\u00e7indir.&#8221; (Tevbe, 9\/60) \u00e2yetleri farz olan sadakalar hakk\u0131ndad\u0131r. Bunun gibi, &#8220;Ki\u015finin evl\u00e2d \u00fc iyaline nafakas\u0131 da sadakad\u0131r.&#8221; hadisi ile bildirilen nafakan\u0131n da farz olan nafakalardan oldu\u011funa h\u00fckmedilmi\u015ftir. Fakat zek\u00e2t tabiri yaln\u0131zca farza aittir. Dilbilimciler demi\u015flerdir ki, sadakan\u0131n asl\u0131 olan maddesi, bu tertip \u00fczere bir s\u0131hhat, do\u011fruluk ve m\u00fckemmellik anlam\u0131na gelen bir k\u00f6kt\u00fcr. Bu maddenin s\u0131dk (do\u011fruluk), sad\u00eek (dost, arkada\u015f), s\u00e2d\u0131k (do\u011fru olan) b\u00fct\u00fcn t\u00fcrevlerinde bu anlam bulunmaktad\u0131r. Hatta, nik\u00e2htaki mehre sadaka denilmesinin sebebi de nik\u00e2h\u0131n bununla tekemm\u00fcl etmesi dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r. Zek\u00e2ta sadaka denilmesi de iki bak\u0131mdand\u0131r: Birisi mal\u0131n ar\u0131nd\u0131r\u0131lmas\u0131 ile s\u0131hhata ve kem\u00e2le del\u00e2let etmesidir, di\u011feri de zek\u00e2t\u0131 verenin imanda s\u0131dk ve samimiyet sahibi oldu\u011funa del\u00e2let etmesidir. Her sadakada bu anlamlar vard\u0131r. \u0130\u015fbu daki l\u00e2m-\u0131 t\u00e2rifin isti\u011frak veya ahd-i haric\u00ee m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan hangisi oldu\u011fu hakk\u0131nda birka\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r. M\u00fcfessirlerin bir\u00e7o\u011fu ahd i\u00e7in olup yaln\u0131zca nafile sadakalara ait oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc \u00f6ne s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc farzlarda a\u00e7\u0131k\u00e7a vermenin daha efdal oldu\u011fu bilinmektedir. Bu arada bir k\u0131s\u0131m m\u00fcfessirler de ahd i\u00e7in olmakla beraber yaln\u0131zca farz sadakalara ait oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc savunmu\u015flard\u0131r. Bu takdirde, ifadesi de &#8220;daha hay\u0131rl\u0131&#8221; demek olmay\u0131p &#8220;sizin i\u00e7in bir hay\u0131rd\u0131r&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlanm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat ba\u015fta Hasan Basr\u00ee hazretleri olmak \u00fczere di\u011fer bir k\u0131s\u0131m m\u00fcfessirler &#8220;isti\u011frak l\u00e2m\u0131&#8221; olarak farzdan da, nafileden de daha geni\u015f kapsaml\u0131 oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir ki, muhakkikin (kritik\u00e7iler) ad\u0131 verilen otoritelerin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de budur. Ebu&#8217;s-Su\u00fbd ile daha bir k\u0131s\u0131m m\u00fcfessirlerin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re, \u00e2yette bu m\u00e2n\u00e2 \u00fczere g\u00fczel bir taksim \u00fcslubu vard\u0131r. A\u00e7\u0131k\u00e7a vermenin g\u00fczel bir \u015fey oldu\u011funu bildiren birinci \u015f\u0131k, farz olan sadakalar hakk\u0131nda, gizli vermenin daha hay\u0131rl\u0131 oldu\u011funu bildiren ikinci \u015f\u0131k da nafile olanlar hakk\u0131ndad\u0131r. Ayr\u0131ca bir insan\u0131n zek\u00e2t\u0131n\u0131n hepsini a\u00e7\u0131ktan vermesi, servetinin tamam\u0131n\u0131 belli edece\u011finden, baz\u0131 zamanlar, hele baz\u0131 \u015fah\u0131slar hakk\u0131nda birtak\u0131m insanlar\u0131n haset ve k\u0131skan\u00e7l\u0131klar\u0131n\u0131 \u00e7ekece\u011finden, onlar\u0131 tahrik ederek zarara sebep olabilir. O zaman mal\u0131n\u0131 gizlemek efdal olaca\u011f\u0131ndan, zek\u00e2t\u0131n\u0131 da gizli vermek efdal olur. Bu bak\u0131mdan mal, m\u00fclk dahi iki k\u0131s\u0131md\u0131r: Birisi hayvanat ve ekili, dikili araziler gibi genellikle gizlenmesi kabil olmayan mallard\u0131r ki, bunlara emv\u00e2l-i zahire (a\u00e7\u0131ktaki mallar) denilir. Bunlar\u0131n farz olan sadakalar\u0131n\u0131 gizlemek de zaten bir fayda yoktur. Di\u011feri nakit paralar gibi gizlenmesi m\u00fcmk\u00fcn olan mallard\u0131r ki, bunlara da emv\u00e2l-i b\u00e2t\u0131na (gizli mallar) denilir. Bir sak\u0131nca bulunmad\u0131k\u00e7a bunlar\u0131n zek\u00e2t\u0131n\u0131 da a\u00e7\u0131k\u00e7a vermek daha faziletlidir. Fakat i\u015faret olundu\u011fu \u00fczere bir sak\u0131nca bulundu\u011fu ve mesela a\u00e7\u0131ktan verildi\u011fi zaman l\u00e2y\u0131k olan yere gitmeyece\u011fi takdirde bunu da nafile sadakalar gibi gizli vermek efdal olur. Yoksa nafile sadakalar\u0131 gizli vermek, a\u00e7\u0131k\u00e7a vermekten yetmi\u015f kat daha efdal; farzda da a\u00e7\u0131k\u00e7a vermek, gizli vermekten yetmi\u015f kat efdal oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a beyan olunmu\u015ftur ki, \u00e2yet de bedi\u00ee bir \u00fcslup ile bu taksim\u00ee ifadeye y\u00f6neliktir. Allah da a\u00e7\u0131k, gizli her ne yaparsan\u0131z haberdard\u0131r. Bundan dolay\u0131 Allah&#8217;a bildirmek i\u00e7in sadakalar\u0131n\u0131z\u0131 d\u00fcnyalara ilan etmeye kalk\u0131\u015fmakta bir m\u00e2n\u00e2 yoktur, gizlemek daha samim\u00ee olur.<\/p>\n<p>Bu y\u00fcce \u00e2yetin mazmunu \u00fczere sadakalar\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131, gizli tutulmas\u0131ndan her birinin durumuna g\u00f6re, hangisinin daha efdal oldu\u011fu hakk\u0131nda genellikle \u015fer&#8217;\u00ee delillere dayand\u0131r\u0131larak elde edilen sonu\u00e7lar a\u015fa\u011f\u0131da g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere m\u00fcfessirler taraf\u0131ndan a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r:<\/p>\n<p>Nafile sadakalarda gizlili\u011fin efdal oldu\u011fu: \u00d6nce gizli vermek, riyadan ve &#8220;desinler&#8221; d\u00fc\u015f\u00fcncesinden uzakt\u0131r. Peygamber (s.a.v.) efendimiz, &#8220;Allah, ne desinler diye hay\u0131r yapan s\u00fcm&#8217;ac\u0131dan, ne g\u00f6steri\u015f yapan m\u00fcr\u00e2\u00eeden, ne de minnet alt\u0131nda b\u0131rakan menn\u00e2ndan hi\u00e7bir \u015fey kabul etmez&#8230;&#8221; buyurmu\u015ftur. Sadakas\u0131n\u0131 s\u00f6ylemeye ve el\u00e2lem ortas\u0131nda vermeye kalkan da riy\u00e2 ve s\u00fcm&#8217;a pe\u015finde dola\u015f\u0131r, susmak ve gizlice vermek ise bundan kurtar\u0131r. \u0130sl\u00e2m b\u00fcy\u00fckleri aras\u0131nda sadakalar\u0131n\u0131 verecekleri fakire bile kendilerini bildirmemeye \u00e7al\u0131\u015fan kimseler \u00e7oktur. Kimi, sessiz sedas\u0131z bir \u00e2m\u00e2n\u0131n eline b\u0131rak\u0131r; kimi, fakirin ge\u00e7ece\u011fi veya oturaca\u011f\u0131 yere onun g\u00f6rebilece\u011fi \u015fekilde gizlice koyar, fakat kendini g\u00f6stermez; kimi, fakir uyurken, onun cebine koyar veya elbisesine ba\u011flar; bir k\u0131sm\u0131 da ba\u015fkalar\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla fakirlere ula\u015ft\u0131r\u0131rlard\u0131 ki, hepsinden maksat, riyadan, s\u00fcm&#8217;adan ve minnet alt\u0131nda b\u0131rakmaktan sak\u0131nmakt\u0131r. Zira fakirin kendisine sadaka vereni g\u00f6rmesinde bir g\u00f6steri\u015f ve minnet izi bulunabilir. \u0130kinci bir husus \u015fu ki sadakas\u0131n\u0131 gizledi\u011fi zaman, insanlar aras\u0131nda \u015f\u00f6hret, medih ve sayg\u0131nl\u0131k gibi bir\u015fey meydana gelmez; bu da nefse zor gelir. Bundan dolay\u0131 sevab\u0131 da \u00e7ok olur. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, Peygamber (s.a.v.) efendimiz, &#8220;Sadakan\u0131n en faziletlisi, az bir \u015feyi olan\u0131n, fakire gizlice verdi\u011fi, g\u00fcc\u00fcn\u00fcn son yetti\u011fidir.&#8221; buyurmu\u015ftur. Bir ba\u015fka hadiste, &#8220;Kul gizlice bir amel yapar, Allah da onu gizlice yazar. Sonra bu ameli a\u00e7\u0131klarsa, Allah onu gizli amellerden nakleder, a\u00e7\u0131k\u00e7a yap\u0131lan ameller listesine yazar. Sonra bunun l\u00e2f\u0131n\u0131 ederse, Allah da onu gizli yap\u0131lan ameller listesinden de, a\u00e7\u0131k\u00e7a yap\u0131lan ameller listesinden de \u00e7\u0131kar\u0131r, riyaya yazar.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Yine bir me\u015fhur hadiste, &#8220;K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc, Allah g\u00f6lgesinden ba\u015fka bir g\u00f6lgenin bulunmad\u0131\u011f\u0131 o g\u00fcn, Allah Te\u00e2l\u00e2 yedi ki\u015fiyi kendi g\u00f6lgesiyle g\u00f6lgelendirir. Bunlardan birincisi bir sadaka verip de sa\u011f elinin verdi\u011fini sol eli bilmeyen kimsedir&#8230;.&#8221; Bir hadis-i \u015ferifte, &#8220;Gizlice verilen sadaka, Rabbin \u00f6fke ate\u015fini s\u00f6nd\u00fcr\u00fcr.&#8221; buyurulmu\u015ftur. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak, sadakay\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a vermek, alan kimseye birtak\u0131m zararlar getirebilir ki, gizlice verildi\u011fi zaman b\u00f6yle bir \u015fey s\u00f6z konusu olmaz. Bunun sak\u0131ncalar\u0131n\u0131 da \u015f\u00f6ylece s\u0131ralayabiliriz: Birincisi, a\u00e7\u0131k\u00e7a verildi\u011finde fakirin \u015feref ve haysiyetine dokunulmu\u015f, onun fakir oldu\u011fu ilan edilmi\u015f olur ki, o fakirin g\u00f6nl\u00fc buna raz\u0131 olmayabilir. \u0130kincisi, a\u00e7\u0131k\u00e7a verildi\u011fi zaman, az sonra gelecek olan \u00e2yette methedilen iffetli h\u00e2lden onu \u00e7\u0131karmak, ahl\u00e2k\u0131n\u0131 bozmak tehlikesi vard\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, bir k\u0131s\u0131m halk, sadaka almas\u0131n\u0131 onun sadakaya muhta\u00e7 olmad\u0131\u011f\u0131 h\u00e2lde ald\u0131 zannederek, hakk\u0131nda k\u00f6t\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcncelere kap\u0131labilir. B\u00f6yle fakir a\u015fa\u011f\u0131lanm\u0131\u015f, onun hakk\u0131nda k\u00f6t\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnenler de g\u0131ybet yapm\u0131\u015f ve g\u00fcnah i\u015flemi\u015f olurlar. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc, &#8220;veren el, alan elden daha hay\u0131rl\u0131&#8221; olmak bak\u0131m\u0131ndan a\u00e7\u0131k\u00e7a vermekte fakiri bir a\u015fa\u011f\u0131lama ve ihanet etme m\u00e2n\u00e2s\u0131 da gizlidir. Halbuki bir m\u00fcmini k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcrme caiz de\u011fildir. Be\u015fincisi, sadaka hediye cinsinden bir\u015fey say\u0131l\u0131r. Halbuki bir hadisi \u015ferifte &#8220;Her kime bir hediye sunuldu\u011funda yan\u0131nda bir cemaat varsa, onlar da o hediyeye ortakt\u0131rlar.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bundan dolay\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a bir sadaka verildi\u011fi zaman, o fakir ondan yan\u0131ndakilere bir \u015fey vermezse, bu y\u00fczden yak\u0131\u015f\u0131k almayan ve ho\u015f olmayan bir duruma d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olur ki, buna sebep olmak da ho\u015f bir \u015fey de\u011fildir. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bu akla uygun ve nakle dayanan sebepler, nafile olan sadakan\u0131n gizlice verilmesinin daha faziletli oldu\u011funu ortaya koyar.<\/p>\n<p>Sadakan\u0131n a\u00e7\u0131ktan verilmesinin caiz olmas\u0131 meselesine gelince: Bir insan sadakas\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a verdi\u011fi zaman, onu g\u00f6renlerin de ona uyup sadaka vereceklerini ve bu y\u00fczden fakirlerin faydalanaca\u011f\u0131n\u0131 bilirse, o takdirde a\u00e7\u0131k\u00e7a vermek gizlice vermekten daha faziletli olur. Nitekim Abdullah b. \u00d6mer (r.a.)den rivayet olundu\u011fu \u00fczere Hz. Peygamber (s.a.v.): &#8220;Gizlice vermek, a\u00e7\u0131k\u00e7a vermekten efdaldir. A\u00e7\u0131k\u00e7a verdi\u011finde kendine uyulmas\u0131n\u0131 isteyen kimse i\u00e7in de a\u00e7\u0131k\u00e7a vermek efdaldir. buyurmu\u015ftur. Hak\u00eem, Tirmizi, Muhammed b. \u0130sa demi\u015ftir ki, &#8220;\u0130nsan halktan gizliyerek bir amel yapar ve i\u00e7inde onu halk\u0131n g\u00f6rmesini isteyen bir arzu bulundu\u011fu halde o arzuyu yenerse, bu sefer \u015feytan yine ona halk\u0131n g\u00f6rmesi iste\u011fini telkin eder de onun kalbi onu \u00e7irkin bulur yine itmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r durursa, i\u015fte bu insan \u015feytanla sava\u015f h\u00e2lindedir. Bundan dolay\u0131 onun bu gizli ameli, a\u00e7\u0131k\u00e7a yap\u0131lan amellere g\u00f6re sevab\u0131 yetmi\u015fe katlan\u0131r.&#8221; Sonra Allah&#8217;\u0131n \u00f6yle kullar\u0131 vard\u0131r ki, nefislerini ar\u0131nd\u0131r\u0131p terbiye etmi\u015fler ve bundan dolay\u0131 da Allah kendilerine \u00e7e\u015fitli hidayet ihsan etmi\u015ftir de kalblerinde marifet nurlar\u0131 birikmi\u015f, kalblerinden nefis vesveseleri gitmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fehvetleri \u00f6lm\u00fc\u015f, kalbleri Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n azamet der -yas\u0131na dalm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6yle bir insan a\u00e7\u0131k\u00e7a bir iyilik yapaca\u011f\u0131 zaman nefsiyle sava\u015fmaya bile muhta\u00e7 olmaz. Zira nefsin \u015fehveti k\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, vesvese ve \u00e7eki\u015fmesi yenilmi\u015f, peri\u015fan edilmi\u015ftir. Bu insan a\u00e7\u0131k\u00e7a bir amel yapt\u0131\u011f\u0131 zaman, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n kendisini g\u00f6r\u00fcp uymalar\u0131ndan ve onlar\u0131n da sevap kazanmalar\u0131 arzusundan ba\u015fka bir maksat beslemez. Bu, kendisi kemale ermi\u015f de ba\u015fkalar\u0131n\u0131 kemale erdirmeye \u00e7al\u0131\u015fan ve bu \u015fekilde tam ve hatta tam\u0131n da \u00fcst\u00fcnde olmak isteyen bir kuldur. Nitekim Allah Te\u00e2l\u00e2, kitab\u0131nda bir k\u0131s\u0131m insanlar\u0131 medh \u00fc sena etmi\u015f, onlara &#8220;Rahm\u00e2n\u0131n kullar\u0131&#8221; ad\u0131n\u0131 vermi\u015f, &#8220;\u0130\u015fte bunlar cennet k\u00f6\u015fkleri ile m\u00fck\u00e2fatland\u0131r\u0131lacaklar.&#8221; (Furkan, 25\/75) diye bunlara cennetin en y\u00fcksek derecelerini vaad eylemi\u015ftir. Bunlar\u0131n dualar\u0131nda istedikleri \u00f6zellikleri de &#8220;Bizi m\u00fcttakilere \u00f6nder yap (derler).&#8221; (Furkan, 25\/74) diyerek beyan buyurmu\u015ftur. Musa \u00fcmmetini methederken &#8220;Musa&#8217;n\u0131n kavmi i\u00e7inde \u00f6yle bir \u00fcmmet vard\u0131 ki, hakka yol g\u00f6sterir ve hak sayesinde adaleti sa\u011flarlard\u0131.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/159) buyurdu\u011fu gibi, Muhammed (s.a.v.)&#8217;in \u00fcmmetini methederken de &#8220;Siz iyili\u011fi emreyler, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten nehyeyler oldu\u011funuzdan insanlar\u0131n hayr\u0131 i\u00e7in ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f en hay\u0131rl\u0131 bir \u00fcmmetsiniz.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/110) buyurmu\u015ftur. Sonra ger\u00e7e\u011fi iyice dile getirmek ve vurgulamak i\u00e7in, &#8220;Yine bizim yaratt\u0131klar\u0131m\u0131zdan hak yolu g\u00f6steren ve onunla adaleti y\u00fcr\u00fcten \u00f6yle bir \u00fcmmet vard\u0131r ki&#8230;&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/181) buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bunlar hidayet \u00f6nderleri, din bayraktarlar\u0131, halk\u0131n efendileridir ki, halk Allah&#8217;a giderken bunlara iktida etmek sayesinde yollar\u0131n\u0131 bulurlar&#8230;<\/p>\n<p>Farz olan zekat\u0131n a\u00e7\u0131k\u00e7a verilmesinin efdal olmas\u0131na gelince: \u00d6nce bu konuda &#8220;Sen onlar\u0131n mallar\u0131ndan sadaka al!&#8221; (Tevbe, 9\/103) diye a\u00e7\u0131k\u00e7a almaya emir verilmi\u015ftir. Bu ise a\u00e7\u0131ktan almay\u0131 g\u00f6stermektedir. \u0130kinci olarak: Bunun gizlenmesinde kendi \u00fczerine birtak\u0131m t\u00f6hmetleri \u00e7ekme, halk\u0131 da &#8220;bu adam zekat vermiyor&#8221; \u015feklinde s\u00fb-i zanna d\u00fc\u015f\u00fcrme tehlikesi vard\u0131r. \u0130\u015fte a\u00e7\u0131k\u00e7a vermek bunu ortadan kald\u0131raca\u011f\u0131ndan daha faziletli olur. Nitekim Hz. Peygamber, nafile namazlar\u0131n\u0131n pek \u00e7o\u011funu evde k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde, farz namazlar\u0131n\u0131n hepsini a\u00e7\u0131k\u00e7a ve cemaat halinde k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Namazda t\u00f6hmeti ortadan kald\u0131rmak i\u00e7in farz ile nafilenin durumlar\u0131 nas\u0131l de\u011fi\u015fik ise, zekatta da \u00f6yledir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak: A\u00e7\u0131k\u00e7a vermek, il\u00e2h\u00ee emre ve teklife uydu\u011funu g\u00f6sterir, gizlemeye kalk\u0131\u015fmak ise emre uymad\u0131\u011f\u0131 \u015f\u00fcphesini do\u011furur. \u0130l\u00e2h\u00ee emir dururken, ba\u015fka art d\u00fc\u015f\u00fcncelere de\u011fer vermek, esasen do\u011fru de\u011fildir. Bundan dolay\u0131 farzlarda a\u00e7\u0131kl\u0131k, nafilelerde gizlilik evlad\u0131r.<\/p>\n<p>272-Zekat yaln\u0131zca m\u00fcminlere verilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o soyut bir ihsan de\u011fil, belli bir hak olan borcun \u00f6denmesidir. Fakat buna k\u0131yas edilerek s\u0131rf ihsan demek olan nafile sadakalar da b\u00f6yle zannedilebilirdi. Nitekim rivayet olundu\u011funa g\u00f6re Hz. Ebu Bekr&#8217;in k\u0131z\u0131 Esma (r.anha)n\u0131n anas\u0131 Kuteyle ile ninesi m\u00fc\u015frike olduklar\u0131 halde Hz. Esma&#8217;dan bir \u015fey istemek i\u00e7in yan\u0131na gelmi\u015fler; o da Resulullah&#8217;dan izin almadan size bir \u015fey vermem, \u00e7\u00fcnk\u00fc siz benim dinimde de\u011filsiniz, demi\u015fti. Bir de Ensar&#8217;dan bir k\u0131s\u0131m insanlar\u0131n, Beni Kurayza ve Beni Nadir yahudilerine yak\u0131nl\u0131klar\u0131 vard\u0131. B\u00f6yle iken onlara sadaka vermezler ve m\u00fcsl\u00fcman olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131z s\u00fcrece size bir\u015fey vermeyiz derlerdi. Bir rivayete g\u00f6re, m\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda fakirlerin \u00e7o\u011fald\u0131\u011f\u0131 bir s\u0131rada, Hz. Peygamber, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 m\u00fc\u015friklere sadaka vermekten menetmi\u015f ve m\u00fc\u015friklerin ihtiya\u00e7 y\u00fcz\u00fcnden \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmelerini arzu etmi\u015fti. Bu sebeplerden biri veya hepsi dolay\u0131s\u0131yla \u015fu \u00e2yet inmi\u015fti: Ya Muhammed! Onlar\u0131 bilfiil hidayete, do\u011fru yola getirmek \u00fcst\u00fcne g\u00f6rev de\u011fildir. Sen ancak k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden sak\u0131nd\u0131rmak, iyili\u011fe ir\u015fad ve te\u015fvik etmeye memursun. Bilfiil hidayete, yani kalblerde hidayet yaratmaya gelince, onu sen yapacak de\u011filsin, ve lakin Allah, her kime hidayet dilerse, ona bilfiil hidayet de nasip eder. Yol g\u00f6sterdi\u011fi gibi, yola da iletir; o yolda ona g\u00fc\u00e7 verir, ba\u015far\u0131 ihsan eder. D\u00fc\u015f\u00fcnce nasip ederek g\u00f6n\u00fcllerini hidayete y\u00f6neltir ve onlar\u0131n g\u00f6n\u00fcllerinde hidayet sevgisi yarat\u0131r. Ve siz her ne hay\u0131r, yani hay\u0131r ad\u0131na her ne mal infak ederseniz kendiniz i\u00e7indir. Hayr\u0131n ve infak\u0131n sevab\u0131 alana de\u011fil, yapana aittir, size aittir. Muhsin olacak, o ihsan\u0131n ecrine erecek olan sizsiniz. Bundan dolay\u0131 kendi menfaatiniz i\u00e7in sadaka verdi\u011finiz kimselere minnet y\u00fckleyip eza etmeye hakk\u0131n\u0131z olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, ba\u015fka dinden oldu\u011fu gerek\u00e7esiyle m\u00fc\u015friklerin fakirlerine sadaka verilmesini engellemeye kalkman\u0131z da do\u011fru de\u011fildir. Siz, yani sen ve \u00fcmmetin, hele hele ashab\u0131n Allah&#8217;a sunulmak arzusundan ba\u015fka bir maksatla veya O&#8217;nun r\u0131zas\u0131n\u0131 g\u00f6zetmenin d\u0131\u015f\u0131nda ba\u015fka bir ama\u00e7la infak da etmezsiniz. O halde insanlar\u0131, Allah&#8217;\u0131n herhangi bir kuluna sadaka vermekten nas\u0131l engellersiniz veya Allah&#8217;a sunulmaya lay\u0131k olmayan k\u00f6t\u00fc bir \u015feyi nas\u0131l verirsiniz? Siz herhangi bir hay\u0131r, bir mal infak ederseniz, o, nihayet size kat kat sevab\u0131yla birlikte fazlas\u0131yla geri \u00f6denecek, siz hi\u00e7bir \u015fekilde zulme de u\u011framayacaks\u0131n\u0131z. Size kat kat fazlas\u0131yla vaad olunan ecirlere ve sevaplara nail olacaks\u0131n\u0131z. Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi s\u00f6zden d\u00f6nmedi\u011fini, size \u00f6denecek sevapta bir eksik, bir noksan olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6receksiniz. Yahut b\u00f6yle iyi niyete dayal\u0131 olarak, hi\u00e7 fark g\u00f6zetmeksizin b\u00fct\u00fcn insanlara yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z iyilikler ve yard\u0131mlar sayesinde siz hi\u00e7bir zaman zalimlerin eline d\u00fc\u015fmeyecek, zulme u\u011framaktan korunmu\u015f olacaks\u0131n\u0131z. Bundan dolay\u0131 gerek m\u00fcsl\u00fcman, gerek gayr-i m\u00fcslim herhangi bir fakire sadaka vermekten, verdi\u011finiz zaman da en iyisini vermekten sak\u0131nmay\u0131n\u0131z. Madem ki Allah, m\u00fcmin veya k\u00e2fir herkesin Rabbidir, madem ki sadakalar\u0131n\u0131z Allah i\u00e7indir; o halde m\u00fcmine de, k\u00e2fire de Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in nafile ve tatavvu&#8217; olarak sadaka verebilir, her ikisine verdi\u011finiz sadakalardan ayr\u0131 ayr\u0131 sevap kazanabilirsiniz. Fakat en iyisi hangisidir? Ve vermekle emrolundu\u011funuz farz olan sadakalar kimlerin hakk\u0131d\u0131r?<\/p>\n<p>273-Bu noktaya gelince, vermekle emrolundu\u011funuz, borcunuz olarak \u00f6demekle y\u00fck\u00fcml\u00fc bulundu\u011funuz infak ve sadakalar, Allah yolunda tutunmu\u015f, din u\u011frunda ilme, cihada kendini adam\u0131\u015f, yery\u00fcz\u00fcnde gezip dola\u015famayan, \u015furaya buraya gidemeyen, yani Allah yolunda me\u015fguliyetlerinden veya hastal\u0131k ve d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fck gibi sebeplerden dolay\u0131 ge\u00e7imini kazanmaya g\u00fcc\u00fc yetmeyen fakirler i\u00e7indir ki, halden anlamayan cahil ki\u015fi, onlar\u0131 iffetli ve haysiyetli olmalar\u0131ndan, yani kimseden bir\u015fey istemeye tenezz\u00fcl etmeyip, yoklu\u011fa katlanmalar\u0131ndan, seve seve g\u00f6\u011f\u00fcs germelerinden, izzet-i nefislerini korumalar\u0131ndan dolay\u0131 zengin san\u0131rlar. Sen onlar\u0131 simalar\u0131ndan tan\u0131rs\u0131n. Dikkat edildi\u011fi zaman hallerinde g\u00f6r\u00fclecek yoksulluk al\u00e2metlerinden bilirsin. \u0130nsanlardan bir\u015fey isteyemezler, hele hele \u0131srarla ve b\u0131kt\u0131r\u0131rcas\u0131na hi\u00e7 isteyemezler, dilencilik edemezler. Olsa olsa pek zor durumda kald\u0131klar\u0131 zaman, dolayl\u0131 yollardan hallerini anlatmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar.<\/p>\n<p>Abdullah b. Mes&#8217;ud (r.a.)&#8217;dan rivayet olunmu\u015ftur ki; &#8220;Allah iffetli olan ve iffetini korumaya \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131 sever. \u00c7ok verilince \u00f6vg\u00fcde a\u015f\u0131r\u0131 giden, az verilince s\u00f6vg\u00fcde a\u015f\u0131r\u0131 giden, y\u0131rt\u0131k, y\u00fczs\u00fcz, dilenci ve \u0131srarc\u0131 olan\u0131 da sevmez.&#8221; Bir ba\u015fka hadis-i \u015ferifte: &#8220;Herhangi bir kimse bir dilencilik kap\u0131s\u0131 a\u00e7t\u0131 m\u0131, Allah da ona bir fakirlik kap\u0131s\u0131 a\u00e7ar. Ve her kim a\u00e7g\u00f6zl\u00fcl\u00fckten uzak durursa, Allah da onu zengin eder. Her kim iffetli olmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, y\u00fczs\u00fczl\u00fckten sak\u0131n\u0131rsa Allah da onun iffetini artt\u0131r\u0131r. Her birinizin bir ip al\u0131p s\u0131rt\u0131nda odun getirerek onu az\u0131c\u0131k hurmaya satmas\u0131, dilenmesinden daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221;(2)<\/p>\n<p>Sadakalar\u0131n kimlere verilece\u011fini bildiren bu \u00e2yet &#8220;Ashab-\u0131 Suffe&#8221; ad\u0131 verilen fakir muhacirler hakk\u0131nda nazil olmu\u015ftur ki, bunlar\u0131n say\u0131s\u0131 d\u00f6rty\u00fcz kadar oldu\u011fu zamanlar olmu\u015ftur. Medine&#8217;de ne kalacak yerleri, ne a\u015firet ve akrabalar\u0131, ne de kazan\u00e7 getirecek bir meslekleri vard\u0131. Hep Hz.Peygamber&#8217;in Mescid&#8217;ine devam ederler, Mescid&#8217;in sofas\u0131nda oturur, orada yatar kalkarlard\u0131. Kur&#8217;\u00e2n \u00f6\u011frenirler, Hz. Peygamber&#8217;in sohbet ve konu\u015fmalar\u0131n\u0131 dinlerler, genellikle oru\u00e7 tutarlar ve vakitlerini ibadetle ve \u0130sl\u00e2miyeti \u00f6\u011frenmekle ge\u00e7irirlerdi. Bunlar Peygamber dersanesinin, kendilerini Allah yoluna adam\u0131\u015f \u00f6\u011frencileriydi. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, \u0130sl\u00e2m D\u00fcnyas\u0131&#8217;nda medreseler ve \u00f6\u011fretim yuvalar\u0131 hep camilere biti\u015fik yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Medrese \u00f6\u011frencisinden de Suffe Ashab\u0131&#8217;n\u0131n ahl\u00e2k\u0131 ve davran\u0131\u015f bi\u00e7imi beklenmi\u015ftir. \u0130lim \u00f6\u011frenmek ibadettir. Din u\u011frunda her t\u00fcrl\u00fc s\u0131k\u0131nt\u0131ya katlanmak ve iffetini koruyup dini yaymaya hizmet etmek, icab\u0131nda cihadd\u0131r. Bununla beraber ilerde Tevbe S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;M\u00fcminlerin hepsinin sava\u015fa \u00e7\u0131kmalar\u0131 gerekmez. Her topluluktan bir cemaatin dini iyi \u00f6\u011frenmeleri ve kavimleri kendilerine d\u00f6nd\u00fcklerinde onlar\u0131 uyarmalar\u0131 i\u00e7in sava\u015ftan geri kalmas\u0131 daha do\u011fru olmaz m\u0131? Gerekir ki b\u00f6yle yanl\u0131\u015f hareketlerden sak\u0131n\u0131rlar.&#8221; (Tevbe, 9\/122) \u00e2yetiyle ilim \u00f6\u011frencilerinin hepsinin cihada gitmemesi ve \u00f6\u011frenime ara verilmemesi gerekti\u011fi de a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Abdullah b. Abbas hazretlerinden gelen bir rivayete g\u00f6re; bir g\u00fcn Hz. Peygamber (s.a.v.) Suffe Ashab\u0131&#8217;n\u0131n ba\u015f\u0131nda durmu\u015f, onlar\u0131n hallerini g\u00f6zden ge\u00e7irmi\u015f idi. Onlar\u0131n fakirliklerini ve \u00e7ekmekte olduklar\u0131 zahmetleri g\u00f6rd\u00fc ve g\u00f6n\u00fcllerini almak i\u00e7in buyurdu ki: &#8220;Ey Suffe Ashab\u0131! Size m\u00fcjdeler olsun ki, her kim \u015fu sizin bulundu\u011funuz durumda olur, halinden raz\u0131 olarak bana kavu\u015fursa i\u015fte o benim arkada\u015f\u0131md\u0131r.&#8221; \u0130\u015fte bu \u00e2yet de bunlar dolay\u0131s\u0131yla nazil olmu\u015ftur. \u015eu kadar var ki, h\u00fckm\u00fc umuma aittir. Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 n\u00f6bet bekleyen veya Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in medreselerde dirsek \u00e7\u00fcr\u00fcten veya Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in halka hizmet u\u011fruna kendini vakfeden ve bu durumda mal\u0131, m\u00fclk\u00fc olmayan, ge\u00e7imini kazanmaya vakit bulamayan veya vakit buldu\u011fu halde g\u00fcc\u00fc yetmeyen, yoksul ve fakir m\u00fcsl\u00fcmanlar, nerede ve ne zaman ya\u015fam\u0131\u015f olursa olsunlar bu \u00e2yetin kapsam\u0131 i\u00e7ine girerler. Bunlar infak ve sadakalar\u0131n verilecek en g\u00fczel yeri olarak tercih s\u0131ras\u0131nda daima ba\u015fta gelirler. Bununla beraber, gerek \u00f6zel olarak bunlara, gerekse genel olarak b\u00fct\u00fcn ihtiya\u00e7 sahiplerine herhangi bir mal infak ederseniz, yahut maldan, \u00e7abadan, bilgiden, nasihattan, ir\u015faddan ve hizmetten bir \u015fey ikram ederseniz, hatta sayg\u0131, sevgi g\u00f6sterisi ve selamdan herhangi bir iyilik g\u00f6sterirseniz, iyi biliniz ki, Allah onu bilir; eme\u011finizi bo\u015fa \u00e7\u0131karmaz, kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 verir. Bundan dolay\u0131 veriniz efendiler, veriniz! \u00d6zellikle Allah yolunda kendilerini hizmete adam\u0131\u015f olan fakirlere, yoksullara veriniz. \u0130hlas\u0131n\u0131z ve olgunlu\u011funuz size gece veya g\u00fcnd\u00fcz, gizli veya a\u00e7\u0131k vermenin fark\u0131n\u0131 hissettirmeyecek kadar y\u00fcksek olsun.<\/p>\n<p>274-Minnet y\u00fcklemek, ba\u015fa kakmak suretiyle fakire ezadan, riyadan ve nifaktan sak\u0131n\u0131p Allah r\u0131zas\u0131n\u0131 g\u00f6zeterek ve kendinizi Allah yolundan ayr\u0131lmayan biri yapabilmek i\u00e7in g\u00f6n\u00fcl ho\u015flu\u011fuyla, g\u00fcc\u00fcn\u00fcz\u00fcn yetti\u011fi kadar\u0131yla en iyisinden vermek \u00e2detiniz, huyunuz, melekeniz olsun da her zaman ve her \u00e7e\u015fitten veriniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc, mallar\u0131n\u0131 gece ve g\u00fcnd\u00fcz, gizli ve a\u00e7\u0131k infak edenler, yani, her vakit ve her suretle infak edebilme melekesini kazanm\u0131\u015f olanlar yok mu bu infaklar\u0131 sebebiyle bunlar\u0131n Rableri kat\u0131nda kat kat ecirleri vard\u0131r. Ve bunlara bir korku olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, hi\u00e7bir zaman mahzun da olmazlar. Verdiklerini d\u00fcnyada ve ahirette kat kat geri al\u0131rlar, b\u00fct\u00fcn korkulardan selamet bulurlar. D\u00fcnyada verdiklerine h\u00fcz\u00fcn ve esef duymay\u0131p, memnun olduklar\u0131 gibi, ahirette de cimriler mahzun olurken, bunlar her t\u00fcrl\u00fc h\u00fcz\u00fcn ve kederden uzak kal\u0131rlar ve mutlu olurlar.<\/p>\n<p>Hz. Ebu Bekir (r.a.) sahip oldu\u011fu k\u0131rkbin dinar\u0131n onbinini gece, onbinini g\u00fcnd\u00fcz, onbinini gizli, onbinini de a\u00e7\u0131k\u00e7a olmak \u00fczere birden tasadduk etmi\u015f idi ve bu \u00e2yet bunun hakk\u0131nda inmi\u015ftir deniliyor. Hz. Ali (r.a.) dahi d\u00f6rt dirhem g\u00fcm\u00fc\u015ften ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feye malik de\u011fil iken bunun birini gece, birini g\u00fcnd\u00fcz, birini gizli, birini de a\u00e7\u0131k\u00e7a olmak \u00fczere hepsini tasadduk etmi\u015f idi. Hz. Peygamber, &#8220;Ni\u00e7in b\u00f6yle yapt\u0131n?&#8221; diye sordu\u011funda, &#8220;Rabbimin va&#8217;dine hak kazanmak i\u00e7in,&#8221; demi\u015f, bunun \u00fczerine kendisine &#8220;O, senin&#8221; buyurulmu\u015ftu ki, bu \u00e2yetin n\u00fczul sebebinin bu oldu\u011fu da b\u00f6ylece rivayet edilmi\u015ftir. Bir ba\u015fka rivayette bu \u00e2yetin Allah yolunda cihad i\u00e7in atlar besleyip masraf yapanlar hakk\u0131nda indi\u011fi s\u00f6ylenmi\u015ftir. Hz. Ebu H\u00fcreyre (r.a.) besili bir at g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc zaman bu \u00e2yeti okurmu\u015f. Bunlardan ba\u015fka bu \u00e2yetin b\u00fct\u00fcn zamanlar ve b\u00fct\u00fcn durumlar i\u00e7inde sadaka veren ve herhangi bir ihtiya\u00e7 sahibinin durumunu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc vakit, hi\u00e7 gecikmeksizin derhal onun o ihtiyac\u0131n\u0131 gideren ve ba\u015fka bir zamana ertelemeyen kimseler hakk\u0131nda, b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 hayra ko\u015fmaya te\u015fvik i\u00e7in indi\u011fi de nakil yoluyla gelen bilgiler aras\u0131ndad\u0131r ki; Fahruddin Raz\u00ee, &#8220;N\u00fczul sebebine dair anlat\u0131lan \u00e7e\u015fitli rivayetler i\u00e7inde en g\u00fczeli budur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u00e2yetin infakla ilgili h\u00fck\u00fcmleri bildiren \u00e2yetlerin sonu oldu\u011funda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur. Bunda infak \u00e7e\u015fitlerinin en m\u00fckemmel \u015fekli a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; diyerek bu sonuncu rivayeti tercih etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130l\u00e2h\u00ee hikmete ve il\u00e2h\u00ee s\u00fcnnete g\u00f6re, b\u00f6yle gece g\u00fcnd\u00fcz, gizli ve a\u00e7\u0131k demeyip her zaman ve her durumda infaka devam edebilmek az olsun, \u00e7ok olsun infak \u00e7e\u015fitlerinin en m\u00fckemmeli olan bu tarz\u0131, sahibinin kazan\u00e7 yollar\u0131na g\u00f6re, \u00e7e\u015fitli derecelerde de\u011ferlendirilmesi ihtimali bulunmaktad\u0131r. Bunun temelinde mallar\u0131n faydalan\u0131lmaya sunulmas\u0131yla, istif\u00e7ilik ve karaborsadan korunmas\u0131 ve dola\u015f\u0131m\u0131n\u0131n h\u0131zland\u0131r\u0131lmas\u0131 gibi hayat\u00ee, mal\u00ee, iktisad\u00ee hikmetler vard\u0131r. En dikkat \u00e7ekici nokta ise ferd\u00ee ekonomi ile genel ekonomiyi i\u00e7i\u00e7e kayna\u015ft\u0131rmas\u0131d\u0131r. Toplum d\u00fczeninin genel yap\u0131s\u0131, servetin topluca dola\u015f\u0131m\u0131n\u0131 engellemeye y\u00f6nelik istif\u00e7ilikten a\u015f\u0131r\u0131 k\u00e2r h\u0131rs\u0131na yard\u0131mc\u0131 oldu\u011fu zaman \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fcn\u00fcn ba\u015flam\u0131\u015f oldu\u011funu bilmek gerekir. \u0130\u015fte o d\u00f6nemlerde iman ehlinin mal ve m\u00fclk sahibi olan zenginlerine y\u00fcksek g\u00f6revler d\u00fc\u015fer ki, bunlar b\u00fct\u00fcn mal varl\u0131klar\u0131n\u0131n hepsini sarfetme durumunda kalabilirler. Bununla beraber bu \u015fekilde b\u00fct\u00fcn mal varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 harcamak \u00e2yetin \u00f6ng\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc bir \u015fey de\u011fildir. Tam aksine daha yukar\u0131larda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;Sana Allah yolunda ne harcayacaklar\u0131n\u0131 soruyorlar. De ki: &#8216;\u0130htiya\u00e7tan fazla olan\u0131.&#8221; (Bakara, 2\/219) \u00e2yetinin anlam\u0131 gere\u011fince farz olan sadakalarda nisab\u0131n dikkate al\u0131naca\u011f\u0131 gibi; nafile olan sadakalarda da o kazanc\u0131n devam\u0131n\u0131 sa\u011flamaya yarayan sermaye, tezg\u00e2h, i\u015fletme masraflar\u0131 gibi \u015feylerle, ihtiyat sermayesi gibi \u015feyler, s\u00f6z konusu infak\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda tutulacak ve bu husus hi\u00e7bir zaman g\u00f6zden uzak bulundurulmayacakt\u0131r. Yani en m\u00fckemmel \u015fekilde infaka devam edebilmek, o infak\u0131n kayna\u011f\u0131n\u0131 kurutmadan gerekli \u015fartlar\u0131 esnek ve ekonominin \u015fartlar\u0131na uygun olarak kullanabilmek ayr\u0131 bir mesele olarak kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kar. Fakir fukaran\u0131n ihtiyac\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131lamak, Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 kazanmaya vesile olur; fakat o insan\u0131n yard\u0131ma muhta\u00e7 bir duruma d\u00fc\u015fmesi Allah&#8217;\u0131n murad etti\u011fi ve kuldan istedi\u011fi bir \u015fey de\u011fildir. Nitekim \u0130sra S\u00fbresi&#8217;nde ki, &#8220;Eli boynuna ba\u011fl\u0131ym\u0131\u015f gibi yapma, eli s\u0131k\u0131 cimri biri olma, eli b\u00fcsb\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131k olup israf da etme&#8230;&#8221; (\u0130sra, 17\/29) \u00e2yeti zaten bu noktay\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya koymu\u015ftur. Bu hikmete dayal\u0131 olarak ifade edilmi\u015f olsa gerektir ki, \u0130bn Ceriri Taber\u00ee&#8217;nin nakline g\u00f6re, i\u015fbu \u00e2yeti hakk\u0131nda Katade \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015ftir: &#8220;Bunlar cennet ehlidirler, bize nakledildi ki, Hz. Peygamber (s.a.v.) &#8216;M\u00fcksirler, yani \u00e7ok servet toplayanlar al\u00e7akt\u0131rlar&#8217; buyuruyordu. Ashab &#8216;Ey Allah&#8217;\u0131n Res\u00fbl\u00fc, istisnalar\u0131 kimlerdir?&#8217; diye sordular, o yine &#8216;\u00c7ok mal toplayanlar al\u00e7akt\u0131rlar.&#8217; buyurdu. Onlar &#8216;Ey Allah&#8217;\u0131n peygamberi, istisnalar\u0131 kimlerdir?&#8217; dediler. O yine &#8216;\u00c7ok mal toplayanlar al\u00e7akt\u0131rlar.&#8217; buyurdu. Onlar &#8216;Ey Allah&#8217;\u0131n peygamberi istisnalar kimler?&#8217; diye sordular ve d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc olmayan kesin bir durumun ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan da korktular. Nihayet Hz. Peygamber, m\u00fcbarek elleriyle i\u015faretler yaparak, &#8216;Ancak mal\u0131yla sa\u011f\u0131ndan ve solundan \u015f\u00f6yle \u015f\u00f6yle, \u00f6n\u00fcnden \u015f\u00f6yle \u015f\u00f6yle, arkas\u0131ndan \u015f\u00f6yle \u015f\u00f6yle diye d\u00f6rt bir yan\u0131na infak ederek mal\u0131na h\u00fckmedebilen m\u00fcstesna, bunlar da pek azd\u0131r. \u0130\u015fte bunlar Allah&#8217;\u0131n farz k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve raz\u0131 oldu\u011fu yolda israfs\u0131z, s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131z, d\u00f6k\u00fcp sa\u00e7madan ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe y\u00f6nelmeden infak edenlerdir.&#8217; buyurdu.&#8221;<\/p>\n<p>Demek oluyor ki, \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc ve a\u015f\u0131r\u0131l\u0131ktan uzak bir \u015fekilde infakta bulunmak, bu \u00e2yette de s\u00f6z konusudur. Fakat bizzat \u00e2yetin kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z olarak mutlak m\u00e2n\u00e2da infak\u0131 ortaya koymas\u0131, az veya \u00e7ok elde bulunan b\u00fct\u00fcn mal\u0131n infak\u0131n\u0131 gerektirmemekle birlikte buna engel de g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyor. Nitekim n\u00fczul sebebinde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, Hz. Ali&#8217;nin yapt\u0131\u011f\u0131 infak, eldeki avu\u00e7taki \u015feyin hepsini vermek \u015feklindedir. Bu bak\u0131mdan kemmiyet, yani verilen miktar hi\u00e7 s\u00f6z konusu de\u011fildir. Bunun i\u00e7in \u00e2yetteki bu \u0131tlak\u0131n (kay\u0131ts\u0131zl\u0131\u011f\u0131n), iktisad\u00ee \u015fartlara ba\u011fl\u0131 olarak bir tak\u0131m kay\u0131tlara tabi tutulmas\u0131 veya bir k\u0131sm\u0131n\u0131 zikretti\u011fimiz di\u011fer \u00e2yetlerden birisiyle veyahut daha ba\u015fkalar\u0131yla anlam\u0131n\u0131n \u015fu veya bu y\u00f6ne tahsis edilmesi, bir cihetten de olsa neshini gerekli k\u0131lacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in bir k\u0131s\u0131m m\u00fcfessirler &#8216;dan buraya kadar olan \u00e2yetler, Tevbe S\u00fbresi&#8217;ndeki ayr\u0131nt\u0131l\u0131 zekat \u00e2yetleri (\u00e2yet 60) n\u00e2zil olmadan \u00f6nce y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte olup, s\u00f6zkonusu \u00e2yetler n\u00e2zil olunca h\u00fckm\u00fcn onlara tahsis edildi\u011fini nakletmi\u015flerdir. Fakat buradaki sadak\u00e2t (sadakalar) deyimi, kabul edilen g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, zekat ve n\u00e2file sadakalardan daha geni\u015f kapsaml\u0131 oldu\u011fundan b\u00f6yle bir a\u00e7\u0131klama yeterli olmayacakt\u0131r. \u015eu halde buradaki infak farz, vacip, n\u00e2file her \u00e7e\u015fit infak\u0131 i\u00e7ine almakta, ayn\u0131 zamanda infak\u0131n en \u00fcst\u00fcn \u015feklini de g\u00f6stermi\u015f bulunmaktad\u0131r. Bundan dolay\u0131 \u00e2yetin kendi mutlak anlam\u0131 ile al\u0131n\u0131p, infak sebebi olan ihtiya\u00e7lar\u0131n gere\u011fine g\u00f6re, zaman\u0131n ve yerin, ki\u015filerin ve durumlar\u0131n icab\u0131na g\u00f6re uygulamas\u0131n\u0131 infak sahiplerinin hikmet ve kem\u00e2ldeki derecelerine uygun irfan ve ictihatlar\u0131na b\u0131rakmak daha elveri\u015fli olacakt\u0131r. Zaman olur ki evl\u00e2du iyal, din ve millet u\u011frunda b\u00fct\u00fcn mal varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n harcan\u0131p infak\u0131 gerekir ve b\u00f6yle yapmak iktisat kurallar\u0131n\u0131n bile \u00e7er\u00e7evesine girer. Sonra mal denilen \u015fey, olsa olsa can\u0131n bir yongas\u0131d\u0131r. Halbuki Allah yolunda can\u0131n\u0131 bile feda etmekten \u00e7ekinilmemesi gerekli olan \u00f6yle g\u00f6rev zamanlar\u0131 vard\u0131r ki, bu gibi durumlarda infak-\u0131 k\u00fcll\u00ee ad\u0131 verilen her \u015feyini harcamak bile hafif kalabilir. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, &#8220;hay\u0131rda israf olmaz&#8221; dahi buyurulmu\u015ftur. Fakat bu y\u00fcce derece, en b\u00fcy\u00fck olgunluk sahibi kimselerin i\u015fidir ki, bunlar &#8220;Kendileri darda olsalar bile ba\u015fkalar\u0131n\u0131 kendilerine tercih ederler.&#8221; (Ha\u015fr, 59\/9) medh \u00fc sen\u00e2s\u0131na mazhard\u0131rlar. Bundan ders alabilecek derecede sab\u0131r ve tahamm\u00fcl g\u00f6steremeyip yapt\u0131\u011f\u0131 hayra sonradan pi\u015fman olacak olanlar\u0131n b\u00fct\u00fcn mal varl\u0131klar\u0131n\u0131 infak etmeleri, kendi dindarl\u0131klar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan tehlikeli olaca\u011f\u0131ndan haklar\u0131nda hay\u0131rl\u0131 olmaz. Allah korusun o t\u00fcrl\u00fc bir pi\u015fmanl\u0131k onlar\u0131 k\u00fcfre kadar g\u00f6t\u00fcrebilir. Zira bu gibiler hakk\u0131nda da &#8220;Neredeyse fakirlik k\u00fcf\u00fcr olacakt\u0131.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bu hususta \u015fahs\u00ee k\u0131ymet kadar ve hatta daha \u00e7ok sosyal \u00e7evrenin de b\u00fcy\u00fck etkisi vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc faziletli davran\u0131\u015flara d\u00fc\u015fman olan ve ki\u015filerin kendi \u015fahs\u00ee \u00e7\u0131karlar\u0131ndan ba\u015fka bir endi\u015fe ta\u015f\u0131mayan bir \u00e7evre i\u00e7inde, iyiliksever ve faziletli insanlar bo\u011fulup bo\u011fulup gitmeye ve bozulmaya mahkum olurlar. Bu zorlu\u011fun \u00fcstesinden gelmek i\u00e7in, Allah taraf\u0131ndan ihsan olunacak bir ruh g\u00fcc\u00fcne ihtiya\u00e7 vard\u0131r. Ve i\u015fte Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ba\u015f\u0131ndan beri devam edip gelen infak hakk\u0131ndaki y\u00fcksek a\u00e7\u0131klamalar\u0131 da il\u00e2h\u00ee hikmet gere\u011fince insanlar aras\u0131nda b\u00f6yle feyizli, kal\u0131c\u0131 ve sars\u0131lmaz bir cemiyet d\u00fczeni ortaya koyacakt\u0131r. &#8220;Ve Allah yolunda infak ediniz ve gelece\u011finizi kendi elinizle tehlikeye atmay\u0131n\u0131z.&#8221; (Bakara, 2\/195) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fc gere\u011fince nice nice tehlikelerin \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ecek bir kutsal ahl\u00e2k \u00f6\u011fretimini dile getirmektedir ki, ahirette vaad olunan ecir ve sevap, il\u00e2h\u00ee ahl\u00e2k ile ahl\u00e2klanarak, Allah&#8217;dan vekalet \u015ferefini ba\u011f\u0131\u015flayacak olan bu gibi \u00f6zellikleri kazanmaya ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131, \u00f6nderlik ve e\u011fiticilik edebilecek ileri gelenlerin, daha do\u011frusu bunlara \u00f6rnek say\u0131lan en ulular\u0131n y\u00fcce hasletleriyle, onlar\u0131n izinden gidecek avam (halk)a \u00f6rnek olacaklar\u0131 ve b\u00f6ylece onlara iyi al\u0131\u015fkanl\u0131klar ve y\u00fcce de\u011ferler u\u011fruna fedakarl\u0131klar \u00f6\u011fretebilecekleri ve bu iki \u00e7e\u015fit insan aras\u0131nda birtak\u0131m farkl\u0131l\u0131klar olabilece\u011fi gibi; \u0131slahat devirleri ile durulmu\u015f, oturmu\u015f ve istikrar kazanm\u0131\u015f sal\u00e2h devirleri aras\u0131nda da uygulanacak h\u00fck\u00fcm ve kurallar aras\u0131nda birtak\u0131m farkl\u0131l\u0131klar bulunabilir. Meseleye bu a\u00e7\u0131dan bak\u0131l\u0131nca infak-\u0131 k\u00fcll\u00ee denilen b\u00fct\u00fcn mal varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n infak\u0131, halk i\u00e7in hay\u0131r yerine \u015fer ve zarar do\u011furabilir. Ancak vel\u00ee ruhlu ve \u00fcst\u00fcn ahl\u00e2kl\u0131 baz\u0131 iyiliksever kimseler i\u00e7in ba\u015ftanba\u015fa hay\u0131r, hatta g\u00f6rev bile olabilir. \u015eunu da unutmamak icap eder ki, s\u0131rf infak y\u00fcz\u00fcnden iflas etmi\u015f, peri\u015fan olmu\u015f bir zengine tesad\u00fcf olunmam\u0131\u015ft\u0131r. Halbuki nefsan\u00ee arzular yolunda harcanm\u0131\u015f olan gayr-i me\u015fr\u00fb infaklar ile nice han\u00fcmanlar s\u00f6nm\u00fc\u015f oldu\u011fu her zaman g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Hatta ticaret sahas\u0131ndaki iflaslar\u0131n pek \u00e7o\u011fu bir taraftan daha fazla kazanmak h\u0131rs\u0131yla giri\u015filen yanl\u0131\u015f muamelelerin, di\u011fer taraftan da yine daha \u00e7ok kazan\u00e7 h\u0131rs\u0131yla yap\u0131lan istif\u00e7ili\u011fin ve karaborsac\u0131l\u0131\u011f\u0131n geri tepmesiyle u\u011fran\u0131lan zarar ve ziyanlar y\u00fcz\u00fcndendir ki, bunlar\u0131n hepsi de &#8220;\u015eeytan size fakirli\u011fi ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc emreder.&#8221; anlam\u0131n\u0131n kapsam\u0131 i\u00e7indedir. Mallar\u0131n serbest dola\u015f\u0131m\u0131n\u0131 sa\u011flayan ve h\u0131zland\u0131ran hay\u0131rl\u0131 harcama ve infaklarda ise bu gibi tehlikelerin hi\u00e7biri yoktur. Bunlar da &#8220;Allah size ma\u011ffiret ve kendinden bolluk vaad eder.&#8221; \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fc ge\u00e7erlidir. Yani hay\u0131r yollar\u0131na yap\u0131lan harcamalar daima faydal\u0131d\u0131r. \u015eu kadar ki, bunun faydalar\u0131ndaki bereket ve zevk, ki\u015filerin ve durumlar\u0131n de\u011fi\u015fmesiyle de\u011fi\u015fik olabilece\u011fi gibi, birtak\u0131m insanlarda bu faydalar\u0131n do\u011fmas\u0131n\u0131 bekleyecek kadar sab\u0131r ve tahamm\u00fcl bulunmayabilir. Bunun i\u00e7in genel olarak infaktan bahsolundu\u011fu zaman yukar\u0131da da belirtildi\u011fi gibi, yoksul ve kimsesiz kalmak ve muhta\u00e7 duruma d\u00fc\u015fmek endi\u015fesinden uzak bir \u015fekilde tutumlu ve dengeli olmak gerekir. Fakat zavall\u0131 ve gafil insanlar, genellikle heva ve hevesler u\u011fruna faydas\u0131z, sonu\u00e7suz ve anlams\u0131z harcamalar, bir hi\u00e7 u\u011fruna yap\u0131lan israflarda a\u015f\u0131r\u0131ya gitmekten sak\u0131nmaz da, s\u0131ra hay\u0131rl\u0131 yollara yap\u0131lan harcamalara gelince, bunda iktisat ve itidale ri\u00e2yet \u015f\u00f6yle dursun, k\u0131rkta bir olan zekat\u0131n\u0131 vermekten bile ka\u00e7\u0131n\u0131r. \u00d6yleleri vard\u0131r ki, kumar ve oyun masalar\u0131nda avu\u00e7 avu\u00e7 paralar\u0131 havaya savurmaktan korkmaz da, beri tarafta devlet ve milletin eksi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmez, kar\u015f\u0131s\u0131nda yoksulluktan k\u0131vranan kom\u015fusunun, akrabas\u0131n\u0131n kursa\u011f\u0131na bir lokma ekmek vermekten tiksinir, k\u0131skan\u0131r. Fazla olarak ona kar\u015f\u0131 g\u00f6r\u00fcyor musun i\u015fte sen a\u00e7s\u0131n, ben tokum; sen a\u00e7l\u0131ktan inlersin, ben zevk u sefa ederim gibisinden bir gurur ve iftihar ile \u00e7al\u0131m satar. D\u00fc\u015f\u00fcnmez ki fertlerin sefaleti, toplum d\u00fczeninin \u00e7\u00f6kmesi demektir. Ve toplumun \u00e7\u00f6k\u00fc\u015f\u00fc ve sefaleti de er veya ge\u00e7 b\u00fct\u00fcn fertlere yay\u0131l\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fcnmez ki bir insan\u0131n \u00e7evresindeki sefalet ve ihtiya\u00e7, ayn\u0131 zamanda kendi sefalet ve ihtiyac\u0131d\u0131r. Serhatlar (s\u0131n\u0131r boylar\u0131n)da a\u00e7\u0131lan gedikler evdeki gedikler say\u0131l\u0131r. Ailesinde, akrabas\u0131nda, kom\u015fusunda, hem\u015fehrilerinde, hemcinslerinde bulunan a\u00e7l\u0131klar\u0131n, hastal\u0131klar\u0131n, peri\u015fanl\u0131klar\u0131n, felaketlerin hepsi insan\u0131n kendi varl\u0131\u011f\u0131ndaki yaralard\u0131r. Fakir fukaran\u0131n g\u00f6zleri \u00f6n\u00fcnde a\u00e7\u0131k lokantalar\u0131n s\u00fcsl\u00fc masalar\u0131nda veyahut velvelesi ve \u00e7\u0131\u011fl\u0131klar\u0131 etraf\u0131 \u00e7\u0131nlatan g\u00fcmb\u00fcrt\u00fcl\u00fc konaklar\u0131n yemek salonlar\u0131nda, \u00e7evrede ya\u015fayanlar\u0131n \u00e7ekti\u011fi s\u0131k\u0131nt\u0131lara g\u00f6z yumarak kahkahalarla yiyip i\u00e7en, servetler israf eden gaflet sahipleri d\u00fc\u015f\u00fcnmezler ki, fazla ka\u00e7\u0131rd\u0131\u011f\u0131 her lokma, belki bir fakirin bir iki g\u00fcnl\u00fck, \u00f6lmeyecek kadar g\u0131das\u0131 olurdu. Bir lokma belki binlerce kimsenin hayat hakk\u0131ndan s\u0131yr\u0131lm\u0131\u015f, s\u0131zd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bir eme\u011fin \u00fcr\u00fcn\u00fc bulunuyordu. D\u00fc\u015f\u00fcnmez ki, her kahkaha bir\u00e7ok ihtiya\u00e7 sahibinin i\u00e7indeki \u00f6fkeyi harekete ge\u00e7irecek, iffet ve haya ehlinin tahamm\u00fcl g\u00fcc\u00fcn\u00fc \u00e7atlatacak, namuslular\u0131 ba\u015ftan \u00e7\u0131kar\u0131p k\u00f6t\u00fc yollara, \u00e7almaya, \u00e7\u0131rpmaya itecek bir tahrik ve heyecan sebebi olabilir.<\/p>\n<p>Evet, kuvvet nedir bilmezsin ey ma\u011frur-i nahvet sen,<\/p>\n<p>Ezer bir m\u00fc\u015ft-i kudret beynini yevm-i mesarinde.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte genellikle insanlar, bu gibi gaflet \u00f6zellikleri ta\u015f\u0131rlarken kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z infaka te\u015fvik ve ter\u011fip etmek, itid\u00e2li temin etmekle birlikte bir toplum i\u00e7inde d\u00fczen ve dengenin kurulmas\u0131 hedefini de ger\u00e7ekle\u015ftirir. Ondan sonra infakta a\u015f\u0131r\u0131 gidip te zenginlerin fakirle\u015fmeye ba\u015flamas\u0131 s\u00f6z konusu olaca\u011f\u0131 ve sosyal dengenin bozulaca\u011f\u0131 zaman gelince, o zaman da, &#8220;Elinizi, avucunuzu sonuna kadar a\u00e7may\u0131n!&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/29) uyar\u0131s\u0131na l\u00fczum ve ihtiya\u00e7 duyulur. \u0130nsan d\u00fc\u015f\u00fcnmelidir ki, hi\u00e7bir kimsenin kendi \u00e7abas\u0131, elde etti\u011fi nimetin yeterli sebebi de\u011fildir. Bunda her \u015feyden \u00f6nce y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n do\u011fu\u015ftan ihsan etti\u011fi kabiliyet ve \u00f6zelliklerin pay\u0131 vard\u0131r. Her do\u011fan \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak, fakir ve muhta\u00e7 olarak do\u011far ve herkese a\u00e7\u0131k olan bu nimetler sofras\u0131na konuk olur. Bir sine\u011fi bile kovalamaya g\u00fcc\u00fc yokken etraf\u0131nda kendisine yine de k\u0131smeti kadar nimet sunulur. Sunulan nimetleri al\u0131p hazmedecek g\u00fc\u00e7 ve kabiliyetler verilir. Feryatlar\u0131na \u00e7ekici ve etkili na\u011fmeler konulur, etraf\u0131nda bunlara kar\u015f\u0131l\u0131k verecek kimseler bulunur. Ne suretle olursa olsun eli ekmek tutacak ya\u015fa kadar ya\u015fam\u0131\u015f olan hi\u00e7bir kimse yoktur ki, bu gibi yard\u0131mlar\u0131 g\u00f6rmemi\u015f olsun. Bundan dolay\u0131 ferd\u00ee emek, birinci derecede kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n bu gibi ihsan ve ikr\u00e2mlar\u0131na bor\u00e7ludur. \u0130\u015fte b\u00f6ylece hayat defterinin ilk sayfalar\u0131 bor\u00e7 ve zimmet hesaplar\u0131yla a\u00e7\u0131l\u0131r. \u0130kinci husus \u015fu ki, insan hayat\u0131nda her emek ve kazan\u00e7 daha \u00f6nceki bir\u00e7ok kazan\u00e7lar\u0131n elbirli\u011fine bor\u00e7ludur. Hi\u00e7bir ki\u015fisel kazan\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez ki, ona toplumun bir etkisi ve ba\u015fkalar\u0131n\u0131n bir kazan\u00e7 ili\u015fkisi bula\u015fmam\u0131\u015f olsun. Tok, kendi sofras\u0131nda karn\u0131n\u0131 t\u0131ka basa doyururken, o sofrada oradan ge\u00e7en bir a\u00e7 insan\u0131n hakk\u0131 bulunmad\u0131\u011f\u0131 iddia edilemez. Me\u015fru olmayan kazan\u00e7lar\u0131 zaten kale alm\u0131yorum; fakat en hukuk\u00ee olan kazan\u00e7lar\u0131n de\u011fi\u015fim esas\u0131na dayand\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, k\u00e2r ve kazan\u00e7 zaruretiyle ili\u015fkili olan de\u011fi\u015fimin tam bir denge i\u00e7inde y\u00fcr\u00fcmeyece\u011fi ve dolay\u0131s\u0131yla bu y\u00fczden mal da\u011f\u0131t\u0131m\u0131nda bir\u00e7ok bo\u015fluklar\u0131n birikmesi de ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz oldu\u011fundan, kamunun servetinde daha \u00f6nceden eme\u011fi ge\u00e7mi\u015f bulunan pek \u00e7ok ki\u015finin \u00e7abas\u0131 ve hakk\u0131 \u00f6denmemi\u015f olan katk\u0131s\u0131 bulundu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmelidir. Bu emek ve katk\u0131lar olmadan d\u00fcnya hayat\u0131nda mal de\u011fi\u015fiminin d\u00fczenli olam\u0131yaca\u011f\u0131 da g\u00f6z \u00f6n\u00fcne getirilirse yenen her lokman\u0131n \u00e7ok derin ili\u015fkilerle haklara ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu ve bu haklar\u0131n yerine getirilmesi, her emek sahibine hakk\u0131n\u0131 \u00f6demi\u015f olman\u0131n \u00f6tesinde ancak hay\u0131r ve hasenat yapmak ve infakta bulunmak yoluyla m\u00fcmk\u00fcn olaca\u011f\u0131n\u0131 anlamak zor olmaz.<\/p>\n<p>\u0130htim\u00e2l ki, bir lokman\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda yutkunacak fakir, onu kan\u0131yla, can\u0131yla elde eden bir \u015fehidin yavrusu veya babas\u0131d\u0131r. B\u00f6yle olmasa bile hayat\u0131n yarar\u0131na yarad\u0131lm\u0131\u015f olan mal\u0131 tutup hapsetmek veya bo\u015f yere telef edip de yok etmek, hayat\u0131 yok etmek demek olaca\u011f\u0131ndan ne b\u00fcy\u00fck haks\u0131zl\u0131kt\u0131r. Gaflete dal\u0131p bu ince ve derin g\u00f6revleri d\u00fc\u015f\u00fcnmeyen zenginlerin bir\u00e7o\u011fu servetlerini bo\u015fu bo\u015funa sarf etmekten veya kilitli yerlerde kapal\u0131 tutmaktan zevk al\u0131rlar. Kendi \u00e7evresindekilerin b\u00fct\u00fcn\u00fcyle ve ayn\u0131 vatan\u0131n evlad\u0131 olan fakir fukara ile gere\u011fi gibi ilgilenmez, zenginler ile fakirler aras\u0131nda kavga ve didi\u015fmeye sebep olurlarsa, b\u00f6ylece toplum d\u00fczenini alt\u00fcst etmi\u015f olurlarsa sonu\u00e7ta kendilerine yaz\u0131k etmi\u015f olurlar.<\/p>\n<p>Burada \u00f6zellikle bu gibi k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin d\u00fczeltilmesi mutlak surette g\u00f6zetilmi\u015f oldu\u011fundan, toplumun b\u00fct\u00fcn\u00fcyle uyumlu bir toplum haline gelmesini sa\u011flamak i\u00e7in \u00e2yet, ileri gelenlerin \u00f6nc\u00fcs\u00fc durumunda olan b\u00fcy\u00fcklerin &#8220;infak-\u0131 k\u00fcll\u00ee&#8221; ile c\u00f6mert\u00e7e vermeye y\u00f6nelik &#8220;vil\u00e2yet makam\u0131&#8221; \u00fczere v\u00e2rid olmu\u015ftur. Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim&#8217;in daha bir\u00e7ok yerlerinde infak\u0131n de\u011fi\u015fik \u00f6zelliklerini g\u00f6sterecek \u00e2yetler gelecektir. Burada Kur&#8217;\u00e2n infak\u0131, ahl\u00e2k ve toplum d\u00fczeni a\u00e7\u0131s\u0131ndan, daha ziyade iktisad\u00ee a\u00e7\u0131dan \u00f6\u011fretip, her\u015feyden \u00f6nce bize \u015funu g\u00f6steriyor ki, kazan\u00e7 ve \u00fcretim yollar\u0131n\u0131 d\u00fczene koymak i\u00e7in, i\u015fin ba\u015f\u0131nda \u00fcretimin gayesi olan t\u00fcketimi ve harcamalar\u0131 d\u00fczenleyip, mal ve hizmet dola\u015f\u0131m\u0131n\u0131 h\u0131zland\u0131r\u0131p yaymak gerekiyor. Zaman\u0131m\u0131zda ekonomi ilminin uzmanlar\u0131n\u0131n istihl\u00e2k (t\u00fcketim, konsumasyon) tabir ettikleri infak, genel anlamda ikiye ayr\u0131l\u0131r: Bunlardan biri, ferd\u00ee veya ictim\u00e2\u00ee hi\u00e7bir fayday\u0131 g\u00f6zetmeyen, abes veya zararl\u0131, hatta \u00e7irkin say\u0131lan harcamalard\u0131r ki, tamamen g\u00fcnah ve israf say\u0131lan infaklard\u0131r ve Hak Te\u00e2l\u00e2, bu gibi harcamalardan insanlar\u0131 sak\u0131nd\u0131rm\u0131\u015f ve bunlar\u0131 yasaklam\u0131\u015ft\u0131r. Di\u011feri, herhangi bir ihtiya\u00e7 ve faydaya y\u00f6nelik olarak yap\u0131lan hay\u0131rl\u0131 infaklard\u0131r ki, mallar\u0131 hayata ve ihtiyaca sunmak demek olan bu infaklar, haddi zat\u0131nda istihl\u00e2k (t\u00fcketim) de\u011fil, \u00fcretimin esas hedefidir. Ve bu t\u00fcketim ne kadar geni\u015f kapsaml\u0131, ne kadar ahl\u00e2k\u00ee ve ne kadar temiz olursa, de\u011feri de o kadar y\u00fcksek olur. Emek ve \u00e7abas\u0131n\u0131 Allah kat\u0131nda ebed\u00ee hayata d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcp de d\u00fcnya ve ahiretin korkusundan ve h\u00fczn\u00fcnden kurtulmak isteyenler bu iyili\u011fe, bu ahl\u00e2ka, bu toplum d\u00fczenine ve bu iktisat yoluna girmeli, buna uygun bir kazan\u00e7 ve \u00fcretime y\u00f6nelmeli ve \u00e7aba harcamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bunun tam z\u0131dd\u0131na gidenlerin durumlar\u0131na gelince:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>275- Riba (faiz) yiyen kimseler, \u015feytan \u00e7arpan kimse nas\u0131l kalkarsa ancak \u00f6yle kalkarlar. Bu ceza onlara, &#8220;al\u0131\u015fveri\u015f de faiz gibidir&#8221; demeleri y\u00fcz\u00fcndendir. Oysa Allah, al\u0131\u015fveri\u015fi helal, faizi de haram k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan b\u00f6yle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir \u00f6\u011f\u00fct \u00fczerine faizcili\u011fe son verirse, ge\u00e7mi\u015fte olanlar kendisine ve hakk\u0131ndaki h\u00fck\u00fcm de Allah&#8217;a kalm\u0131\u015ft\u0131r. Her kim de yeniden faize d\u00f6nerse i\u015fte onlar cehennem ehlidirler ve orada s\u00fcresiz kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>276- Allah faizi mahveder, oysa sadakalar\u0131 bereketlendirir. Allah g\u00fcnahta ve ink\u00e2rda direnen hi\u00e7 kimseyi sevmez.<\/p>\n<p>277- \u0130man edip iyi i\u015fler yapan, namaz\u0131 dosdo\u011fru k\u0131l\u0131p zekat\u0131 verenlerin Rabbleri kat\u0131nda elbette m\u00fckafatlar\u0131 vard\u0131r. Onlara hi\u00e7bir korku olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, onlar mahzun da olmazlar.<\/p>\n<p>278- Ey iman edenler! Allah&#8217;tan korkun ve art\u0131k faizin pe\u015fini b\u0131rak\u0131n, e\u011fer ger\u00e7ekten m\u00fcminler iseniz.<\/p>\n<p>279- E\u011fer b\u00f6yle yapmazsan\u0131z, o zaman Allah ve Resul\u00fc taraf\u0131ndan size sava\u015f a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu bilin. E\u011fer tevbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Haks\u0131zl\u0131k etmezsiniz, haks\u0131zl\u0131\u011fa da u\u011framazs\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>280- E\u011fer bor\u00e7lu darl\u0131k i\u00e7indeyse, ona \u00f6deme kolayl\u0131\u011f\u0131na kadar bir s\u00fcre tan\u0131y\u0131n. Ve bu gibi bor\u00e7lulara alaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 ba\u011f\u0131\u015flay\u0131p sadaka etmeniz e\u011fer bilirseniz sizin i\u00e7in, daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>281- \u00d6yle bir g\u00fcnden korkunuz ki, o g\u00fcn Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz. Sonra da herkese kazanc\u0131 tamam\u0131yla \u00f6denecek ve hi\u00e7 kimse haks\u0131zl\u0131\u011fa u\u011framayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>275-KIR\u00c2ET: As\u0131m&#8217;dan Ebubekr \u015eu&#8217;be ile Hamze k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;hemze&#8221;nin meddi ve &#8220;z\u00e2l&#8221;in kesri ile dur. kelimesi N\u00e2fi k\u0131r\u00e2etinde &#8220;sin&#8221;in zamm\u0131 ile dir. kelimesi ise Hafs&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndakilerce &#8220;sad&#8221;\u0131n da \u015feddesi ile dur. kelimesi Ebu Amr ve Yakup k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;t\u00e2&#8221;n\u0131n fethi ve &#8220;cim&#8221;in kesri ile okunur.<\/p>\n<p>R\u0130B\u00c2: S\u00f6zl\u00fck anlam\u0131yla ziyadelenmek, fazlalanmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na mastar olup, faiz dedi\u011fimiz &#8220;art\u0131k de\u011fer&#8221;in ismi olmu\u015ftur. \u015eeriat dilinde, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 faydaya y\u00f6nelik bir s\u00f6zle\u015fmede kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z kalan herhangi bir fazlal\u0131k demektir. Rib\u00e2 bir muamelede, hem kar\u015f\u0131l\u0131k maksad\u0131yla, hem de kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z suretinde kendini g\u00f6steren bir yalanc\u0131l\u0131k, bir \u00e7eli\u015fkidir. Bundan dolay\u0131 bir kar\u015f\u0131l\u0131k g\u00f6zetme maksad\u0131 olmay\u0131nca rib\u00e2 tasavvur olunamaz. Cinsi ve \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc bir olan \u015feyler birbirleriyle de\u011fi\u015ftirildi\u011fi zaman ikisi aras\u0131nda fiyat fark\u0131ndan dolay\u0131 bir fazlal\u0131k meydana gelece\u011finden o vakit bir de\u011fer art\u0131\u015f\u0131 ger\u00e7ekle\u015fir. Yani rib\u00e2n\u0131n \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc hem cins, hem miktar veya birinden biri \u015feklinde kendini g\u00f6sterir. Kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 s\u00f6zle\u015fmenin esas\u0131, mal\u0131 malla terazide tartarak de\u011fi\u015ftirmek demek olan al\u0131\u015fveri\u015ftir ki, mal\u0131n faydas\u0131n\u0131n sat\u0131\u015f\u0131 demek olan kira da bunun kapsam\u0131 i\u00e7indedir. Ger\u00e7i sat\u0131\u015f baz\u0131 hallerde sadece k\u00e2r anlam\u0131 ifade eder. Fakat bu k\u00e2r, tek tarafl\u0131 de\u011fil, en az iki tarafl\u0131 bir s\u00f6zle\u015fmenin \u00fcr\u00fcn\u00fc oldu\u011fundan kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z say\u0131lmaz. On kuru\u015fa al\u0131nan bir mal on bir kuru\u015fa sat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, o bir kuru\u015fa k\u00e2r denilir. Rib\u00e2 ise bir s\u00f6zle\u015fme s\u0131ras\u0131nda olur: Bir s\u00f6zle\u015fmede cinsi ve miktar\u0131 birbirine e\u015fit iki mal birbiriyle kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak de\u011fi\u015ftirildi\u011fi zaman bir tarafa bedelsiz bir fazlal\u0131k s\u00f6z konusu oldu mu i\u015fte bu bir rib\u00e2d\u0131r ki, bu bedelsiz fazlal\u0131\u011f\u0131n asl\u0131nda kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u00f6denmemi\u015ftir ve kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 yoktur. Mesela, birine daha sonra almak \u00fczere bor\u00e7 olarak on lira verdiniz, o sizin verdi\u011finiz on liray\u0131 harcad\u0131; fakat bir s\u00fcre sonra, sizin verdi\u011finiz o on liran\u0131n yerine size yine on lira getirip verdi. Verdi\u011fi anda da bu iki on lira birbiriyle de\u011fi\u015ftirilmi\u015f oldu demektir. Bunlar cins ve miktarca tamamen birbirinin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Fakat o bor\u00e7lu on yerine mesela on lira on kuru\u015f verirse, bu on kuru\u015f a\u00e7\u0131ktan ve bedelsiz verilmi\u015f bir fazlal\u0131kt\u0131r. \u0130\u015fte bu \u00e2yet nazil oldu\u011fu zaman b\u00f6yle alt\u0131n veya g\u00fcm\u00fc\u015f nakit bor\u00e7lanmalar ile rib\u00e2, cahiliyet devri Araplar\u0131 aras\u0131nda bilinen bir \u015feydi. Hatta zenginlerinin genellikle yedi\u011fi i\u00e7ti\u011fi hep rib\u00e2 demekti; biri \u00f6b\u00fcr\u00fcne alt\u0131n veya g\u00fcm\u00fc\u015f, belli bir para bor\u00e7 verirdi, aralar\u0131nda kararla\u015ft\u0131rd\u0131klar\u0131 v\u00e2deye g\u00f6re, ge\u00e7en s\u00fcre i\u00e7in belli bir miktar da fazladan \u00f6deme yap\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 \u00f6nceden \u015fart ko\u015farlard\u0131. Bu \u00e2yet indi\u011fi zaman aralar\u0131nda en yayg\u0131n olan rib\u00e2 bu idi. Herhangi bir bor\u00e7ta vade geldi\u011fi zaman bor\u00e7lu borcunu \u00f6deyemiyecekse alacakl\u0131s\u0131na, &#8220;veremiyece\u011fim, irb\u00e2 et&#8221;, yani &#8220;artt\u0131r&#8221; derdi, yine bir miktar daha rib\u00e2 eklenir ve b\u00f6ylece her vade yenilendik\u00e7e borcun miktar\u0131 da artard\u0131 ve arta arta ana paran\u0131n bir veya birka\u00e7 mislini bulurdu. Borcun asl\u0131na ana para anlam\u0131na gelen &#8220;re&#8217;s\u00fc&#8217;l-mal&#8221; ve ona eklenen fazlal\u0131klara da &#8220;rib\u00e2&#8221; ad\u0131 verilirdi. Her vade yenileni\u015finde eklenecek rib\u00e2n\u0131n yaln\u0131zca ana para \u00fczerine veya birikmi\u015f faizlerle birlikte ana paran\u0131n toplam\u0131 \u00fczerine konularak tart\u0131ya dahil edilirdi ki, zaman\u0131m\u0131z\u0131n deyimi ile birincisi basit faiz, ikincisi m\u00fcrekkep faiz demektir. B\u00f6ylece rib\u00e2n\u0131n ana paraya eklenip katlanmas\u0131 m\u00fcrekkep faizde daha h\u0131zl\u0131 olmakla beraber, faizin her iki \u015feklinde de meydana gelmesi s\u00f6z konusudur. \u0130\u015f ve ekonomi d\u00fcnyas\u0131nda bu g\u00fcn y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte olan faiz i\u015flemleri de \u00f6z bak\u0131m\u0131ndan cahiliyet devrinde cari olan faiz gelene\u011finden farkl\u0131 bir \u015fey de\u011fildir. Zaman zaman faiz miktarlar\u0131n\u0131n ve i\u015flemlerinin \u00e7o\u011fal\u0131p azalmas\u0131 da bunun niteli\u011fini de\u011fi\u015ftirmez. \u0130\u015fte Araplar aras\u0131nda geleneksel rib\u00e2, tam anlam\u0131yla zaman\u0131m\u0131zda nakit paralara ait faizin veya nema denilen fazlan\u0131n kendisidir. Bunun &#8220;karz-\u0131 hasen&#8221; denilen &#8220;kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z bor\u00e7&#8221; d\u0131\u015f\u0131ndaki b\u00fct\u00fcn bor\u00e7lanmalarda uygulamas\u0131 da i\u015fte b\u00f6yledir. \u015e\u00fcphe yok ki, i\u015fin asl\u0131na g\u00f6re ve l\u00fcgattaki anlam\u0131na g\u00f6re, bunun en uygun ad\u0131 &#8220;rib\u00e2&#8221;d\u0131r. Ziyadelik, mutlaka bir art\u0131k de\u011fer, bir fazlal\u0131k anlam\u0131na gelir; buna &#8220;faiz&#8221; veya &#8220;nema&#8221; ad\u0131 vermek &#8220;al\u0131\u015fveri\u015f de rib\u00e2 gibidir&#8221; iddias\u0131nda g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, ticarete benzetilerek verilen yalan ve uydurma bir isimdir. Rib\u00e2n\u0131n nakit paralarda ifade etti\u011fi bu fazlal\u0131k, anlam bak\u0131m\u0131ndan \u015feriatte di\u011fer mallara ve &#8220;nes\u00ee&#8221; ad\u0131 verilen vadeli sat\u0131\u015flara da uygulanm\u0131\u015ft\u0131r. Nitekim &#8220;Nes\u00eedeki de kesinlikle rib\u00e2d\u0131r.&#8221; hadis-i \u015ferifi uyar\u0131nca soyut sarrafl\u0131k i\u015flemleri de, veresiye esas\u0131na dayanan vade farklar\u0131 da ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na birer rib\u00e2d\u0131r. Bunun gibi &#8220;Ayn\u0131 cins ve kalitedeki bu\u011fdaya kar\u015f\u0131l\u0131k, ayn\u0131 cins ve kalitede bu\u011fday al\u0131nabilir, fazlas\u0131 rib\u00e2d\u0131r. Ayn\u0131 cins ve kalitedeki arpaya kar\u015f\u0131l\u0131k, ayn\u0131 cins ve kalitede arpa al\u0131nabilir, fazlas\u0131 rib\u00e2d\u0131r&#8230;&#8221; diye bu\u011fday\u0131, arpay\u0131, hurmay\u0131, tuzu, alt\u0131n\u0131 ve g\u00fcm\u00fc\u015f\u00fc, has\u0131l\u0131 alt\u0131 ayr\u0131 \u015feyi ayn\u0131 \u015fekilde tek tek sayan me\u015fhur hadis-i \u015ferifte hem &#8220;yeden biyedin&#8221; yani pe\u015fin olarak elden, hem de &#8220;mislen bimislin&#8221; de\u011fer ve kalite bak\u0131m\u0131ndan e\u015fiti ve e\u015fde\u011feri olarak tam kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 demek oldu\u011fu halde; pe\u015fin olmad\u0131\u011f\u0131 takdirde ger\u00e7ekle\u015fecek olan, yani s\u0131rf veresiye olmaktan dolay\u0131 s\u00f6z konusu olan fazlal\u0131\u011f\u0131n bu hadisin h\u00fckm\u00fcn\u00fcn kapsam\u0131 i\u00e7inde oldu\u011funda g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi vard\u0131r. Bununla beraber bu hadiste rib\u00e2n\u0131n alt\u0131n ve g\u00fcm\u00fc\u015f gibi nakitler d\u0131\u015f\u0131nda kalan \u015feylerde dahi nas\u0131l ger\u00e7ekle\u015fece\u011fi g\u00f6sterilmi\u015ftir ki, bunlar o g\u00fcnk\u00fc geleneksel anlay\u0131\u015fta rib\u00e2 say\u0131lan \u015feylerden de\u011fildi. Bundan dolay\u0131 rib\u00e2 kelimesi, geleneksel anlam\u0131 d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kar\u0131larak daha geni\u015f kapsaml\u0131 bir \u015fer&#8217;\u00ee deyim olmu\u015ftur. Bunun b\u00f6yle oldu\u011fu \u015fununla da desteklenmi\u015ftir ve kuvvet kazanm\u0131\u015ft\u0131r ki, Hz. \u00d6mer el-Faruk (r.a.): &#8220;Rib\u00e2n\u0131n gizli, kapal\u0131 olmayan birtak\u0131m b\u00f6l\u00fcmleri vard\u0131r ki, onlardan birisi de hayvan al\u0131\u015f veri\u015flerindeki selemdir.&#8221;(3) buyurmu\u015ftur. Selem pe\u015fin para ile veresiye mal alma, mal\u0131 ucuza kapatma oldu\u011funa g\u00f6re; Hz. \u00d6mer&#8217;in bu s\u00f6z\u00fcnden de anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 gibi, rib\u00e2n\u0131n birtak\u0131m gizli yollar\u0131 ve \u015fekilleri de oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Nitekim l\u00fcgatte ve \u00f6rfte rib\u00e2 ad\u0131 verilmeyen ve g\u00fcn\u00fcm\u00fczde dahi faiz kapsam\u0131 i\u00e7ine girmeyen bu \u00e7e\u015fit hayvan al\u0131\u015fveri\u015flerindeki i\u015flemin a\u00e7\u0131k\u00e7a rib\u00e2 say\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fini kesin bir dille belirtmi\u015ftir. &#8220;Ahk\u00e2m-\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8221;da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere yine Hz. \u00d6mer (r.a.) demi\u015ftir ki: &#8220;Rib\u00e2 \u00e2yeti, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n en son nazil olan \u00e2yetlerindendir. Hz. Peygamber (s.a.v.), bunu bize b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle a\u00e7\u0131klamadan g\u00f6\u00e7t\u00fc. Bundan dolay\u0131 rib\u00e2y\u0131 ve r\u00eebeyi b\u0131rak\u0131n\u0131z yani mevcut a\u00e7\u0131klamalara g\u00f6re rib\u00e2 oldu\u011fu iyice bilinen \u015feyleri b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131n\u0131z gibi, rib\u00e2 reybi, rib\u00e2 \u015f\u00fcphesi bulunanlar\u0131 da b\u0131rak\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, \u0130sl\u00e2m&#8217;da &#8220;Helal olan \u015feyler apa\u00e7\u0131k, haram olan \u015feyler de apa\u00e7\u0131kt\u0131r ve ikisi aras\u0131nda birtak\u0131m \u015f\u00fcpheli \u015feyler de vard\u0131r, iyice \u015f\u00fcpheden kurtuluncaya kadar, sana \u015f\u00fcpheli gelenleri de b\u0131rak.&#8221; hadis-i \u015ferifi gere\u011fince, genel olarak \u015f\u00fcpheli \u015feylerden uzakla\u015fmak mendup oldu\u011fu ve takva say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde, \u00f6zellikle rib\u00e2 \u015f\u00fcphesi bulunan \u015feylerden ka\u00e7\u0131nmak vacip cinsinden bir g\u00f6rev olmu\u015ftur. Bundan dolay\u0131 f\u0131k\u0131h ilminde &#8220;rib\u00e2 \u015f\u00fcphesi rib\u00e2d\u0131r, zira rib\u00e2 konusunda \u015f\u00fcphe ge\u00e7erlidir&#8221; diye bir kural vard\u0131r. M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n bunlar\u0131 bilmesi gerekir. Yukar\u0131da s\u00f6z\u00fc edilen ve alt\u0131 \u015feyden \u00f6rnek g\u00f6stererek rib\u00e2y\u0131 a\u00e7\u0131klayan hadis-i \u015ferifiyle bu konuda mevcut di\u011fer hadislerin ve \u00e2yetlerin verilerinden elde edilen bilgilere dayanarak Hanef\u00ee mezhebi imamlar\u0131n\u0131n \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 sonu\u00e7lara g\u00f6re; gerek nakitlerde, gerek di\u011fer mallarda rib\u00e2n\u0131n sebebi ve \u00f6l\u00e7\u00fc birimi iki \u015feydir: cins ve miktar. Fakat \u015eafi\u00ee fakihleri nakitler d\u0131\u015f\u0131ndakilere bir &#8220;ta&#8217;m&#8221; denilen &#8220;yeme&#8221; anlam\u0131n\u0131, Malik\u00eeler &#8220;kut&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ilave etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Rib\u00e2 ile ilgili h\u00fck\u00fcmler, Peygamberlik y\u0131llar\u0131n\u0131n sonuna do\u011fru ve Mekke&#8217;nin fethi s\u0131ralar\u0131nda nazil olmu\u015ftur. Ve hatta halka duyurulmas\u0131 ile ilk uygulamas\u0131 da Ved\u00e2 Hacc\u0131&#8217;na rastlam\u0131\u015ft\u0131r. Bu s\u0131ralarda da &#8220;Bug\u00fcn sizin i\u00e7in dininizi kemale erdirdim, \u00fczerinizdeki nimetimi tamamlad\u0131m ve sizin i\u00e7in din olarak \u0130sl\u00e2m&#8217;a raz\u0131 oldum.&#8221; (Maide, 5\/3) \u00e2yeti gere\u011fince \u0130sl\u00e2m dininin ikmal d\u00f6nemleri ya\u015fan\u0131yordu. \u00d6nce \u00c2l-i \u0130mr\u00e2n S\u00fbresi&#8217;ndeki &#8220;Ey iman edenler kat kat katlanm\u0131\u015f olarak faiz yemeyin!..&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/130) \u00e2yeti, sonra da i\u015fte bu \u00e2yetler nazil oldu. Bu bize g\u00f6sterir ki, rib\u00e2n\u0131n ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131 bir tek\u00e2m\u00fcl\u00fc ve geli\u015fmi\u015fli\u011fi hedef tutmaktad\u0131r. Sistem olarak faizin yer ald\u0131\u011f\u0131 bir toplum d\u00fczeni, hen\u00fcz tam anlam\u0131yla istenen d\u00fczeyde m\u00fckemmel hale gelmemi\u015f demektir ve m\u00fckemmel bir toplum d\u00fczeni ortaya koyamayan millet ve kavimlerden de rib\u00e2 kalkmayacakt\u0131r. Dine ve inanca ba\u011fl\u0131 ahl\u00e2klar\u0131 y\u00fckselmemi\u015f, sosyal yard\u0131mla\u015fma ve dayan\u0131\u015fmas\u0131 sadece s\u00f6zde kalm\u0131\u015f, sosyal yap\u0131lar\u0131 kuvvet ve tahakk\u00fcmden kurtulup karde\u015fli\u011fe varamam\u0131\u015f olan toplumlar rib\u00e2dan kurtulamazlar, kurtulmad\u0131k\u00e7a da ger\u00e7ekten Allah r\u0131zas\u0131 olan ahl\u00e2k olgunlu\u011funu ve sosyal d\u00fczen sa\u011flaml\u0131\u011f\u0131n\u0131 bulamazlar, kamu yarar\u0131 ile ki\u015fisel \u00e7\u0131karlar\u0131n \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131ramazlar. Herhangi bir toplumda faizsiz ya\u015fanam\u0131yaca\u011f\u0131 inanc\u0131 yay\u0131lmaya ve faizin me\u015fru oldu\u011funa \u00e7areler aranmaya ba\u015flad\u0131 m\u0131, orada \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fc ve \u00e7\u00f6z\u00fclme ba\u015fg\u00f6stermi\u015f ve cahiliyet devrine do\u011fru d\u00f6n\u00fc\u015f ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Zaruretler mahzurluyu mubah k\u0131lar.&#8221; kural\u0131nca zaruretler, mubah g\u00f6rme kap\u0131s\u0131n\u0131 a\u00e7ar. Bug\u00fcnk\u00fc insan toplumlar\u0131n\u0131n rib\u00e2 devrinden kurtulabilmesi, ciddi ve sa\u011flam bir toplum d\u00fczeni kurmalar\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Fakirlik azal\u0131p sosyal yap\u0131daki d\u00fczelme ilerledik\u00e7e faizler kendili\u011finden d\u00fc\u015fecek ve bir g\u00fcn gelip ortadan kalkacakt\u0131r. Fakat faiz devam ettik\u00e7e de servetler tekelle\u015fmeden kurtulmayacak ve fakirlik azalmayacakt\u0131r. Genel bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda g\u00fcn\u00fcm\u00fcz d\u00fcnyas\u0131nda faizin ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131 bir ideal olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeye ba\u015flanm\u0131\u015f ise de, do\u011frusu h\u00e2l-i haz\u0131rdaki e\u011filimler hen\u00fcz tamam\u0131yla ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131 de\u011fil, a\u015fa\u011f\u0131 \u00e7ekilmesi konusunda yo\u011funla\u015fmaktad\u0131r. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyan\u0131n hen\u00fcz ger\u00e7ekle\u015ftiremedi\u011fi bu ideoloji, Allah taraf\u0131ndan \u0130sl\u00e2m\u00ee toplum d\u00fczeninde ger\u00e7ekle\u015fmi\u015fti. Bu suretle Kur&#8217;\u00e2n ve \u0130sl\u00e2m dini, hal-i haz\u0131rdaki b\u00fct\u00fcn be\u015feriyete dahi en y\u00fcksek bir tekam\u00fcl\u00fcn ilham\u0131n\u0131 sunacak bir ayd\u0131nl\u0131k kitap, bir il\u00e2h\u00ee kanundur. Toplumun iktisat d\u00fczenini g\u00fcven alt\u0131na almak i\u00e7in, hay\u0131r yolunda infak\u0131 genelle\u015ftiren toplumlar fakirli\u011fi ortadan kald\u0131rmay\u0131 en \u00f6nemli hedef kabul ederler. Bunun aksine mal b\u00f6l\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcnde rib\u00e2 usullerini reva\u00e7ta tutan toplumlar da servette tekelle\u015fme ile fakirli\u011fin yayg\u0131nla\u015fmas\u0131n\u0131 hedef tutarlar. Faizci, bor\u00e7 verip rib\u00e2 alabilmek i\u00e7in daima bir muhta\u00e7 g\u00f6zetir. Ve her rib\u00e2 bir bedel verilmeden al\u0131nan a\u00e7\u0131k bir fazlal\u0131k oldu\u011fu i\u00e7in, ihtiya\u00e7 sahibinin ihtiyac\u0131n\u0131 hafifletecek yerde onun eme\u011fini ve \u00fcretimini kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z gasp eder, dolay\u0131s\u0131yla bor\u00e7 y\u00fck\u00fcn\u00fc daha da a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131r\u0131r ve ger\u00e7ekte o toplum rib\u00e2c\u0131lara \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f olur. Fakir fukara k\u0131sm\u0131 ne kadar d\u00fcr\u00fcst ve faziletli olursa olsun o toplumun d\u0131\u015f\u0131na itilmi\u015f ve yabanc\u0131 durumuna sokulmu\u015f olur. Bu da o toplumu durmadan ihtil\u00e2llere s\u00fcr\u00fckler. Me\u015fru olmayan art d\u00fc\u015f\u00fcnceli maksatlardan do\u011fan ihtil\u00e2l fikirleri ile f\u0131tr\u00ee sebeplere dayanan ihtil\u00e2l aras\u0131nda ise \u00e7ok b\u00fcy\u00fck farklar vard\u0131r. \u0130l\u00e2h\u00ee rahmet, zenginlerle fakirlerin yarat\u0131l\u0131\u015f sofras\u0131ndan samimi bir yard\u0131mla\u015fmayla nimetlenmelerini gerektirirken, bunun aksine hareket eden ve kar\u015f\u0131lar\u0131nda fakirlik olmadan nimete eremiyece\u011fini sanan toplumlar, hi\u00e7bir zaman \u0131zd\u0131raptan ve ihtil\u00e2l sanc\u0131lar\u0131 \u00e7ekmekten kurtulamazlar. B\u00f6yle mal b\u00f6l\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcnde rib\u00e2y\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getiren toplumun fertleri i\u00e7in rib\u00e2, tiryakilerin afyonu gibi hasret duyulan bir ihtiya\u00e7 halini al\u0131r. O zaman ger\u00e7ekten faziletli sermaye sahiplerinin de bundan sak\u0131nmalar\u0131 zorla\u015f\u0131r. Hepsi ister istemez bu \u00e7ark\u0131n di\u015fleri aras\u0131nda ezilir gider. O zaman bu zorlu\u011fu g\u00f6\u011f\u00fcsleyip de \u00e7evresindekilere biraz nefes ald\u0131rabilen b\u00fcy\u00fckler i\u015fte yukar\u0131da a\u00e7\u0131klanan &#8220;Onlar i\u00e7in Rabbleri kat\u0131nda ecir vard\u0131r, onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.&#8221; \u00e2yetinin verdi\u011fi m\u00fcjdeye nail olurlar. Rib\u00e2c\u0131lar ise ebed\u00ee bir ihtil\u00e2l saras\u0131n\u0131n \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131\u015flar\u0131 i\u00e7inde k\u0131vran\u0131r dururlar. \u0130\u015fte Hak Te\u00e2l\u00e2 bunlar\u0131n bu hallerini a\u00e7\u0131klamak \u00fczere buyuruyor ki: &#8220;faiz yiyenler&#8221; , yani faizcilik yapan ve b\u00f6ylece servet elde ediyoruz diye muhta\u00e7lar\u0131n kazan\u00e7lar\u0131n\u0131 ellerinden alan ve \u00fcretimin hedefini kamu yarar\u0131ndan ki\u015fi \u00e7\u0131karlar\u0131na do\u011fru kayd\u0131ran, ger\u00e7ekte ise \u00fcretimden ziyade t\u00fcketime hizmet eden, velhas\u0131l hay\u0131r yoluna infak amac\u0131n\u0131n tamamen z\u0131dd\u0131na gidenler, saradan, cinnetten kalkamazlar, ancak k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde \u015feytan \u00e7arpm\u0131\u015f saral\u0131 veya deli gibi peri\u015fanl\u0131k i\u00e7inde kalkarlar. Esasen dokunmak demek olan &#8220;mess&#8221; Arap dilinde &#8220;delirmek&#8221; anlam\u0131na da gelir, mecn\u00fbna ve saral\u0131ya &#8220;mems\u00fbs&#8221; yani dokunulmu\u015f, \u00e7arp\u0131lm\u0131\u015f denilir. Bunlar anla\u015f\u0131lmaz gizli sebeplerden ileri gelen fena hastal\u0131klar oldu\u011fu i\u00e7in cinlere ve \u015feytana nisbet edilerek &#8220;cin tutmu\u015f&#8221;, &#8220;\u015feytan \u00e7arpm\u0131\u015f&#8221; denilegeldi\u011fi de herkes\u00e7e bilinen bir \u015feydir. Bunlar\u0131n b\u00f6ylece \u015feytana nisbet edilmesi hakikat m\u0131, mecaz m\u0131 oldu\u011fu meselesi ayr\u0131ca tart\u0131\u015fma konusu yap\u0131lm\u0131\u015f ise de, burada as\u0131l m\u00e2n\u00e2 a\u015fik\u00e2rd\u0131r ki, fenal\u0131\u011f\u0131n deh\u015fetini ve gizli sebeplere dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermektir. Bunlar rib\u00e2 ile emek ve i\u015f sahiplerinin \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fc olan \u015feyi al\u0131p, onunla ge\u00e7indiklerinden tembellik i\u00e7inde yatar, rahat ve h\u0131zl\u0131 bir \u015fekilde uyanamazlar, hemen kalkamazlar; pek\u00e7o\u011fu yataklar\u0131nda \u015feytan \u00e7arpm\u0131\u015f gibi saatlerce gerne\u015ferek, a\u011fz\u0131n\u0131, y\u00fcz\u00fcn\u00fc buru\u015fturarak, sendeleye sendeleye kalkarlar. B\u00fct\u00fcn hayatlar\u0131 rib\u00e2 d\u00fc\u015f\u00fcncesi ile ve onun dedikodusu ile ge\u00e7er, d\u00fc\u015ft\u00fckleri zaman da bellerini do\u011frultamazlar. Fakat as\u0131l mesele bu de\u011fil, bunlar kar\u0131nlar\u0131n\u0131 rib\u00e2 ile doldurduklar\u0131ndan dolay\u0131 bir hadis-i \u015ferifte de beyan buyuruldu\u011fu \u00fczere, kabirlerinden kalkarken genellikle saral\u0131 veya deli halinde kalkacaklar ve bu hal onlar\u0131n belirgin \u00f6zellikleri olacakt\u0131r. M\u00eerac gecesinde Resulullah, rib\u00e2c\u0131lar\u0131 bu \u00e2yetin tasvir etti\u011fi \u015fekilde g\u00f6rm\u00fc\u015f, bunlar kimdir diye sordu\u011fu zaman da Cebrail bu \u00e2yeti okumu\u015ftur.<\/p>\n<p>O ceza esasen \u015fu sebeptendir ki, bunlar al\u0131\u015f-veri\u015f de ba\u015fka bir\u015fey de\u011fil, ancak ve ancak rib\u00e2n\u0131n bir benzeridir. O da rib\u00e2ya benzer, o da rib\u00e2n\u0131n bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcd\u00fcr diye inand\u0131lar. Al\u0131\u015fveri\u015f ile rib\u00e2n\u0131n hakikatteki farklar\u0131na ra\u011fmen, ayr\u0131 ayr\u0131 \u00f6zellik ta\u015f\u0131yan iki \u015feyi ayn\u0131 \u015feymi\u015f gibi k\u0131yaslay\u0131p ayn\u0131 i\u015fleme tabi tuttuklar\u0131ndan ba\u015fka bununla da yetinmeyip rib\u00e2y\u0131 as\u0131l, al\u0131\u015fveri\u015fi de ona benzer bir ayr\u0131nt\u0131 yerine koydular. Sanki al\u0131\u015fveri\u015fin de rib\u00e2n\u0131n ak\u0131nt\u0131s\u0131na kap\u0131lmas\u0131 gerekirmi\u015f, onun izinde olmas\u0131 icap edermi\u015f gibi bir d\u00fc\u015f\u00fcnceden hareket eylediler. \u0130\u015fte fenal\u0131\u011f\u0131n ba\u015f\u0131, rib\u00e2y\u0131 al\u0131\u015fveri\u015fe benzetmeleri ve b\u00f6yle bir k\u0131yas ile ikisini ayn\u0131 \u015feymi\u015f gibi saymalar\u0131, daha \u00f6nemlisi bu te\u015fbih-i kalb, veya te\u015fbih-i makl\u00fbb ile rib\u00e2y\u0131 as\u0131l ve temel kabul edip al\u0131\u015fveri\u015fi de onun bir ayr\u0131nt\u0131s\u0131 yerine koymalar\u0131d\u0131r. Sadece &#8220;rib\u00e2 al\u0131\u015fveri\u015f gibi de\u011fil&#8221;, bilakis &#8220;al\u0131\u015fveri\u015f rib\u00e2 gibidir&#8221; demeleri ve b\u00f6yle bir mant\u0131k oyunu ile rib\u00e2y\u0131 al\u0131\u015fveri\u015fe bir esas, bir temel imi\u015f gibi g\u00f6sterip helal saymalar\u0131 sebep olmu\u015ftur ki, bunlar bir taraftan al\u0131\u015fveri\u015f ile rib\u00e2n\u0131n fark\u0131n\u0131 kald\u0131rmak iddias\u0131nda bulunur, di\u011fer taraftan bu fark\u0131 tersine \u00e7evirip, tersy\u00fcz edip ortaya koyarlar. Tefsir \u00e2limleri bu benzetmenin &#8220;te\u015fbih-i makl\u00fbb&#8221; veya &#8220;te\u015fb\u00eeh-i ma&#8217;k\u00fbs&#8221; olmas\u0131 hakk\u0131nda biraz ihtiyatl\u0131 davranm\u0131\u015flar ve idare-i kel\u00e2m etmi\u015fler, fakat \u00e2yetin d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc bak\u0131m\u0131ndan &#8220;te\u015fb\u00eeh-i ma&#8217;k\u00fbs&#8221; suretiyle bir k\u0131yas-\u0131 ma&#8217;k\u00fbs olmas\u0131n\u0131 tercih etmi\u015flerdir ki birine g\u00f6re, yani te\u015fbih-i makl\u00fbb oldu\u011funa g\u00f6re, rib\u00e2n\u0131n m\u00fcbala\u011fa yoluyla as\u0131lm\u0131\u015f gibi abart\u0131ld\u0131\u011f\u0131, di\u011ferine g\u00f6re de as\u0131l iddia edildi\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Nakitlerin, her \u00e7e\u015fit mal\u0131n h\u0131zl\u0131 bir \u015fekilde de\u011fi\u015fim arac\u0131 olmas\u0131, al\u0131\u015fveri\u015f ve de\u011fi\u015fimin tekrarlanmas\u0131 ve s\u00fcr\u00fcp gitmesi de sonu\u00e7ta mallar\u0131n bir k\u00e2r ve nem\u00e2 (artma) sebebi olmas\u0131 itibar\u0131yla; nakitler durdu\u011fu yerde bilfiil nem\u00e2 yapmasa da takdiren bilkuvve nem\u00e2ya sebep say\u0131l\u0131r. Bu \u015feriat a\u00e7\u0131s\u0131ndan da b\u00f6yledir. Bu bahane ile rib\u00e2c\u0131lar birine bir para verdikleri zaman, verdikleri paran\u0131n bilfiil olmayan nazar\u00ee nem\u00e2s\u0131n\u0131 zihnen hesaba kat\u0131p, hayal edilen nazar\u00ee menfaat\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131k g\u00f6stererek, onun yerine faiz denilen bir kesinle\u015fmi\u015f fazlal\u0131\u011f\u0131 al\u0131rlar. Asl\u0131nda mesele yine mal de\u011fi\u015fimi meselesidir. Fakat ger\u00e7ekte kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n birisi var, di\u011feri ise hayal\u00ee olarak var gibi g\u00f6r\u00fcnmektedir. Yani al\u0131nan faiz g\u00f6r\u00fcn\u00fcr, bilinir, belli bir mald\u0131r, bir de\u011ferdir; fakat onun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 farzedilen \u015fey ise ne g\u00f6r\u00fcl\u00fcr, ne bilinir, ne de elle tutulur bir \u015feydir, sadece \u00e7e\u015fitli ihtimaller i\u00e7inde gezip dola\u015fan bir hayaldir, \u015f\u00f6yle olabilirdi, b\u00f6yle olabilirdi gibilerden bir hayal\u00ee kuvvettir, bir vehimdir. Hayal ise hakikate d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc zaman bir hi\u00e7tir. Hayalin hakikat ile de\u011fi\u015f toku\u015fu da bir hayal de\u011fi\u015f toku\u015fundan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Al\u0131\u015fveri\u015f ise ger\u00e7ek anlamda bir de\u011fi\u015f toku\u015ftur. Ger\u00e7e\u011fin gere\u011fi de hayale hayal, hakikate hakikat h\u00fckm\u00fcn\u00fc vermektir. Rib\u00e2c\u0131 hak g\u00f6zetmedi\u011finden, bu hayal\u00ee de\u011fi\u015fimi, bir ger\u00e7ek de\u011fi\u015fim olan al\u0131\u015fveri\u015fe benzeterek kar\u015f\u0131s\u0131ndakine &#8220;Rib\u00e2 da al\u0131\u015fveri\u015f gibidir, ben bu faizi kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z alm\u0131yorum, al\u0131\u015fveri\u015f gibi bir de\u011fi\u015fim yoluyla al\u0131yorum.&#8221; diye g\u00f6sterir ve bunu mal\u0131n kendisinin de\u011fil de faydas\u0131n\u0131n sat\u0131\u015f\u0131 demek olan kira akdi gibi bir \u015fey olarak tan\u0131tmak ister. Oysa kirada fayda ortada ve ger\u00e7ek rib\u00e2da ise nazar\u00ee olarak hayalde ve vehimde vard\u0131r. Rib\u00e2c\u0131n\u0131n de\u011fi\u015fim iddias\u0131, alt\u0131nlar\u0131n \u015f\u0131ng\u0131rt\u0131s\u0131n\u0131 alt\u0131nla satmaktan daha hayal\u00ee bir de\u011fi\u015fimdir. Rib\u00e2c\u0131 alt\u0131nlar\u0131na \u015f\u00f6yle bir bakar, &#8220;Ben bunlar\u0131 tedav\u00fcle \u00e7\u0131karsam da herhangi bir al\u0131\u015fveri\u015f etsem, neler neler kazanmazd\u0131m. \u0130\u015fte \u015fu on liray\u0131 b\u00fct\u00fcn bu faydalar\u0131yla sana veriyorum. Haydi bu kazan\u00e7lar\u0131 \u015fu kadar s\u00fcrede sen kazan da s\u00fcre sonunda bu on liram\u0131 ve sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 faydalardan da \u015fu kadar\u0131n\u0131 toplam olarak geri bana ver.&#8221; der. Ayr\u0131ca &#8220;Bak, ben sana ne kadar iyilik ettim.&#8221; diyerek bir de minnet y\u00fckletir. O zavall\u0131 fakir de belki kazan\u0131r\u0131m \u00fcmidiyle o paray\u0131 o \u015fartlarla al\u0131r, kazanabilirse zaten kazanc\u0131n\u0131 faizciye verir. Kazanamazsa da mahvolur gider. Bununla beraber rib\u00e2c\u0131lar, &#8220;rib\u00e2 al\u0131\u015fveri\u015f gibidir&#8221; demekle kalm\u0131\u015f olsalar, hakikate kar\u015f\u0131 b\u00fcy\u00fck iftira anlam\u0131 ta\u015f\u0131yan bu s\u00f6zleri ve bu ruh halleri toplum i\u00e7in yine de nisbeten ehven-i \u015fer (ehven \u015fer) olurdu. \u00c7\u00fcnk\u00fc o zaman al\u0131\u015fveri\u015fin esas oldu\u011funu kabul ve itiraf etmi\u015f olacaklar\u0131ndan faiz i\u015flemlerini m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar ger\u00e7ek de\u011fi\u015fime yakla\u015ft\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlard\u0131. O zaman b\u00fct\u00fcn ticar\u00ee i\u015flemlerde rib\u00e2 hakim olmaz, faizsiz, sa\u011flam ve ger\u00e7ek anlamda k\u00e2r esas\u0131na dayal\u0131 ticaret de yap\u0131labilirdi. Emek ve \u00fcretim sahipleri o kadar zarar g\u00f6rmez, servetler de s\u00fcrekli olarak sermaye sahipleri lehine (\u00e7\u0131kar\u0131na) birikip durmazd\u0131. Halbuki rib\u00e2c\u0131lar kendi zihniyetlerinde &#8220;rib\u00e2 al\u0131\u015fveri\u015f gibidir&#8221; demekle kalmazlar. Onlar \u015fu kanaattedirler: &#8220;Ticar\u00ee i\u015flemlerde ve her t\u00fcrl\u00fc giri\u015fimde as\u0131l maksat, kamu yarar\u0131 de\u011fildir; en az emekle ve en az zahmetle \u00e7ok kazan\u00e7 sa\u011flamakt\u0131r. Bol kazan\u00e7 elde etmenin en rahat, en k\u0131sa yolu da faizciliktir. Faizde k\u00e2r muhakkak ve kuvvetli; ticarette ise riskli, zay\u0131f ve vehim, yani varsay\u0131md\u0131r. Al\u0131\u015fveri\u015f gibi de\u011fi\u015fik s\u00f6zle\u015fmelerin \u00e7e\u015fitli \u00e7aba ve zahmetlerin arkas\u0131ndan gelecek olan k\u00e2r ile tek s\u00f6zle\u015fmeyle ve bir hamlede elde edilecek k\u00e2r aras\u0131ndaki fark \u00e7ok a\u00e7\u0131kt\u0131r. Sonra ger\u00e7ek de\u011feri ve faydas\u0131 olan mallar\u0131n de\u011fi\u015fiminden \u00e7\u0131kacak k\u00e2rda fazla bir fevkal\u00e2delik yoktur; \u00e7\u00fcnk\u00fc o k\u00e2r, o u\u011furda verilmi\u015f zahmetlerin normal bir kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. \u0130nsan hayal\u00ee bir \u015feyi, ger\u00e7e\u011fe \u00e7evirdi\u011fi zamand\u0131r ki ciddi bir k\u00e2r elde etmi\u015f olur. Al\u0131\u015fveri\u015f kapsam\u0131 i\u00e7ine giren b\u00fct\u00fcn i\u015flemler, hep kazan\u00e7 ve k\u00e2r elde etmek i\u00e7in ara\u00e7lard\u0131r. Al\u0131\u015fveri\u015f yaln\u0131zca kazan\u00e7 ve k\u00e2r i\u00e7indir. T\u00fcccarl\u0131k kamu yarar\u0131na hizmet de\u011fil, kamu yarar\u0131n\u0131 kendine \u00e7ekmektir. Has\u0131l\u0131 al\u0131\u015fveri\u015fin as\u0131l \u00f6z\u00fc de\u011fi\u015fim ile onun bedeline sahip olmak demek de\u011fildir, yaln\u0131zca kazan\u00e7 ve k\u00e2r elde etmektir. Bundan dolay\u0131 da ticaretin \u00f6z\u00fc al\u0131\u015fveri\u015f de\u011fil k\u00e2rd\u0131r. Halis k\u00e2r ise rib\u00e2d\u0131r. Bu anlamda rib\u00e2 al\u0131\u015fveri\u015fe benzer de\u011fildir, ancak al\u0131\u015fveri\u015f rib\u00e2ya benzemektedir. &#8220;Al\u0131\u015fveri\u015f de rib\u00e2 gibidir.&#8221; form\u00fcl\u00fcne g\u00f6re; al\u0131\u015fveri\u015f hel\u00e2l ise, rib\u00e2 \u00f6ncelikle hel\u00e2l olmal\u0131d\u0131r derler. Ve hi\u00e7bir \u00fcretim yapmadan paralar\u0131n\u0131 durmadan artt\u0131rmak isterler.Bunun i\u00e7in paran\u0131n sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 fayda derken yaln\u0131zca rib\u00e2y\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler. Paralar\u0131n\u0131n getirece\u011fi faizi d\u00fc\u015f\u00fcnmeden hi\u00e7bir i\u015fe giri\u015fmezler. Faiz kalkarsa ticaret durur derler. Kendilerini t\u00fcccarlar\u0131n en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc sayarlar. Faiz i\u015fine bula\u015fmadan ticaret yapanlara t\u00fcccar bile demezler. Halbuki t\u00fcccar\u0131 ya\u015fatan faizciler de\u011fil, faizcileri ya\u015fatanlar t\u00fcccarlard\u0131r. Faiz d\u00fc\u015f\u00fcnmeyen bir kimse, mesela y\u00fczde be\u015f k\u00e2rla i\u015fe giri\u015fmek isterse rib\u00e2c\u0131lar, y\u00fczde on ile bile i\u015f tutmaya raz\u0131 olmazlar, fakat ba\u015fkalar\u0131n\u0131 iflas ettirmek ve faiz piyasas\u0131n\u0131 y\u00fckseltmek i\u00e7in t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc entrikalar \u00e7evirerek bir s\u00fcre i\u00e7in zarara bile katlan\u0131rlar. Bir kerre ticar\u00ee i\u015flemlerin asl\u0131 esas\u0131 faizdir \u015feklinde karar verildi mi, art\u0131k rib\u00e2 b\u00fct\u00fcn al\u0131\u015fveri\u015fe hakim olur. Rib\u00e2ya benzetilmeden, faiz hesab\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmadan hi\u00e7bir al\u0131\u015fveri\u015f yap\u0131lamaz. Esas hedef olan mallar ile onu elde etmeye ara\u00e7 olan para aras\u0131ndaki denge, araya giren rib\u00e2 ile, mallar\u0131n aleyhine ve paran\u0131n lehine bozulmaya ba\u015flar. Emek ve \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131, faiz kanallar\u0131ndan ribac\u0131lar\u0131n ellerinde toplan\u0131r, derece derece ve gitgide servet tekelle\u015fmeye ba\u015flar, l\u00fcks ve zararl\u0131 t\u00fcketim meydan\u0131 al\u0131r, sermaye sahipleri lehine t\u00fcketim \u00f6nem kazan\u0131r. Bizzat \u00fcreticiler hesab\u0131na \u00fcretimin de\u011feri d\u00fc\u015fer, arac\u0131lar da bu ikisi aras\u0131nda durmadan bocalar durur. Bakars\u0131n\u0131z hem mal vard\u0131r, hem de sermaye, bununla beraber ihtiraslar ve k\u0131vranmalar artt\u0131k\u00e7a artm\u0131\u015ft\u0131r. Toklar azalm\u0131\u015f, a\u00e7lar \u00e7o\u011falm\u0131\u015f, g\u00fclenler eksilmi\u015f, a\u011flayanlar artm\u0131\u015ft\u0131r. D\u00fcnyalar kadar mal y\u0131\u011f\u0131l\u0131 olsa, paras\u0131 olmayan yine fakirdir. Derken \u00e7al\u0131\u015fan ve \u00fcretime katk\u0131da bulunan emek sahipleri ile, sermaye sahipleri aras\u0131nda kin ve \u00f6fke ba\u015flar. Bir taraftan sermaye s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131 \u00e7eken \u00fcreticilerde paran\u0131n de\u011fi\u015fim arac\u0131 olmas\u0131 aleyhine fikirler ve duygular geli\u015fmeye ba\u015flar ve onlar mallar\u0131n, paras\u0131z ve arac\u0131s\u0131z de\u011fi\u015fimini arzu etmeye ba\u015flarlar. \u00d6b\u00fcr taraftan da para kaynaklar\u0131n\u0131 ellerinde tutanlar, b\u00fct\u00fcn imkanlar\u0131n\u0131 kullanarak bunlar\u0131 ve b\u00fct\u00fcn ekonomik hayat\u0131 kontrol alt\u0131na almaya, bunlar\u0131 saf d\u0131\u015f\u0131 etmeye veya esaret alt\u0131na almaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Gitgide sermayeden de, \u00fcretimden de yoksun olan i\u015fsizler \u00e7o\u011fal\u0131r. Bunlarda da bir ya\u011fmac\u0131l\u0131k hissi uyan\u0131r. D\u0131\u015fardan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman mutlu ve muhte\u015fem san\u0131lan bir toplum, oysa art\u0131k i\u00e7inden \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f ve kurtlanm\u0131\u015ft\u0131r. S\u00fck\u00fbn i\u00e7inde k\u0131m\u0131ldanmak ihtimali bile yok gibi g\u00f6r\u00fcnen kesimler, ruhlar\u0131ndaki ac\u0131n\u0131n tela\u015f\u0131 ile art\u0131k patlamaya haz\u0131r hale gelmi\u015ftir. \u015eeytanlar da bundan istifade etmeye kalk\u0131\u015f\u0131rlar. B\u00fct\u00fcn bu fenal\u0131klara sebep olan rib\u00e2c\u0131lar\u0131, korkun\u00e7 bir cinnetin sars\u0131nt\u0131s\u0131 sarar da b\u00fct\u00fcn ger\u00e7ekleri hayal, b\u00fct\u00fcn emelleri alt\u00fcst olur. Bu sara onlara da dedikleri zaman zihinlerine gizlenen cinnet eserinin bir anlamda d\u0131\u015fa vurmas\u0131 demek olacakt\u0131r ki, k\u00fc\u00e7\u00fck veya orta k\u0131yamette olmasa da b\u00fcy\u00fck k\u0131yamet mutlaka bu cezay\u0131 g\u00f6receklerdir. \u0130nan\u00e7lar\u0131n\u0131 d\u00fczeltip tevbe etmedik\u00e7e bu k\u00f6t\u00fc sondan kurtulu\u015f yoktur. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bela\u011fat\u0131, ne kadar hayret verici bir \u015feydir ki, bir tahsis ve hasr edat\u0131 alt\u0131nda bir te\u015fb\u00eeh-i ma&#8217;k\u00fbs ifade eden veciz c\u00fcmlesi i\u00e7inde bu kadar \u00e7ok m\u00e2n\u00e2y\u0131 \u00f6zetlemi\u015f ve halk\u0131n ihtiyac\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131lam\u0131\u015f, iyilik ve takva yolunda yard\u0131mla\u015fmak i\u00e7in kapsaml\u0131 ve me\u015fru olan b\u00fct\u00fcn de\u011fi\u015fim usullerini ve ticar\u00ee ili\u015fkileri rib\u00e2n\u0131n tekeline vermek ve bununla ilgili olarak b\u00fct\u00fcn hukuk\u00ee ve sosyal d\u00fczeni, normal mecras\u0131ndan hayra ve halka hizmet hedefinden \u00e7evirmek ve \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n, \u00fcretenlerin ve t\u00fcketenlerin emek ve i\u015fg\u00fcc\u00fcn\u00fc, \u015fahs\u00ee ihtiraslar\u0131na hizmet\u00e7i k\u0131lmak ve ger\u00e7ekleri hayale d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmek isteyen rib\u00e2c\u0131lar\u0131n bir nevi cinnet anlam\u0131 ta\u015f\u0131yan b\u00fct\u00fcn ruh hallerini g\u00f6sterivermi\u015ftir.<\/p>\n<p>Evet rib\u00e2c\u0131lar demekte ve bu kanaatla hareket etmektedirler, halbuki Allah, al\u0131\u015fveri\u015fi helal, rib\u00e2y\u0131 haram k\u0131ld\u0131. Bunlar birbirine benzer \u015feyler de\u011fil, tamamen z\u0131tt\u0131rlar. \u0130l\u00e2h\u00ee nass\u0131n h\u00fckm\u00fc b\u00f6yle iken aralar\u0131ndaki fark nas\u0131l olur da g\u00f6rmezlikten gelinir ve aksine ortaya konulan bir bat\u0131l benzetme ile al\u0131\u015fveri\u015fi rib\u00e2ya veya rib\u00e2y\u0131 al\u0131\u015fveri\u015fe k\u0131yas etmeye kalk\u0131l\u0131r. Bunlar\u0131 birbirine kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131p haram\u0131 helal, helali haram yapmaya kimsenin hakk\u0131 yoktur. Allah, birbirinin z\u0131dd\u0131 olan yalan ile do\u011fruyu, hayal ile hakikat\u0131 nas\u0131l ay\u0131rm\u0131\u015f ve bu farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131 kald\u0131rmak yetkisini hi\u00e7bir kimseye nas\u0131l vermemi\u015f ise ger\u00e7ek ve sa\u011fl\u0131kl\u0131 bir de\u011fi\u015fim olan al\u0131\u015fveri\u015f ile yalan ve vehim \u00fcr\u00fcn\u00fc bir de\u011fi\u015fim olan rib\u00e2n\u0131n birbirine z\u0131t oldu\u011funu ortadan kald\u0131rmaya, haraml\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve helalli\u011fini kar\u0131\u015ft\u0131rmaya kalk\u0131\u015fmak da b\u00f6yledir. Birbirinin z\u0131dd\u0131 olan nur ile karanl\u0131\u011f\u0131 birbirinin ayn\u0131 saymak nas\u0131l bir cinnet ise, rib\u00e2 ile al\u0131\u015fveri\u015fi benzer \u015feyler saymak da \u00f6yledir.<\/p>\n<p>Ak\u0131l ve idrakleri olgunlu\u011fa ula\u015fmam\u0131\u015f ve hen\u00fcz il\u00e2h\u00ee ir\u015fad kendilerine ula\u015fmam\u0131\u015f bulunanlar haydi neyse, fakat b\u00f6yle a\u00e7\u0131k se\u00e7ik rabban\u00ee uyar\u0131lar\u0131n geli\u015finden sonra da bu sevdadan vazge\u00e7meyip b\u00f6yle bat\u0131l duygu ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerde \u0131srar edenlerin, ahiretteki halleri \u015feytan \u00e7arpm\u0131\u015f deli ve saral\u0131 gibi olmaz da ne olur? Bundan dolay\u0131 kendisine Rabbinden b\u00f6yle bir \u00f6\u011f\u00fct, bir nasihat ve uyar\u0131 gelip de derhal rib\u00e2c\u0131l\u0131ktan vazge\u00e7en her kim olursa olsun ge\u00e7mi\u015fte kalan rib\u00e2 art\u0131k onun kendisinindir. O fesh olunmaz, geri al\u0131nmaya da kalk\u0131\u015f\u0131lmaz, h\u00fck\u00fcm \u00f6ncesine \u015famil olmaz ve de\u011fildir. Ve onun h\u00fckm\u00fc s\u0131rf Allah&#8217;a kalm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eimdiki halde il\u00e2h\u00ee emri dinledi\u011finden dolay\u0131, art\u0131k ihlas ve nedamet derecesine g\u00f6re, Allah ona ecir verir; ge\u00e7mi\u015ftekileri de dilerse ba\u011f\u0131\u015flar, dilerse ba\u011f\u0131\u015flamaz, onu ancak O bilir. \u015eu kadar var ki, tevbe hakk\u0131ndaki vaadine bak\u0131l\u0131rsa, o kulun affedilme \u00fcmidi fazlad\u0131r. Her kim d\u00f6nerse, yani eskiye d\u00f6ner de yine rib\u00e2y\u0131 helal g\u00f6rmeye ba\u015flarsa i\u015fte onlar ate\u015f, yani cehennem ehli ve ashab\u0131d\u0131rlar. Cehenneme g\u00f6nderilirler ve orada ebediyyen kal\u0131rlar.<\/p>\n<p>Bu Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yeti, rib\u00e2n\u0131n niteli\u011fi ile k\u00e2r g\u00f6zeten al\u0131\u015fveri\u015fin niteli\u011fini \u00f6ylesine kesin bir \u015fekilde ay\u0131rm\u0131\u015f ve ikisi aras\u0131ndaki fark\u0131 ve tezad\u0131 \u00f6ylesine tesbit etmi\u015ftir ki, bu kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ay\u0131r\u0131m kelimesindeki &#8220;elif lam\u0131&#8221; ahd-\u0131 haric\u00eeye hamledip, rib\u00e2n\u0131n &#8220;kat kat ve katmerli&#8221;, yani m\u00fcrekkep olan bir tek \u00e7e\u015fidine aitmi\u015f gibi g\u00f6stermeye imkan b\u0131rakmam\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131 &#8220;rib\u00e2&#8221; kavram\u0131 ile &#8220;al\u0131\u015fveri\u015f&#8221; kavram\u0131 iyice anla\u015f\u0131ld\u0131ktan sonra bunlar\u0131 birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rmaya imkan yoktur. Allah kat\u0131nda al\u0131\u015fveri\u015f, &#8220;al\u0131\u015fveri\u015f&#8221; oldu\u011fu i\u00e7in helal; rib\u00e2 da &#8220;rib\u00e2&#8221; oldu\u011fu i\u00e7in haramd\u0131r. Kendisine rib\u00e2 kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131larak yap\u0131lm\u0131\u015f olan al\u0131\u015fveri\u015flere gelince, bunlar\u0131n da temiz ile pisin kar\u0131\u015fmas\u0131ndan \u00e7\u0131kacak olan belli h\u00fckme ba\u011fl\u0131 olaca\u011f\u0131 bilinmektedir. Midesi temiz olanlar, bir damla pislik kar\u0131\u015fm\u0131\u015f olan suyu nas\u0131l i\u00e7emezlerse i\u015fte bu da \u00f6yledir. Nitekim bir hadis-i \u015ferife g\u00f6re: &#8220;Haram ile helal birle\u015fince haram \u00f6ne ge\u00e7er&#8221; kural\u0131 bunu bildirmektedir. Rib\u00e2 haram ve bat\u0131l olunca, rib\u00e2 ve benzeri pislikler kar\u0131\u015fan al\u0131\u015fveri\u015f de fasit olur ki, bunun ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 ve a\u00e7\u0131klamas\u0131 f\u0131k\u0131h ilminin konusuna girer. Yukar\u0131da g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere, \u015feriat a\u00e7\u0131s\u0131ndan rib\u00e2 kavram\u0131 olduk\u00e7a genel bir kavramd\u0131r. Bunu m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar Hz. Peygamber&#8217;in a\u00e7\u0131klamalar\u0131ndan anlamak ve ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 onun hadislerinden \u00e7\u0131karmak gerekir. Ancak geleneklerde ve dilde ya\u015fayan ve bilinen bir rib\u00e2 \u00f6rne\u011fi vard\u0131r ki, o da nakit paralarda kendini g\u00f6steren faizdir ve bunun \u00e2yetteki rib\u00e2 kavram\u0131n\u0131n i\u00e7inde yer ald\u0131\u011f\u0131 her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcpheden uzakt\u0131r. \u00c2yetin bunun d\u0131\u015f\u0131ndakiler hakk\u0131nda genel ve m\u00fccmel \u015fer&#8217;\u00ee anlam\u0131 ve delaleti, ba\u015fl\u0131calar\u0131 ismen zikredilen ve yukar\u0131da ge\u00e7en me\u015fhur &#8220;e\u015fyay\u0131 sitte&#8221; (alt\u0131 \u015fey) hadisi ile ve bir de &#8220;Nes\u00eede de rib\u00e2 vard\u0131r.&#8221; hadis-i \u015ferifi ile tefsir edilmek gerekirse de belli bir vadeye ba\u011fl\u0131 olarak verilen nakit bor\u00e7tan dolay\u0131 al\u0131nan me\u015fhur faizin haram oldu\u011fu, bizzat \u00e2yetin kesin h\u00fckm\u00fcnden \u00e7\u0131kan bir sonu\u00e7tur. \u015eu halde gerek \u00e2yette ge\u00e7en uyar\u0131 ve gerek rib\u00e2c\u0131lara Allah&#8217;\u0131n sava\u015f ilan etti\u011fi \u015feklindeki tehditler topluca g\u00f6z \u00f6n\u00fcne getirildi\u011fi zaman, hi\u00e7bir m\u00fcminin \u015f\u00fcphe etmemesi gerekir ki, toplum d\u00fczeninin iyili\u011fini ve mutlulu\u011funu g\u00f6zetecek yerde onu g\u00f6zard\u0131 edenler, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bu kesin a\u00e7\u0131klamalar\u0131na ra\u011fmen rib\u00e2 i\u00e7in cevaz yollar\u0131 aramaya kalk\u0131\u015f\u0131rlarsa, bunda toplum i\u00e7in, toplumun gelece\u011fi i\u00e7in b\u00fcy\u00fck faydalar\u0131n de\u011fil, b\u00fcy\u00fck zararlar\u0131n ve tehlikelerin mevcut oldu\u011funu hesaba katmam\u0131\u015f olurlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc rib\u00e2da toplum i\u00e7in b\u00fcy\u00fck zarar vard\u0131r. Ancak konuya ki\u015fisel a\u00e7\u0131dan yakla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, herhangi bir ferdin toplumdaki gidi\u015fat\u0131 tek ba\u015f\u0131na durdurmaya veya o gidi\u015fat\u0131n y\u00f6n\u00fcn\u00fc de\u011fi\u015ftirmeye g\u00fcc\u00fc yetece\u011fi iddia edilemiyece\u011finden baz\u0131 hallerde ve baz\u0131 kimseler i\u00e7in bunun &#8220;Kim ba\u015fkas\u0131n\u0131n elindekine sald\u0131rmaks\u0131z\u0131n ve haddi a\u015fmaks\u0131z\u0131n mecbur kal\u0131r da yerse&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/173) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fcne g\u00f6re, zaruret halinde \u00f6lm\u00fc\u015f hayvan\u0131n etinden yeme cinsinden bir h\u00fckme tabi olabilece\u011fi s\u00f6z konusu olmu\u015f ve bunun i\u00e7in bir vakitler yetim, dul ve kimsesizler i\u00e7in ve onlara benzeyen sakat ve yatalaklar gibi muztar durumda bulunanlar i\u00e7in, &#8220;h\u00eeleyi \u015fer&#8217;iyye&#8221; ad\u0131 verilen &#8220;devir&#8221; us\u00fbl\u00fcne g\u00f6re \u00e7are bulundu\u011fu san\u0131lm\u0131\u015f idi ki, bu da herhangi bir s\u00fb-i istimal ve k\u00f6t\u00fc niyet s\u00f6z konusu olmaks\u0131z\u0131n, denilebilir ki, \u00f6zden ziyade bir \u015fekil i\u015fidir. B\u00f6yle bir zaruret durumuna d\u00fc\u015fmek kimse i\u00e7in temenni edilecek bir \u015fey de\u011fildir. Ancak \u015fu da \u00e7ok iyi bilinmelidir ki, rib\u00e2 hastal\u0131\u011f\u0131, ferd\u00ee bir dert olmaktan \u00e7ok sosyal bir dert, toplumsal bir hastal\u0131kt\u0131r. Bundan dolay\u0131 sosyal yard\u0131mla\u015fma ve dayan\u0131\u015fmas\u0131 pek k\u0131s\u0131r olan geli\u015fmemi\u015f toplumlarda h\u0131zla yay\u0131l\u0131r ve toplumu etkisi alt\u0131na al\u0131r. Geli\u015fmeye do\u011fru g\u00fcvenli ad\u0131mlarla y\u00fcr\u00fcyen toplumlarda bunun tam tersi meydana gelir ki, \u0130sl\u00e2miyetin ba\u015flang\u0131c\u0131nda Muhammed\u00ee feyiz sayesinde yirmi sene i\u00e7inde bu geli\u015fme meydana gelmi\u015f ve k\u0131sa zamanda rib\u00e2 belas\u0131 toplumdan silinip at\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ve rib\u00e2s\u0131z bir ticaret uygulanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Tefsir \u00e2limleri, rib\u00e2n\u0131n haram k\u0131l\u0131nmas\u0131n\u0131n sebeplerini a\u015fa\u011f\u0131da g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere tek tek zikretmi\u015flerdir:<\/p>\n<p>1- Yukar\u0131da daha \u00f6ncede anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere rib\u00e2, insan\u0131n mal\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z olarak almakt\u0131r. Y\u00fcz liray\u0131, y\u00fczbir liraya pe\u015fin ya da veresiye satmak, b\u00fct\u00fcn \u00e7\u0131plakl\u0131\u011f\u0131yla a\u00e7\u0131kt\u0131r ki, o bir lira fazlay\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z almakt\u0131r. \u0130nsan\u0131n mal\u0131 da kendi ihtiyac\u0131yla ilgili oldu\u011fundan bunun gasbedilmesi haramd\u0131r. Nitekim Hz. Peygamber &#8220;\u0130nsan\u0131n mal\u0131n\u0131n h\u00fcrmeti, yani haraml\u0131\u011f\u0131, kan\u0131n h\u00fcrmeti gibidir&#8221; buyurmu\u015ftur. Bundan dolay\u0131 insan\u0131n mal\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z olarak almak haram olmak gerekir. Acaba o y\u00fcz lira sermayenin bir m\u00fcddet zimmette beklemesi, o bir lira fazlan\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 de\u011fil midir? Bir de bug\u00fcn pe\u015fin olarak on kuru\u015fa sat\u0131lacak bir \u015feyi, bir ay sonra veresiye olarak onbir kuru\u015fa satmak da caiz olmuyor mu? Hay\u0131r. Verilen o bir lira ger\u00e7ek ve sa\u011flam bir lirad\u0131r. Y\u00fcz liran\u0131n zimmette durmas\u0131 ise vehim ve nazar\u00ee, dolay\u0131s\u0131yla itibar\u00ee bir duru\u015ftur ki, bu duru\u015f bir menfaat olabilece\u011fi gibi, ayn\u0131 zamanda bir zarar olabilir.<\/p>\n<p>Hatta bundan dolay\u0131d\u0131r ki, rib\u00e2 yaln\u0131zca insan\u0131n mal\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131k almakla kalmay\u0131p, kar\u015f\u0131l\u0131k ad\u0131n\u0131 vermek gibi bir ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131\u011f\u0131 ve bir \u00e7e\u015fit sahtek\u00e2rl\u0131\u011f\u0131 da i\u00e7ermektedir. Buna kar\u015f\u0131 g\u00f6sterilen kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131zan\u0131n bir taraf\u0131 hakikatte r\u0131za de\u011fil, bir ho\u015fnutsuzluktur. Bundan dolay\u0131 bir liras\u0131n\u0131 do\u011frudan do\u011fruya hibe veya sadaka olarak veren kimse ile faiz olarak veren kimsenin kalbindeki duygularda ne b\u00fcy\u00fck farkl\u0131l\u0131k vard\u0131r. Birisi en y\u00fcksek haz ve zevke eri\u015fmi\u015f bir kalb olarak gayet ferah ve sevin\u00e7li olurken, di\u011feri mal\u0131n\u0131 \u00e7arpt\u0131rm\u0131\u015f bir zavall\u0131 durumunda ve ac\u0131lar i\u00e7indedir. Al\u0131\u015fveri\u015fteki pe\u015fin ve veresiye fark\u0131na gelince, e\u011fer al\u0131nan verilen her iki bedel bir cinsten de\u011filseler, bunlar herhangi bir s\u00f6zle\u015fmede birbirleriyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131klar\u0131 ve yaln\u0131zca birbirleriyle \u00f6l\u00e7\u00fcld\u00fckleri zaman aralar\u0131ndaki \u00fcst\u00fcnl\u00fck fark\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131na imkan yoktur. O \u00fcst\u00fcnl\u00fck fark\u0131 bu de\u011fi\u015fimde de\u011fil, s\u00f6zle\u015fmenin d\u0131\u015f\u0131nda kalan \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir de\u011fer \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fcn yard\u0131m\u0131yla ortaya \u00e7\u0131kabilir. Bunun i\u00e7in yaln\u0131zca bir sat\u0131\u015f s\u00f6zle\u015fmesi hi\u00e7bir zaman k\u00e2rl\u0131l\u0131k ifade etmez. Sat\u0131\u015fta k\u00e2r, i\u015fte o \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fey \u00fczerine yap\u0131lan s\u00f6zle\u015fmenin bir sonucudur. T\u00fcccar da b\u00f6yle s\u00fcrekli s\u00f6zle\u015fmelerle i\u015ftigal eden kimsedir. Mesela, on kuru\u015f \u015fu anda ve \u015fu s\u00f6zle\u015fmede bir okka bu\u011fdaya tam kar\u015f\u0131l\u0131k olabildi\u011fi gibi, ba\u015fka bir g\u00fcnde ve ba\u015fka bir al\u0131\u015fveri\u015f s\u00f6zle\u015fmesinde on okka bu\u011fdaya kar\u015f\u0131l\u0131k olabilir. Ve kuru\u015f ile bu\u011fday aras\u0131nda cinslerinin ve faydalar\u0131n\u0131n de\u011fi\u015fmemesinden dolay\u0131 her iki taraf, yani alan ve satan taraflar, her zaman i\u00e7in seve seve hakiki bir de\u011fi\u015fme yapabilir. Ve hi\u00e7biri kendi amac\u0131na g\u00f6re bir\u015fey kaybetmi\u015f olmaz. Bu durum, taraflardan birine bir k\u00e2r ve fayda sa\u011flam\u0131\u015fsa; s\u00f6z konusu o k\u00e2r, s\u0131rf bu sat\u0131\u015f s\u00f6zle\u015fmesinden do\u011fmam\u0131\u015ft\u0131r, bu s\u00f6zle\u015fmeyle daha \u00f6nceki bir sat\u0131\u015f s\u00f6zle\u015fmesinin aras\u0131ndaki farktan do\u011fmu\u015ftur. Yani on okka bu\u011fday\u0131 on kuru\u015fa satan adam, ihtimal ki, daha \u00f6nce onu be\u015f kuru\u015ftan alm\u0131\u015ft\u0131r. Aksine bir okka bu\u011fday\u0131 on kuru\u015fa satan da daha \u00f6nce yirmi kuru\u015fa alm\u0131\u015f olabilir. Al\u0131\u015fveri\u015f yoluyla ticar\u00ee i\u015flerde g\u00f6r\u00fclen k\u00e2r ve zarar da hep b\u00f6yledir. Yoksa de\u011fi\u015ftirilen \u00e7e\u015fitli mallar aras\u0131ndaki bir tek de\u011fi\u015fim do\u011frudan do\u011fruya s\u00f6z konusu oldu\u011funda tek ba\u015f\u0131na ne k\u00e2r, ne de zarar d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez; ancak birbirine denk olup olmad\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. \u0130\u015fin i\u00e7y\u00fcz\u00fc de b\u00f6yledir. Di\u011fer sebepler ve araya giren bozucu unsurlar \u00f6nlenirse al\u0131\u015fveri\u015fin niteli\u011fi b\u00f6yledir. Ancak bu al\u0131\u015fveri\u015f, bu\u011fday\u0131n bu\u011fdayla, alt\u0131n\u0131n alt\u0131nla de\u011fi\u015ftirilmesi gibi ayn\u0131 cinsten olan \u015feylerde ise o zaman her birinin miktar\u0131, \u00f6b\u00fcr\u00fcn\u00fcn \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc olaca\u011f\u0131ndan; bunlar gerek pe\u015fin, gerek veresiye olsun aralar\u0131ndaki fazlal\u0131k, bir okka un ile iki okka unun, yine bunun gibi bir lira ile iki liran\u0131n de\u011fi\u015fiminde oldu\u011fu gibi, derhal kendini belli eder ve g\u00f6ze batar. Bunun i\u00e7in bunlar e\u015fit bile olsalar biri bir g\u00fcn sonra verilmi\u015f olunca, bir g\u00fcnl\u00fck gecikme veya \u00f6ncelik bir fazlal\u0131k te\u015fkil eder ve bu art\u0131k al\u0131\u015fveri\u015f olmaz s\u0131rf faiz olur. Zaten bor\u00e7 verme de b\u00f6yle oldu\u011fundan dolay\u0131 rib\u00e2d\u0131r. Bundan dolay\u0131 rib\u00e2y\u0131 buna benzeterek tahlil etmek bir gaspt\u0131r, bir m\u00fcsaderedir. Bunun i\u00e7indir ki, me\u015fhur &#8220;e\u015fyay\u0131 sitte&#8221; hadisiyle bu m\u00e2n\u00e2, \u00f6rfteki rib\u00e2 kavram\u0131na ek olarak ayr\u0131ca a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f bulunmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>2- Rib\u00e2 insanlar\u0131 cidden \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazanmak ve \u00fcretim ile me\u015fgul olmaktan uzak tutar. \u00c7\u00fcnk\u00fc herhangi bir s\u00fbretle be\u015f on kuru\u015f para sahibi olmu\u015f bulunan bir kimse faizcilikle paras\u0131n\u0131 pe\u015fin veya veresiye artt\u0131rmak imkan\u0131n\u0131 bulunca art\u0131k ge\u00e7imini kazanmak i\u00e7in az veya \u00e7ok kolay bir yol elde etmi\u015f olur. Ve o zaman zahmetli olan ticaret veya sanatlarla \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazanmak zorlu\u011funa ve s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131na dayanamamaya ba\u015flar. Bu durum, y\u00fcksek \u00fcretim yapmaya kabiliyetli bir\u00e7ok kimsenin \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131ndan i\u015f d\u00fcnyas\u0131n\u0131n mahrum kalmas\u0131na ve bundan dolay\u0131 da halk\u0131n genel \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131n kesilmesine sebep olur. Halbuki d\u00fcnya ve toplum d\u00fczeni ticaretler, \u00fcretimler, sanatlar ve bay\u0131nd\u0131rl\u0131k faaliyetleri ile ger\u00e7ek boyutunu kazan\u0131r. Y\u00fcksek \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n, y\u00fcksek sermayelerin dahi yak\u0131ndan ilgili oldu\u011fu bu a\u00e7\u0131dan bak\u0131l\u0131nca sermayeyi artt\u0131rmak i\u00e7in rib\u00e2n\u0131n da bu anlamda kamu yarar\u0131na hizmet edebilece\u011fi iddia olunamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu artt\u0131rma, yaln\u0131zca rib\u00e2dan beklenecek olursa emek ve \u00e7al\u0131\u015fmaya hi\u00e7 \u00f6nem verilmemi\u015f ve iltifat edilmemi\u015f olur. Halbuki bay\u0131nd\u0131rl\u0131k ve kamu yarar\u0131 paraya, bir ara\u00e7 olarak ba\u011fl\u0131 gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor ise de, emek ve \u00e7al\u0131\u015fmaya bizzat ge\u00e7erli bir sebep olarak dayal\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 sermaye sahiplerinin nakitleriyle birlikte kendi emek ve \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 da \u00fcretime eklendi\u011fi takdirde meydana \u00e7\u0131kacak sonu\u00e7 ile, bunlar\u0131n emek ve \u00e7abalar\u0131n\u0131 k\u0131smen de olsa rib\u00e2ya terketmeleriyle di\u011fer \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n ve \u00fcretenlerin ortaya koyduklar\u0131n\u0131 t\u00fcketmekten do\u011facak sonu\u00e7lar aras\u0131ndaki fark pek b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. E\u011fer ticaret ve i\u015f d\u00fcnyas\u0131nda rib\u00e2 sayesinde iktidar ve g\u00fc\u00e7lerini s\u00fcrd\u00fcren sermaye sahiplerinin faizcilikleri ellerinden al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman bunlar\u0131n ticaretteki k\u0131ymetlerinin kalmayaca\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyorsa, o zaman da bunlar\u0131n zaten faydal\u0131 ve k\u0131ymetli bir kesim olmad\u0131klar\u0131n\u0131n ve i\u015fe yaramad\u0131klar\u0131n\u0131n kabul edilmesi ve bu y\u00fcksek sermayeleri ellerinde hapsetmeye haklar\u0131n\u0131n olmamas\u0131 laz\u0131m gelir. Yok e\u011fer bu sermaye sahipleri cidden ticar\u00ee g\u00fcc\u00fc yerinde ve kabiliyetli kimseler ise o zaman da rib\u00e2c\u0131l\u0131k, bunlar\u0131n ger\u00e7ek de\u011ferlerini engelledi\u011fi ve mesa\u00eelerinden ticaret d\u00fcnyas\u0131n\u0131 mahrum b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, onlara ve kamuya zarar veriyor demektir.<\/p>\n<p>3- Rib\u00e2c\u0131l\u0131k insanlar aras\u0131nda ihtiyaca g\u00f6re &#8220;karz-\u0131 hasen&#8221; suretiyle iyilik ve yard\u0131mla\u015fman\u0131n kesilmesine sebep olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc rib\u00e2 haram ve yasaklanm\u0131\u015f olunca, insanlar\u0131n y\u00fcz y\u00fcze gelip birbirlerine faizsiz bor\u00e7 vermesi; onlar\u0131n hem ho\u015funa gider, hem de bu durum ahl\u00e2k ve sosyal g\u00fcvenin geli\u015fmesine, yayg\u0131nla\u015fmas\u0131na ve neticede de sosyal d\u00fczenin sa\u011flamla\u015fmas\u0131na sebep olur. Herkes ihtiyac\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde t\u00fcketmeye, t\u00fcketti\u011fi \u00f6l\u00e7\u00fcde \u00f6demeye mecbur olaca\u011f\u0131ndan borcunu \u00f6demede titiz davran\u0131r, vaktinde \u00f6demeye daha \u00e7ok gayret g\u00f6sterir ve borcuna d\u00f6rt elle sar\u0131l\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki, on yerine onbir \u00f6demeye mecbur olanlar aras\u0131nda batan bor\u00e7lar\u0131n \u00e7o\u011fu batmaktan kurtulmu\u015f olur. Rib\u00e2n\u0131n y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte oldu\u011fu yerlerde muhta\u00e7 olanlar\u0131n ihtiyac\u0131 bir lira yerine iki lira bor\u00e7lanmaya sebep olabilir. Bu imkan\u0131 bulan para sahipleri de bunu vesile yaparak &#8220;karz-\u0131 hasen&#8221;den vazge\u00e7meye ba\u015flarlar. Bu \u015fekilde halk aras\u0131nda iyilik, ihsan, yard\u0131mla\u015fma ve dayan\u0131\u015fma duygular\u0131 silinmeye; yerine h\u0131rs, kin, \u00f6fke ve sald\u0131rganl\u0131k fikirleri yay\u0131lmaya y\u00fcz tutar. Bu da toplumun felakete s\u00fcr\u00fcklenmesi demek olur.<\/p>\n<p>4- Rib\u00e2y\u0131 caiz kabul etmek, zenginlere fakir fukaradan fazla bir mal \u00e7ekmek imkan\u0131n\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamak demektir ki, bu da Rahm\u00e2n ve Rah\u00eem olan Allah&#8217;\u0131n rahmetine ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fer. Bu say\u0131lan birka\u00e7 sebep bile; rib\u00e2n\u0131n infaka, hay\u0131r denilen kamu yarar\u0131na ters d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6stermeye yeter.<\/p>\n<p>5- Bunlar\u0131n her biri rib\u00e2n\u0131n \u00e7irkin ve k\u00f6t\u00fc bir \u015fey oldu\u011funu ifade eden zararlar\u0131n\u0131 g\u00f6stermekle beraber, Allah kat\u0131ndaki haraml\u0131\u011f\u0131n\u0131n hikmetini tam anlam\u0131yla anlatmaya yine de yetmez. \u0130htimal ki rib\u00e2n\u0131n bilinmeyen daha bir\u00e7ok k\u00f6t\u00fc y\u00f6nleri vard\u0131r. Rib\u00e2n\u0131n haram olu\u015funun as\u0131l sebebi bunun il\u00e2h\u00ee nass ile sabit olmas\u0131d\u0131r. Ve b\u00fct\u00fcn m\u00fckellefiyetlerin ve yasaklar\u0131n sebepleri ve hikmetleri, m\u00fckellef olan halk taraf\u0131ndan bilinmeleri de gerekli de\u011fildir. Binaenaleyh biz, sebep ve hikmeti bilemesek bile, rib\u00e2n\u0131n kesinlikle haram oldu\u011funu tan\u0131mam\u0131z gerekir.<\/p>\n<p>276-Sonu\u00e7 olarak rib\u00e2, bir \u00e7ok y\u00f6n\u00fcyle hakk\u0131 ve hukuku ray\u0131ndan \u00e7\u0131karmakt\u0131r. Bunda arac\u0131 ama\u00e7, amac\u0131 da ara\u00e7 zannettiren bir g\u00f6z boyama; bir \u015feyi kendisiyle hem mukayese etmek, hem de kendine intibak ve e\u015fitli\u011fini ortadan kald\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fmak gibi bir \u00e7eli\u015fki bulunmaktad\u0131r. On lira, on lira ile hem \u00f6l\u00e7\u00fclmek, hem de onbir lira yerine konulmak gibi hak ve hakikat\u0131n z\u0131dd\u0131na bir \u00e7eli\u015fki vard\u0131r. Bunun i\u00e7in rib\u00e2, ger\u00e7ekte hakka de\u011fer vermek ve hayat hakk\u0131 tan\u0131mak istemeyen ve nihayet kendi \u00e7\u0131kar ve isteklerini hakk\u0131n ger\u00e7ek \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc ve temeli saymak isteyen k\u0131s\u0131r g\u00f6r\u00fc\u015fl\u00fc kimselerin \u015fiar\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7in rib\u00e2ya taraftar olanlar, daima hukuk\u00ee mevzuat\u0131, Hakk&#8217;\u0131n \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcyle \u00f6l\u00e7meyip be\u015feriyetin kanunlar\u0131n\u0131, hakk\u0131n ve ger\u00e7e\u011fin yegane \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc sanan ve her \u015feyi kendi ki\u015fisel \u00e7\u0131karlar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan g\u00f6renler aras\u0131nda bulunur. Cenab-\u0131 Allah da rib\u00e2n\u0131n, insanlar\u0131n koydu\u011fu kurallarla de\u011fil, il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmlere dayal\u0131 olarak haram oldu\u011funu ve bundan dolay\u0131 bunu helal sayanlar\u0131n saradan kurtulam\u0131yarak en sonunda cehennemi boylayacaklar\u0131n\u0131 ve yaln\u0131zca tevbe edip bundan vazge\u00e7enlerin kurtulma \u00fcmitleri oldu\u011funu beyan buyurmu\u015ftur. Art\u0131k bu kadar b\u00fcy\u00fck bir zarar olan rib\u00e2y\u0131 bir k\u00e2r, bir kazan\u00e7 san\u0131p da arkas\u0131ndan ko\u015fmamal\u0131d\u0131r. Sonra rib\u00e2c\u0131lar\u0131n zannetti\u011fi gibi, rib\u00e2 mal\u0131 artt\u0131r\u0131r da sadakalar eksiltir de\u011fildir. Tam tersine, Allah, mal\u0131 artt\u0131r\u0131r san\u0131lan rib\u00e2y\u0131 derece derece eksilte eksilte nihayet mahveder. Rib\u00e2 i\u00e7inde ay\u0131n on d\u00f6rd\u00fc gibi parlak g\u00f6r\u00fcnen servetleri, hilal gibi k\u00fc\u00e7\u00fclte k\u00fc\u00e7\u00fclte nihayet g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcnmez hale getirir de buna kar\u015f\u0131l\u0131k; mal\u0131 eksiltir san\u0131lan sadakalar\u0131 &#8220;irba&#8221; eder, yani gitgide b\u00fcy\u00fct\u00fcr ve \u00e7o\u011falt\u0131r, nemaland\u0131r\u0131r. Rib\u00e2, mal \u00fcretecek hayatlar\u0131 kurt gibi yiye yiye bitirir, nihayet sermayelerin de batmas\u0131na sebep olur. Halbuki sadakalar ecir, hayat ve bereket olur. Ve Cenab-\u0131 Allah, haram\u0131 helal tan\u0131makta \u0131srar eden \u00e7ok k\u00e2fir, \u00e7ok g\u00fcnahk\u00e2r kimselerin hi\u00e7 birini sevmez. O tevbe edenleri sever, onlardan raz\u0131 olur. Rib\u00e2 ise pek k\u00e2firane ve pek g\u00fcnahk\u00e2rane bir i\u015ftir.<\/p>\n<p>277-Buna kar\u015f\u0131l\u0131k iman edip iyi i\u015fler, salih ameller yapan ve \u00f6zellikle namazlar\u0131n\u0131 do\u011fru d\u00fcr\u00fcst k\u0131l\u0131p zekatlar\u0131n\u0131 veren kimseler yok mu? Her zaman bunlar\u0131n Rableri kat\u0131nda ecirleri vard\u0131r. Bunlara gelecek bir korku yok, bir kay\u0131ptan dolay\u0131 mahzun olacak da de\u011filler.<\/p>\n<p>278- Ey iman ehli Allah&#8217;dan korkun, O&#8217;nun azab\u0131ndan korunun! &#8220;Ge\u00e7mi\u015fte yapt\u0131klar\u0131 kendisine aittir&#8221; \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fcne g\u00f6re, ge\u00e7mi\u015fte kalan rib\u00e2n\u0131n sahibinin zimmetinde bulundu\u011fundan gaflet etmeyin. Hen\u00fcz al\u0131nmam\u0131\u015f, elde edilmemi\u015f ve kalm\u0131\u015f olan rib\u00e2dan geriye kalanlar\u0131 b\u0131rak\u0131n, terkedin. E\u011fer siz ger\u00e7ekten m\u00fcmin iseniz, b\u00f6yle yapars\u0131n\u0131z. Zira imanda olgunla\u015fmak, gere\u011fini yerine getirmeyi gerektirir.<\/p>\n<p>279- \u015eayet yapmazsan\u0131z, yani Allah&#8217;dan korkmaz, rib\u00e2n\u0131n haram oldu\u011funa inanmaz veya inan\u0131r da yine terketmezseniz Allah ve Resul\u00fc taraf\u0131ndan bir harbe maruz kalaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 bilmi\u015f olas\u0131n\u0131z. Yahut k\u0131r\u00e2etine g\u00f6re, Allah ve Resul\u00fc taraf\u0131ndan kendinize harb ilan ediniz.<\/p>\n<p>Burada rib\u00e2y\u0131 terketmeyenleri, gerek rib\u00e2 helaldir inanc\u0131na d\u00f6nm\u00fc\u015f m\u00fcrted veya ahdini bozmu\u015f k\u00e2fir olsun, gerekse haram oldu\u011funa inand\u0131\u011f\u0131 halde o inan\u00e7la amel etmeyip rib\u00e2ya devam eden fas\u0131k m\u00fcmin olsun; her ikisine de Allah Te\u00e2l\u00e2, sava\u015f ilan etmeyi emretmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar, zekat\u0131 inkar eden veya inand\u0131\u011f\u0131 halde vermemekte direnenler gibi, ya m\u00fcrted veya b\u00e2\u011f\u00ee ve \u00e2s\u00eedirler. D\u0131\u015fardaki k\u00e2firlere her zaman i\u00e7in sava\u015f a\u00e7mak zaruri ve gerekli olmad\u0131\u011f\u0131 halde, bunlara sava\u015f a\u00e7mak kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z vacip k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Demek olur ki, rib\u00e2dan sak\u0131nmak, \u0130sl\u00e2m tabiiyetinde bulunanlar\u0131n hepsine farz\u0131 ayn bir ferd\u00ee g\u00f6rev olduktan ba\u015fka, genelde rib\u00e2 i\u015flemlerini kald\u0131rmak da m\u00fchim bir ictima\u00ee farizad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc rib\u00e2 \u00f6yle bir sosyal hastal\u0131k ve \u00f6yle bir toplumsal fitnedir ki, toplumda s\u00fcr\u00fcp gitti\u011fi m\u00fcddet\u00e7e tek tek ki\u015filerin ondan ka\u00e7\u0131nmalar\u0131 \u00e7ok zor, belki de imkans\u0131z olur. Ger\u00e7i k\u00fcf\u00fcr diyar\u0131nda bulunan bir m\u00fcsl\u00fcmandan, m\u00fcslim ile gayri m\u00fcslim aras\u0131ndaki rib\u00e2n\u0131n haraml\u0131\u011f\u0131 sak\u0131t olaca\u011f\u0131 Hanef\u00ee mezhebinde a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya konmu\u015ftur. Bilhassa bu hikmetten dolay\u0131 olsa gerek ki, Asr-\u0131 Saadet&#8217;te m\u00fcsl\u00fcman \u00fcmmeti kemal derecesini bulup da sava\u015f edebilme g\u00fc\u00e7 ve kabiliyetini kazanmad\u0131k\u00e7a rib\u00e2n\u0131n haram olu\u015fu ilan edilmemi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 \u0130sl\u00e2m devleti, rib\u00e2 i\u015flemleri yapan ki\u015fileri uyar\u0131r ve terbiye eder. Bunlar fert veya cemaat halinde devlete kar\u015f\u0131 koyarlarsa o zaman onlara sava\u015f ilan etmek b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n din\u00ee g\u00f6revleri gere\u011fidir. Bununla beraber bug\u00fcnk\u00fc m\u00fcsl\u00fcmanlar bu vazifelerini unutmu\u015f ve bunun uygulanmas\u0131 hususunda sosyal g\u00fc\u00e7lerini yitirmi\u015f, bir karars\u0131zl\u0131k ve kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131k i\u00e7ine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f bulunduklar\u0131ndan pratik hayatta rib\u00e2dan ka\u00e7mak s\u0131rf ferd\u00ee bir g\u00f6rev gibi kalm\u0131\u015f; rib\u00e2n\u0131n toplum hayat\u0131nda reva\u00e7 bulmu\u015f olmas\u0131 da ona kar\u015f\u0131 koymak isteyenlerin durumunu g\u00fc\u00e7le\u015ftirmi\u015ftir. Kur&#8217;\u00e2n b\u00f6yle rib\u00e2y\u0131 terketmeyenlerin Allah taraf\u0131ndan sava\u015f ilan\u0131n\u0131 hakkettiklerini anlat\u0131yor ki, Kur&#8217;\u00e2n dilinde &#8220;Allah ve Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn harbi&#8221; deyimi, bazen ger\u00e7ekten sava\u015f anlam\u0131nda, bazen de g\u00fcnah\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve zarar\u0131n\u0131 tasvir i\u00e7in uyar\u0131 makam\u0131nda mecaz olarak kullan\u0131l\u0131r. Ve burada her iki tefsirle ilgili olarak g\u00f6r\u00fc\u015fler \u00f6ne s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Demek ki biri olmazsa, di\u011feri muhakkak olacakt\u0131r. Faiz yiyen veya yedirenler madd\u00ee veya manevi anlamda il\u00e2h\u00ee sava\u015ftan kurtulam\u0131yacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in bir hadis-i \u015ferifte &#8220;Allah, rib\u00e2 yiyeni de, yedireni de l\u00e2netlemi\u015ftir.&#8221; veya l\u00e2net etsin, buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu b\u00f6yledir. Ve e\u011fer siz rib\u00e2n\u0131n haram oldu\u011funa inan\u0131r, rib\u00e2ya tevbe ederseniz, ana paran\u0131z sizindir. Ana paralar\u0131n\u0131z\u0131n hepsini al\u0131rs\u0131n\u0131z, o \u015fekilde ki, zul\u00fcm etmezsiniz, zul\u00fcm de edilmezsiniz, yani ne fazla al\u0131rs\u0131n\u0131z, ne de eksik al\u0131rs\u0131n\u0131z. Fakat tevbe etmezseniz, dinden \u00e7\u0131kman\u0131zdan veya zulm\u00fcn\u00fczden dolay\u0131 il\u00e2h\u00ee harbe muhatap olmakla her t\u00fcrl\u00fc zarara u\u011frar, ana paralar\u0131n\u0131z\u0131 ve hatta b\u00fct\u00fcn mallar\u0131n\u0131z\u0131 bile kaybedebilirsiniz ve kendinize yaz\u0131k etmi\u015f olursunuz. &#8216;dan buraya kadar bu \u00e2yetin, m\u00fcsl\u00fcman olup da daha \u00f6nce yapt\u0131klar\u0131 rib\u00e2 i\u015flerinden hen\u00fcz alamad\u0131klar\u0131 alacaklar\u0131 kalm\u0131\u015f olan bir tak\u0131m kimseler hakk\u0131nda nazil oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Daha \u00f6zel anlamda olmak \u00fczere ve a\u015fa\u011f\u0131da a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 \u015fekilde daha ba\u015fka birka\u00e7 n\u00fczul sebebi de rivayet edilmektedir:<\/p>\n<p>Mukatil&#8217;in rivayetine g\u00f6re, Taif&#8217;deki Sakif kabilesinden Amro\u011fullar\u0131 denilen oymaktan Mes&#8217;ud, Abdi Yaley, Habib ve Rabi&#8217;a adlar\u0131ndaki d\u00f6rt karde\u015f hakk\u0131nda nazil olmu\u015ftur ki, bunlar Mekke&#8217;de Beni Mahz\u00fbm&#8217;dan Beni Mu\u011fire&#8217;ye faizle bor\u00e7 verirlerdi. Hz. Peygamber Taif&#8217;i fethetti\u011fi zaman bu karde\u015fler m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015flar, sonra Beni Mu\u011fire&#8217;deki alacaklar\u0131n\u0131n faizlerini istemi\u015flerdi. Beni Mu\u011fire de m\u00fcsl\u00fcman olmu\u015f ve \u0130sl\u00e2m&#8217;a ra\u011fmen faiz vermek istememi\u015flerdi. Fetih&#8217;ten sonra Mekke valisi olan Attab ibni \u00dcseyd&#8217;e m\u00fcracaat olundu ve bir rivayete g\u00f6re, Sakif&#8217;in Hz. Peygamber&#8217;le Taif antla\u015fmas\u0131nda hak \u00fczerinde rib\u00e2dan olan gerek alacak ve gerekse vereceklerinin mevzu&#8217;, yani metruk ve sak\u0131t oldu\u011funa ili\u015fkin h\u00fck\u00fcm de yer almaktayd\u0131. Attab ibni \u00dcseyd (r.a.) Hz. Peygamber&#8217;e yazd\u0131, o zaman i\u015fte bu \u00e2yet nazil oldu. Bundan dolay\u0131 Hz. Peygamber, cevap olarak bu \u00e2yeti yazd\u0131 ve alt\u0131na da \u015fu notu ekledi: &#8220;Onlar buna raz\u0131 olurlarsa ne \u00e2la, yoksa onlara sava\u015f ilan et!&#8221; Ata ile \u0130krime&#8217;nin verdi\u011fi bilgilere g\u00f6re, Hz. Peygamber&#8217;in amcas\u0131 Abbas ile damad\u0131 Osman b. Affan (r.a.) ortak olarak hurma bah\u00e7esi kiralam\u0131\u015flar, yani vakti gelince hurmalar\u0131 toplamak \u00fczere pe\u015fin para vererek selem yoluyla bir al\u0131\u015fveri\u015f s\u00f6zle\u015fmesi yapm\u0131\u015flard\u0131. Toplama vakti gelince, hurman\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 toplay\u0131p kald\u0131rm\u0131\u015flar, geriye kalan\u0131n\u0131 da faiz kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak toplamak istemi\u015flerdi. Bu da faizin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 demi\u015flerdi. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet nazil oldu. S\u00fcdd\u00ee&#8217;nin rivayetine g\u00f6re, Hz. Abbas ile Hz. Halid bin Velid, cahiliyet devrinde ortak olarak faizcilik yap\u0131yorlard\u0131. \u0130sl\u00e2m&#8217;a girdikleri zaman eskiden kalma pek \u00e7ok faiz alacaklar\u0131 vard\u0131. Bu \u00e2yet bunlar hakk\u0131nda nazil oldu.<\/p>\n<p>Hadis kitaplar\u0131nda sahih rivayetlerle yer alm\u0131\u015f bulunan bilgilere g\u00f6re, Abdullah b. \u00d6mer ile Cabir (r.a.), bizzat Hz. Peygamber&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet etmi\u015flerdir ki; Resulullah, Ved\u00e2 Hacc\u0131 g\u00fcn\u00fc Mekke&#8217;de, yani Cabir&#8217;in a\u00e7\u0131k\u00e7a bildirmesiyle Arafat&#8217;taki me\u015fhur hutbesinde &#8220;Cahiliyyet devrindeki rib\u00e2lar\u0131n hepsi bat\u0131l ve sak\u0131tt\u0131r. \u0130lk iptal edece\u011fim rib\u00e2 da Abdulmuttalib o\u011flu Abbas&#8217;\u0131n rib\u00e2s\u0131d\u0131r&#8221; buyurmu\u015f idi. Mekke ve Taif&#8217;in fetihleri hicretin sekizinci senesinde, Veda Hacc\u0131 ise onuncu senesinde olmu\u015f ve hacdan birka\u00e7 ay sonra da Hz. Peygamgamber vefat etmi\u015fti.<\/p>\n<p>Bundan anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r ki, bu rib\u00e2 \u00e2yetinin ilk uygulamas\u0131 bu hutbede ilan buyurulmu\u015f ve \u00e2yetin h\u00fckm\u00fcne g\u00f6re; o g\u00fcne kadar al\u0131nm\u0131\u015f olan rib\u00e2lara dokunulmam\u0131\u015f ve al\u0131nmam\u0131\u015f olanlar da iptal edilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 Hz. Abbas&#8217;\u0131n faiz alacaklar\u0131 \u00e2yetin \u00f6zellikle n\u00fczul sebebi de\u011filse bile genel olarak \u00e2yetin h\u00fckm\u00fcn\u00fcn ilk uyguland\u0131\u011f\u0131 alacaklar olmu\u015ftur. Bu \u00e2yet, sonradan m\u00fcsl\u00fcman olan k\u00e2firlere uygulanacak h\u00fck\u00fcm hakk\u0131nda da b\u00fcy\u00fck bir temel olmu\u015ftur. Bu gibi kimselerin m\u00fcsl\u00fcman olmadan \u00f6nceki zamanlar\u0131nda, \u0130sl\u00e2m dininin h\u00fck\u00fcmlerine ayk\u0131r\u0131 ve fakat kendi aralar\u0131nda muteber ve ge\u00e7erli olmak \u00fczere yapm\u0131\u015f olduklar\u0131 i\u015flemler temelden fesih ve iptal edilmez; lakin \u0130sl\u00e2m&#8217;a girdikten sonra ortaya \u00e7\u0131kan sonu\u00e7lar\u0131, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerine g\u00f6re \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fturulur. Mesela, kendi aralar\u0131nda caiz ve fakat \u0130sl\u00e2m&#8217;a g\u00f6re caiz olmayan bir nikah yapm\u0131\u015f bulunsalar, bu nikah ge\u00e7erlidir, fakat \u0130sl\u00e2miyete ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcyorsa onda devam olunamaz. K\u00e2fir iken s\u00fct karde\u015fiyle nikahlanm\u0131\u015f ve onunla yatm\u0131\u015f ise, bu nikah eskiye g\u00f6re muteber ve ge\u00e7erlidir. Verilen mehir geri al\u0131nmaz. Fakat \u0130sl\u00e2m&#8217;a girdikten sonra onda devam olunamaz. Bo\u015fanmalar\u0131 gerekir. Mehir verilmemi\u015f ise mehr-i misil \u00f6dettirilir. \u0130\u015fte ibaresi yaln\u0131zca ribay\u0131 ilgilendiriyor gibi g\u00f6r\u00fclen bu \u00e2yet, kapsam\u0131 ve delaleti bak\u0131m\u0131ndan bir\u00e7ok i\u015flemlere ait h\u00fck\u00fcmleri de i\u00e7ine almaktad\u0131r. Bunun gibi, Veda Hacc\u0131 Hutbesi de bir\u00e7ok h\u00fckme temel te\u015fkil eder. Bu c\u00fcmleden olmak \u00fczere, bu \u015funa da delalet ediyor ki; dar-\u0131 harpte yap\u0131lm\u0131\u015f olan s\u00f6zle\u015fmeler, asl\u0131nda \u0130sl\u00e2m&#8217;a g\u00f6re fasit yap\u0131lm\u0131\u015f olsalar bile, fetihten sonra onlar temelden feshedilmez. Zira biliniyor ki, \u00e2yetin n\u00fczul\u00fc ile Mekke&#8217;de tahsil edilmemi\u015f rib\u00e2lar\u0131n iptalini fiilen ilan eden bu hutbe aras\u0131nda, Mekke fethinden \u00f6nceye ait akitlerin uzant\u0131s\u0131 olarak devam edip gelen birtak\u0131m rib\u00e2 s\u00f6zle\u015fmeleri vard\u0131. Demek ki, bir dar-\u0131 harpte m\u00fcsl\u00fcmanlarla di\u011ferleri aras\u0131nda yap\u0131lm\u0131\u015f olan s\u00f6zle\u015fmeler, oray\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n fethinden sonra bile esas\u0131ndan feshedilmez. Al\u0131nm\u0131\u015f olanlar iade olunmaz. \u0130\u015fte bu rib\u00e2 konusunda g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, fasit k\u0131s\u0131m, yani \u0130sl\u00e2m h\u00fck\u00fcmlerine uygun olmayan k\u0131s\u0131m devam da ettirilmez. Yani fethin h\u00fckm\u00fc, daha \u00f6ncesine \u015famil olmaz, ancak sonras\u0131na d\u00f6n\u00fck olur. Bu a\u00e7\u0131klamalardan \u015fu sonu\u00e7lar\u0131 alabiliriz: Evvela \u015funu belirtmek gerekir ki, bu \u00e2yetin ini\u015fi, sadece Veda Hacc\u0131&#8217;ndan de\u011fil, Mekke fethinden de \u00f6nce imi\u015f. Ayr\u0131ca rib\u00e2 i\u00e7in, onu inkar edene veya haram oldu\u011funu kabul etti\u011fi halde rib\u00e2 i\u015fine devam edene sava\u015f a\u00e7man\u0131n faraz olmas\u0131 d\u00e2r-\u0131 harpte de\u011fil, d\u00e2r-\u0131 \u0130sl\u00e2m i\u00e7inde ve M\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011f\u0131 kabul etmi\u015f olanlar i\u00e7in ge\u00e7erli olan bir h\u00fck\u00fcmd\u00fcr. M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n vazifesi, d\u00e2r-\u0131 harbde bulunan k\u00e2firlere, rib\u00e2dan vazge\u00e7meleri i\u00e7in sava\u015f ilan etmek de\u011fil, kendi \u00fclkelerini m\u00fcslim veya gayri m\u00fcslim, kim olursa olsun rib\u00e2 fitnesine u\u011fratacak olanlardan korumakt\u0131r. Bunun i\u00e7in &#8220;Ey m\u00fcminler Allah&#8217;dan korkun!&#8221; diye hitap buyurulmu\u015f, &#8220;Ey insanlar&#8221; diye buyurulmam\u0131\u015ft\u0131r. M\u00fcminlerin h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131 ve vil\u00e2yeti de d\u00e2r-\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8217;a aittir. D\u00e2r-\u0131 harb i\u00e7in ge\u00e7erli de\u011fildir. Bu m\u00e2n\u00e2dan dolay\u0131d\u0131r ki, Hz. Peygamber, \u0130sl\u00e2m uyru\u011funda bulunmayanlara rib\u00e2y\u0131 terk etmeleri gerekti\u011fini teklif etmedi\u011fi halde, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n zimmetini kabul eden Necran H\u0131ristiyanlar\u0131&#8217;na rib\u00e2 yememek ve rib\u00e2 yedikleri takdirde zimmetin sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 haklardan mahrum olacaklar\u0131n\u0131 bildirmek \u00fczere onlara s\u00f6z vermi\u015f ve onlara, &#8220;Ya rib\u00e2y\u0131 terkedersiniz veya Allah ve Resul\u00fcnden harb a\u00e7\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 bilmi\u015f olunuz.&#8221; diye yazarak bu \u00e2yetin i\u00e7erdi\u011fi h\u00fckm\u00fc tebli\u011f etmi\u015ftir. Zira d\u00e2r-\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8217;da zimmet ehlinin s\u00f6zle\u015fmesi, hukuk a\u00e7\u0131s\u0131ndan m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n iman\u0131 yerindedir. Ve zimmet ehli, ibadet ile y\u00fck\u00fcml\u00fc de\u011fil, fakat muamelat ile y\u00fck\u00fcml\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>Velhas\u0131l d\u00e2r-\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8217;da rib\u00e2 i\u015flemleri yapanlar, gerek dini ink\u00e2rlar\u0131ndan ve dinden \u00e7\u0131kmak niyetiyle yaps\u0131nlar, gerekse s\u0131rf g\u00fcnah ve isyan niyetiyle yaps\u0131nlar, her iki \u015fekilde de Allah&#8217;\u0131n ve Resul\u00fcn\u00fcn harbine muhatap olmu\u015f olurlar. Fakat tevbe edenlerin de ana paralar\u0131, eksik ve fazla olmadan aynen korunur. \u015eu kadar ki, bunun hemen \u00f6denip \u00f6denmiyece\u011fi de bor\u00e7lunun kolay \u00f6deme \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>280- Ve e\u011fer bor\u00e7lu z\u00fc\u011f\u00fcrt durumda ise o halde \u00f6demeye ili\u015fkin h\u00fck\u00fcm, \u00e7aresiz olarak onun kolay \u00f6deyebilece\u011fi zaman\u0131 beklemeyi gerektirmektedir. Bor\u00e7luya, \u00f6deyebilecek duruma gelinceye kadar s\u00fcre tan\u0131mak gerekir. Ve bu gibi borcunu \u00f6deyemiyecek bor\u00e7lulara alaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 sadaka edip ba\u011f\u0131\u015flaman\u0131z, sizin i\u00e7in onlara s\u00fcre tan\u0131maktan daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. O paray\u0131 ba\u011f\u0131\u015flaman\u0131n sevab\u0131 daha \u00e7oktur. E\u011fer bilirseniz b\u00f6yle yapars\u0131n\u0131z. Bu \u00e2yetin h\u00fckm\u00fc, delaleti ve kapsam\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan her \u00e7e\u015fit bor\u00e7 i\u00e7in ge\u00e7erlidir. H\u00fckm\u00fc b\u00fct\u00fcn bor\u00e7lara \u015famildir. Bu husus da bor\u00e7lanmayla ilgili h\u00fck\u00fcmler aras\u0131nda temel h\u00fck\u00fcmlerden biridir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, bor\u00e7lunun ger\u00e7ekten s\u0131k\u0131nt\u0131 i\u00e7inde oldu\u011fu kesin olarak ortaya \u00e7\u0131karsa hapsine h\u00fck\u00fcm verilmez, hapsedilmez. Bor\u00e7lu olan fakirlere bor\u00e7tan kurtulmalar\u0131 i\u00e7in yard\u0131m etmek ve alaca\u011f\u0131n\u0131 ona oldu\u011fu gibi ba\u011f\u0131\u015flamak da b\u00fcy\u00fck bir hay\u0131r te\u015fkil eder.<\/p>\n<p>281-Ey iman ehli! Bunlar\u0131 yap\u0131n\u0131z ve \u00f6yle bir g\u00fcnden korkunuz ki, o g\u00fcn Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz, yahut d\u00f6neceksiniz. Sonra herkese kazand\u0131\u011f\u0131 aynen \u00f6denecek. Ve onlar zul\u00fcm g\u00f6rm\u00fc\u015f de olmayacaklar. Onlar k\u0131yamette ebed\u00ee cezaya ve azaba u\u011frasalar da asla zul\u00fcm g\u00f6rm\u00fc\u015f olmayacaklar, \u00e7\u00fcnk\u00fc kendi kazan\u00e7lar\u0131 neyse onu alm\u0131\u015f olacaklar.<\/p>\n<p>Abdullah b. Abbas hazretlerinden rivayet ediliyor ki, bu \u00e2yet Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Ker\u00eem&#8217;in en son nazil olan \u00e2yetidir. \u015e\u00f6yle ki: Hz. Peygamber, hac farizas\u0131n\u0131 ifa etti\u011fi zaman &#8220;kel\u00e2le&#8221; \u00e2yeti, yani &#8220;Sana soruyorlar, de ki, Allah size kel\u00e2le hakk\u0131nda h\u00fck\u00fcm bildiriyor&#8230;&#8221; (Nisa, 4\/176) \u00e2yeti nazil olmu\u015ftu. Sonra Arafat&#8217;ta vakfede iken &#8220;\u0130\u015fte bug\u00fcn size dininizi ikmal ettim&#8230;&#8221; (Maide, 5\/3) \u00e2yeti nazil oldu. Sonra da i\u015fte bu \u00e2yeti nazil oldu. Ve Cebrail Aleyhissel\u00e2m &#8220;Ya Muhammed! Bunu Bakara&#8217;dan ikiy\u00fcz sekseninci \u00e2yetin ba\u015f\u0131na koy.&#8221; dedi. Ve bu \u00e2yetten sonra Resulullah seksenbir g\u00fcn ya\u015fad\u0131 ki, yirmi yirmibir g\u00fcn veya yedi g\u00fcn, yahut sadece \u00fc\u00e7 saat ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 da s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130yi veya k\u00f6t\u00fc amellere ileride verilecek ecir veya ceza, sahiplerinin kendi kazanc\u0131 olmak \u00fczere Allah kat\u0131nda defterlerine ge\u00e7irilecek bir kar\u015f\u0131l\u0131k, bir y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck derecesinde bulundu\u011fundan son nazil olan bu \u00e2yetin, \u00f6l\u00fcm\u00fc veya k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fc ihtar ederek nazil olmas\u0131 \u00e7ok anlaml\u0131d\u0131r. Ayr\u0131ca \u00f6zellikle rib\u00e2 konusunu izleyerek bor\u00e7lanmayla ilgili h\u00fck\u00fcmlerin aras\u0131nda yer alm\u0131\u015f olmas\u0131 da \u00e7ok a\u00e7\u0131k se\u00e7ik ve anlaml\u0131 bir uyar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nfak ile ilgili h\u00fck\u00fcmler, kazan\u00e7 yollar\u0131ndan olan al\u0131\u015fveri\u015f ve rib\u00e2yla ilgili h\u00fck\u00fcmlere, bu da bor\u00e7lanmayla ilgili h\u00fck\u00fcmlere m\u00fcncer olmu\u015ftur. Bor\u00e7 ise her \u015feyden \u00f6nce y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck ve zimmet denilen insan haysiyeti ile ayakta duran bir \u00f6zellik oldu\u011fundan, Cenab-\u0131 Hak, bunu bizzat kendi ezel\u00ee misak\u0131 alt\u0131na alarak ve nihayet en b\u00fcy\u00fck m\u00fceyyidesi (yapt\u0131r\u0131m\u0131) olan dindarl\u0131k ve takva duygusuna ba\u011flam\u0131\u015f ve fakat takva duygusunun helal kazanca engel olacak olumsuz bir y\u00f6ne sapmamas\u0131 i\u00e7in bundan sonra genel olarak bor\u00e7lanmalar\u0131n yaz\u0131l\u0131 belgelere ba\u011flanmas\u0131n\u0131 ve nas\u0131l yaz\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fini, ikinci derecedeki ayr\u0131nt\u0131 say\u0131labilecek a\u00e7\u0131k belgelerini ve di\u011fer temel h\u00fck\u00fcmlerini beyan ederek buyurmu\u015ftur ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>282- Ey iman edenler! Belli bir vade ile kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 bor\u00e7 al\u0131\u015f veri\u015finde bulundu\u011funuz vakit onu yaz\u0131n. Hem aran\u0131zda do\u011frulu\u011fuyla tan\u0131nm\u0131\u015f yaz\u0131 bilen biri yazs\u0131n. Yaz\u0131 bilen biri, Allah&#8217;\u0131n, kendisine \u00f6\u011fretti\u011fi gibi yazmaktan ka\u00e7\u0131nmas\u0131n da yazs\u0131n. Bir de hak kendi \u00fczerinde olan adam s\u00f6yleyip yazd\u0131rs\u0131n ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah&#8217;dan korksun da haktan bir\u015fey eksiltmesin. \u015eayet bor\u00e7lu bir bunak veya k\u00fc\u00e7\u00fck bir \u00e7ocuk veya s\u00f6yleyip yazd\u0131ram\u0131yacak durumda biri ise velisi do\u011frusunu s\u00f6yleyip yazd\u0131rs\u0131n. Erkeklerinizden haz\u0131rda olan iki ki\u015fiyi \u015fahit de yap\u0131n. \u015eayet iki tane erkek haz\u0131rda yoksa, o zaman do\u011frulu\u011funa g\u00fcvendi\u011finiz \u015fahitlerden bir erkekle iki kad\u0131n ki, birisi unutunca, \u00f6b\u00fcr\u00fc hat\u0131rlats\u0131n, \u015fahitler de \u00e7a\u011f\u0131r\u0131ld\u0131klar\u0131nda ka\u00e7\u0131nmas\u0131nlar; siz yazanlar da az olmu\u015f, \u00e7ok olmu\u015f, onu vadesine kadar yazmaktan usanmay\u0131n. Bu, Allah kat\u0131nda adalete daha uygun oldu\u011fu gibi; hem \u015fahitlik i\u00e7in daha sa\u011flam, hem \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fmemeniz i\u00e7in daha elveri\u015flidir. Me\u011fer ki, aran\u0131zda hemen devredece\u011finiz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmaman\u0131zda sizin i\u00e7in bir sak\u0131nca yoktur. Al\u0131m sat\u0131m yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z vakit de yine \u015fahit tutun. Ayr\u0131ca ne yazan, ne de \u015fahitlik eden bir zarar g\u00f6rmesin. E\u011fer onlara zarar verirseniz, o i\u015fte mutlaka size dokunacak bir g\u00fcnah olur. \u00dcstelik Allah&#8217;dan korkun. Allah size ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla \u00f6\u011fretiyor ve Allah her \u015feyi bilir.<\/p>\n<p>283- \u015eayet siz sefer \u00fczere olur bir k\u00e2tip de bulamazsan\u0131z, o vakit al\u0131nm\u0131\u015f bir rehin belge yerine ge\u00e7er. Yok e\u011fer birbirinize g\u00fcveniyorsan\u0131z kendisine g\u00fcvenilen adam Rabbi olan Allah&#8217;dan korksun da \u00fczerindeki emaneti \u00f6desin. Bir de \u015fahitli\u011finizi ink\u00e2r edip gizlemeyin, onu kim ink\u00e2r ederse mutlaka onun kalbi vebal i\u00e7indedir. Her ne yaparsan\u0131z Allah onu bilir.<\/p>\n<p>282-KIR\u00c2ET: Hamze k\u0131r\u00e2etinde &#8220;hemze&#8221;nin kesriyle dir. \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr ve Yakup k\u0131r\u00e2etlerinde in s\u00fck\u00fbnu ve \u015feddesiz olarak okunur. Hamze k\u0131r\u00e2etinde de n\u0131n zammiyle dir.\u00ce ise \u00c2s\u0131m k\u0131r\u00e2etinden ba\u015fkas\u0131nda ref&#8217; ile \u015feklinde okunur. kelimesi Ebu Ca&#8217;fer k\u0131r\u00e2etinde \u015feddesiz; kelimesi \u0130bn\u00fc Kesir ve Ebu Amr k\u0131r\u00e2etlerinde ve n\u0131n zammiyle elifsiz okunur.<\/p>\n<p>Bu birinci \u00e2yete (\u00e2yet 282) &#8220;M\u00fcd\u00e2yene \u00c2yeti&#8221; denilir ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki en uzun \u00e2yet budur. Bir rivayete g\u00f6re; n\u00fczul sebebi &#8220;selem&#8221; denilen al\u0131\u015fveri\u015flerdir. Yani pe\u015fin para ile veresiye mal almak demek ise de her \u00e7e\u015fit al\u0131\u015fveri\u015fe ve bor\u00e7lanmaya \u015famildir. Ancak dil \u00e2limleri demi\u015flerdir ki, &#8220;karz&#8221; ile &#8220;deyn&#8221; birbirinden farkl\u0131 \u015feylerdir. Bundan dolay\u0131 bu \u00e2yetteki \u015fart\u0131n, asl\u0131nda karz\u0131 i\u00e7ine almamas\u0131 gerekir. F\u0131k\u0131h a\u00e7\u0131s\u0131ndan da karz ba\u015flang\u0131\u00e7ta emanet, sonu\u00e7ta da sat\u0131\u015f demektir. Onun \u00f6denmesi belli bir s\u00fcreye ba\u011fl\u0131 de\u011fildir.<\/p>\n<p>&#8220;Ey iman edenler! Bir ecel-i m\u00fcsemmaya, yani g\u00fcn, ay gibi belirlilik ifade eden ve bilinmezli\u011fi ortadan kald\u0131racak \u015fekilde belirlenmi\u015f olan bir vakte kadar herhangi bir bor\u00e7 ile i\u015flem yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman o borcu yaz\u0131n\u0131z. Allah rib\u00e2y\u0131 haram k\u0131ld\u0131 diye bor\u00e7 ile veresiye muamelelerin hepsini haram k\u0131lm\u0131\u015f san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Birbirinizle bor\u00e7 al\u0131p verebilirsiniz, fakat al\u0131\u015fveri\u015fte bor\u00e7lar\u0131n vadesi belli olmal\u0131, bir de yaz\u0131larak belgelenmelidir. Ve bunu iki taraftan birine meyil g\u00f6stermeyecek, e\u015fit olarak her iki taraf\u0131n da haklar\u0131n\u0131 oldu\u011fu gibi g\u00f6zeterek yazabilecek tarafs\u0131z ve \u00e2dil bir k\u00e2tip yazs\u0131n. Birbirinizin yoklu\u011funda her biriniz kendi kendine veya \u00f6zel k\u00e2tibi ile kendi defterine ve yaln\u0131zca kendi hesab\u0131na yazd\u0131rabilirse de bununla yetinilmesin. Kendisine yazmas\u0131 i\u00e7in ba\u015fvurulan hi\u00e7bir k\u00e2tip de yazmaktan imtina etmesin, \u00e7ekinmesin. Allah&#8217;\u0131n kendisine \u00f6\u011fretti\u011fi gibi, yani senet ve belgelerdeki yaz\u0131l\u0131\u015f us\u00fbl ve geleneklerine uygun olarak, yahut demin bildirildi\u011fi \u00fczere adalet ve hakkaniyet \u00e7er\u00e7evesinde, yahut kendisine il\u00e2h\u00ee bir l\u00fctuf demek olan yaz\u0131 bilmenin \u015f\u00fckr\u00fc olarak hi\u00e7bir \u015fekilde yazmaktan \u00e7ekinmesin de \u00f6ylece yazs\u0131n. Bor\u00e7lar\u0131 yazmak farz\u0131 kifayedir, yani herhangi bir yaz\u0131 bilen insana farz\u0131 kifayedir. Fakat bu i\u015fle g\u00f6revlendirilmi\u015f biri olunca ona farz\u0131 ayn olur. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, h\u00fck\u00fbmetin &#8220;K\u00e2tib-i ves\u00e2ik&#8221;, ba\u015fka bir deyimle &#8220;K\u00e2tib-i adl&#8221; denilen &#8220;noter&#8221; tayin etmesi de g\u00f6revleri aras\u0131ndad\u0131r. B\u00f6yle k\u00e2tiplerin bir m\u00fcracaat oldu\u011funda yazmalar\u0131 onlara farz\u0131 aynd\u0131r. Ve \u00fczerinde hak bulunan, yani bor\u00e7lu olan taraf s\u00f6yleyip iml\u00e2 ettirsin. \u00c7\u00fcnk\u00fc yaz\u0131lacak olan senedin muhtevas\u0131 onun ikrar\u0131 olacak, \u015fahitler de onun aleyhine \u015fahitlik edecekler. O halde yaz\u0131ya ge\u00e7ecek ifade ikrar sahibinin ifadesi \u015feklinde olmal\u0131d\u0131r, senedi bor\u00e7lu olan taraf vermelidir.<\/p>\n<p>\u0130ML\u00c2L: \u0130ml\u00e2 kelimesinin asl\u0131 veya e\u015fanlaml\u0131s\u0131d\u0131r, ezbere s\u00f6yleyip yazd\u0131rmak demektir. Bundan \u015fu da anla\u015f\u0131l\u0131r ki, b\u00f6yle bir bor\u00e7lanmada borcun senede ge\u00e7irilmesini as\u0131l bor\u00e7lu olan taraf teklif etmeli, o yazd\u0131rmal\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7in tamamen iml\u00e2 etsin, yazd\u0131rs\u0131n ve iml\u00e2 ederken, yazd\u0131r\u0131rken k\u00e2tipten, vesaireden de\u011fil, rabbi olan Allah&#8217;dan korksun da o haktan zerre kadar bir \u015fey eksik etmesin, ifadesinde hileye ve art d\u00fc\u015f\u00fcnceye saparak veya araya baz\u0131 engelleyici ifadeler katarak, bor\u00e7 olay\u0131n\u0131n h\u00e2lde ve gelecek zaman i\u00e7inde hukuk\u00ee \u015feklini ve ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirmesin. \u015eimdi \u00fczerinde hak bulunan bor\u00e7lu mal\u0131n\u0131 israf ve telef eden cinsten kafas\u0131 az \u00e7al\u0131\u015fan bir sefih, yahut k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuk veyahut bunak bir zay\u0131f, bir zavall\u0131, yahut da dilsizlik, tutukluluk, bilgisizlik vesaire gibi herhangi bir sebepten dolay\u0131 bizzat s\u00f6yleyip yazd\u0131rmaya g\u00fcc\u00fc yetmeyen bir kimse ise, velisi, yani onun yerine, i\u015fine bakan k\u00e2hyas\u0131, veliyy-i um\u00fbru, vas\u00eesi, vekili, terc\u00fcman\u0131, yahut veliyy-i deyni olan alacakl\u0131s\u0131, adalet ve hakkaniyet \u00e7er\u00e7evesinde iml\u00e2 ettirsin, o yazd\u0131rs\u0131n, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z bor\u00e7lar\u0131 b\u00f6yle yaz\u0131n\u0131z. Ayr\u0131ca siz m\u00fcminlerin erkeklerinizden en az iki \u015fahit getirip, gerekti\u011finde buna \u015fehadet etmelerini onlardan talep ediniz. yani &#8220;&#8230;erkeklerden&#8221; buyurulmay\u0131p, &#8220;erkeklerinizden&#8221; buyurulmas\u0131, \u00e7ocuklar\u0131n ve m\u00fcminler aleyhine gayri m\u00fcslimlerin \u015fehadetinin yeterli olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlat\u0131yor. Yani sizin erkeklerinizden, m\u00fcmin erkeklerden olmayan erkeklerin, siz m\u00fcminler aleyhindeki \u015fahitlikleri ge\u00e7erli olmaz. E\u011fer iki erkek olmazsa, o zaman da bir erkekle iki kad\u0131n \u015fahit olsunlar, \u00f6yle ki, bunlar \u015fahitliklerine raz\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131z, sizce adalet ve g\u00fcvenilirlikleri belli \u015fahitlerden bulunsunlar, yoksa geli\u015fig\u00fczel bir erkekle iki kad\u0131n\u0131n veya iki erke\u011fin \u015fahitli\u011fi muteber ve ge\u00e7erli olmaz. Ba\u015fka bir \u00e2yette &#8220;Sizden iki adaletli kimseyi \u015fahit yap\u0131n&#8221; (Talak, 65\/2) buyuruldu\u011fu i\u00e7in \u00e2dil kimselerden olmalar\u0131 da \u015fartt\u0131r. Sonra bir erkek yerine iki kad\u0131n olsun ki, birisi unutaca\u011f\u0131ndan, \u00f6b\u00fcr\u00fc ona hat\u0131rlats\u0131n, yahut Hamze k\u0131r\u00e2etinde oldu\u011fu gibi, birisi unutur, \u015fa\u015f\u0131r\u0131rsa di\u011feri ona hat\u0131rlat\u0131r. G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, \u015fahitli\u011fe ehliyet ve liyakatin \u015fartlar\u0131ndan biri de hakk\u0131yla zabt ve h\u0131fzetmek, yani ak\u0131lda iyi tutmak ve unutmamakt\u0131r. Ahl\u00e2k a\u00e7\u0131s\u0131ndan g\u00fcvenilir olmayanlar\u0131n da \u015fahitli\u011fi ge\u00e7erli de\u011fildir, fakat ak\u0131lda tutmak i\u00e7in olay\u0131 ba\u015f\u0131ndan sonuna kadar her an haf\u0131zas\u0131nda tutmak, akl\u0131ndan \u00e7\u0131karmamak \u015fart de\u011fildir. Elverir ki, \u015fahitlik edece\u011fi s\u0131rada hakkiyle hat\u0131rlas\u0131n ve akl\u0131na getirmi\u015f bulunsun. Demek ki, bir olay\u0131 defterine yazan bunu bir s\u00fcre sonra unutsa da o deftere ba\u015fvurdu\u011fu zaman zihninden iyice hat\u0131rlayabilirse \u015fahitlik edebilir. Kendi kendine i\u00e7inden, &#8220;Ben buraya bir \u015feyler yazm\u0131\u015f\u0131m, ama ne oldu\u011funu iyice hat\u0131rlayam\u0131yorum.&#8221; diyorsa \u015fahitlik edemez. \u015eahitlerin hat\u0131rlatmaya uymas\u0131 da iyi olmaz, unutan \u015fahit kendili\u011finden hat\u0131rlayabilmelidir. \u015eahit say\u0131s\u0131n\u0131n en az iki ki\u015fi olmas\u0131 da \u015f\u00fcphe ve t\u00f6hmeti, iftiray\u0131, yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131 ve unutmay\u0131 bertaraf etmek, hata ihtimalini ortadan kald\u0131rarak zabt\u0131n ve adaletin kuvvetini a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karmak i\u00e7indir. \u0130\u015fte genellikle g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulunduruldu\u011fu zaman erkeklere nisbetle kad\u0131nlarda zabt denilen ak\u0131lda tutma g\u00fcc\u00fc biraz eksiktir, unutma ihtimali daha fazlad\u0131r. B\u00f6yle olmayanlar\u0131 bulunabilirse de burada itibar ki\u015fiye de\u011fil cinsedir, cinsin de \u00e7o\u011funlu\u011funa g\u00f6redir. Bunu \u015f\u00f6yle de d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz: Evvela kad\u0131nl\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda duygusall\u0131k a\u011f\u0131r basar, duygusall\u0131\u011f\u0131n a\u011f\u0131r bast\u0131\u011f\u0131 kimseler de a\u015f\u0131r\u0131 heyecan ve etkilenme s\u00f6z konusu olur, yani duygusall\u0131k etkilenmeyi gerektirir. Etkilenmenin \u00e7oklu\u011fu ise unutma sebeplerindendir ve bir \u015feyi akl\u0131nda iyi tutmak sadece bir zeka ve haf\u0131za meselesi de de\u011fildir. Pek \u00e7ok zeki insan vard\u0131r ki a\u015f\u0131r\u0131 duygusall\u0131ktan, fazla etkilenmeden dolay\u0131 haf\u0131zas\u0131na g\u00fcvenilmez. Ayr\u0131ca kad\u0131nda enf\u00fcsiyet (s\u00fcbjektiflik) daha ilerdedir. D\u0131\u015f \u00e7evredeki olaylar onu ilk anda ilgilendirir ve tela\u015fa sevkeder. Do\u011frusu ticar\u00ee i\u015flemler ve insanlar aras\u0131ndaki bor\u00e7lanmalar gibi d\u0131\u015far\u0131ya ait olaylar ile ilgilenmek veya b\u00f6yle \u015feylerle me\u015fgul edilmek kad\u0131nl\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan arzu edilecek bir olgunluk de\u011fildir. Bu gibi i\u015fler esas itibariyle erkeklerin i\u015fleri olmal\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 m\u00fckemmel bir kad\u0131n olmak \u00fczere d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, bu gibi d\u0131\u015far\u0131ya ait olaylar\u0131 tek ba\u015f\u0131na takip ederek \u015fahitlik yapabilecek \u015fekilde ak\u0131lda tutmaktan ve haf\u0131zas\u0131n\u0131 b\u00f6yle \u015feylere yormaktan uzak kalmak ve bu \u00e7e\u015fit i\u015flere do\u011frudan itilmemek gerekir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir husus olarak g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulmas\u0131 icab eden bir \u015fey de \u015fudur: Kad\u0131nda haya ve utanma duygusu kuvvetlidir ve kuvvetli olmas\u0131 gerekir. Onun bu de\u011ferli \u00f6zelli\u011fi, en k\u00fc\u00e7\u00fck bir u\u011fra\u015fmayla b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde g\u00fcc\u00fcn\u00fc kaybeder. Bunun i\u00e7in olaylar\u0131n kad\u0131na anlatt\u0131klar\u0131 erke\u011fe anlatt\u0131\u011f\u0131ndan daha azd\u0131r. Bu \u015fartlar alt\u0131nda bir kad\u0131na \u015fahitlik y\u00fck\u00fcn\u00fc y\u00fckletmek, onu bir anlamda zarara u\u011fratmak ve tedirgin etmektir. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak, kad\u0131n\u0131n f\u0131trat\u0131 ve kendi cinsinin olgunlu\u011fu erke\u011fin z\u0131dd\u0131 oldu\u011fundan, erkekle\u015fmek kad\u0131n i\u00e7in bir d\u00fc\u015f\u00fc\u015f ve dejenerasyon demektir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, kad\u0131nla\u015fm\u0131\u015f ve h\u00fcnsala\u015fm\u0131\u015f erkeklerin \u015fahitlikleri ge\u00e7erli ve muteber olmayaca\u011f\u0131 gibi, erkekle\u015fmi\u015f ve yar\u0131yar\u0131ya erkek gibi olmu\u015f kad\u0131nlar\u0131n \u015fahitli\u011fi de caiz de\u011fildir. Bunlar\u0131n her ikisi de kendi nevinin \u00f6zelliklerini kaybetmi\u015f ve d\u00fc\u015f\u00fc\u015f g\u00f6stermi\u015flerdir. B\u00f6yle kalbi yumu\u015fakl\u0131\u011fa y\u00f6nelik olanlar\u0131n \u015fahitlikleri de hakk\u0131 tahrif etmek t\u00f6hmetinden uzak kalamaz. \u015eu halde yarat\u0131l\u0131\u015f ger\u00e7e\u011fi kad\u0131n\u0131n m\u00fckemmelli\u011fiyle erke\u011fin m\u00fckemmelli\u011fini ayr\u0131 ayr\u0131 \u00f6zelliklere ba\u011flam\u0131\u015f ve farkl\u0131 k\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fundan, kad\u0131n\u0131n d\u0131\u015far\u0131da olup biten olaylara ait ilgisini ve onlara ait haf\u0131zas\u0131n\u0131 k\u0131smen kapal\u0131 tutmas\u0131, kendi kad\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ve kad\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndaki m\u00fckemmelli\u011fin bir gere\u011fidir. Bunun i\u00e7in \u015fahitli\u011fe konu olan olay\u0131 kad\u0131n erkekten daha fazla unutabilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o gibi olaylar, onun ilgi alan\u0131 de\u011fildir. Lakin unuttuktan sonra tekrar hakkiyle hat\u0131rlayabilirse yine de \u015fahitlik etmesi m\u00fcmk\u00fcn olur. Kad\u0131n\u0131 do\u011frudan bu gibi olaylar\u0131 hat\u0131rda tutmaya mecbur etmek, ona kar\u015f\u0131 haks\u0131zl\u0131k etmek olur. Bunun gibi icab\u0131nda \u00fczerine y\u00fcklenilen \u015fahitlik y\u00fck\u00fcn\u00fc be\u015feriyet gere\u011fi olarak unuttu\u011fu zaman da onu d\u0131\u015far\u0131dan yap\u0131lan telkin ve uyar\u0131larla yeniden hat\u0131rlamaya zorlamak da yine ona haks\u0131zl\u0131k etmektir. Bundan dolay\u0131 bir erkek kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda yaln\u0131zca bir tek kad\u0131na \u015fahitlik y\u00fck\u00fcn\u00fc y\u00fckletmek de ger\u00e7e\u011fe ve hakkaniyete uygun olmaz. Ancak bunlar iki kad\u0131n olduklar\u0131 zaman birinin unuttu\u011funu di\u011feri, di\u011ferinin unuttu\u011funu \u00f6b\u00fcr\u00fc unutmam\u0131\u015f olabilece\u011finden, bunlar \u015fahitlik yapmadan \u00f6nce d\u0131\u015far\u0131dan hi\u00e7bir hat\u0131rlatmaya tabi olmadan ve muhta\u00e7 bulunmadan birbirleriyle hasbihal ederek kendilerine kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 hat\u0131rlatmalar ile haf\u0131zalar\u0131nda saklad\u0131klar\u0131n\u0131 kuvvetlendirip tesbit edebilirler ve bu \u015fekilde hem kendi haysiyetlerini, hem de hak ad\u0131na y\u00fcklenmi\u015f olduklar\u0131 \u015fahitli\u011fi koruyabilirler. \u015eayet hi\u00e7 unutmam\u0131\u015f bulunurlarsa durumlar\u0131 daha da kuvvetli olur. \u015eu halde bu hat\u0131rlatma ve uyarma mahkemede \u015fahitli\u011fin edas\u0131 s\u0131ras\u0131nda olacak diye \u00f6nceden anla\u015f\u0131p a\u011f\u0131z birli\u011fi etmemelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu h\u00e2l, \u015fahitli\u011fin kabul\u00fcne engel olabilir. \u0130\u015fte bir taraftan kad\u0131n\u0131n f\u0131trat\u0131n\u0131n ve haklar\u0131n\u0131n, bir taraftan insanlar\u0131n haklar\u0131n\u0131n korunmas\u0131 ve yerine getirilmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan erkeklerin daha iyi bilgi sahibi olabilece\u011fi i\u015flerde kad\u0131n \u015fahit yap\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Kad\u0131nlara \u015fahitlik g\u00f6revi y\u00fckletilmemelidir. Bu i\u015flerde erkek bulunmad\u0131\u011f\u0131 ve kad\u0131na ba\u015fvurmaya ihtiya\u00e7 duyuldu\u011fu takdirde de bir erkek yerine bir kad\u0131na de\u011fil, iki kad\u0131na y\u00fckletilmelidir. \u015eu halde erkeklerin haberli olmalar\u0131 caiz olmayan hususlarda yaln\u0131zca kad\u0131nlar\u0131n bilgi vermesiyle ve hatta yerine g\u00f6re yaln\u0131zca bir kad\u0131n\u0131n bilgi vermesiyle de amel etmek caiz olur. Mesela kad\u0131nlar hamam\u0131nda meydana gelmi\u015f olan bir olay\u0131n \u015fahidi ancak kad\u0131n olabilir. Ve bir \u00e7ocu\u011fun annesinden do\u011fmas\u0131 bir kabilenin, bir oyma\u011f\u0131n haber ve \u015fahitli\u011fi ile sabit olur.<\/p>\n<p>Bir de \u015fahitler ne vakit \u015fahitlik etmeye \u00e7a\u011f\u0131r\u0131l\u0131rlarsa \u00e7ekinmesinler, \u015fahitlik yapmamazl\u0131k etmesinler. Bundan dolay\u0131 gerek tahamm\u00fcl gerek eda olsun \u015fahitlik i\u00e7in davet edildi\u011fi zaman bu davete icabet etmek farz\u0131 kifayedir. Hi\u00e7 kimse gitmezse herkes g\u00fcnahkar olur. Giden bulunur da maksat has\u0131l olursa di\u011ferleri de g\u00fcnahtan kurtulur. Ba\u015fkas\u0131 bulunmaz da belli kimselerin gitmesine ihtiya\u00e7 duyulursa, o vakit bunlar\u0131n \u015fahitlik i\u00e7in davete icabet etmeleri kendilerine farz\u0131 ayn olur. Baz\u0131 \u00e2limler buradaki &#8220;\u015fahitlik yapmamazl\u0131k etmesinler&#8221; emrinin yaln\u0131zca tahamm\u00fcle, baz\u0131 \u00e2limler de bunun tahamm\u00fcle ve edaya ba\u011fl\u0131 olmaks\u0131z\u0131n her ikisine de ait oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f iseler de &#8220;Ahk\u00e2m-\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8221; da beyan olundu\u011fu \u00fczere, burada h\u00fck\u00fcm mutlakt\u0131r. &#8220;davet olunduklar\u0131 zaman&#8221; ifadesi de genel anlaml\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin n\u00fczul sebebinde Katade&#8217;den gelen bir rivayet \u015f\u00f6yledir: &#8220;Bir adam bu hususta oba oba dola\u015f\u0131r, ona kimse ald\u0131rmazd\u0131, sonra bu \u00e2yet nazil oldu.&#8221; denilmektedir. Bundan dolay\u0131 eda farizas\u0131 daha m\u00fchim olmakla beraber, ihtiya\u00e7 gerekli k\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda gerek tahamm\u00fcl ve gerekse eda bak\u0131m\u0131ndan \u015fahitlik farz\u0131 ayn olur. K\u0131sacas\u0131 siz i\u015fte b\u00f6yle yap\u0131n\u0131z. \u0130ster b\u00fcy\u00fck olsun, ister k\u00fc\u00e7\u00fck olsun o borcu veya onun \u00f6deme g\u00fcn\u00fcn\u00fc son s\u00fcresine var\u0131ncaya kadar yazmaktan usanmay\u0131n\u0131z. Az olsun, \u00e7ok olsun yaz\u0131n\u0131z ve vadesinin son taksidine kadar b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleri ve b\u00fct\u00fcn ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla yaz\u0131n\u0131z; her bak\u0131mdan a\u00e7\u0131k ve anla\u015f\u0131l\u0131r olsun, &#8220;Zaten azd\u0131r, \u00f6nemi yoktur, can\u0131m i\u015fin bu y\u00f6n\u00fc zaten bellidir, yazmaya ne l\u00fczum vard\u0131r.&#8221; demeyiniz, yazmaya ve ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla yazmaya \u00fc\u015fenip de i\u015fi ba\u015ftan savmay\u0131n\u0131z. Bu k\u0131s\u0131m daha \u00f6nceki &#8220;yaz\u0131n\u0131z!&#8221; emrinin bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 ve peki\u015ftirilmesi olmak \u00fczere k\u00e2tiplere hitap ve tenbih gibi tefsir olunuyor. Fakat bunun daha geni\u015f kapsaml\u0131 olarak senet yazmaktan ba\u015fka gerek bor\u00e7lu, gerek alacakl\u0131 taraf\u0131ndan bor\u00e7 miktar\u0131n\u0131n ve \u00f6deme \u015fekillerinin kendi defterlerine de yaz\u0131lmas\u0131n\u0131, ayr\u0131ca \u015fahitlerin dahi \u015fehadetini y\u00fcklendikleri ger\u00e7e\u011fi unutmamak i\u00e7in m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar yazmalar\u0131n\u0131 hat\u0131rlatmakla hem taraflara, hem k\u00e2tiplere, hem de \u015fahitlere ait bir hitap olmas\u0131 da \u00e2yetin kapsam\u0131 i\u00e7indedir. Ve gelecek \u00e2yetlere g\u00f6re bizce bu m\u00e2n\u00e2 siyaka, yani konunun ak\u0131\u015f\u0131na daha uygun g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc ey m\u00fcminler b\u00f6yle ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla yaz\u0131lmas\u0131, \u00fc\u00e7 t\u00fcrl\u00fc fayda getirir. Evvela Allah kat\u0131nda en do\u011fru olan\u0131, adalete ve hakkaniyete uygun olan\u0131, en ziyade adalet ve do\u011fruluk demek olan\u0131 budur. Esas belge demek olan takvan\u0131n gere\u011fine en uygun oland\u0131r. \u0130kinci olarak \u015fahitli\u011fin yerine getirilmesini en iyi \u015fekilde sa\u011flayand\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc ku\u015fkuya, \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fmemenize yard\u0131m eden en b\u00fcy\u00fck sebeptir. Borcu ve ger\u00e7e\u011fi bu \u015fekilde iyice yazarak tesbit ettiniz mi, cinsinde, miktar\u0131nda, m\u00fcddetinde, \u015fahidinde, \u015fehadetinde, birbirinize kar\u015f\u0131 ahl\u00e2k\u00ee ve hukuk\u00ee y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fcklerde ve sosyal hayat\u0131n\u0131zda g\u00fcven has\u0131l olur. \u015e\u00fcpheden kurtulur, yakin \u00fczre bulunabilirsiniz. O halde bunlar\u0131 yap\u0131n\u0131z. Ancak yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z i\u015f aran\u0131zda elden ele al\u0131p verece\u011finiz, tamamen pe\u015fin ve haz\u0131r bir ticaret i\u015fi olursa o ba\u015fkad\u0131r, yahut me\u011fer ki, iki taraftan aran\u0131zda hemen elden al\u0131p elden verece\u011finiz haz\u0131r bir ticaret mal\u0131 bulunursa o zaman mesele yoktur. O takdirde onu yazmaman\u0131zda size bir beis, bir zarar ve bir sak\u0131nca yoktur. Demek ki, yine de yazmak fena bir \u015fey de\u011fildir. M\u00fc\u015ftereken bir k\u00e2tib-i adl, bir noter huzurunda senet ve s\u00f6zle\u015fme yazd\u0131rmaya l\u00fczum yoksa da her ihtimale kar\u015f\u0131 \u00f6zel olarak veya toplam olarak birbirine bir hat\u0131rlatma olmak \u00fczere, m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar yaz\u0131l\u0131rsa fena olmaz. Lakin yaz\u0131 bilmeyen pek \u00e7ok kimse i\u00e7in bunda zorluk, me\u015fakkat bulunaca\u011f\u0131, bunun da kolayl\u0131ktan ziyade, zarar getirece\u011fi i\u00e7in yazmaman\u0131zda bir beis yoktur, buyuruluyor, amma velev pe\u015fin olsun, bir al\u0131\u015fveri\u015f, bir al\u0131m veya sat\u0131m yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131zda i\u015fhad ediniz, \u015fahit getiriniz, yani bu i\u015fleri \u015fahit huzurunda alenen yap\u0131n\u0131z, herkesten gizli bir \u015fekilde yapmay\u0131n\u0131z. \u0130\u015flemleriniz ve mal\u0131n\u0131z \u015f\u00fcpheden uzak olsun. \u00c7\u00fcnk\u00fc h\u0131rs\u0131zl\u0131k mal satm\u0131yorsunuz, normal ve me\u015fru \u00f6l\u00e7\u00fcler i\u00e7inde al\u0131\u015fveri\u015f yap\u0131yorsunuz. Bunun i\u00e7in al\u0131m ve sat\u0131m i\u015flemlerinin \u015fahitlerin g\u00f6z\u00fc \u00f6n\u00fcnde yap\u0131lmas\u0131 g\u00fcven ve hukuk a\u00e7\u0131s\u0131ndan herhalde bir ihtiyatt\u0131r. B\u00fct\u00fcn m\u00fcfessirler a\u00e7\u0131k\u00e7a bildiriyorlar ki, bu \u00e2yetteki mendubluk ihtiya\u00e7 i\u00e7indir. Bir de ne k\u00e2tip, ne de \u015fahit zarar vermeye kalk\u0131\u015fmas\u0131n; kendilerine m\u00fcracaat edildi\u011fi zaman icabet etmemek veya yaz\u0131y\u0131 ve \u015fahitli\u011fi de\u011fi\u015ftirip tahrif etmek gibi ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k yaparak hak sahiplerini zarara sokmas\u0131n, yahut mechul s\u00eegas\u0131 oldu\u011funa g\u00f6re; ne k\u00e2tip, ne de \u015fahit bu y\u00fczden bir zarara u\u011frat\u0131lmas\u0131n. Bunlara yazmak veya \u015fahitlik gibi g\u00f6rev y\u00fckletilirken, b\u00f6yle din\u00ee g\u00f6rev verilirken, kendilerince m\u00fchim olan i\u015flerinden al\u0131konulmak veya belirlenen hududun d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131k\u0131l\u0131p ziyade tekliflerde bulunmak, veyahut k\u00e2tibe \u00fccretini vermemek gibi bir suretle zarar da verilmesin. Ve e\u011fer zarar verdirirseniz bu kesinlikle sizin i\u00e7in bir f\u0131sk, bir g\u00fcnah ve vebaldir. Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya kar\u015f\u0131 itaatsizliktir, Allah&#8217;\u0131n itaat\u0131ndan \u00e7\u0131kmakt\u0131r. Bunu yapmay\u0131n\u0131z, ve Allah&#8217;dan korkunuz, ikab ve cezas\u0131ndan korununuz, O&#8217;nun korumas\u0131 alt\u0131na giriniz. Allah size tane tane \u00f6\u011fretecek, daha ziyade bilgiler ihsan edecek, i\u015finize yarayacak, i\u015finizi kolayla\u015ft\u0131racak il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmlerini ve irfan\u0131n\u0131 belletecektir. Allah her \u015feyi bilir. Bundan dolay\u0131 emirlerine itaat, nehiylerinden sak\u0131nmak, s\u00f6z\u00fcne g\u00fcvenmek, kendisine ta&#8217;zim ve sayg\u0131 ile hukuk ve ticar\u00ee i\u015flerinizi, b\u00fct\u00fcn i\u015flemlerinizi yaz\u0131p belgelendirin. Her \u015feyi yaz\u0131p belgeye ba\u011flaman\u0131n, din ve dindarl\u0131\u011f\u0131n, takvan\u0131n temeli oldu\u011funu unutmay\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>283- Ve \u015fayet yolculukta olur, bir k\u00e2tip de bulamazsan\u0131z, o zaman vesikalar\u0131n\u0131z, ald\u0131\u011f\u0131n\u0131z rehinlerdir. Ger\u00e7i rehin al\u0131nabilmesi bu zamana ve bu \u015fartlara ba\u011fl\u0131 ve m\u00fcnhas\u0131r de\u011fildir. Hazar zaman\u0131nda k\u00e2tip ve yaz\u0131 m\u00fcmk\u00fcn iken de rehin almak sahih ve caizdir. Fakat k\u00e2tip bulunmad\u0131\u011f\u0131, senet ve yaz\u0131 ile belgelendirmeye imkan olmad\u0131\u011f\u0131 zaman rehin konusu kendini a\u00e7\u0131k\u00e7a belli eder. Bundan dolay\u0131 bu \u015fartlar rehinin s\u0131hhat\u0131na ve cevaz\u0131na de\u011fil, belgelendirmek i\u00e7in belirlili\u011fin \u015fart\u0131d\u0131r. Yani bu \u015fart, seferde de\u011filseniz ve k\u00e2tip bulursan\u0131z rehin alamazs\u0131n\u0131z anlam\u0131na de\u011fildir. Bunun b\u00f6ylece mefhumu muhalifi muteber de\u011fildir. Mant\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan da bellidir ki, bir \u00f6nceki h\u00fckm\u00fcn ge\u00e7ersizli\u011fi, ondan sonraki h\u00fckm\u00fcn de ge\u00e7ersizli\u011fini gerektirmez. Ancak \u015fart bulundu\u011fu zaman o \u015fart\u0131n gerekli k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015fey, yani me\u015frut gerekir. \u015eu halde seferde olmak ve k\u00e2tip bulunmamak rehnin cevaz\u0131n\u0131n veya s\u0131hhat\u0131n\u0131n \u015fart\u0131 de\u011fildir, belki v\u00fccub veya mendubiyetinin \u015fart\u0131d\u0131r. Ve bu \u015fart da esas itibariyle k\u00e2tibin bulunmamas\u0131ndan dolay\u0131 yaz\u0131n\u0131n imkans\u0131zl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Sefer bunun alelade sebebi ve \u00e7ok\u00e7a meydana gelen durumu icab\u0131d\u0131r. Ba\u015fka bir deyi\u015fle &#8220;kayd-i ihtiraz\u00ee de\u011fil, kayd-\u0131 vuku\u00eedir&#8221;. Di\u011fer mazeret sebeplerinden biriyle dahi hazar zaman\u0131nda da k\u00e2tip bulunmazsa, h\u00fck\u00fcm yine b\u00f6yle olacakt\u0131r. Hazar zaman\u0131nda rehinin caiz olu\u015fu Peygamber Efendimizin uygulamas\u0131 ile de sabittir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Resulullah hazarda iken z\u0131rh\u0131n\u0131 rehin vermi\u015ftir. Bununla beraber \u00e2yet \u015funu g\u00f6steriyor ki, senet ve yaz\u0131 ile belgelendirmek m\u00fcmk\u00fcn olduk\u00e7a, m\u00fcminler aras\u0131ndaki bor\u00e7 al\u0131\u015fveri\u015flerinde rehin talep etmek caiz olsa da mendub olmayacakt\u0131r. Me\u011fer ki bir mazeret, bir sebep bulunsun. Bir de anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, rehinin tamam olmas\u0131 i\u00e7in onun fiilen al\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131 \u015fartt\u0131r, s\u00f6z\u00fc edilip de al\u0131nmam\u0131\u015f olan rehin belge \u00f6zelli\u011fi ta\u015f\u0131maz. Zaten rehin kelimesinin m\u00e2n\u00e2s\u0131nda hapsetmek vard\u0131r. \u015eu halde rehinin hisse-i \u015f\u00e2yi&#8217;a (\u00e7ok ortakl\u0131 mal) olmas\u0131 da do\u011fru olmaz. \u0130\u015fte esas olmak \u00fczere bor\u00e7lanmada ve di\u011fer i\u015flemlerde \u00fc\u00e7 t\u00fcrl\u00fc belgelendirme vard\u0131r: Bunlar yaz\u0131, \u015fahit ve rehindir. Dindarl\u0131k ve takva anlay\u0131\u015f\u0131, ger\u00e7e\u011fi belgelendirmeye ve hakk\u0131n yerini bulmas\u0131na hizmet eden bu gibi belgelendirmeye engel olmamal\u0131, hatta buna yard\u0131mc\u0131 olmal\u0131d\u0131r. M\u00fcminler bor\u00e7lanma ve ticar\u00ee i\u015flemlerde ve b\u00fct\u00fcn muamelelerinde bu gibi belgelendirmelere riayet etmeli ve bu surette helal mal\u0131 korumaya ve onu telef olmaktan, kayba u\u011framaktan kurtarmaya \u00e7al\u0131\u015farak, me\u015fru yollardan kazan\u00e7 ve \u00fcretimi artt\u0131rmaya gayret etmeliler ki, insan bu sayede Allah yoluna infaka g\u00fc\u00e7 yetirebilsin. Allah&#8217;\u0131n gazab\u0131na u\u011frayan rib\u00e2 ve benzeri haram \u015feylerden sak\u0131ns\u0131n da takvaya devam\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olabilsin. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, insan haklar\u0131 i\u00e7in bu arada en b\u00fcy\u00fck g\u00fcvence Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya ba\u011fl\u0131l\u0131k ile, O&#8217;nun emirlerine sar\u0131lmak demek olan din ve takva duygusudur. Bu olmay\u0131nca di\u011fer belgelerin ve ayr\u0131nt\u0131 say\u0131lan m\u00fceyyidelerin faydas\u0131 pek s\u0131n\u0131rl\u0131 kal\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130mdi bir k\u0131sm\u0131n\u0131z, bir k\u0131sm\u0131n\u0131zdan, yani baz\u0131 alacakl\u0131lar baz\u0131 bor\u00e7lulardan g\u00fcven i\u00e7inde olur, rehin almaz ve bu gibi belgelerden hi\u00e7 birine l\u00fczum g\u00f6rmezse g\u00fcvenilen kimse de emanetini gecikmeden tediye etsin, borcunu \u00f6desin. G\u00fcvenilmeye de\u011fer ve lay\u0131k oldu\u011funu isbat eylesin. Demek oluyor ki, yukar\u0131da emrolunan \u00fc\u00e7 t\u00fcrl\u00fc belgelendirmeden hi\u00e7birini yapmay\u0131p da mutlak olarak g\u00fcvenmek dahi caizdir. O halde yukar\u0131da ge\u00e7en &#8220;yaz\u0131n\u0131z!&#8221;, &#8220;\u015fahit g\u00f6steriniz!&#8221; emirleri ile &#8220;rehin vermek&#8221; \u015feklinde gerekler v\u00fccub i\u00e7in de\u011fil, mend\u00fbbiyet i\u00e7indir. Zira bunlar v\u00fccub i\u00e7in olursa, o v\u00fcc\u00fbbun bu ikinci \u015f\u0131kla mensuh olmas\u0131 gerekir. Ger\u00e7ekten de Hasan, \u015ea&#8217;b\u00ee, Hakem b. Uyeyne gibi baz\u0131 m\u00fcfessirler bu son h\u00fckm\u00fcn \u00f6ncekileri neshetti\u011fini kaydetmi\u015flerdir. Ancak Abdullah ibni Abbas hazretleri &#8220;M\u00fcdayene \u00e2yetinde nesih yoktur, \u00e2yet muhkemdir&#8221; diye a\u00e7\u0131k\u00e7a bildirdi\u011fi ve bu \u00e2yetin n\u00fczul\u00fcn\u00fcn \u00f6ncekinden daha sonra oldu\u011funa ili\u015fkin bir a\u00e7\u0131klama da bulunmad\u0131\u011f\u0131, halbuki tarih muahhar olmad\u0131k\u00e7a nesih bulunmayaca\u011f\u0131 y\u00f6n\u00fcnde b\u00fct\u00fcn tefsir \u00e2limlerinin ittifak\u0131 ile burada nesih olmad\u0131\u011f\u0131 s\u00f6z konusu ise de, bununla beraber bir\u00e7o\u011fu yine de buradaki g\u00fcven \u015fart\u0131n\u0131n n\u00e2sih (neshedici) de\u011fil, fakat nedbe bir karine oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Ata, \u0130bni C\u00fcreyc, Naha\u00ee ve daha bir\u00e7oklar\u0131 bu cevaz &#8220;E\u011fer seferde iseniz ve k\u00e2tip de bulam\u0131yorsan\u0131z&#8230;&#8221; ifadesine g\u00f6re, sefer \u015fart\u0131na ve k\u00e2tip bulunmamas\u0131 durumuna ba\u011fl\u0131 oldu\u011funa g\u00f6re, rehnin mendubiyetine karine olursa da imkan oldu\u011fu takdirde bu emirlerin mendubiyete hamlini gerektirmeyece\u011finden, imkan has\u0131l oldu\u011fu takdirde bu emirlerin, yani yazmay\u0131 ve \u015fahit bulundurmay\u0131 \u00f6ng\u00f6ren emirlerin vacip oldu\u011funa kail olmu\u015flard\u0131r. Ahk\u00e2m-\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da Ebubekr Raz\u00ee&#8217;nin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re, &#8220;F\u0131k\u0131h mendub oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndedir, fakat her ne olursa olsun kendisine emniyet edilip senetsiz, \u015fahitsiz bor\u00e7 verilen ki\u015fiye emaneti hakk\u0131yle eda etmek farzd\u0131r.&#8221; Kendisine g\u00fcvenilen insan boynunda bir farz oldu\u011funu bilsin ve Rabbi olan Allah&#8217;dan korksun da o g\u00fcveni hi\u00e7bir \u015fekilde k\u00f6t\u00fcye kullanmas\u0131n. Siz de \u015fahitli\u011fi gizlemeyin. Ey \u015fahitler, ihtiya\u00e7 oldu\u011fu anda \u015fahitli\u011finizi eda etmekten hem ka\u00e7\u0131nmay\u0131n, hem de g\u00f6r\u00fcp bildi\u011finiz ger\u00e7ekleri gizlemeyin. Ey bor\u00e7lular siz de i\u00e7inizde bildi\u011finiz, g\u00f6r\u00fcp durdu\u011funuz borcunuzu ink\u00e2r eylemeyin. Zira her kim \u015fahit oldu\u011fu ger\u00e7e\u011fi gizlerse, muhakkak ki, o k\u00f6t\u00fc kalbli g\u00fcnahk\u00e2r bir kimsedir. \u015eahitli\u011fi gizlemek, bildi\u011fini s\u00f6ylememek \u00f6yle d\u0131\u015f veya i\u00e7 uzuvlar\u0131n i\u015fledi\u011fi g\u00fcnah gibi de\u011fildir; bizzat iman\u0131n karargah\u0131 olan kalbin ve ruhun i\u015fledi\u011fi bir g\u00fcnaht\u0131r. Bundan dolay\u0131 da en b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardand\u0131r, k\u00e2firli\u011fe ve inan\u00e7s\u0131zl\u0131\u011fa en yak\u0131nd\u0131r. Nitekim Abdullah ibni Abbas&#8217;dan rivayet olunmu\u015ftur ki: &#8220;B\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardan en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc \u015firk, yalanc\u0131 \u015fahitlik ve \u015fahitli\u011fi ketmetmektir.&#8221; \u015eahitli\u011fi ketmetmek b\u00f6yle bir kalb g\u00fcnah\u0131d\u0131r. Allah ise \u015fahitlik veya \u015fahitli\u011fi gizlemek gibi a\u00e7\u0131k, belli veya gizli kapakl\u0131 her ne yaparsan\u0131z hakkiyle ve tamamiyle bilir. S\u0131ras\u0131 gelince de cezas\u0131n\u0131 verir. Sak\u0131n kalbde kalan gizli \u015feyleri kim bilecek, demeyiniz. Zira:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>284- G\u00f6klerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Siz i\u00e7inizdekileri a\u00e7\u0131\u011fa vursan\u0131z da gizli tutsan\u0131z da Allah onunla sizi hesaba \u00e7eker. Sonra diledi\u011fini ba\u011f\u0131\u015flar, diledi\u011fine de azab eder. Allah her \u015feye kadirdir.<\/p>\n<p>284-KIR\u00c2ET: N\u00e2fi, \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, Hamze, Kisa\u00ee ve Halefi \u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde n\u0131n cezmiyle ; \u0130bn\u00fc \u00c2mir, \u00c2s\u0131m, Ebu Cafer ve Yakup&#8217;dan ba\u015fkas\u0131nda nin cezmi ile ve mim&#8217;e id\u011fam ile, = , ancak Ver\u015f&#8217;in k\u0131r\u00e2etinde id\u011fams\u0131z sadece cezm ile okunur. B\u00fct\u00fcn bu okuyu\u015flarda m\u00e2n\u00e2 fark\u0131 yok gibidir.<\/p>\n<p>N\u00dcZUL SEBEB\u0130: Bu \u00e2yetin n\u00fczul sebebinde iki rivayet vard\u0131r: Birisi \u015fahitli\u011fi ketmetmek ve do\u011fruyu oldu\u011fu gibi s\u00f6ylemek hakk\u0131nda nazil olmu\u015ftur, di\u011feri ise m\u00fcminlerden k\u00e2firleri dost edinip, onlar\u0131 taklid eyleyenler hakk\u0131nda nazil olmu\u015ftur. Zira kalbin g\u00fcnah\u0131n\u0131n k\u00fcf\u00fcr ile yak\u0131n ili\u015fkisi s\u00f6zkonusudur. G\u00f6klerde ve yerde bulunan her \u015fey kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. B\u00fct\u00fcn ger\u00e7ekli\u011fiyle ve var olan d\u00fczenleriyle O&#8217;nun mahluku, O&#8217;nun m\u00fclk\u00fcd\u00fcr. O&#8217;nun tasarrufu ve tedbiri alt\u0131ndad\u0131r. B\u00fct\u00fcn k\u00e2inatta Allah&#8217;\u0131n ilminden gizli hi\u00e7bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. O hepsini bilir. Siz de bunlara dahil oldu\u011funuz i\u00e7in sizin de i\u00e7inizde ve d\u0131\u015f\u0131n\u0131zda ne varsa, ne yaparsan\u0131z onu da bilir Ve siz i\u00e7inizde bulunan\u0131 a\u00e7\u0131klasan\u0131z da, gizli tutsan\u0131z da, her iki durumda da sizi onunla Allah hesaba \u00e7eker. Bundan dolay\u0131 ne a\u00e7\u0131k, ne de gizli olarak hi\u00e7bir fenal\u0131k yapmay\u0131n\u0131z. &#8220;i\u00e7inizde ne varsa&#8221; ifadesi mutlak oldu\u011funa g\u00f6re, nefsin her t\u00fcrl\u00fc hallerini ve hareketlerini kapsam\u0131 i\u00e7ine almaktad\u0131r. \u0130rade, y\u00f6neli\u015f ve duyu\u015f, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f ve hayal edi\u015f ve her \u00e7e\u015fit hat\u0131ra ile vesveseler, \u015f\u00fcpheler, inan\u00e7lar, huylar ve meleler ve bunlarla ruhsal tepkiler, ister ihtiyar\u00ee ve isterse gayri ihtiyar\u00ee, s\u00fcrekli veya gelip ge\u00e7ici, iyi ve k\u00f6t\u00fc nefiste (i\u00e7 d\u00fcnyada) bulunan her \u015fey buna dahildir. Fakat her \u015feyden \u00f6nce \u00e2yetteki siyak, yani s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi, \u015fahitli\u011fi gizlemek ve bildi\u011fini s\u00f6ylememek gibi fena \u015feylere ait oldu\u011fundan, iyi olanlar d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle sanki hesaba \u00e7ekilmenin d\u0131\u015f\u0131nda gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. \u0130kinci bir husus &#8220;i\u00e7inizde bulunanlar&#8221; zarf-\u0131 m\u00fcstakar oldu\u011fundan, i\u00e7inizde iyice yer etmi\u015f, karar haline gelmi\u015f olan duygu, d\u00fc\u015f\u00fcnce ve niyetler i\u00e7in a\u00e7\u0131k bir anlam ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131ndan, bir var, bir yok olan gelip ge\u00e7ici ve karars\u0131z duygular bunun d\u0131\u015f\u0131nda gibi g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak gizli tutmak ve a\u00e7\u0131\u011fa vurmak ihtiyar\u00ee fiillerden olduklar\u0131 i\u00e7in insanlar\u0131n iradeleriyle ilgili olan i\u015flere ve davran\u0131\u015flara, yine kendi i\u00e7inde bulundurdu\u011fu niyet ve tasavvurlara ait olup, gayri irad\u00ee olanlar bunun d\u0131\u015f\u0131nda kal\u0131r. Zira hesaba \u00e7ekilmek mutlaka a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmaya ve gizli kalmaya ait de\u011fildir, \u00e7\u00fcnk\u00fc niyetlerinin a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmas\u0131 da, gizli kalmas\u0131 da kendi takdirlerine kalm\u0131\u015f bir \u015feydir. Bu ise kesinlikle kas\u0131t ve niyetle olur. Yani iradeli olarak yap\u0131lan b\u00fct\u00fcn i\u015fler ve ruh\u00ee haller hesaba \u00e7ekilmeyi gerektirir. B\u00f6yle olmayanlar\u0131n gizli kalmas\u0131 da a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmas\u0131 da Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n iste\u011fine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Lakin k\u00f6t\u00fcl\u00fck k\u00f6t\u00fcl\u00fck oldu\u011fundan, haddi zat\u0131nda azap ve ac\u0131 sebebidir. Bunun i\u00e7in her ne \u015fekilde olursa olsun onun a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmas\u0131 insanlara ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc bir azapt\u0131r. Hele zarurisi zaruri bir azapt\u0131r. Bunda hesaba \u00e7ekilmek de felah\u0131, yani ruhsal kurtulu\u015fu sa\u011flamaz. O zaman bunu sa\u011flayacak olan ancak Allah&#8217;\u0131n gizli tutmas\u0131 ve ba\u011f\u0131\u015flamas\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7in insanlar Allah&#8217;\u0131n ma\u011ffiret ve aff\u0131na muhta\u00e7 olmaktan kurtulamazlar. Has\u0131l\u0131 insanlar\u0131n hi\u00e7bir \u015feyi Allah&#8217;dan gizli kalmaz. Bundan dolay\u0131 insanlar\u0131n a\u00e7\u0131\u011fa vurmalar\u0131 ve gizli tutmalar\u0131 bir \u00f6nem ta\u015f\u0131maz, kendi h\u00fcr iradeleriyle ve isteyerek yapt\u0131klar\u0131 tercihler ve se\u00e7imlerle yapt\u0131klar\u0131 i\u015flerin hepsi hesab kapsam\u0131n\u0131n i\u00e7ine girer ve hepsinin hesab\u0131n\u0131 Allah sorar ve sorumlu tutar. Tutar da sorumluluk kesinle\u015ftikten sonra diledi\u011fini ba\u011f\u0131\u015flar, ma\u011ffiret eder, diledi\u011fine de azap eder. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, O&#8217;nun azab\u0131 bile kat\u0131ks\u0131z adalettir; ma\u011ffireti de kat\u0131ks\u0131z ihsan ve inayettir. Ger\u00e7i burada \u00f6nce ma\u011ffiretten s\u00f6z edilip, azab\u0131n \u00f6n\u00fcne al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Lakin bunlar O&#8217;nun istemesine (me\u015fiyyetine) ait i\u015flemler ve h\u00fck\u00fcmler oldu\u011fundan ma\u011ffiretin kime, adaletin kime nasip olaca\u011f\u0131n\u0131 yine Allah&#8217;dan ba\u015fka kimse bilmez. Bu ger\u00e7ek kar\u015f\u0131s\u0131nda insan olanlar k\u0131smetlerine adalet \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131nda, haklar\u0131na d\u00fc\u015fen \u015feyin azab olmamas\u0131 i\u00e7in, a\u00e7\u0131kta ve gizlide her t\u00fcrl\u00fc fenal\u0131ktan sak\u0131n\u0131p, k\u00e2mil imanla hay\u0131r hasenata sar\u0131lmal\u0131, iyilikleri ve faziletleri al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirip g\u00fczel huylarla donanmal\u0131, kendilerinde \u00e7irkin \u015feyler huy, meleke ve ahl\u00e2k olarak de\u011fil, hal olarak dahi bulunmamal\u0131, kendi i\u00e7indeki her fenal\u0131\u011f\u0131 s\u00f6k\u00fcp atmaya \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r. Bunlar nas\u0131l ger\u00e7ekle\u015fir, demeyiniz. Allah her \u015feye k\u00e2dir, hem de pek ziyade k\u00e2dirdir. \u0130nsanlar\u0131 ve b\u00fct\u00fcn i\u00e7inde bulunanlarla g\u00f6kleri ve yeri yaratan, bilerek v\u00fccuda getiren Allah, hepsini bir anda yok etmeye ve \u00f6ld\u00fcrmeye k\u00e2dir oldu\u011fu gibi, \u00f6lenleri tekrar diriltmeye, gizli veya a\u00e7\u0131k ge\u00e7mi\u015fin hesab\u0131n\u0131 sormaya, iyilere iyi, k\u00f6t\u00fclere k\u00f6t\u00fc kar\u015f\u0131l\u0131k ve m\u00fck\u00e2fat vermeye, azab\u0131 hak etmi\u015f olanlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flamaya da k\u00e2dirdir.<\/p>\n<p>Allah, kendi zat ve s\u0131fatlar\u0131na, enf\u00fcs (insanlar\u0131n i\u00e7 d\u00fcnyalar\u0131)\u00fc ve b\u00fct\u00fcn d\u0131\u015f d\u00fcnyay\u0131, b\u00fct\u00fcn \u00e2lemleri \u015fahit getirip ve b\u00f6ylece h\u00fckmettirdikten ve her\u015feyi bildi\u011fini il\u00e2n ettikten sonra, &#8220;G\u00f6klerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r.&#8221; c\u00fcmlesiyle &#8220;\u00e2yetelk\u00fcrs\u00ee&#8221;ye yeniden bir g\u00f6z atma anlam\u0131na gelen bu \u00e2yet-i kerime, kalbin g\u00fcnah\u0131 olan \u015fahitli\u011fi ketm etme i\u015finin ne kadar a\u011f\u0131r cezay\u0131 gerektirece\u011fini isbat sadedinde ve dolay\u0131s\u0131yla yukar\u0131dan beri s\u00fbrenin i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 \u00e2yet ve delillerin, m\u00fckellefiyet (sorumluluk) ve h\u00fck\u00fcmlerin genel bir icmalini (\u00f6zetini) ve toptan bir muhasebesini yaparak, esas a\u00e7\u0131klaman\u0131n hedefi olan iman ilkelerinden \u00f6zellikle ahirete iman meselesine getirerek, bunu da dinin temeli olan Allah&#8217;\u0131 tan\u0131ma meselesine ve bilhassa il\u00e2h\u00ee s\u0131fatlardan ilim, irade ve kudret s\u0131fatlar\u0131na ba\u011flad\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada tekrar sa\u011flam ve edeb\u00ee bir &#8220;terci-i bend&#8221; ne\u015f&#8217;e (ne\u015fve)si veren &#8220;Allah her \u015feye kadirdir.&#8221; fas\u0131las\u0131 ile s\u00fbrenin sonunu ta ba\u015f\u0131ndaki genel bir hitap olan &#8220;Ey insanlar! Sizi yaratan Rabbinize ibadet ediniz!&#8221; (Bakara, 2\/21) \u00e2yetinin \u00f6ncesine ba\u011flayan ve b\u00f6ylece bu kadar \u00e7e\u015fitli a\u00e7\u0131klamalar\u0131n ve de\u011fi\u015fik hitaplar\u0131n tamam\u0131n\u0131 ba\u015f\u0131 ve sonu ayn\u0131 hizada olan bir genel hitapta birle\u015ftiren estetik ve beyan dokusu olu\u015fturmaktad\u0131r. Bundan dolay\u0131 bununla s\u00fbrenin ba\u015f taraf\u0131nda o genel hitaptan \u00f6nce olan giri\u015f k\u0131sm\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k bir sonu\u00e7 k\u0131sm\u0131na ba\u015flanm\u0131\u015f oluyor ki, bu sonu\u00e7 da \u00fc\u00e7 \u00e2yetten ibaret olacakt\u0131r. Bunlara &#8220;havatimi s\u00fbreti&#8217;l-Bakara&#8221; denilir. Bu \u00fc\u00e7 \u00e2yetten birincisi, s\u00fbrenin ba\u015f taraf\u0131nda yer alan ve k\u00e2firlerle m\u00fcnaf\u0131klar hakk\u0131nda olan onbe\u015f \u00e2yete (\u00e2yet 6-20) d\u00f6n\u00fckt\u00fcr. Bunu izleyen son iki \u00e2yet ise, hem bu \u00e2yetin baz\u0131 izaha muhta\u00e7 y\u00f6nlerini a\u00e7\u0131klamakta, hem de s\u00fbrenin en ba\u015f\u0131ndaki m\u00fcmin ve muttakilerle ilgili k\u0131s\u0131mla uyum sa\u011flamaktad\u0131r. Bu uyumu g\u00f6stermek ve b\u00fct\u00fcn\u00fcyle g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne sermek i\u00e7in orada iman ve daha ba\u015fka \u00f6zelliklerden sadece nazar\u00ee olarak s\u00f6z eden tasvirler burada o m\u00fcmin ve muttakilerin kim olduklar\u0131n\u0131 bilfiil tesbit etmektedir. \u015e\u00f6yle ki: &#8220;Bu kitab\u0131n m\u00fcttakiler i\u00e7in hidayet oldu\u011funda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur&#8230; ve i\u015fte onlar kurtulu\u015fa erenlerin t\u00e2 kendileridir.&#8221; (Bakara, 2\/2-5) \u00e2yetlerinin i\u00e7eri\u011fine g\u00f6re, hidayet ve il\u00e2h\u00ee tebli\u011fin nas\u0131l bir feyiz kayna\u011f\u0131 oldu\u011fu ve onun nas\u0131l bir sonu\u00e7 verdi\u011fi, buna ba\u011fl\u0131 olarak o iman\u0131n ger\u00e7e\u011fe, o gayb\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fcre nas\u0131l d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc belgelere dayal\u0131 olarak anlatmak ve nihayet Fatiha s\u00fbresindeki &#8220;Ey Rabbimiz! Sen bizi do\u011fru yola ilet.&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/6) duas\u0131n\u0131n nas\u0131l kabul olunup ne gibi geli\u015fmelere yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6zler \u00f6r\u00fcne sermek \u00fczere buyuruluyor ki;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>285- Peygamber, Rabbi&#8217;nden kendisine ne indirildiyse ona iman etti. M\u00fcminlerin de hepsi Allah&#8217;a, meleklerine, kitaplar\u0131na ve peygamberlerine iman ettiler. &#8220;Biz Allah&#8217;\u0131n peygamberleri aras\u0131nda ay\u0131r\u0131m yapmay\u0131z, duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, ba\u011f\u0131\u015flaman\u0131 dileriz, d\u00f6n\u00fc\u015f ancak sanad\u0131r.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>286- Allah hi\u00e7 kimseye g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetece\u011finden ba\u015fka y\u00fck y\u00fcklemez. Herkesin kazand\u0131\u011f\u0131 hay\u0131r kendisine, yapt\u0131\u011f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn zarar\u0131 yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, e\u011fer unuttuk ya da yan\u0131ld\u0131ysak bizi tutup sorguya \u00e7ekme! Ey Rabbimiz, bize bizden \u00f6ncekilere y\u00fckledi\u011fin gibi a\u011f\u0131r y\u00fck y\u00fckleme! Ey Rabbimiz, bize g\u00fcc\u00fcm\u00fcz\u00fcn yetmeyece\u011fi y\u00fck\u00fc de y\u00fckleme! Ba\u011f\u0131\u015fla bizi, ma\u011ffiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlam\u0131z, k\u00e2fir kavimlere kar\u015f\u0131 yard\u0131m et bize.<\/p>\n<p>285-KIR\u00c2ET: Hamze, Kisa\u00ee ve Halefi \u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde m\u00fcfred olarak okunur. Yakup k\u0131r\u00e2etinde ile okunur.<\/p>\n<p>N\u00dcZUL SEBEB\u0130: Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, &#8220;Siz i\u00e7inizdekini a\u00e7\u0131\u011fa vursan\u0131z da, gizleseniz de&#8221; (Bakara, 2\/284) \u00e2yeti nazil olunca, bu ashaba pek a\u011f\u0131r geldi, toplan\u0131p Resulullah&#8217;\u0131n huzuruna vard\u0131lar, diz \u00e7\u00f6kt\u00fcler: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, namaz, oru\u00e7, cihad, sadaka gibi g\u00fcc\u00fcm\u00fcz\u00fcn yetece\u011fi amellerle m\u00fckellef olduk. \u015eimdi ise bu \u00e2yet indirildi. Halbuki bizim buna g\u00fcc\u00fcm\u00fcz yetmiyecek.&#8221; dediler ve &#8220;Herbirimiz, kendi g\u00f6nl\u00fcnde \u00f6yle \u015feyler konu\u015fur ki, d\u00fcnyalar\u0131 verseler bunlar\u0131n kalbinde bulunmas\u0131n\u0131 arzu etmez.&#8221; diye insan\u0131n elinde olmadan i\u00e7inde bulunan duygu, d\u00fc\u015f\u00fcnce, tasar\u0131 ve hayallerden s\u00f6z ettiler. Peygamber (s.a.v.) onlara: &#8220;Siz de sizden \u00f6nceki Kitap ehli gibi, duyduk ve kar\u015f\u0131 koyduk mu demek istiyorsunuz? &#8216;duyduk ve uyduk, ey Rabbimiz \u011fufran\u0131n\u0131 dileriz, d\u00f6n\u00fc\u015f ancak sanad\u0131r, deyiniz!&#8217; buyurdu. Bunu hep birlikte okumaya ba\u015flad\u0131lar, okuduk\u00e7a dilleri al\u0131\u015ft\u0131 ve g\u00f6n\u00fclleri yat\u0131\u015ft\u0131. O zaman \u00e2yeti nazil oldu. B\u00f6ylece Allah&#8217;a tazarr\u00fb ve niyaz ile yalvar\u0131p yakard\u0131klar\u0131ndan, isti\u011ffar edip Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nd\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 bir s\u00fcre sonra arkas\u0131ndan \u00e2yeti nazil oldu ve g\u00fc\u00e7lerinin yetmiyece\u011fi ve ellerinde olmayan \u015feylerden hesaba \u00e7ekilmeyecekleri bildirilerek, endi\u015feleri giderilmi\u015f oldu. Demek ki, Ashab-\u0131 Kiram &#8220;Siz i\u00e7inizdekini a\u00e7\u0131\u011fa vursan\u0131z da gizleseniz de Allah onunla sizi hesaba \u00e7eker.&#8221; nazm\u0131 cel\u00eelinin gizli ve a\u00e7\u0131k y\u00f6nleriyle b\u00fct\u00fcn ihtimallerini dikkate alm\u0131\u015flar ve bu \u00e2yetin gerekli k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 sorumlulu\u011fun akla do\u011fan d\u00fc\u015f\u00fcnce ve duygular\u0131 da kapsam\u0131 i\u00e7ine alma ihtimalinden korkmu\u015flar ve kendilerince \u00e2yetin insan g\u00fcc\u00fcn\u00fcn \u00fcst\u00fcnde bir sorumluluk y\u00fckledi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnerek, bunun b\u00f6yle olmamas\u0131 gerekti\u011fine h\u00fckmedip Hz. Peygamberden, her ihtimale kar\u015f\u0131 bu h\u00fckm\u00fc yorumlayacak bir a\u00e7\u0131klama aram\u0131\u015flard\u0131. Buna kar\u015f\u0131 her \u015feyden \u00f6nce kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z itaat, isti\u011ffar ve yalvarma ile emrolununca derhal itaat g\u00f6sterdiler. \u0130\u00e7lerinde ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olarak mevcut bulunan endi\u015fe ve korkuya ra\u011fmen, il\u00e2h\u00ee sorumlulu\u011fa ve Hz. Peygamber&#8217;in emrine boyun e\u011fdiler ve hi\u00e7 itiraz etmeden oldu\u011fu gibi kabul ettiler. Allah Te\u00e2l\u00e2 da evvela bunlar\u0131n k\u00e2mil imanlar\u0131n\u0131, bu s\u00f6z dinlemelerini ve emre uymalar\u0131n\u0131, al\u00e7ak g\u00f6n\u00fclle yakarmalar\u0131n\u0131, &#8220;Rabbena, Rabbena&#8221; diye yalvarmalar\u0131n\u0131 ve yaln\u0131zca kendisine s\u0131\u011f\u0131nmalar\u0131n\u0131 \u00f6vg\u00fcyle dile getiriyor. Onlar\u0131 medh \u00fc sena ederek bu \u015fekilde dua etmeye devam etmelerini te\u015fvik ediyor ve destekliyor. Ayr\u0131ca bir m\u00fcddet sonra l\u00fctuf ve merhametini a\u00e7\u0131\u011fa vurup, &#8220;Allah hi\u00e7 kimseye g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetmeyece\u011fi y\u00fck\u00fc y\u00fcklemez.&#8221; \u015feklinde iltifatta bulunuyor. \u0130stek ve ihtiya\u00e7lar\u0131na uygun olarak h\u00fck\u00fcm g\u00f6ndermi\u015f ve \u0131zd\u0131raplar\u0131na sebep olan hayal ve hat\u0131ra sorumlulu\u011fundan do\u011fan endi\u015feyi gidermi\u015ftir ki, i\u015fte itaat\u0131n ve Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nman\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fc daima b\u00f6yledir. \u0130taat vesvese ve endi\u015feyi yok eder. Hasan ve M\u00fccahid ile \u0130bn\u00fc Sirin&#8217;den, bir rivayette de \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan naklen anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, den itibaren bu son iki \u00e2yet, Cibr\u00eel vas\u0131tas\u0131yla nazil olmam\u0131\u015f, Resulullah bunlar\u0131 Mirac gecesinde vas\u0131tas\u0131z olarak i\u015fitmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 Bakara S\u00fbresi Medine devrinde nazil olmu\u015ftur, ancak o takdirde bu iki \u00e2yet m\u00fcstesna olarak daha \u00f6nce nazil olmu\u015f demektir. Bununla beraber bir ba\u015fka rivayette \u0130bn\u00fc Abbas, \u0130bn\u00fc C\u00fcbeyr, Dahhak ve Ata: &#8220;Bunlar da Medine&#8217;de Cibr\u00eel ile nazil oldu.&#8221; demi\u015flerdir. Gelelim m\u00e2n\u00e2s\u0131na:<\/p>\n<p>O Peygamber, yani bu indirilmi\u015f kitab\u0131n tebli\u011fiyle g\u00f6revli olan peygamber, o \u00f6zel muhatap, yukar\u0131da &#8220;kulumuz&#8221; (Bakara, 2\/23), &#8220;Muhakkak ki sen peygamberlerdensin&#8221;, (Bakara, 2\/252), &#8220;Peygamberlerin baz\u0131s\u0131n\u0131 y\u00fcksek derecelere erdirmi\u015ftir.&#8221; (Bakara, 2\/253) \u00f6zellikleriyle bilinen o muhte\u015fem peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.), Rabbinden kendisine indirilmi\u015f olan\u0131n hepsine iman etti, peygamberli\u011fini \u015f\u00fcphe ile de\u011fil, bu iman ve bu yak\u00een ile yapt\u0131. Rabbinden gelene hem kendisi inand\u0131 hem de onun \u00fcmmeti olan ve yukar\u0131da genel \u00f6zellikleri a\u00e7\u0131klanan o m\u00fcminler. Onlar\u0131n hepsi, Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n meleklerine, kitaplar\u0131na -yahut kitab\u0131na-, peygamberlerine, onlar da Allah&#8217;\u0131n peygamberleri olmalar\u0131ndan \u00f6t\u00fcr\u00fc, inand\u0131lar, iman getirdiler. &#8220;Allah&#8217;a, bize indirilene ve bizden \u00f6nce indirilene&#8230; inand\u0131k, deyiniz&#8221; (Bakara, 2\/136) gibi emirlere uyarak biz Allah&#8217;\u0131n peygamberlerinden hi\u00e7 birisinin aras\u0131n\u0131 ay\u0131rmay\u0131z. Birinin peygamberli\u011fini kabul ve tasdik edip, bir di\u011ferini ink\u00e2r ederek aralar\u0131nda fark g\u00f6zetmeyiz, hepsini kendi derecelerine g\u00f6re peygamber olarak tan\u0131r\u0131z. &#8220;\u0130\u015fte bunlar peygamberlerdir, bir k\u0131sm\u0131n\u0131 bir k\u0131sm\u0131na \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131k.&#8221; (Bakara, 2\/253 \u00e2yetine bak\u0131n\u0131z). \u0130\u015fte b\u00f6yle iman ettiler ve bu iman ile dediler ki: dinledik ve itaat ettik, Hak&#8217;tan gelene kulak verdik, iyice dinledik ve anlad\u0131k; kerhen de\u011fil tav&#8217;an, kendi r\u0131zam\u0131zla, seve seve s\u00f6z tuttuk, emre uyduk. \u011eufran\u0131n\u0131 (aff\u0131n\u0131) niyaz ederiz ey Rabbimiz! Ne kadar itaat edersek edelim yine de kusurumuz \u00e7ok. Hele nefse do\u011fan, i\u00e7e dolan duygu ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerden kurtulu\u015f yok. Akibet var\u0131lacak yer, son durak ancak sensin. Senden geldi\u011fimiz gibi, d\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131p yine sana gelece\u011fiz. \u00d6l\u00fcm, ahiret, yeniden dirili\u015f, bunlar\u0131n hepsi hak ve ger\u00e7ektir ya Rabbi! \u00d6ld\u00fckten sonra d\u00f6n\u00fcp sana var\u0131lacak, sana hesap verilecek, sen de diledi\u011fine ma\u011ffiret ihsan edip, diledi\u011fine azap edeceksin; i\u015fte biz \u015fimdiden sana s\u0131\u011f\u0131n\u0131yoruz ve senin ba\u011f\u0131\u015flaman\u0131 diliyoruz.<\/p>\n<p>286-Bu m\u00fcminler Allah&#8217;\u0131n emirlerini ve onlara y\u00fckledi\u011fi g\u00f6revlerini b\u00f6yle g\u00fczel bir itaat ile kabul edip ahirete yak\u00eenen iman ve bu iman ile Allah&#8217;dan gufran talep eylediklerinden dolay\u0131, il\u00e2h\u00ee rahmetten \u015fu iltifat ile cevaba nail oldular:<\/p>\n<p>Allah kimseye g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetti\u011finden ba\u015fkas\u0131n\u0131 y\u00fcklemez, y\u00fckleyemez de\u011fil, y\u00fcklemez. Allah&#8217;\u0131n kendi kullar\u0131na y\u00fckledi\u011fi sorumluluk, kullar\u0131n g\u00fc\u00e7 yetirece\u011fi kadard\u0131r ve hatta onun \u00e7ok alt\u0131ndad\u0131r. Allah insanlar\u0131 zora ko\u015fmaz, g\u00fc\u00e7lerini son s\u0131n\u0131r\u0131na kadar zorlamaz, s\u0131k\u0131nt\u0131ya sokmaz, m\u00fc\u015fk\u00fclat ve me\u015fakkat vermez. M\u00fckellef olan kullar o g\u00f6revleri g\u00fc\u00e7leri rahat rahat yetecek \u015fekilde yapabilirler. Nitekim &#8220;Allah size kolayl\u0131k diler, zorluk dilemez&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/185) buyurmu\u015ftur. Hak din kolayl\u0131kt\u0131r, onda zahmet yoktur. B\u00f6yle olmas\u0131 da g\u00fc\u00e7 yetmez bir sorumlulu\u011fu y\u00fcklemeye Allah&#8217;\u0131n kudreti olmad\u0131\u011f\u0131ndan de\u011fildir, s\u0131rf fazl u kereminden ve rahmetindendir. Bu suretle Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na bah\u015fetti\u011fi g\u00fc\u00e7 ve takat onlara emretti\u011fi g\u00f6revlerden daha fazlad\u0131r. Bu sayede onlara g\u00f6revlerini yapt\u0131ktan sonra dinlenecek, gezip dola\u015facak, d\u00fcnya ve mai\u015fet i\u015flerinde \u00e7al\u0131\u015facak, hatta daha ba\u015fka emredilmemi\u015f olan hay\u0131r ve hizmet i\u015fleriyle ilgilenecek zaman ve imkan kalabilecektir. Nitekim kullar farzlar\u0131 yapt\u0131ktan sonra daha neler neler yapabilirler. Mesela g\u00fcnde be\u015f vakit namazdan ba\u015fka daha ne i\u015fler g\u00f6rebilirler. Ger\u00e7i sorumluluk iradeye bir anlamda zahmet y\u00fcklemek demektir, her zahmet de bir enerji t\u00fcketimini gerektirir. Bu hikmetten dolay\u0131 her y\u00fckletilen sorumluluk ona g\u00fc\u00e7 yetirebilme \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Fakat o y\u00fck\u00fcn bu g\u00fcc\u00fc zorlamamas\u0131 da \u015fartt\u0131r. Yani her bir ferdin sorumlulu\u011fu g\u00fcc\u00fcyle ve kapasitesiyle \u00f6l\u00e7\u00fclmek gerekir. Bundan dolay\u0131 ki\u015filerin g\u00fc\u00e7 ve takatleri farkl\u0131 oldu\u011fundan, g\u00fcc\u00fc ve kapasitesi fazla olanlar\u0131n sorumluluk dereceleri de fazla olacakt\u0131r ki, adalet ve e\u015fitlik de bunu gerektirir. Mesela, mal\u0131 olmayan zekatla m\u00fckellef olmayaca\u011f\u0131 gibi, \u00e7e\u015fitli zenginlerin zekatlar\u0131 da bir \u00f6l\u00e7\u00fc \u00e7er\u00e7evesinde de\u011fi\u015fik olur. Zenginlik derecesine g\u00f6re kimi on, kimi y\u00fcz verir. Fakat hepsi de ayn\u0131 nisbet dahilinde, mesela k\u0131rkta birdir. Kudret hesaba kat\u0131lmayarak, n\u00fcfus ba\u015f\u0131na e\u015fit olarak \u015fu kadar verilecek demek, bu temele ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fer. Yine bunun gibi, \u00fcmmete toptan y\u00f6nelik olan farz\u0131 kifayenin fertlere ili\u015fkisi de b\u00f6yledir. Ayr\u0131ca bir \u015fahs\u0131n uhdesine d\u00fc\u015fen sorumluluklar\u0131n toplam\u0131 hesap edildi\u011fi zaman dahi onun g\u00fcc\u00fcn\u00fc a\u015fmamal\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7in baz\u0131 sorumluluklarda zahmetsiz ve k\u00fclfetsiz kudret-i m\u00fcmekkineden ba\u015fka bir de kudret-i m\u00fcyessire denilen, yani daha da kolayl\u0131k esas\u0131na dayanan bir kudret de \u015fart olmu\u015ftur. Velhas\u0131l bu \u00e2yet, hikmet-i te\u015fr\u00ee&#8217;in en b\u00fcy\u00fck esas\u0131n\u0131 \u00f6zet olarak ifade etmi\u015ftir. Sorumluluk onu y\u00fcklenecek olan\u0131n kapasitesi ile orant\u0131l\u0131d\u0131r. Herkesin kesbetti\u011fi (kazand\u0131\u011f\u0131) kendi lehine (\u00e7\u0131kar\u0131na), iktisap etti\u011fi de kendi aleyhine (zarar\u0131na)dir. Kesp ve iktisap l\u00fcgatte, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bir ve ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2ya kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, farkl\u0131 olarak da kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Kamusta dahi g\u00f6sterildi\u011fi \u00fczere, evvela kesib, iktisab, tekas\u00fcb, r\u0131z\u0131k aramakt\u0131r; yani faydalanacak, hazz alacak bir \u015fey istemek ve aramakt\u0131r ki, bulmak ve ele ge\u00e7irmi\u015f olmak \u015fart de\u011fildir. \u0130rade-i c\u00fcz&#8217;iyye, bir g\u00fc\u00e7 sarfetmek demektir. T\u00fcrk\u00e7esi \u00e7al\u0131\u015fmak, \u00e7aba harcamak demek olur. Kesp ile iktisab\u0131n fark\u0131 olmay\u0131nca birinin lehe, \u00f6b\u00fcr\u00fcn\u00fcn aleyhe olmas\u0131 ancak ilgi alanlar\u0131ndan kaynaklanabilir. Bu a\u00e7\u0131dan kelimesindeki ile kelimesindeki n\u0131n anlamlar\u0131 birbirinden ayr\u0131larak birincisi Allah&#8217;\u0131n teklif etti\u011fi hay\u0131r, ikincisi Allah&#8217;\u0131n nehyetti\u011fi \u015fer ile tefsir edilmi\u015ftir. \u0130kinci olarak kesb, isabet demektir; yani hedefini vurdurup, istedi\u011fini elde etmektir ki, T\u00fcrk\u00e7e kazanmak anlam\u0131na gelir. \u0130ktisab ise gerek isabet etsin, gerek etmesin mutlak anlamda tasarruf ve gayret g\u00f6stermek, yani \u00e7al\u0131\u015f\u0131p \u00e7abalamakt\u0131r. Bundan dolay\u0131 bir bak\u0131ma kesibden daha genel, bir bak\u0131ma da daha \u00f6zel bir anlam ta\u015f\u0131r. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 bu iki kelime birbirinin yerine kullan\u0131labilir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, kesib kazand\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir ki, o zaman iki mef&#8217;\u00fbl al\u0131r: &#8220;Fil\u00e2na mal kazand\u0131rd\u0131m.&#8221; denilir. \u015eu halde iktisap bu m\u00e2n\u00e2ya kar\u015f\u0131l\u0131k oldu\u011fu zaman, d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcml\u00fc fiil olur ve kazanmak, yani ba\u015fkas\u0131n\u0131n kazand\u0131rmas\u0131yla kazanmak demek olur. Bu m\u00e2n\u00e2ya esas olmak \u00fczere Ra\u011f\u0131b \u0130sfehan\u00ee \u015funu da beyan eder ki: &#8220;Kesib hem kendisi, hem ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in kazan\u0131p ald\u0131\u011f\u0131na, iktisab ise s\u0131rf kendisi i\u00e7in istifade etti\u011fine denilir. Bundan dolay\u0131 her kesib iktisab de\u011fildir, fakat her iktisab kesibdir. Bunlar gibidir&#8230;&#8221; Bunun i\u00e7in iktisab \u015fehvet ile, kesb ise hikmet ile ilgili olur. \u0130\u015fte bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n her biri bak\u0131m\u0131ndan de\u011fi\u015fik anlamlar ifade edebilir. Bu c\u00fcmleden olmak \u00fczere:<\/p>\n<p>1- Her nefsin istedi\u011fi, yapt\u0131\u011f\u0131 iyilik, kendi lehine, kendi iyili\u011fine, kendi yarar\u0131nad\u0131r. Sonunda da sevab\u0131 ancak kendisinin olacakt\u0131r. Aksine yapt\u0131\u011f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fck, y\u00fcklendi\u011fi vebal de yine kendi aleyhine, kendi zarar\u0131nad\u0131r. Sonu\u00e7ta o yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131n azab\u0131 kendisine aittir. &#8220;Kim bir iyilik yaparsa kendi lehinedir, kim bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck i\u015flerse kendi aleyhinedir&#8221;. (Fussilet, 41\/46) Yani herkesin yapt\u0131\u011f\u0131 iyilik kendine, yapt\u0131\u011f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fck yine kendinedir. Allah&#8217;\u0131n emretti\u011fi g\u00f6revler de iki k\u0131s\u0131md\u0131r: Birisi d\u0131\u015farda ve i\u00e7imizde veya her ikisinde yap\u0131lmas\u0131n\u0131 emretti\u011fi \u015feylerdir. Bunlar hay\u0131r, hasenat ve iyi hizmetlerdir. \u0130kincisi de yap\u0131lmamas\u0131n\u0131 emretti\u011fi, yani yasak k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015feylerdir ki; bunlar da \u015fer, k\u00f6t\u00fcl\u00fck cinsinden olan \u015feylerdir. \u00d6ncekileri yapmak faydal\u0131, yapmay\u0131p terk etmek zararl\u0131d\u0131r. Sonrakileri yapmak zararl\u0131, yapmay\u0131p terketmek faydal\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131n yararlar\u0131 ve zararlar\u0131 da Allah&#8217;a de\u011fil, m\u00fckellef olan kullarad\u0131r. Bundan dolay\u0131 il\u00e2h\u00ee teklifler kapasiteye g\u00f6re olmak gibi bir kolayl\u0131k sa\u011flad\u0131ktan ba\u015fka, her m\u00fckellefin sarfedece\u011fi eme\u011fi zarar\u0131na harcatmay\u0131p tamamen onun yarar\u0131na tahsis ettirmek gibi bir \u00f6zel fayday\u0131, bir il\u00e2h\u00ee rahmet ve merhameti de i\u00e7ine almaktad\u0131r. Bunun i\u00e7in Allah kullar\u0131na hi\u00e7bir g\u00f6rev y\u00fckletmese, hi\u00e7bir teklifte bulunmasa acaba daha b\u00fcy\u00fck bir rahmet olmaz m\u0131yd\u0131 gibi bir vesvese hat\u0131ra gelmesin. \u0130l\u00e2h\u00ee rahmet ve inayet, h\u0131rs ve \u015fehvetin itmesiyle zarara s\u00fcr\u00fcklenmekten nehyetmeye ve ebed\u00ee menfaat ve kazan\u00e7 elde etmek i\u00e7in m\u00fckellef tutmamaya elveri\u015fli olmaz. O&#8217;nun rahmeti kullar\u0131n\u0131 ba\u015f\u0131bo\u015flu\u011fa terketmeye m\u00fcsait olmaz. Zararlar ve faydalar kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak dengelidir. Zarar s\u00f6z konusu olmasa idi, fayda da s\u00f6z konusu olmazd\u0131. Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 m\u00fckellef k\u0131lmas\u0131 onlara zarar vermek i\u00e7in de\u011fildir, zararlardan korumak i\u00e7indir, faydal\u0131 olana y\u00f6nlendirmek i\u00e7indir. K\u00fclfet nimete g\u00f6redir. \u0130\u015fte bu hikmetten dolay\u0131d\u0131r ki, Allah verdi\u011fi g\u00fc\u00e7 ve kudretin \u00fcst\u00fcnde y\u00fck y\u00fckletmez. Y\u00fckletirse o zaman faydadan ziyade zarar, nimetten ziyade k\u00fclfet y\u00fckletmi\u015f olur. Bu ise m\u00fckellefiyet olmaktan \u00e7\u0131kar ceza olur. Bunu da Allah&#8217;\u0131n adaleti ve rahmeti, ancak g\u00f6revi kabul etmemenin bir cezas\u0131 olarak tayin buyurmu\u015ftur. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, buyurulmu\u015ftur. Bu cihetle il\u00e2h\u00ee emirle y\u00fckletilen g\u00f6revlere tamamen &#8220;duyduk ve uyduk&#8221; demeyen ve Hakk&#8217;\u0131n koydu\u011fu kurallar \u00e7er\u00e7evesinde kesib yapmayanlar sonu\u00e7ta b\u00f6yle bir cezaland\u0131rmaya u\u011frarlar. Nitekim ahirette &#8220;Cehennemin kap\u0131lar\u0131ndan haydi girin bakal\u0131m!&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/72) emri, b\u00f6ylelerine takatlar\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde yap\u0131lm\u0131\u015f olan bir cezaland\u0131rma \u015feklidir. Hakk\u0131n koydu\u011fu kanunlar ile amel etmeyen milletler veya ki\u015filer bu \u015fekilde nelere u\u011fram\u0131\u015flard\u0131r. Bundan sonraki dualar\u0131n \u00f6\u011fretim tarz\u0131 da bu hikmetle ilgilidir.<\/p>\n<p>Allah Te\u00e2l\u00e2 kullar\u0131n\u0131n daha i\u015fin ba\u015f\u0131nda b\u00f6yle zararlara u\u011framalar\u0131na raz\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan onlar\u0131 m\u00fckellef tutmu\u015f ve teklife uygun bir kapasite ile yaratm\u0131\u015f ve adaleti sayesinde nimetle k\u00fclfeti kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak dengede tutmu\u015ftur. Madem ki bu b\u00f6yledir, o halde insanlara da nimete g\u00f6re k\u00fclfete katlanmak ve hatta Allah&#8217;\u0131n m\u00fckellef k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00f6revlerden artan g\u00fcc\u00fc ve takat\u0131 bo\u015f yere harcam\u0131yarak, nafile ibadetlere hay\u0131r ve hasenat i\u015flerine sarfedip nimet ve menfaati artt\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fmak yara\u015f\u0131r. B\u00f6ylece &#8220;Yapt\u0131\u011f\u0131 iyilik lehine, yapt\u0131\u011f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fck de aleyhinedir.&#8221; form\u00fcl\u00fc, hem emir ve teklifteki fayday\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f ve onu kabullenip yapmaya sevketmi\u015f, hem de farz olan g\u00f6revlerden ba\u015fka hay\u0131rlara ve nafilelere de te\u015fviki kapsam\u0131 i\u00e7ine alm\u0131\u015f olur ki, buna &#8220;nedb&#8221; tabir olunur.<\/p>\n<p>2- &#8220;Her nefsin kazand\u0131\u011f\u0131, yani yolunca isteyip elde etti\u011fi kendi yarar\u0131na, aksine veya k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne \u00e7al\u0131\u015f\u0131p bo\u011fu\u015ftu\u011fu da kendi zarar\u0131nad\u0131r&#8221;. Bundan dolay\u0131 kapasiteye g\u00f6re teklif, o fayday\u0131 elde etmeye ve bu zarar\u0131 def&#8217;etmeye ili\u015fkin hikmete dayanmaktad\u0131r. Zira teklif olmazsa insan at\u0131l ve tembel olur. Teklif kapasiteye g\u00f6re olmazsa o zaman da \u00e7abalar, bo\u011fu\u015fur durur, bir \u015fey elde edemez. Her ikisi de zararl\u0131 olur. Bir de Allah kapasiteye g\u00f6re sorumluluk vermemi\u015f olsa, hayra ve nimete varmak i\u00e7in; ya yol g\u00f6stermemi\u015f, ya da yolun ne oldu\u011funu belirlememi\u015f olurdu. O zaman insanlar bo\u015f durmak istemedikleri takdirde, yanl\u0131\u015f yollara sapm\u0131\u015f veya bo\u015fu bo\u015funa u\u011fra\u015f\u0131p didi\u015fme durumunda kalm\u0131\u015f olurlard\u0131. Takattan fazla teklif yapsa ona takat yeti\u015fmez ve kazan\u00e7 olmaz ve \u00e7abalar bo\u015fa giderdi. Her iki halde de Allah kullar\u0131n\u0131n hayr\u0131n\u0131 istememi\u015f, zararlar\u0131n\u0131 istemi\u015f olurdu ki, bu da Rahm\u00e2n ve Rah\u00eem olan Allah&#8217;\u0131n merhametine ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re, kesb ve iktisab\u0131n kapsam\u0131na giren konularda esasen &#8220;\u015fer&#8221; hi\u00e7bir \u015fekilde s\u00f6zkonusu olmayabilir. Her iki da hay\u0131rdan ibaret olabilir ki, biri ele ge\u00e7en, elde edilen hay\u0131r; \u00f6b\u00fcr\u00fc de ele ge\u00e7irilemiyen hay\u0131rd\u0131r. Yani yoluna ve usul\u00fcne uygun olarak hay\u0131r kazanmak b\u00fct\u00fcn\u00fcyle faydad\u0131r. \u015eer \u00f6yle dursun hay\u0131r kazanaca\u011f\u0131m diye k\u00f6r\u00fck\u00f6r\u00fcne \u00e7abalamak, bo\u011fu\u015fup durmak bile zarardan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sonu\u00e7 bo\u015fa \u00e7\u0131karsa emek heder olur gider ve ihtimaldir ki, daha b\u00fcy\u00fck tehlikelere ve \u015ferre kadar gidilir. Bilgisizlik bunun i\u00e7in zararl\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte kapasiteye g\u00f6re olan il\u00e2h\u00ee teklif hayr\u0131n yolunu g\u00f6stermekle o menfaat\u0131 temin etmi\u015f ve enerjiyi telef etmeyerek bu zarardan korumu\u015ftur.<\/p>\n<p>3- &#8220;Her nefsin hem kendisi, hem ba\u015fkalar\u0131 i\u00e7in kazan\u0131p elde etti\u011fi s\u0131rf kendi lehinedir. As\u0131l kazan\u00e7 b\u00f6yle kazan\u00e7t\u0131r ki, hay\u0131r buna derler. Hay\u0131r her hal\u00fck\u00e2rda sahibinindir. Bunun aksine \u015fehvet ve h\u0131rs\u0131na mahk\u00fbm olarak ve yenik d\u00fc\u015ferek &#8216;ben, ben&#8217; diye yaln\u0131zca kendisi i\u00e7in kazand\u0131\u011f\u0131 da zarar\u0131nad\u0131r.&#8221; Zira o tek ba\u015f\u0131na ya\u015fayamaz. Kazanmak i\u00e7in ba\u015fkalar\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na muhta\u00e7t\u0131r. Bundan dolay\u0131 Allah&#8217;\u0131n teklifi, bu faydalar\u0131 sa\u011flamak ve o zarar\u0131 \u00f6nlemek i\u00e7indir. Bunda bencillikle di\u011fergaml\u0131\u011f\u0131n g\u00fczel bir ay\u0131r\u0131m\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>4- &#8220;\u0130nsan\u0131n kazand\u0131rd\u0131\u011f\u0131 s\u0131rf kendi lehinedir . Ona hak ve menfaat sa\u011flar. Fakat ba\u015fkas\u0131n\u0131n kazanc\u0131yla ya\u015famas\u0131, ba\u015fkas\u0131n\u0131n s\u0131rt\u0131ndan ge\u00e7inmesi de aleyhinedir&#8221;. G\u00f6rev bor\u00e7 say\u0131l\u0131r, fakat bor\u00e7lu a\u00e7\u0131s\u0131ndan yenilgiyi ve ezikli\u011fi gerektirir. Veren el, alan elden hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 teklifin kapasiteye g\u00f6re olmas\u0131nda m\u00fckellefi, el a\u00e7maya muhta\u00e7 olmaktan korumak ve onun haklar\u0131n\u0131 savunmak anlam\u0131 vard\u0131r. Bunun i\u00e7in y\u00fcce Allah, hay\u0131r yollar\u0131na infak\u0131, al\u0131\u015fve-ri\u015fte sa\u011flamc\u0131 ve ger\u00e7ek\u00e7i olmay\u0131 teklif etmi\u015f, dilenmekten, rib\u00e2dan ve sald\u0131rganl\u0131ktan nehyetmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00c7o\u011funlukla tefsir \u00e2limleri, bu d\u00f6rt m\u00e2n\u00e2dan birincisi \u00fczerinde durmu\u015flar. Di\u011ferlerinin her birini birer y\u00f6nden ona eklemi\u015flerdir. Bundan dolay\u0131 birincisi as\u0131l tefsirdir. Zira il\u00e2h\u00ee teklifin b\u00fct\u00fcn inceliklerini i\u00e7ine almaktad\u0131r, ayr\u0131ca \u00e7ok a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi Cenab-\u0131 Allah &#8220;i\u015fittik, emre uyduk, ey Rabbimiz \u011fufran\u0131n\u0131 dileriz, d\u00f6n\u00fc\u015f yaln\u0131zca sanad\u0131r.&#8221; diyen m\u00fcminlerin yakar\u0131\u015f\u0131na ve s\u0131\u011f\u0131nmas\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k olmak \u00fczere i\u015fte bu cevab\u0131 verdi. Kolayl\u0131k ve y\u00fck\u00fc hafifletmeyle ilgili olan bu a\u00e7\u0131klamas\u0131yla onlar\u0131n tela\u015flar\u0131n\u0131 giderdi. Bu suretle Allah kel\u00e2m\u0131 yaln\u0131zca Resul\u00fc ile de\u011fil, yukar\u0131dan beri yap\u0131lan a\u00e7\u0131klamalar \u00e7er\u00e7evesinde ona iman eden \u00fcmmeti ile de bir konu\u015fma ve m\u00fcnacat \u015feklinde tecelli eyledi ki, bu \u00fcslup \u00f6zellikle Fatiha s\u00fbresinde de b\u00f6yle ge\u00e7mi\u015fti. Bu, Kur&#8217;\u00e2n okuyan veya dinleyen m\u00fcminlerin ara s\u0131ra kendilerini bizzat Cenab-\u0131 Allah ile konu\u015fma halinde bulmalar\u0131 gibi b\u00fcy\u00fck bir nimeti dile getirmeyi de i\u00e7ine al\u0131r. Bu derece ihlasla ve itaat duygusuyla kendilerini Allah huzurunda hissedenler, yaln\u0131zca Allah&#8217;a muhatap olmak \u015ferefine ermekle kalm\u0131yacaklar; o y\u00fcce huzurda s\u00f6z s\u00f6yleyebilmek i\u00e7in kendilerine izin verilece\u011finden, bizzat Allah&#8217;dan dilek dileyebilmek \u015ferefine de erecekler. \u0130\u015fte bu visal makam\u0131n\u0131n kuvvet ve \u015ferefini g\u00f6stermek i\u00e7in Cenab-\u0131 Allah, yeni ba\u015ftan bir cevap demek olan bu kel\u00e2m\u0131n\u0131 bir fas\u0131la ile ay\u0131rmakla beraber, bir taraftan da yine onlar\u0131n s\u00f6zleri ve onlardan hikaye olunuyormu\u015f gibi bir \u00fcslupta ifade buyurmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc mutlak anlamda &#8220;duyduk ve uyduk&#8221; diyen o m\u00fcminler, arad\u0131klar\u0131 bu cevab\u0131, bu kolayl\u0131\u011f\u0131 ve bu rahmeti \u00f6ncelikle ve hemen kabul edip ikrar eyleyecekler ve aynen tekrarlayacaklard\u0131r. Esas i\u00e7eri\u011fi de kendi d\u00fc\u015f\u00fcncelerine uygun oldu\u011fundan bu \u00e2yet dahi onlar\u0131n s\u00f6zleri gibi olacakt\u0131r. Bu n\u00fckte ile bu \u00e2yet dahi onlar\u0131n dilinden hikaye ediliyormu\u015f veya onlar\u0131n dualar\u0131 aras\u0131ndaki bir ara c\u00fcmlecik olarak bulunuyormu\u015f gibi bir tarz-\u0131 m\u00fcte\u015fabih olarak sevk buyurulmu\u015ftur. Bu \u00fcslup ile m\u00fckellefiyetin inceli\u011fini a\u00e7\u0131klayan bu cevap kendilerine g\u00fc\u00e7lerinin \u00fcst\u00fcnde y\u00fck y\u00fckletilmeyece\u011fini ve aksine kapasiteye g\u00f6re kolayl\u0131\u011f\u0131n murad edilmi\u015f oldu\u011funu m\u00fcjdelerken ayn\u0131 zamanda g\u00fc\u00e7 yetirilemeyecek bir m\u00fckellefiyetin haddizat\u0131nda m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu dolayl\u0131 olarak ifade etmi\u015ftir ve bununla beraber kesbin, yani \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazanman\u0131n de\u011ferini ve nimetin k\u00fclfete g\u00f6re oldu\u011funu anlatarak, m\u00fckellefiyetten arta kalan g\u00fc\u00e7lerin, emredilmemi\u015f ve farz k\u0131l\u0131nmam\u0131\u015f olan hay\u0131rl\u0131 i\u015flere harcanmas\u0131n\u0131 te\u015fvik ederek &#8220;M\u00fcmin kulum bana nafile ibadetlerle durmadan yakla\u015f\u0131r.&#8221; kuds\u00ee hadisin i\u00e7eri\u011fini de anlatm\u0131\u015f oldu\u011fundan \u00f6zendirmesiyle uyar\u0131s\u0131n\u0131n etkisi alt\u0131nda tekrar ve yeniden bir itaat azmi ve g\u00fcnah korkusu ile, dua ve yakarmaya yol a\u00e7makla bu cevap c\u00fcmlesi ayn\u0131 \u00fcslupta ve b\u00fct\u00fcn arzular\u0131na uygun olarak gayet \u00f6nemli ve maksada elveri\u015fli dualarla sona erdirilmi\u015f, \u015fimdi de \u015f\u00f6yle deyiniz diye emir verilmeksizin bu da \u00f6nceki dualar\u0131n\u0131n devam\u0131 ve sonu \u015feklinde \u00f6\u011fretilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 burada Nahiv ilmi (dil bilgisi) a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00fc\u00e7 vecih vard\u0131r. Birisi dan ba\u015flayarak s\u00fbrenin sonuna kadar tamam\u0131 nun &#8220;mek\u00fbl\u00fc&#8221; olmakt\u0131r. \u0130kincisi yine b\u00f6yle olup, ancak k\u0131sm\u0131 arada bir ara c\u00fcmlecik (c\u00fcmle-i mu&#8217;teriza) halinde bulunmakt\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de bundan sonra yine bir &#8220;deyiniz&#8221; takdir edilmektir. Yani, ey m\u00fcminler \u015fu halde duadan ayr\u0131lmay\u0131n\u0131z da \u015f\u00f6yle deyiniz; Ey Rabbimiz! Unutursak veya hata edersek bizi sorumlu tutma. Yani, kapasitemiz \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde teklif etti\u011fin vazifeleri en iyi \u015fekilde eda etmeye, hatta g\u00fcc\u00fcm\u00fcz yettik\u00e7e daha fazla hay\u0131rlar kazanarak ileri gitmeye, yeni ba\u015ftan bir itaat ve i\u015ftiyak duygusuyla azmettik; fakat farz k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n vazifelerden birini be\u015feriyet icab\u0131 unutur veya iyi, me\u015fru bir \u015fey yapmak isterken yanl\u0131\u015fl\u0131kla haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n, yasaklad\u0131\u011f\u0131n \u015feylerden birine bilmeyerek d\u00fc\u015fer de hata edersek, bu da hayr\u0131 terketmek veya \u015fer olan bir \u015feyi i\u015flemek cinsinden bir iktisab olabilecektir, ise mutlak oldu\u011fundan bunlardan sorguya \u00e7ekilmek ihtimal dahilindedir. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 ne unutma ve hatan\u0131n kendisinden, ne bizi unutma ve hataya s\u00fcr\u00fckleyen sebeplerden, ne de bunlardan biri sebebiyle iktisab etme durumunda oldu\u011fumuz hayr\u0131n terkinden veya \u015fer fiilinin i\u015flenmesinden biz Muhammed \u00fcmmetine d\u00fcnyada ve ahirette ceza verme, azab eyleme.<\/p>\n<p>Unutma ve hata iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr: Birisi sahibi mazur g\u00f6r\u00fclebilir cinstendir ki, bunda sahibi mazur g\u00f6r\u00fclebilir, di\u011ferinde g\u00f6r\u00fclmez. Mesela bir kimse \u00fczerinde bir pislik g\u00f6rse de bunu temizlemeyi geciktirse, sonra unutup namaz k\u0131lsa, mazur olmaz. O pisli\u011fi g\u00f6r\u00fcr g\u00f6rmez temizlemedi\u011finden dolay\u0131 kusurlu hareket etmi\u015f olur, lakin g\u00f6rmezse mazurdur. Yine bunun gibi, bir kimse bir ava t\u00fcfekle ate\u015f etse de bir insan vursa, orada insan bulunabilece\u011fini ve bulundu\u011fu takdirde ona isabet edip etmiyece\u011fini hesaba katmam\u0131\u015f ve bu hususta gerekli \u00f6nlemlere riayet etmemi\u015f ise mazur olmaz. Yine ayn\u0131 \u015fekilde insan din\u00ee emirleri ve \u015fer&#8217;\u00ee g\u00f6revleri bellemeye \u00e7al\u0131\u015fmaz ve belledikten sonra da unutmamak i\u00e7in tekrar tekrar m\u00fctalaa eylemez de unutursa, b\u00f6yle bir unutmadan dolay\u0131 mazur olmaz. Bunun i\u00e7in yukar\u0131da belgelendirme usulleri g\u00f6sterilmi\u015f ve bor\u00e7lar\u0131n yaz\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fi \u00fczerinde durulmu\u015ftur. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 baz\u0131 unutma ve hatalardan ka\u00e7\u0131nmak, insano\u011flunun g\u00fcc\u00fc d\u0131\u015f\u0131nda ise de baz\u0131lar\u0131nda durum b\u00f6yle de\u011fildir. Yine bundan dolay\u0131d\u0131r ki, &#8220;g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetti\u011finden ba\u015fkas\u0131&#8230;&#8221; ifadesi genel anlamda b\u00fct\u00fcn hata ve unutmalardan sorguya \u00e7ekilmeyece\u011fi anlam\u0131na gelmez. \u00c2yet sorguya \u00e7ekilme ihtimalini b\u00fct\u00fcn\u00fcyle ortadan kald\u0131rm\u0131\u015f de\u011fildir. Bunlar\u0131n elde olanlar\u0131n\u0131n in kapsam\u0131 i\u00e7inde bulundu\u011fu da g\u00f6zden uzak tutulmamal\u0131d\u0131r. Demek ki, mesele m\u00fc\u015fkildir. Unutma ve hata ile yap\u0131lm\u0131\u015f olan fenal\u0131klar haddi zat\u0131nda zararl\u0131, gayri me\u015fru ve insan\u0131n g\u00fcc\u00fcne ba\u011fl\u0131d\u0131r. Unutarak veya hata ile yutulmu\u015f bir zehirin zarar\u0131 yoktur denilemiyece\u011fi gibi bunlar da b\u00f6yledir. K\u00f6t\u00fcl\u00fckler ve g\u00fcnahlar t\u0131pk\u0131 zehir gibi zararl\u0131d\u0131r. Has\u0131l\u0131 hi\u00e7 unutmamak ve hi\u00e7 hata yapmamak insan\u0131n g\u00fcc\u00fcn\u00fcn \u00fcst\u00fcnde bir \u015fey de olsa, bunlar sebep olduklar\u0131 i\u015fin Allah kat\u0131nda, yani \u00f6z\u00fcnde sonucunu de\u011fi\u015ftirmez, hepsi de h\u00fckm\u00fcne dahil olurlar. Bunun i\u00e7in insanlar bunlardan m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar uzak durmak ve sak\u0131nmak ile de y\u00fck\u00fcml\u00fcd\u00fcrler. Hata ile adam \u00f6ld\u00fcrmede oldu\u011fu gibi, hata konusunda baz\u0131 m\u00fckellefiyet h\u00fck\u00fcmleri vard\u0131r. Unutmak ve hata etmek kul hakk\u0131ndaki zarar\u0131n tazminine engel olmaz. Bunlara i\u015faretledir ki, &#8220;bizi m\u00fckellef k\u0131lma!&#8221; denilmemi\u015f, &#8220;bizi sorumlu k\u0131lma!&#8221; denilmi\u015ftir. Bu \u015fekilde gerek hatadan, gerek unutmadan, gerekse bunlar\u0131n \u00f6n \u015fartlar\u0131ndan ve sebeplerinden, hatta gerekse sonu\u00e7lar\u0131ndan m\u00fckellefiyetsizlik de\u011fil, sorumlu tutulmamak niyaz edilmi\u015f ve istenmi\u015ftir. B\u00f6yle bir \u00f6\u011fretim iyilik ve adaleti de i\u00e7ine alm\u0131\u015ft\u0131r. Nitekim &#8220;Hata ve unutmadan do\u011fan sorumluluk \u00fcmmetimden kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; hadis-i \u015ferifi bununla ilgilidir. Evet hataya d\u00fc\u015fmemiz ve unutmam\u0131z da k\u00f6t\u00fc bir \u015feydir, fakat l\u00fctfunla bunlardan dolay\u0131 bizi sorumlu tutma!<\/p>\n<p>Ey Rabbimiz! Bize bizden \u00f6nceki \u00fcmmetlere y\u00fckletti\u011fin gibi a\u011f\u0131r y\u00fck de y\u00fckleme. Bizi as\u00e2 ve isyan milletleri gibi yapma! Yani bizi di\u011fer milletlere yapt\u0131\u011f\u0131n gibi yerinden k\u0131m\u0131ldatmaz, s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131r, zor dayan\u0131l\u0131r a\u011f\u0131r boyunduruklar, \u015fiddetli m\u00eesaklar, a\u011f\u0131r tabiiyetler, me\u015fakkatli buyruklar, kat\u0131 kanun ve kurallar ve uygulamalar alt\u0131nda bulundurma, sonu\u00e7ta m\u00fckelleflerini meshederek (suretlerini de\u011fi\u015ftirerek) maymunlara, domuzlara \u00e7evirecek s\u0131k\u0131nt\u0131lara ko\u015fma. Bizim kurallar\u0131m\u0131zda ve sosyal hayat\u0131m\u0131zda zorluklar, zorlamalar, bask\u0131lar olmas\u0131n Rabbimiz.<\/p>\n<p>\u0130SR : L\u00fcgatte esas anlam\u0131 esaret ve hapis m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilgili olup, alt\u0131ndakini ezen ve yerinden k\u0131p\u0131rdatmayan a\u011f\u0131r y\u00fck ve ba\u011f demektir ki, boyunduruk gibi, a\u011f\u0131r misaka, zor dayan\u0131l\u0131r ahde ve ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011fa, yine bunun gibi akrabal\u0131k ve yak\u0131nl\u0131\u011fa da denilir. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, tarihlerde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere, yahudi ve h\u0131ristiyanlar gibi \u00f6nceki \u00fcmmetlerde kat\u0131 h\u00fck\u00fcmler ve y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckler vard\u0131. Tefsir \u00e2limlerinin a\u00e7\u0131klamalar\u0131na g\u00f6re, mesel\u00e2 yahudiler g\u00fcnde elli vakit namaz k\u0131lmak ve mallar\u0131n\u0131n d\u00f6rtte birini vergi vermek, pislik bula\u015fan elbiseyi kesmek, vatanlar\u0131ndan s\u00fcr\u00fcl\u00fcp \u00e7\u0131kar\u0131lmak, bir\u00e7ok konuda hemen idam cezas\u0131 uygulanmak, tevbe etmek i\u00e7in intihar ile y\u00fck\u00fcml\u00fc olmak, bir isyan \u00fczerine hemen ceza verilmek, herhangi bir hata meydana gelirse hel\u00e2l olan yiyeceklerden baz\u0131lar\u0131 yasak k\u0131l\u0131nmak gibi h\u00fck\u00fcmler vard\u0131. Kaffal Tefsiri&#8217;nde denilmi\u015ftir ki, &#8220;Yah\u00fbdilerin ellerinde Tevrat diye iddia ettikleri kitab\u0131n be\u015finci sifri iyice g\u00f6zden ge\u00e7irilirse, onlar\u0131n ne kadar kat\u0131 h\u00fck\u00fcmlere, ne kadar \u00e7etin misaklara tabi tutulmu\u015f olduklar\u0131 daha bir\u00e7ok acaip h\u00fck\u00fcmlerle birlikte g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. \u0130\u015fte m\u00fcminler bu gibi s\u0131k\u0131nt\u0131lardan, zorluklardan korunmalar\u0131n\u0131 niyaz ettiler ki, Allah da fazl u keremi ile ileride gelecek olan &#8220;\u00dczerlerindeki a\u011f\u0131r y\u00fck\u00fc kald\u0131ran ve ba\u011flar\u0131 \u00e7\u00f6zen&#8230;&#8221; (A&#8217;raf, 7\/157) \u00e2yetiyle bunlar\u0131 giderdi.<\/p>\n<p>&#8220;Allah kimseye g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetmeyece\u011fi y\u00fck\u00fc y\u00fcklemez&#8221; buyurulduktan sonra bu duaya ne hacet vard\u0131? denilmesin. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6nce v\u00fcsu&#8217; yani kapasite kelimesinin anlam\u0131 takat kelimesinin anlam\u0131ndan daha geni\u015f kapsaml\u0131 ise de onun takat yerine kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 da me\u015fhurdur. O halde m\u00fckellefiyetin takat ile orant\u0131l\u0131 olmas\u0131 da ihtimal dahilindedir. Bu da bask\u0131 ve \u015fiddetten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. \u00d6nceki \u00fcmmetlerde bunun meydana gelmi\u015f oldu\u011fu da sabittir. Bundan dolay\u0131 bu m\u00fccmel m\u00e2n\u00e2n\u0131n ortadan kald\u0131r\u0131l\u0131p, v\u00fcs&#8217;un a\u00e7\u0131k olan kolayl\u0131k anlam\u0131na olmas\u0131 dilenmi\u015ftir. \u0130kinci olarak, amel, y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck kelimesinden bir bak\u0131ma daha geni\u015f kapsaml\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131n bizzat il\u00e2h\u00ee teklifin ve te\u015fr\u00ee&#8217;in eseri olarak de\u011fil, tam aksine bunlar\u0131n z\u0131dd\u0131na hareket eden Firavun vesaire gibi azg\u0131nlar\u0131n tasallutu ile terbiye olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bunun i\u00e7in yerine denilmi\u015ftir. S\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndan beri s\u00fcr\u00fcp gelen \u0130srailo\u011fullar\u0131 k\u0131ssalar\u0131nda her iki y\u00f6nden de uyar\u0131lar olmu\u015ftur. Ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2 \u015fu duada daha ziyade d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilmektedir.<\/p>\n<p>Ey Rabbimiz! Bize g\u00fcc\u00fcm\u00fcz yetmeyen \u015feyleri de y\u00fckletme; hi\u00e7 \u00e7ekilmez, takat getirilmez, y\u00fckletilecek olursa yerine getirilemez, isyan ve ihtilale sevkeder, uygulanacak olursa cezaland\u0131rma olur, mahveder, helak eder, takat yeti\u015fmez belalar, sevdalar alt\u0131nda inletme ey K\u00e2dir Rabbimiz! \u00c7\u00fcnk\u00fc Sen her\u015feye k\u00e2dirsin. Bunu rahmetinden dolay\u0131 y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck olarak yapmazsan da imtihana \u00e7ekmek i\u00e7in ve isyank\u00e2rlara gazab\u0131ndan dolay\u0131 cezaland\u0131rmak i\u00e7in yapabilirsin. Her \u015fey senin istek ve iradene ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 bize y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck olarak, ne imtihan olarak, ne de ceza olarak g\u00fc\u00e7 yetmez \u015feyleri y\u00fckletme, has\u0131l\u0131 m\u00fcjden Muhammed \u00fcmmetinedir. \u0130\u015fte sa\u011flad\u0131\u011f\u0131n bu kolayl\u0131k, bu hafifletme, bu \u00fcmmete bah\u015fetti\u011fin iman feyzi, itaat duygusu, ihlas, irade g\u00fcc\u00fc ve Hakk&#8217;a ba\u011fl\u0131l\u0131k gibi g\u00fczel hasletler ile ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. Elbette bu kanunu tan\u0131mayanlar, bunun \u00e7er\u00e7evesinden d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kmak isteyenler, genel anlamda bu y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn \u00e7er\u00e7evesi d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kabilecek de\u011filler, o zaman onlara birbirlerinin gere\u011fi olan, hak ve hukuk tan\u0131mayan kapasite ve g\u00fc\u00e7 dinlemeyen y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckler koyduracaks\u0131n; k\u00e2fir, k\u00e2fir olmakla m\u00fckellefiyetsiz ya\u015fayamayacak, fakat hakka uymad\u0131\u011f\u0131ndan halka haks\u0131z ve yersiz y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckler getirecek ve kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda da haks\u0131z tepkiler alacakt\u0131r ki, bu da ayn\u0131 zamanda adalet ve hakk\u0131n gere\u011fi olarak yine Senin y\u00fckletmi\u015f oldu\u011fun bir y\u00fck olacakt\u0131r. Bu a\u00e7\u0131dan bak\u0131l\u0131rsa \u00e2lemde her kavmin kendine g\u00f6re bir kanunu oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Ve o kanun ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz \u015fekilde il\u00e2h\u00ee bir y\u00fcklemenin varl\u0131\u011f\u0131na dayan\u0131r. \u015eu kadar ki, m\u00fcminlerinki m\u00fcstakimdir ve il\u00e2h\u00ee rahmet eseridir; k\u00e2firlerinki gayr-i m\u00fcstakimdir, dolayl\u0131 olarak il\u00e2h\u00ee adaletin ve gazab\u0131n eseridir. M\u00fcminlere adalet olan \u015fey k\u00e2firlere adalet olmaz, k\u00e2firlere adalet olan \u015fey de m\u00fcminlere adalet olmaz. B\u00fct\u00fcn bu liyakat \u00fcmmetin ruhunda ve kalbindedir. Kalbler ise &#8220;Ya Rab! Sen Rahm\u00e2n ve Z\u00fclcelal&#8217;in iki parma\u011f\u0131 aras\u0131ndad\u0131r. Onu diledi\u011fin gibi evirir \u00e7evirirsin. Bundan dolay\u0131 bizi, \u0130sl\u00e2m dininin kolay h\u00fck\u00fcmlerinin y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnden ve do\u011fru yoldan ay\u0131rma! Bundan ayr\u0131lmaya ve rahmetinden uzak d\u00fc\u015fmeye dayanamay\u0131z. Bizi b\u00f6yle dayan\u0131lmaz dertlere u\u011fratma Rabbimiz! O \u015fekilde sorumlu tutmay\u0131 ve bu \u015fekilde y\u00fck y\u00fckletmeyi yapma da g\u00fcnahlar\u0131m\u0131z\u0131n izlerini bizden gider. \u0130tiraf ederiz ki, biz Senin koydu\u011fun h\u00fck\u00fcmlere itaat etmeyi b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcm\u00fcz ve ihlas\u0131m\u0131zla taahh\u00fct etmi\u015f oldu\u011fumuz halde yine de kusurdan, g\u00fcnahtan uzak kalabilmi\u015f de\u011filiz, b\u00fct\u00fcn \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131m\u0131z esas itibariyle Senin bir nimetinin bile \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc edaya yetmez. Sarfetti\u011fimiz ve edece\u011fimiz g\u00fc\u00e7 ve v\u00fcs&#8217;at esasen Senin bize ihsan etti\u011fin bir nimettir. Onun kullan\u0131lmas\u0131ndan do\u011facak faydalar da yine bize bah\u015fedilmi\u015f oldu\u011fu halde, bizim de onu tamamen Senin yolunda kullanmam\u0131z gerekirken, biz tutuyoruz da onunla Senin r\u0131zana ayk\u0131r\u0131 olarak kendimize zararlar bile verebiliyoruz. Kesb ve kazan\u00e7 sermayesi olarak verdi\u011fin irade ve g\u00fcc\u00fcm\u00fcz\u00fc, ak\u0131l ve fikrimizi tamamen bir araya getirip hepsini kendi menfaatimizle ilgili yollara kullanam\u0131yoruz. Bunun i\u00e7in Senden diledi\u011fimiz dilekleri, hak etmi\u015f oldu\u011fumuzdan dolay\u0131 de\u011fil, fazl u rahmetinden \u00fcmid ederek diliyoruz. Halbuki olacak, olacakt\u0131r: Bizden herhangi bir \u015fekilde sad\u0131r olmu\u015f olan g\u00fcnahlar, Senin il\u00e2h\u00ee bilginde zaten belli ve sabittir. Onlar\u0131n oradan silinmesi imkans\u0131zd\u0131r. Fakat Sen, y\u00fcce kudretinle onlar\u0131n bize y\u00f6nelik olan sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 istersen silebilirsin. Zira sebepleri yaratan ve ger\u00e7ekten etki sahibi olan ancak Sensin. Bizim k\u00f6t\u00fc i\u015flerimizle onlar\u0131n do\u011furacaklar\u0131 sonu\u00e7lar aras\u0131ndaki ili\u015fkiyi sen dilersen mahvedebilirsin, bizden onlar\u0131 affettikten ba\u015fka bize ma\u011ffiret de et! Ay\u0131plar\u0131m\u0131z\u0131 il\u00e2h\u00ee ilminde gizle, \u00f6rtbas eyle, eller i\u00e7inde bizi rezil ve r\u00fcsvay eyleme, ayr\u0131ca rahmetinle muamele et, rahmetinle bize ihsanda bulun, Sen bizim Mevl\u00e2m\u0131z&#8217;s\u0131n, sahibimiz, malikimiz, yard\u0131mc\u0131m\u0131z ve i\u015flerimizin tedbircisisin. &#8220;Allah, inananlar\u0131n dostudur.&#8221; (Bakara, 2\/257) buyurdun. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, o k\u00e2firler g\u00fcruhuna kar\u015f\u0131 bize yard\u0131m et, nusret ihsan eyle; maddeten ve manen hakk\u0131n savunulmas\u0131nda ve Allah ad\u0131n\u0131n y\u00fcceltilmesinde bizi \u00fcst\u00fcn getir ve zaferlere ula\u015ft\u0131r, muzaffer eyle!.<\/p>\n<p>Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, bu dualarla dua etti\u011fi zaman, Allah taraf\u0131ndan &#8220;peki yapt\u0131m&#8221; buyuruldu\u011fu M\u00fcslim ve Tirmiz\u00ee&#8217;de rivayet edilmi\u015ftir. \u0130lerideki s\u00fbrelerde de bu dualara \u00e7e\u015fitli y\u00f6nlerden verilmi\u015f cevaplar g\u00f6rece\u011fiz; bu cevaplardan biri olmak \u00fczere \u00c2l-i \u0130mran S\u00fbresi, bu nusret duas\u0131na bir cevap olarak ba\u015flayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>K\u00fct\u00fcb-\u00fc Sitte&#8217;de Abdullah b. Mes&#8217;\u00fbd&#8217;dan rivayet olunan bir hadis-i \u015ferifte buyurulmu\u015ftur ki: &#8220;Her kim geceleyin Bakara S\u00fbresi&#8217;nden bu iki \u00e2yeti okursa ona yeter&#8221;.<\/p>\n<p>Hakim ve Beyhak\u00ee&#8217;nin Ebu Zer&#8217;den naklen tahric ettikleri bir di\u011fer hadis-i \u015ferifte de Fahr-i Ris\u00e2let Efendimiz buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, Bakara S\u00fbresi&#8217;ni iki \u00e2yetle sona erdirdi ki, bunlar\u0131 bana ar\u015f\u0131n alt\u0131ndaki bir hazineden verdi. Bunlar\u0131 \u00f6\u011freniniz, kad\u0131nlar\u0131n\u0131za, o\u011fullar\u0131n\u0131za belletiniz, \u00f6\u011fretiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar hem salatt\u0131r, hem duad\u0131r, hem Kur&#8217;\u00e2n&#8217;d\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>Hz. \u00d6mer ile Hz. Ali (r.anh\u00fcm\u00e2)&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir ki, her biri: &#8220;Akl\u0131 ba\u015f\u0131nda bir adam g\u00f6rmezdim ki, Bakara S\u00fbresi&#8217;nin sonundaki bu \u00e2yetleri okumadan uyusun.&#8221; demi\u015flerdir.<\/p>\n<p>&#8220;Cibr\u00eel, Hz. Peygamber&#8217;e Bakara S\u00fbresi&#8217;nin sonunda &#8216;\u00e2min&#8217; demeyi telkin etti.&#8221; diye de Ebu Meysere&#8217;den gelen bir rivayet bulunmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Cenab-\u0131 Allah, biz kullar\u0131n\u0131 da daima bu dualar\u0131n m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 duyan, anlayan ve gere\u011fini yerine getirerek, vaad etti\u011fi icabetinin feyzinden b\u00fcy\u00fck b\u00fcy\u00fck nasiplerle pay alan kullar\u0131ndan eylesin. Amin.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Gelelim hacc\u0131n vaktine: Me\u00e2l-i \u015eerifi 197- Hac, bilinen aylardad\u0131r. Her kim o aylarda hacca ba\u015flay\u0131p kendisine farz ederse; art\u0131k hacda kad\u0131na yakla\u015fmak, g\u00fcnah i\u015flemek ve kavga etmek yoktur. Siz hay\u0131rdan ne i\u015flerseniz, Allah onu bilir. Kendinize az\u0131k edinin. \u015e\u00fcphesiz ki az\u0131klar\u0131n en hay\u0131rl\u0131s\u0131 Allah korkusudur. Ey ak\u0131l sahipleri! Benden korkun! 198- Rabbinizin l\u00fctfunu istemenizde size &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":8690,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1228,1227,5030,5031,5351,1583,1582,1586],"class_list":["post-1946","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-2-bakara","tag-2-bakara-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-kuran","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1946","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1946"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1946\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":19162,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1946\/revisions\/19162"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/8690"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1946"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1946"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1946"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}