{"id":1948,"date":"2014-06-08T09:53:30","date_gmt":"2014-06-08T06:53:30","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1948"},"modified":"2020-04-22T00:55:25","modified_gmt":"2020-04-21T21:55:25","slug":"2-bakara-tefsiri-2-bolum","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/2-bakara-tefsiri-2-bolum\/","title":{"rendered":"2-BAKARA HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130 &#8211; 2.B\u00f6l\u00fcm"},"content":{"rendered":"<p>Ayr\u0131ca bu yahudiler vahiy ve n\u00fcb\u00fcvvet aleyhinde s\u00f6z s\u00f6ylemi\u015f olmak i\u00e7in vahyin vas\u0131tas\u0131 olan Cibr\u00eel-i Em\u00een hakk\u0131nda &#8220;O bizim d\u00fc\u015fman\u0131m\u0131zd\u0131r.&#8221; diye d\u00fc\u015fmanl\u0131klar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa vurmu\u015flard\u0131r ki, buna kar\u015f\u0131 \u015fu iki \u00e2yet nazil olmu\u015ftur:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>97- S\u00f6yle; her kim Cebrail&#8217;e d\u00fc\u015fman ise iyi bilsin ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 senin kalbine Allah&#8217;\u0131n izniyle kendinden \u00f6nceki vahiyleri onaylay\u0131c\u0131, m\u00fcminlere hidayet ve m\u00fcjde kayna\u011f\u0131 olmak \u00fczere o indirdi.<\/p>\n<p>98- Her kim Allah&#8217;a, Allah&#8217;\u0131n meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile M\u00eek\u00e2il&#8217;e d\u00fc\u015fman olursa, iyi bilsin ki, Allah da o k\u00e2firlerin d\u00fc\u015fman\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>97-Bu \u00e2yetlerin n\u00fczul sebebi olan bu d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n nas\u0131l meydana geldi\u011fi hakk\u0131nda birka\u00e7 rivayet vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: \u00c7e\u015fitli yollarla gelen rivayetlerin b\u00fct\u00fcn\u00fcnden \u00e7\u0131kan sonuca g\u00f6re; Peygamber Efendimiz, Medine&#8217;ye hicret buyurduklar\u0131 zaman, Fedek yahudilerinin din b\u00fcy\u00fcklerinden biri olan Abdullah \u0130bn\u00fc Suriya, m\u00fcnazara etmek i\u00e7in birka\u00e7 ki\u015fiyle birlikte Peygamber Efendimiz&#8217;e gelmi\u015f. Evvela; &#8220;Ey Muhammed! Uykun nas\u0131ld\u0131r?&#8221; demi\u015f, &#8220;Zira ahir zamanda gelecek o peygamberin uykusu bize haber verilmi\u015ftir.&#8221; Aleyhissalat\u00fc Vessel\u00e2m Efendimiz &#8220;G\u00f6zlerim uyur, kalbim uyumaz.&#8221; buyurunca, &#8220;Do\u011fru.&#8221; demi\u015f. Sonra &#8220;Nutfe babadan iken \u00e7ocuk anas\u0131na neden benzer? Bunu da a\u00e7\u0131klar m\u0131s\u0131n?&#8221; demi\u015f. Peygamber Efendimiz &#8220;Kad\u0131n\u0131n da suyu vard\u0131r, hangisi \u00fcst\u00fcn gelirse benzerlik o tarafa \u00e7eker.&#8221; buyurmu\u015f. O yine &#8220;Do\u011fru&#8221; demi\u015f. Sonra &#8220;\u0130srail&#8217;in kendi nefsine haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 yiyecek ne idi, haber ver bakal\u0131m. \u00c7\u00fcnk\u00fc Tevrat&#8217;a g\u00f6re, bunu \u00fcmm\u00ee peygamber haber verecektir.&#8221; demi\u015f. Bunun \u00fczerine Peygamber Efendimiz buyurmu\u015f ki; &#8220;Musa&#8217;ya Tevrat&#8217;\u0131 indiren Allah ad\u0131na s\u00f6ylerim. Bilir misiniz ki, \u0130srail (Yakub) \u015fiddetli bir hastal\u0131\u011fa tutulmu\u015ftu, hastal\u0131\u011f\u0131 uzad\u0131, o zaman Allah kendisine bu hastal\u0131ktan afiyet ihsan ederse en sevdi\u011fi yiyece\u011fi ve i\u00e7ece\u011fi kendi kendisine haram olsun diye adakta bulundu ve onu kendi nefsine haram k\u0131ld\u0131: &#8220;Deve eti yemiyece\u011fim, deve s\u00fct\u00fc i\u00e7miyece\u011fim diye adakta bulundu&#8221;. Abdullah, buna da &#8220;evet&#8221; dedikten sonra &#8220;D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc ve son olarak bir \u015fey kald\u0131, onu da s\u00f6ylersen sana iman ettim gitti.&#8221; demi\u015f. &#8220;Sana hangi melek geliyor da Allah taraf\u0131ndan bu senin s\u00f6ylediklerini sana getiriyor?&#8221; diye sorunca Resulullah &#8220;Cebrail&#8221; buyurmu\u015f. Bunun \u00fczerine &#8220;O bizim d\u00fc\u015fman\u0131m\u0131zd\u0131r, o sava\u015f ve \u015fiddet getirir, bizim el\u00e7i mele\u011fimiz Mikail&#8217;dir ki o, m\u00fcjde, ucuzluk, bolluk ve bereket getirir. E\u011fer sana gelen melek o olsayd\u0131 iman ederdik.&#8221; demi\u015f. Hz. \u00d6mer hemen sormu\u015f &#8220;Bu d\u00fc\u015fmanl\u0131k ne zaman ba\u015flad\u0131?&#8221; demi\u015f. Abdullah \u0130bn Suriya &#8220;Bunun ba\u015flang\u0131c\u0131 \u00e7ok eskilere dayan\u0131r.&#8221; demi\u015f, &#8220;Buhtu nassar denilen bir adam taraf\u0131ndan Beyt\u00fclmakdis&#8217;in tahrip edilece\u011fini Allah Te\u00e2l\u00e2 bizim peygamberimize vahyetmi\u015f bildirmi\u015f ve onu tarif etmi\u015fti. Biz de arad\u0131k bulduk, onu \u00f6ld\u00fcrmek i\u00e7in adamlar g\u00f6nderdik. O zaman Babil&#8217;de hen\u00fcz miskin bir \u00e7ocuktu, fakat Cebrail &#8216;E\u011fer Allah sizi bunu \u00f6ld\u00fcrmeye muvaffak k\u0131larsa, haber verdi\u011fi adam bu de\u011filmi\u015f demek olur. Binaenaleyh bunu \u00f6ld\u00fcrmek fayda sa\u011flamaz.&#8217; diyerek onu m\u00fcdafaa etti, sonra da o \u00e7ocuk b\u00fcy\u00fcd\u00fc, kuvvetlendi, h\u00fck\u00fcmdar oldu, bize harp a\u00e7t\u0131, Beyt\u00fclmakdis&#8217;i tahrip etti ve orada katliam yapt\u0131. Bunun i\u00e7in biz Cebrail&#8217;i d\u00fc\u015fman olarak tan\u0131r\u0131z.&#8221; Bunun \u00fczerine i\u015fte bu \u00e2yetler nazil olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: \u0130nme sebebi, do\u011frudan do\u011fruya Hz. \u00d6mer ile olan bir s\u00f6yle\u015fi \u00fczerine olmu\u015ftur, \u015f\u00f6yle ki: Medine&#8217;nin yukar\u0131 taraf\u0131nda Hz. \u00d6mer&#8217;in bir tarlas\u0131 vard\u0131, ona gelir giderken yolu yahudilerin dershanelerinin \u00f6n\u00fcnden ge\u00e7erdi, o da ara s\u0131ra durur onlar\u0131 dinlerdi. Bir g\u00fcn &#8220;Ey \u00d6mer!&#8221; dediler, &#8220;Muhammed&#8217;in ashab\u0131 i\u00e7inde senin gibi sevdi\u011fimiz yok, di\u011ferleri gelir ge\u00e7er, hi\u00e7 iltifat etmezler, can\u0131m\u0131z\u0131 s\u0131karlar. Sen \u00f6yle yapmazs\u0131n, bunun i\u00e7in sana \u00e7ok \u00fcmit besliyoruz&#8221;. Bunun \u00fczerine Hz. \u00d6mer, onlara sordu: &#8220;Sizce en b\u00fcy\u00fck yemin nedir?&#8221; dedi. Onlar &#8220;T\u00fbr-i Sin\u00e2&#8217;da Musa&#8217;ya Tevrat&#8217;\u0131 indiren Rahm\u00e2n ad\u0131na edilen yemindir.&#8221; dediler. Sonra Hz. \u00d6mer, onlara bu suretle yemin vererek: &#8220;Do\u011fru s\u00f6yleyin Muhammed&#8217;i kitab\u0131n\u0131zda buluyor musunuz?&#8221; diye sordu. Onlar sustular, s\u00fckut ettiler, \u00d6mer: &#8220;Ne oluyorsunuz, \u00e7ekinmeyin s\u00f6yleyin, vallahi ben kendi dinimde \u015f\u00fcphem bulundu\u011fu i\u00e7in size soru sormuyorum.&#8221; dedi. Birbirlerinin y\u00fczlerine bakt\u0131lar, i\u00e7lerinden biri kalkt\u0131, onlara: &#8220;S\u00f6yleyin, yoksa ben s\u00f6yliyece\u011fim.&#8221; dedi. Bunun \u00fczerine dediler ki; &#8220;Evet, biz onu kitab\u0131m\u0131zda buluyoruz, lakin ona vahiy getiren melek Cibril&#8217;dir, Cibril ise bizim d\u00fc\u015fman\u0131m\u0131zd\u0131r, o hep azap, sava\u015f, zelzele gibi \u015fiddetlerin sahibidir, e\u011fer ona gelen melek Mikail olsa idi, herhalde iman ederdik, \u00e7\u00fcnk\u00fc o hep rahmete, merhamete, ucuzlu\u011fa, huzur ve selamete vekil edilmi\u015ftir.&#8221; Hz. \u00d6mer yine sordu: &#8220;T\u00fbr-i Sina&#8217;da Musa&#8217;ya Tevrat&#8217;\u0131 indiren Rahm\u00e2n hakk\u0131 i\u00e7in s\u00f6yleyin Allah kat\u0131nda Cebrail&#8217;in yeri nedir?&#8221; Onlar dediler ki, &#8220;Cebrail sa\u011f\u0131nda, Mikail solundad\u0131r.&#8221; Bu cevap \u00fczerine Hz. \u00d6mer: &#8220;\u00d6yleyse \u015fahid olun ki, Allah&#8217;\u0131n sa\u011f\u0131ndakine d\u00fc\u015fman olanlar, solundakine de d\u00fc\u015fman olmu\u015f olurlar ve bu ikisine d\u00fc\u015fman olanlar Allah&#8217;a da d\u00fc\u015fmand\u0131rlar!&#8221; dedi ve olup bitenleri haber vermek \u00fczere Hz. Peygamber&#8217;in huzuruna geldi. Peygamber&#8217;in huzuruna vard\u0131\u011f\u0131 zaman g\u00f6rd\u00fc ki, Cibril ondan evvel vahiy getirmi\u015f, Resulullah kendisine bu \u00e2yetleri okuyuvermi\u015fti.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Yahudilerin &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, Cebrail&#8217;e, peygamberli\u011fi bize getirmesini emretti\u011fi halde, o ba\u015fkas\u0131na g\u00f6t\u00fcrd\u00fc, bundan dolay\u0131 ona d\u00fc\u015fman\u0131z.&#8221; dedikleri de rivayet edilir. Ger\u00e7ekten de \u00e2yetin mazmununa g\u00f6re, d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n esas sebebi, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n Hz. Muhammed&#8217;in kalbine indirilmesinden ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir. Bunun da Allah&#8217;\u0131n izniyle yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve ayn\u0131 zamanda getirdi\u011fi Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n yaln\u0131zca \u015fiddet ve azap de\u011fil, daha \u00f6nceki semavi kitaplar\u0131 tasdik edip destekledi\u011fi, ayr\u0131ca m\u00fcminlere hidayet ve m\u00fcjdelerle dolu oldu\u011fu beyan buyurularak, onlar taraf\u0131ndan \u00f6ne s\u00fcr\u00fclen sebeplerin ger\u00e7ek sebepler de\u011fil, yalan olarak s\u00f6ylendi\u011fi ortaya konmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Fayda: &#8220;Cibr\u00eel&#8221; kelimesi esasen &#8220;cibr&#8221; ve &#8220;il&#8221; kelimelerinden olu\u015fmu\u015f \u0130br\u00e2n\u00eece bir kelimedir ve Fahr-\u0131 k\u00e2inat (\u00e2lemlerin \u00f6\u011f\u00fcnc\u00fc) Efendimiz&#8217;e vahiy getiren mele\u011fin ismidir. \u0130br\u00e2n\u00eece&#8217;de t\u0131pk\u0131 Abdullah gibi ve rivayete g\u00f6re ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da bir izafet terkibi ise de Arap\u00e7a Ba&#8217;lebek gibi mezc\u00ee (kar\u0131\u015f\u0131k) terkiplere benzer bir tarzda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c2lemiyet (isimlik) ve ucme (Arap\u00e7a olmayan) gibi iki sebepten dolay\u0131 gayri munsariftir. Araplar bunu sekiz ayr\u0131 telaffuz \u015feklinde s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, bunlardan en me\u015fhuru d\u00f6rtt\u00fcr ve bu d\u00f6rt vecih A\u015fere k\u0131r\u00e2etinde v\u00e2rid olmu\u015ftur:<\/p>\n<p>1-Selseb\u00eel vezninde &#8220;cebra\u00eel&#8221;, Hamze ve Kisa\u00ee k\u0131r\u00e2etleri,<\/p>\n<p>2- &#8220;Cebre\u00eel&#8221; Ebubekr \u015eu&#8217;be rivayetiyle \u00c2s\u0131m k\u0131r\u00e2eti,<\/p>\n<p>3- &#8220;Cebr\u00eel&#8221; \u0130bn\u00fc Kesir k\u0131r\u00e2eti,<\/p>\n<p>4- &#8220;Cibr\u00eel&#8221; c\u00eemin kesriyle, geri kalan alt\u0131 imam, bir de Hafs rivayetiyle \u00c2s\u0131m k\u0131r\u00e2eti ki, bizim k\u0131r\u00e2etimiz de budur ve Hicaz l\u00fcgat\u0131d\u0131r. Di\u011fer d\u00f6rt k\u0131r\u00e2et de &#8220;Cebraiyl, Cebrail, Cebral ve Cebr\u00een&#8221; \u015feklindedir. Arap\u00e7a&#8217;n\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki baz\u0131 dillerde &#8220;Gabriyel, Gabraiyl, Gabril&#8221; gibi isimler de asl\u0131nda &#8220;c\u00eem&#8221; harfinin M\u0131s\u0131r leh\u00e7esiyle okunmas\u0131ndan ibarettir.<\/p>\n<p>Bu terkibin \u00f6zel isim olma ger\u00e7e\u011fini, bir an i\u00e7in bir yana b\u0131rak\u0131r da kelimenin ne anlama geldi\u011fini \u00f6\u011frenmek istersek, bu konuda da \u00e7e\u015fitli g\u00f6r\u00fc\u015fler \u00f6ne s\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. \u0130br\u00e2n\u00eece&#8217;de &#8220;cebr&#8221; abd, yani kul ve k\u00f6le anlam\u0131na, &#8220;\u00eel&#8221; de il\u00e2h ve Allah anlam\u0131na geldi\u011finden &#8220;Cebra\u00eel&#8221; de &#8220;Abdullah&#8221; (Allah&#8217;\u0131n kulu) demek olur. Bununla beraber baz\u0131 tefsirciler bunun yani, &#8220;Allah&#8217;\u0131n ceber\u00fbtu&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na geldi\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir. Ger\u00e7ekten de kelimenin Arap\u00e7a &#8220;cebr&#8221; maddesiyle a\u00e7\u0131k\u00e7a ili\u015fkisi vard\u0131r. Buna g\u00f6re; Cibr\u00eel, kar\u015f\u0131s\u0131nda hi\u00e7bir kuvvetin engellemesine imkan olmayan ve eserlerinde gerek ilm\u00ee, gerek amel\u00ee bak\u0131m\u0131ndan, her y\u00f6n\u00fcyle kat&#8217;iyyet, zaruret, kesinlik ve ka\u00e7\u0131n\u0131lmazl\u0131k sabit olan, h\u00e2s\u0131l\u0131 her mele\u011fin, her ruhun, her kuvvetin ve her g\u00fcc\u00fcn \u00fcst\u00fcnde bulunan bir melek anlam\u0131na gelmektedir. Asl\u0131nda vahiy olay\u0131 da bu suretle ilm\u00ee kesinlik ifade etmektedir; \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fctlere, be\u015ferin \u00e7aba ve iradesiyle elde edilen bilgilerde oldu\u011fu gibi zan ve ihtimallere imkan b\u0131rakmayan bir bilgi oldu\u011fundan, vahiy vas\u0131tas\u0131 olan mele\u011fin bu isimle an\u0131lmas\u0131, ayn\u0131 zamanda onun g\u00f6revini de bir anlamda tarif etmek demek olur. Buna ruh, ruhullah, emin ruh ve R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs denilmesi &#8220;Y\u00fcce ar\u015f\u0131n sahibi kat\u0131nda itibarl\u0131, g\u00fc\u00e7l\u00fc, kendisine itaat edilen ve her yerde g\u00fcven duyulan&#8221; (Tekv\u00eer, 81\/20,21) \u00f6zellikleri ile tan\u0131t\u0131lmas\u0131 dahi bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 teyid etmekte ve desteklemektedir. Bundan vahiy bilgisinin ve peygamberlere verilen mucizelerin ne kadar b\u00fcy\u00fck bir kesinlik ifade etti\u011fini anlamak da kolay olacakt\u0131r. Bundan dolay\u0131 yahudilere kar\u015f\u0131 hitap edilirken, kendi dillerinde bulunan bu ismin se\u00e7ilmi\u015f olmas\u0131, buna kar\u015f\u0131 d\u00fc\u015fmanl\u0131k g\u00fctmenin ne kadar anlams\u0131z, ne kadar delilik ve ne kadar k\u00e2firlik oldu\u011funu anlatmak i\u00e7in ne b\u00fcy\u00fck bir bela\u011fat olmu\u015ftur. Art\u0131k \u00e2yetlerin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 izaha ge\u00e7ebiliriz:<\/p>\n<p>Ey Muhammed! Sen \u015f\u00f6yle de ve benim taraf\u0131mdan \u015funu ilan et ki her kim Cibr\u00eel&#8217;e d\u00fc\u015fman ise kar\u015f\u0131ma \u00e7\u0131ks\u0131n. Asl\u0131nda tefsirciler bunun \u015fart c\u00fcmlesi oldu\u011funda ittifak ediyorlar, fakat tefsircilerin \u00e7o\u011fu, ceza c\u00fcmlesinin hazf edilmi\u015f oldu\u011funu, onun da &#8220;sebepsizdir, m\u00e2n\u00e2s\u0131zd\u0131r&#8221;, yahut &#8220;kahr\u0131ndan \u00f6ls\u00fcn, \u00e7atlas\u0131n gibi&#8221; bir takdire ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu, daha sonraki kelimesinin yukardaki \u015fart c\u00fcmlesinin cezas\u0131 de\u011fil, takdir ile mahzuf olan ceza c\u00fcmlesinin illeti oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyorlar. Ke\u015f\u015faf sahibi ise bundan ba\u015fka cezan\u0131n mahzuf olmay\u0131p, bu c\u00fcmlenin devam\u0131 olan c\u00fcmlesi olabilece\u011fini de s\u00f6ylemi\u015f ve buna g\u00f6re me\u00e2lin &#8220;Bunun sebebi Allah&#8217;\u0131n izniyle Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 sana indirmesinden ibarettir.&#8221; olaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015f ve nihayet bunun bir tehdit anlam\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 da anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Lakin buna c\u00fcmlesinde \u015fart\u0131na ait bir zamir bulunmad\u0131\u011f\u0131ndan Arap dilinin kurallar\u0131na uygun d\u00fc\u015fmedi\u011fi gerek\u00e7esiyle itiraz edilmi\u015ftir. Ancak Zemah\u015fer\u00ee, burada &#8220;bunun adavetinin sebebi&#8221; diye bir m\u00fcpteda ile bu zamirin mukadder oldu\u011funu g\u00f6sterdi\u011finden, Ebu Hayyan&#8217;\u0131n bu itiraz\u0131na verilen cevab\u0131 da anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Demek oluyor ki, \u00f6nceki \u015fekilde ceza hazf edilmi\u015f, cezan\u0131n illeti, ayn\u0131 zamanda ceza yerine kaim; ikinci \u015fekilde ise ceza mevcut, fakat arada ba\u011flant\u0131 sa\u011flayan bir m\u00fcpteda hazfedilmi\u015ftir. Her iki takdir \u015fekline g\u00f6re de bu s\u00f6z\u00fcn bir tehdit anlam\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve ikinci \u00e2yetin bunu izah etti\u011fini unutmamak gerekir. Sebebin beyan\u0131 vesiledir, \u00e2yetin siyak\u0131 ise as\u0131l k\u0131nama ve azarlamad\u0131r. Bunun i\u00e7in biz siyak\u0131 g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde tutarak \u015fu takdiri daha uygun g\u00f6r\u00fcyoruz: &#8220;S\u00f6yle ve de ki; her kim Cibr\u00eel&#8217;e d\u00fc\u015fman ise Allah&#8217;a d\u00fc\u015fmand\u0131r&#8221;. \u00c7\u00fcnk\u00fc o Cibr\u00eel, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 senin kalbine Allah&#8217;\u0131n izniyle indirmektedir. \u00d6n\u00fcndeki eski kitaplar\u0131 tasdik edip do\u011frulay\u0131c\u0131, m\u00fcminlere hidayet ve m\u00fcjde olmak \u00fczere.<\/p>\n<p>&#8220;Kalbin \u00fczerine&#8221; buyurulmas\u0131 iki bak\u0131mdan dikkate \u015fayand\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: &#8220;kalbine do\u011fru&#8221; buyurulmay\u0131p ile irad edilmi\u015ftir; isti&#8217;l\u00e2 ifade etti\u011finden, vahiy yoluyla indirilen il\u00e2h\u00ee bilgilerin, kalbde kendili\u011finden do\u011fan ilham ve sun\u00fbhat\u0131n, birtak\u0131m basit duygular\u0131n meydana gelmesinde oldu\u011fu gibi, kalbe yaln\u0131zca bir noktadan ili\u015fivermekle kalmay\u0131p, b\u00fct\u00fcn kalbi, \u00fczerinden \u00e7epe\u00e7evre kaplay\u0131p istila etmek suretiyle di\u011fer duygu ve idraklerin c\u00fcmlesini ge\u00e7ersiz k\u0131larak, gelip yerle\u015fen ve her t\u00fcrl\u00fc kesinli\u011fin \u00fcst\u00fcnde, kar\u015f\u0131 konulamaz zorunlu bir ilm\u00ee ger\u00e7eklik ifade eden ilah\u00ee h\u00fck\u00fcm, il\u00e2h\u00ee mecburiyet demek oldu\u011funu iyice anlatmaktad\u0131r. Nitekim Cibr\u00eel, vahiy getirdi\u011fi zaman, Resulullah&#8217;\u0131 \u00f6yle sar\u0131p s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131yordu ki, can\u0131na tak ediyordu. Bunun i\u00e7in Rasulullah &#8220;Beni takats\u0131z b\u0131rak\u0131ncaya kadar s\u0131kt\u0131.&#8221; buyurmu\u015ftu. Buhar\u00ee&#8217;nin ba\u015f\u0131nda Hz. Ai\u015fe&#8217;den rivayet olundu\u011fu \u00fczere Ashab-\u0131 kiramdan Haris b. Hi\u015fam &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, sana vahiy nas\u0131l geliyor?&#8221; diye sormu\u015ftu. Resulullah da buyurdu ki, &#8220;Baz\u0131 zamanlar \u00e7an sesi gibi gelir, bu bana en \u015fiddetlisidir. Derken ses kesilir, ben de hepsini ezberlemi\u015f olurum, baz\u0131 zamanlar melek bir \u00e2dem \u015fekline b\u00fcr\u00fcn\u00fcr, bana s\u00f6yler, ben de s\u00f6yledi\u011fini bellerim.&#8221; Hz. Ai\u015fe bunu naklettikten sonra demi\u015ftir ki: &#8220;Ger\u00e7ekten ben de g\u00f6rd\u00fcm, gayet so\u011fuk bir g\u00fcnd\u00fc, peygambere vahiy geliyordu, sonra vahiy kesildi, peygamberin aln\u0131ndan ter damlalar\u0131 d\u00f6k\u00fcl\u00fcyordu. \u0130lk vahyin peygamberimize nas\u0131l geldi\u011fi F\u00e2tiha S\u00fbresi&#8217;nin tefsirinde nakledilmi\u015fti. \u0130\u015fte burada &#8220;il\u00e2 kalbike&#8221; &#8221; veya &#8220;ileyke&#8221;, hatta &#8220;aleyke&#8221; buyurulmay\u0131p da &#8220;al\u00e2 kalbike&#8221; buyurulmas\u0131, \u00f6zellikle vahyin, Res\u00fblullah&#8217;\u0131n kalbine pek ziyade bask\u0131 yapan ve onu ku\u015fatan en \u015fiddetli k\u0131sm\u0131na i\u015faret buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Bu s\u00f6z\u00fc s\u00f6ylemeye Resulullah memur oldu\u011fu i\u00e7in s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi ve d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc gere\u011fi olarak, Peygamber Efendimiz&#8217;in diliyle ve m\u00fctekellim (birinci \u015fah\u0131s) sigasiyle &#8220;al\u00e2 kalb\u00ee&#8221; denilmesi gerekirdi, yani s\u00f6z\u00fc s\u00f6yleyen Resulullah oldu\u011funa g\u00f6re, onun &#8220;benim kalbim \u00fczerine&#8221; demesi laz\u0131m gelirdi. B\u00f6yle iken muhatap sigas\u0131 ile &#8220;al\u00e2 kalbike&#8221; buyurmu\u015ftur ki, bu da bu s\u00f6z\u00fc Resulullah kendi taraf\u0131ndan de\u011fil, Allah taraf\u0131ndan aynen s\u00f6ylemeye memur oldu\u011funu nass halinde ortaya koymak i\u00e7indir.<\/p>\n<p>98-\u00d6zet olarak &#8220;Ey Muhammed! Sen de\u011fil, ben s\u00f6yl\u00fcyorum, sen bunu ilan et! Her kim Cibr\u00eel&#8217;e d\u00fc\u015fman ise \u015funu iyi bilsin ki, o Cibr\u00eel, bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 kendili\u011finden de\u011fil, benim iznimle sana indirmektedir. \u00dcstelik ondan evvel g\u00f6nderilmi\u015f olan b\u00fct\u00fcn il\u00e2h\u00ee kitaplar\u0131 tasdik edip destekleyici, onlar gibi rahmet ve hatta m\u00fcminlere onlardan da fazla hidayet ve m\u00fcjde olarak indirmektedir. \u015eu halde Cibr\u00eel&#8217;e d\u00fc\u015fmanl\u0131k etmek, Allah&#8217;a, Allah&#8217;\u0131n kitaplar\u0131na, m\u00fcminlere olan hidayete ve m\u00fcjdelere d\u00fc\u015fman olmakt\u0131r. Zira her kim Allah&#8217;a, meleklerine, resullerine ve bilhassa Cibr\u00eel ile Mikail&#8217;e d\u00fc\u015fman olursa iyi bilsin ki, Allah da k\u00e2firlere d\u00fc\u015fmand\u0131r. Yani onlar\u0131n belalar\u0131n\u0131 verecektir; onlar\u0131 ya\u015fatmas\u0131, onlara m\u00fchlet ve f\u0131rsat vermesi onlar i\u00e7in bir nimet de\u011fildir, sadece ve sadece talihsizliktir. Ancak tevbek\u00e2r olurlar da inananlar aras\u0131na kat\u0131l\u0131rlarsa, o zaman s\u00f6z konusu hidayet ve m\u00fcjdeden onlar da faydalan\u0131r, nimete ererler.<\/p>\n<p>Bu emirden sonra Cenab-\u0131 Hak, Resul\u00fcn\u00fc, bir daha te&#8217;yid ederek, yahudilerin son bir defa daha i\u00e7y\u00fczlerini ve ruh hallerini b\u00fct\u00fcn derinli\u011fiyle bildiriyor ve nihayet onlara, b\u00fct\u00fcn bu hal ve tutumlar\u0131ndan vazge\u00e7ip yola gelmelerini rahimane bir bela\u011fatle tavsiye ediyor, \u015f\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>99- \u015ean\u0131m hakk\u0131 i\u00e7in sana \u00e7ok a\u00e7\u0131k \u00e2yetler; parlak mucizeler indirdik. \u00d6yle ki, iman sahas\u0131ndan uzakla\u015fm\u0131\u015f fas\u0131klardan ba\u015fkas\u0131 onlar\u0131 ink\u00e2r etmez.<\/p>\n<p>100- O fas\u0131klar hem bunlar\u0131 tan\u0131m\u0131yacaklar, hem de ne zaman bir ahd \u00fczerine antla\u015fma yapsalar, her defas\u0131nda mutlaka i\u00e7lerinden bir g\u00fcruh \u00e7\u0131k\u0131p onu bozacak ve at\u0131verecek \u00f6yle mi? Hatta az bir g\u00fcruh de\u011fil, onlar\u0131n \u00e7o\u011fu ahit tan\u0131maz imans\u0131zlard\u0131r.<\/p>\n<p>101- \u00dcstelik Allah taraf\u0131ndan onlara, yanlar\u0131ndaki kitab\u0131 tasdik edici bir peygamber gelince, daha \u00f6nce kendilerine kitap verilenlerden bir k\u0131sm\u0131, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131 s\u0131rtlar\u0131ndan geriye att\u0131lar, sanki hi\u00e7bir \u015fey bilmiyorlarm\u0131\u015f gibi yapt\u0131lar.<\/p>\n<p>102- Tuttular da S\u00fcleyman m\u00fclk\u00fcne dair \u015feytanlar\u0131n uydurup izledikleri \u015feyin ard\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcler. Halbuki S\u00fcleyman ink\u00e2r edip k\u00e2fir olmad\u0131, lakin o \u015feytanlar k\u00e2firlik ettiler; insanlara sihir \u00f6\u011fretiyorlar ve B\u00e2bil&#8217;de Harut ve Marut&#8217;a, bu iki mele\u011fe indirilen \u015feyleri \u00f6\u011fretiyorlard\u0131. Halbuki o ikisi &#8220;biz ancak ve ancak sizi denemek i\u00e7in g\u00f6nderildik, sak\u0131n sihir yap\u0131p da k\u00e2fir olmay\u0131n!&#8221; demeden kimseye bir\u015fey \u00f6\u011fretmezlerdi. \u0130\u015fte bunlardan kar\u0131 ile kocan\u0131n aras\u0131n\u0131 ay\u0131racak \u015feyler \u00f6\u011freniyorlard\u0131. Fakat Allah&#8217;\u0131n izni olmad\u0131k\u00e7a bununla kimseye zarar verebilecek de\u011fillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sa\u011flamayacak bir \u015fey \u00f6\u011freniyorlard\u0131. Yemin olsun ki, onu her kim sat\u0131n al\u0131rsa, onu alan\u0131n ahirette bir nasibi olmayaca\u011f\u0131n\u0131 da \u00e7ok iyi biliyorlard\u0131. Hakkiyle bilselerdi, u\u011fruna canlar\u0131n\u0131 satt\u0131klar\u0131 \u015fey ne \u00e7irkin bir \u015feydi.<\/p>\n<p>103- \u015eayet onlar iman edip de korunmu\u015f olsalard\u0131, elbette Allah taraf\u0131ndan verilecek m\u00fckafat \u00e7ok hay\u0131rl\u0131 olacakt\u0131. Ke\u015fke bunu bilselerdi.<\/p>\n<p>99- Ey Resul\u00fcm! \u015ean\u0131m hakk\u0131 i\u00e7in, emin ol ki, Biz sana gayet a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik, ilah\u00ee maksad\u0131 e\u011frisiz b\u00fc\u011fr\u00fcs\u00fcz, \u015feksiz \u015f\u00fcphesiz g\u00f6steren \u00e2yetler, mucizeler indirdik. Bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n, bilhassa tebli\u011fden maksad\u0131n ne oldu\u011funu g\u00f6steren ve hakka davet eden muhkem \u00e2yetleri o kadar a\u00e7\u0131k ve o kadar se\u00e7iktir ki, zerre kadar ak\u0131l, idrak ve insaf\u0131 olan buna iman etmekte teredd\u00fct etmez, dinden ve do\u011fruluk yolundan \u00e7\u0131km\u0131\u015f, ahdini bozmaya ve hep k\u00f6t\u00fc yolda gitmeye al\u0131\u015fm\u0131\u015f, inanc\u0131 bozuk fas\u0131klardan ba\u015fka hi\u00e7 kimse bunlar\u0131 ink\u00e2r etmez. Bunu ink\u00e2ra kalkanlar, s\u00fbrenin ba\u015f taraf\u0131nda beyan olunan hep o h\u00fcsran ehli olan fas\u0131klard\u0131r. \u0130\u015fte bunlardan biri olan Malik b. Sayf, &#8220;Vallahi, Muhammed&#8217;e iman etmemiz i\u00e7in bizim kitab\u0131m\u0131zda bizden ahd ve m\u00eesak al\u0131nmam\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; diye ink\u00e2r etmi\u015fti.<\/p>\n<p>100-Bunun hakk\u0131nda \u015fu \u00e2yet nazil olmu\u015ftur: Ya onlar, o fas\u0131klar, her ne zaman bir ahde giri\u015fir, bir s\u00f6z verirlerse, i\u00e7lerinden bir f\u0131rka bu ahdi bozup atacak m\u0131? Sadece bir f\u0131rka de\u011fil, hatta bunlar\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu imans\u0131zd\u0131rlar. Tevrat&#8217;a da iman etmezler, hi\u00e7 dinleri yoktur. Bunun i\u00e7in antla\u015fmalar\u0131n\u0131 bozmay\u0131 g\u00fcnah saymazlar. Vaktiyle Tevrat&#8217;a ve kendi peygamberlerine kar\u015f\u0131 ka\u00e7 defalar ahitlerini bozduklar\u0131 gibi, \u015fimdi de sana ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a kar\u015f\u0131 \u00f6yle yap\u0131yorlar. Daha d\u00fcne kadar i\u015fte geldi, geliyor, diye seninle iftihar ederlerken, bug\u00fcn ondan vazge\u00e7ip sana vahyi getiren Cibr\u00eel&#8217;e bile d\u00fc\u015fman olduklar\u0131n\u0131 ilan ediyorlar.<\/p>\n<p>101- \u00dcstelik Allah taraf\u0131ndan bunlara beraberlerindeki kitab\u0131 tasdik eden ve destekleyen, yolunu g\u00f6zleyip durduklar\u0131 bir peygamber, bir ahir zaman nebisi gelince, Kitap ehli olanlardan bir f\u0131rka ellerindeki Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131 sanki bilmiyorlarm\u0131\u015f gibi b\u00fcsb\u00fct\u00fcn arkalar\u0131na att\u0131lar da .<\/p>\n<p>102- S\u00fcleyman&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fc, yani S\u00fcleyman Peygamber&#8217;in h\u00fck\u00fcmet ve devleti aleyhine \u015eeytanlar\u0131n takip etti\u011fi \u015feytanl\u0131klara ve \u015eeytanlar\u0131n okuya geldikleri efsun ve efsanelere uydular ve onun arkas\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcler.<\/p>\n<p>&#8220;Tilv, til\u00e2vet&#8221; iki m\u00e2n\u00e2ya gelir. Birisi takip etmek, izlemek, bir \u015feyin arkas\u0131na d\u00fc\u015fmek ki, \u00f6nceki &#8220;t\u00e2li&#8221; tabirleri bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Di\u011feri, sat\u0131r sat\u0131r okumak demektir ki, bunun i\u00e7inde bir \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2 da vard\u0131r. Burada ikisi ile de tefsir edilmi\u015ftir. \u00d6nceki m\u00e2n\u00e2 daha kapsaml\u0131 oldu\u011fundan ve ikincisine de uygun d\u00fc\u015fece\u011finden daha fazla tercihe \u015fayand\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u015feytanlar nas\u0131l \u015feytanlard\u0131 ve takip ettikleri \u015feyler nelerdi? Bunlar hem cin \u015feytan\u0131 ve k\u00f6t\u00fc ruhlar denilen gizli \u015feytanlara, hem de insan \u015feytanlar\u0131na \u015famildir. Zira gizli \u015feytanlar\u0131n eserleri de insan \u015feytanlar\u0131 \u00fczerinde meydana gelir ve zahirdeki insan \u015feytanlar\u0131, o k\u00f6t\u00fc ruhlardan ald\u0131klar\u0131, onlardan \u00f6\u011frendikleri \u015feytanl\u0131klarla i\u015flerini \u00e7evirirler. Tefsircilerden bir\u00e7o\u011funun rivayetlerine g\u00f6re: S\u00fcleyman (a.s.)\u0131n m\u00fclk\u00fcnde fitne zuhur edip, h\u00fck\u00fcmetini yitirdi\u011fi zaman, insan ve cin \u015feytanlar\u0131 pek az\u0131tm\u0131\u015f, dinsizlik \u00e7ok ileri gitmi\u015fti. Fitneyi \u00e7\u0131karan ve daha sonra S\u00fcleyman (a.s.)&#8217;a ma\u011flup d\u00fc\u015fen ve onun emrine girip, h\u00fckm\u00fcne tabi olan bu \u015feytanlar &#8220;Sad S\u00fbresi&#8221;nde, &#8220;benn\u00e2&#8217;, \u011favv\u00e2s ve \u00e2her\u00een&#8221; (Sad, 38\/37-38) namiyle \u00fc\u00e7 ayr\u0131 s\u0131n\u0131f olarak g\u00f6sterilmi\u015ftir. (An\u0131lan \u00e2yetlerin tefsirine bkz.) Demek ki, bunlar i\u00e7inde birtak\u0131m desiseci sanatkarlar da vard\u0131. \u0130\u015fte vahiy kayna\u011f\u0131ndan uzak olan bu \u015feytanlar, meydana gelen ve gelecek olan olaylar hakk\u0131nda kulak h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131 ile birtak\u0131m bilgiler edinirler ve bu bilgilerin her birine y\u00fczlerce yalan ve pislik kar\u0131\u015ft\u0131rarak gizli gizli yaymaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlard\u0131. Bu i\u015flere alet etmek i\u00e7in kahinleri se\u00e7erler ve onlara \u00e7e\u015fitli telkinlerde bulunurlard\u0131. Bu cinlerin baz\u0131 haberleri do\u011fru \u00e7\u0131kt\u0131k\u00e7a kahinler bunlara g\u00fcvenir, ancak onlar bunun yan\u0131nda binlerce yalan dolan da yayarlard\u0131. Derken bu kahinler, bu bilgileri kaleme ald\u0131lar, bu konularda kitaplar yazd\u0131lar. Cin \u00e7a\u011f\u0131rma, sihir yoluyla g\u00f6n\u00fcl \u00e7elme hakk\u0131nda t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc sihir ve efsun (b\u00fcy\u00fc) kitaplar\u0131 meydana getirdiler. Bu arada ge\u00e7mi\u015f ve gelecek olaylar hakk\u0131nda habere benzer efsaneler, masallar, yalanlar ve dolanlar yayd\u0131lar. Tarih olaylar\u0131 ve ger\u00e7ekleri tahrif olunarak, halk\u0131n duygu ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerini yanl\u0131\u015f yollara sevk edecek hurafeler yay\u0131nlan\u0131r ve bunlar aras\u0131na baz\u0131 bilimsel ger\u00e7ekler ve hikmetli s\u00f6zler kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131larak, konular \u00e7ok k\u00f6t\u00fc bir \u015fekilde istismar edilirdi. Bu suretle cinler gayb\u0131 biliyor diye birtak\u0131m kanaatlar genellik kazanm\u0131\u015ft\u0131. Bu \u015feytanlar\u0131n yalan ve dolanlar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden fitne \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Hz. S\u00fcleyman&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131 ve devleti bir m\u00fcddet elinden \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Nihayet Allah&#8217;\u0131n izni ve yard\u0131m\u0131yla S\u00fcleyman Aleyhissel\u00e2m bunlara galip geldi ve \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011flad\u0131, hepsini h\u00fckm\u00fc alt\u0131na al\u0131p, tam anlam\u0131yla kendisine ba\u011fl\u0131 olarak birtak\u0131m hizmetlerde kulland\u0131 ve o zaman b\u00fct\u00fcn bu kitaplar\u0131 toplatarak taht\u0131n\u0131n alt\u0131nda bir mahzene kapatt\u0131. Hz. S\u00fcleyman&#8217;\u0131n vefat\u0131ndan bir m\u00fcddet sonra hakikati bilen \u00e2limler de kalmay\u0131nca \u015feytanlardan insan suretinde birisi \u00e7\u0131k\u0131p &#8220;Ey insanlar! Bilmi\u015f olunuz ki, S\u00fcleyman b. Davut, bir peygamber de\u011fil de bir sihirbaz idi, cinleri, \u015feytanlar\u0131, r\u00fczgarlar\u0131 hep sihirle b\u00fcy\u00fcler ve kullan\u0131rd\u0131. O neye erdi ise hep sihir bilgisi sayesinde erdi. \u0130nanmazsan\u0131z, saklad\u0131\u011f\u0131 kitaplar\u0131n\u0131 bulur, anlars\u0131n\u0131z.&#8221; dedi, o kitaplar\u0131n sakl\u0131 oldu\u011fu yeri g\u00f6sterdi. Oray\u0131 a\u00e7t\u0131lar, ger\u00e7ekten de bir\u00e7ok kitap \u00e7\u0131kard\u0131lar. O kitaplar sihir ve efsane kitaplar\u0131 idi. Bunun \u00fczerine &#8220;S\u00fcleyman sihirbaz imi\u015f, h\u00fck\u00fcmetini sihir ile idare edermi\u015f.&#8221; diye yalan ve iftiralar yay\u0131lmaya ba\u015flad\u0131.<\/p>\n<p>Di\u011fer baz\u0131 m\u00fcfessirlerin rivayetine g\u00f6re, bu kitaplar Hz. S\u00fcleyman&#8217;\u0131n vefat\u0131ndan sonra haz\u0131rlan\u0131p oraya konmu\u015f, bir\u00e7o\u011funun \u00fczerine Asaf b. Berhiya&#8217;n\u0131n ismi yaz\u0131lm\u0131\u015f ve onun eseriymi\u015f gibi sahte imzalar at\u0131lm\u0131\u015f, hile ve desise ile \u00e7o\u011falt\u0131l\u0131p yay\u0131nlanm\u0131\u015f &#8220;S\u00fcleyman&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131 aleyhine \u015feytanlar\u0131n uydurup ortaya s\u00fcrd\u00fckleri \u015feylerin ard\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fcler.&#8221; \u00e2yeti b\u00fct\u00fcn bu \u015feytanl\u0131klara i\u015faret etmektedir. Zaten M\u0131s\u0131r&#8217;dan beri \u0130srailo\u011fullar\u0131 aras\u0131nda sihir ve hokkabazl\u0131k bilinirdi. Fakat durum bu sefer bamba\u015fka bir renk alm\u0131\u015ft\u0131: Bir taraftan siyas\u00ee ve ictima\u00ee entrikalarla S\u00fcleyman (a.s.)&#8217;\u0131n devleti aleyhine i\u015fletilmi\u015f, di\u011fer taraftan onun d\u00fcnyay\u0131 h\u00fckm\u00fc alt\u0131na al\u0131\u015f\u0131, bu sihir ilmi sayesinde ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir diyerek, yine onun nam\u0131na iftira edilerek sihir te\u015fvik edilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O derece ki, daha sonra gelen \u0130srailo\u011fullar\u0131, ona bir peygamber de\u011fil de \u00e7ok iyi sihirbaz olan bir h\u00fck\u00fcmdar g\u00f6z\u00fcyle bakarlarm\u0131\u015f. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, \u0130srailo\u011fullar\u0131 \u00f6zellikle devletlerini kaybettikten sonra, di\u011fer milletler aras\u0131nda gizli yollarla bu \u00e7e\u015fit yay\u0131nlar\u0131 te\u015fvik ve tervi\u00e7 etmekten ve h\u00fcner \u015feklinde sihirbazl\u0131kla me\u015fgul olmaktan geri kalm\u0131yorlard\u0131. Ne zaman ki, Tevrat&#8217;\u0131n haber verdi\u011fi \u015fekilde bekledikleri son peygamber Hz. Muhammed gelip, Tevrat&#8217;\u0131n asl\u0131ndaki bilgi ve ilkeleri s\u00f6z konusu etti, o zaman d\u00f6n\u00fcp kendisiyle m\u00fccadeleye tutu\u015ftular. &#8220;N\u00fcb\u00fcvvet yoluyla buna itiraz edemeyiz, bununla ba\u015fa \u00e7\u0131kamay\u0131z, biz ne yapsak Cebrail kendisine haber veriyor.&#8221; dediler ve Cebrail&#8217;e d\u00fc\u015fman oldular. Tevrat&#8217;\u0131 da b\u00fcsb\u00fct\u00fcn arkalar\u0131na atarak sihir ve iftira yoluna sapt\u0131lar, bu \u015feytanc\u0131l eserlere uymak suretiyle, &#8220;S\u00fcleyman, Muhammed&#8217;in dedi\u011fi gibi bir peygamber de\u011fildi, sihirbaz bir h\u00fck\u00fcmdard\u0131, fakat yapt\u0131\u011f\u0131 sihirleri mucize gibi g\u00f6sterirdi.&#8221; diye ona iftiralar ettiler. Buna g\u00f6re Hz. S\u00fcleyman&#8217;\u0131n -ha\u015f\u00e2- k\u00e2fir olmas\u0131 laz\u0131m geliyordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc sihrin bu derecesinin k\u00fcf\u00fcr oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Halbuki S\u00fcleyman k\u00e2fir de\u011fildi, fakat \u00f6nce ve sonra ona sihirbaz diyen o \u015feytanlar k\u00e2fir oldular, ki insanlara sihir \u00f6\u011fretiyor, sihir t\u00e2lim ederek yoldan \u00e7\u0131kar\u0131yorlard\u0131. \u00c2yetin bu k\u0131sm\u0131, sihir \u00f6\u011fretmenin k\u00fcf\u00fcr oldu\u011funu g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>Sihir nedir? Esas l\u00fcgat anlam\u0131yla sihir, her ne olursa olsun, sebebi gizli olan ince \u015fey demektir. Nitekim fecir vaktinin ba\u015flang\u0131c\u0131na da ufuk \u00e7izgisinin inceli\u011finden dolay\u0131 &#8220;s\u00een&#8221;in fethi ile &#8220;sehar&#8221; denilir. Bu anlamda, yani sebebi gizli olan ince \u015feyleri bilmek ve tan\u0131mak anlam\u0131nda sihrin k\u00fcf\u00fcr olmayaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ancak din\u00ee geleneklerdeki anlam\u0131yla sihir sadece bu demek de\u011fildir. Sebebi gizli olmakla beraber, ger\u00e7e\u011fin aksine tahayy\u00fcl olunan y\u0131ld\u0131zc\u0131l\u0131k, \u015farlatanl\u0131k, hilek\u00e2rl\u0131k yolunda cereyan eden herhangi bir \u015fey demektir. Halk dilinde de bu anlamda kullan\u0131l\u0131r; yani sihir denildi\u011fi zaman bu anla\u015f\u0131l\u0131r ve bu da \u00e7irkin bir \u015feydir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunda esrarengiz bir \u015fekilde hakk\u0131 bat\u0131l, bat\u0131l\u0131 hak; hakikati hayal, hayali hakikat diye g\u00f6stermek vard\u0131r. Nitekim &#8220;\u0130nsanlar\u0131n g\u00f6zlerini sihirlediler.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/116), &#8220;Sihirleri sayesinde ipleri ve sopalar\u0131 onun hayalini b\u00fcy\u00fcledi, \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar ger\u00e7ekten y\u00fcr\u00fcyor gibiydiler.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/66) buyurulmaktad\u0131r. Bununla beraber \u00f6zel olarak baz\u0131 \u00f6vg\u00fcye de\u011fer \u015feyler ve ger\u00e7ekler i\u00e7in iyi m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 da olur. Mesela; &#8220;Muhakkak ki, baz\u0131 g\u00fczel s\u00f6zler sihirdir.&#8221; hadis-i \u015ferifinde dile geldi\u011fi gibi ki, buna &#8220;helal sihir&#8221; de denilir, \u00fcstelik caiz say\u0131l\u0131r. Demek ki, esrarengiz, gizli sebep ile incelik, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc itibariyle \u00e7ekicilik ve bir de k\u00f6t\u00fc maksat sihrin niteli\u011fini belirler. \u015eu halde sihir, her\u015feyden \u00f6nce kendi \u00f6z\u00fcnde bir harika de\u011fildir. Yani de\u011fi\u015fik \u015fart ve sebeplere ba\u011fl\u0131 olarak al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f\u0131n tersine bizzat il\u00e2h\u00ee iradeyle ortaya \u00e7\u0131kan olaylardan de\u011fildir. Onun her halde te\u015febb\u00fcs olunacak bir \u00f6zel sebebi vard\u0131r. \u015eu kadar ki, o sebep herkes i\u00e7in bilinmedi\u011finden, olay bir harika gibi tahayy\u00fcl olunmaktad\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki, sebebi herkes i\u00e7in bilinmeyen herhangi bir ger\u00e7ek dahi, halk\u0131 aldatmak i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman bir anlamda sihir olur. Bu sebebin nazar\u00ee olarak a\u00e7\u0131klanabilir bir halde bulunmas\u0131 \u015fart da de\u011fildir. Az \u00e7ok taklit ile meydana getirilebilmesi de kafidir. Yarat\u0131l\u0131\u015fta sebebi bilimsel olarak a\u00e7\u0131klanamayan al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f veya al\u0131\u015f\u0131lmam\u0131\u015f ola\u011fan\u00fcst\u00fc olaylar ve garip bulu\u015flar ortaya koymak mutlak anlam\u0131yla sihir olmaz. Fakat insanlar\u0131 aldatmak i\u00e7in bunlardan istifade etmeye kalk\u0131\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve bu suretle duygu ve d\u00fc\u015f\u00fcncelere etki edip doland\u0131r\u0131c\u0131l\u0131k yap\u0131lmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman bunlar da sihir \u00f6zelli\u011fi kazan\u0131rlar. Bunun i\u00e7in imans\u0131zl\u0131k, ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k ve aldatmak sihrin k\u00f6k\u00fcd\u00fcr. Sihirbazlar ilimlerden, edebiyattan, felsefeden, teknolojiden, hatta tabiattaki garip ve ac\u00eep yarat\u0131l\u0131\u015flardan s\u00fb-i istimaller ve istismarlar yaparak yararlanmas\u0131n\u0131 bilirler. Bu suretle ger\u00e7ekleri gizlemek i\u00e7in yaz\u0131lm\u0131\u015f nice felsefeler, nice romanlar, nice tarih k\u0131l\u0131kl\u0131 hezeyanlar vard\u0131r. Vaktiyle hikmet ehli kimselerin &#8220;Sak\u0131n domuzlar\u0131n boynuna inci gerdanl\u0131klar takmay\u0131n!&#8221; \u015feklindeki nasihatlar\u0131, ilm\u00ee ger\u00e7ekleri ve y\u00fcksek hakikatleri, bu gibilerin istismar\u0131ndan korumak i\u00e7indi.<\/p>\n<p>Buraya kadar g\u00f6rd\u00fcklerimizden de anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, sihir \u00e7e\u015fitlerini belirlemek kolay de\u011fildir. Bununla beraber Fahreddin R\u00e2z\u00ee tefsirinde sihrin sekiz \u00e7e\u015fidini saym\u0131\u015ft\u0131r. Baz\u0131 a\u00e7\u0131klamalar ile oradaki bilgilerin \u00f6zeti \u015f\u00f6yledir:<\/p>\n<p>1-&#8220;Gild\u00e2n\u00ee Sihri&#8221; ki, semav\u00ee kuvvetlerle yery\u00fcz\u00fcne ait g\u00fc\u00e7lerin kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 yoluyla meydana getirildi\u011fi s\u00f6ylenen ve t\u0131ls\u0131m ad\u0131 verilen \u015feylerdir. Gild\u00e2n\u00eeler eski bir kavim olup, y\u0131ld\u0131zlara taparlar ve bu y\u0131ld\u0131zlar\u0131n k\u00e2inattaki olaylar\u0131 y\u00f6netip y\u00f6nlendirdi\u011fine, hay\u0131r ile \u015ferrin, mutluluk ile bedbahtl\u0131\u011f\u0131n bunlardan kaynakland\u0131\u011f\u0131na inan\u0131rlard\u0131. Bunlar\u0131n t\u0131ls\u0131m ad\u0131 verilen baz\u0131 acaip \u015feyler yapt\u0131klar\u0131 s\u00f6ylenmektedir. \u0130brahim Peygamber, bunlar\u0131n bu bat\u0131l inan\u00e7lar\u0131n\u0131 d\u00fczeltmek i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015fti ki, bunlar ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 f\u0131rka idiler: Bir k\u0131sm\u0131 k\u00e2inat\u0131n ve y\u0131ld\u0131zlar\u0131n kad\u00eem (\u00f6ncesiz) oldu\u011funa ve kendili\u011finden var olmu\u015f bulundu\u011funa kan\u00ee idiler ki, bunlar bilhassa &#8220;s\u00e2bie&#8221; ad\u0131yle tan\u0131nm\u0131\u015f idiler. Zaman\u0131m\u0131z\u0131n deyimiyle k\u00e2inat\u0131n ezel\u00ee oldu\u011funa inanan bir nevi materyalistler demektir. Anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re g\u00f6k ve tabiat bilimlerinde bir hayli ileri gitmi\u015fler ve baz\u0131 sanayi gariplikleri meydana getirebilmi\u015flerdi. Di\u011fer bir k\u0131sm\u0131, feleklerin ul\u00fbhiyetine k\u00e2il olmu\u015flar ve her bir felek i\u00e7in bir heykel yapm\u0131\u015flar ve bunlara tapm\u0131\u015flard\u0131. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir k\u0131sm\u0131 da feleklerin ve y\u0131ld\u0131zlar\u0131n \u00fcst\u00fcnde ve \u00f6tesinde her \u015feyi yaratan fail-i muhtar (istedi\u011fini yapabilen) bir y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul ederler, fakat o y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n, o y\u0131ld\u0131zlara bu \u00e2lemde etkileyici bir kuvvet bah\u015fetmi\u015f ve k\u00e2inat\u0131n y\u00f6netimi i\u00e7in onlar\u0131 g\u00f6revlendirmi\u015f bulundu\u011funa inan\u0131rlard\u0131. Bu inan\u00e7 \u015fekli de \u00e7o\u011funlukla tab\u00eeiyy\u00fbn mezhebine (rab\u00eeiyyeciler = naturalizme) benzemektedir. Bize kal\u0131rsa, bu sihirde tab\u00eeiyyat ile ruhiyat\u0131n eski zamanlarda ke\u015ffedilmi\u015f baz\u0131 garip \u00f6zellikleri birle\u015ftirilerek uygulanm\u0131\u015f oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>2- Evham sahiplerinin ve kuvvetli ki\u015filerin sihirleridir. Bunlar \u00f6yle san\u0131rlar ki, insan\u0131n ruhu terbiye ve tasfiye ile kuvvetlenir ve tesir g\u00fcc\u00fcn\u00fc artt\u0131r\u0131r. \u0130draki, gizli kapal\u0131 \u015feyleri alg\u0131layacak derecede geli\u015fir, iradesi de kendi d\u0131\u015f\u0131nda birtak\u0131m olaylar\u0131 etkileyecek derecede g\u00fc\u00e7lenir. O zaman istedi\u011fi bir\u00e7ok \u015feyleri yapar, e\u015fyada, canl\u0131larda ve di\u011fer insanlarda kendi bedenindeki gibi tasarruf eder. Hatta o dereceye var\u0131r ki, bir irade ile b\u00fcnye ve \u015fekilleri de\u011fi\u015ftirebilir: \u0130sterse \u00f6ld\u00fcr\u00fcr ve yeniden diriltir, var\u0131 yok, yoku var edebilir. Ger\u00e7ekten de beden terbiyesi gibi ruh terbiyesinin de bir\u00e7ok faydas\u0131 oldu\u011fu ink\u00e2r edilemez. Fakat ruhun bu derece g\u00fc\u00e7 kazanmas\u0131, bir il\u00e2h\u00ee ihsan olmadan, yaln\u0131zca \u00e7al\u0131\u015fmayla elde edilebilir bir \u015fey oldu\u011funu farzetmek evhamdan \u00f6te bir \u015fey de\u011fildir. Birtak\u0131m kimseler, riyazat, havas, rukye, muska, uzlet ve benzeri baz\u0131 yollara ba\u015fvurarak, ruh ilminin baz\u0131 garip olaylar\u0131 ile u\u011fra\u015f\u0131rlar ki, manyatizma, hipnotizma, fakirizm ve di\u011ferleri bu c\u00fcmleden \u015feylerdir. Sihrin en aldat\u0131c\u0131 ve en tehlikelisi de budur.<\/p>\n<p>3- Ervah-\u0131 ard\u0131ye (cinler)den yard\u0131m g\u00f6rme yoluyla yap\u0131lan sihirdir ki, az\u00e2im ve cincilik dedikleri \u015fey budur. Mutezile ve son devir filozoflar\u0131ndan baz\u0131lar\u0131 cinleri ink\u00e2r etmi\u015flerse de bunlar k\u0131sa g\u00f6r\u00fc\u015fl\u00fc ve ink\u00e2rda aceleci kimselerdir. Sanki k\u00e2inatta ruhan\u00ee ve cisman\u00ee hi\u00e7bir gizli kuvvet kalmam\u0131\u015f da hepsi ke\u015ffedilmi\u015f ve s\u0131n\u0131rlar\u0131 belirlenmi\u015f gibi &#8220;cinlerin asl\u0131 yoktur&#8221; diye ink\u00e2r\u0131 bast\u0131rmak, ilm\u00ee bir davran\u0131\u015f olamaz. Bu ink\u00e2rc\u0131lar\u0131n bir k\u0131sm\u0131na &#8220;d\u00fcnyada daha bilmedi\u011fimiz gizli kapakl\u0131 nice tabiat kuvveti vard\u0131r&#8221; deseniz, bunlar &#8220;evet&#8221; demekte teredd\u00fct etmezler de ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da olmak \u00fczere &#8220;cin vard\u0131r&#8221; deseniz, hemen ink\u00e2r ederler. Bunun i\u00e7in filozoflar\u0131n b\u00fcy\u00fckleri cinleri ink\u00e2r etmemi\u015f ve &#8220;ervah-\u0131 ard\u0131ye&#8221; ad\u0131yla anm\u0131\u015flard\u0131r. Fakat bunlarla belli sebepler alt\u0131nda insanlar\u0131n ili\u015fki ve ba\u011flant\u0131 sa\u011flay\u0131p sa\u011flayam\u0131yacaklar\u0131 ilm\u00ee bir \u015fekilde tetkik edilip ortaya konmadan buna hen\u00fcz h\u00fck\u00fcm verilemez. Lakin bundan dolay\u0131 bu yolla yap\u0131lan ve yap\u0131lacak sihirlerin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ink\u00e2r de\u011fil, kabul etmek gerekir. Hatta bu g\u00fcn\u00fcn ispirtizmac\u0131lar\u0131n\u0131 bu cinlerden sayabiliriz. \u0130\u015fte sihrin en me\u015fhurlar\u0131 buraya kadar sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z bu \u00fc\u00e7 k\u0131s\u0131md\u0131r.<\/p>\n<p>4- Tahayy\u00fcl\u00e2t, yani g\u00f6z\u00fc yan\u0131ltmak ve el \u00e7abuklu\u011fu denilen sihirlerdir ki, bunlara sihirden ziyade hokkabazl\u0131k ve \u015fa&#8217;beze ad\u0131 verilir. Bunun esas\u0131 duyular\u0131 aldatmad\u0131r. Bu t\u0131pk\u0131 vapurda ve trende giderken sahili hareket ediyor gibi g\u00f6rmeye benzer. Buna Arap\u00e7a &#8220;ah\u0131z bil&#8217;uy\u00fbn&#8221;, bizim dilimizde de &#8220;g\u00f6z ba\u011fc\u0131l\u0131k&#8221; denilir. Bununla beraber g\u00f6z ba\u011fc\u0131l\u0131\u011f\u0131n daha gizli birtak\u0131m ruh\u00ee etkiler ile de ili\u015fkisi olabilir.<\/p>\n<p>5- Hiyel-i san\u00e2yi ile yap\u0131lan, aletlerden istifade ederek acaip \u015feyler g\u00f6stermek s\u00fbretiyle ortaya konan sihirdir ki, Firavun&#8217;un sihirbazlar\u0131 b\u00f6yle yapm\u0131\u015flard\u0131. Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, bunlar\u0131n ipleri, de\u011fnekleri civa ile doldurulmu\u015f, altlar\u0131ndan \u0131s\u0131 verilince veya g\u00fcne\u015fin etkisiyle \u0131s\u0131nmaya ba\u015flay\u0131nca \u0131s\u0131nan ipler ve de\u011fnekler hemen harekete ge\u00e7ip kaymaya ve y\u00fcr\u00fcmeye ba\u015flarm\u0131\u015f.<\/p>\n<p>Zaman\u0131m\u0131zda fen ve tekni\u011fin geli\u015fmesi, gerek mekanik, gerek elektronik a\u00e7\u0131dan bunlara bir\u00e7ok misaller vermeye elveri\u015flidir. Sinemalar bunun \u00e7ok canl\u0131 bir misalidir. Bunlar\u0131n halk \u00fczerindeki hayal\u00ee olan etkileri bir sihir tesirinden daha az de\u011fildir. Hele i\u015fin asl\u0131n\u0131 bilmeyenler i\u00e7in&#8230;<\/p>\n<p>6- Ecsam (cisimler) ve edviyenin, yani birtak\u0131m kimyasal maddelerin ve ila\u00e7lar\u0131n kimyev\u00ee \u00f6zelliklerinden yararlanarak yap\u0131lan sihirlerdir.<\/p>\n<p>7- Ta&#8217;lik-i kalb (kalbi \u00e7elme) suretiyle yap\u0131lan sihirdir. Sihirbaz \u015farlatanl\u0131k yaparak, t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc \u00f6v\u00fcnme ile kendini satarak, muhatab\u0131n\u0131 kendine \u00e7eker, bir \u00fcmit veya korku alt\u0131nda onun kalbini \u00e7eler, kendine ba\u011f\u0131ml\u0131 k\u0131lar, duygu ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerine etki ederek, telkin alt\u0131na al\u0131r ve yapaca\u011f\u0131n\u0131 yapar. &#8220;\u0130sm-i azam duas\u0131n\u0131 bilirim&#8221; der, &#8220;cin \u00e7a\u011f\u0131r\u0131r\u0131m&#8221; der, &#8220;kimya bilirim, simya bilirim&#8221; der, icab\u0131nda h\u00fcnerden, sanattan, paradan, kudretten, n\u00fcfuzdan, kerametten, ticaretten ve menfaatten bahseder, kar\u015f\u0131s\u0131ndakini doland\u0131r\u0131r. Telkin yoluyla kalbleri \u00e7elmenin i\u015fleri y\u00fcr\u00fctmede, s\u0131rlar\u0131 gizlemede \u00e7ok b\u00fcy\u00fck tesiri vard\u0131r. En adisinden en maharetlisine kadar \u00e7e\u015fitli doland\u0131r\u0131c\u0131l\u0131klar hep buna ba\u011fl\u0131d\u0131r. Sihrin \u00f6teki t\u00fcrlerinin etkili olmas\u0131 da a\u015fa\u011f\u0131 yukar\u0131 sihirbaz\u0131n bu konudaki becerisine ba\u011fl\u0131d\u0131r denilebilir.<\/p>\n<p>8- Nemmaml\u0131k (ko\u011fuculuk), gammazl\u0131k (fitnecilik) gibi el alt\u0131ndan y\u00fcr\u00fct\u00fclen gizli fitne ve tezvirat; akla, hayale gelmez bozgunculuk, vas\u0131tal\u0131 veya do\u011frudan tahrikler ve aldatmalar ile yap\u0131lan sihirdir ki, halk aras\u0131nda en bol ve en yayg\u0131n k\u0131sm\u0131 da budur.<\/p>\n<p>Buraya kadar sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z sekiz k\u0131s\u0131m sihir, d\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131r iki esasta toplan\u0131r: Birincisi s\u0131rf yalan, dolan ve sadece sa\u00e7malama ve i\u011ffal olan s\u00f6z veya fiil ile etki yapan sihir, di\u011feri de az \u00e7ok bir ger\u00e7e\u011fin s\u00fb-i istimal edilmesiyle ortaya konan sihirdir. Sihrin b\u00fct\u00fcn niteli\u011fi, hayali hakikat zannettirecek \u015fekilde insan ruhu \u00fczerinde aldat\u0131c\u0131 bir tesir meydana getirmekten ibaret oldu\u011fu halde bunun bir k\u0131sm\u0131 tamamiyle hayal, di\u011fer bir k\u0131sm\u0131 da baz\u0131 ger\u00e7eklerle kar\u0131\u015f\u0131kt\u0131r. Bundan dolay\u0131 her sihrin, ger\u00e7ek tesirden b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yoksun oldu\u011funu iddia etmek do\u011fru olmaz. Bu \u00e2yet-i kerimede her ikisine i\u015faret i\u00e7in, \u00f6ncekine , ikinciye de ve bu c\u00fcmlesine at\u0131fla buyurulmu\u015ftur. Yani bu \u015feytanlar s\u0131rf kendi uydurmalar\u0131 olan sihri ve bir de Babil&#8217;deki Harut ve Marut ad\u0131nda iki mele\u011fe indirileni, insanlara ve o zamanki \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na ta&#8217;lim ediyor, \u00f6\u011fretiyorlard\u0131. \u0130\u015fte b\u00f6yle yapmakla k\u00e2fir olmu\u015flard\u0131. Gerek m\u00fctekaddim\u00eenden, gerek m\u00fcteahhirinden (eskilerden ve yenilerden) baz\u0131 tefsirciler bu &#8220;&#8221;y\u0131 n\u00e2fiye telakki edip, m\u00e2n\u00e2y\u0131 da &#8220;Babil&#8217;de Harut ve Marut ad\u0131ndaki o iki mele\u011fe sihirden bir \u015fey indirilmedi, Harut ve Marut hikayesi de bu \u015feytanlar\u0131n uydurdu\u011fu bir yaland\u0131r.&#8221; me\u00e2linde g\u00f6stermi\u015flerdir. \u00c2yetin a\u015fa\u011f\u0131s\u0131ndaki siyak\u0131 buna m\u00fcsait olsa idi biz de bunu tercih ederdik, fakat siyak buna m\u00fcsait g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyor, ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcyor. \u015eu halde biz de \u00e7o\u011funlu\u011fun a\u00e7\u0131klamas\u0131 vechile &#8220;m\u00e2&#8221; harfini mevs\u00fbl olarak al\u0131yoruz ki, bu hem \u00e2yetin zahir (a\u00e7\u0131k) ifadesine uygun d\u00fc\u015fmekte, hem de anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z kadar\u0131yla derin hakikatleri i\u00e7ermektedir. Bu \u00e2yet evvela Harut ve Marut k\u0131ssas\u0131n\u0131n \u00f6z\u00fcn\u00fc ve i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131kl\u0131yor ve bunun hadd-i zat\u0131nda bir sihir de\u011fil, ancak \u00f6\u011fretim tarz\u0131 ve k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131lmas\u0131 cihetiyle sihir ve k\u00fcf\u00fcr olaca\u011f\u0131n\u0131 anlat\u0131yor. Nitekim &#8220;o iki mele\u011fe indirilen \u015fey&#8221; hakk\u0131nda a\u00e7\u0131k\u00e7a sihir tabiri kullan\u0131lmam\u0131\u015f, ancak sihre atfedilmi\u015ftir. Bununla beraber bunun \u015feytanlar taraf\u0131ndan \u00f6\u011fretim tarz\u0131n\u0131n k\u00fcf\u00fcr oldu\u011funa ve bundan \u00f6zel bir sihir yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131na i\u015faret k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Demek ki, &#8220;o iki mele\u011fe indirilen&#8221; hadd-i zat\u0131nda bir sihir de\u011fil, fakat fesat ehlinin elinde k\u00fcfre vesile olabilecek bir \u015fey iken, bu \u015feytanlar bunu yaln\u0131zca sihir i\u00e7in \u00f6\u011fretmi\u015flerdir. Halbuki Harut ile Marut bunu \u00f6\u011fretecekleri zaman &#8220;Biz bir fitneyiz, yani bu \u00f6\u011fretece\u011fimiz \u015feyler fitneye m\u00fcsaittir ve k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131lmas\u0131 da k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. \u015eu halde sak\u0131n sen bunu belleyip de k\u00fcfre girme!&#8221; demedik\u00e7e ve bu yolda nasihat etmedik\u00e7e kimseye bir \u015fey \u00f6\u011fretmezlerdi. Geli\u015fig\u00fczel herkese belletmezler, s\u00fb-i istimalden, k\u00fcf\u00fcrden, sihirden yasaklarlard\u0131. Bu \u015feytanlar ise \u00f6yle yapmad\u0131lar, tam aksine bunlarla herkese sihir \u00f6\u011fretiyorlar.<\/p>\n<p>Bu iki melek ve bunlar\u0131n \u00f6\u011frettikleri hakk\u0131nda bir\u00e7ok s\u00f6zler s\u00f6ylenmi\u015f, \u00e7e\u015fitli g\u00f6r\u00fc\u015fler ve bahisler ortaya konmu\u015ftur. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 g\u00f6r\u00fcp de\u011ferlendirdikten sonra bizim \u00e2yetten anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015fudur: Bilindi\u011fi gibi, meleklerin insanlara \u00f6\u011fretileri ya vahiy veya ilham demektir. Harut ile Marut&#8217;un Cibr\u00eel gibi vahiy meleklerinden olduklar\u0131na dair herhangi bir delil yoktur. Bilakis \u00e2yet bunlar\u0131 her \u015feyden \u00f6nce bilgi getiren melekler de\u011fil, bilgi g\u00f6nderilen melekler \u015feklinde g\u00f6sterdi\u011fi i\u00e7in n\u00fczulde a\u015fa\u011f\u0131 derecedeki meleklerden olduklar\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u015eu halde \u00f6\u011fretilerinin de peygamberlere gelen vahiy derecesinde olmay\u0131p ilham cinsinden oldu\u011fu a\u015fikard\u0131r. \u0130lham ise herkese olabilir. Demek oluyor ki, eski bir medeniyet merkezi olan B\u00e2bil \u015fehri ahalisinden birtak\u0131m kimseler, iki \u015fekilde, b\u00f6yle iki ilah\u00ee kuvvet ile ilhama mazhar olmu\u015flar, bu sayede hilkatteki gizli s\u0131rlardan baz\u0131 harika ve acaip \u015feyler \u00f6\u011frenmi\u015fler ve \u00f6\u011frenirken bunlar\u0131n \u015ferre de m\u00fcsait oldu\u011funu, \u015fu halde k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131lmas\u0131n\u0131n k\u00fcf\u00fcr olaca\u011f\u0131n\u0131 da \u00f6\u011frenmi\u015flerdir. O halde bu iki mele\u011fe indirilen ve B\u00e2bil halk\u0131ndan bir \u00e7o\u011funa ilham yoluyla \u00f6\u011fretilen bu \u015feyler hadd-i zat\u0131nda sihir de\u011fil idi. Fakat sihir olarak da kullan\u0131labilir ve b\u00f6yle kullan\u0131l\u0131nca da kat\u0131ks\u0131z k\u00fcf\u00fcr olurdu. Bunun i\u00e7in \u00e2yette bunun sihir oldu\u011fu ifade edilmi\u015ftir. Asl\u0131nda her bilgi b\u00f6yledir. Hadd-i zat\u0131nda ilmin hepsi h\u00fcrmete \u015f\u00e2yand\u0131r. Fakat b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde ve ilim olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan hayra ve \u015ferre m\u00fcsaittir. \u0130lim ne kadar derin ve ne kadar ince ve y\u00fcksek olursa, \u015fer ve fitne ihtimali de o nisbette b\u00fcy\u00fck olur. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, hakikatin kendisi olan hak dini ve do\u011fru yolu isbat ve destek i\u00e7in Allah taraf\u0131ndan lutfedilen mucizeler ve kerametler, di\u011fer ilimler, hikmetler ve fenler bahane edilerek \u00e2lemde ne kadar k\u00fcf\u00fcrler, ilhad ve melanetler yay\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Asl\u0131nda bunlar\u0131n hepsi k\u00fcf\u00fcr ve haram olan sihir cinsine dahil edilebilir. Bu ise ilmin, bizzat kendisindeki ilm\u00ee niteli\u011finden dolay\u0131 de\u011fil, ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 pratik sonu\u00e7lar\u0131 dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r. \u0130limler iyiye kullan\u0131l\u0131rsa zehirlerden ila\u00e7 yap\u0131l\u0131r, k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirde de ila\u00e7lardan zehir elde edilir. Hatta bundan dolay\u0131, bir\u00e7ok din \u00e2limleri, gerek bu \u00e2yetten, gerek genel olarak ilim hakk\u0131ndaki di\u011fer \u00e2yetlerden \u015fu sonucu \u00e7\u0131karm\u0131\u015flard\u0131r: \u00d6z\u00fcnde haram olan hi\u00e7bir ilim yoktur. Hatta \u015ferrinden korunmak i\u00e7in sihir bile \u00f6\u011frenmek haram de\u011fildir. Ancak yapmak haramd\u0131r ve hatta k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Bunun \u00f6\u011fretimi de bu \u015farta ba\u011fl\u0131 bulunmak gerekir. Nitekim \u00e2yette \u00f6nce sihir \u00f6\u011fretimi mutlak olarak k\u00fcf\u00fcr gibi g\u00f6sterilmi\u015f iken c\u00fcmlesiyle bu mutlakl\u0131k \u015farta ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Has\u0131l\u0131 sihrin niteli\u011fi as\u0131l pratik a\u00e7\u0131dan ve amel\u00ee bak\u0131mdand\u0131r ve sihir tatbik\u00ee bir ilimdir, bir \u015fer ve tezvir sanat\u0131d\u0131r. Bu sanat pratikte ve tatbikatta baz\u0131 hakiki bilgilere dayal\u0131 olabilir ve o bilgilerin k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131lmas\u0131 ile sihir yap\u0131l\u0131r. Mesela; bug\u00fcn elektrik konusu \u00f6nemli bir bilim dal\u0131, \u00e7ok \u00f6nemli bir tekniktir. Bunun k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131lmas\u0131ndan ve \u015ferre alet edilmesinden dolay\u0131 tatbikatta bundan bir\u00e7ok sihirler yap\u0131labilir. Lakin bunun b\u00f6yle olmas\u0131ndan dolay\u0131, elektrik ilminin hadd-i zat\u0131nda bir sihir olmas\u0131 laz\u0131m gelmez. \u0130\u015fte Babil&#8217;de Harut ile Marut&#8217;a ilham ile \u00f6\u011fretilen \u015feyler de buna benzer \u015feyler oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Bunun i\u00e7in \u00e2yette bunlar esas\u0131nda meleklere mahsus k\u0131ymetli \u015feyler olarak g\u00f6sterilmi\u015f fakat \u00f6\u011fretim ve \u00f6\u011frenim \u015fekliyle ve uygulamas\u0131nda fitneye de m\u00fcsait bulunmas\u0131ndan dolay\u0131 \u015feytan\u00ee olan sihre dahil edilmi\u015ftir. Demek ki, sihir s\u0131rf \u015feytan\u00ee bir \u015feydir ve bu ba\u015fl\u0131ca iki k\u0131s\u0131md\u0131r: Birisi \u015feytanlar\u0131n s\u0131rf kendilerinden uydurduklar\u0131 pisliklerdir. Di\u011feri ise B\u00e2bil&#8217;deki gibi, esas\u0131nda meleklere mahsus olan baz\u0131 y\u00fcce bilgilerle acaip tekniklerin \u015feytanca k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131lmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Art\u0131k burada melekler sihir \u00f6\u011fretir mi diye bir soru sormaya ve buna cevap aramaya yer yoktur. \u0130\u015fte bundan sak\u0131nmak i\u00e7in &#8220;m\u00e2&#8221; y\u0131 n\u00e2fiye (olumsuz) yapmaya l\u00fczum yoktur ve bu \u00e2yetin siyak\u0131na da ters d\u00fc\u015fmektedir. Melek sihir \u00f6\u011fretmez, fakat meleklerin hay\u0131r i\u00e7in \u00f6\u011frettikleri ve ilham ettikleri ger\u00e7ekler, k\u00fcf\u00fcr ehlinin ve \u015feytanlar\u0131n elinde \u015fer ve fitne \u00e7\u0131karmak i\u00e7in sihir olarak da kullan\u0131labilir. Nitekim bunu evvela B\u00e2billiler yapt\u0131lar. Anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kadar\u0131yla bunlar, bu iki mele\u011fin ilhamiyle ke\u015ffedip belledikleri semav\u00ee ve arz\u00ee, ruhan\u00ee ve cisman\u00ee kuvvetleri ve bunlar\u0131n kayna\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131ndan meydana gelen baz\u0131 teknikleri, y\u0131ld\u0131zlara ve tabiata isnad ederek k\u00fcfre girdiler. Bu sebeple Gildan\u00ee sihri &#8220;t\u0131ls\u0131mat ve kalfatriyat&#8221; ad\u0131yle de\u011fi\u015fik bir sihir \u015fekli olarak me\u015fhur oldu. Sonra birtak\u0131m \u015feytanlar da S\u00fcleyman aleyhissel\u00e2m\u0131n devletine kar\u015f\u0131, k\u0131smen bunu, k\u0131smen de kendi uydurduklar\u0131 tezvirat\u0131 izleyip uygulam\u0131\u015flar ve bu \u015fekilde siyas\u00ee, i\u00e7tima\u00ee bir\u00e7ok fesatlar \u00e7evirmi\u015fler, h\u00fck\u00fcmet ve devlet i\u015fleri i\u00e7in bu sihirleri bir ilim diye yaym\u0131\u015f ve ona de\u011fer kazand\u0131rm\u0131\u015flar, bu suretle k\u00fcf\u00fcrlerini icra etmi\u015flerdi. O zaman\u0131n \u0130srailo\u011fullar\u0131 bunlar\u0131 onlardan \u00f6\u011freniyorlard\u0131 ve milletler aras\u0131nda bu sihirle u\u011fra\u015fmay\u0131 kendilerine bir yol, bir meslek edinmi\u015flerdi. En nihayet Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fi \u00fczerine Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n i&#8217;caz\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131 arkalar\u0131na atarak b\u00fcsb\u00fct\u00fcn bu \u015feytanlara uydular. Bu c\u00fcmlenin ba\u011flanmas\u0131nda da ihtimalli vecihler vard\u0131r. Bir\u00e7ok tefsirci, bunu Harut ve Marut f\u0131rkas\u0131na ba\u011flayarak zamirin bu iki mele\u011fe, zamirini de &#8216;den m\u00fcstefad nasa, yani herkese g\u00f6ndermi\u015flerdir. veya \u00fczerine veya takdirinde c\u00fcmlenin c\u00fcmle \u00fczerine atfedilmesiyle daha yukar\u0131ya atfedilmi\u015f oldu\u011fu da zikredilmi\u015ftir. Lakin bizim tercihimiz bunun &#8216;ye ba\u011fl\u0131 veya do\u011frudan do\u011fruya c\u00fcmlesi \u00fczerine ma&#8217;tuf ve zamirinin ile ifadesine d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olmas\u0131d\u0131r ki, buna g\u00f6re ortaya \u00e7\u0131kan m\u00e2n\u00e2 \u015fudur: &#8220;Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131 arkalar\u0131na at\u0131p, S\u00fcleyman&#8217;a kar\u015f\u0131 o \u015feytanlar\u0131n takip ettikleri \u015feylere uyan ehl-i kitab\u0131n bu f\u0131rkas\u0131, bu Yahudi z\u00fcmresi, o k\u00e2fir \u015feytanlar\u0131n izledi\u011fi ve \u00f6\u011fretti\u011fi bu iki \u00e7e\u015fit sihir kitaplar\u0131ndan kar\u0131 ile kocan\u0131n aras\u0131n\u0131 ay\u0131racak \u015feyler \u00f6\u011freniyorlar.&#8221; Bu tabir, sihrin en y\u00fcksek derecedeki tesirini ifade i\u00e7indir. Yani bunlar bu yolla kar\u0131 ile kocan\u0131n aras\u0131n\u0131 bile ay\u0131rabilecek fesatlar \u00e7eviriyorlar, bu tesiri meydana getiren sihirlerle cemiyet i\u00e7inde ne b\u00fcy\u00fck fitneler \u00e7\u0131kar\u0131labilece\u011fini art\u0131k siz k\u0131yas ediniz. Kar\u0131 ile kocan\u0131n aras\u0131n\u0131 ay\u0131ranlar, bu kadar kuvvetli bir sevgi ba\u011f\u0131n\u0131 k\u0131ranlar, bir topluma neler yapmazlar; kom\u015fular ve hem\u015fehriler aras\u0131nda ne fitneler \u00e7\u0131kar\u0131p, halk\u0131 birbirine mi d\u00fc\u015f\u00fcrmezler? \u0130htilaller mi \u00e7\u0131karmazlar? \u00c2yet bize g\u00f6steriyor ki, sihrin en b\u00fcy\u00fck tesiri ruhlar \u00fczerindedir; fikirleri bozar, kalbleri \u00e7eler, ahl\u00e2k\u0131 peri\u015fan eder, toplumlar\u0131n alt\u0131n\u0131 \u00fcst\u00fcne getirirler. \u015eu halde sihrin asl\u0131 yoktur diye aldanmamal\u0131d\u0131r. Ve b\u00f6yle sihirbazlardan sak\u0131nmal\u0131d\u0131r. Bununla beraber bunlar\u0131 yapanlar, Allah&#8217;\u0131n izni olmad\u0131k\u00e7a kimseye bir zarar veremezler. \u00c7\u00fcnk\u00fc ger\u00e7ek tesir ne sihirde, ne sihirbazda, ne tabiatte, ne ruhta, ne yerde, ne g\u00f6kte, ne \u015feytanda, ne melektedir. Hakiki m\u00fcessir ancak ve ancak Allah&#8217;d\u0131r. Fayda ve zarar denilen \u015fey de ancak O&#8217;nun izni ile meydana gelir. O halde her \u015feyden \u00f6nce Allah&#8217;dan korkmal\u0131 ve Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131nmal\u0131d\u0131r ve bunlara kar\u015f\u0131 koymak i\u00e7in de Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131na sar\u0131lmal\u0131d\u0131r. Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131 arkalar\u0131na atan bu sihirbazlar \u00e7ok iyi bilirler ki, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131 verip de sihri sat\u0131n alan bir kimsenin, elbette ahirette hi\u00e7bir nasibi yoktur. Bunun sonu a\u00e7\u0131k\u00e7a h\u00fcsrand\u0131r. Cel\u00e2lim hakk\u0131 i\u00e7in bunlar\u0131n, u\u011fruna kendilerini satt\u0131klar\u0131 \u015fey ne k\u00f6t\u00fc \u015feydir, amma ke\u015fke bunu biliyor olsalard\u0131. Ger\u00e7i bunlar sihrin sonunu ve onu yapan sihirbaz\u0131n ahiretten nasibi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve sihre aldanan\u0131n sonunun sadece h\u00fcsran oldu\u011funu bilirler. Fakat yine de bu bilgilerine uygun hareket etmedikleri i\u00e7in davran\u0131\u015f bi\u00e7imleri cahilanedir. Di\u011fer taraftan ahiret nasipsizli\u011finin ne kadar korkun\u00e7 bir \u015fey oldu\u011funu bilmezler. Asl\u0131nda sihrin as\u0131l zarar\u0131 ba\u015fkalar\u0131ndan \u00e7ok yapanlarad\u0131r. \u00d6m\u00fcrlerini nas\u0131l \u00e7irkin \u015feylerle ge\u00e7irdiklerini bilmezler.<\/p>\n<p>103-Allah&#8217;\u0131n rahmetinin geni\u015fli\u011fine ve enginli\u011fine bak\u0131n\u0131z ki, yine kendilerine \u015fu rahimane \u00f6\u011f\u00fct\u00fc indirmi\u015ftir: \u015fayet bunlar b\u00fct\u00fcn bu g\u00fcnahlarla beraber iman etseler ve Allah&#8217;dan korkup bu fenal\u0131klardan sak\u0131nsalard\u0131 elbette Allah taraf\u0131ndan verilecek bir sevap, b\u00fct\u00fcn o yapt\u0131klar\u0131ndan \u00e7ok haklar\u0131nda hay\u0131r olurdu. fakat bilir olsalard\u0131.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere, Cenab-\u0131 Allah \u00f6nce &#8220;Ey insanlar!&#8221; \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131yle b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131, f\u0131tr\u00ee bir misak olan ibadete davet etmi\u015f idi. \u0130kinci olarak da &#8220;Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131!&#8221; \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131yle Yahudilik ve H\u0131ristiyanl\u0131k gibi iki \u00fcmmetin kayna\u011f\u0131 olan \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131; b\u00fcy\u00fck ve esrarengiz bir tarihin b\u00fct\u00fcn ibretlerini derleyip toplayarak, nimetleri ve felaketleri hat\u0131rlatmak suretiyle iman ve takvaya davet ve bu arada \u0130sl\u00e2m dininin, eski kitaplar\u0131 destekleyip tasdik eden itikat, ahl\u00e2k ve muamelat kurallar\u0131 tek tek ele alarak a\u00e7\u0131k se\u00e7ik \u00e2yetlerle anlatt\u0131. \u015eimdi b\u00fct\u00fcn bunlara iman etmi\u015f olan m\u00fcminlere \u00f6nce en esasl\u0131 bir sosyal ve din\u00ee terbiye kural\u0131n\u0131 \u00f6\u011freten bir nida ile hitap y\u00f6neltecek ve bu arada ehl-i kitab k\u00e2firlerinin baz\u0131 tutum ve davran\u0131\u015flar\u0131na da i\u015faret edecektir.<\/p>\n<p>\u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>104- Ey iman edenler! &#8220;r\u00e2ine&#8221; demeyin, &#8220;unzurna&#8221; deyin ve iyi dinleyin, k\u00e2firler i\u00e7in elemli bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>105- Ne Kitap ehlinden, ne de m\u00fc\u015friklerden hi\u00e7biri, size Rabbinizden bir hay\u0131r indirilsin istemez. Allah ise, \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc, rahmetiyle diledi\u011fine mahsus k\u0131lar ve Allah \u00e7ok b\u00fcy\u00fck l\u00fctuf sahibidir.<\/p>\n<p>104-Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da seksen sekiz yerde m\u00fcminlere &#8220;Ey iman edenler!&#8221; diye hitap buyurulmu\u015ftur. Oysa Tevrat&#8217;ta &#8220;Ey miskinler!&#8221; diye hitap edilirmi\u015f, nihayet miskinlik onlar\u0131n damgas\u0131 olmu\u015f, g\u00fcven ve emniyet de m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n akibeti olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Ey iman \u015ferefiyle \u015fereflenmi\u015f olanlar &#8220;r\u00e2in\u00e2&#8221; demeyiniz de &#8220;unzurn\u00e2&#8221; deyiniz, ve kulak veriniz, dinleyiniz! r\u00e2in\u00e2 &#8220;bize m\u00fcr\u00e2at et&#8221; demektir.<\/p>\n<p>M\u00fcr\u00e2\u00e2t: M\u00fcf\u00e2ale bab\u0131ndan ra&#8217;y ve riayette m\u00fcbala\u011fa veya m\u00fc\u015fareket ifade eder. Ra&#8217;y ve riayet, bir kimsenin, ba\u015fkas\u0131n\u0131n i\u015flerini \u00e7ekip \u00e7evirmesi, y\u00f6netip tedbir etmesi, onun lehine olacak \u015feyleri tedarik edip, ona fayda sa\u011flamas\u0131 ve korunmas\u0131na \u00f6zen g\u00f6stermesi demektir ki, hayvanat hakk\u0131nda g\u00fctmek, insanlar hakk\u0131nda da siyaset ad\u0131 verilen y\u00f6netmek anlam\u0131na gelir. Nitekim siyaset ilmine, &#8220;ilm\u00fc&#8217;r-riaye&#8221; yani y\u00f6netim ilmi ad\u0131 da verilir. M\u00fcr\u00e2\u00e2t da, riayet de m\u00fcbala\u011fa veya kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 riayet demek olur. Bir insan\u0131n haline m\u00fcraat etmek, ne yapaca\u011f\u0131n\u0131, halinin nereye varaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6zetmek, mur\u00e2kabe etmek, sayg\u0131 ile dikkate almak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir ki, bizim dilimizde riayet bu anlamda kullan\u0131l\u0131r. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta Peygamber Efendimiz taraf\u0131ndan bir \u015fey tebli\u011f ve t\u00e2lim buyuruldu\u011fu zaman, ara s\u0131ra m\u00fcsl\u00fcmanlardan baz\u0131lar\u0131 yani &#8220;Bize riayet et ey Allah&#8217;\u0131n resul\u00fc.&#8221; derlerdi ve bununla &#8220;Bizi g\u00f6zet, acele etme, m\u00fcsaade buyur ki anlayal\u0131m.&#8221; demek isterlerdi. Cenab-\u0131 Allah, b\u00f6yle demeyi, bu &#8220;r\u00e2in\u00e2&#8221; tabirini kullanmay\u0131 yasaklayarak demeyiniz, bu tabiri kullanmay\u0131n\u0131z da &#8220;unzurn\u00e2&#8221; bize bak, bizi g\u00f6zet, deyiniz ve s\u00f6ze de iyi kulak veriniz, dikkatle dinleyiniz, iyi belleyip ak\u0131lda tutunuz, buyuruyor ki, bunda \u00e7ok ince ve m\u00fchim bir edep \u00f6\u011fretimi vard\u0131r. Gerek ilim \u00f6\u011frenmede, gerek di\u011fer nasihat ve t\u00e2limatlar\u0131 anlama hususlar\u0131nda Resulullah ile \u00fcmmeti aras\u0131ndaki sosyal durumu ve buna g\u00f6re \u0130sl\u00e2m&#8217;daki velayet-i \u00e2mme (genel velayet) ili\u015fkisinin \u00f6z\u00fcn\u00fc ve hakikatini ve resmiyetteki te\u015frif\u00e2t (protokol)\u0131n as\u0131l mahiyetini de ifade etmektedir. demeyiniz. Acaba ni\u00e7in?<\/p>\n<p>Birincisi: Yahudiler aras\u0131nda birbirlerine s\u00f6vmek i\u00e7in kulland\u0131klar\u0131 me\u015fhur bir kelime vard\u0131, &#8220;r\u00e2\u00een\u00e2&#8221; derlerdi, bu tabir Arap\u00e7a &#8220;bizim \u00e7oban&#8221; demek oldu\u011fu gibi, \u0130br\u00e2n\u00ee ve S\u00fcryan\u00ee dillerinde &#8220;dinle a dinlenmeyesi, dinle a s\u00f6z\u00fc dinlenmez herif!&#8221; gibi hakaret ve alaya alma m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade eden bir kelimeymi\u015f. M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n Hz. Peygamber&#8217;e kar\u015f\u0131 b\u00f6yle diye hitap etmelerini, yahudiler f\u0131rsat bilerek ve kendi dillerindeki kelimesini and\u0131racak \u015fekilde a\u011f\u0131zlar\u0131n\u0131 e\u011ferek, b\u00fckerek, s\u00f6vmek ve hakaret kastiyle &#8220;r\u00e2\u00een\u00e2&#8221; demeye ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131. Sa&#8217;d b. Muaz hazretleri, bunu i\u015fitmi\u015f, &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n d\u00fc\u015fmanlar\u0131, lanet olsun size, vallahi hanginizin, Resulullah&#8217;a kar\u015f\u0131 bunu s\u00f6yledi\u011fini bir daha i\u015fitirsem boynunu vururum.&#8221; demi\u015f, onlar da buna kar\u015f\u0131 &#8220;Siz b\u00f6yle s\u00f6ylemiyor musunuz?&#8221; diye ka\u00e7amak bir cevap vermi\u015flerdi. Bunun \u00fczerine i\u015fte bu \u00e2yetin inmi\u015f oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir. Nisa S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Yahudilerden bir k\u0131sm\u0131 kelimeleri yerlerinden de\u011fi\u015ftirerek, dillerini e\u011ferek, b\u00fckerek ve dine sald\u0131rarak, peygambere kar\u015f\u0131 da, &#8220;i\u015fittik ve isyan ettik, dinle ey dinlenmez olas\u0131, r\u00e2in\u00e2, derler&#8221;. (Nisa, 4\/46) \u00e2yeti bu hadiseyi a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: emri, ahmakl\u0131k ve kabal\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;ru\u00fbnet&#8221; masdar\u0131ndan s\u0131fat\u0131na da laf\u0131z olarak benzer bir kelimedir. Bundan dolay\u0131 da bir \u00e7irkin cin\u00e2s vard\u0131r. Bu ise edebe ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Her iki sebeple nehiy, kelimenin \u00e7irkin olan ikinci bir anlam\u0131ndan dolay\u0131 s\u0131rf lafz\u00ee anlamda bir edebe dayanmaktad\u0131r. Riayetle nazaret aras\u0131ndaki m\u00e2n\u00e2 fark\u0131ndan dolay\u0131 de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: &#8220;M\u00fcr\u00e2\u00e2t&#8221; riayetten m\u00fcf\u00e2ale vezninde oldu\u011fu ve iki ki\u015fi aras\u0131nda m\u00fc\u015fareket ifade etti\u011fi i\u00e7in, taraflar aras\u0131nda m\u00fcs\u00e2vat, yani e\u015fitlik var zannettirir. Bunu s\u00f6yleyenler, sanki, &#8220;Sen bize riayet et, s\u00f6z\u00fcm\u00fcze kulak ver ki, biz de sana riayet edelim, biz de senin s\u00f6z\u00fcn\u00fc dinleyelim.&#8221; demi\u015f gibi olurlar. B\u00f6ylece Resulullah&#8217;dan kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 bir ri\u00e2yet ve g\u00f6zetim talep etmi\u015f olurlar. Halbuki Resulullah ile \u00fcmmet aras\u0131ndaki ili\u015fki, \u00f6\u011fretmen ile \u00f6\u011frenci, usta ile \u00e7\u0131rak, y\u00f6neticiler ile halk aras\u0131ndaki kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 taahh\u00fctlere ve nisbeten e\u015fit \u015fartlara dayal\u0131 bir ili\u015fki de\u011fildir. O ili\u015fkiyi kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 \u015fartlara dayal\u0131 b\u00f6yle sosyal ili\u015fkiler cinsinden bir ili\u015fki sanmak, peygamberlik makam\u0131n\u0131n kadrini ve k\u0131ymetini bilmemek, ayr\u0131ca toplum hayat\u0131n\u0131n de\u011fi\u015fmez, zararl\u0131 ve terakkiye engel birtak\u0131m esaslara dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131 zannetmek demek olur. Nitekim &#8220;Sen onlar\u0131n heva ve heveslerine uyma!&#8221; (Maide, 5\/48) ve &#8220;Sak\u0131n o Resul\u00fc, kendi aran\u0131zda birbirinizi \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131z gibi \u00e7a\u011f\u0131rmay\u0131n!&#8221; (N\u00fbr, 24\/63) buyurulmu\u015ftur. \u015eu halde imandan sonra m\u00fcminlerin sosyal durumlar\u0131n\u0131 belirlemenin ve kendilerini iman\u0131n hedefledi\u011fi maksatlara ve ba\u015far\u0131l\u0131 i\u015flere, g\u00fczel hizmetlere sevkedecek bir \u00f6ndere uyman\u0131n en m\u00fchim vazifeleri oldu\u011fu; fakat bunu m\u00fcr\u00e2\u00e2t m\u00e2n\u00e2s\u0131yle de\u011fil, nez\u00e2ret m\u00e2n\u00e2s\u0131yle al\u0131p, ona g\u00f6re g\u00fczel sosyal edep ve terbiye kurallar\u0131 alt\u0131nda takip edip ger\u00e7ekle\u015ftirmek gerekti\u011fi beyan buyurulmu\u015ftur. Demek ki, Resulullah&#8217;a ait olan vazife m\u00fcr\u00e2at de\u011fil, naz\u00e2rettir. M\u00fcr\u00e2at\u0131n ise onun \u00fcmmetine d\u00fc\u015fen bir vazife olmas\u0131 gerekir. Bunun i\u00e7in \u00fcmmet, lafz\u00ee ve manevi her t\u00fcrl\u00fc k\u00f6t\u00fc vehme d\u00fc\u015fmekten sak\u0131nmak i\u00e7in &#8220;r\u00e2in\u00e2&#8221; dememeli, &#8220;unzurn\u00e2&#8221; demelidir: \u00d6\u011fretilen ilme, tebli\u011f olunan h\u00fck\u00fcmlere, emirlere ve yasaklara iyi kulak verip dinlemelidir. Nez\u00e2ret eden de nez\u00e2ret g\u00f6revinin gereklerini iyi bilmeli, ona da \u00fcmmet taraf\u0131ndan bu vazife ihtar olunaca\u011f\u0131 zaman, &#8220;bizi g\u00f6zet&#8221; diye ihtar edilmelidir.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc: M\u00fcr\u00e2\u00e2t\u0131n asl\u0131 olan ra&#8217;y ve riayette hayvan\u00ee bir g\u00f6zetme anlam\u0131 vard\u0131r. Naz\u00e2ret ise kat\u0131ks\u0131z bir insan\u00ee kavramd\u0131r. \u015eu halde m\u00fcsl\u00fcman \u00fcmmeti, hayvan\u00ee kavramlardan uzak durmal\u0131 ve sak\u0131nmal\u0131, insan\u00ee kavramlar\u0131 kabul edip, uygulamal\u0131d\u0131r. Bunu yapmak da \u00fcmmetin kabiliyetine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Nitekim &#8220;Siz nas\u0131l olursan\u0131z \u00f6yle y\u00f6netilirsiniz.&#8221; buyurulmu\u015ftur. \u00c2yetten \u00e7\u0131kan sonuca g\u00f6re; s\u00f6z konusu naz\u00e2reti talep etmek ve s\u00f6z dinlemek \u00fcmmetin g\u00f6revidir. M\u00fcminler ba\u015f\u0131bo\u015f, terkedilmi\u015f, naz\u00e2retsiz b\u0131rak\u0131lmaya raz\u0131 olmamal\u0131, kendilerine nazaret edecek bir ba\u015fkana, bir imama tabi olmal\u0131d\u0131r. Bu suretle bir \u00fcmmet te\u015fkil etmeliler, fakat &#8220;r\u00e2in\u00e2&#8221; diye m\u00fcraat iste\u011finde bulunmamal\u0131lar, kendilerinin s\u00fcr\u00fc yerine konulmas\u0131na raz\u0131 olmamal\u0131lar. Asl\u0131nda \u00e2yet mutlak anlamda oldu\u011fu i\u00e7in, hem Asr-\u0131 saadet&#8217;e, hem de b\u00fct\u00fcn as\u0131rlara \u015famil olan bir h\u00fck\u00fcm ta\u015f\u0131r. \u00dcmmetin bizzat Resulullah&#8217;a kar\u015f\u0131 &#8220;unzurn\u00e2&#8221; demeye izinli, hatta g\u00f6revli ve mecbur oldu\u011funa bak\u0131l\u0131rsa, bu hak veya vazifenin di\u011fer y\u00f6neticilere kar\u015f\u0131 uygulanmas\u0131 \u00f6ncelikle istenmekte demektir. Bu mesele ak\u00e2id kitaplar\u0131nda imamet bahsi ad\u0131yle ve farz-\u0131 kifaye olmak \u00fczere s\u00f6z konusu edilmi\u015ftir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, m\u00fcminlere imandan sonra ilk emir bu oluyor. Bu hitab\u0131n \u00f6nemi \u0130brahim k\u0131ssas\u0131nda daha geni\u015f\u00e7e a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Ey m\u00fcminler, g\u00f6r\u00fcyorsunuz ya, &#8220;r\u00e2in\u00e2&#8221; demeyiniz, &#8220;unzurn\u00e2&#8221; deyiniz ve iyi dinleyiniz, itaat ediniz, yoksa k\u00e2firlere elemli bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>105-\u0130man yoluna girmeyip de k\u00fcf\u00fcr yoluna gidenler, o elem verici azaptan hissedar olurlar, siz o k\u00e2firlerden hay\u0131r beklemeyin! Arzu etmez o k\u00e2firler, ne kitap ehlinden ne de m\u00fc\u015friklerden ki size Rabb\u0131n\u0131zdan bir hay\u0131r indirilsin. Onlar\u0131n hi\u00e7 biri, m\u00fcminlerin Allah taraf\u0131ndan bir iyili\u011fe, bir devlete nail olmas\u0131n\u0131 istemezler. Bunun i\u00e7in peygamberinize indirilen ve faydas\u0131 umuma ait olan vahiy ve n\u00fcb\u00fcvveti de sevmezler, buna kar\u015f\u0131 bin t\u00fcrl\u00fc safsata ile b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslarlar ve Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfuna, ihsan ve kudretine m\u00fcdahale etmek isterler. Hi\u00e7 bir \u015fey yapamazlarsa &#8220;Bu Kur&#8217;\u00e2n iki \u015fehirden bir ulu ki\u015fiye indirilseydi olmaz m\u0131yd\u0131?&#8221; (Zuhruf, 43\/31) derler. Allah ise rahmetini, diledi\u011fine tahsis eder, rahmetiyle diledi\u011fi kulunu se\u00e7kin duruma getirir. O b\u00f6yle Rahm\u00e2n olan bir f\u00e2il-i muhtar (ba\u015f\u0131na buyruk)d\u0131r. ve Allah \u00e7ok b\u00fcy\u00fck l\u00fctuf ve kerem sahibidir. Onun l\u00fctuf ve ihsan\u0131na s\u0131n\u0131r yoktur. \u015eu halde siz Allah&#8217;\u0131 b\u00f6yle biliniz ve b\u00f6yle inan\u0131n\u0131z, o k\u00e2firlerin s\u00f6zlerine de kulak asmay\u0131n\u0131z. Onlar vahiy ve n\u00fcb\u00fcvvete itiraz etmek i\u00e7in fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmlere de itiraz etmeye kalkarlar. &#8220;G\u00f6r\u00fcyorsunuz ya, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da n\u00e2sih ve mens\u00fbh da vard\u0131r. Bir zamanlar Allah&#8217;\u0131n emri denilen bir \u00e2yet veya bir h\u00fck\u00fcm di\u011fer bir zaman nesholunuyor, yerine ba\u015fka bir \u00e2yet veya ba\u015fka bir h\u00fck\u00fcm konuluyor. Bu Allah kel\u00e2m\u0131, Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmleri olsa b\u00f6yle mi olur? Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131nda, Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerinde, Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerinde nesih mi olur? Hi\u00e7 Allah, kendi yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bozar m\u0131? S\u00f6yledi\u011fini geri al\u0131r m\u0131? Verdi\u011fi h\u00fck\u00fcmden, koydu\u011fu kanundan hi\u00e7 cayar m\u0131?&#8221; derler. Bunu ilk \u00f6nce yahudiler s\u00f6ylediler: Nesih m\u00fcmk\u00fcn olsa Allah hakk\u0131nda s\u00f6z\u00fcnden caymak, \u00f6nce bilmedi\u011fini sonradan \u00f6\u011frenmi\u015f olmak ve ona g\u00f6re karar de\u011fi\u015ftirmek &#8220;bed&#8217;a&#8221; gibi bir noksanl\u0131k laz\u0131m gelirmi\u015f. B\u00fct\u00fcn bunlar Allah hakk\u0131nda muhal (imk\u00e2ns\u0131z) oldu\u011fundan, nesih de imk\u00e2ns\u0131z imi\u015f. Tevrat&#8217;\u0131n ise hi\u00e7bir \u00e2yeti, Musa dininin hi\u00e7 bir h\u00fckm\u00fc de\u011fi\u015femez, neshedilemezmi\u015f. Bunun i\u00e7in \u0130ncil de, Kur&#8217;\u00e2n da Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131 de\u011filmi\u015f. H\u0131ristiyanl\u0131k ve \u0130sl\u00e2miyet Allah&#8217;\u0131n dini de\u011filmi\u015f.<\/p>\n<p>H\u0131ristiyanlara gelince, eskiden H\u0131ristiyanl\u0131k neshi ink\u00e2r etmiyordu. \u0130ncil&#8217;de, Tevrat&#8217;\u0131n baz\u0131 h\u00fck\u00fcmlerini nesheden ve mesela cumartesi g\u00fcn\u00fc i\u015f yapmay\u0131 yasak sayan h\u00fckm\u00fc de\u011fi\u015ftirip, bunu pazar g\u00fcn\u00fcne alan \u00e2yetler bulundu\u011funu kabul ediyorlard\u0131. Yine Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n kendilerine yiyecek i\u00e7ecek konusundaki eski yasaklar\u0131 kald\u0131rd\u0131\u011f\u0131na inan\u0131yorlard\u0131. H\u0131ristiyanlar, nesih meselesiyle ilgili olarak \u0130sl\u00e2m&#8217;a itiraz etmezlerdi. Fakat son zamanlarda protestanlar ve daha sonra da katolikler, t\u0131pk\u0131 yahudiler gibi, neshi ink\u00e2ra kalk\u0131\u015ft\u0131lar ve hatta Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki &#8220;Allah&#8217;\u0131n kelimelerinde de\u011fi\u015fme olmaz.&#8221; (Yunus, 10\/64) \u00e2yetine dayanarak, istidlal bile yapmaya kalk\u0131p, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 bununla susturmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar. Hintli Rahmetullah Efendi merhum bu bapta cevaben &#8220;Izh\u00e2r\u00fc&#8217;l-Hak&#8221; ad\u0131yla g\u00fczel bir eser yazm\u0131\u015ft\u0131r. S\u00f6z\u00fcn a\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131; e\u011fer H\u0131ristiyanl\u0131k \u0130sl\u00e2miyet&#8217;e itiraz etmek i\u00e7in b\u00f6yle bir iddiaya kalk\u0131\u015f\u0131rsa, her \u015feyden \u00f6nce kendi kendisini ink\u00e2r etmi\u015f olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n, Yahudili\u011fe muhalif olan pek \u00e7ok din\u00ee h\u00fck\u00fcmleri bulundu\u011fu kesindir. Zaten b\u00f6yle de\u011filse H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. Ayn\u0131 soru yahudiler i\u00e7in de s\u00f6z konusudur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Tevrat&#8217;ta da daha \u00f6nceki peygamberlerin \u015feriatlerine ait baz\u0131 h\u00fck\u00fcmleri nesheden (kald\u0131ran) \u00e2yetler mevcuttur. Cenab-\u0131 Allah, s\u0131rf k\u0131skan\u00e7l\u0131ktan kaynaklanan bu gibi b\u00fct\u00fcn as\u0131ls\u0131z iddialar\u0131 iptal etmek ve m\u00fcminlere bir te\u015fri&#8217;\u00ee temeli a\u00e7\u0131klamak \u00fczere buyuruyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>106- Biz bir \u00e2yetten her neyi nesheder veya unutturursak, ondan daha hay\u0131rl\u0131s\u0131n\u0131 yahut mislini getiririz. Bilmez misin ki, Allah her \u015feye k\u00e2dirdir.<\/p>\n<p>107- Bilmez misin ki, hakikaten g\u00f6klerin ve yerin m\u00fclk\u00fc Allah&#8217;\u0131nd\u0131r, hepsi O&#8217;nundur. Size de Allah&#8217;dan ba\u015fka ne bir dost, ne de bir yard\u0131mc\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>108- Yoksa siz peygamberinizi, bundan \u00f6nce Musa&#8217;ya soruldu\u011fu gibi, sorguya \u00e7ekmek mi istiyorsunuz? Halbuki her kim iman\u0131 k\u00fcf\u00fcrle de\u011fi\u015ftirirse art\u0131k d\u00fcz yolun ortas\u0131nda sap\u0131tm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>109- Ehl-i kitaptan bir\u00e7o\u011fu arzu etmektedir ki, sizi iman\u0131n\u0131zdan sonra \u00e7evirip k\u00e2fir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile s\u0131rf nefsaniyetlerinden ve k\u0131skan\u00e7l\u0131ktan dolay\u0131 bunu yaparlar. Buna ra\u011fmen siz \u015fimdi af ile, ho\u015fg\u00f6r\u00fcyle davran\u0131n t\u00e2 Allah emrini verinceye kadar. \u015e\u00fcphe yok ki Allah her \u015feye k\u00e2dirdir.<\/p>\n<p>110- Siz namaz\u0131 hakk\u0131yle k\u0131lmaya bak\u0131n ve zekat\u0131 verin! Kendi nefsiniz i\u00e7in her ne hay\u0131r yaparsan\u0131z, Allah kat\u0131nda onu bulursunuz. Muhakkak ki, Allah b\u00fct\u00fcn yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6rmektedir.<\/p>\n<p>111- Bir de &#8220;yahudi ve h\u0131ristiyanlardan ba\u015fkas\u0131 asla cennete giremeyecek&#8221; dediler. Bu onlar\u0131n kendi kuruntular\u0131d\u0131r. Sen de onlara de ki; &#8220;E\u011fer do\u011fru iseniz, haydi bakal\u0131m getirin delilinizi.&#8221;<\/p>\n<p>112- Hay\u0131r, hay\u0131r! Kim \u00f6z\u00fc iyilik dolu olarak y\u00fcz\u00fcn\u00fc Allah&#8217;a tertemiz d\u00f6nd\u00fcr\u00fcr ve teslim ederse, i\u015fte onun Rabbi kat\u0131nda ecri vard\u0131r. Onlara hi\u00e7bir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak de\u011filler.<\/p>\n<p>113- Yahudiler dediler ki, &#8220;H\u0131ristiyanlar bir\u015fey \u00fczerinde de\u011filler&#8221;, Hristiyanlar da &#8220;Yahudiler bir \u015fey \u00fczerinde de\u011filler&#8221; dediler. Oysa hepsi de kitab\u0131 okuyorlar. Hi\u00e7bir bilgisi olmayanlar da \u00f6yle onlar\u0131n dedikleri gibi dediler. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 Allah, ihtilafa d\u00fc\u015ft\u00fckleri bu gibi \u015feylerde, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc aralar\u0131nda h\u00fck\u00fcm verecektir.<\/p>\n<p>106-K\u0131r\u00e2et: , \u0130bni \u00c2mir k\u0131r\u00e2etinde n\u00fbnun zamm\u0131 ve s\u00eenin kesriyle okunur ki, ins\u00e2hdand\u0131r. \u0130bni Kesir ve Ebu Amr k\u0131r\u00e2etlerinde birinci n\u00fbnun ve sinin fethalar\u0131 ve ondan sonra bir hemze-i sakine ile \u015feklinde okunur ki, tehir m\u00e2n\u00e2s\u0131na olan nesee ve nesiedendir.<\/p>\n<p>\u015eer&#8217;\u00ee us\u00fbl bak\u0131m\u0131ndan neshin dine uygunlu\u011funu isbat eden bu ayetin sevki, eski kitaplar\u0131n baz\u0131 h\u00fck\u00fcmlerinin neshindeki cevaz hakk\u0131nda ise de s\u00f6yleni\u015f bak\u0131m\u0131ndan kelimesi umum ifade etti\u011finden, baz\u0131 Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerini de a\u00e7\u0131k\u00e7a i\u00e7ine almaktad\u0131r. \u015eu halde Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerinde de n\u00e2sih ve mens\u00fbh vard\u0131r. Bunun aksini iddia etmek, nass\u0131n z\u00e2hirini ink\u00e2r etmek olur.<\/p>\n<p>Nesih l\u00fcgatte de\u011fi\u015ftirmek, yani bir \u015feyin yerine ba\u015fkas\u0131n\u0131 ge\u00e7irmek, halef yapmak demektir. Nitekim (Nahl, 16\/101) \u00e2yetinde nesih, tebdil olarak ifade edilmi\u015ftir. Bununla beraber bu m\u00e2n\u00e2 bazen o \u015feyin kendisinde itibar edilir ki, buna izale, ilga, iptal denilir: &#8220;g\u00fcne\u015f g\u00f6lgeyi neshetti&#8221; demek onun yerine ge\u00e7ti, onun yerini ald\u0131 demektir ki, buna, izale etti ve iptal etti de denilir. Bir ba\u015fka \u00e2yette &#8220;Allah, \u015feytan\u0131n att\u0131\u011f\u0131n\u0131 derhal iptal eder.&#8221; (Hacc, 22\/52) nesh i\u015fte bu anlamdad\u0131r. Bazen de o \u015feyin yerinde itibar edilir ki, buna da nakl ve tahvil denilir. Nitekim &#8220;nesaht\u00fc&#8217;l-kitab&#8221; kitab\u0131 istinsah eyledim demek, bir kitaptakini di\u011ferine ge\u00e7irdim, ona nakletttim demektir. Yaz\u0131da nesih, mirasta m\u00fcnasahe,&#8221; ruhlarda tenasuh tabirleri de bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. &#8220;Siz her ne yapt\u0131ysan\u0131z biz onlar\u0131 istinsah etmi\u015ftik.&#8221; (C\u00e2siye, 45\/29) \u00e2yetindeki istinsah da yine bu m\u00e2n\u00e2ya gelmektedir. \u00d6zetle, l\u00fcgat bak\u0131m\u0131ndan nesih, izale ve nakil m\u00e2n\u00e2lar\u0131nda m\u00fc\u015ftereken kullan\u0131l\u0131r ise de her iki m\u00e2n\u00e2n\u0131n da esas\u0131 tebdil demektir.<\/p>\n<p>\u015eeriat \u0131st\u0131lah\u0131nda da nesih, herhangi bir \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fckm\u00fcn aksine sonradan ba\u015fka bir \u015fer&#8217;\u00ee delilin delalet etmesidir ki, il\u00e2h\u00ee bilgiye nazaran evvelki h\u00fckm\u00fcn m\u00fcddetinin sonunu beyan, bizim bilgimize nazaran da zahiren b\u00e2ki g\u00f6r\u00fcnen o h\u00fckm\u00fc de\u011fi\u015ftirip ortadan kald\u0131rmak demektir. Her iki bak\u0131mdan da nesih, bir de\u011fi\u015fikli\u011fi bildirmek anlam\u0131na gelmektedir. Bunda hi\u00e7 bir zaman Allah&#8217;a nazaran caymak veya bilememek m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. Bunun i\u00e7indir ki, ebediyet kaydiyle mukayyed (ba\u011fl\u0131) h\u00fck\u00fcmlerde nesih cereyan etmez. Nesih ancak emirler ve yasaklar gibi in\u015f\u00e2\u00ee bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 i\u00e7eren vak\u0131aya ili\u015fkin bir ihbar ve il\u00e2m olmay\u0131p, s\u0131rf icad olan ve yaln\u0131z bir iradeyi g\u00f6steren, bununla beraber ebediyyeti nassa ba\u011flanmam\u0131\u015f bulunan konularda ve h\u00fck\u00fcmlerde cereyan eder. Cenab\u0131 Allah, varl\u0131k \u00e2leminde bu g\u00fcn yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 yar\u0131n yok ederek, di\u011fer bir \u015feye d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmekle ilmine, kudretine, iradesine hi\u00e7bir noksanl\u0131k \u00e2r\u0131z olmayaca\u011f\u0131 gibi, \u015feriate ait \u00e2lemde de ba\u015fka ba\u015fka zamanlarda ba\u015fka ba\u015fka \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmler in\u015fa etmekle, mesela; ge\u00e7mi\u015f zamandaki bir emrin yerine, \u015fimdiki zamanda yasak koyan bir emir inzal buyurmakla ilminde ve iradesinde ha\u015fa bir noksan de\u011fil, belki her birinde bir hikmetinin tecellisini ve kemalini g\u00f6stermi\u015f olur. Ve bunda caymak m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek bile kabil de\u011fildir. Allah kat\u0131nda kararla\u015fm\u0131\u015f bulunan her\u015fey ve her h\u00fck\u00fcm yerli yerinde gelmi\u015ftir. Ve hakikatte hi\u00e7bir kelimesi de\u011fi\u015fmi\u015f de\u011fildir. Yarat\u0131l\u0131\u015fta her an\u0131n ayr\u0131 bir emri olsa ilah\u00ee ilmin zerre kadar de\u011fi\u015fmesini gerektirmez. Has\u0131l\u0131 iman hakikatleri, itikat esaslar\u0131 gibi, ihbar\u00ee olan ilm\u00ee ilkelerde nesih m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bunlar\u0131n bir anl\u0131k zamana ba\u011fl\u0131 olanlar\u0131 bile ezel\u00ee ger\u00e7ekler h\u00fckm\u00fcndedir. &#8220;\u015eu \u015f\u00f6yledir, filan vakit, filan \u015fey oldu veya olacak.&#8221; denildi mi bu haberler, bu h\u00fck\u00fcmler art\u0131k ezelden ebede do\u011frudurlar.<\/p>\n<p>O vakitte o \u015fey olmad\u0131 veya olmayacak denilemez. Lakin &#8220;su i\u00e7, \u015farap i\u00e7me, nikah yap, zina etme&#8221; gibi in\u015f\u00e2\u00ee olan \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmler, a\u00e7\u0131k\u00e7a ebediyet kayd\u0131yla kay\u0131tlanmad\u0131k\u00e7a nesihleri m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bunlar bir an i\u00e7in me\u015fru, ba\u015fka bir an i\u00e7in gayr-i me\u015fru olabilirler. Bunlar\u0131n ebediyetleri zorunlu de\u011fildir, nesihleri de m\u00fcddetlerinin a\u00e7\u0131klanmas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u00d6nceki k\u0131s\u0131mlarda Kur&#8217;\u00e2n, Tevrat&#8217;\u0131 ve di\u011fer ilah\u00ee kitaplar\u0131 tasdik edici, teyit edici ve destekleyicidir, ayr\u0131ca daha fazlas\u0131yla tefsir edici ve a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131d\u0131r. \u0130kinci k\u0131s\u0131mda ise Kur&#8217;\u00e2n, onlardaki birtak\u0131m h\u00fck\u00fcmleri kald\u0131rarak, her zamana g\u00f6re uygulanacak h\u00fck\u00fcmleri ve te\u015fri (kanun koyma) usullerini i\u00e7eren yeni ve m\u00fckemmel bir ho\u015fg\u00f6r\u00fcl\u00fc \u015feriat getirmi\u015ftir. \u015euras\u0131n\u0131n unutulmamas\u0131 gerekir ki, tevhid inanc\u0131 gere\u011fince yarat\u0131l\u0131\u015f \u00e2leminde oldu\u011fu gibi, te\u015fri \u00e2leminde de icat ve in\u015fa, ancak Cenab-\u0131 Allah&#8217;a ait bir s\u0131fatt\u0131r. Kullar nihayet O&#8217;nun yaratmas\u0131yla ve O&#8217;nun g\u00f6sterdi\u011fi \u00e2yetlerin ve delillerin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda kendi bilgi kapasitelerine g\u00f6re bir tasarrufa izinlidirler. Yoksa Allah&#8217;\u0131n yaratm\u0131\u015f oldu\u011fu kanunlar, kul iradesiyle kald\u0131r\u0131lamaz. Neshin \u015feriat \u0131st\u0131lah\u0131ndaki bu tarifi de yine bu \u00e2yetin delaletidir ve bu konunun tafsilat\u0131 &#8220;Us\u00fbl-i f\u0131k\u0131h&#8221; ilmine aittir. Gelelim \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131na:<\/p>\n<p>Yahudiler, Allah nesih yapamaz ve \u015fu halde b\u00f6yle yeni yeni h\u00fck\u00fcmler getiren bir vahiy indiremez mi diyorlar? Yalan s\u00f6yl\u00fcyorlar ve yanl\u0131\u015f biliyorlar. Zira Allah nesih yapabilir ve yapar, yapmas\u0131nda da kendisi i\u00e7in hi\u00e7bir noksanl\u0131k s\u00f6z konusu de\u011fildir; \u015f\u00e2n\u0131na noksan gelmez. Aksine O&#8217;nun yapt\u0131\u011f\u0131 nesihte hay\u0131r ve hikmet vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Biz azamet ve kudretimizle herhangi bir \u00e2yeti k\u0131smen veya tamamen ve mesela m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki bir h\u00fckm\u00fcn\u00fc veya lafz\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fc olan tilavetini veya her ikisini bizzat kitab\u0131m\u0131zla neshedersek veya di\u011fer bir k\u0131r\u00e2ete g\u00f6re; resul\u00fcm\u00fcze s\u00fcnnetiyle neshettirirsek, yahut onu unutturur, haf\u0131zalardan silersek veya yine di\u011fer bir k\u0131r\u00e2ete g\u00f6re; onun h\u00fckm\u00fcn\u00fcn uygulanmas\u0131n\u0131 tehir edersek, ondan daha hay\u0131rl\u0131s\u0131n\u0131, veya en az\u0131ndan onun mislini ve dengini getiririz. \u0130\u015fte \u015fer&#8217;\u00ee nesih bu usul \u00e7er\u00e7evesinde cereyan eder. Bunlar\u0131n hi\u00e7 biri abes de\u011fildir, hi\u00e7 biri yoklu\u011fa, ihmale ve hatta noksana y\u00f6nelik \u015feyler de\u011fildir.<\/p>\n<p>107- Ey Muhammed! Bilmez misin ki hakikaten Allah her\u015feye k\u00e2dirdir. Hi\u00e7 bilmez olur musun, elbette bilirsin. Bilirsin ve bu ilim burhans\u0131z, delilsiz de de\u011fildir. Bilmez misin ki, b\u00fct\u00fcn g\u00f6klerin ve yerin devleti, g\u00f6r\u00fcnen ve bilinen, hatta ak\u0131l yoluyla tahmin edilen \u015fu k\u00e2inat\u0131n hakimiyeti, saltanat\u0131 hep O&#8217;nundur, Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. B\u00f6yle bir Allah neye kadir olamaz, neye g\u00fc\u00e7 yetiremez ki? Baksana bu b\u00fcy\u00fck devlete, bu nihayetsiz m\u00fclke ve saltanata! \u0130\u015fte bu \u00e2lemde her g\u00fcn, her gece, her saat ve her anda neler yap\u0131l\u0131yor, neler y\u0131k\u0131l\u0131yor? Ne icatlar, ne imhalar oluyor, ne kudretler a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131yor? Ne hikmetler ortaya konuyor ve uygulan\u0131yor, ne nesihler, ne insahlar, ne tehirler, ne taciller, (\u00f6ne alma) ne unutturmalar icra k\u0131l\u0131n\u0131yor g\u00f6rmez misin? \u0130l\u00e2h\u00ee saltanat\u0131n ge\u00e7erli oldu\u011fu k\u00e2inatta cereyan eden de\u011fi\u015fmez ve bozulmaz kanunlar ve il\u00e2h\u00ee s\u00fcnnetler, \u00e2det ve gelenekler okunup dururken onun yan\u0131nda zaman zaman, yer yer, semt semt, tek tek, an be an \u00e7e\u015fitli olu\u015fum ve d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmleri meydana getiren t\u00e2li derecedeki il\u00e2h\u00ee s\u00fcnnetler ile n\u00e2sih ve mensuh denilebilecek h\u00fck\u00fcmler ve olaylar icra edilmekte oldu\u011funu, y\u0131k\u0131lanlar\u0131n yerine peyderpey yenilerinin geldi\u011fini ve hatta terbiye, tekam\u00fcl ve \u0131st\u0131fa (seleksiyon) kurallar\u0131yla daha iyilerinin ortaya kondu\u011funu m\u00fc\u015fahede etmez misin? B\u00f6yle bir saltanat\u0131n sahibi olan Allah her \u015feye k\u00e2dir olmaz m\u0131? B\u00f6yle bir sonsuz kudretin sahibi olan Allah, te\u015fr\u00ee \u00e2leminde ni\u00e7in nesih yapmas\u0131n ve ni\u00e7in neshetti\u011fi bir h\u00fckm\u00fcn yerine daha iyisini, daha hay\u0131rl\u0131s\u0131n\u0131, en az\u0131ndan onun dengini koyamas\u0131n? Ni\u00e7in daha \u00f6nce g\u00f6nderdi\u011fi Tevrat ve \u0130ncil&#8217;in baz\u0131 h\u00fck\u00fcmlerini nesheden yeni bir kitap, yeni bir din vahiy ve inzal edemesin? Ve ni\u00e7in bu kitapta, bu \u015feriatte n\u00e2sih ve mensuh h\u00fck\u00fcmler bulunmas\u0131n? Bilakis o s\u0131n\u0131rs\u0131z devletin gidi\u015fat\u0131na uygun bir k\u00e2mil kitap ve bir m\u00fckemmel din ihsan edilmi\u015f olmas\u0131 i\u00e7in her zaman\u0131n, her mekan\u0131n, her muhitin durum ve \u015fartlar\u0131na uygulanabilen, sebepler ve maslahatlar \u00e7er\u00e7evesinde teferruat say\u0131lan meselelerde cereyan etmek \u00fczere n\u00e2sihli ve mensuhlu, takdimli ve tehirli, hem kal\u0131c\u0131l\u0131k ve hem de de\u011fi\u015fkenlik \u00f6zelliklerini ta\u015f\u0131yan il\u00e2h\u00ee s\u00fcnnetlere uygun h\u00fck\u00fcmler koymak hikmet de\u011fil midir? Yaratmay\u0131 ve yoketmeyi, neshi ve unutturmay\u0131 o yapmazsa kim yapabilir? Yoksa siz, bu g\u00f6klerde ve yerde ba\u015fka bir y\u00f6neticinin, ba\u015fka bir kural koyucunun h\u00fck\u00fcmran oldu\u011funu mu san\u0131yorsunuz? Hay\u0131r sizin i\u00e7in bu yarat\u0131l\u0131\u015f \u00e2leminde Allah&#8217;dan ba\u015fka veliniz, O&#8217;ndan ba\u015fka bir koruyucunuz, O&#8217;ndan ba\u015fka bir yard\u0131mc\u0131n\u0131z yoktur. \u00dczerinizdeki hakiki velayet, hakiki yard\u0131m yaln\u0131zca O&#8217;nundur. M\u00fclk O&#8217;nun, ahk\u00e2m O&#8217;nundur. K\u00e2inat O&#8217;nun, s\u00f6z O&#8217;nundur.<\/p>\n<p>108- Ey Muhammed \u00fcmmeti! Yoksa siz bu \u015fan\u0131 y\u00fcce peygamberinizden, daha \u00f6nce Musa&#8217;dan istenenler gibi \u015feyler mi talep etmek istiyorsunuz? Hay\u0131r, siz ona benzer, \u00f6yle bo\u015f, \u00f6yle k\u00e2firane ve inat\u00e7\u0131 taleplerde bulunmazs\u0131n\u0131z. &#8220;Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmeden sana inanmay\u0131z.&#8221; demeye kalkmazs\u0131n\u0131z. Bakara k\u0131ssas\u0131nda oldu\u011fu gibi, peygamberinizi uzun uzad\u0131ya imtihana \u00e7ekmeye giri\u015fmezsiniz. Bunu k\u00e2firler yapar. Nitekim Kurey\u015f k\u00e2firleri de bu kabil \u015feyler istemi\u015flerdi. Halbuki iman yerine k\u00fcfre ra\u011fbet eden, kendi iman\u0131n\u0131 k\u00fcf\u00fcrle de\u011fi\u015ftirmeye \u00e7al\u0131\u015fan, d\u00fcz yolda sapm\u0131\u015f, \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k vadilerine s\u00fcr\u00fcklenmi\u015f olur.<\/p>\n<p>109-Siz ba\u015fkalar\u0131n\u0131n, o kitap ehlinin s\u00f6zlerine kulak asmay\u0131n. O Kitap ehlinin bir\u00e7o\u011fu c\u00e2nu g\u00f6n\u00fclden isterler ki, sizleri imana girmenizden sonra, geri \u00e7evirip hepinizi kafir yaps\u0131nlar, k\u00fcfre s\u00fcr\u00fckleyip, irtidat ettirsinler&#8230; Bunu yapabilseler \u00e7ok memnun olurlar. Onlar sizin dinden d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcz\u00fc, imandan \u00f6nceki devirlere d\u00f6nmenizi ve gericili\u011finizi arzu ederler. Bunun i\u00e7in her hileye ba\u015fvururlar. Bu da iyilik severliklerinden, dindarl\u0131klar\u0131ndan de\u011fil, s\u0131rf nefislerinden, nefsaniyetlerinden kaynaklanan hasetten, k\u0131skan\u00e7l\u0131ktan hak ve hakikat kendilerine iyice belli olduktan, \u0130sl\u00e2m dininin hak din oldu\u011funa her y\u00f6n\u00fcyle, hatta ellerindeki kitap uyar\u0131nca bile v\u00e2k\u0131f olduktan sonra, yine de k\u0131skan\u00e7l\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 sizi iman\u0131n\u0131zdan cayd\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin n\u00fczul sebebi hakk\u0131nda rivayet olunuyor ki, Yahudi hahamlar\u0131ndan Fenhas b. Azura ve Zeyd \u0130bni Kays ve daha birka\u00e7 ki\u015fi, Uhud sava\u015f\u0131ndan sonra Huzeyfe b. Yem\u00e2n ile Ammar b. Yasir&#8217;e, &#8220;Ba\u015f\u0131n\u0131za gelenleri g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz ya, e\u011fer hak din \u00fczerinde olsayd\u0131n\u0131z, muharebede bozguna u\u011framaz, ma\u011flup olmazd\u0131n\u0131z. Art\u0131k bizim dinimize d\u00f6n\u00fcn\u00fcz, bu sizin i\u00e7in daha iyi, daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Bizim yolumuz sizinkinden daha do\u011frudur.&#8221; demi\u015fler. Bunun \u00fczerine Ammar onlara: &#8220;Sizce and\u0131n\u0131 bozmak nas\u0131ld\u0131r?&#8221; diye sormu\u015f, onlar da: &#8220;korkun\u00e7 \u015fey&#8221; demi\u015fler. O da: &#8220;\u00d6yleyse dinleyin, ben hayatta oldu\u011fum m\u00fcddet\u00e7e Muhammed&#8217;e k\u00fcfretmemeye andetmi\u015f, s\u00f6z vermi\u015fimdir.&#8221; diye cevap vermi\u015f. Yahudiler &#8220;Ha bu adam sap\u0131tm\u0131\u015f.&#8221; demi\u015fler. Huzeyfe de &#8220;Bana gelince, Rabbim Allah, peygamberim Muhammed, dinim \u0130sl\u00e2m, iman\u0131m Kur&#8217;\u00e2n, K\u00e2&#8217;be k\u0131blem, m\u00fcminler de karde\u015fim. Ben de bundan memnunum.&#8221; demi\u015f. Daha sonra bunu gelip Resulullah&#8217;a anlatm\u0131\u015flar. O da &#8220;\u0130sabet etmi\u015f ve felah bulmu\u015fsunuz.&#8221; buyurmu\u015f. Daha sonra da bu \u00e2yet inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Evet onlar b\u00fct\u00fcn hakikat g\u00fcn gibi a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kt\u0131ktan, iyice malum olduktan sonra bile yine de hasetlerinden b\u00f6yle arzu ederler. Bundan dolay\u0131 siz onlar\u0131 affedin, dediklerine bakmay\u0131n, heyecana kap\u0131l\u0131p da didi\u015fmeye ve d\u00f6v\u00fc\u015fmeye kalkmay\u0131n, onlara ald\u0131rmay\u0131n, t\u00e2 ki, Allah&#8217;\u0131n emri gelsin, bulacaklar\u0131n\u0131 bulsunlar. Elbette bir g\u00fcn gelecek belalar\u0131n\u0131 bulacaklar. Zaman\u0131 gelir, Allah sava\u015fman\u0131z\u0131 emreder, o zaman siz vazifenizi yapars\u0131n\u0131z. Zaman\u0131 gelir daha ba\u015fka felaketlerini g\u00f6zlerinizle g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. Nihayet ahirette b\u00fcy\u00fck bir azap i\u00e7inde k\u0131vrand\u0131klar\u0131n\u0131 m\u00fc\u015fahede edersiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, her \u015feye k\u00e2dirdir. Bunda \u015f\u00fcphe yok. Siz \u015fimdiki halde ho\u015fg\u00f6r\u00fcl\u00fc ve ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 olun, sab\u0131r ve s\u00fckunet \u00fczere hareket edin.<\/p>\n<p>110- ve g\u00fczel g\u00fczel namaz\u0131n\u0131z\u0131 k\u0131lmaya, zekat\u0131n\u0131z\u0131 vermeye devam edin. \u00d6zellikle dinin bu iki temeli sizi her t\u00fcrl\u00fc y\u00fckselmeye haz\u0131rlar. Gerek k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131z namaz ve verdi\u011finiz zekat, gerek kendiniz i\u00e7in yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z daha ba\u015fka hay\u0131r ve iyilikler cinsinden olan \u015feyler, yani iyilik ad\u0131na ne takdim ederseniz, kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 pe\u015fin olarak hemen istemeyip de ilerisi i\u00e7in hay\u0131r defterinize kaydolmak \u00fczere hay\u0131r cinsinden ne yaparsan\u0131z onu Allah kat\u0131nda bulursunuz, hesap g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc g\u00fcn onun ecir ve sevab\u0131n\u0131 eksiksiz olarak al\u0131rs\u0131n\u0131z. Bizim dilimizde de me\u015fhur bir s\u00f6z vard\u0131r: &#8220;Yap iyili\u011fi, at denize, bal\u0131k bilmezse, h\u00e2lik bilir.&#8221; derler. Zira Allah Te\u00e2l\u00e2, hay\u0131r ve \u015fer, her ne yaparsan\u0131z muhakkak ki, onu g\u00f6r\u00fcr, bilir, hepsinden haberdar olur. Sen filan vakit, filan i\u015fi yapt\u0131n. Art\u0131k onu yapmam\u0131\u015f olamazs\u0131n, olan olmu\u015ftur. \u0130ster bir an i\u00e7in olsun, bir kerre vaki olan ise art\u0131k hi\u00e7bir zaman vaki olmam\u0131\u015f say\u0131lamaz. Vukua geldi\u011fi an itibariyle ona her zaman vaki olmu\u015ftur denilir. O gizli imi\u015f, onu evvela senin kendi kalbin bilir. Unuttum dersin, fakat o yine ruhunun derinliklerinde gizlidir ve mevcuttur. D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrsen kendin bulursun, sana hat\u0131rlat\u0131l\u0131rsa fark\u0131na var\u0131rs\u0131n. Demek ki, her \u015feyden \u00f6nce senin ruhun, senin nefs-i n\u00e2t\u0131kan, senin hakk\u0131nda Cenab-\u0131 Hakk&#8217;\u0131n bir defteridir. Sen bu defterin hangi meleklerin eliyle yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6remezsen de her halde yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilirsin. Bundan ba\u015fka, buna benzer ne kadar defter vard\u0131r ki, senin yapt\u0131klar\u0131n onlara kaydedilir. B\u00fct\u00fcn bunlar aynen &#8220;Levh-i Mahfuz&#8221; denilen ilah\u00ee defterde kay\u0131tl\u0131d\u0131r. Ve hepsi bizzat Allah&#8217;\u0131n emrinde, O&#8217;nun eli alt\u0131ndad\u0131r. Parma\u011f\u0131na ufak bir diken batsa, senin ruhun ondan derhal haberdar olur, de\u011fil mi? Allah da senin ruhuna, bedenine, kalbine ili\u015fen her \u015feye ayniyle v\u00e2k\u0131ft\u0131r. Neyin varsa hepsi oradad\u0131r. Art\u0131k sen bilirsin, se\u00e7 se\u00e7 al ve be\u011fendi\u011fini yap. \u015euras\u0131 kesin ki, orada yapt\u0131\u011f\u0131n hayr\u0131 hay\u0131r olarak, yapt\u0131\u011f\u0131n \u015ferri de \u015fer olarak bulacaks\u0131n. Hay\u0131r ile \u015fer terazisinin de esasen Hakk&#8217;\u0131n elinde oldu\u011funu unutmamal\u0131s\u0131n.<\/p>\n<p>111-Sizin irtidad\u0131n\u0131zla (gerisin geri k\u00fcfre d\u00f6nmenizle) memnun ve mutlu olmak isteyen, t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcpheler ortaya atarak sizi imandan geri \u00e7evirmeye \u00e7al\u0131\u015fan o kitap ehli Cennete yahudi ve h\u0131ristiyan olanlardan ba\u015fka hi\u00e7 kimse girmeyecek, dediler. Yani yahudiler, yahudilerden ba\u015fkas\u0131, h\u0131ristiyanlar da h\u0131ristiyandan ba\u015fkas\u0131 cennete giremeyecek, dediler. Demek ki, asr-\u0131 saadetteki yahudiler, cennet ve cehennemden de s\u00f6z ederlermi\u015f, bu iddialar onlar\u0131n kendi kuruntular\u0131d\u0131r, kuru bir idealden ibaret bo\u015f bir hayaldir, bu onlar\u0131n kendi h\u00fclyalar\u0131d\u0131r. kelimesinde &#8220;ya&#8221; harfi \u015feddesiz olarak gibi de okunur. (Bu Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etidir). Bu okunu\u015fa g\u00f6re, kelimenin anlam\u0131, g\u00f6n\u00fcllerinden \u00f6yle ge\u00e7irirler, bo\u015fu bo\u015funa \u00f6yle kurarlar, \u00f6yle temenni ederler, demek olur. Lakin yaln\u0131zca &#8220;\u00fcmniye&#8221; ile, yaln\u0131zca bo\u015f mefk\u00fbre ve hayallerle i\u015f bitmez. Delilsiz, ispats\u0131z, belgesiz ve delilsiz kuru laf ile, g\u00f6n\u00fclleri \u00f6yle istiyor, \u00f6yle arzu ediyor diye, s\u0131rf taklit ile dava kabul edilmez, Allah kat\u0131nda iman\u0131n feyzine erilmez. Birbirleriyle \u00e7eli\u015fkili olan bu iki davadan hangisinin do\u011fru oldu\u011funu anlamak i\u00e7in delil ister. Bundan dolay\u0131 Ey do\u011fru s\u00f6zl\u00fc peygamber, sen onlara de ki, hanginiz bu davan\u0131zda sad\u0131ksan\u0131z, delilinizi getirin bakal\u0131m. Haydi getiriniz de g\u00f6relim. Zira insanlar\u0131 do\u011fru bir noktada toplayacak olan \u015fey delildir, yani kesin belgedir. Halbuki bunlar\u0131n bu kuru \u00fcmniyelerine burhan getirmelerine, belge g\u00f6stermelerine imkan yoktur.<\/p>\n<p>112- Hay\u0131r, mesele ne \u00f6yledir, ne de b\u00f6yle. Cennet ne yahudilere mahsus, ne de h\u0131ristiyanlara. Hakikat \u015fu ki, her kim Allah i\u00e7in y\u00fcz\u00fcn\u00fc lekeden s\u00e2lim tutar, nefsini \u015firkten ve \u015firk emarelerinden temizleyerek, ihlas ve samimiyetle Allah&#8217;a y\u00f6nelir, bir tek Allah tan\u0131r ve bu halinde de \u00f6z\u00fc muhsin olursa, yani Allah&#8217;\u0131 g\u00f6r\u00fcyormu\u015f gibi kendini Allah huzurunda bilirse, yapt\u0131\u011f\u0131 her ibadeti temiz kalb ile ve her y\u00f6n\u00fcyle g\u00fczel yaparsa i\u015fte onun Rabbi kat\u0131nda m\u00fckafat\u0131 vard\u0131r. ve bunlara hi\u00e7bir korku yoktur. Ve bunlar mahzun da olmayacaklar. \u0130\u015fte bunlara m\u00fcsl\u00fcman ve bu dine \u0130sl\u00e2m denilir. Cennet bunlar\u0131nd\u0131r. Allah kat\u0131ndaki din de bu \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ibarettir. Daha yukar\u0131da, haklar\u0131nda &#8220;Kim benim hidayetime tabi olursa onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.&#8221; (Bakara, 2\/38). Yine bunun gibi, &#8220;Kim Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inan\u0131r ve salih amel i\u015flerse i\u015fte onlar\u0131n ecirleri Rablerinin yan\u0131ndad\u0131r. Onlara korku yoktur ve onlar \u00fcz\u00fclmeyeceklerdir.&#8221; (Bakara, 2\/62) buyurulan kimseler i\u015fte hep b\u00f6yle olanlard\u0131r. Muhammed (s.a.v.)&#8217;in tebli\u011f etti\u011fi dinin esas\u0131 da budur. Bu bir hakikattir, bo\u015f bir kuruntudan ibaret de\u011fildir. Bunu Allah bildiriyor ve O vaad ediyor. Buna b\u00fct\u00fcn vahiyler ve b\u00fct\u00fcn ak\u0131llar \u015fahitlik eder. Bu her \u015feyden \u00f6nce bizatihi delildir. Ayr\u0131ca hi\u00e7bir \u015fahs\u0131n, hi\u00e7bir z\u00fcmrenin kuruntusu say\u0131labilecek bir kuruntu da de\u011fildir. Zira bu iman, bu ihlas, bu ihsan ile \u0130sl\u00e2m, g\u00f6n\u00fcllerin bir iste\u011fi de\u011fil, o heva ve hevesleri silip temizlemekle yap\u0131lacak bir haslettir. Bunun i\u00e7indir ki, \u0130sl\u00e2m Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 y\u00fcz akl\u0131\u011f\u0131, al\u0131n temizli\u011fidir. Bilindi\u011fi gibi y\u00fcz akl\u0131\u011f\u0131 ve al\u0131n temizli\u011fi deyimi, sahibinin i\u00e7inin ve d\u0131\u015f\u0131n\u0131n, niyet ve d\u00fc\u015f\u00fcnceleriyle hareket ve davran\u0131\u015f\u0131n\u0131n temizli\u011finden bir kinayedir. Bu \u00e2yette de y\u00fcz (vech), zikr-i c\u00fcz iradei k\u00fcll tarik\u0131yle nefs ve zattan, yani ki\u015fili\u011fin b\u00fct\u00fcn\u00fcnden mecazd\u0131r. &#8220;Nefseh\u00fb&#8221; denilmeyip, &#8220;vecheh\u00fb&#8221; denilmesinin sebebi de \u0130sl\u00e2miyetin sadece insan\u0131n i\u00e7iyle ilgili bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131na i\u015faret ve tenbihtir. Zira secde uzvu olan y\u00fcz\u00fcn, \u00f6teki b\u00fct\u00fcn uzuvlar\u0131n en \u015fereflisi ve b\u00fct\u00fcn v\u00fccudun temsilcisi olan bir uzuv oldu\u011fu kesindir. Sadece y\u00fcz\u00fcn g\u00f6r\u00fclmesi bir insan\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fcyle te\u015fhis edilmesine yeter. Onun tasviri, b\u00fct\u00fcn bir bedenin tasviri h\u00fckm\u00fcndedir.<\/p>\n<p>\u0130sl\u00e2m: &#8220;Silm&#8221; ve &#8220;selamet&#8221; k\u00f6k\u00fcnden geldi\u011fi ve &#8220;if&#8217;\u00e2l&#8221; bab\u0131ndan oldu\u011fu i\u00e7in, o bab\u0131n muhtelif binalar\u0131na g\u00f6re, teslimiyet, yani r\u00e2m ve inkiyad, s\u00e2lim bulundurmak, sel\u00eem ve lekesiz tutmak, selamete girmek, selamete \u00e7\u0131karmak, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 g\u00fcven ve bar\u0131\u015f sa\u011flamak, ihlas ve samimiyet gibi \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2lar ifade eder. Ve esasta iman ile birle\u015fir. \u0130sl\u00e2m dini denilince b\u00fct\u00fcn bu sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z m\u00e2n\u00e2lar anla\u015f\u0131l\u0131r ve hepsi de muteberdir. Kendini Allah&#8217;a teslim etmek, iman ve ihlas ile O&#8217;na inkiyad etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131 ise b\u00fct\u00fcn \u00f6teki anlamlar\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130hsan: G\u00fczellemek, g\u00fczel yapmak, yani asl\u0131nda ve Allah kat\u0131nda g\u00fczel olan bir i\u015fi lay\u0131k\u0131 ve\u00e7hiyle, gere\u011fi gibi yap\u0131p, o i\u015fin, o amelin, \u00f6z\u00fcndeki g\u00fczelli\u011fi, d\u0131\u015f y\u00fcz\u00fcndeki g\u00fczellik ile s\u00fcsleyip ortaya koymak demektir. Zira bir\u00e7ok g\u00fczel \u015feyler vard\u0131r ki, yap\u0131l\u0131rken \u00e7irkinle\u015ftirilir. Peygamber Efendimiz me\u015fhur iman hadisinde(me\u015fhur ad\u0131yla Cibril hadisinde) ihsan\u0131 \u015f\u00f6yle tefsir buyurup a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r: &#8220;\u0130hsan, Allah&#8217;a O&#8217;nu g\u00f6r\u00fcyormu\u015fsun gibi kulluk etmendir, \u00e7\u00fcnk\u00fc sen onu g\u00f6remezsen, O seni g\u00f6r\u00fcyor.&#8221; \u015eu halde ihsan, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n kemalindendir. Bunun i\u00e7in ilke olarak \u0130sl\u00e2m \u015f\u00f6yle \u00f6zetlenebilir: Her \u015feyden \u00f6nce temizlik, ikinci olarak da g\u00fczelliktir. \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n &#8220;L\u00e2 il\u00e2he illallah&#8221; kelime-i tevhidinden, e\u00fbzu besmelesinden, abdest ve namaz\u0131ndan tutunuz da b\u00fct\u00fcn emirlerinde ve yasaklar\u0131nda hep bunun tatbikat\u0131n\u0131 bulursunuz. Bu \u00e2yette de &#8220;Allah&#8217;a y\u00fcz\u00fc temiz, \u00f6z\u00fc g\u00fczel olarak y\u00f6nelmek&#8221; buyurulmu\u015f ve bu iki ilke en g\u00fczel \u015fekilde ve \u00f6zet olarak ortaya konulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>113-\u0130\u015fte cennete girmenin do\u011fru yolu, bu \u0130sl\u00e2m ve bu ihsan, bu temizlik ve bu g\u00fczelliktir. B\u00f6yle oldu\u011fu halde bundan sapm\u0131\u015f olan yahudi ve h\u0131ristiyanlar, cennete ba\u015fkalar\u0131n\u0131 sokmak istemezler. Bu iddialar\u0131n\u0131n do\u011frulu\u011funu kan\u0131tlayacak delilleri ve belgeleri olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, tam aksine bunun yalan oldu\u011funa dair belge vard\u0131r. Bunlar\u0131n her biri \u00f6b\u00fcr\u00fc aleyhine \u015fahitlik de ederler. Baksan\u0131za hem \u00f6yle iddia ederler, hem de bir taraftan yahudiler, &#8220;H\u0131ristiyanlar\u0131n dayand\u0131\u011f\u0131 hi\u00e7bir \u015fey yoktur.&#8221; dediler. \u00d6b\u00fcr yandan h\u0131ristiyanlar da &#8220;Yahudilerin dayand\u0131\u011f\u0131 hi\u00e7bir \u015fey yoktur.&#8221; dediler ve bu \u015fekilde birbirlerinin g\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc davay\u0131 ve dinlerini k\u00f6k\u00fcnden \u00e7\u00fcr\u00fctt\u00fcler, birbirlerini sap\u0131kl\u0131k ve k\u00fcf\u00fcrle itham ettiler.<\/p>\n<p>Rivayet olunuyor ki, Necran ahalisi h\u0131ristiyanlar\u0131ndan bir heyet, temsilci olarak Peygamber Efendimiz&#8217;in huzuruna geldikleri zaman, Medine&#8217;deki yahudi bilginleri de huzura gelmi\u015flerdi. Orada iki taraf birbirleriyle m\u00fcbaheseye (tart\u0131\u015fmaya) giri\u015ftiler, derken m\u00fcnaka\u015faya ba\u015flad\u0131lar. Yahudilerden Rafi&#8217; b. Hureymile, onlara kar\u015f\u0131 &#8220;Siz hi\u00e7bir \u015fey \u00fczerinde de\u011filsiniz!&#8221; dedi, Hz. \u0130sa&#8217;ya ve \u0130ncil&#8217;e k\u00fcfretti. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k Necranl\u0131lar&#8217;dan biri de yahudilere &#8220;as\u0131l siz bir \u015fey \u00fczerinde de\u011filsiniz!&#8221; dedi, Hz. Musa&#8217;n\u0131n n\u00fcb\u00fcvvetini ink\u00e2r edip, Tevrat&#8217;a k\u00fcfretti. \u0130\u015fte bu olay \u00fczerine bu \u00e2yet nazil oldu. \u00c2yet, bu tart\u0131\u015fma ve m\u00fcnaka\u015fan\u0131n ferd\u00ee bir mesele olmay\u0131p, genellikle yahudilerle h\u0131ristiyanlar aras\u0131nda cereyan eden yayg\u0131n bir mesele oldu\u011funu ortaya koydu. Onlardan her biri di\u011ferinin dinini temelden ink\u00e2r eder ve ge\u00e7ersiz sayar. Yahudilerin Hz. \u0130sa&#8217;ya ve \u0130ncil&#8217;e asla iyi g\u00f6zle bakmad\u0131klar\u0131 bilinmektedir. Fakat h\u0131ristiyanlar\u0131n Hz. Musa&#8217;y\u0131 ve Tevrat&#8217;\u0131 ink\u00e2r etmeleri genel ve yayg\u0131n bir g\u00f6r\u00fc\u015f olmasa gerektir. \u00c2yet tart\u0131\u015fman\u0131n sadece birinci \u015f\u0131kk\u0131n\u0131 beyan buyurmu\u015f, di\u011ferlerinin an\u0131lmaya ve \u00fczerinde durulmaya de\u011fer yayg\u0131n bir mesele olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatmak istemi\u015ftir. B\u00f6yle olmakla beraber yahudilerin hi\u00e7bir \u015feye dayanmad\u0131klar\u0131, davalar\u0131n\u0131n as\u0131ls\u0131z oldu\u011fu h\u0131ristiyanlarca ittifakla s\u00f6ylenir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar, birbirlerinin iddialar\u0131n\u0131 ve dinlerini hi\u00e7bir \u015fey de\u011fildir diye b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ink\u00e2r etmektedirler. Halbuki bunlar s\u00f6zde kitap okuyorlar. Bilhassa Tevrat&#8217;\u0131 ikisi de okurlar. Kitap okuyanlara ve \u00f6zellikle ayn\u0131 kitab\u0131 okuyanlara bu hal yak\u0131\u015fmaz. Baz\u0131 anlay\u0131\u015flarda ihtilafa d\u00fc\u015fmek ba\u015fka \u015fey, b\u00f6yle temel g\u00f6r\u00fc\u015flerde, ana ilkede ihtilafa d\u00fc\u015fmek ise ba\u015fka bir \u015feydir. Kitap ise b\u00f6yle bir \u00e7eli\u015fkiye engeldir. Asl\u0131nda o, b\u00f6yle ihtilaflar\u0131 kald\u0131rmak i\u00e7indir. \u0130\u015fte okuduklar\u0131 o kitap, ikisinin de s\u00f6zlerinin, hakikate ayk\u0131r\u0131 oldu\u011funa \u015fahittir. \u00d6zellikle Tevrat hem Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n, hem Hz. Muhammed&#8217;in belli vas\u0131flar\u0131 hakk\u0131nda birtak\u0131m m\u00fcjdeleri de i\u00e7inde bulundurmaktad\u0131r. B\u00f6yle iken yahudilerin, h\u0131ristiyanl\u0131\u011fa bu kadar h\u00fccum etmeleri kitaplar\u0131ndaki h\u00fck\u00fcmlere de ters d\u00fc\u015fen bir ifratt\u0131r. H\u0131ristiyanlar\u0131n ise Tevrat okuyup dururken, yahudili\u011fe kar\u015f\u0131 bu kadar h\u00fccumda bulunmalar\u0131, daha da ileri bir ifrat, ayn\u0131 zamanda kendi dinlerinin temel ilkeleriyle \u00e7eli\u015fkili olan bir durumdur. Fakat b\u00fct\u00fcn bunlardan sonu\u00e7 olarak \u015fu kesin ger\u00e7ek ortaya \u00e7\u0131kar ki; gerek yahudiler, gerek h\u0131ristiyanlar, her ikisi de yalan s\u00f6yl\u00fcyorlar; ihsandan, ihlas ve samimiyetten \u00e7ok uzak bulunuyorlar. \u0130\u015fte &#8220;cennet yaln\u0131zca bize mahsus&#8221; demeleri de bu yalanlardan biridir. B\u00f6yle yalan iddialara kap\u0131lanlara cennet ne kadar uzakt\u0131r. Bu \u00e2yet ile Cenab-\u0131 Allah, \u0130sl\u00e2m ehlini ir\u015fad ile dikkatli olmaya, yani akl\u0131n\u0131 ba\u015f\u0131na almaya davet ediyor, ihlas ve samimiyete \u00e7a\u011f\u0131r\u0131yor: Ey m\u00fcminler, sizler sak\u0131n bunlar gibi olmay\u0131n\u0131z, hepiniz ayn\u0131 kitab\u0131 okuyup dururken, \u0130sl\u00e2m ile ihsan\u0131 bir yana b\u0131rakarak, b\u00f6yle fena bir anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fmeyiniz, b\u00f6yle bo\u015f hayallere kap\u0131l\u0131p birbirinize girmeyiniz, me\u00e2linde uyar\u0131yor.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcyorsunuz ya, yahudiler ile h\u0131ristiyanlar ayn\u0131 kitab\u0131 okuyup dururken, birbirlerine &#8220;Onlar hi\u00e7bir \u015fey de\u011fil, dinlerinin asl\u0131 astar\u0131 yoktur!&#8221; dediler. \u0130\u015fte aynen onlar gibi, bilgisi olmayan cahiller de \u00f6yle dediler. Arap m\u00fc\u015frikleri, putperestler, cahil dinsizler de t\u0131pk\u0131 bunlar\u0131n s\u00f6yledikleri gibi s\u00f6ylediler. Bu bilgisizler de yahudilik&#8217;e, h\u0131ristiyanl\u0131k&#8217;a ve di\u011fer semav\u00ee dinlere kar\u015f\u0131, &#8220;Hi\u00e7 bir \u015feye istinat etmez, hi\u00e7 birinin asl\u0131 yoktur&#8221; dediler. O halde yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n, bu ayn\u0131 kitab\u0131 okuyanlar\u0131n, o bilgisiz ink\u00e2rc\u0131lardan ne fark\u0131 kald\u0131? Aradaki fark \u015fudur; o ilkel cahiller bilmedikleri ve ak\u0131l erdiremedikleri i\u00e7in b\u00f6yle s\u00f6yl\u00fcyorlar, yahudi ve h\u0131ristiyanlar ise bilerek ve s\u0131rf nefsaniyetlerinden, heva ve heveslerine uyduklar\u0131ndan \u00f6yle s\u00f6yl\u00fcyorlar. \u0130\u015fte m\u00fcsl\u00fcmanlar b\u00f6yle olmamal\u0131, \u00f6b\u00fcr dinleri k\u00f6k\u00fcnden ink\u00e2r etmemeli, s\u00f6ylediklerini nakle dayand\u0131rmal\u0131 ve ak\u0131l s\u00fczgecinden ge\u00e7irerek s\u00f6ylemeli ve daima delile dayand\u0131rmal\u0131, belgelerle isbat etmelidirler. Hep Allah huzurunda s\u00f6z s\u00f6yl\u00fcyormu\u015f gibi ihsan ile s\u00f6ylemeli, s\u00f6yleyince ger\u00e7e\u011fi dile getirmeli ve hak s\u00f6ylemelidirler. &#8220;Rabbinin yoluna, hikmetle, g\u00fczel \u00f6\u011f\u00fctlerle \u00e7a\u011f\u0131r ve onlarla en g\u00fczel \u015fekilde m\u00fccadele et!&#8221; (Nahl, 16\/125), &#8220;Kitap ehli olanlarla en g\u00fczel yoldan ba\u015fka bir yolla m\u00fccadele etme!&#8221; (Ankeb\u00fbt, 29\/46) \u00e2yetleri ba\u015fta Hz. Peygamber olmak \u00fczere b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a uyarmaktad\u0131r. Yoksa yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n ve di\u011fer cahillerin tuttuklar\u0131 yol ve usullerle bu d\u00fcnyada hi\u00e7bir anla\u015fmazl\u0131k \u00e7\u00f6z\u00fclmez. \u0130nsanl\u0131k ayn\u0131 Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131klar\u0131 olman\u0131n zevkini tadamaz, yery\u00fcz\u00fcndeki il\u00e2h\u00ee nimetlerin ve g\u00fczelliklerin tad\u0131n\u0131 alamaz. Fakat bu anla\u015fmazl\u0131klar ebediyyete kadar s\u00fcr\u00fcp gidemez. Cenab-\u0131 Allah, bunlar\u0131n d\u00fcnyada b\u00f6yle ihtilafa d\u00fc\u015ft\u00fckleri \u015feyler hakk\u0131nda k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc kesin h\u00fckm\u00fcn\u00fc verecektir. O g\u00fcn, b\u00fct\u00fcn bu anla\u015fmazl\u0131klar\u0131 h\u00fckme ba\u011flayacakt\u0131r. Bu d\u00fcnyada cerbeze ile, safsata ile, yalan ve \u015farlatanl\u0131kla, sihir ve oyunla, bask\u0131 ve zorbal\u0131kla ve daha akla hayale gelmez yollarla al\u0131nan ve verilen ve art\u0131k kesinlik kazanm\u0131\u015f, hi\u00e7 bozulmaz san\u0131lan haks\u0131z h\u00fck\u00fcmleri, Birle\u015fmi\u015f Milletler&#8217;den de \u00e7\u0131km\u0131\u015f olsa, akibet hepsini feshedecektir.<\/p>\n<p>Fakat o b\u00fcy\u00fck mahkemeden \u00e7\u0131kan kararlar, orada verilen h\u00fck\u00fcmler, hi\u00e7bir zaman de\u011fi\u015fmez. Onlar ebediyyen kesinlik kazanm\u0131\u015ft\u0131r. O g\u00fcn i\u015fte b\u00f6yle bir mahkemede aleyhlerine h\u00fck\u00fcm verilecek haks\u0131zlar\u0131n, z\u00e2limlerin vay hallerine!.. Bunun \u00fczerine il\u00e2h\u00ee h\u00fckme i\u015faretle buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>114- Allah&#8217;\u0131n mescitlerini, i\u00e7lerinde Allah&#8217;\u0131n isminin an\u0131lmas\u0131ndan meneden ve onlar\u0131n harap olmalar\u0131na \u00e7al\u0131\u015fan kimselerden daha z\u00e2lim kim olabilir! \u0130\u015fte bunlar, oralara korka korka girmekten ba\u015fka bir\u015fey yapmazlar. Bunlara d\u00fcnyada peri\u015fanl\u0131k, ahirette de b\u00fcy\u00fck bir azap vard\u0131r.<\/p>\n<p>115- Bununla beraber, do\u011fu da Allah&#8217;\u0131n, bat\u0131 da Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Art\u0131k nereye d\u00f6nerseniz d\u00f6n\u00fcn, oras\u0131 Allah&#8217;a \u00e7\u0131kar. \u015e\u00fcphe yok ki, Allah(\u0131n rahmeti) geni\u015ftir, O, her \u015feyi bilendir.<\/p>\n<p>114- Allah&#8217;\u0131n mescitlerini, i\u00e7lerinde Allah&#8217;\u0131n isminin zikredilmesinden meneden ve o mescitlerin maddeten ve manen harap olmas\u0131na, y\u0131k\u0131lmas\u0131na, terkedilmi\u015f kalmas\u0131na veya mescitlikten \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131na \u00e7al\u0131\u015fandan daha zalim kim vard\u0131r! B\u00f6yle zalimlerin cennet ile ne ili\u015fkileri vard\u0131r? Her \u015feyin hakk\u0131, onun lay\u0131k oldu\u011fu yere konmas\u0131d\u0131r. Zul\u00fcm de bir \u015feyi, kendi yerinden ba\u015fka yere koymakt\u0131r. Demek ki, bir \u015fey lay\u0131k oldu\u011fu yerinden, ne kadar uzakla\u015ft\u0131r\u0131l\u0131rsa, o kadar haks\u0131zl\u0131k, o kadar zul\u00fcm yap\u0131lm\u0131\u015f olur ve o \u015fey, ne kadar y\u00fcce ve ne kadar kutsal ise zul\u00fcm de o \u00f6l\u00e7\u00fcde a\u015f\u0131r\u0131 gitmi\u015f olur. Nitekim Allah&#8217;a \u015firk ko\u015fmak en b\u00fcy\u00fck zul\u00fcmd\u00fcr. Allah&#8217;\u0131n mescitlerini, i\u00e7lerinde Allah denilmekten menetmek ve harap olmalar\u0131na \u00e7al\u0131\u015fmak da hem Allah\u0131n, hem mescitlerin, hem de insanlar\u0131n hakk\u0131na son derece tecav\u00fcz demektir. Bunu yapabilen zalimler, hi\u00e7bir zul\u00fcmden \u00e7ekinmez, her t\u00fcrl\u00fc haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131 yapar, hepsine kap\u0131 a\u00e7arlar. \u015eu halde mescitlere sald\u0131rmak ve onlar\u0131n maddeten veya manen harap olmalar\u0131na \u00e7al\u0131\u015fmak, zul\u00fcmlerin en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcd\u00fcr ve bunu yapanlar en zalim kimselerdendir. Zulm\u00fcn bu derecesi ve benzerleri tasavvur olunsa bile, daha fazlas\u0131 tasavvur olunamaz. Nitekim &#8220;Yalan yere Allah&#8217;a iftira edenden daha zalim kim olabilir?&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6-21, 93, 144) \u00e2yetlerinde oldu\u011fu gibi, di\u011fer baz\u0131 \u00e2yetlerde de benzeri zul\u00fcmler a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu ink\u00e2r\u00ee istifhamlar\u0131n hepsi, bu zul\u00fcmlerin \u00fcst\u00fcnde ba\u015fka bir zul\u00fcm bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 beyan i\u00e7indir. &#8220;Allah&#8217;\u0131n mescitleri&#8221; \u015feklindeki isim tamlamas\u0131ndan \u00e7\u0131kan h\u00fck\u00fcm, hi\u00e7bir istisnas\u0131 olmayarak bu ifadenin b\u00fct\u00fcn mescitler hakk\u0131nda ge\u00e7erli oldu\u011funu g\u00f6sterir ve \u00e2yetin h\u00fckm\u00fc genelde b\u00fct\u00fcn mescitler i\u00e7in de ge\u00e7erlidir.<\/p>\n<p>Tefsircilerin \u00e7o\u011funlu\u011funun beyan\u0131na g\u00f6re, \u00e2yetin as\u0131l ini\u015f sebebi, Beyt-i Makdis&#8217;in tahribi meselesi olup, \u00e2yet Rum ve h\u0131ristiyanlar hakk\u0131ndad\u0131r. Bir k\u0131s\u0131m tefsirciler, bunun m\u00fc\u015frikler hakk\u0131nda oldu\u011funu da a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. En do\u011frusu her ikisi, yani h\u0131ristiyanlar\u0131n m\u00fc\u015friklerle olan ortak \u00f6zellikleri hakk\u0131ndad\u0131r. Buht\u00fc-nassar (veya Buht\u00fcnnasr) denilen h\u00fck\u00fcmdar, m\u00fc\u015frik Romal\u0131lar ve h\u0131ristiyan Bizansl\u0131lar y\u0131k\u0131m i\u015finde birle\u015fmi\u015flerdir. Arap m\u00fc\u015frikleri de K\u00e2be hakk\u0131nda bunlara benzemi\u015flerdir. Bununla beraber, paylaman\u0131n as\u0131l hedefi Bizans h\u0131ristiyanlar\u0131d\u0131r. Abdullah b. Abbas hazretlerinden rivayet olundu\u011fu \u00fczere: &#8220;Roma kayserlerinden Titos, Kud\u00fcs&#8217;e h\u00fccum etmi\u015f, halk\u0131 k\u0131l\u0131\u00e7tan ge\u00e7irmi\u015f, \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 esir alm\u0131\u015f, Tevrat&#8217;\u0131 yakm\u0131\u015f ve Beyt-i Makdis&#8217;i tahrip etmi\u015f ve mabedin i\u00e7inde domuzlar kesmi\u015fler, le\u015fler b\u0131rakm\u0131\u015flar&#8230;&#8221; Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, tefsircilerin \u00e7o\u011fu, sadece h\u0131ristiyanlar\u0131 s\u00f6z konusu etmi\u015flerdir. Tarihlerin bildirdi\u011fine g\u00f6re; Kud\u00fcs ilk defa Buht\u00fc-nassar taraf\u0131ndan pek feci bir \u015fekilde i\u015fgal edilmi\u015f, yak\u0131l\u0131p y\u0131k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Hz. Davut&#8217;tan beri devam edip gelen \u0130srail devletine son verilmi\u015ftir. Kud\u00fcs daha sonra Pers h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131ndan Erdi\u015firi Behmen taraf\u0131ndan yeniden imar edilmi\u015fti ki, \u0130srailliler buna &#8220;kir\u015f&#8221; veya &#8220;k\u00fcr\u015f&#8221; ad\u0131n\u0131 vermi\u015flerdir. \u0130srailo\u011fullar\u0131 yine toplanm\u0131\u015f ve \u0130ran&#8217;a ba\u011f\u0131ml\u0131 mahall\u00ee bir h\u00fck\u00fcmet kurmu\u015flard\u0131. Ancak daha sonra Yunanl\u0131lar&#8217;\u0131n, onun arkas\u0131ndan da Romal\u0131lar&#8217;\u0131n idaresi alt\u0131na girmi\u015flerdi. Zekeriya ve Yahya Aleyhissel\u00e2m&#8217;\u0131 i\u015fte o zamanlar \u015fehit etmi\u015flerdi. Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n g\u00f6\u011fe y\u00fckselmesinden k\u0131rk sene kadar sonra da Kud\u00fcs&#8217;\u00fcn ve Beyt-i Makdis&#8217;in, Romal\u0131lar eliyle ikinci defa tahribi meydana geldi. Bu olay da Roma imparatorlar\u0131ndan Neron&#8217;un yerine ge\u00e7en Ospanyanus zaman\u0131nda ba\u015flam\u0131\u015f ve rivayet olundu\u011funa g\u00f6re, onun o\u011flu Titos taraf\u0131ndan bitirilmi\u015ftir. Bu y\u0131k\u0131m, bir daha geri d\u00f6nmemek \u015fart\u0131yla Yahudi devletinin sonu olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Espasyanos, yahudileri hep bask\u0131 alt\u0131nda tutmu\u015f, onlar\u0131 Kud\u00fcs i\u00e7inde kendi hallerinde sus-pus ya\u015famaya mecbur etmi\u015fti. Titos ise buraya \u015fiddetle h\u00fccum ederek gizlenip ka\u00e7abilenlerden ba\u015fka b\u00fct\u00fcn halk\u0131, yahudi olsun, h\u0131ristiyan olsun hepsini k\u0131l\u0131\u00e7tan ge\u00e7irmi\u015f, \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 da esir etmi\u015f, \u015fehri ya\u011fmalatm\u0131\u015f, yak\u0131p y\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Beyt-i Makdis denilen b\u00fcy\u00fck mabedi de oradaki heykeli de tahrip etmi\u015f, b\u00fct\u00fcn kitaplar\u0131 yakm\u0131\u015f ve art\u0131k orada \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan kimseyi, ya\u015fatmam\u0131\u015f. Bundan dolay\u0131 ellerinde herhangi bir belge de kalmam\u0131\u015f. Buna da sebep, orada yahudilerin s\u0131k s\u0131k isyan edip, huzursuzluk \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 Roma tarihlerinde anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere &#8220;Ve Allah&#8217;\u0131n gazab\u0131na u\u011frad\u0131lar. Onlar\u0131n ba\u015f\u0131na gelen bu musibetler, Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ink\u00e2r etmeleri, haks\u0131z yere peygamberleri \u00f6ld\u00fcrmeleri, bir de isyan edip a\u015f\u0131r\u0131 gitmeleri y\u00fcz\u00fcndendi.&#8221; (Bakara, 2\/61) \u00e2yeti bunu a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r. \u0130srailo\u011fullar\u0131, b\u00f6ylece belalar\u0131n\u0131 bulmu\u015flard\u0131. Fakat Romal\u0131lar da zul\u00fcm idaresini s\u00fcrd\u00fcrm\u00fc\u015flerdi. Daha sonra Kud\u00fcs \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc defa olarak yava\u015f yava\u015f imar edilmeye ve \u015fehir yeniden geli\u015fmeye ba\u015fl\u0131yordu, yahudi ve h\u0131ristiyan halk oraya yeniden yerle\u015fmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yordu. \u0130bn\u00fc Esir&#8217;in &#8220;Tarih-i K\u00e2mil&#8221;de beyan\u0131na g\u00f6re; \u0130mparator \u0130lya Anderyanos (veya Murat Bey Tarihi&#8217;nin kayd\u0131na g\u00f6re Aderyanos) hissetti\u011fi bir direni\u015f \u00fczerine yahudi ve h\u0131ristiyan halk\u0131n bir\u00e7o\u011funu pek barbarca bir katliama tabi tutmu\u015f ve Beyt-i Makdis&#8217;i son defa olmak \u00fczere tahrip etmi\u015ftir. Bununla beraber yedi-sekiz sene kadar sonra \u015fehri yeniden imar etmi\u015f, Roma ve Yunan as\u0131ll\u0131 bir k\u0131s\u0131m ahaliyi buraya yerle\u015ftirmi\u015ftir. Z\u00fchre (Ven\u00fcs) nam\u0131na bir de b\u00fcy\u00fck heykel bina etmi\u015f ki, baz\u0131lar\u0131 yanl\u0131\u015f olarak bu heykeli ta Davut Aleyhissel\u00e2m&#8217;a isnad ederlermi\u015f. O zamana kadar \u015fehrin ad\u0131 Oru\u015felim (veya Yaru\u015felim) iken bu imardan sonra \u015fehre &#8220;\u0130lya&#8221; ad\u0131 verilmi\u015f ki, &#8220;Beyt\u00fcrrab&#8221; demek imi\u015f. Nihayet Roma&#8217;da H\u0131ristiyanl\u0131k&#8217;\u0131 kabul ve ilan eden, ayn\u0131 zamanda \u0130stanbul&#8217;un kurucusu olan Kostantin&#8217;in anas\u0131 Hilana (Eleni), h\u0131ristiyanlarca, Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n \u00fczerinde as\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve bir yere g\u00f6m\u00fcl\u00fcp sakland\u0131\u011f\u0131 iddia edilen salibi (ha\u00e7\u0131) bulup \u00e7\u0131karmak i\u00e7in Kud\u00fcs&#8217;e gitmi\u015f ve s\u00f6z konusu salibi bulup \u00e7\u0131kartm\u0131\u015f ve \u00e7\u0131kartt\u0131\u011f\u0131 o g\u00fcn de h\u0131ristiyanlarca &#8220;Salip Bayram\u0131&#8221; ad\u0131yle bir bayram kabul edilmi\u015f ve Kud\u00fcs&#8217;e var\u0131r varmaz, Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n, g\u00fcya g\u00f6m\u00fcl\u00fc oldu\u011fu iddia olunan kabir \u00fczerine &#8220;Kamame&#8221;, di\u011fer ad\u0131yle &#8220;K\u0131yame&#8221; kilisesini bina ettirmi\u015f ve bir tarafta nisbeten tamir edilmi\u015f bulunan Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis&#8217;i ve \u00f6n\u00fcndeki heykeli yerlere kadar y\u0131kt\u0131r\u0131p \u00fczerine de \u015fehrin \u00e7\u00f6p ve s\u00fcpr\u00fcnt\u00fclerinin d\u00f6k\u00fclmesini emretmi\u015f. \u0130\u015fte o tarihten Hz. \u00d6mer zaman\u0131na kadar h\u0131ristiyanlar oray\u0131 mezbele (\u00e7\u00f6pl\u00fck) yapm\u0131\u015flar ve \u00f6yle kullanm\u0131\u015flar. Orada Allah&#8217;a dua ve ibadet etmek isteyenleri de engellemi\u015fler. \u0130\u015fte Hz. \u00d6mer oray\u0131 mezbele halinde bulmu\u015ftu ve onun zaman\u0131nda Mescid-i Aksa m\u00fcsl\u00fcmanlar taraf\u0131ndan yeniden bina edilmi\u015fti.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, b\u00fct\u00fcn bu tarih olaylar\u0131nda B\u00e2bil, \u0130ran ve Roma m\u00fc\u015friklerinin &#8220;Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis&#8221; hakk\u0131nda izledikleri tutum ve y\u0131k\u0131ma sonradan Bizans H\u0131ristiyanlar\u0131 da kat\u0131lm\u0131\u015f, ayn\u0131 \u015fekilde hatta onlardan daha kat\u0131 bir tutumla zul\u00fcm ve tahribi s\u00fcrd\u00fcrm\u00fc\u015fler, bu y\u00fczden de daha a\u011f\u0131r sorumluluklar y\u00fcklenmi\u015flerdir. &#8220;Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis&#8221; gibi Allah&#8217;\u0131n eski bir mescidi hakk\u0131nda b\u00f6yle bir zul\u00fcm ise din ve H\u0131ristiyanl\u0131k davas\u0131yla taban tabana z\u0131tt\u0131r. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bu tarih\u00ee zul\u00fcmleri k\u0131saca anlatan bu \u00e2yet-i kerime, bilhassa h\u0131ristiyanlar\u0131n, putperestlere kat\u0131ld\u0131klar\u0131 bu zul\u00fcm gelene\u011fine i\u015faret etmek i\u00e7in inmi\u015ftir. Yahudiler de bu i\u015flere sebebiyet vermek ve Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis&#8217;in hakk\u0131n\u0131 \u00f6dememek suretiyle bir anlamda onu tahribe \u00e7al\u0131\u015fanlar z\u00fcmresine dahil bulunmu\u015ftur. \u015eu halde \u00e2yetin siyak\u0131 hem yahudi, hem h\u0131ristiyan ve hem de m\u00fc\u015friklere temas ederek, mescitlerin h\u00fcrmet hakk\u0131n\u0131 genelle\u015ftirmi\u015ftir. Hangi dinden olursa olsun, hatta isterse dinsiz ve putperest olsun, Allah&#8217;\u0131n ad\u0131 an\u0131lan mescitlere, mabetlere herkesin sayg\u0131l\u0131 olmas\u0131 gerekti\u011fi vurgulanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu suretle Mekke m\u00fc\u015friklerinin Resulullah&#8217;a ve m\u00fcsl\u00fcmanlara K\u00e2be&#8217;de ibadet etmeyi yasaklamalar\u0131, ba\u015ftan sona mescitler hakk\u0131nda yap\u0131lm\u0131\u015f ve yap\u0131lacak engelleme ve y\u0131k\u0131mlar c\u00fcmlesine dahil olan bir zul\u00fcm \u015feklidir. Ger\u00e7ekten de ba\u015fta h\u0131ristiyanlar olmak \u00fczere, bu engellemeleri yapan ve tahribe \u00e7al\u0131\u015fanlardan daha zalim kim vard\u0131r? \u0130\u015fte o zalimler yok mu? onlar\u0131n bu mescitlere korka korka girmekten ba\u015fka bir giri\u015f haklar\u0131 yoktur. Onlar y\u0131kmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 o mescitlere yana\u015famamal\u0131, el s\u00fcrememeli, \u015fayet girerlerse can korkusuyla titreye titreye girebilmelidirler. Onlar\u0131n hakk\u0131 budur. Allah Te\u00e2l\u00e2 bunu er ge\u00e7 tatbik edecektir. H\u00fcrmet etmedikleri o mescitler, onlar\u0131n elinden \u00e7\u0131kar, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n eline ge\u00e7er. O zaman da oralara girmek isteseler de giremez olurlar veya \u00e7ekine \u00e7ekine girerler. Nitekim Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bu mucizev\u00ee haberi zuhur etmi\u015f, Kud\u00fcs Bizansl\u0131lar&#8217;\u0131n elinden \u00e7\u0131km\u0131\u015f, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n eline ge\u00e7mi\u015f, Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis yeniden imar edilip mescit haline getirilmi\u015f, o zalimler de oraya korka korka girebilir olmu\u015flard\u0131r ki, bu \u00e2yette bug\u00fcnk\u00fc m\u00fcsl\u00fcmanlar i\u00e7in de pek b\u00fcy\u00fck ders ve ibret vard\u0131r. Bunlar\u0131 yapan o zalimlere d\u00fcnyada b\u00fcy\u00fck bir felaket, bir peri\u015fanl\u0131k, bir mahrumiyet vard\u0131r. Bir g\u00fcn gelecek o engellemeleri, o zul\u00fcmleri yapt\u0131ranlar devletlerini, g\u00fc\u00e7 ve kuvvetlerini yitirecek, g\u00fc\u00e7s\u00fcz kal\u0131p peri\u015fan olacaklard\u0131r. \u00c7ok dikkate \u015fayand\u0131r ki, S\u00fcdd\u00ee tefsirinde bu sefalet ve peri\u015fanl\u0131ktan maksat, Kostantiniyye \u015fehrinin ellerinden \u00e7\u0131kmas\u0131, yani \u0130stanbul&#8217;un fethi olay\u0131 oldu\u011fu zikredilmi\u015ftir. \u0130bni Cerir, Ke\u015f\u015f\u00e2f ve daha ba\u015fka m\u00fctekaddim ve muteber tefsirlerde de bu kavil naklolunmu\u015ftur. Bu tefsirler \u0130stanbul&#8217;un fethinden as\u0131rlarca \u00f6nce yaz\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funa ve hele ilk m\u00fcfessirlerden say\u0131lan S\u00fcdd\u00ee&#8217;nin fetihten be\u015f-alt\u0131 as\u0131r \u00f6nce ya\u015fam\u0131\u015f bulundu\u011funa g\u00f6re, bu \u015fekildeki tefsirin kayna\u011f\u0131 Hz. Peygamber&#8217;den rivayetle al\u0131nm\u0131\u015f bir mucize oldu\u011funda \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fmemek gerekir.<\/p>\n<p>Lakin o zalimler, bununla da kalmayacaklar, onlara d\u00fcnyadaki bu &#8220;hizy&#8221; ve felaketten ba\u015fka ahirette de pek b\u00fcy\u00fck bir azap vard\u0131r. D\u00fcnyadaki ve ahiretteki b\u00f6ylesi azaplar i\u015fte o zalimlerin hakk\u0131d\u0131r. Allah k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc bunu uygulayacakt\u0131r. Durumlar\u0131 b\u00f6yle iken, bir de kalkm\u0131\u015f cenneti tekelleri alt\u0131na almak iddias\u0131na kap\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>115-O mescitlerden menedilen ve Allah&#8217;a cidden ibadet etmek isteyenler asla ye&#8217;se kap\u0131lmamal\u0131 ve \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fmemelidirler. O mescitlerde ibadet etmekten engellendik diye Allah&#8217;dan ve Allah&#8217;a ibadetten vazge\u00e7memelidirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc sadece o mescitler de\u011fil, do\u011fusu ve bat\u0131s\u0131 ile b\u00fct\u00fcn yery\u00fcz\u00fc, b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleri ve istikametleriyle b\u00fct\u00fcn yer k\u00fcresi Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. \u015eu halde her nereye d\u00f6nerseniz d\u00f6n\u00fcn\u00fcz orada Allah&#8217;a \u00e7\u0131kan bir y\u00f6n, bir cihet vard\u0131r. Allah&#8217;\u0131n bir mekan\u0131 yoktur. O, asl\u0131nda y\u00f6nden de, cihetten de m\u00fcnezzehtir, fakat b\u00fct\u00fcn y\u00f6nler, b\u00fct\u00fcn cihetler O&#8217;nundur. Namaz k\u0131lmak i\u00e7in, mutlaka bir mescitte bulunmak zaruri de\u011fildir. A\u00e7\u0131k olan \u015fu ki, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn her taraf\u0131nda, hatta zaruret halinde her yana, her cihete namaz k\u0131l\u0131nabilir ve Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131na erilebilir, Allah hem v\u00e2s\u00ee&#8217;dir, hem de al\u00eemdir. V\u00e2s\u00ee&#8217;dir, rahmet ve kudreti geni\u015f ve her \u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r, kullar\u0131na da geni\u015f g\u00f6r\u00fc\u015fl\u00fc, ho\u015fg\u00f6r\u00fcl\u00fc ve m\u00fcsaade edicidir. S\u0131n\u0131rlanamaz ve s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmay\u0131 sevmez. Burada &#8220;\u0130\u015f s\u0131k\u0131\u015f\u0131nca geni\u015fler&#8221; f\u0131k\u0131h kaidesine bir i\u015faret de vard\u0131r. Allah \u00e2l\u00eemdir, her \u015feyi bilir, tamamiyle ve hakkiyle bilir. Kendisine yap\u0131lan ibadet ve duadan haberdar olur. Nerede yap\u0131l\u0131rsa yap\u0131ls\u0131n, ona \u00e2g\u00e2h olur. Peygamberlere bir k\u0131ble emretmesi darl\u0131ktan veya bilgisizlikten de\u011fil, kullar\u0131n\u0131 korumak ve onlar\u0131 birlik ve beraberlik demek olan tevhid s\u0131rr\u0131yla terbiye etmek i\u00e7indir. Allah v\u00e2s\u00ee&#8217; ve al\u00eem oldu\u011fu i\u00e7in daha \u00f6nce emretti\u011fi bir k\u0131bleyi de\u011fi\u015ftirerek, ona benzer ve hatta ondan daha hay\u0131rl\u0131 bir ba\u015fka k\u0131bleye tahvil edebilir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu \u00e2yette ibadet i\u00e7in, \u00f6zellikle namaz k\u0131lmak i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir geni\u015flik \u00f6ng\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f ve k\u0131blenin de\u011fi\u015fmesi i\u015fine de g\u00fczel bir mukaddime (ba\u015flang\u0131\u00e7) yap\u0131lm\u0131\u015f, \u00e2deta k\u0131blenin de\u011fi\u015fmesi gerekti\u011fine i\u015faret edilmi\u015ftir. \u00d6nceki \u00fcmmetler kendi mescit ve mabetlerinden ba\u015fka bir yerde namaz k\u0131lamazlarken, m\u00fcsl\u00fcman \u00fcmmetine yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn her yan\u0131 mescit ve namazg\u00e2h yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yahudilere de yasakland\u0131klar\u0131 Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis&#8217;den daha eski olan K\u00e2&#8217;be&#8217;ye y\u00f6nelmeleri i\u00e7in hissiyatlar\u0131n\u0131 ok\u015fayacak \u015fekilde g\u00fczel bir \u00f6\u011f\u00fct verilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ey m\u00fcminler! Allah Te\u00e2l\u00e2, b\u00f6yle geni\u015f ve b\u00f6yle bilgili iken, cenneti kendi tekellerine almaya kalkan o yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n m\u00fc\u015friklere ne kadar benzediklerini g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz. Bunlar\u0131n m\u00fc\u015friklere kat\u0131ld\u0131klar\u0131 noktalar bu kadar da de\u011fildir. Dahas\u0131 var, dinleyin:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>116- O zalimler, &#8220;Allah kendisine \u00e7ocuk edindi.&#8221; dediler. H\u00e2\u015f\u00e2, O s\u00fcbh\u00e2nd\u0131r. Do\u011frusu, g\u00f6klerde ve yerde ne varsa O&#8217;nundur. Hepsi O&#8217;na boyun e\u011fmi\u015ftir.<\/p>\n<p>117- O, g\u00f6klerin ve yerin yoktan var edicisidir ve O, bir i\u015fin olmas\u0131n\u0131 murad edince, ona yaln\u0131zca &#8220;ol!&#8221; der, o da hemen oluverir.<\/p>\n<p>118- Bilgiden nasibi olmayanlar da &#8220;Allah bizimle konu\u015fsa ya, yahut bize de bir mucize gelse ya!&#8221; dediler. Bunlardan \u00f6ncekiler de t\u0131pk\u0131 b\u00f6yle, bunlar\u0131n dedikleri gibi demi\u015flerdi. Onlar\u0131n kalbleri birbirlerine benzedi. Ger\u00e7ekten de yak\u00eene ermek (hakikati bilmek) isteyen bir kavim i\u00e7in biz mucizeleri \u00e7ok a\u00e7\u0131k se\u00e7ik g\u00f6sterdik.<\/p>\n<p>116- Ayr\u0131ca bunlar Allah&#8217;a o\u011ful isnad ettiler, &#8220;Allah bir o\u011ful edindi.&#8221; dediler. Yahudiler &#8220;\u00dczeyir Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; demi\u015flerdi, h\u0131ristiyanlar<\/p>\n<p>&#8220;Mesih Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; dediler. Arap m\u00fc\u015frikleri de &#8220;melekler Allah&#8217;\u0131n k\u0131zlar\u0131d\u0131r&#8221; dediler. H\u00e2\u015f\u00e2, Allah s\u00fcphand\u0131r. O, b\u00f6yle benzetme, b\u00f6yle bir ihtiya\u00e7 ve b\u00f6yle bir f\u00e2nilik \u015faibelerinden uzakt\u0131r. O, y\u00fccelerden de y\u00fccedir. Hay\u0131r, O&#8217;nun evlad\u0131 yoktur. Aksine g\u00f6klerde ve yerde ne varsa, yukar\u0131larda ve a\u015fa\u011f\u0131da neler bulunuyorsa hepsi O&#8217;nundur. O&#8217;nun m\u00fclk\u00fc, O&#8217;nun mahl\u00fbkudur. Her \u015fey ve hepsi O&#8217;nun emrine boyun e\u011fmi\u015ftir, O&#8217;nun iradesine ram olmu\u015ftur. O&#8217;na inkiyad etmi\u015f, emrine \u00e2m\u00e2de olmu\u015ftur. Halbuki m\u00e2lik ile meml\u00fbk aras\u0131nda evlatl\u0131k olmaz, baba ile evlat aras\u0131nda ise b\u00f6yle bir mutlak ink\u0131yat bulunmaz. Az \u00e7ok bir cinsiyet benzerli\u011fi bulunur. O&#8217;nun g\u00f6kleri ve O&#8217;nun yery\u00fcz\u00fc, ne kadar bed\u00ee&#8217;, ne kadar e\u015fsiz ve benzersizdir. Bunlar\u0131n seyrine doyulmaz, s\u0131rlar\u0131na erilmez.<\/p>\n<p>117-Allah bu g\u00fczel, bu \u00f6rneksiz ve benzersiz g\u00f6kler ile yerin yarat\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. Ve O, bir i\u015fi yapmay\u0131 isteyince, sadece ona &#8220;ol!&#8221; der, o da hemen oluverir. Ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feye muhta\u00e7 olmaz. \u0130\u015fte m\u00fclk\u00fc olan b\u00fct\u00fcn bu g\u00f6kleri ve yeri ve bunlardaki her \u015feyi, bir d\u00fczen \u00fczere hep b\u00f6yle yaln\u0131z bir irade ile ve sadece &#8220;ol!&#8221; demekle icat etmi\u015ftir. Evlat edinmek ise b\u00f6yle bir icad ile de\u011fil, do\u011fum ile ve g\u00fc\u00e7l\u00fckle olur. \u015eu halde b\u00fct\u00fcn bu k\u00e2inat ile O&#8217;nun aras\u0131ndaki ilk ili\u015fki, i\u015fte b\u00f6yle bir yaratma ve yarat\u0131lan ili\u015fkisidir. Yoksa do\u011furma ve \u00e7o\u011falma alakas\u0131 de\u011fildir. Yarat\u0131klar O&#8217;nun zat\u0131nda meydana gelen bir de\u011fi\u015fmeyle ba\u015flay\u0131p, O&#8217;ndan koparak meydana gelmi\u015f, O&#8217;ndan do\u011farak olu\u015fmu\u015f bir \u015fey de\u011fildir. Hakiki anlamda sebep sonu\u00e7 ili\u015fkisini b\u00f6yle bir \u015fey zan ve tasavvur etmek \u00e7eli\u015fkidir. Bu ise, ilk de\u011fi\u015fmeyi sebepsiz tasavvur etmek demektir. \u015eu halde illiyet (nedensellik) kanununu bozmakt\u0131r. Hem b\u00f6yle olsa idi, O, bir g\u00fcn gelir t\u00fckenirdi, yarat\u0131l\u0131\u015f kesintiye u\u011frard\u0131. \u00d6zetle b\u00fct\u00fcn ilimlerin, felsefelerin ve hikmetlerin temeli olan bu noktada \u015funu bilmelidir ki, illiyet denilen nedenselli\u011fin ba\u015flang\u0131c\u0131 yaratma ve icatt\u0131r, do\u011furtma ve \u00e7o\u011faltma de\u011fildir. Her olu\u015f bir yarat\u0131c\u0131ya muhta\u00e7t\u0131r ve Allah i\u015fte b\u00f6yle bir yarat\u0131c\u0131d\u0131r. O, H\u00e2lik Te\u00e2l\u00e2d\u0131r.<\/p>\n<p>Eski din ve \u015feriatlerin mensuplar\u0131, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya yarat\u0131l\u0131\u015fta ilk sebep olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yla &#8220;Baba&#8221; ad\u0131n\u0131 verirlerdi. Hatta kendi babalar\u0131na &#8220;k\u00fc\u00e7\u00fck baba&#8221;, Allah&#8217;a da &#8220;b\u00fcy\u00fck baba&#8221; derlerdi, fakat &#8220;O&#8217;nun evlad\u0131 var&#8221; demezlerdi. Sonradan baz\u0131 cahiller bundan maksad\u0131n, do\u011furmak ve evlat sahibi olmak demek oldu\u011funu zannederek, &#8220;baban\u0131n evlad\u0131 olur, \u00f6yleyse o\u011flu var, k\u0131z\u0131 var&#8221; demeye ba\u015flad\u0131lar. Bu ise Allah&#8217;\u0131 bilmemek ve O&#8217;na \u015firk ko\u015fmakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc evlatta, ne de olsa babaya benzerlik vard\u0131r. Nitekim &#8220;el-veled\u00fc c\u00fcz&#8217;\u00fc eb\u00eehi = evlad, baban\u0131n bir par\u00e7as\u0131d\u0131r&#8221; s\u00f6z\u00fc bo\u015funa s\u00f6ylenmemi\u015ftir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, \u00f6nceleri Hz. \u0130sa&#8217;ya &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; diyen h\u0131ristiyanlar, daha sonra ona &#8220;Allah&#8221; da dediler. Bu \u00e2yet de i\u015fte onlar\u0131n dediklerinin yanl\u0131\u015f oldu\u011funu ispat etti. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, \u0130sl\u00e2m&#8217;da Allah&#8217;a baba demek k\u00fcf\u00fcr say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6yle bir m\u00e2n\u00e2 i\u00e7in b\u00f6yle bir deyim, marifetullah (Allah&#8217;\u0131 bilme) konusunda cehalete ve ilkelli\u011fe yol a\u00e7acak gayet zararl\u0131, gayet art niyetli bir deyim oldu\u011fu i\u00e7in derhal yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Yahudilerle h\u0131ristiyanlar\u0131n m\u00fc\u015friklere kat\u0131ld\u0131klar\u0131 noktalardan biri i\u015fte bu o\u011ful meselesidir. Di\u011feri de \u015fudur:<\/p>\n<p>118- Din konusunda bilgisi olmayan veya olsa bile bilgince hareket etmeyen cahiller Hz. Muhammed&#8217;in tebli\u011f ve din davetine kar\u015f\u0131 Allah, bize de s\u00f6ylese ya! Yahut bize de bir \u00e2yet, bir mucize gelse ya!&#8221; demeye ba\u015flad\u0131lar. Sanki Hz. Muhammed&#8217;e gelenler \u00e2yet de\u011filmi\u015f gibi, s\u0131rf inatlar\u0131ndan ink\u00e2r ettiler. &#8220;Yoksa siz de daha \u00f6nce Musa&#8217;y\u0131 sorguya \u00e7ekenler gibi, peygamberinizi sorguya m\u0131 \u00e7ekmek istiyorsunuz?&#8221; (Bakara, 2\/108) il\u00e2h\u00ee hitab\u0131na kulak vermediler. Bunu Araplar&#8217;dan Abdullah b. \u00dcmeyye ve benzerleri, Yahudiler&#8217;den R\u00e2fi&#8217; b. H\u00fczeyme ve baz\u0131 h\u0131ristiyanlar s\u00f6ylemi\u015flerdi. Bunlardan \u00f6ncekiler de Musa&#8217;ya ve \u0130sa&#8217;ya t\u0131pk\u0131 b\u00f6yle s\u00f6ylemi\u015flerdi. G\u00f6r\u00fcyorsunuz ya \u00f6ncekilerle bunlar\u0131n kalbleri birbirine benzemi\u015f, duygu ve d\u00fc\u015f\u00fcnceleri sanki birbirinin tamamen ayn\u0131 olmu\u015ftur. Biz \u00e2yet g\u00f6ndermedik mi? Yak\u00eene (\u015feksiz bilgiye) ermek isteyen, \u015f\u00fcpheden kurtulup ilm-i yak\u00een sahibi olmak isteyen kavme, bu kabiliyete sahip olan bir \u00fcmmete veya her \u00fcmmete, biz o \u00e2yetleri apa\u00e7\u0131k bir \u015fekilde g\u00f6nderdik, kesin mucizeler ortaya koyduk. B\u00fct\u00fcn bunlardan yak\u00eene eremiyenler, i\u015fte ta s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 gibi, olsa olsa kalbleri hasta olan \u015f\u00fcpheciler veya kalbleri m\u00fch\u00fcrl\u00fc olan inat\u00e7\u0131lard\u0131r.<\/p>\n<p>Bunca apa\u00e7\u0131k \u00e2yetlerin tebli\u011finden sonra bile, sanki hi\u00e7bir \u015fey inmemi\u015f, hi\u00e7bir hakikat s\u00f6ylenmemi\u015f gibi, Allah Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn b\u00f6yle bayat ink\u00e2rlarla, kat\u0131 inatlarla, bo\u015f b\u00f6b\u00fcrlenmelerle ve kof kas\u0131lmalarla kar\u015f\u0131lanmas\u0131, onun \u00fcz\u00fclmesini gerektirece\u011finden Hz. Peygamber&#8217;in kalbini yeniden g\u00fc\u00e7lendirmek ve teselli edip ferahlatmak, ayr\u0131ca d\u00fc\u015fmanlar\u0131na korku ve endi\u015fe vermek i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>119- \u015e\u00fcphe yok ki, Biz seni hak ile rahmetimizin m\u00fcjdecisi ve azab\u0131m\u0131z\u0131n habercisi olarak g\u00f6nderdik. Sen, o cehennemliklerden sorumlu de\u011filsin.<\/p>\n<p>120- Sen onlar\u0131n milletlerine tabi olmad\u0131k\u00e7a ne yahudiler, ne de h\u0131ristiyanlar senden asla ho\u015fnud ve raz\u0131 olmayacaklar. De ki, ger\u00e7ekten de Allah&#8217;\u0131n hidayeti, hidayetin ta kendisidir. \u015e\u00e2n\u0131m hakk\u0131 i\u00e7in, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalk\u0131p da onlar\u0131n arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah&#8217;dan ne bir dost bulunur, ne de bir yard\u0131mc\u0131.<\/p>\n<p>121- Kendilerine kitab\u0131 verdi\u011fimiz ehliyetli kimseler onu, tilavetinin hakk\u0131n\u0131 vererek okurlar. \u0130\u015fte onlar, ona iman ederler. Her kim de onu ink\u00e2r ederse, i\u015fte o ink\u00e2rc\u0131lar h\u00fcsran i\u00e7indedirler.<\/p>\n<p>119- Ey Muhammed! Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, biz seni hak olan Kur&#8217;\u00e2n ile m\u00fcjdeci ve korkutucu bir resul olarak g\u00f6nderdik. Sen ger\u00e7ek bir peygambersin ki, vazifen ilerideki m\u00fcjdeleri ve tehlikeleri herkese tebli\u011f etmektir. Her birinin kalbine iman\u0131 sokup yerle\u015ftirmek de\u011fildir. Sen, cehennem ehlinden, cehenneme gideceklerden sorumlu de\u011filsin. Kendi yapt\u0131klar\u0131ndan, \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazand\u0131klar\u0131ndan onlar\u0131n kendileri sorumludurlar. Onlar\u0131n cezalar\u0131 da s\u00f6nmek bilmeyen ve durmadan yanan o k\u0131zg\u0131n ate\u015ften \u00e7\u0131kamamakt\u0131r ki ona &#8220;n\u00e2r-\u0131 cah\u00eem&#8221;, bunlara da &#8220;ashab-\u0131 cah\u00eem&#8221; (cehenmemin dostlar\u0131) denilir. Naf\u00ee ve Ya&#8217;kub k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;ta&#8221;n\u0131n fethi ve &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131n cezmiyle okunur ki, nehy-i haz\u0131rd\u0131r. Bu \u015fekilde okundu\u011fu zaman m\u00e2n\u00e2 &#8220;ve art\u0131k ashab-\u0131 cah\u00eemin halini sorma&#8221; olur. Bu da &#8220;Art\u0131k onlar hakk\u0131nda Benden bir \u015fey sorma, bir \u015fey dileme, onlara ne yapaca\u011f\u0131m\u0131 Ben bilirim.&#8221; demektir.<\/p>\n<p>120-Yahudiler Hz. Peygamber&#8217;e &#8220;Gel bizimle bir m\u00fcddet ho\u015f ge\u00e7in, bizi memnun et de sana tabi olal\u0131m.&#8221; diye bir teklifte bulunmu\u015flar. Bu teklifteki art d\u00fc\u015f\u00fcncelerini anlatmak i\u00e7in \u015fu \u00e2yet inmi\u015f: Ey Muhammed! Ne yahudiler, ne de h\u0131ristiyanlar sen onlar\u0131n milletlerine tabi olmad\u0131k\u00e7a asla senden memnun olmazlar, hi\u00e7bir \u015fekilde onlar\u0131n g\u00f6n\u00fcllerini ho\u015f edemezsin, me\u011fer ki, milletlerine tabi olas\u0131n. Halbuki senin i\u00e7in, ikisinin de milletine tabi olmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc birbirlerine &#8220;hi\u00e7bir \u015fey de\u011fil&#8221; diyen bu iki millet asl\u0131nda birbirlerine son derece z\u0131tt\u0131rlar. \u0130ki z\u0131dd\u0131n birle\u015fmesi m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131ndan bu iki milletin ikisine birden tabi olman\u0131n, ikisini birden raz\u0131 etmenin yolu yoktur. Yahudiler yahudi, h\u0131ristiyanlar h\u0131ristiyan kald\u0131k\u00e7a ikisinin de senden raz\u0131 olmalar\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u015eu halde sen peygamberlik diline mahsus olan bir bela\u011fat ve edeple onlara sadece de ki; Allah&#8217;\u0131n hidayeti, i\u015fte uyulacak hidayet ancak odur. Hidayet diye ona denilir, sizin hidayet dedi\u011finize de\u011fil. Bir ba\u015fka m\u00e2n\u00e2 ile Allah rehberi yok mu? \u0130\u015fte esas uyulacak rehber odur. Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131, Allah&#8217;\u0131n dini dururken, ba\u015fkas\u0131na tabi olmak sap\u0131kl\u0131kt\u0131r. \u00d6zetle hak din, Allah&#8217;\u0131n dinidir. Aranacak, uyulacak olan odur. Ben size de\u011fil, siz bana uyacaks\u0131n\u0131z. &#8220;uyulmaya lay\u0131k olan hakt\u0131r&#8221;. Yol hak yolu, hidayet Allah hidayetidir. Onlara i\u015fte b\u00f6yle s\u00f6yle ve \u015funu da bil ki; vallahi e\u011fer sen, sana gelen bunca ilimden sonra, mesela onlar\u0131n heva ve heveslerine, keyiflerine uyacak olsayd\u0131n Allah&#8217;dan senin ne bir dostun, ne de bir yard\u0131mc\u0131n bulunur. Ortada kal\u0131r, helak olur gidersin. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah kat\u0131nda k\u00fcfre ve \u015firke yard\u0131m yoktur.<\/p>\n<p>Millet: L\u00fcgatte esasen s\u00f6yleyip yazd\u0131rmak veya ezbere yazmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen masdar\u0131yla, yani &#8220;iml\u00e2&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ili\u015fkili olan bir isimdir. Zemah\u015fer\u00ee&#8217;nin &#8220;Esas&#8221;ta beyan\u0131na g\u00f6re; as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 &#8220;tutulup gidilen yol&#8221; demektir ki, e\u011fri veya do\u011fru olabilir. \u0130\u015fte bu anlamdan al\u0131narak din ve \u015feriat m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eehristan\u00ee&#8217;nin &#8220;el-Milel ve&#8217;n-Nihal&#8221;deki beyan\u0131na g\u00f6re din, \u015feriat, millet denilen \u015feyler hadd-i zat\u0131nda hep ayn\u0131 \u015feylerdir. Ancak itibar edilen ve g\u00f6zetilen m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re, yine de her biri bir ba\u015fka y\u00f6nden di\u011ferinden farkl\u0131 bir anlam kazan\u0131r. \u0130tikat ve iman bak\u0131m\u0131ndan din, amel ve tatbikat bak\u0131m\u0131ndan \u015feriat, sosyal bak\u0131mdan, yani sosyal realite bak\u0131m\u0131ndan millet denilir. Ger\u00e7ekte itikad edilen ne ise, amel edilen de odur. Amel edilen ve uygulanan ne ise esas itibariyle \u00fczerinde ittifak edilen \u015fey de odur. \u015eu halde millet, bir cemiyetin etraf\u0131nda topland\u0131\u011f\u0131 ve \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc, di\u011fer bir deyi\u015fle, ictima\u00ee duygu ve telakkilerinin tabi oldu\u011fu ve kitlesinin ba\u011fl\u0131 bulundu\u011fu hakim ilkeler ve takib edilen gidi\u015fatt\u0131r, s\u00fcl\u00fbk edilen yoldur. Bu yolun hak olan\u0131, hak olmayan\u0131, e\u011fri olan\u0131, do\u011fru olan\u0131 vard\u0131r. \u015eu kadar var ki, yolun hak olan\u0131 g\u00fczel sonuca, hak olmayan\u0131 da h\u00fcsrana ve k\u00f6t\u00fc akibete g\u00f6t\u00fcr\u00fcr. Demek ki millet, sosyal kurul dedi\u011fimiz toplumun kendisi de\u011fildir. Ona cemaat, kavim, \u00fcmmet veya ehl-i millet denilir. Mesela Yahudilik ve H\u0131ristiyanl\u0131k birer millettir fakat yahudiler ve h\u0131ristiyanlar ehl-i millet, sahib-i millettirler, di\u011ferleri de \u00f6yle&#8230; Bununla beraber &#8220;millet&#8221; kelimesi &#8220;ehl-i millet&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na da mecaz olarak kullan\u0131lmaktad\u0131r. Mesela; &#8220;millet \u015f\u00f6yle yapt\u0131, millet b\u00f6yle yapt\u0131&#8221; denilir ki bu, kavim demektir. M\u00fcteallik\u0131 zikredip, m\u00fcteallak\u0131 murad etmek kabilindendir veya do\u011frudan do\u011fruya mecaz-\u0131 hazf\u00eedir. Nitekim \u00e2yette &#8220;\u0130brahim milleti&#8221; tamlamas\u0131, her iki m\u00e2n\u00e2ya da tefsir edilebilir. \u00c2yette &#8220;heva ve hevesleri&#8221; buyurulmas\u0131, g\u00f6steriyor ki, yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n takip ettikleri din ve millet, yukar\u0131dan beri, inkar edilemez delil ve burhanlarla isbat edildi\u011fi \u00fczere, kendi heva ve hevesleriyle, g\u00f6n\u00fcllerinin keyfince uydurulmu\u015f hurafeler, din ad\u0131na ortaya konulmu\u015f bozmalard\u0131r. Bunlar hakka de\u011fil, keyiflerine tabidirler; milletleri, peygamberlere indirilen kitaplardan ve hak yol olan tevhidden, \u0130sl\u00e2m ve ihsan esaslar\u0131ndan \u00e7\u0131km\u0131\u015f, bamba\u015fka bir \u015fey olmu\u015ftur. Cenab-\u0131 Allah, b\u00fct\u00fcn bu eski dinlerin temel ilkelerini Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f, bunlar\u0131 tasdik ve teyid edip yeniden onaylam\u0131\u015f ve o ilkelerden ayr\u0131lanlar\u0131n, ger\u00e7ek dine de\u011fil, kendi hevalar\u0131na uyduklar\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir. Bunlar\u0131n din dedikleri \u015feylerin asl\u0131nda hevadan ibaret bulundu\u011funu hat\u0131rlatarak peygamberini bunlara uymaktan \u015fiddetle sak\u0131nd\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. Bir \u00e2yet \u00f6ncesinde son derece ok\u015fay\u0131c\u0131 ve g\u00fcven verici bir ifade kulland\u0131\u011f\u0131 peygamberine, onun arkas\u0131ndan bu sert uyar\u0131y\u0131 ir\u00e2d buyurmas\u0131 ne kadar m\u00e2n\u00e2l\u0131d\u0131r. Bu ihtar\u0131n peygamberden ziyade \u00fcmmetine yap\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funa \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>121-O heva ve heves sahipleri, o tahrif ve bid&#8217;at ehli, art\u0131k ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131yle Kitap ehli de\u011filler. \u00c7\u00fcnk\u00fc Bizim kendilerine kitap verdi\u011fimiz ehliyetli kimseler o verdi\u011fimiz kitab\u0131 tilavet ederler, yani dikkatle ve tane tane okurlar, dillerine vird ederler, ders yaparak okurlar, \u00fcstelik hakk\u0131yle tilavet ederek okurlar, tilavetinin hakk\u0131n\u0131 vererek okurlar. Tahriften, kar\u0131\u015ft\u0131rmaktan koruyarak, heva ve heveslerinden uzak kalarak, kelimelerinin telaffuzunu, m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ve h\u00fck\u00fcmlerini cidden g\u00f6zeterek, dikkatlice, sayg\u0131l\u0131 ve devaml\u0131 bir \u015fekilde, bilmediklerini, anlamad\u0131klar\u0131n\u0131 ehlinden sora sora, iyi niyetle, temiz kalble ve temiz a\u011f\u0131zla okurlar. Geli\u015fi g\u00fczel, ba\u015ftan kara, bir e\u011flence gibi okumazlar. \u015eark\u0131, gazel, t\u00fcrk\u00fc, m\u00e2n\u00ee, roman, hikaye yerine koymazlar. Kemal-i h\u00fcrmet ve ta&#8217;z\u00eemle, edeble okurlar. \u0130\u015fte b\u00f6yle okuyanlar, o kitaba iman ederler ve ger\u00e7ekten Kitap sahibidirler. Ve fakat her kim o kitaba inanmaz, onu inkar ile ona nank\u00f6rl\u00fck ederse, onu hakkiyle okumay\u0131p, kendi hevas\u0131na g\u00f6re bozar ve ta\u011fyir ederse i\u015fte onlar h\u00fcsrana u\u011fram\u0131\u015f kimselerdir. O b\u00fcy\u00fck saadetten mahrumdurlar. Bu \u00e2yet, ashab\u0131n \u00e2limlerinden Abdullah b. Selam ve benzeri kimseler gibi Kitap ehlinin m\u00fcminleri hakk\u0131nda nazil olmu\u015ftur ki, bunlar Tevrat ve \u0130ncil&#8217;i hakk\u0131yle tilavet edegelen ger\u00e7ek iman sahibi kimseler olduklar\u0131 i\u00e7in Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ve son peygamber olan Peygamber Efendimiz&#8217;e iman etmi\u015fler ve Resulullah&#8217;\u0131n geli\u015finden memnun ve raz\u0131 olmu\u015flard\u0131r. &#8220;Ashab-\u0131 Sef\u00eene&#8221; (Gemi Ashab\u0131) denilen zevat dahi bu c\u00fcmledendir: Bunlar Cafer b. Ebi Talip ile beraber bir gemide gelmi\u015f olan otuz ikisi Habe\u015fistanl\u0131, sekizi de \u015eam r\u00e2hiplerinden olmak \u00fczere k\u0131rk ki\u015fi idiler.<\/p>\n<p>Burada \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n da, say\u0131lar\u0131 az da olsa, bir k\u0131sm\u0131n\u0131n m\u00fcminler aras\u0131na girmi\u015f ve il\u00e2h\u00ee \u00f6\u011fmeye n\u00e2il olmu\u015f bulunduklar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz. Bu mazhariyetin ve bu yeni \u00f6zelli\u011fin getirdi\u011fi \u015fevk ve heyecan ile \u015fimdi \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na, bir taraftan yukar\u0131dan beri s\u00fcr\u00fcp gelen hitaplar\u0131 tamamlamak, di\u011fer taraftan daha sonra gelecek olan \u0130brahim k\u0131ssas\u0131na ge\u00e7i\u015fe haz\u0131rl\u0131k mahiyetinde bir h\u00fcsn-i tehallus olmak \u00fczere, \u015fimdi g\u00f6r\u00fclece\u011fi gibi, yeni bir hitap daha y\u00f6neltip, arkas\u0131ndan imamet, millet, \u00fcmmet meseleleri izah buyurulacakt\u0131r:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>122- Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131! Sizlere ihsan etti\u011fim nimetimi ve sizi vaktiyle \u00e2lemdeki \u00fcmmetlere \u00fcst\u00fcn tuttu\u011fumu hat\u0131rlay\u0131n!<\/p>\n<p>123- Ve \u00f6yle bir g\u00fcnden sak\u0131n\u0131n ki, o g\u00fcn kimse, kimsenin yerine bir \u015fey \u00f6deyemez, kimseden fidye kabul edilmez ve ona \u015fefaat de fayda vermez, hi\u00e7bir taraftan yard\u0131m da g\u00f6rmezler.<\/p>\n<p>124- \u015eunu da unutmay\u0131n ki, bir zamanlar \u0130brahim&#8217;i Rabbi, birtak\u0131m kelimeler ile imtihan etti, o, onlar\u0131 sona erdirince, Rabbi ona, &#8220;Ben seni b\u00fct\u00fcn insanlara imam yapaca\u011f\u0131m.&#8221; buyurdu. \u0130brahim, &#8220;Z\u00fcrriyetimden de yap!&#8221; dedi. Rabbi ona &#8220;z\u00e2limler benim ahdime nail olamaz!&#8221; buyurdu.<\/p>\n<p>125- Biz ta o zaman bu Beyt&#8217;i, insanlar i\u00e7in bir sevap kazanma ve bir g\u00fcven yeri k\u0131ld\u0131k. Siz de Makam-\u0131 \u0130brahim&#8217;den kendinize bir namazgah edinin. Ayr\u0131ca \u0130brahim ile \u0130smail&#8217;e \u015f\u00f6yle ahid verdik: &#8220;Beytimi, hem tavaf edenler i\u00e7in, hem ibadete kapananlar i\u00e7in, hem de r\u00fck\u00fb ve secde edenler i\u00e7in tertemiz tutun!&#8221;<\/p>\n<p>126- Ve o vakit \u0130brahim &#8220;Ey Rabbim, buras\u0131n\u0131 g\u00fcvenli bir belde k\u0131l, halk\u0131ndan Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman edenleri \u00e7e\u015fitli meyvalarla r\u0131z\u0131kland\u0131r&#8221; diye yalvard\u0131. Allah buyurdu ki: &#8220;k\u00fcfredeni dahi r\u0131z\u0131kland\u0131r\u0131r da hayattan biraz nasip ald\u0131r\u0131r\u0131m, sonra da onu ate\u015f azab\u0131na u\u011frat\u0131r\u0131m ki, oras\u0131 ne yaman bir durakt\u0131r!&#8221;<\/p>\n<p>127- Ve ne vakit ki \u0130brahim, Beyt&#8217;in temellerini y\u00fckseltmeye ba\u015flad\u0131, \u0130smail ile birlikte \u015f\u00f6yle dua ettiler: Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz i\u015fiten sensin, bilen sensin.<\/p>\n<p>128- Ey bizim Rabbimiz, hem bizim ikimizi yaln\u0131z senin i\u00e7in boyun e\u011fen m\u00fcsl\u00fcmanlar k\u0131l, hem de soyumuzdan yaln\u0131z senin i\u00e7in boyun e\u011fen m\u00fcsl\u00fcman bir \u00fcmmet meydana getir ve bize ibadetimizin yollar\u0131n\u0131 g\u00f6ster, tevbemize rahmetle bak\u0131ver. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz Tevv\u00e2b sensin, Rah\u00eem sensin.<\/p>\n<p>129- Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara i\u00e7lerinden \u00f6yle bir peygamber g\u00f6nder ki, onlara senin \u00e2yetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitab\u0131 ve hikmeti \u00f6\u011fretsin, i\u00e7lerini ve d\u0131\u015flar\u0131n\u0131 tertemiz yap\u0131p onlar\u0131 p\u00e2k eylesin. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz Az\u00eez sensin, hikmet sahibi Sensin.<\/p>\n<p>130- \u0130brahim&#8217;in milletinden, kendine k\u0131yan beyinsizden ba\u015fka kim y\u00fcz \u00e7evirir? Biz onu d\u00fcnyada se\u00e7kin birisi yapt\u0131k, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz o, ahirette de iyilerden biridir.<\/p>\n<p>131- Rabbi ona, &#8220;\u0130sl\u00e2m ol!&#8221; emrini verince, o &#8220;Ben \u00e2lemlerin Rabbine teslim oldum.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>132- Bu dini \u0130brahim, kendi o\u011fullar\u0131na vasiyyet etti, Yakub da \u00f6yle yapt\u0131: &#8220;Ey o\u011fullar\u0131m! Muhakkak ki, bu dini size Allah se\u00e7ti, ba\u015fka dinlerden uzak durun, yaln\u0131zca m\u00fcsl\u00fcman olarak can verin!&#8221; dedi.<\/p>\n<p>133- Yoksa siz de olaya \u015fahit mi oldunuz; Yakub&#8217;a \u00f6l\u00fcm hali gelip \u00e7att\u0131\u011f\u0131 zaman, o\u011fullar\u0131na; &#8220;Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?&#8221; dedi\u011fi zaman, o\u011fullar\u0131; &#8220;Senin Allah&#8217;\u0131na ve atalar\u0131n \u0130brahim, \u0130smail ve \u0130shak&#8217;\u0131n Allah&#8217;\u0131na, tek olan o Allah&#8217;a ibadet edece\u011fiz. Biz ancak O&#8217;na boyun e\u011fen m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131z.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>122- Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131! Size, her \u015feyden \u00f6nce \u00c2dem soyu i\u00e7inde kitap ve n\u00fcb\u00fcvvete a\u015fina olman\u0131z, il\u00e2h\u00ee ahdin sorumlulu\u011funu y\u00fcklenmi\u015f b\u00fcy\u00fck bir \u00fcmmet olman\u0131z ve bir de Musa kavminden bulunman\u0131z dolay\u0131s\u0131yla hitap edildi, lakin dinleyenleriniz \u00e7ok az oldu. \u015eimdi onlar\u0131 destekler mahiyette bir de \u0130brahim soyundan gelmeniz dolay\u0131s\u0131yla baz\u0131 ihtar ve uyar\u0131lara muhatap tutulacaks\u0131n\u0131z. Kitap ehli ne demekmi\u015f, nas\u0131l olurmu\u015f, g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz ya! Art\u0131k insafa gelerek akl\u0131n\u0131z\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131za alarak vaktiyle size ihsan etti\u011fim nimetlerimi, n\u00fcb\u00fcvvet nimetimi ve bilhassa ahir zaman nebisinin g\u00f6nderilece\u011fini bildiren va&#8217;dimi ve onun bir mukaddimesini te\u015fkil eden ge\u00e7mi\u015fteki devleti ve o zaman sizi b\u00fct\u00fcn ak\u0131l sahiplerine \u00fcst\u00fcn tuttu\u011fumu hat\u0131rlay\u0131n\u0131z,<\/p>\n<p>123- Hat\u0131rlay\u0131n\u0131z da hi\u00e7 kimsenin, bir ba\u015fkas\u0131 yerine hi\u00e7bir \u015fey yapamayaca\u011f\u0131, kimseden fidye kabul edilmiyece\u011fi, \u015fefaatin de bir fayda sa\u011flamayaca\u011f\u0131 ve bunlara hi\u00e7bir taraftan yard\u0131m edilmeyece\u011fi g\u00fcnden, o korkun\u00e7 g\u00fcn\u00fcn azab\u0131ndan korununuz! Bunlar size \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc defa olarak hat\u0131rlat\u0131l\u0131yor. Ge\u00e7mi\u015fteki o nimetlerin as\u0131l sebebi neydi biliyor musunuz?<\/p>\n<p>124-125-Bunu bilmek i\u00e7in o nimeti i\u00e7inizi \u00e7ekerek d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ve \u00e7ekti\u011finiz, \u00e7ekece\u011finiz belalar\u0131 hesaba katarak takvaya sar\u0131l\u0131n, ve o vakti iyice hat\u0131rda tutun ki, \u0130brahim&#8217;i Rabbi birtak\u0131m kelimeler ile m\u00fcptela k\u0131lm\u0131\u015f, yani m\u00fckellef tutmu\u015f, imtihana \u00e7ekmi\u015f, neticede \u0130brahim o kelimeleri tamamlay\u0131p, ikmal etmi\u015f idi. Yani Rabbi onu imtihan etmi\u015f, o da imtihan\u0131 ba\u015ftan sona ba\u015far\u0131yla vermi\u015fti.<\/p>\n<p>\u0130ptil\u00e2 ve Bel\u00e2: Tecr\u00fcbe ve imtihan m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki, esasen iki farkl\u0131 anlam\u0131 i\u00e7ine al\u0131r: Birisi bir \u015feyin gizli olan \u00f6zelli\u011fini, i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc tan\u0131may\u0131 istemek, di\u011feri de o \u015feyin iyi ve k\u00f6t\u00fc yanlar\u0131n\u0131, eksik veya \u00fcst\u00fcn taraflar\u0131n\u0131 ortaya \u00e7\u0131karmakt\u0131r. Birinci m\u00e2n\u00e2, gizliyi ve a\u00e7\u0131\u011f\u0131 bilen Cenab-\u0131 Allah hakk\u0131nda zaten tasavvuru bile m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir mesele oldu\u011fundan, Allah&#8217;\u0131n \u0130brahim&#8217;i imtihana \u00e7ekmesi, ancak ikinci anlam\u0131yla ele al\u0131nabilir. Bir de imtihan, imtihan olunan hakk\u0131nda hay\u0131r veya \u015fer bir mihneti, bir zahmeti gerektirir ki, bu bak\u0131mdan imtihan kelimesi genellikle zahmetli ve me\u015fakkatli \u015feyler hakk\u0131nda kullan\u0131l\u0131r. Cenab-\u0131 Hak-k&#8217;\u0131n, kullar\u0131na ait sorumluluk emirleri de kulun nefsan\u00ee temay\u00fclleri ile Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 aras\u0131nda d\u00f6n\u00fcp dola\u015ft\u0131\u011f\u0131ndan bir taraftan bir k\u00fclfet ve zahmeti, \u00f6b\u00fcr taraftan kulda, sevap ve azaba sebebiyet verecek hal ve davran\u0131\u015flar\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 gerektiren ve bu bak\u0131mdan kulun iyi y\u00f6nde geli\u015fmesini sa\u011flayan terbiyeye ait \u00f6zellikler ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131ndan onlar da tecr\u00fcbe ve imtihana benzer \u015feylerdir. Kullar\u0131n kendi i\u015flerinde tecr\u00fcbe ve imtihana dayanan ger\u00e7ekler \u00fczere amel etmelerini, m\u00fccerret nazariyelerle, soyut d\u00fc\u015f\u00fcncelerle yetinmemelerini \u00f6\u011fretmek i\u00e7in bunlar\u0131 emretmi\u015f olabilir. Cenab-\u0131 Allah, \u0130brahim&#8217;e kendi fiilini tecr\u00fcbe ve imtihan suretinde anlatmak istemi\u015f olabilir.<\/p>\n<p>&#8220;\u0130brahim&#8221; isminin esasen S\u00fcryan\u00ee dilinden geldi\u011fi ve Arap\u00e7a m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile &#8220;merhametli baba&#8221; demek oldu\u011fu ve bu \u015fekilde Arap\u00e7a ile S\u00fcryan\u00eece aras\u0131nda laf\u0131z ve m\u00e2n\u00e2 y\u00f6n\u00fcnden bir benzerlik bulundu\u011fu s\u00f6ylenegelmi\u015ftir. Rabbi, \u0130brahim&#8217;i b\u00f6yle imtihan etti de ne yapt\u0131? Ne dedi bilir misiniz?<\/p>\n<p>Rabbi, ona dedi ki; Muhakkak ki, ben seni insanlara imam yapaca\u011f\u0131m, yani imamet-i k\u00fcbra ile seni \u00f6ne ge\u00e7irip, herkesi sana tabi k\u0131laca\u011f\u0131m, seni mukted\u00e2bih (kendisine uyulan \u00f6nder) yapaca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>\u0130mam: \u00d6ne ge\u00e7mek, maksud (kastedilen) ve metb\u00fb (tabi olunan) olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen masdardan al\u0131nm\u0131\u015f ve me&#8217;m\u00fbm (uyulan) m\u00e2n\u00e2s\u0131na isim olmu\u015ftur ki, muktedabih, \u00f6n, \u00f6nc\u00fcl demektir. \u015eu halde imamet-i k\u00fcbra, din ve d\u00fcnya i\u015flerinde insanlara \u00f6nc\u00fcl\u00fck ve riyaset etmektir. Bunun en son ve en y\u00fcce mertebesi de risalettir. Bu imamet ise amelde d\u00fcstur olacak birtak\u0131m din\u00ee h\u00fck\u00fcmlere, millet ve \u015feriate sahip k\u0131lmak ve bununla insanlar\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7irmek demek olur.<\/p>\n<p>\u0130brahim cevaben z\u00fcrriyetimden de dedi. Ey Rabbbim, beni imam yap, fakat bu ihsan\u0131n sadece bana mahsus kalmas\u0131n, z\u00fcrriyetimden de bir k\u0131s\u0131m insanlar\u0131 zaman\u0131 gelince imam yap, bana verece\u011fin nimeti, imamet ve risaleti onlara da ver, diye kelimenin tamamlanmas\u0131n\u0131 diledi. Anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, hepsine demedi, i\u00e7lerinden baz\u0131lar\u0131na, dedi. Zira biliyordu ki, hepsine peygamberlik istemek, il\u00e2h\u00ee hikmete ayk\u0131r\u0131 olurdu. \u00d6nce z\u00fcrriyetinin az olmas\u0131n\u0131; ikincisi, z\u00fcrriyetinin fitne ve ihtilafa d\u00fc\u015fmesini istemi\u015f olurdu. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc bir\u00e7ok yard\u0131mc\u0131 ve destek\u00e7iye ihtiya\u00e7 g\u00f6steren imamet konusunda z\u00fcrriyetinin ba\u015fkalar\u0131na muhta\u00e7 olmas\u0131n\u0131 temenni etmi\u015f olurdu ki, bunlar\u0131 istemek z\u00fcrriyeti hakk\u0131nda hay\u0131r dua olmazd\u0131. Herhalde z\u00fcrriyeti i\u00e7inde imam bulunurken, \u00fcmmet de bulunmal\u0131 idi. Bunun i\u00e7in demeyip, dedi. Rabbi, bunu tamam\u0131na erdirmek i\u00e7in zalimler benim ahdime nail olamazlar, buyurdu. \u0130brahim z\u00fcrriyetinden imam olabilecek k\u0131sm\u0131n herhalde zalimler g\u00fcruhu olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve zalimlerin bu b\u00fcy\u00fck devletten kesinlikle mahrum olacaklar\u0131n\u0131 ve imametin, hak ve lay\u0131k\u0131n\u0131n, adaletlilere verilmek bulundu\u011funu anlatm\u0131\u015f oldu. Bu \u00e2yet, zalimin imamete ehil ve lay\u0131k olmad\u0131\u011f\u0131na ve ba\u015flang\u0131\u00e7ta adil olup, sonradan zul\u00fcm yaparsa, hal&#8217;inin (makam\u0131ndan al\u0131nmas\u0131n\u0131n) vacip oldu\u011funa delildir. Lam-\u0131 tarif ile marife (belirli) olan isimler genellik ifade ettiklerinden &#8220;ez-zalim\u00een&#8221; tabiri, k\u0131yamete kadar gelecek b\u00fct\u00fcn zalimlerin hepsine \u015famildir. Fakat bunun bilhassa Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n n\u00fczul\u00fc s\u0131ras\u0131nda tamamen bilinen muhataplar\u0131 vard\u0131 ki, o da \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;d\u0131r ve bu nass\u0131n siyak\u0131na hedef olanlar onlard\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, yukar\u0131daki \u00e2yetlerde \u00e7ok say\u0131da &#8220;Siz zalimlersiniz!&#8221; \u015feklinde azarlanm\u0131\u015f ve ay\u0131planm\u0131\u015flard\u0131. S\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndan beri \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n tarih boyunca i\u015flemi\u015f olduklar\u0131 su\u00e7lar\u0131n say\u0131l\u0131p d\u00f6k\u00fclmesindeki esas maksat ve hikmet, onlara bu zul\u00fcmlerini isbat idi ki, has\u0131l\u0131 &#8220;\u0130srailo\u011fullar\u0131 sonradan zalim oldular, zalimlerden ise imam ve Resul (Peygamber) olmaz, onlardan imamet kesilmi\u015f olacakt\u0131r.&#8221; demektir. \u0130\u015fte Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131, sizin vaktiyle o nimete, o \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011fe nail olman\u0131z\u0131n sebebi ta Hz. \u0130brahim devrinden, onun Rabbine verdi\u011fi imtihandan ve bu kelimelerden ve Rabbinin ona olan ahd ve va&#8217;dinden ileri geliyordu. Siz Hz. Musa devrinde zalim de\u011fil, bilakis \u0130brahim soyundan gelenler i\u00e7inde belki en mazlumlar\u0131 idiniz. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 o nimete nail oldunuz. Uzun s\u00fcre n\u00fcb\u00fcvvet ve imamete nail olmu\u015f bir \u00fcmmet olarak, \u00e2lemlere \u00fcst\u00fcn tutuldunuz. Fakat o alt\u0131n buza\u011f\u0131ya tapma hadisesinden itibaren zulme ba\u015flad\u0131n\u0131z, git gide b\u00fct\u00fcn harekat\u0131n\u0131zda bu zul\u00fcm nihayet kavminizin genel karakteri haline geldi, art\u0131k bundan sonra imamet \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan \u00e7\u0131kt\u0131 ve \u0130brahim z\u00fcrriyetinin \u00f6b\u00fcr koluna ge\u00e7ti. \u0130brahim&#8217;in bu imtihan\u0131n\u0131 ve bu kelimat\u0131n\u0131 iyi hat\u0131rlar ve \u00fczerinde iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrseniz, a\u00e7\u0131k se\u00e7ik anlars\u0131n\u0131z ki, Tevrat&#8217;ta gelece\u011fi vaad edilen ahir zaman peygamberi \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan de\u011fil, \u0130srail&#8217;in amcas\u0131 olan Hz. \u0130smail evlad\u0131ndan gelecektir. Siz, Tevrat&#8217;\u0131n verdi\u011fi haber gere\u011fince bir son peygamberin gelece\u011finden \u015f\u00fcphe etmez ve onunla b\u00fcy\u00fck fetihler yapaca\u011f\u0131n\u0131za inan\u0131rken, bug\u00fcn g\u00f6nderilmi\u015f bulunan son peygamberi, Hz. Muhammed Mustafa&#8217;y\u0131, &#8220;bu bizden de\u011fil, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan de\u011fil&#8221; diyerek, k\u0131skan\u00e7l\u0131k y\u00fcz\u00fcnden inkara kalk\u0131\u015f\u0131yorsunuz. Halbuki o, bir bak\u0131ma sizden de\u011fil ise de, di\u011fer bak\u0131mdan sizden say\u0131l\u0131r, sizin gibi zul\u00fcm damgas\u0131 yemi\u015f olmaktan uzak bir koldand\u0131r, \u0130brahim z\u00fcrriyetindendir. Bununla beraber siz bu yolla gelen bir imamet \u015ferefinden de pay almak istemezseniz zulm\u00fcn\u00fcz ve haks\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131z kat kat artacakt\u0131r, ebediyyen nimet y\u00fcz\u00fc g\u00f6rmiyeceksiniz. Bu kelimeleri iyi belleyiniz ve \u00e7ok iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz..<\/p>\n<p>126-\u015eunu da hat\u0131rlay\u0131n\u0131z ki, Hani biz &#8220;el-beyt, eski ev, beytullah&#8221; namiyle bilinen K\u00e2&#8217;be&#8217;yi vaktiyle insanlara sevap mahalli ve g\u00fcvenlik yurdu yapm\u0131\u015ft\u0131k. \u0130nsanlar onu hac ve ziyaret etsinler, sevap kazans\u0131nlar, ona s\u0131\u011f\u0131nanlar sald\u0131r\u0131lardan emin olsunlar diye&#8230; \u015eimdi siz bunu hat\u0131rlay\u0131n\u0131z, ve \u0130brahim&#8217;in makam\u0131ndan bir namazgah edininiz, orada namaz k\u0131l\u0131n\u0131z, yahut orada dua ediniz!<\/p>\n<p>Makam-\u0131 \u0130brahim: \u0130brahim (a.s.)&#8217;\u0131n beyti (K\u00e2be&#8217;yi) bina ederken veyahut insanlar\u0131 hacca davet ederken \u00fczerine \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 ta\u015f\u0131n bulundu\u011fu yerdir ki, bug\u00fcn dahi &#8220;makam-\u0131 \u0130brahim&#8221; ad\u0131yla bilinmektedir. Tavaf namaz\u0131, burada k\u0131l\u0131n\u0131r. N\u00e2f\u00ee ve \u0130bn\u00fc \u00c2mir k\u0131r\u00e2etlerinde m\u00e2z\u00ee si\u011fasiyle diye okunur: Yani, Biz K\u00e2&#8217;be&#8217;yi insanlara bir merci ve g\u00fcvenlik yeri yapm\u0131\u015ft\u0131k, insanlar da onu k\u0131ble edinmi\u015flerdi. Beyt\u00fc&#8217;l-Makdis&#8217;den daha \u00f6nce oras\u0131 k\u0131ble idi. \u015eu halde burada da k\u0131blenin de\u011fi\u015ftirilmesine te\u015fvik ve i\u015faret vard\u0131r.<\/p>\n<p>O zaman Beyt&#8217;i b\u00f6yle yapt\u0131k \u0130brahim ile \u0130smail&#8217;e de \u015f\u00f6yle ahd, yani kesin olarak emrettik idi: ki evimi tavaf edenler, m\u00fccaveret eyleyenler veya orada ibadet i\u00e7in kapan\u0131p \u00eetik\u00e2fa girenler, r\u00fck\u00fb ve secde edenler, namaz k\u0131lanlar i\u00e7in temiz tutunuz, daima tertemiz ve p\u00e2k olarak bulundurunuz, dedik. Bu ibadetlerin temizlik ile icra edilmesini ve bu beytin temizli\u011fine itina edilmesinin bir il\u00e2h\u00ee ahit olarak bilinmesini emreyledik. R\u00fck\u00fb ile k\u0131l\u0131nan namaz\u0131n yaln\u0131zca Muhammed \u00fcmmetine mahsus oldu\u011funa bak\u0131l\u0131rsa, Cenab-\u0131 Allah, s\u00f6z konusu ahitte Hz. \u0130brahim ile Hz. \u0130smail&#8217;e b\u00f6yle bir \u00fcmmetin de gelece\u011fini bildirmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u015eunu da hat\u0131rlay\u0131n bir vakit, yani Hacer ile \u0130smail&#8217;i en ba\u015fta Mekke&#8217;nin yerine b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 zaman, \u0130brahim dua edip \u015f\u00f6yle demi\u015fti: Ey Rabbim, buray\u0131, bu ekin ekmeye elveri\u015fsiz vadiyi g\u00fcvenli bir belde yap, ahalisine meyve, tah\u0131l, her t\u00fcrl\u00fc yiyeceklerden r\u0131z\u0131k ver, fakat hepsine de\u011fil, i\u00e7lerinden Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inananlara Ey Rabbim!..<\/p>\n<p>Rivayet olunuyor ki; \u0130brahim (a.s.)&#8217;\u0131n \u0130smail ile Hacer&#8217;i buraya b\u0131rak\u0131p \u015eam&#8217;a d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc zaman, Hacer arkas\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f &#8220;Bu kupkuru vadinin i\u00e7inde bizi kime b\u0131rak\u0131p gidiyorsun?&#8221; diye s\u00f6ylenir durur, \u0130brahim de ona cevap vermezmi\u015f. Nihayet Hacer: &#8220;Bunu yoksa Allah m\u0131 sana emretti?&#8221; diye sormu\u015f, bunun \u00fczerine \u0130brahim: &#8220;Evet&#8221; cevab\u0131n\u0131 vermi\u015f. Bu sefer Hacer: &#8220;\u00d6yleyse Allah bizi korur, sen git bizi d\u00fc\u015f\u00fcnme!&#8221; demi\u015f. Nihayet Hz. \u0130brahim yola koyulmu\u015f, Ked\u00e2 tepesine \u00e7\u0131k\u0131nca vadiye do\u011fru bak\u0131p &#8220;Ey Rabbim, ben z\u00fcrriyetimden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 bu ekin ekmeye elveri\u015fsiz vadiye iskan ettim&#8230;&#8221; (\u0130brahim, 14\/37) diye dua etmi\u015f idi ki, bu konu \u0130brahim s\u00fbresinde yine gelecektir.<\/p>\n<p>Bunu tamamlamak \u00fczere Rabbi ona dedi ki, sadece iman edenlere de\u011fil, hem onlara, hem de k\u00e2fir olana r\u0131z\u0131k veririm onu az bir s\u00fcre faydaland\u0131r\u0131r\u0131m, ancak onun faydalanmas\u0131 bu d\u00fcnya hayat\u0131na mahsus kal\u0131r, sonra o k\u00e2firi ate\u015f azab\u0131na u\u011frat\u0131r\u0131m, o, ahiret azab\u0131ndan kurtulmaya imkan bulamaz. Asl\u0131nda Hz. \u0130brahim, Allah&#8217;\u0131n &#8220;Z\u00e2limler Benim ahdime nail olamazlar.&#8221; il\u00e2h\u00ee ifadesine dayanarak r\u0131z\u0131k meselesini de imamet gibi bir nimet sayarak, onu yaln\u0131zca inananlara mahsus k\u0131larak dua etmi\u015fti. Cenab-\u0131 Allah, bu d\u00fc\u015f\u00fcncenin do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, r\u0131zk\u0131n hem m\u00fcmine, hem de k\u00e2fire ait genel bir d\u00fcnya nimeti oldu\u011funu, bunun hem din, hem d\u00fcnyada \u00fcst\u00fcnl\u00fck demek olan imamete benzemedi\u011fini, onun buna k\u0131yas edilmesinin yanl\u0131\u015f oldu\u011funu ihtar buyurarak duay\u0131 tamamlam\u0131\u015f oldu. Demek ki, peygamberlerin bile k\u0131yas ve ictihatlar\u0131nda hata yapabildikleri oluyor, fakat Allah, onlar\u0131n hatalar\u0131n\u0131 derhal d\u00fczeltiyor ve tashih buyuruyor. Bundan dolay\u0131 il\u00e2h\u00ee i\u015flerde k\u0131yas sa\u011flam bir delil de\u011fildir. Cenab-\u0131 Allah g\u00f6steriyor ki, k\u00e2fir de d\u00fcnyada r\u0131z\u0131k sahibi olabilir. Fakat bu d\u00fcnyada sa\u011flanan fayda s\u0131n\u0131rl\u0131, ge\u00e7ici ve az bir faydad\u0131r. Ahirette ebediyyen ate\u015f azab\u0131na at\u0131l\u0131r ve belas\u0131n\u0131 bulur. o azap ne fena bir son ve ona gidi\u015f ne fena bir gidi\u015ftir. Oras\u0131 ne fena var\u0131lacak bir yer, bir durakt\u0131r.<\/p>\n<p>127-Nihayet \u015fu kelimeleri de hat\u0131rlay\u0131n: Hani bir zaman \u0130brahim, \u0130smail ile beraber Beyt&#8217;in kaidelerini, temellerini y\u00fckseltiyordu ve i\u015fte o s\u0131rada ikisi birden \u015f\u00f6yle dua ediyorlard\u0131: Ey Rabbimiz, temellerini y\u00fckseltti\u011fimiz bu binay\u0131, bu u\u011furda verdi\u011fimiz emek ve hizmeti bizden kabul et! \u015e\u00fcphesiz ki, sen Sem\u00ee (i\u015fiten) ve \u00c2l\u00eem&#8217;sin (bilensin), duam\u0131z\u0131 i\u015fitir, niyetlerimizi bilirsin,<\/p>\n<p>128- Ey Rabbimiz bir de bizi sana kendimizi teslim etmi\u015f, y\u00fcz\u00fc ve \u00f6z\u00fc ile s\u0131rf Sana y\u00f6nelmi\u015f iki k\u00e2mil (olgun) m\u00fcsl\u00fcman k\u0131l!<\/p>\n<p>&#8220;\u0130sl\u00e2m&#8221; f\u00ee&#8217;li, b\u00f6yle gibi &#8220;l\u00e2m&#8221; ile s\u0131laland\u0131\u011f\u0131 zaman istisl\u00e2m, yani teslimiyet ve nefsi teslim etmek, itaat ve tam uymak m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir veya o m\u00e2n\u00e2y\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r. Bizim z\u00fcrriyetimizden de sana teslimiyetini sunmu\u015f, sana itaatk\u00e2r m\u00fcsl\u00fcman bir \u00fcmmet yarat, ve bize, men\u00e2-sikimizi, yani sana ibadet edece\u011fimiz, kurban kesece\u011fimiz yerleri g\u00f6ster.<\/p>\n<p>Men\u00e2sik, &#8220;menseke&#8221;nin \u00e7o\u011fuludur ki &#8220;n\u00fcs\u00fck&#8221; veya &#8220;n\u00fcs\u00fck yerleri&#8221; demektir. &#8220;N\u00fcs\u00fck&#8221; asl\u0131nda son derece tap\u0131nmakt\u0131r. Fakat hac ve kurban hakk\u0131nda kullan\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Ve bizim hepimize tevbeler nasip et, tevbelerimizi kabul eyle, bize bir kerre de\u011fil, daima merhametle bak, \u015f\u00fcphesiz ki, Tevvab (tevbeleri kabul eden) ve Rah\u00eem ancak sensin.<\/p>\n<p>129- Ey Rabbimiz, z\u00fcrriyetimiz i\u00e7inden \u00f6yle bir peygamber g\u00f6nder ki, o peygamber, onlara senin \u00e2yetlerini okusun, kitab\u0131 ve hikmeti t\u00e2lim edip \u00f6\u011fretsin, onlar\u0131 pisliklerden ar\u0131nd\u0131r\u0131p tertemiz yaps\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz, iradesi ge\u00e7erli, g\u00fc\u00e7 ve kuvvet, \u015fan ve \u015feref sahibi, verdi\u011fi h\u00fck\u00fcm ayniyle hikmet, de\u011fi\u015fmez ve muhkem olan ancak Sensin.<\/p>\n<p>Hikmet: Asl\u0131nda ilim ve amelde sa\u011flaml\u0131k, di\u011fer bir deyi\u015fle s\u00f6zde ve i\u015fte isabet demektir ki, bunun daha geni\u015f olarak a\u00e7\u0131klamas\u0131 &#8220;Allah, hikmeti diledi\u011fine verir.&#8221; (Bakara, 2\/269) \u00e2yetinin tefsirinde gelecektir. Burada Allah&#8217;dan istenen peygamberin, son peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz oldu\u011fu apa\u00e7\u0131k bellidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130smail z\u00fcrriyeti i\u00e7inde ba\u015fka bir peygamber gelmi\u015f de\u011fildir. Nitekim Resulullah Efendimiz bir hadis-i \u015ferifinde; &#8220;Ben, babam \u0130brahim&#8217;in duas\u0131, karde\u015fim \u0130sa&#8217;n\u0131n m\u00fcjdesi ve annemin r\u00fcyas\u0131y\u0131m.&#8221; buyurmu\u015ftur. Hz. \u0130brahim&#8217;in bu duas\u0131na bir \u015f\u00fckran olmak \u00fczeredir ki, Muhammed \u00fcmmetine de namazlarda &#8220;Allah\u00fcmme salli&#8221; ve &#8220;Allah\u00fcmme b\u00e2rik&#8221; dualar\u0131n\u0131 okumak ta&#8217;lim buyurulmu\u015ftur. Bu \u00e2yetler d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, bu salav\u00e2t-\u0131 \u015ferifenin m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve salavat i\u00e7indeki benzetmenin sebebi iyice anla\u015f\u0131l\u0131r. \u0130\u015fte \u0130brahim (a.s.), memur oldu\u011fu kelimeleri eda edip namzed (aday) bulundu\u011fu makama y\u00fckselmek i\u00e7in K\u00e2be&#8217;nin temellerini atarken, o\u011flu \u0130smail (a.s.) ile beraber yapt\u0131klar\u0131 duada, o kelimelerin b\u00f6ylece tamama erdirilmesini dua etmi\u015f ve kendine vaad olunan imametin z\u00fcrriyetinden bir m\u00fcslim \u00fcmmete de ihsan edilmesini, kendi i\u00e7lerinden g\u00f6revlendirilecek bir peygamberle onlara da verilmesini istemi\u015fler ve dualar\u0131n\u0131n, ahir zaman nebisi i\u00e7in de ge\u00e7erli olmas\u0131n\u0131 dilemi\u015flerdir. Onlar\u0131n dualar\u0131 Hz. Muhammed&#8217;in peygamber olarak g\u00f6nderilmesiyle tamam olmu\u015ftur. \u0130mametten z\u00e2limlerin mahrum olu\u015fu, K\u00e2be ve K\u00e2be&#8217;yle ilgili haller, Mekke, \u0130brahim ve \u0130smail z\u00fcrriyeti bu z\u00fcrriyetten meydana gelecek m\u00fcsl\u00fcman \u00fcmmet ve i\u00e7lerinden \u00e7\u0131kacak \u015fanl\u0131 peygamber, \u00e2yetlerin tilaveti, kitap ve hikmetin \u00f6\u011fretilmesi, tezkiye ve taharet ile \u0130sl\u00e2m kelimesinin \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2lar\u0131 iyice hat\u0131rlan\u0131r ve \u00fczerinde derin derin d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fi ile \u0130brahim milleti demek olan \u0130sl\u00e2m dini hakk\u0131nda Kitap ehlinin hi\u00e7bir \u015f\u00fcphesi kalmaz.<\/p>\n<p>130-Art\u0131k Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n insanlara b\u00f6yle bir imam ve b\u00f6yle bir \u00f6nder yapt\u0131\u011f\u0131 \u0130brahim&#8217;in milletinden, onun camias\u0131ndan ve onun dininin \u00f6z\u00fc olan \u0130sl\u00e2m&#8217;dan kim y\u00fcz \u00e7evirir, kim ka\u00e7ar? Hangi ak\u0131l sahibi buna kar\u015f\u0131 \u00e7ekimser durur da, onun z\u00fcrriyetine vaad edilen bu saadetten mahrum kalmak ister? Olsa olsa kendini zillete atmak, hor ve hakirli\u011fe terk etmek, a\u015fa\u011f\u0131lanmay\u0131 ve esareti g\u00f6n\u00fcll\u00fc olarak kabul etmek isteyen biri b\u00f6yle yapar. Bu gibi beyinsizlerden ba\u015fkas\u0131 o b\u00fcy\u00fck milletten vazge\u00e7emez.<\/p>\n<p>Rivayet olunuyor ki, Abdullah \u0130bni Sel\u00e2m, kendi ye\u011fenlerinden Seleme ile Muhacir&#8217;i, \u0130sl\u00e2m&#8217;a davet etmi\u015f; &#8220;\u015eunu \u00e7ok iyi biliyorsunuz ki, Allah Te\u00e2l\u00e2, Tevrat&#8217;ta, Ben, \u0130smail evlad\u0131ndan Ahmed ad\u0131nda bir peygamber g\u00f6nderece\u011fim, ona iman edenler hidayete ve r\u00fc\u015fde erecekler, iman etmeyen de mel&#8217;undur, buyurdu.&#8221; demi\u015f. Bunun \u00fczerine iki ye\u011fenden biri olan Seleme iman etmi\u015f,, lakin Muhacir iman etmemi\u015f, \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmekten \u00e7ekinmi\u015f. \u0130\u015fte o zaman bu \u00e2yet nazil olmu\u015ftur. Peygamberlerin atas\u0131 olan \u0130brahim bak\u0131n\u0131z ne b\u00fcy\u00fck bir zatt\u0131r: Ul\u00fbhiyetim ve \u015fan\u0131m hakk\u0131 i\u00e7in, Biz, elbette \u0130brahim&#8217;i, d\u00fcnyada \u0131st\u0131fa ettik, yani halk aras\u0131nda temizlik ve s\u00e2fiyet \u00f6z\u00fc olarak se\u00e7tik, e\u011fitip g\u00fczel huylarla donatt\u0131k ve onu dost (hal\u00eel) edindik, imamet-i k\u00fcbraya, peygamberlik ve hikmete nail eyleyip, y\u00fcce derecelere getirdik ve se\u00e7kin k\u0131ld\u0131k. \u015e\u00fcphe yok ki o, ahirette de, elbette iyiler z\u00fcmresindendir. Do\u011frulu\u011fuyla, d\u00fcr\u00fcstl\u00fc\u011f\u00fcyle, hay\u0131r ve iyilikseverli\u011fiyle \u00fcn yapm\u0131\u015f olan, Allah&#8217;\u0131n makbul kullar\u0131 aras\u0131ndad\u0131r. D\u00fcnya ve ahirette bu kadar nimete nail olmu\u015f b\u00f6yle bir zat\u0131n milletinden, hi\u00e7 akl\u0131 ba\u015f\u0131nda olan bir kimse y\u00fcz \u00e7evirir mi?<\/p>\n<p>131-O \u0131st\u0131fa, o se\u00e7im ne zaman oldu bilir misin? Rabbi ona, Bana teslimiyetini, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n\u0131 arzet, ihlas ve iman ile Bana teslim ol, dedi\u011fi ilk teklif an\u0131nda. O, \u00e2lemlerin Rabbine nefsimi teslim ettim, \u00f6z\u00fcm\u00fc \u015firkten sak\u0131n\u0131p, y\u00fcz\u00fcm\u00fc ancak O&#8217;na d\u00f6nd\u00fcm.&#8221; demi\u015f ve Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine iman etmi\u015fti. emri, ilk iman teklifi kar\u015f\u0131s\u0131nda onun y\u00f6neli\u015finden de kinayedir ki, En&#8217;\u00e2m S\u00fbresi&#8217;nde (En&#8217;\u00e2m, 6\/75) \u00e2yetiyle ba\u015flayan ve daha sonraki \u00e2yetlerde de s\u00fcren, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fini isbat u\u011frunda getirdi\u011fi delillere bir i\u015farettir ki Allah Te\u00e2l\u00e2, onun kalbine \u0130slam bilgisine g\u00f6t\u00fcren tevhid esaslar\u0131yla ilgili delilleri g\u00f6stermi\u015f; y\u0131ld\u0131zlar\u0131n, ay\u0131n ve g\u00fcne\u015fin batmas\u0131ndan, ger\u00e7ek yarat\u0131c\u0131n\u0131n y\u00fcceli\u011fine deliller getirmeyi ilham ve ihsan etmi\u015ftir. O da hen\u00fcz, b\u00fclu\u011f \u00e7a\u011f\u0131ndan \u00f6nce ve peygamberlik mertebesine ermeden nazar\u00ee ve akl\u00ee istidl\u00e2l yollar\u0131yla \u00e2lemin h\u00e2dis (sonradan) oldu\u011funu anlam\u0131\u015f ve &#8220;hud\u00fbs-i \u00e2lem&#8221; (\u00e2lemin sonradan olmas\u0131) delilinin \u00f6z\u00fcn\u00fc kavram\u0131\u015f, &#8220;Ben bir hanif olarak y\u00fcz\u00fcm\u00fc \u00f6yle bir yarat\u0131c\u0131ya \u00e7evirdim ki O, g\u00f6kleri ve yeri yoktan var edendir. Ve ben asla O&#8217;na \u015firk (ortak) ko\u015fanlardan de\u011filim.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/79) diyerek \u00e2lemlerin Rabbine iman ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n\u0131 sunmu\u015f idi. \u015eu halde onun kalbi hi\u00e7bir zaman \u015firk (Allah&#8217;a ortak ko\u015fmak) ile dolu olmad\u0131. B\u00fct\u00fcn hayat\u0131 boyunca hep muvahhid (Allah&#8217;\u0131 birleyici) ve m\u00fcslim idi. Rabbi onu, akl\u0131 ermeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 andan itibaren \u0131st\u0131fa etti, kalbini ve akl\u0131n\u0131 yanl\u0131\u015f duygu ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerden ay\u0131klayarak terbiye etti.<\/p>\n<p>132-Onun ibtil\u00e2 (imtihan) ve \u0131st\u0131fas\u0131 da o zaman ba\u015flad\u0131. &#8220;\u0130sl\u00e2m&#8221; kelimesi o zamandan, yani \u0130brahim&#8217;in teslimiyeti zaman\u0131ndan itibaren &#8220;\u0130brahim milleti&#8221; demek oldu. Bu kadarla da kalmad\u0131, Ayr\u0131ca hem \u0130brahim&#8217;in kendisi, hem de torunu Yakup, her ikisi de kendi o\u011fullar\u0131na bu kelimeyi veya bu milleti tavsiye ettiler. Nafi, \u0130bn\u00fc \u00c2mir ve Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etlerinde diye okunur ki, onu vasiyyet ettiler demektir. \u0130brahim&#8217;in \u0130smail ve \u0130shak&#8217;dan sonra Medyen ve Medan ad\u0131nda iki o\u011flu daha oldu\u011fu rivayet edilir. Onun sekiz veya yirmid\u00f6rt o\u011flu oldu\u011fu yolunda rivayetler de vard\u0131r. Yakup&#8217;un o\u011fullar\u0131 ise oniki tane idi: Rubin, \u015eem&#8217;un, Lavi, Yehuza, Ye\u015fsuhuz, Zebulun, Zevana, Teftuna, Kevza, U\u015fir, B\u00fcnyamin ve Yusuf Aleyhissel\u00e2md\u0131r. Yakub&#8217;un bir ad\u0131 da \u0130srail oldu\u011fu i\u00e7in, Ben\u00ee \u0130srail (\u0130srailo\u011fullar\u0131) demek Yakub&#8217;un o\u011fullar\u0131, yani Yusuf ve karde\u015fleri demektir. \u0130srailo\u011fullar\u0131 i\u015fte bu oniki karde\u015fin \u00e7ocuklar\u0131 ve torunlar\u0131 ve onlar\u0131n soyundan gelen nesillerdir. \u0130brahim de Yakup da o\u011fullar\u0131na bu milleti \u015f\u00f6ylece vasiyyet ve tavsiye ettiler: Ey o\u011fullar\u0131m! Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz, Allah, sizin i\u00e7in uyaca\u011f\u0131n\u0131z dini bizzat se\u00e7ip \u0131st\u0131fa etmi\u015ftir. Size dinlerin en saf\u0131n\u0131, en ar\u0131nm\u0131\u015f\u0131n\u0131 ve se\u00e7kinini ihsan eylemi\u015ftir. \u015eu halde, tam ve k\u00e2mil bir m\u00fcsl\u00fcman olarak \u00f6lmekten ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc \u00f6lmeyiniz.<\/p>\n<p>133-Ey \u0130brahim milletine \u00f6nem vermeyen, ona ra\u011fbet etmeyen \u0130srailo\u011fullar\u0131 ve benzerleri! \u00d6l\u00fcm, Yakup&#8217;un huzuruna geldi\u011fi, yani Yakup \u00f6lmek \u00fczere oldu\u011fu vakit, \u00f6l\u00fcme haz\u0131rlanmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 vakit, o\u011fullar\u0131na, &#8220;Benden sonra neye ibadet ve kulluk edeceksiniz?&#8221; dedi\u011fi vakit, yoksa siz orada haz\u0131r m\u0131yd\u0131n\u0131z? \u015e\u00fcphesiz de\u011fildiniz. Halbuki ger\u00e7ek \u0130srailo\u011fullar\u0131 olan Yakub&#8217;un \u00f6z o\u011fullar\u0131 orada haz\u0131r idiler. Yani soyundan geldi\u011finiz atalar\u0131n\u0131z orada haz\u0131r idiler ve onlar babalar\u0131na cevap verdiler, ona ne dediler bilir misiniz? \u0130\u015fte onlar\u0131n ne dediklerini il\u00e2h\u00ee vahiyden \u015fimdi \u00f6\u011freniniz: &#8220;Biz, senin il\u00e2h\u0131na ve atalar\u0131n \u0130brahim, \u0130smail ve \u0130shak&#8217;\u0131n il\u00e2h\u0131na, bir olan o il\u00e2ha ibadet edecek ve ancak O&#8217;na tapaca\u011f\u0131z, O&#8217;na ba\u011flanaca\u011f\u0131z, O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131n\u0131 tan\u0131mayacak ve yaln\u0131zca O&#8217;na boyun e\u011fece\u011fiz.&#8221; dediler. M\u0131s\u0131rl\u0131lar&#8217;\u0131n t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc putlara tapt\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6ren Hz. Yakup, onlar\u0131n i\u00e7inde ya\u015fayacak olan o\u011fullar\u0131na, daha \u00f6nce yapt\u0131\u011f\u0131 \u00e7e\u015fitli tavsiye ve uyar\u0131lara titizlikle uyulmas\u0131n\u0131 ve kendisinden sonra da dinin elden b\u0131rak\u0131lmamas\u0131n\u0131 hat\u0131rlatmak i\u00e7in, ayn\u0131 vasiyyeti son nefesinde bile o\u011fullar\u0131na bir kerre daha hat\u0131rlatmak gere\u011fini duymu\u015ftu. O, ger\u00e7ekten Allah&#8217;a ba\u011fl\u0131 bir kul oldu\u011funu ve \u0130sl\u00e2m \u00fczere \u00f6lmenin \u00f6nemini kendi \u015fahs\u0131nda \u00f6rnek olarak g\u00f6stermi\u015fti. O\u011fullar\u0131 da b\u00f6yle cevap vererek bu u\u011furda kararl\u0131 ve azimli olduklar\u0131n\u0131 ortaya koymu\u015flard\u0131. Dikkat ediniz ki, onlar Yakup&#8217;un dedesi \u0130brahim&#8217;den ve amcas\u0131 \u0130smail&#8217;den s\u00f6ze ba\u015flad\u0131lar, bunlar\u0131 da ad\u0131 alt\u0131nda ifadelerine dahil edip, kendi babalar\u0131ndan sayd\u0131lar. Kendilerinin sadece \u0130srailo\u011fullar\u0131 de\u011fil, ayn\u0131 zamanda \u0130brahimo\u011fullar\u0131 olduklar\u0131n\u0131 ve onun soyundan geldiklerini ifade ettiler. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130brahim k\u0131ssas\u0131n\u0131 biliyorlard\u0131, nimetin s\u0131rr\u0131n\u0131 anl\u0131yorlard\u0131. Burada Tevrat&#8217;\u0131n son peygamberi m\u00fcjdeleyen ve tarif eden \u00e2yetlerinden baz\u0131lar\u0131ndaki &#8220;ihvan\u0131n\u0131zdan, yani karde\u015flerinizden&#8221; kelimesinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayan bir c\u00fcmle vard\u0131r. Eldeki Tevrat&#8217;\u0131n be\u015finci sifrinin onbirinci fasl\u0131nda Hz. Musa&#8217;n\u0131n dilinden, &#8220;\u0130l\u00e2h\u0131n\u0131z Rab Te\u00e2l\u00e2, size aran\u0131zdan ve ihvan\u0131n\u0131zdan bana benzer bir nebi ikame edecektir.&#8221; \u015feklinde haber verilmektedir.<\/p>\n<p>Burada Hz. Musa&#8217;n\u0131n ifadesi &#8220;nebiyyen misl\u00ee&#8221; \u015feklindedir ki, &#8220;benim gibi bir peygamber&#8221;, &#8220;benim \u00f6zelliklerime benzer \u00f6zellikte bir peygamber&#8221; demektir. Yine ayn\u0131 fas\u0131lda &#8220;Rabbi Te\u00e2l\u00e2, Musa&#8217;ya dedi ki, Ben onlara ihvan\u0131n\u0131z (karde\u015fleriniz) aras\u0131ndan sana benzer, seni and\u0131ran -nebiyyen misleke- bir peygamber tayin edip g\u00f6revlendirece\u011fim. O peygamberin, Benim ismimle tebli\u011f edece\u011fi kelamlar\u0131, her kim dinlemezse, Ben ondan intikam al\u0131r\u0131m.&#8221; \u015feklinde yer alm\u0131\u015f bulunmaktad\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, \u0130srailo\u011fullar\u0131 hala onun yolunu g\u00f6zleyip dururlar. Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131! Demek ki, peygamberlerin sonuncusu ve t\u0131pk\u0131 Hz. Musa&#8217;ya benzeyen, \u015feriat ve furkan sahibi biri, karde\u015fleriniz aras\u0131ndan peygamber olarak g\u00f6nderilecektir. \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan b\u00f6yle bir peygamber gelmemi\u015ftir. Bu peygamber sizden de\u011fil, ihvan\u0131n\u0131zdan gelecektir. Acaba \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n ihvan\u0131 kimlerdir? Yine \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n kendileri midir? Halbuki \u0130srailo\u011fullar\u0131 bir b\u00fct\u00fcn olarak ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman onlar\u0131n karde\u015flerinin kendileri olmamas\u0131 gerekir, Yakub&#8217;un o\u011fullar\u0131, babalar\u0131na cevap verirken, &#8220;babalar\u0131n \u0130brahim ve \u0130smail ve \u0130shak&#8221; demekle bu karde\u015flik ili\u015fkisini g\u00f6stermi\u015flerdir. Yakub&#8217;un \u00f6b\u00fcr karde\u015fi \u0130s soyundan Eyy\u00fbp (a.s.)&#8217;dan ba\u015fka peygamber gelmemi\u015ftir, o da Hz. Musa&#8217;dan \u00f6nce idi. Bu ihvan olsa olsa \u0130smail z\u00fcrriyetinden olanlar idi. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130smail, \u0130shak&#8217;\u0131n b\u00fcy\u00fck karde\u015fi, Yakub&#8217;un da amcas\u0131 idi. Ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131yle \u0130srailo\u011fullar\u0131 olan Yakub&#8217;un evlatlar\u0131, \u0130smail&#8217;e dahi &#8220;baba&#8221; demekle \u0130smail evlatlar\u0131n\u0131n kendi karde\u015fleri olduklar\u0131n\u0131 ifade etmi\u015flerdi.<\/p>\n<p>\u0130sl\u00e2m \u00e2limleri ve k\u0131ymetli tefsirciler, bug\u00fcn elde bulunan Tevrat ve \u0130ncillerde, son peygamber Muhammed (s.a.v.) Efendimiz&#8217;in peygamberli\u011fini a\u00e7\u0131k\u00e7a veya dolayl\u0131 olarak m\u00fcjdeleyen, onun baz\u0131 \u00f6zelliklerini bildiren \u00e2yetlerin bir k\u0131sm\u0131n\u0131, a\u015fa\u011f\u0131da yer ald\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde, a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: Tevrat&#8217;\u0131n biraz yukar\u0131da nakletti\u011fimiz iki \u00e2yetinin Arap\u00e7a&#8217;lar\u0131 \u015f\u00f6yledir: &#8220;Muhakkak Rabb, sizin il\u00e2h\u0131n\u0131zd\u0131r. Sizin i\u00e7in aran\u0131zdan ve karde\u015flerinizden, benim gibi, bir peygamber koyacakt\u0131r.&#8221; &#8220;Muhakkak Rabb Te\u00e2l\u00e2 Musa&#8217;ya \u015f\u00f6yle dedi: &#8220;\u015e\u00fcphesiz ben, karde\u015fleri aras\u0131ndan onlar i\u00e7in senin gibi bir peygamber koyaca\u011f\u0131m. Her kim benim ismimle bu adamdan ula\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131 kelimelerimi dinlemezse muhakkak ondan intikam alaca\u011f\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>Bunun Yunanca&#8217;s\u0131 da acizane g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm kadar\u0131yla \u015fu \u015fekildedir:<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Tevrat&#8217;\u0131n birinci b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn dokuzuncu bab\u0131nda: &#8220;S\u00e2re, Hacer&#8217;e \u00f6fkelenip gazap etti\u011fi vakit, Allah&#8217;\u0131n mele\u011fi g\u00f6r\u00fcnd\u00fc ve ey S\u00e2re&#8217;nin cariyesi Hacer, nereden geldin ve nereye gidiyorsun dedi. Hacer, ben han\u0131m\u0131m S\u00e2re&#8217;den ka\u00e7\u0131yorum, dedi. Bunun \u00fczerine melek ona: Sen han\u0131m\u0131na d\u00f6n, onun emirlerine boyun e\u011f. Zira Rabbin senin z\u00fcrriyetini \u00e7o\u011faltt\u0131k\u00e7a \u00e7o\u011faltacak. Zira sen gebe olacak ve bir o\u011ful do\u011furacaks\u0131n. Allah Te\u00e2l\u00e2 senin yalvarmalar\u0131n\u0131 ve boyun e\u011fi\u015fini duydu\u011fundan dolay\u0131 onun ad\u0131n\u0131 \u0130smail koyacaks\u0131n. O insanlar\u0131n g\u00f6zbebe\u011fi olacak ve onun eli herkese a\u00e7\u0131k ve hepsinin \u00fcst\u00fcnde olacak ve herkesin eli ona h\u00fcrmetle uzanacak ve o b\u00fct\u00fcn karde\u015flerine ra\u011fmen \u015f\u00fckredecek.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>\u0130smail Aleyhissel\u00e2m\u0131n elinin, b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n elinin \u00fcst\u00fcnde olmas\u0131 bizzat de\u011fil, ancak evlad\u0131ndan Muhammed (a.s.v.)&#8217;\u0131n peygamberli\u011fiyle oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Zira o zamana kadar \u0130smail ve evlad\u0131, \u00e7\u00f6lde mahsur idiler. Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fi \u00fczerine \u0130sl\u00e2m dini ile do\u011fuya ve bat\u0131ya yay\u0131ld\u0131lar.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Yine Tevrat&#8217;\u0131n Tekvin b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn yirminci bab\u0131nda: &#8220;Rabbi Te\u00e2l\u00e2 T\u00fbr-i S\u00eena&#8217;da geldi ve bize Sa\u00eer&#8217;den tul\u00fb etti (do\u011fdu) ve Faran da\u011flar\u0131nda zuhur eyledi ve sa\u011f\u0131ndan K\u0131dd\u00eeslerin \u00fcnvanlar\u0131n\u0131 saf yapt\u0131 da onlara izzet ihsan etti ve onlar\u0131 b\u00fct\u00fcn kavimlere sevdirdi ve K\u0131dd\u00eeslerin hepsine bereketle dua etti&#8221;. Bilindi\u011fi gibi Faran veya Paran da\u011f\u0131 Hicaz&#8217;dad\u0131r. Yine Tevrat&#8217;ta: &#8220;\u0130smail b\u00fcy\u00fcd\u00fc ve ok\u00e7u oldu.&#8221; denilmektedir. \u0130smail&#8217;in Mekke&#8217;de sakin oldu\u011fu da bilinmektedir. \u015eu halde bu \u00e2yetin de Hicaz&#8217;da Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fine ve Mekke&#8217;nin fethine i\u015faret etti\u011finde \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fmemek laz\u0131m gelir. Yahudiler bunu &#8220;T\u00fbr-i Sina&#8217;dan ate\u015f zuhur edip \u00e7evreye yay\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman Sa\u00eer&#8217;den ve Faran&#8217;dan dahi birer ate\u015f zuhur edip \u00e7evreye yay\u0131ld\u0131.&#8221; \u015feklinde yorumluyorlar ve Musa&#8217;ya vahiy geldi\u011fi s\u0131ralarda olmu\u015f bitmi\u015f bir hadise gibi g\u00f6steriyorlar. Lakin Allah&#8217;\u0131n bir yerde m\u00fccerret bir ate\u015f yaratmas\u0131na, &#8220;Oradan Rab geldi, tul\u00fb etti, zuhur etti.&#8221; denilmeyece\u011fi a\u015fik\u00e2rd\u0131r. B\u00f6yle denilebilmesi i\u00e7in oralarda bu olay\u0131n arkas\u0131ndan bir vahiy veya bir harikan\u0131n meydana gelmesi gerekir. O tarihlerde ise T\u00fbr-i Sina&#8217;dan ba\u015fka bu gibi yerlerde b\u00f6yle bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131 herkes\u00e7e biliniyor. Her halde bu \u00e2yet, Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fine ve onun saf saf olmu\u015f ashab\u0131na \u00f6zellikle Mekke&#8217;nin fethine ve fetih s\u0131ras\u0131nda Ashab-\u0131 kiram\u0131n saflar\u0131na i\u015faret etmektedir. Nitekim Habkuk Kitab\u0131&#8217;nda bu m\u00e2n\u00e2 tamamen beyan olunmu\u015ftur, \u015f\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>&#8220;Allah T\u00fbr-i Sina&#8217;dan, Kuds\u00ee Faran Da\u011f\u0131&#8217;ndan geldi, Muhammed&#8217;in k\u0131ymetinden sema bir a\u00e7\u0131lsa ve hamdinden yery\u00fcz\u00fc bir dolsa, manzaras\u0131n\u0131n \u015fualar\u0131 nur gibi olurdu, \u00fclkesini \u015fanla muhafaza eder, \u00f6l\u00fcmler \u00f6n\u00fcnden y\u00fcr\u00fcr. Y\u0131rt\u0131c\u0131 ku\u015flar askerine arkada\u015f olur. Kalkt\u0131 yery\u00fcz\u00fcn\u00fc ku\u015fatt\u0131 ve b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetleri g\u00f6zetti ve onlardan bahseyledi. Eski da\u011flar e\u011fildi, ebed\u00ee tepeler indi. Medyen ehlinin \u00f6rt\u00fcleri s\u0131yr\u0131ld\u0131. Atlara bindik, yay ve boyun binitlerinin \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kt\u0131k. Yak\u0131nda yaylar\u0131n\u0131 doldurup atacaks\u0131n. Ey Muhammed, oklar senin emrinle tam bir kan\u0131\u015f kanacak, yery\u00fcz\u00fc nehirlerle g\u00fcrleyecek. Seni da\u011flar g\u00f6rd\u00fc titredi, sel ya\u011fmurlar\u0131 senden bir yana \u00e7ekildi. Sahralar senin heybetinden \u00fcrkt\u00fc, korkusundan ve peri\u015fanl\u0131\u011f\u0131ndan ellerini kald\u0131rd\u0131. G\u00fcne\u015f ve ay, y\u00f6r\u00fcngelerinde duraklad\u0131. Askerler oklar\u0131n\u0131n par\u0131lt\u0131s\u0131nda ve beyan\u0131n\u0131n parlakl\u0131\u011f\u0131nda y\u00fcr\u00fcd\u00fc. Yeri \u00f6fkeyle \u00e7i\u011fnersin, \u00fcmmetleri zecren d\u00f6ver, harman edersin. \u00c7\u00fcnk\u00fc sen \u00fcmmetinin kurtulmas\u0131 ve atalar topra\u011f\u0131n\u0131n kurtar\u0131lmas\u0131 i\u00e7in zuhur ettin!&#8221;<\/p>\n<p>H\u0131ristiyanlara ait n\u00fcshalarda son c\u00fcmle &#8220;\u00fcmmetinin kurtulu\u015fu ve Mesih&#8217;in kurtar\u0131lmas\u0131 i\u00e7in zuhur ettin.&#8221; \u015feklinde oldu\u011fu da rivayet edilmektedir. Ger\u00e7ekten de Muhammed (s.a.v), b\u00fct\u00fcn y\u00fccelikleri a\u015fm\u0131\u015f ve Hz. \u0130sa Mes\u00eeh (s.a.v.)&#8217;i de yahudilerle h\u0131ristiyanlar\u0131n yalan ve iftiralar\u0131ndan kurtarm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Kitab\u0131 Mukaddes&#8217;in \u0130\u015f\u00e2ya kitab\u0131nda: &#8220;Kuvvet ver, \u00e7i\u00e7ek a\u00e7, arkada\u015f\u0131n Mekke&#8217;ye niyet ediyor. Art\u0131k vaktin yakla\u015ft\u0131, Allah&#8217;\u0131n kerameti \u00fczerine do\u011facakt\u0131r. Arz karanl\u0131klara b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015f, sis \u00fcmmetleri kaplam\u0131\u015ft\u0131r. Rab, sana tam bir i\u015frak ayd\u0131nl\u0131kla parlayacak \u00dczerine kerametini \u0131zhar eyleyecek. \u00dcmmetler senin nuruna, melikler senin parlak ziyana y\u00fcr\u00fcyecek. G\u00f6z\u00fcn\u00fc etraf\u0131ndakilere kald\u0131r ve d\u00fc\u015f\u00fcn, zira onlar senin yan\u0131nda toplanacak ve seni hac ve ziyaret eyleyecek ve sana evlatlar\u0131n uzak diyarlardan gelecekler. \u00c7\u00fcnk\u00fc sen \u015fehirlerin anas\u0131s\u0131n. \u015eimdi di\u011fer \u015fehirlerin evlad\u0131, Mekke&#8217;nin evlad\u0131 demektir. Koltuklar ve sedirler \u00fczerinde elbiselerinle s\u00fcslen. Bunu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn zaman sevin\u00e7 duyacaks\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc denizin zahireleri sana meyledecek, \u00fcmmetlerin askerleri sana hac eyleyecek. Medyen toklular\u0131 sana sevkolunacak. Seba ehli sana gelip, Allah&#8217;\u0131n nimetlerini konu\u015facaklar ve O&#8217;nu b\u00fcy\u00fckleyecekler. Far\u00e2&#8217;n\u0131n koyunlar\u0131 sana gelecek ve benim mezbah\u0131ma beni raz\u0131 edecek kurbanlar sunulacak ve o zaman Ben, \u015fanl\u0131 beytim i\u00e7in bir hamd ihdas edece\u011fim&#8221;.<\/p>\n<p>Bu say\u0131lan vas\u0131flar\u0131n hepsi, Mekke i\u00e7in, ancak fetihten sonra ger\u00e7ekle\u015fti. Milletlerin askerleri ona haccetti, denizlerin zahireleri oraya akt\u0131. Orada ihdas olunan yeni hamd \u015fekli de &#8220;Buyur Allah&#8217;\u0131m! Emrine haz\u0131r\u0131m. Senin hi\u00e7bir orta\u011f\u0131n yoktur. Emret Allah&#8217;\u0131m! \u015e\u00fcphesiz ki hamd, nimet ve m\u00fclk senindir. Senin hi\u00e7bir orta\u011f\u0131n yoktur.&#8221; telbiyesidir. Araplar \u0130sl\u00e2m&#8217;dan \u00f6nce de telbiye getirirlerdi, fakat &#8221; Buyur Allah&#8217;\u0131m! Senin kendine ait olup sahip bulundu\u011fun ve senin i\u00e7in olan ortaktan ba\u015fka bir orta\u011f\u0131n yoktur.&#8221; derlerdi. \u0130\u015f\u00e2ya kitab\u0131nda B\u00e2diye hakk\u0131nda bir\u00e7ok tavsifler vard\u0131r.<\/p>\n<p>Be\u015fincisi: Tevrat tefsircilerinden Seman, Tevrat&#8217;\u0131n birinci sifri (Tekv\u00een)nin ba\u015flar\u0131nda \u015funu rivayet etmi\u015ftir: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, \u0130brahim aleyhissel\u00e2ma vahyedip dedi ki; \u0130smail hakk\u0131ndaki duan\u0131 kabul ettim ve onu m\u00fcbarek k\u0131ld\u0131m, b\u00fcy\u00fctt\u00fcm ve cidden muazzam yapt\u0131m, on iki b\u00fcy\u00fck \u00e7ocuk do\u011furtacak ve onu ben bir muhte\u015fem \u00fcmmet i\u00e7in imam yapaca\u011f\u0131m.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130smail evlatlar\u0131 i\u00e7inde bizim peygamberimiz Muhammed aleyhissel\u00e2mdan ba\u015fka bir muhte\u015fem \u00fcmmete imam olan kimse yoktur. Ve bu \u00fcmmetin, Muhammed \u00fcmmeti oldu\u011fu a\u015fikard\u0131r.<\/p>\n<p>Alt\u0131nc\u0131s\u0131: Tefsiri \u00fczerinde durdu\u011fumuz bu \u00e2yetle ilgili olmak \u00fczere Hz. Yakup&#8217;un evlad\u0131na vasiyeti hakk\u0131nda Tevrat&#8217;\u0131n Yunanca tercemesinde \u015fu \u00e2yet nakl edilmi\u015ftir: Hz. Yakup, o\u011fullar\u0131n\u0131 toplay\u0131p onlara demi\u015fti ki: &#8220;Ey o\u011fullar\u0131m, gelecek olan o peygamber gelmedi\u011fi m\u00fcddet\u00e7e bizden peygamberlik kesilmez. O geldikten sonra bizden peygamberlik ve saltanat kesilir. C\u00fcmle \u00e2lem onun geli\u015fini beklemektedir.&#8221;<\/p>\n<p>Yedincisi: Zebur&#8217;un yine Yunanca&#8217;s\u0131ndan \u015fu metin nakledilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Yani, Hak Te\u00e2l\u00e2 vahiy yoluyla Davud&#8217;a buyurdu ki: &#8220;Senden sonra \u015feriat sahibi bir peygamber g\u00f6nderece\u011fim ki, onun peygamberlik g\u00fcne\u015fi, do\u011fuya ve bat\u0131ya nur sa\u00e7acak, onun kendisine ilk \u00f6nce tabi olan \u00fcmmeti Arap kavminden olacak. \u0130nat ve muhalefet edenler, hor ve hakir olacak zillete d\u00fc\u015fecek, \u015feriatine cihan\u0131n h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131 itaat edecek. Dini ve \u015feriati k\u0131yamete kadar baki kalacak.&#8221;<\/p>\n<p>Sekizincisi: \u0130ncillerde de Hz. Muhammed&#8217;in vas\u0131flar\u0131 hakk\u0131nda m\u00fcjdeler bulunmaktad\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak: nass\u0131 mevcuttur.<\/p>\n<p>Yani Hz. \u0130sa buyurmu\u015f ki; &#8220;O ki, benden sonra gelecek, benden evvel yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ben onun papu\u00e7lar\u0131n\u0131n ba\u011f\u0131n\u0131 \u00e7\u00f6zme hizmetine bile lay\u0131k de\u011filim.&#8221; (Matta \u0130ncili) .<\/p>\n<p>Dokuzuncusu: Yuhanna \u0130ncili&#8217;nin Arap\u00e7a&#8217;s\u0131nda \u015f\u00f6yle bir \u00e2yet bulunmaktad\u0131r:<\/p>\n<p>Hz. \u0130sa Mesih, Havarilerine demi\u015ftir ki: &#8220;Ben gidece\u011fim ve size Faraklit, o ruhulhak gelecektir ki o, kendili\u011finden konu\u015fmaz. Ancak kendisine s\u00f6ylendi\u011fi gibi s\u00f6yler.&#8221; (Yuhanna)<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de Kur\u00e2n&#8217;da &#8220;Ben ancak bana vahyedilene uyar\u0131m.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/50); &#8220;De ki, onu kendili\u011fimden de\u011fi\u015ftirmem benim i\u00e7in olacak \u015fey de\u011fildir. Ben bana vahyolunandan ba\u015fkas\u0131na uymam.&#8221; (Yunus, 10\/15) ve &#8220;O kendi keyfine, kendi heva ve hevesine g\u00f6re konu\u015fmaz, onun s\u00f6zleri vahiyden ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir.&#8221; (Necm, 53\/3,4) \u00e2yetleri bu ifadeyi do\u011frulamaktad\u0131r. &#8220;Faraklit&#8221; kelimesi iki t\u00fcrl\u00fc tefsir edilmi\u015ftir ki: Birisi &#8220;\u015eaf\u00ee m\u00fc\u015feffa&#8221; demektir. Bu ise Resulullah&#8217;\u0131n bir s\u0131fat\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, h\u0131ristiyanlardan bir k\u0131sm\u0131 demi\u015ftir ki; Fariklit hak ile bat\u0131l\u0131 ay\u0131ran demektir. Asl\u0131 &#8220;f\u00e2ruk&#8221;tur, &#8220;lit&#8221; ise tahkik ve te&#8217;kit ifade eder. Bu suretle Fariklit, furkan sahibi demek olur. Bu da peygamberlerin sonuncusu olan Peygamber (s.a.v.) Efendimiz&#8217;in isimlerinden biridir. H\u0131ristiyanlar\u0131n bu \u00e2yetleri anlamak istememeleri dalaletten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. \u015eafi&#8217; m\u00fc\u015feffa&#8217; anlam\u0131na gelen Fariklit Yunanca&#8217;dan, ikincisi ise \u0130bran\u00eece&#8217;den al\u0131nd\u0131\u011f\u0131na g\u00f6redir.<\/p>\n<p>Onuncusu: Bu \u00e2yetler eldeki Tevrat ile \u0130ncil&#8217;in muhtelif n\u00fcshalar\u0131nda mevcut olan ve yahudilerle h\u0131ristiyanlar\u0131n, asl\u0131n\u0131 de\u011fil, yaln\u0131zca m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 gizlemek maksad\u0131yla yanl\u0131\u015f te&#8217;villerle tahrif etmek istedikleri \u00e2yetlerdir. &#8220;Kendilerine kitab\u0131 verdi\u011fimiz ehliyetli kimseler, onu, tilavetinin hakk\u0131n\u0131 vere vere okurlar, \u00e7\u00fcnk\u00fc ona inan\u0131rlar.&#8221; (Bakara, 2\/121) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na uygun olarak bunlar kitab\u0131 hakk\u0131yle okuyanlard\u0131r. \u0130\u015fte bu \u00e2yetler, onu hakk\u0131yle okuyanlar aras\u0131nda az\u0131c\u0131k idraki, az\u0131c\u0131k insaf\u0131 olanlar i\u00e7in her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fcd\u00fc ortadan kald\u0131rmaya yeten a\u00e7\u0131k se\u00e7ik belgelerdir. Asl\u0131nda Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bunlar\u0131n her birini do\u011frulayan \u00e7ok say\u0131da \u00e2yet bulunmaktad\u0131r. Bunlardan ba\u015fka, baz\u0131 tefsirciler, Tevrat ve \u0130ncillerden \u00e7\u0131kar\u0131larak asl\u0131 b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ortadan kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f baz\u0131 \u00f6nemli \u00e2yetlerin varl\u0131\u011f\u0131ndan da s\u00f6z etmi\u015flerdir: Abdullah b. Abbas Hazretlerinden rivayet olundu\u011fu \u00fczere, Cenab-\u0131 Allah, Tevrat&#8217;ta \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na \u015f\u00f6yle bir ahit vermi\u015ftir: &#8220;Ben, \u0130smail evlad\u0131ndan bir \u00fcmm\u00ee peygamber g\u00f6nderece\u011fim, her kim ona tabi olur, getirdi\u011fi nuru tasdik ederse g\u00fcnah\u0131n\u0131 ba\u011f\u0131\u015flar, kendisini cennete girdiririm ve ona iki ecir veririm; biri Musa&#8217;n\u0131n ve di\u011fer peygamberlerin getirdiklerine uyman\u0131n ecri, biri de \u0130smail evlad\u0131ndan \u00fcmm\u00ee peygamber Muhammed&#8217;in getirdi\u011fine uyman\u0131n ecridir.&#8221; Bunun Kur&#8217;\u00e2n taraf\u0131ndan tasdiki: &#8220;Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan \u00f6nce kendilerine kitap verdiklerimiz ona da iman ederler, onlar kendilerine Kur&#8217;\u00e2n okundu\u011fu zaman, &#8220;Ona iman ettik, \u00e7\u00fcnk\u00fc o Rabbimizden gelmi\u015f bir hakikattir. Esasen biz ondan \u00f6nce de zaten m\u00fcsl\u00fcman idik.&#8221; dediler. \u0130\u015fte bunlara ecirleri iki kerre \u00f6denecektir&#8230; onlar k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc iyilikle savarlar ve kendilerine verdi\u011fimiz r\u0131z\u0131ktan harcarlar.&#8221; (Kasas, 28\/ 52,53,54).<\/p>\n<p>Tevrat&#8217;ta, sonuncu peygamberin do\u011fumu Mekke&#8217;de, meskeni Taybe&#8217;de, m\u00fclk\u00fc \u015eam&#8217;da ve \u00fcmmeti hammad\u00fbn diye vasfedildi\u011fi de nakledilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da nakledilen ve bug\u00fcn dahi mevcut bulunan Tevrat ve \u0130ncil \u00e2yetleri de kesinlikle g\u00f6steriyor ki, Cenab-\u0131 Allah \u00f6tedenberi eski \u00fcmmetlerin her birine ileride gelecek ve hepsinin son hedefi olacak bir \u015fanl\u0131 peygamberi haber vermi\u015f, vaad ve m\u00fcjde buyurmu\u015f, gelmeden evvel hepsine onun g\u0131yab\u0131nda iman teklif eylemi\u015f ve her Kitap ehli bunu kabul edip, Allah&#8217;a ahd ve misak vermi\u015ftir. Bu ahit ve bu \u00e2yetler gere\u011fince ne Musevilik ba\u015flang\u0131\u00e7t\u0131r, ne de H\u0131ristiyanl\u0131k sonu\u00e7tur. Tevrat&#8217;a g\u00f6re; Musa&#8217;ya benzeyen ve kitab\u0131 hep bismillah ile ba\u015flayan o peygamberin Hz. \u0130sa olmad\u0131\u011f\u0131 a\u015fikard\u0131r. Ayr\u0131ca bizzat \u0130ncil \u00e2yetlerinin delaleti gere\u011fince kendisinden sonra furkan sahibi ve hakk\u0131n ruhu olan o peygamberin te\u015frifini m\u00fcjdelemi\u015f olan \u0130sa, dininin son hedef olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a itiraf etmi\u015f, &#8220;Ben gitmezsem, size o gelmez.&#8221; diyerek son peygamber Efendimiz hakk\u0131nda \u00fcmmetinden en son ahdi o alm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte bu vaad ve ahdi tasdik ve bilfiil ger\u00e7ekle\u015ftirmek \u00fczere Cenab-\u0131 Allah &#8220;l\u00e2 raybe fih&#8221; yani i\u00e7inde hi\u00e7bir \u015f\u00fcphe bulunmayan Kitab-\u0131 m\u00fcb\u00een&#8217;i ve Furkan-\u0131 hak\u00eem&#8217;i ile son peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz&#8217;i peygamber olarak g\u00f6ndermi\u015f ve bundan dolay\u0131 \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na ilk hitab\u0131nda &#8220;Haydi bakal\u0131m siz benim ahdimi yerine getirin, ben de size verdi\u011fim s\u00f6z\u00fc yerine getireyim.&#8221; (Bakara, 2\/40) ve &#8220;Yan\u0131n\u0131zdaki kitab\u0131 (Tevrat&#8217;\u0131) tasdik eden bir kitap olarak indirdi\u011fim Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a iman edin!&#8221; (Bakara, 2\/41) il\u00e2h\u00ee fermanlar\u0131 bu ahdin icra ve ifas\u0131n\u0131 ve gere\u011finin yerine getirilmesini talep etmi\u015ftir. Bu konudaki b\u00fct\u00fcn \u015f\u00fcpheleri silip gidermek i\u00e7in akl\u00ee ve nakl\u00ee her t\u00fcrl\u00fc delili g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne sermi\u015ftir. En nihayet \u0130brahim&#8217;in dua ve kelimat\u0131na ve Hz. Yakub&#8217;un vasiyyetine dikkat \u00e7ekerek, ihvan\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n asl\u0131n\u0131 ve de\u011ferini anlatm\u0131\u015f, meselenin \u00f6z\u00fcn\u00fc ve i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc ayd\u0131nlatm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi b\u00fct\u00fcn bu hitaplar\u0131n niha\u00ee faydas\u0131n\u0131 \u00f6zetlemek \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>134. Onlar bir \u00fcmmetti, geldi ge\u00e7ti. Onlara kendi kazand\u0131klar\u0131, size de kendi kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131z. Siz onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131ndan sorguya \u00e7ekilecek de\u011filsiniz.<\/p>\n<p>134-\u00dcmmet: \u0130mam k\u00f6k\u00fcnden al\u0131nm\u0131\u015f bir \u00e7o\u011ful isimdir ki, \u00e7e\u015fitli insan gruplar\u0131na \u00f6nder olan ve kendisine uyulan bir cemaat demektir. Yani bir imam\u0131n \u00e7evresinde sa\u011flam bir birlik olu\u015fturup, d\u00fczenli bir \u015fekilde faaliyet g\u00f6steren ve bu \u015fekilde \u00e7e\u015fitli insan gruplar\u0131 \u00fczerine hakim olan bir topluluktur. Di\u011fer bir tabirle \u00fcmmet, imamet-i k\u00fcbra sahibi cemaattir. Cemaatlara g\u00f6re \u00fcmmet, fertlere g\u00f6re imam gibidir. Demek ki \u00fcmmet, hakim bir milletin fertlerinden meydana gelmi\u015f olan bir sosyal toplumdur.<\/p>\n<p>Bu zikrolunan cemaat, yani \u0130brahim ile Yakub ve bunlar\u0131n vasiyyetlerini tutan, Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine inanan ve m\u00fcsl\u00fcman olan o\u011fullar\u0131 ge\u00e7mi\u015f bir \u00fcmmettirler. \u00c7e\u015fitli insan gruplar\u0131n\u0131n birli\u011fi i\u00e7in, onlar\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7mi\u015f, uyulmaya ve itaat edilmeye lay\u0131k bir cemaat idiler. \u015eu halde onlar ba\u015fka siz ba\u015fkas\u0131n\u0131z, siz onlar de\u011filsiniz ve onlar sizden hi\u00e7 de\u011fildir. Siz &#8220;Biz onlar\u0131n evlad\u0131y\u0131z.&#8221; diye kuru bir neseple iftihar etmekle kurtulamazs\u0131n\u0131z, onlar\u0131n kazand\u0131klar\u0131 onlara aittir, sizin kazand\u0131klar\u0131n\u0131z da size aittir. Ve siz, onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131 amellerden sorumlu olmazs\u0131n\u0131z, sorumlu tutulmazs\u0131n\u0131z. Herkesin menfaati kendi kazanc\u0131nda ve herkesin sorumlulu\u011fu da kendi yapt\u0131\u011f\u0131ndad\u0131r. Cemaatler de b\u00f6yledir: Sizden \u00f6ncekiler iyilik yap\u0131p sevap kazand\u0131klar\u0131 halde, siz onlara benzemeyip fenal\u0131k yapar, g\u00fcnah kazan\u0131rsan\u0131z, s\u0131rf onlar\u0131n soyundan gelme iddian\u0131zla onlar\u0131n kazanc\u0131ndan faydalanamazs\u0131n\u0131z. Yine bunun gibi, \u00f6ncekiler fena \u015feyler yapm\u0131\u015flar, ancak siz bu hususta onlara uymam\u0131\u015f iseniz, onlar\u0131n fenal\u0131\u011f\u0131 da sizden sorulmaz. Sizden hesab\u0131 sorulacak olan \u015fey sadece kendi amelleriniz, kendi yapt\u0131klar\u0131n\u0131zd\u0131r. O halde sizden \u00f6ncekilerin iyili\u011fiyle iftihar etmeyin, onlarla \u00f6\u011f\u00fcnmeyin. Siz de onlar gibi iyi kazan\u00e7lar kazanmaya bak\u0131n. Ayr\u0131ca eski atalar\u0131n\u0131z hatalar yapm\u0131\u015f, g\u00fcnah i\u015flemi\u015f ise ondan dolay\u0131 da \u00fcz\u00fclmeyin, siz onlara uymay\u0131p hak yoluna gidin, iyilik yap\u0131n.<\/p>\n<p>\u0130yilerin, ge\u00e7mi\u015f b\u00fcy\u00fcklerin evlatlar\u0131 ve mensuplar\u0131 onlara uyup, onlara benzeyip \u0130sl\u00e2m ve ihsan ile iyi ameller ve b\u00fcy\u00fck i\u015fler yapmazlarsa, kuru bir nesep ve mensubiyet iddias\u0131yla kendilerini sorumluluktan kurtaramazlar. Ayn\u0131 \u015fekilde k\u00f6t\u00fclerin evlatlar\u0131, ge\u00e7mi\u015f atalar\u0131na uymayarak iyi ve g\u00fczel i\u015fler yaparlarsa s\u0131rf onlar\u0131n soyuna mensup olmalar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden, ge\u00e7mi\u015flerinin yapt\u0131klar\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden dolay\u0131 hesaba \u00e7ekilmezler ve kendilerini kurtarm\u0131\u015f olurlar. &#8220;Herkes kendi yapt\u0131\u011f\u0131yla rehin tutulur.&#8221; (T\u00fbr, 52\/21), &#8220;Ger\u00e7ekten de insan i\u00e7in kendi eme\u011finden ba\u015fkas\u0131 yoktur.&#8221; (Necm, 53\/39) \u00e2yetleri bunu kesin olarak ortaya koymu\u015ftur. Nitekim Peygamber Efendimiz, akrabalar\u0131 olan Ha\u015fimo\u011fullar\u0131&#8217;na, &#8220;Ba\u015fkalar\u0131 bana hizmetleriyle gelirken, siz sadece neseplerinizle gelmeyin.&#8221; buyurmu\u015ftur. Ger\u00e7i nesep ve yak\u0131n akrabal\u0131k bir \u015fereftir. Fakat sadece nesep, halas ve felah (kurtulu\u015f) i\u00e7in yeterli bir sebep de\u011fildir. Fayda getiren yak\u0131nl\u0131k as\u0131l amelde, din ve ahl\u00e2kta, has\u0131l\u0131 ge\u00e7erli olan ger\u00e7ek sebeplere sar\u0131lmaktad\u0131r. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki; \u00e2yet-i kerimede &#8220;S\u00fbra \u00fcf\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, art\u0131k o g\u00fcn aralar\u0131nda ne soy-sop kal\u0131r, ne de birbirlerini aray\u0131p soracak halleri!&#8221; (M\u00fcmin\u00fbn, 23\/101) buyurulmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Cenab-\u0131 Hakk&#8217;\u0131n, yarat\u0131l\u0131\u015ftan gelen ihsan ve ikramlar\u0131 \u00e7oktur ve bunlar b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar\u0131na \u015famildir. Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n kanunlar\u0131 ve ilkeleri herkes i\u00e7in ge\u00e7erli ve zorunludur. Lakin insan i\u00e7in buna kar\u015f\u0131l\u0131k ba\u015fka bir kanun daha vard\u0131r ki, o da istek ve emek kanunudur ve insan i\u015fte bundan sorumludur. Kazan\u00e7lar\u0131n hesab\u0131 g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, do\u011fu\u015ftan sahip olduklar\u0131 imkan ve kabiliyetleri k\u00f6t\u00fcye kullananlar daha \u00e7ok zarar ederler, o vakit b\u00fcy\u00fck nesepler, \u015ferefli atalar onlar i\u00e7in y\u00fcz karas\u0131 olur. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, herkes kendi kazanc\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Acaba bu mesele b\u00f6ylece mutlak m\u0131d\u0131r? Bu \u00e2yetlere g\u00f6re mutlak ve kesin g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. &#8220;Ancak herkesin fayda ve zarar\u0131 yaln\u0131z kendi \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131na ba\u011fl\u0131 kalacaksa, kimse kimsenin yapt\u0131\u011f\u0131ndan fayda ve zarar g\u00f6rmeyecekse, sosyal yard\u0131mla\u015fman\u0131n, \u00fcmmet ve imametin hikmet ve faydas\u0131 nedir? Bu sosyal yard\u0131mla\u015fma ve dayan\u0131\u015fmalar, i\u015fleri kolayla\u015ft\u0131rmaya yar\u0131yorsa bu da bir fayda de\u011fil midir? Sonra tevar\u00fcs (kal\u0131t\u0131m) denilen \u015fey yaln\u0131zca d\u00fcnyaya ait bir \u00f6zellik olsa bile, ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 sonu\u00e7lar bak\u0131m\u0131ndan ahirete de faydas\u0131 olmuyor mu? E\u011fer kesinlikle b\u00f6yle ise yukar\u0131dan beri \u0130srailo\u011fullar\u0131 k\u0131ssalar\u0131nda, onlar halef ve selef olarak, ni\u00e7in birbirlerinin yapt\u0131klar\u0131yla \u00f6v\u00fcl\u00fcyor ve yeriliyorlar?&#8221; \u015feklinde sualler akla gelebilir. Ger\u00e7ekten bu h\u00fck\u00fcmler mutlak ve kesin gibi g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyor. &#8220;Herkes kendi yapt\u0131\u011f\u0131yla rehin tutulacakt\u0131r, ancak meymenetli dostlar b\u00f6yle de\u011fildir.&#8221; (M\u00fcddessir, 74\/38-39) \u00e2yeti gere\u011fince kendi \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde birtak\u0131m nimetlere erecek olan yemin ashab\u0131 (u\u011furlu dostlar grubu) da vard\u0131r. Yine bunun gibi &#8220;\u0130man eden ve z\u00fcrriyetleri de iman yolunda kendilerine uyanlar, i\u015fte Biz onlar\u0131n nesillerini de kendilerine katt\u0131k.&#8221; (T\u00fbr, 52\/21) \u00e2yeti gere\u011fince uymak ve tabi olmak \u015fart\u0131yla z\u00fcrriyetin, k\u00f6ke kat\u0131lmas\u0131, kendi kazanc\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde bir mutluluktur. Demek il\u00e2h\u00ee l\u00fctuflar kazanc\u0131n yaln\u0131zca ba\u015flang\u0131c\u0131nda de\u011fil, aras\u0131nda ve sonunda da kesintisiz olarak vard\u0131r. Kal\u0131t\u0131m ve yard\u0131mla\u015fma ilkeleri de b\u00f6yledir. \u015eu halde \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131, herkesin birbirinden yararlanma ve zarar g\u00f6rmesini yok saymak ve inkar de\u011fildir; sadece ki\u015finin kendi \u015fahs\u00ee hareketlerinden, kendi iradesiyle yapt\u0131\u011f\u0131 tercihlerden yaln\u0131zca kendisinin sorumlu tutulaca\u011f\u0131n\u0131, h\u00fcr tercihlerindeki \u00e7al\u0131\u015fma ve kazanc\u0131n \u00f6nemi ve bunlar\u0131n birbiriyle ili\u015fkisini isbat i\u00e7indir. B\u00fct\u00fcn bunlardan, il\u00e2h\u00ee mevhibelerin (vergilerin), ikram ve ihsanlar\u0131n yoklu\u011fu ve inkar\u0131 gerekmeyece\u011fi gibi, ecir ve sevab\u0131n da mutlaka \u00e7al\u0131\u015fmayla uygun olmas\u0131 da gerekmez. Allah&#8217;\u0131n ihsanlar\u0131, \u00e7al\u0131\u015fmaya ba\u011fl\u0131 olan yerlerde bile o gayretin derecesiyle s\u0131n\u0131rlanm\u0131\u015f de\u011fildir: K\u00fc\u00e7\u00fck bir amele b\u00fcy\u00fck bir ecir verilebilir. B\u00f6ylece sosyal yard\u0131mla\u015fma esaslar\u0131, bir taraf\u0131n \u00f6b\u00fcr taraftan faydalanmas\u0131na dayand\u0131\u011f\u0131 halde ger\u00e7ekte bunlar dahi az \u00e7ok bir m\u00fcktesep (kazan\u0131lm\u0131\u015f) hakka ve \u015farta ba\u011fl\u0131 bulunmaktad\u0131r. Bu da daha \u00f6nceden mevcut olan din, millet ve vatanda\u015fl\u0131k ba\u011flar\u0131 gibi ba\u011flard\u0131r. B\u00fct\u00fcn bu ba\u011flar da iman \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n baz\u0131 dereceleri toplumun b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fcn faydalanmas\u0131na manidir. Yine bundan dolay\u0131d\u0131r ki, s\u0131rf nesep ve akrabal\u0131k, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle o mirasa sahip olmaya yetmez. Asl\u0131nda kal\u0131t\u0131m, miras\u00e7\u0131n\u0131n o miras\u0131 b\u0131rakana halef olmas\u0131 demektir ki, bu da onun milletine uymay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmesi \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bu sebeple din ve diyar farkl\u0131l\u0131klar\u0131 mirasa engeldir. Miras\u00e7\u0131 nesep sebebiyle miras b\u0131rakan\u0131n kazanc\u0131ndan faydalanm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcyorsa da, bu faydalanman\u0131n as\u0131l sebebi yine miras\u00e7\u0131n\u0131n kendi \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 olan dinine ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Ayr\u0131ca o miras\u0131 \u00e7ar\u00e7ur etmeden iyi kullanaca\u011f\u0131 g\u00fcvenini vermi\u015f olmas\u0131 \u015fart\u0131na da ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte \u00e2yetlerin mutlak gibi g\u00f6r\u00fcnen h\u00fckm\u00fcn\u00fcn ilgili y\u00f6nleri budur. Bundan \u00e7\u0131kan sonu\u00e7 da herkesin menfaatinin kendi kazanc\u0131na ba\u011fl\u0131 olmas\u0131d\u0131r. Herkes kazanc\u0131ndan sorumludur. Kimse kimsenin g\u00fcnah\u0131ndan hesaba \u00e7ekilmeyece\u011fi gibi, hi\u00e7bir kimse bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n kazanc\u0131ndan, kendisinin bir \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 olmadan istifade edemez. \u00c7al\u0131\u015fmaya ba\u011fl\u0131 sonu\u00e7lar\u0131n bu kadar adaletle da\u011f\u0131t\u0131lmas\u0131 d\u00fcnyada olmazsa, ahirette muhakkak olacakt\u0131r. Ve bunun i\u00e7indir ki, d\u00fcnyada sosyal \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n k\u00e2r ve zarar\u0131n\u0131n adaletle da\u011f\u0131t\u0131lmas\u0131n\u0131 sa\u011flamayan ve ba\u015fkalar\u0131n\u0131n eme\u011finden, haks\u0131z yere faydalanmaya kalk\u0131\u015fan \u00fcmmetler \u00e7abucak y\u0131k\u0131l\u0131rlar ve b\u00f6yle zalimler \u00fcmmet ve imamete lay\u0131k olamazlar. B\u00fct\u00fcn bunlarla beraber az fakat d\u00fczenli ve g\u00fczel i\u015flerle b\u00fcy\u00fck b\u00fcy\u00fck menfaatler elde etmenin bir yolu vard\u0131r. O yol, do\u011fru ve hak yol olan s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakimdir. Yukar\u0131daki \u00e2yetlerde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, halef, selefin yapt\u0131klar\u0131yla \u00f6v\u00fcl\u00fcyor veya yeriliyor oldu\u011fu zaman dahi bu \u00f6vme ve yermelerin yaln\u0131zca nesebe de\u011fil, iman ve \u0130sl\u00e2m yoluna uymaya, hak yola girip girmemeye ba\u011fland\u0131\u011f\u0131 dikkat \u00e7ekicidir. Bu da yine onlar\u0131n kendi \u00e7al\u0131\u015fma ve tercihleriyle olacak bir \u015feydir. \u015eu halde insanlar vaktiyle ya\u015fam\u0131\u015f b\u00fcy\u00fck bir \u00fcmmetin nesli ve mensuplar\u0131 olmakla kendilerini kurtaramazlar ve onlar gibi b\u00fcy\u00fck olamazlar. Onlar gibi b\u00fcy\u00fck olabilmek i\u00e7in onlar gibi g\u00fczel i\u015fler ve b\u00fcy\u00fck eserler yapmak zorundalar. Dahas\u0131 var, sonradan gelenler, daha \u00f6ncekilerden daha \u00e7ok g\u00fczel i\u015fler yaparlarsa b\u00fcy\u00fckl\u00fckte onlar\u0131 da ge\u00e7erler. \u0130\u015fte o zaman selefler ile haleflerin geli\u015fme yar\u0131\u015f\u0131ndan daha b\u00fcy\u00fck ve daha mes&#8217;ut bir \u00fcmmet meydana gelir ve i\u015fte Hz. \u0130brahim buna dua etmi\u015f, H\u00e2tem\u00fc&#8217;l-Enbiya Efendimiz de bu duay\u0131 tahakkuk ettirmek i\u00e7in ve onun tasdiki olarak gelmi\u015ftir. \u0130\u015fte bu zaman b\u00f6yle bir b\u00fcy\u00fck \u00fcmmeti meydana getirmek ve geni\u015f bir do\u011fru yol kurma ve te\u015fkil etme zaman\u0131d\u0131r. Bu i\u015f sadece nesep ve soy davas\u0131 g\u00fcden, b\u00fcy\u00fck bir soydan gelmekle \u00f6v\u00fcnd\u00fckleri halde atalar\u0131n\u0131n gitti\u011fi yoldan gitmeyenlerin k\u00e2r\u0131 de\u011fildir. Hem eskilerin g\u00fczel yollar\u0131n\u0131 y\u0131kmay\u0131p ya\u015fatmal\u0131, hem de o yolu daha da geni\u015fleterek ve daha g\u00fczel i\u015fler yaparak, cihan\u015f\u00fcm\u00fbl (d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda) bir ana yol, bir s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakim (do\u011fru yol) haline getirmeye \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r ki, bunda sadece nesebin tesiri olmaz. B\u00fct\u00fcn nesepler, b\u00fct\u00fcn hasepler dahil, b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011f\u0131n istifadesi sa\u011flanm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>Bu b\u00f6yle iken:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>135- Bir de: &#8220;yahudi veya h\u0131ristiyan olunuz ki, hidayet bulas\u0131n\u0131z.&#8221; dediler. Sen onlara de ki: &#8220;Hay\u0131r! Hanif olarak hakka tapan \u0130brahim&#8217;in dinine (uyar\u0131z) ki, o hi\u00e7bir zaman m\u00fc\u015friklerden olmad\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>136- Deyiniz ki, &#8220;Biz, Allah&#8217;a iman ettik ve bize ne indirildiyse \u0130brahim&#8217;e, \u0130smail&#8217;e, \u0130shak&#8217;a, Yakup&#8217;a ve torunlar\u0131na ne indirildiyse, Musa&#8217;ya ve \u0130sa&#8217;ya ne indirildiyse ve b\u00fct\u00fcn peygamberlere Rablerinden ne verildiyse hepsine iman ettik. Biz onlar\u0131n aras\u0131nda fark g\u00f6zetmeyiz ve biz ancak O&#8217;na boyun e\u011fen m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>137- E\u011fer onlar da sizin iman etti\u011finiz gibi iman ederlerse do\u011fru yola girmi\u015f, hidayeti bulmu\u015f olurlar. Yok e\u011fer y\u00fcz \u00e7evirirlerse onlar sadece ve sadece didi\u015fmenin i\u00e7indedirler. Allah onlara kar\u015f\u0131 sana yeter. Ve O, i\u015fitendir, bilendir.<\/p>\n<p>138- Allah&#8217;\u0131n boyas\u0131na bak, (vaftiz nolacak?) Kim, Allah&#8217;dan daha g\u00fczel boya vurabilir ki? \u0130\u015fte biz O&#8217;na ibadet edenleriz.<\/p>\n<p>139- De ki: &#8220;Allah hakk\u0131nda bizimle didi\u015fmeye mi gireceksiniz? Oysa O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size. \u015eu kadar var ki, biz O&#8217;na ihlas ile sar\u0131l\u0131yoruz.<\/p>\n<p>140- &#8220;Yoksa siz, \u0130brahim de, \u0130smail de, \u0130shak da, Yakup da ve torunlar\u0131 da hep yahudi ve h\u0131ristiyan idiler mi demek istiyorsunuz?&#8221; De ki: &#8220;Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah m\u0131?&#8221; Allah&#8217;\u0131n \u015fahitlik etti\u011fi bir hakikat\u0131 bile bile inkar edenden daha z\u00e2lim kim olabilir? Allah, yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan gafil de\u011fildir.<\/p>\n<p>141- Onlar bir \u00fcmmet idiler, gelip ge\u00e7tiler. Onlara kendi kazand\u0131klar\u0131, size de kendi kazand\u0131klar\u0131n\u0131z. Ve siz onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131ndan sorumlu tutulacak de\u011filsiniz.<\/p>\n<p>135- Yahudiler ve h\u0131ristiyanlar, herkese: &#8220;Siz de yahudi ve hristiyan olunuz ki, hidayet bulas\u0131n\u0131z.&#8221; dediler. Yahudiler Yahudili\u011fe, H\u0131ristiyanlar da H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa davet edip durdular. Bunlar, ikisi bir araya gelmez iken, her biri kendi yoluna davet edip ihtilaf ve niza \u00e7\u0131kard\u0131lar, hem de bunun hidayet oldu\u011funu iddia ettiler. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 ya Muhammed! Sen s\u00f6yle de: Yahudi ve h\u0131ristiyan olmak de\u011fil, bilakis hanif, yani k\u00fcf\u00fcr ve \u015firkten ar\u0131nm\u0131\u015f, hakka ve tevhide y\u00f6nelik olarak \u0130brahim milleti olal\u0131m, hep onun milletine uyal\u0131m, onun milletinden ve ehlinden olal\u0131m. \u0130brahim hanif idi, m\u00fc\u015friklerden de\u011fildi. Kendisinden sonra gelen ve yukar\u0131da g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere, bir\u00e7ok y\u00f6nden m\u00fc\u015friklere benzeyen yahudi ve h\u0131ristiyanlardan hi\u00e7 de\u011fildi. Lakin onlar ge\u00e7mi\u015f bir \u00fcmmet idi. &#8220;Biz onlardan nas\u0131l olal\u0131m?&#8221; derseniz, onun da kolay\u0131 vard\u0131r: Evvela ge\u00e7mi\u015f olmas\u0131 onlar\u0131n arkas\u0131ndan gitmeye, onlara uymaya engel de\u011fildir. \u0130kincisi, zaten siz o ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetin aynen kendisi de\u011filsiniz, onu yenileyen, yeniden ihya eden, daha da geni\u015fleten ve \u0130brahim&#8217;in duas\u0131nda onun iste\u011finin gayesi olan yeni ve b\u00fcy\u00fck bir \u00fcmmet, m\u00fcslim bir \u00fcmmet olunuz ki, bu \u00fcmmet \u0130brahim&#8217;in \u00fcmmetini de i\u00e7ine alan daha b\u00fcy\u00fck bir toplum olmu\u015f olsun.<\/p>\n<p>136-B\u00f6yle olmak i\u00e7in \u015f\u00f6yle deyiniz: Biz, Allah&#8217;a, bize inzal olunana; \u0130brahim, \u0130smail, \u0130shak, Yakup ve torunlar\u0131na inzal olunana ayn\u0131 \u015fekilde Musa&#8217;ya ve \u0130sa&#8217;ya verilmi\u015f olana ve bunlardan ba\u015fka daha ne kadar peygamber gelmi\u015f ise Rablar\u0131 taraf\u0131ndan kendilerine verilmi\u015f olana da iman ettik. Bunlar\u0131n hi\u00e7birisinin aras\u0131nda fark g\u00f6zetmeyiz. Yahudi ve h\u0131ristiyanlar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, bir k\u0131sm\u0131n\u0131 tan\u0131y\u0131p, bir k\u0131sm\u0131n\u0131 tan\u0131mazl\u0131k etmeyiz. B\u00f6yle s\u00f6ylemek &#8220;hepsinin derecesini e\u015fit ve ayn\u0131 biliriz&#8221; demek de\u011fildir. &#8220;Hi\u00e7 birini inkar etmeyiz, hepsinin peygamberli\u011fini kabul ederiz, peygamberliklerine iman etme konusunda farkl\u0131 bir tutum i\u00e7ine girmeyiz.&#8221; demektir. \u015eu halde \u00f6nce Allah&#8217;\u0131, sonra kendi peygamberimizi, daha sonra da onun, peygamberdir diye bize bildirdi\u011fi peygamberleri tan\u0131r\u0131z. Ve biz sadece Allah&#8217;a teslim olmu\u015f ve ba\u011f\u0131ml\u0131y\u0131z. \u0130\u015fte \u0130sl\u00e2m milleti, b\u00f6ylesine geni\u015f ve b\u00fct\u00fcn dinleri i\u00e7ine alm\u0131\u015f olan en m\u00fckemmel bir din ve muhte\u015fem bir \u00fcmmettir.<\/p>\n<p>137- &#8220;\u0130nand\u0131k deyiniz!&#8221; buyurulmas\u0131, iman konusunda kalb ile tasdikin yan\u0131nda dil ile ikrar\u0131n da gereklili\u011fini dile getirmektedir. Rivayet olunuyor ki, bu \u00e2yet nazil oldu\u011fu zaman, Resululah yahudilerle h\u0131ristiyanlara, &#8220;Allah b\u00f6yle emretti.&#8221; diye s\u00f6ylemi\u015f ve bu \u00e2yeti okumu\u015ftu. Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n isminin an\u0131lmas\u0131na gelince, yahudiler, inkar eyleyip, ona k\u00fcfrettiler. H\u0131ristiyanlar da &#8220;\u0130sa di\u011fer peygamberler gibi de\u011fildir, o Allah&#8217;\u0131n o\u011fludur.&#8221; dediler. Bunun \u00fczerine \u015fu \u00e2yet nazil oldu: Ey m\u00fcminler, siz onlara s\u00f6yleyiniz ve \u015f\u00f6yle haber veriniz: E\u011fer yahudiler ve h\u0131ristiyanlar sizin iman etti\u011finiz gibi iman ederlerse ger\u00e7ekten ihtida etmi\u015f, do\u011fru yola girmi\u015f, hak yolu tutmu\u015f olurlar, aran\u0131zda birlik ve b\u00fct\u00fcnl\u00fck sa\u011flanm\u0131\u015f olur. E\u011fer y\u00fcz \u00e7evirirlerse onlar hakikaten \u015fikak, yani ihtilaf, m\u00fcnaka\u015fa, par\u00e7alanma ve didi\u015fme i\u00e7indedirler, b\u00f6l\u00fcn\u00fcp par\u00e7alanmadan kurtulamazlar, s\u00fcrekli didi\u015fir dururlar, b\u00f6yle olunca da ey Muhammed! Bundan sonra onlar\u0131n \u015ferrine kar\u015f\u0131 Allah sana k\u00e2fidir. Biraz geciktirse bile hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz onlar\u0131n hakk\u0131ndan gelecektir. Ve O Allah Sem\u00ee&#8217;dir, duan\u0131z\u0131 ve her s\u00f6yledi\u011finizi i\u015fitir; Al\u00eem&#8217;dir, gizli niyetlerinize var\u0131ncaya kadar her \u015feyinizi bilir ve ona g\u00f6re h\u00fckm\u00fcn\u00fc icra eder. Hakka ihlas ile sar\u0131lman\u0131n h\u00fckm\u00fc felah (kurtulu\u015f) ve zaferdir. Hakka kar\u015f\u0131 muhalefet ile direnmenin h\u00fckm\u00fc de er veya ge\u00e7 hel\u00e2ke u\u011framakt\u0131r.<\/p>\n<p>138-H\u0131ristiyanlar \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 &#8220;ma&#8217;mudiye&#8221; dedikleri sar\u0131mt\u0131rak bir suya dald\u0131r\u0131rlar ve buna &#8220;ta&#8217;mid&#8221; yani &#8220;vaftiz&#8221; derler. Bunun da bir temizleme oldu\u011funu s\u00f6ylerler ve ne zaman birisi \u00e7ocu\u011funu vaftiz ederse, \u00e7ocuk i\u00e7in, &#8220;\u0130\u015fte \u015fimdi hakk\u0131yla H\u0131ristiyan oldu.&#8221; derler. Buna kar\u015f\u0131 Cenab-\u0131 Allah, m\u00fcsl\u00fcmanlara buyuruyor ki, siz b\u00f6yle yukar\u0131da anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi tevhid ile, hi\u00e7 fark g\u00f6zetmeksizin iman etti\u011finizi s\u00f6yledikten sonra \u015funu da ekleyiniz ve deyiniz ki; biz, Allah boyas\u0131 olan ve yarat\u0131l\u0131\u015ftan gelen iman ile iman ettik, sudan imana, sun&#8217;\u00ee (yapay) boyaya tenezz\u00fcl etmeyiz. Allah boyas\u0131na bak\u0131n\u0131z, Allah boyas\u0131na, zira Allah&#8217;\u0131n boyas\u0131ndan daha g\u00fczel kimin boyas\u0131 vard\u0131r? Maddiyatta, tabiatta ve b\u00fct\u00fcn k\u00e2inatta, dikkat ediniz O&#8217;nun boyas\u0131ndan daha g\u00fczeli var m\u0131d\u0131r? A\u011fa\u00e7lara ve otlara, b\u00fct\u00fcn \u00e7i\u00e7eklere, bilhassa insanlar\u0131n simalar\u0131na ve g\u00f6z renklerine \u015f\u00f6yle bir g\u00f6z at\u0131n\u0131z, onlardaki do\u011fu\u015ftan boya ile insanlar\u0131n sonradan s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc sun&#8217;\u00ee boyalar aras\u0131nda k\u0131ymet ve g\u00fczellik bak\u0131m\u0131ndan ne kadar b\u00fcy\u00fck fark oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. \u00d6zellikle insan bedenlerine s\u00fcr\u00fclen ve yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 bozan boyalar ne kadar ar\u0131z\u00ee, ne kadar \u00e7irkin ve m\u00fclevves \u015feylerdir. \u0130\u015fte maneviyatta, din ve ahl\u00e2kta da durum b\u00f6yledir. Din f\u0131tr\u00ee bir din, iman il\u00e2h\u00ee bir iman, temizlik do\u011fu\u015ftan bir temizlik, g\u00fczellik do\u011fu\u015ftan bir g\u00fczelliktir. Sonradan elde edilen b\u00fct\u00fcn temizlik ve g\u00fczellik, asl\u0131nda do\u011fu\u015ftan gelen g\u00fczellik ve temizli\u011fin korunmas\u0131na y\u00f6neliktir, sonradan ona \u00e2r\u0131z olmu\u015f birtak\u0131m pisliklerin giderilmesine d\u00f6n\u00fckt\u00fcr. \u0130nsanlar\u0131 bir pa\u00e7avra boyar gibi, renkli bir suya sokup \u00e7\u0131karmakla elde edilece\u011fi san\u0131lan iman, sudan bir imand\u0131r, \u00e7ok temelsiz bir dindir. Bunun ne k\u0131ymeti var ki? \u0130man ile dini bir boyaya benzetmek gerekirse, biz Allah boyas\u0131 olan bir f\u0131tr\u00ee iman ile ve Allah taraf\u0131ndan boyanm\u0131\u015f olmay\u0131 \u00fcst\u00fcn tutar\u0131z. Madd\u00ee ve manevi b\u00fct\u00fcn temizlik \u00e7abalar\u0131m\u0131z ve g\u00fczelliklerimiz hep ilk olu\u015ftan, do\u011fu\u015ftan gelen temelin muhafazas\u0131na y\u00f6neliktir. \u0130sl\u00e2m dini ve tevhid iman\u0131, insanlar\u0131n Allah taraf\u0131ndan boyanmas\u0131d\u0131r. \u0130man en g\u00fczel Allah boyas\u0131d\u0131r. Ve i\u015fte b\u00f6ylece biz ancak O&#8217;na ibadet ederiz, yaln\u0131zca O&#8217;na kulluk eyleriz. O&#8217;nun kullar\u0131, O&#8217;nun k\u00f6leleriyiz. Di\u011fer b\u00fct\u00fcn peygamberlere inanmam\u0131z, O&#8217;nun ger\u00e7ek peygamberleri olmalar\u0131ndan ve O&#8217;nun emirlerini bildirmelerinden dolay\u0131d\u0131r. Yoksa biz onlar\u0131 il\u00e2hla\u015ft\u0131r\u0131p tanr\u0131 yerine koymay\u0131z. Hele hele h\u0131ristiyanlar\u0131n Hz. \u0130sa&#8217;ya yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, \u015firke sapmay\u0131z hatta kendi peygamberimize de tapmay\u0131z. Onun hakk\u0131nda da &#8220;\u015eahitlik ederiz ki, Muhammed Allah&#8217;\u0131n kulu ve Resul\u00fcd\u00fcr.&#8221; diyerek kelime-i \u015fehadet getiririz. nazm-\u0131 cel\u00eeli de yukar\u0131daki &#8216;ya ba\u011fl\u0131 olarak \u00e2yetin sonuna kadar emrinin mek\u00fbl\u00fc kavlinde dahildir. Aradaki \u00e2yeti ise c\u00fcmle-i mu&#8217;tar\u0131za, yani ara c\u00fcmledir. \u015eu halde ise &#8220;Allah bizi boyad\u0131.&#8221; me\u00e2linde n\u0131n mef&#8217;ul-i mutlak\u0131 mevkiinde bulunmaktad\u0131r. Bununla beraber &#8220;i\u011fr\u00e2&#8221; (te\u015fvik etme) bab\u0131ndan olmas\u0131 da caiz g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>139- ey Muhammed! Sen, o yahudi ve h\u0131ristiyanlara \u015f\u00f6yle s\u00f6yle ve de ki: Siz, bize kar\u015f\u0131 Allah hakk\u0131nda &#8220;Allah&#8217;\u0131n hak dini yahudilik veya h\u0131ristiyanl\u0131k&#8217;t\u0131r, \u015fu halde cennete ancak bunlar girebilecektir, geliniz siz de Yahudi veya H\u0131ristiyan olunuz ki, hidayet bulas\u0131n\u0131z.&#8221; diyerek m\u00fcnazara ve m\u00fccadele mi ediyorsunuz? Halbuki O Allah, hem bizim, hem sizin Rabbimizdir. Biz O&#8217;na iman ederken O&#8217;nun sizin de Rabbiniz oldu\u011funu inkar etmeyiz. O halde bize kar\u015f\u0131 verdi\u011finiz bu m\u00fccadele ne kadar bo\u015f bir m\u00fccadeledir. Bununla beraber bizim amellerimiz bizimdir, sizin amelleriniz de sizindir. Biz m\u00fcsl\u00fcmanlar yukar\u0131daki iman\u0131m\u0131z gere\u011fince ba\u015fka din sahiplerinin kendi inan\u00e7lar\u0131na g\u00f6re yapt\u0131klar\u0131 din\u00ee amellere kar\u0131\u015fmay\u0131z. Din ve vicdan h\u00fcrriyetine riayet ederiz. Bu bak\u0131mdan \u0130sl\u00e2m toplumu, her toplumdan daha geni\u015f g\u00f6r\u00fc\u015fl\u00fcd\u00fcr. Onun i\u00e7inde semav\u00ee dinlerden her biri kendi halinde ya\u015fayabilir ve ya\u015fayabilmi\u015ftir. Allah Te\u00e2l\u00e2 hepimizin Rabbidir, ve O&#8217;nun kat\u0131nda her birimiz kendi yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z amellerden sorumlu olaca\u011f\u0131z. \u015eu kadar var ki, biz O&#8217;na ihlas ile ba\u011fl\u0131y\u0131z. Amellerimizde ancak O&#8217;na ihlas ile hareket ederiz. \u0130hlas ve samimiyetimizi sunacak ba\u015fka bir mabud veya birtak\u0131m arac\u0131lar tan\u0131may\u0131z. O&#8217;nun r\u0131zas\u0131na uygun olmayan hususta, hat\u0131r g\u00f6n\u00fcl dinlemeyiz. \u0130\u015fte O&#8217;nun huzuruna amellerimizle giderken aram\u0131zdaki bu farkla gidece\u011fiz ve ona g\u00f6re hesap verece\u011fiz ki, bu noktada ne kadar dikkat \u00e7ekicidir.<\/p>\n<p>140-141-Buna kar\u015f\u0131 siz ne y\u00fczle m\u00fccadele edebilirsiniz? Ey yahudiler ve ey h\u0131ristiyanlar! Siz, \u0130brahim milletine tabi olmamak ve bizimle m\u00fccadele etmek i\u00e7in \u0130brahim, \u0130smail, \u0130shak, Yakup ve torunlar yani hep bunlar, yahudi ve h\u0131ristiyan idiler mi diyorsunuz?<\/p>\n<p>Nafi, \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr, Halef rivayetiyle Hamza ve Ebu Cafer, ayr\u0131ca Ravh rivayetiyle Ya&#8217;kup &#8220;y\u00e2&#8221; ile okurlar. \u00d6nceki okunu\u015fa g\u00f6re bu \u00e2yet emrinin mek\u00fbl\u00fcne dahil, bu ikinci okunu\u015f \u015fekline g\u00f6re ona nazir ve do\u011frudan do\u011fruya peygamberi muhatap tutmaktad\u0131r. Ona g\u00f6re m\u00e2n\u00e2 &#8220;Ey Muhammed, o yahudiler ve hristiyanlar b\u00f6yle mi diyorlar? Bu peygamberlerin kendilerinden olduklar\u0131n\u0131 m\u0131 iddia ediyorlar?&#8221; Sen onlara de ki; S\u00f6yleyin bakal\u0131m, siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah m\u0131? Elbette Allah daha iyi bilir. \u00d6yle de\u011fil mi? Halbuki Allah \u00f6yle biliyor ve \u00f6yle \u015fahitlik ediyor ki, o peygamberler ne yahudi idiler, ne de h\u0131ristiyan idiler. Daha \u00f6nce ya\u015fam\u0131\u015f birer ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmettirler. \u0130brahim hanif ve m\u00fcslimdir ve m\u00fc\u015friklerden de de\u011fildir. Siz ise kesin olan bu ger\u00e7e\u011fi bile bile inkar ediyor ve dile getirmiyorsunuz.<\/p>\n<p>Ve acaba kendince bilinen ve Allah taraf\u0131ndan sabit olmu\u015f olan bir \u015fahitli\u011fi yapmay\u0131p inkar edenden daha zalim kim vard\u0131r? Zira do\u011fru olan bir \u015fahitli\u011fi yapmay\u0131p, sus pus olmak ve ket\u00fbm (gizleyici) davranmak da en b\u00fcy\u00fck haks\u0131zl\u0131kt\u0131r, en b\u00fcy\u00fck zul\u00fcmlerden biridir. Ve Allah Te\u00e2l\u00e2 duas\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k \u0130brahim&#8217;e &#8220;Zalimler benim ahdime nail olamazlar.&#8221; buyurmu\u015ftur. Siz nas\u0131l olur da hakk\u0131yle uyulacak ve ard\u0131ndan gidilecek bir millet olabilirsiniz? Size uyanlar nas\u0131l olur da hidayete erebilirler? Siz yoksa yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z zul\u00fcm ve haks\u0131zl\u0131klardan, bile bile \u015fahitli\u011fi ketmetmenizden Allah&#8217;\u0131 gafil mi san\u0131yorsunuz? Allah, sizin yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan ve yapacaklar\u0131n\u0131zdan gafil de\u011fildir. Bu vesileyle bir kerre daha i\u015fitiniz ve biliniz ki, hakikat \u015fudur: Onlar bir \u00fcmmetti, geldi ge\u00e7ti. Onlar\u0131n kazand\u0131klar\u0131 onlara, sizin kazand\u0131klar\u0131n\u0131z size aittir. Siz onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131ndan sorumlu tutulmazs\u0131n\u0131z.&#8221; Bunu iyi belleyin, bundan sonra halinizi ve gelece\u011finizi iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ve bu \u00e7al\u0131\u015fma ilkesine iyi riayet edin. Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fi ve imameti alt\u0131nda te\u015fekk\u00fcl eden ve b\u00fct\u00fcn peygamberler taraf\u0131ndan \u00f6nem verilmi\u015f bulunan bu muazzam \u00fcmmete, bu tevhide ba\u011fl\u0131 olanlar\u0131n birli\u011fine siz de dahil olmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131n.<\/p>\n<p>Tefsircilerin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re, bu \u00e2yette ba\u015fl\u0131ca birka\u00e7 tenbih (uyarma) vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: Ge\u00e7mi\u015f atalar\u0131n faziletlerini dile dolamakla kal\u0131nmamal\u0131d\u0131r. Herkes ameliyle hesaba \u00e7ekilecektir. Kendi yapt\u0131\u011f\u0131ndan sorumlu tutulacakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak: ge\u00e7mi\u015flere farz k\u0131l\u0131nan h\u00fck\u00fcmler, aynen onlar\u0131n soyuna da farz k\u0131l\u0131nmak nas\u0131l garip kar\u015f\u0131lanacak bir olay de\u011filse; de\u011fi\u015fik maslahatlara ba\u011fl\u0131 olarak Muhammed (s.a.v.)&#8217;in, insanlar\u0131 eski bir milletten yeni bir millete ge\u00e7irmesi ve bunun i\u00e7in yeni bir \u015feriat getirmesi de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bu da inkar edilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Yukar\u0131daki nesih \u00e2yetleri de bu imkan\u0131 dile getirmektedir. \u0130\u015fte &#8220;zaman\u0131n de\u011fi\u015fmesiyle h\u00fck\u00fcmlerin de de\u011fi\u015fmesi&#8221; gerekti\u011fine dair f\u0131k\u0131h kaidesi de bu gibi \u00e2yetlerin \u00e7er\u00e7evesi i\u00e7indedir. H\u00fck\u00fcmlerin b\u00f6yle \u00e7e\u015fitli sebep ve faydalar\u0131n\u0131 bilmeye yarayan ilme &#8220;F\u0131k\u0131h&#8221; denilir. \u0130sl\u00e2m dininin b\u00f6yle bir taraftan de\u011fi\u015fmez ilkelere, di\u011fer taraftan de\u011fi\u015fik \u015fartlara g\u00f6re uygun d\u00fc\u015fen esnek kurallara dayanmas\u0131, onun k\u0131yamete kadar ayakta duraca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren belli ba\u015fl\u0131 \u00f6zelliklerinden biridir. Bu sayede insanl\u0131\u011f\u0131n hem ilerlemesi muhafaza olunur, hem de y\u0131k\u0131c\u0131, buhranl\u0131 ink\u0131l\u00e2p ve de\u011fi\u015fmelerden korunmu\u015f olur.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak: Peygamberlerin a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 yola girmek isteyenlerin, \u00f6ncekileri do\u011fru ve yanl\u0131\u015flar\u0131yla oldu\u011fu gibi ve k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne taklit etmeye u\u011fra\u015fmay\u0131p, hak ve bat\u0131l\u0131 bizzat se\u00e7ip ay\u0131rdederek amel etmeleri laz\u0131m gelir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Siz onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131ndan sorumlu de\u011filsiniz.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bu gibi \u00f6nemli ilkeleri i\u00e7ine alan bu \u00e2yet, benzetmek gibi olmas\u0131n, sanki bir terci-i bend gibi ayr\u0131 ayr\u0131 siyak ile takrir edilmi\u015f, bu takrir, sadece tekrardan ibaret kalmam\u0131\u015ft\u0131r. Birinde soya ba\u011fl\u0131l\u0131k, di\u011ferinde dine ba\u011fl\u0131l\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan ele al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Ayr\u0131ca \u00f6ncekinde esbat yani torunlar, i\u015faretine a\u00e7\u0131k\u00e7a dahil olmad\u0131\u011f\u0131 halde, sonrakinde dahil olmu\u015ftur. Ve bu suretle birinci c\u00fcz sona ererken, \u0130sl\u00e2m ruhunun birli\u011fi ve b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc sa\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r ki, bundan sonraki c\u00fczde \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n madd\u00ee ve cisman\u00ee birli\u011finin sa\u011flanmas\u0131 demek olan K\u0131ble meselesine ge\u00e7ilecek ve Muhammed \u00fcmmetinin te\u015fekk\u00fcl\u00fcne ve onun \u00f6z\u00fcnde mevcut belli ba\u015fl\u0131 \u00f6zelliklerine i\u015faret buyurulacakt\u0131r. Buraya kadar olan \u00e2yetleriyle Bakara S\u00fbresi, F\u00e2tiha S\u00fbresi&#8217;nin &#8221; &#8220;e kadar olan birinci k\u0131sm\u0131na benzemektedir. Bundan sonra yeni bir &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221; (do\u011fru yol) hidayetine ba\u015flanacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>142- \u0130nsanlar i\u00e7inde bir k\u0131s\u0131m beyinsizler tak\u0131m\u0131, &#8220;Bunlar\u0131 bulunduklar\u0131 k\u0131bleden \u00e7eviren nedir?&#8221; diyecekler. De ki: &#8220;Do\u011fu da, bat\u0131 da Allah&#8217; \u0131nd\u0131r. O, kimi dilerse onu hidayete erdirir.&#8221;<\/p>\n<p>143- Ve i\u015fte b\u00f6yle, sizi ortada y\u00fcr\u00fcyen bir \u00fcmmet k\u0131ld\u0131k ki, siz b\u00fct\u00fcn insanlar \u00fczerine adalet \u00f6rne\u011fi ve hakk\u0131n \u015fahitleri olas\u0131n\u0131z, Peygamber de sizin \u00fczerinize \u015fahit olsun. Daha \u00f6nce i\u00e7inde durdu\u011fun K\u00e2&#8217;be&#8217;yi k\u0131ble yapmam\u0131z da \u015funun i\u00e7indir: Peygamber&#8217;in izince gidecekleri, iki \u00f6k\u00e7esi \u00fczerinde geri d\u00f6neceklerden ay\u0131ral\u0131m. Bu i\u015f elbette Allah&#8217;\u0131n hidayet etti\u011fi kimselerin d\u0131\u015f\u0131ndakilere \u00e7ok a\u011f\u0131r gelecekti. Allah iman\u0131n\u0131z\u0131 kaybedecek de\u011fildir. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz Allah, b\u00fct\u00fcn insanlara \u00e7ok \u015fefkatlidir, \u00e7ok merhametlidir.<\/p>\n<p>144- Do\u011frusu, biz, y\u00fcz\u00fcn\u00fcn semaya y\u00f6neldi\u011fini, orada \u015fekilden \u015fekile ge\u00e7erek, aran\u0131p durdu\u011funu g\u00f6r\u00fcyorduk. Art\u0131k seni ho\u015fnud olaca\u011f\u0131n bir k\u0131bleye \u00e7evirece\u011fiz. Haydi bakal\u0131m, y\u00fcz\u00fcn\u00fc Mescid-i Haram&#8217;a do\u011fru \u00e7evir. Siz de ey m\u00fcminler, nerede olursan\u0131z olun, y\u00fcz\u00fcn\u00fcz\u00fc o tarafa do\u011fru \u00e7evirin! Kendilerine kitap verilmi\u015f olanlar da kesinlikle bilirler ki, Rabblerinden gelen o emir hakt\u0131r. Ve Allah, onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131ndan ve yapmakta olduklar\u0131ndan gafil de\u011fildir.<\/p>\n<p>145- Cel\u00e2lim i\u00e7in, sen o kitap verilmi\u015f olanlara, b\u00fct\u00fcn delilleri de getirsen, yine de senin k\u0131blene tabi olmazlar, sen de onlar\u0131n k\u0131blesine tabi olmazs\u0131n. Zaten onlar da birbirlerinin k\u0131blesine tabi de\u011filler. Cel\u00e2lim hakk\u0131 i\u00e7in, sana gelen bunca ilmin arkas\u0131ndan sen tutar da onlar\u0131n arzu ve heveslerine uyacak olursan, o zaman hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz, sen de z\u00e2limlerden olursun.<\/p>\n<p>142-K\u0131ble: Esasen insan\u0131n herhangi bir tarafa d\u00f6nmesi ve y\u00f6nelmesi halidir ki, T\u00fcrk\u00e7e &#8220;y\u00f6n&#8221; demektir. Dindeki geleneksel anlam\u0131yla namazda d\u00f6n\u00fclen mekana isim ve terim olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Cenab-\u0131 Hak k\u0131blenin de\u011fi\u015ftirilmesine ve yeni bir s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem (do\u011fru yol) g\u00f6sterilmesine ve bu \u015fekilde yeni bir \u00fcmmetin olu\u015fumuna i\u015faret buyururken, ayn\u0131 zamanda baz\u0131 kendini bilmezler taraf\u0131ndan bu konuda s\u00f6ylenecek cahilce s\u00f6zlerin ge\u00e7ersizli\u011fini de a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in \u015f\u00f6yle buyuruyor:<\/p>\n<p>\u0130nsanlar i\u00e7inden birtak\u0131m beyinsizler, hafif ak\u0131ll\u0131 anlay\u0131\u015fs\u0131zlar diyecekler ki; bunlar\u0131, yani Muhammed ve \u00fcmmetini, bulunduklar\u0131 k\u0131blelerinden yani Beyt-i Makdis&#8217;den \u00e7eviren nedir? Bu s\u00f6z, neshi inkar eden ve k\u0131blenin tahviline itiraz etmek isteyen yahudiler veya m\u00fcnaf\u0131klar taraf\u0131ndan ileri s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f, \u00e2yet de onlar hakk\u0131nda inmi\u015ftir. Bu s\u00fbrenin ba\u015f taraf\u0131nda, &#8220;\u015eunu muhakkak biliniz ki, as\u0131l beyinsizler as\u0131l budalalar onlard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/13) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fcne g\u00f6re, bu \u00e2yetin m\u00fcnaf\u0131klar hakk\u0131nda inmi\u015f olmas\u0131 daha m\u00fcnasiptir. Yani bunlar b\u00f6yle s\u00f6ylemi\u015f ve s\u00f6yleyeceklerdir. ey Muhammed! Sen o beyinsizlere \u015f\u00f6yle s\u00f6yle; do\u011fu da, bat\u0131 da Allah&#8217;\u0131nd\u0131r, yani g\u00fcn do\u011fusundan g\u00fcn bat\u0131s\u0131na kadar b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle yery\u00fcz\u00fc Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Allah&#8217;\u0131n hi\u00e7bir mekana ihtiyac\u0131 yok, kendisine \u00f6zg\u00fc mekan\u0131 da yoktur. B\u00fct\u00fcn y\u00f6nlerin sahibi olan Allah, diledi\u011fi kimseyi yeni bir s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakime hidayet eder, ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131lar. Burada do\u011frudan do\u011fruya Fatiha S\u00fbresi&#8217;ndeki duas\u0131na a\u00e7\u0131k bir ba\u011flant\u0131, ince bir cevap var.<\/p>\n<p>Birincisi: Burada &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakim&#8221;in nekire olu\u015fu, yani &#8220;el&#8221; harf-i tarifiyle belirlenmeyi\u015fi, bu yolun b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne ve yenili\u011fine bir i\u015farettir ki, istenilenden daha g\u00fczel, \u00f6teden beri gidilenin ve bilinenin d\u0131\u015f\u0131nda, bamba\u015fka ve daha fazla nimet ve saadete elveri\u015fli, daha kolay selamete g\u00f6t\u00fcren, yani gazap ve sap\u0131kl\u0131ktan uzak bulunan bir do\u011fru yol demek olur.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Bu s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakime hidayet, bu yola girebilmek, s\u0131rf il\u00e2h\u00ee iradeye ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Yarat\u0131l\u0131\u015fta il\u00e2h\u00ee iradeye ba\u011fl\u0131 olmayan hi\u00e7bir \u015fey bulunmad\u0131\u011f\u0131 halde, bunun burada b\u00f6yle \u00f6zellikle vurgulanmas\u0131, b\u00f6yle bir s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakimi ihsan etmesi ve ona kullar\u0131n girebilmeleri hususunda, daha \u00f6nceden kullar\u0131n herhangi bir istek ve gayretleri bulunmad\u0131\u011f\u0131na ve bunun Allah taraf\u0131ndan bir ihsan ve ikram oldu\u011funa tenbih i\u00e7indir. Yolu a\u00e7an Allah oldu\u011fu gibi, o yola girecek olanlar\u0131 se\u00e7en de Allah&#8217;d\u0131r. Ayr\u0131ca burada \u00e7al\u0131\u015fma kanununun bir y\u00f6n\u00fcne ve il\u00e2h\u00ee iradenin \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131ndan da \u00f6nce oldu\u011funa i\u015faret vard\u0131r. \u00c7al\u0131\u015fma meselelerinde de il\u00e2h\u00ee irade ve dileme, kullar\u0131n istek ve iradelerine g\u00f6re tecelli eder. Burada oldu\u011fu gibi, tamamiyle vehb\u00ee (Allah vergisi) olan hususlarda ise kulun \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131, il\u00e2h\u00ee irade ve dilemeyi takip eder. Has\u0131l\u0131 Cenab-\u0131 Hak, her \u015feye maliktir ve diledi\u011fi kulunu, s\u0131rf kendi irade ve dile\u011fiyle peygamber yapar, ona b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yeni bir din ve \u015feriat ihsan eder. Bu hususta onu engelleyecek hi\u00e7bir kuvvet yoktur, peygamberlik de bir \u00e7al\u0131\u015fma i\u015fi de\u011fildir ve bu i\u015f &#8220;Kazand\u0131\u011f\u0131 iyilikler kendi lehine, kazand\u0131\u011f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fckler de kendi aleyhinedir.&#8221; (Bakara, 2\/286) ilkesinin \u00e7er\u00e7evesi d\u0131\u015f\u0131nda kalan bir i\u015ftir. S\u00f6z konusu ilke bu ihsandan sonra ge\u00e7erlik kazan\u0131r. Kudretiyle yeni bir peygamber ve yeni bir din g\u00f6nderebilen Allah&#8217;\u0131n, k\u0131blenin de\u011fi\u015fmesini emretmesine itiraz edebilmek i\u00e7in hi\u00e7bir sebep yoktur.<\/p>\n<p>143-Cenab-\u0131 Hak, Resul\u00fc Muhammed&#8217;e bu hidayeti bah\u015fetmi\u015ftir. Ve ey Muhammed \u00fcmmeti! Sizi i\u015fte b\u00f6yle bir do\u011fru yola hidayet etmek suretiyle Biz sizi vasat (orta), merkez ve her taraf\u0131 denk, mu&#8217;tedil, uyumlu, \u0131l\u0131ml\u0131 ve hay\u0131rl\u0131 bir \u00fcmmet yapt\u0131k. ki siz di\u011fer insanlar \u00fczerine s\u00f6zl\u00fc olarak veya fiilen veya halen adil bir \u015fahit ve \u00f6rnek al\u0131nacak kimseler olas\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>\u015e\u00fched\u00e2: \u015eeh\u00eed&#8217;in \u00e7o\u011fuludur, \u015feh\u00eed \u015fehadet masdar\u0131ndan &#8220;f\u00e2il&#8221; anlam\u0131na &#8220;fe\u00eel&#8221; veya &#8220;mef&#8217;\u00fbl&#8221; olarak \u015fahit ve me\u015fhud m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Kendi gelene\u011fimizde &#8220;\u015fehid&#8221;, &#8220;me\u015fh\u00fbd bilcenne&#8221; yani cennetlik oldu\u011funa \u015fahitlik edilen ki\u015fi demektir. Ancak burada kelime &#8220;\u015f\u00e2hid&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. \u015eahit bir ger\u00e7e\u011fi ispat konusunda \u015fahitli\u011fine, yani bilgisine ve g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne dayanarak verdi\u011fi habere ba\u015fvurulan verilecek h\u00fckme delil niteli\u011finde olan kimsedir ki, bundan istifade edilerek, \u0131st\u0131lahta herhangi bir genel yarg\u0131y\u0131 ispat i\u00e7in ba\u015fvurulan delil veya tan\u0131\u011fa da \u015fahit denilir. \u015eer&#8217;an, kendisinin ba\u015fkas\u0131 aleyhinde bir hakk\u0131 bulundu\u011funu haber verme ve talep etmeye dava, ba\u015fkas\u0131n\u0131n kendi \u00fczerinde hakk\u0131 oldu\u011funu haber verme ve beyan etmeye ikrar denildi\u011fi gibi, bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n bir ba\u015fkas\u0131 \u00fczerindeki hakk\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klama ve haber vermeye de \u015fehadet (\u015fahitlik) denilir. \u015eu halde \u015fahit, davac\u0131 ile daval\u0131 aras\u0131nda ortada, tarafs\u0131z, adil ve yaln\u0131zca ger\u00e7e\u011fi s\u00f6yleyen, s\u00f6z\u00fc dinlenir ve s\u00f6z\u00fcne itibar edilir bir kimse demektir. Bundan dolay\u0131 da gerek hareket ve davran\u0131\u015flar\u0131 bak\u0131m\u0131ndan, gerek di\u011fer halleri bak\u0131m\u0131ndan \u00f6rnek al\u0131nan kimselere de &#8220;\u015fahit&#8221; denilir: &#8220;Bu b\u00f6yledir, \u00e7\u00fcnk\u00fc filan b\u00f6yle s\u00f6yledi, filan i\u015f b\u00f6yle yap\u0131lmal\u0131d\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc filan b\u00f6yle yap\u0131yor.&#8221; tarz\u0131nda herhangi bir konuda kesin h\u00fck\u00fcm i\u00e7in senet kabul edilen ki\u015filer de hep \u015fahit h\u00fckm\u00fcndedirler ki, bunlar en b\u00fcy\u00fck insanlar demektir. \u0130\u015fte Cenab-\u0131 Allah, Muhammed \u00fcmmetini insanlar aras\u0131nda b\u00f6yle hak\u015finas, do\u011fru s\u00f6zl\u00fc, adil, d\u00fcr\u00fcst ve iyi ahl\u00e2k sahibi, ilim ve irfan ile se\u00e7kin, \u015fahitlik yapmaya lay\u0131k, merkez\u00ee bir cazibeyi ve imameti haiz, \u00f6nder bir cemaat yapmak ve tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yle adil ve hakim bir \u00fcmmet te\u015fkil etmek i\u00e7in, Hz. Muhammed Mustafa&#8217;n\u0131n g\u00f6lgesinde ve \u00e7evresinde insanlar\u0131 yeni bir s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakime hidayet buyurmu\u015ftur. Di\u011fer kavimler aras\u0131nda \u0130sl\u00e2m \u00fcmmetinin, bu vazifelerini unutmamas\u0131 icab edecektir. M\u00fcsl\u00fcmanlar \u015funa buna uyuntu olmay\u0131p, ba\u015fka milletlere n\u00fcm\u00fbne-i imtisal (\u00f6rnek) ve merci olmas\u0131 gerekecektir. Bunu temin eden s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakim vehb\u00ee (Allah vergisi) oldu\u011fu halde, onun \u00fczerinde bu noktadan y\u00fcr\u00fcmek kulun veya kullar\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131na ba\u011fl\u0131 olan bir i\u015ftir. Ve bunu elde eden, bu sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u00f6zellikleri kazanm\u0131\u015f olan \u00fcmmetin icma\u0131 (toplanmas\u0131) da hak bir delil, ger\u00e7ek bir \u015fahit olur. Ger\u00e7ekte bu \u015fartlar alt\u0131nda y\u00fcr\u00fcyen m\u00fcsl\u00fcmanlar ve \u00f6zellikle Ashab-\u0131 kiram, yery\u00fcz\u00fcndeki b\u00fct\u00fcn kavimlerin tevecc\u00fch ve g\u00fcvenini kazanan bir merkez olarak hak konusunda \u00f6nderli\u011fi haiz bir b\u00fcy\u00fck \u00fcmmet olmu\u015flard\u0131. Ey m\u00fcsl\u00fcmanlar! Siz, i\u015fte b\u00f6ylece insanlar \u00fczerine \u015fahit olas\u0131n\u0131z, bu Resul de sizin \u00fczerinize \u015fahit ve sizin i\u00e7in uyulacak, ard\u0131na d\u00fc\u015f\u00fclecek bir \u00f6nder olsun. &#8220;Ger\u00e7ekten de Allah Resul\u00fc&#8217;nde sizin i\u00e7in g\u00fczel bir \u00f6rnek vard\u0131r.&#8221; (Ahzab, 33\/21) \u00e2yetinin delalet ve i\u015faret etti\u011fi gibi, siz onu, s\u00f6z ve davran\u0131\u015flar\u0131n\u0131zda, oturup kalk\u0131\u015f\u0131n\u0131zda kendinize \u015fahit tutar, imam ve \u00f6nder kabul eder; bir \u00f6rnek, bir n\u00fcm\u00fbne-i imtisal edinirseniz ve onun getirdi\u011fi s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakim \u00fczerinde giderseniz b\u00fct\u00fcn insanlar sizin arkan\u0131zdan gelir ve sizi cemaat\u0131n\u0131zla birlikte kendisine imam tan\u0131r, hakk\u0131n a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmas\u0131 i\u00e7in size ve s\u00f6z\u00fcn\u00fcze ba\u015fvururlard\u0131. Bunun i\u00e7in icm\u00e2-\u0131 \u00fcmmetin delil olmas\u0131, her \u015feyden \u00f6nce \u00fcmmetin kitaba ve s\u00fcnnete uygun ya\u015famas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. B\u00f6yle yapmayanlar ger\u00e7ek bir \u00fcmmet olamazlar. Aksine ba\u015fka \u00fcmmetlerin, ba\u015fka milletlerin arkas\u0131na d\u00fc\u015fmeye mecbur kal\u0131r, onlara tabi olur, uydu olmaya mahkum olurlar. H\u00fcrriyetleri de ellerinden gider, esir milletler durumuna d\u00fc\u015ferler. Bir hadis-i \u015ferifte rivayet olunmu\u015ftur ki:<\/p>\n<p>&#8220;Ahirette, di\u011fer \u00fcmmetlerin hepsi, kendi peygamberlerinin tebli\u011flerini inkar edecekler. Cenab-\u0131 Hak, muhakeme icab\u0131, o peygamberlerden tebli\u011f ettiklerine dair belge isteyecek, nihayet Muhammed \u00fcmmeti huzura getirilecek ve onlar \u015fahitlik edecekler. Di\u011fer \u00fcmmetler, siz bunlar\u0131 nereden biliyorsunuz? diyecekler. Muhammed \u00fcmmeti de: Bunu bize Allah, kitab\u0131 ile ve g\u00f6nderdi\u011fi hak Peygamber&#8217;in diliyle bildirdi.&#8221; diye cevap verecekler. Bunun \u00fczerine Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz getirilecek, kendisinden \u00fcmmeti sorulacak, tezkiye edilmeleri istenecek, o da \u00fcmmetinin adaletine ve do\u011fru s\u00f6yledi\u011fine \u015fehadet edecek ve onlar\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a tezkiye edecektir&#8221;.<\/p>\n<p>Peygamber Efendimiz Mekke&#8217;de iken K\u00e2be&#8217;ye d\u00f6nerek namaz k\u0131lard\u0131. Medine&#8217;ye hicretten sonra Kud\u00fcs&#8217;e do\u011fru namaz k\u0131lmaya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131 ki, bunda oradaki Yahudileri \u0130sl\u00e2m&#8217;a \u0131s\u0131nd\u0131rma \u00e7abas\u0131 ve maksad\u0131 bulundu\u011fu s\u00f6ylenebilir. Bunun hakk\u0131nda buyuruluyor ki: \u00e2yetteki &#8220;k\u0131ble&#8221; &#8220;Ce&#8217;aln\u00e2&#8221; fiilinin mukaddem olan ikinci mef&#8217;\u00fbl\u00fcd\u00fcr, &#8220;elleti&#8221; ise birinci mef&#8217;\u00fbl\u00fcd\u00fcr, k\u0131blenin s\u0131fat\u0131 san\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Yani, senin vaktiyle \u00fczerinde bulundu\u011fun K\u00e2be&#8217;yi yine sana k\u0131ble yapm\u0131\u015f\u0131z, ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil, ancak peygambere ittiba edip, ona uyanlar\u0131, geldi\u011fi izden geri d\u00f6n\u00fcp gidecek ve irtidat edecek olanlardan se\u00e7ip ay\u0131rmak, \u00e7irkin ile g\u00fczeli, yani iyi ile k\u00f6t\u00fcy\u00fc birbirinden ay\u0131rdetmek ve bu suretle her birinin halini a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karmak, Benim bildi\u011fim \u015feyi sizlerin de bilmesini sa\u011flamak i\u00e7indir. B\u00f6yle olmasa idi, onlar\u0131 yaln\u0131zca Ben bilirdim, siz bilemezdiniz, ay\u0131rdedemezdiniz.<\/p>\n<p>Peygamber Efendimiz, Medine&#8217;ye gelip Beyt-i Makdis&#8217;e do\u011fru namaz k\u0131lmaya ba\u015flay\u0131nca, bu i\u015f Araplar&#8217;\u0131n g\u00fcc\u00fcne gitti. Daha sonra tekrar K\u00e2be&#8217;ye d\u00f6n\u00fclerek namaz k\u0131l\u0131nmas\u0131 emir buyuruldu\u011fu zaman Araplar sevindi, yahudilerin g\u00fcc\u00fcne gitti: Yahudiler, &#8220;Bu ne i\u015f b\u00f6yle, k\u00e2h buraya, k\u00e2h oraya? Bunda kesinlik ve kararl\u0131l\u0131k olsa b\u00f6yle olur mu?&#8221; diye \u0130sl\u00e2m&#8217;dan \u00e7\u0131k\u0131p dinden \u00e7\u0131kanlar oldu. M\u00fcnaf\u0131klar, ipe sapa gelmez s\u00f6zlerle m\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131na \u015f\u00fcphe ve fitne sokmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar. M\u00fcsl\u00fcmanlardan baz\u0131lar\u0131, &#8220;Vefat eden arkada\u015flar\u0131m\u0131z\u0131n k\u0131ld\u0131klar\u0131 namazlar ne olacak?&#8221; diye tela\u015f ve endi\u015feye kap\u0131ld\u0131lar. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bunlara kar\u015f\u0131 ve daha do\u011frusu, k\u0131blenin de\u011fi\u015fmesinden \u00f6nce bu gibi hallerin olabilece\u011fine i\u015faret etmek \u00fczere bu \u00e2yetler inmi\u015ftir. \u0130\u015fte bu meselede bir\u00e7ok bak\u0131mdan deneme vard\u0131r. ger\u00e7i bu hal, bu deneme b\u00fcy\u00fck ve a\u011f\u0131r bir \u015feydir, ancak Allah&#8217;\u0131n hidayet ihsan etti\u011fi, imanda sebat i\u00e7in irade nasip eyledi\u011fi kimselere a\u011f\u0131r gelmez, onlara Allah&#8217;\u0131n hi\u00e7bir emri a\u011f\u0131r gelmez. \u015eunu da iyi biliniz ki, Allah, sizin imanda sebat\u0131n\u0131z\u0131 ve iman\u0131n\u0131z\u0131n eser ve al\u00e2meti olarak k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131z namazlar\u0131n\u0131z\u0131 ve iyiliklerinizi hi\u00e7 yok etmez, kaybolmas\u0131na izin vermez. \u015eu halde k\u0131ble de\u011fi\u015fmi\u015f olunca bundan evvel k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131z namazlar ve vefat eden karde\u015flerinizin namazlar\u0131 Allah kat\u0131nda zayi olmaz, kaybolup gitmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah kesinlikle insanlara kar\u015f\u0131 pek \u015fefkatli ve pek merhametlidir. Ne onlar\u0131n ecirlerini zayi eder, ne de iyiliklerine olmayan ve i\u015flerine yaramayan bir emir g\u00f6nderir.<\/p>\n<p>Sizin \u015fefkat ve merhamet, kay\u0131rma ve kollama nam\u0131na bildi\u011finiz \u015feylerin b\u00fct\u00fcn\u00fcyle kayna\u011f\u0131 O&#8217;ndad\u0131r. O&#8217;nun nesihle ilgili emirleri, sizin zarar\u0131n\u0131za olacak \u015fekilde \u00f6ncesine ge\u00e7erli olmaz. Her emir kendi s\u00fcresi i\u00e7inde ge\u00e7erlidir. Bu kural, zaman\u0131m\u0131zda, &#8220;Kanun makabline \u015famil olmaz, me\u011fer ki hafifletici \u00f6zelli\u011fi olsun.&#8221; \u015feklinde ifade olunan bir hukuk ilkesidir.<\/p>\n<p>Naf\u00ee, \u0130bn\u00fc Kes\u00eer, \u0130bn\u00fc \u00c2mir, Hafs k\u0131r\u00e2etlerinde hemzenin meddi ile &#8220;ra\u00fbf&#8221; \u015feklinde okunur. Di\u011ferlerinde medsiz olarak okunur, lakin m\u00e2n\u00e2 ayn\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>144-\u0130\u015fte Allah b\u00f6yle bir Allah&#8217;d\u0131r. Ve size bu \u015fekilde bir s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakim verecek ve sabit bir k\u0131ble g\u00f6sterecektir. Hz. Peygamber, yukar\u0131dan beri devam edip gelen bu i\u015faretler \u00fczerine art\u0131k k\u0131blenin de\u011fi\u015fmesiyle ilgili vahiy emrinin gelmesini bekleyip duruyordu. Adeta semadan Cibril&#8217;in yolunu g\u00f6zl\u00fcyor ve atas\u0131 \u0130brahim aleyhissel\u00e2m\u0131n k\u0131blesi olan K\u00e2&#8217;be&#8217;ye y\u00f6nelmek i\u00e7in Allah&#8217;a dua ediyordu. Nihayet \u015fu \u00e2yetler nazil oldu: Ey Muhammed! Biz senin y\u00fcz\u00fcn\u00fcn s\u0131k s\u0131k semada d\u00f6n\u00fcp durdu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz, art\u0131k seni, pek memnun olaca\u011f\u0131n bir k\u0131bleye kesinlikle \u00e7evirece\u011fiz. \u015eu halde sen hemen y\u00fcz\u00fcn\u00fc do\u011fruca Mescid-i Haram&#8217;\u0131n \u015fatr\u0131na \u00e7evir. Yani, K\u00e2&#8217;be taraf\u0131na \u00e7evir. Bu suretle eski k\u0131ble kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ve istikbal-i k\u0131ble (k\u0131bleye d\u00f6nme) farz olmu\u015f oldu. Y\u00fcz\u00fcn dosdo\u011fru olarak k\u0131bleye \u00e7evrilmesi, bedenin \u00f6n taraf\u0131ndan tamamiyle y\u00f6nelmesi demek oldu\u011fu a\u015fikard\u0131r. \u015eu halde y\u00fcz\u00fcn ve bedenin K\u00e2&#8217;be&#8217;den ba\u015fka bir tarafa d\u00f6nmesi namaz\u0131 bozar. Fakat uzakta bulunanlar i\u00e7in bizzat K\u00e2&#8217;be&#8217;ye isabet de \u015fart de\u011fildir. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, bizzat &#8220;K\u00e2&#8217;be&#8221; denilmeyip, &#8220;Mescid-i Haram&#8217;\u0131n \u015fatr\u0131na&#8221; buyurulmu\u015ftur. Mescid-i Haram ise K\u00e2&#8217;be&#8217;nin kendisi de\u011fil, \u00e7evresindeki Harem-i \u015feriftir. Ve burada sava\u015f, kavga ve her t\u00fcrl\u00fc sald\u0131r\u0131 yasak bulundu\u011fu ve tam bir g\u00fcvenlik hedef tutuldu\u011fu i\u00e7in ona &#8220;haram&#8221; veya &#8220;harem&#8221; denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u015eatr: Bir \u015feyin yar\u0131s\u0131 veya en \u00f6nemli par\u00e7as\u0131, veyahut bir yan\u0131 m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. K\u00e2&#8217;be, Mescid-i Haram&#8217;\u0131n tam ortas\u0131nda bulundu\u011fu i\u00e7in, yar\u0131s\u0131 K\u00e2&#8217;be&#8217;nin yar\u0131s\u0131nda son bulur. Ve bundan dolay\u0131 Mu&#8217;tezile bilginlerinden C\u00fcbb\u00e2\u00ee ve K\u00e2d\u00ee Abd\u00fclcebb\u00e2r, namazda K\u00e2&#8217;be&#8217;nin yar\u0131s\u0131na isabet \u015fart oldu\u011funa, bir kenar\u0131na d\u00f6nmenin yeterli olmad\u0131\u011f\u0131na k\u00e2il olmu\u015flard\u0131r. Fakat gerek sahabeden, gerek tabi\u00eenden ve gerekse daha sonraki devir m\u00fcfessirlerinden hepsi (cumhur), uzaktan Mescid-i Haram&#8217;\u0131n bulundu\u011fu tarafa y\u00f6nelmenin yeterli oldu\u011funu ve ancak Mekke&#8217;de ve Mescid-i Haram&#8217;\u0131n i\u00e7inde K\u00e2&#8217;be&#8217;nin herhangi bir taraf\u0131na isabetle y\u00f6nelmenin gerekli oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r ki, buna g\u00f6re \u00e7\u0131kacak sonu\u00e7 \u015fudur: M\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar K\u00e2&#8217;be taraf\u0131na demek olur. Yani \u015fatr, do\u011frudan do\u011fruya K\u00e2&#8217;be&#8217;yi, &#8220;Mescid-i Haram&#8221; da K\u00e2&#8217;be semtini ifade eder. Bu meselenin ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131klamas\u0131, f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131n\u0131n &#8220;istikbal-i k\u0131ble&#8221; bahsine aittir.<\/p>\n<p>Ber\u00e2 b. \u00c2zib hazretlerinden rivayet olunuyor ki, Resul-i Ekrem Efendimiz Medine&#8217;ye gelmi\u015f ve onalt\u0131 ay &#8220;Beyt-i Makdis&#8221; taraf\u0131na namaz k\u0131lm\u0131\u015f idi. Daha sonra namazda K\u00e2&#8217;be&#8217;ye d\u00f6nmesi emredildi. Bu K\u0131ble&#8217;nin \u00e7evrilmesi olay\u0131, Bedir Gazas\u0131&#8217;ndan iki ay \u00f6nce Recep ay\u0131 i\u00e7inde \u00f6\u011fleyin g\u00fcne\u015fin zevalinden sonra meydana geldi. Resulullah, Beni Seleme mescidinde ashab\u0131 ile birlikte \u00f6\u011fle namaz\u0131n\u0131 k\u0131larken \u00e2yet geldi. K\u0131lmakta oldu\u011fu \u00f6\u011fle namaz\u0131n\u0131n ilk iki rek&#8217;atini Mescid-i Aksa, son iki rek&#8217;atini Mescid-i Haram taraf\u0131na k\u0131ld\u0131\u011f\u0131, hatta Peygamberimizin yer de\u011fi\u015ftirip K\u0131blenin de\u011fi\u015fti\u011fini bildirmesiyle erkeklerle kad\u0131nlar\u0131n da yer de\u011fi\u015ftirip birbirlerinin yerini ald\u0131klar\u0131 ve bundan dolay\u0131 o mescide &#8220;Mescid\u00fc&#8217;l-K\u0131bleteyn&#8221; ad\u0131 verildi\u011fi dahi zikredilmi\u015ftir. Derhal etrafa haberler gitmi\u015f, Kuba mescidinde dahi halka namazda iken biri gelmi\u015f &#8220;Resulullah K\u00e2&#8217;be&#8217;ye \u00e7evrildi!..&#8221; diye ba\u011f\u0131rm\u0131\u015f oldu\u011fu da rivayetler aras\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131blenin \u00e7evrilmesi hakk\u0131nda yukar\u0131da &#8220;Do\u011fu da, bat\u0131 da Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. Nereye d\u00f6nerseniz Allah&#8217;\u0131n y\u00fcz\u00fc (zat\u0131) oradad\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/115) \u00e2yetiyle ba\u015flay\u0131p, devam eden i\u015faretler bu \u00e2yet ile son ve kesin \u015feklini alm\u0131\u015ft\u0131r. Art\u0131k namazda K\u00e2&#8217;be&#8217;ye y\u00f6nelmek farz olarak kesinlik kazanm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in baz\u0131 din \u00e2limleri n\u00e2sih (neshedici) olan \u00e2yetin bu \u00e2yeti oldu\u011funa k\u00e2ni olmu\u015f iseler de do\u011frusu \u00e7o\u011funlu\u011fun dedi\u011fi gibi neshedici i\u015f bu &#8220;Y\u00fcz\u00fcn\u00fc Mescid-i Haram&#8217;\u0131n \u015fatr\u0131na d\u00f6n!&#8221; emridir. Cenab-\u0131 Hak, bizzat Resul\u00fcn\u00fc b\u00f6yle bir emirle taltif buyurduktan sonra, di\u011fer yerlerde ya\u015fayan di\u011fer m\u00fcsl\u00fcmanlara da ayr\u0131ca buyuruyor ki; ve her nerede bulunursan\u0131z, yani nerede namaz k\u0131larsan\u0131z, y\u00fczlerinizi onun taraf\u0131na \u00e7eviriniz, yani K\u00e2&#8217;be&#8217;nin bulundu\u011fu tarafa y\u00f6neliniz. Demek ki, namaz k\u0131lmak i\u00e7in bir mescit gibi belli ve \u00f6zel bir yerde bulunmak \u015fart de\u011fildir, muhakkak bir mescitte namaz k\u0131lmak farz de\u011fildir. Fakat belli bir k\u0131ble olarak Mescid-i Haram&#8217;a do\u011fru, K\u00e2&#8217;be taraf\u0131na do\u011fru d\u00f6nmek herkese farzd\u0131r. Ancak d\u00fc\u015fman korkusu gibi zaruri bir mazeret kar\u015f\u0131s\u0131nda buna imkan bulunmad\u0131\u011f\u0131 hallerde ve zamanlarda, buna yak\u0131n herhangi bir y\u00f6ne d\u00f6nmek yine yeterli olur. \u0130\u015fte &#8220;Nereye d\u00f6nerseniz d\u00f6n\u00fcn, Allah&#8217;\u0131n y\u00fcz\u00fc oradad\u0131r.&#8221; \u00e2yetinin ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131 da budur. Yani \u00e2yet k\u0131bleye y\u00f6nelmenin \u00e7e\u015fitli sebeplerden dolay\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 veya k\u0131blenin hangi y\u00f6nde oldu\u011fu kestirilemedi\u011fi istisna\u00ee ve \u00e2riz\u00ee haller i\u00e7in ge\u00e7erlidir. Bu da \u0130sl\u00e2m \u00fcmmetine Allah&#8217;\u0131n ayr\u0131ca bir l\u00fctfu ve kolayl\u0131\u011f\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi k\u0131blenin b\u00f6yle K\u00e2&#8217;be&#8217;ye d\u00f6nd\u00fcr\u00fclmesine di\u011fer Kitap ehli ne diyecektir? Daha \u00f6nce kendilerine kitap verilmi\u015f olanlar, yani yahudiler ve h\u0131ristiyanlar kesinlikle bilirler ki, bu \u00e7evirme emri Rableri taraf\u0131ndan gelmi\u015f olan hak bir emirdir. Onlar i\u00e7inde her ne kadar &#8220;hangi \u015fey, hangi sebep onlar\u0131 k\u0131blelerinden \u00e7evirdi?&#8221; \u015feklinde ileri geri konu\u015fmak isteyen beyinsizler tak\u0131m\u0131 bulunsa da kitaba hakkiyle inanan ve ona a\u015fina olanlar bu gibi h\u00fck\u00fcmlerde Allah taraf\u0131ndan birtak\u0131m nesih ve tebdillerin yap\u0131labilece\u011fine cevaz verirler ve hatta bunun bir il\u00e2h\u00ee s\u00fcnnet ve gelenek oldu\u011funu, ayr\u0131ca K\u00e2&#8217;be&#8217;nin vaktiyle \u0130brahim aleyhissel\u00e2m\u0131n da k\u0131blesi oldu\u011funu bilirler. Ve Allah, onlar\u0131n amellerinden, ne yapt\u0131klar\u0131ndan, ne yapmak istediklerinden gafil de\u011fildir, yani cezalar\u0131n\u0131 verecektir. \u015eu halde bu c\u00fcmle, Kitap ehli hakk\u0131nda a\u00e7\u0131k bir korkutma, bir ihtar ve uyar\u0131d\u0131r. \u0130bni \u00c2mir, Hamza, Kis\u00e2\u00ee, Ebu Cafer ve Ravh k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;t\u00e2&#8221; ile okunur. Bu okunu\u015fa g\u00f6re, Allah hi\u00e7 birinizin amellerinden gafil de\u011fildir, demek olup m\u00fcminler hakk\u0131nda m\u00fcjde, k\u00e2firler hakk\u0131nda ise korkutma ve tehdit m\u00e2n\u00e2s\u0131 ta\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>145- Ey Muhammed! Vallahi sen o inat\u00e7\u0131 Kitap ehline her \u00e2yeti, her t\u00fcrl\u00fc mucize ve delili de getirsen, ger\u00e7e\u011fi isbat i\u00e7in b\u00fct\u00fcn belgeleri g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne sersen onlar senin k\u0131blene tabi olmazlar. Sen onlara akl\u00ee ve nakl\u00ee \u00e2yet ve delillerin en a\u00e7\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterdin, ak\u0131l ve hikmetten, eski zamanlardan bahsettin ve bilhassa \u0130brahim k\u0131ssas\u0131 ile K\u00e2&#8217;be&#8217;nin \u015ferefi hakk\u0131nda bilgiler verdin. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 anlamak istemeyenler, hi\u00e7bir delili dikkat nazar\u0131na almazlar ve \u015fu halde senin tabi oldu\u011fun k\u0131bleye uymazlar, zaten sen de onlar\u0131n k\u0131blesine tabi olmazs\u0131n. Bundan ba\u015fka onlar birbirlerinin k\u0131blesine de tabi olmazlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc yahudiler &#8216;ya, h\u0131ristiyanlar da g\u00fcn do\u011fusuna d\u00f6nerler. Onlar\u0131n birbirleriyle uyum sa\u011flamalar\u0131 ihtimali de yoktur. Vallahi, sen, bu yahudilerle h\u0131ristiyanlar\u0131n bat\u0131l \u00fczere gittiklerini bildiren ve sana gelen bunca ilimden sonra, farz-\u0131 muhal, kalkar da onlar\u0131n arzu ve heveslerine, hakk\u0131n emrine ayk\u0131r\u0131 olan keyf\u00ee gidi\u015flerine ve arzular\u0131na uyacak olursan o takdirde iyi bil ki, sen de muhakkak o zalimler g\u00fcruhundan olursun. \u0130\u015fte o zaman sen de Allah&#8217;\u0131n ahdine nail olamaz, insanlara imam olup \u00fcmmet te\u015fkil edemezsin. \u015eu halde senin onlara uymaya kalkman, Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi h\u00fck\u00fcmle sana yasak ve muhaldir.<\/p>\n<p>Ey iman ehli! Siz, onlar\u0131n ne kadar zalim olduklar\u0131n\u0131 bilir misiniz?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>146- O kendilerine kitap verdi\u011fimiz \u00fcmmetlerin \u00e2limleri onu -o peygamberi- o\u011fullar\u0131n\u0131 tan\u0131r gibi tan\u0131rlar, b\u00f6yle iken i\u00e7lerinden bir tak\u0131m\u0131 ger\u00e7e\u011fi bile bile gizlerler.<\/p>\n<p>146- Bizim kendilerine kitap verdi\u011fimiz, kitab\u0131 okumak nasib etti\u011fimiz o Kitap ehlinin \u00e2limleri O Peygamber&#8217;i bilmez de\u011fillerdir, O&#8217;nu tan\u0131rlar. O&#8217;nun O peygamber oldu\u011funu t\u0131pk\u0131 o\u011fullar\u0131n\u0131 tan\u0131d\u0131klar\u0131 gibi tan\u0131rlar, bilirler. ve bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz bile bile ger\u00e7e\u011fi gizlerler.<\/p>\n<p>Burada peygambere hitap zamiri ile, &#8220;seni tan\u0131rlar &#8220;buyurulmay\u0131p da g\u00e2ibe iltifat (d\u00f6nmek) ile, &#8220;O peygamberi tan\u0131rlar&#8221; buyurulmas\u0131nda birka\u00e7 ince n\u00fckte vard\u0131r.<\/p>\n<p>Birincisi: Bu \u00e2yet, Cenab-\u0131 Allah taraf\u0131ndan g\u00e2ibe hitap suretiyle, tarafs\u0131z bir \u015fahitli\u011fi ifade eder.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Tevrat&#8217;ta, Hz. Musa&#8217;ya benzer bir peygamber, diye vas\u0131flar\u0131 anlat\u0131lm\u0131\u015f bulundu\u011fu i\u00e7in \u00f6teden beri kitap ehli taraf\u0131ndan Hatem\u00fc&#8217;l-Enbiya (Peygamberlerin sonuncusu), ahd ifade eden &#8220;l\u00e2m&#8221; ile &#8220;en-Nebiy&#8221; Yani &#8220;O peygamber&#8221; diye an\u0131l\u0131rd\u0131, b\u00f6yle tan\u0131n\u0131rd\u0131. &#8220;O&#8221; dedikleri zaman bunu anlarlard\u0131. Ancak onun Hz. Muhammed oldu\u011funu g\u00f6sterecek bir belgeye, kesin bir delile ihtiya\u00e7 vard\u0131. Hz. Muhammed&#8217;in getirdi\u011fi a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 \u00e2yetler ve apa\u00e7\u0131k mucizelerle bu da hakk\u0131yle temin edilmi\u015fti. Bunlar\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00f6zellikle o zamanki Kitap ehlinin \u00e2limlerinin hi\u00e7bir \u015fekilde \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fcd\u00fc kalmam\u0131\u015ft\u0131. Bunu, \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 bildikleri gibi kesin bir \u015fekilde biliyorlard\u0131. Nitekim Hz. \u00d6mer, Abdullah b. Selam hazretlerine bunu sordu\u011fu zaman:<\/p>\n<p>&#8220;Ben onu o\u011flumu bildi\u011fimden daha iyi bilirim. \u00c7\u00fcnk\u00fc onda hi\u00e7bir \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fcde yer yoktur. Fakat \u00e7ocuklar\u0131ma gelince, ne bileyim, belki anneleri h\u0131yanet etmi\u015f olabilir.&#8221; demi\u015fti.<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine Hz. \u00d6mer de yukar\u0131da ad\u0131 ge\u00e7en zat\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131 \u00f6pm\u00fc\u015ft\u00fc.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte &#8220;O&#8217;nu tan\u0131rlar&#8221; buyurulmas\u0131nda bu tan\u0131ma n\u00fcktesine ve &#8220;O peygamber&#8221; \u00fcnvan\u0131na b\u00fcy\u00fck bir i\u015faret vard\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yet, \u00f6zellikle \u015funu da isbat ediyor ki, sadece bilmek, s\u0131rf kalbe ait olan ilim ve marifet, iman i\u00e7in yeterli de\u011fildir. \u015eer&#8217;\u00ee iman i\u00e7in itaat ve boyun e\u011fmek, bundan ba\u015fka ger\u00e7e\u011fi gizlemeyip a\u00e7\u0131ktan ikrar ve itiraf etmek de laz\u0131md\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130man\u0131n k\u00f6k\u00fc, kalbe ait bir nitelik olmakla beraber onun ge\u00e7erli bir iman olmas\u0131, o k\u00f6k\u00fcn, zorunlu bir engel bulunmad\u0131k\u00e7a a\u00e7\u0131ktan ortaya \u00e7\u0131k\u0131p yay\u0131lmas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Kitap ehlinin \u00e2limleri O peygamberi, kalben pek iyi tan\u0131d\u0131klar\u0131 halde m\u00fcmin olamam\u0131\u015flar, aksine bile bile ger\u00e7e\u011fi gizlediklerinden halktan daha fazla yerilen ve ay\u0131planan inat\u00e7\u0131 k\u00e2firlerden olmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Ey peygamberli\u011fi bu kadar sabit ve delillere dayand\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olan y\u00fcce Peygamber:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>147- O hak, Rabbindendir. Art\u0131k \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fenlerden olma sak\u0131n!<\/p>\n<p>148- \u00dcmmetlerden her birinin bir y\u00f6n\u00fc vard\u0131r, o ona y\u00f6nelir, haydin, hep hay\u0131rlara ko\u015fun, yar\u0131\u015f\u0131n. Her nerede olsan\u0131z Allah sizi toplar, bir araya getirir. \u015e\u00fcphesiz ki Allah her \u015feye k\u00e2dirdir.<\/p>\n<p>147-Ey Muhammed! O hak emir, Rabbindendir. di\u011fer bir ifadeyle hak, Allah&#8217;tan gelendir. \u00d6yle ise sak\u0131n sen, \u015f\u00fcphecilerden olma ve onlar\u0131n nefs\u00e2n\u00ee arzular\u0131n\u0131 g\u00f6zeterek, ald\u0131\u011f\u0131n emri hemen yerine getirmekten geri durma. \u015e\u00fcphe yoktur ki, bu hitab\u0131n peygambere y\u00f6neltilmesi, b\u00fct\u00fcn \u00fcmmetini kar\u015f\u0131 koymaktan \u015fiddetle sak\u0131nd\u0131rmak ve \u00f6zellikle k\u0131ble i\u015fini bir daha takviye etmek i\u00e7indir. Ger\u00e7ekten, bir din, bir millet, bir \u00fcmmet i\u00e7in k\u0131ble meselesinin pek b\u00fcy\u00fck bir \u00f6nemi vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc v\u00fccutta ruh ile bedenin derin bir kayna\u015fmas\u0131 vard\u0131r. Maddi bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm arz edemeyen ruhaniyetin hi\u00e7bir h\u00fckm\u00fc yoktur.<\/p>\n<p>Ruhun en b\u00fcy\u00fck \u00f6zelli\u011fi, birlik oldu\u011fu ve ayn\u0131 zamanda her kalb ve vicdan\u0131n ruh\u00e2n\u00ee duygusu s\u0131rf kendine ait bulundu\u011fu i\u00e7in, madd\u00ee bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm i\u00e7erisinde birle\u015fmeyen ruhlar aras\u0131nda bir birlik ba\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131kamaz. Buna g\u00f6re sadece ruh\u00ee birlik \u00fczerine kurulan bir sosyal ruh, tasviri faydas\u0131z ve belki de imkans\u0131zd\u0131r. Birbirine benzer ruhlu fertler aras\u0131nda ruh\u00ee birli\u011fin varl\u0131\u011f\u0131, aralar\u0131nda bir madd\u00ee birli\u011fin g\u00f6r\u00fcnmesiyle bilinir. B\u00f6ylece ruh v\u00fccuttan, v\u00fccut ruhtan katmerli bir yak\u0131nla\u015fma ile kuvvet kazan\u0131r ve sosyal ruh bu sayede te\u015fekk\u00fcl eder, \u00fcmmet bununla meydana gelir. Bunun i\u00e7in k\u0131ble, bir \u00fcmmetin ruhan\u00ee birli\u011fine kefil olacak ilk maddi g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc temin eder ve k\u0131blesiz bir \u00fcmmet olamaz.<\/p>\n<p>148-Ger\u00e7ekte \u00dcmmetlerden veya kavimlerden her birinin bir y\u00f6n\u00fc vard\u0131r ki o ona y\u00f6nelir. \u0130brahim milletine tabi olmak ve b\u00f6ylece en b\u00fcy\u00fck ve orta yolu tutan muazzam ve se\u00e7kin bir \u00fcmmet olmak isteyenlerin y\u00f6n\u00fc de, en eski olmakla bilinen, en geni\u015f birlik y\u00f6n\u00fc olmaya lay\u0131k olan ve \u0130brahim&#8217;in k\u0131blesi bulunan K\u00e2&#8217;be&#8217;dir. Bu b\u00fcy\u00fck \u00fcmmet buna y\u00f6nelmelidir, bu herkesin y\u00f6neli\u015fine uygun gelir.<\/p>\n<p>Yery\u00fcz\u00fcndeki kavimlerden her birinin de buna y\u00f6nelecek bir taraf\u0131, bir y\u00f6n\u00fc vard\u0131r. Mesela: Kuzey halk\u0131, K\u00e2&#8217;be&#8217;nin kuzey taraf\u0131na, g\u00fcney halk\u0131 g\u00fcney taraf\u0131na, do\u011fu halk\u0131 do\u011fu taraf\u0131na, bat\u0131 halk\u0131 bat\u0131s\u0131na ve aradakiler aradan bir y\u00f6ne y\u00f6nelirler. Hepsinin y\u00f6nleri farkl\u0131 olmakla beraber yine tamam\u0131, bir K\u00e2&#8217;be etraf\u0131nda toplanm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>K\u00e2&#8217;be alttan, \u00fcstten g\u00f6\u011fe kadar bir merkez ve \u00e7epe\u00e7evre ona y\u00f6nelen yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn sakinleri, onun etraf\u0131nda s\u0131ra s\u0131ra birer yuvarlak saf te\u015fkil ederek, tek d\u00fczen, tek \u00fcmit ve tek hedefli b\u00fcy\u00fck bir cemaat te\u015fkil edebilirler.<\/p>\n<p>\u00d6yle ise sizden her biriniz kendi y\u00f6n\u00fcne y\u00f6nelerek hay\u0131rlar yapmakta yar\u0131\u015f\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u0131bleden maksat da b\u00f6yle d\u00fczenli bir beraberlikle hay\u0131r yar\u0131\u015f\u0131na giri\u015fmektir.<\/p>\n<p>Siz bunu biliniz de, di\u011fer din mensuplar\u0131ndan daha fazla hay\u0131r yap\u0131n\u0131z, onlar\u0131 ge\u00e7iniz, \u00e7e\u015fitli y\u00f6nlerde, ba\u015fka ba\u015fka beldelerde bulundu\u011funuzdan dolay\u0131 aran\u0131zda sosyal birlik yoktur, sanmay\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc: Her nerede olursan\u0131z olunuz, Allah hepinizi bir araya getirir.<\/p>\n<p>Bir k\u0131bleye y\u00f6nelmeniz sayesinde, y\u00f6n farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131na ra\u011fmen hepiniz bir cemaat olur, hepiniz Mescid-i Haram i\u00e7inde namaz k\u0131l\u0131yor gibi d\u00fczenli bir sosyal cemaat hali elde edersiniz ve m\u00fck\u00e2fat\u0131n\u0131z\u0131 da o \u015fekilde al\u0131rs\u0131n\u0131z. B\u00f6yle \u015fey olur mu? demeyin. \u00c7\u00fcnk\u00fc: Allah her \u015feye k\u00e2dir oldu\u011fu gibi sizi b\u00f6yle toplamaya ve m\u00fck\u00e2fat\u0131n\u0131z\u0131 vermeye de k\u00e2dirdir. Durum ik\u00e2met halinde b\u00f6yledir, sefer haline gelince:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>149- Hem her nereden yola \u00e7\u0131karsan (namazda) hemen Mescid-i Haram&#8217;a do\u011fru y\u00fcz\u00fcn\u00fc \u00e7evir. Bu emir \u015f\u00fcphesiz hak, Rabbinden oldu\u011fu ger\u00e7ektir. Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan habersiz de de\u011fildir.<\/p>\n<p>150- Her nereden yola \u00e7\u0131karsan y\u00fcz\u00fcn\u00fc Mescid-i Haram&#8217;a do\u011fru \u00e7evir, ve her nerede olsan\u0131z y\u00fcz\u00fcn\u00fcz\u00fc ona do\u011fru \u00e7evirin ki insanlar i\u00e7in aleyhinizde bir delil olmas\u0131n. Ancak i\u00e7lerinden haks\u0131zl\u0131k edenler ba\u015fka. Siz de onlardan korkmay\u0131n, benden korkun. Hem \u00fczerinizdeki nimetimi tamamlayay\u0131m, hem gerek ki do\u011fru yolu bulas\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>151- Nitekim i\u00e7inizden size bir peygamber g\u00f6nderdik. O size \u00e2yetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitab\u0131 ve hikmeti \u00f6\u011fretiyor. Size bilmedi\u011finiz \u015feyleri \u00f6\u011fretiyor.<\/p>\n<p>152- O halde beni an\u0131n, ben de sizi anay\u0131m. Bana \u015f\u00fckredin de nank\u00f6rl\u00fck etmeyin.<\/p>\n<p>149- Ve herhangi bir beldeden yola \u00e7\u0131karsan, namazda yine y\u00fcz\u00fcn\u00fc Mescid-i Haram y\u00f6n\u00fcne \u00e7evir. Yine ikamet halindeki gibi K\u00e2&#8217;be taraf\u0131na y\u00f6nel. Ve bu emir her halde Rabbinden gelen hakt\u0131r ve hikmete uygundur. Allah sizin yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan asla habersiz de\u011fildir.<\/p>\n<p>Gerek ikamet halinde ve gerekse yolculukta olsun, bu emre ister uygun bulunsun ister bulunmas\u0131n yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan hi\u00e7biri m\u00fck\u00e2fats\u0131z veya cezas\u0131z kalmaz.<\/p>\n<p>Ebu Amr k\u0131r\u00e2etinde &#8220;Onlar\u0131n yapt\u0131klar\u0131ndan&#8221; \u015feklinde okunur ki \u0130sl\u00e2m&#8217;a muhalif olanlar hakk\u0131nda bir uyar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>150-K\u0131ble meselesi, \u00e7ok \u00f6nemli ve k\u0131blenin de\u011fi\u015fmesi b\u00fcy\u00fck bir i\u015f ve \u00f6zellikle bunun i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 nesih konusu, \u015feytanlar\u0131n fitne ve fesat i\u00e7in aldatmaya bahane ve f\u0131rsat edinebilecekleri \u00e7ok ince bir meseledir. Bundan dolay\u0131 K\u0131ble hakk\u0131ndaki bu emirler, a\u015fa\u011f\u0131da gelece\u011fi \u00fczere bir daha tekrar edilerek peki\u015ftirilecek ve bununla beraber i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 baz\u0131 hikmetler de a\u00e7\u0131klanmak suretiyle bu peki\u015ftirme ayr\u0131ca m\u00fcstakil bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 da ifade edecektir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Ey Muhammed! Her nerede olursa olsun, uza\u011fa veya yak\u0131na, gerek harb ve gerekse di\u011fer bir maksad i\u00e7in yolculu\u011fa \u00e7\u0131ksan da: Namazda y\u00fcz\u00fcn\u00fcz\u00fc Mescid-i Haram taraf\u0131na \u00e7evir. Ve ey m\u00fcminler! siz yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn b\u00f6lgelerinden herhangi bir yerde gerek ikamet halinde ve gerekse yolcu olarak bulunursan\u0131z, hepiniz namazda y\u00fcz\u00fcn\u00fcz\u00fc K\u00e2be taraf\u0131na \u00e7eviriniz. ki insanlar\u0131n aleyhinizde hakk\u0131yle tutunabilece\u011fi hi\u00e7bir delil kalmas\u0131n. Yani k\u0131blenin de\u011fi\u015fmesi emrinin sizin anlayabilece\u011finiz ba\u015fl\u0131ca iki hikmeti vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi; bu emir, Kitap ehli ve m\u00fc\u015frikler gibi size kar\u015f\u0131 olan baya\u011f\u0131 insanlar taraf\u0131ndan aleyhinizde kullanmaya uygun hi\u00e7bir delil b\u0131rakmamak i\u00e7indir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ge\u00e7mi\u015f kitaplara g\u00f6re vaad edilen son peygamberin vas\u0131flar\u0131 aras\u0131nda k\u0131bleyi K\u00e2&#8217;be&#8217;ye \u00e7evirece\u011fi hakk\u0131nda deliller veya i\u015faretler vard\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak \u0130brahim k\u0131ssas\u0131nda nakledildi\u011fi \u00fczere Eski Atik&#8217;ten Kitab\u00fc&#8217;l-E\u015f&#8217;iya&#8217;da Mekke&#8217;nin gelece\u011fini anlatan \u00e2yetler buna a\u00e7\u0131k\u00e7a i\u015faret etmektedir.<\/p>\n<p>Bu sebeple Kitap ehli &#8220;Son Peygamber&#8217;in k\u0131blesi Mekke&#8217;de olacakt\u0131. Muhammed ve Ashab\u0131 ise hala Beyt-i Makdis&#8217;e (Mescid-i Aksa&#8217;ya) duruyorlar.&#8221; diye \u015f\u00fcphe edebililirler ve bunu nakl\u00ee bir delil olarak ortaya atabilirler. Sonra \u0130brahim&#8217;in k\u0131blesine muhalefet, &#8220;\u0130brahim milleti&#8221; davas\u0131yla uygun d\u00fc\u015fmemektedir. Bunu da m\u00fc\u015frikler akl\u00ee bir delil olarak ger\u00e7ekten ortaya getirebilirler.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte k\u0131blenin de\u011fi\u015fmesi emrinde \u00f6nce size kar\u015f\u0131 b\u00f6yle akl\u00ee ve nakl\u00ee bak\u0131mdan hakl\u0131 olabilecek delilleri b\u00fcsb\u00fct\u00fcn kald\u0131rmak ve has\u0131mlar\u0131n\u0131za aleyhinizde hi\u00e7bir delil b\u0131rakmamak hikmeti vard\u0131r. Bundan sonra onlar\u0131n hi\u00e7 biri b\u00f6yle bir itiraz ileri s\u00fcremez, a\u011f\u0131zlar\u0131 kapan\u0131r. Ancak o insanlar i\u00e7inden zulm\u00fc adet edinmi\u015f olan haks\u0131zlar ba\u015fka. Onlar h\u00fcccet, delil aramadan a\u011f\u0131zlar\u0131na geleni s\u00f6ylerler. Hakl\u0131 bir itirafa imkanlar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 halde bu gibi zalimlerin a\u011fz\u0131 durmaz. Fakat b\u00f6yle belgesiz, delilsiz ve s\u0131rf haks\u0131z s\u00f6zlerin de hi\u00e7 k\u0131ymeti yoktur.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 siz onlar\u0131n hi\u00e7 birinden korkmay\u0131n\u0131z da, benden korkunuz ve benim emrime kar\u015f\u0131 gelmekten sak\u0131n\u0131n\u0131z. \u0130\u015fte k\u0131bleyi de\u011fi\u015ftirme emri, insanlara aleyhinizde \u00f6yle bir itiraz delili b\u0131rakmamak i\u00e7indir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi; Size nimetimi tamamlamam i\u00e7indir ki, bu sayede hidayete ermeyi ve do\u011fru yolda sapasa\u011flam gidip, arzu edilen hedefe ula\u015fmay\u0131 kuvvetle \u00fcmit edebilesiniz.<\/p>\n<p>As\u0131l nimet, do\u011fru yola ula\u015fmakt\u0131. K\u0131ble i\u015fi de bu do\u011fru yoldand\u0131r. Nimeti tamamlamak ise, bir nimetin eksik taraf\u0131 b\u0131rak\u0131lmay\u0131p, m\u00fcmk\u00fcn olan olgunlu\u011funa erdirmek, demek oldu\u011fundan bu nimetin tamamlanmas\u0131 da o yoldan do\u011fruca gidip, kurtulu\u015f gayesine ermektir.<\/p>\n<p>151- Hz. Ali &#8220;Nimetin tamamlanmas\u0131, \u0130sl\u00e2m \u00fczerine \u00f6lmektir.&#8221; buyurmu\u015f ve &#8220;Nimetin tamamlanmas\u0131, cennete girmektir.&#8221; diye de bir haberde varid olmu\u015ftur. Bu nimeti tamamlama l\u00fctfu \u015funa benzer:<\/p>\n<p>Nitekim sizin i\u00e7inizden, yani \u0130brahim ve \u0130smail&#8217;in soyu i\u00e7inde sizden, yani siz insanlar cinsinden se\u00e7kin ve b\u00fcy\u00fck bir peygamber g\u00f6nderdik. \u0130nsan cinsinin yine be\u015fer olarak bir peygambere kavu\u015fmas\u0131 ne b\u00fcy\u00fck bir nimettir!<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphe yok ki Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na g\u00f6nderece\u011fi el\u00e7i, sad\u0131k yarat\u0131klar\u0131ndan biri olacakt\u0131r. Zira Allah ile kullar\u0131 aras\u0131nda vas\u0131ta olacak, mahluk olmayan birtak\u0131m t\u00e2l\u00ee mabutlar d\u00fc\u015f\u00fcnmek imkans\u0131zd\u0131r, bat\u0131ld\u0131r. Bundan dolay\u0131 Allah&#8217;\u0131n insanlara g\u00f6nderdi\u011fi peygamber, insandan ba\u015fka di\u011fer yarat\u0131klardan biri olsayd\u0131, insanl\u0131k ad\u0131na b\u00fcy\u00fck bir \u015feref olmaz ve genel toplum i\u00e7in o kadar istifadeye uygun bulunmazd\u0131.<\/p>\n<p>\u0130nsana yine i\u00e7lerinden &#8220;Ben de ancak sizin gibi bir insan\u0131m.&#8221; (Kehf, 18\/110) diyen bir peygamber g\u00f6ndermesi, insan cinsinin, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya do\u011frudan do\u011fruya yakla\u015fmas\u0131na, \u00c2dem k\u0131ssas\u0131nda a\u00e7\u0131klanan halifeli\u011fine en b\u00fcy\u00fck delil olan sonsuz bir \u015fereftir. O peygamberin i\u00e7inde yeti\u015fti\u011fi kavim i\u00e7in de bu \u015feref, elbette daha kuvvetli ve daha katmerlidir.<\/p>\n<p>Hem \u00f6yle bir peygamber ki Size, bizim ebedi bir mucize olan \u00e2yetlerimizi okuyor. Bunlar, o gelip ge\u00e7ici mucizeler gibi gelip ge\u00e7ici nimetler cinsinden de\u011fildir. Bunlarla her zaman buna kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kanlar cevap veremez hale getirilir ve susturulur. \u015e\u00fcpheler ortadan kald\u0131r\u0131l\u0131r, olaylar tahlil olunur. Bir\u00e7ok ilimler elde edilir, bunlar g\u00fczel g\u00fczel okunur, ibadetler yap\u0131l\u0131r, g\u00fczel ahl\u00e2k\u0131n en b\u00fcy\u00fck ve en kapsaml\u0131 ilkelerine erilir. ve sizi her t\u00fcrl\u00fc \u015firk ve g\u00fcnahtan, insanl\u0131\u011f\u0131n y\u00fcceli\u011fini lekeleyecek maddi ve manevi \u00e7irkinliklerden, pisliklerden temizleyecek hakk\u0131n temiz, pak adaletli bir \u015fahidi haline getirecek ve \u00e7o\u011falt\u0131p d\u00fczenleyecek bir hayata sevkediyor. Hem size b\u00fct\u00fcn filozoflara ders verecek kitap ve hikmet \u00f6\u011fretiyor, okuma-yazma bilmezken size kitap ve yaz\u0131 belletiyor. Her t\u00fcrl\u00fc hikmeti i\u00e7ine alan hukuk ilmi ve \u015fartlar\u0131n\u0131, kanun koymadaki hikmeti, y\u00fcksek ahl\u00e2k\u0131, toplumun s\u0131rlar\u0131n\u0131, insanl\u0131\u011f\u0131n menfaatini, d\u00fcnya ve ahiret ilmini, k\u00e2inat nizam\u0131nda ge\u00e7erli ve h\u00fck\u00fcmran olan kanunlar\u0131 ve il\u00e2h\u00ee s\u00fcnnetin sonucunu, bunlar\u0131n tatbik ve uygulama \u015feklini s\u00f6zl\u00fc ve fiil\u00ee s\u00fcnneti ile \u00f6\u011fretiyor. ve size hi\u00e7 bilmedi\u011finiz, ak\u0131l ve d\u00fc\u015f\u00fcnce ile bilme imkan\u0131n\u0131 bulamayaca\u011f\u0131n\u0131z \u015feyleri, gayba ait s\u0131rlar\u0131 ve ahiretle ilgili durumlar\u0131 vahy ile bilip \u00f6\u011fretiyor. \u00d6\u011fretiyor da sizi d\u00fcnyan\u0131n \u00fcstad\u0131, cihan\u0131n hakimi olacak ve b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n \u00f6rnek alacaklar\u0131, orta yolu tutan bir \u00fcmmet te\u015fkil edecek bir hale getiriyor.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte biz, il\u00e2hl\u0131k \u015fan\u0131m\u0131zla size \u0130brahim&#8217;in duas\u0131nda oldu\u011fu \u00fczere b\u00f6yle bir peygamber g\u00f6nderdi\u011fimiz gibi, k\u0131blenizi de\u011fi\u015ftirip tesbit etmek suretiyle de size olan nimetimi tamamlamak i\u00e7in bu hak emri verdim.<\/p>\n<p>&#8220;Muhammed (s.a.v.) insanl\u0131\u011fa ne getirdi?&#8221; diye sorulacak olursa, bu \u00e2yeti okumak yeterlidir. Hz. Muhammed&#8217;in peygamber olarak g\u00f6nderili\u015finde gerek d\u00fcnya ve gerekse ahiretle ilgili b\u00f6yle b\u00fcy\u00fck bir nimeti tamamlama vard\u0131r.<\/p>\n<p>152-\u015eunu da bilmek gerekir ki, K\u00e2&#8217;be&#8217;nin k\u0131ble yap\u0131lmas\u0131 da d\u00fcnya ve ahirette buna benzer bir nimeti tamamlamak i\u00e7in bir sebeptir. O orta yolu tutan b\u00fcy\u00fck \u00fcmmet bu sayede te\u015fekk\u00fcl edecek ve b\u00fcy\u00fck kurtulu\u015f bununla ba\u015flayacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in size \u015fimdi iki vazife vard\u0131r:<\/p>\n<p>Birincisi: Beni zikrediniz, lay\u0131k\u0131yle an\u0131n\u0131z ki, ben de sizi bana lay\u0131k bir an\u0131\u015fla anay\u0131m, imdad ve yard\u0131m\u0131m\u0131 devam ettireyim.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Bana \u015f\u00fckrediniz, nimetlerime kar\u015f\u0131 kalble veya dille, yahut bedenle, ya da hepsiyle birden bana sayg\u0131 g\u00f6sterin, benim emirlerime itaat edip, nimetlerimi yerine harcamak s\u00fbretiyle onlardan yararlan\u0131n. \u0130nkar ve isyanla bana k\u00fcf\u00fcr ve nimetlerime kar\u015f\u0131 nank\u00f6rl\u00fck etmeyiniz, has\u0131l\u0131 unutkan ve nank\u00f6r olmay\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Zikir de \u015f\u00fck\u00fcr gibi ya dille, ya kalble veya bedenle olur.<\/p>\n<p>Dil ile zikir, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 en g\u00fczel isimleriyle anmak, hamd etmek, tesbih ve tenzih etmek, Kitab&#8217;\u0131n\u0131 okumak ve dua etmektir.<\/p>\n<p>Kalb ile zikir, g\u00f6n\u00fclden anmakt\u0131r ki, ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fittir:<\/p>\n<p>1- Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren delilleri d\u00fc\u015f\u00fcnmek, \u015f\u00fcpheleri atarak Allah&#8217;\u0131n isim ve s\u0131fatlar\u0131n\u0131 tefekk\u00fcr etmek (d\u00fc\u015f\u00fcnmek)tir.<\/p>\n<p>2- Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu h\u00fck\u00fcmleri, kulluk vazifelerimizi, yani Allah&#8217;\u0131n bildirdi\u011fi sorumluluklar\u0131, onlarla ilgili h\u00fck\u00fcmleri, emir ve yasaklar\u0131, Allah&#8217;\u0131n vaadini, tehdidini ve bunlar\u0131n delillerini d\u00fc\u015f\u00fcnmektir.<\/p>\n<p>3- Maddi ve manevi varl\u0131klar\u0131, bunlardaki yarat\u0131l\u0131\u015f s\u0131rlar\u0131n\u0131 seyredip d\u00fc\u015f\u00fcnmekle zerrenin kutsal \u00e2leme bir ayna oldu\u011funu g\u00f6rmektir. Bu aynaya, gere\u011fi gibi bakanlar\u0131n g\u00f6z\u00fcne, o g\u00fczellik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fck \u00e2leminin nurlar\u0131 yans\u0131r. Bir anl\u0131k hisle bundan al\u0131nacak olan m\u00fc\u015fahede zevkinin bir g\u00f6z k\u0131rpacak kadar s\u00fcren par\u0131lt\u0131s\u0131 bile d\u00fcnyalara de\u011fer. Bu zikir makam\u0131n\u0131n hi\u00e7 sonu yoktur. Bu noktada insan kendinden ve d\u00fcnyadan ge\u00e7er, b\u00fct\u00fcn hisleri hakka ba\u011flan\u0131r. Hatta zikirden ve zikr edenden bir isim ve eser kalmaz da, hissedilen yaln\u0131z zikredilenden ibaret olur. Ger\u00e7i bu makam\u0131n s\u00f6z\u00fcn\u00fc edenler \u00e7oktur, fakat buna erenlerin s\u00f6zle alakas\u0131 yoktur.<\/p>\n<p>Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: &#8220;Benim Allah ile bir vaktim vard\u0131r ki o vakitte bana ne mukarreb bir melek ne de g\u00f6nderilmi\u015f bir peygamber hi\u00e7biri yana\u015famaz.&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bedenle zikir: Bedenin organlar\u0131ndan her birinin g\u00f6revli bulunduklar\u0131 vazife ile me\u015fgul ve dopdolu olmas\u0131, kendilerine yasaklanan \u015feylerden bo\u015f ve uzak bulunmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u015e\u00fck\u00fcr de bu mertebelerden her biriyle yerine getirilir. Ancak bunlar\u0131n \u015f\u00fck\u00fcr olmas\u0131 i\u00e7in, \u015f\u00fckreden kimsenin, kendisine ula\u015fm\u0131\u015f olan nimeti hissetmesi ve bunlar\u0131 o nimete kar\u015f\u0131l\u0131k bir sayg\u0131 vazifesi olarak yapmas\u0131 \u015fartt\u0131r. Zikir ise, nimetin ula\u015fmas\u0131na ba\u011fl\u0131 olmaks\u0131z\u0131n genel olarak bir muhabbetin, bir olgun a\u015fk\u0131n eseridir.<\/p>\n<p>\u015eu halde \u015f\u00fckr\u00fcn, zikre at\u0131f yoluyla ba\u011flanmas\u0131, esasen &#8220;atf\u00fc&#8217;l-h\u00e2s ale&#8217;l-\u00e2m&#8221; \u00f6zel bir \u015feyi daha genel olana atfedip ba\u011flama demektir. Fakat her ikisi de nimet kayd\u0131ndan sonra s\u00f6ylenmi\u015f bulundu\u011fundan burada tefsire ait bir at\u0131f cinsinden olur. B\u00f6yle olmamas\u0131 i\u00e7in \u015f\u00fckr\u00fcn, \u00f6rf\u00ee \u015f\u00fck\u00fcr m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlanmas\u0131 daha uygundur ki, o da ula\u015fan nimetlerin hepsini, yarat\u0131l\u0131\u015f gayesine uygun olarak harcamakt\u0131r.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re her ilerleme ad\u0131m\u0131nda zikir ba\u015flang\u0131\u00e7, \u015f\u00fck\u00fcr bir sonu\u00e7tur. Sonsuz yolculukta bunlar pe\u015fi pe\u015fine birbirlerine girift olarak giderler.<\/p>\n<p>Allah Te\u00e2l\u00e2, bu zikir \u00e7e\u015fitlerinden hangisiyle zikredilirse, o da ona lay\u0131k bir \u015fekilde kendisini zikreden kimseyi, zikredip anacakt\u0131r. Bu noktay\u0131 anlatmak i\u00e7in, bu \u00e2yet \u00e7e\u015fitli tabirlerle a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak:<\/p>\n<p>1- Beni, bana itaatla zikrediniz, ben de sizi rahmetimle zikredeyim.<\/p>\n<p>2- Beni dua ile zikrediniz, ben de sizi duan\u0131z\u0131 kabul ve ihsanla zikredeyim. Yani &#8220;Bana dua ediniz ki, duan\u0131z\u0131 kabul edeyim.&#8221; (\u011e\u00e2fir, 40\/60).<\/p>\n<p>3- Beni \u00f6vg\u00fc ve itaatla zikrediniz, ben de sizi \u00f6vg\u00fc ve nimetle zikredeyim.<\/p>\n<p>4- Beni d\u00fcnyada zikrediniz, ben de sizi ahirette zikredeyim.<\/p>\n<p>5- Beni gizli yerlerde zikrediniz, ben de sizi sahralarda zikredeyim.<\/p>\n<p>6- Beni refah\u0131n\u0131z, rahat\u0131n\u0131z zaman\u0131nda zikrediniz, ben de sizi bela ve musibete u\u011frad\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman zikredeyim.<\/p>\n<p>7- Beni ibadetle zikrediniz, ben de sizi yard\u0131mla zikredeyim.<\/p>\n<p>8- Beni, benim yolumda cihadla zikrediniz, ben de sizi hidayetimle zikredeyim.<\/p>\n<p>9- Beni do\u011fruluk ve samimiyetle zikrediniz, ben de sizi kurtulu\u015f ve size tahsis etti\u011fim \u015feyleri art\u0131rmakla zikredeyim.<\/p>\n<p>10- Beni \u00f6nceden il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131m\u0131 kabul ile zikrediniz, ben de sizi sonunda rahmet ve kullu\u011fa kabul ile zikredeyim.<\/p>\n<p>K\u0131saca kullu\u011fun ba\u015f\u0131 zikir, sonu ise \u015f\u00fck\u00fcrd\u00fcr. &#8220;Onlar\u0131n dualar\u0131n\u0131n sonu \u00e2lemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a hamdolsun.&#8221; (Yunus, 10\/10) demektir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Cenab-\u0131 Hak b\u00fct\u00fcn kullar\u0131n\u0131 \u00f6zet olarak ba\u015flang\u0131c\u0131 ve sonucu i\u00e7ine alan bu iki vazife ile g\u00f6revlendirmi\u015ftir. Bu g\u00f6revler, g\u00fczel bir \u015fekilde yerine getirildik\u00e7e o nimet de ulu\u015faca\u011f\u0131 yere ula\u015farak tamamlanacakt\u0131r. Fakat zikir, marifet ve bilgi ile; \u015f\u00fck\u00fcr de nimet ile uyum i\u00e7inde olacakt\u0131r. Halbuki Allah&#8217;\u0131n mahiyetini hakkiyle bilmek, O&#8217;nu kendisi gibi bilmek demek olaca\u011f\u0131ndan bu, fani \u00e2lemde kullar i\u00e7in m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. &#8220;Seni ger\u00e7ek mahiyetinle bilip tan\u0131yamad\u0131k.&#8221;<\/p>\n<p>Bunun gibi Allah&#8217;\u0131n nimetleri sonsuzdur. Mesela bir nefeste i\u00e7li d\u0131\u015fl\u0131 iki nimet vard\u0131r. Demek ki, sadece her nefeste iki \u015f\u00fck\u00fcr vaciptir. Bu durumda \u015f\u00fckr\u00fc hakk\u0131yle eda etmek de m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. &#8220;Sana lay\u0131k oldu\u011fun \u015fekilde kulluk yapamad\u0131k.&#8221;<\/p>\n<p>Demek ki bu il\u00e2h\u00ee hitap kar\u015f\u0131s\u0131nda ilk duyulan \u015fey acizlik ve yarat\u0131c\u0131n\u0131n kudretine teslim olma arzusudur. Ger\u00e7ekten iman ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ba\u015f\u0131 bu anlay\u0131\u015ft\u0131r. En g\u00fczel zikir de &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur.&#8221; kelime-i tevhididir.<\/p>\n<p>Bu tevhidin ve teslimiyetin gere\u011fi de, bu acizlik i\u00e7inde kendini, Allah&#8217;\u0131n emirlerinin tek y\u00fcr\u00fctme vas\u0131tas\u0131 bilerek, y\u00f6neltilen vazifeyi en g\u00fczel bir \u015fekilde ve azami derecede yerine getirmek i\u00e7in yaln\u0131z Allah&#8217;tan yard\u0131m dileyip en iyi \u015fekilde gayret sarf etmektir. \u0130\u015fte bu, \u015f\u00fckr\u00fcn kendisidir. Yani y\u00fcklenen sorumluluk imkan ve kabiliyet \u015fart\u0131na ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat o kabiliyet, Allah&#8217;\u0131n bir yard\u0131m\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in onun da i\u015fin asl\u0131nda bir s\u0131n\u0131r\u0131 ve sonu yoktur.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 kul, Allah&#8217;\u0131n\u0131 zikirle O&#8217;ndan yard\u0131m diler ve kendine verilen kabiliyeti sarf eder. O kabiliyet, ona yapaca\u011f\u0131 i\u015fle beraber Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fi kadar gelir. \u0130\u015fte \u0130sl\u00e2m, o acizlikten, bu sonsuz kudret ve kabiliyete intikaldir.<\/p>\n<p>\u015eu halde her m\u00fcmin: &#8220;Beni zikrediniz!&#8221; emri kar\u015f\u0131s\u0131nda acizli\u011fini hissederek \u00f6nce &#8220;Ancak sana kulluk eder ve ancak senden yard\u0131m dileriz.&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/4) \u015feklindeki kesin s\u00f6z\u00fcn\u00fc hat\u0131rlayacak ve buna \u015f\u00fckretmek i\u00e7in Allah&#8217;tan yard\u0131m dileyecektir. Bunun i\u00e7in b\u00fct\u00fcn iman ehline hitaben buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>153- Ey iman edenler! Sab\u0131r ve namazla yard\u0131m isteyin. \u015e\u00fcphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir.<\/p>\n<p>154- Allah yolunda \u00f6ld\u00fcr\u00fclenlere &#8220;\u00f6l\u00fcler&#8221; demeyin. Hay\u0131r, onlar diridirler. Fakat siz sezemezsiniz.<\/p>\n<p>155- \u00c7aresiz biz sizi biraz korku, biraz a\u00e7l\u0131k, biraz da mallardan, canlardan ve \u00fcr\u00fcnlerden eksiltme ile imtihan edece\u011fiz. M\u00fcjdele o sabredenleri!<\/p>\n<p>156- Onlar ba\u015flar\u0131na bir musibet geldi\u011fi zaman: &#8220;Biz Allah&#8217;a aidiz ve sonunda O&#8217;na d\u00f6nece\u011fiz.&#8221; derler.<\/p>\n<p>157- \u0130\u015fte onlar var ya, Rablerinden, ma\u011ffiretler ve rahmet onlarad\u0131r. \u0130\u015fte hidayete erenler de onlard\u0131r.<\/p>\n<p>153- Ey iman \u015ferefi ile y\u00fckselmi\u015f olan t\u00fcm iman ehli! Siz herhalde, Size vaad edilmi\u015f olan olgunluk gayesine ermek i\u00e7in her \u015feyden \u00f6nce sab\u0131r ve namazla yard\u0131m isteyiniz.<\/p>\n<p>\u00d6nce sab\u0131r ve kararl\u0131l\u0131\u011fa al\u0131\u015f\u0131n\u0131z, nimetlerin kendilerine g\u00f6re zahmetleri de vard\u0131r. Allah&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn nimetlerine, hele sonsuz nimetlerin tamam\u0131na anahtar olan iman ve \u0130sl\u00e2m nimetine \u015f\u00fckretmek ve \u00f6zellikle bunu &#8220;ihsan&#8221; mertebesinde eda edebilmek elbette kolay de\u011fildir. Siz bu girip y\u00fcreyece\u011finiz yolda ebedi bir gayeye y\u00fcr\u00fcyeceksiniz. Y\u00fcr\u00fcrken imtihanlar ge\u00e7irecek, biri i\u00e7te, di\u011feri d\u0131\u015fta iki b\u00fcy\u00fck d\u00fc\u015fmanla \u00e7arp\u0131\u015facaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Bir taraftan nefislerinizin heves ve arzusu, di\u011fer taraftan k\u00e2firlerin, hak d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n h\u00fccum ve eziyetleri ile u\u011fra\u015facaks\u0131n\u0131z. Bunlara kar\u015f\u0131l\u0131k vermek ve kendinizi savunmak i\u00e7in cihada ve sava\u015fa mecbur olacaks\u0131n\u0131z. Baz\u0131 zahmetler ve me\u015fakkatler g\u00f6receksiniz.<\/p>\n<p>Ruhen ve bedenen nefsinizi terbiye etmezseniz, sab\u0131r ve tahamm\u00fcle, kararl\u0131 ve metin olmaya al\u0131\u015famazs\u0131n\u0131z, Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131n\u0131n ilk sebeplerinden birini kaybetmi\u015f olursunuz, tehlikeye u\u011frars\u0131n\u0131z. En ufak bir s\u0131k\u0131nt\u0131, bir ac\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda korkmaya, s\u0131zlanmaya ba\u015flars\u0131n\u0131z. \u00dcmitsizli\u011fe ve gev\u015fekli\u011fe d\u00fc\u015fersiniz. \u015eunu biliniz ki sab\u0131r, her ba\u015far\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130mandan sonra takip edilecek yolun ba\u015f\u0131 sab\u0131r, ahl\u00e2k\u0131n ba\u015f\u0131 sab\u0131r, ilmin ba\u015f\u0131 sab\u0131r, amelin ba\u015f\u0131 sab\u0131r, k\u0131saca varl\u0131k \u00e2lemini tan\u0131man\u0131n ba\u015f\u0131 sab\u0131rd\u0131r.<\/p>\n<p>Sab\u0131rs\u0131zl\u0131k; ivmek ve bir anda her \u015feyi istemektir. Halbuki yarat\u0131klar, zamana ba\u011fl\u0131 olup, terbiye kanununa t\u00e2bidirler. Zaman ise pe\u015fpe\u015fe gitmek, yava\u015f yava\u015f olmak demektir. Bunun i\u00e7in yarat\u0131klar\u0131n tam ba\u015far\u0131ya ula\u015fmalar\u0131 derece derece bir silsile takip eder. Bu da sabra ba\u011fl\u0131d\u0131r. Her \u015feyi bir anda istemek, hi\u00e7bir \u015fey istememektir. Hatta ya\u015famak, sabretmektir. \u00c2limler sabr\u0131 iki k\u0131sma ay\u0131r\u0131rlar:<\/p>\n<p>1- K\u00f6t\u00fc \u015feylerin ac\u0131s\u0131na sab\u0131r ve tahamm\u00fcl ile g\u00fczel sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 beklemek,<\/p>\n<p>2- \u00c7abucak gelecek olan lezzetten ve \u015fehvetten uzak durmada sab\u0131rla, onlar\u0131n k\u00f6t\u00fc sonu\u00e7lar\u0131ndan sak\u0131nmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131n biri olumlu, di\u011feri olumsuz \u015fekilde bir sab\u0131rd\u0131r. Birincisi, ac\u0131 ila\u00e7larla tedavi gibi vazifeye at\u0131lmak; ikincisi, zehirli tatl\u0131lardan sak\u0131nmak gibi zararl\u0131 \u015feylerden ka\u00e7\u0131nmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bununla beraber baz\u0131 durumlar vard\u0131r ki, orada sab\u0131r k\u00f6t\u00fcd\u00fcr, me\u015fr\u00fb de\u011fildir. \u00d6yle durumlarda h\u0131zla savunmak i\u00e7in hayat\u0131 feda etmek daha \u00e7ok tercih edilir ve belki de v\u00e2cib olur.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetteki kelimesinin &#8220;elif l\u00e2m\u0131&#8221;ahd-i h\u00e2ric\u00ee olmak \u00fczere burada sabr\u0131n \u00e7e\u015fitlerinden oruc veya cihad\u0131n kastedildi\u011fi nakledilmektedir. Fakat muhakkik (ara\u015ft\u0131rmac\u0131) \u00e2limlerin tercihine g\u00f6re &#8220;l\u00e2m&#8221; cins i\u00e7indir. Oru\u00e7 ve cihad ile beraber di\u011fer sab\u0131r \u00e7e\u015fitlerini de i\u00e7ine al\u0131r. K\u0131saca ahl\u00e2kta, imandan sonra sab\u0131r, il\u00e2h\u00ee yard\u0131m\u0131n ilk celbedilme yoludur.<\/p>\n<p>Namaz da b\u00f6yledir. Ruhun d\u00fczelmesinin, bedenin intizama girmesinin, sab\u0131r ve vakar\u0131n, ruh\u00ee ve beden\u00ee her vazifenin, d\u00fcnya ve ahiretle ilgili her olgunlu\u011fun d\u00fczenleyicisi olan, gerek ki\u015fisel ve gerekse sosyal her \u00f6zelli\u011fi i\u00e7ine alan ve \u00fcmmet te\u015fkilat\u0131n\u0131n en birinci ve en esasl\u0131 belirtisi bulunan namaz, iman\u0131n en b\u00fcy\u00fck g\u00fc\u00e7lendiricisi, b\u00fct\u00fcn ibadetlerin ve amellerin ba\u015f\u0131d\u0131r. M\u00fcminlerin mirac\u0131, \u00e2lemlerin Rabbine beden ve candan durumlar\u0131n\u0131 arz etmek suretiyle niyazlar\u0131, k\u0131saca zikir ve \u015f\u00fckr\u00fc i\u00e7ine alan bir ibadet oldu\u011fu i\u00e7in, il\u00e2h\u00ee yard\u0131m\u0131n en \u00f6nde gelen ve en yak\u0131n celbedilme yoludur.<\/p>\n<p>K\u0131blenin ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 \u00f6nem de ilk \u00f6nce bunun i\u00e7indir. Bu sebeple namaz, sab\u0131r gibi sade bir vas\u0131ta de\u011fil, ayn\u0131 zamanda Allah&#8217;a bir kavu\u015fma olmak \u00fczere en b\u00fcy\u00fck bir zevk gayesidir. Bu sayede Allah&#8217;tan ba\u015fka t\u00fcm m\u00e2siva (varl\u0131k \u00e2lemi)dan \u00e7\u0131k\u0131l\u0131r, ac\u0131lar, kederler silinir. Kul ile mabud bulu\u015fma meclisinde beraber olur.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7indir ki Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: &#8220;Namaz g\u00f6z ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131m k\u0131l\u0131nd\u0131.&#8221; buyurmu\u015f, en b\u00fcy\u00fck zevk ve sevincin namazda has\u0131l oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da k\u0131blenin \u00f6nemi hakk\u0131nda gelmi\u015f olan \u00e2yet-i kerimeler, onun konusu olan namaz\u0131n Allah kat\u0131nda ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 kutsal k\u0131ymeti anlatm\u0131\u015f bulundu\u011fundan burada yaln\u0131z sabr\u0131n k\u0131ymetini bildirmek i\u00e7in buyuruluyor ki: \u015e\u00fcphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir. O&#8217;nun en g\u00fczel isimlerinden biri de &#8220;Sab\u00fbr&#8221; ism-i \u015ferifidir. Her kimde sab\u0131r varsa onda Allah&#8217;\u0131n kudretinden bir tecelli kokusu vard\u0131r. Hele bu sab\u0131rl\u0131 kimseler bir araya gelip bir cemaat olurlarsa her halde Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131na ererler. Allah onlar\u0131n daima dostu ve velisidir. Dualar\u0131na, isteklerine cevap vermek i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 daima onlar\u0131n yanlar\u0131nda dola\u015f\u0131r. Bu beraberli\u011fi g\u00f6stermeyen, gizleyen \u015fey ise o sab\u0131rl\u0131 kimselerin da\u011f\u0131n\u0131k bulunmalar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Yak\u0131nl\u0131k ve beraberlik ifade eden &#8220;ma&#8217;a&#8221; kelimesi \u00e7o\u011funlukla kendisine tabi olunan\u0131n ba\u015f\u0131na gelir. Buna g\u00f6re; &#8220;Allah sabredenlerin beraberindedir.&#8221; buyurulmas\u0131nda Allah&#8217;\u0131n, kullar\u0131na \u015feref bah\u015fetmesindeki y\u00fcceli\u011fi g\u00f6steren b\u00fcy\u00fck bir incelik vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ebussuud, bu inceli\u011fin a\u00e7\u0131klamas\u0131nda demi\u015ftir ki: &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc, sab\u0131rl\u0131 olmaya ger\u00e7ekten giri\u015fenler, sab\u0131rl\u0131 kimselerin cemaatidir. Bu bak\u0131mdan bunlar, kendilerine uyulan kimseler olarak g\u00f6sterilmi\u015f oluyorlar&#8230;&#8221; Yani bu beraberlik, \u00e7al\u0131\u015f\u0131p elde edilecek \u015feylerde Allah&#8217;\u0131n iradesinin, kullar\u0131n iradesinin arkas\u0131ndan geldi\u011fini ifade etmektedir. B\u00f6yle olunca Allah&#8217;\u0131n &#8220;Rah\u00eem&#8221; (\u00e7ok merhamet edici) s\u0131fat\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fc olan bu il\u00e2h\u00ee \u015ferefi bah\u015fetmenin, kullar hakk\u0131nda ne b\u00fcy\u00fck bir l\u00fctuf oldu\u011funu inceden inceye d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. Sab\u0131r meselesinin b\u00fct\u00fcn anahtar\u0131 bu noktadad\u0131r. \u015eunda da \u015f\u00fcphe edilmemelidir ki, Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na bu \u015ferefi bah\u015f etmesi, Onun iradesine ba\u011fl\u0131 bir l\u00fctuftur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ey m\u00fcminler! Bunu bilerek zikir ve \u015f\u00fck\u00fcr yolunda sab\u0131rla yard\u0131m dileyiniz. Bu konuda Allah&#8217;\u0131n d\u00fc\u015fmanlar\u0131yla, malla canla cihada ihtiya\u00e7 duyarsan\u0131z onu da yap\u0131n\u0131z. Bu u\u011furda kayb\u0131n\u0131z bulunursa onlar\u0131n ac\u0131lar\u0131na, ayr\u0131l\u0131klar\u0131na da katlan\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>154- Sak\u0131n b\u00f6yle Allah yolunda \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f olanlara &#8220;\u00f6l\u00fcler&#8221; demeyiniz. Onlar\u0131 ger\u00e7ekten \u00f6lm\u00fc\u015f zannetmeyiniz. Bununla son derece ac\u0131 duyup, tela\u015f ve \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fmeyiniz. Hay\u0131r, onlar \u00f6l\u00fc de\u011fil, diridirler. Hem ger\u00e7ek hayatla diridirler. Fakat siz duymazs\u0131n\u0131z, onlar\u0131n hayat\u0131n\u0131 hissetmezsiniz. O hayat, bu d\u00fcnyadaki z\u00e2hir\u00ee duyularla hissedilecek bir hayat de\u011fildir. O, ruhan\u00ee bir hayat, daha do\u011frusu ger\u00e7ek bir hayatt\u0131r ki, ak\u0131lla bile tam olarak idrak edilemez. Ancak kesin bilgiye dayanan bir hisle idrak edilir ve hisle bilinir.<\/p>\n<p>\u015eehitler hakk\u0131nda b\u00f6yle daha bir\u00e7ok \u00e2yetler gelecektir. Hasan-\u0131 Basr\u00ee (rh.a) hazretlerinden rivayet edilmi\u015ftir ki: &#8220;\u015eehitler Allah kat\u0131nda diridirler. R\u0131z\u0131klar\u0131 ruhlar\u0131na sunulur da kendilerine rahatl\u0131k ve ferahl\u0131k gelir. Nitekim Firavun ailesine de sabah ak\u015fam ate\u015f g\u00f6sterilir de kendilerine bu ac\u0131 ve elem gelir&#8221;.<\/p>\n<p>Bu nakil, \u015fehitler hakk\u0131nda \u00c2l-i \u0130mr\u00e2n s\u00fbresindeki &#8220;Allah yolunda \u00f6ld\u00fcr\u00fclenleri sak\u0131n \u00f6l\u00fcler sanma. Bilakis onlar Rableri yan\u0131nda diridirler. Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfundan r\u0131z\u0131klan\u0131rlar. Onlar, Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfundan kendilerine verdi\u011fi \u015feylerle sevinirler. Arkalar\u0131ndan kendilerine yeti\u015fememi\u015f olanlara, kendileri i\u00e7in hi\u00e7bir korku olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve \u00fcz\u00fclmeyeceklerini m\u00fcjdelemek isterler.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/169-170) \u00e2yetiyle gelecektir. \u011e\u00e2fir s\u00fbresinde de Firavun ailesinin durumu, &#8220;Onlar sabah ak\u015fam ate\u015fe s\u00fcr\u00fcl\u00fcrler. K\u0131yamet koptu\u011fu g\u00fcn de: Firavun ailesini o azab\u0131n en \u015fiddetlisine sokun, denecektir.&#8221; (\u011e\u00e2fir, 40\/46) \u00e2yetiyle anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yette ruhlar\u0131n ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na ayakta duran ve hissedilen beden cevherinden ba\u015fka birer \u00f6z\u00fc bulundu\u011funa ve bunun \u00f6l\u00fcmden sonra duyarl\u0131 bir halde kald\u0131\u011f\u0131na, yani ruhun b\u00e2ki olu\u015fu meselesine bir i\u015faret vard\u0131r. Sahabenin ve t\u00e2bi\u00eenin (Allah hepsinden raz\u0131 olsun) \u00e7o\u011funlu\u011funun g\u00f6r\u00fc\u015fleri budur. Buna i\u015faret eden daha bir\u00e7ok \u00e2yet ve hadis vard\u0131r. O halde burada bunun \u015fehitlere tahsisi, makamlar\u0131n\u0131n<\/p>\n<p>Allah yan\u0131nda y\u00fcksekli\u011fini bildirmek i\u00e7indir. Bununla beraber \u0130sl\u00e2m&#8217;da ahiret meselesi, bundan ibaret de\u011fildir. Bunu daha fazla a\u00e7\u0131klay\u0131p tamamlayacak olan, \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme, yeniden yarat\u0131l\u0131\u015f ve benzeri \u015feyler vard\u0131r ki, s\u0131ras\u0131 geldik\u00e7e a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r. Burada hen\u00fcz \u00f6l\u00fcm\u00fc takip eden kabir ve &#8220;Berzah \u00e2lemi&#8221; meselesine i\u015faret buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin, on d\u00f6rde ula\u015fan Bedir \u015fehitleri hakk\u0131nda indi\u011fine dair bir g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r. Fakat k\u0131blenin de\u011fi\u015ftirilmesinden sonra ve Bedir sava\u015f\u0131ndan \u00f6nce bir haz\u0131rlama olmas\u0131 daha \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p>155-K\u0131saca, ey iman edenler! Sab\u0131r ve namazla yard\u0131m isteyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Biz, peygambere tabi olup, olmayan\u0131 se\u00e7mek ve o nimeti tamamlamak \u00fczere sizi korkudan, a\u00e7l\u0131ktan, mallar, canlar ve \u00fcr\u00fcnlerin eksikli\u011finden az bir \u015feye u\u011frataca\u011f\u0131z ve b\u00f6yle baz\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131larla imtihan edece\u011fiz.<\/p>\n<p>Ahirette: &#8220;Onlar i\u00e7in hi\u00e7bir korku yoktur ve onlar \u00fcz\u00fclmeyeceklerdir.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/170) s\u0131rr\u0131na ermeniz i\u00e7in d\u00fcnyada biraz bu s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131 tadacaks\u0131n\u0131z. D\u00fc\u015fmanlar\u0131n h\u00fccumu korkusu, k\u0131tl\u0131k ve darl\u0131ktan dolay\u0131 a\u00e7l\u0131k, sava\u015f ve sava\u015f masraflar\u0131 dolay\u0131s\u0131yle mal ve can eksikli\u011fi, kazan\u00e7 ve evlat eksikli\u011fi cinsinden herhalde biraz bir\u015fey ile imtihan edileceksiniz.<\/p>\n<p>Bu mutlak ifade i\u00e7inde bu \u00e2yet, \u0130sl\u00e2m dininde farz k\u0131l\u0131nacak olan baz\u0131 h\u00fck\u00fcmlere ve sorumluluklara bile i\u015faret etmektedir. Korku Allah korkusuna, a\u00e7l\u0131k Ramazan orucuna, mal eksikli\u011fi zekata, can eksikli\u011fi cihada, \u015fehitli\u011fe ve hastal\u0131\u011fa; \u00fcr\u00fcn eksikli\u011fi, evlat eksikli\u011fi kazan\u00e7 zayiine i\u015farettir.<\/p>\n<p>156-Bu ac\u0131 ve s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131n her birinden b\u00f6yle biraz \u00e7ekmekle m\u00fckellef bulunmak, bunlar\u0131n tam ve genel bir \u015fekilde herkesi i\u00e7ine almas\u0131na engel olacak ve ahirette b\u00fcy\u00fck b\u00fcy\u00fck nimetlere ula\u015ft\u0131racakt\u0131r. &#8220;Ey Muhammed! Sen sabredenleri ise m\u00fcjdele. o sabredenleri ki kendilerine bir musibet dokundu\u011fu vakit, yani &#8220;m\u00fcmine eziyet verecek her \u015fey, onun i\u00e7in bir musibettir.&#8221; hadis-i \u015ferifi gere\u011fince eziyet verecek herhangi bir zarara u\u011frad\u0131klar\u0131 zaman: &#8220;\u0130nn\u00e2 lill\u00e2hi ve inn\u00e2 ileyhi r\u00e2ci\u00fbn&#8221; derler. &#8220;Biz, her halde Allah&#8217;\u0131n\u0131z ve mutlaka O&#8217;na d\u00f6n\u00fcp varaca\u011f\u0131z.&#8221; diye Allah&#8217;a teslim olduklar\u0131n\u0131 arz edip teselli bulmu\u015f olarak sabrederler. Bunu yaln\u0131z dil ile de\u011fil, yaratma ve yarat\u0131lma gayesini d\u00fc\u015f\u00fcnerek b\u00fct\u00fcn kalb ile s\u00f6ylerler.<\/p>\n<p>&#8221; Biz Allah&#8217;\u0131n\u0131z&#8221; demekte mal\u0131, can\u0131, her \u015feyi Allah&#8217;a teslim ve Allah&#8217;\u0131n m\u00fclk\u00fc olan her \u015feyde, hatta canlar\u0131m\u0131zda ve bedenlerimizde bile diledi\u011fi gibi y\u00f6netim hakk\u0131 oldu\u011funu ve ac\u0131 tatl\u0131 O&#8217;nun hi\u00e7bir tasarrufuna itiraz\u0131n caiz olmayaca\u011f\u0131n\u0131 itiraf ile Allah&#8217;\u0131n diledi\u011fini yapmas\u0131na, kaza ve kadere raz\u0131 oldu\u011funu a\u00e7\u0131klama vard\u0131r. Bu makam, pek b\u00fcy\u00fck bir makamd\u0131r. Bu makam\u0131 kazanan nefse: &#8220;Nefs-i r\u00e2d\u0131ye: Allah&#8217;\u0131n emrine r\u00e2z\u0131 olmu\u015f nefis&#8221; denir. demekte ise: &#8220;Biz d\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131p sonunda mutlaka Allah&#8217;a d\u00f6nece\u011fiz. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta yok iken Allah&#8217;tan geldi\u011fimiz gibi sonu\u00e7ta da yine O&#8217;na varaca\u011f\u0131z.&#8221; diye g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde olsun e\u011freti varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n \u00f6l\u00fcmle sona erip helak olmas\u0131na ve bununla beraber gayenin mutlak bir yokluk olmay\u0131p, tamamen bulu\u015fma oldu\u011funa iman ve bu imanla Allah yan\u0131nda kendisinden raz\u0131 olunma \u00fcmidini a\u00e7\u0131\u011fa vurma vard\u0131r. Bu makama: &#8220;Nefs-i mardiyye kendisinden raz\u0131 olunan nefis&#8221; makam\u0131 denir.<\/p>\n<p>Bu ise, isteklerin sonu ve mertebelerin en \u00fcst\u00fcn\u00fc olan en b\u00fcy\u00fck r\u0131zad\u0131r. Lezzetlerin en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc de r\u0131za lezzetidir. \u0130nsan\u0131n nefsi \u00f6nce &#8220;nefs-i emmare: K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc emreden nefis&#8221; iken, dini bilgi ve Hz. Muhammed&#8217;in ahl\u00e2k\u0131 olan b\u00fcy\u00fck ahl\u00e2k ile ilerleyip geli\u015ferek ikincide &#8220;nefs-i levv\u00e2me: K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnden dolay\u0131 kendini k\u0131nayan nefis&#8221;, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcde &#8220;nefs-i mutmeinne: K\u00f6t\u00fcl\u00fckten temizlenerek Allah&#8217;a yakla\u015f\u0131p huzura eren nefis&#8221;, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcde &#8220;nefs-i r\u00e2diye: Kendisine sonsuz nimetler bah\u015feden Rabbinden raz\u0131 olan nefis&#8221;, be\u015fincide &#8220;nefs-i mardiyye: Allah&#8217;\u0131n kendisinden raz\u0131 ve ho\u015fnut oldu\u011fu makbul nefis&#8221; olur ki, Fecr s\u00fbresindeki: &#8220;Ey huzur i\u00e7inde olan nefis! Sen Rabbinden raz\u0131, o da senden raz\u0131 olarak Rabbine d\u00f6n.&#8221; (Fecr, 89\/27-28) \u015feklindeki il\u00e2h\u00ee hitap, bunun beyan\u0131d\u0131r. Bu d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn, bir yere ve bir y\u00f6ne intikal suretiyle olmad\u0131\u011f\u0131 ortadad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2 y\u00f6n ve mekandan m\u00fcnezzehtir. Bundan dolay\u0131 burada \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2ya ihtimal vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Bu, nefsimiz hakk\u0131nda bir son bulma ikrar\u0131ndan kin\u00e2yedir.<\/p>\n<p>2- B\u00e2ki (sonsuz) olma ikrar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>3- Bir y\u00f6nden yok olmay\u0131, bir y\u00f6nden ebed\u00ee kalmay\u0131 ikrard\u0131r.<\/p>\n<p>Bizce do\u011frusu, bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu, hepimizin zat\u0131n\u0131n sona ermesi ile Allah&#8217;\u0131n baki olmas\u0131n\u0131 ikrar etmektir.<\/p>\n<p>Biz vaktiyle d\u0131\u015f \u00e2lemde nas\u0131l yoktuk da Allah&#8217;\u0131n bilgisinde var idiysek, yine onun gibi yok olaca\u011f\u0131z ve oldu\u011fumuz gibi yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n bilgisinde ve s\u0131rf O&#8217;nun h\u00fckm\u00fcnde mevcut kalaca\u011f\u0131z. Bu, bizim bizdeki varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z olmayacak, bizim Allah yan\u0131ndaki varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Ancak d\u00fcnyaya gelirken yarat\u0131l\u0131\u015ftaki mizac\u0131m\u0131zla gelmi\u015f, hen\u00fcz bir i\u015fe kar\u0131\u015fmam\u0131\u015f, yapaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131 yapmam\u0131\u015ft\u0131k. Giderken ise iyi veya k\u00f6t\u00fc kazanaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131 kazanm\u0131\u015f, iyilik veya k\u00f6t\u00fcl\u00fck nam\u0131na neyimiz varsa hepsini omuzumuza alm\u0131\u015f, sorumlulu\u011fu y\u00fcklenmi\u015f olarak gidece\u011fiz. K\u0131saca zat\u0131m\u0131z, Allah&#8217;\u0131n ilmiyle, varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 ile, b\u00e2ki kalmam\u0131z da Allah&#8217;\u0131n b\u00e2ki olu\u015fu ile var olur. Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 ise ezel\u00ee ve ebed\u00eedir. Bundan dolay\u0131, Allah&#8217;a d\u00f6n\u00fc\u015f, bu \u015fekilde O&#8217;nun l\u00fctfuna veya kahr\u0131na ermi\u015f olarak bak\u00e2bill\u00e2h demektir.<\/p>\n<p>R\u00e2z\u00ee diyor ki: &#8220;Bu d\u00f6n\u00fc\u015f ahirete i\u015farettir. Biz d\u00fcnyada iken az \u00e7ok kendimiz veya ba\u015fkalar\u0131 da menfaat ve zarar\u0131m\u0131za g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde sahip bulunuyorduk. Gitti\u011fimiz zaman bunlara hi\u00e7 kimsenin h\u00fckm\u00fc ge\u00e7meyecek, sahih olan g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re \u00fczerimizde yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc ge\u00e7erli olacakt\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Bu itibarla Allah&#8217;a d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcz, \u00f6ld\u00fckten sonra b\u00fct\u00fcn durumlar\u0131m\u0131zda yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n hakim olmas\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n, h\u00fck\u00fcmlerde kendisine ba\u015fvurulacak merci olmas\u0131 demektir. \u0130\u015fte bunun \u00fczerine yeniden yaratma ile \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme, ha\u015fir (k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc insanlar\u0131n bir araya toplanmas\u0131) ve ne\u015fr (k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc insanlar\u0131n yeniden dirilmesi), ahirete ait di\u011fer h\u00fck\u00fcmler gerekecektir. Halbuki buradaki d\u00f6n\u00fc\u015f \u00f6l\u00fcmden sonra ve tekrar dirilmeden \u00f6nceki durumlar\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r. Buna baz\u0131lar\u0131, &#8220;r\u00fbhun baki olu\u015fu&#8221; ad\u0131n\u0131 vermi\u015f, d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc, ahireti onunla a\u00e7\u0131klamak istemi\u015ftir. Fakat ruhun baki olu\u015fu, deyiminin de \u015fahsa ait bir bakilik \u015f\u00fcphesi vard\u0131r. D\u00f6n\u00fc\u015fte ise \u015fahs\u0131n fani oldu\u011funu itiraf gizlidir. Bunun i\u00e7in Allah&#8217;a d\u00f6n\u00fc\u015f meselesinde ruhun ebedili\u011finden ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r. Bunda, bir zaman olup, ruhun da fanili\u011fe gidece\u011fine dair bir itiraf yok de\u011fildir. Bedenimizin yok olu\u015fundan sonra uzun zaman ruhumuzla kalabilece\u011fimiz kabul edilmi\u015f olmakla beraber b\u00fcy\u00fck k\u0131yamet gibi bir g\u00fcn gelip, ruhlar\u0131m\u0131z\u0131n da yok olaca\u011f\u0131 &#8220;Allah&#8217;\u0131n zat\u0131ndan ba\u015fka her \u015fey yok olacakt\u0131r.&#8221; (Kasas, 28\/88) \u00e2yeti gere\u011fince, zat\u0131m\u0131z\u0131n yok olu\u015fu her y\u00f6n\u00fcyle ger\u00e7ekle\u015fecektir. Ancak Allah kat\u0131nda bilinen ger\u00e7ek varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z hi\u00e7 bir \u015fekilde kaybolmay\u0131p, i\u015fin asl\u0131nda her t\u00fcrl\u00fc h\u00fckme tabi olabilece\u011fimiz ve sonunda ebed\u00ee bir varl\u0131\u011fa kavu\u015fma ile Allah&#8217;\u0131n cemalini g\u00f6rebilece\u011fimiz de anla\u015f\u0131l\u0131yor.<\/p>\n<p>E\u011fer Allah yan\u0131nda bilinen ger\u00e7ek varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z, ruhumuz veya bedenimiz yahut da her ikisi demek ise, bunlardan biriyle; yok e\u011fer bunlar\u0131n \u00f6tesinde bir\u015fey ise o \u015fekilde bir ebedili\u011fe kavu\u015faca\u011f\u0131z. Bu ebedilik de ger\u00e7ekten bizim kendi kendimize bir ebedili\u011fimiz demek olmay\u0131p, ancak Allah&#8217;\u0131n ebedi olu\u015fu ile m\u00fcmk\u00fcn olan bir ebedilik olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in bizim tabi\u00ee denebilecek olan zat\u0131m\u0131z\u0131n gere\u011fi yokluk iken, hakk\u0131m\u0131zda takdir edilen nasibimiz, bak\u00e2billah yoluyla Allah&#8217;\u0131n kahr\u0131na veya l\u00fctfuna kavu\u015fmakt\u0131r. En y\u00fcksek hedef ve en b\u00fcy\u00fck r\u0131za i\u015fte bu ebed\u00ee l\u00fctuftur. Fennin, sebeplerin b\u00e2k\u00ee olu\u015fu konusundaki b\u00fcy\u00fck kanununda, bu m\u00e2n\u00e2 sabit demektir. Maddeler ve k\u00fc\u00e7\u00fck kuvvetler, hepsi sebebe ba\u011fl\u0131d\u0131rlar. Bundan dolay\u0131 hepsi silinir, yaln\u0131z her \u015feyin sebebi olan Allah zat\u0131 ve s\u0131fatlar\u0131 ile sonsuz kudreti ile b\u00e2ki kal\u0131r. Allah&#8217;\u0131n b\u00e2kili\u011finde, o silinen maddelerin ve fani g\u00fc\u00e7lerin mahiyetleri ve \u015fahsi belirtileri Allah&#8217;\u0131n bilgisi olmak \u00fczere tamamen muhafaza edilerek, ilm\u00ee varl\u0131kla sabit ve b\u00e2ki kal\u0131rlar. Yine her t\u00fcrl\u00fc h\u00fckme konu olabilecek bir ger\u00e7ek varl\u0131\u011fa sahip bulunurlar. \u0130\u015fte ahiret hayat\u0131n\u0131n zaman\u0131, bu Allah&#8217;\u0131n b\u00e2ki olu\u015fu ve Allah&#8217;\u0131n bilgisinde b\u00e2ki olmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u015fekilde bak\u00e2bill\u00e2ha, bak\u00e2-i R\u00fbhan\u00ee (Ruhun b\u00e2ki ve ebed\u00ee olmas\u0131) tabirini kullanan filozoflar, Allah&#8217;\u0131n ger\u00e7ek mahiyetini ruh, insan ruhunun da Allah&#8217;\u0131n ger\u00e7ek varl\u0131\u011f\u0131ndanm\u0131\u015f gibi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcklerinden dolay\u0131, ahiretin asl\u0131n\u0131 ruhun b\u00e2ki kalmas\u0131 olarak tasavvur etmi\u015fler ve ger\u00e7e\u011fi karmakar\u0131\u015f\u0131k hale getirmi\u015flerdir. Ger\u00e7i ruh, Allah&#8217;\u0131n emri olan bir s\u0131rd\u0131r. Ruhun b\u00e2ki olu\u015fu, dinen k\u00f6t\u00fc say\u0131lacak bir \u015fey de de\u011fildir. Fakat bizim, ebed\u00ee olarak, ruhumuzun b\u00e2ki olu\u015fu ile b\u00e2ki olmam\u0131za h\u00fckmetmek, bize bir \u015fahs\u00ee b\u00e2kilik isnad etmektir. Bu da zat\u0131m\u0131z\u0131n fani olu\u015funu unutmakt\u0131r. Bu ise ilk sebebi, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 unutmakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eunu bilmelidir ki Allah&#8217;\u0131n ger\u00e7ek mahiyeti, ruhun ve cismin \u00f6tesinde bir teklik mertebesindedir. Ruhu, Rabbin emri olmakla beraber Rab emrine hakimdir. &#8220;Allah emri \u00fczerine galip ve hakimdir.&#8221; (Y\u00fbsuf, 12\/21). Bunun unutulmamas\u0131 gerekir. Bundan dolay\u0131 bizim varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n ve b\u00e2ki olu\u015fumuzun dayana\u011f\u0131 ve binas\u0131, Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 ve b\u00e2ki olu\u015fudur. Biz kendi b\u00e2ki olu\u015fumuzla de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n b\u00e2ki olu\u015fu ile b\u00e2ki olabilece\u011fiz. Ger\u00e7ek diri olup, her \u015feyi y\u00f6neten O&#8217;dur. &#8220;Biz Allah&#8217;\u0131n\u0131z ve ger\u00e7ekten biz O&#8217;na d\u00f6nece\u011fiz&#8221; ifadesi, i\u015fte bu Allah&#8217;\u0131n b\u00e2kili\u011fi ile b\u00e2ki olmay\u0131 anlatmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu, ne yaln\u0131z ruhla olur, ne de yaln\u0131z bedenle olur. Bu, her ikisinin de ba\u015flang\u0131c\u0131 ve garantisi olan ger\u00e7ek bir b\u00e2kiliktir. Ahiret bu b\u00e2kili\u011fe dayanmaktad\u0131r. Allah mevcut ve b\u00e2ki olduk\u00e7a, bizim i\u00e7in yeni yeni nice ruhlara ve bedenlere kavu\u015fmak daima m\u00fcmk\u00fcn ve sonsuza dek imkan dahilindedir. Biz \u00f6l\u00fcr\u00fcz, ruhumuz kalabilir. Kabirde ve berzah \u00e2leminde m\u00fckafat ve ceza g\u00f6rebilir. Kalmamas\u0131 ve bir m\u00fcddet sonra onun da sonunun gelmesi, kendi nefsinde m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Fakat Allah&#8217;\u0131n bilgisinden, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcnden ve bak\u00e2billah&#8217;tan \u00e7\u0131kmam\u0131z m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. As\u0131l m\u00fckafat ve cezan\u0131n dayana\u011f\u0131 budur.<\/p>\n<p>Ahiret sadece ruhun b\u00e2ki kal\u0131\u015f\u0131 olmay\u0131p, berzah \u00e2lemindeki hayattan sonra ba\u015fka bir yarat\u0131l\u0131\u015f ile diriltilecektir. Bunun da gayesi o yarat\u0131l\u0131\u015fa g\u00f6re Allah&#8217;a bir d\u00f6n\u00fc\u015f olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 &#8220;Biz Allah&#8217;\u0131n\u0131z ve ger\u00e7ekten biz O&#8217;na d\u00f6nece\u011fiz.&#8221; ifadesi bir taraftan ahiretin garantisi olan bir d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc, bir taraftan da ahirette bile amellerin en \u00fcst\u00fcn\u00fc ve olgunlu\u011fun son s\u0131n\u0131r\u0131 olan bir d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc, mutlak ifadesiyle i\u00e7ine almaktad\u0131r. B\u00f6yle bak\u00e2billah ile \u00fcmid ve korku, sadece &#8220;ruhun b\u00e2ki olu\u015fu&#8221; teorisi \u00fczerine kurulan \u00fcmit ve korkudan daha y\u00fcksek, daha ger\u00e7ek ve daha ilm\u00eedir. Her \u015f\u00fcpheden uzak bir tevhid, Allah&#8217;a bir teslimiyettir. Y\u00fbsuf s\u00fbresinde gelece\u011fi \u00fczere bu teselli Muhammed (s.a.v.) \u00fcmmetinden ba\u015fkas\u0131na verilmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>157-B\u00f6yle bir tevhid ile b\u00fct\u00fcn \u00fcmidini bak\u00e2billaha dayand\u0131rarak &#8220;r\u00e2diye&#8221; ve &#8220;merd\u0131yye&#8221; makamlar\u0131na ermi\u015f olan sab\u0131rl\u0131 kimseler, her m\u00fcjdeye lay\u0131kt\u0131rlar. Bunlar\u0131 \u015fu \u00e2yetle m\u00fcjdele: \u0130\u015fte Rablerinin salev\u00e2t ve rahmeti bunlara mahsustur ve i\u015fte hidayete ermi\u015f, do\u011fru yolu tutmu\u015f olanlar ancak bunlard\u0131r.<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n salev\u00e2t\u0131, b\u00fct\u00fcn g\u00fcnahlar\u0131n ba\u011f\u0131\u015flanmas\u0131d\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2, bunlar\u0131n g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 tamamen \u00f6rter. Onlar\u0131 rahmetiyle \u00f6yle m\u00fckafatlara, \u00f6yle nimetlere ula\u015ft\u0131r\u0131r ki, bunlar d\u00fcnyada ne g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f, ne duyulmu\u015f, ne de insan\u0131n ak\u0131l ve hayaline gelmi\u015f \u015feyler de\u011fildir. Bunlara: &#8220;Gir iyi kullar\u0131m\u0131n aras\u0131na! Gir cennetime.&#8221; (Fecr, 89\/29-30) denecektir.<\/p>\n<p>O sab\u0131rlar, ancak yerine getirilmesi m\u00fcmk\u00fcn olmayan Allah&#8217;a \u015f\u00fck\u00fcrde meydana gelecek kusurlar\u0131, g\u00fcnahlar\u0131 \u00f6rtecek ve onlar\u0131n yerini sevaplara b\u0131rakacak il\u00e2h\u00ee yard\u0131mlardand\u0131r. M\u00fcminler, bunu bilerek, sab\u0131r ve namazla yard\u0131m istemelidirler. &#8220;R\u00e2diye&#8221; ve &#8220;merd\u0131yye&#8221; makamlar\u0131n\u0131 kazanmal\u0131d\u0131rlar. Namazlar\u0131nda Mescid-i Haram taraf\u0131na y\u00f6nelerek Allah&#8217;\u0131 zikredip, O&#8217;na \u015f\u00fckretmelidirler ki, vaad edilen d\u00fcnya ve ahirete ait nimetler tamamlans\u0131n, ebed\u00ee ho\u015fnutluk lezzeti ihsan edilsin.<\/p>\n<p>Bu k\u0131blenin kutsall\u0131\u011f\u0131, yaln\u0131z bundan ibaret de de\u011fildir. Bunda namazdan ba\u015fka bir zikir ve ibadet yolu, sizin i\u00e7in ba\u015fka bir toplanma ve Allah&#8217;a yakla\u015fma \u015fekli daha vard\u0131r. Nitekim Allah \u015f\u00f6yle buyurur:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>158- Ger\u00e7ekten Saf\u00e2 ile Merve Allah&#8217;\u0131n al\u00e2metlerindendir. Onun i\u00e7in her kim hac veya umre niyetiyle K\u00e2&#8217;be&#8217;yi ziyaret ederse, bunlar\u0131 tavaf etmesinde ona bir g\u00fcnah yoktur. Her kim de g\u00f6nl\u00fcnden koparak bir hay\u0131r i\u015flerse, \u015f\u00fcphesiz Allah iyili\u011fin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 verir, o her \u015feyi bilir.<\/p>\n<p>158- Mescid-i Haram etraf\u0131nda bulunan Saf\u00e2 ve Merve tepeleri Allah&#8217;\u0131n al\u00e2metlerindendir. \u0130badet ve O&#8217;na yakla\u015fmak i\u00e7in konulmu\u015f belirtilerden, \u00f6zel i\u015faretlerden ve hac ibadetinin yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 yerlerdendir.<\/p>\n<p>Esasen saf\u00e2, kaypak ta\u015f; merve, k\u00fc\u00e7\u00fck ve yumu\u015fak ta\u015f demek olup, l\u00e2m-\u0131 tarif ile Saf\u00e2 ve Merve Mekke&#8217;de bilinen iki tepenin \u00f6zel isimleridir. Harf-i tarifleri el-Beyt, en-Necm gibi laz\u0131md\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;\u0130lm&#8221; maddesinden &#8220;alem&#8221;, &#8220;al\u00e2met&#8221; ve &#8220;al\u00e2im&#8221; gibi &#8220;\u015fuur&#8221; maddesinden \u015fe\u00e2ir, &#8220;\u015ea\u00eere&#8221;nin veya &#8220;\u015fi\u00e2re&#8221;nin yahut da &#8220;me\u015f&#8217;ar&#8221;\u0131n \u00e7o\u011fuludur ki bu \u00f6zel isim, bildiren al\u00e2met, belirti m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Nitekim sava\u015fta iki taraf\u0131n tan\u0131\u015fmas\u0131 i\u00e7in kullan\u0131lan al\u00e2met ve i\u015farete de &#8220;\u015fiar parola&#8221; denir. \u015ee\u00e2ir; bazan ibadetin kendisine, bazan da yerine denir. Ezan, cemaat ile namaz, bu c\u00fcmleden alarak cuma ve bayram namazlar\u0131 ve Hac dinin \u015fe\u00e2irinden yani al\u00e2metlerindendirler. Ayn\u0131 \u015fekilde camiler, minareler, hacdaki ibadet ve \u00f6zel yerleri de al\u00e2met ve i\u015faretlerdendir ki, Safa ile Merve de bunlardand\u0131r. Bundan dolay\u0131: K\u00e2&#8217;be&#8217;ye Hac veya umre yapan kimsenin tavaf\u0131 bu ikisiyle yani Saf\u00e2 ve Merve ile yapmaya \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda hi\u00e7 bir su\u00e7, hi\u00e7 bir g\u00fcnah yoktur.<\/p>\n<p>Hac, s\u00f6zl\u00fckte \u00f6zel bir maksat ve niyet anlam\u0131na gelir. Bir \u015feye \u00e7ok\u00e7a gidip gelmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ifade eder.<\/p>\n<p>\u0130&#8217;timar yani umre de ziyaret demektir. Dini bak\u0131mdan da hac ve umre, Beyt-i \u015eerif&#8217;i bilinen \u015fekilde, niyetle ziyaret etmektir. Hacc&#8217;\u0131n \u00f6zel bir vakti vard\u0131r. Umre&#8217;nin yoktur. Bunlar\u0131n geni\u015f a\u00e7\u0131klamalar\u0131 f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131na aittir. Burada &#8220;Tavaf etmek&#8221; iki kayd\u0131 i\u00e7ine al\u0131r:<\/p>\n<p>1- As\u0131l tavaf, yani K\u00e2&#8217;be&#8217;nin etraf\u0131nda dola\u015fmak,<\/p>\n<p>2- Tatavvuf, yani bu tavafta zorlanmad\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc &#8216;nin id\u011fam edilmi\u015f \u015feklidir. &#8220;ikisi&#8221; kayd\u0131 ve bu kayda ba\u011fl\u0131 olan &#8220;Ona bir g\u00fcnah yoktur.&#8221; h\u00fckm\u00fc tavaf\u0131n asl\u0131na de\u011fil, tavafta zorlanmaya ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Tavaf\u0131n asl\u0131n\u0131n farz ve r\u00fck\u00fcn oldu\u011funda ihtilaf yoktur. Fakat bu tavafa Saf\u00e2 ile Merve&#8217;nin ilavesi ve Saf\u00e2 ile Merve aras\u0131nda sa&#8217;y denen tavaf b\u00f6l\u00fcm\u00fc hakk\u0131nda: &#8220;Ona bir g\u00fcnah yoktur.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Bu ise g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f itibar\u0131yla bir muhayyerlik gibi g\u00f6r\u00fcnmekle beraber, ger\u00e7ekte v\u00e2cibe, menduba ve m\u00fcbaha ihtimali vard\u0131r. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hacc-\u0131 \u015feriflerinde Saf\u00e2&#8217;ya yakla\u015ft\u0131klar\u0131 zaman: &#8220;Saf\u00e2 ve Merve Allah&#8217;\u0131n al\u00e2metlerindendir. Allah&#8217;\u0131n ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 ile ba\u015flay\u0131n\u0131z.&#8221; diye emretmi\u015f ve kendisi Saf\u00e2&#8217;dan ba\u015flay\u0131p, Beyt&#8217;i g\u00f6r\u00fcnceye kadar \u00fczerine \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Bir hadis-i \u015ferifinde de bu hususta: &#8220;Allah size sa&#8217;yi farz k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, sa&#8217;y yap\u0131n\u0131z.&#8221; buyurarak sa&#8217;yin vacib oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir. Ger\u00e7i burada as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ko\u015fmak demek olan sa&#8217;y, vacib olmay\u0131p &#8220;Allah&#8217;\u0131n zikrine ko\u015funuz.&#8221; (Cum&#8217;a, 62\/9) emrinde oldu\u011fu gibi sadece y\u00fcr\u00fcmenin yeterli olaca\u011f\u0131 kabul edilmi\u015f ise de en az\u0131ndan ko\u015far gibi biraz h\u0131zl\u0131ca &#8220;Remel&#8221; denen y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f \u015fekli mendubdur. K\u0131saca tavafta Saf\u00e2 ve Merve ile tavafta zorlanman\u0131n vacib oldu\u011fu da anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 \u0130mam Malik ve \u015e\u00e2fi\u00ee hazretlerinden bu zahmetli tavaf\u0131n da, tavaf\u0131n asl\u0131 gibi r\u00fck\u00fcn ve farz oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bununla beraber \u00e2yetin yaln\u0131z zahirine yap\u0131\u015farak muhayyerli\u011fe ve bu zahmetli tavaf\u0131n vacib olmay\u0131p, nafile oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahip olan f\u0131k\u0131h \u00e2limleri de vard\u0131r. Fakat Hanefi mezhebinde tercih edilen \u015fudur: \u00c2yetin zahiri, farz m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki kesin v\u00fcc\u00fbba engeldir. Ayn\u0131 zamanda an\u0131lan hadisler ve te\u00e2m\u00fcl ise vacib oldu\u011funu g\u00f6stermektedir. \u00d6yle ise bu zorlu tavaf ne kesin bir farzd\u0131r, ne de nafiledir. Belki farza benzerli\u011fi bulunan zann\u00ee bir vacibdir.<\/p>\n<p>Farz denemez, \u00e7\u00fcnk\u00fc &#8220;Ona bir g\u00fcnah yoktur.&#8221; ifadesi mendublu\u011fu ve m\u00fcbahl\u0131\u011f\u0131 da i\u00e7ine almaktad\u0131r. Nafile ve tatavvu da denemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc tatavvuun, sonra ayr\u0131ca s\u00f6ylenmi\u015f olmas\u0131 buna engeldir. Bu ikisi aras\u0131nda da hadisler vacib oldu\u011funu s\u00f6ylemektedir. Bu bak\u0131mdan delillerin m\u00fc\u015fterek de\u011feri olarak bu zahmetli tavaf zanni bir vacibdir.<\/p>\n<p>O halde \u00e2yette g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f itibariyle muhayyerli\u011fi ifade eden &#8220;Ona bir g\u00fcnah yoktur.&#8221; s\u00f6z\u00fc ni\u00e7in gelmi\u015ftir? Bunun a\u00e7\u0131klamas\u0131 \u00e2yetin ini\u015f sebebindedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc rivayet edildi\u011fine g\u00f6re cahiliye devrinde Saf\u00e2 \u00fczerinde &#8220;\u0130s\u00e2f&#8221; ad\u0131nda bir put, Merve \u00fczerinde de &#8220;N\u00e2ile&#8221; ad\u0131nda di\u011fer bir put vard\u0131. Cahiliye m\u00fc\u015frikleri bunlar\u0131n aras\u0131nda tavaf ederler ve bunlara ellerini s\u00fcrerlerdi. \u0130sl\u00e2m gelip putlar\u0131 k\u0131rd\u0131ktan sonra m\u00fcsl\u00fcmanlar, Saf\u00e2 ile Merve aras\u0131nda tavaftan \u00e7ekindiler. bunu ho\u015f g\u00f6rmediler. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet indi ki, korkmay\u0131n, bunda g\u00fcnah yoktur. Bilakis bunlar Allah&#8217;\u0131n al\u00e2metlerindendir, diye bu tavafa te\u015fvik edildi. Bu te\u015fvikin bir \u00e7e\u015fit v\u00fccub ifade etti\u011fi de hadislerle a\u00e7\u0131kland\u0131. Tavafa Saf\u00e2&#8217;dan ba\u015flamak, farz de\u011filse de vacib oldu. Fakat \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee, farz ile vacibi birbirinden ay\u0131rmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in \u015e\u00e2fi\u00eelerce farz ve vacib bir say\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>Hz. \u00d6mer bir defa Saf\u00e2 ile Merve aras\u0131nda ko\u015fmam\u0131\u015f, sadece y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f ve buyurmu\u015ftur ki: &#8220;Y\u00fcr\u00fcyorsam Resulullah&#8217;\u0131 y\u00fcr\u00fcr g\u00f6rd\u00fcm, ko\u015farsam Resulullah&#8217;\u0131 ko\u015far da g\u00f6rd\u00fcm.&#8221;<\/p>\n<p>Resulullah Efendimiz yukardaki \u015fekilde Saf\u00e2 ile Merve aras\u0131nda tavaf ederken m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 kuvvetini g\u00f6stermek i\u00e7in sa&#8217;y etmi\u015f, yani ko\u015fmu\u015ftu. Bunun hat\u0131ras\u0131 olmak \u00fczere ko\u015far gibi y\u00fcr\u00fcmek s\u00fcnnet olmu\u015f ve bu zahmetli tavafa sa&#8217;y denmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Demek ki bunda din d\u00fc\u015fmanlar\u0131na kar\u015f\u0131 kuvvet g\u00f6stermek i\u00e7in beden e\u011fitimine de bir te\u015fvik vard\u0131r. Bunun me\u015frulu\u011funun asl\u0131 ve bu tepelerin, Allah&#8217;\u0131n al\u00e2metlerinden olmas\u0131 ise \u015fu me\u015fhur hikayeden dolay\u0131 oldu\u011fu da a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r:<\/p>\n<p>Hz. \u0130brahim b\u0131rak\u0131p gittikten sonra bu vadide Hacer ile \u0130smail susuzluktan son derece daralm\u0131\u015flard\u0131. Hacer, ci\u011ferparesi olan o\u011flunu Harem mevkiine koymu\u015f, su aramak i\u00e7in tepeden tepeye ko\u015fmu\u015ftu. Bu s\u0131rada Cenab-\u0131 Allah yard\u0131m\u0131n\u0131 g\u00f6stererek Zemzem kuyusunun yerinden su f\u0131\u015fk\u0131rtm\u0131\u015f ve son dereceye gelen zaruret hallerinde imdatlar\u0131na yeti\u015fmi\u015fti. B\u00f6ylece \u015funu da g\u00f6stermi\u015fti ki, Allah Te\u00e2l\u00e2, d\u00fcnya yurdunda sevdiklerini baz\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131lara d\u00fc\u015f\u00fcrse de kendisine dua edip s\u0131\u011f\u0131nmaktan ayr\u0131lmayan, bu hususta elinden gelen son gayreti sarfederek sab\u0131r ve kararl\u0131l\u0131k g\u00f6sterenlere, mutlaka en k\u0131sa zamanda ferahl\u0131\u011fa ve geni\u015fli\u011fe kavu\u015fturmakla yard\u0131m eder.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte buna i\u015faret olmak \u00fczeredir ki Saf\u00e2 ile Merve&#8217;yi k\u0131yamete kadar dinin al\u00e2metlerinden olarak g\u00f6stermi\u015ftir.B\u00fct\u00fcn m\u00fcminlerde yukar\u0131da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere b\u00f6yle biraz korku ,a\u00e7l\u0131k ve di\u011fer s\u0131k\u0131nt\u0131 ve m\u00fcsibetlerle imtihan edildikleri zaman \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fmemeli,kurtulu\u015fu g\u00fc\u00e7 g\u00f6rmemeli ve sabr\u0131n m\u00fcjdesine ermek i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>M\u00fc\u015friklerin,bir zamanlar bu tepelere put yerle\u015ftirmek gibi sald\u0131r\u0131lar\u0131 bile bu hat\u0131ray\u0131 yok edemez.Tavafa bunlar\u0131n ilavesi g\u00fcnah de\u011fil sevabt\u0131r.Bundan ba\u015fka:Herhangi bir kimse vazifesi olmasa bile g\u00f6n\u00fcll\u00fc olarak ve s\u0131rf kendi g\u00f6nl\u00fcnden koparak bu cinsten veya di\u011ferlerinden bir hay\u0131r yaparsa ,m\u00fckafat\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr,\u00e7\u00fcnk\u00fc Allah \u015f\u00fckredenleri ve \u015f\u00fck\u00fcrlerinin derecelerini bilir.Ona g\u00f6re \u015f\u00fck\u00fcrlerini kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z b\u0131rakmaz.O nimet ihsan edici ve ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 olan Allah,\u015f\u00fckreden kullar\u0131na kar\u015f\u0131 s\u0131rf kendi l\u00fctfundan nimeti art\u0131rmakla kar\u015f\u0131l\u0131k vererek \u015f\u00fck\u00fcr muamelesi yapar.Bu muamelenin d\u00fcnya ve ahirette k\u0131ymetinin ne kadar b\u00fcy\u00fck oldu\u011funu tasavvur bile edemezsiniz.<\/p>\n<p>Nitekim bir kudsi hadiste \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir:&#8221;M\u00fcmin kulum,hay\u0131r ve nafilelerle bana yakla\u015fa yakla\u015fa o dereceye gelirki sonunda ben onun i\u015fitti\u011fi kula\u011f\u0131,g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6z\u00fc idrak etti\u011fi kalbi olurum.Her i\u015fitti\u011fini hak kula\u011f\u0131 ile i\u015fitir,her g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc hak g\u00f6z\u00fcyle g\u00f6r\u00fcr,her idrak etti\u011fini hak bilgisiyle bilir.Hi\u00e7bir i\u015finde \u015fa\u015fmaz,yan\u0131lmaz ,aldanmaz,aldat\u0131lmaz,do\u011fruca murad\u0131na erer.Allah ile aras\u0131nda bu derece yak\u0131nl\u0131k ve beraberlik meydana getirir.&#8221;<\/p>\n<p>Vazifelerin yerine getirilmesinden ba\u015fka s\u0131rf g\u00f6n\u00fclden co\u015fularak devam edilen nafile hay\u0131rlar,bu kadar b\u00fcy\u00fck olgunluk ve mutluluk sebebidirler.Bunlar\u0131 herkes bilmeli,bilenler bilmeyenlere anlat\u0131p belletmelidirler.\u00c7\u00fcnk\u00fc Allah \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>159- \u0130ndirdi\u011fimiz apa\u00e7\u0131k delilleri ve hidayetin kendisi olan \u00e2yetleri insanlar i\u00e7in biz kitapta a\u00e7\u0131klad\u0131ktan sonra gizleyenler var ya mutlaka onlara Allah lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederler.<\/p>\n<p>160- Ancak tevbe edip halini d\u00fczelterek ger\u00e7e\u011fi s\u00f6yleyenler ba\u015fka. \u0130\u015fte onlar\u0131 ben ba\u011f\u0131\u015flar\u0131m. Ben \u00e7ok merhamet ediciyim, tevbeleri \u00e7ok\u00e7a kabul ederim.<\/p>\n<p>161- Ama \u00e2yetlerimizi inkar etmi\u015f ve k\u00e2fir olarak can vermi\u015f olanlara gelince, i\u015fte Allah&#8217;\u0131n laneti, meleklerin laneti ve insanlar\u0131n laneti hep onlar\u0131n \u00fczerine olsun.<\/p>\n<p>162- Onlar ebedi olarak onun alt\u0131nda kal\u0131rlar. Ne azablar\u0131 hafifletilir, ne de kendilerine g\u00f6z a\u00e7t\u0131r\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>159-Ensar&#8217;dan bir topluluk, yahudilere Peygamberimiz&#8217;in Tevrat&#8217;taki vas\u0131flar\u0131n\u0131 ve h\u00fck\u00fcmle ilgili baz\u0131 \u00e2yetleri sormu\u015flard\u0131. Yahudiler gizlediler, s\u00f6ylemediler. Onun \u00fczerine bu \u00e2yet inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Abbas, M\u00fccahid, Hasan, Katade, Rebi&#8217;, S\u00fcdd\u00ee ve Asam&#8217;dan bunun gerek yahudi ve gerekse h\u0131ristiyan Kitap ehli \u00e2limleri hakk\u0131nda indi\u011fi de rivayet edilmi\u015ftir. Fakat sebebin \u00f6zel olu\u015fu, h\u00fckm\u00fcn genel olmas\u0131na mani olmayaca\u011f\u0131ndan, \u00e2yetin h\u00fckm\u00fc; din i\u015fleriyle ilgili olarak bildi\u011fi herhangi bir ger\u00e7e\u011fi gizleyip, s\u00f6ylemeyenlerin hepsini i\u00e7ine almaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in Ebu H\u00fcreyre (r.a.) hazretleri, \u00e7ok hadis rivayet etti\u011fi s\u00f6ylendi\u011fi zaman: &#8220;Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da iki \u00e2yet -ki biri bu, di\u011feri iki sayfa sonra gelecek olan bunun benzeri bulunan bir \u00e2yet- olmasayd\u0131, hi\u00e7bir hadis rivayet etmezdim.&#8221; demi\u015f ve bu \u00e2yetleri okumu\u015ftur. Bunun i\u00e7in din i\u015fleriyle ilgili hi\u00e7bir bilgi gizlenmemelidir.<\/p>\n<p>Zira Allah Te\u00e2l\u00e2 buyuruyor ki: Bizim indirdi\u011fimiz apa\u00e7\u0131k delilleri, Allah&#8217;\u0131n emrine, h\u00fck\u00fcmlerine, ir\u015fad\u0131na ve bunlara iman edip uyman\u0131n vacip olu\u015funa i\u015faret eden ve hidayetin kendisi olan \u00e2yetleri ve delilleri, O kitapta veya bu kitapta, gerek Tevrat, \u0130ncil ve gerekse Kur&#8217;\u00e2n cinsi bir kitapta insanlara a\u00e7\u0131klamam\u0131zdan sonra, o insanlar i\u00e7inden, bunlar\u0131 gizleyenler, yani ikrar ve itiraf etmeyen, ihtiya\u00e7 an\u0131nda s\u00f6ylemeyen veya yaymayan, yahut yay\u0131lmas\u0131na engel olan, yahut onu tamamen veya k\u0131smen de\u011fi\u015ftirip kar\u0131\u015ft\u0131rmak gibi yollarla gizleyenler, kim olursa olsun, i\u015fte bunlar var ya, bu gizlemelerinden dolay\u0131 mutlaka Allah bunlar\u0131 lanetler. ve b\u00fct\u00fcn lanet edebilecek, lanet duas\u0131 yapabilecek olanlar da bunlar\u0131 lanetler. K\u0131saca bunlar, her zaman ve her taraftan hakk\u0131yle lanetlenecek olan mel&#8217;unlard\u0131r.<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphesiz ki, &#8220;Hakka kar\u015f\u0131 susan dilsiz \u015feytand\u0131r.&#8221; \u015feytan ise daima lanetlenmi\u015f ve kovulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>160- Ancak tevbe edenler, tevbe edip de durumlar\u0131n\u0131 d\u00fczeltenler, durumlar\u0131n\u0131 d\u00fczeltip de gizledikleri ger\u00e7e\u011fi a\u00e7\u0131klay\u0131p yayanlar var ya, i\u015fte ben Allah\u00fc Azim\u00fc\u015f\u015fan da bunlar\u0131n tevbelerini kabul ederim ve bunlar\u0131 g\u00f6zetleyerek kendilerini lanetin d\u0131\u015f\u0131nda b\u0131rak\u0131r\u0131m. Tevbeleri \u00e7ok\u00e7a kabul eden ve \u00e7ok merhamet eden ancak benim. Benden fazla tevbe kabul eden hi\u00e7bir merhametli d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez.<\/p>\n<p>Burada \u00c2dem (a.s.) k\u0131ssas\u0131na, tevbe kelimelerine tekrar dikkati \u00e7ekme bulundu\u011fu ortadad\u0131r. Tevbe ettiler ve durumlar\u0131n\u0131 d\u00fczettiler ifadesinden sonra, ger\u00e7ekleri a\u00e7\u0131klad\u0131lar buyurulmas\u0131, gizleme g\u00fcnah\u0131n\u0131n tevbesinin her halde z\u0131dd\u0131 olan beyan ve a\u00e7\u0131klama sevab\u0131n\u0131 i\u015flemeye ba\u011fl\u0131 bulundu\u011funu anlat\u0131r.<\/p>\n<p>Demek ki, her g\u00fcnah\u0131n kendine mahsus bir tevbesi ve her \u00e7e\u015fit inkar\u0131n bir iman tarz\u0131 vard\u0131r. Bir kayda ba\u011fl\u0131 olmamak \u00fczere her tevbe, her g\u00fcnah\u0131n tevbesi olamaz. K\u0131saca apa\u00e7\u0131k bir ger\u00e7e\u011fi gizlemek k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. \u0130man da ger\u00e7e\u011fi a\u00e7\u0131klamakt\u0131r. K\u00fcf\u00fcrden sonra da ger\u00e7e\u011fi a\u00e7\u0131klamak suretiyle tevbe ve iman makbuld\u00fcr.<\/p>\n<p>161-Tevbe edenler b\u00f6yledir. Di\u011ferlerine gelince, Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi apa\u00e7\u0131k delillere, hidayete, bu c\u00fcmleden olarak b\u00fct\u00fcn peygamberler ve kitaplarla beraber Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fine ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a iman etmeyip inkarda \u0131srar eden ve k\u00e2fir olarak \u00f6lenler var ya, i\u015fte bunlar da, b\u00f6yle mel&#8217;unlard\u0131r.<\/p>\n<p>162-Allah&#8217;\u0131n, meleklerin ve insanlar\u0131n hepsinin laneti bunlar\u0131n \u00fcst\u00fcndedir. Onlar bu lanetin i\u00e7inde ebed\u00ee olarak kal\u0131rlar. Bunlardan azab hi\u00e7bir zaman hafifletilmez. Bunlara hi\u00e7bir m\u00fchlet ve m\u00fcsaade verilmez.<\/p>\n<p>Her inkar, bir ger\u00e7e\u011fi gizlemek demek, oldu\u011funa g\u00f6re bu \u00e2yet, \u00f6nceki \u00e2yetteki tevbe ile istisna edilenlerden ba\u015fka, ger\u00e7e\u011fi gizleyenler hakk\u0131ndaki lanet h\u00fckm\u00fcn\u00fc teyid ve lanetleyecek olanlar\u0131 tefsir etmi\u015f olmakla beraber, di\u011fer y\u00f6n\u00fcyle ondan daha geneldir. \u00c7\u00fcnk\u00fc dilden ger\u00e7e\u011fi s\u00f6ylemi\u015f veya kalemle yazm\u0131\u015f olmakla beraber, kalben iman etmeyip, k\u00e2fir kalan ve bu k\u00fcf\u00fcrlerinden tevbe etmeyerek \u00f6lenlerin yukardaki lanetin kapsam\u0131na girmeleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek bir nokta oldu\u011fu halde bu \u00e2yet, hi\u00e7bir kayda ba\u011fl\u0131 olmamak \u00fczere k\u00e2firleri a\u00e7\u0131k\u00e7a i\u00e7ine almaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Ey insanlar! Siz art\u0131k inkar ve anla\u015fmazl\u0131ktan vazge\u00e7ip, hepiniz tevhid dairesine giriniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>163- Her halde hepinizin il\u00e2h\u0131, bir tek il\u00e2ht\u0131r. Ondan ba\u015fka bir il\u00e2h yoktur. O Rahm\u00e2n ve Rah\u00eem&#8217;dir.<\/p>\n<p>163- Ey insanlar! hepinizin ibadet ve kullu\u011funa lay\u0131k ve buna hakk\u0131 olan ger\u00e7ek il\u00e2h\u0131n\u0131z, bir tek il\u00e2ht\u0131r. &#8220;V\u00e2hid&#8221; s\u0131fat\u0131 ile nitelendirilmi\u015f bir il\u00e2ht\u0131r ki, il\u00e2hl\u0131kta tektir. Hem sizden ba\u015fkalar\u0131n\u0131n da di\u011fer bir il\u00e2h\u0131 var sanmay\u0131n\u0131z. O&#8217;ndan ba\u015fka hak olan hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur. O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h tutulanlar\u0131n hi\u00e7 biri il\u00e2hl\u0131\u011fa lay\u0131k de\u011fildir. Hepsi bo\u015f, hepsi bat\u0131ld\u0131r. O&#8217;ndan daha \u00fcst\u00fcn veya O&#8217;na denk bir il\u00e2h d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi imkans\u0131z oldu\u011fu gibi, O&#8217;ndan daha a\u015fa\u011f\u0131 seviyede olmak \u015fart\u0131yle de O&#8217;nun il\u00e2hl\u0131\u011f\u0131na ortak olabilecek mabudlar, tanr\u0131lar yoktur. \u0130l\u00e2hl\u0131\u011fa ortak olmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Ger\u00e7ek il\u00e2h ancak o tek olan Allah&#8217;t\u0131r. O&#8217;nun b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klara ba\u015flang\u0131\u00e7 olan bir\u00e7ok isimleri ve s\u0131fatlar\u0131 varsa da, yine zat\u0131ndan hakk\u0131yle bahsetmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Hakk&#8217;\u0131n ger\u00e7ek mahiyeti, her t\u00fcrl\u00fc bile\u015fimden uzakt\u0131r. O tek olan Ferd&#8217;i vas\u0131fland\u0131rmak imkans\u0131zd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc vas\u0131f, vas\u0131flanan ile s\u0131fat aras\u0131nda az \u00e7ok bir ba\u015fkal\u0131k gerektirir. Ba\u015fkal\u0131k olunca da ferd\u00eelik kalmaz. Bir de herhangi bir \u015feyden haber vermek, kendisinden haber verilen bir \u015fey ile, haber verme \u015fekli ister. Bu ise ferd\u00ee-li\u011fe ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7in t\u00fcretilen isimlerin hepsi de Hakk&#8217;\u0131n ger\u00e7ek mahiyetinin, birli\u011finin asl\u0131na ermekten uzakt\u0131r. O&#8217;nun zat\u0131na en son &#8220;O&#8221; denebilir.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve \u015feref kayna\u011f\u0131, b\u00fct\u00fcn \u00e7okluk y\u00f6nlerinden uzak olan ve ancak &#8221; O&#8221;diye ifade edilebilen tek zatt\u0131r. O&#8217;nun zat\u0131, s\u0131fat ile kemale ermi\u015f olmay\u0131p, bilakis zat\u0131n\u0131n kemali, s\u0131fatlar\u0131n\u0131n da kemalini gerektirmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte &#8221; O&#8221; ifadesi, O rahmet ve \u015feref kayna\u011f\u0131na, O birli\u011fin y\u00fcce ba\u015flang\u0131c\u0131na ula\u015ft\u0131r\u0131r. Bunun i\u00e7in &#8220;h\u00fcve&#8221; kelimesi bir zamir oldu\u011fu halde O&#8217;nun zat\u0131na i\u015faret eden en b\u00fcy\u00fck ismi gibi olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Tevhid denizine dalm\u0131\u015f olan ve kalbini yaln\u0131z Allah&#8217;a ba\u011flayan velilere g\u00f6re bu ismin \u00f6nemi pek b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Buna ism-i \u00e2zam (Allah&#8217;\u0131n en b\u00fcy\u00fck ismi) diyenler de vard\u0131r. Bununla beraber ism-i \u00e2zam Allah ism-i \u015ferifidir, diyenler daha \u00e7oktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc, &#8220;Allah&#8221; ismi, zat ve b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar\u0131n toplam\u0131na delalet etmesi itibariyle daha geni\u015f kapsaml\u0131d\u0131r. &#8220;H\u00fcve&#8221; ise tevhid makam\u0131nda \u00e2zamd\u0131r. &#8220;O, ey O! Ey O&#8217;ndan ba\u015fka O olmayan zat-\u0131 kibriy\u00e2&#8221; tabiri rivayet edilegelen tevhid zikirlerindendir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte hepinizin ger\u00e7ek il\u00e2h\u0131 b\u00fct\u00fcn \u00e7okluklar\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olmakla beraber, zat\u0131nda bile\u015fim ve \u00e7okluk bulunmayan, il\u00e2hl\u0131kta, varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n vacib olu\u015funda hi\u00e7bir orta\u011f\u0131 ve benzeri olmayan O il\u00e2h birdir. Hi\u00e7bir yarat\u0131\u011f\u0131n, bunun il\u00e2hl\u0131k dairesinden \u00e7\u0131kmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bu y\u00fccelik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ile beraber O, Hem Rahm\u00e2n, hem Rah\u00eem&#8217;dir. B\u00fct\u00fcn rahmetler O&#8217;nun, en ince merhametler O&#8217;nundur. Ortak ko\u015fanlar, b\u00f6yle tek bir il\u00e2ha ortak ko\u015fmu\u015f inkar edenler, b\u00f6yle \u00e7ok esirgeyen, \u00e7ok merhamet eden bir il\u00e2h\u0131 inkar etmi\u015f oluyorlar. Bu sebeple kendilerini, bu ezel\u00ee ve ebed\u00ee rahmetten mahrum ederek lanete u\u011frat\u0131yorlar. Bunun i\u00e7in o \u015firk ve inkardan vazge\u00e7meli de Allah&#8217;a ve Allah&#8217;\u0131n indirdiklerine iman etmeli, tevhid dairesinde bu rahmetlere ebed\u00ee olarak ermelidir.<\/p>\n<p>Deniyor ki, K\u00e2&#8217;be ve etraf\u0131nda m\u00fc\u015friklerin \u00fc\u00e7y\u00fcz altm\u0131\u015f tane putlar\u0131 vard\u0131. Bu \u00e2yeti i\u015fittikleri zaman hayret ettiler de &#8220;Ey Muhammed! E\u011fer do\u011fru s\u00f6yl\u00fcyorsan bir \u00e2yet -kesin bir delil- getir de bununla do\u011frulu\u011funu bilelim.&#8221; dediler. \u0130bn\u00fc Cerir&#8217;in At\u00e2&#8217;dan rivayetle anlatmas\u0131na g\u00f6re Peygamber (s.a.v.) Efendimiz&#8217;in Medine&#8217;ye geli\u015flerinde &#8220;Sizin il\u00e2h\u0131n\u0131z, bir tek il\u00e2ht\u0131r.&#8221; \u00e2yeti inmi\u015fti. Mekke&#8217;de Kurey\u015f k\u00e2firleri &#8220;Bu kadar insanlara bir il\u00e2h nas\u0131l yeti\u015fir?&#8221; dediler. Bunun \u00fczerine \u015fu \u00e2yet indi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>164- \u015e\u00fcphesiz g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda, gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn birbiri ard\u0131nca geli\u015finde, insanlara yarar \u015feylerle denizde ak\u0131p giden gemide, Allah&#8217;\u0131n yukar\u0131dan bir su indirip de onunla yeri \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra diriltmesinde, diriltip de \u00fczerinde deprenen hayvanlar\u0131 yaymas\u0131nda, r\u00fczgarlar\u0131 de\u011fi\u015ftirmesinde, g\u00f6k ile yer aras\u0131nda emre haz\u0131r olan bulutta \u015f\u00fcphesiz ak\u0131ll\u0131 olan bir topluluk i\u00e7in elbette Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine deliller vard\u0131r.<\/p>\n<p>164-Sa\u00eed b. Mesruk hazretlerinden rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Kurey\u015f, yahudilere &#8220;Musa&#8217;n\u0131n getirdi\u011fi mucizeleri bize s\u00f6yleyin, nelerdi?&#8221; diye sormu\u015flar, onlar da as\u00e2s\u0131n\u0131n y\u0131lan olu\u015funu ve elinin bembeyaz parlamas\u0131n\u0131 anlatm\u0131\u015flard\u0131. Ayn\u0131 \u015fekilde h\u0131ristiyanlara da sormu\u015flar, onlar da do\u011fu\u015ftan k\u00f6r olan\u0131, alaca hastal\u0131\u011f\u0131na tutulan\u0131 iyile\u015ftirme ve \u00f6l\u00fcleri diriltme mucizelerini anlatm\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine Kurey\u015f, Hz. Peygamber&#8217;e: &#8220;Sen de Allah&#8217;a dua et, bize \u015fu Saf\u00e2 tepesini alt\u0131n yap\u0131versin de kesin bilgi ile iman\u0131m\u0131z ve d\u00fc\u015fmanlar\u0131m\u0131za kar\u015f\u0131 kuvvetimiz arts\u0131n.&#8221; demi\u015flerdi. Bunun \u00fczerine Resulullah bunu Rabbinden niyaz etmi\u015fti. Allah Te\u00e2l\u00e2 da vahiyle: &#8220;Bunu yapar\u0131m, fakat bundan sonra yine yalanlamaya devam ederlerse, onlara d\u00fcnyada hi\u00e7 kimseye yapmad\u0131\u011f\u0131m bir azab veririm.&#8221; buyurmu\u015ftu. O zaman Peygamber (s.a.v.) Efendimiz&#8217;in: &#8220;Ey Rabbim! Kavmimi ve beni kendi h\u00e2limize b\u0131rak, ben onlar\u0131 g\u00fcnden g\u00fcne davet edeyim.&#8221; diye dua etmesi \u00fczerine Cenab-\u0131 Allah bu \u00e2yeti indirmi\u015ftir. Bununla g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131lmas\u0131 ve buna ba\u011fl\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015f olaylar\u0131, Saf\u00e2&#8217;n\u0131n alt\u0131n&#8217;a d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmesi gibi istenen mucizelerden daha b\u00fcy\u00fck, daha faydal\u0131 ve daha muciz oldu\u011funu beyan etmi\u015ftir. Bunlar, mucize meselesinde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n, insan fikrini ne g\u00fczel terbiye etti\u011fini anlatmaya yeterlidir.<\/p>\n<p>Siz, O&#8217;nun birli\u011finden, kudretinden, rahmetinden ve bu kadar insanlara yetece\u011finden \u015f\u00fcphe edip, zat ve s\u0131fatlar\u0131na delil ve mucize mi istiyorsunuz? \u015eu \u00fcst\u00fcn\u00fczdeki her taraf\u0131 ku\u015fatm\u0131\u015f u\u00e7suz bucaks\u0131z uzakl\u0131k i\u00e7inde, say\u0131s\u0131z y\u00fcksek g\u00f6k cisimleri ve aralar\u0131ndaki uzun mesafe ve bu mesafeyi i\u015fgal eden hava bo\u015flu\u011fu ve \u0131\u015f\u0131k gibi, g\u00f6r\u00fclen veya g\u00f6r\u00fclmeyen nice cisimler vard\u0131r. Bunlara ve bunlar\u0131n inceliklerine, fezay\u0131 dolduran esir maddesinin niteli\u011fine, her cismin y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f ve hareketleriyle \u00e7izdikleri tabaka tabaka y\u00f6r\u00fcngelere, hareketlerindeki a\u011f\u0131rl\u0131k merkezine, toplu nizamlar\u0131yle yer yer te\u015fkil ettikleri sistemlere, burclara bir bak\u0131n\u0131z. \u015eu g\u00f6klere ve o cisimlerden biri olup, denizleriyle, karalar\u0131yle, da\u011flar\u0131yla, dereleriyle, ovalar\u0131yla, \u00e7\u00f6lleriyle, p\u0131narlar\u0131yla, \u0131rmaklar\u0131yla, madenleriyle, bitkileriyle, ormanlar\u0131yla, mesire yerleriyle b\u00fct\u00fcn o g\u00f6klere direksiz, ku\u015faks\u0131z ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve ilgisiyle aya\u011f\u0131m\u0131z\u0131n alt\u0131nda yuvarlanan \u015fu yer k\u00fcreye bir bak\u0131n\u0131z. \u0130\u015fte mekan denen u\u00e7suz bucaks\u0131z feza i\u00e7inde hey&#8217;et-i \u00e2lem ad\u0131n\u0131 alan bu g\u00f6kleri ve yeri yaratmada ve icad etmede, yarat\u0131l\u0131\u015f nizam\u0131nda, ve gece ile g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn de\u011fi\u015fmesinde, uzay\u0131p k\u0131salmas\u0131nda, birbiri ard\u0131 s\u0131ra gelmesinde, bu geli\u015f ve takip ile ortaya \u00e7\u0131kan yer konumunda, zaman s\u0131rr\u0131nda ve bir tek yerde z\u0131tlar\u0131n bir araya gelmesinde, insanlara faydal\u0131 y\u00fcklerle denizde ak\u0131p giden ve g\u00f6k cisimlerinin uzak masmavi semada ak\u0131\u015flar\u0131n\u0131 and\u0131ran gemilerin ak\u0131\u015f\u0131nda, ak\u0131p gitti\u011fi denizlerin yarat\u0131l\u0131\u015f s\u0131rr\u0131nda, bunlarda meydana gelen hareket ve durma kanunlar\u0131nda, bu kanunlar\u0131n insanlara temin etti\u011fi menfaatin ortaya \u00e7\u0131kma tarz\u0131nda, Allah&#8217;\u0131n yukar\u0131dan indirdi\u011fi suda, indirip de kuru topra\u011fa \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra su ile tekrar hayat vermesinde ve bu bitki hayat\u0131n\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda, ve bu yery\u00fcz\u00fcnde ak\u0131l sahibi olanlara var\u0131ncaya kadar her t\u00fcrl\u00fc hayvanlar\u0131 s\u0131n\u0131f s\u0131n\u0131f, cins cins, \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit ay\u0131r\u0131p tasnif ederek yaymas\u0131nda ve bu hayvan hayat\u0131n\u0131n meydana gelmesinde, t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc r\u00fczgarlar\u0131 bir taraftan bir tarafa, bir \u015fekilden bir \u015fekile evirip \u00e7evirmesinde, g\u00f6kle yer aras\u0131nda emre boyun e\u011fmi\u015f olan bulutlarda hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz bir\u00e7ok \u00e2yetler, madd\u00ee ve manevi, dine ve d\u00fcnyaya ait nimetler, sizin istedi\u011finizden daha b\u00fcy\u00fck mucizeler vard\u0131r. Vard\u0131r ama; akl\u0131n\u0131 kullanacak bir toplum i\u00e7in. Yani ak\u0131ll\u0131 olan ve akl\u0131ndan istifade eden kimseler i\u00e7in. Bundan dolay\u0131 ak\u0131l da bu mucizelerden biri ve belki de en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>AKIL: Kalb ve ruhun madeninde, beynin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda bulunan manevi bir nurdur ki insan bununla, duyu organlar\u0131yle hissedilemeyen \u015feyleri anlar. Ak\u0131l y\u00fcr\u00fctmek; sebeplerle sebeplerin meydana getirdi\u011fi \u015feyler ve eser ile eseri meydana getiren \u015feyler aras\u0131ndaki ilgiyi, yani &#8220;illiyet kanunu&#8221; dedi\u011fimiz sebebi neticeye ba\u011flayan kanunu ve ona ba\u011fl\u0131 olan gerekli ilgileri idrak ederek eserden m\u00fcessire veya m\u00fcessirden esere yahut da bir m\u00fcessirin iki eserinin birinden di\u011ferine intikal etmektir.<\/p>\n<p>Mant\u0131k denen bu intikal sayesinde duyu organlar\u0131yla hissedilen bir eserden, hissedilemeyen m\u00fcessiri anla\u015f\u0131l\u0131r. Mesela, hissedilen bir h\u0131\u015f\u0131lt\u0131dan g\u00f6r\u00fcl\u00fcp hissedilmeyen bir hayvan\u0131n anla\u015f\u0131lmas\u0131 gibi. Yahut da hissedilen bir m\u00fcessirden hissedilmeyen eseri anla\u015f\u0131l\u0131r. Mesela g\u00f6r\u00fclen bir bal ar\u0131s\u0131ndan, g\u00f6r\u00fcl\u00fcp hissedilmeyen bal idrak edilir. Yahut hissedilen bir eserden, ilgili oldu\u011fu di\u011fer bir eser anla\u015f\u0131l\u0131r. Mesela g\u00f6r\u00fclmeyen bir ar\u0131n\u0131n v\u0131z\u0131lt\u0131s\u0131ndan, hen\u00fcz g\u00f6r\u00fcl\u00fcp hissedilmeyen bal\u0131 ke\u015ffedilip, bilinir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte b\u00f6yle hissedilenden, hissedilemeyene intikale sebep olan veya hissedilemeyen bir m\u00e2nay\u0131 bizzat ve a\u00e7\u0131kl\u0131kla ke\u015ffeden idrak vas\u0131tas\u0131na ak\u0131l denir.<\/p>\n<p>Bu intikalin de ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fidi vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- C\u00fcz&#8217;\u00eeden c\u00fcz&#8217;\u00eeye, fertten ferde intikaldir ki, buna &#8220;temsil&#8221; veya &#8220;F\u0131kh\u00ee k\u0131yas&#8221; denir.<\/p>\n<p>2- C\u00fcz&#8217;\u00eeden k\u00fcll\u00eeye, bir fertten bir t\u00fcre veya bir t\u00fcrden bir cinse intikal etmektir ki buna &#8220;istikr\u00e2&#8221; (t\u00fcmevar\u0131m) ad\u0131 verilir. K\u00fcll\u00ee (t\u00fcmel) \u00f6nermelerin ve fen kaidelerinin \u00e7o\u011fu ve belki de hepsi bu yolla ke\u015ffedilmi\u015ftir. Bunda g\u00f6rmenin ve deneyin \u00f6nemi b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>3- K\u00fcll\u00eeden (t\u00fcmelden) c\u00fcz&#8217;\u00eeye (tekile), bir cinsten bir t\u00fcre veya bir t\u00fcrden bir ferde intikal etmektir ki, buna da \u00f6zel m\u00e2nasiyle &#8220;istint\u00e2c&#8221; veya &#8220;mant\u0131k k\u0131yas\u0131&#8221; ya da sadece &#8220;k\u0131yas&#8221; denir ki, b\u00fct\u00fcn ilimlerin fiil\u00ee uygulamas\u0131 bununla yap\u0131l\u0131r. \u0130stikr\u00e2lar\u0131n amel\u00ee sonu\u00e7lar\u0131 bununla elde edilir. \u0130lim yollar\u0131n\u0131n en kuvvetlisi budur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunda bir taraftan bir esas ortaya koyma, di\u011fer taraftan da onu peki\u015ftirme vard\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn ilimlerin, fenlerin ve insan\u0131n elde edebilece\u011fi her \u015feyin, d\u00f6n\u00fcp dola\u015faca\u011f\u0131 yer olan &#8220;illiyet&#8221; (nedensellik) kanununu g\u00fczelce anlay\u0131p tatbik etme sayesinde ak\u0131l, bu \u00e2yetlerden, bu yollarla Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131, birli\u011fini ve geni\u015f rahmetini zarur\u00ee olarak anlar, ke\u015ffeder.<\/p>\n<p>Bu yollardan birinde veya hepsinde y\u00fcr\u00fcyen akl\u0131n da ba\u015fl\u0131ca iki \u00e7e\u015fit y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fc vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- A\u011f\u0131r, derece derece ve zamana ba\u011fl\u0131 olan inceden inceye d\u00fc\u015f\u00fcnme seyridir ki, buna &#8220;fikir&#8221; denir.<\/p>\n<p>2- Bir anda, bir hamlede arzuya ula\u015f\u0131verecek derecede h\u0131zl\u0131 olan ani seyridir ki, buna da &#8220;hads; tahmin, zan&#8221; denir. Bu hads de iki k\u0131s\u0131md\u0131r:<\/p>\n<p>a) Her birinde konusuna g\u00f6re uzun s\u00fcre meydana gelen tahsil, tecr\u00fcbe ve al\u0131\u015ft\u0131rmadan elde edilen al\u0131\u015fkanl\u0131k s\u0131fat\u0131d\u0131r ki, \u00e7al\u0131\u015fmakla kazan\u0131l\u0131r. Teorik ve pratik tahsil ve ilm\u00ee e\u011fitim, bu gayeye ermek i\u00e7indir. Buna &#8220;akl-\u0131 mesmu&#8217;: i\u015fitilmi\u015f ak\u0131l&#8221; da denir.<\/p>\n<p>b) Do\u011frudan do\u011fruya yarat\u0131l\u0131\u015fta yerle\u015fmi\u015f ve s\u0131rf Allah vergisi olan bir melekedir ki, buna da kuds\u00ee kuvvet ya da makbul veya tabi\u00ee ak\u0131l denir. Bunda esas itibariyle gayretin, \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazanman\u0131n hi\u00e7 h\u00fckm\u00fc yoktur.<\/p>\n<p>Herkesin bu \u00e7e\u015fit hads; tahmin ve ak\u0131ldan az \u00e7ok bir nasibi vard\u0131r. Bu olmay\u0131nca \u00f6b\u00fcr akl-\u0131 mesmu&#8217;un hi\u00e7 h\u00fckm\u00fc olmaz. Bunun, s\u0131n\u0131rlanmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir\u00e7ok mertebeleri vard\u0131r ki, basit bir zekadan peygamberlerin ak\u0131llar\u0131n\u0131n mertebelerine kadar gider.<\/p>\n<p>En y\u00fcksek mertebesine &#8220;akl-\u0131 evvel&#8221; (ilk ak\u0131l) denir. Ba\u015flang\u0131\u00e7tan sonucu, sonu\u00e7tan ba\u015flang\u0131c\u0131; \u00f6nceden sonray\u0131, sonradan \u00f6nceyi tam bir bilgi ile g\u00f6ren bu ilk ak\u0131l, Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131 ve Hz. Muhammed&#8217;in nurudur. Nitekim hadis-i \u015ferifte: &#8220;Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015feylerin ilki, benim nurumdur, Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015feylerin ilki k\u00e2lemdir, Allah&#8217;\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015feylerin ilki ak\u0131ld\u0131r.&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Ak\u0131llar\u0131n derecelerindeki de\u011fi\u015fiklik, eksiklerinden ileri gelir. Yoksa esas itibariyle ak\u0131llar i\u00e7in yol birdir. O da do\u011fru yoldur. Bizim, sebeplerin ba\u015flamas\u0131, \u00e7eli\u015fkilerin ba\u015flamas\u0131 gibi hakk\u0131 anlamaya vesile olan as\u0131l sebepler hakk\u0131ndaki apa\u00e7\u0131k kavray\u0131\u015flar\u0131m\u0131z, ilk akl\u0131n anlay\u0131\u015f mahiyetini g\u00f6steren birer hissemizdir.<\/p>\n<p>Biz bu sayede her \u00e7e\u015fit bilgiyi b\u00f6yle a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde idrak eden ilk akl\u0131n, hi\u00e7bir kayda ba\u011fl\u0131 olmayan kutsal kuvvetin m\u00fckemmelli\u011fini isbata bir delil buluyoruz. Bizim \u015fahs\u0131m\u0131za g\u00f6re de\u011fi\u015fen ve pek az olan tahmin g\u00fcc\u00fcm\u00fczle ilk akla b\u00f6yle bir ba\u011flant\u0131m\u0131z ve bu sayede hakka ula\u015fmam\u0131z vard\u0131r. B\u00fct\u00fcn mertebeleriyle Allah vergisi olan ak\u0131l, \u00e7al\u0131\u015fma ile kazan\u0131lm\u0131\u015f olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, bunda \u00e7al\u0131\u015fma ve insan iradesi sebep de\u011fil ise de, bunda Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfu ile sahip oldu\u011fumuz hissemiz \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde, d\u00fc\u015f\u00fcnen ak\u0131l ve bu konudaki uzun tecr\u00fcbeden elde edilen, al\u0131\u015fkanl\u0131\u011fa ba\u011fl\u0131 tahmin kabiliyeti \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazanmaya ba\u011fl\u0131 oldu\u011fundan, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131nda Cenab-\u0131 Hak b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 bu yola iletip sevketmek i\u00e7in: &#8220;D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp, akl\u0131n\u0131 kullanan bir kavim i\u00e7in elbette \u00e2yetler, deliller vard\u0131r.&#8221; buyurmu\u015f ve ak\u0131l olmay\u0131nca do\u011frudan do\u011fruya hislerde tesirini icra edecek olan mucizelerin b\u00fcy\u00fck bir faydas\u0131 olmayaca\u011f\u0131n\u0131 anlatm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bu gibi \u00e2yetlerinde insanlar\u0131, anlay\u0131p, delil bulmak i\u00e7in mucizelerden \u00e7ok, tamamen ak\u0131lla anla\u015f\u0131labilecek hususlara sevketmek vard\u0131r. Bunun i\u00e7in Kur&#8217;\u00e2n, mucizelerin en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcd\u00fcr. Fakat bundan, baz\u0131lar\u0131n\u0131n zannetti\u011fi gibi peygamberlerin mucizelerinin m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131na ve son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz&#8217;in madd\u00ee mucizeler g\u00f6stermedi\u011fine ve g\u00f6steremeyece\u011fine i\u015faret gibi bir anlam \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015fmak da do\u011fru de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u00e2yette \u00f6zetlenen ve her biri i\u00e7in asl\u0131nda en b\u00fcy\u00fck icad harikas\u0131 olan s\u0131rlar\u0131 ve mucizeleri ortaya koyan \u00fcst\u00fcn kudret d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, Saf\u00e2 tepesinin alt\u0131n&#8217;a d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmesinin, bu kudrete g\u00f6re hi\u00e7bir \u00f6nem ta\u015f\u0131mayaca\u011f\u0131 ve olmas\u0131 imkans\u0131z bir \u015fey te\u015fkil edemeyece\u011fi kolayl\u0131kla anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in Cenab-\u0131 Hak, \u00e2yetin ini\u015f sebebi itibariyle, bu \u00e2yette \u015funu da anlatm\u0131\u015f oluyor ki, g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131l\u0131p var edilmesi ve bunlar \u00fczerinde, anlat\u0131lan e\u015fsiz idarenin icras\u0131 gibi en b\u00fcy\u00fck mucizeler; devam eden bu mucizelerin anla\u015f\u0131lmas\u0131ndan elde edilecek faydalar\u0131n yan\u0131nda Saf\u00e2&#8217;n\u0131n alt\u0131n&#8217;a d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmesi gibi ge\u00e7ici ve tek bir harika olay iste\u011fi pek k\u00fc\u00e7\u00fck bir \u015feydir.<\/p>\n<p>Bu b\u00fcy\u00fck ve devaml\u0131 mucizeleri anlay\u0131p, \u00fczerinde iyice d\u00fc\u015f\u00fcnenler ve bu d\u00fc\u015f\u00fcnme ile y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n kanunlar\u0131n\u0131 kavray\u0131p ona uyanlar, Saf\u00e2 tepesini alt\u0131n yapmak gibi bir iste\u011fi, sonradan kendileri bile yapabilirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu sayede yaln\u0131z Saf\u00e2&#8217;n\u0131n de\u011fil, b\u00fct\u00fcn Mekke da\u011flar\u0131n\u0131n alt\u0131n ile d\u00f6\u015fenmesi bile m\u00fcmk\u00fcn olur. Allah Te\u00e2l\u00e2, bunun da yolunu yapm\u0131\u015ft\u0131r. Yaln\u0131z maden kanunlar\u0131n\u0131 iyice anlamak, bu istek i\u00e7in yeterli olur. Bunun i\u00e7in Allah&#8217;tan ve peygamberden daha b\u00fcy\u00fck, daha hayat\u00ee, kutsal, genel ve ebed\u00ee \u015feyler talep etmek gerekir.<\/p>\n<p>&#8220;D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp, akl\u0131n\u0131 kullanan bir toplum i\u00e7in elbette \u00e2yetler, deliller vard\u0131r.&#8221; ifadesinde &#8220;\u00e2y\u00e2t&#8221; kelimesi, a\u00e7\u0131k al\u00e2metler ve kesin deliller, kar\u015f\u0131s\u0131nda ciddi olarak hi\u00e7bir s\u00f6z s\u00f6yleme ihtimali bulunmayan apa\u00e7\u0131k mucize demektir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00e2yetlerine &#8220;\u00e2yet&#8221; denmesi de bu m\u00e2na ile ilgilidir.<\/p>\n<p>Demek ki Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n iki \u00e7e\u015fit \u00e2yeti vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- \u0130cad ve yarat\u0131l\u0131\u015f kitab\u0131ndaki fiil\u00ee \u00e2yetler,<\/p>\n<p>2- \u0130ndirdi\u011fi kitaptaki s\u00f6zl\u00fc \u00e2yetler.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131n ikisi de Allah&#8217;\u0131n zat\u0131na, s\u0131fatlar\u0131na, h\u00fck\u00fcm ve iradelerine delalet ettiklerinden dolay\u0131 &#8220;\u00e2yet&#8221; ismini alm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Bu iki kitap ve bu iki \u00e7e\u015fit \u00e2yet, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak biri di\u011ferinin i\u015fareti, \u00f6b\u00fcr\u00fc de onun i\u015faret edip g\u00f6sterdi\u011fi \u015feydir. Biri, di\u011ferinin a\u00e7\u0131klamas\u0131 ve tefsiridir. Tam anlam\u0131yla marifet; Allah taraf\u0131ndan indirilen kitab\u0131n s\u00f6zl\u00fc \u00e2yetlerinden, yarat\u0131l\u0131\u015f kitab\u0131n\u0131n fiil\u00ee \u00e2yetlerini ve ondan Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n zat ve s\u0131fatlar\u0131n\u0131 okuyup, anlamak, anlad\u0131ktan sonra onun kanunlar\u0131na, emirlerine ve h\u00fck\u00fcmlerine uyarak, do\u011fru yoldan, &#8220;R\u00e2d\u0131ye&#8221; ve &#8220;Merd\u0131yye&#8221; makamlar\u0131n\u0131 elde etmekle &#8220;bak\u00e2billaha&#8221; ula\u015fmakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bu s\u00f6zl\u00fc ayeti, bize bir\u00e7ok fiil\u00ee \u00e2yetleri \u00f6zetleyip g\u00f6stererek bu k\u00e2inat devletinin s\u0131n\u0131rs\u0131z ve sonsuz de\u011fi\u015fikli\u011fini, s\u00fcrekli ve herkesi aciz b\u0131rakan bir nizamla icad edip d\u00fczene koyan\u0131n, her \u015feyi d\u00fczenleyip y\u00f6netenin y\u00fcce yarat\u0131c\u0131 oldu\u011funu anlat\u0131r. Ak\u0131l ile ma&#8217;kul\u00fcn; d\u0131\u015f d\u00fcnya ile zihnin uyum noktas\u0131nda, her \u015feyin y\u00f6neticisi olan Allah, varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve birli\u011fini ortaya koyar. Allah, zat\u0131nda ve s\u0131fatlar\u0131nda birdir. O&#8217;nun kudreti ve rahmeti her\u015feyi kaplam\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in O, b\u00fct\u00fcn insanlara tam ve m\u00fckemmel olarak yeterli olup, orta\u011f\u0131 ve benzeri bulunmaktan m\u00fcnezzehtir. \u0130\u015fte bu \u00e2yet, bu hususlara delalet eden bir\u00e7ok a\u00e7\u0131k delili, gayet veciz ve bununla beraber gayet basit ve a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde biraraya toplam\u0131\u015ft\u0131r. Bunda a\u00e7\u0131k ve kapal\u0131 olarak nice ilimlerin ve fenlerin konu ve gayeleri vard\u0131r.<\/p>\n<p>Bunu en de\u011fersiz ve en basit bir ak\u0131l duyar ve en y\u00fcksek ak\u0131llar, bunda ebed\u00ee bir tetkik ve m\u00fc\u015fahede gayesi bulur. Netice olarak hi\u00e7bir ak\u0131l bu karardan d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kamaz.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n, en y\u00fcksek ilim ve fen meselelerinin bu \u015fekilde \u00f6z\u00fcn\u00fc alarak b\u00fct\u00fcn se\u00e7kin insanlar\u0131n ve halk\u0131n a\u00e7\u0131kl\u0131kla anlayaca\u011f\u0131 derecede basitle\u015ftirip \u00f6\u011fretiyor. Teredd\u00fct ve hayalin, \u015fiir edebiyat\u0131nda hi\u00e7bir ger\u00e7e\u011fe uymayan ve haks\u0131z yere &#8220;ibd\u00e2&#8221; (icad) ad\u0131 verilen hayal g\u00fcc\u00fcn\u00fcn gelip ge\u00e7ici ve yalanc\u0131 bir bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 ok\u015fayarak insan\u0131 bir an i\u00e7in ve bir daha tekrarlanmamak \u015fart\u0131yla \u00e7arp\u0131p ge\u00e7en bo\u015f m\u00e2n\u00e2lar\u0131nda bir teselli zevki aramaya al\u0131\u015fm\u0131\u015f olan ruhlar, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn yarat\u0131l\u0131\u015fa ayna olan benzersiz nazm\u0131nda mucizeli bir y\u00fckseklik duymazlarsa bunun sebebini, yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131ndaki zevklerinin ve ak\u0131llar\u0131n\u0131n birtak\u0131m hevesler i\u00e7inde iflas etmi\u015f olmas\u0131nda aramal\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>Bu gibiler, hakk\u0131 hep ac\u0131 diye kabul etmi\u015fler ve akl\u0131, hakka ula\u015fmak i\u00e7in bir vas\u0131ta tan\u0131yacak yerde onu, hakk\u0131 red ve ibtal ile ma\u011flub edebilecek ac\u0131mas\u0131z bir silah gibi kullanmak isteyen z\u00e2lim m\u00fc\u015friklerdir. Onlar hakk\u0131nda \u015f\u00f6yle buyrulmu\u015ftur:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>165- \u0130nsanlardan kimi de Allah&#8217;tan ba\u015fka \u015feyleri O&#8217;na e\u015f tutuyorlar da onlar\u0131, Allah&#8217;\u0131 sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azab\u0131 g\u00f6recekleri zaman b\u00fct\u00fcn kuvvetin Allah&#8217;a ait oldu\u011funu ve Allah&#8217;\u0131n azab\u0131n\u0131n ger\u00e7ekten \u00e7ok \u015fiddetli bulundu\u011funu ke\u015fke anlasalard\u0131.<\/p>\n<p>166- O zaman kendilerine uyulan kimseler, azab\u0131 g\u00f6rerek kendilerine uyanlardan ka\u00e7\u0131p uzakla\u015fm\u0131\u015flar ve aralar\u0131ndaki b\u00fct\u00fcn ba\u011flar par\u00e7a par\u00e7a kopmu\u015ftur.<\/p>\n<p>167- Onlara uyanlar da \u015f\u00f6yle demektedirler: &#8220;Ah, bizim i\u00e7in d\u00fcnyaya bir d\u00f6n\u00fc\u015f olsayd\u0131 da onlar\u0131n bizden uzakla\u015ft\u0131klar\u0131 gibi biz de onlardan uzakla\u015fsayd\u0131k!&#8221; \u0130\u015fte b\u00f6ylece Allah onlara b\u00fct\u00fcn amellerini, \u00fczerlerine y\u0131\u011f\u0131lm\u0131\u015f hasretler (pi\u015fmanl\u0131k ve \u00fcz\u00fcnt\u00fcler) halinde g\u00f6sterecektir. Onlar bu ate\u015ften \u00e7\u0131kacak de\u011fillerdir.<\/p>\n<p>165-Allah&#8217;\u0131n birli\u011fi ve kudreti bu kadar fiil\u00ee ve s\u00f6zl\u00fc \u00e2yetleriyle a\u00e7\u0131k ve parlakken buna kar\u015f\u0131: insanlardan baz\u0131lar\u0131 vard\u0131r ki, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 denkler, benzerler tutarlar ki, onlar\u0131, Allah&#8217;\u0131 sever gibi severler. Onlar\u0131n emirlerine, yasaklar\u0131na, arzular\u0131na itaat ederler de Allah&#8217;a isyan i\u00e7inde bulunurlar.<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphe yok ki b\u00f6yle yapmak, gerek Allah&#8217;\u0131 inkar ederek olsun ve gerekse olmas\u0131n, il\u00e2hl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131nda onlar\u0131 Allah&#8217;a ortak yapmakt\u0131r. Bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131, bu \u015firki a\u00e7\u0131ktan yaparlar. Firavunlara, Nemrutlara yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi onlara a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa il\u00e2h, mabud ad\u0131n\u0131 vermekten \u00e7ekinmezler. Onlara &#8220;Rabbimiz, tanr\u0131m\u0131z&#8221; derler. Hatta il\u00e2hlar\u0131n\u0131n do\u011fmas\u0131 ve do\u011furmas\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc benimseyerek onlara ayn\u0131 cinsten, mabut derecesinde o\u011fullar, k\u0131zlar tasavvur edip yak\u0131\u015ft\u0131r\u0131rlar. Di\u011fer bir k\u0131sm\u0131 da a\u00e7\u0131\u011fa vurmadan ayn\u0131 muameleyi yaparlar. Onlar\u0131, Allah&#8217;\u0131 sever gibi severler, onlar\u0131 nimet sahibi olarak tan\u0131rlar. Onlar\u0131n sevgisini, hareketlerinin ba\u015f\u0131 kabul ederler. Allah&#8217;a yap\u0131lacak \u015feyleri onlara yaparlar. Allah r\u0131zas\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeden onlar\u0131n r\u0131zalar\u0131n\u0131 elde etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Allah&#8217;a isyan olan \u015feylerde bile onlara itaat ederler.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yet bize g\u00f6steriyor ki, il\u00e2hl\u0131k m\u00e2nas\u0131nda son derece sevgi, bir esast\u0131r. Ve mabud, en y\u00fcksek seviyede sevilen \u015feydir. B\u00f6yle son derece sevilen \u015feyler, ne olursa olsun, mabud edinilmi\u015f olur. Sevginin h\u00fckm\u00fc ise itaatt\u0131r. Bunun i\u00e7in mabuda son derece itaat edilir. Her insan\u0131n tuttu\u011fu yolda hareket ba\u015flang\u0131c\u0131 onun mabududur. \u0130nsanlar taraf\u0131ndan b\u00f6yle sevgiyle mabud mertebesi verilerek Allah&#8217;a denk tutulan \u015feyler o kadar \u00e7e\u015fitlidir ki, bir ta\u015ftan, bir maden par\u00e7as\u0131ndan, bir ottan, bir a\u011fa\u00e7tan tutun da g\u00f6k cisimlerine, ruhlara, meleklere kadar \u00e7\u0131kar. Bununla beraber: &#8220;onlar\u0131 severler&#8221; ifadesindeki ak\u0131l sahiplerine ait olan &#8220;onlar&#8221; zamiri bunlar\u0131n \u00f6zellikle ak\u0131ll\u0131lar k\u0131sm\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade etmektedir.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7indir ki, de\u011ferli tefsirciler, denk, benzer m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen &#8220;end\u00e2d&#8221;\u0131 &#8220;Allah&#8217;a isyanda itaat ettikleri liderleri, ba\u015fkanlar\u0131 ve b\u00fcy\u00fckleri&#8221; diye a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. Bu zamirin, ta\u011flib yoluyla di\u011fer putlar\u0131 da kapsam\u0131na almas\u0131 takdirinde bile bu m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten servet, b\u00fcy\u00fckl\u00fck, kuvvet, makam, itibar, g\u00fczellik gibi herhangi bir \u00fcmide sebep say\u0131lan dilberler, kahramanlar, h\u00fck\u00fcmdarlar gibi insanlar\u0131, Allah gibi seven ve onlar u\u011frunda her \u015feyi g\u00f6ze alan nice kimseler vard\u0131r ki bu, \u015firk konusunun putperestlik esas\u0131n\u0131, insanl\u0131\u011f\u0131n en b\u00fcy\u00fck yaras\u0131n\u0131 te\u015fkil eder.<\/p>\n<p>Yunan, Roma, Avrupa medeniyet ve edebiyat\u0131nda b\u00f6yle muhabbet mabudlar\u0131n\u0131n haddi ve hesab\u0131 yoktur. Bu duygu, zaman\u0131na g\u00f6re t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc \u015fekillerde ortaya \u00e7\u0131kar. H\u0131ristiyanl\u0131k da bu ruhla doludur. Hele Avrupa ruhunda, Avrupa edebiyat\u0131nda bu t\u00fcr \u015firk, o kadar ileri gitmi\u015ftir ki her eline bir kalem alan ve her hangi bir \u015fiir s\u00f6ylemek isteyen kimse sevgilisine il\u00e2h mertebesi vermeyi, en ufac\u0131k bir i\u015fi \u00f6vmek i\u00e7in hemen yaratma kudretini yak\u0131\u015ft\u0131rmay\u0131 bir h\u00fcner, bir \u015feref sayar. Yery\u00fcz\u00fcndeki insanl\u0131k kavgalar\u0131, b\u00fct\u00fcn bu \u00e7e\u015fitli ve birbirine z\u0131t olan mabudlar\u0131n m\u00fccadelesi y\u00fcz\u00fcndendir. Bu anla\u015fmazl\u0131k ve ihtilaflar, her birinin aras\u0131ndaki binlerce dalkavuk taraf\u0131ndan k\u00f6r\u00fcklenir ve insanl\u0131k g\u00fcnden g\u00fcne ahl\u00e2k\u00ee d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fc\u011fe s\u00fcr\u00fcklenir. \u0130limlerin, fenlerin, sanatlar\u0131n geli\u015fmesi, buna \u00e7are bulamaz. Bilakis hepsi, bu \u015firk oca\u011f\u0131n\u0131 yakmak i\u00e7in gaz ve benzin yerine kullan\u0131r.<\/p>\n<p>Bunlar, ger\u00e7ekte ne Allah tan\u0131r, ne peygamber. Her birinin g\u00f6nl\u00fcnde zaman zaman bir veya birka\u00e7 mahluk yer tutmu\u015ftur. Onlar\u0131 Allah gibi severler, onlara mabud muamelesi yaparlar. Onlara itaat etmek i\u00e7in Allah&#8217;a isyan ederler. &#8220;Onlar\u0131, Allah&#8217;\u0131 sever gibi severler.&#8221; ifadesi, b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 tasvir etmektedir. Buna velileri ve peygamberleri mabud derecesine \u00e7\u0131karanlar da dahildir.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n velileri, peygamberleri ve melekleri gibi sevgili kullar\u0131n\u0131 severken \u00e2yet-i kerimenin kapsam\u0131n\u0131 iyi d\u00fc\u015f\u00fcnmeli; sevgilerini, Allah sevgisi derecesine vard\u0131rmaktan ka\u00e7\u0131nmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah i\u00e7in sevmekle, Allah&#8217;\u0131 sever gibi sevmek aras\u0131ndaki fark\u0131 bilmek gerekir. Allah&#8217;\u0131 sevenler, Allah&#8217;\u0131n yolunda giden sevgili kullar\u0131n\u0131 da severler. Fakat Allah&#8217;\u0131 sever gibi de\u011fil, Allah i\u00e7in severler ve bu sevgi ile Allah yolunda onlara uyarlar. &#8220;Ey Muhammed! de ki: E\u011fer siz Allah&#8217;\u0131 seviyorsan\u0131z bana tabi olunuz ki, Allah da sizi sevsin.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/31).<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re Allah&#8217;\u0131n sevdi\u011fi kullar\u0131n\u0131 sevmek ve onlara uymak, g\u00fcnah ve \u015firk de\u011fildir. Tersine Allah sevgisine delil olur. Fakat bu sevgi, hi\u00e7bir zaman Allah sevgisi gibi olmamal\u0131d\u0131r. Yani h\u0131ristiyanlar\u0131n Hz. \u0130sa hakk\u0131nda yapt\u0131klar\u0131 gibi onlar\u0131 mabud derecesine \u00e7\u0131karacak bir ibadet \u015fekli olmamal\u0131d\u0131r. Bunun en g\u00fczel misalini, m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011f\u0131n iman anahtar\u0131 olan kelime-i \u015fehadetinde ve ibadetin ba\u015f\u0131 olan namaz\u0131nda buluruz. Bir m\u00fcsl\u00fcman &#8220;Ben \u015fehadet ederim ki, Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur. Yine \u015fehadet ederim ki, Muhammed O&#8217;nun kulu ve peygamberidir.&#8221; derken Allah&#8217;tan ba\u015fka b\u00fct\u00fcn mabudlar\u0131n hepsini reddedip atar da bu temiz kalb ile Peygamberi Hz. Muhammed&#8217;in O&#8217;na kulluk ve peygamberlikle ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 tasdik eder ve Allah i\u00e7in bu ger\u00e7e\u011fe \u015fahitli\u011fini arz eder. Bu \u015fehadette Allah&#8217;tan sonra Peygamber&#8217;e bir sevgi ilan\u0131 vard\u0131r. \u0130man bu sevgi ile tamam olur. Fakat Allah sevgisi, y\u00fcce Mevl\u00e2n\u0131n birli\u011fi ile bunun yan\u0131nda Hz. Muhammed sevgisi, Allah&#8217;a kullu\u011fu ve peygamberli\u011fi cihetiyledir. \u0130\u015fte Allah i\u00e7in sevmenin en b\u00fcy\u00fck \u00f6rne\u011fi!..<\/p>\n<p>Bunun gibi namazda Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131 \u00e7ok c\u00fcz&#8217;\u00ee bir \u015fekilde bile olsa niyete kar\u0131\u015ft\u0131rmak k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Namaz\u0131 bozar. Namazda peygamberden ve Allah&#8217;\u0131n salih kullar\u0131ndan hi\u00e7bir \u015fey istenmez. Nihayet tahiyyatta onlar ad\u0131na da esenlik, salev\u00e2t, rahmet ve bereket niyaz edilir. Bu duada Peygambere ve salih kullara elbette bir sevgi g\u00f6sterme vard\u0131r. Fakat namaz k\u0131lan kimse Allah&#8217;\u0131n huzurunda onlardan bir \u015fey isteme durumunda de\u011fil, onlara da derecelerinin y\u00fckselmesi i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n rahmetini isteme, hayat\u0131nda onlara ikram etme durumunda olacakt\u0131r. M\u00fcsl\u00fcman b\u00fct\u00fcn \u00f6mr\u00fcnde bu hareket \u00e7izgisini hayat\u0131n\u0131n esas\u0131 sayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Buna kar\u015f\u0131l\u0131k velileri, peygamberleri veya ruhlar\u0131n\u0131 ya da melekleri m\u00fc\u015friklerin araya giren mabudlar\u0131 gibi bir il\u00e2hl\u0131k pay\u0131 vererek sevmek, onlar\u0131 severken Allah&#8217;\u0131 ve Allah&#8217;\u0131n emirlerini unutmak, onlar ad\u0131na kurbanlar kesmek, \u00e2yinler yapmak, onlar\u0131n isimlerini &#8220;Bismillah&#8221; gibi i\u015flerin ba\u015f\u0131 kabul etmek, &#8220;Onlar\u0131, Allah&#8217;\u0131 sever gibi severler.&#8221; ifadesinin tam anlam\u0131yla \u015f\u00fcphe yok ki, bir \u015firk ve k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Ayr\u0131ca b\u00f6yle yapmak, onlardan uzakla\u015fmakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar ancak Allah&#8217;\u0131 sevmi\u015flerdir. \u00dcz\u00fclmekle beraber m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k ad\u0131na da b\u00f6yle bat\u0131l bir sevgi akidesine tutulan ve bununla dindarl\u0131k yap\u0131yoruz, zanneden birtak\u0131m gafil kimseler de ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar genellikle din ilminin iyi tahsil edilmedi\u011fi ve din\u00ee bilgilerin esas\u0131 bilinmeden a\u011f\u0131zdan a\u011f\u0131za bir efsane gibi dola\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 cahillik devirlerinde ve cahillik b\u00f6lgelerinde ortaya \u00e7\u0131kagelmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kulluk duygusu insanlarda yarat\u0131l\u0131\u015ftan geldi\u011fi i\u00e7in ger\u00e7ek ve geli\u015fmi\u015f din ilmi s\u00f6n\u00fcnce insanlar, ilk cahiliye devrindeki efsanelerle g\u00f6nl\u00fcne do\u011fan acayip hevesler i\u00e7inde ibadete \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Hurafelerle bo\u011fulur, gider. \u00d6l\u00fc veya diri, cans\u0131z veya canl\u0131 putlara ba\u011flan\u0131r.<\/p>\n<p>Bununla beraber bu sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131n felsefe yoluyla ilim ve marifet ad\u0131 alt\u0131nda geli\u015fip yay\u0131lan k\u0131sm\u0131 da yok de\u011fildir. Bu elbette daha m\u00fchimdir. Burada Allah&#8217;\u0131 inkar eden ta&#8217;t\u0131l (bat\u0131l ve metruk, ateizm) felsefelerinden s\u00f6z etmeye l\u00fczum g\u00f6rm\u00fcyoruz. En derin cehalete e\u015fit ve hatta daha beter olan ta&#8217;til (ateizm) felsefelerinin k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, \u00e7e\u015fitli y\u00f6nleriyle hat\u0131rlatmaya ihtiya\u00e7 duyulmad\u0131\u011f\u0131 gibi bunlar\u0131n ilmi ve felsef\u00ee bak\u0131mdan k\u0131ymetleri de yoktur. Fakat il\u00e2hl\u0131k felsefesi ve vahdet-i v\u00fccud ad\u0131 alt\u0131nda gizlenen bir metr\u00fbt (ateist) felsefe vard\u0131r ki, din ve ahl\u00e2k ad\u0131na ilm\u00ee ve hikem\u00ee \u015fekilde en b\u00fcy\u00fck zarar bundan do\u011fagelmi\u015ftir. Her nerede bir \u015firk varsa bununla az \u00e7ok bir alakas\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6nce \u015funu kaydedelim ki, &#8220;Sizin il\u00e2h\u0131n\u0131z bir tek il\u00e2ht\u0131r. Ondan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur.&#8221; (Bakara, 2\/163) \u00e2yetinde de a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtildi\u011fi \u00fczere \u0130slam dininde emredilen genel iman konusu: &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur.&#8221; tevhidi, yani Allah&#8217;\u0131 bir bilmektir. Yoksa &#8220;Allah&#8221;tan ba\u015fka hi\u00e7bir mevcud yoktur.&#8221; diye ifade edilen mevcudu, varl\u0131\u011f\u0131 bir bilmek de\u011fildir. Bu olsa olsa marifet yolunda merhaleler katetmi\u015f olan se\u00e7kin \u015fah\u0131slar i\u00e7in bahis konusu olabilir.<\/p>\n<p>Bizim nazar\u0131m\u0131zda v\u00fccud birli\u011fi genel olarak olumsuz de\u011fil, belki ke\u015fif yoluyla olumludur. Fakat &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka mevcud yoktur.&#8221; demekle &#8220;Her mevcud Allah&#8217;t\u0131r.&#8221; demek aras\u0131nda pek b\u00fcy\u00fck fark vard\u0131r. Birincisi s\u0131rf tevhid olabilir, fakat ikincisi s\u0131rf \u015firktir. &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka mevcud yoktur.&#8221; dendi\u011fi zaman, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na isnad edilen varl\u0131\u011f\u0131n ger\u00e7ek olmay\u0131p hayalde ve vehme ba\u011fl\u0131, \u015fuura akseden bir g\u00f6lge i\u015fi oldu\u011fu ve ger\u00e7ek varl\u0131\u011f\u0131n ancak Allah&#8217;a mahsus bulundu\u011fu ikrar edilmi\u015f; \u00e2lemin zat\u0131 ile ve zat\u0131 i\u00e7in ger\u00e7ek varl\u0131\u011f\u0131 yok say\u0131lm\u0131\u015f olur ki bu vahdet-i v\u00fccuddur. \u00c7\u00fcnk\u00fc ke\u015fif yoluyla sabit oldu\u011fu \u00fczere biz \u00e2lem ad\u0131na ne biliyorsak hepsi, hissettiklerimizden, hay\u00e2limizden, zihnimizdeki \u015fekillerden ve ruh\u00ee izlenimlerimizden ibarettir.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131 hakikat tasavvur etmemiz ve izafi olarak hak diyebilmemiz, zat\u0131nda m\u00fckemmel ve tek olan Hak kavram\u0131n\u0131n ezel\u00ee ve ebed\u00ee ger\u00e7ekle\u015fmesini tasdik sayesinde m\u00fcmk\u00fcn olabilir. Bunu F\u00e2tiha&#8217;da a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131k.<\/p>\n<p>Bu bak\u0131mdan vahdet-i v\u00fccud, varl\u0131k tevhidi; \u00e2lemdeki benzer \u015feylerin g\u00f6lge ve hayal oldu\u011funu g\u00f6rmek ve onlar\u0131 silip arkas\u0131ndaki a\u00e7\u0131k ger\u00e7e\u011fin varl\u0131\u011f\u0131na iman etmekle m\u00fcmk\u00fcn olur.<\/p>\n<p>Nitekim &#8220;Allah&#8217;tan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h yoktur.&#8221; dedi\u011fimiz zaman da birtak\u0131m putlar\u0131n, bir\u00e7ok kimseler taraf\u0131ndan mabud edinildi\u011fini inkar etmi\u015f olmuyoruz da bunlar\u0131n hak olmad\u0131klar\u0131n\u0131 ilan ve ancak bir Allah&#8217;\u0131 ispat ve kabul etmi\u015f oluyoruz. Fakat &#8220;Her mevcud Allah&#8217;t\u0131r.&#8221; dendi\u011fi zaman varl\u0131kta ger\u00e7ek bir \u00e7okluk, kabul edilmi\u015f ve hepsinin Allah oldu\u011fu iddia edilmi\u015f oluyor ki, bunda tevhid yoktur. Tersine Allah&#8217;\u0131 \u00e7o\u011faltma ve ona ortak ko\u015fma vard\u0131r. Bu bir vahdet-i v\u00fccud de\u011fil, varl\u0131\u011f\u0131n birle\u015ftirilmesi veya hul\u00fbl teorisidir. Yahut da Allah&#8217;\u0131 inkar etmek suretiyle yaln\u0131z \u00e2lemi ispatt\u0131r, &#8220;Bir&#8221;e &#8220;her&#8221; demektir.<\/p>\n<p>Orta\u011f\u0131 ve benzeri olmayan Allah&#8217;a sonsuz ortaklar isnad etmek, hayal\u00ee varl\u0131klar\u0131, ger\u00e7ek varl\u0131k saymakt\u0131r. Buna daha \u00e7ok &#8220;panteizm&#8221; yani &#8220;birle\u015fmi\u015f il\u00e2hc\u0131l\u0131k&#8221; denir ki, bu teoride Allah ve varl\u0131k ger\u00e7ekten her \u015feyle birle\u015fmi\u015ftir veya her \u015feyin i\u00e7ine girmi\u015ftir. Ha\u015f\u00e2 Ali il\u00e2h, Veli il\u00e2h, Firavun il\u00e2h, Nemrud il\u00e2h il\u00e2h&#8230; her \u015fey il\u00e2ht\u0131r. Bunda \u00e2lemin isbat\u0131, onu yapan\u0131n yoklu\u011fu vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte birtak\u0131m cahiller veya inkarc\u0131lar, Allah&#8217;\u0131n hikmeti ad\u0131yla imkans\u0131z olan bu birle\u015fmeyi veya hul\u00fbl ya da ta&#8217;t\u0131l (ateizm, il\u00e2hs\u0131zl\u0131k) teorisini vahdet-i v\u00fccud ve s\u0131rf tevhid diye ele alarak &#8220;O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h yoktur.&#8221; demek &#8220;O&#8217;ndan ba\u015fka mevcud yoktur.&#8221; demek oldu\u011funda \u0131srar ederler. Bunu da: &#8220;Her mevcud O&#8217;dur.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yla a\u00e7\u0131klarlar. Hatta k\u00fclli mecmu\u00ee ile k\u00fclli ifrad\u00eeyi birbirinden ay\u0131rmayarak &#8220;Hepsi O&#8217;dur.&#8221; derler. Her \u015feyden \u00f6tede Allah&#8217;\u0131 g\u00f6recek yerde, her \u015feyde ve hatta her \u015feyi Allah g\u00f6rmek isterler. &#8220;\u0130lk ve son olan, a\u00e7\u0131k ve gizli olan O&#8217;dur.&#8221; (Hadid, 57\/3) \u00e2yetinin a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 birle\u015fme mertebesini ayr\u0131lma mertebesinde ayr\u0131 ayr\u0131 s\u00f6ylerler ve b\u00f6ylece kendilerini Allah g\u00f6rmek ve g\u00f6stermek i\u00e7in k\u00e2mil insanlar\u0131, bizzat Allah g\u00f6sterirler. Art\u0131k erenler, veliler, bir il\u00e2hlar toplulu\u011fu manzaras\u0131nda hayal edilir, oysa bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn esas\u0131na g\u00f6re \u015feytanlar\u0131n velilerden, k\u00e2firlerin m\u00fcminlerden fark\u0131 kalmamas\u0131 gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc her varl\u0131k O say\u0131l\u0131r. \u0130\u015fte: &#8220;\u0130nsanlardan kimi de Allah&#8217;tan ba\u015fka \u015feyleri O&#8217;na e\u015fler tutuyorlar da onlar\u0131, Allah&#8217;\u0131 sever gibi seviyorlar.&#8221; \u00e2yet-i kerimesi \u00f6zellikle bunlar\u0131 da red ve iptal i\u00e7indir.<\/p>\n<p>Zaten \u0130sa&#8217;ya &#8220;Allah&#8221; veya &#8220;Allah&#8217;\u0131n o\u011flu&#8221; denmesi de M\u0131s\u0131r&#8217;dan, Hind&#8217;den, Yunan&#8217;dan, Roma&#8217;dan gelen bu birle\u015fme teorisinin bir koludur. Bu a\u015f\u0131r\u0131l\u0131ktan ve meseleyi kar\u0131\u015ft\u0131rmaktan ka\u00e7\u0131nmak i\u00e7in son zamanlarda \u0130sl\u00e2m d\u00fcnyas\u0131nda Hanbel\u00eeler i\u00e7inden Vahhab\u00ee mezhebi ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Bu mezheb Allah&#8217;tan ba\u015fka her kim olursa olsun ona h\u00fcrmet g\u00f6stermenin ve muhabbet beslemenin \u015firk oldu\u011funu ilan etmi\u015ftir. Buna dayanarak kabirlere h\u00fcrmet etmeyi bile \u015firk kabul etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu h\u00fcrmet ve muhabbet &#8220;Onlar\u0131, Allah&#8217;\u0131 sever gibi severler&#8221; m\u00e2nas\u0131na uygun olacak derecede olursa, bizim de buna \u015firk g\u00f6z\u00fcyle bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda \u015f\u00fcphe yoktur. Ancak bundan genel olarak h\u00fcrmet ve muhabbetin ink\u00e2r\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karmak ve m\u00fcminlerin kalbinden peygamberlerin ve salih kullar\u0131n sevgisini s\u00f6k\u00fcp almaya \u00e7al\u0131\u015fmak da bir a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k ve Allah sevgisiyle uyum sa\u011flamas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan tehlikeli bir i\u015ftir. Bunun b\u00f6yle oldu\u011funda da \u015f\u00fcphe etmeyiz.<\/p>\n<p>S\u00fcnnete uygun bir \u015fekilde kabir ziyaret etmek, \u00f6l\u00fclere Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in h\u00fcrmet etmek, \u00f6l\u00fclerin ger\u00e7ek olan eserlerinden, fikirlerinden istifade etmek, ruhlar\u0131n\u0131 hay\u0131r ile anarak memnun etmek, onlar i\u00e7in Allah&#8217;a dua etmek ve bu dua ile feyiz kazanmak, onlar\u0131 Allah&#8217;\u0131 sever gibi sevmek de\u011fil, Allah i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131 ve yarat\u0131klar\u0131n\u0131 sevmek oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6zellikle kabir ziyareti, \u00f6l\u00fcm\u00fc hat\u0131rlamakt\u0131r. &#8220;Lezzetlerin, tatlar\u0131n y\u0131k\u0131c\u0131s\u0131 olan \u00f6l\u00fcm\u00fc \u00e7ok\u00e7a an\u0131n.&#8221; hadis-i \u015ferifi gere\u011fince \u00f6l\u00fcm\u00fc hat\u0131rlamak me\u015fru olup, emredildi\u011fi gibi kabir sahibinin fanili\u011fini de g\u00f6rerek tasdik etmek demektir.<\/p>\n<p>Kabir ziyaretini, Allah ziyaretine benzetmekte Allah i\u00e7in ha\u015f\u00e2 kabir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesini caiz g\u00f6rmek gibi bir k\u00fcf\u00fcr \u015f\u00fcphesi vard\u0131r.<\/p>\n<p>Bir de &#8220;Onlar\u0131, Allah&#8217;\u0131 sever gibi severler.&#8221; ifadesinin kapsam\u0131, \u00f6l\u00fc ile diriyi ay\u0131rmam\u0131\u015f ve belki de \u00f6l\u00fclerden \u00e7ok dirilere i\u015faret etmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 \u00f6l\u00fclere ve kabirlere h\u00fcrmet ve muhabbeti kay\u0131ts\u0131z, \u015farts\u0131z kesmek isteyenlerin, daha \u00f6nce b\u00fct\u00fcn dirilerle ilgilerini kesmeleri, me\u015fru veya gayr-i me\u015fru hi\u00e7bir y\u00f6neticiye h\u00fcrmet etmemeleri gerekecektir. O halde \u0130sl\u00e2m b\u00fcy\u00fcklerinin kabirlerini y\u0131kan ve ziyaretlerini engelleyen Vahhab\u00eelerin, hayatta olan y\u00f6neticilerine de asla muhabbet ve h\u00fcrmet g\u00f6stermemeleri, ziyaret ve sayg\u0131da bulunmamalar\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>K\u0131saca, ba\u015fkanlar\u0131n\u0131 ve b\u00fcy\u00fcklerini, Allah&#8217;\u0131 sever gibi sevenler ve onlar\u0131n, Allah&#8217;\u0131n emrine uymayan emirlerine itaat ederek Allah&#8217;a isyan edenler, bunlar\u0131 Allah&#8217;a e\u015f ve ortak edinmi\u015f olurlar ki, b\u00fct\u00fcn putperestli\u011fin esas\u0131, bu tarz muhabbet beslemektedir. Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine kar\u015f\u0131 b\u00f6yle yapan birtak\u0131m insanlar vard\u0131r. Bunlar, ba\u015fkanlar\u0131n\u0131, kendilerine uyduklar\u0131 kimseleri Allah i\u00e7in de\u011fil, Allah gibi severler. : Halbuki m\u00fcmin olanlar\u0131n Allah&#8217;a sevgisi, Allah i\u00e7in sevmesi, her \u015feyden \u00e7ok ve o m\u00fc\u015friklerin tap\u0131nd\u0131klar\u0131 e\u015f ve benzerlere ve hatta varsa Allah&#8217;a sevgilerinden daha \u00e7ok ve daha kuvvetlidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fcminler, ancak Allah&#8217;a yalvar\u0131rlar. M\u00fc\u015frikler ise pek s\u0131k\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 ve muhta\u00e7 olduklar\u0131 zaman Allah&#8217;\u0131 hat\u0131rlarlar, ihtiya\u00e7lar\u0131 kalmay\u0131nca da edindikleri e\u015flere uyarlar.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 m\u00fcminin gerek rahatl\u0131k zaman\u0131nda ve gerekse s\u0131k\u0131nt\u0131 an\u0131nda, gerek darl\u0131kta ve gerekse geni\u015flikte Allah&#8217;a olan sevgisi devaml\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>K\u00e2fir ve m\u00fc\u015frik ise bazan Rabbinden y\u00fcz \u00e7evirir, m\u00fc\u015frikler tutarlar bir puta taparlar. Sonra ondan daha g\u00fczel bir \u015fey g\u00f6rd\u00fckleri zaman onu b\u0131rak\u0131r, buna taparlar. Hatta Bahile kabilesinin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi ac\u0131kt\u0131klar\u0131 zaman mabudlar\u0131n\u0131 yerler. Bu \u015fekilde sevgi besledikleri \u015feyi ve mabudlar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirir giderler.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in onlar\u0131n m\u00fcminler gibi devaml\u0131 bir sevgileri olamaz. M\u00fcminler, tek Allah&#8217;a inand\u0131klar\u0131 i\u00e7in b\u00fct\u00fcn sevgileri, bizzat Allah&#8217;da toplan\u0131r. Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131klar\u0131na olan sevgileri de bu ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131ndan da\u011f\u0131l\u0131r. Yani sevdiklerini ancak Allah i\u00e7in, Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in severler.<\/p>\n<p>K\u00e2firler ve m\u00fc\u015frikler ise bir mabudun veya bir putun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda di\u011fer mabudlar\u0131 ve putlar\u0131 da do\u011frudan do\u011fruya sevdikleri ve b\u00fct\u00fcn sevgilerini Allah sevgisiyle, Allah r\u0131zas\u0131yla \u00f6l\u00e7medikleri i\u00e7in sevgileri da\u011f\u0131n\u0131k ve par\u00e7alanm\u0131\u015ft\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki da\u011f\u0131n\u0131k ve de\u011fi\u015fen sevgiler, toplu ve sabit sevgiye g\u00f6re bir hi\u00e7 demektir.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in m\u00fcmin bir halk toplulu\u011funa sahip olan ve s\u0131rf Allah i\u00e7in sevilen ba\u015fkanlar, kendilerine uyulan insanlar ne kadar mutludurlar! \u015e\u00fcphe yok ki bu bahtiyarl\u0131\u011fa kavu\u015fmak da hakkiyle tek Allah&#8217;a inanan bir m\u00fcmin olmaya, her \u015feyden, hatta kendinden \u00f6nce Allah&#8217;\u0131 sevip, Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na da Allah i\u00e7in muamele etmeye ve Allah i\u00e7in sevgi da\u011f\u0131tmaya ba\u011fl\u0131d\u0131r. Ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc a\u015f\u0131r\u0131 gidenler veya ihmal edenler, zul\u00fcmden kurtulamazlar.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece Allah&#8217;a e\u015fler edinmek suretiyle zulmetmi\u015f, haks\u0131zl\u0131k yapm\u0131\u015f olanlar, yani Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 ba\u015fkalar\u0131n\u0131 e\u015f ve ortak tutmak; onlar\u0131, Allah&#8217;\u0131 sever gibi sevmek ve Allah&#8217;a kar\u015f\u0131l\u0131k onlar\u0131 bizzat kendilerine uyulacak varl\u0131klar edinerek emirlerine itaat etmek \u00f6zellikle Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hakk\u0131 olan il\u00e2hl\u0131k s\u0131fat\u0131na ve mabudlu\u011funa ba\u015fkalar\u0131n\u0131 da ortak etmek en b\u00fcy\u00fck zul\u00fcmd\u00fcr. &#8220;\u015e\u00fcphe yok ki \u015firk, b\u00fcy\u00fck bir zul\u00fcmd\u00fcr.&#8221; (Lukm\u00e2n, 31\/13) ve bunu yapanlar son derece z\u00e2limdirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc g\u00f6klerin ve yerin yarat\u0131c\u0131s\u0131, kainat saltanat\u0131n\u0131n mutlak h\u00e2kimi olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hakk\u0131na tecav\u00fcz etmek c\u00fcretinde bulunanlar, hangi zul\u00fcmden sak\u0131n\u0131rlar? Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na, aciz yarat\u0131klar\u0131na neler yapmak istemezler? Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, dilimizde &#8220;Kork, Allah&#8217;tan korkmayandan.&#8221; diye bir ata s\u00f6z\u00fc vard\u0131r. Elbette b\u00f6yle yapan zalimler, birg\u00fcn gelecek, Allah&#8217;\u0131n azab\u0131n\u0131 g\u00f6receklerdir. Bu z\u00e2limler, i\u015fte o azab\u0131 ger\u00e7ekten g\u00f6recekleri vakit, Ne kadar kuvvet ve kudret varsa hepsi, Allah&#8217;\u0131n oldu\u011funu, ve Allah&#8217;\u0131n azab\u0131n\u0131n ne kadar \u015fiddetli bulundu\u011funu bir g\u00f6recek olsalar!&#8230;<\/p>\n<p>Burada bu &#8220;onlar bir g\u00f6recek olsalar&#8221; \u015fart c\u00fcmlesinin cevab\u0131 tehv\u00eel (korkutmak, uyarmak) i\u00e7in hazfedilmi\u015ftir, belirtilmemi\u015ftir. Nitekim dilimizde de bu gibi tehdit makam\u0131nda: &#8220;ba\u015f\u0131na gelece\u011fi bilsen&#8230;&#8221; deriz ve cevab\u0131 gizli tutar\u0131z ki, bu gizlilikten maksat, bu cevapta anlat\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan b\u00fct\u00fcn tehlikeleri toplamakt\u0131r. Yani o g\u00fcn bunlar\u0131n u\u011frayacaklar\u0131 ac\u0131, pi\u015fmanl\u0131k ve hasret, o kadar deh\u015fetlidir ki, \u015fimdiden anlat\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Neler olacak, neler \u00e7ekecekler!..<\/p>\n<p>166-\u00d6zellikle, O Allah&#8217;\u0131 sever gibi sevilip, arkalar\u0131na d\u00fc\u015f\u00fclen ve kendilerine uyulan kimselerin, arkalar\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcp kendilerine t\u00e2bi olanlardan uzakla\u015ft\u0131klar\u0131, ve azab\u0131 g\u00f6rerek &#8220;Aman aman bunlar bizden de\u011fil.&#8221; diye reddedip ka\u00e7\u0131nd\u0131klar\u0131 zaman, aralar\u0131ndaki b\u00fct\u00fcn ba\u011flant\u0131 sebepleri kesilir.<\/p>\n<p>167-Uymak, uyulmak ve bunlara sevk eden i\u015f ve gaye gibi her t\u00fcrl\u00fc ilgi tamamen kopar, o arkadan giden ve \u00f6ndekilere uyan kimselerin: &#8220;Ah ne olurdu bizim i\u00e7in ge\u00e7en d\u00fcnyaya bir d\u00f6n\u00fc\u015f m\u00fcmk\u00fcn olsayd\u0131 da onlar\u0131n bizden uzakla\u015ft\u0131klar\u0131 gibi biz de onlardan uzakla\u015fsayd\u0131k.&#8221; diye feryat edecekleri g\u00fcn, o son pi\u015fmanl\u0131k g\u00fcn\u00fc neler olacak!.. \u0130\u015fte Allah onlara b\u00fct\u00fcn amellerini b\u00f6yle her taraflar\u0131n\u0131 ku\u015fatm\u0131\u015f b\u00fcy\u00fck hasretler, son derece ac\u0131 ve faydas\u0131z pi\u015fmanl\u0131klar halinde g\u00f6sterecektir. ve onlar bu ate\u015ften \u00e7\u0131kacak de\u011fillerdir.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 insanlar, b\u00fct\u00fcn bu kuvvet ve kudretin tek sahibi ve h\u00fck\u00fcmran\u0131 bulunan bir Allah&#8217;tan ba\u015fka mabud tan\u0131mamal\u0131, O&#8217;nun emrinden ba\u015fkas\u0131na itaat etmemeli, ba\u015fkas\u0131na uymamal\u0131 ve b\u00fct\u00fcn sevgisini Allah&#8217;a olan sevgisinde toplamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Cen\u00e2b-\u0131 Allah, ak\u0131llara kudret ve rahmet delillerini g\u00f6sterip, hislere son derece korku ve sevgi telkin ederek m\u00fcjde ve uyar\u0131, te\u015fvik ve sak\u0131nd\u0131rma i\u00e7inde birli\u011fini akl\u00ee ve hiss\u00ee bak\u0131mdan ispat ettikten ve b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 her t\u00fcrl\u00fc \u015firkten sak\u0131nd\u0131rmakla tevhid inanc\u0131na davet ettikten sonra, il\u00e2hl\u0131k ve Rabbl\u0131\u011f\u0131n\u0131n eserlerini, ilerde a\u00e7\u0131klayaca\u011f\u0131 kanun koyma noktas\u0131ndan da g\u00f6stermek i\u00e7in buyuruyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>168- Ey insanlar! B\u00fct\u00fcn yery\u00fcz\u00fcndeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak \u015fart\u0131yla yiyin. Fakat \u015feytan\u0131n ad\u0131mlar\u0131na uymay\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc o size belli bir d\u00fc\u015fmand\u0131r.<\/p>\n<p>169- O size hep \u00e7irkin ve murdar i\u015fleri emreder, Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 bilmedi\u011finiz \u015feyler s\u00f6ylemenizi ister.<\/p>\n<p>170- Onlara: &#8220;Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fine uyun.&#8221; dendi\u011fi vakit de: &#8220;Yok, atalar\u0131m\u0131z\u0131 neyin \u00fczerinde bulduysak ona uyar\u0131z.&#8221; dediler. Ya atalar\u0131 bir \u015feye ak\u0131l erdiremez ve do\u011fruyu se\u00e7emez idiyseler de mi onlara uyacaklar?<\/p>\n<p>171- O k\u00e2firlerin hali, sadece bir \u00e7a\u011f\u0131rma veya ba\u011f\u0131rmadan ba\u015fkas\u0131n\u0131 i\u015fitmeyerek hayk\u0131ran\u0131n haline benzer; onlar sa\u011f\u0131rd\u0131rlar, dilsizdirler, k\u00f6rd\u00fcrler, ak\u0131l da etmezler.<\/p>\n<p>168- Ey insanlar! Sizin hepiniz b\u00f6yle bir Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u011f\u0131 ve kitab\u0131na lay\u0131k g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc kullar\u0131s\u0131n\u0131z, kendilerine uyulan ve uyan, hepiniz yemeye, i\u00e7meye muhta\u00e7 acizlersiniz. Bunun i\u00e7in Allah&#8217;a kulluk edece\u011fiz diye kendinizi Allah&#8217;\u0131n nimetlerinden mahrum ederek yormay\u0131n\u0131z. O Rahm\u00e2n ve Rah\u00eem olan Rabbiniz size \u015f\u00f6yle izin veriyor: \u015fu yery\u00fcz\u00fcnde bulunan \u015feylerden yiyiniz. Fakat nas\u0131l rastgelirse ve her elinize ge\u00e7eni de\u011fil, helali ho\u015f ve tertemiz olarak yiyiniz. Yedi\u011finiz \u015feyler pis, kirli, \u015funun bunun hakk\u0131 ge\u00e7mi\u015f, yarat\u0131l\u0131\u015f itibariyle ve din\u00ee bak\u0131mdan yasaklanm\u0131\u015f veya \u015f\u00fcpheli \u015feyler olmas\u0131n. Helalinden kazan\u0131n\u0131z, haram, pis, \u015f\u00fcpheli \u015feylerden sak\u0131n\u0131n\u0131z. Onlara tenezz\u00fcl etmeyiniz. ve \u015feytan\u0131n ad\u0131mlar\u0131na uymay\u0131n\u0131z. Yani onun arkas\u0131ndan izinden gitmeyiniz.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc o sizin her halde a\u00e7\u0131k bir d\u00fc\u015fman\u0131n\u0131zd\u0131r. Kendisi her ne kadar g\u00f6zlerinize g\u00f6r\u00fcnmez, gizliden gizliye kan\u0131n\u0131za, iliklerinize i\u015fleyerek kalb ve fikirlerinize sokulursa da onun size d\u00fc\u015fman oldu\u011funda ve telkinlerinden hi\u00e7 birisinin hakka ve hayra y\u00f6nelik olmayaca\u011f\u0131nda \u015fek ve \u015f\u00fcpheye yer yoktur.<\/p>\n<p>169-A\u011flam bir yarat\u0131l\u0131\u015f, olgun bir ak\u0131l ve temiz bir kalb sahipleri i\u00e7in onun d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve telkinlerinin k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc anlamak hi\u00e7 de zor de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o size ancak k\u00f6t\u00fc ve gayet \u00e7irkin \u015feyleri , ve Allah taraf\u0131ndan delili olmadan, kendi kendinize bilemeyece\u011finiz \u015feyleri Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 iftira olarak s\u00f6ylemenizi emreder. O, Allah&#8217;\u0131n emirleri hakk\u0131nda hayal ve kuruntularla, arzularla s\u00f6z s\u00f6ylemeye te\u015fvik eder.<\/p>\n<p>\u015eeytan\u0131n bat\u0131l\u0131 ger\u00e7ek, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc iyilik gibi s\u00fcsleyerek insan\u0131n hayal ve kuruntusuna sunmakla heyecanland\u0131rmas\u0131 ve te\u015fvik etmesi, emre benzetilmi\u015ftir. Nitekim nefsin \u015fiddetli arzular\u0131 hakk\u0131nda: &#8220;Nefsim bana b\u00f6yle emrediyor.&#8221; denir ki, &#8220;nefs-i emm\u00e2re&#8221; k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc emreden nefis deyimi bundand\u0131r. Bu te\u015fbihte \u015feytan\u0131n vesvesesini kabul ile ona uyan insanlar\u0131n, \u015feytan\u0131n memurlar\u0131 ve uydular\u0131 yerinde olduklar\u0131na i\u015faret buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bilinemeyecek \u015feyler ba\u015fl\u0131ca ikidir:<\/p>\n<p>1- Allah&#8217;\u0131n z\u00e2t\u0131 ve ger\u00e7ek mahiyeti: Allah&#8217;\u0131n ger\u00e7ek mahiyetini insan akl\u0131, tam olarak anlayacak \u015fekilde bilemez. Bunun i\u00e7in S\u0131dd\u00eek-\u0131 A&#8217;zam (Ebu Bekir) hazretleri: &#8220;Allah&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131n s\u0131rr\u0131ndan bahsetmek, \u015firk ko\u015fmakt\u0131r.&#8221; buyurmu\u015ftur. \u015eeytan ise insan\u0131 bundan s\u00f6z etmeye te\u015fvik eder, kuruntu ve hayal ile nice s\u00f6zler s\u00f6yletir.<\/p>\n<p>2- Allah&#8217;a isnad\u0131 caiz olup olmayacak \u015feylerdir ki, Allah&#8217;\u0131n emirlerinin \u00e7o\u011fu, haram ve helal gibi fer&#8217;\u00ee ve \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmler bu t\u00fcrdendir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fer&#8217;\u00ee ve fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmlerin ilgili bulundu\u011fu sonu\u00e7lar\u0131n g\u00fczelli\u011fini, menetti\u011fi \u015feylerin gerektirece\u011fi fenal\u0131klar\u0131 anlamak i\u00e7in ak\u0131l ve \u015fahs\u00ee tecr\u00fcbe yeterli de\u011fildir. Amele ait teferruatla ilgili olan Allah&#8217;\u0131n kanunlar\u0131nda \u00f6yleleri vard\u0131r ki, sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 tamamiyle anlay\u0131p, \u00f6zetlemek i\u00e7in as\u0131rlar bile yetmez. Bunlar\u0131n Allah taraf\u0131ndan tayin edilip indirilmi\u015f delilleri vard\u0131r.<\/p>\n<p>Zaten fenal\u0131k g\u00f6rmek istemeyen insanlar\u0131n, fenal\u0131\u011f\u0131 denemeye kalk\u0131\u015fmalar\u0131 da ak\u0131l i\u015fi de\u011fildir. Fakat \u015feytan insanlar\u0131, bunlar hakk\u0131nda da g\u00f6nl\u00fcne g\u00f6re h\u00fck\u00fcm vermeye te\u015fvik eder. &#8220;Adam sen de filan \u015feyi yemek neden haram olsun? Filan i\u015fi yapmak neden yasak olsun?&#8221; dedirtir. B\u00f6ylece insana Allah&#8217;\u0131n emrini, Allah&#8217;\u0131n kanununu ara\u015ft\u0131rtmadan, kendi kendine yalandan kanunlar uydurtur. Hakk&#8217;\u0131n kanununa uymayan i\u015fler yapt\u0131r\u0131r ve nihayet ba\u015f\u0131n\u0131 belaya sokar.<\/p>\n<p>\u0130lmi, yoluyla delilinden aramayan; Allah&#8217;\u0131n emrini g\u00f6steren delili bulmadan kendi kendine bilemeyece\u011fi \u015feyler hakk\u0131nda \u015feytan\u0131n telkin etti\u011fi hayal ve kuruntusuna, g\u00f6n\u00fcllerinin bozuk e\u011filimlerine g\u00f6re s\u00f6z s\u00f6yleyen nice insanlar vard\u0131r ki, hep bunlar Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 e\u015f tutanlar c\u00fcmlesindendir.<\/p>\n<p>170-Nitekim o insanlara Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi a\u00e7\u0131k delillere, parlak belgelere ve bunlar\u0131n h\u00fck\u00fcmlerine tabi olup itaat ediniz, dendi\u011fi zaman, Hay\u0131r, biz ona de\u011fil, atalar\u0131m\u0131z\u0131 \u00fczerinde buldu\u011fumuz eski \u00e2detlere uyar\u0131z, derler. Yani atalardan kalma eski adetlerin, Hakk&#8217;\u0131n emrine, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne uygun olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 aramazlar da s\u0131rf taassubla onlara, ne olursa olsun uyup taklid edeceklerini s\u00f6ylerler.<\/p>\n<p>Hayret! Atalar\u0131 hi\u00e7 bir \u015feye ak\u0131llar\u0131 ermez ve do\u011fru yola gitmez olsalar bile mi? Onlar\u0131n bulundu\u011fu hale uyacaklar, cehalet ve sap\u0131kl\u0131kta da m\u0131 onlar\u0131 taklid edecekler?<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten tarihin esas\u0131na, nakle ve ancak ilm\u00ee nakillerin tesbit edece\u011fi bir\u00e7ok as\u0131rlar\u0131n deneylerine, daha do\u011frusu Allah&#8217;\u0131n tayin edip indirdi\u011fi delillere ba\u011fl\u0131 olan h\u00fck\u00fcmlerde ge\u00e7mi\u015fi b\u00fcsb\u00fct\u00fcn atmak ve ondan habersiz olarak hep yeni \u015feyler aramak da do\u011fru de\u011fildir. Bununla beraber k\u00f6r\u00fck\u00f6r\u00fcne ge\u00e7mi\u015fe taparcas\u0131na sevgi beslemek, ne olursa olsun atalar yolunu tutmak ve \u00f6zellikle ilimden, dinden nasibi olmayan, hata ve sap\u0131kl\u0131klar\u0131 a\u00e7\u0131k ve Allah taraf\u0131ndan a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f bulunan atalar\u0131 taassubla taklid etmek de onlar\u0131, Allah&#8217;a e\u015f ve ortak gibi tutmak, cehalet ve sap\u0131kl\u0131kta bo\u011fulup kalmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu konuda aranacak olan \u015fey, hak ve bat\u0131l, menfaat ve zarar, iyilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck, g\u00fczellik ve \u00e7irkinliktir. Menfaatin, hakk\u0131yle menfaat; iyili\u011fin hakk\u0131yla iyilik, g\u00fczelli\u011fin hakk\u0131yla g\u00fczellik olmas\u0131 i\u00e7in de Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc, hakk\u0131n delilini bulmak laz\u0131m gelir.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 bir \u015feye tabi olma sebebi; eskilik, yenilik veya atalar yolu olup olmamas\u0131 de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n emrine ve Hakk&#8217;\u0131n deliline uygun olmas\u0131d\u0131r. Allah&#8217;\u0131n emrine uyan ve yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilen atalara uyulur. Aksine hakk\u0131n emrini tan\u0131mayan, ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmeyenlere -atalar bile olsa- yine uyulmaz. Bu durum, eskilerde b\u00f6yle oldu\u011fu gibi yenilerde de b\u00f6yledir. Bunun i\u00e7in f\u0131k\u0131hta &#8220;Zarar kad\u00eem olmaz.&#8221; diye bir genel kaide vard\u0131r. &#8220;Kad\u00eem, k\u0131demi \u00fczere terk olunur.&#8221; genel kaidesi de bununla kay\u0131tl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu bak\u0131mdan eski, hi\u00e7bir kayda ba\u011fl\u0131 olmadan eski oldu\u011fu i\u00e7in de\u011fil, a\u00e7\u0131k bir zarar\u0131 bulunmamas\u0131 y\u00f6n\u00fcnden ge\u00e7erli oldu\u011fu gibi, iyili\u011fi ve g\u00fczelli\u011fi ilmin sebeplerinden biriyle bilinen ve hakk\u0131n deliline uygun olup sonradan ortaya konan yeni de ge\u00e7erlidir.<\/p>\n<p>K\u0131saca hak ve iyilik \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc, ne eski ve yeni, ne de bilgisizlik ve istekdir. Allah&#8217;\u0131n emrine ve delile dayanan ilim ger\u00e7ektir. Bunun i\u00e7in eski olsun, yeni olsun Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi delillere bakmay\u0131p da atalar\u0131n halini, yaln\u0131z ata olduklar\u0131ndan dolay\u0131 taklid etmek, onlar\u0131 Allah&#8217;a e\u015fler tutmak ve hakk\u0131 b\u0131rak\u0131p hayal ve kuruntulara, \u015feytan\u0131n emirlerine uymak, izince gitmektir ki, buna tutuculuk denir.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yet g\u00f6steriyor ki, k\u0131saca veya geni\u015f\u00e7e bir hak (do\u011fru) delile dayanmayan kat\u0131ks\u0131z taklid, din hakk\u0131nda yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Belli bir bilgisizli\u011fe, sap\u0131kl\u0131\u011fa uyup taklid etmek aklen bat\u0131l oldu\u011fu gibi, \u015f\u00fcpheli olan hususta da delilsiz taklid, din a\u00e7\u0131s\u0131ndan caiz de\u011fildir. A\u00e7\u0131k\u00e7a belli olmayan hususlarda delilsiz s\u00f6z s\u00f6ylemek ve o yolda hareket etmek, bilmedi\u011fi bir \u015feyi Allah&#8217;a iftira olarak s\u00f6ylemek ve \u015feytana uyup bilgisizce hareket etmektir.<\/p>\n<p>Nitekim, &#8220;Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ve di\u011fer a\u00e7\u0131k delillere, parlak belgelere ve bunlar\u0131n h\u00fck\u00fcmlerine uyunuz.&#8221; dendi\u011fi zaman Arap m\u00fc\u015frikleri, taassubla b\u00f6yle yapm\u0131\u015f ve b\u00f6yle s\u00f6ylemi\u015flerdi ki, bu \u00e2yet bu sebeple inmi\u015ftir. Bir rivayette de b\u00f6yle diyen ve \u00e2yetin inmesine sebep olanlar, yahudilerden bir gruptur. &#8220;Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fine uyun.&#8221; dendi\u011fi zaman bunlar: &#8220;Hay\u0131r, biz babalar\u0131m\u0131z\u0131 neyin \u00fczerinde bulduksa ona tabi oluruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar bizden hay\u0131rl\u0131, bizden daha bilgiliydiler.&#8221; demi\u015fler, yap\u0131lan bu teklifteki \u00e2yet ve delilleri hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmeyerek taassuba sapm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>171- Bu bak\u0131mdan b\u00f6yle tutuculuk ve taklit\u00e7ilik, m\u00fc\u015friklerin ve k\u00e2firlerin belirtisidir. Bu k\u00e2firlerin hali neye benzer bilir misiniz? b\u00fct\u00fcn k\u00e2firlerin hali, o hayvan\u0131n haline benzer ki, ba\u011f\u0131r\u0131p \u00e7a\u011f\u0131rmadan ba\u015fka bir\u015fey i\u015fitmeyerek hayk\u0131r\u0131r, duyup dinledi\u011fi kuru ses, \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 yine kuru sestir, m\u00e2n\u00e2dan haberi yoktur. onlar, birtak\u0131m sa\u011f\u0131rlar, dilsizler, k\u00f6rlerdir. Bunun i\u00e7in hi\u00e7 bir \u015fey anlamazlar. Sadece hay! huy! kuru g\u00fcr\u00fclt\u00fclere, \u00e7an seslerine, kaval sesine kulak verirler,hayk\u0131r\u0131rlar. Bunlara s\u00f6z s\u00f6yleyecek, do\u011fru yola davet edecek olanlar\u0131n hali de o hayvan \u00e7oban\u0131n\u0131n haline benzer, o yolda \u00e7obanl\u0131k etmesi gerekir. \u00c7oban onlara insan gibi, yiyiniz, i\u00e7iniz, yay\u0131l\u0131n\u0131z derse anlamazlar, m\u00e2n\u00e2s\u0131z seslerle \u0131sl\u0131k, d\u00fcd\u00fck \u00e7alar, ba\u011f\u0131r\u0131p \u00e7a\u011f\u0131rarak azarlar, s\u00fcrer, haylarsa bir \u015fey duyarlar. \u0130\u015fte k\u00e2firlerin durumu da b\u00f6yledir. Bunlar, Allah&#8217;tan, peygamberden bir \u015fey anlamazlar, m\u00e2n\u00e2l\u0131 s\u00f6zleri duymazlar, \u00e7an ve d\u00fcd\u00fck sesleri arkas\u0131nda dola\u015f\u0131rlar. Bunlar\u0131 i\u015fittikleri zaman hayk\u0131r\u0131rlar, h\u00f6yk\u00fcr\u00fcrler. Yiyip i\u00e7mek, yay\u0131lmak i\u00e7in yola gelirlerse, azarlama ile, hayk\u0131rarak ba\u011f\u0131r\u0131p \u00e7a\u011f\u0131rma ile gelirler. Allah daha iyisini bilir ya, yukar\u0131da &#8220;R\u00e2in\u00e2 demeyiniz&#8221; (Bakara, 2\/104) buyurulmas\u0131nda bu n\u00fckteye de i\u015faret vard\u0131r.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>172- Ey iman edenler! Size k\u0131smet etti\u011fimiz r\u0131z\u0131klar\u0131n ho\u015f ve temiz olanlar\u0131ndan yiyin ve Allah&#8217;a \u015f\u00fckredin, e\u011fer yaln\u0131z O&#8217;na kulluk ediyorsan\u0131z.<\/p>\n<p>173- O, size yaln\u0131z \u015funlar\u0131 haram k\u0131ld\u0131: \u00d6l\u00fc hayvan, kan, domuz eti, bir de Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 ad\u0131na kesilen hayvanlar. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kal\u0131rsa, ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131na tecav\u00fcz etmemek ve zaruret \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fc ge\u00e7memek \u015fart\u0131yla ona da bir g\u00fcnah y\u00fckletilmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhametlidir.<\/p>\n<p>172- Ey m\u00fcminler! siz o hayvanlar gibi olmay\u0131n\u0131z. size k\u0131smet etti\u011fimiz r\u0131z\u0131klar\u0131n maddi ve manevi temiz olanlar\u0131ndan yiyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc yarat\u0131l\u0131\u015f \u00e2leminde r\u0131zk\u0131n haram\u0131 da var, helali de; pisi de var, temizi de. Fakat siz, bunlar\u0131n temizlerinden ve kimsenin hakk\u0131 ge\u00e7meyerek me\u015fr\u00fb \u015fekilde kazan\u0131lan helallerinden insanca yiyiniz. Hem hayvanlar gibi pis bo\u011faz olmay\u0131n\u0131z, hem de bir tak\u0131mlar\u0131n\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi helal, ho\u015f ve temiz \u015feylerden kendinizi mahrum etmeyiniz. Temiz temiz, helal helal yiyiniz.<\/p>\n<p>Onlar\u0131 yaratan, veren Allah&#8217;a \u015f\u00fckrediniz. O helal ve temiz r\u0131z\u0131klarla beslenen v\u00fccudunuzu, g\u00f6r\u00fcnen ve g\u00f6r\u00fcnmeyen organlar\u0131n\u0131z\u0131, ne i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015flarsa onda, yani yarat\u0131l\u0131\u015f gayelerinde kullan\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc yukarda da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere \u015f\u00fckr\u00fcn ger\u00e7ek bir \u015fekilde yerine getirilmesi, nimeti ihsan edene bu suretle kar\u015f\u0131l\u0131k vererek sayg\u0131 g\u00f6stermektir.<\/p>\n<p>V\u00fccudun organlar\u0131ndan her birinin bir yarat\u0131l\u0131\u015f hikmeti vard\u0131r. Bunun bir k\u0131sm\u0131 genel olarak herkes i\u00e7in bellidir. Di\u011fer k\u0131sm\u0131n\u0131 da &#8220;Organlar\u0131n faydalar\u0131 bilimi&#8221; (Fizyoloji) denen ilimle yava\u015f yava\u015f, ard arda tetkik etmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>Mesela neslin devam\u0131 i\u00e7in verilmi\u015f olan bir organ\u0131, nesli kaybetmek i\u00e7in kullanman\u0131n, yine ayn\u0131 \u015fekilde ger\u00e7ekleri ke\u015ffedip, Allah&#8217;\u0131 tan\u0131mak i\u00e7in bah\u015fedilmi\u015f olan akl\u0131, bozgunculu\u011fu k\u00f6r\u00fcklemek ve hukuku iptal i\u00e7in sarf etmenin, nimete kar\u015f\u0131 b\u00fcy\u00fck bir nank\u00f6rl\u00fck oldu\u011fu ne kadar a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n k\u0131ymetini bilmeyerek pis ve haram \u015feyler yiyenler, b\u00f6yle nimete kar\u015f\u0131 nank\u00f6rl\u00fc\u011fe d\u00fc\u015fecekleri gibi, nimete nank\u00f6rl\u00fck edenler de madd\u00ee ve manevi pislikten kurtulamazlar. Birinden korunsalar, di\u011ferine mutlaka bula\u015f\u0131rlar.<\/p>\n<p>Tefsir bilginleri diyorlar ki, birinci &#8220;yiyiniz&#8221; emri mutlak olu\u015funa g\u00f6re ibaha, (m\u00fcbah k\u0131lmak) ikinci &#8220;\u015f\u00fckrediniz&#8221; emri v\u00fcc\u00fbb i\u00e7indir. \u00c7\u00fcnk\u00fc us\u00fbl ilminde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, yeme, i\u00e7me gibi s\u0131rf kullar\u0131n iyili\u011fine me\u015fru bir \u015fekilde yararlanma imkan\u0131 bah\u015feden emirler, vazife de\u011fil, birer hak te\u015fkil ederler. Bunlar vazife gibi vacib kabul edilecek olursa, yap\u0131lmad\u0131\u011f\u0131nda ceza laz\u0131m gelir. Bu ise lehte oldu\u011fu a\u00e7\u0131k olan bir emrin aleyhe d\u00f6nmesini gerektirir. Buna, &#8220;konuyu tersine \u00e7evirme&#8221; denir ki, bir \u00e7eli\u015fki olur. Bundan dolay\u0131 helalinden yemek bir hak, fakat haramdan ka\u00e7\u0131n\u0131p Allah&#8217;a \u015f\u00fckretmek bir vazifedir.<\/p>\n<p>Ancak &#8220;yiyiniz&#8221; emrinin mutlak olu\u015fuyla mubah i\u00e7in olmas\u0131, i\u00e7indeki baz\u0131 k\u0131s\u0131mlar\u0131n vacib olmas\u0131na engel de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fcbah v\u00fcc\u00fbbdan daha geni\u015ftir. Bunun i\u00e7in de yemenin \u00e7e\u015fitli mertebeleri bulunabilir. Ger\u00e7ekten f\u0131k\u0131hta uzun uzun a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere yemenin farz olan ve vazife bulunan k\u0131sm\u0131 da vard\u0131r. Bir insan\u0131n \u00f6lmeyecek kadar yemesi farzd\u0131r. M\u00fcmk\u00fcn iken yemez de a\u00e7l\u0131\u011f\u0131ndan \u00f6l\u00fcrse intihar etmi\u015f, kendi can\u0131n\u0131n katili olma g\u00fcnah\u0131yla g\u00fcnahkar olmu\u015f olur. Sonra \u00f6l\u00fcmden koruyacak miktardan fazla olarak ibadete kuvvet kazanmak i\u00e7in yemek mendubdur. Tam doyacak kadar yemek m\u00fcbah, ondan fazlas\u0131 haramd\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte &#8220;yiyiniz&#8221; emri m\u00fcbah mertebesine kadar yeme \u015fekillerini i\u00e7ine almaktad\u0131r. \u0130bahaya yormakla birlikte farz\u0131 da kapsam\u0131na almaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Ey m\u00fcminler! B\u00f6yle temiz temiz yiyiniz de Allah&#8217;a \u015f\u00fckrediniz. E\u011fer siz ger\u00e7ekten yaln\u0131z Allah&#8217;a ibadet ve kulluk ediyorsan\u0131z b\u00f6yle yapars\u0131n\u0131z. Ger\u00e7ekten tek Allah&#8217;a inanm\u0131\u015f m\u00fcmin olanlar, b\u00f6yle yaparlar.<\/p>\n<p>173-\u015eimdi siz haram k\u0131l\u0131nan \u015feyleri de k\u0131saca belleyiniz: Allah Te\u00e2l\u00e2 sizlere ancak \u015funlar\u0131 haram ve yasak k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r: \u00f6l\u00fc hayvan yani kesilmesi gerekti\u011fi halde kesilmeden kendi kendine veya bo\u011fazlama yerine ge\u00e7meyecek di\u011fer bir sebeple \u00f6len herhangi bir \u00f6l\u00fc hayvan. Hatta bal\u0131k kesilmeye ihtiyac\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 halde \u00f6l\u00fcp de su \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131km\u0131\u015f olan \u00f6l\u00fc bal\u0131k (semek-i t\u00e2f\u00ee) bile haramd\u0131r. Kan yani dem-i mesf\u00fbh denen akar kan, domuz eti yani gerek \u00f6l\u00fc olsun ve gerekse bo\u011fazlanm\u0131\u015f olsun kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z domuz eti ki, bunun ba\u015ftan ba\u015fa murdar ve her \u015feyinin pis oldu\u011funu g\u00f6receksiniz. Bir de Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 ad\u0131na kesilen hayvanlar. \u00c2yette ge\u00e7en &#8220;ihl\u00e2l&#8221; asl\u0131nda sesi y\u00fckseltmek demektir. M\u00fc\u015frikler mabudlar\u0131na kurban kestikleri zaman, L\u00e2t ad\u0131na, Uzza ad\u0131na diyerek onlar\u0131n isimlerini y\u00fcksek sesle s\u00f6ylerlerdi. B\u00f6yle sesi y\u00fckseltme ile kesmeye de &#8220;ihl\u00e2l&#8221; denirdi. Sonralar\u0131 ihl\u00e2l, isterse sessizce olsun, mutlak olarak kesme anlam\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, \u00e2yet de bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re gerek gizli, gerek a\u00e7\u0131k olarak Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131 ad\u0131na kesilen kurbanlar\u0131n, hayvanlar\u0131n yenmesi haramd\u0131r. Mesela, filan t\u00fcrbede Allah i\u00e7in kurban kesmek caiz ve yenmesi helal olursa da, filan t\u00fcrbe i\u00e7in ve onun ad\u0131na kesilen kurban\u0131n eti yenmez. Bunlar haramd\u0131rlar. Bunlar\u0131n yenmesindeki zararlar saymakla bitmez. Bunun i\u00e7in son derece hayat\u00ee bir zaruret bulunmad\u0131k\u00e7a bunlardan yemek, kesinlikle yasak ve g\u00fcnaht\u0131r.<\/p>\n<p>Bununla beraber Her kim mecbur kal\u0131r ve yemedi\u011fi takdirde \u00f6lece\u011fi muhakkak bulunursa, bu zaruret i\u00e7inde bulunan kimse, ba\u015fkas\u0131n\u0131n hakk\u0131na tecav\u00fcz etmedi\u011fi, yani kendi gibi zaruret i\u00e7inde bulunan di\u011fer birinin, \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc \u00f6nleyecek kadar elinde bulunana sald\u0131rarak, kendini kurtarmak i\u00e7in onun \u00f6l\u00fcm\u00fcne sebep olmad\u0131\u011f\u0131, ve ta\u015fk\u0131nl\u0131k yapmad\u0131\u011f\u0131, yani \u00f6lmemek i\u00e7in gerekli olan zaruret \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnden fazlas\u0131na ge\u00e7medi\u011fi takdirde, ona g\u00fcnah yoktur. B\u00f6yle zaruret i\u00e7inde kalm\u0131\u015f bir kimse i\u00e7in bunlardan hangisini bulursa zaruret miktar\u0131, yani \u00f6lmeyecek kadar yemeye ruhsat vard\u0131r. O da bu ruhsat\u0131 terk ederse g\u00fcnahkar olur.<\/p>\n<p>F\u0131k\u0131h ilminde &#8220;Zaruretler, haram olan \u015feyleri m\u00fcbah k\u0131lar.&#8221; ve &#8220;Zaruretler, kendi miktar\u0131nca takdir olunur.&#8221; genel kaidesi de bu ve benzeri \u00e2yetlerin m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte \u015fimdilik haram olan \u015feyler k\u0131saca bunlardan ibarettir, ilerde daha fazla a\u00e7\u0131klama gelecektir. M\u00fcminler, b\u00f6yle pis ve haram olan \u015feyleri b\u0131raks\u0131nlar da helalinden temiz temiz kazan\u0131p yesinler. Allah&#8217;\u0131n emrine uymayarak kendi kendilerine mahrum etmesinler, Allah&#8217;\u0131n emirlerini saklamas\u0131nlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc kesin olarak biliniz ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>174- Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi kitaptan bir \u015feyi gizleyip de bununla biraz para alanlar ger\u00e7ekten kar\u0131nlar\u0131 dolusu ate\u015ften ba\u015fka bir\u015fey yemezler. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fc Allah onlara ne s\u00f6z s\u00f6yler, ne de kendilerini temize \u00e7\u0131kar\u0131r. Onlara sadece ac\u0131 veren bir azab vard\u0131r.<\/p>\n<p>175- \u0130\u015fte onlar, hidayeti verip sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131, affedilmeyi b\u0131rak\u0131p azab\u0131 sat\u0131n alan kimselerdir. Bunlar, ate\u015fe kar\u015f\u0131 ne kadar da sab\u0131rl\u0131d\u0131rlar!<\/p>\n<p>176- \u015e\u00fcphesiz ki Allah kitab\u0131 hak bir sebeple indirmi\u015ftir. Kitap hakk\u0131nda ihtilafa d\u00fc\u015fenler ise, \u015f\u00fcphesiz haktan uzak, bir anla\u015fmazl\u0131k i\u00e7indedirler.<\/p>\n<p>174- Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi kitab\u0131, yahudi bilginlerinin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi gizleyenler, ve bu gizleme sebebiyle az bir de\u011fer, yani ne kadar \u00e7ok da g\u00f6r\u00fcnse, i\u015fin asl\u0131nda az olan bir d\u00fcnya menfaati, para, mal veya makam sat\u0131n alanlar, k\u0131saca d\u00fcnya murad\u0131na ermek i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131 veya o kitab\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini gizleyen ve ger\u00e7ekleri de\u011fi\u015ftirenler yok mu? i\u015fte onlar, kar\u0131nlar\u0131 dolusu ate\u015ften ba\u015fka bir \u015fey yemezler. Bu y\u00fczden ald\u0131klar\u0131 bedeller, yedikleri \u015feyler, i\u00e7lerinde ger\u00e7ek bir ate\u015f olacak, onlar\u0131 yakacak ve devaml\u0131 yakacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fer&#8217;\u00ee ger\u00e7eklerin aksine yap\u0131lan her i\u015fte manevi bir ate\u015f k\u0131v\u0131lc\u0131m\u0131 vard\u0131r. Onu gizlemek suretiyle elde edilen d\u00fcnya menfaati, elbette ate\u015ften ba\u015fka bir \u015fey olmayacakt\u0131r. ve k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde Allah, onlara s\u00f6z s\u00f6ylemeyecek, yani rahmetle iltifat etmeyecektir.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn cezas\u0131, onun gibi bir k\u00f6t\u00fcl\u00fckt\u00fcr.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/40). Bunlar ise Allah&#8217;-\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 gizlediklerinden, ahirette rahmet s\u00f6z\u00fcnden mahrum kalacaklard\u0131r. onlar\u0131 tezkiye etmeyecek ve g\u00fcnahlar\u0131ndan temizlemeyecektir. M\u00fcmine yapaca\u011f\u0131 gibi aff\u0131ndan hissedar k\u0131lmayacak, olduklar\u0131 gibi b\u00fct\u00fcn kirlilikleriyle mah\u015fer yerine getirecektir. ve bunlar\u0131n hakk\u0131 ac\u0131 veren devaml\u0131 bir azabd\u0131r.<\/p>\n<p>175-\u00c7\u00fcnk\u00fc: Bunlar hidayeti sap\u0131kl\u0131\u011fa, ma\u011ffireti azaba satm\u0131\u015f, hidayet yerine sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131, ma\u011ffiret yerine azab\u0131 alm\u0131\u015f kimselerdir. Art\u0131k sap\u0131kl\u0131k ve azab, onlar\u0131n ebed\u00ee olarak kazand\u0131klar\u0131 mallar\u0131 olmu\u015ftur. Bunlar, ate\u015fe kar\u015f\u0131 ne sab\u0131rl\u0131 \u015feyler? Hay\u0131r ve sevaplara, iyiliklere, do\u011frulu\u011fa, hak ve hakikati a\u00e7\u0131klamaya, d\u00fcnya zevklerinden birini feda etmeye asla sabredemeyen bu adamlar, ate\u015fe g\u00f6t\u00fcrecek ameller yapmakta ne sab\u0131rlar g\u00f6steriyorlar! Ve ebed\u00ee olarak ate\u015fte yanmak i\u00e7in neler neler yap\u0131yorlar!<\/p>\n<p>176-\u0130nsan\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 gere\u011fince tahamm\u00fcl edilmesi m\u00fcmk\u00fcn olmayan ate\u015fe kar\u015f\u0131 b\u00f6yle sab\u0131r isnadiyle bir hayret ortaya koymak, Allah taraf\u0131ndan bir alayd\u0131r.<\/p>\n<p>Bu sab\u0131r, sonu selamet olan bir sab\u0131r de\u011fil, ebed\u00ee bir felaket olan \u00e7aresizliktir. bu ate\u015f azab\u0131, sebepsiz ve haks\u0131z da de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah kitab\u0131n\u0131 \u015f\u00fcphesiz hak ile, hakla ilgili, hakk\u0131 s\u00f6yler olarak indirdi. Bunun i\u00e7in kitab\u0131n\u0131 yalanlayan\u0131n veya gizleyenin hakk\u0131 ate\u015f olur.<\/p>\n<p>Bir de Kitap hakk\u0131nda ihtilafa d\u00fc\u015fenler, Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi kitaplar\u0131n hepsine inanmay\u0131p da, kimi Tevrat&#8217;a, kimi \u0130ncil&#8217;e inananlar ve sonra kitab\u0131n bir k\u0131sm\u0131na inan\u0131p bir k\u0131sm\u0131na inanmayanlar, elbette haktan, do\u011frudan \u00e7ok uzak bir ayr\u0131l\u0131k ve anla\u015fmazl\u0131k i\u00e7indedirler. Haktan bu kadar uzak bir ayr\u0131l\u0131k i\u00e7inde ko\u015fan bat\u0131l ehlinin hakk\u0131 da ebed\u00ee bir azabd\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu sebeple onlar, o ate\u015f azab\u0131n\u0131 hak etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yet bize \u015funu anlat\u0131yor ki, aralar\u0131nda kendisiyle amel edilen ve anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fckleri zaman hakem kabul edilecek hak bir kitaba iman etmemi\u015f olanlar, tart\u0131\u015fmadan ve anla\u015fmazl\u0131ktan kurtulamayacaklar\u0131 gibi, kitaplar\u0131 ayr\u0131 ayr\u0131 olan insanlar aras\u0131nda birle\u015ftirici bir ba\u011f bulunamayaca\u011f\u0131ndan ihtilaf ve anla\u015fmazl\u0131klar\u0131 ebed\u00ee olur. Ba\u011fl\u0131 g\u00f6r\u00fcnd\u00fckleri kitab\u0131n tamam\u0131na ger\u00e7ekten sadakatle inanmayarak, onu kendi g\u00f6n\u00fcllerine, heveslerine g\u00f6re anlamak isterler. Kitaplar\u0131n\u0131n bir k\u0131sm\u0131na inan\u0131rlarsa, di\u011fer k\u0131sm\u0131na inanmazlar ve b\u00f6ylece birinin inan\u0131r g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc di\u011feri inkar eder. bunlar da heveslerinin de\u011fi\u015fikli\u011fi \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde ihtilaf ederler. Bunun neticesi de kitaps\u0131zl\u0131\u011fa ve en b\u00fcy\u00fck m\u00fcnaka\u015fa ve m\u00fccadeleye g\u00f6t\u00fcr\u00fcr. Haktan uzakla\u015ft\u0131r\u0131r. Bu da toplumlar\u0131 peri\u015fan eder ve ebed\u00ee azaba s\u00fcr\u00fckler.<\/p>\n<p>Her ne yap\u0131l\u0131rsa yap\u0131ls\u0131n, insanlar i\u00e7in haktan ba\u015fka birle\u015fme yolu ve hakka uymaktan ba\u015fka mutluluk sebebi yoktur.<\/p>\n<p>Kitab\u0131n asl\u0131nda ihtilaf etmeyerek, onu iste\u011fine g\u00f6re d\u00fcnya menfaati nedeniyle inkar, te&#8217;vil ve de\u011fi\u015ftirmek suretiyle gizlemeye kalk\u0131\u015fmayarak h\u00fcsn-i niyetle ve tam d\u00fcr\u00fcstl\u00fckle anlamaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 halde insan olmalar\u0131 bak\u0131m\u0131ndan kavray\u0131\u015flar\u0131 farkl\u0131 olanlar\u0131n ise as\u0131l beraberliklerine zarar gelmez. Bunlar\u0131n anla\u015fmazl\u0131klar\u0131 haktan uzak bir anla\u015fmazl\u0131k olmaz.<\/p>\n<p>Herhalde n\u00e2sih ve mens\u00fbhiyle Allah&#8217;\u0131n kitaplar\u0131na inanmamak ve hak kitab\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 tan\u0131mamaya \u00e7al\u0131\u015fmak felaketin ba\u015f\u0131d\u0131r. Allah&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn kitaplar\u0131na iman etmek ve kitab hakk\u0131nda ihtilafa d\u00fc\u015fmekten ka\u00e7\u0131nmak, iman\u0131n ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n \u015fartlar\u0131ndand\u0131r. M\u00fcmk\u00fcn olan b\u00fct\u00fcn gayretini sarfederek ger\u00e7ek ilm\u00ee ictihatlar yoluyla meydana gelen ihtilaflar ise, ihtilaf icad etmeyi gaye edinmemek \u015fart\u0131yla muaft\u0131r. Hatta bir hadiste i\u015faret buyuruldu\u011fu \u00fczere kolayla\u015ft\u0131r\u0131p geni\u015fletme bak\u0131m\u0131ndan rahmet sebebi de olur. O \u015fartla ki, bunlarla amel edecek olanlar, ihtilaf\u0131 de\u011fil, ittifak y\u00f6n\u00fcn\u00fc ara\u015ft\u0131rma vazifesini unutmas\u0131nlar.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in bir ferdin, s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 bir zamanda hakk\u0131nda ihtilaf edilen bir g\u00f6r\u00fc\u015fle amel etmesinde bir sak\u0131nca yoksa da, sosyal konularda ittifak edilen y\u00f6n ara\u015ft\u0131r\u0131lmadan b\u00f6yle ferd\u00ee bir g\u00f6r\u00fc\u015fle fetva verilmesi tevhid prensiplerine ayk\u0131r\u0131 ve bu \u00e2yetin uyar\u0131s\u0131na dahil olur.<\/p>\n<p>\u00d6zellikle kalem ve s\u00f6z sahibi olanlar, yaz\u0131 ve te&#8217;lifle me\u015fgul olanlar, emir, yasak, e\u011fitim ve \u00f6\u011fretim \u00fczerinde bulunanlar, bu \u00e2yetleri dikkat nazarlar\u0131ndan asla uzak tutmamal\u0131, hakk\u0131 gizlemenin, ihtilaf\u0131n, anla\u015fmazl\u0131\u011f\u0131n ne k\u00f6t\u00fc bir sonucu oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmelidirler.<\/p>\n<p>Ka&#8217;b b. E\u015fref, Ka&#8217;b b. Esed, M\u00e2lik b. Sayf, Huyey b. Ahtab ve Ebu Y\u00e2sir b. Ahtab gibi ve Tevrat&#8217;taki Hz. Muhammed&#8217;in s\u0131fatlar\u0131 hakk\u0131ndaki \u00e2yetleri ve di\u011fer baz\u0131 h\u00fck\u00fcmleri gizleyen ve bu sebeple hemcinslerinden hediyeler alan Yahudi reisleri hakk\u0131nda inen bu gizleme \u00e2yetleri ve yukardaki benzeri, m\u00fcsl\u00fcmanlar i\u00e7in de pek ibretli bir ahl\u00e2k dersini kapsamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131saca insan\u0131n mutlulu\u011fu ve hakka yak\u0131nl\u0131k; \u015firkte, k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fckte, cahilce taklit ve taassubda, hayvanl\u0131kta, hayvan gibi helal ve haram tan\u0131mamakta, pis pis \u015feyler yemekte, \u015feytana uyup \u00e7irkin \u015feyler yapmakta, bilir bilmez a\u011fz\u0131na geleni s\u00f6ylemekte, hakk\u0131 gizlemekte, kitab hakk\u0131nda ihtilafa d\u00fc\u015fmekte, hakka kar\u015f\u0131 ayr\u0131l\u0131k ve anla\u015fmazl\u0131k \u00e7\u0131karmakta de\u011fil, tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla hay\u0131r ve ihsanda, bol iyiliktedir. O halde as\u0131l hay\u0131r ve iyilik nedir?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>177- Y\u00fczlerinizi bazan do\u011fu, bazan bat\u0131 taraf\u0131na \u00e7evirmeniz erginlik de\u011fildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah&#8217;a, ahiret g\u00fcn\u00fcne, meleklere, kitaba ve b\u00fct\u00fcn peygamberlere iman edip, yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 olanlara, \u00f6ks\u00fczlere, yoksullara, yolda kalm\u0131\u015fa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namaz\u0131 k\u0131larlar, zekat\u0131 verirler. Bir de andla\u015ft\u0131klar\u0131 zaman s\u00f6zlerini yerine getirenler, hele s\u0131k\u0131nt\u0131 ve hastal\u0131k durumlar\u0131nda ve harbin \u015fiddetli zaman\u0131nda sab\u0131r ve kararl\u0131l\u0131k g\u00f6sterenler var ya, i\u015fte do\u011fru olanlar da bunlard\u0131r, korunanlar da bunlard\u0131r.<\/p>\n<p>177-KIR\u00c2ET: Hamza ve \u00c2s\u0131m&#8217;dan Hafs, r\u00e2n\u0131n fethas\u0131yla; di\u011ferleri r\u00e2n\u0131n zammesiyle okurlar ki, birincisinde , &#8216;nin haberi; ikincisinde ismidir. Nafi ve \u0130bn\u00fc \u00c2mir &#8220;n\u00fbn&#8221;un tahfif ve kesresi, r\u00e2n\u0131n zammesiyle, ; di\u011ferleri n\u00fbnun te\u015fdid ve fethas\u0131 ve r\u00e2n\u0131n da fethasiyle okurlar. &#8220;Ger\u00e7ek iyili\u011fe ula\u015famayacaks\u0131n\u0131z.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/92) \u00e2yetine bak!<\/p>\n<p>N\u00dcZUL (\u0130N\u0130\u015e) SEBEB\u0130: \u00c2yetin inmesine Kitap ehlinin, k\u0131blenin de\u011fi\u015ftirilmesi meselesinde dedikoduyu ileri g\u00f6t\u00fcrmeleri, yahudi ve h\u0131ristiyanlardan her birinin, kendi k\u0131blelerine y\u00f6nelmenin daha hay\u0131rl\u0131 oldu\u011funu iddiada \u0131srar etmeleri sebep olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in onlara ve bu vesile ile b\u00fct\u00fcn insanlara hitaben buyuruluyor ki: Ey \u0130nsanlar! Y\u00fczlerinizi do\u011fuya ve bat\u0131ya do\u011fru \u00e7evirmeniz, i\u015fin asl\u0131nda istenen erginlik ve hay\u0131r de\u011fildir. -Di\u011fer k\u0131r\u00e2ete g\u00f6re- As\u0131l istenen erginlik ve hay\u0131r, y\u00fczlerinizi do\u011fuya ve bat\u0131ya do\u011fru \u00e7evirmeniz de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bir kere do\u011fu ve bat\u0131n\u0131n k\u0131ble edinilmesinin h\u00fckm\u00fc kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130kincisi, do\u011fuya ve bat\u0131ya d\u00f6nmek zaten \u0131srar edilmesi gereken bir erginlik ve hay\u0131r zannedilmemelidir. K\u0131ble meselesinin ve hatta K\u00e2&#8217;be&#8217;ye bile y\u00f6nelmenin \u00f6nemi, kendisi i\u00e7in istenen bir erginlik ve hay\u0131r oldu\u011fundan de\u011fildir. Fakat i\u015fin asl\u0131nda erginlik ve hay\u0131r sahibi, ger\u00e7ekten iyili\u011fe eren, Allah&#8217;a ve sorumluluk g\u00fcn\u00fc olan ahiret g\u00fcn\u00fcne, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman etmi\u015f, ve helalinden mal kazan\u0131p, seve seve herhangi bir yak\u0131nl\u0131\u011fa sahip bulunan akrabalar\u0131na, muhta\u00e7 olan yetimlere, fakirlikten k\u0131m\u0131ldanamayacak halde bulunan yoksullara, yol o\u011fluna, yani uzun yoldan gelmi\u015f misafire, ihtiyac ve zaruretin zorlamas\u0131yla dilenme zilletine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f dilencilere -ki bir hadis-i \u015ferifte: &#8220;Dilenene, at \u00fczerinde bile gelse veriniz.&#8221; diye rivayet edilmi\u015ftir-. Rik\u00e2b, rakabe&#8217; nin \u00e7o\u011fuludur. Rakabe s\u00f6zl\u00fckte boyun k\u00f6k\u00fc demek olup, mecazen insanda ve \u015fer&#8217;an h\u00fcrriyetini kaybetmi\u015f olan insanda kullan\u0131l\u0131r ki, burada bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Yani, esirler u\u011frunda; k\u00f6leli\u011fe d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f insanlar\u0131n kurtulup \u00e2z\u00e2d olmas\u0131 hususunda, M\u00fck\u00e2tebeye kesilmi\u015f olanlar\u0131n kurtulu\u015f i\u00e7in \u00f6deyecekleri bedele yard\u0131m etmek veya sat\u0131n al\u0131p \u00e2z\u00e2d etmek veya esasen esirlikten kurtarmak \u00fczere hediye veya sadaka olarak mal vermi\u015f, farz namazlar\u0131n\u0131 do\u011fru d\u00fcr\u00fcst k\u0131lm\u0131\u015f, dininin dire\u011fini dikmi\u015f, zekat\u0131n\u0131 da ayr\u0131ca vermi\u015f, \u0130sl\u00e2m k\u00f6pr\u00fcs\u00fcnden ge\u00e7mi\u015f olan kimse, bir hususta andla\u015fma yapt\u0131klar\u0131, kesin s\u00f6z verdikleri zaman s\u00f6zlerini yerine getiren vefak\u00e2rlar, ve \u00f6zellikle fakirlik, s\u0131k\u0131nt\u0131, hastal\u0131k ve k\u00f6t\u00fcr\u00fcml\u00fck gibi zaruret durumlar\u0131nda ve bir de d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 sava\u015f zaman\u0131nda, sava\u015f alanlar\u0131nda sabreden sab\u0131rl\u0131 kimselerdir.<\/p>\n<p>Asl\u0131nda erginlik ve hay\u0131r, ger\u00e7ek iyilik, b\u00fct\u00fcn bu say\u0131lan kimselerin erginli\u011fi, bunlar\u0131n iyilikleridir.<\/p>\n<p>Arap dilinde \u00f6vg\u00fc \u015feklinde meydana gelen saymalarda i&#8217;r\u00e2b\u0131n merfu ve mansub olarak de\u011fi\u015fmesi, \u00f6vg\u00fcye dikkat \u00e7ekmek i\u00e7in bir adettir. kelimesi bu t\u00fcrden olmak \u00fczere &#8220;y\u00e2&#8221; ile mansub olmu\u015ftur ki, mukadder medih (\u00f6vg\u00fc) fiilinin mef&#8217;\u00fbl\u00fcd\u00fcr. \u0130\u015fte bu g\u00fczel s\u0131fatlarla vas\u0131flanm\u0131\u015f olan kimseler, \u00f6yle kimselerdir ki, dinde, hakka uymada, iyili\u011fi ve hayr\u0131 aramada, do\u011fruluk ve vefak\u00e2rl\u0131k yapm\u0131\u015flar, do\u011fruluklar\u0131n\u0131 ispat etmi\u015flerdir. \u0130\u015fte, m\u00fcttakiler bunlard\u0131r, bu iyilik ve do\u011fruluk sahipleridir. Allah&#8217;a \u015f\u00fck\u00fcr de b\u00f6yle do\u011fruluk ve sadakatle yap\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu \u00e2yet-i kerime a\u00e7\u0131k\u00e7a veya delalet yoluyla, insanl\u0131\u011f\u0131n b\u00fct\u00fcn \u00fcst\u00fcn vas\u0131flar\u0131n\u0131 i\u00e7inde toplam\u0131\u015ft\u0131r. Buna i\u015faretle Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de: &#8220;Her kim, bu \u00e2yet ile amel ederse, iman\u0131n\u0131 kemale erdirmi\u015f olur.&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine, amel\u00ee h\u00fck\u00fcmleri geni\u015f\u00e7e a\u00e7\u0131klamak suretiyle, hayat hakk\u0131 ve can\u0131 koruma ile ilgili olmak \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>178- Ey iman edenler! \u00d6ld\u00fcrmede k\u0131sas size farz k\u0131l\u0131nd\u0131. H\u00fcre h\u00fcr, k\u00f6leye k\u00f6le, kad\u0131na kad\u0131n. Ama her kim, \u00f6lenin karde\u015fi taraf\u0131ndan bir \u015fey kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ba\u011f\u0131\u015flan\u0131rsa, o zaman \u00f6rfe uymas\u0131, ona diyeti g\u00fczellikle \u00f6demesi gerekir. Bu, Rabbiniz taraf\u0131ndan bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkas\u0131ndan yine sald\u0131r\u0131rsa, art\u0131k ona ac\u0131 veren bir azab vard\u0131r.<\/p>\n<p>179- Ey temiz ak\u0131l sahipleri! K\u0131sasta sizin i\u00e7in bir hayat vard\u0131r. \u00dcmit edilir ki, korunursunuz.<\/p>\n<p>178- \u0130N\u0130\u015e SEBEB\u0130: Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finden \u00f6nce adam \u00f6ld\u00fcrmeye kar\u015f\u0131 h\u0131ristiyanlar, yaln\u0131z aff\u0131n vacib oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyorlard\u0131. Yahudilerin h\u00fck\u00fcmlerinde de af yok, yaln\u0131z \u00f6ld\u00fcrme vard\u0131. Bununla birlikte Buhar\u00ee ve Nesa\u00ee&#8217;nin rivayetlerine g\u00f6re \u0130srailo\u011fullar\u0131 diyeti, \u00f6ld\u00fcrmeden \u00f6nde tutuyorlard\u0131.<\/p>\n<p>Araplar ve onlarla beraber yahudilerin bir k\u0131sm\u0131 bazan \u00f6ld\u00fcrmenin vacib oldu\u011funa, bazan da diyetin vacib oldu\u011funa h\u00fckmediyorlard\u0131. Fakat bu iki h\u00fck\u00fcmden her birinde haks\u0131zl\u0131k yap\u0131yorlard\u0131. \u015e\u00f6yle ki: \u00d6ld\u00fcrmede: Biri, di\u011ferinden daha \u015ferefli olan iki kabile aras\u0131nda bir \u00f6ld\u00fcrme olay\u0131 meydana gelince, daha \u015ferefli olanlar; herhalde bizden bir k\u00f6le kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda onlardan bir h\u00fcr, bir kad\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bir erkek ve bir erkek kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda iki erkek \u00f6ld\u00fcrece\u011fiz derlerdi. Kendi yaralar\u0131n\u0131 has\u0131mlar\u0131n\u0131n yaras\u0131n\u0131n iki kat\u0131 sayarlar ve bazan daha da ileri giderlerdi.<\/p>\n<p>Rivayet ediliyor ki; bir kere birisi, ileri gelenlerden bir insan \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fc. Katilin yak\u0131nlar\u0131, \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin babas\u0131n\u0131n yan\u0131nda topland\u0131lar ve &#8220;ne istersin?&#8221; dediler.<\/p>\n<p>O da: &#8220;\u00dc\u00e7ten biri!&#8221; dedi. &#8220;Nedir onlar?&#8221; diye sordular. Cevaben: &#8220;Ya o\u011flumu diriltirsiniz veya evimi seman\u0131n y\u0131ld\u0131zlar\u0131yla doldurursunuz yahut da b\u00fct\u00fcn kavminizi bana teslim edersiniz, hepsini \u00f6ld\u00fcr\u00fcr\u00fcm. Sonra da o\u011fluma bir kar\u015f\u0131l\u0131k ald\u0131\u011f\u0131m g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde bulunmam.&#8221; demi\u015fti.<\/p>\n<p>Diyete gelince; onda da zulmedenler, \u00e7o\u011funlukla ileri gelenlerin diyetini, di\u011ferlerinin birka\u00e7 kat\u0131 yaparlard\u0131. \u0130\u015fte b\u00f6yle Arap kabilelerinden Ensar&#8217;\u0131n iki kabilesi aras\u0131nda cahiliye devrinden kalma kan davalar\u0131 vard\u0131. Bir taraf, \u015feref ve kuvvetine g\u00fcvenerek di\u011ferine kar\u015f\u0131 ileri gidip bizden bir k\u00f6le kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda sizden bir h\u00fcr, bir kad\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bir erkek \u00f6ld\u00fcrece\u011fiz diye yemin etmi\u015flerdi. M\u00fcsl\u00fcman olduktan sonra Resulullah (s.a.v.)&#8217;a gelip muhakeme olmak istediler. Bu sebeple, bu \u00e2yet indi.<\/p>\n<p>K\u0131sas\u0131n vacib olu\u015funu, bu vacibli\u011fin ancak \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin ehlinden birinin aff\u0131 ile d\u00fc\u015febilece\u011fini, bu aff\u0131n daha iyi ve daha uygun olaca\u011f\u0131n\u0131, bununla beraber af s\u0131ras\u0131nda mal \u00fczerine anla\u015fman\u0131n da caizli\u011fini tesbit etti. Yahudilerin, aff\u0131n me\u015fru olmad\u0131\u011f\u0131na ve diyetin k\u0131sastan \u00f6nde bulundu\u011funa dair olan h\u00fck\u00fcmlerini ve k\u0131sas yoluyla \u00f6ld\u00fcrmenin asla me\u015fru olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyen h\u0131ristiyan h\u00fck\u00fcmlerini ve insanl\u0131k e\u015fitli\u011fine riayet etmeyip, \u015feref davas\u0131yla haks\u0131zl\u0131\u011fa ve tecav\u00fcze giden Arab \u00e2det ve h\u00fck\u00fcmlerini ortadan kald\u0131rd\u0131. Ya\u015fama hakk\u0131ndaki e\u015fitli\u011fi kurup ilan etti. Gelelim m\u00e2n\u00e2s\u0131na:<\/p>\n<p>KISAS: S\u00f6zl\u00fckte ayniyle kar\u015f\u0131l\u0131k vermek, herhangi bir hakk\u0131 dengiyle takas etmek demektir. &#8220;katl\u00e2&#8221; kelimesi &#8220;kat\u00eel&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. &#8220;Kat\u00eel&#8221; de makt\u00fbl, \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f kimse demektir. &#8220;\u00f6ld\u00fcr\u00fclenler hakk\u0131nda&#8221; ifadesindeki &#8220;f\u00ee&#8221; harfi, sebebiyet i\u00e7indir. Ey iman edenler! zulmedilerek \u00f6ld\u00fcr\u00fclenler hakk\u0131nda, yani bunlar\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinden dolay\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131k olarak katillerine k\u0131sas uygulanmas\u0131 \u00fczerinize yaz\u0131ld\u0131, yaz\u0131lm\u0131\u015f bir kanun oldu, farz k\u0131l\u0131nd\u0131.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 kasden bir insan \u00f6ld\u00fcrmenin as\u0131l gere\u011fi k\u0131sast\u0131r. &#8220;el-katl\u00e2&#8221; kelimesi \u00e7o\u011ful ve ba\u015f\u0131nda l\u00e2m-\u0131 tarif bulundu\u011fundan, kasden ve haks\u0131z yere \u00f6ld\u00fcr\u00fclenlerin h\u00fcr, k\u00f6le, erkek, di\u015fi, m\u00fcsl\u00fcman ve m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n himayesinde bulunan di\u011fer din mensuplar\u0131n\u0131n hepsini kapsamaktad\u0131r. Her birinin katili kim olursa olsun, kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda k\u0131sas yap\u0131l\u0131r. A\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 \u00fczere, k\u0131sas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcrme sebebi olan af veya anla\u015fma olmad\u0131k\u00e7a bu k\u0131sas\u0131n uygulanmas\u0131, b\u00fct\u00fcn iman edenlere farzd\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6zellikle h\u00fcr h\u00fcre, k\u00f6le k\u00f6leye, di\u015fi di\u015fiye, yani bir h\u00fcr bir h\u00fcr\u00fc, bir k\u00f6le bir k\u00f6leyi, bir di\u015fi bir di\u015fiyi \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc zaman, \u00f6ld\u00fcr\u00fclen h\u00fcr kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda o katil h\u00fcr, \u00f6ld\u00fcr\u00fclen k\u00f6le kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda o katil k\u00f6le, \u00f6ld\u00fcr\u00fclen di\u015fi kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda o katil di\u015fi, k\u0131saca her \u00f6ld\u00fcr\u00fclen kimsenin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda kendi katili ayn\u0131 \u015fekilde \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcr. Bu \u00f6ld\u00fcrme yeterli bir k\u0131sas olur. Cahiliye devri \u00e2deti gibi \u015feref ve k\u0131ymet davas\u0131yla katilden ba\u015fkas\u0131n\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesine kalk\u0131\u015f\u0131lmaz.<\/p>\n<p>Bu kay\u0131tlar, \u00e2yetin n\u00fczul sebebi olan olayda oldu\u011fu gibi, katilden ba\u015fkas\u0131n\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinden ka\u00e7\u0131n\u0131lmas\u0131 i\u00e7indir. Bundan ba\u015fka bir mefh\u00fbm-i muhalifi kastedilmi\u015f olmad\u0131\u011f\u0131nda ittifak vard\u0131r.<\/p>\n<p>Biz Hanefilerce zaten mefh\u00fbm-i muhalif delil yerinde ge\u00e7erli de\u011fildir. Ancak siyak gibi a\u00e7\u0131k bir karine bulunursa o ba\u015fka. O zaman da mefh\u00fbm-i muhalif, kelime-i tevhidde oldu\u011fu gibi, m\u00e2n\u00e2 say\u0131s\u0131na dahil olur. Burada da bu t\u00fcrden olmak \u00fczere n\u00fczul sebebi karinesi ile katilden ba\u015fkas\u0131n\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmemesi hakk\u0131nda mefh\u00fbm-i muhalifi ge\u00e7erli olabilirse de ba\u015fkas\u0131 hakk\u0131nda s\u00f6z s\u00f6ylenmemi\u015f olur. Ge\u00e7mi\u015f usule g\u00f6re amel edilir. Bundan dolay\u0131 \u00e2yetin ba\u015f\u0131ndaki genel ifadeyi \u00f6zelle\u015ftirmez. H\u00fcr\u00fcn k\u00f6leye, erke\u011fin di\u015fiye kar\u015f\u0131l\u0131k ve bunun aksi olarak k\u0131sas edilebilmelerini yasaklamaz. Bunun i\u00e7in di\u015finin erkek, erke\u011fin di\u015fi kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda k\u0131sas yoluyla \u00f6ld\u00fcr\u00fclece\u011fi imamlar aras\u0131nda \u00fczerinde ittifak edilmi\u015f bir husustur. Bunu teyid ve a\u00e7\u0131klamak \u00fczere M\u00e2ide s\u00fbresindeki k\u0131sas \u00e2yetinde &#8220;Cana can &#8221; (M\u00e2ide, 5\/45) buyurulmu\u015f ve bununla k\u0131sasta aranan benzerlik ve e\u015fitli\u011fin nefis ve can benzerli\u011fi oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir. Ya\u015fama hakk\u0131 herkes i\u00e7in e\u015fittir. K\u0131sas bu e\u015fitli\u011fe dayanmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6ld\u00fcr\u00fclen kim olursa olsun, onun katili veya katilleri, o \u00f6ld\u00fcr\u00fclenden daha fazla bir ya\u015fama hakk\u0131na sahip de\u011fildir. \u0130\u015fte bu \u015fekilde \u00e2yetin ba\u015f\u0131 genel, &#8220;h\u00fcre h\u00fcr, k\u00f6leye k\u00f6le, di\u015fiye di\u015fi&#8221; ifadesi de &#8220;cana can&#8221; benzemesiyle can e\u015fitli\u011fini beyan ile tecav\u00fczden ka\u00e7\u0131nmak i\u00e7indir. Bununla beraber \u0130mam Malik ve \u0130mam \u015eafi\u00ee hazretleri, erkek ve di\u015fi aras\u0131nda fark oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde bulunmad\u0131klar\u0131 ve \u00f6ld\u00fcr\u00fclen bir h\u00fcr kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda katil k\u00f6leyi k\u0131sas yoluyla \u00f6ld\u00fcrmeyi yeterli g\u00f6rd\u00fckleri halde, \u00f6ld\u00fcr\u00fclen bir k\u00f6le kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bir h\u00fcr\u00fcn ve \u00f6ld\u00fcr\u00fclen bir gayri m\u00fcslim kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda m\u00fcsl\u00fcman\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesini caiz g\u00f6rmemi\u015flerdir. Fakat bunu, bu \u00e2yetin mefh\u00fbm-i muhalifinden de \u00e7\u0131karmam\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;di\u015fiye di\u015fi&#8221;nin mefh\u00fbm-\u0131 muhalifine mutlak olarak, &#8220;k\u00f6leye k\u00f6le&#8221;nin mefh\u00fbm-i muhalifine bir y\u00f6nden itibar etmediklerinde s\u00f6z yoktur.<\/p>\n<p>Buna kar\u015f\u0131l\u0131k &#8220;H\u00fcre h\u00fcr&#8221;\u00fcn mefh\u00fbm-i muhalifinin ge\u00e7erli olmas\u0131 da \u00e7eli\u015fki olur. Ancak her iki \u0130mam da bu hususta Hz. Ali&#8217;den rivayet edilen \u015fu hadislere dayanm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Buyurmu\u015ftur ki:<\/p>\n<p>1- &#8220;Bir adam k\u00f6lesini \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fc. Res\u00fblullah ona celde vurarak bir y\u0131l s\u00fcrg\u00fcne g\u00f6nderdi. Kaved yani k\u0131sas yapmad\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>2- &#8220;M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n himayesinde olan bir gayri m\u00fcslim kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda m\u00fcsl\u00fcman\u0131n, bir k\u00f6le kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda h\u00fcr kimsenin \u00f6ld\u00fcr\u00fclmemesi s\u00fcnnettendir.&#8221;<\/p>\n<p>Bir de, &#8220;Hz. Ebu Bekir ve \u00d6mer, k\u00f6le kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda h\u00fcr\u00fc \u00f6ld\u00fcrmezlerdi, ashabdan buna itiraz eden de olmam\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; diye delil ileri s\u00fcrm\u00fc\u015fler ve bunu organ k\u0131sas\u0131na k\u0131yas etmi\u015flerdir. Fakat biz Hanefilerce k\u00f6le kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda, onun sahibi olmayan h\u00fcr katil, ayn\u0131 \u015fekilde m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n himayesinde bulunan k\u00e2fir kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda m\u00fcsl\u00fcman katil de k\u0131sas yoluyla \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;cana can&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Birinci hadis, k\u00f6lenin sahibi hakk\u0131nda \u00f6zeldir. Di\u011ferleri de bu nass\u0131 neshedecek derecede kuvvetli de\u011fildir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz&#8217;in bir zimm\u00ee kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bir m\u00fcsl\u00fcman\u0131 k\u0131sas etmi\u015f ve &#8220;Taahh\u00fcd\u00fcn\u00fc yerine getirmeye en lay\u0131k olan benim.&#8221; buyurmu\u015f oldu\u011funu da Evz\u00e2\u00ee, senediyle Ebu H\u00fcreyre&#8217;den rivayet etmi\u015ftir. Bu hususta ba\u015fka haberler de vard\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131sas, ya\u015fama hakk\u0131nda, masumlukta, e\u015fitli\u011fe dayan\u0131r. Bu masumluk da din ve yurtta sabit olur. Onlar ise bu konularda e\u015fittirler. Burada \u015fu da anla\u015f\u0131l\u0131r ki, vas\u0131f gibi say\u0131da farkl\u0131l\u0131k da masumlukta e\u015fitli\u011fi bozmaz. Bunun i\u00e7in bir \u015fahs\u0131, bir\u00e7ok kimseler birlikte \u00f6ld\u00fcr\u00fcrlerse, hepsi de ittifakla k\u0131sas yoluyla \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrler.<\/p>\n<p>TENB\u0130H:<\/p>\n<p>1- \u00d6nce \u0130sr\u00e2 s\u00fbresindeki: &#8220;Her kim haks\u0131z yere \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrse, biz onun velisine bir yetki vermi\u015fizdir. Ama o da k\u0131sas yoluyla \u00f6ld\u00fcrmede a\u015f\u0131r\u0131 gitmesin.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/33) \u00e2yeti gere\u011fince buradaki &#8220;\u00f6ld\u00fcr\u00fclenler&#8221;den maksat, k\u0131sas\u0131 gerektiren bir cinayet i\u015flememi\u015f oldu\u011fu halde haks\u0131z yere \u00f6ld\u00fcr\u00fclenlerdir. Bunun i\u00e7in \u015fer&#8217;\u00ee bak\u0131mdan tayin edilmi\u015f olan sebeplerden birisiyle \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeyi hak etmi\u015f olan kimsenin veya harb\u00eenin \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesine k\u0131sas gerekmez.<\/p>\n<p>2- K\u0131sas\u0131 gerektirecek bir cinayet i\u015flememi\u015f olanlar hakk\u0131nda da ilerde gelecek olan \u00e2yetler gere\u011fince, hata ile \u00f6ld\u00fcrme, k\u0131sastan m\u00fcstesna olarak, ayr\u0131ca h\u00fck\u00fcmlere tabidir.<\/p>\n<p>3- &#8220;Had cezalar\u0131n\u0131 \u015f\u00fcphe ile yok ediniz.&#8221; hadisi \u015ferifinin m\u00e2n\u00e2s\u0131, me\u015fhurdur ve \u00fczerinde icm\u00e2 vard\u0131r. K\u0131sas da hadlere dahil oldu\u011fundan, \u015f\u00fcphe ile ortadan kalkar. Bunda da icma vard\u0131r.<\/p>\n<p>Bu bak\u0131mdan \u00e7ocuklar\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda ana ve baba, yukar\u0131daki birinci hadis-i \u015ferifin delalet etti\u011fi \u00fczere, k\u00f6lesi kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda sahibi k\u0131sas yoluyla \u00f6ld\u00fcr\u00fclmez, ta&#8217;z\u00eer cezas\u0131 verilir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu \u015fekilde k\u0131sas uygulamak, \u00fcmmete ve imama farzd\u0131r. \u0130mam\u0131n kendisi de haks\u0131z yere birini \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse, o da bu h\u00fck\u00fcmden m\u00fcstesna de\u011fildir. O da ayn\u0131 \u015fekilde k\u0131sas edilir. \u0130sl\u00e2m yurdunda gerek m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ve gerekse andla\u015fma ile duran gayr-i m\u00fcslimlerin ya\u015fama haklar\u0131, b\u00f6yle e\u015fit olarak sayg\u0131n ve canlar\u0131, e\u015fit olarak su\u00e7suz ve korunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u015eimdi buna kasten tecav\u00fcz eden katile k\u0131sas yap\u0131lmas\u0131, adam \u00f6ld\u00fcrmenin as\u0131l gere\u011fi olarak yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131ld\u0131ktan sonra; herhangi bir katil i\u00e7in \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin karde\u015fi taraf\u0131ndan k\u00fc\u00e7\u00fck bir \u015fey ba\u011f\u0131\u015flanm\u0131\u015f bulunursa, k\u0131sas hemen d\u00fc\u015fer de, i\u015f art\u0131k o katil hakk\u0131nda \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin velisi taraf\u0131ndan, ak\u0131l ve din a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6rf haline gelmi\u015f olan iyili\u011fe tabi olmak, katil taraf\u0131ndan da \u00f6rfte belirlenen miktar\u0131, \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin velisi olan karde\u015fine g\u00fczellikle \u00f6demek hususlar\u0131ndan ibaret kal\u0131r.<\/p>\n<p>E\u011fer af, h\u00fcrde diyet, k\u00f6lede k\u0131ymet gibi az veya \u00e7ok mal \u00fczerine bir \u015fart ileri s\u00fcr\u00fclmeksizin mutlak olarak meydana gelmi\u015f ise varisin, bu iyili\u011fe kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z uymas\u0131 ve affa kar\u015f\u0131l\u0131k diyet ve benzeri bir \u015fey istemeye kalkmamas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>E\u011fer tamamen veya k\u0131smen diyet ve k\u0131ymet, yahut di\u011fer bir mal verilmek \u015fart\u0131yla anla\u015fma tarz\u0131nda bir af ise, katilin de bunu kabul edip, g\u00fczellikle \u00f6demesi gerekir.<\/p>\n<p>Nefsin, can\u0131n par\u00e7alanmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131ndan, isterse bir k\u0131l\u0131n\u0131n veya binde birinin aff\u0131 gibi en k\u00fc\u00e7\u00fck bir af bile tamam\u0131n\u0131 affetmektir. Yine ayn\u0131 \u015fekilde varislerden birinin aff\u0131, hepsinin aff\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Burada &#8220;karde\u015finden&#8221; ifadesindeki karde\u015ften maksat, &#8220;Her kim haks\u0131z yere \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrse, biz onun velisine bir yetki vermi\u015fizdir. Ama o da k\u0131sas yoluyla \u00f6ld\u00fcr\u00fclmede a\u015f\u0131r\u0131 gitmesin.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/33) \u00e2yeti gere\u011fince \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin varisi olan velisidir. Katilin hasm\u0131 olan, bu \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin velisi burada katilin karde\u015fi olmakla vas\u0131fland\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bu karde\u015flikten maksat, din veya vatan karde\u015fli\u011fidir.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 bu vas\u0131fland\u0131rmada, \u0130sl\u00e2m yurdu i\u00e7inde bulunan h\u00fcr veya k\u00f6le, erkek veya kad\u0131n, m\u00fcsl\u00fcman veya m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n himayesinde bulunan gayr-i m\u00fcslim insanlar\u0131n hepsinin kanlar\u0131n\u0131n, canlar\u0131n\u0131n, ya\u015fama haklar\u0131n\u0131n karde\u015f gibi masum ve sayg\u0131n bilinmesi laz\u0131m gelece\u011fine ve bunlar\u0131n birbirini \u00f6ld\u00fcrmesinin, karde\u015fini \u00f6ld\u00fcrmek gibi k\u00f6t\u00fc bir \u015fey oldu\u011funa i\u015faret edilmektedir. Bununla beraber ayn\u0131 zamanda \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin velisini insan\u00ee, ahlak\u00ee ve ictima\u00ee derin bir m\u00e2n\u00e2 ile affa te\u015fvik ve ra\u011fbet ettirmek i\u00e7in ifade buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>&#8220;\u00d6ld\u00fcr\u00fclenin velisi taraf\u0131ndan, bilinen iyili\u011fe tabi olmak da,&#8221; bu karde\u015flik m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 takdir ederek affedecek olan, \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin velisine, m\u00fcsamaha ve aff\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k isteklerinde sertlik g\u00f6stermeyip, nihayet al\u0131\u015f\u0131lagelen \u00e2det \u00e7er\u00e7evesi i\u00e7inde g\u00fczellikle diyet taleb etmesini tavsiye eder.<\/p>\n<p>&#8220;Katil taraf\u0131ndan o bilinen diyetin \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin velisi olan karde\u015fine g\u00fczellikle verilmesi&#8221; de affedilen katili, bu aff\u0131n ve karde\u015flik takdirinin k\u0131ymetini bilerek, kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda borcunu zorluk \u00e7\u0131karmaks\u0131z\u0131n g\u00fczelce, ihsan karakteri i\u00e7inde \u00f6demeye mecbur etmektir.<\/p>\n<p>Af ve diyet hakk\u0131ndaki bu h\u00fck\u00fcm, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bunun i\u00e7in, Bundan sonra her kim bu h\u00fck\u00fcm ve emirlere uymayarak haddini a\u015far, katil olmayan\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcr veya affettikten ya da diyeti ald\u0131ktan sonra katili \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse, onun i\u00e7in ac\u0131 veren bir azab vard\u0131r. D\u00fcnyada k\u0131sas edilir, ahirette cehennem ate\u015fine at\u0131l\u0131r. Yani &#8220;size k\u0131sas farz k\u0131l\u0131nd\u0131&#8221; nass\u0131ndan da anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere adam \u00f6ld\u00fcrmede as\u0131l hak ve gerekli olan asl\u00ee h\u00fck\u00fcm k\u0131sast\u0131r. Katilin bilmesi gerekir ki, \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc insan h\u00fcr veya k\u00f6le, erkek veya kad\u0131n kim olursa olsun, o da kendi gibi bir can ve sayg\u0131n bir hayat hakk\u0131na sahip, il\u00e2hi bir yap\u0131 idi.<\/p>\n<p>Hem Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131, hem de kulun hakk\u0131 olan bu sayg\u0131n ve masum ya\u015fama hakk\u0131na sald\u0131rmak ve bu yap\u0131y\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcp y\u0131kmak; kanun, adalet ve dengenin gere\u011fi olan &#8220;bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn cezas\u0131 onun gibi bir k\u00f6t\u00fcl\u00fckt\u00fcr.&#8221;<\/p>\n<p>(\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/40) h\u00fckm\u00fcnce kendini de ya\u015fama hakk\u0131ndan mahrum etmektir. Ya\u015fama hakk\u0131na sald\u0131r\u0131, hakk\u0131n ya\u015famas\u0131na sald\u0131r\u0131d\u0131r. Bu ise sald\u0131r\u0131dan korunmu\u015f bulundu\u011fu i\u00e7in, bunun ilk eserinin, sald\u0131rgan\u0131n kendinde ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 laz\u0131m gelir. Bu bak\u0131mdan adam \u00f6ld\u00fcrmenin hakk\u0131yla verilecek as\u0131l h\u00fckm\u00fc, k\u0131sas yoluyla katilin kendisini \u00f6ld\u00fcrmektir. \u00d6ld\u00fcren, \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeyi hak etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Kararl\u0131 bir \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman adam \u00f6ld\u00fcrmenin bundan ba\u015fka h\u00fckm\u00fc ve gere\u011fi olmamas\u0131 gerekir. Nitekim \u00f6nceleri Tevrat&#8217;ta da yaln\u0131z k\u0131sas me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131. Fakat hayat\u0131n asl\u0131 s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n ihsan\u0131 oldu\u011fu ve k\u0131sasta kul hakk\u0131ndan ba\u015fka bir de Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 bulundu\u011fu cihetle Cenab-\u0131 Allah, Muhammed \u00fcmmetine k\u0131sas\u0131 yazarken, bir hafifletme ve rahmet olmak \u00fczere af ve diyeti de me\u015fru k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu aff\u0131 da, hak sahibi olan \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin varisi ve velisinin eline vermi\u015ftir.<\/p>\n<p>K\u0131sasa g\u00f6re bu me\u015frulu\u011fun katil hakk\u0131nda ne kadar bir hafifletme ve rahmet oldu\u011fu, \u015f\u00fcpheden uzakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ondan k\u0131sas\u0131 affetmek, ya\u015fama hakk\u0131n\u0131 iade ederek, yeniden diriltmek demektir. Bu ayn\u0131 zamanda \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin velisi hakk\u0131nda da bir hafifletme ve rahmettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc her ne olursa olsun, bir insan \u00f6ld\u00fcrmek, her g\u00f6nl\u00fcn ve \u00f6zellikle iman ehlinin arzu edece\u011fi, seve seve yapaca\u011f\u0131 bir \u015fey de\u011fildir. K\u0131sas\u0131n kendisi, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman kendi nefsinde a\u011f\u0131r bir h\u00fck\u00fcmd\u00fcr. Bununla beraber mutlak olarak af mecburiyeti de genellikle bu taraf hakk\u0131nda k\u0131sastan daha a\u011f\u0131r bir teklif olur. K\u0131sas\u0131n, asl\u00ee bir hak oldu\u011fu bilinmedik\u00e7e aff\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmaz.<\/p>\n<p>Bu bak\u0131mdan ne Tevrat&#8217;ta oldu\u011fu gibi yaln\u0131z k\u0131sasta, ne de \u0130ncil&#8217;de oldu\u011fu gibi yaln\u0131z afta \u0131srar edilmeyerek, duruma ve menfaatin gere\u011fine g\u00f6re, ikisinden birinin tatbikine imkan b\u0131rak\u0131lmas\u0131 i\u00e7in \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin velisine bir se\u00e7im hakk\u0131 verilmi\u015ftir. Bundan ba\u015fka, af kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 diyet ve benzeri gibi \u00f6rfe g\u00f6re mal\u00ee bir kar\u015f\u0131l\u0131k almaya da me\u015fru bir yol g\u00f6sterilmi\u015f bulunmaktad\u0131r. Bunun, her iki taraf hakk\u0131nda da bir hafifletme ve ayn\u0131 zamanda d\u00fcnya ve ahiretle ilgili bir\u00e7ok faydalar\u0131 i\u00e7ine alan il\u00e2h\u00ee bir rahmet oldu\u011funda da \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>Aff\u0131n, daha faziletli ve daha uygun olmas\u0131, k\u0131sas\u0131n asl\u00ee h\u00fck\u00fcm olmas\u0131na engel de\u011fildir. Bu konuda \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin velisine verilen se\u00e7me hakk\u0131 bile, asl\u00ee h\u00fckm\u00fcn, k\u0131sas ile diyet aras\u0131nda teredd\u00fctl\u00fc bulunan muhayyer bir vacib olmas\u0131n\u0131 gerektirmez.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6nce &#8220;K\u0131sas, size farz k\u0131l\u0131nd\u0131.&#8221; buyurulmu\u015f, sonra da af, &#8220;Her kim i\u00e7in bir af yap\u0131l\u0131rsa&#8230;&#8221; diye &#8220;f\u00e2-i tak\u00eebiye&#8221; ile ifade edilmi\u015f ve diyet \u00fcst\u00fc kapal\u0131 bir \u015fekilde g\u00f6sterilmi\u015ftir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak da bunun, bir hafifletme ve rahmet oldu\u011fu da ilave edilmi\u015ftir. O halde aftan \u00f6nce k\u0131sasa kar\u015f\u0131l\u0131k diyetin sabit bir h\u00fckm\u00fc yoktur. Mutlak olarak affeden varisin, \u015e\u00e2fi\u00ee&#8217;nin dedi\u011fi gibi diyet istemeye hakk\u0131 kalmaz. Ancak affetmeyen di\u011fer varisler var ise, onlar diyet alabilirler. Yine ayn\u0131 \u015fekilde diyet veya di\u011fer bir bedel kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 affeden varis de bunu alabilir.<\/p>\n<p>K\u0131saca k\u0131sas, asl\u00ee bir hak ve ilk bor\u00e7tur. Af ise bunun \u00fczerine gerekebilecek bir fazilettir. Bu fazilet, ya tam olarak kay\u0131ts\u0131z ve bedelsiz veyahut eksik olarak diyet ya da ba\u015fka bir bedel kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda yap\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u015fekilde k\u0131sas, asl\u00ee bir vacib olarak me\u015fru olmasayd\u0131, af bir fazilet de\u011fil, insanlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrme cinayetini m\u00fcbah b\u0131rakacak olan bir ihmal olurdu.<\/p>\n<p>Daha do\u011frusu k\u0131sas, me\u015fru olmasayd\u0131, s\u00f6yledi\u011fimiz gibi aff\u0131n hi\u00e7bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 kalmazd\u0131. Buna g\u00f6re Tevrat&#8217;taki k\u0131sas borcunun icras\u0131 y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte bulunmasayd\u0131 \u0130ncil&#8217;deki aff\u0131n hi\u00e7bir m\u00e2nas\u0131 kalmazd\u0131. Bu aff\u0131n, insan \u00f6ld\u00fcrmeyi m\u00fcbah kabul ettirecek bir cinayet \u015f\u00fcphesi halini almamas\u0131 i\u00e7in, \u0130ncil&#8217;in h\u00fckm\u00fcn\u00fcn, Tevrat&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc ile beraber d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi \u015fart\u0131yla me\u015fru kabul edilmesi laz\u0131m gelir. Bu da aff\u0131n, h\u0131ristiyanlar\u0131n zannetti\u011fi gibi bir vacib olamayaca\u011f\u0131n\u0131 ispat eder.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Kur&#8217;\u00e2n, bu ger\u00e7e\u011fi tesbit ederek k\u0131sas\u0131, \u00f6ld\u00fcr\u00fclen kimse i\u00e7in bir hak, kamu i\u00e7in asl\u00ee bir g\u00f6rev, aff\u0131 da \u00f6ld\u00fcr\u00fclen kimsenin velisi i\u00e7in bir fazilet, &#8220;iyilik ve \u00f6deme&#8221; kelimeleri alt\u0131nda diyet almay\u0131 da bir ruhsat olmak \u00fczere me\u015fru k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu halde anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, af ve diyetin bir hafifletme, bir rahmet olabilmesi, k\u0131sas\u0131n asl\u00ee bir vacib olarak me\u015fru bir \u015fekilde devam\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Buna g\u00f6re &#8220;Madem ki af bir rahmet ve fazilettir, o halde k\u0131sas\u0131n b\u00fcsb\u00fct\u00fcn neshi ve kald\u0131r\u0131lmas\u0131 ile yaln\u0131z aff\u0131n vacib k\u0131l\u0131nmas\u0131, daha fazla bir rahmet olurdu.&#8221; gibi bir soru m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. B\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnce ile \u0130ncil&#8217;in h\u00fckm\u00fcn\u00fcn, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcnden daha ahl\u00e2ki oldu\u011fu zannedilmemelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc aff\u0131n ahl\u00e2k\u00ee olu\u015fu, k\u0131sas\u0131n asl\u00ee bir hak olarak me\u015frulu\u011funun devam\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>179-Bunun i\u00e7in k\u0131sas\u0131n g\u00fczelliklerini a\u00e7\u0131klama hususunda buyuruluyor ki: Size k\u0131sas yaz\u0131ld\u0131 ve sizin i\u00e7in k\u0131sasta b\u00fcy\u00fck bir hayat vard\u0131r, ey ak\u0131l sahipleri!. Bu bak\u0131mdan k\u0131sas\u0131, Allah&#8217;\u0131n adaletine ve merhametine yara\u015fmayan k\u00f6t\u00fc bir \u015fey zannetmeyiniz de &#8220;K\u0131sasta b\u00fcy\u00fck bir hayat vard\u0131r.&#8221; beli\u011f vecizesini asl\u00ee kanun tan\u0131y\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Bunu b\u00f6yle tan\u0131d\u0131ktan sonra af ile muamele ederseniz \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir fazilet olur. Aksi halde Araplar&#8217;\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi k\u0131sas hududunu a\u015farak \u00f6ld\u00fcrmekle kar\u015f\u0131l\u0131k vermek ve di\u011fer i\u015fkence ve azaba ba\u015fvurmak, nas\u0131l bir zul\u00fcm ve cinayet ise, adam \u00f6ld\u00fcrmeye kar\u015f\u0131, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc yaln\u0131z aft\u0131r, demek de insanl\u0131ktan hayat hakk\u0131n\u0131 \u00e7ekip alacak b\u00fcy\u00fck bir cinayet olur.<\/p>\n<p>K\u0131sas, hayat hakk\u0131n\u0131n ve can\u0131 koruman\u0131n gere\u011fidir. K\u0131sas\u0131n me\u015fru olu\u015funda ak\u0131l sahibi olan insanlar i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir hayat vard\u0131r. Aff\u0131n k\u0131ymeti de buna ba\u011fl\u0131d\u0131r. Ger\u00e7i k\u0131sas\u0131n kendisi, bir hayat\u0131 yok etmektir ama, ayn\u0131 zamanda haks\u0131z yere bir hayat\u0131 yok etmeye kar\u015f\u0131, hayat\u0131n z\u0131dd\u0131 olan k\u0131sas\u0131n me\u015fru olu\u015fu da hayat\u0131n ve ya\u015fama hakk\u0131n\u0131n en b\u00fcy\u00fck m\u00fceyyidesidir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>1- \u00d6nce bu, hem katil olmak isteyecek kimse, hem de \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi istenen kimse hakk\u0131nda kuvvetle hayat\u0131 korumaya sevketmektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc katil olmak isteyen kimse, \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse ve \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcnde kendisinin de \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeyi hak edece\u011fini bilirse ak\u0131l gere\u011fi olarak, \u00f6ld\u00fcrmekten vazge\u00e7er. B\u00f6ylece hem kendisi hayatta kal\u0131r, hem de kar\u015f\u0131s\u0131ndaki.<\/p>\n<p>2- Bunda, ikisinden ba\u015fka genel toplumun ya\u015fama hakk\u0131n\u0131 da g\u00fcvenceye alma vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u015fekilde \u00f6ld\u00fcrmenin \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ilmesi, bu ikisinden ba\u015fka, bunlarla uzaktan yak\u0131ndan ilgili olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen insanlar\u0131n da hayatlar\u0131n\u0131n devam\u0131na ve g\u00fcvenli\u011fine bir garantidir. Zira bir \u00f6ld\u00fcrme olay\u0131, \u00f6ld\u00fcrenle \u00f6ld\u00fcr\u00fclenin yak\u0131nlar\u0131 aras\u0131nda d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve fitneye, bu da b\u00fcy\u00fck \u00e7arp\u0131\u015fmalara (kan davalar\u0131na) sebep olabilir.<\/p>\n<p>Ak\u0131l sahipleri i\u00e7in, bu \u00f6ld\u00fcrmeye engel olacak olan hakl\u0131 k\u0131sas\u0131n me\u015frulu\u011fu, b\u00fct\u00fcn bu fitnelerin ve heyecanlar\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ece\u011fi i\u00e7in, toplumun ya\u015famas\u0131na sebep ve ya\u015fama hakk\u0131na garanti olur. Bu faydalar ise, hakl\u0131 bir k\u0131sas \u015feklinde olmayan sald\u0131rgan \u00f6ld\u00fcrmelerde ve aff\u0131n mecburiyeti takdirinde mevcud de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte k\u0131sas\u0131n me\u015frulu\u011fu, bu kadar \u00f6nemli bir ya\u015fama sebebi oldu\u011fu gibi, bu &#8220;K\u0131sasta b\u00fcy\u00fck bir hayat vard\u0131r.&#8221; vecizesi de bela\u011fat\u0131n en y\u00fcksek derecesine ula\u015fm\u0131\u015f, \u00f6zl\u00fc bir \u00eec\u00e2z ve \u00eec\u00e2z kanunudur. Bunun, b\u00fcy\u00fck bir m\u00e2n\u00e2 toplulu\u011funu, son derece \u00f6zl\u00fc bir \u015fekilde ifade edivermi\u015f oldu\u011funda Arab edebiyat\u00e7\u0131lar\u0131 ve Beyan ilmi \u00e2limleri ittifak etmi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bundan \u00f6nce Araplar&#8217;\u0131n bu konuda baz\u0131 vecizeleri vard\u0131. Bunlardan baz\u0131lar\u0131 \u015funlard\u0131r:<\/p>\n<p>a) &#8220;Bir k\u0131s\u0131m insanlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek, toplumu diriltmektir.&#8221; Yine:<\/p>\n<p>b) &#8220;\u00d6ld\u00fcrmeyi \u00e7ok yap\u0131n\u0131z ki, \u00f6ld\u00fcrme azals\u0131n.&#8221; derlerdi. Bu gibi vecizeler aras\u0131nda en g\u00fczel sayd\u0131klar\u0131 da \u015fu idi:<\/p>\n<p>c) &#8220;\u00d6ld\u00fcrme, \u00f6ld\u00fcrmeyi yok eder. Yani \u00f6ld\u00fcrmeyi en \u00e7ok ortadan kald\u0131ran \u015fey, yine \u00f6ld\u00fcrmedir.&#8221;<\/p>\n<p>Halbuki &#8220;K\u0131sasta b\u00fcy\u00fck bir hayat vard\u0131r.&#8221; prensibinin bundan da bir\u00e7ok y\u00f6nlerden daha fasih (fes\u00e2hatli) ve daha beli\u011f (bela\u011fatl\u0131) oldu\u011fu a\u00e7\u0131k ve \u00fczerinde ittifak edilmi\u015f bir husustur. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>1- \u00d6nce, hepsinden daha k\u0131sa ve \u00f6zl\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>2- Tekrardan uzakt\u0131r.<\/p>\n<p>3- Bunda Bed\u00ee&#8217; ilminde &#8220;t\u0131bak&#8221; denen tezat sanat\u0131, &#8220;k\u0131sas&#8221; ve &#8220;hayat&#8221; kelimeleriyle en g\u00fczel ve makul bir tarzda tatbik edilmi\u015f oldu\u011fu halde, di\u011ferleri g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde makul olmayan, imkans\u0131z bir \u00e7eli\u015fki suretindedir.<\/p>\n<p>\u00d6ld\u00fcrmenin yoklu\u011fu, \u00f6ld\u00fcrmeye; \u00f6ld\u00fcrmenin \u00e7oklu\u011funun, \u00f6ld\u00fcrmenin azl\u0131\u011f\u0131na sebep g\u00f6sterilmesi, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f itibariyle, bir \u015feyi kendi yoklu\u011funa sebep g\u00f6stermek demektir. Bunda ise baz\u0131 zevklere g\u00f6re bir \u015fiir havas\u0131 olsa bile hi\u00e7bir hikmet yoktur.<\/p>\n<p>4- K\u0131sas, \u00f6ld\u00fcrmeden bir y\u00f6n\u00fcyle daha genel, di\u011fer y\u00f6n\u00fcyle daha \u00f6zeldir. Geneldir; \u00e7\u00fcnk\u00fc yaralamalar\u0131 da i\u00e7ine almaktad\u0131r. \u00d6zeldir; \u00e7\u00fcnk\u00fc her \u00f6ld\u00fcrmede k\u0131sas yap\u0131lmaz ve \u00f6ld\u00fcrmelerin her \u00e7e\u015fidi, \u00f6ld\u00fcrmeye engel olmaz. Bilakis sald\u0131r\u0131 \u015feklindeki \u00f6ld\u00fcrmeler, fitneyi \u015fiddetlendirerek kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011fa sebep olur.<\/p>\n<p>O halde &#8220;\u00f6ld\u00fcrme&#8221; kelimesi, ahd l\u00e2m\u0131 ile \u00f6ld\u00fcrmenin bir \u00e7e\u015fidine yani k\u0131sasa tahsis edilmedik\u00e7e vecize sahih olmaz. B\u00f6yle olunca da k\u0131sas\u0131n yaralar k\u0131sm\u0131 haric kal\u0131r. Bu bak\u0131mdan &#8220;K\u0131sasta b\u00fcy\u00fck bir hayat vard\u0131r.&#8221; ifadesi, bu a\u00e7\u0131dan \u00fc\u00e7 y\u00f6nden daha beli\u011fdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc her y\u00f6n\u00fcyle sahihtir, a\u00e7\u0131kt\u0131r, daha kapsaml\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>5- Yokluk, menfi bir gayedir. Hayat ise istenen m\u00fcsbet bir gayedir. \u00d6ld\u00fcrme i\u015finin yoklu\u011fu, hayat\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131ndan, tabii ki arzu edilir. Bundan dolay\u0131 \u00e2yet, as\u0131l maksat olan m\u00fcsbet gayeye delalet etti\u011fi ve dikkati ona \u00e7evirdi\u011fi i\u00e7in pek y\u00fcksektir.<\/p>\n<p>6- &#8220;hayat&#8221; kelimesi nekire (belirsiz isim) olarak ifade edilmi\u015f bulundu\u011fu i\u00e7in &#8220;tenvin-i tazim&#8221; ile hayat\u0131n bir nevi b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcne, yani kamu hayat\u0131na, ahiret hayat\u0131na ve hayat hakk\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne i\u015fareti kapsamaktad\u0131r. Di\u011ferleri ise pek ilm\u00ee olan bu hukuk\u00ee ve din\u00ee s\u0131rdan mahrumdur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bunlar gibi daha bir\u00e7ok y\u00f6nden bu Kur&#8217;\u00e2n vecizesinin, di\u011ferlerine \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc, bu kadar geni\u015f m\u00e2n\u00e2s\u0131yla i&#8217;c\u00e2z haddindeki \u00f6zl\u00fc ifadesiyle, Arap edebiyat\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131 b\u00fcy\u00fcleyen sebeplerden biri olmu\u015ftur. K\u0131sas\u0131n me\u015fru olu\u015funun g\u00fczellikleri de Allah taraf\u0131ndan bu prensiple beyan buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte b\u00f6yle i\u00e7ine alm\u0131\u015f oldu\u011fu hayat\u00ee g\u00fczellikler ve maksatlar itibariyle \u00e7ok \u00f6nemli olan k\u0131sas, size farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r ki, korunabilesiniz, \u00f6ld\u00fcrmeden, k\u0131sas\u0131 ihmal veya k\u00f6t\u00fcye kullanmadan sak\u0131n\u0131p, hayat\u0131n\u0131z\u0131 ve ya\u015fama hakk\u0131n\u0131z\u0131 muhafaza edebilesiniz. Bu hayatta k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nmakla ahiret hayat\u0131nda kurtulu\u015fa kavu\u015fas\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>\u015eimdi \u00f6ld\u00fcrme h\u00fck\u00fcmleri m\u00fcnasebetiyle mutlaka herkesin ba\u015f\u0131na gelmesi takdir edilmi\u015f bulunan \u00f6l\u00fcm zaman\u0131ndaki din\u00ee vazifelerden olmak \u00fczere \u015funu da biliniz ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>180- Birinize \u00f6l\u00fcm geldi\u011fi vakit, bir hay\u0131r (bir mal) b\u0131rakacaksa, babas\u0131, anas\u0131 ve en yak\u0131n akrabas\u0131 i\u00e7in me\u015fru bir surette vasiyet etmek, Allah&#8217;tan korkan kimseler \u00fczerine yerine getirilmesi vacib bir hak olarak size farz k\u0131l\u0131nd\u0131.<\/p>\n<p>181- \u015eimdi her kim, bunu duyduktan sonra onu de\u011fi\u015ftirirse, her halde vebali, s\u0131rf o de\u011fi\u015ftirenlerin boynunad\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki Allah, her \u015feyi i\u015fitir ve bilir.<\/p>\n<p>182- Her kim de vasiyet edenin, bir hata i\u015flemesinden veya bir g\u00fcnaha girmesinden endi\u015fe eder de taraflar\u0131n aras\u0131n\u0131 d\u00fczeltirse, ona bir vebal yoktur. \u015e\u00fcphesiz ki, Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir.<\/p>\n<p>180-Ey m\u00fcminler! Herhangi birinize \u00f6l\u00fcm geldi\u011fi, yani yakla\u015f\u0131p, i\u015faretlerini g\u00f6sterdi\u011fi zamanda, \u00f6l\u00fcm hastal\u0131\u011f\u0131 an\u0131nda, e\u011fer bir hay\u0131r b\u0131rak\u0131rsa; \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra mal b\u0131rakacak, hatta \u00e7ok bir mal b\u0131rakacak olursa, anas\u0131, babas\u0131 ve yak\u0131n akrabas\u0131 i\u00e7in me\u015fru bir \u015fekilde, yani a\u015f\u0131r\u0131l\u0131ktan, ihmalden ve \u00fcrk\u00fcp k\u0131r\u0131lmay\u0131 gerektirecek haks\u0131zl\u0131ktan uzak, adaletli bir \u015fekilde vasiyet yapmak, \u00fczerinize yaz\u0131ld\u0131. Bunun uygulanmas\u0131 ve yerine getirilmesi, m\u00fcttakiler \u00fczerine bir hak olarak vacib oldu.<\/p>\n<p>VAS\u0130YYET: S\u00f6zl\u00fckte, masdar yani vasiyet etmek ve tavsiye m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir isimdir. Sonra &#8220;vasiyet edilen \u015fey&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na isim olmu\u015ftur. Arap\u00e7ada &#8220;\u00ees\u00e2&#8221; ve tavsiye&#8221; s\u00f6zl\u00fck itibariyle bir kimsenin hayat\u0131 veya \u00f6l\u00fcm\u00fc ile ortadan kaybolmas\u0131 halinde, di\u011ferlerinden, bir \u015fey yapmas\u0131n\u0131 istemektir ki, T\u00fcrk\u00e7e&#8217;de buna \u0131smarlamak denir.<\/p>\n<p>Din\u00ee bak\u0131mdan, \u00ees\u00e2, &#8220;filan i\u00e7in&#8221; gibi (L\u00e2m) ile veya &#8220;filan&#8217;a&#8221; gibi (il\u00e2) ile kullan\u0131lmas\u0131na g\u00f6re iki m\u00e2n\u00e2ya gelir. &#8220;L\u00e2m&#8221; ile kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, \u00f6ld\u00fckten sonra mal\u0131na ba\u015fkas\u0131n\u0131 m\u00e2lik k\u0131lmak, &#8220;il\u00e2&#8221; ile kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda da &#8220;\u00f6ld\u00fckten sonra mal\u0131nda ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n menfaatleri hususunda tasarruf yetkisini ba\u015fkas\u0131na havale etmek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yette ise &#8220;l\u00e2m&#8221; ile kullan\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fundan birinci m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Sonra bu \u00e2yetteki &#8220;hay\u0131r&#8221; kelimesinin, mal m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funda ittifak edilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00f6zl\u00fckte hay\u0131r; &#8220;faydalan\u0131lan herhangi bir \u015fey&#8221; demektir. Mal da b\u00f6yledir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da: &#8220;Musa; ey Rabbim! Ben ger\u00e7ekten senin bana indirdi\u011fin hayra muhtac\u0131m dedi.&#8221; (Kasas, 28\/24) \u00e2yet-i kerimesinde oldu\u011fu gibi hayr\u0131n \u00f6zellikle malda kullan\u0131m\u0131 da vard\u0131r. Burada da b\u00f6yle oldu\u011funda rivayetler birle\u015fmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ancak burada &#8220;hay\u0131r&#8221; denen mal, az\u0131 da \u00e7o\u011fu da i\u00e7ine alan mutlak mal m\u0131d\u0131r, yoksa \u00e7ok mal m\u0131d\u0131r? bunda ihtilaf edilmi\u015ftir. Z\u00fchr\u00ee&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere mutlak mald\u0131r, diyenler \u00e7oktur. Fakat Hz. Ali&#8217;den rivayet ediliyor ki, o bir g\u00fcn azatl\u0131 bir k\u00f6lesinin \u00f6l\u00fcm hastal\u0131\u011f\u0131nda yan\u0131na gitmi\u015fti. Alt\u0131 y\u00fcz veya yedi y\u00fcz dirhem mal\u0131 varm\u0131\u015f. &#8220;Vasiyet etmeyeyim mi?&#8221; diye sormu\u015f. Hz. Ali: &#8220;Hay\u0131r, Allah Te\u00e2l\u00e2: &#8220;E\u011fer bir hay\u0131r b\u0131rak\u0131rsa&#8221; buyurmu\u015ftur. Senin ise \u00e7ok mal\u0131n yoktur.&#8221; demi\u015ftir. Yine b\u00f6yle Hz. Ali&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir ki: &#8220;D\u00f6rt bin dirhem ve daha az\u0131 nafakad\u0131r.&#8221; demi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Abbas hazretleri de : &#8220;Sekiz y\u00fcz dirhemde vasiyet yoktur.&#8221; demi\u015ftir. Hz. Ai\u015fe (r.anha) de, vasiyet etmek isteyen, fakat \u00e7ocu\u011fu var, mal\u0131 da az diye ailesi taraf\u0131ndan engellenen bir kad\u0131n hakk\u0131nda &#8220;Ka\u00e7 \u00e7ocu\u011fu ve ne kadar mal\u0131 var?&#8221; diye sormu\u015f. &#8220;D\u00f6rt \u00e7ocu\u011fu ve \u00fc\u00e7 bin dirhem mal\u0131 var.&#8221; demi\u015fler. Bunun \u00fczerine: &#8220;Bu malda fazlal\u0131k yok.&#8221; demi\u015ftir ki bunlar hayr\u0131n, \u00e7ok mal m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funa delalet etmektedirler.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten b\u00f6yle olmasayd\u0131 &#8220;e\u011fer bir hay\u0131r b\u0131rak\u0131rsa&#8221; \u015fart\u0131 pek faydal\u0131 olmazd\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir ekmek veya avret yerlerini \u00f6rtecek bir bez par\u00e7as\u0131 olsun, az bir mal b\u0131rakmadan \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak \u00f6len insan, yok denecek kadar azd\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6yle hay\u0131r, maruf gibi takdire, g\u00f6r\u00fc\u015fe ve ictihada dayal\u0131 olan baz\u0131 \u015fartlardan dolay\u0131 bu vasiyetin vacib de\u011fil, mendub oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde olanlar bulunmu\u015f ise de do\u011fru de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kelimelerinden her biri vacibe delalet eder. Bu bak\u0131mdan mal sahiplerinin, ana, baba ve yak\u0131nlar\u0131na me\u015fru bir \u015fekilde ve uygun bir tarzda mal vasiyeti yapmas\u0131, din\u00ee bir farz olarak me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Bu vacibli\u011fin sebep ve hikmeti ise do\u011fum ve yak\u0131nl\u0131k, daha do\u011frusu akrabal\u0131k hakk\u0131 ve akrabal\u0131k toplulu\u011funun kuvvet ve derecesine g\u00f6re bozulmaktan korunmas\u0131 oldu\u011fu da &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Ancak bu hakk\u0131n me\u015fru \u015fekilde tayini, miktar\u0131, vefat edecek kimsenin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne ve vasiyetine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Sonra Nis\u00e2 S\u00fbresinde gelecek olan miras \u00e2yetleriyle Cenab-\u0131 Allah, bu hakk\u0131n miktarlar\u0131n\u0131 bizzat tayin etmi\u015f ve kullar\u0131n\u0131 son nefeste buna ait g\u00f6r\u00fc\u015f ve vasiyet mecburiyetinden ve sorumlulu\u011fundan, akrabalar aras\u0131nda bu y\u00fczden \u00e7\u0131kmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen k\u0131rg\u0131nl\u0131k tehlikesinden kurtarm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece burada vacibli\u011fi te&#8217;kitli bir \u015fekilde g\u00f6sterilen akrabal\u0131k ve ana baba hakk\u0131, daha fazla takviye edilmi\u015f, fakat varis olacak akraba hakk\u0131nda vasiyet neshedilmi\u015f (kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f)tir. Bunun i\u00e7in Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, veda hacc\u0131 senesindeki hutbesinde: &#8220;Muhakkak biliniz ki, Allah Te\u00e2l\u00e2, her hak sahibine hakk\u0131n\u0131 verdi. Bundan sonra varise vasiyet yoktur.&#8221; buyurmu\u015ftur. Bu hadis-i \u015ferif \u00fcmmette me\u015fhur ve m\u00fcstef\u00eez oldu\u011fundan dolay\u0131 m\u00fctevatir h\u00fckm\u00fcndedir. \u00dcmmet bunu ittifakla kabul edip alarak kendisiyle amel etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Yine Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: &#8220;Di\u011fer varisler icazet (izin) vermedik\u00e7e hi\u00e7bir varis i\u00e7in vasiyet caiz olmaz.&#8221;(2) buyurmu\u015ftur. &#8220;Ahk\u00e2mu&#8217;l-Kur&#8217;an&#8221;da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bu hadisi de sahabeden bir cemaat rivayet etmi\u015ftir. Bu bak\u0131mdan varise vasiyet, miras \u00e2yetlerinin i\u015fareti veya bu hadislerin ibaresiyle kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Acaba varis olmayan di\u011fer akrabalar hakk\u0131nda vasiyet g\u00f6revi \u015fimdi y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte de\u011fil midir? Yani bu \u00e2yetteki vasiyetin vacib olu\u015fu tamamen mi neshedilmi\u015ftir, yoksa k\u0131smen mi? Ancak bu noktada selef \u00e2limlerinin ihtilaf\u0131 vard\u0131r. M\u00fcfessirlerin \u00e7o\u011funa ve muteber fakihlere g\u00f6re y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte de\u011fildir. Nesih geneldir. Seleften baz\u0131 m\u00fcfessirlere ve fakihlere g\u00f6re ise vasiyetin vacib olu\u015fu, varis olan akraba hakk\u0131nda neshedilmi\u015f, varis olmayan akraba hakk\u0131nda y\u00fcr\u00fcrl\u00fcktedir. Nesih, tamamen de\u011fil, k\u0131smidir. Hasan-\u0131 Basr\u00ee, Mesr\u00fbk, Tav\u00fbs, Dahh\u00e2k, M\u00fcslim b. Yes\u00e2r, Al\u00e2 b. Ziyad bu g\u00f6r\u00fc\u015ftedirler. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan da biri \u00e7o\u011funlukla, biri azl\u0131kla beraber oldu\u011funa dair iki rivayet vard\u0131r.<\/p>\n<p>Hatta me\u015fhur tefsir bilgini Dahh\u00e2k demi\u015ftir ki: &#8220;Akrabas\u0131na vasiyet etmeden vefat eden kimse, amelini g\u00fcnahla tamamlam\u0131\u015f olur.&#8221;<\/p>\n<p>T\u00e2v\u00fbs da: &#8220;Bir kimse akrabas\u0131n\u0131 b\u0131rak\u0131p da yabanc\u0131lara vasiyet ederse, yabanc\u0131lardan al\u0131n\u0131r, akrabas\u0131na iade edilir.&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131n iki delili vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Bu \u00e2yet, genel olarak akrabaya vasiyetin vacib oldu\u011funa delalet etmektedir. Varis olan akraba hakk\u0131nda miras \u00e2yetleri veya &#8220;Varis i\u00e7in vasiyet yoktur.&#8221; hadisi veya icm\u00e2 ile bu vacibin yerine getirilmesi terk edilmi\u015f ise de, varis olmayan akraba hakk\u0131nda bu h\u00fckm\u00fcn neshedildi\u011fine dair bir delil yoktur. Bu bak\u0131mdan &#8220;akrabalar&#8221; \u015feklindeki umum\u00ee laf\u0131z alt\u0131nda varis olmayan akrabaya vasiyet g\u00f6revi kald\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f olup, bak\u00eedir.<\/p>\n<p>2- Bir hadis-i Nebev\u00eede: &#8220;Mal\u0131 bulunan bir m\u00fcsl\u00fcman\u0131n vasiyeti yaz\u0131lm\u0131\u015f olarak yan\u0131nda bulunmad\u0131k\u00e7a, bir iki gece yatmas\u0131 caiz de\u011fildir.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Yabanc\u0131lara vasiyetin vacib olmad\u0131\u011f\u0131 hususunda icma bulundu\u011fundan bu vacib vasiyetin, akrabaya mahsus olmas\u0131 laz\u0131m gelir. Bu vasiyetin vacib olu\u015funda s\u00fcnnet Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 desteklemektedir, demi\u015fler.<\/p>\n<p>\u00c7o\u011funlu\u011fun ileri s\u00fcrd\u00fckleri delillere gelince, bu da \u00e7e\u015fitlidir:<\/p>\n<p>1- Burada: &#8220;Ana baba ve yak\u0131n akrabalar&#8221; buyuruldu\u011fu gibi, miras \u00e2yetlerinin ba\u015f\u0131nda da: &#8220;Ana ve baba ile yak\u0131n akraban\u0131n b\u0131rakt\u0131klar\u0131ndan erkeklere bir pay vard\u0131r. Yine kad\u0131nlara da ana ve baba ile yak\u0131n akraban\u0131n b\u0131rakt\u0131klar\u0131ndan bir pay vard\u0131r. Bu, az\u0131ndan da \u00e7o\u011fundan da farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f birer hissedir.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/7) buyurulmu\u015ftur. &#8220;Ana ve baba ile yak\u0131n akrabalar&#8221; \u00fcnvan\u0131, her ikisinde de e\u015fittir. Bunlar\u0131n, az veya \u00e7ok, b\u0131rak\u0131lan maldan birer farz nasibleri bulundu\u011fu, \u00f6nce \u00f6zl\u00fc bir \u015fekilde g\u00f6sterilmi\u015f, sonra geni\u015f\u00e7e a\u00e7\u0131klanarak, tayin edilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131, vasiyetin vacib oldu\u011funa dair bulunan \u00e2yetin konusu olan ana ve baba ile akrabalar, ayn\u0131 anlam ve kapsam\u0131 ile zikredilmi\u015ftir. Farz ve far\u00eeza fazlal\u0131k ve eksiklik kabul etmeyece\u011finden hak, vasiyetten mirasa \u00e7evrilmi\u015ftir ki bu, tam bir neshi ifade etmektedir. Sonra da mirasla ilgili a\u00e7\u0131klamalar, bunu a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>2- Vasiyet gerektiren akrabal\u0131k hakk\u0131n\u0131, miras \u00e2yetleri tayin etmi\u015ftir. Bununla, mirasta dahil olmayan uzak akraban\u0131n, hak sahibi olmad\u0131\u011f\u0131 da ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. O halde bu vasiyetin vacibli\u011fi ile ilgili \u00e2yet varislerden ba\u015fkas\u0131n\u0131 i\u00e7ine alm\u0131yor ki, varise vasiyet etmenin neshinden sonra b\u00e2ki kals\u0131n. Di\u011fer bir deyimle: &#8220;akrabalar&#8221; kelimesi, ismi tafdil olup, izaf\u00ee bir m\u00e2n\u00e2 ifade ederek, en yak\u0131n akrabay\u0131 g\u00f6sterir. Miras da bunlar hakk\u0131ndad\u0131r. Bu bak\u0131mdan uzak akraban\u0131n esasen vasiyetin vacib olu\u015funa dahil bulundu\u011fu kabul edilmi\u015f de\u011fildir ki, k\u0131sm\u00ee neshe bir yol kals\u0131n.<\/p>\n<p>3- &#8220;Akrab\u00een&#8221; kelimesi, akraba demek oldu\u011funa g\u00f6re miras \u00e2yetlerinde &#8220;Bu h\u00fck\u00fcmler, yapt\u0131\u011f\u0131 vasiyyetten veya borcundan sonrad\u0131r.&#8221; (Nis\u00e2, 4\/11) buyurulmu\u015ftur. Bu &#8220;vasiyet&#8221; kelimesi &#8220;nekire&#8221; belirsiz oldu\u011fundan dolay\u0131 bundan maksat, burada vacib olan &#8220;vasiyyettir&#8221; denemez. Bu bak\u0131mdan \u015fer&#8217;an vasiyet bulunmayabilir. Bir vasiyet bulunmad\u0131\u011f\u0131 takdirde b\u0131rak\u0131lan b\u00fct\u00fcn mal, varislerin me\u015fru hakk\u0131 olacakt\u0131r. \u0130\u015faret ise, i\u015faret yoluyla, di\u011ferlerinin bir hakk\u0131 bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, dolay\u0131s\u0131yle bunlar hakk\u0131nda da vasiyetin vacib olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz bir \u015fekilde ifade eder.<\/p>\n<p>Bunu Fahreddin Raz\u00ee, k\u0131yas olmak \u00fczere nakletmi\u015f ise de, bu bir k\u0131yas de\u011fil, nass\u0131n i\u015faretidir. Nass\u0131n i\u015fareti ise neshi ifade eder. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f, hepsinden daha uygundur deniyor. O halde varis olmayan akrabaya vasiyet, yabanc\u0131lara vasiyet h\u00fck\u00fcmlerine tabi olarak caiz ve mal\u0131n \u00fc\u00e7te biri i\u00e7in ge\u00e7erli olur. Fakat vacib olmaz.<\/p>\n<p>4- Zikredilen hadis-i \u015ferif de bu \u00e2yet gibi miras h\u00fck\u00fcmlerinden \u00f6nce varid olmu\u015ftur, vacibli\u011fi neshedilmi\u015ftir. bununla beraber, bu ihtilaftan \u015fu sonuca ula\u015f\u0131r\u0131z ki, varis olmayan akrabaya vasiyet, en az\u0131ndan mendubdur.<\/p>\n<p>Tefsirciler aras\u0131nda yaln\u0131z Ebu M\u00fcslim Isfahan\u00ee icmaa muhalefet ederek, bu \u00e2yetteki vasiyetin vacibli\u011fi h\u00fckm\u00fcn\u00fcn neshedilmedi\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahip olmu\u015f ve demi\u015ftir ki: Bu \u00e2yet, miras \u00e2yetlerine kesinlikle muhalif de\u011fildir:<\/p>\n<p>a) Bu \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131, ba\u015fka de\u011fil, ana ve baba ile akrabalar hakk\u0131nda &#8220;Allah size \u00e7ocuklar\u0131n\u0131z hakk\u0131nda miras taksimini \u015f\u00f6yle emrediyor.&#8221; (Nisa, 4\/11) \u00e2yetindeki il\u00e2h\u00ee vasiyet olan mirast\u0131r. Yaz\u0131lan budur. Yahut da ana ve baba ile akrabaya il\u00e2h\u00ee bir vasiyet olan miras hisselerinin tam ve eksiksiz olarak verilmesi, yani terikeden mal ka\u00e7\u0131r\u0131lmamas\u0131 hususunu vasiyet etmesi, \u00f6lmek \u00fczere olan kimseye farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f demek olur.<\/p>\n<p>b) Miras ile vasiyetin birle\u015ftirilmesinde bir \u00e7eli\u015fki yoktur. Miras, Allah&#8217;\u0131n ihsan\u0131, vasiyet de \u00f6lmek \u00fczere bulunan kimsenin ihsan\u0131 olur. Varis de iki \u00e2yet h\u00fckm\u00fcnce bunlar\u0131n ikisini de alabilir.<\/p>\n<p>c) \u00c7eli\u015fki bulundu\u011fu farz edildi\u011fi takdirde miras \u00e2yetini bunun neshedicisi de\u011fil, tahsis edicisi yapmak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u00e2yet, akrabaya vasiyeti vacib k\u0131l\u0131yor. Sonra miras \u00e2yeti, varis olan akrabay\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131r, varis olmayan akraba da bu \u00e2yetin h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda kal\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc ana ve baban\u0131n miras\u00e7\u0131s\u0131 olanlar bulundu\u011fu gibi din de\u011fi\u015fikli\u011fi, k\u00f6lelik, \u00f6ld\u00fcrme gibi verasete engel olan sebepler dolay\u0131s\u0131yla varis olamayanlar da bulunabilir. Akraban\u0131n da farz hisse sahibi olduklar\u0131 halde bu engelleyici sebeplerden dolay\u0131 varis olmayanlar\u0131 bulunabilece\u011fi gibi, baz\u0131 durumlarda sabit ve baz\u0131 durumlarda kendisinden \u00f6nce ve daha ileri olan birisi bulundu\u011fu zaman sak\u0131t olanlar\u0131 yine ayn\u0131 \u015fekilde zevi&#8217;l-erham gibi farz hisseden mutlak olarak sak\u0131t olanlar\u0131 da vard\u0131r. Bunun i\u00e7in, bunlardan varis olanlara vasiyet caiz olmasa da varis olmayanlara, yak\u0131nlara bir ilgi g\u00f6sterilmesi i\u00e7in vasiyet vacib olur.<\/p>\n<p>Asl\u0131nda Allah Te\u00e2l\u00e2: &#8220;Ad\u0131na birbirinizden dilek diledi\u011finiz Allah&#8217;tan ve akrabal\u0131k ba\u011flar\u0131n\u0131 kesmekten sak\u0131n\u0131n\u0131z.&#8221; (Nisa, 4\/1) ve &#8220;\u015e\u00fcphesiz ki Allah size adaleti, ihsan\u0131 ve akrabaya vermeyi emrediyor.&#8221; (Nahl, 16\/90) \u00e2yet-i kerimeleriyle bunu te&#8217;kit de etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Ebu M\u00fcslim mezhebinin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc budur. Bu \u00fc\u00e7 \u015fekilde neshi ink\u00e2r etmi\u015ftir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu zat en sonunda k\u0131smen neshedildi\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde olan ekalliyet mezhebini (az\u0131nl\u0131\u011f\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc) savunmu\u015f, fakat buna nesih demeyip, &#8220;tahsis&#8221; deyimini kullanm\u0131\u015ft\u0131r. Halbuki tahsis, tarih itibariyle birbirine yak\u0131n, yahut da tarihleri bilinmedi\u011finden birbirine yak\u0131n oldu\u011fu kabul edilen iki delil aras\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Miras \u00e2yetlerinin ini\u015finin ise bu \u00e2yetten daha sonra oldu\u011fu ittifakla bilinmektedir. Bu durumda ise tahsis de\u011fil, kararla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olan bir h\u00fckm\u00fcn k\u0131smen neshi ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f olur ki, bu ekalliyet mezhebidir.<\/p>\n<p>\u0130kinci g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde &#8220;Miras\u0131n sabit olu\u015fu ile vasiyetin sabit olu\u015fu aras\u0131nda \u00e7eli\u015fki yoktur, birle\u015ftirilmeleri m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.&#8221; demesi de mutlak olarak do\u011fru de\u011fildir. Miras hakk\u0131nda &#8220;Farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f hisse&#8221; (Nisa, 4\/7) ve &#8220;farz&#8221; (Nisa, 4\/11) buyurulmu\u015f olmas\u0131, eksiklik ve fazlal\u0131\u011f\u0131 kesinlikle engelledi\u011finden yaln\u0131z miras\u0131n vacib olu\u015fu, vasiyetin vacib olu\u015funa ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7in &#8220;Varis i\u00e7in vasiyet yoktur.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Di\u011fer varislerin izin vermesi \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131 olan, ikisini birle\u015ftirmenin caiz olu\u015fu ise, mutlak anlamdaki ayk\u0131r\u0131l\u0131\u011fa engel de\u011fildir. Bunun i\u00e7in kendisi de bunu farzetmeye l\u00fczum g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>Birinci g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne gelince bu da, bu \u00e2yetin, miras \u00e2yetlerinden ba\u015fka h\u00fckm\u00fc ve m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur, demektir. B\u00f6yle demek ise, bu \u00e2yeti nesihten kurtararak amel ettirmek de\u011fil, ihmal etmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fcnaka\u015fa konusu olan h\u00fck\u00fcm ve m\u00e2n\u00e2n\u0131n tamamen neshedildi\u011fini itirafa e\u015fittir. Bu sebeplerden dolay\u0131d\u0131r ki, Ebu M\u00fcslim, nihayet akalliyet mezhebine d\u00f6nmeye mecbur olmu\u015f, ancak buna &#8220;nesih&#8221; demeyip, -haks\u0131z yere- &#8220;tahsis&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ebu M\u00fcslim&#8217;i buna sevkeden as\u0131l sebep &#8220;Biz, herhangi bir \u00e2yetten neyi neshedersek&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/106) \u00e2yetinde sabit olan neshi siyak (s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi) karinesiyle ge\u00e7mi\u015f kitaplara ve \u015feriatlara tahsis ederek, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da h\u00fckm\u00fc mensuh (kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f) \u00e2yet bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bir genel kaide halinde iddia etmi\u015f olmas\u0131d\u0131r ki, zaman\u0131m\u0131zda M\u0131s\u0131r yazarlar\u0131ndan baz\u0131s\u0131n\u0131n buna uymak istedi\u011fini g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fczden yukarda bunun, nass\u0131n zahirini ink\u00e2r demek oldu\u011funu kaydetmi\u015ftik. B\u00f6yle bir fikir, us\u00fbl ilminde a\u00e7\u0131klanan nass ile z\u00e2hiri ay\u0131rd edememekten kaynaklanan bir taassub olur.<\/p>\n<p>&#8220;Biz herhangi bir \u00e2yetten neyi neshedersek&#8230;&#8221; nazm\u0131, ifadesinde zahir, kendisi i\u00e7in sevk edildi\u011fi konuda nasst\u0131r. Nass\u0131n geli\u015fi, zahirini tahsis edip kay\u0131tlamaz. Bunu s\u00f6ylemek, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da neshi ink\u00e2r etmek i\u00e7in, &#8220;Biz herhangi bir \u00e2yetten neyi neshedersek&#8230;&#8221; \u00e2yetinin ifadesinde sebepsiz bir neshin oldu\u011funu s\u00f6ylemektir ki, bu da taassub sebebiyle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f bir \u00e7eli\u015fkiden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>Tefsir bilginlerinden ve Hanef\u00ee fakihlerinin b\u00fcy\u00fcklerinden Cessas Ebu Bekr R\u00e2z\u00ee hazretleri, &#8220;Ahk\u00e2m\u00fc&#8217;l-Kur&#8217;\u00e2n&#8221; tefsirinde bu zat hakk\u0131nda der ki: &#8220;F\u0131k\u0131h ehli olmayan m\u00fcteahhirinden baz\u0131s\u0131 \u015f\u00f6yle bir zanda bulunmu\u015ftur ki; Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) \u015feriatinde nesih yoktur. Burada nesih ad\u0131yle zikr edilenlerin hepsinden maksat, cumartesi g\u00fcn\u00fcn\u00fc kutsal saymak, do\u011fuya ve bat\u0131ya do\u011fru namaz k\u0131lmak gibi ge\u00e7mi\u015f peygamberlerin \u015feriatlar\u0131n\u0131n neshidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Peygamberimiz, peygamberlerin sonuncusudur. \u015eeriat\u0131 da k\u0131yamete kadar b\u00e2k\u00eedir, demi\u015ftir. Bu zanda bulunan bu adam bela\u011fattan ve l\u00fcgat ilminin \u00e7o\u011fundan nasib alm\u0131\u015f olmakla beraber, bunun f\u0131k\u0131h ve f\u0131k\u0131h usul\u00fc ilminden bir nasibi yoktu. Bununla beraber itikad\u0131 sa\u011flamd\u0131. Durumu a\u00e7\u0131k olmamakla birlikte, k\u00f6t\u00fc zanla da itham edilmemi\u015fti. Fakat ortaya b\u00f6yle bir s\u00f6z atmas\u0131nda isabetli olmam\u0131\u015f, il\u00e2h\u00ee yard\u0131mdan uzak kalm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6yle bir s\u00f6z, bundan \u00f6nce kimse taraf\u0131ndan s\u00f6ylenmemi\u015f, bilakis \u00fcmmetin selefi ve halefi, Allah&#8217;\u0131n din ve \u015feriat\u0131nda bir\u00e7ok h\u00fck\u00fcmlerin neshine ak\u0131l erdirmi\u015f, bize nakletmi\u015f ve bu konuda \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fmemi\u015f, neshin te&#8217;vilini (yorumunu) caiz de g\u00f6rmemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da, \u00e2m, h\u00e2s, muhkem ve m\u00fcte\u015fabih bulundu\u011funu nas\u0131l \u015f\u00fcpheden uzak olarak kesinlikle bilmi\u015f, anlam\u0131\u015f, bellemi\u015flerse neshi de t\u0131pk\u0131 b\u00f6yle anlam\u0131\u015f bellemi\u015flerdir. Bundan dolay\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da neshin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 reddeden, t\u0131pk\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00e2m ve h\u00e2ss\u0131n\u0131, muhkem ve m\u00fcte\u015fabihini reddeden gibi olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc hepsinin geli\u015fi ve nakli ayn\u0131 tarzdad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu adam ise mens\u00fbh ve n\u00e2sih \u00e2yetlerde ve bunlar\u0131n h\u00fck\u00fcmlerinde \u00fcmmetin, \u00fczerinde ittifak etti\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015flerinden hari\u00e7 birtak\u0131m \u015feyler irtikab etmi\u015f ve bununla beraber ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc m\u00e2n\u00e2larda zorlamaya d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, tats\u0131z tuzsuz bir \u015feyler yapm\u0131\u015ft\u0131r. Onu, buna sevkeden neydi bilmiyorum? Ancak \u00e7o\u011funlukla zann\u0131m \u015fudur ki, bu adam bunu -ilmin \u015fartlar\u0131ndan olan tarih\u00ee cereyan\u0131na bu konudaki \u00e2limlerin nakillerine dair bilgisinin azl\u0131\u011f\u0131ndan ve selefin s\u00f6yledi\u011fi, \u00fcmmetin nakletti\u011fi as\u0131l malumat\u0131 bilmeksizin hemen g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc kullan\u0131vermesinden dolay\u0131 yapm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece &#8220;Kur&#8217;an hakk\u0131nda sadece kendi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcyle s\u00f6z s\u00f6yleyen, isabet de etse hata etmi\u015f olur.&#8221; hadis-i Nebevisinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 alt\u0131na girmi\u015ftir. Allah ma\u011ffiret eylesin. Neshin \u015fekilleri hakk\u0131ndaki tafsilat i\u00e7inde f\u0131k\u0131h us\u00fbl\u00fcndeki kitab\u0131m\u0131za m\u00fcracaat oluna&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>Genel olarak f\u0131k\u0131h us\u00fbl\u00fc kitaplar\u0131nda ve tefsirlerde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere \u00f6nceden ve sonradan \u0130sl\u00e2m \u00e2limleri i\u00e7inde bu \u015fekilde neshi ink\u00e2r eden, Ebu M\u00fcslim Isfahan\u00ee&#8217;den ba\u015fka bir kimse yoktur. Bunun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re de miras\u0131 hesaba katmadan yaln\u0131z bu \u00e2yetle amel etmeye imkan yoktur.<\/p>\n<p>K\u0131saca, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131nda bu \u00e2yet gere\u011fince ya miras hi\u00e7 yoktu da, evlad da dahil olmak \u00fczere ana ve baba ile akrabaya me\u015fru bir \u015fekilde vasiyet farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131, yahut miras yaln\u0131z evlada mahsustu. Evlattan ba\u015fka ana ve baba ile akrabaya me\u015fru bir \u015fekilde vasiyet farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131 ki, bu durumda ana ve baba gibi evlad da akraba kavram\u0131na dahil de\u011fildir, \u00f6rf de b\u00f6yledir.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da Hz. Ali ve Hz. Ai\u015fe&#8217;den rivayet edilen s\u00f6zler de bunu kuvvetlendirmektedir. Herhalde evlad ile varis olmayan uzak akraban\u0131n, &#8220;akraba&#8221; genel kavram\u0131na dahil olu\u015flar\u0131, kesin de\u011fil, \u015f\u00fcphelidir veya zanna dayanmaktad\u0131r. Miras \u00e2yetleri gere\u011fince verasetin, evlattan ba\u015fkas\u0131na da \u015famil k\u0131l\u0131nmas\u0131yle, bu \u00e2yette kesin olan vasiyetin vacibli\u011fi neshedilmi\u015f ve bununla beraber akrabal\u0131k hakk\u0131 daha fazla kuvvetlendirilmi\u015ftir. Bu \u00e2yette tamamen neshedildi\u011fi a\u00e7\u0131klanan h\u00fck\u00fcm de yaln\u0131z bir y\u00f6nden mal\u00ee vasiyetin vacib olu\u015funa ait bulunan ve \u00e2yetin ibaresiyle sabit olan h\u00fck\u00fcmd\u00fcr. Di\u011fer i\u015faretleri ve delaletleri ile us\u00fbl kaideleri i\u00e7erisinde amel edilebilir. &#8220;hay\u0131r&#8221; kelimesi, sonradan &#8220;mal&#8221; ile tefsir edilmi\u015f olmakla beraber i\u015faret veya delaletiyle daha geni\u015ftir. Dinde kul hakk\u0131 ve Allah hakk\u0131 ile ilgili bor\u00e7lar ve emanetler ile di\u011fer haklar\u0131n kazas\u0131na dair baz\u0131 vasiyetlerin vacib oldu\u011fu durumlar ve \u015fah\u0131slar da vard\u0131r. Bu bak\u0131mdan, bu \u00e2yet, mutlak olarak vasiyetler hakk\u0131nda baz\u0131 f\u0131kh\u00ee h\u00fck\u00fcmlerin \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131na da kaynak olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bilinmektedir ki vasiyet bir i\u015f, yap\u0131lan bir vasiyeti yerine getirip y\u00fcr\u00fctmek, di\u011fer bir i\u015ftir. Asl\u0131 gerek vacib ve gerekse mendub veya m\u00fcbah olsun, belli bir \u015fekilde yap\u0131lm\u0131\u015f olan me\u015fru bir vasiyetin yerine getirilmesi, vasiyet edenden ba\u015fka di\u011fer ilgililer i\u00e7in bir bor\u00e7 te\u015fkil eder. &#8220;gere\u011fince korkanlar \u00fczerine icras\u0131 vacib bir hak olarak&#8221; ifadesiyle buna i\u015faret de edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>181- Bu itibarla gerek vacib olsun, gerek olmas\u0131n bilinen bir \u015fekilde me\u015fru bir vasiyet yap\u0131ld\u0131ktan sonra onu de\u011fil iptale, de\u011fi\u015ftirmeye bile kimsenin yetkisi yoktur. Bundan dolay\u0131 vasiyet edilenlerden veya \u015fahitlerden, yahut da hakimlerden ve di\u011fer kimselerden her kim onu, o me\u015fru vasiyeti bizzat i\u015fittikten veya i\u015fitmi\u015f gibi bildikten sonra de\u011fi\u015ftirir ve ba\u015fkala\u015ft\u0131r\u0131rsa, o de\u011fi\u015ftirmenin g\u00fcnah\u0131 ve vebali ancak, onu de\u011fi\u015ftirenlerin boynunad\u0131r. Bunlar, Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne kar\u015f\u0131 gelmi\u015f olurlar. \u015f\u00fcphesiz ki Allah her \u015feyi i\u015fitir ve bilir. O vasiyeti de i\u015fitmi\u015ftir. Onu de\u011fi\u015ftirenleri ve bunlar\u0131n gizli veya a\u00e7\u0131k s\u00f6zlerini, fiillerini bilir. Ona g\u00f6re her birinin lay\u0131k oldu\u011fu cezas\u0131n\u0131 verir.<\/p>\n<p>Vasiyeti de\u011fi\u015ftirenler hakk\u0131nda b\u00f6yle bela\u011fatl\u0131 bir il\u00e2h\u00ee uyar\u0131 vard\u0131r. \u015eu halde \u015fahit bulunmasa bile vasiyet edilen zat\u0131n bizzat vasiyet edenden i\u015fitti\u011fi me\u015fru vasiyeti, h\u00fck\u00fcms\u00fcz olarak yerine getirmesi caizdir. Se\u00e7ilip vasiyet edilen ki\u015finin \u00f6zel velili\u011fi, hakimin genel velili\u011finden daha kuvvetlidir. Vasiyet edilen ki\u015finin, \u00f6lenden i\u015fitti\u011fi di\u011fer hususlarda da h\u00fck\u00fcm b\u00f6yledir. Mesela \u00f6len bir kimse vasisi yan\u0131nda, muayyen bir \u015fahsa borcu oldu\u011funu ikrar etmi\u015f olsa, o vasinin, imkan bulunca bu borcu varisin, hakimin ve di\u011ferlerinin bilgisi ve icazeti olmaks\u0131z\u0131n \u00f6demeye yetkisi vard\u0131r. Din\u00ee bak\u0131mdan ise bu, ona bir vazife olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc imkan varken vasiyeti terk etmesi, i\u015fittikten sonra de\u011fi\u015ftirmek demektir. Bununla beraber delil yoksa b\u00f6yle yapmak, vasi i\u00e7in sonradan kazaen (h\u00fck\u00fcm bak\u0131m\u0131ndan) kefalet zarar\u0131n\u0131 gerektirebilir. Varisler, bundan haberdar olur, \u00f6lenin b\u00f6yle bir vasiyet ve ikrar\u0131n\u0131 ink\u00e2r ederlerse, vas\u00eenin yaln\u0131zca bilgisi isbata kafi gelmez de talepleri \u00fczerine ikrariyle ba\u011flan\u0131p \u00f6demeye mahkum edilir.<\/p>\n<p>182-Bu gibi incelikler dolay\u0131s\u0131yle vas\u00ee olmak, din\u00ee a\u00e7\u0131dan \u00f6nemli ve zor bir i\u015ftir. \u0130\u015fte birinci \u00e2yetteki vasiyetin vacib olu\u015fu neshedilmi\u015f olmakla beraber, bu \u00e2yette nesih yoktur. Yerine getirilmesinin vacib olu\u015fu b\u00e2k\u00eedir. Fakat bu da me\u015fr\u00fb olan vasiyetler hakk\u0131ndad\u0131r. Bu bak\u0131mdan me\u015fru olmayan ve iyili\u011fi de\u011fil, zulm\u00fc i\u00e7ine alm\u0131\u015f bulunan vasiyetlerin yerine getirilmesi vacib de\u011fildir. O halde: \u00c2s\u0131m&#8217;dan \u015eu&#8217;be, Hamza, Kis\u00e2\u00ee, Yakub ve Halefi \u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde &#8220;vav&#8221;\u0131n fethas\u0131 ve &#8220;sad&#8221;\u0131n \u015feddesi ile &#8220;m\u00fcvass\u0131n&#8221; okunmu\u015ftur. Her kim, yani herhangi bir veli veya vas\u00ee, vasiyet eden birinin hata ile veya bile bile haktan sapt\u0131\u011f\u0131n\u0131, adalet ve iyilikten ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilir, mesela vasiyetin vacib olu\u015funun neshedilmesinden \u00f6nce yak\u0131n akrabas\u0131n\u0131 b\u0131rak\u0131p uzaklar\u0131na veya akrabas\u0131n\u0131 b\u0131rak\u0131p yabanc\u0131lara vermek ve nesihten sonra, varis olan akrabas\u0131ndan baz\u0131s\u0131na miras\u0131ndan fazla bir vasiyet yapmak veya varisten mal ka\u00e7\u0131rmak gibi hakka uymayan bir vasiyet yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131na veya yap\u0131laca\u011f\u0131na vak\u0131f olur, k\u0131saca bir k\u00f6t\u00fcl\u00fckten korkar da, ilgililerin aralar\u0131n\u0131 d\u00fczeltir, zulm\u00fc, adalete \u00e7evirmekle aradaki k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc kald\u0131r\u0131rsa, b\u00f6yle bir de\u011fi\u015ftirmede, onun \u00fczerine g\u00fcnah ve vebal yoktur. \u0130bn\u00fc Abbas hazretlerinden &#8220;Vasiyette zarar vermek, b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardand\u0131r.&#8221; Mevkuf hadisi ve arkas\u0131ndan da &#8220;Bunlar, Allah&#8217;\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131d\u0131r, onlar\u0131 a\u015fmay\u0131n.&#8221; (Bakara, 2\/229) \u00e2yetinin k\u0131r\u00e2eti rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 \u015fekilde Ebu H\u00fcreyre&#8217;den bir nebev\u00ee hadiste: diye rivayet edilmi\u015ftir ki anlam\u0131: &#8220;Bir adam yetmi\u015f sene cennet ehli ameli yapar, sonra vasiyet etti\u011fi zaman vasiyetinde haks\u0131zl\u0131k eder de k\u00f6t\u00fc ameli ile \u00f6l\u00fcr ve bu sebeple ate\u015fe girer. Bir adam da yetmi\u015f sene cehennem ehli ameli yapar, sonra vasiyetinde adalet icra eder de iyi ameliyle \u00f6l\u00fcr ve b\u00f6ylece cennete girer.&#8221; demektir.<\/p>\n<p>Yine ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;Bu hisseler, zarar verici olmamak \u00fczere yap\u0131lan bir vasiyetten veya bor\u00e7tan sonra verilir.&#8221; (Nisa, 4\/12) \u00e2yetinde de zarar verircesine yap\u0131lan vasiyet muteber tutulmam\u0131\u015ft\u0131r. Bu bak\u0131mdan bunu de\u011fi\u015ftirmede de g\u00fcnah yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir.<\/p>\n<p>B\u00f6yle g\u00fczel bir maksatla vasiyeti de\u011fi\u015ftirerek, ilgililerin aras\u0131n\u0131 d\u00fczelten kimsenin, bu de\u011fi\u015ftirmeden kaynaklanacak g\u00fcnah\u0131n\u0131 Allah ba\u011f\u0131\u015flar. Belki de sevab verir. \u00d6nceki de\u011fi\u015ftirme ise b\u00f6yle de\u011fildir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, Cenab-\u0131 Allah, o kimse bu vasiyeti hakka \u00e7evirmekle ilgililerin aras\u0131n\u0131 d\u00fczeltsin diye emretmiyor veya &#8220;sevabd\u0131r&#8221; demiyor da, &#8220;b\u00f6yle yaparsa g\u00fcnah yoktur&#8221; buyuruyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc de\u011fi\u015ftirme i\u015fi esasen sevab cinsinden olmad\u0131\u011f\u0131, bir de d\u00fczeltme maksad\u0131, g\u00f6r\u00fc\u015f ve kuvvetli bir zan \u00fczere yap\u0131labilece\u011fi i\u00e7in, ancak bir ruhsat olarak me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Demek ki ba\u015far\u0131l\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 takdirde b\u00f6yle bir m\u00fcdahale bile tehlikelidir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte vasiyeti yerine getirmek bu kadar \u00f6nemli ve iyi bir maksatla da olsa de\u011fi\u015ftirilmesi, tehlikeden uzak de\u011fildir. Bu iki \u00e2yette hi\u00e7 nesih yoktur.<\/p>\n<p>\u015eunu da hat\u0131rlatal\u0131m ki vak\u0131flar, \u00f6l\u00fcmden sonraya kald\u0131klar\u0131 i\u00e7in bir vasiyet m\u00e2n\u00e2s\u0131 ta\u015f\u0131maktad\u0131rlar. Hatta \u0130mam-\u0131 Azam, vakf\u0131 ancak vasiyetin bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc saym\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in &#8220;her kim onu de\u011fi\u015ftirirse&#8230;&#8221; \u00e2yetinin uyar\u0131s\u0131, laz\u0131m\u0131 (gere\u011fi) olan vak\u0131flar\u0131 da i\u00e7erir. Bu sebeple vakfiyelerde bu \u00e2yetin i\u015flenmesi adet haline gelmi\u015ftir. Vak\u0131flar\u0131n de\u011fi\u015ftirilmesi ve vak\u0131flar\u0131n \u015fartlar\u0131 meseleleri de &#8220;her kim bir k\u00f6t\u00fcl\u00fckten korkarsa&#8230;&#8221; \u00e2yetine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Caiz olanlar\u0131n sevab olarak de\u011fil, nihayet bir ruhsat olarak yap\u0131labilece\u011fi unutulmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu gibi \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmlere, Allah&#8217;\u0131n emir ve yasaklar\u0131na g\u00fczelce riayet edebilmek, iyi bir nefis terbiyesine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bu ise, insanda sab\u0131r ve nefs-i emmareyi zabt ile Allah&#8217;\u0131n emirlerine boyun e\u011fme melekesini meydana getirecek etkili bir ibadete, beden\u00ee ve ruh\u00ee bir riyazata ihtiya\u00e7 g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Cenab-\u0131 Allah da &#8220;yiyiniz ve \u015f\u00fckrediniz&#8221; emirleriyle ba\u015flayan \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmlerini hayattan \u00f6l\u00fcme kadar \u00f6zl\u00fc bir \u015fekilde beyan ederken, tam bu noktada m\u00fcminlere yeni bir ruh\u00ee hayat\u0131 \u00fcfleyecek olan orucu farz k\u0131larak buyuruyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>183- Ey iman edenler! Oru\u00e7, sizden \u00f6ncekilere farz k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131 gibi size de farz k\u0131l\u0131nd\u0131. Umulur ki korunursunuz.<\/p>\n<p>184- (Size farz k\u0131l\u0131nan oru\u00e7), say\u0131l\u0131 g\u00fcnlerdedir. \u0130\u00e7inizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, di\u011fer g\u00fcnlerde, tutamad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnler say\u0131s\u0131nca tutar. Ona dayan\u0131p kalacaklar \u00fczerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir. Her kim de hayr\u0131na fidyeyi art\u0131r\u0131rsa, hakk\u0131nda daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Bununla beraber, e\u011fer bilirseniz, oru\u00e7 tutman\u0131z sizin i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>183-Oru\u00e7, dinin en b\u00fcy\u00fck r\u00fck\u00fcn (esas)lerinden ve g\u00fc\u00e7l\u00fc \u015feriat\u0131n en kuvvetli kanunlar\u0131ndand\u0131r. Nefs-i emmare, bu cihadla terbiye edilir. K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe olan h\u0131rslar, bununla sakinle\u015ftirilir. Oru\u00e7, bir kalb i\u015fi, b\u00fct\u00fcn g\u00fcn yiyecek, i\u00e7ecek ve cins\u00ee m\u00fcnasebet gibi isteklerden nefsi al\u0131koymaktan olu\u015fan kutsal bir cihadd\u0131r. Hayat\u0131n lezzetini, iradenin k\u0131ymetini tatt\u0131racak en g\u00fczel bir \u00f6zelliktir. Fakat insan nefsine, il\u00e2h\u00ee emirlerin en me\u015fakkatlisi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in, Allah&#8217;\u0131n hikmeti, derece derece, \u00f6nce \u015fer&#8217;\u00ee emirlerin en hafifi olan namaz\u0131n, ikinci olarak ortas\u0131 olan zekat\u0131n, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak da en zoru olan orucun emredilmesini gerektirmi\u015f ve b\u00f6ylece m\u00fckelleflere bir al\u0131\u015ft\u0131rma yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in &#8220;M\u00fctevazi erkeklerle m\u00fctevazi kad\u0131nlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kad\u0131nlar, oru\u00e7 tutan erkeklerle oru\u00e7 tutan kad\u0131nlar&#8230;&#8221; (Ahzab, 33\/35) \u00e2yetinde \u00f6vg\u00fc makam\u0131nda bile bu tertip g\u00f6zetildi\u011fi gibi, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n binas\u0131 hadisinde de &#8220;Kelime-i \u015fehadet, Namaz k\u0131lmak, zekat vermek, Ramazan orucu tutmak, K\u00e2&#8217;be&#8217;yi haccetmek&#8221; diye bu tertib g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Peygamberimizin Medine&#8217;ye hicretinin ilk zamanlar\u0131nda Hz. Peygamber taraf\u0131ndan ayda \u00fc\u00e7 g\u00fcn, bir de a\u015f\u00fbre g\u00fcn\u00fcnde oru\u00e7 tutmak, bir nafile olmak \u00fczere emredilmi\u015fti ki, buna ilk oru\u00e7 denir. Hicretten birbu\u00e7uk y\u0131l sonra k\u0131blenin de\u011fi\u015fmesinden sonra \u015eaban ay\u0131n\u0131n onunda Ramazan orucu farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Baz\u0131lar\u0131 bu \u00e2yetlerin ve buradaki say\u0131l\u0131 g\u00fcnlerin, ilk oruc hakk\u0131nda oldu\u011fu ve bunun Ramazan \u00e2yetiyle tamamen neshedildi\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahip olmu\u015flarsa da, do\u011frusu bu \u00e2yetler hep Ramazan orucu hakk\u0131nda inmi\u015ftir. \u015e\u00f6yle ki: Ey iman ile sorumlu bulunup da iman etmi\u015f olanlar! Ey ak\u0131ll\u0131 ve b\u00fclu\u011f \u00e7a\u011f\u0131na ermi\u015f iman ehli!, Sizden \u00f6nceki peygamberlere ve \u00fcmmetlerine yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi sizin \u00fczerinize de oru\u00e7 yaz\u0131ld\u0131, yani farz k\u0131l\u0131nd\u0131. Bundan dolay\u0131 oruc me\u015fakkatinin sadece size y\u00fcklendi\u011fini zannedip de gocunmay\u0131n\u0131z. Oru\u00e7, \u00f6teden beri tatbik edilegelen il\u00e2h\u00ee bir kanundur. Buna insanl\u0131\u011f\u0131n, terbiye ve d\u00fczen bak\u0131m\u0131ndan b\u00fcy\u00fck bir ihtiyac\u0131 ve tatbikinde hesaps\u0131z menfaati vard\u0131r.<\/p>\n<p>Dilimizde oruc demek olan &#8220;s\u0131y\u00e2m, savm&#8221;, s\u00f6zl\u00fckte nefsi meyletti\u011fi \u015feylerden, isterse bir s\u00f6z olsun al\u0131koymak yani kendini tutmakt\u0131r. &#8220;Ben Rahm\u00e2n&#8217;a bir oru\u00e7 adad\u0131m.&#8221; (Meryem, 19\/26) \u00e2yetinde bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Mutlak olarak tutmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. &#8220;Tutulan atlar ve tutulmayan atlar&#8221; gibi.<\/p>\n<p>Bu konudaki \u00e2yetlerden ve Peygamberimizin \u00f6\u011frettiklerinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re \u015feriattaki m\u00e2n\u00e2s\u0131 ise, nefsin en b\u00fcy\u00fck istekleri olan yeme, i\u00e7me ve cinsel ili\u015fki gibi bilinen zaruri ihtiya\u00e7lardan, niyet ederek b\u00fct\u00fcn g\u00fcn kendini tutmakt\u0131r. Tam anlam\u0131yla tarif edilmek \u00fczere: Ehliyetli bir insan\u0131n sabah\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131ndan g\u00fcne\u015fin bat\u0131\u015f\u0131na kadar kar\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc ta\u015f\u0131yan, i\u00e7ine herhangi bir \u015feyi sokmaktan ve cins\u00ee ili\u015fkiden, ibadet niyetiyle nefsini al\u0131koymas\u0131 yani kendini tutmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re a\u011fz\u0131na veya burnuna bir \u015fey giderse bozmaz. Fakat dima\u011f\u0131na ve bedenin i\u00e7ine bir \u015fey girerse bozar. Demek ki bedene \u015f\u0131r\u0131nga ve a\u015fa\u011f\u0131dan lavman yap\u0131lmas\u0131 da orucu bozar. S\u00f6z orucu bozmaz. Fakat nefisle cihad i\u00e7in susmak, zikir ve fikirle me\u015fgul olmak mendub ve daha uygundur.<\/p>\n<p>Niyetsiz ve yaln\u0131z geceleyin kendini tutmaya oruc denmez. Bu \u015fekilde \u015fer&#8217;\u00ee oru\u00e7, s\u00f6zl\u00fckteki orucdan daha \u00f6zeldir. Burada ge\u00e7mi\u015f \u00fcmmetlere benzetmekten maksad\u0131n, vacib olu\u015funun asl\u0131nda, oru\u00e7un s\u0131fat\u0131nda veya say\u0131s\u0131nda veya vaktinde olmas\u0131 muhtemeldir.<\/p>\n<p>Bir rivayete g\u00f6re Ramazan orucu ve ayn\u0131 miktar oru\u00e7 yahudilere ve h\u0131ristiyanlara da farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131. Yahudiler, bunu terk etmi\u015fler ve y\u0131lda bir g\u00fcn oru\u00e7 tutmaya ba\u015flam\u0131\u015flar ve bu g\u00fcn\u00fcn, Firavun&#8217;un suda bo\u011fuldu\u011fu g\u00fcn oldu\u011fu iddias\u0131nda bulunmu\u015flard\u0131r. Oysa bunda da yan\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Firavun&#8217;un bo\u011ful-mas\u0131, a\u015f\u00fbre g\u00fcn\u00fcnde olmu\u015ftu.<\/p>\n<p>H\u0131ristiyanlara gelince, onlar da Ramazan&#8217;da oru\u00e7 tutarlarm\u0131\u015f. Nihayet pek \u015fiddetli bir s\u0131ca\u011fa tesad\u00fcf etmi\u015fler. Bunun \u00fczerine yaz ile k\u0131\u015f aras\u0131nda mutedil, sabit bir mevsim tayin edilmesinde \u00e2limlerinin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc toplanarak orucu bahara tahsis etmi\u015flerdir. Bu de\u011fi\u015fikli\u011fe keff\u00e2ret olmak \u00fczere de on g\u00fcn daha ilave etmi\u015fler. B\u00f6ylece oru\u00e7lar\u0131 k\u0131rk g\u00fcne \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Sonra h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131 hastalanm\u0131\u015f veya aralar\u0131nda salg\u0131n \u00f6l\u00fcm olay\u0131 meydana gelmi\u015f, bunun i\u00e7in de on g\u00fcn daha ilave etmi\u015fler ve orucu elli g\u00fcne \u00e7\u0131karm\u0131\u015flard\u0131r. Daha sonralar\u0131, \u015feklinde de de\u011fi\u015fiklik yapt\u0131lar ki, buna perhiz denir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte burada bu de\u011fi\u015fikli\u011fi dikkate almadan esas itibariyle, orucun s\u0131fat\u0131nda, veya say\u0131s\u0131nda yahut da vaktinde olmak \u00fczere \u00fc\u00e7 noktadan biriyle benzetme yap\u0131lm\u0131\u015f ve bu kanunun eskili\u011fi g\u00f6sterilmi\u015ftir. Fakat bu benzetme, m\u00fccmel oldu\u011fundan a\u00e7\u0131klamaya muhta\u00e7t\u0131r. \u0130lerde gelece\u011fi \u015fekilde s\u0131ras\u0131yla a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ey m\u00fcminler! Size de oru\u00e7 farz k\u0131l\u0131nd\u0131 ki, korunabilesiniz. Oru\u00e7 sayesinde nefsinize ve \u015fehvetlerinize hakim olma al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 elde ederek g\u00fcnahlardan, tehlikelerden sak\u0131n\u0131p takva mertebesine erebilesiniz.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc oru\u00e7, \u015fehveti k\u0131rar, nefsin heveslerini ma\u011flub eder. Azg\u0131nl\u0131ktan, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten meneder. D\u00fcnyan\u0131n \u00e2di lezzetlerini, makam ve y\u00fckselme davalar\u0131n\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00f6sterir, hayat\u0131n lezzetini tatt\u0131r\u0131r, kalbin Allah&#8217;a ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131r, ona bir meleklik zevki ve safl\u0131\u011f\u0131 bah\u015feder. \u00c7\u00fcnk\u00fc, &#8220;Ki\u015fi, karn\u0131 ve tenas\u00fcl organ\u0131 olmak \u00fczere iki deli\u011fi i\u00e7in ko\u015far.&#8221; darb-\u0131 meseli h\u00fckm\u00fcnce insanlar\u0131 her derde sokan \u015fehvetlerin esas\u0131, kar\u0131n ve tenas\u00fcl organ\u0131 \u015fehvetidir. \u0130nsan\u0131n insanl\u0131\u011f\u0131 da bunlara hakim olmas\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>Oru\u00e7 ise ilk \u00f6nce bu ikisini k\u0131rar, d\u00fczene koyar. Onlar\u0131n mecbur etti\u011fi \u015feyleri, zarurilikten kurtar\u0131p, iste\u011fe ba\u011fl\u0131 bir hale \u00e7evirir. \u00d6yle ki, oru\u00e7 tutmayan insanlar, \u015fehvetli arzular\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcnde bir oyuncak gibi yuvarlan\u0131p k\u0131vrand\u0131klar\u0131, ak\u0131l ve iradelerine sahip olmayarak geli\u015fi g\u00fczel g\u00fcnahlara s\u00fcr\u00fcklendikleri halde, oru\u00e7 tutanlar, tersine bunlara hakim olur. Kendini zaptetmesini ve nefsinin arzular\u0131n\u0131 da ihtiyac\u0131na g\u00f6re kullanmas\u0131n\u0131 bilir. Bunun i\u00e7in Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, nefisleri azg\u0131n olanlar hakk\u0131nda &#8220;Oru\u00e7 tutsun, \u00e7\u00fcnk\u00fc orucun g\u00fczel bir tesiri vard\u0131r.&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Oru\u00e7 tutmayan, sabretmesini bilmez, nefsini normal \u015fekilde kullanma yollar\u0131n\u0131 g\u00f6zetmez. Hele refah i\u00e7inde ya\u015fayanlar, hi\u00e7 oru\u00e7 tutmazlarsa, b\u00fct\u00fcn h\u00fcrriyetlerini \u015fehevi arzular\u0131na kapt\u0131r\u0131rlar. \u015eunun bunun \u0131rz\u0131na ve mal\u0131na tecav\u00fczden kendilerini alamazlar, haram helal se\u00e7mezler. Hatta vicdanlar\u0131 da istemeye istemeye, rezaletlere at\u0131l\u0131rlar. Nihayet nefislerine de zulmederler, kendilerini ak\u0131l ve vicdan\u0131n, din ve iman\u0131n aksine telef ederler.<\/p>\n<p>&#8220;Kimi vicdana dokundu kimi cism \u00fc cana<\/p>\n<p>Zevk nam\u0131na ne yapt\u0131msa pe\u015fiman oldum&#8221; diyerek inlerler giderler.<\/p>\n<p>B\u00f6yle \u015fehvet esiri olanlar, o kadar sab\u0131rs\u0131z ve o kadar a\u00e7 g\u00f6zl\u00fc olurlar ki, bir g\u00fcn a\u00e7 kalmakla hemen \u00f6l\u00fcverece\u011fiz zannederler. Bu zanla da orucu zararl\u0131ym\u0131\u015f gibi kabul ederler. Halbuki oru\u00e7, gerek fert ve gerekse toplum a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00fcy\u00fck bir ruh terbiyesini i\u00e7erdi\u011fi gibi, ayn\u0131 zamanda midenin ve bedenin dinlenmesiyle s\u0131hh\u00ee ve t\u0131bb\u00ee v\u00fccuda ait birtak\u0131m faydalar\u0131 bulunan bir beden e\u011fitimini de i\u00e7ine almaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Oruc, &#8220;\u00c7aresiz sizleri biraz korku ve biraz a\u00e7l\u0131kla imtihan edece\u011fiz.&#8221; (Bakara, 2\/155) \u00e2yetinde i\u015faret buyurulan &#8220;biraz a\u00e7l\u0131k&#8221;tan bir hissedir ki, bu sayede uzun uzad\u0131ya ahiret a\u00e7l\u0131klar\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ilecek ve b\u00fcy\u00fck sab\u0131r m\u00fcjdelerine eri\u015filecektir.<\/p>\n<p>\u0130nsanl\u0131k tarihinde \u00f6yle zamanlar olur ki, g\u00fcnlerce a\u00e7l\u0131\u011fa dayanmay\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirebilecek bir beden terbiyesinin, hayat\u0131n ayr\u0131lmaz par\u00e7alar\u0131ndan birisi oldu\u011fu takdir edilir.<\/p>\n<p>Bu c\u00fcmleden olarak, b\u00fcy\u00fck sava\u015f devirlerinde b\u00f6yle bir melekenin gerekli oldu\u011fu daima hissedilegelmi\u015ftir. Bu bak\u0131mdan &#8220;Oru\u00e7, ate\u015ften koruyan bir kalkand\u0131r.&#8221; hadis-i \u015ferifi ifade buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Orucun bu \u015fekilde bedene kuvvet, dayan\u0131kl\u0131l\u0131k nefsin arzular\u0131na \u00f6l\u00e7\u00fc bah\u015feden birtak\u0131m ruh\u00ee ve beden\u00ee faydalar\u0131; hayat\u0131n ve insanl\u0131\u011f\u0131n tad\u0131n\u0131 tatt\u0131ran ve fakirlerin hallerini hissettiren, sosyal ve ahl\u00e2k\u00ee y\u00f6nden g\u00fczel menfaatleri bulunmakla beraber bunlar\u0131n hepsi birer fayda olup, vacib (farz) olu\u015funun sebebi ve hikmeti de\u011fildirler. Orucun vacib (farz) olu\u015funun as\u0131l hikmeti, Allah&#8217;\u0131n emrine boyun e\u011fmekle kulluk zevkini tatmak; ruhu, riy\u00e2 eserlerinden temizleyerek kuvvet ve ihlas\u0131 art\u0131rmak ve kendini bizzat Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131na teslim etmek i\u00e7in nefisle cihad etmektir.<\/p>\n<p>Nitekim Cen\u00e2b-\u0131 Allah, bir kuds\u00ee hadiste &#8220;Oru\u00e7, benim i\u00e7indir. Onun m\u00fckafat\u0131n\u0131 ancak ben veririm.&#8221; buyurmu\u015ftur. B\u00f6ylece &#8220;gerek ki sak\u0131nas\u0131n\u0131z&#8221; ifadesi, orucun hikmet ve menfaatlerini, faydalar\u0131n\u0131 ve yararlar\u0131n\u0131, sebep ve maksatlar\u0131n\u0131 b\u00fct\u00fcn geni\u015fli\u011fiyle ifade eden il\u00e2h\u00ee bir beyand\u0131r ki hepsini madd\u00ee, manevi, din ve d\u00fcnyaya ait maksatlar\u0131 i\u00e7ine alan &#8220;sak\u0131nma&#8221; \u00f6zelli\u011finde toplam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>184-\u0130\u015fte g\u00fc\u00e7 gibi g\u00f6r\u00fcnecek olan oru\u00e7, bu kadar g\u00fczel bir ibadettir. Hem bu, her zaman olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, \u00e7ok bir m\u00fcddet de de\u011fildir.<\/p>\n<p>Size farz k\u0131l\u0131nan oru\u00e7, say\u0131l\u0131 g\u00fcnlerdedir. Yani senenin g\u00fcnlerine oranla az ve s\u0131n\u0131rl\u0131 g\u00fcnlerdedir. Hem de sizin sa\u011fl\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 bozmayacak ve g\u00fcc\u00fcn\u00fcz\u00fc t\u00fcketmeyecek bir \u015fekilde, mazeretlerinizi de g\u00f6zeterek me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eimdi bu g\u00fcnlerde sizden herhangi biriniz, oru\u00e7tan zarar g\u00f6recek derecede hasta olur, yahut bir yolculuk \u00fczerinde bulunursa, bunlar\u0131n farz\u0131, di\u011fer g\u00fcnlerden, yani iyi oldu\u011fu ve yolculuktan geldi\u011fi g\u00fcnlerden, ayn\u0131 miktardad\u0131r. Bu \u015fekilde hastaya veya yolcuya eda farz de\u011fil, yemeye ruhsat vard\u0131r. Bunlar yerlerse, iyile\u015ftikten veya ikamet ettikten sonra kaza ederler. Edan\u0131n vacib olu\u015fu, sa\u011fl\u0131k ve ikamet \u00fczerine gerekli olur.<\/p>\n<p>SEFER: Esasen ke\u015fif, a\u00e7mak m\u00e2n\u00e2s\u0131 ta\u015f\u0131maktad\u0131r. Bunun i\u00e7in &#8220;isf\u00e2r&#8221;, y\u00fcz\u00fcn\u00fc a\u00e7mak ve par\u00e7alamak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Uzak bir yere gitmek de yolcunun her t\u00fcrl\u00fc hal ve ahl\u00e2k\u0131n\u0131 meydana \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, ona da sefer denmi\u015ftir. Bu ise bir g\u00fcn, iki g\u00fcn gibi az bir zamanda ortaya \u00e7\u0131kamaz. Ger\u00e7ekten \u00e2det olarak da yak\u0131n mesafeye sefer denmez. Ancak \u00fc\u00e7 g\u00fcnl\u00fck yolun, \u015fer&#8217;\u00ee bak\u0131mdan sahih sefer oldu\u011funda ittifak edilmi\u015ftir. Her g\u00fcn i\u00e7in normal bir y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015fle alt\u0131 saatlik mesafe \u00f6l\u00e7\u00fc al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6yle ise bundan daha az yolculukta sefer ismi kesinlikle sabit de\u011fildir. Kara ve deniz binitleri gibi vas\u0131ta ile gidenler i\u00e7in de \u00e2det olarak umum\u00ee ve orta halli olan vas\u0131talar\u0131n tabi\u00ee ve normal seyri \u00f6l\u00e7\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>\u00c7ok s\u00fcratli ve \u00e7ok yava\u015f olan \u00f6zel vas\u0131talara itibar yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc h\u00fck\u00fcm ve hikmet fertte de\u011fil, cinste muteber say\u0131l\u0131r. Bunun i\u00e7in karada yaya veya deve y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fc, denizde de m\u00fbtedil r\u00fczgarla giden gemi y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fc \u00f6l\u00e7\u00fc olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu sebeple sonradan tren ve vapur s\u00fcratleri de \u00e7ok s\u00fcratli vas\u0131talardan say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7ekten eski atlar ve bug\u00fcnk\u00fc u\u00e7aklar gibi bunlar\u0131n fevkalade vas\u0131talardan oldu\u011fu zamanlar olmu\u015ftur. Fakat zaman\u0131m\u0131zda bir\u00e7ok yerlerde bunlar \u00e7o\u011fal\u0131p yerle\u015ferek toplum i\u00e7in normal vas\u0131talar haline gelmi\u015f ve di\u011ferlerini bast\u0131rm\u0131\u015f oldu\u011funda da \u015f\u00fcphe yoktur.<\/p>\n<p>O halde yelken gemisi yerine vapurla, kara vas\u0131talar\u0131 yerine trenle yolculuk, \u00e7o\u011funlukla ve al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f olan yerler i\u00e7in bunlar\u0131n \u00f6l\u00e7\u00fc al\u0131nmalar\u0131n\u0131n, nass\u0131n sefer hakk\u0131ndaki m\u00e2n\u00e2s\u0131na daha uygun oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu bak\u0131mdan trenle veya vapurla yolculuk yapanlar\u0131n on sekiz saatini, vapur veya trenin orta ve normal y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fc ile hesap etmek gerekecektir. Bunlar\u0131n, nass\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 de\u011fi\u015fmeksizin, zamanlar\u0131n de\u011fi\u015fmesi ile de\u011fi\u015fen h\u00fck\u00fcmlerden oldu\u011fu ink\u00e2r edilemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc nass\u0131n h\u00fckm\u00fc &#8220;sefer&#8221; kelimesindeki al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f m\u00e2n\u00e2 \u00fczerine kurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphe yok ki as\u0131l sorumlu, yolcunun kendisidir. Onun, kendi mazeretinin derecesini, kendisinin takdir etmesi laz\u0131m gelir. \u00d6l\u00e7\u00fc g\u00f6stermek ise, dinin ona tan\u0131d\u0131\u011f\u0131 bir kolayl\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Tren ve vapurun al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f vas\u0131talar haline geldi\u011fini ink\u00e2r etmek ise, bunlar\u0131 ve zaman\u0131n\u0131 bilmemektir. Mesela Eski\u015fehir ile \u0130stanbul aras\u0131nda gelip giden tren yolcular\u0131yla, di\u011fer yolcular mukayese edilirse, trenin ne kadar \u00e7o\u011funlukta ve al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f bir vas\u0131ta oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kar. Fakat u\u00e7ak ve otomobil b\u00f6yle de\u011fildir. otomobil, bug\u00fcn ge\u00e7mi\u015f zaman\u0131n ko\u015fan atlar\u0131 mesabesindedir. U\u00e7ak da hen\u00fcz umumi nakil vas\u0131talar\u0131ndan de\u011fildir.<\/p>\n<p>B\u00f6yle olmakla birlikte bunun, denizdeki eski gemiler gibi hava yolunda tek muteber bir vas\u0131ta say\u0131lmas\u0131 da k\u0131yas ve ihtiyata uygundur. Bunlarla beraber tren ve vapurun m\u00fbtad (al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f) oldu\u011fu yerlerde de yaya ve yelken ile giden yolcunun durumu ge\u00e7mi\u015fteki gibi kabul edilmekten d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar, bir kere \u015feriat\u0131n itibar etti\u011fi, ger\u00e7ek olan tabi\u00ee ve normal \u00f6l\u00e7\u00fclerdir. Di\u011ferlerinin, normal vas\u0131talar h\u00fckmiyle, s\u00f6zl\u00fck m\u00e2n\u00e2s\u0131nda \u00e7ok kullan\u0131lmakla bunlara kat\u0131lmas\u0131, bunlar\u0131n as\u0131l olmalar\u0131n\u0131 iptal edemeyecektir.<\/p>\n<p>Hasta ve yolcu gibi ge\u00e7ici \u00f6z\u00fcrl\u00fcler b\u00f6yledir. Devaml\u0131 \u00f6z\u00fcrl\u00fc olan ikincisine gelince: gerek eda ve gerekse kaza olarak oruca zor dayanabilen, orucu g\u00fc\u00e7s\u00fcnen yani oru\u00e7, takatlerini t\u00fcketecek olanlar, mesela pek ihtiyarlam\u0131\u015f veya iyile\u015fme \u00fcmidi olmayan m\u00fczmin bir hastal\u0131\u011fa yakalanm\u0131\u015f bulunanlar \u00fczerinde, yedikleri her oru\u00e7 yerine bir fidye, yani bir yoksul yiyece\u011fi farzd\u0131r.<\/p>\n<p>N\u00e2fi&#8217; ve Ebu Cafer k\u0131r\u00e2etlerinde ve \u0130bn\u00fc \u00c2mir&#8217;den \u0130bn Zekvan rivayetinde kelimesine izafetle kelimesi tenvinsiz ve meksur \u015feklinde okunur. B\u00f6yle olunca, l\u00e2m m\u00e2n\u00e2s\u0131nda &#8220;izafet-i bey\u00e2niye&#8221; ile, &#8220;bir yoksul yiyece\u011fi fidye&#8221; demek olur. Yine N\u00e2fi, \u0130bn\u00fc \u00c2mir ve Ebu Cafer k\u0131r\u00e2-etlerinde \u00e7o\u011ful si\u011fasiyle okunur ki, &#8220;yoksullar yiyece\u011fi fidye&#8221; demektir. Birincisinde her orucun fidyesi, ikincisinde ise toplam orucun fidyesi anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Bir yoksul yiyece\u011fi \u015fer&#8217;\u00ee bak\u0131mdan sa&#8217; denilen \u00f6l\u00e7ekle bu\u011fdaydan yar\u0131m \u00f6l\u00e7ek; arpa, hurma, kuru \u00fcz\u00fcm ve benzerlerinden bir \u00f6l\u00e7ektir. Bir sa&#8217;, \u015fer&#8217;\u00ee dirhemle bin seksen dirhemdir. \u015eer&#8217;\u00ee dirhem, onu yedi miskal gelen ve &#8220;yedi tart\u0131&#8221; denen dirhemdir ki, bizim \u015fimdiki dirhemlerimizden iki k\u0131rat kadar k\u00fc\u00e7\u00fckt\u00fcr. Buna g\u00f6re yar\u0131m sa&#8217; bu\u011fday, on alt\u0131 k\u0131ratl\u0131k \u00f6rf\u00ee dirhemle bir okka, yetmi\u015f iki bu\u00e7uk dirhem demektir. Demek ki, \u0130sl\u00e2m \u015feriati nazar\u0131nda en fakir bir kimsenin iki \u00f6\u011f\u00fcn itibariyle bir g\u00fcnl\u00fck yeme\u011fi budur.<\/p>\n<p>Bu \u00f6l\u00e7\u00fc, f\u0131t\u0131r sadakas\u0131 ve di\u011fer b\u00fct\u00fcn keffaretlerde esast\u0131r. Ancak bu hesap, f\u0131t\u0131r sadakas\u0131 gibi fakirin eline aynen veya k\u0131ymet olarak teslim edilmesi takdirindedir. \u00c7a\u011f\u0131r\u0131p fiilen m\u00fcbah olmak \u00fczere yedirilmek istendi\u011fi zaman, bir fakirin iki \u00f6\u011f\u00fcnde doyabildi\u011fi kadar yemesi muteberdir ki, adam\u0131na g\u00f6re daha az veya daha \u00e7ok olabilir. Bu fidyede ise ibaha caizdir. Fidye, bir \u015feyin yerini tutmak \u00fczere verilen bedel demektir. Bu kelime ve m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki bedellik durumu olmasayd\u0131 bu yoksul yiyece\u011finin f\u0131t\u0131r sadakas\u0131 olmas\u0131 hemen akla gelirdi. Fakat fidye kelimesi, bunun fidyeden ba\u015fka ve oru\u00e7 yerine verilecek bir bedel oldu\u011funa ve orucun as\u0131l oldu\u011funa delalet etmektedir.<\/p>\n<p>&#8220;al\u00e2&#8221; harfi de v\u00fcc\u00fbb ifade eder. Demek burada oru\u00e7 as\u0131l, fidye onun tezah\u00fcr\u00fc takdirinde vacib bir bedeldir. Yani hasta ve yolcunun, di\u011fer g\u00fcnlerde orucu kaza etmesi gibi kaza m\u00e2n\u00e2s\u0131nda bir bedeldir. Bununla beraber fidyenin as\u0131l vacibde bir ruhsat olmas\u0131 ve bundan dolay\u0131 oru\u00e7 daha evla olmak \u00fczere bir muhayyer vaciblik ifade etmesi de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bir\u00e7ok tefsirciler, bu muhayyer v\u00fccub \u015feklini kabul etmi\u015fler ve ileride gelecek olan: &#8220;Sizden her kim bu aya \u015fahit olursa onda oru\u00e7 tutsun.&#8221; (Bakara, 2\/185) \u00e2yetinin mutlak olu\u015fu ve neticesiyle bu muhayyer v\u00fccubun her halde neshedildi\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Her iki durumda da \u00e2yetin, hasta ve yolcu ifadesinde \u00f6z\u00fcr sahipleri i\u00e7in bir ruhsat olmak \u00fczere sevkedilmi\u015f oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Hasta ve yolcuda yaln\u0131z eda mazereti s\u00f6z konusu iken bunda mutlak olu\u015fuyla orucun hem eda, hem de kaza mazereti nazar-\u0131 itibara al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc fidye, mutlak oruc bedeli olunca, eda ve kazay\u0131 i\u00e7ine alan bir mazeret zaman\u0131nda verilebilmesi laz\u0131m gelecek ve bununla beraber onda bir nevi eda m\u00e2n\u00e2s\u0131 da bulunacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 muhayyer v\u00fccub muhtemel olmakla birlikte, birinci \u015f\u0131k tercih edilmektedir. Yani bu fidye durumu, bir mazeret dolay\u0131s\u0131yle eda ve kazaya tam imkan bulunmad\u0131\u011f\u0131 takdirde kaza ve k\u0131smen de eda m\u00e2n\u00e2s\u0131nda olmak \u00fczere me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r ki, &#8220;oruca dayan\u0131p kalanlar&#8221; bu mazeretin daima sahibidir ve bunda nesih yoktur. \u015eimdi bunu izah edelim:<\/p>\n<p>YUT\u00ceK\u00dbNE: \u0130f&#8217;al bab\u0131ndan ve &#8220;it\u00e2ka&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan muzari bir fiildir. &#8220;\u0130taka&#8221;, takat ve tavk k\u00f6k\u00fcndendir. Tavk, &#8220;&#8221;n\u0131n fethas\u0131yle takat, &#8220;&#8221;n\u0131n zammesiyle de boyna tak\u0131lan gerdanl\u0131k veya a\u011f\u0131r bir demir m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Takat, kuvvet ve g\u00fc\u00e7 yetirme m\u00e2n\u00e2s\u0131na bilenmekteyse de esasen aralar\u0131nda bir fark vard\u0131r. V\u00fcsu&#8217;, dedi\u011fimiz kuvvet, takat\u0131n \u00fczerindedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc v\u00fcsu&#8217;, bir \u015feye kolayl\u0131kla g\u00fc\u00e7 yetirmek, takat ise zorluk ve me\u015fakkatle g\u00fc\u00e7 yetirmektir. Bundan dolay\u0131 &#8220;it\u00e2ka&#8221;, g\u00fcc\u00fc yetmek, dayanmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelirse de esas\u0131nda g\u00fc\u00e7 yeti\u015fmek, g\u00fc\u00e7 t\u00fckenmek, zor dayanmak, hatta dayanamamak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bunlara Arap\u00e7a olarak s\u0131ras\u0131yle tatvik, tatavvuk, tatayyuk ve ichad denir.<\/p>\n<p>Bu bak\u0131mdan &#8220;it\u00e2ka&#8221;, burada ya &#8220;istitaa: g\u00fcc\u00fc yetmek&#8221; veya &#8220;tatvik: g\u00fc\u00e7 t\u00fckenmek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olacakt\u0131r. \u0130stitaa m\u00e2n\u00e2s\u0131na olursa g\u00fcc\u00fc yetenler, oru\u00e7 tutmad\u0131klar\u0131 takdirde fidye versinler demek olur ki, muhayyer bir v\u00fccub ifade eder ve oru\u00e7 tercih edilir. &#8220;\u0130t\u00e2ka&#8221;ya bu m\u00e2n\u00e2 verilirse &#8220;Sizden her kim o aya \u015fahit olursa onda oru\u00e7 tutsun.&#8221; emrinin mutlak olarak sonucu ile birlikte neshedilmi\u015f oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Bunun i\u00e7in bu tefsiri yapanlar, bunun neshedilmi\u015f oldu\u011funda da ittifak etmi\u015flerdir. Halbuki bu m\u00e2n\u00e2, zahir bile olsa, iradesine engel olacak karine vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc kelimesindeki &#8220;h\u00fb&#8221; zamiri, her halde &#8220;oru\u00e7&#8221; kelimesine aittir. Kendisinden sonra gelen fidyeye g\u00f6nderilmesi caiz de\u011fildir. Ger\u00e7i bunda r\u00fctbe itibariyle zikredilmeden \u00f6nce zamir getirme i\u015fi yoktur. Fidye, muahhar (geri b\u0131rak\u0131lan) m\u00fcbteda oldu\u011fu i\u00e7in r\u00fctbe itibariyle mukaddem (\u00f6nce getirilmi\u015f)dir. Fakat &#8220;fidye&#8221; kelimesi m\u00fcennes oldu\u011fundan buna m\u00fczekker zamiri g\u00f6nderilemez. Ondan sonraki &#8220;yiyecek&#8221; kelimesine g\u00f6ndermek ise nazm\u0131n g\u00fczelli\u011fini bozacak bir kusurdur. Kendisine uyulan \u015feyden uyana ge\u00e7erek fidyenin bedellik m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 unutturmakt\u0131r ve zikredilmeden \u00f6nce bir kelimeye zamir g\u00f6ndermek m\u00e2n\u00e2s\u0131ndad\u0131r. Zamirin, fidye ve ta\u00e2ma g\u00f6nderilmesi caiz olmad\u0131\u011f\u0131ndan m\u00e2n\u00e2: &#8220;Fidyeye g\u00fcc\u00fc yetenlere fidye vacibdir.&#8221; demek olamaz. Zamirsiz: &#8220;G\u00fcc\u00fc yetenlere fidye vacibdir.&#8221; gibi anla\u015f\u0131l-mas\u0131 ise hi\u00e7 caiz olamaz.<\/p>\n<p>&#8220;o fidyeye g\u00fcc\u00fc yetenler&#8221; buyurulmad\u0131\u011f\u0131 gibi, sadece &#8220;g\u00fcc\u00fc yetenlere&#8230;&#8221; de buyurulmam\u0131\u015ft\u0131r. E\u011fer maksat bu olsayd\u0131, bunlardan birinin s\u00f6ylenmesi gerekirdi ve zamirin hazfi daha veciz olurdu.<\/p>\n<p>\u015eimdi zamir &#8220;s\u0131y\u00e2m&#8221;a r\u00e2ci oldu\u011fu halde &#8220;it\u00e2ka&#8221;y\u0131 &#8220;v\u00fcsu&#8217;: kuvvet&#8221; ve &#8220;istitaat: g\u00fcc\u00fc yetmek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na yoracak olursak, m\u00e2n\u00e2 \u015f\u00f6yle olacakt\u0131r: &#8220;Oruca g\u00fcc\u00fc yetenlere fidye vacibdir.&#8221; B\u00f6yle demekse akla uymayan bir \u00e7eli\u015fki te\u015fkil eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc oruca g\u00fcc\u00fc yetenlere fidye vacib olunca &#8220;oru\u00e7 size farz k\u0131l\u0131nd\u0131&#8221; ifadesi gere\u011fince, oru\u00e7 tutmas\u0131 laz\u0131m gelenler, oruca g\u00fcc\u00fc yetmeyen acizlerden ibaret kalacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Buna kar\u015f\u0131, &#8220;Fidyenin v\u00fccubu, orucun v\u00fccubunu kald\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; da denemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc nazm\u0131n geli\u015finin, mazerette varid olmas\u0131, yine fidye geli\u015finin, mazerette varid olmas\u0131, yine fidye kelimesi, sonra neshedenle neshedilen bir arada toplanamazken &#8220;ve o kimselere&#8230;&#8221; ifadesinde toplanmaya delalet eden &#8220;vav&#8221; buna engeldirler.<\/p>\n<p>Hasta ve yolcuya kaza vacib oldu\u011fu halde sa\u011fl\u0131kl\u0131 ve mukim olan\u0131n muhayyer olmas\u0131 da di\u011fer bir \u00e7eli\u015fki demektir. Bela\u011fatl\u0131 bir s\u00f6zde b\u00f6yle makul olmayan \u00e7eli\u015fkiler, \u00f6yle kesin ve engelleyici bir karinedir ki, bununla &#8220;it\u00e2ka&#8221;n\u0131n g\u00fc\u00e7 yetmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmad\u0131\u011f\u0131 kesinlikle ortaya \u00e7\u0131kar. Bundan ba\u015fka, kastedilen m\u00e2n\u00e2y\u0131 g\u00f6sterecek bir de tayin edici karine vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunun geli\u015fi, mazeret ve ruhsat geli\u015fidir. Zira kendisinden \u00f6nce hasta ile yolcu hakk\u0131ndaki ruhsat zikr edilmi\u015ftir. Demek ki, bundan maksat, onlardan ba\u015fka, fakat onlara benzer, bununla birlikte di\u011fer g\u00fcnlerde kaza \u00fcmidi bile bulunmayan bir s\u0131n\u0131f olacakt\u0131r. \u0130\u015fte o engelleyici karine ve bu tayin edici karine ile burada &#8220;it\u00e2ka&#8221;n\u0131n tatvik ve ichad gibi, son derece g\u00fccs\u00fcnmek, g\u00fc\u00e7 t\u00fckenmek, zor dayanmak, hatta dayanamamak m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu tayin edilir ki, bu m\u00e2n\u00e2 mecaz olsayd\u0131 yine zaruri olacakt\u0131.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten dirayet y\u00f6n\u00fcnden b\u00f6yle oldu\u011fu gibi rivayet y\u00f6n\u00fcnden de bunun &#8220;orucu \u00e7ok g\u00fc\u00e7s\u00fcn\u00fcr, yani dayanamazlar&#8221; diye tefsir edilmi\u015f bulundu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz.<\/p>\n<p>Sonra \u015f\u00e2z k\u0131r\u00e2et olarak: diye be\u015f k\u0131r\u00e2et daha varid oldu\u011funu ve bunlar\u0131n her biri, k\u0131r\u00e2et itibariyle \u015f\u00e2z olmakla beraber hepsinin, tefsir bak\u0131m\u0131ndan m\u00fchim bir kuvvet ifade etti\u011fini de anl\u0131yoruz ki, bunun sonucu ve tefsir olmak \u00fczere rivayet edilen &#8220;orucu \u00e7ok g\u00fc\u00e7s\u00fcn\u00fcr, yani dayanamazlar&#8221; demektir. Bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n da neshedilmemi\u015f oldu\u011funda ittifak vard\u0131r. Kelimenin b\u00f6yle bir olumsuzluk m\u00e2n\u00e2s\u0131 ta\u015f\u0131mas\u0131, elde edilen m\u00e2n\u00e2 itibariyledir. &#8220;Bizzat mahfuzdur&#8221; demek, zaruri de\u011fildir. Nitekim dilimizde de: &#8220;Filan buna zor dayan\u0131r.&#8221; demek &#8220;dayanamaz&#8221; demektir. Daha a\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131, dilimizdeki &#8220;dayanmak&#8221; kelimesi de ayn\u0131 \u015fekilde hem olumlu, hem olumsuz m\u00e2n\u00e2ya gelir. Mesela &#8220;Filan buna dayan\u0131r.&#8221; demek, tahamm\u00fcl eder demek oldu\u011fu gibi &#8220;dayand\u0131, dayanacak, dayand\u0131 kald\u0131, dayan\u0131p kalacak&#8221; tahamm\u00fcl edemedi, tahamm\u00fcl edemeyecek demektir. \u0130\u015fte bu \u00e2yette &#8220;it\u00e2ka&#8221; kelimesi de buna benzer.<\/p>\n<p>Anlat\u0131lan karineler muvcutken &#8220;dayan\u0131p kalanlara&#8230;&#8221;, &#8220;g\u00fcc\u00fc yetenlere&#8230;&#8221; demek olamaz. \u00d6rfen bunlar\u0131n e\u015f anlaml\u0131 gibi kullan\u0131ld\u0131klar\u0131 inkar edilemezse de esasta farklar\u0131 vard\u0131r. \u00d6zellikle karine bulundu\u011fu zaman bu fark\u0131 aramak zorunludur. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da g\u00fc\u00e7 yetmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda hemen hemen genellikle &#8220;istit\u00e2a&#8221; kelimesi kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde burada &#8220;g\u00fc\u00e7 yetirirler&#8221; buyurulmay\u0131p da &#8220;ona dayan\u0131p kal\u0131rlar&#8221; buyurulmas\u0131 da ayr\u0131ca bir karine demektir.<\/p>\n<p>Bu kavram\u0131 anlad\u0131ktan sonra \u015fimdi de bunlar\u0131n konusunu, yani hasta ve yolcudan sonra bu \u00e7e\u015fit \u00f6z\u00fcr sahiplerinin kimler oldu\u011funu tetkik edelim:<\/p>\n<p>1- &#8220;Asam&#8221; tefsirinde bunun da hasta ve yolcu hakk\u0131nda oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc denilmi\u015f, hasta ve yolcu, ba\u015fl\u0131ca iki k\u0131s\u0131md\u0131r. Bir k\u0131sm\u0131 hastal\u0131k ve yolculuk halinde oru\u00e7 tutabilir, bir k\u0131sm\u0131 tutamaz. \u00d6nce tutamayacak olanlar hakk\u0131nda: &#8220;di\u011fer g\u00fcnlerde tutamad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnler say\u0131s\u0131nca&#8230;&#8221; diye kaza farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f; sonra tutabilecek olanlara da muhayyer bir vacib olarak tutmak veya fidye vermek aras\u0131nda bir ruhsat verilmi\u015ftir. Buna g\u00f6re &#8220;size farz k\u0131l\u0131nd\u0131&#8221; ifadesi, sa\u011fl\u0131kl\u0131 ve mukim olanlara tam bir v\u00fcc\u00fbb ifade eder. de iki t\u00fcrl\u00fc hastal\u0131k ve yolculuk mazeretlerine aittir. Bunda &#8220;it\u00e2ka&#8221; hali, mazerette edaya &#8220;istit\u00e2&#8221; ile tefsir edilmi\u015f, fakat zikredilen karineden dolay\u0131 bu mazeret hasta ve yolcuya tahsis edilmi\u015ftir. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f muteber de\u011fildir.<\/p>\n<p>2- \u0130mam M\u00e2lik hazretleri, bunun &#8220;Ramazan geldi\u011fi halde \u00fczerinde ge\u00e7en Ramazan&#8217;dan oru\u00e7 borcu kalm\u0131\u015f ve bu m\u00fcddet i\u00e7inde kazaya g\u00fcc\u00fc yetti\u011fi halde kaza etmemi\u015f bulunan kimseler&#8221; hakk\u0131nda oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ve &#8220;\u00c7ok ya\u015fl\u0131 olana fidye vacib de\u011fil, fakat verirse g\u00fczel g\u00f6r\u00fcr\u00fcm.&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>Demek oluyor ki, \u0130mam Malik, bunun mazeret oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmekle kelimesindeki zamiri yaln\u0131z kaza orucuna g\u00f6ndererek tevil etmi\u015f ve bu sayede &#8220;it\u00e2ka&#8221;y\u0131 &#8220;kazaya g\u00fc\u00e7 yetirme&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorabilmi\u015ftir. Bunun zaman\u0131nda ikinci Ramazan&#8217;\u0131n geli\u015fi ile sene i\u00e7inde kazaya imkan kalmam\u0131\u015f oldu\u011funu da d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f olmas\u0131 y\u00f6n\u00fcnden &#8220;it\u00e2ka&#8221;n\u0131n g\u00fc\u00e7 yetirememe m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmu\u015f demektir.<\/p>\n<p>B\u00f6yle olunca da bu tahsisin hangi y\u00f6nden yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k olmaz. Bir de bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131 &#8220;Di\u011fer g\u00fcnlerde, tutamad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnler say\u0131s\u0131nca tutar.&#8221; ifadesindeki mutlak olan &#8220;di\u011fer g\u00fcnler&#8221;i, o senenin g\u00fcnleri diye s\u0131n\u0131rlayarak senesi i\u00e7inde kazan\u0131n vacib oldu\u011funa h\u00fckmetmi\u015ftir ki, bizce do\u011fru de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc mutlak&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc, mutlak olu\u015fu \u00fczerine ak\u0131p gitmesidir. Kay\u0131tlamak, ancak neshedici bir delil ile olabilir. Bu ise yoktur. \u00d6yle ise kazan\u0131n vacib olu\u015fu belirli bir vakitte s\u0131n\u0131rl\u0131 de\u011fildir.<\/p>\n<p>3- Bir\u00e7ok tefsirciler burada oruca &#8220;it\u00e2ka&#8221;n\u0131n, g\u00fc\u00e7 yetme m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tefsirini ve muhayyer bir v\u00fccubla sa\u011fl\u0131kl\u0131 ve mukim olana yorulmas\u0131n\u0131, m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6rm\u00fc\u015fler, fakat bunun: &#8220;Sizden her kim o aya \u015fahit olursa onda oru\u00e7 tutsun.&#8221; \u00e2yetiyle tamamen neshedilmi\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Bunlar, neshedildi\u011fi hususunda ittifak etmekle beraber n\u00fczul sebebinde ihtilaf etmi\u015flerdir. Baz\u0131lar\u0131 &#8220;Oru\u00e7 size farz k\u0131l\u0131nd\u0131.&#8221; ifadesinin Ramazan hakk\u0131nda olmay\u0131p, say\u0131l\u0131 g\u00fcnlerin hicretin ba\u015f\u0131ndaki a\u015f\u00fbre g\u00fcn\u00fc ile &#8220;eyy\u00e2m-\u0131 b\u00eez&#8221; oldu\u011fu ve Ramazan ay\u0131 ile tamamen neshedilmi\u015f bulundu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahip olmu\u015flard\u0131r. \u00c7oklar\u0131 ise o g\u00fcnlerin, Peygamberin emri ile tutuldu\u011funa ve &#8220;size farz k\u0131l\u0131nd\u0131&#8221; ifadesinin Ramazan orucu hakk\u0131nda oldu\u011funa, ancak Ramazan orucunun \u00f6nce muhayyer olarak vacib k\u0131l\u0131n\u0131p, sonra &#8220;Sizden her kim o aya \u015fahit olursa, onda oru\u00e7 tutsun.&#8221; \u00e2yetinin ini\u015fi ile muhayyerli\u011fin ve fidyenin neshedilerek orucun genel olarak farz k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131na ve buna g\u00f6re &#8220;Ona takat getirenlere bir fidye gerekir.&#8221; ifadesinin, neshedilen muhayyerlik halini anlatt\u0131\u011f\u0131na h\u00fckmetmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Bu iki g\u00f6r\u00fc\u015fte en a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcnen nokta, &#8220;it\u00e2ka&#8221;n\u0131n muhayyer vacib \u00fczerine g\u00fc\u00e7 yetirme m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tefsirine bir imkan g\u00f6r\u00fclebilmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. Fakat bu m\u00e2n\u00e2, di\u011fer taraftan bir\u00e7ok y\u00f6nden zahire ayk\u0131r\u0131d\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>a) Bu m\u00e2n\u00e2da \u00e7ok ya\u015fl\u0131 kimsenin girme \u015fekli a\u00e7\u0131k olmaz. Halbuki \u00e7ok ya\u015fl\u0131 kimse hakk\u0131nda fidyenin vacib olu\u015fu, \u00fczerinde icma edilmi\u015f gibidir. &#8220;Her kim \u015fahit olursa&#8221; ifadesindeki nesh bunu i\u00e7ine almad\u0131\u011f\u0131nda ittifak vard\u0131r.<\/p>\n<p>b) &#8220;Size oru\u00e7 farz k\u0131l\u0131nd\u0131. Nitekim sizden \u00f6ncekilere de farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131.&#8221; \u00e2yeti &#8220;m\u00fccmel&#8221; olmakla beraber orucun mutlak olarak kesin bir vacib olu\u015funda &#8220;zahir&#8221;dir.<\/p>\n<p>Yine ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;Sizden her kim hasta olur veya yolculukta bulunursa di\u011fer g\u00fcnlerde tutamad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnler say\u0131s\u0131nca tutar.&#8221; \u00e2yeti hasta ve yolcu olanlar hakk\u0131nda yaln\u0131z orucu g\u00f6stermi\u015f ve ancak eda ve kazaya bir ruhsat vermi\u015ftir. Fidyeye cevaz b\u0131rakmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Buna kar\u015f\u0131 sa\u011fl\u0131kl\u0131 ve mukim olan g\u00fc\u00e7l\u00fc kimselere fidye ile muhayyerlik, iki y\u00f6nden \u00e7eli\u015fki ve imkans\u0131zl\u0131k ifade eder. Zamir fidyeye g\u00f6nderilebilseydi, bu m\u00e2n\u00e2 m\u00fcmk\u00fcn olurdu. Halbuki zamirin buna g\u00f6nderilmesi caiz g\u00f6r\u00fclememi\u015f ve ittifakla &#8220;oru\u00e7&#8221; kelimesine g\u00f6nderilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>c) Bunun hasta ve yolcu gibi mazeret makam\u0131nda oldu\u011fu a\u00e7\u0131k iken sa\u011fl\u0131kl\u0131 olma haline yorulmas\u0131 zahire ayk\u0131r\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Daha sonra nesih rivayetinin kayna\u011f\u0131 \u015fudur: \u0130bn\u00fc Eb\u00ee Leyl\u00e2 Muaz b. Cebel (r.a.)&#8217;den rivayet etmi\u015ftir ki: &#8220;Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Medine&#8217;ye te\u015frif etti\u011fi zaman a\u015f\u00fbre g\u00fcn\u00fc ve bir de her aydan \u00fc\u00e7 g\u00fcn oru\u00e7 tutmu\u015ftu. Sonra Allah Te\u00e2l\u00e2 Ramazan orucunu farz k\u0131ld\u0131, &#8220;Ey iman edenler! Oru\u00e7 size farz k\u0131l\u0131nd\u0131.&#8221; \u00e2yetini indirdi. R\u00e2vi \u00e2yeti: &#8220;ona dayan\u0131p kalanlara bir yoksul yiyece\u011fi fidye gerekir.&#8221; ifadesine kadar okudu. Bunun \u00fczerine dileyen oru\u00e7 tutuyor, dileyen bir yoksul doyuruyordu. Daha sonra sa\u011fl\u0131kl\u0131 ve mukim olanlar\u0131n hepsine oru\u00e7 farz k\u0131l\u0131nd\u0131. Yoksul doyurmak ancak oruca g\u00fcc\u00fc yetmeyen \u00e7ok ya\u015fl\u0131 kimseler hakk\u0131nda sabit kald\u0131 da Allah Te\u00e2l\u00e2 &#8220;sizden her kim hasta olur veya yolculukta bulunursa&#8230;&#8221; \u00e2yetini indirdi.<\/p>\n<p>Yine \u0130bn\u00fc Eb\u00ee Leyl\u00e2 rivayet etmi\u015ftir ki; &#8220;Resulullah (s.a.v.) Medine&#8217;ye te\u015frif buyurdu\u011fu zaman her aydan \u00fc\u00e7 g\u00fcn nafile olarak ve farz olmayarak oru\u00e7 tutmalar\u0131n\u0131 emretmi\u015fti. Sonra Ramazan orucu nazil oldu. Halbuki o zaman toplum hen\u00fcz oruca al\u0131\u015fmam\u0131\u015ft\u0131. Oru\u00e7 kendilerine pek zor ve pek g\u00fc\u00e7 geliyordu. Bu y\u00fczden tutamayan, bir yoksul doyuruyordu. Bundan sonra &#8220;Sizden her kim o aya \u015fahit olursa onda oru\u00e7 tutsun.&#8221; \u00e2yeti nazil oldu. Bundan dolay\u0131 ruhsat ancak hasta ve yolcu olanla s\u0131n\u0131rl\u0131 kald\u0131, hepimiz oru\u00e7 tutmakla g\u00f6revlendirildik.&#8221;<\/p>\n<p>Bunlarda bir nesih i\u015fareti vard\u0131r. Fakat bunun \u00e7ok ya\u015fl\u0131 kimseden ba\u015fkas\u0131nda oldu\u011fu birincisinde a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ayn\u0131 zamanda bunlardan da: &#8220;oru\u00e7 kendisine g\u00fc\u00e7 gelen, yani dayanamayanlar&#8221; demektir. Ancak bu g\u00fc\u00e7 gelmek, dayanamamak kavram\u0131, hastal\u0131k, ihtiyarl\u0131k gibi bir \u00f6z\u00fcr ile eda ve kazaya ger\u00e7ekten dayanamayanlara daima \u015f\u00e2mil oldu\u011fu gibi, sa\u011fl\u0131kl\u0131 ve mukim olduklar\u0131 halde s\u0131rf al\u0131\u015fk\u0131n olmad\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 halen dayanamayanlar veya pek \u00e7ok zorlukla dayanabilenleri de ge\u00e7ici olarak kapsad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re Cenab-\u0131 Allah, sa\u011fl\u0131kl\u0131 ve mukim olanlar\u0131n, al\u0131\u015fk\u0131n olmad\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 dayanamamalar\u0131n\u0131n, ger\u00e7ek olmay\u0131p, bir vehimden ibaret bulundu\u011funu, k\u0131sa ve belirli bir m\u00fcddet i\u00e7inde herkese tecr\u00fcbe ile ispat buyurduktan sonra: &#8220;Sizden her kim o aya \u015fahit olursa onda oru\u00e7 tutsun.&#8221; \u00e2yetiyle farz olu\u015funu mutlak olarak genelle\u015ftirmi\u015f, ancak hasta ve yolcu i\u00e7in yemeye, sonradan kaza etmeye ruhsat vermi\u015ftir. \u00c7ok ya\u015fl\u0131 olup, normalde g\u00fcnden g\u00fcne zay\u0131flamakta olan erkek veya kad\u0131nlar ve bunlar h\u00fckm\u00fcnde olan dertliler de &#8220;ona dayan\u0131p kalanlara bir fidye gerekir&#8221; ifadesinin ger\u00e7ek muhataplar\u0131 olarak b\u00e2ki kalm\u0131\u015flard\u0131r. Dolay\u0131siyle, bunun mensuh oldu\u011fundan s\u00f6z edildi\u011fi zaman, bu neshin \u00e7ok ya\u015fl\u0131 ve benzerinden ba\u015fkas\u0131 hakk\u0131nda oldu\u011funun unutulmamas\u0131 ve bunun \u00e7ok ya\u015fl\u0131 kimselere ne kadar uygun oldu\u011funun da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekir.<\/p>\n<p>4- &#8220;Oruca dayan\u0131p kalanlara&#8221; ifadesi, son derece ihtiyarl\u0131\u011fa ula\u015fm\u0131\u015f olan \u00e7ok ya\u015fl\u0131 erkek ve \u00e7ok ya\u015fl\u0131 kad\u0131n hakk\u0131nda nazil olmu\u015ftur. Bunlara fidyenin kald\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 hakk\u0131nda ashabdan hi\u00e7bir rivayet yoktur. Tersine bu \u00e2yetin neshedilmedi\u011fi a\u00e7\u0131k\u00e7a rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Buhar\u00ee&#8217;nin de rivayet etti\u011fi \u015fekilde \u0130bn\u00fc Abbas hazretleri: &#8220;Bu \u00e2yet, nesh edilmemi\u015ftir. Bu, oruca g\u00fc\u00e7 yetiremeyen ya\u015fl\u0131 erkek ve \u00e7ok ya\u015fl\u0131 kad\u0131n hakk\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>Bunlar, her g\u00fcn i\u00e7in bir yoksul doyururlar.&#8221; diye a\u00e7\u0131k\u00e7a beyan etmi\u015ftir. Bu, Hz. Ali&#8217;den, \u0130bn\u00fc \u00d6mer&#8217;den ve di\u011fer sahabeden de rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>&#8220;Ahk\u00e2m\u00fc&#8217;l-Kur&#8217;\u00e2n&#8221;da, Fahreddin Raz\u00ee&#8217;nin tefsirinde ve \u0130bn\u00fc H\u00fcmam&#8217;\u0131n Fethu&#8217;l-Kadir&#8217;inde zikredildi\u011fi \u00fczere \u00e7ok ya\u015fl\u0131 olan kimse hakk\u0131nda bu m\u00e2n\u00e2, ashabdan aksi rivayet edilmeyen bir icma olmu\u015ftur. Ashab-\u0131 kiramdan Peygamberimizin hizmet\u00e7isi olan Hz. Enes de y\u00fcz ya\u015f\u0131n\u0131 a\u015fan \u00f6mr\u00fcn\u00fcn son zamanlar\u0131nda bununla amel eder, orucu tutamaz, yoksul doyururdu.<\/p>\n<p>K\u0131saca bu \u00e2yetin ini\u015f sebebi, \u00e7ok ya\u015flanm\u0131\u015f kimselerdir. Bu bak\u0131mdan &#8220;it\u00e2ka&#8221;n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 g\u00fc\u00e7 yetmek de\u011fil, ed\u00e2 ve kaza, her ikisi itibariyle oruca zor dayanmak veya dayanamamakt\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2 \u00e7ok ya\u015fl\u0131 erkek ve \u00e7ok ya\u015fl\u0131 kad\u0131n gibi zay\u0131f ve m\u00fczmin hastaya da \u015f\u00e2mildir.<\/p>\n<p>Bu ikisinde zorluk ve dayanamama zann\u0131, senede dayanm\u0131\u015f oldu\u011fundan vehim de\u011fildir. Al\u0131\u015fk\u0131n olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 dayanamama zann\u0131 ise vehimdir. Eda ve kaza itibariyle devaml\u0131 olan \u00f6z\u00fcr m\u00e2n\u00e2s\u0131nda dahil de\u011fildir. Bu m\u00e2n\u00e2 \u00fczerinde ittifak edilmi\u015ftir. \u0130\u015fte do\u011fru g\u00f6r\u00fc\u015f budur. Hanef\u00ee mezhebi de bunun \u00fczerinedir. Bizim tercihimize g\u00f6re burada ve \u00f6zellikle bu noktada asla nesih yoktur.<\/p>\n<p>\u015eafi\u00ee hazretleri, daha da geni\u015fleterek, gebe ve emzikli olan kad\u0131nlar\u0131 da kendi hesaplar\u0131yla de\u011fil, \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n telef olmas\u0131ndan korkarak oru\u00e7lar\u0131n\u0131 yedikleri zaman buraya dahil etmi\u015f, fidyeye tabi tutmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Hanefilere g\u00f6re ise bunlar, ya\u015fl\u0131lara k\u0131yas edilemez, hasta h\u00fckm\u00fcne tabidirler. Gerek kendileri ve gerekse \u00e7ocuklar\u0131 korkusuyla oru\u00e7lar\u0131n\u0131 yerlerse hasta gibi yaln\u0131z kaza laz\u0131m gelir. Keffaret ve fidye vacib olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc fidye, misli gayri makul (dengi ak\u0131lla belirlenemeyen)dur. \u00c7ok ya\u015fl\u0131 kimse, bu nass ile k\u0131yasa ayk\u0131r\u0131 olarak sabit oldu\u011fundan, kendisine ba\u015fka bir \u015fey k\u0131yas edilemez ve ayn\u0131 zamanda \u00e7ocuk hesab\u0131na fidyenin m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc ihtiyarlar esasen &#8220;Ey iman edenler!..&#8221; gibi genel ifade i\u00e7inde oru\u00e7 hitab\u0131na dahildir. Fakat \u00e7ocuk, dahil de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u00d6zetle, burada &#8220;it\u00e2ka&#8221;, &#8220;istit\u00e2at g\u00fc\u00e7 yetmek&#8221; ve &#8220;v\u00fcsu&#8217; kolayca yapabilmek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na de\u011fil, oruca zor dayanmak, yani hem eda ve hem de kaza durumuna g\u00f6re devaml\u0131 bir mazeret sebebiyle dayanamamak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bunu, fidyeye g\u00fcc\u00fc yetmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlamaya da imkan yoktur. Ger\u00e7i oruca zor dayanana fidyenin vacib olmas\u0131 i\u00e7in, fidyeye g\u00fcc\u00fc yetmesi \u015fart ise de bu \u015fart, &#8220;ona dayan\u0131p kal\u0131rlar&#8221; ifadesinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 de\u011fil, &#8220;bir yoksulun yiyece\u011fi fidye&#8221; ifadesinin mal\u00ee sorumlulu\u011funun gere\u011fi olarak sabittir. \u00c2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131: &#8220;Oruca, eda ve kaza bak\u0131m\u0131ndan zor dayananlara, e\u011fer fidye vermeye g\u00fc\u00e7leri yeterse, bir yoksul yiyece\u011fi fidye gerekir.&#8221; me\u00e2lindedir.<\/p>\n<p>S\u0131rf al\u0131\u015fk\u0131n olmad\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 oruca dayanamayacaklar\u0131n\u0131 zannedenler, oru\u00e7 farz\u0131ndan fidye ile kurtulamazlar. Bunlar, bir azimle kendilerini oruca al\u0131\u015ft\u0131r\u0131verdikleri halde g\u00f6receklerdir ki, \u00e7ocuklar i\u00e7in bile m\u00fcmk\u00fcn olan oruca pek al\u00e2 tahamm\u00fclleri vard\u0131r. Gelecekten \u00fcmitsiz olmaya haklar\u0131 yoktur. Bug\u00fcn tutamad\u0131klar\u0131n\u0131 di\u011fer g\u00fcn kazaya g\u00fc\u00e7leri yetmektedir.<\/p>\n<p>\u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ba\u015flar\u0131nda bunu Allah taraf\u0131ndan isbat i\u00e7in ge\u00e7en ge\u00e7ici bir tecr\u00fcbe devresini tekrar tekrar tecr\u00fcbeye kalk\u0131\u015fmaya hak yoktur. &#8220;Her kim tecr\u00fcbe edilmi\u015f bir \u015feyi tekrar tecr\u00fcbeye kalk\u0131\u015f\u0131rsa, ona pi\u015fmanl\u0131k gelir.&#8221; &#8220;Ramazan ay\u0131 ki&#8230;&#8221; \u00e2yetinin ini\u015finden sonra b\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnceye sahip olan m\u00fcsl\u00fcman yoktur ve olamaz. Ancak \u00f6z\u00fcr sahipleri ba\u015fka.<\/p>\n<p>Cenab-\u0131 Allah, bunlar\u0131, bir k\u0131sm\u0131 hasta ve yolcu gibi ge\u00e7ici \u00f6z\u00fcr, bir k\u0131sm\u0131 da g\u00fcc\u00fc t\u00fcketen devaml\u0131 \u00f6z\u00fcr sahibi olmak \u00fczere iki s\u0131n\u0131fa ay\u0131rm\u0131\u015f; birine kaza, birine de fidye ruhsat\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir. Bu bak\u0131mdan oru\u00e7 mazereti, \u00f6nemli hastal\u0131k, uzak yolculuk, devaml\u0131 bir zay\u0131fl\u0131kt\u0131r. Bu mazeretler i\u00e7inde de orucun zarar verece\u011fi zannedilen hastal\u0131ktan ba\u015fkas\u0131, k\u0131yasa ayk\u0131r\u0131 bir izindir.<\/p>\n<p>\u00d6nemli olmayan ve oru\u00e7la zarar de\u011fil, tersine menfaat g\u00f6recek olan hastal\u0131klar kelimesinin tenvininden hari\u00e7tirler.<\/p>\n<p>Oruca ger\u00e7ekten zararl\u0131 olan hastal\u0131klar ise esasl\u0131 bir mazeret \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Bu bak\u0131mdan gebelik, emzirme gibi hastal\u0131k h\u00fckm\u00fcnde bulunan \u00f6z\u00fcrler, hastal\u0131\u011fa benzemektedir. Fakat yolculuk ve fidye \u00fczerine k\u0131yas cereyan edemez. Bunlar benzersiz mazeretlerdir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte zor gibi g\u00f6r\u00fcnen oru\u00e7, insanlar\u0131n b\u00f6yle gizli ve a\u00e7\u0131k ciddi ve me\u015fru mazeretleri g\u00f6zetilerek farz k\u0131l\u0131nan; insanlara hayat\u0131n ve insanl\u0131\u011f\u0131n lezzetini tatt\u0131rarak onlara bir\u00e7ok faydalar temin edecek ve ebedi tehlikelerden, fenal\u0131klardan koruyacak olan eski bir il\u00e2h\u00ee farz, din\u00ee bir esast\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi Her kim kendi g\u00f6nl\u00fcyle nafile olarak herhangi bir hay\u0131r yaparsa ve bu c\u00fcmleden olarak fidye vermek laz\u0131m geldi\u011fi halde fidyeyi yoksul yiyece\u011finden daha fazla verirse yahut hem fidye verir, hem oru\u00e7 tutarsa, bu kendisi i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r. ve zor da olsa oru\u00e7 tutman\u0131z sizin i\u00e7in fidye vermekten veya kazaya b\u0131rakmaktan hay\u0131rl\u0131d\u0131r. E\u011fer orucun faziletini bilirseniz b\u00f6yle yapars\u0131n\u0131z. Tutmamak caiz olan zamanlarda bile tutars\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu say\u0131l\u0131 g\u00fcnler hangi g\u00fcnlerdir?<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>185- O Ramazan ay\u0131 ki, insanlar\u0131 ir\u015fad i\u00e7in, hak ile bat\u0131l\u0131 ay\u0131racak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur&#8217;\u00e2n onda indirildi. Onun i\u00e7in sizden her kim bu aya \u015fahit olursa onda oru\u00e7 tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamad\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnler say\u0131s\u0131nca di\u011fer g\u00fcnlerde kaza etsin. Allah size kolayl\u0131k diler zorluk dilemez. Say\u0131y\u0131 tamamlaman\u0131z\u0131, size do\u011fru yolu g\u00f6sterdi\u011finden dolay\u0131 Allah&#8217;\u0131 tekbir etmenizi ister. Umulur ki \u015f\u00fckredersiniz.<\/p>\n<p>185-\u015eEHR: Esasen \u015f\u00f6hret k\u00f6k\u00fcnden masdar olup bir \u015feyi a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. denir ki, k\u0131l\u0131c\u0131 k\u0131n\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131p g\u00f6sterdi, demektir. Nitekim dilimizde de &#8220;silah te\u015fhir etmek&#8221; denir. Bu m\u00e2n\u00e2dan al\u0131narak:<\/p>\n<p>1- G\u00f6kte g\u00f6r\u00fclen aya,<\/p>\n<p>2- Bu ay\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fcp, \u0131\u015f\u0131k verir bir hale gelmesi ve nihayet kaybolup, tekrar do\u011fmas\u0131 suretiyle bir devrinden ibaret olan zaman s\u00fcresine \u015fehr denmi\u015ftir ki, yirmi dokuzla otuz g\u00fcn aras\u0131nda d\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131r. G\u00f6k bilimcileri bunu, &#8220;ay\u0131n g\u00fcne\u015f ile iki kavu\u015fumu aras\u0131nda ge\u00e7en s\u00fcre&#8221; diye tarif ederler. Fakat bu tarif, ilimde ileri gelenlere mahsus olup, halk i\u00e7in \u015fehr kelimesine uygun olan me\u015fhur m\u00e2n\u00e2, hilalin iki g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc aras\u0131ndaki s\u00fcredir. L\u00fcgat\u0131n yap\u0131s\u0131 da budur.<\/p>\n<p>3- Hilal nazar-\u0131 itibara al\u0131nmayarak s\u0131rf g\u00fcn hesab\u0131yla otuz g\u00fcnl\u00fck s\u00fcreye de adet olarak \u015fehr denir. G\u00fcne\u015f y\u0131l\u0131n\u0131n b\u00f6l\u00fcmlerinden her birine ay, \u015fehr, m\u00e2h denmesi de bu m\u00e2n\u00e2dan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ramazan kelimesinde iki g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- M\u00fccahid&#8217;den rivayet edildi\u011fi \u00fczere Allah&#8217;\u0131n isimlerinden bir isimdir. Ramazan ay\u0131 demek &#8220;Allah&#8217;\u0131n ay\u0131&#8221; demektir. Bir hadis-i Nebev\u00ee olmak \u00fczere \u015f\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir: &#8220;Ramazan geldi, Ramazan gitti, demeyiniz. Ramazan ay\u0131 geldi, Ramazan ay\u0131 gitti, deyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Ramazan Allah&#8217;\u0131n isimlerinden bir isimdir.&#8221; Bununla beraber Beyhak\u00ee, bu hadise zay\u0131f demi\u015ftir.<\/p>\n<p>2- Receb, \u015eaban gibi belirli bir ay\u0131n ismidir.<\/p>\n<p>Birincisine g\u00f6re &#8220;\u015fehr&#8221; dahil olmak \u00fczere: &#8220;Ramazan ay\u0131&#8221; terkibinin tamam\u0131 bir \u00f6zel isimdir. \u0130kincisine g\u00f6re isim yaln\u0131z Ramazan olup, &#8220;\u015eehr\u00fc Ramazan&#8221; genel olan\u0131n, \u00f6zel olana izafeti cinsinden bir izafet-i bey\u00e2niyedir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten Kamer\u00ee aylardan \u00fc\u00e7\u00fc: \u015eehr-i Ramazan (Ramazan ay\u0131), \u015eehr-i Rebiu&#8217;l-evvel (Reb\u00eeu&#8217;l-evvel ay\u0131), \u015eehr-i Reb\u00ee\u00fc&#8217;l-\u00e2hir (Reb\u00ee\u00fc&#8217;l-\u00e2hir ay\u0131) \u015fehr kelimesiyle beraber \u00f6zel isimdir. \u015eu kadar ki, kolayl\u0131k i\u00e7in &#8220;\u015fehr&#8221; kelimesinin s\u00f6ylenmedi\u011fi zamanlar da vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ramazan&#8217;dan \u015fehr kelimesinin hazfedilmesinin tenz\u00eehen mekruh oldu\u011fu \u0130mam Muhammed&#8217;den rivayet edilmi\u015f ise de, k\u00f6t\u00fc bir vehme sebep ve kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131k olmayacak yerlerde kolayl\u0131k i\u00e7in sadece Ramazan demek mekruh de\u011fildir. Nitekim Hadis-i Nebev\u00ee&#8217;de de: &#8220;Her kim inanarak ve m\u00fckafat\u0131n\u0131 Allah&#8217;tan bekleyerek Ramazan&#8217;da oru\u00e7 tutarsa, onun ge\u00e7mi\u015f g\u00fcnahlar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flan\u0131r.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Geri kalan dokuz ay\u0131n isimleri: Muharrem, Safer, Cumadel\u00fbl\u00e2, Cumadel\u00e2hire, Receb, \u015eaban, \u015eevval, Zilkade, Zilh\u0131cce, \u015eehr&#8217;siz olarak \u00f6zel isimdir. Yaln\u0131z Receb ay\u0131n\u0131n, Ramazan gibi oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ramazan isminin t\u00fcretilmesine gelince, bunda da d\u00f6rt yol zikredilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>1- \u0130mam Halil&#8217;den nakledildi\u011fi \u00fczere yaz sonunda g\u00fcz mevsiminin ba\u015f\u0131nda ya\u011f\u0131p yery\u00fcz\u00fcn\u00fc tozdan temizleyen ya\u011fmur m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8216;den al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Bu ya\u011fmurun yery\u00fcz\u00fcn\u00fc y\u0131kad\u0131\u011f\u0131 gibi Ramazan ay\u0131 da iman edenleri g\u00fcnahlardan y\u0131kay\u0131p kalblerini temizledi\u011fi i\u00e7in bu adla an\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>2- \u00c7o\u011funlu\u011fun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re Ramazan &#8216;dan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Ramaz; g\u00fcne\u015fin hararetinin \u015fiddetinden ta\u015flar\u0131n son derece k\u0131zmas\u0131d\u0131r ki, b\u00f6yle pek k\u0131zg\u0131n yere de Ramd\u00e2 denir. Bu bak\u0131mdan Ramazan, &#8220;Ramd\u00e2&#8221;dan yanmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na fiilinin masdar\u0131d\u0131r. Yani k\u0131zg\u0131n yerde yal\u0131n ayak y\u00fcr\u00fcmekle yanmak demektir. Bu m\u00e2n\u00e2da &#8220;K\u0131zg\u0131n yerde aya\u011f\u0131 yand\u0131.&#8221; denir.<\/p>\n<p>Ba\u015f taraf\u0131na &#8220;\u015fehr&#8221; kelimesi eklenerek &#8220;\u015fehr\u00fc Ramazan&#8221; bu m\u00fcbarek aya \u00f6zel isim yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu ayda a\u00e7l\u0131k, susuzluk hararetinden \u0131zt\u0131rab \u00e7ekilir. Yahut orucun harareti ile g\u00fcnahlar yak\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Bir de deniyor ki, Araplar aylar\u0131n isimlerini, eski dillerinden de\u011fi\u015ftirdikleri zaman, her ay\u0131 rastlad\u0131\u011f\u0131 mevsime g\u00f6re isimlendirmi\u015flerdi. Eski dilde, &#8220;N\u00e2tik&#8221; ismiyle an\u0131lan bu ay da o sene \u015fiddetli bir s\u0131ca\u011fa rastlad\u0131\u011f\u0131ndan buna &#8220;\u015fehr\u00fc Ramazan&#8221; ad\u0131n\u0131 verdiler.<\/p>\n<p>3- Ezher\u00ee&#8217;den nakledilen g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr ki, Ramazan, fiilinden al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r ki, k\u0131l\u0131c\u0131n namlusunu veya ok demirini inceltip keskinletmek i\u00e7in iki kaygan ta\u015f aras\u0131na koyup d\u00f6\u011fmektir. Bu aya bu ismin verilmesi de Araplar&#8217;\u0131n bu ayda silahlar\u0131n\u0131 bileyip haz\u0131rlad\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>4- Ramazan isminin esm\u00e2-i h\u00fcsn\u00e2 (Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimlerin)&#8217;dan oldu\u011fu sahih ise Ramazan ay\u0131 bizzat bununla isimlendirilmi\u015f ve bunda \u00f6zellikle Allah&#8217;\u0131n rahmeti ile g\u00fcnahlar\u0131n yanmas\u0131 dikkat nazar\u0131na al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2 ile oru\u00e7 ay\u0131, &#8220;Allah&#8217;\u0131n ay\u0131&#8221; olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>K\u0131saca Ramazan&#8217;\u0131n s\u00f6zl\u00fck m\u00e2n\u00e2s\u0131nda temizlik, yanmak, keskinlik m\u00e2n\u00e2lar\u0131 bulundu\u011fu gibi, din\u00ee bak\u0131mdan g\u00fcnahlar\u0131n yanmas\u0131, Allah&#8217;a izafe m\u00e2n\u00e2lar\u0131 etken olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bir hadis-i Nebev\u00ee&#8217;de: &#8220;Ba\u015f\u0131 rahmet, ortas\u0131 ma\u011ffiret, sonu ate\u015ften kurtulmakt\u0131r.&#8221; diye anlat\u0131lan Ramazan ay\u0131n\u0131n en m\u00fcbarek gecesi, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ini\u015fine de ba\u015flang\u0131\u00e7 olmu\u015ftur. Bu \u00e2yette de \u00f6zellikle bu s\u0131fatla vas\u0131fland\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>el-KUR&#8217;\u00c2N, Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)&#8217;ya \u00f6zel bir \u015fekilde indirilip, bize tevat\u00fcrle nakledilen Allah kelam\u0131n\u0131n ad\u0131d\u0131r ki, mushaflar\u0131n iki kapa\u011f\u0131 aras\u0131nda yaz\u0131l\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu isimde iki k\u0131r\u00e2et vard\u0131r. \u0130bn\u00fc Kesir k\u0131r\u00e2etinde vak\u0131f ve vas\u0131lda, Hamze k\u0131r\u00e2etinde yaln\u0131z vas\u0131lda hemzesiz olarak, di\u011fer k\u0131r\u00e2etlerde hemze ile okunur. Hemzelisi, &#8220;k\u0131r\u00e2et&#8221;den, hemzesizi &#8220;karn&#8221; maddesindendir. Hemze ile yani tilavetle okunan; hemzesizi de par\u00e7alar\u0131 ve m\u00e2n\u00e2s\u0131 birbirine yak\u0131n, birbirini tasdik eden ve birbirine uygun olan demektir. \u0130mam \u015eafi\u00ee hazretleri bunun hemzesiz olarak Tevrat, \u0130ncil gibi herhangi bir maddeden t\u00fcremeyip Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131n ismi oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Kat\u00e2de ve At\u00e2 yukardaki &#8220;say\u0131l\u0131 g\u00fcnler&#8221;in Ramazan olmay\u0131p, ilk oru\u00e7 yani her aydan \u00fc\u00e7 g\u00fcn veya bunlarla beraber &#8220;A\u015fure&#8221; g\u00fcn\u00fcnden ibaret bulundu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahip olmu\u015f ve bunun ba\u015flang\u0131\u00e7ta nafile, sonra farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131nda ihtilaf etmekle beraber daha sonra bu \u00e2yetle Ramazan orucu farz k\u0131l\u0131narak kendisinden \u00f6ncesinin tamamen neshedilmi\u015f oldu\u011funda ittifak etmi\u015flerdir. Hz. Muaz&#8217;\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn de bu oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. Bunlara g\u00f6re Ramazan orucunun farz olu\u015funun delili: &#8220;Ey iman edenler! Oru\u00e7 size farz k\u0131l\u0131nd\u0131.&#8221; \u00e2yeti de\u011fil, &#8221; O Ramazan ay\u0131 ki&#8230;&#8221;, &#8220;Her kim o aya \u015fahit olursa onda oru\u00e7 tutsun&#8230;&#8221; il\u00e2h\u00ee emri olmu\u015f olur.<\/p>\n<p>Fakat \u00e2limlerin \u00e7o\u011funlu\u011funa g\u00f6re ilk oru\u00e7, s\u00fcnnet ile sabit olmu\u015f ve Ramazan orucunun farziyeti de yukardaki \u015fekilde &#8220;oru\u00e7 size farz k\u0131l\u0131nd\u0131&#8221; \u00e2yetiyle ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;say\u0131l\u0131 g\u00fcnler&#8221;den maksat da Ramazan&#8217;d\u0131r. &#8220;O ramazan ay\u0131 ki&#8230;&#8221; \u00e2yeti de bunu beyand\u0131r. O halde m\u00e2n\u00e2:<\/p>\n<p>Size orucu farz k\u0131l\u0131nan say\u0131l\u0131 g\u00fcnler, O m\u00fcbarek Ramazan ay\u0131d\u0131r ki, \u00e2yetleri, furkan ve hidayetten ibaret deliller, tamam\u0131 b\u00fct\u00fcn insanlara hidayet olmak \u00fczere Kur&#8217;\u00e2n bu ayda indirildi.<\/p>\n<p>\u0130NZAL, bir defada, TENZ\u0130L de par\u00e7a par\u00e7a indirmek demektir. Kur&#8217;\u00e2n yirmi \u00fc\u00e7 senede par\u00e7a par\u00e7a indirilmi\u015f oldu\u011fu halde burada Ramazan ay\u0131nda inzalinin beyan buyurulmas\u0131 dikkate de\u011fer. Bunda \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Tefsircilerin \u00e7o\u011fundan v\u00e2rid olan rivayetlere g\u00f6re Kur&#8217;\u00e2n Ramazan ay\u0131n\u0131n kadir gecesi denen m\u00fcbarek bir gecesinde d\u00fcnya semas\u0131na, Beyt-i Mamur&#8217;a bir defada indirilmi\u015f, sonra yirmi \u00fc\u00e7 senede tedricen, par\u00e7a par\u00e7a yery\u00fcz\u00fcne indirilmi\u015ftir. Demek ki Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ger\u00e7ekleri, yery\u00fcz\u00fcne ini\u015finden \u00f6nce k\u00e2inat \u00e2leminde ve yery\u00fcz\u00fcne en yak\u0131n olan g\u00f6kte bir Ramazan gecesi toptan tecelli etmi\u015f ve yery\u00fcz\u00fcne ini\u015fi onu takib etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>2- Kur&#8217;\u00e2n bu ayda inmeye ba\u015flad\u0131, demektir. &#8220;Zikr-i K\u00fcl, \u0130r\u00e2de-i C\u00fcz&#8221; cinsinden mecaz olmakla birlikte Muhammed b. \u0130shak&#8217;tan rivayet edilmi\u015f, zahir gibidir.<\/p>\n<p>Bu durumda Hira ma\u011faras\u0131nda &#8220;Rabbinin ad\u0131yla oku!&#8221; (Alak, 96\/1) \u00e2yetinin ini\u015fi Ramazan-\u0131 \u015ferifin kadir gecesine tesad\u00fcf etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Hira ma\u011faras\u0131, Ramazan&#8217;\u0131n s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131, gecenin s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131, pek b\u00fcy\u00fck bir il\u00e2h\u00ee geli\u015fmenin ba\u015flang\u0131c\u0131 olmu\u015f ve bundan itibaren Hz. Muhammed&#8217;in b\u00fcy\u00fck kadir ve k\u0131ymeti, apa\u00e7\u0131k \u00e2yetler ve a\u00e7\u0131k se\u00e7ik hak mucizelerle b\u00fct\u00fcn varl\u0131k \u00e2lemine a\u00e7\u0131klan\u0131p ilan buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bunda:<\/p>\n<p>&#8220;M\u00fcbtel\u00e2-y\u0131 gama sor kim geceler ka\u00e7 saat?&#8221; diyecek gaml\u0131 kimselere: &#8220;Ey iman edenler! Sab\u0131r ve namazla yard\u0131m isteyin. \u015e\u00fcphesiz ki Allah, sabredenlerle beraberdir.&#8221; (Bakara, 2\/153) m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u00fczere ne b\u00fcy\u00fck bir m\u00fcjde vard\u0131r! Bu \u015fekilde g\u00f6n\u00fcl ehline Allah&#8217;\u0131n huzurunda kanl\u0131 g\u00f6z ya\u015flar\u0131 d\u00f6kt\u00fcren nice \u0131zt\u0131rab gecelerinin, pek b\u00fcy\u00fck m\u00fcjdelere, saadetlere ba\u015flang\u0131\u00e7 oldu\u011fu bir ger\u00e7ektir. Ne il\u00e2h\u00ee hikmettir ki saadet nurlar\u0131, g\u00fcnd\u00fczlerin \u0131\u015f\u0131kl\u0131 aln\u0131ndan \u00e7ok, gecelerin h\u00fcz\u00fcnl\u00fc y\u00fcz\u00fcnden do\u011far. \u00c7ok g\u00fclenler a\u011flamaya namzed olurken, a\u011flayanlar hele hak yolunda a\u011flayanlar da g\u00fclmeye hak kazan\u0131rlar.<\/p>\n<p>3- Hakk\u0131nda bu \u015fekilde Kur&#8217;\u00e2n indirilmi\u015f bulunan Ramazan ay\u0131 demektir. Ger\u00e7ekten Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim&#8217;de bu m\u00fcbarek aydan ba\u015fka Allah&#8217;\u0131n \u00f6vg\u00fcs\u00fcne mazhar olarak ismi a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylenmi\u015f bir ay yoktur. \u0130\u015fte Ramazan ay\u0131, b\u00f6yle m\u00fcbarek bir ayd\u0131r. Bunun i\u00e7in orucun farz olu\u015fu da bu aya tahsis edilmi\u015ftir. Ad\u0131 ge\u00e7en say\u0131l\u0131 ve s\u0131n\u0131rl\u0131 g\u00fcnler, i\u015fte bunun g\u00fcnleridir. Bu bak\u0131mdan siz m\u00fcminlerden her kim bu m\u00fcbarek ayda \u015fahit ve haz\u0131r veya bu m\u00fcbarek aya \u015fahit olursa bunda oru\u00e7 tutsun. \u015e\u00fch\u00fbd, esasen &#8220;g\u0131y\u00e2b&#8221; kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 huzur demektir ki \u015fehadet ve m\u00fc\u015fahede de bu huzur c\u00fcmlesindendir. \u015eehrin, zaman s\u00fcresi olarak bunun mef\u00fbl\u00fc fihi veya mef&#8217;\u00fbl\u00fc bihi olmas\u0131 muhtemeldir. Birincisine g\u00f6re, bu ayda bilfiil haz\u0131r olan yani vatan\u0131nda mukim olup yolcu olmayan, demektir. \u0130kincisi de \u015fehri, a\u00e7\u0131k ilim ile m\u00fc\u015fahede eden demektir. Zaman ise m\u00fc\u015fahede edilemeyece\u011finden buna \u015f\u00fch\u00fbd, akl\u00ee bak\u0131mdan haz\u0131r demek olan kesin bilgi veya hilalin g\u00f6r\u00fcnmesi m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan birini ifade eder. Bunun da iki m\u00e2n\u00e2ya ihtimali vard\u0131r:<\/p>\n<p>a) Her kim hil\u00e2li g\u00f6r\u00fcrse tutsun, demektir. Bunda g\u00f6remeyenler hakk\u0131nda bir \u015fey s\u00f6ylenmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>b) Herhangi biriniz hilali g\u00f6r\u00fcrse her biriniz tutsun, demektir. Bunda da \u015f\u00fch\u00fbd ve \u015fehadet ilmin sebepleri olarak sabit ve muteber bir \u015fahit ile de Ramazan&#8217;\u0131n tutulabilmesi caiz olur.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re ifadesinin \u015fu m\u00e2n\u00e2lara ihtimali vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Sizden her kim Ramazan&#8217;da mukim ise onu tutsun.<\/p>\n<p>2- Sizden her kim Ramazan&#8217;\u0131 kesin olarak bilirse onu tutsun.<\/p>\n<p>3- Sizden her kim Ramazan&#8217;\u0131n hil\u00e2lini g\u00f6r\u00fcrse onu tutsun.<\/p>\n<p>Birinci ve ikinci m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re &#8220;\u015fehr&#8221; hakikatiyle b\u00fct\u00fcne sarf edilecek olursa, v\u00fccub tamam\u0131nda y\u00f6nelece\u011finden Ramazan&#8217;da oru\u00e7 tutmak m\u00fcmk\u00fcn olmaz. Halbuki farz olan budur. Bundan dolay\u0131 aya \u015fahit olmak, ay\u0131n bir k\u0131sm\u0131na \u015fahit olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Bu iki m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re ilmin sebeplerinden s\u00f6z edilmemi\u015ftir. \u0130kinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcde gelecek yolcu b\u00f6l\u00fcm\u00fc tahsis edici, birincisinde ise ad\u00eel (denk)dir.<\/p>\n<p>Fahreddin R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;V\u00e2hid\u00ee ve Ke\u015f\u015f\u00e2f sahibi gibi bir\u00e7ok muhakkikler (kritik\u00e7iler) birinci m\u00e2n\u00e2y\u0131 alm\u0131\u015flard\u0131r. Fakat bana g\u00f6re ikincisi daha evl\u00e2d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc haziften uzakt\u0131r..&#8221; K\u0131saca burada &#8220;hil\u00e2li g\u00f6rmek m\u00e2n\u00e2s\u0131&#8221; zaruri de\u011fil-dir. O halde ilmin sebepleri s\u00f6ylenmemi\u015ftir. Bunu ara\u015ft\u0131rmak laz\u0131m gelecektir.<\/p>\n<p>Bu meselede ilmin sebepleri i\u00e7in ictihada cevaz (izin) var m\u0131d\u0131r? \u015e\u00fch\u00fbd, (\u015fahid olmak), hazar (muk\u00eem, seferde olmamak) ile veya akl\u0131n huzuru demek olan kesin bilgi ile tefsir edildi\u011fi takdirde, ara\u015ft\u0131rmadan sonra bu konuda ba\u015fkaca bir nass (din\u00ee delil) yoksa ilim sebepleri hakk\u0131nda ictihada cevaz olmas\u0131 laz\u0131m gelir. Bunun i\u00e7in baz\u0131lar\u0131 ba\u015fka nass yok zann\u0131yla g\u00f6k bilimi hesaplar\u0131yla da amel olunabilece\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat selef \u00e2limlerinin \u00e7o\u011funlu\u011funa g\u00f6re ba\u015fka nass mevcut oldu\u011fundan bu mesele ictihat konusu de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u00e2yet, bu tefsire g\u00f6re herhangi bir \u015fey s\u00f6ylememi\u015f ise de bu konuda kitab ve s\u00fcnnetten m\u00fcteaddit nasslar vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6nce Kitab&#8217;dan &#8220;Ey Muhammed! Sana hil\u00e2lleri soruyorlar. De ki o insanlar i\u00e7in vakitlerdir.&#8221; (Bakara, 2\/189) \u00e2yeti gelecektir. Bu bize kesinlikle g\u00f6sterir ki, \u015fer&#8217;an vakti tayin eden delil, hilaldir. Hilal ise g\u00f6rece\u011fimiz \u00fczere g\u00f6r\u00fcnenin ad\u0131d\u0131r. Bundan ba\u015fka hil\u00e2lin nas\u0131l bilinece\u011fini hadis-i \u015ferifler g\u00f6stermi\u015ftir.<\/p>\n<p>1- &#8220;Ay yirmi dokuzdur. G\u00f6rmedik\u00e7e tutmay\u0131n ve g\u00f6rmedik\u00e7e yemeyin. E\u011fer \u00fczeriniz bulutlan\u0131rsa miktar\u0131n\u0131 hesab ediniz.&#8221; Acaba bu miktar\u0131 hesap ne demektir? Bunu da \u015fu hadisler g\u00f6stermi\u015ftir:<\/p>\n<p>2- &#8220;Hil\u00e2li g\u00f6r\u00fcnceye kadar oru\u00e7 tutmay\u0131n. \u00dczeriniz bulutlan\u0131rsa otuz g\u00fcn\u00fc \u00f6l\u00e7\u00fc yap\u0131n\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>3- &#8220;Hil\u00e2l g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in tutunuz ve g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in bozunuz. E\u011fer sizinle hilalin manzaras\u0131 aras\u0131na bir bulut veya pus girerse otuzu say\u0131n\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>4- &#8220;Ramazan&#8217;\u0131 g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in tutunuz. E\u011fer aran\u0131za bir bulut veya sis girerse, \u015eaban ay\u0131n\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131 otuza tamamlay\u0131n\u0131z. Ramazan&#8217;\u0131, \u015eaban&#8217;dan bir g\u00fcn oru\u00e7 tutmakla kar\u015f\u0131lamay\u0131n\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>5- &#8220;Yani ay k\u00e2h otuz ve k\u00e2h yirmi dokuz olur. G\u00f6r\u00fcrseniz tutunuz, g\u00f6r\u00fcrseniz bozunuz. E\u011fer bulutlu olursa otuzu say\u0131n\u0131z.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bunlar ve benzeri sahih hadisler, &#8220;Ey Muhammed! Sana hilalleri soruyorlar. De ki: Onlar vakitlerdir&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/189) \u00e2yetine uygun olarak &#8220;Sizden her kim o aya \u015fahit olursa onda oru\u00e7 tutsun.&#8221; \u00e2yetindeki aya \u015fahit olman\u0131n ge\u00e7erli \u015fer&#8217;\u00ee sebeplerini beyan etmi\u015flerdir. Bundan dolay\u0131 bu meselede i\u00e7tihada yer yoktur. Bu husus g\u00f6steriyor ki, \u015fer&#8217;an bir hilalden itibaren ay\u0131n en y\u00fcksek \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc otuz g\u00fcnd\u00fcr. Otuzun tamam oldu\u011fu bilinince ba\u015fkaca hi\u00e7bir delile ihtiya\u00e7 yoktur. Fakat ay bazan yirmi dokuz da olur. O zaman delile ihtiya\u00e7 vard\u0131r. Bu delil, hilalin g\u00f6r\u00fclmesidir. Yani delil getirerek bilmek de\u011fil, g\u00f6rerek bilmektir. G\u00f6rerek bilmek m\u00fcmk\u00fcn olan yerlerde ehlinden buna dayanan \u015fahitli\u011fin de genel olarak ge\u00e7erli bir delil oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Nasslar\u0131n ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131na g\u00f6re, g\u00f6rmeyi duymakla amel etmek, g\u00f6rmeye dayanan bilgi ile ameldir.<\/p>\n<p>Bundan ba\u015fka Ey \u0130man edenler!.., her kim&#8230;, sizden.. ifadeleriyle oru\u00e7 hitab\u0131, genel bir hitapt\u0131r. Bu gibi \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmlerde ve il\u00e2h\u00ee hukukta fert \u00fczerine h\u00fck\u00fcm, toplum \u00fczerine h\u00fck\u00fcmd\u00fcr. &#8220;Bir ki\u015fi \u00fczerine h\u00fckm\u00fcm, cemaat \u00fczerine h\u00fckm\u00fcmd\u00fcr.&#8221; Bunun i\u00e7in herhangi bir m\u00fcmin \u00fczerine hilalin g\u00f6r\u00fclmesiyle orucun vacib oldu\u011fu sabit olunca, delalet yoluyla di\u011ferlerine de vacib olur. Bu v\u00fcc\u00fbb ve sabit olma durumu ise ancak o m\u00fcminin g\u00f6r\u00fcp \u015fahit olmas\u0131yla olur. Bu \u015fehadet, ferd\u00ee \u015fekilde ise v\u00fcc\u00fbb yaln\u0131z i\u015fitenlere sirayet eder. Yok e\u011fer toplum halinde ise ve bir mahkeme huzurunda sabit ise o zaman da um\u00fbma sirayet eder. O halde s\u00f6z\u00fc \u015fahit olmaktan \u015fahitli\u011fe nakledelim:<\/p>\n<p>Oru\u00e7, &#8220;s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131&#8221;, iftar ve bayram, kullar\u0131n hakk\u0131d\u0131r. \u015eer&#8217;\u00ee kaideye g\u00f6re kul hakk\u0131 ile ilgili hususlarda amel, en az iki adil \u015fahide ba\u011fl\u0131d\u0131r. Fakat kul hakk\u0131 bulunmayan ve yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 olup, s\u0131rf din\u00ee mahiyette bulunan hususlarda \u00e2dil ve \u015fahidin tek olarak verdi\u011fi haberle de amel etmek caizdir. Buna g\u00f6re bayram i\u00e7in bir ki\u015finin \u015fahitli\u011fi asla kafi gelmez ise de Ramazan i\u00e7in bunun cevaz ifade edebilmesi m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ancak bunun a\u00e7\u0131k bir durumla tekzib edilmemesi (yalanlanmamas\u0131) de \u015fartt\u0131r. A\u00e7\u0131k bir halin tekzib edebilece\u011fi habere sahih haber g\u00f6z\u00fcyle bak\u0131lmaz. Bu y\u00fczden Hanef\u00ee imamlar\u0131 ittifakla demi\u015flerdir ki, g\u00f6kte bir illet bulundu\u011fu, yani hava a\u00e7\u0131k olmad\u0131\u011f\u0131 zaman \u015eevval ve Zilhicce i\u00e7in en az iki \u00e2dil \u015fahidin, Ramazan i\u00e7in yaln\u0131z adil bir ki\u015finin \u015fahitli\u011fi kabul edilebilirse de, g\u00f6kte illet bulunmad\u0131\u011f\u0131 zamanlar, ihbarlar i\u00e7in, ilim ifade edebilecek kalabal\u0131k bir toplulu\u011fun \u015fehadeti laz\u0131md\u0131r. Bunun d\u0131\u015f\u0131ndakiler kabul edilmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc ay\u0131n yirmi dokuzuncu g\u00fcn\u00fc hilali ara\u015ft\u0131rmak b\u00fct\u00fcn m\u00fcminlere farzd\u0131r. Bu bak\u0131mdan bunu bir\u00e7ok insanlar lay\u0131kiyle aray\u0131p g\u00f6zetti\u011fi ve g\u00f6kte bir engel de bulunmad\u0131\u011f\u0131 halde birka\u00e7 kimsenin g\u00f6r\u00fcp de di\u011ferlerinin g\u00f6zleri sa\u011flam ve engelden uzak bulunmakla beraber g\u00f6rememi\u015f olmalar\u0131 \u00e2det olarak m\u00fcmk\u00fcn olmaz. Bu y\u00fczden, bu halin zahiri, &#8220;g\u00f6rd\u00fck&#8221; diyen birka\u00e7 ki\u015finin \u015fahitli\u011fini yalanlar. Bunlar\u0131n hatas\u0131na veya bir hayal g\u00f6r\u00fcp, hilal sand\u0131\u011f\u0131na yahut da akl\u00ee imkanlar\u0131na dayanarak yalan s\u00f6ylemi\u015f olduklar\u0131na ihtimal verilir. &#8220;Ahk\u00e2m\u00fc&#8217;l-Kur&#8217;\u00e2n&#8221;da der ki: &#8220;Bu, sahih bir as\u0131ld\u0131r. Ak\u0131llar sahih oldu\u011funa h\u00fckmeder, \u015feriatin emrinin kurulu\u015fu da bunun \u00fczerinedir. Bunda hata, b\u00fcy\u00fck zarara sebep olur. Bu y\u00fczden halka \u015f\u00fcpheler vererek dinlerini karmakar\u0131\u015f\u0131k edebilirler. Bunun i\u00e7in Hanefi imamlar\u0131, \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmlerden b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n bilmeye ihtiyac\u0131 olan hususlar\u0131n sabit olmas\u0131n\u0131n yolu, feyiz alma ve ilmin gere\u011fi olan haberler olabilece\u011fini ve bu gibileri ahad haberle isbat\u0131n caiz olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir.&#8221;<\/p>\n<p>Fakat g\u00f6kte illet bulundu\u011fu zaman b\u00f6yle g\u00f6r\u00fcn\u00fcr halin yalanlanmas\u0131 olamayaca\u011f\u0131ndan Allah&#8217;\u0131n hakk\u0131 olan Ramazanda bir, kullar\u0131n hakk\u0131 olan bayramlarda iki \u00e2dil kimsenin \u015fahitli\u011fini yalanlamaya da kimsenin hakk\u0131 yoktur.<\/p>\n<p>Bundan \u015fu da anla\u015f\u0131l\u0131r ki, g\u00f6r\u00fcn\u00fcr durumun yalanlanmas\u0131, m\u00fcminlerin farz\u0131 yerine getirmek i\u00e7in grup grup hilali aramaya \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 zamand\u0131r. Yoksa bu vazife ihmal edilir de ara\u015ft\u0131rma tek t\u00fck birka\u00e7 ki\u015fiye kal\u0131rsa, g\u00f6kte illet bulunmad\u0131\u011f\u0131 halde vazifeyi yerine getirmeyenlerin, getirenleri yalanlamaya haklar\u0131 kalmaz. Halin g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc, o birka\u00e7 ki\u015fiyi yalanlay\u0131c\u0131 olmaz. M\u00fcteahhir (sonraki) \u00e2limler, bu dereceye d\u00fc\u015ft\u00fckleri i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir kalabal\u0131k \u015fart\u0131ndan vazge\u00e7erek di\u011fer mezheblerde oldu\u011fu gibi mutlak olarak iki \u00e2dil \u015fahit ile yetinmeye l\u00fczum hissetmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>K\u0131saca oru\u00e7, herkese farz-\u0131 ayn oldu\u011fu i\u00e7in \u015fer&#8217;an ay\u0131n sabit olma sebebi de herkes i\u00e7in m\u00fcmk\u00fcn olan hil\u00e2li g\u00f6rmeye, olmad\u0131\u011f\u0131 halde otuz g\u00fcn \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcne ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu y\u00fczden ay\u0131n yirmi dokuzunda hil\u00e2li aramak herkese en az\u0131ndan farz-\u0131 kifaye olarak farzd\u0131r.<\/p>\n<p>G\u00f6k bilimi hesaplar\u0131na gelince:<\/p>\n<p>1- Bu hesap \u00fczerine ay genel olarak ne yirmi dokuz, ne de otuzdur. \u0130ki kavu\u015fum veya iki hil\u00e2l aras\u0131ndaki g\u00f6k bilimi ay\u0131, yirmi dokuzla otuz aras\u0131nda daima kesirlidir. Ortalamas\u0131 ise yirmi dokuz bu\u00e7uk g\u00fcn eder. Halbuki oru\u00e7, sabit olmas\u0131 i\u00e7in g\u00fcn \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcne ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u015eu halde g\u00f6k bilimi hesab\u0131, esas \u00f6l\u00e7\u00fcden hari\u00e7tir.<\/p>\n<p>2- G\u00f6kbilimi hesab\u0131 ile hil\u00e2li bilmek, g\u00f6rmeye dayanan bir ilim de\u011fil, delil g\u00f6stermeye dayanan bir ilimdir. Bu bak\u0131mdan delil g\u00f6sterme yerlerinde ge\u00e7erli olsa da, g\u00f6rme mevkiinde olamaz.<\/p>\n<p>3- Bu delile dayanan ilim, fen ehli olan ileri gelenlere mahsustur. Bu esas al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 takdirde halk taklide zorlanm\u0131\u015f, oru\u00e7 farzlar\u0131n\u0131 eda i\u00e7in ibadetinde mutlaka ileri gelenlerin arac\u0131 olmas\u0131na mecbur k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f ve g\u00f6rerek bilme zevkinden mahrum edilmi\u015f olur.<\/p>\n<p>B\u00f6yle olmamas\u0131 i\u00e7ih hil\u00e2l hesab\u0131n\u0131 anlayacak kadar g\u00f6k bilimi tahsilinin de m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n hepsine farz-\u0131 ay\u0131n k\u0131l\u0131nmas\u0131 laz\u0131m gelir ki, bu da umumi olan \u0130sl\u00e2m dininin kolayl\u0131k esas\u0131na ayk\u0131r\u0131 bir teklif olur.<\/p>\n<p>4- Ay ve g\u00fcne\u015fin bir araya gelmesi, gizli ve izafi i\u015flerdendir. Bunun a\u00e7\u0131k delili, ay\u0131n g\u00f6r\u00fclmesidir. \u015eer&#8217;an gizli i\u015flerde bir \u015feyin delili, o \u015feyin yerine konulaca\u011f\u0131ndan, g\u00f6rmeye itibar\u0131n zaruri olmas\u0131 laz\u0131m gelir. Halbuki hesap esas al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 takdirde \u00f6l\u00e7\u00fcn\u00fcn, hilalin g\u00f6r\u00fclmesine de\u011fil, kavu\u015fumun meydana gelip, bitmesine ba\u011fl\u0131 olmas\u0131 laz\u0131m gelir. Bu bak\u0131mdan hesap a\u00e7\u0131s\u0131ndan hilalin g\u00f6r\u00fclmesine itibar etmenin ne fen a\u00e7\u0131s\u0131ndan, ne de din a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmaz. Bu gibi hikmetlere dayanarak, g\u00f6kbilimi hesab\u0131na itibar hakk\u0131nda bir nass varid olmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bu da fennin mutlak k\u0131ymetsizli\u011finden de\u011fil, belki oru\u00e7 konusu nokta-i nazar\u0131ndan genel olamayaca\u011f\u0131 i\u00e7indir. G\u00f6k bilimi tahsili, herkese farz k\u0131l\u0131nacak ilk derecedeki tahsillerden olamayaca\u011f\u0131 i\u00e7in buna kar\u015f\u0131l\u0131k senenin baz\u0131 mukaddes g\u00fcnlerinde m\u00fcsl\u00fcmanlara hil\u00e2li aramay\u0131 \u00f6\u011fretecek rasathaneler yaparak herkesin bu zevkleri tatmas\u0131 i\u00e7in te\u015fviklerde bulunmak, elbette daha g\u00fczeldir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki muteber olan haber, g\u00f6rmeye dayanan bilgiyi nakil demek olan ve zahiren tekzib edilemeyecek bulunan adil kimsenin \u015fahitli\u011fidir. Yoksa hi\u00e7 kimse \u015f\u00fcphe etmez ki, para i\u00e7in din ve vicdan\u0131n\u0131 sat\u0131p, yalan yere \u015fahitlik edebilecek birka\u00e7 fas\u0131k\u0131n ihbar\u0131na itimat etmektense hesapla amel etmek daha evlad\u0131r.<\/p>\n<p>Peygamberimiz, \u015eaban&#8217;\u0131n son g\u00fcn\u00fc orucu ile Ramazan kar\u015f\u0131lamay\u0131 da yasaklad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, \u015eaban oldu\u011fu bilinen bir g\u00fcnde yalan bir haber ile oru\u00e7 tutmak veya Ramazan olan bir g\u00fcnde yalan bir haber ile bayram yapmak da g\u00fcnah olaca\u011f\u0131ndan bu konuda ihtiyat laz\u0131md\u0131r. Bundan dolay\u0131 b\u00fcy\u00fck bir \u00e7o\u011funlu\u011fun \u015fahitli\u011fi bulunmad\u0131\u011f\u0131 zaman dinlenecek \u015fahitler hakk\u0131nda g\u00f6k bilimi hesab\u0131n\u0131, halin zahiri gibi muteber tutmak, zaman\u0131m\u0131z\u0131n durumuna uygun olacakt\u0131r. M\u00fcsl\u00fcmanlar, her halde hil\u00e2li arama far\u00eezas\u0131n\u0131 unutmamal\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>\u00d6zetle orucun v\u00fccubunun sebebi, hil\u00e2li g\u00f6rmektir. Daha do\u011frusu ay\u0131n bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc g\u00f6rmektir. Yirmi dokuzda hilali g\u00f6rmekle, bu olmad\u0131\u011f\u0131 takdirde otuza tamamlamakla hazar halinde Ramazan ay\u0131na girmi\u015f olan her m\u00fckellef m\u00fcmine bu ayda oru\u00e7 tutmak farzd\u0131r.<\/p>\n<p>Her kim m\u00fchimce hasta, yahut bir yolculuk \u00fczerinde ise, bunlar\u0131n orucu da Ramazan&#8217;dan ba\u015fka g\u00fcnlerden tutamad\u0131klar\u0131 g\u00fcnler say\u0131s\u0131ncad\u0131r.<\/p>\n<p>Yani bunlara Ramazan&#8217;da ruhsat vard\u0131r, tutmayabilirler. Tutmazlarsa di\u011fer g\u00fcnler adedi adedine kaza etmeye bor\u00e7ludurlar. Kaza ettikleri takdirde g\u00fcnahk\u00e2r olmazlar. Fakat mukim ve sa\u011fl\u0131kl\u0131 olanlara bu ruhsat yoktur. Onlar kazaya b\u0131rak\u0131rlarsa, farz\u0131 terk etmekle g\u00fcnahk\u00e2r olurlar. Bilerek bozduklar\u0131 takdirde kazadan ba\u015fka keffaret de laz\u0131m gelir. \u0130\u015fte yaz\u0131lm\u0131\u015f orucun say\u0131l\u0131 g\u00fcnleri, Ramazan ay\u0131 ile beyan ve farziyeti kesinlikle te&#8217;kid edildikten sonra mazeretlerin itibardan d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc zannedilmemesi i\u00e7in hastal\u0131k ve yolculuk mazeret ve ruhsatlar\u0131 da tekrar zikredilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu tekrar dolay\u0131s\u0131yla, yukardaki \u00e2yetlerin Ramazan orucu hakk\u0131nda olmad\u0131\u011f\u0131 ve olsa bile, ilk duruma ait olan muhayyer v\u00fccub hakk\u0131nda olup bu kesin ifade ile neshedilmi\u015f bulunduklar\u0131 ve bu y\u00fczden, &#8220;Ona dayan\u0131p kalanlara bir fidye gerekir.&#8221; f\u0131kras\u0131n\u0131n tekrar edilmedi\u011fi cihetle tamamen neshedilmi\u015f oldu\u011fu, &#8220;it\u00e2ka&#8221;y\u0131 g\u00fc\u00e7 yetmek ile tefsir eden bir\u00e7ok m\u00fcfessirler taraf\u0131ndan ortaya at\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat burada &#8220;it\u00e2ka&#8221;n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131, zor dayanmak olup, bunun neshedilmedi\u011fi ve en az\u0131ndan \u00e7ok ya\u015fl\u0131 ve iyile\u015fme \u00fcmidi kalmayan hasta haklar\u0131nda neshedilmedi\u011fi sabittir. \u015e\u00e2fi\u00ee&#8217;ye g\u00f6re gebe ve emzikli kad\u0131na da \u015famil ve hatta \u00e7ok ya\u015fl\u0131 olana fidyeyi vacib g\u00f6rmeyen \u0130mam M\u00e2lik&#8217;e g\u00f6re bu nass, kaza borcu olup da g\u00fcc\u00fc yeterken senesi i\u00e7inde kaza etmeyenler hakk\u0131nda sabit oldu\u011fu yukarda izah edilmi\u015fti. Burada tekrar edilmemesi, neshedildi\u011finden de\u011fil edaya mahsus ge\u00e7ici mazeret olan hastal\u0131k ve yolculu\u011fun zikri ile eda ve kazay\u0131 i\u00e7ine alan, devaml\u0131 mazeret olan g\u00fc\u00e7 zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131n\u0131n daha evla bir yolla sabit oldu\u011funun anla\u015f\u0131lmas\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu noktay\u0131 \u015fu da kuvvetlendirir: Allah b\u00f6yle orucu farz k\u0131lmakla sizi zora, s\u0131k\u0131nt\u0131ya sokmak istemez, tersine size kolayl\u0131k vermek ister.<\/p>\n<p>Hastal\u0131k ve yolculukta ise bazen zorluk olabilir.<\/p>\n<p>Bunun kolayl\u0131\u011f\u0131 da yemeye ruhsatt\u0131r. Buna g\u00f6re zarar\u0131 gerektiren ve zorluk olacak mazeretler hakk\u0131nda ruhsatlar vermi\u015ftir. Bu hikmetten dolay\u0131d\u0131r ki, oruca niyet edip de oru\u00e7lu oldu\u011funu unutarak yiyip i\u00e7en veya kar\u0131 koca ili\u015fkisinde bulunan kimsenin orucunun bozulmayaca\u011f\u0131 nebev\u00ee hadiste beyan buyurulmu\u015f ve buna &#8220;Allah&#8217;\u0131n ziyafeti&#8221; denmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Yine bu kolayl\u0131k esas\u0131ndan dolay\u0131 bunama, delilik gibi teklife engel bir hali bulunmayan ve az \u00e7ok genel hitapla m\u00fckellefler aras\u0131nda dahil bulunan; akl\u0131 ba\u015f\u0131nda, fakat ed\u00e2 olsun kaza olsun oruca zor dayanabilecek, oru\u00e7 b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcn\u00fc t\u00fcketip zarar verecek olan ve normalde g\u00fcnden g\u00fcne y\u0131pran\u0131p k\u00f6t\u00fcye giden \u00e7ok ya\u015fl\u0131 erkekler ve kad\u0131nlar, ayn\u0131 \u015fekilde gen\u00e7 oldu\u011fu halde iyile\u015fmesi \u00fcmitsiz bir m\u00fczmin hastal\u0131ktan dolay\u0131 ihtiyarlar gibi g\u00fc\u00e7s\u00fcz bulunan zay\u0131flar hakk\u0131nda da mal\u00ee kudretleri bulunmak \u015fart\u0131yla yukardaki fidye ruhsat\u0131 haydi haydi sabittir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar i\u00e7in kaza da bir zorluk alaca\u011f\u0131ndan kolayl\u0131k fidye \u015feklindedir.<\/p>\n<p>K\u0131saca Cenab-\u0131 Allah, zor gibi g\u00f6r\u00fcnen orucu farz k\u0131lmakla esasen m\u00fcmin kullar\u0131n\u0131 hayat m\u00fccadelesine, zorluktan kurtar\u0131p, kolayl\u0131\u011fa ve rahatl\u0131\u011fa kavu\u015fturmay\u0131 dilemi\u015ftir. Oru\u00e7la kolay kolay nefisle cihad etmeye al\u0131\u015f\u0131lacak, l\u00fczumunda sab\u0131r yollar\u0131 \u00f6\u011frenilecek, hayat\u0131n zorluklar\u0131 yenilecek, ahiret saadetine eri\u015filecektir.<\/p>\n<p>Fakat b\u00f6yle zorluklar\u0131, kolayl\u0131\u011fa \u00e7evirecek olan oru\u00e7; hastal\u0131k, yolculuk ve ihtiyarl\u0131k gibi baz\u0131 durumlarda kolay olmaz da zor olabilir. \u0130\u015fte o zaman da kaza veya fidye kolayl\u0131\u011f\u0131 ve ruhsat\u0131 me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Hatta zahir\u00eeler, bu \u00e2yetlerin zahirine bakarak yolculukta d\u00f6rt rekatl\u0131 namazlar\u0131 iki rekat k\u0131lmak gibi, orucu yemenin vacib oldu\u011funu bile s\u00f6ylemi\u015fler, yolcu olana ba\u015fka g\u00fcnlerde oru\u00e7 tutmak farzd\u0131r, demi\u015flerdir. &#8220;Yolculukta oru\u00e7 tutmak iyilikten de\u011fildir.&#8221; hadisini de delil getirmi\u015flerdir. Ebu H\u00fcreyre (r.a.) de buna dayanarak &#8220;Yolculukta oru\u00e7 tutana yine kaza laz\u0131m gelir.&#8221; demi\u015ftir. Fakat bundan ba\u015fka b\u00fct\u00fcn sahabe, t\u00e2bi\u00een ve f\u0131k\u0131h \u00e2limleri yolculukta orucun namaz gibi olmay\u0131p, caiz oldu\u011funda ve tutarsa kaza laz\u0131m gelmeyece\u011finde ittifak halindedirler. Bu konuda Ebu H\u00fcreyre \u015f\u00e2zd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Peygamber (s.a.v.) Efendimiz&#8217;in yolculukta oru\u00e7 tuttu\u011fu, m\u00fcstef\u00eez haberle sabittir.<\/p>\n<p>Ebu Sa\u00eed el-Hudr\u00ee, Enes b. Malik, Cabir b. Abdullah, Ebu&#8217;d-Derd\u00e2, Seleme b. Muhabb\u0131k ve \u0130bn\u00fc Abbas (r.anh\u00fcm) yolculukta Peygamberimiz&#8217;in oru\u00e7 tuttu\u011funu rivayet etmi\u015flerdir. Bundan ba\u015fka Hamze b. Amr el-Eslem\u00ee (r.a.) Resulullah&#8217;a: &#8220;Ben yolculukta oru\u00e7 tutar\u0131m.&#8221; dedi\u011fi zaman Peygamber efendimiz&#8217;in: &#8220;Dilersen oru\u00e7 tut, dilersen ye.&#8221; buyurdu\u011fu da sabittir. Ad\u0131 ge\u00e7en Hamze, Urve b. Z\u00fcbeyr ve Ebu Meravih ikamet halinde ve yolculukta dehir (sene) orucu tutarlard\u0131.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetlerde ise hasta ve yolcuya orucu yemenin vacib oldu\u011funa dair bir i\u015faret yoktur. Bu bak\u0131mdan &#8220;Yolculukta oru\u00e7 tutmak iyilikten de\u011fildir.&#8221; hadisi de baz\u0131 \u00f6zel durumlara mahsustur. Nitekim Mekke&#8217;nin fethi y\u0131l\u0131nda Peygamber&#8217;le ashab, Ramazan&#8217;da oru\u00e7 tutmu\u015flard\u0131. Sonra Res\u00fblullah (s.a.v.): &#8220;D\u00fc\u015fman\u0131n\u0131za yakla\u015ft\u0131n\u0131z, yemek sizin i\u00e7in daha kuvvetlidir. O halde iftar ediniz.&#8221; buyurdu. Ebu Sa\u00eed el-Hudr\u00ee: &#8220;Vallahi ben bu emirden \u00f6nce g\u00f6r\u00fcyordum ki Res\u00fblullah ile beraber tutuyordum.&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu sefer, Ramazan&#8217;\u0131n onu ge\u00e7tikten sonra v\u00e2ki olmu\u015f ve yeme emri &#8220;Usfan&#8221; ile &#8220;Eme\u00e7&#8221; aras\u0131nda &#8220;Kad\u00eed&#8221; denen yerde verilmi\u015ftir. Demek ki, &#8220;iyilikten de\u011fildir&#8230;&#8221; hadisi bu gibi \u00f6zel sebeplere mahsustur. Bundan dolay\u0131 yolculukta oru\u00e7 yasak de\u011fil, belki &#8220;Oru\u00e7 tutman\u0131z sizin i\u00e7in daha hay\u0131rl\u0131d\u0131r.&#8221; mutlak ifadesiyle daha faziletlidir bile.<\/p>\n<p>Hz. Enes de: &#8220;Biz &#8220;her kim hasta veya yolculukta olursa&#8230;&#8221; \u00e2yeti nazil oldu\u011fu vakit yolculuklar\u0131m\u0131zda a\u00e7 ac\u0131na gider ve konaklad\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman da karn\u0131m\u0131z doymazd\u0131. Fakat bug\u00fcn tok olarak gidiyoruz ve tok olarak konakl\u0131yoruz.&#8221; demi\u015f ve u\u015fa\u011f\u0131na yolculukta orucu emretmi\u015fti.<\/p>\n<p>Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n bu ruhsat\u0131, kolayla\u015ft\u0131rmak i\u00e7indir. Yolculuktaki namaz gibi azimet m\u00e2n\u00e2s\u0131nda de\u011fildir. Hasta i\u00e7in yemenin vacib olmad\u0131\u011f\u0131 \u00fczerinde ittifak edilmi\u015fken zahir\u00eelerin yolculukta yemeyi vacib saymalar\u0131 do\u011fru olamaz. Zaman olur ki, hasta ve yolcu i\u00e7in, vaktinde herkesle beraber eda olarak tutmak, daha sonra yaln\u0131z ba\u015f\u0131na kaza olarak tutmaktan daha zor olabilir. Bu da kolayl\u0131k dile\u011fine ayk\u0131r\u0131 olur.<\/p>\n<p>K\u0131saca Allah, kolayl\u0131k ister. Bir de: Ay\u0131n g\u00fcnlerinin say\u0131s\u0131na g\u00f6re eda veya kaza olarak orucun say\u0131s\u0131n\u0131 tamam etmenizi, -\u00c2s\u0131m&#8217;dan Ebu Bekir \u015eube rivayeti ve Yakub k\u0131r\u00e2etinde &#8220;k\u00e2f&#8221;\u0131n fethas\u0131 ve &#8220;mim&#8221;in te\u015fdidi ile okundu\u011funa g\u00f6re: say\u0131y\u0131 tamamlaman\u0131z\u0131, ve size hidayet etmesine veya hidayet etti\u011fine hamd ederek Allah&#8217;a tekbir ve taz\u00ee-minizi, ve sizin gibi m\u00fcminlerden beklenen \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fcz\u00fc ister.<\/p>\n<p>Bu ba\u011flamaya g\u00f6re tamamlaman\u0131z\u0131, tamamlaman\u0131z\u0131 ister demektir ki, &#8220;l\u00e2m&#8221;lar t\u00e2&#8217;lil olmay\u0131p, &#8220;sizi temizlemek ister&#8221; (Maide, 5\/6) &#8220;S\u00f6nd\u00fcrmek istiyorlar&#8221; (Saff, 61\/8) \u00e2yetlerindeki &#8220;l\u00e2m&#8221;lar gibidir. Fakat &#8220;l\u00e2m&#8221;lar\u0131 talile yorarak \u00e2yetin sonunda &#8220;Allah b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 b\u00f6yle me\u015fru k\u0131ld\u0131.&#8221; ifadesinin takdir edilmesi,ince ve ho\u015f bir leff \u00fc ne\u015fri i\u00e7ine almakla daha beli\u011f oldu\u011funu Ke\u015f\u015f\u00e2f sahibi beyan eder.<\/p>\n<p>Bu durumda m\u00e2n\u00e2 :&#8221;Allah kolayl\u0131k ister,zorluk istemez.Say\u0131y\u0131 tamamlaman\u0131z i\u00e7in,Allah&#8217;\u0131n size hidayetine hamdederek kendini tekbir ve tazim etmeniz i\u00e7in ve birde \u015f\u00fckredesiniz diyedir ki,Cenab-\u0131 Allah b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131,b\u00f6yle me\u015fru k\u0131ld\u0131.&#8221; ifadesinin takdir edilmesi, ince ve ho\u015f bir leff \u00fc ne\u015fri i\u00e7ine almakla daha beli\u011f oldu\u011funu Ke\u015f\u015f\u00e2f sahibi beyan eder. (2)<\/p>\n<p>Bu durumda m\u00e2n\u00e2: &#8220;Allah kolayl\u0131k ister, zorluk istemez. Say\u0131y\u0131 tamamlaman\u0131z i\u00e7in, Allah&#8217;\u0131n size hidayetine hamdederek kendini tekbir ve tazim etmeniz i\u00e7in ve bir de \u015f\u00fckredesiniz diyedir ki, Cenab-\u0131 Allah b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131, b\u00f6yle me\u015fru k\u0131ld\u0131.&#8221; Yani \u015fahide ay\u0131n orucunu, hasta ve yolcuya yemenin m\u00fcbah olu\u015funu ve yedikleri takdirde ayn\u0131 say\u0131y\u0131 g\u00f6zeterek kazay\u0131 me\u015fru k\u0131ld\u0131. Say\u0131y\u0131 tamamlamak, say\u0131y\u0131 g\u00f6zetmenin; tekbir, \u00f6\u011fretti\u011fi kaza \u015fekli ve f\u0131t\u0131r sorumlulu\u011fundan \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n; \u015f\u00fck\u00fcr de ruhsat ve kolayl\u0131\u011f\u0131n illeti olur. Her iki m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re Ramazan orucunun g\u00fcnlerin say\u0131s\u0131 ile tamamen tutulmas\u0131 ve bayram ay\u0131 g\u00f6r\u00fclmedik\u00e7e otuzun tamamlanmas\u0131, Allah&#8217;\u0131n iste\u011fidir.<\/p>\n<p>Kazada say\u0131y\u0131 g\u00f6zetmenin istenmi\u015f olmas\u0131, edada say\u0131y\u0131 tamamlaman\u0131n istenmi\u015f olmas\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r ve kazan\u0131n v\u00fccub sebebinin, edan\u0131n v\u00fccub sebebinden ibaret bulunmas\u0131ndan kaynaklanmaktad\u0131r. Say\u0131, her g\u00fcn\u00fcn kendi orucuna sebep ve \u00f6l\u00e7\u00fc oldu\u011funu g\u00f6sterir. O halde ay\u0131n g\u00f6r\u00fclmesi, icm\u00e2l\u00ee sebeb olmakla beraber tafsil\u00ee sebeb, g\u00fcnlerdir. Bunun i\u00e7in oru\u00e7, ilk \u00f6nce say\u0131l\u0131 g\u00fcnler olmak \u00fczere farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f, ay, bunun beyan\u0131 olmu\u015ftur. &#8220;say\u0131y\u0131 tamamlaman\u0131z i\u00e7in&#8230;&#8221; s\u00f6z\u00fc, &#8216;ay&#8217;\u0131 g\u00fcnlerin say\u0131s\u0131na ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131 Ramazan&#8217;da birka\u00e7 oru\u00e7 yiyen kimsenin, b\u00fct\u00fcn ay\u0131 kaza etmesi gerekmez.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da &#8220;say\u0131l\u0131 g\u00fcnler&#8221;, sonu\u00e7ta &#8220;say\u0131y\u0131 tamamlaman\u0131z i\u00e7in&#8221; denilmeyip de sadece &#8220;ay\u0131 tamamlaman\u0131z i\u00e7in&#8230;&#8221; denilseydi b\u00f6yle olmas\u0131 laz\u0131m gelirdi. Hatta gecesiyle, g\u00fcnd\u00fcz\u00fcyle b\u00fct\u00fcn ay\u0131n bir oru\u00e7 olmas\u0131 gerekirdi. Demek ki, Ramazan&#8217;\u0131n i\u00e7inde m\u00fckellefiyetin de\u011fi\u015fmesi, muteberdir. Ortas\u0131nda b\u00fclu\u011fa erenler sorumlu oldu\u011fu gibi, sorumluluk \u015fartlar\u0131n\u0131 kaybedenlerden de d\u00fc\u015fer. Yine ayn\u0131 \u015fekilde Ramazan&#8217;\u0131n ba\u015f\u0131nda ikamet halinde olan bir kimse, Ramazan i\u00e7inde yolculu\u011fa \u00e7\u0131karsa yine ruhsata kavu\u015fur. Ancak oru\u00e7lu olarak \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn\u00fc, bu ruhsata dahil olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;veya bir yolculuk \u00fczerinde olursa&#8230;&#8221; buyurulmu\u015ftur. Say\u0131 da g\u00fcn \u00fczerine kurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>V\u00fcc\u00fbb sebebi, yaln\u0131z ba\u015f\u0131ndan ay\u0131n g\u00f6r\u00fclmesi olsayd\u0131, bunlar caiz olmazd\u0131. Bununla beraber ba\u015f\u0131ndan tamam\u0131na bir niyetle de oru\u00e7 sahih olabilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ay\u0131n g\u00f6r\u00fclmesi, icm\u00e2l\u00ee bir sebeptir.<\/p>\n<p>ALLAH&#8217;I TEKB\u0130R (Allah&#8217;\u0131 Ululama): Esasen Allah&#8217;\u0131 taz\u00eem ve sayg\u0131 demektir ki, \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 ile olur:<\/p>\n<p>a) Akd-i kalb (kalbin ba\u011flanmas\u0131),<\/p>\n<p>b) S\u00f6z,<\/p>\n<p>c) Amel.<\/p>\n<p>a) Akd-i Kalb (kalbin ba\u011flanmas\u0131) Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine, adaletine itikatla marifetin sa\u011flaml\u0131\u011f\u0131 ve \u015f\u00fcphelerin yok olu\u015fudur.<\/p>\n<p>b) S\u00f6z, Allah&#8217;\u0131n y\u00fcce s\u0131fatlar\u0131n\u0131 ve g\u00fczel isimlerini ikrard\u0131r.<\/p>\n<p>c) Amel de namaz, oru\u00e7 ve di\u011fer farzlar ve \u015fer&#8217;an caiz g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f \u015feyler gibi kulluk amelleriyle ibadet etmektir.<\/p>\n<p>Bu s\u00f6z ve amelin makbul olmas\u0131 da, kalbin itikad\u0131na yani imana ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc: &#8220;Her kim m\u00fcmin olarak ahireti ister ve onun i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131n\u0131 da yaparsa, i\u015fte onlar\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 makbul olur.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/19) \u00e2yetinde \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n makbul olu\u015fu, m\u00fcmin olmak durumuyla kay\u0131tlanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130tikat ve iman oruca mahsus olmay\u0131p, her ibadette ge\u00e7erli oldu\u011fu ve di\u011fer ibadetler, \u00e7e\u015fitli sebeplere ba\u011fl\u0131 olup Ramazan orucuna dayal\u0131 bulunmad\u0131\u011f\u0131 cihetle bu \u00e2yete uygun olan m\u00e2n\u00e2, bu tekbirin, Ramazan&#8217;\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131 tamamlamaya ba\u011fl\u0131 olarak bayrama i\u015faret olmas\u0131 ve buna lay\u0131k olan da tekbir lafz\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylenmesidir. Tekbir lafz\u0131, &#8220;Allah\u00fc Ekber&#8221; demektir. Bunun en m\u00fckemmel bir \u015fekli de tehlil ve hamdi de i\u00e7ine alan: &#8216;dir ki &#8220;tekbir&#8221; ad\u0131yla bilinmektedir.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yette tekbirin ile s\u0131lalanma (ulanma)s\u0131 da hamd m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n kapsam\u0131na dayal\u0131 oldu\u011fundan buna pek uygundur.<\/p>\n<p>Bu tekbirin ise, insan\u0131n \u015eevval hilalini g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc zaman kendi i\u00e7inden yapaca\u011f\u0131 tekbir olmas\u0131 caiz oldu\u011fu gibi, selef \u00e2limlerinden bir\u00e7o\u011funun anlad\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde bayram namaz\u0131na \u00e7\u0131karken yap\u0131lan tekbir veyahut bayram namaz\u0131n\u0131n tekbirleri olmas\u0131 da caizdir. Yani her biri muhtemeldir. Bunlardan birine \u00f6zel bir delalet yoktur. Bu bak\u0131mdan bunlar\u0131n biri, \u00e2yet ile vacibdir, denilemez. A\u00e7\u0131k veya gizli olmas\u0131 vacibdir, hi\u00e7 denilemez.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Abbas hazretlerinden rivayet ediliyor ki: &#8220;M\u00fcsl\u00fcmanlar, \u015eevval hil\u00e2line bakt\u0131klar\u0131nda bayramlar\u0131n\u0131 bitirinceye kadar tekbir almalar\u0131, \u00fczerlerine hakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;say\u0131y\u0131 tamamlaman\u0131z i\u00e7in ve size hidayet etmesi \u00fczerine Allah&#8217;\u0131 tekbir etmeniz i\u00e7in&#8230;&#8221; buyurulmu\u015ftur.&#8221;<\/p>\n<p>Hz. Ali, Ebu Kat\u00e2de, \u0130bn\u00fc \u00d6mer, Sa\u00eed b. M\u00fcseyyeb, Urve, Kas\u0131m, Harice b. Zeyd, N\u00e2fi b. C\u00fcbeyr b. Mut&#8217;\u0131m ve di\u011fer ashab-\u0131 kiramdan rivayet edilmi\u015ftir ki, bayram g\u00fcn\u00fc musallaya (bayram namazgah\u0131na) \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 vakit tekbir al\u0131rlard\u0131.<\/p>\n<p>Ebu Bekr R\u00e2z\u00ee &#8220;Ahk\u00e2m\u00fc&#8217;l-Kur&#8217;\u00e2n&#8221;da bunlar\u0131 nakl ederken derki: &#8220;\u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131n azadl\u0131s\u0131 \u015eu&#8217;be \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Ben \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;\u0131 musallaya (cemaatle namaz k\u0131l\u0131nan yere) yedip g\u00f6t\u00fcr\u00fcrd\u00fcm. \u0130nsanlar\u0131n tekbir ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 i\u015fitir; &#8220;\u0130nsanlara ne oluyor? \u0130mam tekbir mi ald\u0131?&#8221; derdi. Ben: &#8220;Hay\u0131r!&#8221; derdim. O da: &#8220;\u0130nsanlar deli midirler?&#8221; derdi.<\/p>\n<p>Bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, \u0130bn\u00fc Abbas musalla yolunda tekbiri ho\u015f g\u00f6rmemi\u015ftir. Bu, delalet eder ki, O&#8217;na g\u00f6re \u00e2yetteki tekbirden maksat, imam\u0131n hutbede ald\u0131\u011f\u0131 o tekbirdir ki, insanlar da beraber alabilirler. Hilal tekbiri rivayetinde de a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylemenin vacib oldu\u011funa dair bir delalet yoktur.<\/p>\n<p>Bu delillerin \u00f6z\u00fc olmak \u00fczere Hanef\u00ee mezhebinde tercih edilen \u015fudur ki, bu tekbirlerin hi\u00e7 biri vacib de\u011fildir. Bayram hilalini g\u00f6r\u00fcnce gizlice genel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla tekbir m\u00fcstehabt\u0131r. Peygamber (s.a.v.)&#8217;den ve sadr-\u0131 evvelden (ilk as\u0131r m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131ndan) rivayet edildi\u011fi i\u00e7in bayramlarda musallaya giderken ise tekbir s\u00fcnnettir. Ancak Ramazan bayram\u0131nda gizlice ve kurban bayram\u0131nda a\u00e7\u0131ktan almak m\u00fcstehabd\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c2yetteki tekbir, mutlak oldu\u011fu i\u00e7in b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 kapsam\u0131na al\u0131rsa da hepsinin vacib oldu\u011funu ifade etmez. Nihayet bayram\u0131n geli\u015fi ile mutlak bir tekbirin vacib oldu\u011funu ifade ederse, o da bayram namaz\u0131 ve ondaki tekbirler olabilir. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2n\u0131n \u00f6z\u00fc: &#8220;Ramazan&#8217;\u0131 tamamlay\u0131p, tekbir alarak bayram namaz\u0131n\u0131 k\u0131l\u0131n\u0131z.&#8221; demek olur. &#8220;Gerek ki \u015f\u00fckredersiniz&#8221; ifadesi de bayram sevincini ve bayram\u0131n bir \u015f\u00fckran tarz\u0131 ile yap\u0131lmas\u0131 hususuna \u00f6zel bir i\u015fareti i\u00e7erir. Bu \u015fekilde oru\u00e7 farizas\u0131n\u0131n ta yukar\u0131daki &#8220;yiyiniz.. ve \u015f\u00fckrediniz&#8221; (Bakara, 2\/172) emirlerine uygunlu\u011fu ne kadar anlaml\u0131 olmu\u015ftur. Bu c\u00fcmlelerle, bu \u00e2yette Cebriye mezhebini iptal edecek deliller vard\u0131r.<\/p>\n<p>Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Arabinin birisi, Res\u00fblullah (s.a.v.)&#8217;e: &#8220;Rabbimiz yak\u0131n m\u0131d\u0131r, gizlece m\u00fcnacat m\u0131 edelim? Yoksa uzak m\u0131d\u0131r, ba\u011f\u0131ral\u0131m m\u0131?&#8221;(2) diye sormu\u015ftu. Bu sebeple Cenab-\u0131 Allah, tekbir ve \u015f\u00fckrana lay\u0131k olan il\u00e2h\u00ee zat\u0131n\u0131 tarif edip vas\u0131fland\u0131rarak, duan\u0131n oru\u00e7la kuvvetli ilgisini anlatmak ve h\u00fck\u00fcmlerinin icras\u0131na riayet edilmesini emretmek i\u00e7in, hitab\u0131 de\u011fi\u015ftirmekle Resul\u00fcne buyurmu\u015ftur ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>186- \u015eayet kullar\u0131m, sana benden sordularsa, ger\u00e7ekten ben \u00e7ok yak\u0131n\u0131md\u0131r. Bana dua edince, duac\u0131n\u0131n duas\u0131n\u0131 kabul ederim. O halde onlar da benim davetime ko\u015fsunlar ve bana hakk\u0131yla iman etsinler ki, do\u011fru yola gidebilsinler.<\/p>\n<p>186-*} Kullar\u0131m, sana benden sorduklar\u0131nda cevab\u0131 \u015fudur: Ben, ger\u00e7ekten yak\u0131n\u0131m, yani bana dua etti\u011fi vakit, dua edenin duas\u0131n\u0131 kabul ederim, onu her halde bir cevab ile kar\u015f\u0131lar\u0131m. Demek ki, Allah&#8217;\u0131n yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131, bu \u015fekilde \u00e7abucak kabul etmektir. Yer yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131, cihet yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 demek de\u011fildir.<\/p>\n<p>Allah&#8217;\u0131n zat\u0131n\u0131n bu \u015fekilde vas\u0131fland\u0131r\u0131lmas\u0131nda ve tarifinde:<\/p>\n<p>1- K\u00e2inat\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131 olan Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 bilmez, i\u015fitmez, k\u00f6r, sa\u011f\u0131r bir kuvvet farz ederek namaz, oru\u00e7, dua gibi ibadetleri, m\u00fcracaatlar\u0131 faydas\u0131z, l\u00fczumsuz gibi zanneden cahil tabiat\u00e7\u0131lar\u0131, yine kaderin ba\u015flang\u0131c\u0131 olan Allah&#8217;\u0131n ilmini, kazan\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olan Allah&#8217;\u0131n iradesini de bir kadere tabi tutarak Allah&#8217;\u0131n se\u00e7ip dilemesini ink\u00e2r eden icabiye mezhebini \u015fiddetli bir \u015fekilde red vard\u0131r. Yarat\u0131c\u0131 kudreti inkar etmek, s\u0131rf cahillik oldu\u011fu gibi, hakk\u0131n ilminin yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 inkar etmek de ayn\u0131 \u015fekilde sadece bilgisizliktir.<\/p>\n<p>2- Allah&#8217;\u0131 zor bilir, zor i\u015fitir gibi zannedip de dua ve ibadetinde ba\u011f\u0131r\u0131p \u00e7a\u011f\u0131ranlara, g\u00fcr\u00fclt\u00fc, pat\u0131rt\u0131 edenlere red vard\u0131r. Nitekim bu \u00e2yetin ini\u015f sebepleri aras\u0131nda rivayet edilmi\u015ftir ki: Bir sava\u015fta ashab-\u0131 kiram, seslerini y\u00fckselterek tekbir, tehlil, dua ediyorlard\u0131. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz &#8220;Siz sa\u011f\u0131ra veya gaibe dua etmiyorsunuz. Her halde i\u015fiten ve yak\u0131n olan birine dua ediyorsunuz.&#8221; buyurmu\u015ftu. Yukarda zikredilen n\u00fczul sebebinden de anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bu \u00e2yet, Allah&#8217;\u0131 uzak zannedip de dualar\u0131nda ba\u011f\u0131ranlar\u0131 ve icabiyeyi reddetmesi, bunun gere\u011fi olarak haydi haydi sabittir. Bunun i\u00e7in duan\u0131n \u015fartlar\u0131ndan biri de al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fck ve boyun e\u011fmektir. Zira insanlar, Allah&#8217;tan uzak olsalar da &#8220;Allah yak\u0131n&#8221;d\u0131r. Bize \u015fah damar\u0131m\u0131zdan daha yak\u0131nd\u0131r. &#8220;Biz o insana, \u015fah damar\u0131ndan daha yak\u0131n\u0131z.&#8221; (K\u00e2f, 50\/16) \u00e2yeti bunu a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r. Hatta bize, bizden \u00e7ok yak\u0131nd\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130mam Fahreddin R\u00e2z\u00ee der ki: &#8220;Bu &#8220;Ben yak\u0131n\u0131m&#8221; il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fcnde akl\u00ee bir s\u0131r vard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki: M\u00fcmk\u00fcn olan \u015feylerin mahiyetlerinin, varl\u0131klar\u0131yla vas\u0131fland\u0131r\u0131lmas\u0131, ancak Allah&#8217;\u0131n var etmesiyledir. Bundan dolay\u0131 Allah&#8217;\u0131n icad\u0131, m\u00fcmk\u00fcn olan \u015feylerin mahiyetleriyle varl\u0131klar\u0131 aras\u0131na girmi\u015f gibidir. Bu y\u00fczden Allah Te\u00e2l\u00e2, her m\u00fcmk\u00fcn\u00fcn mahiyetine o mahiyetin varl\u0131\u011f\u0131ndan daha yak\u0131nd\u0131r. Hatta bu konuda daha y\u00fcksek bir kelam vard\u0131r: &#8220;Yarat\u0131c\u0131, o y\u00fcce zatt\u0131r ki, m\u00fcmk\u00fcn olan \u015feylerin mahiyetlerinin mevcud olmas\u0131 O&#8217;nun i\u00e7indir. Bu b\u00f6yle oldu\u011fu gibi cevherin cevher, karalt\u0131n\u0131n karalt\u0131, akl\u0131n ak\u0131l, nefsin nefis olmas\u0131 da O&#8217;nun i\u00e7indir. Mahiyetlerin var olmas\u0131 O&#8217;nun tesir ve yaratmas\u0131yla oldu\u011fu gibi, her mahiyetin, o mahiyet olmas\u0131 da O&#8217;nun tesir ve yaratmas\u0131ylad\u0131r. \u0130\u015fte bu bak\u0131mdan Allah Te\u00e2l\u00e2 her mahiyete kendinden daha yak\u0131nd\u0131r..&#8221;<\/p>\n<p>R\u00e2z\u00ee&#8217;nin birinci ifadesi, mahiyetlerin yarat\u0131lmam\u0131\u015f olmas\u0131na, ikinci ifadesi de yarat\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131na g\u00f6redir. Bunda varl\u0131kla mahiyetin fark\u0131 yoktur. Felsefeciler ve tasavvuf\u00e7ular, birincisini; kelamc\u0131lar, ikincisini kabul etmektedirler. Birincisinde ilmin iradeye; ikincisinde iradenin ilme itibarla bir \u00f6nceli\u011fi var demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n s\u0131fatlar\u0131 zat\u0131 ile (ma&#8217;\u00ee) beraber olmakla birlikte nisb\u00ee a\u00e7\u0131dan bir ilgi bulunabilir.<\/p>\n<p>\u015eunda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur ki, Allah Te\u00e2l\u00e2, b\u00fct\u00fcn zarurilerin zarurisidir. M\u00fcmk\u00fcn olan \u015feylerin varl\u0131kla vas\u0131fland\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131n zaruri olmad\u0131\u011f\u0131 herkes\u00e7e kabul edilmektedir. Fakat isterse m\u00fcmk\u00fcn olsun herhangi bir \u015feyin, kendi ile yorumlanmas\u0131 o \u015feyin, o \u015fey olmakla vas\u0131fland\u0131r\u0131lmas\u0131, zarur\u00ee \u015feylerin en kuvvetlisi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bunun bizzat bir zaruret oldu\u011funda da \u015f\u00fcphe yoktur. Bunun i\u00e7indir ki mahiyetler, o mahiyetler olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na yarat\u0131lmam\u0131\u015f zannedilmi\u015ftir. Fakat bunun zat i\u00e7in ve zattan dolay\u0131 bir zaruret oldu\u011fu iddia edilemez. B\u00f6yle bir iddia, bi zatih\u00ee (zat\u0131 ile) ve li zatih\u00ee (zat\u0131 i\u00e7in) zaruret ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131n, zat\u0131 i\u00e7in varl\u0131\u011f\u0131 vacib olan\u0131n m\u00fcteaddid (birden fazla) oldu\u011funu s\u00f6ylemektir. Halbuki bi zatih\u00ee (zat\u0131 ile) ve li zatih\u00ee (zat\u0131 i\u00e7in) sebeplerin sebebi birdir, o da Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ispat eden illiyet (sebeplilik, nedensellik) kanunu gere\u011fince ilk sebep olan hakk\u0131n zat\u0131 \u00fczerinde bir kader farz etmeyi gerektirecek yarat\u0131lmam\u0131\u015f, ezel\u00ee mahiyetlerden bahsetmek, ayn\u0131 \u015fekilde Allah&#8217;\u0131n zat\u0131 \u00fczerinde ifade icab edecek bir ba\u015flang\u0131\u00e7 olmak, icabiyenin ilimde dayand\u0131klar\u0131 illiyet kanununa d\u00f6n\u00fcp bozmak demektir. Hakikatte her \u015feyin, o \u015fey; bir m\u00fcmk\u00fcn mahiyetin, o mahiyet olmas\u0131 hakk\u0131ndaki zaruri h\u00fck\u00fcm, hakk\u0131n zat\u0131n\u0131n, zat\u0131 ile ve zat\u0131 i\u00e7in vacib oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcncesine ba\u011fl\u0131 bir zarurettir.<\/p>\n<p>\u00d6nce zat\u0131 i\u00e7in hakk\u0131n vacib olu\u015fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmemi\u015f olsayd\u0131, &#8220;insan insand\u0131r&#8221;, h\u00fckm\u00fc zaruri olarak kabul edilemezdi. Bu \u015fekilde her i\u015fin asl\u0131n\u0131n tasdiki, vacibin tasdikine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 b\u00fct\u00fcn vaciblerin, zaruretlerin kayna\u011f\u0131 Cenab-\u0131 Hak&#8217;t\u0131r. M\u00fcmk\u00fcn olan \u015feylerin varl\u0131klar\u0131, vacib olan varl\u0131ktan istifade etmi\u015f oldu\u011fu gibi, b\u00fct\u00fcn i\u015fler ve m\u00fcmk\u00fcnlerin mahiyetleri de hakk\u0131n varl\u0131\u011f\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Allah&#8217;s\u0131z varl\u0131k olamayaca\u011f\u0131 gibi, Allah&#8217;s\u0131z mant\u0131k da olamaz.<\/p>\n<p>Bu bak\u0131mdan Allah&#8217;\u0131n, bu \u00e2yet gere\u011fince yak\u0131n oldu\u011funda \u015f\u00fcphe olmad\u0131\u011f\u0131 gibi &#8220;biz daha yak\u0131n\u0131z.&#8221; (K\u00e2f, 50\/16) \u00e2yeti gere\u011fince, bize bizden daha yak\u0131n oldu\u011funda da aklen ve naklen teredd\u00fct edilmemesi laz\u0131m gelir. Biz kendimizin ve ba\u015fkalar\u0131n\u0131n arzu ve temennilerini duyup, bilebiliyor ve onlara i\u015fitti\u011fimiz zaman cevap da verebiliyorsak, bize bizden daha yak\u0131n olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n dualar\u0131m\u0131z\u0131, yalvarmalar\u0131m\u0131z\u0131 daha \u00f6nce i\u015fitece\u011fine iman etmek ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olur.<\/p>\n<p>Bakara S\u00fbresi<\/p>\n<p>(Devam\u0131)<\/p>\n<p>DUA: Esasen davet gibi \u00e7a\u011f\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdard\u0131r. Sonra k\u00fc\u00e7\u00fckten b\u00fcy\u00fc\u011fe, a\u015fa\u011f\u0131dan yukar\u0131ya meydana gelen talep ve niyaz m\u00e2n\u00e2s\u0131na \u00e2det olmu\u015f ve isim olarak da kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki dua dinledim, dua okudum denir. Duan\u0131n hakikati, kulun, \u015fan\u0131 y\u00fcce olan Rabbinden m\u00fctevazi bir \u015fekilde medet, ihtimam ve yard\u0131m dilemesidir.<\/p>\n<p>\u0130limden dem vuran baz\u0131 cahiller, duay\u0131 faydas\u0131z bir \u015fey zannetmi\u015flerdir. Bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda yarat\u0131c\u0131 kudreti, bir k\u00f6r kuvvet zanneden k\u00f6r kuvvet\u00e7iler vard\u0131r. Fakat bunlardan ba\u015fka &#8220;icab&#8221; veya &#8220;cebir&#8221; nazariyelerine saplananlardan da bu konuda birtak\u0131m \u015f\u00fcpheler ileri s\u00fcrmeye kalk\u0131\u015fanlar olmu\u015ftur. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>1- Dua ile istenen, Allah yan\u0131nda ya olaca\u011f\u0131 bilinmektedir veya bilinmemektedir; olaca\u011f\u0131 bilinmekteyse, olmas\u0131 vacibdir, duaya hacet yoktur. Olaca\u011f\u0131 bilinmemekteyse olmas\u0131 imkans\u0131zd\u0131r, yine duaya hacet yoktur.<\/p>\n<p>2- Bu \u00e2lemdeki b\u00fct\u00fcn olaylar\u0131n, ezel\u00ee olan bir m\u00fcessir (etken)e dayand\u0131\u011f\u0131nda \u015f\u00fcphe yoktur. O halde bu ezel\u00ee etkenin, ezelde varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 gerekli k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015feyin olmas\u0131 vacibdir. Gerekli k\u0131lmad\u0131\u011f\u0131n\u0131n da olmas\u0131 imkans\u0131zd\u0131r. Bunlar ezelde sabit ve takdir edilmi\u015f olunca duan\u0131n da elbette tesiri olamaz. Bu nokta de\u011fi\u015fik deyi\u015flerle de ifade edilir.<\/p>\n<p>Derler ki kaderler, ge\u00e7mi\u015f; kazalar yak\u0131nd\u0131r. Dualar bunu ne art\u0131r\u0131r, ne de eksiltir. O halde duan\u0131n faydas\u0131 ne?<\/p>\n<p>Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bile: &#8220;Allah kaderleri, halk\u0131 yaratmadan \u015fu kadar ve \u015fu kadar sene \u00f6nce takdir etti.&#8221; Yine: &#8220;Olacak \u015feylerde kalem kurudu.&#8221; buyurmam\u0131\u015f m\u0131yd\u0131? &#8220;D\u00f6rt \u015feyden fera\u011fat has\u0131l olmu\u015f, onlar bitirilmi\u015ftir; \u00f6m\u00fcr, r\u0131z\u0131k, yaratma ve huy.&#8221; hadisi de rivayet edilmi\u015f de\u011fil midir? O halde duadan ne fayda?<\/p>\n<p>3- Allah, gayblar\u0131 bilmektedir. G\u00f6zlerin hain bak\u0131\u015f\u0131n\u0131, kalblerin gizli tuttu\u011fu niyetleri bilir. O halde duaya ne hacet? Cebrail (a.s.) bile bu me\u00e2ldeki kel\u00e2m ile ihlas ve kullu\u011fun en y\u00fcksek derecesine ermi\u015f, Hz. \u0130brahim ate\u015fe at\u0131l\u0131rken: &#8220;Bana o kimse yeter ki iste\u011fim, O&#8217;nun, h\u00e2limi bilmesidir.&#8221; demekle dostluk makam\u0131n\u0131 kazanm\u0131\u015ft\u0131r diyorlar. Akl\u00ee deliller ve sahih hadislerle sabit oldu\u011funa g\u00f6re, do\u011fru kimselerin makamlar\u0131n\u0131n en y\u00fckse\u011fi, Allah&#8217;\u0131n kazas\u0131na raz\u0131 olmak de\u011fil mi? Dua ise nefsin iste\u011fini, Allah&#8217;\u0131n iste\u011fine tercih ve insanl\u0131k hissesini talep ve aramak demek oldu\u011funa g\u00f6re buna ters olmaz m\u0131?<\/p>\n<p>F\u00e2tiha s\u00fbresinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bir kuds\u00ee hadiste: &#8220;Her kimi, benden istemekten benim zikrim me\u015fgul ederse, ben ona, isteyenlere verdi\u011fim \u015feyin en \u00fcst\u00fcn\u00fcn\u00fc veririm.&#8221; buyurulmam\u0131\u015f m\u0131d\u0131r? Bundan dolay\u0131 duay\u0131 terk etmenin daha evla oldu\u011fu bu y\u00f6nleriyle sabit olmaz m\u0131 demeye kadar varanlar olmu\u015ftur. Bunlara kar\u015f\u0131 akl\u0131 ba\u015f\u0131nda olanlar\u0131n ve \u00e2limlerin b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011fu, duan\u0131n, kulluk makamlar\u0131n\u0131n en \u00f6nemlisi oldu\u011funda \u015f\u00fcphe etmemi\u015flerdir. Bu hususta akl\u00ee ve nakl\u00ee pek \u00e7ok deliller vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki yukardaki \u015f\u00fcphelerin ba\u015f\u0131, kader meselesinden &#8220;cebir&#8221; ve &#8220;icab&#8221;a dayanmaktad\u0131r. Halbuki bununla duay\u0131 inkara kalk\u0131\u015fmak \u00e7eli\u015fki olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu durumda insan\u0131n dua etmesi ve duaya iman etmesi, ezelde olaca\u011f\u0131 bilinen bir \u015fey ise, o dua her halde yap\u0131lacakt\u0131r. Buna \u015f\u00fcphe atarak iptale \u00e7al\u0131\u015fmak, cebir ve kaderden bahsetmek m\u00e2n\u00e2s\u0131zd\u0131r. E\u011fer olmayaca\u011f\u0131 biliniyorsa inkara kalk\u0131\u015fmaya hacet yoktur. Dua zaten yap\u0131lmayacakt\u0131r. Ezelde duaya ba\u011fl\u0131 olarak takdir edilen taleblerin de her halde dua \u015fart\u0131yla olaca\u011f\u0131n\u0131n bilinmi\u015f olmas\u0131 laz\u0131m gelir.<\/p>\n<p>Mesel\u00e2 yemek yemek \u015fart\u0131yla doymas\u0131 takdir edilmi\u015f olan\u0131n, istemek ve azmetmek \u015fart\u0131yla muvaffak olaca\u011f\u0131 takdir edilmi\u015f olan\u0131n doymas\u0131, muvaffak olmas\u0131, yemeye, istemeye ve azme ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu gibi, dua da \u00f6yledir.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 birinci ve ikinci \u015f\u00fcphelerde mutlak olmak \u00fczere yap\u0131lan tekrar etme eksiktir. Taleb ile, dua ile kay\u0131tl\u0131 olarak, olaca\u011f\u0131 bilinen takdirler vard\u0131r.<\/p>\n<p>2- Cenab-\u0131 Allah her \u015feyden \u00f6ncedir. Bu m\u00e2n\u00e2 iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce anla\u015f\u0131l\u0131r ki kadere mahkum olan Allah de\u011fil, yarat\u0131klard\u0131r. Kaderler \u00f6nce ise, Cenab-\u0131 Allah da kaza ve kaderden \u00f6ncedir. Dua, bu \u00f6nceli\u011fi ikrar ve itiraf oldu\u011fu i\u00e7in kulluk makamlar\u0131n\u0131n en \u00f6nemlisidir. Bize gelince, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilmi, kaza ve kaderin niteli\u011fi, ak\u0131llar\u0131m\u0131z\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. Kaderin s\u0131rr\u0131, meydana gelmesinden \u00f6nce bilinemez. Bu \u015fekilde Allah&#8217;\u0131n hikmeti, kulun \u00fcmit ile korku aras\u0131nda ko\u015fup korunmas\u0131n\u0131 gerekli k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00dcmit ve arzu, ba\u015far\u0131n\u0131n sebebi; korku ve \u00e7ekinme, ba\u015far\u0131n\u0131n d\u00fczenleyicisidir. Ya\u015famak, bu iki \u00f6zelli\u011fin dengesidir. Varl\u0131kla yokluk aras\u0131nda d\u00f6n\u00fcp dola\u015fan m\u00fcmkinin mahiyeti de budur. Bunun i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n ilmi, hepsini ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. Allah&#8217;\u0131n kaza ve kaderi herkes i\u00e7in ge\u00e7erli olmakla beraber sorumluluk da do\u011frudur. Biz, hem kanunsuz ya\u015famad\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 biliriz; hem de iradenin ve azmin bir kanun oldu\u011funu biliriz. \u00dcmit ve korku, talep ve azim kanunlar\u0131n\u0131n birisi de duad\u0131r. B\u00fct\u00fcn olaylar sebeplere ba\u011fl\u0131 ise, dua da o sebeplerden biridir.<\/p>\n<p>3- Ashab-\u0131 Kiram, Resulullah&#8217;a cebir ve kader meselesini sormu\u015flar: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Res\u00fbl\u00fc nas\u0131l g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn? bizim amellerimiz, bitirilmi\u015f bir \u015fey midir, yoksa yeni ba\u015flayan bir i\u015f midir?&#8221; demi\u015fler. &#8220;Bitirilmi\u015f bir \u015feydir.&#8221; buyurulunca: &#8220;O halde amel nerede kal\u0131r?&#8221; sorusunu sormu\u015flard\u0131. Bunun \u00fczerine: &#8220;\u00c7al\u0131\u015f\u0131n\u0131z, herkes kendisi i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015f olan \u015feye kolayl\u0131kla ula\u015f\u0131r.&#8221; buyurulmu\u015ftu. Hem kaderin ge\u00e7ti\u011fini, hem de kolayl\u0131\u011fa kavu\u015fmu\u015f olmak i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131p amel etmenin l\u00fczumunu g\u00f6stererek, i\u015fin ne cebir ve ne s\u0131rf icab, ne de mutlak h\u00fcrriyet olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131; belki ikisi aras\u0131nda orta bir yol ve icab ile se\u00e7imin toplam\u0131 &#8220;iki i\u015f aras\u0131nda bir i\u015f&#8221; oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015f, boyun e\u011fdirmemi\u015f, kolayl\u0131\u011fa erdirmi\u015ftir. \u015ea\u015f\u0131ranlar, bu orta noktan\u0131n ya a\u015f\u0131r\u0131s\u0131na veya ihmaline d\u00fc\u015fenlerdir.<\/p>\n<p>4- Duadan maksat bildirmek de\u011fil, kulluk g\u00f6stermek; tevazu ve al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fck arz ederek m\u00fcracaatta bulunmakt\u0131r. Maksat bu olunca, kaza ve kaderine r\u0131za ile beraber Allah&#8217;a dua etmek, insanl\u0131k hissesini tercih de\u011fil; Allah&#8217;\u0131n kudretine her \u015feyden fazla sayg\u0131 duymakt\u0131r. Bu da en b\u00fcy\u00fck makamd\u0131r. Cebrail&#8217;in ve Hz. \u0130brahim&#8217;in zikredilen s\u00f6zleri de yerine g\u00f6re duan\u0131n en beli\u011f olan\u0131d\u0131r. \u0130stenenin a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilmesi, duan\u0131n zaruretlerinden de\u011fildir. Zaman olur ki edep ve yerini bilen huzur ehli i\u00e7in h\u00e2l, s\u00f6zden daha edepli olur. &#8220;Ey Rabbim huzurunday\u0131m, h\u00e2lim sana malum.&#8221; demek, s\u00f6yleyenin makam\u0131na, kalbinin do\u011fruluk ve ihlas derecesine g\u00f6re, en bela\u011fatl\u0131 dualardan daha bela\u011fatl\u0131 olur. Daha do\u011frusu dua a\u00e7\u0131k oldu\u011fu gibi kinaye ve ima ile de olur. Bu bak\u0131mdand\u0131r ki ikram sahibi ve \u00e7ok c\u00f6mert olan Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 hamd ve \u00f6vg\u00fc arz etmek, duay\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r. Bu sebeple: &#8220;Duan\u0131n en \u00fcst\u00fcn\u00fc, Allah&#8217;a hamd olsun, demektir.&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>5- Dua hakk\u0131nda nakl\u00ee deliller o kadar \u00e7oktur ki, bunlar\u0131 ancak k\u00e2firler inkar edebilirler. Bu c\u00fcmleden olarak bu \u00e2yetten ba\u015fka: &#8220;Bana dua ediniz ki size icabet edeyim.&#8221; (\u011e\u00e2fir, 40\/60), &#8220;Rabbinize yalvara yalvara ve i\u00e7in i\u00e7in dua ediniz.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/55), &#8220;Yoksa s\u0131k\u0131nt\u0131ya d\u00fc\u015fen kimseye, kendisine dua etti\u011fi zaman icabet eden mi?&#8221; (Neml, 27\/62), &#8220;De ki: Duan\u0131z olmasa Rabbim size ne k\u0131ymet verir?&#8221; (Furkan, 25\/77), &#8220;Hi\u00e7 olmazsa b\u00f6yle \u015fiddetimiz geldi\u011fi zaman bari yalvarsayd\u0131lar. Fakat onlar\u0131n kalbleri kat\u0131la\u015fm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/43) gibi nice \u00e2yetler vard\u0131r. Bunlar\u0131n sonuncusu g\u00f6steriyor ki Allah, dua edip istemeyenlere gazab eder. Daha \u00f6nce F\u00e2tiha s\u00fbresinin, dua ve mesele ta&#8217;limi s\u00fbresi isimlerini de ta\u015f\u0131makta oldu\u011fu ve bununla dua \u00e2d\u00e2b\u0131n\u0131n \u00f6\u011fretildi\u011fi ge\u00e7mi\u015fti.<\/p>\n<p>Duan\u0131n \u00f6nemini anlamak i\u00e7in, yaln\u0131z konusu \u00fczerinde bulundu\u011fumuz \u00e2yeti d\u00fc\u015f\u00fcnmek yeterli olacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Cenab-\u0131 Allah, kitab\u0131n\u0131n on d\u00f6rt yerinde soru ve cevab\u0131 zikretmi\u015ftir ki bunlar\u0131n baz\u0131s\u0131: &#8220;Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki&#8230;&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/85), &#8220;Ey Muhammed! Sana da\u011flar\u0131n k\u0131yametteki halini sorarlar. De ki&#8230;&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/105), &#8220;Ey Muhammed! Sana k\u0131yametten sorarlar, ne zaman kopacak? diye. De ki&#8230;&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/187) gibi itikatla; baz\u0131s\u0131 da: &#8220;Ey Muhammed! Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>(Bakara, 2\/215), &#8220;Ey Muhammed! Sana i\u00e7kiden ve kumardan soruyorlar. De ki&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/215) gibi ibadetle ilgilidir.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131n cevaplar\u0131 da \u00fc\u00e7 \u015fekilde gelmi\u015ftir: \u00c7o\u011funda yerinde buyurulmu\u015ftur ki, bu da cevab\u0131n \u00e7abuklu\u011funa ve hemen tebli\u011fine tenbih vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de dua hakk\u0131ndaki bu \u00e2yettir ki burada: &#8220;Kullar\u0131m sana benden sorduklar\u0131 zaman&#8230;&#8221; \u00e2yetinde veya diye a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylenmeyerek cevab\u0131nda do\u011frudan do\u011fruya &#8220;Ben yak\u0131n\u0131m.&#8221; buyurulmu\u015f, vas\u0131ta kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, yak\u0131nl\u0131k da duaya icabetle a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r ki bunda b\u00fcy\u00fck bir incelik vard\u0131r. Cenab-\u0131 Allah, duada kulu ile kendisi aras\u0131na bir vas\u0131tan\u0131n girmesini istemiyor ve sanki diyor ki: &#8220;Kulum, vas\u0131taya dua vaktinden ba\u015fkas\u0131nda muhtac olabilirse de, dua vaktinde benimle onun aras\u0131nda vas\u0131ta yoktur.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Ben yak\u0131n\u0131m&#8221; buyurulup &#8220;kullar\u0131m bana yak\u0131nd\u0131r&#8221; buyurulmamas\u0131 da gayet anlaml\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc kul, varl\u0131\u011f\u0131 m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fundan, kul olmas\u0131 y\u00f6n\u00fcyle yoklu\u011fun merkezinde ve fanili\u011fin en a\u015fa\u011f\u0131 noktas\u0131ndad\u0131r. Bunun Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya bizzat yakla\u015fmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bu bak\u0131mdan yak\u0131nl\u0131k kul taraf\u0131ndan de\u011fil, Allah taraf\u0131ndand\u0131r. \u015eimdi bu iki n\u00fckte d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, \u015fu ger\u00e7e\u011fe erilir ki dua eden kimsenin g\u00f6nl\u00fc, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131yla me\u015fgul oldu\u011fu m\u00fcddet\u00e7e ger\u00e7ekten dua etmi\u015f olmaz. Allah&#8217;tan ba\u015fka \u015feylerin hepsinden uzak oldu\u011fu vakit de Hakk&#8217;\u0131n birli\u011finin marifetine dalar. Bu makamda kald\u0131k\u00e7a kendi hakk\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnme ve insanl\u0131k nasibini talepten ka\u00e7\u0131n\u0131r, b\u00fct\u00fcn vas\u0131talar kald\u0131r\u0131l\u0131r ve o zaman Allah&#8217;\u0131n yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 has\u0131l olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc kul, kendi arzusuna y\u00f6nelik oldu\u011fu s\u00fcrece Allah&#8217;a yakla\u015famaz, o arzu engelleyici bir vas\u0131ta olur. Bu, kald\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman ise: &#8220;Ben i\u015fimi Allah&#8217;a b\u0131rak\u0131yorum. \u015e\u00fcphesiz ki Allah kullar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr.&#8221; (\u011e\u00e2fir, 40\/44) \u00e2yetindeki havale, tam bir samimiyetle ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f bulunur. G\u00f6z, Hakk&#8217;\u0131n g\u00f6z\u00fc olarak g\u00f6r\u00fcr; kulak, Hakk&#8217;\u0131n kula\u011f\u0131 olarak i\u015fitir; kalb Hakk&#8217;\u0131n aynas\u0131 olarak bilir, duyar, ister. O zaman milyonlarca sebeplerin, as\u0131rlarca zamanlar\u0131n yapamad\u0131\u011f\u0131 \u015feyler, Allah&#8217;\u0131n dilemesi h\u00fckm\u00fcyle, &#8220;ol&#8221; demekle oluverir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte dua, b\u00f6yle bir yak\u0131nl\u0131k vas\u0131tas\u0131d\u0131r ve dolay\u0131s\u0131yla ibadetlerin en \u00fcst\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Nitekim Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: &#8220;Dua, ibadetin ili\u011fidir.&#8221; buyurmu\u015ftur. Di\u011fer bir hadis-i \u015ferifte ise: &#8220;Dua ibadetten ibarettir.&#8221; diyerek: &#8220;Bana dua ediniz ki, size icabet edeyim.&#8221; (\u011e\u00e2fir, 40\/60) \u00e2yetini okumu\u015ftur.<\/p>\n<p>Dikkat edilirse g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ki duay\u0131 \u00f6nemsemeyenler, ibadeti \u00f6nemsemeyenlerdir. Bunlar ise Allah&#8217;\u0131n yak\u0131n oldu\u011funu ve duaya cevap verdi\u011fini bilmeyen ve hatta Allah&#8217;a ortak kabul edenlerdir. Bunlar, Hakk&#8217;a yalvarmaktan ka\u00e7\u0131n\u0131rlar da yarat\u0131klar\u0131n takdirine kavu\u015fmay\u0131 cana minnet bilirler.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Cenab-\u0131 Allah bu konudaki b\u00fct\u00fcn \u015f\u00fcpheleri defetmek ve kullar\u0131n\u0131 ir\u015fad i\u00e7in duan\u0131n \u00f6nemine ve oru\u00e7 halinin, buna en uygun bir hal oldu\u011funa i\u015faret ederek oru\u00e7 emrinden sonra Peygamberine buyuruyor ki:<\/p>\n<p>Kullar\u0131m sana benden sorarlarsa ben yak\u0131n\u0131m, bana dua etti\u011fi zaman, dua edenin duas\u0131na cevap veririm. \u00d6yle ise onlar da benim emirlerime candan icabet edip, tutunsunlar. ve bana inans\u0131nlar, orucun faziletleri hakk\u0131ndaki a\u00e7\u0131klamalar\u0131m\u0131 tasdik etsinler ki r\u00fc\u015fdlerine ersinler, do\u011fruca arzular\u0131na kavu\u015fabilsinler.<\/p>\n<p>Bilinmektedir ki dua ile emirler, ayn\u0131 s\u00eega (kip) ile yap\u0131lan birer taleptirler. Bir d\u00fc\u015fk\u00fcn\u00fcn: &#8220;Aman yeti\u015f!&#8221; diye ba\u011f\u0131r\u0131\u015f\u0131, bir dua; buna kar\u015f\u0131 yard\u0131m edecek birinin: &#8220;Haydi kalk!&#8221; demesi bir icabet ve bir emirdir. K\u00fc\u00e7\u00fcklerin yard\u0131m istemesine yard\u0131mla cevap vermek, b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn al\u00e2meti oldu\u011fu gibi; b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn emrine itaat de edep gere\u011fi olmas\u0131ndan ba\u015fka k\u00fc\u00e7\u00fcklerin menfaatleri icab\u0131ndan, ak\u0131l ve hikmet gere\u011finden olan bir g\u00f6revdir. Akl\u0131n gere\u011fi \u00fczere harekete ise r\u00fc\u015fd (erginlik) denir.<\/p>\n<p>B\u00fcy\u00fcklerin b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc, \u00e2mirlerin \u00e2miri, h\u00e2kimlerin h\u00e2kimi olan Allah Te\u00e2l\u00e2 ise, ululamaya ve \u015f\u00fckretmeye en lay\u0131k olan mutlak b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Bilinmekte olan deyi\u015f ile her yerde h\u00e2z\u0131r ve n\u00e2z\u0131r, yarat\u0131klar\u0131n\u0131n her t\u00fcrl\u00fc ihtiyac\u0131n\u0131 \u00e7abucak yerine getirmeye k\u00e2dir ve onlara, kendilerinden daha yak\u0131nd\u0131r. &#8220;Bana dua etti\u011fi vakit dua edenin duas\u0131na icabet ederim.&#8221; diye ayr\u0131ca bir icabet vadinde de bulunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte o b\u00fcy\u00fck Allah&#8217;t\u0131r ki kullar\u0131na ve s\u0131rf kullar\u0131n\u0131n menfaati hesab\u0131na birtak\u0131m h\u00fck\u00fcmler koymu\u015f ve bu konuda oru\u00e7la ilgili emirler vermi\u015ftir. Allah, o y\u00fccelik ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ile kendini kullar\u0131ndan uzak tutmaz ve taleplerine icabet ederse, acizlik ve yokluk i\u00e7inde ko\u015fan kullar\u0131n, O&#8217;nun emirlerine icabet ve candan sar\u0131l\u0131p itaat etmelerinin l\u00fczumu, edep ve ahl\u00e2k a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6ncelikle sabit olacak bir farz te\u015fkil eder. Hatta sadece ahl\u00e2k de\u011fil, ak\u0131l ve menfaatin gere\u011fi olan bir r\u00fc\u015fd ve do\u011fruluk olur.<\/p>\n<p>Bu bak\u0131mdan ancak Allah&#8217;a ve h\u00fck\u00fcmlerine iman ile icabet ve itaat edenlerdir ki ak\u0131l ve r\u00fc\u015fdlerini ispat etmi\u015f olurlar ve arzular\u0131na do\u011fruca erebilirler. Bu \u015fekilde \u00e2yet, oru\u00e7 h\u00fck\u00fcmlerinin icras\u0131na riayeti ilan i\u00e7in bela\u011fatl\u0131 sebepleri ve hikmetleri kapsayan kuvvetli bir buyruk olmu\u015ftur. Bu kuvvetli buyruk, mutlak olu\u015fu ile b\u00fct\u00fcn emir ve h\u00fck\u00fcmleri kapsamakta ise de \u00f6zellikle oru\u00e7 emrini takip etmesi dikkate de\u011fer. Oru\u00e7, nefsin arzular\u0131na ayk\u0131r\u0131 bir y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck olarak g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in di\u011ferlerinden daha zor ve zahmetli kabul edilece\u011finden, bu \u00f6zel peki\u015ftirme ile, ihmal edilmesinden sak\u0131nd\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O halde dua hakk\u0131ndaki geni\u015f a\u00e7\u0131klamay\u0131, gelecek olan di\u011fer \u00e2yetlere b\u0131rakarak oruca devam edelim.<\/p>\n<p>Rivayet ediliyor ki ba\u015flang\u0131\u00e7ta m\u00fcsl\u00fcmanlar oru\u00e7 tutacaklar\u0131 zaman ancak ak\u015famdan yats\u0131 namaz\u0131n\u0131 k\u0131l\u0131ncaya veya uyuyuncaya kadar yiyip i\u00e7ebilirler ve kar\u0131 koca ili\u015fkisinde bulunabilirlerdi. Yani imsak, yats\u0131 namaz\u0131ndan veya uykudan itibaren ba\u015flard\u0131. Bir g\u00fcn Hz. \u00d6mer yats\u0131dan sonra han\u0131m\u0131yla ili\u015fkide bulundu ve hemen pi\u015fmanl\u0131k duyup Peygamber&#8217;in huzuruna geldi, \u00f6z\u00fcr beyan etti. Derken orada haz\u0131r bulunanlardan bir tak\u0131m kimseler de yats\u0131dan sonra ayn\u0131 \u015feyi yapt\u0131klar\u0131n\u0131 ayn\u0131 \u015fekilde itiraf ettiler. Bunun \u00fczerine \u015fu \u00e2yet nazil oldu:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>187- Oru\u00e7 gecesi kad\u0131nlar\u0131n\u0131za yakla\u015fman\u0131z, size hel\u00e2l k\u0131l\u0131nd\u0131. Onlar, sizin i\u00e7in bir \u00f6rt\u00fc, siz de onlar i\u00e7in bir \u00f6rt\u00fc durumundas\u0131n\u0131z. Allah, nefsinize g\u00fcvenemeyece\u011finizi bildi\u011fi i\u00e7in m\u00fcracaat\u0131n\u0131z\u0131 kabul buyurdu ve sizi ba\u011f\u0131\u015flad\u0131. \u015eimdi onlara yakla\u015f\u0131n ve Allah&#8217;\u0131n sizler i\u00e7in yazd\u0131\u011f\u0131n\u0131 isteyin. Ta fecrin beyaz ipli\u011fi siyah iplikden size se\u00e7ilinceye kadar yiyin, i\u00e7in. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde \u00eetikaf halinde iken onlara yakla\u015fmay\u0131n. Bunlar, Allah&#8217;\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131d\u0131r, sak\u0131n onlara yakla\u015fmay\u0131n. Allah, \u00e2yetlerini insanlara b\u00f6yle a\u00e7\u0131kl\u0131yor ki sak\u0131n\u0131p korunsunlar.<\/p>\n<p>187-Ey m\u00fcminler Oru\u00e7 gecesi kad\u0131nlar\u0131n\u0131za yakla\u015fmak, size hel\u00e2l k\u0131l\u0131nd\u0131. Gecenin hangi saatinde olursa olsun herkes e\u015fiyle kar\u0131 koca ili\u015fkisinde bulunabilir. \u00d6nceden oldu\u011fu gibi yats\u0131dan veya uykudan sonra geceleyin cins\u00ee temas oruca engel olmaz. Buna ayk\u0131r\u0131 olarak &#8220;Sizden \u00f6ncekilere farz k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131 gibi.&#8221; (Bakara, 2\/183) ifadesinden \u00e7\u0131kar\u0131lan ge\u00e7mi\u015f \u015feriatlerin h\u00fckm\u00fc, yine ilk oru\u00e7ta Peygamberin s\u00fcnnetinden al\u0131nm\u0131\u015f olan eski h\u00fck\u00fcm bundan sonra kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece Ramazan orucu, \u00f6nceki oru\u00e7lar\u0131 kald\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r ki bundan kitab\u0131n, s\u00fcnnetin h\u00fckm\u00fcn\u00fc kald\u0131rmas\u0131n\u0131n caiz oldu\u011fu da anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>REFES: \u00c7irkin s\u00f6z, yani kinaye olarak s\u00f6ylenmesi gereken \u015feyi a\u00e7\u0131k s\u00f6ylemektir ki kinaye olarak cins\u00ee birle\u015fmeye de denir. Burada bu m\u00e2n\u00e2da oldu\u011fu \u00fczerinde ittifak edilmi\u015ftir. Yani s\u00f6zl\u00fc refes de\u011fil, fiil\u00ee refestir.<\/p>\n<p>Cenab-\u0131 Allah, Muhammed \u00fcmmetine kolayl\u0131k diledi\u011finden orucun vaktini k\u0131saltm\u0131\u015f, geceleri neshetmi\u015f, cinsi birle\u015fmeyi helal k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar sizin elbiseniz, \u00f6rt\u00fcn\u00fcz, siz de onlar\u0131n elbisesi, \u00f6rt\u00fcs\u00fcs\u00fcn\u00fcz.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131k bir istiaredir. A\u00e7\u0131klanacak olursa m\u00e2n\u00e2 \u015fu olur. \u0130ki noktadan b\u00f6yle birbirinizin elbisesi durumundas\u0131n\u0131z:<\/p>\n<p>a) Bir taraftan elbise gibi birbirinize sar\u0131l\u0131r, sarmala\u015f\u0131rs\u0131n\u0131z,<\/p>\n<p>b) Di\u011fer taraftan elbisenin ay\u0131plar\u0131 \u00f6rtmesi, so\u011fuk ve s\u0131caktan korumas\u0131 gibi, her biriniz, di\u011ferinin h\u00e2lini gizleyip \u00f6rter, namusunu muhafaza edip, g\u00fcnahlardan korur. Aran\u0131zda b\u00f6yle bir beraberlik ve ili\u015fki vard\u0131r. Allah bilmektedir ki, bundan \u00f6nce muhakkak siz, kendinize hiyanet ediyordunuz. O beraberlik dolay\u0131siyle sabredemiyor, nefislerinizi, se vab\u0131n eksiltilmesine ve azaba maruz k\u0131larak kendinize haks\u0131zl\u0131k ediyordunuz. Bundan dolay\u0131 Allah, sizin y\u00fcz\u00fcn\u00fcze bakt\u0131, tevbenizi kabul, ve sizden oru\u00e7 gecesi cins\u00ee m\u00fcnasebet g\u00fcnah\u0131n\u0131 af edip sildi. \u015fimdi onlara yakla\u015f\u0131n, ve Allah&#8217;\u0131n sizin i\u00e7in ezelde yazd\u0131\u011f\u0131, takdir etti\u011fi, Levh-i Mahfuz&#8217;a nak\u015fetti\u011fi nesli isteyin. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile Allah&#8217;\u0131n me\u015fru k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fcreme yolunu aray\u0131n. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir m\u00e2n\u00e2 ile Kadir gecesini aray\u0131n.<\/p>\n<p>M\u00dcB\u00c2\u015eERET: Be\u015fere, be\u015fereye gelmek, yani \u00e7\u0131plak deri, deriye dokunmakt\u0131r. Bu m\u00fcnasebetle cins\u00ee ili\u015fkide m\u00fcb\u00e2\u015feret denir ki burada maksad\u0131n bu oldu\u011fu \u00fczerinde ittifak edilmi\u015ftir. Bu &#8220;M\u00fcba\u015feret ediniz, yakla\u015f\u0131n\u0131z!&#8221; emrinin, &#8220;yiyiniz&#8221; gibi ib\u00e2ha (m\u00fcbahl\u0131k bildirmek) \u00fczerinde de ittifak edilmi\u015ftir. Yani, &#8220;M\u00fcba\u015ferette bulununuz.&#8221; demek, &#8220;Cins\u00ee m\u00fcnasebette bulunabilirsiniz, yasak de\u011fildir.&#8221; demektir. Bunun arkas\u0131nda &#8220;Allah &#8216;\u0131n sizin i\u00e7in yazd\u0131\u011f\u0131 nesli isteyin.&#8221; ifadesi, \u015funu g\u00f6steriyor ki birle\u015fmeden maksat \u00e7ocuk olmal\u0131, yaln\u0131zca \u015fehev\u00ee arzuyu tatmin pe\u015fine d\u00fc\u015f\u00fclmemelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fehvetin yarat\u0131lmas\u0131n\u0131n ve nikah\u0131n me\u015fru k\u0131l\u0131nmas\u0131n\u0131n hikmeti, \u00fcreme ve cinsin devam\u0131d\u0131r. Sadece \u015fehveti tatmin de\u011fildir. Bu &#8220;isteyin&#8221; emrinin, azli yasaklamak oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015f ise de, &#8220;ibti\u011fa&#8221; fiilinin mef&#8217;ul\u00fc olan a\u00e7\u0131k olmad\u0131\u011f\u0131ndan kesin de\u011fildir. Ancak hadislerden de anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere mekruh oldu\u011funa i\u015faretten de uzak kalamaz.<\/p>\n<p>K\u0131saca oru\u00e7 gecesi, o \u015fekilde cins\u00ee m\u00fcnasebette bulunun, ve yiyin, i\u00e7in ta siyah iplikten beyaz iplik size se\u00e7ilinceye kadar bunlar helal ve m\u00fcbaht\u0131r. Fakat yanl\u0131\u015f anlamay\u0131n\u0131z, hangi beyaz iplik bilir misiniz? Fecirden olan, fecr-i sad\u0131ktan bir par\u00e7a bulunan beyaz iplik. Yani sabahleyin \u015fafak s\u00f6k\u00fcnceye, tan yeri iplik gibi a\u011far\u0131ncaya kadar, b\u00fct\u00fcn gece bunlara izin vard\u0131r. \u0130msak vakti, sabah\u0131n bu beyaz ipli\u011fin ortaya \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131 and\u0131r. Burada kelimesinin sonras\u0131, \u00f6ncesine; \u0131st\u0131lah\u00ee tabiri ile gaye mugayy\u00e2da dahil olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, beyaz iplik se\u00e7ildi\u011fi zaman imsak\u0131n da ba\u015flam\u0131\u015f bulunmas\u0131 farzd\u0131r. \u015e\u00fcpheli olursa yememek m\u00fcstehabd\u0131r. Yenirse kaza laz\u0131m gelmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc se\u00e7ilip ortaya \u00e7\u0131kmak kesin bilgi demektir.<\/p>\n<p>Bu &#8220;fecirden ibaret&#8221; kayd\u0131n\u0131n, sonradan nazil oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir. \u015e\u00f6yle ki: Bundan \u00f6nce baz\u0131 kimseler biri beyaz, biri siyah iki iplik al\u0131r; bunlar birbirinden se\u00e7ilinceye kadar imsak yapmazlarm\u0131\u015f. Bu hadise \u00fczerine &#8220;fecirden ibaret&#8221; a\u00e7\u0131klamas\u0131 nazil olarak, kastedilen m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f; beyaz iplik hakikat olmay\u0131p, bilinen bir mecaz olan fecrin ba\u015flang\u0131c\u0131 oldu\u011fu ve \u015fer&#8217;\u00ee g\u00fcn\u00fcn buradan ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in us\u00fbl ilminde bu beyan\u0131n, ihtiya\u00e7 vaktinden sonra olup olmad\u0131\u011f\u0131 m\u00fcnaka\u015fa edilir ki do\u011frusu de\u011fi\u015ftirme beyan\u0131n\u0131n, ihtiya\u00e7 vaktinden geri b\u0131rak\u0131lmas\u0131 caiz de\u011fildir. Bu rivayete g\u00f6re ihtimalin kalkmas\u0131, de\u011fi\u015fme beyan\u0131 de\u011fil; tebdil beyan\u0131, yani nesih say\u0131lmas\u0131 gerekir. \u0130msak\u0131n hakikati, fecr-i sad\u0131k (do\u011fru fecir)t\u0131r. Fecr-i k\u00e2zibe ancak &#8220;k\u00e2zib, yalanc\u0131&#8221; kayd\u0131yla fecir denir. Bunun i\u00e7in g\u00fcn\u00fcn ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131n ve imsak\u0131n vacib olu\u015funun, fecr-i sad\u0131k\u0131n ba\u015f\u0131ndan ba\u015flad\u0131\u011f\u0131na dair icma (ittifak) vard\u0131r. B\u00f6yle olmakla birlikte buna \u015f\u00f6yle bir soru y\u00f6netilmi\u015ftir: Beyaz ipli\u011fe benzeyen sabah beyazl\u0131\u011f\u0131, fecr-i k\u00e2zibin beyazl\u0131\u011f\u0131 olmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu, dik ve uzun oldu\u011fundan ipli\u011fe benzer. Fecr-i sad\u0131k\u0131n be yaz\u0131 ise ufukta daire \u015feklinde olur. Bu y\u00fczden imsak\u0131n, fecr-i k\u00e2zibden ba\u015flamas\u0131 laz\u0131m gelmez mi? Cevab: Laz\u0131m gelmez. \u00c7\u00fcnk\u00fc yemenin haraml\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterecek olan beyazl\u0131k miktar\u0131, fecr-i sad\u0131k\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 ve ilk an\u0131d\u0131r. Fecr-i sad\u0131k, ilkin yay\u0131lmadan \u00f6nce k\u00fc\u00e7\u00fck ve ince olur. Ufukta daire \u015feklinde olmas\u0131, ipli\u011fe benzetilmesine engel de\u011fildir. Hatta fecr-i k\u00e2zib ile fecr-i sad\u0131k aras\u0131nda \u015f\u00f6yle bir fark vard\u0131r: Fecr-i k\u00e2zib incecik do\u011far, fecr-i sad\u0131k \u00f6nce incecik g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ve uzayarak y\u00fckselir. Beyaz iplik burada bilinmektedir. Bundan dolay\u0131 \u00f6yle bir soruya asla yer yoktur.<\/p>\n<p>Ebu H\u00fcreyre hazretleriyle Hasen b. Salih b. Cinn\u00ee, c\u00fcn\u00fcb olup da gusletmeden sabahlayan\u0131n orucunun sahih olmayaca\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahip olmu\u015flard\u0131r. Fakat bu \u00e2yette fecrin a\u00e7\u0131lmas\u0131na kadar cins\u00ee m\u00fcnasebet caiz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olunca, gusl\u00fcn sabaha ertelenmesi de zaruri olarak caiz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olaca\u011f\u0131ndan \u00e2limlerin \u00e7o\u011funlu\u011funa g\u00f6re vaktinde imsak eden kimsenin c\u00fcn\u00fcb de olsa orucu sahih olur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu izin i\u00e7inde fecrin, beyaz iplik gibi do\u011fu ufkunda g\u00f6r\u00fclmeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 an\u0131 a\u015fmamak \u015fart\u0131yla gecenin sonuna kadar yiyip i\u00e7iniz, cins\u00ee m\u00fcnasebette bulununuz, sonra o andan itibaren tutup, ertesi geceye kadar orucu tamamlay\u0131n\u0131z, orucu tam olarak tutmu\u015f bulununuz. Yani yaln\u0131z yiyip i\u00e7mekten ve cins\u00ee m\u00fcnasebetten de\u011fil, bunlara ilave olmak \u00fczere, bedeninizin i\u00e7 k\u0131sm\u0131na herhangi bir \u015feyin girmesinden oru\u00e7 niyetiyle kendinizi menediniz. \u0130\u015fte me\u015fru olan oru\u00e7, b\u00f6yle niyetle fecrin ba\u015flang\u0131c\u0131ndan g\u00fcn\u00fcn sonuna kadar, tam olarak kendini oruca mani olacak \u015feylerden al\u0131koymaktan ibarettir. Orucun \u015fer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131, bu tafsilat ve buna ba\u011fl\u0131 a\u00e7\u0131klamalar \u00e7er\u00e7evesinde s\u00f6zl\u00fck m\u00e2n\u00e2s\u0131na ilave edilen kay\u0131tlar ve \u015fer&#8217;\u00ee s\u0131n\u0131rlarla s\u00f6zl\u00fckteki imsaktan, \u00f6zel bir t\u00fcrd\u00fcr. Bu kay\u0131tlar da imsak vaktinin \u00f6l\u00e7\u00fcleridir. &#8220;orucu tamamlay\u0131n\u0131z&#8221; s\u00f6z\u00fc, oru\u00e7 niyetini gerektirdi\u011fi gibi &#8220;sonra&#8221; s\u00f6z\u00fc de bu niyetin, g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn de olabilece\u011fini g\u00f6sterir. \u0130badetler, iste\u011fe ba\u011fl\u0131 birer fiil olmalar\u0131 bak\u0131m\u0131ndan istemek demek olan niyetle beraber olmalar\u0131, mahiyetlerinin gere\u011finden bulundu\u011fu gibi, &#8220;Ameller ancak niyetlere g\u00f6redir.&#8221; hadis-i \u015ferifi gere\u011fince, \u015feriatin genel kaidelerinden oldu\u011fu da bilinmektedir.<\/p>\n<p>Bu bak\u0131mdan orucun farzlar\u0131 \u00fc\u00e7t\u00fcr: a) vakit, b) niyet, c) imsak. Bu \u00e2yet gere\u011fince orucun vakti, fecrin do\u011fu\u015fundan g\u00fcne\u015fin bat\u0131\u015f\u0131na kadar olan \u015fer&#8217;\u00ee g\u00fcnd\u00fcr. G\u00fcne\u015fin do\u011fu\u015fundan bat\u0131\u015f\u0131na kadar olan \u00f6rf\u00ee veya astronomik g\u00fcn de\u011fildir. Niyetin de, g\u00fcn\u00fcn \u00e7o\u011funa eklenmi\u015f olmas\u0131 gerekir. Fakat kendini oruca mani \u015feylerden \u00e7ekme i\u015finin, g\u00fcn\u00fcn ba\u015f\u0131ndan sonuna kadar b\u00fct\u00fcn g\u00fcnde tamamen bulunmas\u0131 farzd\u0131r.<\/p>\n<p>Beyaz ipli\u011fin g\u00f6r\u00fclmesinden itibaren tutulmazsa oru\u00e7 sahih olmaz. Gecenin ba\u015f\u0131ndan sonuna kadar hi\u00e7bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc, orucun vakti de\u011fildir. Bunda orucu bozan \u015feylerin hepsi m\u00fcbaht\u0131r. Baz\u0131 kimseler, fecirden g\u00fcne\u015fin do\u011fu\u015funa kadar sabah vaktinin, \u015fer&#8217;\u00ee g\u00fcne dahil olmas\u0131na dayanarak, g\u00fcne\u015fin bat\u0131\u015f\u0131ndan k\u0131z\u0131ll\u0131\u011fa kadar, yani ak\u015fam vaktinin de k\u0131yasen g\u00fcnd\u00fczden say\u0131lmas\u0131 laz\u0131m gelece\u011fi ve hatta y\u0131ld\u0131zlar do\u011funcaya kadar orucun devam etmesi gerekece\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahip olmu\u015flarsa da bu k\u0131yas fasiddir. \u00c7\u00fcnk\u00fc g\u00fcn\u00fcn ba\u015f\u0131nda &#8220;fecirden&#8221; buyurulmu\u015f, sonra tamamlamaya: &#8220;geceye kadar&#8221; ile son verilmi\u015ftir. G\u00fcne\u015fin batmas\u0131ndan sonra, do\u011fu taraf\u0131ndan karanl\u0131k ortaya \u00e7\u0131kar \u00e7\u0131kmaz da ak\u015fam olmu\u015f, \u00f6rf\u00ee gece girmi\u015ftir. Burada gayenin mugayyaya dahil olmas\u0131n\u0131n ihtimali yoktur. Bunu sabaha k\u0131yas etmek nass\u0131 de\u011fi\u015ftirmek demektir. Zaten n\u00fczul sebebinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere ak\u015famdan yats\u0131ya kadar olan zaman, gecelerin oruca dahil oldu\u011fu ge\u00e7mi\u015f zamanda bile dahil de\u011fildi.<\/p>\n<p>Bununla beraber Caferiye mezhebinde bulunan Acemler, y\u0131ld\u0131z\u0131 g\u00f6rmeden iftar etmezler. &#8220;sonra orucu geceye kadar tamamlay\u0131n\u0131z&#8221; emrine dikkat edilir ve orucun s\u00f6zl\u00fck m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n da kendini \u00e7ekip tutmak demek oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse; \u015fer&#8217;\u00ee orucun, s\u00f6zl\u00fckteki tutmak m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan hi\u00e7bir eksi\u011fi olmamas\u0131, s\u0131rt ve kar\u0131n b\u00fct\u00fcn organlar\u0131n oru\u00e7 \u00fczere bulunmas\u0131n\u0131n gere\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131r. Mesela, dilin orucu, yalandan, dedikodudan, gereksiz s\u00f6zlerden onu tutmak; g\u00f6z\u00fcn orucu, \u015f\u00fcpheli yerlere bakmaktan onu al\u0131koymak; kula\u011f\u0131n orucu, \u00e7alg\u0131 ve oyun aletleri gibi \u015feyleri dinlemekten uzak durmak oldu\u011fu gibi; nefsin orucu, \u015fehvet ve arzulara kar\u015f\u0131 kendini tutmak; kalbin orucu, d\u00fcnya sevgisinden uzak durmak; ruhun orucu, nimetlerden ve ahiret lezzetlerinden kendini tutmak; s\u0131rr\u0131n orucu, Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131n\u0131 g\u00f6rmekten kendini uzak tutmakt\u0131r. Tamamlama emri, b\u00fct\u00fcn bunlara delalet ederse de hepsinin v\u00fccub yoluyla oldu\u011fu iddia edilemez. \u00d6ncesinde \u00f6zellikle yeme, i\u00e7me ve cins\u00ee m\u00fcnasebetten s\u00f6z edilmi\u015f olmas\u0131 karinesiyle farz olan imsak, bunlardan ve bunlara ait olan \u015feylerden bedenin i\u00e7i h\u00fckm\u00fcn\u00fc ta\u015f\u0131yan i\u00e7 k\u0131sm\u0131n\u0131 tutup al\u0131koymakt\u0131r ki bu da gus\u00fclde y\u0131kanmayan yerlerdir. Bunun d\u0131\u015f\u0131ndakiler mendub ve fazilet cinsindendir, orucun adab\u0131ndand\u0131r. Bu \u015fekilde \u0130sl\u00e2m\u00ee oru\u00e7ta geceler, vakitten hari\u00e7 tutulmu\u015f ve ba\u015fka zaman hel\u00e2l ve m\u00fcbah olan \u015feyler, oru\u00e7 gecelerinde de hel\u00e2l k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011fundan, ey m\u00fcsl\u00fcmanlar! g\u00fcnd\u00fczleri oru\u00e7 tutmakla beraber, geceleri bunlar\u0131 yapabilirsiniz. Fakat siz mescitlerde itikaf halindeyken ne gece, ne de g\u00fcnd\u00fcz kad\u0131nlar\u0131n\u0131zla asla cins\u00ee temasta bulunmay\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>S\u00f6zl\u00fckte itikaf, bir yerde kendini hapsederek durup beklemektir. Din\u00ee a\u00e7\u0131dan bir mescitte itikaf niyetiyle durmakt\u0131r. Buradaki mescit kayd\u0131, i\u015fte bu din\u00ee m\u00e2n\u00e2y\u0131 tayin eder. Ba\u015fka bir kay\u0131t bulunmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in bu bekleyi\u015f, bir saat bile olsa, \u015fer&#8217;\u00ee itikaf bulunabilecek gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. \u0130mam Muhammed&#8217;in zahir rivayeti de b\u00f6yledir. Bu durumda itikafta orucun \u015fart olmamas\u0131 laz\u0131m gelir. Buna nafile itikaf denir ki oru\u00e7lu oru\u00e7suz sahih olur. Fakat \u00e2yetin geli\u015fine bak\u0131l\u0131rsa itikaf\u0131n, orucu gerektirdi\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131r. Zira, &#8220;Onlarla cinsi m\u00fcnasebette bulunmay\u0131n\u0131z.&#8221; yasa\u011f\u0131, oru\u00e7 gecelerindeki cins\u00ee m\u00fcnasebetin m\u00fcbah oldu\u011fu h\u00fckm\u00fcn\u00fc tahsis yerinde olmakla, itikafta orucun \u015fart oldu\u011funa ve bundan dolay\u0131 itikaf m\u00fcddetinin bir g\u00fcnden daha az olamayaca\u011f\u0131na delalet eder ki bu da as\u0131l \u015fer&#8217;\u00ee itikaft\u0131r. &#8220;Oru\u00e7 olmad\u0131k\u00e7a itikaf yoktur.&#8221; hadisi de bunu teyid eder.<\/p>\n<p>\u0130mam-\u0131 Azam&#8217;dan bunun ancak b\u00fcy\u00fck bir camide olabilece\u011fi ve en az\u0131ndan be\u015f vakit namaz k\u0131l\u0131nan bir mescitten ba\u015fkas\u0131nda sahih olamayaca\u011f\u0131 rivayet edilmi\u015ftir. &#8220;C\u00e2mi bir mescitten ba\u015fkas\u0131nda itikaf olmaz.&#8221; hadis-i \u015ferifi gere\u011fince mescit, m\u00fckemmeline yorumlanm\u0131\u015f demektir. Ancak kad\u0131nlar i\u00e7in evlerindeki mescitten ba\u015fkas\u0131nda itikaf caiz olmaz. Peygamber (s.a.v.) bunu yasaklam\u0131\u015ft\u0131r. \u0130tikaf, \u015farta ba\u011fl\u0131 veya kesin adakla vacib olur. Ramazan\u0131n son on g\u00fcn\u00fc i\u00e7inde, yani yirmisinden sonraki g\u00fcnlerde m\u00fcekked s\u00fcnnet, di\u011ferleri m\u00fcstehabd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Buhar\u00ee ve M\u00fcslim&#8217;de de rivayet edildi\u011fi \u00fczere Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, Medine&#8217;yi te\u015friflerinden vefat\u0131na kadar Ramazan\u0131n son on g\u00fcn\u00fcnde itikafa devam etmi\u015ftir. Ancak bir defas\u0131nda temiz e\u015flerinden Hz. Ai\u015fe, Hz. Hafsa ve Hz. Zeyneb&#8217;in de sonradan gelip Mescid-i \u015eerif&#8217;te birer \u00e7ad\u0131r kurarak itikafa girmeleri \u00fczerine bunlar\u0131 menetmi\u015f ve kendisi de o sene Ramazanda itikaf\u0131 terk edip ta \u015eevval&#8217;in ilk on g\u00fcn\u00fcnde itikafa girmi\u015ftir. Bu ise hi\u00e7 terketmemeye denktir. Bunun i\u00e7in Z\u00fchr\u00ee demi\u015ftir ki: &#8220;Acaba insanlar itikaf\u0131 nas\u0131l terk ediyorlar? Halbuki Resulullah, baz\u0131 \u015feyleri yapar, terkederdi. \u0130tikaf\u0131 ise vefat\u0131na kadar terketmedi.&#8221; Bu kadar devam\u0131n, vacib oldu\u011funa delil olmas\u0131 laz\u0131m gelirdi. Fakat ashabdan itikaf yapmayanlar da bulunuyordu ve Resulullah, bunlara bir \u015fey demiyordu. Onlar\u0131n bu h\u00e2lini reddetmemekle beraber devam etmek ise v\u00fccub delili de\u011fil, s\u00fcnnet delili olur. Bununla beraber bir Ramazanda b\u0131rakm\u0131\u015f olmas\u0131 da vacib olmad\u0131\u011f\u0131na delalet edebilir. Fakat \u015eevvalde yine yapm\u0131\u015f olmas\u0131 da itikafs\u0131z hi\u00e7bir sene ge\u00e7irmedi\u011fini ispat eder. Bundan dolay\u0131 yapmayanlar\u0131 ho\u015f g\u00f6rmesi y\u00f6n\u00fc olmasayd\u0131, hi\u00e7 olmazsa senede bir itikaf vacib olurdu.<\/p>\n<p>\u0130tikaf, eski \u015feriatlerdendir. Kat\u00e2de&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir ki \u00f6nceleri bir adam itikafa girerdi ve arada \u00e7\u0131kar, e\u015fiyle yatar, yine d\u00f6nerdi. Bu nass ile, bu durum yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu y\u00fczden \u0130sl\u00e2m \u015feriatinde kad\u0131nlarla cins\u00ee m\u00fcnasebette bulunmak itikaf\u0131 bozar. \u00d6nceki gibi burada ge\u00e7en &#8220;m\u00fcba\u015feret&#8221; kelimesinden maksat da cins\u00ee m\u00fcnasebettir. Fakat \u0130mam \u015eafi\u00ee hazretlerinden bir rivayette bu ikincisi, cinsi m\u00fcnasebetten daha geneldir ve iki cildin birle\u015fmesi m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki buna g\u00f6re \u015fehvetle kad\u0131na dokunmak da itikaf\u0131 bozar. \u0130\u015fte an\u0131lan h\u00fck\u00fcmler, Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu kanunlard\u0131r, yahut yasak s\u0131n\u0131rlard\u0131r. Bu y\u00fczden onlar\u0131 a\u015fmak \u00f6yle dursun, onlara yakla\u015fmay\u0131n bile. Nitekim bir hadis-i \u015ferifte de: &#8220;Her h\u00fck\u00fcmdar\u0131n bir korusu vard\u0131r. Allah&#8217;\u0131n korusu da yasaklad\u0131\u011f\u0131, haram k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015feylerdir. Koru etraf\u0131nda otlayanlar da i\u00e7ine d\u00fc\u015fme tehlikesiyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131yad\u0131r.&#8221; buyurulmu\u015ftur. B\u00f6ylece haram ve yasaklara yakla\u015fmaktan sak\u0131nd\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki f\u0131k\u0131h ilminde bundan sedd-i zer\u00eea (zarar\u0131 \u00f6nleme) kaideleri \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. G\u00f6r\u00fcyorsunuz ya Allah insanlara, koydu\u011fu h\u00fck\u00fcmleri g\u00f6sterecek \u00e2yetlerini b\u00f6yle edeb\u00ee bir beyan ile a\u00e7\u0131kl\u0131yor. Ki korunabilsinler, emir ve yasaklar\u0131na ayk\u0131r\u0131 davranmaktan sak\u0131n\u0131p, Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131na kavu\u015fmu\u015f olsunlar.<\/p>\n<p>\u015eimdi ey m\u00fcminler! Bu say\u0131l\u0131 g\u00fcnlerin oru\u00e7lar\u0131n\u0131 ikmal edip tamamlad\u0131ktan ve Allah&#8217;\u0131n yasak s\u0131n\u0131rlar\u0131na yakla\u015fmama terbiyesini ald\u0131ktan sonra siz yine, &#8220;yiyiniz&#8221; iznine d\u00f6nerek, bayram yaparak yiyip i\u00e7eceksiniz. Yiyin, fakat:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>188- Bir de aran\u0131zda mallar\u0131n\u0131z\u0131 bat\u0131l sebeplerle yemeyin. \u0130nsanlar\u0131n mallar\u0131ndan bir k\u0131sm\u0131n\u0131 bile bile g\u00fcnah ile yemek i\u00e7in, o mallar\u0131 hakimlere r\u00fc\u015fvet olarak vermeyin.<\/p>\n<p>188-Bu \u00e2yet, \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir hukuk\u00ee ve sosyal esas\u0131 i\u00e7ine almaktad\u0131r. Bu \u00f6yle bir sosyal hayat tesisinin ba\u015flang\u0131c\u0131d\u0131r ki buna riayet eden insanlar, mahk\u00fbmluk ba\u011f\u0131ndan kendilerini kurtararak mutlulukla ya\u015farlar, zalimlerin zul\u00fcm pen\u00e7esine d\u00fc\u015fmezler. Ancak bunu hakkiyle tatbik edebilmek, oru\u00e7 gibi nefs\u00ee terbiye ettirecek ibadetlerin k\u0131ymetini bilmek ve onu g\u00fczel bir \u015fekilde eda edip &#8220;nefs-i mutmainne&#8221; makam\u0131n\u0131 elde etmekle m\u00fcmk\u00fcn olur. Buna i\u015faret i\u00e7in bu \u00e2yet, oru\u00e7 \u00e2yetlerini takib etmi\u015ftir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Ey m\u00fcminler! Yiyin, fakat birbirinizin mallar\u0131n\u0131 aran\u0131zda bat\u0131l bir \u015fekilde (me\u015fru bir sebep olmaks\u0131z\u0131n) yemeyin.<\/p>\n<p>Bir mal\u0131n haram olmas\u0131, ya kendisindeki bir m\u00e2n\u00e2dan veya kazanma \u015feklinden dolay\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Birinci k\u0131s\u0131m: Mallar\u0131n asl\u0131, ya madenlerden, ya bitkilerden veya hayvanlardand\u0131r. Madenler yerin par\u00e7alar\u0131d\u0131rlar. Bu y\u00fczden zehir gibi, yiyenlere zararl\u0131 olma y\u00f6n\u00fcnden ba\u015fka bir \u015fekilde haram olmazlar. Bitkilerin de hayat\u0131, sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 veya akl\u0131 yok edenlerden ba\u015fkas\u0131 haram olmaz. Hayat\u0131 yok edici olanlar, zehirler; sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 ortadan kald\u0131r\u0131c\u0131 olanlar, tedavi d\u0131\u015f\u0131nda kullan\u0131lan ila\u00e7lar; akl\u0131 yok edici olanlar da sarho\u015fluk verenlerdir. Hayvanlara gelince, bunlar yenen ve yenmeyen k\u0131s\u0131mlar\u0131na ayr\u0131l\u0131r. Yenmesi hel\u00e2l olan da \u015fer&#8217;\u00ee us\u00fbl ile kesilmedik\u00e7e hel\u00e2l olmaz. Kesilenin de b\u00fct\u00fcn par\u00e7alar\u0131 hel\u00e2l de\u011fildir. Hayvan\u0131n i\u015fkembesinde bulunan yem kal\u0131nt\u0131s\u0131 ve kan haramd\u0131r ki tafsilat\u0131 f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kinci k\u0131s\u0131m: Elde edilmesi y\u00f6n\u00fcndeki bozukluktan dolay\u0131 haram olanlard\u0131r. \u015eimdi bir mal\u0131 almak ya irade d\u0131\u015f\u0131 bir sebeple olur, miras gibi. Yahut da alan\u0131n iste\u011fiyle olur. Bu da ya sahibinden al\u0131nm\u0131\u015f olmaz, kazan\u0131p elde etme gibi. Yahut da sahibinden al\u0131nm\u0131\u015f olur. Bu da ya zorla al\u0131n\u0131r, veya kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131za ile. Zorla al\u0131nan, ya m\u00fclkiyetin masumlu\u011fu d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcnden dolay\u0131 al\u0131n\u0131r, ganimetler gibi. Yahut da alan\u0131n, o \u015feyi hak etmi\u015f olmas\u0131ndan dolay\u0131 al\u0131n\u0131r, zekat vermekten ka\u00e7\u0131nanlar\u0131n zekat\u0131 ve vacib olan nafaka gibi. Kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 r\u0131za ile al\u0131nan da ya bir kar\u015f\u0131l\u0131kla al\u0131n\u0131r, al\u0131\u015f-veri\u015f, mehir ve \u00fccret gibi. Yahut da kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z olarak al\u0131n\u0131r, hibe ve vasiyet gibi. B\u00f6ylece kazanma ve elde etme i\u00e7in alt\u0131 k\u0131s\u0131m, ortaya \u00e7\u0131kar ki, tafsilat\u0131, f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz, Ramazan g\u00fcnleri, lezzetlerinden ve kendi \u00f6z mal\u0131n\u0131 bile yemekten Allah&#8217;\u0131n emrine uyarak nefsini yasaklayan insanlar, sonra ba\u015fkalar\u0131n\u0131n mal\u0131n\u0131 haks\u0131z olarak nas\u0131l yerler? Elin mal\u0131na nas\u0131l g\u00f6z dikerler? Elbette bunlara yara\u015fan daima hel\u00e2l yemektir. Sak\u0131n haks\u0131z mal yemeyin. Yiyip de insanlar\u0131n mallar\u0131ndan bir k\u0131sm\u0131n\u0131 g\u00fcnahla, g\u00fcnahk\u00e2rl\u0131kla yiyesiniz diye, mallar\u0131n\u0131zla hakimlere, h\u00fck\u00fcmetlere d\u00fc\u015fmeyin. Halk\u0131n mallar\u0131ndan yemek i\u00e7in hakimlere, h\u00fck\u00fcmetlere ba\u011flanmay\u0131n, r\u00fc\u015fvet vermeyin, yani bunlar\u0131 bile bile yapmay\u0131n.<\/p>\n<p>Muamelelerinizde birbirinizin mal\u0131na ve hukukuna iyi riayet ederseniz, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z anla\u015fma ve s\u00f6zle\u015fmelerde haks\u0131zl\u0131ktan, tart\u0131\u015fmaya sebep olacak ve i\u015fi mahkemelere d\u00fc\u015f\u00fcrecek bozuk \u015fartlardan sak\u0131n\u0131rsan\u0131z; hakimlere, h\u00fck\u00fcmetlere boyun e\u011fmekten kurtulursunuz. Her nas\u0131lsa mahkemeye d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz zaman, gerek hakimi ve gerek birbirinizi yalan dolan, \u015farlatanl\u0131k ve r\u00fc\u015fvet gibi bat\u0131l sebeplerle ikna ve ba\u011flamaya u\u011fra\u015fmazsan\u0131z; hakimlerinizi bozmam\u0131\u015f, zulme meydan vermemi\u015f, haks\u0131z yere birbirinizin mal\u0131n\u0131 yememi\u015f, yedirmemi\u015f olursunuz. Hatta mahkemede lehinize h\u00fck\u00fcm verilmi\u015f olsa bile s\u0131rf bundan dolay\u0131 kendinizi hakl\u0131 sanmamal\u0131s\u0131n\u0131z, hakk\u0131n asl\u0131n\u0131 g\u00f6zetmelisiniz. Nihayet h\u00fck\u00fcm ve h\u00fck\u00fcmeti, yeme yeri sayarak halk\u0131n mal\u0131n\u0131 yemek i\u00e7in h\u00fck\u00fcmeti vas\u0131ta edip ba\u011flanmaktan sak\u0131n\u0131rsan\u0131z; h\u00fck\u00fcmetiniz y\u00fckselir, h\u00e2kimiyetiniz artar. Vazifeler hakkiyle g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131n i\u015fi hakkiyle d\u00fczeltilir, haks\u0131zl\u0131\u011fa sed \u00e7ekilir, bunun sonucunda siz mutlu bir hayat ya\u015fars\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>BATIL: S\u00f6zl\u00fckte z\u00e2il, yani varl\u0131kta durmayan, yok olan demektir. Bundan dolay\u0131 &#8220;bat\u0131l sebeplerle&#8221;: yok yere, haks\u0131z, ger\u00e7ek sebep olmaks\u0131z\u0131n, itibara de\u011fer me\u015fru bir sebep olmaks\u0131z\u0131n demek olur.<\/p>\n<p>Haks\u0131z yere mal yemeye kalk\u0131\u015fmak b\u00fct\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin ba\u015f\u0131d\u0131r. Bundan sak\u0131nman\u0131n, din\u00ee terbiyenin istenen en b\u00fcy\u00fck neticesi oldu\u011fu, bu \u00e2yetin, oru\u00e7 \u00e2yetlerini takib etmesinden anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Rivayet edilmi\u015ftir ki Abd\u00e2n el-Hadrem\u00ee, \u0130mr\u00fc&#8217;l-Kays el-Kind\u00ee&#8217;den bir par\u00e7a yer dava etmi\u015fti ve delili yoktu. Bundan dolay\u0131 Resulullah \u0130mri\u00fc&#8217;l-Kays&#8217;a yemin ettirmeye karar verdi. O da yemin etmek istedi. Hemen Peygamber (s.a.v.): &#8220;Ger\u00e7ek \u015fu ki, Allah&#8217;a olan ahidlerini ve yapt\u0131klar\u0131 yeminlerini az bir para kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 satanlar&#8230;&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/77) \u00e2yetini okudu. Okuyunca \u0130mr\u00fc&#8217;l-Kays yeminden \u00e7ekindi ve ad\u0131 ge\u00e7en araziyi Abdan&#8217;a teslim etti. Bunun \u00fczerine, i\u015fte bu, &#8220;yemeyiniz&#8221; \u00e2yeti nazil oldu.<\/p>\n<p>Bir de iki has\u0131m, Peygamberimizin huzuruna muhakeme olmaya gelmi\u015flerdi. &#8220;Resulullah buyurdu ki: &#8220;Ben de sizin gibi bir insan\u0131m, siz ise bana muhakeme i\u00e7in geliyorsunuz. Olabilir ki bir k\u0131sm\u0131n\u0131z delilini di\u011ferinden eksik ifade eder. Ben de dinledi\u011fime g\u00f6re h\u00fck\u00fcm veririm. Bundan dolay\u0131 her kimin lehine, karde\u015finin hakk\u0131ndan bir \u015feye h\u00fck\u00fcm verirsem, ona bir ate\u015f par\u00e7as\u0131n\u0131 h\u00fck\u00fcm vermi\u015f olurum.&#8217; Bunun \u00fczerine taraflardan ikisi de a\u011flad\u0131lar ve her biri: &#8216;Benim hakk\u0131m arkada\u015f\u0131m\u0131n olsun.&#8217; dedi. Resulullah da: &#8216;Haydi bak\u0131n\u0131z, ara\u015ft\u0131r\u0131n\u0131z, sonra kur&#8217;a at\u0131n\u0131z. ondan sonra da birbirinizle hel\u00e2lle\u015finiz&#8217; buyurdu. &#8221;<\/p>\n<p>Yukar\u0131da k\u0131ble meselesi m\u00fcnasebetiyle hacc ile ilgili s\u00f6z ge\u00e7mi\u015f ve tavaftan bahsedilmi\u015fti. Fakat hen\u00fcz m\u00fcminler i\u00e7in engeller ortadan kalkmam\u0131\u015f bulundu\u011fundan hacc\u0131n h\u00fck\u00fcmlerinin a\u00e7\u0131klanmas\u0131na s\u0131ra gelmemi\u015fti. \u015eimdi orucun farz\u0131ndan sonra \u0130sl\u00e2m binas\u0131n\u0131n be\u015fincisi olan hacc\u0131n h\u00fck\u00fcmlerine ge\u00e7me s\u0131ras\u0131 gelmi\u015f ise de, bu hususta daha baz\u0131 haz\u0131rl\u0131klara ihtiya\u00e7 bulunmas\u0131 ve bunlar\u0131n vakit ve zaman ile de ilgili olmas\u0131 sebebiyle \u015fer&#8217;\u00ee bak\u0131mdan bir zaman \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc tayini, hikmet ve menfaat gere\u011fi oldu\u011fundan; oru\u00e7 ve yeme i\u00e7in ay\u0131n g\u00f6r\u00fclmesi meselesi m\u00fcnasebetiyle bir y\u00f6nden eksi\u011fi tamamlama, di\u011fer y\u00f6nden haz\u0131rl\u0131k olmak ve ayn\u0131 zamanda ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir terbiye k\u00e2nunu olacak pek m\u00fchim \u00f6\u011f\u00fctleri de i\u00e7inde ta\u015f\u0131mak \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>189- Sana hil\u00e2llerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar i\u00e7in de, hac i\u00e7in de vakit \u00f6l\u00e7\u00fcleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalar\u0131ndan gelmeniz de\u011fildir. Fakat iyili\u011fe eren, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten korunan kimsedir. Evlere kap\u0131lar\u0131ndan gelin, Allah&#8217;tan korkun ki, kurtulu\u015fa eresiniz.<\/p>\n<p>189-EH\u0130LLE: Hil\u00e2lin \u00e7o\u011fuludur. Hil\u00e2l: &#8220;Ay\u0131n insanlara ilk g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc s\u0131radaki h\u00e2lidir.&#8221; Bu tariften anla\u015f\u0131l\u0131r ki hil\u00e2l kelimesi, g\u00f6rme m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131maktad\u0131r. Hatta g\u00f6r\u00fclmesi \u00fczerine hayk\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131, bu isimle adland\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 beyan olunuyor. Zira bu maddenin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n esas\u0131, sesi y\u00fckseltmektir ki dilimizdeki &#8220;ay!.. sesi de buna uygundur. Bundan dolay\u0131 hen\u00fcz g\u00f6r\u00fcnmesi m\u00fcmk\u00fcn olmayana ger\u00e7ek olarak hil\u00e2l denmez. Ay\u0131n ba\u015f\u0131ndan iki gece hil\u00e2l ad\u0131n\u0131 al\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ilk g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc bunlardan birinde olur. Sonra ay ad\u0131n\u0131 al\u0131r. Ebu&#8217;l-Heysem demi\u015ftir ki: &#8220;Kamere, ay\u0131n ba\u015f\u0131ndan iki gece, yine ay\u0131n sonundan da iki gece hil\u00e2l denir. Aras\u0131nda da &#8220;kamer (ay)&#8221; ad\u0131 verilir.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;Mev\u00e2k\u00eet&#8221; kelimesi, vakit maddesinden &#8220;mikat&#8221;\u0131n \u00e7o\u011fuludur. Va&#8217;d, miad gibi vakit, bir i\u015f i\u00e7in farz k\u0131l\u0131nan zamand\u0131r. Zaman ge\u00e7mi\u015fe, h\u00e2le, gelece\u011fe ayr\u0131lan m\u00fcddettir. Mutlak m\u00fcddet de b\u00fct\u00fcn hareketin uzamas\u0131d\u0131r. Mikat, belirli bir yer m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir ki Mekke&#8217;ye d\u0131\u015fardan gelenlerin ihrams\u0131z ge\u00e7mesi caiz olmayan yerler demek olan ihram m\u00eekatlar\u0131 bu m\u00e2n\u00e2dad\u0131r. Buna g\u00f6re m\u00eekat m\u00fc\u015fterek bir laf\u0131zd\u0131r. Bununla beraber ihram m\u00eekatlar\u0131, mekanlardan olmakla beraber; bunlara ula\u015fma, ihram\u0131n vacib oldu\u011fu zaman\u0131 g\u00f6stermesi itibariyle bir vakit al\u00e2meti say\u0131labilirler. M\u00eekat, vakit ni\u015fanesi diye tarif edilirse manevi m\u00fc\u015fterek olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>Ey Muhammed! Ramazan ay\u0131 dolay\u0131s\u0131yla sana hil\u00e2llerden sorarlar, yahut soruyorlar. \u0130bn\u00fc Abbas, Kat\u00e2de, Rebi&#8217; ve di\u011ferlerinin nakline g\u00f6re m\u00fcsl\u00fcmanlardan baz\u0131lar\u0131: &#8220;Hil\u00e2lin eksilmesinin, tamamlanmas\u0131n\u0131n, g\u00fcne\u015fe ayk\u0131r\u0131 olu\u015funun faydas\u0131 ne?&#8221; diye sormu\u015flar ve rivayet edilmi\u015ftir ki bunu Ensardan Muaz b. Cebel ile Sa&#8217;lebe b. \u011eunm: &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Res\u00fbl\u00fc! Bu ne h\u00e2ldir?<\/p>\n<p>Hil\u00e2l, iplik gibi incecik beliriyor, sonra art\u0131yor, tamamlan\u0131yor, sonra da eksile eksile \u00f6nceki h\u00e2line d\u00f6n\u00fcyor.&#8221; diye sormu\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>Bundan ba\u015fka yine rivayet olunuyor ki:<\/p>\n<p>1- Cahiliye devrinde bir erkek bir \u015feye niyet eder de zor gelirse, evine kap\u0131s\u0131ndan girmez, arkas\u0131ndan girermi\u015f ve tam bir sene b\u00f6yle kal\u0131rm\u0131\u015f.<\/p>\n<p>2- Ensardan bir k\u0131sm\u0131 umre yapt\u0131klar\u0131 vakit g\u00f6kle aralar\u0131na bir engel sokmazlar, bundan sak\u0131n\u0131p zahmete girerlermi\u015f. Bu y\u00fczden ihrama girdiklerinde e\u011fer acil bir ihtiya\u00e7lar\u0131 varsa eve, ba\u011fa, \u00e7ad\u0131ra kap\u0131lar\u0131ndan girmezlermi\u015f. Bina sahibi olan mahalle halk\u0131 evin arkas\u0131ndan bir delik deler, oradan girer \u00e7\u0131kar veya arkadan bir merdiven atar, damdan a\u015farlar; \u00e7ad\u0131r halk\u0131 olan g\u00f6\u00e7ebeler ise \u00e7ad\u0131rlar\u0131n\u0131n arkalar\u0131ndan dolan\u0131rlarm\u0131\u015f ve bu cahiliye adetini &#8220;iyilik&#8221; sayarlarm\u0131\u015f.<\/p>\n<p>3- Cahiliye halk\u0131 ihrama girdikleri zaman evlerinin veya \u00e7ad\u0131rlar\u0131n\u0131n arkalar\u0131n\u0131 delerler, oradan girer \u00e7\u0131karlarm\u0131\u015f. Ancak din\u00ee gayretlerinden dolay\u0131 &#8220;hum\u00fbs = kahramanlar&#8221; denilen kabileler, yani Kurey\u015f, Kin\u00e2ne, Huz\u00e2a, Sekif, Haysem, Amir ibn Sa&#8217;saa o\u011fullar\u0131, Nasr ibn Muaviye o\u011fullar\u0131 ihraml\u0131 olduklar\u0131 zaman din\u00ee i\u015flerde kuvvetlilik davas\u0131yla evlerine girmezler, \u00e7ad\u0131rda g\u00f6lgelenmezler, tere ya\u011f\u0131 ve ke\u015f yemezlermi\u015f.<\/p>\n<p>Bir g\u00fcn Resulullah ihrama girmi\u015f. Bir de ihraml\u0131 birisi varm\u0131\u015f. Resulullah ihramla harab bir ba\u011f\u0131n kap\u0131s\u0131ndan girmi\u015f. O adam da g\u00f6r\u00fcp arkas\u0131na d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f. Ona &#8220;\u00c7ekil!&#8221; denmi\u015f. O da &#8220;Ni\u00e7in?&#8221; diye sormu\u015f. &#8220;Sen ihraml\u0131 oldu\u011fun halde kap\u0131dan girdin.&#8221; buyurmu\u015flar. O adam durmu\u015f da &#8220;Ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc! Ben senin s\u00fcnnet ve ir\u015fad\u0131na raz\u0131y\u0131m. Sen girdin, ben de girdim.&#8221; demi\u015f. \u0130\u015fte zikredilen soru ile beraber, bu hadiselerden biri bu \u00e2yetin inmesine sebep olmu\u015f; bu adetler, bu \u015fiddetler, bu aksilikler de kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu soruya cevap olarak de ki : O hilaller, insanlar i\u00e7in ve hac i\u00e7in m\u00eekatlard\u0131r, vakit i\u015faretleridir. \u0130nsanlar, vakte ihtiyac\u0131 olan i\u015flerinin ve \u00f6zellikle hacc\u0131n vakitlerini bunlarla tayin ederler ki bu m\u00e2n\u00e2: &#8220;Allah aya menziller tayin etti ki y\u0131llar\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131 ve vakitlerin hesab\u0131n\u0131 bilesiniz.&#8221; (Yunus, 10\/5), &#8220;Biz, geceyi ve g\u00fcnd\u00fcz\u00fc iki al\u00e2met yapt\u0131k. Sonra gece al\u00e2metini giderip g\u00fcnd\u00fcz al\u00e2metini g\u00f6sterici k\u0131ld\u0131k ki Rabbinizden l\u00fctuf talep edesiniz, y\u0131llar\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131 ve vakitlerin hesab\u0131n\u0131 bilesiniz.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/12) \u00e2yetlerinde de ayr\u0131ca a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>A\u00e7\u0131klamas\u0131:<\/p>\n<p>Aylarla zaman takdirinde, yani ay\u0131n bir zaman \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc kabul edilmesinde insanlara birtak\u0131m faydalar vard\u0131r ki bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 dine, bir k\u0131sm\u0131 da d\u00fcnyaya aittir.<\/p>\n<p>Din\u00ee olanlar:<\/p>\n<p>1- &#8220;O Ramazan ay\u0131 ki, Kur&#8217;\u00e2n onda indirildi.&#8221; (Bakara, 2\/185).<\/p>\n<p>2- Hac: &#8220;Hac, belirli aylardad\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/197).<\/p>\n<p>3- a) \u00d6l\u00fcm iddeti: &#8220;Kocalar\u0131 \u00f6len kad\u0131nlar, kendi kendilerine d\u00f6rt ay on g\u00fcn beklerler.&#8221; (Bakara, 2\/234).<\/p>\n<p>b) \u00c2detten kesilmi\u015f olan kad\u0131nlar\u0131n iddeti: &#8220;Onlar\u0131n iddeti \u00fc\u00e7 ayd\u0131r.&#8221; (Tal\u00e2k, 65\/4).<\/p>\n<p>4- Vakitlere ba\u011fl\u0131 adaklar ve hil\u00e2l ile bilinebilecek mendub bir oru\u00e7.<\/p>\n<p>D\u00fcnyaya ait olanlar da \u00f6d\u00fcn\u00e7 al\u0131p verme, kiralar, vaadler, hamilelik ve emzirme m\u00fcddeti ve bunlara benzer \u015feyler olmak \u00fczere pek \u00e7oktur. G\u00fcnler ve g\u00fcnlerin b\u00f6l\u00fcmleri olan saatler i\u00e7in, namaz vakitlerinde oldu\u011fu gibi, g\u00fcn\u00fcn de bir m\u00eekat oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoksa da pek \u00e7ok i\u015fler i\u00e7in ay hesab\u0131 daha l\u00fczumludur. Ay\u0131n de\u011fi\u015fiklikleri, yarat\u0131l\u0131\u015f itibariyle bu hususta g\u00fcne\u015fin durumundan vakit hesab\u0131na daha \u00e7ok elveri\u015fli ve halk i\u00e7in kolayd\u0131r. Ay yarat\u0131l\u0131\u015f itibariyle ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir \u00f6l\u00e7\u00fc olmal\u0131d\u0131r. G\u00fcne\u015fin hacminde bir de\u011fi\u015fme g\u00f6r\u00fclmedi\u011finden dolay\u0131 yery\u00fcz\u00fcne g\u00f6re do\u011fu\u015f yerlerindeki de\u011fi\u015fiklikleri ve bur\u00e7lar \u00fczerindeki hareketleri gizli i\u015flerden olmakla ay denmesine m\u00fcnasip olmayaca\u011f\u0131 gibi, g\u00fcne\u015f y\u0131l\u0131nda ay, a\u00e7\u0131k bir \u00f6l\u00e7\u00fc de\u011fil; nihayet d\u00f6rt mevsime veya seneye g\u00f6re itibar\u00ee ve gizli bir \u00f6l\u00e7\u00fc b\u00f6l\u00fcm\u00fcd\u00fcr. Halbuki ay, d\u00f6rtl\u00fckleriyle, haftalar\u0131n da ger\u00e7ekten \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcd\u00fcr. D\u00fcnyan\u0131n her taraf\u0131nda hafta hesab\u0131n\u0131n birli\u011fi de bu \u00f6l\u00e7\u00fcn\u00fcn yarat\u0131l\u0131\u015fa uygunlu\u011fundan dolay\u0131d\u0131r. Nihayet ay, geceleri itibariyle g\u00fcn hesaplar\u0131na da a\u00e7\u0131k bir al\u00e2kaya sahiptir. Buna g\u00f6re g\u00fcnlerin isimleri genellikle buna tatbik edilerek yedi olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte insanlar\u0131n faydas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan ay\u0131n de\u011fi\u015fmesinin a\u00e7\u0131k hikmeti, vakit hesab\u0131 i\u00e7in b\u00f6yle bir \u00f6l\u00e7\u00fc olmas\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7in g\u00fcne\u015f y\u0131l\u0131 hesab\u0131nda uydurma suretiyle de olsa bir ay hesab\u0131na mecburiyet vard\u0131r ki buna tabi olmak, insanlara ger\u00e7ekten \u00e7ok, kuruntu ve varsay\u0131mlara sapma al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 verir.<\/p>\n<p>Bunlardan ba\u015fka ay\u0131n cisminde her g\u00fcn g\u00f6r\u00fclmekte olan bu de\u011fi\u015fiklik, g\u00f6k cisimlerinin de de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011framakla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya bulundu\u011funa ve yok olmas\u0131n\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olaca\u011f\u0131na a\u00e7\u0131k bir misal te\u015fkil eder. Bu itibarla Allah&#8217;\u0131n kudret ve birli\u011finin b\u00fcy\u00fck al\u00e2metlerinden olan g\u00f6klerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde ay\u0131n, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerden ba\u015fka en basit insanlara bile \u00e2lemlerin Rabbi olan Allah&#8217;\u0131n iradesini anlatan se\u00e7kin bir mucize ve O&#8217;na kulluk etmek i\u00e7in vakit tayinine del\u00e2let edecek il\u00e2h\u00ee bir i\u015faret oldu\u011funda da \u015f\u00fcphe yoktur. &#8220;G\u00f6kte bur\u00e7lar yaratan, orada bir kandil ve ayd\u0131nlat\u0131c\u0131 bir ay yapan Allah&#8217;\u0131n \u015fan\u0131 ne y\u00fccedir.&#8221; (Furkan, 25\/61). B\u00fct\u00fcn bu m\u00e2n\u00e2lar &#8220;O hil\u00e2ller, insanlar i\u00e7in vakit \u00f6l\u00e7\u00fcleridir.&#8221; cevab\u0131nda toplanm\u0131\u015f ve oru\u00e7tan sonra s\u00f6zkonusu olan hacca dikkat \u00e7ekmek i\u00e7in \u00f6zellikle &#8220;Hac&#8221; kayd\u0131 da zikredilmi\u015f, an\u0131lan soruya b\u00f6ylece bir hikmet cevab\u0131 verilmesi emredilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu soru ile, adi sebepleri, g\u00f6k bilimi gere\u011fince astronomik sebeplerin a\u00e7\u0131klanmas\u0131n\u0131 isteyenler de bulunabilece\u011finden, soranlara bu cevab\u0131 s\u00f6yle, \u015funu da ilave et: Bununla beraber, iyilik ve hay\u0131r denilen \u00f6zellik, evlere arkalar\u0131ndan, s\u0131rtlar\u0131ndan gelmek de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bu ifadenin bir ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131, bir de kinaye m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Ger\u00e7ek olu\u015fu itibariyle, cahiliye halk\u0131n\u0131n ihramda yapt\u0131klar\u0131 bu aksilik bir ibadet olmad\u0131\u011f\u0131 gibi; kinaye m\u00e2n\u00e2s\u0131 itibariyle de Resulullah&#8217;a g\u00f6k bilimi sorusu sormak, hikmeti ve Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini a\u00e7\u0131klay\u0131p tebli\u011f etmek i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015f olan Peygamberi -h\u00e2\u015f\u00e2- bir g\u00f6k bilimci ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 bir astronomi kitab\u0131 yerine koymak ve normal bilgilerin maksatlar\u0131yle peygamberlik ilminin istedi\u011fi \u015feyleri birbirinden ay\u0131ramamak, i\u015fe tersinden ba\u015flamak demektir. \u0130\u015flere b\u00f6yle tersinden ba\u015flamakla hayra erilemez, iyilik ve hay\u0131r, b\u00f6yle aksilikle de\u011fildir. \u0130yilik sahibi, ancak Allah&#8217;tan korkup, korunand\u0131r. Yani Yukar\u0131da: &#8220;Y\u00fcz\u00fcn\u00fcz\u00fc&#8230; \u00e7evirmeniz iyilik de\u011fildir.&#8221; \u00e2yetinde: &#8220;Fakat hay\u0131r ve iyilik, Allah&#8217;a, ahiret g\u00fcn\u00fcne, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman edenlerin davran\u0131\u015flar\u0131d\u0131r.&#8221; ifadesinden &#8220;\u0130\u015fte takva sahipleri onlard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/177) ifadesine kadar vas\u0131flar\u0131 anlat\u0131lan kimselerdir. Bu c\u00fcmleden olarak peygamberin arkas\u0131na d\u00fc\u015ferek ba\u011f\u0131n kap\u0131s\u0131ndan girip g\u00f6lgelenen kimsedir. Bunu bilin. Ve evlere kap\u0131lar\u0131ndan gelin. \u0130\u015flere do\u011fru yoluyla, uygun \u015fekilde giri\u015fin, eksiklik etmeyin, bir soru sorarken de halinizi bilin, gereksiz \u015feylerle u\u011fra\u015fmay\u0131n. Bu cevap ve bu emir, \u00e7ok anlaml\u0131 bir darb-\u0131 mesel \u015feklinde kula\u011f\u0131n\u0131za k\u00fcpe olsun da peygambere hil\u00e2lin de\u011fi\u015fmesinin astronomik sebebini sormaktan \u015fimdi vazge\u00e7in. \u00d6nce kavminizin cahiliye adeti olan \u015fu aksili\u011fin ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131yla kurtulu\u015funuzu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ve onun sebeplerini sorun. Kurtulu\u015fa ermeniz i\u00e7in de Allah&#8217;tan korkun ve yukardaki takva \u00f6zelliklerini kazanarak Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131 alt\u0131na girin ve \u015fu emri dinleyin:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>190- Size sava\u015f a\u00e7anlarla Allah yolunda \u00e7arp\u0131\u015f\u0131n. Fakat haks\u0131z sald\u0131r\u0131da bulunmay\u0131n. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, haks\u0131z sald\u0131r\u0131da bulunanlar\u0131 sevmez.<\/p>\n<p>191- Onlar\u0131 nerede yakalarsan\u0131z \u00f6ld\u00fcr\u00fcn ve sizi \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 yerden onlar\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131n. O fitne, \u00f6ld\u00fcrmeden daha \u015fiddetlidir. Yaln\u0131z Mescid-i Haram yan\u0131nda onlar sizinle sava\u015fmad\u0131k\u00e7a siz de onlarla sava\u015fmay\u0131n. Fakat sizi \u00f6ld\u00fcrmeye kalk\u0131\u015f\u0131rlarsa, hemen onlar\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcn. K\u00e2firlerin cezas\u0131 b\u00f6yledir. 192- Art\u0131k \u015firkten vazge\u00e7erlerse, \u015f\u00fcphesiz ki Allah \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir.<\/p>\n<p>193- Hem bir fitne kalmay\u0131p, din yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n oluncaya kadar onlarla \u00e7arp\u0131\u015f\u0131n . Vazge\u00e7erlerse, d\u00fc\u015fmanl\u0131k ancak zalimlere kar\u015f\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>194- H\u00fcrmetli ay h\u00fcrmetli aya ve b\u00fct\u00fcn h\u00fcrmetler birbirine kar\u015f\u0131l\u0131kt\u0131r. O halde kim size sald\u0131rd\u0131ysa, siz de ona yapt\u0131\u011f\u0131 sald\u0131r\u0131n\u0131n ayn\u0131yle sald\u0131r\u0131n da ileri gitmeye Allah&#8217;tan korkun ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.<\/p>\n<p>195- Allah yolunda mal harcay\u0131n da kendinizi ellerinizle tehlikeye b\u0131rakmay\u0131n ve g\u00fczel hareket edin. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah g\u00fczellik ve iyilik edenleri sever.<\/p>\n<p>190-Ba\u015ftaki oldu\u011fu ve Resulullah&#8217;\u0131n, o zaman sava\u015fanla sava\u015f\u0131r, elini \u00e7ekenden de el \u00e7eker bulundu\u011fu ve Ber\u00e2e (Tevbe) S\u00fbresindeki: &#8220;M\u00fc\u015friklerle topyek\u00fcn sava\u015f\u0131n.&#8221; (Tevbe, 9\/36) diye genel olarak sava\u015f emredilinceye kadar b\u00f6yle yapt\u0131\u011f\u0131, Reb\u00ee&#8217; b. Enes (r.a.)&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>M\u00fcsl\u00fcmanlar, \u00f6nce m\u00fcdafaa \u015feklinde de olsa sava\u015ftan menedilmi\u015fler ve her ne olursa olsun sab\u0131r ve anla\u015fmaya memur k\u0131l\u0131nm\u0131\u015flar, daha sonra sava\u015f \u00e2yetleriyle bu yasaklama kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat sava\u015f \u00e2yetleri iki \u00e7e\u015fittir: Bir k\u0131sm\u0131 sadece izin ve cevaz ifade eder; bir k\u0131sm\u0131 da sava\u015f ve cihad\u0131 emrederek v\u00fccub ifade eder. Bu \u00e2yet ise sadece sava\u015f \u00e2yeti de\u011fil, sava\u015fmay\u0131 emreden \u00e2yettir.<\/p>\n<p>Hz. Ebu Bekr es-S\u0131dd\u00eek, Z\u00fchr\u00ee ve Sa\u00eed b. C\u00fcbeyr gibi bir\u00e7ok kimselerden sava\u015f hakk\u0131nda n\u00e2zil olan ilk \u00e2yetin Hac S\u00fbresindeki: &#8220;Kendilerine sava\u015f a\u00e7\u0131lan m\u00fcminlere sava\u015f i\u00e7in izin verildi. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlara zulmediliyordu.&#8221;<\/p>\n<p>(Hac, 22\/39) \u00e2yeti oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir. Bu bak\u0131mdan Reb\u00ee&#8217; rivayetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na g\u00f6re, bu &#8220;sava\u015f\u0131n\u0131z&#8221; \u00e2yetinin, ilk sava\u015f emri \u00e2yeti olmas\u0131 gerekir. Tefsir alimlerinin \u00e7o\u011funun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de budur.<\/p>\n<p>Bu emir: &#8220;Allah&#8217;\u0131n emri gelinceye kadar siz onlar\u0131 af ediniz, onlara ald\u0131rmay\u0131n\u0131z.&#8221; (Bakara, 2\/109) \u00e2yetinde vaad edilmi\u015f olan emirdir. Bu sava\u015f emirleriyledir ki son peygamberin, k\u0131l\u0131\u00e7 ve cihadla emredilece\u011fi hakk\u0131nda ge\u00e7mi\u015f kitaplarda \u00f6zel vas\u0131flar\u0131 da ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f, bu \u015fekilde de il\u00e2h\u00ee mucize ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin, kendisinden sonra gelen k\u0131s\u0131mla veya Ber\u00e2e (Tevbe) S\u00fbresindeki: &#8220;M\u00fc\u015friklerle topyek\u00fcn sava\u015f\u0131n\u0131z.&#8221; (Tevbe, 9\/36) \u00e2yetiyle neshedilip edilmedi\u011finde ihtilaf edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Birincisinin, d\u00fc\u015fman h\u00fccumuna kar\u015f\u0131 savunma harbine mahsus bir emir oldu\u011funa taraftar olanlar neshedildi\u011fine; do\u011frudan harb ilan\u0131na da ihtimali oldu\u011funu anlayanlar da muhkem oldu\u011funa k\u00e2nidirler. Ger\u00e7i Ber\u00e2e (Tevbe) S\u00fbresindeki \u00e2yetlerde, do\u011frudan Allah yolunda harb ilan\u0131n\u0131n ve taarruz sava\u015f\u0131n\u0131n da me\u015fru ve icab\u0131na g\u00f6re vacib oldu\u011funda ihtilaf yoksa da; mesele birinci emrin, bug\u00fcn mensuh mu, yoksa kendisiyle amel edilir mi oldu\u011funu tayin etmektir.<\/p>\n<p>Peygamberimizin, Medine&#8217;ye ilk hicret senesinden itibaren seriyyeler tertib edip etrafa g\u00fcc\u00fcn\u00fc b\u00fcy\u00fck g\u00f6sterdi\u011fi; fakat bunlar\u0131n s\u0131rf emniyet ve huzurun teminini sa\u011flad\u0131\u011f\u0131, etraftaki d\u00fc\u015fmanlar\u0131n h\u00e2l ve durumlar\u0131n\u0131 ke\u015ffetmek i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015f karakollardan ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131 ve d\u00fc\u015fman taraf\u0131ndan sava\u015fa girilmedik\u00e7e bunlara harb ve \u00f6ld\u00fcrme emri verilmedi\u011fi bir ger\u00e7ektir. Hatta Bedir, Uhud, Ahzab, di\u011fer ismiyle Hendek sava\u015flar\u0131n\u0131n hep m\u00fcdafaa zaruretiyle yap\u0131lm\u0131\u015f harbler oldu\u011fu ve bu h\u00e2lin bir\u00e7ok zaman devam etti\u011fi de muhakkakt\u0131r. Ama sava\u015f hakk\u0131nda ilk varid olan izin ve il\u00e2h\u00ee emirler, yaln\u0131z m\u00fcdafaa harbine mahsus olup peygamberi, do\u011frudan harp ilan\u0131 ve taarruzdan dinen ve \u015farts\u0131z olarak men mi ediyordu? Yoksa bu hususu, siyasetin gere\u011fine tabi tutarak sonraki emirler gibi, icab\u0131na g\u00f6re taarruza da m\u00fcsait oldu\u011fu halde, tatbikini bug\u00fcnk\u00fc gibi g\u00f6r\u00fc\u015f ve siyasete mi b\u0131rak\u0131yordu? K\u0131saca bu konudaki sonradan gelen naslar, esas itibariyle neshedici midir? Yoksa beyan edici ve a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 m\u0131d\u0131r? \u0130\u015fte mesele budur. Reb\u00ee&#8217; rivayetinin zahirine g\u00f6re neshedildi\u011fi, Hz. Ebu Bekr rivayetinin zahirine g\u00f6re de muhkem oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Halbuki ihtimal sabit ve kullan\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn iken neshedildi\u011fine h\u00fckmetmek caiz olamayaca\u011f\u0131ndan bir\u00e7ok m\u00fcfessir muhkem oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahiptir ki biz de buna taraftar\u0131z.<\/p>\n<p>R\u00e2\u011f\u0131b der ki: &#8220;\u00d6nce \u00f6zellikle yumu\u015fakl\u0131k, \u00f6\u011f\u00fct ve g\u00fczel m\u00fccadele ile emredilmi\u015f, sonra sava\u015fa izin verilmi\u015f, sonra haktan ka\u00e7ana kar\u015f\u0131 harp ve \u00e7arp\u0131\u015fma ile emrolunmu\u015ftur ki bunlar derece derece siyasetin icab\u0131na g\u00f6re varid olmu\u015f emirlerdir.&#8221;<\/p>\n<p>Bu noktada Avrupal\u0131lar\u0131n, \u0130sl\u00e2m dini hakk\u0131nda iki \u00e7eli\u015fkili fikir yaymakta olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz:<\/p>\n<p>1- Bir k\u0131sm\u0131, do\u011frudan harp ilan\u0131n\u0131n kararla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, caiz bir mesele oldu\u011funu bahane ederek \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n, sald\u0131rgan ve s\u0131rf k\u0131l\u0131\u00e7 kuvvetiyle yay\u0131lm\u0131\u015f bir din oldu\u011funu iddia etmek suretiyle onun ilm\u00ee, edeb\u00ee, hukuk\u00ee, ahl\u00e2k\u00ee, sosyal bak\u0131mdan m\u00fcsbet olan manev\u00ee n\u00fcfuzunu inkar etmek istiyor. Bu fikir, \u0130sl\u00e2m\u00ee delillerin ilm\u00ee kuvvetine kar\u015f\u0131 koyma imkan\u0131 g\u00f6remediklerinden dolay\u0131; \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n hi\u00e7 bir dinde g\u00f6r\u00fclmemi\u015f olan yay\u0131lma mucizesini, s\u0131rf k\u0131l\u0131\u00e7 kuvvetine dayand\u0131rarak onu H\u0131ristiyanl\u0131k taassubuyla hiss\u00ee bir yoldan vurmak isteyen eski H\u0131ristiyanlar\u0131n ne\u015friyat kal\u0131nt\u0131lar\u0131d\u0131r. Halbuki bunlar, bu sald\u0131r\u0131 ile kendi davalar\u0131n\u0131 iki y\u00f6nden \u00e7eli\u015fkiye d\u00fc\u015f\u00fcrmektedirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir taraftan H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n emrine ayk\u0131r\u0131 olarak, Ha\u00e7l\u0131lar devrinden beri H\u0131ristiyanlar\u0131 hep silaha ve tecav\u00fcze sevketmi\u015fler; di\u011fer taraftan da genel olarak harbi, din fikrine ters g\u00f6stermekle hem kendilerini, hem de mensub olduklar\u0131 ge\u00e7mi\u015f il\u00e2h\u00ee kitaplar\u0131 yalanlam\u0131\u015flar; ayn\u0131 zamanda bununla son Peygamber&#8217;in cihad ile g\u00f6revlendirilece\u011fi hakk\u0131nda ge\u00e7mi\u015f kitaplardaki mucizeleri gizlemek istemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n s\u0131rf k\u0131l\u0131\u00e7la yay\u0131ld\u0131\u011f\u0131 iddias\u0131, tarihe ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerine kar\u015f\u0131 iftirad\u0131r. Ger\u00e7ek \u015fu hadis-i \u015ferifin i\u00e7indedir: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, Kur&#8217;\u00e2n ile defetmeyece\u011fi baz\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri k\u0131l\u0131\u00e7 ile defeder.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130lm\u00ee ve akl\u00ee deliller s\u00f6z anlayan, ilme sayg\u0131 duyan, insaf\u0131 olanlar i\u00e7indir. Bunlar\u0131 tan\u0131mayan ve f\u0131rsat buldu\u011fu zaman her hakk\u0131 ve her \u00e7e\u015fit mukaddesat\u0131 \u00e7i\u011fneyen ve \u00e7i\u011fnemek i\u00e7in bekleyenlerin bozgunculu\u011funu \u00f6nlemek, ancak k\u0131l\u0131\u00e7la m\u00fcmk\u00fcn olur. Bunun i\u00e7in asl\u0131nda iyi bir \u015fey olmayan harp, ilim ve ak\u0131l, \u00f6\u011f\u00fct ve ir\u015fad dinlemeyen ve s\u0131rf \u015fehvetlerden, garazlardan do\u011fan b\u00fcy\u00fck b\u00fcy\u00fck fitnelere g\u00f6re \u015ferrin en zarars\u0131z\u0131 olur. B\u00f6ylece itibar\u00ee bir g\u00fczellik kazan\u0131r. \u0130cab\u0131na g\u00f6re m\u00fcdafaa, icab\u0131na g\u00f6re taarruz harplerine giri\u015fmek, dini bir vazife ve g\u00fczel g\u00f6r\u00fcnen bir \u015fey bile olur. B\u00f6yle olmas\u0131 i\u00e7in de bunun ancak Allah yolunda, hak yolunda, hak u\u011frunda yap\u0131lmas\u0131 ve bu niyetle hareket edilmesi laz\u0131m gelir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ba\u015fka maksat takib edenler, fitneyi defetme bahanesiyle daha b\u00fcy\u00fck fitneler icad ederler. Zulme boyun e\u011fmek, zulm\u00fc desteklemek oldu\u011fu zaman, dinin gere\u011fine ayk\u0131r\u0131 olaca\u011f\u0131 gibi; hak ve hayr\u0131 genelle\u015ftirmeye \u00e7al\u0131\u015fmamak da din fikrine ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Fitneler hem bast\u0131r\u0131lmal\u0131, hem \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ilmelidir. Hak ve hayra engel olan \u015feyler ortadan kald\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman \u0130sl\u00e2m, her h\u00e2lde b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011f\u0131n ko\u015farak gelece\u011fi tek il\u00e2h\u00ee dindir.<\/p>\n<p>2- Buna kar\u015f\u0131l\u0131k ikinci k\u0131sma gelince bunlar: &#8220;\u0130sl\u00e2m dininde harb yaln\u0131z m\u00fcdafaa halinde me\u015fru k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f, m\u00fcdafaa mecburiyeti olmad\u0131k\u00e7a harb caiz g\u00f6r\u00fclmemi\u015f ve \u0130sl\u00e2m silahla de\u011fil; silah\u0131 terk etme teorisiyle, ilim ve akla, hak d\u00fc\u015f\u00fcnceye verdi\u011fi \u00f6nemle, ikna g\u00fcc\u00fc ve diliyle yay\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; diyorlar. Bunlar \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 savunur gibi g\u00f6r\u00fcnerek Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki b\u00fct\u00fcn sava\u015f emirlerinin, m\u00fcdafaa harbine mahsus oldu\u011funu ve m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131kta do\u011frudan harp ilan\u0131na ve taarruza cevaz olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 iddia ediyorlar. Bunlar da Avrupa ve H\u0131ristiyanl\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan daha ince ve derin bir siyaset fikri takib eden, baz\u0131 yeni kalem sahiplerinin fikirleridir. Bu zatlar, pek al\u00e2 bilirler ki harbin caiz olmas\u0131n\u0131n m\u00fcdafaa hali ile s\u0131n\u0131rl\u0131 olmas\u0131, netice itibariyle m\u00fcdafaa imkan\u0131n\u0131n da \u00e7ekilip al\u0131nmas\u0131na sebeptir. Gerekti\u011finde d\u00fc\u015fman\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ebilmek i\u00e7in do\u011frudan taarruz edebilme hakk\u0131ndan mahrum olanlar, her zaman denemezse de \u00e7o\u011funlukla m\u00fcdafaa g\u00fcc\u00fcne de sahip olamazlar. Bu ise m\u00fcdafaa hakk\u0131n\u0131n da al\u0131nmas\u0131 demektir.<\/p>\n<p>Bunu bildikleri i\u00e7in i\u015fgalleri alt\u0131na ald\u0131klar\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 maddi ve manevi bak\u0131mdan, silahtan soyutlamak i\u00e7in g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde \u0130sl\u00e2m dininin lehinde g\u00f6r\u00fcnen telkinlerle yine \u0130sl\u00e2m aleyhinde ince bir tertib yapm\u0131\u015f oluyorlar.<\/p>\n<p>Birinciler: &#8220;M\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k ne fena \u015fey! \u00c7\u00fcnk\u00fc silah emrediyor.&#8221; diyorlar. Berikiler de: &#8220;M\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k ne iyi \u015fey! \u00c7\u00fcnk\u00fc silah\u0131 b\u0131rakmay\u0131 emrediyor.&#8221; diyorlar. Bu iki fikir, netice itibariyle m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n silah\u0131n\u0131 almak maksad\u0131nda birle\u015fiyor. Yeni olan, bu ikinci fikri ger\u00e7ekten insanl\u0131k ve \u0130sl\u00e2miyet lehinde ilm\u00ee bir fikir zannederek bu sayede \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n yay\u0131lmas\u0131na hizmet edece\u011fiz hayaliyle desteklemeye ve yukar\u0131daki nesih meselesini aksine yorumlamaya \u00e7al\u0131\u015fan baz\u0131 \u0130sl\u00e2m yazarlar\u0131n\u0131 da i\u015fitiyoruz. Bunlar da, onlara uyarak ilk nazil olan ve neshedildi\u011fi rivayet olunan sava\u015f \u00e2yetlerinin, hem m\u00fcdafaaya mahsus oldu\u011funu, hem de neshedilmemi\u015f bulundu\u011funu iddia ettikleri gibi; sonra nazil olan ve m\u00fcdafaaya mahsus olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k ve \u00fczerinde ittifak sa\u011flanm\u0131\u015f bulunan \u00e2yetleri de aksine s\u0131rf m\u00fcdafaaya mahsus g\u00f6stermek istiyorlar. Sonradan gelenin, \u00f6ncekinin a\u00e7\u0131klamas\u0131 veya h\u00fckm\u00fcn\u00fc kald\u0131r\u0131c\u0131s\u0131 olmas\u0131 laz\u0131m gelirken \u00f6nceki, sonrakinin beyan\u0131 veya neshedicisi imi\u015f gibi idare-i kel\u00e2m ediyorlar. Bunlar, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n as\u0131l ruhu olan hak ve hakikat fikrini b\u0131rak\u0131p yanl\u0131\u015f bir \u00fcmid i\u00e7in aksini desteklemek demektir.<\/p>\n<p>Do\u011frusu \u0130sl\u00e2m dininde ilk emirlerden itibaren m\u00fcdafaa hakk\u0131 me\u015fru oldu\u011fu gibi, ihtiya\u00e7 h\u00e2linde, Allah yolunda olmak \u00fczere taarruz hakk\u0131 da me\u015frudur. Hatta gerekti\u011finde bir vazifedir. Ancak bu m\u00e2n\u00e2 iledir ki bu ilk emir neshedilmi\u015f de\u011fildir, denebilir. Allah yolunda olma kayd\u0131, her harbin esas\u0131d\u0131r. Bu, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmedik\u00e7e harp ve \u00e7arp\u0131\u015fmaya asla cevaz yoktur.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131d\u0131r ki Avrupal\u0131lar\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckleri m\u00e2n\u00e2 ile, &#8220;Sald\u0131rgan harbin, \u0130sl\u00e2m dininde yeri yoktur.&#8221; demek caiz olabilir. Din fikrine ters d\u00fc\u015fecek harp de ne m\u00fcdafaa, ne taarruzdur. Allah yolunda ve hak bir i\u015f u\u011frunda olmayan, ta\u011fut fikri ve s\u0131rf sald\u0131rma maksadiyle oland\u0131r. Halbuki \u0130sl\u00e2m&#8217;da harp halinde bile, harbi g\u00fczel g\u00f6sterebilecek gayeye ayk\u0131r\u0131 olarak sald\u0131rma haramd\u0131r. Bunun i\u00e7in taarruz harbinde de riayet edilmesi gereken harp hukuku vard\u0131r. Bunu, insanl\u0131k tarihinde ilk \u00f6nce \u0130sl\u00e2m dini ortaya koymu\u015ftur. &#8220;Haks\u0131z yere taarruz etmeyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, haks\u0131z taarruz edenleri sevmez.&#8221; (Bakara, 2\/190). Bu bak\u0131mdan, &#8220;\u0130sl\u00e2m dini s\u0131rf silah kuvvetiyle yay\u0131lm\u0131\u015f bir sald\u0131r\u0131 dinidir.&#8221; demek, s\u0131rf iftira oldu\u011fu gibi, &#8220;\u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n yay\u0131lmas\u0131nda silah\u0131n hi\u00e7 hizmeti yoktur.&#8221; demek de Kitap ve S\u00fcnnete ayk\u0131r\u0131 bir yalan olur.<\/p>\n<p>\u0130sl\u00e2m, s\u0131rf silah kuvvetiyle yay\u0131lm\u0131\u015f olsayd\u0131, o silah\u0131 tutan ellerin, az bir zaman i\u00e7inde nas\u0131l toplan\u0131verdi\u011fini, Kisralar\u0131n, Kayserlerin silahlar\u0131na nas\u0131l galip geldiklerini izah etmek m\u00fcmk\u00fcn olmazd\u0131. Bu, kesinlikle g\u00f6sterir ki dinin kendisi ve peygamberlik mucizeleri, silahtan \u00f6nce ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc y\u00fcr\u00fcten yegane fakt\u00f6rd\u00fcr. Bununla beraber, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n feyzi, silahs\u0131z olarak yaln\u0131z maneviyatla s\u0131n\u0131rl\u0131 olsayd\u0131, Resulullah&#8217;\u0131n silah kullanmas\u0131na ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n sava\u015f emirleri vermesine hi\u00e7 de l\u00fczum kalmazd\u0131. Bu da kesin olarak g\u00f6sterir ki din i\u015finde silah\u0131n da \u00f6nemli bir yeri vard\u0131r. B\u00fct\u00fcn ger\u00e7ek, &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, Kur&#8217;\u00e2n ile defetmeyece\u011fi baz\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri k\u0131l\u0131\u00e7 ile defeder.&#8221; hadis-i \u015ferifinde toplanm\u0131\u015ft\u0131r. Dinin ruhu, bunlar\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 \u00f6nce ay\u0131rd edip, sonra tatbik etmektir. &#8220;G\u00f6r\u00fc\u015f, \u015fecaat sahiple rinin cesaretinden \u00f6nce gelir. O ilktir, \u00f6b\u00fcr\u00fc ise ikinci s\u0131radad\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Hudeybiye senesi m\u00fc\u015frikler, Resulullah&#8217;\u0131 K\u00e2be ziyaretinden menetmi\u015fler, gelecek sene gelmesi ve Mekke-i M\u00fckerreme&#8217;nin \u00fc\u00e7 g\u00fcn s\u00fcreyle bo\u015falt\u0131lmas\u0131 \u015fart\u0131yla bir antla\u015fma da yapm\u0131\u015flard\u0131. Ertesi sene (Hicr\u00ee, 7) Resulullah, bu antla\u015fma gere\u011fince kaza umresi i\u00e7in d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcnde m\u00fcsl\u00fcmanlar, m\u00fc\u015friklerin verdikleri s\u00f6zde durmayacaklar\u0131ndan endi\u015fe etmi\u015fler, Harem-i \u015eerif&#8217;te ve haram ayda muharebe etmeyi de ho\u015f g\u00f6rmemi\u015flerdi ki bu \u00e2yet, bunun \u00fczerine n\u00e2zil olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131n, hacc\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini a\u00e7\u0131klama hususunda sevk olunmu\u015f bulunmas\u0131, bunu teyid etmekte ve tilavet tarz\u0131, kendisinden sonraki k\u0131sm\u0131n da beraber n\u00e2zil oldu\u011funu bildirmektedir. Bu \u00e2yetlerin, bu geli\u015fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcnce anla\u015f\u0131l\u0131r ki bu sava\u015f ve \u00f6ld\u00fcrme emirleri, \u0130sl\u00e2m k\u0131blesinin selameti, antla\u015fma h\u00fck\u00fcmlerinin muhafazas\u0131 ve hac farizas\u0131n\u0131n edas\u0131n\u0131n sa\u011flanmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan engelleri kald\u0131rma gere\u011fine dayanmaktad\u0131r. Bunlar da Hz. Ebu Bekir rivayetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n kuvvetini bildirmektedirler. Gelelim m\u00e2n\u00e2ya:<\/p>\n<p>Evlere kap\u0131lar\u0131ndan girin ve Allah&#8217;tan korkun.<\/p>\n<p>191-Allah yolunda sava\u015f da edin, o kimselerle ki, sizinle fiilen sava\u015f\u0131yor veya sava\u015facakt\u0131r.<\/p>\n<p>Allah yolunda sava\u015f, hak din u\u011frunda s\u0131rf i&#8217;l\u00e2-y\u0131 kelimetullah (Allah kel\u00e2m\u0131n\u0131 \u00fcst\u00fcn getirmek) i\u00e7in cihad demektir ve bu husus, sava\u015f\u0131n me\u015fru olmas\u0131 i\u00e7in &#8220;Allah yolunda&#8221; olmak \u00fczere iyi bir niyetin l\u00fczumunu ifade etmektedir. &#8220;M\u00fcf\u00e2&#8217;ale bab\u0131&#8221; fiilin \u00f6nce f\u00e2il, sonra mef&#8217;\u00fblden meydana geldi\u011fi hususunda a\u00e7\u0131k oldu\u011fu i\u00e7in, &#8220;sizinle sava\u015fanlar&#8221; s\u00f6z\u00fc harp ve \u00f6ld\u00fcrmeye taarruzun, d\u00fc\u015fman taraf\u0131ndan olmas\u0131n\u0131 bildirece\u011fine g\u00f6re, bu emrin, yaln\u0131z m\u00fcdafaay\u0131 me\u015fru k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve bundan dolay\u0131, &#8220;Onlar\u0131 nerede yakalarsan\u0131z \u00f6ld\u00fcr\u00fcn.&#8221; (Bakara, 2\/191), &#8220;Onlar\u0131 nerede bulursan\u0131z \u00f6ld\u00fcr\u00fcn.&#8221; (Nisa, 4\/89), &#8220;Kafirlerin size yak\u0131n olanlar\u0131yla sava\u015f\u0131n.&#8221; (Tevbe, 9\/123), &#8220;M\u00fc\u015friklerle topyek\u00fcn sava\u015f\u0131n.&#8221; (Tevbe, 9\/36) emirleriyle neshedilmi\u015f bulundu\u011fu, yukar\u0131daki \u015fekilde nakledilmi\u015fse de &#8220;sava\u015f\u0131n&#8221; fiili de ayn\u0131 babdan oldu\u011fu i\u00e7in bu noktada bir \u00e7eli\u015fki \u015f\u00fcphesi bulunaca\u011f\u0131ndan birini veya her ikisini s\u0131rf iki ki\u015fi aras\u0131nda m\u00fc\u015fareket m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlamak gerekir. Bu m\u00e2n\u00e2 ile bilfiil \u00e7arp\u0131\u015fmak, taarruz ve m\u00fcdafaadan daha genel olur. Nitekim Ebu Hayy\u00e2n tefsirinde &#8220;sizinle sava\u015fanlar&#8221; ifadesinin z\u00e2hiri, &#8220;Do\u011frudan veya m\u00fcdafaa \u015feklinde hakl\u0131 olarak sava\u015f\u0131 yerine getirmek demektir.&#8221; diye taarruz veya m\u00fcdafaadan daha genel oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir. Bir de muzari fiilin gelece\u011fe de ihtimali vard\u0131r. Bu durumda sava\u015fa ehliyet ve kudreti olup da harp edecek halde bulunanlar demektir. Bu m\u00e2n\u00e2, Hz. Ebu Bekir&#8217;den ve \u00d6mer b. Abd\u00fclaziz&#8217;den rivayet edilmi\u015ftir. Bunda birincisi, \u00f6ncelikle sabit olur. Genel m\u00e2n\u00e2da m\u00fc\u015ftereklik veya genel m\u00e2n\u00e2da mecaz laz\u0131m gelmez. Birincisinde ku\u015fatanlar veya harp ilan edenler hari\u00e7 kal\u0131r. \u0130kincisinde bunlar da girer. Harp ilan etmeyen veya kad\u0131n, \u00e7ocuk, \u00e7ok ya\u015fl\u0131, manast\u0131rdaki rahibler gibi \u00e7o\u011fu zaman harb etme kudretine sahib olmayanlar hari\u00e7 kal\u0131r. Bunlarla sava\u015f caiz olmaz. Son emirlerde de durum b\u00f6yledir. O halde bu iki m\u00e2n\u00e2ya da ihtimali olan bu \u00e2yet mensuh de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bu \u015fekilde sava\u015f\u0131n, fakat gerek sava\u015fta ve gerekse di\u011fer hususlarda Allah&#8217;\u0131n emirlerini ve tayin etti\u011fi s\u0131n\u0131rlar\u0131 a\u015fmay\u0131n. Taarruzda haks\u0131zl\u0131k yapmay\u0131n. Yani bu arada harbe kalk\u0131\u015fmayanlar\u0131, kad\u0131nlar\u0131, \u00e7ocuklar\u0131, rahipleri, harb zaman\u0131nda zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131ndan ve acizli\u011finden dolay\u0131 genel durumuna g\u00f6re sava\u015facak bir halde olmamakta bunlar gibi olanlar\u0131 da \u00f6ld\u00fcrmeye kalk\u0131\u015facak kadar ileri gitmeyin. Yine ayn\u0131 \u015fekilde \u00f6ld\u00fcrme i\u015finde &#8220;m\u00fcsle&#8221; yapmay\u0131n. Yani \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz kimselerin burnunu, kula\u011f\u0131n\u0131 ve di\u011fer organlar\u0131n\u0131 kesmeye kalkmay\u0131n.<\/p>\n<p>Nitekim \u00e7ocuklar\u0131, kad\u0131nlar\u0131, manast\u0131rlarda bulunanlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrmekten ve yine &#8220;m\u00fcsle&#8221;den Resulullah&#8217;\u0131n menetti\u011fi, geni\u015f eserlerle sabittir. Resulullah&#8217;\u0131n halifesi Hz. Ebu Bekr es-S\u0131dd\u00eek&#8217;\u0131n da kumandan Yezid b. Ebi S\u00fcfyan&#8217;a harb hukukunu i\u00e7ine alm\u0131\u015f olarak yazd\u0131\u011f\u0131 vasiyetlerde bunlar\u0131 ve yine \u00e7ok ya\u015fl\u0131 olan kimseyi \u00f6ld\u00fcrmekten, imar edilmi\u015f bir \u015feyi tahribden, yemekten ba\u015fka bir maksat i\u00e7in s\u0131\u011f\u0131r ve koyun kesmekten, meyveli a\u011fac\u0131 yakmak ve di\u011fer bir suretle bozmaktan menetmi\u015fti. Bu arada baz\u0131 m\u00fcfessirler, harb ilan\u0131 haberi ula\u015fmadan, birden bire basman\u0131n da s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fma c\u00fcmlesinden oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Baz\u0131lar\u0131 da yukar\u0131da zikredilen &#8220;muk\u00e2tele&#8221; (\u00e7arp\u0131\u015fma) m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan dolay\u0131 bu s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fmay\u0131 bizzat taarruza yormu\u015flar ve bu sebeple neshedildi\u011fine de h\u00fckmetmi\u015flerdir ki bu Rebi&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Buna g\u00f6re, &#8220;neshedilmi\u015ftir&#8221;, denmenin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n, do\u011frudan taarruz mutlak olarak s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fma de\u011fil; durumun gere\u011fine g\u00f6re me\u015frudur demek oldu\u011fu unutulmamal\u0131d\u0131r. K\u0131saca, a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fmay\u0131n\u0131z, \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah, s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fanlar\u0131 sevmez, onlar\u0131 sevaba de\u011fil, azaba lay\u0131k g\u00f6r\u00fcr.<\/p>\n<p>Allah yolunda sava\u015f\u0131n ve onlar\u0131 nerede yakalarsan\u0131z \u00f6ld\u00fcr\u00fcn. H\u0131ll (harem d\u0131\u015f\u0131) ve harem demeyin, onlar taarruz etsin diye beklemeyin, b\u00f6yle yap\u0131n ve sizi \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 yerden, yani Mekke&#8217;den onlar\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131n, vatan\u0131n\u0131z\u0131 onlar\u0131n elinden kurtar\u0131n.<\/p>\n<p>Burada bu \u00e7\u0131karma emri, temkinle ilgili bir emirdir. Bu vaad Mekke&#8217;nin fet-hi ile yerine getirilmi\u015ftir. Ger\u00e7i \u00f6ld\u00fcrme, asl\u0131nda fena bir \u015feydir. Fakat fitne de \u00f6ld\u00fcrmeden daha \u015fiddetlidir, daha a\u011f\u0131rd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6ld\u00fcrmenin zahmet olmas\u0131 \u00e7abuk ge\u00e7er, fitneninki devam eder. \u00d6ld\u00fcrme, insan\u0131 yaln\u0131z d\u00fcnyadan \u00e7\u0131kar\u0131r. Fitne ise hem dinden, hem d\u00fcnyadan eder. Bunun i\u00e7in fitneye tutulmaktan ise o fitneyi \u00e7\u0131karanlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek veya \u00f6lmek, yahut da \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 fitneyi kendi ba\u015flar\u0131na y\u0131kmak elbette daha iyidir. &#8220;Ehven-i \u015eerreyn&#8221; (iki \u015ferrin en zarars\u0131z\u0131) tercih edilir.&#8221; kaidesi de bu gibi naslardan \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>F\u0130TNE: Asl\u0131, s\u00f6zl\u00fckte, kar\u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131 almak i\u00e7in alt\u0131n\u0131 ate\u015fe koymakt\u0131r. Bundan s\u0131k\u0131nt\u0131 ve belaya sokmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki burada bu m\u00e2n\u00e2yad\u0131r. Yani vatandan \u00e7\u0131karmak gibi, insanlar\u0131 azaba u\u011fratacak bela ve s\u0131k\u0131nt\u0131 \u00f6ld\u00fcrmekten daha a\u011f\u0131rd\u0131r. \u00d6l\u00fcmden daha a\u011f\u0131r ne vard\u0131r, demeyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6l\u00fcm\u00fc temenni ettiren durum, \u00f6l\u00fcmden daha a\u011f\u0131rd\u0131r. Bu s\u00f6z\u00fcn geli\u015finde insan\u0131 vatan\u0131ndan \u00e7\u0131karman\u0131n da ona, \u00f6l\u00fcm\u00fc temenni ettirecek fitne ve s\u0131k\u0131nt\u0131 c\u00fcmlesinden oldu\u011funa i\u015faret vard\u0131r. \u015eirk k\u00fcfr\u00fc yaymak, dinden d\u00f6nmek, Allah&#8217;\u0131n yasaklar\u0131n\u0131 \u00e7i\u011fnemek, genel s\u00fckuneti bozmak, vatandan \u00e7\u0131karmak hep birer fitnedirler. M\u00fcminin -Allah korusun- d\u00f6n\u00fcp k\u00e2fir olmas\u0131, \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinden a\u011f\u0131rd\u0131r. Do\u011fru yola girmi\u015f olan m\u00fcminlerden baz\u0131 kimseler, Mekke m\u00fc\u015frikleri taraf\u0131ndan k\u00fcfre d\u00f6nd\u00fcr\u00fclmek i\u00e7in azaba u\u011frat\u0131l\u0131yor, onlar da, &#8220;Allah yolunda \u00f6ld\u00fcr\u00fclenlere &#8216;\u00f6l\u00fcler&#8217; demeyin. Hay\u0131r onlar diridirler.&#8221; (Bakara, 2\/154) il\u00e2h\u00ee emri gere\u011fince \u00f6lmeyi g\u00f6ze al\u0131p Allah&#8217;\u0131n izni ile dayan\u0131yorlard\u0131. Bu \u015fekilde haram ayda ashabdan baz\u0131lar\u0131n\u0131 m\u00fc\u015frikler \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015fler, bu da m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n g\u00fcc\u00fcne gitmi\u015fti. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bunlar &#8220;Fitne \u00f6ld\u00fcrmeden daha a\u011f\u0131rd\u0131r.&#8221; prensibinde \u00f6zetlenerek harb il\u00e2n\u0131n\u0131n sebebi k\u0131saca ifade buyurulmu\u015f ve m\u00fcsl\u00fcmanlar fitneyi ortadan kald\u0131rmak i\u00e7in Allah yolunda ya gazi veya \u015fehid olmaya te\u015fvik edilmi\u015ftir. N\u00fczul sebebi \u00f6zel ise de s\u00f6z, fitnenin mahiyetinin, \u00f6ld\u00fcrmenin mahiyeti ile kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 ifade etti\u011finden h\u00fck\u00fcm geneldir.<\/p>\n<p>Bununla beraber, Mescid-i Haram yan\u0131nda, Mekke i\u00e7inde \u00f6nce onlar sizinle sava\u015fa ba\u015flamad\u0131k\u00e7a, siz de onlarla sava\u015f etmeyiniz. Fakat, Onlar sizinle sava\u015f\u0131r da sizleri \u00f6ld\u00fcr\u00fcrlerse, siz de onlar\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcn\u00fcz. Kafirlerin cezas\u0131 b\u00f6yledir.<\/p>\n<p>Hamze, Kisa\u00ee, Halef-i \u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde: okunur ki, &#8220;Mescid-i Haram yan\u0131nda onlar sizden birini \u00f6ld\u00fcrmedik\u00e7e siz de onlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeyiniz, e\u011fer onlar sizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcrse siz de onlar\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcn\u00fcz.&#8221; demektir.<\/p>\n<p>Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki K\u00e2be haremi ve Mekke-i M\u00fckerreme i\u00e7inde taarruz suretiyle \u00f6ld\u00fcrmek caiz de\u011fildir. \u0130lk vazife yaln\u0131z \u00e7\u0131karmakt\u0131r. Fakat orada \u00f6ld\u00fcren, \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcr. Hatta Mekke i\u00e7inde bir \u00f6ld\u00fcrme yapan kimse K\u00e2be haremine s\u0131\u011f\u0131n\u0131rsa orada yine \u00f6ld\u00fcrmek caiz de\u011fildir. \u00c7\u0131kar\u0131l\u0131r da k\u0131sas yap\u0131l\u0131r. &#8220;Hani biz K\u00e2be&#8217;yi, insanlar i\u00e7in sevab yeri ve her t\u00fcrl\u00fc d\u00fc\u015fman taarruzundan emin bir s\u0131\u011f\u0131nak yapm\u0131\u015ft\u0131k.&#8221; (Bakara, 2\/125), &#8220;Ona giren her t\u00fcrl\u00fc tecav\u00fczden emin olur.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/97). Fakat Harem-i \u015eerif i\u00e7inde \u00f6ld\u00fcrme yapan orada \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcr. Bu emir, kendinden \u00f6nceki k\u0131sm\u0131 tahsis etmektedir.<\/p>\n<p>&#8220;Ahk\u00e2m-\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8221;da denilir ki: &#8220;Bir hitapta n\u00e2sih ve mens\u00fbh bulunamayaca\u011f\u0131, tilavet birli\u011fi ve ini\u015f nizam\u0131 da bu iki \u00e2yetin bir hitapta nazil oldu\u011funu bildirdi\u011fi ve aksine sahih bir nakil mevcut olmad\u0131\u011f\u0131 cihetle, &#8216;Onlar\u0131 nerede bulursan\u0131z \u00f6ld\u00fcr\u00fcn.&#8217; ifadesi kendinden \u00f6nceki k\u0131sm\u0131n h\u00fckm\u00fcn\u00fc kald\u0131r\u0131c\u0131 olmay\u0131p a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 oldu\u011fu gibi bu nehiy (yasaklama) de &#8216;Onlar\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcn.&#8217; emrinin tamam\u0131n\u0131 neshedici de\u011fil, tahsis edici olur. Sonra bu nehiy de hi\u00e7bir emirle neshedilmi\u015f de\u011fildir, muhkemdir. Ger\u00e7i, &#8216;M\u00fc\u015frikleri nerede bulursan\u0131z \u00f6ld\u00fcr\u00fcn.&#8217; (Tevbe, 9\/5) emrinin sonra n\u00e2zil oldu\u011funda ihtilaf yoksa da bunun, &#8216;Mescid-i Haram yan\u0131nda onlarla sava\u015fmay\u0131n,&#8217; yasa\u011f\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak amel ettirilmesi m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funa g\u00f6re neshe del\u00e2leti yoktur. \u0130bn\u00fc Abbas, Ebu \u015e\u00fcreyh, Huz\u00e2\u00ee ve Ebu H\u00fcreyre hazretlerinden rivayet olundu\u011fu \u00fczere Mekke&#8217;nin fethi g\u00fcn\u00fc Peygamber (s.a.v.) ir\u00e2d buyurdu\u011fu hutbede:&#8221;Ey insanlar! Allah Te\u00e2l\u00e2 g\u00f6kleri ve yeri yaratt\u0131\u011f\u0131 g\u00fcn, Mekke&#8217;yi h\u00fcrmetli k\u0131ld\u0131 ve o benden \u00f6nce kimseye hel\u00e2l k\u0131l\u0131nmad\u0131. Benden sonra da kimseye hel\u00e2l k\u0131l\u0131nmayacakt\u0131r. Bana da ancak bir g\u00fcn\u00fcn bir saatinde hel\u00e2l k\u0131l\u0131nd\u0131 ve yine k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne kadar h\u00fcrmetli oldu.&#8221; buyurmu\u015ftur ki bu bir saat de m\u00fc\u015frikler taraf\u0131ndan orada \u00f6ld\u00fcrme olay\u0131n\u0131n meydana getirildi\u011fi saat demektir. Bu hadis-i \u015ferif, bu \u00e2yetteki mukayyed (\u015fartl\u0131) yasaklaman\u0131n muhkem oldu\u011funa del\u00e2let eder. Buna kar\u015f\u0131 Rebi&#8217; ve Kat\u00e2de&#8217;nin, Peygamber&#8217;den bir rivayet oldu\u011fu bilinmedi\u011fi halde buna mens\u00fbh demeleri, kendi ictihadlar\u0131 olmak \u00fczere kabul edilebilir&#8230;&#8221; Bu \u015fekilde bu h\u00fck\u00fcm bak\u00eedir, nesih sabit de\u011fildir.<\/p>\n<p>192- E\u011fer onlar k\u00fcf\u00fcrden vaz ge\u00e7erlerse, Allah da \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131d\u0131r, \u00e7ok merhamet edicidir. &#8220;Sizi \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 yerden, onlar\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131n.&#8221; kayd\u0131n\u0131n del\u00e2letiyle, bu \u00e2yetin, Kitab ehli hakk\u0131nda olmay\u0131p, Arap m\u00fc\u015friklerine mahsus oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Kitab ehlinin vergi ile boyun e\u011fmesi de makbul olabildi\u011fi halde, Arab m\u00fc\u015frikleri ya \u0130sl\u00e2m&#8217;a girmeye veya k\u0131l\u0131ca mahkumdurlar. Bu nokta \u015fu \u00e2yetle delillendiriliyor:<\/p>\n<p>193- Onlarla o \u015fekilde sava\u015f\u0131n ki, hatta fitne, yani \u015firk ve ayr\u0131l\u0131k olmas\u0131n da, din hep Allah i\u00e7in olsun, yaln\u0131z Allah&#8217;a boyun e\u011filip, itaat edilsin. Halbuki, &#8220;Allah kat\u0131nda ger\u00e7ek din \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/19). Bu bak\u0131mdan, bunlarda ger\u00e7ek tevhid dini olan \u0130sl\u00e2m&#8217;dan ba\u015fka bir din bulunmas\u0131n. Fitnenin ba\u015f\u0131 olan \u015firk kalks\u0131n. Bunun i\u00e7in Peygamber (s.a.v.): &#8220;Ben bu insanlarla &#8220;L\u00e2 il\u00e2he illallah&#8221; diyecekleri ana kadar sava\u015fmakla emredildim. Onu dedikleri zaman benden canlar\u0131n\u0131 kurtar\u0131rlar.&#8221; buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Di\u011ferleri cizye ile de kanlar\u0131n\u0131 korumaya sahip olabilecekleri halde, bunlara bu izin verilmemi\u015ftir. Bundan ba\u015fka \u00f6zellikle Mekke&#8217;de m\u00fcsl\u00fcmanlardan ba\u015fkas\u0131n\u0131n ikametine de izin verilmemi\u015ftir. Bundan dolay\u0131, k\u00fcf\u00fcrden vaz ge\u00e7ip, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 kabul ederlerse, art\u0131k zalimlerden ba\u015fkas\u0131na sava\u015f d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131 yoktur.<\/p>\n<p>194- \u0130yi ama bu sava\u015f, \u00e2dete g\u00f6re muharebenin yasak oldu\u011fu haram aya tesad\u00fcf ederse ne olacak? Haram ay, haram aya; h\u00fcrmetler, h\u00fcrmetlere k\u0131sast\u0131r. Burada h\u00fcrmet, muhafaza ve sayg\u0131 g\u00f6sterilmesi vacib olan, el uzat\u0131lmas\u0131 caiz olmayan \u015fey demektir ki mallar\u0131 da i\u00e7erir. Bu at\u0131fta tahsisten sonra genelle\u015ftirme vard\u0131r. Bu bak\u0131mdan: Her kim size sald\u0131r\u0131r, h\u00fcrmet ve masumlu\u011funuzdan bir \u015fey bozarsa, onun size sald\u0131rd\u0131\u011f\u0131 kadar, yani ayn\u0131s\u0131 olmak \u015fart\u0131yla siz de ona, kar\u015f\u0131l\u0131k olarak sald\u0131r\u0131n\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc, &#8220;Bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn cezas\u0131, ona denk bir k\u00f6t\u00fcl\u00fckt\u00fcr.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/40) Bir tecav\u00fcze kar\u015f\u0131 ayniyle kar\u015f\u0131l\u0131k vermek tecav\u00fcz de\u011fil, tecav\u00fcz\u00fcn cezas\u0131d\u0131r. &#8220;K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe ilk ba\u015flayan daha zalimdir.&#8221; Buna tecav\u00fcz ve s\u0131n\u0131r\u0131 a\u015fma denilmesi, fiilin kendisindeki benzerlik dolay\u0131s\u0131yla bir m\u00fc\u015f\u00e2keledir.<\/p>\n<p>Asl\u0131nda \u00e7irkin olan bir \u015fey, b\u00f6yle baz\u0131 \u015fartlar alt\u0131nda itibar\u00ee bir g\u00fczellik kazan\u0131r. Bundan dolay\u0131 ilk ba\u015flayan\u0131n fiili, ger\u00e7ekten ve h\u00fckmen \u00e7irkin ve s\u0131rf zarar oldu\u011fu halde, onun tepkisi demek olan kar\u015f\u0131s\u0131ndakine bir hak vermi\u015f olur. B\u00f6yle olabilmesi ise benzeri olma \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Benzerine riayet m\u00fcmk\u00fcn olmayan hususlarda k\u0131sas yap\u0131lmaz. K\u0131ymetli \u015feyler birbirine takas edilmez. Hukukun derecelerine uymak gerekir. Mesela: gasbedilen bir \u015fey mevcud ise aynen al\u0131n\u0131r. Misliyat (ayn\u0131 \u015feyler)tan ise, ayn\u0131 cinsten misli ile; de\u011fil ise mal\u00ee misli olan k\u0131ymeti ile \u00f6dettirilir.<\/p>\n<p>K\u0131saca me\u015fru olan, kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z kar\u015f\u0131l\u0131k vermek de\u011fil, ayniyle kar\u015f\u0131l\u0131k vermektir. Misle riayet edilmeyince, do\u011frudan bir zarar meydana getirilmi\u015f ve zarara zarar ile kar\u015f\u0131l\u0131k verilmi\u015f olur. Halbuki \u0130sl\u00e2m&#8217;da, &#8220;Do\u011frudan zarar vermek caiz de\u011fil, zarara zararla kar\u015f\u0131l\u0131k vermek de caiz de\u011fildir.&#8221; Fakat zarar\u0131 ortadan kald\u0131rmak laz\u0131md\u0131r. Zarar ise zarur\u00ee olarak misli ile takas edilerek ortadan kald\u0131r\u0131labilir. Yoksa di\u011fer bir zarar ortaya at\u0131lm\u0131\u015f olur. Takas demek olan k\u0131sas kelimesi, bu ayn\u0131 olma m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 halde yanl\u0131\u015fl\u0131k yap\u0131lmamas\u0131 ve h\u00fck\u00fcmde as\u0131l maksat oldu\u011fu g\u00f6sterilmemesi i\u00e7in sonu\u00e7 olarak ayr\u0131ca da delil getirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ayn\u0131 ile olmas\u0131 \u015fart ko\u015fulan, &#8220;H\u00fcrmetler, h\u00fcrmetlere k\u0131sast\u0131r.&#8221; genel kaidesi gere\u011fince, haram ay da ayn\u0131 haram aya takas edilir. D\u00fc\u015fmanlar, ge\u00e7en Hudeybiye senesi Zilk\u00e2de ay\u0131nda m\u00fcsl\u00fcmanlara ta\u015f ve ok atarak sava\u015fa kalk\u0131\u015fmakla bu haram ay\u0131n h\u00fcrmetini \u00e7i\u011fnediler. Bu sene de bunu bahane ederek antla\u015fma h\u00fckm\u00fcn\u00fcn y\u00fcr\u00fct\u00fclmesine engel olacaklar\u0131 zann\u0131nda bulunuyorlar. Siz de buna ayn\u0131yla kar\u015f\u0131l\u0131k vererek ayn\u0131 Zilk\u00e2de ay\u0131nda sava\u015ftan sak\u0131nmazs\u0131n\u0131z. Hasen&#8217;den rivayet edildi\u011fine g\u00f6re, Arab m\u00fc\u015frikleri Hz. Peygamber&#8217;e: &#8220;Haram ayda sava\u015f\u0131 yasaklasan!&#8221; demi\u015fler. &#8220;Pek iyi!&#8221; buyurmu\u015f. M\u00fc\u015frikler, bunu f\u0131rsat bilip, haram ay i\u00e7inde s\u00f6zle\u015fmeyi de\u011fi\u015ftirmeyi kurmu\u015flar. Bunun \u00fczerine bu \u00e2yet inmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Fakat \u0130bn Abbas, Rebi&#8217; b. Enes, Kat\u00e2de ve Dahh\u00e2k&#8217;ten rivayet edildi\u011fine g\u00f6re Kurey\u015f, Hudeybiye senesi Resulullah&#8217;\u0131 ihraml\u0131 olarak haram ay olan Zilk\u00e2de ay\u0131nda, haram belde olan Mekke&#8217;den geri \u00e7evirmi\u015flerdi. Cen\u00e2b-\u0131 Allah da ertesi y\u0131l yine Zilk\u00e2de&#8217;de Resul\u00fcn\u00fc Mekke&#8217;ye soktu da umresini kaza ettirdi. Bunu, ge\u00e7en Hudeybiye senesi meydana gelen men ve engellemeye takas etti. N\u00fczul sebebi de bu oldu ki birincisine g\u00f6re \u00e2yet, Mekke&#8217;ye girmeden \u00f6nce inmi\u015f olup g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde emir ve in\u015fa ve z\u0131mnen (kapal\u0131 \u015fekilde) gelece\u011fe ait vaad ve haberdir. \u0130kinciye g\u00f6re de girdikten sonra inmi\u015f ve m\u00fc\u015friklere: &#8220;\u0130\u015fte bu ge\u00e7en senekine k\u0131sast\u0131r.&#8221; diye a\u00e7\u0131k\u00e7a ihbar\u0131 (haber vermeyi) ve bununla beraber haram ayda do\u011frudan ba\u015flama \u015feklinde olmamas\u0131 \u015fart\u0131yla sava\u015f\u0131 m\u00fcbah k\u0131lma emrini i\u00e7ine alm\u0131\u015f bulunmaktad\u0131r. \u00c2yetin geli\u015fi birincisine daha uygundur. Her halde bu \u00e2yetler, &#8220;kaza umresi y\u0131l\u0131&#8221; diye s\u00f6ylenen hicretin yedinci y\u0131l\u0131nda K\u00e2be ziyareti esnas\u0131nda inmi\u015ftir. Ancak daha sonra &#8220;haram ay \u00e2deti&#8221; mutlak olarak neshedilmi\u015f oldu\u011fundan, bu \u00e2yetin, haram ayda do\u011frudan ve ilk olarak harp ilan\u0131na izin vermeyen h\u00fckm\u00fc, ber\u00e2e&#8221; \u00e2yetleriyle kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunda ittifak vard\u0131r. Bundan ba\u015fka ayniyle kar\u015f\u0131l\u0131k verme hakk\u0131ndaki genel h\u00fck\u00fcmleri ise ittifakla bak\u00eedir.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131 yap\u0131n\u0131z, kendinizi koruyunuz, ve biliniz ki, her halde Allah, korunanlarla beraberdir. Ayniyle kar\u015f\u0131l\u0131k vermek caiz ise de kay\u0131ts\u0131z olarak korunman\u0131n gereklerinden de\u011fildir. Tatbikinde ayn\u0131n\u0131 ge\u00e7memek i\u00e7in iyi dikkat ediniz, Allah&#8217;tan korkunuz ve en iyi \u015fekil hangisi ise onu yap\u0131n\u0131z ve her halde korununuz, m\u00fcttak\u00ee olunuz, korunma \u00e2yetlerini unutmay\u0131n\u0131z. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki: &#8220;Do\u011frusu Allah sabredenlerle beraberdir.&#8221; (Bakara, 2\/153) \u00e2yeti mutlak de\u011fildir. Sab\u0131r, sak\u0131nma \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r ve yerine g\u00f6re dereceleri vard\u0131r. Meydana gelmi\u015f musibetlerle hen\u00fcz olmam\u0131\u015f musibetlere kar\u015f\u0131 sabr\u0131n fark\u0131 vard\u0131r. Defedilip kald\u0131r\u0131lmas\u0131nda m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar s\u00fcrat g\u00f6sterilecek hususlar vard\u0131r. Korunurken de korunma \u00e2yetlerinde: &#8220;S\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 ve geni\u015f zamanlar\u0131nda ve sava\u015f an\u0131nda sabrederler.&#8221; (Bakara, 2\/177) ifadesinin kapsam\u0131 unutulmamal\u0131d\u0131r. Evlere kap\u0131lar\u0131ndan girilmelidir. \u015eu da hat\u0131rda tutulmal\u0131d\u0131r ki, harp ve \u00e7arp\u0131\u015fma denilen \u015fey, paras\u0131z ve mals\u0131z olmaz, masraf da ister.<\/p>\n<p>195-Bunun i\u00e7in: Allah yolunda infak da yap\u0131n. Mal haz\u0131rlay\u0131p harp ihtiya\u00e7lar\u0131na sarfedilmek \u00fczere vergi, yard\u0131m verin. Fakat yaln\u0131z mal kazanmak sevdas\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcp de, Kendi kendinizi tehlikeye de b\u0131rakmay\u0131n. Sadece para kazanma ve istirahat etme sevdas\u0131n\u0131n, insanlar\u0131, esirlik istilas\u0131 ve mahk\u00fbmluk gibi b\u00fcy\u00fck tehlikelere d\u00fc\u015f\u00fcrece\u011fini, bu tehlikenin \u00f6n\u00fcne ge\u00e7menin ancak Allah yolunda harbetmek ve harbe al\u0131\u015fmakla m\u00fcmk\u00fcn olaca\u011f\u0131n\u0131 unutmay\u0131n.<\/p>\n<p>Bu \u00e2yetin geli\u015fi ve n\u00fczul sebebi, Allah yolunda harb ve \u00e7arp\u0131\u015fmadan ve o u\u011furda mal harcamadan ka\u00e7\u0131nman\u0131n bir tehlike oldu\u011funu hat\u0131rlatmak i\u00e7indir. Tirmizi ve Ebu Davud&#8217;da da tahric olundu\u011fu \u00fczere rivayet ediliyor ki: &#8220;Emeviler devrinde Abdurrahman b. Velid kumandas\u0131nda bir \u0130sl\u00e2m ordusu, Kostantiniye yani \u0130stanbul \u015fehrine gaza etmi\u015fti. Ebu Eyyub el-Ensar\u00ee hazretleri de bu askerler aras\u0131ndayd\u0131. Rumlar \u015fehrin surlar\u0131na arkalar\u0131n\u0131 dayam\u0131\u015flard\u0131. O s\u0131rada m\u00fcsl\u00fcmanlardan bir zat, kaledeki d\u00fc\u015fman \u00fczerine a\u00e7\u0131ktan h\u00fccum etmi\u015f, bunu g\u00f6ren \u0130sl\u00e2m cemaati: &#8216;B\u0131rak, b\u0131rak! L\u00e2ilahe illallah, kendi kendini tehlikeye at\u0131yor.&#8217; demi\u015flerdi. Bunun \u00fczerine Hz. Ebu Eyy\u00fbb el-Ensar\u00ee: &#8216;Ey m\u00fcsl\u00fcmanlar! Bu \u00e2yet biz Ensar toplulu\u011fu hakk\u0131nda nazil oldu. O vakit ki Allah Peygamberine yard\u0131m etti ve dini olan \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 galibiyete mazhar k\u0131ld\u0131. O zaman biz art\u0131k mallar\u0131m\u0131z\u0131n ba\u015f\u0131nda durup onlar\u0131n \u0131slah\u0131 ile me\u015fgul olal\u0131m m\u0131? demi\u015ftik. Allah Te\u00e2l\u00e2: &#8216;Allah yolunda sarfediniz. Kendi kendinizi ellerinizle tehlikeye b\u0131rakmay\u0131n\u0131z.&#8217; (Bakara, 2\/195) \u00e2yetini indirdi. Bundan dolay\u0131 kendini tehlikeye atmak, mallar\u0131m\u0131z\u0131n ba\u015f\u0131nda durup, onlar\u0131 \u0131slah ile u\u011fra\u015fmam\u0131z ve cihad\u0131 terketmemizdir.&#8217; demi\u015ftir. Bunun \u00fczerine hi\u00e7 durmay\u0131p Allah yolunda cihada giri\u015fmi\u015f ve nihayet \u015fehid olup, \u0130stanbul&#8217;da defnolunmu\u015ftur.&#8221;<\/p>\n<p>Ebu Eyyub el-Ensar\u00ee b\u00f6ylece kendini tehlikeye atman\u0131n, Allah yolunda cihad\u0131 terketmek demek oldu\u011funu ve \u00e2yetin bu hususta nazil oldu\u011funu haber vermi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;tan, Huzeyfe&#8217;den, Hasen, Kat\u00e2de, M\u00fcc\u00e2hid, Dahhak&#8217;tan da b\u00f6yle rivayet edilmi\u015ftir. Bera&#8217; b. \u00c2zib ve Ubeyde es-Selman\u00ee hazretlerinden, &#8220;Elleriyle kendini tehlikeye atmak, g\u00fcnah i\u015flemekle ma\u011ffiretten \u00fcmidi kesmek&#8221; demek oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir. Bunun, infak karinesiyle: &#8220;Harcamada israf edip, yiyecek, i\u00e7ecek bulamayacak dereceye vararak telef olmak&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu da s\u00f6ylenmi\u015f, &#8220;D\u00fc\u015fmana tesir etmeyecek bir \u015fekilde harbe at\u0131lmak&#8221; demek oldu\u011fu da belirtilmi\u015ftir ki Ebu Eyyub&#8217;un itiraz etti\u011fi ve n\u00fczul sebebini s\u00f6yledi\u011fi cemaatin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de bu idi.<\/p>\n<p>&#8220;Sebebin \u00f6zel olu\u015fu, h\u00fckm\u00fcn genel olu\u015funa engel olmayaca\u011f\u0131ndan&#8221; ve bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n toplanmas\u0131nda da \u00e7eli\u015fki ve terslik bulunmad\u0131\u011f\u0131ndan \u00e2yetin tamam\u0131na \u015famil olmas\u0131 da caizdir. Bunun i\u00e7in \u0130mam Muhammed, &#8220;Siyer-i Kebir&#8221;inde der ki: &#8220;Tek ba\u015f\u0131na bir adam, bin ki\u015fiye h\u00fccum edecek olsa, e\u011fer kurtulma veya d\u00fc\u015fman\u0131 k\u0131rma ve tesir etme \u00fcmidi varsa, sak\u0131nca yoktur. Kurtulma veya d\u00fc\u015fman\u0131 k\u0131rma \u00fcmidi yoksa mekruhtur. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fcsl\u00fcmanlara bir faydas\u0131 olmaks\u0131z\u0131n kendini \u00f6l\u00fcme atm\u0131\u015f olur. Bunu yapacak olan kimse ya kurtulmak veya m\u00fcsl\u00fcmanlara bir faydas\u0131 bulunmak \u00fcmidi olursa yapmal\u0131d\u0131r. Kurtulma ve d\u00fc\u015fman\u0131 k\u0131rma \u00fcmidi olmad\u0131\u011f\u0131 halde di\u011fer m\u00fcsl\u00fcmanlara cesaret versin ve b\u00f6ylece d\u00fc\u015fman\u0131 tepelesinler diye misal g\u00f6sterilecek bir \u00f6rnek olmak \u00fczere yaparsa sak\u0131nca yoktur&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>Bu yasaklama sahihtir. Bundan dolay\u0131 dine veya m\u00fcminlere hi\u00e7bir menfaati olmaks\u0131z\u0131n kendini \u00f6ld\u00fcrmek uygun de\u011fildir. Fakat kendini \u00f6ld\u00fcrmede dine ait bir menfaat varsa; o zaman da bunu yapmak, pek \u015ferefli bir makam olur ki Ce-nab-\u0131 Allah, Resulullah&#8217;\u0131n ashab\u0131n\u0131 bununla \u00f6vm\u00fc\u015ft\u00fcr: &#8220;Allah, m\u00fcminlerden canlar\u0131n\u0131 ve mallar\u0131n\u0131 kendilerine cennet vermek \u00fczere sat\u0131n ald\u0131. Onlar Allah yolunda sava\u015f\u0131rlar da \u00f6ld\u00fcr\u00fcrler ve \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrler.&#8221; (Tevbe, 9\/111). Yine: &#8220;Allah yolunda \u00f6ld\u00fcr\u00fclenleri sak\u0131n \u00f6l\u00fcler sanma. Bilakis onlar diridirler. Rableri yan\u0131nda r\u0131z\u0131klan\u0131rlar.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/169) buyurmu\u015ftur. Ebu Eyy\u00fbb el-Ensar\u00ee hazretleri de bu makam\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 s\u0131rf huzura d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fckte tehlike bulundu\u011fu gibi, harp bak\u0131m\u0131ndan da tehlike bulunabilir. O da d\u00fc\u015fmana tesir icra etmeyecek, bo\u015f yere bir m\u00fcsl\u00fcman\u0131 yok edecek olan husustur.<\/p>\n<p>M\u00fcsl\u00fcmanlara faydas\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 gibi aksine zarar\u0131 bilinirse, o zaman harbe at\u0131lmak ve kendini \u00f6ld\u00fcrmek hi\u00e7 caiz olmaz. Fakat insanl\u0131k gafleti, harbi, mutlak bir tehlike zannedebilece\u011fi i\u00e7in; bu \u00e2yet mal kazanaca\u011f\u0131z, rahat edece\u011fiz diye dal\u0131p, cihad\u0131 terketmenin tehlike oldu\u011funu hat\u0131rlatma hususunda n\u00e2zil olmu\u015f ve o \u015ferefli makam\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir. Demek ki bar\u0131\u015f tehlikesi, ibare ile; sava\u015f tehlikesi de i\u015faret ile hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ey m\u00fcminler! Bunlara dikkat edin, ve her hususta iyilikle muamele edin, yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 g\u00fczel yap\u0131n, sizden as\u0131l istenen, iyiliktir. \u00c7\u00fcnk\u00fc, Allah hep iyilik edenleri sever. Bunun i\u00e7in harcamay\u0131 da en g\u00fczel \u015fekilde yap\u0131n ve herhangi bir k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc, en g\u00fczel bi\u00e7imde ortadan kald\u0131r\u0131n. Ayn\u0131 ile kar\u015f\u0131l\u0131k vermeyi, daha g\u00fczeli m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 zaman yap\u0131n. K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn cezas\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fck ise de, &#8220;Sen k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc en g\u00fczel iyilikle bertaraf et.&#8221; (M\u00fcmin\u00fbn, 23\/96) emri gere\u011fince k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc de en g\u00fczel \u015fekilde sav\u0131n. Harbi de en g\u00fczel sebep, en g\u00fczel vas\u0131ta kabul edip en g\u00fczel \u015fekilde yap\u0131n ve ancak Allah yolunda yap\u0131n. Yap\u0131n da:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>196- Hac ve umreyi de Allah i\u00e7in tamam yap\u0131n. E\u011fer bunlardan al\u0131konursan\u0131z, o zaman kolay\u0131n\u0131za gelen bir kurban g\u00f6nderin. Bununla beraber bu kurban, kesilece\u011fi yere var\u0131ncaya kadar ba\u015flar\u0131n\u0131z\u0131 t\u0131ra\u015f etmeyin. \u0130\u00e7inizden hasta olana veya ba\u015f\u0131ndan bir rahats\u0131zl\u0131\u011f\u0131 bulunana t\u0131ra\u015f i\u00e7in oru\u00e7 veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtuldu\u011funuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse, ona da kolay\u0131na gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise \u00fc\u00e7 g\u00fcn hacda, yedi de d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fczde ki tam on g\u00fcn oru\u00e7 tutmas\u0131 laz\u0131m gelir. Bu h\u00fck\u00fcm, ailesi Mescid-i Haram civar\u0131nda oturmayanlar i\u00e7indir. Allah&#8217;tan korkun ve bilin ki Allah&#8217;\u0131n azab\u0131 ger\u00e7ekten \u00e7ok \u015fiddetlidir.<\/p>\n<p>196-Bu \u00e2yet de kendisinden \u00f6nceki k\u0131s\u0131m gibi kaza umresi y\u0131l\u0131 denilen, hicretin yedinci y\u0131l\u0131nda nazil olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>HACC: &#8220;H\u00e2&#8221;n\u0131n fethas\u0131 ve kesresiyle \u00f6nceden de zikredildi\u011fi \u00fczere s\u00f6zl\u00fckte kastetmek demektir. Fakat mutlak kas\u0131t de\u011fil, b\u00fcy\u00fck ve \u00f6nemli bir \u015feyi kastetmektir. D\u00eenen: Tahsis edilen bir zamanda, tahsis edilen bir yeri \u00f6zel bir \u015fekilde ziyarettir ki hac niyetiyle, tahsis edilen yer ve zamanda ihrama girip, Arafat&#8217;ta vakfe, sonra K\u00e2be&#8217;yi ziyaret tavaf\u0131ndan ibaret olan mahsus (\u00f6zel) fiillerdir. \u0130hram, vakfe, tavaf, bu \u00fc\u00e7 fiil, gerek farz ve gerek nafile hacc\u0131n farzlar\u0131d\u0131r. \u0130hram \u015fart, vakfe ve tavaf da r\u00fck\u00fcnd\u00fcr. Tahsis edilen yer ve zaman da \u015fart\u0131n \u015fart\u0131 olan \u015fartlar c\u00fcmlesindendir. Buna g\u00f6re hacc\u0131n \u015fartlar\u0131, r\u00fck\u00fcnleri ve bunlardan ba\u015fka vacibleri, s\u00fcnnetleri, m\u00fcstehablar\u0131, yasaklar\u0131 vard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>A) R\u00fck\u00fcnleri: Vakfe ve tavaft\u0131r.<\/p>\n<p>B) \u015eartlar\u0131: Sahih olmas\u0131n\u0131n \u015fart\u0131 ve v\u00fcc\u00fbbunun \u015fart\u0131 olmak \u00fczere iki \u00e7e\u015fittir:<\/p>\n<p>1- Sahih olmas\u0131n\u0131n \u015fart\u0131: M\u00fcsl\u00fcman olmak, niyet ile ihram, tahsis edilen yer ve zamand\u0131r. Hac aylar\u0131ndan \u00f6nce hi\u00e7 biri sahih olmaz.<\/p>\n<p>2- Vacib olmas\u0131n\u0131n \u015fart\u0131: Bu da ikidir:<\/p>\n<p>a- Vacib olmas\u0131n\u0131n kendi \u015fart\u0131d\u0131r ki \u0130sl\u00e2m, h\u00fcrriyet, ak\u0131l, b\u00fclu\u011f, hacca gitme g\u00fcc\u00fc, vakit, \u0130sl\u00e2m yurdunda bulunmak veya d\u00fc\u015fman yurdunda ise hacc\u0131n farz olu\u015funu bilmi\u015f olmakt\u0131r.<\/p>\n<p>b- Edas\u0131n\u0131n vacib olu\u015funun \u015fart\u0131d\u0131r ki v\u00fccut sa\u011fl\u0131\u011f\u0131, hiss\u00ee engeller bulunmamas\u0131, yol g\u00fcvenli\u011fi, kad\u0131n hakk\u0131nda iddet bekleme durumu olmamas\u0131, kocas\u0131 veya bir mahreminin, yan\u0131nda beraber bulunmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>C) V\u00e2cibleri:<\/p>\n<p>1- \u0130hram\u0131 m\u00eekattan veya bir sak\u0131ncas\u0131 yoksa daha \u00f6nceden giymek,<\/p>\n<p>2- Arafat&#8217;ta vakfeyi, g\u00fcne\u015fin bat\u0131\u015f\u0131na kadar uzatmak,<\/p>\n<p>3- M\u00fczdelife&#8217;de de vakfe yapmak,<\/p>\n<p>4- Saf\u00e2 ile Merve aras\u0131nda yedi \u015favt sa&#8217;y etmek,<\/p>\n<p>5- Sa&#8217;yi, ona haz\u0131rl\u0131k olan bir tavaftan sonra yapmak.<\/p>\n<p>6- Tahsis edilmi\u015f olan yerde ta\u015f atmak,<\/p>\n<p>7- Halk veya taks\u00eer, yani ba\u015f\u0131n\u0131 kaz\u0131tmak veya sa\u00e7lar\u0131n\u0131 k\u0131saltmak,<\/p>\n<p>8- Mekke&#8217;ye d\u0131\u015fardan gelenler i\u00e7in &#8220;tavaf-\u0131 sader&#8221; denilen veda tavaf\u0131 yapmak,<\/p>\n<p>9- Tavafa Hacer&#8217;\u00fcl-Esved&#8217;den ba\u015flamak,<\/p>\n<p>10- Tavaf\u0131 sa\u011fdan yapmak,<\/p>\n<p>11- \u00d6zr\u00fc yoksa tavafta y\u00fcr\u00fcmek,<\/p>\n<p>12- Tavafta, c\u00fcn\u00fcbl\u00fckten ve abdestsizlikten temizlenmi\u015f olarak bulunmak,<\/p>\n<p>13- Avret yerlerini \u00f6rtmek,<\/p>\n<p>14- Tavaf\u0131n yedi \u015favt\u0131ndan son \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fc yapmak (ilk d\u00f6rd\u00fc farzd\u0131r).<\/p>\n<p>15- Sa&#8217;ye Saf\u00e2&#8217;dan ba\u015flamak,<\/p>\n<p>16- K\u0131ran ve temettu&#8217; hacc\u0131 yapanlar i\u00e7in kurban kesmek,<\/p>\n<p>17- Her yedi tavaftan sonra iki rekat namaz k\u0131lmak.<\/p>\n<p>18- \u015eeytan ta\u015flama ile t\u0131ra\u015f olma aras\u0131ndaki tertibe riayet etmek.<\/p>\n<p>19- Kurban kesme g\u00fcnlerinde kurban kesmek.<\/p>\n<p>20- T\u0131ra\u015f\u0131 yerinde ve zaman\u0131nda olmak.<\/p>\n<p>21- Ziyaret tavaf\u0131n\u0131, kurban bayram\u0131n\u0131n ilk \u00fc\u00e7 g\u00fcn\u00fcnde yapmak. Bu v\u00e2ciblerden biri terk edilirse kurban kesmek gerekir.<\/p>\n<p>D) S\u00fcnnetleri:<\/p>\n<p>1- Kud\u00fbm tavaf\u0131 yapmak, yani Mekke&#8217;ye girince K\u00e2be&#8217;yi tavaf etmek.<\/p>\n<p>2- Kud\u00fbm tavaf\u0131nda veya farz tavafta &#8220;remel&#8221; yapmak, yani tavaf\u0131n \u00fc\u00e7 \u015favt\u0131nda -devrinde- harp meydan\u0131nda sava\u015fa \u00e7\u0131km\u0131\u015f pehlivan gibi omuzlar\u0131n\u0131 titreterek y\u00fcr\u00fcmek.<\/p>\n<p>3- Saf\u00e2 ile Merve aras\u0131ndaki iki ye\u015fil direk aras\u0131nda ko\u015fmak.<\/p>\n<p>4- Tahsis edilen g\u00fcnlerde geceleyin Mina&#8217;da yatmak.<\/p>\n<p>5- Mina&#8217;dan Arafat&#8217;a g\u00fcne\u015f do\u011fduktan sonra, M\u00fczdelife&#8217;den Mina&#8217;ya da g\u00fcne\u015f do\u011fmadan \u00f6nce hareket etmek.<\/p>\n<p>Bunlardan ba\u015fka daha birtak\u0131m hususlar ki m\u00fcstehablar\u0131 ve edepleri ile beraber tafsilat\u0131 f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>E) Hacc\u0131n Yasaklar\u0131: Bu da iki \u00e7e\u015fittir:<\/p>\n<p>1- \u015eahs\u0131n kendinde yapmaktan men edildi\u011fi \u015feylerdir ki cinsi m\u00fcnasebet, sa\u00e7 ve k\u0131l kesmek, t\u0131rnak kesmek, koku s\u00fcr\u00fcnmek, ba\u015f\u0131n\u0131 ve y\u00fcz\u00fcn\u00fc \u00f6rtmek, diki\u015fli bir \u015fey giymektir.<\/p>\n<p>2- Ba\u015fkas\u0131na yapmaktan men edildi\u011fi \u015feylerdir ki birisini t\u0131ra\u015f etmek; gerek Harem ve gerekse H\u0131ll b\u00f6lgesinde av yapmakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130hramdan \u00e7\u0131k\u0131ncaya kadar bunlar\u0131n hi\u00e7 biri yap\u0131lamaz, yap\u0131l\u0131rsa ceza laz\u0131m gelir. Ger\u00e7i Haremin a\u011fac\u0131n\u0131 kesmek dahi yasak ise de bu yasakl\u0131k, hacca ve ihrama mahsus de\u011fildir. \u015e\u00e2fi\u00ee mezhebinde Saf\u00e2 ile Merve aras\u0131nda sa&#8217;y ve bir g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re t\u0131ra\u015f veya sa\u00e7lar\u0131 k\u0131saltmak da hacc\u0131n farzlar\u0131ndan ve hatta r\u00fck\u00fcnlerindendir.<\/p>\n<p>Hacc\u0131n \u015fer&#8217;\u00ee sebebi Beytullah&#8217;t\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc hac, ona muzaf olur da &#8220;Beytin hacc\u0131&#8221; denir. Beyt ise bir olup tekrar edilmedi\u011finden hac, m\u00fcsl\u00fcmana \u00f6mr\u00fcnde bir kere fevren, yani ilk imkan senesinde farz olur. Sonraya b\u0131rakma yoluyla farz olup acele edilmesinin daha faziletli oldu\u011fu da rivayet edilmi\u015ftir. Bu \u00e2yetlerin n\u00e2zil oldu\u011fu kaza umresi y\u0131l\u0131nda Peygamber efendimiz, Zilk\u00e2dede umre suretiyle K\u00e2be&#8217;yi ziyaret etmi\u015f ve bir y\u0131l \u00f6nce m\u00fc\u015friklerin engellemeleriyle tamamlayamad\u0131\u011f\u0131 umreyi bu \u015fekilde kaza ettikten sonra antla\u015fmaya g\u00f6re \u00fc\u00e7 g\u00fcnden fazla Mekke&#8217;de kalamayacaklar\u0131ndan hacdan \u00f6nce geri d\u00f6nm\u00fc\u015ft\u00fc.<\/p>\n<p>Ertesi y\u0131l, hicretin sekizinci y\u0131l\u0131nda Hudeybiye antla\u015fmas\u0131n\u0131n m\u00fc\u015frikler taraf\u0131ndan bozulmas\u0131ndan dolay\u0131, Ramazan-\u0131 \u015eerifte hareket edilmi\u015f ve Ramazan\u0131n son on g\u00fcn\u00fcnde Mekke fethedilmi\u015f; \u015eevval i\u00e7inde Huneyn sava\u015f\u0131, Taif ku\u015fatmas\u0131 yap\u0131lm\u0131\u015f, Resulullah, yine bir umre yaparak hac vaktinden \u00f6nce Medine&#8217;ye d\u00f6nm\u00fc\u015ft\u00fcr. O sene Mekke&#8217;de vali b\u0131rak\u0131lan Attab b. \u00dcseyd, Arab gelene\u011fine g\u00f6re insanlara hac yapt\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Daha ertesi hicretin dokuzuncu y\u0131l\u0131nda Hz. Ebu Bekir es-S\u0131dd\u00eek (r.a.) Hz. Peygamber taraf\u0131ndan hac emiri tayin buyurulmu\u015f, ilk olarak bu y\u0131l \u0130sl\u00e2m\u00ee hac yerine getirilmi\u015fti. Bundan sonra Beyt-i \u015eerif&#8217;in (K\u00e2be&#8217;nin) \u00e7\u0131plak olarak tavaf edilmemesi ve m\u00fc\u015friklere hac yapt\u0131r\u0131lmamas\u0131 ilan olunmu\u015f ve nihayet hicretin onuncu y\u0131l\u0131nda bizzat Resulullah, ilk ve son olarak hacc\u0131 eda etmi\u015f ve hac ibadetini tamamen \u00f6\u011fretmi\u015fti&#8230; Bu seneye &#8220;Haccet\u00fc&#8217;l-ved\u00e2&#8221; denilmi\u015f ve ertesi y\u0131l Peygamberimiz vefat etmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 Resulullah&#8217;\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 bu son hacc\u0131n, farz\u0131 eda i\u00e7in oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yok ise de \u00f6ncekilerin farz oldu\u011fu sabit de\u011fildir. Bu, &#8220;Hac ve umreyi Allah i\u00e7in tamam yap\u0131n.&#8221; (Bakara, 2\/196) emri, hacc\u0131n asl\u0131n\u0131n farz oldu\u011funu kesin olarak ifade etmeyip, ba\u015flanm\u0131\u015f olan herhangi bir hac ve umrenin tamamlanmas\u0131n\u0131n vacib oldu\u011funu ifade etti\u011fine g\u00f6re hac, daha sonra: &#8220;Yoluna g\u00fcc\u00fc yeten her kimsenin, o beyti haccetmesi, insanlar \u00fczerinde Allah&#8217;\u0131n bir hakk\u0131d\u0131r.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/97) delili ile farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f ve Peygamber taraf\u0131ndan da ilk imk\u00e2n senesinde ertelenmeden yerine getirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bununla beraber hacc\u0131n daha \u00f6nce bu \u00e2yetlerle kaza umresi senesinde farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmekte ve bu takdirde Peygamber taraf\u0131ndan gecikmeli olarak eda edilmi\u015f olmas\u0131 da muhtemel bulundu\u011fundan hacc\u0131n farz olu\u015funun fevr\u00ee (tehirsiz) olup olmamas\u0131 imamlar aras\u0131nda ihtilafl\u0131d\u0131r. \u0130mam-\u0131 Azam&#8217;dan iki rivayet vard\u0131r. Birini \u0130mam Ebu Yusuf, di\u011ferini \u0130mam Muhammed tercih etmi\u015ftir. Daha sahih olan\u0131, Ebu Yusuf rivayeti olan fevr\u00eedir. \u0130mam M\u00e2lik&#8217;ten tercih edilen rivayet ise \u0130mam Muhammed gibi sonraya b\u0131rakmad\u0131r.<\/p>\n<p>Hacc\u0131n hikmetine gelince, bunun, dini ve d\u00fcnyevi bir\u00e7ok fayday\u0131 kapsad\u0131\u011f\u0131 her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcpheden uzakt\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak k\u0131ble i\u015finde a\u00e7\u0131klanan, &#8220;Nerede bulunursan\u0131z bulunun, Allah hepinizi bir araya getirecektir.&#8221; (Bakara, 2\/148) ifadesinin y\u00fcce kapsam\u0131ndaki sosyal birli\u011fi fiilen tecelli ettirecek olan en b\u00fcy\u00fck ve en geni\u015f bir kulluk ni\u015fanesidir ki bunun \u015f\u00fcm\u00fbl\u00fcn\u00fcn geni\u015fli\u011fini, yer k\u00fcresi \u00fczerindeki hi\u00e7bir yerde bulmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Zira K\u00e2be-i muazzama kadar kutsall\u0131\u011f\u0131 eski olan hi\u00e7bir tevhid mabedi yoktur. K\u00e2be&#8217;nin, \u0130brahim milletiyle ilgisi, b\u00fct\u00fcn semav\u00ee dinlerce kabul edilmi\u015f; hatta Hz. Adem&#8217;e kadar ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 da rivayet edilegelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Mekke&#8217;nin h\u00fcrmeti, (sayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131) ta yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn yarat\u0131lmas\u0131yla mevcuttur. K\u00e2be&#8217;yi haccetmek, insanl\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn esas k\u00f6keninden birle\u015ftirmeye y\u00f6nelik ve buna yard\u0131mc\u0131 oldu\u011fu halde; ondan sonra ortaya konan mabedler ve yerler nispeten \u00f6zel olu\u015flar\u0131ndan dolay\u0131 b\u00f6yle herkesi birle\u015ftirmeye uygun de\u011fildir. Hatta bizzat Peygamber&#8217;in kabrinin topra\u011f\u0131 K\u00e2be&#8217;den efdal oldu\u011fu halde, K\u00e2be i\u00e7in mevcud olan hacc\u0131n sebepleri ve \u00f6zellikleri bunda bile tasavvur olunamaz. \u015eu halde Allah nezdinde hacca en lay\u0131k olan birlik k\u0131blesinin, herhalde &#8220;eski ev&#8221; yani K\u00e2be oldu\u011funda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur. Bundan ba\u015fka K\u00e2be arayanlar, tevhide de\u011fil; \u015firk ve ayr\u0131l\u0131\u011fa \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f olurlar.<\/p>\n<p>Sonra hac, bir taraftan namaz gibi beden\u00ee, di\u011fer taraftan zekat gibi mal\u00ee y\u00f6nleri i\u00e7eren toplay\u0131c\u0131 bir ibadettir. Ayn\u0131 zamanda cihad m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ta\u015f\u0131maktad\u0131r. Nitekim bir hadis-i \u015ferifte v\u00e2rid oldu\u011funa g\u00f6re: &#8220;Hac, bir cihadd\u0131r, umre tatavvu (nafile)dur.&#8221; Yine bu m\u00fcnasebetledir ki burada hac meseleleri, cihad emirleriyle beraber n\u00e2zil olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>UMRE: S\u00f6zl\u00fckte ziyaret m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Din\u00ee bak\u0131mdan ihram, tavaf, sa&#8217;y, sonra da t\u0131ra\u015f olmak veya sa\u00e7lar\u0131 k\u0131saltmaktan ibaret olan \u00f6zel bir ziyarettir. Umre, k\u00fc\u00e7\u00fck bir hac demektir ki ihram \u015fart\u0131, tavaf ve sa&#8217;y r\u00fck\u00fcnleri, t\u0131ra\u015f olmak veya sa\u00e7lar\u0131 k\u0131saltmak vacibidir. Demek ki bunun hacdan mahiyet itibariyle fark\u0131; vakfe r\u00fckn\u00fcn\u00fcn bulunmamas\u0131, sa&#8217;yin r\u00fck\u00fcn olmas\u0131d\u0131r. H\u00fck\u00fcm itibariyle fark\u0131 da hac farzd\u0131r; umre ise farz de\u011fil, nafile bir ibadettir. Bununla beraber g\u00f6rece\u011fimiz \u00fczere bunun da farz oldu\u011funu s\u00f6yleyenler vard\u0131r. \u015eimdi bir senenin hac aylar\u0131nda, hac ile umrenin birlikte yap\u0131lmas\u0131 veya yap\u0131lmamas\u0131na g\u00f6re hacc\u0131n \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fidi vard\u0131r: bunlar da ifrad hacc\u0131, temettu&#8217; hacc\u0131 ve k\u0131ran hacc\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>a) \u0130frad hacc\u0131: Mekke&#8217;ye d\u0131\u015fardan gelenlerin, mikattan yaln\u0131z hac niyetiyle ihrama girip, kud\u00fbm tavaf\u0131n\u0131 yapt\u0131ktan sonra hacla ilgili fiiller bitinceye kadar Mekke&#8217;de ihraml\u0131 olarak kalmalar\u0131d\u0131r. Bunda umre bulunmay\u0131p bir tek hac yap\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fundan buna m\u00fcfrid hacc\u0131 veya ifrad hacc\u0131 denir. Mekke&#8217;ye d\u0131\u015fardan gelenlerin, ihrams\u0131z ge\u00e7meleri caiz olmayan mikat yerleri be\u015ftir: Z\u00fclhuleyfe, Zati \u0131rk, Cuhfe, Karn, Yelemlem&#8217;dir.<\/p>\n<p>b) Temettu&#8217; hacc\u0131: Mikattan umre niyetiyle ihrama girip, umre i\u00e7in tavaf\u0131 ve sa&#8217;yi yaparak t\u0131ra\u015f olup ihramdan \u00e7\u0131kmak; sonra Mekke&#8217;de bir Mekke&#8217;li gibi kal\u0131p, nihayet terviye g\u00fcn\u00fcnde hac i\u00e7in haremden ihrama girerek hacc\u0131 tamamlamak ve kurban kesmektir. Uzun s\u00fcre ihramda kalmamak i\u00e7in umreden bu \u015fekilde istifade edildi\u011finden dolay\u0131 buna temettu&#8217; hacc\u0131 ad\u0131 verilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>c) K\u0131ran hacc\u0131: Mikattan hem umre ve hem de hac, ikisine birden niyet ile ihrama girip, Mekke&#8217;ye var\u0131nca \u00f6nce umre i\u00e7in tavaf ve sa&#8217;y, sonra hac i\u00e7in kud\u00fbm tavaf\u0131 ve sa&#8217;y etmek, daha sonra ihramdan \u00e7\u0131kmaks\u0131z\u0131n sonuna kadar hac fiillerini yapmak ve kurban kesmektir. Cahiliye devrinde umre ile hacc\u0131n, hac aylar\u0131nda birlikte yap\u0131lmas\u0131 caiz de\u011fildi. Bu \u00e2yet, bunlar\u0131n me\u015fru oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in nazil olmu\u015f ve \u015f\u00fckranesi olmak \u00fczere kurban\u0131 da vacib k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Yukardaki emirleri yerine getirin. Allah i\u00e7in hac ve umreyi de tamamlay\u0131n. Yani isterse nafile olsun, hac ve umreden birine veya ikisine ba\u015flad\u0131n\u0131z m\u0131 tamamlay\u0131n, eksik b\u0131rakmay\u0131n. Yahut da tamam olarak icra edin. Ne ba\u015f\u0131ndan, ne de sonundan hi\u00e7bir eksik bulunmas\u0131n.<\/p>\n<p>Ge\u00e7en Hudeybiye senesi umreye ba\u015flanm\u0131\u015f, fakat m\u00fc\u015friklerin harbe kalk\u0131\u015fmalar\u0131 \u00fczerine tamamlanamam\u0131\u015ft\u0131. Onun i\u00e7in bu sene hem onun tamamlanmasiyle kazas\u0131 emredilmi\u015f, hem de bu m\u00fcnasebetle inki\u015fafa haz\u0131r bulunan hacc\u0131n me\u015fru k\u0131s\u0131mlar\u0131na da i\u015faret buyurulmu\u015ftur. &#8220;Amellerinizi iptal etmeyin!&#8221; (Muhammed, 47\/33) yasa\u011f\u0131nda da a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 \u00fczere genel olarak nafileler bile ba\u015flamakla farz olur ve eksik b\u0131rak\u0131l\u0131rsa kazas\u0131 laz\u0131m gelir. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki bu tamamlama emrinde hen\u00fcz hacc\u0131n veya umrenin do\u011frudan vacib oldu\u011funa dair kesin bir delil yoktur. Hac, bundan sonra &#8220;Beyt (K\u00e2be)i haccetmek, insanlar \u00fczerinde Allah&#8217;\u0131n bir hakk\u0131d\u0131r.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/97) nass\u0131 ile farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f ise de, umrenin do\u011frudan vacib oldu\u011funa dair bir nas yoktur. Fakat bir\u00e7ok \u00e2limler ve tefsirciler umrenin de v\u00fcc\u00fbbunu, yani farz oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Hz. \u00c2i\u015fe, \u0130bn\u00fc Abbas, \u0130bn\u00fc \u00d6mer, Hasen-\u0131 Basr\u00ee, \u0130bn\u00fc S\u00eer\u00een, umre vacibdir demi\u015flerdir. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee de bunu tercih etmi\u015f ve tamamlaman\u0131n vacib olu\u015funun, asl\u0131n vacib olu\u015funu gerektirece\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne sahip olmu\u015ftur. Bunun tersine Abdullah b. Mes&#8217;ud, \u0130brahim Naha\u00ee ve \u015ea&#8217;bi&#8217;den umrenin &#8220;nafile&#8221; oldu\u011fu rivayet edilmi\u015ftir. M\u00fcc\u00e2hid de: &#8220;Allah i\u00e7in hac ve umreyi tamamlay\u0131n.&#8221; il\u00e2h\u00ee s\u00f6z\u00fcnde &#8220;Biz hac ve umre ile emrolunmad\u0131k.&#8221; demi\u015ftir. Ayn\u0131 zamanda tamamlaman\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131nda da seleften \u00e7e\u015fitli rivayetler vaki olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Hz. Ali&#8217;den, Said b. C\u00fcbeyr&#8217;den ve Tavus&#8217;tan rivayet edilmi\u015ftir ki: &#8220;Tamamlanmalar\u0131, ehlinin evinden bunlar i\u00e7in ihram etmektir.&#8221; demi\u015flerdir. M\u00fccahid: &#8220;Tamamlanmalar\u0131, bunlara girdikten sonra sonlar\u0131na ermektir&#8221; demi\u015ftir. Said b. C\u00fcbeyr ile At\u00e2: &#8220;Tamamlanmalar\u0131, bunlar\u0131 sonlar\u0131na kadar Allah i\u00e7in yerine getirmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ikisi de vacibdir.&#8221; demi\u015flerdir. \u0130bn \u00d6mer ile Tavus&#8217;tan: &#8220;Tamamlanmalar\u0131, ifradlar\u0131d\u0131r.&#8221; diye rivayet edilmi\u015f, Kat\u00e2de de: &#8220;Umreyi tamamlamak, umreyi hac aylar\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda yapmakt\u0131r.&#8221; demi\u015ftir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bunlar\u0131n asl\u0131 ilk pl\u00e2nda iki m\u00e2n\u00e2ya y\u00f6neliyor: Birinde &#8220;Ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 tamamlay\u0131n.&#8221; demek, di\u011ferinde de gerek ba\u015f\u0131ndan ve gerekse sonundan tam yap\u0131n demek oluyor. Bir de tam yapman\u0131n \u015feklinde ihtilaf edilmi\u015f bulunuyor. Birinci m\u00e2n\u00e2da do\u011frudan v\u00fccub ihtimali yoktur. Fakat ikinci de vacib olmas\u0131 da olmamas\u0131 da muhtemeldir. Halbuki farziyet yani kesin v\u00fccub, ihtimal ile sabit olamayaca\u011f\u0131ndan, bu \u00e2yetten hac ve umrenin farz oldu\u011funu anlamak m\u00fcmk\u00fcn olamaz. Bunun i\u00e7in Hanefi mezhebinde umre ayr\u0131ca farz olan bir ibadet de\u011fildir. Hac da dahil, hay\u0131r ve nafile kabilinden bir ibadettir. Her nafile gibi ba\u015flamakla vacib olup tamamlanmas\u0131 laz\u0131m gelir. Ger\u00e7ekte umreye &#8220;hacc-\u0131 asgar&#8221; (k\u00fc\u00e7\u00fck hac) denir. B\u00f6yle oldu\u011fu halde b\u00fcy\u00fck hacda dahil olmayan m\u00fcstakil bir hac farz olsayd\u0131 iki hac farz olmas\u0131 gerekirdi. Halbuki Akra b. Habis: &#8220;Hac her sene midir, yoksa bir kere midir, ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc?&#8221; sorusuna cevaben Resulullah&#8217;\u0131n: &#8220;Bir keredir, fazlas\u0131 nafiledir.&#8221; buyurdu\u011fu sabittir. Yine C\u00e2bir hadisinde: &#8220;Umre k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcne kadar hacda dahildir.&#8221; ve &#8220;hac, cihad, umre nafiledir.&#8221; diye rivayet edilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 umrenin do\u011frudan v\u00fccubuna kesin delil bulunmamakla beraber, vacib olmad\u0131\u011f\u0131na dair sahih haber de vard\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat gerek hac ve gerekse umreye nafile olarak da ba\u015flanm\u0131\u015f olsa, b\u00fct\u00fcn nafilelerde oldu\u011fu gibi ba\u015flamak ve gerekli k\u0131lmakla vacib olacaklar\u0131ndan tamamlanmalar\u0131n\u0131n farz oldu\u011funda da \u015f\u00fcphe yoktur. Bu bak\u0131mdan: \u0130hramdan sonra ihsar meydana gelir, zorlay\u0131c\u0131 bir engele tutulup, hacdan veya umreden kal\u0131rsan\u0131z , kurban cinsinden kolay\u0131n\u0131za gelen bir \u015fey laz\u0131md\u0131r.<\/p>\n<p>HEDY ( ): Deve, s\u0131\u011f\u0131r, davar cinsinden Beytullah&#8217;a hediye edilen kurbanl\u0131klar\u0131n ismidir ki en az\u0131 bir koyun veya ke\u00e7idir. &#8220;B\u00fcy\u00fck ba\u015f hayvan&#8221;\u0131n yedide biri de yeterli olur, &#8230; ve gibi tekiline de &#8220;hedye&#8221; denir.<\/p>\n<p>\u0130hsar, s\u00f6zl\u00fckte mutlak men (yasaklama) m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Dini bak\u0131mdan, ihramdan sonra \u015fer&#8217;\u00ee bir \u00f6z\u00fcrle hacc\u0131n vakfe ve tavaf iki r\u00fckn\u00fcn\u00fc de yerine getirmekten veya umreden menedilmi\u015f olmakt\u0131r. \u00c2yette ihsar, mutlakt\u0131r. Bundan dolay\u0131 gerek d\u00fc\u015fman\u0131n engellemesi, gerekse k\u0131r\u0131kl\u0131k gibi bir hastal\u0131k ve topall\u0131k gibi bir sakatl\u0131k veya harcanacak mal\u0131n kaybolu\u015fu yahut da kad\u0131n hakk\u0131nda mahreminin bulunmamas\u0131 engellerinin al\u0131koymas\u0131 da ihsard\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee, n\u00fczul sebebi dolay\u0131s\u0131yla yaln\u0131z d\u00fc\u015fman\u0131n engellemesine tahsis etmi\u015ftir. Ba\u015flanm\u0131\u015f olan hac ve umrenin tamamlanmalar\u0131 vacib olunca, ihramdan sonra ihsara u\u011frayanlar\u0131n, bunlar\u0131 tamamlamad\u0131k\u00e7a en az\u0131ndan bir sene ihramdan \u00e7\u0131kamamalar\u0131 gerekece\u011fi, bunun ise pek zor bir i\u015f olaca\u011f\u0131 i\u00e7in kolayla\u015ft\u0131rma bak\u0131m\u0131ndan ihsar halinde me\u015fru olarak ihramdan \u00e7\u0131kabilmek \u00fczere kurban g\u00f6ndermek vacib k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat, kurbanl\u0131k, varaca\u011f\u0131 yere ula\u015f\u0131ncaya kadar ba\u015flar\u0131n\u0131z\u0131 t\u0131ra\u015f etmeyiniz. Yani ihramdan \u00e7\u0131kmay\u0131n\u0131z. Bundan dolay\u0131 ihsara u\u011frayan ihraml\u0131 bir kimse, ihramdan \u00e7\u0131kmak isterse Harem-i \u015eerife kolay\u0131na gelen bir kurban g\u00f6nderir. G\u00f6nderdi\u011fi kimse ile bir g\u00fcn kararla\u015ft\u0131r\u0131r. O g\u00fcn gelip de kurban\u0131n\u0131n kesildi\u011fi zann\u0131 has\u0131l oldu\u011fu zaman ba\u015f\u0131n\u0131 t\u0131ra\u015f edip ihramdan \u00e7\u0131kabilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc kurban\u0131n varaca\u011f\u0131 yer, &#8220;K\u00e2be&#8217;ye ula\u015facak bir kurbanl\u0131k.&#8221; (Maide, 5\/95) ifadesinin delaletince Harem&#8217;in i\u00e7idir. Abdullah b. Mes&#8217;ud, \u0130bn Abbas, At\u00e2, Tavus, M\u00fcc\u00e2hid, Hasen, \u0130bn S\u00eer\u00een bu g\u00f6r\u00fc\u015ftedirler. Hanefilerin ve S\u00fcfy\u00e2n-\u0131 Sevr\u00ee&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015fleri de budur. Fakat \u0130mam M\u00e2lik ve \u015e\u00e2fi\u00ee, ihsara tutulan kimse i\u00e7in kurban\u0131n varaca\u011f\u0131 yerin, ihsar yeri oldu\u011funu ve yerine ula\u015fmas\u0131n\u0131n da o mevkide kesilmesinden ibaret bulundu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n zahirine ayk\u0131r\u0131 olan bu m\u00e2n\u00e2ya gitmelerinin sebebi de Hz. Peygamber&#8217;in Hudeybiye ihsar\u0131nda kurban\u0131n\u0131 bulundu\u011fu yerde kesmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. Hudeybiye mevkii ise Harem&#8217;in d\u0131\u015f\u0131nda H\u0131ll k\u0131sm\u0131ndad\u0131r. Fakat Hudeybiye&#8217;nin bir taraf\u0131 H\u0131ll, bir taraf\u0131 Harem&#8217;dir. Resulullah&#8217;\u0131n konak yeri H\u0131ll&#8217;de, namazg\u00e2h\u0131 da Harem taraf\u0131ndayd\u0131. Yani ihsar yeri, Hudeybiye&#8217;nin Mekke alt\u0131na do\u011fru olan taraf\u0131yd\u0131 ki buras\u0131 Harem b\u00f6l\u00fcm\u00fcndendir. Resulullah&#8217;\u0131n kurban\u0131n\u0131 Harem&#8217;de bo\u011fazlam\u0131\u015f oldu\u011fu da Z\u00fchri&#8217;den a\u00e7\u0131k\u00e7a nakledilmi\u015ftir. Bu bak\u0131mdan \u00e2yetin nass\u0131n\u0131, zahirinin aksine yorumlamaya gerek yoktur. Demek ki her iki takdirde kurban kolay gelmezse, kolay gelinceye veya tavaf edinceye kadar ihsara tutulan kimse, ihram\u0131nda kalmaya mecbur olacakt\u0131r. Kurbanl\u0131k g\u00f6nderen de yerine ula\u015fmadan \u00f6nce t\u0131ra\u015f olamayacakt\u0131r. Ancak, ihramda bulunan sizlerden gerek ihsara tutulmu\u015f ve gerekse tutulmam\u0131\u015f herhangi biriniz t\u0131ra\u015fa muhtac olacak derecede hastalan\u0131r, yahut ba\u015f\u0131nda kehle (bit) ve yara gibi bir eziyeti bulunur da vaktinden \u00f6nce ba\u015f\u0131n\u0131 t\u0131ra\u015f ederse, ona da oru\u00e7 veya sadaka yahut da kurban, bu \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fidin birinden bir fidye vacib olur.<\/p>\n<p>Bunun n\u00fczul sebebi, Ka&#8217;b b. Ucre hadisesi olmu\u015ftur. Me\u015fhurdur ki Hudeybiye senesi Resulullah Ka&#8217;b b. Ucre&#8217;ye u\u011fram\u0131\u015f, ba\u015f\u0131n\u0131n bitlendi\u011fini g\u00f6rm\u00fc\u015f, &#8220;Galiba bitlerin sana eziyet veriyor?&#8221; diye sormu\u015f. &#8220;Evet, ey Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fc&#8221; deyince: &#8220;T\u0131ra\u015f ol da \u00fc\u00e7 g\u00fcn oru\u00e7 tut veya alt\u0131 yoksula bir fark hurma tasadduk et yahut da bir koyun kurban kes.&#8221; diye emretmi\u015fti. Bir fark, \u00fc\u00e7 sa&#8217;d\u0131r. Bu hadisin bir rivayetinde alt\u0131 sa&#8217; tabiri vard\u0131r ki bu daha uygundur. N\u00fczul sebebi ihsar ve kehle (bit) eziyeti olmakla beraber, \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131 ihsara tutulan, tutulmayan, her t\u00fcrl\u00fc hastal\u0131k ve eziyet hususunda geneldir. Hastal\u0131k ve eziyet, ba\u015f t\u0131ra\u015f\u0131na muhta\u00e7 k\u0131labilece\u011fi gibi, elbiseye ve koku kullanmaya da ihtiya\u00e7 duyurabilir. Bu \u015fekilde h\u00fck\u00fcm, ihram h\u00e2lindeki hac yasaklar\u0131n\u0131n hepsini i\u00e7ine alarak fidye \u015fart\u0131yla ruhsat\u0131 kapsar ki geni\u015f a\u00e7\u0131klamas\u0131 f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131ndad\u0131r. Sonra ihsardan emin oldu\u011funuz, yahut g\u00fcven ve geni\u015flik i\u00e7inde bulundu\u011funuz zaman, her kim hac zaman\u0131na kadar umre ile istifade etmek, yani umreyi hacla birle\u015ftirerek k\u0131ran hacc\u0131 yapmak veya umre ihram\u0131ndan \u00e7\u0131kmakla hac ihram\u0131na kadar serbest kalmak ve ihram yasaklar\u0131ndan yararlanmak suretiyle temettu&#8217; hacc\u0131 yapmak isterse, bu temettu&#8217; sebebiyle kurban \u00e7e\u015fitlerinden kolay\u0131na gelen bir \u015fey vacibdir. Yani k\u0131ran hacc\u0131 veya temettu&#8217; hacc\u0131 yapanlar\u0131n, kurbanl\u0131k g\u00f6nderip, sonunda bir kurban kesmeleri vacibdir.<\/p>\n<p>Bu kurban, \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee&#8217;ye g\u00f6re zorlama kan\u0131d\u0131r, sahibi yiyemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc ona ve \u0130mam M\u00e2lik&#8217;e g\u00f6re ifrad hacc\u0131, temettu&#8217; ve k\u0131randan daha efdaldir. Onun i\u00e7in bu kurban, umre ile hacc\u0131n birlikte yap\u0131lmas\u0131ndan do\u011fan eksikli\u011fi telafi i\u00e7indir. Fakat biz Hanefilere g\u00f6re bu kurban \u015f\u00fck\u00fcr kan\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc asl\u0131nda k\u0131ran, temettu&#8217;dan; temettu&#8217; da ifraddan daha efdaldir.<\/p>\n<p>B\u00f6yle cahiliye adetini nesheden k\u0131ran veya temettu&#8217; suretiyle iki ibadetin birden edas\u0131na muvaffak olmak, ayr\u0131ca \u015f\u00fckr\u00fc gerektiren bir nimettir ve kurban bunun i\u00e7indir. O halde bundan sahibi de yiyebilir. Bu ihtilaf\u0131n sebebi de &#8220;veda hacc\u0131&#8221;nda Resulullah&#8217;\u0131n hacc\u0131n\u0131n, hangisi oldu\u011fu hakk\u0131ndaki rivayetlerin farkl\u0131 olu\u015fudur.<\/p>\n<p>Bu konuda en b\u00fcy\u00fck, en g\u00fczel ve en kapsaml\u0131 esas, Sahih-i M\u00fcslim&#8217;de, \u0130bn\u00fc Eb\u00ee \u015eeybe, Ebu Davud, Nese\u00ee, Abd b. Hamid, Bezzar ve D\u00e2rim\u00ee M\u00fcsnedleri gibi di\u011fer hadis kitaplar\u0131nda rivayet olundu\u011fu \u00fczere Cafer-i Sad\u0131k hazretlerinin babas\u0131 vas\u0131tas\u0131yla Cabir b. Abdullah (r.a.) hazretlerinden gelen sahih rivayettir. Geni\u015f bilgi i\u00e7in yerine ve bu c\u00fcmleden olarak Hanefi f\u0131kh\u0131ndan Hidaye \u015ferhi Feth\u00fc&#8217;l-Kadir&#8217;e m\u00fcracaat edilebilir.<\/p>\n<p>Bundan dolay\u0131 her kim kurbanl\u0131\u011f\u0131 bulamazsa, \u00fc\u00e7 g\u00fcn hacda, yedi de d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcnde oru\u00e7 tutmas\u0131 gerekir. Hacdaki hac aylar\u0131 i\u00e7inde tutulur ki m\u00fcstehab olan Zilhiccenin yedinci, sekizinci ve dokuzuncu g\u00fcnleridir. D\u00f6n\u00fc\u015fteki de hac fiillerini bitirince ve \u015e\u00e2f\u00eei&#8217;ye g\u00f6re ailesine kavu\u015ftu\u011funda tutulmal\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte kurban yerine ge\u00e7ecek olan bu oru\u00e7lar, toplam itibariyle tam ondur. Sak\u0131n ikisine de ihtimali vard\u0131r veya muhayyer b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, \u015feklinde \u00fc\u00e7 veya yedi g\u00fcn yeter zannedilmesin. Anlat\u0131lan temettu&#8217; veya \u015e\u00e2fi\u00ee&#8217;ye g\u00f6re kurban h\u00fckm\u00fc ve oru\u00e7, ailesi Mescid-i Haram civar\u0131nda oturanlardan olmayan kimseler i\u00e7indir. Bunlar, oturduklar\u0131 yer mikat d\u0131\u015f\u0131nda olan ve Mekke&#8217;ye uzaktan gelmi\u015f bulunanlard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc mikat halk\u0131 ve onlardan beridekiler, Mekke&#8217;ye ihrams\u0131z girebildikleri i\u00e7in Mekke halk\u0131 h\u00fckm\u00fcndedirler. Mekke&#8217;den \u00e7\u0131kanlar da mikat\u0131 ge\u00e7medik\u00e7e, Mekke&#8217;ye yine ihrams\u0131z d\u00f6nebilirler. Bundan dolay\u0131 Mescid-i Haram civar\u0131nda oturanlar\u0131n ger\u00e7ekten ve h\u00fckmen d\u0131\u015f\u0131nda bulunanlar, mikat\u0131n gerisinde bulunan \u00e2f\u00e2kiler demek olur.<\/p>\n<p>Fakat \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee bunlar\u0131, Mekke&#8217;de namazlar\u0131 seferi k\u0131lacak kadar bir yolculuk mesafesinden gelenler; Tavus, Mekke haremi d\u0131\u015f\u0131ndan olan H\u0131ll halk\u0131; \u0130mam M\u00e2lik de Bizzat Mekke halk\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndakiler diye anlam\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131saca k\u0131ran ve temettu&#8217; hacc\u0131, mikat d\u0131\u015f\u0131nda oturan halktan bulunan ve Mekke&#8217;ye ihrams\u0131z girmeleri caiz olmayan \u00e2f\u00e2kiler hakk\u0131ndad\u0131r. \u00c2f\u00e2ki olmayan Harem ve H\u0131ll halk\u0131 ancak ifrad hacc\u0131 yapmal\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte hac ve umreyi b\u00f6yle Allah i\u00e7in tamamlay\u0131n\u0131z, ve Allah&#8217;a isyandan sak\u0131n\u0131n\u0131z, \u00f6zellikle hac i\u015finde son derece takva sahibi olunuz, ve biliniz ki, Allah&#8217;\u0131n azab\u0131 pek \u015fiddetlidir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Ayr\u0131ca bu yahudiler vahiy ve n\u00fcb\u00fcvvet aleyhinde s\u00f6z s\u00f6ylemi\u015f olmak i\u00e7in vahyin vas\u0131tas\u0131 olan Cibr\u00eel-i Em\u00een hakk\u0131nda &#8220;O bizim d\u00fc\u015fman\u0131m\u0131zd\u0131r.&#8221; diye d\u00fc\u015fmanl\u0131klar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa vurmu\u015flard\u0131r ki, buna kar\u015f\u0131 \u015fu iki \u00e2yet nazil olmu\u015ftur: Me\u00e2l-i \u015eerifi 97- S\u00f6yle; her kim Cebrail&#8217;e d\u00fc\u015fman ise iyi bilsin ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 senin kalbine Allah&#8217;\u0131n izniyle kendinden \u00f6nceki vahiyleri onaylay\u0131c\u0131, m\u00fcminlere hidayet &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":8697,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1228,1227,5351,1583,1597,1582],"class_list":["post-1948","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-2-bakara","tag-2-bakara-tefsiri","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-kuran","tag-kuran-tefsiri","tag-tefsir"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1948","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1948"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1948\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":19160,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1948\/revisions\/19160"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/8697"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1948"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1948"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1948"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}