{"id":1950,"date":"2014-06-08T09:46:51","date_gmt":"2014-06-08T06:46:51","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1950"},"modified":"2020-04-22T00:55:44","modified_gmt":"2020-04-21T21:55:44","slug":"2-bakara-tefsiri-1-bolum","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/2-bakara-tefsiri-1-bolum\/","title":{"rendered":"2-BAKARA HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130 &#8211; 1.B\u00f6l\u00fcm"},"content":{"rendered":"<p>2-BAKARA:<\/p>\n<p>&#8221; &#8221; Bulundu\u011fu alt\u0131 s\u00fbrenin hepsinde birer \u00e2yettir. &#8221; &#8221; da bir \u00e2yettir. Fakat &#8220;&#8221; bir \u00e2yet say\u0131lm\u0131yor. &#8221; &#8221; da bulundu\u011fu be\u015f s\u00fbrenin hi\u00e7 birinde \u00e2yet de\u011fildir. &#8220;&#8221; iki s\u00fbrede de birer \u00e2yettir. &#8220;&#8221; \u00e2yet de\u011fildir. Fakat &#8220;&#8221; birer \u00e2yet, &#8220;&#8221; de hepsinde birer \u00e2yet, &#8220;&#8221; iki \u00e2yet, &#8221; &#8221; bir \u00e2yettir. &#8220;&#8221; birer \u00e2yet de\u011fildirler. Ve bu sayd\u0131klar\u0131m\u0131z K\u00fbfeli \u00e2limlerin rivayetidir. Basral\u0131 \u00e2limler yirmi dokuz s\u00fbrede bulunan bu mukattaattan (Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim&#8217;de s\u00fbre ba\u015flar\u0131nda bulunup isimleri ile okunan harfler) hi\u00e7 birini bir \u00e2yet olarak saymam\u0131\u015flard\u0131r. \u00c2yet meselesi k\u0131yas\u00ee (genel kaideye tabi olan) de\u011fil, tevkif\u00ee (vahye tabi) bir ilim oldu\u011fundan, bu g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 k\u0131r\u00e2et \u015fekilleri gibidir. Ve bu \u015fekilde el-Bakara s\u00fbresinin ihtilaf edilen \u00e2yetlerinden birincisi &#8221; &#8221; dir.<\/p>\n<p>Yaz\u0131l\u0131\u015fta bir kelime gibi yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde okunu\u015fta birer birer s\u00f6yleme \u015fekli ile elif l\u00e2m m\u00eem diye \u00fc\u00e7 kelime olarak okunuyor. Bu \u00fc\u00e7 kelime m\u00e2n\u00e2l\u0131 birer isimdirler. Delalet ettikleri m\u00e2n\u00e2lar\u0131 da m\u00fcsemmalar\u0131 (adlanm\u0131\u015f) olan basit harflerdir. Bu harfler, kelimelerin maddesi olan ve hur\u00fbf-i mucem (noktal\u0131 harfler), hur\u00fbf-i meb\u00e2m\u00ee (s\u00f6z\u00fcn esas\u0131n\u0131 te\u015fkil eden harfler) ve hec\u00e2 harfleri diye adland\u0131r\u0131lan tek seslerdir ki &#8221; &#8221; gibi nak\u0131\u015flar bunlar\u0131n hat (yaz\u0131) denilen al\u00e2metleridir. O isimler, asl\u0131nda bu seslerin oldu\u011fu halde, bu nak\u0131\u015flara da denilir. Her isim, ba\u015f\u0131ndaki ilk sesin veya nak\u015f\u0131n ad\u0131, her nak\u0131\u015f da bizzat o seslerin bir \u00e7e\u015fit resmidir. Arap\u00e7a&#8217;da ger\u00e7ek mahrec (harfin \u00e7\u0131k\u0131\u015f yerin)e dayal\u0131 esas olarak yirmi sekiz harf ve bunlar\u0131n yirmi sekiz de ismi ve basit nak\u015f\u0131 vard\u0131r. Bunlardan ba\u015fka bir de mukadder mahrece dayal\u0131 olup bizzat okunamayan teba\u00ee (di\u011fer harflere uyan) bir harf daha vard\u0131r ki buna da L\u00e2m elif denilir. Ve \u00e7o\u011funlukla elif ismi buna verildi\u011finden di\u011ferine hemze denilir. L\u00e2m elif uymakla okunan bir med (uzatma) harfidir. Kendinden \u00f6nceki harfin \u00fc\u00e7 harekesine uymas\u0131ndan dolay\u0131 \u00fc\u00e7 durumu bulundu\u011fundan med harfleri &#8220;vav, ya, elif&#8221; m\u00fcstear (e\u011freti) isimleri ile \u00fc\u00e7 olarak g\u00f6sterilir. Bundan dolay\u0131 esas ve tabi olmakla harflerin adland\u0131r\u0131lanlar\u0131, ger\u00e7ekten yirmi dokuz ve h\u00fckmen otuz bir olarak itibar edilir. Yirmi dokuzuncusu ancak terkipte okunabildi\u011finden &#8220;l\u00e2m elif&#8221; ile g\u00f6sterilir ki otuz bir say\u0131s\u0131n\u0131 da g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>Harflerin bu tek ba\u015f\u0131na olma ve basitlik durumlar\u0131, elif, b\u00e2 t\u00e2&#8230; diye bir bir say\u0131larak anlat\u0131l\u0131r ve diye kesik kesik olarak yaz\u0131l\u0131r. Bunun ismi elifba&#8217;d\u0131r. Aksine kelimelerde oldu\u011fu gibi terkip durumlar\u0131 anlat\u0131laca\u011f\u0131 zaman da &#8220;&#8221; \u015feklinde yaz\u0131l\u0131r ve kendi basit sesleri ile okunur.<\/p>\n<p>Halbuki ebced gibi yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde elifba gibi okunur.Demek ki ikisinin de de\u011ferini birle\u015ftirerek hece harflerinin daha m\u00fckemmel bir ad\u0131 gibidir. Okunu\u015funa g\u00f6re m\u00e2n\u00e2s\u0131 apa\u00e7\u0131kt\u0131r. Fakat yaz\u0131l\u0131\u015f\u0131na g\u00f6re &#8220;ebced&#8221; gibi m\u00e2n\u00e2s\u0131z ve anlams\u0131z bir kelime g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Ger\u00e7i yaz\u0131l\u0131\u015f, elifba gibi okunmay\u0131p, ebced gibi okunsa idi v.s.. muhtemel \u015fekilleri ile anlaml\u0131 bir kelime meydana getirecekti. Fakat b\u00f6yle yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde elifba gibi okunmas\u0131, bundan bir anlam \u00e7\u0131karmay\u0131 zorla\u015ft\u0131rmaktad\u0131r. Bu iki de\u011ferin b\u00f6yle birle\u015fmesinden bir bak\u0131\u015fta anla\u015f\u0131l\u0131r ki, burada biri g\u00f6r\u00fcnen, biri gizli iki anlam d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Acaba as\u0131l istenen hangisidir? \u0130\u015fte b\u00fcy\u00fck tefsirciler bu iki g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan hareket ederek bir k\u0131sm\u0131 s\u00fbrelerin ba\u015f\u0131nda bulunan ve kesik kesik okunan harflerin kasdedilen m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n belli olabilece\u011fini, bir k\u0131sm\u0131 da olam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>M\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n belli oldu\u011fu veya belli olmas\u0131n\u0131n m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde olanlar ba\u015fl\u0131ca iki grup te\u015fkil ediyorlar.<\/p>\n<p>1. Bu isimlerin m\u00e2n\u00e2lar\u0131 bellidir. Bunlar\u0131 konu\u015fman\u0131n ba\u015f\u0131nda birer birer s\u00f6ylemekten maksat, b\u00fct\u00fcn elifba harflerini elifba veya ebced itibarlar\u0131yla se\u00e7mek ve bunlardan olu\u015fan kelimelere ve s\u00f6ze dikkat \u00e7ekmektir ki bu se\u00e7me ve uyarmadan sonra i\u015fte kitap demek dilin esas maddesini g\u00f6stererek bir meydan okumay\u0131 ilan etmek ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n i&#8217;caz\u0131na i\u015faret etmek oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. Ve bu gruptaki \u00e2limlerin \u00e7o\u011fu, bu \u00fc\u00e7 harfin toplam\u0131 bu s\u00fbreye veya Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a bir isim olmas\u0131n\u0131 da tercih etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>2. Kasdedilen m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n \u00fc\u00e7 kelimede de\u011fil, m\u00fcsemmalar\u0131nda yani terkip itibar\u0131nda ve ba\u015fka bir ifade ile yaz\u0131 itibar\u0131nda aranmak laz\u0131m gelece\u011fini ve bunlar\u0131n i\u015faret ettikleri bir m\u00e2n\u00e2 bulundu\u011funu ve Arap dilinde bunun benzerleri bulunabildi\u011fini s\u00f6yleyenler vard\u0131r. Bu da ba\u015fl\u0131ca iki esasta \u00f6zetlenir:<\/p>\n<p>Birincisi: K\u0131sa kesmek ve k\u0131saltma yoludur ki \u015fairin &#8220;O kad\u0131na dur dedim. O dedi ki kaaf&#8221; m\u0131sra\u0131nda oldu\u011fu gibi (vekaft\u00fc = durdum) kelimesinden kaaf harfiyle yetinmesi; yaz\u0131daki \u00f6rne\u011fi de mesela &#8220;Ahmed&#8221; yerinde bir &#8221; &#8221; (elif) yaz\u0131lmas\u0131 bu t\u00fcrdendir. Ve bu \u015fekilde elifba harflerinin her biri ba\u015f\u0131ndan, sonundan ve ortas\u0131ndan bir veya birka\u00e7 isme sembol olabilir. Ger\u00e7ekten biraraya getirildi\u011fi zaman &#8220;er-Rahm\u00e2n&#8221; isminin meydana geldi\u011fi g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Di\u011ferlerinde halledilememekle beraber b\u00f6yle Allah&#8217;\u0131n isimlerine veya di\u011fer \u015feylere tahlil\u00ee (\u00e7\u00f6z\u00fcmsel) veya terkib\u00ee (bile\u015fimli) semboller m\u00fcmk\u00fcn bulunuyor.<\/p>\n<p>\u0130kincisi: Ebcedin hesap yolu ve \u015fifre usul\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>3. D\u0131\u015f ve i\u00e7 iki k\u0131ymetin ikisini de d\u00fc\u015f\u00fcnmek laz\u0131md\u0131r. Ve kasdedilen m\u00e2n\u00e2y\u0131 aramak i\u00e7in bu yollar\u0131n, bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n hepsini birle\u015ftirmek; ak\u0131l yolu ve do\u011fal ihtimalleri ile daha ileri gitmek gerekir. Bunda ise, m\u00fcte\u015fabih (birbirine benzeyen) m\u00e2n\u00e2lar olur. Maksad\u0131 belirlemek m\u00fcmk\u00fcn olamaz.<\/p>\n<p>Sanki el-ma&#8217;l\u00fbm\u00fc&#8217;l-mech\u00fbl (bilinmeyen bilinen) terkibi gibi bir anlam ifade eder. Ve bu m\u00e2n\u00e2, hakikat ve Allah&#8217;\u0131n isimlerine kadar gider. Ve bu tefsirin \u00f6zeti &#8220;Allah daha iyi bilendir.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile biter ki, bu da bize insan ilminin ba\u015f\u0131nda daima mahiyetine erilmez bir ba\u015flang\u0131c\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6\u011fretir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten hem dirayet a\u00e7\u0131s\u0131ndan ve hem rivayet a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131n hi\u00e7 birini feda etmeye imkan yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00fbrelerin ba\u015f\u0131ndaki mukattaa harflerin okunu\u015fu ve genel durumlar\u0131ndaki ili\u015fkiler, ilk g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 hakk\u0131nda pek b\u00fcy\u00fck bir karine te\u015fkil etmektedir. Elifba gibi okunan, s\u00fbrelerin ba\u015f\u0131ndaki mukattaa harfleri, ilk \u00f6nce elifba harflerinin yirmi dokuz say\u0131s\u0131na e\u015fit olarak yirmi dokuz s\u00fbrede bulunur. \u0130kinci olarak yirmi sekiz ismin tam yar\u0131s\u0131 bulunan on d\u00f6rt harf ismi se\u00e7ilmi\u015f ve o \u015fekilde se\u00e7ilmi\u015f ki, bu yar\u0131m, b\u00fct\u00fcn harflerin s\u0131fat itibariyle \u00e7e\u015fitli taksimlerindeki k\u0131s\u0131m ve \u00e7e\u015fitlerinden her birinin yar\u0131s\u0131n\u0131 ve en \u00f6nemlilerinden baz\u0131lar\u0131n\u0131 ihtiva etti\u011finden; zikredilmeyen di\u011fer yar\u0131s\u0131, tam ve eksiksiz olarak temsil edilerek harflerin hepsini esas leh\u00e7esi ile, tecvidi ile g\u00f6stermi\u015f bulunuyor ki, K\u00e2d\u00ee Beyd\u00e2v\u00ee tefsirinde de a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olan bu kullan\u0131mlar\u0131n etrafl\u0131ca anlat\u0131lmas\u0131ndan vazge\u00e7iyoruz.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak; al\u0131nan bu harfler, tek ve birle\u015fik olarak s\u00fbrelere \u00f6yle da\u011f\u0131t\u0131lm\u0131\u015f ki, bunda dilin Sarf ve Nahiv itibar\u0131 ile esas b\u00f6l\u00fcn\u00fc\u015flerine b\u00fcy\u00fck bir ilgisi vard\u0131r.<\/p>\n<p>Kelimenin \u00fc\u00e7 k\u0131sm\u0131, birliden be\u015fliye kadar kelimelerin esas yap\u0131lar\u0131, m\u00fccerred (yal\u0131n) ve mezide (art\u0131r\u0131lm\u0131\u015f) b\u00f6l\u00fcnmesi, art\u0131r\u0131lm\u0131\u015f kipinin yedi harfi ge\u00e7emiyece\u011fi, d\u00f6rtl\u00fc ve be\u015flide as\u0131l ve m\u00fclhak (katma)a b\u00f6l\u00fcnmesi ve daha baz\u0131 t\u00e2li \u00e7e\u015fitleri bunlardan okunabilir. Araplar\u0131n \u015fiir ve bela\u011fat\u0131 pek y\u00fcksek bir derecede bulunmas\u0131na ra\u011fmen dilin tecvid, i\u015ftikak (t\u00fcreme), sarf (sentaks), nahiv ve di\u011ferleri gibi ilimleri hen\u00fcz meydana gelmemi\u015f ve okuyup yazanlarda bile dil ile ilgili kurallar\u0131n nazariyat\u0131yla ilgili bilgiler yerle\u015fmemi\u015f bulundu\u011fu bir zamanda okumayazma bilmeyen bir peygamberin tebli\u011fi ile ilm\u00ee inceliklere ait sunulan ve daha sonra dil kurallar\u0131n\u0131n tesbiti esnas\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir rehber oldu\u011fu da kaydedilme\u011fe de\u011fer bulunan ve \u00e7e\u015fitli \u015fekilleri ile i&#8217;c\u00e2z\u0131n s\u0131rr\u0131n\u0131 i\u00e7ine alan bu kadar g\u00fczel tasarruflar\u0131n delalet ve iradeden uzak san\u0131lmas\u0131 nas\u0131l kabul edilebilir? Ayn\u0131 zamanda \u015fu da ink\u00e2r edilemez ki, bu kadar y\u00fcksek bir delalet ve iradenin d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcnden ba\u015fka hedefi yoktur demek de ayn\u0131 karinelerle uzla\u015ft\u0131r\u0131lamad\u0131\u011f\u0131 gibi, bunlardaki delalet y\u00f6nlerinden bir \u00e7o\u011funu ihmal etmek demektir. Bundan dolay\u0131 esas kasdedilen m\u00e2n\u00e2, a\u00e7\u0131k ve gizli elifba ve ebced g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131n toplam\u0131ndad\u0131r. Lafz\u00ee delaletinden, akl\u00ee delalete ve oradan tabi\u00ee ve zevk\u00ee delalete ge\u00e7erek varl\u0131k zamanlar\u0131n\u0131n hepsini g\u00f6zden ge\u00e7irerek ve hi\u00e7 birinde durmay\u0131p varl\u0131\u011f\u0131n esas\u0131n\u0131n yaratma s\u0131rr\u0131na, ilk ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131na kadar gitmek ve bu \u015fekilde metafizi\u011fi (fizik\u00f6tesini), gayb alemini bir anda tetkik edip ilim i\u00e7inde cahillik ve acizli\u011fi itiraf ettikten sonra tam iman ile il\u00e2h\u00ee ir\u015fad\u0131 beklemek; i\u015fte m\u00fcte\u015fabihler denilen s\u00fbrelerin ba\u015f\u0131ndaki mukattaat harfleriyle hitab\u0131n faydas\u0131, din bilgisi \u00e7ok geni\u015f olan \u00e2limlerin imtihan\u0131 olan bu sonsuz m\u00e2n\u00e2da meydana \u00e7\u0131k\u0131p g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor.<\/p>\n<p>\u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n ger\u00e7e\u011fi, idrak ve anlad\u0131\u011f\u0131n\u0131 tebli\u011f etmektedir ki biz buna mant\u0131k ve dil diyoruz. \u0130drak bizzat m\u00e2n\u00e2larla, anlad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bildirmek de kelimeler ile, kelimeler ise sesler ile meydana gelir. Demek ki sesler, kelimeler ve m\u00e2n\u00e2lar dilin esaslar\u0131d\u0131r. Yazmak ise dilin dili demektir. Ve bu sebeple dil ve yaz\u0131 insanl\u0131kta ilm\u00ee ve pratik ilerlemelerin esas dayana\u011f\u0131d\u0131r. Ve herkes bilir ki elifba harfleri denilen tek ve basit seslere b\u00fct\u00fcn dillerin maddesi, bunlar\u0131n hat \u015fekilleri de yaz\u0131n\u0131n hakiki, sa\u011flam temelidir. Bunun i\u00e7in bir dilin elifbas\u0131 ne kadar sa\u011flam ve d\u00fczenli, telaffuzu ve leh\u00e7esi ne kadar a\u00e7\u0131k ve ince, \u00e7ekim ve birle\u015fme kurallar\u0131 ne kadar sa\u011flam ve ilm\u00ee, delalet y\u00f6nleri ve anlat\u0131m\u0131 ne kadar geni\u015f, derin ve tabi\u00ee, iml\u00e2s\u0131 da ne kadar sabit ve d\u00fczg\u00fcn ise, o dil o \u00f6l\u00e7\u00fcde y\u00fcksek ve o \u00f6l\u00e7\u00fcde olgundur. Bundan dolay\u0131 ta ba\u015flang\u0131c\u0131nda okuma ve yazmaya te\u015fvik emri ile inmeye ba\u015flayan y\u00fcce Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n, F\u00e2tiha ile duygular\u0131 uyand\u0131rd\u0131ktan sonra dilin maddesi olan elifba harflerinden ba\u015flamas\u0131 ve ba\u015flarken \u0130sl\u00e2m dinine gelinceye kadar \u0130sl\u00e2m&#8217;dan \u00f6nceki dinlerin sonuncusu olan H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n \u00fc\u00e7l\u00fc ilah sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131n\u0131 par\u00e7alarcas\u0131na ger\u00e7ek bir Allah&#8217;tan ve itibar\u00ee bir olan ikiyi, ba\u015fka bir deyi\u015fle Allah&#8217;\u0131n varl\u0131\u011f\u0131ndan ruh ve cisim ikili\u011fini bir bak\u0131\u015fta fark ettiren yaz\u0131l\u0131\u015f \u015fekli ile Allah ve k\u00e2inat ilgisini a\u00e7\u0131ktan ilham etmesi ve bundan ba\u015fka Yahudili\u011fin ismi s\u00f6ylenmez diye tan\u0131d\u0131\u011f\u0131 en b\u00fcy\u00fck mabudun ism-i a&#8217;zam\u0131na da i\u015faret etmi\u015f olmas\u0131 ve daha s\u00f6ylerken kalbin en derin k\u0131sm\u0131ndan duda\u011f\u0131n ucuna kadar b\u00fct\u00fcn harflerin t\u00fcm mahre\u00e7lerine uygun \u00fc\u00e7 mahre\u00e7ten \u00f6zel tertib ile \u00e7\u0131karak insana kendini tartt\u0131r\u0131p tan\u0131tacak olan &#8220;elif, l\u00e2m, mim&#8221; harflerini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcre d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcre okutmas\u0131 ve bu arada Ruv\u00e2kiye felsefecilerinin elifba delili olarak ifade edilen Allah&#8217;\u0131 isbatlama deliline de i\u015faret etmi\u015f bulunmas\u0131 ve bu delal\u00e2t (k\u0131lavuzluklar) ve imalardan sonra da insan\u0131n ak\u0131l ve fikrini; dil s\u0131rr\u0131 i\u00e7inde seslerden kelimelere, kelimelerden m\u00e2n\u00e2lara, m\u00e2n\u00e2lardan e\u015fyaya, e\u015fyadan yaratma s\u0131rr\u0131na ve varl\u0131\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131na ve Allah&#8217;\u0131n ilmine kadar g\u00f6t\u00fcrmesi, bu y\u00fcce kitab\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7tan sonuca kadar insanl\u0131\u011fa yol g\u00f6stermeyi \u00fczerine ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 b\u00fcy\u00fck bir bela\u011fatle ifade etmektedir.<\/p>\n<p>Ey d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr! sembol\u00fcne bak ve harflerin \u00e7\u0131k\u0131\u015f yerlerine riayet ederek elif l\u00e2m mim diye oku, okurken kendini bir tart, ruhundan bedenine, i\u00e7inden d\u0131\u015f\u0131na, g\u00f6\u011fs\u00fcnden dudaklar\u0131na do\u011fru yokken var olarak \u00e7\u0131k\u0131p gelen o sesleri de iyice bir dinle, bu s\u0131rada bir elifba, ebced okurcas\u0131na b\u00fct\u00fcn elifba harflerini \u015fekilleriyle hayalinden ge\u00e7ir ve d\u00fc\u015f\u00fcn. Asl\u0131nda hi\u00e7bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 olmayan bu tek ve basit seslerden, say\u0131lmayacak kadar m\u00e2n\u00e2y\u0131 ta\u015f\u0131yan kelimelerin ve bu kelimelerden s\u00f6zlerin ve bu s\u00f6zlerden k\u00e2inat\u0131 anlatan y\u00fcce kitaplar\u0131n meydana gelme \u015fekillerinde nas\u0131l bir kudret ve nas\u0131l bir yarat\u0131l\u0131\u015f s\u0131rr\u0131 gizli oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn. O zaman anlars\u0131n ki k\u00e2inatta her m\u00e2n\u00e2, her feyiz (nimet), her ilerleme, her olgunluk, her \u00fcmit bir sosyal d\u00fczene, hem de lay\u0131k oldu\u011fu konumu ile bir sosyal d\u00fczene bor\u00e7ludur. Kendi kendine hi\u00e7bir m\u00e2n\u00e2s\u0131, hi\u00e7bir kuvveti, hi\u00e7bir belirtisi olmayan basit maddelerin tek tek par\u00e7alar\u0131, lay\u0131k olduklar\u0131 bir sosyal d\u00fczeni bulduklar\u0131 zaman onlardan kimyalar, hikmetler, \u015fekiller, hayatlar f\u0131\u015fk\u0131rarak \u015fu g\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fcn \u00f6n\u00fcndeki g\u00f6r\u00fclen k\u00e2inat meydana geliyor.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 \u015fekilde kendi kendine hi\u00e7bir m\u00e2n\u00e2s\u0131, hi\u00e7bir kuvveti g\u00f6r\u00fcnmeyen insan fertleri de, yerli yerinde m\u00fckemmel bir sosyal d\u00fczeni elde ettikleri zaman, onlardan d\u00fcnyalar\u0131 b\u00fcy\u00fcleyen sosyal kurullar, milletler ve devletler meydana gelir. Ta\u015f ve a\u011fa\u00e7 kovu\u011fundan \u00e7\u0131kamayan o ki\u015filer yer k\u00fcresinin bir ucundan di\u011fer ucuna gidip gelmekle kalmay\u0131p g\u00f6klerde bile fetihler yaparak ve k\u00e2inata hak ve adalet sa\u00e7arak mutlulu\u011fa gark olurlar. \u0130\u015fte elifban\u0131n o basit ve m\u00e2n\u00e2s\u0131z harflerine, o sonsuz m\u00e2n\u00e2lar\u0131 feyizlendiren d\u00fczen ve sosyal konum, sana k\u00e2inat\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f s\u0131rr\u0131n\u0131 ba\u015ftan m\u00fctalaa ettirecek bir hidayet anahtar\u0131d\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fcn ve d\u00fc\u015f\u00fcn bu basit \u015feyler nereden geldi ve bunlara o sosyal d\u00fczeni kim ve nas\u0131l verdi? Sen seslerden kelimeyi, kelimelerden m\u00e2n\u00e2lar\u0131, m\u00e2n\u00e2lardan e\u015fyay\u0131 okuyup g\u00f6rebiliyorsan b\u00f6yle yoklu\u011fun var, anlams\u0131z\u0131n anlaml\u0131 olabilmesi, ayr\u0131 ve da\u011f\u0131n\u0131k \u015feylerin birle\u015fip bir b\u00fct\u00fcn meydana getirebilmeleri, b\u00fct\u00fcn bunlar \u00fczerinde ezelden ebede kadar hakim ve her \u015feyi ku\u015fatan bir kudret-i vahdaniyenin delili ve tan\u0131\u011f\u0131 oldu\u011funda teredd\u00fcd edebilir misin? Hay\u0131r edemezsin ve etmek i\u00e7in kendinde hi\u00e7bir hak g\u00f6remezsin. O halde sen ba\u015fka \u015feye bakmamal\u0131s\u0131n. O c\u00f6mertlik kayna\u011f\u0131ndan kendin i\u00e7in de sa\u011flam ve do\u011fru bir sosyal d\u00fczen aramal\u0131s\u0131n. \u0130\u00e7in ve d\u0131\u015f\u0131nla ona teslim olmal\u0131s\u0131n ki, istedi\u011fin hidayet ve mutlulu\u011fu bulas\u0131n. D\u00fc\u015f\u00fcn yaln\u0131z o d\u00fczeni ve o d\u00fczenin olaylar\u0131n\u0131n hareketini d\u00fc\u015f\u00fcn ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131, her\u015feyi ku\u015fatan o tek Allah&#8217;\u0131n c\u00f6mertlik kayna\u011f\u0131na ermek i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcn. Fakat sak\u0131n onun hakikat\u0131na (mahiyetine) erece\u011fim, onu ve onun ilim ve kudretini ku\u015fataca\u011f\u0131m diye u\u011fra\u015fma. O noktaya geldi\u011fin zaman acizlik ve bilgisizli\u011fini itiraf et. \u0130tiraf et de &#8220;&#8221; oku, &#8220;Allah daha iyi bilir.&#8221; de. &#8220;Seni, sana yak\u0131\u015f\u0131r bir \u015fekilde tan\u0131yamad\u0131k.&#8221; diye ona yalvar. O zaman sende ne \u015f\u00fcphe kal\u0131r, ne s\u0131k\u0131nt\u0131 ne buhran (ruh\u00ee bunal\u0131m) kal\u0131r, ne ku\u015fku.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamalardan sonra anla\u015f\u0131l\u0131r ki bu konuda Abdullah b. Abbas Hazretlerinden rivayet edilen haberler i\u00e7inde &#8221; &#8221; Elif l\u00e2m m\u00eem. Ben Allah&#8217;\u0131m, bilirim.&#8221; demektir \u015feklindeki te&#8217;vil (yorum) veya tefsir, yaln\u0131z sembolik m\u00e2n\u00e2 olarak de\u011fil, ayn\u0131 zamanda hitab\u0131n faydas\u0131n\u0131n \u00f6zeti olmak itibariyle de ne g\u00fczeldir. \u015eu kadar ki bu m\u00e2n\u00e2 ba\u015flang\u0131c\u0131nda de\u011fil, d\u00fc\u015f\u00fcncenin sonunda verilmelidir. &#8220;Her kitapta Allah&#8217;\u0131n bir s\u0131rr\u0131 vard\u0131r. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki s\u0131rr\u0131 da s\u00fbrelerin ba\u015f\u0131d\u0131r.&#8221; me\u00e2linde Hazreti Ebu Bekir&#8217;den rivayet edilen ve &#8220;Her kitab\u0131n bir \u00f6zeti vard\u0131r. Bu kitab\u0131n \u00f6zeti de hec\u00e2 harfleridir.&#8221; diye Hazreti Ali&#8217;den rivayet edilen \u00fcnl\u00fc a\u00e7\u0131klamas\u0131 da me\u00e2l bak\u0131m\u0131ndan \u00f6b\u00fcr\u00fcnden ba\u015fka de\u011fildir. Hatta Hazreti Ali&#8217;den rivayet edilen &#8221; Allah&#8217;\u0131n isimlerindendir.&#8221; s\u00f6z\u00fc de bu c\u00fcmlelerden ayr\u0131 bir m\u00e2n\u00e2 de\u011fildir. Ve hepsini kapsad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in s\u00fbrelerin ba\u015f\u0131ndaki mukattaa harfleri m\u00fcte\u015f\u00e2bihattand\u0131r.<\/p>\n<p>M\u00fcte\u015fabihat denildi\u011fi zaman m\u00e2n\u00e2s\u0131z tam bir kapal\u0131l\u0131k iddia edildi\u011fini zannetmek b\u00fcy\u00fck bir yanl\u0131\u015f meydana getirir. M\u00fcte\u015f\u00e2bihler m\u00e2n\u00e2s\u0131z ve bo\u015f s\u00f6z de\u011fil, m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131n \u00e7oklu\u011fundan dolay\u0131 belirli bir maksat tayini m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6r\u00fcnmeyen ve daha do\u011frusu ifade etti\u011fi kapsaml\u0131 hakikatleri insan zihninin y\u00fcklenemeyece\u011finden dolay\u0131 kapal\u0131 g\u00f6r\u00fcnen bir anlat\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u00f6yle bir beyand\u0131r ki, hakikat, mecaz, sarih, kinaye, temsil, tahkik, zahir, haf\u00ee gibi beyan\u0131n b\u00fct\u00fcn \u015fekillerini i\u00e7ine al\u0131r. Bunun i\u00e7in yukarda buna &#8220;el-ma&#8217;l\u00fbm\u00fc&#8217;l-mech\u00fbl = bilinmeyen bilinen&#8221; tabirini arzetmi\u015ftik. Zaten s\u00f6zde kapal\u0131l\u0131k, yerine g\u00f6re en b\u00fcy\u00fck bela\u011fat \u015fekillerinden birini meydana getirir. Her \u015fah\u0131s her m\u00e2n\u00e2ya muhatap olam\u0131yaca\u011f\u0131 gibi, Allah&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn ilminin anlatma ve bildirmesine umumiyetle insanl\u0131\u011f\u0131n kudreti de dayanamaz. Peygamberlerin ilimleri bile Allah&#8217;\u0131n ilmine e\u015fit olamaz. &#8220;Rabbim, ilmimi art\u0131r de.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/114). Bu ger\u00e7ek de fasl-\u0131 hitap (g\u00fczel konu\u015fma) olarak ancak gibi bir ifade ile anlat\u0131labilir. En bilgili insanlar\u0131n bilmedikleri ve bilemeyecekleri neler vard\u0131r? Bilginler derler ki ilmin ba\u015f\u0131 hayrettir. Bu itibarla da Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ba\u015f\u0131nda ir\u015fad ve hidayetin ba\u015flang\u0131c\u0131nda b\u00f6yle hayret veren bir tebli\u011fin yeterli bir b\u00fcy\u00fcleyici g\u00fcc\u00fc vard\u0131r.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetleri ba\u015flang\u0131\u00e7ta indik\u00e7e Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bunlar\u0131 insanlara okur, tebli\u011f ederdi. Fakat buna kar\u015f\u0131 koymaktan aciz kalan k\u00e2firler &#8220;Sak\u0131n bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 dinlemeyiniz, okunduk\u00e7a onun hakk\u0131nda g\u00fcr\u00fclt\u00fc ediniz. Belki b\u00f6ylece ona galip gelirsiniz.&#8221; (Fussilet , 41\/26) derlerdi ki hala etkili ve ciddi s\u00f6zler kar\u015f\u0131s\u0131nda b\u00f6yle yapmak k\u00e2firlerin huyudur. Raz\u00ee ve di\u011fer tefsircilerin tefsirlerinde \u0130bn\u00fc Revme ve Kutrub&#8217;dan rivayet olundu\u011funa g\u00f6re s\u00fbrelerin ba\u015f\u0131nda bulunan mukattaa harfleri indikten sonra okundu\u011fu zaman dikkat ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131n\u0131 celbetti\u011finden o k\u00e2firler de dinlemeye meyletmekten kurtulamam\u0131\u015flar ve g\u00fcr\u00fclt\u00fcden vazge\u00e7erek Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan faydalanm\u0131\u015flard\u0131r ki, bu k\u0131ssan\u0131n, bunlar\u0131n \u00f6zellikle bir n\u00fczul sebebi olarak kaydedilmesi gerekir.<\/p>\n<p>Ba\u015fta hayreti celbetmek \u00f6nemli fayda sa\u011flayaca\u011f\u0131 i\u00e7in F\u00e2tiha&#8217;n\u0131n ba\u015f\u0131nda bulunmas\u0131 gerekmez miydi? diye bir soru akla gelir. Fakat \u015funu bilmek gerekir ki, ilk anlay\u0131\u015f, hayretten \u00f6nce gelir. Ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n gayesi de ilk \u00f6nce ve bizzat ilim ve hidayete y\u00f6neliktir. F\u00e2tiha &#8221; &#8221; ile ba\u015flasayd\u0131 bu iki \u00f6nemli gaye elden ka\u00e7\u0131r\u0131l\u0131rd\u0131. Ve hatta F\u00e2tiha&#8217;daki a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ile tevhid ba\u015flang\u0131c\u0131 \u00fczerinde anla\u015fma ve s\u00f6zle\u015fme yap\u0131lmadan \u00f6nce bu \u015fekil, faydal\u0131 olmaktan \u00e7ok zararl\u0131 olurdu.<\/p>\n<p>Bu nakledilenlerle beraber s\u00fbre ba\u015flar\u0131ndaki bu mukattaa harflerinin bulunduklar\u0131 s\u00fbreye de bir isim gibi delalet etmelerine hi\u00e7bir engelin d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmemesi gerekir. Nitekim &#8221; &#8220;\u0131n muhkem m\u00e2n\u00e2s\u0131 s\u00fbrenin de ismi olmas\u0131na engel olmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130&#8217;RAB: &#8220;Elif l\u00e2m m\u00eem&#8221; isimleri, \u00f6nce d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fleri ile harfleri birer birer s\u00f6yleme yerinde bulunduklar\u0131ndan i&#8217;r\u00e2blar\u0131 yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc birer birer say\u0131lan kelimeler, ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesi gibi i&#8217;r\u00e2bs\u0131zd\u0131r. Bununla beraber aralar\u0131nda m\u00fcbteda haber olmalar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, tamam\u0131 bir isim veya isim yerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclerek, &#8220;bu elif l\u00e2m m\u00eemdir&#8221; me\u00e2linde, hazfedilmi\u015f bir m\u00fcbtedan\u0131n haberi veya oku, dinle, belle, yahut yemin ederim gibi hazfedilen bir fiilin sarih veya gayr-i sarih mef&#8217;\u00fbli bih olmak ve nihayet tamam\u0131 m\u00fcbteda ve c\u00fcmlesi haber yap\u0131lmas\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Bu arada nasb i&#8217;r\u00e2b\u0131 bu harflere dikkati \u00e7ekmek a\u00e7\u0131s\u0131ndan daha beli\u011fdir. Ve bunda yemin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmak daha kuvvetlidir. \u015eu kadar ki bunu hepsinde genelle\u015ftirme taraftar\u0131 de\u011filiz. Bu a\u00e7\u0131klamadan sonra \u00f6zellikle \u015fu hususa dikkat \u00e7ekmek isteriz:<\/p>\n<p>&#8220;Elif l\u00e2m m\u00eem&#8221; isimlerinin m\u00fcsemmalar\u0131 olan hec\u00e2 harflerinin seslerine delalet etti\u011finden, l\u00fcgat a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u015f\u00fcphe edilecek bir taraf yoktur. Fakat bu sesler, mutlak sesler midir? Yoksa bir ahdi ve bir \u00f6zelli\u011fi i\u00e7eren belirli sesler midir? Bunu d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. Bu nazm\u0131n g\u00fczelli\u011fi, ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir gariplikle tecelli ederken, bu seslerde bir yemin, bir \u00f6zellik hissetmemek de m\u00fcmk\u00fcn olmuyor. \u0130lk \u00f6nce elif l\u00e2m, harf-i tarif m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlatmaktan h\u00e2l\u00ee kalmaz.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak mim de Arap dilinin baz\u0131 leh\u00e7esinde l\u00e2m yerine belirtme edat\u0131d\u0131r. &#8220;Yolculukta oru\u00e7 tutmak sevap m\u0131d\u0131r?&#8221; sorusuna kar\u015f\u0131 &#8220;Yolculukta oru\u00e7 tutmak sevap de\u011fildir.&#8221; hadisinin demek oldu\u011fu bellidir. Bundan dolay\u0131 bu seslerin genel olarak hec\u00e2 harfleri sesleri de\u011fil, g\u00fczel bir gariplik i\u00e7inde, \u00f6zel bir \u015fekilde bilinen ve belli olan birtak\u0131m sesler olmas\u0131 hemen akla gelir. Ve bunlar\u0131 belirlemenin karinesi de vard\u0131r. &#8221; &#8220;den t\u00e2 nidas\u0131na kadar bu s\u00fbrenin ba\u015f\u0131ndaki hitab\u0131n ilk \u00f6nce ve bizzat Resulullah&#8217;a y\u00f6nelik olmas\u0131 ve bir de vahyin inme \u015fekli ile ilgili hadisler g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulunca diyebilece\u011fiz ki, bu sesler Kur&#8217;\u00e2n inerken Hazreti Muhammed&#8217;in kula\u011f\u0131nda bir \u00f6zellik ile \u00e7\u0131nlayan, \u015fekillerini ve m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 Hazreti Muhammed&#8217;in kalbinde yerle\u015ftiren ve tesbit eden vahiy sesleridir. Harfler ve kelimelerin al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f olan ortaya \u00e7\u0131kma \u015fekillerinden b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ba\u015fka bir ola\u011fan\u00fcst\u00fc \u00f6zellik ile tecelli eden o il\u00e2h\u00ee sesler, yaln\u0131z Resulullah&#8217;\u0131n duymas\u0131 ve hissetmesi oldu\u011fundan, hissedilenin durumlar\u0131 ve ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 da ancak onun taraf\u0131ndan bilinir. &#8221; &#8221; Kur&#8217;\u00e2n nazm\u0131n\u0131 Hazreti Muhammed&#8217;in kalbine indiren o ola\u011fan\u00fcst\u00fc seslerin, yaln\u0131z Peygamber taraf\u0131ndan belli olan ay\u0131r\u0131c\u0131 vas\u0131flar\u0131n\u0131 bildiren cins isimleri demek olur. Ve bundan dolay\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n veya s\u00fbrenin bir ismi olmas\u0131 rivayeti, bu g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00e7ok faydal\u0131 ve uygundur. O halde m\u00e2n\u00e2y\u0131 dinleyelim:<\/p>\n<p>2-&#8221; &#8220;Allah daha iyi bilir ey Muhammed! &#8220;Elif l\u00e2m m\u00eem&#8221; denilince senin derhal anl\u0131yaca\u011f\u0131n o ola\u011fan\u00fcst\u00fc sesler, zaman zaman \u00e7an sesi gibi o &#8220;l\u00e2m&#8221; &#8220;m\u00eem&#8221; \u011funneleri ile kulaklar\u0131nda \u00e7\u0131nlayan vahiy sesleri, belirmeleri insanlar aras\u0131nda ancak sende g\u00f6r\u00fcnmeye ba\u015flayan ve fakat di\u011fer insanlarca da elifba ve ebced gibi cinsleri ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilen o harfler ve kelimeler ve onlar\u0131n m\u00e2n\u00e2lar\u0131, \u00f6zetle o isim veya isimler yok mu? &#8221; &#8221; i\u015fte o sesler ve o seslere verilen g\u00fczel d\u00fczen ile sana ve senin kalbine Allah taraf\u0131ndan indirilmekte olan o &#8221; &#8221; o mucizeli naz\u0131m ve m\u00e2n\u00e2 yani o Kur&#8217;\u00e2n&#8217;d\u0131r ancak tam kitap, yeg\u00e2ne kitap denilmesine lay\u0131k olan o hak ve h\u00fck\u00fcmlerin kesin delili, yahut &#8220;Do\u011frusu Biz sana, sorumlulu\u011fu a\u011f\u0131r bir s\u00f6z vahyedece\u011fiz.&#8221; (M\u00fczzemmil, 73\/5) \u00e2yeti ile vaad edilen o a\u011f\u0131r ve b\u00fcy\u00fck Allah kel\u00e2m\u0131 ki, ondan sonra &#8220;el-Kit\u00e2b&#8221; denilince Allah&#8217;\u0131n yaln\u0131z bu kitab\u0131 anla\u015f\u0131lacak ve bunun yan\u0131nda di\u011ferlerine kitap denilmesi caiz olmayacakt\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki m\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda kitap denilince ancak Kur&#8217;\u00e2n anla\u015f\u0131l\u0131r. Hatta Peygamberin hadislerine bile kitap denilmez de s\u00fcnnet denilir. \u015eu halde burada kitab\u0131n tan\u0131t\u0131lmas\u0131 \u015fu olur: Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimize indirilmi\u015f olup her bir s\u00fbresi i&#8217;c\u00e2z ifade eden ve ondan bize tevat\u00fcr yoluyla nakledilmi\u015f ve o \u015fekilde mushaflarda yaz\u0131l\u0131 bulunan beli\u011f (d\u00fczg\u00fcn ve sanatl\u0131) naz\u0131m ki hem tamam\u0131na, hem bir k\u0131sm\u0131na denilir. Yani b\u00fct\u00fcn\u00fc ve hepsi aras\u0131nda ortakt\u0131r. \u015eeriata g\u00f6re bu \u015fekilde tarif edilmi\u015f olan kitap, as\u0131l l\u00fcgatte ve (ketb ve kit\u00e2bet) gibi bir ekleme ve toplama m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 kapsam\u0131\u015f olarak, harfleri birbirine eklemek yani yazmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdar iken \u00f6rfte mektup (yaz\u0131lm\u0131\u015f) m\u00e2n\u00e2s\u0131na isim olmu\u015ftur. Kitabet (yazmak) ve kitap asl\u0131nda yaz\u0131ya ait naz\u0131mdad\u0131r. Bununla beraber ibare dedi\u011fimiz lafza ait nazma da denilir. Birincisinde kitap, bir yere yaz\u0131lm\u0131\u015f olan yaz\u0131n\u0131n tamam\u0131; ikincide ise yaz\u0131lan yaz\u0131 ile anlat\u0131lan ibare (metin) demektir. &#8220;Falan kitap benim k\u00fct\u00fcphanemde var.&#8221; dedi\u011fimiz zaman birincisini, &#8220;Falan kitap ezberimdedir.&#8221; dedi\u011fimiz zaman da ikinciyi s\u00f6ylemi\u015f oluruz. \u015e\u00fcphe yok ki bunlar\u0131n hepsinin alt\u0131nda m\u00e2n\u00e2ya delalet \u00f6nemlidir. Ve her kitaptan kasd edilen o m\u00e2n\u00e2n\u0131n anla\u015f\u0131lmas\u0131d\u0131r. Fakat sadece m\u00e2n\u00e2ya -kel\u00e2m (s\u00f6z) denilebilirse de- kitap denilmesi herkes\u00e7e bilinmiyor.<\/p>\n<p>Kitab\u0131n mahiyeti, o m\u00e2n\u00e2ya delalet eden naz\u0131m ve nihayet naz\u0131m ve m\u00e2n\u00e2n\u0131n toplam\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 bu indirilmi\u015f kel\u00e2ma k\u0131r\u00e2et a\u00e7\u0131s\u0131ndan Kur&#8217;\u00e2n, tasar\u0131da veya ger\u00e7ekte yaz\u0131lmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan kitap denildi\u011fi zaman, nazm ve m\u00e2n\u00e2 beraber kasdedilmek ve daha do\u011frusu m\u00e2n\u00e2ya delalet eden s\u00f6zl\u00fc veya hatla ilgili nazm\u0131 tasarlamak zorunlu bulundu\u011fundan, yaln\u0131z m\u00e2n\u00e2ya Kur&#8217;\u00e2n veya kitap denilemeyece\u011fi kolayl\u0131kla anla\u015f\u0131l\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00e2n\u00e2 ne okunur, ne yaz\u0131l\u0131r. Okunan s\u00f6zl\u00fc nazm, yaz\u0131lan da hatla ilgili nazmd\u0131r. S\u0131rf mefhum olan m\u00e2n\u00e2 ile zihinde kasdolunan laf\u0131zlar\u0131n \u015fekillerini, kelam-\u0131 nefs\u00eeyi (i\u00e7te bulunan s\u00f6z\u00fc) birbirinden ay\u0131ramayanlar, kitab\u0131 sadece m\u00e2n\u00e2dan ibaret imi\u015f gibi sanabilirler. Fakat mesele ilim ve fen ve \u00f6zellikle psikoloji g\u00f6z\u00fcyle etrafl\u0131ca incelendi\u011fi zaman m\u00fckemmel, g\u00fczel, sa\u011flam denilebilen fikir ve m\u00e2n\u00e2lar\u0131n, laf\u0131z \u015fekilleri ile \u00f6yle derin bir kenetlenmesi ve ba\u011flanmas\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ki, dil dedi\u011fimiz o lafz\u00ee \u015fekilleri al\u0131verecek olursan\u0131z fikirde, m\u00e2n\u00e2da hi\u00e7bir sa\u011flaml\u0131k ve m\u00fckemmellik bulamazs\u0131n\u0131z. O y\u00fcksek m\u00e2n\u00e2 ve fikirlerden bir iz g\u00f6remezsiniz. Yani nazm, yaln\u0131z ba\u015fkas\u0131na de\u011fil, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcn kendi kendisine bile m\u00e2n\u00e2y\u0131 anlatma ve birbirinden ay\u0131rmada \u00f6nemli bir vas\u0131tad\u0131r. Zaten b\u00f6yle olmasa idi dil ve yaz\u0131n\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnce ile ilgili manevi ilerlemelerde b\u00fcy\u00fck bir \u00f6nemi kalmazd\u0131. Bunun i\u00e7in lafza ve hatta (yaz\u0131ya) ait nazm, ikisi birden kald\u0131r\u0131lmak suretiyle yaln\u0131z m\u00e2n\u00e2dan ibaret bir kitap, bir Kur&#8217;\u00e2n tasarlamak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Yine bunun i\u00e7indir ki y\u00fcce Allah, meleklere kar\u015f\u0131 dem&#8217;e verdi\u011fi ayr\u0131cal\u0131\u011f\u0131, sade m\u00e2n\u00e2lar\u0131 \u00f6\u011fretmek ile de\u011fil, belki isimleri \u00f6\u011fretmek ile vermi\u015ftir. Peygamberimize indirilmi\u015f olan da Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n yaln\u0131z m\u00e2n\u00e2s\u0131 de\u011fil, hem nazm\u0131 (lafz\u0131) ve hem m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bunda \u015f\u00fcphe etmemeli ve asla k\u00f6t\u00fc zanna d\u00fc\u015fmemelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu dir. Asl\u0131nda her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcpheden uzak ve her t\u00f6hmetten uzak k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Kitaplar i\u00e7inde hak &#8220;kendisinde \u015f\u00fcphe olmayan&#8221; Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131 oldu\u011fu bunun kadar kesinlik ve \u015f\u00fcphesizlik ile bilinen ve do\u011fru yolu bunun kadar g\u00f6steren hi\u00e7bir kitap yoktur. Bunun ne vahyinin niteli\u011fi ve inmesinde bir \u015f\u00fcphe, ne de tebli\u011finde bir t\u00f6hmet vard\u0131r. Ey y\u00fcce Peygamber! Hira ma\u011faras\u0131ndan beri R\u00fbh-i em\u00een Cebrailin getirmekte oldu\u011fu o vahiy seslerini sen tam m\u00fc\u015fahede ile dinleyip biliyorsun, senin do\u011frulu\u011fun ve g\u00fcvenilirli\u011fin de denenmi\u015f ve herkes\u00e7e bilinir. Sonra bu kitab\u0131n i&#8217;c\u00e2z\u0131na da s\u00f6z yoktur. Zaten kesin ilmin kayna\u011f\u0131 da \u00f6nce tam m\u00fc\u015fahede (g\u00f6zlem) ve yeterli tecr\u00fcbe; ikinci olarak bizzat bu g\u00f6rme ve tecr\u00fcbeye imkan bulunmayan yerlerde do\u011fru haber ve tarihin \u015fahitli\u011fi; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak akl\u0131n g\u00fczel bir delile dayanarak netice \u00e7\u0131karmas\u0131 de\u011fil midir? Bundan dolay\u0131 Hakk&#8217;\u0131n indirdi\u011fi, hakk\u0131n \u015fiar\u0131, do\u011fru haber veren, maksad\u0131 yaln\u0131z iyilik ve insanl\u0131\u011f\u0131n mutlulu\u011fu olan bu kitapta \u015f\u00fcpheye izin verecek ne bir cehalet ve gaflet, ne de bir k\u00f6t\u00fc niyet ve bozuk maksad\u0131n tasavvuruna imkan yoktur.<\/p>\n<p>G\u00f6zlem ve tecr\u00fcbeye eremeyenler i\u00e7in de sonsuza kadar delalet, i&#8217;c\u00e2z ile h\u00fcsn-i istidl\u00e2l (bir delile dayanarak g\u00fczel netice \u00e7\u0131karma) yolu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 bu kitap ile bunu da \u00fczerine alm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun kemalinde, do\u011frulu\u011funda ahl\u00e2k\u00ee olu\u015funda, Allah&#8217;a ait olmas\u0131nda \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fecek olanlar iki s\u0131n\u0131ftan biri olurlar. Bunlar ya bilmemekle beraber bilmedi\u011fini de bilmeme\u011fe boyanm\u0131\u015f, \u00f6zel gayelerinden ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feye de\u011fer verme duygusu kalmam\u0131\u015f olan kalpleri m\u00fch\u00fcrlenmi\u015f inat\u00e7\u0131 k\u00e2firlerdir. Veya tam cahilli\u011fe inanm\u0131\u015f, her hususta \u015fek ve \u015f\u00fcphe ruhlar\u0131n\u0131 kaplam\u0131\u015f, hakk\u0131 anlamaya, ilim ve sa\u011flam bilgiye, g\u00fczel ahl\u00e2ka erdirecek basiret nurlar\u0131 s\u00f6nm\u00fc\u015f, m\u00fcnaf\u0131kl\u0131\u011f\u0131, k\u00f6t\u00fc zann\u0131 \u015fiar edinmi\u015f \u015f\u00fcphecilerdir. Art\u0131k bunlar\u0131n \u015f\u00fcpheleri, ku\u015fkular\u0131 da tamamen anlams\u0131z, h\u00fck\u00fcms\u00fcz ve haks\u0131zd\u0131r. Bu k\u00e2firlerin, m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n durumlar\u0131n\u0131 da yak\u0131nda g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz.<\/p>\n<p>Rayb (\u015f\u00fcphe), asl\u0131nda nefse bir \u0131zd\u0131rap, bir ku\u015fku vermek m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdar iken, l\u00fcgat \u00f6rf\u00fcnde bu \u0131zd\u0131raba ba\u015fl\u0131ca bir sebep olan \u015fek ve \u015f\u00fcphe m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131lmas\u0131 \u00fcst\u00fcn gelmi\u015ftir. Yani rayb, \u015f\u00fcpheye yak\u0131n ve fazla olarak k\u00f6t\u00fc zan gibi bir t\u00f6hmet m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da kapsar. Fakat as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u015f\u00fcphe ve ku\u015fku, yani ku\u015fkulu \u015f\u00fcphedir. Yaln\u0131z &#8220;\u015f\u00fcphe&#8221; kelimesini de bu m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131r\u0131z. Burada rayb b\u00fct\u00fcn cinsi ile olumsuz k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131ndan ilm\u00ee \u015f\u00fcphe ve ahl\u00e2k\u00ee \u015f\u00fcphe diye birbirinden ayr\u0131labilecek olan \u015f\u00fcphe ve su\u00e7lama durumlar\u0131n\u0131n ikisi de kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ve iki y\u00f6nden kesin olarak isbatlamakla kitab\u0131n m\u00fckemmelli\u011fi a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;z\u00e2like&#8221;nin ikinci haberi olabilirse de ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir c\u00fcmle olmas\u0131 daha se\u00e7kin ve mukadder (s\u00f6z\u00fcn geli\u015finden anla\u015f\u0131lan) bir soruyu d\u00fc\u015f\u00fcnmekle bir ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesi olmas\u0131 ise daha beli\u011fdir. Tek bir ki\u015finin b\u00fct\u00fcn insanl\u0131k \u00e2lemi ile ve \u00f6zellikle bozuk niyetlerle dolu, \u00e7ok zalim ve cahil olan bir insanl\u0131k \u00e2lemi ile m\u00fccadelesi demek olan peygamberlik vazifesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan y\u00fcce Peygamber: &#8220;Ey Rabbim! \u015e\u00fcphe ve \u015firk i\u00e7inde y\u00fczen \u015fu insan y\u0131\u011f\u0131n\u0131 benim kar\u015f\u0131ma \u00e7\u0131k\u0131p da: &#8216;Bu kitab\u0131n Allah&#8217;\u0131n ger\u00e7ek s\u00f6z\u00fc oldu\u011fu ve sana Allah taraf\u0131ndan vahiy yoluyla indirildi\u011fi ne malum? Bu senin s\u00f6z\u00fcn, \u015fairler, yazarlar, m\u00fcellifler gibi sen de bunu kendin tasarl\u0131yorsun ve fazladan olarak bir de Allah&#8217;a isnad ve iftira ediyorsun&#8217; diye iftira yapmaya kalk\u0131\u015facak olurlarsa ben ne yapar\u0131m?&#8221; diyebilirdi. \u0130\u015fte y\u00fcce Allah b\u00f6yle bir soruya meydan b\u0131rakmamak i\u00e7in: &#8220;Bu konuda hi\u00e7bir \u015fekilde \u015f\u00fcphelenmeye yer yoktur.&#8221; diye a\u00e7\u0131k olarak mutlak g\u00fcvence ba\u011f\u0131\u015flam\u0131\u015ft\u0131r ki bunda Resulullah&#8217;\u0131n ruhunun, vahyi gerek kabul etmede ve gerek tebli\u011f etmede s\u00f6z\u00fcnde duran emin bir ki\u015fi oldu\u011funu kaydetmek ve ilan etmek vard\u0131r. Ve bu \u015fekilde kitab\u0131n kendisinde hi\u00e7bir \u015f\u00fcphe olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kaydetmek, kitab\u0131 tebli\u011f eden Muhammed el-Emin&#8217;in kendisinde de hi\u00e7bir \u015f\u00fcphe bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131n tescilidir.<\/p>\n<p>Yak\u0131nda &#8220;Kulumuz Muhammed&#8217;e indirdi\u011fimizden \u015f\u00fcphe ediyorsan\u0131z.&#8221; (Bakara, 2\/23) \u00e2yeti ve daha ileride &#8220;Allah&#8217;a yalan uyduran veya kendisine hi\u00e7bir \u015fey vahyolunmad\u0131\u011f\u0131 halde; &#8216;Bana vahyolundu.&#8217; diyen ve &#8216;Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi gibi bir kitap da ben indirece\u011fim.&#8217; diye iddia edenden daha z\u00e2lim kim olabilir?&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/93) gibi \u00e2yetler ile Kur&#8217;\u00e2n bu noktalar\u0131 tafsilat\u0131yle savunacak ve isbat edecektir.<\/p>\n<p>Bu ba\u015flang\u0131ca Kel\u00e2m ve Felsefe ilmi a\u00e7\u0131s\u0131ndan bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman her \u015feyden \u00f6nce \u015f\u00fcphe ve yak\u00een meselesine yani ilim ve marifet (bilgi) teorisinin mahiyetine i\u015faret edilmi\u015f ve bu konudaki b\u00fct\u00fcn felsef\u00ee tart\u0131\u015fmalar\u0131 apa\u00e7\u0131k bir vahiy ile ortadan kald\u0131rm\u0131\u015f bulundu\u011funu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz ki, akaid (inan\u00e7la ilgili) kitaplar\u0131m\u0131z\u0131n en ba\u015f\u0131nda &#8220;E\u015fyan\u0131n hakikatlar\u0131 sabit ve bunlar\u0131 bilmek ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir.&#8221; ilk inanc\u0131n\u0131n konulmas\u0131 ve sofest\u00e2iye denilen \u015f\u00fcpheci ve inat\u00e7\u0131lar\u0131n reddedilmesi ve ilim sebeplerinin ger\u00e7ekle\u015fmesi ile s\u00f6ze ba\u015flanmas\u0131 da bundan do\u011fmu\u015ftur. Ve yeni felsefelerde her \u015feyden \u00f6nce bu noktaya \u00f6nem verildi\u011fi ehlince bilinmektedir. B\u00f6yle olmakla beraber ilimlerin ve fenlerin ilerlemesine ra\u011fmen, k\u00e2inatta gerek teorik ve gerek ahl\u00e2k\u00ee \u015f\u00fcphecili\u011fin zaman zaman geni\u015flemekte oldu\u011fu da ink\u00e2r olunamaz. Bundan dolay\u0131, insanl\u0131\u011f\u0131n en b\u00fcy\u00fck kalb ve ahl\u00e2k hastal\u0131\u011f\u0131, \u015f\u00fcphe ve \u015fek meselesinde oldu\u011funu ve insanl\u0131\u011f\u0131n mutlulu\u011fu i\u00e7in bunun her \u015feyden \u00f6nce ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131n gerekli bulundu\u011funu y\u00fcce Kur&#8217;\u00e2n bu \u015fekilde i\u015faret ettikten sonra insanlar\u0131, iman, ilim ve kesin bilgi ile ya\u015fatacak olan hak ve do\u011fru yolu yava\u015f yava\u015f a\u00e7\u0131klay\u0131p anlatacak ve anlat\u0131rken gayb (gizli olan) ve \u015fehadet (g\u00f6r\u00fcnen) yani akla uygun olan fizik\u00f6tesi ile duyumsanan tabiat aras\u0131nda kesin olan ger\u00e7eklere ve hepsinden \u00f6nce Tevhid-i Hakk&#8217;a dikkatleri \u00e7ekecek ve b\u00fct\u00fcn bunlarda ahl\u00e2k\u00ee de\u011fer ve amel\u00ee g\u00fcc\u00fc temel fikir olarak takip ettirecektir. Bu bilimsel noktalar ile Bakara s\u00fbresinin ba\u015f\u0131, F\u00e2tiha&#8217;dan sonra b\u00fct\u00fcn Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bir genel \u00f6ns\u00f6z\u00fc demek oldu\u011fundan, s\u00fbrelerin tertibi (d\u00fczeni) ne kadar tabi\u00ee ve ne kadar ilm\u00ee ve derin sebepleri kapsad\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131 gibi, Hazreti Peygamber&#8217;in be\u015fer\u00ee \u00e7evresi ile bu ilm\u00ee ger\u00e7ekler incelendi\u011fi ve mukayese edildi\u011fi zaman da Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131n vahyi oldu\u011funda zerre kadar \u015f\u00fcpheye yer olmad\u0131\u011f\u0131 ister istemez kabul edilir.<\/p>\n<p>Kendisinde \u015f\u00fcphe olmayan bu Kitap M\u00fcttak\u00eelere hidayetin ta kendisidir. Sap\u0131kl\u0131ktan \u00e7\u0131k\u0131p hakk\u0131n korumas\u0131na girmek yetene\u011fine sahip olanlara hakk\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini bildirecek bir delil, do\u011fru yolu g\u00f6sterecek apa\u00e7\u0131k bir belgedir. Di\u011fer bir ifade ile bu kitapta pek b\u00fcy\u00fck bir hidayet-i rabbaniye vard\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat m\u00fcttak\u00ee (g\u00fcnahlardan sak\u0131nan)ler i\u00e7in. \u00c7\u00fcnk\u00fc bundan faydalanarak istenen gayeye erecek olanlar; \u015fek ve \u015f\u00fcpheden, \u015f\u00fcpheli yollardan sak\u0131narak kendilerini koruma, akibetlerini kazanma kabiliyetine sahipbulunan m\u00fcttakilerdir. Ger\u00e7i bu kitap esas itibariyle &#8220;\u0130nsanlar i\u00e7in hidayettir.&#8221; Genellikle insanlar\u0131 ir\u015fad ve do\u011fru yolu g\u00f6stermek i\u00e7in inmi\u015ftir. \u0130yilik ve yumu\u015fakl\u0131kla yol g\u00f6stermek demek olan bu hidayetin, bu \u00e7a\u011fr\u0131 ve rehberli\u011fin esas itibariyle \u015funa buna tahsis edilmesi yoktur. Fakat hidayetten istenen \u015fey ihtida yani maksada kavu\u015fma gayesi, \u015fimdiki halde veya gelecekte, sak\u0131nma s\u0131fat\u0131na sahip olanlara nasip olacak, f\u0131tr\u00ee kabiliyetlerini kaybetmi\u015f olanlar bundan faydalanmayacak ve belki zarara u\u011fram\u0131\u015f olacaklard\u0131r. &#8220;Biz Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131, iman edenler i\u00e7in bir \u015fifa ve rahmet kayna\u011f\u0131 olarak indiriyoruz. Kur&#8217;\u00e2n, z\u00e2limlerin ise ancak zarar\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131r.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 17\/82). H\u00fcda, hem l\u00e2zim (ge\u00e7i\u015fsiz), hem de m\u00fcteadd\u00ee (ge\u00e7i\u015fli) olur. F\u00e2tiha&#8217;da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere hidayet, yol g\u00f6stermek ve istenen \u015feye ula\u015ft\u0131rmak gibi iki m\u00e2n\u00e2da ortakt\u0131r veya kullan\u0131lmaktad\u0131r ki, birine &#8220;gayeye ula\u015ft\u0131rmayan hidayet&#8221;, di\u011ferine &#8220;ula\u015ft\u0131ran hidayet&#8221; denilir. Y\u00fcce Allah&#8217;a g\u00f6re biri ula\u015ft\u0131ran yolu g\u00f6stermek ve ir\u015fad etmek, di\u011feri hidayeti yaratmak ve insanlar\u0131 ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131lmak demektir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ikisi de ge\u00e7mi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 sonu\u00e7 olarak &#8216;de do\u011fru yola ula\u015ft\u0131ran hidayet yani tevfik (ba\u015far\u0131), &#8216;da yaln\u0131z do\u011fru yolu g\u00f6stermek ve ir\u015fad m\u00e2n\u00e2lar\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ise de, ara\u015ft\u0131rma yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a nisbet edilen hidayetin ir\u015fadla ilgili hidayet olaca\u011f\u0131 meydana \u00e7\u0131kar. \u00c7\u00fcnk\u00fc ba\u015far\u0131 ve insanlar\u0131 do\u011fru yola iletmeyi yaratmak, kelam s\u0131fat\u0131 ile de\u011fil, fiil s\u0131fat\u0131 ile ilgilidir. Ve burada denilmesinin \u00f6nemli bir n\u00fcktesi vard\u0131r. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bu kitap ile ger\u00e7ekle\u015fen Allah&#8217;\u0131n ir\u015fad\u0131n\u0131n etkili olmas\u0131 ve ba\u015far\u0131ya yakla\u015ft\u0131rmas\u0131 i\u00e7in muhatap olan insanlar\u0131n ihtiyar\u00ee fiilleri adeta \u015fart k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Kur&#8217;\u00e2n, herkese genel bir \u015fekilde do\u011fru yolu g\u00f6stermek i\u00e7in inmi\u015f olmakla beraber, herkes bunu kabul etmede ve istiyerek se\u00e7mede e\u015fit olmayacak, bir tak\u0131mlar\u0131 buna iradesini harcam\u0131yacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc insanl\u0131\u011f\u0131n f\u0131trat\u0131n\u0131n (yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n) asl\u0131nda genel olan hitap kabiliyeti birtak\u0131m insanlarda k\u00f6t\u00fc al\u0131\u015fkanl\u0131klarla tamamen ortadan kalkm\u0131\u015f bulunaca\u011f\u0131ndan, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ir\u015fadlar\u0131 tam bela\u011fat\u0131 ve kapsaml\u0131 ger\u00e7ekleri ile beraber, o gibilerin kalblerinde tabii olarak sevin\u00e7 arzusunu uyand\u0131rmayacak ve belki ters etki yapacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in hitab\u0131n esas faydas\u0131, h\u00fcsn-i ihtiyar(do\u011fru tercih) yetene\u011fine sahip olan kabiliyet sahiplerine ait olacakt\u0131r ki, bunlar da takvas\u0131 veya en az\u0131ndan sak\u0131nma yetene\u011fi bulunan m\u00fcttakiler (takva sahipleri)dir. Bundan dolay\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n inmesinin hikmeti, ba\u015flang\u0131\u00e7ta insan iradesinin kat\u0131lmas\u0131 \u015fart\u0131 ile b\u00fct\u00fcn insanlara hidayet etmektir.<\/p>\n<p>Fakat \u015fart\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesine g\u00f6re bu hikmet, bu gaye, m\u00fcttakilerin hidayeti olarak ger\u00e7ekle\u015fecektir. Bununla beraber m\u00fcttaki (takva sahibi olma) niteli\u011fi, kazanma ile elde edilen bir nitelik oldu\u011fundan dolay\u0131, gelece\u011fe g\u00f6re b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 i\u00e7ine almas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olan bir niteliktir. Bu itibarla hidayetin, ge\u00e7mi\u015fi bir yana b\u0131rakarak yine umumun hidayeti olmas\u0131na engel olan bir tahsis de\u011fildir. &#8220;Arab i\u00e7in hidayettir.&#8221; veya &#8220;Acem (Arap olmayan)e hidayettir.&#8221; denilmiyor. \u015eu halde &#8220;Bu kitap b\u00fct\u00fcn insanl\u0131k nevine hidayet i\u00e7in inmi\u015ftir. Fakat bu hidayetten faydalanman\u0131n ilk \u015fart\u0131 Allah&#8217;tan gere\u011fi gibi korkmay\u0131 se\u00e7mek, yani korunmay\u0131 istemektir. Bundan dolay\u0131 her \u015feyden \u00f6nce korunmaya istekli olunuz ki, kurtulu\u015f bulas\u0131n\u0131z.&#8221; me\u00e2linde bir takva tavsiyesini kapsamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130ttik\u00e2, vik\u00e2ye (korunma)yi kabul etmek, ba\u015fka bir ifade ile vik\u00e2yeye girmektir. Vik\u00e2ye ise a\u015f\u0131r\u0131 korumac\u0131l\u0131k, yani ac\u0131 ve zarar verecek \u015feylerden sak\u0131n\u0131p kendini iyice korumak demektir. O halde l\u00fcgat a\u00e7\u0131s\u0131ndan ittik\u00e2 veya onun ismi olan takva, kuvvetli bir himayeye girerek korunmak, \u00f6zetle kendini iyi sak\u0131n\u0131p korumak demek olur. Bunun gere\u011fi olarak korkmak, ka\u00e7\u0131nmak, sak\u0131nmak ve \u00e7ekinmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na da kullan\u0131l\u0131r. Tevakk\u00ee (\u00e7ekinme) deyiminde yorgunlu\u011fa katlanma, ittik\u00e2da sadelik vard\u0131r. En kapsaml\u0131 ve en kuvvetli koruma ise ancak Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan\u0131n korumas\u0131, \u015fimdiye ve gelece\u011fe tamamen hakim olamad\u0131\u011f\u0131 gibi, \u015fimdiki halde g\u00f6r\u00fcnen ac\u0131 zararlar\u0131n bile hepsine hakim olamaz. Bundan dolay\u0131 iyi korunmak demek olan ger\u00e7ek korunma, ancak Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131na girmekle ger\u00e7ekle\u015febilir. Ger\u00e7i rahmaniyete ve yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n asl\u0131na g\u00f6re herkesin Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131ndan zorunlu ve tabi\u00ee ihsan edilmi\u015f bir pay\u0131 vard\u0131r. Ve o oranda herkes korunmas\u0131z zorunlu bir korumaya sahip olur. Fakat rahimiyete ve ihtiyar\u00ee fiillere g\u00f6re insan\u0131n bu korumaya isteyerek ve idrak ederek girmesi, yani kendisinin korunmas\u0131 da \u015fart olmu\u015ftur. Demek ki Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131n\u0131n her y\u00f6n\u00fcyle tamamen tecellisi (ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131), insan\u0131n \u015fimdiki zamandan daha \u00e7ok, akibeti hedef edinen Allah&#8217;tan gere\u011fince korkma hissine ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte bunun i\u00e7in \u015feriatta mutlak sak\u0131nma veya takva, insan\u0131n kendisini Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131 alt\u0131na koyarak ahirette zarar ve ac\u0131 verecek \u015feylerden iyice korumas\u0131, di\u011fer bir ifade ile g\u00fcnahlardan sak\u0131nmas\u0131 ve iyiliklere sar\u0131lmas\u0131 diye tarif olunur ki, ger\u00e7ek korku ve sevgi ile ilgili olarak biri var olana, di\u011feri olmayana ait iki itibara sahiptir: &#8220;Tahliye ve s\u00fcsleme&#8221;. E\u00fbz\u00fc besmeleden, tevhid kelimesinden ( ) itibaren bu iki itibar\u0131 g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Bundan dolay\u0131 \u015fer&#8217;\u00ee takvan\u0131n, yaln\u0131z olumsuz ve m\u00fccerred (soyut) perhizk\u00e2rl\u0131ktan ibaret oldu\u011funu zannetmek yanl\u0131\u015ft\u0131r. Bununla beraber ittik\u00e2 (sak\u0131nma) bunlar\u0131n yaln\u0131z birinde kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00e7oktur. Mesela Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da korku, iman, tevbe, itaat, g\u00fcnah i\u015flemeyi terketmek, ihl\u00e2s (samimiyet) m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan her birinde kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 yerler vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ve inceleme yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da ittik\u00e2 (sak\u0131nma) ve takva \u00fc\u00e7 derece \u00fczerine zikrolunmu\u015ftur ki, birincisi; ebed\u00ee azabdan sak\u0131nmak i\u00e7in Allah&#8217;a \u015firk ko\u015fmaktan ka\u00e7\u0131nmakla iman &#8220;Ve onlar\u0131 takva kelimesine ba\u011flad\u0131.&#8221; (Fetih, 48\/26) gibi. \u0130kincisi; b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlar\u0131 i\u015flemekten ve k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnahlarda \u0131srar etmekden sak\u0131nmak ile farzlar\u0131 eda etmektir ki, \u015fer&#8217;an (\u0130sl\u00e2m&#8217;da) bilinen takva budur. &#8220;O \u00fclkelerin halk\u0131 inan\u0131p Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan korunsalard\u0131.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/96) gibi. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc; kalbinin s\u0131rr\u0131n\u0131 Allah&#8217;tan me\u015fgul edecek her \u015feyden ka\u00e7\u0131nmak ve b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131 ile Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya y\u00f6nelmek ve \u00e7ekilmedir ki, bu da &#8220;Ey iman edenler! Allah&#8217;tan, O&#8217;na yara\u015f\u0131r bi\u00e7imde korkun.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/102) emrindeki ger\u00e7ek takvad\u0131r. Bu mertebe, o kadar geni\u015f ve o kadar derindir ki, bu mertebedeki insanlar\u0131n derecelerine g\u00f6re farkl\u0131 tabakalara ayr\u0131l\u0131r. Ve peygamberlerin y\u00fcce himmetlerinin ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 derecelere kadar \u00e7\u0131kar. Bu \u015fekilde y\u00fcce Peygamberler hem peygamberlik ve hem velilik ba\u015fkanl\u0131klar\u0131n\u0131 birle\u015ftirmi\u015fler, onlar\u0131n cisimler \u00e2lemiyle ili\u015fkileri, ruhlar \u00e2lemine y\u00fckselmelerine engel olmam\u0131\u015f ve halk\u0131n yararlar\u0131 ile u\u011fra\u015fmalar\u0131 da hakk\u0131n i\u015flerine dalmalar\u0131na zerre kadar sed \u00e7ekmemi\u015ftir. Bu da asl\u0131nda kazan\u00e7lar\u0131n\u0131n meyvesi de\u011fil, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u00f6zel rahmetinin eseri olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>&#8220;\u0130nan\u0131p iyi i\u015fler yapanlara bundan b\u00f6yle (Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 gelmekten) korunduklar\u0131 ve inan\u0131p iyi i\u015fler yapt\u0131klar\u0131, sonra yasaklardan sak\u0131n\u0131p (onlar\u0131n yasakland\u0131\u011f\u0131na) inand\u0131klar\u0131 ve yine korunup iyilik ettikleri takdirde daha \u00f6nce yediklerinden \u00f6t\u00fcr\u00fc bir g\u00fcnah yoktur.&#8221; (M\u00e2ide, 5\/93) \u00e2yet-i kerimesi takvan\u0131n bu \u00fc\u00e7 derecesini toplam\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Allah adaleti, ihsan\u0131.. emreder.&#8221; (Nahl, 16\/90) \u00e2yetinin de takvay\u0131 toplad\u0131\u011f\u0131, bir hadis-i \u015ferifte zikredilmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hidayeti bu takva derecelerinden her birini kapsar. &#8221; &#8220;in, hepsinden daha genel olan mutlak sak\u0131nma m\u00e2n\u00e2s\u0131y le tefsir edilmesi gerekir. Fakat burada \u015fu soru sorulur: Burada Kur&#8217;\u00e2n hidayetinin, ittik\u00e2 (sak\u0131nma) ile \u015fartlanm\u0131\u015f oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Halbuki ittik\u00e2 da, Kur&#8217;\u00e2n hidayetinden \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f olan bir netice olaca\u011f\u0131na g\u00f6re meselede bir devir (Yani tarif edilecek bir \u015feyin, tarif i\u00e7in getirilenlerde zaten var olmas\u0131 durumu) gerekmiyor mu? Cevab\u0131: Hay\u0131r, ilk \u00f6nce bu karine ile kesin olarak anlar\u0131z ki burada ba\u015flang\u0131\u00e7ta takvadan maksat, takvan\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131, yani takva yetene\u011fidir. Ve m\u00fctt\u00e2k\u00eeler demek, inat ve iki y\u00fczl\u00fcl\u00fckten, tam \u015f\u00fcpheden sak\u0131nabilecek ve hakk\u0131 kesin ve kat&#8217;\u00ee olarak bilmeye aday olabilecek kusursuz, sa\u011flam huy ve sa\u011flam ak\u0131l sahipleri demektir ki, tefsirciler bunu &#8220;takva derecesine y\u00fckselenler&#8221; diye tefsir ederler. \u0130kinci olarak hidayet, mertebenin artmas\u0131n\u0131 da kapsad\u0131\u011f\u0131ndan takva, takva yetene\u011fi ile \u00f6nde bulunan mertebelerin sahiplerinden daha geneldir ki, buna umum\u00ee mecaz ad\u0131 verilir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak takva, en son maksat de\u011fil, kurtulu\u015f ve mutluluk vesilesidir. Kur&#8217;\u00e2n hidayetinden elde edilecek olan g\u00fczel sonu\u00e7, gazab ve sap\u0131kl\u0131ktan kurtulmu\u015f olarak Allah&#8217;\u0131n nimetlerine ula\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, takvadan daha geneldir. Bundan dolay\u0131 Kur&#8217;\u00e2n hidayeti, ittik\u00e2y\u0131 kabul eden ve hen\u00fcz sap\u0131kl\u0131kta bulunanlardan ba\u015fl\u0131yarak, takva mertebelerinin hepsinden ge\u00e7mek suretiyle ebed\u00ee mutlulu\u011fa kadar varaca\u011f\u0131ndan, mertebeleri tatbik etmekle takvay\u0131 \u015fart ko\u015fmada devir i\u015fareti asla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez.<\/p>\n<p>\u00d6zetle Kur&#8217;\u00e2n, hem ba\u015flang\u0131\u00e7 ve hem sonu\u00e7 itibariyle hidayettir. Bunun i\u00e7in insan, ne kadar y\u00fckselirse y\u00fckselsin,Kur&#8217;\u00e2n hidayetinden kendini asla ihtiya\u00e7s\u0131z sayam\u0131yacakt\u0131r. Onun hidayeti, se\u00e7kinlerin ve halk\u0131n b\u00fct\u00fcn derecelerini kapsar. Ger\u00e7ekten \u0130sl\u00e2m dini, bir taraftan d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n zaruri \u015fartlar\u0131n\u0131 \u00f6\u011fretecek, di\u011fer taraftan bu ge\u00e7ici hayat\u0131n mutlak gaye olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bunun da hedeflemesi gereken ebed\u00ee gayeler bulundu\u011funu g\u00f6sterecek ve onun da kazanma \u015fartlar\u0131n\u0131 anlatacakt\u0131r. O yaln\u0131z ilkel insanlar\u0131n ruh\u00ee g\u0131das\u0131 de\u011fildir, ilerlemi\u015f medeniyetlerin de sonsuza dek y\u00fckselmesi i\u00e7in olgunla\u015fm\u0131\u015f teminat\u0131 olmak \u00fczere inmi\u015ftir. Ger\u00e7ekten insanl\u0131k toplumunda tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yla Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine dayanan bir hayat nizam\u0131 genel \u015fekilde hen\u00fcz kurulmu\u015f de\u011fildir. Hen\u00fcz b\u00fct\u00fcn insanl\u0131k Allah&#8217;\u0131n korumas\u0131na girmemi\u015f, sonu\u00e7 ve ahiretine kesin olarak inanacak sak\u0131nma mertebesine y\u00fckselememi\u015f oldu\u011fundan \u00e2lemde sosyal buhran (kriz) devaml\u0131 bulunmu\u015ftur.<\/p>\n<p>&#8221; &#8221; Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ezeli itibar\u0131n\u0131, &#8221; &#8221; g\u00f6r\u00fcnen ger\u00e7eklerini, &#8221; &#8221; ilm\u00ee ve ahl\u00e2k\u00ee \u00f6zelli\u011fini, &#8221; &#8221; inme hikmetini ve pratik gayesini dile getirmi\u015f ve sonra inen her \u00e2yet, kendinden \u00f6nceki \u00e2yeti anlatm\u0131\u015f ve a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f ve bundan dolay\u0131 tam bir ba\u011fl\u0131l\u0131k sebebiyle at\u0131f harfleri (ba\u011fla\u00e7lar) gibi s\u00f6zl\u00fc ba\u011flant\u0131lara bile ihtiya\u00e7 duymayan birbirine uygun olan d\u00f6rt c\u00fcmleden olu\u015fan bir veciz (\u00f6zl\u00fc) nazm olarak F\u00e2tiha&#8217;daki &#8220;bize hidayet et&#8221; duas\u0131n\u0131n cevab\u0131 olmu\u015ftur. Dikkat olunursa bu naz\u0131mda \u00f6yle g\u00fczel bir inki\u015faf vard\u0131r ki, \u00f6nce hat (yaz\u0131) a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00fc\u00e7 basit harften, laf\u0131z olarak \u00fc\u00e7 m\u00fcfred (tekil) isme y\u00fckseliyor. \u0130kinci olarak, bunlar\u0131n her birine benzer gibi \u00fc\u00e7 veciz (\u00f6zl\u00fc) c\u00fcmle yay\u0131l\u0131yor. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, bu y\u00fcce nazm, esas m\u00e2n\u00e2s\u0131 oldu\u011fu gibi sabit olmak \u00fczere \u00e7e\u015fitli ir\u00e2b \u015fekillerini ihtiva ederek her birinde bir \u00f6zel par\u0131lt\u0131 ile ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor. Sonra bunlar\u0131 ayn\u0131 \u015fekilde \u00fc\u00e7 \u00e2yet ve \u00fc\u00e7 k\u0131ssa takip edecek ve daha sonra da &#8220;Ey insanlar ibadet ediniz.&#8221; (Bakara, 2\/21) genel hitab\u0131 ile s\u00fbrelerin maksatlar\u0131 yava\u015f yava\u015f inki\u015faf etmeye devam edecektir. Bu a\u00e7\u0131klaman\u0131n geli\u015fme \u015fekli Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki uyuma bir misal vermek i\u00e7in ne kadar dikkate de\u011ferdir.<\/p>\n<p>3- O m\u00fcttak\u00ee (Allah&#8217;tan hakk\u0131yle korkan)ler ki Hakk olan gayba inan\u0131rlar. Yahut g\u0131y\u00e2ben (g\u00f6rmeden) de iman ederler. Di\u011fer bir tabirle onlar, g\u00f6zle de\u011fil, kalp ile iman ederler, onlar b\u00fct\u00fcn \u015f\u00fcphelerden uzak olduklar\u0131 gibi, iman etmek i\u00e7in \u00f6nlerine dikilmi\u015f putlara, ha\u00e7lara da ba\u011flanmazlar, g\u00f6zlerinin \u00f6n\u00fcnde bulunan bug\u00fcnk\u00fc ve \u015fu andaki g\u00f6r\u00fclen ve hissedilen \u015feylere saplan\u0131p kalmazlar, his \u00f6tesini, kalbi ve kalp ile ilgili \u015feyleri tan\u0131rlar. \u0130\u015flerin ba\u015f\u0131 g\u00f6r\u00fclende de\u011fil ruh, ak\u0131l, kalp gibi g\u00f6r\u00fclmeden g\u00f6rende, tutulmadan tutanda, zaman ve mekana ba\u011fl\u0131 olmayarak maddeleri f\u0131rlat\u0131p oynatan, fezalar\u0131 doldurup bo\u015faltandad\u0131r. Onlar\u0131n sa\u011fduyular\u0131, saf basiret ve ferasetleri, temiz ak\u0131llar\u0131, a\u00e7\u0131k anlay\u0131\u015flar\u0131, s\u0131hhatli g\u00f6r\u00fc\u015fleri, s\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131 anlay\u0131\u015f kabiliyetleri, k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden silkinebilecek anlay\u0131\u015fl\u0131 hisleri, y\u00fckseklere ko\u015fabilecek azimli vicdanlar\u0131 ve iyi se\u00e7imleri vard\u0131r. G\u00f6r\u00fcnen ve hissedilen \u015feyleri yarar, kabuklar\u0131n\u0131 soyarlar; i\u00e7indeki \u00f6z\u00fcne, \u00f6n\u00fcndeki ve arkas\u0131ndakinin s\u0131rr\u0131na n\u00fcfuz ederler; g\u00f6renle g\u00f6r\u00fcleni ay\u0131rtederler; hissedilenden d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclene intikal edebilirler; varl\u0131k ve yokluk i\u00e7inde gaybden g\u00f6r\u00fcn\u00fcrl\u00fc\u011fe, g\u00f6r\u00fcn\u00fcrl\u00fckten gaybe gelip, ge\u00e7ip giden ve hissedilen hadiselerin sat\u0131rlar\u0131 alt\u0131ndaki gayba ait m\u00e2n\u00e2lar\u0131 sezerler.<\/p>\n<p>Hakikatte varl\u0131klar, g\u00f6r\u00fclen ve g\u00f6r\u00fclmeyen, di\u011fer bir tabirle &#8220;me\u015fh\u00fbt&#8221; ve &#8220;gayr-i me\u015fh\u00fbt&#8221; olmak \u00fczere ikiye ayr\u0131l\u0131r. Ve bir\u00e7ok bilgin hakikati, g\u00f6r\u00fclmeyen ve hatta g\u00f6r\u00fclemiyen k\u0131sm\u0131nda kabul ederler ve buna &#8220;m\u00e2n\u00e2 \u00e2lemi&#8221;, &#8220;ger\u00e7ek \u00e2lem&#8221;, &#8220;ak\u0131l \u00e2lemi&#8221;, &#8220;ruh \u00e2lemi&#8221; veya &#8220;gayb \u00e2lemi&#8221; derler ve Felsefe&#8217;nin konusu olarak da bunu tan\u0131rlar. Ger\u00e7ekten \u015fimdiki Bat\u0131 felsefelerinde de \u015funu g\u00f6r\u00fcyoruz: G\u00f6r\u00fclen veya d\u0131\u015fta m\u00fc\u015fahede edilen \u015feyler bize be\u015f duyumuzla geliyor ve bunlar\u0131n her birinin de bir \u00e2mili (sebebi) var: I\u015f\u0131k, ses, koku, tat, \u0131s\u0131 ve so\u011fukluk. Biz, bizzat bunlar\u0131 his ve m\u00fc\u015fahede ederiz ve bunlar vas\u0131tas\u0131yla da di\u011fer \u015feyleri. Bilimler ve \u00f6zellikle m\u00fcsbet ilimler (fen bilimleri) g\u00f6steriyor ki, bunlar\u0131n her biri bir tecelliden, bir g\u00f6steriden, bize bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015ften, bir hadiseden ibarettir. Mesela \u0131\u015f\u0131k dedi\u011fimiz par\u0131lt\u0131 bizim d\u0131\u015f\u0131m\u0131zda mevcut de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc d\u0131\u015fta \u0131\u015f\u0131k bilimin ortaya koydu\u011funa g\u00f6re, bir titre\u015fimden ibaretir. G\u00f6r\u00fcnmeyen, madde atomlar\u0131n\u0131n veya esirin titre\u015fimleridir. Par\u0131lt\u0131, \u0131\u015f\u0131k o titre\u015fimin bizim g\u00f6z\u00fcm\u00fczle ili\u015fkisi, temas etmesi s\u0131ras\u0131nda v\u00e2ki olan ani bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fcd\u00fcr. Bu meseleyi \u0130mam Gazali &#8220;\u0130hy\u00e2&#8221;s\u0131nda \u015f\u00f6yle tesbit etmi\u015ftir: G\u00fcne\u015fin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131, halk\u0131n zannetti\u011fi gibi, g\u00fcne\u015ften \u00e7\u0131k\u0131p bize kadar gelen haric\u00ee bir nesne de\u011fildir. Belki g\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fcn g\u00fcne\u015fle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya gelme an\u0131nda bizzat il\u00e2hi\u00eekudret ile yarat\u0131lan bir hadisedir. Bu ger\u00e7ek, ke\u015ff ehline g\u00f6r\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ses de aynen b\u00f6yle. Biz biliyoruz ki ses, h\u00e2ri\u00e7te havan\u0131n \u00f6zel bir dalgalanmas\u0131ndan ib\u00e2rettir. Kula\u011f\u0131m\u0131zdaki g\u00fcr\u00fclt\u00fc m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen ses, o dalgalanman\u0131n kula\u011f\u0131m\u0131za dokundu\u011fu anda h\u00e2s\u0131l olan (olu\u015fan) bir tecellidir. Is\u0131 ve so\u011fuk dedi\u011fimiz \u015fey de, esas\u0131nda \u0131\u015f\u0131k gibi esire veya atoma ait bir titre\u015fimdir. Bunun i\u00e7indir ki, \u0131s\u0131 \u0131\u015f\u0131\u011fa, \u0131\u015f\u0131k \u0131s\u0131ya d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr. Aralar\u0131nda bir mertebe (derece) fark\u0131 vard\u0131r. Bunu elektrikten anl\u0131yoruz. K\u0131sacas\u0131 koku ve tat da esas\u0131nda birer titre\u015fim olup, bizim koku alma ve tadma duyular\u0131m\u0131za dokunmas\u0131nda koku ve tad olarak ortaya \u00e7\u0131karlar. Demek g\u00f6rme ve d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte vas\u0131ta olan bu be\u015f \u00e2mil (etken)in hepsi ger\u00e7ekte hareketle ilgilidir ve hepsi hareketin bize \u00f6zel birer g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcd\u00fcr. Biz bu hareketleri g\u00f6rm\u00fcyoruz. Acaba k\u00fctlelerde g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz hareket nedir? O da g\u00f6r\u00fcnmeyen ger\u00e7e\u011fin bir tecellisi de\u011fil midir? O halde bu vas\u0131ta (ara\u00e7)larla g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz \u00f6n\u00fcm\u00fczdeki \u00e2lem hep birer hayalden, birer tecelliden ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildir. Bunlar\u0131n hedef ve gayesi olan ger\u00e7ek ise g\u00f6r\u00fclmez. Genel g\u00f6\u00e7ler, memleketlerin kurulu\u015fu, haberle\u015fmeler&#8230; gibi tarih\u00ee olaylar\u0131n illet ve gayeleri de insanlar\u0131n tasavvurlar\u0131, duygular\u0131, iradeleri&#8230; gibi g\u00f6r\u00fcnmeyen sebeplerden ba\u015fka nedir? \u015eu halde ger\u00e7ek, g\u00f6r\u00fcnmeyendir ve g\u00f6r\u00fclmesi m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. G\u00f6r\u00fclebilen ise onun tecell\u00eeleri, hayali, g\u00f6lgesi ve yans\u0131malar\u0131d\u0131r&#8230;<\/p>\n<p>Bu ifade bize \u00e2lemi pek g\u00fczel a\u00e7\u0131kl\u0131yor. Bu a\u00e7\u0131klamaya g\u00f6re b\u00fct\u00fcn hakikat gaybd\u0131r. Tabiat, g\u00f6r\u00fclen \u00e2lem bir hayaldir, hem de hareket tecellisinin bir hayalidir. Hakikat, sonu\u00e7 olarak ak\u0131l ile, basiret ile, kalp g\u00f6z\u00fcyle g\u00f6r\u00fclebilir, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc ile de\u011fil. Bu noktada y\u00fcr\u00fcyen ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ve meleklerinin g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclmesinin m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyen \u00e2limler ve \u0130sl\u00e2m feylesoflar\u0131 da vard\u0131r. Fakat bizim Ehl-i S\u00fcnnet&#8217;in sahih telakki etti\u011fi ve iman\u0131m\u0131za g\u00f6re ilah\u00ee hakikat &#8220;mutlak gayb&#8221; de\u011fildir; O, g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclmeyen ve g\u00f6r\u00fclenin (kayna\u011f\u0131) merciidir, her \u015feyi (kapsayan) ihata edendir. Bunun i\u00e7in O&#8217;na \u00f6zel ismiyle &#8220;gayb&#8221; denmez, Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimleri (esm\u00e2-i h\u00fcsn\u00e2) i\u00e7inde de bu isim (g\u00f6r\u00fclmemi\u015f) v\u00e2rid olmam\u0131\u015ft\u0131r. O, ahirette, cihetlerden, mekandan m\u00fcnezzeh olarak g\u00f6r\u00fclebilir. Fakat tam anla\u015f\u0131lamaz, anla\u015f\u0131lamayaca\u011f\u0131 i\u00e7in tamamen g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f de olamaz, ona doyulmaz. Biz, ilah\u00ee vecih (y\u00fcz)de bir g\u00f6r\u00fcnme duygusu oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyoruz. Fakat gayb duygusunun daha fazla oldu\u011funa da inan\u0131r\u0131z. Bunun i\u00e7in O&#8217;na, \u00f6zel isim vermemek kayd\u0131yle &#8220;gayb&#8221; da denilir. Allah&#8217;\u0131n melekleri de bize gaybd\u0131r, yani g\u00f6r\u00fcnmezler, ahireti de \u00f6yle, fakat onlar\u0131n da g\u00f6r\u00fclmesi m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Mesela genellikle &#8220;kuvvet g\u00f6r\u00fcnemez&#8221; deriz. Halbuki g\u00f6r\u00fcnen de kuvvetten ibarettir. Gelecek zaman bug\u00fcn g\u00f6r\u00fcnmez, yar\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. H\u00e2s\u0131l\u0131 bizce &#8220;gayb&#8221;, g\u00f6r\u00fclemiyen demek de\u011fil, g\u00f6r\u00fclmeyen demektir. Bug\u00fcn\u00fcn akla uygun olan\u0131, yar\u0131n\u0131n hissedileni olabilir. Biz delilsiz olan gaybe de\u011fil, delili olan mak\u00fbl (akla uygun) gaybe iman ediyoruz. Her delil ise, delalet etti\u011fi \u015feyin bir yan\u0131na haiz oldu\u011fu (i\u00e7erdi\u011fi) i\u00e7in delildir. Delilimiz, akl\u0131m\u0131z, nefsimiz, kalbimiz, \u00e2lem ve Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131. \u015eu halde gaybin hakikatine iman ederken, g\u00f6r\u00fcnenin ger\u00e7e\u011fini inkar etmeyiz. Kalpleri olanlar g\u00f6r\u00fcrler ki, tabiat denilen hissedilen olaylar, k\u0131sa bir bak\u0131\u015f halinin zahiri g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcd\u00fcr. Bunun arkas\u0131nda karanl\u0131klara kar\u0131\u015fm\u0131\u015f bir ge\u00e7mi\u015f silsilesi, \u00f6n\u00fcnde de hen\u00fcz do\u011fmam\u0131\u015f bir gelecek silsilesi ve hepsinin \u00f6tesinde bir kalp ve hepsinin \u00fcst\u00fcnde bir &#8220;tek hakim&#8221; vard\u0131r. Ve &#8220;d\u00fcnya&#8221; ad\u0131n\u0131 alan \u015fimdiki durum, g\u00f6r\u00fcnenden gayb (g\u00f6r\u00fcnmeyen)e intikal etmi\u015f bulunan o ge\u00e7mi\u015f ile gaybdan g\u00f6r\u00fcn\u00fcrl\u00fc\u011fe do\u011facak olan o gelecek zincirleri aras\u0131nda yeg\u00e2ne g\u00f6ze batan bir zahiri halka, be\u015ferin varl\u0131\u011f\u0131 sanki sonsuz iki deniz aras\u0131nda ince bir berzah (k\u0131stak), be\u015ferin kalbi de onun a\u011f\u0131rl\u0131k merkezine tutunmu\u015f bir g\u00f6zetici, bir ucu bir denize, bir ucu da di\u011fer denize at\u0131lm\u0131\u015f olan tabiat zinciri devaml\u0131 bir hareketle o k\u0131sta\u011f\u0131n \u00fczerinden k\u0131r k\u0131r ge\u00e7ip ak\u0131yor, bir denizden \u00e7\u0131k\u0131yor, di\u011ferine bat\u0131yor. B\u00fct\u00fcn a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131, k\u0131sta\u011f\u0131n karanl\u0131\u011f\u0131na basarken o g\u00f6zetleyici her an\u0131nda ge\u00e7en bir olaylar halkas\u0131 g\u00f6r\u00fcyor. Yaln\u0131z ve yaln\u0131z onu m\u00fc\u015fahede ediyor. G\u00f6rme duygusu ne denizlere eri\u015fiyor ve ne diplerindeki zincire. O, ancak k\u0131staktan ge\u00e7en halkaya bak\u0131yor ve ancak onu g\u00f6r\u00fcyor ve g\u00f6r\u00fcrken zincirin b\u00fct\u00fcn a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00e7eken k\u0131sta\u011f\u0131n g\u0131c\u0131rt\u0131s\u0131n\u0131 da i\u00e7inden -devaml\u0131 surette- dinliyor ve inliyor. O hareketten ve bu g\u0131c\u0131rt\u0131dan art\u0131k o kadar kuvvetle ve yak\u0131ndan biliyor ki, \u015fimdiki halde g\u00f6r\u00fcnen ve hissedilen meydandaki tabiat\u0131n iki taraf\u0131nda ge\u00e7mi\u015f ve gelecek, ba\u015flang\u0131\u00e7 ve sonu\u00e7 denilen birer gayb \u00e2lemi var. D\u00fcnya \u00e2lemi, hissedilen tabiat, imkan deliliyle varsa; gayb \u00e2lemi, hissedilmeyen tabiat \u00f6ncelikle ve zorunlu olarak var. Bundan ba\u015fka o g\u00f6r\u00fcn\u00fcp hissedilenin iki y\u00f6n\u00fcnden ba\u015fka, onun bir bat\u0131n\u0131, bir i\u00e7 y\u00fcz\u00fc, di\u011fer tabirle o g\u00f6zeticinin tutundu\u011fu ve ili\u015fti\u011fi bir fizik\u00f6tesi veya tabiat \u00fcst\u00fc de vard\u0131r. \u0130\u015f o zincirde de\u011fil, onu sal\u0131p hareket ettirenle, o k\u0131sta\u011f\u0131 kuran, o g\u00f6zeticiyi tutan, o denizleri birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rmayan g\u00f6zetici ile g\u00f6zetileni birle\u015ftirerek bilgi meydana getiren, gayb ve g\u00f6r\u00fclen \u00e2lemin hepsini ihata eden (kapsayan), mutlak kefili olan y\u00fcksek kudrettedir. \u015eu halde kendini korumak isteyenler, g\u00f6r\u00fclenleri ve hissedilenleri seyrederken, daha \u00f6nce onlar\u0131n arkas\u0131ndaki gaybe ve gayb ile g\u00f6r\u00fclenlerin hepsinin merciine (kayna\u011f\u0131na) mutlak kefiline, \u00e2lemlerin Rabbine, merhamet eden ve esirgeyene, ahiret g\u00fcn\u00fcn\u00fcn sahibine &#8220;Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yard\u0131m dileriz.&#8221; (Fatiha, 1\/4) diye iman ederler. Ve bu iman ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 esas\u0131 i\u00e7ine al\u0131r: Ba\u015flang\u0131ca iman, ahiret (son)e iman, ba\u015flang\u0131\u00e7 ve son aras\u0131ndaki gizli vas\u0131talara iman ki, bunlar\u0131n d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc de a\u00e7\u0131k vas\u0131talar olan g\u00f6r\u00fclen \u00e2lemi bilmektir. Ve bu \u015fekilde g\u00f6r\u00fcnmeyen (gayb) ile g\u00f6r\u00fclen birle\u015fince iman ve bilgi &#8220;O, evveldir, sondur, z\u00e2hirdir ve b\u00e2t\u0131nd\u0131r.&#8221; (Hadid, 57\/4) birli\u011fini bulur.<\/p>\n<p>Gayb (kelimesi), &#8220;gaybet&#8221; ve &#8220;g\u0131y\u00e2b&#8221; (g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulunmama) anlam\u0131nda masdar veya g\u00e2ib (g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde olmayan) m\u00e2n\u00e2s\u0131nda isim ve s\u0131fat olur ki, bu da &#8220;adl&#8221; kelimesi gibi masdar diye isimlendirilmi\u015fdir veya &#8220;meyyit&#8221; ve &#8220;meyt&#8221; kelimeleri gibi &#8220;gayyib&#8221; kelimesinin hafifletilmi\u015fidir. Buna g\u00f6re dilimizdeki &#8220;kaybettim&#8221;, &#8220;kayboldu&#8221; tabirleri ger\u00e7ektirler. Baz\u0131lar\u0131n\u0131n zannetti\u011fi gibi &#8220;bunu kay\u0131p ettim&#8221; \u015feklinde yazmaya l\u00fczum yoktur. &#8220;Gayb&#8221; ve &#8220;g\u00e2ib&#8221; ise ba\u015flang\u0131\u00e7ta duyguyu anlamada veya ilk d\u00fc\u015f\u00fcncede haz\u0131r olmayan, di\u011fer deyi\u015fle ilk nazarda anla\u015f\u0131lmayan demektir ki, bunun bir k\u0131sm\u0131 delilden ge\u00e7en bir anlay\u0131\u015fla idrak olunabilir. Mesela evinizde otururken kap\u0131n\u0131z \u00e7al\u0131n\u0131r, ses duyars\u0131n\u0131z, bu ses sizin i\u00e7in anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f, haz\u0131r ve \u015fahittir. Bundan anlars\u0131n\u0131z ki, kap\u0131y\u0131 \u00e7alan vard\u0131r. O hen\u00fcz sizin i\u00e7in ortada yoktur. Bak\u0131p g\u00f6r\u00fcnceye kadar onu \u015fahs\u0131yla bilemezsiniz, fakat kap\u0131y\u0131 bir \u00e7alan bulundu\u011funu da zorunlu bir \u015fekilde, anlay\u0131\u015fl\u0131 olarak tasdik edersiniz. Bu, bir iman veya \u015fuurlu bir bilme olur. Sonra hen\u00fcz kap\u0131n\u0131z\u0131 \u00e7almayan ve eseri size yeti\u015fmeyen daha nice gaibler bulundu\u011funu da genel olarak tasdik edebilirsiniz. Fakat bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 ger\u00e7ekten yok olabilirler. &#8220;Gayb&#8221; ile &#8220;gaib&#8221; aras\u0131nda fark vard\u0131r. &#8220;G\u00e2ib&#8221; (ortada olmayan) sana g\u00f6r\u00fclmez, seni de g\u00f6rmez oland\u0131r. &#8220;Gayb&#8221; ise g\u00f6r\u00fclmez, fakat g\u00f6r\u00fcr oland\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu halde iki t\u00fcrl\u00fc gayb vard\u0131r: Bir k\u0131sm\u0131 hi\u00e7bir delili bulunmayan gaiblerdir ki bunlar\u0131 ancak &#8220;All\u00e2mu&#8217;l-\u011fuy\u00fbb&#8221; (gayblar\u0131 bilen) Allah bilir. &#8220;Gayb\u0131n anahtarlar\u0131 onun kat\u0131ndad\u0131r, onlar\u0131 O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131 bilemez&#8221; (En&#8217;am, 6\/59) \u00e2yetindeki gaybden maksat bunlard\u0131r, deniliyor ki; s\u0131ras\u0131 gelince a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r. Di\u011fer k\u0131sm\u0131 da delili bulunan g\u00e2iblerdir ki &#8220;onlar gaybe inan\u0131rlar.&#8221; (Bakara, 2\/3) \u00e2yetindeki gaybden kastedilen de bu k\u0131s\u0131md\u0131r. kelimesinin elif l\u00e2m\u0131 ahd i\u00e7indir. Yani Allah&#8217;tan hakk\u0131yla korkanlar\u0131n inand\u0131klar\u0131, tan\u0131d\u0131klar\u0131 gayb, delili bulunan hak gaybd\u0131r ki, bu da Hak Te\u00e2l\u00e2 ve s\u0131fat\u0131, ahiret ve halleri, melekler, peygamberlerin n\u00fcb\u00fcvveti, kitaplar\u0131 indirme&#8230; gibi im\u00e2n\u00e2 ait temel unsurlard\u0131r. Ve bu iman, baz\u0131lar\u0131nda tahmin\u00ee ve ke\u015ff\u00ee bir ge\u00e7i\u015fle, baz\u0131lar\u0131nda da fikr\u00ee ve delilli bir intikal ile olu\u015fur. Sonra &#8220;gaybe iman&#8221; ile &#8220;g\u0131yaben iman&#8221; aras\u0131nda k\u00fc\u00e7\u00fck bir anlay\u0131\u015f fark\u0131 vard\u0131r. Zira birincisinde gayb\u0131n kendisine inan\u0131lan \u015fey oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f, ikincide ise inan\u0131lan \u015fey hazfedilmi\u015ftir (gizli tutulmu\u015ftur). Bunun i\u00e7in baz\u0131 tefsir bilginleri arada b\u00fcy\u00fck bir fark g\u00f6zetmi\u015f ve: &#8220;Sizin gerek arkan\u0131zdan ve gerekse huzurunuzda iman ederler&#8221; diye a\u00e7\u0131klama yapm\u0131\u015f; yani inan\u0131lan \u015feyin gayb oldu\u011funa sata\u015fmay\u0131p, m\u00fcnaf\u0131klardan sak\u0131nma oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015flerdir. Fakat a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan g\u0131yab\u0131n da inan\u0131lana ait olmas\u0131d\u0131r. \u015eu halde gayba iman ile, g\u0131yaben iman aras\u0131nda m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan fark yoktur. Ve her iki de\u011ferlendirme ile iman\u0131n k\u0131ymet ve faydas\u0131, gayb ile ilgisi veya gayba ait olu\u015fu bak\u0131m\u0131ndan dikkati \u00e7ekmektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc korunmak ona ba\u011fl\u0131d\u0131r. Peygamber&#8217;i g\u00f6r\u00fcp iman eden sahab\u00eelerin de en b\u00fcy\u00fck meziyetleri onu, gayba ait verdi\u011fi haberlerde tasdik edi\u015flerindedir. Ve burada Peygamber&#8217;i g\u00f6rmeden tasdik edenlerin de \u00f6\u011f\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcne i\u015faret vard\u0131r. Nitekim \u0130bn\u00fc Mes&#8217;ud hazretleri &#8220;Kendisinden ba\u015fka ilah olmayan (Allah)a yemin ederim ki, hi\u00e7bir kimse, gayba imandan daha faziletli bir \u015feye inanmam\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; buyurmu\u015f ve bu ayeti okumu\u015ftur. Di\u011fer bir a\u00e7\u0131klama ile de burada gayb, g\u00f6z kar\u015f\u0131t\u0131 olan kalp ve kalbin s\u0131rr\u0131d\u0131r ki, kalbin ve kalbin s\u0131rr\u0131n\u0131n kayna\u011f\u0131n\u0131n &#8220;g\u00f6rmek&#8221; oldu\u011funu bilmek; hakk\u0131 ve peygamberli\u011fin delillerini g\u00f6zden daha \u00e7ok kalp ile g\u00f6r\u00fcp, \u015firkten, maddecili\u011fin pisli\u011finden kurtaran bir im\u00e2n\u00e2 ermek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder ki, bunda derin bir iman yoluna i\u015faret vard\u0131r. Yani kalbi bilen, Allah&#8217;\u0131 bilir. &#8220;iman&#8221;, as\u0131l l\u00fcgatta &#8220;emn&#8221; ve &#8220;em\u00e2n&#8221; k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcremi\u015f &#8220;if&#8217;al&#8221; vezninde bir kelimedir. Hemzesi, ta&#8217;diye (ge\u00e7i\u015fli k\u0131lmak) ve bazan sayr\u00fbret (olmak, hal de\u011fi\u015ftirmek) anlamlar\u0131nda kullan\u0131l\u0131r. Ge\u00e7i\u015fli oldu\u011funa g\u00f6re &#8220;g\u00fcven vermek&#8221;, &#8220;emin k\u0131lmak&#8221; demektir ki, Allah&#8217;\u0131n isimlerinden olan &#8220;M\u00fcmin&#8221; (g\u00fcven veren, emin k\u0131lan) bu anlamdad\u0131r. Sayr\u00fbret (olmak) m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011funa g\u00f6re de &#8220;emin olmak&#8221; demek olur. Ve &#8220;sa\u011flam&#8221; ve &#8220;g\u00fcvenilir&#8221; olmak, itimat etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder ki, dilimizde inanmak denilir. Dil gelene\u011finde ise mutlaka tasdik etmek anlam\u0131ndad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc tasdik eden, tasdik etti\u011fini yalanlamaktan emin k\u0131lm\u0131\u015f veya kendisi yalandan emin olmu\u015f olur. \u0130man bu m\u00e2n\u00e2larda &#8220;ona inand\u0131&#8221; gibi bizzat ge\u00e7i\u015fli olur. Bununla beraber veya gibi &#8220;b\u00e2&#8221; veya &#8220;l\u00e2m&#8221; harfleri ile de ge\u00e7i\u015fli olur. &#8220;B\u00e2&#8221; harfi ile ge\u00e7i\u015fli oldu\u011fu zaman &#8220;itiraf&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131, &#8220;l\u00e2m&#8221; harfi ile ge\u00e7i\u015fli oldu\u011funda da iz&#8217;an ve kabul anlam\u0131n\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Bunun i\u00e7in gaybi tasdik ve itiraf ederler, yahut &#8220;Tasdik ettiklerini huzurda da, g\u0131yaben de tasdik ve itiraf ederler.&#8221; demek olur.<\/p>\n<p>Bir \u015feyi tasdik etmek, onu do\u011fru olarak almak demektir. S\u0131dk (do\u011fruluk) ise ya kelime veya s\u00f6zle ilgili oldu\u011fundan, iman\u0131n da ilgilendi\u011fiyle ilgisi bu \u00f6l\u00e7\u00fcde \u00e7e\u015fitli \u015fekillerde cereyan eder. Mesela Allah&#8217;a iman ile Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131na ve ahirete iman \u015fekillerinde baz\u0131 anlam farklar\u0131 vard\u0131r. Bununla beraber tasdikin esas men\u015fei (kayna\u011f\u0131) do\u011fru s\u00f6zde; do\u011fru s\u00f6z\u00fcn men\u015fei de h\u00fckm\u00fcn do\u011frulu\u011funda yani vak\u0131aya (olaya) uygunlu\u011fundad\u0131r. Zihin ve hari\u00e7 (d\u0131\u015f), di\u011fer deyi\u015fle kalp ve g\u00f6z, i\u015fte do\u011fruluk ve ger\u00e7eklik, bu kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 iki taraf aras\u0131ndaki do\u011fruluk ve uygunluk \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcndedir. Olaya uygun olan ve uygun olabilen zihin ve kalp do\u011fru; bunun z\u0131dd\u0131 do\u011fru de\u011fildir. \u015eu halde iman ve tasdikin ba\u015flang\u0131c\u0131, bu do\u011fruluk ve uygunluk \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fc kabul ve itiraf etmektir. Ayn\u0131 olay insan ruhunda veya huzurunda bizzat mevcut ise g\u00f6rmeye ait tasdiktir, hiss\u00ee veya akl\u00ee bed\u00e2heti (apa\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131) tasdik etmek gibi. Bizzat de\u011fil de haz\u0131r olan bir delil veya bir g\u00f6sterici arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile haz\u0131r ise g\u0131yab\u00ee (g\u00f6rmeden) tasdiktir. Bu durumdaki o g\u00f6r\u00fcnmeyen olay, benzerleri ve z\u0131dlar\u0131 ile, az \u00e7ok k\u0131yas edilebiliyor ve s\u0131n\u0131rlanabiliyorsa, delilin devaml\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve yans\u0131mas\u0131ndaki zaman s\u00fcreci \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde \u00f6zetli veya etrafl\u0131 tasdik, resmi veya s\u0131n\u0131rl\u0131 bir bilgi, belirli bir tasavvur ifade eder. Olay g\u00f6r\u00fcnmeyen, e\u015fsiz ve z\u0131ts\u0131z, benzersiz ve naz\u00eersiz ise, o g\u00f6r\u00fcnmeyen tasdik, s\u0131n\u0131rl\u0131 bir bilgi de\u011fil, s\u0131n\u0131rs\u0131z bir salt inanma olur ki, genellikle iman denince bu anla\u015f\u0131l\u0131r. Bu iman, ilmin hem ba\u015f\u0131 ve hem gayesidir. Ve bundaki sa\u011fl\u0131kl\u0131 bili\u015f, ilme ait bili\u015ften y\u00fcksek ve kuvvetlidir. Zira her tasavvura ba\u011fl\u0131 s\u0131n\u0131rlama delil olarak al\u0131nmay\u0131p da, istenilen bizzat olarak al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman birer kesin bilgi engeli olabilir ve bildi\u011finin \u00f6tesini inkar eden cahil kal\u0131r. Fakat b\u00f6yle bir s\u0131n\u0131rs\u0131z im\u00e2n\u00e2 lay\u0131k olan ancak Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Allah&#8217;a iman, bu \u015fekilde, g\u00f6r\u00fcnenden g\u00f6r\u00fcnmeyene sonsuz olarak uzan\u0131r gider.<\/p>\n<p>Genel olarak l\u00fcgatta &#8220;tasdik&#8221;, ya s\u00f6zl\u00fc veya fiil\u00ee olur. S\u00f6zl\u00fc tasdik de, biri kalbe, di\u011feri dile ait olmak \u00fczere iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr. Buna g\u00f6re l\u00fcgat gelene\u011fi bak\u0131m\u0131ndan tasdikin \u00fc\u00e7 derecesi vard\u0131r: Birincisi, kalbe ait tasdiktir. Bir kimse herhangi bir h\u00fckm\u00fcn veya bir s\u00f6z\u00fcn veya s\u00f6yleyeninin do\u011frulu\u011funu yaln\u0131z g\u00f6nl\u00fcnde itiraf, teslim ve bunu kendi kendine ifade etti\u011fi ve onun do\u011frulu\u011funa kalben emin oldu\u011fu zaman, o h\u00fckm\u00fc veya s\u00f6z\u00fc veya s\u00f6yleyeni tasdik etmi\u015f olur. \u0130kincisi dil ile tasdiktir. Bu da, kendisinden ba\u015fka birine dahi bildirecek ve duyurabilecek bir tarzda; &#8220;bu b\u00f6yledir&#8221; diye, bir s\u00f6z\u00fc dili ile s\u00f6ylemektir ki, ya ger\u00e7ek veya g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde olur. Birisinde bu dil ile tasdik, kalb\u00ee tasdik ile birle\u015fir, s\u00f6yleyen kendisince de do\u011fru olur. Di\u011ferinde dil ba\u015fka, kalp ba\u015fka olur. Yani dili ile di\u011ferini tasdik ederken, kalbi ile kendini bile yalanlar. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc fiil ile tasdiktir ki, bir s\u00f6z\u00fcn gere\u011fini fiilen yerine getirmekle olur. Bu da kalp ile veya dil ile tasdikten birine veya her ikisine yak\u0131n olup olmad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re birka\u00e7 dereceye ayr\u0131l\u0131r. Fiil ile tasdik, kalp ile tasdike uygun d\u00fc\u015fmezse g\u00f6steri\u015f veya zorlama ile yap\u0131lm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>Acaba din lisan\u0131nda iman bunlar\u0131n hangisidir? Yani \u0130slam dininde bunlar\u0131n hangisini yapan m\u00fc&#8217;min say\u0131l\u0131r? L\u00fcgattaki iman ile dindeki iman\u0131n fark\u0131 var m\u0131d\u0131r? Bunu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r \u00f6\u011frenece\u011fiz ve bu \u00e2yetten itibaren ba\u015fl\u0131yoruz.<\/p>\n<p>Dindeki iman\u0131n, l\u00fcgattaki imandan iki y\u00f6nden \u00f6zelli\u011fi bahis konusudur. Birincisi, iman edilecek olan ilgili (yani kendisine inan\u0131lacak \u015fey) bak\u0131m\u0131ndan \u015fer&#8217;\u00ee iman \u00f6zeldir. Allah&#8217;\u0131n birli\u011fine ve Muhammed (s.a.v.)&#8217;in Allah taraf\u0131ndan getirdi\u011fi kesin olarak bilinen \u015feylere k\u0131saca ve gerekti\u011finde geni\u015f\u00e7e inanmakt\u0131r. Bunun en \u00f6zetli olan\u0131 Allah&#8217;a ve ondan gelene inanmak, di\u011fer deyi\u015fle (Allah&#8217;tan ba\u015fka il\u00e2h yoktur; Muhammed Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fcd\u00fcr.) kelime-i tevhidine inanmakt\u0131r. Bir derece tafs\u00eel (a\u00e7\u0131klama) ile, Allah&#8217;a, Muhammed (s.a.v.)&#8217;in peygamberli\u011fine, ahirete inanmakt\u0131r. \u0130kinci bir tafs\u00eel (a\u00e7\u0131klama) ile Allah&#8217;a, meleklerine, kitaplar\u0131na, peygamberlerine, ahiret g\u00fcn\u00fcne, kaza ve kadere, \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmeye, sevap ve cezaya inanmakt\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir tafs\u00eel de Kitap (Kur&#8217;\u00e2n) ve S\u00fcnnet ile Muhammed (s.a.v.)&#8217;in bildirdi\u011fi kesin bir \u015fekilde sabit olan haberlerin ve h\u00fck\u00fcmlerin t\u00fcm\u00fcne ve her birine Allah&#8217;\u0131n ve Allah&#8217;\u0131n peygamberinin istedi\u011fi \u015fekilde inanmakt\u0131r ki, burada &#8220;Onlar gayba inan\u0131rlar; ve onlar sana indirilene ve senden \u00f6nce indirilmi\u015f olana inan\u0131rlar; ve onlar ahirete kesin olarak inan\u0131rlar.&#8221; ifadesi b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 iki derecede a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Di\u011fer a\u00e7\u0131klamalar da ilerde gelecektir. Ve bu derecelerden her biri, g\u00fc\u00e7 yetme derecesi ile birlikte bulunur. B\u00fct\u00fcn dini bilmek demek olan tafs\u00eel, havass (sayg\u0131n ki\u015filer)\u0131n \u00f6zelli\u011fi olabilece\u011finden, halk ve \u00e7o\u011funluk i\u00e7in birinci farz, \u00f6zet olarak inanmak ve en son da tafs\u00eelin ikinci derecesine imand\u0131r. Ve i\u015fte Bakara S\u00fbresi&#8217;nin ba\u015f\u0131 bu iki de\u011feri g\u00f6stermi\u015ftir. Halbuki l\u00fcgat anlam\u0131ndaki iman\u0131n ilgi sahas\u0131 bundan daha geni\u015ftir. O, ger\u00e7e\u011fi ve yanl\u0131\u015f\u0131, do\u011fruyu ve e\u011friyi i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 gibi, gereksiz say\u0131lacak ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 da i\u00e7ine al\u0131r. L\u00fcgat bak\u0131m\u0131ndan iman denebilecek bir\u00e7ok tasdikler vard\u0131r ki, onlar din a\u00e7\u0131s\u0131ndan tam k\u00fcf\u00fcrd\u00fcrler. Mesela \u015firke inanmak; \u015feytan\u0131n s\u00f6z\u00fcne, do\u011frulu\u011funa inanmak; k\u00fcfr\u00fcn, zulm\u00fcn hay\u0131r oldu\u011funa inanmak; zinan\u0131n, fuh\u015fun, h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n, haks\u0131z yere adam \u00f6ld\u00fcrmenin, Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na sald\u0131rman\u0131n do\u011frulu\u011funa inanmak&#8230; l\u00fcgat itibariyle birer iman, fakat \u0130sl\u00e2m dininde birer k\u00fcf\u00fcrd\u00fcrler. L\u00fcgat anlam\u0131nda iman\u0131n di\u011fer baz\u0131 k\u0131s\u0131mlar\u0131 daha vard\u0131r ki, din\u00ee a\u00e7\u0131dan k\u00fcf\u00fcr olmamakla beraber birer inanma g\u00f6revi te\u015fkil etmezler. Bir k\u0131sm\u0131 m\u00fcbah, bir k\u0131sm\u0131 mendub, bir k\u0131sm\u0131 da k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve g\u00fcnah olabilir ve bunlar\u0131n a\u00e7\u0131klamas\u0131 f\u0131k\u0131h ilmine aittir.<\/p>\n<p>\u00d6zetle l\u00fcgat anlam\u0131nda iman\u0131n bir k\u0131sm\u0131 hak ve hay\u0131r, bir k\u0131sm\u0131 \u015fer ve bat\u0131l, bir k\u0131sm\u0131 da zevk, sa\u00e7ma ve l\u00fczumsuz \u015feyler olabilir. Hak ve hay\u0131r olanlar \u015fer&#8217;\u00ee iman\u0131n ayn\u0131 veya onun kapsam\u0131 i\u00e7inde ayr\u0131nt\u0131s\u0131d\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc as\u0131l \u015fer&#8217;\u00ee iman, \u015fimdiki halin arkas\u0131nda veya b\u00e2t\u0131n (kapal\u0131l\u0131\u011f\u0131n)da kaybolan hak ve hayr\u0131n anahtar ve \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fc veren ve bir tek yol takip eden prensiplerin t\u00fcm\u00fcd\u00fcr. Ger\u00e7ekte b\u00fct\u00fcn i\u015f, hak ve hay\u0131rdan \u00f6nce, bunlar\u0131n prensip ve \u00f6l\u00e7\u00fclerindedir. Ve \u0130sl\u00e2m dininin esas apa\u00e7\u0131k ger\u00e7ekli\u011fi olan im\u00e2n\u00e2 dair prensipleri de bu anahtar\u0131 ve \u00f6l\u00e7\u00fcy\u00fc verir. Hidayet (do\u011fruluk)de onu takip edenleredir. Gelece\u011fin kay\u0131p anahtar\u0131, \u015fimdiki g\u00f6rmede; \u015fimdiki g\u00f6rmenin anahtar\u0131, onun gizli gayb\u0131 ile ge\u00e7mi\u015fteki gayb\u0131nda ve hepsinin anahtar\u0131 ise Allah kat\u0131ndad\u0131r. &#8220;Gayb\u0131n anahtarlar\u0131 onun kat\u0131ndad\u0131r, onlar\u0131 O&#8217;ndan ba\u015fkas\u0131 bilemez.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 6\/59).<\/p>\n<p>\u015eu halde insan; anahtar\u0131, do\u011fruyu ve hayr\u0131 kendi istek ve arzusunda aramamal\u0131, do\u011frudan do\u011fruya veya bir arac\u0131 ile Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan almal\u0131d\u0131r. Arac\u0131lar\u0131 ink\u00e2r etmemeli, fakat kullu\u011fu ancak Allah&#8217;a yapmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;O&#8217;nun izni olmadan onun kat\u0131nda kim \u015fefaat edebilir?&#8221; (Bakara, 2\/255) \u00e2yeti onun izni olmadan kimsenin \u015fefaat edemeyece\u011fini bildirmektedir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, iman\u0131n ilgilendi\u011fi \u015feyi b\u0131rakarak, kendi mahiyeti bak\u0131m\u0131ndan da \u015fer&#8217;\u00ee iman\u0131n \u00f6zelli\u011fi bahis konusu olmu\u015ftur. \u0130man\u0131n \u015fer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131, yaln\u0131z bir kalbin fiili midir? Yaln\u0131z bir dilin fiili midir? \u0130kisi birden midir? Yoksa bunlarla beraber uzuvlar\u0131n fiili midir? Bu noktada baz\u0131 mezhep farklar\u0131na rastl\u0131yoruz. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>1. H\u00e2ric\u00eeler ve Mu&#8217;tezile mezhebine mensub olanlara g\u00f6re \u015fer&#8217;\u00ee iman, hem kalbin fiili, hem dilin fiili ve hem de uzuvlar\u0131n fiilidir. Yani Allah Resul\u00fc&#8217;n\u00fcn tebli\u011flerini kalp ile tasdik, dil ile ikrar, amel ile de tatbik etmektir. Bunlar\u0131n \u00fc\u00e7\u00fc birden iman\u0131n esas\u0131d\u0131r. Bunlardan, birisi bile eksik olan kimseye m\u00fcmin denmez. H\u00e2ric\u00eeler&#8217;e g\u00f6re k\u00e2fir; Mu&#8217;tezile&#8217;ye g\u00f6re ise m\u00fcmin ile k\u00e2fir aras\u0131 fas\u0131k denilir. Bunlar \u015fer&#8217;\u00ee imanda, l\u00fcgat m\u00e2n\u00e2s\u0131ndaki iman\u0131n \u00fc\u00e7 derecesini toplam\u0131\u015f oluyorlar. Selef ve hadiscilerden baz\u0131lar\u0131 da iman\u0131 dil ile ikrar, kalp ile tasdik, dinin esaslar\u0131yle amel etmektir diye tarif etmi\u015flerdir ki, imam \u015eafi\u00ee de bu gruba dahildir. Fakat bunlar, ameli terkeden fas\u0131k\u0131n imandan \u00e7\u0131km\u0131\u015f veya k\u00fcfre girmi\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemezler. \u015eu halde bunlar\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015fleri H\u00e2ric\u00ee ve Mu&#8217;tezile mezheplerinden b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ba\u015fkad\u0131r. Bunlar ger\u00e7ekte iman\u0131n asl\u0131n\u0131 de\u011fil, iman\u0131n kemalini tarif etmi\u015f oluyorlar.<\/p>\n<p>2. Kerr\u00e2miye mezhebine g\u00f6re \u015fer&#8217;\u00ee iman, yaln\u0131z dil ile ikrard\u0131r. Bunlara g\u00f6re kalp ile tasdik bulunsun, bulunmas\u0131n, dil ile ikrar eden, diline sahip olan m\u00fcmindir. Kalb ile tasdik de varsa, i\u00e7i, d\u0131\u015f\u0131 m\u00fcmindir. Yok m\u00fcnaf\u0131k ise, d\u0131\u015f\u0131 m\u00fcmin, i\u00e7i k\u00e2firdir. Bunlar, l\u00fcgat anlam\u0131ndaki iman\u0131n en a\u015fa\u011f\u0131 derecesi olan yaln\u0131z &#8220;s\u00f6z ile tasdik&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yle yetinmi\u015fler ve \u015fer&#8217;\u00ee iman\u0131n \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fc de, m\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda cereyan edecek olan muameleler ve h\u00fck\u00fcmlerin prensibinde a\u00e7\u0131k ve g\u00f6r\u00fcn\u00fcr sebebi g\u00f6zetmi\u015flerdir. Bunlara g\u00f6re iman, bir kelime meselesi demek oluyor, &#8220;\u0130krar esas, kalp ile tasdik \u015fartt\u0131r.&#8221; diyenler de olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>3. \u0130man\u0131n esas\u0131, kalp ile tasdiktir. Dilsizlik, zorlama gibi bir zorlay\u0131c\u0131 engel bulunmad\u0131k\u00e7a dil ile ikrar da \u015fartt\u0131r. Fakat tahakkukunun (ger\u00e7ekle\u015fmesinin) \u015fart\u0131 m\u0131, yoksa tamam\u0131n\u0131n \u015fart\u0131 m\u0131, bunun hakk\u0131nda da s\u00f6zler s\u00f6ylenmi\u015ftir. E\u015f&#8217;ar\u00eeler bu g\u00f6r\u00fc\u015f \u00fczerindedirler.<\/p>\n<p>4. \u0130man, kalbin fiili ile dilin fiilinin toplam\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131n ikisi de iman\u0131n esas\u0131d\u0131r. Bununla beraber ikisi de ayn\u0131 seviyede temel esas de\u011fildir. Kalbe ait sorumluluk, hi\u00e7bir \u00f6z\u00fcrle d\u00fc\u015fmeyi kabul etmez. Bu, temel esast\u0131r. Allah korusun bu yok oldu\u011fu anda k\u00fcf\u00fcr ortaya \u00e7\u0131kar. Dilin fiili olan ikrara gelince: Bu da esast\u0131r. Fakat \u00f6l\u00fcme zorlayan bir zaruret ve \u00f6z\u00fcr kar\u015f\u0131s\u0131nda bunun zorunlulu\u011fu d\u00fc\u015fer. Ve o zaman yaln\u0131z kalbe ait iman yeterlidir. Fakat zorlama mazereti bulunmayan, g\u00fcc\u00fc yetti\u011fi halde ikrar\u0131 terkeden Allah kat\u0131nda da k\u00e2fir olur. \u015eu kadar ki cemaatle namaz k\u0131lmak gibi dinin esaslar\u0131ndan olan baz\u0131 ameller de ikrar yerini tutar. Ger\u00e7ekte \u015fer&#8217;\u00ee iman daima &#8220;b\u00e2&#8221; veya &#8220;l\u00e2m&#8221; harfleriyle kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan, &#8220;ikrar ve boyun e\u011fme ile tasdik&#8221; m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Ve \u0130sl\u00e2m dininin hedefi insanl\u0131\u011f\u0131n yaln\u0131z i\u00e7 y\u00fcz\u00fc de\u011fil, i\u00e7in ve d\u0131\u015f\u0131n toplam\u0131d\u0131r. Hi\u00e7bir engel yokken iman\u0131n\u0131 yaln\u0131z kalbinde saklayan ve onu a\u00e7\u0131klamayan kimsenin Allah kat\u0131nda iman\u0131n\u0131n k\u0131ymeti olam\u0131yaca\u011f\u0131 Kitap ve S\u00fcnnet&#8217;in bir\u00e7ok delilleriyle sabittir. Ameli tatbikat, iman\u0131n istenilen meyvesi oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoksa da, bizzat amel, iman\u0131n kendisinin ayn\u0131 veya par\u00e7as\u0131 de\u011fildir; onun bir dal\u0131 ve istenilen neticesidir. Din, bir meyve a\u011fac\u0131na benzer, kalp ile tasdik onun toprak alt\u0131ndaki k\u00f6k\u00fc, dil ile ikrar g\u00f6vdesi, di\u011fer ameller dallar\u0131, yapraklar\u0131, \u00e7i\u00e7ekleri, meyveleri gibidir. A\u011fa\u00e7tan beklenen meyvesi oldu\u011fu gibi, imandan beklenen de g\u00fczel ameldir ve Allah&#8217;a yakla\u015fmak da onunlad\u0131r. Fakat dallar\u0131 kesilmek, yapraklar\u0131 d\u00f6k\u00fclmek, \u00e7i\u00e7ek a\u00e7mamak, meyve vermemekle a\u011fa\u00e7 kurumu\u015f olmayaca\u011f\u0131 gibi, iman a\u011fac\u0131 da b\u00f6yledir. Fakat g\u00f6vdesinden yerle beraber kesilmi\u015f olan a\u011fa\u00e7lar\u0131n \u00e7o\u011funlukla kuruduklar\u0131 ve zaman\u0131n\u0131 buldu\u011fu halde g\u00f6vdesi s\u00fcrg\u00fcn vermeyen a\u011fac\u0131n tutmam\u0131\u015f olmas\u0131 gibi, \u00f6z\u00fcrs\u00fcz olarak ikrars\u0131z iman da b\u00f6yledir. Ancak k\u0131\u015fta kalm\u0131\u015f oldu\u011fu i\u00e7in hen\u00fcz topraktan filiz vermeyen tohumun veya k\u00f6k\u00fcn kurudu\u011funa h\u00fck\u00fcm verilemiyece\u011fi gibi, mazeret zaman\u0131nda kalp ile tasdik de b\u00f6yledir. \u0130\u015fte iman\u0131n b\u00f6yle bir temel esas\u0131, bir ikinci derecede esas\u0131, sonra da tertip edilmi\u015f dereceleri \u00fczere dallar\u0131, fazlal\u0131klar\u0131 ve meyveleri vard\u0131r. Ve iman\u0131n olgunlu\u011fu bunlarlad\u0131r. . &#8220;\u0130man yetmi\u015f k\u00fcs\u00fbr \u015fubedir. Bunlar\u0131n en a\u015fa\u011f\u0131s\u0131 yoldan eziyeti kald\u0131rmad\u0131r.&#8221; hadis-i \u015ferifi gibi birtak\u0131m rivayetlerde bu dallara ve \u015fubelere bile iman ismi verilmi\u015f gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrse de, bu iman\u0131n kemali y\u00f6n\u00fcndendir. Ve hatta &#8220;iman\u0131n \u015fubesi&#8221; denilmesi, iman\u0131n asl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. \u015eu halde bu \u015fubeler ve dallar, k\u00fcfr\u00fcn z\u0131dd\u0131 olan iman\u0131n asl\u0131 de\u011fil, g\u00fcnah i\u015flemenin z\u0131dd\u0131 olan iman\u0131n olgunlu\u011fudur ve bunun i\u00e7in bu ayette de &#8220;y\u00fc&#8217;min\u00fbn = iman ederler&#8221; k\u0131sm\u0131, &#8220;namaz k\u0131lmak&#8221; ve &#8220;fakirlere vermek&#8221; imandan ayr\u0131ca zikrolunmu\u015ftur. Yukarda anlat\u0131lan baz\u0131 selef ve hadiscilerin g\u00f6r\u00fc\u015flerini de b\u00f6yle anlamak gerekir. \u0130man\u0131n asl\u0131n\u0131n, b\u00f6yle kalbin fiili ve dilin fiili iki esastan ibaret ve ge\u00e7erli bir \u00f6z\u00fcr zaman\u0131nda ikrar\u0131n d\u00fc\u015febilece\u011fi bir esas olmas\u0131, l\u00fcgat m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n tam ortas\u0131 oldu\u011fu gibi, \u0130mam-\u0131 \u00c2zam Ebu Hanife Hazretlerinin ve b\u00fct\u00fcn f\u0131k\u0131h bilginlerinin de tefsir ve anlay\u0131\u015flar\u0131d\u0131r. Ebu Hanife, arkada\u015flar\u0131na Ehl-i S\u00fcnnet ve&#8217;l-cemaat mezhebinin esas\u0131n\u0131 anlatt\u0131\u011f\u0131 ve a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 en son vasiyetlerinde der ki: \u0130man, dil ile ikrar ve kalp ile tasdiktir. Yaln\u0131z ikrar, iman olmaz. Zira olsayd\u0131 m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n hepsinin m\u00fc&#8217;min olmalar\u0131 gerekirdi. Ayn\u0131 \u015fekilde yaln\u0131z bilmek de iman olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc olsayd\u0131, &#8220;Kitap ehli&#8221; olanlar\u0131n hepsinin de m\u00fcmin olmalar\u0131 gerekirdi. Allah Te\u00e2l\u00e2 m\u00fcnaf\u0131klar hakk\u0131nda &#8220;Allah \u015fahitlik eder ki, m\u00fcnaf\u0131klar kesin olarak yalanc\u0131d\u0131rlar.&#8221; (M\u00fcnaf\u0131k\u00fbn, 63\/1) buyurmu\u015f; Kitap ehli hakk\u0131nda da &#8220;Kendilerine kitap verdiklerimiz onu, o\u011fullar\u0131n\u0131 tan\u0131d\u0131klar\u0131 gibi tan\u0131rlar.&#8221; (Bakara, 2\/146) buyurmu\u015ftur. Sonra amel, imandan ayr\u0131ca bir i\u015ftir. Mesela &#8220;Fakirin zekat\u0131 yoktur.&#8221; denilir de, &#8220;iman\u0131 yoktur&#8221; denilmez. Ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;Fakirin zekata iman\u0131 yoktur.&#8221; da denilmez. Yine Ebu Hanife &#8220;el-\u00c2lim\u00fc ve&#8217;l-m\u00fcteallim&#8221; ismindeki kitab\u0131nda der ki: &#8220;\u0130man tasdik, bilgi, ikrar ve \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r. Ve tasdik hususunda insanlar \u00fc\u00e7 derecedir. Bir k\u0131sm\u0131, Allah&#8217;\u0131 ve Allah&#8217;tan geleni hem kalbiyle ve hem diliyle tasdik eder. Baz\u0131s\u0131 da diliyle tasdik eder, kalbiyle yalanlar. Di\u011fer bir k\u0131sm\u0131 da kalbiyle tasdik eder, diliyle yalanlar. Birincisi Allah ve insanlar yan\u0131nda m\u00fcmindir. \u0130kincisi Allah kat\u0131nda k\u00e2fir, insanlar yan\u0131nda m\u00fc&#8217;mindir. \u00c7\u00fcnk\u00fc insanlar, onun kalbini bilmezler ve a\u00e7\u0131kta g\u00f6rd\u00fckleri ikrar ve g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe g\u00f6re ona m\u00fcmin demeleri gerekir. Kalbini bilece\u011fiz diye kendilerini zorlamalar\u0131 da caiz de\u011fildir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc iman\u0131n\u0131 gizlemek zorunda bulundu\u011fu, kendini saklama halinde ise onu tan\u0131mayanlar nazar\u0131nda k\u00e2fir say\u0131l\u0131r, Allah kat\u0131nda ise m\u00fc&#8217;mindir&#8221;. Yine buyurur ki: &#8220;\u0130man hakk\u0131nda b\u00f6yle kat&#8217;\u00ee tasdik, bilgi, ikrar, \u0130sl\u00e2m dedim, bunu a\u00e7\u0131klamal\u0131y\u0131m. Bunlar, \u00e7e\u015fitli isimlerdir ve hepsinin anlam\u0131 yaln\u0131z imand\u0131r. \u015eu \u015fekilde ki, &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 Rabbimdir.&#8221; diye ikrar eden, &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 Rabbimdir.&#8221; diye tasdik eder. &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 Rabbimdir.&#8221; diye tam olarak bilir. &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 Rabbimdir.&#8221; diye bilir, tan\u0131r ve &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 Rabbimdir.&#8221; diye kalbiyle ve diliyle teslim olur ve hepsinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 birdir.&#8221; Daha sonra \u0130mam-\u0131 \u00c2zam, imanda bir fazla sevgi de\u011feri bulundu\u011funu da \u015fu \u015fekilde anlat\u0131yor: &#8220;M\u00fcmin Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131, onun d\u0131\u015f\u0131ndaki her \u015feyden \u00e7ok sever. O derecede sever ki, ate\u015fte yak\u0131lmakla Allah&#8217;a kalbinden iftira etmek aras\u0131nda serbest b\u0131rak\u0131lsa yanmay\u0131, iftiraya tercih eder. F\u0131khu&#8217;l-Ekber&#8217;de de buyurmu\u015ftur ki: &#8220;\u0130man, ikrar ve tasdiktir. M\u00fcminler iman ve Allah&#8217;\u0131 birlemede e\u015fit, amellerde farkl\u0131d\u0131rlar. \u0130sl\u00e2m da o ilah\u00ee emirlere teslim olmak ve boyun e\u011fmektir. L\u00fcgat itibariyle iman ile \u0130sl\u00e2m aras\u0131nda fark vard\u0131r. Fakat dinde, \u0130sl\u00e2m&#8217;s\u0131z iman, imans\u0131z da \u0130sl\u00e2m olmaz. Bunlar bir \u015feyin d\u0131\u015f\u0131 ve i\u00e7i gibidir. Din ise iman ve \u0130sl\u00e2m ile beraber b\u00fct\u00fcn \u015feriat\u0131n ismidir.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130man, esasen masdar ve buna g\u00f6re bir fiil olmakla beraber \u00f6rfte ve dinde isim olarak da kullan\u0131l\u0131r ve o zaman iman bizzat bu fiil ile ba\u015flayan bir sabit durumu ifade eder. B\u00fct\u00fcn bunlardan da anlar\u0131z ki:<\/p>\n<p>1. \u0130sl\u00e2m dini, yaln\u0131z bir iman meselesi de\u011fildir. \u0130man ve amellerin toplam\u0131d\u0131r. Amellerle ilgili tatbikat\u0131 at\u0131p da dinin b\u00fct\u00fcn feyzini beklemek tehlikelidir.<\/p>\n<p>2. B\u00f6yle olmakla beraber iman, amel demek de\u011fildir. Amelin farz olu\u015funa iman ile, o ameli yapmak birbirinden farkl\u0131d\u0131r. M\u00fcsl\u00fcman amel etti\u011fi i\u00e7in m\u00fc&#8217;min olacak de\u011fil, iman etti\u011fi i\u00e7in amel edecektir. \u015eu halde amelini s\u0131rf ald\u0131r\u0131\u015f etmeme ve k\u00fc\u00e7\u00fcmsemeden dolay\u0131 terketmi\u015f de\u011filse k\u00e2fir olmaz.<\/p>\n<p>3. \u0130slam dininin iman\u0131nda esasen kalp ve vicdan i\u015fi olan bir esas bulundu\u011fu \u015f\u00fcphesiz olmakla beraber, Cenab-\u0131 Hakk&#8217;\u0131n iste\u011fi olan iman meselesi yaln\u0131z bir vicdan i\u015fi olmaktan ibaret de\u011fildir. O, tam bir insan gibi kalbin i\u00e7inden ba\u015flay\u0131p, b\u00fct\u00fcn d\u0131\u015fa yay\u0131lacak ve sonra k\u00e2inata g\u00fczel ameller sa\u00e7acakt\u0131r. M\u00fcsl\u00fcman\u0131n iman\u0131, \u00e2leme zarar vermeye sarf edilmi\u015f olan ba\u015ftan \u00e7\u0131kar\u0131c\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnceler veya \u015feytan\u0131n d\u00fcrt\u00fcleri de\u011fildir ki kalp ve vicdanda hapsedilmeye mahkum olsun. M\u00fcsl\u00fcman ancak bir zorlay\u0131c\u0131 zaruret kar\u015f\u0131s\u0131nda iman\u0131n\u0131 sadece bir vicdan i\u015fi olarak saklay\u0131p hapsetmeye izinli olabilir. O da d\u00fc\u015fman\u0131n kesin zorlay\u0131\u015f\u0131na u\u011frad\u0131\u011f\u0131 zamand\u0131r. O zaman da nefsini feda ederek iman\u0131n\u0131 hapisten kurtarmas\u0131, iman\u0131n\u0131 hapsederek kendini kurtarmas\u0131ndan daha faziletlidir. Ve bununla beraber ikisi aras\u0131nda serbestiye sahiptir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu \u00e2yette Cenab-\u0131 Allah, kendisinden hakk\u0131yla korkanlar\u0131 a\u00e7\u0131klamad<\/p>\n<p>a &#8220;onlar gayba inan\u0131rlar&#8221; ile dinin iman k\u0131sm\u0131n\u0131 \u00f6zetledikten sonra amel k\u0131sm\u0131n\u0131 \u00f6zetleyerek buyuruyor ki: &#8220;Ve namaz\u0131 k\u0131larlar.&#8221; Yani belli olan namaz\u0131 dosdo\u011fru k\u0131larlar ve devam ettirirler. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da namaz hakk\u0131nda &#8220;y\u00fcsall\u00fbne&#8221;, veya &#8220;sall\u00fb&#8221; fiillerinden \u00e7ok buyurulmas\u0131 dikkate de\u011fer bir husustur. Elbette, &#8220;namaz\u0131 ikame ederler&#8221; demekte, &#8220;namaz\u0131 k\u0131larlar&#8221; demekten fazla bir anlam vard\u0131r ki bu, en az &#8220;do\u011fru d\u00fcr\u00fcst&#8221; yani &#8220;namaz\u0131n \u015fartlar\u0131na uymak, Allah&#8217;a boyun e\u011fmek ve tevazu g\u00f6stermek suretiyle g\u00fczelce k\u0131lmak ve hatta k\u0131ld\u0131rmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 ifade eder. Ve bunun i\u00e7in namazda ta&#8217;dil-i erkan (namaz\u0131 erkan\u0131na uyarak k\u0131lmak) vacip oldu\u011fu gibi, \u00f6zellikle namaz i\u00e7in iyili\u011fi emretmek ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nd\u0131rmak, namaz\u0131n gereklerini tamamlamak i\u00e7in gayret sarfetmek de dinin l\u00fczumlu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc hususlardand\u0131r. Ana-baban\u0131n \u00e7ocuklar\u0131na namaz terbiyesi; din karde\u015flerin birbirlerine tavsiye ve hat\u0131rlatmas\u0131; amirlerin engelleri ortadan kald\u0131rma ve imkanlar\u0131 tamamlama suretiyle be\u011fendirmesi ve te\u015fvik etmesi; Cum&#8217;a namaz\u0131na ve cemaatle namaz k\u0131lmaya dikkat ve devam etmesi de bu c\u00fcmledendir.<\/p>\n<p>(\u0130kame), &#8220;k\u0131yam&#8221; veya &#8220;k\u0131vam&#8221;dan &#8220;if&#8217;\u00e2l&#8221; \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde olarak l\u00fcgatta kald\u0131r\u0131p dikmek veya d\u00fczeltip do\u011frultmak veya k\u0131ymetlendirmek ve devam ettirmek veya dikkat ederek yapma anlamlar\u0131na geldi\u011finden, namazla ilgisinde bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n birinden veya ortak noktalar\u0131ndan bel\u00ee\u011f bir istiare yap\u0131lm\u0131\u015f ve bunun i\u00e7in bir kelimelik &#8220;namaz k\u0131larlar&#8221; yerine, iki kelimelik &#8220;namaz\u0131 ikame ederler&#8221; se\u00e7ilmi\u015ftir. \u0130lk \u00f6nce &#8220;dikmek&#8221; veya &#8220;do\u011frultmak&#8221; m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnelim: Bu bize &#8220;Namaz dinin dire\u011fidir.&#8221; hadis-i \u015ferifini hat\u0131rlat\u0131r. Bu hadiste din, y\u00fcksek bir binaya benzetiliyor ve namaz ayn\u0131 o binan\u0131n dire\u011fi g\u00f6steriliyor ki, iman da o binan\u0131n temelidir. Buna &#8220;istiare-i mekniye&#8221; ve &#8220;istiare bi&#8217;l-kinaye&#8221; (kinaye ile istiare) denilir. Bu \u00e2yette de namaz cemaat ile kald\u0131r\u0131labilecek b\u00fcy\u00fck bir dire\u011fe benzetiliyor ve onun g\u00fczelce dikilmesi veya do\u011frultulmas\u0131 suretiyle o y\u00fcksek binay\u0131 dinin in\u015fa, koruma ve devam ettirilmesinin gere\u011fi anlat\u0131l\u0131yor. Bir de bu binan\u0131n ilerde a\u00e7\u0131klanacak esaslar\u0131, di\u011fer k\u0131s\u0131mlar\u0131, s\u00fcsleme ve g\u00fczelliklerinin bulundu\u011funa i\u015faret buyruluyor. Bundan dolay\u0131 &#8220;namaz k\u0131larlar&#8221; demekle, &#8220;namaz\u0131 ikame ederler&#8221; demek aras\u0131nda ne b\u00fcy\u00fck fark vard\u0131r. Hakikatte din gayet b\u00fcy\u00fck ve kudsi bir binad\u0131r. Ve bu binan\u0131n kerestesi, malzemeleri, \u015fekli ve plan\u0131 (yani \u015feriat) bizzat Allah&#8217;\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 ve koydu\u011fu b\u00fct\u00fcnd\u00fcr. Ona uygun olarak in\u015fas\u0131, kurulup meydana gelmesi ve i\u00e7inde saadetle ya\u015fanmas\u0131 da insanlara aittir. Temsilen (benzetme yoluyla) diyebiliriz ki, bu binan\u0131n mimar\u0131 Allah, ba\u015f kalfas\u0131 Peygamber, amelesi \u00fcmmettir. Bu binan\u0131n temeli kalplerin derinliklerinde at\u0131lacak ve a\u011f\u0131zlardan ta\u015facak, dire\u011fi tek ba\u015f\u0131na namazlarla haz\u0131rlanacak, d\u00fczlenecek ve cemaat ile g\u00f6r\u00fcnme meydan\u0131na dikilecek, sonra \u00fczerine di\u011fer k\u0131s\u0131mlar\u0131 in\u015fa edilecektir. Fakat \u015furas\u0131 unu tulmayacakt\u0131r ki, bu bina cans\u0131z de\u011fil canl\u0131d\u0131r. Bu, ge\u00e7mi\u015fler taraf\u0131ndan bir kerre yap\u0131lm\u0131\u015f olmakla sonradan gelenler, yaln\u0131z bunun i\u00e7inde oturup kalacak de\u011fillerdir. O, bir canl\u0131 b\u00fcnye gibi her g\u00fcn yap\u0131l\u0131p i\u015fletilecek, her g\u00fcn b\u00fcy\u00fcme ve inki\u015faf\u0131na hizmet edilecektir. Bu bina ve direk benzetmesi bize \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n sosyal durumunu ve bu konumda namaz\u0131n k\u0131ymet ve yerinin \u00f6nemini anlat\u0131yor. Hakikaten cemaatle namaz \u0130sl\u00e2m toplumunun dire\u011fidir ve b\u00fct\u00fcn \u0130sl\u00e2m\u00ee te\u015fkilat\u0131n binas\u0131d\u0131r. Ve cemaatle namaz k\u0131lmak ve k\u0131ld\u0131rmak, o dire\u011fi dikmektir. Tek ba\u015f\u0131na k\u0131l\u0131nan namazlar da bu dire\u011fin haz\u0131rlanmas\u0131 ve d\u00fczlenmesidir. Dosdo\u011fru, i\u00e7i-d\u0131\u015f\u0131 temiz ve muntazam olarak namaz k\u0131lmak, iman\u0131n b\u00fcy\u00fcyerek b\u00fct\u00fcn v\u00fccuttan f\u0131\u015fk\u0131rmas\u0131 ve hayat\u0131n gidi\u015fat\u0131na muntazam ve do\u011fru bir ak\u0131\u015f vermesidir. Bununla i\u00e7 ve d\u0131\u015f, m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar, temizlenir; kalp ve beden m\u00fcmarese (al\u0131\u015fma) ile kuvvetlendirilir. Herhangi bir kimsenin namazs\u0131z bulundu\u011fu haliyle namaz\u0131na devam etti\u011fi halini kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131rsan\u0131z, namazl\u0131 bulundu\u011fu zamandaki ahl\u00e2k\u0131n\u0131, herhalde y\u00fckselmi\u015f bulursunuz. &#8220;Muhakkak ki namaz k\u00f6t\u00fc ve i\u011fren\u00e7 \u015feylerden vazge\u00e7irir.&#8221; (Ankeb\u00fbt, 29\/45) \u00e2yeti, bu ger\u00e7e\u011fi anlat\u0131r. Bu kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmadaki yanl\u0131\u015fl\u0131klar, ayr\u0131 ayr\u0131 \u015fah\u0131slar\u0131 mukayese etmekten do\u011far. Baz\u0131 hususta ahl\u00e2kl\u0131 farz edilen namazs\u0131z, namaz\u0131na devam etti\u011fi zaman hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz ahl\u00e2k ve maneviyat\u00e7a daha y\u00fckselir. Namaz\u0131n\u0131 k\u0131lan kimsenin hayatta en az d\u00f6rt kazanc\u0131 vard\u0131r: Birincisi temizlik; ikincisi kalp kuvveti; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc vakitlerin intizam\u0131; d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc toplumsal d\u00fczelme. Bu faydalar, devam \u015fart\u0131yla, en resm\u00ee bir namazda bile vard\u0131r. Namaz\u0131n b\u00fcy\u00fck faydalar\u0131n\u0131 hesap etmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Fakat en ufak ahl\u00e2k\u00ee faydas\u0131 bilfiil b\u00fcy\u00fcklenmeyi k\u0131rmak, karde\u015fli\u011fe haz\u0131rlanmak, Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in i\u015f yapmaya al\u0131\u015fmakt\u0131r. Bunun i\u00e7in namazda giyinebilece\u011fi en g\u00fczel ve en temiz elbisesini giymek ve kendine gurur vermesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen bu hal i\u00e7inde \u00f6rt\u00fclecek nice ay\u0131plar\u0131n bulundu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp, y\u00fcz\u00fcn\u00fc yani aln\u0131n\u0131 ve burnunu yerlere koyarak, kalbinde iman etti\u011fi Allah huzurunda o kibir ve gururu k\u0131rarak defalarca secdeye kapanmak en m\u00fchim bir esast\u0131r. &#8220;Her cami(ye gidi\u015finiz) de g\u00fczel elbisenizi al\u0131n.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/31). Namazda \u00f6zellikle secdenin kibre olan bu m\u00fchim tesiri dolay\u0131s\u0131yledir ki, kibirliler en \u00e7ok namaz\u0131n secdesine itiraz ederler. O s\u00fcsl\u00fc elbiseler i\u00e7inde al\u0131nlar\u0131n\u0131 Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in yere koyma zorunlulu\u011fu onlar\u0131n kibir damarlar\u0131na, sinirlerine pek fena dokunur. &#8220;\u015e\u00fcphesiz bu, (Allah&#8217;a) sayg\u0131 g\u00f6sterenlerden ba\u015fkas\u0131na a\u011f\u0131r gelir.&#8221; (Bakara, 2\/45). D\u00fc\u015f\u00fcnmezler ki o s\u00fcsler, o al\u0131nlar hep Allah&#8217;\u0131n vergisidirler. Ve zaman\u0131 gelince o ya\u011fl\u0131 al\u0131nlar toza, topra\u011fa kar\u0131\u015facakt\u0131r. Hem o topraklar, o yerler o kadar hakaret edilmeye, devaml\u0131 olarak \u00e7i\u011fnenmeye lay\u0131k de\u011fildir. Zaman olur ki onlar i\u00e7in kanlar d\u00f6k\u00fcl\u00fcr. Be\u015fer hayat\u0131 oradan f\u0131\u015fk\u0131r\u0131r ve onu f\u0131\u015fk\u0131rtan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. O s\u00fcslere, o bedenlere emek vermi\u015f birtak\u0131m Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131n da haklar\u0131 ge\u00e7mi\u015ftir. \u015eu halde o topraklara, o yerlere, toprak ve yer olduklar\u0131 i\u00e7in de\u011fil, yarat\u0131c\u0131s\u0131 olan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve ululu\u011fu ad\u0131na hakk\u0131yla secdeye kapan\u0131p, kibirden ve bencillikten s\u0131yr\u0131lmak ve insanlar ile karde\u015f\u00e7e ge\u00e7inmek i\u00e7in onlar\u0131n topluluklar\u0131na kar\u0131\u015fman\u0131n pek kuds\u00ee bir g\u00f6rev oldu\u011funu unutmamak gerekir. Namaz o kibir ve gururu k\u0131rarken, ayn\u0131 zamanda insan\u0131n ruh\u00ee h\u00fcrriyetine \u00f6yle bir y\u00fckselme verir ki bu y\u00fckselme en g\u00f6rkemli krallar\u0131n huzurundaki sayg\u0131 duru\u015fundan \u00e7ok y\u00fcksektir. Bunun i\u00e7in namaz m\u00fc&#8217;minin bir mi&#8217;rac\u0131d\u0131r. Yani onu be\u015fer\u00ee olman\u0131n sertli\u011finden, tek olan Allah&#8217;a ait ar\u015fa \u00e7\u0131kartan bir merdivendir. Namazda b\u00fct\u00fcn bir be\u015fer hayat\u0131n\u0131n \u015fekli ve dereceleri d\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Allah&#8217;\u0131n huzurunda bulunmak, haz\u0131rlanmak, d\u00fc\u015f\u00fcnmek, istemek, defalarca kalkmak, b\u00fck\u00fclmek, d\u00fc\u015fmek, rahat edip oturmak nihayet selam ve selametle i\u015fini bitirmek, insan\u0131, b\u00fct\u00fcn hayat\u0131n kademelerinden ge\u00e7irterek, varl\u0131\u011f\u0131n s\u0131rlar\u0131n\u0131, d\u00fcnya ve ahireti d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrerek Cenab-\u0131 Allah&#8217;a kavu\u015fturur ve b\u00fcy\u00fck bir iman ve sevap ile yine \u00e2leme d\u00f6nd\u00fcr\u00fcr. Yine bir hadiste a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;Namaz, \u0130sl\u00e2m ile k\u00fcfr\u00fcn ay\u0131r\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>Biz burada namaz\u0131n d\u00fcnyaya ve ahirete ait, madd\u00ee ve manevi, b\u00fct\u00fcn faziletlerini ve faydalar\u0131n\u0131 sayacak de\u011filiz. \u00c7\u00fcnk\u00fc o sonsuzdur, say\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bunun b\u00fct\u00fcn toplam\u0131 din dilinde &#8220;b\u00fcy\u00fck sevap&#8221; ad\u0131yle an\u0131l\u0131r. Fakat burada namaz\u0131n, imandan sonra nas\u0131l bir ahl\u00e2k\u00ee ve sosyal prensip oldu\u011funu ve onun \u00fczerine ne kadar b\u00fcy\u00fck bir sosyal bina kurulaca\u011f\u0131n\u0131 k\u0131saca ifade etmek istedik. O b\u00fcy\u00fck binan\u0131n dire\u011fi i\u015fte \u00f6ncelikle ferd\u00ee namazlarla haz\u0131rlan\u0131r, d\u00fczene sokulur ve cemaatle dikilir. Ondan sonra da geri kalan\u0131 yap\u0131l\u0131r. \u0130\u015fte &#8220;namaz\u0131 ikame etme&#8221; tabiri bu m\u00fchim m\u00e2n\u00e2y\u0131 \u00e7ok a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde ifade ediyor ve hidayete aday m\u00fcttakileri &#8220;namaz\u0131 k\u0131larlar&#8221; diye de\u011fil, &#8220;namaz\u0131 ikame ederler&#8221; diye tarif, vasf ve medh ediyor. Bunlardan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, bunun me\u00e2linde &#8220;namaz k\u0131larlar&#8221; tabiriyle yetinmek do\u011fru de\u011fildir. Burada kelimesinin &#8220;elif-l\u00e2m&#8221;\u0131 ahd i\u00e7indir ki durumu ve s\u0131n\u0131r\u0131 bilinen &#8220;\u0130sl\u00e2m namaz\u0131&#8221; demektir. Ve bu durum yani namaz\u0131n nas\u0131l k\u0131l\u0131naca\u011f\u0131, \u015fartlar\u0131 ve r\u00fck\u00fcnleri (namaz\u0131n i\u00e7indeki farzlar\u0131), s\u00fcnnet ve edepleri, mekruhlar\u0131 ve namaz\u0131 bozan \u015feyler ile s\u0131fat ve durumu &#8220;Namaz k\u0131larken beni g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz gibi namaz k\u0131l\u0131n\u0131z.&#8221; hadis-i \u015ferifi gere\u011fince, Peygamber&#8217;den g\u00f6r\u00fclen fiil\u00ee, s\u00f6zl\u00fc ve takr\u00eer\u00ee olarak al\u0131nan s\u0131fat ve niteliktir ki, bu nitelik ve durum ta ba\u015flang\u0131\u00e7tan beri m\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda amel ile kesin bir \u015fekilde bilinir ve din kitaplar\u0131nda yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ve &#8220;y\u00fcsall\u00fbne&#8221; buyurulmay\u0131p da &#8220;ahid l\u00e2m\u0131&#8221; ile &#8220;y\u00fck\u00eem\u00fcne&#8217;s-sal\u00e2te&#8221; buyurulmas\u0131nda bu m\u00e2n\u00e2 da a\u00e7\u0131kt\u0131r. Yani &#8220;y\u00fck\u00eem\u00fcne&#8217;s-sal\u00e2te&#8221;, &#8220;dosdo\u011fru namaz k\u0131larlar&#8221; demek de\u011fil; &#8220;namaz\u0131, dosdo\u011fru k\u0131larlar&#8221; demek oldu\u011fundan gaflet edilmemelidir.<\/p>\n<p>&#8220;Sal\u00e2t&#8221; kelimesinin Arap dilinde iki kayna\u011f\u0131 vard\u0131r. Birisi genel olarak dua m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r ki, &#8220;Peygamber&#8217;e sal\u00e2t ve sel\u00e2m&#8221; dedi\u011fimiz zaman \u00f6zellikle bunu anlar\u0131z. Di\u011feri (salv) maddesinden gelen &#8220;sall\u00e2&#8221; fiilinin masdar\u0131d\u0131r ki, iki uylu\u011fu hareket ettirmek demektir. Araplar bu m\u00e2n\u00e2ca &#8220;sall\u00e2&#8221; dedikleri zaman &#8220;iki uylu\u011funu hareket ettirdi&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlarlar. Ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;at (veya k\u0131srak) kuyru\u011fuyla iki uylu\u011funu sa\u011fa sola \u00e7arpt\u0131&#8221; denilir. Salveyn uyluklar\u0131n ba\u015f\u0131ndaki iki t\u00fcmsek kemiktir. &#8220;Sall\u00e2&#8221;n\u0131n bu hareket ettirme m\u00e2n\u00e2s\u0131 tabirine benzer. Yahudiler birbirine selam ve sayg\u0131 s\u0131ras\u0131nda ba\u015f\u0131n\u0131 e\u011fer ve k\u0131\u00e7\u0131n\u0131 oynat\u0131p kas\u0131\u011f\u0131na do\u011fru bir yan b\u00fckerlermi\u015f ve bu \u015fekildeki selama Arap\u00e7a&#8217;da &#8220;iki uylu\u011fu hareket ettirme&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;tekf\u00eer&#8221; denirmi\u015f. Buna g\u00f6re &#8220;keffera&#8217;l-yah\u00fbdiyy\u00fc&#8221;, &#8220;Yahudi uyluklar\u0131n\u0131 oynat\u0131p b\u00fckerek reverans yapt\u0131.&#8221; demek olur. &#8220;K\u00e2fire&#8221; k\u0131\u00e7daki kaba ve t\u0131knaz iki etin ismidir ve &#8220;k\u00e2fire-teyn&#8221; tesniye (ikileme)dir. Bu \u015fekilde &#8220;iki uylu\u011fu hareket ettirme&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;sall\u00e2&#8221; da r\u00fck\u00fb (namazda e\u011filme) ve secdelerde yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, bizim &#8220;belini e\u011fmek&#8221; dedi\u011fimiz &#8220;iki uylu\u011fu hareket ettirme&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131l\u0131rm\u0131\u015f. Demek ki Araplar, hem yahudilerin yapt\u0131\u011f\u0131 reveransl\u0131 ba\u015f k\u0131\u00e7 selamlar\u0131n\u0131 tan\u0131rlarm\u0131\u015f, hem de yerlere e\u011filerek &#8220;kandilli temenn\u00e2&#8221; us\u00fbllerini. \u0130\u015fte l\u00fcgat bak\u0131m\u0131ndan (biri kalp ve dil i\u015fi olan dua, di\u011feri de bir beden\u00ee hareket i\u015fi olan belli fiil) iki anlama gelen &#8220;salat&#8221; kelimesi, dinde Peygamberimizden g\u00f6r\u00fclegeldi\u011fi \u00fczere kalbe, dile ve bedene ait fiiller ve \u00f6zel esaslardan olu\u015fmu\u015f gayet intizaml\u0131, k\u00e2mil (eksiksiz) bir ibadetin ismi olmu\u015ftur ki, nec\u00e2set (pislikler)ten temizlenme, hades (manevi pislikler)den temmizlenme, setr-i avret (avret yerlerinin \u00f6rt\u00fclmesi), vakit, niyyet, k\u0131bleye d\u00f6nmek ad\u0131yle alt\u0131s\u0131 d\u0131\u015f\u0131ndan ba\u015flayan \u015fart; iftitah (ba\u015flang\u0131\u00e7) tekbiri, k\u0131yam (ayakta durmak), k\u0131raet (Kur&#8217;\u00e2n okumak), r\u00fck\u00fb (e\u011filmek), s\u00fcc\u00fbd (secdeler), te\u015fehh\u00fcd miktar\u0131 (\u015fehadet kelimesi getirecek kadar bir zaman) k\u00e2de-i ah\u00eere (son oturu\u015f) ad\u0131yle i\u00e7inde yap\u0131lan alt\u0131 esas olmak \u00fczere en az on iki farz\u0131; F\u00e2tiha, zamm-\u0131 s\u00fbre (F\u00e2tiha&#8217;ya eklenen s\u00fbre), t\u00e2dil-i erk\u00e2n (namaz\u0131n esaslar\u0131na hakk\u0131yle uyma), k\u00e2de-i \u00fbl\u00e2 (ilk oturu\u015f) ve di\u011ferleri gibi bir tak\u0131m vacipleri; bunlardan ba\u015fka bir\u00e7ok s\u00fcnnetleri, m\u00fcstehaplar\u0131, edepleri, mekruhlar\u0131 ve m\u00fcfsid\u00e2t\u0131 (namaz\u0131 bozan \u015feyler) vard\u0131r. Sonra be\u015f vakit ve Cuma gibi farz, vitir ve bayram gibi vacip ve di\u011fer m\u00fcekket s\u00fcnnet ve gayr-i m\u00fcekket s\u00fcnnet, nafileler olmak \u00fczere \u00e7e\u015fitleri ve k\u0131s\u0131mlar\u0131 vard\u0131r ki, a\u00e7\u0131klamas\u0131 f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131na aittir. Cemaatle k\u0131lmak da Cuma&#8217;da farz, di\u011ferlerinde vacip veya m\u00fcekked s\u00fcnnettir. Ve burada &#8220;sal\u00e2t&#8221;dan as\u0131l maksat, farz olanlard\u0131r. &#8220;Sal\u00e2t&#8221; kelimesinin &#8220;l\u00e2m&#8221; harfi ince de okunur, kal\u0131n da. Kal\u0131n okunmak itibariyle &#8220;vav&#8221;la yaz\u0131l\u0131r, Ver\u015f k\u0131r\u00e2etinde de kal\u0131n okunur.<\/p>\n<p>O m\u00fcttak\u00ee (Allah&#8217;tan hakk\u0131yle korkan)ler sadece iman ile ve yaln\u0131z namaz\u0131 dosdo\u011fru k\u0131lmak gibi bedene ait ibadetlerle de kalmaz, m\u00e2l\u00ee (malla ilgili) ibadetlerde de bulunurlar. Kendilerine nasip ve k\u0131smet etti\u011fimiz r\u0131z\u0131ktan, madd\u00ee ve hatta manev\u00ee \u015feylerden az \u00e7ok har\u00e7 ve infak eder, Allah yolunda harcamada da bulunurlar. id\u011f\u00e2m ile &#8216;d\u0131r, &#8220;m\u00e2&#8221; kelimesinin T\u00fcrk\u00e7emizde en g\u00fczel kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 &#8220;nesne&#8221;dir. Fakat biz bu kelimeyi kaybetmek \u00fczere bulundu\u011fumuzdan &#8220;\u015fey&#8221; diyoruz. Ger\u00e7i &#8220;m\u00e2&#8221; genelde veya \u00e7o\u011funlukla &#8220;\u015fey&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131labilirse de, as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 &#8220;ak\u0131ls\u0131z olan \u015fey&#8221; veya \u015feylerdir. Yani nesnelerdir. Ak\u0131ll\u0131ya &#8220;men&#8221; denilir. Ve bunun i\u00e7in eskiden &#8220;m\u00e2&#8221; nesne, &#8220;men&#8221; kimesne (kimse) diye ay\u0131rt edilirdi.<\/p>\n<p>&#8220;R\u0131z\u0131k&#8221;, asl\u0131nda Arap\u00e7a&#8217;da &#8220;haz&#8221; ve &#8220;nasip&#8221; anlam\u0131nda isim olup, nasip etmek, r\u0131z\u0131kland\u0131rmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nda masdar dahi olur ki onun fiilidir. Ve bu karine ile &#8220;m\u00e2&#8221; isim olan r\u0131z\u0131ktan ibaret olur. Ehl-i S\u00fcnnet&#8217;e g\u00f6re \u015fer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131 da l\u00fcgat m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n ayn\u0131d\u0131r ki, &#8220;Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n canl\u0131ya zevk ve faydalanma nasip etti\u011fi \u015fey&#8221; diye tarif edilir. \u015eu halde m\u00fclk olsun olmas\u0131n, yenilen, i\u00e7ilen ve di\u011fer \u015fekillerde kullan\u0131lmas\u0131ndan faydalan\u0131lan mallara uygun oldu\u011fu gibi evlad\u0131, e\u015fi, gayret ve i\u015fi, ilim ve bilgileri dahi i\u00e7ine al\u0131r. Fakat hepsinde istifade edilmi\u015f olmak \u015fartt\u0131r. Bu faydalanma, d\u00fcnyaya ve ahirete ait faydalanmadan daha geneldir.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re din\u00ee ve d\u00fcnyev\u00ee bilfiil faydalan\u0131lamayan mal, m\u00fclk, evlat ve aile, ilim ve bilgi r\u0131z\u0131k de\u011fildirler. Bu \u015fekilde bir\u015fey, \u00e7e\u015fitli faydalanma \u015fekillerine g\u00f6re farkl\u0131 kimselerin r\u0131zk\u0131 olabilir. Fakat mal\u0131ndan, g\u00fcc\u00fcnden, ilminden faydalanmayanlar r\u0131z\u0131klanm\u0131\u015f de\u011fildirler.<\/p>\n<p>&#8220;\u0130nfak&#8221;, mal\u0131n elden \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131, har\u00e7 ve sarfedilmesi demektir. Din\u00ee bak\u0131mdan farz, vacip, mendub k\u0131s\u0131mlar\u0131 vard\u0131r. Bu &#8220;infak&#8221; karinesiyle ya &#8220;r\u0131z\u0131k&#8221; mala tahsis edilmek veya &#8220;infak&#8221; mecaz yoluyla maldan ba\u015fkas\u0131na da genelle\u015ftirmek gerekecektir. A\u00e7\u0131k olan birincisidir, fakat ikincisi de muhtemeldir. \u015eu halde \u00e2yetin bu k\u0131sm\u0131, ilk bak\u0131\u015fta zekat ve di\u011fer sadakalar ba\u011f\u0131\u015flar, yard\u0131mlar ve vak\u0131f gibi, fakirlere, di\u011fer \u00e7e\u015fitli hay\u0131rlara, aileye yard\u0131m gibi b\u00fct\u00fcn mal ile yap\u0131lan ibadetleri i\u00e7ine al\u0131r ki, ilerde &#8220;Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklar\u0131n\u0131 soruyorlar. De ki: &#8216;Verdi\u011finiz hay\u0131r, ana-baba, yak\u0131nlar, \u00f6ks\u00fczler, yoksullar ve yolda kalm\u0131\u015flar i\u00e7indir. Yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z hayr\u0131, muhakkak, Allah bilir.&#8221; (Bakara, 2\/215) gibi \u00e2yetlerle a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r. \u0130kincisi ilim \u00f6\u011fretme ve di\u011ferleri gibi manev\u00ee \u015feyleri de i\u00e7ermektedir. Bununla beraber bunlar\u0131n hepsinin ba\u015f\u0131nda, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n binas\u0131ndan biri olan zekat vard\u0131r. Ve bunun i\u00e7in bir\u00e7ok tefsirciler burada ilk \u00f6nce ve bizzat kastedilen \u015feyin zekat oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. Fakat kurtulu\u015fun kendisine tahsis edilmesi bak\u0131m\u0131ndan, namazda oldu\u011fu gibi burada da farz olan infak kastedilmek gerekirse de, infak\u0131n farz olu\u015fu yaln\u0131z zekata tahsis edilmedi\u011finden muhakk\u0131k\u00een-i m\u00fcfessir\u00een (ara\u015ft\u0131rmac\u0131 tefsirciler) bunu genelle\u015ftirme tarafl\u0131s\u0131d\u0131rlar. Ancak bu ortamda zekat\u0131n birinci mevkii i\u015fgal etti\u011fi de unutulmamal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130sl\u00e2m binas\u0131n\u0131n ikincisi de zekatt\u0131r. Bir hadis-i \u015ferifte de g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere &#8220;Zekat \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n k\u00f6pr\u00fcs\u00fcd\u00fcr.&#8221;. \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n bir k\u00f6pr\u00fcs\u00fc, bir ge\u00e7ididir. Dinin, iman ile temeli at\u0131l\u0131p, namaz ile dire\u011fi dikildikten sonra, ge\u00e7ilecek m\u00fchim bir ge\u00e7idi vard\u0131r ki, zekat i\u015fte o ge\u00e7idi ge\u00e7irecek bir k\u00f6pr\u00fc olmak \u00fczere kurulacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fcnya ve ahirette korunmak i\u00e7in yap\u0131lacak olan g\u00f6rkemli \u0130sl\u00e2m binas\u0131n\u0131n, d\u00fcnyadaki &#8220;d\u00e2ru&#8217;l-\u0130sl\u00e2m&#8221; (\u0130sl\u00e2m yurdu), ahiretteki &#8220;d\u00e2ru&#8217;s-selam&#8221; (esenlik yurdu)\u0131n yap\u0131m\u0131 i\u00e7in birtak\u0131m mal\u00ee masraflar\u0131 vard\u0131r ki, bunlar mal\u00ee ibadetler ile yap\u0131lacakt\u0131r ve bunun en zarurisini de zekat te\u015fkil eder. Zira &#8220;Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yard\u0131m dileriz.&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/5) diye bir tevhid \u00fcslubu i\u00e7inde sadece Allah&#8217;a kulluk etmek ve karde\u015f topluluk ile namaz k\u0131labilmek i\u00e7in saflar\u0131 do\u011frultmak ve o saflarda bir e\u015fitlik duygusu ile devaml\u0131 bir \u015fekilde bulunmak gereklidir. Bu ise, o toplum i\u00e7inde g\u00fcnl\u00fck az\u0131kla yetinme durumunda olan kimselerin kalmamas\u0131 ile m\u00fcmk\u00fcn olur. Bir a\u00e7 ile bir tokun bir safta kur\u015funla kenetlenmi\u015f binalar gibi bir sevgi ve karde\u015flik duygusuyla birbirine kalben per\u00e7inlenmesi kabil de\u011fildir. \u015eu halde cemaatin hakiki bir ibadet birli\u011fi i\u00e7inde olmas\u0131, ger\u00e7ekten fakir ve kimsesiz olanlar\u0131n g\u00f6zetilmesi ve \u00e7al\u0131\u015fabileceklerin \u00e7al\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 i\u00e7in ilk \u00f6nce zekat ve f\u0131t\u0131r sadakalar\u0131 ile, zenginlerle fakirler aras\u0131ndaki u\u00e7urumu kapatarak bir sevgi ba\u011f\u0131n\u0131n kurulmas\u0131, hem de hepsinin mevlas\u0131 (efendisi) Allah Te\u00e2l\u00e2 oldu\u011funu bildiren bir duygu ve iman ile kurulmas\u0131 b\u00fcy\u00fck bir g\u00f6revdir. Bu g\u00f6revin, bu niyetle yap\u0131lmas\u0131nda m\u00fcsl\u00fcman art\u0131k yaln\u0131zl\u0131\u011f\u0131nda be\u015fer\u00ee baya\u011f\u0131l\u0131ktan silkinecek, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bir halifesi (yani bir vekili) olmak r\u00fctbesini kazanacak ve elindeki mal\u0131n Allah&#8217;\u0131n mal\u0131 oldu\u011funu ve kendisinin onu, muhta\u00e7 olan Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na ula\u015ft\u0131rmaya g\u00f6revli bulundu\u011funu anlayarak: &#8220;Al karde\u015fim, bu benim de\u011fil, senin hakk\u0131nd\u0131r, bende bir emanettir, ben sana Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n g\u00f6nderdi\u011fi \u015fu \u00e7\u0131k\u0131n\u0131, postalanm\u0131\u015f koliyi teslim etmeye g\u00f6revlendirilmi\u015f bir da\u011f\u0131t\u0131c\u0131y\u0131m.&#8221; diyerek, ayn\u0131 \u015fekilde al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ile fakirin, sab\u0131rl\u0131 fakirin hakk\u0131n\u0131 vererek kalbini ok\u015fayacak ve bununla o toplulu\u011fun m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar a\u00e7\u0131klar\u0131n\u0131 kapatacakt\u0131r. \u0130\u015fte Kitap ve S\u00fcnnet&#8217;in ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131na g\u00f6re f\u0131k\u0131h us\u00fbl\u00fc ve f\u0131kha ait kitaplar\u0131m\u0131z\u0131n zekat g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc \u00f6zet olarak budur. Bu \u015fekilde zekat, m\u00fcsl\u00fcman\u0131, be\u015fer\u00ee d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fcklerden ilah\u00ee vekilli\u011fe ge\u00e7iren bir k\u00f6pr\u00fcd\u00fcr. Namaz, hayat kademelerinden ilah\u00ee huzura \u00e7\u0131karan bir mi&#8217;rac oldu\u011fu gibi, zekat da o mi&#8217;racda al\u0131nan bir ilah\u00ee g\u00f6revin k\u00f6pr\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Ve her m\u00fcsl\u00fcman, bu k\u00f6pr\u00fcy\u00fc yap\u0131p ge\u00e7meye, yani zekat vermek i\u00e7in hel\u00e2l mal kazan\u0131p zekat verecek dereceye \u00e7\u0131kmaya \u00e7al\u0131\u015facak ve hen\u00fcz verecek halde de\u011filse, en az onun y\u00fcksekli\u011fine iman ile dolu olacakt\u0131r. Yani m\u00fcsl\u00fcman\u0131n g\u00f6z\u00fc, zekat almaya de\u011fil, vermeye d\u00f6n\u00fck bulunacak ve ancak \u00e7aresiz kald\u0131\u011f\u0131 zaman zekat ve sadaka alabilecek ve tersi durumda ald\u0131\u011f\u0131n\u0131n haram oldu\u011funu unutmayacakt\u0131r. Bu \u015fekilde kurulan \u0130sl\u00e2m toplumunun namaz\u0131nda ne b\u00fcy\u00fck bir birlik kuvveti bulunaca\u011f\u0131 ve bunlar\u0131n o g\u00f6rkemli \u0130sl\u00e2m binas\u0131n\u0131 tamamlamak ve bitirmek i\u00e7in nas\u0131l bir a\u015fk ve \u015fevkle \u00e7al\u0131\u015fmaya at\u0131lacaklar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, \u0130sl\u00e2m dininin esas\u0131ndaki y\u00fckseklik ve bu \u00e2yetlerle o m\u00fcttak\u00eelere verilen \u00f6\u011fme de\u011ferinin \u00f6nemi derhal anla\u015f\u0131l\u0131r ki, ilerde a\u00e7\u0131klanacak olan orucun da bu noktay\u0131 her kalbe hissettirmek i\u00e7in m\u00fchim bir terbiye \u00f6zelli\u011fi bulundu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki bu \u00e2yette \u0130sl\u00e2m binas\u0131ndan, imandan sonra iki amel zikredilmi\u015ftir ve dinde bunlar di\u011ferlerinden \u00f6nce farz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r: Namaz, zekat. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar, b\u00fct\u00fcn ibadetlerin asl\u0131d\u0131rlar ve burada bilhassa an\u0131lmalar\u0131 \u00f6zelliklerinden dolay\u0131 de\u011fil, di\u011ferlerinin \u00e7e\u015fitlili\u011fine i\u015fareti de i\u00e7ine al\u0131c\u0131 olduklar\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r. Zira b\u00fct\u00fcn ibadetler iki \u00e7e\u015fide ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Biri bedene ait ibadetler, di\u011feri de mala ait ibadetlerdir. Hac gibi hem beden\u00ee ve hem de mal\u00ee olan \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir k\u0131s\u0131m dahi bu iki de\u011ferin birle\u015fmesidir. \u015eu halde namaz, b\u00fct\u00fcn beden\u00ee ibadetlerin as\u0131l temsilcisi; zekat da b\u00fct\u00fcn mal\u00ee ibadetlerin as\u0131l temsilcisidir. Ve bunlar iman\u0131n ilk m\u00fceyyidesi (yapt\u0131r\u0131m\u0131) ve amel ile ilk geli\u015fmesidirler. Buna g\u00f6re bu \u00e2yet-i kerimede b\u00fct\u00fcn iman prensipleri gaybde; b\u00fct\u00fcn amellerin esaslar\u0131 da namaz ve infak (Allah yolunda harcama)da \u00f6zetlenerek, \u0130slam dininin ilm\u00ee, amel\u00ee, esaslar\u0131 ve dallar\u0131 k\u0131saca anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bunlar F\u00e2tiha s\u00fbresinde &#8220;Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yard\u0131m dileriz.&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/5) antla\u015fmas\u0131yla do\u011fru yol ve en son &#8220;hamd&#8221; ba\u015fl\u0131\u011f\u0131nda toplanm\u0131\u015f idi.<\/p>\n<p>4-Bundan sonra gaybda \u00f6zetlenen imana ait esaslar vahiy ve n\u00fcb\u00fcvvet (peygamberlik) meselesi olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan bir derece daha a\u00e7\u0131klanarak buyuruluyor ki; ve o muttak\u00eeler ki, hem sana vahiy ve inzal edilen ve edilmekte olan Kitap ve \u015feriata, hem de senden \u00f6nce vahiy ve inzal edilmi\u015f bulunan (yani Tevrat, \u0130ncil, Zebur, Suhuf gibi) kitaplara iman ederler ki, bu iman da Muhammed (s.a.v.)&#8217;nin peygamberli\u011fine ve b\u00fct\u00fcn ge\u00e7mi\u015f peygamberlerin peygamberliklerine iman ile m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc habere iman, haber verene im\u00e2n\u00e2 ba\u011fl\u0131 bulundu\u011fu gibi, onlara t\u00fcm indirilenlerden birisi de peygamberlikleri davas\u0131d\u0131r. \u00d6nceki \u00e2yet, b\u00fct\u00fcn m\u00fcsl\u00fcman m\u00fcminler; bu \u00e2yet de \u00f6nce Ehl-i kitaptan olup da m\u00fcsl\u00fcman olan m\u00fcminler hakk\u0131nda indi deniliyor. Bununla beraber b\u00f6yle olmas\u0131 iki \u00e2yetin birbirini tamamlay\u0131c\u0131 ve a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 olmas\u0131na engel de\u011fildir. Ve ge\u00e7mi\u015fe iman, ge\u00e7mi\u015fi hikayeden ibaret zannedilmemelidir. \u015eu halde b\u00fct\u00fcn inzal edilmi\u015f kitaplara ve ge\u00e7mi\u015f peygamberlere, esas itibariyle iman da, \u0130sl\u00e2m iman ve inanc\u0131ndan bir par\u00e7ad\u0131r ki &#8220;Allah&#8217;a inand\u0131k deyiniz&#8230;&#8221; (Bakara, 2\/136) gibi \u00e2yetlerde bu durum a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in M\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k b\u00fct\u00fcn semav\u00ee dinlerin \u015fahididir. Zira imana ait meselelerde nesih (iptal etme) yoktur, tamamlama vard\u0131r. Nesih, amele ait h\u00fck\u00fcmler itibariyle cereyan eder. Bu ve benzeri Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetleri ve Peygamber&#8217;in s\u00fcnnetleri bize \u00f6zellikle \u015funu g\u00f6sterir ki, M\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k dini geneldir. B\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 i\u00e7eren ve vahye dayanan dinlerin hepsine h\u00fcrmetk\u00e2r bir dindir. Di\u011fer dinler ise t\u00e2bi bulunduklar\u0131 bayrak alt\u0131nda, din i\u015fleri bak\u0131m\u0131ndan, kendilerinden ba\u015fkalar\u0131n\u0131 ya\u015fatmazlar, vicdanlar\u0131n\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131 dar ve k\u0131sad\u0131r. Bunlar, kendilerinden ba\u015fkas\u0131na hayat hakk\u0131 tan\u0131mamay\u0131 dinin gere\u011fi bilirler. Tan\u0131rlarsa yaln\u0131z politik bir zorlama ile tan\u0131rlar. Yak\u0131n zamanlara kadar hristiyan devletlerin i\u00e7inde kendilerinden ba\u015fka bir millet ya\u015fatt\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclmemi\u015f ve bu sebeple bunlar ba\u015fka dinden olan kavimlere hakim olamam\u0131\u015ft\u0131. Son zamanlarda bu vicdan darl\u0131\u011f\u0131ndaki politik hastal\u0131\u011f\u0131 g\u00f6ren Avrupa devletleri Katoliklik ve Protestanl\u0131k kavgalar\u0131ndan do\u011fan bir vicdan h\u00fcrriyeti davas\u0131yla Frans\u0131z ink\u0131l\u00e2b\u0131ndan sonra liberallik, laiklik ve insanl\u0131k kelimeleri alt\u0131nda H\u0131ristiyanl\u0131k kelimesinden sapmaya do\u011fru y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f ve o zamandan beri di\u011fer milletler \u00fczerinde h\u00fck\u00fcmet kurmaya yol bulabilmi\u015flerdir. Fakat bu kelimeler olumlu ve merhametli, genel bir hak vicdan\u0131 kurulmas\u0131n\u0131 de\u011fil, dinsizli\u011fe ve bencilli\u011fe do\u011fru olumsuz bir gidi\u015fi hedef ald\u0131\u011f\u0131ndan, ilme ve sanayiye ait geli\u015fmelerini ger\u00e7e\u011fe ba\u011flayacak yerde, insanl\u0131\u011f\u0131 haktan uzakla\u015fmaya, vicdans\u0131zl\u0131\u011fa ve ihtiraslara s\u00fcr\u00fcklemi\u015f ve sonucu da \u0130sl\u00e2miyet&#8217;in g\u00f6sterdi\u011fi ger\u00e7ek ve olumlu h\u00fcrriyet haklar\u0131 ile insanl\u0131\u011fa temin etti\u011fi ve yayd\u0131\u011f\u0131 ger\u00e7ek evrensel hayattan uzakla\u015fmak ve hayat\u0131n \u0131zd\u0131raplar\u0131n\u0131 art\u0131rmaktan ibaret olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131yla denilebilir ki, \u015fimdiki insanlar, Peygamberimizin g\u00f6nderildi\u011fi zamanda oldu\u011fu gibi, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n nurunun genel bir geli\u015fmesini ve herkesin selameti i\u00e7in, ger\u00e7e\u011fin b\u00fct\u00fcn insanl\u0131k \u00fczerinde kuvvetli bir egemenli\u011fini g\u00f6rmek derdiyle k\u0131vran\u0131p \u00e7abalamaktad\u0131rlar. \u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n \u015fimdiki sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131, be\u015feriyetin do\u011fru \u00fczerinde egemen olmas\u0131 fikrinde toplan\u0131yor. Bu ise, insanlar aras\u0131nda en kuvvetli g\u00f6r\u00fcnenlerin &#8220;tap\u0131lan bir yarat\u0131c\u0131&#8221; gibi kabul edilmesine sebep oluyor. Bu, tutkular\u0131n kuvvetlenmesiyle hukukun (haklar\u0131n) \u00e7i\u011fnenmesini, herkesin selamet ve emniyetinin bozulmas\u0131n\u0131 do\u011furuyor. Halbuki insan\u0131n saadeti ger\u00e7ekte insanl\u0131\u011f\u0131n hakka egemen olmas\u0131 davas\u0131nda de\u011fil, hakk\u0131n insanl\u0131\u011fa egemenli\u011fi esas\u0131ndad\u0131r. Ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n e\u015fit ya\u015famak i\u00e7in &#8220;Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yard\u0131m bekleriz.&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/5) antla\u015fmas\u0131yla \u00f6\u011fretti\u011fi &#8220;yarat\u0131l\u0131\u015f kanunu&#8221; da budur. \u015eu halde insanl\u0131k, ya hakka (do\u011fruya) \u00fcst\u00fcn gelmek davas\u0131yle ihtiras ve \u0131zd\u0131rap i\u00e7inde birbirini yiyip gidecek veya Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya iman ile onun mutlak egemenli\u011fine uymak i\u00e7in \u0130sl\u00e2m dinine ve Muhammed (s.a.v.)&#8217;in bildirilerine sar\u0131lacakt\u0131r. Hakk&#8217;\u0131, insan\u0131n emri alt\u0131nda g\u00f6ren dar vicdanlar\u0131n kurtulu\u015fa ereceklerini ve be\u015feriyetin dairesi i\u00e7in bir olumlu kutup olabileceklerini zannetmek ne b\u00fcy\u00fck hatad\u0131r! B\u00fcy\u00fck vicdanlar, Hakk&#8217;\u0131 bir bilir ve haktan gelenin hepsine, her birinin kendi derecesine g\u00f6re k\u0131ymet verir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte \u0130slam&#8217;\u0131n kalbi, bu b\u00fcy\u00fck iman ve vicdan\u0131n sahibidir. O, herkese bu imaniyle g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc a\u00e7ar. B\u00fct\u00fcn be\u015fer vicdan\u0131n\u0131 bu geni\u015flik ve anlay\u0131\u015fl\u0131l\u0131kla hakka yakla\u015ft\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Bunu kavrayamayan, bu y\u00fcksekli\u011fe eremeyenleri de hakk\u0131n birlik ve kapsam\u0131na sald\u0131rmamak ve hakka az \u00e7ok uymay\u0131 kabul etmek \u015fart\u0131yle kendi din\u00ee sahalar\u0131nda h\u00fcr tutarak g\u00f6\u011fs\u00fcnde ya\u015fat\u0131r ve onlar\u0131n ya\u015fama haklar\u0131na h\u00fcrmeti de yaln\u0131z g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe has bir siyasetin de\u011fil, ger\u00e7ek dinin gere\u011fi bilir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten &#8220;Ahirete ait kuvvetli bilgi sahibi olacak olanlar da ancak bunlard\u0131r, bu geni\u015f\u00e7e imana sahip olanlard\u0131r.&#8221; Mesela &#8220;Hazreti Musa peygamberdi ama, \u0130sa de\u011fildi; Tevrat, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131d\u0131r, \u0130ncil de\u011fildir; yahut Musa ve \u0130sa (a.s.) peygamber idiler, ama -h\u00e2\u015f\u00e2- Muhammed (s.a.v.) de\u011fildir; olsa bile bizim de\u011fil, Araplar&#8217;\u0131n peygamberidir; Tevrat ve \u0130ncil Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131d\u0131rlar, fakat Kur&#8217;\u00e2n de\u011fildir.&#8221; gibi s\u00f6zlerle Allah&#8217;\u0131n peygamberlerini farkl\u0131 g\u00f6ren, kimine inan\u0131p kimine inanmayarak Muhammed (s.a.v.)&#8217;in peygamberli\u011fini ve ona inen Kitap ve dini tan\u0131mayanlar\u0131n ahiret hakk\u0131nda birtak\u0131m zanlar\u0131, baz\u0131 kanaatlar\u0131 bulunsa bile yak\u00eenleri (kuvvetli bilgileri) yoktur. Ger\u00e7i her felsefede, her dinde bir ahiret fikri vard\u0131r. Fakat bunlar\u0131n \u00e7o\u011fu delilsiz birtak\u0131m emellerden, ideallerden ibaret kal\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc meseleler ve ahiret yolunun varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n imkan\u0131 ak\u0131l ve kalp ile her zaman sabit olursa da, ger\u00e7ekle\u015fmesinde akl\u00ee delil, varsay\u0131mlar ve kalb\u00ee temenniler yeterli de\u011fildir. O ancak Allah taraf\u0131ndan gelen sayg\u0131de\u011fer peygamberlerin sad\u0131k haberleri ile bilinebilecek gaybe dair haberlerdendir. Bunu sona erdiren ve tamamlayan ise peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed Mustafa (s.a.v.)&#8217;d\u0131r. \u015eu halde peygamberlere iman etmiyenlerin, ahirete do\u011fru imanlar\u0131 olamayaca\u011f\u0131 gibi, ge\u00e7mi\u015f peygamberlere iman edenler bile son peygambere ve ona indirilen Kitap ve \u015feriata iman etmedik\u00e7e, ahiret hakk\u0131ndaki iman ve kanaatleri yak\u00een (kesinlik) derecesini bulamaz; hak vak\u0131a (olgu)ya uygun olamaz. Mesela Yahudiler: &#8220;Cennete ancak yahudi olanlar girecektir.&#8221; (Bakara, 2\/111) ve &#8220;Bize cehennem ate\u015fi olsa olsa say\u0131l\u0131 birka\u00e7 g\u00fcn dokunacakt\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/80) derler. H\u0131ristiyanlar da ayn\u0131 s\u00f6z\u00fc kendileri hakk\u0131nda s\u00f6ylerler. Kendilerinden ba\u015fkas\u0131na d\u00fcnya ve ahirette hayat ve saadet hakk\u0131 tan\u0131mazlar. Ve sonra cennetin nimetleri, d\u00fcnya nimetleri cinsinden midir? Devaml\u0131 m\u0131d\u0131r, de\u011fil midir? O, bir ruhun ebed\u00ee olmas\u0131 meselesi, midir, de\u011fil midir? diye ihtilaf ederler. Halbuki Allah&#8217;\u0131 bir bilip, b\u00fct\u00fcn peygamberleri tasdik ve ahir zaman peygamberinin peygamberli\u011fine ve ona indirilen Kitap ve \u015feriate de iman ettikleri zaman \u015fahs\u00ee ve ki\u015fisel olan o gibi bozuk kanaatlar\u0131, ger\u00e7e\u011fe uymayan inan\u0131\u015flar\u0131 Muhammed (s.a.v.)&#8217;e ait tebli\u011flere imanla gider de, ahiret hakk\u0131nda ger\u00e7e\u011fe uygun kuvvetli bilgi elde ederler. D\u00fcnya hak, ahiret de hak, hayat hak, \u00f6l\u00fcm ve k\u0131yamet de hak, \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmek de var. O da hak, ha\u015fir (k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc toplanmak) hak, sual hak, hesab (hesaba \u00e7ekilmek) hak, m\u00eezan (tart\u0131) hak, s\u0131rat hak, sevap hak, \u0131k\u00e2b (ceza) hak, cennet hak, cehennem hak. Ve hepsinin \u00fcst\u00fcnde r\u0131dvan-\u0131 ekber (en b\u00fcy\u00fck Allah r\u0131zas\u0131) ve Allah&#8217;\u0131n cemalini g\u00f6rmek de hak, Allah&#8217;\u0131n izniyle m\u00fcminlere \u015fefaat da hak; cennet ebed\u00ee, cehennem de ebed\u00ee. Bununla beraber o ebed\u00ee cehenneme girdikten sonra kurtulup \u00e7\u0131kacak ve nihayet cennete gidecek olanlar da var. Ahiret nimetlerinde, d\u00fcnya nimetlerine benziyenler de var, d\u00fcnyada g\u00f6r\u00fclmedik, i\u015fitilmedik, hat\u0131ra gelmedik \u015feyler de var. \u015eu fark ile ki, ahiret nimetleri sonsuz ve elemsiz. D\u00fcnyan\u0131n ilm\u00ee kanunlar\u0131, ahiretin b\u00fct\u00fcn incelikleriyle ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 anlamaya elveri\u015fli de de\u011fil. Onu hakikatiyle bilmek, hakk\u0131n (ger\u00e7e\u011fin) temelini bilmeye ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u0130lmin kanunlar\u0131, bize onun akla uymayan bir imkans\u0131zl\u0131k olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve nihayet mutlak bir gayb \u00e2leminin bulundu\u011funu ve bug\u00fcn\u00fcn her halde bir yar\u0131n\u0131 oldu\u011funu ve ona haz\u0131rlanmam\u0131z\u0131n gere\u011fini isbat eder ve anlat\u0131r. Fakat o yar\u0131n\u0131n nas\u0131l olaca\u011f\u0131n\u0131 ancak Allah bilir ve gaybtan haberi olan \u015ferefli peygamberler haber verebilir.<\/p>\n<p>&#8220;Ahiret&#8221; kelimesi esasen &#8220;\u00e2hir&#8221; kelimesinin m\u00fcennesi (di\u015fisi)dir ki, &#8220;son&#8221; ve &#8220;sonraki&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na s\u0131fat iken \u015feriat dilinde &#8220;ahiret yurdu&#8221; ve &#8220;ahiret hayat\u0131&#8221; ve &#8220;ahiretin ne\u015f&#8217;eti&#8221; tamlamalar\u0131n\u0131n hafifletilmi\u015fi olarak isim olmu\u015ftur. Kar\u015f\u0131t\u0131 olan &#8220;d\u00fcnya&#8221; kelimesi de b\u00f6yledir. &#8220;Ahiret&#8221;, k\u00e2h &#8220;d\u00fcnya&#8221; ve k\u00e2h &#8220;\u00fbl\u00e2&#8221; (ilk) kelimesinin kar\u015f\u0131t\u0131 olarak kullan\u0131l\u0131r. Ahiret yurdu tam bir hayat, ebedi hayatt\u0131r. Tam hayat\u0131 insanlar\u0131n kimisi yaln\u0131z akl\u00ee ve ruhan\u00ee kabul eder, kimisi de duygusal ve cisman\u00ee (bedene ait). Fakat ger\u00e7e\u011fini hen\u00fcz bilmedi\u011fimiz hayat\u0131n bizce kemali (olgunlu\u011fu), hem akl\u00ee ve hem hiss\u00ee olu\u015fundad\u0131r. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bize bildirdi\u011fi ahiret hayat\u0131 ise &#8220;hayat\u0131n en m\u00fckemmeli&#8221; oldu\u011fundan biz ona inan\u0131r\u0131z, felsef\u00ee derinlikleriyle u\u011fra\u015fmay\u0131 l\u00fczumsuz sayar\u0131z. Ben, &#8220;ben&#8221; dedi\u011fim zaman ruh ve bedenimin birli\u011fi noktas\u0131na bas\u0131yorum ve hayat\u0131 da bunda biliyorum. Gayb \u00e2leminin bug\u00fcnk\u00fc g\u00f6r\u00fcnen \u00e2lemden sonsuz derecede geni\u015f ve m\u00fckemmel oldu\u011funu bilyoruz ve her halde yar\u0131n i\u00e7in daha \u00fcst\u00fcn bir hayat\u0131n muhakkak oldu\u011fu ku\u015fkusuzdur. Buna &#8220;acaba!&#8221; diyenler kalpleri k\u00f6r olanlard\u0131r. Maddemiz erir, genel maddeye kar\u0131\u015f\u0131r; kuvvetimiz da\u011f\u0131l\u0131r, genel kuvvete kar\u0131\u015f\u0131r, hepsi erir Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya d\u00f6ner. \u00d6nce Allah&#8217;tan kendime geldim, yine Allah&#8217;a gidece\u011fim. Gidersem, Rabb\u0131m\u0131n bir \u00e2leminde daha ni\u00e7in kendime gelemiyeyim? Ni\u00e7in rahmetlerine eremiyeyim? Hemen Cenab-\u0131 Hak g\u00fczel sonu\u00e7lar nasip etsin. Felsefenin, &#8220;olan yine olacakt\u0131r&#8221; diyen &#8220;\u0131tt\u0131rat = uyum, ritim&#8221; kanunu, &#8220;illiyyet = nedensellik&#8221; kanunu bile bu kat&#8217;\u00ee bilgimi zaruri k\u0131lmaz m\u0131? Peygamber efendimizden rivayet olunuyor ki \u015f\u00f6yle buyurmu\u015flar: &#8220;\u015ea\u015fmak, b\u00fct\u00fcn \u015fa\u015fmak ona ki Allah&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn halk\u0131n\u0131 (yaratt\u0131klar\u0131n\u0131) g\u00f6r\u00fcp dururken Allah hakk\u0131nda \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fer. \u015euna \u015fa\u015f\u0131l\u0131r ki ilk do\u011fu\u015fu tan\u0131r da, son do\u011fu\u015fu ink\u00e2r eder. \u015euna da \u015fa\u015f\u0131l\u0131r ki, her g\u00fcn, her gece \u00f6l\u00fcp dirilip dururken \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmeyi ve k\u0131yameti ink\u00e2r eder. \u015euna da \u015fa\u015f\u0131l\u0131r ki, cennete ve cennet nimetlerine inan\u0131r da yine aldat\u0131c\u0131 d\u00fcnya i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. \u015euna da \u015fa\u015f\u0131l\u0131r ki, ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131n bula\u015f\u0131k bir nutfe (sperme), sonunun \u00e7irkin bir le\u015f oldu\u011funu bilir de yine b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslar ve \u00f6\u011f\u00fcn\u00fcr.&#8221; Bu hadis, ahiret hakk\u0131nda ilim ve fen a\u00e7\u0131s\u0131ndan ba\u015fl\u0131ca iki ger\u00e7e\u011fi g\u00f6sterir. Birincisi ilk do\u011fu\u015f ve son (do\u011fu\u015f) deyimiyle, hem ahiretin ger\u00e7ekli\u011fine ve hem devaml\u0131l\u0131k ve tekrar etme kanununa i\u015farettir. \u0130kincisi d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc ile uyku uyan\u0131kl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6steren her g\u00fcn, her gece \u00f6l\u00fcp dirilmek meselesidir ki hayat\u0131n hakikat\u0131 ve ahiretin hakikat\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00e7ok \u00f6nemlidir. Biz her g\u00fcn g\u0131daya, uyuyup uyanmaya ni\u00e7in muhta\u00e7 oluyoruz? \u00c7\u00fcnk\u00fc bedenimiz, bedenimizin k\u0131s\u0131mlar\u0131 her g\u00fcn ve hatta her saat, her an devaml\u0131 bir \u015fekilde \u00f6l\u00fcyor ve yerine yenisi yarat\u0131l\u0131yor ve bu yarat\u0131l\u0131\u015f i\u015fi olurken biz uyuyoruz. Bunun i\u00e7in uyku sadece g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde de\u011fil, ger\u00e7ekten de bir \u00f6l\u00fcm oluyor. \u00c7\u0131kard\u0131\u011f\u0131m\u0131z b\u00fct\u00fcn salg\u0131lar\u0131m\u0131z, bedenimizin k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131n cenazeleridir. Demek ki hayat, ancak benzerlerin yenilenmesi ile yeni yaratma sayesinde devam ediyor. Devam eden nedir? Benim birli\u011fim nedir? Bu da bir \u0131tt\u0131rad (ritim) kanunu, benzeyi\u015f ve geli\u015fme g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Bundan dolay\u0131, d\u00fcnyaya ait hayat\u0131m\u0131n zaman\u0131, esas\u0131nda benim ruhumun ve cismimin sabit olmas\u0131 de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n yaratmas\u0131 ve b\u00e2k\u00ee k\u0131lmas\u0131d\u0131r. Ve i\u015fte ahiret hayat\u0131 da b\u00f6yledir.<\/p>\n<p>&#8220;\u00cek\u00e2n&#8221;, yak\u00een sahibi olmakt\u0131r. &#8220;\u00cek\u00e2n&#8221;, &#8220;istik\u00e2n&#8221;, &#8220;teyakkun&#8221;, &#8220;yak\u00een&#8221; hepsi bir m\u00e2n\u00e2ya gelir. &#8220;Yak\u00een&#8221;, ger\u00e7e\u011fe uygun ve herhangi bir \u015f\u00fcphe ile ortadan kalkmayacak \u015fekilde \u015fek ve \u015f\u00fcpheden uzak olan sabit ve kesin bir inan\u0131\u015f demektir. Di\u011fer bir deyi\u015fle &#8220;yak\u00een&#8221;, \u015fek ve \u015f\u00fcphe bulunmayan kesin bilgi, \u015f\u00fcphe kar\u0131\u015fmayan ilim, bozulmas\u0131 ihtimali olmayan ilimdir. Bununla beraber &#8220;kalbin karar\u0131&#8221; anlam\u0131na da &#8220;yak\u00een&#8221; denildi\u011fi olur. &#8220;\u015eu anda \u015f\u00fcphem yok ki bu b\u00f6yledir. \u015eimdi ve ilerde \u015f\u00fcphe edilmez bu b\u00f6yledir. Ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc olmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fil, bu b\u00f6yledir.&#8221; Bunun \u00fc\u00e7\u00fcne de yak\u00een denilir fakat as\u0131l &#8220;yak\u00een&#8221; ikinci ile \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcd\u00fcr. Yani birinci tariftir. Allah&#8217;a ait ilme, &#8220;yak\u00een&#8221; denilmez. Bunun iki sebebi vard\u0131r: Birincisi; Allah&#8217;\u0131n isimleri ve s\u0131fatlar\u0131 vahye dayan\u0131r. Kitap ve S\u00fcnnet&#8217;te ise Allah&#8217;\u0131n ilmine &#8220;yak\u00een&#8221; denildi\u011fi g\u00f6r\u00fclmemi\u015ftir. \u0130kincisi: &#8220;Yak\u00een&#8221; ve &#8220;\u00eek\u00e2n&#8221; \u015fek ve \u015f\u00fcphe edilebilen \u015feyler hakk\u0131nda kullan\u0131l\u0131r. Bunun i\u00e7in zorunlu bilgilere, yani apa\u00e7\u0131k olan \u015feylere, g\u00fcn gibi a\u015fikar ger\u00e7eklere &#8220;yak\u00een&#8221; denilemiyece\u011fini s\u00f6yleyenler bile vard\u0131r. &#8220;Yak\u00een&#8221;de istenilen \u015fey, ger\u00e7eklik ve \u015f\u00fcphesizliktir. Fakat bu olay\u0131n zaruri olmas\u0131 de\u011fil, ancak v\u00e2ki olmas\u0131 \u015fartt\u0131r. \u015eu halde g\u00f6r\u00fclenler, tecr\u00fcbe edilenler, tevat\u00fcrle nakledilenler ve do\u011fru istidlaller de yak\u00een (kesinlik) ifade ederler. Baz\u0131 Bat\u0131 filozoflar\u0131n\u0131n iddia ettikleri gibi &#8220;yak\u00een&#8221; yaln\u0131z zarur\u00ee ve huzur\u00ee ilim demek de\u011fildir. Yak\u00eenin dereceleri vard\u0131r. Mesela matematik bilgileri, mant\u0131k bilimine ait sonu\u00e7lar yak\u00een\u00ee ve zarur\u00ee oldu\u011fu gibi, normal ve tecr\u00fcbeye dayanan ilimler, tabiat ilimleri yan\u0131nda Kimya ve Fizik ilimleri zarur\u00ee olmayarak yak\u00een\u00eedirler. Ancak bunlar\u0131n tecr\u00fcbe edilmi\u015f olaylar\u0131ndan yanl\u0131\u015f istidlaller ile sonu\u00e7 \u00e7\u0131kar\u0131lan \u00f6zel g\u00f6r\u00fc\u015f ve varsay\u0131mlar\u0131n hepsi yak\u00een\u00ee de\u011fildir. Ayn\u0131 \u015fekilde Hayat Bilgisi, T\u0131b ve benzerleri hen\u00fcz yak\u00een\u00ee de\u011fildir. Bu sebeplerden dolay\u0131 u\u00e7aklar\u0131 yapar\u0131z, fakat bir \u00e7imeni, bir b\u00f6ce\u011fi, ser\u00e7enin bir t\u00fcy\u00fcn\u00fc yapamay\u0131z. Acaba m\u00fcmk\u00fcn de\u011fil midir? M\u00fcmk\u00fcn olmasayd\u0131 v\u00fccuda gelmezdi. Allah Te\u00e2l\u00e2 onlar\u0131 \u00f6ncelikle ve bizzat ve sonra maddeleri, tohumlar\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla yaratt\u0131\u011f\u0131 gibi, bizim elimizle de yaratabilir. Nitekim peygamberlerin ellerinde yapabilece\u011fine dair \u00f6rnekler de g\u00f6sterdi\u011fini Kur&#8217;\u00e2n haber veriyor. &#8220;Benim iznimle \u00e7amurdan ku\u015f \u015feklinde bir \u015fey yap\u0131yor, i\u00e7ine \u00fcfl\u00fcyordun, benim iznimle ku\u015f oluyordu.&#8221; (Maide, 5\/110). Bunun i\u00e7in ilimler ve tabiat ilimleri, bizim, Allah&#8217;\u0131n kudreti hakk\u0131ndaki kesin inan\u0131\u015f\u0131m\u0131z\u0131 ve imkan\u0131n kendisi hususundaki iman\u0131m\u0131z\u0131n geni\u015fli\u011fini y\u0131kacak de\u011fil, kuvvetlendirip geni\u015fletecek deliller kabul edilmek gerekir. Fenleri kendi s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde takip etmeli ve geli\u015ftirmeliyiz. Fakat onlara inan\u0131rken, hi\u00e7bir zaman Allah&#8217;\u0131n kudretini terkettik, d\u00fcnya ve ahireti bitirdik zannetmemeliyiz. Normal yak\u00eenlere, zarur\u00ee yak\u00eenleri feda etmemeliyiz. Biz var isek, bizim ilmimiz varsa, Allah Te\u00e2l\u00e2 ve O&#8217;nun ilim ve kudreti daha \u00f6nce var. Bug\u00fcnk\u00fc g\u00f6r\u00fclen \u00e2lem varsa, yar\u0131nki gayb \u00e2lemi de tabiat\u0131yle vard\u0131r. Bug\u00fcn olmayanlar, yar\u0131n olur. Bug\u00fcn inanmad\u0131klar\u0131m\u0131za yar\u0131n inanmak mecburiyetinde kal\u0131r\u0131z. Hi\u00e7 yan\u0131lmamak, hi\u00e7 \u015fa\u015fmamak, sonsuz \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fmemek istiyorsak hi\u00e7bir hadisenin y\u0131kamayaca\u011f\u0131, hi\u00e7bir \u015f\u00fcphecili\u011fin y\u0131kamayaca\u011f\u0131 en hak ve en temelli esaslara iman etmeliyiz ki, kesin iman dairemiz daralmas\u0131n; ilim ve fenni bo\u011fmayal\u0131m; imkan sahas\u0131n\u0131 k\u0131s\u0131tlamayal\u0131m; m\u00fcmk\u00fcne, imkans\u0131z demiyelim; hay\u0131r yerine \u015ferre ko\u015fmayal\u0131m; imk\u00e2ns\u0131z zannettiklerimizin imkan\u0131n\u0131, hatta ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz zaman peri\u015fan oluruz. Sudan ate\u015f, \u00f6l\u00fcden diri \u00e7\u0131kar m\u0131? Allah&#8217;\u0131n izniyle \u00e7\u0131kar. Hayat yap\u0131l\u0131r m\u0131? Allah&#8217;\u0131n izniyle yap\u0131l\u0131r. G\u00f6klere \u00e7\u0131k\u0131l\u0131r m\u0131? Allah&#8217;\u0131n izniyle \u00e7\u0131k\u0131l\u0131r. Kabirde soru sorulur mu? Allah&#8217;\u0131n izniyle sorulur. \u00d6len dirilir mi? Allah&#8217;\u0131n izniyle dirilir. Fakat &#8220;\u0130ki kere iki, tek olur mu?&#8221; Olmaz. Bir \u015feyin par\u00e7as\u0131 kendisinden b\u00fcy\u00fck olur mu? Olmaz. \u0130lletli illetini ge\u00e7er mi? Ge\u00e7mez. \u0130nsan bizzat yarat\u0131c\u0131 ve bizzat mabud olabilir mi? Olamaz. O, Allah&#8217;\u0131n izniyle, ku\u015f da yapsa, \u00f6l\u00fcleri de diriltse yine kuldur, yine kuldur. B\u00fct\u00fcn imkanlar, Allah&#8217;\u0131n kudretindedir. Ve istikbal (gelecek) dedi\u011fimiz zaman sonsuzdur ve o sonsuzda bizim nice ba\u015f\u0131m\u0131za gelecekler ve sorumluluklar\u0131m\u0131z olacakt\u0131r. Ve i\u015fte Hazreti Muhammed (s.a.v.) bize mutlak olan bu tam iman\u0131, bu tevhid inanc\u0131n\u0131 ve buna g\u00f6re g\u00fczel i\u015fler i\u015flemeyi \u00f6\u011fretmek i\u00e7in g\u00f6nderilmi\u015ftir. Ona iman edenler hi\u00e7bir zaman aldanmazlar, her zaman yak\u00een (tam iman)e sahip olurlar.<\/p>\n<p>5- kelimesi &#8220;i\u015faret ismi&#8221; \u00e7o\u011ful, &#8220;z\u00e2&#8221;n\u0131n \u00e7o\u011fulu, &#8221; &#8221; hitap harfidir ki &#8221; &#8221; gibi \u00f6nce Peygamber&#8217;e has hitap, ikinci olarak genel hitap olabilir. Me\u00e2li: &#8220;Sana s\u00f6ylerim bunlar, o g\u00f6rd\u00fcklerin, o vas\u0131flar\u0131n\u0131 i\u015fittiklerin&#8221; demektir. Yani, ya Muhammed! B\u00f6yle kalbe ait olan ve sadece g\u00f6r\u00fcnene ba\u011flanmay\u0131p akl\u0131n anlayabileceklerine dahi topluca iman ve tasdik etti\u011fi beden\u00ee ve mal\u00ee ibadetleri yerine getirmekle, duyma yolundan ba\u015fka imkan olmayan hususlara da geni\u015f\u00e7e, detaylar\u0131yle iman etmek ve edebilmek kabiliyet ve \u00fcst\u00fcnl\u00fcklerini toplayan o m\u00fcttak\u00eeleri i\u015fittin ya, i\u015fte bunlar kendilerinin Rabbi taraf\u0131ndan, onlar\u0131n tek Rabbi olan Allah Te\u00e2l\u00e2 taraf\u0131ndan hidayet (do\u011fru yol) \u00fczeredirler. Yani onun hidayetine aday ve o hidayet \u00fczere y\u00fcr\u00fcyecek olan ve y\u00fcr\u00fcmekte bulunanlar, derecelerine g\u00f6re onlard\u0131r. Do\u011fru yola uymay\u0131 bunlar dinler, derece derece do\u011fruyu yapmaya bunlar erer. &#8220;Bizi do\u011fru yola ilet.&#8221; (F\u00e2tiha, 1\/6) diyecek olan veya diyenler bunlard\u0131r. Bunun s\u00f6zl\u00fc ve fiil\u00ee cevab\u0131n\u0131 alacak ve do\u011fru yolda y\u00fcr\u00fcmede ba\u015far\u0131l\u0131 olacak olanlar yine bunlard\u0131r.<\/p>\n<p>Ve i\u015fte herkesin fikrinde ve zikrinde &#8220;m\u00fcflih\u00fbn m\u00fcflih\u00fbn&#8221; diye duyup and\u0131klar\u0131 ve fakat tayin edemedikleri bahtiyarlar, ciddi ve ebed\u00ee olarak kurtulu\u015fu bulanlar, bulacak olanlar, gazab ve sap\u0131kl\u0131ktan kurtulmu\u015f olarak Allah&#8217;\u0131n ebed\u00ee nimetlerine erecekleri kat&#8217;\u00ee olanlar, ancak bunlar, bu hidayet \u00fczere bulunanlard\u0131r. Allah Peygamber tan\u0131m\u0131yanlar de\u011fil, yaln\u0131z \u00f6nceki peygamberlere iman etmi\u015f olanlar da de\u011fildir. \u0130man edip beden ile ve mal ile ibadet ve g\u00fczel i\u015fler yapmayanlar\u0131n halleri de tehlikeden uzak de\u011fildir. Bunlar\u0131n kurtulu\u015flar\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olsa bile tam ve k\u00e2mil de\u011fildir. Madem ki, imanlar\u0131 vard\u0131r, ilah\u00ee rahmet ile kurtulu\u015flar\u0131 k\u00e2bil ise de ola\u011fan\u00fcst\u00fc kabilindendir, Allah&#8217;\u0131n s\u00fcnneti de\u011fildir. Bununla beraber onlar hakk\u0131nda imans\u0131zlar gibi sonsuz \u00fcmitsizlik de caiz olmaz. Zira Allah kat\u0131nda iman\u0131n zerresi de kaybolmaz.<\/p>\n<p>&#8220;M\u00fcflih&#8221;, &#8220;iflah&#8221;dan &#8220;felah bulan, kurtulan&#8221; demektir. &#8220;Felah&#8221; asl\u0131nda &#8220;fel\u00e2hat&#8221; gibi &#8220;yarmak&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131yle ilgilidir ki, \u00f6n\u00fcndeki engeli yar\u0131p, kendini kurtarmak ve istedi\u011fine ermek yani zafer bulmakt\u0131r. M\u00fcminler de d\u00fcnya ve tabiat ve \u015fehvet engellerini yar\u0131p, gaybda gizlenen dileklerine eren ve ahirette sonsuz kurtulu\u015fa erenler olacakt\u0131r. Arap dilinde b\u00f6yle haber &#8220;elif l\u00e2m&#8221; ile &#8220;belirli&#8221; olursa &#8220;tahsis&#8221; ifade eder. Burada &#8220;h\u00fcm = onlar&#8221; zamir-i fas\u0131l (ay\u0131rma zamiri) denilen bir kelimedir ki, haber ile m\u00fcbted\u00e2 aras\u0131n\u0131 s\u0131fattan ay\u0131r\u0131r. M\u00fchim bir h\u00fck\u00fcm ba\u011flay\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. Bundan da bir kas\u0131r (tahsis) anla\u015f\u0131l\u0131r. A\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z m\u00e2n\u00e2 bu tahsislerle tarifin m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. Benzerlerinde uygulans\u0131n. Bu gibi tariflerde iki \u00e7e\u015fit anlam d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Birisi: \u00d6teden beri &#8220;m\u00fcflih\u00fbn&#8221; vasf\u0131yla \u015f\u00f6hret bulmu\u015f birtak\u0131m belirsiz ki\u015filer vard\u0131r, bunlar\u0131 duyars\u0131n\u0131z, fakat tayin edemezsiniz. E\u011fer duydunuzsa, i\u015fte bunlar ancak o m\u00fcttakilerdir. \u0130kincisi: E\u011fer duymad\u0131n\u0131zsa, bu kavram\u0131 iyi tasavvur ediniz ve ger\u00e7e\u011fini ara\u015ft\u0131r\u0131n\u0131z ve ara\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman biliniz ki bunlar ancak onlard\u0131r, demek olur. &#8216;nin tekrar\u0131, hidayet ile felah\u0131n ayr\u0131 ayr\u0131 birer haslet olduklar\u0131na i\u015farettir. Aradaki atf (ba\u011flaman)\u0131n &#8220;vav&#8221; ile yap\u0131lmas\u0131 da hidayet ile felah\u0131n anlay\u0131\u015f ve maksat bak\u0131m\u0131ndan ayr\u0131l\u0131klar\u0131na i\u015farettir diyorlar. Bununla beraber birinci o imanlar\u0131 yapan m\u00fcttakilere, ikinci de s\u0131n\u0131rlamas\u0131ndan sonra onlara d\u00f6nm\u00fc\u015f olmas\u0131 ve bundan dolay\u0131 m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan tekrar bulunmamas\u0131 daha uygundur. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, hidayetin m\u00fcttakilere tahsisi yoktur ve fakat felah\u0131n hidayettekilere tahsisi vard\u0131r ve bu nokta m\u00fchimdir. D\u00fc\u015f\u00fcn. Sonra fel\u00e2h\u0131n hidayete, hidayetin takva (Allah&#8217;dan \u00e7ok korkma)ya ait olmas\u0131 da illiyet (nedensellik) yoluyla de\u011fil, \u00e2det yoluyla s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcne ve ger\u00e7ekten h\u00fckm\u00fcn\u00fc y\u00fcr\u00fcten Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n l\u00fctuf ve rahmeti oldu\u011funa i\u015faret i\u00e7in arada harfi gibi sebeb ifade eden bir harf ge\u00e7memi\u015ftir.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n i\u015fte derece derece bu m\u00fcttakilere hidayettir. Acaba burada ni\u00e7in &#8220;h\u00fcden li&#8217;n-n\u00e2s = insanlar i\u00e7in&#8221; denilmedi de &#8220;h\u00fcden li&#8217;l-m\u00fcttakin = m\u00fcttakiler i\u00e7in&#8221; denildi? diyeceksin. \u00c7\u00fcnk\u00fc:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>6- \u015eu muhakkak ki ink\u00e2r edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar i\u00e7in birdir. Onlar inanmazlar.<\/p>\n<p>7- Allah onlar\u0131n kalplerini ve kulaklar\u0131n\u0131 m\u00fch\u00fcrlemi\u015ftir. G\u00f6zlerinin \u00fczerinde bir de perde vard\u0131r. Ve b\u00fcy\u00fck azab onlarad\u0131r.<\/p>\n<p>6-TAHL\u0130L VE M\u00dcNASEBETLER: Arab dilinde, dilimizde kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 bulunamayan baz\u0131 harfler vard\u0131r ki de bunlardand\u0131r. Bu harf, fiile benzeyen alt\u0131 harften biri olup, yerine g\u00f6re &#8220;elbette&#8221;, &#8220;her halde&#8221;, \u015f\u00fcphesiz&#8221;, &#8220;l\u00e2 cerem =besbelli, muhakkak&#8221; gibi bir tahk\u00eek (ger\u00e7eklik) ve te&#8217;k\u00eed (peki\u015ftirme) m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade eder. R\u00e2z\u00ee&#8217;nin nakletti\u011fine g\u00f6re Arab&#8217;\u0131n ilk filozofu say\u0131lan Kind\u00ee, dil imamlar\u0131ndan \u0130mam M\u00fcberred&#8217;e gitmi\u015f ve: &#8220;Ben Arap kelam\u0131nda bir gereksiz s\u00f6z buluyorum. Mesela &#8220;Abdullah ayaktad\u0131r&#8221; diyor, sonra &#8220;Muhakkak Abdullah ayaktad\u0131r&#8221; diyor. Daha sonra &#8220;Muhakkak Abdullah, ger\u00e7ekten ayaktad\u0131r&#8221; diyor. &#8220;Bunlar\u0131n hepsi m\u00e2n\u00e2 bak\u0131m\u0131ndan bir, arada fazla kelimeler var.&#8221; demi\u015f. M\u00fcberred: &#8220;Hay\u0131r&#8221; demi\u015f, &#8220;L\u00fczumsuz s\u00f6z yok, kelimeler de\u011fi\u015ftik\u00e7e m\u00e2n\u00e2 da de\u011fi\u015fir. Birincisi do\u011frudan do\u011fruya ayakta durmay\u0131 haber veriyor. \u0130kinci, bir sorunun cevab\u0131 oluyor. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc de bir ink\u00e2rc\u0131n\u0131n ink\u00e2r\u0131na cevap oluyor.&#8221; diye a\u00e7\u0131klama yaparak, dildeki incelikler konusunda filozofun bilgisizli\u011fini g\u00f6sterivermi\u015ftir. Bu bir harf bize bir naz\u0131m alt\u0131ndaki m\u00e2n\u00e2lar\u0131n inceliklerini anlatmay\u0131 ve bundan gafil olanlar\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnceye ait yarg\u0131lamalarda uygunsuz durumlara d\u00fc\u015feceklerini ne g\u00fczel anlat\u0131r. Bela\u011fat imam\u0131 Abd\u00fclk\u00e2hir C\u00fcrc\u00e2n\u00ee der ki: &#8220;Ger\u00e7ekten te&#8217;kit (peki\u015ftirme) i\u00e7indir. Bir haber muhatab\u0131n kanaat\u0131n\u0131n z\u0131dd\u0131na de\u011filse &#8221; &#8220;ye ihtiya\u00e7 yoktur. Fakat dinleyenin kanaat\u0131n\u0131n tersine bir haber verildi\u011fi zaman ona ihtiya\u00e7 vard\u0131r. Ve haber ne kadar uzak g\u00f6r\u00fcl\u00fcrse, nin g\u00fczelli\u011fi o kadar artar&#8230;&#8221; \u0130\u015fte bu \u00e2yette de b\u00f6yledir. Burada \u00f6ncelikle &#8220;h\u00fcden l\u00eel m\u00fcttek\u00een&#8221; s\u0131n\u0131rlamas\u0131na kar\u015f\u0131 akla gelen bir soruya isti&#8217;n\u00e2fen (ba\u015flang\u0131\u00e7ta) bir cevap vard\u0131r. \u0130kinci olarak bu \u00e2yette a\u00e7\u0131klanacak olan haberin m\u00e2n\u00e2s\u0131 uzak g\u00f6r\u00fclebilece\u011finden, onu te&#8217;kit ve peki\u015ftirme vard\u0131r. Buna g\u00f6re bu \u00e2yetin &#8220;h\u00fcden l\u00eel-m\u00fcttek\u00een&#8221; k\u0131sm\u0131 ile \u00e7ok kuvvetli bir tezat ilgisi ve kar\u015f\u0131la\u015fmas\u0131 vard\u0131r. Ve bu \u015fekilde bu iki \u00e2yet \u00f6ncelerin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan bir s\u0131n\u0131fland\u0131rma ifade eder.<\/p>\n<p>&#8220;K\u00fcf\u00fcr&#8221;, &#8220;k\u00e2f&#8221;\u0131n \u00f6tr\u00fcs\u00fc ile l\u00fcgatta &#8220;k\u00fcfr\u00e2n&#8221; gibi nimeti \u00f6rtmek, yani nank\u00f6rl\u00fckt\u00fcr. Bunun asl\u0131 da &#8220;k\u00e2f&#8221;\u0131n \u00fcst\u00fcn\u00fc ile &#8220;kefir&#8221;dir ki, mutlaka \u00f6rtmek demektir. \u00dcst\u00fcn ile olan bu m\u00e2n\u00e2dand\u0131r ki, tohum eken ziraat\u00e7iye, ayn\u0131 \u015fekilde geceye &#8220;k\u00e2fir&#8221;; meyve tomurcu\u011funa &#8220;k\u00e2fur&#8221;, kal\u00e7a etlerine &#8220;k\u00e2fire&#8221; denilmi\u015ftir. \u015eu halde \u00fcst\u00fcn ile &#8220;kefr&#8221;, mutlak \u00f6rtmek genel; \u00f6tr\u00fc ile &#8220;k\u00fcfr&#8221;, nimeti \u00f6rtmek \u00f6zeldir. Dinde k\u00fcf\u00fcr ise, iman\u0131n z\u0131dd\u0131d\u0131r, imans\u0131zl\u0131k demektir. Yani bir kimsenin iman \u015fan\u0131ndan oldu\u011fu halde iman etmemesidir ki, yalanlama ve ink\u00e2r\u0131, tasdiki terketmeyi, zorlama ve engel bulunmad\u0131\u011f\u0131 zaman ikrar\u0131n terkini de i\u00e7ine al\u0131r. \u0130mandaki tasdik gibi, k\u00fcf\u00fcrde tekzib (yalanlama) de, kalb\u00ee, kavl\u00ee (s\u00f6zl\u00fc) veya fiil\u00ee olur. Kalp ile yalanlama nas\u0131l k\u00fcf\u00fcr ise, zorlama olmaks\u0131z\u0131n s\u00f6zl\u00fc yalanlama da \u00f6yledir. Hatta b\u00f6yle bir s\u00f6zl\u00fc yalanlama daha \u00e7irkin bir d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa vurmak olur. Ayn\u0131 \u015fekilde fiil\u00ee yalanlama da b\u00f6yledir. \u0130man edilmesi arzu edilen mukaddes \u015feylere fiilen hakaret ve alay etmek, k\u00fc\u00e7\u00fcmsemek ve hafife almak, bunlar\u0131 bozmaya \u00e7al\u0131\u015fmak en \u00e7irkin k\u00fcf\u00fcr oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Yaln\u0131z kalpte gizlenen k\u00fcfre k\u00fcf\u00fcr denip de, s\u00f6zl\u00fc veya fiil\u00ee olarak a\u00e7\u0131klanan ve ilan edilen k\u00fcfre k\u00fcf\u00fcr denmemek nas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn olur? Me\u011fer ki o, s\u00f6zl\u00fc veya fiil\u00ee &#8220;Kalbi imana yat\u0131\u015fm\u0131\u015f oldu\u011fu halde (ink\u00e2ra) zorlanan de\u011fil.&#8221; (Nahl, 16\/37) \u015fer&#8217;\u00ee istisnay\u0131 bildiren bu \u00e2yet gere\u011fince zarur\u00ee bir zorlamaya dayanm\u0131\u015f olsun. Fiil\u00ee tekzib, iman ile bir araya gelmesi m\u00fcmk\u00fcn olmayan fiili yapmakt\u0131r. Ancak fiil\u00ee yalanlama ile, fiilin yoklu\u011fu aras\u0131nda b\u00fcy\u00fck fark vard\u0131r. Mesela namaz k\u0131lmamak ba\u015fka, ha\u00e7a tapmak yine ba\u015fkad\u0131r. Namaz k\u0131lmamak k\u00fcf\u00fcr de\u011filse bile, ha\u00e7a tapmak k\u00fcf\u00fcr olur. Bu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan amelin terkinin, fiil\u00ee yalanlama olup olmad\u0131\u011f\u0131 \u015f\u00fcpheli oldu\u011fundan k\u00fcfr\u00fc gerektiren bir durum olup olmayaca\u011f\u0131nda ihtilaf edilmi\u015ftir. Halbuki hakaret ve hafife almay\u0131 ifade eden, ayn\u0131 \u015fekilde Mushaf&#8217;\u0131 \u00e7irkefe atmak, g\u00fcne\u015fe secde etmek, z\u00fcnnar ba\u011flamak, k\u00fcf\u00fcr ne\u015fretmek, g\u00fcnah\u0131 ve haram\u0131 helal, helal\u0131 da haram saymak&#8230; gibi bizzat k\u00fcf\u00fcr eseri \u015feyler; k\u00fcf\u00fcr delili oldu\u011fu belli bulunan yalanc\u0131lar\u0131n fiilleri -bir zorlama zarureti yoksa- k\u00fcf\u00fcr oldu\u011funda hi\u00e7 ihtilaf edilmemi\u015ftir. Biz, yukarda a\u00e7\u0131klama yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, ameli terketmenin ve her g\u00fcnah\u0131n k\u00fcfr\u00fc gerektirdi\u011fini s\u00f6ylemiyoruz. Fakat bu mesele de pek k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Burada dikkat edilecek bir nokta vard\u0131r ki o d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, H\u00e2ric\u00eeler ve Mu&#8217;tezile bir yana b\u0131rak\u0131lmak \u015fart\u0131yle, ger\u00e7ekten yine fikir ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 bulunmad\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131kar. Ameli terketmek iki t\u00fcrl\u00fcd\u00fcr: Birisi c\u00fcz&#8217;\u00ee (k\u0131smen) terk, di\u011feri k\u00fcll\u00ee (tamamen) terk. Yani biri terk, biri de terketmeyi al\u0131\u015fkanl\u0131k edinmektir. Mesela bazan namaz k\u0131lmayan ile, namaz\u0131 terketmeyi al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getiren aras\u0131nda b\u00fcy\u00fck fark vard\u0131r.<\/p>\n<p>Namaza iman\u0131 olan, onu vazife tan\u0131yan kimsenin -insanl\u0131k hali- ara s\u0131ra baz\u0131 \u00fc\u015fenge\u00e7li\u011finin bulunabilmesi akla uygundur. \u015eu halde c\u00fcz&#8217;\u00ee terk k\u00fcf\u00fcr olmayabilir. Fakat amelleri terki al\u0131\u015fkanl\u0131k edinen, namaz k\u0131lmay\u0131 hi\u00e7 hat\u0131r\u0131na getirmiyen \u00f6mr\u00fcnde hi\u00e7 k\u0131lmayan ve hatta k\u0131lmamaya azmetmi\u015f bulunanlar\u0131n k\u0131ble ehli (m\u00fcsl\u00fcman) olduklar\u0131na, Allah&#8217;a, Peygamber&#8217;e ve peygamberlere, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ve ahirete, farz olan vazifelere iman\u0131 bulundu\u011funa nas\u0131l h\u00fckmedilebilir? \u00d6zetle iman, tevhid tertibiyle b\u00fct\u00fcn inan\u0131lacak \u015feylere b\u00f6l\u00fcnmez bir ba\u011fl\u0131l\u0131kla uymak; k\u00fcf\u00fcr de onlardan birinin bile olsun, bulunmamas\u0131d\u0131r. Yani k\u00fcf\u00fcr i\u00e7in iman edilecek \u015feylerin hi\u00e7 birine inanmamak \u015fart de\u011fildir. Birine veya bir k\u0131sm\u0131na inanmamak da k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. \u0130man, bir b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc gerektirir. K\u00fcf\u00fcr ise onun tersi oldu\u011fundan, bir k\u0131sm\u0131 ink\u00e2r ile v\u00e2ki olur. Tamam\u0131n\u0131n ink\u00e2r\u0131na ba\u011fl\u0131 olmaz. \u0130man ile k\u00fcf\u00fcr sade z\u0131t de\u011fil, birbirinin tersidirler. Ne toplan\u0131rlar, ne y\u00fckselirler; arada vas\u0131ta, iki menzil aras\u0131nda bir menzil (menzile beyne&#8217;l-menzileteyn) yoktur. Bir insan ya k\u00e2firdir, ya m\u00fcmin. F\u00e2s\u0131k (g\u00fcnahk\u00e2r) da i\u015fledi\u011fi su\u00e7a g\u00f6re bunlardan biridir. \u0130man ile k\u00fcf\u00fcr iki g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Birisi insan\u0131n yaln\u0131z Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya kar\u015f\u0131 vaziyeti. Di\u011feri de m\u00fcminlere kar\u015f\u0131 vaziyetidir. Birincisinde m\u00fcmin, yaln\u0131z Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n ilmini d\u00fc\u015f\u00fcnerek iman\u0131n\u0131 ve kendini ona g\u00f6re kontrol ve tefti\u015f eder. Bu noktada hem i\u00e7inden ve hem d\u0131\u015f\u0131ndan sorumludur. \u0130kincisinde insanlar\u0131n ilmi ve onlara kendini ve ne \u015fekilde tan\u0131tt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve ne gibi muamele yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve onlar\u0131n ilmine kar\u015f\u0131 kendisinin ne gibi bir muameleye tabi tutulmas\u0131 gerekti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnerek, iman\u0131n\u0131 ve kendini ona g\u00f6re kontrol ve tefti\u015f eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130sl\u00e2m iman\u0131n\u0131n, bir Allah&#8217;\u0131n haklar\u0131, bir de kullar\u0131n haklar\u0131 y\u00f6n\u00fc; bir ferd\u00ee, bir de sosyal durumu vard\u0131r. &#8220;Allah&#8217;a, Peygamber&#8217;e kalbimde iman\u0131m var.&#8221; deyip de insanlara kar\u015f\u0131 hep k\u00fcf\u00fcr muamelesi yapmak \u0130sl\u00e2m iman\u0131n\u0131n \u015fiar\u0131 de\u011fildir. Din ve imana muhta\u00e7 olan Allah de\u011fil, insanlard\u0131r. K\u00fcfretmek, dilimizde kaba bir \u015fekilde s\u00f6vmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nda da \u00e2det olmu\u015ftur ki, bu Arap\u00e7a&#8217;da yoktur. Fakat daha \u00e7ok \u0130stanbul dilinde, halk aras\u0131nda yayg\u0131n olan bu m\u00e2n\u00e2, esas\u0131nda din\u00ee m\u00e2n\u00e2dan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6nceleri dine s\u00f6vmek, imana s\u00f6vmek, a\u011f\u0131za bilmem ne yapmak gibi k\u00fcfr\u00fc gerektiren s\u00f6\u011fmelere kullan\u0131l\u0131rken, biraz geni\u015fletilmi\u015ftir. Bunun i\u00e7in &#8220;k\u00fcfretmek&#8221; tabiriyle, &#8220;k\u00e2fir olmak&#8221; tabiri aras\u0131nda bir fark sezilir.<\/p>\n<p>&#8220;\u0130nzar&#8221; korkulu bir \u015feyden sak\u0131nd\u0131rmak i\u00e7in bildirmek, yani &#8220;ilerde \u015fu fenal\u0131k var, sak\u0131n!&#8221; diye do\u011fru yolu g\u00f6stermek.<\/p>\n<p>&#8220;Hatm&#8221;, &#8220;tab&#8221; gibi basmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Ve &#8220;ketm&#8221; ile de ilgilidir. &#8221; &#8221; ile ge\u00e7i\u015fli k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman \u00fczerini m\u00fch\u00fcrlemek, yani bir \u015feyi veya i\u00e7indekini sa\u011flamla\u015ft\u0131rmak i\u00e7in \u00fczerine m\u00fch\u00fcr veya damga basmak, bir \u00e7\u0131k\u0131n\u0131, bir oday\u0131, bir zarf\u0131 m\u00fch\u00fcrlemek gibi. Bir de bir \u015feyi sona erdirmek anlam\u0131na gelir. Fakat bunda gibi bizzat ge\u00e7i\u015fli olur. \u015eu halde burada birinci m\u00e2n\u00e2dan bir isti\u00e2redir.<\/p>\n<p>&#8220;Kalp&#8221;, y\u00fcrek ve g\u00f6n\u00fcl m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir, yani &#8220;kalp&#8221; iki m\u00e2n\u00e2ya kullan\u0131l\u0131r. Birisi g\u00f6\u011fs\u00fcn sol taraf\u0131nda, sol memenin alt\u0131na do\u011fru konulmu\u015f bir \u00e7e\u015fit \u00e7am kozala\u011f\u0131 \u015fekline benzer bir durumda (sanavberiyy\u00fc\u015f\u015fekil) ve bedendeki etlerin hi\u00e7 birine benzemiyen, hem sinir ve hem kas dokular\u0131n\u0131n esaslar\u0131n\u0131 toplayan belli bir et par\u00e7as\u0131d\u0131r ki, atar ve toplar b\u00fct\u00fcn damarlar\u0131n k\u00f6k\u00fcd\u00fcr. \u0130\u00e7inde kar\u0131nc\u0131klar\u0131 ve kulakc\u0131klar\u0131 vard\u0131r. \u0130nsan\u0131n aza ve organlar\u0131 i\u00e7inde kendi kendine hareket eden odur. Ruha ait iticilik ondan ba\u015flar. Bu, motoru kendinde, kendi kendine a\u00e7\u0131l\u0131p kapanan bir tulumbad\u0131r. Kan dola\u015f\u0131m\u0131 buna bor\u00e7ludur. Ve bununla beraber bu hareketin solunum ve akci\u011fer hareketi ile de bir ilgisi ve paralelli\u011fi vard\u0131r. Bu kalp, beden ilimlerinden olan T\u0131p ilminin ve doktorlar\u0131n me\u015fgul oldu\u011fu bedeni ve yeri belli olan kalptir. Buna biz dilimizde y\u00fcrek tabir ederiz. Nitekim mideye de kursak deriz, &#8220;kursak a\u015f\u0131n\u0131, yast\u0131k ba\u015f\u0131n\u0131 ister&#8221;. \u0130kincisi, ruhan\u00ee, ilah\u00ee bir l\u00fctuf olan ve b\u00fct\u00fcn \u015fuur, vicdan, duygu ve sezgilerimizin, d\u00fc\u015f\u00fcnme kuvvetimizin kayna\u011f\u0131 yani manev\u00ee \u00e2lemimizin merkezi bulunan, yeri belli olmayan kalptir ki, &#8220;insan ruhu&#8221; da denilir. \u0130nsan\u0131n as\u0131l ger\u00e7e\u011fi bu kalptir. \u0130nsan\u0131n anlay\u0131\u015fl\u0131, bilgin ve arif olan b\u00f6l\u00fcnmez k\u0131sm\u0131; konu\u015fulan, azarlanan, talepte bulunulan ve sorumlu olan \u00f6z\u00fc budur. B\u00fct\u00fcn benli\u011fimiz \u00f6ncelikle bundad\u0131r. Bunun i\u00e7in anlayan &#8220;ben&#8221;, anla\u015f\u0131lan &#8220;ben&#8221;in i\u00e7indedir. Ben ruhuma, cismime, akl\u0131ma, irademe bundan ge\u00e7erim. Bu sanki ruhumuzun bir g\u00f6z\u00fcd\u00fcr. Sezgi bunun bak\u0131\u015f\u0131, ak\u0131l bunun ruhu, irade bunun kuvvetidir. Bunu, ruhumuzun kendisi \u015feklinde anlayanlar da \u00e7oktur. Dilimizde buna yine &#8220;kalp&#8221; deriz. Yukarda &#8220;g\u00f6n\u00fcl&#8221; denildi\u011fini de s\u00f6ylemi\u015ftik. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;g\u00f6nl\u00fcmden ge\u00e7ti&#8221;, &#8220;kalbimden ge\u00e7ti&#8221;, &#8220;zihnimden ge\u00e7ti&#8221;, &#8220;akl\u0131mdan ge\u00e7ti&#8221; dedi\u011fimiz zaman hepsinde ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 kastederiz. Bununla beraber kalp ile g\u00f6nl\u00fc ay\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131z noktalar da vard\u0131r. Mesela &#8220;kalbin \u00e7\u00fcr\u00fck&#8221; deriz de, ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2da &#8220;g\u00f6nl\u00fcn \u00e7\u00fcr\u00fck&#8221; demeyiz. Bazan y\u00fcrek kelimesini de bu m\u00e2n\u00e2da kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131z olur ki, &#8220;y\u00fcrekli adam&#8221;, \u015fecaatli ve kuvvetli kalbe sahip adam demektir. \u015e\u00fcphesiz mekans\u0131z olan bu ruhan\u00ee kalbin b\u00fct\u00fcn beden ve cisim olan kalp ile bir ili\u015fkisi vard\u0131r. Fakat \u00e2limler ve filozoflar bu ilginin \u015feklini, nas\u0131ll\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6nceden ve bizzat bedenin hangi noktas\u0131yla ilgilendi\u011fini tayin etmede hayrete d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir. Bu ilgi \u00f6nce cisim olan kalbe midir? Ak\u0131la m\u0131d\u0131r? B\u00fct\u00fcn sinirlere midir? B\u00fct\u00fcn sinir ve kaslara m\u0131d\u0131r? Yoksa kalp ve \u015fuur, damarlar, sinirler, kaslar ve uzuvlariyle bedenin tek suretine midir? Sonra bu ilgi, fizik\u00ee \u00f6zelliklerin cisimlere, vas\u0131flar\u0131n vas\u0131f sahiplerine ilgisi gibi midir? Bir aleti kullanan\u0131n, alete ilgisi gibi midir? Bir yerde oturan\u0131n, o yere ilgisi gibi midir? Her ikisini i\u00e7ine alarak bir kaptan\u0131n gemiyle ilgisi, bir devlet ba\u015fkan\u0131n\u0131n memleketiyle ilgisi gibi midir? \u00d6zetle madde ile kuvvetin ilgisi nedir? Ve sonra madd\u00ee kuvvetle, manevi kuvvetin ilgisi nedir? Bunlar, felsefecileri, psikoloji ilmiyle u\u011fra\u015fanlar\u0131 yoran, hayretler i\u00e7inde bo\u011fan noktalard\u0131r. Ancak \u00f6nceden olsun, sonradan olsun, \u00f6nceden ve bizzat olsun, ikinci ve vas\u0131tal\u0131 olsun, yap\u0131c\u0131l\u0131k y\u00f6n\u00fcnden olsun, kabiliyet cihetinden olsun, her halde bunun cisim olan kalp ile de bir ilgisi oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Hiss\u00ee etkenlerde hareketin \u00f6nemi b\u00fcy\u00fck oldu\u011funa ve b\u00fct\u00fcn tabi\u00ee etkenlerin harekete d\u00f6nmesi \u00e7a\u011f\u0131m\u0131z fenninin en b\u00fcy\u00fck e\u011filimi bulundu\u011funa g\u00f6re, bedenimizde, d\u0131\u015fa ait hareketlerin izlenimlerinden etkilenen ve onlar\u0131 alan aletlerimiz, a\u00e7\u0131k duygular\u0131m\u0131z, sinirlerimiz, beynimiz olmakla beraber bunlar\u0131n cereyan\u0131n\u0131n, bedendeki kendi hareketimizin k\u0131ymetine bor\u00e7lu oldu\u011fu ve bu \u015fahs\u00ee hareketin bizzat hareket eden bedene ait kalbde bulunup, ondan ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 ve bunun hastal\u0131\u011f\u0131 durumunda hiss\u00ee \u00fcz\u00fcnt\u00fclerin, gizli kederlerin ilgisinin de a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc y\u00f6nden harekete ba\u015flayarak \u015fuurun kayna\u011f\u0131n\u0131 birle\u015ftirmi\u015f olmak i\u00e7in, ruhan\u00ee kalbin ilk ilgisini de cisim olan kalbe ba\u011flamak hem tabi\u00ee, hem de -hemen her dilde denecek derecede- ikisinin de bir isim ile an\u0131lagelmi\u015f bulunmas\u0131ndan anla\u015f\u0131lan, genel bir fikir birli\u011fine uygun oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Bu durumu kabul etmemekte \u0131srar edenler olursa, onlar\u0131n, her iki ismin biri di\u011ferinden te\u015fbih (benzetme) ve isti\u00e2re yoluyla al\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131, yani bedende cisim olan kalbin yeri ne ise, ruhta da ruhan\u00ee kalbin yeri o gibi oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnebilirler. Ak\u0131l ile kalbin ilgisini de ak\u0131l kelimesine b\u0131rakal\u0131m. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da, Kur&#8217;\u00e2n ilimlerinde, din ilminde, ahl\u00e2k ilminde, edebiyatta kalp denilince bu ikinci m\u00e2n\u00e2 kastedilir. &#8220;Temiz kalpli adam&#8221;, &#8220;k\u00f6r kalpli adam&#8221;, &#8220;kalbi bozuk&#8221;, &#8220;kalpsiz&#8221; gibi ifadelerde kalpten ne anl\u0131yorsak, burada kalpten de onu anl\u0131yaca\u011f\u0131z ki, gaybe imanda, Allah&#8217;\u0131 bilmede bu kalbi sezmenin, tan\u0131man\u0131n b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi vard\u0131r. Her \u015feyi bu kalp ile duyup da bundan, bunun varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u015feklinden habersiz olanlar, bunu d\u00fc\u015f\u00fcnemiyenler, din hususunda puta tap\u0131c\u0131l\u0131ktan, g\u00f6z \u00f6n\u00fcndeki cisimlere tapmaktan ileri ge\u00e7emezler . M\u00fch\u00fcrl\u00fc kalpler i\u015fte onlard\u0131r. &#8220;\u011e\u0131\u015f\u00e2ve&#8221; perde demektir.<\/p>\n<p>7-TEFS\u0130R VE TE&#8217;V\u0130L: \u015e\u00fcphesiz ki k\u00fcf\u00fcrleri tam ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f olanlar kendilerini ha (Allah&#8217;\u0131n azab\u0131ndan) korkutmu\u015fsun, ha korkutmam\u0131\u015fs\u0131n onlar i\u00e7in ayn\u0131d\u0131r. iman etmezler. Fakat bu inz\u00e2r (korkutma) ve adem-i inz\u00e2r (korkutmama) senin i\u00e7in ayn\u0131 de\u011fildir, &#8220;senin i\u00e7in e\u015fit&#8221; de\u011fil, &#8220;onlar i\u00e7in e\u015fit&#8221; dir. Zira sen g\u00f6revini yapm\u0131\u015f ve Allah&#8217;\u0131n delilini g\u00f6stermi\u015f ve a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f olursun, sevap senin, g\u00fcnah onlar\u0131n olur. O e\u015fitli\u011fin, iman etmediklerinin sebebine gelince: \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u00fcce \u015f\u00e2n sahibi Allah, onlar\u0131n kalplerini ve kulaklar\u0131n\u0131 m\u00fch\u00fcrlemi\u015ftir. Ger\u00e7e\u011fi kendiliklerinden sezip, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp bulmaya, olmad\u0131\u011f\u0131 halde dinleyip i\u015fitmeye, g\u00fczel kabul g\u00f6stermeye kabiliyet (yetenek)leri kalmam\u0131\u015ft\u0131r. Asl\u00ee kalp vard\u0131r fakat ilk yarat\u0131l\u0131\u015ftaki sa\u011flaml\u0131klar\u0131n\u0131 yitirmi\u015fler, k\u00f6t\u00fc al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131yla onu \u00f6rten ikinci bir al\u0131\u015fkanl\u0131k kazanm\u0131\u015flard\u0131r. Bu kazanc\u0131 da Allah Te\u00e2l\u00e2 yerine getirmi\u015ftir. Art\u0131k onlar kendiliklerinden; kendi istek ve arzular\u0131ndan, \u015fahs\u00ee ve nefs\u00ee gayelerinden ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feye d\u00f6n\u00fcp bakmazlar. Ger\u00e7e\u011fi anlamak i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015f olan o kalplerin b\u00fct\u00fcn faaliyet ve yetenekleri nefse ait arzularla bo\u011fulmu\u015f, isterse gelecekteki menfaatleri ad\u0131na olsun, kendilerinden \u015fimdiki isteklerinden ba\u015fka gayba ait ger\u00e7eklere kar\u015f\u0131 inat ile kaplanm\u0131\u015flar, onlar &#8220;\u00d6\u011f\u00fct alacak olan\u0131n, \u00f6\u011f\u00fct alaca\u011f\u0131 kadar bir s\u00fcre sizi ya\u015fatmad\u0131k m\u0131?&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 35\/37) \u00e2yeti gere\u011fince Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n verdi\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcnme devresini tamamlam\u0131\u015flar ve art\u0131k k\u00fcf\u00fcr, onlar\u0131n tam ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f kazan\u00e7lar\u0131, huylar\u0131 ve ikinci yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131 olmu\u015ftur. Onlar ne hakikat\u0131, kalp gibi nefse ait delilleri, ne de Kur&#8217;\u00e2n gibi daima a\u00e7\u0131k manev\u00ee ve akl\u00ee bir mucizeyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler ve hatta ne dinlerler, ne dinlemek isterler, bilmek i\u015flerine gelmez, bilseler de kabul etmezler. Bunlardan ba\u015fka g\u00f6zlerinin \u00fczerinde de bir perde vard\u0131r&#8230; G\u00f6r\u00fclen \u00e2lemde, \u00e2lemin \u015fekli, madenlerin olu\u015fumu, bitkilerin ve hayvanlar\u0131n durumu, anatomi gibi g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclebilen do\u011fru delilleri, bakmak isteseler bile g\u00f6remezler, \u00e7\u00fcnk\u00fc o g\u00f6zler perdelidir. Onlar\u0131 gaflet, \u015fehvetler, k\u00f6t\u00fcl\u00fckler, bencillik perdesi b\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015ft\u00fcr. Mesela her g\u00fcn g\u00f6ky\u00fcz\u00fcne bakar, o g\u00f6n\u00fcl\u00fcn ho\u015fland\u0131\u011f\u0131 manzaray\u0131 g\u00f6r\u00fcr de, \u015fu yerdeki, \u015fu bedendeki, \u015fu k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck g\u00f6z\u00fcn, k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck g\u00f6z bebe\u011fine uyan bir anl\u0131k \u0131\u015f\u0131k ile d\u0131\u015fardan o kadar uzak ve geni\u015f uzakl\u0131k ve mesafe i\u00e7indeki b\u00fcy\u00fck d\u0131\u015f manzaran\u0131n nas\u0131l ve ne ile anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rmez ve d\u00fc\u015f\u00fcnmez. Ac\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman ekme\u011fe ko\u015far da, d\u0131\u015f\u0131ndaki ekme\u011fi nas\u0131l idrak etti\u011fini ve ona nas\u0131l ve ne sayede isabet ve uyum sa\u011flayabildi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmez ve g\u00f6rmez&#8230; B\u00f6ylece onlar, ger\u00e7e\u011fi anlamak i\u00e7in \u015fart olan kalp ve ak\u0131l, sa\u011flam duyular, haberi duyma denilen \u00fc\u00e7 ilim sebebinin \u00fc\u00e7\u00fcnden de mahrum bir haldedirler.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki \u00e2yette &#8220;kul\u00fbb (kalbler) ile &#8220;ebs\u00e2r&#8221; (g\u00f6zler) \u00e7o\u011ful ve aradaki &#8220;sem&#8221; (kulak) ise m\u00fcfred (tekil) olarak getirilmi\u015ftir. Bunun hakk\u0131nda \u00e7e\u015fitli g\u00f6r\u00fc\u015fler s\u00f6ylenmi\u015ftir. Fakat bizim anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131za g\u00f6re bunun sebebi, imanda kalbe ait \u00e2yetler ve cihana ait \u00e2yetler, d\u00fc\u015f\u00fcnce ve g\u00f6rmeye ait yollar\u0131n \u00e7e\u015fitli ve \u00e7ok olmas\u0131yle beraber, dinde duyma yolunun, nakl\u00ee delilin bir, yani &#8220;n\u00fcb\u00fcvvet merkezi&#8221; oldu\u011funa i\u015farettir. \u015euras\u0131n\u0131n hat\u0131rlat\u0131lmas\u0131 gerekir ki, Arap\u00e7a&#8217;da &#8220;\u00fcz\u00fcn&#8221; (kulak) ile &#8220;sem&#8217; ve s\u00e2mia&#8217; &#8220;, &#8220;ayn&#8221; ile &#8220;basar&#8221; ve &#8220;bas\u00eere&#8221; pek g\u00fczel grup la\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ve ay\u0131rt edilmi\u015flerdir. Fakat T\u00fcrk\u00e7emizde hem &#8220;\u00fcz\u00fcn&#8221;e, hem &#8220;s\u00e2mia&#8221;ya sadece kulak dedi\u011fimiz gibi, &#8220;ayn&#8221; ile &#8220;basar&#8221;\u0131 ay\u0131rm\u0131yarak, ikisine de &#8220;g\u00f6z&#8221; deriz. Halbuki cisim olan kulak i\u015fitende ve sa\u011f\u0131rda, cisim olan g\u00f6z bakar k\u00f6rde de vard\u0131r. Burada ruh ve cisim tahliline ihtiya\u00e7 vard\u0131r. Ve bu eksikli\u011fi dilimizde Arap\u00e7a ile tamamlamaya mecbur olmu\u015fuzdur.<\/p>\n<p>Kalp nas\u0131l m\u00fch\u00fcrlenir? Malum ya \u00fczeri m\u00fch\u00fcrlenmek; zarf, kap, \u00f6rt\u00fc ve kap\u0131 gibi \u015feylerde olur. \u0130nsanlar\u0131n kalpleri de, ilimlerin ve bilgilerin zarflar\u0131 ve kaplar\u0131 gibidir. Ne kadar anlay\u0131\u015flar\u0131m\u0131z varsa orada sakl\u0131d\u0131r. Kulak da bir kap\u0131 gibidir, duyulan \u015feyler oradan girer. Bilhassa ge\u00e7mi\u015fteki, gelecekteki ve \u015fimdiki gaybla ilgili haberler, kitaplardaki kavramlar duyma yoluyla bilinir. \u015eu halde kalbin m\u00fch\u00fcrlenmesi, zarf\u0131n m\u00fch\u00fcrlenmesine; kula\u011f\u0131n m\u00fch\u00fcrlenmesi, kap\u0131n\u0131n m\u00fch\u00fcrlenmesine benzer. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadislerinde \u015fu me\u00e2lde buyurmu\u015ftur ki: &#8220;G\u00fcnah ilk defa yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman kalpte bir siyah nokta yani kara bir leke olur. E\u011fer sahibi pi\u015fman olur, tevbe ve isti\u011ffar ederse kalp yine parlar. Etmez de g\u00fcnah tekrarlan\u0131rsa, o leke de artar, sonra arta arta bir dereceye gelir ki, leke bir k\u0131l\u0131f gibi b\u00fct\u00fcn kalbi kaplar ki Mutaffif\u00een s\u00fbresinde &#8220;Hay\u0131r, onlar\u0131n i\u015fleyip kazand\u0131klar\u0131 \u015feyler, kalplerinin \u00fczerine pas tutmu\u015ftur.&#8221; (Mutaffif\u00een, 83\/14) \u00e2yetindeki &#8220;rayn&#8221; da budur.&#8221; Bu hadis g\u00f6steriyor ki, g\u00fcnahlar devam ettik\u00e7e kalpleri bir k\u0131l\u0131f gibi kaplar. \u0130\u015fte o zaman bu \u00e2yetinde buyuruldu\u011fu gibi Allah taraf\u0131ndan m\u00fch\u00fcr ve bask\u0131 yap\u0131l\u0131r. O salg\u0131n leke o kalbe bas\u0131l\u0131p tabedilir. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u00e2harl\u0131 parlak bir yaz\u0131 ka\u011f\u0131d\u0131 \u00fczerine d\u00f6k\u00fclm\u00fc\u015f, silinmesi m\u00fcmk\u00fcn olan bir m\u00fcrekkep gibiyken, bundan sonra matb\u00fb ve silinmez bir hale gelir. Di\u011fer bir deyi\u015fle, al\u0131\u015fkanl\u0131kla bir ikinci huy olur. Ne silinir, ne \u00e7\u0131kar ve o zaman ne iman yolu kal\u0131r, ne de k\u00fcf\u00fcrden kurtulmaya \u00e7are. Bu m\u00fch\u00fcrleme ve bask\u0131n\u0131n kazan\u0131lmas\u0131 kuldan, yarat\u0131lmas\u0131 Allah&#8217;tand\u0131r. \u015eu halde burada hatm (m\u00fch\u00fcrleme)in Allah&#8217;a isnad\u0131, akl\u00ee mecaz de\u011fil, Ehl-i s\u00fcnnet&#8217;in anlad\u0131\u011f\u0131 gibi hakikattir ve cebir (zorlama) yoktur. Bu hadis ve \u00e2yet ahl\u00e2kta al\u0131\u015fkanl\u0131k meselesini ne g\u00fczel a\u00e7\u0131klar. Ahl\u00e2k\u0131n ve dinin k\u0131ymeti, devam ve al\u0131\u015fkanl\u0131kta oldu\u011funu ne g\u00fczel anlat\u0131r. Bu nokta terbiye meselesinin s\u0131rr\u0131d\u0131r. Din\u00ee bak\u0131mdan bir g\u00fcnahta \u0131srar etmekle etmemenin fark\u0131 da bundand\u0131r. G\u00fcnah\u0131 helal sayman\u0131n, haram\u0131 helal sayman\u0131n k\u00fcf\u00fcr olmas\u0131 da bununla ilgilidir. \u0130man meselesinde k\u00e2firler i\u00e7in bu al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n sonucu, bu ikinci huy, bu sa\u011flam meleke ne ise, amel konusunda m\u00fcminler i\u00e7in de b\u00f6yledir.<\/p>\n<p>\u0130yiliklere \u00e2det edinmekle al\u0131\u015f\u0131l\u0131r. K\u00f6t\u00fcl\u00fckler de al\u0131\u015fkanl\u0131k ile i\u00e7inden \u00e7\u0131k\u0131lmaz bir ikinci huy olur. Hayat\u0131n ak\u0131\u015f\u0131 bu al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n kazan\u0131lmas\u0131 demektir. \u0130lk yarat\u0131l\u0131\u015fta be\u015fer iradesinin ilgisi yoktur. Fakat al\u0131\u015fkanl\u0131kta ilk hissesi \u00f6nemlidir. Bununla beraber bunun \u00fczerine sonu\u00e7 olarak yaratma yine Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. \u015eu halde bu meselelerde ilk yarat\u0131l\u0131\u015f gibi zorlama yoktur. Ayn\u0131 zamanda insan\u0131n yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131 da yoktur, yaln\u0131z kazanc\u0131 vard\u0131r. \u0130nsan bir taraftan yarat\u0131lm\u0131\u015f\u0131 al\u0131r, di\u011fer taraftan yarat\u0131laca\u011f\u0131 kazan\u0131r, onun kalbi, Allah&#8217;\u0131n yarat\u0131\u011f\u0131 ve halk\u0131n\u0131n (yaratmas\u0131n\u0131n) g\u00fczergah\u0131d\u0131r. \u0130nsan as\u0131l de\u011fil, vekildir. Allah Te\u00e2l\u00e2 onlara ba\u015flang\u0131\u00e7ta kalp vermeseydi veyahut kendili\u011finden m\u00fch\u00fcrl\u00fc olarak verseydi, o zaman zorlama olurdu. Halbuki \u00e2yet \u00f6yle demiyor. \u015eu halde baz\u0131 Avrupal\u0131lar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi bu \u00e2yetlerle cebir (zorlama) isnad\u0131na kalk\u0131\u015fmak, \u00e2yeti anlamamakt\u0131r. Yaln\u0131z Allah Te\u00e2l\u00e2 bu gibi k\u00e2firlerin iman etmiyeceklerini bildi\u011fi halde yine iman ile sorumlu tutmu\u015ftur. Halbuki Allah&#8217;\u0131n ilminin tersine bir \u015fey olmayaca\u011f\u0131ndan dolay\u0131, &#8220;bu iman, \u00fcstesinden gelinemiyecek bir iman de\u011fil midir?&#8221; sorusu sorulmu\u015ftur. Fakat bunu da \u015f\u00f6yle anlamak gerekir: Bu teklif ilk yarat\u0131l\u0131\u015fa g\u00f6re g\u00fc\u00e7 yetmiyecek de\u011fildir ve onun i\u00e7in yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7i ikinci huya g\u00f6re g\u00fc\u00e7 yetmezdir. Fakat onun i\u00e7in yap\u0131lmam\u0131\u015f, sadece bilinmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hikmeti ve \u0130sl\u00e2m\u00ee esaslara g\u00f6re ilimde zorlama fiili yoktur. Bundan, &#8220;akl\u00ee zaruret yoktur&#8221; diye de bahsederler. Cebir (zorlama) ve ic\u00e2b (gerekli k\u0131lma), iradenin ve yaratman\u0131n eseridir. Allah&#8217;\u0131n, \u00f6nden veya sondan bir \u015feyi bilmesi, onu yapmas\u0131 ve yapt\u0131rmas\u0131 demek de\u011fildir. Ne bilen yapmaya mecburdur, ne de bilinen yap\u0131lmaya mecburdur. \u0130ste\u011fin fiile \u00e7\u0131kmas\u0131 bile kudret (g\u00fc\u00e7)e, g\u00fc\u00e7le beraber bir de yaratmaya ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki biz, kendimizde iradeye ba\u011flanmayan ilimler ve hatta g\u00fc\u00e7 bulundu\u011fu halde bile fiile \u00e7\u0131kmam\u0131\u015f nice iradeler buluruz. B\u00fct\u00fcn bunlar bize g\u00f6sterir ki bilmek, istemek, g\u00fc\u00e7, yaratma bir grup s\u0131fatlard\u0131r. Bundan dolay\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bilmi\u015f olmas\u0131 da zorla yapt\u0131rm\u0131\u015f olmas\u0131 demek de\u011fildir. Ve Allah Te\u00e2l\u00e2 m\u00fch\u00fcr\u00fc, ikinci huyu kulun istemesinden ve bahsetti\u011fi g\u00fcc\u00fcnden sonra yaratm\u0131\u015ft\u0131r ve an\u0131lan teklif nihayet ge\u00e7ici ve de\u011fi\u015fken bir \u015fekilde g\u00fc\u00e7 yetmez olmu\u015ftur. Bu ise hem m\u00fcmk\u00fcn ve hem olagelendir. Ve \u00f6yle olmas\u0131 yak\u0131\u015f\u0131r. \u00d6zetle kader, zorlama de\u011fildir. Bunlar, Allah bildi\u011fi i\u00e7in k\u00e2fir olmam\u0131\u015f, k\u00e2fir olduklar\u0131ndan ve olacaklar\u0131ndan dolay\u0131 Allah \u00f6yle bilmi\u015f, \u00f6yle takdir etmi\u015ftir. Yan\u0131lmayan\u0131n takdirinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, bu pek kolay anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Bunlar i\u00e7in kurtulu\u015f da yok, b\u00fcy\u00fck bir azab vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlarda, yukarda anlat\u0131lan iman ve ahirete \u015feksiz inanma yoktur. Allah, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131, peygamber, ahiret denildik\u00e7e o m\u00fch\u00fcrl\u00fc kalpler k\u0131vran\u0131r, \u00e7arp\u0131n\u0131r, o m\u00fch\u00fcrl\u00fc kulaklar u\u011fuldar, o perdeli g\u00f6zler deprenir etrafa yalpa vurur.<\/p>\n<p>\u00d6ld\u00fckten sonra da cehennem azab\u0131n\u0131 boylarlar. Bunun geni\u015f\u00e7e a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 da ilerde g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz.<\/p>\n<p>N\u00dcZUL (\u0130N\u0130\u015e) SEBEB\u0130: \u0130bn Abbas hazretlerinden birka\u00e7 yol ile elde edilen rivayetin \u00f6zeti me\u00e2len \u015fudur: Peygamber (s.a.v.) Efendimiz b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n iman etmesini ve Allah&#8217;\u0131n do\u011fru yoluna uymalar\u0131n\u0131 \u00e7ok arzu ederdi. Medine&#8217;ye \u015feref vermelerinden sonra da etraf\u0131ndaki yahudi ve yahudi reisleri bile bile \u00e7\u0131f\u0131tl\u0131k ediyorlar, ink\u00e2r ve olumsuzlukta ileri gidiyorlard\u0131. Bunun \u00fczerine Cenab\u0131 Allah, bir taraftan ilk an\u0131\u015fta, ilm-i ezel\u00ee (ezel\u00ee bilgi)de herkesin iman ve saadetinin karara ba\u011flanm\u0131\u015f olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, baz\u0131 kalplerin takdir edilmi\u015f olan iman k\u00e2biliyeti devresinden istifade edemiyerek kapanaca\u011f\u0131 da Allah kat\u0131nda takdir ile bilinmi\u015f bulundu\u011funu ve il\u00e2h\u00ee ilmin \u015fa\u015fmayaca\u011f\u0131n\u0131 haber vermi\u015f, bildirmi\u015f ve teselli eylemi\u015f; bir taraftan da onlar\u0131 azarlam\u0131\u015f ve tekdir etmi\u015ftir. Ve bu \u015fekilde Bakara s\u00fbresinin ba\u015f\u0131ndan y\u00fcz \u00e2yetin, yahudi haberleri ile, Evs ve Hazrec kabilesinin m\u00fcnaf\u0131klar\u0131ndan birtak\u0131m kimseler hakk\u0131nda indi\u011fi ve \u0130bn\u00fc Abbas (r.a.) hazretlerinin bunlar\u0131 isimleriyle , \u015fah\u0131slariyle, nesebleriyle nakletti\u011fi rivayet olunmu\u015ftur. Rab\u00ee&#8217; b. Enes&#8217;den v\u00e2ki olan rivayette de bu iki \u00e2yetin n\u00fczul\u00fc &#8220;topluluklar\u0131n \u00f6nderleri&#8221; ve \u00f6zellikle Bedir harbinde \u00f6ld\u00fcr\u00fclenler ile ilgili oldu\u011fu s\u00f6ylenmi\u015ftir. Ger\u00e7i n\u00fczul sebebinin \u00f6zelli\u011fi, h\u00fckm\u00fcn genelli\u011fine engel de\u011filse de, bu \u00e2yetteki &#8220;k\u00fcfredenler&#8221;den genel kapsam\u0131 ile mutlaka k\u00e2firler kastedilmedi\u011fi de g\u00f6r\u00fcnen deliller ve di\u011fer karineler ile bilinmektedir. Bu c\u00fcmleden olarak bundan \u00f6nce \u00e2yetlerinde her t\u00fcrl\u00fc \u015firk ve k\u00fcf\u00fcrden im\u00e2n\u00e2 ge\u00e7enler de dahil bulunuyordu. Ve bunlar\u0131n ini\u015f sebepleri de onlar olmu\u015ftu. Buna g\u00f6re ba\u015flang\u0131\u00e7ta k\u00e2firler iki k\u0131s\u0131md\u0131r. Bir k\u0131sm\u0131 kalpleri m\u00fch\u00fcrlenmi\u015f olanlard\u0131r, bunlar iman etmezler. Di\u011fer k\u0131sm\u0131 ise hen\u00fcz \u00f6yle de\u011fildirler. Sonra m\u00fcsl\u00fcman olurlar ve hatta \u00fcmmetin se\u00e7kinlerinden ve etk\u0131y\u00e2 (Allah&#8217;tan son derece korkanlar)dan olurlar. \u015eu halde s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi ve \u00f6ncesi karinesi ile do\u011fruya uygunlu\u011fundan tahsis edilmi\u015f, fakat yaln\u0131z n\u00fczul sebeplerine mahsus zannedilmemelidir. Me\u00e2l bak\u0131m\u0131ndan mukayyed kuvvetindedir. Bunun i\u00e7in yukarda yaln\u0131z k\u00fcfredenler, &#8220;bir defa k\u00fcfretmi\u015f bulunanlar&#8221; diye de\u011fil, &#8220;k\u00fcf\u00fcrleri ortaya \u00e7\u0131k\u0131p yerle\u015fmi\u015f olanlar&#8221; diye a\u00e7\u0131klama yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6yle k\u00e2firler yine olabilir.<\/p>\n<p>Buraya kadar iki z\u0131t olan d\u00fc\u015f\u00fcnce halindeki veya ger\u00e7ekteki iman ile k\u00fcfre g\u00f6re insanlar, aralar\u0131nda vas\u0131ta bulunmayan iki kar\u015f\u0131t k\u0131sma ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan sonra da ikinci taksimde k\u00e2firlerin en zararl\u0131 cinsi olan ve k\u00fcf\u00fcr ile iman aras\u0131nda dola\u015f\u0131r gibi g\u00f6r\u00fcnen m\u00fcnaf\u0131klar vas\u0131fland\u0131r\u0131lacakt\u0131r ki, \u00f6ncekilere &#8220;inat\u00e7\u0131 k\u00e2firler&#8221;, bunlara da ilmen veya amelen &#8220;\u015f\u00fcpheci k\u00e2firler&#8221; diyebiliriz.<\/p>\n<p>Bunlar ayr\u0131 bir k\u0131ssa ile k\u00e2firlerin k\u0131ssas\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak a\u00e7\u0131klan\u0131yor. Fakat m\u00fc&#8217;minler hakk\u0131nda d\u00f6rt \u00e2yet; s\u00f6zleri ve fiilleri bir olan belli k\u00e2firler hakk\u0131nda ancak iki \u00e2yet indirildi\u011fi halde, s\u00f6zleri fiillerine benzemiyen bu m\u00fcnaf\u0131klar hakk\u0131nda on \u00fc\u00e7 \u00e2yet indirilmi\u015f ve bu \u015fekilde k\u00e2firler s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n \u00e2yetleri on be\u015fe ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Ve b\u00fct\u00fcn bunlar, ilk \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n Resul\u00fcn\u00fc, ikinci olarak da m\u00fc&#8217;minleri ir\u015fad i\u00e7indir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>8- \u0130nsanlardan \u00f6yleleri de vard\u0131r ki, inanmad\u0131klar\u0131 halde, &#8220;Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne inand\u0131k.&#8221; derler.<\/p>\n<p>9- Allah&#8217;\u0131 ve m\u00fcminleri aldatmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Halbuki s\u0131rf kendilerini aldat\u0131rlar da fark\u0131na varmazlar.<\/p>\n<p>10- Kalplerinde hastal\u0131k vard\u0131r. Allah da onlar\u0131n hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131 artt\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. Yalan s\u00f6ylemelerine kar\u015f\u0131l\u0131k onlara elem verici bir azab vard\u0131r.<\/p>\n<p>11- Hem onlara: &#8220;Yery\u00fcz\u00fcnde fesat \u00e7\u0131karmay\u0131n.&#8221; denildi\u011finde: &#8220;Biz ancak \u0131slah edicileriz.&#8221; derler.<\/p>\n<p>12- \u0130yi bilin ki, onlar ortal\u0131\u011f\u0131 bozanlar\u0131n ta kendileridir, fakat anlamazlar.<\/p>\n<p>13- Onlara: &#8220;\u0130nsanlar\u0131n (m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n) inand\u0131\u011f\u0131 gibi inan\u0131n.&#8221; denilince, &#8220;Biz de o beyinsizlerin inand\u0131\u011f\u0131 gibi mi inanaca\u011f\u0131z?&#8221; derler. \u0130yi bilin ki, as\u0131l beyinsiz kendileridir fakat bilmezler.<\/p>\n<p>14- Onlar iman edenlere rastlad\u0131klar\u0131 zaman: &#8220;\u0130nand\u0131k&#8221; derler. Fakat \u015feytanlar\u0131yle yaln\u0131z kald\u0131klar\u0131 zaman: &#8220;Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz.&#8221; derler.<\/p>\n<p>15- (As\u0131l) Allah onlarla alay eder ve ta\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131 i\u00e7inde serserice dola\u015fmalar\u0131na m\u00fchlet verir.<\/p>\n<p>16- \u0130\u015fte onlar o kimselerdir ki, hidayet kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 sat\u0131n ald\u0131lar da, ticaretleri k\u00e2r etmedi, do\u011fru yolu da bulamad\u0131lar. 17- Onlar\u0131n durumu, bir ate\u015f yakan\u0131n durumu gibidir. (Ate\u015f) \u00e7evresini ayd\u0131nlat\u0131r ayd\u0131nlatmaz Allah onlar\u0131n (g\u00f6zlerinin) nurlar\u0131n\u0131 giderdi ve onlar\u0131 karanl\u0131klar i\u00e7inde b\u0131rakt\u0131, art\u0131k g\u00f6rmezler.<\/p>\n<p>18- (Onlar) sa\u011f\u0131rd\u0131rlar, dilsizdirler, k\u00f6rd\u00fcrler. Art\u0131k (hakka) d\u00f6nmezler.<\/p>\n<p>19- Yahut (onlar\u0131n durumu), g\u00f6kten bo\u015fanan, i\u00e7inde karanl\u0131klar, g\u00f6k g\u00fcrlemesi ve \u015fim\u015fek(ler) bulunan bir ya\u011fmur(a tutulmu\u015fun hali) gibidir. Y\u0131ld\u0131r\u0131mlardan \u00f6lmek korkusuyla parmaklar\u0131n\u0131 kulaklar\u0131na t\u0131karlar. Oysa Allah, ink\u00e2rc\u0131lar\u0131 tamamen ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>20- O \u015fim\u015fek nerdeyse g\u00f6zlerini (n n\u00fbrunu) kap\u0131verecek. \u00d6nlerini ayd\u0131nlatt\u0131m\u0131 \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda y\u00fcr\u00fcrler, karanl\u0131k \u00fczerlerine \u00e7\u00f6kt\u00fcm\u00fc de dikilip kal\u0131rlar. Allah dilemi\u015f olsayd\u0131 i\u015fitmelerini, g\u00f6rmelerini de al\u0131verirdi. \u015e\u00fcphesiz Allah her \u015feye k\u00e2dirdir.<\/p>\n<p>8-N\u00dcZUL SEBEB\u0130: Bu \u00e2yetlerin Medine ve civar\u0131ndaki birtak\u0131m m\u00fcnaf\u0131klar hakk\u0131nda inmi\u015f olmas\u0131nda fikir birli\u011fi vard\u0131r. Rivayet edildi\u011fine g\u00f6re bunlar Evs ve Hazrec kabilelerine mensup baz\u0131 kimselerle, onlarla birlikte olanlard\u0131r ki, ba\u015fkanlar\u0131 Abdullah b. \u00dcbeyy b. Sel\u00fbl&#8217;d\u00fcr. Peygamberimizin ensar\u0131 (yard\u0131mc\u0131lar\u0131, dostlar\u0131) olan Evs ve Hazrec kabileleri o zaman Yesrib denilen Medine&#8217;nin en esasl\u0131 unsuru idiler ki, ikisine birden &#8220;ma&#8217;\u015feri Hazrec&#8221; (Hazrec toplulu\u011fu) de denilirdi. Bunlardan ba\u015fka Medine yak\u0131nlar\u0131nda Kurayza, Ben\u00ee Nad\u00eer, Ben\u00ee Kaynuka gibi yahudi kabileleri vard\u0131. Medine i\u00e7inde oturan yahudiler de bulunuyordu. B\u00fcy\u00fck bir peygamberin gelmek \u00fczere bulundu\u011fu yahudi bilginleri aras\u0131nda s\u00f6yleniyor ve Medine halk\u0131 aras\u0131na yay\u0131l\u0131yordu. Yahudiler, Hz. Musa&#8217;n\u0131n &#8220;bana benzer peygamber&#8221; dedi\u011fi peygamberi, o peygamberi Arap\u00e7a &#8220;en-Neb\u00ee, er-Resul&#8221; ismiyle bekliyorlard\u0131. Ve tahminlere g\u00f6re bunun zaman\u0131 geldi\u011fini seziyorlard\u0131. Fakat bunu kendilerinden bekliyorlard\u0131. O s\u0131rada Abdullah b. \u00dcbeyy de kendini Evs ve Hazrec i\u00e7inde Yesrib krall\u0131\u011f\u0131na aday gibi g\u00f6r\u00fcyordu. \u0130\u00e7erde ve d\u0131\u015farda bu durumlardan, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hikmetiyle en \u00f6nce uyanan Evs ve Hazrec oldu. Hac mevsiminde Mekke&#8217;ye gidip &#8220;ilk akabe&#8221;de on iki, ertesi sene &#8220;ikinci akabe&#8221;de yetmi\u015f ki\u015fi Hz. Peygamber&#8217;e biat ettiler, onun &#8220;ensar&#8221;\u0131 (yard\u0131mc\u0131lar\u0131) olmaya ba\u015flad\u0131lar, Allah&#8217;a ortak ko\u015fmaktan kurtulup gaybe iman ettiler. Hatta bir\u00e7oklar\u0131 Hz. Peygamber&#8217;i g\u00f6rmeden iman ettiler. En sonra da Peygamber Efendimiz hicret ettiler. Yesrib &#8220;d\u00e2ru&#8217;l-hicre = hicret yurdu&#8221; oldu ve Medine (yani \u015fehir) ismini ald\u0131. Peygamberimiz&#8217;in buraya yerle\u015fmesinden sonra \u0130sl\u00e2m kelimesi \u00e7abucak halk aras\u0131nda yay\u0131ld\u0131. M\u00fcsl\u00fcmanl\u0131k ve m\u00fcsl\u00fcmanlar \u00e7o\u011fald\u0131, puta tap\u0131c\u0131lara ve m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 ezici bir \u00e7o\u011funluk olu\u015ftu. Bununla birlikte Evs ve Hazrec kabileleri i\u00e7inde iman etmeyen bir az\u0131nl\u0131k da vard\u0131. Yahudiler &#8220;kitap ehli&#8221; iseler de, tersine \u00e7o\u011funlu\u011fu \u00e7ekememezlik sebebiyle ink\u00e2rc\u0131l\u0131kta inat etmi\u015f ve bununla birlikte en b\u00fcy\u00fck \u00e2limlerden Abdullah b. Sel\u00e2m hazretleri gibi baz\u0131 zatlar da \u00e2yetindeki \u00f6\u011f\u00fclmelere mazhar olarak ezel\u00ee imanlar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131. \u0130man etmeyen ve &#8220;Muhakkak ki ink\u00e2r edenler&#8221; \u00e2yetinin n\u00fczul sebebi olan yahudi \u00e2limleri gizli gizli &#8220;gizli \u00f6rg\u00fctler&#8221; rol\u00fc oynuyordu. Bunlar, Peygamber&#8217;e ve m\u00fcsl\u00fcmanlara d\u00fc\u015fmanl\u0131k etmek i\u00e7in \u00f6b\u00fcrlerinden iman etmeyen az\u0131nl\u0131k ile gizlice ittifak ederek \u0130slam ortam\u0131nda onlardan z\u00e2hiren iman etmi\u015f g\u00f6r\u00fcnen bir m\u00fcnaf\u0131klar z\u00fcmresi olu\u015fturmu\u015flard\u0131 ki, bunlar\u0131n ba\u015fkanlar\u0131 Abdullah b. \u00dcbeyy b. Sel\u00fbl idi. Allah&#8217;\u0131n bildirmesi ile Peygamberimiz onlar\u0131 tan\u0131yordu ve ashab\u0131ndan se\u00e7kin olanlara da bildiriyordu. Bu sebeple bunlar\u0131n adlar\u0131 ve nesebleri bile rivayet olunmu\u015ftur ki, tefsirde an\u0131lmalar\u0131 l\u00fczumsuzdur. Bu m\u00fcnaf\u0131klar, m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ibadetlerine ve b\u00fct\u00fcn din\u00ee hususlar\u0131na g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte ve daima i\u015ftirak ederler ve el alt\u0131ndan da entrika \u00e7evirmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlard\u0131. Dikkate de\u011fer ki bunlar, d\u0131\u015ftan k\u00fcfr\u00fc gerektiren bir \u015feyi g\u00f6stermemeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar ve yaln\u0131z g\u00f6r\u00fcnt\u00fcy\u00fc muhafaza ettiklerinden dolay\u0131 -Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n hikmetiyle- \u0130sl\u00e2m toplumundan \u00e7\u0131kar\u0131lmazlard\u0131. \u0130\u015fte a\u00e7\u0131k\u00e7a bilinen k\u00e2firlerden daha \u00e7ok bu gibilere kar\u015f\u0131 \u0130sl\u00e2m\u00ee emniyeti muhafaza etmek, peygamberlik g\u00f6revinde ve \u0130sl\u00e2m&#8217;da pek \u00f6nemli bir mesele oldu\u011fundan Cenab-\u0131 Allah bunlar sebebiyle yukardaki on \u00fc\u00e7 \u00e2yeti indirerek durumlar\u0131n\u0131 bildirmi\u015ftir. &#8220;N\u00e2s&#8221; kelimesi, &#8220;insan&#8221;\u0131n \u00e7o\u011fuludur, asl\u0131 &#8220;\u00fcn\u00e2s&#8221;t\u0131r. Yahut lafz\u0131ndan ba\u015fka olarak \u00e7o\u011ful ismidir. Bazan &#8220;halk&#8221; ve &#8220;ah\u00e2li&#8221; deyimlerimiz gibi &#8220;halk toplulu\u011fu&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131l\u0131r. Yani anlat\u0131lan k\u00e2firlerden ba\u015fka insanlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 da vard\u0131r ki, Allah&#8217;a ve o son g\u00fcne (yani ahirete) iman ettik der. halbuki bunlar m\u00fcmin (inanm\u0131\u015f) de\u011fillerdir. M\u00fcmin olmad\u0131klar\u0131 halde &#8220;\u00e2menn\u00e2 = inand\u0131k&#8221; diye yalan s\u00f6ylerler. Dikkat edilirse Peygamber&#8217;e iman\u0131 \u00e7o\u011funlukla k\u00e2le bile almazlar da Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman\u0131 s\u00f6ylerler ve g\u00fcya bu kadarla Peygamber&#8217;i tasdik ediyormu\u015f gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrler.<\/p>\n<p>9-Ni\u00e7in mi b\u00f6yle yaparlar? Bunlar b\u00f6ylelikle Allah&#8217;a ve m\u00fcminlere h\u00eele yapmaya kalk\u0131\u015f\u0131rlar, onlara h\u00eele yar\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131karlar, Allah&#8217;\u0131 ve m\u00fcminleri de h\u00eele yap\u0131yorlarm\u0131\u015f gibi zannederler. Bu da &#8220;&#8221; N\u00e2fi&#8217;, \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr k\u0131r\u00e2etlerinde \u015feklinde okunur. Halbuki h\u00eeleyi ba\u015fkas\u0131na yapm\u0131yorlar, ancak kendilerine yap\u0131yorlar, sonu\u00e7ta kendilerini aldatm\u0131\u015f veya kendilerini aldatmaya kalk\u0131\u015fm\u0131\u015f oluyorlar, kendilerini aldat\u0131yorlar da anlam\u0131yorlar. Fark\u0131nda de\u011filler, \u015fuurlar\u0131 yok da ne yapt\u0131klar\u0131ndan haberleri olmuyor.<\/p>\n<p>&#8220;Hud&#8217;a&#8221; (h\u00eele) kelimesi esas\u0131nda bir gizlilik m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Ve tarifi: Ba\u015fkas\u0131na kar\u015f\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte selamet ve do\u011fruluk d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcren bir i\u015fi a\u00e7\u0131klay\u0131p, i\u00e7inde onu zarara sokacak bir \u015feyi gizlemektir. &#8220;Muh\u00e2dea&#8221;, hile yar\u0131\u015f\u0131na kalk\u0131\u015fmakt\u0131r ki, ikisi birden de\u011fil, \u00f6nce bir taraftan ba\u015flamak \u015fartt\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Nefs&#8221;, bir \u015feyin zat\u0131 ve kendisi demektir. Ruh ve kalp m\u00e2nas\u0131na da gelir. \u015eeriat \u00f6rf\u00fcnde \u015fehvet ve k\u0131zg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olan nefsan\u00ee kuvvete de denilir. Buradaki \u00f6ncekidir.<\/p>\n<p>\u015euur, a\u00e7\u0131k duygu ile hissetmektir. Yani \u015fu anda his halinde olan ve hen\u00fcz haf\u0131zaya ve akla tamamen ge\u00e7memi\u015f bulunan a\u00e7\u0131k bir ilimdir ki, dalg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n z\u0131dd\u0131d\u0131r. \u0130drakin ilk derecesi yani bir \u015feyin, d\u00fc\u015f\u00fcnenin fikrine ilk var\u0131\u015f derecesi, ilk g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc ilim, nefsin m\u00e2n\u00e2ya ula\u015fmas\u0131d\u0131r. Ve bu ula\u015fman\u0131n birtak\u0131m dereceleri vard\u0131r ki, \u015fuur bunlar\u0131n birincisi yani nefsin m\u00e2n\u00e2ya ilk var\u0131\u015f mertebesidir. O m\u00e2n\u00e2n\u0131n tamam\u0131na nefsin anlay\u0131\u015f\u0131 has\u0131l olunca tasavvur; bu m\u00e2n\u00e2 \u015fuurun gitmesinden sonra tekrar geri d\u00f6nd\u00fcr\u00fclebilecek \u015fekilde ruhda bak\u00ee kalm\u0131\u015fsa h\u0131fz (ezberleme), bunu istemeye hat\u0131rlama; tekrar bulan vicdana zikr (anma) ismi verilir. \u015euur bir bak\u0131ma ilmin en zay\u0131f\u0131d\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc onda sebat ve ihtiyatl\u0131 hareket yoktur. Bu sebeple Allah&#8217;\u0131n ilmine \u015fuur denmez. Di\u011fer bir y\u00f6nden de en canl\u0131 bir ilimdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o anda ve bizzat ince bir g\u00f6r\u00fc\u015f an\u0131 ve huzurdur. Ve ilah\u00ee ilmin kemalini anlatacak en g\u00fczel bir \u015fahittir. &#8220;Ve bizim emrimiz yaln\u0131z birdir, bir g\u00f6z k\u0131rpmas\u0131 gibi (s\u00fcr&#8217;atli)dir.&#8221; (Kamer, 54\/50). Her \u015fuur, birlik i\u00e7inde bir ikili\u011fi, ikilik i\u00e7inde bir birli\u011fi ihtiva eder ve bir anda iki \u015fuur olmaz. Fakat geni\u015fli\u011fi olan bir \u015fuur olabilir ve insan ba\u015flang\u0131\u00e7 halinde \u015fuur ile \u015fuurun m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131, d\u00fc\u015f\u00fcnen ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcleni birbirinden ay\u0131ramaz. Kalp, kendinden \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcne dalm\u0131\u015f olur. Ve bunun i\u00e7in \u015fuur (bilin\u00e7) daha \u00e7ok a\u00e7\u0131k duygular ile olan d\u0131\u015f duyguya denir ve g\u00f6r\u00fcnen duygulara &#8220;hisler&#8221; denir. Ve buna kar\u015f\u0131l\u0131k nefsin kendindeki bir \u015fuur olay\u0131na da, &#8220;kendinde bulmak&#8221; demek olan &#8220;vicdan&#8221; ad\u0131 verilmi\u015ftir ki, buna &#8220;gizli his&#8221; veya &#8220;gizli \u015fuur&#8221; da denilir. Ve do\u011frusu &#8220;a\u00e7\u0131k his&#8221; demek, yaln\u0131z g\u00f6r\u00fclen duyularla olan &#8220;d\u0131\u015f his&#8221; demek de\u011fildir. Vicdan da a\u00e7\u0131k bir histir. Bununla birlikte vicdan daha \u00e7ok bir &#8220;\u015fuur \u015fuuru&#8221; demektir. Bu &#8220;a\u00e7\u0131k his&#8221; ve &#8220;gizli his&#8221; deyimlerinde iz\u00e2fet veya s\u0131fat m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131, s\u0131ras\u0131na g\u00f6re, ay\u0131rt etmelidir. Gizli his i\u00e7in ayr\u0131ca bir gizli duyular aleti de zorunlu de\u011fildir. \u015euur, \u015fimdi ve an\u00ee oldu\u011fu i\u00e7in, ak\u0131l \u015fuurun d\u0131\u015f\u0131nda say\u0131l\u0131r. Ve ak\u0131l, \u015fuur kavram\u0131n\u0131n analiz ve sentezi ile \u00f6z\u00fcn\u00fc al\u0131r ve bundan sonu\u00e7 \u00e7\u0131karmak suretiyle i\u00e7inde ve d\u0131\u015f\u0131nda ilgili buldu\u011fu gerekli \u015feylere intikal eder. \u015eu halde ak\u0131l, ilgi \u015fuurundan ba\u015flar. Bunun i\u00e7in onun ilk kanunlar\u0131 butlan (b\u00e2t\u0131ll\u0131k), ayniyet (ayn\u0131l\u0131k), gayriyet (ba\u015fkal\u0131k), tenakuz (\u00e7eli\u015fki) \u015fuurlar\u0131d\u0131r. \u0130zafet (iki \u015fey aras\u0131ndaki ilgi) de \u015fuurun ilk kanunudur. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fuurun hakikati, ruha kendisinin veya kendisindeki veya d\u0131\u015f\u0131ndaki bir i\u015fin haz\u0131r olarak g\u00f6r\u00fcnmesidir ki, bu g\u00f6r\u00fcnme itibar\u00ee (ger\u00e7ek d\u0131\u015f\u0131) veya ger\u00e7ek bir ilginin \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Fakat \u015fuur, bu ilginin kendisi midir? Ruhun bundan bir etkilenmesi midir? Yoksa ruhun bir fiili midir? Daha ba\u015fka bir \u015fey midir? Bu nokta \u015f\u00fcphelidir. Ger\u00e7ek \u015fuur, bir g\u00f6z k\u0131rpma an\u0131 olan basit bir vahdet (teklik) \u015fuurudur. Bu da ba\u015flang\u0131\u00e7ta mutlak hakk\u0131n kendi g\u00f6r\u00fcnme an\u0131, ikinci olarak nefsin kendine veya genel olarak d\u0131\u015far\u0131n\u0131n nefse bir yans\u0131mas\u0131 ile ba\u015flar ki, bu iki \u015feyden hangisinin \u00f6nceden oldu\u011fu hen\u00fcz kestirilemeyen bir g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr. Di\u011fer \u015fuurlar hep bunun \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcr. Buna sahip olan nefse &#8220;ruh&#8221; veya &#8220;ruh sahibi&#8221; denilir. \u015euur par\u0131lt\u0131lar\u0131 \u00f6nce birer nokta gibi gelir ve ruhda az \u00e7ok kal\u0131r ve kalmas\u0131na ezberleme denilir. Ezberleme bir zihin kuvvetidir ve bir ge\u00e7mi\u015f k\u0131ymetini ifade eder. \u015euur, sabit de\u011fildir, ezberleme ise sabittir. Bunun i\u00e7in ezberleme unutmaya da yakla\u015fabilir. Ve o zaman ezberlenilenler anla\u015f\u0131lmaz olur. Bundan da anlar\u0131z ki, ruhda \u015fuursuz denilmese bile, anla\u015f\u0131lmayan i\u015fler ve hadiseler de vard\u0131r. Haf\u0131zadaki i\u015fin ikinci defa anla\u015f\u0131lmas\u0131na hat\u0131rlama, hat\u0131ra getirme ve anma ismi verilir. Ve \u015fuurun devam etmesi ve devam\u0131n\u0131n k\u0131ymetleri de bu sayede meydana gelir. Bu \u015fekildedir ki \u015fuurlar olu\u015fur. Tasavvura, zihn\u00ee ve ilm\u00ee g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015flere kadar ula\u015f\u0131r. \u0130lmin, akl\u0131n derinli\u011fi, bu sentezlerin b\u00fcy\u00fcmesi nisbetinde kar\u0131\u015facak ve \u00e7o\u011falacak nisbet \u015fuurlar\u0131n\u0131n kat kat artarak \u00e7o\u011falmalar\u0131ndad\u0131r. Akl\u0131n bunlar \u00fczerindeki seyrine, d\u00fc\u015f\u00fcnme ve fikir denir. As\u0131l bilme, bu sentezlerdeki son \u015fuurlanma oran\u0131n\u0131n ger\u00e7ek nisbetine (yani do\u011frulu\u011funa) ait h\u00fck\u00fcm iledir. Yani \u015fuurun ba\u015flang\u0131c\u0131, ger\u00e7ek do\u011fru oldu\u011fu gibi; fikrin, akl\u0131n ve ilmin hedefi de belli olan hakd\u0131r. Demek oluyor ki, akl\u0131n b\u00fct\u00fcn cereyan\u0131na devaml\u0131 olarak sivrilen \u015fuur olaylar\u0131 e\u015flik eder. Bu cereyan\u0131n aleti ak\u0131l; mekan\u0131 kalp; \u00fcr\u00fcn\u00fc de ilim veya hayaldir.<\/p>\n<p>Ak\u0131l, h\u00e2l-i haz\u0131rdaki \u015fuurun gerisinden ba\u015flar. Onun, \u00f6ncesi sonras\u0131, i\u00e7y\u00fcz\u00fc ile ilgilenir. Bunlardan ba\u015fka \u015fuur, k\u0131smen nefsin ho\u015flanmak, tiksinmek, geni\u015flemek, s\u0131k\u0131\u015fmak.. gibi bir olay\u0131 ile ortak olur ki, buna zevk ve his denir. Bu his, bir nokta kadar basit ve belirsiz de olsa, o zevkin sebebine bir d\u0131\u015f k\u0131ymeti isnat edilirse, buna &#8220;duyum&#8221; tabir edilir. Ve \u015fuurun ilm\u00ee k\u0131ymeti bu itibarlad\u0131r. Bir an bakars\u0131n sende bir keyf var, bunu duyuyorsun, bu keyfe bir bilincin var, bunu biliyorsun, fakat bu y\u00f6n\u00fc b\u0131rak, bu keyf neden geliyor? Ruhun kendi mi yap\u0131yor? S\u0131rf nefse ait bir eser midir? Yoksa haric\u00ee (d\u0131\u015fa ait) bir sebebin eseri midir? Buna dair hi\u00e7 bir \u015fey sezemiyorsan, yaln\u0131z duygu halindesin, bu bir sarho\u015fluktur. Buna bir \u015fuur denilirse, histen ibaret bir \u015fuur demek olur. Bizzat ilm\u00ee hi\u00e7bir de\u011feri yoktur. Fakat bu hissin sebebine az \u00e7ok bir haric\u00eelik verebildi\u011fin, mesela bedenine \u00e7arpan bir s\u0131ca\u011f\u0131n, bir havan\u0131n, g\u00f6z\u00fcne \u00e7arpan bir \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n, kula\u011f\u0131na ili\u015fen bir sesin, burnuna dokunan bir kokunun eseri oldu\u011funu da sezebildi\u011fin anda bir duyum kar\u015f\u0131s\u0131nda bulunursun, as\u0131l bilin\u00e7 budur. Ve bu \u015fuurun \u015fuh\u00fbd (g\u00f6r\u00fcp m\u00fc\u015fahede etme) denilen ilm\u00ee bir de\u011feri vard\u0131r. \u0130\u015fte d\u0131\u015ftan ilgiyi kesmek suretiyle, nefsindeki hadiseyi bir sen bir de sendeki bir olay, bir i\u015f mesela bir keyf olarak se\u00e7ti\u011fin, yani sade ne\u015felenmekten fazla bir \u015fey yapt\u0131\u011f\u0131n anda da bir i\u00e7 duyum, bir vicdan vard\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131saca d\u0131\u015fa ait olsun i\u00e7e ait olsun, her duygunun bir duyum y\u00f6n\u00fc, bir de \u00f6zel duygu y\u00f6n\u00fc vard\u0131r. \u0130kisine de his denilir. Fakat ilm\u00eelik ve idrak, as\u0131l duyum de\u011feri olandad\u0131r. Ve \u015fuur daha \u00e7ok bunun ad\u0131d\u0131r. Yaln\u0131z zevke ait olan \u00f6zel duygu k\u0131ymetine his denilirse de, \u015fuur ve ilim diye bilinmez. Buna S\u00fbfiyye (tasavvuf ehli) &#8220;h\u00e2l&#8221; tabir ederler. H\u00e2l ba\u015fka, hale \u015fuur yine ba\u015fkad\u0131r. \u0130htisas\u0131n konusu yaln\u0131z &#8220;ene&#8221;dir. \u015euur ve vicdan da &#8220;ene&#8221;den tamamen \u00e7\u0131kamaz, ak\u0131l ise \u015fuur \u00f6tesinden ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in &#8220;ene&#8221;nin zat\u0131, kendini akledemez d\u00fc\u015f\u00fcnemez. &#8220;Ene&#8221; sade bir \u015fuur veya vicdan ile kendini tan\u0131r ve kendini tan\u0131d\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in kendine gelen duygular\u0131 ve kendinden \u00e7\u0131kan duygular\u0131 tan\u0131r. Fakat bu tan\u0131y\u0131\u015f\u0131n her h\u00e2l an\u0131nda bir isti\u011fr\u00e2k (dalma)\u0131 vard\u0131r. Bununla bizzat &#8220;ene&#8221; \u015fuurlu bir dalg\u0131nl\u0131k gibi gizli kal\u0131r da, hemen ard\u0131ndan bir ilgiye muhta\u00e7 olur. Ve bunun i\u00e7in \u00e7ocu\u011fa &#8220;kendini bilmez&#8221; denir. &#8220;Ene&#8221; \u015fuuru hi\u00e7 bulunmad\u0131\u011f\u0131 veya a\u00e7\u0131k oldu\u011fu, yani hep &#8220;ben, ben&#8221; dedi\u011fimiz anlarda, ne d\u0131\u015fardan ve ne durumlar\u0131m\u0131zdan hi\u00e7bir \u015fey bilmeyiz. Bildi\u011fimiz zaman ise benli\u011fimiz bildi\u011fimize dalm\u0131\u015f olur ki buna &#8220;fen\u00e2&#8221; (yok olma) tabir edilir. Demek ki ilim i\u00e7in &#8220;ene=ben&#8221; \u015fuuru gizlenmeli, kalp d\u0131\u015f g\u00f6zlem ve mur\u00e2kabe-i nefs (nefsi kontrol) ile me\u015fgul olabilmelidir. Hak, bu ikisi aras\u0131nda g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Ahl\u00e2kta nefis kontrol\u00fc, ilimde de d\u0131\u015f g\u00f6zlem daha m\u00fchimdir. \u0130kilik i\u00e7inde bir ba\u011fl\u0131l\u0131k gibi g\u00f6r\u00fcnen \u015fuur olay\u0131n\u0131, hareket, titre\u015fim ve maddi intiba olaylar\u0131ndan ay\u0131r\u0131p se\u00e7emeyenler, ruhu ve kalbin s\u0131rr\u0131n\u0131 bilemezler de, &#8220;kalp&#8221; ve &#8220;ruh&#8221; diyecek yerde &#8220;dima\u011f&#8221; (beyin) derler dururlar. G\u00f6z ile foto\u011fraf\u0131, gramofon borusu ile kula\u011f\u0131, a\u011fz\u0131 bir gibi zannederler. Beyin bir k\u00fct\u00fcphane olsun, onu okuyan kim? Bunu aramazlar. \u0130\u015fte &#8220;onu d\u00fc\u015f\u00fcnmezler&#8221; bu ger\u00e7e\u011fi g\u00f6steriyor.<\/p>\n<p>10-&#8220;M\u00fcnaf\u0131klardaki bu hilecili\u011fin ve bu \u015fuursuzlu\u011fun sebebi nedir?&#8221; denilirse, onlar\u0131n kalplerinde, yani ruhan\u00ee kalplerinde hi\u00e7 g\u00f6r\u00fclmedik yok edici bir manev\u00ee ve ahl\u00e2k\u00ee hastal\u0131k vard\u0131r. Maraz (hastal\u0131k), bedeni sa\u011flam al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131ndan d\u00f6nd\u00fcr\u00fcp dengesini bozan ve g\u00f6revini istenilen \u015fekilde yapmamas\u0131na sebep olan bir aksama durumudur. Fakat madd\u00ee \u015feylerde kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, manevi hususlarda da kullan\u0131l\u0131r. S\u0131hhat esas, hastal\u0131k ikinci derecedir. \u0130lk yarat\u0131l\u0131\u015fta kalp sa\u011flamd\u0131r. Fakat bunlar kalbin s\u0131hhatini muhafaza etmeye bakmam\u0131\u015flar, kalplerinde b\u00fcy\u00fck bir hastal\u0131\u011fa m\u00fcbtela olmu\u015flard\u0131r. Burada &#8220;maraz&#8221; kelimesindeki tenvin, korkutmak i\u00e7indir. Demek korkun\u00e7 bir hastal\u0131k var. B\u00fct\u00fcn ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olan b\u00fcy\u00fck bir hastal\u0131k var. \u0130drak ve iradenin afeti olan bir hastal\u0131k var. Bu hastal\u0131k, rivayete ve dirayete dayanan tefsirlerin ve bilhassa selef m\u00fcfessirlerinin a\u00e7\u0131klad\u0131klar\u0131 \u00fczere inan\u00e7s\u0131zl\u0131k hastal\u0131\u011f\u0131, \u015fek, \u015f\u00fcphe, ku\u015fku hastal\u0131\u011f\u0131, \u00f6zetle \u015f\u00fcphe ve nifak hastal\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Bunlar b\u00fct\u00fcn k\u00f6t\u00fc niyetlerin ba\u015f\u0131d\u0131r. Buna yakalanan kimse, hak tan\u0131maz, Allah&#8217;dan \u015f\u00fcphe eder, Allah&#8217;\u0131n emrinden \u015f\u00fcphe eder. Allah&#8217;\u0131n &#8220;onda \u015f\u00fcphe yoktur&#8221; buyurdu\u011fu kitab\u0131ndan \u015f\u00fcphe eder. Allah&#8217;\u0131n peygamberinden \u015f\u00fcphe eder. Allah&#8217;\u0131n halis m\u00fcmin kullar\u0131ndan ve onlar\u0131n do\u011fru olan fiil ve hareketlerinden \u015f\u00fcphe eder. Her \u015feyden \u015f\u00fcphe eder, hatta kendinden \u015f\u00fcphe eder. Bilginin k\u0131ymeti kalmam\u0131\u015ft\u0131r. Fakat benlik, \u015fuurundan da hi\u00e7 \u00e7\u0131kmaz. Onun g\u00f6z\u00fcne hak ve hakikat kendinden ibaret g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Bakar ki kendisi \u015fek ve \u015f\u00fcphe ile doludur. Kendine benzeterek h\u00fckmeder. Herkesi ve her \u015feyi \u015f\u00fcpheli g\u00f6r\u00fcr. Yerler, g\u00f6kler, a\u011fa\u00e7lar, ta\u015flar, hayvanlar, insanlar, Allah, Peygamber, hep onu aldat\u0131yor zanneder. K\u00f6t\u00fc zan ile dolar. Her \u015feyden ku\u015fkulan\u0131r. Fakat b\u00fct\u00fcn fiil ve hareketiyle yine kendisine kar\u015f\u0131 kendisini yalanlar. Zevkine, keyfine, \u015fehvetlerine o kadar tutkundur ki, onlardan hi\u00e7 \u015f\u00fcphe etmez. &#8220;Acaba bunlar\u0131n asl\u0131 var m\u0131d\u0131r, bunun sonu ne olacakt\u0131r&#8221; demez. Hepsine at\u0131l\u0131r, sar\u0131l\u0131r. Onun i\u00e7in hak ve hay\u0131r hi\u00e7, zevk her \u015feydir ve her \u015fey kendisidir. Onu, ilm\u00ee \u015f\u00fcphe i\u00e7inde benlik derdi, kibir, mevki h\u0131rs\u0131, ba\u015f olma sevdas\u0131 sarm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in imans\u0131zken, kendini imanl\u0131y\u0131m zanneder. Aldatmay\u0131, hile yapmay\u0131, entrika \u00e7evirmeyi \u00fcst\u00fcnl\u00fck ve ba\u015far\u0131 sayar. M\u00fcminle m\u00fcmin, k\u00e2firle k\u00e2fir g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 ne zorunlulukla yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmez. B\u00f6yle yapmas\u0131, b\u00fct\u00fcn u\u011fra\u015ft\u0131\u011f\u0131 bu \u015feylerin kendisinden ba\u015fka bir varl\u0131ktan yans\u0131yan bir bask\u0131 oldu\u011funu farketmez. Arada b\u00f6yle hile ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k yerine bir temelli sevgi kurmak i\u00e7in samimi olmaya \u00e7al\u0131\u015fmak kendisi i\u00e7in de daha k\u00e2rl\u0131 oldu\u011funu anlamaz. Bunlar d\u00fcnya nimetlerine g\u00f6m\u00fclseler, yine i\u011fneli be\u015fikte gibi ya\u015farlar. \u015e\u00fcphe ve ara bozma hastal\u0131\u011f\u0131 b\u00f6yle can s\u0131k\u0131c\u0131 bir \u015feydir. O m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n kalplerinde i\u015fte bu hastal\u0131k vard\u0131r. Ve her hastal\u0131k huy ve tabiat olmad\u0131k\u00e7a tedavisi m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bunlar ise bu hastal\u0131\u011f\u0131 tedavi etmek i\u00e7in gelmi\u015f olan hak dine sar\u0131lmazlar da ondan da ku\u015fkulan\u0131rlar.<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine Allah Te\u00e2l\u00e2 bunlar\u0131n hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131 art\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. \u015e\u00f6yle ki: Allah Te\u00e2l\u00e2 insanlardan, insanlar i\u00e7inde Arap&#8217;tan, Arap i\u00e7inde Kurey\u015f kabilesinden, Kurey\u015f kabilesi i\u00e7inde H\u00e2\u015fim O\u011fullar\u0131&#8217;ndan Muhammed b. Abdullah b. Abd\u00fclmuttalib b. H\u00e2\u015fim b. Abdimenaf b. Kusay b. Kil\u00e2b b. M\u00fcrre b. Ka&#8217;b b. L\u00fcey b. Fihr b. M\u00e2lik b. Nadr b. Kin\u00e2ne b. M\u00fcdrike b. \u0130lyas b. Mudar b. Nizar b. Mead b. Adnan isim ve nesebiyle bir peygamber g\u00f6ndermi\u015f ve ona &#8220;kendisinde \u015f\u00fcphe olmayan&#8221; bir kitap indirmi\u015f ve onu do\u011fup b\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc Mekke&#8217;de b\u0131rakmay\u0131p b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyaya, k\u0131yamete kadar nur sa\u00e7mak i\u00e7in buraya, onlar\u0131n bulunduklar\u0131 yere getirmi\u015f ve insanlar yava\u015f yava\u015f ona iman ederek b\u00fcy\u00fck bir topluluk kurmaya ba\u015flam\u0131\u015flar, e\u011frili\u011fi kald\u0131r\u0131p do\u011frulu\u011fu yay\u0131yorlar, do\u011fru yoldan ba\u015fka bir \u015fey istemiyorlar, kuvvetlilerin zay\u0131flar\u0131 ezmesine imkan vermiyorlar, hak denildi mi, hat\u0131r g\u00f6n\u00fcl tan\u0131m\u0131yorlar, herkesi e\u015fit tutuyorlar; zor kullanmakla insanlardan faydalanmak yasak, dalavere yasak, r\u00fc\u015fvet ve adam kay\u0131rma yasak, fuhu\u015f ve ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k yasak, neler neler yasak. Bunlardan ba\u015fka vazifeler, g\u00f6revler, m\u00fccahedeler, intizaml\u0131 \u015fekillerde muntazam vakitlerde \u00e7al\u0131\u015fmalar, u\u011fra\u015fmalar, neler neler var. A\u00e7 kal, sabreyle fazilet sa\u00e7; tok ol, \u015f\u00fckret, yine fazilet sa\u00e7. Putlara tapma, zevkine esir olma, Allah&#8217;tan ba\u015fka tap\u0131lan bir \u015fey tan\u0131ma ve ancak ondan yard\u0131m iste. Bu olur mu? Bu hal ile Abdullah b. \u00dcbeyy b. Sel\u00fbl gibilerin h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131na nas\u0131l imkan kal\u0131r? Sadece para kazanma h\u0131rs\u0131na kap\u0131lanlar\u0131n ticareti nas\u0131l d\u00f6ner? Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi s\u00f6z, yapaca\u011f\u0131 bu muydu? &#8220;Bu tedavi de\u011fil, bir tuzakt\u0131r.&#8221; diyorlar. Art\u0131k o hastal\u0131k Allah kat\u0131ndan bunlar\u0131n kalplerine bas\u0131l\u0131yor. \u0130kinci bir huy oluyor da gittik\u00e7e art\u0131yor. Onlar da bu y\u00fczden Allah&#8217;a ve m\u00fcminlere hilek\u00e2rl\u0131k yapmaya ba\u015fl\u0131yorlar.<\/p>\n<p>Maraz (hastal\u0131k), bedenin sa\u011flam al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131ndan sapmas\u0131 ve g\u00f6revini istenilen \u015fekilde yapmamas\u0131na sebep olan aksakl\u0131k durumudur ki, buna &#8220;illet=dert&#8221; de denilir. Demek ki \u015f\u00fcphe, imans\u0131zl\u0131k, inan\u00e7s\u0131zl\u0131k da insanda as\u0131l de\u011fil ikinci derecede bir \u015feydir. Ve hastal\u0131\u011fa mahsus bir durumdur. Her \u00e7ocuk do\u011farken iman ve itikad f\u0131trat (yarat\u0131l\u0131\u015f)\u0131yla do\u011far, \u015f\u00fcphe nedir tan\u0131maz. Bunun i\u00e7in Hak inanc\u0131, Allah&#8217;a inanmak f\u0131tr\u00eedir. Bu esas yarat\u0131l\u0131\u015f, insana ilerde \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fmesi i\u00e7in de\u011fil, \u015f\u00fcpheleri atmas\u0131, do\u011fru yolu bulmas\u0131 ve geli\u015ftirme yoluyla da iman\u0131 huy edinmesi i\u00e7in verilmi\u015ftir. \u015eu halde kalplerinde bu hastal\u0131k zorlay\u0131c\u0131 de\u011fildir. Bunu yapan, tecr\u00fcbe g\u00fczergah\u0131nda nefislerin sa\u011flam yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 g\u00f6zetmemesi, kalbin sa\u011fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 korumamas\u0131, ahl\u00e2k\u00ee hastal\u0131klar\u0131 tedavi etmemesi, \u00f6zetle zevk duygusuna \u00e7ok d\u00fc\u015fmesi ve her \u015feyde kendini ve kendi zevkini g\u00f6rmek istemesidir. Baz\u0131 insanlar tecr\u00fcbede bunu tamamen bulamay\u0131nca, hatalar ve isabetsizlikler vaki oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcnce, kendisinin &#8220;hakk\u0131n kendisi&#8221; olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 takdir ve kendinden \u00f6nce hakka iman edecek yerde, ilk yarat\u0131l\u0131\u015fta aldand\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemeye ve her \u015feyden \u015f\u00fcphe etmeye ba\u015flar. Ve bu \u015f\u00fcphe ile m\u00fccadele ederek hakk\u0131 g\u00f6rmeye ve v\u00fccut cereyan\u0131n\u0131n, kendisinin de\u011fil, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n h\u00fckm\u00fcnde bulundu\u011funu teslime ve kendisinin Allah i\u00e7in bir kulluk g\u00f6revine mahkum oldu\u011funu itiraf etmeye benlik sevdas\u0131 ve irade zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131 engel olur da, \u015fek ve \u015f\u00fcpheyi esas kabul eder. Ve bu \u015fekilde ancak \u015f\u00fcpheye inan\u0131r ve \u015f\u00fcphe kendisi i\u00e7in hem huy ve hem gaye olur. Ve hay\u0131r ad\u0131na da herkese onu tavsiye eder, bu y\u00f6n\u00fcyle Reybiyy\u00fbn (\u015f\u00fcpheciler) ve Sofestaiye (safsatac\u0131lar) bile bir inan\u0131\u015f\u0131n esiridirler: \u015e\u00fcpheye inanmak. Bu inan\u00e7ta sabit bir &#8220;ben&#8221; yoktur. \u00c7eli\u015fme y\u0131\u011f\u0131n\u0131 olan bir ak\u0131c\u0131 fikir, bir (ben) hayali, bir &#8220;&#8221; a\u015fk\u0131, bir &#8220;&#8221; derdi. Yani hi\u00e7 gizlenmek istemiyen bir &#8220;benlik&#8221; davas\u0131, bencillik, hodg\u00e2ml\u0131k (kendini be\u011fenmi\u015flik) vard\u0131r.<\/p>\n<p>Fen ve felsefe bak\u0131m\u0131ndan hak iman, hem f\u0131tr\u00ee ve hem al\u0131\u015ft\u0131r\u0131c\u0131d\u0131r. Fakat \u015f\u00fcphe inanc\u0131 yaln\u0131z al\u0131\u015ft\u0131r\u0131c\u0131l\u0131\u011fa ait yoldad\u0131r. \u015e\u00fcphe inanc\u0131n\u0131n b\u00f6yle al\u0131\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 ve tecr\u00fcbeye dayanan karakteri, bu gibilere inan\u00e7 ve sa\u011flam bilgi hakk\u0131nda bir ku\u015fku telkin eder. Kitaba, dine ba\u011flanmaktan \u00e7ekinirler, istidl\u00e2le (delil ile sonu\u00e7 almaya), istint\u00e2ca (delil ile sonu\u00e7 \u00e7\u0131karmaya), ak\u0131l ve mant\u0131\u011fa k\u00fc\u00e7\u00fcmseyerek bakarlar, buna kar\u015f\u0131 koymak i\u00e7in terbiye, tecr\u00fcbe, istikr\u00e2y\u0131 (t\u00fcme var\u0131m\u0131) benimsememek isterler. G\u00fcya bunlar\u0131, \u015f\u00fcphenin, inan\u00e7s\u0131zl\u0131\u011f\u0131n delili imi\u015f gibi ileri s\u00fcrerler. Bu vesile ile: &#8220;Hayat adam\u0131 olmal\u0131, hayat gibi her g\u00fcn de\u011fi\u015fmeli, hayatta hi\u00e7 bir \u00f6rnek takip etmemeli.&#8221; derler. Ahl\u00e2kl\u0131 bir gidi\u015fat takip eden seciyeli iman ve inan\u00e7 sahiplerine genelde: &#8220;Mahdut fikirli, dar kafal\u0131 adamlar&#8221; g\u00f6z\u00fcyle bakarlar. Bilmezler ki dar g\u00f6r\u00fc\u015fl\u00fcler, yaln\u0131z \u015fimdiki hale ba\u011flananlar ve onun \u00f6n\u00fcn\u00fc ve arkas\u0131n\u0131 g\u00f6rmeyenlerdir. Bilmezler ki al\u0131\u015ft\u0131rman\u0131n, tecr\u00fcbenin, kararl\u0131l\u0131\u011f\u0131n gayesi de \u015f\u00fcphe de\u011fil, t\u0131pk\u0131 istint\u00e2c gibi \u015f\u00fcpheden kurtulmak, bir hak inanca ermektir. Bilmezler ki, zevkin hikmeti, gelip ge\u00e7ici \u015feylerle bo\u011fulmak, hi\u00e7lere esir olmak de\u011fil, ebed\u00ee bir hakka ula\u015fmak, bir irfan an\u0131 edinmektir. Sa\u011fduyusunu toplayanlar i\u00e7in \u00e7o\u011fuldan tekile, ba\u015flang\u0131\u00e7tan sonuca, sonu\u00e7tan ba\u015flang\u0131ca netice \u00e7\u0131karmak suretiyle karar k\u0131lmak, \u015f\u00fcpheyi silmek i\u00e7in akl\u0131n biri di\u011ferine kefil olan ba\u015flang\u0131\u00e7 ve sonucun birli\u011fini g\u00f6steren iki \u015fahidi, birbirine bakan iki yoludur ki ikisinin \u00fcr\u00fcn\u00fc, ilki ve sonu hak inan\u00e7t\u0131r. Vicdan\u0131n zevki de bu iman ile hakka a\u00e7\u0131lan bir anlama noktas\u0131d\u0131r. Hakka iman yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ile do\u011f, bu iman ile tecr\u00fcbe yolundan do\u011fru ge\u00e7, hakka iman ile \u00f6l, ona d\u00f6n! \u0130\u015fte \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n saadeti, i\u015fte kalpleri hastal\u0131kl\u0131 o m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n hile yapmak istedikleri Allah&#8217;\u0131n nuru!<\/p>\n<p>Fakat onlar, bu hastal\u0131k ile ve bu hastal\u0131\u011f\u0131n artmas\u0131yle kalmayacak, onlar i\u00e7in ahirette ve hatta d\u00fcnyada pek elem verici, gayet ac\u0131 bir azab da vard\u0131r. Bu azab bilhassa &#8221; &#8221; N\u00e2fi&#8217;, \u0130bn\u00fc Kesir, Ebu Amr \u0130bn\u00fc \u00c2mir, Ebu Ca&#8217;fer ve Yakub k\u0131r\u00e2etlerinde tekzibden (y\u00fckezzib\u00fbn) okunur, yalan s\u00f6yler olmalar\u0131 veya do\u011fruyu yalan saymalar\u0131 sebebiyledir. Bunlar, devaml\u0131 yalan s\u00f6ylerler, imanlar\u0131 yokken &#8220;iman\u0131m\u0131z var&#8221; dedikleri gibi, e\u011friyi do\u011fru, do\u011fruyu e\u011fri g\u00f6sterirler. Azaplar\u0131na sebep de \u00f6zellikle budur. \u00c7\u00fcnk\u00fc yalan, \u00f6nce d\u00fcnyada b\u00fcy\u00fck bir vicdan azab\u0131na sebeptir. Yalanc\u0131lar, su \u00fcst\u00fcnde bir yonga gibi \u00e7alkalan\u0131r ve her an bir i\u011fneli be\u015fikte yat\u0131yor gibi ya\u015far. Ger\u00e7i d\u00fcnyada bu da bir al\u0131\u015fkanl\u0131k olur ve o azab git gide bir \u00e7e\u015fit tatl\u0131l\u0131\u011fa d\u00f6ner, onu -adeta- ka\u015f\u0131nd\u0131r\u0131r. Bununla beraber bu ka\u015f\u0131nman\u0131n tad\u0131 bir uyuz hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131n ka\u015f\u0131nt\u0131lar\u0131 gibi kanatan, bo\u011fucu elemlerle kar\u0131\u015f\u0131k bir tadd\u0131r. Fakat bunun ve bu yalan al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ahiretteki azab\u0131 b\u00fcsb\u00fct\u00fcn deh\u015fet vericidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yalan s\u00f6yleye s\u00f6yleye kalp, devaml\u0131 yalanc\u0131 intibalarla kaplan\u0131r. Ruh art\u0131k bununla geli\u015fir. Ruh\u00ee hayat bir evham (kuruntular) \u00e2lemi, bir bat\u0131ll\u0131k sahas\u0131 olur kal\u0131r. Hak nuru oraya, ara s\u0131ra yanar d\u00f6ner bir y\u0131ld\u0131z b\u00f6ce\u011fi halinde g\u00f6r\u00fcnen bir fener gibi gelir. Art\u0131k o kalp ve onun g\u00f6zleri, kulaklar\u0131 fayda ve zarar\u0131, hay\u0131r ve \u015ferri se\u00e7emez olur. K\u00e2r der, zarara ko\u015far; iyilik der, \u015ferre ko\u015far; bah\u00e7eyi ate\u015f g\u00f6r\u00fcr ka\u00e7ar, ate\u015fi cennet san\u0131r at\u0131l\u0131r. Derken Hakk&#8217;\u0131n rahmeti ile aras\u0131na kal\u0131n bir sur \u00e7ekilir ve fakat bu surun ara s\u0131ra a\u00e7\u0131l\u0131r bir kap\u0131s\u0131 bulunur, o a\u00e7\u0131l\u0131rsa Hak nuru rahmet ve saadet oradan aras\u0131ra imrenmek i\u00e7in g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ve kapan\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;M\u00fcminlerle onlar (m\u00fcnaf\u0131klar)\u0131n aras\u0131na bir duvar \u00e7ekilir ki, onun bir kap\u0131s\u0131 vard\u0131r; i\u00e7erisi rahmet, d\u0131\u015f taraf\u0131 ise azabt\u0131r.&#8221; (Hadid, 57\/13) \u00e2yeti gere\u011fince nihayet bir kapan\u0131r, bir daha a\u00e7\u0131lmaz olur. Onlar b\u00e2t\u0131l\u0131n karanl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde sonsuzlu\u011fa kadar hasretle yanarlar, s\u00f6nmek bilmez kara bir ate\u015f ile yanarlar. Bu \u00e2yette &#8220;Allah onlar\u0131n hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131 art\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; buyuruldu\u011fu gibi, di\u011fer bir \u00e2yette de &#8220;Kalplerinde (\u015f\u00fcphe ve nifak) hastal\u0131\u011f\u0131 bulunanlar\u0131n ise, (indirilen s\u00fbre), ink\u00e2rlar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden murdarl\u0131klar\u0131na murdarl\u0131k katar ve onlar k\u00e2fir olarak \u00f6l\u00fcp giderler.&#8221; (Tevbe, 9\/125) buyurulmu\u015ftur ki, hastal\u0131k ile pisli\u011fin ili\u015fkileri de a\u00e7\u0131kt\u0131r ve b\u00fct\u00fcn bunlar il\u00e2h\u00ee kanunlard\u0131r. \u0130man eden kazan\u0131r, etmeyen de yanar, yak\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Bu m\u00fcnaf\u0131klar\u0131 ortaya \u00e7\u0131kartacak ve azaplar\u0131nda \u015fiddetlendirici sebepler olacak, bozgunculuklar\u0131na dal budak salan baz\u0131 \u00e7irkin vas\u0131flar\u0131 daha vard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>11- Bu \u00e2yet yukardaki \u00e2yetine atfedilmi\u015ftir. Bunlara: &#8220;\u015eu yery\u00fcz\u00fcnde fesat\u00e7\u0131l\u0131k yapmay\u0131n, fesat \u00e7\u0131karmay\u0131n, ortal\u0131\u011f\u0131 ifsat etmeyin.&#8221; diye uyar\u0131 ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckten yasaklama yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman &#8220;hay\u0131r biz fesat\u00e7\u0131 de\u011fil, \u0131slah edici adamlar\u0131z, fesat de\u011fil, yaln\u0131z \u0131slah ve \u0131slahat yapan kimseleriz&#8221; demektedirler, b\u00f6yle demi\u015flerdir ve b\u00f6yle derler. Bilhassa Ebu&#8217;s-Su\u00fbd&#8217;un da a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, bunu derken yapt\u0131klar\u0131 fesat\u00e7\u0131l\u0131klar\u0131, ink\u00e2r ile \u00f6rtmek isterler. Bundan as\u0131l maksatlar\u0131 ise yapt\u0131klar\u0131 \u015feylerin fesat\u00e7\u0131l\u0131k de\u011fil, bizzat \u0131slah oldu\u011funu iddia etmektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar hak ve ger\u00e7e\u011fi se\u00e7emediklerinden ve se\u00e7mek istemediklerinden, bozmay\u0131 d\u00fczeltmek san\u0131rlar. Yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn bozulmas\u0131, Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131n\u0131n durumlar\u0131n\u0131 bozan, gerek ge\u00e7imleri ve gerek ahiretleriyle ili\u015fkili i\u015flerini \u00e7\u0131\u011f\u0131r\u0131ndan, hedefinden \u00e7\u0131karan fitneler, harplerdir. Bozgunculuk da bunlar\u0131 ve bunlara sevkedici olan \u015feyleri ortaya \u00e7\u0131karmakt\u0131r. M\u00fcnaf\u0131klar da b\u00f6yle yap\u0131yorlard\u0131. M\u00fcminlerin i\u00e7ine kar\u0131\u015f\u0131yorlar, s\u0131rlar\u0131n\u0131 k\u00e2firlere a\u00e7\u0131kl\u0131yor ve onlar\u0131 iman ehli aleyhine te\u015fvik ediyorlard\u0131. \u0130nsanlar\u0131 tutu\u015fturmak, m\u00fcminleri bozmak, zarar vermek i\u00e7in f\u0131rsatlar icat etmek ve f\u0131rsatlardan istifade etmek gibi k\u00f6t\u00fcl\u00fckler yap\u0131yorlard\u0131. M\u00fcminler de bunlar\u0131 uyan\u0131kl\u0131klar\u0131yle g\u00f6zden ka\u00e7\u0131rm\u0131yorlar, gaflet etmiyorlar ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden vazge\u00e7irme hususunda din\u00ee g\u00f6revlerini yap\u0131yorlar ve m\u00fcnasib \u015fekilde nasihat ve uyarmalarda bulunuyorlard\u0131. Fakat m\u00fcnaf\u0131klar ne \u00f6\u011f\u00fct dinlerler, ne de dinlemek isterler. Bunlara kar\u015f\u0131 &#8220;biz ancak \u0131slah edicileriz&#8221; derlerdi. M\u00fcminler, bunlar\u0131n yalan yanl\u0131\u015f \u0131slahc\u0131l\u0131k davas\u0131na inans\u0131nlar m\u0131? \u0130\u015fte Cenab-\u0131 Hak bu noktay\u0131 \u015fu tenbih ile a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturuyor:<\/p>\n<p>12- Ey iman ehli! Sak\u0131n aldanmay\u0131n\u0131z, uyan\u0131k durunuz, bunlar fesat\u00e7\u0131lar g\u00fcruhunun kendisidirler, fesat\u00e7\u0131lar g\u00fcruhu dedikleri ancak bu k\u0131s\u0131m kimselerdir. Bu muhakkak, fakat bunlar b\u00f6yle olduklar\u0131n\u0131 hissetmezler, buna da bilin\u00e7leri olmaz. Bunlar\u0131n bug\u00fcn \u015fuurlar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 gibi yar\u0131n da yoktur. Dedik ya kalp hastal\u0131\u011f\u0131, \u015f\u00fcphe hastal\u0131\u011f\u0131 onlara her\u015feyi ters g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>13- Bir de yaln\u0131zca laf ile m\u00fccerret (soyut): &#8220;Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman ettik.&#8221; demekle iman olmayaca\u011f\u0131n\u0131 hat\u0131rlatmak ve iyili\u011fi emretmek i\u00e7in bunlara &#8220;\u015fu insanlar\u0131n, \u015fu tam insanlar\u0131n iman etti\u011fi gibi, Peygambere ve ona indirilene ve ondan \u00f6nce indirilene de a\u00e7\u0131k\u00e7a ve gizlice, kalp ile ve dil ile iman ediniz&#8221; denildi\u011fi zaman, &#8220;biz o beyinsizlerin, budalalar\u0131n iman etti\u011fi gibi iman eder miyiz?&#8221; dediler, e\u015fitli\u011fe raz\u0131 olmad\u0131lar.<\/p>\n<p>L\u00fcgat itibariyle &#8220;sefeh&#8221;, g\u00f6r\u00fc\u015f ve gidi\u015fatda hafiflik ve yufkal\u0131kt\u0131r ki, ak\u0131l noksanl\u0131\u011f\u0131ndan do\u011far. Yani ucu budalal\u0131\u011fa varan hafiflik, fikirsizlik, temkinsizliktir ki z\u0131dd\u0131 a\u011f\u0131r ba\u015fl\u0131l\u0131k, tam ak\u0131ll\u0131l\u0131kt\u0131r. D\u00eenen de ak\u0131l ve dinin gere\u011fi z\u0131dd\u0131na harekettir ki, kar\u015f\u0131t\u0131 erginlik ve hatas\u0131zl\u0131kt\u0131r. Dilimizde sefahat (a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k) da bu m\u00e2n\u00e2da bilinmektedir. \u00d6zetle &#8220;sefeh&#8221; ve &#8220;sef\u00e2het&#8221;, g\u00f6r\u00fc\u015f ve fikirde zevk ve \u015fehvetlere tabi olmak, ak\u0131l ile de\u011fil zevk ile hareket etmektir. Bu da ya esasen budalal\u0131ktan veya akl\u0131n h\u00fck\u00fcms\u00fcz kalmas\u0131 itibariyle budala halinde olmaktan do\u011far. \u015eu halde m\u00fcnaf\u0131klar, insanl\u0131k gere\u011fi bunu budala m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullan\u0131yorlar. Acaba m\u00fcnaf\u0131klar bunu s\u00f6ylemekle k\u00fcf\u00fcrlerini a\u00e7\u0131klayarak bozgunculuktan \u00e7\u0131km\u0131\u015f, a\u00e7\u0131ktan kafir olmu\u015f olmuyorlar m\u0131? \u0130mam V\u00e2hid\u00ee buna cevap olarak: &#8220;Bunlar bu s\u00f6z\u00fc m\u00fcminler aras\u0131nda de\u011fil, aralar\u0131nda a\u00e7\u0131kl\u0131yorlard\u0131. Cenab-\u0131 Allah bunu haber veriyor.&#8221; demi\u015ftir. Fakat bu, s\u00f6z\u00fcn geli\u015finin zahirine ayk\u0131r\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ile nun ayn\u0131 zamanda bulunmas\u0131n\u0131 gerektiriyor. &#8220;G\u00f6n\u00fcllerinden b\u00f6yle dediler.&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 vermek de metnin a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131na ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Do\u011frusu bu s\u00f6z tam m\u00fcnaf\u0131k\u00e7a, iki y\u00fczl\u00fc, tevriyeli bir s\u00f6z oldu\u011fundan, &#8220;Biz budalalar gibi iman eder miyiz?&#8221; tabirinin do\u011fru bir yorumu da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Buna g\u00f6re bunu \u00f6\u011f\u00fctleyenlere kar\u015f\u0131 s\u00f6yledikleri zaman da kesin bir k\u00fcf\u00fcr ilan\u0131 yapm\u0131\u015f olmuyorlar, bu da m\u00fcnaf\u0131kl\u0131\u011f\u0131n ve m\u00fcnaf\u0131k\u00e7a k\u00fcfr\u00fcn bir \u00e7e\u015fit \u00f6zelli\u011fi oluyor ki &#8220;\u0130\u015fit, i\u015fitmez olas\u0131.&#8221; (Nisa, 4\/46) demeleri gibidir.<\/p>\n<p>Yukarda m\u00fcnaf\u0131klar diye insanlardan say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde, burada diye insanlara kar\u015f\u0131l\u0131k tutuluyor, onlardan ay\u0131rt ediliyor ki, bunda ne g\u00fczel incelikler vard\u0131r: M\u00fcnaf\u0131klar, insanlar ile e\u015fitli\u011fe raz\u0131 olmuyorlar ve kendilerini \u00fcst\u00fcn ve ayd\u0131n, ak\u0131ll\u0131 bir ileri s\u0131n\u0131f san\u0131yorlar ve bu zan ile onlara hile etmeye kalk\u0131\u015f\u0131yorlar. kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rma ve benzetmesi de onlar\u0131n be\u011fenmedikleri insanlar\u0131n onlardan daha olgun olduklar\u0131n\u0131 ve kendilerinin de onlar gibi iman ederek e\u015fitli\u011fe nail olmalar\u0131n\u0131 ve b\u00f6yle olmas\u0131 kendileri i\u00e7in gerileme de\u011fil, ilerleme oldu\u011funu anlat\u0131yor ki, onlara : &#8220;Siz hen\u00fcz insan de\u011filsiniz, insan olunuz.&#8221; me\u00e2linde bir hat\u0131rlatmay\u0131 i\u00e7eriyor. M\u00fcnaf\u0131klar da cevapta o insanlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fck g\u00f6r\u00fcyor, &#8220;o budalalar&#8221; diyor, e\u015fitli\u011fe raz\u0131 olmuyorlar ve b\u00f6yle yaparken hem bu ay\u0131r\u0131mda Allah&#8217;\u0131n kendilerine iftira etmedi\u011fini halleriyle tasdik ediyorlar, hem de iman hususunda kendilerine bir sivrilmi\u015flik hakk\u0131 verilmedi\u011finden dolay\u0131 e\u015fit iman teklifini reddediyor, fakat a\u00e7\u0131k\u00e7a; &#8220;biz iman etmeyiz&#8221; de demiyorlar. Kendilerinin \u00f6zel ve ba\u015fka bir imanlar\u0131 oldu\u011funa ve olmas\u0131 gerekti\u011fine i\u015faret etmek istiyorlar. \u0130nsanlar, kanaatlar\u0131nca k\u00fc\u00e7\u00fcmsenmi\u015f, budala oluyor. Bunun i\u00e7in Cenab-\u0131 Hak yukarda diye genelde insanlardan say\u0131yor. Burada da insanlar\u0131n olgunlu\u011funu g\u00f6stererek, m\u00fcnaf\u0131klar\u0131 kendi ikrarlariyle insanlardan saym\u0131yor.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekte Arap dilinde de &#8220;en-N\u00e2s&#8221; ifadesi bulundu\u011fu yere g\u00f6re k\u00e2h ta&#8217;z\u00eem (b\u00fcy\u00fckleme) ve k\u00e2h tahk\u00eer (k\u00fc\u00e7\u00fcmseme) m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Demek ki, iman hususunda m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n, \u015f\u00fcphecilerin sapland\u0131klar\u0131 \u00f6zel fikir, iman\u0131n insan i\u00e7in bir tuzak olmas\u0131 ve buna g\u00f6re s\u0131ras\u0131nda yaln\u0131z halk\u0131 gemlemek i\u00e7in kullan\u0131lmas\u0131 noktas\u0131nda toplan\u0131r ve bunun i\u00e7in k\u00e2firlerle beraber ya\u015famak imkan\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fckleri zaman, iman\u0131n laf\u0131ndan bile s\u0131yr\u0131l\u0131rlar. M\u00fc&#8217;minler i\u00e7inde ya\u015famaya mecbur kald\u0131klar\u0131 zaman da imandan bahsederler. L\u00e2kin havass (se\u00e7kinler)\u0131n iman\u0131yle halk\u0131n iman\u0131 aras\u0131nda zaruri bir fark ve y\u00fckselme bulunaca\u011f\u0131 davas\u0131ndan vazge\u00e7mezler. Halbuki \u0130sl\u00e2m dininin teklif etti\u011fi iman\u0131n \u015fartlar\u0131, hak ve ger\u00e7e\u011fin en genel ve en kapsaml\u0131 esas \u00e7izgileri oldu\u011fu i\u00e7in, iman\u0131n asl\u0131nda ve \u015fartlar\u0131nda se\u00e7kinler ve halk fark\u0131 bahis konusu olamaz. Bu fark, o iman\u0131n amellerinde ve kemalinin derecelerinde bahis konusu olabilir. Genel prensiplerde e\u015fitlik ba\u015fka, bunda ilerleme meselesi yine ba\u015fkad\u0131r. Halbuki \u015f\u00fcpheciler, iman\u0131n\u0131n esas\u0131n\u0131, kalbin safl\u0131\u011f\u0131n\u0131, ihlas\u0131 budalal\u0131k sayd\u0131klar\u0131ndan m\u00fcminlere, aldat\u0131lmaya haz\u0131r, safdil, budala g\u00f6z\u00fcyle bakarlar. Fakat Allah Te\u00e2l\u00e2 buyuruyor ki: \u015funu muhakkak biliniz ki, beyinsiz, budala, ancak o m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n kendileridir, fakat bilmezler. Ger\u00e7i onlar kendilerini, ilim ve bilgi ile herkesten y\u00fcksek g\u00f6rmek isterlerse de, onlar\u0131n ilim ile ilgileri yoktur.<\/p>\n<p>\u0130lim bir yak\u00een i\u015fidir. Hele gelece\u011fe ait olan ilim, sa\u011flam bilgili bir mant\u0131k ve delillerle netice \u00e7\u0131karmak i\u015fidir ki, ba\u015f\u0131 hak iman, gayesi Hakk&#8217;a ula\u015fmakt\u0131r. Onlar ise, ba\u015ftan sona kadar \u015f\u00fcphe ile doludur. Yukarda m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n \u00f6nce &#8220;anlamazlar&#8221; nefy-i h\u00e2l (\u015fimdiki zaman olumsuz fiil), ikinci olarak &#8220;anlamayacaklar&#8221; nefy-i istikb\u00e2l (gelecek zaman olumsuz fiil) kipleriyle duygu ve \u015fuurlar\u0131; burada da &#8220;bilemezler&#8221; diye ilimleri olumsuz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r ki, bunda hem ba\u015flang\u0131\u00e7 ve gaye itibariyle yerme ve azarlama a\u00e7\u0131s\u0131ndan derece de rece bir y\u00fckselme vard\u0131r ki artmas\u0131 hastal\u0131k ile uyumludur. Hem de ilim ile \u015fuurun konu farklar\u0131na i\u015faret vard\u0131r. Din ve iman, d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fck ve y\u00fckseklik meselelerinin sadece his ve \u015fuur ile de\u011fil, ilim ile ilgili oldu\u011funu ifade ediyor.<\/p>\n<p>14-Bu m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n m\u00fcmin olmad\u0131klar\u0131n\u0131 ve ahl\u00e2k bak\u0131m\u0131ndan ne kadar d\u00fc\u015f\u00fck olduklar\u0131n\u0131 \u015fununla daha iyi anlars\u0131n\u0131z: bir de bunlar m\u00fcminlere rastgeldikleri zaman genelde &#8220;\u00e2menna=inand\u0131k&#8221; derler. Budala zannettikleri m\u00fcminlere yaltaklan\u0131rlar. Y\u00fczden samimiyet, riyak\u00e2rl\u0131k ederler, kendi \u015feytanlar\u0131na, gizli anla\u015fmalarla, gizli meclislerde kendilerine gizli gizli fitne ve fesat dersi veren donuk kafal\u0131, \u00e7\u0131f\u0131t, \u015feytanl\u0131k ustalar\u0131na tenhaca var\u0131p yaln\u0131zca kald\u0131klar\u0131 zaman da &#8220;Biz her halde sizinle beraberiz, bundan emin olunuz.&#8221; derler. \u015eeytanl\u0131kta beraber olduklar\u0131na s\u00f6z verirler ve m\u00fc&#8217;minlere kar\u015f\u0131 yapt\u0131klar\u0131 yolda\u015fl\u0131ktan ku\u015fkulanmas\u0131nlar diye gizli soruya cevap yerinde \u015funu da ilave ederler: \u015f\u00fcphe yok ki biz ba\u015fka de\u011fil, hep alayc\u0131 tak\u0131m\u0131y\u0131z, hep b\u00f6yle alay eder dururuz derler ve ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131klar\u0131yle \u00f6\u011f\u00fcn\u00fcrler. Sadakat arz ederken hainliklerini, \u015fecaat (cesaret) arz ederken h\u0131rs\u0131zl\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00f6ylerler. \u0130\u015fte ilim ve inan\u00e7ta hafife alma ve alay etmenin k\u00fcfr\u00fcn gere\u011fi olmas\u0131 hakk\u0131ndaki genel kural bu gibi \u00e2yetlerin muhtevas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re Abdullah b. \u00dcbeyy yardak\u00e7\u0131lar\u0131yle bir g\u00fcn soka\u011fa \u00e7\u0131km\u0131\u015flar, Ashab-\u0131 kiramdan birka\u00e7 ki\u015finin kar\u015f\u0131dan gelmekte olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015flerdi. \u0130bn \u00dcbeyy yan\u0131ndakilerine: &#8220;Bak\u0131n\u0131z ben \u015fu gelen budalalar\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131zdan nas\u0131l savaca\u011f\u0131m.&#8221; demi\u015f ve yakla\u015ft\u0131klar\u0131 zaman hemen Hz. Ebu Bekir&#8217;in elini tutmu\u015f, &#8220;Merhaba Tem\u00eem o\u011fullar\u0131n\u0131n efendisi, \u015eeyhu&#8217;l-\u0130slam, Resulullah&#8217;\u0131n ma\u011farada ikincisi olan, kendini ve mal\u0131n\u0131 Resulullah&#8217;a vermi\u015f bulunan Hazreti S\u0131dd\u00eek&#8221; demi\u015f, sonra Hz. \u00d6mer&#8217;in elini tutmu\u015f: &#8220;Merhaba Adiy o\u011flullar\u0131n\u0131n efendisi, dininde kuvvetli, nefsini ve mal\u0131n\u0131 Resulullah&#8217;a vermi\u015f bulunan Hazreti Faruk&#8221; demi\u015f, sonra Hz. Ali&#8217;nin elini tutmu\u015f: &#8220;Merhaba Resulullah&#8217;\u0131n amca o\u011flu ve damad\u0131, Resulullah (s.a.v.)&#8217;dan sonra b\u00fct\u00fcn H\u00e2\u015fim o\u011fullar\u0131n\u0131n efendisi&#8221; demi\u015f ve i\u015fte o zaman bu \u00e2yet-i kerime inmi\u015ftir. Daha ayr\u0131nt\u0131l\u0131 di\u011fer bir rivayette Hz. Ali: &#8220;Ey Abdullah Allah&#8217;tan kork, m\u00fcnaf\u0131kl\u0131k etme, \u00e7\u00fcnk\u00fc m\u00fcnaf\u0131klar Allah&#8217;\u0131n en k\u00f6t\u00fc kullar\u0131d\u0131r.&#8221; demekle: &#8220;\u0130zin ver ey Hasen&#8217;in babas\u0131 benim hakk\u0131mda b\u00f6yle mi s\u00f6yl\u00fcyorsun? Allah&#8217;a yemin ederim bizim iman\u0131m\u0131z, sizin iman\u0131n\u0131z gibi ve bizim tasd\u00eek\u0131m\u0131z, sizin tasd\u00eek\u0131n\u0131z gibidir.&#8221; demi\u015f ve ayr\u0131lm\u0131\u015flar. Abdullah b. \u00dcbeyy arkada\u015flar\u0131na: &#8220;Nas\u0131l yapt\u0131m g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz ya! \u0130\u015fte siz de bunlar\u0131 g\u00f6r\u00fcnce b\u00f6yle yap\u0131n\u0131z.&#8221; demi\u015f, onlar da: &#8220;Sa\u011f ol, sen bizim i\u00e7imizde hayatta olduk\u00e7a hep b\u00f6yle hay\u0131rl\u0131 istifadeler ederiz.&#8221; diye kendisini \u00f6vm\u00fc\u015fler, m\u00fcsl\u00fcmanlar da var\u0131p Hz. Peygamber&#8217;e haber vermi\u015flerdi ve arkas\u0131 s\u0131ra bu \u00e2yet indi denilmi\u015ftir. Bu rivayete g\u00f6re &#8220;\u00e2menna=inand\u0131k&#8221; diyen esasen \u0130bn \u00dcbeyy b. Sel\u00fbl oluyor ve bu s\u00f6zle arkada\u015flar\u0131n\u0131 da temsil ediyor. Yukarda diye tekil \u015feklinde ba\u015flanmas\u0131 da buna i\u015faret ediyor. Fakat \u00e2yette bunlar\u0131n hepsinin beraber var\u0131p, tenhada yaln\u0131z ba\u015flar\u0131na g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fckleri \u015feytanlar\u0131n, \u015feytanl\u0131k \u00f6\u011fretmenlerinin bunlardan ve \u0130bn Sel\u00fbl&#8217;den ba\u015fka ve birden fazla bir \u00e7o\u011ful oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylenmi\u015f olmas\u0131 ve k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131n g\u00f6nderili\u015f \u015fekli bu \u015feytanlar\u0131n, m\u00fcnaf\u0131klar g\u00fcruhunun arkas\u0131nda ve onlardan ba\u015fka ve fakat onlarla gizli bir ili\u015fkiyi ta\u015f\u0131yan gizli bir kurulu\u015fu g\u00f6sterdi\u011fi a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u00c2yet-i kerime, olay\u0131n daha derin, daha gizli kaynaklarda cereyan etti\u011fini g\u00f6stererek Resulullah&#8217;\u0131 ve m\u00fcminleri ayd\u0131nlatm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in bir\u00e7ok tefsir bilgini, bu \u015feytanlar\u0131n, m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n reisinden ba\u015fka m\u00fc\u015friklerin reislerine ve (Yahudi hahamlar\u0131)na da i\u015faret oldu\u011funu nakletmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u015eEYTAN: \u015eeytan herhangi bir azg\u0131n, yani azg\u0131nl\u0131kta, \u015fer ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckte fevkalade bir y\u00fckseli\u015fle kendi s\u0131n\u0131f ve benzerlerinin d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131km\u0131\u015f k\u00f6t\u00fc, inat\u00e7\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131nda bir cins ismidir ki, gerek insandan, hayvandan, y\u0131lan gibi g\u00f6r\u00fcnen yarat\u0131klardan ve gerekse di\u011fer gizli mahluklardan ruh\u00ee ili\u015fkisi bulunan k\u00f6t\u00fclere s\u00f6ylenir. \u0130nsan \u015feytan\u0131, hayvan \u015feytan\u0131, cin \u015feytan\u0131 denilir. Nitekim Kur&#8217;an&#8217;da insan \u015feytanlar\u0131 ve cin \u015feytanlar\u0131 ifadeleri \u00e7ok defa gelecektir. \u0130nsan g\u00f6r\u00fcn\u00fcr, fakat k\u00f6t\u00fcl\u00fck esaslar\u0131 ve \u015feytanl\u0131klar\u0131 g\u00f6r\u00fcnmez, eserleriyle belli olur. \u015eu halde insan \u015feytan\u0131nda bile \u015feytanl\u0131k bir gizli i\u015ftir. Bunun i\u00e7in \u015feytan ismi gizli k\u00f6t\u00fc bir kuvvet, k\u00f6t\u00fc bir ruh d\u00fc\u015f\u00fcncesine d\u00f6ner. Ve insan \u015feytan\u0131, cin \u015feytan\u0131na ba\u011fl\u0131 demektir. Melek kar\u015f\u0131t\u0131 olan cin \u015feytan\u0131, yani gizli \u015feytan baz\u0131 filozoflara g\u00f6re yaln\u0131z m\u00fccerred\u00e2t-\u0131 maneviye (manev\u00ee soyutlar) olarak a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f ise de, bunun maddi de\u011ferini de ink\u00e2r etmek do\u011fru olmayaca\u011f\u0131ndan, buna k\u00f6t\u00fc olan madd\u00ee kuvvetleri de katmak gereklidir. Ehl-i s\u00fcnnet&#8217;in a\u00e7\u0131klamas\u0131 b\u00f6yledir. Bu \u015fekilde \u015feytan cins ismi, bilhassa g\u00f6r\u00fclmeyen ruhlar ve k\u00f6t\u00fc kuvvetlere isim olmu\u015ftur ki, yarat\u0131l\u0131\u015fta her cins bir tek ferd ile ba\u015flam\u0131\u015f oldu\u011fundan, \u015feytan denilince bu cinsin babas\u0131 olan o ilk fert, yani iblis akla gelir ve o zaman \u00f6zel isim gibi olur. \u015eeytana Fars\u00e7a&#8217;da &#8220;diyv&#8221; denilir ki, bu kelime Bat\u0131&#8217;ya dola\u015fm\u0131\u015f, aksine &#8220;il\u00e2h&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;diev&#8221; olmu\u015ftur. Dil bilginlerinin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re \u015feytan kelimesi, anlay\u0131\u015f bak\u0131m\u0131ndan bir vasf\u00ee m\u00e2n\u00e2y\u0131 i\u00e7erir. Ve bunun t\u00fcremesinde iki g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r. Birisi Sibeveyh&#8217;in dedi\u011fi gibi uzakl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na maddesinden (fe&#8217;y\u00e2l) vezni (\u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc)ndedir ki &#8220;ba\u00eed = uzak&#8221; demektir. Ger\u00e7ekte de \u015feytan haktan uzakt\u0131r. Ondan da uzakla\u015fmak gereklidir. Di\u011feri yanma veya bat\u0131ll\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131nda k\u00f6k\u00fcnden (fa&#8217;l\u00e2n) \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde olmas\u0131d\u0131r ki, yanm\u0131\u015f ve bat\u0131l demektir. Ger\u00e7ekte \u015feytan da b\u00f6yledir. Bu \u015fekilde kelime isim olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in \u00e7ekimli olmu\u015ftur. k\u00f6k\u00fcn\u00fcn Arap dilinin d\u0131\u015f\u0131nda da bulundu\u011fu bahis konusu oluyor. \u015eu halde \u015feytan bir cins ismidir. Bundan cin \u015feytan\u0131 cinsi anla\u015f\u0131lmakla beraber, insan \u015feytan\u0131na da hakikat olarak s\u00f6ylenir ve hatta hayvana bile. Nitekim Hz. \u00d6mer \u015eam&#8217;a geldiklerinde bir ata bindirilmi\u015f idi. Biner binmez at \u00e7al\u0131m atmaya ba\u015flay\u0131nca hemen inmi\u015f ve: &#8220;Beni bir \u015feytana bindirdiniz.&#8221; demi\u015fti. Bu \u00e2yette ise insan \u015feytanlar\u0131 oldu\u011funda tefsircilerin fikir ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclm\u00fcyor.<\/p>\n<p>Bu yedi \u00e2yette m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n durumlar\u0131, ruh halleri, vas\u0131flar\u0131 ve sabit k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri tam bir bela\u011fat ve \u00eecaz yoluyla \u00f6zetlenerek haber verilmi\u015f, ba\u015ftaki \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na bakarak, onu her y\u00f6nden ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yle anlatan ve a\u00e7\u0131klayan bu yedinci \u00e2yet ise onlar\u0131n b\u00fct\u00fcn ruhlar\u0131n\u0131 kendi tasdikleriyle iki kelimede \u00f6zetliyerek g\u00f6sterivermi\u015ftir.<\/p>\n<p>15-\u015e\u00fcphe yok ki bu k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri i\u015fitenlerin hemen k\u0131zg\u0131nl\u0131klar\u0131 kaynar ve onlar\u0131n ac\u0131kl\u0131 azab\u0131 hak ettiklerini teslim etmekte hi\u00e7 teredd\u00fct etmiyerek, &#8220;kahrolsunlar!&#8221; diye ba\u011f\u0131rmak hususunda acele eder ve Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n hemen bunlar\u0131 yok etmesini veya &#8220;as\u0131n\u0131z, kesiniz&#8221; gibi bir emir vermesini h\u0131rs ile g\u00f6zetir ve bu h\u0131rs ile bir an geri b\u0131rak\u0131lmalar\u0131n\u0131 g\u00f6rmemek ister. \u0130\u015fte Cenab-\u0131 Hak, \u0130sl\u00e2m\u00ee hassasiyetin b\u00f6yle heyecanl\u0131 bir dereceye geldi\u011fi nazik bir dakikada b\u00fct\u00fcn bu heyecan\u0131 yat\u0131\u015ft\u0131rma ve endi\u015feleri ortadan kald\u0131rmak i\u00e7in derhal buyuruyor ki: Allah onlarla alay ediyor ve daha edecek, yani kendilerini maskaraya \u00e7eviriyor ve daha \u00e7evirecek de. B\u00f6yle kalp k\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcyle \u015fuursuzluk, dikkatsizlik, anlay\u0131\u015fs\u0131zl\u0131k i\u00e7inde \u015f\u0131mar\u0131kl\u0131k etmelerine adeta medet ve yard\u0131m ediyor ve azg\u0131nl\u0131klar\u0131na meydan veriyor, di\u011fer deyi\u015fle k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne tu\u011fyanlar\u0131nda s\u00fcr\u00fckleyip g\u00f6t\u00fcr\u00fcyor.<\/p>\n<p>Bu il\u00e2h\u00ee alay c\u00fcmlesinden olmak \u00fczere bunlara d\u00fcnyada m\u00fcsl\u00fcman muamelesi yap\u0131l\u0131r, \u0130sl\u00e2m toplumu d\u0131\u015f\u0131nda tutulmazlar. M\u00fcnaf\u0131k olmayan gayr-i m\u00fcslimler gibi \u00e2yinlerinde, dine mahsus h\u00fck\u00fcmlerinde serbest de\u011fillerdir.<\/p>\n<p>M\u00fcnaf\u0131klara, gerek ibadet ve gerek muamelelerle ilgili din\u00ee h\u00fck\u00fcmlerin hepsi m\u00fcsl\u00fcmanlar gibi tatbik edilir. M\u00fc&#8217;minler bunlara dikkat etmeye, bu hususta g\u00f6zlerini a\u00e7\u0131p m\u00fccahede etmeye, nizam\u0131, h\u00fckm\u00fc ellerinde tutmaya y\u00fck\u00fcml\u00fcd\u00fcrler. Bunda ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 hikmet vard\u0131r: Birincisi \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n sab\u0131r ve s\u00fckunu, terbiyesinin y\u00fcksekli\u011fi, ruh\u00ee ho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fcd\u00fcr. \u0130kincisi bu sayede bunlar\u0131n \u0130sl\u00e2m muhitinde ve \u0130sl\u00e2m\u00ee h\u00fck\u00fcmler alt\u0131nda yeti\u015fecek olan \u00e7ocuklar\u0131ndan ciddi m\u00fcminlerin yeti\u015fmesine imkan b\u0131rakmakt\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de bu m\u00fcnaf\u0131klar\u0131 kalben iman etmedikleri il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmlerin tatbikat\u0131na zorlamak suretiyle her an g\u00f6n\u00fcl azab\u0131 i\u00e7inde b\u0131rakmak ve maskaral\u0131klar\u0131n\u0131n cezas\u0131n\u0131 d\u00fcnyada da \u00e7ektirmektir. \u0130lah\u00ee alaydan biri budur. Ahirete gelince &#8220;Do\u011frusu m\u00fcnaf\u0131klar, ate\u015fin en a\u015fa\u011f\u0131 tabakas\u0131ndad\u0131rlar.&#8221; (Nisa, 4\/145) \u00e2yeti gere\u011fince onlar, ate\u015fin en a\u015fa\u011f\u0131 tabakas\u0131nda olduktan ba\u015fka, bunlar\u0131n orada da alay muamelesine maruz kalacaklar\u0131, cennetin kap\u0131lar\u0131 kendilerine g\u00f6sterilip g\u00f6sterilip de kapat\u0131l\u0131verece\u011fi hadislerde a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu gibi muamelede Cenab-\u0131 Hakk&#8217;\u0131n &#8220;ben&#8221; ve &#8220;biz&#8221; gibi m\u00fctekellim (birinci \u015fah\u0131s) kipiyle hitap etmeyip de g\u00e2ib (ortada olmayan, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131s) gibi &#8220;Allah&#8217;\u0131n&#8221; buyurmas\u0131, b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve ululu\u011funu a\u00e7\u0131klamak i\u00e7indir. Mesela bir komutan\u0131n, emri alt\u0131ndakilere hitap ederek &#8220;ben \u015f\u00f6yle istiyorum&#8221; demesiyle, &#8220;komutan\u0131n\u0131z b\u00f6yle istiyor&#8221; demesi aras\u0131nda ne b\u00fcy\u00fck fark vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130stihz\u00e2 (alay) bir kimseyi \u015faka i\u00e7inde maskara etmek, \u015feref ve onurunu k\u0131rmak istemektir. &#8220;K\u0131rmak&#8221; veya &#8220;seri halinde \u00f6ld\u00fcrmek&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na den al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Burada, &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya alay yak\u0131\u015f\u0131r m\u0131?&#8221; diye akla derhal bir soru gelir. Fakat Allah&#8217;a isnat olunan \u00e7o\u011fu fiillerde ve s\u0131fatlarda istenilen gayeler oldu\u011funu F\u00e2tiha&#8217;n\u0131n tefsirinde g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fck. Bilinen bir \u015feydir ki, alaydan maksat \u015faka de\u011fil, \u015feref ve haysiyeti k\u0131rarak maskara etmek ve budalal\u0131\u011f\u0131 gizlice anlat\u0131p sezdirmeden hakaret etmek ve hafife almak, bunlardan da bir ho\u015fnutluk duymakt\u0131r. Halbuki m\u00fcnaf\u0131klar gibi alayc\u0131lar\u0131n \u00e7o\u011fu, alay ettikleri kimselere hakikaten hakaret etmeye g\u00fc\u00e7leri yetmez de, \u00e7o\u011fu zaman, budalal\u0131k, hakaret, alayc\u0131lar\u0131n kendilerinde kal\u0131r ve onunla e\u011flenirler. Halbuki Cenab-\u0131 Allah, r\u0131zas\u0131 olmaks\u0131z\u0131n hareket edenler hakk\u0131nda il\u00e2h\u00ee adaletini a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in, b\u00f6yle bir hakaret ve hor g\u00f6rmeyi istedi\u011fi zaman, onlar\u0131 hakk\u0131yle hor g\u00f6r\u00fcr ve rezil eder. Ve b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat nazar\u0131nda onu rezil eder de, o, bir deli gibi kendisinin bu halinden haberdar bile olmaz. Ay\u0131plar\u0131n\u0131 gizliyorum zannederken, b\u00fct\u00fcn \u00e2leme sergiler de fark\u0131nda olmaz. D\u00fcnyada \u015fuurun bu s\u0131yr\u0131lma tarz\u0131 en b\u00fcy\u00fck bedbahtl\u0131k oldu\u011funda ise \u015f\u00fcphe yoktur. \u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131n alay\u0131 ki, bunu ancak Allah yapabilir ve bu bir il\u00e2h\u00ee adalettir. Ve her adalette Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131 vard\u0131r. Birisi s\u00fcslenmek ister ve kar\u015f\u0131s\u0131nda alt\u0131n yald\u0131zl\u0131 bir ka\u011f\u0131t g\u00f6r\u00fcr. Okumas\u0131n\u0131 bilmez, zinet diye g\u00f6\u011fs\u00fcne yap\u0131\u015ft\u0131r\u0131r. Soka\u011fa \u00e7\u0131kar ve bununla \u00e7al\u0131m satmak ister. G\u00f6renler ise bakarlar levhada &#8220;h\u00e2z\u00e2 rez\u00eel = bu rezildir&#8221; yaz\u0131lm\u0131\u015f, zavall\u0131n\u0131n haberi yok, olmak ihtimali de yok. \u0130\u015fte -Allah korusun- bu bir il\u00e2h\u00ee alay olur. Allah Te\u00e2l\u00e2 m\u00fcnaf\u0131klar\u0131 ta\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131nda b\u00f6yle maskara eder. Bu m\u00e2n\u00e2lar dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r ki \u015fer&#8217;\u00ee bak\u0131mdan Allah&#8217;a &#8220;alayc\u0131&#8221; denilmez, fakat &#8220;alay eder&#8221; denilir.<\/p>\n<p>16- Bunlar \u00f6yle kimselerdir ki do\u011fruluk kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 sat\u0131n alm\u0131\u015flard\u0131r. Hidayet tam ellerine de\u011fmi\u015f, mallar\u0131 olmu\u015f gibi iken onu vermi\u015fler, dalaletle trampa etmi\u015flerdir de ticaretleri k\u00e2r etmemi\u015ftir. ve k\u00e2r yolunu bulmak ihtimalleri olmam\u0131\u015f, k\u00e2r yolunu tutamam\u0131\u015flard\u0131r. Bunlar, hidayet ve ba\u015far\u0131 nasip olanlardan de\u011fillerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ticar\u00ee ili\u015fkilerde ba\u015fl\u0131ca iki maksat vard\u0131r. Birisi sermayenin selameti, di\u011feri k\u00e2rd\u0131r. Halbuki bunlar sermayelerin sermayesi olan hidayeti vermi\u015f, yerine onun kay\u0131b\u0131 demek olan sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 alm\u0131\u015flard\u0131r. Bundan dolay\u0131 ne k\u00e2r kalm\u0131\u015f, ne k\u00e2r ihtimali ne k\u00e2r yolu. Bu \u00e2yet m\u00fcttak\u00eeler hakk\u0131ndaki \u00e2yetinin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak, ibaresiyle m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n son hallerini a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r. Ve bununla beraber \u00e2yet, i\u015faretiyle bunlar\u0131n \u015feytanlar\u0131 olan k\u00e2firlerin sonlar\u0131n\u0131 da i\u00e7erir. Cenab-\u0131 Hak bunlar\u0131n hallerini, d\u00fcnyada her \u015feyden en \u00f6nde bildikleri, ba\u015fl\u0131ca gaye edindikleri ticaret ve tefecilik ruh h\u00e2letine g\u00f6re bir tems\u00eel\u00ee istiare ile a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f ve din\u00ee hidayetin \u015fahs\u0131nda m\u00fchim olan d\u00fcnyaya ait ticaretten daha \u00f6nce ve onun selameti i\u00e7in de zorunlu bir \u015fart oldu\u011funu anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Bu tasvirde ticaretin b\u00fcy\u00fck bir \u00f6vg\u00fcs\u00fc vard\u0131r. Fakat ticaretten \u00f6nce onun ger\u00e7ek ve l\u00fczumlu bir yolu bulundu\u011funa ve bu yolun iyi anlama ve do\u011fru yol oldu\u011funa ve ticarette yalan, hile, entrika yolunun hakiki bir k\u00e2r yolu olmad\u0131\u011f\u0131na tenbih ve bundan dolay\u0131 do\u011fruluk kanununa sar\u0131labilmek i\u00e7in din\u00ee hidayete ermek en \u00f6nde gelen \u015fart oldu\u011funa i\u015faret buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Durumlar\u0131 bilinen, diye haklar\u0131nda iki defa uyarma ve dikkatli olmaya davet vaki olan ve bu iki \u00e2yet ile de sonu\u00e7lar\u0131, ziyanlar\u0131 anlat\u0131lan m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n, i\u00e7ten i\u00e7e \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n gayesini ve \u0130sl\u00e2m\u00ee hayat\u0131n g\u00fczel ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 \u00e7\u0131\u011f\u0131r\u0131ndan \u00e7\u0131karmak nokta-i nazar\u0131ndan zararlar\u0131 a\u00e7\u0131k oldu\u011fundan, bir taraftan bunlar hakk\u0131nda k\u00e2firden daha \u00e7ok dikkat nazar\u0131n\u0131 \u00e7ekmek suretiyle m\u00fcminleri ayd\u0131nlatmak, di\u011fer taraftan bu m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n bizzat hasar ve akibetlerini belli bir \u015fekle sokarak, kendilerini korkuya d\u00fc\u015f\u00fcrmek ve herkesi m\u00fcnaf\u0131kl\u0131ktan sak\u0131nd\u0131rmak i\u00e7in bu konuda temsil olarak d\u00f6rt ayet daha indirilmi\u015ftir. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>17- &#8220;Mesel&#8221;, asl\u0131nda &#8220;misil&#8221; ve &#8220;naz\u00eer&#8221; yani bir \u015feyin benzeri, e\u015fi m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki, &#8220;K\u00e2mus&#8221; m\u00fctercimi &#8220;bekta\u015f&#8221; (e\u015f, akran) diye g\u00f6stermi\u015ftir. &#8220;\u015eebeh&#8221;, &#8220;\u015fibih&#8221;, &#8220;\u015feb\u00eeh&#8221; denildi\u011fi gibi, &#8220;mesel&#8221;, &#8220;misil&#8221;, &#8220;mes\u00eel&#8221; denilir. \u0130kinci olarak vaktiyle bir olay ve bir tecr\u00fcbe m\u00fcnasebetiyle s\u00f6ylenmi\u015f olup, &#8220;atalar s\u00f6z\u00fc&#8221; diye dilden dile dola\u015fan g\u00fczel s\u00f6zlere, &#8220;darb-\u0131 meseller&#8221;e ad olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131n kayna\u011f\u0131 denilen ilk hadiseler, \u00fczerine s\u00f6ylenilen son hadiseye benzer say\u0131larak temsil edilmi\u015f bulunur. &#8220;S\u00fctten a\u011fz\u0131 yanan, yo\u011furdu \u00fcfler de yer.&#8221; gibi. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc \u015fa\u015f\u0131lacak ve garib bulunacak tuhaf ve ibretli bir hale veya bir s\u0131fata veya bir kaz\u0131yye (\u00f6nerme)ye ve hikayeye de &#8220;mesel&#8221; denilir ki, darb-\u0131 mesel gibi, dilden dile dola\u015fmaya ve her yerde s\u00f6ylenmeye lay\u0131k oldu\u011fu cihetle ondan istiare edilmi\u015ftir. Bu, sadece nakil ve hikaye olunur. Darb-\u0131 mesel gibi her s\u00f6yleni\u015finde bir te\u015fbih ve temsil m\u00e2n\u00e2s\u0131 g\u00f6zetilmez. Fakat ilk s\u00f6yleni\u015fi hakikat de olabilir, bir temsil\u00ee istiare de olabilir, buna &#8220;destan&#8221; da denir. &#8220;Dillere destan oldu.&#8221; deriz. Destan \u015fiirleri bundan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2dan, delil ve h\u00fcccet m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu gibi meseller, gerek bir nadir hakikat olsun ve gerek bir tahyil (akla getirme) ve temsil, yani s\u0131rf bir masal olsun bir yayg\u0131n \u015f\u00f6hreti i\u00e7erdikleri zaman, baz\u0131 ger\u00e7ekler onlara benzetilerek s\u00f6ylenir. Mesela &#8220;Bu i\u015f, kurt ile kuzu masal\u0131na benzer.&#8221; denilir. Biriyle di\u011ferine temsil edilerek delil getirilir. \u0130\u015fte edebiyatta bir hakikati, di\u011fer bir hakikate veya bir hayale veya me\u015fhur bir mesele benzeterek \u00f6rne\u011fe ait bir \u015fekilde ifade etmeye &#8220;temsil&#8221; ad\u0131 verilir ki te\u015fbih veya istiare, hakikat ve mecaz k\u0131s\u0131mlar\u0131na ayr\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Edebiyatta anlatma ve cazibe nokta-i nazar\u0131ndan temsilin, beyan ile ilgili b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e7o\u011funlukla ak\u0131llar, kuruntular\u0131n m\u00fcdahale ve sald\u0131r\u0131lar\u0131na maruz olduklar\u0131ndan, gizli d\u00fc\u015f\u00fcnceleri iyice anlamaktan mahrum kal\u0131rlar. Temsil ise, kuruntular\u0131 akla ba\u011flar da, hakikati, cahil ve anlay\u0131\u015f\u0131 k\u0131t kimselere bile anlatmaya sebep olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc temsil, ince ve d\u00fczenli gizli d\u00fc\u015f\u00fcncelerin perdelerini atarak, onlar\u0131 a\u00e7\u0131k hissedilen \u015feyler kisvesi i\u00e7inde a\u00e7\u0131klar, tan\u0131nmad\u0131k \u015feyleri tan\u0131nm\u0131\u015f, g\u00f6r\u00fclmedik \u015feyleri g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f gibi ortaya \u00e7\u0131kar\u0131r ve anlat\u0131r. \u0130\u015f bunun yerini bilmek ve g\u00fczel kullanabilmektir. Zamanlar olmu\u015f ki, ge\u00e7mi\u015f dinlerin akla uygun d\u00fc\u015f\u00fcncelerinin ruhu, karinesiz temsiller ile anlat\u0131lm\u0131\u015f ve yay\u0131lm\u0131\u015f; temsili, ters\u00eem (resmetme) ve tecs\u00eem (cisimlendirme) ile semboller de takip etmi\u015f ve bu \u015fekilde ruhlar unutulup, putlara, sembollere tap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte \u0130sl\u00e2m dini \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi iman\u0131, hissedilen ve g\u00f6r\u00fclenden \u00f6nce, do\u011frudan do\u011fruya akl\u00ee ve kalb\u00ee olan gaybe ve hakikatin ba\u015flang\u0131c\u0131 ve sonucu bulunan tek hakka dayayarak, insana ait ruhu meselden hakikate, temsilden tahkike y\u00fckseltmi\u015f ve Kur&#8217;\u00e2n bu y\u00fckselmeyi temin i\u00e7in ger\u00e7ekleri akl\u00ee ve kalb\u00ee de\u011ferleriyle sa\u011flam bir \u015fekilde a\u00e7\u0131klad\u0131ktan ve tebli\u011f ettikten sonra, o akla uygun d\u00fc\u015f\u00fcnceleri temsiller ile de anlay\u0131\u015fa yakla\u015ft\u0131rm\u0131\u015f ve telkin etmi\u015ftir. Ve bunu yaparken tahkik ile temsil aras\u0131na a\u00e7\u0131k bir karine koyarak, do\u011fru ile yanl\u0131\u015f\u0131 birbirine benzemekten sakl\u0131 tutmu\u015ftur. Bu sebeple Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klama \u00fcslubunda tahkik kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda temsiller ve muhkemler kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda m\u00fcte\u015fabihler dahi bulaca\u011f\u0131z. \u0130\u015fte \u00fcslub-i beyanda tahkik ve temsil \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcne ilk olarak bu \u00e2yetten ba\u015fl\u0131yoruz. Bundan \u00f6nce m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n halleri tahkik yoluyla tesbit edilmi\u015f oldu\u011fu halde, \u015fimdi de temsil\u00ee y\u00f6n\u00fcne ge\u00e7iyoruz. Bundan ve bir sayfa sonraki \u00e2yetinden o kadar a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde anlar\u0131z ki, Kur&#8217;\u00e2n temsil \u00fcslubunu da i\u00e7ermekle ger\u00e7eklerini r\u00fcm\u00fbz ve temsile bo\u011fmam\u0131\u015f, zahirin hakk\u0131n\u0131 hak, temsilin temsil olarak karine ile anla\u015f\u0131lmas\u0131n\u0131 tercih ve temin etmi\u015ftir. \u015eu halde bu konuda s\u00f6zl\u00fc ve duruma ait karine bulunmayan yerlerde \u00e7eli\u015fki ile zata ait imkan\u0131 se\u00e7ebilen ak\u0131l karinesinin delaletine ba\u015fvurulur. Ve b\u00f6yle bir temsil karinesi bulunmad\u0131k\u00e7a Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n z\u00e2hiri, yaln\u0131z vehm\u00ee anlay\u0131\u015fa ait uzak g\u00f6rme ile te&#8217;vil edilemez. Bak\u0131n\u0131z bu \u00e2yette temsil karinesi lafzan bile ne kadar a\u00e7\u0131k ve \u00e7oktur. \u015fu halde bu esas itibariyle bir te\u015fbihdir. Ve &#8220;mesel&#8221;i, &#8220;mesel&#8221;e te\u015fbihtir. Burada &#8220;mesel&#8221;, \u015fa\u015f\u0131lacak hal, garib olay m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Yani bunlar\u0131n halleri ve \u00f6zellikle hidayeti verip sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 sat\u0131n alma durumlar\u0131 \u015fu ate\u015f yakan ve ate\u015f yakanlar k\u0131ssas\u0131na benzer ki, birisi bir ate\u015f yakmak istemi\u015f ate\u015f parlay\u0131p da yakan\u0131n etraf\u0131ndaki \u015feyleri ayd\u0131nlat\u0131nca Allah o kimselerin b\u00fct\u00fcn \u0131\u015f\u0131klar\u0131n\u0131, daha do\u011frusu g\u00f6z nurlar\u0131n\u0131 al\u0131vermi\u015f de onlar\u0131 karanl\u0131kta b\u0131rakm\u0131\u015f ne ayd\u0131nl\u0131k, ne bir \u015fey, hi\u00e7bir \u015fey g\u00f6rmez olmu\u015flar, g\u00f6rmez bir durumda kalm\u0131\u015flar. Ate\u015f mi s\u00f6n\u00fcvermi\u015f? Bir hayli tefsirci \u00f6yle a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flar. Fakat ate\u015f s\u00f6nmeden, ayd\u0131nl\u0131k devam ederken Allah&#8217;\u0131n, onlar\u0131n g\u00f6recek g\u00f6z nurlar\u0131n\u0131 al\u0131vermi\u015f olmas\u0131 daha a\u00e7\u0131k ve daha g\u00fczeldir. &#8220;Ke\u015f\u015f\u00e2f tefsiri&#8221; sahibi &#8220;Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n kastedilmesi en uygunudur.&#8221; derken bunu se\u00e7mi\u015f gibidir ki, devam\u0131 da bunu g\u00f6steriyor.<\/p>\n<p>18-Buyuruluyor ki bunlar sa\u011f\u0131rd\u0131rlar, dilsizdirler, k\u00f6rd\u00fcrler, bu halden d\u00f6n\u00fcp \u00f6nceki nurlu hali bulamazlar. Daha a\u00e7\u0131\u011f\u0131: Art\u0131k kendilerine gelemezler, tamamen sersem, \u015fa\u015fk\u0131nd\u0131rlar. \u015eu halde yolu nerede bulacaklar? Bu \u015fekilde s\u00f6nen yaln\u0131z g\u00f6z nurlar\u0131 de\u011fil, b\u00fct\u00fcn \u015fuur nuru, idrak nuru oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bu m\u00e2n\u00e2 ifadesindeki m\u00fch\u00fcrleme ve bas\u0131m\u0131n daha kuvvetlisidir. Bu \u015fekilde hikayedeki ate\u015f yakan, nurlar\u0131 gidenlerin d\u0131\u015f\u0131nda kal\u0131r. ve zamirlerinin laf\u0131z ve m\u00e2n\u00e2 itibariyle m\u00fcfred (tekil) olmas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Resulullah&#8217;\u0131n davet ve hidayeti (do\u011fru yolu g\u00f6stermesi) kar\u015f\u0131s\u0131nda m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n durumlar\u0131n\u0131n da, t\u0131pk\u0131 ate\u015f yak\u0131c\u0131n\u0131n parlatt\u0131\u011f\u0131 \u0131\u015f\u0131k kar\u015f\u0131s\u0131nda g\u00f6zleri Allah taraf\u0131ndan g\u00f6rmez oluverenlerin durumu gibidir. Araplarda ate\u015f yakmak, \u0131\u015f\u0131kland\u0131rmak maksad\u0131yle de yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan, bu m\u00e2n\u00e2larda kullan\u0131l\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde yang\u0131n \u00e7\u0131karmak gibi suikastla da olabilece\u011finden fitne ve fesat \u00e7\u0131karmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Ve burada ikisine de ihtimali vard\u0131r. Bundan ba\u015fka davet, hayra da olur, \u015ferre de. \u015eu halde yang\u0131n \u00e7\u0131karmak ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe davet etmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman, nurun al\u0131nmas\u0131, ate\u015fin s\u00f6nd\u00fcr\u00fclmesi demek olaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ve bu \u015fekilde ate\u015f yakan karanl\u0131kta kalanlardan olur ki, bu ate\u015fi yakan m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n ba\u015f\u0131d\u0131r. tekildir veya \u00e7o\u011fuldur ve \u00e7o\u011ful m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Ve bir\u00e7oklar\u0131 b\u00f6yle tefsir etmi\u015flerdir. Fakat ate\u015f yakmak, ayd\u0131nlatmak ve hayra davet etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, gerek ate\u015f yak\u0131c\u0131 ve gerek olan ak\u0131l sahibinin nuru s\u00f6nmemi\u015f oldu\u011fu halde kavram\u0131nda dahil olan hayvanlar tak\u0131m\u0131n\u0131n nurlar\u0131 s\u00f6nm\u00fc\u015f ve o \u0131\u015f\u0131ktan ancak bunlar mahrum kalm\u0131\u015f olurlar. Bu takdirde ancak zamiri, &#8220;m\u00e2havleh\u00fb&#8221; daki i\u00e7inde bulunan hayvan gibi insanlara d\u00f6ner. Birinci \u015fekilde &#8220;mesel&#8221; i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir g\u00fczellik ve fevkaladelik yok gibidir. Ger\u00e7i yanan bir ate\u015fin birden bire s\u00f6n\u00fcvermesi garip ise de, \u015fiddetli bir r\u00fczgar gibi bir sebeple az \u00e7ok yine al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Fakat \u0131\u015f\u0131k dururken \u015fuurun, g\u00f6rme kabiliyetinin esas\u0131ndan kayboluvermesi il\u00e2h\u00ee bir harikad\u0131r. Ve meselin en g\u00fczel noktas\u0131n\u0131 te\u015fkil eder. Bundan ba\u015fka birincide temsil basittir; bir b\u00fct\u00fcn\u00fc, di\u011fer bir b\u00fct\u00fcne benzetmektir. \u0130kincide ise iki b\u00fct\u00fcn\u00fcn d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesinden meydana gelen bir b\u00fct\u00fcn\u00fc, di\u011fer b\u00f6yle bir b\u00fct\u00fcne benzetmek suretiyle bir derece daha tamlama vard\u0131r: Peygamberin davet ve hidayeti kar\u015f\u0131s\u0131nda m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n, &#8220;ate\u015f yak\u0131c\u0131&#8221; kar\u015f\u0131s\u0131nda etraf\u0131ndakilerin bir k\u0131sm\u0131. Muhammed\u00ee davet ve onun ir\u015fad\u0131 ebed\u00ee, fakat m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n anlay\u0131\u015f nurlar\u0131n\u0131 Allah alm\u0131\u015ft\u0131r. Ve belki bunlar\u0131n i\u00e7inde ba\u015flang\u0131\u00e7ta kalb\u00ee iman da nasip oldu\u011fu halde, sonra bozgunculu\u011fa sapan, kalben dinden d\u00f6nerek iman\u0131n\u0131n nurunu kaybedenler bile bulunmu\u015ftur. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n nazm\u0131 i\u015fte bu temsili, b\u00f6yle m\u00e2n\u00e2 tabakalar\u0131 ile, \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc olarak a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r ki, her birinin bir sahih y\u00f6n\u00fc vard\u0131r. Muhammed\u00ee davetin ate\u015f yakma ile g\u00f6sterilmesi ise ikinci temsilde g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere \u015funu anlat\u0131r: Bu davet, bir taraftan m\u00fcjdeleme, di\u011fer taraftan korkutmay\u0131 ihtiva eder. Bu davet, cennetin kar\u015f\u0131s\u0131nda bir de cehennem ate\u015fi g\u00f6steriyor. &#8220;Bu ate\u015ften ka\u00e7\u0131n, \u015fu cennete ko\u015fun.&#8221; diyor. M\u00fcnaf\u0131klar\u0131n da bu m\u00fcjdelere a\u011f\u0131zlar\u0131 sulan\u0131yor; korkutmadan da ba\u015flar\u0131 d\u00f6n\u00fcyor, a\u011f\u0131zdan &#8220;\u00e2menn\u00e2=inand\u0131k&#8221; diyorlar, hidayet buraya kadar geliyor, fakat kalplerine iman girmiyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc anlay\u0131\u015flar\u0131n\u0131n nuru s\u00f6nm\u00fc\u015f, fenal\u0131\u011fa ceza veren adil bir Allah&#8217;a inanmak istemiyorlar. Her t\u00fcrl\u00fc emellerine kul gibi hizmet edecek adalet etmekten aciz bir il\u00e2h istiyorlar.<\/p>\n<p>(Kemeseli sayyibin), yahut (Kemeseli z\u00ee sayyibin) takdirindedir ki, birincide m\u00fcnaf\u0131klar k\u0131ssas\u0131, toptan ya\u011fmur k\u0131ssas\u0131na benzetilmi\u015f ve k\u0131ssalar\u0131n ayr\u0131nt\u0131lar\u0131nda benzerlik g\u00f6zetilmemi\u015f bulundu\u011fundan, yaln\u0131z &#8220;m\u00fcrekkeb te\u015fbih&#8221;; ikincide ise k\u0131ssalar\u0131n birimlerinde dahi te\u015fbih g\u00f6zetilmi\u015f bulunaca\u011f\u0131ndan, buna da &#8220;mefr\u00fbk&#8221; veya &#8220;m\u00fcferrak te\u015fbih&#8221; denir. &#8220;Sayyib&#8221; kelimesi asl\u0131nda &#8220;isabet&#8221; kelimesinin s\u00fclas\u00eesi (\u00fc\u00e7 harflisi) olan masdar\u0131ndan s\u0131fat-\u0131 m\u00fc\u015febbehe olup, \u015fiddetle d\u00f6k\u00fclen ya\u011fmura, bir de \u015fiddetli buluta isim olmu\u015ftur. &#8220;Sem\u00e2&#8221;, \u00f6zel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla &#8220;g\u00f6k&#8221; dedi\u011fimiz \u015fu kubbe, ba\u015f\u0131m\u0131z\u0131n yukar\u0131 taraf\u0131nda direksiz, telsiz a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f koca \u015femsiyedir ki, Peygamberimizin dilinden &#8220;y\u00fckseltilmi\u015f tavan&#8221; ve mevc-i mekf\u00fbf (hapsedilmi\u015f dalga) diye rivayet edilmi\u015ftir. Esas m\u00e2n\u00e2s\u0131 y\u00fcksek demektir ki, insan\u0131n \u00fcst taraf\u0131na gelen her y\u00fcksek \u015feye s\u00f6ylenir. Ve her ufkun bir semas\u0131 olur. Ruhlar ve ak\u0131llar \u00e2lemi de bir veya daha fazla semalard\u0131r. \u015eu halde (sem\u00e2) kelimesi esasen iz\u00e2f\u00ee (ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131) bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 i\u00e7eren bir cins ismi olup, k\u00fcll\u00ee ve c\u00fcz&#8217;\u00ee belirleme kastedildi\u011fi zaman (es-Sem\u00e2&#8217;) denir. Burada ya\u011fmur denildikten sonra, g\u00f6kten geldi\u011fi belli iken denilmesi, b\u00fct\u00fcn bir ufku kaplayan bilinen semay\u0131 a\u00e7\u0131klayarak, bu ya\u011fmurun bir taraftan de\u011fil, seman\u0131n her taraf\u0131ndan geldi\u011fini anlatmak ve meselde ya\u011fmurla beraber b\u00fct\u00fcn o seman\u0131n manzaras\u0131n\u0131 tasvir ettirmek ve bir de &#8220;sayyib&#8221;in \u00f6nce ya\u011fmur m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 akla getirme n\u00fcktelerini i\u00e7erir.<\/p>\n<p>19-M\u00e2n\u00e2ya gelelim: Yahut o m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n hali bir ya\u011fmur k\u0131ssas\u0131na, di\u011fer ifadeyle ya\u011fmura tutulanlar k\u0131ssas\u0131na benzer ki, seman\u0131n her taraf\u0131ndan &#8220;bardaktan d\u00f6k\u00fcl\u00fcr gibi&#8221; bo\u015fanm\u0131\u015f kuvvetli bir ya\u011fmur, onda t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc karanl\u0131klar var. Gece karanl\u0131\u011f\u0131, kara ya\u011fmur bulutu d\u00fcnyay\u0131 kaplam\u0131\u015f, ya\u011fmurun yo\u011funlu\u011fu da bunlara eklenmi\u015f, insan\u0131n i\u00e7ini s\u0131k\u0131yor mu s\u0131k\u0131yor; g\u00f6z, g\u00f6n\u00fcl karar\u0131yor mu karar\u0131yor. \u015eu halde karanl\u0131klar katmerlenmi\u015f, i\u00e7 d\u0131\u015f zifiri karanl\u0131k, bundan ba\u015fka deh\u015fetli bir g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc, titretici bir patlay\u0131\u015f\u0131, g\u00fcrleyi\u015fi var ki, beyinlerde \u00e7atl\u0131yor, ufuklarda g\u00fcrl\u00fcyor, bir de \u015fim\u015fek, \u015fim\u015fek \u00e7ak\u0131\u015f\u0131. \u00c7ak\u0131p \u015fak\u0131d\u0131k\u00e7a, parlay\u0131p y\u0131ld\u0131rad\u0131k\u00e7a bir \u00fcmit \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 gibi karanl\u0131klar\u0131 yar\u0131yor, y\u00fcrekleri a\u011f\u0131za getiren bir halecan (y\u00fcrek \u00e7arp\u0131nt\u0131s\u0131) veriyor. Bunlara tutulanlar parlayarak geldi\u011fi i\u00e7in y\u0131ld\u0131r\u0131m, \u00e7arpt\u0131\u011f\u0131n\u0131 mahvetti\u011fi i\u00e7in s\u00e2ika (ve \u00e7o\u011fulunda sav\u00e2\u0131k) denilen, g\u00f6zlere \u015fim\u015fek, kulaklara g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc halinde gelen, ucu nereye dokunursa yok eden, insan\u0131 ve hayvan\u0131 bir anda mahveden, madenleri eriten, demiri m\u0131knat\u0131slayan, m\u0131knat\u0131slar\u0131n kutuplar\u0131n\u0131 alt \u00fcst eden, \u00f6zetle (es-Sav\u00e2\u0131k) denilince her t\u00fcrl\u00fc felaket ve yok edicili\u011fi ile bilinen o \u00e2te\u015f\u00een kam\u00e7\u0131lardan, o deh\u015fetli k\u0131v\u0131lc\u0131mlardan, y\u0131ld\u0131r\u0131mlardan parmaklar\u0131n\u0131 kulaklar\u0131na t\u0131k\u0131yorlar, bunu da \u00f6l\u00fcm korkusuyla, \u00f6l\u00fcmden sak\u0131nmak i\u00e7in yap\u0131yorlar. Fakat kulak t\u0131kamak neye yarar, korkunun ecele faydas\u0131 ne? Allah b\u00fct\u00fcn k\u00e2firleri her taraflar\u0131ndan, i\u00e7lerinden, d\u0131\u015flar\u0131ndan, d\u00fcnyalar\u0131ndan, ahiretlerinden ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130l\u00e2h\u00ee kudretin ku\u015fatmas\u0131ndan d\u0131\u015fa \u00e7\u0131kmak m\u00fcmk\u00fcn m\u00fc? Allah&#8217;\u0131n izni olmad\u0131k\u00e7a bundan kurtulmalar\u0131na ihtimal mi var? Y\u0131ld\u0131r\u0131mdan korkulmaz m\u0131? \u00d6l\u00fcmden sak\u0131n\u0131lmaz m\u0131? Evet ama bunlardan daha \u00f6nce Allah&#8217;dan korkmak ve O&#8217;nun azab\u0131ndan sak\u0131nmak gerekir. Y\u0131ld\u0131r\u0131mlar\u0131 yapan kim? B\u00fct\u00fcn bu al\u00e2metleri belirten kim? Bulutlar\u0131n aras\u0131ndan, o su hazinelerinin i\u00e7inden bu ate\u015fleri \u00e7\u0131kartan kim? Onlar\u0131 t\u00e2 uzaklardan kulaklara i\u015fittiren, g\u00f6zlere g\u00f6steren kim? Sak\u0131nmak hissini veren, ona g\u00f6re tedbir almak kabiliyetini ihsan eden kim? O y\u0131ld\u0131r\u0131mlar\u0131n \u00e7\u0131k\u0131\u015f noktalar\u0131n\u0131, isabet noktalar\u0131n\u0131 tayin eden ve bulutlar\u0131 ona g\u00f6re sevk ve idare eden kuvvetler, melekler kimin? Hepsi hepsi Allah&#8217;\u0131n, y\u0131ld\u0131r\u0131mlar da Allah&#8217;\u0131n bir belas\u0131, azab\u0131n\u0131n bir \u00f6rne\u011fidir. Bunlardan korkup sak\u0131nmak istiyenlerin daha \u00f6nce Allah&#8217;tan korkmalar\u0131 ve onun emirlerine, kanunlar\u0131na uyarak felaketten sak\u0131nman\u0131n, nimetine ermenin yolunu bilmeleri gerekir. Bir Allah korkusu, insana b\u00fct\u00fcn korkular\u0131 att\u0131r\u0131r. Allah&#8217;\u0131n izniyle her korkudan kurtulman\u0131n bir \u00e7aresi vard\u0131r. Fakat Allah&#8217;tan kurtulman\u0131n imkan\u0131 yoktur. O da iman ve kulluk etme ister; kanunlar\u0131n\u0131n, emirlerinin tatbikini ister. Ona bununla yakla\u015f\u0131l\u0131r; azablar\u0131ndan bununla korunulur, kurtulu\u015f bulunur. Yoksa g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc ve \u015fim\u015fe\u011fi g\u00f6rd\u00fckten sonra y\u0131ld\u0131r\u0131mdan korkman\u0131n, kulak t\u0131kaman\u0131n hi\u00e7bir faydas\u0131 yoktur. \u015eim\u015fek \u00e7ak\u0131nca olan olur, y\u0131ld\u0131r\u0131m yerini bulur. G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc i\u015fitildi\u011fi zaman da bunlar be\u015f on saniye \u00f6nce olmu\u015f bitmi\u015ftir. \u00dcmit ve m\u00fcjde \u015fim\u015fe\u011fin yald\u0131zl\u0131 \u00e7ak\u0131\u015f\u0131nda de\u011fil, g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fcn g\u00fcmb\u00fcrt\u00fcl\u00fc geli\u015findedir. Bilmeyenler g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fc \u015fim\u015fekten sonra, y\u0131ld\u0131r\u0131m\u0131 da bu g\u00fcr\u00fclt\u00fc ile beraber gelir zannederler. Halbuki y\u0131ld\u0131r\u0131m \u015fim\u015fekle d\u00fc\u015fer. Esas itibariyle g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc de onunla beraber patlam\u0131\u015ft\u0131r. Daha esas\u0131nda g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc, o y\u0131ld\u0131r\u0131m\u0131 \u00e7\u0131karan sars\u0131nt\u0131da, sadmede, vuru\u015ftad\u0131r. Bulutlara, havaya bu darbeyi vuran bir kuvvet, onu idare eden bir melek vard\u0131r ki, g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc ismi ona kadar dayan\u0131r. Bu kuvvet, bu melek buluttan buluta, buluttan havaya darbeyi indirdi\u011fi zaman sars\u0131nt\u0131dan bir g\u00fcr\u00fclt\u00fc ile bir ate\u015f, bir k\u0131v\u0131lc\u0131m \u00e7\u0131kar, \u015fim\u015fek bu k\u0131v\u0131lc\u0131md\u0131r, y\u0131ld\u0131r\u0131m bundad\u0131r. Ses a\u011f\u0131r gelir, sonra i\u015fitilir ve geldi\u011fi zaman, &#8220;Size ge\u00e7mi\u015f olsun, Allah&#8217;\u0131n izniyle y\u0131ld\u0131r\u0131m\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fcm, siz kurtuldunuz.&#8221; der. \u015eu halde olay d\u0131\u015ftan zannedildi\u011fi gibi \u015fim\u015fek, sonra g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc ve y\u0131ld\u0131r\u0131m de\u011fil, ger\u00e7ekte ve Allah kat\u0131nda g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc, \u015fim\u015fek ve y\u0131ld\u0131r\u0131m \u015feklindedir. Size de \u015fim\u015fek, y\u0131ld\u0131r\u0131m ve g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc \u015feklinde g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ve i\u015fitilir. Bunu bilmeniz, anlaman\u0131z gereklidir. Bunun i\u00e7in Allah Te\u00e2l\u00e2 (ra&#8217;d\u00fcn ve berk) buyurmu\u015f. G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fc \u00f6ne almakla beraber, aralar\u0131n\u0131 &#8220;mutlak cem&#8217; &#8221; i\u00e7in olan &#8220;vav&#8221; ile ba\u011flam\u0131\u015f, (\u015fim\u015fek sonra g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc) buyurmam\u0131\u015ft\u0131r. Bunu Fen Bilimlerini okumam\u0131\u015f ve \u00fcmm\u00ee olan Hz. Peygamber, kendi kendine elbette bilemezdi. Allah bildiriyor, ilim ve fen ehli de bunu tasdik edeceklerdir. Ederken il\u00e2h\u00ee vahyin hakikatini anlamalar\u0131 gerekir. Hele elektrik olaylar\u0131yle delil getirerek g\u00f6r\u00fclmeyen esir (cevher)i bulmaya \u00e7al\u0131\u015fanlar, Allah&#8217;\u0131 daha \u00f6nce anlamal\u0131, Peygamberine vahyinin hak oldu\u011funu da hi\u00e7 olmazsa bu gibi ince noktalardaki fenn\u00ee te&#8217;yitlerle itiraf etmelidirler. G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fcn bir tesbih oldu\u011funu, bunu i\u015fitenlerin hamd ve \u015f\u00fckretmesi gerekti\u011fini de unutmamal\u0131d\u0131rlar. Y\u0131ld\u0131r\u0131m hakikaten m\u00fcthi\u015ftir. Bir il\u00e2h\u00ee belad\u0131r. Ve \u015fim\u015fek ile beraberdir. Fakat bundan korunmak, \u00f6nceden, madd\u00ee ve manev\u00ee bir y\u0131ld\u0131r\u0131m siperi bulmak gerektir. O da Allah&#8217;\u0131, emirlerini ve kanunlar\u0131n\u0131 tan\u0131makla olur. \u015eim\u015fek \u00e7akt\u0131ktan sonra kulak t\u0131kaman\u0131n hi\u00e7bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. O zaman insan kurtulursa s\u0131rf Hakk&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 ile kurtulur ve g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fc i\u015fitti\u011fi zaman da kurtulmu\u015f oldu\u011funu bilir. O zaman Allah&#8217;\u0131n kudretine hamd ve \u015f\u00fckretmesi gerekir. Bunlar ve bunlar\u0131 anlatan Kur&#8217;\u00e2n hep hak \u00e2yetlerdir. Bu davetlere ve bu ir\u015fadlara kulak t\u0131kamak ne bedbahtl\u0131kt\u0131r!<\/p>\n<p>G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc ve \u015fim\u015fe\u011fin, y\u0131ld\u0131r\u0131m\u0131n madd\u00ee ve manev\u00ee ger\u00e7e\u011fini a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in l\u00fcgatta, dine ve felsefeye ait tarifler vard\u0131r. L\u00fcgata g\u00f6re ra&#8217;d (g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc), buluttan \u00e7\u0131kan korkun\u00e7 sesin ismidir ki ba\u015flang\u0131\u00e7ta ani bir patlay\u0131\u015f ve sonra hayli devam eden bir g\u00fcr\u00fclt\u00fc olur. Biz buna g\u00f6k g\u00fcrlemesi deriz. Bu kelime asl\u0131nda titremek veya titretmek, di\u011fer deyimle zang\u0131rdamak ve zang\u0131rdatmak m\u00e2n\u00e2lar\u0131yle ilgilidir. \u015eim\u015fek par\u0131ldamak, y\u0131ld\u0131ramak m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilgili olup, buluttan ani olarak \u00e7\u0131k\u0131p y\u0131ld\u0131rayarak, \u015fak\u0131yarak s\u00f6n\u00fcveren bir par\u0131lt\u0131n\u0131n ismidir ki, dilimizde \u015fim\u015fek denir. Bunun \u00e7akmas\u0131na da denir. Y\u0131ld\u0131r\u0131m, gayet \u015fiddetli, \u00e7ok \u00e7abuk bir sadme, bir \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131r ki, bir ate\u015f par\u00e7as\u0131yla \u00e7arpt\u0131\u011f\u0131n\u0131 yok eder, bu m\u00fcnasebetle \u00f6l\u00fcm, \u015fiddetli azab m\u00e2n\u00e2lar\u0131na da kullan\u0131l\u0131r. Dilimizde buna y\u0131ld\u0131r\u0131m denir ki, y\u0131ld\u0131rma ve y\u0131ld\u0131rama m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla ilgisi a\u00e7\u0131kt\u0131r. R\u00e2\u011f\u0131b der ki, g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc, \u015fim\u015fek ve y\u0131ld\u0131r\u0131m asl\u0131nda bir \u015feyin \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fit tesirleridir.<\/p>\n<p>Din\u00ee izah\u0131: Bulutlar\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n iradesine g\u00f6re ya\u011fmur ya\u011facak yerlere sevk ve idare eden bir melek (yani anlay\u0131\u015fl\u0131 ve hareket ettirici bir kuvvet) vard\u0131r ki, ismine &#8220;g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc&#8221; denir. Bu melek r\u00fczgar meleklerinden ba\u015fka olarak bulutlar\u0131 \u00f6zel \u015fekilde zorlar ve sevkeder. Bunun sevki, r\u00fczgar\u0131n sevki gibi ta\u015f yuvarlarcas\u0131na de\u011fildir. Bu t\u0131pk\u0131 bir \u00e7oban\u0131n \u015fark\u0131 s\u00f6yleyerek deve s\u00fcrmesine benzer. Di\u011fer deyi\u015fle ruhun bedeni idare etmesi, s\u00f6z\u00fcn, na\u011fmenin di\u011ferine tesir yapmas\u0131 gibi i\u00e7ten tesir eden ruhan\u00ee ve dinamik bir tesirdir. Bu melek bulutlarda bir uygunsuzluk g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc zaman \u00e7arpar, hayk\u0131r\u0131r, bu hayk\u0131r\u0131\u015f onun Allah&#8217;\u0131n kudretini ilan eden bir tesbih ve tekbiridir. \u0130\u015fitilen g\u00fcr\u00fclt\u00fc, zahir\u00ee g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc budur. Hayk\u0131r\u0131rken hiddet ve \u015fiddeti \u00e7o\u011fald\u0131k\u00e7a a\u011fz\u0131ndan ate\u015f sa\u00e7ar, di\u011fer bir deyi\u015fle nurdan ate\u015f kam\u00e7\u0131lar\u0131 \u00e7alar. G\u00f6r\u00fclen \u015fim\u015fek bu kam\u00e7\u0131lard\u0131r. Y\u0131ld\u0131r\u0131m, bunun yani ate\u015fin vuru\u015fudur. O kam\u00e7\u0131n\u0131n ucu nereye dokunursa yok eder. Bunun hepsi o mele\u011fin yani &#8220;ra&#8217;d&#8221;in bir vuru\u015fundan ibarettir. Bu darbenin havaya ve dolay\u0131s\u0131yle insan ruhunun i\u015fitme g\u00fcc\u00fcne tesir ve tezah\u00fcr\u00fc, g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fcn sesi; daha inceden ve daha \u00e7abuk g\u00f6z\u00fcne tesir ve tezah\u00fcr\u00fc \u015fim\u015fek; dokundu\u011fu \u015feye dokunma tezah\u00fcr\u00fc y\u0131ld\u0131r\u0131m ad\u0131n\u0131 al\u0131r. Buluttaki tesirinin mahsul\u00fc de itaattir. Ve bunlar\u0131n hepsi Allah&#8217;\u0131n emrini icra etmekten ibarettir. Bu \u00e2yette ra&#8217;d, g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fcn sesi m\u00e2n\u00e2s\u0131na olmakla beraber, asl\u0131na da i\u015farettir. &#8220;G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc, \u00f6vg\u00fcs\u00fcyle O&#8217;nu tesbih eder.&#8221; (Ra&#8217;d, 13\/13), Bu mele\u011fe, g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc mele\u011fi, zorlay\u0131c\u0131 melek, ate\u015f tutu\u015fturma mele\u011fi; \u015fim\u015fek fiiline de melek darbesi, mele\u011fin parlamas\u0131 denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Ashab devrinden itibaren en eski k\u0131ymetli tefsircilerden rivayet edilen a\u00e7\u0131klamalara g\u00f6re g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc, \u015fim\u015fek ve y\u0131ld\u0131r\u0131m olaylar\u0131n\u0131n ger\u00e7e\u011fi b\u00f6yle kuvvet prensibine d\u00f6nd\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f, fakat k\u00f6r kuvvet de\u011fil, dinamik, ruhan\u00ee idareci ve idrak sahibi bir hareket ettirici olan melek kuvvetine d\u00f6nd\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Fenn\u00ee izahlar\u0131n hi\u00e7 biri buna ayk\u0131r\u0131 olmam\u0131\u015f ve bu daireden \u00e7\u0131kmam\u0131\u015ft\u0131r. Ancak k\u00f6r kuvvette s\u0131k\u0131\u015f\u0131p kalanlar\u0131n anlay\u0131\u015f\u0131 buralara varamaz. \u015eu halde felsef\u00ee tarifine gelelim: Vaktiyle en me\u015fhuru, bulutlar\u0131n \u00e7arp\u0131\u015fmas\u0131, yani s\u00fcrtme ve dokunma ile \u00e7akmak ta\u015f\u0131ndan \u00e7\u0131kan ses ve k\u0131v\u0131lc\u0131m \u015feklinde a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f idi. Fakat \u0130bn\u00fc Sina &#8220;\u015eifa&#8221;s\u0131nda bunu pek be\u011fenmemi\u015f, bulutlar\u0131n ta denizlerden, g\u00f6llerden su buhar\u0131 halinde \u00e7\u0131karken tamamen saf olmay\u0131p, az \u00e7ok duman buhar\u0131 ile ve biraz da \u0131s\u0131 ile \u00e7\u0131kmalar\u0131 ve y\u00fckseldik\u00e7e su buhar\u0131n\u0131n daha \u00f6nce so\u011fumas\u0131 hasebiyle \u00f6b\u00fcrlerini arada s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmalar\u0131 ve nihayet bu s\u0131k\u0131\u015fman\u0131n \u015fiddetlenmesi ile onlar\u0131n p\u00fcsk\u00fcrmesi ve parlamas\u0131 hususlar\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrerek uzun uzad\u0131ya a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f ve \u00f6zetle \u015f\u00f6yle demi\u015f: &#8220;\u00c7o\u011funlukla g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fcn ve \u015fim\u015fe\u011fin sebebi, r\u00fczgara ait harekettir ki, ses \u00e7\u0131kar\u0131r, parlar ve bazan \u015fim\u015fek ve par\u0131lt\u0131 da g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcne sebep olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc&#8230; \u00c7\u00fcnk\u00fc&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Sina&#8217;dan \u00e7ok \u00f6nce olan \u0130bn Cerir et-Taber\u00ee tefsirinde diyor ki: &#8220;Di\u011fer birtak\u0131m ilim ehli, g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc, bulutlar\u0131n alt\u0131nda bo\u011fulan r\u00fczgar\u0131n f\u0131rlamas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ses bundand\u0131r. \u0130bn Abbas hazretleri Ebu&#8217;l-Huld&#8217;e bir mektup ile &#8220;G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc nedir?&#8221; diye sormu\u015ftu. O da &#8220;G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc bir r\u00fczgard\u0131r.&#8221; diye cevap vermi\u015fti. Fakat \u0130bn Abbas hazretleri kendisi &#8220;G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc meleklerden bir melektir.&#8221; diyordu. Demek \u0130bn\u00fc Sina&#8217;n\u0131n r\u00fczgar teorisi de eski bir teori olmakla beraber, bunun sebebini ta denizlerden gelen duman buhar\u0131 ve \u0131s\u0131ya kadar g\u00f6t\u00fcrmek nokta-i nazar\u0131 havan\u0131n ve bulutlar\u0131n elektriklenmesi hakk\u0131nda kararla\u015fmayan g\u00f6r\u00fc\u015fler yan\u0131nda \u015fimdiki tabiat ilmi de mevcut bulunuyor. Bug\u00fcnk\u00fc felsef\u00ee a\u00e7\u0131klamaya gelince, bunlar\u0131 elektrik olaylar\u0131na tatbik etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u00d6teden beri Yunanca elektron denilen elektrikte g\u00f6r\u00fcnen bir cezb (kendine \u00e7ekme) \u00f6zelli\u011fi vard\u0131. Sonradan bu \u00f6zelli\u011fin, az \u00e7ok her cisimde bulundu\u011fu anla\u015f\u0131ld\u0131. Ve buna elektriklenme denildi. Fizik bilginleri tabiat olaylar\u0131nda \u00e2det olarak etkili olan \u0131s\u0131, ses, \u0131\u015f\u0131k, \u00e7ekicilik gibi baz\u0131 etkenler sayarlar ki, elektrik de bunlar\u0131n be\u015fincisi oldu. Ve bunun \u00e7e\u015fitli s\u00fcrt\u00fcnmelerden meydana gelen kimyev\u00ee etkileri veya di\u011fer vas\u0131talarla meydana gelip dinamik elektriklenme denilen k\u0131s\u0131mlar\u0131 bulundu. Bug\u00fcn sanayide bir\u00e7ok tatbikat\u0131 yap\u0131lan, alt\u0131n, g\u00fcm\u00fc\u015f yald\u0131zlama, eritme, kal\u0131ba d\u00f6kme ve kuyumculuk, telgraf, telefon, ayd\u0131nlatma, yakma ve tedavi gibi bir\u00e7ok hususlarda istifade edilen elektri\u011fin elde edilmesi ve kullan\u0131m\u0131 i\u00e7in \u00e7e\u015fitli aletler, cihazlar, makineler yap\u0131ld\u0131. Bununla beraber elektri\u011fin esas\u0131 ve mahiyeti, ne oldu\u011fu tamamen anla\u015f\u0131lamay\u0131p, ate\u015fe ve \u0131\u015f\u0131\u011fa ait madde gibi varsay\u0131mlarda kald\u0131. Nihayet \u0131s\u0131 ve \u0131\u015f\u0131k gibi cisimlerin atom denilen en k\u00fc\u00e7\u00fck par\u00e7alar\u0131n\u0131n \u00f6zel bir \u015fekilde hareketinden veya bunlar\u0131n aras\u0131n\u0131 i\u015fgal eden bir esir (cevher)in hareketinden meydana geldi\u011fi g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurularak daha \u00e7ok bu sonuncuya \u00f6nem verildi. Ve \u00f6zetle b\u00fct\u00fcn kuvvetlerin esas\u0131nda bir hareket enerjisine d\u00f6n\u00fc\u015fmesi fen ilimlerinin en kuvvetli g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc oldu. Hakikaten elektrikte de hareket, \u0131s\u0131, \u0131\u015f\u0131k de\u011fi\u015fiklikleri hep g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. \u015eu halde elektrik, fennin en \u00f6nemli bir kuvvetidir. Bu da biri erkek, biri di\u015fi gibi pozitif (art\u0131) negatif (eksi) iki cinse ayr\u0131l\u0131yor. &#8220;Ne y\u00fccedir o (Allah) ki, b\u00fct\u00fcn \u00e7iftleri yaratm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221; (Y\u00e2s\u00een, 36\/36) Bunlar\u0131n bir cinsten olanlar\u0131 birbirlerini itiyor, def ediyor; ayr\u0131 cinsten olanlar\u0131 da birbirlerini \u00e7ekiyor, birle\u015fiyor. Ve cisimlerin y\u00fczeyleri bunlarla doluyor ve bo\u015falabiliyor. Bunlar\u0131n birle\u015fmeleri gizli ve a\u00e7\u0131k olmak \u00fczere iki t\u00fcrl\u00fc oluyor. Mesela silindir bi\u00e7iminde uzunca bir \u015fey, bir elektrik y\u00fckl\u00fcs\u00fcne yak\u0131n bulundu\u011fu zaman, bu silindirli \u015fey de etki ile ayr\u0131 cins iki ak\u0131m\u0131 ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131 oluyor ve havan\u0131n bunun \u00fczerindeki bask\u0131s\u0131 bunlar\u0131n birle\u015fmesine engel oluyor. Fakat bir vas\u0131ta ile bu bask\u0131n\u0131n \u015fiddeti azal\u0131r veya iki ak\u0131m\u0131n gerilim kuvvetleri ona \u00fcst\u00fcn geliverirse, bundaki art\u0131, eksi iki cins elektrik birbirleriyle hemen birle\u015ferek \u00fczerinden yok oluyorlar ki, buna elektrik bo\u015fal\u0131m\u0131 denilmi\u015ftir. Bunlar bu birle\u015fim esnas\u0131nda bazan \u00e7akmak gibi bir vuru\u015f yap\u0131yor ve bir k\u0131v\u0131lc\u0131m da \u00e7\u0131kar\u0131yorlar ki, b\u00f6yle g\u00fcr\u00fclt\u00fc yaparak birle\u015fmelerine g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcne ait birle\u015fme deniliyor. Bu k\u0131v\u0131lc\u0131mlar\u0131 biz tramvaylar i\u015flerken -\u00e7o\u011funlukla geceleri g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. \u0130\u015fte bu aletlerde g\u00f6r\u00fclen bu olay, epeyce bir zaman \u00f6nce hava ile ilgili eserlere uydurularak g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc, \u015fim\u015fek ve y\u0131ld\u0131r\u0131m bunlarla izah edilmi\u015ftir. Bunun i\u00e7in y\u0131ld\u0131r\u0131m \u015f\u00f6yle tarif ediliyor: &#8220;\u00c7e\u015fitli cinste elektrik ta\u015f\u0131yan iki bulutun elektriklerinin, yahut bir bulut ile yer k\u00fcresi elektriklerinin gerili\u015fleri havan\u0131n kar\u015f\u0131 koymas\u0131na \u00fcst\u00fcn geldi\u011fi anda iki \u00e7e\u015fit elektri\u011fin birbirleriyle birle\u015fmeleri sonucu vaki olan bir elektrik bo\u015falt\u0131m ve tahliyesidir ki, g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc bunun sadmesi ve g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc, \u015fim\u015fek bunun k\u0131v\u0131lc\u0131m\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Vaktiyle \u0130bn\u00fc Sina &#8220;\u015eifa&#8221;s\u0131nda diyordu ki, \u015fim\u015fek ile g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc ayn\u0131 zamanda vaki olurlar. Fakat ses, zamanla ilgili oldu\u011fu i\u00e7in ge\u00e7 i\u015fitilir. I\u015f\u0131k ise zamanla ilgili olmay\u0131p ani oldu\u011fundan daha \u00f6nce g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bug\u00fcnk\u00fc fen de diyor ki g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc ve \u015fim\u015fek ayn\u0131 zamanda vaki olur. Gerek ses ve gerek \u0131\u015f\u0131k ikisi de zamanla ilgilidir. Fakat sesin h\u0131z\u0131 saniyede 337 veya 340 metre; \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n h\u0131z\u0131 ise -az \u00e7ok ihtilaf ile beraber- \u00fc\u00e7y\u00fcz sekizbin kilometre oldu\u011fundan, daha az mesafelerde ani olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Yani y\u0131ld\u0131r\u0131m \u015fim\u015fekle beraber d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, varaca\u011f\u0131 yere varm\u0131\u015ft\u0131r. G\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc de sonradan be\u015f ila on saniye kadar fark ile i\u015fitilir. Mesafeyi tahminen bilmek isterseniz, bir \u015fim\u015fek \u00e7ak\u0131nca saate bak\u0131n\u0131z ve dinleyiniz, birka\u00e7 saniye sonra g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fc i\u015fitirsiniz. Aradan ka\u00e7 saniye ge\u00e7mi\u015f ise onu 340 ile \u00e7arp\u0131n\u0131z, (mesela 7X340 = 2380). Bu 2380 metre size o f\u0131rt\u0131nal\u0131 bulutla aran\u0131zdaki uzakl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6sterir ki, \u0131\u015f\u0131k h\u0131z\u0131na g\u00f6re bu bir an meselesidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0131\u015f\u0131k bu mesafeyi bir saniyenin y\u00fczyirmibe\u015fte bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc kadar bir zamanda katedecektir ki, bunu biz hissedemeyiz. Bu ifadeye g\u00f6re, &#8220;Y\u0131ld\u0131r\u0131m mutlaka g\u00f6kten yere d\u00fc\u015fer.&#8221; \u015feklinde olmay\u0131p tersine de olabilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc elektirik ak\u0131m\u0131 her tarafa yay\u0131labilir. Fakat \u00e7o\u011funlukla elektrik nakledici cisimlere sald\u0131rd\u0131\u011f\u0131ndan ve yer ise pek \u00e7ok elektrik nakledici oldu\u011fundan genellikle y\u0131ld\u0131r\u0131m g\u00f6kten yere d\u00fc\u015fmektedir. Fakat haric\u00ee bir sebeple yer art\u0131 elektrikle ve kendisine yakla\u015fan bulut eksi elektrikle dolu oldu\u011fu zaman h\u00fccum daima art\u0131dan eksiye oldu\u011fu i\u00e7in y\u0131ld\u0131r\u0131m\u0131n yerden g\u00f6\u011fe do\u011fru \u00e7\u0131kmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcn ve olmu\u015f bir \u015feydir deniliyor.<\/p>\n<p>Ak\u0131c\u0131 elektrik, elektrik nakleden cisimleri \u00e7ekmek veya onlara h\u00fccum etmek \u00f6zelli\u011fine sahip oldu\u011fundan, nakledici olan a\u011fa\u00e7lara, binalara ve \u00f6zellikle madenden yap\u0131lm\u0131\u015f e\u015fya \u00fczerine d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bunun i\u00e7in b\u00f6yle f\u0131rt\u0131nal\u0131 havada a\u011fa\u00e7 altlar\u0131nda ve bu c\u00fcmleden olarak nakledici olan \u00e7\u0131nar ve kavak a\u011fa\u00e7lar\u0131 alt\u0131nda saklanmak \u00e7ok tehlikelidir. \u00c7am ve f\u0131st\u0131k a\u011fa\u00e7lar\u0131 pek nakledici olmad\u0131\u011f\u0131ndan bunlar\u0131n alt\u0131nda korunmak nisbeten m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Paratoner (y\u0131ld\u0131r\u0131m k\u0131ran) ve halk aras\u0131nda y\u0131ld\u0131r\u0131m demiri denilen demirin dairesi en emin yerdir. Bu da Hakk&#8217;\u0131n bir kanunudur. Fakat bunlar da g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc ve \u015fim\u015fekten \u00f6nce ve ecel gelmediyse m\u00fcmk\u00fcn olabilir. Y\u0131ld\u0131r\u0131m ne yapar? \u00c7ok \u015feyler yapar, Allah korusun insan\u0131 ve hayvan\u0131 bir anda yok eder. Ve yanmas\u0131 kabil olan cisimleri yakar. Madenleri eritir. Nakledici olmayan cisimleri k\u0131rar. Yer k\u00fctlesine giri\u015fi esnas\u0131nda geldi\u011fi y\u00f6nde ne cins cisim bulunursa hepsini eritti\u011finden geldi\u011fi yerde cam ebrusu ile kar\u0131\u015fm\u0131\u015f, yakla\u015f\u0131k on metre uzunlu\u011funda dirgen gibi bir \u00e7e\u015fit \u00e7atal k\u00fcl\u00e7e has\u0131l olur ki, buna da y\u0131ld\u0131r\u0131m demiri denilmi\u015ftir. E\u011fer demir de\u011fne\u011fe rastgelirse m\u0131knat\u0131slar, e\u011fer m\u0131knat\u0131sl\u0131 bir \u015fey bulursa kutuplar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirir.<\/p>\n<p>G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcnden meydana gelen \u00e7atlay\u0131\u015ftan sonra devam eden g\u00fcmb\u00fcrt\u00fc hakk\u0131nda \u00e7ok g\u00f6r\u00fc\u015fler varsa da hen\u00fcz kararla\u015fm\u0131\u015f de\u011fildir. Baz\u0131lar\u0131 ses dalgas\u0131n\u0131n, yery\u00fcz\u00fc ile bulutlar aras\u0131nda bir ka\u00e7 defa yank\u0131 yapm\u0131\u015f olmas\u0131na y\u00f6neltmekte, di\u011fer baz\u0131lar\u0131 da g\u00f6k g\u00fcrlemesi denilen olay\u0131n \u00e7ok ve k\u0131v\u0131lc\u0131mlardan olu\u015fmu\u015f olup yery\u00fcz\u00fcne gelinceye kadar a\u011f\u0131rl\u0131klar\u0131 \u00e7e\u015fitli tabakalardan ge\u00e7mesine ve her tabakan\u0131n sesi ayr\u0131 oldu\u011fundan hepsinin an\u0131lan karma patlamay\u0131 te\u015fkil etti\u011fine kanaat getirmektedir. Demek ki bug\u00fcnk\u00fc ilme g\u00f6re, parlamak, g\u00fcrlemek, yakmak gibi en az \u00fc\u00e7 g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc bulunan g\u00f6k g\u00fcrlemesi, \u015fim\u015fek ve y\u0131ld\u0131r\u0131m olaylar\u0131; vurma, k\u0131v\u0131lc\u0131m, cereyan al\u00e2metleri g\u00f6steren ve esas\u0131nda elektrik bo\u015falt\u0131m\u0131na d\u00f6nen bir olayd\u0131r. Hafif r\u00fczgarl\u0131 havada, elektrikli aletlerde meydana gelen k\u0131v\u0131lc\u0131m ve \u00e7arpman\u0131n, r\u00fczgarl\u0131 havada vaki olan bu olaylara benzemesi dolay\u0131s\u0131yle fen bilginlerinin \u00e7o\u011fu g\u00f6kte \u015fim\u015fek, g\u00f6k g\u00fcrlemesi ve \u00e7atlama ile tatbik etmek fikirlerinde bulunmu\u015flar ve son olarak bunu bir hayli tecr\u00fcbelerle te&#8217;yit etmi\u015fler ve bu konuda baz\u0131 kanunlar tesbit eylemi\u015flerdir. Ve bu \u015fekilde r\u00fczgarl\u0131 havan\u0131n ve bulutlar\u0131n elektrik ile y\u00fckl\u00fc oldu\u011funu kabul etmi\u015flerdir. R\u00fczgarl\u0131 havadan ayr\u0131 olarak her zaman az, \u00e7ok ak\u0131c\u0131 elektrik bulundu\u011fu ve bunun bazan art\u0131 ve bazan eksi \u00e7e\u015fidinden oldu\u011fu ileriye s\u00fcr\u00fcl\u00fcyor. A\u00e7\u0131klad\u0131klar\u0131na g\u00f6re bulutsuz g\u00fczel zamanlarda hava art\u0131 elektrik ile y\u00fckl\u00fc olup, miktar\u0131 g\u00fcn\u00fcn saatlerine g\u00f6re de\u011fi\u015fir ve bu c\u00fcmleden olarak yery\u00fcz\u00fcnden 1,30 metre y\u00fcksekten itibaren \u00e7ok y\u00fckseklere kadar artar. Fakat bu de\u011fi\u015fmenin sebebi ve hangi kaide alt\u0131nda artt\u0131\u011f\u0131 me\u00e7hul kalm\u0131\u015ft\u0131r. Binal\u0131 ve a\u011fa\u00e7l\u0131 olan yerlerde elektrik al\u00e2metleri hemen hi\u00e7 yok gibi, ancak \u015fehirlerdeki geni\u015f meydanlarda az miktarda art\u0131 elektrik bulunuyor. G\u00fcne\u015fin do\u011fmas\u0131nda havan\u0131n k\u00fctlesindeki art\u0131 elektrik gayet az iken, zevale iki saat kal\u0131ncaya kadar en yo\u011fun s\u0131n\u0131r\u0131na ula\u015f\u0131r. Zevalden sonra batmaya bir saat kal\u0131ncaya kadar a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r azal\u0131r, g\u00fcne\u015fin batmas\u0131ndan iki saat sonra yine artmaya ba\u015flar. K\u0131\u015f mevsimi elektri\u011fin miktar\u0131 yazdan daha fazla olur. G\u00f6kte bir\u00e7ok bulut bulundu\u011fundan havan\u0131n elektri\u011fine nisbeten bazan art\u0131 ve bazan eksi olur. G\u00f6kte bulunan bulutlar\u0131n hareketi \u00e7ok oldu\u011fu takdirde havan\u0131n k\u00fctlesindeki elektri\u011fin cinsi saatten saate de\u011fi\u015fir. Fakat f\u0131rt\u0131nal\u0131 ve ya\u011fmurlu zamanlarda devaml\u0131 olarak art\u0131 ve eksi cinse de\u011fi\u015fir. Ve bununla beraber elektri\u011fin \u015fiddeti, hemen hemen belli miktarda bulunur. \u00d6zetle r\u00fczgarl\u0131 havan\u0131n ve bulutlar\u0131n elektrik ile y\u00fckl\u00fc oldu\u011fu tecr\u00fcbeyle ispatlanm\u0131\u015f say\u0131l\u0131yor ise de sebepleri \u015fimdilik varsay\u0131mlarda kalm\u0131\u015ft\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 diyor ki, dam\u0131t\u0131k su, buharla\u015ft\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada hi\u00e7bir elektrik al\u00e2meti g\u00f6r\u00fclemedi\u011fi halde, alkali bir s\u0131v\u0131n\u0131n buharla\u015fmas\u0131 esnas\u0131nda buhar\u0131 art\u0131 ve eksi elektrik ile y\u00fckl\u00fc oluyor. \u015eu halde yery\u00fcz\u00fcnde bulunan denizlerin ve g\u00f6llerin sular\u0131nda az, \u00e7ok tuz bulundu\u011fu ve bunlar\u0131n devaml\u0131 olarak buhara ink\u0131lab etti\u011fi a\u00e7\u0131k\u00e7a ortada olmakla r\u00fczgarl\u0131 havan\u0131n bu sebeple art\u0131 elektrik ile y\u00fckl\u00fc oldu\u011fu san\u0131l\u0131yor. Di\u011fer baz\u0131lar\u0131 ise yerk\u00fcresini b\u00fcy\u00fck bir galvanizme cihaz\u0131 sayarak k\u00fctlesinde meydana gelen kimyev\u00ee tesiri kendisini eksi elektrik ile y\u00fcklemi\u015ftir ve bu sebeple y\u00fczeyine temas eden r\u00fczgarl\u0131 hava da art\u0131 elektrik ile y\u00fckl\u00fc olur, demi\u015flerdir. Bundan dolay\u0131 \u00f6zel bir tecr\u00fcbe ile a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re su ile bulut birbirine dokundu\u011fu zaman daima bir elektrik ak\u0131m\u0131 has\u0131l olur. Bunun da suda bo\u015f bulunan yabanc\u0131 maddelerin cinsine g\u00f6re bazan eksi ve bazan art\u0131 oldu\u011fu ve bulutlar da denizlerden ve g\u00f6llerden u\u00e7an su buhar\u0131n\u0131n s\u0131k\u0131\u015fmas\u0131ndan meydana geldi\u011fi i\u00e7in ona g\u00f6re baz\u0131s\u0131 art\u0131 ve baz\u0131s\u0131 eksi elektrik ile y\u00fckl\u00fc bulunur. Yery\u00fcz\u00fc de yukarda ge\u00e7ti\u011fi \u00fczere tabii olarak eksi elektrik ile y\u00fckl\u00fc bulundu\u011fundan, y\u00fczeyine dokunan r\u00fczgarl\u0131 hava da art\u0131 elektrik ile y\u00fckl\u00fc olur, demektedir. \u00d6zetle hava elektrikleniyor, bulutlar elektrikleniyor. Ve bu elektrikler gerginle\u015fip geriliyor, havan\u0131nki \u00e7o\u011funlukla bulutlar\u0131n tesiriyle gerildi\u011fi halde bazan harici bir vas\u0131ta ile de oluyor. \u0130ki bulut aras\u0131nda veya bulutla hava aras\u0131nda b\u00f6yle art\u0131-eksi iki z\u0131t ve gerilmi\u015f iki elektri\u011fin kar\u015f\u0131la\u015fmas\u0131nda art\u0131 eksiye h\u00fccum ile eksinin onu \u00e7ekmesinden sadme ve k\u0131v\u0131lc\u0131m, g\u00f6k g\u00fcrlemesi ve \u015fim\u015fek meydana geliyor.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki ses, \u0131s\u0131, \u0131\u015f\u0131k ayr\u0131 ayr\u0131 birer tabii amil g\u00f6r\u00fcn\u00fcrken, hepsi bir harekete d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcyor. Hareket cisimlerin k\u00fctlesinde oldu\u011fu gibi en ufak par\u00e7alar\u0131nda, atomlar\u0131nda da oluyor. Hareketin kayna\u011f\u0131na yani hareket ettirene (muharrike) de kuvvet ad\u0131 veriliyor. Ve her hareket \u00f6zelli\u011fine g\u00f6re bir kuvvetin eseri say\u0131l\u0131yor. Demek ki &#8220;esas\u0131nda elektrik bir kuvvettir&#8221; denildi\u011fi zaman, &#8220;bir muharriktir&#8221; denilmi\u015f oluyor. Din dilinde ise bu muharrike daha g\u00fczel bir deyim olmak \u00fczere &#8220;melek&#8221; deniliyor. \u015eu kadar ki melek denilirken, ruhan\u00ee bir idrak eden muharrik tasavvuru da eklenmi\u015f oluyor. Zaten kuvvet denildi\u011fi zaman, bizzat muharrik ve kendisini anlayan ruha kadar gitmemek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u0130\u015fte bu olaylardaki k\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc bir ilim kudretiyle d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz zaman ger\u00e7e\u011fi bulmu\u015f olursunuz. Elektri\u011fe ait birle\u015fme de bir idrak edicinin esir (cevher) bask\u0131s\u0131d\u0131r. Buna g\u00f6re bu a\u00e7\u0131klamalara bile l\u00fczum kalmadan pek iyi anla\u015f\u0131l\u0131r ki, zorlama mele\u011fi, yanma mele\u011fi, mele\u011fin \u00e7ekmesi, z\u0131tla\u015fma kay\u0131tlar\u0131yle din\u00ee dilde ilk olarak rivayet edilen esas tabiat \u00f6tesi kuvvet g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcyle bu, fenn\u00ee a\u00e7\u0131klaman\u0131n \u00f6z\u00fcne uygundur. Evet art\u0131 elektri\u011fi, eksi elektri\u011fe sald\u0131rtan o zorlay\u0131c\u0131 melektir. Ve bu bir darbe (vuru\u015f)dir. Bundan \u00e7\u0131kan ses (g\u00f6k g\u00fcrlemesi) o mele\u011fin kendisidir. \u015eim\u015fek de bir yanma, bir k\u0131v\u0131lc\u0131md\u0131r. Ve bunlar\u0131n b\u00fct\u00fcn s\u0131rr\u0131, z\u0131tla\u015fmay\u0131 kald\u0131rmakla birli\u011fi, hak olan emre uymay\u0131 temin oluyor. Y\u0131ld\u0131r\u0131ma &#8220;y\u0131ld\u0131r\u0131m&#8221; denilmesi de \u00e7arp\u0131p yakmas\u0131, mahvetmesi, yani fiili dolay\u0131s\u0131yledir. A\u00e7\u0131kta bize g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc gibi g\u00f6k g\u00fcrlemesi, \u015fim\u015fekden sonra de\u011fildir. Ger\u00e7ekte ve Allah kat\u0131nda g\u00f6k g\u00fcrlemesi ve \u015fim\u015fek birliktedir. Hatta g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fcn, olay\u0131n asl\u0131na g\u00f6re, bir \u00f6ncelik durumu bile vard\u0131r. Elektrik, \u015fim\u015feklikten \u00f6nce g\u00f6k g\u00fcrlemesi ve titre\u015fimdir. Bulutlar ve hava, daha \u00f6nce bununla i\u00e7lerinden titreye titreye geriliyorlar ve bu olayda birbirlerine sald\u0131r\u0131rken toplu hareketle de\u011fil, \u00f6nce i\u00e7ten i\u00e7e bu titreyi\u015fle, bu titre\u015fim ve sars\u0131lma ile sald\u0131r\u0131yorlar. Sonra g\u00f6k g\u00fcrlemesinin sesi kulaklara ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman y\u0131ld\u0131r\u0131m\u0131 hat\u0131rlatan titretici bir tesir ile beraber onun art\u0131k ge\u00e7ti\u011fini bildiren bir m\u00fcjdesi de vard\u0131r. Sonra \u00e2yette zul\u00fcm\u00e2t (karanl\u0131klar) ve sav\u00e2\u0131k (y\u0131ld\u0131r\u0131mlar) \u00e7o\u011ful yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde ra&#8217;d (g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc) ve berk (\u015fim\u015fek)in tekil getirilmeleri de dikkate de\u011ferdir.<\/p>\n<p>20-Bunlar\u0131n bu s\u0131radaki hallerini hi\u00e7 sorma \u015fim\u015fek hemen g\u00f6zlerini \u00e7arp\u0131p al\u0131verecek onlara parlay\u0131verdik\u00e7e \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda y\u00fcr\u00fcrler, ba\u015flar\u0131na karanl\u0131\u011f\u0131 \u00e7\u00f6kerdi\u011fi vakit de dikilir kal\u0131rlar. Allah dilemi\u015f olsayd\u0131 kulaklar\u0131ndaki i\u015fitme ve g\u00f6zlerindeki g\u00f6rme \u00f6zelliklerini de al\u0131verirdi. Buna \u015f\u00fcphe mi var? Allah Te\u00e2l\u00e2 her \u015feye k\u00e2dirdir: Kudreti her \u015feye ve daima yeti\u015fir. Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimlerinden biri de kad\u00eer ism-i \u015ferifidir ki, pek kudretli, hem de daima kudretli demektir.<\/p>\n<p>Kudret, fiil ve terkin s\u0131hhati demektir. Bu \u00f6l\u00e7\u00fc ile kuvvetten ayr\u0131l\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc kuvvet bir y\u00f6ne, kudret ise her y\u00f6ne bakar. Mesela bir ta\u015f\u0131n yuvarlan\u0131\u015f\u0131 kuvvetledir. O yuvarland\u0131\u011f\u0131 yerden d\u00f6nemez. Kudret ise sa\u011fa giderken, tersine de gidebilir. Yaparken b\u0131rakabilir. \u00d6zetle kuvvet mecburiyet ve \u00e7aresizlik; kudret ise se\u00e7me ifade eder.<\/p>\n<p>&#8220;\u015eey&#8221;, mevcut demektir, bunda ma&#8217;dum (yok olan)a \u015fey denemez. Bilinmesi ve haber verilmesi do\u011fru olabilen m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Bu m\u00e2n\u00e2 ile m\u00fcmk\u00fcn olan &#8220;yok&#8221;a da \u015fey denebilir. Fakat bizzat m\u00fcmteni&#8217; (olamaz) olan yok, hi\u00e7bir \u015fey de\u011fildir. O, ne bulunabilir, ne bilinebilir, ne haber verilebilir. L\u00fcgat bak\u0131m\u0131ndan asl\u0131 &#8220;me\u015fiyyet&#8221;ten &#8220;s\u0131fat-\u0131 m\u00fc\u015febbehe&#8221;dir ki &#8220;\u015f\u00e2i&#8221; dileyen, &#8220;me\u015fiy&#8221; dilenmi\u015f m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. E\u015fyaya, \u015fey denilmesi, il\u00e2h\u00ee dilemenin ilgisi itibariyle &#8220;me\u015fiy&#8221; (dilenmi\u015f) oldu\u011fu i\u00e7indir. Bu m\u00e2n\u00e2ca Allah&#8217;a &#8220;\u015fey&#8221; denmez. Fakat &#8220;\u015f\u00e2i = dileyen&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na olarak &#8220;\u015fey&#8221; denir. Buna g\u00f6re &#8220;her\u015feye kadirdir&#8221; ifadesinde Allah dahil de\u011fildir, fakat &#8220;her\u015feyi bilicidir&#8221;de dahildir. Bu a\u00e7\u0131klamadan sonra, &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2 kendi gibi bir Allah daha yaratabilir mi?&#8221; tarz\u0131nda bir kuruntuya d\u00fc\u015fme akla gelemez. Zira o m\u00fcmteni&#8217; (olamaz)dir, \u015fey de\u011fildir. Yarat\u0131lan, yaratan olamaz. Hem sonradan yap\u0131ls\u0131n, hem ezel\u00ee olsun! \u0130\u015fte imtina&#8217;, muhal (olamaz) buna derler. Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00f6yle bir v\u00e2cib\u00fc&#8217;l-v\u00fccud (varl\u0131\u011f\u0131 l\u00fczumlu)dur ki, O&#8217;nun l\u00e2\u015fer\u00eeke leh (orta\u011f\u0131 yok) olan birlik s\u0131fat\u0131n\u0131 kald\u0131rmak hi\u00e7bir \u015fekilde m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bu, O&#8217;nun zat\u0131na mahsus kemalidir ve b\u00fct\u00fcn s\u0131fatlar\u0131 da b\u00f6yledir. \u015eu halde b\u00f6yle her \u015feye g\u00fcc\u00fc yeten Allah Te\u00e2l\u00e2y\u0131 yaratt\u0131\u011f\u0131 g\u00f6zleri, kulaklar\u0131 al\u0131vermekten kim yasaklar? Bunu bilmeli, Allah&#8217;a, Peygambere, iman sahiblerine hile yapmaktan, fesat \u00e7\u0131karmaktan sak\u0131nmal\u0131. Sak\u0131nmak i\u00e7in y\u0131ld\u0131r\u0131m\u0131 g\u00f6zetmemeli, g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc ve \u015fim\u015fekten \u00f6nce Allah&#8217;tan korkmal\u0131d\u0131r. Bu \u00e2yetten sonra gelen &#8220;Ey insanlar ibadet ediniz.&#8221; genel hitab\u0131 ne kadar edeb\u00ee oluyor!<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Cenab-\u0131 Hak m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n durumunu bir de b\u00f6yle &#8220;sayyib = ya\u011fmur&#8221; meseliyle tasvir buyurmu\u015ftur. Bu te\u015fbih, te\u015fbih-i m\u00fcrekkeb (temsil\u00ee benzetme) oldu\u011funa g\u00f6re ayr\u0131nt\u0131lar\u0131nda benzerlik aran\u0131lmayarak hepsinde m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n hayretini, \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 hayal etmek yetecektir. Bununla beraber bunu te\u015fbih-i mefr\u00fbk olarak ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bir \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcnmek de m\u00fcmk\u00fcn olmu\u015ftur. \u015e\u00f6yle ki: \u0130sl\u00e2m dini hayat sebebi olmakta kuvvetli bir ya\u011fmura, Peygamberimizin g\u00f6nderildi\u011fi zamanda d\u00fcnyan\u0131n hali ve her zaman \u0130sl\u00e2m&#8217;a kar\u015f\u0131 olan k\u00e2firlerin \u015f\u00fcpheleri karanl\u0131klara; dinin va&#8217;di ve va\u00eed (korkutmas)i \u015fim\u015fek ve g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcne; k\u00e2firlerin ve m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n namzet olduklar\u0131 musibetler ve ceza, y\u0131ld\u0131r\u0131mlara benzetilmi\u015ftir. Sonras\u0131 da \u0130sl\u00e2m&#8217;a m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 ve f\u0131rsat bulduk\u00e7a ondan istifade \u015fekillerini temsil ediyor. Bu iki temsilin n\u00fcz\u00fbl sebebi hakk\u0131nda, yahudilerin de baz\u0131 rivayetlerde bahis konusu edildi\u011fini g\u00f6r\u00fcyoruz.<\/p>\n<p>Buraya kadar Cenab-\u0131 Allah, ilk \u00f6nce ve bizzat Resul\u00fcne hitap ederek, hitap ve hidayet kabiliyeti nokta-i nazar\u0131ndan insanlar\u0131n s\u0131n\u0131flar\u0131n\u0131 ve her birinin durumlar\u0131n\u0131, ruh hallerini, sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayan bir tasnifini; b\u00fct\u00fcn ilimlerin ruhunu ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hikmet ilminin asl\u00ee hatlar\u0131n\u0131 i\u00e7ine alan gayet derin ve gayet ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bir bilgi bahsini ihtiva eden \u015f\u00fcm\u00fbll\u00fc ayd\u0131nlatma ile beraber, k\u00fcfr\u00fc huy edinen inat\u00e7\u0131 kafirlerle, \u015f\u00fcphe ve bozgunculu\u011fu huy edinen m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n yola gelmiyeceklerini, korunamayacaklar\u0131n\u0131 ve bunun i\u00e7in Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hidayetinin Allah&#8217;tan gere\u011fince korkanlara tahsis edildi\u011fini ilan ve anlatt\u0131ktan ve temsillerle genel davetin gere\u011fine uyard\u0131ktan sonra, teklifin genel oldu\u011funu, sorumlulardan hi\u00e7bir s\u0131n\u0131f\u0131n bunun d\u0131\u015f\u0131nda kalamayaca\u011f\u0131n\u0131, korkutma ve korkutmama onlar i\u00e7in e\u015fit olsa da, Peygamberin g\u00f6revi a\u00e7\u0131s\u0131ndan e\u015fit olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatarak, b\u00fct\u00fcn insanlara hitap tevcih ederek a\u015fa\u011f\u0131da oldu\u011fu gibi ilk emrini vermi\u015ftir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>21- Ey insanlar! Sizi ve sizden \u00f6ncekileri yaratan Rabb&#8217;inize kulluk edin ki (Allah&#8217;\u0131n) azab\u0131ndan korunas\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>22- O (Rabb) ki yeri sizin i\u00e7in bir d\u00f6\u015fek, g\u00f6\u011f\u00fc de bir bina yapt\u0131. G\u00f6kten su indirdi, onunla size r\u0131z\u0131k olarak \u00e7e\u015fitli \u00fcr\u00fcnler \u00e7\u0131kard\u0131. \u00d6yleyse siz de, bile bile, Allah&#8217;a e\u015fler ko\u015fmay\u0131n.<\/p>\n<p>23- E\u011fer kulumuz (Muhammed)a indirdi\u011fimiz (Kur&#8217;\u00e2n)den \u015f\u00fcphe i\u00e7inde iseniz, haydi onun gibi bir s\u00fbre getirin, Allah&#8217;tan ba\u015fka g\u00fcvendiklerinizin hepsini \u00e7a\u011f\u0131r\u0131n; e\u011fer do\u011fru iseniz.<\/p>\n<p>24- Yok yapamad\u0131ysan\u0131z, ki hi\u00e7bir zaman yapamayacaks\u0131n\u0131z, o halde yak\u0131t\u0131 insanlar ve ta\u015flar olan, ink\u00e2rc\u0131lar i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015f ate\u015ften sak\u0131n\u0131n.<\/p>\n<p>25- \u0130nan\u0131p yararl\u0131 i\u015fler yapanlara, altlar\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetlerin kendilerine ait oldu\u011funu m\u00fcjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden r\u0131z\u0131kland\u0131r\u0131ld\u0131klar\u0131nda: &#8220;Bu daha \u00f6nce de r\u0131z\u0131kland\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015feydir&#8221; derler ve o r\u0131z\u0131k birbirinin benzeri olmak \u00fczere, kendilerine sunulacak. Orada \u00e7ok temiz zevceler de onlar\u0131n. Hem onlar orada ebed\u00ee kalacaklar.<\/p>\n<p>21-Bu \u00e2yetin, F\u00e2tiha s\u00fbresindeki &#8220;\u00e2lemlerin Rabbi&#8221; vasf\u0131n\u0131n isbat\u0131na, &#8220;ancak sana ibadet ederiz&#8221; antla\u015fmas\u0131na, sonra da Bakara s\u00fbresinin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;m\u00fcttakiler i\u00e7in bir do\u011fru yoldur&#8221; f\u0131kras\u0131na ve nihayet \u00fc\u00e7 k\u0131ssan\u0131n t\u00fcm\u00fcyle ya\u011fmur temsilinin i\u00e7erdi\u011fi gayeye ne kadar uygun oldu\u011funu hat\u0131rlatmaya l\u00fczum yoktur. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n tertibine g\u00f6re bu \u00e2yet Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n a\u00e7\u0131k olarak ilk emrini i\u00e7eriyor ki bu emir, \u0130sl\u00e2m binas\u0131n\u0131n temel esas\u0131 olan kulluk ve rabbl\u0131k birli\u011finden ba\u015fl\u0131yor. Ve ul\u00fbhiyetin rububiyyete, rububiyyetin yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011fa ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steriyor ve yarat\u0131c\u0131y\u0131 isbat ediyor. Ve hemen ard\u0131ndan da n\u00fcb\u00fcvveti ve Hz. Muhammed (s.a.v.)&#8217;in do\u011frulu\u011funu isbat ve m\u00fcdafaa ediyor.<\/p>\n<p>Ey insanlar! Ak\u0131l ve erginlik ile insanl\u0131\u011f\u0131n ilk kemal basama\u011f\u0131na basm\u0131\u015f olanlar! Bak\u0131n\u0131z, gerek &#8220;ancak sana ibadet ederiz&#8221; antla\u015fmas\u0131n\u0131 vermi\u015f olsun gerek olmas\u0131n hepiniz m\u00fcmin, k\u00e2fir, m\u00fcnaf\u0131k, hangi s\u0131n\u0131fa, d\u00fcnyadaki kavimlerden hangi kavme mensup olursan\u0131z olunuz, fakir-zengin, \u00e2lim-cahil, hangisinden bulunursan\u0131z bulununuz hepiniz her zaman \u015fu emirle sorumlusunuz: sizi ve sizden \u00f6ncekileri, babalar\u0131n\u0131z\u0131, analar\u0131n\u0131z\u0131, b\u00fct\u00fcn atalar\u0131n\u0131z\u0131, dedelerinizi ve di\u011ferlerini ba\u015ftan sona yaratan Rabb\u0131n\u0131za, \u00e2lemlerin Rabb&#8217;ine ibadet ve kulluk ediniz, sevgi ve korkunun kemaliyle, en g\u00fczel edep ve sayg\u0131 ile ona boyun e\u011finiz ve O&#8217;nun emirlerine, h\u00fck\u00fcmlerine uyunuz. s\u00f6z\u00fcn\u00fc verenler onu ifa etsin; vermeyenler, vermeye \u00e7al\u0131\u015fs\u0131n; ona ibadet ve itaat ediniz ki ger\u00e7ekten korunabilesiniz, ger\u00e7ek muttakilerden olman\u0131z\u0131 \u00fcmit edebilesiniz. Yoksa y\u0131ld\u0131r\u0131mlar gibi \u00e2lem hadiselerinden, \u00f6l\u00fcmden korkmakla, kulak t\u0131kamakla asla korunamazs\u0131n\u0131z. Dikkat ediniz. buyuruluyor. Bu ise \u00fcmit ifade eder. Bu \u015fekilde de korunman\u0131z bir kuvvetli \u00fcmit olarak g\u00f6steriliyor da, &#8220;korunaca\u011f\u0131n\u0131zdan emin olunuz&#8221; denilmiyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc il\u00e2h\u00ee iradeyi hi\u00e7bir \u015fey \u015farta ko\u015famaz. Siz ibadetinizle onu korumaya mecbur edemezsiniz. Ubudiyet (kulluk) kanunu \u00e7o\u011funlu\u011fa ait bir kanundur. As\u0131l koruyacak olan Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfu ve rahmetidir. \u0130badet ilk \u00f6nce yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131z\u0131n, terbiyenizin bir te\u015fekk\u00fcr\u00fcd\u00fcr. Bunun Allah&#8217;\u0131 mecbur edecek, minnet alt\u0131nda b\u0131rakacak bir gerektirici kudreti yoktur ve zaten Allah&#8217;\u0131n lay\u0131k oldu\u011fu \u015f\u00fck\u00fcr ve kullu\u011fu k\u00e2mil bir \u015fekilde eda da edemezsiniz. \u015eu halde &#8220;ibadet ediyoruz&#8221; diye her sonu\u00e7tan emin olmay\u0131n\u0131z, ancak \u00fcmitvar olunuz ve \u00fcmidinizi Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131na ba\u011flamay\u0131n\u0131z ve Allah&#8217;\u0131 tan\u0131mak i\u00e7in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131za ve terbiyenize bak\u0131n\u0131z. O zaman bilirsiniz ki, bir yarat\u0131c\u0131n\u0131z ve Rabb&#8217;iniz var. Hem sizi ve hem sizden \u00f6ncekileri yaratan O&#8217;dur.<\/p>\n<p>22- O, \u00f6yle l\u00fctufk\u00e2r bir yarat\u0131c\u0131d\u0131r ki \u015fu alt\u0131n\u0131zdaki yeri size bir d\u00f6\u015fek yapm\u0131\u015f, sizi orada yaratm\u0131\u015f, yeti\u015ftirmi\u015f, \u00fczerinde her t\u00fcrl\u00fc rahat\u0131n\u0131z\u0131n sebeplerini temin etmi\u015f yat\u0131p kalk\u0131yor, uyuyup uyan\u0131yor, dayan\u0131p oturuyorsunuz, o alt\u0131n\u0131zdan al\u0131n\u0131vermi\u015f olsa nerede karar ederdiniz? K\u00e2\u015f\u00e2nelere y\u0131\u011fd\u0131\u011f\u0131n\u0131z kaba d\u00f6\u015fekler neye yarard\u0131? \u0130\u015fte yery\u00fcz\u00fc size b\u00f6yle bir d\u00f6\u015fek ba\u015f\u0131n\u0131z \u00fcst\u00fcndeki s\u00fcslenmi\u015f g\u00f6k kubbeyi de bu d\u00f6\u015fe\u011fi ihtiva eden b\u00fcy\u00fck, muhte\u015fem bir bina yapm\u0131\u015f. \u0130nsan olup da bu bina i\u00e7inde o d\u00f6\u015fe\u011fe kurulmayan var m\u0131d\u0131r? Bu binan\u0131n yan\u0131nda fakirlerin imrendi\u011fi, zenginlerin gururland\u0131\u011f\u0131 di\u011fer binalar\u0131n, konaklar\u0131n, saraylar\u0131n ne \u00f6nemi olabilir? B\u00fcy\u00fck, k\u00fc\u00e7\u00fck, zengin, fakir sizin hepiniz ayn\u0131 hanede oturan ve bir d\u00f6\u015fekte yatan bir aile de\u011fil misiniz? Kimin binas\u0131nda, kimin d\u00f6\u015fe\u011finde yatt\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrseniz, hangi Mevl\u00e2&#8217;n\u0131n kulu oldu\u011funuzu ve olman\u0131z gerekti\u011fini bilirsiniz.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu bize g\u00f6steriyor ki, sema b\u00fct\u00fcn yery\u00fcz\u00fcn\u00fc kapl\u0131yor ve yery\u00fcz\u00fc binadaki bir d\u00f6\u015fek gibi onun i\u00e7indedir. Ba\u015fka bir \u00e2yette &#8220;G\u00f6\u011f\u00fc (d\u00fc\u015fmekten) korunmu\u015f bir tavan yapt\u0131k.&#8221; (Enbiya, 21\/32) buyurulmu\u015f olmas\u0131, burada binan\u0131n &#8220;sakf&#8221; (tavan) ile a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 gerektirmez. O da g\u00f6ky\u00fcz\u00fcn\u00fcn di\u011fer bir de\u011feri, di\u011fer bir vasf\u0131d\u0131r ki, tavan gibi daima ba\u015f\u0131m\u0131z \u00fcst\u00fcnde g\u00f6r\u00fclmesi \u015ferefidir. \u0130\u015f sade bu kadar m\u0131 ya?<\/p>\n<p>Burada zamir ile demek gerekirken, a\u00e7\u0131k olarak buyurulmas\u0131, bundan maksad\u0131n \u00f6nceki &#8220;sem\u00e2&#8221; olmad\u0131\u011f\u0131na i\u015farettir. Zira herhangi bir \u015feyin \u00fcst\u00fcnde olan \u015fey, alt\u0131ndakinin semas\u0131d\u0131r. Hatta evin tavan\u0131na bile sem\u00e2 denilir. Yani bir de yukardan, o sem\u00e2 taraf\u0131ndaki bulutlardan bir su indirip de bu su sebebiyle size t\u00fcrl\u00fc (t\u00fcrl\u00fc) meyvelerden, mahsullerden r\u0131z\u0131k \u00e7\u0131karmaktad\u0131r. Siz, o bina i\u00e7inde, o d\u00f6\u015fekte yuvarlan\u0131rken bu sudan i\u00e7er ve bu sayede yeti\u015fen meyvelerden, tah\u0131llardan ve di\u011fer yemi\u015flerden k\u0131smetlenirsiniz. Bak\u0131n\u0131z, Rabb&#8217;iniz nas\u0131l bir Rahm\u00e2n&#8217;d\u0131r. Siz bu sayd\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131 hep bilirsiniz, bunlar\u0131 bilmek i\u00e7in ba\u015fkaca okumaya veya derin felsefeler yapmaya hi\u00e7 de l\u00fczum yoktur. o halde siz bunlar\u0131 ve yarat\u0131c\u0131dan ba\u015fka Allah olamayaca\u011f\u0131n\u0131 bilip dururken, Allah&#8217;a, bir olan o hak mabuda denk aramaya, benzerler uydurmaya, ortaklar ko\u015fmaya ve Fir&#8217;avn&#8217;\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi yerde, g\u00f6kte d\u00fcrb\u00fcnlerle Allah aramaya kalkmay\u0131n\u0131z da, bu emri veren ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 yapan ihsan eden ve orta\u011f\u0131, benzeri bulunmayan yarat\u0131c\u0131n\u0131z, Rabb&#8217;\u0131n\u0131z, Rahm\u00e2n ve Rah\u00eem bir Allah&#8217;a tevhid ile ibadet ve kulluk ediniz.<\/p>\n<p>&#8220;End\u00e2d&#8221; kelimesi &#8220;nidd&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. &#8220;Misil&#8221; ve &#8220;ems\u00e2l&#8221; gibi ki, m\u00e2n\u00e2lar\u0131 birdir. (ca&#8217;l) tabiri g\u00f6steriyor ki, Allah&#8217;a hangi \u015feyden olursa olsun &#8220;misil&#8221; (denk) tasavvur olunursa uydurma olur; hak olmaz, bat\u0131l olur. Bunu bile bile yaparsan\u0131z korunanlardan olamazs\u0131n\u0131z, inat\u00e7\u0131 k\u00e2firlerden olursunuz.<\/p>\n<p>Buna kar\u015f\u0131 birtak\u0131m insanlar: &#8220;Evet Allah belli ama, bize b\u00f6yle emretti\u011fi ve peygamber g\u00f6nderdi\u011fi ve Muhammed el-Em\u00een&#8217;in Peygamber ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n Allah kelam\u0131 oldu\u011fu ne belli? Bu bize \u015f\u00fcpheli geliyor, ku\u015fkulan\u0131yoruz, bunu bile bile de\u011fil, bilmedi\u011fimizden, \u015f\u00fcphe etti\u011fimizden ink\u00e2r ederiz.&#8221; dediler ve daha diyebilirler. Bunun i\u00e7in Cenab-\u0131 Hak genel olan bu tevhid ve kulluk davetinin ard\u0131ndan Resul\u00fcn\u00fcn peygamberli\u011fini ve ona bah\u015fetti\u011fi Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n il\u00e2h\u00ee delil olan &#8220;l\u00e2raybe f\u00eeh&#8221; (kendisinde \u015f\u00fcphe olmayan) bir ebed\u00ee mu&#8217;cize oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6stermek i\u00e7in, \u015f\u00fcphesi olanlara kar\u015f\u0131 a\u00e7\u0131ktan bir musabaka, bir yar\u0131\u015f ilan ediyor ki buna &#8220;tehadd\u00ee (meydan okuma) mu&#8217;cizesi&#8221; denir. \u015eanl\u0131 Peygamber Efendimizin mucizeleri ger\u00e7i \u00e7oktur. Fakat madd\u00ee ve zamanla ilgili olan mucizelerin kuvveti ve faydas\u0131 genel de\u011fildir. Onun kuvveti, bulundu\u011fu zaman\u0131n ve muhitin d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kamaz. Sonradan i\u015fitenler, &#8220;bu akla uymuyor&#8221; diye ink\u00e2r da edebilirler. Nitekim \u00f6yle de oluyor. Bir de be\u015feriyetin dinden istifadesi as\u0131l harikalara sar\u0131lmak de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n s\u00fcnnetine, devaml\u0131 ve akla uygun kanunlara sar\u0131lmaktad\u0131r, yani ilimdedir. Harikalar, kullar\u0131n zor zamanlar\u0131nda Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n \u00f6zel yard\u0131m\u0131d\u0131r. Hidayetten gaye ise zorluktan kurtarmad\u0131r. \u015eu halde mucizenin en \u00f6nemlisi ebed\u00ee, akl\u00ee ve ilm\u00ee k\u0131ymeti i\u00e7eren mucizedir. Bu mu&#8217;cize ise Kur&#8217;\u00e2n&#8217;d\u0131r. Cenab-\u0131 Allah Resul\u00fcne bunu o kadar kesin ve yak\u00een ile bildirmi\u015ftir ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;-\u0131n hi\u00e7bir insan, hatta b\u00fct\u00fcn insanlar benzerini yapamazlar. Bu, bizzat il\u00e2h\u00ee vaad ve taahh\u00fcd alt\u0131ndad\u0131r. Kur&#8217;an herhangi \u015fekilde bir kelam farzedilirse edilsin, en (b\u00fcy\u00fck) d\u00e2h\u00ee say\u0131lan edipler, filozoflar ve \u015fairler onun benzerini yapmaya kalk\u0131\u015f\u0131rlarsa aciz kal\u0131rlar. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da o kadar fevkal\u00e2delik g\u00f6rmek istemeyen k\u00f6rler veya kinciler ne farzederlerse etsinler, Kur&#8217;\u00e2n ile boy \u00f6l\u00e7\u00fc\u015fmeye kalk\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 zaman ma\u011flub olagelmi\u015fler, hi\u00e7bir \u015fey yapamam\u0131\u015flard\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2 kudretlerini derhal ba\u011flam\u0131\u015f veya esasen hi\u00e7 vermemi\u015ftir. \u0130\u015fte Allah, Peygamberine bu kuvveti vermi\u015f ve as\u0131rlardan beri de bunu isbat etmi\u015ftir. D\u00fcnya kuruldu kurulal\u0131 ge\u00e7mi\u015fle ilgili bu kadar b\u00fcy\u00fck ve bu kadar e\u015fsiz bir haberi, bu kadar ciddiyetle peygamberlerden ve bilhassa son Peygamber&#8217;den ba\u015fka hi\u00e7bir kimse isbat etmeye de\u011fil, ortaya atmaya bile cesaret edememi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;yalanc\u0131lar\u0131n mumu yats\u0131ya kadar yanar&#8221;. \u015earlatanlar, ge\u00e7ici bir zaman i\u00e7in parlar, s\u00f6ner. Napolyon Bonapart M\u0131s\u0131r&#8217;a geldi\u011fi zaman sava\u015flardaki \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcne g\u00fcvenerek ve bunlar\u0131 bir mu&#8217;cize sanarak: &#8220;Ben Muhammed&#8217;i severim, o da benim gibi b\u00fcy\u00fck bir komutan idi, fakat ben daha b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcm.&#8221; demi\u015fti. Bu gururu, bu boy \u00f6l\u00e7\u00fc\u015fmeye kalkmas\u0131 sonu\u00e7ta Akk\u00e2 kalesinden ba\u015flayarak k\u0131r\u0131lmaya y\u00fcz tuttu, nihayet s\u00f6nd\u00fc gitti ve o zamandan beri Frans\u0131zlar onun a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 yaralar\u0131 tedavi edemediler. \u00d6zetle (bu durum) Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n meydan okuma s\u0131rr\u0131 ve Muhammed (s.a.v.)&#8217;in peygamberli\u011finin ebed\u00ee bir kanunu ve delilidir. Cenab-\u0131 Allah bu delili hat\u0131rlat\u0131yor ve Muhammed\u00ee n\u00fcb\u00fcvveti, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hak oldu\u011funu te&#8217;yid ederek ve insanlar i\u00e7inde bunda \u015f\u00fcphe edenleri kastederek buyuruyor ki:<\/p>\n<p>23- Ve e\u011fer has kulumuz, m\u00fcmtaz kulumuz Muhammed Mustafa&#8217;ya, do\u011frulu\u011funa, eminli\u011fine bu ana kadar herkesin inanm\u0131\u015f oldu\u011fu sevgili Resul\u00fcm\u00fcze verdi\u011fimiz peygamberlikten ve bunun ferman\u0131 olmak \u00fczere par\u00e7a par\u00e7a indirmekte oldu\u011fumuz Kur&#8217;\u00e2n&#8217;dan bir \u015f\u00fcphede bulunursan\u0131z, bir ku\u015fkuya d\u00fc\u015ferseniz, mesela &#8220;Vahiy inan\u0131l\u0131r \u015fey midir? Allah kitap g\u00f6nderecek olsa b\u00f6yle mi g\u00f6nderir? B\u00f6yle par\u00e7a par\u00e7a, \u00e2yet \u00e2yet, s\u00fbre s\u00fbre kitap inmek nas\u0131l \u015fey? Bunlar bize madd\u00ee ilimlerden ne \u00f6\u011fretiyor? Alt\u0131n madenlerinin nerelerde oldu\u011funu mu g\u00f6steriyor? Kimyalar\u0131 m\u0131 buluveriyor? Bu bir \u015fiir de\u011fil midir? Bunu insan kendili\u011finden yapamaz m\u0131? Buna g\u00f6re Muhammed ya bir \u015fair gibi ara s\u0131ra bunlar\u0131 kendi s\u00f6yl\u00fcyor da &#8220;Allah g\u00f6nderdi&#8221; diye bizi aldat\u0131yor veya kendi aldan\u0131yor mu? Ger\u00e7i Muhammed&#8217;in \u015fimdiye kadar akl\u0131 da vard\u0131, do\u011fruluk ve inan\u0131l\u0131rl\u0131\u011f\u0131 da vard\u0131. O, ne aldan\u0131r ve ne aldat\u0131rd\u0131. Tecr\u00fcbe b\u00f6yle ama, ne \u00e7\u0131kar? Tecr\u00fcbe ge\u00e7mi\u015fi g\u00f6sterir. Olabilir ya belki bug\u00fcn bozuldu, akl\u0131n\u0131 ka\u00e7\u0131rd\u0131 veya ahl\u00e2k\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirdi. \u0130htimal, art\u0131k kurnazl\u0131\u011fa kalk\u0131\u015ft\u0131. H\u00e2s\u0131l\u0131 ne taraf\u0131ndan baksak kestiremiyoruz. Her halde bunun kendisinden olmas\u0131 ihtimalini yenemiyoruz. Allah&#8217;tan geldi\u011finde \u015f\u00fcphe ediyoruz. Bile bile de\u011fil, fakat hakk\u0131m\u0131z olan b\u00f6yle bir ku\u015fku ile onu tan\u0131m\u0131yoruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc m\u00fcsbet olmayan bir \u015feye inanmak da budalal\u0131kt\u0131r, ak\u0131l k\u00e2r\u0131 de\u011fildir.&#8221; gibi birtak\u0131m ku\u015fkular ta\u015f\u0131yorsan\u0131z, bunun da isbat\u0131 kolay. Bunda da derin derin felsefelere, hayallere dalmaya gerek yok e\u011fer bunu bir insan yapabilirse, haydi bunun gibisinden bir s\u00fbre getiriniz. Yani \u00fcslubda, bela\u011fat ve bedaetde Kur&#8217;\u00e2n s\u00fbrelerine benzer ve tam onun e\u015fi bir s\u00fbre de siz bulunuz. Ve ona tam benzemek i\u00e7in s\u00f6yleyen de o kulumuz gibi \u00fcmm\u00ee (okuma-yazma bilmeyen) ve onun gibi ahl\u00e2kl\u0131 olsun. Okuyup yazarlardan, tahsil g\u00f6renlerden, \u015fairlikle u\u011fra\u015fanlardan olmas\u0131n. Haydi bu son \u015fart\u0131 da kald\u0131ral\u0131m, size izin verelim, genel olarak herhangi bir \u015fah\u0131stan olursa olsun b\u00f6yle bir s\u00fbre getiriniz, Ve hatta Allah&#8217;tan ba\u015fka g\u00fcvendi\u011finiz ne kadar yard\u0131mc\u0131lar\u0131n\u0131z, tan\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131z ne kadar mabutlar\u0131n\u0131z, iktidar\u0131n\u0131 farzetti\u011finiz ne kadar putlar\u0131n\u0131z, \u015fairleriniz, edipleriniz, bilginleriniz, filozoflar\u0131n\u0131z, \u00e2mirleriniz, h\u00e2s\u0131l\u0131 size ba\u015f, el, ayak olmak isteyecek ne kadar yardak\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131z, \u015fahitleriniz, \u00f6nderleriniz varsa hepsini de \u00e7a\u011f\u0131r\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>&#8220;\u015e\u00fcheda&#8221; kelimesi &#8220;\u015fehid&#8221; kelimesinin \u00e7o\u011fuludur. &#8220;\u015eehid&#8221; ise, haz\u0131r, \u015fahit, n\u00e2z\u0131r, \u00f6rnek m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir ki, burada herhangi birisi demektir. e\u011fer davan\u0131zda sad\u0131k iseniz. Yani bu konuda \u015f\u00fcpheye yer oldu\u011fu fikrinde hakl\u0131ysan\u0131z bunu yapman\u0131z ve yapabilmeniz gerekir. Bir insan\u0131n kendili\u011finden yapt\u0131\u011f\u0131 bir \u015feyi veya daha iyisini di\u011fer insanlardan herhalde bir yapan bulunur. Al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f olan budur. G\u00f6rmez misiniz filozoflar bile, &#8220;tabiat d\u00fczenidir&#8221; derler. Siz de zaten b\u00f6yle demekle \u015fairlerde, filanlarda ayn\u0131lar\u0131 var demek istiyorsunuz. Varsa haydi bulun getirin, bug\u00fcn de\u011filse yar\u0131n getirin, \u00f6b\u00fcr g\u00fcn getirin.<\/p>\n<p>24- yok e\u011fer bunu yapamazsan\u0131z, ayn\u0131n\u0131 getiremezseniz ki hi\u00e7bir zaman yapamayacaks\u0131n\u0131z. K\u0131yamete kadar yapamayacaks\u0131n\u0131z. Yapman\u0131z m\u00fcmk\u00fcn de\u011fil ya, m\u00fcmk\u00fcn olsa da yapamayacaks\u0131n\u0131z, Allah yapt\u0131rmayacak. O halde \u00e7\u0131ras\u0131 insanlar ve ta\u015flar olan o deh\u015fetli ate\u015ften sak\u0131n\u0131n\u0131z ki bu ate\u015f, bu cehennem ate\u015fi k\u00e2firler i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bed\u00e2het (apa\u00e7\u0131kl\u0131k), \u015f\u00fch\u00fbt (g\u00f6rme), akl\u00ee delil getirme, tecr\u00fcbe, haber; bunlar ilmin, yak\u00eenin en \u00f6nemli ara\u00e7lar\u0131, \u00f6l\u00e7\u00fcleridir. Siz bir olay g\u00f6r\u00fcyorsunuz, i\u015fte kitap, bunun nazm\u0131ndaki y\u00fcksekli\u011fi de bizzat anlayanlar apa\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcyor, di\u011ferleri de bunlardan duyuyor. \u015eimdi Allah&#8217;dan, Peygamber&#8217;den Kur&#8217;\u00e2n ile bu haberi de i\u015fitiyorsunuz. Tecr\u00fcbe de yap\u0131n\u0131z ve cereyan eden tecr\u00fcbelere de bak\u0131n\u0131z. G\u00f6receksiniz ve hatta g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz ki, bunun ayn\u0131 yap\u0131lmad\u0131 ve yap\u0131lm\u0131yor ve yap\u0131lmaz. O halde \u015f\u00fcphe etmeye ne hakk\u0131n\u0131z kal\u0131r? Az \u00e7ok ilm\u00ee bir sebebe dayanmayan \u015f\u00fcphe, vesveseden veya ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131ktan ba\u015fka ne olur? Ger\u00e7i siz vahyi bizzat tecr\u00fcbe edemezsiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, Allah&#8217;\u0131n bir \u00f6zel ve y\u00fcksek olay\u0131d\u0131r. Peygambere peygamberlerden ba\u015fka \u00f6rnek bulamazs\u0131n\u0131z. Fakat onun eserlerini tecr\u00fcbe edebilirsiniz. Zaten ilm\u00ee ve fenn\u00ee tecr\u00fcbelerin \u00e7o\u011fu da b\u00f6yledir. G\u00fcne\u015fin do\u011fdu\u011funu \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131ndan anlars\u0131n\u0131z. B\u00f6yle bir tecr\u00fcbe size olay sebebinin genel ve umum\u00ee mi, yoksa tek ve y\u00fcksek bir \u015fey mi oldu\u011funu anlat\u0131r. \u0130\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2 bu haber veri\u015fiyle, bu uyarmas\u0131yle size vahiy eserini tecr\u00fcbe etmek i\u00e7in bir \u00f6zel \u00f6l\u00e7\u00fc veriyor, \u00e7\u00fcnk\u00fc hepsini tecr\u00fcbe etmeye kalkarsan\u0131z \u00f6mr\u00fcn\u00fcz yetmez ve do\u011fru yolu g\u00f6stermenin faydas\u0131 olmaz. Onlar\u0131 da as\u0131rlar\u0131n tecr\u00fcbesi g\u00f6sterecek ve isbat edecektir. \u015eu halde siz bu \u00f6zel \u00f6l\u00e7\u00fcden istifade edebilirsiniz. Bilhassa emir ve kat&#8217;i ihbar\u0131n\u0131n kapsam\u0131na dikkat ediniz. Sizi bir zorban\u0131n zorlay\u0131c\u0131 kuvvetiyle ba\u011flam\u0131yor, ikinizi bir yere getirmekten men etmiyor. H\u00fcr, se\u00e7me sahibi, serbest b\u0131rak\u0131yor. Haydi \u015fairlerin ve di\u011ferlerin s\u00fcn\u00fbhat (i\u00e7e do\u011fmalar)\u0131na veya gafillerin, kendini bilmezlerin, sahtek\u00e2rlar\u0131n, \u015farlatanlar\u0131n aldatmalar\u0131na benzer gibi kuruntuya d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz ve bundan dolay\u0131 \u015f\u00fcphelendi\u011finiz Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ve hatta bir s\u00fbrenin dengini getirmek i\u00e7in elinizden geleni yap\u0131n\u0131z, diyor. Ve yapamayaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 da, ger\u00e7e\u011fin k\u0131yas\u0131n\u0131z gibi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 da \u00f6yle bir kesinlikle haber veriyor ve bunun yalan olamayaca\u011f\u0131n\u0131 \u00f6yle bir yak\u00een ile s\u00f6yl\u00fcyor ve sonu\u00e7ta fiilen isbat da ediyor ki, bundan b\u00fcy\u00fck yak\u00een olmaz, bundan b\u00fcy\u00fck ilim olmaz. O halde vahyi bir kerre di\u011fer \u015fairlerin falanlar\u0131n i\u00e7e do\u011fmalar\u0131na benzetmeye asla hakk\u0131n\u0131z yoktur. Nihayet \u015funu diyebilirsiniz: Muhammed (s.a.v.) gibi bir insan daha yok ki, bulal\u0131m da ona s\u00f6yletelim. Ona Allah \u00f6yle bir ak\u0131l, \u00f6yle bir kuvvet vermi\u015f ki, onu kimseye vermemi\u015f, o fevkal\u00e2de y\u00fcksek ve b\u00fct\u00fcn insanlardan se\u00e7kin bir yarat\u0131l\u0131\u015fla yarat\u0131lm\u0131\u015f da, bunlar\u0131 o sayede yap\u0131yor ve fakat yine kendi yap\u0131yor, diyeceksiniz. \u00d6yle ise di\u011fer \u015f\u00fcpheleri b\u0131rak\u0131p bir kerre bunu tasdik ediniz, ettikten sonra bir daha d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz. B\u00f6yle bir zat size o fevkal\u00e2de se\u00e7kin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n kendi zat\u0131yla ilgili olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyor. Bununla bir gurur duyup size \u00e7al\u0131m satm\u0131yor, o kudret ile sizden d\u00fcnya istifadeleri istemiyor. &#8220;Ben buna kar\u015f\u0131l\u0131k sizden bir \u00fccret istemiyorum. Ancak akrabal\u0131k sevgisini diliyorum.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/23) diyor, zorbal\u0131k davas\u0131na kalk\u0131\u015fm\u0131yor, en olgun bir tevazu ile: &#8220;Ben Allah&#8217;\u0131n bir kulu ve Resul\u00fcy\u00fcm.&#8221; diyor ve sonra kesin bir yak\u00een ile &#8220;asla yapamayacaks\u0131n\u0131z&#8221; diyor ve as\u0131rlar\u0131 ke\u015ffediyor. O halde onun se\u00e7kin akl\u0131na ve benzersiz kuvvetine itimat ederek verdi\u011fi vahiy haberini tasdik etmeniz gerekir. E\u011fer Allah&#8217;a inanm\u0131yorsan\u0131z, onda \u015f\u00fcpheniz varsa, b\u00f6yle bir akl\u0131n \u015fehadetiyle ona inanman\u0131z ve kulluk etmeniz gerekli olur. Ve e\u011fer Allah&#8217;a inan\u0131yorsan\u0131z, bunu do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131, kendini ve emirlerini bildirmek i\u00e7in g\u00f6nderdi\u011fini \u00f6ncelikle tasdik etmeniz laz\u0131m gelir. Onu tasdik etmemek i\u00e7in akl\u00ee, tecr\u00fcb\u00ee, ilm\u00ee, fenn\u00ee, mant\u0131k\u00ee hi\u00e7bir \u015f\u00fcpheye imkan bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlaman\u0131z gerekir. Bunu bilmez, hala \u015f\u00fcphe davas\u0131ndan vazge\u00e7mez, hala ku\u015fkulan\u0131rsan\u0131z, buna inad\u0131n\u0131zdan, \u015fahs\u00ee maksatlar\u0131n\u0131zdan, ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131zdan ba\u015fka bir sebep kalmaz ve hi\u00e7bir mazereti bulunmayan k\u00e2firlerden olursunuz. Hakk\u0131 kesin olarak reddedenler k\u00e2fir oldu\u011fu gibi, haks\u0131z yere \u015f\u00fcphe edenler de k\u00e2firdir. O halde \u015funu biliniz ki, k\u00e2firler i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015f bir ate\u015f, bir cehennem vard\u0131r ki, o korktu\u011funuz, kulaklar t\u0131kad\u0131\u011f\u0131n\u0131z y\u0131ld\u0131r\u0131mlar\u0131n hi\u00e7 birine benzemez. O ate\u015f, \u00e7\u0131ras\u0131 insanlar ve ta\u015flar olan bir ate\u015ftir, art\u0131k bundan kendinizi sak\u0131nabilirseniz sak\u0131n\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bu &#8220;asla yapamayacaks\u0131n\u0131z&#8221; ile haber veri\u015fi o g\u00fcnden bug\u00fcne kadar bin \u00fc\u00e7y\u00fcz k\u0131rkd\u00f6rt senelik bir tecr\u00fcbe ile do\u011frulu\u011funu g\u00f6steren bir ebed\u00ee mucizedir. Bu meydan okuman\u0131n i&#8217;caz\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda yar\u0131\u015ftan vazge\u00e7ilmi\u015f, sil\u00e2hlar \u00e7ekilmi\u015f, kanlar ak\u0131t\u0131lm\u0131\u015f, d\u00fcnyalar kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, her t\u00fcrl\u00fc zahmetler, masraflar tercih edilmi\u015f ve fakat bu mu&#8217;cizeye hi\u00e7bir red cevab\u0131 verilememi\u015ftir. Ancak aldatmaca ile Kur&#8217;\u00e2n ir\u015fad\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7meye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlara kar\u015f\u0131 il\u00e2h\u00ee adalet elbette yerini bulacakt\u0131r, o ate\u015f s\u00f6nmemi\u015ftir. Bu \u00e2yette &#8220;ve&#8217;l-h\u0131c\u00e2re&#8221; kelimesinin fenn\u00ee bir a\u00e7\u0131klamay\u0131 i\u00e7erdi\u011finde \u015f\u00fcphe yoktur. Ger\u00e7i bu &#8220;h\u0131c\u00e2re&#8221;den kastedilen heykeller ve putlard\u0131r. Ve cehennem ate\u015fini tutu\u015fturmaya sebep olan &#8220;vek\u00fbd&#8221;\u00fcn insanlar ve ibadet edilen heykeller oldu\u011fu beyan ediliyor. Fakat ayn\u0131 ifadede o, \u00e7\u0131ra, k\u00f6m\u00fcr gibi ate\u015f tutu\u015fturan ta\u015flar bulundu\u011funu da bildirmi\u015f oluyor ki, fen adamlar\u0131 bunun &#8220;ta\u015f k\u00f6m\u00fcrleri&#8221; oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyorlar. &#8220;Vek\u00fbd&#8221;, ate\u015f yak\u0131lan kibrit, ot, \u00e7\u00f6p, \u00e7\u0131ra, pa\u00e7avra, odun ve di\u011ferleri gibi \u015feylerin hepsi i\u00e7in s\u00f6ylenir.<\/p>\n<p>Bak\u0131n\u0131z Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ait beyanatlar ne kadar canl\u0131d\u0131r! Tamamen ilm\u00ee ve mant\u0131k\u00ee ve felsef\u00ee olan ve bir il\u00e2h\u00ee felsefenin temelini te\u015fkil eden bir konu mant\u0131k\u00ee, ruh\u00ee ve \u00e2f\u00e2k\u00ee (objektif, nesnel) delillerinin k\u00f6kleriyle hem vec\u00eez, hem gayet basit ve g\u00fczel bir \u015fekilde nas\u0131l anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r! Y\u00fcksek bir minberden b\u00fcy\u00fck ve \u00e7e\u015fitli bir cemaate hutbe okuyan, va&#8217;zeden, ders okutan, bildirimler yapan, h\u00fck\u00fcmler koyan fevkal\u00e2de bela\u011fatl\u0131 bir hatibin, gere\u011fine g\u00f6re k\u00e2h sa\u011fa, k\u00e2h sola ve k\u00e2h merkeze d\u00f6nerek, s\u0131ras\u0131nda hepsine ve s\u0131ras\u0131nda bir k\u0131sm\u0131na, k\u00e2h muhaliflerine ve k\u00e2h muvaf\u0131k (kendine uyan)lar\u0131na ve k\u00e2h hepsinin kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00f6zel yaverine hitap etmesindeki a\u00e7\u0131k \u00fcltimatomlar\u0131 kulaklarda temsil ettirir. &#8220;Ey insanlar!&#8221; \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131yle ba\u015fl\u0131yan genel hitap lahzalar\u0131nda \u00f6zel bir \u015fekil ald\u0131. Ve nihayet ac\u0131 bir inzar ile tamam oldu derken g\u00fcl\u00fcyor, bir \u00f6zellik daha al\u0131yor ve h\u00e2s kuluna nazar ederek buyuruyor ki:<\/p>\n<p>25- Bu at\u0131f v\u00e2v\u0131, yukardaki \u00e2yetlerin m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan anla\u015f\u0131lan l\u00e2zim\u00ee m\u00e2n\u00e2ya i\u015farettir. \u015e\u00f6yle ki: &#8220;Habibim (Resul\u00fcm)! Sen de insanlardans\u0131n ve genel olan i\u015f bu ibadet ve kulluk emriyle sen de emre tabisin. Bununla beraber senin bir \u00f6zelli\u011fin var. Sen benim \u00f6zel ve se\u00e7kin kulumsun. Peygamberlik gibi bir \u00f6zel vazifen var. \u0130\u015fte bu se\u00e7kinli\u011fin ferman\u0131 olan bu Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 ve bu meydan okuma mu&#8217;cizesini g\u00f6rd\u00fcn ya, bunu al ve senin i\u00e7in hi\u00e7bir korku, hi\u00e7bir keder olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anla. B\u00fct\u00fcn insanlar\u0131 emrine davet et, mu&#8217;cizeni g\u00f6ster. Yola gelmiyenlere bu korkutmam\u0131 tebli\u011f et! Bundan ba\u015fka bir de erkek olsun, di\u015fi olsun iman edip de iyi i\u015fler yapanlara, bir Allah&#8217;a kulluk iman\u0131na yara\u015f\u0131r, akla ve nakle uygun g\u00fczel ameller i\u015fleyenlere de \u015funu m\u00fcjdele!<\/p>\n<p>&#8220;S\u00e2lih\u00e2t&#8221; kelimesi &#8220;s\u00e2liha&#8221;n\u0131n \u00e7o\u011fuludur. &#8220;Salih&#8221; asl\u0131nda iyi, yara\u015f\u0131kl\u0131, aklen ve naklen do\u011fru, hay\u0131rl\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131na s\u0131fat iken nakil t\u00e2&#8217;s\u0131 ile (&#8220;hasene&#8221; kelimesi gibi) &#8220;g\u00fczel amel= g\u00fczel i\u015f&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na isim olmu\u015ftur ki, kalb\u00ee, beden\u00ee, mal\u00ee olmak \u00fczere \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fidi vard\u0131r. Ve burada iman ile amelin az \u00e7ok bir fark\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r. Fakat m\u00fcjdeleme sadece imana de\u011fil, t\u00fcm\u00fcne yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Amel imandan bir c\u00fcz&#8217; (b\u00f6l\u00fcm) de\u011filse de, amelsiz m\u00fcjdeleme hakk\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 da anla\u015f\u0131l\u0131yor. Sonra m\u00fczekker cemi&#8217;lerinde ta\u011flib vard\u0131r ki erkekleri ve kad\u0131nlar\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Bu kapsam\u0131 ilerde (Ahzab, 33\/35) gibi \u00e2yetlerle anlar\u0131z.<\/p>\n<p>K\u0131saca iman ile iyi amelleri (am\u00e2l-i s\u00e2lihay\u0131) birle\u015ftirenlere \u015funu m\u00fcjdele ki onlar i\u00e7in cennetler var. Yani i\u00e7ine girilmeden g\u00f6r\u00fclmez, gizli, \u00e7ok de\u011ferli ba\u011flar, bah\u00e7eler var. Bunlar\u0131n t\u00fcm\u00fcn\u00fc kapsayan ahiret vatan\u0131na, sevab evine &#8220;cennet&#8221; denilir. Cennet aslen l\u00fcgatte masdar bin\u00e2-i merredir ki &#8220;bir \u00f6rt\u00fc\u015f&#8221;, &#8220;bir kerre setr&#8221; demektir ve bu maddenin b\u00fct\u00fcn m\u00fc\u015ftakk\u00e2t\u0131nda (t\u00fcrevlerinde) bir nevi &#8220;\u00f6rtme&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Nitekim &#8220;cin&#8221;, herkese g\u00f6r\u00fcnmez gizli bir \u00e7e\u015fit yarat\u0131k. &#8220;Cinnet&#8221;, akl\u0131n kaybolmas\u0131; &#8220;cen&#8221; kararmak, g\u00f6r\u00fclen e\u015fyan\u0131n bak\u0131\u015ftan gizlenmesi demektir. \u0130kinci olarak &#8220;cennet&#8221; bir \u00f6rt\u00fc m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan zemini g\u00f6r\u00fcnmez, gayet girift a\u011fa\u00e7larla \u00f6rt\u00fclm\u00fc\u015f bah\u00e7e ve bostana s\u00f6ylenmi\u015ftir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak din dilinde, d\u00fcnya g\u00f6z\u00fcyle g\u00f6r\u00fclemeyen Hak gaybda gizli &#8220;d\u00e2ru&#8217;s-sevab&#8221; (sevab yurdun)\u0131n ismi olmu\u015ftur ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da &#8220;el-Cennet\u00fc&#8221; denildi\u011fi zaman bu ortaya \u00e7\u0131kar. Fakat &#8220;elif l\u00e2m = &#8220;s\u0131z olarak &#8220;cennet\u00fcn&#8221; denildi\u011fi zaman yerine g\u00f6re k\u00e2h bu ve k\u00e2h ikinci m\u00e2n\u00e2ya gelmi\u015ftir. &#8220;alt\u0131ndan \u0131rmaklar akan cennetler&#8221; denildi\u011fi zaman da &#8220;el-Cennet\u00fc&#8221;n\u00fcn cevab\u0131 ve mertebeleri kastedilir ki, burada \u00f6yledir.<\/p>\n<p>Bunlar \u00f6yle b\u00fcy\u00fck ve geni\u015f cennetlerdir ki alt\u0131nda mesela d\u00fcnyadaki Nil, F\u0131rat, Ceyhun, Seyhun nehirleri gibi b\u00fcy\u00fck b\u00fcy\u00fck \u0131rmaklar akar. \u00d6yle k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7aylar, su kanallar\u0131, arklar de\u011fil, nehirler. Halis temiz su nehri, taze s\u00fct nehri, safi bal nehri, sarho\u015f etmez, asl\u0131 tasavvur olunmaz, i\u00e7ece\u011fi temiz nehir akar, bu cennet bah\u00e7elerinin ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 sormak m\u0131 istersiniz? Bunlar tarif edilir \u015feyler de\u011fildir. Onlar da: &#8220;Hi\u00e7bir g\u00f6z g\u00f6rmemi\u015f, hi\u00e7bir kulak duymam\u0131\u015f, hi\u00e7bir be\u015ferin kalbine gelmemi\u015ftir.&#8221; (hadisinde dile getirilen) \u015feyler vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc insanlar \u00f6rne\u011fini g\u00f6rmedikleri \u015feyleri anlayamazlar. Bunun i\u00e7in \u015fimdilik \u015fu kadar\u0131n\u0131 anlay\u0131n\u0131z ki: o g\u00fczel amel sahibi m\u00fcminler bunlardan, bunlardaki meyvelerden bir r\u0131z\u0131k ile r\u0131z\u0131kland\u0131klar\u0131n\u0131n her defas\u0131nda ha bu, o r\u0131z\u0131k o nimet ki, bize bundan \u00f6nce -yani d\u00fcnyada da k\u0131smet olmu\u015ftu diyecekler. Ve her al\u0131\u015fta onu ba\u015flang\u0131\u00e7ta d\u00fcnyada r\u0131z\u0131kland\u0131klar\u0131 nimet t\u00fcr\u00fcnden g\u00f6recekler. \u00c7\u00fcnk\u00fc iman ve amellerinin sevab\u0131d\u0131r. Gay\u0131bdaki o bah\u00e7eleri, d\u00fcnyadaki bu iman ve amel ile yeti\u015ftirdiler ve bunlar\u0131n bir \u00e7e\u015fit meyvesi d\u00fcnyada da az \u00e7ok g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ve hatta tad\u0131l\u0131r. Nitekim &#8220;Rabbinin huzurunda hesap vermekten korkan kimse i\u00e7in iki cennet vard\u0131r.&#8221; (Rahm\u00e2n, 55\/46) buyurulmu\u015ftur ki, biri d\u00fcnya, biri ahiret cennetidir. Ger\u00e7ekte insanlar\u0131n hepsi Allah&#8217;tan korkmu\u015f ve ona g\u00f6re amel etmi\u015f olsalard\u0131, d\u00fcnyan\u0131n da her taraf\u0131 bir cennet kesilirdi. Fakat Allah&#8217;\u0131 ve il\u00e2h\u00ee makam\u0131 tan\u0131yanlar ve ondan korkanlar i\u00e7in bundan ba\u015fka bir cennet daha vard\u0131r. Onlar fan\u00ee d\u00fcnyada bu \u00fcmit ve m\u00fcjdeyle hi\u00e7bir \u00fcz\u00fcnt\u00fcn\u00fcn alt\u0131nda bo\u011fulup kalmazlar. Allah korkusu hi\u00e7bir korkuya benzemez. Onun yan\u0131nda daima ebed\u00ee bir ne\u015f&#8217;enin zevki vard\u0131r, r\u0131dv\u00e2n (Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131) zevki. Acaba iki \u00e2lemdeki bu zevk, bu semere (meyve) hakikaten ayn\u0131 \u00e7e\u015fitten midir? Hay\u0131r ayn\u0131 \u00e7e\u015fitten de\u011fil. benzerdirler, birbirine kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak bir benzeyi\u015fleri vard\u0131r. Ve \u00f6nce onlar buna bu benzeyi\u015f halinde sevkolunmu\u015flard\u0131r. Ger\u00e7ekte ise aralar\u0131nda ayn\u0131 \u015fey olma bak\u0131m\u0131ndan b\u00fcy\u00fck farklar vard\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak biri saf olmayan, di\u011feri saft\u0131r; biri gaybe ait zevk, di\u011feri mahz-\u0131 \u015f\u00fch\u00fbt (tamamen g\u00f6rme, g\u00f6r\u00fcnme)dur. D\u00fcnyada bu r\u0131z\u0131k, bu semere, g\u00f6lgesiyle s\u0131rf ruhan\u00ee ve akl\u00ee olarak tad\u0131l\u0131r. Ahirette ise tam hakikati ile ayn-\u0131 v\u00fccut (ayn\u0131 varl\u0131k) olarak hakka&#8217;l-yak\u00een (ger\u00e7ekli\u011finde \u015f\u00fcphe olmayan) bir \u015fekilde tad\u0131l\u0131r. Bunun i\u00e7in ahiret ruhuma m\u0131, cismime mi diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp durma, o senin Allah kat\u0131nda bilinen hakikatinedir. Sanad\u0131r sana! Sonu\u00e7 olarak biri elden ka\u00e7abilir, kesik, sonlu, ebed\u00ee olmayan; di\u011feri ka\u00e7maz, devaml\u0131 ve ebed\u00eedir. Bu \u00e2yetin bu iki c\u00fcmlesi bize g\u00f6steriyor ki, d\u00fcnyada anlay\u0131\u015f ne kadar y\u00fckselir, iman ve amel de onunla ne kadar uygun olursa ahirete ait meyveler de o kadar \u00e7ok olacak ve o oranda y\u00fckselecektir. ve denilmesinde buna b\u00fcy\u00fck bir del\u00e2let vard\u0131r. &#8220;Ey Rabbim, ilmimi art\u0131r, de.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/114).<\/p>\n<p>Bu meyvelerden ba\u015fka onlar i\u00e7in o cennetlerde tertemiz, pampak \u00e7iftler, e\u015fler, yani erkekler i\u00e7in han\u0131mlar, han\u0131mlar i\u00e7in kocalar vard\u0131r. Ve bunlar\u0131n hi\u00e7 birinde d\u00fcnyadaki pisliklerden eser yok. Bunlar sadece temiz de\u011fil, her y\u00f6nden temizlenmi\u015ftirler. O zevceler (han\u0131mlar) de ne madd\u00ee olan kir, hay\u0131z ve nifas ve di\u011ferleri gibi tabi\u00ee, cisman\u00ee; ne de ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131k, ge\u00e7imsizlik, bi\u00e7imsizlik, m\u00fcnasebetsizlik olmad\u0131\u011f\u0131 gibi kocalar da \u00f6yle pampak, tertemizdirler.<\/p>\n<p>\u015eimdi diyebilirsiniz ki, aynen b\u00f6yle de\u011filse de, bunlara hemen hemen benzer bah\u00e7eler, meyveler, kocalar ve han\u0131mlar d\u00fcnyada olabilir. Vatan denilen \u015fey de b\u00f6yle bir cennet gibi olabilir. Evet &#8220;D\u00e2r-\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8221; (\u0130sl\u00e2m \u00fclkesi) dedi\u011fimiz m\u00fcsl\u00fcman vatan\u0131n\u0131n da b\u00f6yle olmas\u0131 gerekir. Ve bu \u00e2yet s\u0131n\u0131rlamas\u0131yla buna da i\u015faret etmi\u015ftir. Fakat mesele ve m\u00fcjde bundan ibaret de\u011fil. D\u00fcnyadaki bu \u0130sl\u00e2m \u00fclkesinden ba\u015fka as\u0131l bir d\u00e2ru&#8217;s-sel\u00e2m (eminlik evi) vard\u0131r ve bunlar\u0131n birbirinden sizin anlayaca\u011f\u0131n\u0131z en a\u00e7\u0131k fark\u0131 \u015fudur: o k\u00e2mil iman ve g\u00fczel amel sahipleri bu cennetlerde ebed\u00ee ve devaml\u0131d\u0131rlar. Bir kere girince art\u0131k bir daha \u00e7\u0131kmazlar. Di\u011fer \u00e2yetlerde &#8220;hul\u00fbd&#8221;, &#8220;ebeden&#8221; (ebed\u00ee olarak) diye de te&#8217;yit edilmi\u015ftir. Halbuki d\u00fcnya vatan\u0131, d\u00fcnya cenneti ne olsa elden gidebilir. K\u00e2mil iman ve g\u00fczel amel sahipleri \u0130sl\u00e2m \u00fclkesi olan vatanlar\u0131n\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n izniyle muhafaza ve m\u00fcdafaa ederler. Ve onu harap olmaktan mallar\u0131yle, canlar\u0131yle korurlarsa da bunda il\u00e2h\u00ee takdir ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc de ortaya \u00e7\u0131kabilir ve nihayet bundakilerin hepsi \u00e7\u0131karlar, \u00f6l\u00fcrler, giderler, bunun b\u00f6yle b\u00fcy\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck k\u0131yameti de vard\u0131r. Fakat &#8220;eminlik vatan\u0131&#8221; (ahiret cenneti) \u00f6yle de\u011fil, as\u0131l cennet bah\u00e7elerine gidenler orada ebediyyen kal\u0131rlar, ki b\u00fct\u00fcn m\u00fcjde bundad\u0131r. Ve b\u00fct\u00fcn saadet bundad\u0131r ve &#8220;en b\u00fcy\u00fck r\u0131dv\u00e2n&#8221; (Allah&#8217;\u0131n en b\u00fcy\u00fck r\u0131zas\u0131) bundad\u0131r. &#8220;G\u00fczel davrananlara daha g\u00fczel kar\u015f\u0131l\u0131k ve fazlas\u0131 var.&#8221; (Y\u00fbnus, 10\/26).<\/p>\n<p>Birtak\u0131m kimseler, bu gibi m\u00fcjdelerde, bilhassa r\u0131z\u0131ktan ve kad\u0131ndan bahsedilmesine itiraz etmek istiyorlar ve: &#8220;Dine ait duygular insan\u0131 bunlardan kesip, yaln\u0131z ruhan\u00ee lezzetler ile u\u011fra\u015ft\u0131rmal\u0131.&#8221; diyorlar. Fakat \u015furas\u0131 gariptir ki, b\u00f6yle diyenlerin hepsi bu iki cisme ait zevk i\u00e7in can verenlerin yan\u0131nda ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor. Halbuki bu m\u00fcjdeler, g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere, her y\u00f6n\u00fc tamamen toplay\u0131c\u0131 bulunuyor. Ve ahiret zevklerinde, d\u00fcnyadaki zevklerden hi\u00e7 birinin ayn\u0131s\u0131, benzeri eksik olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bunun kar\u015f\u0131s\u0131nda d\u00fcnyaya ait \u015fehvetlerin adili\u011fini, \u00e7irkinli\u011fini de g\u00f6steriyor.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ait a\u00e7\u0131klamalar\u0131 k\u00f6t\u00fc telakki ile kar\u015f\u0131lamak isteyenleri hem red ve hem do\u011fru yola getirmek i\u00e7in \u015fimdi de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n dilinin \u00fcslubu hakk\u0131nda bir hat\u0131rlatma yap\u0131lacakt\u0131r. Vaktiyle k\u00e2firlerden baz\u0131lar\u0131: &#8220;Allah her \u015feyi do\u011frudan do\u011fruya ger\u00e7ekli\u011fiyle anlat\u0131vermeli idi. Temsiller, te\u015fbihler Allah kelam\u0131nda yak\u0131\u015f\u0131r m\u0131? Hem bu temsiller, bu meseller, z\u00fcb\u00e2b (sinek), beyt-i ankeb\u00fbt (\u00f6r\u00fcmcek yuvas\u0131) gibi sine\u011fe, \u00f6r\u00fcmcek yuvas\u0131na kadar iniliyor. bunlar Allah i\u00e7in ay\u0131p de\u011fil mi?&#8221; gibi m\u00e2n\u00e2s\u0131z s\u00f6zler s\u00f6ylemi\u015flerdi. \u015eu halde bunlar\u0131 red ve herkese ger\u00e7e\u011fi a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in beyan etmede bazan mesel \u00eerad etmenin k\u0131ymeti bulundu\u011funa, meselin de bir ger\u00e7e\u011fi kapsad\u0131\u011f\u0131na ve bu sebeple Kur&#8217;\u00e2n lisan\u0131nda yerine g\u00f6re tahkik gibi temsilin de varl\u0131\u011f\u0131na ve bunlar\u0131n hafife al\u0131nmamas\u0131, k\u00f6t\u00fc yorumlara u\u011frat\u0131lmamas\u0131 ve bu y\u00fczden sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fclmemesi ve hepsinin Allah yan\u0131nda hak oldu\u011funa iman edilmesi gere\u011fine tenbih ederek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>26- Muhakkak ki Allah bir sivri sine\u011fi, hatta daha \u00fcst\u00fcn\u00fcn\u00fc misal getirmekten \u00e7ekinmez. \u0130man edenler bilirler ki, o \u015f\u00fcphesiz hakt\u0131r, Rabb&#8217;-ler\u0131ndand\u0131r. Ama k\u00fcfre saplananlar: &#8220;Allah b\u00f6yle bir misal ile ne demek istedi?&#8221; derler. Allah onunla bir\u00e7oklar\u0131n\u0131 \u015fa\u015f\u0131rt\u0131r, yine onunla bir\u00e7oklar\u0131n\u0131 yola getirir. Onunla ancak o fas\u0131klar\u0131 \u015fa\u015f\u0131rt\u0131r.<\/p>\n<p>27- Onlar ki, s\u00f6z verip andla\u015ft\u0131ktan sonra Allah&#8217;a verdikleri s\u00f6z\u00fc bozarlar. Allah&#8217;\u0131n birle\u015ftirmesini emretti\u011fi \u015feyi (iman ve akrabal\u0131k ba\u011flar\u0131n\u0131) keserler ve yery\u00fcz\u00fcnde bozgunculuk yaparlar. \u0130\u015fte zarara u\u011frayanlar onlard\u0131r.<\/p>\n<p>26-Allah&#8217;a mesel yapmak, mesel s\u00f6ylemek yak\u0131\u015fmaz m\u0131 san\u0131rlar? \u015fu muhakkakt\u0131r ki Allah Te\u00e2l\u00e2 herhangi bir \u015feyi mesel olarak s\u00f6ylemekten \u00e7ekinmez. o \u015fey isterse bir sivri sinek ve \u00fcst\u00fcndeki kanat ve saire gibi ufak tefek de olsun. Di\u011fer deyi\u015fle k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fckte \u00fcst\u00fcn\u00fc (yani daha a\u015fa\u011f\u0131s\u0131) olsun. Bununla beraber Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n nazm\u0131 bizim (a\u015fa\u011f\u0131 yukar\u0131) dedi\u011fimiz gibi daha yukar\u0131 ve daha a\u015fa\u011f\u0131 demek de olabilir.<\/p>\n<p>&#8220;Darb-\u0131 mesel&#8221; (ata s\u00f6z\u00fc) deyimi, &#8220;mesel-i madr\u00fbb&#8221; yani &#8220;s\u00f6ylenegelmi\u015f&#8221; me\u015fhur mesel m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131l\u0131r ise de asl\u0131nda &#8220;mesel darbetmek&#8221; yani meseli yerinde kullanmak ve tatbik etmek, yerine g\u00f6re &#8220;iyice yap\u0131\u015ft\u0131rmak&#8221; demektir ki, yeniden bir mesel koymak ve in\u015f\u00e2 etmek de\u011fildir. Temsil ise geneldir. Fakat Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki meseller, genel olarak ba\u011f\u0131ms\u0131z bir \u015fekilde kurulmu\u015f temsiller oldu\u011fu halde, ayn\u0131 \u015fekilde tatbik de edilmi\u015f olmas\u0131 itibariyle &#8220;darb&#8221; tabir olunmu\u015ftur. \u015eu halde burada temsil yerine bu deyimin ve ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;istihya&#8221; (utanmak) lafz\u0131n\u0131n kullan\u0131lmalar\u0131nda bile ayn\u0131 bir tatbik\u0131 vard\u0131r. \u015eunu unutmamak gerekir ki, Cenab-\u0131 Allah mesel ve misali (yani temsil durumunu) yapmam\u0131\u015f olsayd\u0131 insanlar hi\u00e7bir \u015fey anlayamazlard\u0131. \u00d6zellikle hissedilen \u015feylerden hi\u00e7bir \u015fey bilemezlerdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn hiss\u00ee ve hatta akl\u00ee suretler (bi\u00e7imler) ger\u00e7e\u011fe g\u00f6re bir mesel, bir temsildir. Bunun i\u00e7indir ki, insan kendini kendi nefsinde m\u00fccerred (soyut) &#8220;ben&#8221; demekten ba\u015fka bir \u015fekilde bilmez. Zira ne hiss\u00ee, ne akl\u00ee, misal\u00ee bi\u00e7imini kapsam\u0131\u015f de\u011fildir. Onu al\u0131rsa &#8220;\u0130nsan insan\u0131n aynas\u0131d\u0131r.&#8221; s\u00f6z\u00fcne g\u00f6re d\u0131\u015f\u0131ndan al\u0131r. Demek ki maneviyat\u0131n ve akl\u00ee ger\u00e7eklerin mesel ile anlat\u0131m\u0131nda b\u00fcy\u00fck hikmetler sakl\u0131d\u0131r. Bu sebepledir ki, ge\u00e7mi\u015fte inmi\u015f olan kutsal kitaplarda mesel daha \u00e7oktu. Fakat Kur&#8217;\u00e2n, histen \u00e7ok, akla hitap etti\u011fi i\u00e7in tahk\u00eeki, a\u00e7\u0131k h\u00fck\u00fcmleri daha \u00e7ok tercih etmi\u015f ve bununla beraber hisleri de mahrum b\u0131rakmam\u0131\u015ft\u0131r. Ve bunlar\u0131n m\u00fchim bir k\u0131sm\u0131nda (\u00f6zellikle ge\u00e7mi\u015f kitaplar\u0131n tahrife ve k\u00f6t\u00fc tefsire u\u011frayan m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 tahk\u00eek, d\u00fczeltme ve akla yak\u0131nla\u015ft\u0131rma gibi)hikmetler mevcuttur. B\u00f6yle ilmin esas\u0131 ve m\u00fchim, terbiye ve hidayetin s\u0131rr\u0131 ile ilgili mesel getirmekten Cenab-\u0131 Allah \u00e7ekinmez ve \u015fu halde iman ehli olanlar her zaman bilirler ki, Allah&#8217;\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 mesel, Rablerinden gelmi\u015f olmas\u0131 itibariyle mutlaka hakt\u0131r. Bunda il\u00e2h\u00ee bir s\u0131r muhakkak vard\u0131r. Ve il\u00e2h\u00ee mesel, muhakkak bir denklik ve benzerlik taraf\u0131 i\u00e7erir. Bu benzeyi\u015f a\u00e7\u0131k ise onu bilirler; gizli ise &#8220;\u0130lim, Allah kat\u0131ndad\u0131r.&#8221; derler ve do\u011frulu\u011funa iman ederler.<\/p>\n<p>Hak, asl\u0131nda sabit ve akl\u0131n ink\u00e2r edemiyece\u011fi derecede sabitli\u011fi kesin olan demektir. Varl\u0131\u011f\u0131 kendisinden olup, ba\u015fkas\u0131ndan olmayan Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. O&#8217;nun yard\u0131m\u0131yle, onun d\u0131\u015f\u0131nda olanlar da zat\u0131nda m\u00fcmk\u00fcn olanlard\u0131r. Bu m\u00e2n\u00e2 ile hak ve hakikat zaten birdir. \u0130tibar\u00ee olarak ayr\u0131d\u0131r, ikisinin de \u00e7o\u011fulu &#8220;hak\u00e2ik&#8221; gelir. &#8220;Hukuk&#8221;un tekili olan &#8220;hak&#8221; da, \u0130sl\u00e2m&#8217;da bu m\u00e2n\u00e2dan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r ki, lehde olarak sabit ve vacib olan demektir. Aleyhte olursa g\u00f6rev ve vec\u00eebe olur. S\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131 &#8220;hak&#8221; fikrin, s\u00f6z\u00fcn uydu\u011fu olay\u0131n ismidir. Bununla beraber bu \u00f6l\u00e7\u00fc ile uyu\u015fan s\u00f6z ve inanca da s\u00f6ylenir.<\/p>\n<p>K\u00fcf\u00fcr ile nitelenmi\u015f olanlara gelince Allah bununla, bu garip belirsiz mesel ile ne demek istemi\u015f sanki? Bundan kast\u0131 nedir? derler. Bir taraftan hafife almak, di\u011fer taraftan hidayeti k\u00f6t\u00fc yorumlayarak sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fmek isterler. Bunlar, Allah&#8217;\u0131n ne kastetti\u011fini \u00f6\u011frenirlerse inanacaklar m\u0131? \u0130\u015fte Allah bu sebeple bir\u00e7o\u011funu sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr, onlar\u0131 sapk\u0131n yapar, istedikleri sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 yarat\u0131r. Bir\u00e7o\u011funa da hidayet verir, onlara da hidayet yarat\u0131r. Zira h\u00e2l\u0131k (yaratan) birdir, o da her \u015feyin yarat\u0131c\u0131s\u0131 olan Allah&#8217;t\u0131r. Hidayetin yarat\u0131c\u0131s\u0131 Allah oldu\u011fu gibi, sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131 da Allah&#8217;t\u0131r. Allah yaratmasayd\u0131 ve herkesi hidayete mecbur etseydi, sap\u0131kl\u0131k denen \u015fey insanlar\u0131n istemesiyle var olamazd\u0131. Halbuki sap\u0131kl\u0131k da bir hak etmedir. Ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 yaratmas\u0131, onu isteyen mahluklar\u0131n\u0131n -sorumluluk kendilerine ait olmak \u00fczere- isteklerini yerine getirmek gibi bir il\u00e2hl\u0131k ve rabl\u0131k \u015f\u00e2n\u0131d\u0131r. Yoksa ba\u015flang\u0131\u00e7ta hidayet yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131yla yaratt\u0131\u011f\u0131 kullar\u0131ndan hi\u00e7 birini Allah zorla sap\u0131tmaz, mutlak yasaklama ve tam zorlama da Allah&#8217;\u0131n merhametli olmas\u0131na yak\u0131\u015fmaz. Bunun i\u00e7in sap\u0131tma, sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 yaratma Allah&#8217;\u0131n \u015fan\u0131na nas\u0131l yara\u015f\u0131r? O&#8217;nun g\u00fczel isimleri aras\u0131nda &#8220;mud\u0131l&#8221; (sapt\u0131r\u0131c\u0131) isminin bulunmas\u0131n\u0131 ak\u0131l nas\u0131l kabul eder? diye hat\u0131ra gelmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen bir mukadder (takdir edilmi\u015f) soruya cevap olarak derhal \u015fu ba\u015flang\u0131\u00e7 c\u00fcmlesi ilave buyurulmu\u015ftur: fakat Allah bununla fas\u0131klardan sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 hak etmi\u015f olanlardan ba\u015fkas\u0131n\u0131 sapt\u0131rmaz .<\/p>\n<p>27-O fas\u0131klar ki antla\u015fmalar\u0131n\u0131 bozarlar, hem de Allah&#8217;\u0131n anla\u015fmas\u0131n\u0131 bozarlar, bunu da antla\u015fma ile belgeledikten sonra yaparlar. \u0130lk yarat\u0131l\u0131\u015fta &#8220;ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yard\u0131m dileriz&#8221; kavram\u0131 \u00fczere ak\u0131l ve yarat\u0131l\u0131\u015f olarak, Allah ile aralar\u0131nda yap\u0131lm\u0131\u015f olan ezeli antla\u015fmay\u0131, iman ve kulluk antla\u015fmas\u0131n\u0131, bu yarat\u0131l\u0131\u015fa ait genel kanunu, yukarda g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere, her iki taraftan antla\u015fma ile belgelenip te&#8217;kit edildikten; bir taraftan kitaplar indirme ve peygamber g\u00f6nderme ile takviye, di\u011fer taraftan kalb ve dil bak\u0131m\u0131ndan iman ve ikrar ile kuvvetlendirdikten sonra bu il\u00e2h\u00ee antla\u015fmay\u0131 ve misak\u0131 kendi kendilerine bozmaya ve kald\u0131rmaya, \u00e7\u00f6zmeye kalk\u0131\u015f\u0131rlar. \u0130man etmemeye veya imandan \u00e7\u0131kmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. F\u0131k\u0131hda: &#8220;Bir kimse kendi taraf\u0131ndan tamam olan bir \u015feyin bozulmas\u0131na \u00e7al\u0131\u015f\u0131rsa, \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 reddedilir.&#8221; kaidesi bu gibi \u00e2yetlerden al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. ve Allah&#8217;\u0131n birle\u015fmesini emretti\u011fi \u015feyi keserler, g\u00fczel amel yapmazlar, kurtulu\u015fu temin eden emirlerinin ve il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmlerin tersine hareket ederler. \u0130syanlar ve b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlarla daima yery\u00fcz\u00fcnde de fesat \u00e7\u0131kar\u0131rlar. \u0130\u015fte Allah b\u00f6yle fas\u0131klar\u0131 sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr. \u015eimdi bunlar\u0131n durumlar\u0131n\u0131 da anlay\u0131n\u0131z: bunlar i\u015fte b\u00fct\u00fcn zarara u\u011frayanlar g\u00fcruhudurlar. Kazan\u00e7tan mahrum, i\u015fi, g\u00fcc\u00fc zarar ve ziyan olan kimseler diye as\u0131l bunlara denir.<\/p>\n<p>&#8220;F\u0131sk&#8221;, as\u0131l l\u00fcgatta &#8220;huruc&#8221; (\u00e7\u0131kmak) anlam\u0131ndad\u0131r. Nitekim delikten \u00e7\u0131kan farelere &#8220;fas\u0131klar&#8221; denir. Din dilinde, &#8220;b\u00fcy\u00fck g\u00fcnah i\u015flemek suretiyle Allah&#8217;a uymaktan d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kma&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki, k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnahlarda \u0131srar etmek de bu c\u00fcmledendir. Ve \u015fer&#8217;\u00ee bak\u0131mdan f\u0131sk\u0131n \u00fc\u00e7 derecesi vard\u0131r: Birincisi g\u00fcnah\u0131 \u00e7irkin saymakla beraber, ara s\u0131ra g\u00fcnah i\u015flemek. \u0130kincisi \u00fczerine d\u00fc\u015ferek devaml\u0131 yapmak.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc \u00e7irkinli\u011fi ink\u00e2r ederek yapmakt\u0131r. Bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc tabaka k\u00fcf\u00fcr derecesidir. Fas\u0131k bu duruma gelmedik\u00e7e Ehl-i s\u00fcnnet mezhebinde m\u00fcmin ad\u0131 kendisinden al\u0131nmaz. \u015eu halde fas\u0131k vasf\u0131 i\u00e7inde kafirler bulunabilece\u011fi gibi, iman\u0131n\u0131 kaybetmemi\u015f olanlar da bulunabilir. Mu&#8217;tezile mezhebindekiler, bu k\u0131sm\u0131 ne m\u00fcmin, ne k\u00e2fir, ikisi ortas\u0131 saym\u0131\u015flar; H\u00e2ric\u00eeler ise \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fc de k\u00e2fir saym\u0131\u015flard\u0131r. Bununla beraber bu \u00e2yet-i kerimede, ile nitelenen fas\u0131klar\u0131n k\u00fcf\u00fcrlerinde, dinden \u00e7\u0131k\u0131\u015flar\u0131nda s\u00f6z yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunda \u00fc\u00e7 vas\u0131f zikredilmi\u015ftir. Allah&#8217;a verdi\u011fi s\u00f6z\u00fc bozup inanc\u0131n\u0131 bozmak, il\u00e2h\u00ee emrin aksini yapmak, yasaklananlar\u0131 yapmakla da yery\u00fcz\u00fcn\u00fc fesada vermek. Bunun \u00fc\u00e7\u00fc birle\u015fince de k\u00fcf\u00fcr ger\u00e7ekle\u015fir. Nitekim \u00fcst taraf\u0131nda da &#8220;Ama k\u00fcfre saplananlar; Allah b\u00f6yle bir misal ile ne demek istedi?&#8221; derler.&#8221; buyurulmu\u015ftur. Ve i\u015fte Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a mahsus temsilleri k\u00f6t\u00fc yorum ve hafife alma ile il\u00e2h\u00ee sapt\u0131rmay\u0131 hak eden zarara u\u011frayanlar bunlard\u0131r. Bu k\u0131ssada en dikkate de\u011fer olan noktalardan birisi, yukardaki \u00e2yetlerde yaln\u0131z iman ve k\u00fcf\u00fcr kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 esas iken, burada hem iman ve hem g\u00fczel amel toplam\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k olmak \u00fczere ayr\u0131ca da f\u0131sk ve fas\u0131klar\u0131n bahis konusu edilmesi ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ait temsillerin k\u00f6t\u00fc bir yorum ile ele al\u0131nmas\u0131 meselesinin bilhassa k\u00fcf\u00fcr, sapma ve f\u0131sk hasletleriyle ilgili g\u00f6sterilmesidir. Demek ki f\u0131sk, biri ilm\u00ee, di\u011feri amel\u00ee iki y\u00f6n\u00fc i\u00e7erir. As\u0131l k\u00fcf\u00fcr, ilm\u00ee y\u00f6n\u00fcndedir. Bu da bilir bilmez k\u00f6t\u00fc yorum meselesine d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr. Buna da en \u00e7ok temsiller ve m\u00fcte\u015fabihler vesile yap\u0131l\u0131r. Ve bu \u00e7o\u011funlukla amel\u00ee k\u00fcf\u00fcr ile de beraber olur. Bu gibileri red ve korkutmak i\u00e7in Cenab-\u0131 Hak il\u00e2h\u00ee kelam\u0131nda hakikatlar as\u0131l olmakla beraber, yerine g\u00f6re temsillerin de varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bunun esas\u0131 olan hak nokta-i nazar\u0131na muhalif de\u011fil, belki gerekli oldu\u011funu ve \u015fu halde bunlar\u0131 esasen hak bilmek de iman c\u00fcmlesinden birisi oldu\u011funu bir esas, bir inan\u00e7 kaidesi halinde a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f ve bu \u015fekilde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00fcslubu hakk\u0131nda \u00f6nemli bir a\u00e7\u0131klama yapm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;\u0130lle onun te&#8217;vilini mi g\u00f6zetiyorlar? Onun te&#8217;vili geldi\u011fi g\u00fcn, \u00f6nceden onu unutmu\u015f olanlar derler ki: &#8220;Do\u011frusu Rabb\u0131mizin el\u00e7ileri ger\u00e7e\u011fi getirmi\u015f. \u015eimdi bizim \u015fefaat\u00e7ilerimiz var m\u0131 ki bize \u015fefaat etsinler. Yahut tekrar geri (d\u00fcnyaya) d\u00f6nd\u00fcr\u00fclmemiz m\u00fcmk\u00fcn m\u00fc ki (orada eski) yapt\u0131klar\u0131m\u0131zdan ba\u015fkas\u0131n\u0131 yapal\u0131m?&#8221; Onlar, kendilerini ziyana soktular ve uydurduklar\u0131 \u015feyler kendilerinden sapt\u0131.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/53). \u015eu halde hak olan temsillere inan; istenilen ameli i\u015fle; yorumunu gelece\u011fe, olaylar\u0131n cereyan\u0131na b\u0131rak, zaman\u0131 gelince anlars\u0131n.<\/p>\n<p>\u00d6zetle f\u0131sk, ya k\u00fcfr\u00fc veya k\u00fcfr\u00e2n (\u0130sl\u00e2m\u0131 ink\u00e2r)\u0131 ihtiva eder ve sonucu zarard\u0131r.<\/p>\n<p>Bunun i\u00e7in Cen\u00e2b-\u0131 Allah bunu gayb \u015feklinde ve g\u00fcya bir nazariye (varsay\u0131m) halinde ve bununla beraber olay\u0131 g\u00f6ren bir nazariye halinde \u00e7irkin g\u00f6sterdikten sonra \u015fimdi ir\u015fad makam\u0131nda bir iltifat ile genel hitab\u0131na bir \u00f6zel par\u0131lt\u0131 veriyor. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>28- Allah&#8217;\u0131 nas\u0131l ink\u00e2r edersiniz ki, \u00f6l\u00fc idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine \u00f6ld\u00fcrecek, sonra yine diriltecek, sonra da d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcp ona g\u00f6t\u00fcr\u00fcleceksiniz.<\/p>\n<p>29- O ki, yery\u00fcz\u00fcnde ne varsa hepsini sizin i\u00e7in yaratt\u0131 . Sonra g\u00f6\u011fe y\u00f6neldi, onlar\u0131 yedi g\u00f6k olarak d\u00fczenledi. O, her \u015feyi bilir.<\/p>\n<p>28-Bu iki \u00e2yette b\u00fct\u00fcn d\u00fcnya ve ahiret ilimleri sakl\u0131d\u0131r. Hayat, hayat\u0131n ak\u0131\u015f\u0131, hayat\u0131n gayesi g\u00f6steriliyor. \u0130nsana ait yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n, Allah kat\u0131ndaki k\u0131ymeti anlat\u0131l\u0131yor. \u0130nsan\u0131n yer ve g\u00f6ky\u00fcz\u00fc, hepsinden faydalanma hakk\u0131 kaydediliyor. Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n ve yarat\u0131c\u0131n\u0131n delilleri \u00f6zetleniyor. Allah&#8217;\u0131n yaratmas\u0131, ac\u0131mas\u0131, l\u00fctuf ve keremi isbat olunuyor. \u00d6zet olarak be\u015ferin ruhu, yery\u00fcz\u00fcnden g\u00f6ky\u00fcz\u00fcne, hissolunandan d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclene y\u00fckseltiliyor ve bu ger\u00e7ekler kar\u015f\u0131s\u0131nda k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2ra nas\u0131l sap\u0131labilece\u011fi bir istifh\u00e2m-\u0131 ink\u00e2r\u00ee ile soruluyor ki, bu iltifat (s\u00f6z\u00fc \u00e7evirme)daki bela\u011fat\u0131n, nezahatin, ulviyetin, ilm\u00eeli\u011fin, ger\u00e7e\u011fin, ahl\u00e2k\u0131n parlakl\u0131\u011f\u0131na ve ho\u015flu\u011funa hayran olmamak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. K\u00fcf\u00fcr ve k\u00fcfr\u00e2n\u0131 k\u00f6t\u00fclemek ve insanlar\u0131 ondan uzak tutmak i\u00e7in bu sorudaki etkinin \u015fiddeti ne kadar b\u00fcy\u00fckt\u00fcr!<\/p>\n<p>Ey insanlar, insan ad\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yanlar ve \u00f6zellikle ey k\u00e2firler, ey m\u00fcnaf\u0131klar, ey f\u00e2s\u0131klar! Allah&#8217;a nas\u0131l nank\u00f6rl\u00fck eder de ilm\u00ee ve amel\u00ee k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2ra sapabilirsiniz? Az \u00e7ok irfan ve ahl\u00e2k\u0131 olanlar i\u00e7in bu nas\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir? halbuki siz hepiniz, gerek her biriniz, gerek t\u00fcm\u00fcn\u00fcz ba\u015flang\u0131\u00e7ta hep \u00f6l\u00fc idiniz, \u00f6l\u00fcler halindeydiniz, hayat\u0131n\u0131z yoktu. O zaman \u015fahs\u00ee olarak neyiniz vard\u0131? \u015eimdilik haydi ilerisi dursun, fakat en az bir toprak ve nihayet baban\u0131z\u0131n belinde bir nutfe, bir s\u00fcm\u00fck oldu\u011funuzu hat\u0131rlars\u0131n\u0131z ya? Ger\u00e7ekten siz b\u00f6yle cans\u0131z \u00f6l\u00fcler halindeydiniz. \u00d6l\u00fclerin kabre ta\u015f\u0131nd\u0131\u011f\u0131 gibi \u00f6teye beriye ta\u015f\u0131n\u0131p duruyordunuz. B\u00f6yle iken Allah size hayat (canl\u0131l\u0131k) verdi. Nefes al\u0131p verir, g\u0131dalan\u0131r, \u00fcrer, duyar, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, ister, istedi\u011fi yere gider, istedi\u011fi i\u015fi yapar, \u00e7evresindeki d\u0131\u015fa ait olaylara fizik\u00ee ve ruh\u00ee kuvvetleriyle dayan\u0131r, kar\u015f\u0131 koyar, etli, canl\u0131, ak\u0131ll\u0131, fikirli birer insan yapt\u0131. Bunlar\u0131 yapan kim ise, i\u015fte Allah odur. \u0130yi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz, bu hayat sizin kendinizin midir? Kendi \u015fahs\u00ee mal\u0131n\u0131z, m\u00fclk\u00fcn\u00fcz m\u00fcd\u00fcr? Elbette de\u011fil, o kadar de\u011fil ki, bir k\u0131l\u0131n\u0131z\u0131n rengini de\u011fi\u015ftiremezsiniz. Malum ya, ne de olsa, siz hayat\u0131 seversiniz ve ona her\u015feyi feda etmek istersiniz. Hayat\u0131n\u0131za faydas\u0131 dokunaca\u011f\u0131n\u0131 sand\u0131\u011f\u0131n\u0131z kimselerin kar\u015f\u0131s\u0131nda takla atars\u0131n\u0131z. Onlara kul k\u00f6le olursunuz. Halbuki kendinizi, bundan \u00f6nceki halinizi, gelece\u011finizi d\u00fc\u015f\u00fcnecek olursan\u0131z, bu hayat\u0131n sizin kendi mal\u0131n\u0131z olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlars\u0131n\u0131z. O halde bu hayat\u0131 size bah\u015feden Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 nas\u0131l ink\u00e2r eder ve O&#8217;na nas\u0131l nank\u00f6rl\u00fck edersiniz? Ediyorsunuz? Allah size hi\u00e7bir \u015fey yapmam\u0131\u015f ve yapm\u0131yacak olsa bile hayat\u0131n\u0131z\u0131n sahibi oldu\u011fu i\u00e7in, sizin O&#8217;na iman ve kulluk etmeniz, hayat sevdas\u0131yla Allah&#8217;\u0131 unutmaman\u0131z gerekir. Hem siz bu hayat\u0131 o kadar benimsemeyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah bundan sonra sizi yine \u00f6ld\u00fcr\u00fcr, \u00f6ld\u00fcr\u00fcyor ve \u00f6ld\u00fcrecek. \u015eimdi diyeceksiniz ki: &#8220;\u0130\u015fte biz de buna k\u0131z\u0131yor ve bundan y\u00fcz buluyoruz ya! \u0130man ve kulluk etsek de, etmesek de verilen hayat\u0131m\u0131z\u0131n sonra elimizden al\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz. Madem ki \u00f6lece\u011fiz ve madem ki Allah verdi\u011fini al\u0131yor, o halde hayat elimize ge\u00e7mi\u015fken iyi k\u00f6t\u00fc m\u00fcmk\u00fcn olan ne zevki varsa g\u00f6relim, diyoruz. \u00d6l\u00fcm derdi, o evleri y\u0131kan, zevkleri peri\u015fan eden, \u00e7ocuklar\u0131 yetim, kad\u0131nlar\u0131 dul b\u0131rakan, hayatlara k\u0131yan, hayatlar\u0131 pen\u00e7esinde k\u0131vrand\u0131ran o \u00f6l\u00fcm musibeti madem ki nas\u0131l olsa yakay\u0131 b\u0131rakm\u0131yor, art\u0131k d\u00fcnyaya bir daha gelecek de\u011filiz ya! \u015eu ge\u00e7ici hayata b\u00fct\u00fcn ihtir\u00e2s (a\u015f\u0131r\u0131 istek) ile sar\u0131lal\u0131m ve keyfimiz i\u00e7in ne yapabilirsek yapal\u0131m&#8221; demekten kendimizi alam\u0131yoruz ya! Fakat bu ne kadar yanl\u0131\u015ft\u0131r ve ne bedbaht bir zevktir! B\u00f6yle olsayd\u0131 bile, hayat\u0131n bu zevklerini b\u00f6yle k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne ve \u00e7\u0131lg\u0131ncas\u0131na de\u011fil, me\u015fru (dine uygun) yoluyla istifadeye \u00e7al\u0131\u015fmak ve Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya ihl\u00e2s ve te\u015fekk\u00fcr\u00fc en b\u00fcy\u00fck bir zevk bilmek ve O&#8217;na b\u00fcy\u00fck bir sevgi ve korku beslemek gerekirdi. Ve bunun o zaman hayatta da genel ve kapsaml\u0131 faydalar\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcrd\u00fc. Halbuki i\u015f bu kadar de\u011fil, bunun ilerisi de var. O sizi \u00f6ld\u00fcrd\u00fckten sonra yine diriltir ve diriltecektir. Size \u00f6nce verdi\u011fi gibi ve hatta ondan daha y\u00fcksek yine bir hayat verir ve verecektir. Ba&#8217;s\u00fc ba&#8217;de&#8217;l-mevt (\u00f6ld\u00fckten sonra dirilmek) de hakt\u0131r. G\u00f6rmez misin olan yine olur. E\u011fer olmasayd\u0131 sen k\u00e2inatta hi\u00e7bir kanun g\u00f6remezdin. Bir yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bir daha yapamazd\u0131n. \u0130limden, sanattan hi\u00e7bir hissen olmazd\u0131. Sen bu sayededir ki hangi \u015feyi iyi bilirsen onu bir daha ve bir daha yapabilirsin. Tohumlar\u0131n\u0131 bu sayede eker, \u00e7iftlerini bu sayede s\u00fcrer, has\u0131lat\u0131n\u0131 bu sayede kald\u0131r\u0131rs\u0131n. Atlara, arabalara, trenlere, otomobillere, vapurlara, u\u00e7aklara bu sayede biner; onlar\u0131 da bu sayede yapabilirsin. Sen hayat kanununu tamamen bilseydin, bu konuda hi\u00e7bir \u015f\u00fcphe ta\u015f\u0131mazd\u0131n. O zaman sen bile bir hayat sahibi yapabilir ve onu bozduktan sonra tekrar yine yapabilirdin. \u015eimdi yapam\u0131yorsan ilim ve fennin, kudret ve sanat\u0131n buna yeti\u015fmiyorsa, hen\u00fcz hayat kanununu bilemedi\u011finden, hen\u00fcz maddelerin, ruhlar\u0131n ilk s\u0131rlar\u0131na n\u00fcfuz edemedi\u011finden, daha esas\u0131nda yaratmak, halketmek kudretine bizzat sahip olamad\u0131\u011f\u0131ndand\u0131r. Zaten sen maddenin asl\u0131n\u0131, kuvveti g\u00f6remezsin. G\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn onlar\u0131n sonu\u00e7lar\u0131, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fleridir. \u0130lmin, fennin, kudretin de bunlara uygundur. Bunlar\u0131n i\u00e7inde d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn ilk maddeyi bulsan, onlar\u0131n s\u0131rlar\u0131na da n\u00fcfuz etsen acaba b\u00fct\u00fcn kuvvetleri, ruhlar\u0131, melekleri ke\u015ffetmi\u015f olacak m\u0131s\u0131n? Yaratma g\u00fcc\u00fcne esas\u0131ndan sahip olacak m\u0131s\u0131n? Hay\u0131r! Maddeyi veya kuvveti asl\u0131ndan yok edecek veya meydana getirebilecek misin? Kendi kendine hay\u0131r. Fakat onlar\u0131 oldu\u011fu kadar al\u0131p, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n verdi\u011fi ruhunla tasarruf edebileceksen ve bizzat Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya daha husus\u00ee bir ilgi kurabilirsen, o zaman Allah&#8217;\u0131n izniyle ya\u015fama ve ya\u015fatma s\u0131rr\u0131na da v\u00e2k\u0131f olabilirsin. Sen bunlar\u0131 hen\u00fcz bilemiyor, yapam\u0131yorsan hayat kanununun asl\u0131na eremiyorsan, ortada var olan ya\u015famay\u0131 ve ya\u015fatmay\u0131 da inkar edemezsin ya? Ger\u00e7ekte bir hayat\u0131n ve bir hayat kanununun ak\u0131\u015f\u0131nda \u015f\u00fcphe edemezsin ya? Ve hele bu kanunun sende, senin kendinde tatbik edilmi\u015f bulundu\u011funda \u015f\u00fcphe etmenin hi\u00e7 m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur ya? O halde bu delil ile \u015funu zorunlu olarak bilirsin ki, bu hayat\u0131 yapan ve bunun kanununu bilen bir y\u00fcksek zat vard\u0131r. Hayat ve hayat kanunu hak ve onu yapan ve bilen Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. \u015eu halde olan yine olacak, \u00f6len yine dirilecektir. Ve bunu ancak Allah yapabilecektir. Nas\u0131l ve nerede yapaca\u011f\u0131na gelince onu kendi bilir. Bize bildirdi\u011fi yapaca\u011f\u0131 ve her halde yapaca\u011f\u0131d\u0131r. Dilerse yerde yapar, dilerse g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131kar\u0131r, dilerse kabirde yapar, dilerse k\u0131yamette. Her halde bu bizim di\u011fer bir halimiz, di\u011fer bir hayat\u0131m\u0131z olacakt\u0131r ki, onun durumlar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamaya bug\u00fcnk\u00fc ak\u0131llar\u0131m\u0131z\u0131n yetene\u011fi yoktur. O, ahiret \u00e2lemidir. Onunla aram\u0131zda ge\u00e7ilecek &#8220;berzah&#8221; vard\u0131r. Kabir \u00e2lemi, kabir hayat\u0131 Cenab-\u0131 Hak c\u00fcmlemize yard\u0131m etsin, bu ge\u00e7itleri kolayl\u0131kla, tatl\u0131l\u0131kla ge\u00e7irtsin, k\u00e2mil iman, g\u00fczel amel ile h\u00fcsn-i h\u00e2time (g\u00fczel son) nasip etsin. Buradaki &#8220;sonra sizi diriltir&#8221; kabir hayat\u0131 ile de tefsir edilmi\u015ftir. K\u0131yametten sonra dirilme ile de tefsir edilmi\u015ftir. Hangisiyle olursa olsun i\u015fler bununla da kalmayacakt\u0131r. sonra hepiniz ona d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz. Bu ilk hayatta ne huy kazand\u0131n\u0131zsa, ona g\u00f6re tart\u0131dan ge\u00e7ecek, m\u00fck\u00e2fat veya cezas\u0131na ereceksiniz. &#8220;Kim zerre a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131nca hay\u0131r yapm\u0131\u015fsa onu g\u00f6r\u00fcr. Ve kim zerre a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131nca \u015fer yapm\u0131\u015fsa onu g\u00f6r\u00fcr.&#8221; (Zilz\u00e2l, 99\/7-8) s\u0131rr\u0131 ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r. Ve o zaman cennet ve r\u0131dvan ehli: &#8220;\u00c2lemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a hamdolsun.&#8221; (Z\u00fcmer, 39\/75) diyecektir.<\/p>\n<p>29-Sonu\u00e7 b\u00f6yle. Bir de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n d\u00fcnk\u00fc ve bug\u00fcnk\u00fc l\u00fctuflar\u0131n\u0131 dinleyiniz: O Allah, o \u015fan sahibi Yarat\u0131c\u0131d\u0131r ki, bak\u0131n\u0131z size neler ihsan etmi\u015f: \u00f6nce \u015fu alt\u0131n\u0131zdaki yeri ve bu yerde bulunan \u015feylerin hepsini: unsurlar\u0131, bile\u015fiklerini, denizleri, karalar\u0131, da\u011flar\u0131, dereleri, ovalar\u0131, \u00e7\u00f6lleri, ormanlar\u0131, \u0131rmaklar\u0131, p\u0131narlar\u0131, madenleri, otlar\u0131, a\u011fa\u00e7lar\u0131, \u00e7i\u00e7ekleri, meyveleri, hayvanlar\u0131, ku\u015flar\u0131, has\u0131l\u0131 denilen \u015feylerin hepsini sizin i\u00e7in, sizin hayat\u0131n\u0131z ve \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fczde faydalanman\u0131z i\u00e7in yaratt\u0131. Hep bunlar\u0131, insan\u0131 yaratmak ve yaratt\u0131ktan sonra mesut ya\u015fatmak i\u00e7in yaratt\u0131. Hepsini insanlara itaatl\u0131, \u00e7ekici ve m\u00fcbah k\u0131ld\u0131. \u015eu halde esas itibariyle bunlar\u0131n hepsinden insanlar i\u00e7in bir faydalanma hakk\u0131 ve bir faydalanma \u015fekli vard\u0131r. Ve bu faydalanma \u015fekli baz\u0131s\u0131nda m\u00fcsbet ve baz\u0131s\u0131nda menfi bir durumdad\u0131r. Hepsinin faydal\u0131 olmas\u0131, her birinin, her \u015fekilde ve herkes i\u00e7in faydal\u0131 olmas\u0131 demek olmaz. Bir k\u0131sm\u0131nda zararl\u0131 olma durumu da vard\u0131r. Bu y\u00f6nden yine Allah&#8217;\u0131n ikinci derecede ayr\u0131 tutaca\u011f\u0131 zararl\u0131 baz\u0131 haram k\u0131l\u0131nan \u015feyler ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckler gibi hususlardan ve bir de birbirinize g\u00f6re kazan\u0131lm\u0131\u015f hak olmu\u015f mallar ve m\u00fclkler gibi \u015feylerin d\u0131\u015f\u0131nda faydalanma sizin i\u00e7in m\u00fcbah k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Buna F\u0131k\u0131h ilminde &#8220;ib\u00e2ha-i asliyye = asl\u00ee m\u00fcbah etme&#8221; denir. Ve bu serbest k\u0131lman\u0131n delili yaln\u0131z ak\u0131l de\u011fil, bu nasst\u0131r. &#8220;Canlar, \u0131rz ve namusun d\u0131\u015f\u0131nda e\u015fyada aslolan m\u00fcbah olmakt\u0131r. \u00d6zel bir haram olma delili bulunmad\u0131k\u00e7a m\u00fcbah ile amel olunur.&#8221; \u015feklindeki f\u0131k\u0131h kaidesi bu nasdan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Yaln\u0131z ak\u0131llara kalsayd\u0131, kimi hep m\u00fcbah der, kimi hep haram der, kimi de \u015fa\u015f\u0131r\u0131r kal\u0131rd\u0131. Nitekim \u00f6yle olmu\u015f ve olmaktad\u0131r. Burada \u015funa dikkat etmek gerekir ki, bu serbestlik, insanlar\u0131n t\u00fcm\u00fcne e\u015fit olarak yap\u0131lm\u0131\u015f; insanlar insan i\u00e7in yarat\u0131lmam\u0131\u015f ve birbirlerine m\u00fcbah k\u0131l\u0131nmam\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in insanlar\u0131n canlar\u0131, \u0131rzlar\u0131, birbirlerine m\u00fcbah de\u011fildir. Hatta bir insan kendi can\u0131n\u0131, \u0131rz\u0131n\u0131 bile diledi\u011fi gibi kullanmaya izinli de\u011fildir. \u0130nsanlar, kendileri i\u00e7in de\u011fil, Allah&#8217;a kulluk i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Ben cinleri ve insanlar\u0131, ancak bana kulluk etsinler diye yaratt\u0131m.&#8221; (Z\u00e2riy\u00e2t, 51\/56). \u015eu halde insanlar\u0131n kendini \u00f6ld\u00fcrmeye, kendini veya \u0131rz\u0131n\u0131 ba\u015fkas\u0131na satmaya hakk\u0131 yoktur. Ancak Allah&#8217;\u0131n emrine ve h\u00fck\u00fcmlerine uygun me\u015fru nikaha izinlidir. Tersinde g\u00fcnahk\u00e2r olur. \u0130nsanlar\u0131n amelleri, mallar\u0131, m\u00fclkleri de birbirlerine kar\u015f\u0131 kendilerine ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar da di\u011ferlerine yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat kendileri i\u00e7in m\u00fcbah oldu\u011fundan kendi r\u0131zalar\u0131yle di\u011ferlerine de terkedebilir ve verebilirler. Akidler (anla\u015fmalar) ve mal\u00ee i\u015flemler bu esas \u00fczerine y\u00fcr\u00fcr. H\u00e2s\u0131l\u0131 hayat hakk\u0131na, h\u00fcrriyet hakk\u0131na ve namus hakk\u0131na hi\u00e7bir kimsenin kar\u0131\u015fma hakk\u0131 yoktur. Bunlar insan\u0131n do\u011frudan do\u011fruya Allah hakk\u0131 olan esasa dair haklar\u0131d\u0131r. Ve bunlara sald\u0131rma, tecav\u00fcz b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlardand\u0131r. Ak\u0131l ve din de b\u00f6yledir.Canlarda, \u0131rz ve namusda, ak\u0131lda, dinde aslolan, m\u00fcbah olma de\u011fil haram olmad\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Cenab-\u0131 Allah insanlar\u0131 bu kadar y\u00fcksek yaratm\u0131\u015f ve b\u00f6yle yaratmak ve b\u00f6yle ya\u015fatmak i\u00e7in \u00f6nce b\u00fct\u00fcn yery\u00fcz\u00fcn\u00fc ve yery\u00fcz\u00fcndeki b\u00fct\u00fcn \u015feyleri yarat\u0131p onlar\u0131n faydalanmas\u0131na haz\u0131r k\u0131lm\u0131\u015f, bunlar\u0131 onlar i\u00e7in yaratm\u0131\u015f ve hatta bu kadarla da kalmam\u0131\u015f, sonra yukar\u0131ya da ge\u00e7mi\u015f, g\u00f6k y\u00fcz\u00fcne do\u011frulmu\u015f, iradesini g\u00f6klere \u00e7evirmi\u015f ve bunun \u00fczerine g\u00f6ky\u00fcz\u00fcn\u00fcn par\u00e7alar\u0131n\u0131, bunlardan \u00f6zellikle &#8220;yedi sema&#8221;y\u0131 d\u00fczeltmi\u015f, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn yarat\u0131lmas\u0131 \u00fczerine bunlarda da de\u011fi\u015fiklik yapm\u0131\u015f, ortaya \u00e7\u0131kan de\u011fi\u015fim bunal\u0131m\u0131n\u0131 nizama koymu\u015f, bunlardan da yery\u00fcz\u00fcne ve insanlara faydalar sa\u011flam\u0131\u015ft\u0131r. Bu sayededir ki insanlar bu g\u00f6rkemli bina i\u00e7inde ya\u015farlar, yerler, i\u00e7erler, sulan\u0131rlar, nefes al\u0131rlar, \u0131\u015f\u0131k, \u0131s\u0131 al\u0131rlar, Hakk&#8217;\u0131n alametlerini g\u00f6rerek, ilimler, fenler edinirler. Bak\u0131\u015flar\u0131yla, ruhlar\u0131yla ve hatta Allah nasip edince cisimleriyle \u00e7\u0131karlar, mirac yaparlar k\u0131sm\u0131 zamirinden bedeldir ve bedel-i b\u00e2z oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc buyurulmay\u0131p par\u00e7alara ve fertlere veya \u00e7e\u015fitlere i\u015faret ederek buyurulmas\u0131 k\u0131s\u0131mlara ay\u0131rma karinesidir.<\/p>\n<p>Burada insanlar\u0131n hayattan \u00f6nce \u00f6l\u00fcler ve hatta insan cinsinin yok oldu\u011fu devirlerin bir \u00f6zeti, (Bakara, 2\/22) \u00e2yetinin bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 ve vasf\u0131n\u0131n bir isbat\u0131 ve be\u015fer hayat\u0131n\u0131n \u015fimdiki ve ge\u00e7mi\u015fteki \u015fartlar\u0131n\u0131n bir tasviri ve insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n k\u0131ymet ve y\u00fcksekli\u011fi, nihayet il\u00e2h\u00ee yard\u0131m ve rahmetin geni\u015fli\u011fi ile Allah&#8217;\u0131n zat ve s\u0131fatlar\u0131n\u0131 ink\u00e2rc\u0131lara isbat ve te\u015fekk\u00fcr ile kulluk g\u00f6revine davet vard\u0131r ki, \u015eeyh Sad\u00ee merhum &#8220;G\u00fclistan&#8221;\u0131nda bu kavram\u0131 \u015f\u00f6yle ifade etmi\u015ftir:<\/p>\n<p>&#8220;Bulut, r\u00fczgar, ay, g\u00fcne\u015f, felek hepsi i\u015flerinde \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorlar. T\u00e2 ki sen eline bir ekmek ge\u00e7irebilesin ve gafletle yemeyesin.&#8221;<\/p>\n<p>Demek Allah Te\u00e2l\u00e2 insan\u0131 yaln\u0131z, yerde ya\u015fayacak ve yerdeki \u015feylerden faydalanabilecek bir halde yaratmam\u0131\u015f, ona g\u00f6ky\u00fcz\u00fcnden de bir faydalanma hissesi ay\u0131rm\u0131\u015f ve hatta bununla ilgili olarak g\u00f6klerin yedisinde de\u011fi\u015fiklik yapm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde insan yaln\u0131z yery\u00fcz\u00fcne has bir yarat\u0131k de\u011fildir. O, yerlerde daral\u0131rsa g\u00f6klerden faydalanmaya izinlidir. Fakat bunun i\u00e7in \u00f6nce ruhu sem\u00e2v\u00eelik hislerini duymal\u0131 ve Allah&#8217;\u0131 tan\u0131mal\u0131d\u0131r. Yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn \u015fehvetli ve hayvan\u00ee d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fcklerinde bo\u011fulanlar ise bu y\u00fckseli\u015ften mahrumdurlar. &#8220;Yar\u0131n yerdeki nimetler t\u00fckenecek biz a\u00e7 kalaca\u011f\u0131z.&#8221; diye a\u011flar dururlar.<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphe yok ki \u00f6nce yerdekilerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131, sonra da g\u00f6klerin d\u00fczeltilmesi meselesinde sonral\u0131k (yani nin m\u00e2n\u00e2s\u0131) zaman itibariyle de\u011fil, r\u00fctbe bak\u0131m\u0131ndan (yani ifade nokta-i nazar\u0131ndan) bir sonral\u0131kt\u0131r. Zira bu konuda a\u00e7\u0131klaman\u0131n gayesi, insanlar\u0131n ayd\u0131nlat\u0131lmas\u0131d\u0131r. Halbuki be\u015fer idraki bak\u0131m\u0131ndan \u00e2lemin merkezi insan\u0131n kendisidir. B\u00fct\u00fcn d\u0131\u015f idraki bu merkezde toplan\u0131r. \u0130drakin \u00e7ekicili\u011fi &#8220;ben&#8221;den ba\u015flar. Buna birinci derecede yak\u0131n olan da aya\u011f\u0131n\u0131n alt\u0131ndaki yer ve sonra g\u00f6kt\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan yeri \u00f6nce dokunuculu\u011fu ve kendi a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131yle tan\u0131r. Dokunma ise di\u011fer duyulardan \u00f6ncedir. Ve idraki en yak\u0131ndand\u0131r ve hatta bu seviyeden pek y\u00fckselememi\u015f olan nice insanlar vard\u0131r ki, kendisini sadece yerle ilgilenen bir yarat\u0131k san\u0131r. Ve semadaki menfaatlerinden gafildir. Cenab-\u0131 Hak da uyarmalar\u0131n\u0131, be\u015fer idrakinin bu ak\u0131\u015f\u0131na g\u00f6re a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r ki, bunun d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcnden yer, semadan \u00f6nce yarat\u0131lm\u0131\u015f gibi anlamamal\u0131d\u0131r. Bununla beraber burada semalar\u0131n d\u00fczeltilmesinin hakiki ve zamanla ilgili bir gecikmesine i\u015faret yok demek de do\u011fru de\u011fildir. Baz\u0131 tefsircilerin anlad\u0131klar\u0131 \u00fczere (sonra) hakikat olarak al\u0131nabilir. Ger\u00e7i yer mutlaka semadan \u00f6nce yarat\u0131lm\u0131\u015f de\u011fildir &#8220;Yerle g\u00f6k biti\u015fik idi.&#8221; (Enbiya, 21\/30). Fakat yerin hilkat fezas\u0131nda bir \u00f6zel cisim olarak yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman ile ondan \u00f6nceki semaya ait tesviyenin aynen kalmamas\u0131 gerekirdi. Bug\u00fcn fen bilimleri bak\u0131m\u0131ndan d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz ki, yery\u00fcz\u00fc olu\u015ftu\u011fu andan itibaren \u00f6zel a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131, \u00e7ekicili\u011fi, iticili\u011fi bak\u0131m\u0131ndan mensub oldu\u011fu g\u00f6k cisimleri sisteminin durumlar\u0131nda ve arada hapsedilmi\u015f dalgada, esire ait dumanda, genel \u00e7ekim nizam\u0131n\u0131n bir de\u011fi\u015fimi, bir ink\u0131l\u00e2b\u0131 olmu\u015ftur. \u015eu halde yer \u00e7ekimi ile ilgili olan yedi seman\u0131n tesviyesi ve nizam\u0131, yerin yarat\u0131lmas\u0131ndan \u00f6nce de\u011fil, sonra olmas\u0131 gerekir. Ve bu \u015fekilde yer \u00e7ekiminin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan asla m\u00fcteessir olmayan seman\u0131n y\u00f6n\u00fc bu tesviyede dahil olmaz ve onlar bu yedi seman\u0131n arkas\u0131 kal\u0131r.<\/p>\n<p>Bug\u00fcnk\u00fc fen, astronomi ilmi hen\u00fcz g\u00f6k cisimlerinin ikisinden fazlas\u0131 aras\u0131ndaki \u00e7ekim de\u011fi\u015fimlerini hesap edebilmekten aciz kald\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki bu tesviyenin s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 tayin edebilmekten uzakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu &#8220;yedi sema&#8221;n\u0131n tefsir ve yorumunda ba\u015fl\u0131ca iki d\u00fc\u015f\u00fcnce vard\u0131r: Birisi yerden Ven\u00fcs&#8217;e kadar bir; Ven\u00fcs&#8217;ten Merk\u00fcr&#8217;e kadar iki; Merk\u00fcr&#8217;den G\u00fcne\u015f&#8217;e \u00fc\u00e7; G\u00fcne\u015f&#8217;ten Merih&#8217;e yahut yine yerden Merih&#8217;e d\u00f6rt; Merih&#8217;ten J\u00fcpiter&#8217;e be\u015f; J\u00fcpiter&#8217;den Sat\u00fcrn&#8217;e alt\u0131; Sat\u00fcrn&#8217;den daha ilerisine kadar yedidir ki, sonradan ke\u015ffedilmi\u015f olan \u00dcran\u00fcs ve Nept\u00fcn gezegenleri ve daha ke\u015ffedilmesi m\u00fcmk\u00fcn olanlar hep bu yedinci hudud i\u00e7inde demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu takdirde bu &#8220;yedi sema&#8221; \u00f6zellikle yerin yarat\u0131lmas\u0131 \u00fczerine tesviyeye dahil olanlard\u0131r. Bug\u00fcn bu tesviyenin daha ileri gitti\u011fi isbat edilemez. Bu d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00e7o\u011funlukla, astronomi ilmi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc takip edenlerindir ki, zaman\u0131m\u0131z\u0131n astronomi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne de ayk\u0131r\u0131 de\u011fildir. Zira bunda bahis konusu yerin merkezli\u011fi de\u011fil, yere g\u00f6\u011fe g\u00f6k kelimesinin tatbikidir. G\u00fcne\u015f sisteminde d\u00fcnya merkez olmamakla beraber bizim taht\u0131m\u0131z, idrak ve d\u00fc\u015f\u00fcncemizin ba\u015flang\u0131c\u0131 da bizzat kendimiz ve yerin \u00e7ekimi oldu\u011fundan, bu tertip o itibarlad\u0131r ve izaf\u00eedir. Ba\u015fka bir gezegende bulunsak, o zaman bunu o yer tasavvur etmemiz gerekirdi. Mesela G\u00fcne\u015fte bulundu\u011fumuzu farzedersek Merk\u00fcr bir, Ven\u00fcs iki, D\u00fcnya \u00fc\u00e7, Merih d\u00f6rt, M\u00fc\u015fteri be\u015f, Sat\u00fcrn alt\u0131, ilerisi yedi deriz ve bu misale g\u00f6re yedi tane de yer tasavvur etmemiz gerekir. Eski Batlamyus astronomisini takip edenler Ay&#8217;\u0131 birinci gezegen sayd\u0131klar\u0131ndan, ondan ba\u015flarlard\u0131 ve yedincisi Sat\u00fcrn&#8217;e dayan\u0131rd\u0131 ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki sema \u00e2yetlerini o astronomiye tatbik etmek i\u00e7in fen derdiyle zahmetler \u00e7ekerlerdi. Ger\u00e7ekte astronomi ilminin matematikle ilgili olan hesap meseleleri ve \u00e7ok eski zamanlardan beri ay tutulmas\u0131 ve g\u00fcne\u015f tutulmas\u0131 hesaplar\u0131ndaki isabetlerin ink\u00e2r edilmemesi gerekirdi. Fakat bunlarla astronominin ilm\u00ee prensiplerini te\u015fkil eden nazariyat (varsay\u0131mlar) ve hatta faraziyeleri ay\u0131rmak laz\u0131m gelirdi. Mesela Batlamyus astronomisinin b\u00fct\u00fcn esas\u0131 \u015fu g\u00f6r\u00fc\u015fte toplan\u0131yordu: &#8220;Gezegenlerde iki hareket g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Bunun biri tabi\u00ee ise, di\u011feri her halde zorla olmas\u0131 gerekir. Bu da her birinin bir y\u00f6r\u00fcngede saplanm\u0131\u015f olmas\u0131na ve onun hareketiyle m\u00fcteharrik (hareketli) olmas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u015eu halde yedi gezegenin bir y\u00f6r\u00fcngesi, sabit g\u00f6k cisimlerinin de bir y\u00f6r\u00fcngesi ve t\u00fcm\u00fcn\u00fc kapsayan bir de Atlas y\u00f6r\u00fcngesi vard\u0131r. Ve g\u00fcnl\u00fck hareket bu Atlas y\u00f6r\u00fcngesinindir.&#8221; diyorlard\u0131. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k Tefsir \u00e2limleri ve hatta Kel\u00e2m bilginleri de bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn kat&#8217;\u00ee olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, di\u011fer bir sebebin d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilece\u011fini s\u00f6yl\u00fcyorlard\u0131. Ve hatta ilk \u00f6nce filozoflardan Sabit b. Kurre bir &#8220;\u00e7ekim nazariyesi&#8221;ni bile a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131. Ger\u00e7ekten sonradan &#8220;genel \u00e7ekim nazariyesi&#8221; geli\u015ftirildi ve onun \u00fczerine \u00e7ok eski olan &#8220;skut (d\u00fc\u015fme) nazariyesi&#8221;nin te&#8217;yidiyle yeni ve m\u00fckemmel bir astronomi ilmi kuruldu. Fakat bu astronomi, eskisi gibi b\u00fct\u00fcn \u00e2lemin t\u00fcm\u00fcn\u00fc kapsama davas\u0131ndan vazge\u00e7erek ciddi me\u015fguliyet s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 G\u00fcne\u015f sistemi i\u00e7ine tahsis etti. \u015eu halde bunda bu sistem d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131k\u0131larak yap\u0131lan d\u00fc\u015f\u00fcnceler s\u0131rf faraziyedir. Genel \u00e7ekim kanunu bug\u00fcn adeta herkes\u00e7e bilinen bir ger\u00e7ek halini alm\u0131\u015f bir ilm\u00ee konu olmu\u015ftur. Ve ger\u00e7ekten semalar (g\u00f6kler)\u0131n direksiz durmalar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak bak\u0131m\u0131ndan da Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a ait beyanlara \u00e7ok uygundur. Ve hen\u00fcz bu konuda istikr\u00e2\u00ee (t\u00fcme var\u0131m) ve tecr\u00fcbeye ait bir bozma \u00f6rne\u011fi de g\u00f6r\u00fclmemi\u015ftir. Ancak &#8220;cazibe&#8221; kelimesi o kadar m\u00fccerred (soyut) ve o kadar m\u00e2nev\u00ee bir kavram ifade ediyor ki, bunu bir &#8220;melek&#8221; kelimesiyle tasavvur etmek ve bizzat il\u00e2h\u00ee kudrete ba\u011flamak daha ciddi ve daha hikmetli olurdu.<\/p>\n<p>&#8220;Yedi sem\u00e2&#8221;daki di\u011fer d\u00fc\u015f\u00fcnceye gelince: D\u00fcnyan\u0131n \u00fcst\u00fcnde b\u00fct\u00fcn y\u0131ld\u0131zlar\u0131n s\u00fcsledi\u011fi madd\u00ee \u00e2lemin hepsi bir semad\u0131r. Yedi seman\u0131n birincisidir. Ve bunun \u00f6tesinde bundan ba\u015fka alt\u0131 sema daha vard\u0131r. Bunlar ruhan\u00ee ve akla uygun olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fckleri zaman fezan\u0131n cisimlere uygunlu\u011fu gibi aralar\u0131nda uyma ve uygunluk kavram\u0131 daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. &#8220;Biz d\u00fcnya semas\u0131n\u0131 y\u0131ld\u0131zlar\u0131n zinetiyle s\u00fcsledik.&#8221; (Saff\u00e2t, 37\/6) ifadesi de bunda a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ve \u0130sl\u00e2m&#8217;da tefsir \u00e2limlerinin en b\u00fcy\u00fcklerinin kanaatlar\u0131 budur. Sonra mi&#8217;rac hadiselerinde de semalar\u0131n b\u00f6yle ruhan\u00ee m\u00e2n\u00e2lar\u0131na i\u015faret vard\u0131r. Cenab-\u0131 Hak her an bunlar\u0131n \u00e7e\u015fitli durumlar\u0131n\u0131 tesviye etmektedir. Ve bu tesviye madd\u00ee \u015feylere ba\u011fl\u0131 de\u011fildir ve hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz yeri yaratmas\u0131 \u00fczerine de bunlara bir \u00f6zel tesviye vermi\u015f ve arz \u00fczerinde yarataca\u011f\u0131 insanlar\u0131n yarat\u0131lmas\u0131 ve sonra onlar\u0131n faydalanmalar\u0131 i\u00e7in meleklerine emirler vermi\u015f, tesirler yapt\u0131rm\u0131\u015f, \u00e2lemin fezas\u0131nda cereyan eden yeni bir s\u00fcnnet a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. \u015eimdi baz\u0131lar\u0131 burada diyebilir ki, &#8220;acaip, olaylar\u0131n cereyan\u0131 b\u00f6yle ilm\u00ee midir? Bunlar\u0131 k\u00f6r bir kuvvet, geli\u015fi g\u00fczel, tesad\u00fcfe ba\u011fl\u0131 olarak gerektirivermi\u015f de\u011fil midir? Bu kadar sonsuz \u015feyler ilme nas\u0131l s\u0131\u011far? Ve insan yarat\u0131lmadan \u00f6nce, onun yarat\u0131laca\u011f\u0131 bilinip, hesap edilerek yer ve g\u00f6k ona g\u00f6re nas\u0131l haz\u0131rlan\u0131r?&#8221; Buna cevap olarak da buyuruluyor ki, siz bunlar\u0131 uzak g\u00f6rmeyin O Allah her \u015feyi bilendir, ezel\u00ee ve ebed\u00ee olarak bilendir. Onda b\u00fct\u00fcn ilimlerin ilmi vard\u0131r. Onun ilmi olmasayd\u0131 ilim nereden \u00e7\u0131kard\u0131? Sebepler ve m\u00fcsebbeb (sonu\u00e7)lar birbirine nas\u0131l ba\u011fl\u0131 olurdu? Fen ilimleri nas\u0131l kurulurdu? Yer ve g\u00f6k hayata \u00f6nceden haz\u0131rlanm\u0131\u015f olmasayd\u0131 hayat nas\u0131l ortaya \u00e7\u0131kard\u0131? \u0130\u015fte Allah b\u00f6yle bir Allah&#8217;t\u0131r. Ve insanlar\u0131 b\u00f6yle y\u00fcksek bir ilim ve kudretle, b\u00f6yle geni\u015f bir rahmetle yer ve g\u00f6\u011f\u00fcn bir \u00fcr\u00fcn\u00fc, bir k\u00fc\u00e7\u00fck n\u00fcshas\u0131 ve belki b\u00fcy\u00fck n\u00fcshas\u0131 olarak yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Ve b\u00fct\u00fcn saadetlerinin sebeplerini de haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131r. Art\u0131k bu d\u00fc\u015f\u00fck, miskin hayattan silkininiz, bu devirleri, bu nimetleri hat\u0131rlay\u0131n\u0131z. Ruhunuzun ne gibi y\u00fcksekliklere aday k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz. Bu yerde ve g\u00f6klerde ara\u015ft\u0131rmalar yap\u0131n\u0131z, menfaatiniz i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015f ve haz\u0131rlanm\u0131\u015f olan \u015feyleri bulunuz ve Allah yolunda bunlardan faydalanarak da di\u011fer hayata, ahiret hayat\u0131na haz\u0131rlan\u0131n\u0131z. Siz b\u00fct\u00fcn bu mertebelerden ge\u00e7irilip Allah&#8217;a d\u00f6nd\u00fcr\u00fcleceksiniz. \u015eu halde y\u00fckseliniz ve y\u00fckselmeye azmediniz. \u015eimdi bunlara kar\u015f\u0131 Allah&#8217;a nas\u0131l k\u00fcf\u00fcr veya k\u00fcfr\u00e2n (ink\u00e2r) edersiniz? Bu y\u00fckseklikleri, bu derinlikleri iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz. Bundan ba\u015fka as\u0131l (k\u00f6k) ve nesebinizi bilmek ve bu nimetlerle bir bina, bir d\u00f6\u015fek i\u00e7inde y\u00fcksek karde\u015f hayat\u0131 ya\u015famak ve sizi aldatacak fikirlerden sak\u0131nmak i\u00e7in \u015funu ibret nazariyle dinleyin ve ilme \u00f6nem verin. Al\u00eem (her \u015feyi bilici) olan Allah&#8217;a bak\u0131n\u0131z ne buyuruyor:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>30- Bir zamanlar Rabb&#8217;in meleklere: &#8220;Ben yery\u00fcz\u00fcnde bir halife yarataca\u011f\u0131m&#8221; demi\u015fti. (Melekler): &#8220;A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan d\u00f6kecek birisini mi yaratacaks\u0131n? Oysa biz seni \u00f6verek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz&#8221; dediler. (Rabb&#8217;in): &#8220;Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>31- Ve \u00c2dem&#8217;e isimlerin hepsini \u00f6\u011fretti, sonra onlar\u0131 meleklere g\u00f6sterip: &#8220;Haydi davan\u0131zda sad\u0131ksan\u0131z bana \u015funlar\u0131 isimleriyle haber verin.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>32- Dediler ki: &#8220;Y\u00fccesin sen (ya Rab!). Bizim, senin bize \u00f6\u011fretti\u011finden ba\u015fka bir bilgimiz yoktur. \u015e\u00fcphesiz sen bilensin, hak\u00eemsin&#8221;.<\/p>\n<p>33- (Allah): &#8220;Ey \u00c2dem, bunlara onlar\u0131 isimleriyle haber ver.&#8221; dedi. Bu emir \u00fczerine \u00c2dem onlara isimleriyle onlar\u0131 haber verince, (Allah): &#8220;Ben size, ben g\u00f6klerin ve yerin gayblar\u0131n\u0131 bilirim, sizin a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 da, i\u00e7inizde gizledi\u011finizi de bilirim&#8221; dememi\u015f miydim?&#8221; dedi.<\/p>\n<p>34- Ve o zaman meleklere: &#8220;\u00c2dem&#8217;e secde edin!&#8221; dedik, hemen secde ettiler. Yaln\u0131z \u0130blis dayatt\u0131, kibrine yediremedi, ink\u00e2rc\u0131lardan oldu.<\/p>\n<p>35- Dedik ki: &#8220;Ey \u00c2dem, sen ve e\u015fin cennette oturun, ikiniz de ondan diledi\u011finiz yerde bol bol yeyin, fakat \u015fu a\u011faca yakla\u015fmay\u0131n, yoksa zalimlerden olursunuz.&#8221;<\/p>\n<p>36- Bunun \u00fczerine \u015feytan onlar\u0131(n aya\u011f\u0131n\u0131) oradan kayd\u0131rd\u0131, i\u00e7inde bulunduklar\u0131 (cennet yurdu)ndan \u00e7\u0131kard\u0131. Biz de: &#8220;Birbi<\/p>\n<p>rinize d\u00fc\u015fman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin i\u00e7in bir karar yeri ve bir nasib vard\u0131r.&#8221; dedik. 37- Derken \u00c2dem Rabb&#8217;\u0131ndan birtak\u0131m kelimeler ald\u0131, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi \u00e7ok kabul eden, \u00e7ok esirgeyendir.<\/p>\n<p>38- Onlara dedik ki: &#8220;Hepiniz oradan inin. Size benim taraf\u0131mdan bir hidayet rehberi geldi\u011finde, kim o hidayet\u00e7imin izinde giderse, onlar i\u00e7in hi\u00e7bir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>39- \u0130nk\u00e2r edip \u00e2yetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebed\u00ee olarak kalacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>30-Burada hitap yine \u00f6nce Resulullah&#8217;a y\u00f6neltilmi\u015ftir. Demek k\u0131ssan\u0131n i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc hakk\u0131yla o anlayacak ve izinli oldu\u011fu kadar da o anlatacakt\u0131r. Bununla beraber buna, her ferde ait genel hitap ne\u015fesi de verilmi\u015ftir. Demek ki bunda a\u00e7\u0131k bir genel istifade de vard\u0131r. Ve her ferdin bunu nefsinde anlamas\u0131 ve tatbik etmesi istenir. Bunda a\u00e7\u0131k olarak Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131, kaza ve kader, Allah kat\u0131nda \u00c2dem&#8217;in k\u0131ymetinin ba\u015flang\u0131c\u0131, be\u015fer\u00ee \u00fcremenin ba\u015flang\u0131c\u0131, din, ilim ve dilin ba\u015flang\u0131c\u0131, vazife ve karde\u015fli\u011fin ba\u015flang\u0131c\u0131, sosyolojinin ba\u015flang\u0131c\u0131, hukukun ba\u015flang\u0131c\u0131 vard\u0131r. Be\u015fer\u00ee \u00fcremenin; ilk din, ilim ve dil devrinden itibar edilmesi ve son be\u015feriyetin bu ba\u015flang\u0131ca dayanmas\u0131n\u0131n gere\u011fi ve insanl\u0131\u011f\u0131n mahiyetinin tarifinde bunlar\u0131n zat\u00ee bir k\u0131ymeti bulundu\u011fu, fakat g\u00fcnah ve isyan\u0131n, has\u0131ml\u0131k ve d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n zat\u00ee ve yarat\u0131l\u0131\u015ftan olmay\u0131p, ge\u00e7ici ve d\u0131\u015f telkinlerin eseri oldu\u011fu anlat\u0131l\u0131yor. Bu \u015fekilde h\u0131ristiyanlar\u0131n &#8220;asl\u00ee g\u00fcnah&#8221; (pe\u015fe orijinal) inan\u00e7lar\u0131n\u0131n do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131; \u015feytan\u0131n mahiyetinin, insana ait mahiyetten ba\u015fka bir \u015fey oldu\u011fu ve bu ikisi aras\u0131nda eski bir d\u00fc\u015fmanl\u0131k bulundu\u011fu; \u015feytan\u0131n bu d\u00fc\u015fmanl\u0131ktan ayr\u0131lmayaca\u011f\u0131, fakat insanl\u0131\u011f\u0131n buna kar\u015f\u0131 kendine, kendi yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131na sahip olarak nefsini ve t\u00fcr\u00fcn\u00fc muhafaza ve m\u00fcdafaa edebilece\u011fi ve o zaman be\u015fer\u00ee saadetin en y\u00fcksek s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 bulaca\u011f\u0131 ve bu hususta tevbenin k\u0131ymeti anlat\u0131l\u0131yor. Be\u015fer\u00ee \u00fcremenin ba\u015flang\u0131c\u0131nda terbiye kanununun cereyan\u0131, yery\u00fcz\u00fcnde insanl\u0131k t\u00fcr\u00fcn\u00fcn ezel\u00ee ve eski olmay\u0131p, sonradan a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r meydana geldi\u011fi, yani bug\u00fcnk\u00fc be\u015fer t\u00fcr\u00fcn\u00fcn ezel\u00ee olmad\u0131\u011f\u0131 ve bug\u00fcnk\u00fc \u00fcreme kanununun ba\u015flang\u0131\u00e7ta mevcut olmay\u0131p, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn bir olgun devresinden sonra bizzat ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir yaratma olay\u0131 ile ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 ve \u015fu halde tabiat\u0131n ezel\u00ee oldu\u011funa dair g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131 ve ger\u00e7ekte yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn ate\u015f devrinde Past\u00f6r nazariyesinin cereyan etmesine imkan olmayaca\u011f\u0131ndan, bug\u00fcn kanun olan \u00fcremenin ba\u015flang\u0131\u00e7ta ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir olayla sonu\u00e7lanaca\u011f\u0131 ve Zooloji ilminde tesels\u00fcl (zincirleme gitme)\u00fcn bat\u0131l olmas\u0131 ve yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn h\u00e2dis (sonradan olma) olmas\u0131 esas\u0131ndan dolay\u0131, ba\u015flang\u0131\u00e7ta kabul\u00fc zorunlu g\u00f6r\u00fclen tekevv\u00fcn bizatihi (kendi kendine olma) g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn de ifadesini d\u00fczeltmesi gerekece\u011fi, \u00e7\u00fcnk\u00fc ba\u015flang\u0131\u00e7ta kanun \u00fcst\u00fc b\u00f6yle bir olay zaruri ise de bunun kendi kendine olmay\u0131p yaratma ve Allah&#8217;\u0131n var etmesi eseri oldu\u011fu ve ger\u00e7ekte b\u00f6yle olmazsa ya ilim ve fenni k\u00f6k\u00fcnden y\u0131kacak olan illet (neden)siz, sebepsiz kendi kendine olan bir hadise kabul edilmesi veya \u015fimdiki \u00fcreme kanununun ve bunun cereyan etti\u011fi yer k\u00fcresinin sonradan olma olmay\u0131p, sonsuz \u015fekilde ezel\u00ee ve ebed\u00ee olmalar\u0131n\u0131n tercih edilmesi gerekece\u011fi, halbuki ilim ve fen nazar\u0131nda arz\u0131n yarat\u0131lm\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131 ve sonradan olu\u015fu kuvvetli deliller ile zorunlu olarak sabit bulundu\u011fu ve sonu\u00e7 olarak yeni felsefelerin ilim ve ahl\u00e2k bak\u0131m\u0131ndan insan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndaki cereyan\u0131n\u0131 isbata \u00e7al\u0131\u015ft\u0131klar\u0131, veraset kanununu (soya \u00e7ekimi)n az \u00e7ok bir esas\u0131 i\u00e7erdi\u011fi ve fakat bunun da soya \u00e7ekim \u015fekliyle de\u011fil, hil\u00e2fet (sonra gelme) \u015fekliyle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekti\u011fi, yani her intikal (babadan o\u011fula ge\u00e7me) de Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n bizzat bir yaratma ve tesirinin g\u00f6zetilmesi gerekti\u011fi ilim ehline hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015f bulunuyor.<\/p>\n<p>Evvela il\u00e2h\u00ee takdir ve Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 hat\u0131rlat\u0131larak buyuruluyor ki, &#8220;Vav&#8221; harfi yine ge\u00e7mi\u015f s\u00f6ze atfedilmi\u015ftir. Ey Muhammed, ey \u00c2dem o\u011flu, an\u0131lan nimetleri unutma ve o zaman\u0131 da unutma ki, insanlar yery\u00fcz\u00fcnde ortaya \u00e7\u0131kmadan \u00f6nce Rabb&#8217;\u0131n ezel\u00ee iradesini a\u00e7\u0131klayarak ve sonsuz kudretini g\u00f6stererek meleklere: ben muhakkak yery\u00fcz\u00fcnde bir halife yapaca\u011f\u0131m, bir halife tayin edece\u011fim, demi\u015fti ki, me\u00e2li: Kendi irademden, kudret ve s\u0131fat\u0131mdan ona baz\u0131 selahiyetler verece\u011fim, o bana ba\u011flanarak, bana vekil olarak yaratt\u0131klar\u0131m \u00fczerinde birtak\u0131m kullanma yetkilerine sahip olacak, benim ad\u0131ma h\u00fck\u00fcmlerimi icra edecek ve y\u00fcr\u00fctecek. O bu hususta asil olmayacak, kendi zat\u0131 ve \u015fahs\u0131 ad\u0131na asil olarak h\u00fck\u00fcmleri icra edecek de\u011fil. Ancak benim bir vekilim, bir kalfam olacak. \u0130radesiyle benim iradelerimi, benim emirlerimi, benim kanunlar\u0131m\u0131 tatbik etmekle emredilmi\u015f olacak, sonra onun arkas\u0131ndan gelenler ve ona halef olarak ayn\u0131 g\u00f6revi icra edecek olanlar bulunacak. &#8220;Sizi yery\u00fcz\u00fcnde halifeler yapan O&#8217;dur.&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 35\/39) s\u0131rr\u0131 belli olacak. Bu m\u00e2n\u00e2, Ashab-\u0131 kiramdan ve T\u00e2biinden uzun uzad\u0131ya nakledilegelen tefsirlerin \u00f6zeti ve sonucudur.<\/p>\n<p>Burada &#8220;yapaca\u011f\u0131m&#8221; demek, acaba &#8220;yarataca\u011f\u0131m&#8221; demek midir, de\u011fil midir? Bu tefsir yok de\u011fildir. fiili bir mef&#8217;ul (t\u00fcmle\u00e7)e m\u00fcteadd\u00ee (ge\u00e7i\u015fli) olursa &#8220;halk = yaratmak&#8221; demek olur. Burada da &#8220;halk = &#8221; dan daha genel ve daha mutlakt\u0131r. Ve ikisine de ihtimali vard\u0131r. &#8220;Halk = yaratma&#8221; meselesi ilerde &#8220;Ben \u00e7amurdan bir insan yarataca\u011f\u0131m. Onu(n \u015feklini) d\u00fczeltip, ona ruhumdan \u00fcfledi\u011fim zaman, derhal ona secdeye kapan\u0131n.&#8221; (Sa&#8217;d, 38\/71-72) \u00e2yetleriyle belirtilecektir ki, i\u015f bu tebli\u011fi, takdirinden sonra g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Arada zat\u0131n takdiri ile s\u0131fat\u0131n takdirinin fark\u0131 vard\u0131r. Dilimizde &#8220;kalfa&#8221; deyiminin do\u011frusu olan halife kelimesi, (yani birinin arkas\u0131ndan makam\u0131na oturmak m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilgili olarak) m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Yani asl\u0131 &#8220;hal\u00eef &#8220;dir. Ve sonundaki biti\u015fik t\u00e2 (t\u00e2-i merb\u00fbta) m\u00fcbala\u011fa i\u00e7indir. \u015eu halde isim olarak kullan\u0131lan galip s\u0131fatlardand\u0131r ki, Frans\u0131zca &#8220;reprezantan&#8221; kelimesi de bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n temsilcisidir, \u00e7o\u011fulu &#8220;hal\u00e2if&#8221; ve &#8220;hulef\u00e2&#8221; gelir, masdar\u0131 da &#8220;hil\u00e2fet&#8221;dir. &#8220;H\u0131l\u00e2fet&#8221;, &#8220;vekalet&#8221; gibi, &#8220;asalet&#8221;in kar\u015f\u0131t\u0131 olarak, ba\u015fkas\u0131na vekil olmak, yani az veya \u00e7ok onun yerini tutarak, onu temsil etmek demektir. R\u00e2\u011f\u0131b&#8217;\u0131n &#8220;M\u00fcfred\u00e2t&#8221;\u0131nda a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u00fczere bu vekillik de ya asl\u0131n kaybolmas\u0131ndan veya bir yard\u0131mdan veya aczinden, yahut da bunlar\u0131n hi\u00e7biri olmad\u0131\u011f\u0131 halde s\u0131rf as\u00eelin vekiline bir \u015feref bah\u015federek l\u00fctufta bulunmas\u0131ndan do\u011far. Ve i\u015fte Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n yery\u00fcz\u00fcnde velilerini halife se\u00e7mesi bu kabildendir. Demek ki her vekilin, halifenin k\u0131ymet ve \u015ferefi, asilin \u015ferefi ve vekilli\u011fin derecesine uygundur. Cenab-\u0131 Allah da &#8220;yery\u00fcz\u00fcnde bir halife yapaca\u011f\u0131m&#8221; deyince, kendilerini bir dan\u0131\u015fma makam\u0131nda g\u00f6ren melekler, bir taraftan bundaki \u015ferefi takdir ettiler, di\u011fer taraftan da yery\u00fcz\u00fcndeki bir yarat\u0131\u011fa Allah taraf\u0131ndan b\u00f6yle y\u00fcksek bir irade yetkisi verilmesinde bir \u015fer ihtimalinden de korktular. &#8220;Yerde&#8221; deyince &#8220;Ben, \u00e7amurdan bir be\u015fer yarataca\u011f\u0131m.&#8221; (Sa&#8217;d, 38\/71) takdiri anla\u015f\u0131l\u0131yordu. Acaba bu selahiyeti alan g\u00fczel kullanabilecek mi? Acaba bunu asalet zannederek kendi \u00e7\u0131kar\u0131na h\u00fck\u00fcmler icras\u0131na kalk\u0131\u015f\u0131rsa yery\u00fcz\u00fcne fesat vermeyecek mi? Cenab-\u0131 Hak hen\u00fcz bu noktalar\u0131 ve o yetkinin derecesini ve gizli hikmetlerini bildirmemi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in melekler: orada (yani yery\u00fcz\u00fcnde) onu fesada verecek, onda fesatlar \u00e7\u0131karacak ve kanlar d\u00f6kecek bir kimse, bir \u00e2mil mi yapacaks\u0131n? halbuki biz hep sana hamd ederek daima tesbih ediyoruz ve sana \u00f6zel takdisler (kutsamalar)imizi sunar\u0131z. Veya senin i\u00e7in kendimizi daima temizler, temiz tutar\u0131z, dediler. Ve bu \u015fekilde maksatlar\u0131 h\u00e2\u015f\u00e2 itiraz olmay\u0131p, hikmetini bir istifsar (a\u00e7\u0131klanmas\u0131n\u0131 istemek) oldu\u011funu bildirdiler. Bununla beraber hilafete, z\u0131mnen (\u00fcst\u00fc kapal\u0131 olarak) bir istek de ortaya att\u0131lar.<\/p>\n<p>Tesb\u00eeh, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;y\u0131 tenzih etmek, yani en kuds\u00ee zat\u0131n\u0131 inan\u00e7, s\u00f6z ve amel bak\u0131m\u0131ndan lay\u0131k olmayan her t\u00fcrl\u00fc kusurdan ar\u0131 ve uzak tutmakt\u0131r. Asl\u0131, suda pek iyi y\u00fczerek uzaklara gitmek demek olan (sebh) masdar\u0131ndand\u0131r ki &#8220;tef&#8217;\u00eel&#8221; vezninden geli\u015fi teks\u00eer (\u00e7o\u011faltma) ifade eder. Allah&#8217;\u0131 takdis de b\u00f6yledir. Bu da esas\u0131nda pek uza\u011fa gitmek demek olan (kuds)den al\u0131nm\u0131\u015f olarak temizlemek, pek temiz tutmak m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;tathir&#8221;, pislikten \u00e7ok uzakla\u015ft\u0131rmakt\u0131r. Bununla beraber demek oldu\u011fu gibi &#8220;nefislerimizi, senin r\u0131zan i\u00e7in, temizliyoruz&#8221; demek de olabilir ki, ikisiyle de rivayet gelmi\u015f ve bunun i\u00e7in yukarda ikisine de i\u015faret edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>MEL\u00c2\u0130KE VE MELEK NED\u0130R?: \u00d6nce dil y\u00f6n\u00fcn\u00fc inceleyelim: Ebu Hayy\u00e2n Endel\u00fbs\u00ee gerek &#8220;Bahr-i Muh\u00eet&#8221; ismindeki b\u00fcy\u00fck tefsirinde ve gerek &#8220;en-Nehru&#8217;l-m\u00e2dd mine&#8217;l-Bahr&#8221; ismindeki \u00f6zet tefsirinde der ki: &#8220;Melek&#8221; asl\u00ee mim olarak kuvvet demek olan &#8220;melk&#8221;den &#8220;feal&#8221; veznidir. &#8220;Fe\u00e2ile&#8221; ve &#8220;fe\u00e2il&#8221; vezninde &#8220;mel\u00e2ike&#8221; ve &#8220;mel\u00e2ik&#8221; diye \u00e7o\u011ful yap\u0131lmas\u0131 \u015f\u00e2z (kural d\u0131\u015f\u0131) yoluylad\u0131r. Ebu Ubeyde bu fikre sahip olmu\u015ftur. \u015eu halde &#8220;melek&#8221; l\u00fcgat bak\u0131m\u0131ndan &#8220;kuvvetli&#8221;, &#8220;kuvvet sahibi&#8221; demektir. L\u00e2m&#8217;\u0131n esresiyle &#8220;melik&#8221; ve l\u00e2m&#8217;\u0131n \u00fcst\u00fcn\u00fcyle &#8220;meleke&#8221; kelimelerinin m\u00e2n\u00e2lar\u0131yle ilgilidir. Fakat bu \u015fekilde &#8220;mel\u00e2ike&#8221;, k\u0131yasa uygun olmayan \u00e7o\u011ful olur. Halbuki arap\u00e7ada kelimenin asl\u0131n\u0131 bulmak i\u00e7in \u00e7o\u011ful, esaslardan biridir. Bunun i\u00e7in di\u011fer taraftan mim z\u00e2id olup asl\u0131 &#8220;mel&#8217;ek&#8221;dir, deniliyor ki, \u0130bn\u00fc Cer\u00eer et-Taber\u00ee de &#8220;C\u00e2miu&#8217;l-Bey\u00e2n&#8221;\u0131nda \u015f\u00f6yle izah eder: &#8220;Mel\u00e2ike&#8221;, &#8220;mel&#8217;ek&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. \u015eu kadar ki, Arap&#8217;ta tekilinin hemzesizi, hemzelisinden daha \u00e7ok ve daha me\u015fhurdur. &#8220;Mel\u00e2ike&#8221;den bir melek&#8221; derler. Hemzesini kald\u0131rarak harekesini kendinden \u00f6nceki sakin olacak olan lam&#8217;a naklederler ve \u00e7o\u011ful yapt\u0131klar\u0131 zaman hemze ile asl\u0131na d\u00f6nd\u00fcrerek &#8220;mel\u00e2ike&#8221; derler ki, bunun \u00f6rnekleri \u00e7oktur. gibi. Bununla beraber tekilin hemze ile geldi\u011fi de vard\u0131r. Nitekim \u015fair \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: ki burada kelimesi demektir. Bazan tekilinde &#8220;me&#8217;lek&#8221; de denilir ki, bu da yerine yerine denilmesi gibi kalb (bir harfin yerine di\u011fer bir harfi getirmek)tir. Dilimizde bu gibi harf de\u011fi\u015fiminin misalleri \u00e7oktur. Mesela k\u00f6pr\u00fc, toprak, ek\u015fi yerinde, k\u00f6rp\u00fc, torpak, e\u015fki gibi. Fakat tekilinde denildi\u011fi zaman \u00e7o\u011fulunda da denilmesi gerekirdi. Halbuki b\u00f6yle \u00e7o\u011ful yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ezberimde de\u011fildir. Bazan &#8220;mel\u00e2ik&#8221; ve &#8220;mel\u00e2ike&#8221; diye \u00e7o\u011ful yap\u0131l\u0131r. &#8220;Mesm\u00e2&#8221;, &#8220;mes\u00e2m\u00ee&#8221;, &#8220;mes\u00e2mia&#8221; gibi. \u0130\u015f bu &#8220;melek&#8221; kelimesinin asl\u0131 &#8220;mef&#8217;al&#8221; vezninde risalet (el\u00e7ilik) m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r ki (ona bir risalet g\u00f6nderdi) diyecek yerde fiilinden gelir. &#8220;Me&#8217;lek&#8221; de ayn\u0131 \u015fekilde (ona g\u00f6nderdim) m\u00e2n\u00e2s\u0131na fiilinden mimli masdard\u0131r. Adiyy b. Zeydi&#8217;l-Im\u00e2d\u00ee: demi\u015ftir ki, di\u011fer l\u00fcgat ile &#8220;me&#8217;leken = &#8221; diye de \u015fiir s\u00f6ylenmi\u015f oluyor. Bu m\u00e2n\u00e2da daha ba\u015fka \u015fahit (delil)ler de vard\u0131r. \u0130\u015fte &#8220;mel\u00e2ike&#8221;ye de bu &#8220;risalet&#8221; (el\u00e7ilik) m\u00e2n\u00e2s\u0131yla mel\u00e2ike ismi verilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc melekler Allah&#8217;\u0131n resulleri, el\u00e7ileridir. Peygamberlerine ve g\u00f6nderdi\u011fi kullar\u0131na g\u00f6nderir. Yani &#8220;melek&#8221; mekan ismi olmak \u00fczere &#8220;risalet yeri&#8221; veya mef&#8217;\u00fbl m\u00e2n\u00e2s\u0131yle Resul (el\u00e7i), m\u00fcrsel, risalet \u00e2mili, il\u00e2h\u00ee vas\u0131talar demektir. Dilcilerden, tefsircilerden bu t\u00fcreyi\u015fi tercih edenler \u00e7oktur. R\u00e2\u011f\u0131b da &#8220;mel\u00e2ike&#8221; kelimesinde bunu tercih etmi\u015f ve &#8220;melek&#8221;te demi\u015ftir ki, nahivciler &#8220;melek&#8221;i de &#8220;mel\u00e2ike&#8221;den t\u00fcremi\u015f ve m\u00eem&#8217;ini z\u00e2id yapt\u0131lar. Halbuki baz\u0131 ara\u015ft\u0131r\u0131c\u0131lar bunun &#8220;m\u00fclk&#8221;den oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f ve \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r: Meleklerin siyasetten bir \u015feyle g\u00f6revli ve idareci olan\u0131na &#8220;l\u00e2m&#8221;\u0131n \u00fcst\u00fcn\u00fc ile &#8220;melek&#8221;, be\u015ferde olana da &#8220;l\u00e2m&#8217;\u0131n esresiyle &#8220;melik&#8221; denilir. \u015eu halde her melek, mel\u00e2ikedir. Fakat her mel\u00e2ike, melek de\u011fildir. Melek, &#8220;Andolsun s\u00f6k\u00fcp \u00e7\u0131karanlara.&#8221; (Nazi\u00e2t, 79\/1), &#8220;\u0130\u015fleri taksim edenlere andolsun.&#8221; (Zariy\u00e2t, 51\/4), &#8220;\u0130\u015fi d\u00fczenleyenlere andolsun.&#8221; (Nazi\u00e2t, 79\/5), gibi \u00e2yetlerde i\u015faret olunand\u0131r ki, &#8220;melek\u00fc&#8217;l-mevt&#8221; (\u00f6l\u00fcm mele\u011fi) bu c\u00fcmledendir. &#8220;Melekler de onun (seman\u0131n) etraf\u0131ndad\u0131r.&#8221; (H\u00e2kka, 69\/17), &#8220;B\u00e2bil&#8217;deki H\u00e2r\u00fbt ve M\u00e2r\u00fbt isimli iki mele\u011fi indirilen \u015feyleri \u00f6\u011fretiyorlard\u0131.&#8221; (Bakara, 2\/102), &#8220;\u00dczerinize vekil edilen \u00f6l\u00fcm mele\u011fi.&#8221; (Secde, 32\/11). Bir de der ki: Mel\u00e2ike, teke ve \u00e7o\u011fula s\u00f6ylenir. \u015eu halde bu a\u00e7\u0131klamaya g\u00f6re de melek kelimesi kuvvet ve tedbirden, mel\u00e2ike de risalet m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015f oluyor. Ve ayn\u0131 zamanda mel\u00e2ike, melekden daha genel ve onun cinsi oluyor. \u015eu halde her ikisinde bir kerre risalet m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>Acaba bu risalet sadece emir tebli\u011fi midir? Yoksa fiil tebli\u011fi midir? Yani yaln\u0131z ilm\u00ee ve kel\u00e2m\u00ee bir ruh\u00ee tebli\u011f mi yap\u0131yorlar, yoksa bilfiil il\u00e2h\u00ee kudret ve yaratman\u0131n da tebli\u011fcisi oluyorlar m\u0131? Kur&#8217;\u00e2n \u00e2yetlerinin delaletlerine g\u00f6re her ikisinin de bulundu\u011funu anl\u0131yoruz. Peygamberlere ve hatta yine meleklere il\u00e2h\u00ee emirleri tebli\u011f eden melekler bulundu\u011fu gibi cihad ve di\u011fer hususlarda fiilen kuvvet ve yard\u0131m getiren melekler de bulunuyor. Ve bir de &#8221; er-R\u00fbh&#8221; \u00f6zel ismiyle bir \u00f6zel melek de okuyoruz. Halbuki \u00e2lemde hi\u00e7bir olay olamaz ki, ona il\u00e2h\u00ee kudretin bir \u00f6zel ili\u015fkisi bulunmas\u0131n. \u015eu halde melekler toplulu\u011fu, il\u00e2h\u00ee kudret ve tekvin (yaratman)in vahdetten kesrete (tekden \u00e7o\u011fa) da\u011f\u0131lmas\u0131n\u0131 ve onun \u00f6zel \u00e7e\u015fitlenmelerini ve belli olup ortaya \u00e7\u0131kmalar\u0131n\u0131 ifade eden yap\u0131c\u0131 prensipler olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmek gerekir. Ve k\u00e2inatta hi\u00e7bir \u015fey, hi\u00e7bir olay, hi\u00e7bir fiil ve hareket d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez ki b\u00f6yle bir risalet ile vaki olmu\u015f olmas\u0131n. Bundan ba\u015fka bir \u00e7e\u015fit melekler daha vard\u0131r ki, bunlar olaylar\u0131 yarat\u0131lmadan \u00f6nce, emre ve kel\u00e2ma ait durumlar\u0131, di\u011fer deyimle ruh\u00ee durumlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnen varl\u0131klar\u0131n ruh\u00ee cereyanlar\u0131na ait il\u00e2h\u00ee emirlerin ve ir\u015fadlar\u0131n \u00f6zel g\u00f6r\u00fcn\u00fcmlerini ifade ederler. Bunlar daha \u00f6nce idrak el\u00e7ileridirler. Anlay\u0131\u015fl\u0131 ve muhtar olan yap\u0131c\u0131 prensiplere, fiilden \u00f6nce hayr\u0131n ve il\u00e2h\u00ee ho\u015fnutlu\u011fun durumunu g\u00f6sterirler ve meleklere oldu\u011fu gibi be\u015fere de vekil edilmi\u015flerdir. \u015eeytan\u0131n meleklerle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya olmalar\u0131 da bu y\u00f6ndendir ve \u00e7o\u011funlukla melekler yaln\u0131z bunlar san\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Biz her olay\u0131 iki ba\u015flang\u0131\u00e7 ile d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcz ki, birisi yap\u0131c\u0131 ba\u015flang\u0131\u00e7, di\u011feri de kabul etmenin ba\u015flang\u0131c\u0131d\u0131r. G\u00f6rd\u00fcklerimiz bu ikisinin m\u00fc\u015fterek de\u011feridir. As\u0131l madde bu kabul etme prensibinden ibarettir. Biz as\u0131l maddeyi g\u00f6rmeyiz, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz hep yap\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n eseridir. G\u00f6r\u00fclen her fiil ve hareket, her i\u015f ve olayda bizzat veya dolayl\u0131 bir yap\u0131c\u0131 ba\u015flang\u0131\u00e7 tan\u0131r\u0131z. \u015e\u00fcphe yok ki, hareket ettiricisiz bir hareket yoktur ve madde kendi kendine etkisizdir. Bundaki her hareket ve s\u00fckun dolays\u0131z veya dolayl\u0131 yap\u0131c\u0131 bir hareket ettiricinin kudretinin eseridir ve her olay b\u00f6yle bir etkin yap\u0131c\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fcnmesidir. Biz eseri g\u00f6r\u00fcr, eseri idrak ederiz. Halbuki ayn\u0131 eserle ger\u00e7ekte idrakimize g\u00f6r\u00fcnen o etkili yap\u0131c\u0131n\u0131n bir par\u0131lt\u0131s\u0131d\u0131r. Madde onun alt\u0131nda bir akla uygunluktur. G\u00f6rd\u00fcklerini madde zannedenler, onu kuvvet sayesinde g\u00f6rd\u00fcklerini bilmelidirler. Buradan filozoflar\u0131n kuvvet nazariyesine atl\u0131yacak olursak, b\u00fct\u00fcn kuvvet ve kudretin Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;da birle\u015fti\u011fini ve il\u00e2h\u00ee kudretin ilk meydana \u00e7\u0131kma vas\u0131tas\u0131 ve g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fc, meleklerin el\u00e7ili\u011fi demek oldu\u011funu hat\u0131rlatmak kolay olur. Fakat bunlar\u0131n yan\u0131nda idrak etme kuvvetleri de vard\u0131r ki, onlar da olaylar\u0131 olmadan \u00f6nce anlatan il\u00e2h\u00ee l\u00fctfun tebli\u011fcisidirler ve \u015fu halde meleksiz bir olay d\u00fc\u015f\u00fcncesi m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Meleksiz bir damla ya\u011fmur bile d\u00fc\u015fmez. \u015eu kadar ki, insana \u00f6zg\u00fc irade ile ilgili gelecekteki kuvvetler \u015fer ve fesat sebebi gibi aldatmac\u0131l\u0131k yapan ruhlar ve \u015feytan\u00ee kuvvetler de -yukarda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere- bu meleklere kar\u015f\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamay\u0131 yapt\u0131ktan sonra meleklerin mahiyet ve \u00e7e\u015fitleri hakk\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015fleri de k\u0131saca anlatmak faydal\u0131 olacakt\u0131r. Meselenin konusu \u015fudur: Meleklerin bizzat var olan zatlar olduklar\u0131ndan, di\u011fer deyi\u015fle cevher cinsinden olduklar\u0131nda, ak\u0131ll\u0131 olanlar\u0131n ittifak\u0131 vard\u0131r. Fakat bunlar m\u00fctehayyiz (yer tutan) midirler, m\u00fccerred (soyut) midirler? Bunda fikir ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 ediliyor.<\/p>\n<p>1- M\u00fctehayyiz (belli bir yer tutan)lerdir: Melekler, birtak\u0131m esire ait latif cisimlerdir ki, \u00e7e\u015fitli \u015fekiller ile olu\u015fmaya g\u00fc\u00e7leri yeter. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f kel\u00e2mc\u0131lar\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011funun g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc diyorlar peygamberler bunlar\u0131 \u015fekilleriyle g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr, \u015fekiller ise cisman\u00eedirler, boyutlar\u0131 vard\u0131r. Bir de maddesiz soyut kuvvet (kuvvet-i m\u00fccerrede) d\u00fc\u015f\u00fcncesi, bizzat il\u00e2h\u00ee kudreti d\u00fc\u015f\u00fcnme demektir. Allah&#8217;tan ba\u015fka bizzat m\u00fccerred yoktur. Madde tasavvurdan silindi\u011fi zaman, tasavvur olunan halis kuvvet ve kudret, il\u00e2h\u00ee kudretin kendinden ibaret kal\u0131r. Hen\u00fcz hi\u00e7bir te\u015fekk\u00fcl\u00fc olmayan atomlar halindeki halis madde ise m\u00fcmk\u00fcn ve s\u0131rf hareketsizliktir. Onda hi\u00e7bir yap\u0131c\u0131l\u0131k ve kuvvet yoktur. Bunlara yap\u0131c\u0131l\u0131k demek olan kuvvet verildi\u011fi zaman belli bir \u015fekli olan ba\u011flant\u0131l\u0131 esire ait bir cisim olurlar. Denilebilir ki, \u00f6zel \u015fekil bunlar\u0131n hakikatleri de\u011fil, maddedeki g\u00f6r\u00fcn\u00fcmleridir. \u015eu halde kendileri madde \u00f6tesidir. Buna \u015fu cevap verilir ki, melekler ve resul deyimi de bu itibarlad\u0131r. Yoksa madde \u00f6tesinde bunlar aynen il\u00e2h\u00ee kudrete d\u00f6nerler. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f asr\u0131m\u0131zda Fizik bilginlerinin, esirsiz kuvvet d\u00fc\u015f\u00fcnmemelerine benzer.<\/p>\n<p>2- Filozoflar\u0131n ve \u00f6zellikle \u0130sl\u00e2m filozoflar\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015fleridir ki, melekler ne m\u00fctehayyiz (belli bir yer tutan)lerdir, ne de cisimlerdir. Bunlar be\u015fere ait d\u00fc\u015f\u00fcnen nefisler, yani insana has ruh gibi soyut cevherlerdir. Fakat mahiyet\u00e7e bunlardan ba\u015fkad\u0131rlar. Kuvvet\u00e7e daha m\u00fckemmel ve bilgileri daha \u00e7oktur. Aralar\u0131ndaki ilgi, g\u00fcne\u015f ile \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n ilgisi gibidir. Ve bunlar iki k\u0131s\u0131md\u0131rlar. Bir k\u0131sm\u0131 Hakk&#8217;\u0131n ilmine garkolmu\u015f ve ba\u015fkas\u0131yle me\u015fgul olmaktan uzakt\u0131rlar. &#8220;Gece g\u00fcnd\u00fcz tesbih ederler, hi\u00e7 ara vermezler.&#8221; (Enbiya, 21\/20). Bir k\u0131sm\u0131 da kaza ve kader kaleminin cereyan\u0131na g\u00f6re g\u00f6kten yery\u00fcz\u00fcne kadar i\u015fleri idare ederler ki, bunlar da &#8220;\u0130\u015fi d\u00fczenleyenlere andolsun.&#8221; (N\u00e2ziat, 79\/5) \u00e2yeti ile an\u0131lanlard\u0131r. Ve bunlar\u0131n g\u00f6\u011fe ve yere ait olanlar\u0131 vard\u0131r. \u00d6ncekiler de bunlar\u0131n ruhlar\u0131 durumundad\u0131rlar.<\/p>\n<p>H\u0131ristiyanlardan bir grubun da, &#8220;melekler, bedenlerinden ayr\u0131lm\u0131\u015f be\u015fere ait faziletli ruhlar&#8221; diye anlad\u0131klar\u0131 tefsirlerimizde ve kel\u00e2m kitaplar\u0131m\u0131zda an\u0131l\u0131yor. Zaman\u0131m\u0131zda \u0130sl\u00e2m d\u0131\u015f\u0131 felsefelerin maddeyi kuvvete, kuvveti ruha d\u00f6nd\u00fcren g\u00f6r\u00fc\u015fleri de, esas\u0131nda filozoflar\u0131n zikri ge\u00e7en soyut cevherler kavram\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Soyutlar\u0131, itibar\u00ee i\u015fler sayanlar da kel\u00e2mc\u0131lar\u0131n mezhebine d\u00f6nd\u00fcr\u00fclebilirler.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da a\u00e7\u0131klanan se\u00e7kin g\u00f6r\u00fc\u015f \u00fczere b\u00fct\u00fcn madd\u00ee k\u00e2inat bir sema oldu\u011funa ve bunlardan ba\u015fka g\u00f6kler bulundu\u011funa g\u00f6re, meleklerin hakikati ve bunlar\u0131n makamlar\u0131n\u0131n ne kadar y\u00fcksekliklere ve derinliklere varaca\u011f\u0131n\u0131 tasavvur etmelidir. Bunlar\u0131n \u00e7oklu\u011funu anlatmak i\u00e7in Peygamber (s.a.v.) Efendimizin \u015f\u00f6yle buyurdu\u011fu nakl olunmaktad\u0131r: &#8220;G\u00f6k g\u0131c\u0131rdamaktad\u0131r. Ve g\u0131c\u0131rdamak hakk\u0131d\u0131r. Onda bir ayak yeri yoktur ki, bunda secde eden veya r\u00fck\u00fb&#8217; yapan bir melek bulunmas\u0131n.&#8221; Bu konuda temsil\u00ee olarak \u015f\u00f6yle bir artan oran da rivayet olunmu\u015ftur. &#8220;\u00c2demo\u011flu cinlerin onda biri; bunlar yery\u00fcz\u00fc hayvanlar\u0131n\u0131n onda biri; hepsi ku\u015flar\u0131n onda biri; bunlar\u0131n toplam\u0131 deniz hayvanlar\u0131n\u0131n onda biri ve b\u00fct\u00fcn bunlar yery\u00fcz\u00fcnde g\u00f6revli olan meleklerin onda biri kadard\u0131r. Sonra d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fcn\u00fcn melekleri b\u00fct\u00fcn bunlardan o oranda \u00e7ok fazla ve b\u00fct\u00fcn bunlardan ikinci g\u00f6k melekleri de o oranda \u00e7ok, yedinci g\u00f6\u011fe kadar artarak hep b\u00f6yle, sonra bunlar\u0131n b\u00fct\u00fcn toplam\u0131 K\u00fcrs\u00eeye ait meleklere g\u00f6re az bir \u015fey, sonra hepsinin toplam adedi alt\u0131y\u00fcz bine ula\u015fan Ar\u015f perdelerinden birinin meleklerine g\u00f6re onda bir kalmaz. Ve bunlardan bir perdenin, yani bir b\u00fcy\u00fck perdenin uzunluk ve y\u00fcksekli\u011fine g\u00f6re g\u00f6kler, yery\u00fcz\u00fc ve i\u00e7indekiler ve aralar\u0131 bir \u00f6zel de\u011fer te\u015fkil etmezler ve bunun her kar\u0131\u015f\u0131nda bir secde veya r\u00fck\u00fb eden veya ayakta duran melek vard\u0131r ki, onu tesbih ve takdir eder. Sonra bunlar\u0131n toplam\u0131 Ar\u015f etraf\u0131nda d\u00f6nen meleklere kar\u015f\u0131 denizden bir damla kal\u0131r. Sonra \u0130srafil aleyhissel\u00e2m\u0131n yard\u0131mc\u0131lar\u0131 olan Levh melekleri ve Cibr\u00eel aleyhissel\u00e2m\u0131n askerleri olan melekler say\u0131s\u0131zd\u0131r. Cinslerini, \u00f6m\u00fcrlerinin m\u00fcddetini, ibadetlerinin nas\u0131l oldu\u011funu ancak Allah bilir.&#8221; &#8220;Rabbin ordular\u0131n\u0131 ancak kendisi bilir.&#8221; (M\u00fcddessir, 47\/31). Yine Peygamber (s.a.v.) Efendimizden \u015f\u00f6yle rivayet olunmu\u015ftur ki: &#8220;(Peygamberimiz) g\u00f6\u011fe y\u00fckseldikleri (miraca \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131) zaman kale bur\u00e7lar\u0131 gibi bir yerde bir k\u0131s\u0131m melekler g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fc. Bunlar birbirlerinin y\u00fcz\u00fcne do\u011fru kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak y\u00fcr\u00fcy\u00fcp gidiyorlard\u0131. &#8220;Bunlar nereye gidiyorlar.&#8221; diye Resulullah Cebrail&#8217;e sordu. Cebrail: &#8220;Bilmiyorum. Ancak yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131mdan beri ben bunlar\u0131 g\u00f6r\u00fcr\u00fcm ve \u00f6nce g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcn bir tanesini bir daha g\u00f6rmem.&#8221; dedi. Onlardan birine, ikisi birden: &#8220;Sen ne zaman yarat\u0131ld\u0131n?&#8221; diye sordular. O da: &#8220;Bilmiyorum, ancak Cenab-\u0131 Allah her d\u00f6rty\u00fcz bin senede bir y\u0131ld\u0131z yarat\u0131r. Ben yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131mdan beri de d\u00f6rt y\u00fcz bin y\u0131ld\u0131z yaratt\u0131.&#8221; diye cevap verdi.&#8221; Meleklerin \u00e7oklu\u011funu ve Allah&#8217;\u0131n kudretinin geni\u015f tecellilerini anlamal\u0131..<\/p>\n<p>&#8220;Sanat\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda ak\u0131llar\u0131n hayrete d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc Allah&#8217;\u0131 tenzih ve tesbih ederiz. Kudreti kar\u015f\u0131s\u0131nda en g\u00fc\u00e7l\u00fc kimselerin aciz kald\u0131\u011f\u0131 Allah&#8217;\u0131 tesbih ederiz.&#8221;<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphe yok ki, bu ayd\u0131nlatmalar asr\u0131m\u0131zdaki Astronomi ilmi fikrinden de \u00e7ok y\u00fcksektir ve bunlar\u0131n hepsini esire mensup hafif cisimler ile s\u0131n\u0131rlamak da pek uygun olmasa gerektir. Onlar sonu\u00e7 olarak yery\u00fcz\u00fcne ait melekler ve d\u00fcnya semas\u0131n\u0131n meleklerini a\u00e7\u0131klayabilir. Me\u011fer ki d\u00fcnya g\u00f6\u011f\u00fcn\u00fcn dar m\u00e2n\u00e2s\u0131yle tefsirinde \u0131srar edilsin. Bu ise kel\u00e2mc\u0131lar\u0131n se\u00e7ti\u011fi fikir de\u011fildir. Bu \u00e2yette zikredilen melekler hakk\u0131nda da k\u00fc\u00e7\u00fck bir ihtilaf vard\u0131r. &#8220;Bundan maksat yery\u00fcz\u00fc melekleridir.&#8221; diyenler olmu\u015ftur ki, bu da Dahh\u00e2k&#8217;\u0131n, \u0130bn\u00fc Abbas (r.a.)&#8217;dan bir rivayetine dayanmaktad\u0131r. Fakat Sahabe ve T\u00e2bi\u00eenin \u00e7o\u011fu, lafz\u0131n genelli\u011fine ve bunu tahsis eden bir\u015fey bulunmad\u0131\u011f\u0131na dayanarak b\u00fct\u00fcn melekler oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn melekler yery\u00fcz\u00fcnde hilafetle ilgili b\u00f6yle bir ezel\u00ee takdirin kendilerine tebli\u011fi \u00fczerine il\u00e2h\u00ee hitab kar\u015f\u0131s\u0131nda &#8220;orada bozgunculuk yapacak, kan d\u00f6kecek birisini mi yaratacaks\u0131n? Oysa biz seni \u00f6verek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz&#8221; diye maruzat (sunu\u015f)ta bulundular. Cevap olarak Rabb\u0131n: &#8220;\u015e\u00fcphesiz ben sizin bilemiyeceklerinizi bilirim.&#8221; buyurdu. \u015e\u00fcphe yok ki mutlak bir \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman bunun b\u00f6yle oldu\u011funu ve il\u00e2h\u00ee ilmin kendilerinden \u00e7ok fazla ve y\u00fcksek oldu\u011funu melekler bilirlerdi. \u00d6yle iken ink\u00e2r makam\u0131nda te&#8217;kit ifade eden ile kuvvetlendirerek Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n bunu tekrar hat\u0131rlatmas\u0131 g\u00f6sterir ki il\u00e2h\u00ee istek, bu genellik i\u00e7inde bir \u00f6zeli, yani istihl\u00e2f (birini yerine ge\u00e7irme) meselesini, hedef almaktad\u0131r ki, meleklere gizli kalan ve \u015fer ihtimali kar\u015f\u0131s\u0131nda \u015fa\u015fma ve uzak g\u00f6rme ve \u00f6zellik arzetme ile s\u00f6z s\u00f6ylemelerine sebep olan da bu idi. \u015eu halde m\u00e2n\u00e2n\u0131n sevki, &#8220;Hilafetin hikmet ve sebepleri ve ona lay\u0131k olma meselesi hakk\u0131nda bilmedi\u011finiz y\u00f6nler var. Ben sizin bilmedi\u011finiz bir \u00e7ok \u015feyleri bildi\u011fim gibi, bunu da bilirim.&#8221; demek olur. Ve bununla cevab\u0131n soruya her y\u00f6nden uygun olmas\u0131 i\u00e7in, bu bapta yaln\u0131z mele\u011fe has hasletlerin yetersizli\u011fine ve talebin caiz olmad\u0131\u011f\u0131na da -dolay\u0131s\u0131yle- i\u015faret buyurulmu\u015ftur. Burada hikmetine de tenbih vard\u0131r.<\/p>\n<p>31-Cenab-\u0131 Allah onlara bu cevab\u0131 verdi bir taraftan da \u00c2dem&#8217;e b\u00fct\u00fcn o isimleri \u00f6\u011fretti. Ya o isimleri Allah kendi koyup \u00c2dem&#8217;in ruhuna nak\u015f ve ilham etti veya \u00c2dem&#8217;e bunlar\u0131 gerekti\u011finde koyup kullanacak bir \u00f6zel yetene\u011fi haiz bir ruh \u00fcflemeyi takdir etti ki, \u00f6nceki zahir (a\u00e7\u0131k), ikincisi muhtemeldir. Talim ile (yani \u00f6\u011fretmek ile) bildirmek herkesin bildi\u011fi \u015feydir. Bundan Hz. \u00c2dem&#8217;in dilin esas\u0131 olan isimleri birdenbire bir anlatma ile bilmi\u015f olmay\u0131p, terbiyenin s\u0131rr\u0131 h\u00fckm\u00fcnce bir yetenek ile az \u00e7ok bir tedri\u00e7 (azar azar ilerleme) i\u00e7inde belleyece\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131r. Ve burada, bu \u00f6\u011fretimin ge\u00e7mi\u015finin takdiri ve bizzat \u00c2dem&#8217;in kendine \u00f6zg\u00fc s\u0131fat\u0131 a\u00e7\u0131klan\u0131yor ki, bu s\u0131fat be\u015fer t\u00fcr\u00fcn\u00fcn mahiyet ve ilk f\u0131trat\u0131 demektir. Zira \u00c2dem bu t\u00fcr\u00fcn ilk ferdidir ve t\u00fcre ait duygular\u0131n asl\u0131 ondan miras kalm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bu isimler nedir? Ve isti\u011frak (genelle\u015ftirme)\u0131n kapsam\u0131 ne kadard\u0131r? Yani b\u00fct\u00fcn e\u015fyan\u0131n isimleri midir? Yoksa birtak\u0131m bilinen isimlerin toplam\u0131 m\u0131d\u0131r? \u0130lm\u00ee tabiriyle deki &#8220;elif l\u00e2m&#8221; isti\u011frak i\u00e7in midir? Yoksa &#8220;Allah&#8217;\u0131n \u00f6\u011fretmesini murat etti\u011fi isimler&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na ahd-i h\u00e2ric\u00ee olup bunun te&#8217;kidi midir? Bu noktada selef tefsircilerinden birka\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Bu isimler, insanlar\u0131n tan\u0131\u015fmalar\u0131na, anla\u015fmas\u0131na sebep olan b\u00fct\u00fcn isimlerdir. \u0130nsan, hayvan, yer, deniz, da\u011f, e\u015fek ve di\u011ferleri hepsi (\u0130bn Abbas&#8217;dan Dahh\u00e2k); karga, g\u00fcvercin ve her\u015feyin ismi (M\u00fccahid); her \u015feyin ismi, deve, inek, koyuna var\u0131ncaya kadar (Said b. C\u00fcbeyr); her \u015feyin ismi, hatta \u015fu, bu abdestsizlik bile (\u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan Said b. Ma&#8217;bed); her s\u0131n\u0131f halk\u0131n ismi ve cinsine \u00e7evrilmesi, \u015fu da\u011f, bu deniz, \u015fu \u015f\u00f6yle, diye her \u015feyin ismi (Kat\u00e2de). Bunlar\u0131n \u00f6zeti, b\u00fct\u00fcn dillerin asl\u0131 olan dilin hepsi oluyor. Ve &#8220;elif l\u00e2m&#8221; genelle\u015ftirmeye hamlediliyor. Bundan k\u0131yamete kadar olmu\u015f, olacak b\u00fct\u00fcn \u015feylerin isimleri m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 anlayanlar da olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>2- Meleklerin isimleri (Rabi&#8217; ve daha di\u011ferleri)<\/p>\n<p>3- Z\u00fcrriyetinin isimleri (\u0130bn\u00fc Zeyd&#8217;den, \u0130bn Vehb&#8217;den Yunus b. Abdi&#8217;l-Al\u00e2 ve di\u011ferleri). Bu iki \u015fekilde de &#8220;elif l\u00e2m&#8221; ahd i\u00e7indir ve bunun karinesi gelecek olan deki zamir g\u00f6sterilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ta\u011flib muhtemel olmakla beraber zamirinin ak\u0131l sahipleri i\u00e7in oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ve bu karineye g\u00f6re baz\u0131 tefsirciler hem meleklerin isimlerini ve hem nesillerin ismini kapsamas\u0131n\u0131 (yani ikinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc) toplam\u0131\u015flard\u0131r. Bu isimleri, Allah&#8217;\u0131n isimleri diye telakk\u00ee etmeye bu zamir engeldir.<\/p>\n<p>4- Esm\u00e2 (isimler)dan murad dil de\u011fil, e\u015fyan\u0131n duygular\u0131, di\u011fer deyimle o duygulardan olu\u015fan ilm\u00ee suret (bi\u00e7im)lerdir, diye de tefsir edilmi\u015ftir. Fakat bunun ilimden \u00e7ok kel\u00e2m, hi\u00e7 olmazsa kel\u00e2m-\u0131 nefs\u00ee (zata mahsus kel\u00e2m) olan zihin olmas\u0131 gerekir. Her ne olursa olsun burada kat&#8217;\u00ee (kesin) olan nokta, Hz. \u00c2dem&#8217;e -az veya \u00e7ok- lisan \u00f6\u011fretilmi\u015f ve onun ilim ve kel\u00e2m s\u0131fatlar\u0131na mazhar k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131, kelam ve dil meselesinin hilafet i\u015finde \u00f6nemli yerinin bulunmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Lisan hususunda b\u00fct\u00fcn \u00c2dem o\u011fullar\u0131n\u0131n zaman\u0131m\u0131za kadar vaki olan tenevv\u00fc (\u00e7e\u015fitlenme) ve ilerlemelerinin hepsi, esas itibariyle, Hz. \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f bak\u0131m\u0131ndan \u015fereflendirildi\u011fi bu isimleri \u00f6\u011frenme \u00f6zelli\u011fine bor\u00e7ludur. \u0130lim ve mant\u0131k \u00f6zelli\u011fi, bu \u015fekilde, insan t\u00fcr\u00fcn\u00fcn asl\u00ee yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda kendisinde dahil bulunmu\u015f ve bundan \u00f6nce insanl\u0131\u011fa ait hakikat ve tam m\u00e2n\u00e2s\u0131yle \u00c2dem&#8217;e \u00f6zg\u00fc ruh tamam olmam\u0131\u015f olur. Bu \u015fekilde kel\u00e2mla ilgili kuvvet, insana mahsus ruhun mahiyetinden bir k\u0131s\u0131m te\u015fkil etmi\u015ftir. Cenab-\u0131 Hak, bu g\u00fcc\u00fc \u00c2dem&#8217;in ruhuna \u015fahs\u00ee olarak bah\u015fetmi\u015f ve nefh (ruha \u00fcflemen)in tamam\u0131ndan sonra da, \u00c2dem bilfiil lisan \u015ferefiyle \u015fereflenmi\u015f olarak, gere\u011fine g\u00f6re, isimleri konu\u015fmu\u015ftur. \u015eu halde \u00c2dem&#8217;den \u00f6nceki yarat\u0131klar, her ne t\u00fcrden olursa olsunlar, lisandan mahrumdular ve bundan dolay\u0131 insan de\u011fildiler. \u0130nsanl\u0131k hilafeti \u00c2demo\u011flu ile beraber bulunur. G\u00fcnah\u0131, insan\u0131n z\u00e2tisi (kendisi) say\u0131p da, ilim s\u0131fat\u0131n\u0131, kel\u00e2m s\u0131fat\u0131n\u0131 araz\u00ee (gelip ge\u00e7ici) saymak isteyenler insan\u0131 bilememi\u015flerdir. Bundan da \u015fu sonuca geliriz ki, bu \u00f6\u011fretim, ruha \u00fcflenmeden \u00f6nce yaln\u0131z \u00c2dem&#8217;in ruhunda idiyse, ona kel\u00e2ma ait kuvvetin, isim koyma kabiliyetinin verilmi\u015f oldu\u011funu ifade eder. Ve bu \u015fekilde isimlerin bizzat koyucusu, Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi kudretle, peyderpey Adem olmu\u015f olur. Ve e\u011fer -zahir vechile (g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe g\u00f6re)- ruhun \u00fcf\u00fcr\u00fclmesi ile beraber veya sonra ise isimleri koyan Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Ve \u00c2dem&#8217;e ilham veya kesin ilim ile peyderpey \u00f6\u011fretmi\u015ftir. \u00d6ncekinde k\u0131yamete kadar b\u00fct\u00fcn dillerin isimlerini i\u00e7eren bir hakik\u00ee isti\u011frak (genelleme) olur. \u0130kincide ilk konu\u015fulan b\u00fct\u00fcn isimlere tahsis edilen ahd-i h\u00e2ric\u00ee olur. Tefsir bilginlerince \u00f6\u011fretim b\u00f6yle iki \u015fekilde te&#8217;vil edilmi\u015ftir. Ve ilm-i us\u00fbl (F\u0131k\u0131h Us\u00fbl\u00fcn)de, buna ba\u011fl\u0131 olarak vaz-\u0131 l\u00fcgat (dil meydana getirme) meselesindeki anla\u015fmazl\u0131k has\u0131l olmu\u015ftur. A\u00e7\u0131k olan, her halde bizzat \u00f6\u011fretme ve o \u00f6\u011fretmenin takdiridir. Yani lisan, \u00c2dem&#8217;in hilafetinin eseri de\u011fil, hilafetinin sebebidir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00c2dem&#8217;e b\u00f6yle isimleri \u00f6\u011fretti. \u00d6\u011fretimden bir m\u00fcddet sonra da bu isimlerin m\u00fcsemmalar\u0131n\u0131 (yani delalet ettikleri zatlar\u0131) meleklere arzetti. Buradaki zamirinde bir dil inceli\u011fi vard\u0131r ki, lisan\u0131m\u0131zda bulunmaz. denilmeyip, buyurulmas\u0131, arzolunan \u015feylerin ak\u0131l sahibi oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6stermektedir. Ve isimleri \u015farta ba\u011flatan karine de budur. Bu zamirin meleklere d\u00f6nmesi ve o isimlerin meleklerin isimleri olmas\u0131 da, bunlar\u0131n meleklere arz\u0131 ile uygun olmuyor. \u015eu halde en a\u00e7\u0131k m\u00e2n\u00e2, ad verilmi\u015f olanlar\u0131n Hz. \u00c2dem&#8217;den sonra gelecek olan nesilleri olmas\u0131d\u0131r. Ge\u00e7mi\u015fte an\u0131lan isimler de bunlar\u0131n isimleri (yani insan isimleri) demek olur. Bununla beraber b\u00fct\u00fcn isimlerin \u00f6\u011fretilip de, yaln\u0131z bunlar\u0131n arz edilmi\u015f olmas\u0131 da ihtimal dahilindedir. Fakat her iki halde b\u00f6yle olmak i\u00e7in nesillerin yarat\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 gerekir. Halbuki \u00e2yette hen\u00fcz Hz. Havva&#8217;n\u0131n bile yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131na i\u015faret yoktur. Ve k\u0131ssan\u0131n siyak\u0131 (geli\u015fi) da buna muhalif g\u00f6r\u00fclmektedir. Bu m\u00fc\u015fkil (problem), bilinen bir hadis ile a\u00e7\u0131klan\u0131yor ki bunlar meleklere, k\u00fc\u00e7\u00fck kar\u0131ncalar, mikroplar misalinde arzedilmi\u015flerdir. &#8220;nesil veya k\u00fc\u00e7\u00fck kar\u0131ncan\u0131n misalleri&#8221;(1) ki z\u00fcrriyyet (nesil) kelimesi bundan t\u00fcremi\u015ftir. Bu hadis bunlar\u0131n o zaman \u00c2dem&#8217;de hen\u00fcz tohum halinde (yani gelecekte b\u00fct\u00fcn \u00c2dem o\u011fullar\u0131n\u0131 temsil eden ilk meniye ait tohumcuklar \u015feklinde) bulunduklar\u0131n\u0131 anlat\u0131r. E\u011fer burada bu olaylar\u0131n yo\u011fun cisimler \u00e2leminde olmay\u0131p, Hz. \u00c2dem&#8217;in ruhunun takdiri veya ruhunun esiri yumu\u015fak bir cisim kazanmas\u0131 halinde oldu\u011funu tasavvur edebilirsek, o esirle ilgili cismin par\u00e7alar\u0131nda k\u0131yamete kadar gelecek \u00c2dem o\u011flunun birbirine ba\u011fl\u0131 temess\u00fclleri (bir \u015fekil veya surete girmeleri) veya ruhundaki nesillerin manevi suretleri o isimlerin meleklere arz olunan m\u00e2n\u00e2lar\u0131 olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Ve b\u00f6yle olmas\u0131na olay\u0131n yery\u00fcz\u00fcne inmeden \u00f6nce olmas\u0131 karine demektir. Bu \u015fekilde meleklere arz, hiss\u00ee arz de\u011fil, ilm\u00ee ve hakiki arz olur. Ger\u00e7ekten isimlerin as\u0131l medl\u00fblleri, e\u015fyan\u0131n ilm\u00ee suretleridir. Kelimelerin mevzuu lehi (konusu) as\u0131l bunlard\u0131r. Demek \u00c2dem&#8217;e \u00f6nce e\u015fyaya ve bilhassa nesilleriyle ilgili ilim verilmi\u015f ve bundan ba\u015fka bu bilgilere ait isim ve dile ait suretler de \u00f6\u011fretilmi\u015ftir. Meleklerde olmayan da budur. Bunlar takdir edilmi\u015f ve yere ini\u015ften sonra da Hz. \u00c2dem bunlar\u0131n yap\u0131l\u0131\u015flar\u0131n\u0131 yerde g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Burada fiil\u00ee olarak ilmin f\u0131tr\u00ee (do\u011fu\u015ftan) veya sonradan olma meselesi vard\u0131r ki, ba\u015fka yerlerde a\u00e7\u0131klamas\u0131 gelecektir.<\/p>\n<p>Rabb\u0131n meleklere bunlar\u0131 arzetti ve g\u00f6sterdi de Haydi siz i\u015faretle ifade etmek istedi\u011finiz hilafet yetene\u011finizi g\u00f6stermekte sad\u0131k (yani mus\u00eeb = isabetli) iseniz i\u015fte bunlar\u0131n isimlerini bana g\u00fczelce haber veriniz, buyurdu. Bu zatlar\u0131, sade kendileriyle de\u011fil, isimleriyle de tan\u0131tabileceklerini sorarak \u00f6nce melekleri, aczlerini ortaya \u00e7\u0131karmak ve isbat etmek i\u00e7in, imtihan etti. Ve bununla \u015funu da anlatm\u0131\u015f oldu ki tasarruf, tedbir, adaletli olma, bunlar\u0131n ilgilendikleri \u015feyleri, yeteneklerinin mertebelerini ve hukukun miktar ve derecelerini bilmeye ve bundan ba\u015fka bir de bizzat huzura getirmeye muhta\u00e7 olmaks\u0131z\u0131n g\u0131yaplar\u0131nda da isimleriyle anlatabilmeye ba\u011fl\u0131d\u0131r. Ve bu hususta ilim s\u0131fat\u0131ndan daha fazla bir \u00f6zellik ve meziyet ifade eden kel\u00e2m s\u0131fat\u0131n\u0131n, dile ait kuvvetin, di\u011fer deyimle hakikate uygun konu\u015fma veya d\u00fc\u015f\u00fcnmenin \u015fahs\u00ee bir k\u0131ymet ve \u00f6nemi vard\u0131r. Bu olmadan h\u00fck\u00fcmleri yerine getirmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir.<\/p>\n<p>32-Bu imtihana kar\u015f\u0131 melekler: &#8220;S\u00fcbhaneke, en y\u00fcksek tesbih ve tenzih sana ya Rab!&#8230; Senin bize bildirdi\u011finden ba\u015fka bizim hi\u00e7bir ilmimiz yoktur. Her \u015feyi bilen ve daima bilen \u00e2lim ve her yapt\u0131\u011f\u0131nda hak\u00eem (hikmet sahibi) hakikaten sensin ve ancak sensin.&#8221; dediler ve b\u00f6yle aczlerini ortaya koydular, tesbih (Allah&#8217;\u0131n y\u00fcce ve m\u00fcnezzeh oldu\u011funu ifade) ettiler.<\/p>\n<p>S\u00dcBH\u00c2N, tesb\u00eehin bir \u00f6zel ismidir. &#8220;S\u00fcbh\u00e2neke&#8221; de \u00e7o\u011funlukla tevbe ba\u015flang\u0131c\u0131 olur. \u015eimdi burada \u015fu sorular akla gelir: Melekler hi\u00e7bir isim bilmiyorlarsa, o zaman kel\u00e2m s\u0131fat\u0131ndan tamamen mahrum bulunuyorlard\u0131, demek olur. O halde bu s\u00f6zleri nas\u0131l s\u00f6yl\u00fcyorlar ve il\u00e2h\u00ee kel\u00e2ma nas\u0131l muhatap oluyorlard\u0131? Yok e\u011fer bunlar tamamen mahrum de\u011filler de hen\u00fcz g\u00f6sterilen yeni \u015feylerin isimlerini bilmiyorlar idiyse, o zaman naibli\u011fe mutlak yeteneksizlikleri nas\u0131l sabit olur? Ger\u00e7ekte esma (isimler)dan maksat birinci rivayet vechile b\u00fct\u00fcn isimler ise, meleklerin b\u00fct\u00fcn isimlerden mahrum bulunacaklar\u0131 cihetle, bizzat kel\u00e2m s\u0131fatlar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 ve ancak ilim s\u0131fat\u0131ndan bir hisseleri bulundu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Ve e\u011fer nesilin isimleri ise, di\u011fer isimleri men&#8217; etmeyece\u011finden kelam s\u0131fat\u0131na engel olmaz ve bu \u015fekilde meleklerin liy\u00e2katsizli\u011fini isbat etmek istenmeyip, ba\u015fka bir hikmetin meydana \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 istenir. Lakin her iki takdirde melekler ile olan il\u00e2h\u00ee hitapla\u015fma (konu\u015fma) kel\u00e2m s\u0131fat\u0131na d\u00f6nmeyip, m\u00e2n\u00e2s\u0131 b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ba\u015fka olmak ve ilim s\u0131fat\u0131 ile te&#8217;vil edilmek zahirin (a\u00e7\u0131k metnin) gere\u011fidir. \u00d6nceki umum (genel) takdirinde bu zorunludur. Husus (\u00f6zel) takdirinde ise liyakat (yetenek) hikmeti hasebiyle a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u015eu halde melekler isimleri, kel\u00e2m\u0131 \u00c2dem&#8217;in haber vermesiyle \u00f6\u011freneceklerdir. Burada Kel\u00e2m ilminin g\u00fc\u00e7 bir meselesine gelmi\u015f oluyoruz. \u015eu kadar s\u00f6yleyelim ki, as\u0131l ilim hakikatin bizzat bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc ve bir \u00f6zel inki\u015faf\u0131d\u0131r. Kel\u00e2m da ilmin bir tecellisi, hem de bir dal, bir al\u00e2met ile naib (vekil) olmak suretiyle tecellisidir. \u0130lmin asl\u0131nda hakikatin bizzat bir vechi vard\u0131r. \u0130simde, kel\u00e2mda ise o vechin ancak bir vekili vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ismin as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 bir \u015feyi zihne y\u00fckseltmek i\u00e7in al\u00e2met ve delil olan \u015fey demektir ve \u0131st\u0131l\u00e2h\u00ee (terim) m\u00e2n\u00e2s\u0131 bundan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde isim kendisi de bir \u015fey olmakla beraber, isimli\u011fi di\u011fer bir \u015feye vekil ve al\u00e2met olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndand\u0131r. Ve Allah daha iyi bilir, bu hikmetten dolay\u0131d\u0131r ki, hilafete liyakat, isimlerdeki ve kel\u00e2mdaki bu vekalet m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile uygun olmu\u015ftur ve Allah bunu ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u00c2dem&#8217;e ihsan etmi\u015ftir. Ve i\u015fte be\u015fer\u00ee ilimler, vekilli\u011fi olan bu kel\u00e2ma ait \u015fekillerin araya girmesiyle ilgili oldu\u011fundan dolay\u0131d\u0131r ki, g\u00f6lgeli tasavvurlar ile doludur. Ve ke\u015ffe ait ilim ile, isme ve fikre ait ilmin b\u00fcy\u00fck farklar\u0131 bundand\u0131r. Demek ki, Cenab-\u0131 Allah ile meleklerin \u00f6nceki konu\u015fmalar\u0131 hi\u00e7bir isim ve vekalete ait suretler kar\u0131\u015fmayan ve bizzat hakikat vechi \u00fczerinde vaki olan bir ilm\u00ee cereyand\u0131r. Ve meleklerin konu\u015fmalar\u0131, tesbihleri, takdis (kutsama)leri, bizzat olan bir ilm\u00ee ayd\u0131nlatma demektir ki bununla, as\u0131l kel\u00e2m s\u0131fat\u0131n\u0131n vekalete ait olan cereyan tarz\u0131ndaki fark, a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u015eu halde meleklerin bilmedikleri ve bildiklerinde eksikleri bulunabilirse de hatalar\u0131 ve cehl-i m\u00fcrekkeb (bilmedi\u011fini bilmedik)leri olmaz. Ve bunun i\u00e7in denilmi\u015ftir ki, melekler ancak nass (din\u00ee delil) ile amel ederler. Be\u015fer ise istinbat ve k\u0131yas kuvvetine, g\u00fcc\u00fcne sahiptir. Yukardaki ifadelerinde de a\u00e7\u0131ktan yetenek iddias\u0131nda bulunmam\u0131\u015flar ve yeni anlad\u0131klar\u0131 meseleyi eksik olarak g\u00f6rebilmi\u015fler ve vekaletin hakikatini bilmemekle beraber, s\u00f6ylediklerinde de hakikat\u0131n bir cihetini s\u00f6ylemi\u015flerdir. Be\u015feriyetin hata ve bilmedi\u011fini bilmeme kabiliyeti de kendilerindeki kel\u00e2m s\u0131fat\u0131 ve bundaki vekalet de\u011feri ile ilgilidir. \u015eeytan bunlar\u0131 bu y\u00f6nden aldatabilir. Ger\u00e7i kel\u00e2m, esas itibariyle hakk\u0131 ve do\u011fruyu bilme konusudur ve onun vekilidir. Ve bu vekilin temsil ve delaletinde de ciddiyet vard\u0131r, fakat kel\u00e2m\u0131n kendisi olmayan bir tesir ile yalan s\u00f6ylenir. Sonra kelam, ilmin ayn\u0131 ve hakk\u0131n ayn\u0131 diye al\u0131n\u0131r da kelam ve vekalete ait suretler ile, kar\u0131\u015fm\u0131\u015f olan fikre ve tasavvura ait suretler bizzat hak ilim yerine konulur. Ve has\u0131l\u0131 bilerek s\u00f6ylenilmez, bilerek anla\u015f\u0131lmaz ve hepsinin \u00f6tesinde hak istenmez ve ara\u015ft\u0131r\u0131lmaz; vekaletin tabiat\u0131, bir asalet kabul edilir. Ve o zaman insanl\u0131\u011f\u0131n b\u00fct\u00fcn \u015fer ve fesad\u0131 ba\u015flar. Halbuki Cenab-\u0131 Hak, Adem&#8217;in f\u0131trat\u0131n\u0131, kendi s\u0131fat\u0131ndan hem ilim ve hem kel\u00e2m s\u0131fatlar\u0131na mazhar k\u0131lm\u0131\u015f ve kendine isimleri \u00f6\u011frettikten sonra meleklerin kar\u015f\u0131s\u0131nda yetene\u011fini isbat i\u00e7in bir de imtihan yapm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>33-Melekler aczleri (g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fckleri)ni itiraf, ilim ve hikmeti teslim edince Rabb\u0131n: &#8220;Ey \u00c2dem, bunlara \u015funlar\u0131n isimlerini g\u00fczelce haber ver.&#8221; dedi. Ve halifenin kim olaca\u011f\u0131na da bu hitap ile i\u015faret etti.<\/p>\n<p>&#8220;\u00c2dem&#8221; isminin &#8220;\u00fcdme&#8221;den veya &#8220;ed\u00eem\u00fc&#8217;l-ard&#8221;dan t\u00fcremi\u015f (ef&#8217;al\u00fc) vezninden Arap\u00e7a bir kelime oldu\u011fu rivayet olunuyorsa da A&#8217;cem\u00ee (yani Arap\u00e7a olmayan) ve (f\u00e2al\u00fc) vezninde olmas\u0131 tercih edilir. Zemah\u015fer\u00ee, Beydav\u00ee, Ebu&#8217;s-Su\u00fbd ve di\u011ferleri gibi muhakkik\u00een (tahkikciler)in tercihi budur. \u0130mam \u015ea&#8217;b\u00ee bunun &#8220;azer&#8221; ve &#8220;a&#8217;zer&#8221; gibi \u0130bran\u00ee dilinden oldu\u011funu ileri s\u00fcrm\u00fc\u015f, S\u00fcryanice&#8217;de de &#8220;Adem&#8221;in &#8220;toprak&#8221; demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Baz\u0131lar\u0131 da bunun asl\u0131 &#8220;h\u00e2tam&#8221; vezninde S\u00fcryanice oldu\u011funa ileri s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr ki, bu \u015fekilde dilimizdeki &#8220;adam&#8221; telaffuzu asla daha uygun olmu\u015f olur. Arap\u00e7a ise \u00f6zel isimlik ve fiil vezninde oldu\u011fundan dolay\u0131; Arap\u00e7a olmad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re de \u00f6zel isimlik ve ucme (asl\u0131 Arap\u00e7a olmayan) kelimelerden oldu\u011fundan dolay\u0131 gayr-i m\u00fcnsarif (cer ve tenvini kabul etmeyen)dir. Ve her iki takdirde bir cins ismi olmay\u0131p, \u00f6zel isim oldu\u011fu muhakkakt\u0131r. \u00c2dem be\u015fer, insan gibi cins ismi yerinde kullan\u0131lacak olursa \u00e7o\u011fulu &#8220;avadim&#8221; gelir ve o zaman \u00e7o\u011fulu gayr-i munsarif olursa da, m\u00fcfred (tekil)i munsarif (cer ve tenvini kabul eden) olmak ve &#8220;raeyt\u00fc \u00e2demen&#8221; demek gerekir ki, &#8220;\u00e2demiyen&#8221; &#8221; (ferden min ben\u00ee \u00e2dem = ) demektir. Ve do\u011frusu hari\u00e7te her cins ismi ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir \u00f6zel ismin genellemesidir. Ve vahid (tek), \u00e7o\u011fa -tabiatiyle- mukaddem (\u00f6ncelikli)dir. Her halde Arap\u00e7a&#8217;dan ba\u015fka \u0130bran\u00ee ve S\u00fcryan\u00ee&#8217;de bu ismin \u00e7e\u015fitli leh\u00e7elerinin bulundu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. S\u00e2biede isminin bile Arap\u00e7a olmayarak, bu isim ile bir ilgisi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Bununla beraber Ebu&#8217;l-Be\u015fer (be\u015ferin babas\u0131n)in \u00e7e\u015fitli dillerde ba\u015fka ba\u015fka isimlerle yad olundu\u011fu da nakl ediliyor. \u015eehrist\u00e2n\u00ee&#8217;nin &#8220;el-Milel ve&#8217;n-Nihal&#8221;de a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re Mec\u00fbs\u00eelerden K\u00fcyumseriye grubu &#8220;Keyumers, \u00c2dem&#8217;dir&#8221; derler. Ve Keyumers&#8217;in \u00c2dem oldu\u011fu Hint ve Acem tarihlerinde de g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Fakat di\u011fer tarih\u00e7iler buna kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131r. \u0130bn\u00fc Esir de &#8220;K\u00e2-mil&#8221;inde &#8220;mecusun Ceyumers dedi\u011fi Hz. \u00c2dem&#8217;dir.&#8221; diye zikreder. En a\u00e7\u0131\u011f\u0131, Adem isminin be\u015ferin ilk lisan\u0131na ait bir kelime olmak \u00fczere ele al\u0131nmas\u0131 gerekecektir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte Cenab-\u0131 Allah meleklerden sonra \u00c2dem&#8217;i de bu emir ile imtihan etti ve \u00c2dem onlar\u0131 isimleriyle tafsilat\u0131yla anlatt\u0131. bunun \u00fczerine \u00c2dem o arzolunan \u015feyleri isimleriyle onlara haber verince: Rabb\u0131n meleklere: &#8220;Ben size her halde ben semalar\u0131n ve arz\u0131n gayb\u0131n\u0131 bilirim demedim mi? Ve siz ne a\u00e7\u0131kl\u0131yor ve ne gizliyor idiyseniz onu da bilirim.&#8221; buyurdu. Ve bununla \u00f6nceki &#8220;ben sizin bilmediklerinizi bilirim&#8221; y\u00fcksek s\u00f6z\u00fcn\u00fcn m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 geni\u015fletti ve a\u00e7\u0131klad\u0131. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki icm\u00e2l (k\u0131saltmak) hakikatte tafsilin ayn\u0131d\u0131r. \u015eu da anla\u015f\u0131l\u0131r ki, meleklere olan kelam\u0131n hakikati ancak m\u00e2n\u00e2dan ibarettir. Lafza ve isme ait suretler de\u011fildir, yoksa icmali s\u00f6yleyen tafs\u00eeli s\u00f6ylemi\u015f olmazd\u0131. Yukarda hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u00fczere bu tafs\u00eelin m\u00e2s\u00eeka lehi (sevkolundu\u011fu \u015fey) de genel de\u011fil \u00f6zel, yani bu meyanda bilhassa \u00c2dem aleyhissel\u00e2mda tahakkuk eden hilafetin sebeplerini a\u00e7\u0131klamak, hikmet ve kudreti ortaya \u00e7\u0131karmakt\u0131r ki; &#8220;\u0130\u015fte sizin ba\u015flang\u0131\u00e7ta anlayamad\u0131\u011f\u0131n\u0131z hikmetin s\u0131rr\u0131 ve liyakatin sebepleri budur.&#8221; demek olur. Cenab-\u0131 Allah b\u00fct\u00fcn il\u00e2h\u00ee sanat\u0131n\u0131 b\u00f6yle sebeplere ve gizli hikmetlere ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131r. Fakat ona kar\u015f\u0131 hi\u00e7bir sebep ile yetenek ve hak etme davas\u0131na kalkmakta da hak yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc o bir \u015fey murad ederse b\u00f6yle yeni sebepler yarat\u0131r ve neticesini de o suretle ihsan eder. M\u00fcsebbib\u00fc&#8217;l-esb\u00e2b (sebepleri yaratan)a sebeb ile hak iddias\u0131na kalk\u0131\u015fmak m\u00e2n\u00e2s\u0131z olur. Asl\u00ee ve hakiki sebep ancak onun iradesidir, hikmet de onun gere\u011fidir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki Cenab-\u0131 Allah \u00c2dem&#8217;i halife olmak \u00fczere yaratm\u0131\u015f ve durumu meleklerine isti\u015fare eder gibi k\u0131saca tebli\u011f etmi\u015f ve malum cevap \u00fczerine onu isimleri \u00f6\u011fretmekle terbiye etmi\u015f ve sonra melekler ile beraber imtihandan ge\u00e7irip, meleklere g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fcklerini a\u00e7\u0131klatm\u0131\u015f ve ona bilfiil ehliyetini isbat ettirmi\u015f ve meleklerin devaml\u0131 tesbih ve takdis g\u00f6reviyle me\u015fgul olmas\u0131, bu yeni makama liyakatleri i\u00e7in yeterli sebep olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 da g\u00f6stermi\u015f ve nihayet onlar\u0131 Adem&#8217;e boyun e\u011fdirmek i\u00e7in haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 bu k\u0131ssada il\u00e2h\u00ee rububiyetin tecelli tarz\u0131 b\u00fcy\u00fck bir a\u00e7\u0131kl\u0131k ve pek ince bir \u00fcslub ile anlat\u0131larak insan\u0131n asl\u00ee f\u0131trat\u0131nda d\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f olan enf\u00fcs\u00ee (subjektif) il\u00e2h\u00ee nimetler hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015f ve bununla il\u00e2h\u00ee rububiyete bilgi temin edildikten sonra g\u0131yabtan m\u00fctekellim (konu\u015fan)e iltifat (d\u00f6nme) yoluyla sonras\u0131 da ayr\u0131ca bir hat\u0131rlatmaya tabi tutulmu\u015ftur. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>34- d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc nimet olarak o vakit de hat\u0131rla ki biz meleklere: &#8220;\u00c2dem&#8217;e secde ediniz.&#8221; diye emrettik de \u0130blis&#8217;den ba\u015fkas\u0131 derhal secde ettiler. O dayatt\u0131 ve kibirlendi yahut melekler hemen secde ettiler. Fakat \u0130blis dayatt\u0131 ve kibirlenmek istedi. ve esasen k\u00e2firlerden idi. Kehf s\u00fbresinde gelece\u011fi \u00fczere asl\u0131 Cin denilen gizli yarat\u0131klardan idi ki, bunlar\u0131n k\u00e2firleri de vard\u0131r. Bu emir \u00fczerine itaattan d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kt\u0131, k\u00e2fir oldu. Sonucun b\u00f6yle olaca\u011f\u0131n\u0131 da Allah Te\u00e2l\u00e2 il\u00e2h\u00ee ilminde biliyordu. Bu itibarla kaderde, k\u00e2firler defterinde kay\u0131tl\u0131 bulunuyordu. Yoksa \u0130blis&#8217;in \u00c2dem&#8217;e secde emrine kadar k\u00fcfr\u00fc ge\u00e7memi\u015fti. &#8220;Rabb&#8217;inin emrinden (d\u0131\u015far\u0131) \u00e7\u0131kt\u0131.&#8221; (Kehf, 18\/50). Fakat Allah b\u00f6yle bildi\u011fi i\u00e7in o k\u00e2fir olmad\u0131, o k\u00e2fir olaca\u011f\u0131 i\u00e7in Allah onu \u00f6yle biliyordu ve \u00f6yle takdir etmi\u015f idi. Hakikaten \u0130blis kibirlenmek istedi. Nefsinde m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu halde, itaati se\u00e7medi ve o zaman bilfiil k\u00e2fir oldu. \u015eu halde kelimesi &#8220;idi&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nda de\u011fil, &#8220;oldu&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131lmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki \u0130blis, Allah&#8217;\u0131 ink\u00e2r etti\u011fi i\u00e7in de\u011fil, emrine itaat etmemesi dolay\u0131s\u0131yle k\u00e2fir olmu\u015f ve buna g\u00f6re farz olan herhangi bir vazifeyi yapmayan\u0131n k\u00fcfr\u00fcne h\u00fckmedenler bulunmu\u015ftur. Fakat \u00e2limlerimiz diyorlar ki, \u0130blis&#8217;in k\u00fcfr\u00fcn\u00fcn sebebi, yaln\u0131z emre itaat etmemesi de\u011fil, onu be\u011fenmemesi &#8220;Ben ondan daha hay\u0131rl\u0131y\u0131m.&#8221; (Sa&#8217;d, 38\/76) diye kibirlenerek kendi k\u0131yas\u0131yle tenkit etme (ele\u015ftirme)ye kalk\u0131\u015fmas\u0131d\u0131r. Ve akaid ve f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131ndaki tekfir (k\u00fcfre nisbet etmen)in bir k\u0131sm\u0131 da bu esasa dayanm\u0131\u015ft\u0131r. Bunda &#8220;Onlar ki, s\u00f6z verip ba\u011fland\u0131ktan sonra Allah&#8217;a verdikleri s\u00f6z\u00fc bozarlar.&#8221; (Bakara, 2\/27) \u00e2yetiyle yerilmesi vard\u0131r ve daha \u015fiddetlidir.<\/p>\n<p>Aslen l\u00fcgatta &#8220;secde&#8221;, son derece tevazu ile al\u00e7al\u0131p ba\u015f e\u011fmektir ki, &#8220;kibr&#8221;in tam z\u0131dd\u0131d\u0131r. D\u00eenen de aln\u0131n\u0131 yere koymakt\u0131r ki, ta&#8217;z\u00eem (b\u00fcy\u00fckleme) ve itaat etmenin en y\u00fcksek \u015feklidir. Ve ondan daha \u00f6zeldir. Zira \u00f6nceki, ayaklar alt\u0131na yat\u0131p yuvarlanmakla dahi olabilir. \u015eer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131nda ibadet kast\u0131n\u0131 ilave etmeye l\u00fczum yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc secdenin ibadet olmas\u0131 i\u00e7in niyet \u015fart ise de, secde olmas\u0131 i\u00e7in \u015fart de\u011fildir. Bununla beraber dile ve \u015feriate ait her secdede bir al\u00e7alma, ta&#8217;zim ve itaat vard\u0131r. Bunun i\u00e7in Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na secde etmek din\u00ee bak\u0131mdan k\u00fcf\u00fcrd\u00fcr. Ve secde fiil\u00ee bir ta&#8217;zim ve itaat etme oldu\u011fu cihetle, yaln\u0131z kalb\u00ee olan itaat hakk\u0131nda mecaz olur. Acaba meleklerin secdesi hangisidir? Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a mahsus kelimeleri \u015fer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131na yormak gerekir ve melekler cisman\u00ee \u015fekilde de g\u00f6r\u00fclebileceklerinden &#8220;al\u0131n koyma&#8221; (vaz-\u0131 cephe) m\u00e2n\u00e2s\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bununla beraber meleklerin secdesini kendi hakikatleri ile uygun olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve hilafet gere\u011fi \u00c2dem&#8217;e il\u00e2h\u00ee emirle bir fiil\u00ee tasdik halinde kabul etmek daha uygundur. Bu ise \u00c2dem&#8217;e bir sayg\u0131 g\u00f6sterme olmakla beraber bizzat Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya bir ibadettir. Bununla melekler il\u00e2h\u00ee h\u00fck\u00fcmlerin yerine getirilmesi bak\u0131m\u0131ndan \u00c2dem&#8217;e hilafet mertebesine uygun bir \u015fekilde hizmet ve yard\u0131ma memur edilmi\u015f ve bir ahde (s\u00f6z verme) ba\u011flanm\u0131\u015f demek olur. O halde melekler, Adem&#8217;e bizzat boyun e\u011fmi\u015f de\u011fil, fakat hilafete hizmet\u00e7i olacakt\u0131r. Ve herhalde as\u0131l mabud, y\u00fcce yarat\u0131c\u0131d\u0131r. Has\u0131l\u0131 bu secde \u00c2dem&#8217;e bir ibadet de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte insanlar b\u00f6yle bir baban\u0131n evlad\u0131d\u0131r ve kendileri onun halefi, onun halifesidirler. Bu nimeti bilmeli, bu karde\u015fli\u011fi takdir etmeli ve hi\u00e7 biri \u00e2lemde asalet iddias\u0131yle kendi hesab\u0131na ya\u015famaya \u00e7al\u0131\u015fmamal\u0131, b\u00fcy\u00fck bir karde\u015f toplulu\u011fu halinde ya\u015famal\u0131 ve ya\u015famak i\u00e7in kendi h\u00fck\u00fcmlerini de\u011fil, Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini, Allah&#8217;\u0131n emirlerini, kanunlar\u0131n\u0131 tatbik etmeli ve o zaman meleklerin de kendilerine hizmet edece\u011finden \u00fcmitli olmal\u0131d\u0131r. Bunda emre kar\u015f\u0131 gelen ve kibirlenen \u0130blis&#8217;in t\u00e2bilerinden olmamal\u0131, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirmemelidir. Cenab-\u0131 Allah burada \u0130blis&#8217;in dayatma ve kibirlenmesini haber verirken, bilhassa onun benzerleri olan ve il\u00e2h\u00ee emre boyun e\u011fme ve itaat hususunda kibirlenerek aralar\u0131ndaki kesin hukuku teslimden \u00e7ekinen yarat\u0131klar\u0131 azarlam\u0131\u015ft\u0131r. Ve bu nass\u0131n kendisi i\u00e7in sevk edildi\u011fi \u015fey budur. Ve bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 Hz. Resulullah&#8217;\u0131n hicret yeri (Medine) etraf\u0131nda bulunan yahudi ve yahudi bilginleriydi ki, Hz. Peygamberi ve s\u0131fat\u0131n\u0131 biliyorlard\u0131 ve peygamber olarak g\u00f6nderilece\u011fini yay\u0131yorlard\u0131. B\u00f6yleyken hased sebebiyle ikrar ve itaattan \u00e7ekinir ve b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslarlard\u0131. \u0130bn\u00fc Cer\u00eer burada der ki: &#8220;Cenab-\u0131 Allah yahudi k\u00e2firlerin bu hallerine i\u015faret etmek suretiyle \u0130blis&#8217;i k\u00e2firler z\u00fcmresine nisbet etti. Cins ve nesebde ba\u015fka oldu\u011fu halde, din ve millette onlar\u0131n kolundan sayd\u0131&#8221;. \u015eu halde \u0130blis ile k\u00e2firler aras\u0131nda ba\u015fka y\u00f6nden benzeyi\u015f aramak l\u00fczumsuzdur.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130blis ismini ilk tefsircilerden baz\u0131lar\u0131 (ibl\u00e2s) masdar\u0131ndan Arap\u00e7a bir isim olarak g\u00f6stermi\u015flerdir. \u0130bl\u00e2s ise hay\u0131rdan \u00fcmidini kesmek, pi\u015fmanl\u0131k duyma ve kederli olma m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. \u0130blisi de Cenab-\u0131 Allah isyan\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k, b\u00fct\u00fcn hay\u0131rlardan \u00fcmidini kesmi\u015f, ta\u015flanm\u0131\u015f, bir \u015feytan k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O halde \u0130blis, hay\u0131rdan son derece \u00fcmitsiz demektir ve i&#8217;rab (harekeleme) da Arap\u00e7a olmayan isimlerin h\u00fck\u00fcmlerine tabi tutulmu\u015f ve gayr-i m\u00fcnsarif (cer ve tenvin olmayan) olmu\u015ftur. Fakat b\u00f6yle olmas\u0131 daha \u00e7ok g\u00f6sterir ki, bu da &#8220;\u00c2dem&#8221; kelimesi gibi A&#8217;cem\u00ee (Arap\u00e7a olmaya<\/p>\n<p>n)d\u0131r. Arap\u00e7a&#8217;ya di\u011fer bir lisandan ge\u00e7mi\u015ftir. Muhakk\u0131k\u00een (k\u0131ritik\u00e7iler) bunu b\u00f6yle s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bu secde k\u0131ssas\u0131 burada ge\u00e7en k\u0131ssaya atfedilerek ayr\u0131ca zikrolunmu\u015ftur. Bundan da bu secdenin &#8220;Onu d\u00fczenle(yip insan \u015fekline koydu)\u011fum ve ona ruhumdan \u00fcfledi\u011fim zaman, hemen ona secdeye kapan\u0131n.&#8221; (Hicr, 15\/29) \u00e2yetindeki \u015farta ba\u011fl\u0131 emirle ilgisi bahis konusu olmu\u015ftur. Biri \u015farta ba\u011fl\u0131 olarak yarat\u0131lmadan \u00f6nce, di\u011feri de sonu\u00e7land\u0131rma ile ilgili olarak yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan sonra iki emir var. Acaba secde de bir mi, iki mi? \u00d6\u011fretim ve imtihandan \u00f6nce mi, sonra m\u0131? Buradaki &#8220;secde ediniz&#8221; sonu\u00e7lama ile ilgili emrin sonra oldu\u011funu, di\u011feri de tesviye ve ruh \u00fcflemeyi takib etti\u011fini ifade ediyor. Ebu&#8217;s-Su\u00fbd &#8220;ceza f\u00e2&#8221;s\u0131n\u0131n takip ifade etti\u011fine ili\u015ferek secdenin \u00f6\u011fretimden sonra ve sonu\u00e7lama emri ile ilgili yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda \u0131srar ediyor. R\u00e2z\u00ee de \u00f6nce ve \u015farta ba\u011fl\u0131 emir ile yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade ediyor ve secdenin birka\u00e7 defa oldu\u011funu kabul eder g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyor. Bu arada a\u00e7\u0131k olan bu emrin, yarat\u0131l\u0131\u015ftan sonra, \u015fart\u0131n tahakkuku \u00fczerine, ge\u00e7en \u015farta ba\u011fl\u0131 emrin sona erdirilmesi ve yerine getirilmesi oldu\u011fudur. Bunun gerek takdiri ve gerekse tekvini (yaratmas\u0131), isimlerin \u00f6\u011fretiminden, imtihandan sonrad\u0131r. Bununla beraber tesviye ve ruh \u00fcflemesinin toplam\u0131ndan geri kalm\u0131\u015f da de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u00f6\u011fretme ve imtihan ruh \u00fcflemesinin tamam\u0131 c\u00fcmlesindendir. Yani bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, ruh \u00fcflemekten maksat, diri olmas\u0131 de\u011fil, d\u00fc\u015f\u00fcnen hayat sahibi olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ba\u015flamas\u0131 de\u011fil, kemalidir. \u015eu halde yerindedir. &#8220;secde ediniz&#8221;, onun sonu\u00e7land\u0131rarak tevecc\u00fch\u00fcd\u00fcr. \u00c2dem&#8217;in ger\u00e7e\u011fi ruh (nefs-i n\u00e2t\u0131ka) tur. Ve ruh \u00fcflemenin m\u00e2n\u00e2s\u0131, ruhun \u00fcflenmesidir. Adem&#8217;e ait hayat, as\u0131l bundad\u0131r.<\/p>\n<p>35-Burada \u0130blis&#8217;in \u00f6zellikle azarlanma maceras\u0131 b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u0131ssan\u0131n sevkedili\u015fi, bilhassa \u00c2dem&#8217;e ve \u00c2dem o\u011fullar\u0131na olan f\u0131tr\u00ee (yarat\u0131l\u0131\u015ftan olan) nimetleri hat\u0131rlatmakt\u0131r. Bu \u015fekilde melekler ile \u00c2dem aras\u0131ndaki macera a\u00e7\u0131kland\u0131ktan sonra, \u015fimdi de takdirdeki o imtihan ve tevecc\u00fch\u00fcn meyvesi ve \u0130blis ile olan maceras\u0131 a\u00e7\u0131klanmak ve \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndaki g\u00fcnah ve itaatsizli\u011fin ge\u00e7ici oldu\u011fu hat\u0131rlat\u0131lmak i\u00e7in daki ya atfedilerek buyuruluyor ki: bir de demi\u015ftik ki, &#8220;ey \u00c2dem!. Sen ve e\u015fin (zevcen) \u015fu cennette oturunuz.&#8221; &#8220;\u00c7ift&#8221; demek olan zevc, as\u0131l Arap\u00e7a&#8217;da \u00e7iftin her tekine, hem erke\u011fe ve hem di\u015fiye de s\u00f6ylenir. Demek ki, bu s\u0131rada Hz. \u00c2dem&#8217;in bir de zevcesi (e\u015fi) yarat\u0131lm\u0131\u015f bulunuyordu ki, bu da ayr\u0131ca il\u00e2h\u00ee bir harika (ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir olay)d\u0131r. \u0130n\u015faallah bunun a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 da ilerde, bu c\u00fcmleden olarak Nis\u00e2 s\u00fbresinin ba\u015f \u00e2yetinde g\u00f6rece\u011fiz.<\/p>\n<p>Acaba bu cennet yery\u00fcz\u00fcndeki cennetlerden biri mi idi? B\u00f6yle zannedenler olmu\u015ftur. &#8220;Filistin&#8217;de yahut F\u00e2ris ile Kirm\u00e2n aras\u0131nda bir cennet idi. \u0130ni\u015fi de oradan Hindistan&#8217;a nakliydi.&#8221; denilmi\u015ftir. Fakat bunlar \u015f\u00f6yle bir istidl\u00e2l ile s\u00f6ylenmi\u015ftir: \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 yery\u00fcz\u00fcnde oldu\u011funda ittifak vard\u0131r ve bu k\u0131ssada semaya y\u00fckselmesi zikredilmemi\u015ftir. Olsa idi \u00f6ncelikle hat\u0131rlat\u0131l\u0131rd\u0131. Bir de cennet-i huld (ebedi cennet) olsayd\u0131, \u00e7\u0131k\u0131lmaz ve \u015feytan oraya giremezdi. Fakat bu tahmin, g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc kadar makul ve tabii de\u011fildir. \u00c2dem&#8217;in yery\u00fcz\u00fcne ini\u015fi, yery\u00fcz\u00fcnde ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131, ak\u0131l ve nakle daha uygundur. Huld cennetine devaml\u0131 oturmak i\u00e7in girmekle, misafir olarak girmek aras\u0131nda da fark vard\u0131r. \u015eu halde &#8220;Cennet&#8221;, ahirette m\u00fcminlerin varaca\u011f\u0131 sevap evidir ki, \u015fimdi mevcut, fakat d\u00fcnyada g\u00f6r\u00fc\u015ften gizlenmi\u015ftir. Ve &#8220;Cennet&#8221; denilince Kur&#8217;\u00e2n dilinde bilinen budur. \u00c2dem&#8217;in cennette oturmas\u0131 hali, ahiret \u00e2leminin meydana geli\u015fine benzer bir ilk olu\u015ftur. Ve bu durum bize g\u00f6re bir makul \u00e2lemdir. Yery\u00fcz\u00fc ile onun aras\u0131nda mekanla ilgili bir uzakl\u0131k tasavvuruna da l\u00fczum yoktur. O da ayn\u0131 feza i\u00e7indedir. Bunda akla yakla\u015ft\u0131rmak i\u00e7in s\u00f6ylenebilecek olan s\u00f6z: \u00c2dem&#8217;in ruhunun b\u00fct\u00fcn kemal kuvvetlerini haiz olarak, maddeye, \u00f6nceki unsurlara ilk ilgisi, di\u011fer deyi\u015fle be\u015ferin asl\u0131 olan ilk \u00c2dem&#8217;le ilgili h\u00fccreci\u011fin es\u00eer\u00ee bir \u015fekilde olu\u015fumu ve ondan e\u015finin ayr\u0131lmas\u0131d\u0131r. Muhyiddin-i Arab\u00ee&#8217;nin bir deyi\u015fine g\u00f6re, ruhun tabiata ilk verili\u015fidir.<\/p>\n<p>Cenab-\u0131 Allah, \u00c2dem&#8217;e buyurmu\u015f ki, e\u015finle beraber bu cennette otur. ve bundan bol bol yiyiniz nerede isterseniz orada yiyiniz fakat \u015fu a\u011faca yakla\u015fmay\u0131n\u0131z, bundan yemeye kalk\u0131\u015fmay\u0131n\u0131z ki zalimlerden olursunuz.<\/p>\n<p>Zul\u00fcm, haddini a\u015f\u0131p bir hakk\u0131, yerinden ba\u015fkas\u0131na koymakt\u0131r. Demek ki Cenab-\u0131 Hak \u00c2dem&#8217;e cennette b\u00fcy\u00fck bir h\u00fcrriyet vermekle beraber, ona yine bir s\u0131n\u0131r tayin etmi\u015f ve ona yakla\u015ft\u0131klar\u0131 takdirde zalimler z\u00fcmresine gireceklerini de bildirmi\u015ftir. Bu, \u015funu ortaya \u00e7\u0131kar\u0131r ki, insanl\u0131kla ilgili hilafet mutlak de\u011fildir. Ve bunun \u00f6zel bir s\u0131n\u0131r\u0131 vard\u0131r ki, tecav\u00fcz\u00fc zul\u00fcmd\u00fcr. O s\u0131n\u0131r\u0131 tayin eden bu \u015fecere (a\u011fa\u00e7) ne idi? Do\u011frusu bunu Allah Te\u00e2l\u00e2 Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bize ismiyle bildirmemi\u015ftir ve ancak bunun cennette belli a\u011fa\u00e7 oldu\u011funu, \u00c2dem&#8217;in kurtulu\u015f ve saadetinin bozulmas\u0131na sebep olmak \u00f6zelli\u011fi bulundu\u011funu anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Demek, fazlas\u0131n\u0131 bilmemizde Allah kat\u0131nda bir fayda yoktur. Ve \u015fimdilik m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir ve tahkik\u00e7i (kritik\u00e7i) tefsircilerin se\u00e7ene\u011fi budur. Bununla beraber bu\u011fday veya \u00fcz\u00fcm veya incir oldu\u011fu hakk\u0131nda baz\u0131 rivayetler de vard\u0131r. Tevrat ehli, &#8220;b\u00fcr&#8221; yani bu\u011fday demi\u015fler; Vehb b. Yem\u00e2m\u00ee&#8217;den de: &#8220;Fakat \u00f6yle bir cennet bu\u011fday\u0131 ki, tanesi s\u0131\u011f\u0131r y\u00fcre\u011fi gibi, kaymaktan lezzetli, baldan tatl\u0131&#8221; diye bir tabir nakledilmi\u015ftir. \u0130bn\u00fc Abbas ve daha baz\u0131lar\u0131ndan &#8220;s\u00fcnb\u00fcle&#8221; (ba\u015fak) diye rivayet edilmi\u015ftir. &#8220;D\u00fcnyada evlad\u0131na r\u0131z\u0131k k\u0131l\u0131nan ba\u015fakt\u0131r.&#8221; tabiri dahi naklediliyor. \u0130bn\u00fc Mesut&#8217;dan asma, \u00fcz\u00fcm a\u011fac\u0131 ve baz\u0131lar\u0131ndan incir tabiri v\u00e2rid olmu\u015ftur. Bu meyanda \u015fu tabir de vard\u0131r: &#8220;Bu \u00f6yle bir a\u011fa\u00e7t\u0131r ki, melekler hul\u00fbd (\u00f6l\u00fcms\u00fczl\u00fc\u011fe ermek) i\u00e7in bununla ka\u015f\u0131n\u0131rlar.&#8221; Bunlar\u0131n bir temsil\u00ee m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade ettikleri de a\u00e7\u0131kt\u0131r. Nitekim cennet meyvelerinin birbirine benzemesi meselesi ge\u00e7mi\u015fti. H\u0131ristiyanlardan rivayet edilen telakkiye g\u00f6re, bunun kad\u0131nla erkek aras\u0131ndaki cins\u00ee yakla\u015fmadan kinaye oldu\u011fudur. H\u0131ristiyanl\u0131ktaki ruhbaniyet (yani evlenmemek), evlenmemeyi ibadet ve sevap itikat etmek \u00f6nermesinin bu telakk\u00ee ile ilgili bulundu\u011fu da san\u0131l\u0131r. Fakat Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n metni buna m\u00fcsait (uygun) g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyor. O zaman m\u00e2n\u00e2s\u0131z kal\u0131r. &#8220;birbirinize yakla\u015fmay\u0131n\u0131z&#8221; demek, hem yeterli ve hem a\u00e7\u0131k olurdu. Bu \u015fekilde \u00c2dem&#8217;in ilk evlenmesi gayr-i me\u015fru (dine uymayan) olmas\u0131 gerekiyor. \u015e\u00fcphesiz bizce daha uygun olan bu konuda tevakkuf (durmak)dur. Biz o a\u011fac\u0131 tayin edemeyiz. Ancak \u015fu kadar d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz ki, ondan yemek, vekilli\u011fi unutmak ve asalet davas\u0131na kalk\u0131\u015fmak duygusunu verir. Bu da insan\u0131n asl\u00ee yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan de\u011fil, \u015feytan\u0131n telkininden ba\u015flar. Bu bu\u011fday ise, delice bu\u011fdayd\u0131r. Bir \u00fcz\u00fcm ise, \u015farap \u00fcz\u00fcm\u00fcd\u00fcr. Bir incir ise, kurtlu incirdir. Ve her halde bir hamri (sarho\u015f edicili\u011fi) vard\u0131r. Ve o hamr akl\u0131 al\u0131r ve Allah&#8217;\u0131 unutturur. Cennete bu, yenilmek i\u00e7in de\u011fil, tahdit (s\u0131n\u0131rlama) ve kulluk i\u00e7in konulmu\u015ftur. Bununla beraber biz: &#8220;D\u00fcnya sevgisi, her hatan\u0131n ba\u015f\u0131d\u0131r&#8221; hadis-i \u015ferifinde bu yasak a\u011fac\u0131 tayin eden bir delalet buluyoruz. Demek \u00c2dem o zaman d\u00fcnya s\u0131n\u0131r\u0131na yakla\u015fmamak emri alm\u0131\u015f ve \u00c2dem bundan, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n gere\u011fi olarak yememi\u015ftir. Fakat Hamze k\u0131r\u00e2etinde &#8216;d\u0131r ki, \u00f6nceki = zelle&#8217;nin if&#8217;\u00e2l b\u00e2b\u0131 olan = izl\u00e2l&#8217;den, ikincisi = iz\u00e2le&#8217;dendir.<\/p>\n<p>36-Bu isk\u00e2n (oturma) \u00fczerine o \u015feytan, o \u0130blis ikisinin de o a\u011fa\u00e7 y\u00fcz\u00fcnden ayaklar\u0131n\u0131 kayd\u0131rd\u0131, yahut ikisini de cennetten kayd\u0131rd\u0131. Zira o zaman \u015feytan kovulmu\u015f bulunuyorsa da \u00c2dem&#8217;i ve \u00c2dem&#8217;in \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 azd\u0131rma imkan\u0131 kald\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f idi. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00c2dem&#8217;e \u00f6zg\u00fc \u015feref as\u0131l bununla ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131, hilafet tasarrufu bizzat bununla tahakkuk edecekti. Bu imkandan dolay\u0131 \u015feytan ne yapt\u0131 yapt\u0131, cennete bile girebildi de bunlar\u0131 bulunduklar\u0131 yerden veya nimet halinden \u00e7\u0131kard\u0131, cennetteki kendilerine ait f\u0131tratlar\u0131na bir de\u011fi\u015fme \u00e2r\u0131z oldu, biz de dedik ki haydi ininiz ve o halde ininiz ki bir k\u0131sm\u0131n\u0131z, bir k\u0131sm\u0131n\u0131za zul\u00fcm ve tecav\u00fcz edecek d\u00fc\u015fman ve sizin i\u00e7in yery\u00fcz\u00fcnde bir zamana (yani \u00f6l\u00fcnceye) kadar ge\u00e7ici bir oturulacak yer tutmaya \u00e7al\u0131\u015fmak ve faydalan\u0131p ya\u015famak da bir hak olsun. \u00c7\u00fcnk\u00fc yerler ve yerdekiler insanlar i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Ve cennette oturma bunun bir ba\u015flang\u0131c\u0131 idi. F\u0131trat\u0131n\u0131zdan hari\u00e7 olan \u015feytan\u0131n kand\u0131rmas\u0131na bak\u0131lmasayd\u0131, bu yery\u00fcz\u00fcne daha ba\u015fka sa\u011flam bir \u015fekilde gelmek de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fc. Bu hata \u00fczerine yery\u00fcz\u00fcne gelip, hi\u00e7 faydalanma hakk\u0131na sahip olmamak da m\u00fcmk\u00fcn idi. Halbuki il\u00e2h\u00ee yard\u0131m bu emri verirken, bu l\u00fctfu da esirgememi\u015ftir. Ve insanl\u0131k d\u00fcnyaya b\u00f6yle bir hak l\u00fctuf ile birlikte bir felaket i\u00e7inde do\u011fmu\u015ftur. Takdir, bu felaketin imkan\u0131n\u0131 kald\u0131rmam\u0131\u015f, fakat bunu \u015fah\u0131sla ilgili de k\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r. Felaket sebebi ge\u00e7icidir.<\/p>\n<p>37-Nitekim bu emir verildi ve verilir verilmez, \u00c2dem de Rabbinden derhal birka\u00e7 kelime ald\u0131. Burada &#8220;bizden&#8221; buyurulmuyor da &#8220;Rabb&#8217;inden&#8221; buyuruluyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc inme emriyle beraber \u00c2dem hitap mevkiinden (ikinci \u015fah\u0131sl\u0131ktan), g\u0131yaba (\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131sl\u0131\u011fa) inmi\u015f bulunuyordu. Fakat halife olmak \u00fczere takdir buyurulan \u00c2dem&#8217;in f\u0131trat\u0131ndan, ilim ve isim g\u00fc\u00e7leri yok edilmemi\u015f idi. Vuku bulan hata, hen\u00fcz tabiat (huy) olmam\u0131\u015f idi. Bu felaket \u00fczerine derhal \u00c2dem bu yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131yle Rabbine d\u00f6nd\u00fc ve ondan kendisine baz\u0131 kelimelerin telkin edilmekte oldu\u011funu anlad\u0131 ve o kelimeleri kar\u015f\u0131lay\u0131p ald\u0131, kabul etti ve onlarla amel etti. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;telakk\u00ee&#8221; kelimesi, &#8220;lika&#8221;dan al\u0131nm\u0131\u015f olarak, kar\u015f\u0131lay\u0131p almak ve ald\u0131\u011f\u0131na sar\u0131lmakt\u0131r. \u00c2dem&#8217;e bunlar, &#8220;tasavvur&#8221; dedi\u011fimiz lisana ait suret ile kar\u0131\u015fm\u0131\u015f, vekalete \u00f6zg\u00fc bir ilim alt\u0131nda ke\u015ff\u00ee bir ilim, bir hakiki \u015fuur anlat\u0131yorlard\u0131. Bu kelimeler nelerdi? A&#8217;r\u00e2f s\u00fbresinde gelecek olan &#8220;(\u00c2dem ve e\u015fi) dediler: &#8220;Rabbimiz, biz kendimize zulmettik, e\u011fer bizi ba\u011f\u0131\u015flamaz ve bize ac\u0131mazsan, muhakkak ziyana u\u011frayanlardan oluruz.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/23) kelimeleri idi. Bundan ba\u015fka \u015funlar da nakledilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>1- &#8220;Allah&#8217;\u0131m sana hamdinle tesbih ediyorum. Senin ismin mukaddestir. Senin \u015fan\u0131n y\u00fccedir. Senden ba\u015fka il\u00e2h yoktur. Ben nefsime zulmettim, beni ba\u011f\u0131\u015fla. Senden ba\u015fka g\u00fcnahlar\u0131 affeden yoktur.&#8221;<\/p>\n<p>2- \u0130bn\u00fc Abbas hazretlerinden rivayet olundu\u011funa g\u00f6re \u015fu m\u00fcnac\u00e2t (dua) cereyan etmi\u015ftir: &#8220;Ey Rabbim, sen beni kendi elinle yaratmad\u0131n m\u0131? -Evet. Ey Rabbim, senin rahmetin \u00f6fkeni ge\u00e7mi\u015f de\u011fil midir? -Evet ge\u00e7mi\u015ftir. Ey Rabbim, ben tevbe eder ve halimi \u0131slah edersem sen beni yine cennetine d\u00f6nd\u00fcr\u00fcr m\u00fcs\u00fcn? &#8211; Evet d\u00f6nd\u00fcr\u00fcr\u00fcm.&#8221; Ve bu me\u00e2lde baz\u0131 \u00e2yetler daha vard\u0131r.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek olursa bunlar\u0131n hepsi, \u00e2yette ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2n\u0131n ifadesine dayanmaktad\u0131r ki, bu da ilk yarat\u0131l\u0131\u015f gere\u011fi b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131yle Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya y\u00f6nelmek ve O&#8217;nun \u00e2r\u0131zalar ile kesintiye u\u011frayan rahmet ve l\u00fctfunu, \u00f6fke ve dalaletten uzak olarak tekrar celbetmek i\u00e7in iman akdini yenilemek suretiyle, kalb ile, s\u00f6z ile ve fiille tevbe etmeye ve kurtulu\u015fa d\u00f6nmektir. Ve bunda dinin asl\u0131 yer alm\u0131\u015ft\u0131r. Bizim d\u00fcnyada din ve iman\u0131m\u0131z, ilk yarat\u0131l\u0131\u015fta takdir edilmi\u015f olan rahmete ve iman akdine nazaran bir tevbe ve bir r\u00fccu&#8217; (d\u00f6n\u00fc\u015f) m\u00e2n\u00e2s\u0131ndad\u0131r. Ve insana mahsus saadet, g\u00fcnahlar\u0131 kendisine huy edinmemek i\u00e7in daima tevbe ve isti\u011ffar \u00fczere bulunmaktad\u0131r. \u0130nsan\u0131 \u00fcmitsizlendirecek \u015fey, farzedelim vaki olan bir g\u00fcnah de\u011fil, g\u00fcnahta \u0131srar etmek ve tevbeyi unutarak \u015feytana uymay\u0131 huy edinmektir. \u0130nsan Allah&#8217;\u0131na, f\u0131trat\u0131na iftira etmemeli, \u015feytana ve \u015feytanl\u0131\u011fa kar\u015f\u0131 m\u00fccadele etmelidir. Nitekim Hz. \u00c2dem, hatan\u0131n neticesi olarak yery\u00fcz\u00fcne \u00e7\u0131k\u0131nca, Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfuyla kendini toplad\u0131 ve yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 gere\u011fi ald\u0131\u011f\u0131 kelimelerle amel etti, kusurunu itiraf ile iman\u0131n\u0131 arz etti ve: &#8220;Ya Rab, beni kendime b\u0131rakma!&#8230;&#8221; diye yine hilafetini yalvararak istedi de Rabbi de ona tekrar rahmetiyle iltifat etti, tevbesini kabul etti. Zira senin Rabbin olan Allah, tevbeleri kabul eden, merhamet edendir ve hem tevbeleri kabul eden ve merhametli olan O&#8217;dur. O, o kadar merhametli bir Allah&#8217;d\u0131r ki, kulunu bir kere terkedivermekle ilel&#8217;ebed terkedivermez. Kulu d\u00f6n\u00fcp tevbe ettik\u00e7e, \u0130blis gibi \u0131srar etmedik\u00e7e yine bakar, yine bakar, sonsuz olarak bakar, bir oldu, iki oldu, nihayet \u00fc\u00e7 oldu, &#8220;yeti\u015fir art\u0131k&#8221; demez, say\u0131s\u0131z olarak d\u00f6ner bakar, \u00e7\u00fcnk\u00fc Rahim (\u00e7ok merhametli)&#8217;dir. Tevbe, esasen r\u00fccu&#8217; etmek, ge\u00e7mi\u015f asla d\u00f6nmek demektir. \u015eu halde kula nisbet edildi\u011fi zaman ge\u00e7ici olan g\u00fcnah halini b\u0131rak\u0131p, asl\u00ee olan d\u00fczg\u00fcn haline d\u00f6nmek demek olur. Allah&#8217;a nisbet edildi\u011fi zaman da ge\u00e7ici olan \u00f6fke nazar\u0131ndan, asl\u00ee olan rahmet nazar\u0131na d\u00f6nmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Bunun i\u00e7in tevbenin \u015fer&#8217;\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131, kulun g\u00fcnah\u0131n\u0131 itiraf ve ondan pi\u015fmanl\u0131k duyup, bir daha yapmama\u011fa azmetmesi, Allah&#8217;\u0131n da bu tevbeyi kabul ile g\u00fcnah\u0131 ma\u011ffiret etmesi diye a\u00e7\u0131klan\u0131r.<\/p>\n<p>38-Acaba Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00c2dem&#8217;in tevbesini kabul etti de, &#8220;ininiz&#8221; emrini geri mi ald\u0131? Bu cevap olarak buyuruluyor ki: Hay\u0131r \u00c2dem ve e\u015fi ve bunlar\u0131n i\u00e7inde b\u00fct\u00fcn \u00c2dem o\u011fullar\u0131 ve \u015feytan hepiniz oradan ininiz, dedik. Bir kere o emri yaratmakla yerine getirdik, hepsini yere indirdik, verilmi\u015f olan il\u00e2h\u00ee bir emrin geri kalmayaca\u011f\u0131n\u0131 b\u00f6yle g\u00f6sterdikten sonra da tevbenin kabul\u00fcn\u00fcn gere\u011fi olarak bu emre \u015funu da ekledik: \u015eimdi benim taraf\u0131mdan size her ne zaman res\u00fbl veya kitap gibi herhangi bir delil, bir hidayet sebebi gelir de benim o hidayetime, o delilime her kim tabi olursa art\u0131k onlara ger\u00e7ekten hi\u00e7bir korku, azap yoktur ve onlar ilerde hi\u00e7bir \u015fekilde mahzun (\u00fcz\u00fcnt\u00fcl\u00fc) olmazlar. Yani onlar i\u00e7in korku ve h\u00fcz\u00fcn devam etmez, sonu\u00e7lar\u0131 kat\u0131ks\u0131z sevin\u00e7 ve ne\u015f&#8217;e olur. Allah sevgisi, Allah a\u015fk\u0131 ve hakka uyma; onlara hi\u00e7bir korku, hi\u00e7bir h\u00fcz\u00fcn tatt\u0131rmaz. Ger\u00e7i Allah&#8217;\u0131 bilen, Allah&#8217;\u0131 seven, Allah&#8217;tan korkar, fakat Allah korkusu her saadetin zaman\u0131 ve b\u00fct\u00fcn korkular\u0131n siperidir.<\/p>\n<p>39-Buna kar\u015f\u0131l\u0131k k\u00fcfre sap\u0131p bizim hidayetimizi getiren \u00e2yetlerimizi, al\u00e2metlerimizi, delillerimizi, h\u00fcccetlerimizi, gerek enf\u00fcs\u00ee (subjektif) ve gerek \u00e2f\u00e2k\u00ee (objektif) vahdaniyyet (birlik) ve il\u00e2h\u00ee \u015fahitlerimizi, gerek \u00e2lemde ve \u00c2dem&#8217;in yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda yerle\u015ftirilmi\u015f olan f\u0131tr\u00ee ve akl\u00ee delillerimizi ve gerek peygamberler ve kitaplarla tebli\u011f olunan kel\u00e2m\u00ee ve nakl\u00ee delillerimizi yalanlayanlar bunlar da yukarda diye a\u00e7\u0131klanan ate\u015fin, o deh\u015fetli ate\u015fin \u00e7\u0131ras\u0131 ve k\u00f6m\u00fcr\u00fc olacak ve ondan ayr\u0131lmayacak olan arkada\u015flar\u0131d\u0131r, bunlar o ate\u015fte daima, s\u00fcrekli kal\u0131c\u0131d\u0131rlar. \u0130\u015fte yery\u00fcz\u00fcnde insanl\u0131\u011fa ait hilafetin olu\u015f \u015fekli bu ini\u015f ve bu vaad ve va\u00eed ile beraber olmu\u015ftur. Ve bu s\u0131fat \u00c2dem&#8217;den evlad\u0131na intikal edecek, bunu bilenler birinci k\u0131s\u0131mdan, tan\u0131yanlar ikinci z\u00fcmreden olacaklard\u0131r. Biri, ilk f\u0131trat\u0131n gere\u011fine halef olacak, biri de ge\u00e7ici olan hatay\u0131 huy edinerek g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte \u00c2dem&#8217;e, ger\u00e7ekte \u015feytana halef ve arkada\u015f olacaklard\u0131r. \u015eu halde insanlar Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bu k\u0131ssalar\u0131n\u0131 iyi d\u00fc\u015f\u00fcnmeli ve daima hat\u0131r\u0131nda tutmal\u0131d\u0131r. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, k\u0131ssan\u0131n sonunda beyan\u0131n ifade \u015fekli b\u00fct\u00fcn \u00c2dem o\u011fullar\u0131n\u0131 hedef almakta ve \u00c2dem ile Havva burada \u00e2deta nesilleriyle beraber bir cinsi temsil etmektedirler. Sanki ini\u015f, yani yery\u00fcz\u00fcnde be\u015fer cinsinin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 bir \u00e7okluk ile vaki olmu\u015ftur. Ve ge\u00e7mi\u015fte a\u00e7\u0131klanan birlik, cinse ve akla ait birliktir denebilecek. Fakat iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse anla\u015f\u0131l\u0131r ki, bu hitab\u0131n gelece\u011fe derin bir \u015f\u00fcm\u00fbl\u00fc (kapsam\u0131) vard\u0131r. Ve bunun i\u00e7inde bug\u00fcnk\u00fc ve yar\u0131nki, k\u0131yamete kadar gelen insanlar\u0131n hepsi dahildir. Halbuki biz yery\u00fcz\u00fcnde ilk yay\u0131lan insanlar de\u011filiz. Bununla beraber o ini\u015fte ve hitab\u0131nda dahil bulunuyoruz. Ne \u015fekilde? \u00c7\u00fcnk\u00fc babam\u0131z \u00c2dem&#8217;in sulb\u00fcnde fikir ve tasavvur olarak bulunuyorduk. Demek ki bu d\u00fc\u015f\u00fcnce halinde \u00e7okluk, bilfiil ilk inen insan\u0131n \u00c2dem ve Havva&#8217;dan ibaret tek bir \u00e7ift olmas\u0131na ayk\u0131r\u0131 de\u011fildir. Ve be\u015fere \u00f6zg\u00fc \u00fcremenin ba\u015flang\u0131c\u0131 olan ilk harika (ola\u011fan\u00fcst\u00fc yarat\u0131l\u0131\u015f) -ki yer sonradan olma oldu\u011fu i\u00e7in zaruridir- yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn her taraf\u0131nda birden ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f, \u00e7e\u015fitli, \u00e7ok harikalar de\u011fil, esasl\u0131 iki harikaya ve bir asl\u00ee tohuma dayan\u0131r. Ve burada hitab\u0131n geneli hedef almas\u0131, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a muhatap olan sonradan gelen insanlar\u0131n bizzat ayd\u0131nlanmalar\u0131 ve insanl\u0131\u011fa mahsus hilafetin genelle\u015ftirilmesi ve insan\u00ee karde\u015fli\u011fin hat\u0131rlat\u0131lmas\u0131 hikmetine dayanmaktad\u0131r. Ger\u00e7ekte bunu te&#8217;yit eden di\u011fer bir \u00e2yet vard\u0131r ki orada Dedi ki: &#8220;Birlikte, ikiniz, oradan inin.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 20\/123) diye \u00c2dem ve e\u015fi tesniye (ikili) olarak tahsis edilmi\u015ftir. Demek ki cennetten yery\u00fcz\u00fcne bilfiil ilk \u00e7\u0131kanlar bunlard\u0131r. Ve bu \u00e7\u0131k\u0131\u015f da birdenbire olmam\u0131\u015ft\u0131r. Hem de nesilleri olan b\u00fct\u00fcn be\u015fer cinsi de bunlarda zihinde mevcut olarak beraber \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Ve insanlar asl\u0131nda hakikaten karde\u015ftirler. Tabiat ilimleri ve yery\u00fcz\u00fcnde bilfiil insan\u0131n olu\u015fumu a\u00e7\u0131s\u0131ndan d\u00fc\u015f\u00fcnecek olursak, bunun ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131 bu ini\u015fte arayaca\u011f\u0131z. Burada Kur&#8217;an bize fazla a\u00e7\u0131klama yapm\u0131yor. As\u0131l olay\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olan harika (ola\u011fan\u00fcst\u00fc) olay\u0131 en k\u00fc\u00e7\u00fc\u011f\u00fcne d\u00f6nd\u00fcrerek bildiriyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc il\u00e2h\u00ee \u00e2yet olacak olan budur. Sonras\u0131 bildi\u011fimiz \u00fcreme kanunudur. \u015e\u00fcphe yok ki, tabiat ilimleri bu kanundan \u00e7\u0131kamaz, \u00e7\u0131k\u0131nca tabiat\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 kalmaz. Bununla beraber, mant\u0131k\u00ee bir zorunluluk ile yerin sonradan oldu\u011funa ve sonradan te\u015fekk\u00fcl\u00fcne h\u00fckmeden \u015fimdiki Fizik ilmi, be\u015ferin olu\u015fumunda da bug\u00fcnk\u00fc bilinen \u00fcreme ve \u00e7o\u011falma kanununun ezel\u00ee olmad\u0131\u011f\u0131 ve ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir tohumun, bir asl\u0131n sonradan oldu\u011funu da zorunlu olarak kabul etmektedir. Bu konuda bundan ba\u015fka m\u00fc\u015fahedeye dayanan bir bilgi yoktur ki Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n bu \u00e2yetini, onun g\u00f6z\u00fcyle de bir m\u00fclahaza edelim.<\/p>\n<p>Eskiden baz\u0131 tabiatbilimciler, be\u015feriyetin yery\u00fcz\u00fcnde ezel\u00ee oldu\u011funu iddia ederlermi\u015f. Fakat bug\u00fcnk\u00fc tabiat bilimlerinde bunlar\u0131n yeri yoktur. Fakat baz\u0131 tahminciler g\u00f6r\u00fcyoruz ki bunlar, yery\u00fcz\u00fc k\u0131t&#8217;alar\u0131ndaki be\u015fer \u0131rklar\u0131n\u0131n ta esas\u0131nda ba\u015fka ba\u015fka as\u0131llardan gelmi\u015f olmas\u0131n\u0131 ve buna g\u00f6re insanlar aras\u0131nda genel bir karde\u015fli\u011fin tabi\u00ee (do\u011fal) olamayaca\u011f\u0131n\u0131 zannetmek istiyorlar. &#8220;Zenc\u00eeler, Avrupal\u0131lar, Amerikal\u0131lar nas\u0131l karde\u015f olur?&#8221; demek istiyorlar. Bunlar \u015funu d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorlar ki, ilim daima &#8220;as\u0131l birlik&#8221; nokta-i nazar\u0131n\u0131 (g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc) takip eder. Ve m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar ola\u011fan\u00fcst\u00fc olman\u0131n azalmas\u0131n\u0131 ister. Ve bu konuda verilecek h\u00fck\u00fcm, \u015fimdiki halin m\u00fc\u015fahedesine dayanan bizzat bir mant\u0131k i\u015fidir. B\u00fct\u00fcn bunlar ise \u00fcremenin, tek ba\u015flang\u0131\u00e7tan ba\u015flad\u0131\u011f\u0131na h\u00fckmeder. Bunlara kar\u015f\u0131l\u0131k Zooloji&#8217;de istih\u00e2le (ba\u015fkala\u015fma) ve tekam\u00fcl nazariyesi (varsay\u0131m\u0131)ni takip edenler vard\u0131r. Ve bu g\u00f6r\u00fc\u015f felsef\u00ee bak\u0131mdan esas itibariyle uygun, vahdet (birlik) kanununa ve terbiyeye de mutab\u0131kt\u0131r. Fakat hayvanlara tatbikinde m\u00fc\u015fahede ve fiil\u00ee tecr\u00fcbeyi a\u015fan \u015fahs\u00ee bir h\u00fck\u00fcm hatas\u0131n\u0131 i\u00e7ermektedir. Hakikatte b\u00fct\u00fcn hayvanlar\u0131n cesetleri m\u00fckemmel bir tasnif ile tertip edildi\u011fi zaman g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, aralar\u0131nda eksikten tama (n\u00e2k\u0131stan k\u00e2mile) do\u011fru giden bir dereceler zinciri (silsile-i meratip) arzetmektedirler. Aralar\u0131ndaki b\u00fcy\u00fck farklara ra\u011fmen bu tekam\u00fcl (evrim) ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor. Bununla beraber hi\u00e7bir t\u00fcr\u00fcn, di\u011fer t\u00fcrden \u00fcredi\u011fine dair bir tecr\u00fcbeye, bir \u015fahide (delile) de rastlanm\u0131yor. \u0130nsan, insandan do\u011fuyor; arslan arslandan; at attan; maymun maymundan, k\u00f6pek k\u00f6pekten&#8230; B\u00f6yle olmakla beraber, bu tecr\u00fcbeye ra\u011fmen, as\u0131l birlik esas\u0131na dayanarak burada bir mant\u0131k yap\u0131l\u0131yor. Hayvanlar\u0131n i\u015f bu t\u00fcrlerinin dereceleri, tam olan\u0131 eksik olandan istihale ederek (ba\u015fkala\u015farak) veya tekam\u00fcl etme suretiyle do\u011farak gelmi\u015f, bu \u015fekilde bir g\u00fcn gelmi\u015f ki hayvan\u0131n biri (ve mesela bir g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re maymunun biri) veya birka\u00e7\u0131 insan do\u011furuvermi\u015f ve insanlar bunlardan t\u00fcremi\u015f. \u015eu halde insanlar aras\u0131nda insanl\u0131k karde\u015fli\u011fi \u015f\u00fcpheli ise de, maymunluk veya hayvanl\u0131k karde\u015fli\u011fi \u015f\u00fcphesiz olmu\u015f oluyor. Biz daima g\u00f6\u011fs\u00fcm\u00fcz\u00fc gere gere ve ilm\u00ee g\u00f6r\u00fc\u015ften hi\u00e7 ayr\u0131lmayarak deriz ki, &#8220;as\u0131l birlik davas\u0131&#8221; do\u011frudur. Evvela b\u00fct\u00fcn hayvanlar i\u00e7in bu &#8220;tek as\u0131l&#8221; maddedir. Basit unsurlard\u0131r. Daha a\u00e7\u0131k olmak i\u00e7in toprakt\u0131r ve bu maddeden hayat\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 bir yap\u0131c\u0131 nedene ba\u011fl\u0131d\u0131r ki, o eksi\u011fe kemal versin ve m\u00c2demki tabiat\u0131n \u00e7e\u015fitlenmelerini g\u00f6r\u00fcyoruz, demek ki tabiat, ilk yap\u0131c\u0131 de\u011fil, nihayet ikinci derecede bir faildir. Eksikden tabiat\u0131yle bir tam \u00e7\u0131kamaz. Mesela bir okkal\u0131k a\u011f\u0131rl\u0131k, iki okkal\u0131k a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 s\u00fcr\u00fckleyemez; \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131, s\u00fcr\u00fckledi\u011fi farzedilirse bir \u015feyin yok iken sebepsiz, illetsiz geldi\u011fini kabul etmek gerekir ve o zaman ak\u0131l, ilim ve fen yoktur. Zira illet (sebep, neden) ve tez\u00e2y\u00fcf-i illet (h\u00fckm\u00fcn illete izafesi) kanunu ink\u00e2r edilirse hi\u00e7bir \u015fey bilinemez. \u015eu halde bir kurttan bir kelebek bile \u00e7\u0131karsa tabiat\u0131 ile de\u011fil, ilk f\u00e2ilin (yap\u0131c\u0131n\u0131n) tesiriyle, onun se\u00e7mesiyle \u00e7\u0131kar. Yumurtadan civcivin \u00e7\u0131kmas\u0131 bile haric\u00ee bir \u0131s\u0131n\u0131n tesirine ba\u011fl\u0131 de\u011fil midir? A\u015f\u0131larda da durum b\u00f6yledir. \u0130lmin hi\u00e7 ayr\u0131lmamas\u0131 gereken bu prensiplerden dolay\u0131, aralar\u0131nda yak\u0131nl\u0131k derecesi bulunan ayn\u0131 cins hayvanlar\u0131, tecr\u00fcbenin tersine olarak, muhakkak birbirinden ba\u015fkala\u015f\u0131m yapt\u0131rmak veya do\u011furtmak ne do\u011fald\u0131r, ne de zorunludur. Bir olayla ilgili \u00f6nerme olsun s\u00f6yleyebilmek \u00fczere, &#8220;kurba\u011falar bal\u0131ktan do\u011fmu\u015f, d\u00f6nm\u00fc\u015f&#8221; demek i\u00e7in, tecr\u00fcbe ile ilgili bir \u00f6rnek g\u00f6rme\u011fe ihtiya\u00e7 vard\u0131r. Tecr\u00fcbenin delaleti ve mant\u0131k\u00ee gereklik yokken b\u00f6yle bir h\u00fck\u00fcm vermek, fen ve felsefeye uygun bir h\u00fck\u00fcm de\u011fildir. S\u00f6z\u00fcn do\u011frusu, hayvanlar\u0131n derecelerinin b\u00fct\u00fcn tekam\u00fcl s\u0131n\u0131rlar\u0131nda ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na ilk yap\u0131c\u0131dan gelen ve \u00f6rnekleri ge\u00e7medi\u011finden dolay\u0131 ola\u011fan\u00fcst\u00fc olan fazladan bir hadise vard\u0131r ve insanda, hepsinden ba\u015fka olarak bir k\u00fcll\u00ee (t\u00fcmel) ruh vard\u0131r. \u0130nsan bir hayvandan do\u011fsayd\u0131, yine tabi\u00ee olmayan bir harika olurdu. \u015eu halde aradaki geli\u015fme silsilesi, t\u00fcm\u00fcyle beraber tabi\u00ee de\u011fil, gayr-i tabi\u00ee (do\u011fal olmayan)dir ve Allah&#8217;\u0131n eseridir.<\/p>\n<p>Bunun hangisinin hangisinden do\u011fdu\u011funu sade mant\u0131k bilimi bildiremez. Bunu ya m\u00fc\u015fahede (g\u00f6zlem) veya tecr\u00fcbe (deney) veya vahiy bildirir. Tabiat d\u00fczenli oldu\u011fu halde, \u015fimdiye kadar, bal\u0131ktan kurba\u011fa, maymundan insan do\u011fdu\u011fu asla g\u00f6r\u00fclmemi\u015ftir. Ve tecr\u00fcbe mahsul\u00fc (\u00fcr\u00fcn\u00fc) olan Past\u00f6r nazariye (teori)sine de tamamen ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Tek cins i\u00e7indeki a\u015f\u0131lar \u015fahit olamaz. Vahiy ise bize insanlar\u0131n maymunlu\u011fa ini\u015fi hakk\u0131nda baz\u0131 hat\u0131rlatmalarda bulunuyorsa da, aksini haber vermiyor. Ve bize: &#8220;Siz insans\u0131n\u0131z, insan olunuz, karde\u015f olunuz, hep bir baban\u0131n evlad\u0131s\u0131n\u0131z.&#8221; diyor. \u015eu halde esas\u0131nda ilm\u00ee bir hakikati i\u00e7eren, tekam\u00fcl ve ba\u015fkala\u015f\u0131m teorisinin yanl\u0131\u015f bir uygulamas\u0131n\u0131 kabul etmek i\u00e7in bug\u00fcn hi\u00e7bir akla uygun sebep yoktur. B\u00fct\u00fcn bunlardan yak\u0131ndan bildi\u011fimiz bir \u015fey varsa, o da ilk insan\u0131n yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn sinesinde do\u011fmu\u015f olmas\u0131d\u0131r. Ve bunda bir se\u00e7im vard\u0131r. Fakat bu se\u00e7me, tabi\u00ee de\u011fil, Allah&#8217;a aittir. \u00c2dem Allah&#8217;\u0131n yaratmas\u0131d\u0131r. (M\u00fc&#8217;min\u00fbn) s\u00fbresine bak. &#8220;Andolsun biz insan\u0131 \u00e7amurdan bir s\u00fczmeden yaratt\u0131k.&#8221; (M\u00fc&#8217;min\u00fbn, 23\/12). Ancak \u015funu da hat\u0131rlatmak gerekir ki, yery\u00fcz\u00fcne \u00c2dem&#8217;in ini\u015finden zaman\u0131m\u0131za kadar ge\u00e7en tarih, zannedildi\u011fi gibi, be\u015f on bin senelik bir m\u00fcddetten ibaret olmamas\u0131 gerekir. Bu kadar zamanda insanl\u0131\u011f\u0131n yery\u00fcz\u00fcne tam yay\u0131lmas\u0131, tecr\u00fcbeye g\u00f6re, akla uygun de\u011fildir. End\u00fcl\u00fcs&#8217;l\u00fc \u0130bn\u00fc Hazm &#8220;Fis\u00e2l&#8221;inde dokuz as\u0131r \u00f6nce bunun dinimizce kat&#8217;i (kesin) belli bir miktar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve y\u00fczbinlerle seneye ula\u015fabilece\u011fini ve bununla beraber ne ezel\u00ee, ne an\u00ee de olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00e7ok g\u00fczel anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Ve \u015f\u00fcphesiz Amerika yerlileri bile \u00c2dem s\u00fclalesidir. B\u00fct\u00fcn insanlarda asl\u00ee f\u0131trat bir fakat huy \u00e7e\u015fitlidir. T\u00eenet (yarat\u0131l\u0131\u015f) ayr\u0131d\u0131r. Bu bak\u0131mdan insan fertleri aras\u0131ndaki derece fark\u0131, hayvanlardaki t\u00fcr fark\u0131ndan \u00e7ok m\u00fchimdir. Bunlar\u0131n en geni\u015f s\u0131n\u0131flar\u0131 da, m\u00fcmin-k\u00e2fir tasnifidir.<\/p>\n<p>Cen\u00e2b-\u0131 Hak b\u00fct\u00fcn bu akla uygun ve normal incelemeleri bize b\u0131rakarak Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131nda bunlar\u0131n esas\u0131 olan takdirin, Allah&#8217;\u0131n h\u00fck\u00fcmlerinin tek \u015fekil (yeknesak) \u00fczere cereyan\u0131n\u0131 ve bundan \u00f6zellikle insanlara tahsis edilen il\u00e2h\u00ee rahmet ve nimetleri hat\u0131rlatm\u0131\u015f ve kendimizi, kendi derecemizi, vekalet yetkimizi, karde\u015fli\u011fimizi, Rabbimizi tan\u0131yarak; gelece\u011fe, ahirete, ona g\u00f6re haz\u0131rlanmam\u0131z\u0131 ve insanlar aras\u0131ndaki b\u00fct\u00fcn d\u00fc\u015fmanl\u0131klar\u0131n kalkmas\u0131n\u0131n, ilk f\u0131trata dikkat etmek \u015fart\u0131yla m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu bu k\u0131ssada genel olarak a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f ve Resul\u00fcne hat\u0131rlatm\u0131\u015f ve sonucunu manen &#8220;ey insanlar&#8221; hitab\u0131na ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131r. Bundan sonra da bilhassa bu k\u0131ssay\u0131 kitaplar\u0131nda okuyup bilen Ben\u00ee \u0130srail&#8217;e (\u0130srail o\u011fullar\u0131na), yani asr-\u0131 saadetteki, Resulullah zaman\u0131ndaki yahudilere \u00f6zel hitab\u0131n\u0131 a\u015fa\u011f\u0131da gelece\u011fi \u015fekilde y\u00f6neltmi\u015ftir ki, genel hitab\u0131yle \u00c2dem k\u0131ssas\u0131ndan sonra bu hitap \u00e7e\u015fidi ne kadar beli\u011fdir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>40- Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131, size verdi\u011fim nimetimi hat\u0131rlay\u0131n, bana verdi\u011finiz s\u00f6z\u00fc tutun ki, ben de size verdi\u011fim s\u00f6z\u00fc tutay\u0131m ve sadece benden korkun!<\/p>\n<p>41- Yan\u0131n\u0131zdakini (Tevrat&#8217;\u0131) tasdik edici olarak indirdi\u011fim (Kur&#8217;\u00e2n)a iman edin, O&#8217;nu, inkar edenlerin ilki siz olmay\u0131n, benim \u00e2yetlerimi birka\u00e7 paraya de\u011fi\u015fmeyin. Ancak benden korkun.<\/p>\n<p>42- Hakk&#8217;\u0131 bat\u0131la kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131p da, bile bile hakk\u0131 gizlemeyin.<\/p>\n<p>43- Hem namaz\u0131 dosdo\u011fru k\u0131l\u0131n, zekat\u0131 verin, r\u00fck\u00fb edenlerle birlikte siz de r\u00fck\u00fb edin.<\/p>\n<p>44- \u0130nsanlara iyili\u011fi emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab (Tevrat)\u0131 okuyorsunuz. H\u00e2l\u00e2 akl\u0131n\u0131z\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131za almayacak m\u0131s\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>45- Bir de sab\u0131rla, namazla yard\u0131m isteyin. \u015e\u00fcphesiz bu, (Allah&#8217;a) sayg\u0131l\u0131 olanlardan ba\u015fkas\u0131na a\u011f\u0131r gelir.<\/p>\n<p>46- Onlar ki, Rablerine kavu\u015facaklar\u0131n\u0131 ve ger\u00e7ekten O&#8217;na d\u00f6neceklerini bilirler.<\/p>\n<p>40- Ey \u0130srail o\u011fullar\u0131! \u0130srail, Hz. Yakub&#8217;un lakab\u0131d\u0131r ki, &#8220;y\u00e2&#8221;s\u0131z ; &#8220;y\u00e2&#8221;s\u0131z ve &#8220;hemze&#8221;siz ; &#8220;hemze&#8221;nin &#8220;y\u00e2&#8221;ya kalb (\u00e7evrilmes)iyle ; meft\u00fbh (\u00fcst\u00fcnl\u00fc) &#8220;hemze&#8221; ile ; ve meks\u00fbr (esreli) &#8220;hemze&#8221; ile de okunur. \u0130bran\u00ee dilinde bunun m\u00e2n\u00e2s\u0131 safvetullah (Allah&#8217;\u0131n se\u00e7kini) veya Abdullah (Allah&#8217;\u0131n kulu) demek oldu\u011fu beyan ediliyor. \u015eu halde bu lakabda yahudileri iman etmeye bir harekete ge\u00e7irme vard\u0131r ki, me\u00e2li \u015fu olur: Ey Allah&#8217;\u0131n g\u00fczide bir kuluna evlatl\u0131kla ba\u011flanm\u0131\u015f olan Tevrat ehli! o size vermi\u015f oldu\u011fum b\u00fcy\u00fck nimeti d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn, hat\u0131rlay\u0131n, y\u00e2d edin. \u00c7\u00fcnk\u00fc zikir kalb ile de olur, dil ile de. Bu hitap g\u00f6sterir ki onlar, her \u015feyden \u00f6nce nimete talipdirler. Bununla beraber \u015f\u00fck\u00fcr \u015f\u00f6yle dursun, nimetin asl\u0131n\u0131 bile unutmu\u015flard\u0131r. Bunlar\u0131 Cenab-\u0131 Allah onlara hat\u0131rlatacakt\u0131r ve bunlardan ba\u015fl\u0131cas\u0131 &#8220;benden size bir hidayet gelirse&#8221; (Bakara, 2\/38) ifadesince kitap ve peygamberli\u011fe i\u015farettir ki, sonunda Muhammed (s.a.v.)&#8217;in g\u00f6nderilece\u011fini idrakleri ve Medine&#8217;ye nebev\u00ee hicretle gelen il\u00e2h\u00ee hidayet vard\u0131r. Vaktiyle oldu\u011fu gibi bilhassa \u015fimdi \u00fczerinize gelen b\u00fcy\u00fck nimeti takdir ediniz, ve benim ahdimi (bana verdi\u011finiz s\u00f6z\u00fc) yerine getiriniz. Ta \u00c2dem&#8217;in yery\u00fcz\u00fcne inmesinden ba\u011fland\u0131\u011f\u0131n\u0131z ve Tevrat ile s\u00f6z verip anla\u015fma yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131z bir ahdin gere\u011fince, siz herhangi bir zamanda g\u00f6nderece\u011fim hidayet sebebine uyacak, iman ve itaat edecektiniz ve Musa&#8217;n\u0131n haber verdi\u011fi peygamberlerin sonuncusuna iman edecektiniz. Benim bu ahdimi Resul\u00fcm Muhammed&#8217;e uymakla yerine getiriniz ki ahdinizi (size verdi\u011fim s\u00f6z\u00fc) yerine getireyim. Sizi c\u00fcmlesine sokay\u0131m. art\u0131k benden ve ancak benden korkup sak\u0131n\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>41-Anla\u015fmay\u0131 bozmak ve di\u011ferleri gibi fesatlar, ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131klar yapmay\u0131n\u0131z, ve \u00f6zellikle, iman\u0131n esas\u0131 itibariyle yan\u0131n\u0131zdaki Tevrat&#8217;\u0131 tasdik edici olarak indirdi\u011fim Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a iman ediniz ve b\u00fct\u00fcn amellerinizi buna uydurunuz. Baksan\u0131za Tevrat&#8217;taki \u00c2dem k\u0131ssas\u0131 bunda ne g\u00fczel hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. ve bunu ilk ink\u00e2r eden siz olmay\u0131n\u0131z. Vahiy nimetini, n\u00fcb\u00fcvvet (peygamberlik) nimetini ilk anlay\u0131p tasdik edecek olan siz olman\u0131z gerekir. Siz buna iman etmezseniz, baz\u0131 d\u00fcnyaya ait faydalar d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle etmezsiniz. Fakat benim \u00e2yetlerimi, mucizelerimi az paraya satmay\u0131n\u0131z. Birka\u00e7 para gibi k\u0131ymetsiz d\u00fcnya menfaatlerine de\u011fi\u015fmeyiniz. Bu \u00e2yetlere iman ederseniz, elinizden ka\u00e7aca\u011f\u0131n\u0131 sand\u0131\u011f\u0131n\u0131z paralar\u0131n, d\u00fcnya ile ilgili d\u00fc\u015f\u00fcncelerin kat kat \u00fcst\u00fcnde nimetlere eri\u015fece\u011finizi bilmeniz gerekir. art\u0131k benden ve ancak benden lay\u0131k\u0131yle korkunuz, yaln\u0131z benim korumama giriniz, takva ehli olunuz. \u00d6nceki \u00e2yette &#8220;rehbet&#8221;, (korkmak) burada &#8220;ittik\u00e2&#8221; (sak\u0131nmak) ile emredilmesi, onun avam (halk) tabakas\u0131na ve se\u00e7kin zatlara genel (umumi) ve bunun havass (se\u00e7kinler)a \u00f6zel bir hitab\u0131 hedef almas\u0131 dolay\u0131s\u0131yledir.<\/p>\n<p>42- Hakk\u0131 bat\u0131l ile kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131p aldatmay\u0131n; do\u011fruyu yalanla, yanl\u0131\u015flarla bulay\u0131p da bile bile hakk\u0131 gizlemeyiniz. Bu \u00e2yetin anlam\u0131 \u00e7ok kapsaml\u0131d\u0131r. \u0130lme ve amele dair hususlar\u0131 kapsar. Bilgi\u00e7lerin hilelerine, yalan dolanlar\u0131na ve bozgunculuklar\u0131na, hatta ticaret ehlinin kar\u0131\u015f\u0131k i\u015flerinden ve hakimlerin haks\u0131z h\u00fck\u00fcmlerine var\u0131ncaya kadar hepsine \u015f\u00fcm\u00fbl\u00fc vard\u0131r. &#8220;\u0130nsanlar\u0131 aldatmay\u0131n\u0131z, sahtek\u00e2rl\u0131k yapmay\u0131n\u0131z.&#8221; me\u00e2linde bir genellemeyi ifade eder. Bununla beraber (kel\u00e2m\u0131n) sevki bilhassa ilm\u00ee de\u011feri hedef al\u0131yor. Nice kimseler vard\u0131r ki, ilm\u00ee ger\u00e7ekleri bozarlar, k\u00f6t\u00fcye kullan\u0131rlar, onlar\u0131 kendi g\u00f6n\u00fcllerine g\u00f6re evirerek \u00e7evirerek asl\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131rlar, bak\u0131r\u0131 yald\u0131zlarlar, alt\u0131n diye satarlar. Bu durum \u0130srailo\u011fullar\u0131 haberlerinde \u00e7ok vard\u0131. Bunlar, kendi yazd\u0131klar\u0131 fikirleri, te&#8217;villeri, tercemeleri, Tevrat&#8217;\u0131n asl\u0131 ile kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131yorlar, se\u00e7ilmez bir hale getiriyorlar ve bazan da Muhammed (s.a.v.)&#8217;e ait vas\u0131flar hakk\u0131nda yapt\u0131klar\u0131 gibi ge\u00e7mi\u015f kitaplardaki \u00e2yetleri sakl\u0131yorlard\u0131 ki, bu konuda &#8220;Yaz\u0131klar olsun o kimselere ki, kitab\u0131 elleriyle yaz\u0131p, sonra &#8216;Bu Allah kat\u0131ndand\u0131r.&#8217; derler.&#8221; (Bakara, 2\/79), &#8220;Kelimeleri yerlerinden de\u011fi\u015ftiriyorlar.&#8221; (Nisa, 4\/46, Maide, 5\/13) ve di\u011ferleri gibi ba\u015fka \u00e2yetler de vard\u0131r. Bunlar, Tevrat&#8217;\u0131n asl\u0131n\u0131 korumuyorlar, kendi yazd\u0131klar\u0131 tercemeleri: &#8220;\u0130\u015fte Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131&#8221; diye Tevrat yerine koyuyorlard\u0131. Ve ilm\u00ee meselelerde ger\u00e7e\u011fi takip etmeyerek kendi g\u00f6n\u00fcllerine g\u00f6re a\u00e7\u0131klamalarda bulunuyorlar, arzu ve \u015fehvetlerine sap\u0131yorlar, safsatalar yap\u0131yorlar, arzular\u0131na tabi oluyorlard\u0131. Bu \u015fekilde hak fikri, hak inanc\u0131 kalm\u0131yor, aldatma, kar\u0131\u015ft\u0131rma, aldat\u0131c\u0131l\u0131k h\u00fck\u00fcmran oluyordu. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bunlara kar\u015f\u0131 \u0130srailo\u011fullar\u0131n\u0131n bilginlerine genel olarak bu yasaklama hitab\u0131 s\u00f6ylenmi\u015ftir ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bu konuda ba\u015fka bir \u00e2yet olmay\u0131p da yaln\u0131z bu \u00e2yet olsayd\u0131, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n terceme ve tefsiri meselesinde ve di\u011fer ilm\u00ee vaziyette \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n tutumunu, ilm\u00ee vazifenin \u015feklini tayin etmek i\u00e7in bu \u00e2yet yeterli olurdu. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n tecrid (soyutlama) meselesinin ne b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi haiz oldu\u011fu, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 Kur&#8217;\u00e2n, tercemesini terceme, tefsir ve te&#8217;vili de tefsir ve te&#8217;vil olarak bellemek ve belletmek bir hak g\u00f6rev oldu\u011fu unutulmamal\u0131. &#8220;Fars\u00e7a Kur&#8217;\u00e2n&#8221;, &#8220;T\u00fcrk\u00e7e Kur&#8217;\u00e2n&#8221; gibi s\u00f6zlerden \u00e7ekinmelidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc milyonla terceme ve te&#8217;vil yaz\u0131l\u0131r, onlar yine Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n hakikati olmaz, Cenab-\u0131 Hak buyurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>43-Bundan ba\u015fka bir de namaz\u0131 dosdo\u011fru k\u0131l\u0131n\u0131z ve zekat\u0131 veriniz. hem r\u00fck\u00fb&#8217; edenlerle, yani m\u00fcsl\u00fcman cemaat ile beraber r\u00fcku&#8217; ediniz, e\u011filiniz, r\u00fcku&#8217;lu namaz k\u0131l\u0131n\u0131z. Bunda, hem o namaz\u0131n ba\u015fka de\u011fil, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n namaz\u0131 oldu\u011funa tenbih hem de cemaatin varl\u0131\u011f\u0131na i\u015faret vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc r\u00fcku&#8217; ile namaz \u0130sl\u00e2m dinine mahsustur ve bunun i\u00e7in namaz\u0131n b\u00f6l\u00fcmleri buna ba\u011fl\u0131 olarak rek&#8217;at diye isimlendirilmi\u015ftir ve burada &#8220;r\u00fcku&#8217; ediniz&#8221;, &#8220;namaz k\u0131l\u0131n\u0131z&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade etmi\u015ftir. \u015eu halde yaln\u0131z r\u00fcku&#8217; (e\u011filmek) ibadet olmaz. Yahudi ve h\u0131ristiyanlar namazlar\u0131nda k\u0131yamdan do\u011frudan do\u011fruya secdeye giderler, r\u00fcku&#8217; etmezler. R\u00fcku&#8217;, s\u0131rt\u0131yle beraber boynunu \u00f6ne e\u011fmektir. L\u00fcgat bak\u0131m\u0131ndan secdeye kadar varabilirse de \u015fer&#8217;an (dinen) normali belinden bir dik a\u00e7\u0131 vaziyetinde b\u00fck\u00fclmektir. K\u0131yamdan secdeye kapanmakta bir itidalsizlik vard\u0131r ki, bunu r\u00fcku&#8217; tamamlar. Ve bu \u015fekilde m\u00fcsl\u00fcman\u0131n namaz\u0131, kalbin d\u00fczelme ve temizlenmesiyle beraber bir mi&#8217;rac\u0131 oldu\u011fu gibi, bedene ait hareketlerin de ta&#8217;zimi, a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131l\u0131k ve s\u00fckuneti ifade eden her k\u0131sm\u0131n\u0131 i\u00e7erir. Be\u015fer \u00f6mr\u00fcn\u00fcn ge\u00e7i\u015fini ne g\u00fczel tasvir eder. Cidd\u00ee olarak namaz k\u0131lmak, zekat vermek, cemaate devam etmek; hakk\u0131 gizlemekten ve hakk\u0131 bat\u0131l ile bulamaktan men eder.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bu emirler, bu yasaklar, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na hitab etmekle beraber, h\u00fckm\u00fc onlara mahsus de\u011fildir. \u0130sl\u00e2m \u015feriatinde bunlar vard\u0131r. &#8220;Siz de bunlara iman ve itaat ediniz.&#8221; demek oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u015eu halde &#8220;sebebin hususu (\u00f6zel olu\u015fu), h\u00fckm\u00fcn umumu (genel olu\u015fu)na engel olamayaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>44-Bundan sonra hakk\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131rmamakla beraber, ba\u015fkalar\u0131na hakk\u0131 tebli\u011f edip de kendini unutmak da caiz olmayaca\u011f\u0131n\u0131 anlatmak i\u00e7in bir \u00f6zel hitap da v\u00e2rid oluyor. Rivayet olundu\u011funa g\u00f6re saadet asr\u0131 (Peygamberimizin asr\u0131)nda Medine&#8217;deki yahudi bilginlerinden baz\u0131lar\u0131, kendilerine gizlice gelip: &#8220;Muhammed hakk\u0131nda ne dersin?&#8221; diye soranlara: &#8220;Do\u011frudur, hakt\u0131r.&#8221; derler, Resulullah&#8217;a uymalar\u0131n\u0131 emrederlermi\u015f ve fakat kendileri, emirleri alt\u0131nda bulunanlardan ellerine ge\u00e7mekte olan hediye ve vergilerden mahrum kalmak endi\u015fesiyle ona uyma arzular\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamazlarm\u0131\u015f. Baz\u0131lar\u0131 da : &#8220;Sadaka veriniz.&#8221; diye emreder, fakat kendileri vermezlermi\u015f. Di\u011fer baz\u0131lar\u0131 da: &#8220;Allah&#8217;a itaat ediniz, \u00e2s\u00ee olmay\u0131n\u0131z.&#8221; derler, fakat kendileri s\u00f6zleriyle amel etmezlermi\u015f. Nihayet bu \u00e2yet m\u00fcnasebetiyle: &#8220;Namaz k\u0131l\u0131n\u0131z, zekat veriniz&#8221; diyenler olurmu\u015f fakat kendileri hi\u00e7 birini yapmazlarm\u0131\u015f. \u0130\u015fte bunlar\u0131n biri veya her biri dolay\u0131s\u0131yle \u015fu \u00e2yet de nazil olmu\u015f (inmi\u015f)tur. acaip, siz insanlara birr (yani bol bol iyilik) emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki daima kitab\u0131 (yani Tevrat&#8217;\u0131) da okuyorsunuz. o halde ak\u0131l etmez misiniz? Yahut daha ak\u0131llanmayacak m\u0131s\u0131n\u0131z? Fenal\u0131k emretmektense, iyilik emretmek elbette iyidir. Fakat akl\u0131 olan ba\u015fkas\u0131n\u0131n iyili\u011fini isterken kendini unutur mu?<\/p>\n<p>Birinci olarak, emir bilm\u00e2ruf (iyili\u011fi emretmek) ve nehiy anil&#8217;m\u00fcnker (k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc yasaklamak)den maksat, ba\u015fkalar\u0131na do\u011fruyu g\u00f6stermek suretiyle istifade ettirmektir. Halbuki ba\u015fkas\u0131n\u0131 ir\u015fad edip de kendisini unutmak ve kendisini iyilikten, ir\u015faddan mahrum etmek, eli selamete \u00e7\u0131kar\u0131p, kendini ate\u015fe atmak demektir ki, amel\u00ee ak\u0131l a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir \u00e7eli\u015fki te\u015fkil eder.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, insanlara va&#8217;z ve ders vererek ilmini ortaya koyup da kendisi, kendi emrini, kendi \u00f6\u011f\u00fcd\u00fcn\u00fc dinlememek, kendini ve ilmini fiilen yalanlamakt\u0131r. Bu, \u015fahs\u0131nda bir \u00e7eli\u015fki oldu\u011fu gibi, halk\u0131 bir taraftan ayd\u0131nlatmak isterken, di\u011fer taraftan sapt\u0131rmakt\u0131r ki, bu da bir \u00e7eli\u015fkidir, bunda da bir \u00e7e\u015fit kar\u0131\u015ft\u0131rmak vard\u0131r. Akl\u0131 olan ise \u00e7eli\u015fkiye d\u00fc\u015fmez.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, s\u00f6yledi\u011fi s\u00f6z\u00fcn, verdi\u011fi nasihatin bir k\u0131ymeti ve kalplerde bir tesirinin olmas\u0131 arzu edilir. Bo\u015funa emir, bo\u015funa gevezelik ak\u0131l k\u00e2r\u0131 de\u011fildir. Halbuki verdi\u011fi emir ve \u00f6\u011f\u00fcd\u00fcn tersini kendisinin yapmas\u0131, onun k\u0131ymetini k\u0131rmak ve herkesi ondan nefret ettirmektir. Daha a\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131, bindi\u011fi dal\u0131 kesmek, oturdu\u011fu evi y\u0131kmakt\u0131r ki, bundan b\u00fcy\u00fck budalal\u0131k olmaz.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131, iyilik iyiliktir, elbette insanlara iyili\u011fi emretmek de hadd-i zat\u0131nda iyidir ve bir g\u00f6revdir. Fakat bunu yaparken kendini unutmak, i\u015fte budalal\u0131k oradad\u0131r. Bu \u00e2yette yasaklanan da budur. Bundan dolay\u0131 bu \u00e2yet f\u00e2s\u0131k\u0131n (sap\u0131k) do\u011fru s\u00f6ylemek, s\u00f6z\u00fcnde ciddi olarak iyiyi s\u00f6ylemek \u015fart\u0131yle va&#8217;z etmesini (\u00f6\u011f\u00fct vermesini), iyili\u011fi emretmesini men etmemekle beraber bu gibiler hakk\u0131nda gayet b\u00fcy\u00fck ve b\u00fcy\u00fck olmakla beraber zarif (ince) bir inzar (korkutmay)\u0131 i\u00e7eriyor ve aptall\u0131klar\u0131n\u0131 anlat\u0131yor. V\u00e2izin, \u00e2mirin kendi hakk\u0131nda ciddi olmas\u0131n\u0131 ve \u00f6\u011f\u00fct verirken herkesten \u00f6nce kendini d\u00fc\u015f\u00fcnmesinin gere\u011fini anlat\u0131yor. Ve bunun \u00f6zellikle ak\u0131l nokta-i nazar\u0131ndan \u00e7ok \u015fa\u015f\u0131lacak \u015fey oldu\u011funu g\u00f6steriyor. Buhar\u00ee ve M\u00fcslim&#8217;de bu konuda \u015fu hadis-i \u015ferif rivayet edilmi\u015ftir: K\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde bir adam getirilir, ate\u015fe at\u0131l\u0131r, ate\u015f i\u00e7inde de\u011firmen ta\u015f\u0131 gibi d\u00f6nmeye ba\u015flar. Cehennem ehli onun etraf\u0131n\u0131 \u00e7evirirler: &#8220;Ey falan! Sen bize iyilikleri emreder, fenal\u0131klar\u0131 yasaklar de\u011fil miydin?&#8221; derler. &#8220;Evet ama, ben size emreder, kendim yapmazd\u0131m; sizi yasaklar, kendim yapard\u0131m.&#8221; der. \u015eu halde insan, ba\u015fkas\u0131na \u00f6\u011f\u00fct verirken, kendini unutmamal\u0131, ele telkin verip de, kendi zakkum salk\u0131m\u0131 yutmamal\u0131d\u0131r. \u0130r\u015fad (halk\u0131 ayd\u0131nlatmak) i\u00e7in do\u011fru s\u00f6yleyenler b\u00f6yle olursa, sap\u0131tmak i\u00e7in e\u011fri s\u00f6yleyenlerin hali k\u0131yas edilsin!.. el-Birr, &#8220;geni\u015f hay\u0131r&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na isim; &#8220;hay\u0131rda geni\u015fleme&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdar olur ki, esas\u0131 &#8220;geni\u015f alan&#8221; demek olan &#8221; el-Berr&#8221; kelimesindendir. Bundan dolay\u0131 geni\u015f iyilik, bol bol iyilik etmek demek olan &#8220;birr&#8221; her t\u00fcrl\u00fc iyili\u011fi, her t\u00fcrl\u00fc hayr\u0131 kapsar ve \u015f\u00f6yle s\u0131n\u0131fland\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r: Birr \u00fc\u00e7t\u00fcr: Allah&#8217;a ibadette birr, akraba (hakk\u0131na) riayette birr, dostlar\u0131na muamelede birr.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, halk ve se\u00e7kinleriyle \u0130srailo\u011fullar\u0131na hitap ederek verilen emirleri, yasaklar\u0131 izleyerek taaccup (\u015fa\u015fma) ve takrir ifade eden bir soru ile ba\u015flayan ve \u00f6zellikle \u00e2limleri, \u00e2mirleri ve hakimleri hedef alan bu hitab, b\u00fct\u00fcn bu emirleri ve yasaklar\u0131 bildirme ve bildirimi almada \u0130sl\u00e2m dininin istedi\u011fi ahl\u00e2k ve irfan\u0131n y\u00fckseklik ve ciddili\u011fini g\u00f6steren bir c\u00fcmlei tevs\u00eek (kuvvetlendirme c\u00fcmlesi) olmu\u015f ve bilhassa namaz, zekat, cemaat emirlerini takip etmesi de bunlar\u0131n ahl\u00e2k\u0131 g\u00fczelle\u015ftirmekteki tesirlerine bir i\u015fareti i\u00e7ermi\u015f ve bilhassa bildi\u011fiyle amil (amel edici) olmaman\u0131n \u0130srailo\u011fullar\u0131n\u0131n bilginlerinin \u015fiar\u0131 oldu\u011funu anlatm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>45-\u015eimdi bu g\u00fczel hitaplara, ba\u015ftan ba\u015fa hak ve do\u011fru olan bu beli\u011f emirlere, yasaklara, ahl\u00e2k\u00ee davetlere, ir\u015fadlara kar\u015f\u0131 s\u00f6yleyecek s\u00f6z yok, hepsi g\u00fczel. Fakat bu kadar zaruretler i\u00e7inde bunlar\u0131 yapmak kolay m\u0131? Bu kadar ciddiyete, bu kadar do\u011frulu\u011fa dayan\u0131labilir mi? derseniz darald\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman da ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131za sab\u0131r ve sal\u00e2t (namaz) ile yard\u0131m isteyiniz.<\/p>\n<p>Bunlarla Allah&#8217;dan yard\u0131m isteyiniz.<\/p>\n<p>Sab\u0131r, ac\u0131ya katlanmak, onu ge\u00e7irmek i\u00e7in dayanmak ve kar\u015f\u0131 koymakt\u0131r ki, her ferah\u0131n, her ba\u015far\u0131n\u0131n anahtar\u0131d\u0131r. Ba\u015ftaki darl\u0131\u011f\u0131n, s\u0131k\u0131nt\u0131n\u0131n ge\u00e7mesi i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131n\u0131 celbedecek sebeplerin birincisidir. Sab\u0131rs\u0131z ruhlar her zaman darl\u0131k i\u00e7indedir. Onlar\u0131n, d\u00fcnyaya ait olaylara hi\u00e7 dayan\u0131kl\u0131l\u0131klar\u0131 yoktur. Her \u015fey ister, her \u015feyden rahats\u0131z olurlar. Geni\u015flik zaman\u0131nda eldeki nimetin k\u0131ymetini bilmezler, g\u00f6zleri daima ba\u015fkas\u0131ndad\u0131r. Az bir yokluk g\u00f6r\u00fcnce tahamm\u00fcl edemez, hemen mahvolurlar. Halbuki d\u00fcnyada de\u011fi\u015fmeyen, tahavv\u00fcl etmeyen hi\u00e7bir \u015fey yoktur. Bundan dolay\u0131 bir darl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olanlar, Allah&#8217;a kalbini ba\u011flayarak, bunun da Allah&#8217;\u0131n izniyle ge\u00e7ece\u011fine iman eder ve Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131n\u0131, mutluluk ve ferah g\u00fcn\u00fcn\u00fc temiz kalp ve olgun iman i\u00e7inde beklerse sonu\u00e7 kurtulu\u015f olur. Ve hi\u00e7bir fenal\u0131\u011fa d\u00fc\u015fmeden kurtulu\u015f olur. Bunun i\u00e7in nefisleri sabra al\u0131\u015ft\u0131rmal\u0131, insan sabr\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131k edinebilmelidir. Bu al\u0131\u015fkanl\u0131k, ac\u0131y\u0131 b\u0131rakmak i\u00e7in de\u011fil, def etmek i\u00e7indir. Ve bunun (yani sabra al\u0131\u015fmakla nefsi s\u00fcsleyebilmenin) en iyi \u00e7aresi oru\u00e7tur. Oru\u00e7 insan\u0131, her halde, sabra al\u0131\u015ft\u0131r\u0131r, tiryakilikleri tedavi eder. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, buradaki sab\u0131r, do\u011frudan do\u011fruya, oru\u00e7 ile de tefsir olunabilir ve olunmu\u015ftur. Fakat her iki halde de burada asl\u00ee kastedilen \u015fey, bizzat sab\u0131r m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r, oru\u00e7 bunun bir vas\u0131tas\u0131d\u0131r. Bununla beraber namaz\u0131n bu konuda da b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi ve faydas\u0131 vard\u0131r. \u0130nsan y\u0131kan\u0131r, temizlenir, ay\u0131plar\u0131n\u0131, ay\u0131p yerlerini kapat\u0131r. Bunlar\u0131 yapmak i\u00e7in emek ve mal da sarfeder. Y\u00fcz\u00fcn\u00fc k\u0131bleye \u00e7evirerek istikametini (y\u00f6n\u00fcn\u00fc) tayin eder. Kalbini iyi niyetle doldurur. G\u00f6n\u00fcl buhranlar\u0131n\u0131, \u015feytan vesveselerini atarak, ruhunun birlik durulu\u011funu incelemeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, b\u00fct\u00fcn uzuvlar\u0131yle ve b\u00fcy\u00fck bir sayg\u0131 ile tekbirini al\u0131r ve ibadete koyulur. D\u00fcnyan\u0131n ac\u0131lar\u0131n\u0131, tatl\u0131lar\u0131n\u0131 \u015f\u00f6yle bir tarafa atar, Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya dua eder, onunla konu\u015fur. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n\u0131 okur, dinler, onun huzurunda hayat\u0131n ak\u0131\u015f\u0131n\u0131, ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131, sonucunu arz eder, Kitap okur; dikilip beklemek, e\u011filmek, defalarca kapanmak, yine kalk\u0131p do\u011frulmak, nihayet oturup dinlenmek ve sonunda selam ve esenli\u011fe ermek ve o anda gaybtan \u015fehadet (g\u00f6r\u00fcn\u00fcrl\u00fc\u011f)e ge\u00e7erek, \u015fehadet getirmek gibi ruh\u00ee, beden\u00ee b\u00fcy\u00fck bir nizam ve intizam ile bir mirac yapar. Ve hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz bu ulv\u00ee manzaralar i\u00e7inde nefisler, zahir (d\u0131\u015f) ve bat\u0131n (i\u00e7)lar\u0131nda kaybetmek \u00fczere bulunduklar\u0131 intizam\u0131 yeniden temin ederler. Sab\u0131rdaki ac\u0131l\u0131klar\u0131 da unutur veya hafifletirler ve b\u00fct\u00fcn bunlar il\u00e2h\u00ee yard\u0131m\u0131n celbine arac\u0131 olur. Darl\u0131ktan patlayacak dereceye gelen o fena nefisler kuvvetlerini, itimatlar\u0131n\u0131 artt\u0131r\u0131rlar, s\u0131k\u0131nt\u0131 zamanlar\u0131n\u0131n kolayl\u0131kla ge\u00e7mesi i\u00e7in imkan bulurlar ve fazla olarak ayr\u0131ca bir saadet zevki, bir bahtiyarl\u0131k duyarlar, bir ruh kazan\u0131rlar ve bu sayede yalan dolan, kar\u0131\u015ft\u0131rma, hakk\u0131 gizleme, aldatma, aldanmak, d\u00fc\u015fmanl\u0131k, tecav\u00fcz gibi zilletlerden, d\u00fc\u015f\u00fckl\u00fcklerden kendilerini kurtar\u0131rlar ve o y\u00fczden gelecek \u00e7irkin menfaatlere tenezz\u00fcl etmeksizin sonunda il\u00e2h\u00ee yard\u0131m\u0131n b\u00fcy\u00fck tecellilerine ererler. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyadaki be\u015fer\u00ee \u0131zd\u0131rab\u0131n esas\u0131, genel ahl\u00e2k\u0131n d\u00fc\u015fmesinde ve hak yerine bat\u0131l\u0131n itibar kazanmas\u0131ndad\u0131r. Allah&#8217;\u0131n \u00f6fkesini celbeden de budur. Yoksa Allah&#8217;\u0131n rahmeti \u00e2leme \u015famildir. Evet ama, bu sab\u0131r, bu namaz, b\u00f6yle yard\u0131m dileme kolay m\u0131? \u015f\u00fcphesiz bu da kolay de\u011fil, a\u011f\u0131r ve b\u00fcy\u00fck bir i\u015ftir ama ancak h\u00e2\u015fi\u00een (lay\u0131k\u0131yle korkanlar)e de\u011fil, ba\u015f\u0131n\u0131 \u00f6ne al\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcnen sayg\u0131l\u0131 kimselere a\u011f\u0131r gelmez, hatta zevk verir, meleke (al\u0131\u015fkanl\u0131k) olur.<\/p>\n<p>46- o sayg\u0131l\u0131 kimseler ki \u015funlar\u0131, \u015fu demleri g\u00f6zetirler, her halde kendilerinin bir g\u00fcn olup Rabb&#8217;lerine kavu\u015facaklar\u0131n\u0131, Rabb&#8217;lerinin lika (kar\u015f\u0131lama)s\u0131na ereceklerini, ve her halde d\u00f6n\u00fcp ona varacaklar\u0131n\u0131, amellerinin m\u00fckafat\u0131n\u0131 alacaklar\u0131n\u0131 sayarlar. \u0130\u015fte bunlar\u0131n her halde olaca\u011f\u0131n\u0131 bir galip ve kuvvetli zan ile olsun bilenlere, sab\u0131r ve namaz ile yard\u0131m dilemek a\u011f\u0131r gelmez. Bunlara a\u011f\u0131r gelmezse, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz yak\u00een sahibi olan iman ehline hi\u00e7 a\u011f\u0131r gelmez. &#8220;Zann&#8221;\u0131n bazan ilm-i yak\u00een (kat&#8217;i ilim) m\u00e2n\u00e2-s\u0131na geldi\u011fi vard\u0131r. Burada bir hayli tefsir \u00e2limleri bu m\u00e2n\u00e2 ile te&#8217;vil etmi\u015fler ve bunda zan ile iman olamayaca\u011f\u0131 esas\u0131n\u0131 ve &#8220;h\u00e2\u015fi\u00een&#8221;in, m\u00fc&#8217;min\u00eenden ehas (daha hususi, \u00f6zel) olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesini g\u00f6zetmi\u015flerdir. Halbuki zann\u0131, yak\u00een ile te&#8217;vil etmektense, h\u00e2\u015fi\u00eeni l\u00fcgat m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan almak \u00e2yetin siyak\u0131 (geli\u015fi)na daha uygundur. Hu\u015f\u00fb &#8220;boyun e\u011fmek&#8221;, iman ve \u00eek\u00e2n (sa\u011flam bilgi) ile ilgili olabilece\u011fi gibi, galip zanla da olabilir. Zira galib zan, amelin vacip oldu\u011funu ifade eder. Yar\u0131n gelmesi galib zan ile zannolunan bir hay\u0131r veya \u015ferre kar\u015f\u0131 ak\u0131ll\u0131 insan kay\u0131ts\u0131z davranamaz. \u015eu halde sab\u0131r ve namaz, galib zan ile hareket edildi\u011fi takdirde bile, insana a\u011f\u0131r gelemiyece\u011fi a\u00e7\u0131klan\u0131nca, bunun yak\u00een ve iman ile hareket edildi\u011fi takdirde hi\u00e7 a\u011f\u0131r gelmiyece\u011fi ve hatta kat\u0131ks\u0131z zevk olaca\u011f\u0131 \u00f6ncelikle anla\u015f\u0131l\u0131r bu da \u00e2yetin sevkinin \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na hitap olmas\u0131 itibariyle daha \u00f6zg\u00fcn ve daha faydal\u0131 olur. Burada di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 daha muhtemeldir ki onu da me\u00e2lde g\u00f6sterdik.<\/p>\n<p>\u015eimdi bir taraftan \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131 nimeti yadetmekle \u0130sl\u00e2m&#8217;a davet eden bu hitab\u0131 kuvvetlendirmek ve te&#8217;yit etmek, di\u011fer taraftan da ge\u00e7mi\u015fte nail olduklar\u0131 nimetleri hat\u0131rlatmak ve onlardan mahrum olu\u015flar\u0131n\u0131n sebeplerini anarak \u0130sl\u00e2m dinini kabul ettikleri takdirde o ge\u00e7mi\u015ften daha \u015fanl\u0131 bir gelece\u011fe nail olabileceklerini ve aksi halde deh\u015fetli bir korkutmaya maruz bulunduklar\u0131n\u0131 ve bunlar\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda, d\u00fc\u015f\u00fck menfaatler arkas\u0131nda dola\u015fman\u0131n \u00e7ok vahim (korkun\u00e7) oldu\u011funu anlatmak i\u00e7in \u015f\u00f6yle bir nida (\u00e7a\u011fr\u0131), bir hitap daha y\u00f6neltiliyor ki, bu, bir taraftan k\u0131saca bir \u00f6zet, di\u011fer taraftan bir tafs\u00eel (etrafl\u0131ca anlatma) ba\u015flang\u0131c\u0131d\u0131r:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>47- Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131! Size verdi\u011fim nimeti ve vaktiyle sizi \u00e2lemlere \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131 hat\u0131rlay\u0131n.<\/p>\n<p>48- Ve \u00f6yle bir g\u00fcnden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir \u015fey \u00f6deyemez, kimseden \u015fefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de al\u0131nmaz ve onlara hi\u00e7bir yard\u0131m da yap\u0131lmaz.<\/p>\n<p>47- Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131, benim size verdi\u011fim nimetlerimi hat\u0131rlay\u0131n ve \u00f6zellikle \u015funu hat\u0131rlay\u0131n ki, ben sizi ge\u00e7mi\u015fte (yani Mus\u00e2 ve onun de\u011fi\u015fmeyen evlatlar\u0131 zaman\u0131nda) b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlere \u00fcst\u00fcn k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131m. Hepsinin \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131m, siz o zaman \u00e2lemin en y\u00fcksek milleti olmu\u015ftunuz. Hani onlar\u0131 ne yapt\u0131n\u0131z? Onlar\u0131 nas\u0131l ele ge\u00e7irmi\u015ftiniz ve ni\u00e7in elden \u00e7\u0131kard\u0131n\u0131z biliyor musunuz? Haydi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn, ne idiniz, ne oldunuz d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn!..<\/p>\n<p>48- Hem ilerde \u00f6yle bir g\u00fcn\u00fcn hesap ve azab\u0131ndan sak\u0131n\u0131n, korunun ki, o g\u00fcn kimse, kimsenin ad\u0131na bir \u015fey \u00f6deyemez, kimseden \u015fefaat da kabul olunmaz, kimseden fidye de al\u0131nmaz, bunlara hi\u00e7bir taraftan bir meded de yap\u0131lmaz. Has\u0131l\u0131 kimse kimsenin ba\u015f\u0131na gelecek azab\u0131 hi\u00e7bir \u015fekilde defedemez. Ne zorla def edebilir, ne kolayl\u0131kla. Zorla def edemez, \u00e7\u00fcnk\u00fc yard\u0131m yok. Kolayl\u0131kla da def edemez, \u00e7\u00fcnk\u00fc ya bedava olacak, ya kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131. Bedava olacak olan bir \u015fefaattir, o kabul edilmez. Kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 da ya verilece\u011fi ayniyle vermektir, halbuki \u00f6demek yok veya ba\u015fkas\u0131yla vermektir, halbuki fidye yok. \u0130\u015fte b\u00f6yle bir k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc vard\u0131r. O gelmeden bundan sak\u0131nmal\u0131, bundan korunmal\u0131d\u0131r. Demek ki bundan korunmak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Fakat geldikten sonra ahirette de\u011fil, o gelmeden \u00f6nce d\u00fcnyadayken korunmak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc: &#8220;Melekleri g\u00f6rd\u00fckleri g\u00fcn, i\u015fte o g\u00fcn su\u00e7lulara m\u00fcjde yoktur.&#8221; (Furkan, 25\/22) melekler g\u00f6r\u00fcn\u00fcp olaylar ba\u015flay\u0131nca, o g\u00fcn g\u00fcnahk\u00e2rlar i\u00e7in bir m\u00fcjdeye imkan kalmaz. Mu&#8217;tezile (mezhebinde olanlar) bu \u00e2yete dayanarak, ahirette buy\u00fck g\u00fcnah i\u015flemi\u015f olanlara \u015fefaat edilmeyi reddetmi\u015flerdir. Fakat burada \u015fefaatin kabul olunmamas\u0131 \u00f6zellikle k\u00e2firler hakk\u0131ndad\u0131r. Ve hitap k\u00fcf\u00fcrde \u0131srar edenlere mahsustur. Zira \u0130srailo\u011fullar\u0131 kendilerinin babalar\u0131 ve dedeleri olan peygamberlerin her halde kendilerine \u015fefaat edeceklerine inan\u0131yorlard\u0131. Bu \u00e2yet, bunu reddediyor. Yoksa di\u011fer \u00e2yetler gelecektir ve hadisler de vard\u0131r ki, Allah&#8217;\u0131n izniyle yine \u015fefaat olur. Yasaklanm\u0131\u015f olan \u015fefaat herkesin kendili\u011finden ve Allah&#8217;\u0131n iznine ba\u011flanmadan yap\u0131laca\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen \u015fefaatlerdir. \u015eu halde kendiliklerinden \u015fefaat edebilirler zanniyle peygamberlere ve velilere tap\u0131lmamal\u0131, ancak Allah&#8217;a ibadet etmelidir ki, o istedi\u011fine her istedi\u011fi zaman \u015fefaat ettirir. Ve bununla beraber k\u0131yametin ba\u015flang\u0131c\u0131 \u00f6yle korkun\u00e7tur ki, o s\u0131rada \u015fefaat da bahis konusu de\u011fildir. Herkes kazanc\u0131yla kalabilecektir ve bu \u00e2yet o zaman\u0131 anlatmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00f6zetleme ve korkutma (veya sak\u0131nd\u0131rma)dan sonra, o nimetler ve bunlara kar\u015f\u0131 \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n durumlar\u0131 gelecek \u015fekilde a\u00e7\u0131klan\u0131yor.<\/p>\n<p>Birincisi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>49- (Hem hat\u0131rlay\u0131n ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtard\u0131k, (onlar) size azab\u0131n en k\u00f6t\u00fcs\u00fcn\u00fc reva g\u00f6r\u00fcyor, o\u011fullar\u0131n\u0131z\u0131 bo\u011fazl\u0131yor, kad\u0131nlar\u0131n\u0131z\u0131 sa\u011f b\u0131rak\u0131yorlard\u0131. Ve bunda size Rabbiniz taraf\u0131ndan b\u00fcy\u00fck bir imtihan vard\u0131.<\/p>\n<p>49-(\u00c2yetin ba\u015f\u0131ndaki vav ), &#8220;nimeti hat\u0131rlay\u0131n&#8221; ifadesine m\u00e2t\u00fbf (ba\u011fl\u0131)dur. \u015eu halde (ibarenin takdiri): &#8220;hat\u0131rlay\u0131n ki, sizi kurtarm\u0131\u015ft\u0131k&#8221; demek olur. Burada &#8220;nimetimi hat\u0131rlay\u0131n ki, sizi kurtarm\u0131\u015ft\u0131k&#8221; takdirini tercih edenler varsa da gelecekteki hat\u0131rlatmalar nimete ve ona kar\u015f\u0131 vaki olan durumlar\u0131 da kapsad\u0131\u011f\u0131ndan, hat\u0131rlatmay\u0131 \u0131tlak\u0131 (genelli\u011fi) \u00fczere b\u0131rakmak daha bela\u011fatl\u0131 olacakt\u0131r. Bu gibi hat\u0131rlatma ve ihtar yerlerinde biz &#8220;hani&#8221; deriz. &#8220;Hani&#8221; kelimesi ger\u00e7i esasen &#8220;nerede&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na yerini sormak i\u00e7indir. Bununla beraber, &#8220;hani o g\u00fcnler&#8221; gibi hasret \u00e7ekme ve &#8220;hani hat\u0131rlars\u0131n ya!&#8221; gibi m\u00fccerred (soyut) hat\u0131rlatma i\u00e7in de kullan\u0131l\u0131r ki, \u00f6ncekinin gere\u011fidir. Ve bu makamda kullanma me\u00e2l olarak uygun olabilir.<\/p>\n<p>Ve hem o zaman\u0131 hat\u0131rlay\u0131n ki, hani sizi Firavun ailesinden tamamen kurtarm\u0131\u015ft\u0131k. \u00c7\u00fcnk\u00fc o zaman kurtar\u0131lan yaln\u0131z dedeleriniz de\u011fil, onlar\u0131n dolay\u0131s\u0131yle sizdiniz, b\u00fct\u00fcn \u0130srailo\u011fullar\u0131 idi. Siz \u0130srailo\u011fullar\u0131 onlar\u0131n elinde ne halde idiniz? O Firavun ailesi size azab\u0131n k\u00f6t\u00fcs\u00fcn\u00fc peyliyor, can\u0131n\u0131za k\u0131y\u0131yorlard\u0131.<\/p>\n<p>&#8220;Sevm = , mal peylemek, zul\u00fcm y\u00fcklemek, derde sokmak salmak, bir s\u00eem\u00e2 vermek (yani da\u011flamak) m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir ki, her biriyle tefsir edilmi\u015ftir. Her halde bir suikast m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Hikaye ediliyor ki, bunlar s\u0131n\u0131f s\u0131n\u0131f esir, amele gibi ayr\u0131lm\u0131\u015f a\u011f\u0131r yap\u0131 yapmakta, y\u0131kmakta, da\u011flardan kayalar yontup ta\u015flar ta\u015f\u0131makta, kerpi\u00e7, kiremit pi\u015firmekte, marangozluk, demircilik ve daha bunlar gibi a\u011f\u0131r hizmetlerde \u00e7al\u0131\u015ft\u0131r\u0131l\u0131r, zay\u0131flar\u0131na da vergiler konulurmu\u015f. Fakat bir \u00e7ok tefsir \u00e2limine g\u00f6re buradaki k\u00f6t\u00fc azab kendisinden sonra atf bulunmad\u0131\u011f\u0131ndan \u015fu c\u00fcmlelerle a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f oland\u0131r: o\u011fullar\u0131n\u0131z\u0131 bo\u011fazl\u0131yorlard\u0131 da k\u0131zlar\u0131n\u0131z\u0131 ve kad\u0131nlar\u0131n\u0131z\u0131 g\u00fcya sa\u011f b\u0131rak\u0131yorlard\u0131. Elbette bu b\u0131rak\u0131\u015f da hay\u0131r i\u00e7in olmuyordu. O k\u0131zlar bu elemler (ac\u0131lar) i\u00e7inde b\u00fcy\u00fcseler bile, o\u011flanlar kalmay\u0131nca, hepsi ba\u015fkalar\u0131n\u0131n elinde kalacak, neticede b\u00fct\u00fcn nesil yok olacakt\u0131. Di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ile: Kad\u0131nlar\u0131n rahimler (d\u00f6l yataklar)ini yokluyorlar, \u00e7ocuk al\u0131yorlard\u0131. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir m\u00e2n\u00e2 ile: Kad\u0131nlar\u0131n\u0131za haya edilecek (utan\u0131lacak) \u015feyler yap\u0131yorlard\u0131. Birincisinde &#8220;istihya&#8221;, &#8220;hayat&#8221; kelimesinden; ikinci ile \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcde &#8220;haya&#8221;dan gelmi\u015ftir. ve bu s\u0131rada Rabbiniz taraf\u0131ndan size b\u00fcy\u00fck bir imtihan vard\u0131. Azab ile imtihan, kurtulu\u015f sebeplerini haz\u0131rlamak i\u00e7in imtihan; necat (kurtulu\u015f) ile deneme de kendi ba\u015f\u0131na bir devlet ve millet olu\u015fturarak, yery\u00fcz\u00fcndeki di\u011fer devletlere \u00fcst\u00fcn bir \u015fekilde g\u00fczel amel ve ahl\u00e2k ile ya\u015fama imtihan\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Bel\u00e2 = asl\u0131nda tecr\u00fcbe ve imtihan demektir. Fakat bu deneme, bazan hay\u0131r ve bazan \u015fer ile olur. Ve \u00e7o\u011funlukla ba\u015flang\u0131\u00e7 \u015fer ve s\u0131k\u0131nt\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Burada iki y\u00f6n de vard\u0131r. Azab, bir bela ile imtihan; kurtulu\u015f da bir hay\u0131r ile imtihand\u0131r.<\/p>\n<p>Malumdur ki Fir&#8217;avn, M\u0131s\u0131r&#8217;da Amalika h\u00fck\u00fcmdar\u0131n\u0131n lakab\u0131d\u0131r. \u00c7o\u011fuluna &#8220;fer\u00e2ine&#8221; denilir. Nas\u0131l ki Rum krallar\u0131n\u0131n baz\u0131s\u0131na Kayser, baz\u0131s\u0131na Herakl (kral); Habe\u015f krallar\u0131na Neca\u015f\u00ee; Yemen meliklerine T\u00fcbba; \u0130ran h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131na Kisr\u00e2; T\u00fcrkler&#8217;inkine H\u00e2k\u00e2n deniliyordu. Buradaki Firavun&#8217;\u0131n ismi hakk\u0131nda da \u00e7e\u015fitli rivayetler vard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Velid b. Mus&#8217;ab (\u0130bn \u0130shak ve di\u011ferleri)<\/p>\n<p>2- Fantus (Muk\u00e2til).<\/p>\n<p>3- Mus&#8217;ab b. Reyy\u00e2n.<\/p>\n<p>4- Mug\u00ees (baz\u0131 tefsir bilginleri).<\/p>\n<p>5- Kabus (Ebu Hayy\u00e2n), &#8220;Tarih-i K\u00e2mil&#8221; de Kabus b. Mus&#8217;ab b. Muaviye diye g\u00f6stermi\u015f ve yerine karde\u015fi Velid&#8217;in ge\u00e7ti\u011fini de nakletmi\u015ftir. Bu isimler hep Arap\u00e7a olduklar\u0131na g\u00f6re, o zaman M\u0131s\u0131r halen Araplar&#8217;\u0131n elindeymi\u015f demek olur. Ancak Fantus ismi di\u011ferlerine benzemiyor ve b\u00f6yle olmas\u0131 baz\u0131 genel tarih kitaplar\u0131na uygun d\u00fc\u015f\u00fcyor.<\/p>\n<p>&#8220;\u00c2l = &#8221; kelimesi &#8220;Ehl = &#8220;den al\u0131nm\u0131\u015f ise de aralar\u0131nda fark vard\u0131r. &#8220;\u00c2l&#8221;, ba\u015fl\u0131ca \u015fan ve \u015f\u00f6hret sahiplerine s\u00f6ylenir. \u00c2l-i Firavun, Firavun&#8217;un dininin ehli, kavmi ve bilhassa t\u00e2bileri ve k\u00f6leleri. &#8220;Firavun&#8217;dan kurtarm\u0131\u015ft\u0131k&#8221; denilmeyip de &#8220;Firavun ailesinden&#8221; buyurulmas\u0131nda \u00f6nemli bir n\u00fckte anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bununla yap\u0131lan zul\u00fcmlerin temsilcisi Firavun&#8217;sa da, bunda as\u0131l sorumlulu\u011fun ondan daha \u00e7ok ona uyanlara ait oldu\u011fu ifade edilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Firavun yapt\u0131klar\u0131n\u0131 bunlar\u0131n eli ve bunlar\u0131n hizmeti ile yapm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Deniliyor ki bu \u015fekilde \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan \u00f6ld\u00fcr\u00fclen \u00e7ocuklar\u0131n toplam\u0131 dokuzy\u00fcz doksan bine ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Buna sebep de bunlardan do\u011facak bir \u00e7ocu\u011fun Firavun&#8217;un h\u00fck\u00fcmetini yok edece\u011fi hakk\u0131nda k\u00e2hinlerin verdi\u011fi bir haber veya Firavun&#8217;un g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc bir r\u00fcya oldu\u011fu \u00f6teden beri nakledilir. Ne ibrettir ki, bu zul\u00fcmler bir fayda vermemi\u015f ve sonunda o \u00e7ocuk do\u011fmu\u015f, Firavun&#8217;un kendisine beslettirilmi\u015f, Hz. Musa olmu\u015f ve yine Allah&#8217;\u0131n takdiri yerini bulmu\u015ftur. Acaba buna g\u00fcc\u00fc yeten Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n o kadar masum (g\u00fcnahs\u0131z)un kesilmesine izin vermekte hikmeti ne idi? Buna Ebu&#8217;s-Su\u00fbd, tefsirinde i\u015faret ediyor. Fakat daha \u00f6nce Muhyidd\u00een Arab\u00ee hazretleri &#8220;F\u00fcs\u00fbs&#8221;unda me\u00e2len \u015f\u00f6yle izah etmi\u015ftir: &#8220;Bu \u00e7ocuklar hep Hz. Musa&#8217;ya hayat\u0131nda imdat olmak ve onun ruhaniyetini takviye (kuvvetlendirmek) i\u00e7in \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131n her biri Musa diye, Musa hesab\u0131na, has\u0131l\u0131 Musa i\u00e7in \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcyorlard\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc Firavun ve Firavun ailesi Musa&#8217;y\u0131 hen\u00fcz bilmiyorlarsa da Hak Te\u00e2l\u00e2 biliyordu. Elbette bunlar\u0131n her birinin al\u0131nan hayat\u0131 Musa&#8217;ya ait olacakt\u0131, zira gaye o idi. Bu \u00e7ocuklar\u0131n hayat\u0131 ise hep f\u0131trat \u00fczere bulunan temiz birer hayat idi. Nefse ait maksatlarla kirlenmemi\u015f. -\u00c2dem k\u0131ssas\u0131nda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere meleklerin secdesi devrindeki- f\u0131trat ve asl\u00ee yarat\u0131l\u0131\u015f \u00fczere bulunuyorlard\u0131. Hz. Musa, Musa diye \u00f6ld\u00fcr\u00fclen b\u00fct\u00fcn bu \u00e7ocuklar\u0131n hayatlar\u0131 toplam\u0131 olacak ve Musa&#8217;n\u0131n hayat\u0131 bunlar\u0131n toplam\u0131na denk olacakt\u0131. Her birinin ruhundaki yetenek ve kuvvet Musa&#8217;n\u0131n olacak, Musa&#8217;da tecelli edecekti. Demek ki b\u00fct\u00fcn bunlar sa\u011f olsalar ve \u00f6yle tertemiz b\u00fcy\u00fcseler, toplamlar\u0131ndan nas\u0131l ve ne kadar bir ruh\u00ee kuvvet has\u0131l olacaksa Musa&#8217;n\u0131n ruhunun kuvveti ona denk olacakt\u0131. Firavun&#8217;un ba\u015f\u0131ndaki orduya kar\u015f\u0131, Musa, ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na b\u00f6yle bir ordu idi. B\u00fct\u00fcn o kesilen \u00e7ocuklar\u0131n ruhlar\u0131, Musa&#8217;n\u0131n ruhunun emri alt\u0131nda idi. \u0130\u015fte Allah Te\u00e2l\u00e2 onlardaki g\u00fc\u00e7leri ve kuvveti toplam\u0131\u015f, Hz. Musa&#8217;ya vermi\u015fti ve vermek i\u00e7in bunu yapm\u0131\u015ft\u0131. Bu da Hz. Musa&#8217;ya verilmi\u015f bir il\u00e2h\u00ee \u00f6zelliktir ki, ondan \u00f6nce peygamberlerden hi\u00e7 birine nasip olmam\u0131\u015ft\u0131&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>\u0130mam R\u00e2z\u00ee hazretleri der ki: &#8220;\u0130nsan\u0131n ba\u015fka bir el alt\u0131nda ve \u00fczerinde istedi\u011fi \u015fekilde kullan\u0131labilecek bir halde bulunmas\u0131, \u00f6zellikle bu hal i\u00e7inde bir de a\u011f\u0131r, zor, pis i\u015flerde kullan\u0131lmas\u0131 azab \u015fekillerinin en \u015fiddetlilerinden oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Hatta buna maruz kalanlar \u00e7o\u011funlukla \u00f6l\u00fcm\u00fc temenni ederler. \u0130\u015fte Cenab-\u0131 Allah&#8217;\u0131n burada a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 birinci nimet bu k\u00f6t\u00fc azabtan kurtulma nimetidir.&#8221;<\/p>\n<p>Demek oluyor ki, bu \u00e2yette \u00f6nce h\u00fcrriyet ve istiklal nimeti an\u0131lm\u0131\u015f ve esirlik mahkumlu\u011funun fecili\u011fi hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kincisi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>50- Hani bir zamanlar sizin i\u00e7in denizi yar\u0131p, sizi kurtard\u0131k da Firavun&#8217;un adamlar\u0131n\u0131 suda bo\u011fduk, siz de bak\u0131p duruyordunuz.<\/p>\n<p>50- ve hani sizinle -b\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fck- denizi yarm\u0131\u015ft\u0131k da sizi toptan kurtarm\u0131\u015ft\u0131k. ve ba\u015f\u0131n\u0131za bela kesilmi\u015f olan Firavun ile adamlar\u0131n\u0131 suda bo\u011fmu\u015ftuk. siz de bak\u0131p duruyordunuz. G\u00f6zlerinizin \u00f6n\u00fcnde olan bu olay, sizin i\u00e7in ne b\u00fcy\u00fck nimet idi. Bu deniz M\u0131s\u0131r&#8217;\u0131n civar\u0131ndaki denizlerden birisi ki, ad\u0131na &#8220;\u0130saf&#8221; denilirmi\u015f ve bug\u00fcn ona &#8220;Bahr-i Kulz\u00fcm&#8221; ad\u0131 veriliyor. Bizim &#8220;\u015eap Denizi&#8221; dedi\u011fimizin asl\u0131 &#8220;\u0130saf&#8221; denizi imi\u015f. Bug\u00fcn &#8216;K\u0131z\u0131ldeniz&#8221; ad\u0131yla an\u0131lmaktad\u0131r. &#8220;Kulz\u00fcm&#8221; \u015fimdiki S\u00fcvey\u015f&#8217;in yerinde kurulu bir \u015fehir imi\u015f. Kulz\u00fcm esasen yutmak anlam\u0131na gelmektedir. Ona &#8220;Kulz\u00fcm Denizi&#8221; denilmesi, bu \u015fehirden ve Firavun&#8217;un adamlar\u0131yla birlikte orada suda yutulmu\u015f olmas\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r. K\u00e2mus \u015eerhi&#8217;nde b\u00f6yle naklediliyor. Bu \u00e2yette Firavun&#8217;un bo\u011fulmas\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a beyan edilmemi\u015f ve yukar\u0131da ge\u00e7ti\u011fi \u015fekilde as\u0131l Firavun ehlinin cezas\u0131 g\u00f6sterilmi\u015f ve Firavun da bunlar\u0131n i\u00e7ine dahil edilmi\u015f. \u0130leride bu bo\u011fulmay\u0131 daha ziyade a\u00e7\u0131klayan \u00e2yetler gelecektir. &#8220;Sizinle yarm\u0131\u015ft\u0131k&#8221; demek, yaran bizdik, siz de buna bir sebep, bir vas\u0131ta olmu\u015ftunuz demektir. &#8220;Sizin i\u00e7in&#8221; diye de tefsir edilmi\u015ftir. \u015euna dikkat edilmek gerekir ki, Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Az\u00eem\u00fc\u015f\u015fan, bu gibi olaylar\u0131n oldu\u011fu tarihleri de\u011fil, as\u0131l ta\u015f\u0131d\u0131klar\u0131 fevkal\u00e2de ibret noktalar\u0131n\u0131 ve y\u00fcce yarat\u0131c\u0131n\u0131n kudretiyle ilgili yanlar\u0131n\u0131 anlatmak ve hat\u0131rlatmak istiyor.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>51- Hani bir zamanlar Musa&#8217;ya k\u0131rk gecelik vaad verdik de sonra siz onun arkas\u0131ndan buza\u011f\u0131y\u0131 put edindiniz ve o halinizle zalimler idiniz.<\/p>\n<p>52- Sonra yine de sizi affettik, art\u0131k \u015f\u00fckretmeniz gerekiyordu.<\/p>\n<p>51- Ve hani biz Musa ile k\u0131rk geceye vaadle\u015fmi\u015ftik. Ona k\u0131rk gece Tur&#8217;da kal\u0131p m\u00fcn\u00e2c\u00e2t ve vahiy i\u00e7in bir vakit tayin etmi\u015ftik. O da buna icabet edip Rabbinin m\u00eekat\u0131na (tayin etti\u011fi yere) \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Ebu Amr, Ca&#8217;fer ve Yakub () k\u0131r\u00e2etlerinde elifsiz olarak okunur. Bu takdirde, &#8220;Hani biz Musa&#8217;ya tam k\u0131rk geceyi va&#8217;detmi\u015ftik de sonra siz onun arkas\u0131ndan buza\u011f\u0131ya tapmaya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131n\u0131z: Samir\u00ee&#8217;nin yapt\u0131\u011f\u0131 alt\u0131n buza\u011f\u0131 heykeline tapm\u0131\u015ft\u0131n\u0131z. Halbuki, siz o halinizle zulmediyordunuz.<\/p>\n<p>52- Sonra b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n arkas\u0131ndan sizi affettik, o g\u00fcnahlar\u0131 sizden sildik. &#8220;Afiv&#8221; kelimesi esasen mahvetmek, silip yoketmek anlam\u0131na gelir. Bu anlamdan edat\u0131 ile kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda g\u00fcnah\u0131 mahvetmek m\u00e2-n\u00e2s\u0131na gelir. Birinci anlamda , ikincide deniliyor. ki bu sebeple olsun \u015f\u00fckretmelisiniz: O zulm\u00fcn\u00fczle beraber aff\u0131n ne b\u00fcy\u00fck nimet oldu\u011funu anlay\u0131p d\u00fc\u015f\u00fcnmeniz ve bunun \u015f\u00fckr\u00fcn\u00fc eda etmeniz gerekir. Hz.<\/p>\n<p>Musa&#8217;n\u0131n nesebi; Musa b. \u0130mr\u00e2n b. Yashir b. Kahis b. Levi b. Yakub b. \u0130shak b. \u0130brahim diye nakledilmektedir. Levi soyundan oldu\u011fu me\u015fhur olmakla beraber \u0130mr\u00e2n ile Levi aras\u0131nda daha fazla ki\u015fi bulunmas\u0131 ve silsilede zikrolunan isimlerin bu soyun me\u015fhurlar\u0131 olmas\u0131 kuvvetle muhtemeldir. Zira Hz. Yusuf&#8217;un M\u0131s\u0131r&#8217;a girmesi ile Hz. Musa&#8217;n\u0131n M\u0131s\u0131r&#8217;dan \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 aras\u0131nda d\u00f6rty\u00fcz sene ge\u00e7mi\u015f oldu\u011fu naklediliyor. Do\u011frusunu Allah bilir.<\/p>\n<p>KIRK GECE: Hz. Musa&#8217;n\u0131n denizi ge\u00e7tikten sonra Allah taraf\u0131ndan vaad olunan kitap i\u00e7in bir m\u00eekat olmak \u00fczere tayin edilen ve Zilk\u00e2&#8217;de ay\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131ndan Zilhicce&#8217;nin onuna kadar g\u00fcnd\u00fcz\u00fcyle birlikte devam eden bir ay on g\u00fcnl\u00fck m\u00fcddettir ki, Hz. Musa bu s\u00fcreyi Tur&#8217;da oru\u00e7lu olarak ge\u00e7irmi\u015f ve nihayet m\u00fcn\u00e2c\u00e2t ile bizzat il\u00e2h\u00ee kelama mazhar olmu\u015f ve Tevrat levhalar\u0131 kendisine inzal buyurulmu\u015ftu. Bununla ilgili olarak di\u011fer s\u00fbrelerde daha bir\u00e7ok \u00e2yetler gelecektir. Aylar geceden ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in g\u00fcn ile say\u0131lmay\u0131p gece ile say\u0131lm\u0131\u015f ve &#8220;k\u0131rk gece&#8221; denilmi\u015ftir. Bunda bir incelik daha vard\u0131r; il\u00e2h\u00ee tecelliler fecir gibi daima geceleri takip eder. Kara g\u00fcnler de geceden say\u0131l\u0131r. \u0130smail Hakk\u0131 (Bursev\u00ee) Hazretleri der ki; tarikat ehli k\u0131rk g\u00fcnl\u00fck s\u00fcl\u00fbk\u00fc bu \u00e2yetlerden alm\u0131\u015ft\u0131r. Dilimizdeki &#8220;\u00e7ile&#8221; tabirinin de asl\u0131 yine budur. Fars\u00e7a k\u0131rk m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;\u00e7il, \u00e7ihil&#8221; kelimesinden gelir ve &#8220;k\u0131rk&#8221; demektir. \u0130\u015fte Hz. Musa \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131 denizden ge\u00e7irdikten sonra Tur&#8217;da il\u00e2h\u00ee emre uygun olarak \u00e7ile \u00e7\u0131kar\u0131rken onlar buza\u011f\u0131ya tapmaya ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131 ki, ne kadar haks\u0131z ve nank\u00f6rce bir tutumdur. Bununla beraber yine il\u00e2h\u00ee affa u\u011frad\u0131lar ki, burada i\u015fte \u00f6zellikle bu af nimeti onlara hat\u0131rlat\u0131l\u0131yor. Bu aff\u0131n nas\u0131l ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi hemen a\u015fa\u011f\u0131da ayr\u0131 bir nimet olarak beyan edilecektir.<\/p>\n<p>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>53- Ve hani bir zamanlar Musa&#8217;ya o kitab\u0131 ve furkan\u0131 verdik, gerekirdi ki, do\u011fru yolda gidesiniz.<\/p>\n<p>53-Musa&#8217;ya verilen kitab\u0131n Tevrat oldu\u011funda ihtilaf yoktur. Fakat bu furkan\u0131n, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n oldu\u011fu gibi, Tevrat&#8217;\u0131n da bir s\u0131fat\u0131 olmas\u0131 veya Tevrat&#8217;taki \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmler veya Tevrat&#8217;tan ayr\u0131ca &#8220;yed-i beyza&#8221; ve &#8220;as\u00e2&#8221; gibi mucizeler yahut bir zafer ve ferah olmas\u0131 da ihtimal dahilindedir. Zira &#8220;furkan&#8221; asl\u0131nda iki \u015fey aras\u0131n\u0131 kesin olarak ay\u0131rmak demektir. Hak ile bat\u0131l\u0131, k\u00fcf\u00fcr ile iman\u0131, helal ile haram\u0131 birbirinden kesip ay\u0131ran her \u015feye furkan denilir. \u0130\u015fte bu m\u00e2n\u00e2 iledir ki, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00f6zel lakab\u0131 olmu\u015ftur. Tevrat dahi esasen hak ile bat\u0131l\u0131 ay\u0131ran il\u00e2h\u00ee bir furkand\u0131r. Burada at\u0131f dolay\u0131s\u0131yla furkan\u0131n Hz. Musa&#8217;ya kitap ile birlikte verilmi\u015f olan ba\u015fka kudret ve hakimiyet olmas\u0131 bizce daha m\u00fcnasip g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Tur&#8217;dan kitap ile d\u00f6n\u00fcp gelmesinde de bunun, husus\u00ee bir tecellisi olmu\u015ftur ki, gelecek \u00e2yet k\u0131smen bunun a\u00e7\u0131klamas\u0131 demektir. \u015eu halde d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc nimet Hz. Musa&#8217;n\u0131n Tur&#8217;dan kitap ile gelmesidir.<\/p>\n<p>Be\u015fincisi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>54- Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buza\u011f\u0131y\u0131 put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile d\u00f6n\u00fcn de nefislerinizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcn. B\u00f6yle yapman\u0131z B\u00e2r\u00ee Te\u00e2l\u00e2n\u0131z kat\u0131nda sizin i\u00e7in hay\u0131rl\u0131d\u0131r, b\u00f6ylece tevbenizi kabul buyurdu. Ger\u00e7ekten de o Tevvab ve Rah\u00eem&#8217;dir.<\/p>\n<p>54-Burada bir taraftan yukar\u0131daki af nimeti a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olmakla beraber, bir taraftan da bu a\u00e7\u0131klama i\u00e7inde furkan\u0131n tatbikiyle buza\u011f\u0131 fesad\u0131n\u0131n giderili\u015f \u015fekli, tevbe ile tevbeye vesile olan ibretli ve incelikli nimetler hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ve hani Musa kavmine, ey kavmim demi\u015fti, siz buza\u011f\u0131ya tapman\u0131zla kesinlikle kendinize yaz\u0131k ettiniz, \u00f6yleyse B\u00e2r\u00ee Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131za, y\u00fcce h\u00e2lik\u0131n\u0131z (yarat\u0131c\u0131n\u0131z), p\u00e2k yarat\u0131c\u0131n\u0131za tevbe ediniz de hemen kendinizi katlediniz, nefislerinizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcn\u00fcz. B\u00f6yle yapman\u0131z yani tevbe ile \u00f6ld\u00fcrme i\u015fini yerine getirmeniz, B\u00e2r\u00ee Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131z kat\u0131nda sizin i\u00e7in hay\u0131rl\u0131d\u0131r. B\u00f6yle demi\u015f ve bunun \u00fczerine B\u00e2r\u00ee Te\u00e2l\u00e2 tevbenizi kabul etmi\u015f idi. \u015e\u00fcphesiz o, \u00f6yle Tevv\u00e2b (tevbeleri kabul edici), \u00f6yle Rahim (merhametli) dir.<\/p>\n<p>Burada &#8220;Musa size demi\u015fti&#8221; denilmeyip de &#8220;kavmine demi\u015fti&#8221; buyurulmas\u0131, yine bunun gibi yukar\u0131dan beri nimetlerde hep &#8220;Biz, Biz&#8221; diye bizzat ilah\u00ee tasarruflar \u015feklinde tek tek say\u0131l\u0131p gelirken, g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi Hz. Musa&#8217;n\u0131n tebli\u011f ve tasarrufuna ge\u00e7ilmesi, Tevrat&#8217;\u0131n n\u00fcz\u00fbl\u00fcnden sonra onun Allah taraf\u0131ndan ba\u015fkaca bir kuvvet iktisap etmi\u015f oldu\u011funa ve art\u0131k \u0130srailo\u011fullar\u0131 \u00fczerinde h\u00fck\u00fcmleri icraya ba\u015flam\u0131\u015f bulundu\u011funa i\u015faret etmektedir ki, bunda \u00f6nce h\u00fck\u00fcmet nimeti olarak furkan\u0131n tatbikat\u0131 hat\u0131rlat\u0131l\u0131yor. Fakat bu nimet do\u011frudan do\u011fruya de\u011fil, Hz. Musa dolay\u0131s\u0131yla vekaleten a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f ve ancak neticesi ve semeresi olan tevbe ve hallerinin \u0131slah\u0131, daha yukar\u0131da ge\u00e7en nimetler gibi fakat \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131s (gaib) s\u00eegas\u0131yla yine bizzat B\u00e2r\u00ee Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya ba\u011fl\u0131 olarak beyan olunmu\u015ftur. Bu beyan\u0131n \u00fcslubundaki inceliklerin tek tek a\u00e7\u0131klanmas\u0131 ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na bir kitap olur. Fakat g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu beyan\u0131n esas hedefi, h\u00fck\u00fcmet nimetinin ba\u015fta de\u011fil, ancak neticedeki d\u00fczelme dolay\u0131s\u0131yla bir il\u00e2h\u00ee nimet oldu\u011funu hat\u0131rlatmakt\u0131r. Tevbe ve \u00f6ld\u00fcrme emrinin sorumlulu\u011fu Hz. Musa&#8217;ya ait bir vekillik tasarrufu, neticede meydana gelen d\u00fczelme de bizzat il\u00e2h\u00ee bir ihsan olmu\u015f oluyor. Ve furkan o zaman meydana gelmi\u015f oluyor. Kavim \u00fcnvan\u0131 alt\u0131nda &#8220;Siz nefislerinize zulmettiniz.&#8221; deniliyor.. Bu da g\u00f6steriyor ki, nefse zulmetmek, ferd\u00ee nefisten ve kavm\u00ee nefisten daha umum\u00ee bir ifadedir. \u015eirkin zarar\u0131 millete, milletin zarar\u0131 da fertlere rac\u00eedir. Ve buza\u011f\u0131ya tapma meselesi, Musa&#8217;n\u0131n kavmi i\u00e7inde b\u00fcy\u00fck bir bozulmaya ve kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011fa sebep olmu\u015f ve bu belan\u0131n temizlenmesi birtak\u0131m nefislerin \u00f6lmesini ve can kayb\u0131n\u0131 gerektirmi\u015ftir. &#8220;nefislerinizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcn&#8221; ifadesi mefhum olarak \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2ya gelebilir. Birincisi hakikat anlam\u0131 ki, herkesin kendi kendini \u00f6ld\u00fcrmesidir, yani intihar etmesidir. Lakin b\u00f6yle olsa idi muhatap olarak kavim kalmaz veya ancak as\u00eeler kal\u0131rd\u0131. \u015eu halde kastedilen m\u00e2n\u00e2 bu de\u011fildir. \u0130kincisi, i\u015fin geleneksel ger\u00e7e\u011fidir ki, esasen karde\u015f olan bir kavmin fertleri, haydi bakal\u0131m \u015fimdi birbirinizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcn\u00fcz, demektir. \u00c7o\u011funlukla tefsirciler bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 g\u00f6zetmi\u015flerdir. Tur&#8217;a giden Hz. Musa&#8217;n\u0131n arkas\u0131ndan S\u00e2mir\u00ee, alt\u0131ndan bir buza\u011f\u0131 heykeli yapm\u0131\u015f, onu ba\u011f\u0131rtm\u0131\u015f ve Apis \u00f6k\u00fcz\u00fcne tapan M\u0131s\u0131rl\u0131lar ve di\u011fer puta tap\u0131c\u0131lar gibi, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131, &#8220;\u0130\u015fte Musa bunu aramaya gitti.&#8221; diyerek ona tapt\u0131rm\u0131\u015f ve \u00e7ok yak\u0131n bir zamanda bizzat \u015fahit olduklar\u0131 nimetlere kar\u015f\u0131 nank\u00f6rl\u00fck yap\u0131p bir bozgun ve kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131k \u00e7\u0131karm\u0131\u015f, kavmin di\u011fer bir k\u0131sm\u0131 Hz. Harun ile beraber bu gidi\u015fi \u00f6nleyememi\u015f ve Hz. Musa&#8217;n\u0131n d\u00f6nmesini beklemi\u015flerdir. O zamana kadar da bu kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131k gittik\u00e7e yay\u0131lm\u0131\u015f, Hz. Musa Tur&#8217;dan d\u00f6n\u00fcnce Furkan&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fc ile hepsine birden &#8220;kendinize yaz\u0131k ettiniz&#8221; diye hitap etmi\u015f, hem buza\u011f\u0131ya tapanlara, hem de ses \u00e7\u0131karmay\u0131p bekleyenlere, bu g\u00fcnahlar\u0131ndan dolay\u0131 hemen tevbe etmelerini ve tevbe edenlerin, etmeyenleri derhal \u00f6ld\u00fcrmelerini emretmi\u015f ve bu i\u00e7 sava\u015f Allah&#8217;\u0131n izniyle zaferle sonu\u00e7lanm\u0131\u015f. Bunun \u00fczerine \u0130srailo\u011fullar\u0131 da hallerini \u0131slah edip uslanm\u0131\u015flar. \u0130\u015fte burada bu olay hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Hikaye olundu\u011funa g\u00f6re bu olayda \u00f6lenlerin say\u0131s\u0131 yetmi\u015f bine ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Buna buyurulmay\u0131p da buyurulmas\u0131, hadisenin dahil\u00ee ve ac\u0131kl\u0131 oldu\u011funa ve nefse zulmetmenin m\u00e2n\u00e2s\u0131na i\u015farettir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc ise s\u0131rf mecaz\u00ee olmas\u0131d\u0131r ki, nefsinizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcn\u00fcz, yani g\u00fcnah\u0131n\u0131za ned\u00e2metle gam ve kederden can\u0131n\u0131z\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131n yahut \u015fehvetlerden nefsinizi men etmekle riyazet (perhiz) ediniz. Size bu k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri yapt\u0131ran, sizi \u015firke sapt\u0131ran hep nefsan\u00ee isteklerdir. Tevbe de bunlar\u0131n k\u0131r\u0131lmas\u0131 ile faydal\u0131 olur ve ancak o zaman kabul edilir demektir. Bu te&#8217;vil de g\u00f6zetilmi\u015ftir. Bu da g\u00fczeldir, fakat bir i\u015far\u00ee m\u00e2n\u00e2d\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00e2r\u00ee, yarat\u0131rken ay\u0131ps\u0131z ve noksans\u0131z yaratan demektir, ki, &#8220;h\u00e2l\u00eek&#8221;dan daha \u00f6zeldir ve bunda ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 hat\u0131rlatma vard\u0131r.<\/p>\n<p>Alt\u0131nc\u0131s\u0131:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>55- Hani bir zamanlar &#8220;Ey Musa biz Allah&#8217;\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6rmedik\u00e7e senin s\u00f6z\u00fcnle asla inanmayaca\u011f\u0131z.&#8221; demi\u015ftiniz de bunun \u00fczerine sizi y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7arpm\u0131\u015ft\u0131 ve siz de bakakalm\u0131\u015ft\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>56- Sonra \u015f\u00fckredesiniz diye sizi \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcz\u00fcn ard\u0131ndan yeniden diriltmi\u015ftik.<\/p>\n<p>55- Ve hani hat\u0131rlars\u0131n\u0131z ya, siz &#8220;Ey Musa, biz Allah&#8217;\u0131 a\u015fik\u00e2re, a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa g\u00f6rmedik\u00e7e sana asla inanmayaca\u011f\u0131z.&#8221; demi\u015ftiniz de bunun \u00fczerine sizi y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7arpm\u0131\u015f, bir ba\u015fka deyi\u015fle deh\u015fetli bir darbeye tutulmu\u015f, y\u0131k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131n\u0131z. Ve k\u0131m\u0131ldanmaya derman\u0131n\u0131z kalmam\u0131\u015f, sadece bak\u0131p duruyordunuz. Demek ki, \u00f6lmemi\u015flerdi, fakat \u00f6l\u00fcm haline gelmi\u015flerdi. Tefsircilerden bir\u00e7o\u011fu bunu, bak\u0131p dururken y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7arpm\u0131\u015ft\u0131, \u00f6lm\u00fc\u015f idiniz, m\u00e2n\u00e2s\u0131na anlam\u0131\u015flard\u0131r. Halbuki &#8220;siz de bak\u0131p duruyordunuz&#8221; c\u00fcmlesi at\u0131f veya h\u00e2l c\u00fcmlesi olarak bilhassa b\u00f6yle bir zanna meydan vermemek i\u00e7indir. &#8220;Ahz&#8221;, bakmaya \u00e2r\u0131z olan bir hal de\u011fil, &#8220;nazar&#8221; (bakmak) ahze mukarin (yak\u0131n) olan bir h\u00e2l olarak g\u00f6steriliyor veya atfediliyor. Nitekim bu y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7arpmas\u0131n\u0131n ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 &#8220;Musa, kavminden yetmi\u015f ki\u015fi se\u00e7ti.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/155) \u00e2yetinde &#8220;onlar\u0131 titreme yakalay\u0131nca&#8221; buyurulmu\u015ftur. Tahkik ehlinin dirayet yoluyla yapt\u0131klar\u0131 ara\u015ft\u0131rman\u0131n ger\u00e7ek sonucu bu oldu\u011fu gibi, Vehb hazretlerinden rivayet edildi\u011fine g\u00f6re de bunlar \u00f6lmemi\u015fler, belki o korkun\u00e7 hali g\u00f6rd\u00fckleri zaman kendilerini \u00f6yle bir titreme, bir zang\u0131rt\u0131 alm\u0131\u015f ki, hemen hemen mafsallar\u0131 kopuyor, belleri k\u0131r\u0131l\u0131yormu\u015f. Mahvolmak durumuna gelmi\u015fler. O zaman Hz. Musa a\u011flam\u0131\u015f, Rabbine dua edip yalvarm\u0131\u015f, Cenab-\u0131 Allah da bir a\u00e7\u0131kl\u0131k ihsan eylemi\u015f, ondan sonra kendilerine gelebilmi\u015fler, ak\u0131llar\u0131 da ba\u015flar\u0131na gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>56- Nitekim \u015f\u00f6yle buyuruluyor: bir m\u00fcddet sonra sizi \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcz\u00fcn ard\u0131ndan yeniden dirilttik, adeta b&#8217;as\u00fc ba&#8217;del mevt (\u00f6ld\u00fckten sonra dirilmey)e mazhar ettik. \u00d6nceki y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7arpmas\u0131 bir \u00f6l\u00fcm ise, bu da hakikaten yeniden dirilmek demek olacakt\u0131r. belki buna \u015f\u00fckredersiniz.<\/p>\n<p>Bu olay\u0131n, zikr olunan \u00f6ld\u00fcrme olay\u0131ndan sonra m\u0131 veya ondan \u00f6nce ve hemen \u00f6ld\u00fcrme emrini m\u00fcteakip mi meydana geldi\u011fi hakk\u0131nda iki g\u00f6r\u00fc\u015f zikr ediliyor. Her ne olursa olsun, \u00e2yetten \u015fu anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bu y\u0131ld\u0131r\u0131m \u00e7arpmas\u0131, bir kavmin yok olmas\u0131 mesabesinde bir musibet ve ondan kurtulu\u015f da o kavmin tekrar hayat\u0131, \u00f6ld\u00fckten sonra yeniden dirilmesi anlam\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir nimet imi\u015f, bu belan\u0131n sebebi de a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa g\u00f6rmeyince Allah&#8217;a iman etmemek ve Hz. Musa&#8217;ya inanmamak iddias\u0131 olmu\u015ftur. Onlar\u0131 o durumdan kurtarmak ise s\u0131rf Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131 olarak ayr\u0131ca zikredilmi\u015ftir. Bunu yapanlar, elbette \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n hepsi de\u011fildi. Bu iddia \u00fczerine m\u00eekatta y\u0131ld\u0131r\u0131ma yakalananlar se\u00e7ilen yetmi\u015f ki\u015fi idi. B\u00f6yle oldu\u011fu halde \u00e2yette gerek iddia, gerek musibet, gerekse kurtulu\u015f nimeti hatta Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a muhatap olanlar dahi buna dahil olarak b\u00fct\u00fcn bir kavme nisbet olunuyor. \u015e\u00fcphe yok ki bunun hikmeti, b\u00fct\u00fcn bir millet aras\u0131nda m\u00fc\u015fterek sorumluluk meselesi, hatta \u00c2demo\u011fullar\u0131 aras\u0131ndaki hilafetin gere\u011fidir. Kimse kimsenin g\u00fcnah\u0131ndan sorumlu de\u011fil iken bunun b\u00f6yle olmas\u0131 g\u00f6steriyor ki, ilah\u00ee hukuk olan umum\u00ee vazifeler konusunda, farz-\u0131 kifaye maddelerinde fert bahis konusu de\u011fil, yaln\u0131zca cemaat, bizzat \u00fcmmet bahis konusudur. Bunun iyisinde, k\u00f6t\u00fcs\u00fcnde herkes m\u00fc\u015fterektir. Sonrakiler \u00f6ncekilerin ve herkes birbirinin vekilidir.<\/p>\n<p>Bu kadar ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f nimetlerden sonra &#8220;Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmeden sana inanmay\u0131z.&#8221; diye Hz. Musa&#8217;ya isyan etmek ne b\u00fcy\u00fck bir k\u00fcf\u00fcr ve nank\u00f6rl\u00fckt\u00fcr. Bu \u00e2yet marifetullah (Allah&#8217;\u0131 bilme) meselelerinin en m\u00fchimlerinden birini ve sonra insanlar\u0131n al\u00e7al\u0131\u015f ve y\u00fckseli\u015fleri ile ilgili ruh hallerinden en dikkat \u00e7ekici olan\u0131n\u0131 bir c\u00fcmlede hat\u0131rlat\u0131vermi\u015ftir. Ger\u00e7ekten de insanlar terakki edecekleri zaman g\u00f6r\u00fc\u015fleri ve kalpleri y\u00fckselir, idrakleri yaln\u0131zca g\u00f6zleri \u00f6n\u00fcnde duran g\u00f6r\u00fcnt\u00fclere ba\u011flan\u0131p kalmaz ak\u0131llar\u0131yla g\u00f6r\u00fcnebilenin \u00f6tesine ge\u00e7erler, gayb\u0131n hakikat\u0131na iman ederler, g\u00f6r\u00fclmedik ve i\u015fitilmedik saadetlere ererler. Bunun aksine al\u00e7alacaklar\u0131 ve \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fcye u\u011frayacaklar\u0131 zaman da ak\u0131llar\u0131 kalmaz, kalbleri k\u00f6rlenir, g\u00f6zleri g\u00f6r\u00fclebilene saplan\u0131p kal\u0131r, g\u00f6zlerine batmayan \u015feye inanmazlar, inanmak i\u00e7in mutlaka g\u00f6rmek isterler, fenal\u0131ktan sak\u0131nmazlar, gelecek felakete de bilfiil ba\u015flar\u0131na gelmedik\u00e7e inanmazlar. Halbuki felaket gelince h\u00fckm\u00fcn\u00fc icra eder. Derecesine g\u00f6re ya ezer, ya imha eder. B\u00f6yle, maddeden ba\u015fka bir \u015fey tan\u0131mayan, g\u00f6zlerine batmayan \u015feye inanmayanlar, inanmak istemeyenler sopas\u0131z y\u00fcr\u00fcyemeyen k\u00f6rlere benzerler, tapacaklar\u0131 mabutlar\u0131n\u0131 da elleriyle tutmak, yoklamak isterler. Bunlar\u0131n g\u00f6z\u00fcnde maneviyat, m\u00e2kulat, m\u00fccerredat yani madd\u00ee olmayan her t\u00fcrl\u00fc soyut de\u011ferler, evham cinsinden say\u0131l\u0131r. Tapmak i\u00e7in, cisim cinsinden \u015feylerden putlar ararlar bulamazlarsa yaparlar ve ona taparlar, ondan imdat umarlar; \u00e7\u00fcnk\u00fc insanlarda ibadet ihtiyac\u0131 do\u011fu\u015ftan, yarat\u0131l\u0131\u015ftan gelen bir ihtiya\u00e7t\u0131r. Bundan kurtulamazlar. Fakat hakiki mabudu g\u00f6remeyince, kalplerinden, ak\u0131llar\u0131ndan kuvvet alamay\u0131nca, g\u00f6zlerinin tuttu\u011fu, ellerinin eri\u015fti\u011fi bir \u015feyden kuvvet dilenirler, hi\u00e7 olmazsa bir \u00f6k\u00fcz veya \u00f6k\u00fcz\u00fcn alt\u0131nda bir buza\u011f\u0131 ararlar. \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n bir k\u0131sm\u0131 da gerek M\u0131s\u0131r ve civar\u0131ndaki g\u00f6rg\u00fcleri, gerek hen\u00fcz y\u00fckselememeleri veya herhangi bir sebeple tekrar \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fcye u\u011fram\u0131\u015f olmalar\u0131 dolay\u0131s\u0131yla Hz. Musa&#8217;ya &#8220;Allah&#8217;\u0131 a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa g\u00f6rmeyince sana inanmay\u0131z.&#8221; diye diretmi\u015fler, ak\u0131ls\u0131zl\u0131klar\u0131ndan kendilerini Musa ile bir tutup, &#8220;Sen konu\u015ftum, kitap getirdim, diyorsun ya! Haydi bize de g\u00f6ster!&#8221; diye isyana c\u00fcr&#8217;et etmi\u015fler ve bununla Allah&#8217;\u0131 bir cisim gibi, kar\u015f\u0131lar\u0131nda b\u00fct\u00fcn\u00fcyle g\u00f6rmek istemi\u015fler ki, bu imkans\u0131z ve muhal idi. B\u00fct\u00fcn g\u00f6rd\u00fckleri nimetler ve o harikalar, ak\u0131l y\u00fcr\u00fctmelerine kafi gelmemi\u015f, b\u00f6yle nank\u00f6rce bir tutumla, olmayacak hayallere saplan\u0131p kalm\u0131\u015flar. Bundan dolay\u0131 ba\u015flar\u0131na y\u0131ld\u0131r\u0131m musibeti bir harika olarak gelmi\u015f ve bu musibetten de yine bir harika olarak ve Allah&#8217;\u0131n rahmeti sayesinde kurtulmu\u015flard\u0131r. Bizzat Allah&#8217;\u0131 g\u00f6remedilerse de ba\u015fka mabutlar\u0131n yapam\u0131yaca\u011f\u0131 cezay\u0131 yak\u0131ndan g\u00f6rerek ak\u0131llar\u0131 ba\u015flar\u0131na gelmi\u015f, g\u00f6rmeden inanman\u0131n b\u00fcy\u00fck \u00f6nemini o zaman biraz takdir etmi\u015fler de b\u00fct\u00fcn kavim bu sayede yeniden dirilmi\u015f ve kurtulu\u015fa ermi\u015ftir. Bu b\u00fcy\u00fck ve derin nimet ve ders de bu \u00e7a\u011f\u0131r\u0131\u015fta b\u00f6yle iki veciz \u00e2yetle dile gelmi\u015f ve hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bundan kitaplar yaz\u0131l\u0131r. Ger\u00e7ekten de Cenab-\u0131 Allah g\u00f6r\u00fclmez ve g\u00f6r\u00fclemez de\u011fildir; O, kendisini g\u00f6rebilecek g\u00f6zler yaratmaya da kadirdir. Lakin ona bu g\u00f6zler dayanmaz ve g\u00f6r\u00fcl\u00fcrse ihata olunamaz. Bizim d\u00fcnyada yarar\u0131m\u0131z O&#8217;na g\u0131yab\u0131nda iman etmek, akl\u00ee ve kalb\u00ee \u015fehadetle inanmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu hat\u0131rlatmaya \u015fu nimet de eklenmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>57- Ve \u00fcst\u00fcn\u00fcze o bulutu g\u00f6lge yapt\u0131k, ve size ihsan etti\u011fimiz ho\u015f r\u0131z\u0131klardan yiyin, diye \u00fczerinize kudret helvas\u0131 ve b\u0131ld\u0131rc\u0131n indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlard\u0131.<\/p>\n<p>57- Bir de T\u00eeh sahras\u0131nda \u00fczerinize o ince bulutu g\u00f6lgelik yapt\u0131k. ve \u00fcst\u00fcn\u00fcze hem kar gibi kudret helvas\u0131, hem de yelve ku\u015fu, b\u0131ld\u0131rc\u0131n indirdik. Size k\u0131smet etti\u011fimiz bu temiz nimetlerden haydi yiyin, dedik. Bundan sonra Cenab-\u0131 Allah, onlardan y\u00fcz \u00e7eviriyor, kendilerini do\u011frudan do\u011fruya muhatap almaktan uzak tutup g\u0131yaba at\u0131yor ve zul\u00fcmlerini g\u00fczel bir \u00f6zetle kendilerine anlatmak \u00fczere buyuruyor ki, onlar bu nimetlere kar\u015f\u0131 yapt\u0131klar\u0131 nank\u00f6rl\u00fckle asl\u0131nda zulm\u00fc bize yapmad\u0131lar, lakin kendilerine yap\u0131yorlar, kendi kendilerine yaz\u0131k ediyorlard\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc dinin, iman ve amelin faydas\u0131 da zarar\u0131 da Allah&#8217;a de\u011fil, kullarad\u0131r. Bu hususta yapt\u0131klar\u0131 zul\u00fcm ve nank\u00f6rl\u00fck, birka\u00e7 \u00e2yet sonra ayr\u0131ca hat\u0131rlat\u0131lacakt\u0131r. \u015eu da rivayet olunuyor ki, bunlar; &#8220;Temiz temiz, taze taze yiyiniz.&#8221; denildi\u011fi halde dinlememi\u015fler, biriktirmeye, toplay\u0131p y\u0131\u011fmaya ba\u015flam\u0131\u015flar ve bunun \u00fczerine nimet kesilmi\u015f, zaruret ve s\u0131k\u0131nt\u0131 i\u00e7inde kalm\u0131\u015flar. Dikkat edilince g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, nimetler tek tek say\u0131l\u0131p gelirken, gitgide bunlara nank\u00f6rl\u00fckler ekleniyor ve hat\u0131rlatman\u0131n hedefi bunlar ve bunlara kar\u015f\u0131 yap\u0131lan haks\u0131zl\u0131klar ve zul\u00fcmler olmaya ba\u015fl\u0131yor.<\/p>\n<p>Yedincisi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>58- Hani bir zamanlar &#8220;\u015eu \u015fehre girin de onun nimetlerinden diledi\u011finiz \u015fekilde bol bol yiyin ve kap\u0131dan secde ederek girin ve &#8220;h\u0131tta&#8221; (bizi ba\u011f\u0131\u015fla!) deyin ki, size, hatalar\u0131n\u0131z\u0131 ma\u011ffiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da artt\u0131raca\u011f\u0131z&#8221; dedik.<\/p>\n<p>59- Bunun \u00fczerine o zulme devam edenler s\u00f6z\u00fc de\u011fi\u015ftirdiler, onu kendilerine s\u00f6ylenildi\u011finden ba\u015fka bir \u015fekle soktular. Biz de k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapt\u0131klar\u0131 i\u00e7in o zalimlere murdar bir azap indirdik.<\/p>\n<p>58- Ve hani demi\u015ftik ki, \u015fu beldeye, Beyt-i Makdis mevkiine yahut Eriha beldesine giriniz de onun neresinde isterseniz, yahut nas\u0131l isterseniz diledi\u011finiz \u015fekilde bol bol yiyiniz. Ve girerken kap\u0131s\u0131ndan giriniz, hem de ba\u015flar\u0131n\u0131z\u0131 e\u011ferek, \u015f\u00fck\u00fcr secdesine kapanarak giriniz, kibir ile, \u00e7al\u0131mla, azg\u0131nl\u0131k ve serke\u015flik yaparak girmeyiniz, ve orada &#8220;h\u0131tta&#8221; deyiniz ki, size bu \u015fartlar alt\u0131nda hatalar\u0131n\u0131z\u0131 ma\u011ffiret ediverelim, yani veballerinizi rahmetimizle \u00f6rtelim. Ve \u015funu da haber verelim ki, muhsinlere, iyilik ve g\u00fczellik yapanlara, g\u00fczel hareket edenlere daha fazlas\u0131n\u0131 da ihsan edece\u011fiz.<\/p>\n<p>Asam tefsirinde &#8220;h\u0131tta&#8221; Arap\u00e7a olmay\u0131p aynen s\u00f6ylenmesi gereken bir kelimedir denilmi\u015f, di\u011fer m\u00fcfessirler ise bunun Arap\u00e7a &#8220;hatt&#8221; masdar\u0131n\u0131n bin\u00e2-i nev&#8217;\u00ee (\u00e7e\u015fit bildiren masdar) oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Hatt, bir \u015feyi a\u015fa\u011f\u0131ya almak ve s\u0131rttan y\u00fck indirmek demek oldu\u011fundan, &#8220;h\u0131tta&#8221; da bir nevi indiri\u015f demek olur ki, \u00f6zel bir \u015fekilde y\u00fck\u00fc y\u0131kmak veya boyunlardaki vebali indirmek karar veya duas\u0131n\u0131 ifade eder ve umuma ait mecaz suretiyle birle\u015ftirilmesi de m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Yani oraya yerle\u015fmek i\u00e7in karar\u0131n\u0131z\u0131 veriniz ve g\u00fcnahlar\u0131n\u0131za isti\u011ffar ediniz demek olur. A\u015fere k\u0131r\u00e2etlerinin hepsinde &#8220;h\u0131tta&#8221; kelimesi merf\u00fb okunur. \u015eu halde kelime tekil anlam\u0131na de\u011fil, mahzuf (hazfedilmi\u015f) bir m\u00fcbtedan\u0131n haberi olarak &#8220;i\u015fimiz h\u0131ttad\u0131r&#8221; takdirinde bir c\u00fcmledir. Mesela, kendi lisan\u0131m\u0131zda da bir ilan veya toplulu\u011fa kumanda halinde &#8220;uyku!&#8221;, &#8220;yemek!&#8221;, &#8220;hareket!&#8221; v.b. emir ve kumandalar, veya bir istirham ve istek s\u0131ras\u0131nda &#8220;l\u00fctuf!&#8221;, &#8220;inayet!&#8221;, &#8220;merhamet!&#8221; ve &#8220;insaf!&#8221; gibi m\u00fcfret (tekil) kelimeler de b\u00f6yle birer c\u00fcmle takdirindedir. \u0130ncil&#8217;de ve eski din kitaplar\u0131nda &#8220;h\u0131tta&#8221; kelimesinin Ramazan ay\u0131n\u0131n ismi olarak zikredildi\u011fini Kamus m\u00fctercimi As\u0131m Efendi zikretmi\u015ftir. Fakat bu \u00e2yette bu suretle bir tefsir veya bir te&#8217;vil v\u00e2ki olmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>59-Tenbihemri, \u00c2dem ile zevcesinin cennette isk\u00e2n edildikleri (yerle\u015ftirildikleri) zaman ald\u0131klar\u0131 emri (Bakara, 2\/35) and\u0131rmaktad\u0131r. Nitekim di\u011fer bir \u00e2yette (A&#8217;raf, 7\/161) buyurulmu\u015ftur. Zaten cennet ehli i\u00e7in (Bakara, 2\/25) buyurulmam\u0131\u015f m\u0131yd\u0131?<\/p>\n<p>Derken o zalimler g\u00fcruhu, s\u00f6z\u00fc de\u011fi\u015ftirdiler, kendilerine s\u00f6ylenenin ba\u015fka t\u00fcrl\u00fcs\u00fcn\u00fc yapt\u0131lar. Denilmi\u015f ki, &#8220;h\u0131tta&#8221; emriyle alay ederek, bunun yerine demeye ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131 ki, Nebt leh\u00e7esinde Yani k\u0131rm\u0131z\u0131 bu\u011fday demekmi\u015f. Belli ki, bu rivayette, cennetteki yasak a\u011fac\u0131n meyvesi kabul edilen &#8220;h\u0131nta&#8221; anlam\u0131na \u00e7ok a\u00e7\u0131k bir de\u011finme vard\u0131r. O zalimler kap\u0131dan girer girmez, d\u00fcnya derdine d\u00fc\u015ferek Allah&#8217;\u0131n emrini de\u011fi\u015ftirmeye ve bozmaya kalk\u0131\u015ft\u0131lar. Bunun \u00fczerine biz de s\u00f6z\u00fc de\u011fi\u015ftiren z\u00e2limlerin ba\u015flar\u0131na yukar\u0131dan korkun\u00e7 ve i\u011fren\u00e7 bir azap indiriverdik, \u00e7\u00fcnk\u00fc f\u0131sk i\u00e7inde y\u00fcz\u00fcp gidiyorlard\u0131, g\u00fcnah i\u015fliyor ve \u00e7\u0131\u011f\u0131rdan \u00e7\u0131k\u0131yorlard\u0131. Bunu yapanlar ve bu azaba u\u011frat\u0131lanlar\u0131n, Musa kavminden bir g\u00fcruh oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn\u00fc i\u00e7in &#8220;de\u011fi\u015ftirdiler&#8221; buyurulmay\u0131p, &#8220;O zulmedenler de\u011fi\u015ftirdiler&#8221; buyurulmu\u015ftur ki, i\u00e7lerinden bir k\u0131sm\u0131 demek oluyor. Nitekim A&#8217;r\u00e2f s\u00fbresinde (A&#8217;r\u00e2f, 7\/162) &#8220;minhum&#8221; kayd\u0131 vard\u0131r ki, onlardan bir k\u0131sm\u0131 demektir. Burada \u00e2yet siyak icab\u0131 olarak bundan m\u00fcsta\u011fni olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Rics, esasen &#8220;rics&#8221; gibi tiksinilen pis ve murdar \u015fey demek olup, bundan azap ve uk\u00fbbet m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Tenvin tehvil (korkutmak) i\u00e7indir. F\u0131sku f\u00fccur i\u015flemenin ak\u0131beti i\u015fte b\u00f6yle murdar azaplarla mahvolup gitmektedir.<\/p>\n<p>Sekizincisi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>60- Hani bir zamanlar Musa, kavmi i\u00e7in su istemi\u015fti, biz de &#8220;asanla ta\u015fa vur!&#8221; demi\u015ftik, bunun \u00fczerine o ta\u015ftan on iki p\u0131nar f\u0131\u015fk\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Her k\u0131s\u0131m insan kendi su alaca\u011f\u0131 yeri bildi. Allah&#8217;\u0131n r\u0131zk\u0131ndan yiyin ve i\u00e7in de bozgunculuk ve sald\u0131rganl\u0131k yaparak yery\u00fcz\u00fcn\u00fc fesada vermeyin.<\/p>\n<p>60- Ve hani Musa, kavmi i\u00e7in istisk\u00e2 etmi\u015fti. \u0130stisk\u00e2; sakiy talebinde bulunmak, sakiy de suvarmakt\u0131r. Yani Musa, susuz ve kurakl\u0131kta kalan kavminin suvar\u0131lmas\u0131 i\u00e7in bir su veya ya\u011fmur istemi\u015f, su aramaya veya ya\u011fmur duas\u0131na \u00e7\u0131km\u0131\u015f idi de Biz de ona elindeki as\u00e2 ile ta\u015fa vur demi\u015ftik. Bunun \u00fczerine ta\u015ftan on iki p\u0131nar f\u0131\u015fk\u0131rd\u0131. Her k\u0131s\u0131m halk, i\u00e7ece\u011fi p\u0131nar\u0131 tan\u0131d\u0131. Haydi Allah&#8217;\u0131n r\u0131zk\u0131ndan yiyin, i\u00e7in de yery\u00fcz\u00fcnde fesat \u00e7\u0131kararak \u015funa buna sald\u0131rmay\u0131n dedik.<\/p>\n<p>Tefsircilerin \u00e7o\u011fu bu istisk\u00e2n\u0131n da menn ve selva ile beraber oldu\u011funu beyan etmi\u015fler, ancak Ebu M\u00fcslim \u0130sfehan\u00ee bu s\u00f6z\u00fcn m\u00fcstakil olu\u015funu nazar-\u0131 dikkate alarak, bunun ayr\u0131ca bir mucize oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. \u00c2yet bunlardan birini tayin etmiyor.<\/p>\n<p>Hz. Musa&#8217;n\u0131n as\u00e2s\u0131 ne idi ve ne kadard\u0131? Sonra bu ta\u015f belli ve bilinen bir ta\u015f m\u0131 idi? Fahrudd\u00een Raz\u00ee, tefsirinde der ki: As\u00e2&#8217;n\u0131n herhangi bir a\u011fa\u00e7tan veya cennetin mersin a\u011fac\u0131ndan oldu\u011fu ve boyu on ar\u015f\u0131n ve ba\u015f\u0131 iki \u00e7atall\u0131 bulundu\u011fu; s\u00f6z konusu ta\u015f\u0131n Tur&#8217;dan getirilmi\u015f veya as\u00e2 ile beraber Hz. \u015euayb&#8217;den al\u0131nm\u0131\u015f, \u015f\u00f6yle veya b\u00f6yle \u00f6zellikli veya kutsal bir ta\u015f oldu\u011fu hakk\u0131nda muhtelif rivayetler var ise de bu konuda m\u00fctevatir ve kesin bir nass olmad\u0131\u011f\u0131ndan, bunun detaylar\u0131na girmekten sak\u0131nmak ve susmak, &#8220;hakikat\u0131n\u0131 Allah bilir&#8221; deyip i\u015fi Allah&#8217;a havale etmek gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc amelle ilgili bir konuda ahad haber ve zann ile amel etmek vacip olursa da, amel\u00ee olmayan ve s\u0131rf ilm\u00ee ve itikad\u00ee \u00f6zellik ta\u015f\u0131yan bir hususta kesin nass laz\u0131md\u0131r. Halbuki s\u00f6z konusu as\u00e2 ile ta\u015f\u0131n tafsilat\u0131n\u0131 bilmek de bizim i\u00e7in amel\u00ee bir vazife olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, bu konuda kesin bir nass da yoktur. \u015eu halde tafsilat\u0131na girmektense s\u00fck\u00fbt etmek herhalde en do\u011fru oland\u0131r. ilh&#8230;<\/p>\n<p>As\u00e2n\u0131n ve ta\u015f\u0131n hakikatlerini tayin ile me\u015fgul olmaks\u0131z\u0131n \u00e2yetten \u015funu anlar\u0131z ki; Cenab-\u0131 Hak, burada hayat\u0131n mayas\u0131 b\u00fcy\u00fck bir d\u00fcnya nimetiyle, hidayet sermayesi olan b\u00fcy\u00fck bir rahman\u00ee mucizeyi anm\u0131\u015f ve hat\u0131rlatm\u0131\u015ft\u0131r. Hz. Musa, susuzluktan ve kurakl\u0131ktan yan\u0131p kavrulan kavmi i\u00e7in Cenab-\u0131 Hak&#8217;tan su diliyor, ya\u011fmur duas\u0131na \u00e7\u0131k\u0131yor. Cenab-\u0131 Allah da bu duay\u0131 kabul ile istenilenden daha b\u00fcy\u00fck harikul\u00e2de bir nimet ihsan ediyor. Gelip ge\u00e7ici bir ya\u011fmur yerine, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n on iki boyundan her birine mahsus ayr\u0131 ayr\u0131 on iki p\u0131nar f\u0131\u015fk\u0131rt\u0131yor ve bununla y\u00fcce varl\u0131\u011f\u0131na ve ilah\u00ee inayetine a\u00e7\u0131k bir belge bah\u015fediyor. \u00d6ylesine bah\u015fediyor ki, duan\u0131n arkas\u0131ndan fiil\u00ee bir te\u015febb\u00fcs\u00fcn l\u00fczumunu emrediyor, &#8220;as\u00e2n ile ta\u015fa vur!&#8221; diyor. Demek ki, o s\u0131rada Hz. Musa, farzedelim bu ilah\u00ee emre derhal uymay\u0131p da &#8220;as\u00e2y\u0131 ta\u015fa vurman\u0131n suyla ne ilgisi var?&#8221; gibi akl\u00ee ve ind\u00ee bir k\u0131yas yapmaya ve kendi kendine fikir y\u00fcr\u00fctmeye kalk\u0131\u015fsayd\u0131, bu nimet tecell\u00ee etmeyecekti, dualar ve yap\u0131lan ara\u015ft\u0131rmalar belki de bo\u015fa \u00e7\u0131kacakt\u0131. O halde harikan\u0131n en b\u00fcy\u00fck s\u0131rr\u0131, bu sebebin ilham\u0131nda ve bu b\u00fcy\u00fck nimetin o sebebe ba\u011flanm\u0131\u015f olmas\u0131ndad\u0131r: Kuru ta\u015flar\u0131 yar\u0131p p\u0131narlar f\u0131\u015fk\u0131rtmaya kadir olan Allah Te\u00e2l\u00e2, istenen sular\u0131 do\u011frudan do\u011fruya ihsan etmiyor da bir manev\u00ee sebeple bir madd\u00ee sebebe te\u015febb\u00fcs \u00fczerine ihsan ediyor. Esasen manevi sebep olan dua, madd\u00ee sebebin ilham\u0131na da vesile oluyor. \u0130lham olunan maddi sebebin te\u015febb\u00fcse d\u00f6n\u00fc\u015fmesi, yani as\u00e2n\u0131n ta\u015fa vurulmas\u0131 ile de sular f\u0131\u015fk\u0131r\u0131yor. B\u00f6ylece hidayet b\u00fcrhan\u0131 tamamiyle tecell\u00ee ediyor. Bunu da &#8220;yiyin, i\u00e7in, fesat \u00e7\u0131karmay\u0131n&#8221; ir\u015fad ve ikaz\u0131 takip ediyor.<\/p>\n<p>Hakikaten Allah, bir \u015feyi murad edince sebeplerini kolayla\u015ft\u0131r\u0131r ve sebepler o kadar \u00e7e\u015fitli ve sonsuz boyuttad\u0131r ki, be\u015fer akl\u0131 ne kadar y\u00fckselse bunlar\u0131 ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yle kavrayamaz. Bunun i\u00e7in a\u00e7\u0131klaman\u0131n esas faydas\u0131, as\u00e2 ile ta\u015f\u0131n \u00f6zelliklerini anlatmakta de\u011fil, olay\u0131n ak\u0131\u015f\u0131ndaki incelikleri idrak etmektedir. Hazreti Musa gibi bir \u015fanl\u0131 peygamberin as\u00e2s\u0131nda, bu \u00e7e\u015fit f\u0131\u015fk\u0131rmalara sebep olabilecek her t\u00fcrl\u00fc mekanik kuvveti tasavvur ve tahmin etmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ayr\u0131ca Hak Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n nimetlerinin tecellisi her zaman b\u00f6yle manevi sebeplerle madd\u00ee sebeplerin birle\u015fmesinde gizlidir. Ne ka\u00e7an f\u0131rsatlar kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fmeli, ne de f\u0131rsatlar\u0131 ve sebepleri ihmal etmelidir. Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya y\u00fcrekten ve ihlas ile dua etmeyi hi\u00e7bir zaman elden b\u0131rakmamal\u0131, ayn\u0131 zamanda duan\u0131n en b\u00fcy\u00fck semeresinin ruh\u00ee inki\u015faflar oldu\u011funu bilmeli ve rahman\u00ee ilhamlardan istifade ederek, en umulmaz sebeplere dahi ba\u015fvurup, onu uygulamal\u0131d\u0131r. \u0130yi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse fen alan\u0131nda bile en b\u00fcy\u00fck ke\u015fifler, insan kalbine \u015fim\u015fek gibi \u00e7arpan bir ilah\u00ee telk\u00eenin eseridir. Bunu hay\u0131rda kullanan hayra, k\u00f6t\u00fcl\u00fckte kullanan k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe ula\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>Dokuzuncusu:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>61- Hani bir zamanlar, &#8220;Ey Musa, biz tek \u00e7e\u015fit yeme\u011fe asla katlanamayaca\u011f\u0131z, yeter art\u0131k bizim i\u00e7in Rabbine dua et de bize yerin yeti\u015ftirdi\u011fi \u015feylerden; sebzesinden, kaba\u011f\u0131ndan, sarm\u0131sa\u011f\u0131ndan, mercime\u011finden ve so\u011fan\u0131ndan \u00e7\u0131kars\u0131n.&#8221; dediniz. O da size &#8220;O \u00fcst\u00fcn olan\u0131 daha a\u015fa\u011f\u0131 olanla de\u011fi\u015ftirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklay\u0131n o vakit istedi\u011finiz elbette olacakt\u0131r.&#8221; dedi. \u00dczerlerine zillet ve meskenet damgas\u0131 vuruldu ve nihayet Allah&#8217;dan bir gazaba u\u011frad\u0131lar. Evet \u00f6yle oldu, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;\u0131n \u00e2yetlerini ink\u00e2r ediyorlar ve haks\u0131z yere peygamberleri \u00f6ld\u00fcr\u00fcyorlard\u0131. Evet \u00f6yle oldu, \u00e7\u00fcnk\u00fc isyana dal\u0131yorlar ve a\u015f\u0131r\u0131 gidiyorlard\u0131.<\/p>\n<p>61- Ve hani siz, verilen nimetlerin kadrini bilmeyerek, \u015f\u00fckr\u00fc ve itaat\u0131 bir yana b\u0131rakarak, terbiyesizlik edip de demi\u015ftiniz ki; ey Musa! biz tek \u00e7e\u015fit yeme\u011fe art\u0131k katiyyen katlanamayaca\u011f\u0131z. Yeter art\u0131k, her g\u00fcn b\u0131ld\u0131rc\u0131n eti ve kudret helvas\u0131 yemekten b\u0131kt\u0131k, usand\u0131k, binaenaleyh Rabbine dua et de bize topra\u011f\u0131n bitirdi\u011fi \u015feylerden; yeti\u015ftirdi\u011fi sebzelerden, kabak, h\u0131yar, sarm\u0131sak, mercimek ve so\u011fan\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131versin. Ger\u00e7i tekd\u00fczeli\u011fin, insan istekleri \u00fczerinde az \u00e7ok s\u0131k\u0131c\u0131 bir tesiri vard\u0131r. Ve buna kar\u015f\u0131 \u00e7e\u015fitlilik iste\u011finde bulunmakta esasen bir g\u00fcnah da yoktur. Fakat bunu yaparken, bir taraftan eldeki nimetin yoklu\u011fu zaman\u0131nda \u00e7ekilen ac\u0131lar\u0131 unutmamak, di\u011fer taraftan da y\u00fcce bir ruh haliyle ve temiz bir kalble hareket edip \u015f\u00fckr\u00fc art\u0131rmak ve daha \u00f6nemlisi, bedenin istek ve ihtiya\u00e7lar\u0131na kap\u0131l\u0131p edep ve terbiye d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kmadan hareket etmek icap eder. Onlar\u0131n da &#8220;Rabbimize dua et&#8221; diyecek yerde, edepsizce &#8220;Rabbine dua et&#8221; diye imans\u0131zl\u0131k eseri g\u00f6stermemeleri gerekirdi. \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n bu iste\u011finde, \u015f\u00fcphesiz g\u00f6\u00e7ebelikten kurtulup, yerle\u015fik hayata, \u015fehir hayat\u0131na ge\u00e7mek arzusu vard\u0131. Fakat bu arzu, e\u011fitim, ilim ve ibadet gibi y\u00fcksek bir maksat ve hedefe de\u011fil, b\u0131ld\u0131rc\u0131n ve kudret helvas\u0131 yerine so\u011fan ve sarm\u0131sak yiyebilmek i\u00e7in baya\u011f\u0131 bir maksada dayan\u0131yordu. Bunda da vaktiyle M\u0131s\u0131r&#8217;da ya\u015fad\u0131klar\u0131 sefil hayata istek ve adeta hasret gibi bir maksat yat\u0131yordu ki, bu da h\u00fcrriyetin kadrini takdir edemeyip, k\u00f6leli\u011fe talip olmak demekti. Bundan dolay\u0131 Hz. Musa cevaben \u015f\u00f6yle dedi: siz \u00fcst\u00fcn ve hay\u0131rl\u0131 bir nimeti daha a\u015fa\u011f\u0131 bir \u015feyle de\u011fi\u015ftirmek mi istiyorsunuz? \u00d6yle ise haydi bir \u015fehre veya bir kasabaya ininiz, oraya konunuz, o vakit size istedi\u011finiz vard\u0131r. Bu cevap, bir taraftan isteklerinin \u00e7abukla\u015fmas\u0131na sebep olacak \u015feyi g\u00f6stermekte, ve nimete gidecek yolu bildirmekte, di\u011fer taraftan da yapt\u0131klar\u0131 k\u00f6t\u00fc tercihin ak\u0131betinde u\u011frayacaklar\u0131 fenal\u0131\u011f\u0131 ifade etmektedir.<\/p>\n<p>M\u0131s\u0131r: Hem \u00f6zel isim, hem de cins ismi olarak kullan\u0131l\u0131r. \u00d6zel isim oldu\u011fu zaman gayr\u0131 munsarif olur; cerr ve tenvin kabul etmez. Fakat \u00fc\u00e7 harfli oldu\u011fu ve ortas\u0131 da sakin oldu\u011fu i\u00e7in N\u00fbh, L\u00fbt, gibi munsarif olmas\u0131 da caizdir. Cins ismi oldu\u011fu zaman genel olarak kasaba anlam\u0131na gelir. Nitekim cuma namaz\u0131n\u0131n \u015fartlar\u0131ndan birisi de m\u0131s\u0131rd\u0131r, deriz. Bu \u00e2yetde her iki anlamiyle de tefsir edilmi\u015ftir. Lakin \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n, M\u0131s\u0131r&#8217;dan \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131ndan sonra bir daha geri d\u00f6nmeleri vaki olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in tefsirciler bunu cins ismi olarak, Arz-\u0131 Mukaddes&#8217;teki kasabalardan herhangi birine hamletmi\u015flerdir. Ger\u00e7ek anlamda M\u0131s\u0131r diye anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirde bu emir s\u0131rf bir k\u0131nama ve azarlama emri olur. Yani &#8220;M\u0131s\u0131r&#8217;a geri d\u00f6ner de oraya yerle\u015firseniz, orada bol bol so\u011fan ve sarm\u0131sak yersiniz, belan\u0131z\u0131 da bulursunuz!&#8221; anlam\u0131na bir azarlama s\u00f6z\u00fc olur. Bununla beraber ikinci takdirde, yani herhangi bir kasabaya yerle\u015fme anlam\u0131na al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda dahi azarlamaya y\u00f6nelik bir \u00eem\u00e2 s\u00f6z konusudur. Bunun i\u00e7in karye veya belde (k\u00f6y veya \u015fehir) denilmeyip &#8220;m\u0131s\u0131r&#8221; denilmi\u015ftir. Demek oluyor ki, \u0130srailo\u011fullar\u0131, b\u00f6yle s\u0131rf so\u011fan ve sarm\u0131sak yemek i\u00e7in M\u0131s\u0131r&#8217;daki esareti and\u0131r\u0131r bir zillet haline taraftar olmu\u015f oldular. Acaba akibetleri ne oldu? Bu noktaya gelince, Cenab-\u0131 Hak, onlar\u0131 yine muhatap tutma \u015ferefinden mahrum ederek, bir istinaf c\u00fcmlesi ile buyuruyor ki \u00fczerlerine zillet ve meskenet damgas\u0131 vuruldu. a\u015fa\u011f\u0131land\u0131lar, hakarete u\u011frad\u0131lar, a\u011f\u0131r vergilere, fakirli\u011fe ve ezikli\u011fe mahkum oldular. ve nihayet Allah&#8217;tan bir gazaba u\u011frad\u0131lar, m\u00fcstehak oldular da devletleri y\u0131k\u0131ld\u0131, cemiyetleri da\u011f\u0131l\u0131p peri\u015fan oldular. F\u00e2tiha s\u00fbresinde zikrolunan &#8220;kendilerine gazab edilenler&#8221;den oldular. Bu bask\u0131, bu gazap, yani bu k\u00f6t\u00fc akibet i\u015fte \u015funun i\u00e7in idi ki: onlar, Allah&#8217;\u0131n bu kadar a\u00e7\u0131k se\u00e7ik \u00e2yet ve delillerini ink\u00e2r ediyor, k\u00e2firlikte direnip, haks\u0131z yere peygamberleri \u00f6ld\u00fcr\u00fcyorlard\u0131. Hz. \u015ea&#8217;y\u00e2, Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya gibi nebileri \u015fehit etmi\u015flerdi. Yine \u015fundan dolay\u0131 idi ki; onlar isyan\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirmi\u015fler, durmadan hadlerini a\u015f\u0131yorlard\u0131. Halbuki, k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fcnahlarda \u0131srar b\u00fcy\u00fck g\u00fcnaha, b\u00fcy\u00fck g\u00fcnahlarda \u0131srar da k\u00fcfre g\u00f6t\u00fcr\u00fcr. K\u00fcf\u00fcr ise her t\u00fcrl\u00fc k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc yapt\u0131r\u0131r.<\/p>\n<p>Nebiy: Nebe&#8217;den t\u00fcreyen bu kelimenin asl\u0131 nebi&#8217;dir ki; Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;dan vahiy ile haber getiren demektir. Ve tam olarak peygamber kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. \u00c7o\u011fulu &#8220;enbiya&#8221; ve &#8220;nebiyy\u00een&#8221; olarak gelir. N\u00e2fi&#8217; k\u0131r\u00e2etinde asl\u0131 \u00fczere (hemze ile) neb\u00ee\u00een okunur. Nebiy, resulden daha genel anlam ta\u015f\u0131r: Her resul neb\u00eedir, fakat her neb\u00ee resul de\u011fildir. Bununla beraber Kur&#8217;\u00e2n&#8217;-\u0131 Ker\u00eem&#8217;de birbirinin yerine kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 da olmu\u015ftur. Enbiyan\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi, haks\u0131z yere yani Allah&#8217;\u0131n koydu\u011fu h\u00fckm\u00fcn aksine katledilmeleri, bunun zaten Allah&#8217;\u0131n h\u00fckm\u00fcne ayk\u0131r\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u00e2\u015fik\u00e2r oldu\u011fu halde, ayr\u0131ca a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilmesi, bilerek yapt\u0131klar\u0131 bu k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri nass ile h\u00fckme ba\u011flamak ve ne kadar ileri gittiklerine i\u015faret etmek i\u00e7indir. Burada, bunlar\u0131n Peygamber Efendimiz&#8217;e kar\u015f\u0131 giri\u015ftikleri s\u00fbikastlara da i\u015faret buyurulmu\u015f oluyor.<\/p>\n<p>Bu gazaptan sonra acaba bunlar i\u00e7in hi\u00e7bir kurtulu\u015f imkan\u0131 yok mudur? Buna cevap olarak buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>62- \u015e\u00fcphe yok ki, iman edenler, yahudiler, h\u0131ristiyanlar ve sabi\u00eeler, bunlardan her kim Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne ger\u00e7ekten iman eder ve salih amel i\u015flerse elbette Rabbleri kat\u0131nda bunlar\u0131n ecirleri vard\u0131r, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak de\u011fillerdir.<\/p>\n<p>62- \u0130sl\u00e2miyet&#8217;e zahirde iman etmi\u015f olanlar, yani, Muhammed dinini dilleriyle ikrar ettiklerinden dolay\u0131 insanlar aras\u0131nda m\u00fcsl\u00fcman say\u0131lanlar, Musa dinine mensup olan yahudiler, \u0130sa dinine mensup h\u0131ristiyanlar, bu \u00fc\u00e7 dinin d\u0131\u015f\u0131ndaki dinlerden olanlar yani onlardan her kim, Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne, bu s\u00fbrenin ba\u015f\u0131nda beyan buyuruldu\u011fu \u00fczere, ger\u00e7ekten d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fleriyle ve i\u00e7y\u00fczleriyle iman eder ve bu imana yara\u015f\u0131r \u015fekilde iyi bir i\u015f yaparsa \u015f\u00fcphesiz bunlar\u0131n Rableri kat\u0131nda ecir ve m\u00fckafatlar\u0131 vard\u0131r. bunlara korku yoktur ve bunlar mahzun da olacak de\u011fillerdir, yani, yap\u0131lan inzarlar, uyar\u0131 ve tehditler bunlar hakk\u0131nda de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u0130nsanlar \u00c2dem&#8217;in s\u00fclb\u00fcnden yery\u00fcz\u00fcne indikleri zaman Cenab-\u0131 Allah kendilerine &#8220;E\u011fer Ben&#8217;den size bir hidayet gelir de kim benim hidayetime uyarsa, i\u015fte onlara herhangi bir korku yoktur ve onlar \u00fcz\u00fcnt\u00fc de \u00e7ekmeyecekler.&#8221; (Bakara, 2\/38) diye herhangi bir zamanda gelen hidayetine uymalar\u0131 \u015fart\u0131yla bunu vaad etmemi\u015f miydi? \u0130\u015fte \u00c2dem&#8217;in tevbesinin semeresi olan o ilah\u00ee va&#8217;d, ebediyete kadar s\u00fcr\u00fcp gidecek bir genel kanundur. Ve bu \u00e2yet ilah\u00ee kanunun bir inki\u015faf\u0131d\u0131r. \u015eu halde yahudiler gibi zillet ve meskenete d\u00fc\u015fenler ve Allah&#8217;\u0131n gazab\u0131na u\u011fram\u0131\u015f olanlar bile her ne zaman tevbe eder, Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne cidden iman ederek, Allah&#8217;\u0131n son zamanda g\u00f6nderdi\u011fi hidayete uyar ve ona g\u00f6re salih amel i\u015flerlerse o gazaptan kurtulurlar. Ve Allah kat\u0131nda ecir ve m\u00fckafat bulurlar. Sonu\u00e7ta s\u0131rr\u0131na mazhar olarak, korku ve h\u00fcz\u00fcnden kurtulurlar. Lakin bundan yararlanmak i\u00e7in g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte, yani insanlar aras\u0131nda m\u00fc&#8217;min ve m\u00fcsl\u00fcman say\u0131lmak yetmez, hatta belli bir s\u00fcre salih ki\u015fi olarak ya\u015fam\u0131\u015f olmak da k\u00e2fi gelmez. O imanda sebat edip, g\u00fczel bir sonla gitmek, yani son nefeste iman ve g\u00fczel amel ile Allah&#8217;a kavu\u015fmak laz\u0131md\u0131r.<\/p>\n<p>Bu s\u00fbrenin ba\u015f taraf\u0131nda &#8220;\u0130\u015fte onlar Rabblerinden gelen bir hidayet \u00fczeredirler ve ger\u00e7ekten kurtulu\u015fa erenler de ancak onlard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/5) m\u00fcjdesinin kimlere mahsus oldu\u011fu bilinmektedir ve bunda &#8220;Sana indirilene ve senden \u00f6nce indirilene inananlar.&#8221; (Bakara, 2\/4) \u015fart\u0131 da bulunmaktad\u0131r. Bunun i\u00e7in ahirete iman ve ger\u00e7ek anlamda yak\u00een de b\u00fct\u00fcn peygamberlerle birlikte Hz. Muhammed&#8217;e (s.a.v.) ve ona indirilen kitaba iman etmi\u015f olanlara mahsus bulundu\u011fu tebli\u011f edilmi\u015fti. \u015eu halde c\u00fcmlesiyle beyan buyurulan ger\u00e7ek iman\u0131n Hz. Muhammed&#8217;in peygamber olarak g\u00f6nderilmesinden sonrakiler diye tefsir edilmesi laz\u0131m geldi\u011finde hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur. Zaten bu \u00e2yetin bilhassa bu noktadan \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na hitap \u015feklinde bir icmal olup, b\u00fct\u00fcn bu a\u00e7\u0131klamalar\u0131n \u0130sl\u00e2m dinine davet sadedinde ve &#8220;Sizin yan\u0131n\u0131zda bulunan kitab\u0131 do\u011frulayan bu kitaba (Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a) iman edin ve onu ilk ink\u00e2r eden olmay\u0131n!&#8221; (Bakara, 2\/41) il\u00e2h\u00ee emrini desteklemek i\u00e7in gelmi\u015f oldu\u011funda \u015f\u00fcpheye yer yoktur. Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finden \u00f6nce Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne iman eden ve iyi amel i\u015fleyenler bile Tevrat ve \u0130ncil h\u00fckm\u00fcnce gelece\u011fin b\u00fcy\u00fck peygamberine iman ile m\u00fckellef idiler, buna i\u015faret olmak \u00fczere &#8220;Ahdimi yerine getirin.&#8221; (Bakara, 2\/40) buyurulmu\u015ftu. B\u00f6yle iken Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finden sonra onu ink\u00e2r edenler aras\u0131nda ger\u00e7ek iman ehli bulundu\u011fu varsay\u0131m\u0131na imkan kal\u0131r m\u0131? Allah&#8217;a ve hesap g\u00fcn\u00fcne iman\u0131 bulunan ve bu iman ile m\u00fctenasip salih amel i\u015fleyecek olan kimselerin Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011fini ink\u00e2r etmelerine imkan tasavvur olunabilir mi? Tarih sayfalar\u0131n\u0131n \u015fahitli\u011finde Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finden daha a\u00e7\u0131k, daha belirgin hangi peygamberlik vard\u0131r? \u015eu halde g\u00f6ky\u00fcz\u00fcndeki y\u0131ld\u0131zlardan baz\u0131lar\u0131n\u0131 kabul edip de g\u00fcne\u015fi ink\u00e2r edenlerin Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 imanlar\u0131nda ciddiyet ve samimiyet tasavvur etmek ger\u00e7ekle ba\u011fda\u015fmayan bir \u00e7eli\u015fki te\u015fkil eder. Dikkat \u00e7ekici olan \u015fey \u015fu ki, bu \u00e2yette iman, biri insanlara nazaran zahir\u00ee, di\u011feri Allah kat\u0131nda ge\u00e7erli, hakik\u00ee iman olmak \u00fczere iki defa zikredilmi\u015f ve her \u015feyden \u00f6nce &#8220;iman edenler&#8221; s\u00f6z\u00fc, yahudilere, h\u0131ristiyanlara ve s\u00e2biilere mukabil tutulmu\u015ftur. Demek ki, bu \u00fc\u00e7\u00fc, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n s\u00f6zkonusu etti\u011fi iman\u0131n mutlak olarak d\u0131\u015f\u0131ndad\u0131rlar. Bununla beraber zahir\u00ee iman sahipleri bunlarla e\u015fit tutulmu\u015f ve hepsinin kurtulu\u015fu k\u00e2mil iman ve salih amel \u015fart\u0131na ba\u011fl\u0131 g\u00f6sterilmi\u015ftir. Demek ki, gerek zahir\u00ee m\u00fc&#8217;min olan m\u00fcsl\u00fcmanlar, gerek m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kalan yahudi, h\u0131ristiyan, s\u00e2bi\u00ee vs. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da yer ald\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde Allah&#8217;a ve ahiret g\u00fcn\u00fcne d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte ve i\u00e7y\u00fcz\u00fcyle cidden iman eder ve salih ameller yaparlar ve bunda sebat g\u00f6sterirlerse o zaman &#8220;Onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklar.&#8221; ifadesinin s\u0131rr\u0131na mazhar olacaklard\u0131r ki, bunda da \u0130sl\u00e2m dininin davetiyle ve hidayetiyle b\u00fct\u00fcn insanlara a\u00e7\u0131k ve cihan\u015f\u00fcm\u00fbl bir din oldu\u011fu a\u015fikar olur. Bu \u00e2yetten nihayet \u015fu sonuca geliriz ki, \u0130sl\u00e2m dininin hakim oldu\u011fu m\u00fcsl\u00fcman toplumun te\u015fekk\u00fcl\u00fc i\u00e7in \u0130man-\u0131 Hakik\u00ee (ger\u00e7ek iman) \u015fart de\u011fildir. Onun zahir\u00ee bir ikrar ile dahi ger\u00e7ekle\u015fmesi s\u00f6zkonusu oldu\u011fu gibi, bunun i\u00e7inde d\u00fcnyaya ait nokta-i nazarlarla bir siyas\u00ee anla\u015fma ile \u00f6b\u00fcr dinlere mensup insanlar dahi din h\u00fcrriyeti ile hayat haklar\u0131na mazhar olurlar. Fakat b\u00fct\u00fcn bunlar aras\u0131nda ferd\u00ee veya ictima\u00ee (sosyal) anlamda ger\u00e7ek selamet (kurtulu\u015f) ancak k\u00e2mil iman ve salih amel sahiplerine vaad olunmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc toplumun temel dire\u011fi ve nizam\u0131n esas dayana\u011f\u0131 bunlard\u0131r. \u0130\u015fte \u0130sl\u00e2miyet&#8217;in gerek d\u00fcnya, gerek ahiret i\u00e7in vaad etti\u011fi selamet ve saadetin s\u0131rr\u0131 da bu ger\u00e7e\u011fin i\u00e7inde gizlidir. \u015eu halde k\u00e2mil iman ve salih amel erbab\u0131n\u0131n bilgi ve amel feyizlerinden mahrum olan, sadece d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle m\u00fcsl\u00fcman bulunan bir \u0130sl\u00e2m toplumunun &#8220;Onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklar.&#8221; il\u00e2h\u00ee va&#8217;dine mazhar olmas\u0131 s\u00f6zkonusu de\u011fildir. Allah&#8217;a iman\u0131 olmayanlar, hakk\u0131 yerine getiremezler, ahirete iman\u0131 olmayanlar da ebediyete hizmet edemezler. Herkesin yaln\u0131zca kendi nefsi i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 bir toplumun manzaras\u0131 &#8220;Kimsenin kimseye faydas\u0131 dokunmayaca\u011f\u0131 g\u00fcnden korkun!&#8221;(Bakara, 2\/48) \u00e2yeti ile tasvir edilen k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fcn bir benzeridir.<\/p>\n<p>Yahudi: Arap\u00e7a&#8217;da (h\u00e2de-yah\u00fbd\u00fc-hevden) esasen tevbe etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na oldu\u011fu gibi, Yahudi olmak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Deniliyor ki, Araplar aras\u0131nda bunlara Yahudi denilmesi, ya daha \u00f6nce ge\u00e7ti\u011fi gibi, buza\u011f\u0131ya tapmaktan vazge\u00e7ip tevbe etmeleri dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r, yahut da &#8220;Yah\u00fbza&#8221; isminin Arap\u00e7a s\u00f6yleni\u015fi sebebi iledir. Yah\u00fbza ise Hz. Ya&#8217;kub&#8217;un on iki evlad\u0131n\u0131n en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn ismidir. Buna g\u00f6re; Yahud\u00ee, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n on iki boyundan birincisinin ad\u0131 olmas\u0131 gerekirken, \u00f6neminden dolay\u0131 zamanla b\u00fct\u00fcn\u00fcne birden isim olmu\u015ftur. Bu demektir ki, &#8220;Yah\u00fbd&#8221; cins ismi olarak kavmin veya boyun ad\u0131d\u0131r. Tekil olarak kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda &#8220;Yahud\u00ee&#8221; denilir ki, o kavme mensup olan ki\u015fi demektir.<\/p>\n<p>Nas\u00e2r\u00e2: &#8220;Nasr\u00e2n\u00ee&#8221; kelimesinin cem&#8217;\u00eedir (\u00e7o\u011fuludur). Ke\u015f\u015f\u00e2f&#8217;\u0131n beyan\u0131na g\u00f6re; tekil (m\u00fcfred)i &#8220;nasran&#8221;d\u0131r ve sonuna mensubiyet &#8220;ya&#8221;s\u0131 geldi\u011fi zaman Ahmed\u00ee gibi m\u00fcbala\u011fa anlam\u0131 ifade eder. H\u0131ristiyanlar kendilerine bu ismi vermi\u015flerdir ki, bu da \u00fc\u00e7 ayr\u0131 sebebe ba\u011fl\u0131 olarak beyan ediliyor:<\/p>\n<p>1- Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n n\u00e2zil oldu\u011fu (indi\u011fi), &#8220;Nas\u0131ra&#8221; k\u00f6y\u00fcne nisbettir. \u0130bn\u00fc Abbas, Katade, \u0130bn\u00fc C\u00fcreyc bu g\u00f6r\u00fc\u015ftedirler.<\/p>\n<p>2- Aralar\u0131nda ten\u00e2sur (yard\u0131mla\u015fma) bulunmas\u0131, yani birbirlerine yard\u0131mc\u0131 olmalar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden bu ad\u0131 alm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>3- Hz. \u0130sa, havar\u00eelerine &#8220;Allah&#8217;a giden yolda bana yard\u0131m edecek kimdir?&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/52) buyurmu\u015f, onlar da &#8220;Allah&#8217;\u0131n yard\u0131mc\u0131lar\u0131 biziz.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 3\/52) diye cevap verdikleri i\u00e7in bu isimle an\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Nasr\u00e2n\u00ee&#8221; Grek\u00e7e&#8217;ye &#8220;h\u0131ristiyan&#8221; diye terc\u00fcme edilmi\u015ftir ki, &#8220;Hristos&#8221;a nisbettir. Frenkler &#8220;K\u0131rist&#8221; diye telaffuz ediyorlar. H\u0131ristos, halask\u00e2r, fidye-i necat (can kurtarma ak\u00e7esi) \u00f6deyerek kurtaran &#8220;m\u00fcnc\u00ee&#8221; diye a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re &#8220;Nasr\u00e2n\u00ee&#8221; bunun Arap\u00e7a&#8217;s\u0131d\u0131r. \u015eu halde &#8220;nasran\u00ee&#8221; h\u0131ristiyan, &#8220;nas\u00e2r\u00e2&#8221; da h\u0131ristiyanlar demek olur.<\/p>\n<p>S\u00e2bi\u00een: Yahut &#8220;s\u00e2b\u00eee&#8221; hakk\u0131nda da \u00e7e\u015fitli g\u00f6r\u00fc\u015fler vard\u0131r. Evvel\u00e2 l\u00fcgat bak\u0131m\u0131ndan denilir ki, &#8220;filan adam dininden \u00e7\u0131kt\u0131, filan dine girdi.&#8221; demektir. Bu anlamdan dolay\u0131 Mekke m\u00fc\u015frikleri Hz. Peygamber&#8217;e diyorlard\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc eski dinlerine ayk\u0131r\u0131 yeni bir din ortaya koyuyordu. Ayr\u0131ca y\u0131ld\u0131zlar do\u011fu\u015f yerlerinden \u00e7\u0131k\u0131p y\u00fckseldikleri zaman denilir. Binaenaleyh ger\u00e7ek l\u00fcgat anlam\u0131 itibariyle ve kar\u015f\u0131l\u0131k karinesiyle &#8220;S\u00e2bi\u00een&#8221; izaf\u00ee bir anlam ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131ndan, \u0130sl\u00e2m, Yahudi ve H\u0131ristiyanlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kalan di\u011fer dinlerin mensuplar\u0131na \u015f\u00e2mil olur. Bununla beraber geleneksel bir deyim olarak daha \u00f6zel ve dar anlamlarda da kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>1- Katade&#8217;nin a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u015fekilde bunlar, meleklere tapan bir taifedir.<\/p>\n<p>2- Y\u0131ld\u0131zlara tapan bir taife olduklar\u0131 da tefsirlere ge\u00e7mi\u015ftir. Fahrudd\u00een R\u00e2z\u00ee, akla yak\u0131n olan budur, der. Ve bunlar\u0131n ba\u015fl\u0131ca iki g\u00f6r\u00fc\u015fleri vard\u0131r: Birincisi; derler ki, &#8220;\u00c2lemin yarat\u0131c\u0131s\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;d\u0131r. Lakin Allah, y\u0131ld\u0131zlara sayg\u0131y\u0131 ve bunlar\u0131n ibadet i\u00e7in k\u0131ble yap\u0131lmas\u0131n\u0131 emretmi\u015ftir.&#8221; \u0130kinci iddialar\u0131 ise \u015fudur: &#8220;Allah Te\u00e2l\u00e2, bur\u00e7lar\u0131 ve y\u0131ld\u0131zlar\u0131 yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat bu \u00e2lemdeki hay\u0131r ve \u015ferri, sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 ve hastal\u0131\u011f\u0131 meydana getiren, canl\u0131lar\u0131 y\u00f6neten ve y\u00f6nlendiren y\u0131ld\u0131zlard\u0131r. \u015eu halde bu d\u00fcnyan\u0131n, bir anlamda Rabbi onlard\u0131r ve insanlar\u0131n onlara sayg\u0131 ve ta&#8217;zim g\u00f6stermeleri vaciptir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar da Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;ya ibadet ederler ve insanlara arac\u0131 olurlar.&#8221; derler. Bu mezhep, Gild\u00e2n\u00eelere mensup olanlar\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr ki, Hz. \u0130brahim bunlar\u0131 red ve iptal i\u00e7in peygamber olarak g\u00f6nderilmi\u015ftir . Bunlar\u0131n Hz. Nuh&#8217;a ve baz\u0131 rivayetlerde Hz. \u0130dris&#8217;e nisbet iddias\u0131nda bulunduklar\u0131 da s\u00f6ylenir. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde y\u0131ld\u0131z fal\u0131na inanma ve y\u0131ld\u0131zlar\u0131n g\u00fcc\u00fcne s\u0131\u011f\u0131nma bunlardan kalmad\u0131r. Maide s\u00fbresinde bununla ilgili a\u00e7\u0131klama gelecektir. (Bkz: Maide, 5\/69).<\/p>\n<p>Onuncusu:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>63- Hani bir zamanlar sizden m\u00eesak (sa\u011flam bir s\u00f6z) alm\u0131\u015ft\u0131k, Tur&#8217;u \u00fcst\u00fcn\u00fcze kald\u0131r\u0131p demi\u015ftik ki; size verdi\u011fimiz kitaba kuvvetle tutunun ve i\u00e7indekilerden gafil olmay\u0131n, gerek ki, korunursunuz.<\/p>\n<p>64- Sonra verdi\u011finiz s\u00f6z\u00fcn arkas\u0131ndan y\u00fcz \u00e7evirdiniz, e\u011fer \u00fczerinizde Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfu ve rahmeti olmasa idi herhalde zarara u\u011frayanlardan olurdunuz.<\/p>\n<p>65- \u0130\u00e7inizden cumartesi g\u00fcn\u00fc yasa\u011f\u0131n\u0131 \u00e7i\u011fneyenleri elbette bilirsiniz. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 onlara &#8220;sefil maymunlar olun!&#8221; dedik.<\/p>\n<p>66- Bu ibret dolu cezay\u0131 \u00f6ncekilere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir \u00f6\u011f\u00fct yapt\u0131k.<\/p>\n<p>63-Burada \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n Hz. Musa devrinde mill\u00ee varl\u0131klar\u0131n\u0131n ilk te\u015fekk\u00fcl\u00fcne ve din\u00ee geleneklerinin tarih\u00ee ak\u0131\u015f\u0131na ait baz\u0131 ihtarlar vard\u0131r.<\/p>\n<p>T\u00fbr: Arap\u00e7a&#8217;da genel olarak &#8220;da\u011f&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. S\u00fcryan\u00ee dilinde dahi b\u00f6yle oldu\u011fu zikrolunuyor. Baz\u0131lar\u0131 da bitki \u00f6rt\u00fcs\u00fcyle kapl\u0131 olan da\u011f demek oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015fler. T\u00fbr-i S\u00eena da Hz. Musa&#8217;n\u0131n vahye mazhar oldu\u011fu da\u011f\u0131n \u00f6zel ismidir. Buradaki T\u00fbr her \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 ile tefsir edilmi\u015f ise de burada a\u00e7\u0131k olan ahit ve misakt\u0131r ki, o da T\u00fbr-i Sina&#8217;d\u0131r. \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan s\u00f6z konusu m\u00eesak al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman, onlar\u0131n, o da\u011f\u0131n dibinde bulunduklar\u0131 s\u00f6yleniyor. Bununla ilgili olarak ba\u015fka rivayetlere de yer veriliyor. Bununla beraber bu m\u00eesak ile ta ba\u015flang\u0131\u00e7ta M\u0131s\u0131r&#8217;da \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n Hz. Musa&#8217;ya biatlar\u0131n\u0131 anlamak da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bu takdirde T\u00fbr&#8217;un manev\u00ee y\u00fcceli\u011fi ile k\u0131ymetine i\u015faret edilmi\u015f ve onlar K\u0131z\u0131ldeniz&#8217;i ge\u00e7ip esaretten kurtulduktan sonra devam eden vahiylerle onun y\u00fcceli\u011fi tekrar belirtilmi\u015f olur. Bu suretle &#8216;daki vav harfi, Abdullah \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan rivayet edildi\u011fi \u00fczere atf i\u00e7in olarak, her ikisini de beyan etmi\u015f olur. Vav-\u0131 h\u00e2liye olmas\u0131 rivayetine g\u00f6re ise yaln\u0131zca sonraki m\u00eesak\u0131 ifade eder.<\/p>\n<p>Ve hani sizin m\u00eesak\u0131n\u0131z\u0131 alm\u0131\u015f, yani Hz. Musa&#8217;ya sa\u011flam bir ahd ile ba\u011fl\u0131 kalaca\u011f\u0131n\u0131za, verdi\u011fimiz kitab\u0131n emirlerine uyup, yasaklar\u0131ndan ka\u00e7\u0131naca\u011f\u0131n\u0131za dair olan m\u00eesak\u0131 size teklif etmi\u015f, ve T\u00fbr&#8217;u, o m\u00fcbarek da\u011f\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131za iniverecek gibi bir vaziyette \u00fcst\u00fcn\u00fcze kald\u0131r\u0131p size verdi\u011fimizi kuvvetle, kem\u00e2l-i ciddiyet ve samimiyetle tutunuz, i\u00e7indeki m\u00e2n\u00e2 ve kapsam\u0131 belleyip d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz bu sayede belki sak\u0131n\u0131r korunursunuz, her iki d\u00fcnya hayat\u0131nda korunmu\u015flardan olursunuz, demi\u015ftik. Ve bu s\u00fbretle sizden sa\u011flam bir s\u00f6z alm\u0131\u015ft\u0131k.<\/p>\n<p>64- Sonra siz bunun arkas\u0131ndan yine y\u00fcz \u00e7evirdiniz, verdi\u011finiz s\u00f6zde durmad\u0131n\u0131z, onu kuvvetle tutmad\u0131n\u0131z, kitab\u0131n i\u00e7indeki emir ve yasaklara uymay\u0131 ihmal ettiniz. O derecede ki, \u00fczerinizde Allah&#8217;\u0131n l\u00fctuf ve rahmeti sizi koruyor olmasa idi ve size tekrar tekrar peygamberler g\u00f6ndermeseydi b\u00fcsb\u00fct\u00fcn zarar i\u00e7inde kal\u0131rd\u0131n\u0131z, kendinize ve nesillerinize \u00e7ok zarar vermi\u015f olurdunuz. &#8220;Biz ne yapt\u0131k ki?&#8221; diyeceksiniz. Yapt\u0131klar\u0131n\u0131z\u0131n baz\u0131lar\u0131 size yukar\u0131da hat\u0131rlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131, burada \u015fimdi \u015fu kadar\u0131n\u0131 s\u00f6yleyelim ki: Sebt, yani Cumartesi g\u00fcn\u00fc m\u00e2n\u00e2s\u0131na isim oldu\u011fu gibi, bu g\u00fcne sayg\u0131 g\u00f6sterme, onda d\u00fcnya i\u015fi yapmay\u0131p, yaln\u0131zca ibadet etme m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdar da olur.<\/p>\n<p>65-\u0130\u015fte burada b\u00f6yledir; siz herhalde i\u00e7inizden Cumartesi g\u00fcn\u00fcne sayg\u0131 g\u00f6sterme hususundaki din\u00ee yasaklar\u0131 \u00e7i\u011fneyenleri bilirsiniz. A&#8217;r\u00e2f s\u00fbresinde &#8220;Onlara deniz k\u0131y\u0131s\u0131nda bulunan o kasaba halk\u0131n\u0131n durumunu sor. Hani onlar Cumartesi g\u00fcn\u00fc yasa\u011f\u0131na sayg\u0131s\u0131zl\u0131k g\u00f6sterip haddi a\u015f\u0131yorlard\u0131, bal\u0131klar da onlara o g\u00fcn ak\u0131n ak\u0131n geliyorlard\u0131&#8230;&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/163) \u00e2yetinde a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, deniz k\u0131y\u0131s\u0131nda bulunan bir kasabada Cumartesi g\u00fcn\u00fc yasa\u011f\u0131na sayg\u0131 g\u00f6stermeyip, dinin koydu\u011fu kural\u0131 hi\u00e7e saym\u0131\u015flard\u0131 da Biz de onlara &#8220;Maymun olun, s\u00fcr\u00fcn\u00fcn!&#8221; dedik<\/p>\n<p>66- ve bu hadiseyi hem o zaman haz\u0131r olanlara, hem de arkadan geleceklere bir ibret-i m\u00fcessire (tesirli ibret), etkili bir g\u00f6zda\u011f\u0131 yapt\u0131k, korunacaklara da unutulmayacak bir \u00f6\u011f\u00fct, bir mev&#8217;iza k\u0131ld\u0131k. Onlar verdikleri s\u00f6zde durmad\u0131lar. Ahde vefa etmek, insanl\u0131k borcu ve gere\u011fi iken ona yana\u015fmad\u0131lar. \u0130\u015fte bu sebeple insanl\u0131\u011f\u0131n gereklerinden olan ilim ve idrak, marifet ve iz&#8217;andan mahrum edilerek maymun k\u0131l\u0131kl\u0131, sefil, boynu b\u00fck\u00fck ve s\u00fcr\u00fcnen kimseler oldular, ki, buna &#8220;mesh&#8221; tabir olunur. Bunlar d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle kuyruklu maymunlara m\u0131 d\u00f6nd\u00fcler? Yoksa d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle insan \u015feklinde olduklar\u0131 halde i\u00e7 d\u00fcnyalar\u0131 ve huylar\u0131 itibariyle manen maymun gibi mi oldular? Bunun tefsirinde iki g\u00f6r\u00fc\u015f vard\u0131r. Tefsircilerden pek \u00e7o\u011fu, \u00e2yetin lafz\u0131na ve d\u0131\u015f y\u00fcz\u00fcne nazaran tam ve ger\u00e7ek mesih (suret de\u011fi\u015fikli\u011fi) oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Fakat M\u00fccahid ve onun izinden giden di\u011fer tefsirciler, bu h\u00fckm\u00fcn temsil\u00ee oldu\u011funu, \u015fu halde meshin manev\u00ee olmas\u0131 gerekti\u011fini savunmu\u015flard\u0131r. Ki, zaman\u0131m\u0131z\u0131n anlay\u0131\u015f\u0131na bu daha uygun g\u00f6r\u00fcnmektedir. Ger\u00e7i hakikate nazaran, suret\u00e7e de\u011fi\u015fiklik manevi de\u011fi\u015fmeden daha m\u00fc\u015fkil ve daha m\u00fchim de\u011fildir. \u0130nsanl\u0131k \u015fiarlar\u0131n\u0131n s\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc bir bedenin d\u0131\u015f y\u00fcz\u00fcyle dahi maymun suretini al\u0131vermesi, iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, hemen hemen normal bile g\u00f6r\u00fclebilir. Allah korusun \u00e7e\u015fitli k\u00f6t\u00fc hastal\u0131klar ile k\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirmi\u015f nice bedenlere tesad\u00fcf edilegelmi\u015ftir. Fakat hayvan \u015fekilleri i\u00e7inden bilhassa maymun suretinin zikredilmesi herhalde manevi meshin ehemmiyetine bir karine gibidir. Asl\u0131nda insan ile maymun aras\u0131ndaki ger\u00e7ek fark, yaln\u0131zca bir k\u0131l, bir kuyruk fark\u0131 de\u011fildir. Ak\u0131l, mant\u0131k, huy ve ahl\u00e2k fark\u0131d\u0131r. Maymunun b\u00fct\u00fcn h\u00fcneri taklit hissinin geli\u015fmi\u015fli\u011findedir. \u0130nsan\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 hareketleri g\u00f6ren maymun onu derhal taklit eder. Bu taklit \u00f6zelli\u011fi, bir\u00e7oklar\u0131n\u0131n nazar\u0131nda maymunu insana adeta yakla\u015ft\u0131r\u0131r. Halbuki maymunun \u00f6n\u00fcnde g\u00fcnlerce ate\u015f yak\u0131n\u0131z, so\u011fuk g\u00fcnlerde kar\u015f\u0131s\u0131nda \u0131s\u0131nmay\u0131 g\u00f6steriniz, sonra onu al\u0131p bir k\u0131ra g\u00f6t\u00fcr\u00fcn\u00fcz, yan\u0131na kibrit, \u00e7\u0131ra, odun, k\u00f6m\u00fcr koyunuz, o yine de \u00fc\u015f\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc zaman bunlar\u0131 bir araya getirip bir ate\u015f yakamaz ve \u0131s\u0131nmay\u0131 ba\u015faramaz. Bu kadarc\u0131k bile mant\u0131k ili\u015fkisi g\u00f6steremez. Art\u0131k bunun \u00fczerine terett\u00fcp edecek di\u011fer akl\u00ee i\u015flemlerin derecesini tasavvur ediniz. \u0130\u015fte manevi d\u00fcnyas\u0131 meshe u\u011fram\u0131\u015f olan insanlar da b\u00f6yledir: Onlar k\u00f6r bir taklitten ba\u015fka bir\u015fey yapamaz ve hayvan\u00ee duygular\u0131ndan \u00f6teye ge\u00e7emezler. Bir bak\u0131ma insan gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrler, hakikatte ise maymundan ba\u015fka bir\u015fey de\u011fildirler. F\u0131nd\u0131\u011f\u0131 k\u0131rar yerler de bir f\u0131nd\u0131k a\u011fac\u0131 dikmeyi ak\u0131l edemezler, (Onlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da a\u015fa\u011f\u0131d\u0131rlar.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 7\/179).<\/p>\n<p>Onbirinci hat\u0131rlatmada, bu s\u00fbrenin bu ismi almas\u0131na sebep olan &#8220;Bakara&#8221; k\u0131ssas\u0131na geliyoruz. Fakat bu hat\u0131rlatma sadece \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na mahsus bir hitap \u015feklinde de\u011fil, genel anlamda bir hat\u0131rlatma olarak ifade buyurulmu\u015ftur. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>67- Hani bir zamanlar Musa kavmine demi\u015fti ki Allah, size bir bakara (s\u0131\u011f\u0131r) bo\u011fazlaman\u0131z\u0131 emrediyor. Onlar da &#8220;ayol sen bizimle e\u011fleniyor, alay m\u0131 ediyorsun?&#8221; dediler. Musa da: &#8220;B\u00f6yle cahillerden biri olmaktan Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>68- Onlar, &#8220;Bizim i\u00e7in Rabbine dua et, her ne ise onu bize a\u00e7\u0131klas\u0131n.&#8221; dediler. Musa, &#8220;Rabbim buyuruyor ki, o ne pek ya\u015fl\u0131, ne de pek taze, ikisi aras\u0131 din\u00e7 bir s\u0131\u011f\u0131rd\u0131r, haydi emrolundu\u011funuz i\u015fi yap\u0131n\u0131z.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>69- Onlar, &#8220;Bizim i\u00e7in Rabbine dua et, rengi ne ise onu bize a\u00e7\u0131klas\u0131n.&#8221; dediler. Musa, &#8220;Rabbim buyuruyor ki, o, bakanlara s\u00fcrur veren, sapsar\u0131 bir s\u0131\u011f\u0131rd\u0131r.&#8221; dedi.<\/p>\n<p>70- Onlar, &#8220;Bizim i\u00e7in Rabbine dua et, o nedir bize iyice a\u00e7\u0131klas\u0131n, \u00e7\u00fcnk\u00fc o bize biraz kar\u0131\u015f\u0131k geldi, bununla beraber Allah dilerse onu elbette buluruz.&#8221; dediler.<\/p>\n<p>71- Musa, &#8220;Rabbim buyuruyor ki o, ne \u00e7ifte ko\u015fulup tarla s\u00fcren, ne de ekin sulayan, ne de salma gezen ve hi\u00e7 alacas\u0131 olmayan bir s\u0131\u011f\u0131rd\u0131r&#8221;. Onlar da: &#8220;\u0130\u015fte tam \u015fimdi ger\u00e7e\u011fi ortaya koydun.&#8221; dediler. Nihayet onu bulup bo\u011fazlad\u0131lar. Az kald\u0131 yapmayacaklard\u0131.<\/p>\n<p>67-BAKARA, &#8220;bakar&#8221;\u0131n m\u00fcennesi veya m\u00fcfredidir. &#8220;Bakar&#8221; manda cinsine de \u015f\u00e2mil olmak \u00fczere s\u0131\u011f\u0131r cinsinin genel ismidir. Buna g\u00f6re, &#8220;bakare&#8221; erkek veya di\u015fi s\u0131\u011f\u0131r, yani bir inek veya bir \u00f6k\u00fcz, bir d\u00fcve veya bir tosun veyahut bir manda olabilir. Bunun erke\u011fine b\u00e2k\u0131r, bak\u00eer, beykur, b\u00e2kur dahi denilir. &#8220;Bakr&#8221; yarmak anlam\u0131na geldi\u011finden, bu hayvan da \u00e7ift s\u00fcr\u00fcp topra\u011f\u0131 yarmak i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan bu ismi alm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ve hani Musa, kavmine hitaben &#8220;Allah size bir bakara kurban etmenizi emrediyor.&#8221; demi\u015fti de buna kar\u015f\u0131 kavmi, ona, \u00c7ok tuhaf, sen bizimle alay m\u0131 ediyorsun? demi\u015flerdi. Acaba neden b\u00f6yle demi\u015flerdi? Deniliyor ki, Allah&#8217;\u0131n bakara kesmeyi emretmesini ak\u0131llar\u0131 almad\u0131. Buna bir sebep bulamad\u0131lar, bir ili\u015fki kuramad\u0131lar, bunu acayip buldular. Biz bundan \u015funu anl\u0131yoruz ki, Samir\u00ee&#8217;nin icat etti\u011fi buza\u011f\u0131 olay\u0131 da bunun a\u00e7\u0131k\u00e7a ipu\u00e7lar\u0131n\u0131 verdi\u011fi gibi, Musa kavmi, o zamana kadar bakaray\u0131 mukaddes bir hayvan g\u00f6r\u00fcyor ve \u00f6yle kabul ediyorlard\u0131. Bundan dolay\u0131 bakaran\u0131n kurban edilmesini, edilebilmesini tasavvur bile edemiyorlar, bunu ak\u0131llar\u0131 alm\u0131yordu. B\u00f6yle olmas\u0131 ise bu emrin onlara hen\u00fcz M\u0131s\u0131r&#8217;da iken ve Hz. Musa&#8217;n\u0131n peygamberli\u011finin ilk zamanlar\u0131nda verilmi\u015f olmas\u0131na i\u015faret eder. Firavun kavmi olan putperest M\u0131s\u0131rl\u0131lar\u0131n Apis \u00f6k\u00fcz\u00fcne tapt\u0131klar\u0131 ve bo\u011fan\u0131n, bunlar\u0131n en y\u00fcksek mabutlar\u0131n\u0131 temsil etti\u011fi, tarih\u00ee rivayetlerden oldu\u011funa g\u00f6re, s\u0131\u011f\u0131r kurban etmek, o zaman \u0130srailo\u011fullar\u0131 \u00fczerinde \u015fiddetle hakim olan Firavun kavminin tapt\u0131\u011f\u0131 tanr\u0131lar\u0131 bo\u011fazlamak demek olaca\u011f\u0131 i\u00e7in, \u0130srailo\u011fullar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan M\u0131s\u0131r&#8217;da iken, bir ihtilal anlam\u0131 ta\u015f\u0131yan b\u00f6yle m\u00fcthi\u015f bir emir, elbette kolayca yerine getirilebilecek bir emir ve tasavvuru m\u00fcmk\u00fcn bir i\u015f de\u011fildi. M\u0131s\u0131r&#8217;dan \u00e7\u0131kt\u0131ktan sonra bile yine bu buza\u011f\u0131 meselesinin dinden sapma ve dalalete alet edilmesinden anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Musa kavmi hen\u00fcz s\u0131\u011f\u0131r kesilmesini i\u00e7ine sindiremeyecek bundan memnun olmayacak, bunun Allah taraf\u0131ndan bir hay\u0131r vesilesi oldu\u011funu kolayl\u0131kla anlayamayacak bir durumda bulunuyordu. \u015eu halde bu zihniyeti \u0131slah etmeye y\u00f6nelik ve netice itibariyle \u00f6l\u00fcn\u00fcn yeniden dirilmesine bir misal vererek fitneyi def edecek olan bu s\u0131\u011f\u0131r kurban edilmesi emrini duyduklar\u0131 zaman Hz. Musa&#8217;ya kar\u015f\u0131, &#8220;B\u00f6yle \u015fey mi olur, sen bizimle e\u011fleniyor musun?&#8221; diye durumu tuhaf kar\u015f\u0131lad\u0131lar, ona inanamad\u0131lar. Hz. Musa da bunlara &#8220;Ben, b\u00f6yle insanlarla alay eden cahillerden biri olmaktan Allah&#8217;a s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m.&#8221; dedi. Kendisinin yaln\u0131zca ilah\u00ee emirleri tebli\u011f etti\u011fini ve bu tebli\u011fin cahilane bir tebli\u011f olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatmak istedi.<\/p>\n<p>68-G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi bu emirde genel olarak herhangi bir s\u0131\u011f\u0131r kesilmesi teklif edilmi\u015fti. Asl\u0131nda derhal o emre uyup rastgele bir s\u0131\u011f\u0131r kesiverselerdi emir yerine gelmi\u015f ve maksat has\u0131l olmu\u015f olacakt\u0131. Fakat onlar \u00f6nceki hayretlerine kar\u015f\u0131l\u0131k tebli\u011fin ciddiyetini farkedince aralar\u0131nda i\u015fi b\u00fcy\u00fctt\u00fcler, birbirleriyle m\u00fc\u015favere ederek, kendi g\u00f6n\u00fcllerinden nadir bulunur \u00e7ok \u00f6zel bir bakare tasavvur ettiler. Bunun \u00fczerine ak\u0131llar\u0131 s\u0131ra kurnazca davran\u0131p Hz. Musa&#8217;y\u0131 imtihan etmek istediler de dediler ki; Rabbine bizim i\u00e7in dua et, bize onun ne oldu\u011funu, mahiyetini beyan etsin. mahiyetten, yani cinsin hakikatinden sorudur. Demek ki, bunlar her\u015feyden \u00f6nce o bakarenin hakikat mi, yoksa mecaz m\u0131 oldu\u011funu anlamak istiyorlard\u0131. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k ger\u00e7ek bir bakara oldu\u011fu anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan onun \u00f6zellikleri \u015fu suretle beyan buyuruldu: Musa dedi ki; Cenab-\u0131 Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: o bir bakarad\u0131r ki; ne pek ya\u015fl\u0131, far\u0131m\u0131\u015f, ne de pek taze, b\u00e2kir ikisi ortas\u0131, tam g\u00fc\u00e7l\u00fc, kuvvetli bir din\u00e7, \u015fimdi emrolundu\u011funuz \u015feyi hemen yap\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>69-Bunun \u00fczerine yine emri yerine getirmeye yana\u015fmad\u0131lar, bizim i\u00e7in Rabbine dua et, o bakaran\u0131n rengi nedir, bize onu beyan ediversin dediler. Musa dedi ki; Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: o, \u00f6yle sar\u0131 bir bakarad\u0131r ki, rengi art\u0131k sar\u0131n\u0131n en parla\u011f\u0131, en halisi, bakanlara s\u00fcrur ve ne\u015fe verecek, g\u00f6z\u00fcn\u00fc ve g\u00f6nl\u00fcn\u00fc a\u00e7acak derecede g\u00fczel ve sevimlisi.<\/p>\n<p>70-Bu a\u00e7\u0131klamaya dahi kanaat getirmediler de dediler ki; bizim i\u00e7in Rabbine dua et, bize onun ne oldu\u011funu a\u00e7\u0131klas\u0131n, zira bu bakara bize m\u00fcte\u015fabih (\u00fcst\u00fc kapal\u0131), kar\u0131\u015f\u0131k geldi, onun hangi bakare oldu\u011funu kestiremedik. Biz onun kendine mahsus \u00f6zelliklerini istedik\u00e7e bize onun genel vas\u0131flar\u0131 a\u00e7\u0131klan\u0131yor, ve in\u015faallah biz her halde yola gelece\u011fiz, yahut kesmenin yolunu bulaca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>71- Musa buna da dedi ki; Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: o \u00f6yle bir bakaredir ki; boyunduruk alt\u0131nda ezgin de\u011fil, ne toprak s\u00fcrer, ne de ekin sular, belki ba\u015f\u0131bo\u015f, her ay\u0131ptan s\u00e2lim, hi\u00e7bir lekesi, alacas\u0131 yoktur.<\/p>\n<p>Bu cevab\u0131 al\u0131nca, bunda g\u00f6n\u00fcllerinden ge\u00e7irdikleri \u015fekil ve sureti bulmu\u015f oldular ve nihayet ger\u00e7e\u011fi itiraf ederek, i\u015fte \u015fimdi tam do\u011fruyu s\u00f6yledin, dediler.<\/p>\n<p>Hik\u00e2ye olundu\u011funa g\u00f6re; dindar ve salih bir ihtiyar\u0131n tam bu vas\u0131flar\u0131 ta\u015f\u0131yan bir buza\u011f\u0131s\u0131 ve bir de \u00e7ocu\u011fu varm\u0131\u015f. \u0130htiyar bu buza\u011f\u0131y\u0131 bir ormana g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015f ve Allah&#8217;a emanet ederek b\u0131rakm\u0131\u015f. &#8220;Ey Rabb&#8217;im, bunu \u00e7ocu\u011fum b\u00fcy\u00fcy\u00fcnceye kadar sana emanet ediyorum&#8230;&#8221; demi\u015f. Sonra ihtiyar vefat etmi\u015f. \u0130\u015fte o buza\u011f\u0131 da b\u00f6ylece il\u00e2h\u00ee himayede b\u00fcy\u00fcm\u00fc\u015f, bu s\u0131rada \u00e7ocuk da yeti\u015fmi\u015f ve bu olay meydana gelmi\u015f. Araya araya o bakareyi bulmu\u015flar ve derisi dolusunca alt\u0131n vererek onu sat\u0131n alm\u0131\u015flar. Nihayet onu bulup kestiler, ve halbuki kesmeye yana\u015fm\u0131yorlard\u0131, nerdeyse kesmeyeceklerdi. Bu i\u015fi g\u00f6zlerinde o kadar b\u00fcy\u00fctm\u00fc\u015flerdi ki, bunun i\u00e7in Hz. Musa&#8217;y\u0131, durmadan sorduklar\u0131 sorularla rahats\u0131z ediyorlard\u0131. Hatta baz\u0131lar\u0131, onlar\u0131n bu i\u015fi k\u0131rk sene s\u00fcr\u00fcklediklerini rivayet etmi\u015flerdir. Nihayet il\u00e2h\u00ee vahyin zoru ile emri yerine getirdiler. \u0130\u015fin ba\u015flang\u0131c\u0131nda alelade bir bakara kesmekle i\u015fin i\u00e7inden \u00e7\u0131kabilecek durumda idiler, fakat pek ziyade g\u00f6zde b\u00fcy\u00fctmeleri ve olmayacak bir i\u015f sanmalar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden bu i\u015f kendilerine \u00e7ok pahal\u0131ya mal oldu. D\u00fc\u015f\u00fcnebilenler i\u00e7in bu bakara k\u0131ssas\u0131n\u0131n incelikleri ve acaiplikleri pek \u00e7ok ibretlerle doludur. Bundan dolay\u0131 genel anlamda hat\u0131rlat\u0131ld\u0131ktan sonra yine \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na hitaben bu emrin en mucizeli bir sonucu \u015fu \u015fekilde hat\u0131rlat\u0131l\u0131yor:<\/p>\n<p>Onikincisi:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>72- Hani bir zamanlar siz bir adam \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcn\u00fcz de onun hakk\u0131nda birbirinizle at\u0131\u015fm\u0131\u015f ve onu \u00fcst\u00fcn\u00fczden atm\u0131\u015ft\u0131n\u0131z, halbuki Allah, saklam\u0131\u015f oldu\u011funuzu a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karacakt\u0131.<\/p>\n<p>73- \u0130\u015fte bundan dolay\u0131, o s\u0131\u011f\u0131r\u0131n bir par\u00e7as\u0131 ile o \u00f6l\u00fcye vurun, dedik. Allah \u00f6l\u00fcleri i\u015fte b\u00f6yle diriltir ve size \u00e2yetlerini g\u00f6sterir, belki akl\u0131n\u0131z\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131za toplars\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>74- Sonra bunun arkas\u0131ndan yine kalbleriniz kat\u0131la\u015ft\u0131, \u015fimdi de ta\u015f gibi, ya da ta\u015ftan da beter hale geldi. \u00c7\u00fcnk\u00fc ta\u015flardan \u00f6ylesi var ki; i\u00e7inden nehirler kayn\u0131yor, yine \u00f6ylesi var ki, \u00e7atl\u0131yor da ba\u011fr\u0131ndan sular f\u0131\u015fk\u0131r\u0131yor, \u00f6ylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlan\u0131yor&#8230; Ve sizin neler yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131zdan Allah gafil de\u011fildir.<\/p>\n<p>72- asl\u0131nda &#8220;ted\u00e2ra&#8217;t\u00fcm&#8221; demektir ki, defetmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8221; &#8220;den tef\u00e2\u00fcl bab\u0131ndan bir fiil olup &#8220;def etmek istediniz&#8221; anlam\u0131nad\u0131r. ve hani siz bir ki\u015fi, yani bir insan \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcn\u00fcz ve bundan dolay\u0131 aran\u0131zda b\u00fcy\u00fck bir fitne \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. \u00f6ld\u00fcr\u00fclen bu kimse hususunda su\u00e7u birbirinizin \u00fcst\u00fcne atarak, ba\u015f\u0131n\u0131zdan belay\u0131 def etmek istiyordunuz. Bu s\u00fbretle kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve didi\u015fmeniz \u00e7o\u011fal\u0131p duruyordu. Rivayet olunuyor ki, i\u00e7lerinde ya\u015fl\u0131 ve gayet zengin bir adam varm\u0131\u015f, bunun bir o\u011flu ve bir\u00e7ok da ye\u011fenleri, yani karde\u015f \u00e7ocuklar\u0131 bulunuyormu\u015f. Ye\u011fenler bu zengin amcan\u0131n miras\u0131na konmak i\u00e7in onun tek o\u011flunu gizlice \u00f6ld\u00fcrm\u00fc\u015fler, sonra da cenazesini kap\u0131ya koyarak ba\u011f\u0131r\u0131p \u00e7a\u011f\u0131rmaya, g\u00fcya katilini aramaya, cinayeti \u015funun bunun \u00fczerine atmaya kalk\u0131\u015fm\u0131\u015flar. Katilin bulunamamas\u0131 \u00fczerine b\u00fcy\u00fck bir fitne \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. \u0130\u015fte Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131, siz Hz. Musa gibi b\u00fcy\u00fck bir Peygamberin zaman\u0131nda b\u00f6yle bir cinayet i\u015flemi\u015f, birbirinizle d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011fa ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131n\u0131z, Allah Te\u00e2l\u00e2 ise sizin b\u00f6yle gizlemi\u015f oldu\u011funuz cinayetleri a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karacakt\u0131.<\/p>\n<p>73-Bunun i\u00e7in siz d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011fa devam ederken Biz dedik ki, kurban edilmi\u015f olan bakaran\u0131n bir par\u00e7as\u0131yla o \u00f6l\u00fcye vurun, \u0130\u015fte Allah \u00f6l\u00fcleri b\u00f6yle diriltir, akla hayale s\u0131\u011fmaz sebeplerle onlar\u0131 yeniden canland\u0131r\u0131r. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, o bakaran\u0131n bir par\u00e7as\u0131yla \u00f6l\u00fcye vurduklar\u0131 zaman, \u00f6l\u00fc bir hayat eseri g\u00f6sterip cinayeti i\u015fleyenleri haber vermi\u015f ve bu suretle o gizli cinayet meydana \u00e7\u0131karak m\u00fcnaka\u015fa ve fitne de bast\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Demek ki, bakara kurban etme emrinin neticesinde \u00f6l\u00fclerin dirilmesine misal verecek ve \u015fahit olunacak b\u00fcy\u00fck bir mucize zuhur etmi\u015ftir. Art\u0131k \u00f6l\u00fcler de dirilir miymi\u015f diyerek, \u00f6l\u00fcmden sonra dirilmeyi ink\u00e2r etmemelidir. Allah Te\u00e2l\u00e2, b\u00f6ylece ak\u0131llar\u0131n almayaca\u011f\u0131 yollarla da \u00f6l\u00fcleri diriltir. Ak\u0131llar\u0131n\u0131z kemale ersin, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp anlayas\u0131n\u0131z diye size \u00e2yetlerini, mucize ve delillerini de a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6sterir. Siz \u00f6lenlerin dirilmesini akla ayk\u0131r\u0131 gibi zannedersiniz, halbuki bu zan, ak\u0131ldan de\u011fil, akl\u0131n noksanl\u0131\u011f\u0131ndan ileri gelmektedir. Zir\u00e2 hayat denilen olay\u0131 ilk ba\u015fta hi\u00e7bir \u00f6rnek olmadan meydana getiren y\u00fcce kudretin ikinci hayat\u0131 yeniden ortaya koyamamas\u0131 i\u00e7in hi\u00e7bir sebep yoktur. Mevcut hayat\u0131 kabul eden akl\u0131n, ikinci hayat\u0131 kolayl\u0131kla kabul etmesi laz\u0131m gelir. Ak\u0131l, ger\u00e7i k\u0131yas i\u00e7in daima bir misal arar, lakin ilk hayat da misal olmak \u00fczere pek\u00e2l\u00e2 yeterlidir. Bununla beraber \u00f6l\u00fcmden sonra dirilmeyi idrak edemiyenlere canl\u0131 delil olmak \u00fczere peygamberler g\u00f6nderilmi\u015f ve onlara b\u00f6yle bakara k\u0131ssas\u0131 gibi mucizeler verilmi\u015ftir. Yukar\u0131da y\u0131ld\u0131r\u0131m k\u0131ssas\u0131 da ge\u00e7ti ki, o da kendine mahsus y\u00f6nleriyle \u00f6zel bir misaldir. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn bunlardan dolay\u0131 Bakara k\u0131ssas\u0131n\u0131n \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;na g\u00f6sterilen bir ba&#8217;s\u00fc ba&#8217;delmevt (\u00f6l\u00fcmden sonra dirilme) misali olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekir.<\/p>\n<p>Genellikle tefsir kitaplar\u0131nda bakara kurban edilmesi emrinin sebebinin bu \u00f6ld\u00fcrme hadisesi oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015f ve bunun i\u00e7in katil f\u0131kras\u0131n\u0131n gecikme sebebi hakk\u0131nda m\u00fcnaka\u015falar yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Lakin \u00e2yette bunlar , diye ayr\u0131 ayr\u0131 hat\u0131rlatmaya tabi tutulmu\u015f oldu\u011fundan, \u00f6ld\u00fcrmenin emirden evvel vukuuna ve emrin yaln\u0131zca ondan dolay\u0131 oldu\u011funa delalet edecek hi\u00e7bir ipucu g\u00f6sterilmemi\u015ftir. Aradaki rivayetler de Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n zahir\u00ee anlam\u0131n\u0131 o y\u00f6nde te&#8217;vil ettirecek kuvvetten yoksundur. \u015eu halde Ebu Hayyan&#8217;\u0131n beyan\u0131 ve\u00e7hile \u00f6ld\u00fcrme olay\u0131n\u0131n, kurban emrinden \u00f6nce meydana gelmi\u015f oldu\u011funa h\u00fckmetmek, Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n zahir m\u00e2n\u00e2s\u0131na ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fer . O halde kurban emri daha ba\u015fka hikmetleri de i\u00e7inde ta\u015f\u0131yarak verilmi\u015f, o cinayet i\u015finin \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fc de bunun en \u00f6nemli faydalar\u0131ndan birini te\u015fkil etmi\u015ftir. Bu s\u00fbrenin i\u015f bu bakara k\u0131ssas\u0131na izafe edilerek (Bakara) diye adland\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 da bunun alt\u0131nda di\u011fer k\u0131ssalardan daha ziyade bir \u015f\u00fcm\u00fbl ve derinlik bulundu\u011funa i\u015faret eder. Dikkat edilirse g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ki, Kur&#8217;\u00e2n b\u00fct\u00fcn k\u0131ssalar\u0131 &#8220;\u015eu da size g\u00f6nderilenin do\u011frulu\u011funu tasdik etmektedir.&#8221; mazmununu a\u00e7\u0131klama yolunda ve ge\u00e7mi\u015f kitaplarda yer alan ve \u0130srailo\u011fullar\u0131 g\u00f6z\u00fcnde yeg\u00e2ne din \u00fcslubu kabul edilen \u00fcsluba benzer bir tarzda ve y\u00fcksek bir bela\u011fatla tasvir ederek hat\u0131rlatm\u0131\u015f ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n \u00f6ncesi ve sonras\u0131nda muhkem \u00e2yetlerle ger\u00e7ek maksatlar\u0131 b\u00fct\u00fcn par\u0131lt\u0131lar\u0131yla g\u00f6zler \u00f6n\u00fcne sermi\u015ftir. \u015eu halde bunlarda inanmayanlar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi &#8220;Acaba Allah bu misalle neyi murad ediyor?&#8221; diye \u00e7irkin tevillere ve yanl\u0131\u015f telakkilere d\u00fc\u015fmeksizin &#8220;\u0130man edenler bunun kesinkes Allah taraf\u0131ndan gelen hakikatler oldu\u011funu bilirler.&#8221; (Bakara, 2\/26) ger\u00e7e\u011fine uymak gerekti\u011fini ve b\u00fct\u00fcn bu harikul\u00e2de olu\u015flar\u0131n Allah&#8217;\u0131n sonsuz ilmine ve kudretine havale edilerek kabul edilmesi laz\u0131m geldi\u011fini, kitab\u0131n ba\u015f\u0131ndaki &#8220;Bunda \u015f\u00fcphe ve teredd\u00fcde yer yoktur!&#8221; \u00e2yetiyle her\u015feyin bir ba\u015flang\u0131c\u0131 bulundu\u011funu unutmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>74-Bak\u0131n\u0131z bu esrar dolu olu\u015flarla, o inat\u00e7\u0131 ve bat\u0131la tapan miza\u00e7lar\u0131 \u0131slah edilmi\u015f ve \u00f6ld\u00fckten sonra dirilme konusunda kalpleri yumu\u015fat\u0131lm\u0131\u015f olan \u0130srailo\u011fullar\u0131 hakk\u0131nda hangi faydal\u0131 sonu\u00e7lar\u0131n meydana geldi\u011fine \u015f\u00f6ylece dikkat \u00e7ekilmi\u015ftir: Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131, b\u00fct\u00fcn bu olup bitenlerden sonra kalbleriniz kat\u0131la\u015ft\u0131. Size peygamberler ve onlar eliyle g\u00f6nderilmi\u015f olan apa\u00e7\u0131k \u00e2yetler ve mucizeler hi\u00e7 k\u00e2r etmez oldu, art\u0131k o kalbler ta\u015f gibi veya ondan daha kat\u0131d\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc baz\u0131 ta\u015flar vard\u0131r ki; ondan kevn\u00ee veya s\u0131na\u00ee tesirlerle g\u00fcr\u00fcl g\u00fcr\u00fcl \u0131rmaklar f\u0131\u015fk\u0131r\u0131r, f\u0131\u015fk\u0131rabilir. Sizin kalbleriniz ise hi\u00e7bir \u015feyden etkilenmez ki, o sayede kendilerinden marifet f\u0131\u015fk\u0131rabilsin. Onlardan baz\u0131lar\u0131 da vard\u0131r ki; herhalde bir etkilenme ile \u00e7atlar, ondan su \u00e7\u0131kar, f\u0131\u015fk\u0131rmazsa da s\u0131zar, nihayet onlardan baz\u0131lar\u0131 da vard\u0131r ki, ya\u011fmur, kas\u0131rga, zelzele gibi ilah\u00ee kudretin eseri olan olaylardan etkilenerek, Allah korkusundan d\u00fc\u015fer, yuvarlan\u0131r, yerinden oynar. Halbuki sizin kalbleriniz bu kadar ayan beyan olan vahiy \u00e2yetleri ve kesin a\u00e7\u0131klamalar kar\u015f\u0131s\u0131nda bile zerre kadar tesir alt\u0131nda kalmaz, te\u015fvikten ve engellemeden etkilenmez. Ve fakat Allah sizin yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan asla gafil de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu tasvir ve uyarmalardan sonra bir de hallerini a\u00e7\u0131\u011fa vurmak i\u00e7in, bunlar\u0131n imana gelmelerini temenni eden m\u00fc&#8217;minlere hitap ederek buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>75- \u015eimdi bunlar\u0131n, size hemen inanacaklar\u0131n\u0131 \u00fcmit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vard\u0131 ki, Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131 i\u015fitirlerdi de sonra ona ak\u0131llar\u0131 yatt\u0131\u011f\u0131 halde bile bile onu tahrif ederlerdi.<\/p>\n<p>76- \u00dcstelik iman edenlere rastlad\u0131klar\u0131nda inand\u0131k derler, birbirleriyle ba\u015fba\u015fa kald\u0131klar\u0131 zaman, &#8220;Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullans\u0131nlar diye mi tutup Allah&#8217;\u0131n size a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 ger\u00e7ekleri onlara da s\u00f6yl\u00fcyorsunuz? Hi\u00e7 akl\u0131n\u0131z yok mu be?&#8221; derlerdi.<\/p>\n<p>77- Peki bilmezler mi ki, onlar neyi s\u0131r olarak saklar ve neyi a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylerlerse Allah hepsini bilir.<\/p>\n<p>78- Bunlar\u0131n bir de \u00fcmm\u00ee (okuma yazmas\u0131 olmayan) k\u0131sm\u0131 vard\u0131r, kitab\u0131 bilmezler, ancak birtak\u0131m kuruntu y\u0131\u011f\u0131n\u0131na, bo\u015f saplant\u0131lara kap\u0131l\u0131r ve zan i\u00e7inde dola\u015f\u0131r dururlar.<\/p>\n<p>79- Art\u0131k o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak i\u00e7in &#8220;Bu Allah kat\u0131ndand\u0131r.&#8221; derler. Art\u0131k vay o elleriyle yazd\u0131klar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden onlara, vay o kazand\u0131klar\u0131 vebal y\u00fcz\u00fcnden onlara!..<\/p>\n<p>80- Bir de dediler ki: &#8220;Bize say\u0131l\u0131 birka\u00e7 g\u00fcnden ba\u015fka asla ate\u015f azab\u0131 dokunmaz&#8221;. De ki; &#8220;Siz Allah&#8217;dan bir ahit mi ald\u0131n\u0131z? B\u00f6yle ise Allah s\u00f6z\u00fcnden d\u00f6nmez. Yoksa siz Allah&#8217;a kar\u015f\u0131 bilemeyece\u011finiz \u015feyleri mi s\u00f6yl\u00fcyorsunuz?&#8221;<\/p>\n<p>81- Evet kim bir g\u00fcnah i\u015flemi\u015f de kendi g\u00fcnah\u0131 kendisini her yandan ku\u015fatm\u0131\u015f ise, i\u015fte \u00f6yleleri ate\u015f ehlidirler ve orada ebed\u00ee kal\u0131c\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>82- \u0130man edip salih ameller i\u015fleyenler, i\u015fte \u00f6yleleri de cennet ehlidirler ve orada ebed\u00ee kal\u0131c\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>75-Bu tarzdaki bela\u011fat \u00fcslubuna &#8220;telvin-i h\u0131tap&#8221; ad\u0131 verilir.<\/p>\n<p>Ey iman ehli! Art\u0131k bu kat\u0131 kalblilerin sizin iyilik dolu temennilerinizden dolay\u0131 toptan imana geleceklerini ve ahir zaman Peygamberini ve onun getirdi\u011fi kitab\u0131 tasdik eyliyeceklerini \u00fcmit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vard\u0131 ki; Allah&#8217;\u0131n kel\u00e2m\u0131n\u0131, yani Tevrat&#8217;\u0131 i\u015fitirler, bellerlerdi de sonra yine onu tahrif ederlerdi, m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirecek bir surette kelimelerin ve harflerin yerlerini, m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirirlerdi. Hem bunu anlayamad\u0131klar\u0131ndan, ak\u0131l ve idrak noksanl\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 de\u011fil, ak\u0131llar\u0131 erdikten, ne m\u00e2n\u00e2s\u0131nda, ne de Allah kel\u00e2m\u0131 oldu\u011funda asla \u015f\u00fcpheleri kalmad\u0131ktan sonra bile bile ve kasden yaparlard\u0131. Art\u0131k b\u00f6ylelerinden iman ve hay\u0131r umulur mu?<\/p>\n<p>76-\u00dcstelik bunlar, bir de m\u00fcnaf\u0131kt\u0131rlar iman edenlere rastlad\u0131klar\u0131 zaman di\u011fer m\u00fcnaf\u0131klar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi biz iman ettik derler, birbirleriyle yani bu m\u00fcnaf\u0131klar, kendileri gibi m\u00fcnaf\u0131k olan benzerleriyle tenha bir yerde ba\u015fba\u015fa kald\u0131klar\u0131 zaman her biri, bir di\u011ferine \u015fu suretle sitem eder derler ki: Yahu, siz onlara, yani Muhammed ve Ashab\u0131na Rabbinizin huzurunda sizinle m\u00fcnaka\u015fa ve m\u00fcbahase ederek size \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011flas\u0131nlar diye mi Allah&#8217;\u0131n size a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 s\u0131rlar\u0131 ve hakikatleri haber veriyorsunuz? Yani gerek ahir zaman Peygamberinin vas\u0131f ve \u00f6zellikleri, gerek \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n ge\u00e7mi\u015f maceralar\u0131 hakk\u0131nda Allah&#8217;\u0131n Tevrat&#8217;ta siz yahudilere haber verdi\u011fi bilgileri onlara bildiriyor ve sizi ma\u011flup etmeleri i\u00e7in ellerine delil mi veriyorsunuz? Siz s\u00f6ylemeseniz, onlar bu s\u0131rlar\u0131 bu ger\u00e7ekleri nereden bilecekler? Sizin hi\u00e7 akl\u0131n\u0131z yok mu? Hi\u00e7 mi d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorsunuz? Bu s\u0131rlar\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131n\u0131n sonu nereye varacak, diye birbirlerine sitem ve serzeni\u015fte bulunurlard\u0131.<\/p>\n<p>77-Lakin bunlar \u015funu bilmiyorlar m\u0131 ki, Her hal\u00fck\u00e2rda Allah onlar\u0131n gizlediklerini de a\u00e7\u0131klad\u0131klar\u0131n\u0131 da bilir. Ve bildi\u011fi i\u00e7in Peygamberine de bildirir. \u015eu halde Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n as\u0131l Tevrat&#8217;\u0131 tasdik eden beyanlar\u0131 ve \u0130srailo\u011fullar\u0131 hakk\u0131nda gizli bilgilerden m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n haberdar olmalar\u0131 ve Hz. Peygamber&#8217;in vas\u0131f ve \u00f6zelliklerinin Tevrat&#8217;ta da yer alm\u0131\u015f oldu\u011funu bilmeleri, baz\u0131 yahudilerin bu s\u0131rlar\u0131 m\u00fcsl\u00fcmanlara a\u00e7\u0131klam\u0131\u015f olmalar\u0131ndan dolay\u0131 de\u011fildir; do\u011frudan do\u011fruya Allah&#8217;\u0131n, kendi Peygamberine bunlar\u0131 vahiy yolu ile bildirmesinden, Hz. Peygamber&#8217;in hak peygamber olmas\u0131ndand\u0131r. \u0130\u015fte o yahudi bilginler bunlar\u0131 bilmezler mi? Bilmesine bilirler, ama bildiklerini s\u00f6ylememek ve yeri geldik\u00e7e onlar\u0131 tahrif etmek onlar\u0131n \u015fiar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>78- Bir de bunlar\u0131n \u00fcmm\u00eeleri vard\u0131r ki, okuma yazma bilmezler, kitab\u0131 anlamazlar, sadece birtak\u0131m \u00fcmniyyeler (kuruntular) beslerler. B\u00fct\u00fcn bildikleri hayal meyal mefkurelerden, duyduklar\u0131 taklid\u00ee temennilerden ibarettir.<\/p>\n<p>&#8220;Em\u00e2niy&#8221;, \u00fcmniyyenin \u00e7o\u011fuludur. Kelimenin asl\u0131 &#8220;\u00fcf&#8217;\u00fble&#8221; vezninde &#8220;umn\u00fbye&#8221; olup temenninin s\u00fcl\u00e2sisi olan takdir veya tilavet m\u00e2n\u00e2s\u0131na &#8220;mena&#8221;dan al\u0131nm\u0131\u015f bir isimdir ki, insan\u0131n kendi i\u00e7inde ve hayalinde tasarlay\u0131p varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul etti\u011fi ve olmas\u0131n\u0131 temenni edip durdu\u011fu veyahut diline dolay\u0131p durdu\u011fu \u015feylerdir ki, Frenkler buna &#8220;ideal&#8221; derler ve gen\u00e7 m\u00fctercimlerimizden bir\u00e7o\u011fu bunu mefk\u00fbre diye terceme ediyorlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc emaniy insan\u0131n kendi g\u00f6nl\u00fcnden ge\u00e7irdi\u011fi, saplan\u0131p kald\u0131\u011f\u0131 ve durmadan arkas\u0131ndan ko\u015ftu\u011fu bir d\u00fc\u015f\u00fcnce, bir hayal, bir kuruntu demektir. Bunun baz\u0131lar\u0131n\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesi m\u00fcmk\u00fcn ve \u015fu halde ge\u00e7erli olanlar\u0131 bulunabilirse de \u00e7o\u011funlukla hi\u00e7bir delile dayanmayan kuru ve \u015fahsi temennilerden ibarettir. Bundan dolay\u0131 emaniy, bat\u0131l idealler, evham ve bo\u015f hayaller m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131l\u0131r. Frenkler ahl\u00e2kiyat konusunda bunu esas alan felsef\u00ee g\u00f6r\u00fc\u015fe &#8220;idealizm&#8221; derler. \u0130\u015fte yahudilerin okuma yazma bilmeyen avam (cahil halk) tak\u0131m\u0131 da ilimden, kitaptan nasibi olmay\u0131p sadece kuruntu arkas\u0131nda ko\u015far dururlar, ve onlar yaln\u0131zca zan i\u00e7inde ya\u015farlar, zan pe\u015finde ko\u015farlar, kuru bir zan ve taklitten ba\u015fka bir \u015feye malik de\u011filler. Hak ile bat\u0131l\u0131 tayin edip se\u00e7emezler. Bu y\u00fczden bunlar\u0131n vebali de kendilerini aldatan okur yazar tak\u0131m\u0131nad\u0131r.<\/p>\n<p>79-\u0130\u015fte bundan dolay\u0131 \u015fimdi vay o yaz\u0131c\u0131lara ki, kendi elleriyle kitaplar yazarlar da, sonra: &#8220;bu Allah kat\u0131ndan&#8221; derler, Allah&#8217;a iftira ederler, ki onunla be\u015f on para kazanmak i\u00e7in b\u00f6yle yaparlar. Haddi zat\u0131nda ge\u00e7ici oldu\u011fundan dolay\u0131 az demek olan bir d\u00fcnya menfaati gibi hasis bir fayda u\u011fruna yalan s\u00f6yler, ger\u00e7e\u011fi tahrif eder, de\u011fi\u015ftirirler. Bu suretle eski kitaplar\u0131 b\u00fcy\u00fck tahriflere u\u011fratm\u0131\u015flard\u0131r. Evet vay onlara, o ellerinin yazd\u0131\u011f\u0131 yalanlar y\u00fcz\u00fcnden ve vay onlara o kazand\u0131klar\u0131 \u00e7irkin kazan\u00e7 y\u00fcz\u00fcnden.<\/p>\n<p>80-B\u00f6yle hakikati tahrif eden, ger\u00e7e\u011fi sapt\u0131ran, yalan yanl\u0131\u015f yaz\u0131larla, propagandalarla halk\u0131 i\u011ffal ederek haktan uzakla\u015ft\u0131rman\u0131n ak\u0131beti ne kadar fecidir. \u0130nsanlar\u0131 ebedi azaba s\u00fcr\u00fckleyen bu doland\u0131r\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n vebali kar\u015f\u0131s\u0131nda d\u00fcnyan\u0131n o s\u00fcfl\u00ee kazan\u00e7lar\u0131, ahiretteki azab\u0131 ne kadar \u015fiddetlendirecektir. Onlar kendi g\u00f6n\u00fcllerince g\u00fcya buna da bir \u00e7are bulmu\u015flar ve cahil halka, avama \u015fu \u00fcmniyyeyi de telkin ederek demi\u015flerdir ki, say\u0131l\u0131 birka\u00e7 g\u00fcnden ba\u015fka bize cehennem ate\u015fi hi\u00e7 temas etmiyecek (dokunmayacak)tir.<\/p>\n<p>Tefsirciler, bu say\u0131l\u0131 g\u00fcnlerin adedi hakk\u0131nda onlardan \u00e7e\u015fitli s\u00f6zler de rivayet etmi\u015flerdir ki, bunlar\u0131n en belli ba\u015fl\u0131s\u0131 k\u0131rk g\u00fcn. Nahcevan\u00ee Tefsiri&#8217;nde beyan olundu\u011funa g\u00f6re, Tevrat&#8217;ta Allah&#8217;\u0131 b\u0131rak\u0131p da buza\u011f\u0131ya tapanlar\u0131n ate\u015fe at\u0131lacaklar\u0131 hakk\u0131nda \u00e2yetin zuhur (ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131) ve i\u015ftihar\u0131 (me\u015fhur olu\u015fu) \u00fczerine yahudi halk\u0131n\u0131n \u00fcmniyyeleri k\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ve \u0130sl\u00e2m dinine girmek temay\u00fcl\u00fcn\u00fc g\u00f6stermeye ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131. Bunu g\u00f6ren yahudi bilginler, tela\u015fa d\u00fc\u015ferek ilan etmi\u015flerdi ki, &#8220;Buza\u011f\u0131ya ibadet, Hz. Musa&#8217;n\u0131n yoklu\u011funda ancak k\u0131rk g\u00fcn s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fc. \u015eu halde biz yahudiler cehennemde nihayet k\u0131rk g\u00fcnden fazla kalmayaca\u011f\u0131z.&#8221; \u015feklinde teselli ve m\u00fcjde vermi\u015flerdi . Yahudilerin bir tak\u0131m\u0131ndan da Asma\u00ee, \u015fu iddiay\u0131 hikaye etmi\u015ftir ki: Buza\u011f\u0131ya tapmalar\u0131n\u0131n m\u00fcddeti yedi g\u00fcnden ibaret imi\u015f. \u0130bn\u00fc Abbas ve M\u00fccahid&#8217;den dahi rivayet olundu\u011funa g\u00f6re; yahudiler &#8220;D\u00fcnyan\u0131n \u00f6mr\u00fc yedi bin senedir, biz de her bin sene i\u00e7in bir g\u00fcn azap g\u00f6rece\u011fiz.&#8221; demi\u015fler. Di\u011fer bir rivayette de yahudiler, &#8220;Cehennemin bir taraf\u0131ndan bir taraf\u0131 zakkum a\u011fac\u0131na kadar k\u0131rk senelik yoldur ve onlar bir senelik yolu bir g\u00fcnde alarak k\u0131rk g\u00fcnde tamam edeceklerdir.&#8221; diye Tevrat&#8217;ta zikredilmi\u015f bulundu\u011fu iddias\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir.<\/p>\n<p>81-Ey Muhammed, sen onlara \u015f\u00f6yle s\u00f6yle ve de ki; Siz, bu konuda Allah&#8217;dan bir ahd, bir s\u00f6z m\u00fc ald\u0131n\u0131z? E\u011fer \u00f6yle ise, Allah ahdini bozmaz, verdi\u011fi s\u00f6zden d\u00f6nmez. Yoksa bilemiyece\u011finiz bir \u015feyi Allah&#8217;a iftira ederek s\u00f6yleyiveriyor musunuz? Hay\u0131r, mesele onlar\u0131n dedi\u011fi gibi de\u011fil, her kim bir seyyie kazan\u0131r, bir fenal\u0131k yapar ve yapt\u0131\u011f\u0131 fenal\u0131k kendisini her taraf\u0131ndan ku\u015fat\u0131rsa; i\u00e7ini ve d\u0131\u015f\u0131n\u0131, kalbini, dilini ve di\u011fer azalar\u0131n\u0131 tamamen kaplarsa, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirir ve bir de helal g\u00f6rmeye ba\u015flarsa \u0130\u015fte bunlar ate\u015f ehli, ate\u015f ashab\u0131d\u0131rlar, onlar o ate\u015fte s\u00fcresiz kal\u0131c\u0131d\u0131rlar. \u00d6yle onlar\u0131n umdu\u011fu ve iddia etti\u011fi gibi, yedi g\u00fcnde, k\u0131rk g\u00fcnde de\u011fil, hi\u00e7bir zaman o ate\u015ften \u00e7\u0131k\u0131p kurtulamazlar, hep orada kal\u0131rlar, oras\u0131 ebedilik \u00e2lemidir. Ve bunlar o \u00e2leme g\u00fcnaha batm\u0131\u015f olarak, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe bulanm\u0131\u015f olarak ve temiz hi\u00e7bir yanlar\u0131 kalmam\u0131\u015f olarak gitmi\u015fler ve art\u0131k fenal\u0131k onlar\u0131n ebed\u00ee hasleti ve genel \u00f6zelli\u011fi olmu\u015ftur. \u0130nsan\u0131 ku\u015fatan bir tek k\u00f6t\u00fcl\u00fck b\u00f6yle sonu\u00e7 verirse bir\u00e7ok k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe bula\u015fm\u0131\u015f olanlar\u0131n halleri art\u0131k k\u0131yas edilsin. Demek olur ki, g\u00fcnah her taraf\u0131n\u0131 kaplamam\u0131\u015f olanlar, cehennem ate\u015finde ebed\u00ee kalacaklardan de\u011filler. Kalbinde zerre kadar iman\u0131 kalabilenler, g\u00fcnah\u0131 g\u00fcnah bilenler ve ona helal demeyenler hakk\u0131nda hul\u00fbd (ebed\u00ee azap) yoktur. Say\u0131l\u0131 g\u00fcnler asl\u0131nda bunlar i\u00e7in tasavvur olunabilir.<\/p>\n<p>82-83-Di\u011fer taraftan iman edip, iyi ameller i\u015fleyen kimseler ise i\u015fte bunlar cennet ehli, cennet ashab\u0131d\u0131rlar ve o cennette ebed\u00ee kalacaklar.<\/p>\n<p>Cennet ve cehennem hakk\u0131nda ve kimlerin cennet ehli ve kimlerin cehennem ehli olduklar\u0131 hakk\u0131nda Allah&#8217;\u0131n ahdi, va&#8217;di ve tehdidi ve Peygamberine bildirdi\u011fi i\u015fte bunlard\u0131r.<\/p>\n<p>Art\u0131k bu bilgiler \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda Allah&#8217;\u0131n rahmetinin, gazab\u0131na \u00fcst\u00fcn oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne istinat ederek, seyyiat (k\u00f6t\u00fcl\u00fckler) ile kaplanm\u0131\u015f ve kalblerinde zerre kadar bile iman kalmam\u0131\u015f olanlar\u0131n dahi ate\u015fte ebed\u00ee kalmayacaklar\u0131n\u0131 sanmak ve vehm etmek; yahudilerin &#8220;say\u0131l\u0131 g\u00fcnler&#8221; kuruntusuna d\u00fc\u015fmek ve il\u00e2h\u00ee adaleti ink\u00e2r etmek demektir. \u0130l\u00e2h\u00ee rahmetin \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ve onun ahirette rah\u00eemiyet olarak zuhura gelece\u011fi, k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin ebed\u00ee ceza ile cezaland\u0131r\u0131laca\u011f\u0131 s\u0131rf g\u00fcnah kesilmi\u015f olan kimselerin, &#8220;M\u00e2liki yevmidd\u00een&#8221; huzurunda ebed\u00ee ma\u011flubiyetlerini gerektirece\u011fi unutulmamal\u0131d\u0131r. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ortaya koydu\u011fu bilgi ve hikmete g\u00f6re; ahiret \u00e2lemi bir ikinci olu\u015ftur ve \u015f\u00fcphe yok ki, o ikinci olu\u015fun tohumu da bu birinci olu\u015ftan, yani d\u00fcnya hayat\u0131ndan gidecektir. \u015eu halde d\u00fcnyadan gidi\u015finde g\u00fcnaha batm\u0131\u015f ve bulanm\u0131\u015f olan nefsin, ikinci olu\u015funda g\u00fcnah\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan ba\u015fka bir\u015fey tasavvur etmek, o ikinci olu\u015fu da bu birinci olu\u015f saym\u0131\u015f gibi bir \u00e7eli\u015fki olur. Fakat k\u00f6t\u00fcl\u00fck tamamen nefsi sar\u0131p istila etmemi\u015f ve o nefiste zerre kadar bir hay\u0131r, bir tutar taraf kalm\u0131\u015fsa, i\u015fte o zaman ilah\u00ee rahmetin \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc, o kimsenin ate\u015fte ebediyyen kalm\u0131yarak ak\u0131bet kurtulu\u015fa ermesini gerektirir. diyen \u0130srailo\u011fullar\u0131 soyunun, bu il\u00e2h\u00ee ahid kar\u015f\u0131s\u0131ndaki durumlar\u0131 nedir? Ger\u00e7i daha yukar\u0131larda ge\u00e7en a\u00e7\u0131klamalar, bunlar\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerini tek tek ifade etmi\u015ftir. Bununla beraber, ey Muhammed, onlara ve b\u00fct\u00fcn insanlara \u015funu bir defa daha hat\u0131rlat:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>83- Hani bir vakitler \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan \u015f\u00f6ylece m\u00eesak (kesin bir s\u00f6z) alm\u0131\u015ft\u0131k: Allah&#8217;dan ba\u015fkas\u0131na tapmayacaks\u0131n\u0131z, ana-babaya iyilik, yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 olanlara, \u00f6ks\u00fczlere, \u00e7aresizlere de iyilik yapacaks\u0131n\u0131z, insanlara g\u00fczellikle s\u00f6z s\u00f6yleyecek, namaz\u0131 k\u0131lacak, zekat\u0131 vereceksiniz. Sonra \u00e7ok az\u0131n\u0131z m\u00fcstesna olmak \u00fczere s\u00f6z\u00fcn\u00fczden d\u00f6nd\u00fcn\u00fcz, h\u00e2l\u00e2 da d\u00f6n\u00fcyorsunuz.<\/p>\n<p>84- Biz az\u00fbm\u00fc\u015f\u015fan, daha \u00f6nceleri bu \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;ndan \u015f\u00f6ylece m\u00eesaklar\u0131n\u0131 alm\u0131\u015f idik:<\/p>\n<p>1- Allah&#8217;dan ba\u015fka ma&#8217;bud tan\u0131m\u0131yacak ve ondan ba\u015fkas\u0131na ibadet ve kulluk etmiyeceksiniz.<\/p>\n<p>2- Ebeveyne, yani babaya ve anaya ihsan eyliyecek, her y\u00f6n\u00fcyle iyilik ve g\u00fczellik g\u00f6sterecek, ho\u015f\u00e7a davranacaks\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>3- Ayn\u0131 \u015fekilde kim olursa olsun kendilerine yak\u0131nl\u0131k sahibi oldu\u011funuz akrabalara,<\/p>\n<p>4- Babalar\u0131 \u00f6lm\u00fc\u015f, yetim kalm\u0131\u015f \u00e7ocuklara,<\/p>\n<p>5- Mai\u015fetlerini kazanamayan, ellerinde avu\u00e7lar\u0131nda bir ge\u00e7im vas\u0131tas\u0131 bulunmayan yoksullara dahi ihsan edeceksiniz.<\/p>\n<p>6- Di\u011fer insanlara da g\u00fczel s\u00f6z s\u00f6yleyiniz.<\/p>\n<p>7- ve namaz\u0131 ikame ediniz, iyice k\u0131l\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>8- Zekat\u0131 da veriniz.<\/p>\n<p>Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131! Siz Allah&#8217;a b\u00f6yle m\u00eesak vermi\u015ftiniz, sonra verdi\u011finiz bu s\u00f6zden, bu m\u00eesaktan y\u00fcz \u00e7evirdiniz, vazge\u00e7tiniz. Bir k\u0131sm\u0131 d\u00fcnyadaki huzur ve g\u00fcvenli\u011fe, bir k\u0131sm\u0131 da ahirette sevap kazanmaya ait olan bu esasl\u0131 emirleri a\u011f\u0131r bulup, ahdinizi bozdunuz, ancak i\u00e7inizden pek az\u0131 m\u00fcstesna. Kald\u0131 ki, bu m\u00fcstesna az\u0131nl\u0131k, Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finden \u00f6nce bu m\u00eesak (anla\u015fma) uyar\u0131nca amel ederler, dinlerinin emirlerini yerine getirirlerdi. Hz. Muhammed&#8217;in peygamberli\u011finden sonra da ona iman ederek yine ayn\u0131 m\u00eesak\u0131 en m\u00fckemmel \u015fekilde yerine getirdiler. \u0130\u015fte bu m\u00fcstesna az\u0131nl\u0131k Abdullah b. Selam ve benzeri zevatt\u0131r. Bu pek az ki\u015filer istisna edilince siz h\u00e2l\u00e2 o y\u00fcz \u00e7evirmede devam edip durmaktas\u0131n\u0131z. Bu hususlarda b\u00f6yle oldu\u011funuz gibi, do\u011frudan do\u011fruya hayat hakk\u0131n\u0131zla ilgili olan m\u00eesaklarda da siz b\u00f6ylesiniz. Bak\u0131n\u0131z;<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>84- Yine bir zamanlar m\u00eesak\u0131n\u0131z\u0131 alm\u0131\u015ft\u0131k; birbirinizin kanlar\u0131n\u0131 d\u00f6kmeyeceksiniz, n\u00fcfusunuzu diyar\u0131n\u0131zdan \u00e7\u0131karm\u0131yacaks\u0131n\u0131z. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrar\u0131n\u0131za \u015fahit de oldunuz.<\/p>\n<p>85- Sonra sizler \u00f6yle kimselersiniz ki, kendilerinizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlar\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131yorsunuz, onlar aleyhinde k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k g\u00fcd\u00fcyor ve bu konuda birle\u015fip birbirinize arka \u00e7\u0131k\u0131yorsunuz, \u015fayet size esir olarak gelirlerse fidyele\u015fmeye kalk\u0131yorsunuz. Halbuki yurtlar\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131lmalar\u0131 size haram k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f idi. Yoksa siz kitab\u0131n bir k\u0131sm\u0131na inan\u0131p bir k\u0131sm\u0131n\u0131 ink\u00e2r m\u0131 ediyorsunuz? \u015eu halde i\u00e7inizden b\u00f6yle yapanlar, netice olarak d\u00fcnya hayat\u0131nda peri\u015fanl\u0131ktan ba\u015fka ne kazan\u0131rlar, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde de en \u015fiddetli azaba u\u011frat\u0131l\u0131rlar. Allah, yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan gafil de\u011fildir.<\/p>\n<p>Ve hani sizden m\u00eesak alm\u0131\u015ft\u0131k;<\/p>\n<p>9- Birbirinizin kanlar\u0131n\u0131 d\u00f6kmeyeceksiniz,<\/p>\n<p>10- kendi n\u00fcfusunuzu diyar\u0131n\u0131zdan \u00e7\u0131karmayacaks\u0131n\u0131z, yani birbirinizi vatan\u0131n\u0131zdan s\u00fcr\u00fcp \u00e7\u0131karmayacak, g\u00f6\u00e7e zorlamayacaks\u0131n\u0131z diye sizden m\u00eesak alm\u0131\u015ft\u0131k. sonra siz buna ikrar da verdiniz, iltizam da ettiniz, o halde ki, hepiniz birbirinize \u015fahit bulunuyordunuz, yahut bunun b\u00f6yle oldu\u011funa bug\u00fcn dahi \u015fahitlik edersiniz.<\/p>\n<p>Bu suretle tamam\u0131 ona ula\u015fan emir ve yasaklar\u0131 i\u00e7ine alan ve genel olarak &#8220;on emir&#8221; ad\u0131 verilen Tevrat ilkelerine benzeyen bu on adet m\u00eesak\u0131n, Tevrat h\u00fck\u00fcmleri mi, yoksa Hatem\u00fc&#8217;l-Enbiya (Peygamberlerin sonuncusu) Efendimiz&#8217;e verdikleri ahit suretleri mi oldu\u011fu hakk\u0131nda iki rivayet vard\u0131r ki, biz bu iki rivayetin, ikisinin de s\u0131hhatine kail olmak istiyoruz.<\/p>\n<p>85-Bilindi\u011fi gibi \u0130srailo\u011fullar\u0131, esas itibariyle Tevrat ilkelerine de uygun olan bu h\u00fck\u00fcmler dairesinde Hicret&#8217;in akabinde, Peygamber Efendimiz ile antla\u015fma yapt\u0131ktan sonra da yine antla\u015fmay\u0131 bozmu\u015flard\u0131. Bunun i\u00e7in buyuruluyor ki, sonra sizler, yani \u015fimdiki sizler, i\u015fte \u00f6yle insanlars\u0131n\u0131z ki, kendilerinizi, kendinizden olan n\u00fcfusunuzu \u00f6ld\u00fcr\u00fcyorsunuz, ferd\u00ee ve ictima\u00ee m\u00e2n\u00e2da intihar ediyorsunuz, i\u00e7inizden bir k\u0131sm\u0131n\u0131 yurtlar\u0131ndan, vatanlar\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131yorsunuz. \u0130\u015fte bunu tek ba\u015f\u0131n\u0131za yapamazs\u0131n\u0131z, fakat onlar\u0131n aleyhinde d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck \u00fczerine birle\u015fiyor, s\u0131rt s\u0131rta veriyorsunuz, yani vicdanlar\u0131n kabul etmeyece\u011fi fenal\u0131k ve sald\u0131rganl\u0131klarda birbirinize arka oluyor, o k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri topluca yap\u0131yorsunuz. Ve \u015fayet onlar d\u00fc\u015fman elinde esir olarak size gelirlerse, fidyelerini \u00f6deyip onlar\u0131 kurtarmaya da kalk\u0131yorsunuz. Asl\u0131nda bu c\u00fcmleyi, &#8220;Onlar size esir d\u00fc\u015ferlerse \u00fcstelik onlardan fidye almaya da kalk\u0131yorsunuz.&#8221; diye anlamak daha do\u011fru gibi g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Nitekim Ebu M\u00fcslim Isfahan\u00ee \u00f6yle anlam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Lakin \u0130bni Kesir, Ebu Amr, \u0130bn\u00fc \u00c2mir, Hamza ve Halefi \u00c2\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde s\u00fcl\u00e2s\u00ee olarak &#8220;t\u00e2&#8221;n\u0131n fethi, &#8220;f\u00e2&#8221;n\u0131n s\u00fck\u00fbnu ile k\u0131r\u00e2eti buna m\u00fcsait de\u011fildir. Bunun i\u00e7in tefsircilerin \u00e7o\u011funlu\u011fu \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2y\u0131 tercih etmi\u015flerdir. Ger\u00e7i b\u00f6yle fidyelerini \u00f6deyip, onlar\u0131 esaretten kurtarmak k\u00f6t\u00fc bir \u015fey de\u011fildir, fakat b\u00f6yle yapmalar\u0131, bunlar\u0131n yine kendilerinden oldu\u011funu ikrar ve bunlar\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131rken kendilerinden oldu\u011funu bilerek, kasden ve s\u00f6zkonusu m\u00eesaka ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fmekle zulmen \u00e7\u0131karm\u0131\u015f bulunduklar\u0131n\u0131 itiraf demek oldu\u011fundan, \u00e2yetin siyak\u0131 itibariyle aleyhlerinde bir belge te\u015fkil etmi\u015ftir. Bu noktay\u0131 nassa ba\u011flamak i\u00e7in yukardaki fiiline ait olan \u015fu h\u00e2l c\u00fcmlesi buraya tehir olunmu\u015ftur: Halbuki esasen onlar\u0131 kovup \u00e7\u0131karmak size yasak k\u0131l\u0131nm\u0131\u015ft\u0131, onlar\u0131 \u00e7\u0131karman\u0131z zaten caiz de\u011fildi. Allah&#8217;la olan m\u00eesak\u0131n\u0131z\u0131n h\u00fck\u00fcmlerine g\u00f6re bundan yasaklanm\u0131\u015ft\u0131n\u0131z. B\u00f6yle iken yine de onlar\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131yorsunuz. Onlar ya sizdendir, ya de\u011fildir. Sizden iseler ne hakla \u00e7\u0131kar\u0131yorsunuz, de\u011filseler ne diye fidyelerini \u00f6demeye kalk\u0131\u015f\u0131yorsunuz da muahitlerinize (ahitle\u015ftiklerinize) kar\u015f\u0131 onlara a\u00e7\u0131k\u00e7a yard\u0131m ediyorsunuz?<\/p>\n<p>S\u00fcdd\u00ee&#8217;den gelen bir rivayete g\u00f6re, Medine yak\u0131n\u0131ndaki yahudilerden Beni Kureyza, Araptan Evs kabilesinin halifi yani antla\u015fmal\u0131s\u0131 imi\u015fler, Beni Nadir de Hazre\u00e7 kabilesinin muahidi, yani antla\u015fmal\u0131s\u0131 imi\u015fler. Bunlar birbirleriyle sava\u015f yapt\u0131klar\u0131, her f\u0131rka \u00f6ld\u00fcrme, memleketi harap etme ve ahaliyi s\u00fcr\u00fcp \u00e7\u0131karma gibi hususlarda kendi m\u00fcttefiklerine yard\u0131m eder, fakat her iki taraf yahudilerinden bir kimse esir olursa birle\u015fir fidye toplayarak onu kurtar\u0131rlarm\u0131\u015f. Araplar bu nas\u0131l \u015fey? Hem onlarla sava\u015f\u0131yorsunuz, hem de esirlerini kurtarmak i\u00e7in fidye veriyorsunuz diye kendilerine serzeni\u015fte bulununca, onlar da biz kitab\u0131m\u0131z\u0131n h\u00fckm\u00fc gere\u011fince bunlar\u0131 fidye ile kurtarmaya mecburuz. Esasen bunlarla sava\u015fmam\u0131z da yasakt\u0131r, ama ne \u00e7are, s\u00f6z verdi\u011fimiz m\u00fcttefiklerimizin a\u015fa\u011f\u0131lanmas\u0131ndan da utan\u0131yoruz, derlermi\u015f.<\/p>\n<p>Buna kar\u015f\u0131 buyuruluyor ki, acaip, siz kitab\u0131n bir k\u0131sm\u0131na iman eder de di\u011fer k\u0131sm\u0131n\u0131 ink\u00e2r m\u0131 edersiniz? Bunun sonucunun ne oldu\u011funu bilir misiniz? Sizden bunu yapanlar\u0131n cezas\u0131 ba\u015fka de\u011fil, mutlaka d\u00fcnya hayat\u0131nda b\u00fcy\u00fck peri\u015fanl\u0131k, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcnde de b\u00f6yleleri azab\u0131n en \u015fiddetlisine u\u011frat\u0131lacakt\u0131r. Nitekim d\u00fcnyada Beni Kurayza \u00f6ld\u00fcr\u00fclmek ile, Beni Nadir de yurtlar\u0131ndan kovulup s\u00fcrg\u00fcne g\u00f6nderilmekle bu felaketi g\u00f6zleriyle g\u00f6rm\u00fc\u015f ve bizzat ya\u015fam\u0131\u015flard\u0131. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fcndeki o \u015fiddetli azab\u0131 da elbette g\u00f6receklerdir. Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131! Siz o gizli gizli \u00e7evirdi\u011finiz fesatlar a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmaz, onlar\u0131n cezas\u0131 verilmez mi zannedersiniz? Allah yapt\u0131klar\u0131n\u0131zdan gafil de\u011fildir.<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>86- Bunlar ahireti, d\u00fcnya hayat\u0131na satm\u0131\u015f kimselerdir. Onun i\u00e7in bunlardan azap hafifletilmez ve kendilerine bir yerden yard\u0131m da gelmez.<\/p>\n<p>86-Ey Muhammed! \u0130\u015fte bunlar, \u00e7irkin \u00f6zellikler ile vas\u0131flanm\u0131\u015f olan \u0130srailo\u011fullar\u0131 ve bunlara benzeyenler, \u00f6yle g\u00fcruhtur ki bunlar, ahireti verip d\u00fcnya denilen a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k hayat\u0131 sat\u0131n alm\u0131\u015flard\u0131r. Bunlar\u0131n ahirete imanlar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan, ileriye d\u00f6n\u00fck herhangi bir haklar\u0131 da kalmam\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7i \u00f6nce yok de\u011fildi, fakat o saadeti be\u015f on paraya satt\u0131lar. Bundan dolay\u0131 bunlar\u0131n ileride \u00e7ekecekleri azab asla hafifletilmez, kendilerine hi\u00e7bir taraftan yard\u0131m da olunmaz. Bu al\u0131\u015f-veri\u015f ustalar\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn kazan\u00e7lar\u0131, bu korkun\u00e7 ziyandan, bu ebed\u00ee peri\u015fanl\u0131ktan ibarettir. Onlar istedikleri kadar &#8220;say\u0131l\u0131 g\u00fcnler&#8221; kuruntusuyla g\u00f6n\u00fcl e\u011flendirip dursunlar, ruhlar\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fck ile dopdolu olan bu bezirganlar\u0131n azaplar\u0131 kesilmek \u015f\u00f6yle dursun, hafiflemez bile. Zira ebediyyen sat\u0131lm\u0131\u015f bir mal\u0131n mahrumiyetini \u00e7ekmek de ebed\u00eedir.<\/p>\n<p>D\u00fcnya, veya &#8216;den ismi tafdilinin m\u00fcennesi olup &#8220;en yak\u0131n&#8221; yahut &#8220;pek al\u00e7ak&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir s\u0131fatt\u0131r. gibi isimlere s\u0131fat olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan ba\u015fka ahiret kelimesi gibi ve onun kar\u015f\u0131t\u0131 bir isim olarak da kullan\u0131l\u0131r ki, o zaman yahut terkiplerinden birinin yerine ge\u00e7er. Bununla beraber Kur&#8217;\u00e2n&#8217;da bu m\u00e2n\u00e2 hep s\u0131fat tamlamas\u0131 olarak yer alm\u0131\u015ft\u0131r. \u015eu halde &#8220;hayat-\u0131 d\u00fcnya&#8221; &#8220;d\u00fcnyan\u0131n hayat\u0131&#8221; de\u011fil, d\u00fcnya denilen hayat, yani a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k ve al\u00e7ak hayat anlam\u0131nad\u0131r. Veyahut bug\u00fcn fiilen i\u00e7inde bulunulmak itibariyle &#8220;en yak\u0131n bulunan hayat&#8221; demek olur. \u0130leride bu d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n nelerden ibaret bulundu\u011funu a\u00e7\u0131klayacak \u00e2yetler gelecektir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte onlar\u0131n Allah&#8217;la olan antla\u015fmalar\u0131n\u0131n hi\u00e7 birinde durmamalar\u0131, verdikleri her ahdi bozmalar\u0131 ve tek tek say\u0131lan b\u00fct\u00fcn g\u00fcnahlar\u0131 i\u015flemi\u015f olmalar\u0131 ahireti bu d\u00fcnya hayat\u0131na satm\u0131\u015f olmalar\u0131ndan ve ahirete imanlar\u0131 kalmam\u0131\u015f olmas\u0131ndand\u0131r. B\u00f6yle olanlar, \u015f\u00fcphesiz ki \u00f6l\u00fcmlerinden sonras\u0131 i\u00e7in hi\u00e7bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnemez ve onun i\u00e7in hi\u00e7bir haz\u0131rl\u0131k yapamazlar. Be\u015f-on g\u00fcnl\u00fck ge\u00e7ici bir hayat i\u00e7in her fenal\u0131\u011f\u0131 g\u00f6ze al\u0131r, be\u015f-on para i\u00e7in Allah&#8217;\u0131n kitaplar\u0131n\u0131 bozarlar. Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131na kar\u015f\u0131 her fenal\u0131\u011f\u0131 yapar ve yapt\u0131klar\u0131ndan da pi\u015fmanl\u0131k duymazlar. &#8220;Say\u0131l\u0131 g\u00fcnler&#8221; kuruntusunu uydurmalar\u0131 da bu imans\u0131zl\u0131klar\u0131ndand\u0131r. Ruhlar\u0131 b\u00f6ylesine g\u00fcnah ile kaplanm\u0131\u015f bulunanlar elbette ate\u015fte ebed\u00ee kalacaklar ve en \u015fiddetli azab\u0131 g\u00f6receklerdir.<\/p>\n<p>Bu uyar\u0131 h\u00fckm\u00fc bu suretle sona erdirildikten sonra \u015fimdi de bunlar\u0131n Hz. Peygamber&#8217;e kar\u015f\u0131 giri\u015ftikleri s\u00fbikaste i\u015faretle bu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan dahi cinayet i\u015flemeye ne kadar istekli olduklar\u0131 a\u00e7\u0131klanarak, ebed\u00ee azaba ne kadar hak kazand\u0131klar\u0131 iyice a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olacakt\u0131r:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>87- Cel\u00e2lim hakk\u0131 i\u00e7in Musa&#8217;ya o kitab\u0131 verdik, arkas\u0131ndan birtak\u0131m peygamberler de g\u00f6nderdik, hele Meryem o\u011flu \u0130sa&#8217;ya apa\u00e7\u0131k mucizeler verdik, onu R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs ile de destekledik. Size nefislerinizin ho\u015flanmayaca\u011f\u0131 bir emirle gelen her peygambere kafa m\u0131 tutacaks\u0131n\u0131z? Kibrinize dokundu\u011fu i\u00e7in onlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131na yalan diyecek, bir k\u0131sm\u0131n\u0131 da \u00f6ld\u00fcrecek misiniz?<\/p>\n<p>87- &#8220;vav&#8221; harfi, kasem i\u00e7indir, &#8220;l\u00e2m&#8221; onun cevab\u0131, &#8220;kad&#8221; ise tahkik harfidir ki, demektir. Yani n\u00e2m ve \u015fan-\u0131 uluhiyetime yemin olsun ki, muhakkak surette biz az\u00eem\u00fc\u015f\u015fan Musa&#8217;ya o kitab\u0131, yani \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n \u00f6teden beri h\u00fck\u00fcmlerini \u00e7i\u011fneyegeldikleri Tevrat&#8217;\u0131 verdik, ve arkas\u0131ndan onun izinde ve ayn\u0131 \u015feriatle memur nice peygamberler daha g\u00f6nderdik. Ki bunlar Y\u00fb\u015fa, \u0130\u015fmuil, \u015eem&#8217;\u00fbn, Davut, S\u00fcleyman, \u015ea&#8217;ya, Armiya, Uzeyr, Hazkil, \u0130lyas, Elyesa, Yunus, Zekeriyya, Yahya ve daha ba\u015fkalar\u0131d\u0131r. Hepsine selam olsun. Ayr\u0131ca Meryem o\u011flu \u0130sa&#8217;ya beyyineler verdik.<\/p>\n<p>Beyyine: G\u00fcn gibi gayet a\u00e7\u0131k, vaz\u0131h ve cel\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131na s\u0131fattan isim yap\u0131lm\u0131\u015f bir kelimedir ki, kendisi gayet a\u00e7\u0131k ve a\u015fikar olan bir davay\u0131 a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde isbat etmeye yarayan delil demektir. Yani kendisi a\u00e7\u0131k se\u00e7ik, art\u0131k bir ba\u015fka \u015feyin a\u00e7\u0131klamas\u0131na ihtiyac\u0131 kalmam\u0131\u015f olan belge demektir. Peygamberlerin mucizeleri bu \u00e7e\u015fit belgelerdir. \u015eu halde Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n beyyineleri, onun peygamberli\u011fini a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya koyan mucizeleri demek olur ki, bunlar\u0131n neler oldu\u011fu ileride geni\u015f\u00e7e anlat\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130sa: S\u00fcryanice &#8220;\u0130\u015f\u00fb&#8221;dur. Nitekim baz\u0131 h\u0131ristiyanlar &#8220;Yes\u00fb&#8221;, Frenkler &#8220;Jesu&#8221; derler. Bunun ism-i mensubu olan &#8220;Jezvit&#8221; \u0130sev\u00ee, di\u011fer bir tabirle Yes\u00fb\u00ee demek ise de Katolik papazlar\u0131n \u00f6zel olarak kurduklar\u0131 cemiyete mahsus bir isim olmu\u015ftur ki, bir anlamda tarikat demek olan bu cemiyete ve mensuplar\u0131na &#8220;Cizvit&#8221; ad\u0131 verilir.<\/p>\n<p>Meryem: S\u00fcryan\u00ee dilinde &#8220;hizmetk\u00e2r&#8221; m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Arap\u00e7a kad\u0131nlar i\u00e7in meryem, erkeklerdeki &#8220;zir&#8221; gibi bir m\u00e2n\u00e2ya kullan\u0131l\u0131r. &#8220;Zir&#8221; kad\u0131nlara kar\u0131\u015fmas\u0131 ve ziyareti \u00e7ok olan erkek demektir. Nitekim Arap \u015fairi Ru&#8217;be&#8217;nin: &#8220;Hizmet\u00e7isi, kendisine ula\u015fmayan ve kad\u0131nlar aras\u0131na kar\u0131\u015fan kimseye dedim ki: Gen\u00e7lik hevesleri sap\u0131tt\u0131\u011f\u0131n\u0131 pi\u015fman eder.&#8221; beytindeki zir ve meryem bu m\u00e2n\u00e2ya gelmektedir. Biz T\u00fcrkler genellikle &#8220;Meryem Dudu&#8221; deriz.<\/p>\n<p>Hz. Musa&#8217;dan sonraki peygamberler aras\u0131nda Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n bilhassa ismiyle zikredilmesi \u0130sa dininin, Tevrat&#8217;taki baz\u0131 din\u00ee h\u00fck\u00fcmleri nesheden (kald\u0131ran) bir \u00f6zelli\u011fe sahip olmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndand\u0131r. Bundan dolay\u0131 \u0130seviyet, yani H\u0131ristiyanl\u0131k, Musev\u00eelik&#8217;ten ayr\u0131 bir din olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Hz. \u0130sa&#8217;ya bu beyyinat\u0131 (belgeleri) verdikten ba\u015fka bir de onu R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs ile destekleyip takviye ettik. R\u00e2\u011f\u0131b&#8217;\u0131n tarifine g\u00f6re; ruh, esasen canl\u0131n\u0131n \u00f6yle bir c\u00fcz&#8217;\u00fcd\u00fcr ki, canl\u0131da hayat bununla meydana gelir. Ruh ile nefis bir midir, de\u011fil midir? Bunda da uzun uzad\u0131ya ihtilaflar olmu\u015ftur. Nefis asl\u0131nda &#8220;ben&#8221; dedi\u011fimiz \u015feydir. Fakat ruh da bu mudur? Yoksa bunun bir aleti midir? Bu konuda \u00f6zel tasnifler yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, \u00e2yetinin tefsirinde in\u015faallah m\u00fcmk\u00fcn olan izahat\u0131 sunmaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131z. (Bkz: \u0130sr\u00e2, 17\/85). \u015eimdilik \u015fu kadar\u0131n\u0131 s\u00f6yliyelim ki; \u00f6teden beri ruhun mahiyeti hakk\u0131nda s\u00f6z s\u00f6yleyenler bunu ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 ayr\u0131 bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015flerdir. Bu da hareket, hayat ve idraktir. Her\u015feyden \u00f6nce ruh bir hareketin ba\u015flang\u0131c\u0131 olarak tasavvur edilmi\u015ftir. Bizzat harekete ge\u00e7iren her hareket ettirici kuvvet bir ruh, her hareket eden \u015fey de onun eseri kabul edilmi\u015ftir. Buna g\u00f6re, hi\u00e7bir hareket yoktur ki, bir ruh ile ilgili olmas\u0131n. \u015eu kadar var ki, bizzat hareket ettirenler do\u011frudan do\u011fruya, dolayl\u0131 olarak hareket edenler de yine dolayl\u0131 yollardan bir ruha ba\u011fl\u0131 say\u0131l\u0131rlar. Bu anlamda ruh, kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z kuvvet kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 bir m\u00e2n\u00e2ya gelir. \u0130ster yal\u0131n halde olsun, ister \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc olsun, ister \u015fuurlu, ister \u015fuursuz olsun, ister iradeli, ister iradesiz olsun hadd-i zat\u0131nda harekete ge\u00e7irme \u00f6zelli\u011fi bulunan her kuvvet bir ruhtur. Frenkler dinler tarihiyle ilgili ara\u015ft\u0131rmalarda bu g\u00f6r\u00fc\u015fe &#8220;Animizm&#8221; ad\u0131n\u0131 vermi\u015flerdir. Lakin ruhun bu m\u00e2n\u00e2s\u0131 genel de\u011fildir. Bu hareketi, iradeli hareketlere tahsis edecek olursak, o zaman ikinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc m\u00e2n\u00e2lara benzer veya e\u015fde\u011fer veyahut daha \u00f6zel bir amel\u00ee ve ahl\u00e2k\u00ee ruh m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade etmi\u015f oluruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc iradeli hareket, hayat ve idrak ile e\u015f anlaml\u0131, hatta onlardan daha fazla \u00f6zelli\u011fe sahiptir.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak ruh, bir hayat kayna\u011f\u0131 olarak tasavvur olunmu\u015ftur ki, bu birinciden daha \u00f6zel bir anlay\u0131\u015ft\u0131r. Zira hareket, hayat\u0131n belli ba\u015fl\u0131 \u015fartlar\u0131ndan sadece biridir. Her hayatta bir hareket vard\u0131r. Fakat burada hayattan maksat genel anlamda canl\u0131lar\u0131n sahip oldu\u011fu hayatt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bitkilere ait hayata hayat denmesi bu m\u00e2n\u00e2ya uygun oldu\u011fundan de\u011fildir. Zira bitkilerin hayat\u0131nda bir yerden bir yere kitle halinde hareket yoktur. En me\u015fhur m\u00e2n\u00e2s\u0131yle ruh denilince i\u015fte bu hayat kayna\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r ve ruh bizatihi mevcut ve lizatihi canl\u0131 bir kaynak olmak \u00fczere tarif olunur ki, R\u00e2\u011f\u0131p da bunu ifade etmi\u015f demektir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak ruh, gerek c\u00fcz&#8217;\u00ee, gerek k\u00fcll\u00ee bir idrak mebdei (noktas\u0131) olarak kabul olunmu\u015ftur ki, bu da ikinci g\u00f6r\u00fc\u015ften daha \u00f6zeldir. Zira hayat idrakin \u015fartlar\u0131ndan biridir. Daha do\u011frusu idrak dedi\u011fimiz \u015fey, alg\u0131lama derecelerine g\u00f6re hayat\u0131n bir eseridir. Demek ki, idrak sahibi her ruh canl\u0131d\u0131r ve her canl\u0131 kendi kendine hareket etme g\u00fc\u00e7 ve kabiliyetine sahiptir. Bununla beraber her hareket edenin veya hareket ettirenin bu anlamda canl\u0131 olmas\u0131 laz\u0131m gelmeyece\u011fi gibi, her canl\u0131n\u0131n da idrak sahibi olmas\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulacak bir noktad\u0131r. Bu suretle ruh veya canl\u0131 denildi\u011fi zaman \u015fuurun ilk mertebesinden akla ve kuds\u00ee kuvvete var\u0131ncaya kadar derece derece farkl\u0131 mertebeleri y\u00fcklenebilen ve v\u00fccudun asl\u00ee ve g\u00f6lgesel ikili\u011fini i\u00e7ine alan \u015fuur ve idrak kayna\u011f\u0131 kastedilir ki, baz\u0131lar\u0131na g\u00f6re irade ve kendi kendine hareket etmek gibi hususlar bunun teferruat\u0131ndan say\u0131l\u0131r. Bununla beraber duygu ve \u015fuur, ruhun en genel belirleyici \u00f6zelli\u011fidir. \u0130rade ve hareketin yaln\u0131zca \u015fuura ba\u011fl\u0131 \u00f6zellikler oldu\u011fu da g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulmal\u0131d\u0131r. Bu takdirde ak\u0131l, ruhun en ileri ve en m\u00fckemmel g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc olmu\u015f olacakt\u0131r. Halbuki iradenin \u015fuur veya ak\u0131l beraberli\u011fi kabul edilse bile, bedende olan \u00f6teki belirtilerden daha \u00fcst\u00fcn bir de\u011fere sahip bulundu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur. Akla mahkum iradeler bulundu\u011fu gibi, \u015fehvet ve heveslere mahkum ak\u0131llar da vard\u0131r. \u015eu halde ruh denildi\u011fi zaman his ve \u015fuur, ak\u0131l ve idrak g\u00fc\u00e7lerinden ba\u015fka irade g\u00fcc\u00fc gibi \u00f6zellikleri de i\u00e7ine alan daha geni\u015f ve etrafl\u0131 bir hayat cevheri anla\u015f\u0131lmak laz\u0131m gelir. Ger\u00e7ekte de ruh ilminden bahsedenler, ruhun hem nazar\u00ee, hem amel\u00ee kabiliyetlerini g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmaya mecbur kalm\u0131\u015flard\u0131r. Asr\u0131m\u0131z\u0131n ruh ilmi (psikoloji) kitaplar\u0131nda \u015fuur, ruhun en umum\u00ee hadisesi kabul olunmaktad\u0131r. Bununla birlikte ruh\u00ee kuvvetler: Ac\u0131 duyma, tad alma, ho\u015flanma ve nefret gibi duyusal kuvvetler; idrak, d\u00fc\u015f\u00fcnce, tasar\u0131 ve tasavvurlar gibi zihinsel ve akl\u00ee kuvvetler; istek ve irade gibi harekete ge\u00e7irici kuvvetler olmak \u00fczere ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 ana kuvvenin kayna\u011f\u0131 olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. O halde kendine mahsus anlam\u0131yla ruh denilirken kendili\u011finden hareket edebilme, daha do\u011frusu kendi kendini hareket ettirebilme, canl\u0131l\u0131k ve idrak gibi \u00f6zelliklerin \u00fc\u00e7\u00fc birden g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulmal\u0131d\u0131r. Yani ruh, hayat\u0131n da, hareketin de, idrakin de esas sahibi olan bir varl\u0131kt\u0131r. E\u011fer hayat kelimesi, sadece bir y\u00f6n\u00fc ile al\u0131nmay\u0131p bu \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fcn de temsilcisi olarak al\u0131nacak olursa, o zaman bizatihi mevcut ve lizatihi canl\u0131 \u015feklinde tarif ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade ederek, en \u00f6zel anlam\u0131yla ruhun en a\u015fa\u011f\u0131 mertebesini g\u00f6stermi\u015f olur. Asl\u0131nda biz, duyu organlar\u0131 geli\u015fmi\u015f y\u00fcksek canl\u0131larda ve bilhassa insanda bu \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fcn birle\u015fti\u011fini g\u00f6r\u00fcyoruz. \u015eu halde herkesin bildi\u011fi ve anlad\u0131\u011f\u0131 me\u015fhur \u015fekliyle ruhun en alt seviyedeki m\u00e2n\u00e2s\u0131 canl\u0131l\u0131k olarak kabul edilir ve her kuvvete de ruh denilmez. Hayat\u0131n anlam\u0131 ne kadar y\u00fckselirse, ruhun m\u00e2n\u00e2s\u0131 da o \u00f6l\u00e7\u00fcde y\u00fckselmi\u015f olur. Daha do\u011frusu ruh ne \u00f6l\u00e7\u00fcde y\u00fckselirse hayat\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 da o \u00f6l\u00e7\u00fcde y\u00fckselir ve \u00f6zellik kazan\u0131r.<\/p>\n<p>Genel anlam\u0131yla ruhun, kat\u0131 ve hareketsiz olan maddeye z\u0131t bir varl\u0131k oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. En ilkel \u015fekliyle madde ruhsuz bulunabilir, fakat bu m\u00e2n\u00e2da ruhsuz bir cisim var m\u0131d\u0131r? Bu husus m\u00fcnaka\u015fa edilebilirse de ilkel maddeden meydana gelmi\u015f olan her cisim terkibi ve te\u015fekk\u00fcl\u00fc bak\u0131m\u0131ndan bizzat bir kuvvete ve bir ilk harekete sahip olmak durumunda bulundu\u011fundan her cisimde, genel anlamda bir ruh zaten var demektir. Fakat \u00f6zel anlamda ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman, ruhsuz cisimlerin varl\u0131\u011f\u0131ndan \u015f\u00fcphe etmeyiz. Zira nice canl\u0131lar\u0131n, ruhtan ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman \u00f6ld\u00fcklerini g\u00f6rmekteyiz. Demek ki ruhun cisimden ayr\u0131lmas\u0131yla ayr\u0131cal\u0131k kazanaca\u011f\u0131 \u015f\u00fcphe edilecek bir \u015fey de\u011fildir. Fakat esas itibariyle ruhun \u00f6z cevheri ile maddenin \u00f6z cevheri birbirinden apayr\u0131 varl\u0131klar olarak \u00e2lemde iki ayr\u0131 cins cevher var m\u0131d\u0131r? Yoksa maddenin cevheri ruhun cevherine veyahut ruhun cevheri maddenin cevherine r\u00e2ci olmak \u00fczere yaln\u0131zca bir tek \u00e7e\u015fit cevher mi vard\u0131r? Yani k\u00e2inat \u00e2leminden cisimlerin cevheri b\u00fcsb\u00fct\u00fcn kald\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 farzolunsa, ruhlar da ortadan kalkar m\u0131? Yahut aksine ruhun cevheri ortadan kalksa, madd\u00ee cisimler de b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yok olur, ortadan kalkar m\u0131? Yoksa birisi di\u011ferinden ayr\u0131 olarak varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrebilir mi? Felsefe dal\u0131nda her birinin taraftar\u0131 ve savunucular\u0131 bulunan \u00e7e\u015fitli nazariyelerden \u015fimdilik vazge\u00e7erek \u015fu kadar\u0131n\u0131 s\u00f6yleyelim ki ruhun, cevheri ve \u00f6z varl\u0131\u011f\u0131 ne olursa olsun, nev&#8217;inin hakikat\u0131, hatta bir tek nevi i\u00e7inde \u00e7e\u015fitli mertebeleri bulundu\u011fu \u015f\u00fcphe g\u00f6t\u00fcrmez bir ger\u00e7ektir: \u0130nsanlar\u0131n di\u011fer canl\u0131lardan fark\u0131, ruhlar\u0131n\u0131n kendi nev&#8217;ine mahsus \u00f6zelli\u011finden dolay\u0131 oldu\u011fu gibi, be\u015ferin \u00e7e\u015fitli s\u0131n\u0131f ve fertleri aras\u0131ndaki fark da en az\u0131ndan ruh mertebelerinin \u00e7oklu\u011funu g\u00f6stermektedir. Genellikle Peygamberler ise derece farklar\u0131yla birlikte, \u00c2dem k\u0131ssas\u0131ndan anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, ilk f\u0131trata nazaran, be\u015fer nev&#8217;i i\u00e7inde Allah&#8217;\u0131n halifeli\u011fine mazhar olmu\u015f y\u00fcksek bir ruh derecesine sahip kimselerdir. Bu y\u00fczdendir ki, \u00e2deta kendi nevilerinin \u00fcst\u00fcnde say\u0131labilecek bir ayr\u0131cal\u0131klar\u0131 vard\u0131r. Bu y\u00fcksek ruh asaletine sahip bulunmalar\u0131n\u0131n yan\u0131nda il\u00e2h\u00ee te&#8217;yide de mazhar olmalar\u0131 onlar\u0131, hem bilgi ve idrak y\u00f6n\u00fcnden, hem de tasarruf g\u00fcc\u00fc demek olan iradeyi harekete ge\u00e7irme y\u00f6n\u00fcnden ve bazan ikisiyle birden ruh mertebelerinin en y\u00fccelerine eri\u015ftiren tecellilere mazhar k\u0131lar. Bu tecellilerden her biri, be\u015ferin al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f ruh\u00ee davran\u0131\u015flar\u0131ndan \u00e7ok farkl\u0131 ve \u00fcst\u00fcn \u00f6zellikler ta\u015f\u0131r. \u0130\u015fte bu \u00f6zellikler o peygamberlerin, \u00e7e\u015fitli kademelerde mucizelerini meydana getirirler. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, peygamberlere mahsus bilgiler, be\u015fer akl\u0131n\u0131n tekrara ve tecr\u00fcbeye dayal\u0131 olarak elde etti\u011fi al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f bilgi ve idraklerin \u00fcst\u00fcnde bir ilim, tasarruflar\u0131nda da yine normal insanlar\u0131n sahib olabildikleri tasarrufun \u00fcst\u00fcnde bir kudret ve irade zuhur edegelmi\u015ftir. Bunun i\u00e7in ruhlar\u0131n bizzat Allah&#8217;a izafetle sonu\u00e7lanan al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f ve al\u0131\u015f\u0131lmam\u0131\u015f b\u00fct\u00fcn g\u00fc\u00e7lerini, \u00e7e\u015fit ve mertebelerini bir b\u00fct\u00fcn olarak dikkate almayanlar veya alamayanlar, ruhun en y\u00fcksek mertebesini akl\u0131n en a\u015fa\u011f\u0131 mertebesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan ele alarak, harika denilen garip ve nadir olaylar\u0131, daima al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015fa \u015fartlanm\u0131\u015f akl\u0131n en a\u015fa\u011f\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcyle \u00e7\u00f6zmeye \u00e7al\u0131\u015fanlar, peygamberlerin mucizeleri kar\u015f\u0131s\u0131nda hep ink\u00e2r ve te&#8217;vil yoluna sapm\u0131\u015flard\u0131r. Di\u011fer bir k\u0131s\u0131m insanlar da mucizeler nazariyesine sar\u0131larak, genellikle akl\u0131n ve ilmin konusuna giren kesin ger\u00e7ekleri ink\u00e2r etmeye ve g\u00f6rmezlikten gelmeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flard\u0131r. Bunlar\u0131n birincisi ifrat, ikincisi ise tefrittir. Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n b\u00fct\u00fcn s\u0131r ve inceliklerini, ne tekd\u00fcze tekrarlara dayanan prensiplere ba\u011fl\u0131 olarak deneysel ilmin ve fennin belli s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7ine hapsetme\u011fe hakk\u0131m\u0131z var, ne de akl\u0131n ve ilmin kural ve ilkelerini bir kenara iterek, her\u015feyi yaln\u0131zca harikalarla a\u00e7\u0131klama\u011fa hakk\u0131m\u0131z vard\u0131r. \u0130lm\u00ee ara\u015ft\u0131rmalarla ortaya konan yeni yeni bulu\u015flar, ilmin ve fennin sonu olmayan bir geni\u015fli\u011fe sahip bulundu\u011funu g\u00f6steriyor. Bu husus ink\u00e2r kabul etmez bir ger\u00e7ektir. Ayr\u0131ca normal akl\u0131n, ilim ve fennin hi\u00e7bir zaman ink\u00e2r edilemiyecek de\u011fi\u015fmez ve kesin hakikatleri i\u00e7erdi\u011fi de bilinmelidir. \u015eunu da belirtelim ki, sebeplilik (nedensellik) ve \u00e7eli\u015fmezlik kanunlar\u0131 i\u015fte bu \u00e7e\u015fit hakikatlerdendir. Bilgi denilen \u015fey, daha ziyade tekd\u00fcze tekrarlara ba\u011fl\u0131 olarak, deneme yan\u0131lma sonucunda te\u015fekk\u00fcl eder. Ancak k\u00e2inatta de\u011fi\u015fim ve geli\u015fim denilen bir ilke daha vard\u0131r. Halbuki her de\u011fi\u015fim, ilk meydana \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131nda, normal dedi\u011fimiz tekd\u00fcze tekrara dayanan olu\u015flara kar\u015f\u0131 bir hamle ve bir isyan say\u0131l\u0131r. Bu y\u00fczden de bir harikuladelik ifade eder. Bunun i\u00e7in, ilm\u00ee sonu\u00e7lara dayanan iman\u0131n yan\u0131nda mucizeye dayanan iman\u0131n, irade olay\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00e7ok \u00f6nemli bir yeri vard\u0131r. \u00c7ok zamanlar g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr ki, ilim adamlar\u0131n\u0131n kendi konular\u0131 d\u0131\u015f\u0131ndaki i\u015f ve \u00e7abalarda iradeleri olduk\u00e7a zay\u0131ft\u0131r, hatta b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yok denilecek kadar azd\u0131r. Kendi tecr\u00fcbemize dayal\u0131 olarak elde etti\u011fimiz bilgiler, bizde irade olay\u0131n\u0131n te\u015fekk\u00fcl\u00fcne ve g\u00fc\u00e7lenmesine katk\u0131da bulunmuyorlar. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k hi\u00e7bir ilm\u00ee \u00f6l\u00e7\u00fcden haberi olmayan baz\u0131 cahiller, ilim adamlar\u0131n\u0131n g\u00f6ze alamayaca\u011f\u0131 i\u015fleri yapabilecek g\u00fc\u00e7l\u00fc iradeler g\u00f6steriyorlar. Bu husus nazar\u00ee olarak herkes\u00e7e kabul edilse bile tatbikatta iradenin, hi\u00e7bir bilgiye ihtiya\u00e7 g\u00f6stermeyen imandan kaynakland\u0131\u011f\u0131 ve oradan kuvvet ald\u0131\u011f\u0131 g\u00f6zleniyor. Bu da normal ilmin sonu\u00e7lar\u0131na inanmaktan de\u011fil, mucizeye inanmaktan do\u011fuyor. \u0130sl\u00e2m dini, bu hakikati tesbit ve ahl\u00e2k\u0131 y\u00fcceltmek i\u00e7in, ilmin ve akl\u0131n kurallar\u0131na \u00f6nem vermekle beraber, iman\u0131 gerektiren mucizelere de yer vermi\u015ftir. Bu sebeple hakik\u00ee din adamlar\u0131n\u0131n bilgileri, kendi iradelerini zay\u0131flatmaz. Onlar ilmin ve akl\u0131n alan\u0131na giren konularda normali kabul ederler, ola\u011fan\u00fcst\u00fc hallerde mucizeye de inan\u0131rlar. Normal insanlar\u0131n sevindikleri konularda onlar\u0131n korktu\u011fu ve endi\u015feye kap\u0131ld\u0131\u011f\u0131, halk\u0131n \u00fcz\u00fcl\u00fcp a\u011flad\u0131klar\u0131 noktalarda ise onlar\u0131n \u00fcmide ve iyimserli\u011fe kap\u0131ld\u0131klar\u0131 y\u00f6nler bulunur. Has\u0131l\u0131 insan ruhunda \u00fcmitsizlik ve korkuyu k\u0131smen de olsa yok etmek i\u00e7in mucizelerin pek b\u00fcy\u00fck etkisi vard\u0131r. S\u0131rf akl\u00ee ve mant\u0131k\u00ee d\u00fc\u015f\u00fcnenlerin karamsarl\u0131ktan ba\u015fka bir\u015fey g\u00f6remedikleri kapkaranl\u0131k zamanlarda mucizeye iman, b\u00f6yle ayr\u0131l\u0131k g\u00fcnlerinde parlayan sevgi g\u00fcne\u015fi gibi, azim ve iradeye musallat olmu\u015f karamsarl\u0131\u011f\u0131n paslar\u0131n\u0131 silip s\u00fcp\u00fcrmeye yeter de artar bile. Fakat \u015furas\u0131 unutulmamal\u0131d\u0131r ki, mucize ve harikalara iman, bir genel ilke gibi ele al\u0131namaz. Zaten isminden de anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 gibi, bunun yaln\u0131zca \u00f6zel ve ola\u011fan\u00fcst\u00fc hallere mahsus bir ilke oldu\u011fu kesindir. Normal haller i\u00e7in aslolan akl\u0131n ve ilmin kurallar\u0131d\u0131r. Ne dine, ne ilme \u00f6nem vermeden, her an harika pe\u015finde ko\u015fanlar ve daima yeni g\u00f6r\u00fc\u015f ve fikirlerle ya\u015famak isteyenler, hi\u00e7bir zaman ilkellikten kurtulamazlar ve insanlar aras\u0131nda ba\u011flant\u0131 sa\u011flayan sosyal kurallar ve ahl\u00e2k\u00ee kaideler b\u0131rakmayacak kadar cahil, sap\u0131k, ba\u015f\u0131bozuk ve ba\u015ftan \u00e7\u0131kar\u0131c\u0131 bir hayat tarz\u0131na mahkum olurlar. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, Kur&#8217;\u00e2n mucizesiyle ortaya konmu\u015f bulunan cihan\u015fum\u00fbl h\u00fck\u00fcmler ve do\u011frular, kevn\u00ee mucize denilen \u00f6teki harikul\u00e2de (ola\u011fan\u00fcst\u00fc) olaylar\u0131n \u00fcst\u00fcnde bir anlam ve de\u011fer ta\u015f\u0131rlar. \u0130\u015fte peygamberlerin ruhlar\u0131, mertebelerine g\u00f6re bu iki cihetle \u00f6zel olarak il\u00e2h\u00ee desteklere mazhar k\u0131l\u0131nm\u0131\u015flard\u0131r. Bu il\u00e2h\u00ee deste\u011fin d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcnt\u00fclerinden birisi de onlar\u0131n ahl\u00e2klar\u0131d\u0131r. Onlar\u0131n ruh mertebeleri, ahl\u00e2k bak\u0131m\u0131ndan ismet (g\u00fcnahs\u0131zl\u0131k) derecesine sahiptir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, \u0130sl\u00e2m inanc\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan peygamberlerin hepsi, \u00e7irkin ve al\u00e7alt\u0131c\u0131 huy ve hareketlerden uzak ve y\u00fcce \u015fahsiyetlerdir. Ger\u00e7i onlar i\u00e7in de be\u015feriyet gere\u011fi bazan zelle (ayak s\u00fcr\u00e7mesi) ve hata m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Fakat onda \u0131srar ve istikrar (devaml\u0131l\u0131k) s\u00f6z konusu de\u011fildir. Bu gibi \u015feyler Allah&#8217;\u0131n yard\u0131m\u0131yla hemen d\u00fczeltilir. Biz, eldeki Tevrat ve \u0130ncil n\u00fcshalar\u0131nda ge\u00e7mi\u015f peygamberlere isnat edilen birtak\u0131m g\u00fcnah ve kabahatlar\u0131n, tahrifler sonucu oldu\u011fundan \u015f\u00fcphe etmeyiz. Cenab-\u0131 Hak, peygamberlerin ruhlar\u0131na \u00e7e\u015fitli mertebelerde g\u00f6nderdi\u011fi bu ilah\u00ee destekleri, \u00f6zellikle Hz. \u0130sa hakk\u0131nda &#8220;Biz onu R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs ile de destekledik&#8221;. (Bakara, 2\/87) \u00e2yetiyle dile getirmi\u015ftir. Meryem o\u011flu \u0130sa, ruh\u00ee bak\u0131mdan bilhassa R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs ile teyid olunmu\u015ftur. Bu g\u00f6sterir ki, R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs, Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n \u015fahsiyetinin bir par\u00e7as\u0131 de\u011fil, sadece onun destekleyicisidir. \u015eu halde h\u0131ristiyanlar\u0131n, R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8217;\u00fc \u0130sa&#8217;n\u0131n \u015fahsiyetine dahil edip, \u00f6z \u015fahsiyetinin bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc gibi tasavvur etmeleri bir bat\u0131l inan\u00e7 \u00f6rne\u011fidir ve ge\u00e7ersizdir.<\/p>\n<p>Acaba R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8217;ten murad nedir? &#8220;R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8221; kelime itibariyle fevkalade temizlik, taharet ve nezahet yahut bereket ruhu, yahut mukaddes ruh demek ise de bunun ger\u00e7ek anlam\u0131 hakk\u0131nda tefsirciler birka\u00e7 rivayet nakletmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>1- M\u00fccahid ve Reb\u00ee&#8217;in beyan\u0131na g\u00f6re; &#8220;el-Kud\u00fcs&#8221; el-Kudd\u00fbs gibi il\u00e2h\u00ee isimlerdendir. \u015eu halde R\u00fbhu&#8217;l-kud\u00fcs, yani Allah&#8217;\u0131n ruhu demek olabilir. Nitekim bu te&#8217;yid dolay\u0131s\u0131yla Hz. \u0130sa&#8217;ya &#8220;r\u00fbhullah&#8221; dahi denilir.<\/p>\n<p>2- \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan bir rivayete g\u00f6re, burada &#8220;R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8221; Allah&#8217;\u0131n ism-i azam\u0131 (en b\u00fcy\u00fck ismi)d\u0131r ki, Hz. \u0130sa bununla \u00f6l\u00fcleri diriltirdi.<\/p>\n<p>3- \u0130ncil&#8217;dir, nitekim &#8220;\u0130\u015fte b\u00f6ylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/52) \u00e2yet-i kerimesinde Kur&#8217;\u00e2n vahyine dahi &#8220;ruh&#8221; denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>4- Kat\u00e2de, S\u00fcdd\u00ee, Dahh\u00e2k ve Reb\u00ee&#8217;in beyan\u0131na ve \u0130bn\u00fc Abbas&#8217;dan di\u011fer bir rivayete g\u00f6re, R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs Cebrail&#8217;dir. Ve buna asahh-i akval, yani rivayetlerin en s\u0131hhatlisi demi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Peygamber Efendimiz, Hass\u00e2n \u0130bni Sabit (r.a.) bir kerre &#8220;Kurey\u015f&#8217;i hicvet, R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs seninledir.&#8221; buyurdu\u011fu gibi, bir ba\u015fka zamanda da &#8220;Ve Cebrail seninledir.&#8221; diye buyurmu\u015flard\u0131r. Demek ki, R\u00fbhu&#8217;l-kud\u00fcs Cebrail aleyhissel\u00e2m\u0131n &#8220;R\u00fbhu&#8217;l-Em\u00een&#8221; gibi di\u011fer bir ismidir. Nitekim Hass\u00e2n (r.a.) dahi beytinde &#8220;Allah&#8217;\u0131n el\u00e7isi olan Cibr\u00eel de bizdedir. O R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8217;\u00fcn ise e\u015fi, benzeri yoktur.&#8221; diyerek R\u00fbhu&#8217;l-K\u00fcd\u00fcs&#8217;\u00fcn Cebrail oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir. Cebrail&#8217;e &#8220;r\u00fbhullah&#8221; dahi denilmesi, di\u011fer bir ilah\u00ee isim olan R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8217;\u00fcn ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2ya geldi\u011fini do\u011frular.<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n diline ait bu kelimelerin g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulmas\u0131 ile R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8217;\u00fcn Cebrail demek oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Lakin bu takdirde \u015fu soru akla gelebilir: Cebrail Hz. \u0130sa&#8217;dan ba\u015fka peygamberlere de indi\u011fi halde burada &#8220;onu R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs ile destekledik.&#8221; il\u00e2h\u00ee ifadesinde s\u00f6z konusu zamire Hz. Musa bile dahil edilmiyerek do\u011frudan do\u011fruya zamirin Hz. \u0130sa&#8217;ya tahsis edilmesinin m\u00e2n\u00e2s\u0131 nedir? Bu ifadeden R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8217;\u00fcn Cebrail&#8217;den ba\u015fka bir \u00f6zel ruh oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaz m\u0131?<\/p>\n<p>Tefsircilerin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re, cevap hay\u0131r. Bu tahsisin anlam\u0131 \u015fudur: Ceb rail&#8217;in Hz. \u0130sa&#8217;ya ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc bir ihtisas\u0131 vard\u0131r ki, di\u011fer peygamberlerde bunun \u00f6rne\u011fi yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Hz. Meryem&#8217;e onun do\u011fumunu m\u00fcjdeleyen Cebrail&#8217;dir. Hz. \u0130sa onun nefhi (\u00fcflemesi) ile do\u011fmu\u015f, onun terbiye ve deste\u011fiyle b\u00fcy\u00fcm\u00fc\u015f, her nereye gittiyse beraberinde gitmi\u015ftir. Nitekim Meryem S\u00fbresi&#8217;nde &#8220;Ona ruhumuzu g\u00f6nderdik, o ruh ona be\u015fer \u015feklinde temess\u00fcl edip g\u00f6r\u00fcnd\u00fc.&#8221; (Meryem, 19\/17) buyurulmu\u015ftur. \u00c2yette ge\u00e7en &#8220;r\u00fbhan\u00e2&#8221;, r\u00fbhullah, R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs, Cebrail&#8217;dir.<\/p>\n<p>Bundan ba\u015fka bilindi\u011fi gibi, \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n, Hz. \u0130sa ve annesi Meryem hakk\u0131nda iffet ve ismete, onlar\u0131n kudsiyetlerine ayk\u0131r\u0131 s\u00f6zler s\u00f6ylemi\u015f olmalar\u0131 ve \u00e2yette esas muhatap olan da yahudiler oldu\u011fundan, Hz. \u0130sa hakk\u0131ndaki bu \u00e2yet, tahsis i\u00e7in de\u011fil, fakat bilhassa yahudilerin isnat ve iftiralar\u0131na kar\u015f\u0131 Hz. \u0130sa&#8217;y\u0131 tenzih i\u00e7in bu teyid \u00f6zellikle s\u00f6z konusu edilmi\u015ftir. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, taharet ve temizlik anlam\u0131na gelen &#8220;R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8221; ismi tercih buyurulmu\u015ftur. \u015eunu da burada hat\u0131rlatmak laz\u0131m gelir ki, Hz. \u0130sa &#8220;R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8221; ile teyid edilmi\u015ftir, fakat R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs ile teyid edilen yaln\u0131zca Hz. \u0130sa de\u011fildir. &#8220;De ki, R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs, onu Rabbinden hak olarak indirmi\u015ftir.&#8221; (Nahl, 16\/102) buyuruldu\u011fu \u015fekilde Peygamber Efendimiz&#8217;e Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Ker\u00eem&#8217;i indiren de R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8217;t\u00fcr. Oysa Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131 ona indirenin Cebrail oldu\u011fu bilinen bir ger\u00e7ektir. Demek ki, R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs Cebrail&#8217;dir. G\u00fc\u00e7 ve kuvvet a\u00e7\u0131s\u0131ndan Cibril veya Cebrail, ismet ve nezahet a\u00e7\u0131s\u0131ndan da R\u00fbhu&#8217;l-Kud\u00fcs&#8217;t\u00fcr.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte ey \u0130srailo\u011fullar\u0131! G\u00f6r\u00fcyorsunuz ki, Allah Te\u00e2l\u00e2&#8217;n\u0131n peygamber ve kitap g\u00f6ndermesi, emsalsiz ve g\u00f6r\u00fclmemi\u015f bir \u015fey de\u011fildir, \u00f6teden beri devam edip gelen bir il\u00e2h\u00ee gelenek, bir s\u00fcnnetullaht\u0131r. Zikrolundu\u011fu \u00fczere bilhassa size Hz. Musa&#8217;dan Hz. \u0130sa&#8217;ya kadar bunca peygamber g\u00f6ndermi\u015f art\u0131k size nefsinizin heva ve heveslerine uymayan ilah\u00ee emirlerle yeni bir peygamber geldik\u00e7e ona uymay\u0131 kibrinize yediremeyip, kafa m\u0131 tutacaks\u0131n\u0131z? o peygamberlerin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 ink\u00e2r edecek, di\u011fer bir k\u0131sm\u0131n\u0131 da ink\u00e2rla yetinmeyip -Zekeriya, Yahya vesaire gibi- \u00f6ld\u00fcrecek misiniz? Yok art\u0131k, o meydan\u0131 bo\u015f bulam\u0131yacaks\u0131n\u0131z. Bu \u00e2yetin anlam\u0131nda Peygamber Efendimiz&#8217;i \u00f6ld\u00fcrmeye azmettiklerine a\u00e7\u0131k bir i\u015faret vard\u0131r. Soru, bu te\u015febb\u00fcslerini y\u00fczlerine \u00e7arpmak \u00fczere ay\u0131plamak ve k\u0131namak (istifham-\u0131 tevb\u00eeh\u00ee) i\u00e7indir.<\/p>\n<p>Bunlar, haklar\u0131nda nazil olan b\u00fct\u00fcn o g\u00fczel nasihatlere, davetlere, ac\u0131 tatl\u0131 hat\u0131rlatmalara, m\u00fcjdelere ve uyar\u0131lara, azarlama ve iltifatlara kar\u015f\u0131 bak\u0131n\u0131z ne dediler:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>88- (Yahudiler, peygamberimize kar\u015f\u0131 alayl\u0131 bir ifade ile): &#8220;Bizim kalblerimiz k\u0131l\u0131fl\u0131d\u0131r.&#8221; dediler. Bilakis Allah, onlar\u0131 k\u00e2firlikleri y\u00fcz\u00fcnden lanetledi. Bundan dolay\u0131 \u00e7ok az imana gelirler.<\/p>\n<p>89- Yanlar\u0131ndakini tasdik etmek \u00fczere onlara Allah kat\u0131ndan bir kitap gelince, daha \u00f6nceleri inanmayanlara kar\u015f\u0131 onunla yard\u0131m isteyip durduklar\u0131 halde, o tan\u0131d\u0131klar\u0131 kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu ink\u00e2r ettiler. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 Allah&#8217;\u0131n laneti k\u00e2firleredir.<\/p>\n<p>90- Ne kadar \u00e7irkindir o u\u011fruna kendilerini satt\u0131klar\u0131 \u015fey ki; Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131ndan diledi\u011fine kendi l\u00fctuf ve kereminden vahiy indirmesine kafa tutarak, Allah ne indirdiyse hepsini ink\u00e2r ettiler. \u0130\u015fte bu y\u00fczden de gazap \u00fcst\u00fcne gazaba u\u011frad\u0131lar. Can yak\u0131c\u0131 azap as\u0131l k\u00e2firler i\u00e7indir.<\/p>\n<p>88-\u011eulf, &#8220;a\u011flef&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. A\u011flef, \u011fulfe veya \u011f\u0131lafdan kabuklu yani s\u00fcnnetsiz ya da k\u0131l\u0131fl\u0131 demektir ki, burada kelime &#8220;ka\u015ferli, ka\u015ferlenmi\u015f&#8221; me\u00e2lindedir. Yosun tutmu\u015f, duyarl\u0131\u011f\u0131n\u0131 yitirmi\u015f anlam\u0131nad\u0131r.<\/p>\n<p>Has\u0131l\u0131 bunlar bizim kalblerimiz k\u0131l\u0131fl\u0131, yani ka\u015ferlidir, kabukludur dediler. Bununla Hz. Muhammed&#8217;in davetine ve Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ir\u015fadlar\u0131na kar\u015f\u0131 kalplerinin kapal\u0131 oldu\u011funu ve bunlar\u0131 dinleme\u011fe, anlama\u011fa yana\u015fmak niyetinde olmad\u0131klar\u0131n\u0131 alay ve k\u00fc\u00e7\u00fcmseme ile s\u00f6ylemek ve il\u00e2h\u00ee hidayete ihtiya\u00e7lar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 iddia etmek suretiyle ak\u0131llar\u0131nca iftihar etmek istediler. Hay\u0131r, i\u015fin asl\u0131 \u00f6yle de\u011fil, belki k\u00fcf\u00fcrleri sebebiyle Allah onlar\u0131 lanetledi, rahmetinden uzakla\u015ft\u0131rd\u0131, &#8220;Allah onlar\u0131n kalplerini ve i\u015fitmelerini m\u00fch\u00fcrlemi\u015ftir, g\u00f6zlerine de perde \u00e7ekilmi\u015ftir. Onlar i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir azap vard\u0131r.&#8221; (Bakara, 2\/7) \u00e2yetinin h\u00fckm\u00fc tecelli eyledi. Onun i\u00e7in bunlar az, pek az iman ederler. Yukar\u0131da &#8220;Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131! Size ihsan etmi\u015f oldu\u011fum nimetimi hat\u0131rlay\u0131n, iyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ve benim ahdimi yerine getirin ki, ben de size verdi\u011fim s\u00f6z\u00fc yerine getireyim.&#8221; (Bakara, 2\/40) \u00e2yet-i cel\u00eelesiyle yap\u0131lan o b\u00fcy\u00fck ve latif davetler ve onu takip eden y\u00fcksek uyar\u0131lar kar\u015f\u0131s\u0131nda bunlar\u0131n en nihayet &#8220;Kalplerimiz k\u0131l\u0131fl\u0131d\u0131r.&#8221; diye inat etmeleri ve b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslay\u0131p iftihar edecek bir sebepten de\u011fil, s\u0131rf mel&#8217;unluklar\u0131ndan ileri gelmektedir.<\/p>\n<p>89-Nas\u0131l lanetlenmesinler ki, Ne zaman ki, onlara Allah taraf\u0131ndan yeni ve b\u00fcy\u00fck bir kitap, yanlar\u0131nda bulunan ve &#8220;sizi ahir zaman neb\u00eesi kurtaracakt\u0131r&#8221; diye m\u00fcjde veren Tevrat&#8217;\u0131 ink\u00e2r etmeyip &#8220;O da Allah kitab\u0131d\u0131r, verdi\u011fi haberler ger\u00e7ektir.&#8221; deyip do\u011frulayan bir kitap, yani Kur&#8217;\u00e2n geldi. Daha \u00f6nceleri ise onlar k\u00fcf\u00fcr ehline, yani m\u00fc\u015frik Araplar&#8217;a kar\u015f\u0131 bunun gelece\u011finden s\u00f6z a\u00e7\u0131yorlar ve bu sayede onlara \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011flayacaklar\u0131na inan\u0131yorlard\u0131. &#8220;Allah&#8217;\u0131m\u0131z Tevrat&#8217;ta \u00f6zelliklerini yaz\u0131l\u0131 buldu\u011fumuz ahir zaman neb\u00eesi h\u00fcrmetine bize yard\u0131m et!&#8221; diye dua ve istimdat ediyorlar ve m\u00fc\u015friklere &#8220;Bizim s\u00f6yledi\u011fimizi tasdik ederek ortaya \u00e7\u0131kacak olan bir peygamberin gelme zaman\u0131 yakla\u015ft\u0131, g\u00f6lgesi \u00fcst\u00fcm\u00fczde dola\u015f\u0131yor. Biz onunla bir olup sizi \u00c2d ve \u0130rem gibi katledece\u011fiz.&#8221; diyorlard\u0131.<\/p>\n<p>\u0130bn\u00fc Abbas, Katade, S\u00fcdd\u00ee demi\u015flerdir ki, Peygamber Efendimiz&#8217;in gelmesinden \u00f6nce Beni Kurayza ve Beni Nadir yahudileri, Evs ve Hazre\u00e7 kabilelerine kar\u015f\u0131 onunla fetih isterlerdi. Bu \u00e2yet bunlar hakk\u0131nda nazil olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Ne zaman ki, Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Az\u00eem\u00fc\u015f\u015fan onlara b\u00f6yle bir halde geldi; o tan\u0131d\u0131klar\u0131 kendilerine gelince bunlar onu ink\u00e2r ettiler, tan\u0131maz oldular. Allah&#8217;\u0131n laneti k\u00e2firleredir. Bunun i\u00e7in bunlar mel&#8217;\u00fbn oldular.<\/p>\n<p>90- Bunlar\u0131n kendilerini u\u011fruna satt\u0131klar\u0131 \u015fey ne kadar fena, ne kadar \u00e7irkindir! ki Allah&#8217;\u0131n indirdi\u011fi m\u00fcbarek kitaba ve Hz. Muhammed&#8217;in risaletine k\u00fcfretmeleri, hem de pek al\u00e7ak, pek rezilane bir sebeple k\u00fcfretmeleridir. Bilir misiniz onlar buna ni\u00e7in k\u00fcfrettiler? Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131ndan diledi\u011fi bir kuluna, s\u0131rf l\u00fctuf ve kereminden ihsan olarak, peyderpey nimet indirmesine, onu ahir zaman nebisi yapmas\u0131na kar\u015f\u0131 ba\u011fyen, yani o peygamberli\u011fin do\u011frudan do\u011fruya kendilerine indirilmesini istediklerinden, bu peygamber bizden, bizim \u0131rk\u0131m\u0131zdan de\u011fil diye bencillik ve k\u0131skan\u00e7l\u0131k sebebiyle ink\u00e2r ettiler. Daha \u00f6nceleri<\/p>\n<p>&#8220;O peygamber gelecektir, gelmek \u00fczeredir&#8230; Biz onunla fetihler yapaca\u011f\u0131z.&#8221; deyip dururken, o gelince her \u015feyi unutup insanl\u0131ktan \u00e7\u0131kt\u0131lar. &#8220;O s\u00f6ylediklerimiz yalanm\u0131\u015f.&#8221; dediler, kendilerini b\u00f6yle bir k\u00fcfre satt\u0131lar, satt\u0131lar da daha \u00f6nce mahkum olduklar\u0131 gazaptan kurtulup halas olacaklar\u0131 bir s\u0131rada, d\u00f6nd\u00fcler, dola\u015ft\u0131lar yeni bir gazaba m\u00fcstahak oldular. Vaktiyle kendilerini Firavun&#8217;un k\u00f6t\u00fc bask\u0131lar\u0131ndan kurtaran ve bu suretle b\u00fcy\u00fck bir imtihana \u00e7eken Cenab-\u0131 Allah, kendilerini \u00e2lemlere \u00fcst\u00fcn k\u0131lm\u0131\u015fken onlar bu faziletleri kendilerine kazand\u0131ran peygamberleri, \u00f6nce ink\u00e2r edip, sonra da \u00f6ld\u00fcre \u00f6ld\u00fcre en nihayet imtihan\u0131n sonucunda Allah&#8217;\u0131n gazab\u0131na u\u011fram\u0131\u015flar, nimetleri gitmi\u015f, vatanlar\u0131 ve devletleri mahvolmu\u015f, kendileri \u015fu veya bu milletin h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda ya\u015famak zorunda kalm\u0131\u015f, zillet ve meskenete d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, nihayet ellerindeki kitab\u0131n h\u00fckm\u00fcnce son bir \u00fcmitleri kalm\u0131\u015f idi. O da Hz. Musa&#8217;ya benzeyen ve onlar\u0131 daha \u00f6nce oldu\u011fu gibi gazaptan, bu zillet ve meskenetten kurtaracak olan ahir zaman nebisine iman edip, uymalar\u0131 idi. Bu \u00fcmitle ya\u015farken ve m\u00fc\u015friklere kar\u015f\u0131 onunla iftihar edip, o sayede \u00fcst\u00fcn geleceklerine inan\u0131rlarken, tam o peygamberin gelip, arad\u0131klar\u0131n\u0131 bulduklar\u0131 ve yanlar\u0131ndaki kitab\u0131n (Tevrat&#8217;\u0131n) h\u00fckm\u00fc olan bu \u00fcmitlerini ger\u00e7ekle\u015ftirmek i\u00e7in Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Az\u00eem\u00fc\u015f\u015fan, kendilerini &#8220;Siz verdi\u011finiz ahdinizi yerine getirin, Ben de size olan ahdimi yerine getireyim.&#8221; (Bakara, 2\/40) ve &#8220;Yan\u0131n\u0131zdaki kitab\u0131 do\u011frulayan bir kitap olarak indirdi\u011fim Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a iman edin.&#8221; (Bakara, 2\/41) diye il\u00e2h\u00ee emrine davet etti\u011fi s\u0131rada s\u0131rf k\u0131skan\u00e7l\u0131k y\u00fcz\u00fcnden s\u00f6zlerinden d\u00f6nd\u00fcler. &#8220;Vakti geldi.&#8221; dedikleri peygamberi, &#8220;Hay\u0131r bekledi\u011fimiz bu de\u011filmi\u015f, daha onun vakti gelmemi\u015f, bu bizden de\u011fil, Araptand\u0131r.&#8221; diyerek ink\u00e2r ettiler. T\u0131pk\u0131 \u0130blis&#8217;in Hz. \u00c2dem&#8217;e kar\u015f\u0131 yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, kibirlenip ba\u015f kald\u0131rd\u0131lar. Allah&#8217;\u0131n emirlerine ve davetlerine &#8220;kalblerimiz kabuk ba\u011flam\u0131\u015f&#8221; dediler ve bu ink\u00e2r\u0131 yaparken kendi s\u00f6zlerini ve ellerindeki kitab\u0131n o yeg\u00e2ne \u00fcmidi veren h\u00fckm\u00fcn\u00fc de ge\u00e7ersiz k\u0131l\u0131p yalan saymak suretiyle kendi kendilerini rezil ve r\u00fcsvay eylediler. Has\u0131l\u0131 bu bezirg\u00e2nlar kendilerini bu kadar fena bir k\u00fcfre satt\u0131lar ve bundan dolay\u0131 eski gazap \u00fczerine tekrar bir gazaba daha lay\u0131k ve m\u00fcstahak oldular. Ger\u00e7ek \u015fu ki, k\u00e2firlerin hakk\u0131 da m\u00fch\u00een, yani ihanet edici, hakarete u\u011frat\u0131c\u0131, zel\u00eel edici bir azapt\u0131r. Bunlar \u00f6yle k\u00e2firlerdir ki, Allah&#8217;a, peygambere, hatta kendilerine bile s\u00f6zle veya fiil ve davran\u0131\u015fla k\u00fcfrederler de bununla beraber \u00fcstelik yalan yere imandan dem vururlar. \u015e\u00f6yle ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>91- Onlara, &#8220;Allah ne indirdiyse ona iman edin.&#8221; denildi\u011fi zaman, onlar &#8220;Biz kendimize indirilene iman ederiz.&#8221; derler ve ondan ba\u015fkas\u0131n\u0131 ink\u00e2r ederler. Oysa yanlar\u0131ndaki Tevrat&#8217;\u0131 tasdik eden ger\u00e7ek vahiy odur. Onlara de ki; &#8220;Peki madem ger\u00e7ek m\u00fcmin sizsiniz de ne diye daha \u00f6nce Allah&#8217;\u0131n peygamberlerini \u00f6ld\u00fcr\u00fcyordunuz?<\/p>\n<p>92- Cel\u00e2lim hakk\u0131 i\u00e7in Musa size belgelerle gelmi\u015fti de onun arkas\u0131ndan tuttunuz o buza\u011f\u0131ya tapt\u0131n\u0131z. Siz i\u015fte o z\u00e2limlersiniz.<\/p>\n<p>93- Bir zamanlar size, &#8220;verdi\u011fimiz kitaba kuvvetle sar\u0131l\u0131n ve onu dinleyin.&#8221; diye T\u00fbr&#8217;u tepenize kald\u0131r\u0131p m\u00eesak\u0131n\u0131z\u0131 ald\u0131k. (O yahudiler): &#8220;Duyduk, dinledik, isyan ettik.&#8221; dediler, k\u00e2firlikleri y\u00fcz\u00fcnden o danay\u0131 y\u00fcreklerinde besleyip b\u00fcy\u00fctt\u00fcler. De ki, &#8220;E\u011fer siz m\u00fcmin kimseler iseniz, bu iman\u0131n\u0131z size ne \u00e7irkin \u015feyler emrediyor!<\/p>\n<p>91- Yukar\u0131da beyan olundu\u011fu \u00fczere, Allah&#8217;\u0131n her indirdi\u011fi vahye iman ediniz, denildi\u011fi zaman, bunlar biz, bize indirilene iman ederiz, derler de ondan ba\u015fkas\u0131na k\u00fcfrederler, halbuki hak odur, \u00fcstelik yanlar\u0131ndaki Tevrat&#8217;\u0131 do\u011frulamak \u00fczere hak ve ger\u00e7ek olan odur. O yanlar\u0131ndakindedir. B\u00f6yle iken yine de onu ink\u00e2r ederler. Ger\u00e7ek iman\u0131n hedefi hakt\u0131r ve hak nerede bulunsa, her nereye inse yine hak iken, \u00fcstelik kendi yanlar\u0131ndaki kitab\u0131n hak ve ger\u00e7ek olu\u015fu, ancak vahyin tasdikiyle a\u00e7\u0131kl\u0131k kazanacak iken, bunlar kendi yanlar\u0131ndakinden ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feye, hak da olsa, imana yana\u015fmazlar. \u00c2lemde hak sevgisi bulunmayanlar\u0131n hepsi b\u00f6yledir. Onlar i\u00e7in iman s\u00f6z\u00fc bir nefsaniyet i\u015fidir. \u0130nanacaklar\u0131 \u015feyde mutlaka kendilerini g\u00f6rmek isterler. Mesela kendilerinden olmayan \u00e2lime, \u00e2lim demezler, kendilerinden olmayan peygambere peygamber demezler. Deseler bile &#8220;Bizim peygamberimiz de\u011fil ki, ondan bize ne?&#8221; derler. S\u0131rf bu y\u00fczden ahir zaman peygamberine ve ona indirilen kitaba, &#8220;Bizim halk\u0131m\u0131zdan de\u011fildir, bizim lisan\u0131m\u0131zdan de\u011fildir, o Arab&#8217;\u0131n peygamberidir, Arab&#8217;\u0131n kitab\u0131d\u0131r&#8221; diye d\u00fc\u015fmanl\u0131k ederler. Be\u015feriyeti tefrikaya d\u00fc\u015f\u00fcren, insanl\u0131\u011f\u0131 \u015firke ve kavgaya s\u00fcr\u00fckleyen, hak ve hakikate kar\u015f\u0131 kaba kuvvet kullanmaya, \u00fcst\u00fcnl\u00fck yar\u0131\u015f\u0131na, safsatalara iten, t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc mel&#8217;anetler ve \u015feytanca planlar kullanarak sald\u0131ran ve sald\u0131rtan i\u015fte hep bu nefsaniyet, kibir ve bencilliktir. Hz. \u00c2dem k\u0131ssas\u0131ndaki \u0130blis olay\u0131, tamamen bunu temsil eder. Bunlar\u0131n en ba\u015f\u0131nda kendilerini kitap ehli, din ehli ve iman ehli gibi g\u00f6stermek isteyen yahudiler vard\u0131r. Bunlar nihayet izaf\u00ee bir iman iddia ederler. &#8220;Biz ancak bize indirilen kendi kitab\u0131m\u0131za iman ederiz.&#8221; derler, ondan ba\u015fkas\u0131n\u0131 ink\u00e2r ederler. Fakat Cenab-\u0131 Allah g\u00f6steriyor ki, bunlar\u0131n bu izaf\u00ee iman davalar\u0131 da yaland\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar, kendi yanlar\u0131nda bulunan, kendi imanlar\u0131n\u0131 esas kabul ettikleri kesin bir ger\u00e7e\u011fi tasdik eden, do\u011frulay\u0131p onaylayan bir hakikati dahi, do\u011frudan do\u011fruya &#8220;Bize nazil olmad\u0131.&#8221; diyerek red ve ink\u00e2r ederler. Mesela; yukar\u0131dan beri neler oldu\u011fu a\u00e7\u0131klanan Tevrat h\u00fck\u00fcmleri, haberleri ve ilkeleri vard\u0131r. Bunlardan biri de ahir zamanda Hz. Musa&#8217;ya benzer bir peygamberin gelece\u011fi haberidir. \u0130srailo\u011fullar\u0131&#8217;n\u0131n &#8220;Taraf\u0131mdan size hidayet getirecek bir peygamber geldi\u011fi zaman, kim hemen ona uyarsa, art\u0131k uyanlara korku yoktur.&#8221; (Bakara, 2\/38) il\u00e2h\u00ee ahdi uyar\u0131nca ve o peygambere itaat etmek \u015fart\u0131yla kurtulacaklar\u0131 haber verilmi\u015f ve bu konuda daha \u00f6nce kendilerinden ahd ve m\u00eesak da al\u0131nm\u0131\u015f ve yine zaman\u0131 gelince Allah&#8217;a verdikleri bu s\u00f6z\u00fc tutacaklar\u0131n\u0131 ve gere\u011fince amel edeceklerini kabul etmi\u015f, \u00fcstelik yine bunu kendileri b\u00fcy\u00fck iftiharla herkese yaym\u0131\u015f ve duyurmu\u015f iken; Kur&#8217;\u00e2n gelip de Tevrat hakt\u0131r, bu haberler, bu k\u0131ssalar, bu vaadler do\u011frudur diye onu tasdik ve buna uygun olarak Allah taraf\u0131ndan &#8220;Ey \u0130srailo\u011fullar\u0131! Vaktiyle size verdi\u011fim nimetleri haydi hat\u0131rlay\u0131n, an\u0131n ve bana verdi\u011finiz ahdi yerine getirin de ben de size verdi\u011fim kurtulu\u015f s\u00f6z\u00fcn\u00fc yerine getireyim&#8221;; &#8220;Haydi bakal\u0131m, benim indirdi\u011fim vahye, yan\u0131n\u0131zdaki kitab\u0131 tasdik eden vahye iman edin!&#8221; emirlerini kendilerine tebli\u011f edince; Tevrat&#8217;\u0131 tasdik eden, onu onaylay\u0131p destekleyen bu il\u00e2h\u00ee emirleri red ve ink\u00e2ra kalk\u0131\u015ft\u0131lar, &#8220;kalblerimiz kabuk ba\u011flam\u0131\u015f&#8221; dediler de b\u00fct\u00fcn bunlarla beraber, &#8220;biz, bize indirilene inan\u0131r\u0131z&#8221; diye bir de izaf\u00ee (ba\u011f\u0131ml\u0131) bir iman davas\u0131 g\u00fcd\u00fcyorlar. \u015eimdi siz b\u00f6yle mi diyorsunuz? \u00d6yleyse size inmi\u015f olan Tevrat&#8217;a ve ona hakt\u0131r diyen Kur&#8217;\u00e2n&#8217;a inan\u0131n\u0131z, derseniz yine d\u00f6nerler, onu da red ve ink\u00e2r ederler. Demek ki, bunlar\u0131n &#8220;biz bize indirilene inan\u0131r\u0131z&#8221; iddialar\u0131 da yalan ve as\u0131ls\u0131zd\u0131r. Bunlar ba\u015fkas\u0131na inen hakk\u0131 ink\u00e2r etmek i\u00e7in daha \u00f6nce kendilerine nazil olmu\u015f ve yine kendilerince her tarafa yay\u0131lm\u0131\u015f bulunan ger\u00e7e\u011fi de ink\u00e2r ediyorlar, \u00e7eli\u015fkiden kurtulam\u0131yorlar. Art\u0131k bu safsatac\u0131larda -isterse izaf\u00ee olsun- bir iman tasavvur olunabilir mi? Bundan ba\u015fka durumun iyice ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 i\u00e7in bunlara de ki, iddia etti\u011finiz gibi, ger\u00e7ekten kendinize indirilene inan\u0131yorsan\u0131z, bundan evvel Allah&#8217;\u0131n peygamberlerini \u00f6ld\u00fcr\u00fcr m\u00fcyd\u00fcn\u00fcz? \u0130man\u0131n\u0131zda samimi iseniz onlar\u0131 ni\u00e7in \u00f6ld\u00fcrd\u00fcn\u00fcz? Peygamber \u00f6ld\u00fcrmek yeterince k\u00fcf\u00fcr ve ink\u00e2r de\u011fil midir? \u0130nand\u0131\u011f\u0131n\u0131z Tevrat bunu yasak k\u0131lmam\u0131\u015f m\u0131yd\u0131? \u00d6zellikle Zekeriya, Yahya ve di\u011ferleri gibi \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz peygamberler hep sizin peygamberleriniz de\u011fil miydi?<\/p>\n<p>92-Daha gerilere bakal\u0131m Allah biliyor ki, Musa size apa\u00e7\u0131k belgelerle, a\u015fikar mucizelerle geldi, sonra da siz onun hemen arkas\u0131ndan tuttunuz buza\u011f\u0131ya tapt\u0131n\u0131z, ve siz i\u015fte b\u00f6yle zalimlersiniz! Ey zalimler, siz o zaman m\u0131 kendinize inmi\u015f olana iman etmi\u015f oldunuz?<\/p>\n<p>93-Musa&#8217;ya verilen mucizelerden birini daha hat\u0131rlatal\u0131m: Hani size verdi\u011fimiz kitab\u0131 ve onun h\u00fck\u00fcmlerini kuvvetle, ciddiyet ve \u00f6zenle tutunuz ve dinleyiniz diye Tur da\u011f\u0131n\u0131 tepenize kald\u0131rarak sizden zorla m\u00eesak\u0131n\u0131z\u0131 alm\u0131\u015ft\u0131k. Koca bir da\u011f\u0131n \u015femsiye gibi ba\u015f\u0131n\u0131z \u00fczerine dikilip sizi tehdit etmesi ne b\u00fcy\u00fck mucize idi. Fakat dinlediler mi? Buna kar\u015f\u0131 i\u00e7lerinden i\u015fittik ve isyan ettik, dediler. K\u00e2firlikleri sebebiyle buza\u011f\u0131 sevdas\u0131 iliklerine kadar i\u015flemi\u015fti, kalbleri onun sevgisi ile dopdoluydu. Demek ki, o zaman bile kendilerine indirilen vahye iman etmi\u015f de\u011fillerdi.<\/p>\n<p>Sen bunlara \u015f\u00f6yle s\u00f6yle ve de ki: e\u011fer siz m\u00fcmin iseniz iman\u0131n\u0131z size ne \u00e7irkin emirler veriyor ki; i\u015fittik, isyan ettik dersiniz, peygamberleri \u00f6ld\u00fcr\u00fcr, kitab\u0131n\u0131z\u0131 ink\u00e2r edersiniz ve o buza\u011f\u0131 sevgisini bir t\u00fcrl\u00fc kalbinizden \u00e7\u0131kar\u0131p atmazs\u0131n\u0131z. B\u00f6yle bir iman olsa olsa \u015eeytan&#8217;a iman olur. B\u00fct\u00fcn bu halleriyle bunlar ahiret nimetlerini de kimseye vermek istemezler. Lakin bunlar\u0131n Allah&#8217;a, kitaplar\u0131na, peygamberlerine iman s\u00f6zleri as\u0131ls\u0131z oldu\u011fu gibi, ahirete imanlar\u0131 da as\u0131ls\u0131zd\u0131r. Ahirete imanlar\u0131n\u0131n da b\u00f6yle oldu\u011funu bildirmek \u00fczere buyuruluyor ki:<\/p>\n<p>Me\u00e2l-i \u015eerifi<\/p>\n<p>94- De ki; Allah yan\u0131nda ahiret yurdu (cennet) ba\u015fkalar\u0131n\u0131n de\u011fil de yaln\u0131zca sizin ise, e\u011fer iddian\u0131zda da sad\u0131k iseniz haydi hemen \u00f6l\u00fcm\u00fc temenni ediniz, \u00f6lmeyi cana minnet biliniz.<\/p>\n<p>95- Fakat elleriyle i\u015fledikleri y\u00fcz\u00fcnden onu hi\u00e7bir zaman temenni edemiyecekler. Allah o z\u00e2limleri bilir.<\/p>\n<p>96- Elbette onlar\u0131 insanlar\u0131n hayata en h\u0131rsl\u0131, en d\u00fc\u015fk\u00fcn olanlar\u0131 olarak bulacak, hatta m\u00fc\u015friklerden biledaha d\u00fc\u015fk\u00fcn bulacaks\u0131n. Onlar\u0131n her biri bin sene \u00f6m\u00fcr s\u00fcrmeyi arzular, oysa uzun ya\u015famak kendisini azaptan kurtar\u0131p uzakla\u015ft\u0131racak de\u011fildir. Allah, onlar\u0131n neler yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcp duruyor.<\/p>\n<p>94-Ey Muhammed! Sen onlara de ki; e\u011fer ahiret yurdu, ahiret saadeti, ba\u015fka insanlar\u0131n hi\u00e7bir hissesi olmayarak yaln\u0131zca sizin ise hi\u00e7 durmay\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fc temenni edin, e\u011fer bu iddian\u0131zda samimi iseniz, s\u00f6z\u00fcn\u00fcz\u00fcn do\u011frulu\u011funa inan\u0131yorsan\u0131z hemen \u00f6lmeyi istemeniz gerekir. &#8220;D\u00e2r&#8221;, l\u00fcgatta d\u00e2iren m\u00e2dar, d\u00f6rtbir yan\u0131na \u00e7epe\u00e7evre hudut \u00e7evrilmi\u015f, m\u00fckemmel bir surette korumaya al\u0131nm\u0131\u015f, yerle\u015fmeye ve i\u00e7inde ya\u015famaya elveri\u015fli olan yer demektir. Dilimizdeki b\u00fcy\u00fck konak, saray, m\u00e2likane, \u015fehir, memleket, yurt ve vatan kelimelerinin m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Yerine g\u00f6re bunlar\u0131n ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2lar\u0131n hepsini i\u00e7ine al\u0131r. Nitekim &#8220;D\u00e2r-\u0131 \u0130sl\u00e2m&#8221; m\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n ya\u015fad\u0131\u011f\u0131, bar\u0131\u015f , selamet ve huzur i\u00e7inde ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 yerler i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. &#8220;D\u00e2r-\u0131 Harb&#8221; ise harb halinde, \u00f6zellikle m\u00fcsl\u00fcmanlarla harb halinde olan yerler i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. Bunun gibi i\u00e7inde bulundu\u011fumuz b\u00fct\u00fcn \u015fu \u00e2leme de &#8220;D\u00e2r-\u0131 D\u00fcnya&#8221; denilir. Ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;D\u00e2r-\u0131 Ahiret&#8221; de \u00f6l\u00fcmden sonra ebedi olarak kal\u0131nacak d\u00e2r\u00fc&#8217;l-karar demektir. \u015eu halde &#8220;D\u00e2r-\u0131 ahiret s\u0131rf bizimdir.&#8221; demek, \u00f6ld\u00fckten sonra herkes ya mahvolup yok olacak, sadece biz kalaca\u011f\u0131z, ya da herkes cehenneme gidecek, yaln\u0131zca biz cennete gidece\u011fiz ve orada biz mutlu olaca\u011f\u0131z demek olur. \u00d6l\u00fcmden sonra b\u00f6yle ebedi bir mutlulu\u011fun yaln\u0131z kendilerine ait oldu\u011funa cidden inanm\u0131\u015f olanlar\u0131n zahmetler, elemler ve kederlerle dolu olan \u015fu \u00fc\u00e7-be\u015f g\u00fcnl\u00fck d\u00fcnya hayat\u0131na s\u0131ms\u0131k\u0131 sar\u0131lmalar\u0131n\u0131n hi\u00e7bir anlam\u0131 yoktur. Hele d\u00fcnyada vatandan, istiklalden mahrum, zillet ve meskenete mahkum bir halde ya\u015fayanlar i\u00e7in b\u00f6yle bir temenninin ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olmas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>95- Halbuki onu hi\u00e7bir zaman isteyemezler, temenni edemezler, sebebi de her\u015feyden \u00f6nce elleriyle yapt\u0131klar\u0131, ahiret i\u00e7in haz\u0131rlad\u0131klar\u0131 \u015feyler, c\u00fcr\u00fcmler, cinayetler, zul\u00fcmlerdir. Yani bunlar zaten sab\u0131kal\u0131 kimselerdir. O kirli ellerin neler yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131, ahirete ne y\u00fczle varacaklar\u0131n\u0131 vicdanlar\u0131 duyar da d\u00fcnya cennetinden vazge\u00e7emezler, \u00f6l\u00fcm\u00fc isteyemezler. Allah o zalimleri bilmez mi san\u0131yorlar ki, ahiret yurdu bizimdir, diyorlar, Oysa Allah b\u00fct\u00fcn zalimleri bilir.<\/p>\n<p>96-Esasen bunlar\u0131n ahirete ne imanlar\u0131 vard\u0131r, ne \u00fcmitleri. \u00c7\u00fcnk\u00fc iyice ara\u015ft\u0131r\u0131rsan, insanlar aras\u0131nda d\u00fcnya hayat\u0131na en d\u00fc\u015fk\u00fcn, en h\u0131rsl\u0131 olarak bunlar\u0131 bulursun. Bunlar\u0131n, di\u011fer bir hayata \u00fcmitleri veya zerre kadar imanlar\u0131 olsayd\u0131, bu d\u00fcnya hayat\u0131na b\u00f6yle herkesten, hatta m\u00fc\u015friklerden bile daha fazla h\u0131rsla sar\u0131labilirler miydi? M\u00fc\u015friklerden bile daha h\u0131rsl\u0131lar, her biri arzu eder ki, bin sene \u00f6m\u00fcr s\u00fcrs\u00fcn. Baz\u0131 tefsirciler bu m\u00fc\u015friklerden maksad\u0131n mec\u00fbs\u00eeler (ate\u015fe tapanlar) oldu\u011funu rivayet etmi\u015flerdir ki, o zaman\u0131n \u0130ranl\u0131lar\u0131 demek olur. Halbuki o \u015fekilde bin sene \u00f6m\u00fcr s\u00fcrmesi, kendisini azaptan kurtaracak, uzakla\u015ft\u0131racak de\u011fildi. Allah, onlar\u0131n, gizli veya a\u00e7\u0131k olarak ne yapt\u0131klar\u0131n\u0131, ne yapacaklar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcp duruyor. Yakub k\u0131r\u00e2etinde hitap \u015fekli ile diye okunur, yani Allah sizin hepinizin yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131, yapaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyor, biliyor demek olur.<\/p>\n<p>&#8220;Bas\u00eer&#8221;, l\u00fcgatte \u00e2m\u00e2n\u0131n, yani k\u00f6r\u00fcn z\u0131dd\u0131d\u0131r. Bununla beraber kelime hem &#8220;basar&#8221;dan, hem &#8220;bas\u00eeret&#8221;ten s\u0131fat\u0131 m\u00fc\u015febbehe oldu\u011fu i\u00e7in &#8220;hab\u00eer = haberdar&#8221; anlam\u0131na da gelir. Her y\u00f6n\u00fcyle g\u00f6ren, her \u015feyin i\u00e7ine, d\u0131\u015f\u0131na, b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle v\u00e2k\u0131f olan, i\u015flerin s\u0131rlar\u0131na \u00e2\u015fina m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131l\u0131r. \u0130\u015fte Allah b\u00f6yle Bas\u00eer&#8217;dir. Bundan dolay\u0131 hayra hay\u0131r ile m\u00fckafat verecek, \u015ferre de \u015fer ile ceza verecek, herkesin ahiret hayat\u0131, d\u00fcnyadaki \u00f6mr\u00fcn\u00fcn uzunlu\u011funa, k\u0131sal\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re de\u011fil, ameline g\u00f6re olacakt\u0131r. Halbuki amel de iman ile yak\u0131ndan al\u00e2kal\u0131d\u0131r. Ahireti tan\u0131mad\u0131klar\u0131 i\u00e7in m\u00fc\u015friklerin hayata bu kadar d\u00fc\u015fk\u00fcn olanlar\u0131 vard\u0131r. Ancak yahudileri onlardan daha fazla, daha beter d\u00fc\u015fk\u00fcn ve h\u0131rsl\u0131 bulursun. \u015eu halde bunlar\u0131n ahirete m\u00fc\u015frikler kadar bile y\u00fczleri yoktur.<\/p>\n<p>Bu ruh hali, ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olarak iki sebebin birinden ayr\u0131 de\u011fildir. Ya bunlar &#8220;Ahiret saadeti s\u0131rf bizimdir, olsa olsa ate\u015f bize say\u0131l\u0131 birka\u00e7 g\u00fcn dokunup ge\u00e7ecektir.&#8221; derken, bunun yalan oldu\u011funu bilerek s\u00f6yl\u00fcyorlar. B\u00f6ylece ahirete asla inanm\u0131yorlar demektir. Ahirete iman davas\u0131nda kendi kendilerini yalanl\u0131yor, tekzib ediyorlar. Ya da bunlar\u0131n &#8220;ahiret yurdu&#8221; s\u00f6z\u00fcnden maksatlar\u0131, \u00f6ld\u00fckten sonraki hayat anlam\u0131na gelen ger\u00e7ek ahiret de\u011fil de, d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n sonunda tasavvur ettikleri bir istikbaldir, mutlu bir gelecektir. Deniliyor ki, bunlar son devirlerde &#8220;ahiret&#8221; kavram\u0131n\u0131 te&#8217;vil ve tahrif ederek \u015fu ideale sahip olmu\u015flard\u0131r: D\u00fcnyada en nihayet Kud\u00fcs&#8217;\u00fcn de i\u00e7inde bulundu\u011fu &#8220;Arz-\u0131 Mukaddes&#8221; (kutsal topraklar) kendilerinin olacak ve orada devlet kuracaklar ve ondan sonra b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyay\u0131 istila edecekler, d\u00fcnyan\u0131n yeg\u00e2ne devleti olacaklarm\u0131\u015f. O zaman ba\u015fkalar\u0131 mahvolup yok olacak, d\u00fcnya da b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bunlar\u0131n olacakm\u0131\u015f, &#8220;d\u00e2r-\u0131 ahiret&#8221; dedikleri bu imi\u015f. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 &#8220;di\u011fer insanlar\u0131n hissesi olmayarak d\u00e2r-\u0131 ahiret s\u0131rf bizimdir&#8221; demeleri buna i\u015faretmi\u015f. &#8220;Say\u0131l\u0131 g\u00fcnler&#8221; anlam\u0131na gelen &#8220;eyy\u00e2m-\u0131 m\u00e2d\u00fbde&#8221; s\u00f6z\u00fc de o zamana kadar ge\u00e7ecek olan m\u00fcddet i\u00e7inde her ferdin \u00f6mr\u00fcnden kinaye olmu\u015f olur.<\/p>\n<p>Bug\u00fcn b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyadaki yahudilerin bu ideal \u00fczerinde birle\u015fmek istedikleri de anla\u015f\u0131l\u0131yor. Onlar buna inanm\u0131\u015f olabilirler, lakin Allah Te\u00e2l\u00e2, ahiret iman\u0131n\u0131n bundan ibaret olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, ahiretin b\u00f6yle telakki edilmesinin caiz olmayaca\u011f\u0131n\u0131, ahiret inanc\u0131n\u0131n bu olmay\u0131nca b\u00f6yle bir fikrin tahakkukunun da m\u00fcmk\u00fcn olmayaca\u011f\u0131n\u0131 ince ve hak\u00eemane bir \u00fcslup ile beyan buyuruyor ve ahiret inanc\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn y\u00f6nlerini ve gereklerini ortaya koyuyor.<\/p>\n<p>Diyelim ki, Yahudi milleti ve toplumu a\u00e7\u0131s\u0131ndan ahiret kavram\u0131, bir anlamda yeniden dirili\u015f demek olsun. Lakin mill\u00ee ruhun diri kalmas\u0131, millet varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n devam etmesi neye ba\u011fl\u0131d\u0131r? Tek tek fertlerin hayat\u0131na de\u011fil mi? O halde bunu kazanmak o fertlerin \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131na ve fedakarl\u0131\u011f\u0131na dayanmaktad\u0131r. Bu ideal ger\u00e7ekle\u015finceye kadar nice ki\u015filer ge\u00e7meli ve bu u\u011furda hayat\u0131n\u0131 feda etmeli ki, \u00f6lm\u00fc\u015f bir millet, yeniden dirili\u015f s\u0131rr\u0131na mazhar olsun. Halbuki konuya fert a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131nca durum daha ba\u015fkad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o \u00f6ld\u00fckten sonra milletinin mutlu gelece\u011fini g\u00f6zleriyle g\u00f6rm\u00fcyor, onun safas\u0131n\u0131 s\u00fcrm\u00fcyor. Asl\u0131nda fert i\u00e7in d\u00fcnyada iken yapt\u0131\u011f\u0131 fedakarl\u0131\u011f\u0131n m\u00fckafat\u0131n\u0131 g\u00fcvence alt\u0131na alan di\u011fer bir hayata, yani hakiki m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ahiret hayat\u0131na inanmaya ihtiya\u00e7 vard\u0131r. \u0130nsan\u0131n ahirete iman\u0131 bulunmad\u0131k\u00e7a \u00f6yle bir idealin ger\u00e7ekle\u015fmesine imkan yoktur. \u00d6ld\u00fckten sonra kendi ruhunun baki kalaca\u011f\u0131na inanmayan, daha do\u011frusu \u015fahs\u0131n \u00f6ld\u00fckten sonra dirilmeye, di\u011fer bir do\u011fu\u015f ve olu\u015f ile ebedi bir hayata inanmayan, say\u0131l\u0131 g\u00fcnlerden ibaret bulunan bu d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131n sonunda \u00f6l\u00fcnce b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yok olup gidece\u011fine ve hi\u00e7likten tekrar kurtulmas\u0131n\u0131n imkans\u0131z oldu\u011funa inanan fertler, b\u00f6yle bir fedakarl\u0131\u011fa ve nice nice hayatlar\u0131n harcanmas\u0131na ba\u011fl\u0131 bulunan \u00f6yle y\u00fcksek bir ideal u\u011fruna nas\u0131l can verebilirler? Sonra ne diye fedakarl\u0131k yaps\u0131nlar ki? E\u011fer \u00f6ld\u00fckten sonra hakiki ahiret m\u00fckafat\u0131 yoksa, as\u0131rlarca sonra gelecek insanlar\u0131n sahip olaca\u011f\u0131 bir saadet i\u00e7in bug\u00fcnk\u00fc insanlar nas\u0131l ve neden dolay\u0131 fedakarl\u0131k yaps\u0131nlar ve emek harcas\u0131nlar? B\u00fct\u00fcn bunlar s\u0131rf hay\u0131r ve iyilik oldu\u011fundan dolay\u0131, s\u0131rf Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in yap\u0131lacaksa, \u00f6ld\u00fckten sonra, tamamen yok olup gideceklerini sanan kimse i\u00e7in hayr\u0131n ve Allah r\u0131zas\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 nedir? \u00c2lemde b\u00f6yle fertlerden meydana gelen bir toplumun \u00f6yle y\u00fcksek bir ideali ger\u00e7ekle\u015ftirmesine asla imkan yoktur. Bunu yapabilecek bir milletin fertleri d\u00fcnyada y\u00fcksek idealler i\u00e7in can vermeyi g\u00f6ze alabilecek bir inanca sahip olmal\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7in de \u00f6l\u00fcmden sonra b\u00fcy\u00fck bir m\u00fckafat\u0131n ger\u00e7ekle\u015fece\u011fine iman etmelidir. Yahudiler ise b\u00f6yle bir ahirete inanmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in m\u00fc\u015friklerden daha fazla d\u00fcnyaya d\u00fc\u015fk\u00fcnd\u00fcrler, \u00f6l\u00fcmden de korkarlar. Ahiret yurdu ad\u0131n\u0131 verdikleri &#8220;Arz-\u0131 Mukaddes&#8221; ve &#8220;D\u00fcnya Devleti&#8221; idealleri bu \u015fartlar alt\u0131nda ger\u00e7ekle\u015fmesi kabil olmayan \u00e7eli\u015fkili bir idealden ibarettir. E\u011fer onlar, ger\u00e7ek ahirete inanmadan buna inan\u0131yorlarsa yalan ve yanl\u0131\u015f \u015feylere inanmaktan ibaret olan \u015feytan\u00ee bir iman olur. Buna da &#8220;E\u011fer siz m\u00fcmin iseniz iman\u0131n\u0131z size ne k\u00f6t\u00fc, ne \u00e7irkin \u015feyler emrediyor!&#8221; \u00e2yeti okunur.<\/p>\n<p>Di\u011fer taraftan yahudilere g\u00f6re, ahiret iman\u0131 yaln\u0131zca bu demekse, yani say\u0131l\u0131 g\u00fcnlerde azap demek, s\u00f6z konusu ideal ger\u00e7ekle\u015fmeden \u00f6nce d\u00fcnyadaki \u00f6m\u00fcrlerinden kinaye olarak \u015fimdiki hayat demekse, bu ideal ger\u00e7ekle\u015finceye kadar onun u\u011frunda \u00e7al\u0131\u015f\u0131p can verenlerin hepsinin can\u0131 cehenneme gidecek, ondan ba\u015fka bir yer g\u00f6rmeyecekler demektir. Bu ise bir haks\u0131zl\u0131kt\u0131r, zul\u00fcmd\u00fcr. B\u00f6yle bir telakkiyi veren din de z\u00e2limane bir din olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00f6yle bir inan\u00e7 alt\u0131nda d\u00fcnya sevgisi, cehennem muhabbetinden ibaret bir delilik demek olur. O halde bunlar i\u00e7in saadetin bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 varsa, o da yok olmak i\u00e7in bir an \u00f6nce \u00f6l\u00fcp kurtulmakt\u0131r. \u015eu halde hepsi birden \u00f6l\u00fcm\u00fc temenni etmelidir ki, bir g\u00fcn evvel &#8220;eyy\u00e2m-\u0131 m\u00e2d\u00fbde&#8221; denilen say\u0131l\u0131 g\u00fcnleri bitirmi\u015f olsunlar. Oysa bunlar kadar \u00f6l\u00fcmden ka\u00e7an, bunlar kadar d\u00fcnya hayat\u0131na h\u0131rsla sar\u0131lan hi\u00e7bir kavim yoktur. Demek ki, bu imanlar\u0131 da yaland\u0131r. Diyelim ki, bu h\u0131rs &#8220;Arz-\u0131 Mukaddes&#8221; idealinin ancak d\u00fcnya hayat\u0131nda g\u00f6r\u00fclece\u011fiyle ilgili olsun, o zaman d\u00fcnyada u\u011fruna can feda etmeye ba\u011fl\u0131, uzun m\u00fccadeleler, b\u00fcy\u00fck muharebeler yap\u0131lmaks\u0131z\u0131n elde edilmesi m\u00fcmk\u00fcn olmayan d\u00fcnyev\u00ee bir gayeye, b\u00f6yle bir hayat sevgisi ile eri\u015fmek sevdas\u0131 \u00e7eli\u015fkilerle dolu muhal bir hayalden ba\u015fka ne olur? Bu gayenin ger\u00e7ekle\u015fmesini isteyenler, bu u\u011furda \u015fehid olmak i\u00e7in \u00f6l\u00fcm\u00fc g\u00f6ze alabilmeli ve temenni edebilmelidirler. Bunu yapabilmek ise hakiki m\u00e2n\u00e2siyle ahirete inanmay\u0131 gerektirir. Bu da ancak &#8220;O m\u00fcttakiler ki, sana indirilene ve senden \u00f6nce indirilmi\u015f olana iman ederler ve ahiret g\u00fcn\u00fcne de kesinlikle iman sahibidirler.&#8221; (Bakara, 2\/4) h\u00fckm\u00fcne uygun olarak, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed&#8217;i ve ona nazil olan kitab\u0131 tasdik ile m\u00fcmk\u00fcn olur. Ve ancak o zamand\u0131r ki, &#8220;Siz benim ahdimi yerine getirin, ben de size verdi\u011fim s\u00f6z\u00fc yerine getireyim.&#8221; (Bakara, 2\/40) ilah\u00ee va&#8217;di ger\u00e7ekle\u015fir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, burada sadece yahudiler i\u00e7in de\u011fil, bu m\u00fcnasebetle b\u00fct\u00fcn be\u015feriyet i\u00e7in pek b\u00fcy\u00fck bir ders vard\u0131r.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>2-BAKARA: &#8221; &#8221; Bulundu\u011fu alt\u0131 s\u00fbrenin hepsinde birer \u00e2yettir. &#8221; &#8221; da bir \u00e2yettir. Fakat &#8220;&#8221; bir \u00e2yet say\u0131lm\u0131yor. &#8221; &#8221; da bulundu\u011fu be\u015f s\u00fbrenin hi\u00e7 birinde \u00e2yet de\u011fildir. &#8220;&#8221; iki s\u00fbrede de birer \u00e2yettir. &#8220;&#8221; \u00e2yet de\u011fildir. Fakat &#8220;&#8221; birer \u00e2yet, &#8220;&#8221; de hepsinde birer \u00e2yet, &#8220;&#8221; iki \u00e2yet, &#8221; &#8221; bir \u00e2yettir. &#8220;&#8221; &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":8687,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003],"tags":[1228,1227,5029,5351,1583,1582],"class_list":["post-1950","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","tag-2-bakara","tag-2-bakara-tefsiri","tag-elmalili-hamdi","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-kuran","tag-tefsir"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1950","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1950"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1950\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":19161,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1950\/revisions\/19161"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/8687"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1950"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1950"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1950"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}