{"id":1952,"date":"2014-06-09T17:27:00","date_gmt":"2014-06-09T14:27:00","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/\/?p=1952"},"modified":"2014-06-09T17:27:00","modified_gmt":"2014-06-09T14:27:00","slug":"1-fatiha-tefsiri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/1-fatiha-tefsiri\/","title":{"rendered":"1-FAT\u0130HA SURES\u0130 HAK D\u0130N\u0130 KURAN D\u0130L\u0130 TEFS\u0130R\u0130"},"content":{"rendered":"<p>Rahm\u00e2n ve Rah\u00eem Allah\u2019\u0131n ad\u0131yla<br \/>\n1- Mushaf-\u0131 \u015feriflerde iki t\u00fcrl\u00fc besmele vard\u0131r. Birisi s\u00fbre ba\u015flar\u0131nda yaz\u0131lan ve s\u00fbreden ba\u011f\u0131ms\u0131z olan besmele, di\u011feri Neml S\u00fbresinin (Neml, 27\/30) \u00e2yetindeki besmeledir. Bu besmelenin, Neml s\u00fbresinin bu \u00e2yetinin bir par\u00e7as\u0131 oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a bilinmektedir. Bundan dolay\u0131 besmelenin Kur\u2019\u00e2n \u00e2yeti oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur ve bu durum, a\u00e7\u0131k tevat\u00fcr ile ve \u00e2limlerin ittifak\u0131yla kesin olarak bilinmektedir. Fakat s\u00fbre ba\u015flar\u0131nda yaz\u0131lan ve her s\u00fbreyi birbirinden ay\u0131ran ve k\u0131r\u00e2etin ba\u015f\u0131nda okunan besmeleye gelince: Bunun o s\u00fbrelerden birinden veya her birinden bir \u00e2yet veya \u00e2yetin bir k\u0131sm\u0131 veyahut ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na Kur\u2019\u00e2n\u2019dan tam bir par\u00e7a olup olmad\u0131\u011f\u0131, Neml s\u00fbresindeki besmele gibi besbelli olmad\u0131\u011f\u0131ndan bu besmelenin Kur\u2019\u00e2n\u2019dan olup olmad\u0131\u011f\u0131 hususu, tefsirde ve usul ilminde bilimsel a\u00e7\u0131dan tart\u0131\u015fmal\u0131 bir meseleyi meydana getirmi\u015ftir ki bilhassa iman, namaz ve k\u0131r\u00e2et konular\u0131yla ilgilidir.<br \/>\nSaid b. C\u00fcbeyr Z\u00fchr\u00ee, At\u00e2 ve \u0130bn\u00fc M\u00fcbarek hazretleri besmelenin ba\u015f\u0131nda bulundu\u011fu her s\u00fbreden birer \u00e2yet oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir ki, Kur\u2019\u00e2n\u2019da y\u00fcz on\u00fc\u00e7 \u00e2yet eder. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee hazretleri ve talebeleri bu g\u00f6r\u00fc\u015f \u00fczerindedirler. O halde F\u00e2tiha\u2019n\u0131n yedi \u00e2yetinden birincisi besmeledir. Ve \u201cen\u2019amte aleyhim\u201d bir \u00e2yet ba\u015f\u0131 de\u011fildir. Bunun i\u00e7in \u015e\u00e2fi\u00eeler namazda besmeleyi y\u00fcksek sesle okurlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015e\u00e2fi\u00eeler diyorlar ki; selef (ilk d\u00f6nem alimleri) bu besmeleleri Mushaflarda yazm\u0131\u015flar, bunun yan\u0131nda Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n \u00e2yet olmayan \u015feylerden tecrid etmesini tavsiye etmi\u015flerdir. Ve hatta F\u00e2tiha\u2019n\u0131n sonunda \u201c\u00e2m\u00een\u201d bile yazmam\u0131\u015flard\u0131r. E\u011fer s\u00fbrelerin ba\u015f\u0131ndaki besmeleler Kur\u2019\u00e2n olmasayd\u0131 onlar\u0131 da yazmazlard\u0131. K\u0131sacas\u0131 Mushaf\u2019\u0131n iki kapa\u011f\u0131 aras\u0131nda Kur\u2019\u00e2n\u2019dan ba\u015fka bir\u015fey bulunmad\u0131\u011f\u0131nda \u0130sl\u00e2m alimlerinin ittifak\u0131 vard\u0131r. Ve bunu destekleyen \u00f6zel hadisler de rivayet edilmi\u015ftir. O hadislerden birisi \u0130bn Abbas (r.a.)\u2019dan: \u201cBesmeleyi terk eden Allah\u2019\u0131n kitab\u0131ndan y\u00fcz ond\u00f6rt \u00e2yet terketmi\u015f olur.\u201d Ebu H\u00fcreyre (r.a.)\u2019den: \u201cResulullah efendimiz \u2018F\u00e2tihat\u00fc\u2019l-Kitab (F\u00e2tiha s\u00fbresi) yedi \u00e2yettir, bunlar\u0131n ba\u015f\u0131 \u201cBismillahirrahmanirrahim\u201ddir buyurdu. \u00dcmm\u00fc Seleme (r.a.)\u2019den: \u201cResulullah (s.a.v.) F\u00e2tiha\u2019y\u0131 okudu ve \u201cBismillahirrahmanirrahim elhamd\u00fclillahi rabbil \u00e2lem\u00een\u201di bir \u00e2yet sayd\u0131. O halde F\u00e2tiha\u2019dan bir \u00e2yet de\u011filse, \u00e2yetin bir k\u0131sm\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 namazda okunmas\u0131 farzd\u0131r ve y\u00fcksek sesle okunur. \u0130mam \u015e\u00e2fi\u00ee gibi Ahmed b. Hanbel hazretlerinden de bu iki hadis aras\u0131nda teredd\u00fctl\u00fc iki rivayet vard\u0131r.<br \/>\nDi\u011fer taraftan \u0130mam M\u00e2lik hazretleri Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n her yerinde dahi Kur\u2019\u00e2n\u2019dan oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a ve tevat\u00fcr yoluyla belli olaca\u011f\u0131, halbuki hakk\u0131nda de\u011fi\u015fik g\u00f6r\u00fc\u015fler bulunan bir s\u00f6z\u00fcn Kur\u2019\u00e2n\u2019dan oldu\u011funa h\u00fckmedilemiyece\u011finden dolay\u0131 ve Medine halk\u0131n\u0131n gelene\u011fine dayanarak s\u00fbre ba\u015flar\u0131ndaki besmelelerin ne F\u00e2tiha ne de di\u011fer s\u00fbrelerden, ne de b\u00fct\u00fcn Kur\u2019\u00e2n\u2019dan \u00f6zel bir par\u00e7a olmad\u0131\u011f\u0131na ve Neml S\u00fbresi\u2019ndeki \u00e2yetten ba\u015fkas\u0131nda besmelenin Kur\u2019\u00e2n olmay\u0131p s\u00fbreleri birbirinden ay\u0131rmak ve teberr\u00fck (m\u00fcbarek say\u0131ld\u0131\u011f\u0131) i\u00e7in yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc ileri s\u00fcrm\u00fc\u015f ve bundan dolay\u0131 namazda ne y\u00fcksek sesle ne de gizli okunmas\u0131 uygun olmaz demi\u015ftir. Bunun i\u00e7in M\u00e2lik\u00eeler namazda besmeleyi okumazlar.<br \/>\nHanef\u00eelere gelince, bu mezhebin en s\u0131hhatli g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc \u015fudur: S\u00fbrelerin ba\u015f\u0131ndaki besmele ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir \u00e2yet olarak Kur\u2019\u00e2n\u2019dand\u0131r. Ve s\u00fbrelerin hi\u00e7 birinin bir par\u00e7as\u0131 olmayarak s\u00fbreleri birbirinden ay\u0131rmak ve s\u00fbre ba\u015f\u0131nda teberr\u00fck olunmas\u0131 i\u00e7in inmi\u015ftir. Ger\u00e7ekten yukar\u0131da zikredilen kar\u015f\u0131t iki de\u011fi\u015fik g\u00f6r\u00fc\u015f ve delil i\u00e7inde ortaya \u00e7\u0131kan kat\u2019\u00ee olarak bilinen nokta budur. Madem ki, yukar\u0131da a\u00e7\u0131klanan \u015fartlar gere\u011fince mushaf\u0131n her iki kab\u0131 aras\u0131nda Kur\u2019\u00e2n\u2019dan ba\u015fka bir\u015fey yaz\u0131lmad\u0131\u011f\u0131na dair ittifak vard\u0131r; o halde s\u00fbre ba\u015flar\u0131ndaki besmeleler de Kur\u2019\u00e2n\u2019dand\u0131r. \u015e\u00e2fi\u00ee\u2019nin ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc delilin kesin iddias\u0131 budur. Madem ki besmelenin, ba\u015f\u0131nda bulundu\u011fu s\u00fbrelerden bir par\u00e7a oldu\u011funu bildiren a\u00e7\u0131k m\u00fctevatir bir delil de yoktur, o halde hi\u00e7 birinden bir par\u00e7a da de\u011fildir. \u0130\u015fte M\u00e2lik\u00ee delilinin kesin iddias\u0131 da budur. Bundan dolay\u0131 iki delilin birbirine yak\u0131n bu noktalar\u0131n\u0131n birlikte ifade etti\u011fi m\u00e2n\u00e2 da; s\u00f6yledi\u011fimiz gibi besmelenin b\u00fct\u00fcn s\u00fbrelerden ayr\u0131 ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na bir \u00e2yet olmas\u0131d\u0131r ki, bu konuyla ilgili de\u011fi\u015fik \u201cahad haber\u201dlerden \u00e7\u0131kan ortak h\u00fck\u00fcm de bu olur. O halde F\u00e2tiha gibi, besmelenin her namazda okunmas\u0131 vacip de\u011fildir. Fakat gerek namazda ve gerek namaz d\u0131\u015f\u0131nda her Kur\u2019\u00e2n okunu\u015funun ve her \u00f6nemli i\u015fin ba\u015f\u0131nda okunmas\u0131 s\u00fcnnettir. Bunun i\u00e7in namaz\u0131n her rekat\u0131nda, k\u0131r\u00e2etin ba\u015f\u0131nda okuruz, ortas\u0131nda okumay\u0131z. Ancak F\u00e2tiha\u2019n\u0131n bir par\u00e7as\u0131 oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmas\u0131n diye k\u0131r\u00e2eti y\u00fcksek sesle okunan namazlarda da onu gizli okuruz ve b\u00f6yle okunmas\u0131nda b\u00fct\u00fcn hanef\u00eeler g\u00f6r\u00fc\u015fbirli\u011fi i\u00e7indedirler. \u0130\u015fte b\u00f6yle se\u00e7kin bir \u00e2yettir.<br \/>\nTAHL\u0130L: D\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe g\u00f6re besmele d\u00f6rt kelimedir. Ger\u00e7ekten ve itibari olarak yedi kelimedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ger\u00e7ekte nin \u201d \u201csi ile \u2018in tarif edatlar\u0131 da birer kelimedirler. H\u00fckmen de b\u00f6yledir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Arap dilinde tarif edatlar\u0131na hi\u00e7bir zaman ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir kelime h\u00fckm\u00fc verilmemi\u015f oldu\u011fu halde \u201cb\u00e2\u201d hem kendisi bir kelimedir, hem de hazf olunmu\u015f (silinmi\u015f) taalluk etti\u011fi bir fiil ile failini de bildiren \u00fc\u00e7 kelime h\u00fckm\u00fcndedir. Bundan dolay\u0131 ile den bile\u015fik bir kelimedir. Bunda kural gibi vasl hemzesi (kelimenin ortas\u0131nda d\u00fc\u015fen elif) ile yaz\u0131lmakt\u0131, fakat besmeleye \u00f6zg\u00fc olarak bu hemze d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f olup s\u00f6ylendi\u011fi gibi yaz\u0131l\u0131r. Ve onun yerine \u201cbi\u201dnin ba\u015f\u0131 uzat\u0131l\u0131r. Ta ilk as\u0131rlardan beri besmelenin ba\u015f\u0131n\u0131 bir elif uzun yazmak bir hat kural\u0131 olmu\u015ftur ki, bu kural k\u00fbf\u00ee gibi s\u00fcl\u00fcs ve nesih hatlar\u0131nda da hat \u00fcstadlar\u0131n\u0131n bildi\u011fi bir husustur. Bunun n\u00fcktesi \u00e7ok kullan\u0131lmas\u0131ndan dolay\u0131 hafifletmedir diyorlar. Fakat bunda \u00f6zellikle taalluk-\u0131 vis\u00e2l kuvvetini ifade etmek gibi manevi n\u00fckteler de vard\u0131r. Baz\u0131 hadislerde rastlanan gibi imalar bundan a\u00e7\u0131k olarak anla\u015f\u0131l\u0131yor.<br \/>\nBilindi\u011fi gibi, hakiki her ilmin bir tek konusu vard\u0131r, Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n hikmet ilminin konusu ise Allah ile k\u00e2inat ve \u00f6zellikle insanlar ve insanlar\u0131n i\u015fleri aras\u0131ndaki ili\u015fki ve ba\u011flant\u0131d\u0131r.<br \/>\n\u0130\u015fte bir ilahl\u0131k s\u0131fat\u0131 ve kulluk ili\u015fkisi ile \u00f6zetlenen ve \u00f6nce F\u00e2tiha\u2019da, sonra b\u00fct\u00fcn Kur\u2019\u00e2n\u2019da tedrici olarak a\u00e7\u0131klanan bu ili\u015fki tamamen besmeledeki n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. daima bir fiile veya fiile benzeyen bir kelimeye taalluk eden ve onu bir isme ba\u011flayan bir edat, bir cer edat\u0131d\u0131r ki, as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131 yap\u0131\u015ft\u0131rmakt\u0131r. Fakat bu yap\u0131\u015ft\u0131rman\u0131n; kar\u0131\u015ft\u0131rma ve beraberlik, yard\u0131m dileme, peki\u015ftirme i\u00e7in kullanma ve yemin gibi bir\u00e7ok \u00e7e\u015fitleri vard\u0131r ki, besmelede tefsirciler yaln\u0131z beraberlik veya yard\u0131m dileme m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan birini g\u00f6sterirler. Bu b\u00e2\u2019n\u0131n ba\u011flac\u0131 hazf olunmu\u015ftur ki, o anda besmeleyle ba\u015flanacak olan fiil olacakt\u0131r. Ba\u015fla, oku, ba\u015fl\u0131yorum, okuyorum gibi.<br \/>\n\u201d\u0130sim\u201d asl\u0131nda s\u00f6zl\u00fck anlam\u0131yla bir \u015feyin zihinde do\u011fmas\u0131n\u0131 sa\u011flayan i\u015faret ve al\u00e2met demektir. \u00d6rfte tek ba\u015f\u0131na anla\u015f\u0131l\u0131r bir m\u00e2n\u00e2ya delalet eden kelime diye tarif edilir ki, o m\u00e2n\u00e2ya veya onun d\u0131\u015fta veya zihinde ger\u00e7ekle\u015fen as\u0131l \u015fekline m\u00fcsemm\u00e2 denilir. Yayg\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, ismin asl\u0131 \u201cs\u00fcm\u00fcv = y\u00fccelik\u201d maddesidir. \u201cVesm = damgalama\u201dden olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Fakat \u00e7o\u011fulu \u201cesma\u201d veya \u201ces\u00e2m\u00ee\u201d gelir ve bunlar tamamen dilimize mal olmu\u015f kelimelerdir. S\u0131fatlar da asl\u0131nda ismin k\u0131s\u0131mlar\u0131ndand\u0131r. Bunun i\u00e7in isimler \u00f6zel isim veya cins ismi veya umuma delalet eden isim diye k\u0131s\u0131mlara ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi zat ismi veya s\u0131fat ismi diye de birbirinden ayr\u0131l\u0131r. Y\u00fcce Allah\u2019\u0131n Esm\u00e2-i H\u00fcsn\u00e2\u2019s\u0131nda bu fark\u0131n \u00f6nemi vard\u0131r. \u0130sim, asl\u0131nda \u201cad\u201d ve \u201cnam\u201d ile e\u015fanlaml\u0131 olmakla beraber dilimizde biz bunlar\u0131 ince farklarla kullan\u0131r\u0131z. \u201cBen bu i\u015fi falan kimse nam\u0131na yap\u0131yorum.\u201d yerinde \u201cfalancan\u0131n ad\u0131na veya ismine yap\u0131yorum\u201d diyemiyoruz. Ayn\u0131 \u015fekilde \u201cinsan bir isimdir\u201d deriz de \u201cbir add\u0131r, bir namd\u0131r\u201d demeyiz. \u00d6yle zaman olur ki \u201co adam\u0131n ad\u0131\u201d yerine \u201co zat\u0131n ismi\u201d demeyi tercih ederiz.<br \/>\n\u201cAllah\u201d ger\u00e7ek il\u00e2h\u0131n \u00f6zel ismidir. Daha do\u011frusu zat ismi ve \u00f6zel ismidir. Yani Kur\u2019\u00e2n bize bu en y\u00fcce ve en b\u00fcy\u00fck zat\u0131, eksiksiz s\u0131fatlar\u0131 ve g\u00fczel isimleriyle tan\u0131tacak, bizim ve b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat\u0131n ona olan ilgi ve al\u00e2kam\u0131z\u0131 bildirecektir. Bundan dolay\u0131 Allah diye adland\u0131r\u0131lan en b\u00fcy\u00fck ve en y\u00fcce zat k\u00e2inat\u0131n meydana gelmesinde, devam\u0131nda ve olgunla\u015fmas\u0131nda bir ilk sebep oldu\u011fu gibi \u201cAllah\u201d y\u00fcce ismi de ilim ve irfan dilimizde \u00f6yle \u00f6zel ve y\u00fcce bir ba\u015flang\u0131\u00e7t\u0131r. Y\u00fcce Allah\u2019\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 ve birli\u011fi kabul ve tasdik edilmeden k\u00e2inat ve k\u00e2inattaki d\u00fczeni hissetmek ve anlamak bir hayalden, bir seraptan ve ayn\u0131 zamanda telafisi imkans\u0131z olan bir ac\u0131dan ibaret kalaca\u011f\u0131 gibi \u201cAllah\u201d \u00f6zel ismi \u00fczerinde birle\u015ftirilmeyen ve d\u00fczene konmayan ilimlerimiz, sanatlar\u0131m\u0131z, b\u00fct\u00fcn bilgiler ve e\u011fitimimiz de iki ucu bir araya gelmeyen ve varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 silip s\u00fcp\u00fcren, da\u011f\u0131n\u0131k fikirlerden, anlams\u0131z bir toz ve dumandan ibaret kal\u0131r. Bunun i\u00e7indir ki, b\u00fct\u00fcn ilimler ve sanatlar k\u00fc\u00e7\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck birer konu etraf\u0131nda bilgilerimizi d\u00fczenleye d\u00fczenleye nihayet son d\u00fczenlemede bir y\u00fcksek ilim ile bizi bir birlik, huzuruna y\u00fckseltmek i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015f\u0131r durur. Cisim konusunda madde ve kuvvet ile hareket ve durgunluk oran\u0131nda, birle\u015ftirilemeyen bir tabiat ilmi; uzakl\u0131k, yer ve zamana g\u00f6re, nicelik kavram\u0131nda toplanmayan bir matematik ilmi; bilim mefhumunda cisim ve ruh oran\u0131nda toplanmayan bir psikoloji ilmi; d\u0131\u015f d\u00fcnya ve zihine g\u00f6re do\u011fruluk mefhumunda toplanmayan bir mant\u0131k ilmi; iyilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe oranla g\u00fczellik ve \u00e7irkinlik mefhumunda toplanmayan bir ahl\u00e2k; nihayet nedensellik oran\u0131nda ve varl\u0131k mefhumunda toplanmayan bir hikmet ve felsefe bulamay\u0131z. Varl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrtmeden, nedensellik oran\u0131n\u0131n ger\u00e7ek oldu\u011funu kabul ettirmeden bize en k\u00fc\u00e7\u00fck bir ger\u00e7ek bildirebilen hi\u00e7bir sanat yoktur. \u015eu, \u015funun i\u00e7in vard\u0131r. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn ilimlerin \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 gaye budur. Varl\u0131k, ger\u00e7eklik, nedensellik ili\u015fkileri, b\u00fct\u00fcn ilim ve sanatlara hakim olan d\u00fc\u015f\u00fcnme ve do\u011fru oldu\u011funu kabul etmek prensipleridir. Nedensellik, sebebin m\u00fcsebbebi ile ba\u011flant\u0131s\u0131, orant\u0131s\u0131 ve kal\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131 kanunu, asr\u0131m\u0131zda b\u00fct\u00fcn ilimlere hakim olan en b\u00fcy\u00fck kanundur. Bunun i\u00e7in nedensellik alan\u0131nda birle\u015ftirilemeyen hi\u00e7bir ilim bulamay\u0131z. Bu oran ise, sebep denilen bir ba\u015flang\u0131\u00e7 ile m\u00fcsebbeb denilen bir sonu\u00e7 aras\u0131ndaki ili\u015fkileri anlat\u0131r ve b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat\u0131n d\u00fczeni dedi\u011fimiz \u015fey de i\u015fte bu yeg\u00e2ne ili\u015fkidir. Bundan dolay\u0131 biz sebep ve sonu\u00e7 a\u00e7\u0131s\u0131ndan varl\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp do\u011frulamadan bu ba\u011flant\u0131n\u0131n tam oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnemeyiz ve do\u011frulayamay\u0131z. Sonra bu tasdikimiz de do\u011frudur diye zihnimiz ile ger\u00e7e\u011fin uyum ve ili\u015fkisini, \u00fczerine kurdu\u011fumuz hakk\u0131n hakikat\u0131na dayand\u0131rmazsak, b\u00fct\u00fcn emek ve \u00e7abalamalar\u0131m\u0131z\u0131n, b\u00fct\u00fcn anlay\u0131\u015flar\u0131m\u0131z\u0131n, yalan, as\u0131ls\u0131z ve kuruntudan ibaret bir seraba d\u00f6n\u00fc\u015fece\u011fine h\u00fckmederiz. Halbuki o zaman b\u00f6yle h\u00fckmedebilmek de bir ger\u00e7e\u011fi itiraf etmektir. Bundan dolay\u0131 insan do\u011fruyu inkar ederken bile onun do\u011fru oldu\u011funu kabul mecburiyetinden kurtulamaz. M\u00fcmk\u00fcn olan ger\u00e7ekler \u00fcst\u00fcnde varl\u0131\u011f\u0131 zaruri olan Hakk, gerek ilmimizin, gerek varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n ilk ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 ve ilk sebebidir. Ve \u201cAllah\u201d onun ismidir. \u0130nsan \u00fczerinde etkili olan ve insan\u0131 kendine \u00e7eken hi\u00e7bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez ki, arkas\u0131nda Allah bulunmas\u0131n.<br \/>\nY\u00fcce Allah varl\u0131\u011f\u0131 zaruri olan \u00f6yle bir zatt\u0131r ki, gerek nesnel ve gerek \u00f6znel varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n b\u00fct\u00fcn gidi\u015fat\u0131nda varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n zaruretini g\u00f6sterir ve bizim ruhumuzun derinliklerinde her\u015feyden \u00f6nce Hakk\u2019\u0131n zat\u0131na ait kesin bir tasdikin var oldu\u011fu ink\u00e2r kabul etmez bir ger\u00e7ektir. Hatta bizim varl\u0131\u011f\u0131m\u0131zda bu y\u00fcce ger\u00e7e\u011fe basit ve \u00f6z ve s\u0131n\u0131rs\u0131z bir ili\u015fkimiz, bir manevi duygumuz vard\u0131r. Ve b\u00fct\u00fcn ilimlerimizin temeli olan bu gizli duygu; s\u0131n\u0131rl\u0131 duygular\u0131m\u0131z\u0131n, anlay\u0131\u015flar\u0131m\u0131z\u0131n, ak\u0131llar\u0131m\u0131z\u0131n, fikirlerimizin hepsinden daha do\u011fru, hepsinden daha kuvvetlidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n hepsini ku\u015fat\u0131yor. Ve onlar\u0131 ku\u015fatt\u0131\u011f\u0131 halde O\u2019nun zat\u0131 s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131lamaz ve bu \u00e2lem O\u2019nun kudret ve kuvvetinin bir par\u0131lt\u0131s\u0131d\u0131r. Durum b\u00f6yle iken biz bir\u00e7ok zaman olur ki, dalg\u0131nl\u0131kla kendimizi ve varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n ge\u00e7irdi\u011fi zamanlar\u0131 unuturuz. Ve \u00e7o\u011funlukla yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z hatalar\u0131n, sap\u0131kl\u0131klar\u0131n kayna\u011f\u0131 bu gaflet ve dalg\u0131nl\u0131kt\u0131r. B\u00f6yle kendimizden ve anlay\u0131\u015f\u0131m\u0131z\u0131n inceliklerinden dalg\u0131nl\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz zamanlard\u0131r ki, biz bu gizli duygudan, bu ilk anlay\u0131\u015ftan gaflete d\u00fc\u015feriz ve o zaman bunu bize akl\u0131m\u0131z yolu ile hat\u0131rlatacak ve bizi uyaracak vas\u0131talara ve delillere ihtiya\u00e7 duyar\u0131z. K\u00e2inat bize bu hat\u0131rlatmay\u0131 yapacak Allah\u2019\u0131n \u00e2yetleri (i\u015faretleri) ile doludur. Kur\u2019\u00e2n, bize bu \u00e2yetleri, k\u0131sa ve \u00f6zl\u00fc s\u00f6zlerle hat\u0131rlatt\u0131\u011f\u0131 ve bizi uyard\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in bir ismi de \u201cez-Zikr\u201ddir. Allah\u2019\u0131n hikmeti de bize buradan bir\u00e7ok mant\u0131k\u00ee, akla uygun ve ruh\u00ee delilleri \u00f6zetleyiverir. Di\u011fer taraftan biz o gizli duygunun di\u011fer s\u0131n\u0131rl\u0131 ve belirgin duygular\u0131m\u0131z gibi i\u00e7imizde ve d\u0131\u015f\u0131m\u0131zda ortaya \u00e7\u0131kma ve kesintiye u\u011frama anlar\u0131yla s\u0131n\u0131rl\u0131 bir \u015fekil kazanmas\u0131n\u0131 ve bu \u015fekilde varl\u0131klar\u0131n par\u00e7alar\u0131n\u0131n g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclen \u015feyler gibi anlay\u0131\u015f\u0131m\u0131z\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131na girecek bir \u015fekilde a\u00e7\u0131klanmas\u0131n\u0131 arzu ederiz. Bu arzunun hikmeti, O\u2019nun tecellisindeki s\u00fcreklilikte duyulan bir g\u00f6rme lezzetidir. Fakat bunda bilgisi ve kuvvetiyle her\u015feyi ku\u015fatan Allah\u2019\u0131, yarat\u0131lm\u0131\u015f varl\u0131klara \u00e7evirmeye \u00e7al\u0131\u015fmak gibi imkans\u0131z bir nokta vard\u0131r ki, nefsin gururunu k\u0131racak olan bu imkans\u0131z nokta bir\u00e7ok insan\u0131 olumsuz sonu\u00e7lara ula\u015ft\u0131rabilir. O zavall\u0131 gururlu nefis d\u00fc\u015f\u00fcnemez ki, b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat\u0131n o ilk ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131na a\u00e7\u0131k, anla\u015f\u0131labilir, ba\u015f\u0131 ve sonu belli olan bir s\u0131n\u0131r \u00e7izmek, g\u00f6r\u00fcnen e\u015fyada oldu\u011fu gibi bir kesinti an\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. M\u00fcmk\u00fcn olmayan b\u00f6yle bir kesinti an\u0131nda ve noktas\u0131nda ise b\u00fct\u00fcn his ve b\u00fct\u00fcn varl\u0131k k\u00f6k\u00fcnden kesilir ve yok olur. \u00d6yle bir t\u00fckenme ise apa\u00e7\u0131k bir his ve anlay\u0131\u015fa varmak de\u011fil, yoklu\u011fa kar\u0131\u015fmakt\u0131r. Akl\u00ee delillere b\u00f6yle bir gaye ile bakanlar ve Allah\u2019\u0131n g\u00f6r\u00fcnmeyen ve g\u00f6r\u00fcnen b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131 ku\u015fatan sonsuz tecellisi kar\u015f\u0131s\u0131nda nefislerinin gururunu k\u0131rmayarak \u015fuh\u00fbd zevkinden mahrum kalanlar \u201cAllah\u2019\u0131 arad\u0131m da bulamad\u0131m.\u201d derken, sanat ve felsefe ad\u0131na zarara u\u011frad\u0131klar\u0131n\u0131 ilan etmi\u015f olurlar. Allah\u2019\u0131 sezmek i\u00e7in kalp ile do\u011fru ve yanl\u0131\u015f\u0131 birbirinden ay\u0131ran g\u00f6z\u00fc ve ikisi aras\u0131ndaki fark\u0131 ve ili\u015fkiyi belli bir oranda idrak edebilmelidir.<br \/>\n\u0130\u015fte \u201cAllah\u201d y\u00fcce ismi, b\u00fct\u00fcn duygular\u0131m\u0131z\u0131n, d\u00fc\u015f\u00fcncelerimizin ilk \u015fart\u0131 olan \u00f6yle derin ve bir tek gizli duygunun, g\u00f6r\u00fcnen ve g\u00f6r\u00fcnmeyen varl\u0131klar\u0131n birle\u015ftikleri nokta olan bir par\u0131lt\u0131 halinde, hi\u00e7bir engel olmaks\u0131z\u0131n do\u011frudan do\u011fruya g\u00f6sterdi\u011fi y\u00fcce Allah\u2019\u0131n zat\u0131na delalet eden, yaln\u0131zca O\u2019na ait olan \u00f6zel bir isimdir. Yani bu isim \u00f6nce zihindeki bir m\u00e2n\u00e2 ve ikinci olarak o vas\u0131ta ile Allah\u2019\u0131n zat\u0131n\u0131n ismi ise \u00f6zel bir isimdir. Zihindeki bir m\u00e2n\u00e2 olmayarak yaln\u0131zca ve bizzat belli zat\u0131n ismi ise bir \u00f6zel isimdir. Birincisinde kelimeden anla\u015f\u0131lan m\u00e2n\u00e2ya, m\u00e2n\u00e2dan ger\u00e7e\u011fe ge\u00e7eriz ve ismi bu m\u00e2n\u00e2 ile tan\u0131mlar\u0131z. Mesela Allah, b\u00fct\u00fcn s\u0131fat-\u0131 kem\u00e2liyyeye (eksiksizlik ve olgunluk vas\u0131flar\u0131na) sahip bulunan, varl\u0131\u011f\u0131 zaruri olan zat\u0131n ismidir. Yahut hakkiyle tap\u0131lacak olan y\u00fcce zat\u0131n ismidir, deriz. \u0130kincide bizzat bulunan ger\u00e7e\u011fe intikal ederiz. Bu \u015fekilde o ger\u00e7ekten kendimizde hi\u00e7bir pay yoksa Allah isminden ger\u00e7ekte yine kendisinden ba\u015fka bir\u015fey anlayamay\u0131z. Bize g\u00f6re isim ile, isimlendirilen varl\u0131k ayn\u0131d\u0131r. Fakat o ger\u00e7ekten kendimizde herhangi bir tarz (\u00fcslub) ile bir pay bulabilirsek isim ile kendisine isim verileni birbirinden ay\u0131r\u0131r\u0131z ve bu iki \u015fekilde de Allah\u2019\u0131 isbat etmeye ihtiya\u00e7 duymayaca\u011f\u0131z. Fakat bu isimden bir m\u00e2n\u00e2 anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z ve o m\u00e2n\u00e2y\u0131 ger\u00e7ekte bir mahiyete delalet i\u00e7in vas\u0131ta olarak kabul etti\u011fimiz zaman o ger\u00e7ekten bizzat bir pay\u0131m\u0131z olmasa bile bu isimden bir\u015fey anlar\u0131z. Fakat o \u015feyin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 isbat etmeye ihtiya\u00e7 duyar\u0131z. Bundan dolay\u0131 isim, isbat etmeden \u00f6nce konulmu\u015f bulunursa o ger\u00e7e\u011fin \u00f6zel ismi olursa da alem ismi olamaz. Fakat isbat edildikten sonra konmu\u015f ise bizzat alem ismi olur. Mesela anadan do\u011fma k\u00f6rler i\u00e7in \u201c\u00fclker\u201d ismi ancak bir \u00f6zel isim olabilir, g\u00f6renler i\u00e7in ise bir alem ismidir. Normal dilde \u00f6zel isim ile alem isminin fark\u0131 aranmazsa da ilim dilinde bunlar aras\u0131nda fark vard\u0131r. \u0130\u015fte bu sebeplerden dolay\u0131 y\u00fcce Allah i\u00e7in zat ismi ve alem ismi m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr, de\u011fil midir? diye bilginler aras\u0131nda derin bir tart\u0131\u015fma vard\u0131r. Fazla uzatmamak i\u00e7in \u015fu kadar s\u00f6yleyelim ki, \u00fc\u00e7 tecelli alg\u0131lan\u0131r. Zat\u0131n tecellisi, s\u0131fat\u0131n tecellisi, eserlerinin tecellisi. \u0130simlerinin tecellisi de bunlardan biri ile ilgilidir. Zat isminin, zat\u0131n tecellisini ifade eden bir isim olmas\u0131 gerekir, \u00e7\u00fcnk\u00fc s\u0131fat tecellisini ifade eden isimlere s\u0131fat isimleri, eserlerin tecellisini ifade eden isimlere fiil isimleri denilir. Zat, s\u0131fat ve eserleri ile de vas\u0131ta ile tecelli etti\u011fi gibi bizzat tecelli etmesi de bizce m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. En az\u0131ndan kendine tecellisi m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr ve alem olan zat ismine bu da yeterlidir. Ve biz bunu b\u00fct\u00fcn isimlerde esas olarak bildi\u011fimiz i\u00e7in Allah\u2019\u0131n isimleri tevk\u00eef\u00eedir yani Cen\u00e2b-\u0131 Hakk\u2019\u0131n vahiy yoluyla bize bildirmi\u015f olduklar\u0131ndan ibarettir, diyoruz. Bundan dolay\u0131 zat isminin mefhumu olan bir \u00f6zel isim veya mefhumu olmayan bir \u015fah\u0131s ismi olmas\u0131 asl\u0131nda m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr ve bizim i\u00e7in yeterlidir.<br \/>\n\u015eu kadar var ki; biz kendimize zat\u0131n tecellisi meydana gelmeden alem ismini koyamay\u0131z. Nitekim, yeni do\u011fan \u00e7ocu\u011fa, onu g\u00f6rmeden koydu\u011fumuz isim, hen\u00fcz bir \u00f6zel isimdir ve bu durumda duydu\u011fumuz alem isminden de yaln\u0131z bir ismin tecellisini anlar\u0131z ve o zaman isim ile kendisine isim konulan varl\u0131k birle\u015fir. Fakat bunu s\u0131fat isimleri ve fiil isimleri ile yorumlaya yorumlaya nihayet eserlerin tecellisine ve ondan s\u0131fat\u0131n tecellisine ve ondan zat\u0131n tecellisine ereriz. Her s\u00f6z ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir ismin tecellisini anlat\u0131r, Kur\u2019\u00e2n da bize y\u00fcce Allah\u2019\u0131 \u00f6nce isminin tecellisi ile anlat\u0131yor: v.d. Bundan dolay\u0131 Kur\u2019\u00e2n\u2019a ba\u015flarken do\u011frusu hi\u00e7bir d\u00fc\u015f\u00fcnce ile me\u015fgul olmayarak \u00f6nce Allah\u2019\u0131n ismini bir zat ismi (\u00f6zel isim) olarak alaca\u011f\u0131z. R\u00e2hman ve Rahim vas\u0131flar\u0131n\u0131 da bu ismi k\u0131saca yorumlayarak bu iki vas\u0131fla ona bir geni\u015flik kazand\u0131r\u0131p m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 zikredece\u011fiz ki, bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n k\u0131sacas\u0131, en m\u00fckemmel ve katmerli bir rahmetin alan\u0131 ve yay\u0131lma noktas\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 olacakt\u0131r. Sonra yava\u015f yava\u015f bu isimler ile bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 a\u00e7\u0131klayarak ortaya \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131z ve o zaman yerlere, g\u00f6klere s\u0131\u011fmayan Allah\u2019\u0131n zat isminin kalbimizde yarat\u0131l\u0131\u015ftan sakl\u0131 olan tecellilerini g\u00f6rmeye ba\u015flayaca\u011f\u0131z. \u0130simlerin tecellisinden eserlerin tecellisine ge\u00e7ece\u011fiz, k\u00e2inat\u0131 dola\u015faca\u011f\u0131z, eserlerin tecellisinden s\u0131fatlar\u0131n tecellisine erece\u011fiz, g\u00f6r\u00fcnmeyenden g\u00f6r\u00fcnene ge\u00e7ece\u011fiz. G\u00f6r\u00fcnen alemle ilgili zevkimiz artt\u0131k\u00e7a artacak, o vakit zat\u0131n tecellisi i\u00e7in sevgi ve ne\u015fe ile \u00e7\u0131rp\u0131naca\u011f\u0131z, b\u00fct\u00fcn zevkler, lezzetler, b\u00fct\u00fcn \u00fcmitler, bir noktada toplanacak; bazen g\u00f6zya\u015flar\u0131n\u0131 d\u00f6k\u00fcp y\u00fcreklerimizi ezen g\u00fcnah y\u00fck\u00fcn\u00fc y\u0131kaca\u011f\u0131z, bazen vuslat r\u00fczgar\u0131 esecek, mutluluk ve ho\u015fnutluk ile kendimizden ge\u00e7ece\u011fiz. Nihayet \u201cEy huzura eren nefis! Raz\u0131 olmu\u015f ve kendisinden raz\u0131 olunmu\u015f olarak Rabbine d\u00f6n! (Benim sevgili kullar\u0131m aras\u0131na sen de gir ve cennetime gir!)\u201d (Fecr, 89\/27-30) daveti gelecek, y\u00fcce Allah\u2019\u0131n ziyafetinde sonsuza dek O\u2019nun cemalini seyretmeye dal\u0131p kalaca\u011f\u0131z. \u201cO g\u00fcn baz\u0131 y\u00fczler \u0131\u015f\u0131l \u0131\u015f\u0131l parlar, Rabbine bakar.\u201d (K\u0131yamet, 75\/22-23).<br \/>\n\u201cAllah\u201d zat ismini, \u00f6zel isim olarak d\u00fc\u015f\u00fcnebilmek i\u00e7in, Allah\u2019\u0131n selb\u00ee ve subut\u00ee b\u00fct\u00fcn zat s\u0131fatlar\u0131 ile fiil\u00ee s\u0131fatlar\u0131n\u0131 bir arada tasavvur etmek, sonra da hepsini bir b\u00fct\u00fcn olarak topluca ele almak ve \u00f6yle ifade etmek gerekir. Bundan dolay\u0131 bu da \u015fu \u015fekilde ifade edilmi\u015ftir: \u201cO zat-\u0131 v\u00e2cib\u00fc\u2019l-v\u00fcc\u00fbd ki, b\u00fct\u00fcn kem\u00e2l s\u0131fatlar\u0131n\u0131 kendisine toplam\u0131\u015ft\u0131r.\u201d Sadece \u201czat-\u0131 vacibu\u2019l-v\u00fcc\u00fbd\u201d demek de yeterlidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn kemal s\u0131fatlar\u0131n\u0131 kendisinde toplam\u0131\u015f olmak, varl\u0131\u011f\u0131 zaruri demek olan \u201cvacibu\u2019l-v\u00fcc\u00fbd\u201dun bir a\u00e7\u0131klamas\u0131ndan, niteli\u011finin belirlenmesinden ibarettir.<br \/>\nBunun bir \u00f6zeti de \u201cHakk\u0131yla mabud = Hakiki il\u00e2h, ger\u00e7ek Tanr\u0131\u201d m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. Arap\u00e7a\u2019da bu m\u00e2n\u00e2 belli ve bilinen tanr\u0131 demek olan \u201cel-\u0130l\u00e2h\u201d \u00f6zel ismi ile \u00f6zetlenmi\u015ftir. \u201cH\u00e2lik-\u0131 \u00e2lem = K\u00e2inat\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131\u201d veya \u201cH\u00e2lik-\u0131 K\u00fcll = Her\u015feyin yarat\u0131c\u0131s\u0131\u201d m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile de yetinilebilir. Bunlar\u0131 y\u00fcce Allah\u2019\u0131n isim ile veya s\u00f6zle tan\u0131mlanmas\u0131 olarak alabiliriz. Biz her durumda \u015funu itiraf ederiz ki, bizim \u201cAllah\u201d y\u00fcce isminden duydu\u011fumuz (anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z) bir m\u00e2n\u00e2, bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n hepsinden daha a\u00e7\u0131k ve daha m\u00fckemmeldir. Bundan dolay\u0131 bu \u00f6zel ismin, bir alem isim olmas\u0131 kalbimize daha yak\u0131nd\u0131r. Gerek \u00f6zel ismi, gerek \u015fah\u0131s ismi olan \u201cAllah\u201d y\u00fcce ismi ile Allah\u2019tan ba\u015fka hi\u00e7bir il\u00e2h an\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r. \u201cSen O\u2019nun bir ada\u015f\u0131 oldu\u011funu biliyor musun?\u201d (Meryem, 19\/65) \u00e2yetinde de g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, onun ada\u015f\u0131 yoktur. Bundan dolay\u0131 Allah isminin ikili ve \u00e7o\u011fulu da yoktur. O halde ancak isimlerinin birden \u00e7ok olmas\u0131 caizdir. Hatta \u00f6zel ismi bile birden \u00e7ok olabilir ve de\u011fi\u015fik dillerde y\u00fcce Allah\u2019\u0131n ayr\u0131 ayr\u0131 \u00f6zel isminin bulunmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ve \u0130slam\u2019a g\u00f6re caizdir. Bununla beraber, me\u015fhur dillerde buna e\u015fanlaml\u0131 bir isim bilmiyoruz. Mesela Tanr\u0131, Hud\u00e2 (Fars\u00e7a) isimleri \u201cAllah\u201d gibi birer \u00f6zel isim de\u011fildir. \u0130l\u00e2h, Rab, Mabud gibi genel anlam ifade eden isimlerdir. Hud\u00e2, Rab demek olmay\u0131p da \u201cHud\u2019ay\u201d kelimesinin k\u0131salt\u0131lm\u0131\u015f\u0131 ve \u201cv\u00e2cibu\u2019l-v\u00fcc\u00fbd = mutlak var olan\u201d demek olsa yine \u00f6zel isim de\u011fildir. Arap\u00e7a\u2019da \u201cil\u00e2h\u201d\u0131n \u00e7o\u011fulunda (\u00e2lihe); \u201crabb\u201din \u00e7o\u011fulunda (erb\u00e2b) denildi\u011fi gibi Fars\u00e7a\u2019da \u201chud\u00e2\u201dn\u0131n \u00e7o\u011fulunda \u201chud\u00e2y\u00e2n\u201d ve dilimizde tanr\u0131lar, ma\u2019b\u00fbdlar, il\u00e2hlar, rablar denilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar hem ger\u00e7ek, hem de ger\u00e7ek olmayan il\u00e2hlar i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. Halbuki \u201cAllahlar\u201d denilmemi\u015ftir ve denemez. B\u00f6yle bir kelime i\u015fitirsek, s\u00f6yleyenin cahil oldu\u011funa veya gafil oldu\u011funa yorar\u0131z. Son y\u0131llarda edebiyat\u0131m\u0131zda sayg\u0131 maksad\u0131yla \u00f6zel isimlerden \u00e7o\u011ful yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve \u00f6rne\u011fin \u201cEbussuudlar, \u0130bni Kemaller\u201d denildi\u011fi bir ger\u00e7ek ise de; Allah\u2019\u0131n birli\u011fine delalet eden \u201cAllah\u201d y\u00fcce isminde b\u00f6yle bir ifade sayg\u0131 maksad\u0131na ayk\u0131r\u0131 oldu\u011fundan dolay\u0131 hem ger\u00e7e\u011fe, hem de edebe ayk\u0131r\u0131 say\u0131l\u0131r. Bu y\u00fcceli\u011fi ancak y\u00fcce Allah, (biz) diye g\u00f6sterir. Halbuki Tanr\u0131 ad\u0131 b\u00f6yle de\u011fildir, mabud ve il\u00e2h gibidir. Hak olmayan mabudlara da \u201cTanr\u0131\u201d denilir. Fakat bu bir cins ismidir. Allah\u2019a \u015firk ko\u015fanlar bir\u00e7ok tanr\u0131lara taparlard\u0131. Falancalar\u0131n tanr\u0131lar\u0131 \u015f\u00f6yle, falancalar\u0131nki \u015f\u00f6yledir denilir. Demek ki \u201cTanr\u0131\u201d cins ismi \u201cAllah\u201d \u00f6zel isminin e\u015f anlaml\u0131s\u0131 de\u011fildir, daha genel anlaml\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 \u201cAllah ismi\u201d \u201cTanr\u0131 ad\u0131\u201d ile terceme olunamaz. Bunun i\u00e7indir ki, S\u00fcleyman \u00c7elebi Mevlidine \u201cAllah\u201d ad\u0131yla ba\u015flam\u0131\u015f, \u201cTanr\u0131 ad\u0131\u201d dememi\u015ftir ve o bahrin sonunda \u201cBirdir Allah, andan art\u0131k tanr\u0131 yok.\u201d diyerek tanr\u0131 kelimesini il\u00e2h kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda kullanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu a\u00e7\u0131klaman\u0131n tamamlanmas\u0131 i\u00e7in bir kelime daha s\u00f6ylemeye ihtiya\u00e7 duyuyoruz. Frans\u0131zca \u201cdiy\u00f6\u201d kelimesi de il\u00e2h, tanr\u0131 kelimeleri gibi bir cins ismidir, onun da \u00e7o\u011fulu yap\u0131l\u0131r, onu \u00f6zel isim gibi b\u00fcy\u00fck harf ile g\u00f6stererek kullanmak ger\u00e7e\u011fi de\u011fi\u015ftirmez. Bunun i\u00e7in Frans\u0131zlar tevhid kelimesini terceme edememi\u015fler, monoton tercemesinde \u201cDiy\u00f6den ba\u015fka diy\u00f6 yok.\u201d diyorlar ki \u201c\u0130l\u00e2htan ba\u015fka il\u00e2h yok.\u201d demi\u015f oluyorlar; me\u00e2len tercemesinde de \u201cYaln\u0131z diy\u00f6, diy\u00f6d\u00fcr.\u201d yani \u201cyaln\u0131z il\u00e2h il\u00e2ht\u0131r.\u201d diyorlar. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, hem il\u00e2h, hem Allah yerinde \u201cdiy\u00f6\u201d demi\u015fler ve Allah ismi ile il\u00e2h ismini birbirinden ay\u0131ramam\u0131\u015flard\u0131r; ve ikisini de \u00f6zel isim gibi yazmalar\u0131na ra\u011fmen \u201cdiy\u00f6\u201d ancak \u201cil\u00e2h\u201d kelimesinin tercemesi olmu\u015ftur. Bu ise ilk bak\u0131\u015fta laf kalabal\u0131\u011f\u0131 ve anlams\u0131z bir s\u00f6z gibi g\u00f6r\u00fcnmekte, ayn\u0131 kelimeleri \u00f6nce olumsuz yapmak sonra olumlu k\u0131lmak, g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde bir \u00e7eli\u015fki \u00f6rne\u011fi arzetmektedir. \u201cDiy\u00f6den ba\u015fka diy\u00f6 yok, yaln\u0131z diy\u00f6 diy\u00f6d\u00fcr.\u201d demek g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde ya bir ha\u015fiv (bo\u015f s\u00f6z) veya \u00e7eli\u015fkidir. Halbuki diyen \u00f6yle demiyor; \u201cAllah\u2019tan ba\u015fka Tanr\u0131 yoktur.\u201d diyor ve asla i\u00e7inde \u00e7eli\u015fki ve tutars\u0131zl\u0131k olmayan a\u00e7\u0131k bir tevhid (birleme) s\u00f6yl\u00fcyor. Bundan ba\u015fka Frans\u0131zca\u2019da \u201cdiy\u00f6\u201dnun \u00f6zel isim olabilmesi Allah\u2019\u0131n, Hz. \u0130sa\u2019n\u0131n \u015fahs\u0131nda cesed ve \u015fah\u0131s \u015fekline girme d\u00fc\u015f\u00fcncesine dayan\u0131r. Bu noktalardan gafil olanlar \u201cdiy\u00f6\u201d kelimesini Allah diye terceme ediyor ve hatta \u201cAllah\u201d dedi\u011fi zaman bu terceme diliyle \u201cdiy\u00f6\u201dyu s\u00f6yl\u00fcyor.<br \/>\nTefsirciler, \u201d \u201d \u00f6zel isminin dil tarihi a\u00e7\u0131s\u0131ndan incelemesine \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flar ve dinler tarihi merakl\u0131lar\u0131 da bununla u\u011fra\u015fm\u0131\u015flard\u0131r. Bu ara\u015ft\u0131rmada ba\u015fl\u0131ca gayeler \u015funlard\u0131r: Bu kelime asl\u0131nda Arap\u00e7a m\u0131? De\u011fil mi? Ba\u015fka bir dilden mi al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r? \u00dczerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeden s\u00f6ylenmi\u015f bir s\u00f6z m\u00fc? T\u00fcremi\u015f mi, t\u00fcrememi\u015f bir kelime mi? Tarihi nedir? Bunlara k\u0131saca i\u015faret edelim:<br \/>\n\u0130\u015fin ba\u015f\u0131nda \u015funu itiraf etmek gerekir ki bilgimiz, ger\u00e7ekten ibadete lay\u0131k olan Allah\u2019\u0131n zat\u0131n\u0131 ku\u015fatmad\u0131\u011f\u0131 gibi \u00f6zel ismine kar\u015f\u0131 da ayn\u0131 \u015fekilde eksiktir. Ve Arap\u00e7a\u2019da kullanma a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u201d \u201d (Allah) y\u00fcce ismine benzeyen hi\u00e7bir kelime yoktur ve bunun asl\u0131n\u0131 g\u00f6stermek imkans\u0131zd\u0131r. Dil a\u00e7\u0131s\u0131ndan buna delalet eden baz\u0131 hususlar\u0131 da biliyoruz.<br \/>\n\u00d6nce Hz. Muhammed (s.a.v.)\u2019in peygamberli\u011fi asr\u0131nda b\u00fct\u00fcn Araplar\u2019\u0131n bu \u00f6zel ismi tan\u0131d\u0131\u011f\u0131 bilinmektedir. Kur\u2019\u00e2n-\u0131 Kerim de bize bunu anlat\u0131yor: \u201cAndolsun onlara: \u2018G\u00f6kleri ve yeri kim yaratt\u0131?\u2019 diye sorsan, elbette \u2018Allah\u2019 derler.\u201d (Z\u00fcmer, 39\/38), Bundan dolay\u0131 \u015fimdi bizde oldu\u011fu gibi o zamanda bu ismin, Arap dilinin tam bir mal\u0131 oldu\u011fundan \u015f\u00fcphe yoktur. Sonra bunun Hz. \u0130smail zaman\u0131ndan beri ge\u00e7erli oldu\u011fu da bilinmektedir. Bu itibarla da Arap\u00e7a oldu\u011fu \u015f\u00fcphesizdir. Halbuki Kur\u2019\u00e2n\u2019dan, bu y\u00fcce ismin daha \u00f6nce varoldu\u011fu da anla\u015f\u0131l\u0131yor. Bundan dolay\u0131 Hz. \u0130brahim\u2019den itibaren \u0130br\u00e2nice veya S\u00fcry\u00e2nice gibi di\u011fer bir dilden Arap\u00e7a\u2019ya ge\u00e7mi\u015f oldu\u011fu \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyor ve bu dillerden Arap\u00e7a\u2019ya ge\u00e7ti\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc ileri s\u00fcrenler oluyor. Fakat \u00c2d ve Semud hikayelerinde ve daha \u00f6nce ya\u015fam\u0131\u015f olan peygamberlerin dillerinde de yaln\u0131z anlam\u0131n\u0131n de\u011fil, bizzat bu \u00f6zel ismin de d\u00f6n\u00fcp dola\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 anl\u0131yoruz ve \u0130br\u00e2n\u00ee veya S\u00fcryan\u00ee dillerinin de mutlak surette Arap\u00e7a\u2019dan \u00f6nce oldu\u011funu da bilmiyoruz. Bunun i\u00e7in kelimenin Arap\u00e7a\u2019da daha \u00f6nce k\u00f6kten ve kat\u0131ks\u0131z Arap olan ilk devir Araplar\u0131na kadar varan bir tarihi bulundu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bundan dolay\u0131 \u201c\u0130srail, Cebrail, Mikail\u201d kelimeleri gibi \u0130br\u00e2nice\u2019den Arap\u00e7a\u2019ya ge\u00e7mi\u015f yabanc\u0131 bir kelime oldu\u011funu zannetmek i\u00e7in bir delil yoktur.<br \/>\n\u0130kincisi; Arap dilinin asl\u0131nda, Arap\u00e7a olmayan baz\u0131 yabanc\u0131 kelimeler hakk\u0131nda dikkatli olmay\u0131 gerektiren birtak\u0131m \u00f6zel incelikler vard\u0131r ki, bunlarla bir kelimenin asl\u0131n\u0131 incelemek m\u00fcmk\u00fcn olur.<br \/>\nBu a\u00e7\u0131dan bak\u0131l\u0131nca \u201d \u201d (Allah) y\u00fcce isminin, o dilde benzeri olmayan bir kullan\u0131l\u0131\u015f \u015feklinin bulundu\u011funu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Bir g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, ba\u015f\u0131ndaki \u201cel\u201d en-Necm, el-ayyuk v.s. gibi kelimeden ayr\u0131lmas\u0131 caiz olmayacak \u015fekilde kelimeden ayr\u0131lmayan bir belirleme edat\u0131 gibidir. Hemzesi, s\u00f6z\u00fcn ba\u015f\u0131nda bulundu\u011fu durumda \u00fcst\u00fcnd\u00fc, s\u00f6z\u00fcn ortas\u0131nda ba\u015fka bir kelime ile birle\u015fti\u011fi zaman \u201cVallah, Billah, \u0130sm\u00fcllah, K\u00e2lellah\u201d v.s. gibi yerlerde s\u00f6yleni\u015fte veya hem telaffuzda hem yaz\u0131da hazf olunur (d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcl\u00fcr). Di\u011fer bir g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re de \u201cel\u201d belirleme edat\u0131 de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc birine \u00e7a\u011f\u0131rma halinde \u201c\u201d diye hemze sabit kalabiliyor ve bir de \u201cY\u00e2 eyy\u00fche\u2019l-kerim\u201d gibi \u00e7a\u011f\u0131rma edat\u0131 ile \u00e7a\u011f\u0131r\u0131lan isim aras\u0131nda gibi ay\u0131ran bir kelime eklemeye gerek kalm\u0131yor. Halbuki \u201cel\u201d belirleme edat\u0131 olsayd\u0131 b\u00f6yle olmayacakt\u0131.<br \/>\nE\u011fer \u201cel\u201d belirleme edat\u0131 ise kelime herhalde ba\u015fka bir\u015feyden nakledilmi\u015ftir ve y\u00fcce Allah\u2019a isim olarak verilmesi ikinci bir k\u00f6k sayesinde m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Fakat bunun ba\u015flang\u0131\u00e7ta Arap dilinde di\u011fer bir isimden veya s\u0131fattan al\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr ve aslolan budur. Belirleme edat\u0131 \u201cel\u201d kalk\u0131nca da \u201cl\u00e2h\u201d kal\u0131r. Ger\u00e7ekten Arap\u00e7a\u2019da \u201cl\u00e2h\u201d ismi vard\u0131r. Ve Basral\u0131 alimlerin b\u00fcy\u00fck bir k\u0131sm\u0131 bundan nakledildi\u011fini s\u00f6ylemi\u015fler. \u201cL\u00e2h\u201d gizlenme ve y\u00fckselme m\u00e2n\u00e2s\u0131na fiilinin masdar\u0131 oldu\u011fu gibi bundan \u201cil\u00e2h\u201d anlam\u0131na da bir isimdir ve bundan \u201cl\u00e2h\u00fcm\u201d, \u201cl\u00e2h\u00fcmme\u201d denilir. Bir Arap \u015fairi: \u201cEbu Reb\u00e2h\u2019\u0131n bir yemini gibi, Allah\u2019\u0131m onu b\u00fcy\u00fckler i\u015fitir.\u201d demi\u015f. Ayn\u0131 \u015fekilde Peygamber Efendimiz\u2019in dedesi Abd\u00fclmuttalib Fil vak\u2019as\u0131nda K\u00e2be kap\u0131s\u0131n\u0131n halkas\u0131na yap\u0131\u015farak; \u201cEy Allah\u2019\u0131m! Kul kendi evini korur, Sen de evini koru! onlar\u0131n ha\u00e7\u0131 ve hilesi d\u00fc\u015fman olarak senin tedbirine galip gelmesin!\u201d diye Allah\u2019a yalvarm\u0131\u015ft\u0131. (Bkz. F\u00eel S\u00fbresi Tefsiri) .<br \/>\n\u015eu halde \u201cl\u00e2h\u201d isminin ba\u015f\u0131na \u201cel\u201d getirilerek \u201cAllah\u201d denilmi\u015f ve \u00f6zel isim yap\u0131lm\u0131\u015f demektir. Baz\u0131lar\u0131 ise daha ileri giderek Arap\u00e7a \u201cl\u00e2h\u201d isminin S\u00fcry\u00e2nice oldu\u011fu s\u00f6ylenen \u201cl\u00e2ha\u201d isminden Arap\u00e7a\u2019la\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu zannetmi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Belhli Ebu Yezid \u201cl\u00e2h\u201d Arap\u00e7a olmayan bir kelimedir demi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc, Yahudiler ve Hristiyanlar \u201cl\u00e2ha\u201d derler. Araplar bu s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc al\u0131p de\u011fi\u015ftirerek \u201cAllah\u201d demi\u015fler, bunun gibi \u201cl\u00e2h\u00fcm\u201d ile ilgili olarak \u0130br\u00e2nice\u2019de \u201cel\u00fbhim\u201d vard\u0131r. Fakat tarih a\u00e7\u0131s\u0131ndan Arap\u00e7a\u2019daki \u201cl\u00e2h\u201d m\u0131 \u00f6ncedir, yoksa S\u00fcryanice\u2019deki \u201cl\u00e2ha\u201d m\u0131 \u00f6ncedir? Bunu tesbit etmek m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 gibi iki dil aras\u0131nda b\u00f6yle bir kelimede ili\u015fkinin bulunmas\u0131, birinin di\u011ferinden nakledildi\u011fine mutlak surette delil olamaz. E\u011fer arka arkaya gelme yoksa her ikisinin daha \u00f6nce bulunan bir ana dilden yay\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul etmek daha uygun olur. Ve bunu destekleyen delil de vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah kelimesinin Arap\u00e7a\u2019daki kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7bir yabanc\u0131 dil kokusu yoktur. Sonra \u201cl\u00e2h, l\u00e2h\u00fcm\u201d her ne kadar Arap\u00e7a d\u0131\u015f\u0131ndaki bir dilden nakledilmi\u015f olsalar bile \u201cAllah\u201d \u201cel\u201d tak\u0131s\u0131 \u201cl\u00e2h\u201d ile birle\u015ftirilerek ondan al\u0131nm\u0131\u015f olsayd\u0131 onun hemzesinin nida (\u00e7a\u011f\u0131rma) halinde yerinde kalmas\u0131na dilin kural\u0131 m\u00fcsaade etmezdi. Bunun i\u00e7indir ki, bir\u00e7ok dil bilgini ve bunlar\u0131n i\u00e7inde Kufeliler, Allah kelimesinin \u201cl\u00e2h\u201ddan de\u011fil, \u201cil\u00e2h\u201d cins ismi ile e\u015f anlaml\u0131 olan \u201cel-il\u00e2h\u201ddan nakledilmi\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015flerdir. Bu \u015fekilde il\u00e2h\u0131n hemzesi hazf edilmi\u015f ve \u201cel\u201d belirleme edat\u0131n\u0131n hemzesi onun yerine konmu\u015f ve belirleme l\u00e2m\u0131 da \u201cen-Necm\u00fc, Es-Sa\u2019ku\u201d gibi kelimenin ayr\u0131lmaz bir par\u00e7as\u0131 olmu\u015ftur. Bundan dolay\u0131, asl\u0131na g\u00f6re ba\u015f\u0131ndaki hemze, c\u00fcmle i\u00e7inde hazf ve ba\u015fka bir harf yerinde kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131na i\u015faret edilerek de nida (\u00e7a\u011f\u0131rma) halinde d\u00fc\u015fmemi\u015ftir. \u201c\u0130l\u00e2h\u201d kelimesi de asl\u0131nda il\u00e2het, ul\u00fbhet, ul\u00fbhiyet gibi ibadet m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile veyahut serbest olma m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile veyahut kalbin huzura ermesi ve rahat olmas\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile veyahut korku m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile ilgili olarak \u201cme\u2019luh\u201d yani kendisine ibadet edilen, yahut ak\u0131llar\u0131n hayret etti\u011fi, yahut kalplere rahatl\u0131k ve i\u00e7 huzuru veren yahut s\u0131k\u0131nt\u0131dan, korkudan kurtaran demek olur ki, \u201cmabud\u201d (kendisine tap\u0131lan)\u2019da bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n hepsi var gibidir. \u201cAllah\u201d da ise ger\u00e7ekten bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n hepsi vard\u0131r. Zemah\u015fer\u00ee, K\u00e2d\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee gibi bir\u00e7ok b\u00fcy\u00fck ara\u015ft\u0131rmac\u0131 bu incelemeyi kabul etmi\u015flerdir. Buna g\u00f6re \u201cl\u00e2h\u201d kelimesinin de asl\u0131 \u201cil\u00e2h\u201dd\u0131r. (n\u00e2s) ve (\u00fcn\u00e2s) kelimeleri gibi. Ger\u00e7ekten \u00e7o\u011fulunda hep \u201c\u00e2lihe\u201d deniliyor ki, Arap dilinde masdar ve k\u00fc\u00e7\u00fcltme ismi gibi, \u00e7o\u011fullar da kelimenin asl\u0131n\u0131 g\u00f6steren delillerdendir<br \/>\n\u00d6zetle dilde bu iki incelemeye g\u00f6re Allah\u2019\u0131n ismi b\u00fcy\u00fck t\u00fcreme ile t\u00fcreyen bir Arap\u00e7a isimden nakledilmi\u015f ve onun as\u0131l m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ihtiva etmi\u015ftir. Hem de asl\u0131 ve kendisi Arap\u00e7a\u2019d\u0131r. Bu arada baz\u0131lar\u0131n\u0131n zann\u0131na g\u00f6re asl\u0131 Arap\u00e7a de\u011fil, fakat Arap\u00e7a\u2019ya nakledildikten sonra s\u0131rf Arap\u00e7a\u2019d\u0131r.<br \/>\nNahiv \u00e2limi tefsirci End\u00fcl\u00fcsl\u00fc Ebu Hayyan diyor ki: Bilginlerin \u00e7o\u011funa g\u00f6re; \u201d \u201d y\u00fcce ismi hemen s\u00f6ylenmi\u015f bir s\u00f6zd\u00fcr ve t\u00fcrememi\u015ftir. Yani ilk kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda y\u00fcce Allah\u2019\u0131n \u00f6zel ismidir . \u0130mam Fahreddin R\u00e2z\u00ee de \u201cBizim se\u00e7ti\u011fimiz g\u00f6r\u00fc\u015f \u015fudur: Allah kelimesi y\u00fcce Allah\u2019\u0131n \u00f6zel ismidir ve asl\u0131nda ba\u015fka bir kelimeden t\u00fcrememi\u015ftir. \u0130mam Halil b. Ahmed ve Sibeveyh, usul alimleri ve \u0130slam hukuk\u00e7ular\u0131n\u0131n hepsi bu g\u00f6r\u00fc\u015ftedirler.\u201d diyor. Ger\u00e7ekten \u00e7a\u011f\u0131rma kipinde Allah kelimesinin ba\u015f\u0131ndaki hemzenin d\u00fc\u015fmeyi\u015fi ve araya bir \u015fey girmeden \u00e7a\u011f\u0131rma edat\u0131 ile birle\u015fmesi bu hemzenin, kelimenin asl\u0131ndan oldu\u011funun bir delilidir. Bundan dolay\u0131 \u201cel\u201d belirleme edat\u0131 de\u011fildir. Ancak kullanmay\u0131 kolayla\u015ft\u0131rmak i\u00e7in \u00e7o\u011funlukla bu edat gibi kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ve Allah kelimesinin sonuna tenvin getirilmemi\u015ftir. Ger\u00e7i hemzenin hazf edilmesi, kelimede kalmas\u0131ndan daha \u00e7oktur ve daha fazlad\u0131r. Fakat \u201d = y\u00e2\u201d ile \u201d = el\u201d belirleme edatlar\u0131 bir araya gelmedikleri ve bundan dolay\u0131 \u201cyennecm\u00fc\u201d v.s. denilemeyip (Y\u00e2 eyy\u00fchennecm\u00fc), y\u00e2 h\u00e2ze\u2019l-Haris\u00fc, y\u00e2 eyy\u00fchenn\u00e2s\u00fc gibi araya veya gibi kelimeler kondu\u011fu halde (y\u00e2 Allah) diye hemzenin yerinde kalmas\u0131 ile yetinilmesi ve sonra bu kelimenin Allah\u2019tan ba\u015fka hi\u00e7 kimse i\u00e7in asla kullan\u0131lmam\u0131\u015f bulunmas\u0131ndan dolay\u0131 \u201cen-Necm\u00fc, en-n\u00e2s\u00fc ve\u2019l-\u00fcn\u00e2s\u00fc\u201d cinsinden olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterdi\u011finden kelime ve m\u00e2n\u00e2 itibariyle bu \u00f6zelli\u011fin tercih edilmesi gerekmi\u015ftir.<br \/>\n\u00d6zetle \u201d \u201d ismi t\u00fcremi\u015f veya ba\u015fka bir dilden Arap\u00e7a\u2019ya nakledilmi\u015f de\u011fildir. Ba\u015flang\u0131\u00e7tan itibaren \u00f6zel bir isim olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ve y\u00fcce Allah\u2019\u0131n zat\u0131 b\u00fct\u00fcn isimler ve vas\u0131flardan \u00f6nce bulundu\u011fu gibi \u201d \u201d ismi de \u00f6yledir. Allah ismi ul\u00fbhiyyet (il\u00e2hl\u0131k) vasf\u0131ndan de\u011fil, il\u00e2hl\u0131k ve mabudiyet (tap\u0131lmaya lay\u0131k olma) vasf\u0131 ondan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Allah, ibadet edilen zat oldu\u011fu i\u00e7in Allah de\u011fil, Allah oldu\u011fu i\u00e7in kendisine ibadet edilir. Onun \u201cAllah\u201dl\u0131\u011f\u0131 tap\u0131lmaya ve kulluk edilmeye lay\u0131k olmas\u0131 kendili\u011findendir. \u0130nsan puta tapar, ate\u015fe tapar, g\u00fcne\u015fe tapar, kahramanlara, zorbalara veya baz\u0131 sevdi\u011fi \u015feylere tapar, tapt\u0131\u011f\u0131 zaman onlar il\u00e2h, mabud (kendisine tap\u0131lan) olurlar, daha sonra bunlardan cayar, tan\u0131maz olur, o zaman onlar da i\u011freti al\u0131nm\u0131\u015f mabudiyet ve tanr\u0131l\u0131k \u00f6zelliklerini kaybederler. Halbuki insanlar, ister Allah\u2019\u0131 mabud tan\u0131s\u0131n, ister mabud tan\u0131mas\u0131nlar, O bizzat mabuddur. O\u2019na her\u015fey ibadet ve kulluk bor\u00e7ludur. Hatta O\u2019nu inkar edenler bile bilmeyerek olsa dahi ona kulluk etmek zorundad\u0131rlar. Ara\u015ft\u0131rma mant\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re iddia edilebilir ki, \u00f6zel isimler k\u0131smen olsun cins isimlerinden \u00f6nce konulur. Daha sonra bir veya birka\u00e7 niteli\u011fin ifade etti\u011fi benzeme y\u00f6n\u00fc ile cins isimleri olu\u015fur. Bundan dolay\u0131 her \u00f6zel ismin bir cins isminden veya nitelikten al\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011fu iddias\u0131 ge\u00e7ersiz say\u0131l\u0131r.<br \/>\n\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc: Denilebilir ki, yukar\u0131da a\u00e7\u0131klanan kullanma tarz\u0131ndan, \u201d \u201d y\u00fcce isminin Arap dilindeki \u00f6zelli\u011fi ve bundan dolay\u0131 bir \u00f6zel isim oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Fakat b\u00f6yle olmas\u0131 di\u011fer bir dilden al\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131na neden engel say\u0131ls\u0131n? Allah\u2019\u0131n isimlerinin birden \u00e7ok olmas\u0131n\u0131n caiz oldu\u011fu da \u00f6nce ge\u00e7mi\u015fti. Ger\u00e7ekten deniliyor ki \u0130branice\u2019de \u201ciyl\u201d Allah demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc K\u00e2d\u0131 Beyd\u00e2v\u00ee ve di\u011fer tefsircilerde bile \u201c\u0130srail\u201d Allah\u2019\u0131n se\u00e7kin kulu veya Abdullah m\u00e2n\u00e2s\u0131na tefsir edilmi\u015ftir ki, hemzenin hazf edilmesi ile \u201cisr\u00e2l\u201d ve y\u00e2\u2019ya \u00e7evirilmesi ile \u201c\u0130srayil\u201d \u015feklinde de okunur. Di\u011fer taraftan S\u00fcryanice\u2019de \u201cl\u00e2ha\u201d, Arap\u00e7a\u2019da \u201cl\u00e2h\u201d da varm\u0131\u015f. Bundan dolay\u0131 Arap\u00e7a\u2019da bu iki ismin birle\u015ftirilmesi ile \u201cillah\u201d terkibinden \u201cAllah\u201d \u00f6zel ismi vazedilmi\u015f oldu\u011fu hat\u0131ra gelir ki; \u201cAllah\u201d il\u00e2h me\u00e2lini hat\u0131rlat\u0131r ve \u201cil\u00e2h\u00fc\u2019l-\u00e2lihe\u201d (il\u00e2hlar\u0131n) mabudlar\u0131n Allah\u2019\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder.<br \/>\nFakat b\u00f6yle bir mant\u0131k ili\u015fkisi, ger\u00e7e\u011fin b\u00f6yle oldu\u011funa delalet etmez. B\u00f6yle olsayd\u0131 mutlaka dil bunu bize bildirirdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc her \u015feyden \u00f6nce kelimenin ucme ve \u00f6zel isim olmas\u0131ndan dolay\u0131 gayri munsarif ve belki mebni olarak kullan\u0131lmas\u0131 gerekirdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc Ba\u2019lebek, \u0130srail, Cebrail, \u0130brahim, \u0130smail ve benzeri \u00f6zel isimlerin hepsi gayri munsarifdirler. Halbuki \u201d \u201d ismi mureb ve munsariftir. \u0130kincisi, hemzenin hazf edilmesi durumuna uygun ise de hemzenin sabit kalmas\u0131 durumuna uygun de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Arap\u00e7a\u2019da \u201cil\u201d hemzenin kesri ile okuna geldi\u011fi halde \u201cAllah\u201dda hemze \u00fcst\u00fcn ile okunur. Ve do\u011frusu \u201c\u00eel\u201d \u201cilah\u201d m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u201d = ili\u201d diye m\u00fczaf (tamlanan) oluyor. Sonra \u00eel, Allah demek ise ve ondan al\u0131nm\u0131\u015f olsayd\u0131 \u201cil l\u00e2h\u201d diye bir terkip d\u00fc\u015f\u00fcnme\u011fe ne ihtiya\u00e7 kal\u0131rd\u0131? K\u0131sacas\u0131, Allah isminin di\u011fer bir dilden al\u0131nm\u0131\u015f veya t\u00fcremi\u015f oldu\u011funu bu \u015fartlar alt\u0131nda belirlemek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Ve bu y\u00fcce isim, lisan a\u00e7\u0131s\u0131ndan da ad\u0131n\u0131n sahibi gibi, bir ezeliyet perdesi i\u00e7indedir. Ve b\u00fct\u00fcn bunlardan en basit bir m\u00e2n\u00e2 edinmek i\u00e7in s\u00f6ylenecek s\u00f6z, hayret ve b\u00fcy\u00fckl\u00fckt\u00fcr. Allahu ekber!<br \/>\n\u201cer-Rahm\u00e2n\u201d; Bu da y\u00fcce Allah\u2019a mahsus bir isimdir. Bunun \u00f6zel bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Fakat zat ismi de\u011fil, s\u0131fat ismidir. Hem vas\u0131flanarak hem vas\u0131flanmadan kullan\u0131l\u0131r. Bundan dolay\u0131 kat\u0131ks\u0131z isim ile kat\u0131ks\u0131z s\u0131fat aras\u0131nda bir kelimedir. Bunun i\u00e7in cer edat\u0131 ile ge\u00e7i\u015fli olmaz, fiil gibi amel yapmaz. \u201cBuna rahmand\u0131r.\u201d denilmez. Fakat izafetle (tamlama ile) \u201cD\u00fcnya Rahm\u00e2n\u0131\u201d gibi amel eder. B\u00f6yle olmas\u0131 bu kelimenin fiil s\u0131fat\u0131 de\u011fil, zat s\u0131fat\u0131 oldu\u011funu g\u00f6sterir. Ve b\u00f6yle s\u0131fatlara s\u0131fat-\u0131 galibe (\u00fcst\u00fcn s\u0131fat) ismi verilir. Asl\u0131nda i\u00e7erdi\u011fi niteli\u011fe sahip olan her \u015fahs\u0131 nitelemek uygun oldu\u011fu halde o s\u0131fatla se\u00e7kin olan \u00f6zel bir ki\u015fi i\u00e7in kullan\u0131lmas\u0131 \u00e7ok\u00e7a g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnden yaln\u0131z onun s\u0131fat\u0131 olarak kullan\u0131lm\u0131\u015f demektir. \u00dcst\u00fcnl\u00fck bir derece daha kuvvet bulunca isim olarak da kullan\u0131l\u0131r ki, Rahm\u00e2n b\u00f6yledir. Ve bu \u00fcst\u00fcn gelme ya ger\u00e7ekten veya varsay\u0131m \u015feklinde olur. E\u011fer \u00f6nce genel olarak kullan\u0131lm\u0131\u015fsa ve daha sonra bir \u015feye tahsis edilmesi gerekmi\u015fse \u201cger\u00e7ek anlam\u0131yla\u201d; e\u011fer \u00f6nce genel olarak kullan\u0131lmas\u0131 bizzat meydana gelmemi\u015f de dil ile ilgili bir kural gere\u011fince ise \u201cvarsay\u0131m anlam\u0131yla\u201d denilir.<br \/>\ner-Rahm\u00e2n) ismi de varsay\u0131m taraf\u0131 a\u011f\u0131r basan ve yaln\u0131zca Allah i\u00e7in kullan\u0131lan bir \u00f6zel isimdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc dil a\u00e7\u0131s\u0131ndan (rahm) ve (rahmet)ten t\u00fcremi\u015f ve s\u00fcrekli ve pek fazla ac\u0131ma m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen bir s\u0131fat-\u0131 m\u00fc\u015febbehe kipidir ki \u00e7ok merhametli, \u00e7ok rahmet sahibi m\u00e2n\u00e2s\u0131na bir s\u0131fatt\u0131r. B\u00f6yle olunca da bu s\u0131fat kimde bulunursa ona (er-Rahm\u00e2n) demenin k\u0131yas yoluyla m\u00fcmk\u00fcn olmas\u0131 laz\u0131m gelir. Halbuki hi\u00e7 b\u00f6yle kullan\u0131lmam\u0131\u015f, rahmeti sonsuz, ezel\u00ee ve ger\u00e7ek anlamda nimet veren bir m\u00e2n\u00e2ya tahsis edilmi\u015f oldu\u011fundan dolay\u0131 ba\u015flang\u0131\u00e7tan itibaren y\u00fcce Allah\u2019tan ba\u015fkas\u0131na Rahm\u00e2n denilmemi\u015ftir. Ancak yalanc\u0131 peygamber M\u00fcseylimet\u00fc\u2019l-Kezz\u00e2b\u2019a bir defa haddini a\u015fan ya\u011fc\u0131 bir \u015fair l\u00e2ms\u0131z olarak \u201cSen rahm\u00e2n olmaya devam ediyorsun.\u201d tabirini kullanm\u0131\u015f ve buna ra\u011fmen (er-Rahm\u00e2n) dememi\u015ftir. B\u00f6yle oldu\u011fu halde \u0130sl\u00e2m dini a\u00e7\u0131s\u0131ndan de\u011fil, dil a\u00e7\u0131s\u0131ndan bile bu \u015fairin hata etti\u011fi belirtilmi\u015ftir. Din a\u00e7\u0131s\u0131ndan ise \u015fairin yanl\u0131\u015f bir ifade kulland\u0131\u011f\u0131 haydi haydi sabittir. \u00d6yle ise mutlak surette \u201cRahm\u00e2n\u201d y\u00fcce Allah\u2019a ait bir s\u0131fat ismidir. Bundan dolay\u0131 asl\u0131nda s\u0131fat olmas\u0131 itibariyle \u00e7ok rahmet sahibi, pek merhametli, \u00e7ok merhametli, gayet merhametli veya sonsuz rahmet sahibi diye tefsir edilebilse de \u00f6zelli\u011finden, isim olmas\u0131ndan dolay\u0131 tercemesi m\u00fcmk\u00fcn olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6zel isim terceme edilmez. \u00d6zel isimlerin terceme edilmesi onlar\u0131n de\u011fi\u015ftirilmesi demektir ve dilimizde b\u00f6yle bir isim yoktur. Baz\u0131lar\u0131n\u0131n Rahm\u00e2n\u2019\u0131 \u201cesirgeyici\u201d diye terceme ettiklerini g\u00f6r\u00fcyoruz. Halbuki \u201cesirgemek\u201d asl\u0131nda k\u0131skanmak, yaz\u0131k etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. \u201cBenden onu esirgedin.\u201d denilir. Sonra k\u0131skan\u0131lan\u0131n korunmas\u0131, saklanmas\u0131 tabi\u00ee oldu\u011fundan esirgemek, onun gere\u011fi olan korumak m\u00e2n\u00e2s\u0131na da kullan\u0131l\u0131r. \u201cBeni esirgemiyorsun.\u201d deriz ki, \u201cBeni korumuyorsun.\u201d demektir. Fakat \u201cBana merhamet etmiyorsun.\u201d gibi, \u201cbana esirgemiyorsun\u201d denilmez. Bundan dolay\u0131 esirgeyici asl\u0131nda \u201ck\u0131skan\u00e7\u201d demek olaca\u011f\u0131ndan Rahm\u00e2n\u2019\u0131n geli\u015fig\u00fczel bir tefsiri de olmam\u0131\u015f olur. Elemlenmek, ac\u0131 duymak demek olan ac\u0131maktan \u201cac\u0131y\u0131c\u0131\u201d da tats\u0131z ve kusurludur, kuru bir ac\u0131mak merhamet de\u011fildir. Merhamet, ac\u0131 felaketini ortadan kald\u0131rmak ve onun yerine sevin\u00e7 ve iyili\u011fi koymaya y\u00f6nelik olan bir iyilik duygusudur ki dilimizde tamamen bilinen bir kelimedir. Biz merhametli s\u0131fat\u0131ndan anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z tatl\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 \u00f6b\u00fcrlerinden tam olarak anlayamay\u0131z ve hele pek merhametli yerinde \u201cac\u0131y\u0131c\u0131, esirgeyici\u201d demeyiz. Bunun i\u00e7in eskilerimiz burada \u201cyarl\u0131\u011famak\u201d fiilinden \u201cyarl\u0131\u011fay\u0131c\u0131\u201d s\u0131fat\u0131n\u0131 kullan\u0131rlard\u0131. \u201cRabbim rahmeti ile yarl\u0131\u011fas\u0131n\u201d, \u201crahmetinle yarl\u0131\u011fa ya Rabbi!\u201d, \u201cRahmetinle yarl\u0131\u011fa k\u0131l ya gani (zengin)\u201d gibi ki, bu kelimeyi hafifleterek \u201cyarlamak\u201d ve \u201cyarlay\u0131c\u0131\u201d denildi\u011fi de olmu\u015ftur. Ve asl\u0131nda \u201cyar (dost) muamelesi yapmak\u201d demektir ki, merhametin sonucudur. Fakat \u201cyarl\u0131\u011fay\u0131c\u0131\u201d da isim de\u011fil s\u0131fatt\u0131r. \u00d6zetle Rahm\u00e2n \u201cpek merhametli\u201d diye noksan bir \u015fekilde tefsir olunabilirse de terceme olunamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u201cpek merhametli\u201d, ne yaln\u0131z Allah i\u00e7in kullan\u0131lan bir s\u0131fatt\u0131r, ne \u00f6zel isimdir, \u201cRahim\u201d demek de olabilir. Sonra y\u00fcce Allah\u2019\u0131n rahmeti, merhameti; bir kalb duygusu, psikolojik bir meyil m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen bir iyilik duygusu de\u011fildir. F\u00e2tiha s\u00fbresi tefsirinde a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 \u00fczere iyili\u011fi kasdetmek veya sonsuz nimet verme m\u00e2n\u00e2s\u0131nad\u0131r. Dilimizde de rahmet bu m\u00e2n\u00e2 ile bilinir, fakat bu ilgiden dolay\u0131 \u201cRahm\u00e2n\u201d ismini \u201cVehh\u00e2b = \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flayan\u201d ismi ile kar\u0131\u015ft\u0131rmak da uygun olmaz. Vehh\u00e2b, Rahm\u00e2n gibi \u00f6zel isim de\u011fildir. Bundan dolay\u0131 Rahm\u00e2n, Vehh\u00e2b veya Af\u00fcvv (\u00e7ok affeden) m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelen \u201cba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131\u201d s\u0131fat\u0131 ile de terceme edilemez. Bu ismi ezberleriz ve tercemesi ile de\u011fil, tefsiri ile rahmet m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan anlama\u011fa \u00e7al\u0131\u015f\u0131r\u0131z.<br \/>\n\u201cer-Rah\u00eem\u201d de s\u0131fat-\u0131 m\u00fc\u015febbehe veya m\u00fcbala\u011fa ile ism-i f\u00e2il olarak ikinci bir s\u0131fatt\u0131r. \u0130ki s\u0131fat\u0131n fark\u0131n\u0131n daha a\u00e7\u0131k olmas\u0131 i\u00e7in burada ikincisi daha uygundur ki \u201c\u00e7ok merhamet edici\u201d demek olur. Bu da y\u00fcce Allah\u2019\u0131n s\u0131fatlar\u0131ndan biridir. Fakat yaln\u0131z s\u0131fat olarak kullan\u0131l\u0131r, mevsufsuz (nitelenen olmadan) tek ba\u015f\u0131na kullan\u0131lmaz. Bundan dolay\u0131 Rahm\u00e2n gibi s\u0131f\u00e2t-\u0131 g\u00e2libe (genellikle s\u0131fat olarak kullan\u0131lan kelime) ve \u00f6zel isim olmay\u0131p Allah\u2019dan ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in de kullan\u0131labilir ve fiil amelini yapar. Ba\u015f\u0131ndaki belirleme edat\u0131 da bilinen zat i\u00e7indir. \u015eu halde s\u0131fat terkibindeki kelimelerin ilki yaln\u0131z isimdir, ikincisi hem isim, hem s\u0131fat, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc yaln\u0131z s\u0131fatt\u0131r. \u00dc\u00e7 kelimeden olu\u015fan s\u0131fat, \u00f6zel isimden umum\u00ee m\u00e2n\u00e2ya do\u011fru a\u00e7\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ve bu iki s\u0131fat, \u201cAllah\u201d zat ismine kalbimizde anlam kazand\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar, Allah\u2019\u0131 g\u00f6rmenin ilk cem\u00e2l tecellileridir.<br \/>\nG\u00f6r\u00fcyoruz ki; (Rahm\u00e2n, Rah\u00eem) ikisi de rahmet masdar\u0131ndan m\u00fcbala\u011fa (pek \u00e7okluk) ifade eden birer s\u0131fat olmakla beraber aralar\u0131nda \u00f6nemli farklar vard\u0131r. Bu farklar\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in m\u00fcfessirler epeyce a\u00e7\u0131klamada bulunmu\u015flard\u0131r. Biz \u015fu kadar\u0131yla yetinece\u011fiz: Y\u00fcce Allah\u2019\u0131n Rahm\u00e2n olu\u015fu, ezele (ba\u015flang\u0131c\u0131 olmay\u0131\u015fa), Rahim olu\u015fu ise l\u00e2 yezale (\u00f6l\u00fcms\u00fczl\u00fc\u011fe) g\u00f6redir. Bundan dolay\u0131 yarat\u0131klar, y\u00fcce Allah\u2019\u0131n Rahm\u00e2n olmas\u0131yla ba\u015flang\u0131\u00e7taki rahmetinden, Rahim olmas\u0131yla da sonu\u00e7ta meydana gelecek merhametinden do\u011fan nimetler i\u00e7inde b\u00fcy\u00fcrler ve ondan faydalan\u0131rlar. Bu noktaya i\u015faret etmek i\u00e7in d\u00fcnyan\u0131n Rahm\u00e2n\u2019\u0131, ahiretin Rah\u00eem\u2019i denilmi\u015ftir. Asl\u0131nda y\u00fcce Allah, d\u00fcnyan\u0131n da, ahiretin de hem Rahm\u00e2n\u2019\u0131, hem de Rah\u00eem\u2019idir. Ve bu tabir de eski \u00e2limlerden nakledilmi\u015ftir. Fakat her ikisinde \u00f6ncelik itibariyle Rahman, sonral\u0131k itibariyle Rahim oldu\u011funa i\u015faret etmek i\u00e7in d\u00fcnya Rahm\u00e2n\u2019\u0131 ve ahiret Rah\u00eemi denilmi\u015ftir ki, \u201chem m\u00fcminlerin, hem k\u00e2firlerin Rahm\u00e2n\u2019\u0131, fakat yaln\u0131z m\u00fcminlerin Rah\u00eem\u2019i\u201d denilmesi de bundan ileri gelmektedir. \u201cAllah m\u00fcminlere kar\u015f\u0131 \u00e7ok ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131, \u00e7ok merhametlidir.\u201d (Ahz\u00e2b, 33\/43).<br \/>\nBu hususu biraz a\u00e7\u0131klayal\u0131m: Rahm\u00e2n, y\u00fcce Allah\u2019\u0131n bir \u00f6zel ismi oldu\u011fundan dolay\u0131 ezeli ve \u00f6l\u00fcms\u00fczl\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7ine al\u0131r. Bundan dolay\u0131, bu cins rahmet, merhamet ve nimet vermenin kullardan ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Rahim ise yaln\u0131z Allah\u2019a ait olmad\u0131\u011f\u0131ndan sonsuzlu\u011fu gerektirmez. Ve bundan dolay\u0131 b\u00f6yle bir merhametin ve nimet vermenin kullar taraf\u0131ndan da yap\u0131lmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Demek Rahm\u00e2n\u2019\u0131n rahmeti bir \u015farta ba\u011fl\u0131 de\u011fil iken, Rah\u00eem\u2019in rahmeti \u015farta ba\u011fl\u0131d\u0131r, \u015farta ba\u011fl\u0131 olarak ger\u00e7ekle\u015fir.<br \/>\nRahm\u00e2n olman\u0131n Allah\u2019a mahsus olmas\u0131 ve ondan ba\u015fkas\u0131na ait bir \u00f6zelli\u011fi ilgilendirmemesi ve ancak izafet ile amel etmesi, b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlerde bir \u015feyi \u015fart ko\u015fmadan genel bir m\u00e2n\u00e2 ifade eder. Y\u00fcce Allah Rahm\u00e2n oldu\u011fu i\u00e7in ezel\u00ee rahmeti umum\u00eedir. Her \u015feyin ilk yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ve icad\u0131nda alm\u0131\u015f oldu\u011fu b\u00fct\u00fcn f\u0131tr\u00ee kabiliyet ve ihsanlar Allah\u2019\u0131n Rahm\u00e2n olu\u015fundan kaynaklanan izaf\u00ee olu\u015flard\u0131r. Bu itibarla i\u00e7inde rahmet izi bulunmayan hi\u00e7bir varl\u0131k d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Fakat varl\u0131klar\u0131n ilk yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131 yaln\u0131z Allah vergisi ve cebr\u00eedir. Yani hi\u00e7 kimsenin \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 ve se\u00e7imi ile de\u011fil, yaln\u0131z Rahm\u00e2n\u2019a dayanmakla meydana gelir. Ta\u015f\u0131n ta\u015f, a\u011fac\u0131n a\u011fa\u00e7, insan\u0131n insan olmas\u0131 b\u00f6yle zorlay\u0131c\u0131 bir rahmetin eseridir. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan k\u00e2inattaki her \u015fey Rahm\u00e2n\u2019\u0131n rahmetine gark olmu\u015ftur. Bundan dolay\u0131 Allah\u2019\u0131n Rahm\u00e2n olu\u015fu b\u00fct\u00fcn varl\u0131k i\u00e7in g\u00fcven kayna\u011f\u0131 ve hepsinin \u00fcmididir. G\u00f6\u011f\u00fcnden yery\u00fcz\u00fcne, g\u00f6kcisimlerinden molek\u00fcllere, ruhlardan cisimlere, canl\u0131s\u0131ndan cans\u0131z\u0131na, ta\u015f\u0131ndan a\u011fac\u0131na, bitkilerinden hayvanlar\u0131na, hayvanlar\u0131ndan insanlar\u0131na, \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131ndan \u00e7al\u0131\u015fmayan\u0131na, itaat edeninden isyan edenine, m\u00fcmininden k\u00e2firine, Allah\u2019\u0131n birli\u011fine inanan\u0131ndan Allah\u2019a \u015firk ko\u015fan\u0131na, meleklerinden \u015feytan\u0131na var\u0131ncaya kadar \u00e2lemlerin hepsi Rahm\u00e2n\u2019\u0131n rahmetine gark olmu\u015ftur ve bu itibarla korkudan kurtulmu\u015ftur. Fakat bu kadarla kalsa idi, ilim ile bilgisizli\u011fin, hayat ile \u00f6l\u00fcm\u00fcn, \u00e7al\u0131\u015fma ile bo\u015f durman\u0131n, itaat etme ile isyan etmenin, iman ile k\u00fcfr\u00fcn, nank\u00f6rl\u00fck ile \u015f\u00fckr\u00fcn, do\u011fru ile e\u011frinin, adalet ile zulm\u00fcn hi\u00e7 fark\u0131 kalmam\u0131\u015f olurdu. Ve b\u00f6yle olsayd\u0131 k\u00e2inatta iradeyi gerektiren i\u015f ve hareketlerden hi\u00e7bir iz bulunmazd\u0131. \u0130lim ve irade ile, \u00e7al\u0131\u015fma ve \u00e7abalama ile ilerleme ve y\u00fckselme imkan\u0131 ortadan kalkard\u0131 ve o zaman hep tabi\u00ee olurduk, tabiat\u00e7\u0131lardan (Nat\u00fcralistlerden), cebriyecilerden olurduk. Hem kendimizi, hem de Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019y\u0131 yapt\u0131\u011f\u0131 \u015feylerde mecbur g\u00f6r\u00fcrd\u00fck. Tabiat\u0131, rahmetin gere\u011fine mahkum tan\u0131rd\u0131k. \u00c7\u00fcnk\u00fc ne onun, ne bizim irade ve se\u00e7me h\u00fcrriyetimizden bir iz bulamazd\u0131k, duydu\u011fumuza gidemez, bildi\u011fimizi i\u015fleyemez, arzular\u0131m\u0131z\u0131n yan\u0131na varamazd\u0131k, b\u00fct\u00fcn hareketlerimizde bir ta\u015f veya bir topa\u00e7 gibi yuvarlan\u0131r durur veya bir ot gibi biter, yiter giderdik. Ahlata armut, idris a\u011fac\u0131na kiraz, limona portakal, Amerikan \u00e7ubu\u011funa \u00e7avu\u015f \u00fcz\u00fcm\u00fc a\u015f\u0131layamazd\u0131k; tarlam\u0131za ekin ekemez, ekme\u011fimizi pi\u015firemez, r\u0131z\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131, elbisemizi ve di\u011fer ihtiya\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131 sanatlar ve ustal\u0131klar (meslekler) vas\u0131tas\u0131 ile elde edemezdik; g\u00f6klere \u00e7\u0131kmaya \u00f6zenemez, cennetlere girmeye \u00e7are bulamazd\u0131k; hayvan gelir, hayvan giderdik. Bu \u015fartlar alt\u0131nda ise Allah\u2019\u0131n Rahm\u00e2n olu\u015fu mutlak bir kem\u00e2l olmazd\u0131. Bundan dolay\u0131 y\u00fcce Allah\u2019\u0131n kendi irade ve istedi\u011fi \u015fekilde davranmas\u0131n\u0131 g\u00f6stermesi ve onun bir eseri olarak irade sahibi varl\u0131klar\u0131 yaratmas\u0131 ve onlar\u0131 g\u00fczel irade ve isteklerine g\u00f6re terakki ettirerek rahmetinden nimet i\u00e7inde b\u00fcy\u00fcmeleri ve ondan faydalanmalar\u0131 ve aksi takdirde ise k\u00f6t\u00fc irade ve \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131na g\u00f6re nimetlerden mahrum etmekle, onlar\u0131 elem ve ceza ile cezaland\u0131rmas\u0131, o iradelerin toplam\u0131n\u0131n kendi iradesi ile uyum ve ahengini sa\u011flamas\u0131 ve onlara da rahmetinden bir pay vermesi hikmet gere\u011fi olurdu. \u0130\u015fte tabiata ait bir hikmetin de\u011fil, il\u00e2h\u00ee bir hikmetin eseri olan bu m\u00fckemmellik ger\u00e7e\u011finden dolay\u0131 y\u00fcce Allah, Rahm\u00e2n olmas\u0131ndan ba\u015fka bir de Rahim olmakla vas\u0131flanm\u0131\u015f ve Rahm\u00e2n olu\u015funun rahmeti kendisine ait iken Rahim olmas\u0131yla rahmetinden irade sahiplerine de bir pay vermi\u015ftir. Ana ku\u015flar, Rahm\u00e2n\u2019\u0131n bir eseri olan yarat\u0131l\u0131\u015ftan var olan i\u00e7g\u00fcd\u00fcleri ile yavrular\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131nda kanat \u00e7\u0131rpar, ahl\u00e2kl\u0131 insanlar da Rahim olma etkisiyle hay\u0131r i\u015fleri \u00fczerinde ac\u0131ma ve \u015fefkatle yar\u0131\u015f\u0131rlar. Bitkilerin, hayvanlar\u0131n anatomisi ve uzuvlar\u0131n\u0131n faydalar\u0131yla ilgili ilimlerde Allah\u2019\u0131n Rahm\u00e2n olu\u015funun nice inceliklerini g\u00f6r\u00fcr, okuruz. Ahl\u00e2k ilminde, insanl\u0131k hayat\u0131n\u0131n olgunluk sayfalar\u0131nda, peygamberlerin, velilerin menk\u0131belerinde b\u00fcy\u00fck insanlar\u0131n biyografilerinde de iradeyle ve \u00e7al\u0131\u015f\u0131larak kazan\u0131lan i\u015flerde Rah\u00eemiyetin etkilerini okuruz. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u00e7al\u0131\u015fana, \u00e7al\u0131\u015fmayana bakmadan varl\u0131k \u00e2lemine g\u00f6ndermek ve o \u015fekilde idare etmek Rahm\u00e2n olu\u015fun bir rahmetidir. Daha sonra \u00e7al\u0131\u015fanlara \u00e7al\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 maksatlar\u0131n\u0131 da ayr\u0131ca ba\u011f\u0131\u015flamak Rah\u00eem olu\u015fun bir rahmetidir. Demek ki; Rahm\u00e2n olu\u015fun rahmeti olmasayd\u0131 biz yarat\u0131lamazd\u0131k, yarat\u0131l\u0131\u015ftan sahip oldu\u011fumuz sermayeden, Allah\u2019\u0131n ba\u011f\u0131\u015flad\u0131\u011f\u0131 zaruri yeteneklerden, en b\u00fcy\u00fck nimetlerden mahrum kal\u0131rd\u0131k. Allah\u2019\u0131n Rahim olu\u015fundan gelen rahmeti olmasayd\u0131 yarat\u0131l\u0131\u015ftan var olan kabiliyet ve ilk yarat\u0131l\u0131\u015f durumundan bir ad\u0131m dahi ileri gidemezdik, nimetlerin inceliklerine eremezdik. Allah\u2019\u0131n Rahm\u00e2n olu\u015fu mutlak \u00fcmitsizli\u011fe, genel \u00fcmitsizli\u011fe imkan b\u0131rakmayan bir mutlak \u00fcmit, bir ezeli l\u00fctufdur. Allah\u2019\u0131n Rahim olu\u015fu ise; \u00f6zel \u00fcmitsizli\u011fin cevab\u0131 ve \u00f6zel emel ve maksatlar\u0131m\u0131z\u0131n, \u00e7abalama ve faaliyet g\u00f6stermemizin zaman\u0131 ve sorumlulu\u011fumuzun m\u00fckafat\u0131 olan bir arzunun sebebidir. Demek ki, Allah\u2019\u0131n Rahm\u00e2n olu\u015funun kar\u015f\u0131s\u0131nda d\u00fcnya ve ahiret, m\u00fcmin ve k\u00e2fir e\u015fit iken Rahim olu\u015funun kar\u015f\u0131s\u0131nda bunlar a\u00e7\u0131k bir farkla birbirinden ayr\u0131l\u0131yorlar. Yani \u201cBir b\u00f6l\u00fck cennette, bir b\u00f6l\u00fck de ate\u015ftedir.\u201d (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/7) oluyor.<br \/>\n\u0130\u015fte d\u00fcnya ve ahiretin Rahm\u00e2n\u2019\u0131 ve ahiretin Rah\u00eem\u2019i, yahut m\u00fcmin ve k\u00e2firin Rahm\u00e2n\u2019\u0131, m\u00fcminin Rah\u00eem\u2019i denilmesinin sebebi budur. Rahmetli \u015eeyh (Muhammed) Abduh\u2019un l\u00fcgatta bu m\u00e2n\u00e2lara i\u015faret yoktur zannetmesiyle eski alimlerin bu terimlerle g\u00f6sterdikleri farklar\u0131 ihmal etmesi do\u011fru de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u201cRahm\u00e2n\u201d l\u00fcgatte de Allah\u2019a ait olan s\u0131fatlardand\u0131r ve bir fiille ba\u011flant\u0131s\u0131 yoktur. Ezel\u00eelik (ba\u015flang\u0131c\u0131 olmama) bildirir ve ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131na bakar. Rahim\u2019de ise bu \u00f6zellik yoktur ve bir fiille ba\u011flant\u0131s\u0131 vard\u0131r. Demek ki, zevalsizlikte ge\u00e7erlidir. Rahm\u00e2n\u2019\u0131n rahmeti, ba\u015flang\u0131\u00e7ta iyili\u011fi dilemeye y\u00f6nelik Allah\u2019\u0131n zat\u0131na ait bir s\u0131fatt\u0131r. Rah\u00eem\u2019in rahmetinin de sonunda iyilik yapmaya y\u00f6nelik bir fiil\u00ee s\u0131fat olarak kabul edilmesi en g\u00fczel g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr. \u015eu halde Rahm\u00e2n ile Rahim, rahmetin de\u011fi\u015fik birer m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ihtiva etmekle birbirlerinden birer y\u00f6n ile \u00fcst\u00fcn olmu\u015f oluyorlar. Demek ki Rahm\u00e2n, Rahim s\u0131fatlar\u0131 yaln\u0131z bir peki\u015ftirme (te\u2019kid) i\u00e7in tekrar edilmi\u015f de\u011fildirler. Ve her birinin kendine mahsus \u00f6zel bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 ve bir m\u00fcbala\u011fa y\u00f6n\u00fc vard\u0131r. Bir taraftan Rahm\u00e2n\u2019\u0131n rahmeti en \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc her yarat\u0131lm\u0131\u015fa izafe olur, di\u011fer taraftan Rah\u00eem\u2019in rahmeti en \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6b\u00fcr\u00fcnden (Rahm\u00e2n\u2019dan) daha fazla fiil\u00ee bir feyiz ve bereketi i\u00e7ine almakta ve Allah\u2019a vekaleten kullar\u0131nda da bulunur. Baz\u0131 tefsirlerde de buna i\u015faret edilerek Rahm\u00e2n\u2019\u0131n rahmeti y\u00fcce nimetler, Rahim\u2019in rahmeti ise nimetlerin incelikleri ile ilgilidir derler. Rahm\u00e2n\u2019\u0131n kullan\u0131l\u0131\u015f\u0131 \u00f6zel, ilgi alan\u0131 ise geneldir. Rah\u00eem\u2019in kullan\u0131l\u0131\u015f alan\u0131 genel, ilgi alan\u0131 ise \u00f6zeldir ve i\u015fte y\u00fcce Allah b\u00f6yle katmerlenmi\u015f bir rahmet s\u0131fat\u0131 ile vas\u0131flanm\u0131\u015ft\u0131r ve bunlar, insanlardan \u00fcmitsizlik duygusunu silmek ve onun yerine sonsuz bir iyimserlik duygusunu kurmak i\u00e7in yeterlidir. Genel bir \u015fekilde istenen iman ve g\u00fcven duygusunun ruhu da budur. Rahm\u00e2n, Rah\u00eem olan Allah\u2019\u0131 ink\u00e2r eden k\u00e2fir istedi\u011fi kadar \u00fcmitsiz olsun, fakat m\u00fcminin \u00fcmitsiz olmas\u0131 i\u00e7in hi\u00e7bir sebep yoktur. \u201cSonu\u00e7 g\u00fcnahlardan sak\u0131nan m\u00fcttakilerin olacakt\u0131r.\u201d (Kasas, 28\/83). Ve besmeleden al\u0131nacak ilk il\u00e2h\u00ee feyz bu sevin\u00e7tir.<br \/>\nBESMELE\u2019N\u0130N TERK\u0130B\u0130: Besmele g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte bir izafet tamlamas\u0131 ile iki s\u0131fat tamlamas\u0131 ve ba\u015f\u0131nda bir ilgi edat\u0131 ili\u015fkisinden birle\u015fmi\u015f, ba\u011f\u0131ms\u0131z bir tam c\u00fcmledir. Ger\u00e7ekte ise bu ba\u011flant\u0131n\u0131n ifade etti\u011fi hazfedilmi\u015f ve (mukadder) s\u00f6z\u00fcn geli\u015finden anla\u015f\u0131lan tam bir ba\u011flant\u0131 ile gayet k\u0131sa, \u00f6z ve a\u00e7\u0131k anlaml\u0131 tam bir s\u00f6zd\u00fcr. \u201d \u201d bir izafet tamlamas\u0131, \u201c\u201d bir s\u0131fat tamlamas\u0131, \u201d \u201d di\u011fer bir s\u0131fat tamlamas\u0131d\u0131r. \u0130smin Allah\u2019a izafeti, \u201cl\u00e2m\u201d veya \u201cmin\u201d edat\u0131n\u0131n gizli bulundu\u011fu izafet olabilir ki, birincisinde \u201cAllah\u2019\u0131n ismi\u201d, ikincide ise \u201cAllah ismi\u201d demek olur. Birincisinde s\u0131fatlar izafetten \u00f6nce; Rahm\u00e2n ve Rahim s\u0131fatlar\u0131 ile vas\u0131flanan \u201cy\u00fcce Allah\u2019\u0131n ismi ile\u201d gibi veya izafetten (tamlamadan) sonra; \u201cY\u00fcce Allah\u2019\u0131n ismi ile ki o hem Rahm\u00e2n hem Rahim s\u0131fatlar\u0131 ile nitelenmi\u015ftir.\u201d gibi bir m\u00e2n\u00e2 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Fakat ikincide ( a\u00e7\u0131klama tamlamas\u0131nda) \u201cAllah\u201d ismi tamlamadan \u00f6nce s\u0131fatlar\u0131yla birlikte d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcp topluca bir isim gibi zikredildikten sonra isim kelimesini a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in ona m\u00fcz\u00e2f\u00fcn ileyh (tamlayan) k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f olur. Ve bu \u015fekilde zikretme durumunda s\u0131fatlar yaln\u0131z lafz\u0131n s\u0131fat\u0131 olarak zikredilmezler. Ancak ir\u00e2b\u0131 anlatmaktan vazge\u00e7erek ve zat isminin \u00f6nemini iyice ara\u015ft\u0131rmak i\u00e7in bir izafetin ir\u00e2b\u0131 \u00fc\u00e7 kelimeye da\u011f\u0131t\u0131lm\u0131\u015f bulunur ki, buna zaruri ir\u00e2b ismi verilir. (l\u00e2m)\u2019\u0131n gizli oldu\u011fu izafette \u201c\u201d ba\u015flang\u0131\u00e7 kabul edilir ve m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131s\u0131ndan mutlak (kay\u0131ts\u0131z) kal\u0131r. (min) a\u00e7\u0131klama ifade eden izafette ise \u201c\u201d kendisinden sonra Rahm\u00e2n ve Rah\u00eem s\u0131fatlar\u0131, gelen \u201cAllah\u201d ismi ile a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015f olur. Tefsircilerin \u00e7o\u011fu birincisini (l\u00e2m\u2019\u0131n gizli bulundu\u011fu tamlamay\u0131) tercih ediyorlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc onda hem ir\u00e2b a\u00e7\u0131kt\u0131r hem de isimler ve s\u0131fatlar\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 bizzat kasdedilir. \u0130sim kelimesinin m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131s\u0131ndan mutlak (kay\u0131ts\u0131z) kalmas\u0131 da i\u015faret yoluyla \u00f6zel isim ile ba\u011flanm\u0131\u015f olur. Baz\u0131lar\u0131 ise Lebid\u2019in \u201c\u2026 Gelecek y\u0131la kadar, sonra selam ismi \u00fczerinize olsun\u201d m\u0131sra\u0131ndaki \u201cism\u00fc\u2019s-selam\u201d gibi a\u00e7\u0131klama ifade eden izafeti tercih etmi\u015flerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc mevlid sahibi (S\u00fcleyman \u00c7elebi) \u201cAllah ad\u0131\u201d derken bunu g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmu\u015ftur. Bundan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, besmelede \u201d \u201d izafet tamlamas\u0131n\u0131 s\u00f6yleyenin maksad\u0131na g\u00f6re \u201cAllah\u2019\u0131n ismi\u201d veya \u201cAllah ismi\u201d m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan her birine uygun d\u00fc\u015fecek \u015fekilde bunlardan biri ile terceme edildi\u011fi zaman bu \u00e7ok m\u00e2n\u00e2l\u0131 olmas\u0131 ortadan kalkmaz. Allah \u00f6zel ismi ve \u201cRahm\u00e2n\u201d \u00f6zel s\u0131fat\u0131n\u0131n da tercemelerinin -de\u011fi\u015ftirmek ve bozmak olaca\u011f\u0131ndan m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015f idik.<br \/>\n\u0130\u015fte iki s\u0131fat ilgisi ile bir tamlama ilgisinden olu\u015fan terkibi ba\u015f\u0131ndaki \u201d = b\u201d edat\u0131 ile dolayl\u0131 bir nesne veya bir hal meydana getirip gizli bir fiil c\u00fcmlesinin failine ba\u011flanarak tam ve tafsilatl\u0131 bir s\u00f6z\u00fcn beli\u011f (d\u00fczg\u00fcn ve sanatl\u0131 s\u00f6z) ve k\u0131salt\u0131lm\u0131\u015f\u0131 olmu\u015ftur. Burada hazf edilmi\u015f (gizlenmi\u015f) olan fiil besmele \u00e7eken kimsenin te\u015febb\u00fcs edece\u011fi okurum, yazar\u0131m, yerim, i\u00e7erim, kalkar\u0131m, otururum, ba\u015flar\u0131m v.s. gibi bir fiildir. Herhangi bir kimse ba\u015flamak \u00fczere oldu\u011fu maksad\u0131n\u0131 kalbinde gizleyerek besmeleyi \u00e7eker ve Allah\u2019\u0131n ismini i\u015finin ba\u015f\u0131na ara vermeden yap\u0131\u015ft\u0131rabilir. \u0130\u015fte bu genel fayday\u0131 temin etmek i\u00e7in c\u00fcmlenin iki unsuru olan fiil ve f\u00e2il hazf edilmi\u015flerdir. Bu hazf etmeye del\u00e2let eden ipucu \u201d = bi\u201ddir. Konu\u015fan \u015fahs\u0131n, durumuna ve yerine g\u00f6re hazf edilen fiil ve faili belirlemek i\u00e7in ipucu olur. B\u00f6yle hazifler Arap\u00e7a\u2019da \u00e7ok oldu\u011fu gibi dilimizde de vard\u0131r. Mesela misafiri u\u011furlarken \u201cdevletle, selametle\u201d; \u201cdevlet ve selametle\u201d, \u201c\u015ferefle\u201d gibi ve iyi bir gelecek dileyen s\u00f6zlerle yahut \u201cu\u011furlar olsun\u201d deriz ki, \u201cgidiniz\u201d fiilini kalbimizde gizleyerek bir kelimeden bile tam ve d\u00fczg\u00fcn bir c\u00fcmle yapar\u0131z ve kendisine hitab etti\u011fimiz kimse de bunu a\u00e7\u0131k\u00e7a anlar. Bunlar\u0131n di\u011fer fiillerde de benzerleri \u00e7oktur: \u201cFalan ad\u0131na\u201d, \u201cfalan \u015ferefine\u201d ki \u201cyap\u0131yorum\u201d, \u201cyiyorum\u201d demek oldu\u011fu gibi, ayn\u0131 \u015fekilde \u201cs\u0131hhat ve afiyetle yiyiniz\u201d demektir.. v.s. \u0130\u015fte besmele de bunlara benzer. Fakat burada hazf edilmi\u015f fiil, besmelenin sonunda var say\u0131lmal\u0131d\u0131r. Yani \u201d = bi\u201d ba\u011fl\u0131 bulundu\u011fu fiilden \u00f6nce gelmi\u015ftir. Ger\u00e7i Arap\u00e7a\u2019da T\u00fcrk\u00e7e\u2019nin tam tersine s\u00f6z\u00fc tamlayan kelimelerin sonradan gelmesi gerekir. \u201c\u2026Rabbinin ad\u0131yla oku.\u201d (Al\u00e2k, 96\/1) gibi. Fakat c\u00fcmlenin son k\u0131sm\u0131nda gelmesi gereken tamamlay\u0131c\u0131 unsurlar\u0131 c\u00fcmlenin ba\u015f taraf\u0131na getirmek bir \u00f6nem ve \u00f6zellik ifade eder. Ger\u00e7ekten \u2018deki emir asl\u0131nda okumaya y\u00f6nelik oldu\u011fu i\u00e7in, c\u00fcmledeki en \u00f6nemli unsur okumak iken \u2018de en \u00f6nemli olan husus, Allah\u2019\u0131n ismini okumak v.s. gibi hususlar\u0131, giri\u015filecek i\u015ften \u00f6nce zikretmektir. Ve i\u015fte bu \u00f6ne alma, yard\u0131m\u0131n yaln\u0131zca Allah\u2019tan dilenece\u011fini belirtmek ve m\u00e2n\u00e2y\u0131 yaln\u0131zca ona ait k\u0131lmak i\u00e7indir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bilindi\u011fi gibi her millet en \u00f6nemli i\u015fine, b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne inand\u0131\u011f\u0131 bir isim ile ba\u015flar. Arap m\u00fc\u015frikleri de s\u00f6zlerine veya i\u015flerine \u201cL\u00e2t\u2019\u0131n ismi ile\u201d, \u201cUzz\u00e2\u2019n\u0131n ismi ile\u201d gibi putlar\u0131ndan birinin ismi ile ba\u015flarlard\u0131. \u0130nsanlar aras\u0131ndaki al\u0131\u015f veri\u015f ve di\u011fer i\u015flerde, \u00f6zellikle a\u00e7\u0131l\u0131\u015f t\u00f6renlerinde ve \u00f6zel programlarda \u201cfalancan\u0131n ad\u0131na, falan\u0131n \u015ferefine\u201d gibi bunun de\u011fi\u015fik \u00f6rneklerini g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. \u0130\u015fte besmelede fiilin c\u00fcmlenin sonuna b\u0131rak\u0131lmas\u0131yla Allah\u2019\u0131n isminin \u00f6ne al\u0131nmas\u0131 b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 red etmekle, ba\u015flamay\u0131 yaln\u0131z Allah\u2019\u0131n ismine tahsis etmek i\u00e7indir ki, \u201cNe kendim ve ne ba\u015fkas\u0131 yani akla gelebilen hi\u00e7bir isim ile de\u011fil ancak y\u00fcce Allah\u2019\u0131n ismi ile \u015fu i\u015fime ba\u015flar\u0131m, ba\u015fl\u0131yorum.\u201d demektir. Bundan dolay\u0131 besmele bu \u015fekilde bir de tevhid m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ermi\u015ftir. T\u00fcrk\u00e7e a\u00e7\u0131s\u0131ndan ise c\u00fcmlenin tali unsurlar\u0131n\u0131n fiilden \u00f6nce ve fiilin tabi\u00ee olarak c\u00fcmle sonunda gelmesi gerekli oldu\u011fundan tahsisi anlatma \u015fekli de\u011fi\u015fir ve \u201cba\u015flar\u0131m Allah\u2019\u0131n ismi ile\u201d demek gerekir. Bu anlat\u0131m tarz\u0131nda ise anlatma fiilinin ger\u00e7ek fiil ile beraber olmas\u0131 temin edilmemi\u015f olur. O halde \u201cAllah\u2019\u0131n ismi iledir ki, ba\u015flar\u0131m, okurum, kalkar\u0131m, giderim.\u201d gibi bir anlat\u0131m tarz\u0131 takdir edilebilirse c\u00fcmleden bu beraberlik anla\u015f\u0131l\u0131r. Fakat hazf edilen fiilin \u201cder ki ba\u015flar\u0131m\u201d \u015feklinde oldu\u011funa dilimizce ipucu bulmak zordur. Zikir halinde k\u0131saltmadan anla\u015f\u0131lan b\u00fct\u00fcn faydalar ortadan kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ve baya\u011f\u0131 bir s\u00f6z s\u00f6ylenmi\u015f olur.<br \/>\nBu a\u00e7\u0131klamadan sonra da besmelenin dilimize g\u00f6re m\u00fcmk\u00fcn farz edilebilecek tercemesi \u015fu \u015fekillerden biri olmas\u0131 gerekir:<br \/>\n1- \u00c7ok merhamet edici bir Rahm\u00e2n olan Allah\u2019\u0131n ismi ile, (l\u00e2m m\u00e2n\u00e2s\u0131na olan tamlama)<br \/>\n2- Rahm\u00e2n, Rahim olan Allah\u2019\u0131n ismi ile (l\u00e2m m\u00e2n\u00e2s\u0131na olan tamlama)<br \/>\n3- Rahm\u00e2n-\u0131 Rah\u00eem olan Allah ismi ile (yahut ad\u0131 ile a\u00e7\u0131klama tamlamas\u0131 )<br \/>\n4- Rahm\u00e2n Rahim olan Allah ad\u0131na.<br \/>\nFakat ilk bak\u0131\u015fta bu d\u00f6rt \u015feklin her birindeki \u201colan\u201d s\u0131fat ba\u011flac\u0131, yanl\u0131\u015f bir anlamaya yol a\u00e7\u0131yor. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u201colmak\u201d fiili dilimizde hem var olma, hem de durumun de\u011fi\u015fmesi m\u00e2n\u00e2lar\u0131nda ortak olarak kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131; \u00f6nceden de\u011fil imi\u015f de sonradan Rahm\u00e2n-\u0131 Rahim olmu\u015f, sonradan meydana gelmi\u015f gibi bir m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade edebilir. Olan yerine bulunan kelimesini de ba\u011fla\u00e7 olarak kullanmak iyi olmuyor. Bundan dolay\u0131 bu ba\u011flac\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmesi ile;<br \/>\n5- \u201cRahm\u00e2n, Rahim, Allah\u2019\u0131n ismi ile, veya;<br \/>\n6- Rahm\u00e2n, Rahim Allah ismi ile\u201d demek daha do\u011fru olacakt\u0131r. Bunda da Allah zat isminin en \u00f6nemli olan \u00f6ne al\u0131nmas\u0131na riayet edilmemi\u015f ve neticede araya giren fiil ile rahmetin aras\u0131 a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f olur. Bundan dolay\u0131 Allah ismini s\u0131fatlar\u0131 ile beraber bir isim gibi anlatarak;<br \/>\n7- Allah-i rahm\u00e2n-i rahim ismi ile, veya;<br \/>\n8- Allah-i rahm\u00e2n-i rah\u00eem\u2019in ismi ile, denilirse do\u011frudan Allah ismi ba\u015flang\u0131\u00e7 yap\u0131lm\u0131\u015f olacak ve bununla beraber rahmet ba\u011flant\u0131s\u0131 yine temin edilemeyecektir. Bunu \u201cAllah, rahm\u00e2n, rahim ismi ile\u201d \u015feklinde s\u00f6ylemek dilimize g\u00f6re hepsinden ak\u0131c\u0131 olacak ise de; bunda da bir teslis \u015f\u00fcphesi akla gelebilir. Ger\u00e7i ismi ile denilip, isimleri ile denilmemesi bu \u015f\u00fcpheyi ortadan kald\u0131rmak i\u00e7in yeterlidir. Ve ayn\u0131 zamanda isimlerin ve s\u0131fatlar\u0131n birden \u00e7ok olmas\u0131 zat\u0131n birli\u011fine engel de\u011fil ise de b\u00f6yle teker teker saymak \u015feklinde \u00fc\u00e7 ismin birer zat ismi gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi hemen akla gelece\u011finden bunlar\u0131 s\u0131fat \u201ci\u201dsi ile birbirine ba\u011flayarak bir kelime gibi okumak daha g\u00fcvenli olacakt\u0131r. Fakat bunda da terkiplerin birbiri ard\u0131nda gelmeleri ku\u015fkusundan kurtulamayaca\u011f\u0131z.<br \/>\nO halde ne tek tek kelimelerini ve ne de terkiplerini tam olarak terceme etme m\u00fcmk\u00fcn olmayan ve hele bela\u011fat y\u00f6nlerini, beyan ahengini nakletmek hi\u00e7bir \u015fekilde m\u00fcmk\u00fcn olmayan, dudaktan ba\u015flay\u0131p b\u00fct\u00fcn karn\u0131 dola\u015ft\u0131ktan sonra yine dudakta sona eren harflerinin tatl\u0131 d\u00fczeni bile ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na m\u00fckemmel ve e\u015fsiz olan ve bununla beraber her m\u00fcsl\u00fcman\u0131n ve her T\u00fcrk\u2019\u00fcn \u00e7ok iyi bildi\u011fi ve az \u00e7ok anlad\u0131\u011f\u0131 bir vecize anlam\u0131 bulunan besmeleyi bir \u201cile\u201d veya \u201cad\u0131yla\u201d ifade tarz\u0131 hat\u0131r\u0131 i\u00e7in terceme etmeye kalk\u0131\u015fmay\u0131p, her zaman asl\u0131na g\u00f6re s\u00f6ylemek ve bu gibi a\u00e7\u0131klamalar ve tefsirlerle de m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeye \u00e7al\u0131\u015fmak ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz bir i\u015ftir. Bundan dolay\u0131 her \u015feyin anahtar\u0131 ve bir tevhid (Allah\u2019\u0131n birli\u011finin) \u00e2yeti olan \u201d \u201d k\u0131ymetli ve ahenkli s\u00f6z\u00fcn\u00fc, Allah\u2019\u0131n birli\u011fine inanan kimseyi m\u00fc\u015frik durumuna d\u00fc\u015f\u00fcrecek olan m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 and\u0131ran \u201cesirgeyici ba\u011f\u0131\u015flay\u0131c\u0131 tanr\u0131 ad\u0131yla\u201d gibi be\u011fenilmeyen tercemelerle bozmaya \u00f6zenmekten sak\u0131nmaya mecburuz.<br \/>\nBESMELE\u2019N\u0130N Y\u00dcCE TEFS\u0130R\u0130: Anlad\u0131k ki besmeledeki kelimelerin s\u0131ralan\u0131\u015f\u0131nda en fazla etkili olan nokta ba\u015ftaki \u201d = b\u00e2\u201d harfidir. \u201cBa\u201d harfi sayesinde biz Allah\u2019\u0131n ismine ula\u015f\u0131r\u0131z. B\u00fct\u00fcn varl\u0131klar\u0131n ve varl\u0131klar\u0131n geli\u015fmesinin ilk ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 ve tek iste\u011fi olan \u201cAllah-i rahm\u00e2n-\u0131 rah\u00eem\u201din ismini; kalbimizde niyet etti\u011fimiz ve hen\u00fcz meydana gelmesini g\u00f6rmedi\u011fimiz, yapmay\u0131 kasdetti\u011fimiz i\u015fimize ba\u011flayarak kelimeleri k\u0131sa, m\u00e2n\u00e2s\u0131 d\u00fcnyay\u0131 kaplayan bir \u00f6zl\u00fc s\u00f6z s\u00f6yleyebilmemize vesile olan ancak bu \u201d = b\u00e2\u201dd\u0131r. \u0130\u015fimizde istedi\u011fimizi yapmakta ne kadar serbest olursak olal\u0131m, yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015feylerin tam sebebi olmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z bir ger\u00e7ektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bizim isteklerimiz, varl\u0131k zincirinin kesin bir ilk s\u0131n\u0131r\u0131 de\u011fildir, onun ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde bir de\u011fi\u015fme an\u0131d\u0131r. Ve bunun i\u00e7in biz b\u00fct\u00fcn iradelerimizin istek ve dileklerimizin aksamadan ve s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131z meydana geldi\u011fini g\u00f6rm\u00fcyoruz. Demek ki ba\u015far\u0131lar\u0131m\u0131z, her\u015feyin ilk sebebi ile isteklerimiz aras\u0131ndaki m\u00fcnasebetin bereketine ba\u011fl\u0131d\u0131r ki, bu bereket ba\u015flang\u0131\u00e7ta Rahm\u00e2n\u2019a ait, sonunda Rahim\u2019e aittir. Biz ister bilelim, ister bilmeyelim k\u00e2inatta bu oran, bu ciddiyet, bu ili\u015fki, bu ba\u011flant\u0131 b\u00fct\u00fcnl\u00fck arzeden genel bir kanundur ve e\u015fyan\u0131n varolmas\u0131, bu kanunun meydana \u00e7\u0131kmas\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte besmele \u201d =b\u00e2\u201ds\u0131 ile bizde bu kanunu anla\u015f\u0131l\u0131r hale getiren bir s\u00f6zl\u00fc etkendir. Bu hiss par\u0131lt\u0131s\u0131ndan kastedilen en son hedef bu varolu\u015f noktas\u0131d\u0131r. Bu a\u00e7\u0131dan besmelenin tefsirinde odak noktas\u0131 \u201d = b\u00e2\u201dd\u0131r ve bundan dolay\u0131 besmelenin m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u201d = b\u00e2\u201ddad\u0131r. B\u00e2\u2019n\u0131n s\u0131rr\u0131 da noktas\u0131ndad\u0131r denilir. Bu hikmete ve bu kanuna i\u015faret etmek i\u00e7indir ki, T\u00fcrk \u015fairlerinin \u00f6v\u00fcn\u00e7 kayna\u011f\u0131 olan H\u00e2k\u00e2n\u00ee Hilyesi\u2019nde:<br \/>\n\u201cE\u011fer besmele yaz\u0131l\u0131\u015f\u0131nda uzat\u0131lmasayd\u0131 hi\u00e7 e\u015fya cinsi meydana gelir miydi?\u201d demi\u015ftir.<br \/>\nEn b\u00fcy\u00fck m\u00fcfessirler diyorlar ki: \u201d = b\u00e2\u201dn\u0131n buradaki biti\u015ftirme m\u00e2n\u00e2s\u0131 ya s\u0131\u011f\u0131nma ve beraberlik veya yard\u0131m dilemektir. Yani haf\u0131zam\u0131zda meydana gelen ili\u015fki \u201cAllah-i rahm\u00e2n-i rahim\u201d ismine bir s\u0131\u011f\u0131nma ve beraberlik hissi veyahut isminin ve (Rahman, Rahim) s\u0131fatlar\u0131 ile isimlendirilen ve delalet ettikleri m\u00e2n\u00e2ya g\u00f6re Allah\u2019\u0131n rahmetinden medet ve yard\u0131m isteme hissidir ki, birincisinde besmele ibaresi gramer a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u201chal\u201d , di\u011ferinde dolayl\u0131 t\u00fcmle\u00e7 olur.<br \/>\nMerhum \u015eeyh Muhammed Abduh F\u00e2tiha s\u00fbresinin tefsirinde zikretmeye de\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 daha yazm\u0131\u015f ve \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: \u201cB\u00fct\u00fcn milletlerde ve bu c\u00fcmleden Arap milletinde de bilindi\u011fi gibi birisi bir reis veya b\u00fcy\u00fck bir zat hesab\u0131na -ve kendi \u015fahs\u0131ndan bahsetmeden- yaln\u0131z onun i\u00e7in bir i\u015f yapmak istedi\u011fi zaman \u201cfalan\u0131n ad\u0131na\u201d der. Ve o zat\u0131n ismini s\u00f6yler ki \u201cO ve onun emri olmasayd\u0131 ben bu i\u015fi yapmazd\u0131m ve yapamazd\u0131m.\u201d demek olur. Bunun en a\u00e7\u0131k \u00f6rne\u011fini devlet mahkemelerinde g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Hakimler gerek s\u00f6zl\u00fc h\u00fck\u00fcmlerinin ve gerek il\u00e2mlar\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131nda \u201cfalan h\u00fck\u00fcmdar ad\u0131na veya falan reis ad\u0131na\u201d ba\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylerler. \u0130\u015fte bunlar gibi bir m\u00fcsl\u00fcman da \u201c\u015fu i\u015fe ba\u015fl\u0131yorum\u201d derken \u201cBen bu i\u015fi kendim i\u00e7in de\u011fil, Allah ad\u0131na, onun emri ile ve ancak onun i\u00e7in yap\u0131yorum.\u201d demi\u015f olur.<br \/>\nBu yoruma g\u00f6re besmelenin me\u00e2li \u201cRahman Rahim Allah ad\u0131na\u201d demek oluyor ki, bunun da \u201d = b\u00e2\u201ddaki s\u0131\u011f\u0131nma m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ilgisi bulunur. Fakat bunun k\u0131sacas\u0131 ba\u015fkas\u0131 ad\u0131na yapmay\u0131 itiraf etmektir. Bir i\u015fe ba\u015flarken \u201cfalan ad\u0131na\u201d demek \u201cBen bunu ona isnad ederek, onun yerine, onu temsil ederek, onun bir aleti olarak yap\u0131yorum, bu i\u015f ger\u00e7ekten benim veya ba\u015fkas\u0131n\u0131n de\u011fil, ancak onundur.\u201d demek olur. Bu da vahdet-i v\u00fccud d\u00fc\u015f\u00fcncesi ile ilgili bir (fen\u00e2 Fillah) durumudur ki, ancak peygamberlik, velilik, hak\u00eem olma ve tasarruf sahibi olma gibi \u00f6zel manevi makamlarla ilgilidir. Ve bundan dolay\u0131 yaln\u0131z s\u00fbre ba\u015flar\u0131nda bulunmas\u0131ndan dolay\u0131 besmelenin bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 olarak g\u00f6sterilebilirse de \u0130sl\u00e2m hukukunun genel olan ve ki\u015finin \u015fahsiyet pay\u0131n\u0131 yok etmeye de\u011fil, canland\u0131rmaya y\u00f6nelik bulunan faydalanma ve istifade etme makamlar\u0131na tatbik olunamaz. Mesela yeme\u011fe ba\u015flarken besmele \u00e7ekmek s\u00fcnnettir. Halbuki \u201cAllah ad\u0131na yemek yiyorum.\u201d demek pek ho\u015f de\u011fildir. Bunda yaln\u0131z \u201cAllah\u2019\u0131n ihsan etti\u011fi yeme\u011fi yiyorum.\u201d m\u00e2n\u00e2s\u0131 anla\u015f\u0131labilseydi do\u011fru ve uygun olurdu. Fakat yedirmekte de\u011fil, yemekte Allah\u2019a vekillik yapmak anlams\u0131z ve edebe ayk\u0131r\u0131 bir s\u00f6z olur. Hatta \u201cAllah ad\u0131na ibadet ediyorum.\u201d demek de do\u011fru de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ibadet Allah\u2019a yap\u0131l\u0131rsa da Allah ad\u0131na, O\u2019nun yerine de\u011fil, kulun kendi vekilli\u011fini kuvvetlendirmek i\u00e7in kendi ad\u0131na bizzat kendisi taraf\u0131ndan yap\u0131l\u0131r. Halbuki \u201cFalancan\u0131n ad\u0131na istiyorum.\u201d diyen bir vekilin, bir el\u00e7inin veya \u201cFalancan\u0131n ad\u0131na h\u00fckmediyorum.\u201d diyen bir hakimin makam\u0131 b\u00f6yle de\u011fildir. Orada kendi \u015fahsiyetinden tecerr\u00fcd ederek istekte bulunmas\u0131nda veya karar vermesinde bir tek v\u00fccud gibi oldu\u011funu meydana \u00e7\u0131kar\u0131r. Mesela o h\u00e2kim, ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu h\u00fck\u00fcmet ba\u015fkan\u0131n\u0131n \u015fahsiyeti i\u00e7inde kendi \u015fahsiyetini eritmekle yetki ald\u0131\u011f\u0131 kayna\u011f\u0131n as\u0131l oldu\u011funu ve onunla bir v\u00fccud gibi oldu\u011funu ilan etmi\u015f olur. Bu da peygamberlik, velilik, hikmet sahibi olmak ve manevi g\u00fcce sahip olmak gibi \u00f6zel manevi makamlardan birinde bulunan m\u00fcsl\u00fcman\u0131n \u00e7ekece\u011fi besmeleye uygun olabilirse de besmele \u00e7ekilmesi uygun ve m\u00fcstehab olan her yerde uygulanmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir ve bundan dolay\u0131, besmelenin genel bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 olamaz.<br \/>\nHalbuki yukar\u0131da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere \u201cBismillahirrahmanirrahim, her kitab\u0131n anahtar\u0131d\u0131r.\u201d \u201cBismillah ile ba\u015flanmayan \u00f6nemli i\u015flerde ba\u015far\u0131ya ula\u015f\u0131lmaz.\u201d gibi hadis-i \u015ferifler bize besmelenin \u0130slam\u2019a uygun olan her i\u015fimizin ba\u015f\u0131nda anahtar olabilecek bir genel anlam\u0131n\u0131 hat\u0131rlatmaktad\u0131r. Bu da tefsir \u00e2limlerinin a\u00e7\u0131klad\u0131klar\u0131 iki m\u00e2n\u00e2dan biri olabilir. Bununla beraber Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n, Kur\u2019\u00e2n s\u00fbrelerinin ini\u015fi, okunmas\u0131 ve yaz\u0131lmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda besmelenin bulundu\u011funu g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurarak onun m\u00e2n\u00e2s\u0131nda \u015eeyh Muhammed Abduh\u2019un yapt\u0131\u011f\u0131 yorum ve a\u00e7\u0131klama do\u011fru oldu\u011fu gibi, \u00f6zel yerlerde de kayda de\u011fer bir \u00f6nem ta\u015f\u0131maktad\u0131r.<br \/>\nFAYDALI B\u0130R NOT: Besmele \u00e7ekerken \u00fczerinde durmak noksan ve \u00e7irkin, deyip durmak yeterli ve do\u011fru yine yeterli ve do\u011fru. tam bir vak\u0131ft\u0131r.<br \/>\nBESMELE\u2019DEN \u00c7IKAN H\u00dcK\u00dcMLER: Kur\u2019\u00e2n yazarken \u201cTevbe\u201d s\u00fbresinden ba\u015fka s\u00fbre ba\u015flar\u0131nda yazmak farzd\u0131r. Hayvan keserken veya ava silahla ate\u015f ederken sadece demek de farzd\u0131r. Kas\u0131tl\u0131 olarak besmele terk edilirse o hayvan\u0131n eti yenmez. Fakat besmele unutulursa bir sak\u0131ncas\u0131 yoktur. \u201c(Kesilirken) \u00fczerine Allah\u2019\u0131n ad\u0131 an\u0131lmayan hayvanlardan yemeyin.\u201d (En\u2019\u00e2m, 6\/121). Bunda ve bu gibi baz\u0131 yerlerde denilmemesi s\u00fcnnettir. Namaz d\u0131\u015f\u0131nda Kur\u2019\u00e2n okumaya ba\u015flarken s\u00fbre ba\u015flar\u0131nda ise demek, (E\u00fbz\u00fc-besmele) \u00e2limlerin \u00e7o\u011funa g\u00f6re s\u00fcnnettir. Bu c\u00fcmleden olarak At\u00e2 gibi baz\u0131 imamlara g\u00f6re vacibdir. Yaln\u0131z \u201cTevbe\u201d s\u00fbresinde besmele okunmaz. \u0130ki s\u00fbre aras\u0131nda ise iki k\u0131r\u00e2et vard\u0131r. Bizim \u00c2s\u0131m k\u0131r\u00e2etinde besmele okumak mendubdur. Kur\u2019\u00e2n okumaya ba\u015flamak, s\u00fbre ba\u015f\u0131ndan de\u011fil de ortas\u0131ndan veya sonundan ise \u201cE\u00fbz\u00fc-besmele\u201d okumak mendubdur. Yukar\u0131da a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere namazda biz Hanefilere g\u00f6re F\u00e2tiha\u2019dan \u00f6nce gizlice \u201cE\u00fbz\u00fc-besmele\u201d okumak s\u00fcnnet, \u015e\u00e2fi\u00eelere g\u00f6re gizli veya sesli besmele \u00e7ekmek farz; M\u00e2lik\u00eelere g\u00f6re okunmamas\u0131 mendubdur. \u0130ki s\u00fbre aras\u0131nda ise biz Hanefilerce de b\u00f6yledir (mendubdur).<br \/>\nK\u0131r\u00e2etten ba\u015fka di\u011fer \u00f6nemli ve \u0130sl\u00e2m\u2019a uygun i\u015flerde veya ile ba\u015flamak i\u015fin \u00f6nem derecesine g\u00f6re ya mendub veya s\u00fcnnet veya vacibdir. Bu konuyla ilgili uzun uzad\u0131ya a\u00e7\u0131klama k\u0131r\u00e2et ve f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131na aittir. \u0130leride konuyla ilgili \u00e2yetlerin tefsirlerinde de gerekli a\u00e7\u0131klamalar yap\u0131lacakt\u0131r. \u0130sti\u00e2ze (E\u00fbz\u00fc billahi mine\u2019\u015f-\u015feyt\u00e2nirrac\u00eem demek) konusu, \u201cKur\u2019\u00e2n okumak istedi\u011fin zaman kovulmu\u015f \u015feytandan Allah\u2019a s\u0131\u011f\u0131n.\u201d (Nahl, 16\/98) \u00e2yetinde; besmeleden daha genel olan tesmiye konusu \u201cYaratan Rabbinin ad\u0131yla oku.\u201d (Al\u00e2k, 96\/1) \u00e2yetinde; hayvan keserken besmele okuma konusu da En\u2019\u00e2m s\u00fbresinde (6\/121) in\u015faallah a\u00e7\u0131klanacakt\u0131r. Neml s\u00fbresinde de (27\/30) yine besmele ile ilgili a\u00e7\u0131klama yap\u0131lacakt\u0131r.<br \/>\n\u00d6ZETLE: L\u00fctuf ve ihsan\u0131 herkesi ve her\u015feyi ku\u015fatan Allah (c.c.), b\u00fcy\u00fck dostu \u015fanl\u0131 peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz\u2019i \u201cVe Sen b\u00fcy\u00fck bir ahl\u00e2k \u00fczerindesin.\u201d (Kalem, 68\/4) ve \u201c(Ey Muhammed), Biz seni ancak \u00e2lemlere rahmet olarak g\u00f6nderdik.\u201d (Enbiya, 21\/107) \u015fereflendirmesiyle bahtiyar k\u0131lmak i\u00e7in \u201cRuh-i emini = Hz. Cebrail\u2019i\u201d ile \u201chakk-\u0131 m\u00fcbinini = her \u015feyi apa\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131klayan Kur\u2019\u00e2n-\u0131 Kerim\u2019i\u201d indirirken her\u015feyden \u00f6nce onun se\u00e7imine, \u0131slah\u0131na ve terbiyesine \u00f6nem vermi\u015f. \u0130l\u00e2h\u00ee yard\u0131ma mazhar k\u0131lm\u0131\u015f ayr\u0131ca kendisine ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermek ve il\u00e2h\u00ee ismini \u00f6ne almak sureti ile ba\u015flaman\u0131n kutsal edebini \u00f6\u011fretti\u011fi gibi bunu tatbik etmek i\u00e7in de b\u00fct\u00fcn g\u00f6n\u00fclleri \u00fcmidin ba\u015flang\u0131c\u0131 ve emellerin en son noktas\u0131 Rahm\u00e2n olan Allah\u2019\u0131n yard\u0131m\u0131 ve Rahim olan Allah\u2019\u0131n rahmetini varl\u0131k \u00e2leminin b\u00fct\u00fcn g\u00f6r\u00fcnt\u00fclerinin en b\u00fcy\u00fck kanunu bulunan il\u00e2hl\u0131k ve kulluk ili\u015fkileri alt\u0131nda, apa\u00e7\u0131k bir dil ile Allah\u2019\u0131n birli\u011fini ifade etme, gayet k\u0131sa ve k\u0131sa olmas\u0131 ile birlikte son derece derli toplu ve ola\u011fan\u00fcst\u00fc ak\u0131c\u0131 ve a\u00e7\u0131k bir beyan \u00fcslubu i\u00e7inde \u00f6zetleyen d\u00fcsturunu, her \u015feyin bir anahtar\u0131 gibi ihsan etmi\u015f ve sonra bu kanunu ve bu edeb ve terbiyeyi b\u00fct\u00fcn \u0130sl\u00e2m \u00fcmmetinin kitaplar\u0131, yaz\u0131tlar\u0131, Kur\u2019\u00e2n okumalar\u0131, nutuklar\u0131 ve di\u011fer \u00f6nemli i\u015fleri ve ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131nda iktibas edecekleri ve uyacaklar\u0131 k\u0131ymetli bir gelenek k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7ekten Res\u00fbl-i Ekrem Efendimiz\u2019in hadis-i \u015feriflerinde de \u015f\u00f6yle buyurulmu\u015ftur: \u201cBesmele her kitab\u0131n anahtar\u0131d\u0131r\u201d. Bundan ba\u015fka \u201cBesmele ile ba\u015flanmayan her m\u00fchim i\u015f sonu\u00e7suz kal\u0131r.\u201d Mutlaka Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n ismi ile ba\u015flanmayan herhangi bir i\u015f, onun y\u00fcce huzuruna sunulamaz, sunulamay\u0131nca da sonu\u00e7suz, tamamlanmam\u0131\u015f kal\u0131r.<br \/>\nDemek ki, bize ile Allah kitab\u0131n\u0131n \u00f6yle bir anahtar\u0131 verilmi\u015ftir ki, biz bunda Kur\u2019\u00e2n ilminin k\u0131saca konusunu, gayesini bulaca\u011f\u0131z ve \u00f6nce F\u00e2tiha\u2019da, ikinci olarak birbirinin ard\u0131 s\u0131ra Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n b\u00fct\u00fcn s\u00fbrelerinde bunun Sidre-i m\u00fcnteh\u00e2\u2019y\u0131 ge\u00e7en manev\u00ee s\u0131rlar\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 etrafl\u0131ca g\u00f6rece\u011fiz. Bu manevi s\u0131rlar\u0131n g\u00f6r\u00fcnmesinde Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n s\u00fbreleri ve \u00e2yetleri aras\u0131ndaki tertip ve ili\u015fkiler, sade ince ve nazik edebiyatla ilgili bir zevki de\u011fil, derin ve geni\u015f bir hikmet ilminin bile hesaba s\u0131\u011fmaz tertip ve d\u00fczen \u015fekillerini i\u00e7ine almaktad\u0131r. O baz\u0131 yabanc\u0131lar\u0131n zannettikleri gibi, yaln\u0131zca g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u015fekilde uzun, orta ve k\u0131sa yaz\u0131lma gibi maddi anlamda ve matematiksel niceliklerin ifadesi de\u011fildir. Onun i\u00e7inde sonsuz boyutlar\u0131yla geli\u015fen bir hayat\u0131n par\u00e7alar\u0131 ve unsurlar\u0131 aras\u0131ndaki tabii ve g\u00fczel nicelik ve nitelik ili\u015fkilerinden ba\u015fka, duyarl\u0131 bir kula\u011f\u0131n g\u00fczel ahenklerine, kalblerde uyanan duygular\u0131n, sezi\u015flerin \u00e7e\u015fitli niceliklerine, ak\u0131l ve mant\u0131kla ilgili anlay\u0131\u015flar\u0131n sa\u011flam hikmetlerine uygun d\u00fc\u015fen, say\u0131lamayacak kadar manevi ili\u015fkiler parl\u0131yor ki, g\u00f6kteki \u00dclker y\u0131ld\u0131z\u0131 ile d\u00fcnyam\u0131z aras\u0131nda genel \u00e7ekim kanununun \u00f6zel ili\u015fkisi tamamen \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fcp ilm\u00ee olarak hesapland\u0131\u011f\u0131 zaman bile Kur\u2019\u00e2n \u00e2yetleri aras\u0131ndaki ilgi ve uyum yine sonsuzlu\u011funu koruyacakt\u0131r. \u201cDe ki: Rabbimin s\u00f6zlerini yazmak i\u00e7in deniz m\u00fcrekkep olsa, Rabbimin s\u00f6zleri t\u00fckenmeden \u00f6nce deniz t\u00fckenir. Yard\u0131m i\u00e7in bir o kadar\u0131n\u0131 daha getirsek (yine yetmez).\u201d (Kehf, 18\/109).<br \/>\nKur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n s\u00fbreleri, \u00e2yetleri rastgele bir tesad\u00fcf\u00fcn veya sadece \u015fairane bir duygunun g\u00fcc\u00fc ile ortaya \u00e7\u0131k\u0131vermi\u015f kar\u0131\u015f\u0131k bir divan de\u011fil, o ba\u015ftan ba\u015fa gibi geni\u015f anlaml\u0131 tek bir c\u00fcmle ve belki fasih bir kelime d\u00fczeninde sa\u011flam bir uyum ve \u00e7ok hikmetli bir beyan ve \u00fcslup ile inmi\u015f ilah\u00ee bir s\u00f6zd\u00fcr. Ba\u015f\u0131nda sonunda bulunur. \u0130\u015fte Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n b\u00fct\u00fcn beyan dizisi bu ba\u015flang\u0131\u00e7 ve sonu\u00e7 aras\u0131ndaki ba\u011flant\u0131lar\u0131n anlat\u0131lmas\u0131 gibi, y\u00fcce Allah\u2019tan, g\u00f6r\u00fcnen ve g\u00f6r\u00fcnmeyen b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar\u0131na ve \u00f6zellikle insanlara gelen ve insanlardan y\u00fcce Allah\u2019a giden varl\u0131k ve hayat ili\u015fkilerinin sonsuzluk zevkiyle tadland\u0131r\u0131lm\u0131\u015f sa\u011flam bir anlat\u0131m tarz\u0131d\u0131r. Bak\u0131n\u0131z ve ve hep birer fasih s\u00f6zd\u00fcr ki, Hz. Ali\u2019den rivayet edilen bir hadise g\u00f6re, her hatimde b\u00f6yle okuruz ve buna (halli m\u00fcrtehil=d\u00fcnyadan g\u00f6\u00e7en kimsenin g\u00f6\u00e7\u00fc) denilir ki bu bize, \u00f6len kimsenin varl\u0131k \u00e2leminden ili\u015fkisinin b\u00fcsb\u00fct\u00fcn kesilmedi\u011fini anlat\u0131r. Buna bilimsel bir \u00f6rnek olarak astronomi ilmini g\u00f6sterebiliriz. Bug\u00fcn biliyoruz ki; astronomi ilminin b\u00fct\u00fcn konusu, \u00e7ekim kanununu anlatmakt\u0131r. \u0130lim dilinde biz buna ve daha do\u011frusu bu itibarla \u201cg\u00f6k cisimleri\u201dne astronomi ilminin konusudur deriz. Yaln\u0131z g\u00f6k cisimleri ve par\u00e7ac\u0131k y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131 aras\u0131ndaki kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ili\u015fkileri anlatan ve genel \u00e7ekim kanunu ad\u0131yla birle\u015ftikleri bu y\u00f6nle biz, k\u00e2inat\u0131n otomatik hareketlerini, cisimleriyle gezegenlerin birbirini \u00e7ekmelerini ve itmelerini ve bu arada g\u00f6kcisimlerinin hareket etmesinden ve durmas\u0131ndan; inme ve y\u00fckselmesinden; birbirine yakla\u015fma ve uzakla\u015fmas\u0131ndan; \u00e7arp\u0131\u015fma ve patlamas\u0131ndan meydana geldi\u011fini kabul etti\u011fimiz k\u00e2inat\u0131n \u015fekli \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcz ve gezegenlerimizin durumlar\u0131n\u0131 bir dereceye kadar hesap ederiz. Fakat bununla varl\u0131k \u00e2lemiyle ilgili b\u00fct\u00fcn kanun ve d\u00fczenlerin tamam\u0131n\u0131 kavrayan bir bilgi seviyesine erdi\u011fimizi iddia etmeyiz. Astronomi ilminin konusu d\u0131\u015f\u0131nda kalan daha nice ilim ve fen konular\u0131 vard\u0131r ki; do\u011fru bir s\u0131n\u0131fland\u0131rmada astronomi ilmi onlar\u0131n tali bir dal\u0131 halinde kal\u0131r. O, \u00f6nce say\u0131sal matemati\u011fin ve ara\u015ft\u0131rma teknikleriyle mant\u0131k kurallar\u0131na ba\u011fl\u0131 ilkelerin etkisi alt\u0131ndad\u0131r. Bundan dolay\u0131, onun \u00e7ekimi tam anlam\u0131yla her\u015feyi kapsayan genel bir \u00e7ekim de\u011fildir. Ger\u00e7ekten astronomide ne g\u00f6k cisimlerinin zerreleri veya tek tek par\u00e7alar\u0131 aras\u0131ndaki atomlar\u0131n \u00e7ekimi veya tek tek par\u00e7alar\u0131n birbirine tutunmalar\u0131 ve b\u00fct\u00fcnle\u015fmeleri gibi kimyasal ili\u015fkileri, ne canl\u0131l\u0131\u011f\u0131n geli\u015fmesini anlatan beslenme ve \u00fcremesindeki organik \u00e7ekimi; ne nefsin iyilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck aras\u0131ndaki sevgi ve nefret, \u015fehvet ve \u00f6fke gibi meyillerini ve heyecan\u0131n\u0131 anlatan vicdanla ilgili ili\u015fkileri; ne duygusal izlenimleri ve hayal g\u00fcc\u00fcyle elde edilebilen tasavvur ve tasar\u0131mlar\u0131 dile getiren ve onlar\u0131 belli sentezlere kavu\u015fturup anla\u015f\u0131labilir misaller halinde sunan bir \u00f6zellik g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Madde aleminin kendisinde insan zihninin tasavvur g\u00fcc\u00fc ve d\u00fc\u015f\u00fcnce kal\u0131plar\u0131 ile realiteyi \u00f6z\u00fcnden kavrama ve ondaki ger\u00e7eklik pay\u0131n\u0131 anlama ve anlatma \u00f6zelli\u011fi demek olan bilgi edinme kabiliyetine benzer bir kabiliyet de yoktur. K\u0131sacas\u0131 mekan i\u00e7inde mekan, zaman i\u00e7inde zaman varm\u0131\u015f gibi, subjektif ve objektif anlamda mekana ve zamana ba\u011fl\u0131 olarak meydana gelen b\u00fct\u00fcn olay ve olu\u015flar\u0131 bir tek anlay\u0131\u015f \u00e7izgisinde birle\u015ftirip bir \u00e7\u0131rp\u0131da bize sunan, g\u00f6r\u00fcleni ve g\u00f6r\u00fclmeyeni, duyu alan\u0131 i\u00e7ine gireni ve duyular \u00f6tesinde kalan\u0131 kendi b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7inde toplay\u0131p bize ezel ve ebedi bile haber verip bildiren ve sonra varl\u0131k ile yokluk, zaruret ile h\u00fcr se\u00e7im aras\u0131ndaki fark\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in yarat\u0131c\u0131 kudretin varl\u0131\u011f\u0131na a\u00e7\u0131k\u00e7a delalet eden m\u00fccerred bir irade g\u00fcc\u00fc ile g\u00f6r\u00fclmeyen \u00e2lemlerdeki varl\u0131klar\u0131, g\u00f6r\u00fclen \u00e2lemdeki varl\u0131klara \u00e7eviren ruhun gerek kendi kendisini idrak, gerek d\u0131\u015f d\u00fcnyada olup bitenleri anlay\u0131p sezebilmesinde kendini belli eden manev\u00ee \u00e7ekim kuvvetini, nihayet insanl\u0131k \u00e2leminde ve toplum hayat\u0131nda bunlar\u0131n hepsini bir araya getiren toplumsal \u00e7ekim kuvvetini bir b\u00fct\u00fcn olarak ele alan bir ba\u015fka kitap bulamay\u0131z. Halbuki Kur\u2019\u00e2n ilmi, b\u00fct\u00fcn bu de\u011fi\u015fik \u00e7ekim kuvvetlerini birer y\u00f6n\u00fcyle i\u00e7ine al\u0131p birle\u015ftiren \u00f6ylesine uyumlu, \u00f6ylesine b\u00fct\u00fcnle\u015ftirici evrensel bir \u00e7ekim kanunu haline getiren bir anlat\u0131m demetidir ki, biz bunda ister k\u00fcll\u00ee, ister c\u00fcz\u2019\u00ee, ister maddi, ister ruhani b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n, varolu\u015fuyla ilgili \u00f6zellikleri kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z ortaya koyan ve mutlak \u00e7ekim kuvveti demek olan yarat\u0131c\u0131 g\u00fcc\u00fcn kanununu, Allah ile varl\u0131k ili\u015fkisini, \u00f6zellikle insanlar aras\u0131ndaki \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc ili\u015fkilerde O\u2019nun led\u00fcnn\u00ee tecellilerini b\u00fct\u00fcn incelikleriyle d\u00fc\u015f\u00fcnece\u011fiz. \u00c7ok eksik bir d\u00fc\u015f\u00fcnce ile ve haks\u0131z yere \u201cEvrensel \u00c7ekim Kanunu\u201d dedi\u011fimiz g\u00f6k cisimlerinin birbirini \u00e7ekmesi O\u2019nun \u00e2yetlerinden sadece k\u00fc\u00e7\u00fck bir \u00f6rnektir. Ger\u00e7ekte i\u015fin b\u00f6yle oldu\u011funu g\u00f6rece\u011fiz. Bu \u00f6ylesine b\u00fct\u00fcnl\u00fck arzeden bir konudur ki, ilimleri sistemle\u015ftirmeye \u00e7al\u0131\u015fan filozoflar ile en b\u00fcy\u00fck edebiyat\u00e7\u0131lar\u0131n tarih boyunca ortaya koyabildikleri ortak de\u011ferlerin toplam\u0131ndan bile \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. En b\u00fcy\u00fck filozoflar\u0131n ve felsef\u00ee ekollerin d\u00fc\u015f\u00fcnce sistemati\u011fi bundaki hikmet d\u00fczeninin zamana yans\u0131mas\u0131, en y\u00fcksek edebiyat\u0131n renkli par\u0131lt\u0131lar\u0131, bundaki estetik g\u00fczelliklerin bir anl\u0131k par\u0131lt\u0131s\u0131d\u0131r. Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n nazm-\u0131 cel\u00eeli, bilimsel d\u00fczen ile estetik d\u00fczenin kucakla\u015f\u0131p b\u00fct\u00fcnle\u015fti\u011fi bir aland\u0131r. Bundan dolay\u0131 Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n ortaya koydu\u011fu mant\u0131k d\u00fczeni, ilim ve sanat\u0131n ortaya koydu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcnce b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcnden daha sa\u011flam ve daha tutarl\u0131d\u0131r. Edebiyat\u0131n ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 de\u011fi\u015fik renkteki g\u00fczelliklerden daha renkli, daha \u00e7e\u015fitlidir. Muhkemat ile m\u00fcte\u015fabihat\u0131n b\u00f6ylesine uyum sa\u011flamas\u0131 ve estetik bir d\u00fczen meydana getirmesi ancak yarat\u0131l\u0131\u015fta g\u00f6r\u00fclebilir. \u201cKur\u2019\u00e2n \u00fczerinde derinden derine d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorlar m\u0131? E\u011fer o, Allah taraf\u0131ndan de\u011fil de bir ba\u015fkas\u0131 taraf\u0131ndan indirilmi\u015f olsayd\u0131, onda pek \u00e7ok \u00e7eli\u015fki bulurlard\u0131.\u201d (Nis\u00e2, 4\/82).<br \/>\nMesela, astronomide genel \u00e7ekim kanununun, yaln\u0131zca ay, g\u00fcne\u015f ve d\u00fcnya \u00fc\u00e7l\u00fcs\u00fc aras\u0131ndaki d\u00fczen ve orant\u0131s\u0131n\u0131 dahi tam anlam\u0131yla \u00f6l\u00e7\u00fcp ayd\u0131nl\u0131\u011fa kavu\u015fturamam\u0131\u015f olan teknolojimiz, elde etti\u011fi verilere dayanarak, ne g\u00fcne\u015f sisteminde, ne de galaksiler sisteminde ve bunlar\u0131n d\u00fczen ve i\u015fleyi\u015finde ilme, mant\u0131\u011fa ve esteti\u011fe ters d\u00fc\u015fen hi\u00e7bir nokta bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcyle savunmaktad\u0131r. Yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n bu d\u00fczeni, bizim g\u00f6z\u00fcm\u00fczde nas\u0131l b\u00f6yle hem z\u00e2hir, hem de b\u00e2t\u0131n ise Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n s\u00fbreleri ve \u00e2yetleri aras\u0131ndaki bilimsel, mant\u0131k\u00ee ve estetik d\u00fczen dahi onun gibi, hatta ondan daha ziyade zahir ve ondan daha ziyade b\u00e2t\u0131nd\u0131r. Zahir olmas\u0131 kemalinden, bat\u0131n olmas\u0131 da sonsuzlu\u011fundand\u0131r. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131d\u0131r ki, bir \u015fairimiz:<br \/>\n\u201cBikr-i fikri k\u00e2inat\u0131n \u00e7\u00e2k \u00e7\u00e2k oldu, fakat Perde-i ismette kald\u0131 m\u00e2nii Kur\u2019\u00e2n hen\u00fcz.\u201d<br \/>\n\u201cK\u00e2inat\u0131n b\u00e2kir fikirleri par\u00e7a par\u00e7a oldu. Fakat Kur\u2019an\u2019\u0131n m\u00e2n\u00e2lar\u0131 h\u00e2l\u00e2 koruma perdesi i\u00e7inde kald\u0131.\u201d demi\u015ftir.<br \/>\nBiz mant\u0131k\u00ee d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrken esteti\u011fin \u00f6l\u00e7\u00fclerini, edeb\u00ee d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrken de mant\u0131\u011f\u0131n kural ve ilkelerini feda etmek al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131nda oldu\u011fumuz i\u00e7in, Kur\u2019\u00e2n\u2019daki uyum ve ahengi b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle bir cetvel \u00e7izer gibi d\u00fc\u015f\u00fcnce yoluyla \u00f6l\u00e7emiyor isek de o f\u0131trat\u0131 ya\u015farken onun y\u00fcce zevkini vecd ile duyabiliriz. Kur\u2019\u00e2n da, bu zevki, okuyanlardan ziyade ya\u015fayanlar\u0131na ihsan etmek i\u00e7in \u201cBu, takva ehline hidayettir.\u201d (Bakara, 2\/1) diye hitap edecektir. Bundan dolay\u0131 her\u015feyden \u00f6nce gafletimizden, vesvesemizden, \u015feytanl\u0131klardan ar\u0131nmak i\u00e7in b\u00fct\u00fcn bilin\u00e7 g\u00fcc\u00fcm\u00fczle Allah\u2019a s\u0131\u011f\u0131narak \u201cKovulmu\u015f \u015feytandan Allah\u2019a s\u0131\u011f\u0131n\u0131r\u0131m.\u201d diyelim ve o her \u015feyi \u00e7eken kuvveti ya\u015famak i\u00e7in; \u201cRahm\u00e2n ve Rahim Allah\u2019\u0131n ad\u0131yla.\u201d demek olan besmele anahtar\u0131na yap\u0131\u015fal\u0131m ve bir te\u015fekk\u00fcr duygusu ile F\u00e2tiha\u2019s\u0131ndan ba\u015flayal\u0131m.<br \/>\nMe\u00e2l-i \u015eerifi<br \/>\n1- Rahm\u00e2n ve Rah\u00eem olan Allah\u2019\u0131n ismiyle.<br \/>\n2- Hamd o \u00e2lemlerin Rabbi,<br \/>\n3- O Rahm\u00e2n ve Rahim,<br \/>\n4- O, din g\u00fcn\u00fcn\u00fcn maliki Allah\u2019\u0131n.<br \/>\n5- Ancak sana ederiz kullu\u011fu, ibadeti ve ancak senden dileriz yard\u0131m\u0131, inayeti. (Ya Rab!).<br \/>\n6- Hidayet eyle bizi do\u011fru yola,<br \/>\n7- O kendilerine nimet verdi\u011fin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba u\u011fram\u0131\u015flar\u0131n ve o sapm\u0131\u015flar\u0131n yoluna de\u011fil.<br \/>\n\u00c2YETLER ARASINDAK\u0130 \u0130L\u0130\u015eK\u0130LER:<br \/>\n2- Kur\u2019\u00e2n\u2019da s\u00fbreler, s\u00fbrelerin \u00e7o\u011funda k\u0131ssalar, k\u0131ssalarda \u00e2yetler, \u00e2yetlerde kelimeler, kelimelerde harfler ve b\u00fct\u00fcn bunlar aras\u0131nda a\u00e7\u0131k veya kapal\u0131, s\u00f6zle veya m\u00e2n\u00e2 ile bir\u00e7ok y\u00f6nden tam bir uyum ve belli bir d\u00fczen vard\u0131r ki, bunlar\u0131n tek tek ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 ve ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 say\u0131s\u0131z denilebilecek kadar \u00e7oktur ve hemen hemen b\u00fct\u00fcn ilimleri ve sanatlar\u0131 da yak\u0131ndan ilgilendirir. Bu ilimlerin en ba\u015fta geleni de Nahiv (Dilbilgisi) ve Bela\u011fat (s\u00f6z\u00fc yerinde s\u00f6yleme sanat\u0131) ilimleridir. Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n nazm\u0131nda c\u00fcmlenin yap\u0131s\u0131, s\u00f6z\u00fcn \u00f6ncesiyle ili\u015fkisi, s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi ve ak\u0131\u015f\u0131, anlam ve kavram, s\u00f6z ile m\u00e2n\u00e2 aras\u0131ndaki uyum (mutabakat), s\u00f6z\u00fcn i\u00e7eri\u011fi ile gere\u011fi, ibare, i\u015faret, delalet, iktiza, a\u00e7\u0131kl\u0131k ve gizlilik, hakikat, temsil, sarahat, kinaye, \u00eem\u00e2, telmih, mant\u0131k, hikmet, maksada uygunluk gibi beyan ilmini ilgilendiren y\u00f6nleriyle s\u00f6z\u00fcn \u00f6ncelikle kula\u011fa ho\u015f gelmesi ve kolay anla\u015f\u0131lmas\u0131 g\u00f6zetilmi\u015ftir. Ondan sonra da s\u00f6z\u00fcn kalbe dolmas\u0131n\u0131 ve etki yapmas\u0131n\u0131 sa\u011flayan fesahat (a\u00e7\u0131k ve anla\u015f\u0131l\u0131rl\u0131k), tatl\u0131l\u0131k, d\u00fczg\u00fcnl\u00fck, ak\u0131c\u0131l\u0131k, incelik, \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fcl\u00fck, \u00e7arp\u0131c\u0131l\u0131k, kolayl\u0131k, sanatl\u0131l\u0131k, yenilik, \u00e7ok y\u00f6nl\u00fcl\u00fck, tutarl\u0131l\u0131k, uyum ve ahenk, dile hakimiyet, \u00fcslup, s\u00f6z ile anlam aras\u0131ndaki denge, s\u00f6z\u00fc uzatma, az ve \u00f6z s\u00f6zle \u00e7ok anlam ifade etme ve nihayet kimseyi taklit ve tekrar etmemek demek olan ibd\u00e2 ve harikuladelik gibi \u00f6zellikler a\u00e7\u0131s\u0131ndan, hem s\u00f6z g\u00fczelli\u011fini, hem de anlam derinli\u011fini ve zenginli\u011fini birlikte i\u00e7ine alan pek\u00e7ok g\u00fczellik ve estetik incelik bulunmaktad\u0131r. K\u0131sacas\u0131, Kur\u2019\u00e2n\u2019da kelimelerin as\u0131l dil ve s\u00f6zl\u00fck m\u00e2n\u00e2lar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan delalet ettikleri anlam, ak\u0131l ve mant\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan delalet ettikleri anlam, tabi\u00ee zevk ve sezgi a\u00e7\u0131s\u0131ndan delalet ettikleri anlam olmak \u00fczere \u00fc\u00e7 \u00e7e\u015fit delaletin bile\u015fkesi olan ve sonludan sonsuza do\u011fru yol alan uyum ve ahengin hissedilebilen ili\u015fkilerini \u00f6zetle dile getiren inceliklerdir bunlar. \u0130\u015fte bunlar tefsirin ruhunu te\u015fkil eder. Genelde avam i\u00e7in dil a\u00e7\u0131s\u0131ndan s\u00f6z\u00fcn m\u00e2n\u00e2ya delaleti, alimler i\u00e7in ak\u0131l ve mant\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan delaleti, edebiyat\u00e7\u0131lar ve estetik\u00e7iler ve hikmet ehli olanlar i\u00e7in zevk, sezgi ve f\u0131trata uygunluk a\u00e7\u0131s\u0131ndan delaleti \u00f6nem ta\u015f\u0131r. Terceme ile dil de\u011fi\u015fti\u011fi i\u00e7in birinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc hususlarda kendili\u011finden b\u00fcy\u00fck kay\u0131plar olur. Ayr\u0131ca bundan ak\u0131l ve mant\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan s\u00f6z konusu olan delalet de etkilenir. Bunun i\u00e7in biz baz\u0131 yerlerde bu ili\u015fkileri k\u0131saca g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc etrafl\u0131ca anlatmaya insan\u0131n g\u00fcc\u00fc yetmiyor. Bundan dolay\u0131 da F\u00e2tiha s\u00fbresi \u00fczerinde di\u011fer s\u00fbrelerden daha fazla duraca\u011f\u0131z. F\u00e2tiha\u2019da ilk \u00f6nce iki a\u00e7\u0131dan kelimeler aras\u0131ndaki uygunlu\u011fu ele alal\u0131m. Siy\u00e2k, sib\u00e2k yani s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi ve ak\u0131\u015f\u0131 ki, birincisi (sibak) s\u00f6z\u00fcn kendinden \u00f6nceki kelimelerle, ikincisi (siyak) de s\u00f6z\u00fcn kendi par\u00e7alar\u0131 ile kendisine ve kendinden sonras\u0131na g\u00f6re olan uyum ili\u015fkileridir. Besmele, F\u00e2tiha\u2019n\u0131n bir k\u0131sm\u0131 say\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, birincisi (sibak) burada s\u00f6z konusu olamaz, bu olsa olsa \u00e2yetin n\u00fczul\u00fc (ini\u015fi) a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u201cRabbinin ad\u0131yla oku.\u201d (Al\u00e2k, 96\/1) \u00e2yetiyle ili\u015fkili olur ki, bu da Kur\u2019\u00e2n tertibine g\u00f6re kendisinden sonraki \u00e2yetlere ait bir siyak ili\u015fkisidir. Fakat besmele ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir \u00e2yet oldu\u011fu i\u00e7in \u00f6nce onu inceleyelim.<br \/>\nS\u0130BAK (S\u00f6z\u00fcn geli\u015fi): Besmelenin bir fiile ba\u011fl\u0131 olmas\u0131 ili\u015fkisinden ba\u015fka burada hi\u00e7 bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemiyece\u011finden dolay\u0131 genel olarak F\u00e2tiha\u2019n\u0131n da besmele ile ili\u015fkisi oldu\u011fu bellidir. Besmele ile F\u00e2tiha okuyorum, F\u00e2tiha yaz\u0131yorum, hamd ediyorum, Kur\u2019\u00e2n\u2019a ba\u015fl\u0131yorum, v.s. gibi. Fakat bundan ba\u015fka \u00f6zel \u015fekilde de kuvvetli ili\u015fkileri vard\u0131r. O kadar ili\u015fki vard\u0131r ki, besmeleyi F\u00e2tiha\u2019dan bir \u00e2yet sayabilirsiniz. \u0130lk \u00f6nce, naz\u0131m ve f\u00e2s\u0131la (\u00e2yet sonu) ili\u015fkisi, ikinci olarak kelimeler aras\u0131ndaki ili\u015fkiler, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak \u00f6zetle onun a\u00e7\u0131klamas\u0131 \u015feklinde \u00e7e\u015fitli m\u00e2n\u00e2 ili\u015fkileri vard\u0131r. Bir kere besmeledeki rahmetin \u00e7ekicili\u011fine kar\u015f\u0131l\u0131k F\u00e2tiha\u2019n\u0131n bir te\u015fekk\u00fcr etme demek oldu\u011fu ilk bak\u0131\u015fta g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Bu ise besmele ve F\u00e2tiha aras\u0131nda gizli ve tam bir ba\u011flant\u0131n\u0131n bulunmas\u0131d\u0131r. Sonra F\u00e2tiha besmelenin bir a\u00e7\u0131klamas\u0131, ve m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kmas\u0131d\u0131r.<br \/>\n\u015e\u00f6yle ki: Besmele, ger\u00e7ekten ve itibari olarak yedi kelimeden olu\u015fmu\u015ftur. Bunlardan d\u00f6rt tanesi ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na birer kelime olup \u00fc\u00e7\u00fc Allah\u2019\u0131n ismidir. Bu terkibin tamam\u0131 ise bir k\u0131sm\u0131 zikredilen, bir k\u0131sm\u0131 da s\u00f6z\u00fcn geli\u015finden anla\u015f\u0131lan ve gizli bulunan iki taraf ile bir ba\u011fla\u00e7dan \u201d = b\u00e2\u201d edat\u0131, yani m\u00fcteallik (ili\u015fi\u011fi olan), m\u00fcteallak (kendisine ba\u011flanan) ve ili\u015fki vas\u0131tas\u0131 olan \u00fc\u00e7 k\u0131s\u0131mdan birle\u015fen tam bir s\u00f6z idi. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k F\u00e2tiha, yedi \u00e2yet, ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na d\u00f6rt s\u00f6z, \u00fc\u00e7 tam vakf (durak)dan birle\u015fen tam bir s\u00f6z d\u00fczeninde g\u00fczel bir s\u00fbredir ki; bu \u00fc\u00e7 tam vakfdan birincisi \u00fc\u00e7 \u00e2yetle bir c\u00fcmle olarak birinci taraf\u0131, ikincisi iki c\u00fcmle ile bir tevhid \u00e2yeti olarak ortadaki ba\u011flama ili\u015fkisi, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc yine \u00fc\u00e7 \u00e2yetli bir c\u00fcmle olarak, son k\u0131sm\u0131n\u0131 meydana getirmi\u015ftir. Ve bu \u015fekilde F\u00e2tiha, besmele gibi ve onunla bir cinsten olan bir s\u00f6z \u015feklindedir.<br \/>\nM\u00e2n\u00e2ya gelince: Besmele bize bir tamlama ba\u011f\u0131, iki s\u0131fat ba\u011f\u0131 ve ba\u015f\u0131nda bir ba\u011flant\u0131 harfi ile sonunda gizli olan tevhidi i\u00e7eren tam bir ba\u011flant\u0131 veriyordu. Orada \u00f6zel (isim)den genel m\u00e2n\u00e2ya do\u011fru yay\u0131lan (geni\u015fleyen) isim ve s\u0131fat\u0131 zikredilmi\u015f iken biz ezelde (ba\u015flang\u0131c\u0131 olmayan bir zamanda) oldu\u011fumuz gibi fiillerimiz ile beraber sakl\u0131 ve gizli idik. Daha do\u011frusu Allah var, biz yoktuk. \u201cAllah vard\u0131, onunla birlikte hi\u00e7bir \u015fey yoktu.\u201d \u00c7\u00fcnk\u00fc ondan \u00f6nce bu ili\u015fki ile Allah\u2019a ait olmaya sar\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131k. dedi\u011fimiz zamand\u0131r ki, bu ba\u011flant\u0131 meydana gelmi\u015f ve F\u00e2tiha\u2019da Allah\u2019a te\u015fekk\u00fcr etmekle birlikte varl\u0131k aleminde ortaya \u00e7\u0131kmam\u0131za sebep olmu\u015ftur.<br \/>\nGer\u00e7ekten F\u00e2tiha bir te\u015fekk\u00fcr (c\u00fcmlesi) ile ba\u015fl\u0131yor ve bizi gizli, ilah\u00ee bir ili\u015fki ile ba\u015flang\u0131\u00e7ta k\u00e2inat\u0131n i\u00e7inde varl\u0131k sahas\u0131na at\u0131yor ve o s\u0131rada Rahm\u00e2n ve Rahim bir daha tecelli ediyor ve ger\u00e7ekleri tebli\u011f etmekle bir iki \u0131slah d\u00f6neminden sonra ilah\u00ee bir m\u00fckellefiyetin gere\u011fini sezecek kadar idrakimizi terbiye ederek ve konu\u015fmay\u0131 \u00f6\u011fretmek sureti ile iyilikte bulunarak Allah\u2019\u0131 ve kendimizi tan\u0131mak i\u00e7in bizi yoktan var ediyor ve i\u015fte o zaman Allah\u2019\u0131n birli\u011fine \u201cYaln\u0131z sana ibadet ediyoruz ve sadece senden yard\u0131m diliyoruz\u201d diye bir bey\u2019at anla\u015fmas\u0131 yapt\u0131rmak \u00fczere bize konu\u015fma hakk\u0131 veriyor. Ve biz de b\u00fct\u00fcn sosyal vicdan\u0131m\u0131zla konu\u015farak s\u00f6ze ba\u015flay\u0131p bu anla\u015fmay\u0131 yap\u0131yor ve o ba\u011flant\u0131 ili\u015fkisini b\u00f6yle ezel\u00ee bir rahmet ile zevalsiz bir sosyal ve hukuk\u00ee s\u00f6zle\u015fmeyi yap\u0131yoruz ve o vakit bizim de \u201cneste\u2019\u00een\u201d (yard\u0131m diliyoruz) derken biz de bir irademizin, bir \u015feyi istemeye hak ve yetkimizin oldu\u011funu anl\u0131yoruz ve derhal duas\u0131 ile Allah\u2019\u0131n huzurunda yer alarak sonuna kadar s\u00f6yl\u00fcyoruz. Bu \u015fekilde ezeldeki (ba\u015flang\u0131c\u0131 olmayan zaman) ve besmeledeki gizli (m\u00e2n\u00e2), F\u00e2tiha\u2019da ve \u015fimdiki zamanda konu\u015fan biri olarak ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor da ezel\u00ee z\u00e2hir olan g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyor ve sonunda bizim idrakimizde ve konu\u015fmam\u0131zda haz\u0131r olmas\u0131 ile merkezimizde ve \u00e7evremizde bir muhatab olarak haz\u0131r bulunuyor. i\u015fte ezeli ve sonsuz b\u00fct\u00fcn hayat dengeleri bunun i\u00e7indedir. Basit birka\u00e7 c\u00fcmle gibi g\u00f6r\u00fcnen F\u00e2tiha, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n, yaratan\u0131n, yarat\u0131klar\u0131n b\u00fct\u00fcn s\u0131rlar\u0131n\u0131 toplayan bir kanun-i k\u00fcld\u00fcr, (genel ve temel ilkedir). Ba\u015f taraf\u0131ndaki \u00fc\u00e7 \u00e2yet ile sonundaki \u00fc\u00e7 \u00e2yetin ba\u011flant\u0131s\u0131 gibi olan bu bir \u00e2yetle F\u00e2tiha b\u00f6yle sonsuz \u00fcst\u00fc bir varl\u0131klar denklemini kayda ge\u00e7irmi\u015ftir.<br \/>\nF\u00e2tiha\u2019daki bu ruhu, bu manev\u00ee inceli\u011fi ve bu denklemi, \u015fu kuds\u00ee hadis ne g\u00fczel a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r: \u201cBen namaz s\u00fbresi olan F\u00e2tiha\u2019y\u0131 kendim ile kulum aras\u0131nda yar\u0131 yar\u0131ya taksim ettim; yar\u0131s\u0131 benim ve yar\u0131s\u0131 kulumundur. Kuluma istedi\u011fini veririm.\u201d Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de bu hadisi \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131kl\u0131yor: Kul der; Allah da; \u201ckulum bana hamdetti\u201d der; kul der. Allah da \u201ckulum beni \u00f6vd\u00fc\u201d der; kul der, Allah da der ki; \u201ckulum beni ululad\u0131\u201d. Ve buraya kadar benimdir. kulumla benim aramda, s\u00fbrenin sonu ise yaln\u0131z kuluma aittir ve kulumun istedi\u011fi kendi hakk\u0131d\u0131r, diyor.<br \/>\nF\u00e2tiha, i\u015fte y\u00fcce Allah\u2019\u0131n b\u00f6yle bir l\u00fctfunu tecelli ettiren bir varl\u0131k dengesidir. Bu dengede de k\u00e2inat nizam\u0131n\u0131n temeli olan adalet ve denge kanununun en a\u00e7\u0131k ve en g\u00fczel bir ger\u00e7e\u011fini g\u00f6r\u00fcr\u00fcz, g\u00f6r\u00fcrken (do\u011fru yol) y\u00fcce nazm\u0131nda a\u00e7\u0131k\u00e7a okuruz. Bu dengeye tasavvuf\u00ee bir zevk ile bakacak olursak bu kulluk ve yard\u0131m dileme andla\u015fmas\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yan (\u0130sl\u00e2m) \u00fcmmetinin b\u00fct\u00fcn\u00fcne \u201cSizi yery\u00fcz\u00fcnde halifeler (y\u00f6neticiler, yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn tasarruf ve hakimiyetini elinde bulunduran insanlar) yapan O\u2019dur.\u201d (F\u00e2t\u0131r, 35\/39) \u201cYery\u00fcz\u00fcne mutlaka iyi kullar\u0131m miras\u00e7\u0131 olacak, bu yery\u00fcz\u00fc onlar\u0131n eline ge\u00e7ecek.\u201d (Enbiy\u00e2, 21\/105) gibi \u00e2yetlerde a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtildi\u011fi \u00fczere Allah\u2019\u0131n vekili (halifesi) olan insan\u0131n onun bir g\u00f6lgesi \u015feklinde aksetmi\u015f oldu\u011funu ve insanlara da yery\u00fcz\u00fcn\u00fc in\u015fa ve imar etme pay\u0131 bah\u015fedilmi\u015f bulundu\u011funu duyar\u0131z ve o zaman b\u00f6yle kulluk ve yard\u0131m istemeyi yaln\u0131z Allah\u2019a ait k\u0131lan toplumsal duygu ta\u015f\u0131yan bir \u00fcmmetin herhangi bir konuda birle\u015fmesinde de \u015fer\u2019\u00ee bir delalet bulunabilece\u011fini, yani \u00fcmmetin bir konudaki fikir birli\u011finin olumlu bir \u015fer\u2019\u00ee delil oldu\u011funu anlar\u0131z. Bundan dolay\u0131 Besmele ile F\u00e2tiha aras\u0131ndaki s\u00f6z\u00fcn geli\u015finden (siyak) anla\u015f\u0131lan uyum, ezel\u00ee ruh ile sonsuz olan aras\u0131ndaki bu denge ili\u015fkisinin meydana \u00e7\u0131kmas\u0131d\u0131r. Bu \u00e2yetler, i\u015fte b\u00fct\u00fcn yarat\u0131l\u0131\u015fta var olan bu ili\u015fkiyi bizim bilincimize nak\u015feden ilah\u00ee \u00e2yetlerdir. Bunlar\u0131n geni\u015f a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 da Kur\u2019\u00e2n\u2019da g\u00f6rece\u011fiz.<br \/>\nS\u0130YAK: F\u00e2tiha\u2019n\u0131n bizzat kendisindeki s\u00f6z\u00fcn ak\u0131\u015f\u0131 ve bu tabii ak\u0131\u015ftan do\u011fan bir \u00f6\u011fretim \u015feklidir. Nitekim F\u00e2tiha\u2019n\u0131n bir ismi de \u201cta\u2019lim-i mes\u2019ele\u201d yani \u201ckonuyu \u00f6\u011fretme\u201ddir. Bunun en b\u00fcy\u00fck ipucunu okuman\u0131n geli\u015finden ve \u00f6zellikle \u201cRabbinin ad\u0131yla oku!\u201d (Alak, 96\/1) y\u00fcce emrinde buluruz. Bundan ba\u015fka n\u00fczul sebeblerinde rivayet etti\u011fimiz hadiste de emri vard\u0131. Bunun i\u00e7in baz\u0131 m\u00fcfessirler ba\u015fta \u201cb\u00f6yle s\u00f6yle\u201d me\u00e2linde emrinin gizli oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015fler ise de b\u00fcy\u00fck tefsir \u00e2limleri b\u00f6yle bir kelimenin gizli oldu\u011funa ihtiya\u00e7 kalmaks\u0131z\u0131n, yaln\u0131zca \u00fcslubun geli\u015finden b\u00f6yle bir \u015feyi \u00f6\u011fretmeyi i\u015faret etmeye yeterli oldu\u011funda \u0131srar ediyorlar. Yani Allah Te\u00e2l\u00e2 bize bu s\u00f6z\u00fc ile ilim ve iman telkin etmi\u015f (anlatm\u0131\u015f) ve bu anlat\u0131\u015f\u0131 bir emir ile yapmay\u0131p \u015fimdiki zaman kipi ile mevcut olmayan\u0131 anlatm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ilim ve imandan \u00f6nce onun huzuruna \u00e7\u0131kma hakk\u0131m\u0131z yoktu ki, bize a\u00e7\u0131k\u00e7a hitap etsin. \u00c7\u00fcnk\u00fc Besmele\u2019de biz g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde yoktuk. Bununla beraber Allah\u2019\u0131n zat\u0131n\u0131n de\u011fil, isminin huzurunda idik.<br \/>\nBundan dolay\u0131 F\u00e2tiha\u2019n\u0131n ba\u015f\u0131nda Allah\u2019\u0131 tan\u0131makla ilgili olan \u00fc\u00e7 \u00e2yet tamamen g\u00f6rmeyerek anlatmak tarz\u0131ndad\u0131r. Kendisiyle konu\u015fulan g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyor. Bunda \u201c\u00e2lem\u00een = \u00e2lemler\u201d kipi ile ak\u0131ll\u0131 varl\u0131klara apa\u00e7\u0131k bir uyar\u0131 vard\u0131r ki; bu \u00fc\u00e7 \u00e2yetin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp anlayan bir kimse ak\u0131ll\u0131 ise, \u00e2lemlerin ne oldu\u011funu ve kendi ruhunda onun nas\u0131l tecelli etti\u011fini iyice d\u00fc\u015f\u00fcnerek ve ba\u015flang\u0131c\u0131 ve sonucuyla onu g\u00f6zden ge\u00e7irerek akl\u0131n\u0131 ve sezi\u015f kabiliyetini toplad\u0131\u011f\u0131 zaman ve ancak o vakit; \u201cHamd o \u00e2lemlerin Rabbi, o Rahm\u00e2n ve Rahim, o, din g\u00fcn\u00fcn\u00fcn maliki Allah\u2019\u0131n\u201d g\u00f6r\u00fcnmeyen Allah\u2019la ilgili anlat\u0131m\u0131n do\u011fru bir s\u00f6z oldu\u011funu anlar ve derhal Allah\u2019\u0131 g\u00f6r\u00fcnen ve g\u00f6r\u00fcnmeyen alemde haz\u0131r ve g\u00f6zeten olarak bulur. B\u00f6yle bulunca da \u201cAncak sana ederiz kullu\u011fu, ibadeti, senden dileriz yard\u0131m\u0131, inayeti (Y\u00e2 Rab)\u201d diye ona hitap ederek, ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 ona arzeder ve onlar\u0131n kar\u015f\u0131lanmas\u0131 yolunda istekte bulunabilir. Bunun i\u00e7in F\u00e2tiha, Arap edebiyat\u0131nda gaibden (\u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131stan) muhataba ge\u00e7en ve iltifat denilen bu bela\u011fat \u00fcslubunu ger\u00e7ekle\u015ftirmek i\u00e7in Allah taraf\u0131ndan a\u00e7\u0131k bir \u201cben ve biz\u201d emri gibi birinci \u015fah\u0131s kipi ile do\u011frudan yap\u0131lan bir hitab\u0131 kapsamayarak \u201cAllah bir insanla (kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131) konu\u015fmaz. Ancak vahiyle ya da perde arkas\u0131ndan konu\u015fur.\u201d (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/51) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 \u00f6\u011fretmi\u015f ve tebli\u011f etmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 F\u00e2tiha\u2019n\u0131n kendisindeki s\u00f6yleni\u015f metodu, bir \u00f6\u011fretim metodu ve \u00fcslubu, bir telkin \u00fcslubu olmu\u015ftur.<br \/>\nB\u00fct\u00fcn Arap edebiyat\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131n ve hatta T\u00fcrk \u015fairlerinin kasidelerinde ve nutuklar\u0131nda bilip kulland\u0131\u011f\u0131 bir iltifat sanat\u0131n\u0131n b\u00f6yle tam yerinde ve bir\u00e7ok c\u00fcmlelere muhta\u00e7 olan m\u00e2n\u00e2lar\u0131 bu kadar k\u0131sa, \u00f6z ve bu kadar a\u00e7\u0131k ve anla\u015f\u0131l\u0131r bir \u015fekilde toplayan son derece derin bir n\u00fckteyi ortaya koymu\u015f olmas\u0131, b\u00fct\u00fcn Arap \u015fairlerinin meydan okuma niyetlerini ve cesaretlerini k\u0131ran ve onlara Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n i\u2019c\u00e2z\u0131 \u00f6n\u00fcnde ba\u015f e\u011fdiren hususlardan birisi olmu\u015ftur. F\u00e2tiha\u2019n\u0131n kelimeleri ve c\u00fcmleleri aras\u0131ndaki ili\u015fkilerin ise bir k\u0131sm\u0131 yukarda ge\u00e7ti ve ihtiya\u00e7 g\u00f6r\u00fcld\u00fck\u00e7e ileride de tahlil ve tefsir s\u0131ras\u0131nda gelecektir. Burada \u015fu kadar\u0131n\u0131 s\u00f6yliyelim ki, elhamd\u00fc\u2019n\u00fcn en m\u00fckemmel bir \u015fekilde tefsiridir. da isti\u00e2nenin (yard\u0131m dilemenin) ayn\u0131 \u015fekildeki bir a\u00e7\u0131klamas\u0131d\u0131r. Ve bu zincirleme s\u0131rlar\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 ile F\u00e2tiha s\u00fbresi b\u00fct\u00fcn\u00fcyle ba\u015ftaki, en ba\u015ftaki veciz c\u00fcmlesinin a\u00e7\u0131klanmas\u0131ndan ibaret e\u015fsiz bir kel\u00e2md\u0131r.<br \/>\nDi\u011fer Kur\u2019\u00e2n s\u00fbreleri ile ili\u015fkisine gelince, F\u00e2tiha\u2019n\u0131n \u00dcmm\u00fc\u2019l-Kur\u2019\u00e2n (Kur\u2019\u00e2n\u2019-\u0131n anas\u0131), \u00dcmm\u00fc\u2019l-Kitab (Kitab\u0131n anas\u0131), esas isimlerinin delalet etti\u011fi \u015fekli ile Kur\u2019\u00e2n\u2019daki s\u00fbrelerin hepsinin ana k\u00f6k\u00fc ve genel temsilcisi olmas\u0131d\u0131r ki, bu hususun bir k\u0131sm\u0131n\u0131 yukarda anlad\u0131k ve gelecek b\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131klamalarda da in\u015faallah anlayaca\u011f\u0131z.<br \/>\n\u00d6zetle: Sanki besmele bir ta\u00e7, Kur\u2019\u00e2n en m\u00fckemmel bir v\u00fccut, F\u00e2tiha onun ba\u015f\u0131, bu ba\u015ftaki \u00e7ehre, (F\u00e2tiha\u2019da ge\u00e7en) rahmet ve hidayet (do\u011fru yolu bulma) bu \u00e7ehrenin g\u00f6z bebekleri, d\u00fcnya ve ahiret d\u0131\u015f y\u00fcz\u00fcyle i\u00e7y\u00fcz\u00fc, kulluk ve yard\u0131m dileme dili, Allah\u2019\u0131n birli\u011fine inanma ise ruhudur. O \u015fekildedir ki v\u00fccudun b\u00fct\u00fcn gizli taraflar\u0131 onun a\u00e7\u0131k se\u00e7ik konu\u015fan duda\u011f\u0131ndan \u00e7\u0131karken o ta\u00e7dan, o \u00e7ehreden, o s\u00fczg\u00fcn bak\u0131\u015flardan da onun ruhu okunur. O \u00e7ehre, Hz. Muhammed (s.a.v.)\u2019in \u00e7ehresi, o v\u00fccud Allah\u2019\u0131n tecellisidir. S\u00f6z Allah\u2019\u0131n s\u00f6z\u00fc, tebli\u011f eden Allah\u2019\u0131n el\u00e7isidir. \u201cAllah\u2019tan ba\u015fka il\u00e2h olmad\u0131\u011f\u0131na Hz. Muhammed\u2019in Allah\u2019\u0131n kulu ve el\u00e7isi oldu\u011funa \u015fahitlik ederim.\u201d<br \/>\nTAHL\u0130L VE TE\u2019V\u0130L (Analiz ve Yorum): Hamd, iste\u011fe ba\u011fl\u0131 yap\u0131lan bir iyili\u011fe veya onun ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 olan bir iyili\u011fe kar\u015f\u0131 g\u00f6n\u00fcl a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ile o iyili\u011fin sahibine sayg\u0131 ifade eden bir \u00f6vg\u00fc s\u00f6z\u00fcd\u00fcr. K\u0131smen medih, k\u0131smen te\u015fekk\u00fcr ile birle\u015fen bir \u00f6vg\u00fc, bir \u00e7e\u015fit \u00f6vmek veya \u00f6v\u00fclmek, iyi bir \u00f6v\u00fc\u015f veya \u00f6v\u00fcl\u00fc\u015f, g\u00fczel bir \u00f6v\u00fcc\u00fc veya \u00f6v\u00fclen olmak, ciddi bir \u00f6v\u00fcc\u00fcl\u00fck veya \u00f6v\u00fcl\u00fcc\u00fcl\u00fck h\u00fclasa bu anlamlar\u0131 kapsayan g\u00fczel ve ciddi bir s\u00f6zd\u00fcr. Arap\u00e7a\u2019dan hamd kelimesi bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131n hepsi i\u00e7in kullan\u0131l\u0131r. Fakat T\u00fcrk\u00e7e\u2019de \u00e7o\u011funlukla masdar ismi olarak kullan\u0131l\u0131r. Di\u011fer kiplerde hamd etmek veya edilmek, hamdedi\u015f veya edili\u015f, hamd eden veya kendisine hamdedilen, h\u00e2midiyet (hamd etmek niteli\u011fi), mahm\u00fbdiyet (\u00f6v\u00fclmeye de\u011fer olmak) denilir ve bug\u00fcnk\u00fc dilimizde bunun \u00f6z T\u00fcrk\u00e7e olan bir e\u015fanlaml\u0131s\u0131 yoktur. \u015e\u00fck\u00fcr de b\u00f6yledir. T\u00fcrk\u00e7e\u2019de bir \u00f6vme var ki, o da methetme ve sena (\u00f6vme) ile e\u015fanlaml\u0131d\u0131r. Hamd ise medh ile \u015f\u00fck\u00fcr aras\u0131nda bir nevi \u00f6vme ve \u00f6zel bir medihtir. \u00c7\u00fcnk\u00fc medih, canl\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve istedi\u011fi gibi hareket etme yetene\u011fi olana da olmayana da yap\u0131l\u0131r. Mesela g\u00fczel bir inci ve g\u00fczel bir at \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015f olabilir. Fakat onlara hamdedilmez. Hamd, inci ve at\u0131 ba\u011f\u0131\u015flayan, istedi\u011fini yapmakta serbest olan Allah\u2019a yap\u0131l\u0131r ve hatta onun l\u00fctfuna, ilmine yap\u0131l\u0131r. Fakat v\u00fccut g\u00fczelli\u011fine yap\u0131lmaz. Ayr\u0131ca medih, ba\u011f\u0131\u015ftan \u00f6nce de ondan sonra da yap\u0131labilir. Hamd ise kesinlikle bir iyilikten sonra yap\u0131l\u0131r. \u015eu kadar var ki, onun hamd edene ula\u015fm\u0131\u015f bir iyilik olmas\u0131 \u015fart de\u011fildir. \u015e\u00fck\u00fcrde ise bu da \u015fartt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015f\u00fck\u00fcr, gelmi\u015f olan bir nimete s\u00f6zl\u00fc veya fiil\u00ee veya kalp ile nimeti verene sayg\u0131da bulunarak ona kar\u015f\u0131l\u0131k vermektir. Yaln\u0131z fiil veya kalp ile yap\u0131lan \u015f\u00fck\u00fcr, ne medihtir, ne hamdd\u0131r. Fakat dil ile s\u00f6zl\u00fc olarak yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 vakit hem hamd, hem de medh olur ve bu hamd, minnettarl\u0131\u011f\u0131n ba\u015f\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 hamd, medihten genel olarak daha hususi (\u00f6zel)dir. \u015e\u00fck\u00fcrden de bir bak\u0131mdan daha genel ve bir bak\u0131mdan daha \u00f6zeldir.<br \/>\nHer hamd, medihdir. Fakat her medih hamd de\u011fildir. Sonra baz\u0131 hamd, \u015f\u00fck\u00fcr (minnettarl\u0131k) ve baz\u0131 \u015f\u00fck\u00fcr hamd olmakla beraber \u015f\u00fck\u00fcr olmayan hamd, hamd olmayan \u015f\u00fck\u00fcrler de vard\u0131r. Demek ki medih, ger\u00e7e\u011fe g\u00f6re bo\u015f bir \u00fcmidin itmesi ile kuru bir yalandan, m\u00fccerred bir dalkavukluktan ibaret kalabilirken hamd ve \u015f\u00fck\u00fcr daima ger\u00e7e\u011fe uygun bir do\u011fruyu ifade ederler. Hamd, delile dayanan hakl\u0131 bir \u00fcmidin sevinci ile veyahut minnettarl\u0131k gibi ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f bir nimet i\u00e7inde bulunarak rahat etmenin mutluluk zevki ile yap\u0131l\u0131r. Hamd verdi, verecektir gibi ge\u00e7mi\u015f ile gelecek aras\u0131nda d\u00f6n\u00fcp dola\u015fan bir sevin\u00e7 durumundan, \u015f\u00fck\u00fcr ise i\u015fte verdi gibi ger\u00e7ekle\u015fen bir ge\u00e7mi\u015f nimete ula\u015fma zevkinden ileri gelen bir mutlulu\u011fu ilan etmektir. Bunun i\u00e7in hamd ve \u015f\u00fck\u00fcr tamamen me\u015fru ve ahl\u00e2ka uygun olduklar\u0131 halde medih genellikle ahl\u00e2ka uygun de\u011fildir. \u0130slam\u2019a g\u00f6re yasaklanm\u0131\u015f ve yerilmi\u015f de olabilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: \u201c\u00d6vmeyi meslek edinenlerin y\u00fczlerine toprak sa\u00e7\u0131n\u0131z.\u201d buyurmu\u015f. Halbuki \u201c\u0130nsanlara hamd etmeyen kimse Allah\u2019a da hamd etmez.\u201d hadis-i \u015ferifi ile mutlak surette emredilmi\u015f oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir. Mirac hadislerinde de Hz. Muhammed (s.a.v.)\u2019in \u00fcmmeti \u201c\u00c7ok hamdedenler\u201d \u00fcnvan\u0131 ile lakabland\u0131r\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. Hamd ile \u015f\u00fck\u00fcrde esas maksat nimeti verendir. Medihte ise nimeti hayal etmektir.<br \/>\nHamd ve \u015f\u00fck\u00fcr; ikisi de hak ve hakikat sevgisi ile g\u00f6nl\u00fcn sevin\u00e7le dolmas\u0131 ve bundan dolay\u0131 ahl\u00e2ka uygun olmakla beraber hamdde sevin\u00e7 ve arzu m\u00e2n\u00e2s\u0131, \u015f\u00fck\u00fcrde ise i\u00e7ten ba\u011fl\u0131l\u0131k ve dostluk m\u00e2n\u00e2s\u0131 daha a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde bulunur. Ve bu \u015fekilde \u015f\u00fck\u00fcr (minnettarl\u0131k), ger\u00e7ekle\u015fen bir ge\u00e7mi\u015fin ululama hat\u0131ras\u0131 oldu\u011fundan dolay\u0131 daha zor, yapanlar\u0131 daha azd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc varl\u0131\u011f\u0131n ak\u0131\u015f\u0131 hep ge\u00e7mi\u015ften gelece\u011fe y\u00f6nelik oldu\u011fu i\u00e7in insanlar yarat\u0131l\u0131\u015ftan gelece\u011fe meyillidirler. \u015e\u00fcphesiz bu meyletmenin i\u00e7ine korku bula\u015fm\u0131\u015f bir ahiret \u00e7ekimi yerle\u015fmi\u015ftir. Ger\u00e7ekten insanlar daha fazla ileriyi g\u00f6rs\u00fcn diye g\u00f6zleri \u00f6n tarafa bakacak \u015fekilde yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat b\u00f6yle olmas\u0131 yolda giderken geldikleri ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131n\u0131 ge\u00e7ip arkada b\u0131rakt\u0131klar\u0131 k\u0131sm\u0131 unutmak i\u00e7in de\u011fildir. Onun hat\u0131r\u0131nda kalan \u015feylere ve haf\u0131zas\u0131n\u0131n do\u011frulu\u011funa g\u00fcvenildi\u011fi i\u00e7indir. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki boyunlar gerekti\u011finde o hat\u0131ralar\u0131 yenilemek i\u00e7in \u00f6ndeki g\u00f6zleri arkaya \u00e7evirip bakt\u0131rabilecek \u015fekilde hareket eden bir eksen halinde yarat\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. Bir gelecek yolcusu i\u00e7in bu yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n b\u00fcy\u00fck bir uyar\u0131c\u0131 \u00f6nemi vard\u0131r. Demek ki, haf\u0131zas\u0131 bozuk boyunlar\u0131 hareket etmeyen yolcular\u0131n yaln\u0131z ileriye dikilmi\u015f olan g\u00f6zleri, \u015feytan\u0131n bask\u0131s\u0131ndan korunmak i\u00e7in birer kurtulu\u015f vas\u0131tas\u0131 de\u011fildirler. Halbuki gafil olan insano\u011fullar\u0131nda bu durum a\u011f\u0131r basmaktad\u0131r. Dalkavukluk d\u00fc\u015f\u00fcncesi ile bir kuruntu halindeki \u00fcmit \u00fczerinde (baz\u0131 kimseleri) \u00e7ok metheden nice yarat\u0131klar g\u00f6r\u00fclegelmi\u015ftir ki onlar, gayelerini elde ettikleri ilk andan itibaren bir nank\u00f6r kesilmi\u015flerdir. Bunu farkeden baz\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler -bunlardan biri de m\u00fcellifin zaman\u0131nda ya\u015fayan Frans\u0131z G\u00fcstav L\u00f6bon\u2019dur- insanlar \u00fczerinde hayalin, ger\u00e7ekten daha fazla bir egemenli\u011fi oldu\u011fu sonucuna varm\u0131\u015flard\u0131r. Fakat bu g\u00f6r\u00fc\u015f do\u011fru de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc hayalde g\u00f6r\u00fclen o egemenlik, ger\u00e7e\u011fi temsil edebilmesinden dolay\u0131d\u0131r. Yoksa hayale hayal diye sar\u0131lan kimse g\u00f6r\u00fclmemi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 as\u0131l egemenlik hayalin de\u011fil yine ger\u00e7e\u011findir. Ger\u00e7ek \u00f6yle etkilidir ki yaln\u0131z yak\u0131ndan de\u011fil, uzaktan hayal yoluyla bile etkisini g\u00f6steriyor. Fakat sevgiliye ula\u015fman\u0131n \u00f6yle \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 bir etkisi, kendisinden ge\u00e7ip d\u00fcnyay\u0131 unutma durumu vard\u0131r ki bunda ger\u00e7ek, kendisinden ba\u015fka her\u015feyi siliverir ve bizzat ger\u00e7ek\u00e7i olmayanlar ona dayanamazlar ve bunun i\u00e7in insano\u011flu onu, kendisinden ziyade kar\u015f\u0131s\u0131nda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc zaman ona de\u011fer verir. G\u00fcne\u015f do\u011funca g\u00f6z kama\u015f\u0131r ve izlenim s\u00fcz\u00fcl\u00fcp kalpdeki his cepheye dikilmeyince insan onu g\u00f6remez. Bundan dolay\u0131 bilin\u00e7li bir hakikat adam\u0131 olmak zordur ve tam bir m\u00fcsl\u00fcman olmak \u00e7ok zordur. \u00c7\u00fcnk\u00fc varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 Hakk\u2019ta kaybeden Hz. \u00d6mer el-Faruk (r.a.) Efendimiz \u201cHakk, \u00d6mer\u2019e dost b\u0131rakmad\u0131.\u201d dedi\u011fi zaman bu zorlu\u011fu anlatmak istemi\u015ftir. \u015e\u00fck\u00fcr ise b\u00f6yle hakikat sahiplerinin al\u00e2meti oldu\u011fundan \u201cKullar\u0131mdan \u015f\u00fckreden azd\u0131r.\u201d (Sebe, 34\/13) buyurulmu\u015ftur.<br \/>\nBununla beraber, di\u011fer taraftan \u201chamd\u201dde sayg\u0131 ve de\u011fer verme m\u00e2n\u00e2s\u0131 daha y\u00fcksektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunda, meydana gelen ba\u011f\u0131\u015f, hamd edene ula\u015fmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 bir taraftan daha fazla hakka bakan maksats\u0131z bir sayg\u0131 karakteri vard\u0131r. Di\u011fer taraftan o ba\u011f\u0131\u015fa kavu\u015fanlar\u0131n sevincine kat\u0131lmay\u0131 ifade eden bir karde\u015flik duygusu ve kendi hakk\u0131nda hen\u00fcz ula\u015fmayan\u0131 ula\u015fm\u0131\u015f sayd\u0131ran bir takdir pay\u0131 vard\u0131r. Bir bu, bir de \u015f\u00fckr\u00fcn k\u0131s\u0131mlar\u0131nda kalb i\u015finin, gizli bir i\u015f ve organlar\u0131n fiillerinin ihtimalli olmas\u0131, \u015f\u00fck\u00fcr \u00e7e\u015fitlerinin en m\u00fckemmelinin, yine dil ile yap\u0131lan hamd olmas\u0131n\u0131 gerektirir. Ger\u00e7ekten Res\u00fbl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, \u201cHamd, \u015f\u00fckr\u00fcn ba\u015f\u0131d\u0131r. Allah\u2019a hamd etmeyen O\u2019na \u015f\u00fckretmemi\u015f olur.\u201d buyurmu\u015ftur.<br \/>\nBu \u015fartlarla dil ile yap\u0131lan medih zikirler ile y\u00e2d etmeler, sayg\u0131 ifade eden laf\u0131zlar, \u00f6zel sayg\u0131lar hep hamdd\u0131rlar. Hamd kelimesi de sayg\u0131 ifade eden bu kelimelerin hepsinin m\u00e2n\u00e2s\u0131na uygun oldu\u011fundan \u201chamd olsun\u201d denildi\u011fi zaman b\u00fct\u00fcn bu sayg\u0131lara yara\u015f\u0131r bir iyilik veya ba\u011f\u0131\u015flama kar\u015f\u0131s\u0131nda bir mutluluk sevinci ve bir bahtiyarl\u0131k duygusu ilan edilmi\u015f olur ki bu, bir taraftan o iyilik ve ba\u011f\u0131\u015flaman\u0131n se\u00e7kin sahibini \u00f6vmek, di\u011fer taraftan da hakk\u0131yla o mutlulukla \u00f6v\u00fcnmek m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 ifade eder. Ve her iki bak\u0131mdan da \u015feriata pek uygun ve ahl\u00e2ka \u00e7ok uygun bir iyiliktir. \u00c7\u00fcnk\u00fc nimeti anlatma, b\u00f6b\u00fcrlenmeden ileri gelen bir gurur de\u011fil, nank\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc ortadan kald\u0131ran b\u00fcy\u00fck bir erdemliliktir. Daha do\u011frusu hamd, herkesin ermek istedi\u011fi fakat pek az kimsenin erebildi\u011fi en y\u00fcksek bir olgunluk gayesidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc insanl\u0131k a\u00e7\u0131s\u0131ndan b\u00fct\u00fcn mutluluklar iki kelime ile \u00f6zetlenebilir. Tena\u2019\u00fcm (nimet ve bolluk i\u00e7inde bulunma) ve in\u2019am (nimet verme). Nimet ve bolluk i\u00e7inde bulunanlar ancak refah i\u00e7inde bulunduklar\u0131n\u0131 his ve takdir ettikleri zaman hamd ederler. \u00c7\u00fcnk\u00fc mutluluk, refah i\u00e7inde bulunman\u0131n kendisinde ve niceli\u011finde de\u011fil, niteli\u011finde yani refah\u0131n zevki takdir edilip hissedilmesindedir. Zaten bolluk i\u00e7inde bulunman\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 budur. Ve ne vakit mutluluk zevki hissolunur ve co\u015farsa dilden hamd \u00e7\u0131kar ki bu makam, hamd etmek makam\u0131d\u0131r. Nimet verme makam\u0131nda bulunanlar\u0131n mutlulu\u011fu da yaln\u0131z nimet vermede de\u011fil, verilen nimetin de\u011ferini bilecek ve zevki ile mutluluk duyacak, lay\u0131k olan yere ula\u015ft\u0131rmas\u0131nda ve ula\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k delil ile g\u00f6rmesindedir. Bu delil ise hamd edenin hamdidir. Bundan o ula\u015ft\u0131rma ve ula\u015fmay\u0131 seyretmekteki zevk de kendisine hamd edilenin mutlulu\u011funu meydana getirir. Ve biz biliriz ki, nimet verme makam\u0131, nimete erme makam\u0131ndan \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. Bundan dolay\u0131 mahmudiyet (kendisine hamd edilmeye lay\u0131k olma) makam\u0131 r\u00fctbelerin en m\u00fckemmeli ve hedeflerin en sonudur. O halde bu makam\u0131n mutlulu\u011fu da en b\u00fcy\u00fck mutluluktur. Bu mutlulu\u011fun zevkindeki co\u015fma da haydi haydi bir hamd ile sonu\u00e7lanmay\u0131 gerektirir. Hamd etmeye lay\u0131k olana hamd etmek demek olan bu hamd ise nimeti art\u0131rmaya ve dolay\u0131s\u0131yla fazla hamdetmeye ve hamdedilmeye sebep olur. Bu \u015fekilde hamd etme makam\u0131nda, refah i\u00e7inde bulunan kimsenin hamd etmeye devam etmesi, kendisine hamd edilme makam\u0131na y\u00fckselmesine ve mahmudiyet makam\u0131nda nimet vericinin hamd etmeye devam etmesi de kendisine hamd edilmenin s\u0131n\u0131rs\u0131z katlanmas\u0131na sebep olur ki \u201cAndolsun \u015f\u00fckrederseniz elbette size (nimetimi) art\u0131r\u0131r\u0131m.\u201d (\u0130brahim, 14\/7) buyurulmas\u0131 bundand\u0131r.<br \/>\n\u015eu halde yukar\u0131ya do\u011fru ilerlemede hamdin s\u0131ras\u0131 ile en y\u00fcksek r\u00fctbeleri \u015funlard\u0131r:<br \/>\n1- H\u00e2midiyet (hamd etmek), 2- Mahmudiyet (\u00f6v\u00fclmeye de\u011fer olmak) 3- H\u00e2midiyet ve mahmudiyet 4- Mahmudiyet ve h\u00e2midiyet.<br \/>\nBu son derecede Allah\u2019a ait tecellilerden (l\u00fctfuna erme) birini g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Burada etkilenmeyi ifade eden insana ait m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ortadan kald\u0131rmakla \u00f6v\u00fclmeye de\u011fer ve hamdetmeyi biraraya toplayan ham\u00eed (\u00e7ok hamdeden), mahm\u00fbd (\u00f6v\u00fclmeye de\u011fer olan), h\u00e2mid (hamdeden) gibi Allah\u2019\u0131n g\u00fczel isimlerinin tecellisini g\u00f6rmemek nas\u0131l m\u00fcmk\u00fcn olur? Bu olmasa idi onlar nereden gelirdi? Sonra \u201c\u015eifa-i \u015eerif\u201d kitab\u0131nda a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere H\u00e2mid ve Mahmud, Ahmed ve Muhammed gibi y\u00fcce Peygamberimiz\u2019in m\u00fcbarek isimlerindendir. Ger\u00e7ekten Makam-\u0131 Mahmud (en y\u00fcksek \u015fefaat makam\u0131) bilhassa peygamberlerin sonuncusu olan Efendimiz\u2019e va\u2019d olunan ve onu hamd etme makam\u0131ndan hamd edilen (\u00f6v\u00fclen) makam\u0131na y\u00fccelten y\u00fcksek bir makamd\u0131r ki, b\u00fcy\u00fck \u015fefaat makam\u0131d\u0131r. Bu makamda \u201cliv\u00e2\u00fc\u2019l-hamd\u201d (sanca\u011f\u0131) onun sa\u011f eline teslim olunmu\u015ftur. Ahirette Makam-\u0131 Mahmud\u2019un bol \u015fefaati iledir ki, Liv\u00e2\u00fc\u2019l-hamd alt\u0131nda toplanacak olan \u00fcmmet, Allah\u2019a hamd etmelerinden paylar\u0131n\u0131 alacak ve cennet ehlinin dualar\u0131n\u0131n sonu da \u201d Alemlerin Rabbi Allah\u2019a hamd olsun.\u201d olacakt\u0131r. \u201cDualar\u0131n\u0131n sonuncusu da alemlerin Rabbi Allah\u2019a hamd olsun.\u201d s\u00f6z\u00fcd\u00fcr. (Y\u00fbnus, 10\/10).<br \/>\nB\u00f6yle hamd etme ve \u00f6v\u00fclme vas\u0131flar\u0131n\u0131 toplayan Allah\u2019\u0131n dostunun, Ahmed olmas\u0131 ve Muhammed olmas\u0131, i\u015fte hamdin bu toplay\u0131c\u0131 ve birle\u015ftirici derecesini dile getirir ve ger\u00e7ekten laf\u0131z ve m\u00e2n\u00e2 itibariyle hamdin esas\u0131 Muhammed (s.a.v.)\u2019e ait bir ger\u00e7ektir. Ve bu ger\u00e7e\u011fin ba\u015flang\u0131\u00e7 ve sonu\u00e7 itibariyle Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019ya ait olmas\u0131 da ger\u00e7eklerin ger\u00e7e\u011fidir.<br \/>\n\u0130\u015fte F\u00e2tiha \u201d \u201d ile ba\u015flamakla bize bu mutluluklar\u0131, bu olgunluk hedefini ve bu ger\u00e7e\u011fi \u00f6\u011freterek s\u00f6ze ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Ve elhamd\u00fclillah (Allah\u2019a hamd olsun) denildi\u011fi zaman duyulan derin g\u00f6n\u00fcl ferahl\u0131\u011f\u0131 bu a\u015fk ve \u015fevkin dile getirilmesidir. Evet, hamd ger\u00e7e\u011fine tutkun olmayan yoktur. Arap\u00e7a\u2019da \u201d \u201d bilinen bir \u015fey vaya um\u00fbm\u00eelik veya cins ve hak\u00eekat m\u00e2n\u00e2s\u0131 ifade eden bir belirleme edat\u0131d\u0131r. \u0130lk hitap edilirken hamdin kim taraf\u0131ndan yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 belli de\u011fildir. Sonra bu m\u00fcbted\u00e2n\u0131n haberi olan \u2018da l\u00e2m\u2019\u0131n, ihtisas (ait k\u0131lmak), istihkak (hakk\u0131 olma) ve m\u00fclkiyet m\u00e2n\u00e2lar\u0131na geldi\u011fi a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ve ilk m\u00e2n\u00e2s\u0131 (ait olmak) di\u011ferlerini de kapsar. Bundan dolay\u0131 c\u00fcmlenin me\u00e2li \u015fu olur: \u201cHani herkesin bildi\u011fi ve en son \u00fcmidi olarak istedi\u011fi hamd ger\u00e7e\u011fi yok mu? \u0130\u015fte hamidiyet (hamd etmek), mahmudiyet (\u00f6v\u00fclmek), b\u00fct\u00fcn cinsi ile ve hatta b\u00fct\u00fcn dereceleri ve b\u00fct\u00fcn \u00e7e\u015fitleri ve fertleri ile o hamd, Allah\u2019a mahsustur, Allah\u2019\u0131n hakk\u0131d\u0131r, Allah\u2019\u0131n m\u00fclk\u00fcd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah\u2019t\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc\u2026 \u00e7\u00fcnk\u00fc\u2026\u201d Fakat dilimizde bu geni\u015fli\u011fi uzun uzad\u0131ya a\u00e7\u0131klamay\u0131 \u00f6zetleyen bir belirleme edat\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in biz sadece hamd diye genel olarak cins olarak anlat\u0131r\u0131z. Bilen bilir, bilmeyen ba\u015fkas\u0131n\u0131n bildi\u011finden haberdar olmaz. Bu c\u00fcmle her\u015feyden \u00f6nce bize ilim ve iman\u0131 anlatan bir haber c\u00fcmlesidir. Ayn\u0131 zamanda ululamay\u0131 da bildirerek hamd etmeyi gerektirdi\u011finden dolay\u0131, gere\u011fi ile de bir dilek c\u00fcmlesi olur ve zamana delalet etmeyen bir isim c\u00fcmlesi oldu\u011fu i\u00e7in s\u00fcrekli ve devaml\u0131 hamd etme m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. F\u00e2tiha\u2019da bu c\u00fcmleden ba\u015fka isim c\u00fcmlesi yoktur. \u00dc\u00e7 tanesi s\u00f6z, biri ula\u00e7 olan di\u011fer d\u00f6rt c\u00fcmle, hep fiil c\u00fcmleleridir. \u0130lk bak\u0131\u015fta b\u00f6yle olmas\u0131 F\u00e2tiha\u2019daki denge uyumuna ayk\u0131r\u0131 gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyorsa da ger\u00e7ek durum bunun tam aksinedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir isim, bir\u00e7ok fiille denk olabilece\u011fi gibi o d\u00f6rt fiil c\u00fcmlesi bu isim c\u00fcmlesinin a\u00e7\u0131klamas\u0131 yerinde olduklar\u0131ndan dolay\u0131 ger\u00e7ek denklik ancak bu \u015fekilde olur. Ve ara\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ki F\u00e2tiha, bu tek isim c\u00fcmlesinden ibaret bir s\u00f6zd\u00fcr.<br \/>\n\u201cRabb\u00fc\u2019l-\u00c2lem\u00een\u201d, Allah\u2019\u0131n s\u0131fat\u0131d\u0131r. Bu terkibin dilimizde herkes taraf\u0131ndan bilinmesinden dolay\u0131 terceme edilmesine gerek yoktur. Bunu \u201c\u00e2lemlerin Rabbi\u201d \u015fekline sokmak m\u00fcmk\u00fcn ise de bunda fazla bir a\u00e7\u0131kl\u0131k olmamakla beraber l\u00e2m\u2019daki um\u00fbmilik, bilinen bir fert ile Allah\u2019\u0131n birli\u011fini anlatan belirli bir isme izafet (tamlama) m\u00e2n\u00e2lar\u0131 noksan kalacakt\u0131r. \u201cB\u00fct\u00fcn \u00e2lemlerin ve par\u00e7alar\u0131ndan her birinin bilinen yeg\u00e2ne Rabbi\u201d diye a\u00e7\u0131klamak ise k\u0131sa ve \u00f6z anlat\u0131m yerine s\u00f6z\u00fc uzatmak olacakt\u0131r. \u201c\u00c2lemlerin Rabbi\u201d demek ise bu sak\u0131ncalarla beraber asl\u0131na da uygun olmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kur\u2019\u00e2n \u201cRabbi\u2019l-av\u00e2lim\u201d demiyor da \u201cRabb\u00fc\u2019l-\u00e2lem\u00een\u201d diyor ve bununla \u00f6zellikle ak\u0131l sahibi varl\u0131klar\u0131 \u00fcst\u00fcn tutarak onlar\u0131n dikkatlerini \u00e7ekiyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc gibi sa\u011flam \u00e7o\u011fullar, ak\u0131ll\u0131 varl\u0131klara ait oldu\u011fundan dolay\u0131 bunun me\u00e2li \u201cb\u00fct\u00fcn \u00e2lemlerin ve b\u00fct\u00fcn par\u00e7alar\u0131n\u0131n ve \u00f6zellikle hepsinden \u00fcst\u00fcn olan ak\u0131ll\u0131 varl\u0131k \u00e2lemlerinin yegane Rabbi\u201d demektir. Bakara S\u00fbresi\u2019nin ba\u015f\u0131nda \u201cM\u00fcttak\u00eeler i\u00e7in yol g\u00f6stericidir.\u201d (Bakara , 2\/2) y\u00fcce \u00e2yetinde anla\u015f\u0131lacak olan bu \u00f6z i\u015faret, Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n inmesinin hikmetini g\u00f6stermek itibariyle F\u00e2tiha\u2019n\u0131n ba\u015f\u0131nda bulunmas\u0131 \u00e7ok \u00f6nemlidir. Bu i\u015faret ve Allah\u2019\u0131n bu uyar\u0131s\u0131d\u0131r ki s\u0131fatlar\u0131 ile takviye edilince, ak\u0131ll\u0131 varl\u0131klar\u0131n hislerini g\u00f6r\u00fcnmeyen \u00e2lemden g\u00f6r\u00fcnen \u00e2leme getirip diye hitap etmekle Allah\u2019\u0131n birli\u011fine ve onunla andla\u015fma yapmaya sevkedecektir. Ak\u0131ll\u0131 ile ak\u0131ls\u0131z, eril ile di\u015fil gibi di\u011ferine bir a\u00e7\u0131dan \u00fcst\u00fcn olabilen bir\u00e7ok isimlerin ikil, \u00e7o\u011ful gibi bir anlat\u0131mla kuvvetli olan\u0131n\u0131 \u00fcst\u00fcn k\u0131lmak demek olan bu \u00fcst\u00fcn k\u0131lma \u00fcslubu dilimizde de vard\u0131r. Mesela kar\u0131 ve kocaya zevceyn (e\u015fler), baba ve anaya ebeveyn dedi\u011fimiz gibi T\u00fcrk vatanda\u015f\u0131 olan herkese T\u00fcrkler demek de bir ta\u011flibdir ve Arap\u00e7a\u2019da bunun bir \u00e7ok \u00e7e\u015fidi vard\u0131r.<br \/>\n\u201cRabb\u201d asl\u0131nda terbiye m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen bir masdar oldu\u011fu halde m\u00fcbala\u011fa maksad\u0131 ile terbiye edene isim olarak verilmi\u015ftir ve masdar\u0131na da r\u00fcb\u00fbbiyet denilmi\u015ftir ki, \u00e7ok adaletli yerine (adaletin kendisi) denilmesi gibidir. \u0130\u015fte bu m\u00fcbala\u011fa m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan dolay\u0131 Rabb yaln\u0131z \u201cterbiye eden\u201d ile e\u015fanlaml\u0131 de\u011fil, aynen \u201cterbiye\u201d gibi olan ve bundan dolay\u0131 zorla ele ge\u00e7irme, \u00fcst\u00fcn gelme, ihsan, idaresi alt\u0131na alma ve tasarruf etme, \u00f6\u011fretme ve yol g\u00f6sterme, teklif, emir ve yasak, te\u015fvik, korkutma, g\u00f6nl\u00fcn\u00fc alma, azarlama gibi terbiye i\u00e7in gerekli olan b\u00fct\u00fcn \u015feylere sahip, kuvvetli, m\u00fckemmel ve kusursuz olan bir terbiye edici demek olur. Bundan dolay\u0131 sahip ve malik m\u00e2n\u00e2s\u0131na da gelir. Mesela ev sahibine \u201cRabb\u00fc\u2019d-d\u00e2r = ev sahibi\u201d, bir sermayenin sahibine \u201crabb\u00fc\u2019l-m\u00e2l = sermaye sahibi\u201d denilir. Bu terimde de yaln\u0131zca sahip ve malik m\u00e2n\u00e2lar\u0131ndan daha fazla m\u00e2nalar vard\u0131r. Rabb\u00fc\u2019l-m\u00e2l terimi ile k\u00e2r ortakl\u0131\u011f\u0131 ve pe\u015fin para ile veresiye mal alma gibi ticaret muameleleri a\u00e7\u0131s\u0131ndan sermaye sahibine \u201crabb\u00fc\u2019l-m\u00e2l\u201d denilir. Bundan dolay\u0131 kay\u0131ts\u0131z Rabb denildi\u011fi zaman yaln\u0131zca sahip veya yaln\u0131zca terbiye m\u00e2n\u00e2lar\u0131 de\u011fil, ikisine de b\u00fct\u00fcn gerekli \u015feyler ile birlikte sahip olan, t\u00fckenmez kudret sahibi, daima var olan Allah anla\u015f\u0131l\u0131r. Bunun i\u00e7in Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019dan ba\u015fkas\u0131na ait oldu\u011funu belirten bir izafet tamlamas\u0131 yap\u0131lmadan ba\u015fkalar\u0131 i\u00e7in tek kelime olarak Rabb denilemez ve tam tan\u0131nm\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131 ifade eden \u201cer-Rabb\u201d ve genel m\u00e2n\u00e2 ifade eden (\u00c2lemlerin Rabbi) gibi izafetle Allah\u2019tan ba\u015fkas\u0131 i\u00e7in asla kullan\u0131lamaz. \u015eu halde \u201crabb\u201d, r\u00fcb\u00fbbiyyet denince anlayaca\u011f\u0131m\u0131z m\u00e2n\u00e2, sonsuz kuvvet ile idaresi alt\u0131na alan, tedbir ve terbiye m\u00e2n\u00e2lar\u0131d\u0131r. Yani bunlar\u0131 yapabilecek sonsuz bir g\u00fcce sahip olmakt\u0131r.<br \/>\nTerbiye bir \u015feyi basamak basamak, yava\u015f yava\u015f olgunlu\u011funa ula\u015ft\u0131rmakt\u0131r ki, bunun al\u00e2meti, se\u00e7me ve olgunla\u015fma olur. \u00c2lemlerin her k\u0131sm\u0131nda ise terbiye ve olgunla\u015fma kanunlar\u0131n\u0131n hareketi her an ve her saniye g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Ve bundan dolay\u0131 b\u00f6yle sonsuz bir g\u00fcc\u00fcn Allah\u2019a ait oldu\u011fu, d\u00fcnya i\u015flerinde \u015feksiz ve \u015f\u00fcphesiz olarak okunmaktad\u0131r.<br \/>\n\u0130\u015fte \u00e2lemlerin Rabbi bize bunu hat\u0131rlat\u0131yor. \u00c2lemlerin Rabbi denince her insan kendi g\u00f6rebildi\u011fi kadar olsun b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlere zihninden bir ge\u00e7it resmi yapt\u0131r\u0131r ve bunu yapt\u0131r\u0131nca mutlaka terbiye kanununu g\u00f6r\u00fcr. Demek biz Rabbimizi \u00e2lemlere bakmakla bilece\u011fiz. Fakat \u00e2lemleri de ancak O\u2019nunla ba\u011flant\u0131 kurarak tan\u0131yabilece\u011fiz.<br \/>\nBirtak\u0131m filozoflar k\u00e2inat\u0131n \u015feklinin b\u00f6yle yava\u015f yava\u015f ger\u00e7ekle\u015fen bir terbiye ve olgunla\u015fma kanunu takip etti\u011fini g\u00f6rememi\u015f. Bunlardan bir k\u0131sm\u0131 hepsinin bir defada sebepli veya sebepsiz olarak birdenbire meydana gelmi\u015f oldu\u011funu, bir k\u0131sm\u0131 da tabiat (kanunu) iddias\u0131 ile k\u00e2inat\u0131n sonradan meydana geldi\u011fini ink\u00e2r edercesine k\u00e2inat\u0131n bug\u00fcnk\u00fc \u015feklinin ve varl\u0131k d\u00fczeninin ba\u015flang\u0131\u00e7s\u0131z oldu\u011funu iddia etmeye kadar varm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlara g\u00f6re mesela insan, ancak insandan olur ve insan ezelden beri vard\u0131r. K\u00e2inatta ilerleme ve gerilemenin m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. Bir \u015feyi istemenin, \u00e7aba harcaman\u0131n ve kazanman\u0131n faydas\u0131 yoktur. B\u00fct\u00fcn k\u00e2inatta eskiden beri varl\u0131klar\u0131n her \u00e7e\u015fidi serpilmi\u015f, uzayda hi\u00e7bir ortak d\u00fczeni takip etmeyen cans\u0131z cisimler ve cans\u0131z cisimlerde say\u0131lamayacak kadar varl\u0131k \u00e7e\u015fitleri kendilerine ait b\u00fct\u00fcn tabiatlar\u0131yla eskiden beri var olan bir zorunluluk ve gereklilik i\u00e7inde y\u00fczer giderler. \u015e\u00fcphesiz bu s\u00f6zler, hem deneylere ve hem de akla taban tabana ayk\u0131r\u0131 birer katmerli cahillik idi. Hi\u00e7 olmazsa tamamen g\u00f6zlerimiz alt\u0131na girebilen e\u015fya \u00e7e\u015fitlerinin d\u00fcn yok iken ufac\u0131ktan meydana gelip yava\u015f yava\u015f b\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve bunun tersine yine yava\u015f yava\u015f kaybolup gitti\u011fini her g\u00fcn tecr\u00fcbe ile g\u00f6r\u00fcyoruz. G\u00f6zlemlerimizin kapsam\u0131na giremeyen \u015feylerin de b\u00f6yle oldu\u011funu delillerle, akl\u0131m\u0131zla biliyoruz. \u015eurada bir adac\u0131k ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor, s\u00fcz\u00fclm\u00fc\u015f topraklar ta\u015fla\u015f\u0131yor, ta\u015flar eriyor, madenler filiz veriyor, kayalar\u0131n, topraklar\u0131n aras\u0131nda tohumcuklar ve o tohumcuklardan \u00e7e\u015fitli otlar, a\u011fa\u00e7lar, t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc hayvanlar t\u00fcr\u00fcyor, \u00fcr\u00fcyor, s\u00fcm\u00fck gibi bir sperman\u0131n i\u00e7inde y\u00fczlerce insan tohumu f\u0131\u015fk\u0131r\u0131yor, tasfiye ve a\u015f\u0131lama ile bundan yava\u015f yava\u015f canlanma a\u015famalar\u0131n\u0131 ge\u00e7irerek embriyon, embriyondan canl\u0131 kemikli cenin, ceninden a\u011fl\u0131yarak do\u011fan bebek, k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuk, yine a\u015famal\u0131 olarak yuvarlanan, y\u00fcr\u00fcyen, kekeliyen yavrucuk, sonra ko\u015fup oynayan afacan \u00e7ocuk, sonra di\u015flerini de\u011fi\u015ftirip \u015fahlanmaya ba\u015flayan b\u00fclu\u011f \u00e7a\u011f\u0131na ermi\u015f iyiyi k\u00f6t\u00fcden ay\u0131ran, sonra \u00e7i\u00e7e\u011fini a\u00e7\u0131p meyvas\u0131n\u0131 vermeye \u00f6zenen ak\u0131ll\u0131 ergin, sonra \u015fahin gibi d\u00fcnyalar\u0131 tutan \u00e7al\u0131\u015fkan bir delikanl\u0131, sonra arslan gibi olgunluk \u00e7a\u011f\u0131na ermi\u015f olgun, sonra fiziki yap\u0131s\u0131 maneviyat\u0131nda erimeye ve g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, se\u00e7me kabiliyeti s\u00fcz\u00fclmeye (zay\u0131flamaya) ba\u015flayan bir ya\u015fl\u0131, nihayet sadece iyi veya k\u00f6t\u00fc bir ruh olup u\u00e7maya veya g\u00f6\u00e7meye haz\u0131rlanan pek ya\u015fl\u0131 zay\u0131f bir insan, \u00f6zetle yer ve zaman i\u00e7inde nefesten nefese say\u0131lamayacak kadar \u015fuur y\u00fckleri ile y\u00fcr\u00fcyen ve her an \u015fekilden \u015fekle de\u011fi\u015ferek varaca\u011f\u0131 yere varan ve b\u00fct\u00fcn bu de\u011fi\u015fmelerde hi\u00e7 de\u011fi\u015fmemi\u015f gibi ben ben deyip giden insanlar ak\u0131p ak\u0131p gidiyorlar. \u00d6yle ki hi\u00e7bir zaman bu g\u00fcnk\u00fc \u00e2lem, d\u00fcnk\u00fc \u00e2lemin her a\u00e7\u0131dan ayn\u0131s\u0131 olmuyor ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n \u00f6tesinde b\u00fct\u00fcn bu ak\u0131nt\u0131lar\u0131 ortaya koyup ve ba\u011flayarak bize daima Allah\u2019\u0131n birli\u011fi \u015fuurunu veren t\u00fckenmez kudret sahibi daimi kalan bir ger\u00e7ek, her vakit her an varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ilan ediyor ki biz o ana, o vakte \u015fimdiki zaman diyoruz. Ve bu \u015fimdiki zaman i\u00e7inde ge\u00e7mi\u015f ve gelecek zaman\u0131 ya\u015f\u0131yarak o ger\u00e7e\u011fe kavu\u015fuyoruz. Ger\u00e7ek daima ger\u00e7ektir. K\u00e2inat ise her an de\u011fi\u015fen ve birbirine ba\u011fl\u0131 olarak aral\u0131ks\u0131z ve d\u00fczenli de\u011fi\u015fen, bu ba\u011fl\u0131l\u0131k ve d\u00fczen ile ak\u0131l ve fikrimiz o ger\u00e7e\u011fin yans\u0131malar\u0131n\u0131, kalb ve idrakimiz de o durum i\u00e7inde bizzat onun tecellilerini g\u00f6r\u00fcyor.<br \/>\nBundan dolay\u0131 g\u00f6zle g\u00f6rmenin, tecr\u00fcbenin, akl\u0131n ittifaklar\u0131yla meydana gelen bu anlat\u0131m ve \u0131srarlar\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda; k\u00e2inattaki sonradan peyda olma, terbiye ve olgunla\u015fma gibi hususlar\u0131 ink\u00e2r etmek, k\u00f6rl\u00fckten, katmerli cahillikten ve ruhi bunal\u0131mdan meydana gelmi\u015f bir sap\u0131kl\u0131kt\u0131r. K\u00e2inatta, yaratma, terbiye, se\u00e7me ve olgunla\u015fman\u0131n y\u00fcr\u00fcrl\u00fckteki ilah\u00ee bir nizam oldu\u011fu ve Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n da mutlak kem\u00e2l sahibi olarak bunun tam sebebi oldu\u011fu her t\u00fcrl\u00fc \u015f\u00fcpheden uzakt\u0131r. Bunun i\u00e7in son y\u0131llarda ilim ve felsefe k\u00e2inatta, di\u011fer bir ifade ile tabiatta olgunla\u015fma kanununun ge\u00e7erlili\u011fine kesinlikle h\u00fckm\u00fcn\u00fc vermi\u015ftir. Bug\u00fcn terbiye, se\u00e7me ve olgunla\u015fma, ak\u0131ll\u0131 ve bilgili insanl\u0131\u011f\u0131n \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcmek istedi\u011fi bir kanun olarak kabul edilmektedir. Olgunluk ise basit bir birlikten bile\u015fik bir birli\u011fe yani o tek \u015fey \u00fczerinde yava\u015f yava\u015f bir\u00e7ok \u015feyin toplanmas\u0131 sureti ile noksandan artan ve olguna giden ve bunun aksine bile\u015fikten basite, bir\u00e7ok \u015feyden tek \u015feye d\u00f6n\u00fc\u015fen olaylar\u0131n ve olu\u015flar\u0131n ak\u0131\u015f\u0131d\u0131r.<br \/>\nFakat burada ger\u00e7e\u011fi bilen ilim ve hikmet ehli ile onlar\u0131n s\u00f6zlerini \u00e7alarak veya anlam\u0131yarak k\u00f6t\u00fcye kullanan bir\u00e7ok beceriksizin fikirlerinde g\u00f6r\u00fcr\u00fcz ki, bunlar bu olgunla\u015fmay\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n terbiyesinin bir eseri olarak kabul etmeyip tesir eden biri olmadan ve sebepsiz olarak tabiatta bizzat ge\u00e7erli ve zorunluluk ve gereklilik olarak hakim olan kay\u0131ts\u0131z bir kanunun bulundu\u011funu zannediyorlar. Ve \u00f6zetle Allah\u2019\u0131n terbiyesini ve Rabbli\u011fini de\u011fil, se\u00e7me ve tabiat\u0131n olgunla\u015fmas\u0131n\u0131, tabiatta \u00fcst\u00fcn olan ger\u00e7e\u011fin (Allah\u2019\u0131n) bizzat kendisi gibi zannediyorlar ve bu \u015fekilde insan\u0131 sadece k\u00e2inattaki varl\u0131klar\u0131n en m\u00fckemmel bir par\u00e7as\u0131 de\u011fil, onu mutlaka varl\u0131klar\u0131n en m\u00fckemmeli say\u0131yorlar.<br \/>\nHalbuki ilim, fen, felsefe ve hikmet b\u00fct\u00fcn ciddili\u011fi ile bu zann\u0131n aleyhinde ba\u011f\u0131r\u0131p duruyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc ilim ve sanat\u0131n apa\u00e7\u0131k bilgiye dayal\u0131 ve tecr\u00fcbe ile desteklenmi\u015f, zorunlu baz\u0131 esas kanunlar\u0131 vard\u0131r ki, bunlar kabul edilmedi\u011fi anda art\u0131k ilim ve sanat yoktur. Nedensellik, nedensellik ili\u015fkisi, birlik, hak v.s\u2026 Nedensellik, en genel anlamda \u015f\u00f6yle ifade edilir: \u201cYok iken var olabilenin mutlaka bir sebebi vard\u0131r\u201d. Yani \u201cSonradan var olan her\u015feyden \u00f6nce bir varl\u0131k vard\u0131r ve onun etkisi alt\u0131ndad\u0131r.\u201d kural\u0131ndan anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, yokluk varl\u0131\u011f\u0131n sebebi olamaz, yoktan hi\u00e7bir \u015fey meydana gelemez. (Rien ne vient du rien) yani yok iken var olan \u015feyler, kendilerindeki o yokluktan yine kendi kendilerine de\u011fil, mutlaka var olan bir yarat\u0131c\u0131n\u0131n yaratma etkisi ile meydana gelir. K\u0131sacas\u0131, olaylar\u0131n kendinden \u00f6nce bir sebebi vard\u0131r. Sonra sebeb ile sonucun bir ili\u015fkisi, bir orant\u0131s\u0131 vard\u0131r. \u00d6yle ki sebeb bitince sonu\u00e7 da biter. Sonu\u00e7lar bilinince sebebi mutlaka veya kesin olarak biliriz ve neticeler ne kadar \u00e7ok olursa olsun sebepler toplam\u0131n\u0131n kuvvetini ge\u00e7emezler, onunla denk olurlar. Mesela bir okkal\u0131k kuvvet, iki okkay\u0131 \u00e7ekemez. Ba\u015fka bir ifade ile noksan fazlan\u0131n tam sebebi olamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00f6yle bir durumda yoklu\u011fun varl\u0131\u011fa sebep olmas\u0131 gerekir. Falan \u015fey yok iken kendi kendine yoktan var olmu\u015f demek gerekir. Bu ise sebebiyeti ink\u00e2r etmek ve dolay\u0131s\u0131yla ilmin kendisini iptal etmektir. Anlay\u0131\u015fs\u0131z cahiller bunu s\u00f6ylerse de bug\u00fcn ilimleri ve tabiat fenlerini okuyup anlam\u0131\u015f olanlar bunu bilerek s\u00f6yleyemezler. Tabiatla ilgili b\u00fct\u00fcn ilimlerde nedensellik ve nedenselli\u011fin uyumu kanununun mutlak bir hakimiyeti vard\u0131r ki, bu b\u00fcy\u00fck kanun, bazen de\u011fi\u015fim, kendini koruma oran\u0131yla, bazen sebebin uygunluk ve ilgi oran\u0131yla ve kal\u0131t\u0131m\u0131 terimi ile anlat\u0131l\u0131r. Olaylarda idrak, ilim, ak\u0131l gibi neticeler g\u00f6r\u00fcl\u00fcp dururken, bunlar\u0131n tam ve mutlak sebeplerini, bunlarla hi\u00e7bir ilgisi olmayan k\u00f6r bir kuvvet, k\u00f6r bir tabiat gibi d\u00fc\u015f\u00fcnmek m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen tabiat\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n, tabi\u00ee ilimlerde de yeri yoktur. Bunun i\u00e7in tabiat bilginleri, tabiatta yani d\u00fcnyada, tekam\u00fcl kanununun varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul ederken k\u00f6r, noksan bir tabiat\u0131n her\u015feyin ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 ve sebebi olmas\u0131n\u0131 de\u011fil, v\u00e2cib\u00fc\u2019l-v\u00fccud (varl\u0131\u011f\u0131 zorunlu olan) Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019y\u0131 sonsuz kemali ile d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve kabul etmek \u015fart\u0131 ile tabiatta olgunla\u015fmay\u0131 kabul etmi\u015fler ve a\u00e7\u0131klam\u0131\u015flard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00f6yle olmasayd\u0131 olgunla\u015fma kanunu ilmin, sanat\u0131n \u00f6z\u00fc olan nedensellik ve nedensellik orant\u0131lar\u0131 kanununa ayk\u0131r\u0131 olaca\u011f\u0131ndan bilimsel olamazd\u0131.<br \/>\nS\u00f6z\u00fc uzatm\u0131\u015f olacak isek de, derin gibi g\u00f6r\u00fcnmekle beraber basit olan bu noktay\u0131 anlatmal\u0131y\u0131z. Mesela; bir bu\u011fday tanesi topra\u011fa d\u00fc\u015fer ve gerekli \u015fartlar\u0131n\u0131 bulunca biter, a\u00e7\u0131l\u0131r, b\u00fcy\u00fcr, s\u00fcnb\u00fcllenir, nihayet bir ba\u015fakta y\u00fcz bu\u011fday tanesi verebilir. Bunu bir defa daha, bir defa daha katlay\u0131n\u0131z, b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyalar bu\u011fday ile dolar. \u0130\u015fte bu, nicelikte olgunla\u015fma kanununun en basit \u00f6rneklerinden biridir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu yava\u015f yava\u015f meydana gelen olgunla\u015fmada tam sebep ilk bu\u011fday tanesi ise, b\u00fct\u00fcn bu olgunla\u015fmay\u0131 ilk tek tanenin tabiat\u0131ndan \u00e7\u0131karacak isek bu olgunla\u015fman\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131ndaki bir olgunluk, \u00fcremenin sonucunda y\u00fcz ve nihayet sonsuz oldu\u011fundan b\u00f6yle bir olgunla\u015fma iddias\u0131 \u201cbir \u00e7arp\u0131 bir e\u015fittir y\u00fcz eder\u201d demek gibi bir \u00e7eli\u015fki meydana getirir. Halbuki olgunla\u015fma hi\u00e7 olmazsa bir ile birka\u00e7 say\u0131 aras\u0131nda \u201c1+2+3+4+5=15\u2033 gibi olumlu veya olumsuz bir oran takip eder. Her\u015feyi yaln\u0131z k\u00f6r tabiata terketmek \u201c1=15\u2033 demek olur ki, bunu ilim ve sanat \u015f\u00f6yle dursun en basit ak\u0131l dahi kabul edemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunda yoklu\u011fun varl\u0131\u011fa sebep oldu\u011funu varsaymak, akl\u0131n ve ilmin \u00fczerinde kuruldu\u011fu nedensellik kanunu ile \u00e7eli\u015fkiye d\u00fc\u015fmek vard\u0131r. Do\u011frusu bir tabiatta her geli\u015fmenin son s\u0131n\u0131r\u0131nda kendi d\u0131\u015f\u0131ndan gelen bir olgunluk vard\u0131r. Bu ise normal bir geli\u015fme de\u011fil, terbiye ile elde edilen geli\u015fmedir. Bunun i\u00e7indir ki, b\u00fct\u00fcn ilim ve sanatlar, felsefe ve hikmet \u201cnoksandan tam \u00e7\u0131kmaz, fakat tamdan noksan \u00e7\u0131kabilir\u201d temel kural\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, s\u00f6yledi\u011fini anl\u0131yarak s\u00f6yliyen ilim ve hikmet ehli kimseler tabiat\u0131n, tekam\u00fcl kanununa mahkum oldu\u011funu s\u00f6ylerken bu tekam\u00fcl\u00fcn ve bu tabiat\u0131n bizzat kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z en m\u00fckemmel olan ilk sebebin yani, Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z kemalinden faydaland\u0131\u011f\u0131n\u0131 unutmayarak s\u00f6ylerler. Tabii tekam\u00fcl kanununun en son savunucusu say\u0131lan filozof Spencer bile bunun i\u00e7in Allah\u2019\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n gerekli oldu\u011funu ve tabiat\u0131n ger\u00e7ekten s\u0131n\u0131rl\u0131 olan tekam\u00fcl\u00fcn\u00fcn \u00fcst\u00fcnde varl\u0131\u011f\u0131 zorunlu olan Allah\u2019\u0131n s\u0131n\u0131rs\u0131z ve sonsuz kemalinin h\u00fck\u00fcmran bulundu\u011funu ve \u015fu kadar var ki, bizim tam ve ger\u00e7ek sebep olan mutlak kemali kavramaya, s\u0131n\u0131rl\u0131 ve izaf\u00ee olan bilgimiz ve idrakimiz yetmeyece\u011finden, tecr\u00fcb\u00ee bilimlerimiz, bunun yaln\u0131zca tabiatte, yani g\u00f6zle g\u00f6r\u00fclebilen \u00e2lemde mevcut tekam\u00fcl kanunu \u00e7er\u00e7evesinde ge\u00e7erli olabilece\u011fini anlatm\u0131\u015f ve ortaya koymu\u015f iken, s\u00f6zde ilme ba\u011fl\u0131l\u0131k iddias\u0131nda olanlar, \u201ctabiatte tekam\u00fcl vard\u0131r\u201d derken, Allah\u2019\u0131 ve O\u2019nun y\u00fcce kemalini unutuyorlar ve s\u00f6zkonusu tekam\u00fcl\u00fc terbiyeden yoksun bir tekam\u00fcl san\u0131yorlar. Ve ayn\u0131 zamanda bunlar pratikte kendi teorik g\u00f6r\u00fc\u015flerini b\u00f6ylece her g\u00fcn, her an ge\u00e7ersiz k\u0131l\u0131yor ve bozmu\u015f oluyorlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u201cEdokasyon, pedagoji\u201d ad\u0131 alt\u0131nda terbiye ve \u00e7ocuk terbiyesi davas\u0131ndan vazge\u00e7miyorlar ve tam can atarcas\u0131na terbiyeci olmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorlar. D\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorlar ki, tabiat \u00fczerinde Cenab-\u0131 Hakk\u2019\u0131n terbiyesi yoksa, b\u00fct\u00fcn terbiye iddialar\u0131 yok olur gider.<br \/>\nK\u0131sacas\u0131 ilim, her \u015feyden \u00f6nce hi\u00e7 orta\u011f\u0131 olmayan bir Hakk tan\u0131r ve devaml\u0131 birlik \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc ile hareket eder ve ula\u015fmak istedi\u011fi her sonucun do\u011frulu\u011funu temin etmek i\u00e7in onun o en y\u00fcce Hakk\u2019a (Allah\u2019a) ilgisini, ba\u011flant\u0131s\u0131n\u0131 bulmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r ve \u015fayet tabiat ve tabii olgunla\u015fma kavramlar\u0131nda Allah ile ve Allah\u2019\u0131n terbiye etmesi ile ba\u011flant\u0131 bulamazsa onlara ger\u00e7eklik ve hakl\u0131l\u0131k kazand\u0131ramaz. Mutlak ilim, Allah\u2019\u0131n zat\u0131n\u0131n, kendi kendisine tecellisi ve O\u2019nun kad\u00eem olan ilmidir.<br \/>\nCenab-\u0131 Hakk\u2019\u0131n bize l\u00fctuf ve ihsan\u0131n\u0131 g\u00f6stermesi de bizim izaf\u00ee ve s\u0131n\u0131rl\u0131 olan ve sonradan meydana gelen ilmimizdir. Cenab-\u0131 Hakk\u2019\u0131n ilmi olmasayd\u0131 bizim b\u00fct\u00fcn ilimlerimiz ve hatta kendi varl\u0131\u011f\u0131m\u0131za ait kanaatlerimiz, ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131m\u0131z hep bo\u015f olurdu. Hakk\u0131n tam rububiyyeti (terbiye ve tedbiri) ve onun eseri olan terbiyesi bulunmasayd\u0131 k\u00e2inatta, tabiatta ne varl\u0131ktan, ne olgunluktan, ne tekam\u00fclden ne terbiyeden hi\u00e7bir iz, hi\u00e7bir pay bulunamazd\u0131. Bu iddialar\u0131n hepsi darmada\u011f\u0131n olmu\u015f olurdu, hepsi bo\u015fta kal\u0131rd\u0131. K\u00e2inat ve biz b\u00f6yle de\u011fil isek varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n bir pay\u0131, olgunlu\u011fumuzun bir pay\u0131, terbiyemizin bir pay\u0131, kendisine hakl\u0131l\u0131k kazand\u0131racak bir ili\u015fki ile bize kendini g\u00f6steriyorsa, bu tecellide k\u00e2inat\u0131n Rabbi olan Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019y\u0131 g\u00f6rmemek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir.<br \/>\nB\u00f6ylece Allah\u2019tan ba\u015fkas\u0131 olan ve nedensellik ili\u015fkisi ile Allah\u2019a delalet eden varl\u0131klar\u0131n hepsi ve bir sosyal d\u00fczen olu\u015fturan k\u00e2inat\u0131n her k\u0131sm\u0131, her par\u00e7as\u0131 da k\u00e2inat\u0131n par\u00e7as\u0131d\u0131r. yani ilim vas\u0131tas\u0131 kavram\u0131n\u0131 ifade eden \u00e2lem kelimesi \u00f6zel isim, al\u00e2met maddesinden t\u00fcremi\u015f olan h\u00e2tem ve kalem gibi alet ismi \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde bir \u00e7o\u011ful isimdir ve \u00e7o\u011ful olmayan yaln\u0131z bir ferde \u00e2lem denilmez. B\u00f6yle ise \u00e7o\u011ful oldu\u011fu halde, ak\u0131ll\u0131 varl\u0131klar i\u00e7in kullan\u0131lan \u00e7o\u011fulu \u201c\u00e2lem\u00een\u201d diye tekrar \u00e7o\u011ful yap\u0131lmas\u0131n\u0131 ve bir de \u201cel-\u00e2lem\u00een\u201d diye umum\u00ee m\u00e2n\u00e2ya gelen belirlilik l\u00e2m\u0131 ile belirli k\u0131l\u0131nmas\u0131, b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat\u0131 ve k\u00e2inat\u0131n par\u00e7alar\u0131n\u0131n hepsini i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Bu genellik i\u00e7inde ak\u0131ll\u0131 varl\u0131klar i\u00e7in kullan\u0131lan \u00e7o\u011fulun getirilmesi de ak\u0131ll\u0131 varl\u0131klar k\u0131sm\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcn tutuldu\u011funa delalet eder ve ak\u0131ll\u0131 varl\u0131klar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeden \u00e2lemlerin Rabbi\u2019nin iyi anla\u015f\u0131lamayaca\u011f\u0131na i\u015faret eder. B\u00fct\u00fcn \u00e2lemlerin ak\u0131ll\u0131 oldu\u011funu bilseydik, ak\u0131ll\u0131 varl\u0131klar\u0131 b\u00f6ylece \u00fcst\u00fcn tutmaya ihtiya\u00e7 kalmazd\u0131. \u00c2lem kelimesinin k\u00f6k\u00fc a\u00e7\u0131s\u0131ndan as\u0131l bir m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r ki; yani bilgi edinmeye alet ve vas\u0131ta olan \u015fey demektir. Esas ilim ise d\u00fc\u015f\u00fcnce de\u011fil, hakk\u0131n ger\u00e7ek oldu\u011funu tasdik etmektir. Yani iki d\u00fc\u015f\u00fcnce aras\u0131ndaki mevcut ili\u015fkiyi b\u00fct\u00fcn vicdan ile anlamakt\u0131r. Bize m\u00fckemmel bir d\u00fczen ile g\u00f6r\u00fcnen ve her an yokluk ile varl\u0131k aras\u0131nda ak\u0131p giden ve bu ak\u0131\u015f\u0131nda bir d\u00fczen s\u0131rr\u0131 ve ili\u015fkisi takip eden ve en \u00f6nemli d\u00fczeninden biri de ruhlar ve zihinler ile d\u0131\u015f \u00e2lem ve belli \u015feyler aras\u0131nda hakl\u0131l\u0131k, ger\u00e7eklik ve ger\u00e7e\u011fe uygun dedi\u011fimiz hak \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde yani bir \u015feyin do\u011frulu\u011funu tasdik an\u0131ndaki g\u00f6zlem ve \u015fahitlik, ilim, ak\u0131l ve kalb ba\u011flant\u0131s\u0131 ile g\u00f6r\u00fclen her varl\u0131k toplulu\u011fu ve b\u00fct\u00fcn varl\u0131k topluluklar\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019ya ve O\u2019nun kudretine, Rabb oldu\u011funa ve kemaline delalet eden birer delil, birer i\u015faret meydana getirerek ilmimize, do\u011frulamam\u0131za sebep olduklar\u0131ndan dolay\u0131 \u00e2lem diye isimlendirilmi\u015flerdir. \u00d6n sezi\u015fle incelendi\u011fi ve \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ki b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat, bizim zihinle ilgili ve d\u0131\u015f\u0131m\u0131zda kalan \u015feyler olarak iki k\u0131sma ayr\u0131lan, idrakimizle ilgili \u015feylerin toplam\u0131n\u0131 meydana getiren olaylard\u0131r. \u00c2lemlerin Rabbi de bunlar\u0131n \u00f6tesinde olup aralar\u0131ndaki hakl\u0131l\u0131k ilgisi ile devaml\u0131 birli\u011fi Rabb oldu\u011funu g\u00f6steren, varl\u0131\u011f\u0131 zaruri olan Allah Te\u00e2l\u00e2d\u0131r. \u015euhut ehli i\u00e7in k\u00e2inatta g\u00f6r\u00fclen her\u015feyin \u00f6tesinde, ondan \u00f6nce veya ondan sonra onunla beraber mutlaka Allah Te\u00e2l\u00e2 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. \u201cKalbine her ne do\u011farsa Allah onun \u00fcst\u00fcnde ve \u00f6tesindedir\u201d. Di\u011fer bir ifade ile onun arkas\u0131nda Allah vard\u0131r. Bundan dolay\u0131 k\u00e2inat, Allah\u2019tan ba\u015fka b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar demektir ve Allah ise k\u00e2inat\u0131n \u00f6tesidir . Ve biz bu k\u00e2inat vas\u0131tas\u0131 ile onun \u00f6tesindeki Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019y\u0131, hakl\u0131l\u0131k dedi\u011fimiz bir idrak ili\u015fkisi ile kabul ve tasdik ederiz. Bu varl\u0131klar\u0131n b\u00f6ylece Allah\u2019a delalet etmesi b\u00fct\u00fcn\u00fcyle Kur\u2019\u00e2n\u2019da a\u00e7\u0131klanaca\u011f\u0131 gibi, burada da (\u00e2lemler) kavram\u0131 i\u00e7inde yerle\u015fmi\u015ftir. Kel\u00e2m (metafizik), hikmet, felsefe, tasavvuf kitaplar\u0131 da bu delalet (varl\u0131klar\u0131n Allah\u2019\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na delaletini) a\u00e7\u0131klamakla me\u015fgul olurlar. Ger\u00e7ekten bizim bilgilerimizi meydana getiren ve getirecek olan \u015feylerin hepsi var olan bir Allah\u2019\u0131n al\u00e2meti ve belirtileridir. Madde ile \u015feklin veya maddenin tek tek par\u00e7alar\u0131n\u0131n birbiri ile, \u00e7e\u015fitli kuvvetlerin birbirleri ile uygun olan veya birbirine uym\u0131yan ili\u015fki ve ba\u011flant\u0131lar\u0131; ufac\u0131k bir \u00e7imen, bir hayvan veya insan anatomisi, koca bir g\u00fcne\u015f sistemi, b\u00fct\u00fcn yerleri ile cans\u0131z cisimlerin \u015fekilleri, ge\u00e7mi\u015f zaman, \u015fimdiki zaman ve gelecek zaman gibi b\u00fct\u00fcn zamanlar\u0131 ile b\u00fct\u00fcn yarat\u0131klar\u0131 bu varl\u0131k sistemi ve bu arada bir anl\u0131k idrak hep Allah\u2019\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na delalet eden birer \u00e2lemdirler. Bu delalet de \u00f6zet olarak ve tafsilatl\u0131 olarak ve her biri g\u00f6r\u00fclen ve hayal edilen olmak \u00fczere derece derecedir. Daha ilk g\u00f6rmede, birdenbire k\u0131sa bir al\u00e2met parl\u0131yor ki bu \u00f6zet, zincirleme idrakler ile uzun uzad\u0131ya a\u00e7\u0131klan\u0131r ve peki\u015ftirilmi\u015f olur. Bunlar\u0131n zihindeki ge\u00e7mi\u015flerini ve gelecekteki n\u00fcmune ve misallerini meydana getiren i\u00e7ten hat\u0131ralar\u0131ndan, do\u011fru hayallerinden, yans\u0131malar\u0131ndan da yine k\u0131sa veya detayl\u0131 olarak ak\u0131l yoluyla bir delalet okunur ve bu da bir idrak ili\u015fkisi ile kendini g\u00f6sterir. Ger\u00e7ekten biz nesneleri idrakimizin onlarla olan ba\u011flant\u0131s\u0131 ile g\u00f6r\u00fcr\u00fcz, ve bu ba\u011flant\u0131dan meydana gelen \u015fekillerle, hat\u0131ralarla zihinde canland\u0131rarak ak\u0131l yoluyla tan\u0131r\u0131z. Bu idrak olmad\u0131\u011f\u0131 zaman kendimizden bile haberimiz olmaz. \u0130draklerimiz ve onlar\u0131n ba\u011flant\u0131s\u0131 olan bu \u015fekiller, bu izlenimler ise bizde, bizim kendimizde, ruhumuzdad\u0131r. G\u00fcne\u015f, bendeki yans\u0131yan \u015fekli ve i\u00e7imde var olan hali ile g\u00fcne\u015ftir. Halbuki biz bu izlenimlerden, bizim d\u0131\u015f\u0131m\u0131zda sabit g\u00f6r\u00fcnen ba\u015fka \u015feyler de idrak ederiz. \u015eimdi bu e\u015fyan\u0131n b\u00f6yle bizdeki bu \u015fekillerinden ba\u015fka bir belirmeleri elimizde yokken onlar\u0131 bizim akl\u0131m\u0131zdakinden ay\u0131r\u0131c\u0131 bizim d\u0131\u015f\u0131m\u0131zda ve kendilerindeki \u00f6zellikler ile tan\u0131maya ni\u00e7in ve nas\u0131l mecbur oluyoruz? Sonra bunlar\u0131n yanl\u0131\u015f\u0131n\u0131 do\u011frusunu nas\u0131l se\u00e7iyoruz? B\u00f6yle e\u015fyan\u0131n ger\u00e7ekleri dedi\u011fimiz b\u00fct\u00fcn a\u2019y\u00e2n-\u0131 s\u00e2bite\u2019nin (Allah\u2019\u0131n ilminde e\u015fyan\u0131n ezelden beri sabit olan \u015fekil ve ger\u00e7ekleri) de\u011feri ve arada bulunmas\u0131 ancak bizim idrakimizdeki nesnel (objektif) ve zihinle ilgili (s\u00fcbjektif) de\u011ferler ve \u015fekiller iken neden ben onlar\u0131 benim d\u0131\u015f\u0131mda bir ger\u00e7ek olarak tan\u0131yorum? Tan\u0131masam ni\u00e7in i\u00e7imdeki duygumda yalanc\u0131l\u0131kla mahkum oluyorum ve sonra her \u015feyden \u00f6nce ben kendi bulunu\u015fum olan varl\u0131\u011f\u0131m ile, bulu\u015fum olan vicdan\u0131m ve idrakim aras\u0131nda kendi kendime do\u011fru ve uyumlu oldu\u011fumu kesinlikle ve \u015f\u00fcphesiz olarak ni\u00e7in ve nas\u0131l ger\u00e7ek olarak kabul ediyorum? Bunlar\u0131 yap\u0131yorsam demek ben b\u00fct\u00fcn bunlardan \u00f6nce ve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n \u00f6tesinde, \u00f6n\u00fcnde, sonunda, beraberinde nesnel (objektif) ve \u00f6znel (s\u00fcbjektif) yerleri ve zamanlar\u0131, k\u0131sacas\u0131 beni ve d\u0131\u015f\u0131mda kalan \u015feyleri d\u0131\u015ftan ve i\u00e7ten ku\u015fatm\u0131\u015f b\u00fct\u00fcn olaylar\u0131n ve olagelen \u015feylerin \u015fahidi, kefili, vekili, yaratan\u0131, yapan\u0131, Rabbi olan ve varl\u0131\u011f\u0131 zaruri olan bir Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019ya bir ba\u011fl\u0131l\u0131k ta\u015f\u0131yorum. Bende varolu\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan zaruri olan ba\u011fl\u0131l\u0131k mahkumiyeti alt\u0131nda O\u2019nun hakimiyetinden faydalanarak \u00f6nce O\u2019nu, dolay\u0131siyle de olsa do\u011frulam\u0131\u015f bulunuyorum. Bu sayede benimle idrakimin, idrakim ile d\u0131\u015f alemin birbirine ba\u011fl\u0131l\u0131k y\u00f6n\u00fcn\u00fc buluyor ve di\u011fer ufak tefek \u015feylere ait hakikatlar\u0131n, de\u011fi\u015fmez \u015fekil ve ger\u00e7eklerin bulundu\u011funu onayl\u0131yorum. E\u011fer bunu yapan yaln\u0131z benim ruhum ise, benim ruhum, hem benim ve hem d\u0131\u015ftaki e\u015fyalar\u0131n en son ger\u00e7ek \u015fekli ve ilk sebebi demektir. Halbuki o bana \u00f6yle demiyor, o bana, \u201cBen \u00f6yle olsayd\u0131m her istedi\u011fimi yapar ve sana ezelden beri hi\u00e7bir yokluk g\u00f6stermezdim.\u201d diyor. Ve ben de ruhumla beraber bunun do\u011fru oldu\u011funu kabul etmekte teredd\u00fct etmiyorum. K\u0131sacas\u0131 kendi kendime \u201cBen benim, ben \u015fimdi var\u0131m.\u201d dedi\u011fim zaman \u201cBen, kendimi (varl\u0131\u011f\u0131m\u0131) hissediyorum ve bu duygum do\u011fru bir hak duygusudur, bundan dolay\u0131 ben var\u0131m ve ben benim.\u201d demi\u015f bulunuyorum. Ger\u00e7ekten ben kendi varl\u0131\u011f\u0131m\u0131 hissederken, \u00f6n\u00fcmden, sonumdan, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcmden, i\u00e7imden etraf\u0131m\u0131 ku\u015fatan Allah\u2019\u0131 ve Allah\u2019la olan ba\u011flant\u0131y\u0131 beraberimde ta\u015f\u0131yarak do\u011fru kabul etmemi\u015f olsayd\u0131m iki taraf ile ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 bulamaz \u201cBen var\u0131m, ben benim\u201d diyemezdim, i\u00e7 duygumdan v\u00fccuduma ge\u00e7emez, i\u00e7 duygumla v\u00fccudumun birbirine uymas\u0131na eremezdim ve netice olarak ger\u00e7ekten var olan hi\u00e7bir ger\u00e7e\u011fi kabul edemezdim. Ac\u0131 ile lezzeti, \u0131\u015f\u0131k ile karanl\u0131\u011f\u0131, uyku ile uyan\u0131kl\u0131\u011f\u0131, zenginlik ile z\u00fc\u011f\u00fcrtl\u00fc\u011f\u00fc, k\u0131sacas\u0131 e\u015fyadan hi\u00e7 birinin varl\u0131\u011f\u0131 ile yoklu\u011funu sezdi\u011fim kadar da sezemezdim, yakacak ate\u015ften ka\u00e7\u0131p g\u00fcld\u00fcrecek g\u00fcl bah\u00e7esine gidemezdim. Bunlar\u0131 az \u00e7ok, izaf\u00ee de olsa seziyor, yap\u0131yorsam, Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019ya ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131mla ve bu sayede par\u00e7a par\u00e7a ve tam izaf\u00ee (ilgili) ger\u00e7ekleri idrakim ile yap\u0131yorum. Bunu da vicdan\u0131mda onun eseri olan kendi alemimden ay\u0131r\u0131yorum. Bu vicdan benim ise, ben ve b\u00fct\u00fcn varl\u0131k O\u2019nun (Allah\u2019\u0131n), bilsem de onun, bilmesem de onundur. \u015eu kadar var ki, bilmeyen bir ya\u015farsa, bilen iki, daha do\u011frusu sonsuz ya\u015f\u0131yor. \u201c\u00c2lemlerin Rabbi Allah\u2019a hamd olsun\u201d.<br \/>\nK\u0131sacas\u0131 \u201cBen var\u0131m, ben benim, ba\u015fkas\u0131 de\u011filim.\u201d \u00f6nermeleri bizim b\u00fct\u00fcn \u015f\u00fcphelerden uzak, en kesin, en a\u00e7\u0131k ve en fazla \u00f6ncelik ta\u015f\u0131yan bilgimizdir. Fakat ben, idrakim varken ve ancak onunla \u201cBen var\u0131m\u201d diyebilirim. Bu do\u011frulamada benim vicdan\u0131m a\u00e7\u0131ktan ve ister istemez kendisi ile uyum sa\u011flar. Bu \u015fekilde \u201cBen var\u0131m.\u201d a\u00e7\u0131k \u00f6nermesinin m\u00e2n\u00e2s\u0131, kendi i\u00e7inde belli oldu\u011fundan a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131l\u0131r. Bu da \u201cBu idrakim, bu duygum, kesinlikle do\u011frudur, ger\u00e7ektir, hakt\u0131r.\u201d \u00f6nermesinin kefil olmas\u0131 ile apa\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu da varl\u0131\u011f\u0131 zaruri olan, mutlak hakim, mutlak bir Zat-\u0131 Hakk\u2019\u0131n kesin olarak kabul edilmesi ile, \u015fahitlik etmesi ile besbellidir. Ve bu tasdik b\u00f6yle kesin bir inanc\u0131n, hem ba\u015flang\u0131c\u0131, hem en son hedefi, hem de g\u00fc\u00e7 kayna\u011f\u0131d\u0131r. G\u00fcn gibi a\u00e7\u0131k olan ilk ger\u00e7e\u011fin b\u00fct\u00fcn m\u00e2n\u00e2 ve \u015fartlar\u0131 da apa\u00e7\u0131k m\u0131d\u0131r? Bu bir problemdir. Bunun i\u00e7in baz\u0131lar\u0131 yarat\u0131c\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na apa\u00e7\u0131k a\u015fikar, baz\u0131lar\u0131 apa\u00e7\u0131k gizli, baz\u0131lar\u0131 da bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131na g\u00f6re de\u011fi\u015fir, demi\u015flerdir ki bu herkesin kendi varl\u0131k idrakindeki kuvvetine ve zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u0130\u015fte b\u00f6yle bir anlamda teorik say\u0131labilecek bir alg\u0131lama \u015fekliyle, a\u00e7\u0131k ve se\u00e7ik olan bu varl\u0131k, kimine g\u00f6re a\u015fik\u00e2r kimine g\u00f6re gizlidir. K\u00e2inat onun delili iken o da k\u00e2inat\u0131n \u015fahidi ve nurudur. \u201cAllah, g\u00f6klerin ve yerin nurudur.\u201d (N\u00fbr, 24\/35) \u201cMuhakkak ki O, her \u015feye \u015fahittir.\u201d (Fussilet, 41\/53) \u201cO, ilktir, sondur, zahirdir (a\u015fik\u00e2rd\u0131r), b\u00e2t\u0131nd\u0131r.\u201d (Hadid, 57\/3) man, bu nuru kavramak demektir. \u0130sl\u00e2m dini de bu anlay\u0131\u015f\u0131, bu ili\u015fkiyi ya\u015famakt\u0131r.<br \/>\n3- \u201cO Rahm\u00e2n ve Rahim\u201d. Besmelenin tefsirinde bu iki s\u0131fat\u0131n uzun uzad\u0131ya a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fck. Burada me\u015fhur bir konuya dikkat \u00e7ekelim. Merhamet ve rahmet, muhta\u00e7 ve belaya u\u011fram\u0131\u015f birini beladan kurtarmay\u0131 ve onun yerine ona iyilik etmeyi ve nimet vermeyi hedef edinen bir ac\u0131ma duygusudur demi\u015ftik. Bu duygu ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u015fefkat gibi ac\u0131 duyma ve etkilenme cinsinden nefse ait bir arzu olarak ba\u015flar ve sonunda da g\u00fczel bir etki demek olan istiyerek nimet verme i\u015fini gerektirir ve yerine g\u00f6re bu sonu\u00e7 i\u00e7in sadece bir s\u00f6z veya bir i\u015faret bile yeterli olur. Biz \u201cFalanca merhametli adamd\u0131r.\u201d dedi\u011fimiz zaman \u00e7o\u011funlukla g\u00f6n\u00fcl yufkal\u0131\u011f\u0131 dedi\u011fimiz psikolojik durumu, etkilenme yetene\u011fini kastederiz, fakat pek merhametli, \u00e7ok merhametli dedi\u011fimiz zaman da yapt\u0131\u011f\u0131 iyili\u011fin sonu\u00e7lan\u0131p ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlar\u0131z. Y\u00fcce Allah ise, sonradan meydana gelmenin al\u00e2metleri olan de\u011fi\u015fme ve etkilenmeden uzak ve y\u00fcce oldu\u011fu i\u00e7in Allah\u2019\u0131n rahmetini insanlara ait merhamet gibi yukar\u0131da zikredilen m\u00e2n\u00e2 ile a\u00e7\u0131klayamay\u0131z. Bunun b\u00f6yle olmas\u0131 gerekti\u011fini bize hem akl\u0131m\u0131z, hem de \u015feriat\u0131m\u0131z s\u00f6yler. Zira her ikisi de bize bunun ipu\u00e7lar\u0131n\u0131 verir. Bundan dolay\u0131 m\u00fcfessirler burada ifade a\u00e7\u0131s\u0131ndan az \u00e7ok bir mecaz bulundu\u011funu s\u00f6ylerler ki, bu da iki \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr:<br \/>\n1. Yaln\u0131zca merhametin gerekli sonucu olan kurtarma ve nimet verme m\u00e2n\u00e2s\u0131.<br \/>\n2. \u0130nsan\u0131n, esas itibariyle iyili\u011fe yatk\u0131n olan yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131n gere\u011fi ve icab\u0131 olan iyili\u011fi irade (dileme) m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r.\u00c7\u00fcnk\u00fc irade (dileme) bir edilgi (passion) de\u011fildir, m\u00fcmk\u00fcn olan bir i\u015fi yapma ve bir i\u015fi terketmeden birini tercih etme demek olan Allah\u2019\u0131n zat\u0131na ait bir s\u0131fatt\u0131r. Bundan dolay\u0131 birinciye g\u00f6re rahmet, Allah\u2019a ait fiil\u00ee s\u0131fatlardan, ikinciye g\u00f6re z\u00e2t\u00ee s\u0131fatlardan olur.<br \/>\nAllah\u2019\u0131n rahmeti en m\u00fckemmel oldu\u011fu ve Rahm\u00e2n-\u0131 Rahim diye iki s\u0131fatla da an\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 burada iki m\u00e2n\u00e2y\u0131 da kasdetmek daha uygundur. Rahman Allah\u2019a ait bir s\u0131fat oldu\u011funa g\u00f6re tabiat (instinet) ve devaml\u0131l\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen s\u0131fat-\u0131 m\u00fc\u015febbehe olarak iyili\u011fi dilemek zat\u0131na ait s\u0131fat\u0131, Rahim de pek fazla ac\u0131ma m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile ism-i f\u00e2il olarak onun sonucu ve meydana \u00e7\u0131kmas\u0131 demek olan nimeti vermek ve iyilik etmek fiil\u00ee s\u0131fat\u0131 ile a\u00e7\u0131klan\u0131r. Bunun z\u0131dd\u0131n\u0131 s\u00f6yleyenler de olmu\u015ftur.<br \/>\nFakat baz\u0131 uzman ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar\u0131n yapt\u0131klar\u0131 ara\u015ft\u0131rmaya dayanarak, bizim tercih etti\u011fimiz g\u00f6r\u00fc\u015f \u015fudur ki; Allah\u2019\u0131n s\u0131fat ve isimlerinin m\u00e2n\u00e2lar\u0131 mecaz de\u011fil hakikattirler. Mesela ilim ve irade (dileme) s\u0131fatlar\u0131n\u0131n mecaz oldu\u011funu s\u00f6yleyen yoktur. Halbuki bunlar Allah i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131klar\u0131nda m\u00e2n\u00e2lar\u0131, insan i\u00e7in kulland\u0131klar\u0131ndan ayr\u0131 oldu\u011funda b\u00fct\u00fcn bilginler fikirbirli\u011fi i\u00e7indedirler. Mesela ilim, bir bilgisizli\u011fi giderme demek oldu\u011fu gibi, irade de insanda bir arzu ve istekten sonra meydana gelir ve b\u00f6ylece sonradan meydana gelmi\u015f olan bir \u015feydir. Oysa Allah\u2019\u0131n ilmi ve iradesi bizim bu niteliklerimizin en y\u00fcksek ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 olan ve \u00f6teden beri var olan yarat\u0131c\u0131 s\u0131fatlard\u0131r. Bunlar olmasayd\u0131 sebeblerin ili\u015fkisi kanununa g\u00f6re bizim ilim ve irademizi s\u0131n\u0131rland\u0131rmak m\u00fcmk\u00fcn olmazd\u0131. Bundan dolay\u0131 insan\u0131n haz\u0131rlad\u0131\u011f\u0131 \u015fartlar ve imkanlar, ilim ve iradenin do\u011fu\u015ftan \u015fartlar\u0131 de\u011fil, yerlerine g\u00f6re sonradan olan \u015feylerdir. \u0130lmin ger\u00e7ek anlam\u0131 manev\u00ee bir ay\u0131r\u0131m\u0131 gerektiren nitelik, iradenin ger\u00e7ek m\u00e2n\u00e2s\u0131 da yap\u0131labilecek iki \u015feyden birini tercih etmeyi gerektiren niteliktir. Bundan dolay\u0131 Allah\u2019\u0131n di\u011fer isim ve s\u0131fatlar\u0131nda da ayn\u0131 \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. Hele Allah\u2019\u0131n isimleri ve s\u0131fatlar\u0131 insana ait olgunluklar\u0131n \u00fcst\u00fcnde bir olgunluk anlatan \u00f6rfe ve \u015feriata ait hakikatler oldu\u011fundan \u015f\u00fcphe edilemez. Bunun i\u00e7indir ki, dilimizde \u00f6teden beri rahmet ile merhamet birbirinden farkl\u0131 olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte bundan dolay\u0131 Allah\u2019\u0131n rahmeti ile insan\u0131n merhametini bir m\u00e2n\u00e2da kullanmam\u0131z ve \u201cRahm\u00e2n-\u0131 Rahim\u201di \u00e7ok merhametli ve \u00e7ok merhamet edici diye tefsir etmemiz de do\u011fru olmaz. Netice olarak ba\u015flang\u0131\u00e7ta, sonunda, ezelde, ebediyette sonsuz rahmet sahibi, sonsuz nimet ve bolluk, iyilik ve ba\u011f\u0131\u015f sa\u00e7\u0131c\u0131 diye bir a\u00e7\u0131klama yapabiliriz ki, ikisinde de rahmetin hem (Allah\u2019\u0131n) zat\u0131na ait s\u0131fat\u0131n\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulunduran iyili\u011fi dilemesi, hem fiil\u00ee ve yarat\u0131c\u0131 s\u0131fat\u0131n\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulunduran belalardan kurtarma, nimetlere ve iyiliklere ula\u015ft\u0131rma m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 i\u00e7ine almas\u0131, hem gelene\u011fin hem de \u015feriatin \u00f6z\u00fcne uygun d\u00fc\u015fmektedir.<br \/>\nBilindi\u011fi gibi belalar\u0131n mahiyeti, yokluk ve yoklu\u011fa g\u00f6t\u00fcren \u015feylerdir.<br \/>\n\u0130yiliklerin mahiyeti de varl\u0131k ve varl\u0131\u011fa g\u00f6t\u00fcren \u015feylerdir. Belalarla ilgili olan b\u00fct\u00fcn ac\u0131lar\u0131m\u0131z bizi, bir iyili\u011fin yok olmas\u0131 ile korkuttuklar\u0131 i\u00e7in derttirler. Bu dertlerin ba\u015f\u0131 Allah\u2019tan ve Allah\u2019\u0131n rahmetinden \u00fcmitsiz olmakt\u0131r. Nimetler ve iyiliklerle ilgili olan b\u00fct\u00fcn lezzetlerimiz de bize bir varl\u0131k pay\u0131 m\u00fcjdesini verdiklerinden dolay\u0131 lezzettirler. Bu lezzetlerin ba\u015f\u0131 da Allah\u2019a ve Allah\u2019\u0131n rahmetine inanmakt\u0131r. D\u00fcnya hayat\u0131 b\u00f6yle yokluk ile varl\u0131\u011f\u0131n, \u0131zd\u0131raplar ile lezzetlerin, \u00fcmitsizlik ile iman\u0131n, Rahm\u00e2n\u2019\u0131n rahmeti, kendi \u00e7abas\u0131 ve yard\u0131mla\u015fma sayesinde verilen bir m\u00fccadele \u015feklidir ki, bunlar\u0131n bu kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 kavgadan \u00e7\u0131k\u0131p ebed\u00ee \u00fcst\u00fcnl\u00fck ile galib olmalar\u0131 da ahiret hayat\u0131n\u0131 meydana getirir. Bundan dolay\u0131 bizim iyilik ve lezzetlerimizin ba\u015flang\u0131c\u0131, yokluktan varl\u0131\u011fa getirili\u015fimizdedir, nihayeti de sonludan sonsuza eri\u015fimizdedir.<br \/>\nRahm\u00e2n olan Allah\u2019a ait rahmet b\u00fct\u00fcn, olabilen \u015feylerin yokluktan varl\u0131k \u00e2lemine \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131n\u0131 anlatan var etme iradesi ve varl\u0131k nimetini verme oldu\u011fundan her olabilecek \u015feyin varl\u0131k sahas\u0131na \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131n\u0131 gerektirir. \u00c7\u00fcnk\u00fc var olmak, her iyili\u011fin ve her nimetin asl\u0131d\u0131r. Rahman b\u00f6yle bir iyilik iradesi ile bizi beden ve ruhumuzla meydana getirerek yaratan ve bununla beraber ya\u015fama ve hayat\u0131m\u0131z\u0131n sebepleri olan nimetleri de haz\u0131rlayan ve bize ula\u015ft\u0131ran b\u00fcy\u00fck rahmet sahibidir ki, bu rahmetin kapsam\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7bir yarat\u0131k bulunam\u0131yaca\u011f\u0131ndan buna b\u00fcy\u00fck nimetler ile rahmet denilir. B\u00fct\u00fcn olabilecek \u015feylere var olma pay\u0131 verilirken bu arada ak\u0131ll\u0131 ve istedi\u011fini yapacak olan varl\u0131klar\u0131 yaratmak da Allah\u2019a ait rahmetin kapsaml\u0131 olgunlu\u011funun gereklerindendir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunda, m\u00fcmk\u00fcn olan varl\u0131klar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n Cenab-\u0131 Hakk\u2019\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na yakla\u015fmas\u0131 s\u00f6z konusudur. O \u015fekilde bu varl\u0131klar k\u0131dem (ba\u015flang\u0131c\u0131 olmayan) ve hudus (sonradan meydana gelme), varl\u0131\u011f\u0131 zaruri olanla m\u00fcmk\u00fcn olan, noksans\u0131zl\u0131k ve noksan, hemen hemen Allah\u2019\u0131n s\u0131fatlar\u0131n\u0131 temsil edebilirler. Fakat bunda \u00e7e\u015fitli iradelerin bulunmas\u0131ndan dolay\u0131 var olmada bir \u00e7e\u015fit sonradan meydana gelen ortakl\u0131k ortaya \u00e7\u0131kar. Halbuki ortakla\u015farak var olma ve var olmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrme m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc orta\u011f\u0131n\u0131n bulunmas\u0131 bat\u0131l yani bizzat var olmayan, olmas\u0131 imkans\u0131z ve muhal oldu\u011fundan her varl\u0131k tek ba\u015f\u0131na ortaya \u00e7\u0131kar ve \u00e7e\u015fitli varl\u0131klar, bir birlik meydana getirmedik\u00e7e varl\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcremezler. Allah\u2019a ortak ko\u015fmak, kendili\u011finden var olan varl\u0131\u011f\u0131 ink\u00e2r ve onu yok saymay\u0131 gerektirir. Bundan dolay\u0131, k\u00e2inatta ister tabiat ve ister ahl\u00e2k a\u00e7\u0131s\u0131ndan ne kadar k\u00f6t\u00fcl\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse hepsinin k\u00f6k\u00fc \u00e7okluk ve ortakl\u0131k iddias\u0131d\u0131r. Bu da Allah\u2019\u0131n birli\u011finin m\u00fckemmelli\u011finin gere\u011fidir. O halde hem b\u00f6yle ortakl\u0131\u011fa sebep olan birden fazla iradeler yaratarak onlara varl\u0131k pay\u0131 vermek, hem de bunlar\u0131n denk olmalar\u0131n\u0131 koruyarak b\u00fct\u00fcn g\u00f6r\u00fclen varl\u0131klar\u0131 bir irade ile idare etmek ve devam ettirmek, \u00f6yle ince bir nimet ve \u00f6yle sonsuz bir iyiliktir ki, bunu da Allah\u2019\u0131n Rabbli\u011finin Rah\u00eem\u2019lik rahmeti temin etmi\u015ftir.<br \/>\nEn m\u00fckemmel terbiye, i\u015fte bu gereklilik ile se\u00e7me aras\u0131ndaki kar\u0131\u015f\u0131m\u0131n dengede tutulmas\u0131nda, Rabb\u2019in terbiye edicili\u011finden kaynaklanan olgunluk ve k\u0131vam da, filozoflar\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f bilmecesi dedikleri rahimiyetin icab\u0131 olan denklemdedir. Bunun i\u00e7in \u00f6nceki tefsir \u00e2limleri Rahim\u2019e ait rahmeti ince nimetler diye ifade etmi\u015fler ve maksat itibar\u0131yla da ahirete ait nimetlerle tefsir etmi\u015flerdir. Bu bir taraftan insan\u0131n elinde olan irade sahiplerinden her birinin iradelerine bir tercih pay\u0131 vermek, bir taraftan da kazanm\u0131\u015f olduklar\u0131 haklar\u0131n\u0131n maksad\u0131na g\u00f6re hesaplar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcp hak terazisindeki durumlar\u0131n\u0131 tesbit ettikten sonra \u201cArt\u0131k kim zerre a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131nca hay\u0131r yapm\u0131\u015fsa onu g\u00f6r\u00fcr ve kim zerre a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131nca \u015fer yapm\u0131\u015fsa onu g\u00f6r\u00fcr.\u201d (Zilzal, 99\/7-8) gere\u011fince m\u00fckafat ve ceza ile sorumluluklar\u0131n\u0131 uygulamaya koymakt\u0131r ki, bu ceza, o m\u00fckafat\u0131n garantisidir. Bundan dolay\u0131 Rahim olan Allah\u2019\u0131n y\u00fcce rahmetinin as\u0131l hedefi bu m\u00fckafatt\u0131r. Rahm\u00e2n olan Allah\u2019\u0131n rahmeti i\u00e7indeki ba\u015flang\u0131\u00e7taki varolu\u015fla hi\u00e7bir varl\u0131k yolundan sapmaz. Rah\u00eem olan Allah\u2019\u0131n rahmeti i\u00e7indeki ikinci varl\u0131k ise irade sahiplerine ait oldu\u011fundan bunlarda vazifesinden sapanlar ve do\u011fru teraziyi kendi iddialar\u0131yla bozmaya u\u011fra\u015fanlar vard\u0131r ki, Rahim olan Allah\u2019\u0131n rahmetinin i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 adalet hikmeti bu varl\u0131kta b\u00f6yle iste\u011fe g\u00f6re hareket etmeye ba\u011fl\u0131 olan bir \u00f6d\u00fcl ve ceza denklemini kurmu\u015ftur. Yine bu denklemin genel terazisinde hi\u00e7bir orta\u011f\u0131 olmayan Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n Rahm\u00e2n olan iradesi \u00fcst\u00fcn gelmi\u015ftir. \u201cO Rahm\u00e2n ar\u015fa h\u00fckmetmi\u015ftir.\u201d (T\u00e2h\u00e2, 20\/4).<br \/>\nO Rahm\u00e2n diyor ki: Ey insanlar! Siz isteseniz de istemeseniz de di\u011fer \u00e2lemler gibi size de varl\u0131k ve varl\u0131\u011f\u0131n devam\u0131na ait nimetlerimi, iyiliklerimi t\u00fckenmez hazinemden verdim ve veririm. O Rahim de diyor ki: Ey ak\u0131l sahipleri! Ey irade sahipleri! Siz di\u011ferleri gibi de\u011filsiniz, onlar sadece Allah\u2019\u0131n Rahm\u00e2n iradesinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcne mahkumdurlar. Siz ise benim rahmetimin kemal ve inceliklerini g\u00f6steren irade ve arzumu temsil ederek bana yakla\u015fmak ve en b\u00fcy\u00fck ho\u015fnutlu\u011fumu elde etmek i\u00e7in yarat\u0131ld\u0131n\u0131z. Size, onlardan fazla olarak istedi\u011finiz ve isteyerek \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u015feyleri de istedi\u011fim kadar veririm, fakat Allah\u2019\u0131n birli\u011finin zorunlulu\u011fu (v\u00fccubu) kar\u015f\u0131s\u0131nda Allah\u2019a ortak ko\u015fmak ile varl\u0131k ve varl\u0131\u011f\u0131n devam\u0131 imkans\u0131z oldu\u011fundan, sizin nefislerinizdeki birden fazla olma ve \u00e7o\u011falman\u0131n ve maksatlar\u0131n\u0131zda benim arzumdan ba\u015fka sadece kendinize ait cimrice g\u00f6r\u00fc\u015fler takip eden, \u00e7e\u015fitli ve de\u011fi\u015fik iradelerinizin sizi Allah\u2019a ortak ko\u015fmaya ve hepinizi yok olmaya s\u00fcr\u00fckleyen taraf\u0131n\u0131z\u0131 d\u00fczenlemek ve adalet ile rahmetin varl\u0131k dengesini temin etmek i\u00e7in en sonunda sizi sorumlu tutaca\u011f\u0131m\u0131 da hat\u0131rlat\u0131r\u0131m. Haydi Allah\u2019\u0131 inkar etmeyiniz, ona ortak ko\u015fmay\u0131n\u0131z, Allah\u2019a yak\u0131nl\u0131k ve hatta vekillik i\u00e7in Allah ve Allah\u2019\u0131n iradesi yolunda sevgi ile, iyilik sevgisiyle, do\u011frulukla, adalet ve merhametle, iman i\u00e7inde \u00e7al\u0131\u015f\u0131n\u0131z da iradeleriniz, kazan\u0131lm\u0131\u015f amelleriniz o sonsuz m\u00fckafata, o en b\u00fcy\u00fck ho\u015fnutlu\u011fa sebep olsun. \u00d6zetle benim Allah\u2019l\u0131k \u00f6zelli\u011fim b\u00fcy\u00fckl\u00fckten kaynaklanan bir yok etme, bir bask\u0131 ve \u00f6ld\u00fcrme \u015feklindeki tasarruf de\u011fil, b\u00f6yle Rahm\u00e2n olma ve Rahim olma ile nimeti art\u0131ran y\u00fcce ve g\u00fczel bir Rabb\u2019l\u0131k \u00f6zelli\u011fidir. \u201cG\u00fczel davrananlara daha g\u00fczel kar\u015f\u0131l\u0131k ve fazlas\u0131 var. Onlar\u0131n y\u00fczlerine ne bir kara bula\u015f\u0131r, ne de horluk. \u0130\u015fte onlar cennet halk\u0131d\u0131r, orada ebed\u00ee kalacaklard\u0131r.\u201d (Y\u00fbnus, 10\/26).<br \/>\n\u0130\u015fte Rahim s\u0131fat\u0131nda tam m\u00fcjde i\u00e7inde b\u00f6yle bir uyarma m\u00e2n\u00e2s\u0131 da gizlidir. Fakat bu, ilk s\u00f6ylendi\u011finde baz\u0131 kimselerin irade ile gururlanmas\u0131na yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in onlara \u015f\u00f6yle bir \u015feyi hat\u0131rlatmak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Acaba \u00e2lemlerin Rabbi, irade sahiplerini yaratt\u0131ktan sonra gelece\u011fin kaderini b\u00fcsb\u00fct\u00fcn onlara m\u0131 terketmi\u015ftir? Kendisi ululuk perdesinin arkas\u0131na \u00e7ekilmi\u015f de\u011fil midir? O halde Hak Te\u00e2l\u00e2, varolu\u015f bak\u0131m\u0131ndan b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlerin ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 ve Rabbi olsa da \u015fimdiki zamanda insanlar\u0131n i\u015fine bizzat kar\u0131\u015fmam\u0131\u015f ve gelece\u011fin de dolayl\u0131 bir Rabbi olmu\u015f olmaz m\u0131? O halde ge\u00e7mi\u015fin sahibi Allah iken \u015fimdiki zaman ile gelece\u011fin; bu g\u00fcn\u00fcn ve yar\u0131n\u0131n fiil\u00ee maliki ve sahibi, m\u00fckafat ve ceza g\u00fcn\u00fcn\u00fcn h\u00fck\u00fcmdar\u0131, o irade sahipleri olmak gerekmez mi? Bu halde irade sahiplerinin, alaca\u011f\u0131n\u0131 zorla almak ve sorumluluk korkusundan uzak kalmak i\u00e7in takdirini kendisi belirleyip gelece\u011fin \u201cyapt\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 sorguya \u00e7ekilmeyen\u201d h\u00fck\u00fcmdar\u0131 olmaya \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 gerekmez mi? B\u00f6yle bir \u015feyin akla gelmesi, insanlar\u0131n \u015fimdiki zamanda sahip g\u00f6r\u00fcnd\u00fckleri irade-i c\u00fcz\u2019iyye (Allah\u2019\u0131n insana verdi\u011fi az ve zay\u0131f irade)ye kay\u0131ts\u0131z bir irade-i k\u00fclliye ve her t\u00fcrl\u00fc kay\u0131ttan uzak bir se\u00e7me serbestli\u011fi ve bir yarat\u0131c\u0131 kudret de\u011feri vererek kendilerini her\u015feye g\u00fcc\u00fc yeten ve kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z serbest olan ve sonsuza h\u00fckmeden birer fail-i muhtar (istedi\u011fini yapmakta serbest olan) Tanr\u0131 gibi bir kuruntuya d\u00fc\u015fmelerinden kaynaklanan bir \u015firk iddias\u0131ndan ileri gelir ki, insano\u011fluna ait b\u00fct\u00fcn belalar\u0131n, b\u00fct\u00fcn haks\u0131zl\u0131klar\u0131n sebebini i\u015fte bu yanl\u0131\u015f d\u00fc\u015f\u00fcnce olu\u015fturur. Allah\u2019\u0131n adalet ve rahmeti bunun \u00fczerindeki de\u011fi\u015fiklikleri yapmasa ve d\u00fczenlemese insanl\u0131k toplulu\u011fu \u00fc\u00e7 g\u00fcn i\u00e7inde birbirini yer bitirir. \u201c\u0130nsanlar\u0131n elleriyle kazand\u0131klar\u0131 (g\u00fcnahlar) y\u00fcz\u00fcnden, karada ve denizde fesat \u00e7\u0131kt\u0131.\u201d (R\u00fbm, 30\/41). Halbuki d\u00fcnyada ve hele hayatta her an insan iradesi d\u0131\u015f\u0131nda yeni yarat\u0131l\u0131\u015flar meydana gelmekte oldu\u011fundan dolay\u0131 kuvveti kendisinin zanneden o kuvvetli pazular\u0131, bir an i\u00e7inde -Allah korusun- bir fel\u00e7, il\u00e2h\u00ee bir darbe en g\u00fc\u00e7s\u00fcz acizler s\u0131ras\u0131na koyuverir. M\u0131s\u0131r\u2019daki piramitler i\u00e7inde saklanan ve bir g\u00fcn gelip te a\u00e7\u0131lacak olan mumyal\u0131 g\u00f6vdeler ve onlar\u0131n kurutulmu\u015f simalar\u0131ndaki s\u00f6n\u00fck, oyuk g\u00f6zler, eski M\u0131s\u0131r Firavunlar\u0131n\u0131n da\u011flar deviren g\u00f6rkemli b\u00fcnyelerinde ve \u015fim\u015fekli bak\u0131\u015flar\u0131ndaki kuvvetlerin, art\u0131k ne efendisi, ne sahibidir. Bunun gibi nice \u00f6rneklerle anla\u015f\u0131l\u0131r ki varl\u0131\u011f\u0131n, hayat\u0131n gerek ge\u00e7mi\u015fte ve gerek gelecekte ilk ve son idaresi b\u00fct\u00fcn\u00fcyle Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n kudret elindedir ve onun m\u00fclk\u00fcd\u00fcr. O, zannedildi\u011fi gibi yaln\u0131z her\u015feyin ba\u015flang\u0131c\u0131 de\u011fil, hem ba\u015flang\u0131c\u0131, hem de her \u015feyin sonudur. Olu\u015f ve yok olu\u015flarla dolu olan bu fani \u00e2lemde ba\u015flang\u0131c\u0131 ve sonu ba\u015fka ba\u015fka g\u00f6renler, ezelde ve ebedde de durumu aynen b\u00f6yle zannetmesinler. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta i\u015fi yapanla en son gaye olan ger\u00e7ekte birdir. D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse cans\u0131z cisimlerin yuvarlak olu\u015fu, zaman\u0131n d\u00f6nmesi merkez ve \u00e7evresinden bize bunu haber verir; do\u011fan insan g\u00fc\u00e7s\u00fcz, \u00f6len insan yine g\u00fc\u00e7s\u00fczd\u00fcr.<br \/>\nBu \u00f6nemli noktay\u0131 hissedenlerin bir k\u0131sm\u0131 ge\u00e7mi\u015f ve gelecek \u015f\u00f6yle dursun, \u015fimdiki zamanda bile sade cebir (zorlama) yani insan iradesini ink\u00e2r etme g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. Zaten insan, kuvvet bulduk\u00e7a hep ben, g\u00fc\u00e7s\u00fcz d\u00fc\u015ft\u00fck\u00e7e hep sen veya hep o demek ister. Ortada apa\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fclen ger\u00e7ek ise ne \u00f6yle, ne b\u00f6yledir. \u0130\u015fin ger\u00e7e\u011fi ikisi aras\u0131ndad\u0131r. \u201d \u201cdir. \u0130nsanl\u0131k g\u00f6vde ile ruhun, ak\u0131l ile kalbin, kabiliyet ile faaliyet g\u00f6stermenin, \u00e7aresizlik ile istedi\u011fini se\u00e7menin bile\u015fkesidir. O, ne kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z mecburi, ne de kendi ba\u015f\u0131na buyruk kimsedir. Bu konuda ilk bak\u0131\u015fla, son bak\u0131\u015f birbirinin ayn\u0131d\u0131r. Felsef\u00ee bir inceleme iddias\u0131 ile i\u015fi zorla\u015ft\u0131ranlar ne \u00e7aresizlik y\u00f6n\u00fcn\u00fc ink\u00e2r edebilirler, ne de serbestlik y\u00f6n\u00fcn\u00fc. Mecburiyete derece ay\u0131rmak, serbestli\u011fe bir makam vermektir, serbestli\u011fe makam ay\u0131rmak da mecburiyete makam vermektir. Ne sade zorlama (fatalite) ile sade \u00e7aresiz bulunma (determinizm)\u2019n\u0131n mecburiyet iddialar\u0131, ne de kay\u0131ts\u0131z ve tam h\u00fcrriyet (liberalizm) davas\u0131nda bulunanlar\u0131n herkes istedi\u011fi \u015feyi yaratmada serbesttir iddialar\u0131, hi\u00e7bir zaman hakikat terazisinin a\u00e7\u0131k se\u00e7ik ve \u015fa\u015fmaz \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcne vurulamazlar. \u0130nsan\u0131n \u00e7aresizlik y\u00f6n\u00fc Allah\u2019\u0131n kuvvetinin \u015fahidi, se\u00e7im y\u00f6n\u00fc de Allah\u2019\u0131n iradesinin \u015fahididir. O, kendi kendine kal\u0131rsa yok olmaya mahkum, yarat\u0131c\u0131 kudretin yaratmas\u0131 ile de var olmaya mecbur olur ve ayn\u0131 zamanda Allah\u2019\u0131n rahmeti ile diledi\u011fi i\u015fi yapmada serbesttir. Ve bu sayede kaderinin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 kendi iste\u011fi ile yazar. K\u0131sacas\u0131 bu iki \u015fahitlikle insan bu varl\u0131kta ve bug\u00fcn, \u015fu an, \u015fu \u015fimdiki zamanda Allah taraf\u0131ndan ba\u011f\u0131ml\u0131 ve i\u011freti bir ge\u00e7ici hayatta, bu kay\u0131tl\u0131 m\u00fclke ve Allah\u2019\u0131n m\u00fcsaadesine nail olmu\u015f, onun yerine yetki sahibi olmu\u015f yani bir memuriyeti elde etmi\u015f oldu\u011funu ne ink\u00e2r etmelidir, ne de bu yetki ve memurlukta kendini azl edilmez ve sorumlu tutulmayan bir esas g\u00f6revli zannetmelidir. \u0130nsan, gelecekteki m\u00fckafat ve cezay\u0131 verecek de\u011fil, alacakt\u0131r. Hem de \u015fimdiki zamandaki b\u00fct\u00fcn kuvvet vas\u0131talar\u0131, i\u011freti m\u00fclk\u00fc kesildi\u011fi zamanda alacakt\u0131r. Almak durumunda bulunmak ise m\u00fclk sahibi olma durumu de\u011fil, ihtiya\u00e7 halinde bulunmakt\u0131r. Ve tam m\u00fclkiyet, hem elde bulunma, hem de kontrol a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir \u015feye sahip olmakt\u0131r. Bu ise, yerleriyle, g\u00f6kleriyle, mekanlar\u0131yla, zamanlar\u0131yla, fertleriyle, \u00e7e\u015fitleriyle, basitleriyle, bile\u015fikleriyle, maddeleriyle, kuvvetleriyle, kabiliyetleriyle, faaliyetleriyle b\u00fct\u00fcn alemlerin yaratan\u0131, sahibi, icad edeni ve terbiyecisi olan Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n mutlak m\u00fclk\u00fcd\u00fcr.<br \/>\n4-\u0130\u015fte \u201cRabb\u00fc\u2019l-\u00e2lem\u00een\u201d denildi\u011fi zaman, genel kapsam\u0131 ile b\u00fct\u00fcn o kuruntular bir yana at\u0131larak ve Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n ezelde ve ebedde mutlak sahib oldu\u011funun anla\u015f\u0131lmas\u0131 laz\u0131m gelirse de bir taraftan Allah\u2019\u0131n rahmetinin katmerli geni\u015fli\u011fi, di\u011fer taraftan insanl\u0131\u011f\u0131n gafil olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131 ile \u015fimdiki zaman i\u00e7inde insanlar\u0131n m\u00fckafat ve ceza g\u00fcn\u00fcne de bir \u00e7e\u015fit sahip olmas\u0131 ve hakim olmas\u0131n\u0131n az \u00e7ok akla gelmesi ihtimalini b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ortadan kald\u0131rmak i\u00e7in \u201cO, din g\u00fcn\u00fcn\u00fcn maliki Allah\u2019\u0131n\u201d buyurulmu\u015ftur. Ve burada uyarma biraz a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u201cd\u00een\u201d kelimesi Arap dilinde ceza, hesap, kaza (h\u00fck\u00fcm verme), siyaset, itaat etme, \u00e2det, durum, kah\u0131r ve nihayet b\u00fct\u00fcn bunlarla ilgili ve hepsinin \u00fczerinde kuruldu\u011fu ve hepsinin \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc olan millet ve \u015feriat m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Do\u011frudan do\u011fruya k\u0131yamet m\u00e2n\u00e2s\u0131 yoktur. Ve burada ba\u015ftaki ceza ve sonuncu bilinen din m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ile iki ge\u00e7erli tefsiri vard\u0131r: \u0130lk \u00f6nce ceza, gelecekte sorumluluk, sorumluluk duygusu, sorumlulu\u011fu tatbik etmek gibi m\u00e2n\u00e2lara da gelir. Bunun i\u00e7in (yevmidd\u00een)\u2019in T\u00fcrk\u00e7emizde bir ismi de r\u00fbz-i cezad\u0131r (ceza g\u00fcn\u00fcd\u00fcr). Fakat \u015funu unutmamal\u0131d\u0131r ki, asl\u0131nda ceza kelimesi \u015fimdiki herkesin bildi\u011fi gibi yaln\u0131z ceza ve i\u015fkence demek olmay\u0131p iyi veya k\u00f6t\u00fc yap\u0131lan bir i\u015fin tatl\u0131 veya ac\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131, \u00fccretini vermek m\u00e2n\u00e2s\u0131na masdard\u0131r. Ve isim olarak bu kar\u015f\u0131l\u0131\u011fa da s\u00f6ylenir. Mesela demek, \u201cAllah sana \u00e7ok hay\u0131rl\u0131, kar\u015f\u0131l\u0131klar ve m\u00fckafatlar versin.\u201d demektir. Ancak m\u00fckafat ve m\u00fcc\u00e2z\u00e2t (ceza) kelimeleri, denk ve ortakl\u0131k m\u00e2n\u00e2lar\u0131na geldiklerinden hukuk dilinde y\u00fcce Allah\u2019a nisbet olunmaz. Bunun yerine sevap ve azap, \u00fccret ve ceza gibi deyimler kullan\u0131l\u0131r. Bundan dolay\u0131 \u201cyevmi\u2019d-d\u00een\u201d, ceza g\u00fcn\u00fc her i\u015fin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 verilip bitirilece\u011fi son g\u00fcn, ba\u015fka bir ifade ile gelecekte m\u00fckafat ve cezan\u0131n payla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 vakit demektir ki, \u0130sl\u00e2m hukuk dilinde buna \u201cyevm-i \u00e2hir = son g\u00fcn\u201d de denilir. Ve bu kelime de kaza (davalar\u0131 kanuna g\u00f6re h\u00fckme ba\u011flamak ve \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fturmak) ve h\u00fckm etmek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da i\u00e7ine almaktad\u0131r. Gerek Arap\u00e7a\u2019da ve gerek T\u00fcrk\u00e7e\u2019de olsun bu gibi yerlerde yevm ve g\u00fcn kelimelerinin mutlak surette vakit m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 da bilinmektedir. Bug\u00fcn ne bir g\u00fcnd\u00fcz, ne bir gece ve ne bir g\u00fcnd\u00fczle gecenin toplam\u0131 olan yirmi d\u00f6rt saat m\u00e2n\u00e2lar\u0131na olmay\u0131p gerek g\u00fcn, ay, y\u0131l, as\u0131r, devir v.s. gibi bildi\u011fimiz ve gerek bilmedi\u011fimiz zaman \u00f6l\u00e7\u00fclerinden herhangi biri olabilir. (D\u00fcnyan\u0131n kendi ekseni etraf\u0131nda bir defa d\u00f6nme s\u00fcresi bir g\u00fcnd\u00fcr, yok olmak ise bir nefeste olur). \u201cBug\u00fcn d\u00fcnya, yar\u0131n ahiret\u201d deriz ve bunun i\u00e7in d\u00fcnya g\u00fcnlerine g\u00f6re ahiret g\u00fcnleri \u201cbin sene\u201d veyahut \u201celli bin sene\u201d gibi \u00f6l\u00e7\u00fclerle anlat\u0131lagelmi\u015ftir.<br \/>\nBu a\u00e7\u0131klamadan anla\u015f\u0131l\u0131r ki, \u201cyevmi\u2019d-d\u00een\u201d b\u00fct\u00fcn \u00fcmitlerin veya \u00fcmitsizliklerin ileride Allah\u2019\u0131n terazisinden ge\u00e7erek en son ger\u00e7ek \u015feklini buldu\u011fu ve her\u015feyin birbirlerinden tamamen ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kesin olarak bilinen son and\u0131r. Bundan sonras\u0131 art\u0131k ya \u00fcmidin son noktas\u0131 olan sonsuz mutluluk ve en b\u00fcy\u00fck memnuniyet (cennet) veya \u00fcmitsizli\u011fin son noktas\u0131 olan sonsuz, en b\u00fcy\u00fck zarard\u0131r (cehenneme girmek) ve bug\u00fcn k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fcn son an\u0131d\u0131r. Ve bu \u015fekilde \u201cyevmi\u2019d-d\u00een\u201d k\u0131yamete i\u015farettir. Fakat bunun k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc olmas\u0131, dolayl\u0131 yoldan elde edilen bir m\u00e2n\u00e2 sonucudur. Yoksa din, k\u0131yamet demek de\u011fildir. K\u0131yamet g\u00fcn\u00fcn\u00fcn, k\u0131yamet yani \u00f6lm\u00fc\u015flerin dirilmesi demek olan ba\u2019s (yeniden dirilme), ha\u015fr \u00fc cem\u2019 (derleyip toplama), vakfe yani tavakkuf ve intizar (durma ve bekleme), sual (sorguya \u00e7ekme), hesap ve mizan (amellerin tart\u0131lmas\u0131), s\u0131rat ve nihayet b\u00fct\u00fcn amellerin iyiye iyi m\u00fckafat\u0131n\u0131n, k\u00f6t\u00fcye k\u00f6t\u00fc cezas\u0131n\u0131n da\u011f\u0131t\u0131lmas\u0131 ile ceza gibi durumlar\u0131 ve menzilleri i\u00e7ermektedir ki, di\u011ferleri bu son ceza d\u00f6neminin ilk unsurlar\u0131 ve ba\u015flang\u0131\u00e7lar\u0131 oldu\u011fundan burada \u201cyevmi\u2019d-d\u00een\u201d nazm\u0131 ile bu maksat a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtilerek te\u015fvik ve uyarma ile desteklenmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 \u201cyev\u2019mid-d\u00een\u201d yerinde \u201ck\u0131yamet g\u00fcn\u00fc\u201d, \u201csorgulama g\u00fcn\u00fc\u201d, \u201chesap g\u00fcn\u00fc\u201d denilmesi hem terceme de\u011fildir, hem de bu kuvveti ve s\u00f6z\u00fcn geli\u015fini bozar ve daha fazla korkutma ve deh\u015fet m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder.<br \/>\nYevmi\u2019d-d\u00een, cezan\u0131n ger\u00e7ekle\u015fece\u011fi son g\u00fcn demek oldu\u011fundan bu a\u00e7\u0131klama \u015feklinde dinin esaslar\u0131ndan inan\u00e7la ilgili prensiplerinden birini meydana getiren k\u0131yamet inanc\u0131 b\u00fct\u00fcn\u00fcyle g\u00f6zard\u0131 edilmi\u015f, onu yaln\u0131zca bir y\u00f6n\u00fc ile anlat\u0131yor ise de din kelimesini bilinen m\u00e2n\u00e2s\u0131nda kullanmam\u0131\u015f ve ona dolay\u0131s\u0131 ile i\u015faret etmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ceza yerine din gelmesinde s\u00f6zl\u00fc bir i\u015faret, m\u00fckafat ve azab m\u00e2n\u00e2s\u0131nda da dinin maksatlar\u0131na bir i\u015faret bulundu\u011fu apa\u00e7\u0131kt\u0131r.<br \/>\nBilinen m\u00e2n\u00e2ya gelince: Din, ak\u0131l sahiplerini kendi g\u00fczel arzular\u0131 ile bizzat iyilikleri yapmaya sevk eden bir ilah\u00ee nizamd\u0131r. Burada biraz dural\u0131m. Bu tan\u0131mlama, her\u015feyden \u00f6nce hak dinin bir tan\u0131mlamas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bizzat iyili\u011fe ger\u00e7ekten sevk etmek ancak hak dindedir. Bat\u0131l dinlerde ise bu sevk, hayal\u00ee olur. Onlar, bizzat iyilik olmayan \u015feylere, olsa olsa iyilik ad\u0131na baz\u0131 izaf\u00ee iyiliklere sevk edebilir. Mesela kendi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re bir iyilik gibi yalana, yalanc\u0131l\u0131\u011fa ve h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011fa te\u015fvik edebilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc hak ve hakikat\u0131 inan\u00e7 esaslar\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131na koymu\u015f de\u011fildir. Bundan dolay\u0131 bu tan\u0131mlama, dolay\u0131s\u0131 ile bat\u0131l dinlerin de esas\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir. Yani ger\u00e7ekte b\u00f6yle il\u00e2hi bir y\u00f6nlendirici de\u011fil iken \u00f6yle zannedilen dinler de bat\u0131l dinlerdir. \u0130kinci olarak dinin yeri, \u015fartlar\u0131, semeresi, r\u00fck\u00fcnleri, yani cinsi ve onu ba\u015fka dinlerden ay\u0131ran \u00f6zellikleri g\u00f6sterilmi\u015ftir ve dinin \u015feriata uygun olan bu m\u00e2n\u00e2s\u0131, din kelimesinin l\u00fcgatla ilgili b\u00fct\u00fcn m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 i\u00e7ine almaktad\u0131r.<br \/>\nHak dinin yeri, ak\u0131l sahipleridir. Bundan dolay\u0131 cans\u0131zlar, bitkiler, hayvanlar, deliler, ak\u0131ls\u0131zlar, \u00e7ocuklar, bunam\u0131\u015flar gibi \u00f6z\u00fcrl\u00fcler, din a\u00e7\u0131s\u0131ndan sorumluluk sahibi de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ak\u0131ldan yoksun olanlar, arzu ve se\u00e7im sahibi olmad\u0131klar\u0131ndan dolay\u0131 kendilerinden bir iyilik meydana gelirse istem d\u0131\u015f\u0131 olur ki buna da zorlama denilir. Bundan dolay\u0131, hayvanlarda din vard\u0131r demek, olsa olsa mecaz\u00ee bir ifadedir.<br \/>\nDemek ki dinin \u015fart\u0131 ak\u0131l ve istektir. Bunlar dinin \u015fart\u0131, dindarl\u0131\u011f\u0131n r\u00fckn\u00fcd\u00fcrler. Ak\u0131l bulunmay\u0131nca dinle ilgili i\u015fler ve din\u00ee y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckler bulunamayaca\u011f\u0131 gibi, se\u00e7me h\u00fcrriyeti bulunmad\u0131k\u00e7a da dinin idare ve etkisi, ba\u015fka bir ifade ile dindarl\u0131k bulunamaz. Bundan dolay\u0131d\u0131r ki, dinde ilim meselesinden ba\u015fka bir de irade meselesi vard\u0131r. Ger\u00e7ekten bilgili ve ak\u0131ll\u0131 olmak, dindar olmak i\u00e7in yeterli de\u011fildir. Dindar olmak i\u00e7in dini hem bilmek ve hem sevmek laz\u0131md\u0131r. Bundan dolay\u0131, ilim ve irade, ak\u0131l ve se\u00e7im h\u00fcrriyeti bizzat dinin yaln\u0131z kendisinde bulunan bir r\u00fck\u00fcn de\u011filse de dindarl\u0131k ve dine ba\u011fl\u0131 olman\u0131n r\u00fckn\u00fcd\u00fcrler. Bunun i\u00e7in isim olan din kelimesi ile, dindarl\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen ve masdar olan din kelimesinin m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131rmamal\u0131d\u0131r. Dindarl\u0131k insan\u0131n vasf\u0131 ve nefse ait bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Din ise dindarl\u0131\u011f\u0131n konusu ve onunla ilgili olan ger\u00e7e\u011fi ve i\u015fin \u00f6z\u00fc olan bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Aralar\u0131ndaki fark, nefisle ilgili bir olay ile bu olay\u0131n ilkeleri ve kanunlar\u0131 aras\u0131ndaki fark gibidir. Di\u011fer bir ifade ile din il\u00e2h\u00ee bir kanun, dindarl\u0131k ise insanlar\u0131n emek ve \u00e7abalar\u0131n\u0131n sonucudur. Bunu birbirinden ay\u0131ramayanlar ilim ad\u0131na hatalara d\u00fc\u015ferler.<br \/>\nDinin meyveleri bizzat iyi olan i\u015flerdir. Yani i\u015fleri yapan kimsenin kendi zann\u0131na ve kendi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re de\u011fil, asl\u0131nda ve hak terazisinde iyi ve faydal\u0131 olan i\u015flerdir. Bundan dolay\u0131 esas dindarl\u0131k, iyili\u011fi Allah kat\u0131nda iyi oldu\u011fu i\u00e7in se\u00e7ip yapmakt\u0131r. \u0130yilik ise ger\u00e7ekte genel olsun, \u00f6zel olsun di\u011fer kimselere \u015fimdi veya gelecekte faydal\u0131 oland\u0131r. \u0130yili\u011fi, ger\u00e7ekten iyilik oldu\u011fu i\u00e7in yapmak demek, onu Allah Te\u00e2l\u00e2 ad\u0131na yapmak demek oldu\u011fu apa\u00e7\u0131kt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fu i\u015f ger\u00e7ekten bir iyiliktir demek, yaln\u0131z sana bana g\u00f6re de\u011fil, asl\u0131nda ve Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019ya g\u00f6re iyidir demenin di\u011fer bir ifade \u015feklidir. Allah Te\u00e2l\u00e2 kat\u0131nda iyi olan her i\u015fin de bir \u00fccreti, bir kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131, bir m\u00fck\u00e2f\u00e2t\u0131n\u0131n oldu\u011fu ger\u00e7ektir. Bu sevab\u0131n en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc O\u2019nun r\u0131zas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u00fcce Allah her iyili\u011fin, her m\u00fck\u00e2f\u00e2t\u0131n, her nimetin kayna\u011f\u0131 ve kefilidir. Allah\u2019\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131n en b\u00fcy\u00fck vesilesi de hakka r\u0131za g\u00f6stermektir. Hakk\u2019a raz\u0131 olmayan iyili\u011fi yaln\u0131z iyilik oldu\u011fu i\u00e7in sevip yapamaz, kendine ait pe\u015fin bir fayda arar. Ger\u00e7i iyili\u011fin mutlaka kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z olmas\u0131 \u015fart de\u011fildir. Allah kat\u0131nda kaybolan ve bo\u015fa giden hi\u00e7bir iyilik yoktur. Fakat bir iyili\u011fin hemen b\u00f6yle bir menfaat endi\u015fesi ile yap\u0131lmas\u0131, hakka faydal\u0131 olmak i\u00e7in de\u011fil, haktan yararlanmak i\u00e7in yap\u0131lan ve bundan dolay\u0131 \u00fccretini Allah\u2019tan isteyen pe\u015fin bir de\u011fi\u015f-toku\u015f olur. Bu ise iyili\u011fi, iyilik oldu\u011fu i\u00e7in yapmak ve Hakk ile bir ili\u015fki kurmak de\u011fildir. M\u00fck\u00e2f\u00e2t\u0131n\u0131 Allah\u2019tan isteyerek yapmak ise, herhalde Hakk ile ili\u015fkiye girmek ve hakk\u0131 ve iyili\u011fi tan\u0131yarak yapmakt\u0131r. Bu da iyili\u011fi ger\u00e7ekten iyilik oldu\u011fu i\u00e7in yapmak demektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc iyilik zaten ve ger\u00e7ekten b\u00f6yledir. Fakat bu kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n yaln\u0131z ahirette verilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnerek yapmak daha y\u00fcksek bir olgunluk derecesidir. Demek ki, hakk\u0131 tan\u0131mayan ve Hakk\u2019a tapmayanlar\u0131n, iyili\u011fi ger\u00e7ekten tan\u0131malar\u0131 ve iyili\u011fi ger\u00e7ekten iyilik oldu\u011fu i\u00e7in yapmalar\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Ve iyili\u011fi sevmenin ba\u015f\u0131, hakk\u0131 sevmektir ve samimiyet ve ihl\u00e2s\u0131n ilk \u015fart\u0131 Hakk\u2019a tapmakt\u0131r.<br \/>\n\u0130\u015fte bunun i\u00e7indir ki hak dinin, en belirgin \u00f6zelli\u011fi Allah\u2019\u0131n koydu\u011fu bir kanun olmas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc di\u011fer konular Allah\u2019\u0131n zat\u0131na ba\u011f\u0131ml\u0131 de\u011fildir ve sebepleri \u015fahsi gayelerdir. Bu ise bizzat iyili\u011fe de\u011fil, bizzat k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe ve Allah\u2019a ortak ko\u015fma ile kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 kavgaya s\u00fcr\u00fckler ve hele g\u00fczel bir se\u00e7imle iyili\u011fe s\u00fcr\u00fckleme maksad\u0131n\u0131 hi\u00e7 i\u00e7ermez. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015fahsi maksatlar ve art d\u00fc\u015f\u00fcnceler hissedilen herhangi bir te\u015febb\u00fcste, insan\u0131n se\u00e7im h\u00fcrriyeti derhal bulan\u0131r ve bozguna u\u011frar. Zaten \u015fahsi maksat iyili\u011fin bile iyilik olmas\u0131na engel olur. Fakat Allah\u2019\u0131n kanunu nas\u0131l anla\u015f\u0131l\u0131r? Bu nokta dinin en \u00f6nemli bir meselesini meydana getirir. \u015e\u00fcphesiz Allah\u2019\u0131n kanunu bizzat Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n ilmi ve iradesi ve r\u0131zas\u0131n\u0131 g\u00f6steren deliller ile anla\u015f\u0131l\u0131r ki, bunlar\u0131n en kuvvetlisi Kur\u2019\u00e2n gibi Allah\u2019\u0131n (insanl\u0131\u011fa) hitab\u0131d\u0131r. Kalb ve ak\u0131l bu hitab\u0131 zaruri olarak veya bir delil ile anlar ve kabul eder. Asl\u0131nda ruhun b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131 ile onu Allah\u2019\u0131n kanunu olarak anlamas\u0131 laz\u0131md\u0131r.<br \/>\nBu noktada baz\u0131 filozoflar, vicdan zevkini yeterli g\u00f6rm\u00fc\u015fler. Fakat mutlaka vicdan zevki \u00e7ok \u015fahsi bir sebeptir. Ve k\u00e2inatta her \u015fahs\u0131n kendine mahsus \u00f6zel bir vicdan zevki vard\u0131r. O halde ki\u015filer kadar da din vard\u0131r demek gerekir. Halbuki hak bir oldu\u011fu gibi hak din de birdir ve hakk\u0131 bulmak i\u00e7in vicdan\u0131n \u00f6tesine de bir g\u00f6z atmak gerekir. \u015eu halde b\u00fct\u00fcn\u00fcn vicdan\u0131n\u0131 veya bunu temsil eden bir b\u00fct\u00fcn\u00fcn ruhunu bulmak ve o b\u00fct\u00fcn ruhun kalbini \u00f6l\u00e7\u00fc olarak almak zarureti vard\u0131r.<br \/>\nDi\u011fer baz\u0131lar\u0131 yaln\u0131z akla ba\u015fvurmu\u015flar ve akl\u0131n hak ve iyilikte biricik h\u00fck\u00fcmdar oldu\u011funu zannetmi\u015flerdir. Halbuki ak\u0131l, \u015fah\u0131s de\u011fildir. Nitekim hak bir oldu\u011fu gibi ak\u0131l i\u00e7in de yol birdir, deriz. Fakat ak\u0131l en iyi bir anlama vas\u0131tas\u0131 olmakla beraber kalble ilgili hallerde otorite olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 ruhun b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131na uyum sa\u011flayamaz ve bundan dolay\u0131 Allah\u2019a ait nizam\u0131 anlama ve kabul etmede prensiplere muhta\u00e7 ikinci derecede bir alet olmaktan ileri ge\u00e7emez.<br \/>\nO halde Allah\u2019\u0131n kanunu her \u015feyden \u00f6nce insan\u0131n ruhuna b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131yla uyan, g\u00f6r\u00fcn\u00fcr ve besbelli bir zaruri ilim ile ortaya \u00e7\u0131kmal\u0131d\u0131r ki, bu g\u00f6r\u00fcnme bizzat Allah\u2019\u0131n nizam\u0131 ve hitab\u0131 oldu\u011fu kendi kendine anla\u015f\u0131ls\u0131n ve apa\u00e7\u0131k olsun da sonra ak\u0131llar tecr\u00fcbe ve delile dayanarak netice \u00e7\u0131karma yolu ile kalbler zevk ve ferahl\u0131k ile bundan feyz (ilim-irfan) als\u0131nlar. \u0130\u015fte bu zaruri ilime \u015feriat dilinde \u201cvahiy\u201d ve bu nimeti elde etmeye \u201cn\u00fcb\u00fcvvet = peygamberlik\u201d denilir.<br \/>\n\u015eu bilinmelidir ki Allah\u2019\u0131n kanunu ile insanlar\u0131n koydu\u011fu kanunun en \u00f6nemli fark\u0131 o kanunun meydana gelmesine insan iradesinin sebep olup olmad\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Yoksa Allah\u2019\u0131n kanununun, mutlaka insanl\u0131k d\u0131\u015f\u0131nda meydana gelmesi \u015fart de\u011fildir. Ve ger\u00e7ekten insan ruhundaki de\u011fi\u015fikliklerin \u00f6nemli bir k\u0131sm\u0131 insan\u0131n ortaya koydu\u011fu \u015feyler de\u011fildir. Bundan dolay\u0131 hak dini meydana getiren hitap ve Allah\u2019\u0131n kanunu, \u00f6nce yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n Levh-i Mahfuz\u2019unda kesbe ba\u011fl\u0131 olmayan ve Allah\u2019\u0131n iradesini g\u00f6steren bir mecburiyet ile olu\u015fur da bizzat Allah\u2019la ilgisi olmas\u0131 ile her \u015feyin ruhunu temsil eden bir kutsal ruhda b\u00fct\u00fcn apa\u00e7\u0131k delillerin prensiplerini i\u00e7eren, g\u00f6r\u00fcnen ve gerekli olan kesin bir bilgi ve apa\u00e7\u0131k bir vahy ile kendini g\u00f6sterir. Sonra bu zaruri ilim ile verileri bir taraftan tecr\u00fcbe ve tarihe ait do\u011frulay\u0131c\u0131 belge ile di\u011fer taraftan akla ait deliller ve kalbe ait zevkler ile \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazanma yolundan meydana \u00e7\u0131kar ve umum\u00eele\u015fir gider. Vahyin, devaml\u0131 vicdanda bir \u00f6rne\u011fi, ak\u0131lda da delili vard\u0131r. Fakat vahyin geli\u015fi b\u00fct\u00fcn hisleri istila etti\u011finden dolay\u0131 o anda ruh b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131yla g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u015feye dalm\u0131\u015f olarak sadece kabul edici kesilir ve irade ile ilgili faaliyeti ve kuvvetlerinin \u00f6zellikleri ge\u00e7ici olarak durur da akl\u0131n yeti\u015femedi\u011fi varl\u0131\u011f\u0131n bilgi ve s\u0131rlar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr ve daha sonra arzu ve iradesini ona uydurur.<br \/>\n\u0130\u015fte hak din, ba\u015flang\u0131\u00e7ta peygamberlik denilen b\u00f6yle il\u00e2h\u00ee bir nizam ile ger\u00e7ekle\u015fir ve bu tecelli insanda g\u00f6r\u00fcn\u00fcr fakat kayna\u011f\u0131 bak\u0131m\u0131ndan insana ait bir nizam olmaz. Do\u011frusu insan ruhu Allah\u2019a ait ilimde \u201cyapan\u201d de\u011fil \u201ckabul edendir\u201d. Bilgi uydurulmaz, al\u0131n\u0131r ve bunun i\u00e7in ilimde ruh ile d\u0131\u015f d\u00fcnya aras\u0131nda bir hak ili\u015fkisi vard\u0131r ki bu ilah\u00ee bir nizamd\u0131r. Ruhun kendinde arzusunu kar\u0131\u015ft\u0131rarak imal etti\u011fi fikirlerde ise bazen ilim bulunur, bazen bulunmaz, bu da insana ait bir hareket olur. Demek ki, her t\u00fcrl\u00fc kesin bilgi Allah\u2019a ait bir nizamd\u0131r. Hakk\u2019\u0131n b\u00f6yle bir tasdiki de insan\u0131n arzu ve iradesinden tecerr\u00fcd edilmesiyle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeye ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u00d6zellikle din gibi do\u011frudan do\u011fruya insan\u0131n i\u015fleri ve durumlar\u0131 ile ilgili ve insan\u0131n se\u00e7imiyle ilgili ve ona ba\u015flang\u0131\u00e7 olan hareket kanunlar\u0131nda bu gereklilik daha kesindir. Kin, h\u0131rs, i\u015ftiha kalbi ve akl\u0131 sislendirir, basiret g\u00f6z\u00fcn\u00fc \u015fa\u015f\u0131 yapar. Ya hi\u00e7 g\u00f6stermez veya \u00e7atal g\u00f6sterir. Bunun i\u00e7in din ilminde i\u015ftih\u00e2dan sak\u0131nmak ve uzak kalmak en b\u00fcy\u00fck \u015fartt\u0131r. \u201cKim Kur\u2019an\u2019\u0131 \u015fahsi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re tefsir ederse k\u00e2fir olur.\u201d hadis-i \u015ferifi de bunu ifade ediyor. Vahy ise s\u00f6yledi\u011fimiz gibi b\u00fct\u00fcn his ve duygular\u0131 kapl\u0131yarak ve o anda irade g\u00fcc\u00fcn\u00fc etkisiz hale getirerek gelen ve bundan dolay\u0131 hi\u00e7bir emek ve yapmac\u0131k gayret \u015faibesi ve hi\u00e7bir i\u015ftih\u00e2 al\u00e2meti olmaks\u0131z\u0131n ruhun s\u0131rf kabiliyeti \u00fczerinde d\u0131\u015f\u0131ndan ve i\u00e7inden tam bir mecburi \u00f6\u011fretme ile Allah\u2019a ait ilkeler nizam\u0131n\u0131 sunan en a\u00e7\u0131k, en zorunlu bir kesin bilgi oldu\u011fundan normalde kat\u2019i olarak bilinen bilgilerin \u00fcst\u00fcnde Allah\u2019a ait nizam\u0131n en m\u00fckemmel \u015fahidi ve i\u00e7eri\u011findeki akl\u00ee deliller ve sonraki \u00e7a\u011fda\u015f deneylerle de do\u011frulu\u011fu kuvvetlendirilen bir hitab\u0131n dile gelmesidir. Ve bu \u015fekilde her g\u00f6r\u00fclen \u015fey gibi kalp ve akl\u0131n arzular\u0131yla g\u00f6sterdikleri faaliyetin \u00fcst\u00fcnde olmakla beraber, yarat\u0131l\u0131\u015ftan var olan kabiliyeti d\u0131\u015f\u0131nda da de\u011fildir. Bunun i\u00e7in hak din kabul edildikten sonra \u00f6zellikle us\u00fcl a\u00e7\u0131s\u0131ndan akl\u0131n t\u00fcme var\u0131m yolu ile elde etti\u011fi kavray\u0131\u015flar\u0131 i\u00e7ine girer ve yaln\u0131z delillere dayanarak netice \u00e7\u0131karma bu kavray\u0131\u015f i\u00e7in yeterli olmaz. Ve ilimde oldu\u011fu gibi bunda da ke\u015fif (bir s\u0131rr\u0131 \u00f6\u011frenme, ilham) teoriden \u00f6ncedir. Yaln\u0131z aralar\u0131nda \u015fu fark vard\u0131r: Bunda (vahiyde) ki\u015finin tecr\u00fcbesi hepsini anlamaya yeterli de\u011fildir. O ancak her\u015feyin asl\u0131 olan Allah\u2019\u0131 tek bilmede m\u00fcmk\u00fcn olabilir. Din\u00ee ger\u00e7eklerde ve kanun yapma ile ilgili meselelerde, tekrar tekrar g\u00f6r\u00fcnmesi, tecr\u00fcbe edilmesi as\u0131rlara ba\u011fl\u0131 nice bilinmesi gereken \u00f6nemli konular vard\u0131r. Ve bunun i\u00e7in din\u00ee ilimlerde de ak\u0131l ve naklin \u00f6nemi apa\u00e7\u0131kt\u0131r. Ger\u00e7ekten \u0130sl\u00e2m\u2019da da il\u00e2h\u00ee kanunlar\u0131 bildiren delil d\u00f6rt tanedir:<br \/>\nKitap (Kur\u2019\u00e2n), s\u00fcnnet, \u00fcmmetin icm\u00e2\u2019\u0131 (b\u00fcy\u00fck fakihlerin, dinle ilgili bir konuda g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011finde olmalar\u0131) ve k\u0131y\u00e2s. Bunlardan ilk \u00fc\u00e7\u00fc kesin isbat, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc de a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131d\u0131r.<br \/>\nHak dinin ay\u0131r\u0131c\u0131 \u00f6zelli\u011fi ak\u0131l sahiplerini g\u00fczel arzular\u0131 ile bizzat iyili\u011fe sevketmektir. Di\u011fer bir ifade ile hak din zorla de\u011fil, seve seve iyilik yapan, istedi\u011fini yapmakta serbest olan insanlar yeti\u015ftiren bir terbiye nizam\u0131d\u0131r ve b\u00fct\u00fcn mutluluklarda iyili\u011fin yap\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r. Demek dinin iyili\u011fe sevk etmesi mecburiyete ve zorlamaya dayanm\u0131yor. O, \u00f6nce serbest hareket etmeyi te\u015fvik eder ve ona g\u00fczelce serbest hareket etmenin \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fc verir. G\u00fczel sonu\u00e7 ile k\u00f6t\u00fc sonucu g\u00f6stererek uyand\u0131r\u0131r ve iyili\u011fe y\u00f6nlendirmeyi bu g\u00f6n\u00fcl ho\u015flu\u011fu ile yapt\u0131rmak ister. Bunun i\u00e7in \u201cDinde zorlama yoktur.\u201d denilir. (Bakara, 2\/256). \u00c7\u00fcnk\u00fc iyilik yapmaya zorlan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, iyili\u011fi yapan, o iyili\u011fi yapmaya mecbur de\u011fil, onu iyili\u011fi yapmaya zorlayan, zorlay\u0131c\u0131 kimsedir. Halbuki din, insan\u0131, g\u00fczel ahl\u00e2k ve tabiat ve y\u00fcksek fazilet sahibi olan, hay\u0131rsever, iyilik yapan, istedi\u011fini serbest\u00e7e yapan bir insan yapmak istiyor. Bu ise yaln\u0131z dinin zat\u0131nda de\u011fil, insan\u0131n istedi\u011fini se\u00e7mesinde ve onunla dindar olmas\u0131nda ve bunun sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 ba\u015far\u0131 do\u011frulukdad\u0131r. Din ne kadar do\u011fru olursa olsun, bilgisiz kimselerde bu \u015fekilde etkili olam\u0131yaca\u011f\u0131 gibi, bilginlerde bile istedi\u011fini yapma serbestisi bulunmaks\u0131z\u0131n, di\u011fer bir ifade ile, ger\u00e7ek anlamda dindarl\u0131k ger\u00e7ekle\u015fmeden etkili olmaz. \u201cE\u011fer siz Allah\u2019a (dinine) yard\u0131m ederseniz, Allah da size yard\u0131m eder.\u201d (Muhammed, 47\/7). Bu g\u00fczel se\u00e7ime, bu dindarl\u0131\u011fa sahip olmayanlar, ya di\u011ferlerinin zorlamas\u0131 ile iyili\u011fe s\u00fcr\u00fcklenen ve h\u00fcrriyetine sahip olmayarak ba\u015fkalar\u0131n\u0131n kulland\u0131\u011f\u0131 alet gibi olan ve ba\u015fkas\u0131n\u0131n istedi\u011fini istemeyerek yapan bir ki\u015fi olarak kal\u0131r veya k\u00f6t\u00fcl\u00fck ve bozukluk yapan biri olur gider. Bu vesile ile \u015funu birbirinden ay\u0131rmak gerekir ki; dinin insan\u0131 y\u00f6nlendirmesi ba\u015fka, birini dine y\u00f6nlendirmek ba\u015fkad\u0131r.<br \/>\nBilgi gibi dinin de s\u00fcr\u00fcklemesi zorla de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc akl\u0131n gere\u011fi fiilen gerekli olan\u0131n sebebi de\u011fildir. Onun sebebi irade ve kuvvettir. Fakat hak dine sevketmek asl\u0131nda tam bir iyiliktir. Bunun i\u00e7in \u00f6zel veya genel velayet ile tam dindarl\u0131\u011f\u0131n iyiliklere zorla s\u00fcr\u00fckledi\u011fi, di\u011fer bir ifade ile zorla iyilik yapt\u0131rd\u0131\u011f\u0131 yerler vard\u0131r. Bu c\u00fcmleden olarak anne ve baban\u0131n \u00e7ocuklar\u0131 y\u00f6nlendirme ve terbiye etmeleri, iyili\u011fi emretmek, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nd\u0131rmak gibi meseleler bu cinstendir. Bu fark\u0131n \u00e7\u0131k\u0131\u015f noktas\u0131 \u015fudur: \u0130stedi\u011fini se\u00e7me ve irade dinin bir par\u00e7as\u0131 de\u011fildir de, etkili olmas\u0131n\u0131n bir \u015fart\u0131d\u0131r, dindar olman\u0131n par\u00e7as\u0131d\u0131r. Demin s\u00f6yledi\u011fimiz gibi s\u0131rf kanun ile diledi\u011fini yapmakta serbest olan kimsenin etkileri aras\u0131nda b\u00fcy\u00fck fark vard\u0131r.<br \/>\nK\u0131sacas\u0131 din, iman ve amel konusu olarak akla ve irade h\u00fcrriyetine teklif edilecek hak ve iyilik kanunlar\u0131n\u0131n toplam\u0131d\u0131r ki buna millet ve \u015feriat da denilir. Dindarl\u0131k da bu kanunlar\u0131n severek ve isteyerek tatbik edilmesidir. Ger\u00e7i amelin imandan bir par\u00e7a olup olmad\u0131\u011f\u0131 tart\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f ve do\u011frusu amel iman\u0131n bir par\u00e7as\u0131 de\u011fil, iman\u0131n gere\u011fi ve meyveleri oldu\u011fu tesbit edilmi\u015f ise de gerek iman\u0131n ve gerek amelin dindarl\u0131kta; imanla ilgili h\u00fck\u00fcmler ve amelle ilgili h\u00fck\u00fcmlerin de bizzat dinin i\u00e7inde birer r\u00fck\u00fcn olduklar\u0131nda asla ihtilaf edilmemi\u015ftir.<br \/>\nHak dinin bu ay\u0131r\u0131c\u0131 \u00f6zelli\u011fi \u00fczerinde iyice d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz zaman anlar\u0131z ki, tecr\u00fcbe ve akl\u00ee delil a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir dinin hak olmas\u0131 (tam din olmas\u0131 \u015fart\u0131 ile) herkese vaad etti\u011fi iyiliklerin, mutluluklar\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesi ile anla\u015f\u0131lacakt\u0131r. Bat\u0131l dinin verdi\u011fi s\u00f6zler, din olmas\u0131yla ters orant\u0131l\u0131 iken hak dinin verdi\u011fi s\u00f6zler din olmas\u0131yla do\u011fru orant\u0131l\u0131 olur. Ger\u00e7ekten \u0130sl\u00e2m tarihine bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman da \u0130sl\u00e2m dinini b\u00f6yle buluyoruz. Ta Hz. Peygamber\u2019in zaman\u0131ndan beri m\u00fcsl\u00fcmanlar ne zaman dinlerine tam do\u011fru bir dindarl\u0131k ile sar\u0131lm\u0131\u015flarsa ger\u00e7ek iyili\u011fi anlam\u0131\u015flar ve yapm\u0131\u015flar, bereketleri, iyilikleri ve mutluluklar\u0131 o oranda artm\u0131\u015f, mutlu ya\u015fam\u0131\u015flar, mutlu ya\u015fatm\u0131\u015flar \u201cKim bir iyilik yaparsa ona o iyili\u011fin on kat\u0131 verilecektir.\u201d (En\u2019\u00e2m, 6\/160).<br \/>\nFakat zaman\u0131m\u0131zda Avrupal\u0131lardan baz\u0131lar\u0131 diyorlar ki \u201cAsr\u0131m\u0131z\u0131n insanlar\u0131, mutlulu\u011fu fayda ve iyilikte de\u011fil faydalanmada g\u00f6r\u00fcyor. Onun d\u0131\u015f\u0131nda bizatihi bir hak, bizatihi bir iyilik tan\u0131m\u0131yorlar ve bundan dolay\u0131 Allah taraf\u0131ndan kurulmu\u015f olan hak din, art\u0131k onlar\u0131n \u015fevklerini ve iradelerini co\u015fturmuyor. \u015eimdiki insanlar\u0131 ancak faydalanma \u015fehveti zabt ve idare ederse etkileyecektir. Bundan dolay\u0131 onlara insan taraf\u0131ndan kurulmu\u015f olan dinler tatbik etmeli ve iradeleri bununla g\u0131c\u0131klayarak \u015fimdiki insanlar\u0131, olgunla\u015f\u0131ncaya kadar bir taraftan m\u00fccadeleye s\u00fcr\u00fcklemeli, di\u011fer taraftan s\u0131rf otomatik ve mekanik, yani cans\u0131z ve duygusuz kanunlarla zor ve kuvvet i\u00e7inde tutup g\u00f6t\u00fcrmelidir. Tabiatta merhamet yok, zor vard\u0131r. H\u00fcrriyet de\u011fil, zorunluluk ve determinizm hakimdir\u201d. Bunlara g\u00f6re \u015fimdiki insanlar \u015fahsi \u00e7\u0131kar h\u0131rs\u0131 ile ister istemez b\u00f6yle sonsuz bir m\u00fccadeleye at\u0131lmakta ve sevgi yerine d\u00fc\u015fmanl\u0131k \u00e7o\u011falmaktad\u0131r. B\u00f6ylece hak din do\u011fru imi\u015f demek, haks\u0131zlar onun m\u00fckafat\u0131na de\u011fil, cezas\u0131na lay\u0131kt\u0131rlar demeye e\u015fittir ve hak dinin Allah\u2019a ortak ko\u015fmada g\u00f6sterdi\u011fi ac\u0131 sonu\u00e7lar\u0131 hak etmeyi itiraf etmektir. \u201c\u0130nsanlar\u0131n kendi elleriyle kazand\u0131klar\u0131 g\u00fcnahlar y\u00fcz\u00fcnden, karada ve denizde fesat \u00e7\u0131kt\u0131. Belki d\u00f6nerler diye, Allah b\u00f6ylece onlara, yapt\u0131klar\u0131n\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 tatt\u0131r\u0131yor.\u201d (R\u00fbm, 30\/41) \u00e2yetinin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 do\u011frulamaktad\u0131r. Bu da Allah\u2019\u0131n birli\u011fi ile Rahm\u00e2n ve Rahim\u2019e sar\u0131lmayan insanlar\u0131n bizzat haklar\u0131 ve bundan dolay\u0131 \u00e2lemlerin Rabbi\u2019nin bir y\u00fccelik al\u00e2meti, bir b\u00fcy\u00fckl\u00fck terbiye ve tedbiridir. Y\u00fcce Allah insanlara bu \u015fekilde de g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. \u0130nsanlar bu \u00e7\u0131karc\u0131l\u0131k ve a\u00e7 g\u00f6zl\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc yenerlerse, ancak \u015fimdiki zamandaki sava\u015f belas\u0131n\u0131 da yenmi\u015f olacaklar ve gelecekteki din g\u00fcn\u00fcn\u00fcn m\u00fckafat ve kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 daha iyi anlayacaklar. \u00c7\u00fcnk\u00fc Alman filozofu Kant bile y\u00fcce Allah\u2019\u0131n mutlak varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 pratik akl\u0131 ile ahiretin mutlaka var olmas\u0131 gerekti\u011fi sonucundan \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u015fekilde ahiret g\u00fcn\u00fc dinin ve ona iman etmek dindarl\u0131\u011f\u0131n en \u00f6nemli temelini olu\u015fturur. Ve o g\u00fcn\u00fcn dine mahsus olan b\u00f6yle bir \u00f6zelli\u011fi vard\u0131r. \u201cO, din g\u00fcn\u00fcn\u00fcn maliki Allah\u2019\u0131n\u201d \u00e2yetinde bu m\u00fcjde ve uyarman\u0131n a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade edilmesi bu itibarla da \u00e7ok a\u00e7\u0131k se\u00e7ik bir s\u00f6z olmu\u015ftur. Dinin b\u00f6yle bir g\u00fcn\u00fc vard\u0131r.<br \/>\nBundan dolay\u0131 \u0130bn\u00fc Cerir et-Taber\u00ee tefsirinde nakledildi\u011fi \u00fczere baz\u0131 m\u00fcfessirler buradaki \u201cdin\u201di yaln\u0131z m\u00fckafat ve kar\u015f\u0131l\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131na de\u011fil, millet ve \u015feriat de denilen bilinen m\u00e2n\u00e2s\u0131yla ili\u015fkili olarak tefsir etmi\u015flerdir. Bu \u015fekilde \u201d = yevmi\u2019d-d\u00een\u201d, bilinen \u015fer\u2019\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile dinin bilinen \u00f6nemli g\u00fcn\u00fc demek olur ki, bundan da bizzat ahiret ve k\u0131yamet g\u00fcn\u00fc anla\u015f\u0131l\u0131r. Hitab\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131na g\u00f6re birinci m\u00e2n\u00e2 a\u00e7\u0131k, hitab\u0131n sonucuna g\u00f6re de ikinci m\u00e2n\u00e2 birdenbire akla geliyor. Bunun i\u00e7in biz de bu iki m\u00e2n\u00e2y\u0131 zayi etmemek i\u00e7in mealinde \u201cdin g\u00fcn\u00fcn\u00fcn sahibi\u201d demeliyiz.<br \/>\nKIR\u00c2ET: Burada iki k\u0131r\u00e2et (okuma tarz\u0131) vard\u0131r. On k\u0131r\u00e2et imam\u0131ndan yani Nafi, \u0130bn-i Kesir, Ebu Amr, \u0130bn\u00fc \u00c2mir, Hamza ve Ebu Ca\u2019-fer k\u0131r\u00e2etlerinde elifsiz olarak okunur. yani \u00c2s\u0131m, K\u0131s\u00e2\u00ee, Yakub, Halef-i A\u015fir k\u0131r\u00e2etlerinde de okunur ki, bizim k\u0131r\u00e2etimiz de budur. Ve F\u00e2tiha\u2019da m\u00e2n\u00e2 ile ilgili Kur\u2019\u00e2n-\u0131 Kerim\u2019in t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc okunma \u015fekilleri ancak buradad\u0131r. Birincisi mimin \u00f6tresi ile \u201cm\u00fclk\u201d masdar\u0131ndan s\u0131fat-\u0131 m\u00fc\u015febbehe, ikinci de mimin esresi ile \u201cmilk\u201d masdar\u0131ndan ism-i f\u00e2il kipidir. Bu kelimeler, kuvvet m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile ilgilidir. Biri her \u015feyden \u00f6nce ve bizzat insanlar\u0131n canlar\u0131 \u00fczerinde tasarruf, di\u011feri de her \u015feyden \u00f6nce ve bizzat mallar\u0131n kendisi ve faydalar\u0131 \u00fczerinde tasarruf kuvvetidir. H\u00fck\u00fcmdarl\u0131k, umumun faydas\u0131 i\u00e7in g\u00f6r\u00fc\u015f ve tedbir, emir ve yasak, s\u00f6z verme ve uyarma, g\u00f6n\u00fcl ok\u015fama ve mahrum etme gibi hukuk ve yetki ile akl\u0131 olan insanlar \u00fczerinde tasarruf ve h\u00fck\u00fcm icra ederek bir toplumu d\u00fczene sokma ve onu bir tek ki\u015fi \u00f6rne\u011finde temsil eden ba\u011f\u0131ms\u0131z bir genel nitelikli y\u00f6netim kudretini ifade eder.<br \/>\nM\u00e2likiyet ise, her t\u00fcrl\u00fc mal varl\u0131klar\u0131 ve onlar\u0131n hisseleri \u00fczerinde ki\u015finin \u00f6zel faydas\u0131 i\u00e7in ba\u015fl\u0131ba\u015f\u0131na zabt ve tasarruf hakk\u0131 ve yetkisi demek olan \u00f6zel nitelikli y\u00f6netim kuvvetini ifade eder. Bunlardan her birinin di\u011ferine bir y\u00f6nden ili\u015fkisi vard\u0131r. Gerek mutlak suretteki sahip olma ve gerek mutlak suretteki h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131n ikisi de bizzat \u00e2lemlerin Rabbine aittir. \u00c7\u00fcnk\u00fc hayat\u0131 kendi elinde olmayan insanl\u0131\u011f\u0131n bu s\u0131fatlarla nitelenmesi, tabiat\u0131yla izaf\u00ee, vek\u00e2leten ve i\u011freti oldu\u011fu apa\u00e7\u0131kt\u0131r. Bununla beraber d\u00fcnyada ve \u015fimdiki zamanda insanl\u0131\u011f\u0131n yaln\u0131z bencilli\u011fini, gururunu te\u015fkil eden de bu izaf\u00ee ve vekaleten olan otorite ve m\u00fclkt\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar, d\u00fcnyada ya\u015fama ve mutlulu\u011fun en \u00f6nemli temel \u015fartlar\u0131ndand\u0131r. Ger\u00e7ekten hayat ve hayat\u0131n mutlulu\u011fu \u00f6nce bir memlekete ba\u011fl\u0131d\u0131r. Memleket ise otorite ve m\u00fclk yeri demektir ki, buna halk dili ile vatan, \u0130sl\u00e2m hukuku dili ile daha de\u011ferli olarak d\u00e2r (yurt) denilir. Bir memlekette hayat, \u015fahsi menfaate dayal\u0131 m\u00fclkiyet hakk\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak, yani ki\u015fisel m\u00fclkiyet ile ayakta durur. Bunun gere\u011fi olan hayat ve kamu yarar\u0131 da h\u00fck\u00fcmdar ve m\u00fclk ile yani sosyal d\u00fczeni temin eden devlet ve devlet reisi ile sa\u011flan\u0131r. Bunlar\u0131n k\u0131vam\u0131 da her ikisinin kendine ait (\u00f6zel) ve kendi ad\u0131na hareket eden kimse olmay\u0131p birbirinin deste\u011fine muhta\u00e7 olduklar\u0131n\u0131 bilmek ve aralar\u0131nda hak oran\u0131na uygun d\u00fc\u015fen kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 destek ve d\u00fczeni bulmakla m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ki\u015fiyi ve ki\u015fisel m\u00fclkiyeti bo\u011fan kat\u0131ks\u0131z ve kat\u0131 sosyalizm, organlar\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn \u00f6zellikleri felce u\u011frayan ve yaln\u0131z g\u00f6nl\u00fc basit ve fakat heyecanl\u0131 bir hat\u0131ra ile k\u0131vranan bir v\u00fccuda benzer. Toplumu, sosyal m\u00fclkiyeti bo\u011fan kat\u0131 ferdiyet\u00e7ilik (Liberalizm) canl\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fclm\u00fc\u015f olup can\u0131 bo\u011faz\u0131na gelmi\u015f ve g\u00f6zleri hava bo\u015flu\u011funa dikilmi\u015f \u00f6l\u00fcme haz\u0131r birisinin son nefesindeki can \u00e7eki\u015fme an\u0131ndaki krizini ya\u015fayan bedenini and\u0131r\u0131r. Bunun i\u00e7in otorite ve m\u00fclkten her birinin yok olmas\u0131 bir felakettir. M\u00fclk ve otoritenin bir k\u0131sm\u0131n\u0131n veya tamam\u0131n\u0131n yoklu\u011fu, bizzat kamu yarar\u0131n\u0131n o oranda kesilmesidir. Otorite ve m\u00fclk sahibi olman\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131n veya tamam\u0131n\u0131n yok olmas\u0131 da ki\u015fisel faydan\u0131n veya herkesin faydas\u0131n\u0131n t\u00fckenmesi demektir. Ve \u00e7o\u011funlukla birinin sona ermesi di\u011ferinin sona ermesini gerektirir. Bunlar\u0131n ikisinin birden kaybedilmesi ise -Allah korusun- en b\u00fcy\u00fck musibet ve en b\u00fcy\u00fck felakettir. Her birinin yok olmas\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmekte bile insanl\u0131k bu ac\u0131kl\u0131 sonucun y\u00fcrekler ac\u0131s\u0131n\u0131 duyar ve duydu\u011fu i\u00e7indir ki, b\u00fct\u00fcn bu a\u00e7\u0131kl\u0131k kar\u015f\u0131s\u0131nda kendisinin \u015fu anda g\u00f6receli (izafi) de\u011fil, ger\u00e7ek ve kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z bir melik (h\u00fck\u00fcmdar) veya malik (sahip) oldu\u011fu kuruntusundan kurtulamaz. Varl\u0131k ve nimet a\u00e7\u0131s\u0131ndan h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k \u015f\u00fcphesiz daha \u00e7ekicidir. Fakat yokluk ve \u015fiddetli ceza a\u00e7\u0131s\u0131ndan da sahip olman\u0131n ortadan kalkmas\u0131 daha deh\u015fetli ve daha korkun\u00e7tur. \u0130\u015fte bu b\u00fcy\u00fck \u00e2yet insanl\u0131\u011f\u0131n \u015fimdiki zamandaki bu izaf\u00ee pay\u0131n\u0131 zorla almayarak, gelecekte \u00f6zellikle ahirette bunun dahi kendisinden al\u0131naca\u011f\u0131n\u0131 ve o zaman yaln\u0131z \u00e2lemlerin Rabbi y\u00fcce Allah\u2019\u0131n ezel\u00ee ve ebed\u00ee olan ger\u00e7ek m\u00fclk sahibi olu\u015fu, ve mutlak h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n kalaca\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131kl\u0131yor: \u201cO g\u00fcn, kimsenin kimseye yard\u0131m edemeyece\u011fi bir g\u00fcnd\u00fcr! O g\u00fcn emir, yaln\u0131z Allah\u2019a aittir. \u201d (\u0130nfitar, 82\/19) \u201cBug\u00fcn m\u00fclk kimindir? O tek ve Kahhar olan Allah\u2019\u0131nd\u0131r.\u201d (\u011e\u00e2fir, 40\/16). \u0130lk bak\u0131\u015fta bu uyarma ne kadar deh\u015fetlidir. Benim benim derken, memleket, h\u00fck\u00fcmet kaybetmenin ne felaket oldu\u011funu anlayanlar, isterse bir tane olsun kimseye vermem derken, mals\u0131z m\u00fclks\u00fcz kald\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6renler bu deh\u015fetin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ne \u00e7abuk hissederler. Fakat onu sonradan de\u011fil, \u00f6nceden hissetmenin faydas\u0131 vard\u0131r. Bununla beraber bu y\u00fcce \u00e2yet \u00fcmitsizlik veren bir \u00e2yet de\u011fildir. \u0130zaf\u00ee ve vekaleten sahip olma veya h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131n sona erip ger\u00e7ek ve hakiki sahibine ve h\u00fck\u00fcmdar\u0131na d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc o g\u00fcnde yine tam fakirlik olan tamamen yok olma y\u00fcz g\u00f6stermiyor, ne kat\u0131ks\u0131z otorite, ne de kat\u0131ks\u0131z m\u00fclk\u00fcn hi\u00e7 biri olmuyor. B\u00fct\u00fcn varl\u0131klar, ger\u00e7ek sahip olan \u00e2lemlerin Rabbinin, Rahm\u00e2n\u2019l\u0131\u011f\u0131 ve Rahim\u2019li\u011fi ile kudreti alt\u0131nda top lanm\u0131\u015f bulunuyor. Bundan dolay\u0131 Rabban\u00ee memleketin vatanda\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yanlar o g\u00fcn mutluluk paylar\u0131n\u0131 derecelerine g\u00f6re bol bol alacaklar ve t\u00e2bi olmayanlar da sonsuz nasipsizli\u011fe katlan\u0131p gideceklerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o g\u00fcn vatanda\u015fl\u0131\u011f\u0131 de\u011fi\u015ftirmeye art\u0131k imkan kalmayacak, ba\u015fka memleket, ba\u015fka h\u00fck\u00fcmet bulunmayacakt\u0131r. Bug\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fck yaparken, sonunda yoklu\u011fa g\u00fcvenen, yok olmay\u0131 nimet sayanlar, o g\u00fcn ondan da mahrum olacaklard\u0131r. Hak terazisinin gere\u011fi budur.<br \/>\n\u0130\u015fte \u201d \u201d \u015feklinde okumak bu uyarma ve m\u00fcjdelemeyi ferd\u00ee m\u00fclkiyet a\u00e7\u0131s\u0131ndan; olarak okumak da sosyal m\u00fclkiyet a\u00e7\u0131s\u0131ndan anlatmak ve bildirmektir. Her iki uyar\u0131y\u0131 bir okuma \u015feklinde toplamaya, F\u00e2tiha\u2019da Allah\u2019\u0131n rahm\u00e2n olmas\u0131 m\u00fcsaade etmemi\u015f ve en b\u00fcy\u00fck bela\u011fat bunlar\u0131n iki ayr\u0131 okuma \u015feklinde da\u011f\u0131t\u0131lmas\u0131nda kendini g\u00f6stermi\u015ftir.<br \/>\n\u0130LM\u00ce B\u0130R \u00d6ZETLEME: F\u00e2tiha\u2019da ilk tam vakf (durak)\u0131n i\u00e7ine ald\u0131\u011f\u0131 bu \u00fc\u00e7 \u00e2yet bir istenilen \u015fey ile be\u015f delilinden terkib edilmi\u015f bir \u00f6nermedir. \u015e\u00f6yle ki: Hamd Allah\u2019a mahsustur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah zat\u0131 ve s\u0131fat\u0131 ile bunu hak etmi\u015ftir. Zat\u0131 ile hak etmi\u015ftir, \u00e7\u00fcnk\u00fc Allah\u2019t\u0131r, zat\u0131nda hakk\u0131yla kendisine ibadet olunand\u0131r. S\u0131fat\u0131 ile hak etmi\u015ftir, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00e2lemlerin Rabbidir ve \u00e7\u00fcnk\u00fc Rahm\u00e2n\u2019d\u0131r ve \u00e7\u00fcnk\u00fc Rah\u00eem\u2019dir ve \u00e7\u00fcnk\u00fc din g\u00fcn\u00fcn\u00fcn sahibidir. Birinci delile g\u00f6re \u201cAllah\u2019a hamd olsun\u201d \u00f6nermesi \u201cd\u00f6rt say\u0131s\u0131, \u00e7ifttir\u201d \u00f6nermesi gibi benzetmeleri beraberinde olan \u00f6nermeler veyahut do\u011fal denilen \u00f6nermelerdendir. Di\u011ferleri de enf\u00fc-s\u00ee ve \u00e2f\u00e2k\u00ee (subjektif ve objektif) bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131yla k\u00e2inat d\u00fczeninden dolayl\u0131 olarak var\u0131lan bir sonu\u00e7 gere\u011fince ba\u015flang\u0131\u00e7 ve sonu\u00e7 delillerinin \u00f6zetidir ki, Kur\u2019\u00e2n\u2019da uzun uzad\u0131ya anlat\u0131lacakt\u0131r.<br \/>\n5-Sayg\u0131 g\u00f6stermenin b\u00fct\u00fcn \u015fekillerini ve sebeplerini i\u00e7ine alan bu bildiri ve ispat \u015feklinden sonra da ayn\u0131 \u00f6nerme ve deliller bir dile\u011fe ve bir teklifin gere\u011fini yerine getirmeye dahi i\u015farettirler. Sanki y\u00fcce Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: \u201cEy insanlar! Ey ak\u0131l sahipleri siz sadece iyili\u011fe, kay\u0131ts\u0131z, \u015farts\u0131z olgunlu\u011fa sayg\u0131 g\u00f6sterenlerden iseniz ben Allah\u2019\u0131m, her olgunluk benimdir ve e\u011fer kudret (g\u00fc\u00e7) ve iyilik etmeye sayg\u0131 g\u00f6sterenlerden iseniz ben \u00e2lemlerin Rabbiyim ve e\u011fer gelece\u011fe tama\u2019 ederek sayg\u0131 g\u00f6sterenlerden iseniz ben Rahm\u00e2n-\u0131 Rah\u00eem\u2019im ve e\u011fer korku ve \u00fcrkme ile sayg\u0131 g\u00f6sterenlerden iseniz ben din g\u00fcn\u00fcn\u00fcn sahibiyim. Bundan dolay\u0131 sayg\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn sebeplerini zat\u0131nda toplayan ve kendisine ibadet edilen tek il\u00e2h\u0131m.\u201d<br \/>\nBunu duyan ak\u0131l sahibi muhataplar da \u201cAcaba Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019ya nas\u0131l ve ne \u015fekilde hamd edelim?\u201d diye elbette kendi kendilerine soracaklard\u0131r. \u0130\u015fte buna cevap vermek \u00fczere, s\u00f6z\u00fcn y\u00f6n\u00fcn\u00fc de\u011fi\u015ftirmek demek olan bir iltifat \u00fcslubu ile; \u201cAncak sana ederiz kullu\u011fu, ibadeti ve ancak senden dileriz yard\u0131m\u0131, inayeti (Ya Rab!)\u201d buyurulmu\u015f ki \u201cb\u00f6yle deyiniz\u201d me\u00e2lini anlatt\u0131\u011f\u0131 halde, anlat\u0131mdaki bela\u011fat bunu a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylemeye ihtiya\u00e7 b\u0131rakmam\u0131\u015ft\u0131r. sana m\u00e2n\u00e2s\u0131na biti\u015fik olmayan zamirdir ve ondan sonraki fiilinin d\u00fcz nesnesidir. Nesnenin b\u00f6yle fiilden \u00f6nce gelmesi, s\u0131rf sana mahsus anlam\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131ndan \u201cba\u015fkas\u0131na de\u011fil, ancak sana\u201d demek olur. abed, ubudet, ubudiyet (kulluk) m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 da toplayan ibadet masdar\u0131ndan yap\u0131lm\u0131\u015f geni\u015f zaman fiili birinci \u015fah\u0131s \u00e7o\u011ful kipidir. O halde ibadet nedir?<br \/>\n\u015eeriat dilinde ibadet, niyete ba\u011fl\u0131 olarak yap\u0131lmas\u0131nda sevap olan ve y\u00fcce Allah\u2019a yakla\u015fmay\u0131 ifade eden \u00f6zel itaatt\u0131r. \u0130taat, niyete ba\u011fl\u0131 olsun olmas\u0131n ve kimin i\u00e7in yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bilinsin bilinmesin, yap\u0131lmas\u0131 hay\u0131rl\u0131 olan ameli yapmakt\u0131r. Allah\u2019a yakla\u015fmak niyete ba\u011fl\u0131 olmasa bile yap\u0131lmas\u0131 hay\u0131rl\u0131 olan ameli, kime yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilerek yani yakla\u015fmak istedi\u011fi zat\u0131 tan\u0131yarak yapmakt\u0131r. Bundan dolay\u0131 her ibadet, Allah\u2019a bir yakla\u015fma ve her yakla\u015fma bir itaatt\u0131r. Fakat her itaat yakla\u015fma say\u0131lmaz ve her yakla\u015fma ibadet olmaz. Mesela Allah\u2019\u0131 tan\u0131mak i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcnmek bir itaatt\u0131r. Fakat kendisine yakla\u015fmak istenilen y\u00fcce Allah d\u00fc\u015f\u00fcnce durumunda hen\u00fcz tan\u0131nm\u0131\u015f olmad\u0131\u011f\u0131ndan bu d\u00fc\u015f\u00fcnce bir yakla\u015fma de\u011fildir. Ve niyete ba\u011fl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131ndan ibadet de de\u011fildir. Kur\u2019\u00e2n okumak, ihtiya\u00e7 sahiplerine yard\u0131m etmek, sadaka vermek, vak\u0131f yapmak, k\u00f6le azat etmek ve benzeri \u015feyler niyete ba\u011fl\u0131 olmayan ameller hem yak\u0131nl\u0131k, hem itaatt\u0131r, ibadet de\u011fildir. Fakat namaz, oru\u00e7, zekat, hac ve cihad gibi yap\u0131lmas\u0131nda niyet \u015fart olan ameller hem ibadet, hem yak\u0131nl\u0131k ve hem itaatt\u0131rlar.<br \/>\nDemek ki, \u015fer\u2019\u00ee ibadet, insan\u0131n ruh ve bedence, d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc ve i\u00e7y\u00fcz\u00fcnde b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131yla yaln\u0131z Allah\u2019a yap\u0131lan \u015fuurlu bir itaat ve yak\u0131nl\u0131kt\u0131r. \u0130lk \u00f6nce; bunda niyet \u015fartt\u0131r. Niyet ise yap\u0131lacak i\u015fin icra edilmesinde ancak Allah\u2019a itaat ve yakla\u015fmay\u0131 kasdetmek demek olan yeni bir istektir. Azmetmek bir i\u015fi yapmadan \u00f6nce, kasdetmek yapmakla beraber oldu\u011fu gibi niyet de niyet edilen \u015feyi bilmekle beraber onu yapmaya biti\u015fik olur. Hem bilgi ve hem iste\u011fi kapsayan bu tam \u015fuur, ruh ve kalbin bir i\u015fidir. \u0130kincisi bununla beraber Allah kat\u0131nda itaat olan bir amel ortaya koymak gerekir ki ibadet olsun. Yoksa yaln\u0131z bir \u015feyi yapmay\u0131 istemek ve ruhta kalan d\u00fc\u015f\u00fcnme, hat\u0131ra getirme gibi i\u00e7 duygularla ilgili ameller, itaat ve yak\u0131nl\u0131k olsa da ibadet olamaz. Bunun i\u00e7indir ki, ibadetlerin ba\u015f\u0131 olan imanda, sadece kalb ile do\u011frulamak yetmez de bunun hi\u00e7 olmazsa dil ile ikrar edilerek kalbden d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 da gerekir. Ayn\u0131 \u015fekilde niyet edilmeden yaln\u0131z a\u00e7\u0131k\u00e7a yap\u0131lan ameller de ne olursa olsun ibadet say\u0131lmaz. Niyetsiz yat\u0131p kalkmak namaz de\u011fil, niyetsiz a\u00e7 durmak oru\u00e7 de\u011fil, niyetsiz Ka\u2019be\u2019ye, Arafat\u2019a seyahat edip dola\u015fmak hac de\u011fil, niyetsiz d\u00fc\u015fmanla sava\u015fmak, \u015fehit veya gazi yapan cihad de\u011fildir v.s\u2026 O halde k\u00f6t\u00fc niyetle, yani Allah\u2019a itaat ve yak\u0131nl\u0131k maksad\u0131ndan ba\u015fka bir maksatla yap\u0131lan ameller hi\u00e7bir \u015fekilde ibadet olamaz. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, dilimizdeki kullan\u0131l\u0131\u015flar\u0131na g\u00f6re tap\u0131, tapmak, tap\u0131nmak kelimeleri ibadetin de\u011fil, genel olarak itaat\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 olabilecektir. Hatta tapmak ve tap\u0131nmak kelimelerinde az \u00e7ok ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmemek gibi bir \u015fuursuzluk m\u00e2n\u00e2s\u0131 anlar\u0131z da bunlar\u0131 puta tapmak, ha\u00e7a tapmak gibi yerlerde kullan\u0131r\u0131z. Bundan dolay\u0131 \u201csana ibadet ederiz\u201d yerinde sadece T\u00fcrk\u00e7e olsun diye \u201csana tapar\u0131z\u201d veya \u201ctap\u0131n\u0131r\u0131z\u201d demek dilimizin inceli\u011fini kaybetmek olur. Kulluk etmek \u015fuur (bilin\u00e7) a\u00e7\u0131s\u0131ndan tapmak kelimesinden daha iyidir. Bu da ibadetten zay\u0131f olan kullu\u011fun m\u00e2n\u00e2s\u0131d\u0131r. Bununla beraber \u0130slam\u2019da b\u00fct\u00fcn din\u00ee naslar\u0131n genel incelenmesi sonucu yerle\u015fmi\u015f olan \u015fer\u2019\u00ee (din\u00ee) m\u00e2n\u00e2dan \u00f6nce kelimenin k\u00f6k\u00fcnden gelen l\u00fcgat m\u00e2n\u00e2s\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulunduruldu\u011fu zaman bunlar\u0131n aras\u0131nda bir ortak m\u00e2n\u00e2 vard\u0131r ki, ibadet denildi\u011fi zaman \u00f6nce onu d\u00fc\u015f\u00fcnmek ve F\u00e2tiha\u2019da da bundan ba\u015flamak gerekir. \u015eu halde o nedir?<br \/>\nBu m\u00e2n\u00e2 esas maddesinin en genel olan m\u00e2n\u00e2s\u0131 ne ise odur ki, bu da \u201d = ubudet\u201d veya \u201d = abed\u201d masdarlar\u0131ndand\u0131r. \u00c2bid (ibadet eden) ve mabud (kendisine ibadet edilen) vas\u0131flar\u0131n\u0131n i\u00e7inde de yer alm\u0131\u015ft\u0131r. Yukar\u0131da i\u015faret etti\u011fimiz \u015fekli ile ubudet, ubudiyet (kulluk) ve ibadet bir derece itaat m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade ederler ki, en \u00f6zel m\u00e2n\u00e2s\u0131 ibadet, en genel m\u00e2n\u00e2s\u0131 da ubudettir. Ubudet Arap dilinde kendini al\u00e7ak tutma m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Kulluk al\u00e7almay\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa vurma, ibadet bunun daha kuvvetlisi olarak e\u011filip tevazu etmenin, al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn ve h\u00fcrmetin en son derecesidir. Bunun i\u00e7in tefsir \u00e2limlerinin \u00e7o\u011fu bunu (e\u011filip tevazu etmenin en son \u015fekli) diye tefsir ederler. Bu da sebebini sormadan tam itaat m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir. Ebu Hayyan tefsirinde \u0130bn\u00fc Sikkit\u2019ten ibadetin her \u015feyden tecrid edilip Allah\u2019a y\u00f6nelme m\u00e2n\u00e2s\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011funu da nakletmi\u015ftir. Kamusu \u015ferheden m\u00fctercim \u00c2s\u0131m Efendi\u2019nin a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re de ibadet h\u0131rs ve \u00f6fke m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelen (abed) maddesinden al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130badet Allah\u2019\u0131n raz\u0131 oldu\u011fu \u015feyi yapmak, ubudiyet (kulluk) de Allah\u2019\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131na raz\u0131 olmak diye de tefsir edilmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015feriat dilinde ubudiyetin ibadetten bazen pek a\u015fa\u011f\u0131 ve bazen daha y\u00fcksek olarak kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 vard\u0131r. Hz. Muhammed (s.a.v.)\u2019in ubudiyeti ibadetten daha \u00f6zel bir m\u00e2n\u00e2ya gelir.<br \/>\nBu m\u00e2n\u00e2n\u0131n psikoloji ilmi a\u00e7\u0131s\u0131ndan a\u00e7\u0131klanmas\u0131: \u0130nsan\u0131n hayat\u0131, tat ile ac\u0131n\u0131n g\u00fczergah\u0131 (ge\u00e7idi) d\u0131r. \u0130nsan ruhu; ac\u0131dan gocunur, taddan ho\u015flan\u0131r. Ac\u0131 sebepleri kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00f6fkelenir veya k\u0131zar, insan faaliyetlerini d\u00fczenleyen i\u015fte \u015fimdiki zamandan gelece\u011fe bu korku ile \u00fcmidin ard arda kar\u015f\u0131la\u015fmas\u0131 ve \u00e7arp\u0131\u015fmas\u0131d\u0131r. \u00dcmit silindi\u011fi zaman \u00fcmitsizlik kaplar, faaliyet s\u00f6ner. Korku silindi\u011fi zaman da azg\u0131nl\u0131k kaplar, sonu\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez, faydal\u0131 faaliyet yap\u0131lmaz, \u00fcretimin yerini t\u00fcketim al\u0131r. \u00dcmidin i\u00e7inde bir korku, korkunun i\u00e7inde bir \u00fcmit yoksa vazife \u015fuuru hareketsiz kal\u0131r, a\u00e7lar\u0131 \u00e7al\u0131\u015ft\u0131ran doymak \u00fcmidi, toklar\u0131 \u00e7al\u0131\u015ft\u0131ran a\u00e7l\u0131k korkusudur.<br \/>\n\u0130nsan hayat\u0131 i\u00e7 ve d\u0131\u015f\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ili\u015fki i\u00e7inde olmas\u0131d\u0131r. Nefes almadan tutunuz da en incelerine var\u0131ncaya kadar hayat\u0131n sebepleri ve lezzetlerinin bir \u00e7o\u011fu insana d\u0131\u015f\u0131ndan gelir, i\u00e7inden gelenlerin \u00e7o\u011fu da kendi iste\u011fiyle yapt\u0131\u011f\u0131 bir \u015fey de\u011fildir. \u0130ster istemez herkes, hayat\u0131n\u0131n \u00fcmit ve korkusunun sebebi yaln\u0131z kendisi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 az \u00e7ok sezer. Bu da kendi kendisine b\u0131rak\u0131lan insan\u0131n bir hi\u00e7 oldu\u011funu anlat\u0131r. \u0130nsan\u0131n bu acizli\u011fini, bu duygusunu unuttu\u011fu kendinden ge\u00e7ti\u011fi zamanlar ger\u00e7i \u00e7oktur. Fakat ne olursa olsun hi\u00e7bir ki\u015fi kendi kendine bu aczin sahas\u0131ndan \u00e7\u0131kamaz. Akl\u0131 olanlar da \u00fcmit ile korkunun bu \u00e7ekicilik ve iticili\u011finden ayr\u0131lamazlar.<br \/>\nGer\u00e7ekten gelece\u011fe g\u00f6re insan ruhunda ne \u00fcmidin sonu vard\u0131r, ne de korkunun. Yarat\u0131l\u0131\u015fta \u00fcmit sebepleri s\u0131n\u0131rl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, korkunun sebepleri de \u00f6yledir. \u0130nsan ruhu, zaman zaman belli \u00fcmitler ve belli korkular kar\u015f\u0131s\u0131nda birbiri ard\u0131nca \u00fcz\u00fcl\u00fcrken bir taraftan da b\u00fct\u00fcn\u00fcyle belli olmayan, u\u00e7suz, bucaks\u0131z \u00fcmitlerin, korkular\u0131n mutlak etkisi alt\u0131nda bulunur. Burada b\u00fct\u00fcn \u00fcmitlerle b\u00fct\u00fcn korkular\u0131n kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya yer alarak bir noktada bulu\u015ftuklar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr ki bu da ger\u00e7e\u011fin ta kendisidir. Ve o zaman kendisinde \u00f6yle bir ilgi uyan\u0131r ki, bu ilgi bir taraftan b\u00fct\u00fcn sevgileri, di\u011fer taraftan b\u00fct\u00fcn korkular\u0131 i\u00e7ine alan bir korku ve \u00fcmit heyecan\u0131 ile ortaya \u00e7\u0131kar. \u0130\u015fte insan ruhunun b\u00f6yle b\u00fct\u00fcn\u00fcyle etkilendi\u011fi kay\u0131ts\u0131z bir korku ve \u00fcmit sebebine kar\u015f\u0131 duydu\u011fu bu ilgi yarat\u0131l\u0131\u015fta insan f\u0131trat\u0131nda var olan kendisine ibadet edilen ve ibadet d\u00fc\u015f\u00fcncesinin ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131d\u0131r ki, b\u00fct\u00fcn vazife duygusu bunda toplan\u0131r. Ve her \u015fahs\u0131n ahl\u00e2k\u00ee cibilliyeti, gelece\u011fi, mutlulu\u011fu, mutsuzlu\u011fu bundaki ciddilik ile her bak\u0131mdan birbirine denktir. Ve insan bu duygusunu neye ba\u011flarsa tap\u0131n\u0131lan\u0131 odur.<br \/>\nBazen cahillik ve bazen terbiye ve al\u0131\u015fkanl\u0131ktaki \u00f6zellik dolay\u0131s\u0131 ile baz\u0131 vicdanlar y\u00fckselemez de belirli ve s\u0131n\u0131rl\u0131 bir \u00fcmidin bask\u0131s\u0131 alt\u0131nda veya bir korku taraf\u0131ndan yenilgiye u\u011fram\u0131\u015f olarak kal\u0131rlar. Ve ona belirli bir zaman i\u00e7inde b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131yla \u00f6yle ba\u011flan\u0131r ve \u00f6yle g\u00fc\u00e7s\u00fcz olur ki, o lezzeti feda etmeye veya o ac\u0131ya g\u00f6\u011f\u00fcs germeye kendisince imkan yok gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr. Art\u0131k o, bu \u00fcmidin sebebini \u00f6yle sevmi\u015f veya o korkunun sebebinden \u00f6yle y\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, bunlar ona b\u00fct\u00fcn sevgilerin gayesi veya b\u00fct\u00fcn korkular\u0131n sonu gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Sanki birisi varl\u0131\u011f\u0131n ta kendisini, di\u011feri yoklu\u011fun ta kendisini temsil eyler. Ve o zavall\u0131 vicdan\u0131n b\u00f6yle s\u0131n\u0131rl\u0131 ve sonlu yarat\u0131lm\u0131\u015f bir sebebe b\u00f6yle b\u00fct\u00fcn\u00fcyle ba\u011flan\u0131vermesi onun huzurunda \u00f6yle al\u00e7almalara, \u00f6yle tap\u0131nmalara s\u00fcr\u00fckler ki, b\u00fct\u00fcn \u015fuur o k\u00fc\u00e7\u00fclmeye bo\u011fulur ve o andan ilerisini g\u00f6rebilecek ak\u0131ldan iz kalmaz. \u0130nsanlara ger\u00e7ek mabudu ve ger\u00e7ek kulluk ilgisini unutturarak, b\u00fct\u00fcn belalar\u0131 meydana \u00e7\u0131karan \u015firkin esas kayna\u011f\u0131 budur. Allah\u2019a \u015firk ko\u015fanlar\u0131n canl\u0131, cans\u0131z, t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc putlar\u0131, yalan ve haks\u0131z mabutlar\u0131 hep bu duygu ile ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r ve insan hayat\u0131nda hala b\u00f6yle vicdanlar, zannedildi\u011finden daha \u00e7oktur. Hatta kendilerini, mabud ve ibadet d\u00fc\u015f\u00fcncesi ile hi\u00e7 ilgili de\u011fillermi\u015f gibi sananlar bile her an b\u00f6yle mabud de\u011fi\u015ftirir dururlar. Ve b\u00fct\u00fcn hayatlar\u0131n\u0131 mutlak \u015f\u00fcphe i\u00e7inde ge\u00e7irirler ve kendileri \u00f6ld\u00fckten sonra geride kalacaklar\u0131, bir an bile d\u00fc\u015f\u00fcnmezler. Fakat \u015furas\u0131 bir ger\u00e7ek olup kesin olarak bilinmesi gerekir ki, b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ge\u00e7ici \u015feylere ba\u011flayan her g\u00f6n\u00fcl, zarara ve tehlikeye adayd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc o ge\u00e7ici cazibe bir g\u00fcn olup kopacakt\u0131r. Hangi ge\u00e7ici varl\u0131k vard\u0131r ki, sana senden \u00f6nce y\u0131k\u0131l\u0131p gitmeyece\u011fini ve senin b\u00fct\u00fcn emellerini sana ba\u011f\u0131\u015flayaca\u011f\u0131n\u0131n s\u00f6z\u00fcn\u00fc ve g\u00fcvencesini verebilir? Aya\u011f\u0131n\u0131n alt\u0131ndaki yer, ba\u015f\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcndeki g\u00fcne\u015f bile sana bu g\u00fcvenceyi veremez. O g\u00fcvenceyi Hayy ve Kayy\u00fbm (diri ve ayakta) olan yarat\u0131c\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019dan ba\u015fka verebilecek hi\u00e7bir \u015fey yoktur. Ve ger\u00e7ekten ibadet onun hakk\u0131d\u0131r ve ancak ona ibadet edenlerdir ki, di\u011fer \u00fcmitlere, korkulara kendini tamamen kapt\u0131rmaz ve vazifesi yolunda \u015fa\u015f\u0131rmaz ve onlardan herkes faydalan\u0131r.<br \/>\nPeygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmu\u015ftur ki: \u201cM\u00fcmin taze ekin gibidir, r\u00fczgar estik\u00e7e yatar, fakat yine do\u011frulur kalkar. K\u00e2fir ise \u00e7am a\u011fac\u0131na benzer, r\u00fczgar estik\u00e7e g\u00fcrler, amma bir kerre y\u0131k\u0131l\u0131rsa bir daha kalkamaz.\u201d \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u00e2fir \u00f6l\u00fcml\u00fcye, m\u00fc\u2019min ise daima diri olan Allah\u2019a ba\u011fl\u0131d\u0131r.<br \/>\nHz. Peygamber (s.a.v.)\u2019in vefat\u0131 \u00fczerine b\u00fct\u00fcn ash\u00e2b-\u0131 kiram pek \u00e7ok \u00fcz\u00fclm\u00fc\u015f ve adeta \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015f idiler. Hz. \u00d6mer\u00fc\u2019l-F\u00e2ruk bile; \u201cPeygamber vefat etmedi ve etmez, her kim \u00f6yle derse vururum.\u201d demeye kadar varm\u0131\u015ft\u0131. Fakat S\u0131dd\u00eek-\u0131 Azam Hz. Ebu Bekir Efendimiz derhal \u201cMuhammed, sadece bir peygamberdir. Ondan \u00f6nce de peygamberler gelip ge\u00e7mi\u015ftir. \u015eimdi o \u00f6l\u00fcr veya \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrse siz gerisin geri k\u00fcfre mi d\u00f6neceksiniz? Kim geri d\u00f6nerse, Allah\u2019a hi\u00e7bir ziyan veremez. Allah, \u015f\u00fckredenleri m\u00fckafatland\u0131racakt\u0131r.\u201d (\u00c2l-i \u0130mran, 3\/144) \u00e2yetini okuyup; \u201cEy m\u00fcminler! E\u011fer Muhammed\u2019e ibadet ediyorsan\u0131z i\u015fte o vefat etti ve e\u011fer onu g\u00f6nderen y\u00fcce Allah\u2019a ibadet ediyorsan\u0131z O \u00f6lmez diridir.\u201d me\u00e2lindeki nutkunu s\u00f6yleyince ashab-\u0131 kiram kendilerine gelmi\u015flerdi. Bu ger\u00e7ek her zaman, ger\u00e7e\u011fin ta kendisi ve bu kanun, her vakit ge\u00e7erli olan bir kanundur.<br \/>\nG\u00f6n\u00fcller \u00f6l\u00fcml\u00fc \u015feylere ba\u011fland\u0131\u011f\u0131 zaman, \u00e7ok vakit \u00fcmidin ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 ile, korkunun ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131n\u0131 ba\u015fka ba\u015fka g\u00f6r\u00fcr ve o zaman bakars\u0131n\u0131z bir tarafta g\u00fczel sevgi mabudlar\u0131, bir tarafta da kahraman korku mabudlar\u0131 dizilmi\u015ftir. \u0130kisinin aras\u0131nda kalan zavall\u0131 kalb ikisine de kendini sevdirip korkusunu gidermek, \u00fcmidine ermek i\u00e7in ne heyecanlarla k\u0131vran\u0131r, ak\u0131l almaz sa\u00e7mal\u0131klar ve k\u00fc\u00e7\u00fclmeler ve sayg\u0131 g\u00f6stermeler meydana koyarak \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131r, tap\u0131n\u0131r ve onun d\u00fc\u015f\u00fcncesine g\u00f6re bu bir ibadet olur. Fakat ne fayda ki, ona g\u00f6re \u00fcmidi veren ba\u015fka, korkuyu veren ba\u015fkad\u0131r ve bunlar\u0131 birle\u015ftiren, her \u015feye h\u00fckmeden bir ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 yok. B\u00f6yle olunca da b\u00fct\u00fcn \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 bo\u015fa gider ve sa\u00e7ma olur. Ve o g\u00f6n\u00fcl, birbirine z\u0131t olan bu iki kuvvetin s\u00fcrekli kavgas\u0131ndan do\u011fan bunal\u0131m\u0131n bir sava\u015f meydan\u0131d\u0131r. Art\u0131k bir s\u00fckunet ve g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131n\u0131 duymak ihtimali yoktur.<br \/>\n\u00dcmit ve korku bir ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131ndan gelen ve yine onda birle\u015fen olumlu ve olumsuz birer etki \u015fekli olarak duyulmal\u0131d\u0131r ki, birinin yerine di\u011ferini yerle\u015ftirmek imkan\u0131 do\u011fsun da kalb bir s\u00fckunet duyabilsin ve hayat\u0131nda onunla y\u00fcr\u00fcs\u00fcn. Susuzlu\u011fumdaki i\u00e7imin yanmas\u0131 ve suyu i\u00e7ti\u011fim zamanki sevin\u00e7 e\u011fer su kayna\u011f\u0131n\u0131n biri olumlu, biri olumsuz olan etkilerinden meydana gelmi\u015f ise her susad\u0131\u011f\u0131m zaman suya ko\u015fman\u0131n bir anlam\u0131 vard\u0131r. Fakat bunlar\u0131n biri suyun, di\u011feri ate\u015fin etkileri ise ve su ile ate\u015f aras\u0131nda h\u00fckmeden bir ortak kaynak da yoksa ate\u015ften suya, sudan ate\u015fe ko\u015fmak sonsuz yorgunluktan ba\u015fka hi\u00e7bir sonu\u00e7 vermez. Bundan dolay\u0131 \u00fcmit ile korkunun bir kaynakta birle\u015ftirilmesi bu itibarla da gereklidir ve bir tek Rabb, ayr\u0131 ayr\u0131 rabblerden hay\u0131rl\u0131d\u0131r. Halbuki yukar\u0131da a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015fekilde yok olan \u015feylerde bu birlik er ge\u00e7 ayr\u0131lmaya mahkumdur. Ve ger\u00e7ekten bir olan Allah; benimle hissimi, hissimle d\u0131\u015f\u0131mda kalan \u015feyleri birbirine ba\u011flayan ve d\u00fczene koyan Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019d\u0131r ve ben O\u2019na ibadet, O\u2019nun kanununa itaat etmeliyim.<br \/>\nK\u0131sacas\u0131 be\u015ferin f\u0131trat\u0131nda ibadet, ruhu b\u00fcy\u00fcleyen en y\u00fcksek sevgi ile en y\u00fcksek korkunun biraraya gelmesinden ve toku\u015fmas\u0131ndan \u00e7\u0131kan korku ve \u00fcmit \u015fim\u015fe\u011fi i\u00e7inde sevgi ne\u015fesi ile \u00fcmid zevkinin galip gelmesini g\u00f6rmek i\u00e7in tam acizlikten mutlak kuvvete y\u00fckselme maksad\u0131 ile boyun e\u011filerek yap\u0131lan bir i\u015ftir ki, hem d\u0131\u015fta, hem i\u00e7te en son bir k\u00fc\u00e7\u00fclme ile, en son bir sayg\u0131 g\u00f6stermeyi i\u00e7ine al\u0131r ve ger\u00e7eklik oran\u0131nda kalbe g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131 ve s\u00fckunet b\u0131rak\u0131r. \u0130badet ederken d\u00fcnyadan ve b\u00fct\u00fcn benli\u011finden tecrid edilerek Allah\u2019\u0131na \u00f6yle tam bir edeb ve g\u00f6n\u00fcl al\u00e7akl\u0131\u011f\u0131 ve \u00f6yle tam bir h\u00fcrmet ile itaat\u0131 arzeder ve boyun e\u011fer ki, tam sayg\u0131ya ayk\u0131r\u0131 bildi\u011fi en k\u00fc\u00e7\u00fck bir hareketten bile sak\u0131n\u0131r. Bunun i\u00e7in kibir ve riya ile birle\u015fmez, a\u00e7\u0131k ve gizliye b\u00f6l\u00fcnmeyi kabul etmez. Hakk\u0131yla ibadet, mutlak g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fck ile tam kuvvetli olman\u0131n, tam a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k ile tam y\u00fcceli\u011fin, korkular i\u00e7inde titreyen \u00fcmit ile istekleri ger\u00e7ekle\u015ftiren Allah\u2019\u0131n kar\u015f\u0131la\u015fma cilvesi (g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fc)dir. Beceriksizli\u011fini hissetmeyen kibirliler, hi\u00e7bir korku yokmu\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnen gaflet i\u00e7indeki iyimserler, hi\u00e7bir \u00fcmit beslemeyen \u00fcmitsiz k\u00f6t\u00fcmserler bu \u015fereften mahrumdurlar.<br \/>\nBu ger\u00e7ekleri \u00f6zetlemek i\u00e7in m\u00fcfessirlerin en b\u00fcy\u00fckleri n\u00fcn me\u00e2lini \u015f\u00f6yle anlat\u0131rlar: Ey Rab! Biz ba\u015fkas\u0131na de\u011fil, yaln\u0131z senin rububiyetini ikrar ve itiraf ederek ancak sana boyun e\u011feriz ve yaln\u0131z sana zilletimizi arz ederiz ve ancak sana itaat etmekle i\u00e7 huzuru ve rahatl\u0131\u011f\u0131, g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131 buluruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn korku ve \u00fcmidimizin ilk ve son d\u00f6n\u00fclecek yeri yaln\u0131z sensin, sen korku vermezsen korku yok, sen \u00fcmit vermezsen \u00fcmit yok; tat duyurmad\u0131n m\u0131 her\u015fey ac\u0131, ac\u0131 duyurmad\u0131n m\u0131 her \u015fey tatl\u0131, ruh senin m\u00fclk\u00fcn, madde senin m\u00fclk\u00fcn, b\u00fct\u00fcn beden senin m\u00fclk\u00fcn; bize verdi\u011fin duygular, meyiller hayale dalmalar, ak\u0131l erdirmeler ve iradeler ile vicdan duygusu da senin l\u00fctfun, senin merhametindir. Bu \u201cvicdan duygusu\u201d ise b\u00fct\u00fcn g\u00f6n\u00fcl rahatl\u0131\u011f\u0131n\u0131, sana hamd ve \u015f\u00fckretmek ile dostlu\u011fu ortaya koymak i\u00e7in ancak senin emrine vermekte buluyor. B\u00fct\u00fcn ak\u0131llar, b\u00fct\u00fcn k\u00e2inat da buna \u015fahittir.<br \/>\nBurada nefsin gururu \u015f\u00f6yle bir soru sorar: Ruh ve vicdan al\u00e7alma de\u011fil y\u00fckselme ister, ibadet ise al\u00e7alma anlam\u0131n\u0131 kapsad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re y\u00fckselecek olan ve hele y\u00fckseldi\u011fini hissetmi\u015f bulunan kimseler i\u00e7in al\u00e7alma olmaz m\u0131? Art\u0131k o y\u00fcksek kafalar al\u0131nlar\u0131n\u0131 yere nas\u0131l koyabilirler? B\u00f6yle bir soru, i\u00e7indeki cevab\u0131 g\u00f6rmemekten kaynaklanan bir kibri a\u00e7\u0131\u011fa vurmakt\u0131r. Y\u00fckselmek istemek, y\u00fckselmek ihtiyac\u0131n\u0131 kabul etmektir. Bu da bir taraftan kendi acizli\u011fini, di\u011fer taraftan y\u00fcceli\u011fini be\u011fenme ile m\u00fcmk\u00fcn olur ki, ibadet bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n en y\u00fckse\u011fini anlamakt\u0131r. \u0130kinci olarak y\u00fckseldim demek, y\u00fckselmedi\u011fini ilan etmektir. B\u00f6yle bir iddia hem y\u00fcceli\u011fi ve ilerlemeyi s\u0131n\u0131rl\u0131 g\u00f6rmek, hem de d\u00fc\u015fme ihtimalinin imkans\u0131z oldu\u011funu zannetmek gibi b\u00fcy\u00fck bir kabahat say\u0131l\u0131r. Halbuki y\u00fccelme mertebeleri sonsuzdur, d\u00fc\u015fme tehlikesi ise her zaman vard\u0131r. \u0130badet de kibir ve gurur hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131n yeg\u00e2ne (biricik) ilac\u0131d\u0131r.<br \/>\n\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak; Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019ya ibadet etmedeki al\u00e7alma ve h\u00fcrmet, insan vicdan\u0131 i\u00e7in m\u00fcmk\u00fcn olan her t\u00fcrl\u00fc y\u00fckselmenin \u00fcst\u00fcnde bir y\u00fccelik temin eden (Allah\u2019a) ba\u011flanman\u0131n bir delilidir ki, baya\u011f\u0131 g\u00f6n\u00fcller o kadar y\u00fcksekli\u011fi kendilerine lay\u0131k bile g\u00f6remezler de imkans\u0131z san\u0131rlar.<br \/>\n\u201cK\u00e2inatta ben Allah\u2019tan ba\u015fkas\u0131na h\u00fcrriyetimi veremem ve ancak ona ve onun emrine boyun e\u011ferim, itaat etmeyi sever, isyandan nefret ederim, iyili\u011fe ko\u015far, k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131n\u0131r\u0131m, iyili\u011fin ba\u015f\u0131n\u0131 da hakta bilirim. Allah\u2019\u0131n emrine uymayan, Allah Te\u00e2l\u00e2 hesab\u0131na yap\u0131lmayan hi\u00e7bir \u015feye \u00f6l\u00fcr\u00fcm de ba\u015f e\u011fmem. \u00c7\u00fcnk\u00fc ben yoktum O beni var etti ve terbiye edip bana h\u00fcrriyet verdi. Bu can, bu vicdan ve bu h\u00fcrriyet bende O\u2019nun bir emanetidir. Bunu yapan isterse sonsuz defalar daha yapabilir. Bundan dolay\u0131 onun yolunda her \u015feyi feda ederim. Diledi\u011fi zaman alaca\u011f\u0131 can\u0131m\u0131 da feda ederim. \u0130stedi\u011fi zaman y\u0131k\u0131p, istedi\u011fi zaman yapabilece\u011fi d\u00fcnyalar\u0131 da feda ederim. Bu u\u011furda ac\u0131lara katlan\u0131r, iyilik ve haks\u0131zl\u0131klara g\u00f6\u011f\u00fcs gererim. Katlanamaz, geremezsem \u00f6l\u00fcr\u00fcm. Onun emri; zaten \u00f6lece\u011fim. \u00d6l\u00fcrsem de b\u00f6yle bir imanla, b\u00f6yle bir dostlukla \u00f6l\u00fcr\u00fcm. Ba\u015flang\u0131c\u0131m toprak, sonum toprak olur. Allah\u2019tan gelir Allah\u2019a giderim. \u0130\u015fte ben Allah\u2019 \u0131n b\u00f6yle bir kuluyum. Kendime kal\u0131rsam bir hi\u00e7im, O\u2019na ba\u011flanmakla her\u015feyim\u2026\u201d diyebilmek ve buna i\u00e7ten ba\u011fl\u0131 olmak ne kadar b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Ve insan i\u00e7in bundan daha b\u00fcy\u00fck bir kuvvet, bir y\u00fccelik nas\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir? Bununla beraber bu konuda F\u00e2tiha, \u201cben de\u011fil, biz deyiniz\u201d diyor.<br \/>\nGer\u00e7ekten diyerek Liv\u00e2\u00fc\u2019l-hamd (peygamber sanca\u011f\u0131) alt\u0131nda toplanan ve yirmi otuz sene i\u00e7inde Allah\u2019\u0131n y\u00fcceli\u011fini b\u00fct\u00fcn k\u00e2inata yayan ve ispatlayan ilk m\u00fcsl\u00fcmanlar b\u00fct\u00fcn bu duygu i\u00e7inde idiler. Bu duyguyu kaybedenler de d\u00fcnyaya boyun e\u011fdiler. \u015e\u00fcphesiz ki, bu antla\u015fma a\u011f\u0131r bir y\u00fckt\u00fcr. Fakat Hakk\u2019\u0131n y\u00fcceli\u011fi kar\u015f\u0131s\u0131nda hak edilecek y\u00fccelik de hafiflikle elde edilecek ve erilecek bir hedef de\u011fildir. Ve kulun kendi g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011f\u00fc, b\u00f6yle bir s\u00f6zle\u015fmeye kendi kuvveti ile giri\u015fmesine engeldir. Bunun i\u00e7in \u201cAncak sana ederiz kullu\u011fu, ibadeti.\u201d derken, ayn\u0131 \u015fekilde \u201cAncak senden dileriz yard\u0131m\u0131, inayeti.\u201d diye yard\u0131m iste\u011finde bulunmak gereklidir.<br \/>\n\u201cisti\u00e2ne ederiz\u201d demektir. \u0130sti\u00e2ne, avn talep etmek ba\u015fka bir ifade ile ma\u00fbnet istemek daha T\u00fcrk\u00e7esi yard\u0131m dilemektir. \u0130stekli veya isteksiz onu vermeye de i\u00e2ne (yard\u0131m) denir. Mu\u00e2venet ve te\u00e2v\u00fcn de kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 yard\u0131m demektir. Bundan dolay\u0131 isti\u00e2ne (yard\u0131m dileme) ile bunlar\u0131 birbirinden ay\u0131rmal\u0131y\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc burada \u201chasr\u201d denilen tahsis, yard\u0131m dileme hakk\u0131ndad\u0131r. Bu yard\u0131m dilemenin ne gibi konularda oldu\u011fu zikrolunmam\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6yle olan yerlerde de \u00fc\u00e7 m\u00e2n\u00e2 ihtimali vard\u0131r:<br \/>\n1- Ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu \u015feyi g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmaks\u0131z\u0131n bizzat yard\u0131m dileme i\u015fini kasdetmektir ki genel olsun, \u00f6zel olsun yard\u0131m dilemek denilen i\u015fi \u201cbiz ancak sana yapar\u0131z\u201d demek olur.<br \/>\n2- Ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu genel bir hususu takdir ederek her konuda, her i\u015fte yard\u0131m dilemeyi kasdetmek. Bu iki m\u00e2n\u00e2 me\u00e2lde birle\u015fir. Fakat \u00f6nceki m\u00e2n\u00e2 daha beli\u011f, bu m\u00e2n\u00e2 ise a\u00e7\u0131k olur.<br \/>\n3- \u00d6zel bir karineye dayanarak yard\u0131m dilemenin ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu \u00f6zel \u015feyi varsayarak falan konuda yard\u0131m dilemeyi kasdetmektir. Burada ise ibadet karinesiyle bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc ihtimal akla gelebilirse de s\u00f6z\u00fcn k\u0131saltma ve tahsis suretiyle tevhide y\u00f6nelik olmas\u0131 ve hepsi Allah\u2019a has olan hamdin a\u00e7\u0131klanmas\u0131 y\u00f6n\u00fcnde s\u00f6ylenmi\u015f bulunmas\u0131 buna engeldir. Ve her halde \u0130bn\u00fc Abbas (r.a.) hazretlerinden de rivayet edildi\u011fi \u00fczere genel yard\u0131m dilemeyi gerektirir ki, bu da birinci veya ikinci \u015fekillerden birisi ile olur. O halde m\u00fcfessirlerin a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 gibi m\u00e2n\u00e2n\u0131n \u00f6zeti: Ey Rab! Biz gerek sana ibadet ve itaat\u0131m\u0131zda ve gerek di\u011fer i\u015flerimizin hepsinde ancak senden yard\u0131m dileriz, senden ba\u015fka kimseden yard\u0131m dilemeyiz, seni tan\u0131mayan k\u00e2firler ba\u015fkas\u0131ndan yard\u0131m dilerler. Biz ise ibadetimizde kat\u0131ks\u0131z ve i\u00e7tenlikle b\u00fct\u00fcn i\u015flerimizde ancak senden yard\u0131m dileriz demektir.<br \/>\nBeydav\u00ee\u2019nin belirtti\u011fine g\u00f6re yard\u0131m iki \u00e7e\u015fittir: Birisine gerekli yard\u0131m, di\u011ferine gerekli olmayan yard\u0131m denilir. Gerekli olan yard\u0131m, onsuz fiilin meydana gelmesi m\u00fcmk\u00fcn olmayand\u0131r. \u0130\u015fi yapan kimsenin g\u00fcc\u00fc, d\u00fc\u015f\u00fcncesi ve i\u015fin yap\u0131laca\u011f\u0131 aletin ve maddenin bulunmas\u0131 gibi ki, bunlar topland\u0131\u011f\u0131 zaman insan g\u00fc\u00e7 ve kuvvet sahibi olur da kendisine ger\u00e7ekten teklif yapmak sa\u011fl\u0131kl\u0131 olur. Gerekli olmayan yard\u0131m da i\u015fin meydana gelmesini kolayla\u015ft\u0131ran \u015feylerdir. Bu taksim \u015fekli usul ilminde kudret-i m\u00fcmekkine ve kudret-i m\u00fcyessire ad\u0131 alt\u0131nda yap\u0131l\u0131r.<br \/>\n\u00d6nce bu \u00e2yet bize g\u00f6steriyor ki, b\u00fct\u00fcn yard\u0131mlar Allah\u2019\u0131nd\u0131r fakat istek bizimdir. Ve buna \u00e7al\u0131\u015f\u0131p kazanma veya c\u00fcz-i irade de denilir ki, as\u0131l kuvvet ve g\u00fc\u00e7 yetirmek bu istek ile yard\u0131m\u0131n birle\u015fti\u011fi zamand\u0131r. Bu da i\u015fin meydana gelmesi ile beraber olur. Bundan dolay\u0131 felsefenin rahats\u0131z edici teorilerine bo\u011fulmaks\u0131z\u0131n \u2018den \u015funu anl\u0131yoruz ki, bize bir istek yetkisi verilmi\u015ftir. Bu \u015fekilde bizden birisi iste\u011fimizle, di\u011feri iste\u011fimiz d\u0131\u015f\u0131nda iki i\u015f meydana gelir ve her ikisi de bizden meydana geldi\u011fi ve bizimle ayakta bulundu\u011fu i\u00e7in (\u00f6zetle onun yeri biz oldu\u011fumuz i\u00e7in) bizim i\u015fimiz say\u0131l\u0131r ve bize isnad edilir. Mesela nefes alan biz, uyuyan, \u00f6len biz oldu\u011fumuz gibi yiyen, i\u00e7en, oturup kalkan, \u015funu bunu k\u0131m\u0131ldatan veya yat\u0131\u015ft\u0131ran da biz oluruz. Ve bunlardan iste\u011fimizle olanlar\u0131n yak\u0131n sebebi biziz. Fakat b\u00fct\u00fcn sebebi ve tam sebebi biz de\u011filiz. \u00c7\u00fcnk\u00fc biz bunda gerekli yard\u0131ma muhtac\u0131z. Mesela benim elim ile iradem aras\u0131ndaki ger\u00e7ek ili\u015fki kurulmam\u0131\u015f olsayd\u0131, istedi\u011fim zaman elimi oynatam\u0131yacakt\u0131m. Nitekim baz\u0131 organlar\u0131m\u0131 \u00f6yle oynatam\u0131yorum. O halde yarat\u0131c\u0131 biz de\u011filiz; yaratma olay\u0131 yaln\u0131zca en yak\u0131n sebebe ba\u011fl\u0131 de\u011fil, b\u00fct\u00fcn sebeplerin biraraya gelmesine ve toplam\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Demek ki, iste\u011fimizle yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z i\u015fler, bir isteyen ve yapan kimse ile bir yarat\u0131c\u0131 fail aras\u0131ndaki ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n toplam\u0131n\u0131 ifade eder. B\u00fct\u00fcn cisimlerin yaln\u0131z kendine ait \u00f6zelli\u011fi hareketsizlik oldu\u011fu gibi ruhun \u00f6zelli\u011fi de bir faaliyet ve hareket iste\u011fidir. Yarat\u0131c\u0131ya ait faaliyet ise yarat\u0131c\u0131 y\u00fcce Allah\u2019\u0131nd\u0131r. Araba ilerliyor, makina i\u015fliyor deriz. Bunlar zorla ve mecburi olarak yap\u0131lan i\u015fler oldu\u011fu halde i\u015fin yeri onlar olduklar\u0131 i\u00e7in ilerlemeyi ve i\u015flemeyi onlara isnad ederiz. Bizim nefes almam\u0131z, kan dola\u015f\u0131m\u0131m\u0131z gibi hareketlerimiz de b\u00f6yledir. Kurulmu\u015f bir makina, i\u015flemek i\u00e7in ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir \u00e7al\u0131\u015ft\u0131rmaya muhta\u00e7t\u0131r. Bunu ise cans\u0131z makina kendisi yapamaz veya isteyemez. Canl\u0131 bir makinist veya \u015fof\u00f6r yapar ve ancak can\u0131ndaki bir istekle yapar, can\u0131 ister ki, eli makinan\u0131n anahtar\u0131n\u0131 tutsun da hareket etsin. Makinistin can\u0131 bu iste\u011fi bu iradeyi yapt\u0131\u011f\u0131 anda bir de bakars\u0131n hareket yok iken yarat\u0131lm\u0131\u015f olur ve makina da i\u015flemeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u015fekilde i\u015fleyen, o hareketin yeri olan o makinad\u0131r. \u0130\u015fleten o hareketi isteyen makinisttir. Yaratan o hareketi ba\u015ftan sona kadar yoktan var eden Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019d\u0131r. Her i\u015fimizde bu \u00fc\u00e7 derece apa\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcnen bir ger\u00e7ektir. Art\u0131k ne cebriye veya maddeciler gibi insan\u0131 ruhsuz bir makina farzettirme\u011fe \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131, ne de onu ruh ve maddenin yarat\u0131c\u0131s\u0131 olan Allah Te\u00e2l\u00e2 gibi farzettirmeye (saymaya) u\u011fra\u015fmal\u0131d\u0131r.<br \/>\nGer\u00e7i y\u00fcce Allah\u2019\u0131n tecellilerini g\u00f6rmek i\u00e7in her t\u00fcrl\u00fc incelemelere, d\u00fc\u015f\u00fcnmelere giri\u015fmek iyi bir \u015fey oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yok ise de bu arada girdi\u011fi yolu kaybedecek ve zahirin ger\u00e7e\u011fini inkar edecek bir \u015fekilde dal\u0131p gitmek sonu gelmeyen bir sap\u0131kl\u0131k olur. \u201cVarl\u0131\u011f\u0131 istemek\u201d m\u00e2n\u00e2s\u0131 ile \u201cvarl\u0131\u011f\u0131n kendisi\u201d m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 birbirinden ay\u0131ramamak tuhaf bir d\u00fc\u015f\u00fcnce olur. Acaba istemek de bir i\u015f de\u011fil midir? Ve bu da bir iste\u011fe muhta\u00e7 olmaz m\u0131? Bundan ya tesels\u00fcl veya cebr veya halk gerekmez mi? gibi sorular\u0131 kesip atan mant\u0131\u011fa uygun cevaplar yok de\u011fildir. Tesels\u00fcl gerekmez, \u00e7\u00fcnk\u00fc bir \u015feyi istemeyi istemek de istemenin bizzat i\u00e7indedir. Cebr gerekmez, \u00e7\u00fcnk\u00fc fiil araba s\u00fcr\u00fckler gibi yap\u0131lm\u0131\u015f de\u011fildir. Yaratmak da gerekmez, \u00e7\u00fcnk\u00fc istek asl\u0131nda var olan bir \u015fey de\u011fildir. Varl\u0131klar aras\u0131nda bir ba\u011fdan bir ili\u015fkiden ibarettir. Varl\u0131k ili\u015fkisi ise varl\u0131\u011f\u0131n kendisi de\u011fildir ki, ili\u015fkiyi kurmak varl\u0131\u011f\u0131 yaratmak olsun. Ba\u015fka bir ifade ile teredd\u00fct iki d\u00fc\u015f\u00fcnce aras\u0131nda bir zihin hareketidir. Bu harekette zihin mekik gibi iki tarafa gidip gelirken bunda karar bulunca \u00f6b\u00fcr\u00fcne bir daha gitmemek gibi ili\u015fki kurmamaktan ba\u015fka bir\u015fey yapm\u0131\u015f de\u011fildir ki, buna varl\u0131\u011f\u0131n yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 denilsin. Bundan dolay\u0131 k\u00fcll\u00ee irade denilen irade g\u00fcc\u00fc mahluk say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat insan\u0131n elinde olan irade, istek ve se\u00e7me ile kesb dedi\u011fimiz karar, yarat\u0131lm\u0131\u015f de\u011fildir ve bizim bir ili\u015fkimizdir. Bunlarla istek ve iradenin varl\u0131k s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 ve \u00f6z\u00fcndeki s\u0131rr\u0131 tamamen kavrayamazsak, o da Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n ger\u00e7ek mahiyetini anlayamad\u0131\u011f\u0131m\u0131zdan ve anlayamayaca\u011f\u0131m\u0131zdand\u0131r. Bundan dolay\u0131, \u00f6nceki apa\u00e7\u0131k ger\u00e7ek g\u00f6r\u00fcn\u00fcp dururken metafizik denilen bu vadide saplan\u0131p kalmak tehlikeli bir yoldur ve i\u015fte bu dalg\u0131nl\u0131klara meydan b\u0131rakmamak i\u00e7in F\u00e2tiha\u2019da c\u00fcmlesinin i\u00e7inde istek yetkisi bizim, yard\u0131m ve kuvvetin Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n oldu\u011fu pek g\u00fczel anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Art\u0131k m\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011f\u0131 ne cebriyelik (determinizm) ile, ne de onun z\u0131dd\u0131 olan ve insan kendi yapt\u0131klar\u0131n\u0131n yarat\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r diyen kaderiyelik ile yani kaderin olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcren bir g\u00f6r\u00fc\u015fle itham etmeye kimsenin hakk\u0131 yoktur. Yaln\u0131z irade-i c\u00fcziyemiz ve tercih hakk\u0131m\u0131z var denildi\u011fi zaman, baz\u0131lar\u0131 bunu yanl\u0131\u015f anl\u0131yorlar da bizim c\u00fcz\u00ee irademizin her zaman i\u015f g\u00f6rmekte yeterli oldu\u011funu zannediyorlar ve isteklerinde ba\u015far\u0131l\u0131 olmad\u0131klar\u0131 zaman her konuda cebriyeli\u011fe (determinizme) meyl ediyorlar. B\u00f6yle d\u00fc\u015f\u00fcnmek bir taraftan \u201cistek\u201di yaratmak zannetmek, di\u011fer taraftan bizim iste\u011fimize ve iste\u011fimizde isabet etmemize Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n sonsuza kadar m\u00fcdahale etmeyece\u011fi iddias\u0131nda bulunmakt\u0131r. Halbuki b\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnceye yer yoktur. O\u2019nun muvaffak k\u0131lmas\u0131 ile bizim iste\u011fimize paralel sonu\u00e7lar yarat\u0131l\u0131yorsa bu arada o paralelli\u011fi kald\u0131rarak lehimize veya aleyhimize bizzat tasarrufu icra etmeye ve \u015fer\u2019\u00ee ifadesi ile yard\u0131m etmeye ve yard\u0131mc\u0131s\u0131z b\u0131rakmaya da g\u00fcc\u00fc yetti\u011finde \u015f\u00fcphe edilemez. Allah, yolunda gidenlere, zaman\u0131 gelir tevekk\u00fcl ve dayanmalar\u0131n\u0131 art\u0131racak \u015fekilde fazlaca iyilik eder ve nimet verir. Yolunda gitmeyenleri de bunun tersine zarar ve sefalete u\u011fratm\u0131\u015f olur. D\u00fcnyada da m\u00fckafat ve ceza veya iradesini, hat\u0131rlatma ve uyarma m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eden bu noktalarla ilgili bir\u00e7ok \u00e2yetler g\u00f6rece\u011fiz. Bunlardan baz\u0131lar\u0131 \u015funlard\u0131r: \u201cBen i\u015fimi Allah\u2019a b\u0131rak\u0131yorum.\u201d (\u011e\u00e2fir, 40\/44) \u0130\u015fi Allah\u2019a b\u0131rakmak bu n\u00fckteye aittir. \u201cAllah Te\u00e2l\u00e2 kaza ve kaderini infaz etmek isterse ak\u0131l sahiplerinin ak\u0131llar\u0131n\u0131 al\u0131verir.\u201d hadis-i \u015ferifi de bunu a\u00e7\u0131kl\u0131yor. Bunlarda cebir meselesi de\u011fil, g\u00fczeli isteme ve k\u00f6t\u00fcy\u00fc istemekle ilgili ince irfanlar bulunur. \u201cBazan ho\u015funuza gitmeyen bir\u015fey, hakk\u0131n\u0131zda iyi olabilir ve ho\u015funuza giden bir \u015fey de hakk\u0131n\u0131zda k\u00f6t\u00fc olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.\u201d (Bakara, 2\/216) \u00e2yet-i celilesi de bu n\u00fcktede di\u011fer bir m\u00e2n\u00e2 ifade eyler ve art\u0131k burada bu kadar hat\u0131rlatma yeterlidir.<br \/>\nG\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki iki haber kipi c\u00fcmlesinden olu\u015fan bir \u00e2yettir. Bununla beraber \u00f6rfe g\u00f6re dilek kipinde kullan\u0131lan yemin, anla\u015fma ve s\u00f6zle\u015fme kipleri cinsinden olup zaruret yolu ile dilek m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da ifade ederler ve bu \u015fekilde bir kabul ve bir taahh\u00fct meydana getirirler ki, bu kabul\u00fcn gere\u011fi olan teklifi \u00f6nceki i\u015faretiyle i\u00e7ine alm\u0131\u015f oluyordu. Burada Allah ile kullar aras\u0131nda bir anla\u015fma \u015feklinde gayet derin ve gayet kapsaml\u0131 bir bey\u2019at akdi, hukuk\u00ee bir s\u00f6zle\u015fme, ifade edilmi\u015f ve yaz\u0131lm\u0131\u015f oluyor ki en derin, en b\u00fcy\u00fck bir yarat\u0131l\u0131\u015f kanununun yani pratik ve sosyal bir s\u0131rr\u0131n, g\u00fczel s\u00f6ylemenin \u00f6zl\u00fc bir a\u00e7\u0131klamas\u0131d\u0131r. Biz bu \u00e2yetteki bela\u011fat ve hikmetin zevkine doyulmak ihtimalini g\u00f6remiyoruz. Nerede bir hayat g\u00f6r\u00fcrseniz orada mutlaka bu kanunun bir h\u00fckm\u00fcn\u00fc g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. \u015eu kadar var ki, k\u00e2firler bunun ard\u0131ndan \u015fuursuz olarak g\u00f6vdeleriyle s\u00fcr\u00fcklenir. M\u00fcminler de bunu g\u00f6vdelerinden ba\u015fka ak\u0131l ve duygular\u0131yla da ya\u015farlar.<br \/>\nNe g\u00fczeldir ki, F\u00e2tiha\u2019n\u0131n tam ortas\u0131nda konu\u015fma hakk\u0131 bizim sosyal vicdan\u0131m\u0131zla kulluk dilimize verilmi\u015f ve s\u00f6zle\u015fme bizim kulluk dilimizden ve sosyal vicdan\u0131m\u0131zdan dile getirilmi\u015ftir. Bunda kulluk duygusunun Allah\u2019\u0131n s\u00f6z\u00fcn\u00fcn belirleme yeri oldu\u011funa b\u00fcy\u00fck bir uyarma vard\u0131r ki, \u201cAllah bir insanla (kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131) konu\u015fmaz. Ancak vahiyle yahut perde arkas\u0131ndan konu\u015fur.\u201d (\u015e\u00fbr\u00e2, 42\/51) \u201cOnu er-R\u00fbhu\u2019l-Em\u00een (Cebrail) indirdi. Senin kalbine\u2026\u201d (\u015euar\u00e2, 26\/193) \u00e2yetlerinin m\u00e2n\u00e2lar\u0131yla ilgilidir. Bu bize \u015f\u00f6yle bir uyarma da yapm\u0131\u015f oluyor: \u201cSize g\u00f6r\u00fcnmeyen gibi gelen Allah\u2019\u0131n s\u00f6z\u00fc olmasa idi sizin konu\u015fma hakk\u0131n\u0131z olamazd\u0131. Siz konu\u015fuyorsan\u0131z \u015f\u00fcphe etmeyiniz ki s\u00f6ylemek, maksad\u0131 tebli\u011f etmek kuvvet ve niteli\u011fini yarat\u0131c\u0131n\u0131zdan ve onun yard\u0131m\u0131ndan al\u0131yorsunuz. Anlay\u0131n\u0131z ki, sizin kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131z gibi, konu\u015fman\u0131z\u0131n da ba\u015flang\u0131c\u0131 y\u00fcce Allah\u2019tad\u0131r. Siz m\u00e2n\u00e2 ve maksad\u0131n\u0131z\u0131 ba\u015fkalar\u0131na tebli\u011f ederken ve anlat\u0131rken Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019y\u0131 bu kuvvetten yoksun zannetmeyiniz. Bundan dolay\u0131 y\u00fcce Allah\u2019\u0131n indirdi\u011fi Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131 b\u00fct\u00fcn sosyal vicdan\u0131n\u0131zla dinleyip anlamaya ve tatbik etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131n\u0131z.\u201d<br \/>\nBurada bize Allah\u2019\u0131n zat\u0131 ve s\u0131fat\u0131ndan sonra Allah\u2019\u0131n ahl\u00e2k\u0131ndan b\u00fcy\u00fck bir \u00f6rnek de telkin ediliyor. Allah ile kullar aras\u0131nda kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 \u015fartlara dayanan bir antla\u015fma \u015feklinde yaz\u0131l\u0131 s\u00f6zle\u015fme akdi ile ne b\u00fcy\u00fck bir Rahman\u00ee ahl\u00e2k oldu\u011funu iyi d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. Bizi yoktan var edip biraz terbiye ettikten sonra yine s\u0131rf rahmeti ile bize d\u00fcnyada ge\u00e7ici olarak ihsan etti\u011fi ba\u011f\u0131\u015flar\u0131n\u0131 bizim ger\u00e7ek m\u00fclk\u00fcm\u00fcz imi\u015f gibi ebed\u00eele\u015ftirmek ve ebediyen nem\u00e2land\u0131rmak i\u00e7in y\u00fczy\u00fcze gelmesinde adeta denk bir r\u00fctbe ve bir onur veriyor. Rab olmas\u0131ndan dolay\u0131 kendi haklar\u0131n\u0131 bize vazife olarak yaln\u0131z emir ve teklif ediverecek yerde asl\u0131nda hi\u00e7bir hukuku olmayan bizlere de m\u00fclkiyet ve haklar tan\u0131yarak ikisini m\u00fcbadele ediyor ve bizim haklar\u0131m\u0131z\u0131 da kendi rahmetinin sorumlulu\u011funa al\u0131yor. \u0130badet ve kulluk onun haklar\u0131 ve bizim vazifelerimiz. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k, d\u00fcnyada talep ve yard\u0131m, ahirette m\u00fckafat ve cezaland\u0131rma bizim haklar\u0131m\u0131z, onun yaln\u0131z kendi gerekli g\u00f6rmesi ile rahmet ve hikmetinin vecibeleri oluyor. Ve hatta kul haklar\u0131na Allah hakk\u0131ndan daha fazla dikkat ediliyor ve \u00f6nem veriliyor. Rahmet, kulluktan \u00f6ncedir, fakat kulluk da yard\u0131m dilemekten \u00f6ncedir. Demek ki, vazife istemek hakdan \u00f6ncedir. Ve halbuki Hakk\u2019\u0131n rahmeti ve hakk\u0131n olu\u015fmas\u0131 daha \u00f6ncedir. Ve bu \u015fekilde vazife ve hak aras\u0131nda tam bir ili\u015fki (connoter) vard\u0131r. \u015e\u00fcphe yok ki, b\u00f6yle bir muamele Peygamber (s.a.v.) Efendimiz\u2019in: \u201cAllah\u0131n ahl\u00e2k\u0131 ile ahl\u00e2klan\u0131n\u0131z.\u201d hadis-i \u015ferifinde i\u015faret etti\u011fi Allah\u2019\u0131n ahl\u00e2k\u0131n\u0131n en \u015fayan-\u0131 hayret tecellilerinden biridir.<br \/>\n\u0130kincisi bu \u00e2yette, topluma ve sosyolojiye de b\u00fcy\u00fck bir \u00f6nem verilmi\u015ftir.<br \/>\n\u00c7\u00fcnk\u00fc akit (s\u00f6zle\u015fme) \u201cibadet ederim, yard\u0131m dilerim\u201d gibi birinci \u015fah\u0131s kipi ile yap\u0131lm\u0131yor da diye \u00e7o\u011ful yani birinci \u015fah\u0131s \u00e7o\u011ful kipi ile yap\u0131l\u0131yor.<br \/>\nM\u00fcfessirler burada, cemaatla ibadetin faziletine i\u015faret vard\u0131r diyorlar, \u015f\u00fcphesiz \u00f6yledir. Fakat cemaat faziletini iyice d\u00fc\u015f\u00fcnmeliyiz. Cemaatle ibadet etmek i\u00e7in cemaatin olu\u015fmu\u015f bulunmas\u0131 laz\u0131md\u0131r.<br \/>\nHalbuki cemaat kuru bir kalabal\u0131k demek de\u011fil, ayn\u0131 duygularla birlik halinde hareket edebilen d\u00fczenli bir kurul demektir. Bundan dolay\u0131 cemaatin olu\u015fmas\u0131 bir ruha ve sosyal bir antla\u015fmaya ba\u011fl\u0131d\u0131r. Sosyal antla\u015fma ise hen\u00fcz i\u00e7inde bulundu\u011fumuz akit ve s\u00f6zle\u015fme ile olu\u015facakt\u0131r. \u0130sl\u00e2m cemaatinin olu\u015fmas\u0131 da F\u00e2tiha\u2019n\u0131n inmesinden sonrad\u0131r. Bundan dolay\u0131 arada tuhaf bir zaman kusuru var zannedilir. Fakat ger\u00e7ek \u00f6yle de\u011fildir. Sosyal ruh, \u00f6nce tek ki\u015filerde yerle\u015fir, ki\u015finin vicdan\u0131na ne vakit karde\u015flik duygusu girer ve onu kibirden, darl\u0131ktan, bencillikten \u00e7\u0131kararak geni\u015fletirse o vicdan\u0131n geni\u015fli\u011fi oran\u0131nda bir cemaate aday olur. Bu geni\u015flik, bir arkada\u015fl\u0131ktan bir aileden tutunuz da d\u00fcnyaya egemen olan devletlere kadar gider. Vicdan darl\u0131\u011f\u0131, cehalet ve kibir ile beraberdir. G\u00f6n\u00fcl ferahl\u0131\u011f\u0131 da denilen vicdan geni\u015fli\u011fi ise korku ve \u00fcmitte, k\u0131van\u00e7 ve kederde y\u00fckselmi\u015f bir anlay\u0131\u015f ve irfana ve bundan dolay\u0131 al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fck g\u00f6sterme ve merhamet, sab\u0131r ve tahamm\u00fcl gibi g\u00fczel huylarla beraberdir. Kibirli, dar bir vicdan yaln\u0131z kendini sever ve yaln\u0131z kendisi i\u00e7in korkar. \u00dcmidi kendisine, korkusu yine kendisine aittir. Ona g\u00f6re fayda onun faydas\u0131, zarar onun zarar\u0131d\u0131r.<br \/>\nBir vicdanda bu sevgi ve korku y\u00fckselip de bir di\u011ferini dahi kendisi gibi, en az\u0131ndan kendisine e\u015fit bir de\u011ferle g\u00f6rmeye ve onun faydas\u0131ndan kendisininmi\u015f gibi memnuniyet, zarar\u0131ndan kendisininmi\u015f gibi \u00fcz\u00fcnt\u00fc duymaya ba\u015flarsa o vicdanda sosyal ruh olu\u015fmaya ba\u015flam\u0131\u015f olur. \u0130nsan kelimesinin bir asl\u0131 olan \u00fcns (al\u0131\u015fkanl\u0131k) ve m\u00fcv\u00e2neset denilen kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 samimiyetin ba\u015flang\u0131c\u0131 budur. B\u00f6yle bir duygu ise iki denk kuvvet aras\u0131nda bir ortak toplay\u0131c\u0131 hissini duymakt\u0131r ve i\u015fte bu toplay\u0131c\u0131 duygu karde\u015flik hissinin ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131d\u0131r. Bu his fiilen ya\u015fand\u0131k\u00e7a o topluluk kuvvet bulur; bu his, bu topluluk ne kadar geni\u015flerse ve ne kadar kuvvet bulursa, kibir o oranda azal\u0131r ve sosyalle\u015fme ve medeniyet de o oranda geni\u015fler ve kuvvetlenir. Bu sosyal ruhun kurulabilmesi \u00f6ncelikle f\u0131tr\u00ee bir Allah vergisi ve ikinci derecede \u00e7evrenin bir yans\u0131mas\u0131d\u0131r. Ve her iki g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 ile yarat\u0131l\u0131\u015ftan var olan terbiye ile sonradan elde edilen terbiyeden etkilenir. \u0130\u015fte vicdan\u0131nda b\u00f6yle bir sosyal ruh yerle\u015fmi\u015f olan ki\u015fi, vicdan\u0131n\u0131n geni\u015fli\u011fi ve kuvveti oran\u0131nda bir sosyal toplumun olu\u015fmas\u0131nda ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 olur. Bu vicdan\u0131n duydu\u011fu o topluluk, ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 sevgi ve korkunun temeli ne ise karde\u015flik duygusunun derecesi o kadard\u0131r ve aday oldu\u011fu toplumun s\u0131n\u0131r\u0131 da odur. Bu \u015fekilde \u00e7e\u015fitli milletleri ay\u0131ran, \u00e7e\u015fitli ve bir\u00e7ok toplumlar ve onlara uygun olan ruhlar olu\u015fur ve bir toplumda insanlar ne kadar bencille\u015firse sosyal ruh da o kadar daral\u0131r ve genel olan toplumu par\u00e7alar, cemaatini ve karde\u015flerini de o oranda azalt\u0131r. Fakat bunda ne sevgi, ne de korku; ne fayda ne zarar b\u00fct\u00fcn s\u0131n\u0131rlar\u0131 ile temin edilmi\u015f olmaz. Ve bunun tam aksine, bir toplum ne kadar geni\u015f ve kapsaml\u0131 ise sosyal ruhu o kadar geni\u015fler ve dar \u00e7er\u00e7eveli k\u00fc\u00e7\u00fck toplumlar\u0131 o oranda kendine katarak y\u00fckseltir. B\u00f6ylece sosyal a\u00e7\u0131dan sevgi ve korku; fayda ve zarar da son s\u0131n\u0131r\u0131na dayanm\u0131\u015f olur. Bunun i\u00e7in toplumu b\u00fcy\u00fclten veya k\u00fc\u00e7\u00fclten en \u00f6nemli sebebin, sosyal ruhundaki geni\u015flik derecesinde ve vicdan kuvvetinde aranmas\u0131 gerekir. Toplumda geni\u015fleme var da, vicdanda kuvvet yoksa, o toplum idare edilemez. Da\u011f\u0131lmaya, par\u00e7alanmaya ve k\u00fc\u00e7\u00fclmeye mahkum olur. Vicdanda kuvvet var, fakat toplumda geni\u015fleme yoksa o toplum b\u00fcy\u00fcyemez. Sonunda b\u00fcy\u00fck bir toplum taraf\u0131ndan yutulur.<br \/>\nAcaba insan ruhunda sevgi ve korkunun b\u00fct\u00fcn s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 ku\u015fatan en kapsaml\u0131 ve en kuvvetli sosyal etki ne olabilir? Z\u0131dd\u0131, benzeri, orta\u011f\u0131 bulunur farzedilebilen hi\u00e7bir \u015fey b\u00f6ylesine kapsaml\u0131 bir kuvvete sahip olamaz. Orta\u011f\u0131 ve benzeri bulunmayan da ancak y\u00fcce Allah\u2019t\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc mukabili lizatihi bat\u0131l, ge\u00e7ersiz ve imkans\u0131z olan ancak O\u2019dur. Ve bunun i\u00e7in b\u00fct\u00fcn \u015f\u00fck\u00fcr ve hamdler O\u2019na aittir. Bunu duyan ve kuvvetle ya\u015fayan vicdanlar, evrensel bir toplumun \u00fcyesi olmaya aday bir sosyal ruha sahiptirler. Ve ancak bu toplum ile karde\u015flik duygusu en son haddini bulur ve daha yukar\u0131s\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemeyecek bir sosyal kurul olu\u015fabilir ve onunla y\u00fcce Allah\u2019\u0131n r\u0131zas\u0131na eri\u015filir.<br \/>\n\u0130\u015fte F\u00e2tiha\u2019da y\u00fcce Allah kendisini \u00f6nce ak\u0131ll\u0131 ki\u015filere duyurarak vicdanlar\u0131nda bu sosyal ruhu terbiye ve kuvvetlendirmek i\u00e7in her birinden diye s\u00f6z ve misak al\u0131rken her \u015fahs\u0131n ikrar\u0131n\u0131; b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011f\u0131 ve b\u00fct\u00fcn \u00e2lemleri kapsayan b\u00fcy\u00fck bir sosyal kurulu temsil eden bir karde\u015flik duygusu ve bir sosyal vicdan ile al\u0131yor da \u201cna\u2019bud\u00fc ve nesta\u2019in = ibadet ediyoruz ve yard\u0131m diliyoruz\u201d dedirtiyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc birinci \u00e7o\u011ful \u015fah\u0131s, ikinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131s \u00e7o\u011fullar\u0131na benzemez. Bunda ger\u00e7ekten s\u00f6z s\u00f6yleyen yine bir tek ki\u015fidir. Fakat o tek ki\u015fi karde\u015flerini temsil ederek yaln\u0131z kendinden s\u00f6yler de \u201cbiz\u201d der ve ne vakit bir insan toplulu\u011fu, insan toplulu\u011fu olarak s\u00f6z s\u00f6ylemek isterse i\u00e7lerinden biz diye s\u00f6yliyebilecek birinin ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda toplan\u0131rlar da hepsi ona s\u00f6yletirler, yoksa onlar\u0131n hepsinin birden ben, ben, ben diye ba\u011f\u0131rmas\u0131 bir toplulu\u011fun konu\u015fmas\u0131 say\u0131lmaz da ayr\u0131 ayr\u0131 \u015fah\u0131slar\u0131n konu\u015fmas\u0131 say\u0131l\u0131r.<br \/>\nBundan dolay\u0131 birinci \u00e7o\u011ful \u015fah\u0131s, ger\u00e7ekte birinci \u015fah\u0131s\u0131n ba\u015fkalar\u0131yla beraber olmas\u0131 demektir. Ve bu \u015fekilde diyen, bir ki\u015fi olacak ve bununla beraber bunu s\u00f6ylerken vicdan\u0131nda hissetti\u011fi karde\u015flerini de temsil etmi\u015f bulunacakt\u0131r. Bu karde\u015flik insan\u0131 koruyan ve amellerini yazan hafaza meleklerinden ba\u015fl\u0131y\u0131p haz\u0131r olan veya olaca\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilen insan topluluklar\u0131na kadar gider.<br \/>\nHer ki\u015fi, F\u00e2tiha ile bu anla\u015fmay\u0131 yapar ve sa\u011flamla\u015ft\u0131r\u0131rken, bir insan toplulu\u011funun imam\u0131 derecesindedir. Ve bu m\u00e2n\u00e2 dolay\u0131s\u0131 ile Hanefi mezhebinde imam\u0131n arkas\u0131nda namaz k\u0131lan cemaat ne F\u00e2tiha, ne ba\u015fka hi\u00e7bir \u015feyi okumaz da hepsinin hesab\u0131na yaln\u0131zca imam okur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kur\u2019\u00e2n okumak Allah Te\u00e2l\u00e2 ile konu\u015fmak anlam\u0131ndad\u0131r. Yaln\u0131z ba\u015f\u0131na namaz k\u0131lan ki\u015fi ise hen\u00fcz ger\u00e7ekte olu\u015fmam\u0131\u015f, fakat d\u00fc\u015f\u00fcnce halindeki bir cemaatin imam\u0131 yerinde oldu\u011fundan mutlaka F\u00e2tiha ve s\u00fbreleri okur. Ve bu gibi ki\u015filer \u00e7o\u011fal\u0131p tan\u0131\u015ft\u0131k\u00e7a ger\u00e7ekten cemaat de kendili\u011finden ve kolayca olu\u015fur, hemen i\u00e7lerinden birini imam tan\u0131yarak ona uyarlar ve sosyal g\u00fc\u00e7leri de imamlar\u0131 ile orant\u0131l\u0131 olur. \u201cSiz nas\u0131l iseniz ba\u015f\u0131n\u0131za \u00f6ylesi gelir.\u201d \u0130slam dininin namaz h\u00fck\u00fcmleri etrafl\u0131 olarak bilinir, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse bunun inceliklerini anlamak m\u00fcmk\u00fcn olur. Ve her namazda F\u00e2tiha okuman\u0131n esas hikmeti de meydana \u00e7\u0131kar.<br \/>\nDemek ki, hen\u00fcz b\u00f6yle bir cemaat ger\u00e7ekten yokken bu ruhun bir ki\u015fide yerle\u015fmesinden daha sonra b\u00fcy\u00fck bir sosyal kurul olu\u015fabilir. Ve bu \u015fekilde sosyal ruh, sosyal v\u00fccuddan \u00f6nce oldu\u011fundan bir ki\u015fi, bir cemaatin b\u00fct\u00fcn vicdan\u0131n\u0131 onun olu\u015fmas\u0131ndan \u00f6nce de ta\u015f\u0131yarak onu temsil eder ve o duygu ve vicdan ile Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019ya anla\u015fma akdini yapabilir. Ve bu meselede hi\u00e7bir devir kusuru yoktur.<br \/>\n\u0130\u015fte \u0130sl\u00e2m bu b\u00fcy\u00fck ve benzersiz sosyal ruhun kendisidir ve onun ger\u00e7ek anlam\u0131yla bar\u0131nd\u0131rd\u0131\u011f\u0131 toplum ve medeniyet kavram\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde hi\u00e7bir toplum d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Bunu ise pek k\u00fc\u00e7\u00fck ve dar vicdanlar ya\u015f\u0131yamazlar, k\u00fc\u00e7\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck il\u00e2hlar ararlar ve karde\u015flik \u00e7er\u00e7eveleri ne kadar k\u00fc\u00e7\u00fcl\u00fcrse o kadar rahatl\u0131k duyaca\u011f\u0131z zannederler, fakat duyamazlar. Bir m\u00fcsl\u00fcman\u0131n kalbindeki g\u00fcven, metanet ve s\u00fckunete bir t\u00fcrl\u00fc eremezler.<br \/>\nBu \u015fekilde \u0130sl\u00e2m cemaatinin kuvveti, ki\u015filerin \u00e7oklu\u011fu ve \u0130sl\u00e2m\u00ee vicdanlar\u0131n\u0131n kuvveti ile do\u011fru orant\u0131l\u0131d\u0131r. Ve toplum yap\u0131s\u0131 var olup kuvvetli iken \u015fahs\u0131n bu sosyal ruhu duymas\u0131 ve ta\u015f\u0131mas\u0131 kolay olur. Fakat cemaatin yap\u0131s\u0131 zay\u0131f oldu\u011fu zaman b\u00f6yle bir vicdan ta\u015f\u0131mak zor ve hele hen\u00fcz ger\u00e7ekten cemaat yokken b\u00f6yle sonsuza eren kuvvetli bir vicdana sahip olmak, b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyay\u0131 tutacak olan bir b\u00fct\u00fcn\u00fcn ruhuna sahip olmak demek oldu\u011fundan, bizzat bir il\u00e2h\u00ee destekten ba\u015fka \u015fekilde g\u00f6\u011f\u00fcs gerilemeyen \u00e7ok zor bir \u015feydir. Ve bu V makam, peygamberlerin ve \u00f6zellikle son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)\u2019in makam\u0131d\u0131r.<br \/>\nGer\u00e7ekten y\u00fcce Allah da F\u00e2tiha\u2019da \u00f6nce bu akdi b\u00fcy\u00fck dostu Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz\u2019in risaletpenah kalbine vahiy ile yapt\u0131rm\u0131\u015f ve bu anla\u015fmay\u0131 onun sosyal vicdan\u0131 ile kulluk dili ile ona s\u00f6yletmi\u015ftir. Bundan dolay\u0131 tam anlam\u0131yla diyebilen sad\u0131k ve tasdik edilmi\u015f en m\u00fckemmel kul, \u015fahs\u0131nda insanl\u0131\u011f\u0131n hepsini temsil eden, peygamberlerin sonuncusu Efendimizdir. Ve esas kulluk makam\u0131 onundur. Bunun i\u00e7in \u201cAllah\u2019tan ba\u015fka il\u00e2h olmad\u0131\u011f\u0131na \u015fahitlik ederim. Ve Hz. Muhammed\u2019in Allah\u2019\u0131n kulu ve el\u00e7isi oldu\u011funa \u015fahitlik ederim.\u201d iman ilkesini te\u015fkil eder. Onun g\u00f6\u011fs\u00fc \u00f6yle bir ferahl\u0131\u011fa ermi\u015f idi ki, Hira ma\u011faras\u0131ndaki yaln\u0131zl\u0131\u011f\u0131 esnas\u0131nda ibadeti ile k\u00fcll\u00ee ruhu (b\u00fct\u00fcn y\u00fcksek ruhlar\u0131) temsil etmi\u015f ve onun sosyal vicdan\u0131 b\u00fct\u00fcn \u00e2lemlere imam olmu\u015f ve i\u015fte \u0130sl\u00e2m cemaat\u0131 bundan do\u011fmu\u015ftur. Ve her as\u0131rda onun s\u00fcnnetine uymakla ger\u00e7ekten onun \u00fcmmeti olabilen \u0130sl\u00e2m cemaati de bireyleriyle de\u011fil ise de b\u00fct\u00fcn sosyal heyetleriyle bu kulluk akdini hakk\u0131yla s\u00f6yleyebilmi\u015fler. Ne Allah\u2019tan ba\u015fkas\u0131na boyun e\u011fmi\u015fler, ne de O\u2019ndan ba\u015fkas\u0131ndan yard\u0131m iste\u011finde bulunmu\u015flard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fcnyan\u0131n \u00f6rnek devletini onlar kurmu\u015flar. Yirmi otuz sene i\u00e7inde K\u00e2be\u2019deki putlar\u0131 k\u0131ran, Kisralar\u0131n d\u00fcnyay\u0131 titreten saltanatlar\u0131n\u0131 deviren, Kayserlere boyun e\u011fdiren bu ruh idi. T\u00fcrkistan sahras\u0131na gidip T\u00fcrkler\u2019i kendine \u00e7eken, oradan \u00e7ekip \u0130stanbullara, Viyanalara kadar g\u00f6t\u00fcren yine bu ruh idi.<br \/>\nNamazda F\u00e2tiha okurken bir kimse yerinde \u201cYaln\u0131z sana ibadet ediyorum ve yaln\u0131z senden yard\u0131m diliyorum.\u201d dese namaz\u0131 bozulacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u00fcce Allah ki\u015fiden yaln\u0131z ki\u015fisel vicdan\u0131 ile bir antla\u015fma yapmak istemiyor da sosyal vicdan\u0131 ile bir antla\u015fma yapmak istiyor. Ve her namaz\u0131nda bu vicdan\u0131 terbiye etmek kuvvetlendirmek istiyor. Bundan dolay\u0131 bir m\u00fcsl\u00fcman derken \u015f\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnmelidir: \u201cAncak sana ibadet ederiz\u201d dedi\u011fi zaman kimleri temsil ediyor? ve \u201cancak senden yard\u0131m dileriz\u201d dedi\u011fi zaman kimlere vekillik ediyor? Yani hangi cemaatin beraberli\u011fi ile bu s\u00f6z\u00fcnde durmu\u015f olabilecekse en az\u0131ndan onlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek bunu s\u00f6ylemelidir. B\u00f6yle bir kulluk toplulu\u011fu \u015fimdiki zamanda ger\u00e7ekten varsa o yetebilir, de\u011filse var olan cemaate potansiyel cemaati, Allah\u2019\u0131n meleklerini de ilave etmeyi her halde unutmamal\u0131d\u0131r. Bu mertebelere i\u015faret etmek i\u00e7in m\u00fcfessirler buradaki biz zamirleri, \u201cOkuyan kimse ile beraberindeki, insan\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015flerini yazmakla g\u00f6revli meleklere veya haz\u0131r bulunan cemaate veya b\u00fct\u00fcn muvahhidlere racidir\u201d derler.<br \/>\n\u201cAncak sana kulluk eder ve ancak senden yard\u0131m isteriz\u201d hem Allah\u2019\u0131 bir kabul etmeye ve hem kullu\u011fu birle\u015ftirmeye delalet etmektedir. Allah\u2019\u0131 bir kabul etmek, Allah\u2019\u0131n zat\u0131n\u0131n ve hakikatinin birli\u011fini itiraf ve kabul, kullu\u011fun birli\u011fi de bu sayede bir sosyal birlik meydana getirmek i\u00e7in bir antla\u015fma yapma oluyor. Bundan dolay\u0131 Rabbin birli\u011fi, F\u00e2tiha\u2019n\u0131n ba\u015f\u0131ndan beri g\u0131yab\u00ee tevhidini tesbit ve telkin etmekle Allah\u2019\u0131n birli\u011fi demek olan hakiki vahdeti, kullar\u0131n birlikte ibadet etmeleri de varl\u0131kta mevcut olan de\u011fi\u015fik unsurlar\u0131n beraberli\u011fini ve birli\u011fini dile getirmi\u015f oluyor. Bu \u00e2yette \u201cAllah\u2019\u0131m senden ba\u015fka ibadete lay\u0131k mabud olmad\u0131\u011f\u0131na \u015fehadet etmeye ve bununla amel etmeye s\u00f6z veriyoruz.\u201d diye tevhid \u015fehadetini ifade ediyor. Kur\u2019\u00e2n dilinde bu gibi sosyal hitap ve taahh\u00fctlerin iki m\u00e2n\u00e2s\u0131 vard\u0131r. Birisi; toplumu ki\u015fiye, ki\u015fiyi topluma katarak her ki\u015fiye e\u015fit olarak hak ve g\u00f6rev da\u011f\u0131tmakt\u0131r ki, bunda ki\u015fisel de\u011ferler hi\u00e7e say\u0131lmaks\u0131z\u0131n onlar\u0131n toplam\u0131ndan tam anlam\u0131yla bir toplum ger\u00e7ekle\u015fir. Buna b\u00fct\u00fcn\u00fc kapsama veya \u00fcyelerin b\u00fct\u00fcn\u00fc denilir. Ve farz-\u0131 ayn ifade eder. Di\u011feri ferd\u00ee m\u00e2n\u00e2y\u0131 ortadan kald\u0131rmak ve yaln\u0131z toplum itibar\u0131n\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurarak bir vazifeyi topluma y\u00f6neltmektir ki, buna da genel kapsaml\u0131 veya genel d\u00fczenle ilgili, yahut toplumsal denilir ve farz-\u0131 kifaye ifade eder. Yukar\u0131da anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z ve Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n di\u011fer s\u00fbrelerinde de g\u00f6rece\u011fimiz tarzda ki\u015fisel m\u00e2n\u00e2 h\u00fck\u00fcms\u00fcz k\u0131l\u0131nmaks\u0131z\u0131n her birimiz b\u00f6yle yapar\u0131z diye farz-\u0131 ayn m\u00e2n\u00e2s\u0131 anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Bundan dolay\u0131 cemaatle birlikte tevhid-i \u015fuh\u00fbd\u00eesi, fertlerle \u201cSenden ba\u015fka ilah olmad\u0131\u011f\u0131na \u015fahitlik ederim.\u201d tevhid-i \u015fuhud\u00eelerinin toplam\u0131 s\u00f6z konusu olacakt\u0131r. Ve bu mertebe tevhid mertebelerinin en m\u00fckemmelidir. Halbuki rububiyet kanununda terbiye s\u0131rr\u0131n\u0131n da bulundu\u011funu g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fck. Bunun i\u00e7in F\u00e2tiha\u2019da oldu\u011fu gibi, \u0130sl\u00e2m dininin b\u00fct\u00fcn nasslar\u0131nda t\u00fcmevar\u0131m ile kaynak olmu\u015f ve iman anahtar\u0131nda vicdan ile varl\u0131k, g\u00f6r\u00fcnmeyen ile g\u00f6r\u00fcnen aras\u0131ndaki tevhidi ve belki sadece g\u0131yabi tevhidi farz-\u0131 ayn k\u0131l\u0131narak tevhid \u015fehadeti, farz-\u0131 kifaye yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u015fekilde \u0130slam\u2019da, hem ki\u015finin ve hem toplumun vicdanlar\u0131n\u0131n bir noktada birle\u015fmesi s\u00f6z konusudur. Ve bunlar, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak birbirinin kefilidir. Sosyal kurul, vicdans\u0131z olmak \u015f\u00f6yle dursun tevhid mertebelerinin en m\u00fckemmeli olan tevhid-i \u015f\u00fch\u00fbdisini meydana getirmekle en m\u00fckemmel vicdan as\u0131l onun olacakt\u0131r. \u0130\u015fte b\u00f6yle etrafl\u0131ca a\u00e7\u0131klamay\u0131 i\u00e7ine alan kat\u0131ks\u0131z bir tevhiddir. Ve bunda Allah\u2019a ortak ko\u015fma \u00e7e\u015fitlerinin hepsini bertaraf eden bir red cevab\u0131 vard\u0131r. \u0130mam Fahreddin R\u00e2z\u00ee burada \u015fu \u00f6zeti yapm\u0131\u015ft\u0131r:<br \/>\n\u201cAllah\u2019a \u015firk ko\u015fanlar b\u00f6l\u00fck b\u00f6l\u00fckt\u00fcrler. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019ya kar\u015f\u0131 iddia edip tapt\u0131klar\u0131 ortak, ya cisim veya cismin d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015fey olacakt\u0131r. Cisim olan orta\u011f\u0131 ya baya\u011f\u0131 cisimlerdendir veya y\u00fcksek (y\u00fcce) cisimlerdendir. Baya\u011f\u0131 cisimlerden ortak edinenler, ya basit cismi veya birle\u015fik cismi alm\u0131\u015flard\u0131r. Birle\u015fik cisim \u00fc\u00e7 varl\u0131ktan biridir. Yani madenlerden veya bitkilerden veya hayvanlardand\u0131r veya bu arada \u00f6zellikle insanlardand\u0131r. Maden\u00ee cisimlerden Allah\u2019a ortak edinenler putlara, mesela ta\u015flardan, alt\u0131ndan, g\u00fcm\u00fc\u015ften putlara taparlar. Bitkisel cisimlerden Allah\u2019a ortak edinenler; mesela herhangi belirli bir a\u011fac\u0131 il\u00e2h yaparlar. Hayvandan Allah\u2019a ortak edinenler; mesela \u00f6k\u00fcz, buza\u011f\u0131 gibi bir hayvan\u0131 il\u00e2h sayarlar, taparlar. \u0130nsanlardan (Allah\u2019a) ortak edinenler de; mesela bir Firavun\u2019u, bir Nemrud\u2019u en b\u00fcy\u00fck Rabb ve il\u00e2h tan\u0131yan veyahut Uzeyr Allah\u2019\u0131n o\u011flu, Mesih (Hz. \u0130sa) Allah\u2019\u0131n o\u011flu diyenlerdir. Basit cisimlerden Allah\u2019a ortak edinenler; mesela ate\u015fe tapan Mec\u00fbs\u00eeler gibidir. Ulv\u00ee cisimlerden Allah\u2019a ortak edinenler de; g\u00fcne\u015f, ay ve di\u011fer y\u0131ld\u0131zlar gibi gezegenlere tapan ve mutlulu\u011fu ve u\u011fursuzlu\u011fu onlara nisbet eden S\u00e2bi\u00eeler gibidir. M\u00fcneccimlerin \u00e7o\u011fu da \u00f6yledir. Cisimlerden ba\u015fkas\u0131n\u0131 Allah\u2019a ortak ko\u015fanlara gelince; bunlar da k\u0131s\u0131m k\u0131s\u0131md\u0131r. Bir k\u0131sm\u0131 k\u00e2inat\u0131n idarecisini ayd\u0131nl\u0131k ile karanl\u0131k diye ikiye ay\u0131ranlard\u0131r. Bunlar, Maniviye yani M\u00e2ni mezhebinde bulunanlard\u0131r. Sineviye -ki bunlar hen\u00fcz maneviyata y\u00fckselmemi\u015flerdir- bir k\u0131sm\u0131 melekler g\u00f6kteki ruhlard\u0131r ve her memleketin g\u00f6k ruhlar\u0131ndan m\u00fcdebbir belirli bir ruhu vard\u0131r ve \u00e7e\u015fitli \u00e2lemlerden her birinin de idarecisi olan g\u00f6kteki bir ruh vard\u0131r, derler. Ve bu ruhlara birtak\u0131m resimler ve heykeller yaparak onlara taparlar. Bunlara, meleklere tapanlar denir. (Bunlar maneviyat\u0131 sezmi\u015f ve fakat cisimlere tapan, putlara tapanlar\u0131n derecesinde kalm\u0131\u015flard\u0131r). Di\u011fer bir k\u0131sm\u0131 bunlar\u0131 ge\u00e7erek biraz daha y\u00fckselip kainata iki il\u00e2h tan\u0131m\u0131\u015f. Biri pek hay\u0131rl\u0131, biri pek k\u00f6t\u00fc, yani biri iyili\u011fin kayna\u011f\u0131, biri de k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn kayna\u011f\u0131 olmak \u00fczere iki ilk kayna\u011f\u0131n bulundu\u011funu iddia etmi\u015fler ki bunlara g\u00f6re k\u00e2inat, biri Yezdan, biri Ehremen yahut div yani biri Allah, biri \u0130blis veyahut \u015eeytan ad\u0131yla karde\u015f say\u0131lan iki il\u00e2h taraf\u0131ndan tedbir ve idare edildi\u011fi farz ediliyor. K\u00e2inattaki b\u00fct\u00fcn iyilikler Allah\u2019tan, b\u00fct\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fckler de iblisten biliniyor. Bunlar da Sineviye oluyorlar.<br \/>\nM\u00e2ni\u2019lerin ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ve karanl\u0131\u011f\u0131 maneviyetle tefsir edilirse hemen bunlara uygun olacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in bu iki g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc de\u011fi\u015fmeler ve bozulmalar i\u00e7inde bir\u00e7oklar\u0131na bula\u015fm\u0131\u015ft\u0131r\u2026 G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, bu son noktadaki \u201cSinev\u00ee\u2019lik arada bir karde\u015flik d\u00fc\u015f\u00fcnmeksizin iki ilk ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 ile k\u00e2inat\u0131 idare etmenin m\u00fcmk\u00fcn olam\u0131yaca\u011f\u0131n\u0131 da sezmi\u015ftir. Ger\u00e7ekten aralar\u0131nda asla bir ba\u011flant\u0131 ve ortak nokta bulunmayacak olan iki ilk ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131n\u0131n bir d\u00fczen kuram\u0131yacaklar\u0131 ve bundan dolay\u0131 k\u00e2inatta iyilik ile k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn hi\u00e7bir birle\u015fik (ortak) y\u00f6nleri bulunamayaca\u011f\u0131 apa\u00e7\u0131kt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunun aksi \u00e7eli\u015fkidir. Halbuki bir ad\u0131m daha at\u0131nca bu karde\u015fli\u011fi g\u00f6rmek daha \u00f6nce ikisi \u00fczerinde h\u00fck\u00fcmran olan bir ortak ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131n\u0131 g\u00f6rmek demek oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Ve o zaman bu iki karde\u015f birer ilk ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 de\u011fil, birer ikinci derecede ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 olmas\u0131 gerekir. \u015eu halde bunlar bir baba Allah\u2019\u0131n emrine verilince bir \u00fc\u00e7l\u00fc Allah fikri meydana gelivermi\u015f ve bu da \u015fu felsefede bu felsefede dola\u015f\u0131rken sonunda Hristiyanl\u0131\u011f\u0131n son \u015feklini alm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015fte insanl\u0131k, basitli\u011finden dolay\u0131 as\u0131l olan tek il\u00e2h d\u00fc\u015f\u00fcncesinden fikr\u00ee ve hiss\u00ee sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 y\u00fcz\u00fcnden sapa sapa birden fazla il\u00e2h inanc\u0131na dalarak da\u011f\u0131l\u0131rken, di\u011fer taraftan birden fazla il\u00e2h inanc\u0131n\u0131 azalta azalta ikiye indirdi\u011fi s\u0131rada tekrar \u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h inanc\u0131na sapm\u0131\u015f ve sonunda \u0130sl\u00e2m dini ile Allah\u2019\u0131n ger\u00e7ek birli\u011fini tam olgunlu\u011fuyla bulmu\u015f ve kendini toplam\u0131\u015ft\u0131r. \u00e2yeti, i\u015fte b\u00fct\u00fcn bu \u015firk fikirlerini y\u0131kan Rahman\u00ee bir delil olmu\u015ftur. Bunun i\u00e7indir ki, insanlar \u0130sl\u00e2m\u2019a ko\u015ftuk\u00e7a toplan\u0131r, nihayet \u0130sl\u00e2m dininden ka\u00e7t\u0131k\u00e7a da\u011f\u0131l\u0131r ve sonunda zelil ve peri\u015fan olurlar. Bu yaln\u0131z teorik de\u011fil ayn\u0131 zamanda tecr\u00fcbe ile sabit olan bir ger\u00e7ektir ve \u0130sl\u00e2m b\u00f6yle evrensel bir dindir.<br \/>\n6-B\u00f6yle bir antla\u015fma ve s\u00f6zle\u015fme yap\u0131ld\u0131ktan sonra bir nefes al\u0131n\u0131yor, al\u0131n\u0131r al\u0131nmaz h\u00fck\u00fcmlerini tatbik etmeye giri\u015filmek i\u00e7in de \u201cHid\u00e2yet eyle bizi do\u011fru yola, o kendilerine nimet verdi\u011fin mutlu kimselerin yoluna; ne o gazaba u\u011fram\u0131\u015flar\u0131n, ne de sapm\u0131\u015flar\u0131n yoluna de\u011fil\u2026\u201d duas\u0131na ba\u015flan\u0131yor.<br \/>\nBu istek ve dua yard\u0131m dilemenin, en m\u00fchim ve en kapsaml\u0131 bir uygulama \u015fekliyle bir a\u00e7\u0131klamas\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u201cneste\u00een = yard\u0131m diliyoruz\u201d vakf\u0131nda (dura\u011f\u0131nda) nefes al\u0131rken bu iste\u011fe nereden ve ne \u015fekilde ba\u015flayaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmemiz gerekiyor. \u0130\u015fte bu ihtiyac\u0131m\u0131za cevap olarak bu dua, a\u00e7\u0131klama yapmak \u00fczere bize telkin edilmi\u015ftir. Bu \u015fekilde \u201cihdina, nesta\u2019\u00een = bizi hidayete getir, yard\u0131m diliyoruz\u201d s\u00f6z\u00fcnde, bu da \u201ciyy\u00e2ke na\u2019bud\u00fc = yaln\u0131z sana ibadet ediyoruz\u201d ile beraber elhamd\u00fc\u2019de yeralm\u0131\u015f oldu\u011fundan b\u00fct\u00fcn F\u00e2tiha bir \u201celhamd\u00fclillah\u201d tam c\u00fcmlesinin a\u00e7\u0131klamas\u0131 olup yaln\u0131z ba\u015f\u0131 ile de\u011fil, b\u00fct\u00fcn\u00fc ile bir tek s\u00f6z halinde bir \u201celhamd\u00fc\u201d s\u00fbresini olu\u015fturuyor. Ve bunun i\u00e7in \u00f6nceki iki vak\u0131f (duraklama) tam ve mutlak olmakla beraber laz\u0131m olmuyor.<br \/>\nHidayet masdar\u0131ndan emir kipidir. Bu kip ile yukar\u0131dan a\u015fa\u011f\u0131ya, b\u00fcy\u00fckten k\u00fc\u00e7\u00fc\u011fe kesinlikle meydana gelen fiili yapmay\u0131 istemeye emir, a\u015fa\u011f\u0131dan yukar\u0131ya yap\u0131lan iste\u011fe dua, e\u015fit seviyedeki kimseler aras\u0131nda yap\u0131l\u0131rsa yap\u0131lmas\u0131n\u0131 isteme (rica) denilir. Hidayet, istenilen hedefe ula\u015ft\u0131racak \u015feye l\u00fctuf ve nezaketle k\u0131lavuzluk etmektir ki, yolu sadece g\u00f6sterivermek veya yola g\u00f6t\u00fcr\u00fcvermek ve hatta sonuna kadar g\u00f6t\u00fcr\u00fcvermek \u015fekillerinden biriyle ger\u00e7ekle\u015febilir. Birincisine ula\u015ft\u0131rmayan k\u0131lavuzluk veya ir\u015fad, ikinciye ula\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 k\u0131lavuzluk veya tevfik denilir. Bu k\u0131lavuzlukda l\u00fctuftan maksat, sertlik ve \u015fiddetin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan tatl\u0131l\u0131k ve yumu\u015fak huyluluktur. Letafetten maksat da inceliktir. Hidayet yaln\u0131z, iyili\u011fi istemeye aittir. Mesela h\u0131rs\u0131za yol g\u00f6stermeye, rehberlik etmeye hidayet denilmez. \u201cOnlar\u0131 cehennemin yoluna g\u00f6t\u00fcr\u00fcn.\u201d (Saff\u00e2t, 37\/23) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi k\u00f6t\u00fc \u015feyde kullan\u0131lmas\u0131, alay etmek ve ta\u015flama gibi bir n\u00fckteden dolay\u0131 mecaz olur. Demek ki hidayet her istenilen \u015feye mutlaka rehberlik etmek de\u011fil, ir\u015fad gibi maksad\u0131nda iyilik, yap\u0131l\u0131\u015f \u015feklinde de iyilik ve incelik bulunan bir rehberliktir. Bundan dolay\u0131 \u201cihdin\u00e2\u201dn\u0131n mealinde en uygun ifade, T\u00fcrk\u00e7e\u2019de herkes\u00e7e bilindi\u011fi gibi, \u201cbize hidayet et\u201d demektir. G\u00f6ster deyince g\u00f6t\u00fcrmek kal\u0131r, g\u00f6t\u00fcr deyince incelik kal\u0131r ve hi\u00e7biri tam m\u00e2n\u00e2y\u0131 ifade etmez ve T\u00fcrk\u00e7e\u2019de b\u00f6yle bilinen bir kelimenin yerine mutlaka bir kelime koymaya \u00e7al\u0131\u015fmak maksad\u0131 a\u00e7\u0131klamaya ayk\u0131r\u0131, kuru bir taassup olur.<br \/>\nAllah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n hidayeti, \u00f6zellikleri itibariyle say\u0131lmas\u0131 ve hesaplanmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 gibi \u00e7e\u015fitleri itibariyle de \u00f6yledir. Bununla beraber ilgili cinsleriyle tek ba\u015f\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir:<br \/>\n1- Manevi ve madd\u00ee kuvveti bereketlendirmek ki insan\u0131n i\u015flerini d\u00fczeltmeye sebep olan d\u0131\u015f ve i\u00e7 duygular\u0131n\u0131, ak\u0131l ve irade g\u00fcc\u00fcn\u00fc ve hatta tabi\u00ee ve hayvan\u00ee kuvvetlerini ihsan etmek ve devam ettirmek, iradeler ile maksatlar\u0131n\u0131 uygun d\u00fc\u015f\u00fcrmek, ba\u015far\u0131l\u0131 olmas\u0131n\u0131 sa\u011flamak gibi.<br \/>\n2- Hak ile bat\u0131l\u0131, iyilik ile fenal\u0131\u011f\u0131 birbirinden ay\u0131ran delilleri ortaya koymakt\u0131r ki \u201cSem\u00fbd\u2019a gelince; Biz onlara do\u011fru yolu g\u00f6sterdik. Fakat onlar k\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc hidayete tercih ettiler.\u201d (Fussilet, 41\/17), \u201cBiz ona hay\u0131r ve \u015ferri, her iki yolu da g\u00f6stermedik mi?\u201d (Beled, 90\/10) \u00e2yetlerindeki hidayet bu cinstendir.<br \/>\n3- Peygamberler g\u00f6ndermek ve kitaplar indirmek ki \u201cOnlar\u0131, emrimizle do\u011fru yolu g\u00f6steren \u00f6nderler yapt\u0131k.\u201d (Enbiy\u00e2 S\u00fbresi, 21\/73) ilah\u00ee s\u00f6z\u00fcnde hidayetten maksat bu oldu\u011fu gibi, \u201c\u015e\u00fcphesiz ki bu Kur\u2019\u00e2n, insanlar\u0131 en do\u011fru yola g\u00f6t\u00fcr\u00fcr.\u201d (\u0130sr\u00e2, 17\/9) \u00e2yetinde de b\u00f6yledir.<br \/>\n4- Vahiy veya ilham veya do\u011fru \u00e7\u0131kan r\u00fcyalar gibi ola\u011fan\u00fcst\u00fc yollarla kalblere s\u0131rlar\u0131 ke\u015ffedivermek ve e\u015fyay\u0131 ger\u00e7ekte olduklar\u0131 gibi g\u00f6sterivermektir ki buna \u00f6zel hidayet denilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bilhassa peygamberler ve velilerde meydana gelir. Bunun i\u00e7in genel olarak bunun yollar\u0131, ola\u011fan\u00fcst\u00fc yollard\u0131r. Bununla beraber herkesin az da olsa bundan paylar\u0131 yok de\u011fildir. \u015eu kadar ki kesin bilgi derecesine y\u00fckselemez. Bunlar subjektif, objektif, tekvin\u00ee ve tenzil\u00ee olarak da \u00f6zetlenebilir. Kur\u2019\u00e2n\u2019da hidayet kelimesi kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, bunlardan hangisinin kasdolunabilece\u011fini yerine g\u00f6re anlamak gerekir.<br \/>\nHidayet, ikinci nesnesine bazen (il\u00e2) ile bazen de burada oldu\u011fu gibi bizzat kendisi ge\u00e7i\u015fli olur. Bunu ge\u00e7i\u015flilik edat\u0131n\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmesi ile hazf ve is\u00e2l (cer edat\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcrme ve fiili nesneye ula\u015ft\u0131rma) diye ifade edilen ge\u00e7i\u015flilik \u015fekli cinsinden sayanlar da vard\u0131r ki bu durumda asl\u0131 veya demek olur. Bunun ge\u00e7i\u015fsizi ve d\u00f6n\u00fc\u015fl\u00fc fiili ihtida (hidayete ermek)d\u0131r. \u201cH\u00fcd\u00e2\u201d da hem hidayet ve hem ihtida (hidayete ermek) m\u00e2n\u00e2lar\u0131na gelir. Hidayete ermenin z\u0131dd\u0131 sap\u0131kl\u0131k, b\u00fct\u00fcn k\u0131s\u0131mlar\u0131nda hidayetin z\u0131dd\u0131 da hak dinden iman ve \u0130sl\u00e2miyetten sapt\u0131rmakt\u0131r. Sap\u0131kl\u0131kta bulunanlar\u0131n hidayet istemesi, hidayetin asl\u0131n\u0131n meydana gelmesini istemek, hidayette bulunanlar\u0131n hidayet istemesi de sebat (kararl\u0131 olmak, s\u00f6zde durmak) veya mertebenin y\u00fckselmesini istemek olur. Halbuki diyenlerde hidayetin asl\u0131 vard\u0131r. , l\u00e2m-\u0131 ahid ile \u201csenin yolun\u201d izafet tamlamas\u0131n\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder ve do\u011frudan do\u011fruya \u201cAllah\u2019\u0131n yolu\u201d anlam\u0131na gelir. Cins m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen \u201d l\u00e2m\u201d ile de hen\u00fcz \u00f6zellikleri belli olmamakla beraber genel olarak belirli cinsi bulunan cadde m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelir ve istiare ile hak yola uygun olur ki, s\u0131rat l\u00fcgatta cadde, ana yol yani i\u015flek b\u00fcy\u00fck yol demek olup asl\u0131 d\u0131r. Ve cumhurun (\u00e7o\u011funlu\u011fun) l\u00fcgat\u0131 budur. \u0130bn Kesir\u2019den Kunbul ve Yakub\u2019dan R\u00fcveys rivayetlerinde de b\u00f6yle (sin) ile \u201ces-sirat:\u201d ,\u201dsirat: \u201d okunur. Fakat \u201cr\u00e2\u2019n\u0131n kal\u0131n okunmas\u0131 ve n\u0131n itbak (harf okunurken dilin \u00fcst dama\u011fa kapanma)\u0131ndan dolay\u0131 \u201csin\u201d harfinin \u201csad\u201da \u00e7evirilmesi ile s\u0131rat daha ak\u0131c\u0131 ve daha fasihdir ki, Kurey\u015f\u2019in leh\u00e7esi de budur. Ve imamda yani \u201cHazreti Osman Mushaf\u0131\u201dnda b\u00f6yle yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ve A\u015fere (On K\u0131r\u00e2et )den di\u011fer k\u0131r\u00e2etler de b\u00f6yledir. Ancak Hamza k\u0131r\u00e2etinde \u201csad\u201da \u201cza\u201d kokusu verilerek bir i\u015fmam yap\u0131l\u0131r ki bu da Kays leh\u00e7esidir. Cadde m\u00e2n\u00e2s\u0131na s\u0131rat kelimesi T\u00fcrk\u00e7e\u2019de kullan\u0131lmaz. Ancak cehennem u\u00e7urumlar\u0131n\u0131n \u00fczerinden herkesin ge\u00e7me\u011fe mecbur olaca\u011f\u0131 k\u0131ldan ince ve k\u0131l\u0131\u00e7tan keskin, ini\u015fli, yoku\u015flu ve d\u00fczl\u00fc bir k\u00f6pr\u00fc gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen ve zaman\u0131m\u0131zdaki ifadesi ile (elektrik v.s.yi) ta\u015f\u0131yan bir havai hatla anla\u015f\u0131labilen bir ahiret caddesinin dini ismi olarak bilinir. Ve burada buna da bir i\u015faret vard\u0131r.<br \/>\nHatta Amr b. Ubeyd\u2019den bu m\u00e2n\u00e2 ile tefsir edildi\u011fi de nakledilmi\u015ftir. Fakat burada as\u0131l maksat bir istiare-i temsiliyye (benzetme yoluyla yap\u0131lan istiare) ile \u201chak yol\u201d ve \u201c\u0130sl\u00e2m milleti\u201d oldu\u011funu k\u0131ymetli tefsirciler \u00f6teden beri a\u00e7\u0131klayagelmi\u015flerdir. Arap dilinde genellikle yola tarik; i\u015flek yola sebil; do\u011fru, b\u00fcy\u00fck ve a\u00e7\u0131k yola vas\u0131flar\u0131ndan birinin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131na g\u00f6re cadde, s\u0131rat, \u015f\u00e2ria ve \u015fer\u00eea denilir. Ve bu sebeple bu s\u0131rat kelimesinin \u015feriat kelimesini anlataca\u011f\u0131 unutulmamal\u0131d\u0131r. M\u00fcstakim, hi\u00e7bir yerinde meyil ve e\u011frilik bulunmayan, d\u00fcmd\u00fcz ve dosdo\u011fru demektir. S\u0131rat da y\u00f6n\u00fcnde do\u011fru ise de ini\u015fi, yoku\u015fu bulunabilece\u011finden d\u00fczl\u00fck m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da anlatmak i\u00e7in m\u00fcstak\u00eem (dosdo\u011fru) vasf\u0131 ile kaydolunmu\u015ftur. Bu sebepledir ki bunu d\u00fcmd\u00fcz ile tefsir ederler. \u015eu halde do\u011fru kelimesi, tamamen m\u00fcstak\u00eem kelimesinin yerini tutam\u0131yacakt\u0131r. Ger\u00e7ekten T\u00fcrk\u00e7e\u2019de do\u011fru kelimesi m\u00fcstakim, hak, sad\u0131k m\u00e2n\u00e2lar\u0131na da kullan\u0131l\u0131r.<br \/>\nKur\u2019\u00e2n\u2019\u0131 anlamak isterken kelime ve terkiplerinin b\u00fct\u00fcn inceliklerini g\u00f6zetmek gerekir. Kur\u2019\u00e2n\u00ee bela\u011fat\u0131n \u00f6zelliklerinden biri de ger\u00e7ekleri en a\u00e7\u0131k y\u00f6n\u00fcnden g\u00f6sterirken ince hatlar\u0131n\u0131 da \u00e7e\u015fitli beyan noktalar\u0131 i\u00e7inde b\u00fct\u00fcn incelikleri ile toplamas\u0131d\u0131r. Beyan y\u00f6nleri, kesinlik noktas\u0131ndan en az\u0131ndan on alt\u0131 y\u00f6n\u00fc kapsad\u0131\u011f\u0131 usulce (metodoloji) bellidir. \u0130\u015faretle ve kesin olmayan bela\u011fat y\u00f6nleri ise bela\u011fat ilminin say\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan zevkleri ile anla\u015f\u0131l\u0131r. Bu vesile ile burada kelam ilminin bir kanununu arz edelim. \u015e\u00f6yle ki: Tesad\u00fcf, s\u0131rlar\u0131 g\u00f6rmekten gafil olan cahilin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6redir. Hikmette (ilimde) tesad\u00fcf yoktur. Hak\u00eem-i Mutlak\u2019\u0131n her se\u00e7iminde tercihe sebep olan bir hikmeti vard\u0131r. Ger\u00e7i irade asl\u0131nda bir tercih sebebidir. Fakat Hak\u00eem-i Mutlak\u2019\u0131n iradesi, d\u0131\u015ftan onu gerekli k\u0131lan bir etki alt\u0131nda olmayarak bir hikmeti de i\u00e7erir. Bundan dolay\u0131, hikmet sahibi olan diledi\u011fini yapan Allah\u2019\u0131n s\u00f6z\u00fcn\u00fcn ve kelimelerinin \u00f6zellikleri hep hikmete dayal\u0131 bir se\u00e7me eseri olaca\u011f\u0131ndan mesela tar\u00eek (yol) demeyip de s\u0131rat demesi, m\u00fcstev\u00ee (d\u00fcz) demeyip de m\u00fcstakim demesi, do\u011frudan do\u011fruya d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek ve m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ona g\u00f6re d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek birer hikmeti de ihtiva ederler. Kur\u2019\u00e2n ise bir hak\u00eem (hikmet dolu) kitapt\u0131r. \u201cBu kitab\u0131n indirilmesi her\u015feye galip h\u00fck\u00fcm ve hikmet sahibi olan Allah taraf\u0131ndand\u0131r.\u201d (Z\u00fcmer, 39\/1). Bunun i\u00e7in \u00f6nce kelimelerin m\u00e2n\u00e2lar\u0131n\u0131 iyice tesbit etmek, ikinci olarak yerlerinde laf\u0131z veya m\u00e2n\u00e2 y\u00f6n\u00fcn\u00fcn ilgili olabilece\u011fi kelimeler ve m\u00e2n\u00e2lar\u0131 ile kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rma yapmak, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak terkip \u015fekillerini, siy\u00e2k ve sib\u00e2k \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcnmek, d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc bunlardan as\u0131l kasdedilen m\u00e2n\u00e2 ile s\u00fcsleyici unsurlar\u0131 birbirinden ay\u0131rmak laz\u0131md\u0131r. Kasdedilen m\u00e2n\u00e2n\u0131n belirlenmesinde de iki itibar (\u00f6l\u00e7\u00fc) vard\u0131r. Birisi kelimenin asl\u0131nda veya yerine g\u00f6re zihindeki m\u00e2n\u00e2s\u0131, di\u011feri de onlar\u0131n ger\u00e7ekte ele ald\u0131klar\u0131, delalet etti\u011fi m\u00e2n\u00e2lar\u0131d\u0131r ki genelle\u015ftirme, tahsis (\u00f6zelle\u015ftirme), mutlak, \u0131tlak (kay\u0131tlamama) gibi \u00f6zellikler bu ikisi aras\u0131nda meydana gelir ve h\u00fck\u00fcmlerin \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131nda bunlar\u0131n \u00f6nemi b\u00fcy\u00fckt\u00fcr.<br \/>\nTefsirlere bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman den maksad\u0131n ne oldu\u011fu hakk\u0131nda \u015fu rivayetleri g\u00f6r\u00fcr\u00fcz: Allah\u2019\u0131n yolu, do\u011fru yol, uygun yol, Allah\u2019\u0131n kitab\u0131, iman ve imana ba\u011fl\u0131 olan \u015feyler, \u0130sl\u00e2m ve \u0130sl\u00e2m \u015feriat\u0131, Peygamberimizin ve ashab\u0131n b\u00fcy\u00fcklerinin yolu, s\u00fcnen (yollar), s\u00fcnnet ve cemaat yolu, cennet yolu, cehennem k\u00f6pr\u00fcs\u00fc nihayet bunlar\u0131 \u00f6zetleyen muhakk\u00eekler (ara\u015ft\u0131r\u0131c\u0131, kritik\u00e7iler)in do\u011fru yol ve \u0130slam milleti tefsiri.<br \/>\n\u015eimdi senedleri ile seleflere ve sahabeye kadar giden bu \u00e7e\u015fitli ifadeler, \u201cl\u00e2m\u201d\u0131n ahid m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 (bir \u015feyi kasdetmek) veya cins m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmalar\u0131na g\u00f6re bir k\u0131sm\u0131 m\u00e2n\u00e2 ve \u00e7o\u011fu m\u00e2sadak \u00fczerinde d\u00f6n\u00fcp dola\u015fan a\u00e7\u0131klamalard\u0131r. Cehennem k\u00f6pr\u00fcs\u00fc bir yana b\u0131rak\u0131l\u0131rsa \u00f6b\u00fcrleri ger\u00e7ekte kelimenin delalet etti\u011fi m\u00e2n\u00e2n\u0131n birisi ile ifade edilmesinden ba\u015fka bir\u015fey olmad\u0131klar\u0131 halde m\u00e2n\u00e2 ile m\u00e2sadak (m\u00e2n\u00e2ya uygun \u015fey)\u0131n fark\u0131n\u0131 bilmeyenler, bunlardan ne kadar anla\u015fmazl\u0131klara d\u00fc\u015febilirler. Ger\u00e7ekten hakikat\u0131 ara\u015ft\u0131r\u0131p ortaya \u00e7\u0131karan alimlerin do\u011fru yol ve \u0130sl\u00e2m milleti \u00f6zeti de bu iki duruma uygundur. Hak yol m\u00e2n\u00e2, \u0130sl\u00e2m milleti de m\u00e2sadakd\u0131r. Bu iki farka bizzat Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n metninde dikkati \u00e7ekmek i\u00e7in s\u0131r\u00e2t iki defa zikredilmi\u015ftir. (s\u0131ratallezine) \u201ces-s\u0131rat\u201dtan bedeldir. Bedel-i k\u00fcll (bizzat kendisinin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131) veya bedel-i ba\u2019z (bir k\u0131sm\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131) olabilir. Ve konu\u015fma da kasd ve irade esas\u0131nda bedele y\u00f6neliktir. M\u00fcbdel\u00fc minh de (yerine bedel kullan\u0131lan kelime) tamamen terkedilmi\u015f ve c\u00fcmleden \u00e7\u0131kart\u0131lm\u0131\u015f olmayarak bu kasdolunan \u015feyin g\u00f6r\u00fcnen bir de\u011ferinin haz\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131 yapar ve bu \u015fekilde her bedelde bir miktar a\u00e7\u0131klama ve bir miktar peki\u015ftirmeyi and\u0131ran bir m\u00e2n\u00e2 kuvveti meydana gelir. Bu bedelde ise \u201cs\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakim\u201din hem bizzat kendisini ve hem vasf\u0131n\u0131 (niteli\u011fini) a\u00e7\u0131klayan kay\u0131tlar vard\u0131r ki birincisi s\u0131rat\u0131n muzafun ileyh (belirten)i olan ism-i mevs\u00fbl (ilgi zamiri) ve s\u0131las\u0131 (ilgi zamirini a\u00e7\u0131klayan c\u00fcmle), ikincisi bu ism-i mevs\u00fbl (ilgi zamiri)\u00fcn s\u0131fat\u0131 olan , \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de buna atfedilen kay\u0131tlar\u0131d\u0131r.<br \/>\n\u0130\u015fte \u2018den kasdolunan m\u00e2n\u00e2 ve m\u00e2sadak bunlar\u0131n tamam\u0131 g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde bulundurulduktan sonra belli olacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in de \u00f6nce kendindeki m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 tesbit etmeye ihtiya\u00e7 vard\u0131r. L\u00fcgat a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu m\u00e2n\u00e2n\u0131n, do\u011fru cadde demek oldu\u011funu g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fck. Fakat bu m\u00e2n\u00e2 bize \u00f6nce ger\u00e7ekten yol dedi\u011fimiz hissedilen bir \u015feyi g\u00f6sterir. Halbuki s\u00f6z\u00fcn geli\u015fi yard\u0131m dilemenin ve yard\u0131m\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131 idi. Bu ise hissedilemeyen bir m\u00e2n\u00e2d\u0131r. Bundan dolay\u0131 bu kesin karine ile biz anlar\u0131z ki bu yol manevi yoldur. Ve hi\u00e7 olmazsa manevi yolu da i\u00e7ine alan a\u00e7\u0131k bir mecaz (benzetme yolu ile ba\u015fka bir m\u00e2n\u00e2da kullan\u0131lan s\u00f6z)d\u0131r. Ve daha a\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131 isti\u2019\u00e2re-i temsiliyye (bir\u00e7ok \u015feyin birbirine benzetilmesi)dir. Daha \u00f6nce s\u00f6yledi\u011fimiz gibi hissedilen \u015feylerden i\u015flek, b\u00fcy\u00fck, apa\u00e7\u0131k, d\u00fcz, do\u011fru bir yolu g\u00f6z\u00f6n\u00fcne getiriyoruz ve bunu b\u00fct\u00fcn\u00fcyle zihnimizde yerle\u015ftiriyoruz.<br \/>\n\u0130kinci olarak meyillerimizin, fikir ve hareketlerimizin ak\u0131\u015f\u0131na bir esas te\u015fkil ederek bizi do\u011fruca ve selametle hay\u0131rl\u0131 maksatlar\u0131m\u0131za g\u00f6t\u00fcrecek ilm\u00ee, pratik, apa\u00e7\u0131k ve kapsaml\u0131 ve Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n koydu\u011fu bir hak kanununu g\u00f6z \u00f6n\u00fcne getiriyoruz, bunu da b\u00fct\u00fcn\u00fcyle vicdan\u0131m\u0131za al\u0131yoruz.<br \/>\n\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak bu manevi b\u00fct\u00fcn\u00fc a\u00e7\u0131kl\u0131k ve \u00f6zetle anlatmak i\u00e7in \u00f6nceki hissedilen \u015fekle konu olan s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakim (do\u011fru yol) lafz\u0131n\u0131 isti\u00e2re edip zikretti\u011fimiz karineye dayanarak bunda (manevi yolda) kullan\u0131yor ve \u201cihdin\u00e2\u201d ile de buna bir a\u00e7\u0131klama yap\u0131yoruz. Bu \u015fekilde bu m\u00e2n\u00e2dan anla\u015f\u0131lan husus Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n koydu\u011fu \u015fey olup talep edilen iyili\u011fe hakk\u0131 ile g\u00f6t\u00fcren bat\u0131l olmayan manevi yol oldu\u011fundan tahkik\u00e7i alimlerin \u201chak yol\u201d diye tefsir etmeleri, s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakimin mefh\u00fbm ile kasdedilen m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. \u015eimdi de m\u00e2sadak\u0131n\u0131 bulal\u0131m: Yani kendisine hak yol denmeye lay\u0131k olan her yol, istenilen do\u011fru yolun i\u00e7ine girer mi, girmez mi? Buras\u0131 \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gereken bir yer olup az \u00e7ok kapal\u0131d\u0131r. \u0130lk \u00f6nce \u201cneste\u00een\u201d de ilk hedefimiz Allah\u2019\u0131n yard\u0131m\u0131 oluyor ve \u00e2yetin geli\u015fi bize ba\u015flang\u0131\u00e7ta Allah\u2019\u0131n yard\u0131m\u0131n\u0131n en \u00f6nemli ve en \u00f6nde olan\u0131n\u0131 istememizi telkin ediyor. Bundan da genellikle Allah\u2019\u0131n yard\u0131m\u0131n\u0131 celbeden bir apa\u00e7\u0131k yola hidayet iste\u011fi, yard\u0131m dilemelerin en m\u00fchimi ve en \u00f6nde olan\u0131; ona hidayet vermenin de yard\u0131mlar\u0131n en m\u00fchimi ve en \u00f6nde geleni oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Halbuki hak yolun b\u00fct\u00fcn \u00f6zellikleri Allah\u2019\u0131n bir yard\u0131m\u0131 ise de bu yard\u0131mlar\u0131n en \u00f6nde geleni ve en m\u00fchim olan\u0131 hangisidir? Buras\u0131 \u00fczerinde etrafl\u0131ca d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gereken bir yerdir.<br \/>\nD\u00f6rd\u00fcnc\u00fc olarak hidayet iyili\u011fe yorumlan\u0131r. Acaba genel m\u00e2n\u00e2s\u0131yla hak yol i\u00e7inde k\u00f6t\u00fc olanlar yok mudur? Do\u011frusu vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc olmasayd\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe yol bulunamaz, hi\u00e7 bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck yap\u0131lamazd\u0131. Ger\u00e7i her hak yol asl\u0131nda s\u0131rf hay\u0131rd\u0131r. Ve onun esas konumu Allah\u2019\u0131n rahmetinin tecellisi (meydana \u00e7\u0131kmas\u0131)ni g\u00f6stermektir. Fakat k\u00e2inatta yarat\u0131klar\u0131n \u00f6zelli\u011fine g\u00f6re fayda ve zarar, iyilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck hi\u00e7bir maksat zihinde \u015fekillendirilmez ki onun bir do\u011fru yolu bulunmas\u0131n. Bunlar\u0131n her biri i\u00e7inde Allah\u2019\u0131n bir s\u00fcnneti (nizam\u0131), bir kanunu vard\u0131r.<br \/>\nO yola giren do\u011fru gayesine gider. Hatta denilebilir ki bunlar\u0131n hepsi de Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019ya g\u00f6t\u00fcr\u00fcr. Fakat birisi r\u0131zas\u0131na g\u00f6t\u00fcr\u00fcr, biri de \u00f6fkesine g\u00f6t\u00fcr\u00fcr. Bundan dolay\u0131 hak yol, \u201cAllah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n r\u0131zas\u0131na g\u00f6t\u00fcren yol\u201d diye tefsir edilmedik\u00e7e burada matlub olmamas\u0131 gerekir. Ger\u00e7ekten y\u00fcce \u00e2yeti bize mutlaka hak yol kavram\u0131ndan daha husus\u00ee ve daha a\u00e7\u0131k bir m\u00e2n\u00e2 telkin ediyor. \u0130\u015fte s\u00f6z\u00fcn b\u00fct\u00fcn bu kapal\u0131 y\u00f6nlerini gidermek i\u00e7in bedelin ilave edilmesi ile kavram\u0131n delalet etti\u011fi m\u00e2n\u00e2 tefsir veya tahsis olunmu\u015f ve \u0130sl\u00e2m dininin tam bir s\u0131n\u0131rlama ile anlat\u0131lmas\u0131na uygun bir kal\u0131ba d\u00f6kmek i\u00e7in v.d. buyurulmu\u015ftur.<br \/>\nBu bize ilk \u00f6nce her istenilen \u015feyde Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n bir do\u011fru yolu bulundu\u011funu g\u00f6steriyor ve \u201cihdin\u00e2\u201d onu istememizi bize telkin ediyor ve bu \u015fekilde en m\u00fchim ve en \u00f6nemli yard\u0131m\u0131n da ba\u015flang\u0131\u00e7ta onun do\u011fru yoluna hidayet oldu\u011funu anlat\u0131yor. Ger\u00e7ekten Allah Te\u00e2l\u00e2 \u00e2lemlerin Rabbi oldu\u011fundan k\u00e2inat\u0131n hepsinde onun kanunlar\u0131 ge\u00e7erlidir. Kanunlar bazen kanun koyanlar\u0131na ve bazen konular\u0131na, ili\u015fkisi bulunan \u015feylere nisbet olunur. Mesela Solon kanunu koyucusuna nisbet oldu\u011fu gibi, Akar (para getiren ta\u015f\u0131nmaz mallar) kanunu da konusuna, mahkumlar\u0131na nisbet edilmi\u015ftir. Tabiat da Hak (Allah) kanunlar\u0131n\u0131n mahkumu (h\u00fckm\u00fc alt\u0131nda) olmas\u0131 itibariyle bunlar\u0131n irade kanunundan ba\u015fkas\u0131na \u201ctabiat kanunlar\u0131\u201d ismi de verilir. Fakat hepsinin koyucusu Allah Te\u00e2l\u00e2 oldu\u011fundan bunlara Allah kanunlar\u0131 ve ilah\u00ee nizam demek elbette daha do\u011frudur. Bu kanunlar\u0131 bilme\u011fe ilim ve fen denildi\u011fi gibi, onlar\u0131n iyili\u011fe g\u00f6t\u00fcrenlerine de din, millet ve \u015feriat denilir. Allah\u2019\u0131n koydu\u011fu ve Allah\u2019\u0131n kanunu d\u0131\u015f\u0131nda din aramak bat\u0131ld\u0131r ve bununla beraber Allah\u2019\u0131n her kanunu da din de\u011fildir. Mesela beynine kuvvetli bir tabanca s\u0131kan\u0131n \u00f6lmesi bir hak kanunudur. Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n \u00f6zel bir iradesi engel olmazsa o kur\u015funu kendine s\u0131kan \u00f6l\u00fcr. Fakat intihar etmek bir iyilik, bir din de\u011fildir, isyand\u0131r, k\u00f6t\u00fcl\u00fckt\u00fcr. Kendi m\u00fclk\u00fc olmayan Allah\u2019\u0131n binas\u0131n\u0131 (bedeni) y\u0131k\u0131p bozmakt\u0131r.<br \/>\nBunun gibi insanlar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015flerinden hangisi ele al\u0131nsa onun bir iyi veya k\u00f6t\u00fc y\u00f6n\u00fc ile uygun olaca\u011f\u0131 bir Allah kanunu vard\u0131r. \u0130yilik y\u00f6n\u00fc ile uygun olan Allah kanunu din, k\u00f6t\u00fc y\u00f6n\u00fcyle uygun olan Allah kanunu dinin z\u0131dd\u0131d\u0131r. \u0130ki y\u00f6nden de Allah\u2019\u0131n kanununa uygun d\u00fc\u015fmeyen i\u015f, k\u00f6t\u00fc ve bat\u0131ld\u0131r.<br \/>\n7-\u00d6zetle Allah\u2019\u0131n her kanunu, Allah taraf\u0131ndan konmu\u015f oldu\u011fundan dolay\u0131 do\u011frudurlar. \u0130nsan taraf\u0131ndan konulmu\u015f kanunlar, ne ilim, ne din hi\u00e7 biri olamazlar. Bunlar, ilim a\u00e7\u0131s\u0131ndan bat\u0131l, din a\u00e7\u0131s\u0131ndan k\u00f6t\u00fcl\u00fck meydana getirirler ve do\u011fru de\u011fildirler. Bunun i\u00e7in insanl\u0131\u011f\u0131n hakk\u0131, gerek ilimde ve gerek dinde kanun koymak de\u011fil, Allah\u2019\u0131n kanunlar\u0131n\u0131 aray\u0131p bulmak ve bu kanunlar\u0131 ke\u015ffedip ortaya \u00e7\u0131karmakt\u0131r. Ar\u015fimed hidrostatik kanununu, Nevton yer\u00e7ekimi kanununu, Aristo \u00e7eli\u015fme kanununu koydular demek do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131 gibi Ebu Hanife Hazretleri de k\u0131yas\u0131, f\u0131k\u0131h (\u0130sl\u00e2m hukuku) kanunlar\u0131n\u0131 koydu demek do\u011fru de\u011fildir. Bunlar, onlar taraf\u0131ndan konmu\u015f olsayd\u0131 e\u011fri ve yalan olurlard\u0131. Do\u011fru olmalar\u0131, Allah\u2019\u0131n kanununun ke\u015ff edilmesine nail olmalar\u0131ndan ileri gelir. Bunun i\u00e7in \u00e2limler, icat eden de\u011fil ke\u015ff eden ve ortaya \u00e7\u0131karan kimselerdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah\u2019\u0131n kanunlar\u0131 i\u00e7inde gizli olanlar\u0131 da vard\u0131r. ise a\u00e7\u0131k m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 da i\u00e7erdi\u011finden dolay\u0131 bunlar\u0131 ortaya koymaya vesile olacak apa\u00e7\u0131k ve i\u015flek bir esas yolu anlat\u0131yor ve Allah\u2019\u0131n kanunu olmayan, Allah\u2019\u0131n yard\u0131m\u0131 ile hi\u00e7 ilgisi bulunmayan e\u011fri b\u00fc\u011fr\u00fc yollar\u0131n hepsinden sak\u0131nd\u0131rd\u0131\u011f\u0131 gibi, hidayet de iyili\u011fe yorumlanaca\u011f\u0131ndan, do\u011frudan do\u011fruya k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe g\u00f6t\u00fcrmekte hak olan kanunlardan da sak\u0131nd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oluyor. Fakat bu son sak\u0131nd\u0131rmada bir dayanak aramak gerekir. \u00c7\u00fcnk\u00fc k\u00f6t\u00fcl\u00fckten sak\u0131nd\u0131rmak i\u00e7in onu tan\u0131mak ve tan\u0131tmak da bir iyiliktir. Y\u0131lan\u0131 bilmeyen ondan nas\u0131l sak\u0131n\u0131r? Bundan dolay\u0131 hidayet kelimesindeki iyilik m\u00e2n\u00e2s\u0131, do\u011fru yol, hak yol kavram\u0131ndan k\u00f6t\u00fcl\u00fck kanunlar\u0131n\u0131n mutlaka uzakla\u015ft\u0131rma ve \u00e7\u0131karmas\u0131n\u0131 de\u011fil, belki iyilik kanunlar\u0131n\u0131 emirler olarak olumlu ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck kanunlar\u0131n\u0131 yasaklar olarak olumsuz bir \u00f6l\u00e7\u00fcyle kay\u0131t ve \u015farta ba\u011flamay\u0131 gerektirecektir. \u0130\u015fte hemen ard\u0131ndan bedel yolu ile \u201cO kendilerine nimet verdi\u011fin mutlu kimselerin yoluna; ne o gazaba u\u011fram\u0131\u015flar\u0131n, ne de sapm\u0131\u015flar\u0131n yoluna de\u011fil.\u201d \u00e2yetleri, bu olumsuz ve olumlu y\u00f6nleri de ortaya \u00e7\u0131kar\u0131yor. Demek ki \u201ces-s\u0131rata\u2019l-m\u00fcstak\u00eem\u201d l\u00e2m-\u0131 ahd (belli bir \u015feye i\u015faret eden el tak\u0131s\u0131) ile hak dinin tam tarifidir. Ondan sonras\u0131 da bunun a\u00e7\u0131klamas\u0131d\u0131r. \u0130n\u2019\u00e2m nimet vermek, nimeti ula\u015ft\u0131rmakt\u0131r. Asl\u0131nda m\u00fcteadd\u00ee (ge\u00e7i\u015fli)dir. Fakat en \u00fcst\u00fcnl\u00fck m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelmekle nimet verenin y\u00fcceli\u011fini ve nimetin y\u00fckselmesine i\u015faret etmek i\u00e7in \u201c\u201d ile s\u0131lalanm\u0131\u015ft\u0131r (ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r). Nimet asl\u0131nda insan\u0131n tad ald\u0131\u011f\u0131 durum, yani g\u00fczel durumdur ki mutluluk tad\u0131 demektir. Bundan al\u0131narak bu tad almaya sebep olan \u015feylere ad olmu\u015ftur. Asl\u0131 yumu\u015fakl\u0131k demek olan n\u00fc\u00fbmet ile ilgilidir. Arap\u00e7ada ilk m\u00e2n\u00e2da daha \u00e7ok \u00fcst\u00fcn ile (na\u2019met) olarak kullan\u0131l\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u201d \u201d denilmi\u015ftir. Yani nice nimet sahibi vard\u0131r ki nimet ve bolluk i\u00e7inde ya\u015famas\u0131 yoktur. Mesela ekme\u011fi vard\u0131r yiyemez, yerse tad\u0131n\u0131 bulamaz. Allah\u2019\u0131n nimet vermesi esas tad\u0131n\u0131 bulmadad\u0131r. Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019n\u0131n nimetleri ise say\u0131lamaz. \u201cE\u011fer Allah\u2019\u0131n nimetini saymak isterseniz sayamazs\u0131n\u0131z.\u201d (\u0130brah\u00eem, 14\/34). Fakat ba\u015fl\u0131ca d\u00fcnya ve ahiretle ilgili olmak \u00fczere iki kaynak da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. D\u00fcnyaya ait nimetler iki k\u0131s\u0131md\u0131r. Vehb\u00ee (Allah vergisi) ve \u00e7al\u0131\u015farak elde edilenler. Vehb\u00ee ya ruh ile ilgili veya cisim ile ilgilidir, ba\u015fka bir ifade ile ya manevi veya maddidir. Ruhla ilgili olanlar ruhun bedene \u00fcf\u00fcr\u00fclmesi, ak\u0131l ve zekan\u0131n parlamas\u0131 ve bunlara tabi olan anlay\u0131\u015f, d\u00fc\u015f\u00fcnce, konu\u015fma, vicdan\u0131n (i\u00e7 duygunun) sa\u011flam olmas\u0131; cisim ile ilgili olanlar v\u00fccut ve v\u00fccut organlar\u0131 ve bunlardaki sinirler, kaslar, hazm ve di\u011fer madd\u00ee kuvvetler, yarat\u0131l\u0131\u015f ve onu tamamlayan durumlar ve \u015fekillerden olu\u015fan \u015feyler gibi. \u00c7al\u0131\u015f\u0131larak kazan\u0131lanlar da nefsi utan\u0131lacak \u015feylerden temizleme, ilim ve marifet, \u00fcst\u00fcn ahl\u00e2k ve c\u00f6mertlik, yi\u011fitlik, do\u011fruluk ve namus ile s\u00fcslemek, v\u00fccudu g\u00fczel \u015fekiller ve be\u011fenilen ahl\u00e2klar ile s\u00fcslemek, c\u00e2h yani mevki ve sosyal onur sahibi olmak, mal ve servet kazanmak gibi \u015feylerdir. Ahiret nimetleri, d\u00fcnyada meydana gelen ifrat (a\u015f\u0131r\u0131 gitme) ve tefrit (tersine a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k)lerini ba\u011f\u0131\u015flayarak r\u0131zas\u0131na erdirmek ve Allah\u2019a yak\u0131n meleklerle beraber cennetin en y\u00fcksek tabakas\u0131nda sonsuza dek huzur ve s\u00fckuneti elde etmektir ki, bu da Allah taraf\u0131ndan verilen ve \u00e7al\u0131\u015fma ile kazan\u0131lan ruhan\u00ee ve cisman\u00ee k\u0131s\u0131mlara ayr\u0131l\u0131r. Bunlar\u0131n hepsi ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na ve hemen d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fckleri zaman \u015f\u00fcphesiz birer nimettirler. Fakat her biri gelece\u011fine ve kendisinden sonrakine g\u00f6re g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulunca ba\u015flang\u0131\u00e7ta nimet zannedilen bir\u00e7ok \u015feylerin ger\u00e7ekte \u015fiddetli ceza ve bela \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 da bir ger\u00e7ektir. Bunun aksine de ba\u015flang\u0131\u00e7ta ac\u0131 ve \u015fiddetli ceza g\u00f6r\u00fcnen baz\u0131 musibetlerin daha sonra b\u00fcy\u00fck bir nimete ve mutlulu\u011fa vesile oldu\u011fu da bir ger\u00e7ektir. Ve saf\u00e2dan (g\u00f6n\u00fcl \u015fenli\u011finden) sonra s\u0131k\u0131nt\u0131 ne kadar ac\u0131 ise, s\u0131k\u0131nt\u0131dan sonraki g\u00f6n\u00fcl \u015fenli\u011fi de o kadar tatl\u0131d\u0131r. Bu sebeple ciddi ve ger\u00e7ek olan nimet ve mutlulu\u011fun sonu her halde sa\u011flam olanlard\u0131r. Bundan dolay\u0131 esas istenecek \u015fey yaln\u0131z nimetin ba\u015flang\u0131c\u0131 de\u011fil, sonuca selametle yeti\u015ftiren nimetler olmal\u0131d\u0131r. \u0130sl\u00e2m kelimesinin de ilham etti\u011fi bu husus vasf\u0131 ile anlat\u0131l\u0131yor. Bu \u015fekilde \u201cen\u2019amte aleyhim\u201dde nimet ve nimet verme her \u015feyi kapsayan ve genel bir m\u00e2n\u00e2 ifade eden bir kelime olmamakla beraber m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131n kay\u0131ts\u0131z ve \u015farts\u0131z olmas\u0131 ile her t\u00fcrl\u00fc nimet i\u00e7in muhtemel olup her t\u00fcrl\u00fc nimeti kapsayabilece\u011finden kapsam\u0131na giren nimetler tahsis olunmak i\u00e7in, \u00f6fke ve sap\u0131kl\u0131ktan s\u00e2lim olma kayd\u0131 ile \u015farta ba\u011flanm\u0131\u015f ve tam anlam\u0131yla nimet ifade edilmi\u015ftir ki, bu da ahiretle ilgili nimetleri ve ona vesile olan vehb\u00ee (Allah vergisi), kesb\u00ee (\u00e7al\u0131\u015fma ile elde edilen), ruhan\u00ee (ruhla ilgili), cisman\u00ee (cisimle ilgili) d\u00fcnya nimetleri demektir. Bunlar\u0131n ba\u015f\u0131 da ya\u015fama hakk\u0131, h\u00fcrriyet hakk\u0131, iman, vicdan sa\u011fl\u0131\u011f\u0131, g\u00fczel ahl\u00e2k, sosyal d\u00fczelme, faydal\u0131 ilim ve iyi ameldir. \u0130sl\u00e2m literat\u00fcr\u00fcnde h\u00fcrriyet, ki\u015fi haklar\u0131na sahip olma diye tan\u0131mlan\u0131r. (Ke\u015ff-i Pezdev\u00ee). Bunun tam tersi, (ki\u015finin) haklar\u0131na ba\u015fkas\u0131n\u0131n sahip olmas\u0131 demek olan esirlik ve k\u00f6leliktir. Haklar\u0131n asl\u0131 ise, Allah\u2019\u0131n koymu\u015f oldu\u011fudur. Bundan dolay\u0131 herhangi bir ki\u015fi, Allah\u2019\u0131n koydu\u011fu hukuku, kendi r\u0131zas\u0131 olmaks\u0131z\u0131n, ba\u015fka bir insan\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 di\u011fer bir hukuk ile de\u011fi\u015ftirmeye, bozmaya veya tasarrufta bulunmaya mahkum olabiliyorsa o art\u0131k yaln\u0131z Allah\u2019\u0131n kulu de\u011fildir ve onda bir esirlik pay\u0131 vard\u0131r. Art\u0131k onun vecibeleri ve vazifeleri yaln\u0131z hakk\u0131n gere\u011fi i\u00e7in de\u011fil, \u015funun bunun heves ve iste\u011fine tabidir. Bundan dolay\u0131 Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019y\u0131 tan\u0131mayan kimsede, haklar\u0131na sahip olma anlam\u0131nda h\u00fcrriyet hakk\u0131n\u0131 farz etmek bir \u00e7eli\u015fki oldu\u011fu gibi, Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019dan ba\u015fkas\u0131na kul olanlarda da, h\u00fcrriyet farzetmek imkans\u0131zd\u0131r. Ve bunun i\u00e7in h\u00fcrriyete kefil olma, yaln\u0131z Allah\u2019a kulluktad\u0131r. Ve do\u011fru yolun ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 bu kulluk ve d\u00fcnya ile ilgili ilk maksad\u0131 da en b\u00fcy\u00fck nimet olan bu h\u00fcrriyet hakk\u0131d\u0131r. Bunun ba\u015f\u0131 da Allah vergisi nimetlerden olan hayat ve kazan\u0131lan nimetlerden olan imand\u0131r. \u0130\u015fte bu ikisi nimetlerin as\u0131llar\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 da Allah\u2019\u0131n yard\u0131m\u0131 ve hidayetidir. \u0130stenen yol da bu yard\u0131m\u0131n do\u011fru yoludur. Ve i\u015fte \u0130sl\u00e2m nimeti bu do\u011fru yoldur. de iki yorum \u015fekli m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr: Birisi yukar\u0131da oldu\u011fu gibi hi\u00e7bir mef\u2019\u00fbl (nesne) g\u00f6zetmeyerek mutlak \u015fekilde onlara nimet verdin yani onlar\u0131 bahtiyar k\u0131ld\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131, di\u011feri de gibi mef\u2019\u00fbl-i bih (nesne olan) bir zamir takdir (itibar) etmektir. Ke\u015f\u015f\u00e2f sahibi \u00f6ncekini, \u0130bn\u00fc Cerir Taber\u00ee ikinci yorumu tercih etmi\u015flerdir. C\u00fcmleden bir \u015feyi d\u00fc\u015f\u00fcrmekten kurtulmak a\u00e7\u0131s\u0131ndan birinci yorum daha iyi ve a\u00e7\u0131k fakat bir kinaye (kapal\u0131 anlat\u0131m) mahiyetindedir. Bu sebeple fiilin gere\u011fi olan ikinci yorum a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ancak \u0130bn\u00fc Cerir Taber\u00ee karinesi ile itaat ve ibadete geri \u00e7evirerek \u201csen onlara itaat ve ibadetini nimet olarak verdin\u201d \u015feklinde g\u00f6stermi\u015ftir. Acizane anlay\u0131\u015f\u0131ma g\u00f6re bu durumda zamiri \u201cs\u0131rata\u201d \u00e7evirmek ile \u201csen onlara o yolu nimet olarak verdin\u201d m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 vermek daha a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ve en do\u011frusu burada zamiri takdir etmeksizin, kay\u0131ts\u0131z nimet verme fiilini, do\u011fru yolu nimet vermekten yani = en\u2019amte\u2019yi = en\u2019amte bih\u2019ten kinaye yapmakt\u0131r ve me\u00e2n\u00ee ilminde belli olan \u00f6zel nesneye ilgisi olmaktan kinaye \u00fcsl\u00fbbu burada pek a\u00e7\u0131kt\u0131r.<br \/>\nBunda do\u011fru yol nimetini vermenin kay\u0131ts\u0131z nimet verme ve hatta her t\u00fcrl\u00fc nimeti verme yerinde oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Burada dikkati \u00e7eken \u00fc\u00e7 nokta vard\u0131r. \u0130lk \u00f6nce bizzat yol, s\u0131rat\u0131n en \u00f6nemli nimetlerden oldu\u011fu, en b\u00fcy\u00fck nimet oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. \u0130kinci olarak s\u0131rat (do\u011fru yolu g\u00f6sterme) nimeti, en m\u00fchim yard\u0131m oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, onlara nisbet edilen bu s\u0131rat (yol) kendilerinin haz\u0131rlad\u0131klar\u0131 bir yol olmay\u0131p, Allah\u2019\u0131n haz\u0131rlad\u0131\u011f\u0131 ve nimet olarak vermi\u015f oldu\u011fu ve onlar\u0131n yolu olmas\u0131, nail olma ve o yola girmeleri itibariyle bulundu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Ve bu vas\u0131flar ile Allah\u2019a nisbet edilen ve do\u011fru nimetlere ve Allah\u2019\u0131n yard\u0131m\u0131na g\u00f6t\u00fcren do\u011fru yola uygun gelir. Ger\u00e7ekten yol nimeti, en b\u00fcy\u00fck nimettir. \u00c7\u00fcnk\u00fc herhangi bir nimetin (elde edili\u015f) yolunu, kanununu elde etmek o nimeti bir defa de\u011fil daima elde etme sonucunu do\u011furur. \u0130limlerin ve fenlerin \u00f6nemi de bundand\u0131r. Birisinden on liral\u0131k bir yard\u0131m istemekle, devaml\u0131 on lira getirecek bir yol, bir sebep (vas\u0131ta) istemek aras\u0131nda ne kadar fark vard\u0131r. Y\u00fcce Allah\u2019tan; \u201cEy Rabbim, bana yard\u0131m et de falan nimeti ver.\u201d diye dua etmek ve yard\u0131m dile\u011finde bulunmak pek k\u00fc\u00e7\u00fck bir istek olur. Hatta \u201cher nimeti ver\u201d demek bile b\u00f6yledir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu dua kabul olunmakla o nimetlerin her zaman devam etmesi ve s\u00fcr\u00fcp gitmesi temin edilmi\u015f olmaz. Fakat \u201cfalan nimetin (elde edili\u015f) yolunu ihsanda bulun ve o yolda sebat nasib eyle.\u201d diye istek ve ara\u015ft\u0131rmada bulunulacak olursa, bu dua kabul olundu\u011fu zaman o nimet bir kerre de\u011fil bin kerreler ve sonsuza kadar elde edilmi\u015f olur. Yolun en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc de Allah\u2019\u0131n yard\u0131m\u0131n\u0131n yoluna girmedir. Bunun en k\u0131sas\u0131 da do\u011fru olan yoldur. Bu bulununca nimet yollar\u0131n\u0131n hepsi bulunur. Nimet yolu bulununca nimetlerin hepsine s\u00fcrekli olarak erilir ve burada ba\u015flang\u0131\u00e7ta bize nimet ver denmeyip de duas\u0131 ile do\u011fru yol istemenin \u00f6\u011fretilmesi, bu m\u00e2n\u00e2y\u0131 ne g\u00fczel destekler. F\u00e2tiha\u2019ya (ta\u2019lim-i mesele: istemeyi \u00f6\u011fretme) isminin verilmesinde de bu n\u00fcktenin b\u00fcy\u00fck bir pay\u0131 oldu\u011funu hat\u0131rlamal\u0131y\u0131z. Halbuki bu \u00f6zel ba\u011flant\u0131 g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde bulundurulmad\u0131\u011f\u0131 takdirde c\u00fcmleden bu m\u00e2n\u00e2lar\u0131 \u00e7\u0131karmak zor olacak ve s\u0131rat\u0131n (yolun) onlara Allah\u2019\u0131n bir ihsan\u0131 oldu\u011fu gizli kalacakt\u0131r. Bu y\u00f6nden birinci durumdaki kay\u0131ts\u0131z nimetin bela\u011fati (g\u00fczelli\u011fi) bile bundan a\u015fa\u011f\u0131 derecededir demektir. Ger\u00e7i onda s\u0131rat\u0131n (yolun) gayesi kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z nimet oldu\u011funa dair a\u00e7\u0131k bir i\u015faret vard\u0131r ve bu m\u00e2n\u00e2 halk i\u00e7in \u00e7ekici ve sevimlidir. Fakat ba\u015flang\u0131\u00e7ta s\u00f6z\u00fcn geli\u015finde istenilen maksad\u0131n Allah\u2019\u0131n yard\u0131m\u0131 oldu\u011fu apa\u00e7\u0131kt\u0131r. Ve bundan dolay\u0131 yolun maksad\u0131 da o ve daha do\u011frusu bizzat Allah Te\u00e2l\u00e2 oldu\u011fu, ilk anda akla gelir.<br \/>\nB\u00fct\u00fcn nimetler de bundan kaynaklan\u0131yor. Ve i\u015fte as\u0131l do\u011fru yol, hak yol bu m\u00e2n\u00e2da \u00f6zel isim gibidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir nimetin bir yolu bilinir ve o yola girilirse de yine bizzat Allah\u2019\u0131n yard\u0131m\u0131, Allah\u2019\u0131n tevfik\u0131 bulunmazsa bir engel ortaya \u00e7\u0131kar, istenilen \u015fey ortaya \u00e7\u0131kmaz da k\u0131smet b\u00f6yle imi\u015f denilir. Bundan dolay\u0131 her \u015feyden \u00f6nce bu yard\u0131m ve ba\u015far\u0131ya ermek i\u00e7in b\u00fct\u00fcn arzular\u0131 kuca\u011f\u0131na alm\u0131\u015f, b\u00fcy\u00fck, a\u00e7\u0131k, do\u011fru, d\u00fcz bir yol istemek gereklidir. Bu yol anla\u015fmas\u0131nda sebat ile y\u00fcr\u00fctecek olan bir din ve millettir. Her ger\u00e7e\u011fi ve iste\u011fi kucaklam\u0131\u015f bir din ve millet, bir do\u011fru yol istemek yaln\u0131z bir tasarlama ve hayalden ibaret bir istek de de\u011fildir. Bu yola ermi\u015f ve \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f, o sayede her arzusunu elde etmi\u015f, hem de tam selamet ve mutlulukla elde etmi\u015f nimet ehli, insanl\u0131k tarihinde inkar olunamayacak \u015fekilde sabit olmu\u015f ve b\u00f6yle bir arzunun izleri m\u00fc\u015fahede ve tecr\u00fcbe ile ger\u00e7ekten g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f, meydana gelmi\u015f bir \u015feydir. Ve i\u015fte \u2018den sonra buyurulmas\u0131 bunu da \u00f6zellikle g\u00f6stermektedir.<br \/>\n\u015eimdi bunlar\u0131n kimler oldu\u011funu anlamaya \u00e7al\u0131\u015fal\u0131m. Bunlar\u0131n hepsi, topluca bize ahd-i haric\u00ee ile g\u00f6steriliverecek s\u0131n\u0131rl\u0131 bir topluluk de\u011fildir. \u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131ndan bu ana kadar birbiri ard\u0131nca gelmi\u015f ve Allah\u2019\u0131n terbiyesi ile zaman zaman olgunluk g\u00f6stermi\u015f, ardarda yayg\u0131n ve s\u0131n\u0131rs\u0131z zatlar ve topluluklard\u0131r. Biz bunlar\u0131 yaln\u0131z \u201cm\u00fcn\u2019am\u00fcn aleyhim\u201d, yani Allah\u2019\u0131n nimetine ermi\u015f olanlar ad\u0131yle tan\u0131r ve hakka ula\u015fanlar, erenler diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcz ve bu cinsin d\u00fcnyada var oldu\u011funda hi\u00e7 \u015f\u00fcphe etmeyiz. Bu nokta kesin ve kat\u2019\u00eedir. Ve mutlaka bunlar\u0131n yolunu istemek de bu kesin bilgi ile hareket etmektir. Fakat etrafl\u0131ca a\u00e7\u0131klamas\u0131na ve bu cinsin fertlerinden ve \u00e7e\u015fitlerinden bir \u00f6rnek almak i\u00e7in d\u0131\u015farda tayinlerine gelince: Bunu, nimetin m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 takdir etmemiz oran\u0131nda bir ahd-\u0131 zihn\u00ee (zihinde belli olan nesne) ile d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz. Bunun i\u00e7in de ya cins\u00ee belirtme veya ahd-i zihn\u00ee (zihinde belli olan \u015feyler) m\u00fclahaza edilir. Cins oldu\u011funa g\u00f6re bedel; ahd-i zihn\u00ee oldu\u011funa g\u00f6re de s\u0131fat olmas\u0131 bellidir. Bundan dolay\u0131 bunlar\u0131 ba\u015flang\u0131\u00e7ta ahd-i zihn\u00ee ile tasarlay\u0131p bu vas\u0131flara sahip bir mutlu topluluk arayaca\u011f\u0131z ve Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019dan onlar\u0131n yoluna hidayet etmesini isteyece\u011fiz ve ba\u015far\u0131l\u0131 oldu\u011fumuz anda biz de o yolda, o cinsten \u00e2leme \u00f6rnek olacak bir cemaat z\u00fcmresi te\u015fkil etmi\u015f bulunaca\u011f\u0131z. Kur\u2019\u00e2n bize bu cinsten bir\u00e7ok topluluklar g\u00f6sterecektir ki \u201cKim Allah\u2019a ve el\u00e7isine itaat ederse i\u015fte onlar, Allah\u2019\u0131n nimet verdi\u011fi peygamberler, s\u0131dd\u00eekler, \u015fehidler ve salihlerle beraberdir. Onlar ne g\u00fczel arkada\u015ft\u0131r.\u201d (Nis\u00e2, 4\/69) \u00e2yeti bu babta en kapsaml\u0131 \u00e2yetlerden biridir. Yani tam anlam\u0131yla kendilerine nimet verilmi\u015f olan ger\u00e7ek bahtiyarlar peygamberler, s\u0131dd\u00eeklar, \u015fehidler, salihler ve bunlara arkada\u015f olan iman ehlidir. Fakat bu a\u00e7\u0131klama \u0130sl\u00e2m\u2019\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131na g\u00f6redir. Bize gelince: Bu \u00f6rne\u011fin b\u00fct\u00fcn anla\u015f\u0131lmayan \u015feylerden uzak bir ahd-i h\u00e2ricisi (daha \u00f6nce ismi ge\u00e7mi\u015f olan\u0131) vard\u0131r ki o da peygamberlerin sonuncusu Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz\u2019le Ashab-\u0131 Kiram\u2019\u0131d\u0131r. Az zaman i\u00e7inde bunlarda tecelli eden ba\u015far\u0131 nimetinin, d\u00fcnya ve ahiret mutlulu\u011funun bir \u00f6rne\u011fini daha insanl\u0131k tarihi bug\u00fcne kadar kaydetmemi\u015ftir. Umum\u00ee tarihi okuyunuz ve bug\u00fcn d\u00fcnyadaki milletlere bir g\u00f6z at\u0131n\u0131z. Bak\u0131n\u0131z bunlar\u0131n i\u00e7inde mesela bir Hz. \u00d6mer siretinin benzeri olabilecek hi\u00e7bir \u00f6rnek bulabilecek misiniz? Bir taraftan fetihler elektrik h\u0131z\u0131 ile do\u011fu ve bat\u0131ya yay\u0131l\u0131rken di\u011fer taraftan b\u00fct\u00fcn il\u00e2h\u00ee adalet, yerleri ve g\u00f6kleri dolduruyor ve bu nimetlerin i\u00e7inde hakk\u0131n zevkine dalm\u0131\u015f olan \u00d6mer\u2019in s\u0131rt\u0131ndaki yamal\u0131 bir g\u00f6mlek \u00e2lemin g\u00f6z\u00fcne Kisralar\u0131n, Kayserlerin ha\u015fmetli taclar\u0131ndan \u00e7ok y\u00fcksek bir sevin\u00e7 duygusu sa\u00e7\u0131yordu. Fakat d\u00fcnyan\u0131n bu tevecc\u00fch\u00fc (y\u00f6nelmesi) i\u00e7inde hi\u00e7 bir g\u00fcn \u015fa\u015f\u0131rmayan, metanetini kaybetmeyen Hazreti \u00d6mer\u00fc\u2019l-Faruk, Peygamber\u2019in vefat g\u00fcn\u00fc Faruk olmas\u0131 (hak ile bat\u0131l\u0131 birbirinden ay\u0131rmas\u0131)n\u0131 kaybeder gibi g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc zaman, Hazreti Ebu Bekr es-S\u0131dd\u00eek b\u00fct\u00fcn sadakati ile varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koyarak onu ve herkesi ir\u015fad etmi\u015f ve \u0130sl\u00e2m cemaatini \u00f6nceden oldu\u011fu gibi Hazreti Muhammed\u2019in yolunda y\u00fcr\u00fctm\u00fc\u015ft\u00fc. Daha \u00f6nce hicret g\u00fcn\u00fc Hazreti Peygamberle arkada\u015fl\u0131\u011f\u0131 ile gizlendikleri ma\u011farada m\u00fc\u015friklerin bask\u0131n\u0131na u\u011frad\u0131klar\u0131 zaman Hazreti Ebu Bekir S\u0131dd\u00eek\u2019a da \u00fcz\u00fcnt\u00fc ve gev\u015feklik gelmi\u015f iken \u201c\u00dcz\u00fclme, Allah bizimle beraberdir!..\u201d (Tevbe, 9\/40) diye onu teselli ve tatmin eden ancak Hazreti Muhammed olmu\u015f idi. \u0130\u015fte o zamanlar bir ahd-i zihn\u00ee (zihinde belli olan) mahiyetinde olan o mutlu toplum b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011fa en m\u00fckemmel bir misal olmak \u00fczere belirmi\u015f oldu\u011fundan bize g\u00f6re ahd-i harici (\u00f6nce ge\u00e7mi\u015f olanlar) ile bellidir. Bunun i\u00e7in selefler ve halefler (eskiler ve yeniler)den bir\u00e7ok m\u00fcfessir \u00e2yetini Hazreti Muhammed\u2019in ve ashab-\u0131 kiram\u2019\u0131n\u0131n yolu ve s\u00fcnneti ile tefsir etmi\u015flerdir. Fakat ba\u015flang\u0131\u00e7 ve sonu\u00e7 beraber g\u00f6z\u00f6n\u00fcnde bulunduruldu\u011fu zaman bu m\u00e2n\u00e2da kendilerine nimet verilmi\u015f olanlar cinsinden bir toplum diye ahd-i zihn\u00ee mahiyetinde olmu\u015f olur.<br \/>\n\u201cellezine\u201dnin s\u0131fat\u0131d\u0131r ve \u0130slam\u2019daki takva hasletinin esas\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Arap\u00e7ada s\u0131fat (niteleyen) ile mevs\u00fbf (nitelenen) aras\u0131nda tarif (belirlilik) veya tenkir (belirsizlik) a\u00e7\u0131s\u0131ndan da uygunluk \u015fartt\u0131r. Halbuki = gayr kelimesi, \u201cel-\u00e2lim\u00fc gayr\u00fc\u2019l-c\u00e2hil\u201d, \u201cel-hareket\u00fc gayr\u00fc\u2019s-s\u00fck\u00fbn\u201d (\u00e2lim, cahil olmayand\u0131r; hareket, durmakdan ba\u015fka bir \u015feydir) \u015feklinde tam z\u0131dd\u0131 olan bir \u015feye m\u00fczaf (tamlama halinde) olmad\u0131k\u00e7a belirli olamayaca\u011f\u0131 gibi, (ellezine) ism-i mevs\u00fbl\u00fc (ilgi zamiri) de belirli oldu\u011fundan, ahd-i zihn\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlanmad\u0131k\u00e7a belirsiz bir kelime ile nitelenemez. Bundan dolay\u0131 bunun s\u0131fat olmas\u0131, mevs\u00fbl\u00fcn (ilgi zamirinin) ahd-i zihn\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131na a\u00e7\u0131k bir ipucudur. \u00c7\u00fcnk\u00fc (ma\u011fd\u00fbbi aleyhim) ve (d\u00e2ll\u00een) vas\u0131flar\u0131n\u0131n mutlaka kendilerine nimet verilmi\u015f olanlar\u0131n vasf\u0131na tam z\u0131d olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek noktad\u0131r. Kendilerine nimet verilmi\u015f olarak g\u00f6r\u00fcnenler i\u00e7inde ger\u00e7ekten \u00f6fkeye mahkum olan veya sap\u0131tm\u0131\u015f olan nice kimseler de bulunur. Ve d\u00fcnyada nimetler i\u00e7inde y\u00fczer gibi g\u00f6r\u00fcnen bir\u00e7ok \u015fah\u0131s ve toplum buna misal g\u00f6sterilebilir. Bu itibarla (gayr) s\u0131fat\u0131, \u00f6fke ve sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 olumsuz k\u0131larak kendilerine nimet verilen kimseleri bunlardan ba\u015fkas\u0131na tahsis ediyor ve o halde sa\u011flam nimetler ile nimetten faydalananlar, bunlar\u0131n tam z\u0131dd\u0131 olurlarsa da mutlak surette nimetten faydalananlar b\u00f6yle de\u011fildirler. Bundan dolay\u0131 nimet verme, kay\u0131ts\u0131z olarak g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulur ve (ellezine) de bu s\u0131la (ilgi zamirini a\u00e7\u0131klayan c\u00fcmle) ile cins olarak veya ahd-i harici ile (\u00f6nce zikredildi\u011fi i\u00e7in bilinen) belirli tan\u0131l\u0131r ise (gayr) ona s\u0131fat olamaz, belki bedel olabilir.<br \/>\nKe\u015f\u015f\u00e2f ve ona uyarak Kad\u0131 Beyd\u00e2vi ve di\u011ferleri bu bedel olmay\u0131 caiz g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir. Fakat Ebu\u2019s-Suud, tefsirinde bunu hakl\u0131 olarak reddetmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bedel, c\u00fcmledeki nisbette esas kasdolunan olur. M\u00fcbdel\u00fc minh (kendisinden bedel getirilen) b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ihmal ve terkedilmi\u015f halde olmamakla beraber, c\u00fcmlede kasdedilen hedef olarak da kalmaz. O halde (gayr), bedel ise (s\u0131rat) kelimesinden esas gaye nimet de\u011fil, \u00f6fke ve sap\u0131tman\u0131n olmamas\u0131 olacakt\u0131r. Ve bu \u015fekilde kendilerine nimet verilmi\u015f olanlar demek, Allah\u2019\u0131n gazab\u0131ndan ve sap\u0131tmakdan kurtulmu\u015f olanlar demek olaca\u011f\u0131n\u0131 Ke\u015f\u015f\u00e2f sahibi a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtmi\u015ftir. Ger\u00e7i def-i mazarrat (zarar\u0131 ortadan kald\u0131rma), celb-i menfaat (menfaati celbetmek)ten daha iyi ise de esas gaye yaln\u0131z zarar\u0131 ortadan kald\u0131rmak de\u011fil, o zarardan emniyette olan nimet ve menfaattir. Bu ise bedelin de\u011fil, ancak s\u0131fat\u0131n m\u00e2n\u00e2s\u0131 olabilecektir. Bundan dolay\u0131 s\u00f6z\u00fcn hedefi (en\u2019amte aleyhim)dedir. Ve gazab (\u00f6fke) ile sap\u0131tman\u0131n ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131 ona tabi olarak (uyarak) kasdolunmu\u015f olur. Ve kendilerine nimet verilmi\u015f olanlar demek, mutlak nimet ile \u00f6fke ve sap\u0131tmadan kurtulmay\u0131 birarada elde edenler demek olur ki \u0130sl\u00e2m da budur. Ve ger\u00e7ekten \u0130sl\u00e2m\u2019daki takva budur ve Ebu\u2019s-Su\u00fbd tamamen hakl\u0131d\u0131r. Bundan dolay\u0131 (gayr) kelimesinde s\u0131fat ve kelimesinde ahd-i zihn\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bununla beraber mutlak nimetten, sa\u011flam nimet veya s\u00f6yledi\u011fimiz gibi s\u0131rat (yol) nimeti, \u0130sl\u00e2m nimeti kasdedilirse, (gayr) bunun tam z\u0131dd\u0131na muzaf ve bundan dolay\u0131 belirli olmu\u015f olaca\u011f\u0131ndan cins veya ahd-i harici \u015feklinde s\u0131fat olabilecektir.<br \/>\nGazab, nefsin bir i\u011fren\u00e7 \u015fey kar\u015f\u0131s\u0131nda intikam iste\u011fi ile heyecan\u0131d\u0131r ki r\u0131zan\u0131n tam tersidir. T\u00fcrk\u00e7e\u2019de \u00f6fke, bir fark ile hiddet, h\u0131\u015f\u0131m da denilir. Allah\u2019a nisbet edildi\u011fi zaman gazab nefs\u00ee etkilenmelerden tecerr\u00fcd edilmekle en son haddi ve gayesinde kullan\u0131l\u0131r da intikam iradesi veya ceza verme m\u00e2n\u00e2s\u0131 kasdolunur. Bu da Rububiyet-i Rahimiyenin gere\u011fidir. Yani \u00f6fke mutlak surette rahmetin z\u0131dd\u0131 de\u011fildir. Mesela zalime \u00f6fkelenmek, mazluma rahmetin gere\u011fidir. teriminde bu \u00fcnvan kendilerine \u00e2deta isim olmu\u015f gibi bir kuvvet vard\u0131r ki, \u00f6fkeye mahk\u00fbm, \u00f6fke alt\u0131nda kalm\u0131\u015f gitmi\u015f demek olur. Bundan dolay\u0131 bazan bir cezaya u\u011framak, kendisine \u00f6fkelenilmi\u015f olmak de\u011fildir ve hele ger\u00e7ekten birtak\u0131m gelecek nimetlerin ba\u015flang\u0131c\u0131 ve vesilesi olan ac\u0131lar hi\u00e7bir zaman ceza ve \u00f6fke de\u011fildir. \u201cAndolsun, sizi korku, a\u00e7l\u0131k, mallardan, canlardan ve \u00fcr\u00fcnlerden eksiltme gibi \u015feylerle deneriz; sabredenleri m\u00fcjdele.\u201d (Bakara, 2\/155). \u00c7\u00fcnk\u00fc her i\u015fte de\u011fer, sonuca g\u00f6redir.<br \/>\nDalal ve dalalet, do\u011fru yoldan kas\u0131tl\u0131 olarak veya hata ederek sapmakt\u0131r ki, h\u00fcd\u00e2 (do\u011fru yolu g\u00f6sterme)n\u0131n kar\u015f\u0131t\u0131d\u0131r. T\u00fcrk\u00e7e\u2019de bunlara sapmak, sap\u0131kl\u0131k ve sapk\u0131nl\u0131k da denilir. Dalal, bazen gafletten ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131ktan meydana gelir. Ve \u00e7o\u011funlukla da ondan sonra \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k gelir. Sonra yitmekle ve daha sonra yok olmakla biter. Bu vesilelerle dalal; gaflet, hayret, yok olma, helak olma m\u00e2n\u00e2lar\u0131na da kullan\u0131l\u0131r. Asl\u0131nda hissedilen maddi yoldan sapmakt\u0131r. Sonra maneviyatta ve ak\u0131l ile bilinen \u015feylerde de me\u015fhur olmu\u015ftur. Ve biz \u00e7o\u011funlukla dalalet ve sapk\u0131nl\u0131\u011f\u0131 yaln\u0131z dinde; dalal ve sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 da ak\u0131lda ve s\u00f6zde kullan\u0131yoruz. Bundan dolay\u0131 (d\u00e2ll\u00een) tam anlam\u0131yla sapk\u0131nlar demektir.<br \/>\nBurada gerek ve gerek deki tarif (belirlilik) edat\u0131n\u0131n isti\u011frak (her \u015feyi i\u00e7ine alan) veya cins i\u00e7in oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc nimetin tam salim olmas\u0131 bundad\u0131r. Bir\u00e7ok tefsirciler de b\u00f6yle cinsi olumsuz k\u0131lma \u015feklinin tefsirlerini se\u00e7mi\u015flerdir ki, bu \u015fekilde nimet ve do\u011frulu\u011fun z\u0131dd\u0131 olan \u00f6fke ve sap\u0131kl\u0131k, kitapl\u0131 ve kitaps\u0131z m\u00fc\u015frik (Allah\u2019a \u015firk ko\u015fan) ve m\u00fc\u015frik olmayan b\u00fct\u00fcn k\u00fcf\u00fcr ehlinin yollar\u0131ndan a\u00e7\u0131k olarak sak\u0131n\u0131lm\u0131\u015f olur. Bununla beraber, tarif edatlar\u0131n\u0131n en \u00f6nde olan ahd-i haric\u00ee m\u00e2n\u00e2s\u0131na yorumlanmalar\u0131nda da ayn\u0131 m\u00e2n\u00e2y\u0131 dolay\u0131s\u0131yla elde etme m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ve bunda ayr\u0131ca bir bela\u011fat da vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ve vas\u0131flar\u0131 kat\u2019\u00ee olarak bilinen en al\u00e7ak ve en azlar\u0131na sarfedilmi\u015f olursa, bunlardan sak\u0131nmak \u00f6b\u00fcrlerinin hepsinden sak\u0131nmay\u0131 \u00f6ncelikle gerekli k\u0131lar. Bu da \u0130sl\u00e2m milleti d\u0131\u015f\u0131ndaki milletler aras\u0131nda bir farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131n bulundu\u011funu g\u00f6stermek bela\u011fatini i\u00e7erir.<br \/>\nAcaba her ikisinin en az mertebesi ile b\u00f6yle bir ahd-i haric\u00ee var m\u0131d\u0131r? Evet gerek Kur\u2019\u00e2n\u2019da ve gerek Peygamber\u2019in hadislerinde ve genellikle \u0130sl\u00e2m \u015feriat\u0131nda bununla ilgili deliller vard\u0131r. Ve bunlar Kitap ehli olan yahudi ve h\u0131ristiyanlard\u0131r. Gerek Allah\u2019a \u015firk ko\u015fan ve gerek \u015firk ko\u015fmayan b\u00fct\u00fcn k\u00e2firler hakk\u0131nda y\u00fcce Kur\u2019\u00e2n\u2019da \u201c\u2026.Fakat k\u00fcfre g\u00f6\u011f\u00fcs a\u00e7an (k\u00fcf\u00fcrle sevin\u00e7 duyan) kimselere Allah\u2019tan bir gazab iner ve onlar i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir azab vard\u0131r.\u201d (Nahl, 16\/106) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi \u00f6fkeyi ve \u201c(Sana gelenleri) inkar edip Allah yolundan menedenler, ger\u00e7ekten derin bir sap\u0131kl\u0131k i\u00e7ine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir.\u201d (Nis\u00e2, 4\/167) \u00e2yetinde oldu\u011fu gibi sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 genelle\u015ftirerek a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade etmekle beraber yahudiler hakk\u0131nda \u00e7o\u011funlukla \u201c\u00dczerlerine al\u00e7akl\u0131k ve yoksulluk damgas\u0131 vuruldu. Allah\u2019\u0131n gazab\u0131na u\u011frad\u0131lar.\u201d (Bakara, 2\/61) gibi gazab\u0131, h\u0131ristiyanlar hakk\u0131nda da \u201cEy Kitab ehli, dininizde haks\u0131z yere a\u015f\u0131r\u0131l\u0131\u011fa dalmay\u0131n ve \u00f6nceden sapm\u0131\u015f, bir\u00e7oklar\u0131n\u0131 da sapt\u0131rm\u0131\u015f, d\u00fcz yoldan \u015fa\u015fm\u0131\u015f bir milletin keyiflerine uymay\u0131n.\u201d (M\u00e2ide, 5\/77) gibi sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131, a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade buyurmu\u015ftur.<br \/>\nBununla beraber yahudiler ile h\u0131ristiyanlar\u0131n kestiklerini yemek ve k\u0131zlar\u0131yla evlenebilmek gibi yak\u0131n muamelelerde di\u011fer m\u00fc\u015friklerden farklar\u0131n\u0131 da g\u00f6stermi\u015ftir. Bunlardan anla\u015f\u0131l\u0131r ki kitap ehli olan yahudi ve h\u0131ristiyanlar, gazab ve sap\u0131kl\u0131kta di\u011fer m\u00fc\u015friklerden, dinsizlerden ve di\u011fer bat\u0131l din sahiplerinden daha ehvendir. Ve bunlar, \u0130sl\u00e2m\u2019\u0131n yak\u0131n z\u0131dd\u0131d\u0131rlar. Bundan dolay\u0131 F\u00e2tiha\u2019da \u201ckendilerine gazab olunan kimselerden\u201d maksat ahd-i harici ile yahudiler, \u201csap\u0131tm\u0131\u015flardan\u201d maksat da h\u0131ristiyanlard\u0131r, diye tefsir olunursa, (gayr) ve (l\u00e2) ile ilk \u00f6nce ve metin ile bunlar\u0131n yolu olumsuz k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f ve dolay\u0131s\u0131yla \u00f6ncelikle (yani d\u00e2l bi\u2019d-del\u00e2le: delaletiyle delalet edici) olarak da b\u00fct\u00fcn di\u011fer k\u00e2firlerden sak\u0131n\u0131lm\u0131\u015f olur. Ve bu tefsirin naklinde senedler kuvvetlidir. \u0130bn\u00fc Cerir Taber\u00ee epeyce hadis nakletmi\u015ftir. \u201cD\u00fcrr\u00fc Mens\u00fbr\u201dun a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re; \u0130bn\u00fc Ebi H\u00e2tim: \u201d (ma\u011fd\u00fbbi aleyhim)in yahudiler ve \u201cd\u00e2ll\u00een\u201din h\u0131ristiyanlar oldu\u011fu \u015feklindeki tefsirde, tefsirciler aras\u0131nda ihtilaf oldu\u011funu bilmiyorum.\u201d demi\u015ftir. Nas\u0131l ki \u0130bn\u00fc Hibb\u00e2n ve H\u00e2kim (Neys\u00e2bur\u00ee), bu konuyla ilgili hadislerin s\u0131hhat\u0131na; Tirmiz\u00ee de hasen olduklar\u0131na h\u00fckmetmi\u015f ve bunlar\u0131 bir\u00e7ok muhaddisler tahri\u00e7 etmi\u015flerdir.<br \/>\nNass\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde bu genelli\u011fini iki \u00e7e\u015fitte toplayacak tarzda kay\u0131t ve \u015farta ba\u011flamak us\u00fbl a\u00e7\u0131s\u0131ndan caiz olmayaca\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle baz\u0131 tefsirciler buna ili\u015fmi\u015f ve \u00e2yet metninin umum\u00ee m\u00e2n\u00e2 \u00fczere b\u0131rak\u0131lmas\u0131 ile yahudiler ve h\u0131ristiyanlar\u0131 birer \u00f6rnek olarak kabul etmeyi uygun g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Yahudiler ve h\u0131ristiyanlar en zarars\u0131z ve kat\u2019i olarak bilinen en yak\u0131n kimseler olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeyecek olursa bu itiraz hakl\u0131 olarak akla gelebilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sak\u0131nmay\u0131 onlara tahsis etmenin m\u00e2n\u00e2s\u0131 \u0130sl\u00e2m\u2019da hem akla ve hem kesin nakillere ayk\u0131r\u0131 oldu\u011fundan b\u00f6yle bir ahd-i h\u00e2riciye imkan yoktur. S\u00f6yledi\u011fimiz gibi bunlar kat\u2019i olarak bilinen en yak\u0131n kimseler olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse di\u011ferlerinden genel olarak sak\u0131nmak \u00f6ncelikle sabit olaca\u011f\u0131ndan dolay\u0131 bir gruba tahsis etmek, bir tarafa at\u0131lm\u0131\u015f ve sak\u0131ncas\u0131 atlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ve zaten de \u015firkleri a\u00e7\u0131k\u00e7a belli olan di\u011fer m\u00fc\u015friklerden ve bunlara g\u00f6re hafif olan Yahudiler ve H\u0131ristiyanlardan da dolay\u0131s\u0131yla sak\u0131n\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fundan burada da; bunlardan a\u00e7\u0131k\u00e7a ve di\u011ferlerinden dolay\u0131s\u0131yla sak\u0131n\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131nda da bela\u011fat vard\u0131r. O halde bu konuyla ilgili hadislerden de biraz bahsedelim:<br \/>\nHazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimiz\u2019in \u201cYahudiler, kendilerine gazab edilmi\u015fler, H\u0131ristiyanlar da sap\u0131klard\u0131r.\u201d buyurdu\u011funu Tirmiz\u00ee \u201cSahihi\u201d bu b\u00f6l\u00fcm\u00fc tefsirinde \u00fcnl\u00fc H\u00e2tim et-T\u00e2\u00ee\u2019nin o\u011flu Hz. Ad\u00ee\u2019den, senedi ile bir hasen hadis olmak \u00fczere rivayet etmi\u015ftir ki me\u00e2li \u015f\u00f6yledir: \u201cAd\u00ee b. H\u00e2tim (r.a.) demi\u015ftir ki: Res\u00fbl-i Ekrem (s.a.v.)\u2019e gittim, mescidinde oturuyordu. Cemaat: \u201c\u0130\u015fte bu Ad\u00ee b. H\u00e2tim\u2019dir.\u201d dediler. Ben ise aman dilemeden ve yaz\u0131\u015fma yapmadan gelmi\u015ftim. Hemen huzuruna at\u0131ld\u0131m. Derhal elimi tuttu: \u201cBa\u015flang\u0131\u00e7ta Allah\u2019tan \u00fcmit ederim ki onun elini benim elime koyacak.\u201d buyurmu\u015ftu. Daha sonra kalkt\u0131. O s\u0131rada bir kad\u0131n beraberinde bir \u00e7ocuk ile huzuruna geldiler ve: \u201cBizim sana ihtiyac\u0131m\u0131z var.\u201d dediler. Onlarla beraber kalk\u0131p onlar\u0131n ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 giderdi. Sonra elinden tutup beni m\u00fcbarek evine g\u00f6t\u00fcrd\u00fc. Bir k\u0131z \u00e7ocu\u011fu ona bir yast\u0131k yere koydu ve o \u00fczerine oturdu. Ben de huzurunda oturdum. Bunun \u00fczerine Allah\u2019a hamd ve sena etti ve \u015f\u00f6yle buyurdu: \u201cAllah\u2019tan ba\u015fka il\u00e2h yoktur.\u201d demekten niye ka\u00e7\u0131yorsun, ondan ba\u015fka bir il\u00e2h m\u0131 biliyorsun?\u201d Ben: \u201chay\u0131r\u201d dedim. Ondan sonra biraz konu\u015ftuktan sonra \u201cSen her halde (Allah\u00fc Ekber = Allah en b\u00fcy\u00fckt\u00fcr) denilmesinden ka\u00e7\u0131yorsun, demek ki Allah\u2019tan daha b\u00fcy\u00fck bir\u015fey biliyorsun.\u201d buyurdu. Ben yine \u201chay\u0131r\u201d dedim. Buyurdu ki; yani \u201cYahudiler gazaba u\u011fram\u0131\u015f, ma\u011fdubi aleyhim olmu\u015flar, H\u0131ristiyanlar da sap\u0131tm\u0131\u015f sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015fler\u201d. Bunun \u00fczerine ben de: \u201cBen m\u00fcsl\u00fcman oldum geldim.\u201d dedim. Ve bakt\u0131m ki m\u00fcbarek y\u00fcz\u00fc sevincinden a\u00e7\u0131l\u0131yordu. Daha sonra emretti. Ensar\u2019dan bir zat\u0131n yan\u0131na verildim. Ak\u015fam-sabah hep peygamberin huzuruna gelir dururdum. Yine bir ak\u015fam yan\u0131nda idim. Bir insan toplulu\u011fu geldi. \u00dczerlerinde y\u00fcn elbise vard\u0131. Allah\u2019\u0131n el\u00e7isi kalkt\u0131, namaz k\u0131ld\u0131, sonra onlar\u0131 te\u015fvik etmeye ba\u015flad\u0131. Diyordu ki; \u201cBir sa\u2019 (d\u00f6rt avu\u00e7, yakla\u015f\u0131k 3 kg.) olsa bile, yar\u0131m sa\u2019 olsa bile, bir tutam olsa bile, bir tutam par\u00e7as\u0131 olsa bile bununla her biriniz y\u00fcz\u00fcn\u00fc cehennemin -yahut ate\u015fin- hararet (s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131)\u2019inden korusun, hatta bir hurma tanesi olsa bile, yar\u0131m hurma tanesi olsa bile. Her biriniz Allah\u2019a varacak, O da size \u015fu s\u00f6yliyece\u011fimi s\u00f6yliyecektir: \u201cBen size g\u00f6z, kulak vermedim mi? Evet verdin der. Mal ve \u00e7ocuklar vermedim mi? Evet verdin der. O zaman Allah Te\u00e2l\u00e2: \u201cO halde hani sen kendin i\u00e7in \u00f6nceden ne haz\u0131rl\u0131k g\u00f6rd\u00fcn der\u201d ve insan i\u015fte o vakit \u00f6n\u00fcne, arkas\u0131na, sa\u011f\u0131na, soluna bakar da cehennemin s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131ndan y\u00fcz\u00fcn\u00fc koruyacak hi\u00e7bir \u015fey bulamaz. Her biriniz y\u00fcz\u00fcn\u00fc ate\u015ften korusun da yar\u0131m hurma ile olsa bile. Bunu bulamazsa, tatl\u0131 s\u00f6zle bile olsun. \u00c7\u00fcnk\u00fc ben art\u0131k sizin hakk\u0131n\u0131zda fakirlik ve yoksulluktan korkmam. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah yard\u0131mc\u0131n\u0131z ve vericinizdir. Sizin i\u00e7in fakirlik korkusu, nihayet Medine ile Hiyre aras\u0131nda kervan giderken bine\u011finin \u00e7al\u0131nmas\u0131 korkusu ne ise ondan fazla de\u011fildir.\u201d buyurdu.<br \/>\nAd\u00ee b. H\u00e2tim (r.a.) bunu rivayet ettikten sonra \u015funu da ilave etmi\u015f: \u201cBunu dinlerken ben g\u00f6nl\u00fcmden; bu nerede? Tay da\u011flar\u0131n\u0131n e\u015fkiyas\u0131 nerede? diyordum.\u201d demi\u015ftir.<br \/>\nFakat Yahudiler gazaba u\u011fram\u0131\u015flar demekle, Yahudilerdir, demek aras\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir fark vard\u0131r. Bundan dolay\u0131 bu ve benzeri hadislere g\u00f6re Yahudilerin ve H\u0131ristiyanlar\u0131n F\u00e2tiha\u2019daki (ma\u011fdubi aleyhim) ve (d\u00e2ll\u00eenden) birer \u00f6rnek olduklar\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131rsa da, \u00e2yetin kelimelerinin delalet etti\u011fi m\u00e2n\u00e2n\u0131n bunlardan ibaret oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaz. Bununla beraber ikinci \u015fekilde de sa\u011flam rivayet vard\u0131r. Tarif (belirtme) edat\u0131n\u0131n en \u00f6nde gelen m\u00e2n\u00e2s\u0131 ahd-i hariciye g\u00f6re yorumlanmas\u0131, yukar\u0131daki a\u00e7\u0131klama ile kolayl\u0131k dairesinde m\u00fcmk\u00fcn olunca m\u00fctevatir olmayan hadislerle \u00e2yeti kay\u0131t ve \u015farta ba\u011flaman\u0131n sak\u0131ncas\u0131 v\u00e2rid olmayaca\u011f\u0131ndan dolay\u0131 bu hadislerin de kullan\u0131lmas\u0131 vacib olur. Bundan dolay\u0131 iki tefsir aras\u0131ndaki fark, birisinde yani cinste hepsinden sak\u0131nman\u0131n s\u00f6z ve metin ile; di\u011ferinde de m\u00e2n\u00e2 ve delaletle olmas\u0131ndad\u0131r. Birincisine g\u00f6re \u0130sl\u00e2m a\u00e7\u0131s\u0131ndan m\u00fc\u015frikler ile kitab ehli aras\u0131ndaki fark F\u00e2tiha\u2019da ifade edilmemi\u015f, ikincide ise bu fark bile g\u00f6sterilmi\u015f olur ki biz bunu Kur\u2019\u00e2n\u2019\u0131n \u00fcslubuna daha uygun buluyoruz.<br \/>\nBunda bizi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrecek \u00e7ok \u00f6nemli noktalar vard\u0131r. Acaba Resulullah Efendimiz, \u201cYahudiler gazaba u\u011fram\u0131\u015f, H\u0131ristiyanlar sap\u0131tm\u0131\u015flard\u0131r.\u201d buyurdu\u011fu zaman, bunlar ne durumda idiler? Yahudiler, daha \u00e7ok zaman \u00f6nce d\u00fcnya sevgisi ve bencillik ile Tevrat\u2019\u0131n h\u00fck\u00fcmlerini ihmal ederek ve bozarak Hak yolundan bile bile ayr\u0131lm\u0131\u015flar ve bunun neticesinde nice y\u00fcce peygamberlere ve \u00f6zellikle Zekeriyya, Yahya ve \u0130sa (a.s.)\u2019a olan haks\u0131zl\u0131klar\u0131yla da hem Allah\u2019\u0131n gazab\u0131n\u0131 ve hem halk\u0131n nefretini kazanm\u0131\u015flard\u0131. Ve \u00e7oktan siyasi h\u00fcrriyetlerini tamamiyle kaybetmi\u015fler ve darma da\u011f\u0131n\u0131k olmu\u015flard\u0131. Ve bu \u015fekilde kaybettikleri zahiri topluluklar\u0131 yerine ta Hz. S\u00fcleyman (a.s.) zaman\u0131ndan beri takip edegeldikleri gizli cemiyetlerle u\u011fra\u015fm\u0131\u015flar ve u\u011fra\u015ft\u0131k\u00e7a da b\u00fct\u00fcn milletleri ku\u015fkuland\u0131rm\u0131\u015flar ve d\u00fcnyadaki insanlar g\u00f6z\u00fcnde i\u00e7leri d\u0131\u015flar\u0131na uymayanlar\u0131n ba\u015f\u0131 say\u0131lm\u0131\u015flard\u0131. Bununla beraber asl\u0131nda d\u00fcnyay\u0131 ayd\u0131nlatm\u0131\u015f bir kitaba, harikalarla dolu bir tarihe mensup olduklar\u0131ndan dolay\u0131 bir dereceye kadar ayd\u0131n ve en az\u0131ndan ge\u00e7mi\u015fleri ile \u015fimdiki durumlar\u0131 aras\u0131ndaki oranlama itibariyle de pek fazla dikkate de\u011fer idiler. Ge\u00e7mi\u015fte Allah\u2019a dayanmas\u0131 dolay\u0131s\u0131yle \u00e7ok feyizli ve bereketli olan dinlerini zaman\u0131m\u0131zda milliyet\u00e7ilik \u00e7emberi ile ba\u011flayarak devaml\u0131 hakk\u0131n \u00fczerine \u00e7\u0131kmak (hakk\u0131 ezmek) istiyorlar ve bunu istedik\u00e7e d\u00fc\u015f\u00fcyorlard\u0131.<br \/>\nH\u0131ristiyanlara gelince: O zamanlar bunlar Roma\u2019n\u0131n miras\u00e7\u0131s\u0131, \u0130stanbul\u2019un sahibi olarak yery\u00fcz\u00fcndeki iki b\u00fcy\u00fck devletin biri ve hatta birincisi bulunuyorlard\u0131. Kar\u015f\u0131lar\u0131nda bir \u0130ran (devleti) vard\u0131. Yani o g\u00fcnk\u00fc H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n d\u00fcnyadaki yeri bug\u00fcnk\u00fc H\u0131ristiyanl\u0131k\u2019tan \u00e7ok y\u00fcksek idi. D\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015flerine bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman bunlar kendilerine nimet verilmi\u015fler zannedilebilirlerdi. Halbuki ger\u00e7ekte b\u00f6yle de\u011fil idiler. K\u00f6t\u00fc bir sonuca do\u011fru y\u00fcr\u00fcyorlard\u0131. Sonu\u00e7lar\u0131 ve ahiretleri ger\u00e7ekten tehlikeli idi. Ger\u00e7i bunlar, Yahudiler gibi \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131k \u00e7emberine s\u0131k\u0131\u015fm\u0131\u015f de\u011fildiler. Fakat hak \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fc kaybetmi\u015flerdi. \u0130\u015fin ba\u015flang\u0131c\u0131nda Hakk\u2019\u0131n tevhidi yerine \u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h inanc\u0131na saplanm\u0131\u015flard\u0131. Ve en adi m\u00fc\u015frikler gibi putlar i\u00e7inde kalm\u0131\u015flard\u0131. Ger\u00e7i Man\u00eeviye ve Seneviyye (biri iyilik \u00f6teki k\u00f6t\u00fcl\u00fck i\u00e7in olan iki il\u00e2h\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul edenler)ye g\u00f6re bu \u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h inanc\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131nda bir baba il\u00e2h tan\u0131d\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 az \u00e7ok bir tevhid m\u00e2n\u00e2s\u0131 yok de\u011fildi. Fakat bu \u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h inanc\u0131, \u0130skenderiye felsefesinin de\u011fi\u015fik \u00fc\u00e7 \u015fah\u0131stan ibaret ek\u00e2nim-i selasesi (\u00fc\u00e7 unsuru) yerine, \u00fc\u00e7 \u015fahs\u0131n birle\u015fmesine dayal\u0131 bir ek\u00e2nim-i selase (\u00fc\u00e7 unsur) idi. O \u015fekilde ki hem bir, hem \u00fc\u00e7 idi. B\u00f6yle akl\u0131n \u00e7eli\u015fki kanununu da \u00e7i\u011fneyen bir \u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h inanc\u0131 art\u0131k akl\u00ee ilerlemelere meydan b\u0131rakmam\u0131\u015f ve miras yoluyla elde ettikleri b\u00fct\u00fcn ilimleri ve fenleri \u00e7\u0131\u011f\u0131r\u0131ndan \u00e7\u0131karm\u0131\u015f ve delillerle isbatlama yolundan ayr\u0131l\u0131p sadece kalb\u00ee zevke ve do\u011fru bir yolu takip etmeyen meyillere dayanarak dini rastgele, insanlar\u0131 gemlemeye bir vesile gibi takip etmi\u015fler ve bunun i\u00e7in ellerinde bulunan mant\u0131k\u0131n uygulamas\u0131n\u0131 bir yana at\u0131p sadece psikolojinin meyiller ve hisler b\u00f6l\u00fcm\u00fc ile halk\u0131n kalblerini cezbetmek i\u00e7in u\u011fra\u015fm\u0131\u015flar ve nice a\u015f\u0131r\u0131l\u0131klara sapm\u0131\u015flard\u0131. Di\u011fer taraftan hukukla ilgili d\u00fc\u015f\u00fcnceyi tamamen \u00e7i\u011fnemi\u015flerdi. Onlara g\u00f6re hak, \u015feriat kavram\u0131n\u0131n ger\u00e7ekle ilgisi yoktu. Bunlar ilm\u00ee, ger\u00e7ek ve ilah\u00ee bir kavram de\u011fil idi. Nitekim durum b\u00f6yle iken h\u0131ristiyan dillerinde hukuk m\u00e2n\u00e2s\u0131na kullan\u0131lan kelimelerin hak ve hakikat (ger\u00e7ek) maddesi ile hi\u00e7bir ilgisi yoktur. (Druva) ba\u015fka, (verite) ba\u015fkad\u0131r. Ve ayn\u0131 zamanda eski Roma\u2019da oldu\u011fu gibi, normal haz\u0131rlanm\u0131\u015f bir hukuk da de\u011fildi. Bundan dolay\u0131 halk\u0131n ir\u00e2desine de ba\u011fl\u0131 de\u011fildi. Hukuk yaln\u0131z ruhanilerin ve ruhani meclislerin koymu\u015f oldu\u011fu prensipler idi. Bunlar, hak \u00fczerinde ilme ve ictihada dayal\u0131 bir d\u00fc\u015f\u00fcnce ile de\u011fil, bir irade d\u00fc\u015f\u00fcncesi ile tamamen kanun koyucu vasf\u0131 ile hareket ediyorlard\u0131 ve bununla beraber \u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h inanc\u0131n\u0131n sonucu olarak bu da L\u00e2hut (il\u00e2h\u00ee olan) ile n\u00e2sut (insanlara ait \u015feyler)un anla\u015f\u0131lmaz bir kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 idi. \u0130nsan haklar\u0131n\u0131n, b\u00f6yle Allah\u2019\u0131n koydu\u011fu kanunlara dayanmayan kanun koyucular\u0131n\u0131n elinde istenilen \u015fekle konulabilmesi ve uygulamas\u0131nda da iyi niyet ile de\u011fil, keyf\u00ee ve zevk\u00ee noktalardan hareket edilmesi ve asl\u0131nda h\u0131ristiyanlardan ba\u015fkas\u0131na hi\u00e7 bir \u015fekilde ya\u015fama hakk\u0131 tan\u0131nmamas\u0131, toplumu b\u00fcy\u00fck \u00e7\u00f6k\u00fc\u015flere haz\u0131rl\u0131yordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc insanlar d\u00fcnyada \u015f\u00e2irane bir zevkle ge\u00e7ici zaman i\u00e7in e\u011flenebilirlerse de bu zevk ger\u00e7ek zevki \u00e7i\u011fnemeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 zaman derhal s\u00f6nmeye mahk\u00fbmdur. \u0130nsan haklar\u0131na asl\u0131nda kal\u0131c\u0131 hi\u00e7bir de\u011fer verilmedi\u011fi zaman ilah\u00ee h\u00fck\u00fcmranl\u0131\u011f\u0131n hi\u00e7bir anlam\u0131 kalmaz ve kalb\u00ee meyilleri (arzular\u0131) co\u015fturacak di\u011fer vas\u0131talar\u0131n hepsi hakk\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda neticesiz kal\u0131r. Burada inan\u00e7tan meydana gelmeyen ve inanca ayk\u0131r\u0131 ortaya \u00e7\u0131kan sap\u0131kl\u0131k ve ahl\u00e2ks\u0131zl\u0131klardan bahsetmeye gerek g\u00f6rm\u00fcyoruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar, dini esaslara ba\u011fl\u0131 de\u011fildir. Bu \u015fekliyle teslis (\u00fc\u00e7l\u00fc il\u00e2h inanc\u0131), fikirleri k\u0131s\u0131rla\u015ft\u0131rma, kalbleri avlama, \u015feriats\u0131zl\u0131k, vicdan darl\u0131\u011f\u0131 ve \u00f6zet olarak tek kelime ile hak ve hakikatten uzakla\u015fma. \u0130\u015fte H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n o zamanki bariz nitelikleri bunlar idi. Bu ise peygamberlerin yolu olan hak yoldan sapma idi. Ve sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131n neticesi de elbette \u015fiddetli ceza olacakt\u0131r. Bunun i\u00e7in o s\u0131radaki devletleriyle beraber h\u0131ristiyanlar g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde kendilerine nimet verilmi\u015f say\u0131lsalar bile vicdanlar\u0131 ve gelecekleri sa\u011flam de\u011fildi. D\u00fcnyada kuvvetten d\u00fc\u015fmeye ve ahirette de bu haks\u0131zl\u0131klar\u0131n cezas\u0131na aday ve sap\u0131klard\u0131. Ger\u00e7ekten de \u00f6yle oldu. Ve y\u00fcce Allah kullar\u0131na b\u00f6yle kusurlardan (lekelerden), tehlikelerden uzak ve sa\u011flam, gelecekte tam selamet ile Allah\u2019\u0131n nimetine ula\u015ft\u0131ran \u0130sl\u00e2m dinini, do\u011fru yolu ihsan etti ve pek k\u0131sa bir zaman i\u00e7inde \u0130sl\u00e2m dinini kabul edenlere Allah\u2019\u0131n vaad ve nimeti \u015f\u00fcpheden uzak olarak ger\u00e7ekle\u015fti. Ve bunlar, d\u00fcnyaya en son ve en olgun din\u00ee \u00f6rnek oldular. Bu do\u011fru yolda sabit olanlar i\u00e7in ayn\u0131 sonu\u00e7 -Allah\u2019\u0131n yard\u0131m\u0131yla- sonsuza kadar ger\u00e7ekle\u015fecektir. \u0130\u015fte anla\u015fmas\u0131 ile bu ger\u00e7e\u011fi dile getiriyor.<br \/>\n\u00d6ZETLE: F\u00e2tiha s\u00fbresi ba\u015f taraf\u0131nda k\u00e2inat\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7 ve sonucuna ait b\u00fct\u00fcn istenen \u00f6zellikleri ile Allah\u2019\u0131 bilme bahislerini, Kur\u2019\u00e2n ilminin ve \u0130sl\u00e2m dininin konusunu, prensiplerini; orta k\u0131sm\u0131nda ise Kur\u2019\u00e2n ilminin \u00f6zel konusunu ve gayesini ve \u0130sl\u00e2m dininin ba\u015flang\u0131c\u0131 olup en b\u00fcy\u00fck yarat\u0131l\u0131\u015f kanunu olan Allah\u2019la ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131 ile b\u00fct\u00fcn sosyal s\u0131rlar\u0131 ve hukukla ilgili prensipleri tebli\u011f ve kaydettikten sonra \u00fc\u00e7 \u00e2yette de hak yolun, \u0130sl\u00e2m dininin efrad\u0131n\u0131 c\u00e2mi (fertlerini i\u00e7ine alan), a\u011fy\u00e2r\u0131n\u0131 m\u00e2ni (yabanc\u0131lar\u0131 \u00e7\u0131karan) kesin s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131, tasvirine doyulmaz bir bela\u011fat ile tesbit etmi\u015f ve bunlar\u0131n hepsini ba\u015f\u0131ndaki bir bela\u011fatl\u0131 c\u00fcmlesinde toplayarak ge\u00e7erlili\u011fini Allah\u2019\u0131n ad\u0131 ile ilan etmi\u015ftir.<br \/>\n\u0130sl\u00e2m dininin bu tarifi \u015fu oluyor: Gazaba u\u011fratmadan, sap\u0131kl\u0131\u011fa d\u00fc\u015f\u00fcrmeden, do\u011fruca ve selametle Allah\u2019a ve Allah\u2019\u0131n nimetlerine g\u00f6t\u00fcr\u00fcp \u201cel-hamd\u00fc lill\u00e2h = Allah\u2019a hamd olsun\u201d dedirten ve bu temiz nimetlere tam selametle ermi\u015f, ger\u00e7ekten mutlu ve \u00f6v\u00fclm\u00fc\u015f, \u00f6fkeye u\u011framam\u0131\u015f ve sap\u0131t\u0131lmam\u0131\u015f zatlar taraf\u0131ndan takip edildi\u011fi tarih taraf\u0131ndan g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f ve tecr\u00fcbe ile bilinen b\u00fcy\u00fck, a\u015fikar, d\u00fcz, do\u011fru, hak yolu ve istikamet yolu.<br \/>\nBu dini kabul etmenin, dindarl\u0131\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 ilk \u00f6nce Allah Te\u00e2l\u00e2\u2019y\u0131 tan\u0131mak ve ona diye Allah\u2019tan ba\u015fka il\u00e2h olmad\u0131\u011f\u0131na tam bir \u015fekilde s\u00f6z vermek ve anla\u015fma yapmak ve ondan sonra da tam bir sebat ve samimiyet ile gere\u011fini yerine getirmek i\u00e7in hak ve vazifelerin b\u00fct\u00fcn s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 bildiren ve \u00fczerinde kolayl\u0131k ve selametle y\u00fcr\u00fcnmek m\u00fcmk\u00fcn olan dosdo\u011fru bir \u015feriat caddesine hidayet, yani bilimsel olarak do\u011fru yolu g\u00f6stermek ve pratikte ba\u015far\u0131l\u0131 olmay\u0131 istemektir ki, bu \u015fuurlu iste\u011fin cevab\u0131 Bakara s\u00fbresinin ba\u015f\u0131nda ba\u015flayacakt\u0131r.<br \/>\nDemek ki istemek ve dindarl\u0131k bizden; din, \u015feriat ve do\u011fru yolu g\u00f6stermek Allah\u2019tand\u0131r. Ve bu hidayet (do\u011fru yolu g\u00f6stermek) iki \u00e7e\u015fittir. Biri ilm\u00ee olan ir\u015fad, di\u011feri fiil\u00ee (pratik) olan Cenab-\u0131 Hakk\u2019\u0131n kuluna yard\u0131m etmesidir. Y\u00fcce Kur\u2019\u00e2n, ilm\u00ee ir\u015fad\u0131 istemenin cevab\u0131d\u0131r. Fiil\u00ee olarak ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131lmay\u0131 istemenin cevab\u0131 da bu ir\u015fad\u0131 kabul etmekle etrafl\u0131ca dindarl\u0131kta her an ve her lahza meydana gelecektir.<br \/>\n\u0130\u015fte \u0130sl\u00e2m dini b\u00f6yle bir Allah kanunudur. F\u00e2tiha bunu tan\u0131mlarken m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 isbatlamak i\u00e7in ba\u015flang\u0131\u00e7taki akl\u00ee ve kalb\u00ee ir\u015fadlardan sonra g\u00f6zlem ve tarihin \u015fehadet etti\u011fi tecr\u00fcbeyi g\u00f6sterivermi\u015f ve ba\u015fka delil ve vesikaya bile ihtiya\u00e7 b\u0131rakmam\u0131\u015ft\u0131r.<br \/>\nBunda \u015f\u00fcphe edenler g\u00f6zlem ve tecr\u00fcbe ile sabit olan \u00f6rne\u011fi peygamberlerin sonuncusu Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizle y\u00fcce ashab\u0131n\u0131n bu sayede nail olduklar\u0131 Allah nimetlerinin b\u00fcy\u00fckl\u00fck ve mukaddesli\u011fini tarihte g\u00f6zleri kama\u015fa kama\u015fa okuyabilirler. Elhamd\u00fclillah Allah\u2019\u0131n kitab\u0131, bir harfi bile bozulmaks\u0131z\u0131n oldu\u011fu gibi elimizde mevcut ve Peygamberimize ait s\u00fcnnetler korunmu\u015f oldu\u011fundan, \u0130sl\u00e2m dininin hakikat\u0131nda hi\u00e7bir sapma, hi\u00e7bir sap\u0131kl\u0131k ar\u0131z olmam\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in Kur\u2019\u00e2n, Hazreti Muhammed\u2019in mu\u2019cizelerinin en derini, tarih de onun hak oldu\u011funa, davas\u0131n\u0131n do\u011frulu\u011funa \u015fahittir. Ve bu \u015fekilde bizim i\u00e7in din ilmi, ak\u0131l ve nakil ile kar\u0131\u015f\u0131kt\u0131r. Bunlar\u0131, do\u011fruluk ve i\u00e7ten sevgi ile uygulayacak olan toplumlar\u0131n tecr\u00fcbe ile sabit olan ayn\u0131 sonu\u00e7lar\u0131 elde edeceklerinden \u015f\u00fcphe etmek i\u00e7in hi\u00e7bir hak yoktur. \u0130lim ve fen ad\u0131na b\u00f6yle bir \u015f\u00fcphe ortaya atmak, d\u00fcn beni ayd\u0131nlatan g\u00fcne\u015fin yar\u0131n ayd\u0131nlatamayaca\u011f\u0131n\u0131 iddia etmek gibi, t\u00fcmevar\u0131m kanununu ink\u00e2r etmektir. Fakat ilim ve fende, tecr\u00fcbe ve t\u00fcmevar\u0131m kanununa pek b\u00fcy\u00fck \u00f6nem veren Avrupal\u0131lar bu istikra (\u00f6nerme)y\u0131 yerinde yapmayarak fikirleri kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131yorlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130sl\u00e2m dininin mahiyetini, asl\u0131ndan ve hakk\u0131yla dindarl\u0131\u011f\u0131na sahip olan kaynaklardan ara\u015ft\u0131rm\u0131yorlar da; \u00e7\u00f6k\u00fc\u015f i\u00e7inde yuvarlanan \u015fimdiki m\u00fcsl\u00fcmanlarda ar\u0131yorlar. Halbuki ger\u00e7ek, \u015fimdiki zaman ile ge\u00e7mi\u015f zaman\u0131n kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmas\u0131ndan \u00e7\u0131kacakt\u0131r. O zaman g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ki o do\u011fru yol \u00fczerinde ger\u00e7ekten y\u00fcr\u00fcyenlerle y\u00fcr\u00fcyemiyenler aras\u0131nda b\u00fcy\u00fck fark vard\u0131r. Ve bu fark bir ilerleme ile bir gerileme fark\u0131d\u0131r. Demek ki sad\u0131klar y\u00fckselmi\u015f, sad\u0131k olmayanlar gerilemi\u015flerdir. Demek ki din, hak kanunudur, fakat din ad\u0131na yap\u0131lanlar noksand\u0131r ve do\u011fru de\u011fildir. \u0130lim ve fendeki her hak kanunu da b\u00f6yle de\u011fil midir? Mesela iyi matematik bilen bir adam muamelelerinde o hesab\u0131 yapmaya \u00fc\u015fenir de uygulamazsa kabahat matemati\u011findir denebilir mi? Ve mesela pis mikroplar\u0131n zararlar\u0131n\u0131 bilen kimse sokaklarda gezdi\u011fi papu\u00e7larla oturdu\u011fu veya yatt\u0131\u011f\u0131 odan\u0131n i\u00e7ine kadar girmeyi al\u0131\u015fkanl\u0131k haline getirirse, sonunda etkisinde kalaca\u011f\u0131 felaketten mikrop ve koruyucu hekimlik ilmini sorumlu tutmaya hak kazanabilir mi? \u0130nsanlar kendilerini hakk\u0131n kanununa uydurmakla y\u00fck\u00fcml\u00fc iken, o hak kanununu kendilerine uydurmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlarsa kusur o kanunun de\u011fil, o insan\u0131n olur ve zarar\u0131na katlanan da insand\u0131r. Allah\u2019\u0131n gazab\u0131 ilk \u00f6nce bunu bilerek yapanlar i\u00e7indir. Bilmeyerek yapanlar da sap\u0131klard\u0131r. Bunlar da sonunda o akibete mahkumdurlar. Ne yaz\u0131k ki asr\u0131m\u0131z insanlar\u0131nda \u00f6zellikle din hususunda hakk\u0131n kanununu kendilerine uydurmak sevdas\u0131 \u00fcst\u00fcn gelmi\u015f g\u00f6r\u00fcnmektedir. \u0130lim, fen ve sanayideki bu kadar ilerlemelere ra\u011fmen b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyada insanl\u0131\u011f\u0131n s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131n genel bir \u015fekilde gittik\u00e7e artmas\u0131n\u0131n sebebi de budur. Bu s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131, ancak do\u011fru yolda y\u00fcr\u00fcmek kesebilir.<br \/>\n\u201cAllah\u0131m! Bizi do\u011fru yola hidayet et. Kendilerine nimet verdi\u011fin kimselerin yoluna. Gazab\u0131na u\u011frayanlar\u0131n ve sapanlar\u0131nkine de\u011fil.\u201d \u00c2min, \u201ckabul et\u201d m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen bir ism-i fiil (fiil m\u00e2n\u00e2s\u0131na gelen isim)dir. \u00c2min demeye de te\u2019min (emniyet hissi vermek) denilir. Bu Kur\u2019\u00e2n nazm\u0131n\u0131n bir par\u00e7as\u0131 de\u011fildir. Bunun i\u00e7in Mushaf\u2019a yaz\u0131lmaz. Fakat Buhar\u00ee ve M\u00fcslim\u2019de de rivayet edildi\u011fi \u00fczere Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurmu\u015ftur ki; \u201c\u0130mam veledd\u00e2ll\u00een dedi\u011fi zaman hepiniz \u00e2min deyiniz. \u00c7\u00fcnk\u00fc melekler \u00e2min derler. \u00c2min demesi, meleklerin \u00e2minine rastgelenin ge\u00e7mi\u015f g\u00fcnahlar\u0131 affedilir.\u201d Di\u011fer mevkuf bir hadiste de: \u201cD\u00fcnya halk\u0131n\u0131n saflar\u0131n\u0131n hizas\u0131nda g\u00f6ktekilerin saflar\u0131 bulunur.\u201d Bundan dolay\u0131 yerdeki \u201c\u00e2min\u201d g\u00f6kteki \u201c\u00e2min\u201de rastgelirse ibadet edenin g\u00fcnahlar\u0131 affedilir.\u201d buyurulmu\u015ftur. Bundan dolay\u0131 \u201c\u00e2min\u201d s\u00fcnnet ile sabittir. Hem imam ve hem cemaat taraf\u0131ndan gizlice yap\u0131lmal\u0131d\u0131r. \u0130mam gibi yaln\u0131z ba\u015f\u0131na namaz k\u0131lan da gizlice s\u00f6yler.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Rahm\u00e2n ve Rah\u00eem Allah\u2019\u0131n ad\u0131yla 1- Mushaf-\u0131 \u015feriflerde iki t\u00fcrl\u00fc besmele vard\u0131r. Birisi s\u00fbre ba\u015flar\u0131nda yaz\u0131lan ve s\u00fbreden ba\u011f\u0131ms\u0131z olan besmele, di\u011feri Neml S\u00fbresinin (Neml, 27\/30) \u00e2yetindeki besmeledir. Bu besmelenin, Neml s\u00fbresinin bu \u00e2yetinin bir par\u00e7as\u0131 oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a bilinmektedir. Bundan dolay\u0131 besmelenin Kur\u2019\u00e2n \u00e2yeti oldu\u011funda \u015f\u00fcphe yoktur ve bu durum, a\u00e7\u0131k tevat\u00fcr ile ve \u00e2limlerin &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":8616,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1003,1002],"tags":[1230,1229,5030,5031,5219,5351,5222,5220,1583,5221,1582,1586],"class_list":["post-1952","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-hak-dini-kuran-dili","category-tefsirler","tag-1-fatiha","tag-1-fatiha-tefsiri","tag-elmalili","tag-elmalili-hamdi-yazir","tag-elmalili-tefsir-oku","tag-hak-dini-kuran-dili","tag-hak-dini-tefsiri","tag-hamdi-yazir-tefsir-oku","tag-kuran","tag-sure-tefsirleri","tag-tefsir","tag-tefsir-oku"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1952","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1952"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1952\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/8616"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1952"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1952"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1952"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}