{"id":8627,"date":"2014-06-07T10:30:10","date_gmt":"2014-06-07T10:30:10","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/?p=8627"},"modified":"2014-06-07T13:02:00","modified_gmt":"2014-06-07T13:02:00","slug":"fatiha-suresi-tefsiri-el-mizan","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/fatiha-suresi-tefsiri-el-mizan\/","title":{"rendered":"Fatiha Suresi Tefsiri El Mizan"},"content":{"rendered":"\n\t\t<div class=\"box shadow  \">\n\t\t\t<div class=\"box-inner-block\">\n\t\t\t\t<span class=\"fa tie-shortcode-boxicon\"><\/span>\n<p>1-5. AYETLER<br \/>\n1- Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla.<br \/>\n2- Hamd, \u00e2lemlerin Rabbi Allah&#8217;a \u00f6zg\u00fcd\u00fcr.<br \/>\n3- O, Rahmand\u0131r, Rahimdir.<br \/>\n4- Din (kar\u015f\u0131l\u0131k) g\u00fcn\u00fcn\u00fcn sahibidir.<br \/>\n5- Yaln\u0131z sana ibadet ederiz ve yaln\u0131z senden yard\u0131m dileriz.<br \/>\n\n\t\t\t<\/div>\n\t\t<\/div>\n\t\n[toggle2 title=&#8221;Ayetlerin A\u00e7\u0131klamas\u0131&#8221; state=&#8221;close&#8221;]\n<p>Y\u00fcce Allah, &#8220;Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla&#8221; buyurarak sureye ba\u015fl\u0131yor. Kimi zaman insanlar bir i\u015f yapt\u0131klar\u0131 zaman veya bir i\u015fe ba\u015flad\u0131klar\u0131 zaman, \u00e7ok sayg\u0131 duyduklar\u0131 ya da b\u00fcy\u00fck olarak kabul ettikleri bir ki\u015finin ad\u0131n\u0131 anarlar, o ki\u015finin ad\u0131yla hareket ettiklerini be-lirtirler ki, i\u015fleri kutlu ve \u015ferefli olsun. Bazen de bunu, sayd\u0131klar\u0131 b\u00fcy\u00fcklerini anmak i\u00e7in bir vesile edinirler. B\u00f6yle bir ama\u00e7, belli oranda isim koymada da s\u00f6z konusudur. Yeni do\u011fan bir \u00e7ocu\u011fa, yapt\u0131klar\u0131 ve-ya kurduklar\u0131 \u00fcrettikleri bir \u015feye, \u00f6rne\u011fin bir eve ya da bir kuruma ad verirken sevdikleri ya da sayd\u0131klar\u0131 bir kimsenin ad\u0131n\u0131 verirler ki, ad-land\u0131r\u0131lan nesne varolduk\u00e7a isim kal\u0131c\u0131 olsun, isim varolduk\u00e7a da o is-min an\u0131s\u0131 kal\u0131c\u0131 olsun. An\u0131s\u0131 hep taze kals\u0131n, s\u00fcrekli hat\u0131rlans\u0131n diye babas\u0131n\u0131n ad\u0131n\u0131 \u00e7ocu\u011funa veren ki\u015finin bu davran\u0131\u015f\u0131n\u0131n alt\u0131ndaki gerek\u00e7e budur i\u015fte.<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n bu s\u00f6z\u00fc de buna benzer bir amaca y\u00f6neliktir. S\u00f6ze O&#8217;nun y\u00fcce ismiyle ba\u015flanm\u0131\u015ft\u0131r ki, ifadenin i\u00e7erdi\u011fi anlam O&#8217;nun ad\u0131yla bilinsin, O&#8217;nun ad\u0131yla ba\u011flant\u0131l\u0131 olarak zihinlerde yer etsin. Bu \u015fekilde s\u00f6ze ba\u015flaman\u0131n bir di\u011fer amac\u0131 da, kullar\u0131 s\u00f6z, fiil ve davran\u0131\u015flar hususunda e\u011fitmek, onlara her \u015feye O&#8217;nun ad\u0131n\u0131 anarak ba\u015flamalar\u0131 ve O&#8217;nun ad\u0131yla hareket etmeleri y\u00f6n\u00fcnde bir edep tarz\u0131 \u00f6\u011fretmektir. B\u00f6ylece yapt\u0131klar\u0131 i\u015fler, O&#8217;nun ad\u0131yla bilinir, O&#8217;nun s\u0131fatlar\u0131yla tan\u0131n\u0131r, O&#8217;nun r\u0131zas\u0131n\u0131 elde etmek amac\u0131yla yap\u0131l\u0131r. B\u00f6ylece yapt\u0131klar\u0131 i\u015fler bo\u015fa gitmez, sonu\u00e7suz kalmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc, yokluk ve bat\u0131ll\u0131\u011f\u0131n asla kendisine yol bulmad\u0131\u011f\u0131 y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Nitekim y\u00fcce Allah bir\u00e7ok yerde bu ger\u00e7e\u011fe dikkat \u00e7ekmektedir. O&#8217;nun bir\u00e7ok s\u00f6z\u00fcnden \u015fu sonu\u00e7lar \u00e7\u0131kmaktad\u0131r: O&#8217;nun y\u00fcce r\u0131zas\u0131na y\u00f6nelik olmayan \u015fey, yok olucudur, bo\u015ftur. Allah insanlar\u0131n kendi r\u0131zas\u0131na d\u00f6n\u00fck olmayan t\u00fcm amellerinin \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ecek ve onlar\u0131 yele savrulmu\u015f toz duman gibi bo\u015fa \u00e7\u0131karacakt\u0131r. Yapt\u0131klar\u0131n\u0131 un ufak edip amellerini ge\u00e7ersiz k\u0131lacakt\u0131r. Hi\u00e7bir \u015fey kal\u0131c\u0131 de\u011fildir, O&#8217;nun y\u00fcz\u00fc hari\u00e7. O&#8217;nun r\u0131zas\u0131 i\u00e7in yap\u0131lan, O&#8217;nun ad\u0131na ger\u00e7ekle\u015ftirilen \u015fey ise kal\u0131c\u0131d\u0131r, yok olmaz. Her olgu, i\u00e7inde Allah&#8217;a pay verildi\u011fi oranda kal\u0131c\u0131l\u0131ktan pay al\u0131r. Peygamber efendimizden (s.a.a) rivayet edilen ve hem Ehlis\u00fcnnet, hem de \u015eia taraf\u0131ndan sahih kabul edilen \u015fu hadis de bu ger\u00e7e\u011fi dile getirmektedir: &#8220;Bir i\u015fe Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla ba\u015flanmasa, o i\u015fin sonu kesiktir.&#8221; Hadisin orijinal metninde ge\u00e7en &#8220;ebter&#8221; ifadesi deyimi, sonu kesik, devam\u0131 olmayan demektir.<\/p>\n<p>S\u00f6z\u00fcn de bir t\u00fcr i\u015f oldu\u011funu g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurarak rahatl\u0131kla, besmelenin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;ba&#8221; harfinin m\u00fcteallak\u0131 &#8220;ba\u015fl\u0131yorum&#8221; fiilidir, diyebiliriz. Yani, bir t\u00fcr i\u015f olmas\u0131 itibariyle y\u00fcce Allah s\u00f6ze besmeley-le ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Bu da s\u00f6zde bir birleyici unsurun bulunmas\u0131n\u0131, s\u00f6z\u00fcn birli\u011fini ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz k\u0131lmaktad\u0131r. S\u00f6z\u00fcn birli\u011fi ise, i\u00e7erdi\u011fi anlam, ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 mesaj ve dile getirili\u015fi ile elde edilmek istenen niha\u00ee amac\u0131n birli\u011fi ile olur. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fcnden ibaret olan Allah&#8217;\u0131n s\u00f6z\u00fcn\u00fcn nihai amac\u0131 ise, \u015fu \u015fekilde belirlenmi\u015ftir: &#8220;Ger\u00e7ekten size Allah&#8217;tan bir nur ve a\u00e7\u0131k bir kitap geldi. Onunla Allah do\u011fru yola iletir.&#8221; (M\u00e2ide, 15-16) Bunun gibi daha bir\u00e7ok ayet vard\u0131r ve bu ayetlerde Kitab\u0131n indirili\u015f gayesi \u015fu \u015fekilde ifade ediliyor: Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131n\u0131n ve s\u00f6zlerinin amac\u0131, kullar\u0131 do\u011fru yola iletmektir. \u015eu h\u00e2lde hidayet, &#8220;Rahman ve Rahim olan Allah&#8217; \u0131n ad\u0131yla&#8221; ba\u015flayan bir c\u00fcmledir.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re O, kullar\u0131n ba\u015fvuru mercii olan Allah&#8217;t\u0131r. O, Rahman-d\u0131r; m\u00fcmini de, k\u00e2firi de kapsam\u0131na alan genel rahmetine giden yolu, kullar\u0131na g\u00f6sterir. Bu yol, varolu\u015flar\u0131 ve hayatlar\u0131 i\u00e7in bir hay\u0131r kayna\u011f\u0131d\u0131r. O, Rahim&#8217;dir; \u00f6zellikle m\u00fcmin kullar\u0131na \u00f6zg\u00fc k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 rahmetine giden yolu kullar\u0131na a\u00e7\u0131klar. Bu da onlar\u0131n ahirette elde edecekleri mutluluktur, Rableriyle bulu\u015fma zevkidir. Nitekim y\u00fcce Allah, &#8220;Rahmetim her \u015feyi kaplam\u0131\u015ft\u0131r; onu, korunanlara yazaca\u011f\u0131m.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 156) Bu a\u00e7\u0131klamada Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim bir b\u00fct\u00fcn olarak g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u00d6te yandan y\u00fcce Allah Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim&#8217;in bir\u00e7ok yerinde &#8220;sure&#8221; kavram\u0131ndan s\u00f6z etmi\u015ftir: &#8220;Ona benzer bir sure getiriniz.&#8221; (Y\u00fbnus, 38) &#8220;\u00d6yleyse siz de onun benzeri on uydurulmu\u015f sure getirin.&#8221; (H\u00fbd, 13) &#8220;Bir sure indirildi\u011fi zaman&#8230;&#8221; (Tevbe, 86) &#8220;Bu, indirdi\u011fimiz ve h\u00fck\u00fcmlerini farz k\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131z bir suredir.&#8221; (N\u00fbr, 1) Bu ifadelerden anl\u0131yoruz ki, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n par\u00e7a par\u00e7a ay\u0131r\u0131p her bir par\u00e7as\u0131na sure ad\u0131n\u0131 verdi\u011fi s\u00f6zleri kendi i\u00e7inde bir t\u00fcr birli\u011fe ve b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011fe sahiptir. Bu b\u00fct\u00fcnl\u00fck, ne bir surenin b\u00f6l\u00fcmleri, ne de iki ayr\u0131 sure aras\u0131nda s\u00f6z konusu de\u011fildir. Buradan hareketle anl\u0131yoruz ki, g\u00fcd\u00fclen ama\u00e7 ve sa\u011flanan sonu\u00e7lar sureden sureye farkl\u0131l\u0131k g\u00f6sterir. Her bir surenin ak\u0131\u015f\u0131 \u00f6zel bir anlam\u0131 vurgulamaya, \u00f6zel bir sonu\u00e7 elde etmeye y\u00f6neliktir ve bu hedef ger\u00e7ekle\u015fmedi\u011fi s\u00fcrece sure bitmez. Dolay\u0131s\u0131yla her surenin ba\u015f\u0131nda yer alan &#8220;Besmele&#8221; o sureyle g\u00fcd\u00fclen \u00f6zel hedefe d\u00f6n\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n<p>\u015eu h\u00e2lde Hamd suresinin ba\u015f\u0131ndaki besmele de, surenin hedefine ve sureden \u00e7\u0131kar\u0131lan anlama d\u00f6n\u00fckt\u00fcr. Bu surede ifade edilen ama\u00e7 ise, kulluk sunmak suretiyle Allah&#8217;a hamdetmektir; kullu\u011fu en geni\u015f boyutlar\u0131yla O&#8217;na \u00f6zg\u00fc k\u0131lmak, ondan yard\u0131m ve hidayet dileyerek onu fiilen \u00f6vmektir. Bu s\u00f6zleri y\u00fcce Allah kullar\u0131 ad\u0131na dile getiriyor ki, kulluk sunma a\u00e7\u0131s\u0131ndan Allah&#8217;\u0131n \u00f6ng\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc ve g\u00f6sterdi\u011fi tav\u0131rlar i\u00e7inde hareket etsinler.<\/p>\n<p>Kullu\u011fun ifadesi, kulun yerine getirdi\u011fi davran\u0131\u015flard\u0131r; kulluk kas-t\u0131 ta\u015f\u0131yan eylemlerdir. Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla ba\u015flamak, i\u015fte bu amaca y\u00f6neliktir. Bu durumda anlam \u015f\u00f6yle olur: &#8220;Senin ad\u0131nla sana y\u00f6nelik kullu\u011fumu ifade etmeye ba\u015fl\u0131yorum.&#8221;<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamaya g\u00f6re de yine Hamd suresinin besmelesindeki &#8220;ba&#8221; harf-i cerrinin m\u00fcteallak\u0131, &#8220;ba\u015flama&#8221; fiilidir. Bununla da kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 hi-tapla\u015fma suretiyle kulluk makam\u0131ndaki i\u00e7tenlik ve samimiyet peki\u015ftirilip ihl\u00e2s tamamlanmak isteniyor. &#8220;Ba&#8221; harf-i cerrinin m\u00fcteallak\u0131 &#8220;yar-d\u0131m isteme&#8221;dir de denilebilir. B\u00f6yle demenin bir sak\u0131ncas\u0131 olmamakla birlikte m\u00fcteallak\u0131n &#8220;ba\u015flama&#8221; olmas\u0131 daha uygundur. \u00c7\u00fcnk\u00fc sure &#8220;yar-d\u0131m isteme&#8221;yi a\u00e7\u0131k\u00e7a i\u00e7eriyor: &#8220;Yaln\u0131z senden yard\u0131m dileriz.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;\u0130sim&#8221; kavram\u0131na gelince; bu ifade, ad oldu\u011fu varl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6steren bir s\u00f6zd\u00fcr. Ya i\u015faret anlam\u0131na gelen &#8220;simet&#8221; k\u00f6k\u00fcnden ya da y\u00fccelik anlam\u0131n\u0131 ifade eden &#8220;s\u00fcm\u00fcvv&#8221; k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcremi\u015ftir. Hangi k\u00f6kten t\u00fcremi\u015f olursa olsun, l\u00fcgat ve \u00f6rfte bu kelimenin bir varl\u0131\u011fa i\u015faret etti\u011fi ve ad oldu\u011fu varl\u0131ktan ayr\u0131 olmas\u0131 gerekti\u011fi bilinmektedir.<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n s\u0131fatlar\u0131ndan biri g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurularak zat\u0131 ifade eden &#8220;ism&#8221;e gelince; bu, laf\u0131zlar kategorisine girmeyen, zatlardan olan bir isimdir. Bu, birinci anlam\u0131yla ismin m\u00fcsemmas\u0131d\u0131r. \u00d6rne\u011fin; (y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n isimlerinden biri olan) &#8220;\u00c2lim&#8221; ismi, m\u00fcsemmas\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. O da ilim s\u0131fat\u0131 itibariyle ele al\u0131nan zatt\u0131r. Bu bak\u0131mdan Allah&#8217;\u0131n s\u0131fatlar\u0131, zat\u0131n\u0131n isimleridir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu zat\u0131n durumu ancak s\u0131fatlar\u0131ndan biri veya niteliklerinden biri arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla bilinebilir.<\/p>\n<p>Bu kullan\u0131m\u0131n sebebi \u015fudur: \u0130nsanlar, &#8220;isim&#8221; lafz\u0131n\u0131n &#8220;m\u00fcsemma-&#8220;y\u0131 g\u00f6steren kelime i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fcler. Sonra bakt\u0131lar ki, s\u0131fatlar da bir a\u00e7\u0131dan zat\u0131 g\u00f6steriyorlar. Onlar\u0131n durumu, &#8220;isim&#8221; diye ad-land\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131z lafz\u0131n durumunu and\u0131r\u0131r. Onlar da aynen &#8220;isim&#8221; denilen laf\u0131zlar gibi d\u0131\u015f \u00e2lemdeki zatlara i\u015faret etmektedirler. Bu y\u00fczden zatlara i\u015faret eden bu s\u0131fatlar\u0131 da &#8220;isim&#8221; olarak adland\u0131rd\u0131lar. Sonu\u00e7ta, &#8220;isim&#8221; lafz\u00ee bir \u015fey olabilece\u011fi gibi, ayn\u00ee bir \u015fey de olabilir, sonucuna var\u0131ld\u0131. Sonra bakt\u0131lar ki zata dolays\u0131z i\u015faret eden &#8220;isim&#8221;, tahlil sonucu elde edilen ikinci anlamdaki isimdir. Birinci anlamdaki isim ise, ikinci anlamdaki ismin arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla zata i\u015faret etmektedir. Bu y\u00fczden ikinci anlamdakine &#8220;isim&#8221;, birinci anlamdakine ise &#8220;ismin ismi&#8221; dediler. Ne var ki b\u00fct\u00fcn bunlar, akl\u00ee tahlil sonucunda var\u0131lan \u015feylerdir. Bunu l\u00fcgate uyarlayamay\u0131z. Dolay\u0131s\u0131yla l\u00fcgat a\u00e7\u0131s\u0131ndan &#8220;isim&#8221; ilk ba\u015fta dedi\u011fimizden ibarettir.<\/p>\n<p>\u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n ilk d\u00f6nemlerinde, kel\u00e2mc\u0131lar aras\u0131nda &#8220;\u0130sim, m\u00fcsemman\u0131n ayn\u0131s\u0131 m\u0131d\u0131r yoksa gayrisi midir?&#8221; sorusu etraf\u0131nda uzun tart\u0131\u015fmalar meydana gelmi\u015ftir. Ne var ki, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde bu t\u00fcr meseleler art\u0131k bedih\u00eelik d\u00fczeyinde a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fmu\u015ftur. Dolay\u0131s\u0131yla, bu konuyla ilgili olarak ne dendi\u011fini, ne denilece\u011fini uzun uzad\u0131ya anlatmak, s\u00f6zlerin do\u011frusunu tespit edip onaylamak, yanl\u0131\u015f\u0131n\u0131 bulup \u00e7\u00fcr\u00fctmek art\u0131k gereksiz bir u\u011fra\u015ft\u0131r. K\u0131sacas\u0131 meselenin d\u0131\u015f\u0131nda kalmak en iyisidir.<\/p>\n<p>&#8220;Allah&#8221; lafz\u0131na gelince, bunun asl\u0131 &#8220;el-il\u00e2h&#8221;t\u0131r. \u00c7ok kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 &#8220;il\u00e2h&#8221;\u0131n ba\u015f\u0131ndaki &#8220;hemze&#8221; d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. &#8220;\u0130l\u00e2h&#8221; kelimesi, &#8220;kul-luk etti&#8221; anlam\u0131na gelen &#8220;eleh&#8217;er-rec\u00fcl\u00fc ye&#8217;lehu&#8221; k\u00f6k\u00fcnden gelir. Ya da &#8220;hayret etti&#8221; anlam\u0131na gelen &#8220;elih&#8217;er-rec\u00fcl\u00fc&#8221; ya da &#8220;veleh&#8217;er-rec\u00fcl\u00fc&#8221; k\u00f6-k\u00fcnden gelir. Bu kelime &#8220;mef&#8217;ul&#8221; anlam\u0131nda &#8220;fial&#8221; kipindendir. T\u0131pk\u0131 &#8220;mektup&#8221; anlam\u0131nda &#8220;kitap&#8221; gibi. \u0130l\u00e2h olarak nitelendirilmesi; mabut, yani kulluk sunulan olmas\u0131ndan ya da ak\u0131llar\u0131n zat\u0131n\u0131 kavrama noktas\u0131nda \u015fa\u015fk\u0131na d\u00fc\u015fmelerinden dolay\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc kadar\u0131yla &#8220;Allah&#8221; kelimesi, \u00e7ok kullanma sonucu \u00f6zel isim olmu\u015ftur. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ini\u015finden \u00f6nce de bu anlam\u0131yla kullan\u0131l\u0131yordu ve cahiliye Araplar\u0131 onun ifade etti\u011fi anlam\u0131 biliyorlard\u0131. Y\u00fcce Allah bunu \u015fu \u015fekilde ifade etmektedir: &#8220;Andolsun, onlara &#8216;Kendilerini kim yaratt\u0131?&#8217; diye sorsan, elbette &#8216;Allah.&#8217; derler.&#8221; (Zuhruf, 87) &#8220;Zanlar\u0131nca, &#8216;Bu Allah&#8217;a, bu da ortaklar\u0131m\u0131za.&#8217; dediler.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 136)<\/p>\n<p>Bu lafz\u0131n \u00f6zel isim oldu\u011funun bir kan\u0131t\u0131 da, Allah&#8217;\u0131n t\u00fcm g\u00fczel isimleri ve bu isimlerden kaynaklanan fiillerle nitelendirilmesi, ama bu lafz\u0131n hi\u00e7bir isme s\u0131fat olmamas\u0131d\u0131r. S\u00f6z gelimi; &#8220;Allah Rahmand\u0131r, Rahimdir. Allah rahmet etti. Allah bildi. Allah r\u0131zkland\u0131rd\u0131.&#8221; denir; ama &#8220;Allah&#8221; lafz\u0131n\u0131n bunlardan birine s\u0131fat oldu\u011fu ya da bu laf\u0131zdan, bunlardan birine s\u0131fat olacak bir kelimenin t\u00fcretildi\u011fi g\u00f6r\u00fclmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Her \u015feyin il\u00e2h\u0131 olarak O&#8217;nun y\u00fcce zat\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131, b\u00fct\u00fcn kemal s\u0131fatlar\u0131yla nitelendirildi\u011fini g\u00f6sterdi\u011finden b\u00fct\u00fcn kemal s\u0131fatlar\u0131 &#8220;Allah&#8221; lafz\u0131n\u0131n iltizam\u00ee manas\u0131 olur. Dolay\u0131s\u0131yla da &#8220;Allah lafz\u0131, varl\u0131\u011f\u0131 zorunlu olan, t\u00fcm kemal s\u0131fatlar\u0131n\u0131 kendinde toplayan zat\u0131n ismidir.&#8221; s\u00f6z\u00fc do\u011frudur. Yoksa bu laf\u0131z, \u00e7ok kullanma sonucu \u00f6zel isime d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f ve &#8220;elehe&#8221; k\u00f6k\u00fcn\u00fcn i\u015faret etti\u011fi anlam\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda ba\u015fka bir husus bu isimlendirmede etkin olmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Rahman ve Rahim s\u0131fatlar\u0131 ise, &#8220;rahmet&#8221; k\u00f6k\u00fcnden gelirler. Bu ni-telikse, bir \u015feyini yitiren veya eksi\u011fini giderecek bir \u015feye ihtiya\u00e7 duyan bir insan\u0131n g\u00f6r\u00fclmesi an\u0131nda insan kalbini etkisi alt\u0131na alan, heyecan y\u00f6n\u00fc a\u011f\u0131r basan \u00f6zel bir duygudur. Bu duygu insan\u0131n i\u00e7inde uyan\u0131nca eksi\u011fi olan\u0131n eksi\u011fini gidermeye, ihtiyac\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131lamaya yeltenir. Ancak bu anlam, tahlil sonucunda ihtiyac\u0131 gidermek amac\u0131yla ver-me, ba\u011f\u0131\u015fta bulunma anlam\u0131na d\u00f6ner. \u0130\u015fte y\u00fcce Allah, bu anlamda rahmet s\u0131fat\u0131yla nitelendirilir.<\/p>\n<p>Rahman kelimesi, \u00e7okluk ifade eden &#8220;fe&#8217;l\u00e2n&#8221; vezninden m\u00fcbala\u011fa s\u0131ygas\u0131d\u0131r. Rahim ise s\u0131fat-\u0131 m\u00fc\u015febbehedir ve s\u00fcreklilik, kal\u0131c\u0131l\u0131k ifade eder. Bu a\u00e7\u0131dan &#8220;Rahman&#8221; niteli\u011finin hem m\u00fcminlere ve hem de k\u00e2firlere y\u00f6nelik bol rahmeti ifade ediyor oldu\u011fu \u015feklindeki yakla\u015f\u0131m yerindedir. Bu kavram\u0131n ifade etti\u011fi rahmet genel niteliklidir. Kavram\u0131n bu anlamda kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131na Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim&#8217;de \u00e7ok\u00e7a rastlan\u0131r: &#8220;Rahman ar\u015fa istiva etmi\u015ftir.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 5) &#8220;De ki: Kim sap\u0131kl\u0131k i\u00e7inde ise, Rahman ona m\u00fchlet versin.&#8221; (Meryem, 75) Ayn\u0131 \u015fekilde &#8220;rahim&#8221; s\u0131fat\u0131n\u0131n, m\u00fcminlere y\u00f6nelik s\u00fcrekli nimetlere, de\u011fi\u015fmez ve kal\u0131c\u0131 rahmete i\u015faret ediyor \u015feklindeki yakla\u015f\u0131m da yerindedir. Nitekim y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n \u015fu s\u00f6zleri bu anlam\u0131 peki\u015ftirir niteliktedir: &#8220;M\u00fcminlere kar\u015f\u0131 \u00e7ok merhamet edendir (rahimdir).&#8221; (Ahz\u00e2b, 53) &#8220;\u00c7\u00fcnk\u00fc O, onlara kar\u015f\u0131 \u00e7ok merhametlidir (rahimdir).&#8221; (Tevbe, 117) Bu y\u00fczden, &#8220;Rahman s\u0131fat\u0131 hem k\u00e2firi ve hem de m\u00fcmini genel olarak kapsad\u0131\u011f\u0131 h\u00e2lde, rahim s\u0131fat\u0131 sadece m\u00fcminlere y\u00f6neliktir.&#8221; denilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>&#8220;Hamd Allah&#8217;a \u00f6zg\u00fcd\u00fcr.&#8221; Denildi\u011fine g\u00f6re &#8220;hamd&#8221;, bir insan\u0131n \u00f6zg\u00fcr iradesiyle sergiledi\u011fi g\u00fczelliklere y\u00f6nelik \u00f6vg\u00fcd\u00fcr. &#8220;Medh=meth&#8221; ise, bundan daha kapsaml\u0131d\u0131r. &#8220;Hamedtu ful\u00e2nen ev medehtuhu li-ke-remihi&#8221; yani, &#8220;Falan\u0131 ikram\u0131ndan dolay\u0131 \u00f6vd\u00fcm veya methettim.&#8221; denir. Ayn\u0131 \u015fekilde, &#8220;Medeht&#8217;ul-lu&#8217;lue al\u00e2 safaihi&#8221; yani, &#8220;\u0130nciyi saf olu\u015fundan dolay\u0131 methettim&#8221; denir de, &#8220;Hamadtuhu al\u00e2 safaihi&#8221; yani, &#8220;Onu saf olu\u015fundan dolay\u0131 \u00f6vd\u00fcm&#8221; denmez. Hamd kelimesinin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;el&#8221; tak\u0131s\u0131 cins veya isti\u011frak anlam\u0131na d\u00f6n\u00fckt\u00fcr. Her iki bak\u0131mdan da sonu\u00e7 de\u011fi\u015fmez.<\/p>\n<p>Zira bir yandan y\u00fcce Allah, &#8220;\u0130\u015fte Rabbiniz Allah budur, her \u015feyin yarat\u0131c\u0131s\u0131d\u0131r.&#8221; (M\u00fc&#8217;min, 62) buyuruyor. Burada her \u015feyin Allah taraf\u0131ndan yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade ediyor. Sonra \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;O&#8217;dur ki, her \u015feyin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 g\u00fczel yapt\u0131.&#8221; (Secde, 7) B\u00f6ylece yarat\u0131lan her \u015fey i\u00e7in, O&#8217;nun yarat\u0131\u011f\u0131 olmas\u0131, O&#8217;na izafe edilmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan g\u00fczelli\u011fi ispat ediyor. Buna g\u00f6re, g\u00fczellik yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ekseninde, yarat\u0131l\u0131\u015f da g\u00fczellik ekseninde d\u00f6nmektedir. O h\u00e2lde, hi\u00e7bir yarat\u0131k yoktur ki O&#8217;nun g\u00fczelle\u015ftirmesi ile g\u00fczel olmas\u0131n ve hi\u00e7bir g\u00fczel yoktur ki O&#8217;nun yarat\u0131\u011f\u0131 olmas\u0131n, O&#8217;na izafe edilmesin. \u00d6te yandan y\u00fcce Allah, bir ayette \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;O, tek ve kahredici Allah&#8217;t\u0131r.&#8221; (Z\u00fcmer, 4) ve &#8220;B\u00fct\u00fcn y\u00fczler, O (\u00f6l\u00fcms\u00fcz) diriye, O (her \u015feyi ayakta tutan) mutlak g\u00fcce boyun e\u011fmi\u015ftir.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 111) buyuruyor. B\u00f6ylece y\u00fcce Allah, yaratt\u0131klar\u0131n\u0131 herhangi bir g\u00fcc\u00fcn bask\u0131s\u0131yla yaratmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, yapt\u0131klar\u0131n\u0131 bir zorlay\u0131c\u0131n\u0131n zoruyla yapmad\u0131\u011f\u0131n\u0131; tam tersine, yaratt\u0131\u011f\u0131 her \u015feyi ilmi ve \u00f6zg\u00fcr iradesiyle yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bildiriyor. \u015eu h\u00e2lde, varolan her \u015fey, g\u00fczeldir ve onun iste\u011fi sonucu var olmu\u015ftur. Bu, meselenin fiil y\u00f6n\u00fcd\u00fcr. \u0130sim a\u00e7\u0131s\u0131ndan meseleye yakla\u015facak olursak, y\u00fcce Allah bu hususta \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Allah ki, O&#8217;ndan ba\u015fka il\u00e2h yoktur. En g\u00fczel isimler O-nundur.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 8) Bir di\u011fer ayette de \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;En g\u00fczel isimler Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. O h\u00e2lde O&#8217;nu onlarla \u00e7a\u011f\u0131r\u0131n ve O&#8217;nun isimleri hakk\u0131nda e\u011frili\u011fe sapanlar\u0131 b\u0131rak\u0131n.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 180) Buna g\u00f6re y\u00fcce Allah hem isimleriyle, hem de fiilleriyle g\u00fczeldir ve b\u00fct\u00fcn g\u00fczellikler O&#8217;ndand\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, y\u00fcce Allah hem isimlerinin g\u00fczelli\u011finden ve hem de fiillerinin g\u00fczelli\u011finden dolay\u0131 \u00f6vg\u00fcye l\u00e2y\u0131kt\u0131r ve \u00f6vg\u00fcye de\u011fer bir \u015fey kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00f6vg\u00fcs\u00fcn\u00fc ifade eden bir insan ger\u00e7ekte y\u00fcce Allah&#8217;\u0131 \u00f6v\u00fcyordur. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6vg\u00fcye neden olan g\u00fczellik O&#8217;ndand\u0131r. \u015eu h\u00e2lde \u00f6vg\u00fcn\u00fcn cinsi ve her t\u00fcrl\u00fc hamd y\u00fcce Allah&#8217;a \u00f6zg\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>Ayr\u0131ca ifadelerin ak\u0131\u015f\u0131ndan ve &#8220;Yaln\u0131z sana ibadet ederiz.&#8221; ifadesindeki hitap de\u011fi\u015fikli\u011finden anla\u015f\u0131lan o ki, bu sure kullar\u0131n diliyle s\u00f6ylenmi\u015ftir. Y\u00fcce Allah bu surede, kuluna O&#8217;nu \u00f6vmesini ve bir kulun kulluk makam\u0131nda tak\u0131nmas\u0131 gereken edep tavr\u0131n\u0131 telkin ediyor. &#8220;Hamd Allah&#8217;a \u00f6zg\u00fcd\u00fcr.&#8221; s\u00f6z\u00fc bu anlam\u0131 peki\u015ftirir niteliktedir.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc hamdetme bir nitelendirmedir ve y\u00fcce Allah, baz\u0131 kullar\u0131n\u0131n kendisine y\u00f6nelik nitelendirmelerinden kendisini tenzih etmi\u015ftir: &#8220;Allah onlar\u0131n nitelendirmelerinden m\u00fcnezzehtir. Sadece Allah&#8217;\u0131n ar\u0131nd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f kullar\u0131 hari\u00e7.&#8221; (S\u00e2ff\u00e2t, 159-160), \u0130fade geneldir, bir kay\u0131tland\u0131rma s\u00f6z konusu de\u011fildir. Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda, baz\u0131 ar\u0131nm\u0131\u015f peygamberlerinden ba\u015fka, herhangi bir kimsenin kendisine y\u00f6nelik hamd\u0131n\u0131 nakletti\u011fine rastlanmaz. Y\u00fcce Allah Hz. Nuh&#8217;a (a.s) hitap ederken \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;De ki: Bizi zalimler toplulu\u011fundan kurtaran Allah&#8217;a hamdolsun.&#8221; (M\u00fc&#8217;min\u00fbn, 28) Yine bir ayette \u0130brahim Peygamberin (a.s) diliyle \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;\u0130htiyarl\u0131k \u00e7a\u011f\u0131mda bana \u0130smail&#8217;i ve \u0130shak&#8217;\u0131 l\u00fctfeden Allah&#8217;a hamdolsun.&#8221; (\u0130br\u00e2h\u00eem, 39) Y\u00fcce Allah baz\u0131 yerlerde Peygamber efendimiz Hz. Muhammed&#8217;e (s.a.a) \u015f\u00f6yle hitap eder: &#8220;De ki: Allah&#8217;a hamdolsun.&#8221; (Neml, 93) Bir ayette de Hz. Davud ve Hz. S\u00fcleyman&#8217;\u0131n diliyle \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Dediler ki: Allah&#8217;a hamd-olsun.&#8221; (Neml, 15) Bir de cennet ehlinin O&#8217;na y\u00f6nelik \u00f6vg\u00fclerini aktarm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar da g\u00f6\u011f\u00fcslerdeki kin ve k\u0131skan\u00e7l\u0131ktan, bo\u015f ve g\u00fcnah s\u00f6zden ar\u0131nd\u0131r\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. \u015eu ayette oldu\u011fu gibi: &#8220;Dualar\u0131n\u0131n sonu, &#8216;\u00c2lemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a hamdolsun.&#8217; s\u00f6zleridir.&#8221; (Y\u00fbnus, 10)<\/p>\n<p>Bunun d\u0131\u015f\u0131nda her ne kadar y\u00fcce Allah yarat\u0131klar\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011funun ve hatta t\u00fcm\u00fcn\u00fcn kendisine y\u00f6nelik \u00f6vg\u00fclerini bir\u00e7ok ayette dile getirmi\u015ftir; mesel\u00e2, &#8220;Melekler Rabblerini hamd ile tesbih ederler.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 5) veya &#8220;G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc O&#8217;nu \u00f6vg\u00fcyle tesbih eder.&#8221; (Ra&#8217;d, 13) veya &#8220;O&#8217;nu \u00f6vg\u00fcyle tesbih etmeyen hi\u00e7bir \u015fey yoktur.&#8221; (\u0130sr\u00e2, 44) buyurmu\u015ftur; ancak ne var ki, y\u00fcce Allah b\u00fct\u00fcn bunlarda kendisine y\u00f6nelik \u00f6vg\u00fclerini tesbih (tenzih etme) ile birlikte zikrediyor. Hatta as\u0131l olarak tesbihi naklediyor, bunun yan\u0131nda da \u00f6vg\u00fclerini aktar\u0131yor.<\/p>\n<p>Bunun nedeni \u015fudur: Y\u00fcce Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131, O&#8217;nun fiillerinin g\u00fczelli\u011fini ve kemalini ku\u015fatamaz. Ayn\u0131 \u015fekilde y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n fiillerinin g\u00fczelli\u011finin kayna\u011f\u0131 olan s\u0131fatlar\u0131n\u0131n ve isimlerinin g\u00fczelli\u011fini de tam anlam\u0131yla O&#8217;ndan ba\u015fka kimse kavrayamaz. Y\u00fcce Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Onlar bilgice O&#8217;nu ku\u015fatamazlar.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 110) Kullar O&#8217;nu neyle nitelendirirlerse, O&#8217;nu onunla ku\u015fatm\u0131\u015f olurlar. Bu nitelik onlar\u0131n kavray\u0131\u015flar\u0131n\u0131n kapasitesiyle s\u0131n\u0131rlanm\u0131\u015f, alg\u0131lay\u0131\u015flar\u0131 oran\u0131nda belirlenmi\u015f olur. Dolay\u0131s\u0131yla O&#8217;nu, d\u00fc\u015f\u00fcnceleriyle neden olduklar\u0131 s\u0131n\u0131rland\u0131rma ve de\u011ferlendirmeden tenzih etmedikleri s\u00fcrece, O&#8217;nu bu nitelendirmeden dolay\u0131 tesbih etmedikleri s\u00fcrece, O&#8217;na y\u00f6nelik \u00f6vg\u00fcleri hedefine ula\u015famaz, do\u011fruluk niteli\u011fini kazanamaz. Y\u00fcce Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Hi\u00e7 ku\u015fkusuz Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.&#8221; (Nahl, 74)<\/p>\n<p>Onun ar\u0131nd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f kullar\u0131na gelince; onlar\u0131n kendisine y\u00f6nelik \u00f6vg\u00fclerini kendi kendini \u00f6vmesi ve onlar\u0131n kendisini nitelendirmelerini de kendi kendisini nitelendirmesi gibi de\u011ferlendirmi\u015ftir. Bu, onlar\u0131n Allah&#8217;\u0131n ar\u0131nd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f kullar\u0131 olmalar\u0131ndan geliyor. Bundan da anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, kullu\u011fun \u00f6ng\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc edep, bir kulun Rabbini, O&#8217;nun kendisini \u00f6vd\u00fc\u011f\u00fc gibi \u00f6vmesini ve bunun \u00f6tesine ge\u00e7memesini gerektiriyor. Hem Ehlis\u00fcnnet&#8217;in, hem de \u015eia&#8217;n\u0131n Peygamber efendimizden (s.a.a) rivayet ettikleri hadis de bunu g\u00f6steriyor: &#8220;Ben senin \u00f6vg\u00fclerini s\u0131ralayamam. Sen, kendini \u00f6vd\u00fc\u011f\u00fcn gibisin&#8230;&#8221; \u015eu h\u00e2lde surenin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;Hamd, Allah&#8217;a \u00f6zg\u00fcd\u00fcr.&#8221; ifadesi, kullu\u011fa yara\u015f\u0131r bir edep tavr\u0131n\u0131 edindirme amac\u0131na y\u00f6neliktir. E\u011fer y\u00fcce Allah, ne \u015fekilde \u00f6v\u00fclmesi gerekti\u011fini \u00f6\u011fretmek i\u00e7in kullar ad\u0131na bu s\u00f6z\u00fc s\u00f6ylememi\u015f olsayd\u0131, kul kendi kendine bunu s\u00f6yleyemezdi.<\/p>\n<p>&#8220;&#8230;\u00e2lemlerin Rabbi&#8230; O, Rahmand\u0131r, Rahimdir. Din g\u00fcn\u00fcn\u00fcn sahibidir.&#8221; (B\u00fcy\u00fck bir \u00e7o\u011funluk &#8220;Meliki yevm&#8217;id-d\u00een&#8221; \u015feklinde okumu\u015ftur.) &#8220;Rab&#8221;, sahip bulundu\u011fu varl\u0131klar\u0131n i\u015flerini d\u00fczenleyen maliktir. Dolay\u0131s\u0131yla bu kavram, m\u00fclkiyet anlam\u0131n\u0131 da i\u00e7ermektedir. M\u00fclkiyet, i\u00e7inde bulundu\u011fumuz toplumsal ko\u015fullar \u00e7er\u00e7evesinde bir \u015feyin bir kimseye \u00f6zg\u00fc olmas\u0131n\u0131n \u00f6zel bir t\u00fcr\u00fcd\u00fcr. Yani, tasarruf yetkisine sahip olunacak \u015fekilde bir \u015feyin bir kimseye ait olmas\u0131d\u0131r. S\u00f6z gelimi, &#8220;Falan \u015fey bizim m\u00fclk\u00fcm\u00fczd\u00fcr.&#8221; dedi\u011fimiz zaman, o \u015fey bir \u015fekilde bize \u00f6zg\u00fc k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f ve bu sayede onun \u00fczerinde tasarrufta bulunma hakk\u0131na sahibiz demektir. E\u011fer bu \u00f6zg\u00fc k\u0131l\u0131nm\u0131\u015fl\u0131k olmasayd\u0131, b\u00f6yle bir tasarruf yetkimiz de olamazd\u0131.<\/p>\n<p>Toplumsal \u00e7er\u00e7evede bu, ger\u00e7ekli\u011fi bulunmayan s\u00f6zle\u015fmeli ve itibar\u00ee anlamd\u0131r. Bu itibar\u00ee anlam, ger\u00e7ekli\u011fi olan di\u011fer bir anlamdan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r ki, ona da m\u00fclkiyet deriz. Bu m\u00fclkiyet, v\u00fccudumuzdaki organlar\u0131n ve g\u00fc\u00e7lerin bizimle var olmalar\u0131 \u015feklindeki m\u00fclkiyettir. Bizim g\u00f6z\u00fcm\u00fcz, kula\u011f\u0131m\u0131z, elimiz ve aya\u011f\u0131m\u0131z vard\u0131r, bunlara malikiz. Bunun anlam\u0131 \u015fudur: Bunlar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 bizim varl\u0131\u011f\u0131m\u0131za ba\u011fl\u0131d\u0131r ve bunlar bizden ba\u011f\u0131ms\u0131z de\u011filler, bizim ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131m\u0131zla ba\u011f\u0131ms\u0131zd\u0131rlar ve biz onlar\u0131n \u00fczerinde diledi\u011fimiz gibi tasarrufta bulunma yetkisine sahibiz. \u0130\u015fte ger\u00e7ek m\u00fclkiyet budur.<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah&#8217;a ger\u00e7eklik noktas\u0131nda izafe edilebilecek m\u00fclkiyet, ger-\u00e7ek m\u00fclkiyettir, s\u00f6zle\u015fme ve itibar\u0131n ortadan kalkmas\u0131yla ge\u00e7ersiz olan itibar\u00ee m\u00fclkiyet de\u011fildir. Bilindi\u011fi gibi ger\u00e7ek maliklik, tedbir ve y\u00f6netim olgular\u0131ndan ayr\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir \u015fey varl\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan ba\u015fka bir \u015feye muhta\u00e7 ise, varl\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan o \u015feyden ba\u011f\u0131ms\u0131z de\u011filse, varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n sonu\u00e7lar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan da o \u015feyden ba\u011f\u0131ms\u0131z olamaz. Y\u00fcce Allah, her \u015feyin Rabbidir ve Rab, y\u00f6netici malik (sahip) demektir. \u0130\u015fte y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n rabl\u0131\u011f\u0131 ve malikli\u011fi bu niteliktedir.<\/p>\n<p>&#8220;\u00c2lem\u00een=\u00e2lemler&#8221; kelimesi, &#8220;\u00e2lem&#8221;in \u00e7o\u011fuludur. Bir \u015feyin bilinmesine arac\u0131 olan \u015fey demektir. Kaaleb, h\u00e2tem ve t\u00e2be&#8217; gibi. Birincisi, bir \u015feye belli bir \u015fekil vermeye yarayan \u015fey; ikincisi, bir \u015feye son vermeye arac\u0131 olan \u015fey; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc ise, bir \u015feyin nak\u015fedilmesine arac\u0131 olan \u015fey demektir.<\/p>\n<p>Bu kavram, b\u00fct\u00fcn varl\u0131klar i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi bireylerin ve par\u00e7alar\u0131n bir araya gelmesinden olu\u015fan her toplulu\u011fu, her b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc de ifade eder. Cans\u0131z varl\u0131klar \u00e2lemi, bitkiler \u00e2lemi, hayvanlar \u00e2lemi ve insanlar \u00e2lemi gibi. Belli niteliklere sahip bireylerden olu\u015fan topluluklar i\u00e7in de kullan\u0131l\u0131r. Arap \u00e2lemi ve Acem \u00e2lemi gibi. Burada ikinci anlam\u0131n daha uygun oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyoruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Malik-i yevm&#8217;id-d\u00een&#8221; ifadesine kadar say\u0131lan y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n g\u00fczel isimleri hep bu kavramla ba\u011flant\u0131l\u0131 olarak dile getiriliyor. Din ise, k\u0131yamet g\u00fcn\u00fcndeki kar\u015f\u0131l\u0131k demektir. Bunun ise sadece insanlar\u0131 ya da sadece insanlar\u0131 ve cinleri ilgilendiren bir durum oldu\u011funu kabul edersek, &#8220;\u00e2lemler&#8221; ifadesiyle insanlar ve cinler \u00e2leminin, toplulu\u011funun kastedildi\u011fi sonucu ortaya \u00e7\u0131kar. Bu kavram\u0131n Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim&#8217;in bir\u00e7ok ayetinde belirgin bi\u00e7imde bu anlam\u0131 ile kullan\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 da bizim bu yakla\u015f\u0131m\u0131m\u0131z\u0131 peki\u015ftirmektedir: .&#8221;Seni \u00e2lemlerin kad\u0131nlar\u0131na \u00fcst\u00fcn k\u0131ld\u0131.&#8221; (\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 42) &#8220;\u00c2lemlere uyar\u0131c\u0131 olsun diye&#8221; (Furkan, 1) &#8220;Siz, sizden \u00f6nce \u00e2lemlerde hi\u00e7 kimsenin yapmad\u0131\u011f\u0131 fuh\u015fu mu yap\u0131yorsunuz?&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 80)<\/p>\n<p>&#8220;Din g\u00fcn\u00fcn\u00fcn sahibidir.&#8221; Bilindi\u011fi gibi &#8220;malik&#8221; kelimesi, &#8220;milk&#8221; k\u00f6k\u00fcnden gelir. &#8220;Melik&#8221; ise, &#8220;m\u00fclk&#8221; k\u00f6k\u00fcnden gelir ve ulusal d\u00fczene egemen olan ve onlar\u0131 idare eden kimse demektir. Di\u011fer bir ifadeyle, onlar \u00fczerinde emir ve h\u00fck\u00fcm yetkisine sahip kimse demektir.<\/p>\n<p>Bu ifadenin hem &#8220;melik&#8221; ve hem de &#8220;malik&#8221; \u015feklinde okundu\u011funa ili\u015fkin a\u00e7\u0131klamalar yap\u0131lm\u0131\u015f, her birini peki\u015ftiren kan\u0131tlar ileri s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u015eu kadar\u0131 var ki, saltanat\u0131n, egemenli\u011fin her iki anlam\u0131 da y\u00fcce Allah i\u00e7in ge\u00e7erlidir. Ancak Arap\u00e7a&#8217;y\u0131 ve Arap gelene\u011fini bilen bir insan &#8220;m\u00fclk&#8221; kavram\u0131n\u0131n &#8220;zaman&#8221; olgusuyla ba\u011flant\u0131l\u0131 oldu\u011funu bilir. \u00d6rne\u011fin; &#8220;Falan d\u00f6nemin meliki (kral\u0131)&#8221; denir, ama &#8220;Falan d\u00f6nemin maliki (sahibi)&#8221; denmez. Denirse bile zorlama oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r. Y\u00fcce Allah, &#8220;melik-i yevm&#8217;id-d\u00een&#8221; buyurarak, deyimi &#8220;g\u00fcn&#8221;e izafe etmi\u015ftir. Bir ayette de \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Bug\u00fcn m\u00fclk kimindir? Bir ve ezici g\u00fcce sahip Allah&#8217;\u0131nd\u0131r.&#8221; (M\u00fc&#8217;min, 16)<br \/>\n[\/toggle2][toggle2 title=&#8221;Ayetlerin Hadisler I\u015f\u0131\u011f\u0131nda A\u00e7\u0131klanmas\u0131&#8221; state=&#8221;close&#8221;]\n<p>el-Uy\u00fbn ve el-Mean\u00ee&#8217;de &#8220;Bismillah&#8221; ifadesiyle ilgili olarak \u0130mam R\u0131za&#8217;n\u0131n (a.s) \u015f\u00f6yle buyurdu\u011fu rivayet edilir: &#8220;Yani kendimi Allah&#8217;\u0131n al\u00e2metlerinden biriyle al\u00e2metlendiriyorum ki o da ibadettir.&#8221; [Uy\u00fbn-u Ahbar&#8217;\u0131r-R\u0131za, c.1, bab:26, h: 19. el-Mean\u00ee, s.3]\n<p>Ben derim ki: Bu anlam, bizim i\u015faret etti\u011fimiz anlamdan elde edilebilecek bir sonu\u00e7tur. Biz demi\u015ftik ki, besmelenin ba\u015f\u0131ndaki &#8220;ba&#8221; harfi, ba\u015flama anlam\u0131n\u0131 ifade eder. \u00c7\u00fcnk\u00fc kul, ibadetini Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla al\u00e2metlendirdi\u011fi zaman, ibadeti izafe etti\u011fi nefsini de Allah&#8217;\u0131n a-l\u00e2metlerinden biriyle al\u00e2metlendirmesi gerekir.<\/p>\n<p>et-Tehzib adl\u0131 eserde \u0130mam Sad\u0131k&#8217;\u0131n (a.s), el-Uy\u00fbn ve Tefsir&#8217;ul-Ayy\u00e2\u015f\u00ee&#8217;de ise \u0130mam R\u0131za&#8217;n\u0131n (a.s) \u015f\u00f6yle buyurdu\u011fu rivayet edilir: &#8220;Besmele, Allah&#8217;\u0131n ism-i a&#8217;zam\u0131na g\u00f6zbebe\u011finin g\u00f6zak\u0131na yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndan daha yak\u0131nd\u0131r.&#8221; [et-Tehzib, c.2, s.289, h: 15. el-Uy\u00fbn, c.2, bab:30, h: 11. Tef-sir&#8217;ul-Ayy\u00e2\u015f\u00ee, c.1, s.21, h: 13]\n<p>Ben derim ki: \u0130leride ism-i a&#8217;zamla ilgili a\u00e7\u0131klamam\u0131zda bu hadisi anlam\u0131na de\u011finece\u011fiz.<\/p>\n<p>el-Uy\u00fbn&#8217;da Emir&#8217;\u00fcl-M\u00fcminin&#8217;in (a.s) \u015f\u00f6yle dedi\u011fi anlat\u0131l\u0131r: &#8220;Besmele Fatiha&#8217;dan bir ayettir. Resulullah besmeleyi okur ve onu Fatiha-dan bir ayet sayard\u0131. &#8216;Fatiha suresi tekrarlanan yedidir.&#8217; derdi.&#8221; [c.1, s. 235, bab:28, h: 59]\n<p>Ben derim ki: Bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc destekleyen benzeri rivayetler Ehlis\u00fcnnet kanallar\u0131nca da aktar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6rne\u011fin, Darekutn\u00ee Ebu Hureyre&#8217;den \u015f\u00f6yle rivayet eder: &#8220;Resulullah (s.a.a) buyurdu ki: Fatiha suresini okudu\u011funuz zaman, besmeleyi de okuyun. Fatiha Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n anas\u0131 ve tekrarlanan yedidir, bismillahirrahmanirrahim de onun bir ayetidir.&#8221; [S\u00fcnen-i Darekutn\u00ee, c.1, s.236, h: 28]\n<p>el-Hisal adl\u0131 eserde \u0130mam Sad\u0131k&#8217;\u0131n (a.s) \u015f\u00f6yle dedi\u011fi rivayet edilir: &#8220;Ne oluyor \u015funlara? Allah canlar\u0131n\u0131 alas\u0131calar, Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131nda yer alan en b\u00fcy\u00fck ayetlerden birini bilerek terk ettiler ve onu a\u00e7\u0131k\u00e7a okuman\u0131n bid&#8217;at oldu\u011funu ileri s\u00fcrd\u00fcler.&#8221;<\/p>\n<p>\u0130mam B\u00e2k\u0131r&#8217;\u0131n (a.s) da \u015f\u00f6yle dedi\u011fi rivayet edilir: &#8220;Allah&#8217;\u0131n kitab\u0131ndaki en \u015ferefli ayeti, yani besmeleyi \u00e7ald\u0131lar. B\u00fcy\u00fck-k\u00fc\u00e7\u00fck her i\u015fin ba\u015f\u0131nda besmeleyi s\u00f6ylemek gerekir ki, o i\u015f bereketlensin.&#8221; [Bihar&#8217;ul-Envar, c.92, s.238, h: 39]\n<p>Ben derim ki: Bu anlam do\u011frultusunda Ehlibeyt \u0130mamlar\u0131ndan \u00e7ok\u00e7a rivayet aktar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar da g\u00f6steriyor ki, Tevbe suresi hari\u00e7, her surenin ba\u015f\u0131nda yer alan &#8220;besmele&#8221; o sureden bir ayettir. Ehlis\u00fcnnet kanallar\u0131nca da bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc peki\u015ftiren hadisler rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin; Sahih-i M\u00fcslim&#8217;de Enes, Resulullah&#8217;\u0131n (s.a.a), &#8220;Az \u00f6nce bana bir sure indirildi.&#8221; dedi\u011fini ve besmeleyi okuyarak ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 rivayet eder. [c.4, s.112]\n<p>Ebu Davud&#8217;un bildirdi\u011fine g\u00f6re \u0130bn-i Abbas (bu hadisin rivayet zinciri sahih kabul edilmi\u015ftir) \u015f\u00f6yle demi\u015ftir: &#8220;Bismillahirrahmanirra-him inmedik\u00e7e, Peygamber efendimiz (s.a.a) surelerin aralar\u0131n\u0131 (bir rivayete g\u00f6re sonlar\u0131n\u0131) bilmezdi.&#8221; [S\u00fcnen-i Ebu Davud, c.1, s.209, h: 788]\n<p>Ben derim ki: Bu anlam\u0131 peki\u015ftiren a\u00e7\u0131klamalar, \u015ei\u00ee kanallardan \u0130mam B\u00e2k\u0131r&#8217;dan (a.s) rivayet edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>el-K\u00e2fi, et-Tevhit, el-Mean\u00ee ve Tefsir&#8217;ul-Ayy\u00e2\u015f\u00ee&#8217;de \u0130mam Sad\u0131k&#8217;\u0131n (a.s) \u015f\u00f6yle dedi\u011fi anlat\u0131l\u0131r: &#8220;Allah her \u015feyin il\u00e2h\u0131d\u0131r, t\u00fcm yaratt\u0131klar\u0131na kar\u015f\u0131 Rahman&#8217;d\u0131r ve \u00f6zellikle m\u00fcminlere kar\u015f\u0131 da Rahim&#8217;dir.&#8221; [El-K\u00e2fi, c.1, s.114, h: 11. et-Tevhit, s.230, h: 1. el-Mean\u00ee, s.3, h: 1. Tefsir&#8217;ul-Ayy\u00e2\u015f\u00ee, c.1, s.22, h: 19-20]\n<p>Bir rivayete g\u00f6re \u0130mam Sad\u0131k (a.s) \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;Rahman, genel nitelikli \u00f6zel isimdir; Rahim ise, \u00f6zel nitelikli genel isimdir.&#8221; [Mecma&#8217;l-Beyan, c.1, s.21]\n<p>Ben derim ki: Yukar\u0131daki a\u00e7\u0131klamalarda Rahman s\u0131fat\u0131n\u0131n hem m\u00fcmine ve hem de k\u00e2fire y\u00f6nelik genel bir s\u0131fat oldu\u011funa, Rahim s\u0131fat\u0131n\u0131n da s\u0131rf m\u00fcminlere y\u00f6nelik oldu\u011funa i\u015faret etmi\u015ftik. Rahman&#8217;\u0131n genel nitelikli \u00f6zel bir isim olu\u015fu ve Rahim&#8217;in de \u00f6zel nitelikli genel bir isim olu\u015fu ile de Rahman s\u0131fat\u0131n\u0131n d\u00fcnya hayat\u0131na \u00f6zg\u00fc olup hem k\u00e2firi ve hem de m\u00fcmini kapsamas\u0131, Rahim s\u0131fat\u0131n\u0131n ise hem d\u00fcnya hayat\u0131n\u0131 ve hem de ahireti kapsamakla birlikte sadece m\u00fcmine y\u00f6nelik olmas\u0131n\u0131 kastediyor olsa gerektir. Di\u011fer bir ifadeyle: Rahman s\u0131fat\u0131, tekvin\u00ee ba\u011f\u0131\u015f ve l\u00fctuflara \u00f6zg\u00fcd\u00fcr ve bu hem k\u00e2firi ve hem de m\u00fcmini kaps\u0131yor. Rahim ise, hem tekvin\u00ee [varolu\u015fla ilgili] ve hem de te\u015frii (yasamayla ilgili) olan\u0131 kapsar. Bu ise, hidayet ve mutluluk kategorisine girer. O da sadece m\u00fcmine \u00f6zg\u00fcd\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00fcreklilik ve kal\u0131c\u0131l\u0131k m\u00fcminlere \u00f6zg\u00fc ba\u011f\u0131\u015flar i\u00e7in ge\u00e7erlidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ak\u0131bet, Allah&#8217;tan korkanlar\u0131nd\u0131r.<\/p>\n<p>Ke\u015ff&#8217;\u00fcl-Gumme adl\u0131 eserde \u0130mam Sad\u0131k&#8217;m (a.s) \u015f\u00f6yle dedi\u011fi belirtilir: &#8220;Babam\u0131n kat\u0131r\u0131 kaybolmu\u015ftu. E\u011fer Allah onu bana geri d\u00f6nd\u00fcr\u00fcrse, hi\u00e7 ku\u015fkusuz onun ho\u015fnut olaca\u011f\u0131 bir \u015feyle ona hamdedece\u011fim, dedi. \u00c7ok ge\u00e7meden kat\u0131r\u0131 e\u011feriyle ve gemiyle birlikte getirildi. \u015e\u00f6yle bir do\u011fruldu, elbiselerini toparlad\u0131. Sonra g\u00f6\u011fe ba\u015f\u0131n\u0131 kald\u0131rarak, &#8216;Allah&#8217;a hamdolsun.&#8217; dedi ve ba\u015fka da bir \u015fey s\u00f6ylemedi. Ard\u0131ndan \u015f\u00f6yle dedi: Geride hi\u00e7bir \u015fey b\u0131rakmad\u0131m, b\u00fct\u00fcn hamtlar\u0131 Allah&#8217;a k\u0131ld\u0131m. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu ifadenin i\u00e7ine girmeyen hi\u00e7bir hamt yoktur.&#8221; [c.1, s.118]\n<p>el-Uy\u00fbn adl\u0131 eserde belirtildi\u011fine g\u00f6re, bu ifadenin tefsiri hakk\u0131nda \u0130mam Ali&#8217;den (a.s) bir soru sorulmu\u015f o da \u015f\u00f6yle cevap vermi\u015ftir: &#8220;Y\u00fcce Allah kullar\u0131na ancak nimetlerinin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 detays\u0131z bi\u00e7imde bildirmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131n hepsini ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bi\u00e7imde bilemezler. Bu nimetler say\u0131lmayacak ve bilinmeyecek kadar \u00e7okturlar. \u00d6yleyse, &#8216;Bize verdi\u011fi nimetlere kar\u015f\u0131l\u0131k Allah&#8217;a hamdolsun.&#8217; deyin.&#8221; [c.1, s.220, h: 30]\n<p>Ben derim ki: \u0130mam (a.s) bu s\u00f6zleriyle, y\u00fcce Allah kullar\u0131na kullu\u011fa yara\u015f\u0131r edep tavr\u0131n\u0131 g\u00f6stermek ve onlara \u00f6\u011fretmek amac\u0131yla onlar ad\u0131na hamd\u0131 dile getiriyor, \u015feklindeki a\u00e7\u0131klamam\u0131za i\u015faret ediyor.<\/p>\n[\/toggle2][toggle2 title=&#8221;Felsef\u00ee Bir Ara\u015ft\u0131rma&#8221; state=&#8221;close&#8221;]\nAkl\u00ee kan\u0131tlar, mal\u00fbl\u00fcn ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve kendisiyle ilgili her hususun illetine dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir. Mal\u00fblde olan her kemal ger\u00e7ekte illetinin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n bir uzant\u0131s\u0131d\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla e\u011fer varl\u0131kta g\u00fczelli\u011fin bir ger\u00e7ekli\u011fi varsa, onun kemali ve ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131 varl\u0131\u011f\u0131 zorunlu olan y\u00fcce Allah&#8217;a aittir. \u00c7\u00fcnk\u00fc O, b\u00fct\u00fcn illetlerin kayna\u011f\u0131 olan tek illettir. Hamd ve \u00f6vg\u00fc ise, herhangi bir varl\u0131\u011f\u0131n kendi varl\u0131\u011f\u0131yla bir ba\u015fka varl\u0131\u011f\u0131n kemalini g\u00f6stermesidir. O ba\u015fka varl\u0131k da onun illetinden ba\u015fkas\u0131 de\u011fildir. Bilindi\u011fi gibi her kemalin kayna\u011f\u0131 y\u00fcce Allah&#8217;t\u0131r. \u015eu h\u00e2lde, her \u00f6vg\u00fcn\u00fcn ve her hamd\u0131n ger\u00e7ekli\u011fi O&#8217;na d\u00f6n\u00fckt\u00fcr. \u00d6yleyse hamd, \u00e2lemlerin Rabb\u0131 olan Allah&#8217; a mahsustur.<\/p>\n<p>* * *<\/p>\n<p>&#8220;Yaln\u0131z sana ibadet ederiz ve yaln\u0131z senden yard\u0131m dileriz&#8230;&#8221; Ayetin orijinalinde ge\u00e7en &#8220;na&#8217;budu&#8221; kelimesinin k\u00f6k\u00fc olan &#8220;abd&#8221; kelimesi, sahip olunan insan veya -anlam\u0131 soyutlarsak- t\u00fcm bilin\u00e7li varl\u0131klar anlam\u0131nda bir kavramd\u0131r. Nitekim y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n \u015fu s\u00f6z\u00fcnde bu soyutlanm\u0131\u015f anlamda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r: &#8220;G\u00f6klerde ve yerde bu-lunan herkes Rahman&#8217;a kul olarak gelecektir.&#8221; (Meryem, 93) \u0130badet kavram\u0131 da bu kelimeden t\u00fcremi\u015ftir. Yerlerine g\u00f6re farkl\u0131 k\u00f6klerden gelmi\u015f veya farkl\u0131 anlamlarda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r da denebilir. Cevher\u00ee&#8217;nin, es-Sihah&#8217;ta; &#8220;Ubudiyet (kulluk) kavram\u0131n\u0131n asl\u0131 boyun e\u011fmedir.&#8221; \u015feklideki s\u00f6z\u00fcne gelince; boyun e\u011fmenin ubudiyetin gereklerinden oldu\u011fundan dolay\u0131 bu s\u00f6z\u00fc s\u00f6ylemi\u015f olsa gerek. Yoksa, boyun e\u011fme anlam\u0131na gelen &#8220;huzu&#8221; kelimesi ancak &#8220;lam&#8221; harf-i cerri ile ge\u00e7i\u015fli olabiliyor, ibadet ise, yap\u0131s\u0131 itibariyle ge\u00e7i\u015flidir.<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131; ibadet, kulun kendini Rabbinin m\u00fclk\u00fc yerine koymas\u0131 ve \u00f6yle g\u00f6rmesidir. Bu y\u00fczden kulluk b\u00fcy\u00fcklenmenin kar\u015f\u0131t\u0131d\u0131r, b\u00f6yle bir duyguyu yok eder; ama \u015firk ko\u015fman\u0131n kar\u015f\u0131t\u0131 de\u011fildir. Yani, k\u00f6lenin k\u00f6leli\u011fi ve kulun kullu\u011fu \u00fczerinde birden fazla ki\u015finin ortakl\u0131\u011f\u0131 s\u00f6z ko-nusu olabilir. Nitekim y\u00fcce Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Bana ibadet etmekten b\u00fcy\u00fcklenenler, a\u015fa\u011f\u0131lanarak cehenneme gireceklerdir.&#8221; (M\u00fc&#8217;-min, 60) Bir di\u011fer ayette de \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Ve Rabbine ibadete hi\u00e7 kimseyi ortak etmesin.&#8221; (Kehf, 110) Bu ayete, \u015firk ko\u015fman\u0131n m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu varsay\u0131larak yasaklan\u0131yor. Yasaklama ancak m\u00fcmk\u00fcn ve g\u00fc\u00e7 yetirilebilen \u015feyler i\u00e7in ge\u00e7erlidir. Oysa, Allah&#8217;a ibadet etmeye tenezz\u00fcl etmeyip b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslama, b\u00f6yle bir durumu i\u00e7ermiyor.<\/p>\n<p>Kulluk, ancak k\u00f6lelerle onlara sahip olan efendiler aras\u0131nda, efendilerin m\u00fclkiyeti alt\u0131ndaki hususlarda ge\u00e7erli olan bir ili\u015fki bi\u00e7imidir. K\u00f6lenin varl\u0131\u011f\u0131yla ilgili olup da sahip olman\u0131n kapsam\u0131na girmeyen hususlar, yani k\u00f6lenin falan\u0131n o\u011flu olmas\u0131 ve boyunun uzun olmas\u0131 gi-bi hususlar ise ibadetle, kullukla ilintili de\u011fildir. Ne var ki, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n kullar\u0131 \u00fczerindeki sahipli\u011fi bu t\u00fcr bir ili\u015fkiden farkl\u0131d\u0131r. O&#8217;nun sahipli\u011fi ba\u015fkalar\u0131n\u0131n sahipli\u011fine benzemez. O&#8217;nun kar\u015f\u0131s\u0131nda kulun konumu b\u00f6l\u00fcnme kabul etmez. Yani O&#8217;nun kulun baz\u0131 k\u0131s\u0131mlar\u0131na sahip olmas\u0131, buna kar\u015f\u0131n baz\u0131 k\u0131s\u0131mlar\u0131na sahip olmamas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Onun i\u00e7in, kul \u00fczerindeki baz\u0131 tasarruflar\u0131n caiz, baz\u0131lar\u0131n\u0131nsa caiz olmamas\u0131 s\u00f6z konusu de\u011fildir.<\/p>\n<p>Nitekim insanlar aras\u0131ndaki k\u00f6lelik ili\u015fkilerinde k\u00f6lelerin kimi nitelikleri efendilerin m\u00fclkiyeti alt\u0131ndad\u0131r, kendi isteklerine ba\u011fl\u0131 olan fiilleri gibi; baz\u0131 nitelikleri de bu m\u00fclkiyetin kapsam\u0131na girmez, do\u011fu\u015ftan gelen zorunlu nitelikleri gibi. Ayn\u0131 \u015fekilde k\u00f6leler \u00fczerinde baz\u0131 tasarruflarda bulunmak caizdir, i\u015flerinden yararlanmak gibi; onlarla ilgili baz\u0131 tasarruflar da caiz de\u011fildir, onlar\u0131 su\u00e7suz yere \u00f6ld\u00fcrmek gibi.<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah kay\u0131ts\u0131z ve \u015farts\u0131z olarak maliktir, m\u00fclkiyeti s\u0131n\u0131rs\u0131zd\u0131r. Onun d\u0131\u015f\u0131ndakilerse, kay\u0131ts\u0131z ve \u015farts\u0131z olarak m\u00fclkt\u00fcrler. Onlar\u0131n Allah kar\u015f\u0131s\u0131ndaki m\u00fclkl\u00fckleri b\u00f6l\u00fcnme kabul etmez. Burada her iki a\u00e7\u0131dan da bir s\u0131n\u0131rland\u0131rma vard\u0131r. Maliklik, sahiplik Rabb&#8217;e \u00f6zg\u00fcd\u00fcr, kulluksa kula \u00f6zg\u00fcd\u00fcr. \u0130\u015fte y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n \u015fu s\u00f6z\u00fc buna i\u015faret etmektedir: &#8220;Yaln\u0131z sana ibadet ederiz.&#8221; Burada meful \u00f6ne ge\u00e7irilmi\u015f ve ibadet kavram\u0131 da mutlak tutularak hi\u00e7bir kay\u0131tla kay\u0131tland\u0131r\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Daha \u00f6nce de a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi m\u00fclk ancak maliki ile varolabilece\u011fi i\u00e7in, ne malikini perdeler, ne de malikinden perdelenir. S\u00f6z gelimi, sen Zeyd&#8217;in evine bakt\u0131\u011f\u0131nda oraya herhangi bir ev g\u00f6z\u00fcyle bakarsan, Zeyd&#8217;i g\u00f6z ard\u0131 edebilmen m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ama e\u011fer oraya Zeyd&#8217;in m\u00fclk\u00fc g\u00f6z\u00fcyle bakarsan, onun sahibi olan Zeyd&#8217;i g\u00f6z ard\u0131 etmen m\u00fcm-k\u00fcn de\u011fildir.<\/p>\n<p>Ancak Allah&#8217;\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki varl\u0131klar sadece m\u00fclk olduklar\u0131 ve bu ger-\u00e7eklik onlar\u0131n hakikatini olu\u015fturdu\u011fu i\u00e7in varl\u0131klar \u00e2leminde hi\u00e7bir \u015fey Allah&#8217;tan gizlenemez. Varl\u0131\u011fa bakan bir g\u00f6z y\u00fcce Allah&#8217;\u0131 g\u00f6rmeden edemez. O her zaman haz\u0131rd\u0131r. Y\u00fcce Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Rabbinin her \u015feye \u015fahit olmas\u0131 yetmez mi? \u0130yi bil ki onlar, Rablerine kavu\u015fmaktan ku\u015fku i\u00e7indedirler. \u0130yi bil ki O, her \u015feyi ku\u015fatm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221;(Fussilet, 53-54) Durum bundan ibaret oldu\u011funa g\u00f6re, ger\u00e7ek ibadet, hakk\u0131 her iki taraf\u0131n da haz\u0131r bulundu\u011fu bir ortamda ger\u00e7ekle\u015ftirilen ibadettir.<\/p>\n<p>Bu, y\u00fcce Allah a\u00e7\u0131s\u0131ndan, O&#8217;na haz\u0131r bulunan bir mabut gibi ibadet edilmesiyle olur. &#8220;Yaln\u0131z sana ibadet ederiz.&#8221; ifadesindeki \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131stan ikinci \u015fahsa y\u00f6nelik hitap de\u011fi\u015fikli\u011fini gerektiren husus da budur.<\/p>\n<p>Kul a\u00e7\u0131s\u0131ndan ise, \u015f\u00f6yle olur: \u0130badetini, haz\u0131r olan bir kulun ibadeti gibi yerine getirir, ibadetinde mabudundan gaflet etmez. Aksi takdirde, ibadeti sadece anlamdan yoksun bir \u015fekle ve ruhsuz bir cesede benzer. Ya da ibadetini b\u00f6ler, hem Rabbiyle ve hem de ba\u015fkalar\u0131yla a\u00e7\u0131kta ve gizlide ilgilenir. T\u0131pk\u0131 hem Allah&#8217;a ve hem de putlar\u0131na ibadet eden putperestler gibi. Ya da kullu\u011funu gizlice bir ba\u015fkas\u0131na y\u00f6neltir. \u00c7e\u015fitli ama\u00e7lar i\u00e7in Allah&#8217;a ibadet ediyor g\u00f6r\u00fcnen kimseler gibi. B\u00f6yle bir insan Allah&#8217;a ibadet eder ama, ilgisi bir ba\u015fkas\u0131na y\u00f6neliktir. Ya da cennet arzusuyla veya cehennem korkusuyla Allah&#8217;a ibadet eder. B\u00fct\u00fcn bunlar, ibadet a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u015firktir ve Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim&#8217;de yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Y\u00fcce Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Dini yaln\u0131z kendisine has k\u0131larak Allah&#8217;a kulluk et.&#8221; (Z\u00fcmer, 2) &#8220;\u0130yi bil ki, halis din yaln\u0131z Allah&#8217;\u0131nd\u0131r. O&#8217;ndan ba\u015fka veliler edinenler, &#8216;Biz bunlara, s\u0131rf bizi Allah&#8217;a yakla\u015ft\u0131rs\u0131nlar diye tap\u0131yoruz.&#8217; derler. \u015e\u00fcphesiz ki Allah, onlar aras\u0131nda, ayr\u0131l\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fckleri \u015feyde h\u00fckm\u00fcn\u00fc verecektir.&#8221; (Z\u00fcmer, 3)<\/p>\n<p>Kul i\u00e7ten davran\u0131nca ve t\u00fcm benli\u011fini bu i\u015fe verince, ancak o zaman ibadet ger\u00e7ek ibadet niteli\u011fini kazan\u0131r. Bu da s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fimiz gibi ibadet an\u0131nda, mabudundan gaflet etmemekle m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bununla da anla\u015f\u0131l\u0131yor ki kul, amelinde Allah&#8217;tan ba\u015fkas\u0131yla ilgilenmedi\u011fi zaman ibadeti eksiksiz olur. E\u011fer ba\u015fkas\u0131yla ilgilenirse, ibadetinde, ilgilendi\u011fi kimseye Allah&#8217;\u0131n orta\u011f\u0131 niteli\u011fini kazand\u0131rm\u0131\u015f olur. \u015eayet kulun kalbi bir umuda veya bir korkuya tak\u0131l\u0131 de\u011filse, yani ibadetinin amac\u0131 cenneti elde etme veya ate\u015ften korunma de\u011filse, o zaman bu ibadet s\u0131rf Allah r\u0131zas\u0131 i\u00e7in yerine getirilmi\u015f olur. Ki\u015fi ibadet esnas\u0131nda kendisiyle de me\u015fgul olmamal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu duygu, kulluk pozisyonuna ters d\u00fc\u015fer. Kulluk, benli\u011fi ve b\u00fcy\u00fcklenmeyi i\u00e7inde bar\u0131nd\u0131rmaz. &#8220;ibadet ederiz&#8221;, ifadesinin birinci \u00e7o\u011ful \u015fah\u0131s kipiyle dile getirilmi\u015f olmas\u0131 da, bu noktaya i\u015faret etme amac\u0131na y\u00f6nelik olabilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu takdirde ki\u015finin \u015fahs\u0131 s\u00f6z konusu de\u011fildir. Dolay\u0131s\u0131yla bencillik ve ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k duygusuna kap\u0131lmaz, ki\u015fisel belirginlikleri, izleri topluluk i\u00e7inde kaybolup gider.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamalar\u0131n t\u00fcm\u00fcnden \u00e7\u0131kan sonu\u00e7 \u015fudur: &#8220;Yaln\u0131z sana ibadet ederiz.&#8221; s\u00f6z\u00fcyle ifade edilen kulluk, anlam ve ihl\u00e2s a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6z\u00fcnde bir noksanl\u0131k bar\u0131nd\u0131rmaz. Ancak; &#8220;Yaln\u0131z sana ibadet ederiz.&#8221; derken kul, ibadeti kendine izafe etmi\u015f oluyor. Bu da derken varl\u0131k, g\u00fc\u00e7 ve irade ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131 oldu\u011fu zann\u0131n\u0131 uyand\u0131r\u0131yor. H\u00e2lbuki kul, m\u00fclkt\u00fcr ve ba\u015fkas\u0131n\u0131n m\u00fclk\u00fc olan bir kimse bir \u015feye malik olamaz. Bu y\u00fczden bu zann\u0131n ortadan kalkmas\u0131 i\u00e7in olsa gerek, ard\u0131ndan hemen, &#8220;ve yaln\u0131z senden yard\u0131m dileriz.&#8221; buyuruluyor. Yani, biz ibadeti ken-dimize izafe ediyor ve bunu biz yap\u0131yoruz diyorsak, ancak senin yard\u0131m\u0131n olmadan bunu yapamayaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131n da bilincindeyiz. Bu y\u00fczden sana ibadet ederken de senden yard\u0131m diliyoruz.<\/p>\n<p>\u015eu h\u00e2lde, &#8220;Yaln\u0131z sana ibadet ederiz ve yaln\u0131z senden yard\u0131m dileriz.&#8221; s\u00f6z\u00fc bir tek anlam\u0131 vurgulama amac\u0131na y\u00f6neliktir. O da s\u0131rf Allah&#8217;a y\u00f6neltilmi\u015f samim\u00ee ibadettir. \u0130badet ile yard\u0131m istemenin ayn\u0131 ahenk i\u00e7inde zikredili\u015finin amac\u0131n\u0131n da bu noktay\u0131 vurgulamak olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Nitekim, &#8220;Yaln\u0131z sana ibadet ederiz ve yaln\u0131z senden yard\u0131m dileriz.&#8221; buyurulmu\u015ftur, &#8220;Yaln\u0131z sana ibadet ederiz. Bize yard\u0131m et, bizi do\u011fru yola ilet.&#8221; denmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>&#8220;Bizi do\u011fru yola hidayet et.&#8221; ifadesiyle birlikte surenin ak\u0131\u015f\u0131n\u0131n ahenksel de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011framas\u0131na gelince, in\u015faallah ileride bununla ilgili a\u00e7\u0131klamalarda bulunaca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>&#8220;Yaln\u0131z sana ibadet ederiz ve yaln\u0131z senden yard\u0131m dileriz.&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fcn a\u00e7\u0131klamas\u0131 esnas\u0131nda; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u015fah\u0131stan ikinci \u015fahsa ge\u00e7ilmesinin sebebi, mef&#8217;ul\u00fcn \u00f6ne ge\u00e7irilmesiyle ifade edilen hasr\u0131n amac\u0131, &#8220;ibadet ederiz&#8221; ifadesinde, ibadet kavram\u0131n\u0131n hi\u00e7bir kay\u0131tla s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131n nedeni, birinci \u00e7o\u011ful \u015fah\u0131s lafz\u0131n\u0131n tercih edili\u015finin sebebi, birinci c\u00fcmlenin ard\u0131ndan ikinci c\u00fcmlenin getirili\u015fi ile verilmek istenen mesaj ve surenin ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde bu iki c\u00fcmlenin ayn\u0131 ahenk i\u00e7inde olu\u015flar\u0131n\u0131n amac\u0131 gibi hususlar a\u00e7\u0131kl\u0131k kazand\u0131.<\/p>\n<p>Bu ayetle ilgili olarak tefsir bilginleri, ba\u015fka hususlara da dikkat \u00e7ekmi\u015flerdir. Dileyen bu bilginlerin kitaplar\u0131na ba\u015fvurabilir. Y\u00fcce Allah kullar\u0131ndan alacaklard\u0131r, O&#8217;nun borcunu \u00f6demek g\u00fcc\u00fcm\u00fcz\u00fcn \u00fcst\u00fcnde bir y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fckt\u00fcr.<\/p>\n[\/toggle2]\n\n\t\t<div class=\"box shadow  \">\n\t\t\t<div class=\"box-inner-block\">\n\t\t\t\t<span class=\"fa tie-shortcode-boxicon\"><\/span>\n6-7. AYETLER<br \/>\n6- Bizi do\u011fru yola hidayet et.<br \/>\n7- Kendilerine nimet verdi\u011fin, gazaba u\u011framam\u0131\u015f ve de sapmam\u0131\u015f kimselerin yoluna.<br \/>\n\n\t\t\t<\/div>\n\t\t<\/div>\n\t\n[toggle2 title=&#8221;Ayetlerin A\u00e7\u0131klamas\u0131&#8221; state=&#8221;close&#8221;]\n<p>&#8220;Bizi do\u011fru yola hidayet et. Kendilerine nimet verdi\u011fin&#8230; kimselerin yoluna.&#8221; Hidayet kavram\u0131n\u0131n anlam\u0131, &#8220;s\u0131rat=yol&#8221; kelimesini a\u00e7\u0131klarken a\u00e7\u0131kl\u0131k kazanacakt\u0131r. S\u0131rat, tar\u00eek ve sebil, anlam olarak birbirine yak\u0131n kavramlard\u0131rlar. Y\u00fcce Allah, s\u0131rat\u0131 (yolu) m\u00fcstakim (do\u011fru) olmakla nitelendiriyor. Sonra bunun, Allah&#8217;\u0131n nimet verdi\u011fi kimselerin izledi\u011fi yol oldu\u011funu a\u00e7\u0131kl\u0131yor. \u015eu h\u00e2lde, niteli\u011fi bu olan ve kullar\u0131n iletilme (hidayet) iste\u011fine konu olan yol, ibadetin hedefidir. Yani, kul Rabbinden istiyor ki, kullu\u011fu s\u0131rf bu yolun s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde kals\u0131n.<\/p>\n<p>Bunun a\u00e7\u0131klamas\u0131 \u015f\u00f6yledir: Y\u00fcce Allah, kitab\u0131nda insan t\u00fcr\u00fc i\u00e7in, daha do\u011frusu t\u00fcm varl\u0131klar i\u00e7in, kendisine do\u011fru yol al\u0131rlarken izleyecekleri yolu belirlemi\u015ftir. Y\u00fcce Allah bu hususla ilgili olarak \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Ey insan, muhakkak sen, Rabbine do\u011fru varan bir yol \u00fczerinde \u00e7abalay\u0131p durmaktas\u0131n, nihayet O&#8217;na varacaks\u0131n.&#8221; (\u0130n\u015fikak, 6) &#8220;D\u00f6n\u00fc\u015f O&#8217;nad\u0131r.&#8221; (Te\u011f\u00e2bun, 3) &#8220;Dikkat edin, b\u00fct\u00fcn i\u015fler sonunda Allah&#8217;a d\u00f6ner.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 53) Bunun gibi daha bir\u00e7ok ayet a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6steriyor ki t\u00fcm varl\u0131klar, bir yolu kat etmekte ve y\u00fcce Allah&#8217;a do\u011fru yol almaktad\u0131rlar.<\/p>\n<p>Sonra \u015fu ger\u00e7e\u011fi ortaya koymu\u015ftur: Tek bir \u00f6zelli\u011fe sahip tek bir yol s\u00f6z konusu de\u011fildir. Yol, ikiye ayr\u0131lmaktad\u0131r. Nitekim y\u00fcce Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Ey \u00c2dem o\u011fullar\u0131! Ben size, &#8216;\u015eeytana tapmay\u0131n, o sizin apa\u00e7\u0131k d\u00fc\u015fman\u0131n\u0131zd\u0131r. Bana tap\u0131n, do\u011fru yol budur.&#8217; diye? bir-dirmedim mi&#8221; (Y\u00e2s\u00een, 60-61)<\/p>\n<p>\u015eu h\u00e2lde, bir do\u011fru yol var, bir de onun \u00f6tesinde ba\u015fka bir yol. Bir ayette \u015f\u00f6yle buyuruluyor: &#8220;Ben pek yak\u0131n\u0131m. Bana dua etti\u011fi zaman, dua edenin duas\u0131na cevap veririm. \u00d6yleyse, onlar da benim \u00e7a\u011fr\u0131ma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki do\u011fru yolu bulmu\u015f olurlar.&#8221; (Bakara, 186) Bir di\u011fer ayette de \u015f\u00f6yle buyuruluyor: &#8220;Bana dua edin, duan\u0131z\u0131 kabul edeyim. Bana kulluk etmekten b\u00fcy\u00fcklenenler, a\u015fa\u011f\u0131lanarak cehenneme gireceklerdir.&#8221; (M\u00fc&#8217;min, 60) B\u00f6ylece y\u00fcce Allah, kendisinin kullar\u0131na yak\u0131n oldu\u011funu ve kendisine en yak\u0131n yolun kendisine y\u00f6nelik ibadet ve dua yolu oldu\u011funu a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Sonra inanmayanlar\u0131 nitelendirirken de \u015f\u00f6yle buyurmu\u015ftur: &#8220;Onlar uzak bir yerden \u00e7a\u011f\u0131r\u0131l\u0131yorlar.&#8221; (Fussilet, 44) Burada, inanmayanlar\u0131n izledikleri yolun hedefe \u00e7ok uzak oldu\u011fu belirtilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bununla anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, Allah&#8217;a giden iki yol vard\u0131r: Biri yak\u0131n; ki bu, m\u00fcminlerin yoludur. Di\u011feri de uzak; ki bu da ba\u015fkalar\u0131n\u0131n yoludur. Bu, bir yol ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Bir ba\u015fka yol ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 daha var ki, y\u00fcce Allah \u015fu ayette ona i\u015faret etmektedir: &#8220;Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezz\u00fcl etmeyenlere, g\u00f6\u011f\u00fcn kap\u0131lar\u0131 a\u00e7\u0131lmayacakt\u0131r.&#8221; (A&#8217;r\u00e2f, 40) Hi\u00e7 ku\u015fkusuz, yolcular\u0131n y\u00fcr\u00fcd\u00fckleri bir yol olmasayd\u0131, kap\u0131 bir anlam ifade etmezdi. \u015eu h\u00e2lde, a\u015fa\u011f\u0131dan yukar\u0131ya do\u011fru giden bir yol vard\u0131r.<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah, bir ba\u015fka ayette de \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Kimin \u00fcst\u00fcne gazab\u0131m inerse, art\u0131k o d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr.&#8221; (T\u00e2h\u00e2, 81) \u0130fadenin orijinalinde ge\u00e7en &#8220;heva&#8221; fiili, a\u015fa\u011f\u0131 do\u011fru d\u00fc\u015fmek anlam\u0131n\u0131 ifade eder. \u015eu h\u00e2lde, bir de a\u015fa\u011f\u0131ya do\u011fru yuvarlan\u0131rken de izlenen bir yol vard\u0131r. Sonra y\u00fcce Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Kim k\u00fcfr\u00fc imanla de\u011fi\u015firse, art\u0131k d\u00fcmd\u00fcz yoldan sapm\u0131\u015f olur.&#8221; (Bakara, 108) Burada y\u00fcce Allah &#8220;sap\u0131tm\u0131\u015ft\u0131r&#8221; diyerek do\u011fru yoldan ayr\u0131lmay\u0131 \u015firk olarak nitelendirmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu durumda, insanlar tuttuklar\u0131 yol itibariyle \u00fc\u00e7 grup h\u00e2linde de\u011ferlendirilmektedir:<\/p>\n<p>a) Yukar\u0131ya do\u011fru yol alanlar. Bunlar, Allah&#8217;\u0131n ayetlerine inanan, ona kulluk sunmada b\u00fcy\u00fcklenmeyen kimselerdir.<\/p>\n<p>b) A\u015fa\u011f\u0131 do\u011fru yol alanlar. Bunlar, Allah&#8217;\u0131n gazab\u0131na u\u011fram\u0131\u015f kimselerdir.<\/p>\n<p>c) Yoldan sapm\u0131\u015f olanlar. Bunlar \u015fa\u015fk\u0131nd\u0131rlar, nereye gideceklerini bilmezler, sap\u0131kt\u0131rlar. &#8220;Kendilerine nimet verdi\u011fin, gazaba u\u011framam\u0131\u015f ve de sapmam\u0131\u015f kimselerin yoluna.&#8221; ifadesinin bu s\u0131n\u0131fland\u0131rmaya y\u00f6nelik bir i\u015faret i\u00e7erdi\u011fini s\u00f6ylemek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>Do\u011fru yol, kesinlikle di\u011fer iki yol de\u011fildir. Bununla gazaba u\u011fram\u0131\u015flar\u0131n ve sapm\u0131\u015flar\u0131n yollar\u0131n\u0131 kastediyorum. \u015eu h\u00e2lde do\u011fru yol, s\u00f6z\u00fc edilen ilk yoldur. Yani b\u00fcy\u00fckl\u00fck taslamayan m\u00fcminlerin yoludur. Ancak y\u00fcce Allah bir ayette \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Allah inananlar\u0131 ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle y\u00fckseltir.&#8221; (M\u00fcc\u00e2dele, 11) Bu da g\u00f6steriyor ki, m\u00fcminlerin yolu da kendi i\u00e7inde derecelere ayr\u0131lmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bunun izah\u0131 \u015f\u00f6yledir: Her sap\u0131kl\u0131k \u015firktir, bunun tersi de do\u011frudur. Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n \u015fu s\u00f6z\u00fc bu ger\u00e7e\u011fi dile getirmektedir: &#8220;Kim k\u00fcfr\u00fc imanla de\u011fi\u015firse, art\u0131k d\u00fcmd\u00fcz yoldan sapm\u0131\u015f olur.&#8221; (Bakara, 108) Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n \u015fu s\u00f6z\u00fc de bu anlam\u0131 peki\u015ftirir niteliktedir: &#8220;&#8230;&#8217;\u015eeytana tapmay\u0131n, o sizin apa\u00e7\u0131k d\u00fc\u015fman\u0131n\u0131zd\u0131r. Bana tap\u0131n, do\u011fru yol budur.&#8217; Nitekim o, sizden bir\u00e7ok nesilleri sapt\u0131rd\u0131.&#8221; (Y\u00e2s\u00een, 60-62) Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim \u015firki zul\u00fcm, zulm\u00fc de \u015firk olarak nitelendirir. K\u0131yamet koptuktan sonra her i\u015f sonuca ba\u011flan\u0131nca, \u015feytan\u0131n itiraf\u0131n\u0131 bize aktaran ayet-i kerime de bu anlam\u0131 destekler mahiyettedir: &#8220;Ben, \u00f6nceden beni Allah&#8217;a ortak ko\u015fman\u0131z\u0131 da tan\u0131mam\u0131\u015ft\u0131m zaten. Do\u011frusu zalimler i\u00e7in ac\u0131 bir azap vard\u0131r.&#8221; (\u0130br\u00e2h\u00eem, 22)<\/p>\n<p>Ayn\u0131 \u015fekilde \u015fu ayet-i kerimede oldu\u011fu gibi zul\u00fcm de sap\u0131kl\u0131k olarak nitelendirilir: &#8220;\u0130nananlar ve imanlar\u0131n\u0131 zul\u00fcmle kar\u0131\u015ft\u0131rmayanlar, i\u015fte g\u00fcven onlar\u0131nd\u0131r ve do\u011fru yolu bulanlar da onlard\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 82) Bu anlam\u0131, do\u011fru yolu bulma ve sap\u0131kl\u0131k veya sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131 izleyen azaptan g\u00fcvende olman\u0131n zulm\u00fcn bertaraf edilmesi ve iman\u0131n zul\u00fcmle kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmamas\u0131na ba\u011flanmas\u0131ndan alg\u0131lamak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. K\u0131sacas\u0131 sap\u0131kl\u0131k, \u015firk ve zulm\u00fcn konumu birdir. Bunlar birbirlerinin vazge\u00e7ilmezleri, birbirlerinin peki\u015ftiricileridirler. \u0130\u015fte, &#8220;Bunlar\u0131n her biri di\u011ferini tan\u0131mlar veya her biri ayn\u0131 zamanda di\u011feri demektir.&#8221; derken bunu kastediyoruz. Ancak \u015funu da vurgulamak gerekir ki bu, anlam a\u015famas\u0131nda de\u011fil, m\u0131sdak a\u015famas\u0131nda b\u00f6yledir.<\/p>\n<p>Bunu bildikten sonra kesin olarak anlars\u0131n ki, sap\u0131klar\u0131n yolundan ayr\u0131 bir yol olan &#8220;do\u011fru yol&#8221;da kesinlikle \u015firk ve zul\u00fcm s\u00f6z konusu olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, yine ayn\u0131 kesinlikte sapma da s\u00f6z konusu olmaz. Kalplerin derinliklerinde bir k\u00fcf\u00fcr veya y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n ho\u015fnut olmad\u0131\u011f\u0131 bir d\u00fc\u015f\u00fcnce bar\u0131nmaz. Bedenin organlar\u0131yla bir g\u00fcnah fiili veya itaatte bir kusur i\u015flenmez. \u0130\u015fte teori ve pratik olarak ger\u00e7ek tevhit budur. Bu ikisinin aras\u0131nda bir \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc yol yoktur. Haktan sonra, sap\u0131kl\u0131ktan ba\u015fka ne var ki?<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n \u015fu s\u00f6z\u00fc de bu a\u00e7\u0131klamay\u0131 peki\u015ftirir niteliktedir: &#8220;\u0130nananlar ve imanlar\u0131n\u0131 bir zul\u00fcmle kar\u0131\u015ft\u0131rmayanlar, i\u015fte g\u00fcven onlar\u0131nd\u0131r ve do\u011fru yolu bulanlar da onlard\u0131r.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 82) Bu ayette, do\u011fru yolun g\u00fcvenli oldu\u011fu vurgulan\u0131yor, tam hidayet vaat ediliyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc burada ism-i fail [muhted\u00fbn=do\u011fru yolu bulanlar] ifadesi kullan\u0131lm\u0131\u015f ve ism-i failin gelece\u011fe del\u00e2let etti\u011fini s\u00f6yl\u00fcyorlar. Dikkat edilsin! Ku\u015fkusuz, bu da do\u011fru yolun niteliklerinden biridir.<\/p>\n<p>Daha sonra y\u00fcce Allah, do\u011fru yolun sahipleri olan bu kendilerine nimet verilen kimseleri \u015f\u00f6yle tan\u0131ml\u0131yor: &#8220;Kim Allah&#8217;a ve Resul&#8217;e itaat ederse, i\u015fte onlar Allah&#8217;\u0131n kendilerine nimet verdi\u011fi peygamberler, s\u0131dd\u00eekler (ger\u00e7ekler, dosdo\u011fru kullar), (amellere olan) \u015fehitler ve sa-lihlerle birlikte olur ve onlar ne de g\u00fczel arkada\u015ft\u0131r!&#8221; (Nis\u00e2, 69)<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah bu ayette s\u00f6z\u00fc edilen iman ve itaati, bu ayetten \u00f6nce \u015f\u00f6yle tan\u0131mlam\u0131\u015ft\u0131r: &#8220;Hay\u0131r, Rabbine andolsun ki, aralar\u0131nda \u00e7\u0131kan anla\u015fmazl\u0131klar hususunda seni hakem k\u0131l\u0131p, sonra da verdi\u011fin h\u00fckm\u00fc, i\u00e7lerinde hi\u00e7bir s\u0131k\u0131nt\u0131 duymaks\u0131z\u0131n tam anlam\u0131yla kabullenmedik\u00e7e inanm\u0131\u015f olmazlar. E\u011fer biz, kendinizi \u00f6ld\u00fcr\u00fcn yahut yurtlar\u0131n\u0131zdan \u00e7\u0131k\u0131n, diye bunu onlara farz etmi\u015f olsayd\u0131k, i\u00e7lerinden pek az\u0131 m\u00fcstesna, bunu yapmazlard\u0131. H\u00e2lbuki kendilerine verilen \u00f6\u011f\u00fcd\u00fc yerine getirselerdi, onlar i\u00e7in hem daha hay\u0131rl\u0131, hem de (imanlar\u0131n\u0131) daha peki\u015ftirici olurdu.&#8221; (Nis\u00e2, 65-66)<\/p>\n<p>Burada y\u00fcce Allah onlar\u0131 s\u00f6z, davran\u0131\u015f, i\u00e7 ve d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcm olarak kulluk a\u00e7\u0131s\u0131ndan sa\u011flam ve noksans\u0131z olarak nitelendiriyor. Bu a\u00e7\u0131dan hi\u00e7bir hususu bu genellemenin d\u0131\u015f\u0131nda tutmuyor. Bununla beraber, bu son ayette niteliklerine i\u015faret edilen m\u00fcminleri, kendilerine nimet verilmi\u015f olanlar\u0131n izleyicileri ve ba\u011fl\u0131lar\u0131 olarak tan\u0131t\u0131yor ve onlar\u0131n saf\u0131ndan a\u015fa\u011f\u0131daki bir safta yer ald\u0131klar\u0131n\u0131 belirtiyor. Bunu &#8220;birlikte olur&#8221; tabiri ile &#8220;onlar ne de g\u00fczel arkada\u015ft\u0131r!&#8221; ifadesinde anl\u0131yoruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc ayn\u0131 derecede olmalar\u0131 s\u00f6z konusu olsayd\u0131, &#8220;onlar, \u015fu kimselerle birlikte olur.&#8221; de\u011fil de, &#8220;onlar, \u015fu kimselerdendir.&#8221; buyurulmas\u0131 gerekirdi.<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n \u015fu s\u00f6z\u00fc de bu ayetin bir benzeridir: &#8220;Allah&#8217;a ve Resul\u00fcne inananlar, Rableri yan\u0131nda onlar, s\u0131dd\u00eekler ve \u015fehitlerdir. Onlar\u0131n m\u00fck\u00e2fatlar\u0131 ve nurlar\u0131 vard\u0131r.&#8221; (Had\u00eed, 19) Bu ayette m\u00fcminlerin ahiret g\u00fcn\u00fcnde \u015fehitlere ve do\u011frulara ilh\u00e2k edilecekleri dile getiriliyor. &#8220;Rableri yan\u0131nda&#8221; ve &#8220;Onlar\u0131n m\u00fck\u00e2fatlar\u0131&#8221; s\u00f6zleri bu sonucu \u00f6ng\u00f6r\u00fcyor.<\/p>\n<p>\u015eu h\u00e2lde, do\u011fru yolun sahipleri, kalpleri ve amelleri sap\u0131kl\u0131ktan, \u015firkten ve zul\u00fcmden ar\u0131nm\u0131\u015f m\u00fcminlerden daha \u00fcst\u00fcn bir konuma ve daha y\u00fcksek bir dereceye sahiptirler. Bu ayetler \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, zorunlu olarak, durumlar\u0131 ve konumlar\u0131 bundan ibaret olan m\u00fcminlerde de bir eksiklik oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. E\u011fer bu eksikli\u011fi gider-mi\u015f olsalard\u0131, onlar da kendilerine nimet verilen kimselerden olurlard\u0131. Yani onlarla arkada\u015fl\u0131k etme derecesinden, onlardan olma derecesine y\u00fckselmi\u015f olurlard\u0131. Belki de bu ayr\u0131cal\u0131klar\u0131n\u0131n sebebi, Allah hakk\u0131ndaki derin marifetleri, ileri bilgileridir. Nitekim y\u00fcce Allah bir ayette \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Allah, inananlar\u0131 ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle y\u00fckseltir.&#8221; (M\u00fcc\u00e2dele, 11) \u015eu h\u00e2lde do\u011fru yolun sahipleri, kendilerine k\u00e2mil iman nimetinden daha \u00fcst\u00fcn bir nimet verilen kimselerdir. Bu da do\u011fru yolun niteliklerinden biridir.<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah &#8220;yol&#8221; anlam\u0131na gelen &#8220;s\u0131rat&#8221; ve &#8220;sebil&#8221; kelimelerini Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim&#8217;de defalarca kullanm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat bir tek &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221;den fazlas\u0131n\u0131 kendisine izafe etmemi\u015ftir. Ama &#8220;sebil&#8221; olarak kendisine giden bir\u00e7ok yolun bulundu\u011funu vurgulam\u0131\u015ft\u0131r: &#8220;Ama bizim u\u011frumuzda cihat edenleri biz, elbette yollar\u0131m\u0131za (sebillerimize) iletiriz.&#8221; (Ankeb\u00fbt, 69) Ayn\u0131 \u015fekilde, \u015fu ayet-i kerimeden ba\u015fka da &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221;i yarat\u0131klar\u0131ndan hi\u00e7 kimseye izafe etmemi\u015ftir: &#8220;Kendilerine nimet verdi\u011fin&#8230; kimselerin yoluna (s\u0131rat\u0131na).&#8221; Fakat &#8220;sebil&#8221; anlam\u0131nda yol kavram\u0131n\u0131 kendisinden ba\u015fkas\u0131na da izafe ederek kullanm\u0131\u015ft\u0131r: &#8220;De ki: \u0130\u015fte benim yolum (sebilim) budur: Allah&#8217;a basiretle davet ederim.&#8221; (Y\u00fbsuf, 108) &#8220;Bana y\u00f6nelen kimsenin yolu (sebili).&#8221; (Lokm\u00e2n, 15) &#8220;M\u00fcminlerin yolu&#8221; (Nis\u00e2, 115)<\/p>\n<p>Bununla da anla\u015f\u0131l\u0131yor ki &#8220;sebil&#8221;, &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221;den farkl\u0131d\u0131r ve izleyicilerin, kulluk sunanlar\u0131n say\u0131s\u0131na ve \u00e7oklu\u011funa g\u00f6re farkl\u0131l\u0131k g\u00f6sterir, de\u011fi\u015fir, \u00e7ok olur. Fakat &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221; tek ve de\u011fi\u015fmezdir. Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n \u015fu s\u00f6z\u00fc buna i\u015faret etmektedir: &#8220;Ger\u00e7ekten size Allah&#8217;tan bir nur ve a\u00e7\u0131k bir kitap gelmi\u015ftir. Allah onunla, r\u0131zas\u0131na uyanlar\u0131 esenlik yollar\u0131na (sebil) iletir, onlar\u0131 kendi ilmiyle karanl\u0131klardan ayd\u0131nl\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar\u0131r ve dosdo\u011fru yola (s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eeme) iletir.&#8221; (M\u00e2ide, 15-16) &#8220;Sebil&#8221; birden fazla olarak nitelendirilirken, &#8220;s\u0131rat&#8221; bir tek olarak nitelendirilmi\u015ftir. Bu durumda s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem ya sebillerin t\u00fcm\u00fcnden ibarettir ya da sebillerin birle\u015fmesi ve s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eemle ayn\u0131la\u015fmas\u0131 sonucu olu\u015fan ana yoldur.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 \u015fekilde y\u00fcce Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Onlar\u0131n \u00e7o\u011fu, Allah&#8217;a ortak ko\u015fmadan inanmazlar.&#8221; (Y\u00fbsuf, 106) Bununla da anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, \u015firk (ki bir sap\u0131kl\u0131kt\u0131r) imanla birlikte bulunabilir. \u0130\u015fte bu &#8220;sebil&#8221;dir. Dolay\u0131s\u0131yla &#8220;sebil&#8221;in \u015firk ile bir araya gelebilece\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131yor. Fakat &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221; sap\u0131kl\u0131kla bir araya gelmez. Nitekim, &#8220;ve de sapmam\u0131 kimselerin&#8221; buyurulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu ayetler \u00fczerinde kapsaml\u0131 bir \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman, bu &#8220;sebil&#8221;lerin her birinin &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221;in aksine, kimi noksanl\u0131klar ve kimi ayr\u0131cal\u0131klarla bir arada olabilecekleri anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Yine anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r ki, bu sebillerden her biri s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem olmakla birlikte di\u011ferinden ayr\u0131d\u0131r. S\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem de bu sebillerin her biriyle birle\u015fti\u011fi gibi, her birinin muhalifiyle de birle\u015fmektedir.<\/p>\n<p>B\u00f6yle bir sonuca, sundu\u011fumuz ayetlerden varmak m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu gibi, di\u011fer baz\u0131 ayetler de bu anlam\u0131 peki\u015ftirir niteliktedir. \u00d6rne\u011fin: &#8220;Bana ibadet edin; do\u011fru yol (s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem) budur.&#8221; (Y\u00e2s\u00een, 61) &#8220;De ki: Rabbim, beni do\u011fru yola (s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eeme) iletti. Dosdo\u011fru dine, Allah&#8217;\u0131 bir bilen \u0130brahim&#8217;in dinine.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 161) Bu ayetlerde, hem ibadet, hem de din, &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221; olarak nitelendirilmi\u015ftir. Bu ikisi ise, b\u00fct\u00fcn &#8220;sebil&#8221;lerin ortak \u00f6zellikleridir.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re, Allah&#8217;\u0131n sebillerine oranla &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221; bedendeki ruh gibidir. Nitekim bedenin hayat\u0131 boyunca ge\u00e7irdi\u011fi de\u011fi\u015fik evre-ler vard\u0131r. Beden her evrede \u00f6ncekinden farkl\u0131d\u0131r. Bebeklik, \u00e7ocukluk, delikanl\u0131l\u0131k, gen\u00e7lik, yeti\u015fkinlik, ya\u015fl\u0131l\u0131k ve ihtiyarl\u0131k gibi. Fakat her evrede ruh ayn\u0131 ruhtur, bedenden ayr\u0131lmaz bir b\u00fct\u00fcnd\u00fcr. Yine bedenin \u00e7e\u015fitli h\u00e2lleri olabilir ki, ruhun isteklerine ve gereklerine ters d\u00fc\u015febilir. Ama ruh \u00f6yle de\u011fildir. Bu, Allah&#8217;\u0131n de\u011fi\u015fmez f\u0131trat\u0131d\u0131r ki, insanlar\u0131 onun \u00fczerine yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla birlikte beden ruhtur, yani insand\u0131r.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 \u015fekilde, y\u00fcce Allah&#8217;a giden &#8220;sebil&#8221; de &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221;dir. Ancak m\u00fcminlerin sebili, t\u00f6vbe edenlerin sebili, Peygamberi izleyenlerin sebili vs. gibi \u00e7o\u011faltabilece\u011fimiz Allah&#8217;\u0131n sebillerine d\u0131\u015far\u0131dan bir afet veya noksanl\u0131k musallat olabilir. Fakat bunlar kesinlikle &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221;e bula\u015famazlar. Nitekim bir &#8220;sebil&#8221; olan imana, \u015firk ve sa-p\u0131kl\u0131\u011f\u0131n kar\u0131\u015fabilece\u011fini g\u00f6rd\u00fcn. Ne var ki, bunlar\u0131n hi\u00e7biri &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221;in b\u00fcnyesinde bar\u0131namaz. \u015eu h\u00e2lde ar\u0131l\u0131\u011f\u0131, bula\u015fm\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131, yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ve uzakl\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan sebilin dereceleri vard\u0131r ve bunlar\u0131n t\u00fcm\u00fc s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem \u00fczerindedir ya da bizzat onun kendisidir.<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah hak ve bat\u0131la \u00f6rnek verirken bu ger\u00e7e\u011fi a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131r. Kastetti\u011fim, hepsi de &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221;den olmakla birlikte Allah&#8217;a giden &#8220;sebil&#8221;lerin fakl\u0131l\u0131k g\u00f6sterebilecekleridir. Y\u00fcce Allah buyuruyor ki: &#8220;G\u00f6kten bir su indirdi de dereler kendi \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnce o su ile \u00e7a\u011flay\u0131p akt\u0131. Sel \u00fcste \u00e7\u0131kan k\u00f6p\u00fc\u011f\u00fc y\u00fcklenip g\u00f6t\u00fcrd\u00fc. S\u00fcs yahut e\u015fya yapmak i\u00e7in ate\u015fte yak\u0131p erittikleri madenlerde de bunun gibi bir k\u00f6p\u00fck vard\u0131r. Allah, hak ile bat\u0131l\u0131 b\u00f6yle bir benzetme ile anlat\u0131r. K\u00f6p\u00fck yok olup gider. \u0130nsanlara yararl\u0131 olan ise yery\u00fcz\u00fcnde kal\u0131r. \u0130\u015fte Allah, b\u00f6yle meseller verir.&#8221; (Ra&#8217;d, 17) Burada y\u00fcce Allah, bilgi ve olgunluk edinmede kalplerin ve kavrama yeteneklerinin farkl\u0131 kapasitelere sahip olmakla beraber, her birinin tek bir semav\u00ee r\u0131zka dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131, oradan beslendi\u011fini vurguluyor. Bu \u00f6rnekle ilgili yeterli a\u00e7\u0131klamaya Ra&#8217;d suresinde yer verece\u011fiz. K\u0131sacas\u0131, bu da s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eemin, yani do\u011fru yolun niteliklerinden bir di\u011feridir.<\/p>\n<p>Do\u011fru yolun (s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem) nitelikleri \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn zaman, onun Allah&#8217;a giden t\u00fcm yollara, t\u00fcm sebillere egemen oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn. \u015e\u00f6yle ki, bir yol s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem ger\u00e7e\u011finden bar\u0131nd\u0131rd\u0131\u011f\u0131 oranda Allah&#8217;a ula\u015ft\u0131r\u0131r. Oysa s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem kay\u0131ts\u0131z ve \u015farts\u0131z olarak mutlak \u015fekilde Allah&#8217;a ula\u015ft\u0131r\u0131r. Bu y\u00fczden y\u00fcce Allah onu &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221; olarak nitelendirmi\u015ftir.<\/p>\n<p>&#8220;S\u0131rat&#8221;, a\u00e7\u0131k yol demektir. Bu kelime, &#8220;yutmak&#8221; anlam\u0131na gelen &#8220;serete&#8221; fiilinden t\u00fcremi\u015ftir. Sanki bu yol, y\u00fcr\u00fcyenlerini yutuyor da, kendisinden ayr\u0131lmalar\u0131na, midesinden \u00e7\u0131kmalar\u0131na izin vermiyor gibi. &#8220;M\u00fcstak\u00eem&#8221; ise, aya\u011f\u0131n\u0131n \u00fczerine dikilip kendine ve kendisiyle ilgili \u015feylere egemen olmak isteyen kimsedir. \u0130\u015finin idaresini ele alan kimse gibi. Sonu\u00e7 itibariyle &#8220;m\u00fcstak\u00eem&#8221;, durumu ve konumu de\u011fi\u015fmeyen, demektir.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re, &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221;, izleyicisini amac\u0131na ve maksad\u0131na ula\u015ft\u0131rmaktan geri kalmayan hedefe ula\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 yoldur. Nitekim y\u00fcce Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;\u0130\u015fte Allah&#8217;a inan\u0131p O&#8217;na s\u0131ms\u0131k\u0131 tutunanlar\u0131, kendi kat\u0131ndan bir rahmetin ve l\u00fctfun i\u00e7ine alacak ve onlar\u0131 kendisine (varan) do\u011fru bir yola iletecektir.&#8221; (Nis\u00e2, 175) Yani bu hidayet de\u011fi\u015fmeyecek ve b\u00f6ylece s\u00fcr\u00fcp gidecektir.<\/p>\n<p>Bir ayette de \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Allah kimi hidayet etmek isterse, onun g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc \u0130sl\u00e2m&#8217;a a\u00e7ar. Kimi de sapt\u0131rmak isterse, onun g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc, g\u00f6\u011fe \u00e7\u0131k\u0131yormu\u015f gibi dar ve t\u0131kan\u0131k yapar. Allah, inanmayanlar\u0131n \u00fcst\u00fcne i\u015fte b\u00f6yle pislik \u00e7\u00f6kertir. \u0130\u015fte Rabbinin do\u011fru yolu budur.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 125-126) Yani, onun de\u011fi\u015fmeyen ve hedefe ula\u015ft\u0131rmaktan geri durmayan yolu budur.<\/p>\n<p>Bir ayette de \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Allah dedi ki: \u0130\u015fte bu, benim \u00fcstlendi\u011fim dosdo\u011fru yoldur. \u015e\u00fcphesiz, sana uyan sap\u0131tm\u0131\u015flar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda, senin benim kullar\u0131m \u00fczerinde zorlay\u0131c\u0131 hi\u00e7bir g\u00fcc\u00fcn yoktur.&#8221; (Hicr, 41-42) Yani bu, benim de\u011fi\u015fmez yolumdur, y\u00fcr\u00fcrl\u00fckten kald\u0131r\u0131lmaz yasamd\u0131r. Bir bak\u0131ma bu ifade, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n \u015fu s\u00f6z\u00fcne \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m yapmaktad\u0131r: &#8220;Allah&#8217;\u0131n kanununda bir de\u011fi\u015fme bulamazs\u0131n. Allah&#8217;\u0131n kanununda bir sapma bulamazs\u0131n.&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 43)<\/p>\n<p>&#8220;S\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221; kavram\u0131n\u0131n anlam\u0131na ili\u015fkin olarak yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z a\u00e7\u0131klamalardan \u015fu hususlar belirginlik kazan\u0131yor:<\/p>\n<p>1- \u0130sl\u00e2m, iman, ibadet, ihl\u00e2s ve tevazu gibi Allah&#8217;a giden yollar (sebiller), ger\u00e7e\u011fin kayna\u011f\u0131 olan &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221;e yak\u0131nl\u0131klar\u0131 oran\u0131nda k\u00e2millik ve eksiklik, pahal\u0131l\u0131k ve ucuzluk bak\u0131m\u0131ndan birbirlerinden farkl\u0131d\u0131rlar. Bunlar\u0131n kar\u015f\u0131tlar\u0131 olan k\u00fcf\u00fcr, \u015firk, inat\u00e7\u0131l\u0131k, azg\u0131nl\u0131k ve g\u00fcnahk\u00e2rl\u0131k i\u00e7in de ayn\u0131 durum s\u00f6z konusudur. Nitekim y\u00fcce Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8220;Her birinin yapt\u0131klar\u0131ndan \u00f6t\u00fcr\u00fc dereceleri vard\u0131r. Allah, onlara yapt\u0131klar\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 verir; asla kendilerine haks\u0131zl\u0131k edilmez.&#8221; (Ahkaf, 19)<\/p>\n<p>Ak\u0131llar\u0131n y\u00fcce Allah&#8217;tan alg\u0131lad\u0131klar\u0131 il\u00e2h\u00ee bilgilerin durumu da t\u0131pk\u0131 buna benzemektedir. Yeteneklerin farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131 oran\u0131nda bu bilgiler farkl\u0131l\u0131k arzeder, kapasitelerin \u00e7e\u015fitlili\u011fi oran\u0131nda \u00e7e\u015fitli alg\u0131lama bi\u00e7imleri ortaya \u00e7\u0131kar. Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n verdi\u011fi \u015fu \u00f6rnek de bunu vurgulamaktad\u0131r: &#8220;G\u00f6kten bir su indirdi de dereler kendi \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnce o su ile \u00e7a\u011flay\u0131p akt\u0131&#8230;&#8221; (Ra&#8217;d, 17)<\/p>\n<p>2- S\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem, b\u00fct\u00fcn yollara egemen oldu\u011fu gibi, s\u0131rat-\u0131 m\u00fcs-tak\u00eemin izleyicileri de \u00f6yledir. Y\u00fcce Allah onlar\u0131 bu yolda yerle\u015fik ve kal\u0131c\u0131 k\u0131larak onlar\u0131n i\u015flerini \u00fczerine alm\u0131\u015f ve onlar\u0131 da kullar\u0131n\u0131n do\u011fru yola iletilmesinde yetkili k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. &#8220;Onlar ne de g\u00fczel arkada\u015ft\u0131r!&#8221; (Nis\u00e2, 69) &#8220;Sizin veliniz ancak Allah, O&#8217;nun Resul\u00fc ve namaz\u0131 k\u0131lan ve r\u00fck\u00fb h\u00e2linde zek\u00e2t veren m\u00fcminlerdir.&#8221; (M\u00e2ide, 55) derken, y\u00fcce Allah bunu kastetmi\u015ftir. Bu son ayetin m\u00fcminlerin emiri Hz. Ali (a.s) hakk\u0131nda indi\u011fi m\u00fctevatir hadislerle sabittir. O, bu \u00fcmmet i\u00e7inde bu kap\u0131y\u0131 a\u00e7an ilk ki\u015fidir. Yeri gelince bu ayetle ilgili olarak geni\u015f a\u00e7\u0131klamalarda bulunaca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>3- Yola hidayet etmenin anlam\u0131, yolun anlam\u0131n\u0131n belirginle\u015fmesiyle belirginle\u015fir. es-Sihah adl\u0131 s\u00f6zl\u00fckte belirtildi\u011fine g\u00f6re &#8220;hidayet&#8221;, &#8220;g\u00f6stermek, del\u00e2let&#8221; demektir. Yine ayn\u0131 s\u00f6zl\u00fckte belirtildi\u011fine g\u00f6re, bu fiil Hicazl\u0131lar\u0131n leh\u00e7esinde iki mef&#8217;ul\u00fc birden etkilemektedir. Di\u011fer leh\u00e7elerde bu fiilin ikinci mef&#8217;ul\u00fc da etkilemesi i\u00e7in &#8220;il\u00e2&#8221; harf-i cerrine ba\u015fvurulur. Bize g\u00f6re de do\u011fru olan g\u00f6r\u00fc\u015f budur. Ancak bir g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re de &#8220;hidayet&#8221; k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcreyen fiil, &#8220;il\u00e2&#8221; harf-i cerri olmaks\u0131z\u0131n ikinci mef&#8217;ul\u00fc etkiledi\u011finde &#8220;hedefe ula\u015ft\u0131rma&#8221; anlam\u0131n\u0131 ifade eder. Ama &#8220;il\u00e2&#8221; harf-i cerriyle ge\u00e7i\u015fli k\u0131l\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman &#8220;yol g\u00f6sterme&#8221; anlam\u0131n\u0131 ifade eder. Buna \u00f6rnek olarak da \u015fu ayet-i kerime g\u00f6sterilir: &#8220;Sen, sevdi\u011fini hidayet edemezsin, fakat Allah diledi\u011fini hidayet eder.&#8221; (Kasas, 56)<\/p>\n<p>&#8220;Yol g\u00f6sterme&#8221; anlam\u0131nda &#8220;hidayet&#8221; Resulullah (s.a.a) i\u00e7in sabit oldu\u011funa g\u00f6re burada nefyedilen &#8220;hidayet&#8221;, &#8220;hedefe ula\u015ft\u0131rma&#8221; anlam\u0131ndaki &#8220;hidayet&#8221;tir. Nitekim \u015fu ayetlerde, birinci anlamda &#8220;hidayet&#8221; Allah&#8217;a, ikinci anlamda &#8220;hidayet&#8221; ise Peygambere izafe edilmi\u015ftir: &#8220;Ve onlar\u0131 dosdo\u011fru yola iletirdik.&#8221; (Nis\u00e2, 68) &#8220;Ve \u015f\u00fcphesiz ki sen, do\u011fru yola g\u00f6t\u00fcr\u00fcyorsun.&#8221; (\u015e\u00fbr\u00e2, 52) \u015eu h\u00e2lde &#8220;hedefe ula\u015ft\u0131rma&#8221; anlam\u0131ndaki &#8220;hidayet&#8221; k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcreyen fiil, ikinci mef&#8217;ul\u00fc do\u011frudan etkiler, &#8220;yol g\u00f6sterme&#8221; anlam\u0131ndaki &#8220;hidayet&#8221; k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcreyen fiil ise, &#8220;il\u00e2&#8221; harf-i cerriyle ge\u00e7i\u015flilik kazan\u0131r.<\/p>\n<p>Ne var ki, bu g\u00f6r\u00fc\u015fe kan\u0131t olarak g\u00f6sterilen ayette bizim s\u00f6z\u00fcm\u00fcz vard\u0131r. \u015e\u00f6yle ki, ayette nefyedilen hidayet, hidayetin ger\u00e7ekli\u011fidir ki bu, yaln\u0131zca Allah&#8217;\u0131n elindedir. Yoksa bu ger\u00e7ekli\u011fin baz\u0131 dereceleri kesinlikle Peygamber i\u00e7in sabittir. Di\u011fer bir ifadeyle; nefyedilen, hidayetin cinsi de\u011fil, kemal derecesidir. Ayr\u0131ca bu a\u00e7\u0131klama, Firavun hanedan\u0131 aras\u0131nda yer alan bir m\u00fcminin s\u00f6zlerini i\u00e7eren ayetin i\u015faret etti\u011fi anlamla \u00e7eli\u015fki arzetmektedir: &#8220;Ey kavmim! Bana uyun, sizi do\u011fru yola g\u00f6t\u00fcreyim.&#8221; (M\u00fc&#8217;min, 38) \u00c7\u00fcnk\u00fc bu ayette &#8220;hidayet&#8221; k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcreyen fiil, &#8220;il\u00e2&#8221; harf-i cerri olmaks\u0131z\u0131n mef&#8217;ul\u00fc etkiledi\u011fi h\u00e2lde &#8220;yol g\u00f6sterme&#8221; anlam\u0131n\u0131 ifade etmektedir.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re bizce &#8220;il\u00e2&#8221; harf-i cerri ile kullan\u0131l\u0131p kullan\u0131lmamas\u0131na g\u00f6re &#8220;hidayet&#8221; k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcreyen fiilin anlam\u0131nda bir de\u011fi\u015flik meydana gelmez. Bu fiilin &#8220;il\u00e2&#8221; harf-i cerri olmaks\u0131z\u0131n ikinci mef&#8217;ul\u00fc etkilemesinin &#8220;dahalt&#8217;ud-d\u00e2re=eve girdim&#8221; c\u00fcmlesindeki kurala ba\u011fl\u0131 olmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131 hidayet; i\u015faret etmek, yolu g\u00f6stermek suretiyle hedefi g\u00f6stermektir. Bu da bir \u00e7e\u015fit &#8220;hedefe ula\u015ft\u0131rmak&#8221; demektir. Allah&#8217;\u0131n d\u00fczeni, sebepler d\u00fczeni oldu\u011funa g\u00f6re, bunun ger\u00e7ekle\u015fmesi i\u00e7in y\u00fcce Allah bir sebep olu\u015fturur. Bu sebep hedefin belirginle\u015fmesini ve sonu\u00e7ta kulun bu hedefe ula\u015fmas\u0131n\u0131 sa\u011flar. Y\u00fcce Alah bu d\u00fczene \u015fu \u015fekilde i\u015faret etmektedir: &#8220;Allah kimi hidayet etmek isterse, onun g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc \u0130sl\u00e2m&#8217;a a\u00e7ar.&#8221; (En&#8217;\u00e2m, 125)<\/p>\n<p>\u015eu ayet-i kerime de buna bir \u00f6rnektir: &#8220;Sonra derileri ve kalpleri Allah&#8217;\u0131n zikrine (meylederek) yumu\u015far. \u0130\u015fte bu, Allah&#8217;\u0131n hidayetidir; diledi\u011fini bununla do\u011fru yola iletir.&#8221; (Z\u00fcmer, 23) \u0130fadenin orijinalinde ge\u00e7en &#8220;tel\u00eenu=yuma\u015far&#8221; fiilinin &#8220;il\u00e2&#8221; harf-i cerriyle ge\u00e7i\u015fli k\u0131l\u0131nmas\u0131n\u0131n sebebi, e\u011filim ve g\u00fcven gibi bir anlam\u0131 i\u00e7ermesini sa\u011flamakt\u0131r. Kalbin yumu\u015famas\u0131, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n kalpte, Allah&#8217;\u0131n zikrini alg\u0131lamas\u0131n\u0131, ona y\u00f6nelmesini ve onunla g\u00fcven bulmas\u0131n\u0131 sa\u011flayacak bir netlik meydana getirmesidir. Allah&#8217;\u0131n yollar\u0131 (sebilleri) farkl\u0131 oldu\u011fu gibi, yol-lar\u0131n\u0131n farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131 oran\u0131nda hidayeti de farkl\u0131l\u0131k g\u00f6sterir. \u015eu h\u00e2lde her yolun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda ona \u00f6zg\u00fc bir hidayet vard\u0131r.<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n \u015fu s\u00f6z\u00fc bizim vurgulad\u0131\u011f\u0131m\u0131z bu yol ve yol g\u00f6stericilik farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131na i\u015faret ediyor: &#8220;Bizim u\u011frumuzda cihat edenleri, biz elbette yollar\u0131m\u0131za iletiriz. Hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok, Allah mutlaka iyilerle beraberdir.&#8221; (Ankeb\u00fbt, 69) Nitekim kulun Allah yolunda cihat etmesi ile Allah u\u011fruna cihat etmesi aras\u0131nda fark vard\u0131r. Birinci ama\u00e7 i\u00e7in cihat eden ki\u015fi, yolun g\u00fcvenli\u011finin sa\u011flanmas\u0131n\u0131 ve yoldaki engellerin bertaraf edilmesini istemektedir. \u0130kinci ama\u00e7 i\u00e7in cihat eden ki\u015fi ise, sadece Allah&#8217;\u0131n r\u0131zas\u0131n\u0131 elde etmek istiyor. Bunun sonucunda y\u00fcce Allah onu \u00f6zel yeteneklerine ve kapasitesine uygun bir yola iletir. Sonra iletti\u011fi bu yolun ard\u0131ndan onu bir di\u011fer yola iletir ve nihayet onu kendine yak\u0131n, \u00f6zel biri k\u0131lar.<\/p>\n<p>4- &#8220;S\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221; farkl\u0131 derece ve mertebeleri bulunan Allah yollar\u0131n\u0131n (sebillerinin) t\u00fcm\u00fcn\u00fc kapsad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n insan\u0131 s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakimde oldu\u011fu h\u00e2lde yine s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eeme hidayet etmesi olas\u0131 ve do\u011frudur. Yani Allah, insan\u0131 s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakimden yine s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstakime hidayet edebilir, iletebilir. \u015e\u00f6yle ki, onu \u00f6nce yollar\u0131ndan (sebillerinden) birine hidayet eder, iletir; sonra ona y\u00f6nelik hidayetini art\u0131r\u0131r ve onu bir \u00fcst yola (sebile) iletir. Nitekim y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n hidayete erdirdi\u011fi kullar\u0131 ad\u0131na dile getirdi\u011fi &#8220;bizi do\u011fru yola hidayet et.&#8221; ifadesi, bu t\u00fcr bir istek i\u00e7ermektedir.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamayla, &#8220;Fiilen hidayete ermi\u015f bir kimsenin hidayet istemesi, elde edilen bir \u015feyi elde etmeye y\u00f6nelik bir istektir ve bu muhaldir.&#8221; veya &#8220;Kulun s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eemde y\u00fcr\u00fcmesinden sonra s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eemde y\u00fcr\u00fcme iste\u011fini dile getirmesi, elde edilmi\u015f olan\u0131 elde et-me iste\u011fidir ki, bu t\u00fcr bir istekte bulunmak anlams\u0131zd\u0131r.&#8221; \u015feklindeki soru ve ele\u015ftirilerin cevab\u0131 da verilmi\u015f oldu.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 \u015fekilde, &#8220;Bizim \u015feriat\u0131m\u0131z b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle eski milletlere indirilen \u015feriatlardan daha geni\u015f ve noksans\u0131zd\u0131r. \u015eu h\u00e2lde, y\u00fcce Allah&#8217;tan bizi onlardan nimet verdikleri kullar\u0131n\u0131n yoluna iletmesini istemek ne anlam ifade eder?&#8221; \u015feklindeki ele\u015ftiri de ge\u00e7ersizdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir \u015feriat\u0131n bir di\u011fer \u015feriattan daha geni\u015f ve noksans\u0131z olmas\u0131 ayr\u0131, bir \u015feriata ba\u011fl\u0131 olan bir kimsenin di\u011fer bir \u015feriata ba\u011fl\u0131 olan bir kimseden daha kusursuz, daha olgun olmas\u0131 da ayr\u0131 bir meseledir.<\/p>\n<p>S\u00f6z gelimi; Hz. Muhammed&#8217;e (s.a.a) indirilen \u015feriata (en m\u00fckemmel ve en geni\u015f kapsaml\u0131 \u015feriat olmas\u0131na ra\u011fmen) inanan normal bir m\u00fcmin, \u015feriatlar\u0131 eski ve ge\u00e7kin olmas\u0131na ra\u011fmen Hz. Nuh&#8217;tan ve Hz. \u0130brahim&#8217;den (sel\u00e2m \u00fczerlerine olsun) daha kusursuz ve daha olgun olamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015feriatlar\u0131n ve bu \u015feriatlara g\u00f6re amel etmenin h\u00fckm\u00fc, bu \u015feriatlar\u0131 \u00f6z\u00fcmseyip onu karakter h\u00e2line getirmekten do\u011fan vel\u00e2yet makam\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fcnden farkl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eu h\u00e2lde, eski \u015feriatlara ba\u011fl\u0131 olup da \u015firkten ar\u0131, kat\u0131\u015f\u0131ks\u0131z tevhit makam\u0131na ula\u015fm\u0131\u015f bir insan, en kusursuz ve en geni\u015f kapsaml\u0131 \u015feriat olan Hz. Muhammed&#8217;in (s.a.a) \u015feriat\u0131na g\u00f6re amel etmekle beraber tevhit makam\u0131n\u0131 kazanmayan, bilgiye dayal\u0131 hayat, ruhuna egemen olmayan, il\u00e2h\u00ee hidayetin ve Rabban\u00ee yol g\u00f6stericili\u011fin nuru kalbine yerle\u015fmeyen bir insandan daha kusursuzdur, ondan \u00fcst\u00fcnd\u00fcr. Dolay\u0131s\u0131yla kusursuz \u015feriat\u0131n ehlinden olmakla beraber makam\u0131 daha a\u015fa\u011f\u0131da olan bir insan, daha a\u015fa\u011f\u0131 bir \u015feriat\u0131n ehlinden olan bir insan\u0131n ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 y\u00fcksek makama ula\u015fmay\u0131 Allah&#8217;tan isteyebilir.<\/p>\n<p>En ilgin\u00e7 olan\u0131 da, baz\u0131 tefsir bilginlerinin s\u00f6z konusu ku\u015fkuyu bertaraf etmek amac\u0131yla yapt\u0131klar\u0131 a\u00e7\u0131klamad\u0131r. \u015e\u00f6yle ki: Allah&#8217;\u0131n dini birdir, o da \u0130sl\u00e2m&#8217;d\u0131r. Tevhit, peygamberlik ve ahiret gibi temel bilgiler ve bunlar\u0131n ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 olan genel bilgiler t\u00fcm \u015feriatlar a\u00e7\u0131s\u0131ndan birdir. Bu \u015feriat\u0131n \u00f6nceki \u015feriatlara kar\u015f\u0131 tek ayr\u0131cal\u0131\u011f\u0131, hayat\u0131n t\u00fcm meselelerine ili\u015fkin ayr\u0131nt\u0131 niteli\u011findeki h\u00fck\u00fcmlerin bu \u015feriatta daha geni\u015f ve daha kapsaml\u0131 tutulmu\u015f olmas\u0131d\u0131r. Bu \u015feriat kullar\u0131n \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131n korunmas\u0131na di\u011ferlerine oranla daha fazla \u00f6zen g\u00f6steriyor.<\/p>\n<p>Ayr\u0131ca bu \u015feriat\u0131n temeli, hikmet, \u00f6\u011f\u00fct ve g\u00fczel diyalog gibi kan\u0131tlama yollar\u0131na dayan\u0131r. Ne var ki, din bir de olsa, b\u00fct\u00fcn \u015feriatlardaki temel bilgiler ayn\u0131 da olsa, onlar bizden \u00f6nce Rablerinin yoluna girdiler. Bu hususta bize g\u00f6re \u00f6nceliklidirler. Bu y\u00fczden y\u00fcce Allah onlar\u0131n durumlar\u0131n\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmam\u0131z\u0131, onlar\u0131n tutumlar\u0131ndan olumlu dersler \u00e7\u0131karmam\u0131z\u0131 emretmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Ben derim ki: Bu a\u00e7\u0131klama dayanak olarak tefsir biliminin zorunlu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc temellerden farkl\u0131 bir anlay\u0131\u015f\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Bu anlay\u0131\u015fa g\u00f6re, temel bilgilerin hakikatleri ger\u00e7ekte birdirler ve aralar\u0131nda derece ve d\u00fczey farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131 s\u00f6z konusu de\u011fildir. Bat\u0131n\u00ee ve manev\u00ee dereceler de \u00f6yle.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re se\u00e7kin bir peygamberle en basit bir m\u00fcmin, varl\u0131k ve d\u0131\u015f \u00e2lemde ger\u00e7ekli\u011fi olan olgunluk a\u00e7\u0131s\u0131ndan ayn\u0131 d\u00fczeydedir. Aralar\u0131ndaki \u00fcst\u00fcnl\u00fckse, ger\u00e7ek olgunlu\u011fa dayanmayan yasaman\u0131n \u00f6ng\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc makamlar a\u00e7\u0131s\u0131ndan s\u00f6z konusudur. T\u0131pk\u0131 bir kral ile onun tebaas\u0131 olan halk aras\u0131ndaki makamsal \u00fcst\u00fcnl\u00fck gibi. B\u00f6yle bir \u00fcst\u00fcnl\u00fck s\u00f6zle\u015fmeli ve atamayla belirlenmi\u015f makamlar itibariyledir ve insan\u0131n varl\u0131\u011f\u0131yla bir ilgisi yoktur.<\/p>\n<p>Bu temelin de dayand\u0131\u011f\u0131 bir di\u011fer temel s\u00f6z konusudur. Buna g\u00f6re, as\u0131l olan maddedir ve madde \u00f6tesi, bir de\u011fer ifade etmez. Madde \u00f6tesi, kan\u0131t\u0131 olan bir istisna ile sadece y\u00fcce Allah&#8217;a \u00f6zg\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>Bir\u00e7oklar\u0131 bu b\u00fcy\u00fck yan\u0131lg\u0131ya d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir. Bunun iki nedeni vard\u0131r: Ya madd\u00ee bilimlere dayanarak somut verilerle yetinmek ya da Kur&#8217;\u00e2n tefsirine ili\u015fkin genel anlay\u0131\u015fla yetinerek ayetler \u00fczerinde etrafl\u0131ca d\u00fc\u015f\u00fcnmemek.<\/p>\n<p>Bu meseleyle ilgili olarak s\u00f6ylenecek \u00e7ok \u015fey vard\u0131r. \u0130n\u015faallah ileride yeri geldik\u00e7e bilimsel ara\u015ft\u0131rmalara ili\u015fkin b\u00f6l\u00fcmlerde daha geni\u015f a\u00e7\u0131klamalarda bulunaca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>5- &#8220;S\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem&#8221;in sahiplerinin ba\u015fkalar\u0131ndan farkl\u0131 olan taraflar\u0131 ve yollar\u0131n\u0131n ba\u015fkalar\u0131n\u0131n yollar\u0131na olan \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc bilgiden ileri gelir, amelden de\u011fil. Onlar, Rablerinin makam\u0131na ili\u015fkin olarak ba\u015fkalar\u0131n\u0131n yoksun oldu\u011fu bilgiye sahiptirler. Nitekim yukar\u0131daki a\u00e7\u0131klamalarda, s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem ehli d\u0131\u015f\u0131ndakilerin sebillerinde de tam ve noksans\u0131z amelin ger\u00e7ekle\u015febilece\u011fini vurgulad\u0131k. \u015eu h\u00e2lde s\u0131rat-\u0131 m\u00fcs-tak\u00eem ehlinin tek ayr\u0131cal\u0131klar\u0131 bilgidir. Ancak, nedir bu bilgi? Ve nas\u0131l bir \u015feydir? \u0130n\u015faallah, &#8220;G\u00f6kten bir su indirdi de dereler kendi \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnce o su ile \u00e7a\u011flay\u0131p akt\u0131.&#8221; (Ra&#8217;d, 17) ayetini ele al\u0131rken bu konuda ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bilgi verece\u011fiz.<\/p>\n<p>Y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n \u015fu s\u00f6z\u00fc de bu anlam\u0131 \u00e7a\u011fr\u0131\u015ft\u0131rmaktad\u0131r: &#8220;Allah sizden inananlar\u0131 ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle y\u00fckseltir.&#8221; (M\u00fcc\u00e2dele, 11) \u015eu ayet de bu anlam\u0131 peki\u015ftirir niteliktedir: &#8220;G\u00fczel s\u00f6z ona \u00e7\u0131kar, iyi amel onu y\u00fckseltir.&#8221; (F\u00e2t\u0131r, 10) Buna g\u00f6re y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n kat\u0131na \u00e7\u0131kan, g\u00fczel s\u00f6zd\u00fcr. Yani, inan\u00e7 ve ilimdir. Salih amelin fonksiyonu ise, g\u00fczel s\u00f6z\u00fc y\u00fckseltmek, Allah kat\u0131na \u00e7\u0131kmas\u0131nda ona yard\u0131mc\u0131 olmakt\u0131r. S\u00f6z konusu ayeti ele al\u0131rken, konuya ili\u015fkin geni\u015f bilgiye yer verece\u011fiz.<\/p>\n[\/toggle2][toggle2 title=&#8221;Ayetlerin Hadisler I\u015f\u0131\u011f\u0131nda A\u00e7\u0131klamas\u0131&#8221; state=&#8221;close&#8221;]\n<p>el-K\u00e2fi&#8217;de &#8220;ibadet&#8221; kavram\u0131n\u0131n anlam\u0131 ile ilgili olarak \u0130mam Sa-d\u0131k&#8217;\u0131n (a.s) \u015f\u00f6yle dedi\u011fi rivayet edilir: &#8220;\u00dc\u00e7 t\u00fcr ibadet \u015fekli vard\u0131r: Baz\u0131 insanlar korktuklar\u0131 i\u00e7in Allah&#8217;a ibadet ederler. Bu, k\u00f6lelerin ibadetidir. Baz\u0131lar\u0131 sev\u00e2p kazanmak amac\u0131yla Allah&#8217;a ibadet ederler. Bu, \u00fccretlilerin ibadetidir. Baz\u0131lar\u0131 da sevdikleri i\u00e7in Allah&#8217;a ibadet ederler. Bu da, \u00f6zg\u00fcrlerin ibadetidir ve bu, en \u00fcst\u00fcn ibadet \u015feklidir.&#8221; [c.2, s.84, h: 5, \u0130badet bab\u0131]\n<p>Nehc&#8217;\u00fcl-Bel\u00e2\u011fa&#8217;da \u015f\u00f6yle bir ifade yer al\u0131r: &#8220;Bir k\u0131s\u0131m insanlar, bir beklentiyle Allah&#8217;a ibadet ederler. Bu, t\u00fcccarlar\u0131n ibadetidir. Baz\u0131lar\u0131 korkudan dolay\u0131 Allah&#8217;a ibadet ederler. Bu, k\u00f6lelerin ibadetidir. Baz\u0131lar\u0131 ise, sadece \u015f\u00fck\u00fcrlerini ifade etmek i\u00e7in Allah&#8217;a ibadet ederler. Bu da \u00f6zg\u00fcr insanlar\u0131n ibadetidir.&#8221; [Feyz&#8217;\u00fcl-\u0130sl\u00e2m, s.1192, h: 229]\n<p>el-\u0130lel, el-Mecalis ve el-Hisal adl\u0131 eserlerde \u0130mam Sad\u0131k&#8217;\u0131n (a.s) \u015f\u00f6yle buyurdu\u011fu anlat\u0131l\u0131r: &#8220;\u0130nsanlar\u0131n Allah&#8217;a y\u00f6nelik kulluklar\u0131 \u00fc\u00e7 gerek\u00e7eye dayan\u0131r: Bir k\u0131s\u0131m insanlar, sevap beklentisiyle O&#8217;na ibadet ederler. Bu, ihtirasl\u0131lar\u0131n ibadetidir ve bu h\u0131rst\u0131r, tamaht\u0131r. Baz\u0131lar\u0131 da cehennem ate\u015finden korktuklar\u0131 i\u00e7in O&#8217;na kulluk sunarlar. Bu ise, k\u00f6lelerin ibadetidir ve bu ibadet \u015fekli korku niteliklidir. Ama ben O&#8217;nu sevdi\u011fim i\u00e7in O&#8217;na ibadet ediyorum. \u0130\u015fte bu, \u015ferefli ve sayg\u0131n insanlar\u0131n ibadetidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc y\u00fcce Allah \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8216;Ve onlar o g\u00fcn korkudan emin kal\u0131rlar.&#8217; [Neml, 89] Bir di\u011fer ayette de \u015f\u00f6yle buyuruyor: &#8216;De ki: E\u011fer siz Allah&#8217;\u0131 seviyorsan\u0131z bana uyun ki, Allah da sizi sevsin.&#8217; [\u00c2l-i \u0130mr\u00e2n, 31] Kim Allah&#8217;\u0131 severse, Allah da onu sever ve Allah&#8217;\u0131n sevdi\u011fi kimse de g\u00fcvenli kimselerden olur. \u0130\u015fte bu, sakl\u0131 ve koruma alt\u0131nda bulunan bir makamd\u0131r, ona ar\u0131nm\u0131\u015flardan ba\u015fkas\u0131 ula\u015famaz.&#8221; [\u0130lel&#8217;\u00fc\u015f-\u015eerayi, c.1, s.12, h: 8. el-Hisal, s.188]\n<p>Ben derim ki: Daha \u00f6nce yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z a\u00e7\u0131klamalardan, bu rivayetlerin i\u00e7erdikleri anlamlar\u0131 a\u00e7\u0131kl\u0131k kazanm\u0131\u015f oldu. \u0130mamlar\u0131n (sel\u00e2m olsun onlara) \u00f6zg\u00fcr insanlar\u0131n ibadetini bir keresinde sevgi, bir keresinde de \u015f\u00fck\u00fcr olarak nitelendirmeleri, her ikisinin de sonu\u00e7ta ayn\u0131 anlam\u0131 ifade etmesinden dolay\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015f\u00fck\u00fcr, insan\u0131n, kendisine nimet olarak verilen \u015feyi yerli yerine koymas\u0131d\u0131r. \u0130badetin \u015f\u00fckr\u00fc ise, zat\u0131 hasebiyle onu hak eden y\u00fcce Allah&#8217;a y\u00f6nelik olmas\u0131d\u0131r. Yani y\u00fcce Allah&#8217;a Allah oldu\u011fu i\u00e7in, yani b\u00fct\u00fcn g\u00fczellik ve ululuk (cemal ve cel\u00e2l) niteliklerini zat\u0131nda toplad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in ibadet edilir. O, zat\u0131 itibariyle g\u00fczeldir ve bu y\u00fczden zat\u0131 itibariyle sevilendir. \u00c7\u00fcnk\u00fc sevgi g\u00fczelli\u011fe ilgi duyman\u0131n, \u00e7ekicili\u011fe kap\u0131lman\u0131n ifadesidir. Bu y\u00fczden; &#8220;O, z\u00e2t\u0131 itibariyle mab\u00fbttur. O, mabuttur; \u00e7\u00fcnk\u00fc g\u00fczeldir, sevilendir. O, mabuttur; \u00e7\u00fcnk\u00fc nimet verendir, ibadet edilerek \u015f\u00fckr\u00fc yerine getirilendir.&#8221; derken, b\u00fct\u00fcn bu s\u00f6zlerimiz bir tek anlam\u0131 ifade etmi\u015f olurlar.<\/p>\n<p>Ehlis\u00fcnnet kanal\u0131yla \u0130mam Sad\u0131k&#8217;\u0131n (a.s), &#8220;Yaln\u0131z sana ibadet ederiz&#8230;&#8221; ifadesiyle ilgili olarak \u015f\u00f6yle dedi\u011fi rivayet edilir: &#8220;Yani senden, senin d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015fey istemiyoruz. Kar\u015f\u0131l\u0131k ve bedel beklentisiyle sana ibadet etmiyoruz. Senin makam\u0131na ili\u015fkin bilgiden yoksun olan cahiller gibi kulluk sunmuyoruz.&#8221;<\/p>\n<p>Ben derim ki: Bu rivayet, yukar\u0131da &#8220;ibadetin, ibadet an\u0131nda haz\u0131r bulunmay\u0131 ve samimiyeti gerektirdi\u011fini, bununsa kar\u015f\u0131l\u0131k beklentisine ters d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc&#8221; ifade etti\u011fimiz a\u00e7\u0131klamam\u0131za y\u00f6nelik bir i\u015faret i\u00e7eriyor.<\/p>\n<p>Tuhaf&#8217;ul-Uk\u00fbl adl\u0131 eserde \u0130mam Sad\u0131k&#8217;\u0131n (a.s) \u015f\u00f6yle dedi\u011fi anlat\u0131l\u0131r: &#8220;\u0130drak ile de\u011fil, s\u0131fat ile ibadet etti\u011fini ileri s\u00fcren ki\u015fi, gaip olan (haz\u0131r bulunmayan) bir \u015feye y\u00f6nelmi\u015f olur. S\u0131fata ve mevsufa birlikte ibadet etti\u011fini ileri s\u00fcren ki\u015fi tevhit inanc\u0131na ters d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u0131fat mevsuftan ayr\u0131 bir \u015feydir. Mevsufu s\u0131fata izafe etti\u011fini ileri s\u00fcren ki\u015fi, b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc k\u00fc\u00e7\u00fcltm\u00fc\u015f olur. Allah&#8217;\u0131 O&#8217;nun \u015fan\u0131na yara\u015f\u0131r \u015fekilde tan\u0131mlayamad\u0131lar&#8230;&#8221; [s.242, Necef Bask\u0131s\u0131]\n<p>&#8220;Bizi do\u011fru yola hidayet et.&#8221; ifadesiyle ilgili olarak el-Mean\u00ee adl\u0131 eserde \u0130mam Sad\u0131k&#8217;\u0131n (a.s) \u015f\u00f6yle dedi\u011fi rivayet edilir: &#8220;Yani, bizi senin sevgine ula\u015ft\u0131racak, senin cennetine kavu\u015fturacak, kendi heva ve hevesimize uyup da bozulmam\u0131za ya da kendi g\u00f6r\u00fc\u015flerimize g\u00f6re hareket edip de hel\u00e2k olmam\u0131za engel olacak yolda sebatl\u0131 olmaya ilet.&#8221; [s.33, h: 4]\n<p>Yine bu ayetle ilgili olarak el-Mean\u00ee adl\u0131 eserde \u0130mam Ali&#8217;nin (a.s) \u015f\u00f6yle dedi\u011fi rivayet edilir: &#8220;Yani, ge\u00e7mi\u015f g\u00fcnlerimizde bize bah\u015fetti\u011fin kolayla\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 deste\u011fini s\u00fcrd\u00fcr ki, \u00f6mr\u00fcm\u00fcz\u00fcn gelecekteki k\u0131sm\u0131nda da ayn\u0131 \u015fekilde sana itaat edelim.&#8221; [s.33, h: 4]\n<p>Ben derim ki: Bu iki rivayet, hidayete ermi\u015f ki\u015finin hidayet istemesi ile ilgili olarak, elde olan bir \u015feyin elde edilmesini istemenin l\u00e2z\u0131m geldi\u011fi \u015feklindeki ku\u015fkuya verilebilecek cevab\u0131n iki farkl\u0131 y\u00f6n\u00fcn\u00fc ifade ediyor. Birinci rivayet, hidayetin derecelerinin farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131na; ikincisi ise, bunlar\u0131n anlamsal birli\u011fine i\u015faret ediyor.<\/p>\n<p>el-Mean\u00ee adl\u0131 eserde \u0130mam Ali&#8217;nin (a.s) \u015f\u00f6yle dedi\u011fi rivayet edilir: &#8220;s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem d\u00fcnyada a\u015f\u0131r\u0131l\u0131\u011fa ka\u00e7mayan, kusur ve ihmalk\u00e2rl\u0131ktan uzak olup d\u00fcmd\u00fcz devam eden, ahirette ise m\u00fcminleri cennete g\u00f6t\u00fcren yoldur.&#8221; [s.33, h: 4]\n<p>Yine ayn\u0131 eserde \u0130mam Ali&#8217;nin (a.s), &#8220;Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna&#8221; ifadesiyle ilgili olarak \u015f\u00f6yle buyurdu\u011fu rivayet edilir: &#8220;Yani, bizi dinine ve itaatine muvaffak olma nimeti verdi\u011fin kimselerin yoluna ilet, mal ve sa\u011fl\u0131k nimeti verdi\u011fin kimselerin yoluna de\u011fil. \u00c7\u00fcnk\u00fc mal ve sa\u011fl\u0131k nimeti verdiklerin k\u00e2fir ve fas\u0131k da olabilirler. Y\u00fcce Allah nimet verdi\u011fi kimseler hakk\u0131nda \u015f\u00f6yle buyuruyor: Kim Allah&#8217;a ve Resul&#8217;e itaat ederse, i\u015fte onlar Allah&#8217;\u0131n kendilerine nimet verdi\u011fi peygamberler, s\u0131dd\u00eekler, \u015fehitler ve salihlerle birlikte olur ve onlar ne g\u00fczel arkada\u015ft\u0131r!&#8221; [Nis\u00e2, 69] [s.36, h: 9]\n<p>el-Uy\u00fbn&#8217;da \u0130mam R\u0131za&#8217;n\u0131n (a.s), atalar\u0131 kanal\u0131yla Hz. Ali&#8217;nin (a.s) \u015f\u00f6yle buyurdu\u011funu aktard\u0131\u011f\u0131 belirtilir: &#8220;Resulullah&#8217;\u0131n (s.a.a) \u015f\u00f6yle dedi\u011fini duydum: Allah diyor ki: Fatiha suresini kendimle kulum aras\u0131nda payla\u015ft\u0131rd\u0131m. Fatiha&#8217;n\u0131n yar\u0131s\u0131 benim ve yar\u0131s\u0131 da kulumundur. Kulumun istedi\u011fi kendisine verilecektir. Kul, &#8216;Bismillahirrahmanirra-him&#8217; dedi\u011fi zaman, y\u00fcce Allah, &#8216;Kulum benim ad\u0131m\u0131 anarak ba\u015flad\u0131. Bu y\u00fczden onun i\u015flerini eksiksiz olarak sonu\u00e7land\u0131rmam, durumunu bereketlendirmem gerekli oldu.&#8217; der. Kul, &#8216;Hamd, \u00e2lemlerin Rabbi Allah&#8217;a \u00f6zg\u00fcd\u00fcr.&#8217; dedi\u011fi zaman, y\u00fcce Allah, &#8216;Kulum beni \u00f6vd\u00fc, elindeki nimetlerin benim kat\u0131mdan oldu\u011funu ve kendisine y\u00f6nelen bel\u00e2lar\u0131n benim l\u00fctfumla sav\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 bildi. Siz \u015fahit olun ki, ben d\u00fcnya nimetlerine ek olarak, ona ahiret nimetlerini de verece\u011fim ve d\u00fcnya musibetlerini ba\u015f\u0131ndan savd\u0131\u011f\u0131m gibi, ahiret musibetlerini de ba\u015f\u0131ndan savaca\u011f\u0131m.&#8217; der. Kul, &#8216;Rahmand\u0131r, Rahimdir.&#8217; dedi\u011fi zaman, y\u00fcce Allah, &#8216;Kulum benim Rahman ve Rahim oldu\u011fuma tan\u0131kl\u0131k etti. Siz \u015fahit olun ki, ben rahmetimden onun pay\u0131na d\u00fc\u015fen k\u0131sm\u0131 geni\u015fletece\u011fim, ona y\u00f6nelik ba\u011f\u0131\u015flar\u0131m\u0131 artt\u0131raca\u011f\u0131m.&#8217; der. Kul, &#8216;Din (kar\u015f\u0131l\u0131k) g\u00fcn\u00fcn\u00fcn sahibidir.&#8217; dedi\u011fi zaman, y\u00fcce Allah, &#8216;Nas\u0131l ki o, benim &#8216;din (kar\u015f\u0131l\u0131k) g\u00fcn\u00fcn\u00fcn sahibi&#8217; oldu\u011fumu itiraf etti, siz \u015fahit olun ki, ben de hesap g\u00fcn\u00fc onun hesab\u0131n\u0131 kolayla\u015ft\u0131raca\u011f\u0131m, onun iyiliklerini kabul edece\u011fim, i\u015fledi\u011fi k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri silece\u011fim.&#8217; der. Kul, &#8216;Yaln\u0131z sana ibadet ede-riz&#8217; dedi\u011fi zaman, y\u00fcce Allah, &#8216;Kulum do\u011fru s\u00f6yledi, sadece bana ibadet ediyor, siz \u015fahit olun ki, bu ibadetine kar\u015f\u0131l\u0131k ona \u00f6yle bir sevap verece\u011fim ki, bana y\u00f6nelik ibadetinde ona ters d\u00fc\u015fen herkes, ona g\u0131pta edecektir.&#8217; der. Kul, &#8216;Ve yaln\u0131z senden yard\u0131m dileriz.&#8217; dedi\u011fi zaman, y\u00fcce Allah, &#8216;Kulum benden yard\u0131m istedi ve bana s\u0131\u011f\u0131nd\u0131. Siz \u015fahit olun ki, i\u015finde ona yard\u0131m edece\u011fim, dara d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc zamanlarda imdad\u0131na yeti\u015fece\u011fim, fel\u00e2ketlere u\u011frad\u0131\u011f\u0131 zaman elinden tutaca\u011f\u0131m.&#8217; der. Kul, &#8216;Bizi do\u011fru yola hidayet et.&#8217; diye surenin sonuna kadar okudu\u011fu zaman, y\u00fcce Allah, &#8216;\u0130\u015fte bu, kulumun hakk\u0131d\u0131r, onun istedi\u011fi verilecektir. Kulumun duas\u0131n\u0131 kabul ettim ve onun arzulad\u0131klar\u0131n\u0131 verdim. Korktu\u011fu \u015feyden g\u00fcvene kavu\u015fturdum.&#8217; der.&#8221; [s.234, bab:28, h: 59]\n<p>Ben derim ki: Buna yak\u0131n bir a\u00e7\u0131klamay\u0131, Saduk el-\u0130lel adl\u0131 eserinde \u0130mam R\u0131za&#8217;dan (a.s) rivayet eder. [c.2, s.315, h: 1] G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi bu rivayet, namazda okunan Fatiha suresini, defalarca vurgulad\u0131\u011f\u0131m\u0131z tarzda a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r. \u015e\u00f6yle ki: Y\u00fcce Allah bu sureyi kullar\u0131 ad\u0131na dile getiriyor. Bu sure kulluk makam\u0131n\u0131n ve Allah&#8217;a y\u00f6nelik \u00f6vg\u00fc ve ibadetin ifadesidir. \u015eu h\u00e2lde, bu sure ibadet i\u00e7in indirilmi\u015f bir suredir ve bu hususta Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim&#8217;de ona benzer bir ba\u015fka sure yoktur. Bunu derken vurgulamak istedi\u011fim noktalar \u015funlard\u0131r:<\/p>\n<p>1- Bu sure ba\u015ftan sona kadar, y\u00fcce Allah taraf\u0131ndan dile getirilen kullar\u0131n s\u00f6zlerinden ibarettir. Kullar, kendilerini kulluk makam\u0131na koyup O&#8217;nun Rabl\u0131k makam\u0131na y\u00f6neldikleri zaman bu s\u00f6zleri ifade etsinler diye.<\/p>\n<p>2- Bu sure iki k\u0131s\u0131md\u0131r; bir k\u0131sm\u0131 Allah&#8217;a, bir k\u0131sm\u0131 da kula aittir.<\/p>\n<p>3- Bu sure Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n i\u00e7erdi\u011fi bilgileri k\u0131saca ve \u00f6zet olarak kapsamaktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim&#8217;in temel bilgiler ve bunlara bina edilen ahl\u00e2k, hukuk, ibadet, insanlar aras\u0131 ili\u015fkiler, siyaset, toplumsal ili\u015fkiler, vaat ve tehditler, k\u0131ssa ve ibret tablolar\u0131 ile ilgili ak\u0131llara durgunluk veren kapsaml\u0131l\u0131\u011f\u0131, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle tevhide, peygamberli\u011fe, ahirete ve bunlar\u0131n ayr\u0131nt\u0131l\u0131 a\u00e7\u0131klamas\u0131na, kullar\u0131n d\u00fcnya ve ahiretleri i\u00e7in elveri\u015fli olan yola iletilmesine d\u00f6n\u00fckt\u00fcr. G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi bu sure, s\u00f6z konusu ger\u00e7ekleri \u00f6z, ama derin anlaml\u0131 ifadelerle i\u00e7ermektedir.<\/p>\n<p>Dilersen y\u00fcce Allah&#8217;\u0131n M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n namazlar\u0131nda okumalar\u0131n\u0131 emretti\u011fi bu surenin g\u00fczelli\u011fini, H\u0131ristiyanlar\u0131n namazlar\u0131nda okuduk-lar\u0131 ve Matta \u0130ncili&#8217;nde yer alan \u015fu s\u00f6zlerle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rabilirsin: &#8220;Ey g\u00f6kteki babam\u0131z, ismin kutsans\u0131n, egemenli\u011fin ger\u00e7ekle\u015fsin, g\u00f6klerde oldu\u011fu gibi yerde de senin iraden y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte olsun. Bizim az\u0131\u011f\u0131m\u0131z ekme\u011fimizdir, bug\u00fcn bize ver. Nas\u0131l ki biz, bize kar\u015f\u0131 su\u00e7 i\u015fleyenleri ba\u011f\u0131\u015fl\u0131yoruz, sen de bizim g\u00fcnah\u0131m\u0131z\u0131 ba\u011f\u0131\u015fla, bizi denemeye t\u00e2bi tutma, bizi k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden koru. Amin!&#8221; [Matta \u0130ncili: Bap: 6 : 9-13]\n<p>Semav\u00ee oldu\u011fu ve kulluk tavr\u0131n\u0131 i\u00e7erdi\u011fi iddia edilen \u015fu s\u00f6zler \u00fczerinde biraz durdu\u011fumuzda kar\u015f\u0131m\u0131za \u015fu sonu\u00e7lar \u00e7\u0131k\u0131yor. Birincisi: Babalar\u0131 (h\u00e2\u015f\u00e2, bununla y\u00fcce Allah&#8217;\u0131 kastediyorlar) g\u00f6klerdedir! Sonra, baban\u0131n hakk\u0131nda ad\u0131n\u0131n kutsanmas\u0131, egemenli\u011finin ger\u00e7ekle\u015fmesi ve g\u00f6klerde oldu\u011fu gibi iradesinin yerde de y\u00fcr\u00fcrl\u00fc\u011fe girmesi i\u00e7in dua ediliyor. Fakat daha \u00e7ok siyasal partilerin sloganlar\u0131na benzeyen bu duay\u0131 kim kabul edecektir?! Ard\u0131ndan y\u00fcce Allah&#8217;tan bug\u00fcn\u00fcn ekme\u011fi ve ba\u011f\u0131\u015flaman\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ba\u011f\u0131\u015flama isteniyor, bir hakk\u0131 g\u00f6rmezlikten gelme, bir di\u011fer hakk\u0131 g\u00f6rmezlikten gelmenin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak \u00f6ng\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. E\u011fer Allah onlara b\u00f6yle bir hak vermezse, onlar\u0131n ne gibi bir haklar\u0131 olabilir ki?!<\/p>\n<p>Ayr\u0131ca burada, kendilerini s\u0131namamas\u0131 ve k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden kurtarmas\u0131 isteniyor. Bu ise, ger\u00e7ekle\u015fmesi m\u00fcmk\u00fcn olmayan bir istektir. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fcnya imtihan yurdudur, eksikliklerin giderilece\u011fi yerdir. Bu kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmay\u0131 yapt\u0131ktan sonra Bat\u0131l\u0131 bilginlerden baz\u0131 oryantalistlerin ve onlara uyan baz\u0131 s\u00f6zde M\u00fcsl\u00fcman bilginlerin \u015fu s\u00f6zlerine \u015fa\u015fmadan edemeyeceksin: &#8220;Temel bilgiler konusunda \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n di\u011fer dinlere herhangi bir \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Allah&#8217;tan gelen b\u00fct\u00fcn \u015feriatlar tevhide ve nefsi g\u00fczel ahl\u00e2k ve salih amel ile ar\u0131nd\u0131rmaya \u00e7a\u011f\u0131r\u0131yorlar. Dinler aras\u0131ndaki tek \u00fcst\u00fcnl\u00fck toplumsal meyvelerinin k\u00f6kle\u015fmesinden ileri gelir.&#8221; (!!)<\/p>\n[\/toggle2][toggle2 title=&#8221;Hadisler I\u015f\u0131\u011f\u0131nda S\u0131rat-\u0131 Mustakimin A\u00e7\u0131klamas\u0131&#8221; state=&#8221;close&#8221;]\n<p>Men La Yahzuruh&#8217;ul-Fakih&#8217;te ve Tefsir-ul-Ayy\u00e2\u015f\u00ee&#8217;de \u0130mam Sad\u0131k-\u0131n (a.s), &#8220;S\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem, Emir&#8217;\u00fcl-M\u00fcminin Ali&#8217;dir (a.s).&#8221; dedi\u011fi rivayet edilir. [Tefsir&#8217;ul-Ayy\u00e2\u015f\u00ee, c.1, s.24, h: 25]\n<p>el-Mean\u00ee&#8217;de \u0130mam Sad\u0131k&#8217;\u0131n (a.s) \u015f\u00f6yle dedi\u011fi rivayet edilir: &#8220;Bu (s\u0131rat-\u0131 m\u00fcstak\u00eem), Allah&#8217;\u0131 bilmeye giden yoldur. Bu yolun iki y\u00f6n\u00fc vard\u0131r; biri d\u00fcnyada, biri de ahirette. D\u00fcnyadaki yol, itaat edilmesi zorunlu olan imamd\u0131r. \u0130mam\u0131 tan\u0131yan ve onun rehberli\u011finde yol alan bir kimse ahiretteki yoldan, yani cehennem \u00fczerinde kurulan k\u00f6pr\u00fcden ge\u00e7er. Onu d\u00fcnya hayat\u0131nda tan\u0131mayan kimsenin de, ahirette aya\u011f\u0131 kayar ve cehenneme yuvarlan\u0131r.&#8221; [s.32, h: 1]\n<p>Yine el-Mean\u00ee adl\u0131 eserde \u0130mam Seccad&#8217;\u0131n (a.s) \u015f\u00f6yle dedi\u011fi rivayet edilir: &#8220;Allah ile h\u00fccceti aras\u0131nda bir hicap, h\u00fcccetini Allah&#8217;tan al\u0131 koyacak bir perde yoktur. Biz Allah&#8217;\u0131n kap\u0131lar\u0131y\u0131z. Biz do\u011fru yoluz. Biz Allah&#8217;\u0131n bilgisinin mahalleriyiz, O&#8217;nun vahyinin terc\u00fcmanlar\u0131y\u0131z, birli\u011finin temel r\u00fck\u00fcnleriyiz ve s\u0131rlar\u0131n\u0131n sakl\u0131 bulundu\u011fu heybeleriz.&#8221; [s.35, h: 5]\n<p>\u0130bn-i \u015eehra\u015fub Vek\u00ee b. Cerrah&#8217;dan, o da Sevr\u00ee&#8217;den, o da S\u00fcdd\u00ee&#8217;den, o da Esbat ve M\u00fccahid&#8217;den, o da \u0130bn-i Abbas&#8217;tan, &#8220;Bizi do\u011fru yola hidayet et.&#8221; ifadesiyle ilgili olarak \u015f\u00f6yle rivayet eder: &#8220;Ey kullar toplulu\u011fu, \u015f\u00f6yle deyin: Bizi Muhammed (s.a.a) ve Ehlibeyti&#8217;nin (a.s) sevgisine ilet.&#8221; [el-Menak\u0131b, c.3, s.73]\n<p>Ben derim ki: Bu anlam\u0131 peki\u015ftiren bir\u00e7ok rivayet vard\u0131r. Bu t\u00fcr rivayetler, ayetin anlam\u0131n\u0131 de\u011fil, m\u0131sdak\u0131n\u0131, somut \u00f6rne\u011fini belirlemeyle ilgilidir. Bu Ehlibeyt \u0130mamlar\u0131n\u0131n dilinde &#8220;cery&#8221; (genel bir mef-humu, somut m\u0131sdaklar\u0131na, \u00f6rneklerine tatbik etmek) kavram\u0131 ile ifade edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin, Tefsir-ul-Ayy\u00e2\u015f\u00ee&#8217;de Fuzayl b. Yesar&#8217;\u0131n \u015f\u00f6yle dedi\u011fi rivayet edilir: &#8220;\u0130mam Muhammed B\u00e2k\u0131r&#8217;dan (a.s) &#8216;Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim&#8217;de bulunan her ayetin bir zahiri, bir de bat\u0131n\u0131 vard\u0131r. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;daki t\u00fcm harflerin bir s\u0131n\u0131r\u0131 vard\u0131r, her s\u0131n\u0131r\u0131n da bir \u00e7\u0131k\u0131\u015f noktas\u0131 vard\u0131r.&#8217; \u015feklindeki rivayette yer alan &#8216;zahir ve bat\u0131n&#8217; kavramlar\u0131n\u0131n ne anlama geldi\u011fini sordum, bana \u015fu cevab\u0131 verdi: Ayetin zahiri, vahyedilen orijinal metnidir; bat\u0131n\u0131 ise, bu metnin te&#8217;vilidir. Bu te&#8217;villerin bir k\u0131sm\u0131 ge\u00e7mi\u015ftir, bir k\u0131sm\u0131 da hen\u00fcz ger\u00e7ekle\u015fmemi\u015ftir. Ayetler g\u00fcne\u015f ve ay gibi ak\u0131p giderler, te&#8217;villerinden birinin zaman\u0131 gelince, ger\u00e7ekle\u015fir&#8230;&#8221; [c.1, s.11, h: 5]\n<p>Bu anlam\u0131 destekler mahiyette bir\u00e7ok rivayet vard\u0131r. Bu, Ehlibeyt \u0130mamlar\u0131n\u0131n izledikleri bir y\u00f6ntemdir. Onlar, Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim&#8217;de yer alan bir ayeti, o hususta inmemi\u015f olsa bile, tatbik edilebilecek bir somut \u00f6rne\u011fe tatbik ederlerdi. Bu y\u00f6ntemi, ak\u0131l da desteklemektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kur&#8217;\u00e2n \u00e2lemlere yol g\u00f6sterici olarak inmi\u015ftir. \u0130nsanlara gerekli olan inanc\u0131, zorunlu olan ahl\u00e2k\u0131 ve yerine getirilmesi ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olan ameli \u00f6\u011fretir. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n ortaya koydu\u011fu teorik bilgiler, ger\u00e7e\u011fi ifade ederler ve sadece bir zamana ve bir duruma \u00f6zg\u00fc k\u0131l\u0131narak de\u011ferlendirilemezler. Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n dile getirdi\u011fi \u00fcst\u00fcn nitelikler veya a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k huylar ya da pratik bir duruma ili\u015fkin h\u00fck\u00fcmler, sadece bir fertle veya bir d\u00f6nemle s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131lamazlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc Kur&#8217;\u00e2n&#8217;\u0131n \u00f6ng\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc yasal sistem, t\u00fcm zamanlar\u0131 ku\u015fat\u0131c\u0131 evrensel niteliktedir.<\/p>\n<p>Ayetlerin ini\u015fiyle ba\u011flant\u0131l\u0131 olgulara (bir ki\u015fi veya bir olayla ilgili olarak bir veya birka\u00e7 ayetin ini\u015fini ard\u0131ndan getiren durum veya olay) gelince; bir h\u00fckm\u00fc belli bir olayla s\u0131n\u0131rland\u0131rmak, olay\u0131n ortadan kalk-mas\u0131yla h\u00fckm\u00fcn y\u00fcr\u00fcrl\u00fckten kalkt\u0131\u011f\u0131na ya da \u015fahs\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fcyle birlikte ona ili\u015fkin h\u00fckm\u00fcn de ge\u00e7ersiz oldu\u011funa inanmak do\u011fru bir tutum de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc a\u00e7\u0131klama geneldir ve ard\u0131ndaki gerek\u00e7e de mutlakt\u0131r.<\/p>\n<p>Dolay\u0131s\u0131yla m\u00fcmin fertlerden baz\u0131lar\u0131 hakk\u0131nda inen \u00f6vg\u00fclerin ve ba\u015fkalar\u0131 hakk\u0131nda inen yergilerin gerek\u00e7esi, onlar\u0131n sahip bulunduklar\u0131 niteliklerdir. B\u00f6yle nitelikler daha sonra ba\u015fka insanlar i\u00e7in de s\u00f6z konusu olabilece\u011fi h\u00e2lde, bu yergi ve \u00f6vg\u00fcleri indikleri d\u00f6nemlerdeki ki\u015filere \u00f6zg\u00fc k\u0131lmak tutarl\u0131 bir davran\u0131\u015f de\u011fildir. Kur&#8217;\u00e2n-\u0131 Kerim bu noktaya da dikkat \u00e7ekmektedir: &#8220;Allah onunla, r\u0131zas\u0131na uyanlar\u0131 esenlik yollar\u0131na iletir.&#8221; (M\u00e2ide, 16) &#8220;O, \u00f6yle bir kitapt\u0131r ki, ne \u00f6n\u00fcnden, ne de ard\u0131ndan ona bat\u0131l gelmez.&#8221; (Fussilet, 41-42) &#8220;O zikri biz indirdik ve onun koruyucusu da elbette biziz.&#8221; (Hicr, 9)<\/p>\n<p>Kur&#8217;\u00e2n ayetlerinin Ehlibeyt \u0130mamlar\u0131na (a.s) ya da d\u00fc\u015fmanlar\u0131na tatbiki ile ilgili &#8220;cery&#8221; rivayetlerinin say\u0131s\u0131 y\u00fczleri bulmaktad\u0131r. Bu k\u0131sa de\u011finiden sonra hadisler \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131ndaki incelemelerimizde, bu t\u00fcr rivayetlere yer vermeyece\u011fiz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu t\u00fcr rivayetler amac\u0131m\u0131z\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kal\u0131r. Fakat meseleyi do\u011frudan ilgilendiren bir husus varsa ona da de\u011finece\u011fiz.[\/toggle2]\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>1-5. AYETLER 1- Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla. 2- Hamd, \u00e2lemlerin Rabbi Allah&#8217;a \u00f6zg\u00fcd\u00fcr. 3- O, Rahmand\u0131r, Rahimdir. 4- Din (kar\u015f\u0131l\u0131k) g\u00fcn\u00fcn\u00fcn sahibidir. 5- Yaln\u0131z sana ibadet ederiz ve yaln\u0131z senden yard\u0131m dileriz. [toggle2 title=&#8221;Ayetlerin A\u00e7\u0131klamas\u0131&#8221; state=&#8221;close&#8221;] Y\u00fcce Allah, &#8220;Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;\u0131n ad\u0131yla&#8221; buyurarak sureye ba\u015fl\u0131yor. Kimi zaman insanlar bir i\u015f yapt\u0131klar\u0131 &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":8617,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[5025,1002],"tags":[5027,5028,1583],"class_list":["post-8627","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-el-mizan-tefsiri","category-tefsirler","tag-el-mizan-tefsiri-2","tag-fatiha-suresi-tefsiri","tag-kuran"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/8627","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=8627"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/8627\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media\/8617"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=8627"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=8627"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kuran\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=8627"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}