Roketçiliğin Tarihçesi
Roketlerin en ilkel şekli olan havai fişekler çok eski çağlarda Çinliler tarafından biliniyor ulusal bayram ve dini törenlerde bir eğlence aracı olarak kullanılıyordu. Çin tarihinden edinilen bilgilere göre 1232 yılında Moğollar’la yapılan savaşlarda bunların bir silah olarak yer aldığı Moğollar’ın da Polonyalılara karşı tepki esasına dayanan ve ilkel roket diyebileceğimiz bir tip silah kullandıkları anlaşılmıştır.
Daha ileriki yıllarda top tüfek tabanca gibi ateşli silahların gelişmesiyle roketlerde bir gelişme olmadı. 19. Yüzyıl’ın başlarına kadar roketlerle ilgili çalışmalar sadece birkaç amatörün merakından öteye gitmedi.
Bir İngiliz subayı olan William Congreve roketi askeri alana sokan ilk buluşu yaptı ve roketin ucuna savaş başlığı yerleştirdi. Ancak kullanılan bu roketin arkasındaki bir sopa dümen görevini görüyordu ama ağır olduğundan menzili daraltıyordu.
Bu roketler 1825 yılma kadar savaşlarda kullanıldı. 1846 yılında William Hale adlı bir Amerikalı bilgin roketlere kuyruk (FIN) takmayı deneyerek bu sopa şeklindeki yön çubuğunu kaldırmayı başardı. 20. Yüzyıl’ın başlarında makineleşme hareketi birçok kimseyi roket konusuna yönlendirdi. Nitekim 1903 yılında Rus bilgini Konstantin Çalkovski zamanımızın modern roketlerinin öncüsü olarak isim yapan ilk teorilerim ortaya attı. Ancak “hayalperest bir okul öğretmeni” denilerek dikkate alınmadı. Gerçekte Çalkovski ileri bir buluş yapmış roketlerde yakıt olarak kullanılan barutu kaldırmış yerine sıvı oksijen ve sıvı hidrojeni tavsiye etmişti. ilk uygulamalı deneyleri de Alman bilgini Herrman Oberth yapmış ve bu konuda teorilerini yayımlamıştı.
İşte bu ilk teori sonucunda günümüze kadar birçok çalışmalar yapıldı. Halen de bu çalışmalar devam ediyor.