Saat ve Takvim
Saat
Saat kelimesi hem 60 dakikalık zaman dilimine verilen isim, hem de zamanı ölçmeye yarayan aygıttır.
24 saat esaslı saatler en az 15. yüzyıldan bu yana kullanılagelmiştir. Saatlerin zaman göstermek dışında da işlevleri bulunmaktadır. Bir aracı zamana göre ayarlamak bunlardan birisi olarak gösterilebilir. Böyle bir kullanılışın örneği bombalarda ve fırınlarda görülebilir.
Günümüzde saatler dijital (sayısal) veya analog göstergeli olarak bulunabilir. saati ilk bulan ülke ‘mısır’ olduğu biliniyor.
Saat tipleri
Atom Saati
Elektronik saat
Su saati
Kum saati
Güneş saati
Sarkaçlı saat
Zemberekli saat
Kronometre
Atom Saati
Çip boyutlu atom saati, atomların rezonans frekanslarını sayarak zamanı ölçen bir saat çeşididir. İlk atom saatleri, sayım ekipmaları eklenmiş MASER’lerdi. Bugünün en iyi atom saatleri, soğuk atomlar ve atomik çeşmelerle çalışan, ileri fizik ürünü aletlerdir. Ulusal standartlar enstitüleri, kullanılan MASER’lerin hata payı olan günlük 10-9 saniyelik sapmayla çalışan saatler kullanırlar. Atom saatleri devamlı ve istikrarlı bir zaman ölçümü standardı olan Uluslararası Atomik Zamanı (International Atomic Time ,TAI) oluştururlar. Diğer ölçümler için, TAI’den elde edilen ancak gece ve gündüün geçişiyle senkronize edilen Koordine Evrensel Zaman (Coordinated Universal Time, UTC) kullanılır.
İlk atom saati 1949’da ABD Ulusal Standartlar Bürosu’nda (U.S. National Bureau of Standards, NBS) yapıldı. İlk isabetli atom saatiyse, sezyum-133 atomunun rezonansı ölçümüyle 1955 yılında İngiltere Ulusal Fizik Labaratuvarı’nda Louis Essen tarafından yapıldı.
Ağustus 2004’te NIST bilimadamları, bilgisayar çipi ölçeğinde ilk atom saatini tanıttılar.
Modern radyo saatleri atom saatlerini referans alırlar, ancak radyo saatleri ikincil ekipmanlar oldukalrı için atom saatlerindeki kesinlikten yoksundurlar. Bu yüzden yüksek kesinlik gerektiren bilimsel uygulamalarda kullanılmazlar.
Saat Dilimleri Nedir?
Saat Dilimleri herbiri 15 derecelik, Greenwich, İngiltere’den başlayan, insaların saatin bulundukları bölgede ve dünyanın başka bir bölgesinde kaç olduğunu öğrenmelerine yardım etmek için oluşturulan coğrafi yer küre dilimleridir.
Bugünlerde coğrafi olmaktan çok politik bölümlerdir. Çünkü bazı insanlar çok uzak olmayan bölgelerle aynı saate sahip olmaya ihtiyaç duymaktadırlar. Bunun yanında enerji koruma sebeplerinden dolayı, bugün, ayrıca bir Saat Dilimi çeşitlemesi olan Günışığından Yararlanma Zamanı vardır.
Saat Dilimleri genellikle hükümetler veya bazı astronomi enstitüleri tarafından belirlenirler ve 3 veya 4 harfle gösterilirler. Örnekler için bakınız Saat Dilimi Örnekleri
Yeryüzünün herhangi bir yerinde saatin kaç olduğunu öğrenmek için timezoneconverter.com adresini kullanınız.
Mekanik Saat’in Tarihi
Ve işte ortaçağ sonlarının üçüncü büyük icadı!
Seine kıyısında Adliye Sarayının kare kulesindeki saati bütün Parisliler tanırlar. Birçok kereler (son olarak 1849’da) onarılan bu saat, Fransa’da imal edilen saatlerin ilk örneğidir. X. yüzyıla kadar zamanı bilmenin en pratik yolu, su saatiydi. Suyun sürekli akıtılması esasına dayanan bu araç, zamanla süs kaygısıyla yerleştirilen birtakım mekanizmalarla karmaşık bir hal almıştı. Bunun en tipik örneğinin, 807 yılında Harun Resifin Charlemagne’a (Şarlman) armağan ettiği “saat” olduğu kesindir. Sürekli akan suyun belirli düzeylere gelmesi sonucunda her saat başı bir kapakçık açılmakta ve oradan dökülen bilyeler bir zilin üstüne düşmekteydi. On iki tane olan bu kapacıkların açılıp kapanmalarını birtakım zemberek ve yaylarla hareket edebilen “otomat”lar sağlamaktaydı.
Su saatinde, millerin ve otomotların suyu sürüklediğini gören biri, bunları sudan başka bir şeyi -sözgelişi antik kum saatlerindeki gibi kumu ya da sicime bağlı bir çakıl parçasını- itemez mi diye kendi kendine sordu. Bu fikir, ancak XIII. yüzyılda, Arşimet’ten beri iyice unutulmuş dişli çarkların ve tokmaklı zillerin kullanılmaya başlanmasından sonra uygulanmaya konulabildi.
İtici ağırlıkların düşmesini düzenlemek ve ölçülü hale sokmak için “karşılaşma çarkı” kullanılıyordu. O dönemde henüz sarkaç yoktu; bunu daha sonra, XVII. yüzyılda Huygens bulmuştur.
Bu makinelerden, daha doğrusu bu en ilkel saatlerden bize kadar gelenlerin en eskileri şunlardır: 1324’ten önce imal edilen Beauvais’deki saat ve 1348’den kalma Douvre’daki saat… Birincisinin ne kadranı vardı ne akrebi ne de yelkovanı; yalnız her saat başı çalardı. Kadranlı saatler, XIV. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıktı. 1370’de Heinrich von Vic adlı Alman’ın imal ettiği Paris Adliye Sarayındaki saat, daha ilkel başka bir saatin yerine konmuştu. Yalnızca akrebi olan bu saatin, hem durmadan onarılması, hem de kurulması için birinin sürekli yanında beklemesi gerekiyordu. Bu tür saatlerin günde yarım saat geri kalmaları kutlanmaya değer bir başarı sayılıyordu.
Saatin kaç olduğu, ortaçağda kimsenin aldırış etmediği bir şeydi. Komşu manastırın saatleri günü yeterince bölümlüyordu. Manastırdakilere gelince, tören saatleri, gündüzleri ya güneş kadranı, ya su ya da kum saatiyle ve geceleri de yıldızlara göre ayarlanıyordu.
Artık mekanik saatçilik, yani itici ağırlıkların kullanılması gelişiyor ve eski yöntemlerin yerini alıyordu. Saatler değişik perdeli çan sistemleri ve hareketli sahnelen temsil eden süslemeleriyle anıtsal sanat eserleri halini aldı. 1352-1354’te inşa edilen Strasbourg katedralinin saatinde bir kadran, dişli çark sistemi ve saatte bir gelip Hazreti Meryem heykelinin önünde secde eden ayin alayı heykelcikleri vardı. Frankfurt ve Lund’un dev saatleri da aynı çağın eserleridir. Olağanüstü bir ustalık isteyen bu zanaatın merkezi, Nurenberg’di ve ilk özel saatler XIII. yüzyılın sonlarında burada imal edildi. O zamanın saatleri ancak önemli kişilerin sahip olabilecekleri pahalı şeylerdi. Ne var ki, çok geçmeden itici ağırlıkların yerini zembereğin almasıyla saatler hantallıktan kurtulup taşınabilir hale geldiler; böylece daha geniş halk yığınları saat kullanma imkânına kavuştu.
Şimdi mekanik saatin icadının uygarlık üzerinde yaptığı paha biçilmez etkilerden söz edelim: Gelişmekte olan sanayinin “yaklaşık” saate ‘tahammülü’ yoktu. Dakik çalışmak verimliliği her bakımdan artırıyordu. Ayrıca, kutsal hareketlerin dakikliği ancak o zaman daha iyi kavranabilirdi, Bu anlayış insanları, tabiat olaylarının belirli ve şaşmaz nedenlere bağlı oldukları düşüncesine götürdü. “Determinist” (gerekirci) akım, yani tabiat yasalarını matematik güçlerin yönettiği kanısı, başka bir deyişle bilimin temeli, bu gözleme dayanır.
Takvim nedir?
Zamanı, yıllara aylara, günlere ayırma yöntemi. Tarihte olup bitenleri, çeşitli tarih olaylarını belli bir zaman ölçüsü içinde ele alarak anlatmak, bunları belli bir zaman ölçüsünün meydana getirilmesi fikri, tarihin en önemli konularından biri olmuştur. İlkel zamanlarda her toplum, kendi toplumu içinde önemi büyük olan bir şeyi tarih için bir ölçü olarak almış takviminin başlangıcını devamını, bu ölçü içinde devam ettirmiştir. Bu düşünceler ve hareketler içinde, zamanı çeşitli şekillerde değerlendiren, pek çok takvimler meydana gelmiştir .
Zamanla, bu değişik ve karışık sistemler, yerini bir iki takvim sistemine terk etmiştir. Bugün, kullanılmakta olan önemli takvimlerden biri, Müslümanların, Peygamber Muhammedin, Medine ye hicretini başlangıç olarak alan Hicrî Takvim ile, başlangıcı, İsanın doğumu olarak kabul edilen Milâdi Takvim dir.
Gregoryen takvimi
Gregoryen takvimi, Miladi takvim’in yanlış olduğunu düşündüğü yerlerini düzeltmek için Papa Gregorie tarafından yaptırılan takvimdir. 1582 yılında kabul edilimiştir.
Jülien takvimine 10 gün ilave edilmiştir; 5 Ekim günü, 15 ekim olarak kabul edilmiştir. O gün Cumadır ve bu değişmemiştir. Güneş sistemi, takvimler içinde yanlışı en az olan takvimdir. Bir senede 24 saniye hata oluşur yani takvim hesaplamasında 1 günlük hatanın ortaya çıkması için 3600 yıl geçmesi gerekir. Jülien ve Gregoryen takvimlerini birbirine çevirmek için 13 gün ilave etmek ya da çıkarmak gerekir.
Yılın ilk ayı artık mart değil ocak olarak kabul edildi. Şubat ayına ait 28 gün usulu devam ettirildi. 23 Haziran 2001 tarihinde Papa II. Jean Paul, Ortodokslardan ‘uzak ve yakın geçmişte işlenen hatalar’ için özür diledi.
Miladi takvim
Miladi takvim, Türkiye’de 1926 yılında kullanıma giren Gregoryen takvimine verilen isim. Hz. İsa’nın doğumunu (Milad) başlangıç olarak aldığı için bu adla anılır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, önce Hicri takvim, sonra da 1 Mart’ı yılbaşı kabul eden mali takvim kullanılmıştı. Cumhuriyet’in ilanından sonra, mali 26 Kânunıevvel 1341’de (26 Aralık 1925) kabul edilen “Takvimde Tarih Mebdeinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun” ve “Günün Yirmidört Saate Taksimi Hakkında Kanun” adlı iki ayrı yasayla 1 Ocak 1926’dan başlayarak Gregoryen takvim benimsendi. Yılbaşını 1 Ocak olarak alan bu takvimin yanı sıra günü 12 saat gündüz ve 12 saat gece dilimlerine ayıran saat sistemi yerine 24 saatlik gün kabul edildi.
Jülyen takvimi
Jülyen takvimi, Jül Sezar tarafından M.Ö. 46 yılında kabul edilen ve batı dünyasında 16. yüzyıla kadar kullanılan takvimdir. Artık yıl hesaplamasındaki ufak bir fark sonucu yaklaşık her 128 yılda bir günlük bir kayma oluşturduğu için, yerini Gregoryen takvimi almıştır.
Jül Sezar, takvimdeki karışıklıkları çözmesi için Mısırlı astronomi bilgini Sosigenes’e emir verir. O zamanlarda 1 yılın 365 gün 6 saat sürdüğü biliniyor. Sosigenes de çözüyor: Her yıl 365 gün çekecek. Her yıldan 6 saat artacak, artan saatler 4 yılda bir takvime eklenecek o yıl 365 + 24 saat = 366 gün olacak. 366 gün 12 eşit parçaya bölünmediği için 6 ay 30 gün, diğer 6 ay 31 gün çekecek. Peki 365 gün çeken yıllarda aylara göre dağılım nasıl olacak ? Sezar emir veriyor : 365 gün çeken yıllarda en son aydan 1 gün düşülsün.
O zamanlar yılbaşı mart ayında, yani şubat yılın son ayı. (september=7, october=8, november=9, december=10 da buradan geliyor) böylece şubat ayı, 4 yılda bir 30 gün, diğer yıllarda 29 gün olmuş.
Sezar, bununla da yetinmeyip aylardan birine kendi ismini vermiş: Julius, yani july (temmuz). Sonradan imparator olan Augustus, Sezar’dan aşağı kalmamış ve sonraki aya kendi ismini vermiş: august (ağustos). Ancak Julius Sezar’in ayı 31 günken Augustus’un ayı 30 gün olur mu ? o da emir vermiş : yılın son ayından 1 gün daha alın, benim ayımı da 31 gün yapın. Şubat’tan 1 gün daha alınmış ve ağustos’a eklenmiş, şubat ayı, 4 yılda bir 29 gün, diğer yıllarda 28 gün, Sezar’in ayı temmuz ve augustus’un ayı ağustos da peş peşe 31 gün çeker.
Rumi Takvim
Tarih boyunca insanlar toplumsal ve ekonomik işlerin düzenlenmesi için sanal zaman birimlerini saat, gün, hafta, ay, mevsim, yıl başlangıç ve bitiş tarihlerini belirlediler, takvim şeklinde bunları tespit edip uyguladılar.
Zamanın belirlenmesinde güneş, dünya ve ay hareketleri esas alındı.
Tanzimata kadar Hicri takvim kullanılırken, Tanzimatta yılbaşı Mart ayına alınarak Rumi takvime geçildi. Takvimler arasında zaman farkı vardı. Hicri ile Miladi takvim arasında 11, Rumi ile Miladi arasında 13 gün fark vardı. Cumhuriyette Miladi takvime 26 Aralık 1925’de geçildi. 1 Martta başlayan Mali takvim uygulaması ise 1983’e kadar devam etti.
2006 miladi yılında, Hicri yıl 1427, Rumi yıl 1422’yi göstermektedir. Takvimlerdeki eksik yılları ilk düzelten Sezar’dır. Sezar peş peşe gelen 4 yılın ilk üçünü 365, sonuncu yılı 366 yaptı. İÖ 45 yılını 85 gün artırdı, bu takvim Jülyen takvimi olarak 1600 yıl kullanıldı. 13. Gregorius 1582’de 4 Ekimden 15 Ekime atlatarak yılı 10 gün kısalttı, artıkyılları kaldırdı, peş peşe gelen 4 yüzyılın üçünün normal ve 400 tam bölünen yüzyıl başlarının artıkyıl olacağını kararlaştırdı. Bu Gregoryen takvimine göre 1700, 1800, 1900 normal, 2000 artıkyıl oldu. 1 Ocak yılbaşı olarak tespit edildi. Evrensel, uluslararası ortak takvim Gregoryen takvimidir, İslam dünyasının bir bölümünde Hicri takvim kullanılmaktadır.
Rumi takvim, mali takvimdir. Bu, Jülyen takvimine göredir. Tanzimatta resmi olarak Rumi takvime geçildi. Yılbaşı Mart idi. 1870’e kadar Hicri takvimin de kullanılması ikiliğe yol açmıştı.
Hicri Takvim
Hicri Takvim Hz. Muhammed (sav)’in Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir. Hicri Takvim; Hicri Şemsi ve Hicri Kameri Takvim olmak üzere ikiye ayrılır:
Hz. Peygamber, Safer ayının 27.günü Hz. Ebubekir ile birlikte Medine’ye hicret etmek üzere Mekke’den ayrılmış, 4 gece Sevr Mağarası’nda kalmış. 1 Rebiülevvel Pazartesi günü Sevr Mağarasından Medine’ye doğru yola çıkmışlardır. 8 Rebiülevvel / 20 Eylül 622 Pazartesi günü Kuba köyüne gelmiş. Burada Kuba Mescidi’ni inşa etmiş ve 12 Rebiülevvel Cuma günü Medine’ye doğru hareket etmişlerdir.
Hicri Şemsi Takvim
Hicrî Şemsi Takvime Türkiye’de Rumî Takvim de denir. Hz. Peygamberin Kabe’ye geliş günü olan miladi 20 Eylül 622 tarihini, Hicri sene başlangıcı olarak kabul eden, Arapça’da güneş anlamına gelen Şems kelimesinden de anlaşılacağı üzere, dünyanın güneş etrafındaki dolanımını esas alan bir takvimdir.
Rumi takvim Osmanlı devletinde miladî tarihiyle 13 Mart 1840 tarihinde kabul edilmiş ve o gün karşılığı olarak Rumî takvimde 1 Mart 1256 günü olarak saptanmıştır. Rumî takvim miladî takvim gibi bir güneş yılını esas aldığı için, Rumî takvim Hicrî (Kameri=ay) takviminden farklı olarak miladi yılın sabit olarak 13 gün geride takip etmiştir. Rumî yılbaşı olarak 1 Mart günü kabul edilmiştir.
8 Şubat 1332 R. tarihinde alınan bir kararla, Julyen Takvim esaslı Rumî takvim yürürlükten kaldırılarak, yerine Gregoryen tavimi esaslı Rumî takvimi düzenine geçilmiştir. Gregoryen takviminde yılbaşı 1 Mart yerine 1 Kanunisanî (Ocak) olup, gün sayısı da 13 gün ileridedir. Alınan karar uyarınca 15 Şubat 1332 tarihinden sonra 1 Mart 1333 günü ilan edilerek, aradaki 13 günlük fark ortadan kaldırılmış oldu. 1333 yılı teknik olarak sadece 10 ay sürdü ve 31 Kanunievvel (Aralık) 1333 tarihinde sona erdi. Bu günü takip eden 1 Kanunisani (Ocak) günü 1334 yılının ilk günüydü.
Bunun için hesaplamalarda, 1334 Rumî yılından önceki tarihlerde Miladî yıla çevirim yapmak için gün sayısına 13 gün ilave edilmeli ve ilave edilen gün sayısı ile birlikte Ocak ya da Şubat aylarına tekabül ettiyse, yıl sayısında 585, diğer aylar içinse 584 yıl eklenecektir. 1334 Rumî yılı ve daha sonraki tarihler için sadece 584 sene ilave etmek yeterlidir. Gün sayısında değişiklik yapmaya gerek yoktur.
İran İslam Devleti’nde hala bir Hicri Şemsi takvimi kullanılmaktadır. Ülkenin gündemleri bu takvime göre düzenlenir ve resmî evraklarda bu takvim kullanılır.
Hicri Kameri Takvim
Hz. Ömer zamanında Hicretin 17. yılında alınan bir kararla Hicretin olduğu sene Hicri Takvimin 1. yılı ve o yılın Muharrem ayı da Hicri Kameri takvimin yılbaşısı kabul edilmek suretiyle, o yıl 1 Muharrem’in rastladığı 16 Temmuz 622 tarihi de Hicri Kameri Takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Uygulamada Hicri Takvim olarak bu bilinmektedir.
Hicri Takvimde Ay Adları
Muharrem
Safer
Rebiülevvel
Rebiülahir
Cemaziyelevvel
Cemaziyelahir
Recep
Şaban
Ramazan
Şevval
Zilkade
Zilhicce
Gün adları: Pazardan başlayarak ahad, isneyn, sülasa, Erbia, hamis, cuma, sebt.
Artık Yıl
Hicri takvimlerde de miladi takvim gibi artık yıllar mevcuttur. 30 yılda yaklaşık 11 günlük bir gerileme yapmaktadır. Bu gerilemeyi düzeltmek için 30 yıllık dönemde 2, 5, 7, 10, 13, 15, 18, 21, 24, 26 ve 29 yılları 355 gün, diğer yıllar ise 354 gün çekmektedir.
Türkiye’de yılbaşı ayının Ocak oluşu 1925, 1 Ocak’ın yılbaşı tatili olması da 1935 tarihindedir.
Kameri Sene
Ayın eşekler tarafında dönüşü ile 150150 yıl sonra ay eşek etrafında döner
Hicri yıl miladi yıldan ( 365.2422 – 354.367 =) 10.8752 gün daha kısa olduğundan aylar da bazen 29. bazen de 30 gün çekmektedir. HİCRİ TAKVİMİ MİLADİYE ÇEVİRME Milâdi yıl = (hicrî yıl x 32/33) + 622 formülü ile bulunur. Mesela: 1000 yılının % 3ü 30 eder, geriye 970 kalır. Bu sayıya 622 eklenince karşılığı olarak milâdî 1592 yılı bulunur. Milâdî yılın hicrî yıl karşılığını bulmak için de şu formül kullanılır: Hicri yıl = (milâdî yıl-622) x 33/32, meselâ; (1453-622) x 33/32 = 857