Genel

Dördüncü İmam, Zeynelabidin (A.S)

Dördüncü İmam, Zeynelabidin (A.S)

İmam Zeynelabidin (a.s), hicretin otuz sekizinci yılında dünyaya gelmiştir. Emirü’l-Müminin Ali’nin (a.s) iki yaşındaydı. Annesi, Nuşirevan soyundan gelen Şehribanu-dur. O hazretin yüce ismi “Ali”dir. İmam Zeynelabidin, kendisinden sonra gelen Ehlibeyt İmamları’nın babasıdır.

Dünyadaki bütün musibet ve üzüntüleri ve Ademoğullarının tüm acı ve kederlerini bir yere toplayacak olursak bunların yüce peygamberlerin (Allah’ın selâmı onların üzerine olsun) çektikleri acı ve musibetlere ulaşmadığını görürüz. Bütün peygamberlerin (Allah’ın selâmı onların üzerine olsun) çektikleri eziyet ve zulümlere bakacak olursak onların da On İki Ehlibeyt İmamları’nın çektikleri acı ve üzüntülere ve karşılaştıkları musibet ve belalara ulaşmadığını görürüz. Ve sadece İmam Zeynelabidin’in hayatında gördüğü acı ve kederler ile bütün Ehlibeyt İmamları’nın gördükleri hakaret, cefâ ve eziyetleri bir arada düşünecek olursak İmam Zeynelabidin’in çektiği acı ve musibetler kadar olmadığını görürüz. İmam Zeynelabidin iki yaşındayken Resulullah’ın (s.a.a) Ehlibeyti musibete uğramıştır: Emirü’l-Müminin Ali’nin şehadeti. İmam Hasan’ın musibeti, Kerbela kıyameti, Şam esareti, düşmanların hakareti; bütün bunlar İmam Zeynelabidin’in hayatında vuku bulmuştur.

İmam’ın (a.s) özel ashabından birisi şöyle rivayet etmektedir:

“Bir gün İmam’ın (a.s) ağlayışına canım yandı. Ey Resulullah’ın oğlu! Bir süre susun da rahatlayasınız, dedim. İmam (a.s) bana: Hz. Yakub’un kaç oğlu vardı? diye sordu. Ben, on iki oğlu vardı, dedim. İmam, ‘Onlardan kaçı ölmüştü?’ buyurdu. Birisinin öldüğü zannediliyordu, dedim. Bunun üzerine İmam (a.s) şöyle buyurdu:”

“Hz. Yakub on iki oğlundan sadece birisinin öldüğü değil, kaybolduğu sanısı üzerine gözleri tutuluncaya kadar ağladığına göre ben nasıl susabilirim ki? Oysa bir sabah on sekiz azizimi öldürüp başlarını keserek çıplak bedenlerini kum ve topraklar üzerinde bıraktılar!…”

Allâme Dimyeri bu rivayeti “Hayatu’l-Heyevan” adlı kitabında kaydettikten sonra şöyle rivayet etmektedir:

“Bir gün İmam Zeynelabidin (a.s) şık bir elbise giymiş ve iyi bir merkebin üzerinde ihtişamla Medine pazarından geçiyordu. Şamlı bir adam o hazretin şık giyimine bakarak ismini sordu. Hazretin kim olduğunu öğrenince, karşısına dikilip çirkin sözler söylemeye ve küfretmeye başladı. Zamanın imamı bu çirkin davranışa karşı Şamlı adama, ‘Senin burada garip olduğunu görüyorum.’ buyurdu. Şamlı, evet cevabını verdi. İmam (a.s), ‘Öyleyse bize gel; yemeğe ihtiyacın olsa yersin, elbiseye ihtiyacın varsa giyersin, ata ihtiyacın olursa binersin.’ buyurdu. Bu cevap karşısında Şamlı adam bayılıp yere yıkıldı.”

Ebu Nuaym Hafız ise “Hilyetu’l-Evliya” adlı kitabında şöyle naklediyor:

“İmam Zeynelabidin’in özel ashabından olan Zührî diyor ki: Abdulmelik b. Mervan bir gün İmam’ı (a.s) zincirlerle bağlı bir vaziyette Şam’a çağırttı… Ben İmam’ın (a.s) huzuruna giderek, ‘Keşke senin yerine beni bağlasaydılar.’ dedim. İmam (a.s), ‘Ey Zühri! Ben istersem bu bağlardan kurtulurum.’ buyurdu ve o anda ellerini ve ayaklarını zincirlerden çıkardı ve bir müddet sonra zalimlerin gözerinden kayboldu.”

İmam Zeynelabidin’in burada zikredemeyeceğimiz yüz binlerce benzeri kerametleri vardır.

İmam Zeynelabidin (a.s) Medine-i Münevvere’de, hicretin doksan beşinci yılında, elli yedi yaşında şehit olmuştur. Mübarek türbesi Bakî mezarlığında amcası İmam Hasan’ın (a.s) türbesinin yanındadır. İmam Muhammed Bâkır’la İmam Cafer Sadık’ın (a.s) mübarek mezarları da oradadır. Yüce İmamların mezarlarını kuşatan bu türbe, ne de güzel ve yüce bir türbedir!

İmam Zeynelabidin’in (a.s) on biri erkek ve dokuzu kız olan yirmi çocuğu vardı. İmamet soyu, büyük oğlu İmam Muhammed Bâkır (a.s) vasıtasıyla devam etmiştir. Allah şeref ve yüceliğini artırsın.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı