Genel

Engelleri Aşma, Kafesleri Kırma

Engelleri Aşma, Kafesleri Kırma
Aşk ve sevgi, türleri ve de sevilenin özellikleri göz önünde bulundurulmaksızın insanı özlük ve öz perestlikten kurtarır. Bencillik (öz perestlik) kısıtlılıktır, bireyin kendi etrafına duvar örmesi, kafese girmesidir. Birine aşık olup sevmek, bu duvarı yıkar, bu kafesi parçalar. İnsan kendisini aşamadığı sürece zayıf ve korkaktır, cimri ve kıskançtır, başkalarının kötülüğünü isteyen bir bedhahtır, sabırsızdır, bencil ve mağrurdur, ruhu parlak ve çekici değildir, neşe ve canlılığı yoktur, heyecansızdır, hep sessiz ve soğuktur; ama kendisini aşar aşmaz, kendi beninin duvarlarını kaldırır kaldırmaz bütün bu çirkin vasıfları kendinden uzaklaştırır:

Kim aşık olup vurulduysa
Hırs ve kusurdan tamamen kurtuldu

Burada “ortadan kalkması” gereken bencillik; bireyin kendisinde, yaratılışında varolan bir vasfından vazgeçmesi gerektiği şeklinde anlaşılmamalıdır. Daha açık bir deyişle: İnsanın bencillikten kurtulması demek, kendi varlığına duyduğu ilgiyi bir kenara bırakması demek değildir. İnsanın kendisinden hoşlanmamaya çalışması istenemez, bunun hiçbir anlamı yoktur. İnsanoğlunda yaratılıştan var olan “kendisini düşünme ve kendisini sevme” duygu ve hasleti yanlışlıkla onun yaratılışına yerleştirilmiş değildir ki ondan geri alınma gereği duyulsun. Şunu bilmek gerekir ki insanoğlunun düzelmesi ve ıslah olup kemale ermesi demek; onun yaratılışında birtakım gereksiz fazlalıklar bulunduğu, binaenaleyh bu zararlı fazlalıkları atıp onlardan kurtulması demek değildir. Daha açık bir deyişle: İnsanoğlunun ıslahı ve kemali onda var olan bazı şeyleri alıp onu eksiltmek değildir; bilakis, ona eklemek, artırmak ve böylece onu “tamamlamak”tır. Yaratılış düzeninin insanı vazifeli kıldığı şey, yine yaratılış sistemi doğrultusunda ve yaratılış nizamının ilke ve prensiplerine uygun bir çizgidedir. Yani artma ve tekamül söz konusudur, azalma ve eksilme değil.

Bencillikle mücadele demek, bireyin kendisini kendisiyle kısıtlamasına karşı mücadele etmesi demektir. Yani bireyin “ben”i daralmamalı, genişlemelidir, çapı büyümeli, geniş bir yelpazeye yayılmalıdır. Birey kendi çevresine ördüğü bu duvarı aşmalı, kaldırmalıdır; kendi şahsını ilgilendirmeyen her şeyi dışlama ve kendisinden başka her unsuru yabancı görme hatasına düşmemelidir. Bireyin kişiliği; diğer bütün insanları, hatta bütün varlık alemini kucaklayıp onlarla bütünleşecek kadar genişlemeli, büyümelidir. Buna binaen bencillikle mücadele demek, bireyin dünyasını sırf kendi “ben”iyle sınırlamasına karşı mücadele etmek demektir. Çünkü bencillik, düşünce ve eğilimlerin kısıtlanmasından başka bir şey değildir. Aşk ve sevgi ise, insanı kendisinden başkasına yöneltir, kendisini aşmasını sağlar, dünyasını değiştiriverir. İşte bu nedenledir ki sevgi ve aşk, doğru şekilde yönlendirildiği taktirde ahlak ve eğitim açısından fevkalade büyük bir etken ve motorize güçtür.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu