Genel

İmam Humeynî(ra)’nin Kıyamî Mesajlarından Nuranî ve İlâhî Huzmeler

İMAM HUMEYNÎ (RA)’NİN KIYAMÎ MESAJLARINDAN NURANÎ VE İLÂHÎ HUZMELER

“…Pehlevi Rejimi, Moğollardan Daha Kan Dökücüdür”

“..Bunlar İslam’ın, imanın ve de Şia’nın savunucusu olduklarını iddia ederek…/… ilim yuvalarına saldırıp, 16-17 yaşındaki delikanlıları öldürüyor, kütüphaneleri yağmalayıp alimlere ihanet ediyorlar. Namûsa sövüyor, zindana atıyor, baskı yapıyor, öldürüyor, vuruyor, zulmediyor; bir de kalkıp nutuk atarak müslüman olduklarını, Şiî olduklarını ve de keramet elde etmeye çalıştıklarını açıklıyorlar. Hiç olmazsa onlar (Moğollar), Şiî olduklarını söylemiyorlardı; bizimle açıkça düşman olduklarından, saldırıda bulunarak ülkemize girdiler. Bunlar ise, dostluk (?) haliyle, dostluk iddiasıyla, Şiîlik iddiasıyla bu işleri (zulümleri) yapmışlar ve yapıyorlar…”/…

“Olayın Aslı İslam’la Mücâdeledir”

“Bu kültürsüz-haysiyetsiz devletin (sistemin), başa geçtikten beri, ilk hedef olarak İslam’ı seçtiklerini gördük. Topluma; İslam’ın ve Kur’an-ı Kerim’in değiştirildiğini farkettirmeden, gazetelerde kadınlara da ‘seçimlere katılma hakkı verildiğini’ tiksindirici bir şekilde yazdılar. [Tağutî şahlık, kadın hakları adı altında fısk-ı fücur ve fesad kapılarını ardına kadar açmayı amaçlıyordu. Ki; kadınların askere alınma planları da bunun isbatıdır. İşte; Merhum İmam buna dikkat çekmektedir. Yoksa, günümüzde İran İslam Cumhuriyeti ‘nde kadınların seçime katıldıkları ve milletvekili seçilebildikleri bilinmektedir. (H.H.)]Bu yüzden, ilk önce biz, burada bunu farkettik ve toplanarak, hep birlikte bu konunun halledilmesi için, tüm dikkatlerimizi bu konunun üzerinde odaklaştırarak, bu işin iç yüzünü araştırdığımızda, işin hiç de böyle olmadığını, sorunun kadın sorunu olmadığını anladık; bu, sadece küçük bir iş!… Asıl meselenin iç yüzünü araştırdığımızda, İslam ile mücadele olduğu göze çarpmaktadır…/…

…Gazetelerde, açıkça kadınların da askere alınması konusundaki hazırlanan taslağın düzenlenmekte olduğunu yazdılar. Fakat, milletin rahatsız olduğunu görünce, kendileri de bu rezilce işten vazgeçerek yalanladılar; bunun için de gülünç ve çocukça sahte belgeler çıkardılar…”[1]

“Sükût, Müslümanların İsrail Uşaklarının Pis Çizmeleri Altında Ezilmesine Sebeptir!…”

“Yazıklar olsun bu memlekete!..Yazıklar olsun, bu heyet-i hakimeye… Yazıklar olsun, bizlere!.. Yazıklar olsun, (bu zulme) sessiz kalan ulemaya!.. Yazıklar olsun, sessiz kalan Necef e, sessiz kalan Kum’a, sessiz kalan Tahran’a, sessiz kalan Meşhed’e!!!… Bu ölüm sessizliği yüzünden memleketimiz, namuslarımız, bu Bahaîlerin eliyle İsrail çizmesi altında çiğnenmektedir…”

“Bize, bu ulemaya ve müslümanlara yazıklar olsun!… Ey alimler! Sessiz kalmayın! Şimdi, Şeyh (ra)’in[2] zamanı olduğunu söylemeyiniz! Vallahi, Şeyh de bugün yaşamış olsaydı, onun da yapacağı iş, buydu!”

Bugün (bu zulme), sessiz kalmak, câbir (zalim) düzenle birlikte olmak demektir…/… (Bu zulüm karşısında) konuşmayalım da ne yapalım?.. Feryad etmeyelim mi?.. Evimizi yıkmalarına karşı, Ahh!.. dahi demeyelim mi?..”


[1] Bakınız; Sahife-i Nur: 1/8-10;…

[2] Burada kasd edilen Şeyh, ünlü ve sika muhaddis olan Şeyh Ensarî olsa gerek…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu