Siyasî İnkılabın Gerekliliği
Siyasî İnkılabın Gerekliliği
“… Şeriat ve akıl, hükümet biçimlerinin bu gibi İslam’a aykırı veya İslam dışı görünümlerle sürdürülmesine imkân vermememizi emreder. Bu hususun delilleri açıktır: İslam dışı bir siyasî nizamın yürürlükte olması, ‘İslam siyasî nizamı’nın icrâ edilmeksizin bırakılması anlamına gelir. Yine şu delil de ileri sürülebilir: İslam-dışı siyasî nizamlar, şirk-amiz nizamlardır. Çünkü, hakimi tağuttur. Biz ise, şirkin etkilerini müslümanların toplumundan ve yaşayışından uzaklaştırmak ödevi altındayız. Şirki ortadan kaldırmakla ödevliyiz. Bir delil de şudur: Mümin ve erdemli kimseler yetiştirmek için,t elverişli toplum şartlarını hazırlama ödevimiz de vardır. Bu şartlar da, değersiz ve liyakatsiz güçlerin ve tağut hakimiyetinin meydana getirdiği şartların tamamen karşıtıdır. Şirke bulaşmış (şirk-amiz) nizamdan doğan şartların kaçınılmaz sonucu, bugün görmekte olduğunuz fesaddır. Bu, işte ortadan kalkması gereken ‘fesad-un fil’arz’dır[1]… Ve fesada sebeb olanlar, eylemlerinin karşılığını görmelidirler…
Bu, Fir’avn’ın güttüğü siyaset ile; Mısır’da meydana getirdiği fesaddır. ‘İnnehü kane min’el-müfsidin!‘[2]. Bu içtimaî ve siyasî şartların içinde, mü’min – takva sahibi ve adil bir insan yaşayamaz; imanını ve sâlih davranışını koruyamaz. Karşısında iki yol vardır: Ya, ister istemez şirke eğilimli ve sâlih olmayan işleri irtikap edecektir, yahut bu gibi işleri yapmamak için ve tağutların emir ve kurallarına teslim olmamak için onlara karşı çıkacak ve bozuk şartları ortadan kaldırmak için savaşacaktır. Elimizde, bozuk ve bozucu şartları ortadan kaldırmak; hain va fasid, zalim ve zorba yöneticileri alaşağı etmekten başka çare yoktur!…”[3]…
“…Bu yıpranmışlık, tükenmişlik ve bitkinliği kendinizden uzaklaştırın, programınızı ve tebliğat yöntemlerinizi tamamlayın; İslam’ın tanıtılmasında ciddiyet ve gayret gösterin, İslamî bir hükümet teşkili için kesin karar verin! Bu yolda ilerlemeye ve öncülük etmeye bakın, hürriyet isteyen ‘savaşçı halkla’ elele verin; İslamî hükümet (İslam devleti) kesinlikle kurulacaktır!.. Kendinize güveniniz olsun!… Sizde bu güç, bu cesaret, bu tedbir var ki, milletin hürriyet ve istiklali için çarpışıyorsunuz; sizler ki, halkı uyandırmayı ve ‘mücadele’ye hazırlamayı başarabilmişsiniz!: Emperyalistlerin ve istibdadın örgütünü titretmeyi biliyorsunuz, günden güne de daha fazla tecrübe kazanıyorsunuz, içtimaî işlerde tedbir ve liyakatinizde artıyor!…
Hakim ve zorba teşkilatı devirmeyi başardığınızda, kesinlikle söylenebilir ki, devlet yönetiminin ve halk kitlelerine ‘önderlik’ etme işinin de üstesinden gelebileceksiniz. Hükümet ve idarenin nasıl olacağına ilişkin plan ve bunun için gerekli kanunlar hazırdır…
…Memnuniyetle görülüyor ki, halk toplulukları da size uymakta, sizinle müttefik davranmaktadır. Elimizde az olan, ‘silahlı güç’tür. Onu da inşaallah elde edeceğiz. ‘Asa-yı Mûsa’ya ve ‘himmet-i Mûsa’ya ihtiyacımız var. Öyle kişiler ortaya çıkmalıdır ki, ‘Mûsa’nın ‘Asa’sını ve Ebu Talib oğlu Ali’nin ‘kılıcını’ kullanabilsinler!…[4]…
“… Siz, insanlığa önder olmalısınız, siz de başkaları gibisiniz, siz de ülkeyi yönetebilirsiniz, başkalarında olup da sizde olmayan ne gibi özellikler var ki?…/… Ye’se kapılmayın! Bunların imkansız şeyler olduğu zannına kapılmayın! Allah biliyor ki, sizin liyakat ve değeriniz, başkalarından az değildir. Değer; (eğer) zulümden ve katillikten, hunharlık ve adam öldürmeden ileri geliyorsa, şüphesiz sizde bu anlamda değer yoktur…’[5]…
[1] Konuyla direkt ve endirekt ilgisi için bakınız; Bakara(2): 256, 257; Nisa(4): 51, 60, 70; Maide(5): 32, 60; Enfal(8): 73; Hûd(ll): 116; Kasas(28): 77; Rum(30): 41; Fecr(89): 11, 12; îlh…
[2] Kasas(28):4;…
[3] İslam Fıkhında Devlet: 41-42;…
[4] İslam Fıkhında Devlet: 170-171;…
[5] İslam Fıkhında Devlet: 173;.. Konu, şu şekilde devam etmektedir:
“… O adam, ben hapishanede iken önüme dikildi. Ve benimle birlikte…/… Ağa-yı Kumî orada idik. Dedi ki: ‘Siyaset; yalancılık-kötülük, vs. vs., kısaca hinoğlu hinlikten ibarettir; bunu, bize bırakın!’ Doğru söylüyordu. Siyaset bunlardan ise, onlara mahsus olur. Siyaseti olan İslam, siyasete sahip olan müslümanlar, kulları siyasetle yöneten Hidayet İmamları, siyasetten, onun söylediğinden başka bir anlamı kasdeder…
O, bizi kandırmak-iğfal etmek istiyordu. Bu konuşmadan sonra gitti ve gazetede şöyle bir bildiri yayımladı: ‘Din adamları ile, siyasete karışmamaları konusunda anlaşma yapıldı!’ dedi. Biz de, serbest bırakıldıktan sonra, camide, minberden onun söylediği bu sözü yalanladık. Dedik ki: ‘…Yalan söylenmektedir. Humeynî veya başkası böyle bir söz söylerse, onu dinî merkezden çıkartırız!’
Bunlar, evvelden beri zihninize siyasetin yalancılık veya benzeri kötü işler anlamında olduğunu işlemeye uğraştılar ki, sizi ülke işlerinden soğutsunlar…/… Becerikli üstadları, bu planları, bu düzenleri hazırlamışlardır. İngiliz Emperyalistleri, üçyüz yıl önceden ‘Şark’ ülkelerine nüfuz etmişlerdir ve her yönüyle bu ülkeleri tanımakta ve haber almaktadırlar. Bu planları hazırlayanlar da onlardır. Sonraları da Amerikan Emperyalistleri ve başkaları İngilizlerin yolunu tuttular, onlarla işbirliği yaptılar ve programın yürütülmesinde ortak oldular…/… (İslam Fıkhında Devlet: 173-174);…