Hücreye ait genel özellikler
Hücre terimi ilk kez 1665’te Robert Hooke tarafından kullanılmıştır. Hooke, basit bir mercekle
incelediği şişe mantarındaki bal peteğini andıran boşluklara “Cellula” isimini vermiştir.
Robert Brown (1831) orkide yaprak hücrelerini incelemiş ve her hücredeki nukleusu keşfetmiştir.
1838 yılında Botanikçi Matthias Schleiden, 1839 yılında Zoolgo Theodor Schwann daha önce
başlatılan araştırmalar doğrultusunda hücre teorisine son şeklini vermişlerdir. Bu teoriye
göre, tüm canlılar hücrelerden oluşurlar ve bağımsız olmalarına karşın birlikte görev yaparlar.
Schwann’dan sonra ise “her hücre başka bir hücre bölünmesinden oluşur” diye düşünülerek
üreme olaylarına yönelinmiştir.
Purkinje (1839) ve Hugo V.Mohl (1846) hücrenin içini dolduran ara maddeye protoplazma adını
vermişlerdir. Strasburger ve arkadaşları ise 1875 yılında nukleus bölünmelerini incelemişler
ve önemli katkılarda bulunmuşlardır.
Günümüzde ise özellikle son on yılda özel teknikler kullanılarak hücrenin moleküler yapısı ile ilgili
araştırmalar yardımıyle hastalığın tanısı yapılmaktadır.
İnsan gövdesi hücreler, hücrelerarası madde ve çeşitli sıvılardan oluşmuştur. Hücreler biraraya
gelerek dokuları, dokular birleşerek organları, organlar ise sistemleri oluşturur. Sistemler
topluluğundan da insan bütünlenir. Böylece herbir hücre, belirli bir sistem içinde özel bir görev
üstlenerek canlıdaki yerini alır.
Hücrelerin yaşama süresince görülen değişiklikler bölünme, farklılaşma, büyüme, gerileme ve
ölüm evresi şeklindedir. İnsan gelişiminin ilk basamağında döllenme ile oluşan zigot yeni bireyi
oluşturacak tüm güce sahiptir. Embriyoner Potens adını verdiğimiz bu güç, zigotun ilk bölünmesi
ile çözülmeye başlar.