Kuyrukluyıldızlar ve Hale-Bopp Kuyrukluyıldızı
Kuyrukluyıldızlar
Astronomlara gore Güneş Sistemi’mizin üyeleri bundan 4.5 milyar yıl önce, birkaç km boyutundaki cisimlerin carpışmaları ve birleşmeleri ile oluşmuştur. Bu küçük cisimlere “gezegenimsiler” adı verilmektedir. Genel olarak kaya ve metalik yapılı gezegenimsiler bugünkü gezegenleri ve Asteroid’leri oluştururken, su, amonyak ve metan buzu gibi bileşikleri içeren gezegenimsiler de bugün “Kuyrukluyıldızlar” olarak bildiğimiz cisimleri olusturmuşlardır.
Büyük ölçüde Jupiter’in çekim etkisi, gezegenimsilerin olusturduğu bu küçük cisimlerin Güneş Sistemi içinde sağa sola dağılmalarına engel olmuştur. Asteroid’ler, bu etki altında, Mars ile Jupiter’in yörüngeleri arasında yer alan bölgede güneş etrafında yörüngelere oturmuşlardır. Kuyrukluyıldızlar ise Güneş Sistemi’nin daha dışlarında yer alan iki bölgede yoğunlaşmışlardır. Bunlardan biri Neptun’un yörungesinin daha dışında yer alan geniş bir kuşaktır ve “Kuiper Kusağı” olarak adlandırılmaktadır. Hubble Uzay Teleskobu ile çekilen son fotoğraflarda bu kuşak içerisinde yer alan kuyrukluyıldızlar görüntülenebilmiştir. Kuyrukluyıldızların asıl kaynağı olarak bilinen ikinci bölge ise Güneş Sistemi’mizi saran ve Güneş’e uzaklığı yaklaşık 50000 AB olan “Oort Bulutu” adlı küresel bir yapıdır. 1950 yılında Hollanda’lı astronom Jan Oort, o zamana kadar gözlenen kuyruklu yıldızların Güneş Sistemi’ne giriş açıları ve yörüngeleri üzerinde yaptığı araştırmalar sonucu, onların Güneş Sistemi’ni saran küresel bir hacimden geldiklerini söylemiştir. Bu nedenle bu küresel hacim Oort’un adı ile anılmaktadır.
Kuyruklu yıldızların kaynağı olan bu bölgelerde oluşan ufak bir tedirginlik etkisi (yakin geçen bir yıldızın çekim etkisi gibi) içinde yer alan cisimlerden birinin hareket yörüngesini değiştirebilmekte ve cismin Güneş Sistemi’nin daha iç bölgelerine doğru hareket etmesine neden olmaktadır. Güneş Sistemi’ne yaklaşan bu cisim bazen Sistem’in gezegenlerinin çekim etkisi altında hareket yönünü değiştirebilmekte, cisim bazen Güneş Sistemi’nin dışına atılırken bazen de gezegenler veya güneş çevresinde yörüngelere oturtulmaktadır. Güneş çevresindeki yörüngeleri çok basık elipsler ve hiperbolik yörüngeler olmaktadır. Bu şekilde Güneş çevresinde yörüngeye oturan kuyruklu yıldızlara periyodik kuyrukluyıldızlar denir. Jupiter’in çevresindeki ince disk ve içinde yer alan irili ufaklı uydular da bu şekilde yakalanmış cisimlerden oluşmuştur. Jupiter’in bu yolla sahip olduğu uydularına “Jupiter Ailesi” adı verilmektedir. Ancak Jupiter bu cisimlere her zaman bu kadar sevecen davranmaz. Bunun açık örneğini Shoemaker-Levy 9 kuyrukluyıldızını önce parçalayıp sonra yutuşundan iyi biliyoruz.
Kuyruklu yıldızlar genel olarak 5-20 km çaplı, su, amonyak ve metan buzu ile toz (silisyum) karışımından oluşmuş kirli kartopu görünümündedirler. Bu ana parçaya “çekirdek” adı verilmektedir. Bu cisim Güneş’e yaklaştıkça, Güneş’in ısı etkisi altında buzları erimeye ve buharlaşmaya başlar. Buharlaşma sonucu serbest kalan toz ve gaz parcacıkları çekirdeğin etrafında yoğun ve parlak bir bulut oluşturur. Bu buluta kuyrukluyıldızın “saç” bolgesi denmektedir. Kuyrukluyıldız Güneş’e daha da yaklaşınca bu sefer Güneş’in ışınım basıncı etkisi sonucu saç bölgesindeki toz ve gaz, çekirdeğin peşi sıra bir kuyruk oluşturur. Bu kuyruk olusum nedeni gereği her zaman Güneş’in aksi yönünde uzanır. Böylece çekirdek Güneş’e yaklaştıkça daha büyük boyutlu bir kuyruk oluşturur ve kuyrukluyıldız çıplak gözle dahi görülebilir hale gelebilir. Bazı kuyruklu yıldızlar yörüngeleri üzerinde Güneş’e en yakın konumdan (enberi noktası) geçerken aşırı ısınma sonucu patlayarak bir kaç parçaya ayrılabilirler. Periyodik kuyrukluyıldızların bazıları bu etki yüzünden bir daha geri dönmemek üzere parçalara ayrılabilirler. Halley kuyrukluyıldızı Güneş’ten uzaklaşırken bu şekilde parçalandığı görülmüştür, dolayısıyla 2062 yılında beklenen geçişini gerçekleştirememe ihtimali vardır.
Gökyüzünün en görkemli cisimleri olan kuyrukluyıldızların ne zaman ortaya çıkacakları ve nerede görünmeye başlayacakları önceden kestirilemez. Bu nedenle onlara Astronomi’de “aniden görulen cisimler” de denmektedir.
Kuyrukluyıldızlar, amatör gokbilimcilerin en cok uğraş verdikleri araştırma alanlarından biridir. Yılda yaklaşık 20-30 kuyrukluyıldız keşfedilmektedir. Bu keşiflerin büyük bir kısmı ise amatör gökbilimciler tarafından yapılmaktadır. Kuyruklu yıldızların Güneş’e yaklaştıkça parlaklıklarının arttığını söylemiştik. Bu nedenle amatör gökbilimciler bir kuyrukluyıldız keşfedebilmek için, sabahları Güneş doğmadan hemen önce Doğu ufkunu veya Güneş battıktan hemen sonra Batı ufkunu dürbünle sistematik bir şekilde tararlar. Taradıkları bölgelerdeki Gökada ve Bulutsu’ların yerlerini ezbere bilmek zorundadırlar, çünkü bunların görünüşleri kuyruklu yıldızlarla hemen hemen aynıdır. Yeni bir kuyrukluyıldız bulan amatör gökbilimci tüm verilerini kontrol ederek Uluslararası Astronomi Birligi’ne bu haberi en kısa sürede duyurur. Kuyrukluyıldızlar Uluslararası Astronomi Birligi’nin (IAU) belirlediği kurallar çercevesinde keşfeden gökbilimcinin ismi ile adlandırılır. Astronomi Almanakları ve el kitapları periyodik kuyrukluyıldızların tekrar görülebileceği tarihleri ve koordinatlarını tablolar halinde vermektedir.
Hale-Bopp Kuyrukluyildizi
Hale-Bopp kuyruklu yıldızı 23 Temmuz 1995 tarihinde Amerikali iki amator gökbilimci Alan Hale ve Thomas Bopp tarafından, birbirlerinden habersiz olarak keşfedildi. Alan Hale amator gökbilimciler arasında en çok kuyrukluyıldız gözleyen kişi olma unvanını taşımaktadır ve bügüne kadar 200 kuyruklu yıldızın gözlemini yapmıştır. Bu amaçla yaptiğı gözlemlerin toplam süresi 400 saati geçmektedir. Alan Hale 22 Temmuz 1995 gecesi New Mexico kentindeki evinin bahcesinde bulunan 40 cm lik aynalı teleskobu ile daha önceden keşfedilmiş iki kuyrukluyıldızın (Clark ve d’Arrest kuyrukluyıldızları) gözlemlerini yapmaya karar vermiş. Gece yarısından hemen önce Clark kuyrukluyıldızının gözlemlerini tamamlamış. d’Arrest kuyruklu yıldızının doğmasına yaklaşık 1.5 saatik bie süre olduğundan, vakit geçirmek amacı ile teleskobunu iki hafta önce gözlediği Sagittarius takım yıldızındaki M70 kuresel kümesine yöneltmiş. Alan Hale iki hafta önceki gözlemine göre burada yeni bir cismin varlığını hemen fark etmiş. Hemen elindeki gök haritalarını kontrol ederek yeni bir cisim bulduğunu anlamış. Yarım saat süre ile gözlem yaparak cismin yıldızlara gore yer değiştirdiğini görmüş ve bu cismin bir kuyrukluyıldız olabileceğine karar vermiş. Elindeki haritaya yerini işaretleyerek koordinatlarını belirlemiş ve parlaklığını tahmin etmiş. Hemen evine giderek bilgisayarı ile Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) Astronomi Telegrafları Merkez Burosu’nun bilgisayarına bağlanmış ve kuyruklu yıldız belirleme programı ile bu koordinatlar civarinda daha önceden keşfedilmiş bir kuyruklu yıldızın olup olmadığını kontrol etmiş. Olmadığını görünce yeni bir kuyrukluyıldız keşfettiğini anlamiş ve sonuçlarını hemen elektronik posta ile Astronomi Telegrafları Merkez Burosu’na bildirmiş. Teleskobunun başına dönerek batana kadar kuyrukluyıldızı gözlemiş. Ertesi gün bilgisayarı ile elektronik postalarını kontrol eden Hale keşfine ilişkin IAU’dan gelen tebrik mesajını ve kendisinden bir kaç saat sonra Arizona’dan Thomas Boop adli bir baska amator gökbilimcinin de bu keşfe ortak olduğunu oğrenmiş.
Thomas Bopp ise aynı gece bir arkadaşı ile birlikte Messier cisimlerini gözlemek üzere Arizona’daki evinden ayrılarak şehır dışında ışıksız bir yere gitmiş. Arkadaşının 45 cm çaplı Dobsonian türü teleskobu ile saat 23:00 civarinda M70 küresel kümesini gözlerken tanımadığı bir cisime rastlamış. Bopp yaptığı kontroller sonucu bu cisimin gök haritalarında da yer almadığını görünce cisimi sürekli olarak gözlemeye başlamış. 1 saatlik gözlem sonucunda cisimin yıldızlara göre yer değiştirdiğini görmüş ve bir kuyrukluyıldız olabileceğinden şuphe etmiş. Saat 24:30 civarinda evine dönmeye karar vermiş ve 150 km uzaklıktakı evine vardığında durumu evindeki detaylı gök haritaları ile tekrar kontrol edip sonuclarını Astronomi Telegrafları Merkez Burosu’na telegrafla bildirmiş. 23 Temmuz sabahı Harvard Gözlemevi astronomlarından Daniel Green kendisini telefonla arayarak bir kuyrukluyıldız keşfine ortak olduğunu bildirmiş. Bopp bu anı hayatindaki en önemli gün olarak niteliyor ve hiç bir zaman unutamayacağını söylüyor.
Hale Bopp kuyruklu yıldızının bu keşif hikayesinden sonra biraz da özelliklerinin neler olduğuna bakalım. Hale-Bopp kuyrukluyıldızı keşfinden bu yana çok sayıda amatör ve profesyonel gökbilimci tarafından incelenmiştir. Bu calışmalar sonucu kuyrukluyıldıza ilişkin bir çok ozellik hesaplanmış durumdadır. Hubble Uzay Teleskobu ile alınan detaylı görüntülerinden çekirdek çapinin 40 km civarında olduğu bulunmuştur. Saç kısmının capı 100,000 km civarındadır. Kuyruğunun uzunluğu ise 1 milyon km ye kadar uzanmaktadır. Kuyrukluyıldızın şu ana kadar gözlenen yörüngesinden elde edilen sonuçlara göre dönemi 2400 yıl civarındadır. Bu yörünge, Güneş sistemi düzlemi ile 89.5o eğim açısına ve 0.99 eksantriste değerine sahip oldukça basık bir elipstir.
Enberi uzaklığı 0.91 AB, enote uzaklığı 359 AB dir. Kuyrukluyıldız, yörüngesi üzerindeki enberi noktasından 1 Nisan 1997 tarihinde geçecektir ve bu sırada Güneş’e uzaklığı 0.91 AB (enberi uzakligi) olacaktır. Bu aynı zamanda kuyruklu yıldızın Güneş’e en yakın konumda bulunacağı ve en parlak görülebileceği andır. Kuyrukluyıldızın en öte noktasına ise 3200 yılında ulaşması beklenmektedir.
Hale-Bopp kuyrukluyıldızı Mart ve Nisan 1997 ayları boyunca Kuzey yarım kuredeki gözlemciler için ideal bir cisim konumunda olacaktır. Bu tarihlerde Güneş battıktan hemen sonra Kuzey-batı ufkunun üstünde yer alacaktır. Aşağıdaki tabloda Mart ayı başından Temmuz ayı başına kadar koordinatları, parlaklıklığı ve hangi takim yıldızda gözlenebileceği yer almaktadır. Mart ayı başında Cygnus takımyıldızında, Mart ortasından
Tarih
Sağaçıklık
Dikaçıklık
Takım Yıldız
Parlaklık
1 Mart 1997
21sa22dk
33o22′
Cygnus
-0.9
14 Mart 1997
23sa03dk
43o01′
Andromeda
-1.4
1 Nisan 1997
01sa48dk
44o29′
Andromeda
-1.7
15 Nisan 1997
03sa32dk
36o32′
Perseus
-1.5
1 Mayis 1997
04sa41dk
25o55′
Taurus
-0.5
15 Mayis 1997
05sa20dk
17o59′
Taurus
0.2
1 Haziran 1997
05sa54dk
10o01′
Orion
1.2
sonuna kadar Andromeda takımyıldızında, Nisan ayı ortalarında Perseus takımyıldızında, Nisan sonundan Mayıs sonuna kadar Taurus takımyıldızında yer alacaktır. Ayrıca 9 Mart 1997 tarihinde Asya’dan (Mogolistan’dan Dogu Sibirya’ya uzanan bir hat boyunca) izlenecek tam Güneş tutulması sırasında gündüz çıplak gözle görmek mümkün olabilecektir. Güneş tutulması sırasında kuyruklu yıldız gözlenmesi aslında pek sık görülen bir olay değildir. Son yuzyıl içinde bu koşullar yalnızca 4 kez oluşabildi (1882, 1893, 1948 ve 1963’de). Bu nedenle Hale-Bopp’un gündüz de görülebilecek olması onemini bir kat daha arttırmaktadır. Dünyadaki bir çok seyahat acentası bu olayı izlemek isteyenleri Asya’ya götürmek üzere özel turlar düzenlemektedir.
Hale-Bopp kuyrukluyıldızı fotoğraf çekmekten hoşlanan tüm gökbilimciler için de ideal bir cisim olma özelliğini taşıyor. Poz süresi isteğe bağlı olarak ayarlanabilen, 35 mm lik bir fotograf makinesi ve üç ayaklı sehpa ile biraz hızlı bir film kullanılarak kuyruklu yıldızın birbirinden güzel resimlerini çekebilmek mümkündür. Değişik objektifler seçerek farklı görüntüler elde edilebilir. Kuyruklu yıldızın kuyruğu ile birlikte gökyüzünde kapladığı alan yaklaşık 10o uzunluğundadır (bu uzunluk pratik olarak yumruğumuzu kolumuz boyunca ileri uzattığımızda, yumruğumuzun genişliği boyunca gökyüzünde kapladığı alan olarak tarif edilebilir). Bu boyutu ile Hale-Bopp, 200 mm lik bir teleobjektif ile 35 mm lik bir film karesini tam olarak doldurur. Boyle bir teleobjektif ile 1000 ASA hızında bir film kullanılacak olursa, 2-5 saniye arasında poz sureleri ile bir kaç karelik denemeler yapmak uygun olacaktır. 50 mm lik standart objektiflerle ise 15-25 saniye aralığında değişen poz süreleri ile bir kaç deneme yapılması uygun olacaktır. Bu objektiflerle gökyüzünün 40o lik bir bölümü film üzerine alınabilmektedir. Buna göre kuyruklu yıldız film karesinin 1/4 lik bir bölümü uzerinde görüntülenecektir.
NGC185
NGC185 eliptik bir galaksi olup (Hodge 1963a; Kent 1987; Price 1985) yapı
bakımından NGC205’e benzemektedir. OB yıldızları, toz bulutları, H I bulutları ve genç
mavi yıldızları içermektedir. Bu benzerliğin önemli noktası iki galaksinin de
Andromeda Galaksisi’ne yaklaşık 100 kpc uzaklıkta olmasıdır. NGC185’in yapısı
normal eliptik galaksiler gibidir. NGC185’te bulunan toplam H I kütlesi yaklaşık
1.5x1M
o
kadardır (Wiklind ve Rydbeck 1986). Renk-parlaklık diyagramından
NGC185’in yıldızlarının çoğunun yaşlı olduğu anlaşılmaktadır.
NGC185’de çok sayıda değişen yıldızı bulunmuştur, bunlardan 151’i RR Lyrae
ve beşi de Cepheid türü değişen yıldızdır (Saha ve Hoessel 1990). RR Lyrae’lerin
dönemleri geniş bir dağılıma sahiptir