Madencilik terimleri sözlüğü 18 (V,Y,Z)
V
VADOS SU, Yagış halinde topraga düşüp, topraga nüfuz eden yeraltı suyu, —> Juvenil su.
VAGONDRİL, 1) Degişik çaplarda delik delebilen agır tip veya birkaç martoperforatörü ve yürütme motorunu üzerinde taşıyan, ayrı bir kompresör ile delme işlemi yapan, yürüme düzeni olan lagım delme makinesi.
VAGONET, 1) Küçük vagon. 2) Dekovil. 3) Ocak arabası.
VAKUM FİLTRE, Süzme hızını artırmak için vakum uygulanan filtre.
VALF, —> Vana.
VANA, 1) Borulardan geçen sıvı veya gazların akışını durdurmaya ya da bırakmaya yarayan anahtar. 2) Valf.
VANADYUM, 1) Pediyodik sistemde 23. sırada bir kimyasal element. 2) Biyoşimik özelligi olan ve kimyasal benzerlik bakımından fosforu aldıran beyaz metal. Özgül agırlıgı 5,7; sert, 1750½C’da ergir. Sanayide kullanılan ferrovanadyumla özel çelik imal edilir. Vanadyumun cevheri, titanmanyetitlerde, hidrotermal Pb-Zn-Cu yataklarında, sedimenter olarak oolitik demir cevherleri içinde, bitümlü şistlerde ve asfalt bünyesinde bulunur.
VANADYUM ÇELİGİ, % 0,7-1,4 Cr ve % 1,5-2,5 vanadyum ihtiva eden çelik. En önemli özelligi mukavemet ve elastikiyetini uzun zaman muhafaza etmesidir. Daha ziyade otomobil aksları imalinde kullanılır.
VANTİLASYON , —>Havalandırma, Cebri havalandırma. Tali havalandırma.
VANTİLATÖR, 1) Kanatlı çark yardımı ile havayı harekete geçiren makine. 2) Pervane. Vantilatör emici veya üfleyici olmak üzere iki şekilde çalışır. Emici vantilatörler alçak basınç yani depresyon; üfleyici vantilatörler ise yüksek basınç yani kompresyon yaratmak suretiyle hava akımı saglar. Havalandırma tesisleri; emici olarak çalıştırılırsa aspiratör, üfleyici olarak çalıştırılırsa vantilatör diye isimlendirilir
Eksenel bir şekilde hava akımı saglayan vantilatörlere “Aksiyal”, santrifüj kuvvet vasıtası ile hava akımı saglayan tiplere de “Radyal” vantilatör denir. Vantilatörler alçak-, orta-, ve yüksek basınçlı vantilatörler olarak sınıflandırılır. Bunların basınçları da sırasıyla 25-100, 100-200 ve 200-1000 mm su sütunu olur.
VANTİLATÖR BORUSU, İhtiyaca göre 300-800 mm veya daha büyük çapta kelepçeli veya flanşlı olarak imal edilen boru. Vantilatörün emici veya verici tarafına takılarak üfleyici veya emici tali havalandırma sistemlerinde kullanılır. —> Vantüp.
VANTÜP, İhtiyaca göre 300-400-600-800 mm veya daha büyük çapta plastik, muşamba veya çadın bezinden imal edilen (baan çelik tel ile takviyeli, iki ucu çemberli), fleksibl boru. Tali veya cebri havalandırma sistemlerinde vantilatörün verici borusu olarak kullanılır.
VARAGEL, 1) Egimli olan ve katları birbirine baglayan, yer çekiminden yararlanılarak dolu vagonları aşagıya, boş vagonları da yukarıya çekmeye yarayan, nakliyat yolu. 2) Egimli yolda veya kuyuda graviteden yararlanarak taşıma yapmaya yarayan mekanik düzen.
VARDİYA, Madencilikte işçilerin bir gün içinde (24 saatte) yapacagı nöbetleşe çalışmanın süreleri. Eger günün 24 saati 3’e veya 4’e bölünmek suretiyle çalışma yapılıyorsa, bu bölümlerin her biri bir vardiya diye isimlendirilir. Yıl içinde çalışılan vardiyalar sayılmak suretiyle yıllık çalışılan vardiya sayısı elde edilir. Genellikle devamlı çalışan işlerlerinde vardiyalar 8-16, 16-24 ve 24-8 veya 6-14, 14-22 ve 22-6 şeklinde düzenlenir. Bunlar I., II. ve III. vardiya diye de isimlendirilir. Bazı yerlerde 6-16 vardiyasına gündüz, 16-24 vardiyasına paşa-, 24-8 vardiyasına ise serseri veya sarhoş vardiyası denir. Bunlar ayrıca, sabah, akşam ve gece vardiyası olarak da tanımlanır. İşin geregine göre vardiyaların başlangıç ve bitiş zamanları degiştirilebilir veya vardiya süresi kısaltılabilir.
VARİL, 1) Fıçı 2) Sıvı petrolün, genellikle ham petrolün üretim ve ticaretinde kullanılan hacim birimi. Bir varil 42 galon veya yaklaşık 306 libredir.(~ 139kg).
VARYOS, 1) Balyos 2) Mermer işletmeciligin-de 10-12 kg agırlıgında iki başı düz çelik tokmak. İki başı keskin olanına keskin varyos; iki başı sivri olanına sivri varyos denir.
VAYRLAYN SİSTEMİ, Sondaj takımının yeryüzüne çekilmeden karotiyerde karotla dolan iç gömlegin yeryüzüne çekilip boşaltıldıktan sonra tekrar kuyuya atılması ve dış gömlege yerleştirilmesi suretiyle çalışan numune alma sistemi. Çift tüplü olan vayrlayn karotiyerin iç tüpü, gömlege, tırnaklarla veya yapay yay parçalarından oluşmuş halka şeklindeki özel düzen ve setle tutturulmuş olup, sondaj yapılıp karot parçalarıyla dolduktan sonra iç gömlek üzerine indirilen overşotla yakalanır; tırnaklardan kurtarılarak halatla yeryüzüne çekilir. Karotlar boşaltıldıktan sonra iç gömlek tijler içinde kuyuya atılır. Hızlanarak inen iç gömlek karotiyer dış gömlegi içindeki tırnaklı, yaylısetli yuvasına yerleşir. Bu şekilde peryodik işlem tamamlanır, takım delmeye ve karot almaya hazır hale gelmiş olur.
VAYRLAYN TAKIMI, Vayrlayn karotiyer, hareketli-degiştirilebilir iç gömlek, yedek iç gömlek, özel matkap, özel tijler, iç gömlegi yakalama (overşot) tertibatı, ince çelik halat ve vayrlayn vincinden oluşan özel sondaj takımı. Takımı çekip indirme zahmet ve zaman kaybından kurtardıgı için hızlı ilerleme imkanı verir. Takım ancak matkap aşındıktan sonra kuyudan çekilir. Matkap degiştirilip takım tekrar kuyuya indirilir. Son yıllarda takımı çekmeden matkap degiştirme denemeleri yapılmaktadır.
VENTURİ BORUSU, İçinde hava veya bir gazın akımını saglamak amacıyla, içine basınçlı hava veya su püskürtücü küçük enjektör memesi yerleştirilmiş boru.
VENÜS SAÇI, —> Kristalin kuars.
VERİM, 1) Çalıştırılan (işçi, makine, vb.) işletilen (maden yatagı, tesis vb.) ve bakılan (hayvan, bitki vb.) bir şeyin çalıştırılması, işletilmesi veya bakımından elde edilen sonuç ya da bu sonucun (nieligi) sayısal ifadesi. İşçi-, makine-, mahsül verimi vb. 2) Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen (semere) sonuç. —> Randıman.
VERİMLİLİK, İstihsal ameliyesinde kullanılan üretim unsurlarının sayısı ile, neticede elde edilen hasıla (miktar ve kalite itibariyle) arasındaki oran. Teknik anlamda, rasyonellik ve verimin ölçüsü olup, sarfedilen ile elde edilen arasındaki oran. Ekonomik anlamda da belirli zaman içinde yapılan imalatın ifadesi.
VERMİKÜLİT, Genleştirilmiş vermikülit, hafif yapı gereçlerinde agrega olarak, binalarda ısı ve ses izolasyonunda, soguk hava depolarının izolasyonunda, dekorasyon işlerinde, dökümhane ve benzeri yüksek ısı ile çalışan yerlerde ateşe dayanıklı sıva ve kaplama malzemeleri üretiminde kullanılır. Ziraatte ise topragın özelliklerini iyileştirici katkı olarak, zirai ilaçlarda ve gübrelerde katkı malzemesi olarak, ev ve ahır hayvanlarına yatak malzemesi olarak kullanılır. İnce taneli genleşmiş vermikülit ayrıca boyada, lastik ve plastik üretiminde dolgu olarak kullanılır. Diger bir deyişle vermikülit, perlit, pomza, genleşen killer, camyünü, yutong, strafor beton ve köpüklü beton gibi malzemelere bir alternatiftir. Dünya toplam üretimi yılda 500.000-600.000t kadardır.
Piroksenit, amfibol grubu ve ultramafik kayaçlardaki olivinlerin sonradan bunlara nüfuzeden siyenitler, karbonatitler ve pegmatitler vasıtasıyla oluşan solüsyonlar ve yüksek sıcaklık sebebiyle gaz haline dönüşmüş bazı maddelerin etkileriyle alterasyona ugrayarak biyotit- flogopit, serpantin ve klorite dönüşmesinden sonra yeraltı sularının sirkülasyonu ile derinlere dogru kayaçlardaki alkalilerin yer degiştirmesi, magnezyumun yeniden dagılımı, kristal yapısına suyun nüfuzedip molekül yapısına girmesi suretiyle oluşan bir mineral. Terkibi = (Si.Al)4 (Mg. Al. Fe)3 O10(OH)2Mgx(H2O)n 0,9>x>0,6
Vermikülitin en önemli özelligi 900°-1100°C sıcaklıkta 4 ila 8 saniye tutularak genleştirilebilmesidir.
VEZÜVYAN, 1) Tetragonal sistemde kristalleşen, sarı, kahverengimsi, yeşilimsi ve siyahımsı renklerde olabilen, saydam veya yarı saydam bir kontaktmetamorf mineral. Ca10 Al2 (Mg, Fe)2 (OH)2 Si9 O36. Kontakt minerallerde, özellikle metamorfik kalker içerisinde gröna ile birlikte bulunur. Yeşime benzeyen türüne “Kalifornit”, gök mavisi türüne “Siprin” denir. 2) Wiluit 3) İdokras
VİDA, Egik düzlem kanunlarına göre üzerine sag veya sol yiv (diş) açılmış silindir veya konik parça, diger bir ifade ile üzerine diş açılmış burmalı çivi. Kullanış yerlerine ve şekillerine göre çeşitli vidalar yapılmakla beraler normlaştırılmış üç vida sistemi vardır. Bu sistemler de;
(a) Whitworth vidası
(b) Metrik vida
(c) U.S. St. vidası (Bu vida genel olarak Amerika’da kullanılır.)
VİBRÖR ELEK, Bir kasaya yerleştirilmiş elegin kasa agırlık merkezine, merkezi olarak yerleştirilmiş bir tahrik düzeninin eksantrik hareket etmesi suretiyle elenecek malzemenin elenerek, tane boyutlarına göre tasnifini saglayan düzen.
VİDA ADIMI, Vidanın tam bir devir (360½) döndürülmesi halinde yaptıgı ilerleme; diş helezonu üzerinde bir devir yapmak suretiyle dikey olarak alınan yol.
VİDYA ÇELİGİ, Matkap uçlarının ve potkabaç kesici başlarının imalinde kullanılan volfram karbit ve kobalt ihtiva eden ve kolay aşınmaması özelliginden dolayı bilhassa madencilikte kullanılan sert çelik.
VİDYA KRON, Ucuna, muayyen bir plan dahilinde vidya taneleri yerleştirilerek standarda göre imal edilmiş, orta sert formasyonlarda karot alabilen matkap veya degiştirilebilen matkap şeklinde imal edilen, delik delme işinde kullanılan uç.
VİKERS SERTLİGİ, Tepe açısı 136½ olan elmas piramit 120 kg’a kadar degişik yükle malzemenin içine dogru bastırılmak suretiyle, parça üzerinde elde edilen izin köşegenlerinin ortalama degeri ölçülerek tayin edilen sertlik. Bu şekilde bilhassa ince sacların veya yüzeyi sertleştirilmiş malzeme yüzeyinin sertligi tayin edilir.
VİNÇ, 1) Halatın gevşetilmesi ve sarılması suretiyle insan ve malzeme taşınmasına yardımcı olan, tanburu elektrik veya basınçlı hava ile tahrik edilen makine. 2) Egimli olan ve katları birbirlerine baglayan, mekanik güçten yararlanılarak dolu vagonları aşagıdan yukarı çekmeye yarıyan nakliyat yolu kavramı. 3) Egimli yolda mekanik güçten yararlanılarak taşıma yapmaya yarayan düzen. 4) Tekerlekler, raylar, paletler üzerinde hareket edebilen kaldırma ve çekme makinesi.
VİNÇ BA�I, Vinç düzeninde, vinç, makas, karakol sinyal tertibatı vb. müştemilatın bulundugu manevra ve işaretleşme yeri.
VİNÇ DİBİ, Vinç düzeyinde arabaların vinçten indigi yerdeki manevra ve işaretleşme yeri.
VİNÇ DİBİ KAÇAMAK LAGIMI, Vinç dibine gidiş gelişlerin ve oradaki çalışmaların emniyetle yapılmasını saglamak için anayolla vinç dibi arasında sürülmüş olan irtibat lagımı.
VİNÇ DÜZENİ, Ana-, ana ve tali-, veya tali katlar arasında vinç kullanılarak dolu arabaları yukarı çeken ve boş arabaları aşagıya indiren taşıma düzeni.
VİRA, “Çek” işareti —> İşaretleşme.
VİRAJ, 1) Demiryolu ve karayolu taşımacılıgında yolların yön degiştirdigi bölümler. 2) Dönemeç. 3) Kurba.
VİSKOZİTE, 1) Sıvıların ve gazları teşkil eden çok küçük parçalarının hareket sırasında birbirlerine karşı gösterdigi direnç. 2) Bir akışkanın akmaya karşı gösterdigi iç direnç.
VİSKOZİMETRE, Agdalılık ölçer olarak da bilinir. Bir akışkanın agdalılıgını (iç akışa karşı direncini) ölçen aygıt. Bu aygıtın bir türü, belirli hacimdeki bir akışkanın belirli bir aralıktan ne kadar sürede aktıgını kaydeder. Kılcal borulu agdalıkölçer ise, bir akışkanı dar bir borudan belirli bir hızla akmaya zorlamak için uygulanması gereken basıncın ölçülmesine dayanır. Ayrıca bazı türleri bir kürenin akışkan içindeki batma hızını ölçer. Bir başka türü iç içe geçmiş eş eksenli iki silindirden içtekini döndürmek için gerekli kuvveti ölçerek silindirler arasına sızmış olan akışkanın agdalıgını saptar ; bazıları da akışkan içinde titreşen bir diskin salınımlarının sönüm hızını ölçme ilkesine dayanır.
VİTRAY, Birbirine baglı kurşun bölmelere yerleştirilmiş renkli cam parçalarından meydana gelen saydam pencere süslemesi.
VOLAN, Pistonlu makinelerde enerji akümülatörü görevi yapmak suretiyle ölü noktaların aşılmasını saglayan kasnak veya tekerlek şeklinde olan kitle.
Devri yükseltilen volan kendi ataleti nedeniyle hareket enerjisini depo eder ve her zaman geri verir.
VOLE, Birkaç lagım deligini aynı anda patlatma işlemi.
VOLFRAM, 1) Kimyasal simgesi W, atom numarası 74,0, atom agırlıgı 183,85, özgül agırlıgı 19,3 olan, Wolframit (Fe, Mn WO3), şelit (CaWO4), hübnerit (MnWO4) mineralleri içinde bulunan nadir element. 2) Tungsten. Volfram metali aşırı sert kırılgan, gri renklidir. Tabii olarak bulunmaz. Erime sıcaklıgı 3410½C, elektriksel iletkenligi yüksektir. Havada 400½C’de oksitlenir. Volframlı çelik alaşımları aşınma, çarpma, paslanma ve çürümeye karşı çok dayanıklıdır. Kullanım alanı geniş olan ve stratejik bir metal olarak dikkati çeken volfram, daha çok çelige sertlik ve dayanıklılık kazandırma özelliginden dolayı alaşımlarda, metal olarak karbürlerde ve çeşitli kimyasal bileşiklerde kullanılır. Turbin motorlarının yüksek hararete maruz kalan kısımlarındaki kablolar, ampuller içindeki flama telleri, elektrik aletlerindeki kontak noktaları da tungstenden imal edilir. Ayrıca bazı boyaların imalinde de kullanılır.
VOLFRAM ÇELİGİ, % 14-18 wolfram ihtiva eden çelik. Bunlar yüksek devirli kesici cihazlarda kullanılır. Kızıl derecede dahi keskinligini ve deliciligini muhafaza eder.
VOLKAN, Yanardag. Magmanın yeryüzüne çıkan sivri veya yatık koni biçiminde, tepesinde bir püskürme agzı (krater) bulunacak şekilde oluşturdugu dag. ––> Yanardag.
VOLKAN BOMBASI, Büyük lav parçalarının kraterden fırlarken havada eksenleri etrafında dönerek katılaşmasından meydana gelen kayaç parçaları.
Volkan bombalarının fındık büyüklügünde olanlarına lapilli denir.
VOLKAN CAMI , Volkanik kökenli, camsı ve genellikle siyah renkli olan ve perlit grubuna giren bir mineral. Minerolojide obsidiyen olarak bilinir. Demir oksit içermesi durumunda rengi kırmızı veya kahverengi, içinde gaz kabarcıkları bulunanı ise açık gri olur. Nadiren de olsa siyah-kırmızı veya siyah-gri şeritli türlerine de rastlanır. Obsidyenlerdeki bünye suyu pekştayn ve perlitlerden daha azdır.
VOLKANİK KAYAÇ, 1) Volkan bacası adı verilen yerkabugu çatlaklarından erimiş magmanın yeryüzüne çıkarak akması veya kubbe şeklinde yıgılarak soguması sonucu meydana gelen magmatik kayaç. 2) Püskürük (ekstrüsif) kayaç.
VOLKANİK TÜF, Volkan küllerinin tabakalar halinde birikmesi ile meydana gelen kayaç.
VOLLASTONİT , Asit intrusiflerin kalkerlerle kontagında oluşan bir kalsiyumsilikat minerali (Ca Si O3). Saf halde iken rengi beyaz olup, lifsi görünüşlüdür. Çeşitli impüritelerle rengi kurşuni veya kahverengine dönebilir. Enerji tasarrufu yanında düşük pişme küçülmesi, yüksek ısıya dayanımı, yüksek mekanik direnci, kontrol edilebilir porozite ve iyi izolasyon kabiliyeti gibi özellikleri, kullanım yerlerini belirler. Buna göre yer ve duvar karoları, tek pişirimli fayans imali, elektrik izolatörleri, porselen, sır, emaye, mineral elyaf, beyaz boya ve abrasif disk imalinde kullanılır.
VOLÜMETRİK VERİM, Ocakta yararlı olarak kullanılan toplam hava hacminin, toplam dolaşım havası miktarına oranının yüzde olarak ifadesi.
VORSYL AYIRICISI, 1967 yılında İngiltere’de 0,5-50 mm tane büyüklügündeki kömürleri yıkamak (zenginleştirmek) amacıyla geliştirilmiş DSM (agır ortam) siklonlarına benzer, dik olarak yerleştirilmiş bir hücrede oluşan, optimum hücre çapı 72 cm olan (bu çapta bir ayırıcı ile 120 t/h yıkama kapasitesine ulaşan),kömür zenginleştirme (yıkama)ünitesi. Santrifüjlü ayırıcılar. Agır mayi ile kömür yıkama yöntemleri.
Y
YAĞCI, 1) İş makinelerinin akaryakıt ve yağ ikmalini sağlayan ve bakımını yapan kimse. 2) Operatör yardımcısı.
YAĞ CİLA, Çoğunlukla biraz bulanık olan minerallerde olan ve yağlı bir cisim görünümü veren cila. Bu görünüm; nefelin, kardierit ve bazı kuarslarda vardır. —> Minarellerin parlaklığı.
YAĞLAMA SİSTEMLERİ, Bir makinenin doğrusal ve dairesel hareket eden parçalarında kaymayı sağlamak, aşınmayı ve ısınmayı önlemek amacıyla uygulanan düzen. Bu düzende gres yağı veya ince yağ kullanılır. Genel olarak gres yağı ile yağlamada gresör veya gres pompası; ince yağ ile yağlamada da el yağdanlığı, damlalıklı yağdanlık, bilezikli veya dişli çarklı yağlama düzenleri ile yağ pompası gibi araç ve gereç kullanılır. Demir testereleri gibi düz kayıtlı olan makinelerde kayıtlar üzerinde ufak yağlama delikleri bırakılıp, bunlar bir yayın taşıdığı bilyelerle kapalı tutulur. Taşıt araçlarının alt kısmındaki mafsallı yerlerde yağlamayı sağlamak için de gres nipeli vardır.
YAĞLARIN VİSKOZİTESİ, Yağların akış-kanlığı ve özlülüğünü belirleyen kavram. Visko-zite, pratikte Engler (E½) derecesi ile ölçülür. Viskozite tesbiti üst çapı 2,9 ve alt çapı 2,8 mm ve yüksekliği 20 mm olan bir boru ile yapılır. 20½C sıcaklıkta 200 cm3 suyun bu borudan akışı olan 50-52 saniye zamanın 1 Engler derecesine eşit olduğu kabul edilir. 20½C sıcaklıkta 200 cm3 yağın bu borudan akışı 300 saniye ise bu yağın Engler derecesi 6’dır.
YAĞLI KİREÇ, —> Kireç.
YAĞLI KÖMÜRLER, Bünyesinde % 10-24 uçucu madde ihtiva eden kömürler.
YAĞLI SALMASTRA, —> Salmastra.
YAĞ POMPASI, —> Yağlama sistemleri.
YAĞSIZ KÖMÜR, Antrasit. Kısa alevli kömür.
YAKIT, Yanma olayında kimyasal reaksiyonla veya okside olmak suretiyle ısı verebilen ve eko-nomik bir değeri olan her türlü madde. Yakıtlar, katı-, sıvı-, gaz- ve nükleer yakıt diye sınıflandırılır.
YAKILMIŞ ÖLÜ DOLOMİT, —> Dolomit.
YAKIT YAĞI, —> Fuel oil.
YAKITLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ, Linyit, taşkömürü fuel oil ve doğal gazın ağırlık bakımından % olarak analiz değerleri. ––> Çizelge
YAKUT, 1) Alüminyum oksit terkibinde parlak, kırmızı renkte değerli taş (rubin). Mavi renklisine safir (gök-yakut) denir. 2) Kırmızı renkli korendon.
YALANCI MERMER , Genellikle sönmüş kireç, ince inşaat alçısı veya kalıp alçısı, mermer tozu ve tebeşirden yapılan mermere benzer madde.
YALANCI ŞEKİLLİ MİNERAL, —> Psödömorfoz.
YALITKAN PORSELEN , Yüksek veya alçak gerilim için yalıtkan olarak kullanılan, feldispattan yapılmış sert —> Porselen.
YAMAÇ MOLOZU, Yamaçlarda, yamacın düzlüğe ulaştığı yerlerde düşerek, kayarak oluşmuş; yer yer gevşek veya taşlaşmış gayrimuntazam çökeller. Bazan eluviyal plaserler ihtiva ederler.
YANAR KÜKÜRT, Havada kuru kömürün en fazla 850°C da tam yakılması sonucunda yanma gazlarında kükürt bileşiği halinde bulunan kükürdün yüzde olarak ifadesi.
YANARDAĞ (VOLKAN), Yer’in ya da herhangi bir başka gezegen ya da uydunun kabuk bölümünde yer alan ve içinden dışarı doğru mağma (eriyik kayaç), piroklastik moloz ve çeşitli gazlar püsküren baca. Yanardağlar, püskürme özelliklerine, etkinlik şiddetlerine ve volkanik yüzey şekillerine dayalı olarak 1) İzlanda ya da yarık, 2) Havaii, 3) Stromboli,4) Vulcano, 5) Pelée, 6) Plinius tipi püskürme olarak sınıflandırılmaktadır. —> Şekil, Volkan.
İzlanda tipinin özelliği, erimiş bazaltlı lavların, uzun paralel yarıklardan dışarı boşalmasıdır. Bu tür akıntılar çoğunlukla lav platosu oluşmasına yol açar.
Havaii tipi yanardağlar, İzlanda tipindekilere benzer; başlıca farkları, akışkan lavların zirveden ve radyal yarıklardan akarak kalkan yanardağlar oluşturmasıdır.
Stromboli tipi yanardağlarda genleşen gazlar orta şiddette patlamalara neden olur, bunun sonucunda da kesintisiz küçük püskürmelerle dışarı akan akkor lav pıhtıları, volkan bombaları, curuflar ve lav akıntıları oluşur.
Adını, stromboli yakınlardaki Vulcano adasından alan Vulkano tipi yanardağlarda orta şiddette koyu renkli çalkantılı gaz ve kül püskürmeleri olur.
Pelée tipi yanardağlarda, yoğun ve şiddetli kızgın volkanik kırıntı ve ve gaz karışımı püskürmeler görülür.
Plinius tipi en şiddetli püsküren yanardağ türüdür.
Yanardağların volkanik yüzey şekilleri ise: Bileşik-, Strato-, Somma-, Kaldera- ve Kalkan yanardağ diye isimlendirilmektedir.
YAN BASMASI, —> Tavan basması.
YAN DELİK, Derin sondajlarda swivel head’e bağlı kelly’nin kuyudan çekildikten sonra içine yerleştirildiği hafif meyilli kısa kuyu.
YANGIN BARAJI, Bir yangın durumunda yangın yeri ile irtibatlı olan yolları kapatan duvar, perde veya dolgu. Bu baraj; kum torbası, kil, sıvalı travers, tuğla, beton veya briketten yapılabilir.
YANGIN EKİBİ, —> Tahlisiye istasyonu.
YANGIN KAPISI, Hava giriş kuyusunun yakınlarına, daha ziyade kat ağızlarına kurulan ve ateşe dayanıklı malzemeden yapılmış olan (herhangi bir yangın anında kapatılabilecek) emniyet kapısı.
YANIK, Mermer yatağının dış tesirlerle bozulmuş olan ve kaldırılıp atılması gereken kısmı. Yanık mermer yumuşak, kof, kırılması kolay, cila kabul etmez ve darbe ile dağılma özellikleri gösterir.
YANKAYAÇ, 1) Üretimi planlanan maden yatağını çevreleyen yani maden yataklarını içinde bulunduran kayaç. 2) Yan kaya.
YANLIŞ OTURMUŞ MADDE, —> Eleme.
YANMA, Yakıtların genellikle havadan sağlanan oksijen ile hızlı oksidasyon sonucu, ısı ve sıcak yanma ürünlerinin açığa çıktığı ve bu esnada biraz da ışık ve sesin oluşabildiği, kimyasal reaksiyon. Yanma olayının temelini karbon, hidrojen ve kükürdün yanma reaksiyonları oluşturur. Yanmanın tam olmaması durumunda CO, O2, CH4, kurum ve katran gibi hava kirleticileri oluşur. Yakıt içerisindeki su, yanma sırasında buharlaşır ve bu durumda zararsızdır. Ancak yoğun SO2 içeren baca gazlarında yoğuşma sınırında asit oluşumunu hızlandırıcı etkisi zararlıdır.
Diğer bir ifade ile yanma; oksijen ve yakıtın bileşenleriyle ilgili bir kimyasal olaydır.
C + O2 —> CO2
C + 1/202 —> CO
H2 + 1/202 —> H2O
Yanıcı bileşenlerin tamamen yanarak ısıya dönüşmesine “Tam yanma” denir. Katı ve sıvı yakıtların yanabilmesi için, önce gaz fazına geçmesi ve ortamdan ısı alması gerekir. Doğal gaz, gaz fazında olduğundan, ortamdan ısı almasına gerek yoktur. —> Tutuşma sıcaklığı, Kömür yakma sistemleri.
Doğal gazın yanma tepkimesi:
CH4 + 202 —> CO2 + 2H2O
C2H6 + 5O2 —> 3CO2 + 4H2O
C4H10 + 6,5 O2 —> 4CO2 + 5H2O
C5H12 + 8O2 —> 5CO2 + 6H2O
YANMA HARARETİ, 1) Yakıtın yanma reaksiyonuna başlayacağı sıcaklık derecesi. 2) Yanma sıcaklığı (temperatürü).
YANMA ISISI, Bir yakıtın bir kg’ının yanması ile elde edilen ısı miktarı. 1 kg karbonun yanmasından 8100 Kcal ısı elde edilir.
YANMA OLAYI, 1) Yüksek hararette gaz safhasında oksidasyon sonucu ısı intişar ettiren (yayan) olay. 2) Yanıcı ve yakıcı gazların kimyasal reaksiyonu.
YANMA REAKSİYONLARI, —> Yanma.
YANMAZ KÜKÜRT, Havada kuru kömürün en fazla 850°C da tam yakılması sonucu kalan kül içinde sülfatlı bileşikler halinde kalan kükürdün yüzde olarak ifadesi.
YANMIŞ MANYEZİT, —> Sinter manyezit.
YANTAŞ, Aynı yaşta veya daha genç bir maden yatağını çevreleyen, yani onunla kontakt durumunda olan kayaç. —> Yankayaç.
YAN NOKTA HESABI, Koordinatları bilinen iki noktayı birleştiren doğru üzerine dik düşen noktaların koordinatlarının hesaplanması yöntemi.
YAN TUMBA, —> Tumba.
YAN ÜRÜN, Üretim esnasında ikinci derecede elde edilen ve esas mamül veya mamüllere nazaran nisbeten daha az önemli olan ikinci derecede mamül veya ürün.
YAPI, 1) Kayaç kütlelerinin kıvrılma, kırılma gibi biçim değiştirme olayları sonucu birbirleriyle ilgili durumlarını ifade eden kavram. 2) —> Strüktür. 3) Bünye.
YAPILABİLİRLİK RAPORU, 1) Çeşitli olanaklarla uygulamaya konulmak istenen bir yatırım projesinin ekonomik ve teknik bakımdan yapılabilir en uygun çözümü gösterdiğini belirten rapor. 2) Fizibilite raporu.
YAPRAK, Mermer ocaklarında —> Kompresör çivisi ile ve her bir çivi için iki adet olmak üzere yani çift olarak kullanılan bir yüzü oval, diğer yüzü düz 3 cm eninde ve 30 cm boyunda demir parçası.
YAPRAK TAŞ, —> Şist.
YARDIMCI DELİK, —> Tarama deliği.
YARI BLOK ÇALIŞMA YÖNTEMİ, Döner kepçeli kazıcının, kademe dışında hareket ederek kazdığı malzemeyi kademeden uzakta bulunan bant konveyöre veya vagonlara yükleme düzeni. Bu yöntem genellikle, kömür damarı üzerindeki son örtükazı kademesinin kaldırılması işinde (—> Şekil)uygulanır.—> Blok Çalışma Yöntemi.
YARI DENGELİ İHRAÇ SİSTEMİ, Çift halatlı ve çift tamburlu ihraç sistemi. —> Dengesiz-, Yarı dengeli, Dengeli ihraç sistemi.
YARI MEKANİZE AYAK, —> Alın mekanizasyonu.
YARIM SARMA, Kapalı işletmelerde bulunan üretim yerlerinde, çatallar üzerine konulan kapak tahtası veya ortadan uzun ekseni boyunca dilinmiş ince yarım direk.
YARMA, 1) Sondaj yapmaya uygun olmayan, yeryüzüne çok yakın veya toprak, kum ve döküntü çakıl sanalarının altındaki sağlam zemine, maden aramak amacıyla ulaşmak için, kazma kürek veya dozer vb. kazıcı makinelerle açılan prospeksiyon (çukurları) hendekleri. Yarmaların eni insanın rahat çalışacağı kadar olmakla beraber, boyları birkaç metre, hatta birkaç yüz medre olabilir. Uzun açılar yarmalara kanal da denir. 2) Yeryüzünde kazı yapmak suretiyle maden arama (prospeksiyon) şekli.
YARI ÜRÜN, Alüminyumun işlenmesi sonucunda elde edilen, fakat kendisi de başka bir işlemde girdi olabilen, levha, folyo, şerit, disk gibi profil ürünleri tanımlayan ve alüminyum sektöründe kullanılan bir terim.
YASSI HADDE ÜRÜNLERİ, Üretilen çeliğin haddelenmesi suretiyle elde edilen; a) Levha b) Sıcak haddelenmiş yassı ürünler, c) Soğuk haddelenmiş yassı ürünler, d) Teneke olmak üzere dört ana gruba ayrılan yassı çelik ürünleri. Bu ürünler, dayanıklı tüketim malları ve yatırım malları endüstrilerinin ana girdisini oluştururlar. Türkiye’de yassı çelik ürünlerinin tüketildiği sektörlerin başında boru ve profil sanayii, otomotiv sanayii, yakıt araç ve gereçleri imalatı gelir.
YASSI HALAT, Kemer şeklinde örülmüş olan halat. —> Çelik halat.
YASSI ÜRÜN, Levha, folyo, şerit, disk gibi, hadde tezgahlarında elde edilen ürünleri tanımlayan ve aluminyum sektöründe kullanılan bir terim.
YASTIK, Tavanı ve tabanı çürük olan yerlerde, sütun (çatal) olarak kullanılan direklerin tabana ve tavana batmasını önlemek veya tahkimatı takviye etmek için yatay olarak konulan kısa direk. —> Takoz.
YASTIK ÇAMURU, Lağım deliği dibine konan ve patlayıcı madde sıkılanırken esneklik sağlayan çamur parçası.
YAŞ TABANLI TOZ KÖMÜR YAKICILAR, Külün aglomera edilerek çekildiği yakıcılar. Yaş tabanlı kömür yakıcılarda, yanma odasında sıcaklığın kül ergime noktasına çıkmasına izin verilerek külün tabanda bir sıvı olarak yüzeylerde akması sağlanır. Bu amaçla tasarlanan sistemlerde, yüzeylerin mümkün olan kısımlarında refrakterlerin yapılması, ısı çekişinin de kül yapışmasından etkilenmemesi için gerekli önlemlerin alınması lazımdır.—> Kömür yakma sistemleri, Yanma.
YAŞLANDIRMA SERTLEŞTİRİLMESİ, Su verme ısıl işlemi ile aşırı doymuş katı eriyik oluşturulduktan sonra, uygun sıcaklık ve sürelerde alaşımın mikroyapısında çökelme parçacıkları oluşturarak bir alaşıma yüksek mukavemet kazandırma işlemi. Örneğin, duralimün alaşımı (% 4 Cu bulunduran Al-Cu alaşımı.)
YATAY ATIM, —> Fay atımı.
YATAY AYAKLI GÖÇERTME, —> Tumba metodu.
YATAY MERKEZKAÇ DÖKÜM, —> Savurma döküm.
YATAY YÜZEYİ, Mermer işletmeciliğinde ocakta taş tabakalarının birbirine yaslandığı yüzey.
YATIM, —> Yatım açısı. Meyil açısı.
YATIM AÇISI, 1) Bir damar veya tabaka düzleminin yatay düzlem ile yaptığı açı. 2) Meyil açısı. —> Tabaka.
YATIM DİYAGRAMI, arazide ölçülen veya jeolojik haritadaki bilgilerden yararlanılarak jeolojik kesit yapımı sırasında kullanılan yardımcı diyagram.
YATIM DOĞRULTUSU, Yatım düzlemi içerisinde, damar düzlemi ile yatay düzlemin ara kesitine dik olarak doğrunun yatay düzlemdeki izdüşümü.
YATIMLI DAMARDA DRAGLINE UYGULAMASI, Damar yatımlarına göre iki ana grupta uygulanan yöntem. Damar yatımı 20° ‘ye kadar olan örtükazı birinci grubu teşkil etmekte olup, dragline yöntemi tek başına, ikinci grubu oluşturan ve damar yatımı 20°-60° arasında olan örtükazı işlerinde ise, dragline yöntemi, kazıcı kamyon yöntemi ile beraber uygulanır.
Damar yatımı (0°-10°) ve (10°-20°) arasında olma durumuna göre iki ayrı yöntem mevcuttur. Birinci durumda dragline dilim üzerinde, ikinci durumda ise döküm sahası üzerinde çalışır.
YATIRIM, İktisadi faaliyet gösteren bir kuruluşun faaliyeti ile ilgili, maddi olan veya olmayan sabit kıymetlere yapılan ilave. Sabit kıymetlerin iktisadi değerini artıracak nitelikte olan esaslı onarım ve yenilemeler de yatırım sayılır.
YAVAŞ YANMA, —> Deflagrasyon.
YAYÇEK, Oltutaşını işlemede kullanılan “Kemane”nin, kurutulmuş bağırsaktan yapılmış gergi yayı.
YAYLI RONDELA, —> Pul.
YAZLIK, 1) Aynanın mümkün olduğu kadar yakınında, aynadan koparılan gayri nizami kaya parçalarının düzeltilip düzgün prizmatik mermer bloklarına dönüştürüldüğü açık saha. 2) Açık.
YEDEK, 1) İşçi yardımcısı. 2) Mevcutları bozulduklarında değiştirmek için ambarda hazır tutulan malzeme.
YEMANİ, —> Kuars.
YEMEK TİKESİ, Pavyonda (işçi yatakha-nesinde) kalan bekar işçilerin işçi yemekhane-sinde yemek yemeleri için ocak kâtibi tarafından çalışma yerinde puvantaj defterine yevmiyeleri yazılırken, bu işçilere verilen yemek (fişi) kuponu.
YEMLEME LOKUMU, 1) İçine kapsül yerleştirilen lokum. 2) Praymer.
YEMEN TAŞI, Kırmızı renkli —> akik.
YEMİNLİ TEKNİK BÜRO, “ 3213 sayılı Maden kanunu”unda geçen bir terim olup, denetim ve gözetim dışında kalan ve yönetmelikte belirtilen görevleri yürütmek üzere kurulmuş; çalışma alanlarında uzmanlaşmış, devlet güvenliği açısından sakıncası bulunmayan mühendis ve personelden oluşan büro. Ancak; yeminli teknik bürolar, Anayasa Mahkemesi’nin 24.12.1986 gün ve E1985/20 K 1986/30 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
YENİ HURDA, Alüminyum sektöründe kullanılan bir terim olup, alu minyumun üretim ve metal işleme kademelerinde çıkan alüminyum artıklarını ifade eder. —> Eski Hurda.
YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAĞI, Devamlı olarak veya belirli zaman aralıklarında, şarj edilerek depolanan enerji; güneş enerjisi, rüzgar gücü, biyolojik atık (biyomas), gel-git ve denizdalgaları gibi.
YERALTI AÇIKLIĞI GERİLMELERİ, Kazı öncesi düzgün bir dağılım gösteren düşey ve yatay bakir arazi gerilmelerinin, kazı sonucu yeraltında yaratılan boşluk nedeni ile bozularak yeni bir dağılım göstermesi şekli. Kazı sonrası oluşan gerilmeler ile birlikte, daha önce var olan doğal arazi gerilmeleri galeri ve baca etrafındaki destek topuklarında ve orta topuklarda gerilme yoğunlaşmalarına neden olur. Bunun yanı sıra galeri veya baca tavanında basma, çekme ve makaslama türünden gerilmeler oluşur. Diğer bir mekanik olay da yaratılan boşluk civarında oluşan deplasman veya hareketlerdir. Bunların sonucu kaya kütlesi içersindeki birim deformasyon enerjisi artarak gerilme yoğunluğunun bulunduğu yerlerde bölgesel depolanır.
YERALTI DÜZENLERİ, Bir kapalı işletmenin çalışmasını sağlamak veya kolaylaştırmak amacıyla; boşluk, su, toprak ve kayalarla birbirinden ayrılmış alanları birbirine bağlamak için kazı ve delme yoluyla yeraltında açılan galeri, kuyu, boşluk vb. hacimlerin tümü.
YERALTI HUNİ AÇIKAYAK İŞLETME METODU, 1) Sağlam tavanı, tabanı ve cevheri olan yeknesak tenörlü damar veya kitle halinde olan maden yataklarında alt kattan üst kata bir nefeslik sürdükten sonra üstteki eski imalatın altında bir topuk bırakarak başyukarının ağzı belirlenen sınıra veya yan taşa kadar daire veya oval şekilde genişletilip aynı zamanda aşağıya doğru derinleştirilmek ve kazılan cevheri başyukarıdan aşağı akıtarak panodaki nakliyatı sağlamak esasına dayanan tahkimatsız (üretim) işletme metodu. Bu usülde pano içinde cevher, kelebeye veya başyukarıya skreyperle de çekilebilir.
YERALTI İŞLETME METODU, Açık işletme metodu uygulaması ekonomik olmayan maden yataklarına tavanın göçertilmesi, açılan boşluğun doldurulması veya topuklar bırakılması esaslarına göre uygulanan üretim sistemi. Bir kapalı işletmede yeraltı işletme metodunun uygulanması ve işletme- ve kazı yönlerinin seçimi büyük önem taşır. Yeraltı işletme metotları maden yatağının durumuna göre; uzun ayak, dilimli ayak, topuk, oda ve blok işletmesi şeklinde yürütülür. Bunlar tavanın durumuna göre de açık ayaklar, rambleli, ambarlı, göçertmeli ve kombine (karışık) işletme metotları şeklinde; tavanın göçertilmesi esasına dayanan işletme metotları ise yatay-, dikey-, ve çapraz ayaklı ilerletimli veya dönümlü uzun ayak, taban döşemeli (sun’i tavanlı) ayak şeklinde isimlendirilir. Açılan boşluğun doldurulması esasına göre uygulanan üretim sistemlerine de rambleli uzun ayak vb. isimler verilir. Yeraltı işletme metodu uygulamada, işletme ve kazı yönü ise; maden yatağının tabaka, kitle veya damar şeklinde oluşu, yatımı ve kalınlığı gibi faktörler dikkate alınarak belirlenir ve uygulama aşağıdaki şekillerde yapılabilir: Kömür madenciliğinde genellikle işletme yönü damar istikametinde, kazı yönü ise; istikamet yönünde, başyukarı, başaşağı veya diyagonal olabilir. Filon tipi maden yataklarında işletme yönü genellikle aşağıdan yukarı, kazı yönü ise başyukarı, başaşağı veya diyagonal şekilde yürütülebilir. Buna karşılık tuz madenciliğinde dik yataklarda işletme yönü başyukarı alındığında kazı yönü istikamet yönünde, düz damarlarda da işletme ve kazı yönü birbirine paralel olarak hem başyukarı hem istikamet yönünde seçilebilir. —> İşletme yönü. Erimesi veya eritilmesi mümkün olan maden yataklarında klasik yeraltı işletme metotlarına nazaran daha ekonomik olması durumunda, maden yatağına sondajlarla ulaşılarak madenin yerinde eritilmesi sağlanmak suretiyle —> Fraş metodu (kükürt yatakları), genel olarak da —> Solüsyon madenciliği (tuz, trona) uygulanır.
YERALTI MADENCİLİĞİ, Madenin yeraltında kendine özgü yöntemlerle elde edilmesi. —> Kapalı işletme.
YERALTI ÖLÇME NOKTALARI, Yeraltı galeri ilerlemelerine yön verme veya galeri planlarının çıkarılması gibi işlerde kullanılan ve galerinin sürüldüğü arazinin durumuna göre kayaç, tahkimat veya travers üzerine tesbit edilen veya çakılan kalıcı veya geçici işaretler. Genel olarak bu noktalar galerinin tavanına veya tabanına yerleştirilir. Ayrıca alet tesbiti veya nivelman ölçmeleri için bu noktalar galeri yanlarına da yerleştirilebilir.
YERALTI RANDIMANI, 1) Yeraltında yapılan tüm üretim miktarının yeraltında üretim ve taşıma için yapılan işçi yevmiyeleri sayısına bölümü ile elde edilen (kg/yev veya t/yev) değer. 2) İçeri- A randımanı.
YERALTI SONDAJI, Maden ocaklarında yeraltında gerek görülen her yerde ve yönde sondaj yapılabilecek şekilde imal edilmiş özel sondaj makineleri ile yapılan delme işlemi.
YERALTI SUYU, Yüzeyden sızan ve su tablasının altındaki tabakalardaki gözenekleri, çatlakları ve boşlukları dolduran su. Yeraltı suları bulundukları yerlere göre; formasyon suyu, çatlak suyu veya mağara suyu gibi isimler alırlar. Deniz seviyesinin altında ve hareket etmeyen yeraltı sularına da derin sular denir. —> Formasyon suyu. Su tablası.
YERALTI UZUNLUK ÖLÇME YÖNTEMİ, Yeraltında noktalar arası mesafelerin ölçülmesinde kullanılan yöntem. Eğimsiz yerlerde çelik şerit yere yatırılmak suretiyle; meyilli yerlerde ise, teodolitle doğrultu verilerek eğim açısı ve eğik mesafeler ölçülerek yapılan uygulama. YERALTINDA NİVELMAN YÖNTEMİ, Asma mira kullanılarak yapılan geometrik yükseklik ölçme. —> Nivo, Nokta nivelmanı. Asma miralarda geri okumalar (-), ileri okumalar (+)’dır.
YERALTINDA TEODOLİTLE YÜKSEK-LİK TAYİNİ, Yeraltında iki tavan noktası arasındaki yükseklik farkının teodolit yardımıyla bulunması. —> Teodolit, takeometre.
A-Noktası altında merkezlendirilen teodolit ile B-Noktasına asılan şakülü’ün üstüne gözleme yapılarak (j) açısı, ayrıca (b) âlet boyu ve (T) şakül boyu ve (D) eğik uzaklık değerleri ölçülür. Aşağıda eşitliklerden Dh- Yükseklik farkı hesaplanır.
B-YERALTINDA YÜKSEKLİK TAYİNİ, Yeraltında teodolit kullanılarak ve eğik veya yatay gözlemler yapılarak uygulanan yöntem.
YERİNDE ÇÖZELTİ MADENCİLİĞİ, —> Liçing, Liç.
YERİNDE (İN-SİTU) LİÇ, Terkedilmiş madenlerden veya düşük tenörlü oksitli cevher yataklarından sülfürik asitli liç solüsyonu yardımı ile bakır kazanma yöntemi. —> Bakır liçi. Bu yöntemin uygulanması için cevherin gözenekli, kırıklı olması, buna karşılık yan taşın geçirgen olmaması, bu yöntemin uygulanabil-mesi için ön şartlardandır.—> Yerinde liç uygulaması.
Yerinde liç konusunda yapılan çalışmaların en ilginci, 1967 yılında Kennecott Copper Korp un ABD Atomik enerji komisyonuna Safford, Arizona civarındaki düşük tenörlü bakır cevherlerini, önce yeraltında patlatılacak nükleer patlayıcı madde (nükleer bomba yani atombombası) ile parçalayıp kırmak ve bunu takiben yerinde liç etmek yolunda tekliftir.
Bu tip projeler üzerinde yoğun çalışmalar yapılmakla beraber, radyoaktivitenin yeraltı sularına ve genel olarak ortama etkisi anlaşıldıktan sonra, uygulamaya geçmek mümkün olabilecektir. ABD’de petrol yataklarından klasik usulle yapılan üretimin sonunda petrol yatağında üretilmeyen rezervi yeniden üretime almak için üretim kuyusuna petrol yatağı seviyesine nükleer patlayıcı madde yerleştirip patlatmak suretiyle orada meydana gelecek şokun tazyiği sonucu arazideki petrolün patlama yerindeki boşluğa sızması sağlanmak suretiyle petrol yatağından daha fazla üretim yapma yoluna da gidilmiştir.
Ayrıca, madencilikte yeraltında açılacak boşlukların da nükleer patlayıcı madde kullanarak açılması; onun verdiği ısı ve basıncın hem boşluğun açılması ve hem de boşluğun cidarındaki katmanların eriyip soğuması suretiyle, boşluk cidarının kendiliğinden tahkimi yönünde denemeler de olmuştur.
YERİNDE LİÇ UYGULAMASI, Düşük tenörlü cevherlerin özel sondaj kuyularından yapılan enjeksiyon ile yerinde çözelti haline getirilmesi ve pompalarla yerüstündeki arıtım tesislerine basılarak değerlendirilmesi. Yöntemin başarısı maden yatağının derinlik, tenör ve rezerv birimlerinin uygun özellikte olmasına bağlıdır. Yerinde liç, altın, gümüş, uranyum —> Şekil, okside bakır, trona, tuz gibi sınırlı sayıda ve genellikle klasik yöntemlerle ekonomik olarak kazanılmayan düşük tenörlü maden yataklarına uygulanır.—> Liçing; Yerinde (in-situ), Liç, Bakır liçi.
YERSEL FOTOGRAMMETRİ, —> Foto-grammetri.
YERÜSTÜ DÜZENLERİ, Maden işletme-lerinde çalışmayı sağlamak veya kolaylaştırmak amacıyla, yerüstünde kurulan ana ve yardımcı tesislerin tümü.
YERÜSTÜ MADENCİLİĞİ, Madenin yeraltına girmeden kendine özgü yöntemlerle elde edilmesi. —> Açık işletme.
YERÜSTÜ PATLAYICI MADDE DEPOSU, Yerleşim yerlerinden uzak ve tek katlı olarak, patlama olduğunda uzaklara tehlikeli parçalar saçmayacak, hafif ve yanmaz malzemeyle geniş saçaklı olarak örtülü, zemininde çivi, vida, herhangi bir yarık veya çatlak bulunmayan düzgün, sızdırmaz, herhangi bir cismin çarpmasıyla kıvılcım çıkarmaz ve kolay temizlenir biçimde, çimento şap veya mozaikle kaplı, ihtiyaca göre çeşitli bölmeleri olan, pencereleri çatıya yakın yükseklikte ve güneş ışınlarının doğrudan depo içine girmesini önleyecek biçimde ve havalandırma delikleri bulunan bina. Yerüstü patlayıcı madde depoları ihtiyaca göre sürekli, geçici ve gezici olmak üzere üç ayrı şekilde yapılabilir.
Bunlar beton ve taştan sağlam duvarlı ve tavanlı üst ve yanları toprakla örtülerek veya bir yamaçta açılacak galeriyle girilmek suretiyle tünel biçiminde de yapılabilir.
Üstü toprak örtülü ve galeri tipi gömme depoların üzerlerindeki toprak kalınlığı, güvenlik uzaklıkları yönetmeliklere uygun olarak saptanır ve yapılır. Bu depoların çıkış ağızlarına ve etrafına gereğine göre toprak veya beton sütre yapılır. —> Dinamit ambarı (yeraltı) —> Şekil s.438
YEŞİL ALTIN ; 24 karatlık yani 1000 saflık olarak tanımlanan has altına yalnız gümüşün katılmasıyla elde edilen altın cinsi, —> Altın ayarı.
YEŞİMTAŞI, 1) Genellikle yeşil, bazen de beyaz, sarı veya kahverengi, olan bünyesine Fe girmesi halinde koyu yeşil rengini veren jade grubu taşlar. Koyu renklisine kloromelenit de denir; figur yapımında kullanılır ve uğur taşı olarak kabul edilir. 2) Baltataşı.
YEVMİYE, 1) Bir işçinin bir vardiya süresinde yaptığı çalışma. 2) Bir işçiye bir vardiyalık çalışma karşılığı ödenen ücret.
YEVMİYE ADEDİ, Bir yerde çalışan işçilerin belirli bir dönemde yaptıkları yevmiye sayısı. Fiili yevmiye, yıllık ücretli izin, hafta ve bayram tatili diye üç bölüm halinde izlenir. Fazla mesai yevmiyesi de tüm işçinin çalışılan günlerde normal çalışma süresinden fazla çalıştıkları zamanın saat olarak toplamları 8’e bölünmek suretiyle elde edilen yevmiye sayılarıdır. Bu yevmiyeler de fiili yevmiye sayısına ilave edilir.
YAĞ CİLA, Çoğunlukla biraz bulanık olan minerallerde olan ve yağlı bir cismin görünümünü veren cila. Bu görünüm; nefelin, kardierit ve bazı kuarslarda vardır.—> Mine-rallerin parlaklığı.
YIĞILMA AÇISI, Yığın halinde olan malzemenin heyelan yapmadan durabildiği açı değeri. Bu açı, yığını teşkil eden koni kenarının yatay düzlemle yaptığı açının ölçüm değeridir. —> Denge açısı.
YIĞMA, Dekapaj pasasının taşındığı düzlemden daha üst seviyeye doğru yapılan boşaltma işlemi.
YIĞMA LİÇ, —> Bakır liçi.
YIĞIN LİÇİ, —> Siyanür liçi ile altın üretimi.
YIKAMA, Sondaj tekniğinde matkabın ilerleyebilmesi için sondaj dibinde veya kuyu çevresinde yerinden sökülen parçacıkların dışarıya alınması için yapılan iş. Bunun için genellikle sıvı, nadiren de basınçlı hava kullanılır. —> Sirkülasyon. Lavaj.
YIKAMA EĞRİLERİ, Maden yatağında mevcut kömür veya cevherin özelliklerini ve kalitesini saptamak, kurulacak zenginleştirme tesisinin projesini hazırlamak veya çalışmakta olan lavvarın çalışma durumunu (lavvar randımanını) kontrol etmek için çizilen ve kömür veya cevherin karakterini belirleyen eğri. Yıkama eğrisini çizmek için ilk iş madenden numune alınır, ikinci iş olarak numune tartılır, tane büyüklüğüne göre tasnif edilir, üçüncü iş olarak da bunlar ayrı ayrı yüzdürülür. Beher fraksiyonun kül nisbetlerini veya tenörlerini tesbit etmek suretiyle son olarak yıkama eğrileri ile ilgili hesaplar yapılarak bu hesap sonuçlarına göre yıkama eğrileri çizilir.
YIKAMA KASASI, —> Jig.
YIKAMA RANDIMANI, Zenginleştirme tesislerinde yıkamaya verilen kömür ağırlığının (ton) yıkama tesisinden alınan konsantre cevher veya satılabilir kömüre oranı ile elde edilen değerin (%) olarak ifadesi.
YIKANMA YERİ, 1) İşçilerin vardiya başı ve sonunda elbise değiştirip hazırlandıkları yer. 2) Banyo (hamam).
YIKANMIŞ KÖMÜR, —> Lave kömür.
YILDIZ TAŞI, —> Kuars, Güntaşı.
YILIN SON GÜNÜ MEVCUDU, Yılın son gününde çalışan işçi sayısı ile yıllık ücretli izinde ve hafta tatilinde olanların tamamı.
YİTRİYUM GRUBU, —> Nadir toprak elementleri.
YOKLAMA, Bir nevi maden arama.
YOL APLİKASYONU, Topoğrafik plân üzerinde son şekli verilen yol ekseninin arazi üzerine işaretlenmesi. Yolun doğru ve kurp dönemeç içinde olan kısımları topoğrafik alet ve yöntemlerden yararlanılarak ahşap kazıklarla arazide işaretlenir. İşaretlemede ayrıca, arazi kırık noktaları, yol kenarları, şev üstü, şev dibi gibi önemli noktaların, başlangıç noktasına göre mesafeleri aplikasyon defterine ve kazıklar üzerine (0+120), (1+411) şeklinde yazılır. —> Şekil.
Yatay konumda ve farklı doğrultulardaki iki ardışık aliyman doğrultusu arasının R- yarıçaplı bir dairesel yay ile birleştirilmesi durumunda ortaya çıkan geometrinin aplikasyonu .
YOL ÇİVİSİ, —> Ray çivisi. Trifon.
YOL DEMİRİ, Ray.
YOL MAKASI, —> Makas.
YOL MARANGOZU, Demiryolu döşeyip bakımını yapan usta.
YOL MASTARI, Demiryolunda ray açıklığını ölçme ve tesbit etmeye yarayan gereç.
YOL PABUCU, —> Cebire.
YOL TERAZİSİ, Demiryolunu belirli meyilde döşemeye veya döşenmiş demiryolu raylarının eğimini ölçmeye ve kontrol etmeye yarayan gereç.
YOL TRAVERSİ, —> Travers.
YOL VERİCİ, Elektrikli makineleri çalıştırma şalteri.
YONMA, Mermer işletmeciliğinde, taşların el aletleriyle ve işçiler tarafından gerekli şekilde yontulması olup muhtemelen yontma kelimesinin değiştirilmiş ifadesi.
YONU, Mermer işletmeciliğinde, yüzleri yontulmuş taşın ifade edilmesi. El ile yontulanlara “El yonusu” denir.
YÖNLENDİRİLMİŞ SONDAJ, Sondajın özel istikamet ve ölçü aletleriyle planlı ve kontrollu olarak saptırılması.
YUMAKLAMA, Topaklama
YUMUŞAK TEL DAMAR, Mermer işletmeciliğinde, muhtelif form ve yönlerde yumuşak damar parçaları.
YUVA, Direk dibi.
YUVARLAK DAMARLI HALAT, Çelik halatı teşkil eden damarların en kesitleri yaklaşık olarak daire biçiminde olan halat.
YUVARLAK VİDA, 1) Diş uçları yuvarlatılmış vida. Keskin köşeli kesiti olan vidaların pislik, kum, toz ve pastan zarar gördükleri dikkate alınarak kirli su, vana milleri, hortum rekorları, demiryol koşum takımları gibi yerlerde kullanılır. 2) Kaytan vida.
YÜK HATTI, —> Hidrolik kesit.
YÜKLEME MAKİNESİ, 1) Paletli, lastik veya demir tekerlekli olarak imâl edilip kepçenin geriye veya yana doğru hareketi ile postayı arkasındaki veya yanındaki arabaya veya bant sistemine boşaltan iş makinesi. Bu makineler çürük arazide kazma ve yükleme işlerinde, sağlam arazide lâğım atıldıktan sonra alına çekilerek yükleme işlerinde kullanılır. 2) Kepçe. 3) Loder. 4) Açık ocakta serbest haldeki malzemeyi çalışma sahası içinde bulunan tekerlekli nakil aracına yüklemede kullanılan paletli veya lastik tekerlekli iş makinesi.
YÜKLEME SACI, Yükleme esnasında, madenin vagonlar arasına düşmesini önlemek için konulan iki ucu kıvrılmış sac parçası.
YÜKLE-TAŞI-BOŞALT TEKNİĞİ, 1) Kazılmış malzemenin, bir yükleyici vasıtası ile lastik tekerlekli ve damperli taşıma aracına yüklenip, tumba yerine taşınıp boşaltılmasının düzenlenmesi işi. 2) İngilizce kelimelerin baş harfleri olarak LHD (Load-Haul-Dump) tekniği. 3) Raysız taşıma tekniği.
YÜKLEMEDE DİAGO-NAL KAMYON KONUMU, Kamyon kasasının kademeye diyagonal konumda ve kepçe dönme yayı üzerinde bulu-nuşu. Kazıcı dönme açısı 30° ile 120° arasında değişir.—> Şekil a.
YÜKLEMEDE DİK KAM-YON KONUMU, Örtükazı kademesine dik çalışma yönteminde kamyonların kazıcının her iki tarafına veya tek tarafına dik olarak ya-naşması. Bu durumda kazıcı-nın dönme açısı 30° ile 90° arasında değişir.—> Şekil b.
YÜKLEMEDE PARALEL KAMYON KONUMU, Ör-tükazı veya kömür kademesi dışında, kademeye paralel olarak yanaşan kamyonun ring usulü hareketi. Dolan kamyonun yerini arkada bekleyen boş kamyon alır. Bu durumda kazıcının dönme açısı 90° ile 180° arasında değişir.
YÜKLEYİCİ, Yükleme makinesi, Loder.
YÜKLEYİCİ-KAMYON ÖRTÜKAZI YÖNTEMİ, Küçük kapasiteli açık işletme örtükazı işinde kullanılan pratik çalışma metodu. Verim alınabilmesi için malzemenin çok iyi lağımlanmış veya yumuşak olması gerekir. Lâstik tekerlekli yükleyicide bu durum çok daha önemlidir. Lâstiklerin kaymaması ve aşınmayı azaltmak için tekerleklerine bazen zincir veya zırh geçirilir.
YÜKLEYİCİNİN KEPÇESİNİN DOLMA FAKTÖRÜ, —> Çalışma verimi.
YÜKELEYİCİNİN YAPACAĞI İŞ MİKTARI, —> Çalışma verimi.
YÜKSEK (DÜŞEY) FIRIN, Pik demir üretiminde en çok kullanılan, üstten şarj edilen ve alttan boşaltılan dikey bir eritme fırını. Hava (veya diğer gazlar) fırın tabanına yakın yerden, alttan fırına üflenip, şarj kitlesi arasından yukarı doğru yükselir. Yukarıdan inen katı şarj maddesi ile yukarıya yükselen gazlar arasında kimyasal reaksiyonlar olur. Fırına yakıt verildiğinde, o da şarj ile birlikte üstten doldurulur. Yüksek fırınlarda yakıt olarak kok kullanılır. Fırındaki şarjın ergiyip, taban kısmındaki haznede toplanması ve alttan alınması arzu edilir. Genellikle fırının en sıcak kısmı, hava borularının bulunduğu düzeyin biraz yukarısına rastlar. Bu bölgeye ergitme zonu denir. Yüksek fırınların termik randımanları yüksektir. Yüksek fırınların en iyi örneğini demir ve çelik ergitme tesislerinde kullanılan düşey fırın teşkil eder ve ortalama 28-30 metre yüksekliktedir. Bakır, kurşun, çinko, nikel cevherlerinin ergitilmesinde 5-6 metre yükseklikteki yüksek fırınlar kullanılır. Demir-Çelik üretiminde kullanılan yüksek fırının içi ateşe ve ergiyen maddelerin etkilerine dayanabilen tuğlalarla örülmüş ve tersine kapatılmış iki kesik koni şeklindedir. İç hacmi 250-850m3 arasında olup 1m3 fırın hacmine göre 24 saatte 0,5-1,4 ton ham demir (pik) elde edilebilir.—> Yüksek fırında reaksiyon.
YÜKSEK FIRIN CÜRUFU, Şarjın içindeki yabancı elemanların fırın hararetinde buhar olmayan ve redüksiyona uğramayan oksitlerin birbirleri ile birleşmiş ve akar hale gelmiş şekli. Cürufun bileşenleri SiO2, CaO ve Al2O3 olup, CaO miktarının %50 oranını geçmemesi gerekir.—> Cüruf.
YÜKSEK FREKANS İNDÜKSİYON FIRINI, —> Direnç fırınları.
YÜKSEK FIRIN KATKI MALZEMESİ, Yüksek fırına verilen cevherdeki yabancı maddelerin kolay erimesini ve cüruf haline geçmesini sağlamak için cevhere katılan malzeme. Bu katkı maddeleri maksimum %25 civarında; bazik özellikli (kireçtaşı, dolomit, olivin, fluorit), asit özellikli (kum,çakmak taşı, aluminli silikatlar ve tuğla kırıntıları) ve diğer (manganez ve krom cevherleri ile fosforit ve kemik gibi) malzemelerden oluşur.
YÜKSEK FIRINDA KULLANILAN DEMİR CEVHERLERİ,
Manyetit (Mağnetit) Fe3O4; demir içeriği %45-70, mıknatıslı, siyah veya koyu renkli.
Hematit Fe2O3; kırmızımsı kahverenkli, Fe tenörü en fazla %70. Pul pul ve parlak yapıda olanlarına spekülarit denir.
Limonit: 2Fe2O33H2O; demir miktarı %30-50
Siderit: FeCO3, demir miktarı %25-40, içinde genellikle mangan bulunduğundan değerli cevher sayılır.
İçinde belli miktardan fazla fosfor ve kükürt içeren cevherler yüksek fırında kullanılmaz.
YÜKSEK FIRINDA REAKSİYON, Yüksek fırına demir oksidi olarak giren cevherden oksijenin ayrılması işlemi.
YÜKSEK GENİŞLEMELİ KÖPÜK, Hacmi 500-1500 misli genişleme özelliği gösteren köpük yapıcı sıvı. Bu madde, galeri, baca vb. yerlerde meydana gelen açık alevli yangınlara müdahale ile alev ve ateşin yayılmasını önlemek, söndürmek ve kısa zamanda yangın sahasının hava akımı ile irtibatını kesmek ve daimi baraj yapma imkanlarını sağlamak için kullanılır. —> Rijit köpük.
YÜKSEK GERİLİM DAĞITIM ŞEBEKESİ, —> Elektrik enerjisi dağıtım şebekeleri.
YÜKSEK ISI PERLİTİ, —> Perlit.
YÜKSEK KALİTE BAKIR, L.M.E. esaslarına göre elektrolitik bakır olarak iki kalitede muamele gören katot bakırı ve hadde ürünlerini ifade eden terim.
YÜKSEK KALİTE TİP KALAY, Rafine kalay muhtevası % 99,85 olup, ağırlığı 12 kg’dan az ve 50 kg’dan çok olmayan külçe veya kütük şeklindeki kalay.
YÜKSEK KARBONLU ÇELİK, —> Çelik.
YÜKSEK KARBONLU FERROKROM, Bünyesinde genellikle % 2-10 oranında, ortalama % 4-6 karbon (C) ihtiva eden ferrokrom. Bir ton yüksek karbonlu ferrokrom elde edebilmek için 4500-7500 kWh arasında değişen elektrik enerjisine ihtiyaç vardır.
YÜKSEK TEVETTÜR, Yüksek voltaj.
YÜKSELTGENME, —> Elektroliz.
YÜREK, Vinç ile yapılan nakliyatta vinç halatının taşınacak araçla irtibatını sağlamaya yarayan ara parça. Vinç halatının ucu yürek üzerindeki yerine yerleştirildikten sonra, kelepçelerle sıkılarak halatın yüreğe emniyetli bir şekilde irtibatlanması ve böylece kafes vb. araçların koşum takımlarının halata kolayca bağlanması sağlanır. —> Halat, Halat kelepçesi.
YÜRÜME YOLU, —> Şekil, Adam yolu
YÜRÜYEN DREGLAYN, 1) Üniversal bagerlerin lastik tekerlekli, paletli veya raylı yürüme düzenine karşılık, yürüme hareketini adım atma şeklinde gerçekleştirme düzenine sahip dreglayn. 2) Adımlayan dreglayn. —> Dreglayn.
YÜRÜYEN TAHKİMAT, Hidrolik ve mekanik enerji ile sıkılanan, boşaltılan ve ilerletilen tahkimat düzeni. —> Alın mekanizasyonu.
YÜZDÜRÜCÜ, Flotasyon işleminde köpük teşekkülüne yardımcı olan ve köpüğün yeterince sağlamlığını sağlayan reaktiflere verilen genel ad. —> Reaktif.
YÜZEY BÜYÜTME , Kırma ve öğütme işlemleri sonucu tanelerin serbestleşerek yüzeylerinin; ergitme, çözeltme, sinterleme, briketleme, koklaştırma gibi işlemlere açık hale getirilmesi; diğer bir deyişle yüzey büyütmesi sağlanarak kimyasal olayda reaksiyon hızının arttırılması, fiziksel olayda ise (flotasyonda) yüzdürülecek veya batırılacak katı maddelerin yüzeylerine reaktiflerin etkisinin artırılması amaçlanır.
YÜZEY İŞLETMESİ, Derinliği 10 m ile 40 m arasında değişen huni şeklindeki açık işletme.
YÜZEY NİVELMANI, Nivelman aletiyle yatay ölçmesi yapılmış olan bir yüzey üzerinde, birçok noktanın yüksekliklerinin bulunup koordinatlarına göre bu noktalar plana işlendikten sonra enterpolasyon yoluyla o yüzeyin tesviye münhanili haritasının yapılması. Nivelman aleti ile yapılan yüzey nivelmanında yükseklik farklarının çok fazla olmaması lazımdır. Zira dik arazide gözleme aletinin sık sık yer değiştirmesi gerekir.
YÜZ, Mermer işletmeciliğinde taşın imalâttaki yerinde görünen en büyük yüzeyi.
YÜZLEME, Mermer işletmeciliğinde iki kesişen kenarın kalemle doğrultularak taş yüzü düzleminin belirtilmesi.
Z
ZAMAK, —> Çinko spesifikasyonları.
ZAR TAŞI, Sert ve silisli kayaçların (granit, andezit, riyolit, trakit gibi) parke taşı olarak kullanımı için boyutlandırılmış şekli. 4×6 cm olarak boyutlandırılanlar yaya trafiğinin yoğun olduğu yerlerde 6x8cm boyutundakiler yaya ve araç trafiğinin karışık olduğu yerlerde kullanılır. 8×10 ve 10×12 cm boyutlu taşlar ise; 4×6’lıkların kullanım alanlarında uygulandığı gibi,aşırı yüklere ve asidik ortama dayanıkılık gerektiren endüstri ortamlarında da kullanılır.
ZATÜLHAREKE ÇAMUR KLEPESİ, —> Tarak Gemisi.
ZAVİYE, —> Açı istasyonu.
ZAYIF KİREÇ, —> Kireç.
ZEBARİF, Yalancı süsler.
ZEBERCED, Olivinin saydam ve sarı veya açık yeşil renkli türü. Yeşil renklisine “Yeşil zeberced” denir. Minerolojide krizotil olarak adlandırılır. —> Alumin.
ZEFİR, —> Gökyakut.
ZENGİNLEŞTİRME, Tüvenan madenin (cevher, kömür, endüstriyel hammadde vb.) fizik ve fizikokimya prensiplerinden faydalanılarak, bileşimleri değişmeksizin pazarlanabilecek veya teknolojide kullanılabilecek bir ürün haline getirilmesi. Diğer bir ifade ile tuvönan maden; kırma, ayırma ve tasnif işlemlerine tabi tutulmak suretiyle; zengin ürün (konsantre), ara ürün (mikst) ve artık olarak ayrılır.
ZERKARİ , 1)Altın işletmeciliği. 2)Sırmacılık.
ZENGİNLEŞTİRME TESİSİ, —> Konsantratör.
ZENİT AÇISI, —> Eğim açısı.
ZEOLİT, Alkali ve toprak alkalilerin hidratlı tabii silikatlarından oluşan bir mineral grubu. Bu minerallerden başlıcaları: Klinoptilolit, filibsit, laumonit, heulandit, erionit, şabazit, mordenit, analsim, natrolit. Zeolit önemli fiziksel özellikler gösterir. Feldispatların ve diğer alumino-silikatların zeolite dönüşmesine zeolitleşme denir. İyon değiştirme, su ve gaz tutma özelliklerinden dolayı ziraatte, balıkçılıkta; su, gaz ve radyoaktif artıkların temizlenmesinde, kurutmada, güneş enerjisi ve gaz depolanmasın-da, koku kontrolunda, yapı elemanı olarak, puzzolan çimento üretiminde, iyi kalite kağıt yapımında kullanılmaktadır.
ZIMPARA , 1) Orta ile ince taneli, belirli bir istikamet göstermeyen, nadir olarak şistik veya tabakamsı görünümde, siyah, koyu gri, korund tanelerini muhtevi, önemli miktarda manyetit, nadir olarak hematit, yer yer irice taneli porfirik korund ihtiva eden kayaç. 2) Metamorf boksit. 3) Metal, tahta ve daha başka maddelerin yüzünü aşındırıp düzeltmeye va parlatmaya yarayan üstüne zımpara tozu yapıştırılmış kalın kağıt veya bez. 4) Zımpara kağıdı.
Literatürde Türk, Yunan ve Amerikan tipi olmak üzere 3 tip zımpara taşı kaydedilmiştir. Her tip zımparanın aşındırma özelliği, içindeki aluminyum okside bağlıdır. Mineralojik olarak zımpara 3 ayrı isim altında tanımlanır :
1- Mormas (gerçek) zımpara; (Korundum, manyetit veya hematit içerir) genellikle kırmızımsı – siyah renkte.
2- Spinel zımpara : Spinel (Magnezyum alimunyum oksit)+ korund (Aluminyum oksit)+ manyetit (demir oksit) içerir. (Belirgin olarak spinel içerir, korundum bulunmayabilir.)
3- Feldispatik zımpara : Bu tür, spinel zımparaya benzemekle birlikte % 30-50 oranında plajioklas (triklinal sistemde kristallenen feldispatların bir grubu) içermektedir.
Zımpara taşı çok sert olduğundan toz halinde aşındırıcı ; bileyi taşı olarak da taşları ve madenleri cilalamakta kullanılır. Ayrıca zımparadan yüksek alüminalı çimento yapımında yararlanılır. Piyasada satılan ufalayıcıların çoğu zımparadan yapılır ve bunların %3’ünü zımpara kağıdı ve bezi teşkil eder.
Türkiyede ve Yunanistan da üretilen gerçek zımparanın kaliteleri bileşimlerine göre değişir ve aşağıdaki gibidir. —> Çizelge.
ZIRHLI KONVEYÖR, —> Zincirli konveyör.
ZIRHLI TAHKİMAT, Ayaklarda alında kazı ve nakliyat için alna gelen kısmı açık, tavan- göçük kısımları çelik zırhla kaplı, 2’den 4’e kadar hidrolik direkle teçhiz edilmiş yürüme takımları bulunan; nakliyat ünitesini taşıyan kısmı bulunan ve tavan- göçük zırhları arasında ünitenin taşıma gücünü artırmak için yardımcı silindirle tavan zırhının önünde tavanı emniyete almak için mandallı uzatma sarmasıyla donatılmış tahkimat ünitesi.
ZIRNIK, Kimyasal formülü As2S olan, kirli-turuncu, sarı-turuncu veya gri-sarı, eğer demir miktarı fazla ise kirli-kırmızı renkte, çok higroskobik, havada kolayca oksitlenen, kristal yapıda, suda kolayca çözünen ve piyasada erimiş kütle, yaprak (pul), veya parça, veyahutta granüle halinde satılan bazı hallerde dokunulması tehlikeli olan, patlayabilen ve kükürt boyaları deri, viskoz, pamuklu tekstil gibi sanayi dallarında kullanılan madde.
ZİFT, 1) Katrandan ve başka organik maddelerin damıtılmasından elde edilen, az ısı ile eriyen, katı halde iken kolay kırılabilen, siyah, parlak madde. 2) Kara sakız.
ZİNCİR, Makine ve techizatta kuvvet ve hareket aktarma aracı. a= Bisiklet zinciri, b= Tahrik zinciri, c= Mafsallı zincir (Mafsallı zincirin baklaları vida ve somunlu olup, kolaylıkla ekleme yapılabilir) d= Konveyör zinciri.
ZİNCİRLE NAKLİYAT, —> Sonsuz halat ile nakliyat.
ZİNCİRLİ ANAHTAR, Genellikle birbirlerine vira edilmiş boruları ve manşonları sökmeye yarayan özel zincirle donatılmış anahtar.
ZİNCİRLİ BAGER, Bir gövde kolu üzerine zincir şeklinde birbirine bağlı veya özel bir zincir üzerine monte edilmiş kepçelerin (godelerin) hareket ettirilmesi suretiyle bagerin oturma düzleminin aşağısında kazı yapan iş makinası. Bunlar daha ziyade örtü tabakası ve maden kitlesi gevşek olan açık işletmelerde kullanılır.
ZİNCİRLİ KONVEYÖR, 1) Saç oluk içine dikine yerleştirilmiş bir lâma demiri parçasının, yani bir paletin, uçlarına takılı zincir veya zincirler tarafından hareket ettirilmesiyle, mâlzemenin sürüklenerek taşınmasını sağlayan konveyör. Bu konveyörlerde fazla aşınmaya uğrayan kısımlar, imâlat sırasında özel olarak sertleştirilip, bir zırh meydana getirildiği için bunlara zırhlı konveyör veya panzer de denir. Bu konveyörün zincir aksamı (a) yanlarda çift, (b) ortada tek ve (c) ortada çift olarak yerleştirilir. Genellikle uzun ayak sisteminde kömürün kendiliğinden veya sâbit olukta akmadığı yerlerde ve bazı hâllerde taban yollarında kullanılır. Çatalsız alınlı ayaklarda zincirli konveyör ayak ilerledikçe komple olarak alına itilerek kaydırılır. Tam mekanize ayaklarda nakliyat ünitesinin kaydırılması, yürüyen tahkimatla birlikte yapılır. 2) Zincirli oluk. Çeyn konveyör. —> Kaydırma, Fren diskli konveyör, Konveyör.
ZİNCİRLİ OLUK, Zincirli konveyör, Fren diskli konveyör.
ZÜMRÜT , Beril grubundan, sarı yeşil, mavi yeşil, hatta sarı renkli, cam parlaklığında, saydam değerli bir taş. Zümrütün fiziksel özellikleri temel olarak berilinkinin aynıdır. Işığı kırma ve saçılıma uğratma gücü çok yüksek değildir. Bu nedenle de taş fazlaca parıldamaz. Taşa asıl değerini kazandıran olağanüstü renginin, içerdiği az miktardaki kromdan kaynaklandığı sanılmaktadır. İyice ısıtıldığında taş rengini kaybeder.