ÖdevlerTürkçe Ödevleri

Türk Edebiyatında Kam, baksı, ozan, şaman

TÜRK EDEBİYATI

İslâm’dan Önceki Türk Edebiyatı: Eldeki bilgilere göre, Türklerin ilk anayurdu Orta Asya’dır. Bu bölgede Türklerin yaşadıkları bazı yörelerde bulunan yazılı belgeler, Türk dili ve edebiyatı konusunda önemli bilgileri günümüze iletmiştir. Türkçe en eski yazılı belgeler, VIII. yy’darı kalmadır (Göktürk yazıtları). Bu yazılı belgelerdeki dilin gelişmiş, içeriğinin zengin olması, Türk edebiyatının çok daha eskilere dayandığını gösterir. Çünkü, ürünler yazıya geçirilmeden önce, uzunca süre sözlü gelenekte yaşamıştır. Bu bakımdan İslâm’dan önceki Türk edebiyatını da iki ana dalda incelemek gerekir: Sözlü gelenek; yazılı gelenek.

Sözlü gelenek (ya da sözlü ebiyat): Bütün ulusların edebiyatında olduğu gibi, Türk ulusunun da başlangıçtan günümüze süregelen bir sözlü edebiyat geleneği vardır. Sözlü geleneğin ürünlerinin tümü günümüze kalmamıştır, Kaşgarlı Mahmut’un, Divanü Lügat it-Türk ([Türk Dili Sözlüğü) adlı yapıtındaki sözlü edebiyat ürünlerine göre, Türklerde sözlü gelenekte şiir önde geliyordu. “Kam”, “baksı”, “ozan”, “şaman” gibi adlar verilen ilk ozanlar, aynı zamanda “kopuz” denen bir çalgı da çalmaktaydılar. Hekimlik, büyücülük gibi görevleri de olan bu ozanlar, şölen, sığır, yuğ gibi törenlerde görev alıyorlardı. Turfan kazılarında ilk Türk ozanlarından bazılarının şiirleri bulunmuştur. Aprınçur Tigin, Çuçu, Kül Tarkan, Çısuya Tutung, Asıg Tutung, Sungku Seli Tutung, Kalım Keyşi adlı ilk Türk ozanlarının şiirlerinde, genellikle dörtlük nazım birimi, hece ölçüsü kullanılmıştır. Bu şiirlerin dili de “öz Türkçe” dir. Söz konusu şiirlerde “koşuğ”, “kojan”, “takşut”, “ır”, “yır”, “şlok”, “kavi”, “basık” gibi adların kullanıldığı dikkati çeker. Sözlü gelenekte oluşan türler arasında, destanlar ilk sırayı alır. Sonra koşuklar (sevgi, doğa güzellikleri, vb. konuları işlerler), sagular (ölen bir kimsenin arkasından söylenen, onun yiğitliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren şiirler) gelir. Kaşgarlı Mahmut’un sözlüğünde, eski Türk atasözleri (sav)örneklerine de rastlanmaktadır. Sözlü gelenekler pek çok biçimsel, bölgesel, vb. değişikliğe uğrayarak günümüze gelmiştir.

Yazılı gelenek ya da yazılı edebiyat: Yazının bulunmasından sonra, sözlü geleneğin yanı sıra, yazılı edebiyat da başlamıştır. Türkçe’de ilk yazılı belgeler, VI. yy’dan kalan Yenisey yazıtları ve VII. yy’dan kalan Göktürk yazıtlarıdır. Bu yazıtlar arasında Kuzey Moğolistan’da bulunan Kültigin yazıtı (dikilişi 732), Bilge Kağan yazıtı (dikilişi 735) ve Tonyukuk yazıtı (dikilişi 720) anı-söylev türünün ilk örnekleri sayılır. Türk toplumunun devlet, toplum, iktisat, siyaset, kültür yaşamlarıyla ilgili bilgiler vermesi açısından büyük değer taşıyan bu yazıtlarda, gelişmiş bir Türkçe kullanılmış olması, yazılı geleneğin daha önceleri başladığı izlenimini uyandırmaktadır, Uygur Türklerinden kalan yazılı ürünler arasında da, Altun Yaruk özel bir önem taşır. Çince’den Türkçe’ye çevrilen bu kitap, buddhacılığın kutsal yapıtlarındandır. Öbür Uygurca öyküler arasında Cestani Bey Hikâyesi, Kutsal Tavşan Hikâyesi, Prens Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi sayılabilir. Dinsel niteliği önde gelen Uygur edebiyatında, çeviriler ağır basmaktadır.

SÖZLÜ EDEBİYAT

Her toplumda olduğu gibi Türklerde de kendine özgü sözlü edebiyat ürünleri vardır. Bu ürünler eski Türk topluluklarının sığır,şölen ve yuğ adını verdikleri törenlerden doğan ürünlerdir.

Sığır: Av törenlerine denir.

Şölen: Kurban törenlerine denir.

Yuğ: Yas,ölüm törenlerine denir.

Bu törenler şaman,kam,baksı ve ozan adını alan kişiler tarafından yönetilir.Bunlar sazlarıyla bu törenlerde bazı destan parçalarını veya koşuk,sagu adı verilen şiirleri söylerlerdi.

İslamiyet Öncesi Türk Şiirinin Özellikleri:

*Hece ölçüsüyle söylenmiştir.(7’li,8’li,12’li)

*Yarım kafiye kullanılmıştır.

*Nazım birimi dörtlüktür.

*Dildeki kelime sayısı sınırlı kalmıştır.,yabancı dillerin etkisi yoktur

*Tabiatla iç içe oldukları için sanatçılar benzetmelerde tabiattan yararlanmışlardır.

*Şiirlerde işlenen konular:kahramanlık,yiğitlik,ölüm,savaş ve aşktır.

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI
Bilinmeyen bir tarihte başlamıştır. İslamiyet’in kabulüne kadar devam ede gelmiştir. Atlı- göçebe kültürünün izlerini taşımaktadır. Ölüm, yiğitlik, savaş, aşk konuları en çok işlenen konular olarak göze çarpmaktadır. İki koldan gelişmiştir.

A) SÖZLÜ EDEBİYAT:Şaman, kam, baksı, ozan adı verilen sanatçılar tarafından icra edilmiştir. Bu sanatçılar “kopuz”adı verilen bir saz aleti kullanırlardı. Doğuşu her ne kadar dini törenlere dayansa da zamanla din dışı konular da gelişmiştir.
*Hece ölçüsü kullanılmıştır.
*Aşk, doğa, ölüm konuları sık işlenmiştir.
*Anomin özellik taşımaktadır.
* Yarım kafiye kullanılmıştır.
*Koşuk, sav, sagu, destan başlıca ürünleri sayılır.

KOŞUK
Kopuz eşliğinde “sığır” denilen sürek avlarında söylenen lirik şiirlerdir. Günümüzdeki “koşma”ların ilk versiyonu sayılırlar. Kafiye şeması “aaab,cccb,dddb”şeklindedir.

SAGU
Yuğ adı verilen ölü törenlerinde ölümün acısının hafifletmek amacıyla söylenen günümüz “ağıt”larının ilk versiyonuna denir. Hece ölçüsünün 7’li-8’li parçaları sıkça kullanılmıştır.
Uyarı: Bilinen en eski sagu :”Alp er Tunga”sagusudur.

SAV
Atasözü demektir. Atasözlerimiz ilk defa “Divan-ı Lugati’t Türk”kitabında bir araya getirilmiştir.

DESTAN
Toplumu derinden etkileyen savaş, kıtlık, afet vb. olayların olağanüstülüklerle bezendirilerek anlatıldığı manzum (bazen nazım- nesir karışık)uzun hikâyelere denir.
Destanlar “Doğal-Yapay”olmak üzere ikiye ayrılır.

Ayrıca bakınız>>> MİTOLOJi
1) DOĞAL DESTANLAR
Gerçekte var olan herhangi bir olayın milletin dilinde yüzyıllar süren bir anlatımdan sonra bir ozan tarafından kaleme alınması sonucu oluşan destanlara denir.

Dünyadaki en önemli doğal destanlar:

Kalevala……………FİNLANDİYA
Mahabharata …… HİNT
Ramayana …………HİNT
Şant do Rölant……FRANSIZ
Nibelungen…………ALMAN
İgor…………………..RUS
Beovful………………İNGİLİZ
İliada ……………….YUNAN
Odyssa ……………..YUNAN
Şehname……………İRAN
Gılgamış……………SÜMER
Oğuz Kağan………..TÜRK
Ergenekon………….TÜRK
Manas ………………KIRGIZ

2)YAPAY DESTANLAR
Herhangi bir olaydan yola çıkarak bir ozanın destan kurallarına riayet edip oluşturduğu şiirlere denir.

Kaybolmuş Cennet (Milton)
Kurtarılmış Kudüs (Tasso)
İlahi Komedya (Dante)
Çılgın Orlando (Ludovico Ariosto)
Üç Şehitler Destanı ( Fazıl Hüsnü Dağlarca)
Çanakkale Şehitlerine (Mehmet Akif)

Türk Destanlarının Özellikleri:
* Çoğunlukla manzumdurlar (şiir şeklinde).
* Anonimdirler.
* Oluştukları dönemlerin özelliklerini taşımaktadırlar.
* Olağanüstü özellikleri çokça bulunmaktadır.
* Çok sonra yazıya geçirilmişlerdir.

TÜRK DESTANLARI

Saka Türklerinin Destanları
* Alp Er Tunga Destanı: Türk-İran savaşlarıyla Alp Er Tunga’nın yiğitliklerinin anlatıldığı destanlardır.
* Şu Destanı: İskender ile Türkler arasındaki savaşların ve Hükümdar Şu’nun destanıdır.

Hun Türklerinin Destanları
* Oğuz Kağan Destanı: Hun Hükümdarı Mete’nin yiğitliklerini, ülkesini genişletip oğulları arasında nasıl bölüştürdüğünü anlatan destandır.

Göktürk Destanları
*Bozkurt Destanı: Savaşta yaralanan bir Türk’ün, dişi bir kurt tarafından kurtarılmasını, korunmasını ve Türklerin sözü edilen kurtla bu Türk’ten çoğaldığı anlatılır.
* Ergenekon Destanı: Bir yenilgi sonunda Ergenekon’a çekilen Türklerin orada çoğalıp, bir demir dağı erittikten sonra öçlerini alışlarını anlatan destandır.

Uygur Türklerinin Destanları
* Türeyiş Destanı: Uygur hakanının, üç kızını insanoğluyla evlendirmeyi uygun bulmayarak tanrıya, kızlarıyla evlenmesi ve Uygur Türklerinin bu evlenmeden çoğaldığı anlatılır.
* Göç Destanı: Türklerin, Kutsal taşı Çinlilere vermeleri üzerine, tanrı tarafından cezalandırılmaları kuraklığın başlaması nedeniyle de göç etmeleri anlatılır.

Daha ayrıntılı bilgi için ayrıca bkz.Türk Destanları – Dünya Destanları
Ayrıca bakınız>>> Destan Dönemi Türk Edebiyatı Sunusu/Slaytı

B ) YAZILI EDEBİYAT Türklerin GÖKTÜRK alfabesini kullanmasıyla başlayan dönemdir. Daha eskilere ait maalesef herhangi bir eserimiz yoktur. Tarihi bilinen en eski yazıtımız(mezar taşı): Çoyren (687-692)dir.
Tarihimizin ve dilimizin ilk en önemli belgeleri Göktürk Yazıtlar(Orhun Kitabeleri)dir.
*Doğu Göktürklerine aittirler.
*725,732,735 yıllarında dikilmişlerdir.
*Vezir Tonyukuk, Bilge Kağan, Kültigin adına dikilmişlerdir.
*Yollug Tigin adlı bir yazara yazdırmıştır.
*Öz Türkçe ile yazılmıştır.
*Türk hakanlarının Göktürkleri nasıl birleştirdiklerini, devleti nasıl idare ettiklerini, gelecek kuşakların ne yapmaları gerektiğini anlatan bir nutuk (söylev)tur.
* Aslında birer mezar taşı olarak tasarlanmışlardır.
* Taşların üç tarafı Göktürk alfabesiyle bir tarafı da Çince yazılmıştır.
* Eserler şu an Moğolistan sınırları içindedir.
* 1900′ lü yılların başında Strahlanberk tarafından bulunmuş, Danimarkalı Wilhelm Thomsen tarafından okunmuşlardır.

Yazılı Dönem Ürünleri
Orhun Yazıtları
Uygur Metinleri

Orhun (Göktürk, Köktürk) Yazıtları (Abideleri, Anıtları)
Çinlilere karşı bağımsızlık savaşı yapan, Türk bütünlüğünü yeniden kurmak için içte ve dışta savaşan Göktürklerin hikayesi anlatılır bu yazıtlarda. Bu abideler 38 harfli olan Göktürk alfabesiyle yazılmıştır. Bunlardan en önemli olanları 3 tanedir.

1. Vezir Tonyukuk Yazıtı (725): Dört bakana vezirlik etmiş olan Tonyukuk tarafından yazılmıştır. Daha çok Çinlilerle yapılan savaşlar anlatılmaktadır.

2. Kül Tiğin Yazıtı (732) : Göktürk hakanı Bilge Kağan’ın kardeşi Kül Tiğin’in ölümü üzerine Bilge Kağan tarafından dikilmiştir.

3. Bilge Kağan Yazıtı (735) : Göktürk hakanı Bilge Kağan’ın ölümünden sonra oğlu Tenri Kağan tarafından diktirilmiştir. Yazıt, Bilge Kağan’ın yeğeni Yollug Tigin tarafından yazılmıştır.

Son iki yazıt daha çok dönemin olaylarından, törelerden ve Bilge Kağan’ın ulusuna dilediği iyi dileklerden söz eder.

Uygur Dönemi Eserleri / Uygur Metinleri
Göktürk devletinin yıkılmasından sonra kurulan uygur hanlıklarından kalma eserlerdir Daha çok Buddha ve Mani dininin esaslarını anlatan metinlerdir. Bunlar turfan yöresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Uygurların kâğıda kitap basma tekniğini bildikleri anlaşılmaktadır. Dönemden kalma birçok hikâyenin yanında “kökünç” denilen bir ilkel tiyatro eserleri de vardır. Uygurlar bu eserleri 14 harfli uygur alfabesiyle yazmışlardır.

Sekiz Yükmek (Sekiz Yığın): Çinceden çevrilen Sekiz Yükmek’te Burkancılığa ait dinî – ahlâki inanışlar ve bazı pratik bilgiler vardır. Uygurlar arasında çok yayılan bu eser; kısa cümleleriyle, içten anlatımı ve zengin söz varlığıyla dikkati çeker.

Altun Yaruk (Altın Işık): Burkancılığın temellerini, felsefesini ve Buda’nın menkıbelerini içerir. Bunlardan en meşhurları “Şehzade ile Aç Pars Hikâyesi” (Açlıktan ölmek üzere olan parsı kurtarmak için kendini feda eden şehzadenin hikâyesi), Dantipali Beğ Hikâyesi (Emrindeki geyikleri kurtarmak için kendini feda eden geyikler beğini Dantipali Beğ öldürür ve korkunç alevler de Dantipali Beğ’i yutar) ve Çaştani Beğ Hikâyesi (Ülkesindeki insanlara hastalık ve bela getiren şeytanlarla Çaştani Beğ’in mücadelesidir.

Irk Bitig (Fal Kitabı): Göktürk yazısıyla yazılmış bir fal kitabıdır. Her biri ayrı fal olarak yazılan 65 paragraftan oluşur. Çeşitli inanışlar ve masal unsurlarının bulunduğu kitapta günlük dile ait pek çok kelime de vardır.

Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi (İyi Düşünceli Şehzade ile Kötü Düşünceli Şehzade): Burkancılığa ait bir menkıbenin hikâyesidir. İyi düşünceli şehzadenin bütün canlılara yardım etmek ve canlıların birbirlerini öldürmelerini engellemek için bir mücevheri elde etmek üzere yaptığı maceralı yolculuk anlatılır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu