Fen ve Teknoloji ÖdevleriÖdevler

Meteorlar

Fırlayan yıldızlar” yada “düşen yıldızlar” yıldız değil, uzaydaki başka cisimlerden kopup yeryüzünün yabancı atmosferinde yitip giden parçacıklar oldukları anlaşılana kadar, insanları büyülemişlerdir. Hiçbir belirti yada uyarı olmaksızın, bazen beyaz, bazen renkli parlak bir çizgi, bir an için gökyüzünde beliriyordu. Bu çizgi yani bir meteorun izi bir gökcismi parçasıdır. Meteorların çoğu gökyüzünde soluk izler bırakır; ama bazılarının izleri, dolunaydan daha parlaktır. Meteorların çoğu atmosfer içinde yok edilir. Yeryüzüne katı cisimler olarak ulaşan pek azı, göktaşı adıyla bilinen cisimlerdir.

METEORLAR NEDİR?

Meteorlar, yeryüzü atmosferine girdikten sonra görülebilir olan taş yada demir (yada her ikisinin karışımı) parçalarıdır. Çoğunun kütlesi birkaç miligram yada gramdır, Uzayda, saniyede birkaç kilometreden 100 km’ye kadar değişen hızlarla hareket ederler. Bu hızlı cisimler atmosfere girdikleri zaman, atmosferi oluşturan gaz molekülleriyle yaptıkları sürtünme yüzünden akkorluk derecesine kadar ısınırlar. Saniyede yalnızca 10 km kadar hızla hareket eden bir meteorda, atmosfere değdiğinde tümüyle buhar olmasına yetecek kadar enerji vardır. Bir meteorun hızında, atmosferin üst tabakalarından geçerken önemli bir azalma olmaz. Enerjisinin harcanması için gerekli olan, erime ve buharlaşma süreçleridir. Bir meteorun 200 km’den yüksek bir yükseltide ısındığı yada buharlaştığı çok ender görülür. 100 km’den az bir yükseltide varlıklarını sürdürebilecek kadar büyük kütleli meteorlar, çok azdır.

METEORLARI GÖZLEMLEMEK

Bir meteorun yeryüzünden görülmeye başlandığı nokta, atmosfer içinde ısınmaya başladığı noktadır. Gözden yittiği nokta ise, sürtünme yüzünden yok oluşunun tamamlandığı noktadır. İki ayrı yerdeki iki gözlemci, bir meteorun görülebilir yolunun kesin başlangıç ve bitiş noktalarını saptayarak meteorun izlediği tüm yolu ve güneş sistemi içinde hangi bölgeden geldiğini hesaplayabilirler. Meteorun izlediği yolun başında ve sonunda bulunan yıldızlar tanınabilirse, bu hesaplar daha da kolaylaşır. Meteorları incelemek için, çiftler halinde çalışan istasyonlar kurulmuştur. Bu çiftleri oluşturan istasyonlar arasındaki uzaklık 50-100 km arasındadır, istasyonlarda, gökyüzünün aynı alanına çevrilmiş kameralar bulunur. Bu kameralar, hızla hareket eden aynı meteorun fotoğraflarını çekip, her fotoğrafın üstüne çekiliş anını kaydederler. Böylece, görünür yolun başlangıç ve son noktalarının kesin olarak saptanmasını sağlarlar.
Yeryüzünün dönme hareketi yüzünden, günbatımından gece yarısına kadarki süre içinde, gece yarısından gündoğumuna kadarki süre içindekinden çok daha az meteor yolu görülür. Gece yarısından gündoğumuna kadarki süre içinde, bir gözlemcinin, gökyüzünde yeryüzünün döndüğü yöne düşen bölgeyi tam karşıdan görme olanağı vardır. O sırada bir meteora rastlaması çok daha olasıdır; çünkü, meteorlar yeryüzüne bir anlamda tam karşıdan gelmektedirler. Meteorların sayısında aynı gündeki değişikliklerin nedeni budur. Aynı yıl içinde de bir değişiklik söz konusudur. Sonbaharda bir gözlemci, tüm güneş sisteminin kendisine doğru hareket ettiği yöndeki gök parçasını, tam karşıdan görür. Bu mevsim, meteorların en sık görüldüğü zamandır. Günlük değişiklik, tüm kaynaklardan gelen meteorlarla, oysa yıllık değişiklik, yalnızca güneş sisteminin ötesinden gelenlerle ilgilidir.
Her gün kaç meteorun yeryüzüne çarptığını belirlemek olanaksızdır. Yeryüzü atmosferine birkaç büyük, birçok küçük ve pek çok sayıda mikroskobik meteor çarpar. Göktaşlarının çoğunun kütlesi 0,0001 gr’dan azdır. Bunlar, bir gün içinde yeryüzüne ulaşan toplam göktaşı kütlesinin (1000 ton) hemen tümünü oluştururlar. Tüm göktaşları yeryüzündeki minerallerde bulunmayan değişiklikler gösterdikleri için, uzmanlar, hattâ herhangi bir kişi tarafından kolayca tanınabilirler.

METEOR YOLLARI VE ELEKTRİKSEL ÖZELLİKLERİ

Küçük meteorların yolları, çıplak gözle çok güç görülür. Yolun parlaklığı yalnızca meteorun kütlesine değil, hızına, yapısına ve biçimine de bağlıdır. En sık görülen 0,0001 gr’dan az kütleli meteorlar, 200 km’lik bir yükseklikte bulundukları ve tam aşağıdan gözlemlendikleri zaman, parlaklıkları 11. kadirden bir yıldızınkine eşit izler bırakırlar. Bu izler çıplak gözle görülemez. Kütleleri 0,01 gr olan meteorların bıraktıkları izler 5. kadirden bir yıldızınkine, 10 -100 kg arasındakilerin bıraktıkları izler ise Ay’ınkine eşit parlaklıktadır. Son derece büyük meteorlar, güneşinkine eş parlaklıkta ışıklar yaymışlar ve düştükleri noktaları gün gibi aydınlatmışlardır.
Bir meteorun ışığı, dönüştüğü akkor halindeki buluttan ve geçtiği yerlerde harekete geçirdiği hava moleküllerinden gelir. Büyük bir meteor söz konusu olduğunda, geçtiği yol, kütlesinin dönüşümüyle oluşan buharın soğumasından saatlerce sonra bile aydınlık kalabilir. Bir meteorun geçişi seyrek havayı harekete geçirir ve bir gecikmeden sonra, ışık yaymaya başlar. Meteor aynı zamanda, atomlara elektron
yitirmelerine yol açacak kadar şiddetle çarparak, havayı iyonlaştırır. Hava, normal olarak bir yalıtkandır; ama, iyonlaşmış hava bir iletken durumuna gelir. Radyo dalgaları bir meteorun iyonlaştığı hava tabakalarından yansıdığı için, meteorun izlediği yol radarla saptanabilir.
Radar, fotoğrafı çekilemeyecek yada çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük meteorların varlığını saptamak, iyonlaşmanın nerede olduğunu belirlemek ve gözle sürdürülmesi olanaksız gündüz araştırmalarını sürdürmek için kullanılır. Radar, bir gözlemciye yalnızca birkaç saniye yada bir saniyeden az bir süre görülebilen parlaklık yerine, çok daha uzun süren iyonlaşmadan yararlanma olanağını sağlar: İyonlaşma birkaç dakika sürebilir.

METEORLARDAN YARARLANMAK

Uziletişim (telekomünikasyon) mühendisleri, atmosferin iyonlaşması olgusundan, uzaktan haberleşmede yararlanma girişimlerinde bulunmuşlardır. Normal olarak, büyük bir uzaklıkla ayrılmış iki istasyon arasında, mikrodalgalarla haberleşme olanağı yoktur; çünkü, mikrodalgalar düz çizgi halinde yollar izler ve atmosfer tarafından yeterince yansıtılmazlar. Söz konusu iki istasyondan tam ortalarındaki bir noktaya gönderilen mikrodalgalar, normal olarak uzay içinde yok olurlar. Ama dalga demeti bir meteor yoluyla kesişirse, mikrodalgalar yeryüzüne doğru yansıtılır ve alıcı istasyon tarafından toplanabilirler. Bu yayınlar, iyonlaşma son bulduğu zaman kesintiye uğrar, ama yeni bir meteor geçtiğinde, yeniden başlarlar. Bu yol bazen olanaklıdır, ama uygulamada pek kullanışlı değildir; çünkü meteorların yapısı dağınıktır ve önceden kestirilmeleri zordur.

METEOR SÜRÜLERİ

Herhangi bir açık gecede, gökyüzünün çeşitli bölümlerinde birçok meteor görülebilir. Bazı geceler çok sayıda meteorun aynı yönden geldiği görülebilir. Yüzlerce, binlerce yada onbinlerce meteorun, gökyüzündeki aynı noktadan yağdığı görülür. 1833 yılında öylesine çok sayıda meteor görülmüştür ki, gökbilimciler, yeryüzünün güneş çevresinde dönen bir meteor sürüsüne rastladığına inanmışlardır. O zamana kadar, meteorlar atmosfere özgü bir olgu sayılıyorlardı. Oysa o günden sonra, meteorların uzay olguları oldukları açıklığa kavuştu.
Yeryüzünün meteor sürülerine rastlaması, meteor yağmurları terimini ortaya çıkardı. Gökyüzünde meteorların çıkış noktası olarak görünen noktaya radyan adı verilir. Radyanın konumu, yeryüzü hareke, tinin yönü ve hızı ile meteorun izlediği yörüngenin uzaydaki kayma derecesine bağlıdır. İncelemeler, birçok meteor sürüsünün görülebilen bir kuyrukluyıldızın yörüngesini izlediklerini ve yörünge boyunca bu kuyrukluyıldızdan kopan parçalar olabileceklerini göstermiştir. Birçok meteor, görülebilen bir kuyrukluyıldız yörüngesinde bulunur. Başka meteorlar ise, bir gezegenin çekimi tarafından dağıtılmış bir kuyrukluyıldızın yörüngesinde görülürler. Bazı durumlarda, belli bir meteor yağmuru, herhangi bir kuyrukluyıldızla ilişkili görünmez.
Bir meteor yağmuru her yıl aynı şiddetle oluşmaz; çünkü meteorların güneş çevresinde dönüş devirleri her zaman yeryüzündekiyle karşılaştırılamaz ve meteorlar, yörüngeleri içinde düzenli olarak dağılmamışlardır

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu