Genel

Nakisin, Kasitin ve Marikin

İmam Ali (a.s), hilafeti döneminde üç grubu kendisinden uzaklaştırıp dışlamış ve onlarla savaşmıştır: Bunlardan biri, bizzat İmam Ali (a.s) tarafından “Nakisin” adıyla adlandırılan Cemel ashabıdır, diğer ikisi de yine kendi tabiriyle “Kasitin” olan Sıffin ashabıyla, “Marikin” adını verdiği Hariciler, yani Nehrevan ashabıdır.[1]

İmam, bunu şöyle anlatır: “Halife olduğum zaman şu ümmet arasından bir taife çıkıp biatini bozdu (Nakisin), bir güruhu dinden çıktı (Marikin) ve bir güruh ise işin başından beri hep isyan edip tuğyanda bulundu (Kasitin).”[2]

“Nakisin” güruhu, para düşkünüydü; paraya pula önem veren, insanlar arasında ayırım gözeten, ayrıcalıklara inanan kesimdi, İmamın adalet ve eşitlik konusundaki konuşmalarının çoğunda muhatap alınan kesim bunlardır.

“Kasitin” adını verdiği güruhsa her şeyi politikaya alet eden hilekar, düzenbaz ve sahtekar iki yüzlülerdi. İktidarı ele geçirmek ve Ali’nin (a.s) yönetimini akamet ve başarısızlığa uğratmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Bunlardan bir kısmı İmama gidip bu isteklerinin kısmen de olsa giderilmesi ve çıkarlarının gözetilmesi halinde onu destekleyeceklerini söylemiş, ama İmam Ali bu teklifi reddetmiştir. Hz. Ali’den (a.s) bundan daha farklı bir yaklaşım beklemek de mümkün değildir aslında. Zira o, zulmün altına imza atmaya değil, zulmün kökünü kazımaya niyetliydi. Diğer yandan Muaviye’yle ona benzer tipler, İmam Ali’nin kendisine de, onun iktidarına da öteden beri karşı olan tiplerdi zaten. İktidarı ele geçirmek ve beyt’ül malı kendi aralarında yağmalamak isteyen bu tiplerin Ali’yle uzlaşması düşünülemezdi. Muaviye ve çevresindekiler, İslam aleminin halifesi olmaya niyetlenmişlerdi.

İmamın “Marikin” adıyla tanımladığı diğer güruh, dinin özünü ve ruhunu kavrayamamış olan kıt görüşlü, dar ufuklar, yersiz asabiyet ve reva olmayan taassuplara sahip cahil insanlardı, mukaddes görünümlerinin ardında karanlık ve tehlikeli bir cehalet besliyorlardı.

Hz. İmam Ali (a.s) bu üç grubun hepsine karşı durmuş, onları reddetmiş, onlarla uzlaşma kabul etmez bir mücadeleye tutuşmuştur.

Evet, İmam Ali’nin (a.s) çok boyutlu mükemmel kişiliği ve “insan-ı kamil” olarak tarihe geçen fevkalade şahsiyetinin en bariz özelliklerinden biridir bu; farklı güruhları karşısına almış, türlü sapma ve bozulmalarla karşılaşmış ve bunların hiçbirine taviz vermeyip hepsinin karşısına dikilmiştir!

Kimi zaman dünya düşkünü zengin ve müreffeh kesimin, kimi zaman her şeyi politikaya alet eden bin bir suratlı hilekar kesimin, kimi zaman da dindar görünümlü cahil ve yobaz kesimin karşısında ve onlara karşı mücadele halinde görülür Ali (a.s) .

Burada bilhassa Hariciler üzerinde durmak istiyoruz. Bugün artık Harici bir cemaat yoksa da ve her ne kadar bunların nesli artık tükenmişse de; son derece ibret verici bir tarihi vardır Haricilerin. Birey olarak ölüp gittikleri ve nesilleri tamamen tükendiği halde o sapık fikirleri yok olmamış, kendileri gibi cahil ve dogmatik karakterli insanların zihnini zehirleyerek günümüze kadar kök salmayı başarmış olan “Haricilere has düşünce tarzı”, öteden beri İslam’ın ve müslümanların ilerlemesini engelleyen en önemli manialardan biri olagelmiştir.
——————————————————————————–

[1] Bu grupları bizzat hz. Resulullah’ın (s.a.a) kendisi İmam Ali’ye (a.s) haber vermiş ve “Ya Ali, benden sonra üç grup seninle savaşa tutuşacaktır, bunlar Nakisin, Kasitin ve Marikin’dirler.” buyurmuştur. Bu ünlü rivayet, tanınmış Ehli sünnet tarihçilerinden İbn-i Ebi’l Hadid’in Nehc’ul Belağa Şerhi’nde de geçer (bk: c:1 s:201) İbn-i Ebi’l Hadid “Hz. Resulullah’ın (s.a.a) peygamberliğini ispatlayan hadislerden biridir bu.” der ve şöyle ekler: “Zira gaybdan verdiği bu haber hiçbir yorum ve tevile yer bırakmayacak bir netlikle ve tıpkı o hazretin buyurmuş olduğu gibi vuku bulmuş ve bütün gelişmeler onun önceden haber verdiği seyirde cereyan etmiştir.”(Ae)
[2] Nehc’ul Belağa, Şıkşıkiye Hutbesi, 3

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu