{"id":487,"date":"2011-05-24T09:28:22","date_gmt":"2011-05-24T06:28:22","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/\/?p=487"},"modified":"2011-05-24T09:28:22","modified_gmt":"2011-05-24T06:28:22","slug":"osmanli-da-devlet-yonetimi","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/osmanli-da-devlet-yonetimi\/","title":{"rendered":"Osmanl\u0131 da devlet y\u00f6netimi"},"content":{"rendered":"<p>Osmanli da devlet y\u00f6netimi<\/p>\n<p>OSMANLI PADISAHLARI<br \/>\n   Osmanl\u0131 h\u00e2nedan\u0131, Oguzlar\u0131n Kay\u0131 boyuna mensuptu. Bu boy, Avsar, Beydili ve Yiva gibi h\u00fck\u00fcmdar \u00e7\u0131karan boylardand\u0131. Bir u\u00e7 beyli\u011fi olarak tarih sahnesine \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131ndan itibaren b\u00fcnyesinin gerektirdi\u011fi dini, sosyal ve ekonomik de\u011fi\u015fiklikleri yapmaktan \u00e7ekinmeyen Osmanl\u0131 Beyli\u011fi, k\u0131sa bir m\u00fcddet i\u00e7erisinde k\u00f6kl\u00fc bir devlet haline geldi.<br \/>\n   Ger\u00e7ekten, \u00e7ok geni\u015f topraklar \u00fczerinde hakimiyetini tesis eden Osmanl\u0131 Devleti, \u00e7e\u015fitli din, dil, \u0131rk, \u00f6rf ve \u00e2detlere sahip topluluklar\u0131 as\u0131rlarca \u00e2dil bir \u015fekilde idare etmi\u015fti.<br \/>\n   Tarihin uzak d\u00f6nemlerinden itibaren kurulmu\u015f bulunan b\u00fct\u00fcn T\u00fcrk devletlerindeki t\u00f6reye g\u00f6re, Osmanl\u0131larda da \u00fclke, ailenin m\u00fc\u015fterek mal\u0131 olarak kabul ediliyordu. Osmanl\u0131larda saltanat\u0131n intikalinde yerle\u015fmi\u015f baz\u0131 merasimler \u00f6nemli yer tutmaktad\u0131r. Bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda bey&#8217;at, c\u00fcl\u00fbs ve k\u0131l\u0131\u00e7 ku\u015fanma merasimleri gelmektedir. Saltanat\u0131n intikali, ba\u015flang\u0131\u00e7tan 1617 tarihine kadar ilk on d\u00f6rt padi\u015fahta &#8220;am\u00fbd-i neseb\u00ee&#8221; denilen babadan o\u011fula ge\u00e7mek suretiyle olmu\u015ftur. Eski T\u00fcrklerdeki devletin, h\u00e2nedan\u0131n ortak m\u00fclk\u00fc olma telakkisi Osmanl\u0131larda \u00f6zellikle F\u00e2tih d\u00f6neminde de\u011fi\u015fik bir anlay\u0131\u015fa b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fcr. Kanunn\u00e2menin me\u015fhur olan maddesi ile saltanat\u0131n babadan o\u011fula intikalinde kolayl\u0131k saglanm\u0131st\u0131r. 1617&#8217;de I. Ahmed&#8217;in \u00f6l\u00fcm\u00fc \u00fczerine &#8220;ekberiyet&#8221; us\u00fbl\u00fc benimsenmi\u015f. Daha sonraki d\u00f6nemde bir iki istisna d\u0131\u015f\u0131nda &#8220;ekberiyet ve ersediyet&#8221; us\u00fbl\u00fcne g\u00f6re h\u00e2nedan\u0131n en ya\u015fl\u0131 erkek \u00fcyesi padi\u015fah olmu\u015ftur. H\u00fck\u00fcmdarl\u0131k ailesinin reisi olan ve &#8220;Ulu Bey&#8221; ad\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yan ki\u015fi, ayn\u0131 zamanda devletin de reisi olurdu. Osmanl\u0131 Beyli\u011fi&#8217;nin ilk zamanlar\u0131nda da g\u00f6r\u00fclen bu \u00e2det, I. Murad zaman\u0131ndan itibaren sadece h\u00fck\u00fcmdar\u0131n \u00e7ocuklar\u0131 i\u00e7in ge\u00e7erli hale gelmi\u015fti. Buna g\u00f6re belirtilen d\u00f6nemden itibaren saltanat, h\u00fck\u00fcmdar olan kimsenin \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n hakk\u0131 olarak telakki edilmeye ba\u015fland\u0131. Bununla beraber bir veliahd tayini s\u00f6z konusu de\u011fildir. Devlet adamlar\u0131 ve askerlerce sevilip takdir edilen \u015fehzade, \u00f6len babas\u0131n\u0131n yerine h\u00fck\u00fcmdar ilan olunurdu.<br \/>\n   Osmanli padi\u015fahlar\u0131 c\u00fcl\u00fbslan m\u00fcnasebetiyle \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 fermanda Allah&#8217;\u0131n l\u00fctfu ile &#8220;bi&#8217;l-irs ve&#8217;l-istihkak&#8221; saltanat\u0131n kendilerine m\u00fcyesser oldu\u011funu ifade ederler. \u00d6yle anla\u015f\u0131l\u0131yor ki ilk d\u00f6nemlerde devletin kurulu\u015f hamurunda mayas\u0131 bulunan ahi te\u015fkilat\u0131n\u0131n da bu se\u00e7imde b\u00fcy\u00fck bir pay\u0131 bulunmaktad\u0131r. \u00c7ok nadir de olsa, zaman zaman padi\u015fahlar\u0131n, yerlerine ge\u00e7ecek \u015fehzadeyi devlet ileri gelenlerine vasiyet ettikleri g\u00f6r\u00fclmektedir.<br \/>\n   Osmanl\u0131larda h\u00fck\u00fcmdar\u0131n \u00e7ocuklar\u0131ndan kimin padi\u015fah olaca\u011f\u0131na dair kesin bir saltanat kanunu yoktu. H\u00fck\u00fcmdarlar, bir isyan hareketinin \u00f6n\u00fcne ge\u00e7mek i\u00e7in karde\u015flerini \u00f6ld\u00fcr\u00fcrlerdi. Karde\u015f katli, Y\u0131ld\u0131r\u0131m B\u00e2yezid zaman\u0131ndan beri tatbik edilmekle beraber F\u00e2tih kanunn\u00e2mesiyle yaz\u0131l\u0131 hale getirilmi\u015ftir. Bu kanunn\u00e2mede &#8220;Ve her kim esneye evlad\u0131mdan saltanat m\u00fcyesser ola, kar\u0131nda\u015flar\u0131n\u0131 niz\u00e2m-i \u00e2lem i\u00e7\u00fcn katl etmek m\u00fcnasibtir. Ekser ulem\u00e2 dahi tecviz etmistir. Aninla \u00e2mil olalar&#8221; denilerek memleketin selameti i\u00e7in kardeslerin katline bir nevi izin verilmistir.<br \/>\n   T\u00f6reye g\u00f6re Osmanl\u0131 pad\u0131\u015fah\u0131, memleketin sahibi say\u0131l\u0131rd\u0131. Bu sebeple tebeasinin mal\u0131 ve can\u0131 \u00fczerinde tasarruf hakk\u0131 vard\u0131. Vas\u0131tal\u0131 vas\u0131tas\u0131z bunu kullan\u0131rd\u0131. Her t\u00fcrl\u00fc kuvvet padi\u015fah\u0131n elindeydi. Fakat o bunu keyf\u00ee olarak de\u011fil, kanun, nizam ve ananenelere dayanarak muamelatin icaplar\u0131na g\u00f6re y\u00fcr\u00fct\u00fcrd\u00fc. F\u00e2tih Kanunn\u00e2mesi (s. 16)&#8217;nde, padia\u015fh\u0131 yetkilerini nas\u0131l kulland\u0131\u011f\u0131na i\u015faretle \u015f\u00f6yle denilmektedir: &#8220;Ve tugrayi serifim ile ahkam buyrulmak \u00fc\u00e7 canibe mufazzdir. Umur-i \u00e2leme m\u00fcteallik ahk\u00e2m vezir-i azam buyruldusu ile yazila ve malima m\u00fcteallik olan ahk\u00e2mi defterdarlarim buyruldusu ile yazalar. Ve ser&#8217;-i ser\u00eef \u00fczre deavi h\u00fckm\u00fcn\u00fc kadiaskerlerim buyruldusu ile yazalar.&#8221; Bu ifadelerden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyev\u00ee ve din\u00ee idare padi\u015fah ad\u0131na yap\u0131lmaktad\u0131r. Buna dayan\u0131larak padi\u015fah\u0131n, d\u00fcnyev\u00ee yetkilerinin idaresinde sadrazamlar\u0131, din\u00ee yetkilerinin idaresinde ise \u00f6nceleri kad\u0131askerleri, daha sonra da \u015feyh\u00fclisl\u00e2mlar\u0131 vekil tayin etti\u011fi s\u00f6ylenebilir.<br \/>\n   M\u00fcsl\u00fcman bir topluma istinad eden b\u00fcnyesi ile Osmanl\u0131 devlet adamlar\u0131, bundan ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc hareket de edemezlerdi. Zira bu devletin gelene\u011finde h\u00e2kim bulunan anlay\u0131\u015fa g\u00f6re &#8220;devlette din as\u0131l, devlet ise onun bir fer&#8217;idir&#8221; Kanun, h\u00fck\u00fcm, ferman ve uygulamada din\u00ee anlay\u0131\u015f\u0131n d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kmamak i\u00e7in Osmanl\u0131lar, kurulu\u015flar\u0131ndan itibaren Isl\u00e2m f\u0131kh\u0131na (hukuk) yak\u0131ndan \u00e2\u015fina olan ulem\u00e2ya devlet idaresinde yer veriyorlardi. Nitekim Orhan Gazi&#8217;nin vezirlerinden Sinan Pa\u015fa ile \u00c7andarl\u0131 Halil ulem\u00e2dand\u0131. Esasen, XIV. as\u0131r T\u00fcrk d\u00fcnyas\u0131n\u0131 gezip onlar hakk\u0131nda canl\u0131 levhalar gibi sa\u011flam bilgiler veren Ibn Batuta&#8217;n\u0131n m\u00fcsahede etti\u011fi gibi, Anadolu T\u00fcrkmen beyliklerinin hemen hepsinde fakihler, beylerin yan\u0131nda en \u015ferefli mevkide yer almakta idiler.<br \/>\n   Osmanl\u0131larda, devlet i\u015flerinde kesin bir karar verilmeden \u00f6nce, i\u015fler, Divan&#8217;da g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcl\u00fcrd\u00fc. Bu g\u00f6r\u00fc\u015fmelerden sonra son karar h\u00fck\u00fcmdar\u0131n olurdu. H\u00fck\u00fcmdar\u0131n herhangi bir mesele hakk\u0131nda verdi\u011fi karar ve kesin olarak beyan etti\u011fi fikir, kanundu. Bununla beraber p\u00e2di\u015fah, devlet i\u015fleri ile ilgili meselelerde ser&#8217;\u00ee ve hukuk\u00ee konularda gerekli g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc kimselerle g\u00f6r\u00fc\u015f\u015f\u00fcp onlar\u0131n fikirlerini al\u0131rd\u0131. Bu durumdan anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere z\u00e2hiren geni\u015f ve hudutsuz sel\u00e2hiyeti oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclen padi\u015fah, ger\u00e7ekte bir tak\u0131m kanunlarla bagl\u0131 idi. Bu da bir devletin devam ve bekas\u0131 i\u00e7in \u015fartt\u0131. Osmanl\u0131 h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131n\u0131n ilk ve en kudretli zamanlar\u0131nda bile divan kararlar\u0131na tamamen riayet ettikleri ve al\u0131nan kararlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kmad\u0131klar\u0131 g\u00f6r\u00fclmektedir.<br \/>\n   Osmanl\u0131 padi\u015fahlar\u0131, XVI. y\u00fczy\u0131l sonlar\u0131na kadar \u015fehzadeliklerinde hizmet ve muharebelerde ordunun kollar\u0131nda komutanl\u0131k yaparak memleket idaresinde ve muharebe us\u00fbllerinde tecr\u00fcbe kazan\u0131yorlard\u0131. H\u00fck\u00fcmdar olduklar\u0131 zaman bu bilgi ve tecr\u00fcbe birikiminden istifade ediyorlard\u0131. Osmanl\u0131 h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131, ordular\u0131n\u0131n baskomutan\u0131 idiler. B\u00fcy\u00fck ve \u00f6nemli sava\u015flara bizzat kendileri i\u015ftirak edip komutanlik yap\u0131yorlard\u0131. K\u00fc\u00e7\u00fck sava\u015flara ise selahiyetli bir komutan tayin ediyorlard\u0131.<br \/>\n   F\u00e2tih Sultan Mehmed d\u00f6neminin ortalar\u0131na kadar Osmanl\u0131 padi\u015fahlar\u0131, Divan-i H\u00fcm\u00e2yuna ba\u015fkanl\u0131k ederlerdi. Divan&#8217;da halk\u0131 ve devleti ilgilendiren i\u015fleri g\u00f6r\u00fcp gereken h\u00fck\u00fcmleri verirlerdi. Hastal\u0131k veya ba\u015fka bir sebepten dolay\u0131 padi\u015fah\u0131n i\u015ftirak etmemesi halinde onun yerine vezir-i azam ba\u015fkanl\u0131k ederdi.<br \/>\n  Osmanl\u0131 h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131 devaml\u0131 olarak halkla temasta bulunuyor, bizzat davalar\u0131 dinleyip devlet i\u015flerini g\u00f6r\u00fcyorlard\u0131.<br \/>\n   Halk ile Osmanl\u0131 h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131 aras\u0131ndaki m\u00fcnasebeti sa\u011flayan \u00e7esitli vesileler vardi. Cuma ve bayram namazlar\u0131, ava \u00e7\u0131kma, Istanbul&#8217;un i\u00e7i ve \u00e7evresindeki mesire yerlerine, saray ve kas\u0131rlara yap\u0131lan ziyaretler, halka h\u00fck\u00fcmdara ula\u015fma imkan\u0131 veren f\u0131rsatlard\u0131.<br \/>\n   Osmanl\u0131 h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131, daha Osman Bey&#8217;den itibaren me\u015fru mazeretlerinin d\u0131\u015f\u0131nda Cuma namaz\u0131n\u0131 saray\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda ve halka a\u00e7\u0131k bir camide k\u0131lmaya b\u00fcy\u00fck bir itina g\u00f6steriyorlardi. Bu durum, vekayin\u00e2me, hat\u0131rat ve seyahatn\u00e2melerden a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Cuma selaml\u0131\u011f\u0131 s\u0131ras\u0131nda \u00fczerinde durulmas\u0131 gereken en \u00f6nemli husus, halk\u0131n dilek ve bilhassa \u015fikayetlerini bizzat h\u00fck\u00fcmdara ula\u015ft\u0131rm\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r. Osmanl\u0131 tarihi boyunca bunun pek \u00e7ok \u00f6rne\u011fini g\u00f6rmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Asl\u0131nda Osmanl\u0131 Devleti&#8217;nde tebeanin padi\u015faha ula\u015fmas\u0131 yerle\u015fmi\u015f bir gelenekti.<br \/>\n   Padi\u015fahlar\u0131n zaman zaman k\u0131yafet de\u011fi\u015ftirerek halk aras\u0131nda dola\u015f\u0131p kamuoyunu yoklamalar\u0131 (tebdil gezmeleri), g\u00fcnl\u00fck hayatlar\u0131, yemekleri, Istanbul ve civar\u0131nda \u00e7e\u015fitli gezintiler&#8217; saltanat kurumu a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nemli hususlard\u0131r.<br \/>\n   Gerek g\u00fcn\u00fcm\u00fczde gerekse tarihteki devletlerde oldu\u011fu gibi Osmanl\u0131larda da h\u00fck\u00fcmdar\u0131n hakimiyet (egemenligini)&#8217;ini temsil eden ve ad\u0131na &#8220;H\u00fck\u00fcmdarlik alametleri&#8221; denilen i\u015faret ve semboller vard\u0131. Kaynaklar, yeri geldik\u00e7e bu sembollerden s\u00f6z ederler. Buna g\u00f6re kurulu\u015f d\u00f6neminde Osmanl\u0131 padi\u015fahlar\u0131n\u0131n hakimiyet sembol\u00fc olan h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k alametleri \u015funlard\u0131r: Payitaht, saray, \u00e7ad\u0131r (otag), taht, tac, hutbe, sIkke, \u00fcnvan ve lakaplar, nevbet, k\u0131l\u0131\u00e7, bayrak, tiraz, tu\u011f.<br \/>\n   Padi\u015fahlar\u0131n kulland\u0131klar\u0131 \u00fcnvanlar, bunlar\u0131n kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 yerler Osmanl\u0131 h\u00e2kimiyet anlay\u0131\u015f\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nemlidir. Halil Inalcik (&#8220;Padisah&#8221;, \u00ceA, IX) bunlar\u0131 ser&#8217;\u00ee ve \u00f6rf\u00ee \u00fcnvanlar olarak iki k\u0131s\u0131mda de\u011ferlendirmekte ve resm\u00ee belgelerde bunlar\u0131n itina ile kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131na i\u015faret etmektedir. Bunlar: bey, han, h\u00e2kan, H\u00fcdavendig\u00e2r, gazi, kayzer, sultan, em\u00eer, halife ve padi\u015fah gibi \u00fcnvanlard\u0131r. Bundan baska Yavuz Sultan Selim, Mercidab\u0131k zaferinden hemen sonra Haleb&#8217;de &#8220;Hadimu&#8217;l-Haremeyn es-Serifeyn&#8221; \u00fcnvan\u0131n\u0131 kulland\u0131. Bu \u00fcnvan daha sonraki padi\u015fahlarca da kullan\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>OSMANLI SEHZ\u00c2DELERI<\/p>\n<p>   XIV. asr\u0131n sonlar\u0131 ile XV. as\u0131rda, di\u011fer Anadolu beyliklerinde de g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi &#8220;\u00e7elebi&#8221; \u00fcnvan\u0131 ile de an\u0131lan Osmanl\u0131 h\u00fck\u00fcmdar \u00e7ocuklar\u0131na, \u015fehz\u00e2de ismi verilmekte idi. Mense&#8217; ve m\u00e2n\u00e2s\u0131 tam olarak tesbit edilemeyen ve T\u00fcrk\u00e7e bir kelime olan &#8220;\u00e7elebi&#8221; kelimesinin ilk defa Anadolu&#8217;daki T\u00fcrkler taraf\u0131ndan kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ifade edilmektedir.<br \/>\nOsmanl\u0131 \u015fehz\u00e2deleri babalar\u0131n\u0131n sa\u011fl\u0131\u011f\u0131nda y\u00fcksek haslarla bir sanca\u011f\u0131n idaresine (sancaga \u00e7\u0131kma) tayin ediliyorlardi. B\u00f6ylece, asker\u00ee ve idar\u00ee i\u015flerde tecr\u00fcbe kazan\u0131p yeti\u015ftiriliyorlard\u0131. \u015eehz\u00e2deler, t\u00e2kriben on-onbes ya\u015flar\u0131nda tayin edildikleri sanca\u011fa g\u00f6nderilirlerdi. Devlet i\u015flerinde kendilerini yeti\u015ftirmek \u00fczere, &#8220;lala&#8221; denilen tecr\u00fcbeli bir devlet adam\u0131 ile \u00e7e\u015fitli hizmetler i\u00e7in kalabal\u0131k bir maiyet verilirdi. \u015eehz\u00e2deler, gidecekleri sanca\u011fa validelerini de beraberlerinde g\u00f6t\u00fcr\u00fcrlerdi. Sancakta bulunan \u015fehz\u00e2delere &#8220;\u00c7elebi Sultan&#8221; denirdi.<br \/>\n   Osmanl\u0131 \u015fehz\u00e2delerinden, sancak beyi olanlar\u0131n maiyetlerinde ni\u015fanc\u0131, defterdar, reis\u00fc&#8217;l-k\u00fcttab gibi kalem heyetiyle miralem, mirahur, kap\u0131 a\u011fas\u0131 ve di\u011fer baz\u0131 saray erk\u00e2n\u0131 vard\u0131. \u00c7elebi sultanlar\u0131n yaslan m\u00fcsaitse bizzat kendileri divan kurup sancaklar\u0131na ait i\u015fleri g\u00f6r\u00fcrlerdi. Ya\u015flar\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck olanlar\u0131n bu i\u015flerine de lalalar\u0131 bakard\u0131. Sanca\u011f\u0131n b\u00fct\u00fcn i\u015flerinde s\u00f6z sahibi olan lalalar, devlet\u00e7e itimad edilen \u015fah\u0131slardan (vezirlerden) tayin edilirdi. \u015eehz\u00e2deler, kendi sancaklar\u0131nda ze\u00e2met ve t\u0131mar tevcih edebildikleri gibi berat ve h\u00fck\u00fcm verip bunlara kendi isimlerini h\u00e2vi tugra \u00e7ekebilirlerdi. Ancak yapacaklar\u0131 bu tayin ve tevcihlerde devlet merkezine bilgi vermek ve as\u0131l deftere kaydettirmek mecburiyeti vard\u0131.<br \/>\n   XV. y\u00fczy\u0131l ortalar\u0131na kadar duruma g\u00f6re Izmit, Bursa, Eski\u015fehir, Ayd\u0131n, K\u00fctahya, Bal\u0131kesir, Isparta, Antalya, Amasya, Manisa ve Sivas gibi \u015fehirler, ba\u015fl\u0131ca \u015fehz\u00e2de sancak merkezleri olmu\u015ftur. \u015eehz\u00e2delere Rumeli&#8217;de sancak verilmesi kanun degildi. \u015eehz\u00e2delerin bulunduklar\u0131 sancak merkezlerinde \u00e7evrelerinde bir fikir ve k\u00fclt\u00fcr h\u00e2lesi meydana gelirdi.<br \/>\n   Kurulu\u015f d\u00f6nemindeki Osmanl\u0131 \u015fehz\u00e2deleri, ya babalar\u0131 ile beraber veya yaln\u0131z olarak sefere giderlerdi. Babalar\u0131yla sefere kat\u0131ld\u0131klar\u0131 zamanlarda ordunun yanlar\u0131nda, bazan da gerisindeki (ihtiyat) kuvvetlere komuta ederlerdi. Her Osmanl\u0131 \u015fehz\u00e2desi, veliahd tayini us\u00fbl\u00fc olmad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 h\u00fck\u00fcmdar olma hakk\u0131na sahipti. Bu sebeple h\u00fck\u00fcmdar olana kar\u015f\u0131 zaman zaman di\u011fer karde\u015flerin saltanat iddias\u0131yla ortaya \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bu arada Savc\u0131 Bey gibi, babas\u0131 I. Murad&#8217;a kar\u015f\u0131 h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k iddiasiyle ortaya \u00e7\u0131kanlar da olmu\u015ftur.<br \/>\n   III. Mehmed&#8217;in c\u00fcl\u00fbsuldan (1595) itibaren \u015fehz\u00e2delerin fiilen sanca\u011fa g\u00f6nderilmeleri us\u00fbl\u00fc tamamen terk edilerek, onun ad\u0131na bir vekil sanca\u011fa g\u00f6nderilmi\u015ftir. \u015eehz\u00e2deler ise \u00e2deta Harem&#8217;e hapsedilmi\u015flerdi. Bu gelene\u011fin terk edilmesi, Osmanl\u0131 saltanat kurumu i\u00e7in tam bir felaket olmu\u015ftu. XVII-XVIII. as\u0131rlarda Topkap\u0131 Saray\u0131&#8217;n\u0131n Harem k\u0131sm\u0131nda &#8220;\u015fim\u015firlik&#8221; denilen dairede hayat\u0131n\u0131 ge\u00e7iren \u015fehz\u00e2delerin \u015fahsiyetleri, tam geli\u015fememi\u015f, ilim ve k\u00fclt\u00fcr bak\u0131m\u0131ndan zay\u0131f kalm\u0131\u015flard\u0131. Bununla beraber XVIII. asr\u0131n sonlar\u0131nda \u015fehz\u00e2deler, tekrar serbest hareket eder olmu\u015f ve devlet i\u015fleri ile ilgilenir olmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>OSMANLI MERKEZ TE\u015eKIL\u00c2TI<\/p>\n<p>   Kurulu\u015f d\u00f6nemi Osmanl\u0131 Devleti&#8217;nde y\u00f6netim, eski T\u00fcrk t\u00f6resindeki a\u015firet us\u00fbllerine g\u00f6re tatbik ediliyordu. Bu m\u00e2n\u00e2da memleket, ailenin m\u00fc\u015fterek mal\u0131 say\u0131l\u0131yordu. Bununla beraber h\u00fck\u00fcmdar, \u00f6nemli konularda tek ba\u015f\u0131na karar vermeyerek bir k\u0131s\u0131m devlet adam\u0131n\u0131n fikrine de m\u00fcracaat ediyordu. Bu fonksiyon, daha sonra ad\u0131na &#8220;Divan&#8221; denecek meclis (bir \u00e7e\u015fit bakanlar kurulu) taraf\u0131ndan yerine getiriliyordu. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta vezir-i azam ve vezirler, h\u00fck\u00fcmdar\u0131n birinci derecede yard\u0131mc\u0131lar\u0131 idi. Her \u015fey belli kanun ve nizamlar \u00e7er\u00e7evesinde y\u00fcr\u00fct\u00fcl\u00fcyordu. F\u00e2tih d\u00f6nemine kadar \u00f6rfe dayal\u0131 olan bu sistem, F\u00e2tih&#8217;le birlikte yaz\u0131l\u0131 kanun haline getirilmi\u015ftir. Bununla beraber, devletin genel kanunlar\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda, her kaza ve sanca\u011f\u0131n ekonomik ve sosyal durumuna g\u00f6re \u00f6zel kanunlar\u0131 vardi.<br \/>\n   \u00eedarede b\u00fct\u00fcn yetki padi\u015fah\u0131n ve onu temsilen divan\u0131n elinde toplanm\u0131\u015ft\u0131. Bu durum, mutlak bir merkez\u00ee otoriteyi \u00f6n pl\u00e2na \u00e7\u0131karm\u0131\u015f oluyordu. Bu da devlete merkeziyet\u00e7i bir karekter kazand\u0131r\u0131yordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc daha kurulu\u015ftan itibaren h\u00fck\u00fcmdarlar, merkeziyet\u00e7ili\u011fe giden bir yol tutmu\u015flard\u0131. Bu bak\u0131mdan b\u00fct\u00fcn tayin ve aziller, merkezin bilgisi alt\u0131nda yap\u0131l\u0131yordu. Merkezin en \u00f6nemli karar organ\u0131 da &#8220;Divan-i H\u00fcmay\u00fbn&#8221; denilen m\u00fcessese idi.<\/p>\n<p>DIVAN-I H\u00dcM\u00c2YUN<\/p>\n<p>   Isl\u00e2m d\u00fcnyas\u0131nda, Hz. \u00d6mer ile ba\u015flayan divan te\u015fkilati, daha sonra de\u011fisik \u015fekil ve isimlerle geli\u015fip devam etti. Osmanl\u0131 d\u00f6neminde bizzat padi\u015fah\u0131n ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131nda \u00f6nemli devlet i\u015flerini g\u00f6r\u00fc\u015fmek \u00fczere toplanan Divan&#8217;a, &#8220;Divan-i Hum\u00e2yun&#8221; denirdi. Bu m\u00fcessesenin, devletin ilk y\u0131llar\u0131nda nas\u0131l geli\u015fti\u011fine dair kesin bir bilgiye sahip de\u011filiz. Ancak Ibn Kem\u00e2l, (Defter I, s. 28, 106) bu m\u00fcessesenin daha Osman Gazi zaman\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 kayd eder. Herhalde bu, Anadolu beyliklerinde ortaya \u00e7\u0131kan divanin bir benzeri olmal\u0131d\u0131r ki, pek fazla bir geli\u015fme g\u00f6stermemi\u015ftir. Babas\u0131n\u0131n yerine ge\u00e7ip Bey \u00fcnvan\u0131n\u0131 alan Orhan Bey d\u00f6neminde, divan\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 art\u0131k kesinlik kazanm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcnmektedir. Hatta \u00c2sIkpasaz\u00e2de&#8217;nin, bu bey zaman\u0131nda, divana gelmek zorunda olan devlet adamlar\u0131n\u0131n (divan \u00fcyeleri) burmal\u0131 t\u00fclbent, yani bir \u00e7e\u015fit sar\u0131k sarmalar\u0131n\u0131 emr etti\u011fini s\u00f6ylemesi, onun divan erk\u00e2n\u0131 i\u00e7in bir k\u0131yafet tesbit etti\u011fini g\u00f6stermektedir. Osmanl\u0131 divan\u0131, daha sonra gelen h\u00fck\u00fcmdarlar v\u00e2sitasiyle bir hayli gelistirilerek devletin en \u00f6nemli organlar\u0131 aras\u0131nda yer alacakt\u0131r.<br \/>\n   Ilk d\u00f6nem Osmanl\u0131 divan\u0131n\u0131n \u00e7ok sade ve basit oldu\u011fu tahmin edilebilir. \u00d6yle anla\u015f\u0131l\u0131yor ki bu ilk divan, u\u00e7 beyli\u011fi zaman\u0131ndaki \u015feklini az \u00e7ok muhafaza etmi\u015fti. Divan heyetinde, Osmanl\u0131 beyinin kendisinden ba\u015fka bir veziri, muhtemelen h\u00fck\u00fcmet merkezi olan \u015fehrin kad\u0131s\u0131, beyli\u011fin mal\u00ee i\u015flerini idare eden n\u00e2ib veya defterdar gibi az say\u0131da \u00fcye vard\u0131. Zaman zaman, bey yerine icab\u0131nda orduya kumanda eden \u015fah\u0131s olarak sahnede Osmanl\u0131 beyinin o\u011flu g\u00f6r\u00fclmektedir ki, bu vaziyet, divan kurulu\u015funun u\u00e7 beyli\u011fi divan\u0131n\u0131n modeline g\u00f6re oldu\u011fu hakk\u0131nda bir kanaat vermektedir. Fakat Sel\u00e7uklu Devleti tamamen y\u0131k\u0131l\u0131p Mo\u011fol n\u00fcfuzu da sars\u0131lmaya ba\u015flay\u0131nca m\u00fcstakil bir devlet olma yolunu tutan Osmanl\u0131 Beyli\u011fi&#8217;nde, divan\u0131n gittik\u00e7e Sel\u00e7uklu divan\u0131 modeline benzer bir mahiyet kazand\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr.<br \/>\n   Orhan Bey zaman\u0131nda m\u00fcessesele\u015fti\u011fi g\u00f6r\u00fclen divan\u0131n \u00fcyeleri i\u00e7in, art\u0131k resm\u00ee bir kiyafetin tesbit edildi\u011fi g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Divan toplant\u0131lar\u0131, Sultan I. Murad, Y\u0131ld\u0131r\u0131m B\u00e2yezid, \u00c7elebi Sultan Mehmed ve II. Murad devirlerinde de devam etmi\u015fti. Y\u0131ld\u0131r\u0131m B\u00e2yezid, halk\u0131n \u015fik\u00e2yetlerini dinlemek \u00fczere her sabah y\u00fcksek bir yere \u00e7\u0131kard\u0131. Herhangi bir derdi ve s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131 olanlar orada kendisine \u015fikayette bulunurlard\u0131. O da bunlar\u0131n problemlerini derhal \u00e7\u00f6zerdi.<br \/>\n   Divan, Orhan Bey zaman\u0131ndan, F\u00e2tih&#8217;in ilk devirlerine kadar her g\u00fcn toplan\u0131rd\u0131. Toplant\u0131lar sabah namaz\u0131ndan sonra ba\u015flar ve \u00f6\u011fleye kadar devam ederdi. XV. asr\u0131n ortalar\u0131ndan sonra (F\u00e2tih d\u00f6nemi) toplant\u0131lar haftada d\u00f6rt g\u00fcne (Cumartesi, Pazar, Pazartesi, Sal\u0131) inmi\u015f, Pazar ve Sal\u0131 g\u00fcnleri de arz g\u00fcnleri olarak tesbit edilmi\u015fti.<br \/>\nDivan, hangi din ve millete mensub olursa olsun, hangi s\u0131n\u0131f ve tabakadan bulunursa bulunsun, kadin erkek herkese a\u00e7\u0131kt\u0131. Idar\u00ee, siyas\u00ee ve \u00f6rf\u00ee i\u015fler re&#8217;sen, di\u011ferleri de m\u00fcracaat, \u015fik\u00e2yet veya g\u00f6r\u00fclen l\u00fczum \u00fczerine veya itiraz sebebiyle temyiz suretiyle tedkik edilirdi. Memleketin herhangi bir yerinde haks\u0131zli\u011fa u\u011frayan, zul\u00fcm g\u00f6ren veya mahalli kad\u0131larca haklar\u0131nda yanl\u0131\u015f h\u00fck\u00fcm verilmi\u015f olanlar, vali ve asker\u00ee s\u0131n\u0131ftan \u015fik\u00e2yeti bulunanlar, vak\u0131f m\u00fctevellilerinin haks\u0131z muamelelerine u\u011frayanlar vs. gibi davac\u0131lar i\u00e7in divan kap\u0131s\u0131 daima a\u00e7\u0131kt\u0131. Divanda \u00f6nce halk\u0131n dilek ve sik\u00e2yetleri dinlenir, ondan sonra devlet i\u015fleri g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcl\u00fcp karara ba\u011flan\u0131rd\u0131.<br \/>\nDivanda idar\u00ee ve \u00f6rf\u00ee i\u015fler vezir-i azam, ser&#8217;\u00ee ve hukuki i\u015fler kad\u0131asker, mal\u00ee i\u015fler defterdar, arazi i\u015fleri de ni\u015fanc\u0131 taraf\u0131ndan g\u00f6r\u00fcl\u00fcrd\u00fc. Divan m\u00fczakereleri o g\u00fcnk\u00fc r\u00fbzn\u00e2meye (g\u00fcndem) g\u00f6re yap\u0131l\u0131rd\u0131. Toplant\u0131 bittikten ve Maliye hazinesi ile Defterhane, vezir-i a&#8217;zamin m\u00fchr\u00fc ile m\u00fch\u00fcrlenip kapand\u0131ktan sonra \u00e7avu\u015fba\u015f\u0131, elindeki asas\u0131n\u0131 yere vurarak divan\u0131n sona erdi\u011fini bildirirdi. Divandan sonra Yeni\u00e7eri a\u011fas\u0131 padi\u015fah taraf\u0131ndan kabul olunarak ocak hakk\u0131nda bilgi al\u0131n\u0131rd\u0131. Bundan sonra da vezir-i a&#8217;zam ile vezirler ve defterdar kabul olunurdu. B\u00fct\u00fcn bunlardan sonra da padi\u015fahlar, vezir-i a&#8217;zam ve vezirlerle beraber yemek yerlerdi. Ancak bu us\u00fbl, F\u00e2tih Sultan Mehmed d\u00f6neminde kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Divan erk\u00e2n\u0131ndan ba\u015fka o g\u00fcn i\u015fleri i\u00e7in divana gelmi\u015f bulunan halka da din ve milliyet fark\u0131 g\u00f6zetilmeksizin yemek verilirdi.<br \/>\n   \u00d6yle anla\u015f\u0131l\u0131yor ki Osmanli Devleti divan\u0131, devletin en y\u00fcksek organ\u0131 \u00f6zelli\u011fini ta\u015f\u0131maktayd\u0131. Devlet ba\u015fkan\u0131 olarak h\u00fck\u00fcmdar, s\u0131k s\u0131k divan \u00fcyelerinin fikirlerini almak ihtiyac\u0131n\u0131 hissediyordu. Bu durum, devlet idaresinin bir ki\u015finin de\u011fil, bir kurulu te\u015fkil eden \u00fcyelerinin fikirlerinden yararlan\u0131larak en m\u00fckemmel \u015fekilde yap\u0131labilece\u011finin a\u00e7\u0131k bir g\u00f6stergesidir. Divanda, halk ile devletin b\u00fct\u00fcn problemleri, \u00f6zellikle timar tevcihleri ve \u00f6nemli mevkilere yap\u0131lacak atamalar da g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fclmekteydi. Bu, y\u00fcksek memuriyetlere, h\u00fck\u00fcmeti te\u015fkil eden \u00fcyelerin fikirlerinin al\u0131narak atamalar yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131na i\u015farettir. Bir kurulun yapaca\u011f\u0131 atamalar\u0131n ise bir tek ki\u015finin yapaca\u011f\u0131 atamalardan daha isabetli olaca\u011f\u0131 bir ger\u00e7ektir. Divanda son s\u00f6z \u015f\u00fcphesiz ki sultan\u0131nd\u0131r. Ancak g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz gibi h\u00fck\u00fcmdar\u0131n, vezirlerin m\u00fctalaalar\u0131n\u0131 almas\u0131, daha do\u011frusu b\u00f6yle bir ihtiyac\u0131 hissetmesi, devlet idaresinde i\u015f birli\u011fi ve koordinasyonun \u00f6n planda tutuldu\u011funu g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>DIVAN \u00dcYELERI<\/p>\n<p>   Kurulu\u015f d\u00f6nemi Osmanl\u0131 divan\u0131 her g\u00fcn sabah namaz\u0131dan sonra padi\u015fah\u0131n huzuru ile toplanarak g\u00f6revinin gerektirdi\u011fi i\u015fleri yapardi. Divan toplant\u0131larinda \u00fcyelerden her birinin kendisini ilgilendiren vazifeleri vard\u0131. Her \u00fcye kendini ilgilendiren vazifeleri ile me\u015fgul olurdu. Padi\u015fah\u0131 bir tarafa b\u0131rakacak olursak kurulu\u015f d\u00f6neminde divanda vezir-i a&#8217;zam, kad\u0131asker, defterdar ve nisanc\u0131 gibi asil \u00fcyeler bulunuyordu.<\/p>\n<p>VEZIR-I A&#8217;ZAM VE VEZIRLER<\/p>\n<p>   Osmanl\u0131lar\u0131n ilk d\u00f6nemlerinde divanda sadece bir vezir bulunuyordu. O da ilmiye s\u0131n\u0131f\u0131na mensuptu. Daha sonra vezir say\u0131s\u0131 art\u0131nca birinci vezire &#8220;Vezir-i a&#8217;zam&#8221; denildi. Bundan ba\u015fka &#8220;Sadr-i \u00e2l\u00ee&#8221;, &#8220;S\u00e2hib-i devlet&#8221;, &#8220;Z\u00e2t-i asef\u00ee&#8221; ve &#8220;Vekil-i mutlak&#8221; gibi tabirler de kullan\u0131lm\u0131\u015f ise de bunlar asil el-kabtan de\u011fillerdir.<br \/>\nOsmanl\u0131 Devleti&#8217;nde ilk vezir, Haci Kemaleddin oglu Alaeddin Pasa&#8217;d\u0131r. Bu zat, ilmiye s\u0131n\u0131f\u0131na mensup oldu\u011fu gibi ayn\u0131 zamanda tan\u0131nm\u0131\u015f ahi reislerindendir. Alaeddin Pa\u015fa&#8217;dan sonra bu makama s\u0131ra ile Ahmed Pasa, Hac\u0131 Pa\u015fa ve Sinaneddin Yusuf Pa\u015fa gelmi\u015flerdi. \u00c7andarl\u0131 Halil Hayreddin Pa\u015fa ise Sinaneddin Yusuf Pa\u015fa&#8217;dan sonra vezirli\u011fe getirilmi\u015fti. Onun \u00f6l\u00fcm\u00fc \u00fczerine vezir olan ve bu makamda onbir y\u0131l kadar kalan \u00c7andarl\u0131z\u00e2de Ali Pa\u015fa zaman\u0131nda, Timurta\u015f Pa\u015fa&#8217;ya da vezirlik verilince \u00c7andarl\u0131z\u00e2de Ali Pasa vezir-i a&#8217;zam diye an\u0131lmaya ba\u015fland\u0131.<br \/>\n\u00c7andarl\u0131 Halil Hayreddin Pa\u015fa&#8217;dan \u00f6nceki vezirler orduya komuta etmiyorlardi. Bu g\u00f6revi, asker\u00ee s\u0131n\u0131fa mensub olanlar y\u00fcr\u00fct\u00fcyordu. Fakat Hayreddin Pa\u015fa&#8217;n\u0131n Rumeli fetihlerinde komutanl\u0131\u011f\u0131 vezirlikle birle\u015ftirip m\u00fchim muvaffakiyetler kazanmas\u0131, idar\u00ee ve asker\u00ee i\u015flerin bir elde toplanmas\u0131na sebep olmu\u015ftu. Bundan sonra gelen birinci vezirler hep ayn\u0131 \u015fekilde hareket etmi\u015flerdi.<br \/>\n   Daha sonraki tarihlerde vezirlerin say\u0131s\u0131 artm\u0131\u015f ve XVI. as\u0131r ortalar\u0131na yak\u0131n zamana kadar vezirlik, sadece Istanbul&#8217;da bulunan mahdud kimselere m\u00fcnhasir iken Kanun\u00ee devri vezirlerinden \u00c7oban Mustafa Pasa ile Hain Ahmed Pasa, \u00f6nemine binaen vezirlikle M\u0131s\u0131r valili\u011fine tayin edilmi\u015flerdi. Daha sonraki tarihlerde Budin, Yemen ve Ba\u011fdad eyaletlerine de vali olarak vezirler g\u00f6nderilmi\u015fti.<br \/>\n   Vezir-i azam, padi\u015fahtan sonra devletin en b\u00fcy\u00fck reisi ve h\u00fck\u00fcmdar\u0131n mutlak vekili oldu\u011fundan, s\u00f6z\u00fc ve yaz\u0131s\u0131 padi\u015fah\u0131n iradesi ve ferman\u0131 demekti.<br \/>\n   Kendisinden \u00f6nceki t\u00f6re, \u00f6rf ve gelenekleri yaz\u0131l\u0131 bir metin haline getiren F\u00e2tih Sultan Mehmed&#8217;in kanunn\u00e2mesinde vezir-i \u00e2zamla ilgili olarak \u015f\u00f6yle denilmektedir:<br \/>\n   &#8220;Bilgil ki v\u00fczer\u00e2 ve \u00fcmer\u00e2nin vezir-i azam basidir, c\u00fcmlenin ulusudur. C\u00fcmle umurun vekil-i mutlakidir. Ve malimin vekili defterdarindir ve ol, vezir-i azam n\u00e2ziridir. Ve oturmada ve durmada ve mertebede vezir-i azam c\u00fcmleden mukaddemdir.&#8221;<br \/>\n   Tevki\u00ee Abdurrahman Pasa kanunn\u00e2mesinde de vezir-i azam hakk\u0131nda \u015fu ifadeler kullan\u0131lmaktad\u0131r:<br \/>\n   &#8220;Evvela sadr-i azam olanlar c\u00fcmleyi tasaddur ed\u00fcp amme-i mesalih-i din ve devlet ve k\u00e2ffe-i niz\u00e2m-i ahval-i saltanat ve tenfiz-i hudud ve kisas ve haps ve nefy ve enva-i ta&#8217;zir ve siy\u00e2set ve istimai da&#8217;va ve icray-i ahk\u00e2m-i seriat ve def-i mez\u00e2lim ve tedbir-i memleket ve tevcih-i ey\u00e2let ve em\u00e2ret ve ul\u00fbfe ve zeamet ve timar ve tevliyet ve hitabet ve im\u00e2met ve kit\u00e2bet ve cem&#8217;i cihet ve taklid-i kaza ve nasb-i m\u00fcvella ve tefviz ve tevkil ve tayin ve tahsil ve umur-i cumhur ve tevcihat-i gayr-i mahsur ve&#8217;l-hasil cemi-i men\u00e2sib-i seyfiyye ve ilmiyenin tevcih ve azli ve cemi-i kadaya-i ser&#8217;iyye ve \u00f6rfiyenin istima ve icrasi i\u00e7in bizzat cenab-i padisah\u00eeden vekil-i mutlak ve mem\u00e2lik-i mahruse-i Osman\u00ee ve taht-i h\u00fck\u00fcmet-i sultan\u00eede olan cemi-i n\u00e2sin \u00fczerine hakim-i sahib-i ferman oldugu muhakkaktir.<br \/>\n   Sair v\u00fczera ve v\u00fclat ve amme-i ulem\u00e2 ve kudat ve mesayih ve s\u00e2dat ve a&#8217;yan ve ek\u00e2bir ve tavaif-i as\u00e2kir ve re\u00e2ya ve ber\u00e2ya ve ehl-i cih\u00e2t ve ashab-i ticarat kebir ve sagir ve gani ve fakir ve kavi ve zayif ve vadi&#8221; ve serif ve muhassalan havas ve avam k\u00e2ffe-i en\u00e2m cemian sadr-i a&#8217;zam olanlarin kelamini bizzat sevketl\u00fb ve meh\u00e2betl\u00fb ve seadetl\u00fb padisah zillullah hazretlerinin m\u00fcbarek lisan-i seriflerinden sadir olmus ferman-i v\u00e2cibu&#8217;l-iz&#8217;an bil\u00fcp emrine imtis\u00e2l ve kend\u00fcye ta&#8217;zim ve tavkir ve icl\u00e2l etmeye me&#8217;murlerdir.&#8221;<br \/>\n   Kanunn\u00e2me metinlerinde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi vezir-i a&#8217;zamlar, vekil-i mutlak olarak b\u00fcy\u00fck ve geni\u015f yetkilere sahip olan kimselerdi. Herkes onun emirlerine itaat etmekle y\u00fck\u00fcml\u00fc g\u00f6r\u00fcnmektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, padi\u015fah\u0131 temsil etmekteydi. Vezir-i a&#8217;zam (Kanun\u00ee d\u00f6neminden itibaren) sadr-i a&#8217;zamlar, padi\u015fah\u0131n y\u00fcz\u00fck \u015feklindeki tu\u011frali alt\u0131n m\u00fchr\u00fcn\u00fc ta\u015f\u0131rlardi. Vezir-i a&#8217;zamlar\u0131n, di\u011fer vezirlerden farklar\u0131 &#8220;m\u00fchr-i h\u00fcm\u00e2yun&#8221; denilen bu m\u00fch\u00fcr ile olup h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k sel\u00e2hiyetinin icras\u0131na ve padi\u015fah\u0131n kendisini vekil etti\u011fine dair bir delil oldu\u011fu i\u00e7in onlar bu m\u00fchr\u00fc \u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f bir kese i\u00e7inde koyunlar\u0131nda ta\u015f\u0131rlard\u0131. Vezir-i azamin azlinde veya \u00f6l\u00fcm\u00fc halinde &#8220;m\u00fchr-i h\u00fcm\u00e2yun&#8221; ikinci veya \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc vezire verilirdi. M\u00fchr-i h\u00fcm\u00e2yun ya divana g\u00f6nderilmek veya vezir-i a&#8217;zam olacak kimsenin huzura kabul edilmesi suretiyle verilirdi.<br \/>\n   Osmanl\u0131 Devleti&#8217;nde XVI. asr\u0131n ilk yar\u0131lar\u0131na kadar yaln\u0131z devlet merkezinde bulunup divan-i h\u00fcm\u00e2yuna memur &#8220;kubbe veziri&#8221; veya &#8220;kubbenis\u00een&#8221; denilen vezirler vardi. Bunlar\u0131n say\u0131lar\u0131 pek fazla de\u011fildi. Kubbe vezirleri divanda k\u0131dem s\u0131ras\u0131na g\u00f6re otururlard\u0131.<br \/>\n   F\u00e2tih Sultan Mehmed&#8217;den itibaren h\u00fck\u00fcmdarlar Divan-i H\u00fcm\u00e2yun toplant\u0131lar\u0131na kat\u0131lmay\u0131 terk edip, riyaseti sadrazama b\u0131rakt\u0131ktan ve XVI. asr\u0131n ikinci yar\u0131s\u0131nda bu toplant\u0131lar haftada d\u00f6rt g\u00fcne inhisar edildikten sonra h\u00fck\u00fcmdarlar, arz odas\u0131nda sadrazam\u0131n verdi\u011fi izahati dinleyerek m\u00fczakerelerden haberdar olurdu. Bir m\u00fcddet sonra devlet i\u015fleri Pasakap\u0131s\u0131&#8217;nda g\u00f6r\u00fclmeye ba\u015flanm\u0131\u015f ve Divan-i H\u00fcm\u00e2yun XVIII. as\u0131rdan sonra el\u00e7i kabul\u00fc ve ul\u00fbfe tevziine tahsis edilmi\u015fti. Sadrazamlar\u0131n h\u00fck\u00fcmdarlarla g\u00f6r\u00fc\u015fmeleri ise XVI. as\u0131rdan itibaren gittik\u00e7e azalm\u0131\u015ft\u0131. Bunlar, devlet i\u015flerini &#8220;telh\u00ees&#8221; veya &#8220;takr\u00eer&#8221; adl\u0131 vesikalarla ve ekleri ile birlikte h\u00fck\u00fcmdara arz ederlerdi. B\u00f6ylelikle telh\u00eesler, kanun, nizam, tevcih, us\u00fbl ve \u00e2det ile tayin edilmi\u015f olan ve h\u00fck\u00fcmdar\u0131n tasdikine ihtiya\u00e7 g\u00f6steren hususlara ait sadrazam\u0131n arzi mahiyetinde idiler. Sadrazam kendi fikrini de beyan ettikten sonra ilgili konu hakk\u0131nda padi\u015fah\u0131n fikrini sorard\u0131. Telhislerin haz\u0131rlanmas\u0131 Reis\u00fc&#8217;l-k\u00fcttab\u0131n g\u00f6revi olup, haz\u0131rland\u0131ktan sonra genellikle padi\u015fah\u0131 yormamak ve merami a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade etmek \u00fczere sade bir ifade ve iri nesihle yaz\u0131larak saraya g\u00f6nderilirdi. Padi\u015fah\u0131n &#8220;manzurum oldu&#8221;, &#8220;verilsin&#8221;, &#8220;verdim&#8221;, &#8220;tedarik edesin&#8221;, &#8220;zamani de\u011fildir&#8221;, &#8220;berh\u00fcdar olas\u0131n&#8221;, &#8220;olmaz&#8221; gibi hatt-i h\u00fcm\u00e2yunu ile i\u015faret etmesinden sonra sadrazam onu i\u015fleme koyard\u0131. Sadrazamlar\u0131n di\u011fer devlet ricaline ve idarecilere olan tahriratina ise &#8220;buyruldu&#8221; denirdi. Osmanli Devleti&#8217;nin ilgasina kadar sadrazamlar\u0131n ya re&#8217;sen veya bir muamele dolayisiyle mektub\u00ee kaleminden yaz\u0131lan ka\u011f\u0131tlara &#8220;buyruldi-i s\u00e2mi&#8221; ismi verilmektedir. Bu buyruldunun divan\u00ee yaz\u0131 ile yaz\u0131lmas\u0131 ve bas taraf\u0131na da sadrazam\u0131n ismini havi sadaret m\u00fchr\u00fcn\u00fcn bas\u0131lmasi us\u00fbldendi.<\/p>\n<p>KADIASKER<\/p>\n<p>   Osmanl\u0131 Devleti&#8217;nde asker\u00ee ve hukuk\u00ee i\u015flerden sorumlu olan kad\u0131askerlik te\u015fkil\u00e2ti, gerek kelime gerekse meslek olarak uzun bir ge\u00e7mi\u015fe sahiptir. Hz. \u00d6mer taraf\u0131ndan ordug\u00e2h \u015fehirlerine tayin edilen kad\u0131lar, sivil olmaktan ziyade asker\u00ee bir h\u00fcviyet ta\u015f\u0131yorlard\u0131. Bu sebeple, kad\u0131askerli\u011fin Hz. \u00d6mer taraf\u0131ndan kuruldu\u011fu belirtilmektedir. Abbas\u00eeler&#8217;de de g\u00f6r\u00fclen bu mansib, Harzem\u015fahlar&#8217;da, Anadolu Sel\u00e7uklular\u0131&#8217;nda Eyy\u00fbb\u00eeler&#8217;de, Meml\u00fbklerde ve hatta Karamanl\u0131lar&#8217;da da vard\u0131.<br \/>\n   Osmanl\u0131 Devleti&#8217;nde ilk kad\u0131askerin Bursa Kad\u0131s\u0131 \u00c7andarl\u0131 Kara Halil Hayreddin Pa\u015fa oldu\u011fu belirtilmektedir. Kaynaklar, ilk kad\u0131askerin ad\u0131 ge\u00e7en zat oldu\u011funda m\u00fcttefik olmalar\u0131na ra\u011fmen, tayin tarihi i\u00e7in farkl\u0131 rakamlar vermektedirler. \u00c2s\u0131kpa\u015faz\u00e2de ve Oru\u00e7 Bey, bu makam\u0131n  761 (M 1359), Hoca Saadeddin, Solakz\u00e2de ve M\u00fcneccimba\u015f\u0131 763 (M. 1361)&#8217;de ihdas edildi\u011fini belirtmektedirler. Bundan ba\u015fka kad\u0131askerlik hakk\u0131ndaki ara\u015ft\u0131rmas\u0131nda M. Ipsirli ,baska kaynaklarda bu tarihin 762 (M. 1360) olarak verildi\u011fini s\u00f6yler.<br \/>\nKelime olarak l\u00fcgat m\u00e2n\u00e2s\u0131 &#8220;asker kadist&#8221; demek olan kad\u0131askerlik, Osmanl\u0131 ilmiye teskil\u00e2t\u0131 i\u00e7inde \u00f6nemli bir mevki idi. Kad\u0131asker terkibindeki &#8220;asker&#8221; kelimesi, m\u00fcessesenin \u00f6zelli\u011fi a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nem ta\u015f\u0131r. Seyhulisl\u00e2ml\u0131ktan takriben bir as\u0131r kadar \u00f6nce (80 sene) kurulmu\u015f olan m\u00fcessesenin kurulu\u015funda devletin, asker ve onlar\u0131n ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131lamada titizlikle hareket etti\u011fini g\u00f6stermektedir. Bununla beraber, Divan-i H\u00fcm\u00e2yun azas\u0131 olan kad\u0131askerin vazifeleri sadece asker\u00ee saha ile s\u0131n\u0131rl\u0131 de\u011fildi. Kad\u0131askerler ayn\u0131 zamanda b\u00fct\u00fcn sivil adl\u00ee i\u015flere de bak\u0131yorlard\u0131. Onlar, belli seviyedeki baz\u0131 kad\u0131 ve n\u00e2iblerin tayinlerini de yap\u0131yorlard\u0131. Divan toplant\u0131lar\u0131nda vezir-i a&#8217;zam\u0131n sa\u011f\u0131nda vezirler, solunda da kad\u0131askerler yer al\u0131rd\u0131.<br \/>\n   F\u00e2tih Sultan Mehmed&#8217;in son senelerine kadar yaln\u0131z bir kad\u0131askerlik vard\u0131. Hududlar\u0131n geni\u015flemesi ve i\u015flerin \u00e7o\u011falmas\u0131 y\u00fcz\u00fcnden 885 (M. 1481) y\u0131l\u0131nda biri Rumeli, di\u011feri Anadolu olmak \u00fczere ikiye ayr\u0131ld\u0131. Belirtilen tarihte, Muslihiddin el-Kastalan\u00ee daha \u00fcst\u00fcn kabul edilen Rumeli kad\u0131askerli\u011fine, o d\u00f6nemde Istanbul kad\u0131s\u0131 olan Bal\u0131kesirli Hac\u0131 Hasanz\u00e2de Mehmed b. Mustafa da Anadolu kad\u0131askerli\u011fine getirildiler. Dogu ve G\u00fcneydogu Anadolu&#8217;nun Osmanl\u0131 \u00fclkesine ilhakindan sonra Yavuz Sultan Selim (1512-1520) taraf\u0131ndan 922&#8217;de yani XVI. asr\u0131n ilk \u00e7eyre\u011finde (1516) merkezi Diyarbekir (Diyarbakir) olan Arap ve Acem kad\u0131askerligi ad\u0131 alt\u0131nda \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir kad\u0131askerlik kuruldu. Devlet merkezine olan uzakl\u0131\u011f\u0131 sebebiyle olsa gerek ki div\u00e2n \u00fcyeli\u011fi bulunmayan bu kad\u0131askerli\u011fin ba\u015f\u0131na me\u015fhur tarih\u00e7i ve bilgin Idris\u00ee Bitlis\u00ee getirildi. Bilahare merkezi, payitahta (Istanbul) nakledilen bu kad\u0131askerli\u011fe Fenar\u00eez\u00e2de Mehmed Sah Efendi tayin edildi. 924 (M. 1518) de ad\u0131 ge\u00e7en \u015fahs\u0131n bu g\u00f6revden ayr\u0131lmas\u0131ndan sonra bir m\u00fcddet vekaletle idareye ba\u015flanan bu kad\u0131askerlik lagv edilerek vazife ve selahiyetleri Anadolu kad\u0131askerli\u011fine b\u0131rak\u0131ld\u0131. B\u00f6ylece Rumeli ve Anadolu kad\u0131askerlikleri diye tekrar ikiye indirilen bu m\u00fcessese, Osmanl\u0131 saltanat\u0131n\u0131n sonuna kadar devam etti.<br \/>\n   Protokola g\u00f6re daha \u00fcst\u00fcn addedilen Rumeli kad\u0131askerleri ile daha a\u015fa\u011f\u0131 bir mevkide bulunan Anadolu kad\u0131askerinin vazifeleri kanunn\u00e2melerde \u015f\u00f6yle belirtilir:<br \/>\n   &#8220;Bilf\u00fcl Rumeli kadiaskeri olan efendi, Rumeli ve adalarda vaki kazalari ve kismet-i askeriyeleri tevcih eder.<br \/>\nVe bilf\u00fcl Anadolu kadiaskeri olan efendi, Anadolu&#8217;da ve Arabistan&#8217;da vaki kazalari ve kismet-i askeriyeleri tevcih eder.<br \/>\n   Ve bu efendiler, div\u00e2n g\u00fcnlerinde elbette Divan-i H\u00fcm\u00e2yuna m\u00fcdavemet ed\u00fcp Cuma g\u00fcnlerinde vezir-i a&#8217;zam hazretlerinin h\u00e2nesine varirlar. Amma d\u00e2va istimai l\u00e2zim gelse Rumeli kadiaskeri istima ed\u00fcp Anadolu kadiaskeri kendi halinde oturur. Meger vekil-i saltanat tarafindan me&#8217;z\u00fbn ve me&#8217;m\u00fbr ola, ol zaman istimai ser&#8217;an caiz olur.<br \/>\n  Ve yirmi, yirmibes ve otuz ve kirk medreselerin ve kendi taraflarina m\u00fcteallik olan bazi mahallin cihet ve tevliyet makulesin tevcih edegelmislerdir.&#8221;<br \/>\n   B\u00f6ylece Anadolu&#8217;da bulunan m\u00fcderris ve kad\u0131larin tayini, Anadolu kad\u0131askerinin, Rumeli&#8217;de bulunan m\u00fcderris ve kad\u0131larin tayini de Rumeli kad\u0131askeri taraf\u0131ndan yap\u0131lmaktayd\u0131. G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi m\u00fcessesenin g\u00f6revleri, e\u011fitim ve yarg\u0131 te\u015fkilat\u0131n\u0131n idaresi, ordu ve asker\u00ee z\u00fcmrenin gerek bari\u015f, gerekse sava\u015f s\u0131ras\u0131nda hukuk\u00ee ihtilaflar\u0131n\u0131n giderilmesi ve davalar\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fclmesi \u015feklinde iki ana grupta toplanabilir.<br \/>\n   Kad\u0131askerler, XVI. y\u00fczy\u0131l\u0131n ikinci yar\u0131s\u0131n\u0131 m\u00fcteakip, Seyh\u00fclisl\u00e2mli\u0131\u011f\u0131n \u00f6n pl\u00e2na \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 tarihe kadar b\u00fct\u00fcn kad\u0131 ve m\u00fcderrisleri aday (namzet) g\u00f6sterip tayinleri sadr-i a&#8217;zama ait olan k\u0131rktan yukar\u0131 m\u00fcderrisler ile mev\u00e2liyi vezir-i a&#8217;zama arz ile tayinlerine del\u00e2let ederlerdi. Daha sonra bu gibilerin arzlar\u0131 kendilerinden al\u0131narak, k\u0131rk ak\u00e7aya kadar olan m\u00fcderrislerle kaza kad\u0131lar\u0131n\u0131n tayinleri eskisi gibi bunlara b\u0131rak\u0131ld\u0131. K\u0131rktan yukar\u0131 yevmiyeli m\u00fcderrisler ile mev\u00e2linin tayinleri ise seyh\u00fclisl\u00e2mlara verilmi\u015ftir. Tayin olunacak m\u00fcderris veya kad\u0131 Anadolu&#8217;da ise Anadolu kad\u0131askeri, Rumelide ise Rumeli kad\u0131askeri taraf\u0131ndan arz g\u00fcnlerinde, bizzat kendisi taraf\u0131ndan, padi\u015fah huzurunda okunan &#8220;Defter-i akdiye&#8221; de okunup inha olunan kad\u0131lar\u0131n tayinleri i\u00e7in padi\u015fah\u0131 \u015fuvafakati al\u0131n\u0131rd\u0131.<br \/>\n   Bir kimsenin kad\u0131asker olabilmesi i\u00e7in &#8220;mevleviyet&#8221; denilen 500 ak\u00e7a yevmiyeli b\u00fcy\u00fck kad\u0131l\u0131k mansib\u0131nda bulunmas\u0131 gerekirdi. XVI. asr\u0131n ikinci yar\u0131s\u0131na kadar kad\u0131asker olmak i\u00e7in muayyen bir us\u00fbl yoktu. Fakat bu tarihten sonra Istanbul ve Edirne kad\u0131lar\u0131ndan veya Anadolu kad\u0131askeri p\u00e2yesi olan Istanbul kad\u0131s\u0131 mazullerinden birinin fiilen Anadolu kad\u0131askeri olmas\u0131 kanun haline gelmi\u015fti. Bu kad\u0131askerlikten sonra da Rumeli kad\u0131askerli\u011fi gelirdi. Kurulu\u015ftan sonraki d\u00f6nemlerde kad\u0131askerlik m\u00fcddeti, diger mevleviyetlerde oldu\u011fu gibi bir y\u0131ld\u0131. Bu m\u00fcddeti dolduran kad\u0131asker, maz\u00fbl say\u0131larak yerine s\u0131rada olan bir ba\u015fkas\u0131 tayin edilirdi. XVI. asr\u0131n ikinci yar\u0131s\u0131ndan itibaren Rumeli kad\u0131askerleri Seyh\u00fclisl\u00e2m olurlard\u0131.<br \/>\n   Padi\u015fah, sefere \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman kad\u0131askerler de onunla birlikte giderlerdi. Padi\u015fah sefere gitmedi\u011fi takdirde onlar da gitmezlerdi. Bu durumda ser&#8217;\u00ee muameleleri g\u00f6rmek \u00fczere onlar\u0131n yerine &#8220;ordu kad\u0131s\u0131&#8221; tayin edilip g\u00f6nderilirdi. Ayn\u0131 \u015fekilde padi\u015fahlar Edirne&#8217;ye gittikleri zaman onlar da padi\u015fahla birlikte gider ve akd edilen div\u00e2n oturumlarina i\u015ftirak ederlerdi.<br \/>\n   Bu m\u00fcessese, Osmanl\u0131 Devleti&#8217;nin sonuna kadar devam etmi\u015f, Osmanl\u0131 h\u00fck\u00fcmeti ile birlikte o da tarihe mal olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>DEFTERD\u00c2R<\/p>\n<p>   Defter ile d\u00e2r kelimelerinden meydana gelen bir terkib olan &#8220;defterd\u00e2r&#8221; &#8220;defter tutan&#8221; demektir. Do\u011fudaki M\u00fcsl\u00fcman devletlerin &#8220;m\u00fcstevfi&#8221; dedikleri g\u00f6revliye Osmanl\u0131lar, defterd\u00e2r diyorlard\u0131. Bir bak\u0131ma g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki Maliye bakanl\u0131\u011f\u0131 m\u00e2n\u00e2s\u0131n\u0131 ifade eder. Osmanl\u0131lar, XIV. asr\u0131n son yar\u0131s\u0131nda ve Sultan I. Murad zaman\u0131nda maliye te\u015fkil\u00e2t\u0131n\u0131n temelini at\u0131p onu tedricen geli\u015ftirmi\u015flerdir.<br \/>\n   F\u00e2tih Sultan Mehmed taraf\u0131ndan tedvin ettirilmi\u015f olan kanunn\u00e2me-i \u00c2l-i Osman ile di\u011fer kanunn\u00e2melere g\u00f6re defterd\u00e2r, padi\u015fah malinin (Devlet hazinesi) vekili olarak g\u00f6sterilmektedir. D\u0131\u015f hazine ile maliye kay\u0131tlar\u0131n\u0131 ihtiva eden devlet hazinesinin a\u00e7\u0131l\u0131p kapanmas\u0131 defterd\u00e2r\u0131n huzurunda olurdu. Ba\u015fka bir ifade ile hazinenin a\u00e7\u0131lmas\u0131nda haz\u0131r bulunmak, defterd\u00e2r\u0131n vazifeleri aras\u0131nda bulunuyordu. Div\u00e2n&#8217;in asl\u00ee \u00fcyelerinden olan defterd\u00e2r, sadece sal\u0131 g\u00fcnk\u00fc divan sonunda arza girer ve kendi dairesi ile ilgili bilgiler verirdi. Bununla beraber, padi\u015fah\u0131n huzurunda okuyaca\u011f\u0131 telh\u00ees hakk\u0131nda daha \u00f6nce vezir-i a&#8217;zamla g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcr ve onun muvafakatini al\u0131rd\u0131. Bayram tebriklerinde padi\u015fah vezirlere oldu\u011fu gibi defterdarlara da aya\u011fa kalkard\u0131.<br \/>\n   Genel olarak devlet gelirlerini \u00e7o\u011faltmak, gerekli yerlere sarf etmek ve fazla olan\u0131 da muhafaza alt\u0131nda bulundurmak vazifesi ile y\u00fck\u00fcml\u00fc bulunan defterd\u00e2r, Osmanl\u0131 Devleti&#8217;nin kurulu\u015f y\u0131llar\u0131nda bu g\u00f6revleri yerine getiriyordu. Devletin kurulu\u015f y\u0131llar\u0131nda bir defterd\u00e2r varken, daha sonra, yeni yeni yerlerin feth edilmesi ve ihtiya\u00e7lar\u0131n \u00e7o\u011falmas\u0131 y\u00fcz\u00fcnden say\u0131lan art\u0131r\u0131ld\u0131. Bunlar, II. B\u00e2yezid d\u00f6nemine kadar Rumeli&#8217;de hazineye ait i\u015flere bakan Rumeli defterd\u00e2r\u0131 veya ba\u015f defterd\u00e2r ile Anadolu&#8217;nun mal\u00ee i\u015flerine bakan Anadolu defterd\u00e2r\u0131 olmak \u00fczere iki ki\u015fi idi. Tevki\u00ee Abdurrahman Pasa kanunn\u00e2mesine g\u00f6re daha sonraki d\u00f6nemlerde ba\u015f defterd\u00e2rdan ba\u015fka Anadolu defterd\u00e2r\u0131 ile &#8220;s\u0131kk-i s\u00e2n\u00ee&#8221; denilen defterd\u00e2rlar vard\u0131r. Bunlar da ba\u015f defterd\u00e2r ile divana devam ederler. Sefer esnas\u0131nda ba\u015f defterd\u00e2r ordu ile gitti\u011fi zaman, Anadolu defterd\u00e2r\u0131 onun yerine vek\u00e2leten bakard\u0131.<br \/>\n   Defterd\u00e2rlar, kendilerini ilgilendiren mal\u00ee i\u015flerdeki \u015fik\u00e2yetleri, Defterd\u00e2r Kap\u0131s\u0131&#8217;nda akd edilen divanda dinler ve gerek g\u00f6r\u00fcl\u00fcrse &#8220;tugrali ahk\u00e2m&#8221; verirlerdi. Zaten kanunn\u00e2meye g\u00f6re kendilerine bu selahiyet verilmi\u015ftir. Her defterd\u00e2r, kendi dairesinden \u00e7\u0131kan evrak\u0131n arkas\u0131n\u0131 imzalard\u0131. On yedinci asr\u0131n ortalar\u0131ndan itibaren b\u00fct\u00fcn maliye h\u00fck\u00fcmlerinin (tugrali ahk\u00e2m) arkalar\u0131na kuyruklu imza koyma hakk\u0131, ba\u015f defterd\u00e2ra verildi. Bundan ba\u015fka ba\u015f defterd\u00e2r, divan karar\u0131 ile mal\u00ee tayinlere ait kuyruklu imzasi ile &#8220;buyruldu&#8221; yazmakla birlikte bunun \u00fcst kenar\u0131 sadr-i a&#8217;zam\u0131n buyruldusuyla tasdik olunurdu. Defterd\u00e2r, sadr-i a&#8217;zama re&#8217;sen yazd\u0131\u011f\u0131 veya havale edilmi\u015f bir muameleli ka\u011f\u0131t \u00fczerine cevap verdi\u011fi zaman, kuyruklu imza koymaz, topluca bir imza koyard\u0131.<br \/>\n   Kanunn\u00e2mede ba\u015f defterd\u00e2r ve vazifeleri hakk\u0131nda \u015fu bilgiler verilmektedir:<br \/>\n&#8220;Ba\u015f defterd\u00e2r p\u00e2ye ve itibarda &#8220;nisanci&#8221; gibidir. Ba\u015f defterd\u00e2r olan mal vekilidir. Ve kendi evinde div\u00e2n eder. Ve maliyeye m\u00fcteallik davalar\u0131 dinler. Maliye taraf\u0131ndan ahk\u00e2m verir. Ve ahk\u00e2min zahr\u0131na (tugral\u0131 ahk\u00e2min arkasina) kuyruklu imza \u00e7eker. Ve tahsil-i mal-i mir\u00ee i\u00e7in m\u00fcltezimleri haps eder. Ve mahallinde mukataati tevcih ed\u00fcp buyurur. Ama &#8220;pen\u00e7e&#8221; \u00e7ekmez. Ve bi&#8217;l-c\u00fcmle mal-i beyt\u00fc&#8217;l-mali tahsil ve hazineyi tekmil ile memur olup beyt\u00fc&#8217;l-mala m\u00fcteallik olan umur-i cumhuru onlar g\u00f6r\u00fcr. Ve m\u00fcltezimleri zul\u00fcm ve taaddiden tahzir ve reaya fukarasini himaye babinda sa&#8217;y-i kesir etmek ve s\u00f6z tutmayip fukaraya zulm eden m\u00fcltezimleri vekil-i devlete arz ve ta&#8217;zir ettirmek, defterd\u00e2rlarin lazime-i zimmetleri ve zahri ahiretleridir (ahiret aziklari). Hususan emval-i yetamadan (yetim mallarindan) hazine-i \u00e2mireyi siy\u00e2net (korumak) ve beyt\u00fc&#8217;l-mal-i m\u00fcsl\u00eem\u00eeni mal-i haramdan himayet etmek.&#8221;<br \/>\n   Kanunn\u00e2me metninden anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere devlet gelir ve giderleri ile ilgilenen defterd\u00e2rlar\u0131n vazifeleri, sadece devlet hazinesini zenginle\u015ftirmek de\u011fildir. Onlar, devlet hazinesine haram mal\u0131n girmesine engel olmak zorunda olduklar\u0131 gibi yetim mal\u0131 dahi sokmayacaklard\u0131r.<br \/>\nOnsekizinci as\u0131r ba\u015flar\u0131ndan itibaren Rumeli defterd\u00e2rlar\u0131na veya ba\u015f defterd\u00e2ra &#8220;s\u0131kk-i evvel&#8221;, Anadolu defterd\u00e2rina &#8220;s\u0131kk-i s\u00e2n\u00ee&#8221;, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc defterd\u00e2ra da &#8220;s\u0131kk-i s\u00e2lis&#8221; ad\u0131 verildi.<br \/>\n   Icraat ve tahsilatta defterd\u00e2r\u0131n icra memuru olarak maiyetinde farkl\u0131 vazifeleri bulunan be\u015f g\u00f6revli bulunurdu. Bunlardan ilki, ba\u015f bakikulu denilen devlet gelirlerinin birinci tahsil memurudur. Defterd\u00e2rl\u0131kta bunun bir dairesi olup emri alt\u0131nda bakikulu ismiyle altm\u0131\u015f kadar m\u00fcba\u015fir vard\u0131r.<br \/>\n   Bunlar, hazineye borcu olup vermiyenleri hapis ve s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rma ile tahsilat yaparlard\u0131. Bu y\u00fczden maliyeye borcu olanlar ba\u015f bakikulu hapishanesinde tutuklan\u0131rlard\u0131.<br \/>\nIkinci icra memuru, cizye ba\u015f bakikuludur. Bu da cizye sebebiyle hazineye borcu olanlar\u0131 takip eder. Iltizama   verilen cizyelerin, m\u00fcltezimlerinden hen\u00fcz borcunu \u00f6dememi\u015f veya yat\u0131rmam\u0131\u015f olanlar\u0131 takib ederdi.<br \/>\n   Ad\u0131 ge\u00e7en dairenin \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc icra memuru, tahsilat ve \u00f6demelere nez\u00e2ret eden veznedar ba\u015f\u0131d\u0131r. Bunun da maiyetinde d\u00f6rt veznedar vard\u0131. Ba\u015f defterd\u00e2r\u0131n icra memurlar\u0131ndan d\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc sergi n\u00e2z\u0131r\u0131, be\u015fincisi de sergi halifesi olup her ikisi de hazine muamelatinin defterini tutuyorlard\u0131.<br \/>\n   Defterd\u00e2r tabiri, 1253 (1838) senesinin Zilhicce ay\u0131nda sadir olan Hatt-i h\u00fcm\u00e2yun mucibince terk edilerek yerine &#8220;Maliye Nez\u00e2reti&#8221; tabiri kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>NI\u015eANCI<\/p>\n<p>   Osmanl\u0131 devlet te\u015fkil\u00e2t\u0131nda Divan-i H\u00fcm\u00e2yunun \u00f6nemli vazifelerinden birini yerine getiren g\u00f6revli i\u00e7in kullan\u0131lan bir tabirdir. Ni\u015fan kelimesinden t\u00fcretilmi\u015f olan &#8220;Ni\u015fanci&#8221;, ferman, berat, mens\u00fbr, n\u00e2me, mektup, ahidn\u00e2me, h\u00fck\u00fcm ve biti gibi devlet resm\u00ee evrak\u0131n\u0131n ba\u015f taraf\u0131na padi\u015fah\u0131n imzasi demek olan ni\u015fan\u0131 koyard\u0131. Bu g\u00f6revliye ni\u015fanc\u0131, muvakk\u00ee, tevki\u00ee ve tugra\u00ee gibi isimler de verilirdi.<br \/>\n   Osmanl\u0131 devlet te\u015fkil\u00e2t\u0131nda XVIII. as\u0131r ba\u015flar\u0131na kadar \u00f6nemli bir makam olan ni\u015fanc\u0131l\u0131k, daha \u00f6nceki M\u00fcsl\u00fcman ve M\u00fcsl\u00fcman T\u00fcrk devletlerinde de vard\u0131. Ni\u015fanc\u0131l\u0131k m\u00fcessesesinin ba\u015f\u0131nda bulunan g\u00f6revliye Osmanl\u0131lar&#8217;da ni\u015fanc\u0131 denirken, Abbas\u00eeler&#8217;de buna &#8220;Reisu Divani&#8217;l-Insa&#8221; deniyordu. Bu te\u015fkilat, sadece M\u00fcsl\u00fcman Do\u011fu&#8217;da degil, Bat\u0131 M\u00fcsl\u00fcman devletlerinde de vard\u0131. Nitekim bat\u0131da devlet kurmu\u015f ve zaman zaman End\u00fcl\u00fcs&#8217;e de ge\u00e7mi\u015f bulunan Merin\u00eeler (592-956 = 1196-1458)&#8217;de &#8220;Divanu&#8217;l-insa&#8221; ad\u0131 ile ayn\u0131 g\u00f6revi yerine getiren bir m\u00fcessese vard\u0131. B\u00fcy\u00fck Sel\u00e7uklular&#8217;da da ayn\u0131 vazifeyi g\u00f6ren bir divan vardi ki, bu divan\u0131n ba\u015f\u0131ndaki g\u00f6revliye &#8220;Sahib-i Divan-i Tugra ve Insa&#8221; ad\u0131 veriliyordu. Bazan da sadece &#8220;Tugra\u00ee&#8221; deniyordu. Bu zat, h\u00fck\u00fcmdar\u0131n mens\u00fbr, ferman vs. gibi isimler alt\u0131nda \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 emirn\u00e2melere, onun i\u015faret ve tu\u011fras\u0131n\u0131 koymakla g\u00f6revliydi. Anadolu Sel\u00e7uklu Devleti&#8217;nin merkez te\u015fkilat\u0131 i\u00e7inde de ayn\u0131 g\u00f6revleri yerine getiren ve ad\u0131na &#8220;Tugra\u00ee&#8221; denilen bir g\u00f6revlinin bulundu\u011funu belirtmek gerekir. Kalkasand\u00ee, Misir&#8217;daki bu hizmeti be\u015f merhalede ele al\u0131r ve Meml\u00fbklerde bu g\u00f6revi \u00fcstlenen kisiye &#8220;K\u00e2tibu&#8217;s-Sir&#8221; veya &#8220;Sahibu Divani&#8217;l-\u00eensa&#8221; ad\u0131n\u0131n verildigini bildirir.<br \/>\n  Osmanl\u0131 Devleti&#8217;nin merkez te\u015fkil\u00e2t\u0131 i\u00e7inde \u00f6nemli bir yeri bulunan divan\u0131n azalar\u0131ndan biri de &#8220;Ni\u015fanc\u0131&#8221; ad\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yan g\u00f6revli idi. \u00d6nemli hizmeti bulunmas\u0131na ra\u011fmen, ni\u015fanc\u0131l\u0131\u011f\u0131n Osmanl\u0131lar&#8217;da hangi tarihlerde kuruldu\u011fu kesin olarak tesbit edilebilmi\u015f de\u011fildir. Bununla beraber, bazi ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar bu kurulu\u015fu Osmanl\u0131 Devleti&#8217;nin ikinci h\u00fck\u00fcmdar\u0131 olan Orhan Gazi d\u00f6nemine kadar \u00e7\u0131kar\u0131rlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu d\u00f6neme ait fermanlarda tu\u011fra bulunmaktad\u0131r. Bu da ni\u015fanc\u0131l\u0131\u011f\u0131n basit \u015fekli ile de olsa Orhan Gazi d\u00f6neminde var oldu\u011funun bir i\u015fareti olarak kabul edilebilir. Keza, bu tabirin devletin ilk zamanlar\u0131nda kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren kay\u0131tlar da vard\u0131r. Nitekim, Sultan Ikinci Murad&#8217;in emri ile T\u00fcrk\u00e7e&#8217;ye terc\u00fcme edilen Ibn Kesir tarihinin Arap\u00e7a metnindeki &#8220;Muvakk\u00ee&#8221; tabirinin &#8220;Nisanc\u0131&#8221; olarak terc\u00fcme edilmesi de bunu g\u00f6stermektedir. Ibn Kesir&#8217;in el-Bid\u00e2ye ve&#8217;n-Nih\u00e2ye adl\u0131 tarihinin m\u00fctercimi olan zat, ni\u015fanc\u0131 kelimesini kulland\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, bu tabir, o d\u00f6nem Osmanl\u0131 toplumu aras\u0131nda biliniyordu demektir.<br \/>\n   F\u00e2tih Sultan Mehmed&#8217;in tedvin ettirdi\u011fi kanunn\u00e2mede bu memuriyetin isim ve sel\u00e2hiyetleri ile zikr edilmi\u015f olmas\u0131, bunun F\u00e2tih&#8217;ten \u00f6nce mevcud oldu\u011funu, fakat onun zaman\u0131nda tam anlam\u0131yla geli\u015fti\u011fini g\u00f6stermektedir.<br \/>\n   Divan-i H\u00fcm\u00e2yunda vezir-i a&#8217;zam\u0131n sa\u011f\u0131nda ve vezirlerin alt taraf\u0131nda oturan ni\u015fanc\u0131, \u00f6nemli bir hizmeti yerine getiriyordu. Ni\u015fanc\u0131lar, g\u00f6revleri icab\u0131 baz\u0131 \u00f6zellikleri ta\u015f\u0131yan kimseler aras\u0131ndan se\u00e7iliyorlardi. Ni\u015fanc\u0131 olacak kimselerin in\u015fa konusunda maharetli bulunmalar\u0131 gerekirdi.<br \/>\n   G\u00f6revleri icabi olarak in\u015fa konusunda maharetli olmalar\u0131, devlet kanunlar\u0131n\u0131 iyi bilerek yeni kanunlar ile eskiler aras\u0131nda ba\u011f kurup anlar\u0131 telif etme kabiliyetine sahip bulunmalar\u0131 gereken ni\u015fanc\u0131lar\u0131n, ilmiye s\u0131n\u0131f\u0131 dahil ve sahn-i sem\u00e2n m\u00fcderrislerinden se\u00e7ilmesi kanundu.<br \/>\n   Ni\u015fanc\u0131lar, XVI. asr\u0131n ba\u015flar\u0131ndan itibaren Divan-i H\u00fcm\u00e2yunun kalem heyeti aras\u0131nda, bu vazifeyi yerine getirebilecek olan reis\u00fc&#8217;l-k\u00fctt\u00e2blardan se\u00e7ilmeye baslanm\u0131\u015ft\u0131r. Eger reis\u00fc&#8217;l-k\u00fctt\u00e2b bu vazifeyi yerine getirebilecek kabiliyete sahib degilse yine m\u00fcderrisler aras\u0131ndan uygun g\u00f6r\u00fclen bir ki\u015fi bu vazifeye tayin edilirdi.<br \/>\nF\u00e2tih d\u00f6neminde m\u00fcesseseleserek kuruldu\u011funu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz ni\u015fanc\u0131l\u0131k, Osmanl\u0131 Divan-i H\u00fcm\u00e2yunun d\u00f6rt temel r\u00fckn\u00fcnden birini te\u015fkil ediyordu. F\u00e2tih kanunn\u00e2mesinde de belirtildigi gibi bu d\u00f6nemde vezirlik, kad\u0131askerlik ve defterdarl\u0131ktan sonra en \u00f6nemli vazife ni\u015fanc\u0131l\u0131kt\u0131. F\u00e2tih zaman\u0131nda bu g\u00f6revi b\u00fcy\u00fck bir ba\u015far\u0131 ile y\u00fcr\u00fcten Karaman\u00ee Mehmed Pasa ile ni\u015fanc\u0131l\u0131\u011f\u0131n itibar\u0131 daha da artm\u0131\u015ft\u0131. F\u00e2tih&#8217;ten sonra gelen II. B\u00e2yezid ve onun oglu Yavuz Sultan Selim d\u00f6nemlerinde ni\u015fanc\u0131l\u0131k yapan Taciz\u00e2de Cafer \u00c7elebi de b\u00fcy\u00fck bir itibar kazanarak te\u015frifatta defterd\u00e2r\u0131n \u00fcst\u00fcne y\u00fckseltilmi\u015f ve vezirler gibi ota\u011f kurmas\u0131na m\u00fcsaade edilmi\u015ftir. Ni\u015fanc\u0131l\u0131k mansibinin \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc, Kanun\u00ee Sultan S\u00fcleyman d\u00f6neminde de devam etmi\u015f, &#8220;Koca Ni\u015fanc\u0131&#8221; lakab\u0131 ile tan\u0131nan Celalz\u00e2de, mesle\u011findeki k\u0131demi ve vukufiyeti sebebiyle defterd\u00e2r\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7irilmi\u015fti.<br \/>\n   Ni\u015fanc\u0131lar\u0131n n\u00fcfuzlar\u0131 ve g\u00f6rd\u00fckleri \u00f6nemli hizmetler, bundan sonra da devam etti. Bunlardan b\u00fcy\u00fck bir k\u0131sm\u0131 beylerbeyi ve vezir r\u00fctbesini ihraz etti. Bununla beraber, XVI. asr\u0131n sonuna kadar ni\u015fanc\u0131lar vezir olmay\u0131p sadece beylerbeyi r\u00fctbesinde idiler.<br \/>\n   Ni\u015fanc\u0131, Divan-i H\u00fcm\u00e2yun azas\u0131 olmas\u0131na ra\u011fmen, vezir r\u00fctbesini haiz de\u011filse kanun gere\u011fi arz g\u00fcnlerinde padi\u015fah\u0131n huzuruna kabul edilmezdi. Sadece ni\u015fanc\u0131l\u0131\u011fa tayin edildi\u011fi zaman bir defa padi\u015fah\u0131n huzuruna girip tayinlerinden dolay\u0131 tesekk\u00fcr ederdi.<br \/>\n   XVI ve XVII. asr\u0131n ba\u015flar\u0131nda serdar veya padi\u015fah seferde bulundu\u011fu zaman, Istanbul muhafazas\u0131nda b\u0131rak\u0131lan vezire ni\u015fanc\u0131 taraf\u0131ndan tugralar\u0131 \u00e7ekilmi\u015f bo\u015f ahk\u00e2m kag\u0131tlar\u0131 g\u00f6nderilir ve bunlar, icab ettik\u00e7e kaim-i makam taraf\u0131ndan doldurularak kullan\u0131l\u0131rd\u0131.<br \/>\n   XVII. asr\u0131n sonlar\u0131nda (1087) tedvin edilmi\u015f \u00f6nemli bir Osmanl\u0131 kanunn\u00e2mesi olan Tevki\u00ee Abdurrahman Pa\u015fa kanunn\u00e2mesinde &#8220;Kanun-i Ni\u015fanc\u0131&#8221; ba\u015fl\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda ayr\u0131 ve \u00f6zel bir fas\u0131l bulunmaktad\u0131r. Bu fas\u0131lda, o d\u00f6nem nisanc\u0131lar\u0131n\u0131n nizamlar\u0131 tafsilatl\u0131 bir \u015fekilde verilmekte, onlar\u0131n resm\u00ee ve hukuk\u00ee durumlar\u0131 belirtilmektedir. Buna g\u00f6re ni\u015fanc\u0131, &#8220;tugra-i serif hizmeti ile me&#8217;murdur. Kendi dairesinde kanuna m\u00fcteallik ahk\u00e2m yaz\u0131l\u0131r. M\u00fcmeyyizi tashih ettikten sonra tugralar\u0131n\u0131 \u00e7eker ve defteri tashih etmek laz\u0131m gelse, kendisine hitaben v\u00e2rid olan ferman mucibince defterhaneden getirtip kendi kalemi ile tashih eder. Bu ferman gelince defter emini ile defter kesedar\u0131n\u0131, d\u00fczeltilmesi laz\u0131m gelen defter hakk\u0131nda vazifeli k\u0131lar. Sonra tashihi yapar, ferman\u0131 da kendisi saklar, Kad\u0131askerlerden m\u00fch\u00fcrl\u00fc kese ile gelen ehl-i cihat beratlarinin tugralar\u0131n\u0131 \u00e7ektikten sonra ehl-i cihatin isimlerini defterlerine &#8220;sahh&#8221; \u00e7ekip ve yine kesesine koyup m\u00fch\u00fcrleyerek kendi kesedar\u0131 ile ka\u011f\u0131t eminine g\u00f6nderir. Divan taraf\u0131ndan verilen \u015fik\u00e2yet ahk\u00e2m\u0131n\u0131 reis efendi (reisu&#8217;l-k\u00fctt\u00e2b) resid ettikten sonra kesedar\u0131 toplay\u0131p kendisine getirir, tugralar\u0131n\u0131 \u00e7ekerdi.&#8221; Kanunn\u00e2mede aynen \u015fu ifadeler yer almaktad\u0131r: &#8220;Ve kavanin-i Osmaniye ve merasim-i sultaniye, ni\u015fanc\u0131lardan sual olunagelmi\u015ftir. S\u00e2b\u0131kta (eskiden) bunlara m\u00fcft\u00ee-i kanun itlak olunmu\u015ftur.\u201d<br \/>\n   Kanunn\u00e2me, ni\u015fanc\u0131lar hakk\u0131nda daha tafsilatli bilgiler vermektedir. Buna g\u00f6re, ni\u015fanc\u0131n\u0131n vezirli\u011fi varsa v\u00fczeray-i izam silkine dahil h\u00fckm\u00fcn\u00fc verir. Eger Rumeli beylerbeyilik p\u00e2yesi var ise beylerbeyi merasimini icra edip kendisinden k\u0131demli Rumeli p\u00e2yesinde olan beylerbeylerden ba\u015fka b\u00fct\u00fcn beylerbeylere ve kad\u0131askerlere tasaddur eder. Bu p\u00e2ye ile Divan-i H\u00fcm\u00e2yuna girip \u00e7\u0131kt\u0131k\u00e7a vezirler ile birlikte girip \u00e7\u0131kar. Fakat arza girmezdi. Kanunn\u00e2me, arz esnas\u0131nda ni\u015fanc\u0131n\u0131n d\u0131\u015far\u0131da nerede ve nas\u0131l selama \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131n\u0131 da belirtmi\u015ftir. Ni\u015fanc\u0131n\u0131n beylerbeyilik p\u00e2yesi yok ise sadece \u00fcmer\u00e2 p\u00e2yesindedir. Kendisine ni\u015fanc\u0131 bey denilmektedir. Bu takdirde Divan-i H\u00fcm\u00e2yuna \u00fcmer\u00e2. tariki \u00fczere gider. Ancak taht kad\u0131lar\u0131na tasaddur eder. Di\u011fer divan haceg\u00e2ni gibi m\u00fccevveze, sof \u00fcst, lokmali kutn\u00ee ve i\u00e7 kaftan\u0131 giyer. Ata orta abayi ve orta raht vururdu. Haslar\u0131 da d\u00f6rt y\u00fckten (400.000 ak\u00e7a) fazla olurdu. Ni\u015fanc\u0131lar\u0131n vezir-i a&#8217;zama gitmeleri i\u00e7in belli ve muayyen bir zaman yoktu. Sadece isti&#8217;zan (izin isteme) \u00e2det idi.<br \/>\n   Ni\u015fanc\u0131l\u0131k, XVI. asr\u0131n sonlar\u0131ndan itibaren yava\u015f yava\u015f \u00f6nemini kayb etmeye baslad\u0131. Bunun i\u00e7indir ki, \u00f6nceleri \u00e2miri durumunda bulundugu reis\u00fc&#8217;l-k\u00fctt\u00e2bla e\u015fit duruma getirilmi\u015fti. XVII&#8230; asr\u0131n ortalar\u0131nda ni\u015fanc\u0131l\u0131k adeta kuru bir \u00fcnvan haline geldi. XIX. y\u00fczy\u0131l\u0131n ba\u015flar\u0131na kadar k\u0131smen de olsa varl\u0131klar\u0131n\u0131  devam ettiren ni\u015fanc\u0131lar, eski \u00f6nemlerini tamamen kayb ettiler. Bu sebeple ni\u015fanc\u0131l\u0131k 1836 y\u0131l\u0131nda tamamen lagv edilerek vazifeleri &#8220;Defter eminine&#8221; verilmi\u015ftir. M\u00fchim i\u015flere dair fermanlar\u0131n \u00fczerlerine B\u00e2bi\u00e2l\u00ee, di\u011ferlerine de defter eminleri taraf\u0131ndan tayin edilen ve tugran\u00fcvis denilen memurlar taraf\u0131ndan tugra \u00e7ekilirdi. 1838&#8217;de tugra-n\u00fcvislik g\u00f6revi de kald\u0131r\u0131l\u0131p B\u00e2bi\u00e2l\u00ee ile defter eminli\u011fi tugrac\u0131l\u0131\u011f\u0131  birle\u015ftirildi. B\u00f6ylece bu hizmetin B\u00e2bi\u00e2l\u00ee&#8217;de g\u00f6r\u00fclmesi kararla\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>SARAY TESKIL\u00c2TI<\/p>\n<p>   Bursa feth edilip merkez haline getirilmeden \u00f6nce, Osmano\u011fullar\u0131&#8217;na ait \u00f6zel bir saray yoktu. Osmanl\u0131 Beyi, di\u011fer emirler gibi kendi ailesi halk\u0131 ile birlikte bir evde oturur, beyli\u011fin ileri gelenlerini ve tebeasini burada kabul ederdi. I\u015fler, bu m\u00fctevazi evde g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcl\u00fcrd\u00fc. Bu \u015fekildeki bir ikametg\u00e2h\u0131n, muhaf\u0131z vs. gibi fazla say\u0131da yard\u0131mc\u0131 kimselere de ihtiyac\u0131 yoktu. Nitekim bir katip, birka\u00e7 \u00e7avu\u015f, haberci ve az say\u0131da bir muhaf\u0131z grubu, b\u00fct\u00fcn i\u015fleri g\u00f6rmeye yetiyordu. Yaz aylar\u0131nda, genellikle bey evinin kar\u015f\u0131s\u0131ndaki ulu \u00e7\u0131narlar\u0131n serin g\u00f6lgelikleri, toplant\u0131 yeri olurdu. Yaz mevsimindeki bu toplant\u0131lar, Osmanl\u0131lar\u0131n S\u00f6\u011f\u00fct b\u00f6lgesine yerle\u015fmeden \u00f6nceki g\u00f6\u00e7ebelik d\u00f6nemini hat\u0131rlat\u0131yordu. Zira bu d\u00f6nemlerde, a\u015firetin ileri gelenleri a\u00e7\u0131k havada, beyin \u00e7ad\u0131r\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcnde toplan\u0131p i\u015fleri g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcyor ve bir karara var\u0131yorlard\u0131. Bununla beraber zaman zaman sefer veya herhangi bir sebeple hareket halinde bulunan beyler, eski T\u00fcrk \u00e2detlerine g\u00f6re at s\u0131rt\u0131nda da toplant\u0131lar yaparlard\u0131. B\u00f6yle toplant\u0131larda sadece sifah\u00ee kararlar verilirdi. Bey, Cuma g\u00fcnleri Cuma namaz\u0131nda haz\u0131r bulunurdu. Bu, beyin tebeasiyla g\u00f6r\u00fc\u015fmeye, onlar\u0131n dert ve \u015fik\u00e2yetlerini dinlemeye vesile olurdu. Bu d\u00f6nemdeki b\u00fct\u00fcn \u00e2det ve merasimler, O\u011fuz t\u00f6resince icra olunurdu.<br \/>\n   Orhan Bey, Bursa&#8217;yi feth edip i\u015f ba\u015f\u0131na ge\u00e7tikten sonra beyli\u011fi her sahada te\u015fkil\u00e2tland\u0131rmaya gayret etmi\u015fti. Bunun i\u00e7indir ki bazi ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar, Osmanl\u0131 Devleti i\u00e7in onun d\u00f6neminden itibaren bug\u00fcnk\u00fc m\u00e2n\u00e2da &#8220;devlet&#8221; denebilece\u011fini kayd ederler.<br \/>\n   Ger\u00e7ekten, Osmanl\u0131 Devleti, geli\u015fip b\u00fcy\u00fcd\u00fck\u00e7e, h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131n\u0131n oturduklar\u0131 saraylar da bu geli\u015fmeye paralel olarak b\u00fcy\u00fcm\u00fc\u015f ve ihti\u015famlar\u0131 artm\u0131\u015ft\u0131. Ilk Osmanl\u0131 saray\u0131, m\u00fctevazi bir \u015fekilde Bursa&#8217;da yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Bundan sonra Edirne&#8217;de saraylar in\u015fa edilmi\u015fti. Istanbul&#8217;un fethinden sonra F\u00e2tih Sultan Mehmed taraf\u0131ndan bug\u00fcnk\u00fc B\u00e2yezid&#8217;de Istanbul \u00dcniversitesi&#8217;nin bulundu\u011fu sahada bir saray yapt\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Fakat daha sonra be\u011fenilmeyen bu saray\u0131n (Eski saray) yerine Marmara ile Hali\u00e7 aras\u0131nda bulunan \u00e7\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 tepe (Sarayburnu) \u00fczerinde yeni bir saray in\u015fa edilmi\u015fti. Yeni saray ad\u0131 verilen bu saray (Topkapi Sarayi), padi\u015fah\u0131n ailesine mahsus daireler (harem), Ender\u00fbn ve d\u0131\u015f hizmetlerle al\u00e2kal\u0131 Bir\u00fbn ad\u0131 verilen \u00fc\u00e7 k\u0131s\u0131mdan tesekk\u00fcl etmekteydi. F\u00e2tih&#8217;ten sonra gelen Osmanl\u0131 padi\u015fahlar\u0131, 1400 metre uzunlugunda &#8220;S\u00fbr-i Sult\u00e2n\u00ee&#8221; denilen y\u00fcksek ihata duvan ile \u00e7evrili olan bu sarayda ikamet ettiler.<br \/>\n   F\u00e2tih Sultan Mehmed taraf\u0131ndan in\u015fas\u0131na ba\u015flan\u0131lan ve XIX. y\u00fczy\u0131l ortalar\u0131nda Dolmabah\u00e7e Saray\u0131&#8217;na ta\u015f\u0131n\u0131ncaya kadar yakla\u015f\u0131k d\u00f6rt asra yak\u0131n Osmanl\u0131 padi\u015fahlar\u0131na hizmet eden Topkap\u0131 Saray\u0131&#8217;na, hemen her Osmanl\u0131 padi\u015fah\u0131 bir ilavede bulunmu\u015ftu. Bu saray, 3 Nisan 1924 tarihinde \u00e7\u0131kanlari Bakanlar Kurulu karan ile m\u00fcze haline getirilmi\u015ftir.<br \/>\n   Bursa saray\u0131 hakk\u0131nda bilinenler pek fazla de\u011fildir. Te\u015fkilat ve i\u00e7 taksimati ise hemen hemen hi\u00e7 bilinmemektedir. Sadece, muhafazas\u0131 i\u00e7in kap\u0131c\u0131lar\u0131n\u0131n, muhtelif hizmetler i\u00e7in i\u00e7 halk\u0131n\u0131n ve harem k\u0131sm\u0131n\u0131n bulundu\u011fu s\u00f6ylenebilir. Edirne&#8217;nin fethinden sonra da Bursa bir m\u00fcddet daha devlet merkezi olmakta devam etmi\u015fti.<br \/>\n   Bilindi\u011fi gibi Rumeli fetihlerinin baslad\u0131\u011f\u0131 s\u0131ralarda Osmanl\u0131 Devleti&#8217;nin merkezi Bursa idi. Edirne&#8217;nin fethinden sonra da buras\u0131 hemen terk edilmedi. Bununla beraber Edirne&#8217;de ilk saray\u0131n Murad H\u00fcdavendig\u00e2r (I. Murad) taraf\u0131ndan h. 767 (m. 1365) y\u0131l\u0131nda yapt\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve yerinin de bug\u00fcnk\u00fc Selimiye Camii&#8217;nin bulundu\u011fu y\u00fcksek yerde veya yak\u0131n\u0131nda oldugu ileri s\u00fcr\u00fclmektedir. Evliya \u00c7elebi, kendi zaman\u0131nda bu saray\u0131n bulundu\u011funu ve Musa \u00c7elebi taraf\u0131ndan etraf\u0131n\u0131n bir duvarla \u00e7evrilmi\u015f oldu\u011funu bildirir. Yine onun yazd\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, Kanun\u00ee Sultan S\u00fcleyman da bu saray\u0131 tamir ettirmi\u015f ve acemi oglanlar\u0131na tahsis etmistir. Bu eski saraydan g\u00fcn\u00fcm\u00fcze kadar bir iz kalmamakla beraber, Selimiye Camii&#8217;nin \u00fcst taraf\u0131ndaki Saray Hamam\u0131 denilen \u00c7ifte Hamam harabesinin bu saraya ait hamam\u0131n kal\u0131nt\u0131s\u0131 oldu\u011fu kabul edilmektedir.<\/p>\n<p>ENDER\u00dbN      <\/p>\n<p>   Osmanl\u0131 Devletinde XV. as\u0131r ortalar\u0131ndan itibaren medrese d\u0131\u015f\u0131nda en k\u00f6kl\u00fc ve sa\u011flam ikinci e\u011fitim kurumu, Ender\u00fbndu. Saray\u0131n, Ender\u00fbn halk\u0131n\u0131, dev\u015firme denilen baz\u0131 hiristiyan tebea \u00e7ocuklar\u0131 veya harplerde esir al\u0131n\u0131p yeti\u015ftirilen gen\u00e7ler meydana getiriyordu. Bunlar, dev\u015firme kanununa g\u00f6re sekiz ila on sekiz ya\u015flar\u0131 aras\u0131nda toplan\u0131p \u00f6nce Ender\u00fbn d\u0131\u015f\u0131ndaki Edirne Saray\u0131, Galatasaray ve Ibrahim Pasa Saray\u0131 gibi saraylarda terbiye ve tahsil g\u00f6r\u00fcp T\u00fcrk-Isl\u00e2m \u00e2det ve geleneklerini \u00f6\u011frendikten sonra Ender\u00fbn&#8217;daki ihtiya\u00e7 ve k\u0131demlerine g\u00f6re yeni saraydaki k\u00fc\u00e7\u00fck ve b\u00fcy\u00fck odalara verilirlerdi. Bunlar, burada da tahsile devam edip saray \u00e2dap ve erk\u00e2n\u0131n\u0131 \u00f6\u011frendikten sonra yeteneklerine g\u00f6re Seferli, Kiler ve Hazine odalar\u0131ndan birisine \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131rlard\u0131. Bundan sonra da en m\u00fcmtaz oda olan Has oda gelirdi. Kiler ve Hazine odas\u0131ndaki eskiler, yani k\u0131demlilerin se\u00e7meleri m\u00fcnhal vukuunda (bo\u015faldi\u0131\u011f\u0131nda) buraya verilirlerdi. Veya zamanlar\u0131 gelince kap\u0131kulu s\u00fcvarisi olarak d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131rlard\u0131. Bu odalar\u0131n en ilerisi ve m\u00fcmtazi olan Has oda idi ki, as\u0131l Ender\u00fbn agalan bunlard\u0131. Gerek dev\u015firme sistemi, gerekse I\u00e7 oglanlar\u0131 hakk\u0131nda a\u015fa\u011f\u0131daki bilgiler konuya daha bir a\u00e7\u0131kl\u0131k getirecektir.<br \/>\n   Dev\u015firme olarak al\u0131n\u0131p sarayda uzun m\u00fcddet hizmet ve terbiyeden sonra devletin muhtelif makamlar\u0131na namzet olarak yeti\u015ftirilen \u00e7ocuklara, I\u00e7 oglan\u0131 denirdi. Rivayete g\u00f6re Osmanl\u0131 saray\u0131nda I\u00e7 oglan\u0131 istihdami Y\u0131ld\u0131r\u0131m B\u00e2yezid zaman\u0131ndan itibaren ba\u015flam\u0131\u015ftir. I\u00e7 oglanlar\u0131n\u0131n beden\u00ee egitimlerine de \u00f6nem verilirdi. Ok atmak, m\u0131zrak kullanmak, cirit ve \u00e7omak oynamak, binicilik gibi hareketler, o d\u00f6nem i\u00e7in ba\u015fl\u0131ca beden\u00ee hareketler olarak kabul ediliyordu. Bundan dolay\u0131 bunlar kuvvetli, \u00e7evik ve dayan\u0131kl\u0131 olurlard\u0131. Bazan odalar aras\u0131nda m\u00fcsabakalar yap\u0131l\u0131rd\u0131. Bunlar, mensup olduklar\u0131 odalara g\u00f6re hizmet ve sanat \u00f6\u011frenirlerdi. \u00d6yle anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, I\u00e7 oglanlar\u0131 II. Murad zaman\u0131na kadar silah e\u011fitiminden ba\u015fka e\u011fitim g\u00f6rm\u00fcyorlardi. Bu d\u00f6nemde saray, Osmanl\u0131 Devleti&#8217;nin k\u00fclt\u00fcrel, siyas\u00ee ve asker\u00ee geli\u015fiminin ana y\u00f6nlerini belirleyen \u00f6nemli bir fakt\u00f6r olmu\u015ftur. Bu bak\u0131mdan saray, en parlak ilim merkezlerinden biri haline gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>HAREM<\/p>\n<p>   Topkap\u0131 Saray\u0131&#8217;nda ikinci avlunun solunda Div\u00e2n-i H\u00fcm\u00e2yunun arka k\u0131sm\u0131nda yer alan Harem-i H\u00fcm\u00e2yun, genellikle Hali\u00e7&#8217;e n\u00e2z\u0131r \u00e7e\u015fitli sofalar, koridorlar, daireler, odalar, \u00e7e\u015fmeler ve hizmet binalar\u0131ndan meydana gelmekte idi. Buralar\u0131n \u00fczerleri kubbeler ve tonozlarla \u00f6rt\u00fcl\u00fcyd\u00fc. Duvarlar\u0131   en de\u011ferli \u00e7ini ve mermerlerle kapl\u0131 oldu\u011fu gibi en g\u00fczel kit\u00e2be ve yaz\u0131larla da s\u00fcsl\u00fc idi. Gerek mimar\u00ee form, gerekse bezemeleri a\u00e7\u0131s\u0131ndan y\u00fczy\u0131llar\u0131 burada i\u00e7 i\u00e7e ve yan yana g\u00f6rmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Harem, Osmanl\u0131 padi\u015fahlar\u0131n\u0131n hususi evi konumunda olan binalar manz\u00fbmesidir. Isl\u00e2m d\u00fcnyas\u0131nda eskiden beri yayg\u0131n olarak bilinen bir terim olarak harem, saraylar\u0131n ve b\u00fcy\u00fck\u00e7e evlerin sadece han\u0131mlara tahsis edilen b\u00f6l\u00fcm\u00fc ve selaml\u0131\u011f\u0131n mukabili olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Topkap\u0131 Saray\u0131 da Osmanl\u0131 padi\u015fahlar\u0131n\u0131n saray\u0131 oldu\u011fundan, padi\u015fahin aile efrad\u0131 ve onlara hizmet eden kad\u0131nlara tahsis edilmi\u015f b\u00f6l\u00fcm\u00fcne Harem-i H\u00fcm\u00e2yun denilmi\u015ftir. Haremin (aile) reisi ve efendisi padi\u015fah oldu\u011funa g\u00f6re buradaki hiyerarsi ile mevcud binalar\u0131n konumu, tefrisi, mesafeleri hep h\u00fcnk\u00e2r dairesi esas al\u0131narak belirleniyordu. B\u00f6ylece v\u00e2lide sultan, hasekiler (kad\u0131n efendiler), sehz\u00e2deler, padi\u015fah k\u0131zlar\u0131 (sultanlar), ustalar, kalfalar ve c\u00e2riyelerin daireleri belirli bir tertip i\u00e7erisinde yer al\u0131yorlard\u0131.<br \/>\n   Harem halk\u0131n\u0131, padi\u015fah, v\u00e2lide sultan, padi\u015fah han\u0131mlar\u0131, sultanlar ve \u015fehz\u00e2deler gibi haremde hizmet edilenler ile ustalar, kalfalar, c\u00e2riyeler \u015feklinde hizmet edenler olmak \u00fczere iki grupta de\u011ferlendirmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>AK VE KARA HADIM AGALARI<\/p>\n<p>   &#8220;Aga-i B\u00e2bu&#8217;s-Sa\u00e2de&#8221; denilen kap\u0131 a\u011fas\u0131, had\u0131m ak agalar\u0131ndan olup yeni saray\u0131n bas n\u00e2z\u0131r\u0131, ve &#8220;B\u00e2bu&#8217;s-Sa\u00e2de&#8221;nin \u00e2miri idi. Ba\u015fka bir ifade ile bunlar, Osmanl\u0131 saray\u0131n\u0131n &#8220;B\u00e2bu&#8217;s-Sa\u00e2de&#8221; denilen kap\u0131s\u0131n\u0131 muhafaza ile vazifeliydiler. XVI. asr\u0131n sonlar\u0131na kadar saray\u0131n en n\u00fcfuzlu a\u011fas\u0131 B\u00e2bu&#8217;s-Sa\u00e2de veya Kap\u0131 a\u011fas\u0131 idi. At\u00e2 tarihinde belirtildi\u011fine g\u00f6re Kapi a\u011fal\u0131\u011f\u0131 Hazinedar ba\u015f\u0131l\u0131k saray agal\u0131\u011f\u0131 ve kilerci ba\u015f\u0131l\u0131k, Sultan Ikinci Murad zamaninda ihdas edilmi\u015flerdi. Kap\u0131 a\u011fas\u0131, Harem&#8217;in en b\u00fcy\u00fck z\u00e2b\u0131ti durumunda idi. Kap\u0131 a\u011fas\u0131n\u0131n emrindeki Ak had\u0131mlar, saray\u0131n kap\u0131s\u0131n\u0131 muhafaza etmekte olup say\u0131lar\u0131 otuz civarinda idi.<br \/>\n   Kara had\u0131m a\u011falar\u0131 ise kad\u0131nlar\u0131n bulundugu harem k\u0131sm\u0131nda vazife g\u00f6r\u00fcyorlardi. Kara had\u0131mlarin en b\u00fcy\u00fck \u00e2mirine &#8220;D\u00e2ru&#8217;s-Sa\u00e2de Agasi&#8221; veya &#8220;Kizlar Agasi&#8221; denirdi. Bunlar harem k\u0131sm\u0131nda bulunduklar\u0131 i\u00e7in kendilerine &#8220;Harem A\u011fas\u0131&#8221; da deniyordu.<\/p>\n<p>BIR\u00dbN ERK\u00c2NI<\/p>\n<p>   Osmanl\u0131 saray\u0131n\u0131n d\u0131\u015f hizmetlerine bakan ve sarayda yat\u0131p kalkma mecburiyetinde olmay\u0131p d\u0131\u015far\u0131da evleri bulunan kimselerdir. Bunlar, padi\u015fah hocas\u0131, hekimba\u015f\u0131, cerrahba\u015f\u0131, g\u00f6z hekimi, h\u00fcnk\u00e2r imam\u0131 gibi ulem\u00e2 s\u0131n\u0131findan olanlarla \u015fehremini, matbah-i \u00e2mire emini, darph\u00e2ne emini ve arpa emini gibi m\u00fclkiyeden olan sivil vazife sahipleri idi. Bunlardan ba\u015fka saray\u0131n Ender\u00fbn d\u0131\u015f\u0131ndaki hizmet erbab\u0131ndan olup emir-i alem, kap\u0131c\u0131lar keth\u00fcdasi, \u00e7avu\u015fba\u015f\u0131, mirahur, bostanc\u0131 ve bunlar\u0131n maiyetinde bulunan memurlar da &#8220;B\u00eer\u00fbn&#8221; erk\u00e2n\u0131 i\u00e7inde yer al\u0131yorlard\u0131.<br \/>\n   B\u00eer\u00fbn&#8217;da hizmet eden ilmiye s\u0131n\u0131f\u0131 ile &#8220;Agayan-i B\u00eer\u00fbn&#8221; yani d\u0131\u015f a\u011falar\u0131 denilen a\u011falar, saray\u0131n Harem ile Ender\u00fbn k\u0131sm\u0131n\u0131n haricindeki yer ve dairelerde oturup i\u015flerini g\u00f6r\u00fcrlerdi. Ak\u015fam olunca da evlerine giderlerdi. Bunlar, Ender\u00fbn a\u011falar\u0131 gibi s\u0131k\u0131 bir disipline tabi olmad\u0131klar\u0131 gibi sarayda yat\u0131p kalkma mecburiyetleri de yoktu. Bunlardan isteyenler sakal da b\u0131rakabilirlerdi. B\u00eer\u00fbn te\u015fkil\u00e2t\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn tayinleri, sadr-i azam taraf\u0131ndan yapt\u0131rd\u0131.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Osmanli da devlet y\u00f6netimi OSMANLI PADISAHLARI Osmanl\u0131 h\u00e2nedan\u0131, Oguzlar\u0131n Kay\u0131 boyuna mensuptu. Bu boy, Avsar, Beydili ve Yiva gibi h\u00fck\u00fcmdar \u00e7\u0131karan boylardand\u0131. Bir u\u00e7 beyli\u011fi olarak tarih sahnesine \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131ndan itibaren b\u00fcnyesinin gerektirdi\u011fi dini, sosyal ve ekonomik de\u011fi\u015fiklikleri yapmaktan \u00e7ekinmeyen Osmanl\u0131 Beyli\u011fi, k\u0131sa bir m\u00fcddet i\u00e7erisinde k\u00f6kl\u00fc bir devlet haline geldi. Ger\u00e7ekten, \u00e7ok geni\u015f topraklar \u00fczerinde &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1403,1406],"tags":[1693,1691,1692,1636,1508,1540,1690],"class_list":["post-487","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-odevler","category-sosyal-bilgiler-odevleri","tag-divan-i-humayun","tag-fatih-kanunnamesi","tag-fatih-sultan-mehmed","tag-hz-omer","tag-oguzlar","tag-orhan-gazi","tag-osmanli-da-devlet-yonetimi"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/487","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=487"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/487\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=487"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=487"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=487"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}