{"id":505,"date":"2011-05-24T10:03:49","date_gmt":"2011-05-24T07:03:49","guid":{"rendered":"http:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/\/?p=505"},"modified":"2011-05-24T10:03:49","modified_gmt":"2011-05-24T07:03:49","slug":"osmanli-maliyesi","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/osmanli-maliyesi\/","title":{"rendered":"Osmanl\u0131 Maliyesi"},"content":{"rendered":"<p>   Osmanl\u0131 Maliyesi<\/p>\n<p>   Osmanl\u0131 Devleti, beylik d\u00f6neminden itibaren sistemli bir mal\u00ee te\u015fkil\u00e2ta sahip olmu\u015ftu. Kaynaklar\u0131n verdi\u011fi bilgiye g\u00f6re Osmanl\u0131lardaki ilk maliye te\u015fkil\u00e2t\u0131n\u0131n Murad H\u00fcdavendig\u00e2r (I. Murad) zaman\u0131nda \u00c7andarl\u0131 Kara Halil ile Karamanl\u0131 Kara R\u00fcstem taraf\u0131ndan yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 belirtilmektedir. Bu bilgiler \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda meseleye bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman Osmanl\u0131 maliyesinin daha ilk kurulu\u015f d\u00f6nemlerinde ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 ve devletin buna b\u00fcy\u00fck bir itina g\u00f6sterdigi anlasilmaktadir. Ger\u00e7ekten F\u00e2tih zamaninda tedvin edilmis olan kanunn\u00e2mede &#8220;Bu kanunn\u00e2me atam ve dedem kanunudur ve benim dahi kanunumdur&#8221; ifadesi ile tarih\u00ee bilgilere g\u00f6re ilk Osmanli h\u00fck\u00fcmdarlarinin, bir araya getirilip tedvin edilmemis kanunn\u00e2me h\u00fck\u00fcmleri ile \u00e2mil olduklari anlasilmaktadir. F\u00e2tih kanunn\u00e2mesinde yer alan &#8220;Ve yilda bir kerre rik\u00e2b-i H\u00fcm\u00e2yunuma defterdarlarim irad ve masrafim okuyalar hil&#8217;at-i fahire giysinler.&#8221; ve &#8220;Ve hazineme dahil ve hari\u00e7 olan ak\u00e7a, defterdarlarim emri ile dahil-hari\u00e7 olsun&#8221; ifadeleri, Osmanlilarin maliye teskil\u00e2tina ne denli \u00f6nem verdiklerini, bu anlayisa daha ilk zamanlardan beri nasil sahip \u00e7iktiklari g\u00f6r\u00fclmektedir. Aslinda bu gerekli idi. \u00c7\u00fcnk\u00fc gelir ve gider hesaplari olmayan, neyin nereden ve ne zaman gelecegi bilinmeyen ve bu konuda matematik\u00ee bir bilgiye sahip olmayan bir devlet d\u00fcs\u00fcn\u00fclemez.<\/p>\n<p>   G\u00f6r\u00fcld\u00fcg\u00fc gibi Osmanli maliye teskil\u00e2tinin basinda &#8220;Defterd\u00e2r&#8221; adi verilen bir g\u00f6revli bulunmaktadir. Bu g\u00f6revli, g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki Maliye Bakanlarinin yerine getirmekle y\u00fck\u00fcml\u00fc olduklari g\u00f6revleri yapiyordu. \u00d6nceleri teskilatin basinda bir defterdarla, onun maiyeti vardi. B\u00fct\u00fcn mal\u00ee islerden bu Bas defterdar sorumlu idi. Ancak zamanla Osmanli \u00fclkesinin genislemesi \u00fczerine defterdar sayisi ikiye \u00e7ikarildi. Kanunn\u00e2mede de belirtildigi gibi defterdar padisah malinin vekili idi.<\/p>\n<p>   Kurulus d\u00f6neminde gelirler, daha fazla bir yek\u00fbn tutuyordu. Buna karsilik masraflar pek o kadar fazla degildi. Zira bu d\u00f6nemde Osmanli askerinin b\u00fcy\u00fck bir kismi timarli sipahi idi. Ayrica devlet erk\u00e2nindan \u00e7ogunun has ve timarlarinin geliri kendilerine yetiyordu. Devletin masrafi ise sadece Kapikulu askerlerine verilen para (maas) idi. Gelirlerin fazlasi ise cami, medrese, k\u00f6pr\u00fc, han, hamam vs. gibi imar islerinde kullaniliyordu.<\/p>\n<p>   Osmanli maliyesi, &#8220;Miri hazine&#8221; (veya dis hazine) ile Ender\u00fbn (veya i\u00e7 hazine) hazinesi olmak \u00fczere iki kisimdi. Dis hazinenin g\u00f6rev ve yetkisi, devletin genel gelirlerini toplamak ve gerekli masraflari yerli yerinde kullanmak seklinde belirlenmisti. I\u00e7 hazine ise padisaha aitti. Padisahlar, bu hazineyi istedikleri sekilde kullaniyorlardi. Sayet dis hazinenin parasi yetismez ise i\u00e7 hazineden bor\u00e7lanmak suretiyle \u00f6d\u00fcn\u00e7 para alinirdi. Dis hazine, vezirde bulunan h\u00fck\u00fcmdar m\u00fchr\u00fc ile a\u00e7ilip kapanirdi. Bu hazine, defterdarin sorumlulugu ve vezirin denetimi altinda idi.<\/p>\n<p>   Bundan bir m\u00fcddet \u00f6ncesine kadar ilk Osmanli sikkesinin Orhan Bey&#8217;e ait oldugu biliniyordu. Fakat Osman Bey&#8217;e ait sikkenin bulunmasiyla eski bilgi, ge\u00e7erliligini kayb etti. Buna g\u00f6re ilk Osmanli parasinin Osman Gazi d\u00f6neminde tedav\u00fcle \u00e7iktigi anlasilmaktadir. G\u00fcm\u00fcsten mamul Osmanli parasina &#8220;ak\u00e7a&#8221; deniyordu. Her padisah, h\u00fck\u00fcmdarlik alameti olarak kendi adina para bastirirdi. Osmanli h\u00fck\u00fcmdarlari F\u00e2tih Sultan Mehmed d\u00f6nemine kadar g\u00fcm\u00fcs ve bakir para bastirdilar. Kurulus d\u00f6neminde ve daha sonraki d\u00f6nemlerde paranin ayarina ve saf g\u00fcm\u00fcs olmasina \u00f6zen g\u00f6steriliyordu.<\/p>\n<p>VERGILER<\/p>\n<p>   Osmanli maliyesinin farkli gelir kaynaklari vardi. Bunlarin basinda da halktan toplanan vergiler geliyordu. Tarih\u00ee bir vakia olan vergi,amme hizmetlerinin muntazam bir sekilde devamliligini temin i\u00e7in bas vurulan bir \u00e7aredir. Bu y\u00fczden verginin, devletlerin ekonomik ve sosyal hayatlarinda \u00f6nemli bir yeri bulunmaktadir.<\/p>\n<p>   Siyas\u00ee bir \u00e7evre i\u00e7inde ortaya \u00e7ikan Isl\u00e2m, kendisinden \u00f6nceki din ve toplumlarda mevcud olup tatbik edilen vergilerle karsilasti. Vergi, amme menfaat ve islerinin tanzimi s\u00f6z konusu oldugu zamanlarda, fertlere y\u00fcklenen bir m\u00fckellefiyet olduguna g\u00f6re Isl\u00e2m, kendisinden m\u00fcstagni kalamazdi. Bununla beraber Isl\u00e2m vergi sistemi, birdenbire ve topyek\u00fbn vaz&#8217; edilip uygulama sahasina konmamistir. O, Isl\u00e2m&#8217;in yayilisina ve ihtiya\u00e7larin ortaya \u00e7ikisina g\u00f6re yirmi senelik tesri\u00ee bir tek\u00e2m\u00fcl sonunda m\u00fcesseselesmistir.<\/p>\n<p>   Osmanli devlet rejiminin, kendinden \u00f6ncekilerden devr alip tatbik ve inkisaf ettirdigi vergi sistemi, amme idaresi ve devletin iktisad\u00ee tarihi bakimindan \u00f6nemli bir yer tutar. Bunun i\u00e7in, iktisad\u00ee tarihin \u00f6nemli bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc meydana getiren vergi sistemini iyi degerlendirmek gerekir.<\/p>\n<p>   Kurulusundan itibaren M\u00fcsl\u00fcman bir toplumu ifade eden Osmanli Devleti, inkis\u00e2f ettirip kem\u00e2l mertebesine ulastirdigi m\u00fcesseseleri ile, tebeasindan tahsil ettigi verginin temeli, Isl\u00e2m hukukunun kaynaklarina dayaniyordu.<\/p>\n<p>   Siyas\u00ee bir birlik olarak tarih sahnesinde g\u00f6r\u00fcnmesinden itibaren bir\u00e7ok vergi kalemi tarh etmek zorunda kalan Osmanli Devleti&#8217;nin bu uygulamasi, y\u00fczlerce vergi ismi g\u00f6steren cetvellerle tasvir edildigi kadar karmasik ve anlasilmaz degildir. Ger\u00e7ekten mintika ve zamanlara g\u00f6re farkli isimlerle toplanan bunca vergi kalemi, saglam kaidelere dayanan bir sistemin esas hatlarini \u00e7izmek suretiyle, bize l\u00fczumlu bilgiyi verecek sekilde basitlestirilebilir.<\/p>\n<p>   Bilindigi gibi Osmanli devlet sisteminin \u00f6nemli m\u00fcesseselerinden biri olan m\u00e2liyenin, temel dayanagini teskil eden vergi, genel m\u00e2n\u00e2da iki ana b\u00f6l\u00fcme ayrilir. Bunlardan biri tamamiyle seriata dayanan ve esas itibari ile Kitab (Kur&#8217;an) ile S\u00fcnnet&#8217;ten kaynaklanan &#8220;Ser&#8217;\u00ee Vergiler&#8221;dir ki buna &#8220;Tek\u00e2lif-i Ser&#8217;iyye&#8221; denmektedir. Ikincisi de bas g\u00f6steren mal\u00ee sikintilar y\u00fcz\u00fcnden devlet tarafindan bir zorunluluk sonucunda konan &#8220;\u00d6rf\u00ee Vergiler&#8221;dir ki buna da &#8220;Tek\u00e2lif-i \u00d6rfiye&#8221; denir.<\/p>\n<p>   M\u00fcsl\u00fcman bir cemiyete istinad eden b\u00fcnyesi ile ser&#8217;\u00ee hukuku hem nazar\u00ee hem de amel\u00ee bir sekilde ve her sahada uygulamaya koyan Osmanli Devleti, diger M\u00fcsl\u00fcman devletlerin bu konudaki tatbikatlarini g\u00f6zden irak tutmuyordu. Bu bakimdan, Osmanli tarih ve teskil\u00e2tlarini basli basina ve kendinden \u00f6ncekilerden tamamen ayri d\u00fcs\u00fcnemeyiz. \u00c7\u00fcnk\u00fc Osmanlilar, kendilerinden \u00f6nce Anadolu&#8217;ya gelip yerlesmis bulunan M\u00fcsl\u00fcman T\u00fcrklerin yasayis tarzlarini, ahl\u00e2k, iktisat, \u00e2det, \u00f6rf ve diger \u00f6zelliklerini almaktan \u00e7ekinmiyorlardi. Bunun i\u00e7indir ki, bir sehir veya kasaba Karamanlilardan, Sel\u00e7uklulardan, Germiyandan veya baska bir beylikten Osmanlilara ge\u00e7mekle fazla bir degisiklige ugramiyordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc Osmanli Devleti teskil\u00e2t ve m\u00fcesseseleri ile Anadolu beylikleri teskil\u00e2t ve m\u00fcesseseleri arasinda pek b\u00fcy\u00fck farklar bulunmuyordu.<\/p>\n<p>   Osmanli vergi sisteminin \u00f6zelliklerinden biri de tebeadan alinan verginin kendisini (tebea) ne mal\u00ee, ne de hukuk\u00ee y\u00f6nden rencide etmemis olmasidir. Hatta bu, sadece devletin bizzat kendisinin aldigi vergilerde degil, onun adina timar sahibinin aldigi vergilerde de ge\u00e7erli idi. \u00d6yle ki, dirlik sahibi, re\u00e2yadan cins ve miktarlari kanunlarla tayin edilmis olan bir kisim vergiden fazlasini tahsile selahiyetli degildi. Yetkisini asip onu k\u00f6t\u00fcye kullanandan dirligi, bir daha geri verilmemek \u00fczere alinirdi.<\/p>\n<p>   Ana hatlari ile Osmanli vergi sisteminden bahs ettikten sonra artik vergi \u00e7esitlerini g\u00f6rebiliriz. Daha \u00f6nce de temas edildigi gibi Osmanli vergisi iki ana b\u00f6l\u00fcmde inceleniyordu. Bunlardan biri Ser&#8217;\u00ee Vergiler, digeri de \u00d6rf\u00ee vergilerdir.<\/p>\n<p>SER&#8217;\u00ce VERGILER (TEK\u00c2LIFI SER&#8217;IYYE)<\/p>\n<p>   Osmanli Devleti&#8217;nde &#8220;Tek\u00e2lif-i Ser&#8217;iyye&#8221;nin temelini teskil eden vergilerin tarh, cib\u00e2yet vs. gibi h\u00fck\u00fcmleri, fikih kitaplarinda tafsil\u00e2tli bir sekilde anlatildiklari gibiydi. Bununla beraber farkli din, dil ve milliyetlere mensup kimseleri sinirlari i\u00e7inde barindirdigi i\u00e7in, tek\u00e2lif-i ser&#8217;iyye b\u00f6l\u00fcm\u00fcne dahil vergilerin isim ve \u00e7esitleri de farkli olagelmislerdir. Bu bakimdan Zek\u00e2t, \u00d6s\u00fcr, Cizye ve Harac gibi temel vergilerden baska bunlarin kisimlari olarak seksen kadar vergi kalemi bulunmaktaydi.<\/p>\n<p>ZEKAT<\/p>\n<p>   Bilindigi gibi zek\u00e2t, Isl\u00e2m&#8217;in \u00fczerine bina kilindigi bes esas r\u00fck\u00fcnden birini teskil etmektedir. Isl\u00e2m hukukuna g\u00f6re zek\u00e2t, bir ihsan veya basit bir sadaka degildir. O, devlet ve toplumun fert \u00fczerindeki hakkidir. Binaenaleyh devlet, zek\u00e2t verip vermeme hususunda m\u00fckellefi serbest birakmaz. Onu, \u00e2milleri v\u00e2sitasiyla toplamak ve yerine sarf etmek zorundadir. Nisaba m\u00e2lik bulunan ve belli sartlari tasiyan her m\u00fcsl\u00fcmanin vermekle m\u00fckellef oldugu zek\u00e2t, Osmanli Devleti&#8217;nde diger M\u00fcsl\u00fcman devletlerde oldugu gibi uygulaniyordu. Bu sebeple biz, konunun detaylarina girmek istemiyoruz.<\/p>\n<p>HARAC<\/p>\n<p>   Osmanlilarda daha ziyade gayr-i m\u00fcslim tebeayi ilgilendiren vergilerden biri, Harac adini tasimaktadir. Isl\u00e2m vergi hukukunda oldugu gibi Osmanlilarda da Harac iki kisma ayrilmaktadir. Bunlar Harac-i Muvazzaf ve Harac-i Mukasem adini tasimaktadirlar. Harac&#8217;in bu iki kismi da ser&#8217;\u00ee vergilerden oldugu i\u00e7in gerek ilk tarhi, gerekse ilk tahsili ile ilgili bir baslangi\u00e7 tesbit etmek m\u00fcmk\u00fcn degildir. Bununla beraber 11 Cemaziyelahir 860 (17 Mayis 1456) tarihli bir fermanda belirtildigine g\u00f6re F\u00e2tih Sultan Mehmed, babasi II. Murad&#8217;in Kostandin&#8217;de derbent bekleyen yirmi kadar kefereyi haractan muaf saydigi, kendisinin de buna aynen uydugu g\u00f6r\u00fclmektedir. Bu belge, harac uygulamasinin kurulus d\u00f6neminde mevcud oldugunu g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>   Harac-i Muvazzaf, arazi \u00fczerine maktu bir sekilde konmus bulunan ak\u00e7a olup zaman ve mintikalara g\u00f6re farkli isimler aliyordu. Bunlarin bir kismi adeta topragin \u00fccreti olarak alinmaktaydi. Bu gruba girenlerden bir kismim s\u00f6yle isimlendirmek m\u00fcmk\u00fcn olacaktir: Resm-i \u00c7ift, Resm-i Zemin, Resm-i Asiy\u00e2b, Resm-i Tapu, Bir kismi da bir \u00e7esit sahs\u00ee vergilere girmekteydi ki bunlar da: Resm-i Ar\u00fbs, Resm-i M\u00fccerred, Ispen\u00e7 ve D\u00fchan gibi isimler aliyordu. Biraz asagida g\u00f6r\u00fclecegi gibi Harac-i Mukasem, Osmanlilar d\u00f6neminde &#8220;\u00f6s\u00fcr&#8221; kelimesi ile ifade ediliyordu. Bu bakimdan biz de \u00f6s\u00fcr bahsinde ona temas edecegiz.<\/p>\n<p>\u00d6S\u00dcR<\/p>\n<p>   Bilindigi gibi Isl\u00e2m vergi hukukuna g\u00f6re, zira\u00ee mahsullerden belli nisbetler sartlar dahilinde M\u00fcsl\u00fcman tebeadan alinan vergiye \u00d6s\u00fcr denir. Osmanli Devleti&#8217;nin kurulus yillarinda diger M\u00fcsl\u00fcman devletlerde oldugu gibi, m\u00fclk olan &#8220;arazi-i \u00f6sriyye&#8221;den sadece \u00f6s\u00fcr alinmaktaydi. Bu d\u00f6nemde Osmanlilarda arazi biri &#8220;\u00d6sriyye&#8221; digeri de &#8220;Haraciyye&#8221; olmak \u00fczere ikiye ayriliyordu. Fakat XIV. asrin son \u00e7eyreginden itibaren bazi sebeplerden dolayi birtakim degisiklikler yapilarak, arazinin bir kismi &#8220;Emiriyye&#8221; olarak kabul edildi. Bu durum, daha sonralari Hicaz mintikasi hari\u00e7 kalmak \u00fczere &#8220;Osmanlilarda arazi sultaniyyedir&#8221; seklinde ifadesini bulacak olan bir vaziyete getirilmis oldu. Binaenaleyh, Osmanli Devleti&#8217;nde \u00f6s\u00fcr denince biri kurulus d\u00f6nemindeki m\u00fclk arazi mahsulatindan alinan vergi ve sonralari sadece Hicaz b\u00f6lgesinde alinan \u00f6s\u00fcr ile, digeri de arazi-i emiriyyeye mahsus olmak \u00fczere alinan ve &#8220;amme-i n\u00e2s tarafindan galat-i f\u00e2his&#8221; olarak kendisine \u00f6s\u00fcr denen &#8220;harac-i mukasem&#8221; anlasilmaktadir. Zira Osmanlilarda haracin mukasem kismina \u00f6s\u00fcr adi verilmekteydi.<\/p>\n<p>   Osmanli Devleti&#8217;nde, \u00d6s\u00fcr kelimesi yerine baska tabirler de kullaniliyordu ki bunlar, son d\u00f6nemlerde ortaya \u00e7ikmisti. Dimus, Ikta ve S\u00e2lariye bu neviden kelimelerdi. Dimus, Suriye&#8217;ye ait defterlerde, Ikta, Irak mintikasina ait defterlerde S\u00e2lariye ise Anadolu ve Rumeli defterlerinde zikr edilmekteydi. Osmanli Devleti&#8217;nde \u00f6s\u00fcr, su asagidaki maddalerden de alinmaktaydi: Bag, sira, bah\u00e7e, bostan, fevakih, kovan, harir, pamuk, giyah, odun ve ag (balik).<\/p>\n<p>CIZYE<\/p>\n<p>   Isl\u00e2m hukukuna g\u00f6re cizye, devletin, m\u00fcsl\u00fcman olmayan vatandasini (tebeasini) yakindan ilgilendiren bir vergidir. Bir m\u00e2n\u00e2da buna, devletin m\u00fcsl\u00fcman tebeadan aldigi zek\u00e2t karsiligidir denebilir. Zira m\u00fcsl\u00fcman olmayan tebeayi cizyeye baglamakla, devlette bir denge saglanmis bulunuyordu. Isl\u00e2m nazarinda m\u00fcsl\u00fcmanlarla zimm\u00eeler (devletin m\u00fcsl\u00fcman olmayan tebeasi = ehl-i zimmet) devletin vatandaslaridir. Ayni haklardan faydalanmakta ve ayni \u00f6l\u00e7\u00fclerde devletin imkanlarindan yararlanmaktadirlar. Bu sebeple, M\u00fcsl\u00fcmanlarin \u00f6dedigi zek\u00e2ta karsilik, ehl-i zimmette cizye vermekteydi. Ger\u00e7ekten Isl\u00e2m Devleti, bu vergiyi koyarken yukarida belirtilen dengeyi saglamaktan baska bir sey d\u00fcs\u00fcnm\u00fcyordu. Nitekim ilk Isl\u00e2m fetihleri ve bu fetihlerin sonucunda Isl\u00e2m devletinin idaresine giren Gayr-i m\u00fcslimlerin durumundan bahs edilirken &#8220;zimm\u00eeler bazan eski idarecilerinin topladiklari vergiden daha az bir vergi y\u00fck\u00fc ile m\u00fckellef tutuluyorlardi. Bu hal, Isl\u00e2m&#8217;in onlari hakkiyle himaye ettigini g\u00f6stermesi bakimindan Isl\u00e2m devleti i\u00e7in bir serefti&#8221; denilmektedir.<\/p>\n<p>   Osmanli vergi hukukunun &#8220;Tek\u00e2lif-i Ser&#8217;iyye&#8221; b\u00f6l\u00fcm\u00fcne dahil olan cizye, maliyenin en \u00f6nemli gelir kaynaklarindan birini teskil ediyordu. M\u00fcsl\u00fcman bir devlet olmasi hasebiyle bu devlete, cizye uygulamasinin ilk kurulus yillarindan itibaren basladigi s\u00f6ylenebilir.<\/p>\n<p>   Devletin, idaresinde bulunan gayr-i m\u00fcslimlerin haklarim korumak, onlara gelebilecek zararlari ortadan kaldirmak ve askerlik hizmeti karsiliginda aldigi bu vergi, \u00f6nemsiz denebilecek kadar az bir seydir. O kadar ki bunu, m\u00fcsl\u00fcman vatandas ile m\u00fcsl\u00fcman olmayan vatandas arasinda m\u00fchim ve farkli bir muamele olarak g\u00f6rmek m\u00fcmk\u00fcn degildir. Ger\u00e7ekten devlet, tebeasi olan zimm\u00eelerin b\u00fct\u00fcn haklarini korudugu gibi onlara gelebilecek zararlari da ortadan kaldirmaya \u00e7alisiyordu. Hatta, onlara yapilan bir haksizlik veya onlara karsi islenen bir su\u00e7, aninda en agir bir sekilde cezalandirilirdi. Nitekim 24 Cemaziyelevvel 975 (26 Kasim 1567) tarihli ve Alacahisar Beyi&#8217;ne g\u00f6nderilen bir h\u00fck\u00fcmde, dagda \u00fc\u00e7 nefer zimm\u00eeyi katl eden d\u00f6rt sipahinin su\u00e7larinin sabit g\u00f6r\u00fclmesi \u00fczerine idam edilmeleri gerektigi bildirilmektedir. Bu belge, su\u00e7 isleyenlerin din, irk ve milliyetlerine bakilmaksizin, su\u00e7larinin gerektirdigi cezalarin verildigini g\u00f6stermektedir. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde \u00e7ok normal g\u00f6r\u00fcnen bu olay, o asirlarin d\u00fcnyasinda bu kadar rahatlikla uygulanamazdi.<\/p>\n<p>   Osmanlilarda, padisahlarin cizye ile ilgili b\u00fct\u00fcn resm\u00ee tahrirleri seriatin cizyeye ait kararlarina dayaniyordu. Nitekim daha Sultan I. Murad Han zamaninda bu verginin Isl\u00e2m hukukuna uygun olarak iki sekilde cibayet edildigi (toplandigi) g\u00f6r\u00fclmektedir. Bu sekillerden biri, K\u00f6stendil Tekfuru Konstantin ile anlasilarak alinan &#8220;Maktu Cizey&#8221;, digeri de Bosna ve Hersek ile sair tebeadan alinan &#8220;Ale&#8217;r-Ru\u00fbs Cizye&#8221;dir.<\/p>\n<p>    Osmanli Devleti&#8217;nde bu vergiyi vermekle y\u00fck\u00fcml\u00fc tutulan kimseler, sadece ergenlik (bul\u00fbg) \u00e7agina gelmis akil ve v\u00fccut\u00e7a saglam olan erkeklerdir. Binaenaleyh sadaka ile ge\u00e7inen rahipler, \u00e7alisamayacak derecede bir rahatsizligi olup fakir d\u00fcsenler, 14-75 yaslarindan k\u00fc\u00e7\u00fck veya b\u00fcy\u00fck olanlar ile kadinlar cizyeden muaf idiler. Bundan da anlasilacagi \u00fczere Osmanlilarda cizye, tamamen Isl\u00e2m hukukunun esaslarina g\u00f6re uygulaniyordu.<\/p>\n<p>   Baslangi\u00e7ta, devletin b\u00fct\u00fcn b\u00f6lgelerinde ayni miktarda cizye alinmiyordu. Zira bu d\u00f6nemde, tedav\u00fclde bulunan paranin kiymet ve degeri de ayni degildi. Bu sebeple cizye miktari, verilen fetvalara ve b\u00f6lgelere g\u00f6re azalip \u00e7ogalabiliyordu. Bu konuda dikkatimizi \u00e7eken en \u00f6nemli fetva Seyh\u00fclisl\u00e2m Eb\u00fb Su\u00fbd Efendi (1545-1574)&#8217;nin fetvasidir. Bu fetvaya g\u00f6re biz, o d\u00f6nemin fakirlik ve zenginlik \u00f6l\u00e7\u00fcleri gibi toplumun sosyal yapisi hakkinda da bilgi sahibi oluyoruz. Nitekim o, &#8220;amele kadir olan k\u00e2fir ki, ikiy\u00fcz dirhem-i ser&#8217;iyeye kadir olmaya, ol makule edn\u00e2dir, on iki dirhem-i ser&#8217;\u00ee alinir. Ikiy\u00fcz dirhem-i ser&#8217;iyyeye kadir olup amele kadir olan evsat makulesidir, yirmi dirhem-i ser&#8217;\u00ee alinir. On bin dirhem-i ser&#8217;iyyeye malik olan &#8216;a&#8217;la makulesidir, onlarin cizye-i ser&#8217;iyeleri kirk dirhem-i ser&#8217;idir&#8221; demektedir.<\/p>\n<p>   Kismen toplumun sosyoekonomik durumundan kaynaklansa bile b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde devlet m\u00fcsamahasinin bir neticesi olarak cizye m\u00fckellefinin tabi bulundugu siniflamada en az cizye verenler (edn\u00e2 sinifi), her zaman \u00f6b\u00fcr siniflardan daha fazla olmuslardir. \u00d6rnek olmasi bakimindan 1103 (1691) senesinin Brud (Brod) kazasi ve tevabiinde cizye verenlerin siniflarina g\u00f6re sayisina baktigimiz zaman karsimiza asagidaki tablo \u00e7ikmaktadir:<\/p>\n<p>   Daha \u00f6nce de belirtildigi gibi, M\u00fcsl\u00fcman devletlerde cizye m\u00fckellefi, b\u00fct\u00fcn insan\u00ee hak ve vecibelerden rahatlikla istifade edebilmekteydi. C.H. Becker&#8217;in Isl\u00e2m Ansiklopedisi&#8217;ndeki &#8220;Cizye&#8221; maddesinde belirttigi gibi cizye \u00f6deyen m\u00fckellefler, Isl\u00e2m devleti ile yalniz iman ve \u00e2yinlerine m\u00fcsamaha degil, hatta himaye isteme hakkini da kendilerine bahs eden bir mukavele akd etmis olurlar ki, benzer \u00f6rnekleri Osmanli Devleti&#8217;nde \u00e7ok\u00e7a g\u00f6rmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Nitekim Edirne&#8217;de meydana gelen bir yanginda, d\u00fckk\u00e2nlari yanan Yahudilere, devlet tarafindan verilen atiyye ile yardimin taksim seklini g\u00f6steren bir belgeye sahip bulunuyoruz.<\/p>\n<p>   Osmanli Devleti&#8217;nde hazine i\u00e7in tahsil edilen cizye, her senenin Muharrem ayinda degisik m\u00fcesseselerce toplaniyordu. Birligi ortadan kaldiran bu uygulama, bazen devlet hazinesini b\u00fcy\u00fck sikintilara sokuyordu. Bu durumu d\u00fczeltmek i\u00e7in 1101 (1689) senesinde Sadrazam K\u00f6pr\u00fcl\u00fcz\u00e2de F\u00e2zil Mustafa Pasa, devrin ilgilileri ile yaptigi istisareden sonra, cizyenin toplanmasini belli kaide ve sistemlere baglayarak toplama isinin tek elden yapilmasini sagladi. Bundan sonra her \u00fc\u00e7 sinif zimm\u00ee i\u00e7in ayri birer m\u00fch\u00fcr kazdirdi. Bunlara &#8220;a&#8217;la&#8221;, &#8220;evsat&#8221; ve &#8220;edna fakir&#8221; gibi kayitlar koydurttu. Her sene i\u00e7in tarihleri degisen bu m\u00fch\u00fcrlerin ve dolayisiyle cizye m\u00fckelleflerinin, birbirinden a\u00e7ik ve kesin \u00e7izgilerle ayrilabilmesi i\u00e7in bunlarin gerek sekillerinde ve gerekse yazi karakterlerinde farkli uygulamalara gidildi. Bu uygulama o kadar yayginlasti ki, asagida fotokopilerini g\u00f6receginiz m\u00fch\u00fcrler 1269 (1852) senesine aittir. Demek oluyor ki cizyenin kaldirilisina kadar bu uygulama devam etmistir.<\/p>\n<p>   Bu uygulamada cizye m\u00fch\u00fcrleri ile birlikte cizye kagitlarinin renkleri de degisiyordu. Kagitlarin \u00fczerinde de cizyenin hangi seneye ait oldugu, sinifi, cizye muhasebesi, bas hazinedar ve cizye umum m\u00fclteziminin isimleri vardi.<\/p>\n<p>   Osmanlilarda cizye uygulamasi, 1272 (1855) senesinde cizyenin, &#8220;Bedel-i askeriye&#8221;ye tebdili zamanina kadar devam etti.<\/p>\n<p>\u00d6RF\u00ce VERGILER (TEKALIFI \u00d6RFIYYE)<\/p>\n<p>   Osmanlilarda ser&#8217;\u00ee vergilerin yaninda, temeli ihtiya\u00e7lardan dogan ve \u00f6rfe dayanan bir verginin daha bulunduguna temas edilmisti. Bu, \u00f6rf\u00ee vergiler veya tek\u00e2lif-i \u00f6rfiyye denilen ayri bir kategoride m\u00fctalaa edilir. Osmanli Devleti, kendisinden \u00f6nceki diger devletlerde oldugu gibi, \u00f6rf\u00ee vergileri belirleyip koymak zorunda idi. Zira devrin \u00f6zelligi diyebilecegimiz harpler, durmaksizin devam ediyor ve ser&#8217;\u00ee vergiler de bu durumun y\u00fckledigi masraflari karsilamaktan uzak bulunuyordu. K\u00fclliyetli miktarda askerin beslenmesi, donatilmasi ve harbe hazir bir duruma getirilebilmesi ile donanmanin hazir halde bulundurulmasi gibi mecburiyetler, devleti b\u00f6yle bir vergiyi koyma zorunda birakiyordu. Iste bunun i\u00e7in devlet, II. B\u00e2yezid (1481-1512)&#8217;in son senelerine tesad\u00fcf eden g\u00fcnlerde &#8220;Imdadiye-i seferiye&#8221; adi ile bir \u00f6rf\u00ee vergi koymak suretiyle bu sikintiyi ortadan kaldirip gidermeye \u00e7alisiyordu.<\/p>\n<p>   G\u00f6r\u00fcld\u00fcg\u00fc gibi, devlet i\u00e7in ser&#8217;\u00ee vergilerden ayri olarak \u00f6rf\u00ee vergi tarh etmek, bir zaruret halini almisti. Bu mecburiyet, devleti, vaz&#8217; ettigi (koydugu) bu \u00f6rf\u00ee vergileri devam ettirmek ve miktarinin azalmamasi i\u00e7in gerekli tedbirlere bas vurmak zorunda birakiyordu. Yine bu zaruretin bir sonucu olarak \u00f6rf\u00ee vergilerin sayi ve kalemleri, belirten ihtiya\u00e7lara g\u00f6re \u00e7ogaltiliyordu. B\u00f6yle bir uygulamaya m\u00fcsaade edildigine daha \u00f6nce de temas edilmisti. Zaten Osmanli sultanlarinin bu hususta ser&#8217;\u00ee hukuka g\u00f6re hareket ettikleri, emir ve fermanlari ile, eski uygulamalari bir araya toplayan kanunn\u00e2me mecmualarinin basinda bulunan &#8220;ser&#8217;-i serife muvafakati mukarrer olup h\u00e2len muteber kavan\u00een ve mes\u00e2li-i ser&#8217;iyyedir&#8221; ifadesinden de a\u00e7ik\u00e7a anlasilmaktadir.<\/p>\n<p>   Normal olarak ge\u00e7ici olmasi gereken ve fakat bir biri ardi sira gelen muharebe ve ekonomik sikintilar neticesinde devamlilik kazanan \u00f6rf\u00ee vergileri de iki kisma ayirmak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr:<\/p>\n<p>1- Tek\u00e2lifi\u00e2diye<\/p>\n<p>2- Tek\u00e2lif-i sakka<\/p>\n<p>1- Tek\u00e2lif-i \u00c2diye: Ser&#8217;\u00ee hukuka g\u00f6re mal\u00ee bir terim olarak &#8220;ca&#8217;l&#8221; adi da verilen bu vergi t\u00fcr\u00fc, araliksiz devam eden harp ve mal\u00ee krizlerin bir sonucu olarak ortaya \u00e7ikmisti. B\u00f6yle bir zaruretin, \u00f6rf\u00ee vergilerin konmasina cevaz ve imk\u00e2n sagladigi daha \u00f6nce anlatilmisti. Binaenaleyh, Isl\u00e2m hukukunun m\u00fcsaade ettigi bu nevi vergilerin Osmanli Devleti&#8217;nde bulunmasinda bir sakinca yok demektir. Bu y\u00fczden &#8220;tek\u00e2lif-i \u00f6rfiyye&#8221; diye zikr edilen vergilere ser&#8217;an ruhsatin verildigini s\u00f6yleyebiliriz.<\/p>\n<p>2- Tek\u00e2lif-i Sakka: Bu, harp, mal\u00ee kriz ve tabii \u00e2fet gibi bir zarurete bagli olmadan tek\u00e2lif kaideleri disina \u00e7ikilarak konmus bulunan vergilerdir. Belli bir kaide ve sistemi olmadigindan bu tip vergilerde hak ve ad\u00e2lete pek riayet edilmeyeceginden, b\u00f6yle vergilere ser&#8217;an m\u00fcsaade edilmemistir. Nitekim Kanun\u00ee Sultan S\u00fcleyman (1520-1566) devrinin sadrazami L\u00fctfi Pasa (H. 942-947) bu konuya temasla s\u00f6yle der: &#8220;Cenk i\u00e7inde askere hilaf-i kanun vergi vermemek gerektir.&#8221;<\/p>\n<p>   Osmanlilarda, Tanzimat&#8217;a kadar devam eden \u00f6rf\u00ee vergilerin bu ikinci kismi olan &#8220;sakka&#8221;nin olmadigini, tebea \u00fczerine b\u00f6yle bir verginin tarh edilmedigi, ancak bazi vergilerin buna benzemelerinden dolayi &#8220;sakka&#8221; zannedildikleri belirtilmektedir. Bununla beraber, bilhassa XVII. asirdan itibaren bu tip vergilerin zaman zaman ortaya \u00e7iktigi bilinmektedir. Fakat padisahlar, bununla m\u00fccadele ediyor ve b\u00f6yle bir yola bas vurulmamasi i\u00e7in &#8220;ad\u00e2letn\u00e2meler&#8221; g\u00f6nderiyorlardi.<\/p>\n<p>   \u00d6rf\u00ee vergilerin tahsili, ser&#8217;\u00ee vergilerin tahsilinden farkli idi. Ser&#8217;\u00ee tek\u00e2lif, umumiyetle zira\u00ee mahsul sahibi re\u00e2y\u00e2ya, daha dogru bir ifade ile k\u00f6yl\u00fcye hasr edilmis g\u00f6r\u00fcnmektedir. Ger\u00e7i zek\u00e2t ve cizye gibi ser&#8217;\u00ee vergiler, bu kaidenin disinda bulunmaktadir. Fakat zira\u00ee mahs\u00fbl ile daha \u00e7ok hasir nesir olan k\u00f6yl\u00fc, \u00f6s\u00fcr ve harac gibi zira\u00ee vergilerin m\u00fckellefi bulunmaktadir. Buna karsilik \u00f6rf\u00ee vergiler, daha \u00e7ok sehirliyi bilhassa ticaret erbabini ve pazarlarla alakali kimseleri kapsamaktaydi. Sehirlerde tatbik olunan \u00f6rf\u00ee tek\u00e2lif sekli, bilhassa ticaret ve sanayi faaliyetine dayanmakta oldugundan bir\u00e7ok vergi bu kisma dahil bulunuyordu. Keza b\u00fcy\u00fck bir kisminin devlet adina sipah\u00eeler tarafindan alindigini bildigimiz ser&#8217;\u00ee vergilerin aksine bu, her sene vali, m\u00fctesellim ve voyvodalar tarafindan, mintika ileri gelenleri ve kadi marifetiyle memleketin n\u00fcfusu veya evi (h\u00e2ne) \u00fczerine tarh olunuyordu. &#8220;R\u00fbz-i Hizir&#8221; ve &#8220;R\u00fbz-i Kasim&#8221; hesabina g\u00f6re senede iki taksitle alinmak \u00fczere tevzi defterleri tanzim ediliyordu. Tanzim edilen bu defterler, ser&#8217;iye mahkemelerinin siciline kayd edilirdi. Bu defterlere bir memleket halkindan, toplanmasi kararlastirilmis ne kadar \u00f6rf\u00ee vergi varsa tamami yazilirdi. Yazilan bu miktar, esit sekilde fertlere taksim edilerek alinirdi. Bu defterlerin tasdikli bir sureti, tahsil i\u00e7in keth\u00fcda, emin veya \u00f6zel memurlara verilirdi. Vergi m\u00fckellefleri de bu defterlerin kapsadigi sekil ve miktarda vergilerini vererek, kendilerine d\u00fcsen vatandaslik g\u00f6revlerini yerine getirmis olurlardi.<\/p>\n<p>   Zaman ve mintikalara g\u00f6re isimleri ile birlikte \u00e7esitleri de degisen \u00f6rf\u00ee vergiler, hazinenin vaz ge\u00e7emiyecegi bir mal\u00ee yardim halini almisti. Bu vergilerin basinda &#8220;\u00eemdadiye&#8221; diye isimlendirilen vergi gelmektedir. &#8220;\u00eemdadiye-i seferiye&#8221; ve &#8220;\u00eemdadiye-i hazariye&#8221; olmak \u00fczere iki kisma ayrilan bu vergi, isminden de anlasilacagi \u00fczere sefer ve harplere bagli olarak tarh ve cib\u00e2yet edilen bir vergi kalemidir. Muharebe masraflarini karsilamak \u00fczere vatandaslardan alinan bir vergidir. Bu vergi, Osmanli Devleti&#8217;nin, durmak bilmeyen harplerle karsilasmasi y\u00fcz\u00fcnden hazinenin, mal\u00ee k\u00fclfeti kaldiramamasi sebebiyle konulmustu.<\/p>\n<p>   Muharebeler esnasinda, bosalan devlet hazinesinin (beyt\u00fc&#8217;l-mal) ihtiyaci olan parayi tedarik etmek ve askerin donatilmasini saglamak i\u00e7in konulan imdadiye vergisi, bazan hazineye g\u00f6nderilir, bazan da dogrudan dogruya orduya memur olan serdarlara verilirdi. Miktari, durum ve ihtiyaca bagli olarak fermanlarla artip eksilen bu vergi kalemi, tevzi defterlerine yazilip toplanirdi. Bu vergi, sadece esnaf, t\u00fcccar vs. gibi halk tabakalarindan alinmiyordu. Duruma g\u00f6re devlet adamlari da bu vergiye istirak ediyorlardi.<\/p>\n<p>   Osmanli Devleti&#8217;nde, \u00f6rf\u00ee vergiler kismina giren vergi kalemlerinden biri de &#8220;Av\u00e2nz&#8221; adini tasiyan vergidir. Bu vergi, olagan\u00fcst\u00fc hallerde, tebeaya y\u00fcklenen beden\u00ee, mal\u00ee ve ayn\u00ee bir vergidir. Av\u00e2riz-i div\u00e2niye adi ile de anilan bu vergi, devlet masraflarinin memleket n\u00fcfusuna tevzi ve taksimi sonucu ortaya \u00e7ikmistir. \u00c7ok eski bir vergi olmakla beraber, ne zaman ihdas olundugu kesin olarak bilinememektedir. Bununla beraber bu verginin Osmanlilardan \u00f6nce Anadolu beyliklerindeki mevcudiyetinden bazi vesikalar sayesinde haberdar olmaktayiz. Vergi muafiyetini ilgilendiren bu belgeleri nesr eden Uzun\u00e7arsili, benzerinin Osmanlilarda da aynen uygulandigini bildirerek s\u00f6yle der: &#8220;Anadolu beyliklerindeki vergi ve r\u00fcs\u00fbmdan yani &#8220;av\u00e2riz-i divaniye&#8221; ve &#8220;r\u00fcs\u00fbm-i \u00f6rfiyye&#8221;den muafiyet muameleleri, birbirlerinin aynidir. Bu hususa dair asagida vesikalar kisminda Karamanogullarina ait kayitlarla Osmanli tahrir kayitlan karsilastirilacak olursa g\u00f6r\u00fcs\u00fcm\u00fcz kesinlik kazanir.&#8221;<\/p>\n<p>   Bu verginin 4-5 yilda bir defa alindigini belirten L\u00fctfi Pasa, bunun Yavuz Sultan Selim (1512-1520) d\u00f6neminde sadece bir defa alindigini kaydeder.<\/p>\n<p>   Devlet, fevkalade bir vaziyetin icab ettirdigi masraflar ile muayyen vasiflan haiz yiyecek maddelerini, harp levazim ve masraflarini, belir\u00fc vergi kaynaklarindan karsilayamayacagini anladigi zaman, \u00f6zel bazi tedbirler ile memleketin b\u00fct\u00fcn imk\u00e2nlarini seferber etmeye karar verirdi. Bu karar geregince vaziyetin icabina g\u00f6re, kendisine lazim olan para, hizmet, esya ve mahs\u00fbl miktari tesbit edilerek muhtelif b\u00f6lge ve mahallere tevzi edilirdi.<\/p>\n<p>   Halk arasinda &#8220;salgun&#8221; diye de adlandirilan bu vergi XIX. asirda tamamen paraya \u00e7evrildi. Tanzimat fermani ile de ortadan kaldirildi.<\/p>\n<p>   &#8220;Av\u00e2riz&#8221; vergisi, degisik isimlerle zikr ediliyordu. Menzil mali, bedel-i n\u00fcz\u00fbl, zahire baha, han, resm-i s\u00fcrsat, k\u00fcrek\u00e7i bedeli, k\u00f6m\u00fcr ve kereste bedeli, beldaran, h\u00e2ne, \u00e7ayir kirasi gibi isimler bunlardan birka\u00e7idir.&#8221;<\/p>\n<p>   Diger b\u00fct\u00fcn vergilerde oldugu gibi, bazi sinif ve z\u00fcmreler av\u00e2rizdan muaf tutulmuslardir. Asker\u00ee sinifa mensub olanlarla ilm\u00ee ve din\u00ee bazi mansiblarin sahipleri, derbent\u00e7i, tuzcu, \u00e7eltik\u00e7i, ortak\u00e7i, katranci ve dogancilar ile bazi vakiflarin re\u00e2yasi ve bazi hizmet erbabini burada zikredebiliriz.<\/p>\n<p>   Osmanli \u00f6rf\u00ee vergilerinden bir kalem de &#8220;Har\u00e7lar&#8221; adi altinda zikredilmektedir. Bu vergi, daha ziyade resm\u00ee dairelere isi d\u00fcsenlerden alinmaktaydi. Degisik isimlerle alinan bu har\u00e7lar, mahkemelerde hakim, kadi ve naiblerin verdikleri h\u00fcccetlerden, sicillere ge\u00e7irilen h\u00fck\u00fcmlerden, mesihat makamindan yazili olarak \u00e7ikan fetvalardan, \u00f6len bir kimsenin miras\u00e7ilari arasinda yapilan miras taksiminden, nikah vs. gibi muamelelerin karsiligi olarak alinmaktaydi.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Osmanl\u0131 Maliyesi Osmanl\u0131 Devleti, beylik d\u00f6neminden itibaren sistemli bir mal\u00ee te\u015fkil\u00e2ta sahip olmu\u015ftu. Kaynaklar\u0131n verdi\u011fi bilgiye g\u00f6re Osmanl\u0131lardaki ilk maliye te\u015fkil\u00e2t\u0131n\u0131n Murad H\u00fcdavendig\u00e2r (I. Murad) zaman\u0131nda \u00c7andarl\u0131 Kara Halil ile Karamanl\u0131 Kara R\u00fcstem taraf\u0131ndan yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 belirtilmektedir. Bu bilgiler \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda meseleye bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman Osmanl\u0131 maliyesinin daha ilk kurulu\u015f d\u00f6nemlerinde ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 ve devletin buna b\u00fcy\u00fck bir &hellip;<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1403,1406],"tags":[1723,1708,1722,1538,1721],"class_list":["post-505","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-odevler","category-sosyal-bilgiler-odevleri","tag-enderun","tag-i-murad","tag-miri-hazine","tag-osman-bey","tag-osmanli-maliyesi"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/505","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=505"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/505\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=505"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=505"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.islamidavet.com\/kutuphane\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=505"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}